İnternet üzerinden üyelik alınması sırasında, kredi kartı seçeneğinde sorun yaşanması halinde, Havale/EFT seçeneğine tıklayabilirsiniz. Ödeme dekontunun info@kanunum.com adresine iletilmesi akabinde üyelikler açılacaktır.
  • Dava Türü: İptal Davaları / İtiraz Başvuruları
  • Süreç: Karar
  • Karar Türü: İptal
  • KANUNUM Yürürlük Değerlendirmesi: Yürürlükte
  • Esas No: 2015/76
  • Karar No: 2017/153
  • Karar Tarihi: 15.11.2017
Kaynak: Resmi Gazete
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2015/76
Karar Sayısı: 2017/153
Karar Tarihi: 15.11.2017

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Danıştay Onüçüncü Dairesi

İTİRAZIN KONUSU: 4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında
Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele
Edilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 6.2.2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun’un 92.
maddesiyle değiştirilen (4) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 22. maddesine aykırılığı ileri
sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebidir.

OLAY: Resen erişim engelleme kararına ilişkin işlemin iptali talebiyle
açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme,
iptali ve yürürlüğünün durdurulması için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

İtiraz konusu kuralın yer aldığı Kanun’un başvuru tarihinde yürürlükte
bulunan 8. maddesi şöyledir:

“Erişimin engellenmesi karan ve yerine getirilmesi

MADDE 8- (1) İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları
oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engel­
lenmesine karar verilir:

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1) İntihara yönlendirme (madde 84),
2) Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra),
3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190),
4) Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194),
5) Müstehcenlik (madde 226),
6) Fuhuş (madde 227),
7) Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),
suçları.

b) 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında
Kanunda yer alan suçlar.

(2) Erişimin engellenmesi kararı, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma
evresinde ise mahkeme tarafından verilir. Soruşturma evresinde, gecikmesinde sakınca bulu­
nan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından da erişimin engellenmesine karar verilebilir. Bu
durumda Cumhuriyet savcısı kararını y'ırmidört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim,
kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Bu süre içinde kararın onaylanmaması halinde



tedbir, Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır. Erişimin engellenmesi kararı, amacı
gerçekleştirecek nitelikte görülürse belirli bir süreyle sınırlı olarak da verilebilir. Koruma
tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesine ilişkin karara 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilir.

(3) Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erişimin en­
gellenmesi kararının birer örneği, gereği yapılmak üzere Başkanlığa gönderilir.

(4) İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya
yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde veya içerik veya yer sağlayıcısı yurt için­
de bulunsa bile, içeriği birinci fıkranın (a) bendinin (2) ve (5) ve (6) numaralı alt bentle­
rinde yazılı suçları oluşturan yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re’sen
Başkanlık tarafından verilir. Bu karar, erişim sağlayıcısına bildirilerek gereğinin yerine
getirilmesi istenir.

(5) Erişimin engellenmesi kararının gereği, derhal ve en geç kararın bildiril­
mesi anından itibaren dört saat içinde yerine getirilir.

(6) Başkanlık tarafından verilen erişimin engellenmesi kararının konusunu
oluşturan yayını yapanların kimliklerinin belirlenmesi halinde, Başkanlık tarafından, Cum­
huriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.

(7) Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halin­
de, erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durumda Cumhuriyet
savcısı, kovuşturmaya yer olmadığı kararının bir örneğini Başkanlığa gönderir.

(8) Kovuşturma evresinde beraat kararı verilmesi halinde, erişimin engellen­
mesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durumda mahkemece beraat kararının bir ör­
neği Başkanlığa gönderilir.

(9) Konusu birinci fıkrada sayılan suçları oluşturan içeriğin yayından çıkarıl­
ması halinde; erişimin engellenmesi kararı, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, ko­
vuşturma evresinde mahkeme tarafından kaldırılır.

(10) Koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesi kararının gereğini
yerine getirmeyen yer veya erişim sağlayıcılarının sorumluları, fiil daha ağır cezayı gerekti­
ren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası
ile cezalandırılır.

(11) İdarî tedbir olarak verilen erişimin engellenmesi kararının yerine getiril­
memesi halinde, Başkanlık tarafından erişim sağlayıcısına, onbin Yeni Türk Lirasından yüz-
bin Yeni Türk Lirasına kadar İdarî para cezası verilir. İdarî para cezasının verildiği andan
itibaren yirmidört saat içinde kararın yerine getirilmemesi halinde ise Başkanlığın talebi
üzerine Kurum tarafından yetkilendirmenin iptaline karar verilebilir.

(12) Bu Kanunda tanımlanan kabahatler dolayısıyla Başkanlık veya Kurum
tarafından verilen İdarî para cezalarına ilişkin kararlara karşı, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sa­
yılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir.



(13) İşlemlerin yürütülmesi için Başkanlığa gönderilen hakim ve mahkeme
kararlarına 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre
Başkanlıkça itiraz edilebilir.

(14) 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan
Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci

fıkrasının (ç) bendinde tanımlanan kurum ve kuruluşlar, kendi görev alanına giren suçların
internet ortamında işlendiğini tespit etmeleri hâlinde, bu yayınlarla ilgili olarak erişimin
engellenmesi kararı alabilirler. Erişimin engellenmesi kararları uygulanmak üzere
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına gönderilir.

(15) Bu maddeye göre soruşturma aşamasında verilen hâkim kararı ile 9
uncu ve 9/A maddesine göre verilen hâkim kararı birden fazla sulh ceza mahkemesi bulunan
yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen sulh ceza mahkemeleri
tarafından verilir.

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,
Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman
Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,
Haşan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ’in katılımlarıyla 3.9.2015
tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mücahit AYDIN tarafından hazırlanan
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve 6216
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43.
maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı
Dr. Ömer Fatih SAYAN, Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet KILIÇ, İnternet Dairesi
Koordinatörü Lütfı GÜVENER ve İnternet Dairesi Koordinatörü Av. Bahadır Aziz
SAKİN’in 15.11.2017 tarihinde yaptıkları sözlü açıklamalar dinlendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:

A. Uygulanacak Kural ve Sınırlama Sorunu

3. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, mahkemeler, bakmakta
oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarını
Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi
olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya
yetkilidirler. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine
başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın
bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir.
Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde



veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan
kurallardır.

4. 15.8.2016 tarihli ve 671 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Kurum ve
Kuruluşlara İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 5651
sayılı Kanun’da değişiklikler yapılmıştır. Kararname’nin 22. maddesi ile Kanun’a eklenen
ek 3. maddenin birinci fıkrası uyarınca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)
kapatılmıştır. Karamame’nin 21. maddesinin (d) numaralı fıkrasıyla, itiraz konusu kuralı da
içeren 8. maddenin (4) numaralı fıkrasında yer alan “Başkanlık” ibaresi “Başkan” şeklinde
değiştirilmiştir. Kanun’un Karamame’nin 20. maddesiyle değiştirilen 2. maddesinin birinci
fıkrasının (c) bendine göre ise Başkan, Bilgi ve Teknolojileri ve İletişim Kurumu BaşkanTnı
ifade eder. Dolayısıyla Kararname ile yapılan değişiklikle, Kanun’un 8. maddesinin itiraz
konusu kuralı içeren (4) numaralı fıkrasında sayılan hâllerde erişimin engellenmesi kararının
resen Bilgi ve Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı tarafından verileceği kurala
bağlanmıştır. İtiraz konusu kural esas inceleme aşamasında değiştirilmiş olmakla beraber
itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin bakmakta olduğu dava yönünden uygulanacak
kural olma niteliğini sürdürdüğünden Anayasa’ya aykırılık iddiasının incelenmesi gerekir.

5. Kanun’un 8. maddesinin itiraz konusu (4) numaralı fıkrasında, içeriği
maddenin birinci fıkrasında belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya yer
sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde veya içerik veya yer sağlayıcısı yurt içinde
bulunsa bile içeriği çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik veya fuhuş suçlarını oluşturan
yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararının resen Telekomünikasyon İletişim
Başkanlığı (TİB) tarafından verileceği düzenlenmektedir.

6. Mahkemenin bakmakta olduğu dava ise TİB tarafından yurt dışında
bulunan yer sağlayıcısına müstehcenlik gerekçesiyle verilen erişimin engellenmesi kararının
iptaline yönelik olduğundan davada uygulanacak kural fıkranın tamamı değil birinci
cümlesinde yer alan “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik
veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde...” ve “... yayınlara ilişkin olarak
erişimin engellenmesi kararı re’sen Başkanlık tarafından verilir. ” ibareleridir. Bu nedenle
itiraz konusu kuralın birinci cümlesinin yukarıda belirtilen ibareleri dışında kalan bölümü ile
ikinci cümlesi uygulanacak kural değildir.

7. Bunun yanında erişimin engellenmesi kararı müstehcen yayın nedeniyle
verildiğinden başvurunun 8. maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt
bendi yönünden sınırlı olarak incelenmesi gerekir.

8. Öte yandan, “...yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re ’sen
Başkanlık tarafından verilir. ” ibaresi, uygulanacak kural kapsamı dışında kalan, içerik veya
yer sağlayıcısının yurt içinde bulunması halinde içeriği birinci fıkranın (a) bendinin (2), (5)
ve (6) numaralı alt bentlerinde yazılı suçları oluşturan yayınlar açısından da ortak kuraldır.
Bu nedenle, “...yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re’sen Başkanlık
tarafından verilir. ” ibaresinin “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların
içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde...” ibaresi yönünden
incelenmesi gerekir.

9. Açıklanan nedenlerle 4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında
Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele
Edilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 6.2.2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun’un 92.
maddesiyle değiştirilen (4) numaralı fıkrasının;



A. Birinci cümlesinin “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan
yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde... ” ve “...yayınlara
ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re ’sen Başkanlık tarafından verilir. ” ibareleri
dışında kalan bölümü ile ikinci cümlesinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin
bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu bölüm ve cümleye ilişkin
başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine,

B. Birinci cümlesinde yer alan “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları
oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde... ” ibaresi
ile “...yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re’sen Başkanlık tarafından
verilir. ” ibaresine ilişkin esas incelemenin Kanun’un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(a) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden yapılmasına,

C. Birinci cümlesinde yer alan “...yayınlara ilişkin olarak erişimin
engellenmesi kararı re ’sen Başkanlık tarafından verilir. ” ibaresine ilişkin esas incelemenin
de “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya yer
sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde... ” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B. Anlam ve Kapsam

10. Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un amaç ve kapsamının içerik
sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve
sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları
üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usûlleri düzenlemek olduğu ifade edilmiştir.

11. Kanun’un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, internet ortamında
yapılan ve içeriği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan intihara yönlendirme,
çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma,
sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân
sağlama suçlarından veya 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun’da
sayılan suçlardan birini oluşturduğu yönünde yeterli şüphe bulunan yayınların erişiminin
engellenmesine karar verileceği, (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde de erişimin
engellenmesi kararının soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme
tarafından verileceği düzenlenmiştir.

12. Maddenin (4) numaralı fıkrasında, içeriği birinci fıkrada belirtilen suçları
oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması hâlinde veya içerik
veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunsa bile içeriği çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik
veya fuhuş suçlarını oluşturan yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararının resen
TİB tarafından verileceği hüküm altına alınmıştır. İtiraz konusu kurala göre ise içerik veya
yer sağlayıcısı yurt dışında bulunan ve müstehcenlik suçunu oluşturan yayınlara ilişkin
olarak erişimin engellenmesi kararı resen TİB tarafından verilecektir.

13. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (o)
bendinde; erişimin engellenmesinin, alan adından erişimin engellenmesi, IP adresinden
erişimin engellenmesi, içeriğe (URL) erişimin engellenmesi ve benzeri yöntemler
kullanılarak erişimin engellenmesini ifade ettiği belirtilmiştir.



C. İtirazın Gerekçesi

14. Başvuru kararında özetle, internetin bilgiye ulaşma açısından çok etkili ve
yaygın bir yöntem olmasının yanı sıra kişilerin bilgi ve düşüncelerini açıklama, karşılıklı
paylaşma ve yaymaları için de vazgeçilmez nitelikte olduğu, internetin temel hak ve
özgürlüklerin kullanılması açısından büyük önem arz ettiği, internete erişimin
engellenmesinin özellikle haberleşme hürriyeti ile düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetiyle
doğrudan ilgili olduğu, kuralda, internet içeriğinin belirli suçları oluşturması hâlinde idare
tarafından re’sen erişimin engellenmesi kararı verilmek suretiyle hâkim onayı olmaksızın
haberleşme hürriyetinin sınırlandırılmasımn öngörüldüğü belirtilerek kuralın Anayasa’nm
22. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

D. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

15. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca itiraz konusu kural ilgisi
nedeniyle Anayasa’nm 13. ve 26. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

16. Anayasa’nm “Haberleşme hürriyeti” başlıklı 22. maddesinde “Herkes,
haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır./Millî güvenlik, kamu
düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya
başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı
olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri
bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı
yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde
açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar ./İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve
kuruluşları kanunda belirtilir.” denilmiştir.

17. Anayasa’nm ”Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26.
maddesinin birinci fıkrasında ’Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka
yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî
makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de
kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların
izin sistemine bağlanmasına engel değildir. ” denilerek düşünceyi açıklama ve yayma
özgürlüğünün kapsamı belirtilmiştir.

18. Maddenin ikinci fıkrasında ise “Bu hürriyetlerin kullanılması, millî
güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve
milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların
cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması,
başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü
meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine
getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. ” denilmiştir.

19. Anayasa’nm 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin
kullanımında başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak belirtilmiş
ve “başka yollar','> ibaresiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu
gösterilmiştir.



20. Anayasa’nın 13. maddesinde hak ve özgürlüklerin sınırlanması
düzenlenmiş ve “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı maddede ”Temel hak ve
hürriyetler, özlerine dokunulmamızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne
ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük
ilkesine aykırı olamaz. ” denilmiştir.

21. Çağımızın temel araçlarından biri olan internet, hayatın hemen her
alanında etkin olarak kullanılmaktadır. Verilerin saklanmasını ve erişilebilirliğini büyük
ölçüde kolaylaştıran internet, bilgiye ulaşma ve bilgi ve düşüncelerin paylaşılması açısından
çok etkili ve yaygın bir yöntem olduğu gibi kişilerin haberleşme ve iletişim sağlaması için de
vazgeçilmez niteliktedir. İnternetin modem demokrasilerde başta haberleşme hürriyeti ve
ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bakımından önemi
tartışmasızdır.

22. Kitlesel haberleşme ve iletişim aracı olarak yaygın şekilde kullanılan ve
geleneksel yöntemlere göre gittikçe daha çok tercih edilen internetin haberleşme hürriyeti
kapsamında olduğuna kuşku yoktur. Anayasa’nın 22. maddesinde 4709 sayılı Kanun ile
yapılan değişikliğin gerekçesinden de internetin anılan madde kapsamında kabul edildiği
anlaşılmaktadır. Bununla beraber internet yalnızca haberleşme ve iletişim sağlamaya
münhasır olmayıp başka amaçlar için de etkin olarak kullanılmaktadır.

23. İnternetin suç işlemek veya işlenmesini kolaylaştırmak amaçları için sık
başvurulan bir araç olduğu bilinmektedir. İnternetin özellikle uluslararası menşeli fiıhuş,
çocuk pornografisi ve müstehcenlik gibi cinsel suçlar için yaygın olarak kullanılması
karşısında devletler bu alanda iş birliğine gitmiş ve birtakım tedbirler öngörmüştür.

24. Bu kapsamda 5651 sayılı Kanun’da tedbir niteliğinde olan erişimin
engellenmesi kararları düzenlenmiştir. Kanun’un gerekçesinde erişimin engellenmesi
tedbirinin Anayasa’nın “Ailenin korunması ” başlıklı 41. maddesi ile "Gençliğin korunma­
sı" başlıklı 58. maddesi hükümleri uyarınca aileyi, çocukları ve gençleri internet dâhil elek­
tronik iletişim araçlarının suistimal edilmesi suretiyle uyuşturucu ve uyarıcı madde alışkanlı­
ğı, intihara yönlendirme, cinsel istismar, kumar ve benzeri kötü alışkanlıkları teşvik eden ya­
yınlardan korumak ve elektronik ortamda çocuğa, gençliğe ve aileye yönelik ağır ve va­
him nitelikteki saldırıları önlemek amacıyla öngörüldüğü ifade edilmiştir. Kanun’un 8.
maddesinin (4) numaralı fıkrasında, fıkrada sayılan hâllerde erişimin engellenmesi kararının
hâkim onayına sunulmaksızın resen TİB tarafından verileceği düzenlenmektedir. İnternette
paylaşılan içeriklerin çok hızlı yayılabildiği ve bu içeriklere çocuklar gibi korumasız bireyler
de dâhil olmak üzere toplumun her kesimi tarafından kolayca erişilebildiği göz önünde
bulundurulduğunda suç oluşturan içeriklere TİB tarafından resen erişimin engellenmesi
kararı verilmesinde kamu yararı bulunduğuna kuşku yoktur.

25. İnternetin haberleşme ve iletişimin yanı sıra suç işlemek veya işlenmesini
kolaylaştırmak da dâhil olmak üzere hayatın hemen her alanında etkin olarak kullanıldığı
veya kullanılabileceği gözetildiğinde telefon veya telgraf gibi geleneksel haberleşme
yöntemlerinden farklı olduğu, bu nedenle internette yapılan her türlü yayının haberleşme
hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır. Haberleşme hürriyeti, haberleşme veya
iletişim sağlama niteliği ya da amacı taşıyan ve bu amaçla kullanılan internet içeriğini ya da
uygulamalarını güvence altına almakta olup bunun dışında kalan, özellikle de yalnızca suç
işlemeye veya suç işlenmesini kolaylaştırmaya yönelik internet yayınları açısından bir
koruma sağlamaz. Diğer bir ifadeyle içeriği suç oluşturan haberleşmeye müdahale



edilmesine ilişkin olarak Anayasa’nm 22. maddesinde öngörülen hâkim onayı güvencesi,
mahiyeti itibarıyla suç işlemeye veya işlenmesini kolaylaştırmaya yönelik olan ve
haberleşme hürriyetinin kullanım mecrası olarak kabulü mümkün olmayan internet
yayınlarına genişletilemez. Dolayısıyla yalnızca suç işlemeye veya suç işlenmesini
kolaylaştırmaya yönelik internet yayınları yapan sitelere yönelik olarak hâkim kararı
olmaksızın idare tarafından resen erişimin engellenmesi karan verilmesinde Anayasa’ya
aykırı bir husus bulunmamaktadır.

26. Buna karşılık haberleşme hürriyetine ilişkin hâkim onayı güvencesi,
içeriği suç oluşturan bazı yayınlara da yer vermekle beraber haberleşme veya iletişim niteliği
ya da amacı taşıyan ve bu amaçla kullanılan, özellikle sosyal medya gibi kitlesel haberleşme
ve iletişim aracı olan internet siteleri ya da uygulamalarını da kapsamaktadır. İtiraz konusu
kural ise içeriği suç oluşturan bir yayının, suç işlemek veya işlenmesini kolaylaştırmak
amacıyla faaliyette bulunmayan, kitlesel haberleşme ve iletişim sağlayan internet sitelerinde
paylaşılması durumunda da hâkim onayı gerekmeksizin idarece resen erişimin engellenmesi
kararı verilmesine olanak tanımaktadır.

27. Günümüzde sosyal medya olarak da ifade edilen internet siteleri
dünyadaki tüm kullanıcıların bir arada iletişime geçebildiği ve haberleşme sağladıkları bir
mecra hâline gelmiştir. Kitlesel haberleşme aracı olarak kullanılan bu tür sitelerde içeriği suç
oluşturan yayınların paylaşılması da söz konusu olabilmektedir. Esas amacı haberleşme ve
bilgi paylaşımı olan bu sitelerde yer alan içeriği suç oluşturabilecek yayınlar nedeniyle
hâkim onayı olmaksızın sitenin tümüne yönelik olarak resen erişimin engellenmesi kararı
verilmesi Anayasa’nm 22. maddesinde, haberleşmenin kanunla yetkili kılınmış mercii
tarafından engellenmesi hâlinde engelleme kararının yirmi dört saat içinde görevli hâkimin
onayına sunulacağı şeklinde açıkça ifade edilen güvenceyle bağdaşmamaktadır.

28. Diğer yandan bilgi ve düşünceleri açıklama, yayma, bu bilgi ve
düşüncelere ulaşma ve karşılıklı yorum, görüş, eleştiri paylaşma için de etkin olarak
kullanılan internete erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğü ile de doğrudan ilgili olduğu
kuşkusuzdur. Anayasa’nm 26. maddesinin birinci fıkrasında vurgulandığı üzere ifade
özgürlüğü, sadece ”düşünce ve kanaate sahip olma” özgürlüğünü değil aynı zamanda sahip
olunan ”düşünce ve kanaati (görüşü) açıklama ve yayma ”, buna bağlı olarak ”haber veya
görüş alma ve verme ” özgürlüklerini de kapsamaktadır. Çağımızda düşünceyi açıklamanın
en etkili ve yaygın yöntemlerinden biri hâline gelen internet ve sosyal medya konusunda
yapılacak düzenleme ve uygulamalarda devletin ve idari makamların hassas davranmaları
gerektiği açıktır.

29. Bununla beraber haberleşme hürriyeti ve ifade özgürlüğü mutlak ve
sınırsız değildir. Anayasa’nm 22. ve 26. maddelerinin koruma altına aldığı haberleşme
hürriyeti ve ifade özgürlüğü, bu maddelerde belirtilen sebeplerle Anayasa’nm temel ve hak
özgürlüklerin sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesindeki ölçütlere uygun olarak
sınırlanabilir. Anılan maddeye göre temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar ancak
kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı
olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özüne de dokunamaz.

30. 13. maddede öngörülen temel hak ve özgürlüklerin “kanun”la
sınırlanması ölçütüne göre bir düzenlemenin yalnızca şeklî anlamda değil maddi anlamda da
kanun şartlarını taşıması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin sınırlamaların kanunla
düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî müdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini
sağlayan demokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir.



31. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında belirtildiği üzere hukuk
devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”\\x. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem
kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde
açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî
uygulamalarına imkân tanımaması gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı
olup bireyin, kanundan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi
hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini
verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. (AYM, E.2015/72, K.2016/44,26/5/2016, § 7).

32. Kamu gücüne temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlama yetkisi tanıyan
yasal düzenlemelerin bu yetkinin kullanılmasına ilişkin kapsam ve usulleri yeterli bir
açıklıkta tanımlaması da gerekmektedir. Kanun’un erişimin engellenmesine imkân tanıyan
8/A ve 9. maddelerinde; engelleme kararının öncelikle ilgili yayın, kısım, bölüm ile ilgili
olarak (URL, vb. şeklinde) verilmesi ancak teknik olarak ilgili içeriğe erişimin
engellenmesinin yapılamadığı veya yalnızca ilgili içeriğe erişimin engellenmesiyle
Kanun’da belirtilen amaca ulaşılamayacağı durumlarda internet sitesinin tümüne yönelik
olarak erişimin engellenmesi kararı verileceği düzenlenmiştir.

33. İtiraz konusu kuralda ise TİB tarafından müstehcenlik suçu oluşturan
yayınlara resen erişimin engellenmesi kararı verileceği belirtilmekle yetinilmiş, Kanun’un
yukarıda anılan hükümlerinde öngörüldüğü gibi erişimin kademeli olarak engellenip
engellenmeyeceğine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Böylece itiraz
konusu kuralla idareye kapsam ve sınırları belirsiz şekilde erişimin engellenmesi yetkisi
tanınmıştır. Erişimin engellenmesi kararı verilmesinin dayanağı olan itiraz konusu kural
anlaşılır, açık ve net olma zorunluluğunu karşılamadığından Anayasa’mn 13. maddesinde
öngörülen temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması güvencesiyle bağdaşmamaktadır
(bkz. Youtube LLC Corporation Service Company ve diğerleri [GK], B.No: 2014/4705,
29/5/2014, § 63).

34. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’mn 13., 22. ve 26. maddelerine
aykırıdır. İptali gerekir.

35. Semih KALELİ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Kadir
ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ ile Recai AKYEL bu görüşe katılmamışlardır.

IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN
SORUNU

36. Anayasa’mn 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun, kanun
hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri,
iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde
Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu
tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."
Denilmekte; 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural
tekrarlanarak Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden
başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca
kararlaştırabileceği belirtilmektedir.

37. 4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların
Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında



Kanun’un 8. maddesinin 6.2.2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun’un 92. maddesiyle
değiştirilen (4) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan; “İçeriği birinci fıkrada
belirtilen suçlan oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması
halinde..." ibaresinin, Kanun’un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (5)
numaralı alt bendi ve "...yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re’sen
Başkanlık tarafından verilir. ” ibaresinin “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçlan oluşturan
yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde..." ibaresi ve
Kanun’un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendi
yönünden iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek
nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı
Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî
Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir.

V. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ

38. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu
ve uygulanması durumunda giderilmesi güç ya da olanaksız zararlar doğacağı belirtilerek
yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmektedir.

4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların
Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında
Kanun’un 8. maddesinin, 6.2.2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun’un 92. maddesiyle
değiştirilen (4) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan;

1. “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya
yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde... " ibaresinin, Kanun’un 8. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden,

2. "...yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re'sen Başkanlık
tarafından verilir. ” ibaresinin “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların
içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde... ” ibaresi ve Kanun’un 8.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden,

incelenmesine yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ertelenmesi
nedeniyle bu ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE, 15.11.2017
tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

VI. HÜKÜM

4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların
Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında
Kanun’un 8. maddesinin, 6.2.2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun’un 92. maddesiyle
değiştirilen (4) numaralı fıkrasının;

A. Birinci cümlesinin "İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan
yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde... ” ve "...yayınlara
ilişkin olarak erişimin engellenmesi karan re 'sen Başkanlık tarafından verilir. ” ibareleri
dışında kalan bölümü ile ikinci cümlesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin
bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu bölüm ve cümleye ilişkin
başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,



B. Birinci cümlesinde yer alan “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları
oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde... ” ibaresi
ile “...yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re'sen Başkanlık tarafından
verilir. ” ibaresine ilişkin esas incelemenin, Kanun’un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(a) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE,

C. Birinci cümlesinde yer alan “...yayınlara ilişkin olarak erişimin
engellenmesi kararı re 'sen Başkanlık tarafından verilir. ” ibaresine ilişkin esas incelemenin
de “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya yer
sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde... ” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,
OYBİRLİĞİYLE,

D. Birinci cümlesinde yer alan;

1. “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya
yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde... ” ibaresinin, Kanun’un 8. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendi,

2. “...yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re'sen Başkanlık
tarafından verilir. ’’ ibaresinin “İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların
içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde... ” ibaresi ve Kanun’un 8.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendi,

yönünden Anayasa’ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE,

Serruh KALELİ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Kadir
ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ ile Recai AKYEL’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal
hükümlerinin, Anayasa’nm 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66.
maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE
GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

15.11.2017 tarihinde karar verildi.

Başkan Başkanvekili Başkanvekili
Zühtü ARSLAN Burhan ÜSTÜN Engin YILDIRIM

Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye
Serruh KALELİ

Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye
Nuri NECİPOĞLU

Üye
Hicabi DURSUN

Üye
Celal Mümtaz AKINCI



Üye
Muammer TOPAL

Üye
M. Emin KUZ

Üye
Haşan Tahsin GÖKCAN

Üye
Kadir ÖZKAYA

Üye
Rıdvan GÜLEÇ

Üye
Recai AKYEL

Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Esas Sayısı : 2015/76
Karar Sayısı: 2017/153

KARŞIOY

İptal başvurusunda kısaca, internetin modem demokrasilerde başta ifade
özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bakımından önemli bir
araçsal değere sahip olup, düşünceyi açıklama ve paylaşmada vazgeçilmez olduğunu, bu
alana kamu otoritesinde yapılacak müdahalede hassas davranılması gerektiğini, ifade
özgürlüğü aynı zamanda düşünce ve kanaatini yayma, açıklama özgürlüğünü de kapsadığını,
Ancak dava konusu kuralda katalogda sayılan suçlar nedeniyle TİB tarafından erişimin
engellenmesi kararının resen verilmesinin, yetkili mercii kararının 24 saat içinde görevli
hakim onayına sunulması gereğinin hüküm altına alındığı Anayasa’nın 22. maddesiyle
uyumsuz olduğu, anılan nedenlerle iptali gerektiğini talep ettiği görülmektedir.

İptali istenen kuralda, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların
Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki
Kan un’un 8. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan ve Mahkememizce görülmekte
olan davada uygulanacak kural olarak belirlenmiş kuralın sınırlı alanında, içeriği birinci
fıkrada belirtilen suçlan oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında
bulunması halinde, birinci fıkranın (a) bendinin (5) numaralı alt bendinde yazılı TCK 226.
maddesinde yerini bulan müstehcenlik suçunu oluşturduğu hususunda yeterli şüphe olması
durumunda yayınla ilgili erişimin engellenmesi kararının verileceği ve buna da TİB (671
sayılı yasa ile değişmiş, OHAL Kararnamesi ile TİB kapatılmış aynı yetki BTİK Başkanına
verilmiştir.) Başkanının resen yetkili olduğu ifade edilmektedir.

Kısaca internet ortamındaki yayın, müstehcenlik yani çocukları yazı, söz, her
türlü pornografik görüntü ve bu nitelikli ürünü görme ve tanıma içeriğine sahipse, onları bu
zararlı yayınlardan uzak tutmak ve faillerini cezalandırmak için hızla hareket etmek adına,
yayın içeriğine erişim BTİK başkanlığının resen vereceği karar ile engellenecektir.

İptal başvurusunu değerlendiren ve kuralın iptaline karar veren Mahkememiz
çoğunluk görüşü ise, internet yayınlarının haberleşme hürriyeti ve ifade özgürlüğü olmak
üzere hakların kullanılması bakımından tartışmasız bir öneme sahip olduğunu, internet



yayınının elbette fuhuş, çocuk pornografisi ve müstehcenlik gibi cinsel suçların işlenmesi
mecrası olarak kullanılmasının kabul edilemeyeceğini, Anayasa’nın 22. maddesinde sayılı
hüküm güvencesinin bu kabil internet yayınlarını koruyacak şekilde genişletilemeyeceğini,
hakim kararı olmaksızın verilecek idari erişimin engellenmesi kararında Anayasa’ya
aykırılık bulunmadığını, ancak verilecek kararda erişimin kademeli engellenmesine ilişkin
düzenleme de olmadığı, idarenin yetki sınırının belirsiz olduğu ve bu hali ile hakka yapılmış
bu müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeki belirlilik güvencesi ile bağdaşmadığını
söylemektedirler.

Gerekçe içeriği, sadece demokratik toplum düzeni, ölçülü, belirli ve gerekli
olma şeklinde sınırlamayı belirleyecek ölçü normuna odaklanmış, yayın şeklinde ifadesini
bulan suç niteliği açık olan görüntü ya da açıklamaların engellenmesi aslında korunmaya
çalışılan aile hayatı, bireyin kişi güvenliği, özel hayatın gizliliği, kişi dokunulmazlığı, maddi
ve manevi varlığa ait hak ve özgürlükleri, suçla mücadele ve kamu sağlığı ve kamu
düzeninin korunması, ve kişilerin haberleşme hürriyeti gibi Anayasal güvenceler arasında bir
denge tahlili yapmamıştır. Bu haklar karşısında aralarında üstünlük sıralaması bulunmayan
Anayasa normlarından Anayasa’nın 22. maddesine adeta tartışılmaz üstünlük atfetmiştir.

Haberleşme ve ondan bağımsız düşünemeyeceğimiz düşünceyi yayma ve
açıklama özgürlüğü bireylerin temel haklarından olmakla birlikte, mutlak olmayan ve
Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında sınırlanabilen haklardan ise de öncelikle internet
yayıncılığının günümüzde kullanıldığı amaca bağlı olarak bu hürriyetler kapsamında bireyin
Anayasal güvenceye sahip hakları karşısında ki özgül ağırlığına bakmak gerekir.

Anayasa’nın 22. maddesinde ifade edilen haberleşme hürriyetinin koruduğu
menfaat gizlilik temeline sahiptir ve bir özel alanı işaret etmektedir. Bu hakkın, her türlü
haberleşeme aracı ile düşünce ve kanaatlerin serbestçe alınması ve yayılması şeklinde
kullanılabilirliği ifade edilmekte ise de bu bilgiye izinsiz ulaşmanın, ifade özgürlüğün
ihlalini oluşturabileceği ve korunması gerektiği açıktır.

Haberleşmenin internet ortamında genelde tüm kullanıcılara açık ve aleni
yapılmakta olduğu bilindiğinden, suç kapsamındaki yayınların haberleşme, düşünceyi söz ve
kanaati açıklama özgürlüğü kapsamında mütalaa edilmesi düşünülmemelidir. Tek taraflı,
haber iletişim kaynağı kendi kontrolünde olan, kaynağın tespit ve erişilmesi, ulaşılması
imkanlarının oldukça zor olduğu ve kullanıcısının teknolojik zaaf, gelişim ve sürekli değişim
imkanlarından yararlanabildiği bu ortamın, gazete, mektup, dergi, kitap, makale kaynaklı
görsel işitsel yayın araçları ile yaptığı hak ihlali ve suç nitelikli, bireyin maddi ve manevi
varlığını geliştirmeye ve güvenceli haklardan yararlanma imkanı sunan denetimli, suç
kapsamı dışı haberleşme ve düşünce ve kanaat hürriyeti kapsamındaki aktarımların hak ihlali
ve suç nitelikli yayınlarla bir benzerliğinin kurulmaması aynı güvencelerden yararlanmaması
gerekir.

İnternet ortamı, 5651 sayılı Yasa’da haberleşme ile kişisel ve ya kurumsal
bilgisayar sistemleri dışında kalan ve kamuya açık olan içeriğine belirsiz sayıda kişilerin
ulaşabileceği sistem olarak tanımlanmaktadır.

Bu kapsamdaki bir ortamda haberleşme özgürlüğü, suç oluşturan fiillere
Anayasal güvence sağlayan bir hak kapsamında değildir.

Ortamda yayınlanan, pornografik görüntü, fuhuş, cinsel istismar içerikli tek
yanlı gizlilik içermeyen veriler kişilerin maddi ve manevi varlığına ve özel hayatına



yöneldiği takdirde, bunu Anayasa’nın 22. maddesi kapsamındaki özgürlükten ziyade, zarar
içerikli kasıtlı, teşhire ve ahlak anlayışının dejenerasyonu ile aile ve hukuk düzeni ve kamu
güvenliğinin terörize edilmesi, kötü alışkanlıklar edinilmesine yönelik tek yanlı suç fiili
olduğu, sokakta işlenmiş, bireye ya da topluma karşı bir suç fiilinden farklı
düşünülemeyeceği bu halleri nedeniyle de Anayasa’nın 22. maddesi kapsamında mütalaa
edilmemesi gerektiği düşünülmektedir.

İnternet ortamı sayısal değerleri, konuya amaçsal olarak bakmak ve
değerlendirmek için önemlidir.

İnternet ortamında 1 dakikalık zaman diliminde 16 milyon mesaj, 156 milyon
e-posta, 4.1 milyon video görüntülenmektedir. (Bilgi Teknolojileri ve İletişim kurum
bilgileri) bir arama motoruna 3.5 milyon kez girilirken 452.000 tweet atılmaktadır. Arama
motorlarındaki aramaların % 35’i pornografik içeriklidir. Günlük 2.5 milyar pornografik e-
posta gönderilmekte 75,80 milyon adet pornografik içerik sahibi web sitesi bulunmaktadır.
Çocuklar 6 yaşından itibaren pomo izlemeye başlamakta bu sektör cirosunun (çocuk
pomosunda) 90 milyar dolar olduğu bildirilmektedir.

Unicef tahminlerine göre de pomo sektöründe cinsel köle olarak kullanılan 2
milyon çocuk vardır.

Sektörlerin, önündeki engel olan toplumsal ve ahlaki dirençleri kırmak ve
yasal engelleri aşmak için her türlü teknolojik imkanın kullandığı ve var güçleri ile
çalıştıklarının da yapılan araştırmalardan anlaşıldığı gözükmektedir.

Ülkemizin de üyesi olduğu 43 ülkede faaliyet gösteren uluslararası internet
ihbar merkezi birliği WHOPE çocukların cinsel istismarı ve katalog suçlar kapsamında
aldıkları ihbarları değerlendirip bir mahkeme karan olmadan erişimin engellenmesi için
erişim sağlayıcılara bildirmektedirler.

Bu kapsamda ülkemizde günlük 1.500 civannda ihbar yapılmakta, son 10
ayda 450 bin civarında ihbar yapılmış ve ihbarların %95.5’inin çocukların cinsel istismarı,
fuhuş, müstehcenlik ve kumar içerikli olduğu bilgisi edinilmiştir.

AB üyesi ülkeler ve ABD dahil olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde
internet ortamında yer alan içeriklerin başta çocukların cinsel istismarı olmak üzere belirli
suçlarda herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın, erişim sağlayıcılar tarafından
engellenmekte olduğu da ayrı bir gerçektir.

İnternetin bu hızlı ve dinamik yapısı nedeniyle paylaşımların yaygınlaşmasını
önlemek, yasadışı içeriklerle anında mücadele etmek ve bu amaçla hüküm altına alındığı
anlaşılan ancak iptali istenen kuralın içinde yer alan katalog suçlardan TCK’nun suç saydığı
müstehcen yayınlar karşısında bu yayını yapmanın hakkın içeriği itibari ile düşünceyi yayma
ve açıklama özgürlüğünü koruyan haberleşme hürriyeti kapsamında bir hak olarak mütalaa
edilemeyeceği bu niteliği ile Anayasa’nın 22. maddesi güvencesinden istifade olanağı
bulunmadığından iptali istenen kuralda yer alan ibare Anayasa’ya aykırı değildir.

Üye
Serruh KALELİ



Esas Sayısı : 2015/76
Karar Sayısı: 2017/153

KARŞI OY

1. Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce 4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet
Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla
Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 6.2.2014 tarihli ve 6518 sayılı
Kanun’un 92. maddesiyle değiştirilen (4) numaralı fıkrasının iptali istemiyle itiraz
başvurusunda bulunulmuştur.

2. Mahkememiz çoğunluğunca, fıkranın, oybirliğiyle alınan sınırlama kararı
ile esasının incelenmesine karar verilen kısımlarının iptaline karar verilmiştir.

3. Çoğunluk görüşüne dayalı karara aşağıda açıklayacağımız nedenlerle
katılmıyoruz.

4. 5651 sayılı Kanun’un genel gerekçesine göre, dünyada yaşanan gelişmelere
koşut olarak ülkemizde de internet dâhil hızla yaygınlaşan elektronik iletişim araçlarının
sağladığı imkânların suiistimal edilmesi suretiyle bir çok suç kolayca işlenir hale gelmiştir.
Anayasa’nın 41 ve 58. maddeleri hükümleri uyarınca aileyi, çocukları ve gençleri internet
dâhil elektronik iletişim araçlarının kullanılması suretiyle uyuşturucu ve uyarıcı madde
alışkanlığı, intihara yönlendirme, cinsel istismar, kumar ve benzeri kötü alışkanlıkları teşvik
eden yayınların içeriklerinden korumak için gerekli önleyici tedbirlerin alınması
gerekmektedir. İşte bu sebeple 5651 sayılı Kanun’da elektronik ortamda çocuğa, gençliğe ve
aileye yönelik ağır ve vahim nitelikteki saldırıların önlenmesini teminen çıkarılmıştır. Bir
başka söyleyişle 5651 sayılı Kanun, Anayasa’nın özel olarak korunmasını öngördüğü başta
aile, çocuklar ve gençler olmak üzere belirli sosyal kesimlere yönelik bir kısım suçların
kolayca işlenmesini önleyici tedbirleri hayata geçirmek için çıkarılmıştır. Bu husus,
Kanun’un amaç ve kapsamına ilişkin 1. maddesinde, Kanun’un, içerik sağlayıcı, yer
sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülük ve sorumlulukları
ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden
mücadele edilmesine ilişkin esas ve usulleri düzenlemeye yönelik olduğu şeklinde ifade
edilmiştir.

5. Kanun’un gerekçesinde Kanunla yeni suç kategorilerinin oluşturulmadığı
belirtilmiştir. Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen bazı suçların internet
dâhil elektronik ortamda işlenmesi halinde, söz konusu suçların etkilerini sürdürmesinin
önlenmesini amaçlamakta ve bu kapsamda idari ve yargısal koruma tedbirleri
öngörmektedir.

6. Kanun’un dördüncü fıkrasının iptali istenilen 8. maddesinde, internet
ortamında yapılan ve içeriği;

а) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan;

1) İntihara yönlendirme (madde 84),
2) Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra),
3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190),
4) Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194),
5) Müstehcenlik (madde 226),
б) Fuhuş (madde 227),
7) Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),



suçları,

b) 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında
Kanun’da yer alan suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla
ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verileceği, bu kararın hangi hallerde kimler
tarafından nasıl verileceği ve nasıl yerine getirileceği hususları düzenlenmektedir.

7. Maddenin (1) numaralı fıkrasında, internet ortamında yapılan ve içeriği
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan intihara yönlendirme, çocukların cinsel
istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli
madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçlarından
veya 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun’da sayılan suçlardan
birini oluşturduğu yönünde yeterli şüphe bulunan yayınların erişiminin engellenmesine karar
verileceği, (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde de erişimin engellenmesi kararının
soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verileceği
düzenlenmiştir.

8. İptali istenilen (4) numaralı fıkrada ise içeriği birinci fıkrada belirtilen
suçlan oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması hâlinde
veya içerik veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunsa bile içeriği çocukların cinsel istismarı,
müstehcenlik veya fuhuş suçlarını oluşturan yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi
kararının resen Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından verileceği hüküm
altına alınmıştır.

9. Mahkememiz çoğunluğunca, internette paylaşılan ve suç oluşturan
içeriklere TİB Başkanlığı tarafından resen erişimin engellenmesi kararı verilmesinde kamu
yararı bulunduğu ve internette yapılan her türlü yayının haberleşme hürriyeti kapsamında
değerlendirilemeyeceği, haberleşme hürriyetinin suç işlemeye veya suç işlenmesini
kolaylaştırmaya yönelik internet yayınları açısından bir koruma sağlamayacağı, dolayısıyla
yalnızca suç işlemeye veya suç işlenmesini kolaylaştırmaya yönelik internet yayınları yapan
sitelere yönelik olarak hâkim kararı olmaksızın idare tarafından resen erişimin engellenmesi
kararı verilmesinde Anayasa’ya aykırı bir husus bulunmadığı kabul edilmiştir.

10. Bununla beraber, Mahkememizin çoğunluğu tarafından haberleşme
hürriyetine ilişkin hâkim onayı güvencesinin, içeriği suç oluşturan bazı yayınlara da yer
vermekle beraber haberleşme veya iletişim niteliği ya da amacı taşıyan ve bu amaçla
kullanılan, özellikle sosyal medya gibi kitlesel haberleşme ve iletişim aracı olan internet
siteleri ya da uygulamalarını da kapsadığı, itiraz konusu kuralın ise içeriği suç oluşturan bir
yayının, suç işlemek veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla faaliyette bulunmayan,
kitlesel haberleşme ve iletişim sağlayan internet sitelerinde paylaşılması durumunda da
hâkim onayı gerekmeksizin idarece resen erişimin engellenmesi kararı verilmesine olanak
tanıdığı ifade dilerek esas amacı haberleşme ve bilgi paylaşımı olan bu sitelerde yer alan
içeriği suç oluşturabilecek yayınlar nedeniyle hâkim onayı olmaksızın sitenin tümüne
yönelik olarak resen erişimin engellenmesi karan verilmesinin Anayasa’nm 22. maddesinde
ifade edilen güvenceyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

11. Ayrıca, Kanun’un erişimin engellenmesine imkân tanıyan 9 ve 9/A
maddelerinde engelleme kararının öncelikle ilgili yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL,
vb. şeklinde) verilmesi, ancak teknik olarak ilgili içeriğe erişimin engellenmesinin
yapılamadığı veya yalnızca ilgili içeriğe erişimin engellenmesiyle Kanunda belirtilen amaca
ulaşılamayacağı durumlarda internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi



kararı verileceğinin düzenlendiği, itiraz konusu kuralda ise TİB tarafından müstehcenlik
suçu oluşturan yayınlara resen erişimin engellenmesi kararı verileceğinin belirtilmesiyle
yetinildiği, erişimin kademeli olarak engellenip engellenmeyeceğine ilişkin herhangi bir
düzenlemeye yer verilmediği, böylece idareye kapsam ve sınırları belirsiz şekilde erişimin
engellenmesi yetkisinin tanındığı, bu nedenle anlaşılır, açık ve net olma zorunluluğunu
karşılamayan itiraz konusu kuralın Anayasa’nm 13. maddesinde öngörülen temel hak ve
özgürlüklerin kanunla sınırlanması güvencesiyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptaline karar
verilmiştir.

12. Konunun uzmanlarınca internet hakkında söylenilenlerin bir kısmının
aşağıdaki gibi olduğu görülmektedir:

A. Bilindiği üzere, internet 1990’lardan itibaren küresel bir ağ haline gelmiş,
bilinen geleneksel iletişim araçlarından farklı olarak, iletişime çok büyük bir hız
kazandırmış, farklı kesimlerce üretilen etkileşimli multimedya içeriklerinin dünyanın
herhangi bir yerinden sayısız başka yerlerine saniyeler içerisinde ulaşabilmesini sağlamıştır.
Bilginin çok daha hızlı ve ucuz bir şekilde yayılmasına olanak sağladığı için de toplumlarm
geleneksel, ekonomik, siyasal ve kültürel yapılarını etkilemiş; böylece köklü değişim ve
dönüşümlerin önünü açarak yönetimden siyasete, ekonomiden hukuka, aileden arkadaşlık
ilişkilerine insanların tutum, davranış ve alışkanlıklarında önemli değişmelere sebep
olmuştur. Bu değişim ve dönüşümler de işin doğası gereği yeni yönetimsel ve hukuksal
sorunları ortaya çıkarmıştır.

B. İnternet ortamında “ulusal sınır” olgusunun bulunmaması nedeniyle,
dünyanın herhangi bir yerinde herhangi biri tarafından üretilen içerikler serbestçe yayına
konulup dünya genelinde milyonlarca kişiye ulaşabilmektedir. “Ulusal sınır”sızlık
olgusunun yanı sıra internetin teknik alt yapısı ve yaygın ağının sağladığı paylaşım ve erişim
kolaylığı da kişilerin internet ortamında kimliklerini gizleyerek yasa dışı içerik oluşturup bu
içerikleri çok hızlı bir şekilde dünyanın dört bir yanına yaymasına olanak sağlamaktadır.

C. Ayrıca, her durumda ve zorunlu bir doğrulama mekanizması içermeyen
internet ortamının, iletişim, bilgi edinme, paylaşım ve eğlence gibi iyi ve zararsız amaçlarla
kullanılmasının yanında, sahte isim ve hesaplarla yasa dışı içerik oluşturup paylaşabilirle
amacıyla da kullanılabilmektedir. Bu ise suçlulara kendilerini kolayca gizleyerek yasa dışı iş
ve eylemleri hayata geçirebilme fırsatı vermektedir. Diğer bir ifadeyle, terör ve suç örgütleri
bir kısım faaliyetlerini internet ortamına taşıyabilmekte, siber saldırılar yanında ülkelerin
milli güvenlik ve kamu düzenlerini yok etmeyi hedef alan içerikleri çok kısa zamanda çok
geniş kitlelere ulaştırabilmektedirler.

D. Bunun yanında, bir kısım içerikler mahremiyet ihlallerine, bilgi
hırsızlığına, telif hakları ihlallerine, özel hayatın gizliliğinin ortadan kaldırılmasına,
dolandırıcılığa, kişilik haklarına saldırılara, bahis, kumar, fuhuş, çocukların cinsel istismarı,
pornografi, intihar ve uyuşturucuya yönlendirme, siber zorbalık, şiddet, ırkçılık, ayrımcılık
ve nefret söylemi gibi yasalara aykırı veya zararlı kabul edilen bir takım durumların geniş
kitlelerin önüne getirilmesine ve etkilenmelerine, böylece de sosyal dokunun zedelenmesine,
ahlaki yapının bozulmasına ve hukuksal sorunların çıkmasına neden olabilmektedir.

E. İnternet trafiğinin farklı ülkeleri saniyeler içerisinde geçerek akması,
böylesine karmaşık bir yapı içerisinde belli bir noktadaki bir sorunun, dünyanın uzak başka
bir noktasındaki internet trafiğini olumsuz yönde etkileyebilmesi, web sitelerini barındıran
sunucuların dünyanın her tarafına yayılmış olması, genel veya bölgesel internet noktalarının



kontrol ve bakımının gerekli olması gibi internetin diğer kitle iletişim araçlarından farklı
doğası ve özellikleri, çok boyutlu, çok aktörlü dinamik ve dağıtık yapısı, tekniği, işleyiş
biçimi, alt yapısı ve “ulusal sınır”sızlık/uluslararası niteliği, suç yeri ve zamanı ve suçlunun
tespit edilmesi yönünden belirli zorlukları beraberinde getirmekte, bu da internet
platformunun düzenlenmesini ve bu alana ilişkin bazı sınırlamalar getirilmesini zorunlu
kılmaktadır.

F. Mukayeseli hukuk açısından başka ülkelere bakıldığında da toplumun
tümünün ve özellikle de çocuklar ile gençlerin ve ailelerin bu alandaki risk ve tehlikelere
karşı korunması amacıyla internetin güvenli kullanımının sağlanmasına yönelik tedbirler
alındığı, internetle ilgili strateji ve politikalar geliştirildiği, farklı biçimlerde de olsa giderek
artan bir oranda internetle ilgili müdahaleler içeren uygulamalara gidildiği görülmektedir.

G. Öte yandan, internetin doğası (“ulusal sınırsızlık” özelliği) gereği her bir
devlet için internetin denetim ve kontrolünde başka zorlukların da bulunduğu, bu zorlukların
en önemlilerinden birisinin internetin, devletin klasik ulusal egemenlik anlayışına meydan
okuyan karmaşık, dağıtık, çok değişkenli, dinamik ve sınır tanımayan küresel ağ yapısı
olduğu, devletlerin ülke sınırları içerisinde hukuk kuralı koyma ve bunu uygulama
meşruiyetlerini esas alan klasik ulusal egemenlik yaklaşımlarına dayalı mevzuatın, ulusal
sınır tanımayan bu teknoloji karşısında çoğu zaman yetersiz kaldığı da bir gerçektir.

H. Günümüzde, internetin sosyal, siyasal ve ekonomik hayatı yönlendiren
etkili bir araç olduğunun iyice ortaya çıkmasıyla birlikte devletler, internet üzerindeki
etkilerini ve etkinliklerini hem ulusal hem de uluslararası düzeyde arttırmanın gayreti içine
girmişlerdir. Bunun yanı sıra, e- ticaretin milyarlarca dolarlık hacme ulaşması, internet alan
adlarının değerlenmesi, internet üzerinden veri iletişiminin ulusal güvenliğin bir parçası
haline gelmesi ve zararlı içeriğin denetlenmesi gibi nedenlerle alan adları ve IP adreslerinin
yönetimi (internet üzerinde söz sahibi olma, alan adları ile IP numaralandırma politikalarını
belirleme ve kontrol etme) sadece kamu ile özel sektör arasında değil, uluslararası alanda da
önem kazanmış ve devletler arasında değişik boyutları olan bir sorun alanı haline gelmiş
bulunmaktadır. Siber uzayın mimarisi bu teknolojileri geliştiren ve üreten devletlerin
politikaları doğrultusunda şekillenmekte, dolayısıyla bu alanın sınırları ve kuralları büyük
oranda bu alanda teknoloji üreten ülkelerin özel ve kamusal güçleri tarafından
belirlenmektedir.

13. Kitlesel haberleşme ve iletişim aracı olarak yaygın şekilde kullanılan ve
geleneksel yöntemlere göre gittikçe daha çok tercih edilen internetin haberleşme hürriyeti
kapsamında olduğunda ve modem demokrasilerde başta haberleşme hürriyeti ve ifade
özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bakımından büyük bir önem
taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla beraber, internetin yalnızca haberleşme ve
iletişim sağlamak için değil başka amaçlar için de etkin olarak kullanıldığı gözden uzak
tutulmamalıdır. Esasen, internette yapılan her türlü yayının haberleşme hürriyeti kapsamında
değerlendirilemeyeceği, haberleşme hürriyetinin suç işlemeye veya suç işlenmesini
kolaylaştırmaya yönelik internet yayınları açısından bir koruma sağlamayacağı
Mahkememiz çoğunluğunca da kabul edilmiş bulunmaktadır.

14. İptali istenilen kuralda TİB Başkanlığına tanınan erişimin engellenmesi
kararı verme yetkisinin de, hangi internet ortamında olursa olsun, Atatürk aleyhine işlenen
suçlar ile Anayasa’nın özel olarak korunmasını öngördüğü başta aile, çocuklar ve gençler
olmak üzere belirli sosyal kesimlere yönelik bir kısım suçların kolayca işlenmesini ve bu tür
suçlar işlendiğinde söz konusu suçların etkilerini sürdürmesini önlemek amaçlarına ilişkin



olduğu gözetildiğinde, Mahkememiz çoğunluğunca da kabul edildiği üzere bu tür yayınların
haberleşme hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği tabiidir.

15. Konunun uzmanlarınca, faydalarının yanında zararlarının da bulunduğu
açık olan, uluslar arası hukuku (uluslar arası hukuk ile düzenleme ve denetleme imkanı)
bulunmayan bu alanda, kimi internet site ve uygulamalarında, zaman zaman ticari kaygılarla
suçlulara ve yasadışı içeriklere göz yumulabildiği de dile getirilmektedir. Ayrıca, yine aynı
uzmanlarca, bir dakika içerisinde 16 milyon mesajın yazıldığı, 156 milyon e-postanın
gönderildiği ve 4,1 milyon videonun görüntülendiği internet ortamında, sosyal medya olarak
da ifade edilen ve kitlesel haberleşme veya iletişim niteliği ya da amacı taşıyan ve bu amaçla
kullanılan çok sayıda site ve uygulamanın oluşturulabileceği, bunların hiçbir ticari veya özel
amaçlarının bulunmadığının ve bu hizmeti tamamen karşılıksız sunduklarının
söylenemeyeceği de belirtilmektedirler.

16. Teknik ve fiili özelliklerine yukarıda kısmen değinilen internette, sosyal
medya olarak da ifade edilen ve kitlesel haberleşme veya iletişim niteliği ya da amacı taşıyan
ve bu amaçla kullanılan ve dünyadaki tüm kullanıcıların bir arada iletişime geçebilmesine ve
haberleşmesine olanak sağlayan sitelere ya da uygulamalara, engel olunmadığı sürece
belirsiz sayıda suç oluşturan içeriğin yüklenebilmesinin de teknik olarak mümkün olduğunun
göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Hal böyle olunca da, bir yandan haberleşme ve
iletişim platformu olma niteliğini haiz olan ve böyle işlev gören, bir yanda da suç niteliğini
haiz içerik barındıran sosyal medya site ve uygulamalarının, salt suç niteliğini haiz içerikleri
yayınlamak amacıyla oluşturulmuş site ve uygulamalar ile tamamen aynı nitelik ve konumda
değiller ise de, haberleşme özgürlüğüne ilişkin hâkim onayı güvencesinde bulunan ve suç
niteliğini haiz içerik barındırmayan diğer sosyal medya site ve uygulamaları ile aynı
konumda bulunduklarını söylemek de oldukça güçleşmektedir.

17. Zira belirtilen türdeki site ve uygulamalar bakımından, bu tür site ve
uygulamalardan yararlanan kişilerin haberleşme ve diğer hakları ile intihara yönlendirme,
çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma,
sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik ve fuhuş ve kumar oynanması için yer ve
imkân sağlama ve Atatürk aleyhine işlenen suçlardan zarar gören kişilerin ve kamunun
hakları/yararları arasında bir çatışma ortaya çıkmaktadır. Bu durum, konuya ilişkin
düzenlemelerde bu hususun mutlaka gözetilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

18. Bu duruma bağlı olarak, suç niteliğini haiz içeriklerin internet üzerinden
çarpan etkisiyle çok hızlı bir şekilde yayılabildiği gerçeği de gözetilerek, suç niteliğini haiz
içerikten zarar gören kişilerin ve kamunun haklarının zedelenmesinin önlenmesi amacıyla
gerekli önlemlerin bir an önce (mümkün olan en kısa sürede) alınabilmesi için, sosyal medya
olarak da ifade edilen ve kitlesel haberleşme veya iletişim niteliği ya da amacı bulunan ve
genellikle de bu amaçla kullanılan ve dünyadaki tüm kullanıcılarının bir arada iletişime
geçebilmesine ve haberleşmelerine olanak sağlayan internet site ve uygulamalarının 5651
sayılı Kanun’un 8. maddesinde sayılan suçları oluşturan içerikleri barındırmaları halinde,
münhasıran bu içeriklere yönelik olarak haberleşme hürriyetine ilişkin hâkim onayı
güvencesi olmadan TİB Başkanlığına erişimin engellenmesi yetkisi tanınması, kamusal bir
gerekliliği karşılamak amacıyla ortaya çıkmış olmaktadır.

19. Öte yandan, çoğunluk görüşünde göndermede bulunulan Kanun’un 9 ve
9/A maddelerinde erişimin engellenmesi kararlarının URL bazlı olarak verilip uygulanacağı
ve zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik engelleme kararı
verilemeyeceği hükme bağlanırken, iptali istenilen kuralda böyle bir sınırlama



öngörülmemiş ve erişimin engellenmesi kararının kapsamı konusunda konunun önemine
binaen TİB Başkanlığına takdir yetkisi tanınmıştır.

20. Zira, Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (o)
bendi hükmüne göre, 5651 sayılı Kanun’un uygulamasında, “Erişimin engellenmesi” ibaresi,
alan adından erişimin engellenmesini, IP adresinden erişimin engellenmesini, içeriğe (URL)
erişimin engellenmesini ve benzeri yöntemler kullanılarak erişimin engellenmesini ifade
etmektedir. Kanunda Kuruma verilen erişimin engellenmesi yetkisinin ne şekilde
kullanılacağı gösterilmiş, idareye, işin mahiyet ve önemine binaen bu tanımda belirtilen
yöntemlerden amaca en uygun (elverişli ve ölçülü) olanını tercih etme konusunda yetki
verilmiştir.

21. Dolayısıyla iptali istenilen kural uyarınca, halin icaplanna göre, öncelikle
ilgili yayın, kısım veya bölümle ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verilebileceği
gibi, doğrudan sitenin bütününe yönelik erişimin engellenmesine de karar verilebilecektir.
Bunun yanında kuralda, idareye, suç oluşturan içerik nedeniyle diğer yöntemlere
başvurmaksızın doğrudan sitenin tamamına yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı
vermesini emreden bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu itibarla kuralda bir belirsizlik söz
konusu değildir.

22. Öte yandan, genel hükümler uyarınca idarenin her türlü eylem ve işlemine
karşı yargı yolu açık olduğundan, kuralla verilen yetki çerçevesinde tesis edilen erişimin
engellenmesi kararma karşı da yargı yoluna başvurulabilecektir. Hal böyle olunca, kural
bakımından yargısal denetimsizlikten de söz edilemez.

23. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 22. ve 26. maddelerine
aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerektiğinden çoğunluk görüşüne dayalı iptal kararına
katılmıyoruz.

Üye Üye Üye
Hicabi DURSUN Celal Mümtaz AKINCI Kadir ÖZKAYA

Üye
Rıdvan GÜLEÇ

Üye
Recai AKYEL


Dosyalar

Kaynak Metin
(Kaynak: Resmi Gazete resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (2)
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (2)
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (1)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul