En son güncellemeler 18 Ekim 2019 iş günü sonunda yapılmıştır.
  • Dava Türü: İptal Davaları / İtiraz Başvuruları
  • Süreç: Karar
  • Karar Türü: İptal
  • Esas No: 2014/101
  • Karar No: 2017/142
  • Karar Tarihi: 28.09.2017
Kaynak: Resmi Gazete
Metnin güncellik değerlendimeleri devam ediyor.
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2014/101
Karar Sayısı: 2017/142
Karar Tarihi: 28.9.2017

İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri M.
Akif HAMZAÇEBİ, Engin ALTAY ve Muharrem İNCE ile birlikte 119 milletvekili
(E.2014/101)

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Marmaris 2. Asliye Ceza
Mahkemesi (E.2015/8)

DAVA VE İTİRAZIN KONUSU: 6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun;

A. 2.3.2014 tarihli ve 6529 sayılı Karun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.
maddesinin,

B. 6529 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 7. maddesinin,

C. 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10.
maddesinin,

D. 11. maddesine 6529 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın,

E. 20. maddesinin,

F. 22. maddesinin birinci fıkrasının,

G. 23. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinin,

Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 12., 13., 26., 34., 68. ve 90. maddelerine
aykırılığı ileri sürülerek iptallerine; 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...ve vatandaşların günlük
yaşamını zorlaştırmayacak...", “...Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan..." ve
“...mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir. " ibareleri ile beşinci fıkrasında yer
alan “...ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak... ” ibaresi ile 11. maddesine,
6529 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın yürürlüklerinin durdurulmasına
karar verilmesi talebidir.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

İptali istenen kuralların yer aldığı 2911 sayılı Kanun’un;

1. 6529 sayılı Kanun’la değiştirilen 6. maddesi şöyledir:



“Madde 6-(Değişik: 2/3/2014-6529/5 md.)Toplantı ve gösteri yürüyüşleri,
tüm il ve ilçe sınırları içerisinde aşağıdaki hükümlere uyulmak şartıyla her yerde
yapılabilir.

İl ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı, kamu düzenini
ve genel asayişi bozmayacak ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak şekilde
ve 22 nci maddenin birinci fıkrasında sayılan sınırlamalara uyulması kaydıyla Türkiye
Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri ile
güzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının, en çok üyeye sahip üç sendikanın ve
kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe temsilcilerinin görüşleri
alınarak mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir. İl ve ilçenin büyüklüğü,
gelişmişliği ve yerleşim özellikleri dikkate alınarak birden fazda toplantı ve gösteri
yürüyüşü yer ve güzergâhı belirlenebilir.

Belirlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı yerel gazeteler ile
valilik ve kaymakamlık internet sitelerinden ilan edilerek halka duyurulur.

Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yer ve güzergâhı hakkında sonradan
yapılacak değişiklikler de aynı yöntemle yapılır. Bu değişiklikler duyurudan on beş gün
sonra geçerli olur.

Birden fazla toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının belirlendiği il
ve ilçelerde düzenleme kurulu, kamu düzenim ve genel asayişi bozmayacak ve
vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak şekilde belirlenen yer ve güzergâhlardan
birisini tercih edebilir. ”

2.6529 sayılı Kanun’la değişiklik yapılan 7. maddesi şöyledir:

“Madde 7- Toplantı ve yürüyüşlere ve bu amaçla toplanmalara güneş
doğmadan boşlanamaz.

(Değişik ikinci fıkra: 2/3/2014-6529/6 md) Açık yerlerdeki toplantılar ile
yürüyüşler güneş batmadan önce dağılacak şekilde, kapalı yerlerdeki toplantılar ise saat
24.00’e kadar yapılabilir. ”

3.4471 sayılı Kanun’la değiştirilen 10. maddesi şöyledir:

“Madde 10- (Değişik: 3/8/2002-4771/5 md.) Toplantı yapılabilmesi için,
düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirim, toplantının
yapılmasından en az kırksekiz saat önce ve çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı
yerin bağlı bulunduğu valilik veya kaymakamlığa verilir.

Bu bildirimde;

a) Toplantının amacı,

b) Toplantının yapılacağı yer, gün, başlayış ve bitiş saatleri,

c) Düzenleme kurulunun başkan ile üyelerinin açık kimlikleri, meslekleri
ikametgahları ve varsa çalışma yerleri,



Belirtilir ve bildirime yönetmelikte gösterilecek belgeler eklenir.

Bu bildirim karşılığında gün ve saati gösteren alındı belgesi verilmesi
zorunludur.

Bu bildirim, valilik veya kaymakamlıkça kabul edilmez veya karşılığında
alındı belgesi yerilmez ise keyfiyet bir tutanakla tespit edilir. Bu halde noter vasıtasıyla
ihbar yapılır. İhbar saati bildirimin verilme saati sayılır.

Aynı yerde, aynı gün toplantı yapmak üzere ayrı ayrı düzenleme
kurullarınca bildirim verilmişse ilk verilen bildirim geçerl'ıdir. Diğerlerine durum hemen
yazılı olarak bildirilir. ”

4. II.maddesişöyledir:

“Madde 11- Toplantı, 6 ncı madde hükümlerine uymak suretiyle bildirimde
belirtilen yerde yapılır. Düzenleme kurulu, kendi üyelerinden başkan dahil en a: yedi kişiyi
toplantının yapıldığı yerde bulundurmakla yükümlüdür. (Değişik üçüncü cümle: 2/3/2014­
6529/7 md.) Bu yükümlülüğün yerine getirildiğine dair tutulan tutanak, düzenleme kurulu
tarafından hazırlanarak yetkili kolluk amirine teslim edilir.

(Ek fıkra: 2/3/2014-6529/7 md.) Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde
katılımcıların ve konuşmacıların ses ve görüntüleri kolluk tarafından yapıldığı belli
olacak şekilde kaydedilebilir. Elde edilen kayıt ve görüntüler şüphelilerin ve suç
delillerinin tespiti dışında başka bir amaçla kullanılamaz. ”

5. 20. maddesi şöyledir:

“Madde 20- Gösteri yürüyüşlerinin şekil ve şartlan ile ertelenmesi veya
yasaklanması hakkında da bu Kanunun 3 üncü ve 4 üncü bölümlerindeki hükümler
uygulanır.

Şehir ve kasaba içindeki genel yollar üzerinde yapılacak yürüyüşlere ait
bildirimlerde, 6 ncı madde gereğince ilan olunan yol ve yönlere uyulmak şartıyla,
yürüyüşe geçmek için seçilecek toplanma yeri ile izlenecek yol ve dağılma yerinin
belirtilmesi zorunludur. ”

6.22. maddesi şöyledir.

"Madde 22- Genel yollar ile parklarda, mabetlerde, kamu hizmeti görülen
bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisine bir
kilometre uzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamaz ve şehirlerarası karayollarında
gösteri yürüyüşleri düzenlenemez

Genel meydanlardaki toplantılarda, halkın ve ulaşım araçlarının gelip
geçmesini sağlamak üzere valilik ve kaymakamtıklarca yapılacak düzenlemelere uyulması
zorunludur."



7.23. maddesi şöyiedir:

"Madde 23- a) 9 ve 10 uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim
verilmeden veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün ve saatten önce veya sonra;

b) (Değişik: 30/7/İ998 - 4378/1 md.) Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof
ve benzeri el yapımı olanlar dâhil patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler
veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir, demir bilye ve sapan gibi
bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü
zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt ve topluluklara ait
amblem ve işaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduran üniformayı
andırır giysiler giyilerek veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen
bez ve sair unsurlarla örterek toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç
saydığı nitelik taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu
nitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak,

c) 7 nci madde hükümleri gözetilmeksizin,

d) 6 ve 10 uncu maddeler gereğince belirtilen yerler dışında,

e) 20 nci maddedeki yöntem ve şartlara ve 22 nci maddedeki yasak ve
önlemlere uyulmaksızın,

f) 4 üncü madde ile Kanun kapsamı dışında bırakılan konularda kendi amaç,
kural ve sınırları dışına çıkılarak,

g) Kanunların suç saydığı maksatlar için,

h) Bildirimde belirtilen amaç dışına çıkılarak,

i) Toplantı ve yürüyüşün 14, 15, 16, 17 ve 19 uncu maddelere dayanılarak
yasaklanması veya ertelenmesi halinde tespit edilen erteleme veya yasaklama süresi sona
ermeden,

j) (Değişik: 2/3/2014-6529/9 md.) 12 nci madde gereğince toplantının
dağılmasına karar verilmesi hâlinde,

k) 21 inci madde hükmüne aykırı olarak,

l) 3 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükmüne uyulmadan,

Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri Kanuna aykırı sayılır. ”

n. İLK İNCELEME

A. £.2014/101 Sayılı Dava Yönünden

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Serdar
ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,
Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz



AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtii ARSLAN, M. Emin KUZ ve Haşan
Tahsin GÖKCAN’ın katılımlarıyla 28.5.2014 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma
talebinin esas inceleme adamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B. E.2015/8 Sayılı Başvuru Yönünden

2. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,
Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ,
Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOGLU, Hicabı' DURSUN, Celal Mümtaz
AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Haşan Tahsin GÖKCAN ve
Kadir ÖZKAYA’nın katılımlarıyla 18.2.2015 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında
öncelikle başvurunun yöntemine uygun olup olmadığı ve uygulanacak kural sorunları
görüşülmüştür.

3. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi’'' başlıklı 40.
maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem
belirtilmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında, bir davaya bakmakta olan
mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin
hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda, bu fıkrada sayılan belgeleri
dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği belirtilmiş; anılan fıkranın (a)
bendinde, ‘‘iptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını
açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslı’’ Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgeler
arasında sayılmak suretiyle başvuru kararının Anayasa’ya aykırılık gerekçelerini içermesi
gerektiği vurgulanmıştır. Anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde
dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının, Anayasa
Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme
bağlanmıştır.

4. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(a) bendinde de, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında Anayasa’ya
aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine, hangi
nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği
ifade edilmiştir,

5. Yine İçtüzüğün 49. maddesinin (l) numaralı fıkrasının (b) bendinde,
Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit
edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar
verileceği; (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna
başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı
belirtilmiştir.

6. Başvuru kararının incelenmesinden, 2911 sayılı Kanun’un 6529 sayılı
Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer
alan “...mahallin en büyük mülki amiri tarafından...” ibaresi ile dördüncü fıkrasının birinci
cümlesi dışında kalan bölümü ve Kanun’un 10. maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci
fıkralarının Anayasa’nın 2., 5., İL, 12,, 13., 26., 34. ve 90. maddelerine hangi nedenlerle
aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmediği anlaşılmıştır.



7. Bu nedenle bu hükümlere yönelik başvurunun, 6216 sayılı Kanun’un 40.
maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye
geçilmeksizin reddi gerekir.

8. Öte yandan Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Kanun’un 40. maddelerine
göre mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun
hükmünde kararname kurallarını Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri
sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa
Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin
Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin
görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak
olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan
sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki
yapacak nitelikte bulunan kurallardır.

9. 2911 sayılı Kanun’un 7. maddesi, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin zaman
yönünden sınırlarını düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrasında, toplantı ve yürüyüşlere
ve bu amaçla toplanmalara güneş doğmadan başlanamayacağı belirtilmiş; 6529 sayılı
Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasında, açık yerlerdeki toplantılar ile
yürüyüşlerin güneş batmadan önce dağılacak şekilde, kapalı yerlerdeki toplantıların ise saat
24.00’e kadar yapılabileceği ifade edilmiştir. İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin önündeki
uyuşmazlık konusu olay, güneş doğmadan başlayan veya kapalı yerde yapılan bir “toplantı
ve yürüyüş”e ilişkin değildir. Dolayısıyla 7. maddenin bu hususlara ilişkin olmayan
bölümlerinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle 7.
maddeye ilişkin esas incelemenin dava konusu olaya uygulanma imkânı bulunan ve ikinci
fıkrasında yer alan “...güneş batmadan önce dağılacak şekilde...” ibaresiyle sınırlı olarak
yapılması gerekmektedir.

10. Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasında gösteri yürüyüşlerinin şekil
ve şartları ile ertelenmesi veya yasaklanması hakkında da bu Kanun’un 3. ve 4.
bölümlerindeki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre düzenleme kurulu,
bildirimin şekil ve şartları, toplantının yapılmasında uygulanacak esaslar ve düzenleme
kurulunun toplantı esnasındaki görev ve sorumluluklarına ilişkin olarak Kanun’un 9 ila 12.
maddelerini kapsayan üçüncü bölümünde yer alan hükümler ile toplantının ertelenmesi ve
yasaklanmasına dair Kanun’un 14. ila 19. maddelerini kapsayan dördüncü bölümünde yer
alan hükümler gösteri yürüyüşleri hakkında da uygulanacaktır. İtiraz yoluna başvuran
Mahkemede görülen dava gösteri yürüyüşünün ertelenmesi veya yasaklanmasına ilişkin
bulunmadığından Kanun’un 20, maddesinin birinci fıkrasına yönelik esas incelemesinin
“Gösteriyürüyüşlerinin şekil ve şartları... ” ibaresi ile sınırlı yapılması gerekmektedir.

11. Kanun’un 22. maddesinde ise toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin
yasaklandığı yerler sayılmıştır. Buna göre genel yollar ile parklarda, mabetlerde, kamu
hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ve Türkiye Büyük Millet
Meclisine (TBMM) bir kilometre uzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamaz ve şehirlerarası
kara yollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez, jtiraz yoluna başvuran Mahkemenin
önündeki uyuşmazlık konusu olay genel yol üzerinde gerçekleşmiş olup olayın maddede
belirtilen diğer yerlerle bir ilgisi bulunmadığından maddenin “Genel yollar...” ibaresi
dışında kalan kısmının davada uygulanma imkânı yoktur. Bu nedenle 22. maddeye ilişkin
esas incelemenin dava konusu olaya uygulanma imkânı bulunan ve birinci fıkrasında yer
alan “Genelyollar...” ibaresiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.



12. Kanun’un 23. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde de Kanun’un 9.
ve 10. madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden veya toplantı ya da yürüyüş
için belirtilen gün ve saatten önce veya sonra yapılan toplantılar ya da gösteri yürüyüşlerinin
Kanun’a aykırı sayılacağı öngörülmüştür. Kanun’un 9, maddesi, Kanun’a göre yapılacak
toplantılarda bildirimi yapacak düzenleme kurulunun oluşumuna ve tüzel kişilerin toplantı
ve gösteri yapabilme esaslarına ilişkin kurallar içermektedir. İtiraz yoluna başvuran
Mahkemenin önündeki uyuşmazlık konusu olayda, bir düzenleme kurulu bulunmadığı gibi
olayın herhangi bir tüzel kişiyle ilgisi de bulunmamaktadır. Dolayısıyla bakılmakta olan
davada 23. maddenin (a) bendinin atıfta bulunduğu 9. maddenin uygulanması mümkün
değildir. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede dava konusu olan uyuşmazlıkta sanıkların
bildirimde bulunarak toplantı ve yürüyüş için herhangi bir gün belirlemeleri söz konusu
olmadığından itiraz konusu bendin “veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün ve saatten
Önce veya sonra” ibaresinin de davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle
İtiraz konusu bende ilişkin esas incelemenin dava konusu olaya uygulanma imkânı bulunan
ve bentte yer alan “...10 uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden...”
ibaresiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.

13. Açıklanan nedenlerle 6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri
Yürüyüşleri Kanunu’nun;

A. K 2.3.2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.
maddesinin;

a- İkinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...mahallin en büyük mülki
âmiri tarafından...” ibaresi,

b- Dördüncü fıkrasının birinci cümlesi,

dışında kalan bölümünün,

2-10. maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarının,

iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun, 6216 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.
maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye
geçilmeksizin REDDİNE,

B. 1- 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin, ikinci
fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...mahallin en büyük mülki amiri tarafından...”
ibaresi ile dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin esasının incelenmesine,

2- 7. maddesinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin maddenin
ikinci fıkrasında yer alan “...güneş batmadan önce dağıtacak şekilde..." ibaresiyle sınırlı
olarak yapılmasına,

3- 10. maddesinin 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle
değiştirilen birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının esasının incelenmesine,

4- 20. maddesinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin maddenin
birinci fıkrasında yer alan “Gösteri yürüyüşlerinin şekil ve şartlan...” ibaresi ve ikinci
fıkrasıyla sınırlı olarak yapılmasına,



5- 22. maddesinin birinci fıkrasının esasının incelenmesine, esasa ilişkin
incelemenin “Genelyollar..." ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına,

6- 23. maddesinin;

a- (a) bendinin esasının incelenmesine, esas incelemenin “...10 uncu madde
hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden...” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına,

b- (c), (d) ve (e) bentlerinin esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. BİRLEŞTİRME KARARI

14. 6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanunu’nun;

A. 2.3.2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...mahallin en büyük mülki âmiri
tarafından...” ibaresi ile dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin,

B. 7. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...güneş batmadan önce
dağılacak şekilde...” ibaresinin,

C. 10. maddesinin, 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle
değiştirilen birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının,

D. 20. maddesinin, birinci fıkrasında yer alan “Gösteriyürüyüşlerinin şekil ve
şartları... ” ibaresi ile ikinci fıkrasının,

E. 22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ Genel yollar... ” ibaresinin,

F. 23. maddesinin, (a) bendinde yer alan “...10 uncu madde hükümlerine
uygun biçimde bildirim verilmeden...” ibaresi ile (c), (d) ve (e) bentlerinin,

iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun, aralarındaki
hukuki irtibat nedeniyle E.2014/101 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, E.2015/8 sayılı
dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2014/101 sayılı dosya üzerinden
yürütülmesine, 18.2.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV. ESASIN İNCELENMESİ

15. Dava dilekçesi ile başvuru karan ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava ve itiraz konusu kanun hükümleri,
dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Kanun’un 6529 Sayılı Kanun’un 5. Maddesiyle Değiştirilen
6. Maddesinin İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “...ve
vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak...”, “...Türkiye Büyük
Millet Meclisinde grubu bulunan...” ve “...mahallin en büyük mülki amiri



tarafından belirlenir.” İbarelerinin, Dördüncü Fıkrasının Birinci
Cümlesinin ve Beşinci Fıkrasında Yer Alan “...ve vatandaşların günlük
yaşamım zorlaştırmayacak...” İbaresinin İncelenmesi

16. 2911 sayılı Kanun; 1. maddesinde ifade edildiği üzere toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller ile gerçek
ve tüzelkişilerin düzenleyecekleri toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yerini, zamanım, usul ve
şartlarını, düzenleme kurulunun görev ve sorumluluklarını, yetkili merciin yasaklama ve
erteleme hâllerini, güvenlik kuvvetlerinin görev ve yetkileri ile yasakları ve ceza
hükümlerini düzenlemektedir.

17. Kanun’un 6. maddesi de toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve
güzergâhın belirlenmesine ilişkin hükümler içermektedir. Söz konusu madde 6529 sayılı
Kanun’un 5. maddesiyle tamamen değiştirilmiştir. Kanun’un 6. maddesinin birinci
fıkrasında toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin tüm il ve ilçe sınırları içinde, maddede belirtilen
hükümlere uyulmak şartıyla her yerde yapılabileceği ifade edilmiştir. “Toplantı ” ve “gösteri
yürüyüşü" tanımının yapıldığı Kanun’un 2. maddesinde “toplanırmn. “belirli konular
üzerinde halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu yaratmak suretiyle o konuyu benimsetmek için
gerçek ve tüzelkişiler tarafından bu Kanun çerçevesinde düzenlenen açık ve kapalı yer
toplantılarını", “gösteriyürüyüşünün ise “belirli konular üzerinde halkı aydınlatmak ve bir
kamuoyu yaratmak suretiyle o konuyu benimsetmek için gerçek ve tüzelkişiler tarafından bu
Kanun çerçevesinde düzenlenen yürüyüşleri" ifade ettiği belirtilmiştir.

1. 6. Maddenin İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan
“...mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenirİbaresi

a. İptal Taleplerinin Gerekçeleri

18. Dava dilekçesinde ve başvuru kararında özetle, il ve ilçelerde toplantı ve
gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının mahallin en büyük mülki amiri tarafından
belirlenmesini öngören kuralda, mahallin en büyük mülki amirinin bu yetkisini kullanırken
TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhın bulunduğu
ilçe ve il belediye başkanlarının, en çok üyeye sahip Uç sendikanın ve kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe temsilcilerinin görüşlerini alacağı düzenlenmiş
ise de bu görüşlerin bağlayıcı olup olmadığı hususunda belirsizlik bulunduğu, toplantı ve
gösteri yürüyüşü güzergâhının belirlenmesiyle ilgili olarak mahallin en büyük mülki amirine
geniş takdir yetkisi tanındığı ve düzenlemenin kamunun ve iskân yerlerinin çok uzağında
bulunan ıssız yerlerin toplantı ve gösteri yeri olarak gösterilmesine imkân verdiği, anayasal
güvence altında bulunan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının gösterinin
yapılacağı alanın belirlenmesini de kapsadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)
içtihatlarının da bu yönde olduğu, toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının mahallin
en büyük mülki amiri tarafından belirlenmesinin hakkın özünü zedelediği, toplantı ve gösteri
yürüyüşü yapılacak yer ve güzergâhın belirlenmesi yetkisinin mahallin en büyük mülki
amirine bırakılmak suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan
müdahalenin zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca cevap vermediği ve demokratik toplum düzeni
bakımından gerekli olmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nm 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve
90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.



b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

19. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde, i! ve
ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının kamu düzenini ve genel asayişi
bozmayacak ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak şekilde ve 22. maddenin
birinci fıkrasında sayılan sınırlamalara uyulması kaydıyla TBMM’de grubu bulunan siyasi
partilerin il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarmın, en
çok üyeye sahip üç sendikanın ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe
temsilcilerinin görüşleri alınarak mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirleneceği
öngörülmektedir. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrada yer alan “...mahallin en büyük
mülki amiri tarafından belirlenir." ibaresi dava ve itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

20. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, düşünce ve
kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve
yayma hakkına sahiptir." denilmek suretiyle temel hak ve özgürlükler arasında yer alan ifade
özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Anayasa’da sadece düşünce ve kanaatler değil bunları
açıklama ve yayma biçimleri ve araçları da güvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın 26.
maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek
araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar" olarak ifade edilmiş ve “başka yollar" ifadesiyle
her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir.

21. Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, önceden izin
almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. ”
denilmek suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı güvenceye bağlanmaktadır.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin düşünce açıklamalarında
bulunmak amacıyla açık veya kapalı mekânlarda, kamu otoriteleri ile üçüncü kişilerin
müdahalesi olmaksızın, geçici olarak bir araya gelebilme serbestisini korumakladır.

22. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, düşünceyi ifade
biçimlerinden birini oluşturmaktadır. Bu hak, bireylerin bir fikri açıklamak, ortak çıkarları
savunmak, belli fikir ve kanaatler çerçevesinde kamuoyu oluşturmak ve siyasal karar
organlarını etkilemek için bir araya gelebilmeleri amacına hizmet etmektedir. Bu nedenle
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, ifade özgürlüğüyle de yakından ilgili olup
ifade özgürlüğü ile birlikte demokratik toplumun temelini oluşturmaktadır. Dolayısıyla
demokratik bir toplumda ifade özgürlüğüne gösterilen önem ve hassasiyetin, toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de sergilenmesi gerekmektedir.

23. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ayrıca memleket
meselelerinin barışçı! yöntemlerle ve uzlaşı yoluyla çözülebilmesine imkân tanımaktadır.
Bireyler, bu hak aracığıyla ülkeyi yönetenleri ve bunların tayin ettiği politikaları belirli
ölçülerde etkileme imkânı elde ettiklerinden bu hak yönetime katılma araçlarından birini
oluşturmaktadır. Dolayısıyla bir ülkenin demokratik ilkelere uygun yönetildiğinden söz
edilebilmesi için bireylerin barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip
olması gerekmektedir.

24. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılması
bakımından toplantı veya gösteriyi tertip edenlerin savunduğu ve ifade ettiği düşüncenin
içeriğinin bir önemi bulunmamaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, ifade
özgürlüğünde olduğu gibi sadece toplumun geneli tarafından savunulan ve kabul gören
düşünce ve fikirleri korumakla yetinmez; bunun haricinde toplumun genelini rahatsız



edebilecek, endişelendirecek, hatta şok edecek veya onların belirli düzeyde tepkilerini
çekebilecek fikirleri savunmak amacıyla da toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenebilir. Bir
toplantı veya gösteri yürüyüşünde açıklanan düşünce ve görüşlerin sırf çoğunluk ya da
siyasal iktidar tarafından benimsenmemesi veya onlarda rahatsızlık uyandırması nedeniyle
yasaklanması veyahut sınırlanması mümkün değildir. İfade edilen görüş ve eleştiriler ne
derece sert ve rahatsız edici olursa olsun şiddet içermediği ve barışçıl niteliğini koruduğu
müddetçe, yetkili makamların her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşüne tahammül göstermesi
ve hoşgörüyle yaklaşması demokrasinin bir gereğidir (benzer yönde değerlendirmeler için
bkz. Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 95; Emin Aydın, B. No:
2013/2602, 23/1/2014, § 41; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 94; Erdem
Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,25/2/2016, § 86).

25. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının amacı ve mahiyeti
dikkate alındığında bu hakkın, toplantı veya gösteri yürüyüşünün yapılacağı mekânı seçme
serbestisini de kapsadığı anlaşılmaktadır. Zira toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemenin
amacı bir fikri açıklamak, ortak çıkarları savunmak, belli fikir ve kanaatler çerçevesinde
kamuoyu oluşturmak ve siyasal karar organlarını etkilemek olup gösteri ve toplantı
yürüyüşünün düzenlendiği mekân, açıklanan düşüncenin muhataplarına ulaşabilmesi ve tesir
oluşturabilmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenle toplantı ve gösteri yürüyüşünün
yapılacağı mekânın seçiminin kural olarak düzenleyicilerin takdirinde olması gerekmektedir.
Bu itibarla bireylerin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyecekleri yeri belirleme
serbestisini sınırlayan düzenlemeler bu hakka müdahale niteliği taşır.

26. Dava konusu kuralda, il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve
güzergâhının mahallin en büyük amirince belirlenmesi öngörülmekte, toplantı ve gösteri
yürüyüşü yapılabilecek alanlar onun tarafından belirlenen yer ve güzergâhlarla
sınırlandırılmaktadır. Kanun’un 2. maddesinde de mahallin en büyük mülki amirinin illerde
vali, ilçelerde kaymakam olduğu; bir ile bağlı ilçelerin o ilin belediye sınırları içindeki
kısımlarına ilişkin olarak bu Kanun’un uygulanması yönünden mahallin en büyük mülki
amirinin ise ilin valisi olduğu belirtilmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek
alanların mahallin en büyük mülki amirince belirlenen yer ve güzergâhla sınırlandırmasının
bireylerin toplantı veya gösteri yürüyüşünün yapılacağı mekânı seçme hakkına müdahale
teşkil ettiği açıktır.

27. Demokratik toplum bakımından taşıdığı öneme rağmen bu hak sınırsız
olmayıp Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen güvencelere uygun olmak koşuluyla
birtakım kısıtlamalara tabi tutulabilir. Anayasa’nın 13. maddesinde "Temel hak ve
hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar. Anayasanın sözüne
ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük
ilkesine aykırı olamaz " denilmiştir. Buna göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkının sınırlandırılmasında göz önünde bulundurulacak güvencelerden biri “Anayasanın
ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı" kalınması koşuludur.

28. Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında, toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkının millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,
genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Buna göre demokratik toplumda
vazgeçilmez bir hak teşkil eden toplantı ve gösteri yürüyüşleri, Anayasa’da belirtilen meşru
amaçlardan birine dayanılarak ancak istisnai hâllerde sınırlandırılabilir. Ayrıca anılan
maddenin üçüncü fıkrasında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının



kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceği belirtilmek
suretiyle kanun koyucuya düzenleme yetkisi tanınmıştır.

29. Anayasa’mn 34. maddesinin önceki hâlinde yer alan, "Şehir düzeninin
bozulmasını önlemek amacıyla yetkili idari merci, gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve
güzergâhı tespit edebilirbiçimindeki (ikinci) fıkranın, 3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı
Kanun’un 13. maddesiyle yeniden düzenlenen madde metninde yer almamış olması mülki
amire bu şekilde bir yetkinin kanunla verilemeyeceği anlamına gelmez. Anılan değişiklikle
doğrudan Anayasa’da yer almasının gereksiz olduğu düşünülen bir hüküm 34. madde
metninden çıkartılmıştır. Kanun koyucunun diğer tüm temel hak ve özgürlüklerde olduğu
gibi Anayasamın 13. maddesi uyarınca Anayasa’mn 34. maddesinin ikinci fıkrasında
belirtilen sebeplere dayanarak toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak yer ve güzergâhlara
yönelik meşru ve ölçülü sınırlamalar getirmesi mümkündür.

30. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alanları belirleme yetkisinin
mahallin en büyük mülki amirine verilmesinin kamu düzeninin sağlanması ve başkalarının
hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarına dayandığı anlaşılmaktadır. Şehrin bazı
yerlerinde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin, trafik düzeninde bozulmalara
neden olabileceği, aşırı ses ve gürültüye yol açabileceği, bu durumun kamu düzenini
olumsuz etkileyebileceği ve diğer bireylerin hak ve özgürlüklerini belli ölçüde
zedeleyebileceği muhakkaktır. Anayasa, kanun koyucunun kamu düzeninin korunması
amacıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek yerlerin belirlenmesi bakımından söz
konusu hakkın sınırlandırabilmesini mümkün kılmaktadır. Bu nedenle toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin meşru bir amaca dayandığı ve
Anayasa’mn 34. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen özel sınırlama sebeplerine bağlı
kalındığı görülmektedir.

31. Bununla birlikte toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına
sınırlama getirilebilmesi için meşru bir amaca dayanılması yeterli olmayıp Anayasa’mn 13.
maddesinde belirtilen diğer güvencelere de uyulması gerekmektedir. Buna göre toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik sınırlamalar hakkın özüne dokunmamak,
demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır.

32. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp
güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlayan ve
kullanılamaz hâle getiren sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Dava konusu kuralla toplantı
ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alanlar, mahallin en büyük mülki amirince belirlenen yer
ve güzergâhla sınırlandırılmak suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına
sınırlama getirilmiş ise de anılan hak tamamen ortadan kaldıramamaktadır. Zira kural;
toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlenmesini engellememekte, sadece bunların
yapılabileceği alanların mahallin en büyük mülki amirince belirlenmesini öngörmektedir.
Bunun da tek başına hakkı anlamsız kılacak nitelikte olmadığı tartışmasızdır. Toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme imkânı devam ettiğinden dava konusu kuralın, hakkın özüne
dokunduğu söylenemez.

33. Demokratik toplum; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temeline
dayanmaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, demokratik toplumun
vazgeçilmez bir unsurudur. Demokratik bir toplumda bu hakka müdahale edilebilmesi ancak
zorlayıcı nedenlerin varlığına bağlıdır. Diğer bir ifadeyle bu özgürlüklere yapılan
müdahalenin demokratik toplum düzeni bakımından gerekli olduğundan söz edilebilmesi
için zorunlu bir nitelik taşıması gerekmektedir.



34. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, devlete birtakım pozitif
yükümlülükler yüklemektedir. Bu yükümlülükler devletin, toplantı veya gösteriye
kaplanların bu haktan tam anlamıyla yararlanabilmesi için ve katılımcıların kısmen ya da
tamamen şiddete yönelmesi veya toplantı veyahut gösterinin bütünüyle kamu düzenini
bozucu bir yöne evirilmesi durumuna karşı ihtiyaç duyulan koruyucu tedbirleri almasını
gerektirmektedir. Devlete yüklenen pozitif yükümlülüklerin zorunlu kıldığı bu tedbirler
toplantı ve gösterinin büyüklüğüne, mahiyetine ve katılımcı sayısının yanında toplantı veya
gösterinin yapıldığı yer ve mekâna bağlı olarak da değişebilmektedir. Ancak her yer ve
güzergâhın bu tür tedbirlerin hakkıyla alınmasına elverişli olmadığı da bilinen bir gerçektir.
Mahiyeti, amacı, büyüklüğü ve katılımcı sayısı itibarıyla ciddi tedbirler alınmasını gerektiren
toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin bu tedbirlerin gereği gibi alınmasını güçleştiren yerlerde
yapılmasının kamu düzenini bozucu nitelikleri dikkate alındığında mahallin en büyük
amirine toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılabileceği yer ve güzergâhları belirleme
yetkisi tanınmasının demokratik toplumda gerekli olmadığı sonucuna ulaşılamaz.

35. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün sınırlandırılmasında gözetilmesi gereken
diğer bir ölçüt de ölçülülük ilkesidir. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma
amaçları ile sınırlama araçları arasındaki ilişkiyi yansıtır, ölçülülük denetimi, ulaşılmak
istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu
sebeple kuralın hedeflenen amaca ulaşabilmek için elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı
değerlendirilmelidir.

36. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahallin en büyük mülki
amiri, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer ve güzergâhı belirleme yetkisini tek
başına kullanmamakta; TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri iie
güzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının, en çok üyeye sahip üç sendikanın ve
kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe temsilcilerinin görüşlerini
aldıktan sonra karar vermektedir. Bu suretle karar alım sürecine siyasi partiler, sendikalar,
meslek kuruluşları ve ilgili belediyelerin de katılması sağlanmaktadır.

37. Öte yandan düzenlemenin objektif anlamına bakıldığında kişilerin toplantı
ve gösteri yürüyüşünün düzenleneceği yer ve güzergâhı seçme serbestîsinin bütünüyle göz
ardı edilmesine imkân tanıdığı da söylenemez. Yer ve güzergâhın, toplantı veya gösterinin
amacına ulaşabilmesi ve açıklanan görüşlerin muhataplarına ulaşabilmesi için taşıdığı
önemin büyüklüğü yadsınamaz. Bu nedenle mülki amirin, bu yetkisini düzenleyicilerin
mekân tercih etme serbestîsine saygı gösterecek şekilde kullanması gerekeceği tabiidir. Yer
ve güzergâh tayininde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemek isteyen bireylerin mekân
seçme serbestîsine sahip olmalarındaki bireysel yarar ile kamu düzeninin ve üçüncü kişilerin
haklarının korunmasındaki kamusal yarar arasındaki hassas dengenin gözetilmesi ölçülülük
ilkesinin bir gereğidir. Kural, mahallin en büyük mülki amirinin toplantı veya gösteri
yürüyüşünün amacını, büyüklüğünü, mahiyetini ve katılımcı sayısını göz önünde
bulundurarak kamu düzeninin ve üçüncü kişilerin haklarının korunması amacı çerçevesinde
yer ve mekân belirlemesini dışlamamaktadır. Bu kapsamda mülki amirin kamu yaran ile
bireysel yarar arasında dengeyi sağlamak bağlamında gerekirse toplantının büyüklüğüne ve
amacına göre farklı yer ve güzergâhlar belirlemesi ve bu mekânlar arasında kademelendimne
yapması mümkündür.

38. Menfaatler dengesinin sağlanması amacı çerçevesinde nerelerin toplantı
ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı olarak belirlenmesi hâlinde daha etkili sonuçlar
doğuracağının takdiri yetkili mülki amire ait olmakla birlikte bu yetki mutlak ve sınırsız
değildir. Dava ve itiraz konusu kural, mülki amire sınırsız bir yetki vermemektedir. Bu yetki



hukuk devleti ve hukuk devletinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle sınırlı olup idari yargı
denetimine tabidir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü güzergâhının bireylerin mekân seçme
hususundaki tercih hakkını aşırı biçimde kısıtlayacak, toplantı veya gösteri yürüyüşüne
katılımı caydırıcı hâle getirecek veya bu hakkın kullanımını zedeleyecek şekilde
belirlenmesi durumunda buna dair idari kararın idari yargı yerlerince denetlenerek gerekirse
iptal edilebileceği açıktır. Dolayısıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhını
belirleme yetkisinin mülki amire tanınması suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına
yapılan müdahale ölçüsüz değildir.

39. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine
aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.

40. Engin YILDIRIM ve Haşan Tahsin GÖKCAN bu görüşe
katılmamışlardır.

41. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.

2. 6. Maddenin ikinci Fıkrasının Birinci Cümlesi ile Beşinci
Fıkrasında Yer Alan “...ve vatandaşların günlük yaşamını
zorlaştırmayacak... ” İbareleri

a. İptal Taleplerinin Gerekçesi

42. Dava dilekçesinde özetle, anayasal güvence altında bulunan toplantı ve
gösteri yürüyüşü hakkının toplantı ve gösterinin yapılacağı alanın belirlenmesini de
kapsadığı, “toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin vatandaşların günlük yaşamını
zorlaştırmayacak şekilde yapılması” şartının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
ile ifade özgürlüğünün kullanmasını ölçüsüz bir şekilde sınırlandırdığı, toplantı ve gösteri
yürüyüşünün vatandaşların günlük yaşamını belli ölçüde etkilemesinin işin mahiyeti gereği
olduğu, bu nedenle sınırlamanın "zorlayıcı bir sosyal ihtiyaca" cevap vermediği, ayrıca
kanun koyucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasını bu şekilde
sınırlandırıcı hükümler ihdas etmesinin hukuk devleti ilkesi ve Anayasa’nın 5. maddesiyle
devlete yüklenen temel ödevlerle bağdaşmadığı belirtilerek itiraz konusu kuralların
Anayasa’nın 2., 5., 26. ve 34. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

43. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar ilgisi nedeniyle
Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.

44. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde, il ve
ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının kamu düzenini ve genel asayişi
bozmayacak ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak şekilde ve 22. maddenin
birinci fıkrasında sayılan sınırlamalara uyulması kaydıyla TBMM’de grubu bulunan siyasi
partilerin il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının, en
çok üyeye sahip Uç sendikanın ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe
temsilcilerinin görüşleri alınarak mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirleneceği
öngörülmektedir.



45. Kanun’un 6, maddenin beşinci fıkrasında ise birden fazla toplantı ve
gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının belirlendiği il ve ilçelerde düzenleme kurulunun kamu
düzenini ve genel asayişi bozmayacak ve vatandaşların günlük yaşamım zorlaştırmayacak
şekilde belirlenen yer ve güzergâhlardan birini tercih edebileceği belirtilmektedir. Söz
konusu fıkralarda yer alan “...ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak...’'
ibareleri dava konusu kuralları oluşturmaktadır.

46. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde, il ve
ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhını belirleme yetkisi mahalli mülki
amire tanınmıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı belirlenirken
“vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmaması” kriterinin de dikkate alınması
gerekmektedir. Kanun’un 6. maddesinin beşinci fıkrasında ise mahallin en büyük mülki
amiri tarafından birden fazla toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının belirlendiği il
ve ilçelerde bu tercihi düzenleme kurulunun yapacağı ve tercihini yaparken dikkate alacağı
kriterlerden birinin de “vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmaması" olduğu
belirtilmektedir. Düzenleme kuruluna tanınan yetki, mahallin en büyük mülki amirince
belirlenen yer ve güzergâhlardan dilediği birini tercih etme yetkisidir.

47. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenebilecek yer ve güzergâhın
vatandaşların günlük yaşamlarının zorlaştırmayacak şekilde belirlenecek olması, toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenlenebilecek mekânların sınırlandırılmasına yol açacağından bu hakka
yönelik bir müdahale niteliği taşımaktadır.

48. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri, kamuya açık alanlarda düzenlenmektedir.
Bu alanlarda toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlenmesinin diğer insanların hak ve
özgürlüklerini belli ölçüde sınırlandıracağı açıktır. Bu nedenle kamuya açık alanlarda
yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerine belli ölçülerde sınırlama getirilmesi, başkalarının
hak ve özgürlüklerinin korunması açısından gerekli olabilir. Dava konusu kurallarla
“vatandaşların günlük yaşamım zorlaştırmama ” kriteri getirilmek suretiyle başkalarının hak
ve özgürlüklerinin korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Ancak meşru bir amaca
dayanan bu sınırlamanın ayrıca Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca demokratik toplum
düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması gerekir. Ölçülülük ilkesi, yasal önlemin
öngörülen amaç için gerekli ve amaca ulaşmaya elverişli olmasını, ayrıca amaç ve araç
arasında makul bir dengenin bulunması gereğini ifade eder.

49. Kamuya açık alanlar, toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlendiği etkili
ve doğal yerlerdir. Bu yerler aynı zamanda, halkın dinlenme, seyahat etme ve eğlenme gibi
birtakım sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına da hizmet etmektedir. Dolayısıyla bu alanların farklı
amaçlarla kullanımı, farklı özgürlüklerin çatışmasına yol açabilmektedir. Temel hak ve
özgürlüklerin çatışması durumunda, özgürlükler arasında makul bir denge kurularak her
ikisinin de gerektiği ölçüde korunduğu bir yolun benimsenmesi gerekmektedir. Bu
bağlamda, bir kamusal alanda toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlenmesinin bu alanı
farklı amaçlarla kullanan kişilerin hak ve özgürlüklerini kısıtlaması, o alanda toplantı ve
gösteri yürüyüşü yapılmasının yasaklanmasını gerektirmez. Her iki kesimin de haklarını
kullanmalarını temin edecek uygun bir çözümün bulunması gerekmektedir.

50. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı mekân ve güzergâhların
belirlenmesinde o mekân ve güzergâhı kullanan diğer bireylerin hak ve özgürlüklerine
mutlak bir üstünlük tanınması durumunda, sadece şehir merkezlerinden uzak yerlerin
toplantı ve gösteri yürüyüş yer ve güzergâhı olarak belirlenmesi sonucu ortaya
çıkabilmektedir. Oysa yukarıda ifade edildiği üzere toplantı veya gösteri yürüyüşünün



muhataplarını etkileyebilmesi bakımından düzenlendiği mekânın büyük bir önemi
bulunmaktadır.

51. AİHM kararlarında da vurgulandığı üzere toplantı ve gösteri yürüyüşünün
başkalarının günlük yaşamlarını bir miktar zorlaştırması kaçınılmazdır. Demokratik
toplumun önemli yapı taşlarından olan toplantı ve gösteri yürüyüşünün gündelik yaşamı bir
miktar zorlaştırmasının hoşgörüyle karşılanması gerekir (DİSK ve KESK/Türkiye, B. No:
38676/08, 27/11/2012, § 29; Bukta ve diğerleri/Macaristan, B. No: 25691/04, 17.7.2007, §
37; Oya Ataman/Türkiye, §§ 41, 42; Galstyan/Ermenistan, B. No: 26986/03, 15.11.2007, §§
116, 117). Toplantı veya gösteri yürüyüşünün yapılacağı alanlar belirlenirken vatandaşların
günlük yaşamlarının zorlaşıp zorlaşmadığının da göz önünde bulundurulması, haklar
arasında denge kurulabilmesi bakımından gerekli ise de vatandaşların günlük yaşamlarını
zorlaştırmama ölçütüne mutlak bir üstünlük tanınması, toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkı ile başkalarının hak ve özgürlükleri arasındaki dengenin başkalarının hak
ve özgürlükleri lehine ölçüsüz bir şekilde bozulması sonucunu doğuracaktır.

52. Demokratik bir toplumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına
ancak zorlayıcı nedenlerin bulunması koşuluyla müdahalede bulunulabilir. Bir yerde toplantı
ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin vatandaşın gündelik yaşamını zorlaştırmasının, o yerin
toplantı ve gösteri yürüyüşlerine kapatılmasını haklılaştırabilmesi için gündelik yaşamın
“aşırı ve kaılanılamaz derecede" zorlaşması gerekmektedir. Dava konusu kurallarda ise
gündelik yaşamın etkilenme boyutuna yönelik herhangi bir ölçüt getirilmemiştir. Kural bu
hâliyle demokratik toplumda hoşgörüyle karşılanması gereken birtakım zorluklar gözetilerek
toplantı veya gösteri yürüyüşü mekânlarının sınırlandırılmasına da imkân tanımaktadır. Bu
ise toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahaleyi demokratik bir
toplumda gerekli olmaktan çıkarmakta ve ölçüsüz hâle getirmektedir.

53. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasamın 13., 26. ve 34. maddelerine
aykırıdır. İptalleri gerekir.

54. Kurallar Anayasa'nın 13., 26. ve 34. maddelerine aykın görülerek iptal
edildiğinden kuralların Anayasa’nın 2. ve 5. maddeleri yönünden ayrıca incelenmesine gerek
görülmemiştir.

3. 6. Maddenin İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan
"... Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan... ” İbaresi

a. İptal Talebinin Gerekçesi

55. Dava dilekçesinde özetle, il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer
ve güzergâhı belirlenirken sadece TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe
temsilcilerinin görüşlerinin alınması öngörülerek diğer siyasi partilerin göz ardı edilmesinin
hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı gibi eşitlik ilkesini de zedelediği belirtilerek itiraz
konusu kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 68. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

b. Anavasa’ya Aykırılık Sorunu

56. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasında, mahallin en büyük mülkî
âmirinin il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhlarını belirlerken
TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcilerinin de görüşlerini alması



öngörülmüş olup, “Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan" ibaresi dava konusu
kuralı oluşturmaktadır. Buna göre mahallin en büyük mülki amirinin bu yetkisini kullanırken
görüşüne başvuracağı siyasi partiler, TBMM’de grubu bulunanlarla sınırlanmış olup
TBMM’de üyesi bulunup da grup kuramayan siyasi partiler ile TBMM’de ilyesi bulunmayan
siyasi partilerin görüşlerine başvurulması öngörülmemiştir.

57. Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti
olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına
dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçman,
hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

58. Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması
zorunludur. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması; genel, objektif,
adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir.
Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini
anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak
kullanması gerekir.

59. Dava konusu kuralla, mahallin en büyük mülki amirinin il ve ilçelerde
toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhlarını belirlerken TBMM’de grubu bulunan
siyasi partilerin il ve ilçe temsilcilerinin de görüşlerini alması öngörülmüş ise de bildirilen
görüşlerin bağlayıcılığı bulunmamakta; bu husustaki nihai yetki mahallin en büyük mülki
amirine tanınmaktadır. Anayasa’da toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhlarının
belirlenmesi sürecine siyasi partilerin katılımını zorunlu kılan bir hüküm yer almamakta,
kanun koyucunun takdir yetkisi çerçevesinde TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin
görüşüne de başvurulması zorunluluğunun getirildiği anlaşılmaktadır. Ülkemizde yasal
olarak kurulmuş ve faaliyette bulunan siyasi partilerin tümünün görüşüne başvurulmasının
yaratacağı zorluklar dikkate alındığında görüşüne başvurulacak siyasi partilerin TBMM’de
grubu bulunanlarla sınırlandırılması kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Bu
nedenle kural, hukuk devleti ilkesine aykırı değildir.

60. Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi, hukuksal durumları
aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir.
Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlarca aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanun karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık
tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik,
herkesin her yönden ayrı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve
konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli
kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı
tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.

61. TBMM’de grubu bulunan partiler ile diğer partilerin demokratik temsil
gücünün aynı olmadığı açıktır. Kanun koyucunun, objektif bir ölçüt niteliği taşıyan
demokratik temsil gücünü esas alarak TBMM’de grubu bulunan siyasi partileri farklı
kurallara tabi kılması eşitlik ilkesini zedelemez. Bu bağlamda mahallin en büyük mülki
amirinin il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhlarını belirlerken
TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcilerinin görüşlerinin alınmasını
öngören dava konusu kuralın eşitlik ilkesine aykırı olduğu söylenemez.



62. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı
değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

63. Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

64. Kuralın Anayasa’nın 68. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

4. 6. Maddenin Dördüncü Fıkrasının Birinci Cümlesi

a. İtirazın Gerekçesi

65. Başvuru kararında özetle, toplantı ve gösteri yürüyüşü güzergâhının
belirlenmesiyle ilgili olarak mahallin en büyük mülki amirine çok geniş takdir yetkisi
tanındığı ve bu durumun iskân yerlerinin çok uzağında bulunan ıssız yerlerin toplantı ve
gösteri yeri olarak gösterilmesini mümkün kıldığı ifade edilerek Anayasa’nın 2., 5,, 11., 12.,
13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

66. İtiraz konusu kuralda, toplantı ve gösteri yürüyüşleri yer ve güzergâhı
hakkında sonradan yapılacak değişikliklerin de aynı yöntemle yapılacağı kurala
bağlanmıştır. Buna göre il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı
değişiklikleri, kamu düzenini ve genel asayişi bozmayacak şekilde ve 22. maddenin birinci
fıkrasında sayılan sınırlamalara uyulması kaydıylaTBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin
il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının, en çok üyeye
sahip üç sendikanın ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe
temsilcilerinin görüşleri alınarak mahallin en büyük mülki amiri tarafından yapılır.
Değiştirilen toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı yerel gazeteler ile valilik ve
kaymakamlık internet sitelerinden ilan edilerek halka duyurulur.

67. Kanun’un, 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin
ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...mahallin en büyük mülki amiri tarafından
belirleniribaresinin Anayasa’ya uygunluğunun denetimi kısmında belirtilen gerekçeler
itiraz konusu kural yönünden de geçerlidir.

68. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine
aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

69. Engin YILDIRIM ve Haşan Tahsin GÖKCAN bu görüşe
katılmamışlardır.

70. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyle ilgilisi
görülmemiştir.

B. Kanun’un 7. Maddesinin 6529 sayılı Kanun’un 6.
Maddesiyle Değiştirilen İkinci Fıkrasında Yer Alan “...güneş batmadan
önce dağılacak şekilde...” İbaresinin İncelenmesi



1. İtirazın Gerekçesi

71. Başvuru kararında özetle, günümüzün koşulları ve teknolojik imkânları
göz önünde bulundurulduğunda gece ile gündüz arasında ayrım yapılmasının bir anlamının
kalmadığı, gece gerçekleşen olaylar karşısında kendiliğinden ve ani demokratik tepkilerin
ortaya çıkabileceği ve ayrıca günün yirmi dört saati devam eden ve tamamen barışçıl nitelik
taşıyan nöbet tutma biçimindeki eylemlerin de söz konusu olabileceği, itiraz konusu kuralın
bu tür eylemleri kanuna aykırı hâle getirdiği, toplanma hakkına zaman yönünden meşru
olmayan sınırlamalar getirilemeyeceği, konusu ve amacının gerekli kılması durumunda gece
saatinde yapılan toplantıların da “barışçıl toplanma özgürlüğü” kapsamında korunması
gerektiği, bu nedenle gece saatlerinde toplantı yapılmasının yasaklanmasının ve bunlara
cezai müeyyide uygulanmasının Anayasamın 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

72. Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrasında, toplantı ve yürüyüşlere ve bu
amaçla toplanmalara güneş doğmadan başlanamayacağı; ikinci fıkrasında açık yerlerdeki
toplantılar ile yürüyüşlerin güneş batmadan önce dağılacak şekilde, kapalı yerlerdeki
toplantıların ise saat 24.00’e kadar yapılabileceği hükme bağlanmıştır. 7. maddenin ikinci
fıkrasında yer alan “...güneş batmadan önce dağılacak şekilde...” ibaresi, itiraz konusu
kuralı oluşturmaktadır. İtiraz konusu kuralla açık alanlardaki toplantı veya yürüyüşlerin
güneşin batmasından sonra devam etmesi yasaklanmaktadır.

73. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin açık alanlarda güneşin batışıyla
sınırlandırılmasının, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale niteliği
taşıdığı açıktır. Açık alanlardaki toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin güneşin batışıyla
sınırlandırılması suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yapılan müdahalenin kamu
düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacına dayandığı
anlaşılmaktadır. Ancak meşru bir amaca dayanan bu sınırlamanın ayrıca Anayasa’nın 13.
maddesi uyarınca demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması gerekir.

74. Gece vaktinde toplantı veya gösteri yürüyüşü düzenlenmesi, evlerinde
istirahat eden insanların huzur ve sükûnet içinde dinlenmelerine engel teşkil edebilir. Bu risk
özellikle gecenin ilerleyen saatlerinde daha da artabilmektedir. Aynı şekilde gece saatlerinde
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının devlete yüklediği pozitif ödevlerin yerine
getirilmesinde ve dolayısıyla kamu düzeninin korunması için gereken önlemlerin
alınmasında güçlükler yaşanabilir. Dolayısıyla gerek başkalarının gece vaktinde rahatsız
edilmesini önlemek gerekse kamu düzeninin bozulmasını engellemek amacıyla toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sınırlanması gerekli hâle gelebilir.

75. Bununla birlikte kamu düzeni bakımından tehdit oluşturmayan ve barışçıl
niteliğini koruyan toplantıların sırf güneşin batışından sonraki döneme sarkmış olması
nedeniyle dağılmasının demokratik bir toplumda gerekli olduğu söylenemez. Bu tür
toplantılarda da toplantıya katılanların şiddet içermeyen yöntemlerle düşünce ve kanaatlerini
açıklama fırsatı bulmasının demokratik bir toplumda hoşgörüyle karşılanması gerekir. İtiraz
konusu kural ise güneşin batmasından önce başlamış olan toplantıların da iletilmek istenen
mesajın verilip verilmediğine bakılmaksızın güneşin batış saati itibarıyla dağılmasını
zorunlu kılmaktadır.



76. Ote yandan kanun koyucunun başkalarının haklarının ve kamu düzeninin
korunması ödeviyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı arasında makul bir denge
kurması ve her iki değeri de gözetmesi gerekmektedir. Bu bağlamda başkalarının haklarının
ve kamu düzeninin korunması amacı için toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının gereğinden
fazla sınırlandırılması, sınırlama için seçilen aracı orantısız kılar.

77. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının mahiyeti ve demokratik
toplum bakımından önemi gözetildiğinde havanın kararmasından sonra toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenlenmesinin kategorik olarak yasaklanması, hakkın gereğinden fazla
sınırlandırılması sonucunu doğurabilecek niteliktedir. Katılanların sayısı ve yöntemi
itibarıyla diğer insanların dinlenmesini engelleyecek nitelik taşıyan ve özellikle gecenin
ilerleyen saatlerine denk gelen toplantıların yasaklanması ölçülü görülebilirse de başkalarını
aşırı derecede rahatsız etmeyen ve kamu düzeni yönünden ciddi bir tehlike yaratmayan
toplantıların güneşin batmasından sonra devam etmesinin yasaklanması, haklar arasında
kurulması gereken adil dengenin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aleyhine
bozulmasına yol açabilir.

78. İtiraz konusu kuralda, bu yönüyle bir değerlendirme yapılmasına imkân
tanınmaksızın, gün içinde açık alanlarda başlayan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin güneşin
batmasından sonra devam etmesi mutlak olarak yasaklanmaktadır. Toplantının türü,
mahiyeti, kapsamı, amacı, biçimi, katılanların sayısı, yapıldığı zaman dilimi gibi etkenler
göz önünde bulundurulmak suretiyle toplantının güneş battıktan sonra devam etmesinin
kamu düzenini etkileyip etkilemediği, başkalarının hak ve özgürlüklerini zedeleyip
zedelemediği değerlendirildikten sonra yasaklama karan verilmesinin gerekip
gerekmediğine ilişkin değerlendirme yapılmasına imkân tanınmadan açık alanlardaki
toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin güneşin batmasından sonra devam etmesinin mutlak olarak
yasaklanması, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahaleyi orantısız
kılmaktadır. Bu şekildeki kategorik bir yasağın özellikle insanların nispeten günlük
aktivitelerine devam ettiği akşam saatleri bakımından daha da sorunlu hâle geldiği ifade
edilmelidir.

79. Bu bağlamda itiraz konusu kuralla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkına yapılan müdahale demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı bulunmamaktadır.

80. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine
aykırıdır. İptali gerekir.

81. Kural, Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine aykırı görülerek iptal
edildiğinden Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleri yönünden ayrıca incelenmesine
gerek görülmemiştir.

C. Kanun’un 10. Maddesinin 4771 Saydı Kantın’un 5.
Maddesiyle Değiştirilen Birinci Fıkrası ile İkinci Fıkrasının İncelenmesi

1. İtirazın Gerekçesi

82. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kurallarda yer alan bildirime
ilişkin şekil şartlarının toplantı düzenleme hakkının kullanımını zorlaştırdığı, toplantının
yapılmasını zorlaştıran bürokratik zorunlulukların yanı sıra toplantının kırk sekiz saat
önceden idareye bildirilmesi şartının getirilmesinin hakkın özünü zedelediği ve bildirim



şartını izne dönilştürdtiğil, bildirim şartının, ani gelişen ve bildirimde bulunulması imkânı
bulunmayan olaylar üzerine düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerini kanunsuz hâle
getirdiği, AİHM içtihatları dikkate alındığında, spontane gelişen tepkilerin de toplantı
özgürlüğü kapsamında koruma görmesi gerektiği belirtilerek kuralların Anayasa’mn 2., 5.,
11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2, Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

83. Kanun’un 10. maddesiyle toplantı yapılabilmesi bildirim usulüne tabi
kılınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında, toplantı yapılabilmesi için düzenleme kurulu
üyelerinin tamamının imzalayacağı bir bildirimin toplantının yapılmasından en az kırk sekiz
saat önce ve çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veya
kaymakamlığa verileceği hükme bağlanmış; ikinci fıkrasında ise bu bildirimde, toplantının
amacının toplantının yapılacağı yer, gün, başlayış ve bitiş saatlerinin, düzenleme kurulunun
başkan ile üyelerinin açık kimlikleri, meslekleri, ikametgâhları ve varsa çalışma yerlerinin
belirtileceği ve bildirime yönetmelikte gösterilecek belgelerin ekleneceği ifade edilmiştir.
Kanun’un 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları itiraz konusu kuralları oluşturmaktadır.

84. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin bildirim şartına bağlanmasının bu
hakka müdahale teşkil ettiği açıktır. Bu müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için
Anayasa’mn 13. maddesinde belirtilen ölçütlere aykırı olmaması gerekir. Anayasa’mn 13.
maddesinde belirtilen ölçütlerden biri de “Anayasa’mn sözüne aykırı olmama” kriteridir,
Anayasa’mn sözü kavramıyla Anayasa’mn lafzının kastedildiği hususunda tereddüt
bulunmamaktadır. Bu bağlamda Anayasa’mn çeşitli maddelerinde düzenlenen hak ve
özgürlüklere ilişkin olarak Anayasa’mn 13. maddesinde belirtilenlere ek olarak getirilen
güvencelerle uyumlu olmayan sınırlamalar Anayasa’mn sözüne aykırı olur.

85. Anayasa’mn 34. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, önceden izin
almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. ”
denilmek suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin izin alma koşuluna
bağlanamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin Önceden izin
alma şartına tabi tutulamayacağı hususu bu hakka ilişkin Anayasa’mn 34. maddesiyle
getirilen ve Anayasa’mn 13. maddesinde belirtilenlere ek bir güvence mahiyeti taşımaktadır.
Bununla birlikte buradaki güvencenin toplantı ve gösteri yürüyüşünün izin şartına
bağlanamayacağına ilişkin olduğu açıktır.

86. Hukuk sistemlerinde toplantı hürriyetinin kullanımı konusunda izin ve
bildirim olmak üzere iki sistem uygulanmaktadır. İzin sisteminde, toplantı ve gösteri
yürüyüşünün yapılabilmesi için kanunlarla yetkili kılınan makamın onayı gerekmektedir.
Bildirim sisteminde ise toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılabilmesi için yetkili makama
bildirimde bulunulması yeterli olup yetkili makamın onayı aranmamaktadır. Anayasa'da
toplantı ve gösteri yürüyüşünün izin şartına bağlı kılınması yasaklanmakla birlikte bildirim
şartına tabi kılınamayacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anayasa’mn 34.
maddesinin üçüncü fıkrasında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının
kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceği belirtildiğinden
kanun koyucunun bu hükme dayanarak bildirim şartı öngörmesi mümkündür. Dolayısıyla
bildirim şartı getirilmesinin Anayasa’ya aykırı olmadığı anlaşılmaktadır.

87. Bildirimin amacı, toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna aykırı bir unsur
içerip içermediğini tespit etmek ve ayrıca devletin pozitif yükümlülüğünün bir gereği olarak



güvenlik dâhil ihtiyaç duyulan tüm tedbirlerin alınabilmesi için yetkili idareye fırsat
tanımaktır. Bu amacın kamu düzeninin sağlanmasına yönelik olduğu ve dolayısıyla bildirim
şartı getirilmekle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin
Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “kamu düzeninin korunması”
sebebine dayandığı anlaşılmaktadır.

88. Ayrıca bildirim şartı getirilmek suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkına yapılan müdahalenin Ölçülü olup olmadığı da incelenmelidir. Bildirim
şartının zımni bir izne dönüştürülmesi veya toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılmasını
engelleyecek biçimde düzenlenmesi ya da bildirime ilişkin olarak getirilen şekil şartlarının
bireylere aşırı külfet yüklemesi hâlinde sınırlamanın ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılabilir.

89. İtiraz konusu kurallarda, bildirimin toplantının yapılmasından en az kırk
sekiz saat önce ve çalışma saatleri içinde yetkili makama sunulması öngörülmektedir.
Bildirim şartı getirilmesindeki amaçlardan birinin devletin pozitif yükümlülüğünün bir
gereği olarak güvenlik dâhil ihtiyaç duyulan tüm tedbirlerin alınabilmesi için yetkili idareye
fırsat tanımak olduğu yukarıda ifade edilmiştir (bkz. § 87). Kamu otoritelerinin durumun
gerektirdiği güvenlik önlemlerini alabilmek ve bu çerçevede personel ve araç planlaması
yapabilmek için belli bir süreye ihtiyaç duyacağı açıktır. Dolayısıyla bildirimin, toplantı
veya gösterinin düzenleneceği günden önce yapılması zorunluluğu getirilmesinin bir
ihtiyaçtan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ancak bu sürenin makul olması ve bireyler
açısından toplantı veya gösteri yürüyüşü düzenlenmesini imkânsız ya da anlamsız
kılmayacak şekilde belirlenmesi gereklidir. Diğer bir ifadeyle bildirimin verilmesi için
öngörülecek sürenin kamu düzeninin korunmasındaki kamu yararı ile bireylerin toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullanabilmelerindeki bireysel menfaat arasında makul
bir denge kurularak belirlenmesi gerekmektedir.

90. Kamu otoritelerinin alması gereken tedbirlerin mahiyeti göz önüne
alındığında kırk sekiz saatlik sürenin makul olduğu ve kamu yaran ile bireysel yarar
arasındaki dengenin gözetildiği kanaatine varılmaktadır. Ayrıca bildirim şartının, toplantı
veya gösteri yürüyüşü düzenlenmesini zımnen izne bağlaması veya ciddi surette
güçleştirmesi ya da örtülü bir şekilde toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yapılamaz hâle
getirmesi söz konusu değildir. Zira bildirimde bulunmak, idarenin onayına ihtiyaç
duyulmaksızın (idarece yasaklama veya erteleme kararı verilmedikçe) toplantı veya gösteri
yürüyüşünün yapılmasını mümkün hâle getirmektedir.

91. Nitekim AİHM içtihatlarına göre toplantıların izne veya bildirim şartına
bağlanması tek başına AİHS’ın 11. maddesine aykırılık teşkil etmemektedir (Skiba/Polonya,
B. No: 10659/03, 7.7.2009). AİHM, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının
devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesini temin etmek amacıyla bu
hakkın kullanımının önceden bildirim veya izin şartına bağlanmasının mümkün olduğunu
kabul etmekte (DİSK ve KESK/Türkiye kararı, B. No: 38679/08, 27.11.2012, § 28; Djavit
An/Türkiye kararı, B. No: 20652/92, 20.2.2003, §§ 66, 67) ancak bildirim ve izin sisteminin
toplantının yapılmasını engelleme veya ortadan kaldırmaya yönelik gizli bir engel oluşturma
amacıyla kullanılamayacağını ifade etmektedir (Skiba/Polonya, B. No: 10659/03, 7.7,2009;
Sergey Kuznelsov/Rusya, B. No: 10877/04, 23.10.2008, § 42).

92. Öte yandan kırk sekiz saat önceden yetkili idareye verilecek bildirimde,
toplantının amacının, toplantının yapılacağı yer, gün, başlayış ve bitiş saatlerinin; düzenleme
kurulunun başkan ile üyelerinin açık kimlikleri, meslekleri, ikametgâhları ve varsa çalışma
yerlerinin belirtilmesi ve bildirime yönetmelikte gösterilecek belgelerin eklenmesi



zorunluluğu getirilmesi yine kamu düzeninin korunması amacına yönelik olup bireylere aşırı
ve katlanılamaz bir külfet yüklememektedir.

93. Bu bağlamda bildirim şartı getirilmek suretiyle toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu anlaşılmaktadır.

94. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 13-, 26. ve 34. maddelerine
aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

95. Engin YILDIRIM ve Osman Alifeyyaz PAK.SÜT Kanun'un 10.
maddesinin 4771 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrası yönünden bu
görüşe katılmamışlardır.

96. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.

D. Kanun'un 11. Maddesine 6529 Sayılı Kanun’un 7.
Maddesiyle Eklenen ikinci Fıkranın İncelenmesi

1. İptal Talebinin Gerekçesi

97. Dava dilekçesinde özetle, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların
ve konuşmacıların ses ve görüntülerinin kolluk tarafından yapıldığı belli olacak şekilde
kaydedilmesinin, toplanma ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanımı bakımından
caydırıcı bir etki gösterdiği ve hakkın kullanımını zorlaştırdığı, bunun da toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkına ölçülü olmayan bir müdahale teşkil ettiği belirtilerek kuralın
Anayasa’nın 2., 5., 26. ve 34. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

98. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle
Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.

99. Dava konusu kuralla, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların ve
konuşmacıların ses ve görüntülerinin kolluk tarafından yapıldığı belli olacak şekilde
kaydedilebileceği ve elde edilen kayıt ve görüntülerin şüphelilerin ve suç delillerinin tespiti
dışında bir amaçla kullanılamayacağı düzenlenmiştir.

100. Demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından birini teşkil eden
toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılımların sınırlandırılması veya bireylerin bu hakkı
kullanmaktan caydırılması sonucunu doğuran düzenlemeler, toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleme hakkına müdahale teşkil eder. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların
ve konuşmacıların ses ve görüntülerinin kolluk tarafından kaydedilmesinin, toplantı veya
gösteri yürüyüşlerine katılım bakımından belli ölçüde caydırıcı bir etki göstermesi
mümkündür. Bu nedenle toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların ve konuşmacıların
ses ve görüntülerinin kolluk tarafından kaydedilmesinin öngörülmesi, toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale oluşturmaktadır.

101. Bu müdahalenin suç işlenmesinin önlenmesi amacına dayandığı
anlaşılmaktadır. Anayasa’nın 34. maddesinde, suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla toplantı



ve gösteri yürüyüşü hakkının sınırlanabileceği kabul edildiğinden bu amaçla toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalede, Anayasa’da belirtilen sınırlama
sebeplerine bağlı kalındığı ve dolayısıyla meşru bir amaca dayanıldığı hususunda tereddüt
bulunmamaktadır. Ancak meşru bir amaca dayanan bu sınırlamanın ayrıca Anayasa’nın 13.
maddesi uyarınca demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması gerekir.

102. Kanuna uygun olarak düzenlenen barışçıl bir toplantının başladıktan
sonra kanuna aykırı hâle gelmesi veya bu toplantıda suç teşkil eden birtakım eylemlerin
gerçekleşmesi mümkündür. Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin kalabalık gruplar tarafından
gerçekleştirilmesi nedeniyle suç teşkil eden eylemlerin kimler tarafından yapıldığının tespiti
bazı durumlarda mümkün olamamaktadır. Bu hâllerde suçluların cezasız kalması sonucu
ortaya çıkabilmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların ve konuşmacıların
ses ve görüntülerinin kolluk tarafından kayıt altına alınmasının, bu tür ispat güçlüklerinin
aşılmasına yardımcı olacağı ve suçluların cezalandınlabilmesini sağlayacağı açıktır.

103. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların ve konuşmacıların ses
ve görüntülerinin kolluk tarafından kayıt altına alınması, toplantı ve gösteri yürüyüşüne
katılım bakımından kimi bireyler üzerinde caydırıcı bir etki gösterse de bu durum oldukça
sınırlı kalmakta ve suç delillerinin tespiti ile suçluların cezalandırılması yönünden elde
edilecek yararlardan vazgeçilmesini gerektirecek bir boyuta ulaşmamaktadır. Ses ve görüntü
kaydının suç delillerinin tespiti ve suçluların cezalandırılması bakımından sağlayacağı
yararlar dikkate alındığında toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılım bakımından bireyler
üzerinde yaratacağı sınırlı etkinin ihmal edilebilir olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Ayrıca
kuralda, elde edilen kayıt ve görüntülerin şüphelilerin ve suç delillerinin tespiti dışında bir
amaçla kullanılamayacağı açıkça düzenlenmektedir. Bu bağlamda, şüphelilerin ve suç
delillerinin tespiti amacıyla sınırlı olarak kullanılmak üzere toplantı ve gösteri
yürüyüşlerinde katılımcıların ve konuşmacıların ses ve görüntülerinin kolluk tarafından kayıt
altına alınması öngörülmek suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşünü düzenleme hakkına
yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı ve orantısız bulunduğu
söylenemez.

104. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine
aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

105. Kuralın Anayasa’nın 2. ve 5. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

E. Kanun’un 20. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan
“Gösteri yürüyüşlerinin şekil ve şartları...” İbaresi ile ikinci Fıkrasının
İncelenmesi

1. İtirazların Gerekçesi

106. Başvuru kararında özetle, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmanın
amacının demokratik anlamda birtakım hak taleplerinin kamuoyu ile paylaşılmasını
sağlamak olduğu, toplantı veya gösteri yürüyüşünün halkın ilgili toplantı veya gösteri
yürüyüşünün yapıldığından haberdar olmasının mümkün bulunmadığı yerlerde
düzenlenmesi hâlinde anayasal hakkın aslında kullanılmaz hâle geleceği, bazı yerlerde
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin yasaklanmasına imkân tanıyan kuralların
Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.



2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

a. Maddenin Birinci Fıkrasında Yer Alan “Gösteri
yürüyüşlerinin şekil ve şartları...* İbaresi

107. Maddenin birinci fıkrasında '‘gösteri yürüyüşlerinin şekil ve şartlan"
hakkında bu Kanun’un üçüncü bölümündeki hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Buna
göre düzenleme kurulu, bildirimin şekil ve şartlan, toplantının yapılmasında uygulanacak
esaslar ve düzenleme kurulunun toplantı esnasındaki görev ve sorumluluklarına ilişkin
olarak Kanun’un 9 ila 12. maddelerini kapsayan üçüncü bölümünde yer alan hükümler
gösteri yürüyüşleri hakkında da uygulanacaktır.

108. Gösteri yürüyüşünün şekil ve şartları bakımından toplantıya ilişkin
hükümlere atıf yapan itiraz konusu kurala münhasır iptal talebini içeren bu başlıkta
Kanun’un 9 ila 12. maddelerinde düzenlenen şekil ve şartların da Anayasa’ya uygunluğunun
incelenmesi mümkün değildir. Bu nedenle inceleme sadece gösteri yürüyüşünün şekil ve
şartları bakımından toplantıya ilişkin hükümlere atıf yapılmış olması hususuyla sınırlı
tutulmuştur.

109. Anayasa’nın 34. maddesinin üçüncü fıkrasında, toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda
gösterileceği belirtilmek suretiyle bu konuların düzenlenmesinde kanun koyucuya takdir
yetkisi tanınmıştır. Toplantının şekil ve şartlarına ilişkin hükümlerin gösteri yürüyüşleri
hakkında da uygulanmasının öngörülmesi kanun koyucunun takdirinde olup her ikisinin de
aynı şekil ve şartlara tabi kılınmasının Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

110. Açıklanan nedenlerle Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasında yer
alan “Gösteriyürüyüşlerinin şekil ve şartları...” ibaresi Anayasa’nın 26. ve 34. maddelerine
aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

111. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13. ve 90. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.

b. Maddenin İkinci Fıkrası

112. Maddenin itiraz konusu ikinci fıkrasında, şehir ve kasaba içindeki genel
yollar üzerinde yapılacak yürüyüşlere ait bildirimlerde, yürüyüşe geçmek için seçilecek
toplanma yeri ile izlenecek yol ve dağılma yerinin belirtilmesinin ve ayrıca 6. madde
gereğince ilan olunan yol ve yönlere uyulmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.

113. Kanun’un 10. maddesinin 4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle
değiştirilen birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının incelendiği bölümde, bildirim usulünün
Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Şehir ve kasaba içindeki genel yollar
üzerinde yapılacak yürüyüşlere ait bildirimlerde, yürüyüşe geçmek için seçilecek toplanma
yeri ile izlenecek yol ve dağılma yerinin belirtilmesi zorunluluğu getirilmesi, yetkili
makamların gerekli önlemleri alabilmelerini sağlama amacına yönelik bir şekil şartıdır.
Yürüyüşe geçmek için seçilecek toplanma yeri ile izlenecek yol ve dağılma yerinin
belirtilmesi şartı, düzenleyicilerin arzu ettikleri yerde gösteri yürüyüşü yapılmasını
engellemediğinden bireylere katlanılamaz bir yük yüklememekte, toplantı ve gösteri



yürüyüşü düzenleme hakkına demokratik bir toplumda gerekli olmayan ve ölçüsüz bir
müdahale niteliği taşımamaktadır.

114. Maddenin ikinci fıkrasında yer alan “...6. madde gereğince ilan olunan
yol ve yönlere uyutmak şartıyla,..." ibaresi, gösteri yürüyüşünün Kanun’un 6. maddesi
uyarınca belirlenerek önceden ilan edilen yol ve güzergâhlarda düzenlenmesini zorunlu
kılmaktadır. Yukarıda Kanun’un 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...mahallin en büyük mülki amiri
tarafından belirlenir.” ibaresinin incelendiği bölümde açıklandığı üzere Kanun’un 6.
maddesinin ikinci fıkrasında, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer ve
güzergâhların mahallin en büyük mülki amirince önceden belirlenerek ilan edilmesi
öngörülmektedir. Anılan bölümde bazı yerlerin, toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenlenebilecek alanların önceden mahallin en büyük mülki amirince belirlenmesi yoluyla
her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşüne kapalı hâle getirilmesinin Anayasa’ya aykırı
olmadığı belirtilmiş olup aynı gerekçeler itiraz konusu kural yönünden de geçerlidir.

115. Açıklanan nedenlerle Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrası
Anayasa’nın 13 ., 26. ve 34. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

116. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., II., 12. ve 90. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.

F. Kanun’un 22. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan
“Genelyollar...” İbaresinin İncelenmesi

1. İtirazın Gerekçesi

117. Başvuru kararında özetle, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmanın
amacının demokratik anlamda birtakım hak taleplerinin kamuoyu ile paylaşılmasını
sağlamak olduğu, toplantı veya gösteri yürüyüşünün halkın ilgili toplantı veya gösteri
yürüyüşünün yapıldığından haberdar olmasının mümkün bulunmadığı yerlerde
düzenlenmesi hâlinde anayasal hakkın aslında kullanılmaz hâle geleceği, bazı yerlerde
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin yasaklanmasının Anayasa’nın 2., 5., 11., 12.,
13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

118. Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasında toplantı yapılması yasak
yerler belirlenmiş olup "genel yollar"ın toplantı yapılamayacak yerler arasında sayılması,
itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

119. Genel yollarda toplantı düzenlenmesi, halkın ulaşım hakkını
zedeleyebilir. Nitekim maddenin gerekçesinden, kanun koyucunun genel yolların toplantı
yeri olarak belirlenmesini yasaklama nedeninin trafik düzeninin aksatılmaması olduğu
anlaşılmaktadır. Trafik düzeninin aksamasının diğer bireylerin seyahat özgürlüğünü
etkileyebileceği açıktır.

120. Genel yolların toplantı yeri olarak belirlenmesinin yasaklanması, toplantı
düzenlenebilecek mekânları sınırlandıracağından toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkına müdahale niteliği taşımaktadır. Genel yolların toplantı yeri olarak belirlenmesinin



yasaklanması suretiyle hakka yapılan müdahalenin başkalarının hak ve özgürlüklerinin
korunması amacına dayandığı ve meşru olduğu anlaşılmaktadır. Ancak meşru bir amaca
dayanan bu sınırlamanın ayrıca Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca demokratik toplum
düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması gerekir.

121. Genel yolların farklı amaçlarla kullanımı, farklı Özgürlüklerin
çatışmasına yol açabilmektedir. Yukarıda ifade edildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin
çatışması durumunda, özgürlükler arasında makul bir denge kurularak her ikisinin de
korunduğu bir yolun benimsenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda genel yollarda toplantı
düzenlenmesinin bu yolları kullanan kişilerin seyahat özgürlüklerini kısıtlaması, otomatik
olarak bu yollarda toplantı yapılmasının yasaklanmasını gerektirmez. Diğer bir ifadeyle
trafik akışının bozulması riski, genel yolların toplantılara tamamen kapatılmasına haklılık
kazandırmamaktadır. Daha öncede vurgulandığı üzere toplantı ve gösteri yürüyüşünün
başkalarının günlük yaşamlarını bir miktar zorlaştırması kaçınılmazdır (bkz. § 51).

122. Toplantının yapılacağı mekânın belirlenmesinde o mekânı kullanacak
olan diğer bireylerin hak ve özgürlüklerine mutlak bir üstünlük tanınması durumunda,
sadece şehir merkezlerinden uzak yerlerin toplantı yeri olarak belirlenmesi sonucu ortaya
çıkabilmektedir. Oysa bazı durumlarda toplantının muhataplarını etkileyebilmesi
bakımından düzenlendiği mekânın büyük bir önemi bulunmaktadır. Bu nedenle her iki
kesimin de haklarını kullanmalarını temin edecek uygun bir çözümün bulunması ve ancak
zorlayıcı nedenlerin varlığı durumunda genel yollarda toplantı düzenlenmesinin
yasaklanması yolunun tercih edilmesi gerekmektedir. Toplantının yapılacağı alanlar
belirlenirken trafik düzeninin etkilenip etkilenmeyeceğinin de göz önünde bulundurulması
haklar arasında denge kurulabilmesi bakımından gerekli ise de tek başına bu ölçütün esas
alınması, toplantı düzenleme hakkı ile başkalarının hak ve özgürlükleri arasındaki dengenin
başkalarının hak ve özgürlükleri lehine ölçüsüz bir şekilde bozulmasına yol açacaktır.

123. Genel yol niteliği taşıyan bir yerde toplantı düzenlenmesinin trafiği
aksatacak olmasının, o yerin toplantıya kapatılmasını haklı kılabilmesi için gündelik
yaşamın “aşırı ve katlamlamac” düzeyde zorlaşması gerekmektedir. İtiraz konusu kuralda
ise gündelik yaşamın etkilenme boyutuna yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın
genel yollarda toplantı yapılması mutlak olarak yasaklanmaktadır. Bu ise toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahaleyi demokratik toplumda gereksiz ve ölçüsüz
hâle getirmektedir.

124. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine
aykırıdır. İptali gerekir.

125. Rıdvan GÜLEÇ ve Recai AKYEL bu görüşe katılmamışlardır.

126. Kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine aykırı görülerek iptal
edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2., 5., İL, 12. ve 90. maddeleri yönünden incelenmesine
gerek görülmemiştir.

G. Kanun’un 23. Maddesinin (a) Bendinde Yer Alan ' ...10
uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden...” İbaresinin
İncelenmesi



1. Sınırlama Sorunu

127. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Kanun’un 40. maddelerine göre,
Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran
mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.

128. Başvuran Mahkeme, Kanun’un 23. maddesinin (a) bendinin tamamının
iptalini talep etmiş; Mahkememizce ilk inceleme aşamasında sadece kuralda yer alan "...10
uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden ..." ibaresi ile sınırlı olarak
inceleme yapılmasına karar verilmiştir.

129. Bununla birlikte "...uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim
verilmeden ... ” ibaresi, kuralda yer alan “9 ve... ” ibaresi ile "...10..." ibaresi yönünden de
ortak hüküm olduğundan itiraz konusu “.../O uncu madde hükümlerine uygun biçimde
bildirim verilmeden...” ibaresine yönelik esas incelemenin “...10...” ibaresiyle sınırlı olarak
yapılmasına karar verilmiştir.

2. İtirazın Gerekçesi

130. Başvuru kararında özetle, Kanun’un 10. maddesinin 4771 sayılı
Kanun’un 5, maddesiyle değiştirilen birinci ve ikinci fıkraları için belirtilen gerekçelerle
kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.

3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

131. Kanun’un 23. maddesinin (a) bendinde yer alan itiraz konusu ibareyle,
“...10...” madde hükümlerine uygun biçiminde bildirim verilmeden yapılan toplantı ve
gösteri yürüyüşlerinin kanuna aykırı sayılacağı öngörülmektedir.

132. Kanun’un 10. maddesiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı,
bildirim usulüne tabi kılınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında, toplantı yapılabilmesi için
düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirimin toplantının
yapılmasından en az kırk sekiz saat önce ve çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı
yerin bağlı bulunduğu valilik veya kaymakamlığa verileceği hükme bağlanmıştır. Maddenin
ikinci fıkrasında ise bu bildirimde toplantının amacının; toplantının yapılacağı yer, gün,
başlayış ve bitiş saatlerinin; düzenleme kurulunun başkan ile üyelerinin açık kimlikleri,
meslekleri ikametgâhları ve varsa çalışma yerlerinin belirtileceği ve bildirime yönetmelikte
gösterilecek belgelerin ekleneceği ifade edilmiştir.

133. Kanun’un 10. maddesiyle getirilen bildirim şartına uyulmaması
durumunda kanunda öngörülen şekil şartlarına aykırı davranılmış sayılacağı açıktır. İtiraz
konusu kuralla bildirim şartına aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasının kanuna
aykırı olduğunun hükme bağlanmış olması bu durumun tespitinden öte bir anlam
taşımamaktadır. Bildirim şartının Anayasa’ya aykırı olmadığı, Kanun’un 10. maddesinin
4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen birinci ve ikinci fıkralarının incelendiği
bölümde saptanmıştır. Aynı gerekçeler bu kural için de geçerlidir.

134. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine
aykırı değildir, İtirazın reddi gerekir.



135. Engin YILDIRIM, Osman Alifeyyaz PAK.SÜT ve Haşan Tahsin
GÖKCAN bu görüşe katılmamışlardır.

136. Kuralın Anayasa’nın 2., 5,, 11., 12. ve 90. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir,

H. Kanun'un 23. Maddesinin (c) Bendinin İncelenmesi

I. Sınırlama Sorunu

137. Kanun’un 23. maddesinin itiraz konusu (c) bendiyle, 7. madde
hükümleri gözetilmeksizin yapılan toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanun’a aykırı
sayılacağı belirtilmektedir.

138. Kanun’un 7. maddesi, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin zaman
yönünden sınırlarını düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrasında, toplantı ve gösteri
yürüyüşlerine ve bu amaçla toplanmalara güneş doğmadan başlanamayacağı kurala
bağlanmak suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşleri sabah güneşin doğuşuyla sınırlanmış,
güneşin doğuşundan önceki zamanda ise toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesi ve bu
amaçla toplanması yasaklanmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise açık yerlerdeki
toplantılar ile yürüyüşlerin güneş batmadan önce dağılacak şekilde, kapalı yerlerdeki
toplantıların ise saat 24.00’e kadar yapılabileceği öngörülmüştür. Bu durumda güneşin
batışından sonra açık alanlarda toplantı ve gösteri yürüyüşü, saat 24.00’ten sonra ise kapalı
alanlarda toplantı düzenlenmesi mümkün değildir. Belirtilen düzenlemelere aykırı şekilde
yapılacak toplantı ve gösteriler, kanuna aykırı sayılacaktır.

139. Başvuru kararında, Kanun’un 7. maddesinin tamamının iptali talep
edilmiş ancak Mahkememizce ilk inceleme aşamasında, 7. maddenin esasına yönelik esas
incelemenin ikinci fıkrasında yer alan “...gimeş batmadan önce dağılacak şekilde..."
ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir. Kanun’un 23. maddesinin (c)
bendinde, 7. maddeye atıfta bulunularak Kanun’a aykırı sayılan fiillerden biri
düzenlendiğinden aynı sınırlamanın Kanun’un 23. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi
yönünden de yapılması gerekmektedir. Bu durumda Kanun’un 23. maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendine yönelik esas incelemenin Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan “...güneş batmadan önce dağılacak şekilde... " ibaresi yönünden sınırlı olarak
yapılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

2. İtirazın Gerekçesi

140. Başvuru kararında özetle, Kanun’un 7. maddesinin 6529 sayılı Kanun’un
6. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasında yer alan “...güneş batmadan önce dağılacak
şekilde... ” ibaresi için belirtilen gerekçelerle kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26,, 34,
ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

141. İtiraz konusu kuralla, güneşin batışından sonra toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenlenmesinin Kanun’a aykırı sayılması öngörülmektedir.



142. Kanun’un 7. maddesinin 6529 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle
değiştirilen ikinci fıkrasında yer alan ‘‘...güneş batmadan önce dağılacak şekilde..." ibaresi
iptal edildiğinden konusu kalmayan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar
verilmesi gerekir.

I. Kanun’un 23. Maddesinin (d) Bendinin İncelenmesi

1. İtirazın Gerekçesi

143. Başvuru kararında özetle, Kanun’un 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle
değiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...mahallin en büyük
mülki amiri tarafından belirlenir..." ibaresi için belirtilen gerekçelerle kuralın Anayasa’nın
2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

144. Kanun’un 23. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu (d) bendiyle,
Kanun’un 6. ve 10. maddeleri gereğince belirlenen yerler dışında yapılan toplantı veya
gösteri yürüyüşlerinin Kanun’a aykırı sayılacağı öngörülmektedir.

145. Kanun’un 6. maddesinde, toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer
ve güzergâhın belirlenmesine ilişkin hükümler yer almaktadır. Anılan maddenin ikinci
fıkrasıyla il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının belirlenmesi
hususunda mahallin en büyük mülki amirine yetki tanınmış, onun bu belirlemeyi yaparken
kamu düzeni ve genel asayişin bozulmaması ve 22. maddenin birinci fıkrasında sayılan
sınırlamalara uyulması kriterlerini dikkate alması ve ayrıca TBMM’de grubu bulunan siyasi
partilerin il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının, en
çok üyeye sahip üç sendikanın ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe
temsilcilerinin görüşlerine başvurması öngörülmüştür. Kanun’un 10. maddesinde de bildirim
şartına yer verilmiş, ikinci fıkrasının (b) bendinde toplantının yapılacağı yer bildirimde
bulunması gereken hususlar arasında sayılmıştır.

146. Bir toplantı veya gösterinin mahallin en büyük mülki amiri tarafından
belirlenen yerler dışında düzenlemesi durumunda bunun Kanun’daki düzenlemelere aykırı
olacağı açıktır. İtiraz konusu kuralla Kanun’un 6. ve 10. maddeleri gereğince belirlenen
yerler dışında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin Kanun’a aykırı olduğunun
hükme bağlanmış olması, bu durumun tespitinden öte bir anlam taşımamaktadır. Kanun’un,
6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci
cümlesinde yer alan “...mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirleniribaresinin
incelendiği bölümde, toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhlarının mahalli en büyük
mülki amir tarafından belirlenmesinin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Anılan gerekçeler bu kural yönünden de aynen geçerlidir.

147. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine
aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

148. Engin YILDIRIM ve Haşan Tahsin GÖKCAN bu görüşe
katılmamışlardır.



149. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., II., 12. ve 90. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.

t. Kanun’un 23. Maddesinin (e) Bendinin İncelenmesi

1. Sınırlama Sorunu

150. Başvuran Mahkeme, Kanun’un 23. maddesinin (e) bendinin iptalini talep
etmiştir. İtiraz konusu kuralda, 20. maddedeki yöntem ve şartlar ile 22. maddedeki yasak ve
önlemlere uyulmaksızın yapılan toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanun’a aykırı
sayılacağı öngörülmektedir.

151. Başvuran Mahkeme, kuralda yer alan Kanun’un 22. maddesinin birinci
fıkrasının da iptalini talep etmiş ancak Mahkememizce ilk inceleme aşamasında 22.
maddenin birinci fıkrasına ilişkin esas incelemenin “GeneI yollar...'” ibaresiyle sınırlı olarak
yapılmasına karar verilmiştir. Aynı sınırlandırmanın, 22. maddedeki yasak ve önlemlere
uyulmaksızın düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin Kanun’a aykırı sayılmasını
öngören itiraz konusu kural yönünden de yapılması gerekmektedir. Bu durumda itiraz
konusu kuralda yer alan “...ve 22. maddedeki yasak ve önlemlere uyulmaksızın..." ibaresine
yönelik esas incelemenin Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Genel
yollar... ” ibaresi yönünden sınırlı olarak yapılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

2. İtirazın Gerekçesi

152. Başvuru kararında özetle, Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasında
yer alan “Gösteri yürüyüşlerinin şekil ve şartları..." ibaresi ile ikinci fıkrası ve Kanun’un 22.
maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Genel yollar... ” ibaresi için belirtilen gerekçelerle
kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.

3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

a. “2Ö nci maddedeki yöntem ve şartlara ve..." İbaresinin
İncelenmesi

153. İtiraz konusu kuralla, 20, maddedeki yöntem ve şartlara uyulmaksızın
düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin Kanun’a aykırı sayılacağı öngörülmektedir.

154. Kanun’un 20. maddesinde, gösteri yürüyüşlerinin şekil ve şartları ile
ertelenmesi veya yasaklanmasına ilişkin olarak toplantıya dair hükümlere atıfta
bulunulmakta; ayrıca gösteri yürüyüşüne ilişkin bildirimlerde bulunması gereken diğer bazı
hususlara yer verilmektedir. Kanun’da öngörülen şekil ve şartlar ile ertelenme veya
yasaklanmaya ilişkin hükümlere uyulmaması durumunda kanuna aykırı davranılmış
sayılacağı açıktır. İtiraz konusu kuralla Kanun’da öngörülen şekil ve şartlara ya da ertelenme
veya yasaklanmaya ilişkin hükümlere aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasının
kanuna aykırı olduğunun hükme bağlanmış olması bu durumun tespitinden öte bir anlam
taşımamaktadır. Gösteri yürüyüşlerinin bu şekil ve şartlara tabi olarak yapılması
mecburiyetinin Anayasa’ya aykırı olmadığı hususu Kanun’un 20. maddesinin birinci



fıkrasında yer alan “Gösteri yürüyüşlerinin şekil ve şartları..." ibaresi ile ikinci fıkrasının
incelendiği bölümde saptanmıştır. Aynı gerekçeler bu kural için de geçerlidir.

155. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine
aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

156. Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

157. Kuralın Anayasa’nın 2.. 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.

b. “...22. maddedeki yasak ve önlemlere uyulmaksızın,”
İbaresinin “Genelyollar...”İbaresi Yönünden İncelenmesi

158. İtiraz konusu kuralla genel yollarda toplantı yapılmasının Kanun’a aykırı
sayılacağı öngörülmektedir.

159. Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Genel yollar... ’’
ibaresi iptal edildiğinden konusu kalmayan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına
karar verilmesi gerekir.

V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN
SORUNU

160. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun, kamın
hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri,
iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde
Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu
tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."
denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural
tekrarlanarak, Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazete’de yayımlandığı günden
başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca
kararlaştırabileceği belirtilmektedir.

161. 6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanunu’nun 7. maddesinin, 6529 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen ikinci
fıkrasında yer alan "...güneş batmadan önce dağılacak şekilde... ” ibaresinin iptal edilmesi
nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3)
numaralı fıkrası gereğince bu ibareye ilişkin iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de
yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

VI. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ

162. Dava dilekçesinde özetle, iptali istenen hüküm ve ibarelerin uygulanması
hâlinde hukuk devleti ilkesinin, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, ifade
özgürlüğünün, kişinin temel hak ve hürriyetlerinin, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle
bağdaşmayacak surette sınırlanamayacağı prensibinin ve kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlal
edilmiş olacağı ve bu anayasal ilke ve güvenceler yönünden telafisi imkânsız zararların
doğacağı belirtilerek kuralların yürürlüklerinin durdurulması talep edilmiştir.



6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun;

A. 2.3.2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde ve beşinci fıkrasında yer alan "...ve
vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak... ” ibarelerine yönelik yürürlüğün
durdurulması taleplerinin, koşullan oluşmadığından REDDİNE,

B. 1. 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin ikinci
fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... Türkiye Büyük Millet Meclisinde gruba bulunan... ”
ve “...mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir. ” ibarelerine,

2. 11, maddesine, 6529 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen ikinci fıkraya,

yönelik iptal talepleri, 28.9,2017 tarihli, E.2014/101, K.2017/142 sayılı
kararla reddedildiğinden bu fıkra ve ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin
REDDİNE,

28.9.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

VII. HÜKÜM

6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun;

A. 2.3.2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.
maddesinin;

1. İkinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan;

a. “...ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak...’’ ibaresinin
Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

b. “...Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan..." ibaresinin
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Engin YILDIRIM’m karşıoyu
ve OYÇOKLUĞUYLA,

c. “...mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir." ibaresinin
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Engin YILDIRIM ile Haşan
Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2. Dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM ile Haşan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,

3. Beşinci fıkrasında yer alan "...ve vatandaşların günlük yaşamım
zorlaştırmayacak..." ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
OYBİRLİĞİYLE,

B, 7. maddesinin, 6529 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen ikinci
fıkrasında yer alan “...güneş batmadan önce dağılacak şekilde..." ibaresinin Anayasa’ya
aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü



fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN
RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA
YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

C. 10. maddesinin;

a. 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen birinci
fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM ile Osman
Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

b. İkinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,

D. 11. maddesine, 6529 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

E. 20. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Gösteri yürüyüşlerinin şekil ve
şartları..." ibaresi ile ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın
REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

F. 22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Genel yollar... ” ibaresinin
Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Rıdvan GÜLEÇ ile Recai AKYEL’in karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA,

G. 23. maddesinin;

1. (a) bendinde yer alan ‘ ...10 uncu madde hükümlerine uygun biçimde
bildirim verilmeden... " ibaresine yönelik esas incelemenin "...10...” ibaresiyle sınırlı olarak
yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE,

2. (a) bendinde yer alan “...10...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Haşan Tahsin
GÖKCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

3. (c) bendine yönelik esas incelemenin, Kanun’un 7. maddesinin ikinci
fıkrasında yer alan "...güneş batmadan önce dağılacak şekilde... " ibaresi yönünden sınırlı
olarak yapılmasına, bu yönden inceleme yapılan kural hakkında KARAR VERİLMESİNE
YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,

4. (d) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Engin
YILDIRIM ile Haşan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

5. (e) bendinin;

a. "20 nci maddedeki yöntem ve şartlara ve... ” ibaresinin Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

b. “...22 nci maddedeki yasak ve önlemlere uyulmaksan,” ibaresine yönelik
esas incelemenin, Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Genel yollar... ”



ibaresi yönünden sınırlı olarak yapılmasına, bu yönden inceleme yapılan kural hakkında
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,

28,9.2017 tarihinde karar verildi.

Başkan
Zühtü ARSLAN

Uye
Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye
Recep KÖMÜRCÜ

Uye
Muammer TOPAL

Uye
Kadir ÖZKAYA

Üye
Recai AKYEL



Esas Sayısı : 2014/101
Karar Sayısı : 2017/142

KARŞIOY GEREKÇESİ

A. "...Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan...”
ibaresi yönünden

1. 2911 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde il
ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının “...Türkiye Büyük Millet
Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri ile... görüşleri alınarak
mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir" hükmü yer almaktadır. Kural, mahallin
en büyük mülki amirinin bu yetkisini kullanırken Türkiye Büyük Millet Meclisinde
(TBMM) grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhın geçeceği ilçe ve
il belediye başkanlarmın, en çok üyeye sahip üç sendikanın ve kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşlarının il ve ilçe temsilcilerinin görüşlerini almasını öngörmektedir.

2. İl ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı belirlenirken
görüşlerinin alınacağı ifade edilen siyasi partilerin il ve ilçe temsilcilerinin sadece TBMM’de
grubu bulunan siyasi partilerle sınırlandırılması çoğulcu ve katılımcı demokratik hukuk
devleti ilkesine uygun düşmemektedir.

3. Anayasamın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi
düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kamın
önünde eşittir”, hükmü yer almaktadır. Buradaki “herkes” kavramının içine Anayasa’nın 68.
maddesinde “demokratik siyasi hayalın vazgeçilmez unsurları” olarak nitelendirilen siyasi
partilerin de girdiği kuşkusuzdur. Çoğulcu demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan
siyasi partilerden sadece belli bir güce ulaşmış olanlar lehine getirilen söz konusu kural
TBMM’de grubu bulunmayan siyasi partiler aleyhine ayrımcılığa sebebiyet vermekte ve 10.
maddenin ilk fıkrasındaki kanun önünde eşitlik ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.

4. Kanun koyucu, kamuoyunda “tabela partileri” olarak bilinen ve aktif olarak
herhangi bir siyasi faaliyet içerisinde bulunmayan partilerin temsilcilerinin görüşlerinin
alınmasını uygun görmemiş olabilir. Bununla birlikte ülkemizdeki siyasi partilerden en
azından bazılarının çeşitli il ve ilçelerde örgütlenmiş olduğunu ve bir takım siyasi
faaliyetlerde de bulunduğunu düşünürsek, bu partilerin il ve ilçe temsilcilerinin toplantı ve
gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının tespitinde görüşlerinin alınmaması anayasanın 68.
maddesinin ikinci fıkrasında ifade edilen siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın
vazgeçilmez unsurları olduğu şeklindeki hükme aykırı düşmektedir. En önemli temel hak ve
siyasi faaliyetlerden olan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin düzenlenmesiyle ilgili bir konuda
bu partilerin görüşlerinin alınmaması demokratik siyasi hayat açısından anayasada vücut
bulan ifadenin tersine vazgeçilebilir oldukları anlamına gelmektedir.

5. Belirtilen nedenlerle, "...Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu
bulunan..." ibaresinin Anayasa’nın 2., 10. ve 68. maddelerine aykırı düştüğü kanaatiyle
çoğunluk kararına katılmıyorum.



B. “...mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir” ve
“Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yer ve güzergâhı hakkında sonradan
yapılacak değişiklikler de aynı yöntemle yapılır” ibareleri yönünden

6. Kurala göre il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı
yukarıda sayılan kuruluş temsilcilerinin görüşü alınarak mahallin en büyük mülkî âmiri
tarafından belirlenecektir.

7. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, düşünce ve
kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve
yayma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama
ve yayma özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar arasında yer alan “başka
yollar” ibaresiyle her türlü ifade aracının anayasal güvence altında olduğu kabul edilmiştir.

8. Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, önceden izin
almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”
denilmek suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı anayasal koruma altına
alınmıştır.

9. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı anayasada mutlak bir hak
olarak düzenlenmemiş, 34. maddenin ikinci fıkrasında, bu hakkın, millî güvenlik, kamu
düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve
özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca
anılan maddenin üçüncü fıkrasında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının
kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceği belirtilmek
suretiyle kanun koyucuya düzenleme yetkisi tanınmıştır.

10. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, ifade özgürlüğüyle de
yakından bağlantılı olup, bu özgürlükle birlikte demokratik toplum düzeninin en önemli
parçalarından birini oluşturmakta ve bireylerin belli bir konudaki düşüncelerini ifade
etmelerine ve bunları kamuoyuyla paylaşıp, karar vericiler üzerinde etki yaratmak için bir
araya gelebilmelerine imkân tanımaktadır. Bu hak, tıpkı ifade özgürlüğünde olduğu gibi,
toplumun geneli tarafından savunulan ve kabul gören düşünce ve fikirlerin yanı sıra
toplumun genelini rahatsız edebilecek, endişelendirecek, hatta şok edecek veya onların
belirli düzeyde tepkilerini çekebilecek bazı fikirleri savunma amacıyla da kullanılabilir.

11. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AÎHM) barışçıl toplantı ve gösteri
yürüyüşü hakkının, tıpkı ifade özgürlüğü gibi, demokratik toplumun temellerinden birini
teşkil ettiğini ve bu sebeple dar bir yoruma tabi tutulmaması gerektiğine işaret etmiştir.1

12. AÎHM, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının devlete
yüklediği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesini temin amacıyla bu hakkın
kullanımının önceden bildirim veya izin şartına bağlanmasının mümkün olduğunu kabul
etmekte ve bunun tek başına Sözleşmenin 11. maddesinde güvence altına alınan barışçıl
toplanma özgürlüğüne gizli bir engel oluşturmadığına işaret etmektedir.2

1 Ezelin/Fransa, Başvuru No: 11800/85, Karar Tarihi:. 26.4.1991, § 37.
2 Oya Ataman/Türkiye Başvuru No: 74552/01, Karar Tarihi: 05.12.2006 Ş 36; Bukta ve
Diğerleri /Macaristan Başvuru No: 25691/04, Karar Tarihi: 17. 7. 2007 §§ 35-36;
Skiba/Polonya, Başvuru No: 10659/03, Karar Tarihi: 7.7.2009; DlSK ve KESK/Türkiye



13. Bununla beraber bildirim ve izin sisteminin, toplantının yapılmasını
engelleme amacıyla kullanılamayacağını vurgulayan Strazburg Mahkemesi bazı kamusal
mekânlar yönünden getirilecek sınırlamanın, Sözleşmede belirtilen sınırlama nedenlerinden
birine dayanması ve meşru bir amacın var olduğunun somut ve inandırıcı gerekçelerle ortaya
konulması gerektiğini belirterek hedeflenen kitlenin görüş ve duyuş alanı içinde olmayan ve
bu nedenle etkisi zayıf kalacak olan bir toplantı ve gösteriye izin verilmiş olmasının
Sözleşme’nin 11. maddesine uygun davranıldığı anlamına gelmeyebileceğine de dikkati
çekme ihtiyacı duymuştur.3

14. BM İnsan Hakları Komitesi, Barışçıl Toplantı ve Örgütlenme Özgürlüğü
BM Özel Raportörü ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü (AGİT) Toplantı Özgürlüğü
Uzmanlar Paneli toplantı ve gösteri yürüyüşünün hedeflenen kitlenin görüş ve duyuş alanı
içinde olması gerektiğine işaret etmişlerdir.4 Toplantı ve gösteri kamuoyunca hissedilmeli,
bildirimde bulunma şartı gereksiz bürokratik işlemlere boğulmamalıdır.5 Yetkili otoriteler
tarafından zaman ve mekân konusunda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyicilerine
telkinlerde bulunmak, onlarla bu hususta müzakere etmek hakkın sınırlanması anlamına
geleceğinden, sınırlamaların BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 21. maddesindeki
gereklilik ve ölçülülük ilkeleriyle uyumlu olması gerekmektedir.6

15. Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin “önceden izin
almadan" bu hakka sahip olduğu belirtilmiştir. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün
yapılabilmesi için önceden izin alınması zorunluluğunun bulunmaması, hak sahibinin,
toplantı ve gösteri yürüyüşünü istediği yerde yapabilme imkânına sahip olduğu anlamına
gelmektedir.

16. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının amacı ve mahiyeti
dikkate alındığında, bu hakkın, toplantı veya gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve
güzergâhı tespit etme ve seçme hakkını da kapsadığı açıktır. Toplantı ve gösteri
yürüyüşünün düzenlendiği yer ve güzergâhın, açıklanan düşüncenin muhataplarına
ulaştırılması ve onlar üzerinde yaratacağı etkinin büyüklüğü bakımından önem taşıdığı

Başvuru No: 38679/08, Karar Tarihi: 27.11.2012, § 28; Djavit An/Türkiye Başvuru No:
20652/92, Karar Tarihi: 20.2.2003, §§ 66-67; Balçık ve diğerleri/Türkiye, Başvuru No:
25/02, Karar Tarihi: 29.10.2007.
3 DİSK ve KESK/Türkiye, Başvuru No: 38676/08, Karar Tarihi: 27.11.2012, § 27;
Galstyan/Ermenistan, Başvuru No: 26986/03, Karar Tarihi: 15.11.2007, § 114; Sergey
Kuznetsov/Rusya, Başvuru No: 10877/04, Karar Tarihi: 23.10.2008, § 42.
4 UN Human Rights Council, Second Thematic Report of the Special Rapporteur on the
rights to freedom of peaceful assembly and of association, Maina Kiai, UN Doc.
A/HRC/23/39, 24 April 2013, § 60.
5 UN Human Rights Council, Second Thematic Report of the Special Rapporteur on the
rights to freedom of peaceful assembly and of association, Maina Kiai, UN Doc.
A/HRC/23/39,24 April 2013 § 54; Guidelines on Freedom of Peaceful Assembly
prepared by the OSCE/OD1HR (2010) Panel of Experts on The Freedom of Assembly,
OSCE Office for Democratic Institutions and Human Rights (ODİHR) Warsaw
https://www.osce,org/odihr/73405?download=true 115-117, erişim tarihi 2.11.2017.
5 UN Human Rights Council, Second Thematic Report of the Special Rapporteur on the
rights to freedom of peaceful assembly and of association, Maina Kiai, UN Doc.
A/HRC/23/39,24 April 2013 § 56.




yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve
güzergâhın seçiminin kural olarak, düzenleyicilerin takdirinde olması gerekir.

17. Anayasa’nın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine
dokunulmaksızm yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak
ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna,
demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı
olamayacağı belirtilmiştir.

18. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alanların mahallin en büyük
mülki amirince belirlenen yer ve güzergâhlarla sınırlandırılmasının, bireylerin toplantı veya
gösteri yürüyüşünün yapılacağı mekânı seçme hakkına müdahale teşkil ettiği ve bu
müdahalenin de kanunilik ölçütüne uygun olduğu açıktır.

19. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alanların mahallin en büyük
mülki amirince belirlenmesinin ve bu nedenle hakkın kullanılmasında sınırlama
yapılmasının, kamu düzeninin sağlanması ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
gibi Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen meşru amaçlara hizmet ettiği
söylenebilir. Diğer taraftan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sınırlama
getirilebilmesi için meşru bir amacın varlığı yeterli olmayıp Anayasa’nın 13. maddesinde
belirtilen diğer güvencelere de uyulması gerekmektedir.

20. Dava konusu kurallarla, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alanlar,
mahallin en büyük amirince belirlenen yer ve güzergâhlarla sınırlandırılmak suretiyle
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahalede bulunulup, bir sınırlama
getirilmişse de anılan hakkın özüne dokunulduğunu söylemek mümkün değildir. Bununla
beraber, demokratik bir toplumda bu hakka müdahale edilebilmesi, ancak zorlayıcı
nedenlerin varlığına bağlıdır.

21. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı alan ve güzergâhların
önceden belirlenmesi katılımcılar ve toplum açısından bazı güvenceler sağlasa da haktan
yararlanma üzerinde caydırıcı bir etki yaratabilir çünkü kişiler toplantı ve gösteri
yürüyüşünün gerçekleştirileceği mekândan dolayı etkisiz olabileceğini düşünebilirler ve
toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmaktan vazgeçebilirler. Bu nedenle toplantı yerinin
önceden mülki amirce belirlenmesinin hakkın kullanımını, dolayısıyla da etkisini azaltıcı bir
işlev gördüğünü söylemek mümkündür. Kaldı ki, bir toplantı ve gösteri yürüyüşü
katılımcılar için belli siyasi ve toplumsal anlamları ve simgesel önemi olan ve toplumsal
bellekte yer edinmiş mekânlarda gerçekleştirilmek istenebilir. Bu mekânlar dışında hakkın
kullanılması hakkın özneleri ve amaçlan açısından çok da anlamlı olmayabilir.

22. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün türü, mahiyeti, kapsamı, amacı, biçimi,
kaplanların sayısı gibi unsurlar dikkate alınmak suretiyle toplantının talep edilen yerde
yapılmasının kamu düzenini etkileyip etkilemediği veya başkalarının hak ve özgürlüklerini
zedeleyip zedelemediği hususu değerlendirildikten sonra yasaklama kararının gerekliliği
noktasında bir karar verilmesine imkân tanımadan, toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenlenebilecek alanların önceden mahallin en büyük mülki amirince belirlenmesi yoluyla
bazı yerlerin her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşüne kapalı hale getirilmesi demokratik
toplum düzeni bakımından gerekli değildir ve zorlayıcı acil bir toplumsal ihtiyaca da cevap
vermemektedir.



23. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralların Anayasa’nm 13.. 26. ve 34.
maddelerine aykırılık taşıdığı düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmak mümkün olmamıştır.

C. “...en az kırksekiz saat önceve “10 uncu...” ibareleri
bakımından

24. Kanun’un 10. maddesiyle, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı,
bildirim usulüne tabi kılınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında, toplantı yapılabilmesi için
düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirimin, toplantının
yapılmasından en az kırksekiz saat önce ve çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı
yerin bağlı bulunduğu valilik veya kaymakamlığa verileceği hükme bağlanmıştır.

25. Kanun’un 23. maddesinin itiraz konusu ibarenin yer aldığı (a) bendinde,
10. madde hükümlerine uygun olarak bildirimde bulunulmadan düzenlenen toplantı ve
gösteri yürüyüşlerinin kanuna aykırı sayılacağı öngörülmektedir.

26. Bildirim şartına uyulmadan düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşünün
kanuna aykırı sayılmasının hakka müdahale teşkil ettiği açıktır. Bildirim şartıyla kamu
güvenliği ve kamu düzeninin korunması hedeflendiğinden bu şarta uyulmadan düzenlenen
toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna aykırı sayılmasının meşru bir amaca dayandığı
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla asıl tartışılması gereken mesele, bu şarta uyulmadan düzenlenen
toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna aykırı sayılmasının demokratik bir toplumda gerekli
olup olmadığı ve ölçülü bir müdahale teşkil edip etmediği hususudur.

27. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün kırksekiz saat önceden bildirilmesi
şartına tabi tutulması ani ve hızlı bir şekilde gelişen ve bu nedenle kırksekiz saat önceden
bildirimde bulunulması mümkün olmayan olaylar üzerine düzenlenen toplantı ve gösteri
yürüyüşlerini yasa dışı hale getirmektedir. Bildirim şartına uyulmadan gerçekleştirilen bir
toplantı ve gösteri yürüyüşü yasa dışı bir hale geldiğinde kolluk güçleri tarafından zor
kullanma da dâhil olmak üzere dağıtılabilmektedir. Böyle bir bir toplantı veya gösteri
yürüyüşünü düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanların, bir yıl altı
aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacakları Kanunun 28. maddesinin birinci
fıkrasında belirtilmektedir.

28. Ortaya çıkan çok yeni bir duruma bazı kişiler derhal tepki göstermek ve
bu tepkilerini kamuoyuna ve yetkililere toplantı ve gösteri yürüyüşü şeklinde göstermek ve
iletmek isteyebilirler. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin aciliyet taşıdığı bazı
hallerde bildirim şartının aranması, toplantı veya gösteri yürüyüşünün amacına ulaşmasına
mani olabilecektir. Bu gibi durumlarda, bildirim şartı yerine getirildikten sonra toplantı veya
gösteri yürüyüşü düzenlenmesi, bu toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılmasını
anlamsızlaştırabilecek ve bu konudaki mesajların sıcağı sıcağına verilmesine engel teşkil
edebilecektir. Bu nedenle, güncel ve somut bir olaya anlık olarak tepki gösterilmesi gereken
hâllerde, önceden bildirimde bulunma gerekliliği yerine getirilmeden toplantı veya gösteri
yürüyüşü düzenlenebilmesi gerekir. AİHM de bu tür durumlarda söz konusu toplantı ve
gösterinin (barışçıl olmak şartıyla) önceden izin veya haber verme şartı yerine getirilmemiş
olsa dahi yapılabilmesi gerektiğini kabul etmektedir.7

7 Bukta ve Diğerleri/Macaristan. Başvuru No: 25691/04, Karar Tarihi: 17.7.2007, §§
36-38.



29. Kuksekiz saatlik süıe içinde bildirimde bulunulmasının anlamsız kalacağı
olaylar ile bildirimsiz olsa bile kamu güvenliği ve düzeni bakımından tehdit oluşturmayan
barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanların
düşüncelerini ifade etmelerine yetecek derecede müsamaha gösterilmeden dağıtılması
sonucunu doğuran kural, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına demokratik toplum
düzeni açısından zorlayıcı acil bir toplumsal ihtiyacı karşılamayan ve ölçülü olmayan bir
sınırlama getirmektedir.

30. Diğer taraftan, itiraz konusu kural, nitelik yönünden herhangi bir ayrım
yapılmasına imkân vermeksizin bildirimsiz yapılan her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşünü
düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanların, asgari bir yıl altı aydan üç
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını hükme bağlamıştır. Kamu güvenliği ve düzeni
bakımından tehdit oluşturmayan barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşlerini düzenleyen veya
yönetenler ile katılanlara, sırf bildirimde bulunulmamış olması nedeniyle asgari bir yıl altı
aydan Uç yıla kadar hapis cezası verilmesi biçimindeki yaptırımın uygulanması ve bu
yaptırımın ani gelişen olaylara tepkinin bir ifadesi olarak düzenlenen toplantı ve gösteri
yürüyüşlerine katılanları da kapsaması orantılı değildir.

31. Belirtilen nedenlerle dava konusu kuralların Anayasa’nın 13., 26., 34.
maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle karara muhalif kalınmıştır.

D. “6 ve 10 uncu maddeler gereğince belirtilen yerler dışında”
ve “20 nci maddedeki yöntem ve şartlara ve...” ibareleri yönünden

32. Kanun’un 23. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendiyle, Kanun’un 6. ve
10. maddeleri gereğince belirlenen yerler dışında düzenlenen toplantı ve gösteri
yürüyüşlerinin kanuna aykırı sayılması öngörülmektedir. Buna göre, mahallin en büyük
mülki amirince belirlenen yer ve güzergâhların dışında toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenlenmesi kanuna aykırı sayılmaktadır.

33. Kanun’un, 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin
ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...mahallin en büyük mülki amiri tarafından
belirleniribaresi yukarıda incelenmiştir. Buradaki gerekçeler, mahallin en büyük mülki
amirince belirlenen yerler dışında kalan alanlarda düzenlenen toplantı ve gösteri
yürüyüşünün kanuna aykırı sayılmasını öngören itiraz konusu kural yönünden de geçerlidir.
Dolayısıyla mahallin en büyük mülki amirince belirlenen yerler dışında kalan alanlarda
düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin dağıtılması ve bunu düzenleyen veya
yönetenlerle bunların hareketlerine katılanların cezalandırılması sonucunu doğuran kural,
demokratik toplum düzeni bakımından gerekli bir müdahale niteliği taşımamaktadır.

34. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralla Anayasa’nın 13., 26. ve 34.
maddelerine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle karara katılmıyorum.

Başkan vekili
Engin YILDIRIM



Esas Sayısı : 2014/101
Karar Sayısı : 2017/142

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun itiraz yoluyla
iptali istenen 10. maddesinde; toplantı yapılabilmesi için, düzenleme kurulu üyelerinin
tamamının imzalayacakları bir bildirimin, toplantının yapılmasından en az 48 saat önce ve
çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu yerin valilik veya
kaymakamlığına verileceği öngörülmektedir.

Kanun’un İptal davasına konu 23. maddesinin (a) bendinde yer alan "... 10
uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden ... ” yapılan toplantıların,
maddenin son cümlesine göre kanuna aykırı sayılacağı belirtilmektedir.

Buna göre, en az 48 saat önce bildirimde bulunmaksızın toplantı vc gösteri
yürüyüşleri kanuna aykırı sayılacak olup, toplantıya ve yürüyüşe katılanların Kanun’un 28.
maddesi gereğince bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacakları
anlaşılmaktadır.

2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü, aynı zamanda ifade özgürlüğünün bir aracı
olup, Anayasa’nın 34. maddesinde ayrı bir temel hak olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, bu
hakka yapılacak sınırlamaların, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sınırlama nedenlerine
dayanması ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirlenen güvencelere uygun olması yani,
demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerekir.
Çoğunluk gerekçesinde de belirtildiği gibi, AİHM içtihatları, bu hakkın demokratik
toplumun temellerinden birini teşkil ettiğini ve bu sebeple dar yoruma tabi tutulmaması
gerektiğini kabul etmiştir (Ecelin/Fransa, 11800/85).

3. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyenlerin amacı sadece kendi
görüşlerini kendi aralarında dile getirmekten ibaret olmayıp, daha ziyade belli bir konuda bu
görüşlerini farklı düşünen veya o konuda fikir sahibi olmayanlara duyurmak, benimsetmeye
çalışmak, sadece yerel değil ülke ve dünya ölçeğinde de yaşanmış veya yaşanabilecek bir
olayı, bir olguyu, alınacak bir kararı, siyasi veya idari bir eylem veya işlemi desteklemek
veya protesto etmek, bir sonucun gerçekleşmesini veya gerçekleşmemesini talep etmek için
karar alıcıların dikkatini çekmek, toplumsal bir farkındalık yaratmaya çalışmaktır.

Günümüzde uluslararası veya ülke içi gelişmelerin seyri ve hızı, siyasi ve
idari tasarrufların gelişen olaylar karşısında çok süratli bir şekilde kararlar alınmasını
gerektirmekte; gündemler çok hızlı değişebilmektedir. Bu nedenle, toplantı ve gösteri
yürüyüşlerinin etkisini yitirmeden, olayların gerisinde kalarak anlamsız hale gelmeden
yapılabilmesine ihtiyaç vardır.

4. Bildirimin en az 48 saat önce ve çalışma saatleri içinde yapılması, aksi
halde toplantı veya gösteri yürüyüşünün yasaya aykırı hale gelmesi sonucunu doğuran
kurallar, hazırlık süresi ve resmi tatiller de hesaba katılacak olursa, bazı durumlarda toplantı
veya gösteri yürüyüşünün makul olmayan uzun bir süre gecikmesine ve etkisiz kalmasına
yol açabilecektir. Öte yandan, bu kadar uzun bir süre, bildirimi yapılmış bir toplantı veya
gösteri yürüyüşünün yasal olarak başlamakla birlikte sonradan yasa dışı bir toplantı veya
gösteriye dönüşmesini önlemek amacıyla da izah edilemez. Bu nedenle, iptal istemine konu
10. maddeyle öngörülen 48 saat Önce bildirimde bulunma koşulunun, Anayasa’nın 34.
maddesindeki temel hakka ölçüsüz ve gereksiz bir müdahale teşkil ettiği görüşündeyim.



5. iptal istemine konu olan Kanun’un 23. maddesindeki "...10 uncu madde
hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen
gün ve saatten önce veya sonra” biçimindeki (a) bendinin incelemesi Mahkememizce sadece
"10 uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden’’ ibaresiyle sınırlı olarak
yapılmış ise de, 10 uncu maddede 48 saat önce bildirim yükümlülüğü getirildiği getirdiği ve
buna uyulmaması halinde toplantı veya gösteri yürüyüşünün belirtilen gün ve saatten önce
veya sonra yapıldığına bakılmaksızın kendiliğinden yasa dışı hale geleceği
öngörüldüğünden, kuraldaki atıf (10 uncu madde), yukarıda açıklanan aynı gerekçelerle,
Anayasa’ya aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle, çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Esas Sayısı : 2014/101
Karar Sayısı : 2017/142

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. 2911 Sayılı Kanunun 6529 sayılı Kanunla değişik 6. maddesinin ikinci
fıkrasında; toplantı ve gösteri yürüyüşünün yer ve güzergahının, anılan fıkrada belirtilenlerin
görüşü alınarak mahallin en büvttk mülki amiri tarafından belirleneceği belirtilmektedir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı, küçük ya da büyük bir toplumsal
sorunu dile getirmeyi veya siyasi bir fikri savunmayı kapsayan, bir grup insanın ifade
özgürlüğünü açıklama biçimini kapsamaktadır. Bir yönüyle örgütlenme özgürlüğünü, diğer
yönüyle de ifade özgürlüpnü ilgilendirmekle birlikte Anayasanın 34. maddesinde bağımsız
bir hak olarak düzenlenmiştir. Anayasal bir güvenceye kavuşturulan bu hakkın sosyal
sorunları dile getirme, siyasal katılmaya katkısı ve ifade özgürlüğünü gerçekleştirme gibi
fonksiyonları nedeniyle, demokratik toplumun temelini oluşturduğu kabul edilmektedir.

Anayasanın 34/1, maddesinde "herkes, önceden izin almadan, silahsız ve
saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” denilmektedir. İfâde
ediliş biçimi ve hakkın özü gereği bu hükümden, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkının izne tabi tutulamayacağı ve kural olarak hakkı kullanmak isteyenlerin, etkili
olacakları yer ve güzergahta icra edebileceklerinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Buna
karşın elbette birtakım kamusal zorunluluklar veya başkalarının haklarının korunmasına
bağlı nedenlerle hakkın sınırlanabilmesi gerekir. Nitekim 2. fıkrada sınırlama nedenleri
gösterilmektedir. Fakat birinci fıkrada belirtilen temel kuraldan, hakkı kullananların yer ve
güzergahı belirlemeye de haklarının olduğu sonucunu çıkarmak mümkündür. Nitekim kimi
durumda eylemin belirli bir yerde yapılması, (örneğin mahalle yolundaki kazaları protesto
edenlerin, eylemlerini bu yerde yapmak istemeleri gibi) etkili olunması bakımından büyük
önem taşımaktadır. Belirttiğimiz yorumun dayanağının gerek hakkın anayasal düzenleniş
biçiminde, gerekse hakkın özünde mündemiç olduğunu düşünmekteyiz. Diğer taraftan, 2001



yılında 4709 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişikliği sırasında (değişiklik gerekçesinde
belirtildiği üzere demokratik standartlara ve insan hakları hukukunun evrensel ilkelerine
uygunluğu sağlamak amacıyla), 34. maddede yer alan ''''...yetkili idari merci gösteri
yürüyüşünün yapılacağı yer ve güzergahı tespit edebilir" şeklindeki ikinci fıkranın
yürürlükten kaldırılması da bu yorumu teyit etmektedir.

İkinci fıkra uyarınca kanunla sınırlama nedenlerine uygun biçimde, bazı yer
ve güzergahların bu tür eylemler için uygun olmayabileceği düzenlenebilir. Örneğin şehir
trafiğinin yoğun olarak işlediği yollarda, mabet, hastane, askeri birlik, vb. yerlerin önlerinde
geniş katılımlı toplantılar yapılması yasaklanabilir. Başka bir anlatımla Anayasadaki
düzenlemede hakkın kullanılamayacağı yerlerin belirlendiği, diğer herhangi bir yerde ise
toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılabileceğinin kabul edilmiş olduğu sonucu
çıkartılmalıdır. Fakat tersinden bir bakışla Anayasa hükmünün, mülki amir tarafından sadece
hakkın kullanılabileceği yerlerin sınırlı bir biçimde belirlenmesini içerdiğinin yorumlanması,
hakkın özünü ihlal eder niteliktedir.

Gerçekten de incelenen kanun hükmünde “i/ ve ilçelerde toplantı ve gösteri
yürüyüşü yer ve güzergahı ... mahallin ... mülki amiri tarafından belirlenir” biçimindeki
ifade ile bir taraftan güzergahı belirleme yetkisi hakkı kullananlardan alınarak mülki amire
verilmekte, diğer taraftan da sadece belirli birkaç yerde hakkın kullanımına izin verilip,
şehirdeki diğer tüm alanların kategorik biçimde yasaklanması mümkün kılınmaktadır.
Ayrıca, mülki amir tarafından belirlenen yer dışında hakkın kullanılmasının kanun dışı
sayılarak aynı kanunda hapis cezası yaptırımı ile karşılanması da hakkın özüne yönelik bu
olumsuz müdahalenin etkisini oldukça artırmaktadır. Dolayısıyla, incelenen kural hakkın
özünü zedeler nitelikte olduğundan, Anayasanın 13 ve 34. maddelerine aykırıdır. Bu nedenle
ikinci fıkradaki, toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergahının tespitini öngören “mahallin
en büyük mülki amiri tarafından belirlenir” ibaresinin iptali gerektiği düşüncesindeyim,

2. Denetlenen diğer kural; 2911 Sayılı Kanunun değişik 6. maddesinin
dördüncü fıkrasıdır. Bu fıkrada, toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergahı hakkında
sonradan yapılan değişikliklerin de ikinci fıkrada gösterilen yöntemle yapılacağı
düzenlenmektedir. İkinci fıkradaki “en büyük mülki amir tarafından belirlenir” ibaresine
ilişkin olarak açıkladığımız gerekçe, dördüncü fıkra yönünden de geçerlidir. Güzergah
değişikliği aynı yönteme tabi tutulmakla, bu düzenleme de Anayasanın 13 ve 34.
maddelerine aykırıdır.

3. 2911 Sayılı Kanunun 23. maddesinin (a) bendinde, ‘10. madde
hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden ...” yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşleri
kanuna aykırı sayılmaktadır. Bu maddede öngörülen kanuna aykırılık başlıbaşına bir
müeyyide niteliğinde olmakla birlikte, bu durumda Kanunun ilerikı maddelerinde toplantının
zorla dağıtılması ve hapis cezası gibi maddi yaptırımlar da öngörülmektedir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşleri çoğu kez önceden belirlenen bir amaca uygun
olarak düzenlenmektedir. Bu nedenle bu tür eylemler için yer ve güzergah belirlenmesinin
istenilmesi, güvenliğin sağlanabilmesi için zorunlu görülebilir. Dolayısıyla bu tür eylemlere
ilişkin olarak 10. maddede öngörülen düzenleyici kurala aykırı davranışın kanuna aykırılıkla
sonuçlandırılmasında Anayasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Buna karşın, kimi toplantı
veya gösteri yürüyüşleri güncel bir soruna işaret etmek maksadıyla aynı gün içerisinde
(sıcağı sıcağına) gerçekleştirilmelidir. Hatta bu tür durumlarda toplantının sonraya
bırakılması, eylemin anlamsızlaşmasına veya etkisinin son derece azalmasına neden
olabilmektedir. Bu nedenledir ki AİHM böyle hallerde barışçıl bir toplantı veya gösterinin



izin ya da önceden haber verme şartına uyulmasa dahi yapılabilmesi gerekliliğine işaret
etmektedir (AİHM Bukta ve diğ./Macaristan, 17.7.2017,25691/04, par. 36-38).

İncelenen kuralda, önceden haber verme imkanı olan eylemler ile niteliği
gereği bildirimsiz yapılması gereken eylemler arasında bir ayrım yapılmaksızın, her ikisinin
de kanuna aykırı sayılarak, gayrı meşru eylem olarak nitelenip, Kanundaki diğer
müeyyidelerin uygulanabilmesi yolunun açılması, toplantı ve gösteri yürUytişünü yapma
hakkının özünü zedelemektedir. Bu nedenle kural, Anayasanın 13 ve 34. maddelerine
aykırıdır.

4, 2911 Sayılı Kanunun 23. maddesinin (d) bendinde; 6 ve 10. maddeler
gereğince belirlenen yerler dışında" yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna aykırı
sayılmaktadır.

Bu kural ile de 6. maddenin 2. fıkrasında belirtilen yöntemle ve mahallen en
büyük mülki amiri tarafından belirlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak yerler
dışındaki eylemler kanun dışı kabul edilmektedir. Yukarıda 6. maddenin ikinci fıkrası
yönünden açıkladığım gerekçelerle, 23. maddenin (d) bendindeki (6) ibaresinin iptali
gerektiğini düşünmekteyim.

Açıklanan gerekçelerle, 2911 Sayılı Kanunun 6529 sayılı Kanunla değişik 6.
maddesinin ikinci fıkrasındaki “mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir"
ibaresinin; değişik 6. maddesinin dördüncü fıkrasının; 23. maddesinin (a) bendindeki "10.
madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden ...” ibaresinin ve aynı maddenin
(d) bendindeki “d ve 10. maddeler gereğince belirlenen yerler dışında’’ ibaresinin iptali
gerektiği görüşünde olduğumdan, çoğunluğun ret yönündeki görüşlerine katılmıyorum.

Üye
Haşan Tahsin GÖKCAN

Esas Sayısı : 2014/101
Karar Sayısı : 2017/142

KARŞIOY GEREKÇESİ

1) 6.10.1983 tarihli, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun;
22. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'nın ilgili maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle
verilen iptal kararına aşağıda açıklanan gerekçelerle katılmamaktayız.

2) Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı mutlak bir hak olmayıp
kanun ile sınırlandırılması mümkündür. Bu hak, Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci
fıkrasında belirtilen, “başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” amacıyla
sınırlandırılabilir.

3) Dava konusu ibareyle genel yollarda toplantı düzenlenmesi yasaklanmak
suretiyle toplantı düzenleme hakkı sınırlandırılmıştır. Çoğunluk görüşünde de kabul edildiği
üzere sınırlama, "başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması" meşru amacına
dayanmaktadır. Bu yönüyle çoğunluk kararma katılmakla birlikte söz konusu sınırlamanın
ölçülülüğü hususunda çoğunluk görüşünden ayrışmaktayız.



4) Dava konusu kuralda, genel yollarda toplantı yapılamayacağı belirtilmiştir,
Dolayısıyla mahallin en büyük mülki amirince Kanun’un 6, maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca toplantı alanları belirlenirken genel yolların toplantı alanı olarak gösterilmesi
imkansızdır. Yasak, sadece toplantılara yönelik olup, gösteri yürüyüşlerine ilişkin değildir.
Bu nedenle mahallin en büyük mülki idare amirince genel yolların gösteri yürüyüşü
güzergahı olarak belirlenmesi mümkündür. Mahiyetleri itibariyle gösteri yürüyüşlerinin
genel yollarla yapılması işin doğasından kaynaklanmaktadır.

5) Çoğunluk görüşüne göre, genel yol niteliği taşıyan bir yerde toplantı
düzenlenmesinin trafiği aksatacak olmasının o yerin toplantıya kapatılmasını
hakiılaştırabilmesi için gündelik yaşamın “aşırı ve katlamlamar” derecede zorlaşması
gerekmekte; gündelik yaşamın etkilenme boyutuna yönelik herhangi bir değerlendirme
yapma imkânı tanımayan itiraz konusu kural toplantı hakkına ölçüsüz müdahale teşkil
etmektedir. Bize göre itiraz konusu kuralla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına
yapılan müdahale ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturmamaktadır.

6) Genel yolların asıl tahsis amacı yaya ve yolcu sirkülasyonunun sağlanması
olup, buralarda toplantı düzenlenmesi halkın ulaşım hakkım zedeler. Maddenin
gerekçesinden, kanun koyucunun genel yolları toplantı yeri olarak belirlenmesini
yasaklamasının nedeninin trafik düzeninin aksatılmaması olduğu anlaşılmaktadır. Genel
yollarda trafik düzeninin aksatılmadan da gösteri yürüyüşü düzenlenmesi mümkün
olduğundan kanun koyucu, buraların gösteri yürüyüşü güzergahı olarak belirlenmesine
yönelik herhangi bir yasak öngörmemiştir,

7) Genel yolların toplantı yeri olarak belirlenmesinin yasaklanması, toplantı
düzenlenecek mekanları sınırlandıracağından toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
hakkına müdahale niteliği taşıdığı ileri sürülebilir. Genel yolların toplantı yeri olarak
belirlenmesinin yasaklanması suretiyle hakka yapılan müdahalenin başkalarının hak ve
özgürlüklerinin korunması amacına dayandığı ve meşru olduğu anlaşılmaktadır. Meşru
amaca dayanan bu sınırlandırma Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca demokratik toplum
düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü bulunması da aynca gerekmektedir. Sınırlandırma
getirilen hakkın özüne dokunmayan ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve
ölçülü olan genel yollarda gösteri yürüyüşü yapılmasına yasaklama getirmeyen sadece bu
yollarda toplantı yapılmasını yasaklayan düzenleme, çoğunluk görüşünde ileri sürülen
argümanların aksine Anayasa’ya uygun bulunmaktadır.

Üye Üye
Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL



Kaynak Metin
(Kaynak: Resmi Gazete resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (3)
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (1)
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (4)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul