İnternet üzerinden üyelik alınması sırasında, kredi kartı seçeneğinde sorun yaşanması halinde, Havale/EFT seçeneğine tıklayabilirsiniz. Ödeme dekontunun info@kanunum.com adresine iletilmesi akabinde üyelikler açılacaktır.
  • Esas No: 2003/100
  • Karar No: 2004/33
  • Karar Tarihi: 17.03.2004
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
İPTAL DAVASINI AÇANLAR :
1-  Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER

2- TBMM Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Ali TOPUZ, K. Kemal ANADOL, Haluk KOÇ
İPTAL DAVASININ KONUSU :
5.11.2003 günlü, 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un; A- 1. maddesiyle değiştirilen 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendinde yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..." sözcüklerinin, B- 13. maddesiyle 6831 sayılı Yasa'nın 116. maddesinin birinci fıkrasının; 1- (A) bendinin değiştirilen birinci fıkrasında yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..." sözcüklerinin, 2- (B) bendinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın, Anayasa'nın 2., 35., 44. ve 169. maddelerine aykırılığı savıyla iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
Dava dilekçelerinde, özetle, Orman Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre ülkemizde 100 bin hektar kestane ve kızılağaç ormanı bulunduğu, kızılağaç, biyolojisi gereği, diğer orman ağaçlarıyla birlikte ya da dağınık kümeler biçiminde varlığını sürdürebildiğinden, sözü edilen bu 100 bin hektar orman alanının da buna koşut olarak dağınıklık gösterdiği; kestane ağacının birinci derece toprak kaymasına açık yörelerden olan Doğu Karadeniz bölgesinin asli ağaç türü olup, odunundan kereste olarak yararlanıldığı; kızılağaç ve kestane ağacı örtüsünün ölçüsüz bir şekilde kullanıma açılmasının olumsuz sonuçlarının kısa sürede ortaya çıktığı, böylece, bunların hızla yok olmasıyla daha da bozulan su ve toprak dengesi yüzünden toprak kaymaları ile kayıplarının yaygınlaşıp yoğunlaşacağı; Anayasa'nın 44. maddesiyle Devlet'e, toprağın erozyonla kaybedilmesini önlemek amacıyla gerekli önlemleri alma görevi verildiği, kaybedilen toprak örtüsünün yeniden oluşması için binlerce yılın geçmesi gerektiği, toprakla birlikte doğal besin maddelerinin de kaybolduğu, erozyonla sürüklenen toprakların barajları doldurarak onların ekonomik ömürlerini kısalttığı, bitki örtüsü ve toprağın olmadığı yüzeylerde sel ve çığ felaketlerinin arttığı, iklim değişikliği ve bozulan denge sonucunda doğal kaynaklar kaybedildiğinden toprağın aşındığı, bu nedenle, toprak kayıplarının artmasına yol açacak olan söz konusu düzenlemenin Anayasa'ya uygun düşmediği; Anayasa'nın 35. maddesinde de, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve yasayla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı biçimde kullanılamayacağının belirtildiği; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nun kabul ettiği 31.07.2003 tarih ve 4965 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'nun Cumhurbaşkanı'nca 1. ve 13. maddeleri Anayasa'ya aykırı bulunarak yayımlanması uygun görülmediğinden bir kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geri gönderildiği, Cumhurbaşkanı'nın geri gönderdiği ancak TBMM Genel Kurulu'nun aynen kabul ettiği 4999 sayılı Kanun'un 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinde yaptığı değişiklikle, kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerin 1. maddenin (G) fıkrasının kapsamından çıkartılarak (H) fıkrası kapsamına sokulduğu, böylece kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerin orman ağacı kapsamından çıkarılarak meyveli ağaç kapsamına alındığı, dolayısıyla, orman alanlarının büyük ölçüde daraltıldığı; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 116. maddesinde yapılan değişiklikle de, kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerin sahiplerinin kullanım koşullarının değiştirildiği ve köy muhtarlarınca düzenlenen belge ile kesim yapılmasının olanaklı hâle getirildiği, bu suretle, kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerin, üzerinde bulundukları arazi sahiplerinin kullanımına açılırken Anayasa'daki ormanların devletçe gözetilmesi ve denetlenmesi ilkesinden vazgeçildiği, bu arada 4999 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önce, orman sayılmayan özel mülkiyetteki tapulu arazide, ormanlarda doğal olarak yetişen ağaçlar, fıstık çamları ya da palamut meşelerinden birinin orman yönetiminden izin almadan kesilmesini suç sayan Orman Yasası'nın 116. maddesinin (B) bendinin Anayasa'nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ile bağdaşmadığı ileri sürülerek itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'nde dava açıldığı, bu başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 13.4.1999 günlü, E.1997/75, K.1999/10 sayılı kararında, itiraz konusu kuralın mülkiyet hakkını sınırladığının kuşkusuz olduğu, orman sayılmayan sahipli yerlerdeki fıstık çamları üzerindeki mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın konusunun bu ağaçları kesmeden önce yerel orman idaresine haber vermek ve bir tutanakla belgelendirmek olduğu, kamu yararı amacıyla getirilen bu sınırlama hakkın kullanılmasını ortadan kaldıran veya önemli ölçüde zorlaştıran bir nitelik taşımadığından demokratik toplum düzeninin gereklerine de aykırılık oluşturmadığının belirtildiği; öte yandan, Anayasa'nın "Ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlıklı 169. maddesinin birinci fıkrasında, ormanların korunması ve alanlarının genişletilmesi için gerekli yasaları çıkarıp önlemler almak ve yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirmek ve onları gözetmek görevinin Devlet'e verildiği, dördüncü fıkrasında da, orman olarak korunmasında bilim ve fen bakımından yarar görülmeyen, tersine, tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu saptanan yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen yönünden orman niteliğini tam olarak yitiren tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında ya da hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu saptanan arazilerin şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamayacağının kurala bağlandığı, bu nedenlerle, dava konusu kuralların Anayasa'nın 2., 35., 44. ve 169. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması gerektiği ileri sürülmektedir. 
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralları 5.11.2003 günlü, 4999 sayılı Yasa'nın iptali istenen kuralları da içeren 1. ve 13. maddeleri şöyledir: 1- "MADDE 1.- 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. H) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve muhitin hususiyetlerine göre yetişmiş veya yetiştirilecek olan kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar;" 2- "MADDE 13.- 6831 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (B) bendinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir: (Ç) ve (E) bentlerinde yazılı yerlerden, (D) bendindeki şehir mezarlıklarından, (H) bendindeki her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerlerden (kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri hariç), sahipleri her türlü zâti ihtiyaçları ve pazar satışları için hiçbir kayıt ve şarta tâbi olmadan kesim ve taşıma yapabilir. Kızılağaçlıklar ile aşılı kestaneliklerin sahiplerinin her türlü yapacak ve yakacak ihtiyaçları ile pazar satışları için yapacakları kesimler; keşif, damga ve nakliye işlemlerine tâbi olmayıp köy muhtarlığınca düzenlenecek belge ile yapılır." B- Dayanılan Anayasa Kuralları Dava dilekçelerinde iptali istenilen kuralların Anayasa'nın 2., 35., 44. ve 169. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca E.2003/100 sayılı dosyada Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Aysel PEKİNER, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM'ın katılmaları ile 20.11.2003 tarihinde; E.2003/101 sayılı dosyada ise Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM'ın katılmaları ile 4.12.2003 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantılarında dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki rapor hazırlandıktan sonra karara bağlanmasına oybirliği ile karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinin birinci fıkrası gereğince Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE, Bakanlık Müsteşar Yardımcısı Doç. Dr. Osman USLU ve 1. Hukuk Müşaviri Şerife KUŞCUOĞLU ile İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat AYANOĞLU'nun 11.12.2003 günlü sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: A- Birleştirme Kararı 5.11.2003 günlü, 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un: - 1. maddesiyle değiştirilen 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendinde yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..." sözcüklerinin, - 13. maddesiyle 6831 sayılı Yasa'nın 116. maddesinin birinci fıkrasının; (A) bendinin değiştirilen birinci fıkrasında yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..." sözcüklerinin ve (B) bendinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın,iptali istemiyle açılan 2003/101 esas sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2003/100 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2003/100 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. B- Anayasa Aykırılık Sorunu Dava dilekçelerinde, kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerin orman tanımı kapsamından çıkarılarak bunların sahipsiz bırakıldığı, bu ağaçların sanayide kullanılması amacıyla kontrolsüz bir şekilde kesileceği, bunun ise ormanların yok olması sonucunu doğuracağı, belirtilen ağaç sahiplerinin her türlü yapacak ve yakacak ile pazar ihtiyaçları için yapacakları kesimlerin keşif, damga ve nakliye işlemlerine tâbi tutulmayıp köy muhtarlıklarınca düzenlenecek bir belge ile yapılabileceğinin öngörülmesinin, söz konusu ağaçları korumasız bırakacağı, bu nedenlerle düzenlemenin Anayasa'nın 169. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Ormanların taşıdıkları büyük önemi ve ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edildiği gerçeğini gözönünde tutan Anayasakoyucu ormanların korunması ve geliştirilmesinin güvence altına alınabilmesi için ayrıntılı düzenlemeler yapma zorunluluğunu duymuştur. Bu bağlamda, Anayasa'nın "Ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlıklı 169. maddesinin ilk fıkrasında "Devlet, ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerine yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir", üçüncü fıkrasının ilk tümcesinde "Ormanlara zarar verebilecek hiç bir faaliyete izin verilemez" son fıkrasında da, fıkrada belirtilen ayrık durumlar dışında "orman sınırlarında daraltma yapılamaz" denilmektedir. Maddenin gerekçesinde de bu hükümlerle orman tahribatı dolayısıyla meydana gelecek olan erozyon ve sel tahribatına engel olmak, orman bütünlüğünü korumak, yeni orman alanları tesis etmek ve ormanları devletin gözetiminde bulundurarak tekniğe uygun verimli şekilde işletilmesini sağlamak amacı güdüldüğü belirtilmiştir. Ormanların, binlerce hektar arazide doğal olarak yetişen ağaçlarla birlikte, diğer bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi canlı varlıklarla toprak, hava, su, ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu yansıtan ekosistemler oldukları kuşkusuzdur. Bu sistem içinde yer alıp, bilim ve fen bakımından da orman ağacı olmadığı saptanmamış kızılağaçlıkların ve aşılı kestaneliklerin orman tanımından çıkarılmasının onların korunmasını engelleyerek Anayasa'nın 169. maddesinin sağladığı güvenceden yoksun bırakacağı açıktır. Öte yandan, dava konusu 4999 sayılı Yasa'nın 13. maddesiyle 6831 sayılı Kanun'un 116. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci fıkrasında belirtilen ağaç sahiplerinin her türlü zâtî ihtiyaçları ve pazar satışları düzenlenmiş, kızılağaçlar ile aşılı kestanelikler bunun dışında tutularak aynı maddenin birinci fıkrasının (B) bendinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkra ile kızılağaçlar ile aşılı kestaneliklerin sahiplerinin her türlü yapacak ve yakacak ihtiyaçları ile pazar satışları için yapacakları kesimlerin keşif, damga ve nakliye işlemlerine tâbi olmadan köy muhtarlıklarınca düzenlenen bir belge ile yapılacağı öngörülmüştür. Yukarıda belirtilen nedenlerle, kızılağaçlık ve aşılı kestaneliklerin orman kapsamı dışına çıkarılması Anayasa'ya aykırı görüldüğünden, bu ağaçların orman ağaçlarından yararlanılmasına ilişkin usûl ve esaslardan ayrılarak, sahiplerinin her türlü yakacak ve yapacak ihtiyaçları ile pazar satışları için kesimlerinin köy muhtarlığınca düzenlenen bir belge ile yapılmasının öngörülmesi de aynı gerekçeyle Anayasa'nın 169. maddesinde belirtilen ormanların korunmasına ilişkin ilkeye aykırı bulunmuştur. Bu durumda dava konusu kurallar, Anayasa'nın 169. maddesine aykırıdır, iptalleri gerekir. Konunun Anayasa'nın 2., 35. ve 44. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI KARARI
5.11.2003 günlü, 4999 sayılı "Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un: A- 1. maddesiyle değiştirilen 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendinde yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..." sözcükleri, B- 13. maddesiyle 6831 sayılı Yasa'nın 116. maddesinin birinci fıkrasının; 1- (A) bendinin değiştirilen birinci fıkrasında yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..." sözcükleri, 2- (B) bendinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkrası, 17.3.2004 günlü, E. 2003/100, K. 2004/33 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu sözcükler ve fıkranın, uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete'de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜKLERİNİN DURDURULMASINA, 17.3.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 
VI- SONUÇ
5.11.2003 günlü, 4999 sayılı "Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un: A- 1. maddesiyle değiştirilen 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendinde yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..." sözcüklerinin, B- 13. maddesiyle 6831 sayılı Yasa'nın 116. maddesinin birinci fıkrasının; 1- (A) bendinin değiştirilen birinci fıkrasında yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..." sözcüklerinin, 2- (B) bendinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 17.3.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (4)
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (1)
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (1)
Söz konusu esas kararın ilgili olduğu yürürlüğün durdurulması kararı (1)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul