En son güncellemeler 5 Haziran 2020 iş günü sonunda yapılmıştır.
  • Esas No: 1964/50
  • Karar No: 1965/14
  • Karar Tarihi: 10.03.1965
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
İtiraz eden :
Birinci Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesi
İtirazın konusu :
25/10/1963 günlü ve 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 11 inci maddesinin B bendinin Anayasa'nın 138/2, 32 nci maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.
Olay :
Asker olmayan bir kişinin, inzibat devriyesinin görevine müdahale ile tehdit ve mukavemette bulunduğu ileri sürülerek Türk Ceza Kanunun 258/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılması için 15/8/ 1963 tarihinde Askerî Ceza Mahkemeleri Usulü Kanununun 3 üncü maddesine dayanılarak kamu dâvası açılmıştır. Birinci Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında mehkemece özetle "Savaş ve sıkıyönetim halleri dışında asker olmayan kişinin askerî mahkemede yargılanması için Anayasa'nın 138/2. fıkrasına göre suçun özel kanunda yazılı olması, askerî suç olması gibi iki şartın bulunması gerekir. 353 sayılı kanunun 11 inci maddesinin B fıkrasında yazılı suçları işleyen asker olmayan kişiler hakkında özel kanun olan askerî ceza kanununda bir hüküm olmadığından Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanacaktır, askerî suç sayılamaz. Dâva, o tarihte yürürlükte olan Askerî Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 3 üncü maddesine dayanılarak açılmış ise de: Bugün için mahkemenin uygulayacağı hüküm, görevi belli eden 353 sayılı kanunun 11 inci maddesinin B bendidir. Asker olmayan kişilerin bu fıkrada yazılı fiillerden dolayı yargılanmalarının askerî mahkemelere tabi tutulmasının Aanyasa'nın 138/2. ve 32 nci maddelerine aykırı olduğu kanısına varıldığından bahisle bu konuda gereken karar verilmek üzere dâva dosyası örneğinin Anayasa Mahkemesine ve bu sebeple duruşmanın geri bırakılmasına" 10/11/1964 gününde karar verilmiştir.
İnceleme :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 22/12/1964 gününde yapılan ilk incelemede; dosyada eksiklik görülmediğinden esasın incelenmesine karar verilmiş olmakla mahkemenin gerekçeli kararı, düzenlenen rapor, itiraz konusu kanun hükmü üe Anayasa'nın ilgili maddeleri ve gerekçeleri ve Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü : Bir dâvaya bakmakta olan mahkemenin ancak o dâva sebebiyle uygulanacak kanun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvuracağı 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde açıklanmış bulunduğundan Önce mahkemenin başvurmaya yetkili olup olmadığı konusu incelenmiştir. Dâva o zaman yürürlükte bulunan Askerî Ceza Mahkemeleri Usulü Kanununun 3 üncü maddesine dayanılarak açılmış olmakla beraber görev yönünün mahkemece duruşmanın her hal ve derecesinde doğrudan doğruya nazara alınması gerektiğine göre iptali istenen ve görevi belli eden bendin bugün için mahkemenin uygulayacağı bir hüküm olduğunda şüphe bulunmadığı gibi suçun niteliği bakımından sözü edilen bendin kapsamı dışında bulunması takdirinde dahi mahkemenin bu bende dayanarak görevsizlik kararı verebileceği gözönünde tutularak başvurmanın Anayasa'nın 151 inci ve sözü edilen 44 sayılı Kanunun 27 nci maddesine uygun bulunduğu çoğunlukla kararlaştırılmış ve Üyelerden Salim Başol bu görüşe katılmamış dâvanın yetki yönünden reddi gerekeceği oyunda bulunmuştur. 25/10/1963 gününde kabul edilen 353 sayılı Kanunun 11 inci maddesi şöyledir : "Madde 11 - Askerî mahkemeler, asker olmayan kişilerin aşağıda yazılı suçlarına ilişkin dâvalara bakarlar : A) Askerî Ceza Kanununun 55,56, 57, 58, 59, 63, 64, 81, 93, 94, 95, 100, 101, 102 nci maddeleriyle 148 inci maddesinin (B) fıkrasında yazılı suçlar, B) Askerî mahallerde veya 1110 sayılı Kanunda yazılı l inci askerî yasak bölgeler içinde veya nöbet yerlerinde veyahut karakollarda askerlik ödevlerini yaptıkları sırada veya yaptıkları bu ödevlerden dolayı asker kişilere ve bu yerlerde görevlendirilen devriyelere ve inzibatlara fiilen taarruz edenler veya şovenler veya hakaret edenler veyahut askerlik görevlerine ilişkin işleri yapmaya veya yapmamaya şorlamak için haklarında, şiddet ve tehdide başvuranlar, C) Diğer kanunlar ile askerî mahkemlerde yargılanmaları öngörülenler." İtirazın konusu bu maddenin yalnız (B) bendidir. Anayasa'nın 32 nci, 138 inci maddeleri de şöyledir : "Madde 32 - Hiç kimse, tabiî hâkiminden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi tabiî hâkiminden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz." "Madde 138 - Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler asker kişilerin askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait dâvalara bakmakla görevlidirler. Askerî mahkemeler, asker olmayan kişileri, ancak özel kanunda belirtilen askerî suçlarından dolayı yargılarlar. Askeri mahkemelerin, savaş ve sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili olduğu kanunla gösterilir. Askerî mahkemelerde üyelerin çoğunluğunun hâkimin niteliğine sahip olması şarttır. Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi askerî hâkimlerin özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetinin gereklerine göre özel kanunla düzenlenir."
Gerekçe :
334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın askerî yargı başlığını taşıyan 138 inci maddesi; askerî yargının, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütüleceğini belirttikten sonra askerî mahkemelerin görevini belli ederken savaş veya sıkıyönetim halleriyle barış zamanını birbirinden ayrı tutmuş savaş veya sıkıyönetim hallerinde bu mahkemenin görevlerinin kanunla belli edilmesini öngörmüş ve barış zamanında ise görevlerini kesinlikle belli etmiştir. Bu konuda asker kişilerle asker olmayan kişileri ayrı ayrı gözönüne alarak maddenin ikinci fıkrasında "asker olmayan kişilerin, ancak özel kanunda belirtilen askerî suçlarından dolayı askerî mahkemede yargılanacakları" esasını koymuştur. Buna göre maddenin 3 üncü fıkrasındaki haller (Savaş veya sıkıyönetim) dışında asker olmayan kişinin, askerî mahkemede yargılanması için kendisine isnat olunan suçun özel kanunda belirtilmiş askerî suçlardan bulunması gerekir. İptali istenen 353 sayılı kanunun 11 inci maddesinin (B) bendi hükmünde ise, bu bentte yazılı fiilleri işleyen asker olmayan kişilerin yargılanmalarında, askerî mahkeme görevlendirilmiştir. Bu takdirde askerî mahkeme askerî ceza kanununu değil Türk Ceza Kanununu uygulayacaktır. Çünkü; genel ceza kanununa göre Özel bir kanun sayılan Askerî Ceza Kanununda sözü edilen bentte yazılı asker olmayan kişilerin işlediği suçlara ait ceza hükümleri yer almamıştır. Hal böyle olunca ortada özel kanunda belirtilen askerî bir suç vardır denemez. Üyelerden bir kısmı; iptal konusu bentte, asker olmayan kişilerin askerî mahkemede yargılanmasını gerektiren suçların niteliklerinin ve işlendikleri yer bakımından özelliklerinin açıkça belirtilmiş bulunmasiyle Anayasa'nın 138/2 fıkrasının amacı yerine getirilmiş olduğundan aykırılığın söz konusu olamayacağı görüşünde bulunmuşlardır. Çoğunluk bendin yalnız görevi belli eden hükmü kapsamakta olduğu ve ceza hükmü getirmediği gerekçesiyle bu görüşe katılmamıştır. İtiraz eden mahkeme, sebebini açıklamamakla beraber bu bendin Anayasa'nın tabii yargı yolu başlığını taşıyan 32 nci maddesine de aykırı olduğu kanısında bulunmuştur. Bu maddenin amacı, Anayasa Komisyonu raporunda denildiği gibi, herkesin kanunun genel olarak koyduğu görev ve yetki esaslariyle belli olan hâkim önünde yargılanmasını sağlamaktır. Kuruluşları, görev ve yetkileri genel olarak kanunla belli edilmiş bulunan Askerî Mahkemeler olağan mahkemelerdir. Bu bakımdan ortada 32 nci maddeye aykırı bir durum yoktur. Ancak, sebepleri yukarıda açıklandığı üzere 353 sayılı kanunun 11 inci maddesinin itiraz konusu (B) bendi hükmünün, Anayasa'nın 138 İnci maddesi'nin 2 nci fıkrasına açıkça aykırı olduğundan, iptali gerekir.
Sonuç :
25/10/1963 günlü ve 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 11 inci maddesinin (B) bendinin Anayasa'nın 138 inci madesinin 2 nci fıkrasına aykırı olduğundan iptaline üyelerden Avni Givda ve Ahmet Akar'ın muhalefetleriyle ve oyçokluğuyla 10/3/1965 gününde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, askerî mahkemelerin asker olmayan kişileri ancak özel kanunda belirtilen askerî suçlarından dolayı yargılayabileceği kuralını koymştur. (Madde 138/2) bir suça askerlik niteliğini kanun kazandırır. Bu kanunun mutlaka askerî Ceza Kanunu olacağı yolunda hukuki bir zorunluk yoktur. Örneğin 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu gibi bir yasa da bir hükmü ile bir suça bu niteliği verebilir. Öte yandan askerî mahkemelerin hangi suçlara ilişkin dâvalara bakacağının ve bu arada asker olmayan kişileri hangi hallerde yargılayacağının belirtme yeri pek tabiidir ki Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun göreve ilişkin hükümleridir. 353 sayılı kanunun 11 inci maddesinin B bendi kanun koyucunun askeri saydığı bazı suçları eylem, eylemin askerî ödevle ilişkisi, işlendiği yer ve alenine işlenen kimselerin niteliği gibi Özellikler bakımından tam ve açık olarak tanımlamıştır. Bu suçlar şunlardır : A) Askerî mahallerde; B) Birinci askerî yasak bölgelerde; C) Nöbet yerlerinde ; D) Karakollarda. a) Askerlik ödevlerini yaptıkları sırada ; b) Yaptıkları askerî Ödevlerden dolayı. A) Asker kişilere ; B) Bu yerlerde görevlendirilen devriyelere ve inzibatlara. 1 - Fiilen taarruz etmek; 2 - Sövmek; 3 - Hakaret etmek ; 4 - Askerlik görevlerine ilişkin işleri yapmağa veya yapmamağa zorlamak için haklarında şiddet ve tehdide başvurmak. Böylesine ayrıntılı ve kesin bir tanımlama bir de ceza belirtilmek suretiyle tam anlaşılmamışsa bunun nedeni hükmü açıklayan yasanın ceza değil bir usul kanunu olması, esasen bu suçların ceza kanunlarında yerleri bulunması ve kanun koyucunun zımnî bir atfı yeterli görmesidir. Şu duruma göre 353 sayılı kanunun 11 inci maddesinin b bendi Anayasa'nın 138 inci maddesinin 2 inci fıkrasına aykırı değildir. Kanun koyucu bu hükmün ereğine uygun davranmıştır, itiraz yoluyla yapılan başvurmanın reddi gerekir. Bu nedenlerle iptal kararına muhalifiz.
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (1)
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (2)
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (1)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul