En son güncellemeler 20 Eylül 2019 iş günü sonunda yapılmıştır.
  • Esas No: 1997/36
  • Karar No: 1997/52
  • Karar Tarihi: 20.05.1997
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI 
Esas Sayısı	: 1997/36 
Karar Sayısı	: 1997/52 
Karar Günü	: 20.5.1997 
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri Bülent ECEVİT, Hüsamettin ÖZKAN ve 112 Milletvekili. 
İPTAL DAVASININ KONUSU : 22.1.1997 günlü, 4227 sayılı "5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 20 nci Maddesinin İkinci Fıkrasının Değiştirilmesine ve Bu Maddeye 2 Fıkra Eklenmesine Dair Kanun"un 1. maddesinin dördüncü fıkrasının, Anayasa'nın Başlangıç'ının dördüncü paragrafı ile 2., 6., 7., 8., 35. ve 153. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir. 
I- İPTAL İSTEMİNİN GEREKÇESİ 
Yürürlüğün durdurulması istemini de içeren 28.3.1997 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir : 
"22.1.1997'de TBMM'nde kabul edilen 4227 Sayılı, 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 20 nci Maddesinin İkinci Fıkrasının Değiştirilmesine ve Bu Maddeye 2 Fıkra Eklenmesine Dair Kanun, 5 Şubat 1997 tarihli ve 22899 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 
5434 Sayılı Yasa'nın 20 nci maddesinin 2 nci fıkrasında, TC. Emekli Sandığı'nın her çeşit menkul ve gayrimenkul malları ile gelir ve alacaklarının emanet hesaplarında kayıtlı olanlar dışında haciz ve temlik edilemeyeceği hükmü yer almıştı. 4227 Sayılı Yasa, "temlik edilemezler" ibaresini çıkartmış böylece TC. Emekli Sandığı'nın her çeşit malları ile gelir ve alacakları üzerinde temliki tasarrufta bulunma olanağı sağlanmıştır. 4227 Sayılı Yasa'nın 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında şu hüküm yer almıştır: "Sandığın doğrudan hizmetleriyle ilgili olmayan gayrimenkulleri, Sandık Yönetim Kurulunun kararı, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre satılabilir. Sandık, bu satışlardan elde ettiği gelirleri, bilançosunda özel bir hesaba kaydeder. Bu gelirler, 22 nci Maddede yer alan esaslara göre değerlendirilir." 
Aşağıda 4227 Sayılı Yasa'nın 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının Anayasa'ya aykırılık nedenleri açıklanmaktadır : 
I- Anayasa'nın Başlangıç Bölümünün 4. Fıkrasına ve 6 ncı, 7 nci, 8 inci Maddelerine Aykırılık 
Ülkemizde kamu varlıklarının satılması, devir ve temliki, 2886 Sayılı Devlet İhale Yasası hükümlerine uygun olarak bu yasada öngörülen usuller ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilebilir. Özel bir yasa ile Devlet İhale Yasası hükümlerinin uygulanmaması amaçlanıyorsa bu yasada hangi usul ve esasların uygulanacağı açık bir düzenlemeye bağlanmak zorundadır. 4227 Sayılı Yasa'nın 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrası, TC. Emekli Sandığı'nın doğrudan hizmetleriyle ilgili olmayan gayrimenkullerinin satılmasını, Sandık Yönetim Kurulunun kararı, Maliye Bakanlığı'nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara uygun olarak yapılmasına bağlanmıştır. Böylece Bakanlar Kuruluna anayasal yetki devri koşullarına uygun olmayan bir yoldan yetki devredilmiş olmaktadır. 
Anayasa'nın Başlangıç Bölümünün 4 üncü fıkrasında kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda olduğu hükme bağlanmıştır. Anayasa'nın 2 nci maddesinde de Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti olduğu açık olarak belirtilmiştir. Hukuk devletinde devleti yönetenler Anayasa'ya ve yasalara bağlıdır ve saygılıdır. Bakanlar Kurulu, ancak Anayasa'ya uygun yetki devri koşulları içinde yasalarda değişiklik yapabilir; yeni hukuk kuralları koyabilir. 4227 Sayılı Yasa ile Bakanlar Kuruluna TC. Emekli Sandığı'nın varlıklarını satma konusunda verilen yetki, Anayasa'nın 91 inci maddesi çerçevesinde, yetki yasası özelliklerini taşımamaktadır. Öte yandan, Anayasa'nın 6 ncı maddesi, hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağını (f.3), Anayasa'nın 7 nci maddesi de yasama yetkisinin TBMM.'nin olduğunu, bu yetkinin devredilemeyeceğini hükme bağlamıştır. 4227 Sayılı Yasa'nın 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrası, TC. Emekli Sandığı'nın hizmetleriyle ilgili olmayan gayrimenkullerinin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre satılabilmesini öngördüğünden yasama yetkisini ucu açık bir biçimde yürütme organına devretmiş bulunmaktadır. Oysa ki Anayasa'nın 8 inci maddesine göre, yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir. 
4227 Sayılı Yasa'nın 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrası, Anayasa'nın Başlangıç Bölümünün 4 üncü fıkrasına ve 6 ncı, 7 nci, 8 inci maddelerine aykırılık taşımaktadır. 
II- Anayasa'nın 35 inci Maddesine Aykırılık 
Anayasa'nın 35 inci maddesi, mülkiyet hakkını Anayasal bir kurum olarak düzenlemekte ve Anayasal güvenceye bağlanmaktadır. Bu maddeye göre herkes mülkiyet hakkına sahiptir; bu hak kamu yararı amacıyla yasayla sınırlanabilir ve bu hakkın kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. TC. Emekli Sandığı'nın varlıklarının satılması, kamu mülkiyet konusunda sınırlama getirmektedir. Bu satışa ilişkin usul ve esasların yasa ile düzenlenmesi Anayasa'nın 35 inci maddesinin gereğidir. Anayasa'nın 35 inci maddesinin kişiler için öngördüğü güvenceden malik sıfatıyla devletin ve diğer kamu kuruluşlarının yararlanması doğaldır. Çünkü 35 inci maddede, gerçek kişi - tüzel kişi ayırımı yapılmaksızın mülkiyet hakkı "herkes" için öngörülmüştür. Bu maddenin gerekçesinde malik sıfatını taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin bu güvenceden yararlanabilecekleri ve onu dermeyan edebilecekleri açık olarak belirtilmiştir. 
Fon birikimi sistemi temeline dayalı olarak kurulan TC. Emekli Sandığı'nın varlıklarının salt gelir amaçlı olarak "ne pahasına olursa olsun" zihniyetiyle ve Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek usul ve esaslara göre satılması, 4227 Sayılı Yasa'nın 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrasını Anayasa'nın 35 inci maddesinin 2 nci ve 3 üncü fıkralarına aykırı kılmaktadır. Çünkü böyle bir satış işlemine ilişkin usul ve esasların yasa ile belirlenmesi zorunlu olduğu gibi bu yoldan yapılacak satış işleminin toplum yararına uygun olduğunu ileri sürmek de mümkün değildir. 
III- Anayasa'nın 153 üncü Maddesine Aykırılık 
Anayasa'nın 153 üncü maddesinin son fıkrasına göre, "Anayasa Mahkemesi kararları ... yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." 
Anayasa Mahkemesi, pek çok kararında kamu varlıklarının satışı konusunda "yasa ile yetkilendirme"nin "yasa ile düzenleme" anlamına gelmediğini; yasa ile yetkilendirmenin Anayasa'ya aykırılık oluşturduğunu karara bağlamıştır. 4227 Sayılı Yasa ile yapılan "yasa ile düzenleme" değil, "yasa ile yetkilendirme"dir. Yüksek Mahkeme en son emsal kararını 12.12.1996 tarihinde 4182 Sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Taşınmaz Mallarının Satışı Hakkında Kanun ile ilgili olarak vermiş ve yürürlüğün durdurulması istemini kabul etmiştir. (E.1996/64, K.1996/9, RG. 14 Aralık 1996). 
4227 Sayılı Yasa'nın 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrası, Anayasa'nın 153 üncü maddesinin son fıkrasına aykırı olmasının yanı sıra aynı zamanda Anayasa Mahkemesi kararlarını geçersiz kılmaya da yöneliktir. 
IV- Yürürlüğün Durdurulması İstemi 
Anayasa Mahkemesi ilk kez 509 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin iptali için açılan davada "yürürlüğün durdurulması" kararı vermiş, daha sonra açılan iptal davalarında da aynı yönde ya da yürürlüğün durdurulmasının reddi yönünde kararlar vermiştir. Yüksek Mahkeme son olarak, 4182 Sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırılığını saptamış ve gerekçeli karar yayımlanıncaya kadar yürürlüğün durdurulmasına karar vermiştir. 
Bu davada da yürürlüğün durdurulması istemi vardır. İptali istenen 4227 Sayılı Yasa, bir yetki yasası ile düzenlenmiş olsa bile Anayasa'ya aykırılık taşıyacak olanları Kanun Hükmünde Kararnameler ile değil, doğrudan Bakanlar Kurulu Kararı ile belirleme yetkisi vermektedir. 
İptali istenen 4227 Sayılı Yasa'nın 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının, iptal hükmü verilinceye kadar uygulanması durumunda, giderilmesi olanaksız zararlar ortaya çıkabilecek ve çok açık hukuka aykırılık da söz konusu olacaktır. Böyle bir durumda iptal davası ile amaçlanan adaletsizliğin giderilmesi, tamamen ya da kısmen gerçekleşmeyecektir. Bu nedenle, yürürlüğün durdurulması isteminde bulunulmaktadır. 
Sonuç : 
Yukarıda belirtilen nedenlerle 4227 Sayılı, 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 20 nci Maddesinin İkinci Fıkrasının Değiştirilmesine ve Bu Maddeye 2 Fıkra Eklenmesine Dair Kanunun Dilekçemizde Anayasa'nın Başlangıç Bölümünün 4 üncü fıkrasına, 2., 6., 7., 8., 35. ve 153. maddelerine aykırı olduğu belirtilen 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının İPTALİNE, gerekçeli iptal kararı Resmi Gazetede yayımlanıncaya kadar geçecek sürede bu hükümlerin uygulanması açıkça hukuka aykırı olacağından ve giderilmesi mümkün olmayacak zararlara yol açacağından YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASINA karar verilmesini saygılarımızla arz ederiz." 
II- YASA METİNLERİ 
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı 
4227 sayılı Yasa'nın, 1. maddesinin iptali istenilen dördüncü fıkrası şöyledir: 
"Sandığın, doğrudan hizmetleriyle ilgili olmayan gayrimenkulleri, Sandık Yönetim Kurulunun kararı, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre satılabilir. Sandık, bu satışlardan elde ettiği gelirleri, bilançosunda özel bir hesaba kaydeder. Bu gelirler, 22 nci maddede yer alan esaslara göre değerlendirilir." 
B- Dayanılan Anayasa Kuralları 
İptal gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır: 
1- Başlangıç (dördüncü paragraf) : 
"Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;" 
2- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir." 
3- MADDE 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. 
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. 
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. 
4- "MADDE 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." 
5- "MADDE 8.- Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir."	 
6- "MADDE 35.- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. 
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz ." 
7- "MADDE 153.- Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. 
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. 
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. 
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. 
İptal kararları geriye yürümez. 
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." 
III- İLK İNCELEME 
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Mustafa YAKUPOĞLU ve Fulya KANTARCIOĞLU'nun katılımlarıyla 2.4.1997 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine ve yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki rapor geldikten sonra karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. 
IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI 
Dava konusu 4227 sayılı "5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 20. Maddesinin İkinci Fıkrasının Değiştirilmesine ve Bu Maddeye 2 Fıkra Eklenmesine Dair Kanun"un 1. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırılığı saptandığından, uygulanmasından doğacak ve sonradan giderilmesi olanaksız durumlarla, zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için 20.5.1997 günlü, Esas: l997/36, Karar: l997/5 sayılı yürürlüğünü durdurma kararı verilerek 23.5.1997 günlü, 22997 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. 
V- ESASIN İNCELENMESİ 
Davanın esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptali istenen yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve öbür yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü : 
A- İptal Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı 
4227 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin üçüncü fıkrasında, Emekli Sandığı’nın mülkiyetinde olan ya da müşterek maliki bulunduğu gayrimenkullerden, Sandık Yönetim Kurulunca belirlenecek ve Maliye Bakanlığı'nca onaylanacak olanlar üzerinde varsa diğer maliklerle de anlaşarak, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası’ndaki koşullar aranmaksızın, Sandığın istemi üzerine, yirmi gün içinde tapu sicil müdürlüklerince, tapuda kat mülkiyeti kütüğüne bağımsız bölümler olarak tescil edileceği; bu işlemin yapılması sırasında kat mülkiyetine geçiş için, kadastro müdürlüğünce zemindeki fiilî durumu saptayan plânın, vaziyet plânı sayılacağı ve anılan Yasa'nın 12. maddesinin (b) bendinde yazılı fotoğrafın kurum temsilcisince onanmasının yeterli görüleceği ve başka bir belge aranmayacağı; iptali istenilen dördüncü fıkrasında da, Sandığın doğrudan hizmetleriyle ilgili olmayan taşınmazlarının, Sandık Yönetim Kurulu’nun kararı ve Maliye Bakanlığı'nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek usul ve esaslara göre satılabileceği; Sandığın bu satışlardan elde ettiği gelirleri, bilançosunda özel bir hesaba kaydedeceği; bu gelirlerin 22. maddede yer alan esaslara göre değerlendirileceği belirtilmiştir. 
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu 
Dava dilekçesinde Yasa’nın 1. maddesinin dördüncü fıkrasının, Anayasa'nın Başlangıç’ının dördüncü paragrafı ile 2., 6., 7., 8., 35. ve 153. maddelerine aykırı olduğu savında bulunulmuştur. 
1- Anayasa'nın 153. Maddesi Yönünden İnceleme 
Davacılar, Anayasa Mahkemesi'nin pek çok kararında, kamu varlıklarının satışı konusunda "yasa ile yetkilendirme"nin, "Yasa ile düzenleme" anlamına gelmediğinin ve "Yasa ile yetkilendirme"nin Anayasa'ya aykırı olduğunun vurgulandığını; bu bağlamda Anayasa Mahkemesi'nce 12.12.1996 günlü, 4182 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Taşınmaz Mallarının Satışı Hakkında Yasa'nın yürürlüğünün durdurulmasına karar verildiğini; 4227 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin dördüncü fıkrasının da, Anayasa Mahkemesi kararlarını geçersiz kılmaya yönelik olduğunu ve Anayasa'nın 153. maddesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüşlerdir. 
Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararlarının, yasama, yürütme ve yargı organları ile yönetim makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı öngörülmüştür. 
Bu kural gereğince, yasama organı, yapacağı yeni düzenlemelerde daha önce aynı konuda verilen Anayasa Mahkemesi kararlarını gözönünde bulundurmak; bu kararları etkisiz kılacak biçimde yeni yasa çıkarmamak; Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen kuralları aynen yasalaştırmamak yükümlülüğündedir. 
Bir yasa kuralının, Anayasa'nın 153. maddesine aykırılığından söz edilebilmesi için, bu kuralın iptal edilen önceki kural ile "aynı" ya da "benzer" nitelikte olması; bunların saptanabilmesi için de öncelikle, amaç, anlam ve kapsam yönlerinden aralarında özdeşlik olup olmadığının incelenmesi gerekir. 
Davacıların, dilekçelerinde belirttikleri "Yürürlüğü Durdurma Kararı", 4182 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Taşınmaz Mallarının Satışı Hakkında Yasa ile ilgilidir. Bu Yasa ile 4227 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin dava konusu dördüncü fıkrası karşılaştırıldığında, aralarında konu, amaç, içerik ve kapsam yönünden benzerlik bulunmamaktadır. Bu nedenle, dava konusu kural Anayasa'nın 153. maddesine aykırı değildir. 
2- Anayasa'nın Başlangıç Bölümü'nün Dördüncü Paragrafı ile 2., 6., 7. ve 8. Maddeleri Yönünden İnceleme 
Davacılar, kamu varlıklarının satılması, devir ve temlikinin 2886 sayılı Devlet İhale Yasası hükümlerine uygun biçimde, yasada öngörülen usul ve esaslara göre yapılması gerektiğini, eğer özel bir yasa ile 2886 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmaması amaçlanıyorsa, bu yasada taşınmaz malların hangi esas ve usullere göre satılacağının açık bir biçimde gösterilmesinin gerektiğini; oysa dava konusu kuralla, TC. Emekli Sandığı'nın hizmetleriyle doğrudan ilgisi bulunmayan taşınmaz malların satış usul ve esaslarını belirleme yetkisinin Bakanlar Kurulu'na bırakıldığını, böylece Bakanlar Kurulu'na Anayasa’ya aykırı olarak devredildiğini, bu biçimdeki düzenlemenin Anayasa'nın Başlangıç Bölümü'nün dördüncü paragrafı ile 2., 6., 7. ve 8. maddelerine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüşlerdir. 
Anayasa'nın Başlangıç Bölümü'nün dördüncü paragrafında, "kuvvetler ayrımı" ilkesine yer verilerek, kuvvetler ayrımının, devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetkilerinin kullanılmasıyla sınırlı bir işbölümü ve işbirliği olduğu, üstünlüğün ancak Anayasa ve yasalarda bulunduğu; 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu; 6. maddesinde, kayıtsız şartsız milletin olan egemenlik hakkının Anayasa'nın koyduğu esaslara göre yetkili kılınan organlar eliyle kullanılacağı; 7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinde olduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği; 8. maddesinde yürütme yetkisinin ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve yasalara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği; 9. maddesinde de, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı kurala bağlanmıştır. Böylece egemenliğin kullanılmasında yetkili organlar belirlenmiş ve kuvvetler ayrımı Anayasa'nın temel ilkelerinden biri olarak kabul edilmiştir. 
Anayasa'nın 7. maddesine göre, yasama yetkisi, Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez. Yasama yetkisinin devredilmezliği, yasa niteliğinde ya da yasa gücünde işlemler yapma yetkisinin devredilmezliği anlamına gelmektedir. Bir düzenleyici işlem, yürürlükteki yasa kurallarını değiştirebiliyor veya yürürlükten kaldırabiliyorsa, bu işlem yasa niteliğinde ya da gücündedir. Anayasa'nın 7. maddesinin açıklığı karşısında yasama organı, başka bir devlet organına, bu arada Bakanlar Kurulu'na yasa kurallarını değiştirme ya da kaldırma yetkisi veremez. 
Anayasa'da yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına, genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilemez. Yürütmeye devredilen yetkinin Anayasa'ya uygun olabilmesi için, yasada temel hükümlerin ya da temel esasların belirlenmesi, ancak uzmanlık ve yönetim tekniğine ilişkin konuların düzenlenmesinin yürütme organına bırakılması gerekir. Kuşkusuz yürütme organının yasayla yetkili kılınmış olması, yasayla düzenleme anlamına gelmez. Anayasa'nın 8. maddesinin yürütme yetkisi ve görevinin Anayasa'ya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir hükmünün anlamı da budur. 
4227 sayılı Yasa'nın dava konusu dördüncü fıkrası, üç tümceden oluşmaktadır. Bu tümceler sırasıyla, "Sandığın doğrudan hizmetleriyle ilgili olmayan gayrimenkulleri, Sandık Yönetim Kurulunun kararı, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre satılabilir"; "Sandık, bu satışlardan elde ettiği gelirleri, bilançosunda özel bir hesaba kaydeder" ve "Bu gelirler, 22. maddede yer alan esaslara göre değerlendirilir" biçimindedir. Anayasa'ya aykırılık savları bu tümceler yönünden ayrı ayrı irdelenecektir. 
Birinci tümcede, Sandığın hizmetleriyle doğrudan ilgisi bulunmayan taşınmazların, Sandık Yönetim Kurulu’nun kararı ve Maliye Bakanlığı’nın teklifi üzerine, Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek usûl ve esaslara göre satılabileceği öngörülmüş, böylece, satışa ilişkin esas ve usûllerin neler olacağı yasakoyucu tarafından belirlenmeyerek, bu konular tümüyle yürütme organının takdirine bırakılmıştır. 
4227 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci tümcesindeki kuralla, bir kamu kuruluşu olan Emekli Sandığı'nın hizmetleriyle ilgisi bulunmayan taşınmazlarının satışıyla ilgili tüm yetkiler Bakanlar Kurulu'na bırakılmış ve Bakanlar Kurulu'na kural koyma olanağı verilmiştir. 
Açıklanan nedenlerle, dava konusu dördüncü fıkranın birinci tümcesi, yasama yetkisinin devredilemeyeceğini öngören Anayasa’nın 7. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. İptali gerekir. 
Anayasa'nın 7. maddesine aykırılık oluşturan birinci tümce, kuşkusuz, aynı zamanda Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan "Hukuk Devleti" ilkesine de aykırılık oluşturur. 
Birinci tümcenin, Anayasa'nın kuvvetler ayrımını belirleyen Başlangıç Bölümü'nün dördüncü paragrafıyla, "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz" açıklığını içeren 6. maddesiyle; dördüncü fıkranın "Sandık, bu satışlardan elde ettiği gelirleri, bilançosunda özel bir hesaba kaydeder" ve "Bu gelirler, 22. maddede yer alan esaslara göre değerlendirilir" içerikli ikinci ve üçüncü tümcelerinin, Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır. 
3- Anayasa'nın 35. Maddesi Yönünden İnceleme 
Dâvacılar, Emekli Sandığı'nın varlıklarının satışıyla ilgili usûl ve esasların yasa ile düzenlenmesinin Anayasa'nın 35. maddesinin gereği olduğunu, bu varlıkların Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek usûl ve esaslara göre satılmasının 35. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüşlerdir. 
Mülkiyet hakkı, genel olarak, bir kimsenin başkasına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla bir şey üzerinde dilediği biçimde yararlanma, tasarruf etme, başkasına devretme, kullanılanın biçimini değiştirme, harcama ve tüketme, hattâ yok etme yetkilerini kapsar. 
"Herkes mülkiyet hakkına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz" kurallarını içeren Anayasa'nın 35. maddesi, mülkiyet hakkını güvenceye almıştır. 
Kamu varlıklarının satılmasında düzenleme yetkisi yasama organınındır. Bu yetki, yasama organının kamu mülkiyetinin koruyucusu olmasının da doğal sonucudur. Kamu varlığının satışında, kamu mülkiyeti sona erdiğinden bu satışların esas ve yöntemlerine ilişkin bir düzenlemenin yasayla yapılması zorunludur. 
4227 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin dördüncü fıkrasının ilk tümcesinde, Sandığın doğrudan hizmetleriyle ilgili olmayan taşınmaz mallarının Sandık Yönetim Kurulu'nun kararı ve Maliye Bakanlığı'nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek usul ve esaslara göre satılabileceği öngörülerek, satışa ilişkin esas ve usullerin yasa kuralları yerine Bakanlar Kurulu kararı ile düzenlenmesine olur verilmesi mülkiyet hakkını koruyan ve güvenceye alan Anayasa'nın 35. maddesine aykırıdır. 
Bu nedenlerle, dava konusu dördüncü fıkranın ilk tümcesinin iptali gerekir. 
Haşim KILIÇ; bu maddedeki görüşlere Anayasa’nın 35. maddesi, kişilerin mülkiyet hakkını koruma altına aldığı gerekçesiyle katılmamıştır. 
C- İptalin Diğer Kurallara Etkisi 
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrasına göre başvuru, Yasa'nın belirli madde veya hükmü aleyhine yapılmış olup da bu belirli madde veya hükmün iptali Yasa'nın kimi hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi durumu gerekçesinde belirtmek koşuluyla, Yasa'nın öteki kurallarının ya da tümünün iptaline karar verebilir. 
Dava konusu Yasa'nın 1. maddesinin dördüncü fıkrasının iptal edilen birinci tümcesi dışında kalan, "sandık, bu satışlardan elde ettiği gelirleri, bilançosunda hesaba kaydeder" ve "Bu gelirler, 22 nci maddede yer alan esaslara göre değerlendirilir" biçimindeki ikinci ve üçüncü tümcelerinin, birinci tümcenin iptali nedeniyle uygulama olanakları kalmamıştır. 
Bu nedenle, uygulanmaları olanağı kalmayan aynı madde ve fıkranın ikinci ve üçüncü tümcelerinin de iptalleri gerekir. 
VI- SONUÇ 
22.1.1997 günlü, 4227 sayılı "5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 20 nci Maddesinin İkinci Fıkrasının Değiştirilmesine ve Bu Maddeye 2 Fıkra Eklenmesine Dair Kanun"un 1. maddesiyle Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Yasası'nın 20. maddesine eklenen dördüncü fıkranın; 
A- Birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE, 
B- İkinci ve üçüncü tümcelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 
C- 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, birinci tümcesinin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan ikinci ve üçüncü tümcelerinin İPTALLERİNE, OYBİRLİĞİYLE, 20.5.1997 gününde karar verildi. 
  
Başkan 
Yekta Güngör ÖZDEN  
Başkanvekili 
Güven DİNÇER  
Üye 
Selçuk TÜZÜN   
  
  
   
Üye 
Ahmet N. SEZER  
Üye 
Haşim KILIÇ  
Üye 
Yalçın ACARGÜN   
  
  
   
Üye 
Mustafa BUMİN  
Üye 
Ali HÜNER  
Üye 
Lütfi F. TUNCEL   
  
   
Üye 
Mustafa YAKUPOĞLU  
Üye 
Fulya KANTARCIOĞLU     
 
 
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI 
 
Esas Sayısı	: 1997/36 
Karar Sayısı	: 1997/5(Yürürlüğü Durdurma) 
Karar Günü	: 20.5.1997 
 
YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNDE BULUNAN : Bülent ECEVİT ve 114 Milletvekili. 
YÜRURLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN KONUSU : 22.1.1997 günlü, 4227 sayılı "5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 20 nci Maddesinin İkinci Fıkrasının Değiştirilmesine ve Bu Maddeye 2 Fıkra Eklenmesine Dair Kanun"un 1. maddesiyle 5434 sayılı Yasa'nın 20. maddesine eklenen dördüncü fıkrasının Anayasa'nın Başlangıç bölümünün dördüncü paragrafına, 2., 6., 7., 8., 35. ve 153. maddelerine aykırılıkları nedeniyle iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemidir. 
I- YÜRÜRLÜĞU DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ 
28.3.1997 günlü, dava dilekçesinin yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kısmının gerekçe bölümünde aynen şöyle denilmektedir. 
"Anayasa Mahkemesi ilk kez 509 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin iptali için açılan davada "yürürlüğün durdurulması" kararı vermiş, daha sonra açılan iptal davalarında da aynı yönde ya da yürürlüğün durdurulmasının reddi yönünde kararlar vermiştir. Yüksek Mahkeme son olarak, 4182 sayılı Kanunun Anayasaya aykırılığını saptamış ve gerekçeli karar yayımlanıncaya kadar yürürlüğün durdurulmasına karar vermiştir. 
Bu davada da yürürlüğün durdurulması istemi vardır. İptali istenen 4227 sayılı Yasa, bir yetki yasası ile düzenlenmiş olsa bile Anayasa'ya aykırılık taşıyacak olanları Kanun Hükmünde Kararnameler ile değil doğrudan Bakanlar Kurulu kararı ile belirleme yetkisi vermektedir. 
İptali istenen 4227 sayılı Yasa'nın 1 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının, iptal hükmü verilinceye kadar uygulanması durumunda, giderilmesi olanaksız zararlar ortaya çıkabilecek ve çok açık hukuka aykırılık da sözkonusu olacaktır. Böyle bir durumda iptal davası ile amaçlanan adaletsizliğin giderilmesi, tamamen ya da kısmen gerçekleşmeyecektir. Bu nedenle, yürürlüğün durdurulması isteminde bulunulmaktadır." 
II - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN İNCELENMESİ 
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince 20.5.1997 günü yapılan iptal ve yürürlüğü durdurma istemini inceleme toplantısında, isteme ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptali ve yürürlüğünün durdurulması istenilen Yasa kurallarıyla dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü. 
4227	sayılı "5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 20 nci Maddesinin İkinci Fıkrasının Değiştirilmesine ve Bu Maddeye 2 Fıkra Eklenmesine Dair Kanun"un 1. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Yasası'nın 20. maddesine eklenen dördüncü fıkranın Anayasa'ya aykırılığı saptanan birinci tümcesinin iptal kararının yürürlüğe girmesine kadar, uygulanması durumunda daha sonra giderilmesi güç ya da olanaksız durum ve zararlar doğabilecektir. 
Bu nedenle, 4227 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Yasası'nın 20. maddesine eklenen dördüncü fıkranın birinci tümcesinin yürürlüğünün durdurulmasına karar vermek gerekmiştir. 
III- SONUÇ 
22.1.1997 günlü, 4227 sayılı "5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 20 nci Maddesinin İkinci Fıkrasının Değiştirilmesine ve Bu Maddeye 2 Fıkra Eklenmesine Dair Kanun"un 1. maddesiyle Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Yasası'nın 20. maddesine eklenen dördüncü fıkranın; 
A- Birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırılığı saptandığından, uygulanmasından doğacak ve sonradan giderilmesi olanaksız durumların ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için 
YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA, 
B- Kalan bölümünün yürürlüğünün durdurulması isteminin REDDİNE, 
20.5.1997 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 
 
  
Başkan 
Yekta Güngör ÖZDEN  
Başkanvekili 
Güven DİNÇER  
Üye 
Selçuk TÜZÜN   
  
  
   
Üye 
Ahmet N. SEZER  
Üye 
Haşim KILIÇ  
Üye 
Yalçın ACARGÜN   
  
  
   
Üye 
Mustafa BUMİN  
Üye 
Ali HÜNER  
Üye 
Lütfi F. TUNCEL   
  
   
Üye 
Mustafa YAKUPOĞLU  
Üye 
Fulya KANTARCIOĞLU
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (1)
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (7)
Söz konusu esas kararın ilgili olduğu yürürlüğün durdurulması kararı (2)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul