(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Dönem: 22

Dönem: 22            Yasama Yılı: 4

 

TBMM  (S. Sayısı: 1201)

 

Mali Suçları Araştırma Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe

Komisyonları Raporları (1/1053)

 

                           

Not: Tasarı; Başkanlıkça Adalet, Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe komisyonlarına havale edilmiştir.

 

                               

T.C.

 

 

 

Başbakanlık

9/6/2005

 

Kanunlar ve Kararlar

 

 

Genel Müdürlüğü

 

 

Sayı: B.02.0.KKG.0.10/101-1065/2714

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Maliye Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca 10/5/2005 tarihinde kararlaştırılan “Mali Suçları Araştırma Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı” ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                        Recep Tayyip Erdoğan

                                       Başbakan

GENEL GEREKÇE

Ülke ekonomileri geliştikçe işlenen suçların niteliği değişmekte, klasik suçlara (cebir ve şiddete dayalı suçlar, cinsel suçlar gibi) oranla ekonomik suçlar artmaktadır. Klasik suçların birçoğunda ise suçun saiki değişmekte; mesela kan davası veya namusu temizleme gibi saiklerle işlenen cinayetler azalırken, suç çeteleri tarafından gelir elde etmek amacıyla işlenenler artmaktadır.

Gelir elde etme amacıyla işlenen suçlarla mücadelede salt hürriyeti bağlayıcı cezalar yetersiz kalmakta, hapis cezası ile cezalandırılmalarına rağmen suç gelirlerinden mahrum edilemeyen suçlular zamanla organize olarak güçlü suç örgütleri teşkil etme yoluna gidebilmektedir.

Suçların niteliğindeki ve saikindeki değişmeye paralel olarak suç ile mücadele anlayış ve  yöntemlerinin de geliştirilmesi gerekmektedir. Ekonomik çıkar amaçlı suçlarla etkin bir mücadele yürütülebilmesi için suçun saiki olan suç gelirinin hangi formda ve nerede olursa olsun bulunabilmesi; fiil, fail ve sonuç arasındaki irtibatın kurulabilmesi gerekir. Suç gelirinin tespit edilebilmesi için ise lüzumlu mali bilgilerin toplanması ve analiz edilmesinin yanı sıra uygun araştırma yöntemlerinin geliştirilmesi şarttır. Eğer suçla mücadele eden kurumlar suç ve suçlu profilindeki değişmeye paralel olarak yöntemlerini geliştiremezse ülkede "suç ekonomisi"nin boyutları artar.

Suçtan gelir elde edilmesiyle ve bu gelirlerin aklanmasıyla mücadele toplumun ekonomik, mali, siyasi, sosyal ve ahlaki yapısını korumak bakımından önemlidir. Bir ekonomide suçtan elde edilen gelirler yaygınlık gösteriyorsa bu durum;

- Ekonomik aktörler arasında rekabet eşitsizliği yaratır. Ekonomik hayatta tersine seçim hakim olur; kurallara uyanlar kaybeder, uymayanlar kazanır.

- Kamu maliyesini zayıflatır. Çünkü verginin gerektiği ölçüde ve adaletli bir biçimde toplanması mümkün olmaz. Ayrıca güvenlik harcamaları da artar.

- Kirli para sahipleri kendilerine siyasetçi, bürokrat ve işadamları arasından yandaşlar bulmak arayışı içine girer. Bu ilişkiler siyaseti, bürokrasiyi, ekonomiyi ve giderek bütün toplumu kirletir.

-  Suç çeteleri, toplumun meşru güçlerinin dolduramadıkları iktidar alanlarını doldurur.

- Kamu ekonomisinde "kamusal mal" sayılan ahlâk, özellikle ticaret ahlâkı bozulur. Ahlâkın bozulması ekonomik sistemin işlem maliyetini artırır bu suretle ekonomik etkinsizliğe yol açar.

- Yukarıda kısaca özetlenen hususlar nihai tahlilde siyasi, idari, adli ve iktisadi karar mekanizmalarının işleyişinde zafiyete ve yanlışlığa ve giderek toplumsal yozlaşmaya yol açar.

İşte bu ve benzeri sebeplerle; rekabetçi bir ekonomi, temiz bir siyaset ve kamu idaresi, sağlam bir sosyal yapı oluşturulmak isteniyorsa suç gelirleriyle ve suç gelirlerinin aklanmasıyla etkin bir şekilde mücadele edilmelidir.

Bu bağlamda ülkemizde aklama suçu ile mücadele konusunda oluşan ulusal bilincin ve uluslararası yükümlülüklerimizin bir gereği olarak çıkarılan 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunla "karapara" kavramı ile "karapara aklama suçu" hukuk sistemimize dahil edilmiş ve Maliye Bakanlığı teşkilat yapısı içerisinde Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı kurulmuştur.

Bugün gelinen noktada inceleme, soruşturma ve yargı süreçlerinin çok uzun zaman alması, soruşturmaların adli ve mali boyutunun eşzamanlı yürütülememesi, bu süreçlerde ihtiyaç duyulan veri ve bilgi alt yapısının eksikliği ve uluslararası bilgi değişiminde yaşanan zorluklar suçla mücadelede zafiyet yaratmıştır.

Ayrıca, aklama suçu ile mücadelede önleyici tedbirlerin başarıyla uygulanabilmesi mali sektörle yakın işbirliği yapılmasını gerektirmektedir. Ancak, 4208 sayılı Kanunda yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getiren gerçek ve tüzel kişilere hukuki ve cezai koruma sağlayan ve bu kişilerin kimliklerinin açıklanmasını yasaklayan hükümler bulunmaması bu işbirliğini zayıflatmış ve mali sektörden beklenen düzeyde şüpheli işlem bildirimi alınamamasının nedenlerinden biri olarak  görülmüştür.

Uluslararası ekonomik ve finansal ilişkilerin daha önceki dönemlerle mukayese edilemeyecek derecede artması ve teknolojinin sağladığı imkanlar nedeniyle ülke sınırlarını aşan aklama tekniklerinin kullanılması, aklamayla mücadele konusunda ülkeleri daha yoğun bir şekilde işbirliği yapmaya yöneltmiştir. Bunun sonucunda uluslararası düzeyde  yapılan ikili ve çok taraflı andlaşmalarla uluslararası işbirliği ve dayanışma güçlendirilmiştir.

Bu konudaki ilk uluslararası belge Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 27/6/1980 tarihli toplantısında kabul edilen R(80)10 sayılı Tavsiye Kararıdır. Türkiye'nin 16/1/1996 tarihinde onayladığı "Uyuşturucu ve Psikotrop Maddeler Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi" (Viyana Konvansiyonu) ile 26/2/2003 tarihinde onayladığı "Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi" (Palermo Konvansiyonu) ise milletlerarası ceza hukuku alanında bu tarihe kadar benimsenmiş kapsamlı uluslararası sözleşmelerdir.

G-7 ülkelerinin Temmuz 1989'da yapılan zirve toplantısında da suç gelirlerinin aklanması ile mücadele konusunda ulusal hukuk sistemlerinin geliştirilmesi, mevzuatların uyumlaştırılması, mali sistemin rolünün güçlendirilmesi ve üye ülkeler arasında sürekli bir işbirliğinin tesis edilmesi amacıyla Mali Eylem Görev Grubu (Financial Action Task Force-FATF) kurulmuştur.

Türkiye'nin 1991 yılında üye olduğu FATF'nin 1990 yılında yayınlanan üye ülkeleri bağlayıcı nitelikteki (40) Tavsiye Kararı, yeni aklama teknik ve metotlarının gelişmesi üzerine 1996 ve 2003 yıllarında gözden geçirilerek yenilenmiştir. Diğer taraftan FATF'nin 2001 yılında yayınlanan (8) Özel Tavsiye Kararı ile terörizmin finansmanının suç haline getirilmesi öngörülmüştür. FATF, 22 Ekim 2004 tarihinde, kuryeler aracılığı ile para nakli konusunu düzenleyen  9 uncu Özel Tavsiyeyi yayınlamıştır. Revize edilen (40) Tavsiye Kararı ile (9) Özel Tavsiye Kararı ülkelerin gerek aklama suçu gerekse terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda almaları gereken önlemleri içermektedir.

Ulusal gereklerin yanı sıra uluslararası düzenlemeler de göz önünde bulundurularak hazırlanan Kanun ile suçla mücadelede mali sektörle işbirliğinin güçlendirilmesi, güçlü bir bilgi-veri sistemi kurulması, bu suretle mali bilgilerden hareketle suça ve suçluya ulaşılması, yükümlülüklere uyumun takibinde etkinlik ve uluslararası gelişmelere uyum sağlanması hedeflenmektedir.

Aklama suçunun cezalandırılması ve soruşturulması konusunda temel ceza ve usul kanunlarının uygulanması esası benimsendiğinden Kanunda bu yöndeki düzenlemelere yer verilmemiştir. Zira 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, 4208 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde yer alan "karapara" ve "karapara aklama suçu" tanımına karşılık gelmek üzere "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" başlıklı 282 nci madde düzenlenerek, aklama suçu özel bir kanundan genel ceza kanununa alınmıştır. Aklama suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasına ilişkin hükümler ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenmiş bulunmaktadır.

Aklama suçu ile mücadelede kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ve daha etkin olunabilmesini teminen uygulanacak usul ve esaslara ana hatları itibarıyla aşağıda yer verilmiştir. 

Kanunda Mali Suçları Araştırma Kurumu, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi konusunda  görevli ve yetkili kılınmıştır. Kurumun düzenleme, denetleme, koordinasyon ve veri toplama-analiz fonksiyonlarının ifasında ihtisaslaşma ve etkinlik sağlanması hedeflendiğinden buna imkan veren bir kurumsal yapı öngörülmüş ve bu sebeple Maliye Bakanlığının bağlı kuruluşu şeklinde teşkilatlandırılması yoluna gidilmiştir.

Suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadeleye önemli katkıları bulunan ve Kanunda "yükümlü" olarak tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülüklerini yerine getirmelerinden dolayı hukuki ve cezai bakımdan hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacakları ve şüpheli işlem bildiriminde bulunanların kimliklerinin, mahkemeler dışında, üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara bildirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Yükümlüler ve yükümlüler dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarından, belirlenecek usul ve esaslar dahilinde devamlı bilgi istenebileceği öngörülmüş, ayrıca kanunları veya faaliyet konuları gereğince, ekonomik olaylara, servet unsurlarına, vergi mükellefiyetlerine, nüfus bilgilerine ve yasa dışı faaliyetlere ilişkin kayıt tutan kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi işlem sistemlerine Başkanlıkça erişim sağlanmasına ilişkin yasal alt yapı oluşturulmuştur. Bu düzenlemelerle hızlı ve güvenli bir bilgi akışının olduğu kapsamlı bir veri tabanı oluşturulması ve verilerin hızlı ve isabetli bir biçimde analizi ve değerlendirilmesi suretiyle suçla mücadeleye yönelik mali araştırmaların en kısa sürede sonuçlandırılması amaçlanmıştır.

Yükümlülük denetimlerinin herhangi bir Kanunla verilmiş yetkiye dayanarak yükümlüler nezdinde inceleme ve denetim görevi yürüten denetim elemanları vasıtasıyla gerçekleştirilmesi öngörülmüş, böylece yükümlülük denetimi gerçekleştirecek birimlerin kapsamı genişletilerek yükümlülüklere uyumun takibinde  kurumsal kapasite güçlendirilmiştir.

4208 sayılı Kanunda tüm yükümlülük ihlalleri için hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmüştür. Aklama suçunu önlemeye yönelik tedbirlerin alınmamasının bir yaptırımı olarak getirilen yükümlülüklere aykırı davranışın cezası, aklama suçunun yaptırımıyla karşılaştırıldığında ceza adaleti yönünden adil olmadığı tartışmasına yol açmıştır. Ayrıca adli sürecin uzun olması, cezanın ertelenebilmesi gibi hususlar yaptırımın etkinliğini azaltmıştır. Bu itibarla yükümlülüğe aykırı davranışların cezalandırılmasında ikili bir ayrıma gidilmiş ve bazı yükümlülüklere ilişkin olarak idari para cezası uygulaması benimsenmiştir.

Diğer taraftan terörle mücadele amacını güden mevzuatta terörizmin finansmanını açıkça suç sayan düzenlemeler bulunmadığından 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda değişiklik yapılarak  teröre maddi destek ve kaynak sağlanması da suç olarak tanımlanmıştır.

MADDE GEREKÇELERİ

Madde 1- Suç gelirlerinin aklanması ile mücadele konusunda oluşan ulusal bilincin yanı sıra taraf olunan uluslararası andlaşmaların ve üyesi bulunulan girişimlerin de bir gereği olarak, 19/11/1996 tarihinde 4208 sayılı Kanun yürürlüğe girmiş ve Ülkemiz aklamayı suç sayan ülkeler arasında yerini almıştır.

Bugün gelinen noktada uygulamadan ve mevzuat eksikliğinden kaynaklanan sıkıntıların bertaraf edilmesi ve aklama suçuyla mücadele kapasitesinin geliştirilmesi suretiyle etkinlik sağlanması için yeni bir kanun hazırlanması ihtiyacı doğmuştur. Kurumun teşkilat yapısı, görev ve yetkilerini de düzenleyen Kanunun bu maddesi amacı ortaya koymaktadır.

Madde 2- Maddede, herhangi bir anlam karışıklığına yol açmamak amacıyla Kanunda geçen bazı kavram ve kısaltmalara ilişkin tanım ve açıklamalara yer verilmiştir.   

Maddede yer verilen yükümlü tanımı ile halihazırda 4208 sayılı Kanuna istinaden çıkarılan ikincil mevzuatta tanımlanmış olan yükümlü gruplarının kavranmasının yanı sıra mali piyasalardaki gelişmeler paralelinde ortaya çıkacak veya zaman içerisinde uluslararası gerekler de dikkate alınarak yükümlü tutulabilecek finansal aktörlerin ve diğer meslek gruplarının da kapsama alınabilmesi hedeflenmiştir.

Madde 3- Madde ile düzenleme, denetleme, koordinasyon ve veri toplama-analiz fonksiyonlarını etkin bir biçimde yerine getirebilmesi için Mali Suçları Araştırma Kurumu, Maliye Bakanlığına bağlı kuruluş şeklinde teşkilatlandırılmıştır.

Zira aklama suçu ile mücadele kapsamında mali kurumlar ve mali olmayan iş ve meslek mensuplarına getirilen yükümlülüklerle ilgili düzenlemeler, yükümlü gruplarının eğitimi ve denetimi ile mali istihbarat birimi olarak üstlenilen özel önemi haiz diğer görevlerin ifasında gerekli uzmanlaşma ihtiyacı Kurumun daire başkanlıkları şeklinde örgütlenmesini gerekli kılmaktadır. Ayrıca Başkanlık bünyesinde hukuk müşaviri istihdamına ihtiyaç duyulduğundan buna imkan veren bir teşkilat yapısı öngörülmüştür.

Madde 4- Maddede Kurumun suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi konusundaki görev ve yetkileri belirtilmiştir.

Madde 5- Suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele kapsamında etkili önleyici tedbirler geliştirilmesi ve bu tedbirlerin uygulanmasında kurumlararası koordinasyonun sağlanması amacıyla Maliye Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında, düzenleyici ve kanun uygulayıcı otoritelerin üst düzey temsilcilerinden müteşekkil Koordinasyon Kurulu kurulmuştur. Mali sistemin yasadışı fonlardan korunmasında finansal sektörle yakın işbirliği tesis edilmesi temel amaç olduğundan bu işbirliğinin bankacılık, sigortacılık, sermaye piyasaları alanında düzenleme ve denetim yetkisine sahip kurumların da katkısıyla optimum seviyede sağlanması hedeflenmektedir.

Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine yönelik çalışmaların geniş kapsamlı olacağı hususu dikkate alınarak, maddede bilgi ve görüşlerine ihtiyaç duyulan kurum ve kuruluşlardan temsilcilerin de Kurul çalışmalarına katılabilmesine imkan tanınmıştır. Böylece gerek duyulduğunda kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra mesleki kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de Koordinasyon Kurulu toplantılarına iştirakinin sağlanması amaçlanmıştır.

Madde 6- Maddede Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığının ana hizmet, danışma ve yardımcı hizmet birimlerinden oluştuğu hükme bağlanmıştır.

Madde 7- Maddede Başkanın görev, yetki ve sorumlulukları düzenlenmiştir.

Madde 8- Maddede Başkana yardımcı olmak üzere en fazla iki Başkan yardımcısı atanabileceği hükme bağlanmıştır.

Madde 9- Maddede Başkanlığın asli görevlerini hangi ana hizmet birimleri vasıtasıyla yerine getireceğine yer verilmiştir.

Daire başkanlıkları, Kurumun düzenleme, denetleme, koordinasyon ve veri toplama-analiz fonksiyonları dikkate alınarak oluşturulmuş ve bu fonksiyonların ifasında gerekli ihtisaslaşma ve etkinliğin sağlanması hedeflenmiştir.

Madde 10- Maddede ana hizmet birimlerinden Düzenleme Daire Başkanlığının görevlerine yer verilmiştir.

Ana görevi suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine yönelik politika ve stratejiler geliştirmek, belirlenen politikalar çerçevesinde kanun, tüzük ve yönetmelik tasarı ve taslaklarını hazırlamak, kanun ve yönetmeliklerin uygulanması konusunda düzenlemeler yapmak, görev alanında diğer kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak olan bu Daire Başkanlığına Koordinasyon Kurulunun sekretarya hizmetlerini yürütmek görevi de verilmiştir.

Madde 11- Maddede Uluslararası İlişkiler Daire Başkanlığının görevleri düzenlenmiştir.

         Kurumun faaliyet alanı ile ilgili olarak diğer ülke kurum ve kuruluşlarıyla ve uluslararası kuruluşlarla ilgili işlemleri yürütecek olan Daire Başkanlığı, Kurumun bu kuruluşlarla yapacağı müzakerelerin koordinasyonu ve uluslararası düzenlemelerin takibinden sorumlu olup uluslararası alandaki düzenlemeleri Kurumun ve diğer kurum ve kuruluşların kullanımına sunacaktır. Yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla bilgi ve belge değişiminde bulunmak, bu amaçla imzalanacak mutabakat muhtıralarına ilişkin çalışmaları yürütmek de Daire Başkanlığının görevleri arasındadır.

Madde 12- Maddede Veri Yönetimi ve Değerlendirme Daire Başkanlığının görevleri düzenlenmiştir.

      Başkanlığın suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi konusundaki görevini hızlı ve etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için Kurumun amaç ve ihtiyaçlarına uygun bilgi işlem sistemleri kurulması, veri tabanları oluşturulması, yazılım ve donanım alt yapısı ile ilgili tüm işlerin yürütülmesi ve koordinasyonu gerekmektedir. Zira suç gelirlerinin aklanmasıyla  mücadelede başarı sağlanması güçlü ve güvenli bir veri tabanı ve bilgi  sisteminin varlığını zorunlu kılmaktadır. Maddede bu Daire Başkanlığının yukarıda belirtilen konularla birlikte gerekli verileri toplayacağı ve bildirimleri alarak analiz edip değerlendireceği, suç gelirlerinin aklanması alanındaki gelişmeleri takip ederek tipolojiler oluşturacağı, aklama suçunun önlenmesi ve ortaya çıkarılmasına yönelik analiz yöntemleri geliştireceği belirtilmek suretiyle görevleri tanımlanmıştır.

Madde 13- Maddede Denetim ve Eğitim Daire Başkanlığının görevleri düzenlenmiştir.

Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi bakımından yükümlü gruplarının yeterli eğitimi almaları ve yükümlülüklerini yerine getirmeleri büyük önem arz etmektedir. Bu itibarla yükümlülerin denetimi ve eğitimi konularında sorumlu olmak üzere Denetim ve Eğitim Daire Başkanlığı kurulmuştur.  Daire Başkanlığı ayrıca, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi alanındaki ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve uygulamalar konusunda diğer kurumlar nezdinde yürütülecek eğitim faaliyetlerini koordine etmek, Başkanlık teşkilatının hizmet içi eğitim planlarını hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek, suç gelirlerinin aklanmasını önlemek amacıyla sektörel çalışmalar yapmak, bu suretle risk alanlarını tespit etmek, önlemler geliştirmek ve uygulamanın izlenmesi konusunda önerilerde bulunmak, kamuoyu duyarlılığı ve desteğini artırmaya yönelik çalışmalar yapmakla görevlidir.

Madde 14- Maddede Başkanlığın danışma birimlerine yer verilmiştir.

Madde 15- Maddede Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının görevleri düzenlenmiştir.

Madde 16- Maddede Hukuk Müşavirliğinin görevleri düzenlenmiştir.

Madde 17- Maddede Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin görevleri düzenlenmiştir.

Madde 18- Maddede Başkanlığın yardımcı hizmet birimine yer verilmiştir.

Madde 19- Maddede İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığının görevleri düzenlenmiştir.

Madde 20- Maddede Başkan yardımcıları ve daire başkanlarının başkanın önerisi üzerine Bakan, bunlar dışında kalan personelin ise Başkan tarafından atanacağı hususu ile Başkan, Başkan yardımcısı ve daire başkanı kadrolarına yapılacak atamalara ilişkin genel ve özel şartlar belirlenmiştir.

Başkanlık teşkilatında görevlendirilecek personelin atanma ve görevde yükselme usul ve esaslarının Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Madde 21- Maddede mali suçları araştırma uzman ve uzman yardımcılığına atanmaya ilişkin hükümlere yer verilmiş, uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve sorumlulukları ile mesleğe alınma, meslekte yükselme, çalışma esas ve usullerine ilişkin hususların Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Madde 22- Maddede kimlik tespiti yükümlülüğü düzenlenmiş olup buna göre yükümlüler, nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorundadır.

34 üncü maddede yer alan düzenleme uyarınca yükümlüler nezdinde veya aracılığıyla yapılacak kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmek zorunda olduğundan; hesaplarına işlem yapılanların kimlik tespiti, işlem yapanların bu durumu yazılı olarak bildirmesi halinde söz konusu olacaktır.

Kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Başkanlık yetkili olup, kimlik tespiti yükümlüğü ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Madde 23- Maddede şüpheli işlem bildirim yükümlülüğü düzenlenmiş olup buna göre yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin Başkanlığa bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Maddede işleme konu malvarlığının yasadışı amaçlarla kullanıldığına dair bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek hususların da Başkanlığa bildirilmesi öngörülmüş ve bu suretle özellikle terörün finansmanının aklama yöntemleri kullanılarak gizlenmesi hususunun şüpheli işlem bildirim sistemi ile kavranması hedeflenmiştir.

Madde 24- Maddede yükümlülerin eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturmak ve yükümlülüklere uyumu sağlamak üzere idari düzeyde görevli tayin etmek de dahil gerekli tedbirleri alma zorunlulukları düzenlenmiştir.

Madde 25- Suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele kapsamındaki değerlendirmelerde ve uygulamaya ilişkin stratejilerin belirlenmesinde yararlanılacak verilerin elde edilmesi amacıyla yükümlülerin taraf oldukları veya aracılık ettikleri belli bir tutarı aşan işlemleri belirlenecek usul ve esaslar dahilinde Başkanlığa bildirmeleri öngörülmektedir.

Madde ile ayrıca kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşların bazı bilgileri devamlı olarak Başkanlığa göndermelerini sağlayacak yasal alt yapı oluşturulmaktadır.

Madde 26- Maddede kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşların, Başkanlık ile bu Kanun kapsamında yükümlülük denetimi yapacak denetim elemanlarına gerekli kolaylığı sağlama ve istenen bilgi ve belgeleri ve bunlara ilişkin her türlü ortamdaki kayıtları verme yükümlülüğü düzenlenmiştir.

 Madde 27- Yapılan düzenlemeyle yükümlülere, yükümlülüklerine ve işlemlerine ilişkin defter, belge ve kayıtları muhafaza ve yetkililerce istendiğinde ibraz etmek mecburiyeti getirilmektedir. 

Madde 28- Suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadelede başarıya ulaşılabilmesi, değerlendirme sürecinde en az aklayıcılar kadar hızlı hareket etme kabiliyetine sahip olunmasıyla yakından ilgilidir.

Mevcut durumda ihtiyaç duyulan bilgilerin uygun sürede temini mümkün olmamakta ve bu husus çalışmalardan sonuç alınmasını güçleştirmektedir. Gerekli bilgilere erişim sağlandığı takdirde yazışmaların yol açtığı zaman ve emek kaybının önüne geçilirken, elektronik erişim sayesinde olayın üçüncü kişilerce öğrenilmesi de engellenmiş olacağından değerlendirmeler sırasında gizliliğin korunması  suretiyle  kişilerin haklarının zedelenmesi önlenmiş olacaktır.

Madde 29- 4208 sayılı Kanunda şüpheli işlem bildiriminde bulunan kişileri koruyucu özel bir hükmün yer almaması, bildirim sayısını olumsuz yönde etkilediği için, aklama suçuyla mücadelede önemli bir zafiyet oluşturmaktadır. Ayrıca bu durum FATF'nin 14 üncü Tavsiyesi ile de uyumsuzluk göstermekte ve eleştiri konusu yapılmaktadır. Maddede, yükümlülüklerini yerine getiren gerçek ve tüzel kişilerin hiçbir şekilde hukuki ve cezai sorumluluğa tabi tutulmaması; şüpheli işlem bildiriminde bulunanlar hakkında mahkeme dışında, üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara bilgi verilmemesi; bu kişilerin kimliklerinin saklı tutulması ve güvenliklerinin sağlanması için mahkemece gerekli önlemlerin alınması öngörülmüştür.

Madde 30- Maddede bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak yapılacak düzenlemelerle getirilen yükümlülüklerin denetiminin Kanunun 2 nci maddesinde tanımlanan denetim elemanları vasıtasıyla yerine getirileceğine dair hüküm yer almaktadır. Böylece yükümlülük denetimini gerçekleştirecek birimlerin kapsamı genişletilerek yükümlülüklere uyumun takibinde kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi hedeflenmiştir.

Madde 31- Aklama suçlarının genellikle sınır aşan özelliğe sahip olması, bu suçların takibinde uluslararası işbirliği yapılmasını zorunlu kılmaktadır. 

Aklama sürecinin uluslararası boyutuyla birlikte ortaya çıkarılabilmesi için diğer ülkelerden bilgi sağlanması bir zorunluluk arz etmekte, ancak bu taleplerin adli yardımlaşma hükümleri çerçevesinde karşılanmaya çalışılması uzun zaman almakta ve çoğu kez adli istinabe için yeterli unsurlar oluşmadığından bilgiye ulaşılması mümkün olamamaktadır. Bu sebeple son on yıl içinde uluslararası alanda idari düzeyde istihbari amaçlı bilgi değişimi önem kazanmıştır. Bu kapsamda, ülkelerin mali istihbarat bilgilerini paylaşmalarını sağlamak amacıyla oluşturulan EGMONT Grubunda ülkemizi MASAK temsil etmektedir. Bu çerçevede Başkanlığa çeşitli ülkelerin mali istihbarat birimlerinden talepler geldiği gibi, Başkanlık tarafından da diğer ülkelerden bilgi talebinde bulunulmaktadır.

Maddede, idari düzeyde bilgi değişimi ve işbirliğinin gerçekleştirilmesi amacıyla doğrudan yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla yapılacak olan ve mutabakat muhtırası olarak adlandırılan andlaşmaların Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanınca imzalanacağı, imzalanan andlaşmaları değiştirmeye yine Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanının yetkili olacağı, imzalanacak mutabakat muhtıraları ve değişikliklerin Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe gireceği hususları düzenlenmiştir.

Mutabakat muhtıraları uluslararası andlaşma niteliğinde olmayıp ülke kanunlarında bir değişiklik yapılmasını gerektirmemekte, idari düzeydeki karşılıklı bilgi değişiminin iyiniyet esasları çerçevesinde gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır.

Madde 32- Maddede, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesinde, önleyici tedbirler kapsamında Kanunun 22, 23, 24 ve 25 inci maddelerinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyen yükümlülere Başkanlıkça idari para cezası verilmesi öngörülmüştür.

Yükümlülerin faaliyet alanları dikkate alınmak suretiyle; mali sektörde faaliyet gösteren ve işletme büyüklüğü ve faaliyet konuları farklılık arz eden yükümlü gruplarından banka, özel finans kurumu, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, finansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu ve yetkili müesseseler için idari para cezasının üç kat artırılarak uygulanması öngörülmüştür.

Kimlik tespiti yapılmasını ve şüpheli işlem bildiriminde bulunulmasını öngören 22 ve 23 üncü maddelerdeki yükümlülüklere uyulmaması durumunda yükümlülüğü yerine getirmeyen görevliye de idari para cezası kesilmesi öngörülerek şahsi sorumluluk getirilmiştir.

Sermaye Piyasası Kanunu ve Bankalar Kanunundaki hükümlere paralel olarak, idari para cezalarının verilmesini gerektiren aynı fiillerin beş yıllık bir zaman dilimi içerisinde tekrarı halinde, verilen para cezasının artırılarak uygulanması prensibi benimsenmiştir.

Yükümlülüğün ihlal edildiği takvim yılını takip eden yılın başından itibaren beş yıl geçtikten sonra idari para cezası kesilemeyeceği hükmü ile bu konudaki tahakkuk zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu belirtilmiştir.

Madde 33- Maddede Kanunun 26 ncı maddesindeki bilgi ve belge verme ile 27 nci maddesindeki muhafaza ve ibraz  yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde uygulanacak adli cezalar ve tüzel kişiler için bunlara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Madde 34- Maddeyle yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığı ile yapılan işlemlerde, işlemin esas sahibinin kimliğinin gizli tutulmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Kişilerin kendi adına ve fakat başkası hesabına işlem yapması ancak bunu gizlemesi durumunda, kimlik tespit yükümlülüğü ile hedeflenen amaca tam olarak ulaşılamamaktadır. Bu nedenle işlemi yapan kişinin başkası hesabına hareket etmesi halinde bu durumu yükümlülere yazılı olarak bildirmesi, aksi takdirde cezalandırılması hüküm altına alınmıştır.

Madde 35- Sınır aşan fiziki fon hareketleri tamamen yasal gerekçelere dayanabileceği gibi suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı amacıyla başvurulan bir yöntem de olabilir. Bu durumun ortaya çıkarılması ve engellenmesinin en etkili yollarından birisi nakledilmeye çalışılan bu kapsamdaki değerlerin fiziki nakil anında tespit edilmesi ve hareketinin durdurulmasıdır.

Nakit para veya bunlarla ödemeyi sağlayan belgelerin sınır ötesi fiziki naklinin kontrolüne yönelik maddenin amacı, suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesi konularında ülke sınırlarında da etkili tedbirlerin alınmasını sağlamak olduğundan, getirilen hüküm, sermayenin serbest dolaşımına bir engel teşkil etmeyecektir. Bilakis yasa dışı yollardan elde edilen veya teröre yönlendirilen fonların yasal sistem içinde kullanılabilirliğinin önlenmesini amaçlayan tedbirler, toplumsal ve ekonomik güven ortamının oluşmasına katkı sağlayacağından yatırımları olumlu yönde etkileyecektir.

             Ayrıca ülkemizin de üyesi olduğu FATF'nin Ekim 2004 Genel Kurul toplantısında kabul edilen, sınır ötesi nakit taşıyıcılar konusundaki 9 uncu Özel Tavsiye'de "Ülkeler, nakit para ve para yerine geçen finansal araçların fiziksel sınır ötesi naklini tespit etmek için açıklama veya beyan yükümlülüklerini de içeren önlemler almalıdır ve yanlış beyan ya da açıklama yapan kişilerle ilgili olarak etkili, orantılı ve caydırıcı yaptırımların uygulamaya konmasını sağlamalıdır" denilmektedir. Dolayısıyla, madde ile tavsiyenin öngördüğü gereklere de uyum sağlanmış olacaktır.

Madde 36- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 123 üncü maddesinde eşya ve kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerlerinin muhafaza altına alınacağı öngörülmekle birlikte 128 inci maddesi taşınmazlara, hak ve alacaklara el koymayı daha detaylı şekilde ancak sınırlı sayıda suç için düzenlemiş, bunlar arasında Türk Ceza Kanununun "Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" başlıklı 282 nci maddesine yer verilmemiştir.

Zira, 128 inci maddenin uygulanabilmesi için el konulabilecek malvarlığı değerlerinin soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan elde edilmiş olması şartı aranmaktadır. Halbuki aklama suçu dolayısıyla tedbire konu olacak malvarlığı değeri; çoğunlukla aklama suçundan elde edilmemiş, cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan elde edilerek aklama suçunun konusunu oluşturmuş değerdir. Bu itibarla Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi kapsamı bakımından aklama suçuna uygulanabilecek bir hüküm niteliği arz etmemektedir. Ancak kimi zaman şüpheli işlem bildirimine konu malvarlığı hareketleri ile ilgili olarak kısa sürede doğrudan bir suçla bağlantı kurma imkânı bulunmadığından, bu malvarlığı değerlerinin kaçırılmasını önlemek amacıyla acil olarak bu değerlere el konulması zorunluluğu doğmaktadır.

Bu nedenle maddede, aklama suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığı halinde malvarlığı değerlerine Ceza Muhakemesi Kanunundaki usuller dairesinde tedbir uygulanabilmesine imkân sağlanmıştır. 

Madde 37- Aklama suçu ile ilgili suç istatistiklerinin oluşturulması, ulusal ve bölgesel bazda aklama eğilimlerinin ortaya çıkarılması amacıyla bu suçtan dolayı yapılan soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya düzenlenen iddianamenin, kovuşturma sonucunda verilen hükmün ve el koyma kararının bir örneğinin kararın veya hükmün verildiği, iddianamenin düzenlendiği ayı takip eden ayın sonuna kadar ilgili Cumhuriyet savcılıkları ve mahkemelerce Başkanlığa gönderileceği hükmü getirilmiştir.

FATF'nin 32 nci Tavsiyesinde de ülkelerin aklama suçu ve terörün finansmanıyla mücadelede, sistemlerinin etkinliğini yukarıdaki bilgileri de içerecek istatistikler yoluyla değerlendirmeleri gerektiği belirtilmiştir.

Madde 38- Mali Suçları Araştırma Kurumunun yüklendiği görevleri etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için ihtiyaç duyduğu kadrolara ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.

Madde 39- Madde ile 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılarak Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, Maliye Bakanlığı ana hizmet birimleri arasından çıkarılmış ve bağlı kuruluşlar bölümüne Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığı olarak eklenmiş, 5018 sayılı Kanuna da gerekli ilave yapılmıştır.

            Ayrıca, Başkanın atanmasıyla ilgili olarak 2451 sayılı Kanunda gerekli düzenleme yapılmıştır.

Madde 40- Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanı, Başkan yardımcısı ve daire başkanı için görev, yetki ve sorumlulukları ile mütenasip özlük ve mali haklara ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Madde 41- Mevzuatımızda terörle mücadele amacını güden hükümlerin terörizmin mali boyutunu tam olarak kavramamış olması ve terör eylemlerinin desteklenmesine yönelen fonların müsaderesine ilişkin hükümlerin eksikliği, terörizmin finansmanını açıkça suç sayan düzenlemelerin yapılmasını gerektirmiştir.

Bu nedenle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinde yer alan terör örgütü mensuplarına yardım fiilinden ayrı olarak Kanuna eklenen 7/A maddesi ile terörizmin finansmanı suçu düzenlenmiştir.

Bu düzenleme ile, Türkiye'nin 27/9/2001 tarihinde imzaladığı ve 1/3/2002 tarihinde onayladığı "Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi"ne uyum sağlanmış olmaktadır.

Madde 42- Gerek bu Kanunla gerekse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunuyla düzenlenen konulara ilişkin olarak 4208 sayılı Kanunda yer alan ve maddenin (a) bendinde belirtilen hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

             Ayrıca maddenin (b) bendinde yapılan düzenleme ile 4208 sayılı Kanunun 2/a ve 2/b maddelerinde tanımlanan kavramların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesindeki kavramlara uyumu sağlanmıştır.

Madde 43- Bu Kanunun 2 nci maddesinin (g) ve (h) bendi ile 5, 22, 23, 25  26, 30, 34 ve 35 inci maddelerinde belirtilen hususlara ilişkin usul ve esasların, Kanunun yayım tarihini izleyen altı ay içinde Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmeliklerle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Madde 44- Bu Kanuna göre belirlenecek yükümlülüklerle ilgili maktu tutarların, enflasyon nedeniyle etkisiz kalmasını önlemek için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanmasına yer verilmiştir.

Geçici Madde 1- Maddede, 4208 sayılı Kanunun ilgili maddelerinin yürürlükten kaldırılması sebebiyle Kurulun kadrolarında bulunan personelin bir hak kaybına uğramadan aynı unvan ve kadrolara atanmasının yanı sıra Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Bakanlığa ait personelden fiilen Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığında görev yapan (2/5/2005 tarihi itibarıyla otuzbir kişi) personelin hiçbir işleme gerek kalmaksızın Kurumda aynı usulle görevlendirilmiş sayılacaklarına dair düzenlemeye yer verilmiştir.

Geçici Madde 2- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 4208 sayılı Kanun uyarınca devam etmekte olan araştırma ve incelemelerle ilgili olarak herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesini teminen, incelemelerin aynı usul ve esaslara göre yürütülmesi hususu düzenlenmiştir.

Geçici Madde 3- Madde ile, yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar doğabilecek mevzuat boşluğunun önlenmesi bakımından, Kanunda öngörülen düzenlemeler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunması öngörülmüştür.

Ayrıca, diğer mevzuatta Mali Suçları Araştırma Kuruluna yapılmış atıfların Kuruma yapılmış sayılması öngörülmüştür.

Geçici Madde 4- Madde ile, Maliye Bakanlığına ait her türlü taşınır mallar, araç, gereç, malzeme, demirbaş ve taşıtlardan Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca kullanılanların hiçbir işleme gerek kalmaksızın Kuruma devredilmiş, taşınmaz malların ise tahsis edilmiş sayılması, harcamaların Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına ait ödeneklerden karşılanması ve Kanunun uygulanmasında teşkilat, personel, kadro, demirbaş devri ve benzeri hususlarda ortaya çıkabilecek sorunları gidermeye Maliye Bakanının yetkili olması öngörülmektedir.

Geçici Madde 5- Muhtemel hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında mali suçları araştırma uzmanlığına atanmak için aranan belli seviyede yabancı dil bilme şartının, halihazırda Mali Suçları Araştırma Kurulunda uzman yardımcısı olarak görev yapanlara uygulanmayacağı öngörülmüştür.

Madde 45-Yürürlük maddesidir.

Madde 46-Yürütme maddesidir. 


Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Raporu

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu

29/12/2005

 

Esas No.: 1/1053

 

 

Karar No.: 3

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

             Maliye Bakanlığı'nca hazırlanarak, 9/6/ 2005 tarihinde Başkanlığınıza sunulan, "Mali Suçları Araştırma Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı", Başkanlığınızca, 15/6/2005 tarihinde, esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna; tali komisyon olarak da, Adalet Komisyonu ile  Komisyonumuza havale edilmiştir.

Komisyonumuz, 29/12/2005 tarihli beşinci toplantısında, Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası ile Avrupa Birliği Genel Sekreterliği temsilcilerinin de katılımıyla Tasarıyı inceleyip görüşmüştür.

Tasarı ile Mali Suçları Araştırma Kurumunun teşkilat, görev ve yetkileri ile suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir.

Komisyonumuzda Tasarının geneli üzerinde yapılan görüşmeler sırasında, şu görüşler ileri sürülmüştür:

- Ülke ekonomilerinin gelişmelerine paralel olarak işlenen suçların niteliğinde de farklılaşmalar görülmektedir. Klasik suçlara oranla ekonomik suçlarda daha fazla bir artış gözlemlenmektedir. Suçların niteliğindeki ve saikindeki değişmeye paralel olarak suç ile mücadele anlayış ve yöntemlerinin de geliştirilmesinin yanı sıra bu tür ekonomik suçlar için ayrı bir uzmanlık alanının yaratılması gerekmektedir. 

- Suçtan gelir elde edilmesiyle ve bu gelirlerin aklanmasıyla mücadele toplumun ekonomik, mali, siyasi, sosyal, ve ahlaki yapısını korumak bakımından önemlidir. Bu nedenle toplumda rekabetçi bir ekonomi, temiz bir siyaset ve kamu idaresi sağlam bir sosyal yapı oluşturulmak isteniyorsa suç gelirleriyle ve suç gelirlerinin aklanmasıyla etkin bir şekilde mücadele edilmelidir.

- Yargı sürecinin gereğinden fazla uzun sürdüğü, soruşturmaların adli ve mali boyutunun eşzamanlı olarak yürütülemediği ülkemizde, ihtiyaç duyulan veri ve bilgi alt yapısının eksikliği ve uluslararası bilgi transferinde yaşanan zorluklar ekonomik suçlarla mücadelede zafiyet yaratmaktadır. 

- Uluslararası ekonomik ve finansal ilişkilerin günümüzde, eskiyle kıyaslanmayacak derecede artması ve teknolojinin sağladığı imkanlar sayesinde ülke sınırlarını aşan aklama tekniklerinin kullanılması, aklamayla mücadele konusunda ülkeleri birbirleriyle daha yoğun bir şekilde işbirliği yapmaları gerektiğini ortaya koymuştur. 

- Avrupa Birliği bünyesinde karaparanın aklanmasıyla mücadele konusunda yapılan ilk düzenleme, 1991 yılında yayınlanan 91/308/EEC sayılı Konsey Direktifi'dir. Direktif, temel olarak Viyana Sözleşmesi ve FATF 40 Tavsiyesi esas alınarak hazırlanmıştır.

- Söz konusu Direktifte; suçtan elde edilen gelirlerin kredi ve finans kurumlarının kullanımı yoluyla aklanmasının mali sistemin sağlamlığını ve istikrarını ciddi bir şekilde tehdit edeceğini belirtilerek bu suçla etkin mücadele için uluslararası sözleşme ve düzenlemelerin uyumlu olması gerektiği ifade edilmiştir.

Devam eden görüşmeler sırasında Komisyon Üyelerimiz, Tasarının Avrupa Birliği Müktesebatı'nın içselleştirilmesi hususunda AB isteklerini karşılayıp karşılamadığı sorusu üzerine, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği yetkilisi; 2005 yılının ekim ayında çıkarılan en son AB Direktifi'nin, bundan önceki direktiflerde düzenlenen hükümleri genişlettiğini, detayların ise Bakanlar Kuruluna yetki verilmek suretiyle genelgelerle düzenleneceğini ve bu nedenle görüşülmekte olan Tasarı'nın bu haliyle Müktesebat'ın içselleştirilmesi açısından genel itibariyle yeterli olduğunu ifade etmiştir.

Geneli üzerindeki görüşmelerin ardından, Tasarı ve gerekçesi Komisyonumuzca benimsenerek maddelerin görüşülmesine karar verilmiştir.

Tasarının bütün maddeleri aynen kabul edildiğinden, ayrı bir metin düzenlenmesine gerek görülmemiştir.

Raporumuz, Plan ve Bütçe Komisyonuna sunulmak üzere saygı ile arz olunur.

 

                       

Başkan

Sözcü

Kâtip

 

 

Yaşar Yakış

Öner Gülyeşil

Nevin Gaye Erbatur

 

Düzce

Siirt

Adana

 

 

 

(Muhalefet şerhi)

 

Üye

Üye

Üye

 

Necdet Budak

Zekeriya Akçam

Mehmet Ceylan

 

Edirne

İzmir

Karabük

 

Üye

Üye

Üye

 

Aydın Dumanoğlu

Afif  Demirkıran

Fatma Şahin

 

Trabzon

Batman

Gaziantep

 

KARŞI OY YAZISI

Suç gelirlerinin aklanmasını önlemek amacıyla Maliye Bakanlığı bünyesinde görev yapan Mali Suçları Araştırma Kurulunun yerine, Maliye Bakanlığının bağlı kuruluşu olarak Mali Suçları Araştırma Kurumu kurulması amacıyla hazırlanan “Mali Suçları Araştırma Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı”na aşağıdaki nedenlerle karşıyım.

1- Tasarının 40 ıncı maddesi ile; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa ekli (II) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “2- Yargı Kuruluşları, Bağlı ve İlgili Kuruluşlar ile Yüksek Öğretim Kuruluşlarında” bölümüne, “Genel Müdür Yardımcısı” ibaresinden sonra gelmek üzere “Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkan Yardımcısı”, “Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Daire Başkanı” ibaresinden sonra gelmek üzere “Mali Suçları Araştırma Kurumu Daire Başkanı” ibaresi eklenmiştir.

Böylece, Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkan Yardımcıları ile Mali Suçları Araştırma Kurumu Daire Başkanlarına 3600 ek gösterge verilmesi olanağı yaratılmıştır.

Bu düzenlemeler, Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkan Yardımcısı ile Mali Suçları Araştırma Kurumu Daire Başkanlarının, bürokratik hiyerarşide genel müdür yardımcısı düzeyinde düşünüldüğünü göstermektedir.

2451 sayılı “Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun”un 2 nci maddesi ve bu Yasaya ekli (2) sayılı cetvelde, genel müdür yardımcıları ve daha üst düzey yöneticilerin atamalarının ortak kararname ile yapılacağı kurala bağlanmıştır.

Mali Suçları Araştırma Kurumu ile diğer kamu kurum ve kuruluşları arasında üst düzey görevlilerin atama yöntemi yönünden farklılık yaratılarak, Cumhurbaşkanının imzasını gerektirmeyen bir yöntem öngörülmektedir. Bu görevliler Tasarının 20 nci maddesinde yer alan düzenlemeye göre, Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanının önerisi üzerine Maliye Bakanı tarafından atanacaktır.

Kuvvetler ayrılığının benimsendiği Anayasamızda, yasama ve yargının yürütme organı üzerindeki denetim yetkisi ve bu yetkinin kullanılma biçim ve sınırları çeşitli maddelerde kurala bağlanmıştır. İktidar gücünün çoğunluk egemenliğine dönüşmesinin parlamenter demokratik sistemi zedeleyeceğini öngören anayasa koyucu, bununla yetinmemiş, Cumhurbaşkanına denetim yetkisi vermiştir.

Anayasanın 8, 104 ve 105 inci maddesinde yer alan düzenlemeler, Cumhurbaşkanının, aynı zamanda yürütmenin de başı olduğunu, kararnameleri imzalama yolu ile iktidar gücünü denetleyerek, bu güç ile kamu politikalarının oluşması ve uygulanmasında görev alan üst düzey kamu görevlileri arasındaki dengeyi sağlaması gerektiğini göstermektedir.

Cumhurbaşkanının bu görev ve yetkisi, bir siyasal partinin tek başına iktidar olduğu ve yasama organında çoğunluğu elde bulundurduğu dönemlerde, çok daha gerekli olmaktadır. Çünkü, bu dönemlerde, özellikle üst düzey kamu görevlileri siyasal güce karşı çok daha korunmasız kalmaktadır.

Anayasada yer alan kurallar, üst düzey kamu görevlilerine ilişkin atamaların, hukuksal geçerlilik kazanabilmesi için Cumhurbaşkanınca da imzalanmasını zorunlu kılmaktadır.

Devlet organlarının düzenli çalışması, yönetimde istikrarın sağlanmasıyla olanaklıdır. Yönetimde istikrar ise, kamu görevlilerine sağlanacak güvenceyle gerçekleştirilebilir.

Cumhurbaşkanının, kamu hizmetlerinde sürekliliği ve istikrarı sağlayan üst düzey görevlilerin atamalarında imzasının bulunması, kimi haksız işlemlerin, siyasal nitelikli atamaların önlenmesi ve dolayısıyla kamu yararı ve kamu hizmetinin gerekleri yönünden de gereklidir.

Kamu yararına uygun olmayan bu düzenleme Anayasaya da aykırı olduğu için, taslağın 20 nci maddesindeki düzenleme değiştirilmeli ve bu görevlilerin de üçlü kararname ile atanmaları sağlanmalıdır.

2- Maliye Bakanlığı bünyesinde görev yapan Mali Suçları Araştırma Kurulunun yerine, Maliye Bakanlığının bağlı kuruluşu olarak Mali Suçları Araştırma Kurumu kurulması ile; daha önce olmayan 6 adet daire başkanı, 3 adet hukuk müşaviri, 1 adet Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, 6 adet istatistikçi kadrosu ihdas edilmiş ve daha önce var olan Programcı, Çözümleyici, Mali Suçları Araştırma Uzmanı, Mütercim, Şef, Memur gibi kadroların sayısı artırılmak suretiyle toplam 119 kadro iptal edilmiş, buna karşılık 245 kadro ihdas edilmiştir. AKP’nin, bu türden teşkilat yasalarını kadrolaşma fırsatı olarak gördüğünü gösteren çok sayıda örnek vardır. Bu yeni kurumun atamalarında da kadrolaşma istekleri doğrultusunda atamalar yapılması olasılığı çok yüksektir. Mali Suçları Araştırma Kurumunun üst düzey görevlerine atanmada Cumhurbaşkanının devre dışı bırakılması bu bakımdan anlamlıdır. Sadece üçlü kararnameye tâbi olması gereken görevliler açısından değil, bunların astlarının da güvencede olması gerektiği açıktır. Yeni kadro ihdaslarının kadrolaşma tehlikesine yol açmaması için, Mali Suçları Araştırma Kurumunun başkan yardımcılarının ve daire başkanlarının üçlü kararname ile atanmaları şarttır.

N. Gaye Erbatur

              Adana

Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

Plan ve Bütçe Komisyonu

5/6/2006

 

Esas No: 1/1053

 

 

Karar No: 94

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca 9/6/2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve Başkanlıkça 15/6/2005 tarihinde, tali komisyon olarak Adalet Komisyonu ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna, esas komisyon olarak da Komisyonumuza havale edilen 1/1053 esas numaralı "Malî Suçları Araştırma Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı", Komisyonumuzun 19/1/2006 tarihinde yaptığı 37 nci Birleşiminde, Hükümeti temsilen Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu, Emniyet Genel Müdürlüğü, T.C. Merkez Bankası, Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve Devlet Personel Başkanlığı temsilcilerinin katılımlarıyla incelenip görüşülmüştür.

Bilindiği gibi; ekonomideki gelişmelere paralel olarak işlenen suçların niteliği de değişmekte, klasik suçlara oranla ekonomik suçlarda bir artış gözlenmektedir. Suç gelirlerinden mahrum edilemeyen suçlular zamanla daha organize olarak güçlü suç örgütleri teşkil edebilmektedir.

Suçların sebebinde ve niteliğindeki değişmeye paralel olarak suç ile mücadele anlayış ve  yöntemlerinin de geliştirilmesi gerekmektedir. Ekonomik çıkar amaçlı suçlarla etkin bir mücadele yürütülebilmesi için suçun saiki olan suç gelirinin hangi formda ve nerede olursa olsun bulunabilmesi; fiil, fail ve sonuç arasındaki irtibatın kurulabilmesi gerekir. Suç gelirinin tespit edilebilmesi için ise gerekli mali bilgilerin toplanması ve analiz edilmesinin yanı sıra, uygun araştırma yöntemlerinin geliştirilmesi şarttır. Suçla mücadele eden kurumların suç ve suçlu profilindeki değişmeye paralel olarak  yöntemlerini de geliştirmesi suç ekonomisinin boyutlarını azaltmak açısından önemlidir.

Suçtan gelir elde edilmesi ve bu gelirlerin aklanmasıyla mücadele edilmesi, toplumun ekonomik, mali, siyasi, sosyal ve ahlaki yapısını korumak bakımından önemlidir. Bu sebeplerle; rekabetçi bir ekonomi, temiz bir siyaset ve kamu idaresi, sağlam bir sosyal yapı oluşturmak için suç gelirlerinin elde edilmesi ve aklanmasıyla etkin bir şekilde mücadele edilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Bu bağlamda ülkemizde aklama suçu ile mücadele konusunda oluşan ulusal bilincin ve uluslararası yükümlülüklerimizin bir gereği olarak çıkarılan 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunla, "karapara" kavramı ve "karapara aklama suçu" hukuk sistemimize dahil edilmiş ve Maliye Bakanlığı teşkilat yapısı içerisinde Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı kurulmuştur.

Bugünkü durum itibariyle; inceleme, soruşturma ve yargı süreçlerinin çok uzun zaman alması, soruşturmaların adli ve mali boyutunun eş zamanlı yürütülememesi, bu süreçlerde ihtiyaç duyulan veri ve bilgi alt yapısının eksikliği ve uluslararası bilgi değişiminde yaşanan zorluklar suçla mücadelede zafiyet yaratmaktadır.

Ayrıca, aklama suçu ile mücadelede önleyici tedbirlerin başarıyla uygulanabilmesi mali sektörle yakın işbirliği yapılmasını gerektirmektedir. Ancak, 4208 sayılı Kanunda yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getiren gerçek ve tüzel kişilere hukuki ve cezai koruma sağlayan ve bu kişilerin kimliklerinin açıklanmasını yasaklayan hükümler bulunmaması, bu işbirliğini zayıflatmış ve mali sektörden beklenen düzeyde şüpheli işlem bildirimi alınamamasının nedenlerinden biri olarak  ortaya çıkmıştır.

Uluslararası ekonomik ve finansal ilişkilerin daha önceki dönemlerle mukayese edilemeyecek derecede artması ve teknolojinin sağladığı imkanlar nedeniyle ülke sınırlarını aşan aklama tekniklerinin kullanılması, aklamayla mücadele konusunda ülkeleri daha yoğun bir şekilde işbirliği yapmaya yöneltmiştir.

FATF'nin 2001 yılında yayınlanan (8) Özel Tavsiye Kararı ile terörizmin finansmanının suç haline getirilmesi öngörülmüştür. Revize edilen (40) Tavsiye Kararı ile (9) Özel Tavsiye Kararında, ülkelerin gerek aklama suçu gerekse terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda almaları gereken önlemlere yer verilmektedir.

Uygulamadan ve mevzuat eksikliğinden kaynaklanan sıkıntıların bertaraf edilmesi ve aklama suçuyla mücadele kapasitesinin geliştirilmesi suretiyle etkinlik sağlanması için yeni bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç hasıl olmuştur.

0  Tasarı ve gerekçesi incelendiğinde;

Mali Suçları Araştırma Kurumunun, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi konusunda  görevli ve yetkili kılınmasının,

Kurumun teşkilat yapısı ile görev ve yetkilerinin düzenlenmesinin ve Kurumun denetleme, koordinasyon ve veri toplama-analiz fonksiyonlarını etkin bir biçimde yerine getirebilmesi için Mali Suçları Araştırma Kurumunun, Maliye Bakanlığına bağlı kuruluş şeklinde teşkilatlandırılmasının,

Maliye Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında, düzenleyici ve kanun uygulayıcı otoritelerin üst düzey temsilcilerinden müteşekkil Koordinasyon Kurulu kurulmasının ve gerek duyulduğunda bilgi ve görüşlerine ihtiyaç duyulan kurum ve kuruluşlardan temsilcilerin de Kurul çalışmalarına katılabilmesine imkan sağlandığının,

Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığının ana hizmet, danışma ve yardımcı hizmet birimlerinden oluşmasının,

"Yükümlü" olarak tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülüklerini yerine getirmelerinden dolayı hukuki ve cezai bakımdan hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacaklarının ve şüpheli işlem bildiriminde bulunanların kimliklerinin, mahkemeler dışında üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara bildirilemeyeceğinin,

Yükümlüler ve yükümlüler dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarından, belirlenecek usul ve esaslar dahilinde devamlı bilgi istenebileceğinin, ayrıca suçla mücadeleye yönelik mali araştırmaların en kısa sürede sonuçlandırılması amacıyla; kanunları veya faaliyet konuları gereğince, ekonomik olaylara, servet unsurlarına, vergi mükellefiyetliklerine, nüfus bilgilerine ve yasa dışı faaliyetlere ilişkin kayıt tutan kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi işlem sistemlerine Başkanlıkça erişim sağlanmasına ilişkin yasal alt yapı oluşturulmasının,

Yükümlülük denetimlerinin herhangi bir Kanunla verilmiş yetkiye dayanarak yükümlüler nezdinde inceleme ve denetim görevi yürüten denetim elemanları vasıtasıyla gerçekleştirilmesinin,

Terörle mücadeleye yönelik mevzuatta terörizmin finansmanını açıkça suç sayan düzenlemeler bulunmadığından, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda değişiklik yapılarak  teröre maddi destek ve kaynak sağlanmasının da suç olarak tanımlanmasının,

Yükümlülerin, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorunda olduklarının ve ayrıca kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Başkanlığın yetkili olmasının,

Şüpheli işlem bildirim yükümlülüğü ile ilgili olarak, yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu mal varlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin Başkanlığa bildirilmesi zorunluluğunun,

Yükümlülerin eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturmak ve yükümlülüklere uyumu sağlamak üzere idari düzeyde görevli tayin etmek de dahil gerekli tedbirleri almalarının,

Suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele kapsamındaki değerlendirmelerde ve uygulamaya ilişkin stratejilerin belirlenmesinde yararlanılacak verilerin elde edilmesi amacıyla yükümlülerin taraf oldukları veya aracılık ettikleri belli bir tutarı aşan işlemleri belirlenecek usul ve esaslar dahilinde Başkanlığa bildirmelerinin,

Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşların bazı bilgileri devamlı olarak Başkanlığa göndermelerini sağlayacak yasal alt yapı oluşturulmasının,

Yükümlülere on yıl süreyle, yükümlülüklerine ve işlemlerine ilişkin defter, belge ve kayıtları muhafaza ve yetkililerce istendiğinde ibraz etmek mecburiyetinin,

Yükümlülüklerini yerine getiren gerçek ve tüzel kişilerin hiçbir şekilde hukuki ve cezai sorumluluğa tabi tutulmamasının; şüpheli işlem bildiriminde bulunanlar hakkında mahkeme dışında, üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara bilgi verilmemesinin; bu kişilerin kimliklerinin saklı tutulması ve güvenliklerinin sağlanması için mahkemece gerekli önlemlerin alınmasının,

Bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak yapılacak düzenlemelerle getirilen yükümlülüklerin denetiminin denetim elemanları vasıtasıyla yerine getirileceğinin,

İdari düzeyde bilgi değişimi ve işbirliğinin gerçekleştirilmesi amacıyla doğrudan yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla yapılacak olan ve mutabakat muhtırası olarak adlandırılan andlaşmaların Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanınca imzalanacağının ve değiştirileceğinin,

Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesinde, önleyici tedbirler kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmeyen yükümlülere Başkanlıkça idari para cezası verilmesinin,

Kimlik tespiti yapılmasını ve şüpheli işlem bildiriminde bulunulmasını öngören yükümlülüklere uyulmaması durumunda, yükümlülüğü yerine getirmeyen görevliye de idari para cezası kesilmesinin öngörülerek şahsi sorumluluk getirilmesinin,

Bilgi ve belge verme ile muhafaza ve ibraz  yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde uygulanacak adli cezalar ve tüzel kişiler için bunlara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanacağının,

İşlemi yapan kişinin başkası hesabına hareket etmesi halinde bu durumu yükümlülere yazılı olarak bildirmesinin, aksi takdirde cezalandırılmasının,

Aklama suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığı halinde malvarlığı değerlerine Ceza Muhakemesi Kanunundaki usuller dairesinde tedbir uygulanabilmesine imkan sağlanmasının,

Mali Suçları Araştırma Kurumunun yüklendiği görevleri etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için ihtiyaç duyduğu kadrolara ilişkin düzenlemenin,

öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

Komisyonumuzda, Tasarının geneli üzerindeki görüşmelere başlanmadan önce, verilen bir önerge doğrultusunda, konunun daha ayrıntılı bir şekilde incelenebilmesini teminen bir alt komisyon kurulmasına karar verilmiştir.

Alt Komisyon, 24/1/2006, 7/2/2006, 8/2/2006, 9/2/2006, 8/3/2006, 28/3/2006, 6/4/2006 ve 12/4/2006 tarihlerinde ilgili kamu kurum ve kuruluşları temsilcilerinin katılımlarıyla yaptığı toplantılar sonucunda çalışmalarını tamamlamıştır.

Alt komisyonda Tasarının geneli üzerinde yapılan görüşmelerde;

Ekonomideki gelişmelere paralel olarak suçların niteliklerinin de değiştiği, yüksek gelir sağlayan ekonomik ve örgütlü suçların arttığı, suç örgütlerinin organize hale gelerek güçlenmelerinde suç gelirlerinin önemli bir payının olduğu,

Suç geliri elde edilmesiyle ve bu gelirin aklanmasıyla mücadelenin toplumun mali, ekonomik, siyasi, sosyolojik ve ahlaki sağlığını korumak bakımından gerekli ve önemli olduğu,

Kanun Tasarısının adının uluslararası literatürdeki aklama suçunda kullanılan kavramlara uygun olarak belirlenmesinin yerinde olacağı,

Suçtan gelir elde edilmesi ve suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadelede temel önceliğin suç işlenmesini önleyici tedbirler almak olduğu, aklama sürecinde en çok kullanılan sermaye ve finans sektöründeki ekonomik birimlerin önleyici tedbirleri etkin bir biçimde uygulamalarının büyük önem arzettiği, bu sebeple Tasarıyla kimlik tespiti, kayıtların muhafazası, şüpheli işlem bildiriminde bulunulması gibi standart önleyici tedbirlerin alınmasına yönelik hükümlerin getirildiği,

Suçtan elde edilen gelire yasal görünüm kazandırılması sürecinde, suç ve suçlularla mücadele için salt hürriyeti tahdit edici cezaların yeterli olmadığı,

Ekonomik faaliyetler alanında işlem yapan kişi ve kurumların yaptıkları işlemler konusunda yetkili mercilere bildirimde bulunmalarının, suçtan elde edilen gelirin aklanmasının önlenmesinde bir temel oluşturduğu ve bu bildirimin ekonomik olayların özelliği göz önünde bulundurularak; belirlenen belli bir tutarın üzerindeki nakit işlem bildirimi ile herhangi bir tutarla sınırlı kalmaksızın suçtan elde edilen gelirin aklanmasına yönelik olduğundan endişe edilen veya bu yönde emarelerin mevcut olduğu durumlarda yetkili makamlara yapılan şüpheli işlem bildirimi olmak üzere iki şekilde yapıldığı, şüpheli işlem bildirimlerinin aklayıcıları yakalamak için en etkin araç olduğu,

MASAK'ın, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi amacıyla yapılan çalışmalarla ilgili bilgileri, yurt içi ve yurt dışından gelecek ihbarlar ve şüpheli işlem bildirimlerine ilişkin verileri ve konu ile ilgili diğer her türlü bilgiyi topladığı ve değerlendirdiği, Masak'ın asıl görevinin suç gelirlerinin aklanmasının önlemesi ve şüpheli işlem bildiriminin alınması olduğu,

Suçtan kaynaklanan malvarlığını aklama incelemelerini kısa sürede ve isabetli bir sonuçla tamamlamak amacıyla MASAK'ın bilgi toplama ve analiz kapasitesinin arttırılması gerektiği; ekonomik suçlarla mücadeleden sonuç alınabilmesi için suça konu malvarlığının, nerede ve hangi formda olursa olsun tespit edilebilmesi ve bu malvarlığı ile suç ve suçlu arasındaki illiyet bağının kurulabilmesi için nüfus ve adli sicil kayıtları ile para ve servet hareketlerine ilişkin bilgilere hızlı ve güvenilir biçimde ulaşılarak analiz edilmesinin gerektiği,

Öngörülen yeni sistemle MASAK'ın inceleme fonksiyonunun kalktığı, gelen ihbarların bir süzgeçten geçirilmesi gerektiği, bu sebeple  MASAK'ın ön inceleme yetkisinin olması ve inceleme fonksiyonunun devam etmesinin gerektiği,

Mali suçların incelenmesinin çok uzun zaman aldığı, uzun süren bir inceleme sürecinin ardından çoğu zaman sonuç alınmasının imkansız olduğu, savcı ve denetim elemanlarının birlikte çalışmasının daha uygun olacağı, Ceza Muhakemesi Kanununda buna imkan veren düzenlemelerin mevcut olduğu, Tasarıyla yeni bir vizyonun benimsendiği, Kurulun şüpheli bildirimleri alacağı ve bunların savcılığa bildirileceği,

Kurumlardan görevlendirme yoluyla gelen denetim elamanlarının, bir yandan kendi kurumlarında da yoğun çalışmalar içerisinde bulundukları, incelemelerin bu sebeple uzun sürdüğü; Tasarıyla yükümlülük denetiminin de kurumlardan gelen denetim elemanlarına yaptırılmasının öngörüldüğü, bu sebeple MASAK'ın yükümlülük denetimini kendi uzman kadrosu vasıtasıyla yapmasının daha uygun olacağı ve denetimlerin böylece daha etkili hale geleceği,

MASAK'ın yükümlülük denetimi yapacağı, dünya ölçeğindeki uygulamalarda da MASAK benzeri kuruluşların alternatif kolluk olmadığı; düzenleyici ve denetleyici nitelikteki tüm faaliyetleri koordine görevinin bulunduğu, bu sebeple MASAK'ın bir alternatif kolluk gibi düşünülmemesi gerektiği,

Öngörülen düzenlemede, denetim elemanı tanımının çok geniş tutulduğu, MASAK'ın tüm kurumlardaki denetim elemanlarını kullanmasına imkan verildiği, Denetim elemanı tanımının mevcut durumdaki gibi ismen sayılması gerektiği,

MASAK'ın organizasyon yapısı itibariyle doğrudan Maliye Bakanına bağlı olarak çalıştığı, kurumun faaliyetleri ve görevi dikkate alınarak mevcut yapısının korunmasının yerinde olacağı,

Ekonomik suçlarla mücadelede hareket noktası olarak büyük bilgi yığınlarının alındığı, Tasarıyla temel vizyon değişikliğinin de burada yapıldığı, şaibeli işlem ve nakit işlem bildirimi niteliğinde oldukça fazla bir bilgi yığınının oluşacağı, Kurulun bunları analiz edeceği ve bilgi yığınlarından olaya ve suçluya giderek şüpheyi temellendireceği,

MASAK'ın gerek ön inceleme gerekse araştırma ve incelemeler sonucunda kara para aklanması suçunun işlendiği sonucuna varması üzerine, elde edilen delillerle birlikte durumu Cumhuriyet savcılığına intikal ettirdiği,

Ülkemizde terörle mücadele amacını taşıyan kanunların terörizmin mali boyutunu ihmal ettiği, mevzuatımızda terör eylemlerinin desteklenmesine yönelik fonların müsaderesine ilişkin hükümlerin bulunmamasının büyük bir eksiklik olduğu, bu sebeple terörizmin finansmanının ayrı bir suç olarak düzenlenmesi gerektiği,

Tasarıyla öngörülen terörün finansmanı suçunun, Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesi hükümleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiği, ayrıca Terörle Mücadele Kanunu Tasarısının hazırlık aşamasında olduğu ve terörün finansmanının bu Tasarıda düzenlenmesi gerektiği,

İstihbari nitelikte bilgi değişimi ile suç gelirlerinin takibinde bilgi edinme ve analizinin önem taşıdığı, Tasarı ile MASAK'a bu desteğin sağlanacağı,

MASAK'ın Maliye Bakanlığının etkisinden uzaklaştırılması ve bağımsız bir yapıya kavuşturacak düzenlemenin yapılması gerektiği,

Uygulamada Cumhuriyet savcılarının iş yükünün oldukça fazla olduğu, karapara aklama suçları ile mücadele etmek ve yapılan soruşturmalardan sonuç almak için öngörülen sistemin amacı sağlamayacağı,

MASAK'ın mevcut yapısı ve fonksiyonları ile etkin bir şekilde görev ifa etmesini engelleyen unsurların tespit edilmesi ve bu yönde düzenlemeler yapılması gerektiği, getirilen Tasarının ise bu sorunları gideremeyeceği,

İnceleme aşamasının uzun zaman almasının delilleri karartacağı, mali suç soruşturmalarının en kısa zamanda yapılmasına yönelik tedbirlerin alınması gerektiği,

Şüpheli işlem bildirimlerinde son üç yılda önceki üç yıla oranla yüzde 127'lik bir artışın söz konusu olduğu, savcılığa yapılan yükümlülük ihlali bildirimlerinde ise son üç yılda önceki üç yıla oranla yüzde 67'lik bir artışın görüldüğü, bu oranın kara para aklamada yüzde 70 olarak gerçekleştiği,

Şüpheli işlem bildiriminde bulunma oranının diğer ülkelerle mukayese edildiğinde oldukça düşük olduğu, bunun en önemli sebebinin şüpheli işlem bildiriminde bulunanları koruyan düzenlemelerin bulunmaması olduğu,

Tasarıda, yükümlülüklerini yerine getiren gerçek ve tüzel kişilerin hukuki ve cezai bakımdan sorumlu tutulmalarını önleyecek düzenlemelerin yer aldığı,

Şüpheli işlem bildirimi alındığında tüm kurumların bilgilerine ulaşılabilir olmayı sağlayan bir bilgi erişim sisteminin getirildiği,

Tasarıda suçlarla mücadele için suçu önlemeye ve suç işlenmiş ise tespite yönelik hükümlerin yer aldığı, önleyici tedbirlere ağırlık verildiği ve bu bilgilerin savcılığa ve kolluğa verilmesinin öngörüldüğü,

Suç gelirlerinin en fazla gümrük alanlarında oluştuğu, bu sebeple yükümlüler arasına gümrük müşavirleri ve mali müşavirlerin de dahil edilmesi gerektiği, mali müşavirlerin kayıtlarının oldukça önemli olduğu,

Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi amacıyla Başkanlığın her türlü  bilgiye  erişiminin sağlanması gerektiği, ancak erişim sistemi açıldığında bunu kullanacak yetkililerin kimler olduğunun belirtilmesinin bir zorunluluk arz ettiği, 

Getirilen düzenlemede denetim fonksiyonunun tanımlanması gerektiği, denetimin nasıl yapılacağına ilişkin açık hükümlerin Tasarıda yer almadığı, MASAK uzmanları ve denetim elemanlarının çalışma usul ve esaslarının açıkça belirtilmesi gerektiği,

Muhafaza edilecek belgelerin neler olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiği, ayrıca muhafaza ve ibraz için öngörülen on yıllık sürenin diğer kanunlardaki muhafaza sürelerinden uzun olduğu,

Tasarıda, geniş kapsamda bilgi edinmeye yönelik bir hüküm yer almakla birlikte, sır saklamaya ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, bunun da önemli bir eksiklik olduğu,

Sır saklamaya ilişkin hükmün Türk Ceza Kanununun 258 inci maddesinde yer aldığı, bu sebeple sır saklamaya ilişkin yeni bir düzenlemeye gerek olmadığı,

Bir çok ülkede hürriyeti tahdit edici cezalarla birlikte, suçtan elde edilen gelire el konulmasına yönelik gerekli düzenlemelere de yer verildiği; bu hususların, FATF  tarafından hazırlanan 40 maddelik tavsiye kararında da yer aldığı ve üye ülkelere de önerildiği,

Koordinasyon kurulunun değiştirilmediği, aksine denetim ağırlıklı olarak kurulduğu; yeni sistemde veri toplama analiz ve suçun önlenmesi ve ilgili sektörlerin düzenlenmesine yönelik bir yapının oluşturulduğu; bu sistemin suçu önleyici anlamda bir fonksiyon ifa etmesinin amaçlandığı,

Terörün finansmanıyla ilgili bilgi toplamanın MASAK'ın görev alanına dahil edildiği, MASAK'ın denetim yetkisinin olmamasının önemli bir eksiklik olduğu, savcılıklara suç duyurusunda bulunmak yerine inceleme ve araştırma yetkisinin kendisinde bulunması gerektiği, bu sebeple mevcut sistemin aksayan yönlerinin düzeltilmesine yönelik düzenlemeler yapılmasının daha uygun olacağı,

Karapara aklama suçu incelemesinin, uzmanlık isteyen bir inceleme olduğu, bu sebeple MASAK'ın karapara suçunun işlenip işlenmediğine ilişkin bir incelemeyi muhakkak yapması gerektiği,  

MASAK'ın dosya inceleyen bir kurum olmaktan çıkarılmasının düşünüldüğü; şaibeli işlem bildirimleri ve nakit işlem bildirimleri alarak suça ve suçluya gidilmesinin amaçlandığı, kolluk ve savcının kendi yetkileri içinde söz konusu araştırmayı zaten şu anda da yapabileceği, bu makamların suçu incelemek için gerekli yetkiye zaten sahip oldukları, ancak, uygulamada bu tür incelemelerin doğrudan MASAK'a gönderildiği,

Uluslararası bilgi değişimine ilişkin olarak yapılacak mutabakat muhtıralarının Dışişleri Bakanlığı ile eşgüdüm içinde yapılmasının uygun olacağı,

Eğitim, iç denetim, kontrol, risk yönetim sistemleri ve diğer tedbirlere ilişkin hükümlerin tüm yükümlüler için uygulanmasının doğru olmayacağı,

Uluslararası uygulamalarda da kurul başkanının doğrudan mutabakat muhtırası imzalama yetkisinin olduğu ve öngörülen hükümlerin uluslararası uygulamaya paralellik arz ettiği,

Para cezalarının hakkaniyete aykırı olduğu, banka tarafından çalışanlara rücu edilmesi durumunda çalışanların gelir seviyesi dikkate alındığında miktarların oldukça yüksek ve üç kat müeyyidesinin çok ağır olduğu, bu sebeple oran ve miktarların makul seviyeye çekilmesi gerektiği,

Sistemin kimlik tespiti üzerine kurulduğu, finansal sektörün asıl yükümlü gruplar olarak görüldüğü,

Kurum ve şahsa verilecek cezalar konusunda farklı bir cezalandırma sistemine gidilmesi, bu bağlamda, alt ve üst sınırların belirlenip kademeli bir şekilde cezaların tespitinin yapılması gerektiği,

Mevcut teşkilat yapısının devamı sebebiyle kadro iptaline gerek olmadığı, bu sebeple ihtiyaç olması halinde kadro ihdasına yönelik hükümlerin yer alabileceği, ancak, kadro ihdasında boş kadroların değerlendirilmesi gerektiği,

Kurumda daire başkanlığı ve şube müdürleri sayısının artırılmasının, özellikle Kuruldaki görev daralması da dikkate alındığında uygun olmayacağı, Kurulun uzmanlarla görev ve fonksiyonunu ifa ettiği, bu sebeple Kurumun uzman ve uzman yardımcısı kadrolarının artırılmasının daha uygun olacağı,

şeklinde görüş ve eleştirilere yer verilmiştir.

Alt Komisyonda Tasarının;

1 inci maddesi; Tasarıyla öngörülen teşkilat yapısından vazgeçilmesi sebebiyle amaç maddesindeki "...Mali Suçları Araştırma Kurumunun teşkilat, görev ve yetkileri ile..." ibaresinin çıkarılması suretiyle,

2 nci maddesi; Tasarıyla öngörülen teşkilat yapısından vazgeçilerek MASAK'ın merkez teşkilatı içinde yer alan mevcut statüsünün devamının kabulü sebebiyle, tanımlar bölümünde yer alan "Kurum" ve "Başkan" tanımlarının madde metninden çıkarılması ve TCK'da yer alan düzenlemeyle paralellik sağlanması amacıyla suç gelirinin suçtan kaynaklanan malvarlığı değerinin aklanması suçunu ifade ettiğine ilişkin olarak, "suç geliri" tanımının yer aldığı (f) bendinin eklenmesi ve bend harflerinin Mevzuat Hazırlama Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğe uygun olarak değiştirilmesi suretiyle,

3 üncü maddesi; MASAK'ın görev alanının suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi olduğu dikkate alınarak, MASAK'ın yeterli sayıda "daire başkanı" ile takviye edilip, bağlı kuruluş statüsünde teşkilatlanmasına gerek olmaması; MASAK'ın Maliye Bakanlığı içindeki teşkilat yapısının, kendisine yüklenilen görevleri yerine getirmesine bir kısıtlama getirmemesi sebebiyle MASAK'ın ana  hizmetleri dışında kalan tüm hizmetlerinin Maliye Bakanlığının ilgili birimi vasıtasıyla karşılamasının mümkün olması ve ilave kadro ihdasını gerektirmeyen mevcut yapının devamının uygun olacağı gerekçesi ile Tasarı metninden çıkarılması suretiyle,

4 üncü maddesi;  Tasarıyla öngörülen Maliye Bakanlığına bağlı teşkilat yapısından vazgeçilmesi sebebiyle madde başlığındaki "Kurumun" ibaresinin "Başkanlığın" olarak değiştirilmesi, MASAK'ın doğrudan Maliye Bakanlığına bağlı olduğuna ilişkin ibarenin birinci fıkraya eklenmesi, (e) bendinin; "suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanının önlenmesi kapsamında veri toplamak, şüpheli işlem bildirimleri almak, analiz etmek ve değerlendirmek"  olarak değiştirilmesi; (f) bendinde yer alan "ilgili" ibaresinin "kolluk ve diğer" olarak değiştirilmesi, (g) bendine " aklama" ibaresinden sonra gelmek üzere "veya terörün finansmanı" ibaresinin eklenmesi; (l) ve (m) bendinin MASAK'ın uluslararası ilişkilerinin yürütülmesine ilişkin kapsamının, görev alanına giren konularla sınırlandırılması ve uluslararası anlaşma niteliğinde olmayan mutabakat muhtıralarını imzalamasına yönelik açıklayıcı ve sınırlayıcı ibarelerin eklenmesi; maddenin bend harflerinin Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi suretiyle 19 uncu madde olarak,

5 inci maddesi; ikinci fıkrasına, mevcut Kanundaki koordinasyon kurulunun oluşumuna uygun olarak Maliye Teftiş Kurulu Başkanı, Maliye Hesap Uzmanları Kurulu Başkanı, Hazine Kont-rolörleri Kurulu Başkanı ve Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanının dahil edilmesi ve son fıkrasının madde metninden çıkarılması suretiyle 20 nci madde olarak,

6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19 ve 20 nci maddeleri; Tasarıyla öngörülen teşkilat yapısındaki değişiklikten vazgeçilmesi sebebiyle metinden çıkarılması ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle,

21 inci maddesi; ikinci fıkrasındaki "en az (B) düzeyinde" ibaresinin "en az (C) düzeyinde" olarak değiştirilmesi; ikinci fıkradan sonra gelmek üzere Kanun kapsamına alınan bildirim ve bilgilerin mali suçları araştırma uzman ve uzman yardımcıları tarafından değerlendirileceğine ilişkin düzenlemenin üçüncü fıkra olarak maddeye eklenmesi suretiyle,

22 nci maddesi; Tasarıyla öngörülen teşkilat yapısındaki değişikliğe paralel olarak, ikinci fıkrada yer alan "Başkanlık" ibaresinin "Bakanlık" şeklinde değiştirilmesi suretiyle 3 üncü madde olarak,

23 üncü maddesi; hükmün daha iyi ifade edilmesini teminen ikinci fıkrasının redaksiyona tabi tutulması; şüpheli işlem bildirimine ilişkin olarak hangi faaliyetlerden dolayı ve hangi esaslara göre şüpheli işlem bildiriminde bulunulacağının yönetmelikle düzenleneceğine ilişkin bir fıkranın maddenin sonuna eklenmesi suretiyle 4 üncü madde olarak,    

24 üncü maddesi; eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri ile diğer tedbirlerin alınmasında yükümlülerin işletme büyüklükleri ve iş hacimlerinin de dikkate alınmasına yönelik bir ibarenin ikinci fıkraya eklenmesi, 1 ve 2 nci maddelerde yapılan değişiklikler doğrultusunda aynı fıkrada yer alan "Başkanlık" ibaresinin "Bakanlık" olarak değiştirilmesi; anlam bütünlüğünü sağlamak amacıyla birinci ve ikinci fıkraların birleştirilmesi ve ayrıca maddenin redaksiyona tabi tutulması suretiyle 5 inci madde olarak,

25 inci maddesi; birinci fıkrasının redaksiyona tabi tutulması suretiyle 6 ncı madde olarak,

26 ncı maddesi; birinci fıkrasının son cümlesi, mal bildirimlerinin de bu madde kapsamındaki belgelerden sayılmasının suiistimale yol açabileceği, soruşturma yetkisi olmayan MASAK'a böyle bir yetkinin verilmesinin uygun olmayacağı gerekçesiyle madde metninden çıkarılması suretiyle 7 nci madde olarak,

27 nci maddesi; 8 inci madde olarak aynen,

28 inci maddesi; bilgi erişim sistemlerine KİT’lerin dahil olmaması amacıyla "..kamu sermayeli ticaret bankaları..." ibaresinden sonra gelmek üzere "..ile Kamu İktisadi Teşebbüsleri" ibaresinin eklenmesi suretiyle 9 uncu madde olarak,

29 uncu maddesi; 10 uncu madde olarak aynen,

30 uncu maddesi; yükümlüler nezdinde yapılacak denetimde talebin karşılanmasını sağlamak amacıyla ikinci fıkranın sonuna "Kendisinden talepte bulunulan birim bu talebin gereğini yerine getirmek zorundadır." cümlesinin eklenmesi, maddenin redaksiyona tabi tutulması suretiyle 11 inci madde olarak,

31 inci maddesi; redaksiyona tabi tutulmak suretiyle 12 nci madde olarak,

32 nci maddesi; verilecek cezaların yükümlülük ihlallerindeki fiillere göre belirlenmesi ve ceza miktarlarının yüksek olması sebebiyle makul bir orana çekilmesi amacıyla birinci fıkradaki  "onbin" ibaresi "beşbin", "üç kat" ibaresinin "iki kat" ve ikinci fıkradaki "beşbin" ibaresinin "ikibin"  olarak değiştirilmesi; yükümlülük ihlallerindeki aksaklıkların giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamaya yönelik düzenlemenin ikinci fıkradan sonra gelmek üzere üçüncü fıkra olarak eklenmesi, idari para cezası verilmemesi için öngörülen beş yıllık sürenin başlangıç tarihinin yükümlülüğün ihlal edildiği tarihi takip eden takvim yılı başı yerine yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren başlaması amacıyla dördüncü fıkrasında yer alan " takvim yılını takip eden yılın başından" ibaresinin "tarihten" olarak değiştirilmesi ve madde metninin redaksiyona tabi tutulması suretiyle 13  üncü madde olarak,

33 üncü maddesi; Tasarı metninden çıkarılan maddeler sebebiyle ilgili maddelere yapılan atıfların bu değişikliklere uygun olarak düzenlenmesi ve yükümlülük ihlallerinde verilecek adli ceza gerektiren fiillerin tespitine yönelik olarak 4 üncü maddenin ikinci fıkrasındaki yükümlülük ihlalinin de bu kapsamda cezalandırılmasını öngören ibarenin metne eklenmesi suretiyle 14 üncü madde olarak,

34 üncü maddesi ; 15 inci madde olarak aynen,

35 inci maddesi; üçüncü fıkrasının ilgili maddede düzenlenmesi nedeniyle madde metninden çıkarılması suretiyle 16 ncı madde olarak,

36 ncı maddesi; elkoymaya ilişkin hükümlere açıklık kazandırılması ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde elkoymada usule yönelik bir hükmün ikinci fıkra olarak metne eklenmesi suretiyle 17 nci madde olarak,

37 nci maddesi; maddenin redaksiyona tabi tutulması suretiyle 18 inci madde olarak,

İlgili kişilerin görevleri sebebiyle öğrendikleri sırları ifşa etmelerini önlemek amacıyla, sırrın ifşasına ilişkin bir hükmün 22 nci madde olarak metne eklenmesi ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle,

38 inci maddesi; teşkilat yapısında bir değişikliğe gidilmemesi nedeniyle mevcut kadroların iptalini öngören hükmün çıkarılması ve maddenin yalnızca kadro ihdasına ilişkin olarak yeniden düzenlenmesi suretiyle 23 üncü madde olarak,

39 uncu maddesi; teşkilat yapısının değiştirilmesinden vazgeçilmesi sebebiyle (a), (b) ve (c) bendlerinin maddeden çıkarılması ve Tasarıyla öngörülen düzenlemelere uygun olarak 13/12/1983 tarihli ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin (r) bendinde değişiklik öngören hükmün (a) bendi olarak maddeye eklenmesi; 14 üncü maddesinde değişiklik öngören bir hükmün (b) bendi olarak maddeye eklenmesi; 33 üncü maddesinde değişiklik öngören bir hükmün (c) bendi olarak maddeye eklenmesi suretiyle 24 üncü madde olarak,

40 ıncı maddesi; teşkilat yapısında öngörülen değişiklikten vazgeçilmesi sebebiyle Tasarı metninden çıkarılması suretiyle, 

41 inci maddesi; 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa Tasarıyla eklenmesi öngörülen 7/A maddesi yerine, aynı Kanunun mülga 8 inci maddesinin başlığı ile birlikte değiştirilerek redaksiyona tabi tutulması suretiyle 25  inci madde olarak,

Ek ödemelere ilişkin bir hükmün 26 ncı madde olarak metne eklenmesi ve diğer maddelerin teselsül ettirilmesi suretiyle,

42 nci maddesi; (a) fıkrasındaki "13" ibaresinin çıkarılarak "14" ibaresinin 4208 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan hükümlerine eklenmesi; 4208 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının yürürlükten kaldırılmasını ve oluşacak boşluğu önlemek amacıyla da ikinci fıkrasının " Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin kontrollü teslimatına ilişkin yabancı ülke talepleri hakkında karar vermeye Ankara Sulh Ceza Mahkemeleri yetkilidir." şeklinde değiştirilmesini öngören bir düzenlemenin (a) fıkrasından sonra gelmek üzere maddeye eklenmesi, mevcut (b) fıkrasının buna göre teselsül ettirilmesi, fıkra numaralarının Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi suretiyle 27 nci madde olarak,

43 üncü maddesi; çıkarılan maddeler dolayısıyla, madde numaralarında yapılan değişikliklere uygun olarak atıfların yeniden düzenlenmesi suretiyle 28 inci madde olarak,

44 üncü maddesi; redaksiyona tabi tutulması suretiyle  29 uncu madde olarak, 

Geçici 1 inci maddesi; Tasarıyla öngörülen teşkilat yapısından vazgeçilmesi sebebiyle bu madde hükmüne gerek bulunmadığından Tasarı metninden çıkarılması ve diğer geçici maddelerin madde numaralarının teselsül ettirilmesi suretiyle,

Geçici 2 nci maddesi; son cümlesinin çıkarılarak, devam eden incelemelerin altı ay içinde sonuçlandırılacağına ilişkin bir hükmün ilavesi, uygulamada tereddüde yol açmamak amacıyla 4208 sayılı Kanuna göre yapılan ek ödemelere bu süre zarfında da devam edileceğine ilişkin bir cümlenin maddeye eklenmesi ve madde numarasının geçici madde 1 olarak değiştirilmesi suretiyle,

Geçici 3 üncü maddesi; Tasarıyla öngörülen teşkilat yapısından vazgeçilmesi sebebiyle ikinci fıkrasının metinden çıkarılması ve madde numarasının geçici madde 2 olarak değiştirilmesi suretiyle,

Geçici 4 üncü maddesi; teşkilat yapısında öngörülen değişiklikten vazgeçilmesi sebebiyle maddenin metinden çıkarılması suretiyle,

Geçici 5 inci maddesi; çıkarılan maddeler sebebiyle geçici  3 üncü madde olarak aynen,

Yürürlük ve yürütmeye ilişkin 45 ve 46 ncı maddeler; 30 ve 31 inci maddeler olarak  aynen,

kabul edilmiştir.

Ayrıca MASAK'ın örgütlenmesinde bir değişikliğe gidilmemesi ve teşkilat yapısının korunması nedeniyle Tasarının başlığı "SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI" olarak değiştirilmiştir.

0  Alt Komisyon tarafından;

Tasarının 2 nci maddesinin (e) bendindeki "denetim elemanı" ibaresinin oldukça geniş bir tanımlamayı içerdiği, böylece MASAK'ın, kanunla verilmiş inceleme ve denetleme görevi yapan tüm kurumların denetim elemanlarını kullanmasına imkan sağlandığı, bunun da birtakım sakıncalara yol açabileceği, bu nedenle denetim elemanlarının mevzuatta öngörüldüğü şekliyle tadat edilmesine yönelik bir düzenlenme yapılmasının,

Tasarının 8 inci maddesindeki, belgelerin muhafazasına ilişkin 10 yıllık sürenin gereğinden fazla uzun olduğu, halbuki yükümlüler için özel hukuktaki belgeleri saklama sürelerinin değiştiği, bu nedenle, muhafazaya ilişkin sürenin bu doğrultuda yeniden belirlenmesinin,

Tasarının 25 inci maddesiyle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun mülga 8 inci maddesinin yeniden düzenlenmesine ilişkin hükmün, Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesiyle birlikte değerlendirilerek yeni bir düzenlemeye gidilmesinin,

MASAK gibi bir Kurulun, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi faaliyeti kapsamında, ön inceleme yapma yetkisine ilave olarak inceleme fonksiyonunu da ifa etmesi gerektiği hususunun,

Plan ve Bütçe Komisyonunda ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

0 Alt Komisyon, bu değerlendirmeler çerçevesinde yaptığı çalışmalarını bir rapor ve metin halinde Komisyonumuza sunmuştur.

0     Bu defa, Komisyonumuzun 31/5/2006 tarihinde yapmış olduğu 71 inci Birleşiminde, Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN ile Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu, Emniyet Genel Müdürlüğü, T.C. Merkez Bankası, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve Devlet Personel Başkanlığı temsilcilerinin katılımlarıyla, Tasarının geneli üzerindeki görüşmelere geçilmiştir.

0  Tasarının geneli üzerinde yapılan müzakerelerde;

Suçtan kaynaklanan malvarlığını aklama incelemelerini kısa sürede ve isabetli bir sonuçla tamamlamak amacıyla MASAK'ın bilgi toplama ve analiz kapasitesinin artırılmasının yerinde bir düzenleme olduğu,

MASAK'ın, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi amacıyla, yurt içi ve yurt dışından gelen ihbarlar ve şüpheli işlem bildirimlerine ilişkin verileri ve konu ile ilgili diğer her türlü bilgiyi topladığı ve değerlendirdiği, MASAK'ın asıl görevinin suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi ve şüpheli işlem bildiriminin alınması olduğu,

Karapara aklama suçunun boyutlarının giderek arttığı, bu suçlarla etkin mücadele edilmesi için uzman bir kuruma ihtiyaç olduğu ve bu suçların MASAK tarafından incelenmesi gerektiği, bu sebeple MASAK'ın görevlerinin azaltılması yerine idari, teknik ve diğer ihtiyaçlarının takviye edilerek etkinliğinin artırılması gerektiği,

Tasarı ile MASAK'ın görevlerinin azaltılmadığı, inceleme fonksiyonunun adli bir olay olduğu, incelemelerin uzun yıllar sürdüğü, bu durumun ise suçla mücadeleyi olumsuz etkilediği, Tasarının MASAK'ın etkinliğini artıracağı,

MASAK'ın ön inceleme yetkisinin korunması gerektiği, bu suçların özelliği gereği uzmanlık incelemesini gerektirdiği, MASAK'ın bu konuda kendi birimini oluşturmasının bir zorunluluk arz ettiği,

Denetim elemanının geniş tanımlanmasının doğru olmadığı, denetim yapacakların unvan sayılarak belirtilmesinin doğru olacağı,

Denetim elemanı tanımının geniş tutulmasının, suçun geniş bir alanda işlendiği düşünüldüğünde, kısa sürede denetim imkanı sağlayacağından yerinde olduğu,

Bilgi ve belgelerin muhafaza ve ibrazı için öngörülen 10 yıllık sürenin uzun olduğu, bu sürenin genel dava zamanaşımı süresine paralel olarak düzenlenmesi gerektiği,

MASAK'ın özerk bir yapıya kavuşturularak idari ve mali yönden bağımsızlığının sağlanması gerektiği,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda,

Tasarının, uygulamadan ve mevzuat eksikliğinden kaynaklanan sıkıntıları gidermek ve aklama suçuyla mücadelede etkinlik sağlanmasına yönelik olarak hazırlandığı,

Tasarıyla sistemin işleyişinde mali suçların ihbarını yapacak yükümlü gruplarının belirlendiği, gelecek ihbarların Kurulca değerlendirilerek suçun tespiti halinde konunun Cumhuriyet savcılıklarına intikal ettirilerek suçla etkin mücadelenin sağlanacağı,

Tasarıyla; yükümlüler ve yükümlüler dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarından, belirlenecek usul ve esaslar dahilinde devamlı bilgi istenebileceği, ayrıca suçla mücadeleye yönelik mali araştırmaların en kısa sürede sonuçlandırılması amacıyla; ekonomik olaylara, servet unsurlarına, vergi mükellefiyetlerine, nüfus bilgilerine ve yasa dışı faaliyetlere ilişkin kayıt tutan kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi işlem sistemlerine Başkanlıkça erişim sağlanmasına ilişkin yasal bir alt yapının oluşturulduğu,

Cumhuriyet savcılarının yapması gereken görevi bu güne kadar MASAK'ın yerine getirdiği, halihazırdaki iş yükü sebebiyle mali suçlarla mücadelede kurumun yetersiz kaldığı, Tasarının mali suçlarla etkin mücadeleyi sağlayacağı,

ifade edilmiştir.

0  Tasarının geneli üzerindeki görüşmeleri müteakip, Tasarı ve gerekçesi Komisyonumuzca da benimsenerek, Alt Komisyon tarafından hazırlanan rapor ve metin üzerinden maddelerinin görüşülmesine karar verilmiştir. Komisyonumuz, Tasarı ile ilgili çalışmalarını 31/5/2006 tarihinde yaptığı toplantıda tamamlamıştır.

0  Alt Komisyon metninin;

1 inci maddesi aynen,

2 nci maddesi; Türk Medeni Kanunundaki kullanıma uygunluğu sağlamak amacıyla (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "gayrimenkul" ibaresinin "taşınmaz" olarak değiştirilmesi suretiyle,

3 üncü maddesi; anlama açıklık kazandırılmasını teminen (1) numaralı fıkrasında yer alan "nezdinde" ibaresinden önce "kendileri" ibaresinin eklenmesi suretiyle,

4, 5, 6 ve 7 nci maddeleri aynen,

8 inci maddesi; belge ve kayıtların on yıl muhafaza ve ibraz edilmesine ilişkin olarak  öngörülen sürenin uzun olması sebebiyle Türk Ceza Kanununda sekiz yıl olarak belirlenen dava zaman aşımı süresine paralel olarak, (1) numaralı fıkrasında bulunan "on" ibaresinin "sekiz" olarak değiştirilmesi suretiyle,

9 uncu maddesi; erişim sağlanacak kurumların belirlenmesinde kamu sermayeli ticaret bankalarının yanı sıra kamu sermayeli kalkınma ve yatırım bankalarının da istisna kapsamına alınmasını sağlayan bir düzenlemenin (2) numaralı fıkra olarak metne eklenmesi suretiyle,

10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17 ve 18 inci maddeleri; aynen,

19 uncu maddesi; (1) numaralı fıkranın (f) bendinde Başkanlığın gerektiğinde ilgili birimlerden araştırma ve inceleme talep edeceği hususuna ilişkin düzenlemenin yer aldığı, finansal sistemin ileri teknoloji ürünü hizmetleri sayesinde fonların çok kısa sürede birçok ülkeyi dolaşabildiği ve yasa dışı kaynağından hızla uzaklaşabildiği dikkate alınarak bu talebin ivedilik ve öncelikle karşılanmasını sağlamaya yönelik bir düzenlemenin (1) numaralı fıkradan sonra gelmek üzere (2) numaralı fıkra olarak metne eklenmesi suretiyle,

20 nci maddesi; Koordinasyon Kurulunun kendisini ilgilendiren kanun tasarı taslaklarını incelemesine açıklık getirilmesi amacıyla, (1) numaralı fıkrasına "Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin kanun" ibaresinden sonra gelmek üzere "taslakları ile" ibaresinin eklenmesi, (2) numaralı fıkrası, unvana göre sıralama yapılarak redaksiyona tabi tutulması suretiyle,

21 inci maddesi; yeterlik sınavında başarı gösteremeyenler ile dil belgesini yeterlik sınavını müteakip iki yıl içinde ibraz edemeyenlerin durumlarına uygun diğer kadrolara atanmasını öngören bir düzenlemenin (2) numaralı fıkranın sonuna eklenmesi suretiyle,

22 nci maddesi; madde başlığının redaksiyona tabi tutulması suretiyle,

23 üncü maddesi aynen,

24 üncü maddesi; doğru bir ifadelendirmeyi teminen (1) numaralı fıkranın (b) bendinde yer alan "Mali Suçları Araştırma Kurulu" ibarelerinden sonra gelmek üzere "Başkanlığı" ibaresinin eklenmesi suretiyle,

25 inci maddesi; madde başlığının redaksiyona tabi tutulması suretiyle,

26 ncı maddesi; (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin redaksiyona tabi tutulması suretiyle,

27 nci maddesi aynen,

28 inci maddesi; (1) numaralı fıkrası, Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin esas ve usullerin Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenmesini teminen "(d) ve (e) bendi" ibaresinden sonra gelmek üzere "19 uncu maddesinin ikinci fıkrası" ibaresinin eklenmesi suretiyle,

29, geçici 1, geçici 2 ve geçici 3 üncü maddeleri ile yürürlüğe ilişkin 30 ve yürütmeye ilişkin 31 inci maddeleri aynen,

kabul edilmiştir

Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.

 

 

Başkan

Başkanvekili

Sözcü

 

Sait Açba

M.Altan Karapaşaoğlu

Sabahattin Yıldız

 

Afyonkarahisar

Bursa

Muş

 

Kâtip

Üye

Üye

 

Mehmet Sekmen

Halil Aydoğan

Mehmet Zekai Özcan

 

İstanbul

Afyonkarahisar

Ankara

 

Üye

Üye

Üye

 

M. Mesut Özakcan

Ali Osman Sali

Ahmet İnal

 

Aydın

Balıkesir

Batman

 

(Ayrışık oy yazımız ektedir)

(Muhalefet şerhim ekli)

 

 

Üye

Üye

Üye

 

Osman Nuri Filiz

Muhsin Koçyiğit

Alaattin Büyükkaya

 

Denizli

Diyarbakır

İstanbul

 

 

(Karşı oy yazısı ektedir)

 

 

Üye

Üye

Üye

 

A. Kemal Kumkumoğlu

Birgen Keleş

Kemal Kılıçdaroğlu

 

İstanbul

İstanbul

İstanbul

 

(Ayrışık oy yazım ektedir)

(Karşı oy yazım ektedir)

(Ayrışık oy ektedir)

 

Üye

Üye

Üye

 

M. Mustafa Açıkalın

Bülent Baratalı

Selami Yiğit

 

İstanbul

İzmir

Kars

 

 

(Ayrışık oy yazısı ektedir)

(Ayrışık oy ektedir)

 

Üye

Üye

Üye

 

Mustafa Elitaş

Taner Yıldız

Mikail Arslan

 

Kayseri

Kayseri

Kırşehir

 

Üye

Üye

Üye

 

Muzaffer Baştopçu

Mustafa Ünaldı

Hasan Fehmi Kinay

 

Kocaeli

Konya

Kütahya

 

Üye

Üye

Üye

 

Mustafa Özyürek

Gürol Ergin

O. Seyfi Terzibaşıoğlu

 

Mersin

Muğla

Muğla

 

(Ayrışık oy yazısı ektedir)

(Ayrışık oy yazısı eklidir)

 

 

Üye

Üye

Üye

 

Osman Seyfi

İmdat Sütlüoğlu

Musa Uzunkaya

 

Nevşehir

Rize

Samsun

 

Üye

Üye

Üye

 

Sabahattin Cevheri

M.Ergun Dağcıoğlu

M.Akif Hamzaçebi

 

Şanlıurfa

Tokat

Trabzon

 

 

 

(Ayrışık oy yazısı ektedir)

 

AYRIŞIK OY

Tasarı ile MASAK denetim fonksiyonu ortadan kaldırılarak koordinasyon kurumuna dönüştürülmektedir. MASAK’ın, doğrudan denetim fonksiyonuna sahip olmadan koordinasyon fonksiyonunu gereğince yerine getirmesi mümkün bulunmamaktadır. Hâlihazırda da uygulanan eğitim, kimlik tespiti, şüpheli işlem bildirimi, bilgi ve belge verme yükümlülükleri, MASAK’ın bunlara ilişkin doğrudan hiçbir denetim yetkisi olmadan, gerektiği gibi yönetilemez ve geliştirilemez.

Dünya uygulamalarında MASAK’a tekabül eden birimlerin birçoğunda bu yetki bulunmaktadır. Bu nedenle MASAK bünyesinde doğrudan yükümlülük denetimi yetkisi olmalıdır.

Yükümlülüklerle ilgili denetim yetkisinin bununla ilgili olan denetim elemanı tanımının oldukça muğlak tutularak çok geniş bir kitleye yayılması da (eşgüdüm zorluğu, eğitimi ve ihtisaslaşmayı zorlaştırması gibi nedenlerle) bu denetimin yapılmasını ve bu denetimden beklenen faydayı engelleyeceği düşünülmektedir.

MASAK’a denetim yetkisi verilmemesi şu andaki kolluk kuvvetleri ve Maliye Bakanlığının işbirliği ile yürütülmekte olan çift yönlü aklamayı önleme ve aklama ile mücadele çalışmalarının ve buna ilişkin yapının önemli ölçüde sekteye uğraması ihtimalini yaratacaktır.

Oysa 4208 sayılı Kanunla getirilen sistemde yer alan MASAK’a ve bünyesinde görevlendirilen denetim elemanlarına inceleme ve soruşturma yetkisi veren sistemin aksayan yönleri de giderilerek işlevsel hale getirilmesi mümkün bulunmaktadır.

Karaparanın (Suç Gelirlerinin) aklanmasının önlenmesi ile ilgili söz konusu soruşturma ve incelemelerin Tasarı ile benimsenen anlayış uyarınca denetim elemanlarının incelemesi olmaksızın sadece Ceza Muhakemesi Kanununda Cumhuriyet Savcılarına tanınan yetkilerle yetinilerek başarıyla sonuçlandırılabileceğini de düşünmemek gerekir. Söz konusu soruşturma ve incelemeler karapara aklama tipolojileri ve eğilimleri konusundaki özel bilgi ve ihtisası bulunmayan çalışma ekipleriyle başarılı bir biçimde yürütülemez.

Mevcut kolluk ve adli sistemimizde, söz konusu suçlarla mücadele konusunda uzmanlaşmış ünitelerin oluşturulmamış olması da önemli bir handikaptır. Bu husus uluslar arası kuruluşlarca yazılan tüm raporlarda da eleştirilmektedir.

Tasarı yaklaştığı takdirde, bu suçların araştırılması ve soruşturması ile ilgili önemli bir sistem devreden tamamen çıkarılmakta, yerine de yeni ve ihtisasa dayalı bir sistem önerilmemekte, konu zaten iş yoğunluğu oldukça fazla bulunan Cumhuriyet Savcılıklarına havale edilmektedir.

MASAK’ın bu tür olaylarla ilgili ön süzgeç işlevi de sona erdirildiğinden, bu konu ile ilgili her türlü ihbar ve şikâyet (şüpheli işlem bildirimine dayalı olanlar hariç) direkt olarak ve herhangi bir ön inceleme ve araştırmaya tâbi olmadan Cumhuriyet Savcılıklarınca işleme konulacağından farklı ölçekte mağduriyetlerin de ortaya çıkabileceği düşünülmelidir.

Tasarı tarafından getirilen Şüpheli İşlem Bildirimlerinin (ŞİB) sayısının artırılmasına ve analizine ağırlık verilmesi yönünde bir stratejinin başarılı olması yükümlülük denetiminin oldukça iyi organize edilmesine ve bu denetimi gerçekleştirecek olan denetim elemanlarının seçimindeki isabete bağlıdır.

Yürürlükteki 4208 sayılı Kanunda olduğu halde bu Tasarıda yer verilmeyen, vazgeçilen MASAK’ın inceleme, denetim yetkileri gerçekte bu stratejinin uygulanma olanağını sadece güçlendirir. İnceleme yapılmasından vazgeçilerek sadece ŞİB’ne ağırlık verilmesi yönündeki bir strateji, aklama konusunda MASAK’ın resen inceleme yapmasını ve ciddi olayların üstüne gidebilmesini engellememelidir.

Ancak mevcut yasada yer alan MASAK’ın inceleme yapma yetkisi ortadan kaldırılırken tutarlı ve karapara aklama ile mücadelede etkin yeni bir sistemin de önerilmemesi, karapara aklama tipolojileri ve eğilimleri konusundaki özel bilgi ve ihtisası gerektiren söz konusu soruşturma ve incelemelerinin sadece Ceza Muhakemesi Kanununda Savcılara tanınan yetkiler çerçevesinde Cumhuriyet Savcılıklarına bırakılması önemli handikaplara neden olacaktır. Bu karaparanın aklanması ile mücadelede geriye gidiş anlamına gelmektedir.

MASAK’ın Tasarı ile vazgeçilen inceleme yetkisinin varlığı yalnızca alternatifleri artırır. MASAK’ın sistemde daha güçlü olarak kalmasına yardımcı olur.

Bu çerçevede:

Tasarıda geçen “denetim elemanı” kavramının açık bir biçimde tanımlanmaması (Madde: 2-e)

Yükümlülük denetimi sisteminin geçmiş tecrübeler ve uluslararası örnekler dikkate alınarak iyi bir şekilde düzenlenmemesi (Madde: 11),

Karaparanın (suç gelirlerinin) aklanması ile ilgili suçların soruşturulmasına ilişkin olarak mevcut 4208 sayılı Kanunda yer alan MASAK’ın inceleme yapma yetkisinin kaldırılması ve yerine de tam anlamıyla işleyecek tutarlı yeni bir sistem önerilmemesi (Madde: 19),

Tasarı ile MASAK bünyesinde de karapara aklama suçunun işlenip işlenmediğine ilişkin inceleme yapacak uzmanlaşmış bir grubun oluşturulması için herhangi bir düzenleme yapılmaması,

Tasarı ile karapara aklama suçunun önlenmesinde üstlendiği görevlerinden vazgeçerek sadece bir koordinasyon ve veri toplama birimi haline dönüşen, iş yükü azalan MASAK’a buna rağmen 61 adet ilave kadro tahsis edilmesi,

Tasarının karaparanın (suç gelirlerinin aklanması) aklanması ve terörizmin finans kaynakları ile mücadelede önemli zafiyetler taşımakta olması

nedenleriyle “Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı”na katılmıyoruz.

 

M. Akif Hamzaçebi

Kemal Kılıçdaroğlu

Birgen Keleş

 

Trabzon

İstanbul

İstanbul

 

A. Kemal Kumkumoğlu

M. Mesut Özakcan

Bülent Baratalı

 

İstanbul

Aydın

İzmir

 

Mustafa Özyürek

Gürol Ergin

 

 

Mersin

Muğla

 

 

AYRIŞIK OY

Uluslar arası boyutlarda uyuşturucu madde, silah ve insan kaçakçılığı, yolsuzluk ve dolandırıcılık gibi yüksek kazanç sağlayan suçların önüne geçilmesinde bilinen tedbirler yeterli olamamış, iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte yasadışı fonlar tüm dünyayı dolaşabilir hale gelmiştir. Bu nedenle karaparadan sağlanan suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele, ülkeler arası işbirliği ve dayanışmayı gerekli kılmıştır.

1991 yılında Mali Eylem Görev Grubu (Financial Action Task Force-FATF)’ın tavsiye kararları doğrultusunda, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı “Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun” ile “karapara” ve “karaparanın aklanması” suçları hukuk sistemimize girmiştir.

Bu çerçevede, 1996 yılında Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) kurulmuş ve MASAK, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi ve bu suçların takibi konusunda yetkili ve görevli kılınmıştır.

MASAK’ın kuruluşundan bu yana yaptıklarına bakacak olursak, karapara ile mücadelede etkili olduğu söylenemez. Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan’ın verdiği bilgilere göre; 2004 yılında MASAK’a 773, 2005 yılında da 852 dosya intikal etmiş, 2005 yıl sonu itibariyle bu dosyalarla ilgili Cumhuriyet Savcılıklarına 258 suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu dosyalara ilişkin mahkûmiyet kararı yoktur. MASAK’ın faaliyette olduğu 9 yıllık süreçte, ihbar sayısı 2 bin 638, şüpheli işlem bildirimi bin 704 olmuş, bin 426 dosya ön incelemeye alınmıştır. Oysa, karapara mücadele amacıyla benzeri kuruluşların oluşturulduğu Avrupa ülkelerinde yıllık şüpheli ihbar bildirimleri, bu rakamların kat kat üzerindedir.

Türkiye’nin de üyesi bulunduğu FATF; “karapara ile mücadelede uzmanlaşmış”, “özel savcılık ve özel kolluk güçlerine ve özel mahkemelere yardımcı olacak” etkin bir kurum önermektedir.

MASAK’ın faaliyete geçmesinin ardından, karapara suçları ile yakından bağlantılı uluslar arası terör suçlarında büyük artışlar görülmüş, MASAK’ın, karaparanın aklanması suçlarının yanı sıra, terör suçlarının finansmanı suçlarıyla mücadelede de etkin hale getirilmesi, ülkemizin de üye olduğu uluslar arası kuruluşlar tarafından defalarca istenmiştir.

Eğer karapara ile etkili mücadele istiyorsa, MASAK’a “inceleme” yetkisi verilmeli. MASAK bu görevini yaparken mutlaka Cumhuriyet Savcılıkları ve kolluk kuvvetleriyle birlikte çalışacak bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Ancak; yapılan değişikliklerle MASAK, bırakalım terörün finansmanı gibi uluslar arası zeminde yüzlerce yöntem kullanan organize suç örgütleri ile mücadele etmeyi, “karapara ile mücadele” görevinden de feragat etmiştir.

Toplumun ekonomik, siyasi, sosyolojik ve ahlaki gelişimini korumak açısından hayati önem taşıyan yolsuzluk, karapara ve terörün finansmanı gibi suçlarla mücadele, uluslararası çapta başlı başına ele alınması gereken, uzmanlık ve süreklilik gerektiren çok yönlü bir konudur.

Bu suçlarla mücadele eden ülkeler, MASAK benzeri kuruluşları, Savcılık ve kolluk kuvvetleriyle organize biçimde çalışan “ayrı ve bağımsız” birimler olarak hayata geçirmişlerdir.

Tasarıyla Maliye Bakanlığına bağlı bir birim olarak çalışması öngörülen MASAK’ın, bu niteliğiyle karapara ile mücadelede etkin olması beklenemez.

Kaldı ki; hükümetten gelen tasarı, alt komisyonda bütün eleştirilerimize rağmen değiştirilmiş, MASAK’ın görev ve yetkileri tırpanlanmış, Kurum, karapara ile mücadelede olduğundan da geri bir noktaya götürülmüştür.

“Cumhuriyet Savcılarının bütün dosyaları MASAK’a havale ettiğini”, bu nedenle “iş yükünün altından kalkılamayacak boyutlara geldiğini”, “dosyaların büyük bölümünün zamanaşımına uğradığını” gerçekleriyle MASAK’ın “ön inceleme yapma” yetkisinden vazgeçilmiş, Kurum böylelikle sadece “yükümlülerin incelemesini” yapacak bir “Koordinasyon Kurumu” na dönüştürülmüştür.

Tasarının hükümetten gelen biçiminde; MASAK’ın Maliye Bakanlığına bağlı daha “özerk” bir yapılanma öngörülmüş, Kurumun; Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu ve Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığından oluşması; Ana Hizmet Birimleri içinde “Düzenleme Daire Başkanlığı, Uluslar Arası İlişkiler Daire Başkanlığı, Veri Yönetimi ve Değerlendirme Daire Başkanlığı, Denetim ve Eğitim Daire Başkanlığı birimlerinin yer alması düzenlenmiştir. Ancak, Plan Bütçe Komisyonunda yapılan düzenlemelerle, MASAK’ın teşkilat yapılanmasına ilişkin 16 madde tasarıdan çıkarılmıştır.

Komisyonda yapılan düzenlemelerle MASAK öyle geri bir noktaya götürmüştür ki; bu biçimiyle tasarı; hükümetin sunduğu tasarının gerekçeleriyle de bağdaşmaz hale gelmiştir.

MASAK böylece, suç gelirlerinin takip edilmesi ve soruşturulmasına yardımcı bir kurum olmaktan çıkarılarak, karapara ile ilgili “politika hazırlamak”, “strateji geliştirmek”, “bilgi alış verişinde bulunmak” gibi görevlerle yükümlü bir Koordinasyon Kuruluna dönüştürülmüştür.

Uluslar arası bir nitelik kazanan ve yüzlerce farklı yöntem kullanan karapara ile ilgili suçların takibinin özel bir uzmanlık gerektirdiği açıktır. MASAK, faaliyette bulunduğu 9 yılı aşkın sürede, karapara ve bunların takibine ilişkin uzmanlaşmaya gidememiş, Kuruma yapılan ihbarların niteliğine göre, farklı kuruluşlardan sağladığı denetim elemanları ile çalışmaları yürütmüştür.

Karapara ile mücadelede Cumhuriyet Savcılarına yardımcı olacak biçimde uzmanlaşması, hatta bu konuda kolluk kuvvetlerine eğitim vermesi beklenen Kurumun bu zafiyeti, tasarı ile de giderilememiştir. Kurumun görev alanında daralmaya gidilmesine karşın, 61 kadro ilave edilmiş, “uzman” sayısı 19 ile sınırlı kalmıştır. Ancak, kadro ilaveleriyle, tasarının ilk biçiminde yer alan ancak daha sonra metinden çıkarılan, “daire başkanı” ve “şube müdürü” gibi unvanlar fiilen hayata geçilmiştir.

Tasarının ana gerekçelerinden biri de terörün finansmanı suçunun düzenlenmesidir. Ancak, bu suçlara ilişkin 25. madde, TBMM’ye sevk edilen ve halen AdaletKomisyonunda oluşturulan alt komisyonda görüşülen terörle mücadele yasası ile daha geniş kapsamlı olarak düzenlendiğinden, bu tasarıda ayrıca yer almasına gerek kalmamıştır.

MASAK’ın kuruluş amacına uygun olarak işleyişinde önemli yer tutan şüpheli işlem bildirimi yapmakla yükümlü kılınanların kapsamının geniş tutulmasının yanı sıra, “Denetim elemanlarının niteliği”, “şüpheli işlemlerin kapsam, tanım, tutar ve yükümlüler tarafından bildirimi”, “yükümlülerin kimlik tespitine ilişkin yetkileri”, “yükümlülerin denetimi” gibi konuların Maliye Bakanlığının çıkaracağı yönetmeliklere bırakılması da çok büyük eksikliktir.

Tasarıya göre, yükümlüler, pek çok şüpheli işlem bildirimine ilişkin belge ve bilgileri 8 yıl süreyle saklamakla görevli olacaklardır. Bu bilgi ve belgelere ilişkin getirilen “sınırsız gizlilik”, Maliye Bakanlığı Merkez Teşkilatı içerisinde yer alan MASAK’ı kötü niyetli siyasi kullanımlara da açık hale getirecektir.

Tasarıyla getirilen düzenlemelerle MASAK, suç gelirleriyle mücadele ve takipte daha da etkisiz kılınmış ve geriye götürülmüştür.

Saydığımız gerekçelerle tasarının tümüne karşı olduğumuzu bildiririz.

 

                       

Selami Yiğit

Muhsin Koçyiğit

 

 

Kars

Diyarbakır

 

MUHALEFET ŞERHİ

Hükümet Tasarısında yer alan “Kurum-Kurul-Başkanlık” sisteminden vazgeçilerek, Maliye Bakanlığının bir iç birimi olan ve isimdeki içeriğe sahip olmayan “Kurul Başkanlığı” yapılanmasının “amaç” açısından uygun olmadığı,

“Kurul” olmadığı halde, isimde “Kurul” ibaresinin yer almasının uygun olmadığı,

Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı personeline, Maliye Bakanlığının diğer personeline göre ilave ödeme yapılmasının isabetli olmadığı,

4208 sayılı Kanunun kalan hükümlerinin ilgili kanunlara aktarılarak tamamen yürürlükten kaldırılması gerektiği,

görüşündeyim.

Ali Osman Sali

          Balıkesir


HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METİN

MALİ SUÇLARI ARAŞTIRMA KURUMUNUN TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ İLE

SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ HAKKINDA

KANUN TASARISI

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1- Bu Kanunun amacı, Mali Suçları Araştırma Kurumunun teşkilat, görev ve yetkileri ile suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Tanımlar

MADDE 2- Bu Kanunda geçen;

a) Bakanlık: Maliye Bakanlığını,

b) Bakan: Maliye Bakanını,

c) Kurum: Mali Suçları Araştırma Kurumunu,

d) Koordinasyon Kurulu: Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulunu, 

e) Başkanlık: Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığını,

f) Başkan: Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanını,

g) Yükümlü: Bankacılık, sigortacılık, bireysel emeklilik, sermaye piyasaları, ödünç para verme ve diğer finansal hizmetler ile posta ve taşımacılık, talih ve bahis oyunları alanında faaliyet gösterenler; döviz, gayrimenkul, değerli taş ve maden, mücevher, nakil vasıtası, iş makinesi, tarihi eser, sanat eseri ve antika ticareti ile iştigal edenler veya bu faaliyetlere aracılık edenler ile noterler ve spor klüplerini ve Bakanlar Kurulunca belirlenen diğer alanlarda faaliyet gösterenleri,

h) Denetim elemanı: Yükümlüler nezdinde herhangi bir kanunla verilmiş inceleme ve denetim yetkisine sahip olanları,

i) Aklama suçu: 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinde düzenlenen suçu,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Mali Suçları Araştırma Kurumu

Kurum

MADDE 3- Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi konusunda faaliyet göstermek üzere, Maliye Bakanlığına bağlı Mali Suçları Araştırma Kurumu kurulmuştur. Kurum, kısaca "MASAK" olarak adlandırılır.

Mali Suçları Araştırma Kurumu; Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu ile Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığından oluşur. Başkanlık doğrudan Bakana bağlıdır.

Kurumun görev ve yetkileri

MADDE 4- Kurumun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi amacıyla politika hazırlamak ve uygulama stratejileri geliştirmek, bu amaçla kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak, ortak çalışmalar yapmak, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak,

b) Belirlenen politikalar çerçevesinde kanun, tüzük ve yönetmelik taslakları hazırlamak, bu Kanun ile buna ilişkin Bakanlar Kurulu kararlarının uygulanması konusunda düzenlemeler yapmak,

c) Suç gelirlerinin aklanması alanındaki gelişmeler ile aklama suçunun önlenmesi ve ortaya çıkarılmasına yönelik yöntemler konusunda araştırmalar yapmak,

d) Suç gelirlerinin aklanmasını önlemek amacıyla sektörel çalışmalar yapmak, önlemler geliştirmek ve uygulamayı izlemek,

e) Kamuoyu duyarlılığı ve desteğini artırmaya yönelik çalışmalar yapmak,

f) Gerekli verileri toplamak, analiz etmek ve değerlendirmek,

g) Değerlendirme sürecinde gerek duyulduğunda ilgili birimlerden kendi görev alanlarında inceleme ve araştırma yapılması talebinde bulunmak,

h) Aklama suçunun işlendiğine dair ciddi şüphelerin mevcut olması durumunda konuyu Cumhuriyet savcılığına veya diğer yetkili mercilere intikal ettirmek,

i) Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında yükümlülük denetimi yapılmasını sağlamak,

j) Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi istemek,

k) Bilgi ve ihtisasına ihtiyaç duyulması halinde, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların Başkanlık bünyesinde geçici olarak görevlendirilmelerini talep etmek,

l) Uluslararası ilişkileri yürütmek, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak,

m) Yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla bilgi ve belge değişiminde bulunmak, bu amaçla mutabakat muhtırası imzalamak.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu

Koordinasyon Kurulu

MADDE 5- Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin kanun ve Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girecek yönetmelik taslaklarını değerlendirmek ve uygulamayla ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon sağlamak üzere Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur.

Koordinasyon Kurulu; Maliye Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında, Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanı, Gelir İdaresi Başkanı, İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürü, Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İşler Genel Müdürü, Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürü, Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürü, Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürü, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkan Yardımcısı, Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcısı ve Merkez Bankası Başkan Yardımcısından oluşur.

Görüş ve bilgilerine gerek duyulan kurum ve kuruluşların temsilcileri oy hakkı olmaksızın Koordinasyon Kuruluna çağrılabilir.

Koordinasyon Kurulu yılda en az iki defa toplanır.

Koordinasyon Kurulunun çalışmaları için yapılacak giderler Kurum bütçesine konulacak ödeneklerden karşılanır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığı

Başkanlık teşkilatı

MADDE 6- Başkanlık teşkilatı; ana hizmet, danışma ve yardımcı hizmet birimlerinden oluşur. Başkanlık teşkilatı ekli (I) sayılı cetvelde gösterilmiştir.

Başkan

MADDE 7- Başkan, Başkanlığın en üst yöneticisi olup görev ve yetkileri şunlardır:

a) Başkanlığı mevzuata, hükümet programına ve Bakanlar Kurulunca belirlenen politika ve stratejilere uygun olarak yönetmek,

b) Başkanlığın görev alanına giren hususlarda politika ve strateji geliştirmek, bunlara uygun olarak yıllık amaç ve hedefler oluşturmak, performans ölçütleri belirlemek, Kurum bütçesini hazırlamak, gerekli yasal ve idari düzenleme çalışmalarını yapmak, belirlenen stratejiler, amaçlar ve performans ölçütleri doğrultusunda uygulamayı koordine etmek, izlemek ve değerlendirmek,

c) Başkanlığın faaliyet ve işlemlerini denetlemek, yönetim sistemlerini gözden geçirmek, organizasyon yapısı ve yönetim süreçlerinin etkinliğini gözetmek ve geliştirilmesini sağlamak,

d) Faaliyet alanına giren konularda diğer kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği ve koordinasyonu sağlamak,

e) Başkanlığın görev alanına giren konularda uluslararası bilgi değişimini teminen yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla mutabakat muhtıralarını imzalamak.

Başkan yardımcıları

MADDE 8- Başkana yardımcı olmak üzere iki Başkan yardımcısı atanabilir. Başkan yardımcıları Başkana karşı sorumludur.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Ana Hizmet Birimleri

Ana hizmet birimleri

MADDE 9- Başkanlığın ana hizmet birimleri şunlardır:

a) Düzenleme Daire Başkanlığı,

b) Uluslararası İlişkiler Daire Başkanlığı,

c) Veri Yönetimi ve Değerlendirme Daire Başkanlığı,

d) Denetim ve Eğitim Daire Başkanlığı.

Düzenleme Daire Başkanlığı

MADDE 10- Düzenleme Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine yönelik politika ve stratejiler geliştirmek,

b) Belirlenen politikalar çerçevesinde kanun, tüzük ve yönetmelik tasarı ve taslaklarını hazırlamak,

c) Bu Kanun ile Kanunun tatbikine ilişkin Bakanlar Kurulu kararlarının uygulanması konusunda düzenlemeler yapmak,

d) Diğer kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak,

e) Koordinasyon Kurulunun sekretarya hizmetlerini yürütmek,

f) Başkanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak. 

Uluslararası İlişkiler Daire Başkanlığı

MADDE 11- Uluslararası İlişkiler Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Kurumun faaliyet alanı ile ilgili olarak diğer ülke kurum ve kuruluşlarıyla ve uluslararası kuruluşlarla ilgili işlemleri yürütmek, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak, Kurumun bu kuruluşlarla yapacağı müzakereleri koordine etmek,

b) Kurumun faaliyet alanı ile ilgili olarak uluslararası düzenlemeleri takip etmek, Kurumun ve diğer kurum ve kuruluşların kullanımına sunmak,

c) Diğer kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak,

d) Yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla bilgi ve belge değişiminde bulunmak, bu amaçla imzalanacak mutabakat muhtıralarına ilişkin çalışmaları yürütmek,

e) Başkanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak. 

Veri Yönetimi ve Değerlendirme Daire Başkanlığı

MADDE 12- Veri Yönetimi ve Değerlendirme Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Kanun kapsamında gerekli bilgileri toplamak ve bildirimleri almak, analiz etmek ve değerlendirmek,

b) Başkanlığın görev alanına giren işlemlerin hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesi için gerekli bilgi işlem sistemlerini kurmak, yönetmek, güvenliğini sağlamak ve bilişim faaliyetlerini yürütmek,

c) Kurumun amaç ve ihtiyaçlarına uygun veri tabanları oluşturmak ve teknolojik gelişmelere uygun bir şekilde geliştirmek, yazılım ve donanım alt yapısı ile ilgili tüm işleri koordine etmek ve yürütmek,

d) Diğer kurum ve kuruluşların bilgi işlem sistemlerine erişim konusunda gerekli çalışmaları yürütmek, yükümlülerce düzenlenecek belge ve formları hazırlamak,

e) Suç gelirlerinin aklanması alanındaki gelişmeleri takip ederek tipolojiler oluşturmak, aklama suçunun önlenmesi ve ortaya çıkarılmasına yönelik analiz yöntemleri geliştirmek,

f) Başkanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.

Denetim ve Eğitim Daire Başkanlığı

MADDE 13- Denetim ve Eğitim Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Bu Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında yükümlüler nezdinde yapılacak denetimlerle ilgili olarak yıllık denetim planını hazırlamak ve denetimleri koordine etmek,

b) Yükümlülük denetimi yapılması için denetim birimlerinden talepte bulunmak,

c) Denetim sonuçlarını izlemek, değerlendirmek, denetimlerin etkinlik ve verimliliğini artırıcı tedbirler almak,

d) Yükümlülerin suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi alanındaki düzenlemelere uyumunu sağlamak amacıyla eğitim planları hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek,

e) Yükümlülerce uygulanacak eğitim programlarının amaca uygunluğu ve etkinliğini sağlamak amacıyla önerilerde bulunmak, bu amaçla yükümlülerle ve mesleki kuruluşlarla  işbirliği yapmak,

f) Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi alanındaki ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve uygulamalar konusunda, diğer kurumlar nezdinde yürütülecek eğitim faaliyetlerini koordine etmek, 

g) Başkanlık teşkilatının hizmet içi eğitim planlarını hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek,

h) Suç gelirlerinin aklanmasını önlemek amacıyla sektörel çalışmalar yapmak, bu suretle risk alanlarını tespit etmek, önlemler geliştirilmesi ve uygulamanın izlenmesi konusunda önerilerde bulunmak,

i) Kamuoyu duyarlılığı ve desteğini artırmaya yönelik çalışmalar yapmak,

j) Başkanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.

ALTINCI BÖLÜM

Danışma Birimleri

Danışma birimleri

MADDE 14- Başkanlığın danışma birimleri şunlardır:

a) Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı,

b) Hukuk Müşavirliği,

c) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği.

Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı

MADDE 15- Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinde belirtilen mali hizmetleri yerine getirmek,

b) Ulusal kalkınma strateji ve politikaları, yıllık program ve hükümet programı çerçevesinde Başkanlığın orta ve uzun vadeli politika ve stratejilerini belirlemek, amaçlarını oluşturmak üzere gerekli çalışmaları yapmak,

c) Başkanlığın görev alanına giren konularda performans ve kalite ölçütleri geliştirmek ve bu kapsamda verilecek diğer görevleri yerine getirmek,

d) Başkanlık bütçesini stratejik plana ve yıllık hedeflere göre hazırlamak; Başkanlık faaliyetlerinin bunlara uygunluğunu izlemek ve değerlendirmek, Başkanlığın yönetimi ile hizmetlerin geliştirilmesi ve performansla ilgili bilgi ve verileri toplamak, analiz etmek, yorumlamak ve yıllık faaliyet raporlarını hazırlamak,

e) Üst yönetimin iç denetime yönelik işlevinin etkililiğini ve verimliliğini artırmak için gerekli hazırlıkları yapmak,

f) Başkanlığın görev alanına giren konularda, hizmetleri etkileyecek dış etkenleri incelemek, kurum içi kapasite araştırması yapmak, hizmetlerin etkililiğini ve tatmin düzeyini analiz etmek ve genel araştırmalar yapmak,

g) Yönetim bilgi sistemlerine ilişkin hizmetleri yerine getirmek,

h) Başkanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.

Hukuk Müşavirliği

MADDE 16- Hukuk Müşavirliğinin görevleri şunlardır:

a) 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanun hükümlerine göre adli ve idari davalarda gerekli bilgileri hazırlamak, taraf olduğu idari davalarda başkanlığı temsil etmek veya Başkanlıkça hizmet satın alma yoluyla temsil ettirilen davaları takip ve koordine etmek,

b) Başkanlığın menfaatlerini koruyucu, anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında almak, anlaşma ve sözleşmelerin bu esaslara uygun olarak yapılmasına yardımcı olmak,

c) Başkanlıkça hazırlanan veya diğer kurumlar tarafından gönderilen kanun, tüzük ve yönetmelik tasarı ve taslakları ile diğer hukuki konular hakkında görüş bildirmek,

d) Başkanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

MADDE 17- Basın ve halkla ilişkiler ve tanıtım faaliyetlerini planlamak ve bu faaliyetlerin belirlenecek usul ve ilkelere göre yürütülmesini sağlamak, 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununa göre yapılacak bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru bir şekilde sonuçlandırmak üzere basın ve halkla ilişkiler müşaviri görevlendirilebilir.

YEDİNCİ BÖLÜM

Yardımcı Hizmet Birimi

Yardımcı hizmet birimi

MADDE 18- Başkanlığın yardımcı hizmet birimi İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığıdır.

İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı

MADDE 19- İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Başkanlığın insan gücü politikası ve planlaması konusunda çalışmalar yapmak ve tekliflerde bulunmak,

b) Başkanlık personelinin atama, nakil, sicil, terfi, ücret, emeklilik ve benzeri özlük işlemlerini yürütmek,

c) Başkanlığın ihtiyacı olan her türlü satın alma, kiralama, yapım, bakım ve onarım,  sağlık ve benzeri idarî ve malî hizmetleri yürütmek,

d) Genel evrak ve arşiv hizmetlerini yürütmek,

e) Kütüphane ve dokümantasyon hizmetlerini yürütmek,

f) Başkanlığın sivil savunma ve seferberlik hizmetlerini planlamak ve yürütmek,

g) Kurumun iç ve dış güvenlik hizmetlerini yürütmek,

h) Başkanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Personel Rejimi

Atama

MADDE 20- Başkanlıkta, başkan yardımcıları ve daire başkanları Başkanın önerisi üzerine Bakan tarafından atanır. Bunlar dışında kalan personelin atamaları ise Başkan tarafından yapılır.

Başkanlığa, başkan yardımcılığına ve daire başkanlığına atanacaklarda; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) fıkrasının (1), (4), (5), (6) ve (7) numaralı bentleri ile 68 inci maddesinde belirtilen şartlara ilave olarak, en az dört yıllık eğitim veren yüksek öğretim kurumlarının hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak şartı aranır.

Başkanlık teşkilatında görevlendirilecek personelin atanma ve görevde yükselme usul ve esasları Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Mali suçları araştırma uzmanı ve uzman yardımcısı

MADDE 21- Başkanlıkta mali suçları araştırma uzmanı ve uzman yardımcısı istihdam edilir. Mali suçları araştırma uzman yardımcılığına atanabilmek için 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde sayılan şartlara ilave olarak aşağıdaki nitelikler aranır:

a) En az dört yıllık eğitim veren yüksek öğretim kurumlarının hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak,

b) Meslek ve yabancı dil konularında yapılacak özel yarışma ve yeterlik sınavlarında başarılı olmak,

c) Sınavın yapıldığı tarihte otuz yaşını doldurmamış olmak.

Mali suçları araştırma uzman yardımcıları en az üç yıl fiilen çalışmak, her yıl olumlu sicil almak, yapılacak yeterlik sınavında başarılı olmak ve Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az (B) düzeyinde ya da muadili sınavlardan buna tekabül eden puana sahip olmak kaydıyla mali suçları araştırma uzmanı olarak atanırlar.

Mali suçları araştırma uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve sorumlulukları ile mesleğe alınma, meslekte yükselme, çalışma usul ve esaslarına ilişkin hususlar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Yükümlülükler ve Bilgi Değişimi

Kimlik tespiti

MADDE 22- Yükümlüler, nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorundadır.

Kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Başkanlık yetkili olup, kimlik tespitini gerektiren işlem türleri, bunların parasal sınırları ve konuyla ilgili diğer usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Şüpheli işlem bildirimi

MADDE 23- Yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin yükümlüler tarafından Başkanlığa bildirilmesi zorunludur.

Yükümlüler, Başkanlığa şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğuna ilişkin olarak, yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanlarına ve yargılama sırasında mahkemelere verilen bilgiler dışında, işleme taraf olanlar dahil olmak üzere hiç kimseye bilgi veremezler.

Eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri ile diğer tedbirler

MADDE 24- Yükümlüler, bu Kanunun amacına uygun olarak eğitim, iç denetim,  kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturmak ve bu Kanunla getirilen yükümlülüklere uyumu sağlamak üzere gerekli yetki ile donatılmış idari düzeyde görevli tayini de dahil gereken tedbirleri almak zorundadır.

Bu maddenin uygulanmasında yükümlüleri, alınacak tedbirler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Başkanlık yetkilidir.

Devamlı bilgi verme

MADDE 25- Yükümlüler taraf oldukları veya aracılık ettikleri, Bakanlıkça belirlenecek tutarı aşan işlemleri Başkanlığa bildirmek zorundadırlar.

Devamlı bilgi verme kapsamındaki işlem türleri, bilgilerin ne şekilde ve hangi sürelerde verileceği, kapsam dışında tutulacak yükümlüler ile uygulamaya ilişkin diğer usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak yükümlüler dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşlardan da Başkanlığa devamlı bilgi vermeleri istenebilir. Kimlerin, hangi usul ve esaslara göre devamlı bilgi vereceği yönetmelikle belirlenir.

Bilgi ve belge verme

MADDE 26- Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar, Başkanlık ve denetim elemanları tarafından istenilecek her türlü bilgi, belge ve bunlara ilişkin her türlü ortamdaki kayıtları, bu kayıtlara erişimi sağlamak veya okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri tam ve doğru olarak vermek ve gerekli kolaylığı sağlamakla yükümlüdür. 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Kanun ve özel kanunlar gereğince ilgili kurumlarca alınan mal bildirimleri de bu madde kapsamındaki belgelerden sayılır.

Yukarıdaki fıkraya göre talepte bulunulanlar savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar.

Muhafaza ve ibraz

MADDE 27- Yükümlüler, bu Kanunla getirilen yükümlülüklere ve işlemlerine ilişkin her türlü ortamdaki; belgeleri düzenleme tarihinden, defter ve kayıtları son kayıt tarihinden, kimlik tespitine ilişkin belgeleri ise son işlem tarihinden itibaren on yıl süreyle muhafaza ve istenmesi halinde yetkililere ibraz etmekle yükümlüdür.

Erişim sistemi

MADDE 28- Kanunları veya faaliyet konuları gereğince, ekonomik olaylara, servet unsurlarına, vergi mükellefiyetlerine, nüfus bilgilerine ve yasa dışı faaliyetlere ilişkin kayıt tutan, kamu sermayeli ticaret bankaları hariç kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşların bilgi işlem sistemlerine Bakanlık ve ilgili Bakanlığın veya kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşların yetkili organlarının birlikte belirleyeceği usul ve esaslar dahilinde Başkanlıkça erişim sistemi kurulabilir.

Yükümlülerin korunması

MADDE 29- Bu Kanun gereğince yükümlülüklerini yerine getiren gerçek ve tüzel kişiler hiçbir şekilde hukuki ve cezai bakımdan sorumlu tutulamaz.

Özel kanunlarda hüküm bulunsa dahi şüpheli işlem bildiriminde bulunanlara dair, mahkeme dışında, üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara bilgi verilemez. Bu kişilerin kimliklerinin saklı tutulması ve güvenliklerinin sağlanması için mahkemece gerekli önlemler alınır.

Yükümlülük denetimi

MADDE 30- Bu Kanun ve ilgili mevzuatla getirilen yükümlülüklerin denetimi, denetim elemanı vasıtasıyla yerine getirilir.

Başkanlık, yükümlüler nezdinde münferiden veya bir denetim programı kapsamında yükümlülük denetimi yapılmasını ilgili birimden talep edebilir.

Yükümlülük denetimiyle görevlendirilen denetim elemanları, bu Kanun kapsamında kamu kurum ve kuruluşları da dahil gerçek ve tüzel kişilerden ve tüzel kişiliği olmayan kuruluşlardan her türlü bilgi, belge ve kanuni defterleri istemeye ve bunlar nezdinde her türlü evrak ve kayıtları incelemeye, ilgililerden yazılı ve sözlü bilgi almaya yetkili olup ayrıca diğer kanunların kendilerine verdiği yetkileri de kullanır.

Denetim elemanları, kendi görev alanlarına ilişkin olarak kurumlarınca verilen görevleri yaparken tespit ettikleri yükümlülük ihlallerini Başkanlığa bildirir.

Uluslararası bilgi değişimi

MADDE 31- Başkanlığın görev alanına giren konularda uluslararası bilgi değişimini teminen yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla uluslararası andlaşma niteliğinde olmayan mutabakat muhtıraları imzalamaya ve imzalanan mutabakat muhtıralarını değiştirmeye Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanı yetkili olup, imzalanacak mutabakat muhtıraları ve değişiklikleri Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girer.

ONUNCU BÖLÜM

Cezalar, Elkoyma ve Kararların Bildirimi

Yükümlülük ihlalinde idari ceza

MADDE 32- Bu Kanunun 22, 23, 24 ve 25 inci maddelerinde yer alan yükümlülüklerden herhangi birini ihlal eden yükümlülere Başkanlıkça onbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. Yükümlünün banka, özel finans kurumu, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, finansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu veya yetkili müessese olması halinde, idari para cezası üç kat olarak uygulanır.

Bu Kanunun 22 ve 23 üncü maddelerinde yer alan yükümlülüklere uyulmaması durumunda yükümlülüğü yerine getirmeyen görevliye de ayrıca beşbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

İdari para cezalarının verilmesini gerektiren fiillerin tekrarı halinde, para cezası iki kat, ikinci ve müteakip tekrarlarda üç kat olarak uygulanır. Bu cezaların verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde idari para cezası verilmesini gerektiren aynı fiil işlenmediği takdirde önceki fiiller artırımlı ceza uygulamasında dikkate alınmaz.

Yükümlülüğün ihlal edildiği takvim yılını takip eden yılın başından itibaren beş yıl geçtikten sonra idari para cezası verilemez.

Bu madde ile ilgili diğer usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yükümlülük ihlalinde adli ceza

MADDE 33- Bu Kanunun 26 ve 27 nci maddelerindeki yükümlülükleri ihlal eden kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Bu suç dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Başkası hesabına işlem yapıldığının beyan edilmemesi

MADDE 34- Yükümlüler nezdinde veya aracılığıyla yapılacak kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmediği takdirde altı aydan bir yıla kadar hapis veya beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Gümrük idaresine yapılacak açıklama

MADDE 35- Türk parası, döviz veya bunlarla ödemeyi sağlayan belgeleri yurt dışına çıkaran veya yurda getiren yolcular, gümrük idaresinin talebi üzerine bunlarla ilgili olarak tam ve doğru açıklama yapmakla mükelleftir.

Yetkililerce talep edildiği halde herhangi bir açıklama yapılmaması veya yanlış ya da yanıltıcı açıklama yapılması halinde, yolcu beraberindeki değerler gümrük idaresi tarafından muhafaza altına alınır. Gümrük idaresince, açıklamada bulunmayan yolculara taşıdıkları değerin, tutar konusunda gerçeğe aykırı açıklamada bulunan yolculara ise taşıdıkları değer ile açıkladıkları değer arasındaki farkın onda biri kadar idari para cezası kesilir. Ayrıca durum şüpheli sayılarak Başkanlığa bildirilmekle birlikte ilgili diğer mercilere de intikal ettirilir. Binbeşyüz Yeni Türk Lirasına kadar olan farklar için bu fıkra hükmü uygulanmaz.

Muhafaza altına alınan değerlerin aklama veya terörün finansmanı amacıyla nakledilmeye çalışıldığı yönünde ciddi şüphe veya delil bulunması halinde söz konusu değerlere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunundaki usule göre elkonulabilir.

Elkoyma

MADDE 36- Aklama suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunan hallerde Ceza Muhakemesi Kanunundaki usule göre malvarlığı değerlerine elkonulabilir.

Kararların bildirimi

MADDE 37- Aklama suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya düzenlenen iddianamenin, kovuşturma sonucunda verilen hükmün ve bu Kanunun 36 ncı maddesine göre verilen elkoyma kararının bir örneği izleyen ayın sonuna kadar ilgili Cumhuriyet savcılıkları ve mahkemelerce Başkanlığa gönderilir.

ONBİRİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

MADDE 38- Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına ait ekli (I) sayılı listede gösterilen kadrolar iptal edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvelin Maliye Bakanlığına ait bölümünden çıkarılmış ve ekli (II) sayılı listede gösterilen kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı Cetvele "Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığı" bölümü olarak eklenmiştir.

MADDE 39- a) 13/12/1983 tarihli ve 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin (r) bendi, 8 inci maddesinin (f) bendi ile 14 ve 33 üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmış, 35/A maddesine "e) Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığı"  bendi,

b) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvele "57- Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığı" ibaresi, 

c) 23/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanuna ekli (II) sayılı cetvelin "Müsteşar ve Yardımcıları (Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri ve Yardımcıları dahil)" ibaresinden sonra gelmek üzere "Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanı" ibaresi,

eklenmiştir.

MADDE 40- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun;

a) Ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin "I-Genel İdare Hizmetleri Sınıfı" bölümünün (d) bendine "Müsteşar yardımcıları ve genel müdürler" ibaresinden sonra gelmek üzere "Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanı" ibaresi eklenmiştir.

b) Ekli (II) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin 2 nci bölümünde "Genel Müdür Yardımcısı" ibaresinden sonra gelmek üzere "Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkan Yardımcısı", "Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Daire Başkanı" ibaresinden sonra gelmek üzere "Mali Suçları Araştırma Kurumu Daire Başkanı" ibaresi eklenmiştir.

c) Ekli (IV) sayılı Makam Tazminatı cetvelinin 5 inci sırasının (c) bendindeki, "Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkan Yardımcısı" ibaresi, "Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkan Yardımcıları ve Daire Başkanları" olarak değiştirilmiştir.

MADDE 41- 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Kanuna 7 nci maddesinden sonra gelmek üzere 7/A maddesi eklenmiştir.

"Terörün Finansmanı Suçu

MADDE 7/A- Her kim tümüyle veya kısmen terör eylemlerinin gerçekleştirilmesinde kullanılması niyetiyle veya kullanılacağını bilerek, doğrudan veya dolaylı olarak fon sağlar veya toplarsa, fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca bir yıldan beş yıla kadar hapis ve yüzelli günden binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Fon, terör eylemlerinde kullanılmasa dahi fail aynı şekilde cezalandırılır.

Bir tüzel kişiliğin hukuken veya fiilen yönetiminden veya denetiminden sorumlu bir kişinin bu sıfatıyla yukarıda belirtilen fiilleri işlemesi halinde, fiili gerçekleştirenler aynı şekilde cezalandırılmakla birlikte tüzel kişiler hakkında da bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Bu maddenin birinci fıkrasında geçen fon; para veya değeri para ile temsil edilebilen her türlü mal, hak, alacak, gelir ve menfaat ile bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değeri ifade eder."

MADDE 42- a) 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunun 1, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 12 nci maddeleri ile 2 nci maddesinin (a), (b), (d) ve (e) bentleri, 13 ve 15 inci maddelerinin birinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

b) Diğer mevzuatta yer alan "karapara" ibaresinden "suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri", "karapara aklama suçu" ibaresinden "aklama suçu" anlaşılır.

Yönetmelikler

MADDE 43- Bu Kanunun 2 nci maddesinin (g) ve (h) bendi ile 5, 22, 23, 25, 26, 30, 34 ve 35 inci maddelerinde belirtilen hususlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca, Kanunun yayım tarihini izleyen altı ay içinde çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.

Maktu tutarların artırımı

MADDE 44- Bu Kanunda yer alan veya ilgili mevzuata göre belirlenen maktu tutarlar her yılın başından geçerli olmak üzere, bir önceki yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Hesaplamalarda on Yeni Türk Lirasına kadar olan tutarlar dikkate alınmaz.

GEÇİCİ MADDE 1- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı kadrolarında bulunan personel Kurumdaki aynı unvan ve kadrolara atanmış sayılır.

Kurumun teşkilat ve kuruluşu, bu Kanun esaslarına göre yeniden düzenleninceye kadar Kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki mevcut kadroların kullanımına devam olunur.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığında görev yapan diğer personel, hiçbir işleme gerek kalmaksızın Mali Suçları Araştırma Kurumunda aynı usulle görevlendirilmiş sayılır.

GEÇİCİ MADDE 2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce başlatılmış araştırma ve incelemeler 4208 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerle belirlenen usul ve esaslara göre yürütülür. Bu incelemeler en geç 31/12/2005 tarihine kadar sonuçlandırılır.

GEÇİCİ MADDE 3- Bu Kanunda öngörülen düzenlemeler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Diğer mevzuatta Mali Suçları Araştırma Kuruluna yapılmış atıflar Kuruma yapılmış sayılır.

GEÇİCİ MADDE 4- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Bakanlığa ait taşınır mallar, araç, gereç, malzeme, demirbaş ve taşıtlardan Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca kullanılanlar hiçbir işleme gerek kalmaksızın Mali Suçları Araştırma Kurumuna devredilmiş, taşınmaz mallar ise tahsis edilmiş sayılır.

Kurumun 2005 mali yılı harcamaları, 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununun 15 inci maddesinin (a) fıkrasının (8) numaralı bendine istinaden yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Bakanlığın 2005 yılı bütçesinde yer alan Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına ait ödeneklerden karşılanır.

Bu Kanunun uygulanmasında teşkilat, personel, kadro, demirbaş devri ve benzeri hususlarda ortaya çıkabilecek sorunları gidermeye Bakan yetkilidir.

GEÇİCİ MADDE 5- Bu Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen yabancı dil şartı, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı olarak görev yapanlar için uygulanmaz.

Yürürlük

MADDE 45- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. 

Yürütme

MADDE 46- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

                           

Recep Tayyip Erdoğan

 

 

 

 

Başbakan

 

 

 

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd. V.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

 

M. V. Gönül

A. Şener

M. A. Şahin

 

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

 

B. Atalay

A. Babacan

M. Aydın

 

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı V.

Adalet Bakanı

 

G. Akşit

A. Coşkun

C. Çiçek

 

Millî Savunma Bakanı

İçişleri Bakanı

Maliye Bakanı

 

M. V. Gönül

A. Aksu

K. Unakıtan

 

Millî Eğitim Bakanı

Bayındırlık ve İskân Bakanı

Sağlık Bakanı

 

H. Çelik

Z. Ergezen

R. Akdağ

 

Ulaştırma Bakanı V.

Tarım ve Köyişleri Bakanı V.

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı

 

M. H. Güler

R. Akdağ

M. Basesgioğlu

 

Sanayi ve Ticaret Bakanı

En. ve Tab. Kay. Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı

 

A. Coşkun

M. H. Güler

A. Koç

 

 

Çevre ve Orman Bakanı

 

 

 

O. Pepe

 


HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METNE EKLİ CETVEL

EK (1) SAYILI CETVEL

MALİ SUÇLARI ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANLIĞI

TEŞKİLATI

 

        

 

Başkan

 

Danışma

Yardımcı

 

 

 

Başkan

Yardımcısı

Ana hizmet birimleri

Birimleri

Hizmet Birimi

 

 

Başkan

Başkan

1- Düzenleme Daire

1- Strateji

1- İnsan

 

 

 

Yardımcısı

    Başkanlığı

    Geliştirme

    Kaynakları

 

 

 

 

 

    Daire

    ve Destek

 

 

 

 

 

    Başkanlığı

    Hizmetleri

 

 

 

 

 

 

    Daire Başkanlığı

 

 

 

Başkan

2- Uluslararası İlişkiler

2- Hukuk

 

 

 

 

Yardımcısı

    Daire Başkanlığı

    Müşavirliği

 

 

 

 

 

3- Veri Yönetimi ve

3- Basın ve

 

 

 

 

 

    Değerlendirme Daire

    Halkla İlişkiler

 

 

 

 

 

    Başkanlığı

    Müşavirliği

 

 

 

 

 

4- Denetim ve Eğitim

 

 

 

 

 

 

    Daire Başkanlığı

 

 

 

HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METNE EKLİ LİSTELER

 

 

 

 

 

 

(1) SAYILI LİSTE

 

 

 

 

 

 

KURUMU: MALİYE BAKANLIĞI

 

 

 

 

 

 

TEŞKİLATI: MERKEZ

 

 

 

 

 

 

İPTAL EDİLEN KADROLARIN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SERBEST

TUTULAN

TOPLAM

 

 

 

 

KADRO

KADRO

KADRO

 

SINIFI

UNVANI

DERECESİ

ADEDİ

ADEDİ

ADEDİ

GİH

Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanı

1

1

-

1

 

GİH

Başkan Yardımcısı

1

3

-

3

 

GİH

Şube Müdürü

1

3

-

3

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

1

3

-

3

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

2

2

-

2

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

3

2

-

2

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

4

4

-

4

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

5

10

-

10

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

6

23

-

23

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

7

2

-

2

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı

7

6

-

6

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı

8

10

-

10

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı

9

7

-

7

 

GİH

Uzman

1

1

-

1

 

GİH

Şef

4

1

-

1

 

THS

Mühendis

1

3

-

3

 

GİH

Çözümleyici

2

1

-

1

 

GİH

Programcı

4

1

-

1

 

GİH

Programcı

6

2

 

2

 

GİH

Bilgisayar İşletmeni

3

1

-

1

 

GİH

Bilgisayar İşletmeni

6

1

-

1

 

GİH

Bilgisayar İşletmeni

9

1

-

1

 

GİH

Bilgisayar İşletmeni

10

1

-

1

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

3

4

-

4

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

4

1

-

1

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

5

1

-

1

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

6

2

-

2

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

7

2

-

2

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

8

1

-

1

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

11

1

-

1

 

GİH

Mütercim

1

2

-

2

 

GİH

Mütercim

4

1

-

1

 

GİH

Memur

5

10

-

10

 

GİH

Memur

6

3

-

3

 

GİH

Memur

7

2

-

2

 

                                                                                                                                                                                         

 

 

 

 

 

 

               TOPLAM:

 

119

 

 

 

 

                    119              (2) SAYILI LİSTE

KURUMU: MALİ SUÇLARI ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANLIĞI

TEŞKİLATI: MERKEZ

İHDAS EDİLEN KADROLARIN

 

                                                                                               

SERBEST

TUTULAN

TOPLAM

 

 

 

 

 

 

 

 

KADRO

KADRO

KADRO

 

SINIFI

UNVANI

DERECESİ

ADEDİ

ADEDİ

ADEDİ

GİH

Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanı

1

1

-

1

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkan Yardımcısı

1

2

-

2

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Kurumu Daire Başkanı

1

6

-

6

 

GİH

1.Hukuk Müşaviri

1

1

-

1

 

GİH

Hukuk Müşaviri

1

1

-

1

 

GİH

Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri

1

1

-

1

 

GİH

Şube Müdürü

1

10

-

10

 

GİH

Şube Müdürü

2

3

-

3

 

GİH

Şube Müdürü

3

2

-

2

 

GİH

Bilgi İşlem Merkezi Müdürü

1

1

-

1

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

1

10

-

10

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

2

10

-

10

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

3

10

-

10

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

4

10

-

10

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

5

10

-

10

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

6

15

-

15

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı

7

10

-

10

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı

8

10

-

10

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı

9

15

-

15

 

AHS

Avukat

4

1

-

1

 

AHS

Avukat

5

1

-

1

 

AHS

Avukat

6

1

-

1

 

GİH

Uzman

1

1

-

1

 

GİH

Şef

4

5

-

5

 

GİH

Şef

6

6

-

6

 

GİH

Mütercim

1

4

-

4

 

GİH

Mütercim

4

1

-

1

 

THS

Mühendis

1

3

-

3

 

THS

İstatistikçi

1

2

-

2

 

THS

İstatistikçi

5

4

-

4

 

GİH

Çözümleyici

1

2

-

2

 

GİH

Çözümleyici

2

1

-

1

 

GİH

Programcı

4

2

-

2

 

GİH

Programcı

6

3

-

3

 

GİH

Bilgisayar İşletmeni

3

1

-

1

 

GİH

Bilgisayar İşletmeni

5

1

-

1

 

 

 

 

 

SERBEST

TUTULAN

TOPLAM

 

 

 

 

KADRO

KADRO

KADRO

 

SINIFI

UNVANI

DERECESİ

ADEDİ

ADEDİ

ADEDİ

GİH

Bilgisayar İşletmeni

6

1

-

1

 

GİH

Bilgisayar İşletmeni

9

1

-

1

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

3

6

-

6

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

4

4

-

4

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

5

5

-

5

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

6

3

-

3

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

7

3

-

3

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

8

2

-

2

 

GİH

Sivil Savunma Uzmanı

1

1

-

1

 

GİH

Ayniyat Saymanı

3

1

-

1

 

GİH

Memur

5

10

-

10

 

GİH

Memur

6

10

-

10

 

GİH

Memur

7

5

-

5

 

GİH

Memur

8

5

-

5

 

GİH

Memur

9

3

-

3

 

GİH

Şoför

6

4

-

4

 

THS

Teknisyen

6

4

-

4

 

YHS

Dağıtıcı

5

2

-

2

 

YHS

Hizmetli

7

8

-

8

 

                                                                                                                                                                                         

 

 

 

 

 

 

 

TOPLAM:

 

245

-

245

 

 

 

 

 

 

 

 

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNUN KABUL ETTİĞİ METİN

SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Tanımlar

MADDE 2- (1) Bu Kanunda geçen;

a) Bakanlık: Maliye Bakanlığını,

b) Bakan: Maliye Bakanını,

c) Başkanlık: Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığını,

ç) Koordinasyon Kurulu: Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulunu,

d) Yükümlü: Bankacılık, sigortacılık, bireysel emeklilik, sermaye piyasaları, ödünç para verme ve diğer finansal hizmetler ile posta ve taşımacılık, talih ve bahis oyunları alanında faaliyet gösterenler; döviz, taşınmaz, değerli taş ve maden, mücevher, nakil vasıtası, iş makinesi, tarihi eser, sanat eseri ve antika ticareti ile iştigal edenler veya bu faaliyetlere aracılık edenler ile noterler, spor kulüpleri ve Bakanlar Kurulunca belirlenen diğer alanlarda faaliyet gösterenleri,

e) Denetim elemanı: Yükümlüler nezdinde herhangi bir kanunla verilmiş inceleme ve denetim yetkisine sahip olanları,

f) Suç geliri: Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini,

g) Aklama suçu: 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinde düzenlenen suçu,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Yükümlülükler ve Bilgi Değişimi

Kimlik tespiti

MADDE 3- (1) Yükümlüler, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorundadır.

(2) Kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Bakanlık yetkili olup, kimlik tespitini gerektiren işlem türleri, bunların parasal sınırları ve konuyla ilgili diğer usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Şüpheli işlem bildirimi

MADDE 4- (1) Yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin yükümlüler tarafından Başkanlığa bildirilmesi zorunludur.

(2) Yükümlüler, Başkanlığa şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğunu, yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanları ile yargılama sırasında mahkemeler dışında, işleme taraf olanlar dahil hiç kimseye açıklayamazlar.

(3) Yükümlülerin hangi faaliyetlerinden dolayı ve hangi usul ve esaslara göre şüpheli işlem bildiriminde bulunacağı yönetmelikle belirlenir.

Eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri ile diğer tedbirler

MADDE 5- (1) Bakanlık; bu Kanunun amacına uygun olarak eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturulması ve bu Kanunla getirilen yükümlülüklere uyumu sağlamak üzere, gerekli yetki ile donatılmış idari düzeyde görevli tayin edilmesi de dahil, gereken tedbirlerin alınması konusunda, işletme büyüklükleri ve iş hacimlerini de dikkate alarak yükümlüleri ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Devamlı bilgi verme

MADDE 6- (1) Yükümlüler taraf oldukları veya aracılık ettikleri işlemlerden, Bakanlıkça belirlenecek tutarı aşanları Başkanlığa bildirmek zorundadırlar.

(2) Devamlı bilgi verme kapsamındaki işlem türleri, bilgilerin ne şekilde ve hangi sürelerde verileceği, kapsam dışında tutulacak yükümlüler ile uygulamaya ilişkin diğer usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

(3) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak, yükümlüler dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşlardan da Başkanlığa devamlı bilgi vermeleri istenebilir. Kimlerin, hangi usul ve esaslara göre devamlı bilgi vereceği yönetmelikle belirlenir.

Bilgi ve belge verme

MADDE 7- (1) Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar, Başkanlık ve denetim elemanları tarafından istenilecek her türlü bilgi, belge ve bunlara ilişkin her türlü ortamdaki kayıtları, bu kayıtlara erişimi sağlamak veya okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri tam ve doğru olarak vermek ve gerekli kolaylığı sağlamakla yükümlüdür.

(2) Yukarıdaki fıkraya göre talepte bulunulanlar savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar.

Muhafaza ve ibraz

MADDE 8- (1) Yükümlüler, bu Kanunla getirilen yükümlülüklere ve işlemlerine ilişkin her türlü ortamdaki; belgeleri düzenleme tarihinden, defter ve kayıtları son kayıt tarihinden, kimlik tespitine ilişkin belgeleri ise son işlem tarihinden itibaren sekiz yıl süreyle muhafaza ve istenmesi halinde yetkililere ibraz etmekle yükümlüdür.

Erişim sistemi

MADDE 9- (1) Kanunları veya faaliyet konuları gereğince, ekonomik olaylara, servet unsurlarına, vergi mükellefiyetlerine, nüfus bilgilerine ve yasa dışı faaliyetlere ilişkin kayıt tutan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşların bilgi işlem sistemlerine Bakanlık ve ilgili Bakanlığın veya kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşların yetkili organlarının birlikte belirleyeceği usul ve esaslar dahilinde Başkanlıkça erişim sistemi kurulabilir.

(2) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası hariç kamu sermayeli bankalar ile kamu iktisadi teşebbüsleri birinci fıkra kapsamı dışındadır.

Yükümlülerin korunması

MADDE 10- (1) Bu Kanun gereğince yükümlülüklerini yerine getiren gerçek ve tüzel kişiler hiçbir şekilde hukuki ve cezai bakımdan sorumlu tutulamaz.

(2) Özel kanunlarda hüküm bulunsa dahi şüpheli işlem bildiriminde bulunanlara dair, mahkeme dışında, üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara bilgi verilemez. Bu kişilerin kimliklerinin saklı tutulması ve güvenliklerinin sağlanması için mahkemece gerekli önlemler alınır.

Yükümlülük denetimi

MADDE 11- (1) Bu Kanun ve ilgili mevzuatla getirilen yükümlülüklerin denetimi, denetim elemanı vasıtasıyla yerine getirilir.

(2) Başkanlık, yükümlüler nezdinde yapılacak denetimin münferiden veya bir denetim programı kapsamında yapılmasını isteyebilir. Kendisinden talepte bulunulan birim bu talebin gereğini yerine getirmek zorundadır.

(3) Yükümlülük denetimiyle görevlendirilen denetim elemanları, bu Kanun kapsamında kamu kurum ve kuruluşları da dahil gerçek ve tüzel kişilerden ve tüzel kişiliği olmayan kuruluşlardan her türlü bilgi, belge ve kanuni defterleri istemeye ve bunlar nezdinde her türlü evrak ve kayıtları incelemeye, ilgililerden yazılı ve sözlü bilgi almaya yetkili olup ayrıca diğer kanunların kendilerine verdiği yetkileri de kullanır.

(4) Denetim elemanları, kendi görev alanlarına ilişkin olarak kurumlarınca verilen görevleri yaparken tespit ettikleri yükümlülük ihlallerini Başkanlığa bildirir.

Uluslararası bilgi değişimi

MADDE 12- (1) Başkanlığın görev alanına giren konularda uluslararası bilgi değişimini teminen, yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla uluslararası antlaşma niteliğinde olmayan mutabakat muhtıraları imzalamaya ve imzalanan mutabakat muhtıralarını değiştirmeye Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanı yetkilidir. İmzalanacak mutabakat muhtıraları ve değişiklikleri Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girer.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Cezalar, Elkoyma ve Kararların Bildirimi

Yükümlülük ihlalinde idari ceza

MADDE 13- (1) Bu Kanunun 3 ve 6 ncı maddeleri ile 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan yükümlülüklerden herhangi birini ihlal eden yükümlülere Başkanlıkça beşbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. Yükümlünün banka, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, finansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu veya yetkili müessese olması halinde, idari para cezası iki kat olarak uygulanır.

(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesi ile 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan yükümlülüklere uyulmaması durumunda yükümlülüğü yerine getirmeyen görevliye de ayrıca ikibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.

(3) Bu Kanunun 5 inci maddesinde yer alan yükümlülüklere uymayan yükümlülere, eksikliklerin giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması için 30 günden az olmamak üzere süre verilir. Verilen süre içinde eksiklikleri gidermeyen ve gerekli tedbirleri almayan yükümlülere birinci fıkra hükümleri uygulanır.

(4) Yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra idari para cezası verilemez.

(5) Bu madde ile ilgili diğer usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yükümlülük ihlalinde adli ceza

MADDE 14- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 7 ve 8 inci maddelerindeki yükümlülükleri ihlal eden kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suç dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Başkası hesabına işlem yapıldığının beyan edilmemesi

MADDE 15- (1) Yükümlüler nezdinde veya aracılığıyla yapılacak kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmediği takdirde altı aydan bir yıla kadar hapis veya beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Gümrük idaresine yapılacak açıklama

MADDE 16- (1) Türk parası, döviz veya bunlarla ödemeyi sağlayan belgeleri yurt dışına çıkaran veya yurda getiren yolcular, gümrük idaresinin talebi üzerine bunlarla ilgili olarak tam ve doğru açıklama yapmakla mükelleftir.

(2) Yetkililerce talep edildiği halde herhangi bir açıklama yapılmaması veya yanlış ya da yanıltıcı açıklama yapılması halinde, yolcu beraberindeki değerler gümrük idaresi tarafından muhafaza altına alınır. Gümrük idaresince, açıklamada bulunmayan yolculara taşıdıkları değerin, tutar konusunda gerçeğe aykırı açıklamada bulunan yolculara ise taşıdıkları değer ile açıkladıkları değer arasındaki farkın onda biri kadar idari para cezası kesilir. Ayrıca durum şüpheli sayılarak Başkanlığa bildirilmekle birlikte ilgili diğer mercilere de intikal ettirilir. Binbeşyüz Yeni Türk Lirasına kadar olan farklar için bu fıkra hükmü uygulanmaz.

Elkoyma

MADDE 17- (1) Aklama ve terörün finansmanı suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunan hallerde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesindeki usule göre malvarlığı değerlerine elkonulabilir.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da el koyma kararı verebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim en geç yirmi dört saat içinde onaylanıp onaylanmamasına karar verir. Onaylanmama halinde Cumhuriyet savcılığının kararı hükümsüz kalır.

Kararların bildirimi

MADDE 18- (1) Aklama ve terörün finansmanı suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya düzenlenen iddianame, kovuşturma sonucunda verilen hüküm ve bu Kanunun 17 nci maddesine göre verilen elkoyma kararının bir örneği izleyen ayın sonuna kadar ilgili Cumhuriyet savcılıkları ve mahkemelerce Başkanlığa gönderilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Başkanlık ve Koordinasyon Kurulu

Başkanlığın görev ve yetkileri

MADDE 19- (1) Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı doğrudan Maliye Bakanına bağlı olup görev ve yetkileri şunlardır:

a) Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi amacıyla politika hazırlamak ve uygulama stratejileri geliştirmek, bu amaçla kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak, ortak çalışmalar yapmak, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak,

b) Belirlenen politikalar çerçevesinde kanun, tüzük ve yönetmelik taslakları hazırlamak, bu Kanun ile buna ilişkin Bakanlar Kurulu kararlarının uygulanması konusunda düzenlemeler yapmak,

c) Suç gelirlerinin aklanması alanındaki gelişmeler ile aklama suçunun önlenmesi ve ortaya çıkarılmasına yönelik yöntemler konusunda araştırmalar yapmak,

ç) Suç gelirlerinin aklanmasını önlemek amacıyla sektörel çalışmalar yapmak, önlemler geliştirmek ve uygulamayı izlemek,

d) Kamuoyu duyarlılığını ve desteğini artırmaya yönelik çalışmalar yapmak,

e) Suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanının önlenmesi kapsamında veri toplamak, şüpheli işlem bildirimlerini almak, analiz etmek ve değerlendirmek,

f) Değerlendirme sürecinde gerek duyulduğunda kolluk ve diğer birimlerden kendi görev alanlarında inceleme ve araştırma yapılması talebinde bulunmak,

g) Aklama veya terörün finansmanı suçunun işlendiğine dair ciddi şüphelerin mevcut olması durumunda konuyu ilgili Cumhuriyet savcılığına intikal ettirmek,

ğ) Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında yükümlülük denetimi yapılmasını sağlamak,

h) Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi istemek,

ı) Bilgi ve ihtisasına ihtiyaç duyulması halinde, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların Başkanlık bünyesinde geçici olarak görevlendirilmelerini talep etmek,

i) Görev alanına giren konularda uluslararası ilişkileri yürütmek, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak,

j) Yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla bilgi ve belge değişiminde bulunmak, bu amaçla uluslararası antlaşma niteliğinde olmayan mutabakat muhtırası imzalamak.

(2) Başkanlıkça birinci fıkranın (f) bendine göre kendisinden talepte bulunulan birim, bu talebin gereğini ivedi olarak yerine getirmek zorundadır.

Koordinasyon Kurulu

MADDE 20- (1) Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin kanun taslakları ile Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girecek yönetmelik taslaklarını değerlendirmek ve uygulamayla ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon sağlamak üzere Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur.

(2) Koordinasyon Kurulu; Maliye Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanı, Maliye Teftiş Kurulu Başkanı, Maliye Hesap Uzmanları Kurulu Başkanı, Gelir İdaresi Başkanı, İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürü, Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İşler Genel Müdürü, Hazine Kontrolörleri Kurulu Başkanı, Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürü, Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürü, Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanı, Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürü, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkan Yardımcısı, Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcısı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısından oluşur.

(3) Görüş ve bilgilerine gerek duyulan kurum ve kuruluşların temsilcileri oy hakkı olmaksızın Koordinasyon Kuruluna çağrılabilir.

(4) Koordinasyon Kurulu yılda en az iki defa toplanır.

Mali suçları araştırma uzmanı ve uzman yardımcısı

MADDE 21- (1) Başkanlıkta mali suçları araştırma uzmanı ve uzman yardımcısı istihdam edilir. Mali suçları araştırma uzman yardımcılığına atanabilmek için 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde sayılan şartlara ilave olarak aşağıdaki nitelikler aranır:

a) En az dört yıllık eğitim veren yüksek öğretim kurumlarının hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak,

b) Meslek ve yabancı dil konularında yapılacak özel yarışma ve yeterlik sınavlarında başarılı olmak,

c) Sınavın yapıldığı tarihte otuz yaşını doldurmamış olmak.

(2) Mali suçları araştırma uzman yardımcıları en az üç yıl fiilen çalışmak, her yıl olumlu sicil almak, yapılacak yeterlik sınavında başarılı olmak ve Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az (C) düzeyinde ya da muadili sınavlardan buna tekabül eden puana sahip olmak kaydıyla mali suçları araştırma uzmanı olarak atanırlar. Yeterlik sınavında başarı gösteremeyenler veya dil belgesini yeterlik sınavını müteakip iki yıl içinde ibraz edemeyenler, durumlarına uygun diğer kadrolara atanırlar.

(3) Bu Kanun kapsamında alınan bildirim ve bilgiler mali suçları araştırma uzmanı ve uzman yardımcıları tarafından değerlendirilir.

(4) Mali suçları araştırma uzman ve uzman yardımcılarının diğer görev, yetki ve sorumlulukları ile mesleğe alınma, meslekte yükselme, çalışma usul ve esaslarına ilişkin hususlar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Sırrın ifşaı

MADDE 22- (1) Aşağıda yazılı kimseler görevlerinden ayrılsalar dahi, görevleri dolayısıyla kişilerin ve bu kişilerle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine ve mesleklerine ilişkin olarak öğrendikleri sırları ifşa edemezler ve kendilerinin veya üçüncü şahısların yararına kullanamazlar:

a) Koordinasyon Kurulu Başkan ve üyeleri, denetim elemanları ile Kurul personeli,

b) Bilgilerine ve ihtisaslarına başvurulan kişiler,

c) Bu bilgileri görevleri dolayısıyla öğrenen diğer kamu görevlileri.

(2) Bu kişiler, öğrendikleri sırları ifşa etmeleri halinde, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu sırlar maddi menfaat karşılığında ifşa edildiğinde verilecek hapis cezası iki yıldan az olamaz.

(3) Bu Kanun uyarınca yabancı ülkelerdeki muadil kuruluşlara Başkanlıkça bilgi verilmesi sırrın ifşaı sayılmaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

MADDE 23- Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığında kullanılmak üzere ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı cetvelin Maliye Bakanlığına ait bölümüne eklenmiştir.

MADDE 24- (1) 13/12/1983 tarihli ve 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin;

a) 2 nci maddesinin (r) bendi “r) Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek.” şeklinde,

b) 14 üncü maddesi başlığı ile birlikte;

“Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı

MADDE 14- Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 19 uncu maddesinde sayılan görevler ile çeşitli kanunlarla kendisine verilen görevleri yerine getirir.” şeklinde,

c) 33 üncü maddesi;

“MADDE 33- Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 20 nci maddesinde belirtilen şekilde oluşturulur ve aynı maddede verilen görevleri yerine getirir.” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 25- 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun mülga 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“Terörün finansmanı suçu

MADDE 8- Her kim terör eylemlerinin gerçekleştirilmesinde kullanılması kastıyla fon sağlar veya toplarsa bir yıldan beş yıla kadar hapis ve yüzelli günden binbeşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Bu maddenin birinci fıkrasında geçen fon; para veya değeri para ile temsil edilebilen her türlü mal, hak, alacak, gelir ve menfaat ile bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değeri ifade eder.”

Ek ödemeler

MADDE 26- (1) Koordinasyon Kurulunun başkan ve üyelerine her toplantı için (3000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunan tutar üzerinden toplantı ücreti ödenir.

(2) Başkanlıkta görev yapan;

a) Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanına                                (7000)

b) Başkan yardımcıları ve daire başkanlarına                                (6000)

c) Mali suçları araştırma uzmanları, şube müdürleri ve bilgi işlem merkezi müdürüne                                (5000)

ç) Mali suçları araştırma uzman yardımcısı, şef, uzman, mütercim, mühendis,

istatistikçi, çözümleyici ve programcılara                                (4000)

d) Diğer personele                                (3000)

gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunan tutarı geçmemek üzere Bakan onayı ile ek ücret ödenir.

(3) Başkanlık bünyesinde geçici olarak görevlendirilen personele ek ücret ödenmesinde, ifa edilen görevin Başkanlıkta ait olduğu kadro için belirlenen gösterge rakamı esas alınır.

(4) Bu ödemeler damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaz.

Kaldırılan ve değiştirilen hükümler

MADDE 27- a) 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunun 1, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 12 ve 14 üncü maddeleri, 2 nci maddesinin (a), (b), (d) ve (e) bentleri ile 15 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

b) 4208 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmış ve ikinci fıkrası “ Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin kontrollü teslimatına ilişkin yabancı ülke talepleri hakkında karar vermeye Ankara Sulh Ceza Mahkemesi yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiştir.

c) Diğer mevzuatta yer alan “karapara” ibaresinden “suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri”, “karapara aklama suçu” ibaresinden “aklama suçu” anlaşılır.

Yönetmelikler

MADDE 28- (1) Bu Kanunun 2 nci maddesinin (d) ve (e) bendi, 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 3, 4, 6, 7, 11, 15, 16 ve 20 nci maddelerinde belirtilen hususlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca, Kanunun yayımı tarihini izleyen altı ay içinde çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.

Maktu tutarların artırımı

MADDE 29- (1) Bu Kanunun 13 ve 16 ncı maddelerinde yer alan maktu tutarlar her yılın başından geçerli olmak üzere, bir önceki yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Hesaplamalarda on Yeni Türk Lirasına kadar olan tutarlar dikkate alınmaz.

GEÇİCİ MADDE 1- (1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce başlatılmış araştırma ve incelemeler 4208 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerle belirlenen usul ve esaslara göre yürütülür. Bu incelemeler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde sonuçlandırılır. Bu süre zarfında 4208 sayılı Kanuna göre yapılan ek ödemelere devam olunur.

GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanunda öngörülen düzenlemeler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

GEÇİCİ MADDE 3- (1) Bu Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen yabancı dil şartı, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı olarak görev yapanlar için uygulanmaz.

MADDE 30- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 31- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 


PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNUN KABUL ETTİĞİ METNE EKLİ LİSTE

(1) SAYILI LİSTE

İHDAS EDİLEN KADROLAR

 

Kurumu:     Maliye Bakanlığı

Teşkilatı:    Merkez

                                              

SERBEST

TUTULAN

 

 

 

 

 

 

 

 

KADRO

KADRO

 

 

SINIFI

UNVANI

DERECESİ

ADEDİ

ADEDİ

TOPLAM

 

GİH

Daire Başkanı

1

4

-

4

 

GİH

Şube Müdürü

1

3

-

3

 

GİH

Bilgi İşlem Merkezi Müdürü

1

1

-

1

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

1

6

-

6

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

2

5

-

5

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

3

4

-

4

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzmanı

4

4

-

4

 

GİH

Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı

8

2

-

2

 

GİH

Şef

3

2

-

2

 

GİH

Şef

5

3

-

3

 

GİH

Mütercim

1

2

-

2

 

TH

İstatistikçi

1

2

-

2

 

TH

İstatistikçi

5

5

-

5

 

GİH

Çözümleyici

1

2

-

2

 

GİH

Programcı

4

1

-

1

 

GİH

Programcı

6

1

-

1

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

4

1

-

1

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

5

6

-

6

 

GİH

Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni

8

  7 

-

  7 

 

 

                  TOPLAM:

 

61

-

61

 

 

Maddeye git

    Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul