En son güncellemeler 13 Aralık 2019 iş günü sonunda yapılmıştır.
  • Esas No: 1977/11
  • Karar No: 1977/133
  • Karar Tarihi: 13.12.1977
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI 
Resmi Gazete tarih/sayı:10.5.1978/16283 
Esas Sayısı :1977/11 
Karar Sayısı :1977/133 
Karar Günü :13/12/1977 
İtiraz yoluna başvuran : Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Daireler Kurulu. 
İtirazın konusu : 27/7/1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 41. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'nın 105. maddesinin ikinci fıkrasına; aynı kanunun 7/7/1971 günlü, 1424 sayılı Yasa ile değişik 49. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin Anayasa'nın 12. maddesi ile 105. maddesinin ikinci fıkrasına; değişik 54. maddesinin Anayasa'nın 12. maddesi ile 58. maddesinin ikinci fıkrasına; ve 1424 sayılı Yasa ile eklenen ek geçici 14. maddesinin (a) bendinin de Anayasa'nın 12. maddesi ile 105. maddesinin ikinci fıkrasına; aykırı oldukları mahkemece ileri sürülerek iptalleri istenilmiştir. 
I- OLAY : 
30/8/1970 nasıplı Tuğgeneral olan davacı, 30/8/1974 gününde rütbesine mahsus bekleme süresini tamamlamış ve yükselme koşullarını taşıdığı için de bu tarihte bir üst rütbeye yükselme sırasına girmiştir. Ancak, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 47., 49. ve 54. maddeleri ile subay sicil yönetmeliğinin 41 - 47. maddelerine göre Yüksek Askerî Şûraca yapılan yeterlik sıralamasında, kendi sınıfında değil Kara Kuvvetlerinde terfi sırasına gelen Tuğgenerallerle birlikte ve onlar gibi değerlendirmeye tabi tutulduğundan, Kara Kuvvetlerinin (J. dahil) 1974 yılı Tümgeneral kontenjanı olan 14 general arasına girememiştir. Böylece, bekleme süresi sonunda terfi ettirilmeyip 926 sayılı Yasanın 49/f maddesi uyarınca emekliye sevk edilmiştir. 
Davacı, bu idarî işlemin iptali için Askerî Yüksek İdare Mahkemesine dava açmıştır. Davaya bakmakta olan mahkeme de, uygulayacağı kanunun yukarıda belirtilen hükümlerini Anayasa'ya aykırı görerek itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. 
II- İTİRAZDA BULUNAN MAHKEMENİN GEREKÇESİ : 
Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Daireler Kurulunun 12 Kasım 1976 günlü, 1974/154 esas sayılı Anayasa Mahkemesine başvurma kararının gerekçesi şöyledir : 
"1706 sayılı "Jandarma Kanununun" l inci maddesinde T.C. Jandarmasının "Umumi Emniyet ve Asayişi korumaya, Kanun ve Nizamlar Hükümlerinin icrasını temine ve bunlara müstenit hükümler emirlerini ifaya memur müsellah ve askerî bir inzibat kuvvetidir." biçiminde tanımı yapıldıktan sonra yine aynı kanunun 2 nci maddesinde de fonksiyonel bakımdan Jandarmanın görev ve hizmet itibariyle İçişleri Bakanlığına askeri eğitim ve öğretim konularında Genelkurmay Başkanlığına, silâh ve mühimmatı ile seferberlik ve seferde silâhlı kuvvetler emrine gireceklerin aylık, yedirme giydirilme, donatım ve tüm giderleri yönünden Silâhlı Kuvvetlerdekinin tıpkısı olmak üzere M.S. Bakanlığına bağlı olacağı ve yine 9 uncu maddesinde de "Jandarma Kuruluşlarının mülki teşkilâta dahil olduğu, kadrolarının tesbit ve tevziinin Dahiliye Vekâletince yapılacağı" açıkça gösterilmiştir. 
211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun l inci maddesinde, Jandarmanın Türk Silâhlı Kuvvetlerini oluşturan Kuvvetlerden biri olan Kara Kuvvetlerinin içinde gösterilmesi, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun subay sınıfını belirleyen 21 nci maddesinin Kara Kuvvetlerine ilişkin (a) fıkrasının (1) sayılı bendinde muharip sınıftan sayılması, 1706 sayılı Jandarma Kanununa göre onun "müsellah ve askerî bir inzibat kuvveti" oluşu askeri talim ve terbiye hususlarında Genelkurmay Başkanlığına, silâh ve mühimmatı ile seferberlik ve seferde Silâhlı Kuvvetler emrine gireceklerin aylık, yedirilme, giydirilme ve donatım giderleri yönünden Millî Savunma Bakanlığına bağlı bulunuşu, disiplin ve özlük işlerinde ve bazı istisnalar dışında askerî nizama tabi tutuluşu, Jandarma Genel Komutanının, Kolordu veya Ordu Komutanlarının sıfat ve yetkilerini taşıması, bu kuruluşun askerî niteliğini gösteren birer kanıt sayılabilirse de; bütün bunlar, her halükarda ve mutlaka jandarmanın askerî bir kuruluş şeklinde nitelendirilmesini gerektirmez. Zira Jandarmanın askerlik yönünden daha ağır basan ve ondan daha önemli bir yönü, başka bir deyimle güvenlik ve asayişi korumak, kanun ve nizam hükümlerinin yerine getirilmesini sağlamak ve bunlara dayanan hükümet buyruklarına uymak ödevleri de vardır. Bu ödevlerin neler olduğu 1706 sayılı Kanunla birer birer sayılmış Jandarmanın gerçek yeri sıfat ve görevleri belirtilmiştir. Bu kanunun ilgili maddelerine göre, T.C. Jandarması Genel güvenlik ve asayişi korumak, Kanun ve Nizamlar hükümlerini ve ayrıca bunlara dayanan hükümet emirlerini yerine getirmekle yükümlü bir inzibat kuvvetidir. "Jandarmanın görev ve hizmet yönünden mercii İçişleri Bakanlığına bağlıdır." "Kadroların tertip ve tevzii içişleri Bakanlığınca yapılır. Jandarma Subayları, ödevlerinin yerine getirilmesine ilişkin görevlerinden dolayı o yerin en büyük mülkiye memurunun emri altındadır." "Jandarma Subaylarının terfileri Jandarma birliklerindeki hizmetlerinden alacakları üst rütbeye onanmış meslekî sicillerle birlikte mülki amirler tarafından verilmiş siciller üzerinde içişleri Bakanlığınca düzenlenecek terfi defteri gereğince yapılır." Jandarma Subaylarının Harp Okulundan çıktıktan ve temel kursunu gördükten sonraki idarî, adlî ve askeri bakımdan yetiştirilmeleri İçişleri Bakanlığınca açılacak kurslar ile veya icabında ordunun açılmış kurslarından istifade ettirilmek suretiyle temin olunur" vesaire...3201 sayılı Emniyet Teşkilâtı Kanununun l inci maddesinde: Bütün yurtta iç güvenlik ve asayişin sağlanmasından İçişleri Bakanlığının sorumlu olduğu Bakanın bu görevi Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı aracılığı ile yürüteceği belirtilmekte ve ayrıca 6815 sayılı Kanunla sınır, kıyı ve kara sularının korunması ve güvenliği ile Gümrük Bölgelerinde kaçakçılığın men, takip ve tahkiki görevleri de Jandarmaya verilmiş bulunmaktadır. Görüldüğü üzere ne jandarma teşkilâtının özel kanun ve nizamlarında ne de Türk Silâhlı Kuvvetlerinin diğer kanunlarında Jandarma Genel Komutanlığının Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı ya da onun bünyesinde bulunduğuna işaret eden bir hüküm yoktur. 
İşte Jandarmanın gördüğü bu kamu hizmetlerinin özelliklerinden ve değişik oluşlarındandır ki, bu kuruluş için Silâhlı Kuvvetler Personelinin tabi oldukları yasalardan başka özel yasalara ihtiyaç duyulmuş, terfi vesair özlük hakları konusunda özel düzenlemelere gidilmiştir. Bu itibarla 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun l inci maddesi, 926 sayılı Kanunun 49. maddesi hükmüne göre jandarma Genel Komutanlığı Türk Silâhlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olmakla birlikte, görev, bağlılık, teşkilât, konuş ve özlük, işlemleri yönünden diğer kuvvetlere nazaran ayrı özellikler taşıdığından sözü edilen maddenin (Kara, Jandarma dahil) ifadesini çok geniş anlamda yorumlamak, Jandarma Genel Komutanlığını Kâra Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde mütalâa etmek mümkün değildir. 
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 34 üncü maddesi "Subaylığa nasıp ve rütbe terfileri, ilgili Kuvvet Komutanlarının (Jandarma Subayları için Jandarma Genel Komutanlığının) teklifi ve Genelkurmay Başkanının lüzum göstermesi üzerine Millî Savunma Bakanının (Jandarma Subayları için İçişleri Bakanı) ile Başbakanın imzalayacağı ve Cumhurbaşkanının onaylayacağı kararname ile yapılır." hükmünü koymuştur. Buna göre Jandarma Subaylarının nasıp ve terfilerinde işlem yetkisi 1706 sayılı Jandarma Kanunu hükümlerine sadık kalınarak Jandarma Genel Komutanlığı ile İçişleri Bakanlığına bırakılmıştır. 
926 sayılı Kanunun 38 nci maddesi yükselme sırasına girmiş bulunan subayların sicil notu ortalamalarının tesbitinden sonra kendi sınıflan içerisinde yeterlik sıralamasına tabi tutulacaklarını, Kurmay subayların ise sınıflarına bakılmaksızın kendi aralarında sıralanacaklarını hükme bağlarken sınıf esasından hareketle jandarmayı diğer sınıf subaylarından ayrı tutmuş ve fakat kurmay subaylarda (pilot ve hava yer kurmayları hariç) böyle bir ayırıma lüzum görülmemiştir. Bu husus Jandarma albayları ile jandarma kurmay albayları arasında kurmaylar aleyhine bir eşitsizlik yarattığı gibi Kara Kuvvetlerinin kurmay albayları ile jandarma kurmay albayları arasında da Jandarma aleyhine ayrıca, bir eşitsizliğe neden olmaktadır. Filhakika Komutanlık sevk ve idare niteliğini hedef alan kurmay sınıfında, amaç, kapsam ve temel ilke yönünden artık sınıf ayırımının düşünülemiyeceğini ileri sürebilirse de, aynı akademik bilgi ve statüye sahip olsalar dahi, nasıplarından sonraki kurs, eğitim, öğrenim, görev alam ve yönetimleri değişik biçimlerde düzenlenen Jandarmanın kurmay albaylarını savaşa hazırlayan eğitim ve öğrenimini tamamen bu alana yöneltmiş ve yoğunlaştırmış bulunan Silâhlı Kuvvetlerin öteki kurmay albayları ile askerî, meslekî, zihnî kifayet ve üst rütbeye liyakat açısından mukayesesinin de eşitlik ilkesine aykırı düşeceği şüphesizdir. Bu eşitsizlik Jandarma generalleri için de varittir. 
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 41 inci maddesi kara, deniz, hava kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığına ait subay kadrolarının her yılın 30 Ağustos tarihine kadar rütbe, sınıf (varsa branş) da belirtilerek Genelkurmay Başkanlığınca hizmet ihtiyacına göre tesbit edileceğini, ilgili Kuvvet ve Jandarma Genel Komutanlığına bildireceğini öngörmektedir. Halbuki 3201 sayılı Kanun, memleketin umumi emniyet ve asayişi işlerini Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı vasıtasıyla yürütülmesi ödevini İçişleri Bakanlığına vermiştir. Her Bakanlık yerine getirilmesi kendilerine mevdu, kamu hizmetlerim aksatmadan yürütebilmek için muhtaç olduğu personelin adet, nitelik, maaş ve hizmetlerim belirleyen diğer bir ifade ile kadrolarının tertip ve tanzimi hak ve yetkisine sahip kılınması gerekir. Anayasa'mız Bakanları kendi çalışma alanlarından dolayı birinci öncelikle sorumlu tutulmuştur. Bu sorumluluğun doğal ve hukukî sonucu olarak kendi hizmet kadrolarının ayarlanmasında, o Bakanlığın yetkili kılınması esastır, İçişleri Bakanlığının Jandarma subay kadrolarının hiç bir hizmet ve sorumluluk bağlantısı bulunmayan Genel Kurmay Başkanlığınca saptanması davacının hukukunu etkileyen ve Anayasa'nın 105'inci maddesi ile çelişen bir yetkidir. 
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 49 uncu maddesinin (a) bendinde "Silâhlı Kuvvetlerde (Jandarma Genel Komutanlığı dahil) general ve amiral kadroları, Silâhlı Kuvvetlerin hizmet ihtiyacına göre Genelkurmay Başkanlığınca tespit olunur. Ancak kadro ile tespit edilecek general ve amiral toplamı sınıf mevcudu esas alınmaksızın muvazzaf subay mevcudunun % l ni geçemez. 
% l oranına göre tespit edilecek general ve amiral miktarı, tespit tarihinden itibaren her kuvvetin muvazzaf subay mevcudunda % 6 dan fazla bir artma ve eksiltme olmadıkça değiştirilemez. % 6 dan fazla bir artma ve eksiltme olduğu takdirde bu miktar % 6 kabul edilerek gerekli değişiklik yapılır. 
Kuvvet Komutanlıklarınca ve Jandarma Genel Komutanlığınca ancak teşkilât değişikliği ve hizmet zaruretleri dolayısı ile bu kadrolarda değişiklik teklif olunabilir. Denilmekte ve aynı maddenin (b) bendinde (a) bendine göre saptanan general ve amiral mevcutlarının muhtelif rütbelere dağılış oranları üç kuvvet (Jandarma dahil) için aşağıda cetvelde gösterilmiştir. Kadrolar bu oranları aşamayacak şekilde saptanır." hükmü yer almış bulunmaktadır.   
Rütbeler  
K.K.K.(J. dahil) %  
Dz. K.K. %  
Hv. K.K. %   
Orgeneral  
5,2  
7  
4   
Oramiral  
  
  
   
Korgeneral  
13,3  
13  
16   
Koramiral  
  
  
   
Tümgeneral  
28,2  
27  
24   
Tümamiral  
  
  
   
Tuğgeneral  
53,3  
53  
56   
Tuğamiral  
  
  
    
 
Görülüyor ki, maddenin açık metninde Jandarma Genel Komutanlığı subay mevcudunun % 6 dan fazla artması veya hizmet zaruretleri ve teşkilât değişiklikleri dolayısı ile general kadrolarının çoğaltılması konusunda diğer Kuvvetler gibi mütalâa edildiği halde (b) bendinde general ve amiral kadrolarının muhtelif rütbelere dağılışında Kara Kuvvetlerine dahil edilmek suretiyle onun içinde eritilmiş olmaktadır. Uygulamada, bu maddeden alınan yetkiye dayanılarak jandarmanın kontenjanı Kara Kuvvetlerine doğru kaydırılmakta ve binnetice diğer kuvvetlerle arasındaki eşitlik dengesi bozulmaktadır. 
1706 sayılı Jandarma Kanununun 6, 7, 11, 21, 22, 23, 24 üncü maddelerine göre ihtiyaç vukuunda Silâhlı Kuvvetlerden jandarmaya subay ve general verilmesi mümkün olduğu halde, jandarma subay ve generallerinin Silâhlı Kuvvetlerde istihdamına cevaz verilmemiştir. Şu halde general ya da albaylar arasında yapılacak değerlendirmede, jandarma general ve albayları yeterlik sıralamasında diğerlerine nazaran önsırayı alsalar bile Silâhlı Kuvvetlerin ihtiyacını ihmal ile jandarma generallerine daha üst rütbelere ve albaylarını da generalliğe terfi ettirilmeye imkân yoktur. Jandarmanın sözü edilen madde ile Kara Kuvvetlerinin içinde gösterilmesi Kara Kuvvetleri lehine ve fakat jandarma aleyhine eşitsizlik yaratmaktadır. 
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 54 üncü maddesine göre, albayların generalliğe, mevcut generallerin üst rütbeye terfileri için sadece sicil notu ortalaması yeterli değildir. Ayrıca, subay sicil yönetmeliğinin 43 ve 44 ncü maddeleri uyarınca Yüksek Askerî Şûraya dahil bulunan Genelkurmay Başkanının l -150, ilgili Kuvvet Komutanının l -125 diğer şûra üyelerinin l -100 arasında değişen ve takdire bağlı bulunan değerlendirmede notları ortalamasının sicil notu ortalamasına ilâvesi gerekir. 
Yüksek Askerî Şûranın değerlendirilmesinde askeri ihtiyaçların öncelik alacağı, değerlendirmeye bu açıdan bakılacağı ve hatta bakılmakta olduğu kuşkusuzdur. Normal bir ümitle idarenin daimi kadrolarına giren bir kamu personelinin kendi statüsü içinde en yüksek mertebeye çıkma isteği en doğal hakkıdır. Anayasa'nın 12 nci maddesinde herkesin Kanun önünde eşit olacağı, hiç bir kimseye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınmayacağı hükme bağlanırken, 58 nci maddesinin 2 nci fıkrasında da hizmete alınmada ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım yapılamıyacağı açıklanmıştır. Bu hükmün karşıt kavramından ödevin gerektirdiği niteliklere sahip olanların o niteliklere sahip olmayanlara tercih edilecekleri, mukayeselerinin ise ancak kendi aralarında yapılacağı anlamı çıkar. Aksi yönde tesis edilecek işlemler ve bu işlemlere dayanak olan yasalar Anayasa'nın sözü edilen 12 ve 58 inci maddelerine aykırı düşer. 
Yüksek Askerî Şûranın kuruluş ve görevleri hakkındaki 1612 sayılı Kanun, Jandarma Genel Komutanını Şûranın asıl üyeleri arasında göstermemiştir. Ancak Jandarma Genel Komutanlığı ile ilgili konularda Jandarma Genel Komutanının da Şûranın bir üyesi olacağı belirtilmiştir. Jandarma Genel Komutanı Yüksek Askerî Şûra Üyelerinden birinin yerine kaim olmadığına göre jandarma generallerinin değerlendirme notu ortalaması diğer generallerin değerlendirme notu ortalamasından düşük olacaktır. Örneğin: Genelkurmay Başkanı Kuvvet Komutanı dahil Yüksek Askeri Şûra Üyelerinin 10 kişi olduğunu varsayalım. Hepsinin de en yüksek notu verdiklerini kabul edelim. Bu takdirde jandarmanın dışında kalan generallerin değerlendirme notu ortalaması 150 + 125 + 100 + 100 + 100 + 100 + 100 4- 100 + 100 + 100= 1075/10 = 107,5. jandarma generallerinin değerlendirme notu ortalaması da 150 + 125 + 100 +100 + 100 +100 + 100 + 100 + 100 + 100 + 100 = 1175/11 = 106.81 olacaktır ki, bu da ayrı bir eşitsizlik yaratmakta ve dolayısı ile 926 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin Anayasa'nın 12 nci maddesine aykırılığını kanıtlamaktadır. 
SONUÇ: Uyuşmazlığın çözümünde 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun birbirini tamamlayan ve davanın kaderini tayin edecek bulunan 34, 38, 41, 49, 54 üncü maddelerinden 41 inci maddesinin 2 nci fıkrası Anayasa'nın 105 inci maddesinin 2 nci fıkrasına, 49 uncu maddesinin (a) bendi (b) bendi ile Ek Geçici 14 üncü maddenin (a) bendi Anayasa'nın 12 ve 105 inci maddesinin 2 nci fıkrasına; 54 üncü maddesi Anayasa'nın 12 ve 58 inci maddesinin 2 nci fıkrasına aykırı görüldüğünden bu hususta bir karar verilmek üzere, Anayasa'nın 151/1 ve 44 sayılı Kanunun 27 nci maddeleri gereğince re'sen konunun Anayasa Mahkemesine götürülmesine, Anayasa Mahkemesinden bu konuda bir karar gelinceye kadar davanın geri bırakılmasına Dz. Hâk. Alb. Turgut Akan ile Hâk. Alb. Mustafa Çopur'un muhalif oylarına karşı 12 Kasım 1976 günü oyçokluğu ile karar verildi." 
III- YASA METİNLERİ : 
l- İtiraz konusu yasa kuralları : 
27/7/1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun Mahkemece Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen maddelerinin itirazla ilgili hükümleri aşağıdadır : 
Madde 41- (Değişik : 1923 - 3/7/1975) Subay kadroları aşağıdaki esaslara göre tespit olunur : 
Kara, Deniz, Hava Kuvvetlerine ve Jandarma Genel Komutanlığına ait kadrolar, her yılın 30 Ağustos tarihine kadar rütbe, sınıf (varsa branşı) belirtilerek Genelkurmay Başkanlığınca hizmet ihtiyacına göre tesbit edilir ve ilgili Kuvvete ve Jandarma Genel Komutanlığına bildirilir. ...... 
..................................................................................................................... 
Madde 49- General ve amiral miktarları aşağıdaki esaslara göre tesbit olunur : 
a) (Değişik: 1424 - 7/7/1971) Silâhlı Kuvvetlerde (J. Gen. K. lığı dahil) general ve amiral kadroları, Silâhlı Kuvvetlerin hizmet ihtiyacına göre Genelkurmay Başkanlığınca tespit olunur. Ancak kadro ile tespit edilecek general ve amiral toplamı sınıf mevcudu esas alınmaksızın barışta muvazzaf subay mevcudunun % l'ini geçemez. 
Yüzde bir oranına göre tespit edilecek general - amiral miktarı tespit tarihinden itibaren her kuvvetin muvazzaf subay mevcudunda % 6'dan fazla bir artma veya eksilme olmadıkça değiştirilemez. % 6'dan faz la bir artma ve eksilme olduğu takdirde bu miktar % 6 kabul edilerek gerekli değişiklik yapılır. 
Kadrolarda gösterilen sınıf, rütbe ve miktarlar aşılamaz. Herhangi bir sebeple boşalan general - amiral kadroları müteakip 30 Ağustostan önce doldurulamaz. 
Kuvvet komutanlıklarınca ve Jandarma Genel Komutanlığınca ancak teşkilât değişikliği ve hizmet zaruretleri dolayısiyle bu kadrolarda değişiklik teklif olunabilir. 
Bu teklifler, Yüksek Askerî Şûranın mütalâası alınmak suretiyle Genelkurmay Başkanlığınca sonuçlandırılır. 
(Ek: 1923 - 3/7/1975) Ancak; 41 inci madde esaslarına göre o yıl için hizmet ihtiyacı esas alınmak üzere saptanmış general ve amiral kadrolarında hizmet yılı içinde ölüm ve emeklilik nedenleriyle boşalacak veya yeni teşkil sebebiyle açılacak olan kadro görev yerlerinde görevlendirilmek amaciyle tuğgeneral - tuğamiral ile tümgeneral - tümamiral korgeneral-koramiral rütbelerinde olmak ve % l oran dışında tutulmak üzere, ihtiyaç halinde Genelkurmay Başkanı tarafından gösterilecek lüzum üzerine, 54 üncü madde esaslarına göre 5 general - amiral fazladan terfi ettirilebilir. Bunlar boşalacak zorunlu görevlere devredilmek üzere Genelkurmay Teftiş Kurulundaki genel müfettişliklere atanırlar. Şu kadar ki, barışta genel müfettişlik kadrolarına verilen tuğgeneral - tuğamiral ile Tümgeneral - Tümgeneral ve Korgeneral - Koramiral toplam miktarı hiçbir zaman 5'i geçemez. 
b) (Değişik : 1923 - 3/7/1975) (a) bendine göre saptanan general ve amiral mevcutlarının muhtelif rütbelere dağılış oranlan üç kuvvet (Jandarma dahil) için aşağıdaki cetvelde gösterilmiştir. Kadrolar bu oranlan aşmayacak şekilde saptanır.   
Rütbeler  
K.K.K.(J. dahil) %  
Dz. K.K. %  
Hv. K.K. %   
Orgeneral  
5,2  
7  
4   
Oramiral  
  
  
   
Korgeneral  
13,3  
13  
16   
Koramiral  
  
  
   
Tümgeneral  
28,2  
27  
24   
Tümamiral  
  
  
   
Tuğgeneral  
53,3  
53  
56   
Tuğamiral  
  
  
    
Madde 54- (Değişik : 1424 - 7/7/1971) Yüksek Askeri Şûra, kuvvetlerden ve J. Gn. K. lığından 38 inci madde (h) bendi gereğince gönderilen albaylar ile terfi sırasındaki genaral ve amirallerin şahsi dosyalarını ve rütbedeki sicil belgelerinin (Albayların teğmenlikten itibaren, general ve amirallerin generallik ve amirallik rütbelerindeki sicil belgelerini) inceleyerek Subay Sicil Yönetmeliğinde gösterilen esaslara göre değerlendirme notu verir. Sicil notu ortalaması ile değerlendirme nolu toplamı yeterlik notu olarak tespit edilir ve en üstün yeterlik notu alanlardan başlamak üzere bir yeterlik sıralaması yapılır. Yeterlik notu en yüksek olanlardan itibaren kadro ihtiyacı kadar albay, general ve amiral bir üst rütbeye terfi ettirilir. 
(Değişik: 1923 - 3/7/1975) Ancak, bir üst rütbeye yükselecek Tümgeneral - Tümamiral ile Korgeneral Koramiral sayısı, yükselecekleri rütbenin l inci yıl kontenjanına eşit veya az ise, bunların üst rütbeye yükseltilme durumları Yüksek Askerî Şûra üyelerinin üçte ikisinin kabulüne bağlıdır. 
(Ek : 1923 - 3/7/1975) Savaş hali ilânından itibaren bu Kanunda öngörülen Yüksek Askerî Şûraya ait görev ve yetkiler Genelkurmay Başkanına intikâl eder. 
EK GEÇİCİ MADDE 14- (Ek : 1424 - 7/7/1971) Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Türk Silâhlı Kuvvetlerinde mevcut general ve amiral miktarı, 30/8/1971 tarihinden 30/8/1974 tarihine kadar % 1,2 oranına, sonraki 4 yılda 49 uncu maddede belirtilen % 1 oranına aşağıda gösterilen esaslar içerisinde indirilir. 
a) 30/8/1971 tarihinden 30/8/1974 tarihine kadar uygulanacak % 1,2 oranına göre tespit edilen general ve amiral mevcutlarının muhtelif rütbelere dağılış oranlan 3 kuvvet (Jandarma dahil) için, aşağıdaki cetvelde gösterilmiştir :   
Rütbeler  
K.K.K.(J. dahil) %  
Dz. K.K. %  
Hv. K.K. %   
Orgeneral- Oramiral  
6  
7  
7   
Korgeneral-Koramiral  
12,5  
13  
13   
Tümgeneral-Tümamiral  
25  
26  
27   
Tuğgeneral-Tuğamiral  
56,5  
54  
53    
2- Dayanılan Anayasa kuralları: 
Madde 12- Herkes, dil ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir. 
Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Madde  
58- Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. 
Hizmete alınmada, ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez. 
Madde 105- Başbakan, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar ve Hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur. 
Her Bakan, kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden ayrıca sorumludur . 
Bakanlar dokunulmazlık ve yasaklamalar bakımından Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleriyle aynı durumdadır . 
IV- İLK İNCELEME: 
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Kani Vrana, Şevket Müftügil, Ahmet Akar, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Sekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyle 24/3/1977 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında aşağıda açıklanan konular üzerinde durulmuştur. 
Bir davaya bakmakta olan mahkeme, ancak o davada uygulayacağı kanun hükümlerinin Anayasa'ya aykırılığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesinden iptallerini isteyebilir. İtiraz konusu yasa kuralları önce bu açıdan incelenmelidir. 
l- 926 sayılı yasa, Türk Silâhlı Kuvvetleri mensuplarının yetiştirilmelerini sınıflandırılmalarını, görev ve yükümlülüklerini, yükselme ve ödüllendirilmeleriyle her türlü özlük haklarını düzenlemek amacıyla çıkarılmıştır. (Madde 2). Bu nedenle, Yasanın itiraz konusu yapılan hükümleri Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup generallerin ve amirallerin tümünü İçermektedir. Başka bir deyişle bu hükümler, her kuvvetten general ve amirallerin terfilerine ve terfi edemiyenlerin kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevkedilmelerine ilişkin bulunmaktadır. 
Yüksek Askeri Şûra tarafından saptanan değerlendirmeye göre yapılan yeterlik sıralamasında ilk 14 general arasında yer alamadığı için terfi ettirilmeyen ve kadrosuzluktan emekliye ayrılan davacı tuğgeneral ise Jandarma Genel Komutanlığına mensup ve jandarma sınıfından olduğundan, 926 sayılı Yasanın davada uygulanma durumunda olan hükümlerinin jandarma sınıfındaki generallerle sınırlı olarak incelenmeleri gerekir. 
2- Sözü edilen yasanın itiraz konusu 41. maddesinin ikinci fıkrası hükmü; Kara, Deniz, Hava Kuvvetlerine ve Jandarama Genel Komutanlığına ait subay kadrolarının her yılın 30 Ağustos (Dava konusu uyuşmazlığın doğduğu 30/8/1974 tarihinde yürürlükte olan maddede bu tarih 31Ağustos olarak yeralmıştır.) tarihine kadar rütbe, sınıf (varsa branşı) belirtilerek, Genel kurmay Başkanlığınca hizmet ihtiyacına göre saptanacağına ilişkindir. Yani, Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup tüm subay kadrolarının saptanmasında Genelkurmay Başkanlığına yetki veren genel bir hükümdür. Oysa Genelkurmay Başkanlığının, general ve amiral kadrolarını belli koşullar içinde saptama yetkisi özel bir hüküm olarak 49. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer almıştır. Dava da general kadrolarının saptanmasına ilişkin bulunduğuna göre, değişik 41. maddenin ikinci fıkrasının bu davada uygulanması olanağının bulunmadığı açıkça ortadadır. Bu hükme ilişkin itiraz, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmelidir. 
3 - 926 sayılı yasanın 1424 sayılı yasa ile değişik 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine gelince : 
Davacı jandarma Tuğgenerali, 30/8/1974 tarihinde bir üst rütbeye yükselme sırasına gelerek değerlendirmeye tabi tutulmuş ve bu tarihte de kadro yokluğu nedeniyle emekliye sevk edilmiştir. Hakkında uygulanan idarî işlemlerin iptali için 20 Eylül 1974 tarihi; dilekçe ile Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmıştır. 
Her idarî uyuşmazlığın, doğduğu tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması suretiyle çözümlenmesi, hukukun temel kurallarındandır. Bakılmakta olan davanın konusunu oluşturan uyuşmazlık 30/8/1974 tarihinde doğmuştur. Bu tarihte ise 926 sayılı Kanunun 49. maddesinin (b) bendi değil, ek geçici 14. maddenin (a) bendi hükmü yürürlükte bulunmaktadır. Çünkü. 49. maddenin (b) bendi ile, general ve amiral mevcutlarına ve bunların çeşitli rütbelere dağılışlarına ilişkin oranları saptayan iki kural getirilmiştir: General ve amiral mevcutlarının çeşitli rütbelere dağılış oranlarına, bendin cetvel bölümünde yer verilmiş; general ve amiral mevcutlarının saptanmasının da aynı maddenin (a) bendine göre yapılacağı belirtilmiştir, (a) bendinde de, kadro ile saptanacak general ve amiral toplamının ...muvazzaf subay mevcudunun % l'ini geçemiyeceği hükmü yeralmıştır. 
Ek geçici 14. maddenin birinci fıkrasında ve (a) bendinde ise, 30/8/1971 tarihinden 30/8/1974 tarihine kadar % 1,2 oranının ve sonraki 4 yılda, yani 30/8/1975 - 30/8/1978 tarihleri arasında 49. maddede belirtilen % l oranının uygulanacağı öngörülmüştür. Aynı maddenin (c) bendi ile de buna ilişkin açıklayıcı hüküm getirilmiştir. 
Görülüyorki 49. maddenin (b) bendi, ancak 30/8/1975 - 30/8/1978 tarihleri arasında uygulanacak kuralları içerir biçimde düzenlenmiştir. Bu nedenle de, 30/8/1971 - 30/8/1974 tarihleri arasında uygulanma olanağı yoktur. 
Bakılmakta olan davada bu hükmün uygulanma olanağı bulunmadığından, sözü geçen hükümle ilgili itiraz mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmelidir. 
Böylece, yapılan ilk inceleme sonunda davanın, Anayasa'nın ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde öngörülen kurallara uyulmak suretiyle açıldığı ve dosyanın eksiği bulunmadığı saptandığından işin esasının; 27/7/1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun davada uygulanma durumunda olan 49. maddesinin 1424 sayılı yasa ile değişik (a) bendi ile aynı yasayla değişik 54. maddesinin ve 926 sayılı kanuna sözü geçen yasa ile eklenen ek geçici 14. maddesinin (a) bendinin, jandarma sınıfından olan generallerle sınırlı olarak incelenmelerine; Kani Vrana, Şevket Müftügil, Ahmet Akar, Abdullah Üner, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu ve Adil Esmer'in "54. maddenin uygulanacak hüküm olmadığı" yolundaki görüşleriyle, Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun, bir sınırlamaya gerek olmadığı ve ayrıca Esasın incelenmesinin aynı yasanın 41. maddesinin ikinci fıkrası ve 49. maddesinin b bendi açısından da yapılması gerektiği yolundaki görüşü ile ve oy çokluğuyla 24/3/1977 gününde karar verilmiştir. 
V. ESASIN İNCELENMESİ: 
l- Sözlü açıklama: 
Davanın esasını incelemek üzere, Şevket Müftügil, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner. Ahmet Koçak, Sekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyla toplanan Anayasa Mahkemesi, önce sözlü, açıklama konusu üzerinde durmuştur. Yapılan görüşmeler sonunda: 
Her ne kadar Askerî Yüksek İdare Mahkemesi daireler kurulunun gerekçeli kararında ve davalıların savunmalarında itiraz konulariyle ilgili görüşler açıklanmış ise de, konunun dahada açıklık kazanması bakımından sözlü açıklama yapılmasının yararlı olacağı kanısına varılmıştır. 
Bu nedenle, 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 29. maddesi uyarınca ilgililerin sözlü açıklamalarının dinlenmesine ve dava ile ilgili görülen İçişleri Bakanlığına, Millî Savunma Bakanlığına ve Genelkurmay Başkanlığına adı geçen kanunun 30. maddesi gereğince de çağrı kağıdı çıkarılmasına, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun (Dosyada yeterli açıklama vardır. Bu nedenle sözlü açıklamaya gerek bulunmadığı) yolundaki karşıoylarıyle ve oyçokluğuyle 11/10/1977 gününde karar verilmiştir. 
Bu karar gereğince ilgililere usulünce çağrı kâğıdı gönderilmiş ve 15/11/1977 gününde İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları ile Genelkurmay Başkanlığının temsilcileri tarafından yapılan sözlü açıklamalar dinlenmiştir. 
2- İnceleme : 
İtirazın esasına ilişkin rapor, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Daireler Kurulunun 12 Kasım 1976 günlü, 1974/154 esas sayılı gerekçeli kararı sözlü açıklama tutanakları ile öteki kâğıtlar, iptali istenen kanunun hükümleri, ilgili yasa ve Anayasa kuralları ve bunlara ilişkin gerekçeler ve yasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü : 
A- 926 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 1424 sayılı yasa ile değişik 49. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmünün Anayasa'ya aykırılığı sorunu: 
Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen bu hüküm ile Genelkurmay Başkanlığına Silâhlı Kuvvetlerde (J. Gn. K. lığı dahil) general ve amiral kadrolarını silâhlı kuvvetlerin hizmet ihtiyacına göre ve belirli bir oranda saptama yetkisi verilmektedir. (a) Bendinin öteki fıkralarında da; her kuvvetin muvazzaf subay mevcudunda artma, eksilme, değişiklik ve boşalma olması hallerinde, saptanan bu kadrolar hakkında yapılacak işlemler açıklanmakta ve yine Genelkurmay Başkanlığının bu konudaki yetkileri belirtilmektedir. 
İtiraz konusu hükmün Anayasa'nın 12. maddesine ve 105. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olup olmadığı sorununun çözümünde doğru bir sonuca varabilmek için, Önce Genelkurmay Başkanının Anayasa ve yasalar açısından durumuna, görev ve sorumluluklarına ve jandarmanın silâhlı kuvvetlerdeki yerine kısaca değinmek gerekir : 
1- Anayasa'nın 110. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; Genelkurmay Başkanının Silâhlı Kuvvetlerin komutanı olduğu... görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceği,... bu görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumlu olduğu kuralları yeralmıştır. Anayasa'nın bu maddesi gereğince çıkarılan 7/7/1970 günlü, 1324 sayılı Genelkurmay Başkanının Görev ve Yetkilerine ait Kanunun 1. maddesinde, Genelkurmay Başkanının barışta ve savaşta Silâhlı Kuvvetlerin komutanı olduğu; 2. maddesinde; Genelkurmay Başkanının Silâhlı Kuvvetlerin savaşa hazırlanmasında, personel, istihbarat, harekât, teşkilât, eğitim, öğretim ve lojistik hizmetlerine ait ilke ve öncelikler ile ana programlarını saptayacağı 7. maddesinde de, Genelkurmay Başkanının görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumlu olduğu, hükümleri bulunmaktadır. 
2- Jandarmanın Türk Silâhlı Kuvvetlerindeki yerine gelince : 
10/6/1930 günlü, 1706 sayılı Jandarma Kanununun 1., 2., 4., 5. ve 7. maddelerinde sırasiyle : T.C. Jandarmasının müsellâh ve askerî bir inzibat kuvveti olduğu, askerî Öğretim ve eğitim hususunda Genelkurmay Başkanlığına, silâh ve mühimmatla seferberlik ve seferde ordu emrine geçeceklerin aylık, yedirme, giydirme, donatma ve tüm harcamaları hususlarında Millî Savunma Bakanlığına bağlı bulunduğu Jandarmanın zapturaptında ve hususî kanunlarda gösterilmiyen özlük işlerinde askeri kanun ve tüzüklere tabi olduğu; Jandarma Genel Komutanının Kolordu veya ordu komutanı sıfat ve selâhiyetinde olduğu; Kurmaybaşkanının ordu ile ilişiği kesilmeksizin ordudan alınacağı yazılıdır. 
27/7/1967 günlü, 926 sayılı Kanunun, subay sınıflarını saptayan 21. maddesinde, jandarmanın Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup ve muharip sınıflardan olduğu belirtilmiş, değişik 49. maddesinin (a) bendinde de Jandarma Genel Komutanlığına Silâhlı Kuvvetler içinde yer verilmiştir. 
4/1/1961 günlü, 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İçhizmet Kanununun Türk Silâhlı Kuvvetlerini tanımlayan 1. maddesi de jandarmayı Türk Silâhlı Kuvvetleri bünyesinde öngörmüştür. 
Yukarıda açıklanan yasa hükümleri ve yine yasalarda yeralan kimi benzeri hükümler, jandarma kuruluşunun Türk Silâhlı Kuvvetleri bünyesi içinde ve onun ayrılmaz bir parçası olduğu hakkında hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmamaktadır. 
Mahkeme; genel emniyet ve asayiş işlerinin Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı aracılığıyle yürütülmesi görevinin kanunla İçişleri Bakanlığına verilmiş ve Anayasa da, kendi çalışma alanlarından öncelikle Bakanları sorumlu tutmuş olduğundan, bu kadroların hiçbir hizmet ve sorumluluk bağlantısı bulunmayan Genelkurmay Başkanlığınca saptanmasının, Anayasa'nın 105. maddesinin ikinci fıkrasiyle çelişen bir yetki olduğunu ve itiraz konusu kuralın ayrıca Anayasa'nın 12. maddesine de aykırı bulunduğunu ileri sürmektedir. 
12 Haziran 1937 günlü, 3201 sayılı Emniyet Teşkilâtı Kanununun 1. maddesinde: Memleketin Genel güvenlik ve asayişi işlerinden içişleri Bakanının sorumlu olduğu, içişleri Bakanının bu işleri, kendi kanunları dairesinde hareket eden Emniyet Genel Müdürlüğü ile Jandarma Genel Komutanlığı ve icabında diğer bütün zabıta kuruluşları aracılığıyle yapacağı ve lüzum halinde Bakanlar Kurulu karariyle ordu kuvvetlerinden yararlanacağı hükmü yeralmıştır. 
Burada, Önce Anayasa'nın 105. maddesinin ikinci fıkrası ile 110. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen sorumlulukların nitelik ve kapsamı üzerinde durmak gerekmektedir : 
a- Yukarıda açıklanan Anayasa ve yasa kurallarına ve Anayasa Mahkemesinin, bu husustaki çeşitli kararlarına göre (E: 1963/67, K: 1966/19, 4 sayılı A.M.K.D. Sayfa : 118; E : 1967/39, K : 1968/41, 6 sayılı A.M.K.D. Sayfa : 268; E : 1970/52, K: 1971/46, A.M.K.D. Sayı: 9, Sayfa: 497) Genelkurmay Başkanı; barışta ve savaşta bütün Silâhlı Kuvvetlerin komutanı olup, bu sıfatiyle ordunun yönetimini, eğitim ve Öğretimini sağlayacak, O'nu savaşa hazırlayacak ve bu görevlerinden dolayı da, Başbakana karşı sorumlu olacaktır. 
Anayasa; Genelkurmay Başkanına Silâhlı Kuvvetlerin Komutanı sıfat ve yetkisini tanırken kuşkusuz ona Silâhlı Kuvvetlerin barışta ve savaşta hazırlanması ve yönetimi görevini vermekte ve bunun karşılığında onu Başbakana karşı sorumlu tutmakla da, yürütme organı ile Genelkurmay Başkanı arasındaki bağlantıyı kurmuş ve böylece Başbakana da, hükümet kademesinde olmak üzere, bu işlerin yönetim ve denetiminde görev ve sorumluluk vermiş bulunmaktadır. 
Başbakan, Anayasa'nın 110. maddesinin ikinci fıkrasında yeralan Millî Güvenliğin sağlanması ve Silâhlı Kuvvetlerin savaşa hazırlanması konularında Bakanlar Kuruluna ve Bakanlar Kurulu da Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı sorumludur. 
İçişleri Bakanının görev ve sorumluluğuna gelince; yukarıda belirtilen yasa ile bu Bakana yurtta iç güvenliğin ve asayişin sağlanması hususunda görev ve sorumluluk öngörülmüştür. 
Şu hale göre burada, içişleri Bakanının, yasalarla verilen görev ve sorumluluğu ile Başbakanının ve ona karşı sorumlu olan Genelkurmay Başkanının Anayasa ile getirilen sorumlulukları söz konusu olmaktadır. 
Böyle olunca da, bu konuda sorumluluk üzerinde durulurken; Anayasa'nın 105. maddesinin ikinci fıkrasiyle getirilen sorumluluğun, ancak Bakanların kendi yetki alanları içinde bulunan ve yasalarla öngörülen iş ve işlemleriyle sınırlı bulunduğunu ve Anayasa'nın 110. maddesiyle de, idare kademesinde Genelkurmay Başkanının, hükümet kademesinde de Başbakanın görevli ve sorumlu olduklarını ve böylece Genelkurmay Başkanı için de ağır sorumluluklar getirildiğini dikkate almak gerekmektedir. O takdirde de, kimi görevleri yönünden içişleri Bakanlığına bağlı bulunan jandarmanın general kadrolarının saptanması yetkisinin bu Bakanlığa verilmesinde, görev - sorumluluk ilişkisi açısından zorunluluk bulunduğu ileri sürülemez. Tersine, görev - sorumluluk ve yetki dengesinin birbirine bağlı ve uyumlu bir halde sağlanması amacıyle bu yetkinin Genelkurmay Başkanlığına verilmiş olduğunu kabul etmek gerekir. 
Silâhlı Kuvvetlerden olan Jandarma kuruluşunda general kadrolarının saptanması yetkisini içişleri Bakanlığına veren bir düzen; askerliğin temeli olan disiplin ve tek komuta kavramları ile ve Silâhlı Kuvvetlerin gelenekleriyle bağdaşamayacağı gibi, Anayasa'nın 110. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralariyle getirilen kurallara da uygun düşmez. 
Burada, jandarma general kadrolarının Genelkurmay Başkanlığınca saptanmasiyle bu generallerin, her çeşit siyasal etki ve düşüncelerin dışında ve üstünde kalabilmelerinin sağlanmış olacağı da gözönünde tutulmalıdır. 
Yukarıdan beri yapılan açıklamalardan, itiraz konusu hükmün, Anayasa'nın 105. maddesinin ikinci fıkrası kuralına aykırı bulunmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır, 
b- itiraz konusu hükmün, Anayasa'nın 12. maddesindeki "eşitlik" ilkesine aykırı olduğu savına gelince; 
Anayasa'nın, 12. maddesiyle kesin olarak yasakladığı; yurtdaşların kanun karşısında dillerine, ırklarına, cinsiyetlerine, siyasî düşüncelerine, felsefî inançlarına, din ve mezheplerine göre farklı işlem görmeleridir. 
Oysa, yukarıdaki açıklamalardan ve bent metninden de açıkça anlaşıldığı gibi (a) bendi ile; silâhlı kuvvetlerdeki ve onun ayrılmaz bir parçası olan Jandarma Genel Komutanlığındaki generallerin tümünün kadrolarının saptanmasında, herhangi] bir ayrım gözetmiyen ve ayrıcalık tanımıyan nitelikte genel ve nesnel bir kural getirilmiştir. Genelkurmay Başkanlığı bu kadroları saptarken, üç Kuvvetin ve J. Gn. K. lığının hizmet gereksinmelerini (ve tümünde % l oranını) gözönünde tutacaktır. 
Şu durum karşısında, Kuvvet generallerine Anayasa'nın 12. maddesinin yasakladığı çeşitten bir ayrıcalık tanındığını ve jandarma generalleri aleyhine olarak çeşitli ilkesinin bozulduğunu ileri sürmek olanaksızdır. 
Özetlemek gerekirse: 
Üç Kuvvette olduğu gibi, silâhlı kuvvetlerin ayrılmaz bir bölümümü oluşturan jandarmada da, general kadrolarının hizmet gereksinimine göre Genelkurmay Başkanlığınca, saptanmasını, Anayasa Koyucunun amacı doğrultusunda kullanılmış bir yetki olarak kabul etmek gerekir. 
Bu nedenle, Silâhlı Kuvvetlerin ve bu arada Jandarma Genel Komutanlığının general kadrolarının belirli koşullar altında saptanması yetkisini Genel kurmay Başkanlığına veren itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 12. ve 105. maddelerine aykırı düşen bir yanı bulunmadığından, mahkemece bu kurala yöneltilen itirazın reddedilmesi gerekir. 
B- 926 sayılı Kanunun 1424 sayılı Yasa ile değişik 54. maddesinin Anayasaya aykırılığı sorunu : 
Bu maddenin kapsadığı kurallar şunlardır: 
Yüksek Askerî Şûra, Kuvvetlerden ve J. Gn. Komutanlığından gönderilen yükselme sırasındaki general ve amirallerin şahsî dosyalarını ve rütbelerine ilişkin sicil belgelerini inceleyecek; 
Subay sicil yönetmeliğinde gösterilen esaslara göre değerlendirme notu verecek, bundan sonra da; sicil notu ortalaması ile değerlendirme notu yeterlik notu olarak saptanacak; 
En üstün yeterlik notu alanlardan başlanmak üzere bir yeterlik sıralaması yapılacak; 
Yeterlik notu en yüksek olanlardan itibaren kadro ihtiyacı kadar... general ve amiral bir üst rütbeye terfi ettirilecektir. 
Görülüyor ki itiraz konusu madde ile, yükselme sırasındaki general ve amirallerin terfi işlemlerinin nasıl yapılacağı konusunda genel ilkeler getirilmiş ve Yüksek Askerî Şuraya da genel bir yetki tanınmıştır. 
General ve amirallerin rütbe terlilerine ilişkin koşullara 926 sayılı Yasanın değişik 47. maddesinde yer verilmiş olup bu maddede, yükselebilmek için öngörülen anakoşullar arasında, Yüksek Askerî Şûraca 54. madde esaslarına göre seçilmiş olmak koşulu da aranmıştır. 
Yüksek Askerî Şûranın yasal yapısına gelince; bu da 26/7/1972 gün-İü, 1612 sayılı Yüksek Askerî Şûranın Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 2. maddesinde belirtilmiştir. Maddede, Jandarma Genel Komutanlığı ile ilgili konularda Jandarma Genel Komutanının da üye olarak Şûra toplantılarına katılacağı öngörülmüştür. 
Öte yandan değerlendirme işlemi, değerlendirme notu ve saptanmasındaki esaslar, yeterlik notunun saptanması, yeterlik sıralamasının yapılması ve üst rütbeye yükseleceklerin saptanması gibi Yüksek Askeri Şûranın yükselmeye ilişkin çalışma usulleri ise subay sicil yönetmeliğinin 41 - 47 nci maddelerinde yeralmış bulunmaktadır. 
Bu açıklama da gösteriyor ki; Askerî Şûranın yasal yapısı, değerlendirme notu verilmesindeki esaslar, yeterlik notunun saptanması ve yeterlik sıralamasının yapılması gibi konulara ve işlemlere 54. madde metninde değil, başka yasalarda yer verilmiştir. Daha açık bir deyişle, Jandarma Generallerinin, değerlendirilmesinde Askerî Şûraya Jandarma Genel Komutanının katılmasına ve böylece jandarma generallerinin bir fazla üye ile toplanan Şûraca değerlendirilecekleri için değerlendirme notu ortalamasının düşük olmasına ilişkin kuralların itiraz konusu maddede yer almadığı açıkça görülmektedir. 
Demek ki, jandarma generallerinin terfileri konusunda mahkemece ileri sürülen eşitsizlik 54. madde hükmünden değil, başka yasalarda yer alan kimi kurallardan ve özellikle 926 sayılı Kanunun yine itiraz konusu yapılan ve ileride incelenecek olan ek geçici 14. maddesinin (a) bendinin cetvel bölümündeki "K.K.K. (J. dahil)" deyiminden ileri gelmektedir. 
Böyle olunca, itiraz konusu 54. madde ile getirilen hükmün, Jandarma generallerinin yükselmeleriyle ilgili bir yönü bulunduğundan ve Anayasa'nın 12. maddesine ters düşen bir eşitsizlik doğurduğundan söz edilemez. 
54. madde hükmünün Anayasa'nın 58. maddesinin ikinci fıkrasındaki kurala da aykırı olduğu savına gelince : 
Anayasa'nın 58. maddesinin ikinci fıkrasında "hizmete alınmada, ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayınım gözetilemez" hükmü yer almıştır. Böylece, bu fıkra hükmü, kamu hizmetlerine girme temel hakkı ile ilgili kuralı koymaktadır. Fıkradaki "hizmete alınma" deyimi ile de her Türkün kamu hizmetlerinin herhangi bir dalında kendi istekleri ile görev almaları halinin öngörüldüğü açıktır. Oysa itiraz konusu yasa hükmü, generallerin yükselme işlemlerinin nasıl yapılacağını ve Yüksek Askerî Şûranın bu konudaki yetkilerini düzenlemektedir. Bu nedenle, itiraz konusu madde üzerinde, Anayasa'nın 58. maddesine uygunluk açısından başkaca inceleme ve tartışma yapılmasına gerek görülmemiştir. 
Yukarıda açıklanan nedenlerle, itiraz konusu 54. madde ile getirilen hükmün, Anayasanın 12. ve 5'8. maddelerine aykırı yönü bulunmadığından bu maddeye yöneltilen itirazın reddedilmesi gerekmektedir. 
C- 926 sayılı Yasanın 1424 sayılı Yasa ile değişik Ek Geçici 14. maddesinin (a) bendinin metin bölümünün Anayasaya aykırılığı sorunu : 
Mahkeme, 926 sayılı Yasanın ek geçici 14. maddesinin (a) bendinin Anayasa'ya aykırılığını ileri sürerek iptalini istemektedir. Sözü edilen bent hükmü incelendikte görülür ki, bendin metin bölümünde "3 Kuvvet (Jandarma dahil)" deyimi, cetvel bölümünde ise "K.K.K. (J. dahil)" deyimi yer almaktadır. Bu durumda istemin, her iki bölümdeki deyimi de kapsayıcı nitelikte olduğu açıktır. 
Burada (a) bendinin metin bölümündeki deyim üzerinde durulacaktır: 
926 sayılı yasanın 49. maddesinin ilk metninde; silâhlı kuvvetlerde general, amiral miktarının muvazzaf subay mevcudunun % 1,5 unu geçmiyecek biçimde saptanması öngörülmüş iken sonradan maddenin 1424 sayılı yasa ile değiştirilen (a) bendi metninde bu oran % l'e indirilmiştir. 
Ancak, % 1,5 oranının % l'e düşürülmesinin birden bire değil, giderek yapılması için de, 7/7/1971 günlü, 1424 sayılı yasa ile ek geçici 14. madde getirilmiştir. Maddenin ilk fıkrası hükmü ile de, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Türk Silâhlı Kuvvetlerinde mevcut general ve amiral sayısı 30/8/197-1 - 30/8/1974 tarihleri arasında % 1,2 oranına, sonraki 4 yılda ise 49. maddede belirtilen- % 1 oranına indirilmiştir. 
İtiraz konusu (a) bendi metninde de yukarda belirtilen tarihler arasındaki ilk 4 yıl için uygulanacak % 1,2 oranına göre saptanan general ve amiral mevcutlarının rütbelere dağılış oranlarının-3 Kuvvet (Jandarma dahil) için- bendin sonundaki cetvelde gösterilmiş olduğu belirtilmiştir. Aynı maddenin (c) bendi hükmüne göre de, general ve amiral miktarları, 30/8/1975 tarihinden başlamak ve bentte gösterilen esaslar gözönünde tutulmak üzere, 4 yıl içinde % 1,2 den % l'e indirilmiş olacaktır. 
Görülüyor ki (a) bendinde; Kara. Deniz ve Hava Kuvvetleri ayrı ayrı belirtilmeyip sadece "3 Kuvvet" deyimi kullanılmakla yetinilmiş ve Jandarma Genel Komutanlığının, K. K. K. lığına bağlı veya Onun Kuruluş ve Kadroları içinde bulunduğu anlamına gelen bir deyime yer verilmemiştir. Tersine jandarmanın, 3 kuvvetin yanında, ayrı ve bağımsız olarak belirtilmesine özen gösterilmiştir. 
Şu hale göre metin; jandarma generallerinin, kendi aralarında değerlendirilip yeterlik sıralamasına tabi tutulmalarını önleyen ve yükselmelerinde - diğer kuvvet generalleri gibi - aynı fırsat eşitliğinden yararlanmalarını engelleyen bir hükmü taşımamakta ve sadece general ve amiral miktarlarının, Silâhlı Kuvvetlerdeki muvazzaf subay mevcuduna göre belli tarihler arasında ve hangi oranlarda saptanıp uygulanacağına ilişkin genel ve nesnel bir hüküm getirmiş bulunmaktadır. 
Bu nedenle ek geçici 14. maddenin (a) bendinin metin bölümünün Anayasa'nın 12. ve 105. maddelerindeki kurallara aykırı düşen bir yönü bulunmadığından, bu bölüme yöneltilen itirazın reddine karar verilmelidir. 
D- Ek Geçici 14. maddenin (a) bendinin cetvel bölümünde yer alan "J. dahil" biçimindeki hükmün Anayasa'ya aykırılığı sorunu : 
Burada, itiraz konusu hükmün Anayasa'ya uygunluğu incelenmeden önce, jandarma kuruluşunun K. K. K. lığı ile olan ilişki ve bağlantısını saptamakta, sorunun sağlıklı biçimde çözümü bakımından yarar görülmüştür. 
Jandarmanın, askerî yönü kadar önemli bir yönü daha vardır ki, o da özellikle 22/6/1930 günlü 1706 sayılı Jandarma Kanununda yer alan hükümlerle belirtilmiştir. Şöyleki, sözü geçen kanunun 1., 2., 6., 9. ve geçici 14. maddelerine göre : 
"Türkiye Cumhuriyeti Jandarması Genel Güvenlik ve asayişi korumak, kanun ve nizamlar hükümlerinin icrasını sağlamak ve bunlara dayanan Hükümet emirlerini yerine getirmekle görevli (...) bir inzibat kuvvetidir". "Jandarmanın görev ve hizmet yönünden mercii İçişleri Bakanlığıdır (...) güvenlik ve asayiş işleriyle diğer bütün işlemlerde bu bakanlığa bağlıdır." "Jandarma Genel Komutanı (...) İçişleri Bakanının intihap ve inhası ve Cumhurbaşkanının onaması ile atanır." "Jandarma kuruluşları mülki teşkilâta tabidir. Kadroların tertip ve tevzii İçişleri Bakanlığınca yapılır". "Jandarma subayları güvenlik ve asayişin korunmasına, devletin kanun ve nizamları hükümlerinin yerine getirilmesine ilişkin görevlerinden dolayı o yerin en büyük mülkiye memurunun buyruğu altındadırlar". 
Öte yandan, 24 Temmuz 1956 günlü, 6815 sayılı Kanunun 1. maddesi ile de jandarmaya; sınır, kıyı ve kara sularının korunması ve güvenliği île gümrük bölgelerinde kaçakçılığın önlenmesi, izlenmesi ve soruşturulması görevleri verilmiştir. 
Görülüyor ki, Jandarmaya, ülkede genel güvenlik ve asayişi korumak, Devletin kanun ve tüzükleri hükümlerinin yerine getirilmesini sağlamak gibi önemli ve ağır kamu hizmetleri verilmiş bulunmaktadır. Gördüğü bu esas kamu hizmetleri dolayısiyle de Türk Silâhlı Kuvvetlerinin öteki kesimlerinde yer almış olanlardan değişik, kendine özgü bir kuruluşa, örgütlenmeye sahip olması gerekmiştir. 
İşte, 1706 sayılı Jandarma Kanunu da, jandarma teşkilâtının kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını belirtmek amacı ile çıkarılmış bir yasadır. Bu yasanın hazırlanmasında, Jandarma Genel Komutanlığının, yukarıda açıklanan değişik görev, yetki ve sorumlulukları bulunduğu, ve hiç bir yönden K.K.K. lığına bağlı olmayan ve O'nun yapısı içinde yer almayan bir kuruluş olduğu gerçeği gözönünde tutulmuştur. 
Öte yandan Jandarma kuruluşunun yine bu özellikleri nedeniyledir ki, jandarma subay ve astsubaylarının nasıp, atama, yükselme, izin, ödüllendirme gibi özlük işleri yönünden Jandarma Genel Komutanlığı, diğer Kuvvet Komutanlıklarına ve İçişleri Bakanlığı da Millî Savunma Bakanlığına denk ve eşit yetkilerle donatılmıştır. Örneğin; 1706 sayılı Yasanın 8. ve 926 sayılı Yasanın 34., 38, 82, 89, 121/d, 127, 133., 139, 194. ve 195. maddelerindeki hükümlerle Jandarma Genel Komutanlığına ve İçişleri Bakanlığına tanınan yetkiler böyledir. 
Jandarmanın bağlantısı saptanırken öncelikle teşkilât yasalarına bakmak gerekir. 3/7/1970 günlü, 1324 sayılı Genelkurmay Başkanının görev ve yetkilerine ilişkin yasanın 1. maddesinde "Silâhlı Kuvvetlerin teşkilâtı, kendi kuruluş ve kadrolarında gösterilir" hükmü yer almıştır. Ancak, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarının teşkilât kanunları yoktur. Oysa Jandarma Genel Komutanlığının kuruluşunu, görev ve sorumluluklarını düzenleyen 22/6/1930 günlü, 1706 sayılı Jandarma Kanunu ile Jandarma Teşkilât ve Vazife Tüzüğü çıkarılmıştır. Bunlarda Jandarmanın - yukarıda kararın ilgili bölümünde açıklandığı biçimde - İçişleri ve Millî Savunma Bakanlıkları ile Genelkurmay Başkanlığına bağlı olduğu belirtilmiş ve fakat hiç bir biçimde K.K.K. lığına bağlılığına ya da onun bünyesi, örgütü, kadrosu içinde olduğuna ilişkin bir hükme yer vermemiştir. 
Burada, 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri iç Hizmet Kanununun 1. maddesindeki "Türk Silâhlı Kuvvetleri : Kara (Jandarma dahil)" deyimi ile, 926 sayılı Kanunun 21. maddesinde yer alan "Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup Kara (Jandarma dahil)..." deyimi üzerinde de kısaca durarak bu deyimlerin konuluş amaçlarını, anlam ve kapsamlarını araştırmakta yarar vardır. 
Hemen belirtmek gerekir ki, 211 ve 926 sayılı kanunlar, Silâhlı Kuvvetlerin teşkilât kanunları olmayıp biri, iç hizmetleri tertip ve düzenlemek öteki ise Türk Silâhlı Kuvvetleri mensuplarının yetiştirilmelerini, sınıflandırılmalarını, görev ve yükümlülüklerini, yükselme ve Ödüllendirilmelerini ve diğer özlük haklarım düzenlemek amacıyla çıkarılmışlar. Yoksa bunlar, Kuvvetlerin ve birliklerin kuruluş ve organik bağlantılarım düzenleyen yasalar değildir. 
211 sayılı Kanun, 4/1/1961 tarihinde çıkarılmış olup, Kanunun gerekçesi ve görüşülmesi hakkında herhangi bir bilgi yoktur. (Millî Birlik Komitesi Kanunlar Dergisi : Cilt : 43. Sayfa : 577-593). Sözü edilen kanunun l. maddesindeki bu deyimin; jandarmanın Türk Silâhlı Kuvvetleri tanımının kapsamında olduğunu, bu nedenle de bu yasanın getirdiği kimi kuralların jandarmaya da uygulanacağım belirtmek amaciyle kullanıldığını kabul etmek gerekir. Nitekim yasanın kimi maddelerinde sadece "Silâhlı Kuvvetler", "Türk Silâhlı Kuvvetleri" veya "Jandarma" deyimleri kullanılmış, kimi maddelerinde de "...Millî Savunma Bakanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığı..." denilmiş olup K.K.K. lığından, söz edilmemiştir. (Madde : 34/a, 35, 36, 37, 38, 39, 43, 46/c, 68/a/b, 105/b, 116/c). 
926 sayılı Kanunun 21. maddesinin gerekçesinde ve Yasama Meclisleri tutanaklarında, 21. madde metnindeki "Kara (Jandarma dahil)" deyiminin, Jandarma Genel Komutanlığının Kara Kuvvetlerine bağlanması veya onun bünyesi içinde yer alması amaciyle getirildiğine ilişkin herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. (Millet Meclisi T. D. Cilt 16, Dönem 2, Toplantı 2, Birleşim 96, Sayfa 505 ve devamı), (C. Senatosu T.D. Cilt 43. Dönem l, Toplantı 6, Birleşim 88, Sayfa 88), (Gerekçe : M.M.T.D. Cilt 43, Dönem l, Toplantı 4, S.S. 1031). 
Kanunun, "Subayların sınıflandırılması" kısmında ve "Subay sınıfları" başlığı altında yer alan 21. maddesindeki bu deyimin; jandarmanın da bir muharip sınıf olduğunu belirtmek ve seferde K.K.K. lığına katılacak jandarma birliklerinin yardımcı sınıf olarak değil, muharip sınıf gibi kullanılmasını sağlamak amaciyle getirildiğini kabul etmek gerekir. Nitekim maddenin, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin muharip ve yardımcı olarak iki sınıf halinde sınıflandırılması amacı ile getirildiği, gerekçe metninde de açıkça belirtilmiştir. 
Öte yandan, ancak seferde jandarmanın bir kısım birliklerinin ordu emrine gireceğinin öngörülmüş olması da, aslında jandarma kuruluşunun K.K.K. lığına bağlı veya O'nun kuruluş ve kadroları içinde olmadığını göstermektedir. (1706 S.K. Madde 2,3) 
211 sayılı Yasada olduğu gibi, 926 sayılı Yasada da Jandarma Genel Komutanlığı içinde belirli ve istikrarlı bir deyim kullanılmamıştır. Yasanın çeşitli maddelerinde : 
"K.K.K. (j. dahil)", "Silâhlı Kuvvetler (Jandarma dahil)", "...Kara (Jandarma dahil)", "Silâhlı Kuvvetlerde (J. Gn. K. lığı dahil)", "Üç Kuvvet (Jandarma dahil)", "Kara, Deniz, Hava Kuvvetlerine ve J. Genel Komutanlığına", "İlgili kuvvete ve J. Genel Komutanlığına", "ilgili kuvvet komutanının, (J. subayları için J. Gn. K. nın)", ya da "Millî Savunma Bakanı (J. subayları için İçişleri Bakanı)" gibi farklı deyimler kullanılmıştır. (Madde : 21, 49/a, 124, 202, 49/b, 34, 41, ek geçici madde : 14/a). 
Bu farklı deyimlerden de yasa koyucunun; 211 sayılı Yasanın 1. ve 926 sayılı Yasanın 21. maddelerindeki "...Kara, (Jandarma dahil)" deyimini Jandarma kuruluşunun K.K.K. lığına bağlı olduğunu göstermek amacıyle kullanılmadığı anlaşılmaktadır. 
926 sayılı Kanunun ek geçici 14. maddesine bağlı cetvelde yer alan "K.K.K. (J. dahil)" deyimine gelince : 
Sözü edilen kanunda değişiklik yapan ve kanuna ek maddeler getiren 7/7/1971 günlü, 1424 sayılı Yasanın, Millet Meclisinde ve Cumhuriyet Senatosundaki görüşülmesi sırasında bu madde üzerinde söz isteyen üye bulunmadığından, metin olduğu gibi yasalaşmıştır. Maddenin gerekçesinde de konuya değinilmiştir. Böylece, (J. dahil) deyiminin cetvele, Jandarma Genel Komutanlığının Kara Kuvvetlerine bağlanması veya onun bünyesinde yer alması amaciyle konulmuş olduğu hakkında yasama belgelerinde de bir bilgiye rastlanmamıştır. (Millet Meclisi T.D.. Cilt 14, Dönem 3, Toplantı 2, Birleşim 120, Sayfa 648) ve (Cumhuriyet Senatosu T.D. Cilt 65, Toplantı 10, Birleşim 84, Oturum l, Sayfa 776 ve devamı), (Gerekçe : Millet Meclisi T.D. Cilt 14, Dönem 3, Toplantı 2, S.S. 364, Sayfa 17). 
Özetlemek gerekirse Jandarma; 1706 sayılı Yasada belirtilen mülkî görevlerinden dolayı içişleri Bakanlığına, silâh ve mühimmatının sağlanması yönünden Millî Savunma Bakanlığına, Askerî eğitim ve öğretim yönünden de Genelkurmay Başkanlığına bağlı; yerel örgütü bakımından o yerin en büyük mülkiye memurunun buyruğu altında giderleri kendi bütçesiyle sağlanan, askerî ve silâhlı bir inzibat kuvvetidir. Fakat herhangi bir biçimde K.K.K. lığına bağlı veya onun kuruluş ve kadroları içinde yer alan, emir ve komuta kademesi altında bulunan bir kuruluş değildir. 
Şimdi, Kara Kuvvetleri generallerinin yükselmelerinde ayrıcalıklı bir durumun ve Jandarma generalleri bakımından da bir eşitsizliğin oluşup oluşmadığını anlayabilmek için, generallerin terfi işlemleri üzerinde durmak, bu nedenle de Yüksek Askerî Şûranın yasal yapısını ve terfi'e ilişkin çalışma yöntemlerini incelemek gerekmektedir. 
Yukarıda kararın (B) ve (C) bölümlerinde de belirtildiği gibi, 926 sayılı Kanunun değişik 49. maddesinin (a) bendine göre Silâhlı Kuvvetlerde (J. Gn. K. lığı dahil) general ve amiral kadroları, Silâhlı Kuvvetlerin hizmet ihtiyacına göre belli bir oranda Genelkurmay Başkanlığınca saptanmaktadır. Ek Geçici 14. maddenin (a) bendi uyarınca bu oran. 30/8/1971 - 30/8/1974 tarihleri arasında % 1,2; 30/8/1975 - 30/8/1978 tarihleri arasında ise % 1 dir. İlk 4 yıl için elde edilen general, amiral miktarı 30/8/1974 tarihine kadar geçerli olan ek geçici 14. maddenin (a) bendinin cetvel bölümündeki oranlara ve yıl kontenjanı miktarlarına göre Kara (J. dahil), Deniz ve Hava Kuvvetleri için ayrı ayrı olmak üzere rütbeler arasında paylaştırılmaktadır. 
General ve amirallerin değerlendirme işlemleri, 1612 sayılı Yüksek Askerî Şûranın Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 2. maddesine göre kurulmuş olan Askerî Şûra tarafından yapılmaktadır. (926 S.K. Mad. 54. Subay Sicil Yönetmeliği : Madde 41-47). Şûraca, terfi sırasındaki general ve amirallerin şahsi dosyalan ve rütbelerindeki sicil belgeleri incelenerek subay sicil yönetmeliğinde gösterilen esaslara göre değerlendirme notu verilmektedir. Bu değerlendirme notu toplamı ile sicil notu ortalaması da yeterlik notu olarak saptanmaktadır. Saptanan bu yeterlik notlarının en yüksek olanından başlanarak generaller, kendi aralarında yeterlik sıralamasında yerlerini almakta ve böylece bir üst rütbeye yükselecekler belirlenmiş olmaktadır. 
Burada önemle üzerinde durulacak husus, jandarma generallerinin terfi işlemlerinde Jandarma Genel Komutanı Askeri Şûra toplantılarına üye olarak katıldığından jandarma generalleri için değerlendirme notu takdirinin bir fazla üye ile oluşan Şûraca yapılmakta olmasıdır. Başka bir deyişle, terfi sırasına giren Jandarma generallerinin değerlendirme notu bir üye fazlasıyla teşkil edilen Şûra tarafından verildiğinden, sonuçta jandarma generallerinin değerlendirme notu ortalaması K.K. generallerininkinden eksik olmakta ve bu nedenle yeterlik sıralamasının yapılmasında jandarma generalleri aleyhine bir eşitsizlik doğmaktadır. 
Ortaya çıkan bu eşitsizliğe, aslında Ek Geçici 14. maddenin fa) bendinin cetvel bölümünde yer alan (J. dahil) biçimindeki deyim neden olmaktadır. Yani, Jandarma Genel Komutanlığına verilmesi gereken general kadrolarının, Kara Kuvvetleri kadroları içinde eritilmesinin ve dolayısiyle jandarma generallerinin diğer kuvvet generalleriyle eşit olmayan koşullar içinde değerendirilip sıralamada hak ettikleri yeri alamamalarının ye yıllık kadro kontenjanına girememelerinin kökenini söz konusu hüküm oluşturmaktadır. Çünkü, anılan cetvelde, jandarma genci komutanlığı için ayrı bir başlık ve sütun açılmamış ve "K.K.K. (J. dahil)" deyimi kullanılmış olduğu içindir ki, Yüksek Askerî Şûra tarafından yapılan değerlendirmede jandarma generalleri ayrı olarak değil, Kara Kuvvetlerine mensup generaller arasında ele alınmakta ve bunlarla birlikte yeterlik sıralamasına tabi tutulmaktadırlar. Böyle olunca da jandarma generalleri, hak ettikleri sırada yerlerini alamamakta ve Jandarma Genel Komutanlığına verilmesi gereken general kadrolarına atanamamakta ve terfi yönünden - diğer kuvvet generalleri gibi - aynı fırsat eşitliğinden yararlanamamaktadırlar. 
Jandarma Genel Komutanlığının; Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı olmadığı, O'nun kuruluş ve Kadroları içinde yer almadığı ve emir ve komuta kademesi altında bulunmadığı, kendine özgü görev ve yetkisi, sorumluluğu ve bağlantıları olduğu yukarıda bu bölümün başında ayrıntılarıyla belirtilmiştir. 
Öne sürülen Anayasa'ya aykırılık sorununun bu açıklamaların ışığı altında ele alınması gerekmektedir. 
a) Mahkemece, itiraz konusu hükmün, Anayasa'nın 12. maddesindeki "eşitlik" ilkesine aykırılığı ileri sürülmektedir. Anayasa Mahkemesinin bu kavrama ilişkin bir çok kararlarında da belirtildiği gibi Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" ilkesi; benzer durumlarda bulunan kişilerin benzer hukuk kurallarına bağlı tutulmalarını gerektirmektedir. Yani, kanunların uygulanmasında, dil, ırk. cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç; din ve mezhep ayırımı gözetilmesini kesin olarak yasaklamaktadır. Benzer durumlarda bulunan kişilerin başka başka kurallara bağlı tutulmaları içinde kesinlikle haklı bir nedenin var olmasını zorunlu kılmaktadır. 
Oysa, (a) bendine ilişkin cetveldeki "K.K.K. (J. dahil)" deyimi, kuvvet generalleriyle Jandarma generalleri arasında, yükselme konusunda haklı bir nedene dayanmayan ayrıcalık oluşturmakta ve kuvvet generallerine daha fazla olanak sağlanmaktadır. Çünkü bu deyim nedeniyle, Genelkurmay Başkanlığınca hizmet ihtiyacına göre saptanıp doğrudan doğruya Jandarma Genel Komutanlığına verilmesi gereken general kadroları verilmemekte ve dolay isiyle jandarma generalleri aralarında değerlendirilip yeterlik sıralamasına tabi tutulmadıklarından, rütbelerindeki yıllık general kontenjanına girememekte ve sonuçta da yükselmelerinde - aynı nitelikte oldukları halde - kuvvet generalleri ile aralarında Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrasının yasakladığı bir eşitsizlik, ayrıcalıklı bir durum ortaya çıkmaktadır. 
Bu nedenle, itiraz konusu (a) bendine ilişkin cetveldeki "K.K.K. (J. dahil)" deyimi, Anayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğundan iptal edilmesine karar verilmelidir. 
Kani Vrana, Şevket Müftügil, Abdullah Üner, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Cebi, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Necdet Darıcıoğlu bu görüşe katılmamışlardır. 
b) Dava konusu hükmün, Anayasa'nın 105. maddesinin ikinci fıkrasına da aykırı olduğu savına gelince : 
Bu konu daha önce kararın (A) bölümünde ayrıntılarıyle incelenip sonuca bağlanmış olduğundan, burada yinelenmesine gerek görülmemiştir. 
VI- İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜCE GİRECEĞİ GÜNÜN SAPTANMASI : 
Anâyasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasında; gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günü ayrıca kararlaştırabileceği, bu sürenin kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemiyeceği kuralı yer almıştır. 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 50. maddesinin üçüncü fıkrasında bu kural yinelendikten sonra dördüncü fıkrasında da "bir kanun veya içtüzüğün veya bunların belirli hükümlerinin iptali halinde meydana gelecek olan boşluğu, kamu düzenini tehdit edici nitelikte görürse, 3 üncü fıkra hükmünü uygular ve boşluğun doldurulması için Yasama Meclisleri başkanlıkları ile Başbakanlığı durumdan haberdar kılar" hükmüne yer verilmiştir. 
926 sayılı Kanunun dava konusu ek geçici 14. maddesinin (a) bendinin cetvel bölümünde yer alan (J. dahil) biçimindeki hükmün iptal edilmesi hali, kamu düzenini tehdit edici bir yasal boşluk meydana getirmemektedir. İşin bu niteliğine göre, Anayasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen yetkinin kullanılarak iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün ayrıca kararlaştırılmasına gerek görülmemiştir. 
Kani Vrana, Şevket Müftügil, Abdullah Üner, Hasan Gürsel, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Necdet Darıcıoğlu bu görüşe katılmamışlardır. 
VII- SONUÇ: 
1- 27/7/1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 7/7/1971 günlü, 1424 sayılı Yasa ile değişik 49, maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile aynı yasa ile değişik 54. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına, bu hükümlere yönelen itirazın reddine oybirliği ile, 
2- Aynı Kanuna yine 1424 sayılı Yasa ile eklenen Ek Geçici 14, maddenin (a) bendinin metin bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına, bu bölüme yönelen itirazın reddine oybirliğiyle, 
3- Ek Geçici 14. maddenin (a) bendinin cetvel bölümünde yer alan "J. dahil" biçimindeki hükmün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, Kani Vrana, Şevket Müftügil, Abdullah Üner, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Cebi, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Necdet Darıcıoğlu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğuyla, 
4- Yukarıda 3. bentde yazılı iptal kararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine yer olmadığına Kani Vrana, Şevket Müftügil, Abdullah Üner, Hasan Gürsel, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Necdet Darıcıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla, 
13/12/1977 gününde karar verildi. 
  
  
  
  
   
Başkan 
Kâni Vrana  
Başkanvekili 
Şevket Müftügil  
Üye 
Abdullah Üner  
Üye 
Ahmet Koçak   
  
  
  
   
Üye 
Şekip Çopuroğlu  
Üye 
Fahrettin Uluç  
Üye 
Muhittin Gürün  
Üye 
Lütfi Ömerbaş   
  
  
  
   
Üye 
Ahmet Erdoğdu  
Üye 
Hasan Gürsel  
Üye 
Ahmet Salih Çebi  
Üye 
Adil Esmer   
  
  
   
Üye 
Nihat O. Akçakayalıoğlu  
Üye 
Ahmet H. Boyacıoğlu  
Üye 
Necdet Darıcıoğlu     
 
KARŞIOY YAZISI 
I- İşin ilk inceleme evresinde alınmış bulunan 24/3/1977 günlü esasın incelenmesine ilişkin kararın 926 sayılı Kanunun değişik 54. maddesi ile ilgili bölümü hakkında : 
Bir Mahkemenin Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurabilmesi, Anayasa'nın değişik 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri uyarınca, elinde görülmekte olan bir davanın bulunması ve iptalini istediği Yasa kuralının bu davada uygulama durumunda olması koşullarının gerçekleşmesine bağlıdır. 
Bu işte itirazcı Mahkemenin elinde görülmekte olan bir dava vardır. Ancak, bu Mahkemenin itiraz konusu yaptığı yasa kuralını, söz konusu davada uygulama durumunda olup olmadığının incelenmesi gerekmiştir. 
27/7/1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 7/7/1971 günlü, 1424 sayılı Kanunla değişik 54. maddesinin metninde, Askerî Şûranın yapısı, değerlendirme notu verilmesindeki esaslar, yeterlik notunun saptanması ve yeterlik sıralaması gibi, itirazcı Mahkemenin görmekte olduğu davayı bu maddeyi uygulamak yoluyla sonuçlandırmasında dayanacağı konu ve işlemlere ilişkin kurallar yer almamış bulunmaktadır. 
O halde, itirazcı Mahkeme bu maddeyi uygulama durumunda bulunmadığından, itirazın bu maddeye ilişkin bölümünün Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmesi düşüncesindeyim. 
II- İşin esası hakkındaki 13/12/1977 günlü kararın 2. ve 3. bölümleri hakkında: 
A) Anayasa'nın (Başkomutanlık ve Genelkurmay Başkanlığı) kenar başlığını taşıyan 110. maddesinin ikinci fıkrasında "Millî Güvenliğin sağlanmasından ve Silâhlı Kuvvetlerin savaşa hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı Bakanlar Kurulu sorumludur." ve üçüncü fıkrasında da "Genelkurmay Başkanı, Silâhlı Kuvvetlerin Komutanıdır." diye (Silâhlı Kuvvetler) den söz edilmiş ve maddenin son fıkrasında "Millî Savunma Bakanlığının görev ve yetkileri, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları ile ilişkileri kanunla düzenlenir." kuralına yer verilmiş ise de, Silâhlı Kuvvetlerin hangileri olduğu madde metninde sayılmak yoluyla gösterilmemiştir. 
Anayasa'nın yukarıdaki kurallarına göre Türk Silâhlı Kuvvetleri, temel dayanağını Anayasa'dan alarak ancak yasada gösterilen silâhlı kuvvetlerden kurulabilir. Başka bir deyimle, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin nasıl oluşturulacağını saptamaya yasama erki yetkilidir. 
Anayasa'nın, sözü geçen buyruğuna uygun olarak, 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunuyla Türk Silâhlı Kuvvetleri Kara, Deniz ve Hava olmak üzere başlıca üç Silâhlı Kuvvetden oluşturulmuştur. 
1961 Anayasa'sından önce yürürlüğe konulmuş bulunan 1706 sayılı Jandarma Kanunu ile ise, umumî emniyet ve asayişi korumaya, kanunlar ve nizamlar hükümlerinin icrasını temine ve bunlara müstenit hükümet emirlerini ifaya memur müsellâh bir inzibat kuvveti olarak görev verilmiş bulunan Türkiye Cumhuriyeti Jandarması, yukarıda sözü geçen 211 sayılı Kanunla ayrı bir Silâhlı Kuvvet sayılmayarak, Kara Kuvvetleri arasına konulmuştur. İşte yukarıdaki esaslar uyarınca jandarma 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Kara Kuvvetleri içinde bir muharip sınıf olarak sınıflandırılmış bulunmaktadır. Jandarmaya çeşitli Yasalarla kimi askeri, idarî ve adlî görevler verilmiş, görevleri nedeniyle bağlı olduğu yerler de başka başka ise de bunlar yukarıda sözü geçen yasalarla belirlenen esas kuruluş ve görevi ile buna dayanan niteliğini değiştiremiyeceğinden, onun Kara Kuvvetleri arasında bir sınıf olarak yer almasının Anayasa'nın herhangi bir ilke veya kuralına veyahut özüne aykırılığından söz edilemez. 
Kararın başvurmanın esastan reddine ilişkin bölümlerini oluşturan 1. ve 2. maddelerinde dayanılan yasal ve Anayasal durum kısaca açıkladığımız biçimde bulunmaktadır. 
Kararın 3. maddesinde 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa 7/7/1971 günlü, 1424 sayılı Kanunla eklenen Ek Geçici 14. maddenin Anayasa'ya aykırı bulunmadığına ve itirazın bu hükme yöneten bölümünün reddine karar verilen (a) bendinin cetvel kesiminde yer alıp iptal konusu yapılan "J. dahil" deyiminin yukarıda sözü geçen Anayasal ve yasal durum karşısında, Anayasa'ya aykırılığının kabulüne olanak bulunmadığı kanısındayım. 
Öte yandan, böyle bir düzenlemenin yönetimsel düzenlemede yer alan kimi kurallar nedeniyle yönetimsel uygulamada eşit sayılamayacak sonuçların doğmasına neden olma olasılığının bulunması, Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılırken Anayasa'ya aykırılığın saptanmasında bir ölçü olarak alınması yerinde sayılamaz. Çünkü, kurallar dizisinde yasal kurallar yönetimsel olanlardan önde gelir. Yani, yasaların bir tüzük ve yönetmelik kuralına aykırılığı söz konusu olamaz. Bunun ancak tersi öne sürülebilir. 
Bundan başka, Anayasa'ya uygunluk denetimi, Anayasa ile Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanuna göre konu ile sınırlı bulunmaktadır. Bu bakımdan, eşitsizliği doğurduğu ileri sürülebilen başka bir yasa kuralına da tartışmada yer verilemez. Çünkü bu yasa kuralı denetim dışında kalan bir konudur. 
O halde Jandarma Genel Komutanınca, 926 sayılı Askerî Personel Kanununa göre çıkarılan Subay Sicil Yönetmeliği uyarınca yükselme sırasında olan Generallerden sadece jandarma generallerine ve kuvvet komutanlarından daha az değerlendirme notu verilmesi, itiraz ve iptal konusu yapılan yasa kuralının Anayasa'ya uygunluğunun denetimi yapılırken Anayasa'ya aykırılığın saptanmasında ölçü olarak alınamaz. 
Yukarıdaki nedenlerle kararın bu bölümüne karşıyım. 
B) 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 7/7/1971 günlü, 1424 sayılı Kanunla eklenen Ek Geçici 14. maddenin (a) bendinin ekli cetvel bölümünde yer alan "J. dahil" deyiminin iptali üzerine Yasada bir boşluk olacağı ve bunun general yükselmelerinde düzensizlik doğuracağı açıktır. Sözü geçen düzensizlik yükselme sırasındaki generallerin tümünü etkileyeceğinden, kamu düzenini tehdit edici bu boşluğun doldurulabilmesi için Anayasa'nın 152. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 50. maddelerinde yer alan yetkiye dayanılarak iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün Anayasa Mahkemesince ayrıca kararlaştırılması gerektiği düşüncesiyle kararın dördüncü bölümüne de karşıyım. 
  
   
Başkan 
Kani Vrana     
 
KARŞIOY YAZISI 
Bir Jandarma Generalinin üst rütbeye terfii için Yüksek Askeri Şûraca değerlendirilmesinde 30/8/1974 de terfi edecekler araşma girememesi nedeniyle Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde açmış olduğu iptal davası üzerine bu mahkeme, jandarma sınıfından generaller bakımından 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 7/7/1971 günlü, 1424 sayılı Kanunla değişik 49. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin, 54. maddesinin ve bu kanuna 1424 sayılı Kanunla eklenen ek geçici 14. maddenin (a) bendinin Anayasa'nın 12., 105., 58. maddelerine aykırılığını ileri sürmüş ve iptalini istemiş; Anayasa Mahkemesi 13/12/1977 günlü, Esas .1977/11, Karar 1977/133 sayılı kararıyla söz konusu iptal isteklerinin çoğunu oybirliğiyle reddetmiş, ancak jandarma generallerin terfi işlemlerinde Jandarma Genel Komutanının katılmasıyla değerlendirme notu takdirinin bir fazla üye ile oluşan Yüksek Askerî Şûraca yapılmasının sonuçta jandarma generallerinin not ortalamasının Kara Kuvvetleri generallerininkinden eksik oluşmakta olduğu, bu nedenle yeterlik sıralamasının yapılmasında jandarma generalleri aleyhine bir eşitsizlik doğduğu ve bu eşitsizliğe ise ek geçici 14. maddenin (a) bendinin cetvel bölümünde yer alan (J. dahil) biçimindeki hükmün sebebiyet verdiği gerekçesiyle bu hükmü oyçokluğu ile iptal etmiştir. 
A. Devlet Kuruluşları içinde jandarma, 1930 tarihli, 1706 sayılı Jandarma Kanununun 1. maddesine göre genel güvenliği ve asayişi korumaya, kanun ve nizam hükümlerinin yürütülmesini sağlamaya ve bunlara dayanan hükümet emirlerini yapmaya memur silâhlı ve askerî bir inzibat kuvvetidir. 
Sözü geçen yasaya göre jandarma, mülki görevlerinden dolayı İçişleri Bakanlığına, silâhlarının sağlanması bakımından Millî Savunma Bakanlığına ve askerî eğitim ve öğretim yününden de Genelkurmay Başkanlığına bağlıdır. Devletin dış ve iç genel güvenliğinin bahis konusu olduğu olağanüstü hallerde ve seferberlikte ise jandarmanın gerek görülen birlik ve personeli ordu emrine verilmekte ve bir kara kuvveti olarak ordu ile birlikte görev yapmaktadır. 1706 sayılı Yasanın 4. maddesine göre Jandarmanın Özel kanunla düzenlenmemiş özlük işlerinde askerî kanun ve nizamlar uygulanır. İşte bu kural nedeniyle jandarma sınıfı subaylarından albayların generalliğe ve generallikte bir üst rütbeye yükselmeleri 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 38/b-2, 41-49 ve bu kanunun öteki ilgili maddelerine göre yapılır. Yine bu kanunun 21. maddesinde jandarma mesleği ordunun muharip sınıfları arasında sayılmıştır. 
Mülkî idarî teşkilâtta Bucaktan İle kadar olan kademelerde içgüvenlik hizmeti gören sabit jandarma teşkilâtı yanında, hazar ve seferde içgüvenlik, gerektiğinde ordu ile birlikte ve bir kara kuvveti olarak kara kuvvetleri komutanlığı emrinde dış güvenlik hizmetlerini görmek üzere teşkil, teçhiz ve teslih edilmiş jandarma tugaylarının komuta kademelerinde ve eşidi hizmetlerde görevlendirilecek jandarma generallerinin kadrolarının tesbiti 926 sayılı Yasa ile Genelkurmay Başkanlığına ve sicil durumlarına göre terfi için değerlendirilmeleri de Yüksek Askerî Şûraya verilmiştir. 926 sayılı Kanunun gerek 49/b. ve gerek ek geçici 14/a. maddelerinin cetvel bölümlerinde kadrolara göre saptanan general ve amiral mevcutlarının rütbelere dağılış oranları belirtilirken jandarma generalleri (J. dahil) denmek suretiyle (K.K.K.) sütununda gösterilmiştir. Kanun Koyucunun jandarma generalleri hakkında bu suretle belirmiş olan teşriî tercihi, gerek kadro ve kontenjan, gerek terfi değerlendirilmesi bakımlarından, onların kara kuvvetleri generallerine göre eşit olmayan bir duruma düşmeleri sonucunu doğuramaz. Çünkü: 
l- 926 sayılı Kanunun 49/b. ve ek geçici 14/a. maddelerinin general ve amiral mevcutlarının muhtelif rütbelere dağılış oranlarını gösteren cetvel bölümlerinde Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları için birer sütun açılmıştır. Jandarma Genel Komutanlığı Kanun Koyucu tarafından, öteki kuvvet komutanlıkları gibi bir kuvvet olarak kabul edilmemiştir. Bu nedenle jandarmanın bir kara Kuvveti olduğu dikkate alınarak general kontenjanı bakımından (K.K.K.) sütununa eklenti yapmakla yetinilmiştir. Bunda Anayasa'ya aykırı düşen bir durum yoktur. 
2- Jandarma Generalleri kontenjanının bu suretle Kara Kuvvetleri içinde gösterilmiş olması jandarmanın Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı bir teşkilât olduğuna ve general kadro ve kontenjanının Kara Kuvvetleri General Kontenjanları içinde eritilmiş bulunduğuna delâlet etmez. Zira; Kanunun 41. ve 49. maddeleri jandarma general kadrolarının ne şekilde hazırlanacağını ve ne suretle kesinlik kazanacağını açıkça göstermiştir. Jandarma Genel Komutanlığı kadrolarının Kara Kuvvetleri Generallerine ait kadrolarla bir ilgisi ve bağlantısı bulunmamaktadır. Ancak, jandarmanın Genelkurmay Başkanlığınca saptanmış olan general kadroları Kara Kuvvetleri Generalleri kontenjanına eklenmek suretiyle cetvellere geçirilmektedir. Aslında (J. dahil) sözcüğü ile yapılan budur. 
3- Her kuvvete ve Jandarma Genel Komutanlığına mensup albay ve generallerin bir üst rütbeye yükselmek için Yüksek Askeri Şûraca değerlendirilmeleri ve sıralandırılmaları 926 sayılı Kanunun 54. maddesine göre yapılmakta olup, iptal olunan ek geçici 14/a. maddesinin cetvel bölümünde yer alan "J. dahil" biçimindeki hüküm, doğrudan doğruya jandarma mensuplarının bir haksızlığa ve eşitsizliğe uğramalarına sebebiyet verecek bir içerik taşımamaktadır. Ek Geçici 14. maddenin (a) bendi Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Generallerinin 30/8/1971 ile 30/8/1974 döneminde % 1,2 oranındaki mevcutlarının rütbelere göre bölümünü gösteren cetveli ihtiva etmekte olup, bu cetvelde hernekadar (K.K.K.) sütununda (J. dahil) sözcükleri yazılı ise de, bunun kaynağı kanunun 49. maddesinde bulunmaktadır. 49. maddeye ilişkin iptal isteği ise Anayasa Mahkemesince reddedilmiş bulunmaktadır. 
4- 926 sayılı Kanunun 54. maddesine göre Yüksek Askerî Şûrada jandarma albay ve generallerinin değerlendirilmesi yapılırken, 17/7/1972 günlü, 1612 sayılı Yüksek Askerî Şûranın kuruluş ve görevleri hakkındaki kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrası gereğince Jandarma Genel Komutanının üye sıfatıyla şûraya katılması ve değerlendirme notu vermesi ile kimi durumlarda jandarma mensupları aleyhine bir eşitsizlik doğması olasılığı vardır. Ancak, bu eşitsizliğin doğma olasılığı iptal edilen hükümden değil, 21/1/1972 günlü, 14079 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmış olan Subay Sicil Yönetmeliğinin 44. maddesinin (e) bendine göre Yüksek Askeri Şûra üyelerinden kuvvet komutanlarının değerlendirme notunun 1-125 ve buna mukabil Jandarma Genel Komutanının değerlendirme notunun ise l -100 olarak saptanmış olmasından ileri gelmektedir. Sözü geçen yönetmelikte yapılacak bir değişiklikle Jandarma Genel Komutanının değerlendirme notu tavanı yükseltildiği takdirde bu konuda Kara Kuvvetleri Generallerine nazaran bir eşitsizlik doğmayacağı matematiksel bir gerçektir. 
İtirazcı Askerî Yüksek idare Mahkemesinde görülmekte olan davada davacının Yüksek Askerî Şûrada hatalı bir değerlendirmeye uğradığı ve değerlendirme işleminin iptali gerektiği davacının iddiasını yenileyen bu mahkemenin kanun sözcüsü tarafından da ileri sürülmüştür. Askerî Yüksek idare Mahkemesinin bu sav ve savunmaları inceleyerek davanın esası hakkında bir karara varması gerekirdi, İptal kararı ile, subay sicil yönetmeliğinin yol açabileceği bir eşitsizlik olasılığı veya yasaları uygulayanların hatalı davranışları sonucu doğabilecek haksızlıklar Yasadan doğmuş gibi değerlendirilmiş bulunmaktadır. 
B. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 20/9/1971 günlü, 1488 sayılı yasa ile değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasında; Anayasa Mahkemesince, Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilen yasa veya içtüzüğün veya bunların iptal edilen hükümlerinin, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde, Anayasa Mahkemesinin, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırılabileceği ve bu tarihin, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemeyeceği hükme bağlanmıştır. 
22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 50. maddesi de, aynı kuralı yineledikten sonra, bir yasa veya içtüzüğün veya bunların belirli hükümlerinin iptali halinde meydana gelecek olan boşluğu kamu düzenini tehdit edici mahiyette görürse, Anayasa Mahkemesinin, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi kararlaştırma yetkisini kullanacağını ayrıca belirtmiş bulunmaktadır. 
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun Ek Geçici 14. maddesinin (a) bendinin cetvel bölümünde yer alan "J. dahil" biçimindeki hükmün oyçokluğu ile iptal edildiğine göre, 30/8/1971 ve 30/8/1974 tarihleri arasında kalan dönemde jandarma sınıfına ait general kadroları K.K.K. lığı kadroları içinde sayılamayacak, bu generalliklerin muhtelif rütbelere dağıtılışında sözü edilen cetveldeki sütunlardan yararlanılamayacak, bu sütunlarda yazılı oranların hiç birisi kullanılamayacak ve öngörülen dağıtım kesinlikle yapılamayacaktır. 
Böylece beliren yasal boşluğun, Ek Geçici 14. maddenin (a) bendindeki cetvel bölümünde J. Genel K. lığı için 30/8/1971 tarihinden 30/8/ 1974 tarihine kadar uygulanacak % 1,2 oranına göre saptanan general mevcudunun muhtelif rütbelere dağılış oranları gösterilmek suretiyle, yine yasal bir düzenleme ile doldurulması gerekecektir. 
Bilindiği gibi, genel emniyet ve asayişin sağlanması ve kamu düzeninin korunması Türkiye Cumhuriyeti Jandarmasının en önemli görevleri arasında yer almaktadır. 
J. Genel K. lığının üst yönetim kademelerinde ve lider yönetici statüsü içinde görev ve sorumluluk üstlenen J. generallerinin yasal boşluklar nedeniyle üst rütbelere yükselme olanağından yoksun bırakılmalarının J. nın görevlerine etkisi ve kamu düzeni ile ilgisi açıktır. 
Bu bakımdan 27/7/1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa 7/7/1971 günlü, 1424 sayılı yasa ile eklenen Ek Geçici 14. maddenin (a) bendinin cetvel bölümünde yer alan "J. dahil" hükmünün iptali hakkındaki kararın yürürlük tarihinin ayrıca saptanmasında zorunluk vardır. 
Oyçokluğu ile verilen iptal kararına ve bu kararın yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine yer olmadığına ilişkin çoğunluk görüşüne bu nedenlerle katılmamaktayız. 
  
  
  
  
   
Başkanvekil 
Şevket Müftügil  
Üye 
Hasan Gürsel  
Üye 
Nihat O. Akçakayalıoğlu  
Üye 
Necdet Darıcıoğlu     
 
KARŞIOY YAZISI 
30/8/1970 nasıplı Jandarma Tuğgenerali olan davacının, 30/8/1974 tarihinde bekleme süresini doldurup üst rütbeye yükselme sırasına girdiği, ancak Yüksek Askerî Şûrada verilen değerlendirme notu ile sicil notu ortalamasının toplamına göre terfi edecek 14 kişi arasına girmediğinden emekliye sevk edildiği, bu emekli işleminin iptali için açtığı dava üzerine Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Daireler Kurulunda; "Jandarma Subaylarının terfilerinde sicil notu ortalamalarının tespitinden sonra kendi sınıflan içinde yeterlik sıralamasına tâbi tutulmaları icabederken Kara Kuvvetleri subaylarının içinde yeterlik sıralamasına tâbi tutulmalarının Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı düştüğü ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 49. maddesinin (a) bendinde (Jandarma Genel Komutanlığı dahil denilmek suretiyle Jandarma General ve Amiral kadrolarının Kara Kuvvetleri içinde eritilmiş olduğu) gerekçesiyle 49. maddesinin (a) bendi ile ek geçici 14. maddesinin (a) bendinin ve 54. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu öne sürülerek iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince de sözü edilen 49. maddenin (a) bendi ile 54. maddenin ve ek geçici 14. maddenin (a) işaretli bendinin (Jandarma sınıfından olan Generallerle sınırlı olarak) itirazın incelenmesine karar verilmiş, esas inceleme sonunda da : 49/a ve 54. maddelerle ek geçici 14. maddenin (a) işaretli bendinin metin kısmında yeralan (Jandarma dahil) ibarelerinin Anayasaya aykırı olmadığına, ancak cetvelde yeralan (J. dahil) sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğu nedeniyle iptaline çoğunlukla karar verilmiştir. 
Bu karara ilişkin karşı oyumun gerekçeleri aşağıdadır: 
1- Mahkemenin 54. madde hakkında Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisi olmadığından bu noktaya ilişen itirazın ilk inceleme sırasında reddedilmesi gerekmektedir. Şöyleki; Anayasa'nın 151. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddelerine göre, bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için : 
a - Elinde bakmakta olduğu bir dava bulunması, 
b - Anayasaya aykırılığı öne sürülen Yasa hükmünün de, mahkemece bu davada uygulanması, şartlarına bağlı bulunmaktadır. 
Mahkemenin elinde usulünce açılmış ve bakılmakta olan bir dava varsa da itiraz konusu 54. madde bu davada uygulanacak bir hüküm değildir. Çünkü bu madde Yüksek Askerî Şûranın çalışma usulü ve şûra üyelerinin yükselme sırasında bulunan subaylara verecekleri değerlendirme notu ile ilgili hükümleri düzenlemektedir. Oysa davanın, Yüksek Askerî Şûranın ne çalışma usulü ne de şûra üyelerinin verdikleri değerlendirme notlarıyla bir ilgisi vardır. Dava bu konularını tamamen dışında ve "Jandarma Generallerinin yükselmelerinde kendi jandarma sınıf subayları içinde yeterlik sıralamasına tâbi tutulmaları gerekirken Kara Kuvvetlerine bağlı Subaylar arasında yeterlik sıralamasına tâbi tutulmaları" nı öngören Yasa hükümlerinin iptaline ilişkin bulunmaktadır. O halde 54. madde davada mahkemenin uygulayacağı bir hüküm olmadığından buna ilişen itirazın Anayasa'nın, 151. ve 44 sayılı Yasanın 27. maddeleri gereğince esas incelemesine geçilmeden ilk inceleme sırasında reddedilmesi gerekmektedir. 
2- Ek geçici 14. maddede yeralan cetveldeki (J. dahil) ibaresinin iptaline ilişkin çoğunluk kararına gelince : 
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 1424 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden Önceki hükümlere göre; barış ve sefer kadrolarında tespit edilecek General ve Amiral sayısı, muvazzaf subay mevcudunun azami yüzde bir buçuğu olarak saptanmış bulunmakta idi. Bu oranın, general ve amiral kadrolarında gereksinmenin üstünde fazlalık ve şişkinlik yarattığı gerekçesiyle general ve amiral kadrolarının daraltılması yoluna gidilmiş ve bu maksatla da sözü edilen yasanın 49. maddesi 7/7/1971 günlü, 1424 sayılı Yasa ile değiştirilerek yüzde bir buçuk oranı yüzde bire indirilmiştir. Ancak; Türk Silâhlı Kuvvetlerinde mevcut General ve Amiral sayısının birden bire yüzdebir oranına düşürülmesindeki sakıncalar dikkate alınarak bu .indirmenin tedricen ve kademeli olarak yapılması yoluna gidilmiş ve bunun için de ek geçici 14 .madde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; Türk Silâhlı Kuvvetlerinde mevcut General ve Amiral sayısının 30/8/1971 tarihinden 30/8/1974 tarihine kadar % 1,2 ye ve bundan sonraki 4 yıl içinde de % l oranına indirilmesi gerekmektedir. Böylece Türk Silâhlı Kuvvetlerindeki general ve amiral sayısı en son 30/8/1978 tarihinde % l oranına indirilmiş olacaktır. 
Ek geçici 14. madde bu tarihte yani 30/8/1978 gününde devresini tamamlıyarak tümüyle kendiliğinden yürürlükten kalkacaktır. Bu durum karşısında ek geçici 14. maddenin (a) işaretli bendinin cetvel bölümünde yer almış olan (J. dahil) sözcüğünün iptal edilmesinin davaya bir çözüm getirebileceği kesin değildir. 
3- Jandarma örgütünün, yurt içinde güvenlik ve asayişi korumak yasa hükümlerinin yerine getirilmesini sağlamak gibi idarî ve adlî görevleri olmakla birlikte gerek 926 sayılı personel ve gerek 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İçhizmet Yasalarına göre Türk Silâhlı Kuvvetleri içinde muharip bir sınıf olduğu da kuşkusuzdur. Ancak, Jandarma Genel Komutanlığı, Türk Silâhlı Kuvvetleri içinde ayrı bir kuvvet komutanlığı olarak yer almamış ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı içinde mütalaa edilmiştir. Bu nedenle de jandarma generallerinin yükselmeleri, Kara Kuvvetlerine mensup generallere uygulanan usule bağlı tutulmuş, şu kadar ki, bunların Yüksek Askerî Şûrada değerlendirilmeleri sırasında jandarma Genel Komutanının da Yüksek Askerî Şûraya katılması Öngörülmüştür. 
Jandarma Genel Komutanının, Jandarma Generallerinin değerlendirilmeleri sırasında Yüksek Askerî Şûraya katılması üzerine şûra üyelerinin verdikleri değerlendirme notlarının, Kara Kuvvetlerine bağlı generallere nazaran bîr fazla üye sayışma bölünmesi dolayısiyle yeterlik notu sıralamalarının aynı durumdaki Kara Kuvvetleri generallerinden daha aşağı düştüğü ve bu yüzden Jandarma Generallerinin yükselmelerinin zorlaştığı ve bu durumun da Anayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı öne sürülmektedir. Ancak; bu şekildeki uygulama dolayısıyla gerçekten jandarma generalleri aleyhinde böyle bir sonuç meydana gelmekte ise bu durumun, çoğunlukla iptaline karar verilmiş olan ek geçici 14. maddenin cetvel bölümündeki (J. dahil) ibaresinin varlığından değil, Yüksek Askerî Şûrada uygulanmakta olan değerlendirme notu ile ilgili yöntemden ileri gelmekte olduğu açıktır ve bu konu ile ilgisi olmayan söz konusu cetveldeki (J. dahil) ibaresinin iptali için ortada hukukî bir neden olamaz. 
4- Süre sorunu: 
Jandarma Generallerinin yükselmelerinin Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı generallerle birlikte yapılmasını öngören Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunundaki esas hükümler yürürlükte dururken yalnız, mahiyetini yukarıda açıkladığımız ve süresinin bir kaç ay sonra 30/8/1978 tarihinde doldurup esasen tümüyle yürürlükten kalkacak olan geçici 14. maddenin (a) işaretli bendindeki cetvelde yer alan (J. dahil) sözcüğünün iptal edilmiş olması, kanımızca davaya bir çözüm getiremiyeceğinden konunun yasama organında ele alınıp yeniden düzenlenmesine olanak sağlamak için uygun bir sürenin tanınması gerekli olduğu halde çoğunlukça tanınmamıştır. 
5- Yukarıda açıkladığım nedenlerden ötürü çoğunluk kararına katılmamaktayım. 
  
   
Üye 
Abdullah Üner     
 
Sayın Abdullah Üner'in karşıoy yazısının 3. maddesinde belirtilen nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 
  
   
Üye 
Ahmet Salih Çebi
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (8)
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (1)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul