• Dava Türü: İptal Davaları / İtiraz Başvuruları
  • Süreç: Karar
  • Karar Türü: İptal
  • Esas No: 2017/49
  • Karar No: 2017/113
  • Karar Tarihi: 14.06.2017
Kaynak: Resmi Gazete
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2017/49 
Karar Sayısı: 2017/113 
Karar Tarihi: 14.6.2017

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Gaziantep Bölge Adliye 
Mahkemesi 17. Ceza Dairesi

İTİRAZIN KONUSU: 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza 
Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 281. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin 
Anayasa’nın 2., 10., 36. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi 
talebidir.

OLAY: Sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan açılan davada 
itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için 
başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 281. maddesi şöyledir:

“Duruşma hazırlığı

Madde 281- (1) Duruşma hazırlığı aşamasında bölge adliye mahkemesi 
başkanı veya görevlendireceği üye, 175 inci madde hükümlerine uygun olarak duruşma 
gününü saptar; gerekli çağrıları yapar. Tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda kendi 
başvurusu üzerine açılacak davanın duruşmasına gelmediğinde davasının reddedileceği 
ayrıca bildirilir.

(2) Mahkemece, gerekli görülen tanıkların, bilirkişilerin dinlenilmesine ve 
keşfin yapılmasına karar verilir. ”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, 
Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, 
Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOGLU, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. 
Emin KUZ, Haşan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve 
Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 1.3.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme 
toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine 
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.



III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜN tarafından hazırlanan 
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü ve dayanılan Anayasa kuralları ile 
bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazın Gerekçesi

3. Başvuru kararında özetle istinaf kanun yoluna savcı, malen sorumlu veya 
katılanın başvurması ve duruşmaya gelmemesi hâlinde istinaf incelemesine devam 
edilecekken tutuksuz sanığın yapmış olduğu istinaf başvurusunun sanığın duruşmaya 
gelmemesi nedeniyle reddedilmesinin hukuk devletine ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, yine 
itiraz konusu kuralın adil yargılanma hakkının bir parçası olan silahların eşitliği ilkesiyle 
bağdaşmadığı ve istinaf kanun yoluna başvuran sanık her ne kadar ilk derece mahkemesince 
suçlu bulunmuşsa da istinaf kanun yoluna başvurduğundan sanığın suçluluğunun hukuk 
önünde kesinleşmediği, itiraz konusu kuralın masumiyet ilkesine de aykırılık oluşturduğu 
belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 36., ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri 
sürülmüştür.

B. Kuralın Anlam ve Kapsamı

4. İtiraz konusu kural, istinaf kanun yolunda duruşma hazırlığının nasıl 
yapılacağını hüküm altına almaktadır. Bu kapsamda tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda, kendi 
başvurusu üzerine açılacak davanın duruşmasına gelmediği takdirde davasının 
reddedileceğinin ayrıca bildirileceği düzenlenmektedir.

5. İstinaf kanun yolunda duruşma açılmaksızın verilen esastan ret ve bozma 
kararları ile duruşma sonunda hükmedilen esastan ret ya da ilk derece mahkemesinin 
kararının kaldırılması üzerine verilecek yeni hükmün düzenlendiği CMK’nın 280. 
maddesinde meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmaya gelmeyen tutuksuz sanık hakkında 
nasıl bir karar verileceği düzenlenmemişse de itiraz başvurusuna konu edilen kural, maddede 
belirtilen koşullarda yapılan davetiyeye rağmen istinaf duruşmasına katılmayan sanığın 
istinaf talebinin reddedileceğini öngörmektedir.

6. İtiraz konusu kuralın uygulama alanı bulabilmesi için istinaf duruşmasına 
gelmeyen tutuksuz sanığın kabule değer bir mazeretinin bulunmaması gerekir. Diğer bir 
ifade ile sanığın duruşmaya gelmemesi iradesi dışında bir nedene dayanmamalıdır. Bu gibi 
hâllerde sanık, CMK’nın 198. ve 274. maddelerinde düzenlenen “eski hâle getirme” 
müessesesinden faydalanarak istinaf talebini tekrar geçerli hâle getirebilir.

7. İstinaf kanun yoluna başvuran tutuksuz sanık kendisine yapılan meşruhatlı 
davetiyeye rağmen istinaf duruşmasına katılmamakla birlikte kendisini bir müdafi 
vasıtasıyla temsil ettirmesi durumunda da itiraz konusu kural uygulama alanı bulur. Bu hâlde 
de kural, sanığın istinaf talebinin reddedilmesini öngörmektedir. Bu durumu bertaraf edecek, 
sanığın müdafi yardımından faydalanmasına imkân verecek bir düzenleme CMK 
kapsamında mevcut değildir.



C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

8. Anayasa’mn 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve 
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve 
savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hak 
arama özgürlüğünün en önemli iki öğesini oluşturan iddia ve savunma haklarını kısıtlayacak, 
bu hakların eksiksiz kullanımını engelleyecek ve adil yargılanmaya engel olacak yasa 
kurallarının Anayasa’mn 36. maddesine aykırılık oluşturacağı açıktır. Maddeyle güvence 
altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği 
taşımasının yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve 
bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.

9. Ceza muhakemesi kapsamında bir suçlamayla karşı karşıya kalan şüpheli 
ya da sanığın sahip olduğu en önemli hakların başında suçlamadan kurtulmasını sağlayacak 
olan savunma hakkına sahip olması gelir. Anayasa’mn 36. maddesinde savunma hakkı 
güvence altına alınmakla birlikte anılan maddede belirtilen “meşru vasıta ve yollardan 
faydalanmak” ifadesi, bu kapsamda müdafi yardımından yararlanmayı da içermektedir. 
Böylece şüpheli veya sanık, kendisini bizzat savunabileceği gibi seçilen ya da atanan bir 
müdafi yardımından da yararlanabilecektir. Suç isnadı ile karşı karşıya kalan şüpheli ya da 
sanığın müdafi yardımından yararlanması, savunma hakkının işlerlik kazanması bakımından 
önemlidir.

10. Ceza yargılamasının asıl amacı maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. Maddi 
gerçeğe ulaşılabilmesinin önemli şartlarından birini de adil ve etkin bir şekilde yürütülen 
ceza kovuşturması oluşturmaktadır. Ceza yargılamasında soruşturma ve kovuşturma evreleri 
bir bütün olup adil yargılanma hakkı, soruşturma evresinde olduğu gibi kovuşturma evresi 
yönünden de geçerlidir. Bu bağlamda savunma hakkının etkili kullanımı maddi gerçeğin 
ortaya çıkarılması, dolayısıyla etkin kovuşturma bakımından hayati derecede önemlidir. Bu 
açıdan da savunma hakkının etkin şekilde kullanılmasına hizmet eden müdafi yardımından 
yararlanma hakkı maddi gerçeğe ulaşmak amacına da hizmet eder. Başka bir ifade ile 
sanığın müdafi vasıtasıyla kovuşturma aşamasında kendini savunması, adil bir yargılamaya 
ve bu yargılama sonucunda verilecek hükmün maddi gerçekle örtüşmesine aracılık eder.

11. Anayasa Mahkemesinin daha önceki bazı kararlarında da belirtildiği üzere 
kanun yoluna başvurma hakkı da hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı 
kapsamındadır. Kanun yolu, bir yargı yeri tarafından verilen ve hukuka aykırı olduğu ileri 
sürülen bir kararın kural olarak başka bir yargı yeri tarafından incelenmesini sağlayan 
hukuki bir yoldur. Kanun yolunun amacı, yargı yerleri tarafından verilen kararların kural 
olarak başka bir yargı yeri tarafından denetlenmesine imkân tanımak suretiyle daha 
güvenceli bir yargı hizmeti sunmaktır. Adil yargılanma hakkının güvencelerinin kanun yolu 
başvurusu üzerine yapılacak yargılamalarda da korunması gerekir. Avrupa İnsan Hakları 
Mahkemesi (AİHM) de kanun yolu başvurusu sonucunda sanığın duruşmada bizzat hazır 
bulunmaması durumunda müdafiinin de duruşmaya kabul edilmemesini ya da istinaf 
başvurusunun reddedilmesini adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir (bkz. 
Neziraj/Almanya, B. No: 30804/07, 8.11.2012).

12. Öte yandan kovuşturmanın etkinliğini oluşturan başlıca unsurlardan biri 
de kovuşturmanın mümkün olan en kısa sürede bitirilmesidir. Anayasa’mn 141. maddesinin 
son fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının 
görevidir,” denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça



ifade edilmiştir. Bu ilke gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını 
engelleyecek etkin tedbirler almak zorundadır. Bu bağlamda hukuk sisteminin ve özellikle 
yargılama usulünün yargılamaların makul süre içerisinde bitirilmesini mümkün kılacak 
şekilde düzenlenmesi ve bu düzenlemelerde davaların nedensiz olarak uzamasına yol açacak 
usul kurallarına yer verilmemesi, makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu 
amaçla alınacak kanuni tedbirlerin yargılama sonucunda işin esasına yönelik adil ve 
hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmaması gerektiği de tartışmasızdır. Bu 
ilkelere uygun olmak kaydıyla yargılama yöntemini belirlemek ise Anayasa’nın 142. 
maddesi gereğince kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Hiç kuşkusuz bu takdir yetkisinin 
Anayasa’da güvence altına alınmış olan adil yargılanma hakkının özüne dokunmaması 
gerekir.

13. Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak ve özgürlüğü 
anlamsız kılan çekirdek alanı ifade etmekte olup bu yönüyle her temel hak açısından kişiye 
dokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Bu çerçevede hakkın kullanılmasını 
önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamaz hâle getiren veya ortadan kaldıran 
sınırlamalar hakkın özüne dokunmaktadır. Savunma hakkı bağlamında da bu hakkın ortadan 
kaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede 
güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin, bu hakkın özünü zedeleyeceği açıktır. 
Kanun koyucunun, yargılamaların mümkün olan en kısa sürede bitirilmesi kapsamında 
istinaf yargılamasını hızlandıran çeşitli tedbirler öngörmesi takdir yetkisi kapsamındadır. 
Ancak bu tedbirler adil yargılanma hakkının ve bu kapsamda savunma hakkının özüne 
dokunmamalıdır. Bu nedenle adil yargılanmanın güvencelerinden olan müdafi yardımından 
yararlanma hakkını ortadan kaldıran ya da kullanılmasına imkân vermeyen usul kuralları 
şüphesiz ki adil yargılanma hakkının özüne dokunur.

14. İtiraz konusu kural ile kanun koyucu, tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda 
sanığın istinaf duruşmasına katılmadığı takdirde açtığı istinaf davasının reddedileceğinin 
ihtar edileceğini düzenlemiştir. Bu hüküm uyarınca davetiye tebliğine rağmen duruşmaya 
katılmayan tutuksuz sanığın istinaf başvurusunun reddine karar verilecektir. Bununla birlikte 
kural, istinaf duruşmasına katılmayan tutuksuz sanığın kendisini bir müdafi vasıtasıyla 
temsil ettirmesi hâline de özel bir düzenleme öngörmemiştir. Başka bir ifade ile istinaf 
duruşmasına katılmayan sanık, kendisini bir müdafi aracılığıyla o duruşmada temsil ettirse 
dahi kural gereği istinaf başvurusu reddedilecektir. Bu sonuç da sanığın savunma hakkı 
kapsamında müdafi yardımından yararlanma hakkını zedelemektedir. İtiraz konusu kuralla 
kanun koyucunun ceza muhakemesinin temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşma amacı 
karşısında istinaf yargılamasının hızlandırılması amacına öncelik verdiği anlaşılmaktadır. 
Ancak yukarıda ifade edildiği üzere bu konudaki tercihin; kişilerin savunma hakkını, bu 
çerçevede müdafi yardımından yararlanma hakkını kullanılamaz hâle getirmemesi gerekir. 
Tutuksuz sanığın müdafi yardımından yararlanma hakkını yitirmesine neden olan itiraz 
konusu kural bu yönüyle adil yargılanma hakkıyla bağdaşmamaktadır.

15. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 36. maddesine aykırıdır. İptali
gerekir.

16. Kural, Anayasa’nın 36. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden 
ayrıca Anayasa’nın 2., 10. ve 38. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.



IV. HÜKÜM

4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 281. 
maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve 
İPTALİNE, 14.6.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan
Zühtü ARSLAN

Başkanvekili 
Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili 
Engin YILDIRIM

Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye Üye
Semih KALELİ Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye
Nuri NECİPOĞLU

Üye Üye
Hicabi DURSUN Celal Mümtaz AKINCI

Üye
Muammer TOPAL

Üye
M. Emin KUZ

Üye
Haşan Tahsin GÖKCAN

Üye
Kadir ÖZKA YA

Üye
Rıdvan GÜLEÇ

Üye
Recai AKYEL

Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ


	Untitled-1
	Untitled-2
	Untitled-3
	Untitled-4
	Untitled-5
Dosyalar

Kaynak Metin
(Kaynak: Resmi Gazete resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (1)
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (1)
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (1)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul