İnternet üzerinden üyelik alınması sırasında, kredi kartı seçeneğinde sorun yaşanması halinde, Havale/EFT seçeneğine tıklayabilirsiniz. Ödeme dekontunun info@kanunum.com adresine iletilmesi akabinde üyelikler açılacaktır.
  • Dava Türü: İptal Davaları / İtiraz Başvuruları
  • Süreç: Karar
  • Karar Türü: Red
  • Esas No: 2017/122
  • Karar No: 2017/122
  • Karar Tarihi: 12.07.2017
Kaynak: Resmi Gazete
Metnin güncellik değerlendimeleri devam ediyor.
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2017/122 
Karar Sayısı: 2017/122 
Karar Tarihi: 12.7.2017

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği

İTİRAZIN KONUSU: 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları 
Trafik Kanunu’nun, 8.3.2000 tarihli ve 4550 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 31, 
maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa’nm 2. ve 38. maddelerine aykırılığı 
ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Davacı tarafından idari para cezasının iptali için açılan davada, 
itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için 
başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu cümleyi de içeren 31. maddesi şöyledir: 

uAraçlarda bulundurulması zorunlu gereçler:

Madde 31- (Değişik: 8/3/2000-4550/1 md,)

Araçlarda; ' ' , '

a) Özelliklerine ve cimlerine göre yönetmelikte nitelik ve nicelikleri belirtilen
gereçlerin,

b) Kamyon, çekici ve otobüslerde ayrıca takoğraf, taksi otomobillerinde ise
taksimetre,

Bulundurulması ve kullanılır durumda olması zorunludur. Ancak, 2918 saydı 
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki yıllarda üretilen araçlarla, resmi taşıt olarak 
tescil edilmiş ve edilecek olanlar ile şehiriçi ve belediye mücavir alanı içerisinde yolcu ve 
yük nakliyatı yapanlarda takoğraf bulundurma ve kullanma zorunluluğu aranmaz. Takoğraf 
cihazları mekanik, elektronik olabileceği gibi elektro mekanik de olabilir. ..

Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan gereçleri bulundurmayan, kullanmayan 
veya kullanılabilir durumda bulundurmayan sürücüler 8.500.000 lira; (b) bendine göre 
araçlarında taksimetre, takoğraf bulundurmayan, kullanmayan veya kullanılabilir 
durumda bulundurmayan sürücüler 34.800.000 lira para cezası ile cezalandırılırlar. 
Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse ayrıca, tescil plakasına da aynı miktar için ceza 
tutanağı düzenlenir. Aynı bentte belirtilen cihazları bozuk imal edenler veya bozulmasına 
vasıta olanlar ile bu durumdaki cihazları kullanan araç sürücüleri ve işletenleri üç aydan 
altı aya kadar hafif hapis cezası ve 526.700.000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar;



Ayrıca (b) bendi hükmüne uygun durumda bulunmayan araçlar trafik zabıtasınca; 
eksiklikleri giderilinceye kadar trafikten men edilir. ”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, 
Burhan ÜSTÜN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep 
KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer 
TOPAL, M. Emin KUZ, Haşan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai 
AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 31.5.2017 tarihinde yapılan ilk 
inceleme toplantısında, öncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve 
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, Anayasa Mahkemesine itiraz 
yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada 
uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.

3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Kanun’un 31. maddesinin ikinci 
fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen, “Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse ayrıca, 
tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir.” hükmünün iptalini talep 
etmiştir.

4. Bakılmakta olan dava, Kanun’un 31. maddesinin birinci fıkrasının (b) 
bendinde belirtilen, taksi otomobillerinde taksimetrenin kullanılmaması nedeniyle araç 
sahibine verilen idari para cezasının iptali talebine ilişkindir. İtiraz konusu kural ise 
Kanun’un 31. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde belirtilen eylemlerden her 
birinin gerçekleşmesi hâlinde uygulanabilecek ortak bir kuraldır. Başvuran Mahkeme’de 
Kanun’un 31. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde belirtilen eylemlerden; 
kamyon, çekici ve otobüslerde, takoğraf bulundurmayan, kullanmayan veya kullanılabilir 
durumda bulundurmayanlar ile taksi otomobillerinde taksimetre bulundurmayan veya 
kullanılabilir durumda bulundurmayanlara ilişkin bir dava ise bulunmamaktadır.

5. Açıklanan nedenlerle, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik 
Kanunu’nun, 8.3.2000 tarihli ve 4550 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 31. 
maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin 
incelemenin aynı fıkranın birinci cümlesinde yer alan, “Birinci fıkranın... (b) bendine göre 
araçlarında taksimetre,... kullanmayan... sürücüler...” ibaresi yönünden yapılmasına, 
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜN tarafından hazırlanan 
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ile 
bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazın Gerekçesi

7. Başvuru kararında özetle, taksi otomobillerinde taksimetre bulundurmamak 
ve kullanmamak, kullanılabilir durumda bulundurmamak şeklinde tarif edilen kabahatte, 
taksimetrenin araçta kullanılabilir durumda bulunmasına rağmen kullanılmadığı durumlarda



ve sürücü aynı zamanda araç sahibi olmadığında, tescil plakasına da aynı miktar için ceza 
tutanağı düzenleneceği belirtilerek araç sahibinin kusurunun bulunup bulunmadığına ve 
sürücüye bu yönde bir talimatı olup olmadığına bakılmaksızın idare tarafından yaptırım 
uygulandığı, bu durumun ise işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine yaptırım 
uygulanmasına neden olabileceği ve dolayısıyla, cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık 
oluşturduğu, öte yandan, Anayasa ve ceza hukukunun temel kuralları uyarınca kişilere ceza 
verilebilmesi için hukuka aykırı eylemin kanunda belirtilmiş olması ve bu eylemin o kişi 
tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun kanıtlanmasının gerektiği, itiraz konusu kuralda araç 
sahibinin hangi eyleminin suç sayıldığı açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibi olma 
ile suç arasındaki illiyet bağının ne suretle oluştuğunun da düzenlenmediği belirtilerek 
kuralın, Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

8. Kanun’un 31. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde, 
araçlarda; özelliklerine ve cinslerine göre yönetmelikte nitelik ve nicelikleri belirtilen 
gereçlerin, kamyon, çekici ve otobüslerde ayrıca takoğraf, taksi otomobillerinde ise 
taksimetre bulundurulmasının ve kullanılır durumda olmasının zorunlu olduğu 
belirtilmektedir. İkinci fıkranın birinci cümlesinde de birinci fıkranın (a) bendinde sayılan 
gereçleri bulundurmayan, kullanmayan veya kullanılabilir durumda bulundurmayan 
sürücülerin 8.500.000 lira; (b) bendine göre araçlarında taksimetre, takoğraf bulundurmayan, 
kullanmayan veya kullanılabilir durumda bulundurmayan sürücülerin ise 34.800.000 lira 
para cezası ile cezalandırılacağı, itiraz konusu ikinci cümlesinde ise, sürücü aynı zamanda 
araç sahibi değilse ayrıca tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenleneceği 
öngörülmektedir.

9. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri 
hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her 
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum 
ve tutumlardan kaçman, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı 
denetimine açık olan devlettir.

10. Kanun koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku 
alanında düzenleme yaparken Anayasa’ya bağlı kalmak şartıyla toplumda hangi eylemlerin 
suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı 
konusunda anayasal sınırlar içinde takdir yetkisine sahiptir. Bu yetki, İdarî yaptırımlar 
bakımından da geçerlidir.

11. Anayasa’nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, “Kimse, işlendiği zaman 
yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılmaz üçüncü 
fıkrasında da, “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” 
denilerek suçun ve cezanın kanuniliği esası benimsenmiş, yedinci fıkrasında ise ceza 
sorumluluğunun şahsi olduğu belirtilerek, herkesin kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, 
başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir.

12. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel kurallarmdandır. 
Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı 
cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu 
tutulmamasıdır. Bu ilkeye göre asli ve feri fail olmayan kişilerin bir suç sebebiyle 
cezalandırılmaları mümkün değildir. Anayasa’nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar



arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere 
tâbidir.

13. İtiraz konusu kuralda, taksi otomobillerinde taksimetre kullanmayan 
sürücü, aynı zamanda araç sahibi değilse, ayrıca tescil plakasına da aynı miktarda ceza 
tutanağı düzenleneceği belirtilmekte, araç sahibinin kusurunun bulunup bulunmadığı, 
taksimetrenin kullanılmaması yönünde sürücüye bir talimat verip vermediği 
değerlendirilmeden idare tarafından yaptırım uygulanmaktadır. Bu ise işlemediği bir fiilden 
dolayı araç sahibine yaptırım uygulanmasına neden olabilecek niteliktedir. Dolayısıyla, 
aracında taksimetre kullanmayan sürücünün araç sahibi olmaması halinde tescil plakası 
sahibine sadece ruhsat sahibi olması nedeniyle yaptırım uygulanması cezaların şahsiliği 
ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.

14. Öte yandan, Anayasa uyarınca, kişilere ceza verilebilmesi için hukuka 
aykırı eylemin kanunda belirtilmiş olması ve bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirilmiş 
olduğunun kanıtlanması gerekmektedir. İtiraz konusu kuralda araç sahibinin hangi eyleminin 
suç sayıldığı açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibi olma ile suç arasındaki illiyet 
bağının ne suretle oluştuğu da belirtilmemiştir.

15. Açıklanan nedenlerle, 2918 sayılı Kanun’un 31. maddesinin ikinci 
fıkrasının ikinci cümlesi, aynı fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Birinci fıkranın... (b) 
bendine göre araçlarında taksimetre,... kullanmayan... sürücüler...” ibaresi yönünden 
Anayasa’nm 2. ve 38. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

16. Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Kadir ÖZKAYA bu görüşe 
katılmamışlardır.

IV. HÜKÜM

13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun, 8.3.2000 
tarihli ve 4550 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 31. maddesinin ikinci fıkrasının 
ikinci cümlesinin, aynı fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Birinci fıkranın...(b) bendine 
göre araçlarında taksimetre, ...kullanmayan...sürücüler...” ibaresi yönünden Anayasa’ya 
aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Kadir ÖZKAYA’nm 
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 12.7.2017 tarihinde karar verildi.

Başkan Başkanvekili Başkanvekili
Zühtü ARSLAN Burhan ÜSTÜN Engin YILDIRIM

Üye Üye Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR Serruh KALELİ Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye Üye Üye
Recep KÖMÜRCÜ Nuri NECÎPOĞLU Hicabi DURSUN



Üye
Celal Mümtaz AKINCI

Üye
Muammer TOPAL

Üye
M. Emin KUZ

Üye
Haşan Tahsin GÖKCAN

Üye
Kadir ÖZKAYA

Üye
Rıdvan GÜLEÇ

Üye
Recai AKYEL

Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Esas Sayısı : 2017/122 
Karar Sayısı : 2017/122

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 8.3.2000 tarihli, 4550 sayılı 
Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen31. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin 
"Birinci fıkranın... (b) bendine göre araçlarında taksimetre, ....kullanmayan sürücüler... ” 
ibaresinin Anayasaya aykırı olduğuna OYÇOKLUGUYLA karar verilmiştir. İptal kararı, 
otomobillerinde taksimetre kullanmayan sürücüler aynı zamanda araç sahibi değil iseler, 
sürücüye verilen idari para cezasının yanı sıra, araç sahibine de bir kusurunun olup 
olmadığına bakılmaksızın, aynı miktarda ceza tutanağı düzenleneceğini öngören kuralın 
Anayasanın cezaların şahsiliğini düzenleyen 38. maddesine ve 2. maddesinde yer alan hukuk 
devletine aykırı olduğu gerekçesine dayanmaktadır.

2. İdari para cezalarında, ceza hukukunun temel ilkelerinin, idari cezaların 
mahiyetine uygun düştüğü durumlarda geçerli olacağı kuşkusuzdur. Öte yandan, idari 
yaptırım öngörülen her eylemde kusurun varlığının ceza yargılaması yöntem ve ilkelerine 
göre (vicahilik, tanık dinletme ve sorgulama, resen araştırma, bilirkişiye başvurma, keşif, 
olay yeri inceleme, koruma tedbirleri v.b.) kovuşturulması mahkemelerin iş yükünü 
olağanüstü derecede artıracağı gibi, idari cezalarda esas olan sürat ve etkinlik özelliğini de 
işlevsiz hale getirebilecektir.

3. İptal istemine konu olan kural, araç sahibine, şoförün kusurlu eyleminden 
dolayı sorumluluk yüklemektedir. Ancak araç sahibi olmanın ve ticari olarak işletmenin bazı 
sorumlulukları da içerdiği açıktır. Aracı kullanmak üzere verilen kişinin trafik kurallarına ve 
mevzuatına uygun hareket ettiğini gözetmek ve denetlemek de araç sahibine düşen bir 
sorumluluk olup, araç sahibinin bu konuda bir özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu 
nedenle, tescil plakası sahibine, şoförün kusurlu eyleminden dolayı ayrıca ceza kesilmesi, 
araç sahibince aynı durumun bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması 
için bir uyarı niteliğinde olup, haklı nedenlere ve üstün kamu yararına dayanmaktadır.



4. Anayasa Mahkemesinin idari cezalara ilişkin son kararlarında, doktrindeki 
başlıca iki görüşten biri olan kusur nazariyesini benimsediği anlaşılmaktadır. Ancak 
Anayasa Mahkemesinin anayasaya uygunluk denetiminde öncelikle Anayasaya aykırılığı 
iddia edilen bir kuralın, kişinin temel hakları ile üstün kamu yararı arasında adil ve makul bir 
denge kurup kurmadığına bakılmalıdır. Bu yönden bakıldığında, kuralda Anayasaya 
aykırılık bulunduğundan söz edilemeyeceği görüşündeyiz. Kaldı ki kusurun varlığı her 
somut olayda kasıt veya ihmalin varlığı şeklinde değil, genel gözetim ve özen yükümlülüğün 
gereği gibi yerine getirilmemesi şeklinde yorumlandığında, araç sahibinin de tam olarak 
kusursuz olduğu söylenemez.

5. İdari cezalarda kusur esası mutlak geçerli kabul edildiği ve bu düşünce 
anayasallık denetimine esas alındığı takdirde idari yaptırım sistemi işlemez hale 
gelebilecektir. Örneğin bir işletmeye, bozuk veya hijyen kurallarına aykırı gıda satması 
nedeniyle idari yaptırım uygulandığında ancak bu market veya restoranın elemanları 
sorumlu tutulabilecek, böyle bir durumun bilgisi ve talimatı dışında meydana geldiğini öne 
süren işletme sahibi ise sorumlu tutulamayacaktır.

Açıklanan nedenlerle kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığı kanaatiyle, 
çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.

Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye
Kadir ÖZKAYA

Kaynak Metin
(Kaynak: Resmi Gazete resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (1)
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (2)
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (2)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul