İnternet üzerinden üyelik alınması sırasında, kredi kartı seçeneğinde sorun yaşanması halinde, Havale/EFT seçeneğine tıklayabilirsiniz. Ödeme dekontunun info@kanunum.com adresine iletilmesi akabinde üyelikler açılacaktır.
  • Esas No: 2012/73
  • Karar No: 2013/107
  • Karar Tarihi: 03.10.2013
Kaynak: Resmi Gazete
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
2012/73 E., 3/10/2013 T. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :
Kayseri 1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :
11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin eki (I) Sayılı Cetvel'in "A- Aylıklarım 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar" bölümünün (1) numaralı sırasının (g) bendinde yer alan "// nüfus ve vatandaşlık müdürü ibaresinin Anayasa'nın 10. ve 55. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
666 sayılı KHK'ye ekli (II) Sayılı Cetvel'de unvanlı kadroların esas alındığı ve bakanlıkların ve bazı kurumların taşradaki il müdürlerinin (II) Sayılı CetvePde sayıldığı, ancak il nüfus müdürlerinin bakanlık il müdürü olmasına rağmen (II) Sayılı Cetvel'e alınmayarak anılan KHK'nin (I) Sayılı Cetveli'nde yer alması nedeniyle il nüfus ve vatandaşlık müdürlerinin mağdur edildiği gerekçesiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir: "Davacı ... tarafından 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanım Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli II sayılı cetvel oluşturulurken unvanlı kadroların esas alındığı, Bakanlıkların ve bazı kurumların taşradaki Bakanlık veya genel müdürlüklerin il müdürlerinin II sayılı cetvelde sayıldığı, ancak il nüfus ve vatandaşlık müdürlerinin Bakanlık il müdürü olmasına rağmen II sayılı cetvele alınmayarak söz konusu Kanun Hükmünde Kararname 'nin I sayılı cetvelinde sayıldığı, I sayılı cetvelde yer alan ve Bakanlık il müdürü . olmayan şube müdürü, ilçe nüfus müdürü ve ilçe müftüsü gibi kadrolarla eş değer kabul edilerek aynı cetvelde yer almaları nedeniyle mağdur edildiği gerekçesiyle davalı idareye yaptığı başvurunun zımnen (cevap verilmeyerek) reddine ilişkin işlemin iptali ile söz konusu düzenleme ile oluşturulan eşitsizliğin Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan "eşitlik" ilkesine ve Anayasanın 55. maddesinde belirtilen "ücrette adalet" ilkesine 666 sayılı KHK'ya ekli özlük haklarım (maaşlarını) belirleyen 1 sayılı cetvelde yer alan aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesi istemiyle içişleri Bakanlığı 'na karşı açılan davada işin gereği görüşüldü. Davacı tarafından: 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 'de yapılan düzenleme nedeniyle her yönüyle zarara uğradığı, bu anlamda maddi haklarında azalmaya sebep olunduğu ve statü kaybının ortaya çıktığı, il nüfus ve vatandaşlık müdürlerinin söz konusu Kararnameye ekli l sayılı cetvelin (g) bendinde; "II nüfus ve vatandaşlık müdürü, il yazı işleri müdürü, il idare kurulu müdürü, il mahalli idare müdürü, il planlama ve koordinasyon müdürü, dernekler il müdürü, il afet ve acil durum müdürü, hukuk müşaviri, fakülte ve yüksekokul sekreteri, basın ve halkla ilişkiler müşaviri, basın müşaviri, müşavir, müdür, şube müdürü, ilçe müftüsü, başkan, daire başkan yardımcısı, kurum sekreteri, merkez sekreteri, enstitü sekreteri, genel sekreter yardımcısı, birlik sekreteri, müze başkam, KİT'lerde başuzman, diğer belediye başkan yardımcıları ve (f) sırasında sayılanların yardımcıları "kadroları ile eşdeğer tutularak sadece ek ödeme göstergesi verildiği, diğer Bakanlık ve Genel Müdürlük İl Müdürlerine ücret ve tazminat göstergesi verildiği, bu durumun İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürleriyle diğer Bakanlık veya Genel Müdürlük İl Müdürleri arasında yaklaşık 1.250,00 TL tutarında maaş farkına neden olduğu ve 1.250,00 TL daha maaş aldığı, söz konusu 666 sayılı Kararnamenin 1. maddesinin Ek Madde 9'un birinci bendinde yer alan; "...mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla..." hükmüne göre söz konusu düzenlemelerin yapıldığının belirtildiği, oysa Bakanlık İl Müdürü olan İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürünün diğer Bakanlık ve Genel Müdürlük İl Müdürlerinden ayrı tutularak 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin özü olan ve yukarıda yer verilen hükme uygun düzenleme yapılmadığı, bu durumun anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin kendi içerisinde tutarsızlık göstererek Anayasa'nın "eşitlik ilkesine" aykırı olarak ücret dengesizliği yarattığı, 190 sayılı Genel Kadro Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 'ye bağlı cetvellerde yapılan değişiklikle İl Müdürlerinin II Vatandaşlık Müdürleri unvanı ile belirtildiği, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık işleri Genel Müdürlüğünün 03.07.1997 tarih ve 109/1102 sayılı, 1997/15 sayılı genelgesinde İçişleri Bakanlığı İl Müdürlerinin kendilerine kanun, tüzük ve yönetmeliklerle verilen görevleri İçişleri Bakanlığı adına taşrada re 'sen yürüttükleri ve bu hizmetleri il düzeyinde deruhte ettikleri gerekçesiyle "Bakanlık il müdürü " statüsünde olduklarına karar verildiği, ayrıca Maliye Bakanlığının 10.11.1998 tarih ve BÜMKO-23190-23 sayılı yazısı ile de İçişleri Bakanlığı'na bağlı taşrada görev yapan il müdürlerinin "Bakanlık II Müdürleri" olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, İçişler BakanlığıPersoneli Yer Değiştirme ve Atama Yönetmeliği'nin 10. maddesinin 2 (a) bendinde unvanların yeniden kazanılması ve kaybedilmesi ile ilgili bölümde; il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğünün kaybedilmesi halinde ataması valiliklerde olan Bakanlık kadrolarına ait il müdürlüklerine veya Bakanlıkta boş olan uzman kadrolarına atanabilirler denildiği, yani il ve vatandaşlık il müdürlüğünü kaybedenlerin il yazı işleri müdürü, il idare kurulu müdürü, il mahalli idareler müdürü, il basın ve halkla ilişkiler müdürü kadrolarına atanabilecekleri, bu kapsamda uygulamada örneklerin de yer aldığı, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bahsi geçen ve bir alt görev olarak nitelendirilebilecek görevler ile il nüfus ve vatandaşlık müdürleriyle aynı statüde değerlendirilerek I sayılı cetvelde gösterildiği, bahsi geçen görevlerin il genelinde teşkilatlanma, görev, sorumluluk, denetim ve atama teklifi yetkilerinin bulunmadığı, bu müdürlerin "Bakanlık il müdürü" olmadığı, ek göstergelerinin 2200 il nüfus ve vatandaşlık müdürlerinin ek göstergesinin ise 3000 olduğu, "Bakanlık il müdürü" olan il nüfus ve vatandaşlık müdürleri ile il yazı işleri müdürü, il idare müdürü, il mahalli idareler müdürü, il dernekler müdürü, il planlama müdürleri ile şube müdürü ilçe müftüsü gibi kadrolarla eşit değerlendirilmesinin Anayasa'nın "eşitlik" ilkesine ters olduğu, nüfus ve vatandaşlık hizmetlerinin kamu hizmetlerinin temelini oluşturduğu, e-devlet projesinin temelini oluşturan MERNİS Projesi, Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası Projesi, nüfus kayıtlarını kamu kurumlarının hizmetine sunan Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) Projesi, Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku ve kamu hizmetlerinde hizmet sunumunda esas alınan Adres Kayıt Sistemi (AKS) Projesi ve nüfus sayımlarının, seçmen listelerinin elektronik olarak MERNİS Projesi üzerinden yürütülmesi gibi önemli hizmetlerin nüfus hizmetleri içerisinde yerine getirildiği, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün taşra kuruluşu olan il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğünün kanunlar, yönetmelikler ve yönergelerde tanımlanan teşkilat yapısı, yürütülen hizmetin önemi ve yoğunluğu, il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğüne verilen görev, yetki ve sorumluluk değerlendirildiğinde; il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğünün "Bakanlık il müdürlüğü " ve müdürünün de "Bakanlık il müdürü " olduğunun açık olduğu ve 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmimde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 'de II sayılı cetvelde sayılması gerektiği, söz konusu Kanun Hükmünde Kararname ile mağdur edildiği, söz konusu mağduriyetinin giderilmesi istemiyle 08.12.2011 tarihli dilekçesi ile yapılan bu eşitsizliğin düzeltilerek bahsi geçen Kararnamenin 1. maddesinin EK-10 madde bölümüne göre düzenlenen ücret göstergesi ve tazminat göstergesi olan II sayılı cetvele il nüfus ve vatandaşlık müdürü ibaresinin de eklenmesi istemiyle yaptığı başvurunun cevap verilmeyerek reddi üzerine zımnen red işleminin iptali ile İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürünün mali haklarının "Bakanlık il müdürü" olarak yemden düzenlenmesi için 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 'nin / sayılı cetvelinde yer alan "İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürü" ibaresinin Anayasaya aykırı olduğu ve yürürlük tarihinden itibaren iptali için Anayasa Mahkemesi 'ne götürülmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı İçişleri Bakanlığı'nca; uyuşmazlık konusu 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 'de yapılan düzenlemenin 06.04.2011 tarih ve 6223 sayılı Kanun un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulu'nca 11.10.2011 tarihinde kararlaştırıldığı ve 27.06.1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklendiği, yapılan düzenlemeye ilişkin uygulama birliğinin sağlanması ve oluşabilecek tereddütlerin giderilmesi amacıyla da Maliye Bakanlığı'nca 01.01.2012 tarih ve 28160 sayılı Resmi Gazete'de 161 nolu Devlet Memurları Genel Tebliği'nin yayınlandığı, konuya ilişkin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 'nun 43/B maddesine göre ek göstergelerin belirlenmesinde; bu Kanun'a tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları, hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu Kanun 'a ekli 1 ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanacağı, II sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu 'nun yetkili olduğu, İçişleri Bakanlığı 'nin bu konuda belirleyici konumda olmadığı, İçişleri Bakanlığı il müdürlerinin mali haklarının düzeltilmesi hususu ile ilgili olarak Başbakanlığa 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ekli (II) sayılı ek gösterge cebelinde değişiklik yapılmasına ilişkin teklifte bulunulduğu, Başbakanlığın 25.12.2003 tarih ve 5732 sayılı cevabi yazının ekinde gönderilen Maliye Bakanlığı 'nin 31.12.2002 tarih ve 41271 sayılı yazısında; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ekli (I) sayılı ek gösterge cetvelinin 1) "Genel İdare Hizmetleri Sınıfı" Bölümünün (i) sırasında 2200 ek göstergeden yararlanmaları gerektiği belirtilerek istemlerinin reddedildiği, İçişleri Bakanlığı'nca da 09.11.1991 tarih ve 21046 sayılı Resmi Gazete'de (mükerrer) yayımlanan 91/2344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden "İl Müdürü" unvanını alan il nüfus ve vatandaşlık müdürlerinin, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 'nin II sayılı cetveline eklenmeleri durumunda, illerde benzer görevleri yürüten diğer Bakanlıkların il müdürleri ile mali haklar yönünden eşitliğin sağlanacağı, uygulama birliğinin oluşturulacağı ve bahsi geçen İçişleri Bakanlığı İl Müdürlerinin gerek yazılı, gerekse sözlü olarak ifade etmeye çalıştıkları mağduriyetlerinin giderilmiş olacağı değerlendirilmekte olup, Maliye Bakanlığı 'na konu ile ilgili değişiklik yapılmasına dair, teklif çalışmalarının devem ettiği ileri sürülerek işlemin hukuka uygun olduğu ve davanın reddi gerektiği savunulmuştur. 2709 Kanun numaralı 1982 Anayasası'mn 152 nci maddesinde: "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır. Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz..." hükümlerine yer verilmiş, belirtilen hükümlere paralel düzenlemeler 03/04/2011 tarih ve 27894 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun 'un "Anayasaya aykırılığın Mahkemelerce ileri sürülmesi" başlıklı 40. maddesinde; "(i) Bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa; a) İptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslını, b) Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğini, c) Dava dilekçesi, iddianame veya davayı açan belgeler ile dosyanın ilgili bölümlerinin onaylı örneklerini, dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine gönderir. (2) Taraflarca ileri sürülen Anayasaya aykırılık iddiası davaya bakan mahkemece ciddi görülmezse bu konudaki talep, gerekçeleri de gösterilmek suretiyle reddedilir. Bu husus esas hükümle birlikte temyiz konusu yapılabilir. (3) Genel Sekreterlik gelen evrakı kaleme havale eder ve keyfiyeti başvuran mahkemeye bir yazı ile bildirir. (4) Evrakın kayda girişinden itibaren on gün içinde başvurunun yöntemine uygun olup olmadığı incelenir. Açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvuruları, Mahkeme tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedilir. (5) Anayasa Mahkemesi, işin kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse ilgili mahkeme davayı yürürlükteki hükümlere göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse mahkeme buna uymak zorundadır." şeklinde belirlenmiştir. Öte yandan, Anayasa'nın 2. maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir" hükmüne yer verilmektedir. Hukuk devleti, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün eylem ve işlemleri ile eşitlik ve hakkaniyeti gözeten devlettir. Bu bağlamda, yasa koyucunun yasal düzenlemeler yaparken takdiri, sınırsız ve keyfi olmayıp hukuk devleti ilkeleriyle sınırlıdır. Bunun yanında hukuk devleti kavramı, kuralların ve müeyyidelerinin net olarak önceden belli olduğu dolayısıyla uyulmayan kararların müeyyidelerinin ne olduğunu insanların önceden bilmesini de ifade eder. Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar" hükmüne, "Ücrette adaletin sağlanması" başlıklı 55. maddesinde ise; "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. " (Değişik fıkra: 03/10/2001 - 4709 S.K./21. md.) "Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur." düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, Anayasa'nın 10. maddesine göre yasaların uygulanmasında ayrım gözetilmeyecek ve eşitsizliğe yol açılmayacaktır. Maddede düzenlenen "Eşitlik" ilkesiyle, birbirinin aynı durumda olanlara aynı kuralların uygulanması ve ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılması engellenmektedir. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasalda öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Yine Anayasa Mahkemesi 'nin çeşitli kararlarında eşitlik ilkesi, aynı durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde, yasalarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda, hizmetlerde eşitliğin sağlanmasını gerektiren eşit davranma ve ayrım yapmama ilkesi olarak yorumlanmıştır. Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 'nin ek ödeme oranlarının belirlendiği (I) sayılı cetvelde "A-Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar" üst başlığı altında "1- Kadroları Genel îdare Hizmetleri Sınıfında yer alan personel ile Teknik Hizmetler, Sağlık ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri ile Avukatlık Hizmetleri sınıflarında bulunan personelden ek ödeme oranları ilgili gruplarında düzenlenmeyen ve kadro unvanları bu bölümde yer alan personel''den ek ödeme oranı % 170 olarak tesbit edilenler arasında kadro ve görev unvanı; "g) İl nüfus ve vatandaşlık müdürü, il yazı işleri müdürü, il idare kurulu müdürü, il mahalli idare müdürü, il planlama ve koordinasyon müdürü, dernekler il müdürü, il afet ve acil durum müdürü, hukuk müşaviri, fakülte ve yüksekokul sekreteri, basın ve halkla ilişkiler müşaviri, basın müşaviri, müşavir, müdür, şube müdürü, ilçe müftüsü, başkan, daire başkan yardımcısı, kurum sekreteri, merkez sekreteri, enstitü sekreteri, genel sekreter yardımcısı, birlik sekreteri, müze başkanı, KİT'lerde başuzman, diğer belediye başkan yardımcıları ve (f) sırasında sayılanların yardımcıları" belirlemesine yer verilmiştir. Mevzuatın incelenmesinden, 09.11.1991 tarih ve 21046 sayılı Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan 91/2344 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Genel İdare Hizmetleri Sınıfında mevcut kadro unvanı "Nüfus ve Vatandaşlık müdürü" olanların kadroları yapılması uygun görülen değişiklikle yine Genel İdare Hizmetleri Sınıfında kadro unvanı "İl nüfus ve vatandaşlık müdürü" olarak değiştirildiği, bu şekilde nüfus ve vatandaşlık müdürlerinin "il müdürü" unvanını kazandığı, bu unvan ile İçişleri Bakanlığı 'nın nüfus hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak ildeki temsilcisi ve Bakanlığa ait birimlerin amiri konumunda bulunduğu, uyuşmazlık konusu 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 sayılı cetvelin 9. Bölümünde ise; "Aile ve Sosyal Politikalar, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Çevre ve Şehircilik, Ekonomi, Gıda, Tarım ve Hayvancılık, Gümrük ve Ticaret, Kültür ve Turizm, Milli Eğitim, Orman ve Su İşleri, Sağlık, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlıklarının bakanlık il müdürü ve bakanlık bölge müdürü, Defterdar, İl Emniyet Müdürü, İl Müftüsü, Vergi Dairesi Başkanı, Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Yazma Eserler Başkanlıkları, Devlet Su İşleri, Karayolları, Maden Tetkik ve Arama, Meteoroloji, Orman, Tapu ve Kadastro, Vakıflar ve Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüklerinin bölge müdürü, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Basın Yayın ve Enformasyon, Spor, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüklerinin il müdürü, Kamu İktisadi Teşebbüslerinin bölge müdürü kadrolarında bulunanlardan; a) Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde görev yapanların ücret göstergesinin 50.750, tazminat göstergesinin ise; 27.950, b) Büyükşehir belediyesi bulunan illerde görev yapanların ücret göstergesinin 46.850 tazminat göstergesinin ise; 25.775, c) Diğer illerde görev yapanlar ücret göstergesinin 45.800 tazminat göstergesinin ise; 25.200" olarak belirlendiği, bu belirleme ile "il müdürü" unvanına sahip nüfus ve vatandaşlık il müdürleri ile, yukarıda bahsi geçen ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin II sayılı cetvelinde sayılan diğer bakanlıkların ildeki temsilcisi konumunda bulunan il müdürleri ile aralarında mali olarak nüfus ve vatandaşlık il müdürleri aleyhine farklılıklar yaratıldığı, her şeyden önce kanun ve kanun hükmünde kararnameler ile yapılan düzenlemelerde Anayasa 'nın kanun önünde eşitlik ve hukuk devleti ilkesine uygun hareket edilmesi ve eşit statüde bulunanlar arasında farklılıklar yaratılmaması gerekir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 27.05.1999 tarih ve E. 1998/58, K. 1999/19 sayılı kararında "...Hukuk devletinde, yasama organını da kapsayacak biçimde devletin bütün organları üzerinde hukukun ve Anayasa 'nın mutlak egemenliği vardır. Yasa koyucu her zaman hukukun ve Anayasa 'nın üstün kuralları ile bağlıdır." hükmüne yer vermek suretiyle hukuka bağlılığın Yasama organını da içerdiğini vurgulamış bulunmaktadır. Bütün bu açıklamalardan sonra Anayasa 'mızın 10 ncu maddesinde ifadesini bulan hukuk devletinin en temel öğelerinden biri olan; "Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. " ilkesi gereğince "il müdürü " unvanına sahip ve İçişleri Bakanlığı 'nın nüfus hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu ildeki temsilcisi konumunda bulunan nüfus vatandaşlık il müdürleri ile 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin II sayılı cetvelinde sayılan diğer bakanlıkların ildeki temsilcisi konumunda bulunan il müdürleri arasında mali haklarının düzenlenmesi açısından eşitsizlik yaratılmaması gerektiği, il nüfus ve vatandaşlık işleri müdürünün 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 'nin ek ödeme oranlarının belirlendiği (I) sayılı cetvelde düzenlenmesinin Anayasa'nın 10 ncu maddesindeki "eşitlik ilkesine" ve Anayasa'nın 55. maddesindeki "ücrette adaletin sağlanması" ilkesine aykırılık teşkil ettiği iddiasının ciddi bir iddia olduğu yargısına varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Anayasamızın 152 nci maddesinin birinci fıkrasında ifadesini bulan "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır." hükmü ile 03/04/2011 tarih ve 27894 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Anayasaya aykırılığın Mahkemelerce ileri sürülmesi" başlıklı 40. maddesi gereğince 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 'nin ek ödeme oranlarının belirlendiği (I) sayılı cetvelin (g) bendinde yer alan "İl nüfus ve vatandaşlık müdürü" ibaresinin iptali için konunun ilgili belgelerin birer örneği ile birlikte itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine gönderilmesine, 6216 sayılı Kanun ün 40. maddesinin beşinci fıkrası hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi nin bu konuda vereceği karara kadar dosyanın geri bırakılmasına 20/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi."
III-YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı 666 sayılı KHK'nin itiraz konusu ibaresinin de yer aldığı eki (I) Sayılı Cetvel şöyledir:







B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 10. ve 55. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M.Emin KUZ'un katılımlarıyla 6.6.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Kanun Hükmünde Kararname kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Başvuru kararında, 666 sayılı KHK'ye ekli (II) Sayılı Cetvel oluşturulurken unvanlı kadroların esas alındığı ve bakanlıkların ve bazı kurumların taşradaki il müdürlerinin (II) Sayılı Cetvel'de sayıldığı, ancak il nüfus müdürlerinin bakanlık il müdürü olmasına rağmen (II) Sayılı Cetvel'e alınmayarak anılan KHK'nin (I) Sayılı Cetveli'nde sayıldığı, "il müdürü" unvanına sahip ve İçişleri Bakanlığının nüfus hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu ildeki temsilcisi konumunda bulunan nüfus vatandaşlık il müdürleri ile 666 sayılı KHK'nin (II) Sayılı Cetveli'nde sayılan diğer bakanlıkların ildeki temsilcisi konumunda bulunan il müdürleri arasında mali hakların düzenlenmesi açısından eşitsizlik oluşturulduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 10. ve 55. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. İtiraz konusu kuralın da yer aldığı 666 sayılı KHK, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerdendir. Her ne kadar başvuru kararında Anayasa'nın 10. ve 55. maddelerine dayanılmış ise de 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 91. maddesi yönünden de incelenmiştir. A- Kanun Hükmünde Kararnamelerin Yargısal Denetimi Hakkında Genel Açıklama Anayasa'nın 91. maddesinde düzenlenen kanun hükmünde kararnameler, işlevsel yönden yasama işlemi niteliğinde olduğundan yargısal denetimlerinin yapılması görev ve yetkisi Anayasa'nın 148. maddesi ile Anayasa Mahkemesine verilmiştir. Yargısal denetimde kanun hükmünde kararnamenin, öncelikle yetki kanununa sonra da Anayasa'ya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar, Anayasa'nın 148. maddesinde kanun hükmünde kararnamelerin yetki kanunlarına uygunluğunun denetlenmesinden değil, yalnızca Anayasa'ya biçim ve esas bakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de Anayasa'ya uygunluk denetiminin içerisine öncelikle kanun hükmünde kararnamenin yetki kanununa uygunluğunun denetimi de girer. Çünkü Anayasa'da, Bakanlar Kuruluna ancak yetki kanununda belirtilen sınırlar içerisinde kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin dışına çıkılması, kanun hükmünde kararnameyi Anayasa'ya aykırı duruma getirir. Dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa'dan alan olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamelerinden farklı olarak, olağan dönemlerdeki kanun hükmünde kararnamelerin bir yetki kanununa dayanması zorunludur. Bu nedenle, kanun hükmünde kararnameler ile dayandıkları yetki kanunu arasında çok sıkı bir bağ vardır. Kanun hükmünde kararnamenin yetki kanunu ile olan bağı, kanun hükmünde kararnameyi aynen ya da değiştirerek kabul eden kanun ile kesilir. Kanun hükmünde kararnamenin Anayasa'ya uygun bir yetki kanununa dayanması, geçerliliğinin ön koşuludur. Bir yetki kanununa dayanmadan çıkartılan veya dayandığı yetki kanunu iptal edilen kanun hükmünde kararnamelerin içeriği Anayasa'ya aykırılık oluşturmasa bile bunların Anayasa'ya uygunluğundan söz edilemez. Kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa'ya uygunluk denetimi, kanunların denetiminden farklıdır. Anayasa'nın 11. maddesinde, "Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz." denilmektedir. Bu nedenle kanunların denetiminde, onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. Kanun hükmünde kararnameler ise konu, amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki kanununa hem de Anayasa'ya uygun olmak zorundadırlar. Anayasa'da kimi konuların kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır. Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasında "Sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler..."in kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kural gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna ancak kanun hükmünde kararnameyle düzenlenmesi yasaklanmış alana girmeyen konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Anayasa'nın herhangi bir maddesinde kanunla düzenleneceği öngörülen bir konunun, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasının açıkça yasakladığı hükümler ile ilgili olmadıkça ya da Anayasa'nın 163. maddesinde olduğu gibi kanun hükmünde kararname çıkarılamayacağı açıkça belirtilmedikçe kanun hükmünde kararname ile düzenlenmesi Anayasa'ya aykırılık oluşturmaz. B- İtiraz Konusu Kuralın 6223 Sayılı Yetki Kanunu Kapsamında Olup Olmadığının İncelenmesi Anayasa'nın 91. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yetki kanununda, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacının, kapsamının, ilkelerinin, kullanma süresinin ve süresi içinde birden fazla kanun hükmünde kararnamenin çıkarılıp çıkarılamayacağının gösterilmesi gerekir. Buna göre bir kanun hükmünde kararnamenin Anayasa'ya uygun olduğunun kabulü öncelikle konu, amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden dayandığı yetki kanununa uygun olmasına bağlıdır. Bu bağlamda, Anayasa'nın ikinci kısmının "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı üçüncü bölümünde düzenlenen haklar içinde kalan ve Anayasa'nın 91. maddesinde belirtilen kanun hükmünde kararnameyle düzenlenemeyecek yasak alan içinde bulunmayan kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının 6223 sayılı Yetki Kanunu'nun kapsamında kalması durumunda, kanun hübnünde kararnameyle düzenlenmesinde Anayasa'ya aykırı bir durumun olmayacağı açıktır. 6223 sayılı Yetki Kanunu'nun amacını düzenleyen 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, kapsamına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı aynı maddenin (2) numaralı fıkrasının (b) bendi ile bu bendin (7) numaralı alt bendinde ve son olarak ilkeler ve yetki süresine ilişkin hükümlerin yer aldığı 2. maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, kamu personelinin "atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esasları" ndan söz edilmiş, ancak mali haklara ilişkin bir ibareye yer verilmemiştir. Bununla birlikte, 6223 sayılı Yetki Kanunu'nda öngörüldüğü üzere; - Mevcut bakanlıkların birleştirilmesine veya kaldırılmasına, yeni bakanlıklar kurulmasına, - Mevcut bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların mevcut, birleştirilen veya yeni kurulan bakanlıklar bünyesinde hizmet birimi olarak yeniden düzenlenmesine, - Mevcut bakanlıklar ile birleştirilen veya yeni kurulan bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesine, taşrada ve yurt dışında teşkilatlanma esaslarına, ilişkin düzenlemeler söz konusu olduğunda, mali haklara dair düzenlemelerin de yapılması mümkündür. Mevcut veya yeni ihdas edilen ya da bir başka bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle ilgili olmayan hususlar 6223 sayılı Yetki Kanunu'nun kapsamında bulunmadığından, kanun hükmünde kararnameyle doğrudan mali haklarda bir düzenleme yapılamaz. Bir başka ifadeyle, 6223 sayılı Yetki Kanunu'nun amaç, kapsam ve ilkeleri bakımından kamu personelinin mali ve sosyal haklarına ilişkin olarak Bakanlar Kuruluna doğrudan bir düzenleme yapma yetkisini vermediği, ancak mali ve sosyal haklarla ilgili hükümlerin 6223 sayılı Yetki Kanunu'nun amacı ve kapsamına giren konularda yapılan düzenlemelerin doğal sonucu olması durumunda mümkün olabileceği, 6223 sayılı Yetki Kanunu'nda öngörülen amaç, kapsam ve ilkeleriyle bağlantılı olmaksızın sırf mali konularda bir düzenleme yapılamayacağı açıktır. İtiraz konusu kural, KHK'nin eki (1) Sayılı Cetvel'in "A- Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar" bölümünün (1) numaralı sırasının (g) bendinde yer alan "İl nüfus ve vatandaşlık müdürü," ibaresidir. 666 sayılı KHK'nin 1. maddesiyle 375 sayılı KHK'ye eklenen ek 9. maddeyle mevzuatta değişik adlar adı altında kamu personeline yapılan tüm kurumsal ek ödemeler ile genel ek ödemeler, yeni yapılan düzenlemelere paralel olarak 15.1.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmakta ve yeni ek ödeme sistemindeki kadro ve görev unvanına karşılık gelen ek ödeme oranları belirtilmektedir. İtiraz konusu kuralla "il nüfus ve vatandaşlık müdürleri"nin kadro ve görev unvanına karşılık gelen ek ödeme oranları düzenlenmiş olup "il nüfus ve vatandaşlık müdürleri"nin mali haklarına ilişkin bir düzenleme yapılmaktadır. Bir başka ifadeyle, kuralda öngörülen mali haklara ilişkin hüküm, mevcut veya yeni ihdas edilen ya da bir başka bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmayıp doğrudan mali haklara ilişkin bir düzenleme niteliğindedir. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında bulunmadığından Anayasa'nın 91. maddesine aykırıdır. İptali gerekir. Kural, Anayasa'nın 91. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden, Anayasa'nın 10. ve 55. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
VI- SONUÇ
11.10.2011 günlü. 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin eki (I) Sayılı Cetvel'in "A- Aylıklarım 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar" bölümünün (1) numaralı sırasının (g) bendinde yer alan "İl nüfus ve vatandaşlık müdürü," İbaresi, 6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu kapsamında olmadığından, bu ibarenin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 26.12.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (2)
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (1)
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (2)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul