En son güncellemeler 20 Eylül 2019 iş günü sonunda yapılmıştır.
  • Dava Türü: İptal Davası
  • Süreç: Karar
  • Karar Türü: İptal
  • KANUNUM Yürürlük Değerlendirmesi: Yürürlükte
  • Esas No: 2017/162
  • Karar No: 2018/100
  • Karar Tarihi: 17.10.2018
Kaynak: Resmi Gazete
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2017/162
Karar Sayısı: 2018/100
Karar Tarihi: 17/10/2018

İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALT AY,
Levent GÖK, Özgür ÖZEL ile birlikte 124 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU: 27/7/2017 tarihli ve 1160 sayılı Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın;

A. 1. maddesiyle 5/3/1973 tarihli ve 584 karar numaralı Türkiye Büyük Millet
Meclisi Içtüzüğü’nün başlığıyla birlikte değiştirilen 3. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci
cümlesinin,

B. 2. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü’nün 19. maddesinin
değiştirilen beşinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan “...beş... ” ibaresi ile beşinci
cümlesinde yer alan “... üçer...” ibaresinin,

C. 3. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü’nün 37. maddesinin
değiştirilen ikinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan “ ...ayrı bir siyasi parti grubundan
bir milletvekili tarafından yerine getirilmek kaydıyla... ” ibaresi ile beşinci cümlesinin,

Ç. 6. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü’nün değiştirilen 57.
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Görüşmeye tabi... ” ve “...maddelerine geçilmesi ve
tümünün... ” ibarelerinin,

D. 7. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü’nün başlığıyla birlikte
değiştirilen 58. maddesinin başlığında yer alan “...düzeltme... ” ibaresi ile birinci cümlesinde
yer alan “...yazılı... ” ibaresinin,

E. 8. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü’nün değiştirilen 63.
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...üçer... ” ibaresinin,

F. 9. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü’nün 73. maddesinin
değiştirilen son fıkrasında yer alan “...yazılı... ” ibaresinin,

G. 10. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü’nün 81. maddesinin
değiştirilen ikinci fıkrasında yer alan “...bu oylamalar ile maddelerin oylamaları...”
ibaresinin,

Ğ. 16. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü’nün 163. maddesinin
değiştirilen başlığında yer alan “...ve kesinti” ibaresi ile dördüncü fıkrasından sonra gelmek
üzere eklenen fıkranın,

Anayasa’nm 2., 10., 67., 83., 86., 87., 88. ve 96. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek
iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.



I. İPTALİ İSTENEN İÇTÜZÜK KURALLARI

İptali talep edilen kuralların yer aldığı 1160 sayılı Karar’ın;

1. 1. maddesiyle 5/3/1973 tarihli ve 584 karar numaralı Türkiye Büyük Millet
Meclisi îçtüzüğü’nün (İçtüzük) başlığıyla birlikte değiştirilen 3. maddesinin beşinci fıkrası
şöyledir:

“Milletvekilleri andiçerek göreve başlarlar. Andiçmekten imtina eden milletvekilleri,
milletvekili sıfatından kaynaklanan haklardan yararlanamazlar. ”

2.2. maddesiyle İçtüzük’ün 19. maddesinin değiştirilen beşinci fıkrası şöyledir:

“İçtüzükte Danışma Kurulunun tespitine, teklifine veya görüş bildirmesine bağlanmış
olan bütün hallerde, Danışma Kurulu, yapılan ilk çağrıda toplanamaz, oybirliğiyle tespit,
teklif yapamaz veya görüş bildiremezse, Meclis Başkanı veya siyasi parti grupları ayrı ayrı,
istemlerini doğrudan Genel Kurula sunabilirler. Bu durumda istemin oylanması ilk
birleşimin gündemindeki Başkanlığın sunuşlarında yer alır. Danışma Kurulu önerileri
görüşmesiz oylanır. Grup önerisinde ise öneriyi veren gruptan bir milletvekili beş dakikayı
geçmemek üzere önerinin gerekçesini açıklayabilir. Açıklamanın ardından diğer gruplardan
birer milletvekiline de isterlerse üçer dakika söz verilir. Danışma Kurulu ve grup önerileri
konusunda Genel Kurulda işaret oyuyla karar verilir. ”

3. 3. maddesiyle İçtüzük’ün 37. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrası şöyledir:

“Bu sürenin bitiminde, tasarı, teklif ve kanun hükmünde kararnamenin doğrudan Genel
Kurul gündemine alınmasını Hükümet veya teklif sahipleri isteyebilirler. Bu istemler üzerine
komisyon, Hükümet ve teklif sahibi beşer dakikayı geçmemek üzere söz alabilir. Genel Kurul
işaret oyuyla karar verir. Bu istemler, her hafta Salı günü ayrı bir siyasi parti grubundan
bir milletvekili tarafından yerine getirilmek kaydıyla bir tane olmak üzere işleme alınır. Bir
milletvekili bir yasama yılında bu kapsamda bir defadan fada istemde bulunamaz. ”

4.6. maddesiyle İçtüzük’ün değiştirilen 57. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Görüşmeye tabi tezkerelerin oylanması ile kanunların maddelerine geçilmesi ve
tümünün oylanması esnasında, işaretle oylamaya geçilirken en az yirmi milletvekili ayağa
kalkmak veya önerge vermek suretiyle yoklama yapılmasını isteyebilir. ”

5.7. maddesiyle İçtüzük’ün başlığıyla birlikte değiştirilen 58. maddesi şöyledir:

“Geçen tutanak hakkında düzeltme
MADDE 58- Bir milletvekili veya bakan kendisine ait olup geçen birleşim tutanağında

yer alan bir beyanın düzeltilmesini isterse bu istemini Başkanlığa yazılı olarak verir. Bu
istem birleşim tutanağına eklenir. ”

6. 8. maddesiyle İçtüzük’ün değiştirilen 63. maddesi şöyledir:

“MADDE 63- Görüşmeye yer olup olmaması, Başkanı gündeme veya Türkiye Büyük
Millet Meclisinin çalışma usullerine uymaya davet gibi usule ait konular, diğer işlerden önce
konuşulur.



Bu yolda bir istemde bulunulursa, üçer dakikadan fazla sürmemek şartıyla, lehte ve
aleyhte en çok ikişer kişiye söz verilir. Bu görüşme sonucunda oya başvurmak gerekirse
oylama işaretle yapılır. ”

7.9. maddesiyle İçtüzûk’ün 73. maddesinin değiştirilen son fıkrası şöyledir:

"Bu havaleye bir milletvekili itiraz etmek isterse, itirazını yazılı olarak Başkanlığa
iletir. ”

8.10. maddesiyle İçtüzük’ün 81. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrası şöyledir:

“Anayasa değişiklikleri hariç, kanun tasarı ve tekliflerinin tümü açık oylamaya tabi
işlerden değilse en az yirmi milletvekilinin talebi halinde açık oyla, aksi takdirde bu
oylamalar ile maddelerin oylamaları işaret oyuyla yapılır. ”

9. 16. maddesiyle İçtüzük’ün 163. maddesinin değiştirilen başlığı ve dördüncü
fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkra şöyledir:

“Disiplin cezalarında savunma, özür dileme ve kesinti
MADDE 163-...

Kınama cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte biri,
Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve
yolluğunun üçte ikisi kesilir. ”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarmca Zühtü ARSLAN, Burhan
ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Semih KALELİ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer
TOPAL, M. Emin KUZ, Haşan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai
AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 28/9/2017 tarihinde yapılan ilk
inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,
yürürlüğü durdurma talebinin ise esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Volkan HAS tarafından hazırlanan işin esasına
ilişkin rapor, dava konusu İçtüzük kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:

A. Karar’ın 1. Maddesiyle İçtüzük’ün Başlığıyla Birlikte Değiştirilen 3.
Maddesinin Beşinci Fıkrasının İkinci Cümlesinin İncelenmesi

1. İptal Talebinin Gerekçesi

3. Dava dilekçesinde özetle; andiçmekten imtina edilmesi hâlinde milletvekili
sıfatından kaynaklanan hangi haklardan yararlamlamayacağmın kuralda açık olarak



belirtilmediği, hangi hâllerin imtina etmek kavramı kapsamında kabul edileceğinin belirli
olmadığı, bu nedenlerle hukuki belirlilik ilkesinin gereklerinin yerine getirilmediği belirtilerek
kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

4. Dava konusu kuralla andiçmekten imtina eden milletvekillerinin milletvekili
sıfatından kaynaklanan haklardan yararlanamayacakları hükme bağlanmaktadır.

5. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu
hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda
adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçman, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla
kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

6. Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de
belirliliktir. Belirlilik ilkesi bireylerin hukuk kurallarını önceden bilmeleri, tutum ve
davranışlarını bu kurallara göre güvenle belirleyebilmeleri anlamını taşımaktadır. Belirlilik
ilkesi, yalnızca kanuni belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir.
Bir başka deyişle hukuk kurallarının belirliliğinin sağlanması yalnızca kanunla düzenleme
yapılması anlamına gelmemektedir. Kanuni düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve
öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması şartıyla mahkeme içtihatları ve
yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Hukuki belirlilik
ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk
düzeninde öngörülebilir olmasıdır.

7. Milletvekillerine, andiçme yükümlülüğü Anayasa’nın 81. maddesiyle getirilmiştir.
Anılan maddeye göre Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) üyeleri göreve başlarken şu
şekilde andiçerler: “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez
bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne,
demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun
huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel
hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakadan ayrılmayacağıma; büyük
Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim. ”

8. Anayasa’nm 81. maddesi uyarınca milletvekillerine yüklenen andiçme
yükümlülüğünün yerine getirilme usul ve esasları ise İçtüzük’ün 3. maddesinde
düzenlenmiştir. Anılan maddede yer alan dava konusu kuralla andiçmekten imtina eden
milletvekillerinin milletvekili sıfatından kaynaklanan haklardan yararlanamayacakları
öngörülmek suretiyle andiçme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi bir yaptırıma
bağlanmaktadır.

9. Dava konusu kural, milletvekillerinin milletvekili sıfatını kazandıkları andan
itibaren bu sıfattan kaynaklanan haklardan yararlanmalarına engel teşkil etmemekte, yalnızca
söz konusu yararlanmanın devamını andiçme yükümlülüğünün yerine getirilmesi şartına
bağlamaktadır. Buna göre milletvekilleri, milletvekili sıfatmı kazandıkları andan itibaren
milletvekilliğinden kaynaklanan hakların tamamından yararlanmaya başlayacaktır. Buna
karşılık andiçme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâlinde söz konusu yükümlülüğün



yerine getirilmeme tarihinden itibaren milletvekili sıfatından kaynaklanan haklardan
yararlanılmaya devam edilmesi mümkün olmayacaktır.

10. Öte yandan Anayasa’nm 83. maddesinin dördüncü fıkrasında “Tekrar seçilen
milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığı
kaldırmasına bağlıdır. ” denmek suretiyle yasama dokunulmazlığından yararlanılması için
milletvekili olarak seçilmenin yeterli görüldüğü gözetildiğinde andiçmeden imtina edilmesi
hâlinde yararlanılmasına devam edilemeyecek hakların yasama dokunulmazlığı hâricindeki
milletvekili sıfatından kaynaklanan haklar olduğu açıktır. Bu itibarla andiçmekten imtina
edilmesi durumunda yararlanılamayacak hakların belirsiz olduğu da söylenemez.

11. Ayrıca kuralda yer alan imtina eden kavramının da iradi, bir başka deyişle bir
engeli olmadığı hâlde mazeretsiz olarak andiçmeyenleri ifade ettiği şüphesizdir. Belirtilen
nitelikleri itibarıyla kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğundan söz edilemeyeceğinden
kuralda belirlilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

12. Kuralın milletvekillerinin andiçme yükümlülüğünün yerine getirilmesini
amaçladığı, başlangıçta andiçmeden imtina eden milletvekilinin daha sonra andiçmesi hâlinde
milletvekili sıfatından kaynaklanan haklardan yararlanmaya yeniden başlayacağı
gözetildiğinde kuralda öngörülen yaptırımın ölçüsüz olduğu da söylenemez.

13. Diğer yandan milletvekilleri, Meclis faaliyetlerine katılmak suretiyle
seçmenlerinin görüş ve düşüncelerinin yasama sürecine yansımasını sağlamak durumunda
olan kişilerdir. Anayasa’nm 81. maddesine göre ise bu görevin başlaması, belirtilen andın
içilmesi ile mümkündür. Bu nedenle yasama faaliyetlerine başlamanın ön şartı olan andiçme
yükümlülüğünü mazeretsiz olarak yerine getirmeyen milletvekilinin, yasama dokunulmazlığı
hâricindeki milletvekili sıfatmdan kaynaklanan haklardan yararlanamamasının Anayasa’nm 2.
maddesinde korunan demokratik devlet anlayışına aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.

14. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nm 2. maddesine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.

Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.

B. Karar’ın 2. Maddesiyle İçtüzük’ün 19. Maddesinin Değiştirilen Beşinci
Fıkrasının Dördüncü Cümlesinde Yer Alan “...beş...” İbaresi ile Beşinci Cümlesinde
Yer Alan “... üçer... ” İbaresinin İncelenmesi

1. İptal Taleplerinin Gerekçesi

15. Dava dilekçesinde özetle; Danışma Kurulunda oybirliğinin sağlanamadığı
durumlarda TBMM gündeminin grup önerileriyle şekillendiği, bu nedenle grup önerilerinin
milletvekillerinin yasama ve denetim faaliyetlerine katılmaları açısından parlamenter
faaliyetlerin önemli bir aşaması olduğu, grup önerileri üzerindeki görüşmeler sırasında
öneride bulunan siyasi parti grubuna mensup bir milletvekiline beş, diğer siyasi parti
gruplarından birer milletvekiline ise üçer dakika konuşma hakkı tanınmasının,
milletvekillerinin yasama ve denetim faaliyetleri kapsamındaki görev ve yetkilerini etkin bir
şekilde kullanmalarını engelleyici nitelikte olduğu ve yasama işlevini ölçüsüz bir şekilde



sınırlandırdığı, konuşma sürelerinin kısalığının etkin bir bilgilendirme olmaksızın Genel
Kurulun karar vermesine yol açacağı ve bu suretle sağlıklı bir iradenin oluşmasına engel
olunacağı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2. ve 87. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

16. İçtüzük’ün 19. maddesinin beşinci fıkrasının dördüncü ve beşinci cümleleri, grup
önerisinin Genel Kuruldaki görüşmeleri sırasında öneriyi veren gruptan bir milletvekilinin beş
dakikayı geçmemek üzere önerinin gerekçesini açıklayabileceğini, açıklamanın ardından diğer
gruplardan birer milletvekiline de isterlerse üçer dakika söz verileceğini öngörmüş olup amlan
cümlelerde yer alan “...beş...” ve “...üçer...” ibareleri dava konusu kuralları
oluşturmaktadır.

17. Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletinin temel ilkelerinden biri
de ölçülülüktür. Bu ilke ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden
oluşmaktadır. Elverişlilik, getirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasım,
gereklilik, getirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasım, orantılılık
ise getirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir.

18. Anayasa’mn 87. maddesinde “Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri,
kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesinhesap kanun tekliflerini görüşmek ve
kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların
onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç
çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer
maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir. ” denmektedir.

19. Anayasa’nın 95. maddesinde TBMM’nin çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük
hükümlerine göre yürüteceğinin belirtilmiş olması karşısında yasama organının Anayasa
hükümleri uyarınca kendisine verilmiş görev ve yetkileri hangi şekil, yöntem ve usul
kurallarını uygulamak suretiyle yerine getireceğini belirleme konusunda takdir yetkisi
bulunmaktadır. Ancak normlar hiyerarşisinde en üst noktada yer alan Anayasa’nın, kanunlar
gibi İçtüzük’ün de dayanağı ve belirleyicisi olması nedeniyle yasama organının kendi iç
çalışmalarını serbestçe düzenleme konusundaki takdir yetkisi Anayasa ile sınırlıdır.

20. Norm yaratıcı niteliğiyle diğer parlamento kararlarından ayrılan İçtüzük siyasi
parti grupları arasındaki ilişkilerde ve Meclis iradesinin sağlıklı biçimde oluşmasında büyük
önem taşımaktadır.

21. İçtüzük’ün 19. maddesinin beşinci fıkrasında 1160 sayılı Karar’la yapılan
değişiklik öncesinde grup önerilerinin görüşülme usulünü öngören bir düzenlemenin
bulunmaması nedeniyle grup önerilerinin usule ilişkin konular kapsamında kabul edilerek
İçtüzük’ün usul hakkında konuşmaları düzenleyen 63. maddesine göre lehte ve aleyhte olmak
üzere en çok ikişer milletvekiline onar dakika süre verilmek suretiyle görüşülmesi, dava
konusu kural öncesi uygulamayı oluşturmaktadır.



22. Dava konusu ibareler ile grup önerilerinin Genel Kurulda görüşülme süreleri
grup önerisini veren gruptaki bir milletvekili için beş, diğer gruplardaki birer milletvekili için
ise üçer dakikayla sınırlandırılmıştır.

23. Anılan değişikliğin gerekçesi “...Danışma Kurulunun oybirliğiyle karar
alamadığı ve siyasi parti gruplarının önerilerini ayrı ayrı Genel Kurul’a getirdikleri
durumlarda ise; zamanın daha etkili ve verimli kullanılarak uzun ve gereksiz polemiklere
girilmemesi ve bir an önce ana gündeme geçilebilmesi için, öneriyi veren gruptan bir
milletvekili beş dakikayı geçmemek üzere önerinin gerekçesini açıklayabilir. Açıklamanın
ardından diğer gruplardan birer milletvekiline de isterlerse üçer dakika söz verilmesi
öngörülmektedir... ” şeklinde ifade edilmiştir. Söz konusu gerekçe gözetildiğinde dava konusu
kurallarla konuşma sürelerine getirilen sınırlama ile TBMM’nin daha etkili ve verimli
çalışması dışında bir hususun amaçlandığı söylenemez.

24. Genel Kurulda yapılacak konuşmalarda herhangi bir süre sınırı öngörülmemesi
hâlinde gerçekleşecek sınırsız bir tartışma ortamı ve sonu gelmeyen görüşmeler Meclis
çalışmalarını, bu bağlamda yasama ve denetim faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu
nedenle Meclisin daha etkili ve verimli çalışmasını sağlamak amacıyla konuşma sürelerinin
sınırlandırılmasında ölçülülük ilkesinin alt ilkeleri olan elverişlilik ve gereklilik ilkeleriyle
çelişen bir yön bulunmamaktadır.

25. Öte yandan konuşma sürelerine getirilen sınırlamaların, milletvekillerinin yasama
ve denetim faaliyetlerine katılımını, bu faaliyetleri gereği gibi yerine getirmelerini engelleyici
nitelikte olmaması gerekir.

26. İçtüzük’ün diğer hükümleri gözönünde bulundurulduğunda Danışma Kurulunun
tespitine, teklifine veya görüş bildirmesine bağlanmış olan hâllerin genel olarak TBMM’nin
çalışma günleri ve saatleri ile gündeminin belirlenmesine yönelik usule ilişkin konular olduğu
anlaşılmaktadır.

27. Ayrıca herhangi bir hususun grup önerisine konu olabilmesi için o konunun
öncelikle Danışma Kurulunda gündeme getirilmiş olması gerekmektedir. Nitekim İçtüzük’ün
19. maddesinin beşinci fıkrasında Danışma Kurulunun yapılan ilk çağrıda toplanamaması
veya oybirliğiyle uzlaşma sağlanamaması hâlinde ilgili hususun grup önerisi şeklinde Genel
Kurula getirilebileceği hükme bağlanmıştır. Aynı maddenin birinci fıkrasına göre Danışma
Kurulunun TBMM Başkanı veya görevlendireceği başkanvekili ile tüm siyasi parti grup
başkanları ya da başkanvekillerinden oluştuğu gözetildiğinde grup önerisine konu hususun
öncelikle Danışma Kurulunun gündemine getirilmesinin şart koşulması suretiyle ilgili konu
hakkında tüm siyasi parti gruplarının Genel Kurul öncesinde bilgi edinmelerine ve hatta
Danışma Kurulunun toplanması hâlinde konuyu görüşmelerine imkân tanındığı
görülmektedir.

28. Bu bağlamda yasama organının takdir yetkisi kapsamında, ulaşılmak istenen
amacı, grup önerisine konu olabilecek hususların niteliğini, bu hususlardan tüm siyasi parti
gruplarının önceden haberdar olma ve görüşme imkânının varlığını da gözönünde
bulundurarak öngördüğü kuralların, düzenlenme amacına ulaşmak açısından gerekli, bu
amaca ulaşmaya elverişli ve orantılı olduğu anlaşıldığından ölçülülük ilkesine aykırı bir yönü
bulunmamaktadır.



29. Diğer yandan Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamaması üzerine grup
önerisine konu olabilecek hususların herhangi bir işin esasına ilişkin olmayıp yalmzca usule
ilişkin konulardan ibaret olduğu, grup önerisinin konusu hakkında tüm siyasi parti gruplarının
önceden bilgi sahibi olmasının ve konuyu görüşmelerinin mümkün kılındığı gözetildiğinde
dava konusu kurallarla öngörülen konuşma sürelerinin orantısız olduğu, milletvekillerinin
yasama ve denetim faaliyetlerine katılımını ve Anayasa’nm 87. maddesinde belirtilen görev
ve yetkilerinin kullanımına engel oluşturduğu da söylenemez.

30. Açıklanan nedenle kurallar Anayasa’nm 2. ve 87. maddelerine aykırı değildir.
İptal taleplerinin reddi gerekir.

C. Karar’ın 3. Maddesiyle İçtüzük’ün 37. Maddesinin Değiştirilen İkinci
Fıkrasının Dördüncü Cümlesinde Yer Alan "...ayrı bir siyasi parti grubundan bir
milletvekili tarafından yerine getirilmek kaydıyla...” İbaresi ile Beşinci Cümlesinin
İncelenmesi

1. İkinci Fıkranın Dördüncü Cümlesinde Yer Alan '“‘...ayrı bir siyasi parti
grubundan bir milletvekili tarafından yerine getirilmek kaydıyla...” İbaresi

a. İptal Talebinin Gerekçesi

31. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kural uyarınca bağımsız veya grup
kuramamış siyasi partiye mensup milletvekilleri tarafından verilen tekliflerin doğrudan Genel
Kurul gündemine alınmasına ilişkin önergelerin işleme konulamayacağı, bu durumun kanun
teklif etmeye milletvekillerinin yetkili olduğu yönündeki Anayasa hükmüyle bağdaşmadığı,
söz konusu önergelerin işleme alınması sırasında siyasi parti gruplarının gözetilmesinin ise
milletvekillerine tanınmış olan kanun teklif etme yetkisinin siyasi parti gruplarına göre
kullandırılması sonucunu doğurduğu, milletvekilleri arasında böyle bir ayrım yapılmasının
aynı zamanda eşitlik ilkesine aykırı olduğu, uygulamada belirsizliğe ve tereddüde yol açmak
suretiyle hukuki belirlilik ilkesinin de ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nm 2., 10.,
87. ve 88. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

32. İçtüzük’ün 37. maddesinin ikinci fıkrasının dava konusu ibareyi de içeren
dördüncü cümlesine göre teklifin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına dair
önergeler, her hafta Salı günü ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekili tarafından yerine
getirilmek kaydıyla ve bir tane olmak üzere işleme alınır. Dava konusu ibare uyarınca her
hafta farklı siyasi parti grubuna mensup milletvekilinin önergesi işleme alınacaktır.

33. Anayasa’nm 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletinin temel ilkelerinden biri
de belirliliktir. Bu ilkeye göre, düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi
bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve
nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi
gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey normdan belirli bir kesinlik
içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını
bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve
davranışlarını ayarlar.



34. Anılan maddede ayrıca Cumhuıiyet’in niteliklerinden biri olarak demokratik
devlet ilkesine yer verilmiştir. Demokratik devlet ilkesi, öncelikle milletvekillerinin serbest
seçim yöntemiyle belirlenmesini ve bu şekilde belirlenen milletvekillerinin yasama ve
denetim faaliyetlerine gereği gibi katılabilmeleri için gerekli şartların oluşturulmasını zorunlu
kılar. Bunun ötesinde anılan ilke, demokrasiyi seçimlere katılma ve oy verme hakkına
indirgeyen klasik temsili demokrasi anlayışının aksine toplumsal sorunların tüm tarafların
aktif olarak katılımıyla çözümlenmesini öngören katılımcı demokrasi anlayışını ifade eder.

35. Anayasa’nm 10. maddesinde herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,
felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit
olduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, devlet organları ile
idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket
etmek zorunda oldukları ifade edilmiştir. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı
kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler
ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı
hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal
edilmiş olmaz.

36. Demokratik devlet ilkesinin bir görünümü olan Anayasa’nm 88. maddesinde de
kanun teklif etmeye milletvekillerinin yetkili olduğu belirtilmiştir.

37. Tekliflerin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına dair önergeleri
verebilmenin ön şartı İçtüzük’ün 37. maddesinin birinci fıkrasında hükme bağlanmıştır. Buna
göre tekliflerin esas komisyonlara havale gününden itibaren en geç kırk beş gün içinde
sonuçlandırılması gerekmekte olup ancak bu sürenin bitiminde teklif sahipleri teklifin
doğrudan Genel Kurul gündemine alınması yönünde önerge verebileceklerdir.

38. Yasama organının Anayasa hükümleri uyarınca kendisine verilmiş görev ve
yetkileri hangi şekil, yöntem ve usul kurallarını uygulamak suretiyle yerine getireceğini
belirlediği İçtüzük hükümlerinin belirlilik içermesi ve milletvekillerinin yasama ve denetim
faaliyetlerine katılımı ile bu faaliyetleri gereği gibi yerine getirmelerini engelleyecek nitelikte
olmaması gerekir.

39. Siyasi parti grubu üyesi olup olmadığı önem taşımaksızın tüm milletvekillerinin
Anayasa’nm 88. maddesi uyarınca kanun teklif etmeye yetkili kılınmış olması karşısında kırk
beş günlük süre bitiminde esas komisyonca görüşülmemiş teklif sahibi milletvekilinin
bağımsız ya da grup kuramamış bir siyasi partinin mensubu olması mümkündür. Nitekim bu
olasılığı gözönünde bulunduran içtüzük koyucu da 37. maddenin ikinci fıkrasında siyasi parti
grubu üyesi olup olmadığım gözetmeksizin teklif sahibi tüm milletvekillerinin süresinde
görüşülmemiş tekliflerinin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına dair önerge
verebileceklerini hükme bağlamıştır.

40. Anılan Anayasa ve İçtüzük hükümlerine karşılık dava konusu kural, her hafta
ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekilinin önergesinin işleme alınacağını öngörmek
suretiyle, grup kuramamış bir siyasi partiye mensup ya da bağımsız milletvekillerinin yine
İçtüzük hükümleri uyarınca bu yönde verdikleri önergelerin hangi usul izlenerek, hangi anda
işleme alınacağı, hatta işleme alınıp alınmayacağı konusunda bir belirsizlik yaratmaktadır.



41. Öte yandan siyasi parti gruplarının kanun teklif etme ve dolayısıyla süresinde
görüşülmeyen tekliflerin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına yönelik önerge verme
yetkileri bulunmadığı hâlde bu kapsamdaki önergelerin işleme alınması sırasında siyasi parti
grubu ölçütünün gözetilmesinin grup kuramamış bir siyasi partiye mensup ya da bağmışız
milletvekillerinin yasama faaliyetlerine katılımını önemli ölçüde zorlaştırdığı ve bu nedenle
demokratik devlet ilkesiyle bağdaşmadığı da açıktır.

42. Ayrıca teklifin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına dair önergelerin
işleme alınması sırasında siyasi parti grubu üyesi olma esasının aranması, eşitlik ilkesini de
ihlal eder niteliktedir. Nitekim siyasi parti grubu üyesi olsun ya da olmasın milletvekilleri
arasında kanun teklif etme yetkisi bakımından bir farklılık bulunmamaktadır. Bu bakımdan
aynı hukuki statüye sahip, grup kuramamış bir siyasi partiye mensup ya da bağımsız
milletvekillerine tekliflerinin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına dair önergelerinin
işleme alınması sırasında farklı muamelede bulunulması, Anayasamın 10. maddesinde
ifadesini bulunan eşitlik ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.

43. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nm 2., 10. ve 88. maddelerine aykırıdır.
İptali gerekir.

Kural, Anayasa’nm 2., 10. ve 88. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden
Anayasa’nm 87. maddesi yönünden incelenmemiştir.

2. İkinci Fıkranın Beşinci Cümlesi

a. İptal Talebinin Gerekçesi

44. Dava dilekçesinde özetle; kanun tekliflerinin doğrudan Genel Kurul gündemine
alınmasına yönelik önergelerin yasama faaliyetinin önemli bir parçası olduğu, bu nedenle söz
konusu önergelerin bir milletvekili tarafından bir yasama yılında bir defadan fazla
verilememesinin TBMM’nin kanun koyma, değiştirme ve kaldırma görev ve yetkisini
sınırlandırdığı, dava konusu kuralla öngörülen değişikliğin derhâl yürürlüğe girmesinin de
yürürlük tarihine kadar verilmiş ve sıraya konulmuş olan önergelerin sıralamasının değişmesi
sonucunu doğurduğu, bu durumun hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın
Anayasa’nm 2., 87. ve 88. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

45. Kuralla bir milletvekilinin bir yasama yılında bir defadan fazla doğrudan Genel
Kurul gündemine alınma önergesi veremeyeceği hükme bağlanmıştır.

46. Ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkeleri, Anayasa’nm 2. maddesinde düzenlenen
hukuk devletinin temel ilkelerindendir. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuki
güvenlik, kural olarak düzenlemelerin geriye yürütülmemesini gerekli kılar. Düzenlemelerin
geriye yürümezliği ilkesi uyarınca normlar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi,
kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilke
olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılır.
Yürürlüğe giren normların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili
olmaması hukukun genel ilkelerindendir.



47. Kural, bir milletvekilinin bir yasama yılında verebileceği doğrudan Genel Kurul
gündemine alınma önerge sayısını bir olarak belirlemiştir.

48. Kural öncesinde bir milletvekili tarafından verilebilecek doğrudan Genel Kurul
gündemine alınma önergeleri bakımından bir sayı sının İçtüzük’te belirlenmemiştir. Söz
konusu değişikliğin “...Ayrıca bir milletvekilinin bir yasama yılında İçtüzüğün 37 nci
maddesinin uygulamasından bir defadan fazla yararlanmaması hüküm altına alınmakta,
böylece diğer milletvekillerinin de İçtüzükle kendilerine verilen haklardan yararlanmalarının
önü açılmaktadır" biçimindeki gerekçesinden kuralla bu tür önergeler bakımından getirilen
sınırlama ile ulaşılmak istenen amacm İçtüzük’ün 37. maddesinde tanınmış olan doğrudan
Genel Kurul gündemine alınma önergesi verme hakkının mümkün olduğunca çok sayıda
milletvekillince kullanılabilmesine imkân sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.

49. Doğrudan Genel Kurul gündemine alınma önergeleri, İçtüzük’ün 37. maddesinin
ikinci fıkrasına göre her hafta Salı günü ve haftada bir tane olmak üzere işleme alınacaktır.
İçtüzük’ün 1. maddesine göre 1 Ekim’de başlayıp 30 Eylül’de biten yasama yılında toplam 52
haftanın bulunduğu, tatil ve araverme hâlleri de gözetildiğinde çalışılan hafta sayısının çok
daha az olduğu, her hafta sadece bir önergenin işleme alınabileceği ve bu itibarla bir yasama
yılında toplam 40 civarında önergenin işleme alınmasının mümkün olduğu dikkate
alındığında milletvekillerince bu yönde verilecek önerge sayısı bakımından bir üst sınır
öngörülmesinin ve bu üst sımrm yasama yıhnda bir olarak belirlenmesinin daha fazla
milletvekilinin yasama faaliyetine katılımını sağlama amacına ulaşmak açısından gerekli, bu
amaca ulaşmaya elverişli ve orantılı olmadığı söylenemez.

50. Öte yandan dava konusu kuralın geriye yürütülmemiş ve yayımı tarihi itibarıyla
yürürlüğe girmiş olması karşısında kuralla öngörülen sayı sınırlamasının, yürürlük tarihine
kadar TBMM Başkanlığına verilmiş doğrudan Genel Kurul gündemine alınma önergeleri
açısından geçerli olmayacağı ve bir milletvekili tarafından bir yasama yılında birden fazla
verilmiş olsa dahi anılan önergelerin geçerliliklerini koruyacağı açıktır. Bu itibarla dava
konusu kuralla yürürlük tarihi öncesinde verilmiş olan önergeler aleyhine bir düzenleme
yapılması söz konusu olmadığından kuralın milletvekillerinin yasama yetkilerine yönelik
hukuki güvenliklerini ihlal eden bir yönü de bulunmamaktadır.

51. Önerge sayısı bakımından herhangi bir sınırın belirlenmemesi hâlinde bir veya
birkaç milletvekili taralından çok sayıda doğrudan Genel Kurul gündemine alınma önergesi
verilmek suretiyle bir yasama yılı boyunca yalnızca bu milletvekillerinin önergelerinin işleme
alınma ve bu suretle İçtüzük’ün 37. maddesinin tüm milletvekillerine tanımış olduğu haktan
sadece bir veya birkaç milletvekilinin yararlanma olasılığının bulunduğu, verilebilecek önerge
sayısının dava konusu kuralla sınırlanması suretiyle bu ihtimalin ortadan kaldırıldığı ve
böylece çok daha fazla sayıdaki milletvekilinin önergelerinin işleme alınmasına imkân
tanındığı gözetildiğinde dava konusu kuralın milletvekillerinin yasama faaliyetine katılımını
engellediği veya zorlaştırdığı da söylenemez.

52. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 87. ve 88. maddelerine aykırı
değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR ile
Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.



Ç. Karar’m 6. Maddesiyle İçtüzük’ün Değiştirilen 57. Maddesinin îkinci
Fıkrasında Yer Alan "Görüşmeye tabi...” ve “...maddelerine geçilmesi ve tümünün...”
İbarelerinin İncelenmesi

1. İptal Taleplerinin Gerekçesi

53. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarla kanunların maddeleri ile
görüşmeye tabi olmayan tezkerelerin işaretle oylanması esnasında yoklama isteme yetkisinin
ortadan kaldırıldığı, bu itibarla toplantı yeter sayısının varlığının tespitinin imkânsız hâle
geldiği, bu durumun toplantı yeter sayısının varlığını arayan ve bu konuda hiçbir istisnaya yer
vermeyen Anayasa hükmünü uygulanamaz hâle getirdiği, yoklamanın yasama işlemlerinin
önemli bir parçası olduğu, kanunların maddeleri ile görüşmeye tabi olmayan tezkerelerin
işaretle oylanması öncesinde toplantı yeter sayısının aranmamasmın milletvekillerinin yasama
çalışmalarına katılımını engellediği belirtilerek kuralların Anayasa’nm 87. ve 96. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

54. İçtüzük’ün 57. maddesinin ikinci fıkrasında; görüşmeye tabi tezkerelerin
oylanması ile kanunların maddelerine geçilmesi ve tümünün oylanması esnasında işaretle
oylamaya geçilirken en az yirmi milletvekilinin ayağa kalkmak veya önerge vermek suretiyle
yoklama yapılmasını isteyebileceği hükme bağlanmış olup anılan fıkrada yer alan
“Görüşmeye tabi... ” ve “...maddelerine geçilmesi ve tümünün... ” ibareleri dava konusu
kuralları oluşturmaktadır.

55. Anayasa’nm 96. maddesinin birinci fıkrasında “Türkiye Büyük Millet Meclisi,
yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır.’’
denmektedir.

56. Dava konusu kurallar öncesinde herhangi bir sınırlama olmaksızın tüm işaretle
oylamalar esnasında yoklama isteminde bulunabilmek mümkün iken kurallar yoklama
talebinde bulunulabilecek hâlleri, görüşmeye tabi olan tezkereler ile kanunların maddelerine
geçilmesi ve tümünün işaretle oylanması ile sınırlamaktadır. Kurallar uyarınca görüşmeye
tabi olmayan tezkereler ile kanunların maddelerinin oylanmaları sırasmda yoklama
istenebilmesi mümkün olmayacaktır.

57. Toplantı yeter sayısı, görüşmelerin başlayabilmesi ve devamı için bulunması
gereken en az üye sayısını ifade etmektedir. Anayasa’nm anılan maddesinde, herhangi bir
istisna öngörülmeksizin bütün işlerde TBMM’nin üye tamsayısının en az üçte biriyle
toplanacağının hükme bağlanmış olması karşısında Genel Kurulun tüm işlerinde toplantı yeter
sayısının aranacağı, toplantı yeter sayısı bulunmaksızın yapılan görüşmelerde Meclis
iradesinin belirmeyeceği ve alınan kararların hukuken geçerli olmayacağı tabiidir.

58. Meclis iradesinin oluşması ve alınan kararların sağlığı konusunda belirleyici olan
toplantı yeter sayısının bulunup bulunmadığına yönelik itiraz ve tereddütlerin milletvekilleri
tarafından ileri sürülmesinin yegâne aracı ise yoklama talebinde bulunmaktır. Bir başka
deyişle toplantı yeter sayısmm bulunmadığına yönelik iddia ve itirazların yoklama talebi
dışında başka bir şekilde dile getirilme imkânı bulunmamaktadır.



59. Anayasa’da herhangi bir ayrım yapılmaksızın TBMM’nin tüm işlerinde toplantı
yeter sayısının varlığının gerektiğinin hükme bağlanmış olması, toplantı yeter sayısının
bulunup bulunmamasının alman kararların sağlık ve geçerliliklerini doğrudan etkileyeceği,
milletvekillerinin toplantı yeter sayısıyla ilgili itirazlarını ancak yoklama talebinde bulunmak
suretiyle ileri sürebilecekleri, bu konudaki uyuşmazlığın yapılacak yoklama ile çözülebileceği
gözetildiğinde yoklama talebinde bulunulabilecek hâllerin görüşmeye tabi tezkereler ile
kanunların maddelerine geçilmesi ve tümünün oylanmasıyla sınırlı tutulmasının toplantı yeter
sayısı zorunluluğunu öngören Anayasa hükmüyle bağdaşmadığı açıktır.

60. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’mn 96. maddesine aykırıdır. İptalleri
gerekir.

Kurallar, Anayasa’mn 96. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa’mn
87. maddesi yönünden incelenmemiştir.

D. Karar’ın 7. Maddesiyle İçtüzük’ün Başlığıyla Birlikte Değiştirilen 58.
Maddesinin Başlığında Yer Alan “...düzeltme...” İbaresi ile Birinci Cümlesinde Yer
Alan “...yazılı...”İbaresinin İncelenmesi

1. İptal Taleplerinin Gerekçesi

61. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarla milletvekillerinin ve bakanların
kendilerine ait olup geçen birleşim tutanağında yer alan beyanlarının düzeltilmesi amacıyla
sahip oldukları konuşma hakkının ortadan kaldırıldığı, bu düzeltmelerin yazılı olarak
yapılmasının etkisinin sözlü düzeltmeye göre daha kısıtlı olduğu, tutanakların basımının
ayları bulan sürelerde gerçekleştiği gözönünde bulundurulduğunda düzeltme metninin ilgili
tutanağa eklenmesi suretiyle yapılan düzeltmeden diğer milletvekillerinin haberdar olmasının
çok daha zor ve geç olacağı, zamanında ve etkin bir şekilde düzeltmeden haberdar
olunamaması nedeniyle Genel Kurulun iradesinin sağlıklı biçimde oluşmayacağı, bu suretle
milletvekillerinin yasama ve denetim faaliyetleri kapsamındaki görev ve yetkilerini etkin bir
biçimde kullanmalarının mümkün olamayacağı, yasama ve denetim işlevinin ölçüsüz bir
şekilde sınırlandırıldığı belirtilerek kuralların Anayasa’mn 2. ve 87. maddelerine aykın
olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

62. İçtüzük’ün 58. maddesinin başlığı “Geçen tutanak hakkında konuşma” iken 1160
sayılı Karar’la "Geçen tutanak hakkında düzeltme” şeklinde değiştirilmiştir.

63. Anayasa Mahkemesinin norm denetimi yetkisinin kapsamına Anayasa
değişikliği, kanun, kanun hükmünde kararname, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve TBMM
İçtüzüğü adı verilen normlar (kurallar) girmektedir. Söz konusu düzenlemeler, Anayasa'nın
yetkili kıldığı organlar tarafından yazılı bir şekilde ve bu adlar altında tespit edilmiş bulunan
genel, sürekli ve soyut hukuk normlarıdır. Norm ise insan davranışını yönlendirmek amacıyla
belirli bir şeyin yapılmasını yasaklayan ya da belirli bir şeyin yapılmasına izin veya yetki
veren ve cebirle desteklenmiş irade açıklamalarıdır. Dolayısıyla hukuk normları daima emir,
yasak, izin veya yetki içeren önermelerden oluşur. İnsan davranışını yönlendirmeyi



hedeflemeyen yani emir vermeyen, yasak koymayan, izin veya yetki vermeyen bir önerme,
normatif nitelikte olmadığından hukuk kuralı sayılmaz.

64. Bu itibarla madde başlıkları da başlı başına bir yargı ifade etmediğinden
denetlenebilir norm niteliğinde değildir. Anılan niteliği sebebiyle madde başlıklarının iptal
davasına konu edilmesi mümkün değildir.

65. Açıklanan nedenlerle 1160 sayılı Karar’ın 7. maddesiyle İçtüzük’ün başlığıyla
birlikte değiştirilen 58. maddesinin başlığında yer alan “...düzeltme... ” ibaresine yönelik iptal
talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.

66. Öte yandan İçtüzük’ün 58. maddesinin birinci cümlesinde bir milletvekilinin
veya bakanın kendisine ait olup geçen birleşim tutanağmda yer alan bir beyanının
düzeltilmesini istemesi durumunda bu istemini Başkanlığa yazılı olarak vereceği, ikinci
cümlesinde de bu istemin birleşim tutanağına ekleneceği hükme bağlanmış olup anılan
maddenin birinci cümlesinde yer alan “...yazılı...” ibaresi dava konusu diğer kuralı
oluşturmaktadır.

67. Genel Kuruldaki görüşmeler sırasmda söz alan milletvekillerinin ya da
bakanların konuşmaları sırasında maddi hata yapmaları veya yanlış anlaşılma ihtimali olan
beyanlarda bulunmaları mümkündür. Bu durumda İçtüzük’ün 58. maddesi ilgili milletvekiline
ya da bakana hatasını düzeltme ve yanlış anlaşılma ihtimalini ortadan kaldırma imkânı
tanımaktadır. Dava konusu kural, bu yöndeki düzeltme istemlerinin Başkanlığa yazılı olarak
verilmesini hükme bağlamaktadır.

68. İçtüzük’ün 58. maddesinde 1160 sayılı Karar’la yapılan değişiklik öncesinde,
beyanını düzeltmek isteyen milletvekilinin veya bakanın sözlü olarak da başvuru yapma
imkânı bulunmakta iken kuralla düzeltme isteminin yazılı olarak yapılması zorunluluğu
öngörülmüştür.

69. Milletvekillerinin yasama ve denetim faaliyetlerinin sonucu olarak ortaya çıkan
Genel Kurul iradesi, Genel Kurulda yapılan görüşmeler çerçevesinde şekillenmektedir. Bu
kapsamda Genel Kurul görüşmeleri sırasında söz alan milletvekillerinin ya da bakanların
görüşlerini doğru bir şekilde ifade etmelerinin ve dinleyici konumundaki milletvekilleri
tarafından doğru olarak anlaşılmalarının Genel Kurul iradesinin sağlıklı bir şekilde oluşumu
bakımından önem taşıdığı kuşkusuzdur. İçtüzük’ün 58. maddesinin öngördüğü usul ile de
Genel Kuruldaki konuşmaları sırasında maddi hata yapan veya yanlış anlaşılabilecek beyanda
bulunan milletvekilinin ya da bakanın bu beyanlarını düzeltmelerine imkân tanınmak suretiyle
Genel Kurul iradesinin sağlıklı biçimde oluşmasına katkı yapılmaya çalışıldığı açıktır.

70. Söz konusu düzeltme isteminin hangi şekilde ileri sürülebileceğini belirleme
konusunda ise yasama organının takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu bağlamda dava konusu
kural uyarınca düzeltme isteminin sözlü olarak dile getirilmesi yerine yazılı olarak verilmesi
gerektiğinin hükme bağlanmasının milletvekili veya bakanın düzeltme talebinde bulunmasını
önemli ölçüde zorlaştırdığı, düzeltme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği, bu suretle
milletvekillerinin yasama ve denetim faaliyetlerine katılımını ve Anayasa’nın 87. maddesinde
belirtilen görev ve yetkilerinin kullanımını ölçüsüz şekilde zorlaştırdığı da söylenemez. Bu



nedenle düzeltme isteminin yazılı olarak verilmesinin öngörülmesinde Anayasa’ya aykırı bir
yön bulunmamaktadır.

71. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nm 2. ve 87. maddelerine aykırı değildir.
İptal talebinin reddi gerekir.

E. Karar’m 8. Maddesiyle îçtfizük’ün Değiştirilen 63. Maddesinin İkinci
Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “...üçer...” İbaresinin İncelenmesi

1. İptal Talebinin Gerekçesi

72. Dava dilekçesinde özetle; Genel Kurulun çalışmalarında Anayasa ve İçtüzük’e
uygunluğun sağlanması açısından İçtüzük’ün 63. maddesi kapsamında gerçekleştirilen usul
hakkında görüşmelerin önemli bir işlevinin bulunduğu, bu görüşmelerdeki konuşma süresinin
dava konusu kuralla onar dakikadan üçer dakikaya düşürüldüğü, bu nedenle usul hakkında
görüşmelerden beklenen işlevin yerine getirilemeyeceği, üç dakikalık konuşma süresinin
milletvekillerinin yasama ve denetim çalışmalarına etkili bir şekilde katılmaları için yeterli bir
süre olmadığı, Genel Kurulun yeterli ve etkin biçimde bilgi edinmesine imkân vermeyeceği,
bu suretle yasama işlevinin ölçüsüz olarak sınırlandırıldığı belirtilerek kuralın Anayasa’nm 2.
ve 87. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

73. İçtüzük’ün 63. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde usul hakkında
görüşme talebinde bulunulması hâlinde üçer dakikadan fazla sürmemek şartıyla lehte ve
aleyhte en çok ikişer kişiye söz verileceği hükme bağlanmış olup anılan cümlede yer alan
“...üçer... ” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.

74. Anayasa’nm 95. maddesine göre TBMM’nin, çalışmalarım kendi yaptığı İçtüzük
hükümlerine göre yürütecek olması karşısında yasama organının Anayasa hükümleri uyarınca
kendisine verilmiş görev ve yetkileri hangi şekil, yöntem ve usul kurallarını uygulamak
suretiyle yerine getireceğini düzenleme konusunda takdir yetkisine sahip olduğu şüphesizdir.
Ancak yasama organının kendi iç çalışmalarını serbestçe düzenleme konusundaki takdir
yetkisi Anayasa ile sınırlıdır.

75. İçtüzük’ün 63. maddesinde 1160 sayılı Karar’la değişiklik yapılmadan önce usul
hakkında görüşme talebinde bulunulması hâlinde lehte ve aleyhte en çok ikişer kişiye onar
dakikadan fazla sürmemek şartıyla söz verileceği hükme bağlanmışken dava konusu ibare ile
bu süre üçer dakikayla sınırlandırılmıştır.

76. Anılan değişikliğin “ ...usulle ilgili tartışmaların gereğinden fazla uzamasına yer
vermeyip bir an önce ana gündem maddelerine dönebilmek amacıyla konuşmacıların
konuşma sürelerinde düzenleme yapılmıştır” biçimindeki gerekçesinden dava konusu kuralla
konuşma süresine getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amacın TBMM’nin daha etkili ve
verimli çalışması olduğu anlaşılmaktadır.

77. Genel Kurulda yapılacak konuşmalarda herhangi bir süre sınırı düzenlenmemesi
durumunda gerçekleşecek sınırsız bir tartışma ortamı ve sonu gelmeyen görüşmeler Meclis



çalışmalarım olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle Meclisin daha etkili ve verimli
çalışmasını sağlamak amacıyla konuşma sürelerinde bir sınır belirlenmesinde ölçülülük
ilkesinin alt ilkeleri olan elverişlilik ve gereklilik ilkeleriyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.

78. Diğer yandan konuşma süreleri için öngörülen sınırlamaların milletvekillerinin
yasama ve denetim faaliyetlerine gereği gibi katılımını ve bu faaliyetleri gerçekleştirmelerini
engelleyici nitelikte olmaması gerekir.

79. İçtüzük’ün 63. maddesinin birinci fıkrası gözönünde bulundurulduğunda anılan
madde uyannca ileri sürülebilecek söz talebi konusunun, görüşülmesine yer olup olmadığı.
Başkanı gündeme veya TBMM’nin çalışma usullerine uymaya davet gibi usule ait hususlar
olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca anılan maddeye göre tanınan söz hakkı tek kişiyle de sınırlı
olmayıp lehte ve aleyhte olmak üzere toplam dört kişiye söz verilebilmesi mümkündür.

80. Bu bağlamda yasama organının; takdir yetkisi kapsamında ulaşılmak istenen
amacı, 63. madde uyarınca yapılacak konuşmalara konu olabilecek hususların niteliğini ve bu
kapsamda konuşma yapabilecek kişi sayısını da gözönünde bulundurarak öngördüğü kuralın
düzenlenme amacına ulaşmak açısından gerekli, bu amaca ulaşmaya elverişli ve orantılı
olmadığı söylenemeyeceğinden ölçülülük ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

81. Öte yandan 63. madde uyannca yapılacak konuşmaya konu olabilecek hususların
herhangi bir işin esasına ilişkin olmayıp yalnızca usule ilişkin konulardan ibaret olduğu, bu
kapsamda dört kişinin konuşmasının mümkün olduğu gözetildiğinde dava konusu kuralla
öngörülen konuşma süresinin milletvekillerinin yasama ve denetim faaliyetlerine katılımını ve
Anayasa’ıım 87. maddesinde belirtilen görev ve yetkilerinin kullanımına engel oluşturduğu da
söylenemez.

82. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nm 2, ve 87. maddelerine aykırı değildir,
iptal talebinin reddi gerekir.

F. Karar’m 9. Maddesiyle İçtüzük’üıı 73. Maddesinin Değiştirilen Son
Fıkrasında Yer Alan “...yazılı...”İbaresinin İncelenmesi

83. Dava konusu kuralın yer aldığı madde 9/10/2018 tarihli ve 1200 sayılı Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın 25. maddesiyle
yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle konusu kalmayan ibareye ilişkin iptal talebi hakkında
karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.

G. Karar’m 10. Maddesiyle İçtüzük’ün 81. Maddesinin Değiştirilen İkinci
Fıkrasında Yer Alan “...bu oylamalar ile maddelerin oylamaları...” İbaresinin
İncelenmesi

84. Dava konusu kural 1200 sayılı Karar’m 12. maddesiyle değiştirilmiştir. Bu
nedenle konusu kalmayan ibareye ilişkin iptal talebi hakkında karar verilmesine yer
olmadığına karar vermek gerekir.



Ğ. Karar’ın 16. Maddesiyle İçtüzük’ün 163. Maddesinin Değiştirilen Başlığında
Yer Alan “...ve kesinti” İbaresi ile Dördüncü Fıkrasından Sonra Gelmek Üzere Eklenen
Fıkranın İncelenmesi

1. İptal Taleplerinin Gerekçesi

85. Dava dilekçesinde özetle; kınama veya Meclisten geçici olarak çıkarma cezası
alan milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte birinin ya da üçte ikisinin kesilmesini
öngören kuralların tek fiilinden dolayı milletvekilinin iki kez cezalandırılması sonucunu
doğurduğu, bunun ise aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz (ne bis in idem) ilkesine
aykırı olduğu, ödenek ve yolluğunun kesilmesi tehdidi altında bırakılmasının milletvekilinin
yasama faaliyetine gereği gibi katılımını ve seçmenlerinin hak ve taleplerini takip etmesini
engellediği, bu suretle seçme ve seçilme hakkının da ihlal edildiği, disiplin cezası olarak para
cezası öngörülmesinin yasama sorumsuzluğuna aykırı olduğu, İçtüzük’ün 163. maddesinde
Meclisten geçici olarak çıkarma cezası alan bir milletvekilinin kürsüden açıkça af dilemesi
hâlinde Meclise girme hakkını kazanacağı hükme bağlanmışken ilgili milletvekili hakkında
uygulanacak para cezasının ortadan kalkıp kalkmayacağı konusunda hiçbir hükme yer
verilmediği gibi kuralların milletvekillerinin yolluklarının herhangi bir şekilde
haczedilemeyeceğini öngören 26/10/1990 tarihli ve 3671 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi
Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair KanunTa çeliştiği, bu nedenlerle kuralda
belirlilik ve öngörülebilirlik özelliklerinin bulunmadığı, kuralların belirlediği kesinti
miktarının adil ve ölçülü olmadığı, Anayasa’da milletvekillerinin ödenek ve yolluklarının
kanunla düzenleneceğinin hükme bağlanmış olması nedeniyle İçtüzük hükmüyle
milletvekillerinin ödenek ve yolluklarından kesinti yapılmasının öngörülemeyeceği, birden
fazla kınama ya da Meclisten geçici olarak çıkarma cezası alması hâlinde milletvekilinin
ödenek ve yolluğunun tamamından mahrum kalmasının söz konusu olabileceği belirtilerek
kuralların Anayasa’nm 2., 67., 83., 86. ve 87. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

86. İçtüzük’ün 163. maddesinin başlığı “Disiplin cezalarında savunma ve özür
dileme” iken 1160 sayılı Karar’la anılan maddenin başlığı “Disiplin cezalarında savunma,
özür dileme ve kesinti” şeklinde değiştirilmiştir.

87. Karar’ın 7. maddesiyle İçtüzük’ün başlığıyla birlikte değiştirilen 58. maddesinin
başlığında yer alan “...düzeltme... ” ibaresinin Anayasa’ya uygunluğunun denetimi kısmında
belirtilen gerekçeler dava konusu kural yönünden de geçerlidir.

88. Açıklanan nedenlerle 1160 sayılı Karar’ın 16. maddesiyle İçtüzük’ün 163.
maddesinin değiştirilen başlığında yer alan “...ve kesinti” ibaresine yönelik iptal talebi
hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.

89. Öte yandan dava konusu fikrada kınama cezasına çarptırılan milletvekilinin bir
aylık ödenek ve yolluğunun üçte birinin, Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan
milletvekilinin ise bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisinin kesilmesi öngörülmektedir.



90. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniyle kural Anayasa’nın 13. ve 26.
maddeleri yönünden de incelenmiştir.

91. Anayasa’nın 95. maddesine göre çalışmalarını düzenleme konusunda takdir
yetkisine sahip olan Meclisin bu yetkisini Anayasa’nın 2. maddesi uyarınca belirli, adil ve
hakkaniyete uygun düzenlemeler yapmak suretiyle kullanması gerekmektedir.

92. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve
ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. ”
denmektedir.

93. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Herkes, düşünce ve
kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve
yayma hakkına sahiptirbiçimindeki hüküm ile temel hak ve özgürlükler arasında yer alan
ifade özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Maddenin ikinci fikrasında ise anılan özgürlüğün
sınırlandırılma sebeplerine yer verilerek bu hakkın mutlak olmadığı ve maddede belirtilen
nedenlerle sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Buna göre ifade özgürlüğünün millî
güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve maddede belirtilen diğer nedenlerle
sınırlandırılması mümkündür. Ancak söz konusu özgürlüğün sınırlandırılabilmesi için
belirtilen nedenlerden birinin varlığı yeterli olmayıp temel hak ve özgürlüklerin
sınırlandırılması rejimini belirleyen Anayasa'nm 13. maddesine de uyulması gerekmektedir.

94. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, özlerine dokunulmaksızın
yalnızca Anayasa'da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dokunulamayacak
öz her temel hak ve özgürlük açısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen
sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddi
surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik
taşımaması gerekir.

95. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan sınırlamalar
yönünden ise bu sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gerekleri İle ölçülülük ilkesine
aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka deyişle öze dokunan sınırlamalar demokratik
toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkelerine evleviyetle aykırı olacağından temel hak ve
özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalar yönünden demokratik toplum düzeninin gerekleri
ve ölçülülük ilkeleri bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

96. Öze dokunma yasağım ihlal etmeyen müdahaleler yönünden gözetilmesi
öngörülen demokratik toplum düzeninin gerekleri kavramı, öncelikle ilgili hak yönünden
getirilen sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmasını, başvurulabilecek en
son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendisini göstermesini gerektirmektedir.
Demokratik toplum düzeninin gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda
zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.

97. Ölçülülük ilkesi, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınması
gereken bir diğer ilkedir. Demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri, iki ayrı



kriter olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki kriter arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel
hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın demokratik toplum düzeni için gerekli
nitelikte, başka bir ifadeyle öngörülen kamu yaran amacını gerçekleştirmekle birlikte temel
haklara en az müdahaleye imkân veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının
incelenmesi gerekir.

98. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile sınırlama araçları
arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu
amaca ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple kuralın hedeflenen amaca
ulaşabilmek için elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.

99. Belirtilen nitelikleri gereği, Anayasa'nm 13. maddesinde yer alan ve aralarında
sıkı bir ilişki bulunan temel hak ve hürriyetlerin özü, demokratik toplum düzeninin gerekleri
ve ölçülülük ilkesi kavramları, bir bütünün parçaları olup demokratik bir hukuk devletinin
özgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temel ölçütleri oluşturmaktadır.

100. Anayasa’nm 67. maddesinde de seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir
siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkı güvence altına alınmıştır. Demokrasilerde
halk ile yönetim arasındaki bağlantıyı ve parlamentonun siyasi meşruiyetini, demokratik usul
ve esaslara göre gerçekleştirilen seçimler aracılığıyla halkın temsilcisi olarak seçilen
milletvekilleri gerçekleştirir.

101. Anayasa’nm 83. maddesinin birinci fıkrasında ise “Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri
düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar
alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar. ”
denmek suretiyle ifade özgürlüğünün özel görünümü olan yasama sorumsuzluğu teminat
altına alınmıştır.

102. Ayrıca Anayasa’nm 87. maddesinde kanun koymanın, değiştirmenin ve
kaldırmanın TBMM’nin görev ve yetkileri arasında olduğu hükme bağlanmıştır.

103. Anayasa’da yer alan yasama sorumsuzluğunun amacı milletvekillerinin Meclis
çalışmalarında görevlerini yaparken söyleyecekleri söz ve düşüncelerinden, kullanacakları
oylarından dolayı sorumlu tutulmalarım önlemektir. Bu itibarla yasama sorumsuzluğu,
milletvekillerinin yasama ve denetim görevini korkusuzca ve tam bir serbesti içinde yerine
getirmelerini sağlayan parlamenter bir bağışıklıktır.

104. Buna karşılık yasama sorumsuzluğu yasama düzeninin gereklerini ortadan
kaldırmamakta, milletvekillerine İçtüzük kurallarına uymama özgürlüğü tanımamaktadır. Bu
bağlamda Meclis çalışmalarının belirli bir düzen içinde yapılmasının sağlanması amacıyla
milletvekilleri hakkında disiplin suç ve cezalarının öngörülmesi yasama sorumsuzluğuna
aykırılık teşkil etmez. Nitekim sağlıklı bir Meclis iradesinin belirmesi, Meclis çalışmalarında
düzenin sağlanmasına ve korunmasına bağlıdır. Bu itibarla kınama ve Meclisten geçici olarak
çıkarma şeklindeki disiplin cezalarına dava konusu kuralla ödenek ve yolluğun belirli bir
oranda kesilmesi sonucunun bağlanması suretiyle anılan disiplin cezalarının
ağırlaştırılmasının yasama sorumsuzluğuyla bağdaşmadığı söylenemez.



105. Öte yandan Anayasa’nın 95. maddesinde TBMM’nin, çalışmalarım kendi
yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürüteceğinin hükme bağlanmış olması karşısında Meclis
çalışmalarıyla ilgili olmak kaydıyla disiplin suç ve cezalarının İçtüzük hükümleriyle
düzenlenmesi ve bu kapsamda temel hak ve özgürlüklere müdahale edilmesi başlı başına
Anayasa’ya aykırılık oluşturmaz.

106. Disiplin suç ve cezalarının kural olarak yasama sorumsuzluğu ile bağdaşır
nitelikte olması ise her türlü söz veya eylemin ya da cezanın disiplin suçu yahut cezası olarak
öngörülmesinin mümkün olduğu anlamına gelmemektedir. Bu nedenle disiplin suç ve
cezasının yasama sorumsuzluğunu ve temelinde yatan ifade özgürlüğünü ihlal edip
etmediğinin ayrıca belirlenmesi gerekir.

a. İçtüzük’ün 161. Maddesinin Birinci Fıkrasının (3) Numaralı Bendinde Yer
Alan "...Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında
Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak...” İbaresi Yönünden
Fıkranın "...Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık
ödenek ve yolluğunun üçte ikisi...” Bölümü

107. İçtüzük’ün 161. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan
“...Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada
düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak... ” ibaresi yönünden dava konusu
fıkranın “...Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık
ödenek ve yolluğunun üçte ikisi... ” bölümü, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle
bölünmez bütünlüğü esasında Anayasa’da düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar
yapması nedeniyle Meclisten geçici olarak çıkarma cezası alan milletvekilinin bir aylık
ödeneğinin üçte ikisinin kesilmesini Öngörmektedir.

108. Milletvekili hakkında Meclisten geçici olarak çıkarma cezasının verilebileceği
hâller İçtüzük’ün 161. maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasının (3)
numaralı bendine göre Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü
esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak, söz konusu
durumlardan biridir. Dava konusu kuralın Meclisten geçici olarak çıkarma cezası alan
milletvekilinin bir aylık ödeneğinin üçte ikisinin kesilmesini öngörmesi nedeniyle anılan
tanımlamayı yapan milletvekilinin de bir aylık ödeneğinin üçte ikisinin kesilmesi söz konusu
olacaktır.

109. İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe
ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kmanamaması, bunları tek başına veya
başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi,
başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi ile Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında da sıklıkla vurgulandığı üzere söz konusu özgürlük,
sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için
değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir (Bekir
Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 36; Handyside/Birleşik Krallık [GK], B. No:
5493/72,7/12/1976, § 49).

110. Öte yandan ifade özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirilmemiş
olmakla birlikte ırkçılık, nefret söylemi, savaş propagandası, şiddete teşvik ve tahrik,



ayaklanmaya çağrı veya terör eylemlerini haklı göstermek gibi alanlarda devlet otoritelerinin
anılan özgürlüğe müdahalelerinde daha geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu kabul
edilmektedir.

111. Birey, düşüncelerini serbestçe ifade edebildiği ve tartışabildiği bir ortamda
kendini gerçekleştirebilir. Bu itibarla ifade özgürlüğü insanın kendini ve başkalarını
tanımlamada, anlamada ve algılamada, bu çerçevede başkalarıyla ilişkilerini belirlemede
ihtiyaç duyduğu bir değerdir.

112. Diğer yandan çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her
türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme,
bu yönde başkalarını ikna etme çabaları ve buna ilişkin çabaların hoşgörüyle karşılanması
çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu
sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu yönüyle
de ifade özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemi haizdir.

113. Seçmenlerini temsil eden, onların taleplerini, endişelerini ve düşüncelerini
politik alana aktaran ve çıkarlarını savunan seçilmiş kimseler için ifade özgürlüğünün
özellikle değerli olduğu açıktır. Zira milletvekillerinin, görüş ve düşüncelerini serbestçe ifade
edebildikleri ölçüde seçmenlerini temsil edebilmeleri, yasama ve denetim faaliyetlerine gereği
gibi katılabilmeleri mümkün olacaktır. Nitekim bu gerekçelerle ifade özgürlüğünün
korunmasının özellikle önemli olduğu milletvekilleri bakımından, anılan özgürlüğün daha
güvenceli bir şekilde muhafazasını sağlamak amacıyla yasama sorumsuzluğu kurumu
öngörülmüştür. Bu itibarla taşıdığı önem sebebiyle yasama sorumsuzluğunun ihlali, ifade
özgürlüğünün ihlaline göre çok daha ağır sonuçlara yol açar.

114. Dava konusu kural, milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisinin
kesilmesini Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında
Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak biçimindeki Meclis
çalışmalarının belirli bir düzen içinde yapılmasının sağlanmasıyla ilgisi olmayan, belirsiz,
soyut ve öngörülemez nitelikteki bir nedene dayandırmaktadır.

115. Anılan tanımlamanın belirsiz oluşu nedeniyle Meclis görüşmeleri kapsamında
kullanılan söz ve ifadelerin bu kapsamda olup olmadığına Meclis çoğunluğu tarafından karar
verilecektir. Bu durum ise özellikle muhalif milletvekillerinin çoğunluk tarafından
cezalandırılma tehdidi altında kalmalarına, böylelikle yasama ve denetim faaliyetlerine gereği
gibi katılamamalarına yol açacak niteliktedir. Bu itibarla muhalif milletvekillerinin
cezalandırılma tehdidiyle susturulmaları sonucunu doğurabilecek kural, demokratik devlet
ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

116. Öte yandan Anayasa’nm 26. ve 83. maddeleri; milletvekillerinin çoğunluk
tarafından benimsenen idari yapıya ilişkin tanımlamalara aykırı, bunlardan farklı tanımlama
ve değerlendirme yapabilmelerini de güvence altına almaktadır. Demokratik bir devlette
özellikle milletvekilleri; barışçıl olması kaydıyla her türlü görüş ve düşünceyi savunma, ne
kadar aykırı olursa olsun her türlü tanımlamayı yapma özgürlüğüne sahip olmalıdır. Aksi
hâlde çoğulcu demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Buradaki tek sınırlama, kullanılan
ifadelerin ırkçılık, nefret söylemi, savaş propagandası, şiddete teşvik ve tahrik, ayaklanmaya



çağrı veya terör eylemlerini haklı göstermek gibi demokratik devlet düzeninde korunması
mümkün olmayan bir içeriğe sahip olmasıdır.

117. Bu bağlamda kuralla milletvekilinin ırkçılık, nefret söylemi, savaş
propagandası, şiddete teşvik ve tahrik, ayaklanmaya çağrı veya terör eylemlerini haklı
göstermek gibi bir içeriğe sahip olması aranmaksızın, belirsiz ve öngörülemez bir
tanımlamada bulunmaktan ibaret eyleminin, ödenek ve yolluğundan kesinti yapılma sebebi
olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Kuralın bu yönüyle düşünce açıklaması niteliğindeki
beyanları nedeniyle milletvekillerinin her an cezalandırılma tehdidi altında kalmalarına neden
olduğu gözetildiğinde milletvekilleri açısından genel olarak ifade özgürlüğünü, özel olarak ise
yasama sorumsuzluğunu kullanılamaz ve anlamsız hâle getirdiği açıktır. Belirtilen niteliğiyle
söz konusu düzenlemenin, demokratik toplumda zorlayıcı toplumsal bir ihtiyacı karşılamaya
yönelik bir sınırlama olduğu söylenemez.

118. Diğer yandan kuralla ifade özgürlüğünün ihlal edilmesi ve yasama
sorumsuzluğunun işlevsiz kılınması suretiyle milletvekilinin yasama ve denetim görevini
korkusuzca ve tam bir serbesti içinde yerine getirme özgürlüğü elinden alınmaktadır. Bu
yönüyle kuralın milletvekillerinin Anayasa’nın 87. maddesinde belirtilen görev ve yetkilerinin
kullanımını önemli ölçüde zorlaştırdığı da açıktır.

119. Açıklanan nedenlerle kural, İçtüzük’ün 161. maddesinin birinci fıkrasının (3)
numaralı bendinde yer alan “...Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak... ”
ibaresi yönünden Anayasa’nın 2., 13., 26., 83. ve 87. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Hicabi DURSUN, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ üe Recai
AKYEL bu görüşe katılmamıştır.

Kural, Anayasa’nın 2., 13., 26., 83. ve 87. maddelerine aykırı bulunarak iptal
edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 67. ve 86. maddeleri yönünden incelenmesine gerek
görülmemiştir.

b. İçtüzük’ün 161. Maddesinin Birinci Fıkrasının (3) Numaralı Bendinde Yer
Alan “...Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında
Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak...” İbaresi Dışında
Kalan Bölümü Yönünden Fıkranın “...Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına
çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisi...” Bölümü ile
Fıkranın Kalan Bölümü

120. Kurallar, kınama cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve
yolluğunun üçte birinin, Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan milletvekilinin
ise bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisinin kesilmesini öngörmektedir.

121. Milletvekillerine verilebilecek disiplin cezaları İçtüzük’ün 156. ve 159.
maddelerinde sayılmış olup bunlar uyarma, söz söylemekten yasaklama, kınama ve Meclisten
geçici olarak çıkarmadır. Kurallar, kınama ve Meclisten geçici olarak çıkarma cezalarına ilave
sonuçlar bağlamakta ve bu bağlamda kınama cezasına çarptırılan milletvekilinin kınanmanın
yanında bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte birinin kesilmesini, en fazla üç birleşim için
verilebilen Meclisten geçici olarak çıkarma cezası alan milletvekilinin ise TBMM Genel



Kurulu, komisyon, Başkanlık Divanı ve Danışma Kurulu çalışmalarına cezası süresince
katılamamasının yanı sıra bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisinin kesilmesini hükme
bağlamaktadır.

122. Kuralların “Kınama cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve
yolluğunun üçte biri, Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan milletvekilinin bir
aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisinin kesilmesi yönünde ilave bir müeyyide öngörülerek
cezanın yaptırım gücünün arttırılması hedeflenmiştir. ” biçimindeki gerekçesi gözönünde
bulundurulduğunda kurallarla disiplin cezalarının caydırıcılığının artırılmasının hedeflendiği
anlaşılmaktadır. Bu suretle İçtüzük’te yasama faaliyetinin düzen içinde yürütülmesinin önemi
de gözetilerek kınama ve Meclisten geçici olarak çıkarma cezaları, caydırıcılık fonksiyonu
açısından takdir edilen ölçüde ağırlaştırılmıştır.

123. Kınama cezasını gerektiren hâller İçtüzük’ün 160. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre aynı birleşimde iki kere uyarma cezası aldığı hâlde bunu gerektiren
hareketten vazgeçilmemesi, bir ay içinde üç kere uyarma cezası alınması, kaba ve yaralayıcı
sözler sarf edilmesi ve hareketler yapılması, TBMM bina, tesis, eklenti ve arazisine silahlı
olarak girilmesi, Mecliste gürültü ve kavgaya sebep olunması veya Meclisin görevini yerine
getirmesini önlemek için toplu bir harekete girişilmesine önayak olunması, Genel Kurulun
çalışma düzenini ve huzurunu bozucu döviz, pankart ve benzeri materyalin getirilmesi ve
kullanılması durumunda ilgili milletvekiline kanama cezası verilebilecektir.

124. Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına konu eylemler ise 161. maddede
açıkça hükme bağlanmıştır. Anılan madde uyarınca Meclisten geçici çıkarma cezasını
gerektiren hâller ise şunlardır: Aynı birleşim sırasında üç kere kınama cezasına uğramak, bir
ay içinde beş kere kınama cezası almak, görüşmeler sırasında Cumhurbaşkanına, TBMM’ye,
Başkanma, Başkanlık Divanına, Başkanlık görevini yerine getiren başkanvekiline,
milletvekiline, Türk Milletinin tarihine ve ortak geçmişine, Anayasanın ilk dört maddesinde
çerçevesi çizilen Anayasal düzene hakaret etmek ve sövmek, görüşmeler sırasında halkı veya
devlet kuvvetlerini yahut kamu organ, kuruluş ve görevlilerini kanun dışı hareketlere,
ayaklanmaya veya Anayasa hükümlerini bozmaya teşvik veya tahrik etmek, TBMM Genel
Kuruluna ve komisyonlara silahlı olarak girmek, Meclis yapıları yahut eklentileri içinde yasak
bir eylemde bulunmak ve fiilî saldırıda bulunmak.

125. İçtüzük’ün 163. maddesi uyarınca da gerek kınama gerekse Meclisten geçici
olarak çıkarma cezaları Başkanın teklifi üzerine Genel Kurulca görüşmesiz, işaret oyu ile
kararlaştırılır. Böyle bir cezaya uğratılması teklif edilen milletvekili savunmasını bizzat
kendisi yapabileceği gibi bir arkadaşına da yaptırabilir.

126. Hukuk devletinin ve ceza hukukunun temel ilkeleri arasında yer alan aynı
fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz (ne bis in idem) ilkesi gereğince kişi, aym eylem
nedeniyle birden fazla yargılanamaz ve cezalandınlamaz. Söz konusu ilke aynı fiil nedeniyle
birden fazla cezalandırılmaya engel teşkil etmekte, buna karşılık cezanın sonuçlarının tek
olması zorunluluğunu öngörmemektedir. Dava konusu kurallarla ilgili milletvekiline tek
eyleminden dolayı birden fazla ceza verilmesini hükme bağlamamakta, eylemine göre
milletvekiline ya kınama ya da Meclisten geçici olarak çıkarma cezası, bir başka deyişle tek
ceza verilmektedir. Kınama cezası alan milletvekilinin kınanmanın yamnda kural uyarınca
ödenek ve yolluğunun üçte birinin kesilmesi, hakkında Meclisten geçici olarak çıkarma cezası



uygulanan milletvekilinin de TBMM’nin Genel Kurul, komisyon, Başkanlık Divanı ve
Danışma Kurulu çalışmalarına cezası süresince katılamamasının yanı sıra kural gereğince
ödenek ve yolluğunun üçte ikisinin kesilmesi, kınama ya da Meclisten geçici olarak çıkarma
cezasından ayrı ve müstakil cezalar olmayıp söz konusu disiplin cezalarının sonuçları
niteliğindedir. Bu itibarla kınama ve Meclisten geçici olarak çıkarma cezalarının
ağırlaştırılması amacıyla anılan cezalara ilave sonuçlar bağlanmasını öngören kuralların aynı
fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

127. Diğer yandan İçtüzük’ün 157 ila 161. maddelerinde disiplin cezasını gerektiren
eylemlerin ağırlık derecelerine göre gruplandırılarak ihlalin önemine göre farklı disiplin
cezalarının öngörüldüğü, kınama ve Meclisten geçici olarak çıkarma cezasını gerektiren
anılan sebeplerin ifade özgürlüğü ve yasama sorumsuzluğu kapsamında değerlendirilebilecek
düşünce açıklaması niteliğinde olmadığı, disiplin cezasına konu söz konusu eylemlerin
Meclisin çalışma düzenini ağır biçimde bozan veya güvenliğini tehlikeye düşüren eylemler
olduğu, anılan disiplin cezalarının uygulanmasına Genel Kurul tarafından karar verildiği,
öncesinde ilgili milletvekiline savunma hakkının tanındığı, söz konusu disiplin cezaları gereği
olarak yapılacak kesintinin net biçimde belirlendiği gözetildiğinde yasama organının takdir
yetkisi kapsamında eylemlerin meydana getireceği neticeleri de dikkate alarak düzenlediği
dava konusu kuralların ölçülü, adil ve belirli olmadığı, ifade özgürlüğüne veya yasama
sorumsuzluğuna aykırı olduğu söylenemez.

128. Anayasa’mn 67. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan seçme ve
seçilme hakkı, milletvekillerinin seçmenlerini gerektiği gibi temsil edebilmelerini, bu itibarla
onların taleplerini, endişelerini ve düşüncelerini politik alana rahatlıkla aktarıp çıkarlarını
savunabilmeyi gerektirir. Anılan fıkrada vatandaşların, seçme ve seçilme hakkına sahip
oldukları hükme bağlanırken “kanunda gösterilen şartlara uygun olarak” denmek suretiyle
bu hakların kullanılmasının kimi koşullara ve düzenlemelere bağlı kılınabileceği belirtilmiştir.
Ancak konuya ilişkin yapılacak düzenlemelerde, Anayasa’mn temel hak ve özgürlüklerin
sınırlandırılması rejimini belirleyen 13. maddesine uyulması gerektiği tabiidir.

129. Kınama ve Meclisten geçici olarak çıkarma cezalarımn ağırlaştırılmasının
milletvekillerinin, seçmenlerine ait görüş ve düşüncelerini yasama sürecine yansıtmak
biçimindeki temsil görevinin yerine getirilmesini imkânsız kıldığı veya mümkün olmayacak
şekilde güçleştirdiği söylenemeyeceğinden kuralların seçme ve seçilme hakkım ortadan
kaldıran veya onu kullanılamayacak ölçüde sınırlayan bir düzenleme olarak
nitelendirilemeyeceği açıktır.

130. Halkın yönetimi anlamına gelen demokrasilerde yönetilenlerin iradesinin
yönetime yansıması ve belirleyici olması, Meclis çalışmalarının belirli bir düzen içinde
yapılmasına bağlıdır. Zira sağlıklı bir Meclis iradesinin belirmesi, Meclis çalışmalarında
düzenin sağlanması ve korunması ile mümkündür. Bu bağlamda demokratik toplum düzeni,
Meclis çalışmalarının belirli bir düzen içinde yapılmasına yönelik tedbirlerin alınmasını
gerektirmektedir. Ancak bu doğrultuda alınacak tedbirlerin de milletvekillerinin ifade
özgürlüğü ve yasama sorumsuzluğu kapsamındaki görüş ve düşüncelerini serbestçe ifade
edebilmelerine engel olmaması gerekmektedir. Bu itibarla kınama ve Meclisten geçici olarak
çıkarma cezasını gerektiren anılan sebeplerin ifade özgürlüğü ve yasama sorumsuzluğu
kapsamında kabul edilebilecek düşünce açıklaması niteliğinde olmadığı ve kurallarla anılan
disiplin cezalarına çarptırılmış milletvekillerinin ödenek ve yolluklarında kesinti yapılması



suretiyle söz konusu disiplin cezalarının caydırıcılığının artırılması suretiyle Meclis
çalışmalarında düzenin sağlanmanın amaçlandığı gözönünde bulundurulduğunda kuralların
demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık taşımadığı anlaşılmaktadır.

131. Öte yandan kınama ve Meclisten geçici olarak çıkarma cezasını gerektiren
anılan sebeplerin ifade özgürlüğü ve yasama sorumsuzluğu kapsamında kabul edilebilecek
düşünce açıklaması niteliğinde olmamasının yanı sıra bu cezalara konu eylemlerin Meclisin
çalışma düzenini ağır biçimde bozan veya güvenliğini tehlikeye düşüren eylemler olduğu, söz
konusu disiplin cezalarının uygulanmasına Genel Kurul tarafından karar verildiği, öncesinde
ilgili milletvekiline savunma hakkının tanındığı gözetildiğinde seçme ve seçilme hakkına
yapılan müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

132. Ayrıca kuralların milletvekillerinin ödenek ve yolluklarım düzenlememesi,
yalnızca kınama ve Meclisten geçici olarak çıkarma disiplin cezalarının gereği olarak
milletvekillerinden yapılacak kesinti miktarını belirlemesi ve bu bağlamda kesinti miktarının
hesaplanmasında ödenek ve yolluğun esas alınacağını hükme bağlaması nedeniyle
Anayasa’nm 86. maddesine de bir aykırılık bulunmamaktadır.

133. Diğer yandan kınama veya Meclisten geçici olarak çıkarma cezasını gerektiren
söz konusu sebeplerin ifade özgürlüğü ve yasama sorumsuzluğu kapsamında olmadığı, anılan
cezalara konu eylemlerin görüşme düzeninin ağır biçimde bozulmasına yol açabilecek veya
milletvekillerinin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek nitelikte olduğu, milletvekillerinin
yasama ve denetim faaliyetlerine gereği gibi katılabilmelerinin Meclis çalışmalarında düzenin
sağlanmasıyla mümkün olduğu ve ancak bu durumda Meclis iradesinin sağlıklı biçimde
oluşabileceği gözetildiğinde kınama veya Meclisten geçici olarak çıkarma cezasını alan
milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluklarının üçte birinin ya da üçte ikisinin kesilmesini
hükme bağlayan kuralların anılan sebepler yönünden milletvekillerinin Anayasa’nm 87.
maddesinde belirtilen görev ve yetkilerinin kullanımım ölçüsüz şekilde zorlaştırdığı da
söylenemez.

134. Açıklanan nedenlerle İçtüzük’ün 161. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı
bendinde yer alan “...Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü
esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak...” ibaresi
dışında kalan bölümü yönünden fıkranın “...Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına
çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisi... ” bölümü ile fıkranın
kalan bölümü Anayasa’nm 2., 13., 26., 67., 83., 86. ve 87. maddelerine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.

IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ

135. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanması hâlinde telafisi
güç veya imkânsız zararlar doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar
verilmesi talep edilmiştir.

27/7/2017 tarihli ve 1160 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın;



A. 1. 3. maddesiyle 5/3/1973 tarihli ve 584 karar numaralı Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğü’nün 37. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer
alan “...ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekili tarafından yerine getirilmek
kaydıyla... ” ibaresine,

2. 6. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün değiştirilen 57.
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Görüşmeye tabi... ” ve “...maddelerine geçilmesi ve
tümünün... ” ibarelerine,

3. 16. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 163. maddesinin
dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın, Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğü’nün 161. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “...Türkiye
Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari
yapısına aykırı tanımlamalar yapmak... ” ibaresi yönünden “...Meclisten geçici olarak
çıkarma cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisi... ”
bölümüne,

yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşullan oluşmadığından REDDİNE,

B. 1. 1. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün başlığıyla birlikte
değiştirilen 3. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesine,

2. 2. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 19. maddesinin
değiştirilen beşinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan “...beş...” ibaresi ile beşinci
cümlesinde yer alan “...üçer... ” ibaresine,

3. 3. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 37. maddesinin
değiştirilen ikinci fıkrasının beşinci cümlesine,

4. 7. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün başlığıyla birlikte
değiştirilen 58. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...yazılı... ” ibaresine,

5. 8. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün değiştirilen 63.
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...üçer..." ibaresine,

6. 16. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 163. maddesinin
dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın;

a. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 161. maddesinin, anılan maddenin
birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “...Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı
tanımlamalar yapmak... ” ibaresi dışında kalan bölümü yönünden “...Meclisten geçici olarak
çıkarma cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisi... “
bölümüne,

b. Kalan bölümüne,



yönelik iptal talepleri, 17/10/2018 tarihli ve E.2017/162, K.2018/100 sayılı kararla
reddedildiğinden bu cümle, bölüm ve ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin
REDDİNE,

C. 1. 7. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün başlığıyla birlikte
değiştirilen 58. maddesinin başlığında yer alan “...düzeltme,,, ” ibaresi,

2. 9. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 73. maddesinin
değiştirilen son fıkrasında yer alan “...yazılı... ” ibaresi,

3. 10. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 81. maddesinin
değiştirilen ikinci fıkrasında yer alan “...bu oylamalar ile maddelerin oylamaları... ’’ ibaresi,

4. 16. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 163. maddesinin
değiştirilen başlığında yer alan “...ve kesinti” ibaresi,

hakkında, 17/10/2018 tarihli ve E.2017/162, K.2018/100 sayılı kararla karar
verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması
talepleri hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

17/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V. HÜKÜM

27/7/2017 tarihli ve 1160 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’m;

A. 1. maddesiyle 5/3/1973 tarihli ve 584 karar numaralı Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğü’nün başlığıyla birlikte değiştirilen 3. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci
cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığma ve iptal talebinin REDDİNE, Engin YILDIRIM,
Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. 2. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 19. maddesinin
değiştirilen beşinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan “...beş...” ibaresi ile beşinci
cümlesinde yer alan “...üçer...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal
taleplerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

C. 3. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 37. maddesinin
değiştirilen ikinci fıkrasının;

1. Dördüncü cümlesinde yer alan “...ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekili
tarafından yerine getirilmek kaydıyla... ” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

2. Beşinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,
Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh
KALELİ’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,



Ç. 6. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi îçtüzüğü’nün değiştirilen 57.
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Görüşmeye tabi... ” ve “...maddelerine geçilmesi ve
tümünün... ” ibarelerinin Anayasa’ya aykın olduklarına ve İPTALLERİNE,
OYBİRLİĞİYLE,

D. 7. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi îçtüzüğü’nün başlığıyla birlikte
değiştirilen 58. maddesinin;

1. Başlığında yer alan “...düzeltme... ” ibaresine ilişkin iptal talebi hakkında KARAR
VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,

2. Birinci cümlesinde yer alan “...yazılı... ” ibaresinin Anayasa’ya aykın olmadığına
ve iptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

E. 8. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi îçtüzüğü’nün değiştirilen 63.
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...üçer... ” ibaresinin Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

F. 9. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi îçtüzüğü’nün 73. maddesinin
değiştirilen son fıkrasında yer alan “...yazılı... ” ibaresinin yer aldığı madde, 9/10/2018 tarihli
ve 1200 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair
Karar’ın 25. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından konusu kalmayan bu ibareye ilişkin iptal
talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,

G. 10. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi îçtüzüğü’nün 81. maddesinin
değiştirilen ikinci fıkrasında yer alan “...bu oylamalar ile maddelerin oylamaları... ” ibaresi,
9/10/2018 tarihli ve 1200 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik
Yapılmasına Dair Karar’m 12. maddesiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan bu ibareye
ilişkin iptal talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
OYBİRLİĞİYLE,

G. 16. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi îçtüzüğü’nün 163, maddesinin;

1. Değiştirilen başlığında yer alan “...ve kesinti” ibaresine ilişkin iptal talebi
hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,

2. Dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın;

a. “...Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık
ödenek ve yolluğunun üçte ikisi... ” bölümünün;

i. Türkiye Büyük Millet Meclisi îçtüzüğü’nün 161. maddesinin birinci fikrasının (3)
numaralı bendinde yer alan “...Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak... ”
ibaresi yönünden İPTALİNE, Hicabi DURSUN, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan
GÜLEÇ ile Recai AKYEL’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,



ii. Türkiye Büyük Millet Meclisi îçtüzüğü’nün 161. maddesinin kalan bölümü
yönünden REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ’nin karşıoylan ve
OYÇOKLUĞUYLA,

b. Kalan bölümünün REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ’nin
karşıoylan ve OYÇOKLUĞUYLA,

17/10/2018 tarihinde karar verildi.

Başkan
Zühtü ARSLAN

Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili
Engin YILDIRIM

Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye
Serruh KALELİ

Üye
Recep KÖMÜRCÜ

Üye
Hicabi DURSUN

Üye
Celal Mümtaz AKINCI

Üye
Muammer TOPAL

Üye
M. Emin KUZ

Üye
Haşan Tahsin GÖKCAN

Üye
Kadir ÖZKAYA

Üye
Rıdvan GÜLEÇ

Üye
Recai AKYEL

Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ



Esas Sayısı : 2017/162
Karar Sayısı: 2018/100

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçtüzüğü’nün, bir milletvekilinin bir
yasama yılında bir defadan fazla doğrudan Genel Kurul gündemine alınma önergesi
veremeyeceğini hükme bağlayan 37. maddesinin (2) numaralı fıkrasının değişik beşinci
cümlesinin iptali talebi Mahkememiz çoğunluğu tarafından reddedilmiştir.

2. Dava konusu kural, çoğunluk tarafından da kabul edildiği üzere, milletvekillerinin
kanun teklif etme yetkisinin bir uzantısı niteliğinde olan teklifin doğrudan Genel Kurul
gündemine alınma önergelerini düzenlemektedir. İçtüzüğün 37. maddesinin (1) numaralı
fıkrasına göre kanun tekliflerinin, esas komisyona havale tarihinden itibaren en geç kırk beş
gün içinde sonuçlandırılması gerekir. Aynı maddenin (2) numaralı fıkrasında da teklif
sahiplerinin bu sürenin bitiminde teklifin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını
isteyebileceği, bu istemlerin haftada bir gün ve bir tane olmak üzere işleme alınacağı
düzenlenmektedir.

3. Teklifin doğrudan Genel Kurulda görüşülmesini isteme yetkisine ilişkin olarak
daha önce hiçbir sayı sınırlaması yokken dava konusu kuralın gerekçesinde belirtildiği üzere
“diğer milletvekillerinin de İçtüzükle kendilerine verilen haklardan yararlanmalarını”
sağlamak amacıyla bir milletvekilinin bir yasama yılında verebileceği önerge sayısı birle
sınırlandırılmıştır.

4. Hiç kuşkusuz İçtüzük’te milletvekillerinin kanun tekliflerinin doğrudan Genel
Kurul gündemine alınması taleplerine yönelik bazı düzenlemelere yer verilebilir. Ancak bu
düzenlemelerin gözetilen amaç için elverişli, gerekli ve orantılı olması, milletvekilinin
yasama faaliyetinde bulunmasını ölçüsüz şekilde sınırlamaması gerekir.

5. Çoğunluğa göre kural, daha fazla milletvekilinin yasama faaliyetine katılımını
sağlama amacına ulaşmak açısından elverişli, gerekli ve orantılı bir düzenleme içermektedir.
Bu sonuca ulaşılırken İçtüzük hükmünden ve uygulamadan hareketle, doğrudan Genel Kurul
gündemine alınma önergelerinin “haftada bir gün ve bir tane” olarak işleme alındığının, bir
yasama yılında en fazla 40 civarında önergenin işleme alınabileceğinin belirtilmesi doğru bir
yaklaşım olarak kabul edilemez. Bir İçtüzük kuralının Anayasa’ya uygunluğu ya da aykırılığı,
bir başka İçtüzük kuralına ve Meclis uygulamasına göre değerlendirilemez. Anayasa’da
doğrudan Genel Kurul gündemine alman önergelerin “haftada bir gün ve bir tane”yi
geçmeyecek şekilde işleme alınmasını zorunlu kılan bir hüküm bulunmamaktadır.

6. Diğer yandan, bir an için Meclisin çalışma pratiği bakımmdan bunun gerekli
olduğu, kuralın gerekçesinde belirtilen hususun da geçerli olduğu kabul edilse bile, dava
konusu kuralın bu konuda elverişli ve orantılı bir sınırlama getirdiği söylenemez. Bir kere çok
sayıda ve farklı milletvekillerinin doğrudan Genel Kurul gündemine alınma önergesi
verebilmesini sağlamanın tek yolu, bir milletvekilinin bir yasama yılında tek bir önerge
verebileceğine yönelik bir düzenleme yapmak değildir. İkincisi, milletvekillerinin tamamı
kanun teklif etme ve doğrudan Genel Kurul gündemine alınma önergesi verme bakımından
aynı istek ve arzuda bulunmayabilirler. Az sayıda milletvekilinin önerge vermesi durumunda
birden fazla önerge vermek isteyen milletvekilinin yasama faaliyetinin gereksiz şekilde



engellenmesi söz konusu olacaktır. Üçiincüsü, doğrudan Genel Kurul gündemine alınma
önerge sayısını daha önce herhangi bir sınırlama yokken bir yasama yılında bire indirmek
herhalde orantılı kabul edilemez.

7. Bu itibarla önerge yetkisini “bir” olarak sınırlayan dava konusu kuralın
milletvekillerinin kanun teklifinde bulunma yetkisini ve yasama faaliyetlerine gereği gibi
katılmalarım engelleyici nitelikte olduğu açıktır.

8. Açıklanan gerekçelerle kuralm Anayasa’nm 2. 87. ve 88. maddelerine aykırı
olduğunu düşündüğümden çoğunluğun red kararma katılamıyorum.

Başkan
ZühtüARSLAN



Esas Sayısı : 2017/162
Karar Sayısı: 2018/100

KARŞIOY GEREKÇESİ

27/7/2017 tarihli ve 1160 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kararda ilgili Serdar ÖZGÜLDÜR ve Serruh KALELİ
tarafından yazılan karşıoy gerekçesinin (2) numarasında gösterilen görüşlere aynen
katılıyorum.

Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN



Esas Sayısı : 2017/162
Karar Sayısı: 2018/100

KARŞIOY GEREKÇESİ
A. 27/7/2Ö17 tarihli ve 1160 sayılı Türkiye Büyük Millet Meelisi İçtüzüğünde

Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’m 1. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinin beşinci
fıkrasının ikinci cümlesi yönünden

1. 27/7/2017 tarihli ve 1160 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’m 1. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinin beşinci
fıkrasının ikinci cümlesi, andiçmekten imtina eden milletvekillerinin, milletvekili sıfatından
kaynaklanan haklardan yararlanamayacaklarını düzenlemektedir.

2. Dava konusu kural andiçmekten imtina eden milletvekillerinin yasama
dokunulmazlığı haricinde kalan milletvekilliği sıfatıyla hak kazanılan diğer tüm haklardan
yararlanamaması anlamına gelmektedir. Bu durumda olan bir milletvekili aylık, yollu ve
ödenek gibi haklardan da yararlanamayacaktır. Nitekim Genel Kurul görüşmelerinde bir soru
üzerine Anayasa Komisyonu Başkanı da andiçmekten imtina edilmek suretiyle yoksun
kalman haklardan kastedilenin daha çok özlük hakları olduğunu ifade etmiştir.1

3. Anayasanın 86. maddesinin ilk fıkrasında “Türkiye Büyük Millet Meclisi
üyelerinin ödenek, yolluk ve emeklilik işlemleri kanunla düzenlenir’’1 hükmü yer almaktadır.
Dolayısıyla kanunla düzenlenmesi elzem olan hususları da kapsadığı açık olan söz konusu
kuralın TBMM İçtüzük değişikliğiyle hukuk âleminde vücut bulması Anayasanın 86.
maddesine açık bir aykırılık teşkil etmektedir.

B. 37. maddesinin değiştirilen ikinci fırkasının beşinci cümlesi yönünden

4. İptali talep edilen kural, bir milletvekilinin kanım teklifleriyle ilgili olarak bir
yasama yılında bir defadan fazla doğrudan Genel Kurul gündemine alınma önergesi
veremeyeceğim hükme bağlamaktadır.

5. Yasama faaliyetlerini yerine getiren milletvekillerinin vermiş oldukları kanun
tekliflerinin ilgili komisyonda 45 gün görüşül(e)memesi üzerine bu tekliflerinin doğrudan
Genel Kurul gündemine alınması için verecekleri önergelerin sayısının bir yasama yılında en
fazla bir (1) ile sınırlandırılması TBMM üyesi milletvekillerinin yasama faaliyetlerini
demokratik toplum düzeni açısından ölçülü olmayan bir şekilde zorlaştırmaktadır.

6. Çoğunluk görüşünde Kuralın, az sayıda milletvekilinin çok sayıda önerge
vererek diğer milletvekillerinin yasama faaliyetine katılımına olanak tanımadığı gerekçesiyle
savunulması bir tür Pirus zaferi anlayışının yansıması olarak görülebilir. Mümkün olduğunca
çok sayıda milletvekilinin yasama faaliyetine katılarak önerge vermesi arzulanabilir olsa da

'TBMMTD, D. 26, YY. 2, B. 119, 26.7.2017, s. 45. Şu hususu da belirtmek gerekir ki, düzenleme ile
3671 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanun
arasında da bir uyumsuzluk ortaya çıkmıştır. Çünkü Kanun da yer alan “Hak Kazanma ve Ödeme"
başlıklı 6. maddesinde bulunan "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri bu sıfatı iktisap ettikleri aydan
itibaren, bu Karamda belirtilen ödenek ve yolluklara hak kazanırlar." ibaresi gereğince milletvekilleri,
mali haklarına milletvekili olarak seçildiği andan itibaren hak kazanırken İçtüzüğün 3. maddesine göre
andiçtikleri andan itibaren hak kazanacaklardır.



bunu sağlamanın tek yolunun her bir milletvekilinin önerge verme hakkını bir yasama yılında
bir (1) önerge ile sınırlamaktan geçmediği de son derece açıktır. Kaldı ki bazı milletvekilleri
çeşitli sebeplerle kanun teklif etme ve doğrudan Genel kurul gündemine alınma önergesi
verme faaliyetlerinden uzak kalmayı tercih edebilirken, diğerleri tam aksi yönde bir tutum
takınarak birden fazla önerge vermek isteyebilirler. Milletvekillerinin bu yöndeki iradelerine
ölçüsüz bir şekilde müdahale edilmesi demokratik hukuk devleti ilkesi üzerinde olumsuz bir
etkiye neden olacaktır.

7. Çoğunluk, milletvekillerine tanınan bir hakkın sadece bir veya birkaç
milletvekilinin yararlanma olasılığının bulunduğu gerekçesiyle sımrlandırılmasınm
milletvekillerinin yasama yetkilerine dönük bir kısıtlama getirmediği düşüncesinden
hareketle, soyut bir fayda üretmek için somut bir faydanın ortaya çıkmasının ilgili kuralla
engellemesinde anayasal bir sorun görmemektedir. Kuralın, daha fazla milletvekilinin yasama
faaliyetine katılımını sağlama amacını gerçekleştirmek için elverişli ve orantılı olmak bir yana
gerekli olduğu dahi söylenemez. Zira, kuralın getirdiği sınırlama daha fazla milletvekilinin
yasama faaliyetine katılmasını kendiliğinden sağlamamaktadır. Kuralın varlığına rağmen çok
sayıda milletvekili kanun teklif etme ve doğrudan Genel kurul gündemine alınma önergesi
vermekten imtina edebilirler.

8. Daha önce böyle bir sınırlamaya hiç ihtiyaç duyulmazken, hangi somut
zorlayıcı ihtiyaçlar karşısında bu kuralın getirildiği de tam olarak anlaşılamamaktadır.

9. Başkanlık sistemini benimsemiş bir demokraside yasama organı üyelerinin
yasama faaliyetlerini güçler ayrılığına dayanan demokratik hukuk devleti ilkesi temelinde,
demokratik toplum düzeninin korunması ve sürdürülmesi bakımından makul ve ölçülü
olmayan kısıtlama ve müdahalelerle karşılaşmadan sürdürmelerinin hayati bir öneme haiz
olduğu izahtan varestedir.

10. Belirtilen gerekçelerle, kuralın Anayasanın 2., 87. ve 88. maddelerine aykırı
olduğu sonucuna ulaştığımdan, Çoğunluk kararma katılmak mümkün olmamıştır.

Başkanvekili
Engin YILDIRIM



Esas Sayısı : 2017/162
Karar Sayısı: 2018/100

KARŞIOY GEREKÇESİ

27/7/2017 tarihli ve 1160 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın;

1) 1. maddesiyle değiştirilen TBMM İçtüzüğünün iptal istemine konu 3. maddesinin
beşinci fıkrasının ikinci cümlesi, andiçmekten imtina eden milletvekilinin, milletvekili
sıfatından kaynaklanan haklardan, bu meyanda aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından da
yararlanamayacaklarını hüküm altına almaktadır. Anılan kuralın yazım biçiminden
(milletvekillerinin andiçmeleri ile ilgili bir düzenleme olması itibariyle) düzenlemenin
TBMM’nin çalışma düzenine ilişkin olduğu anlaşılmakla beraber; “...milletvekili sıfatından
kaynaklanan haklardan yararlanamazlar... ” şeklindeki müeyyide, milletvekillerinin
doğrudan doğruya aylık ve ödeneklerinden yoksun bırakılmaları sonucunu doğuracağından,
gerçekte Anayasa’nm 86. maddesi kapsamına giren bir konuyu da kapsamaktadır. Oysa
Anayasa’nm 86. maddesinde açıkça “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek, yolluk
ve emeklilik işlemleri kanunla düzenlenir.” denildiğinden ve bu hükme uygun olarak
çıkartılan 26/10/1990 tarih ve 3671 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin Ödenek,
Yolluk Ve Emekliliklerine Dair Kanun’un “Hak Kazanma Ve Ödeme” başlıklı 6. maddesinde
de “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri bu sıfatı iktisap ettikleri aydan itibaren, bu
kanunda belirtilen ödenek ve yolluklara hak kazanırlarhükmü yer aldığından;
Anayasa’nm anılan âmir hükmü gereği kanunla düzenlenmesi gereken bir konunun
(andiçmekten imtina eden milletvekilinin aylık, ödenek ve diğer özlük haklarının
ödenemeyeceği) TBMM İçtüzük düzenlemesiyle gerçekleştirilebilmesi mümkün değildir.

Konunun diğer bir cephesi, bu kuralın mahiyeti itibariyle bir İçtüzük düzenlemesine
tâbi tutulup tutulamayacağı hususudur. Anayasa’nm 95. maddesinde “Türkiye Büyük Millet
Meclisi çalışmalarını kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür. ” denildiğinden;
TBMM İçtüzüğü’nün sadece Parlamentonun çalışmaları ve yasama faaliyetleri (çalışmaları)
ile ilgili konularda hükümler öngörebileceği, milletvekillerinin ödenek, yolluk ve diğer özlük
hakları konusunda bir düzenleme getiremeyeceği açıktır. Bu nedenle, iptal istemine konu
düzenlemenin Anayasa’nm 95. maddesi ile de bağdaştırılması mümkün değildir.

Düzenleme, bu gerekçelerle Anayasa’nm 2., 86. ve 95. maddelerine açıkça aykırıdır.

2) 3. maddesiyle değiştirilen TBMM İçtüzüğü’nün iptal istemine konu 37.
maddesinin ikinci fıkrasının iptal istemine konu beşinci cümlesi “Bir milletvekili bir yasama
yılında bu kapsamda bir defadan fazla istemde bulunulamaz. ” hükmünü âmir olup, bu
düzenleme ile getirilen kısıtlama sonucu, bir milletvekili, vermiş olduğu kanun teklifinin ilgili
komisyonda 45 gün görüşülmemesi üzerine bu teklifin doğrudan Genel Kurul gündemine
alınması için, bir yasama yılında bir defadan fazla istemde bulunamayacak; birden fazla
kanun teklifi vermişse, diğer tekliflerinin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını talep
edemeyecektir. Anayasa’da yapılan köklü değişiklik sonucunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet
Sistemi’ne geçilmiş; yürütme ve yasama birbirinden tamamen bağımsız biçimde yeniden
teşkilatlandırılmış; TBMM’nin yasama çalışmalarında milletvekilleri asli unsur haline gelmiş
ve sadece milletvekillerinin verecekleri kanun teklifleri üzerine yasama mekanizmasının
harekete geçeceği bir düzenlemeye gidilmiştir. TBMM’de ilgili Komisyonların kendilerine
İçtüzükle verilen “Bir kanun teklifini 45 gün içinde görüşme” vecibesini çeşitli nedenlerle



yerine getirememeleri ihtimali karşısında, bu belirsizlikten yegane çıkış yolu, teklif sahibi
milletvekilinin konunun doğrudan TBMM Genel Kurulu gündemine alınması talebinde
bulunması yoludur. Bu yolun olabildiğince açık tutulması, yasama faaliyetinin genelliği ve
açıklığı ilkelerinin, dolayısiyle demokrasi ve hukuk devletinin doğal gereğidir. Bu hakkın bir
yasama yılında bir kez talepte bulunabilme şeklinde kısıtlanması, hem ölçülülük ilkesiyle hem
de demokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Düzenleme, bu gerekçelerle Anayasamın 2. ve 88. maddelerine açıkça aykırıdır.

3) 16. maddesiyle değiştirilen TBMM İçtüzüğümün 163. maddesinin iptal istemine
konu son fıkrası ile milletvekillerine verilecek “Kınama” ve “Meclisten geçici olarak
çıkarma” cezalarına ayrıca, aylık, ödenek ve yollukların belli bir kısmının (kınama cezasında
aylık, ödenek ve yolluğun üçte biri; Meclisten geçici olarak çıkarma cezasında aylık, ödenek
ve yolluğun üçte ikisi) kesilmesi şeklinde bir yaptırım öngörülmüştür.

TBMM İçtüzüğü’nün 3. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesi bakımından
yukarıda izah edilen gerekçelerle, milletvekilinin aylık, ödenek ve yolluklarında kesinti
yapılması sonucunu doğuran kuralların bütünüyle iptali gerekmektedir.

Düzenleme, bu gerekçelerle Anayasa’nın 2., 86. ve 95. maddelerine açıkça aykırıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, TBMM İçtüzüğü’nün iptal istemine konu her üç
düzenlemesinin iptali gerektiği kanaatine vardığımızdan, çoğunluğun aksi yöndeki kararına
katılmıyoruz.

Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye
Senuh KALELİ



KARŞIOY GEREKÇESİ
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 163. maddesine dördüncü fıkradan sonra

gelmek üzere eklenen beşinci fıkranın . .Meclisten geçici olarak çıkarma cezasına çarptırılan
milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisi...” bölümünün, İçtüzüğün 161.
maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “...Türkiye Cumhuriyetinin
ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari yapışma aykırı
tanımlamalar yapmak...” ibaresi yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar
verilmiştir.

İptal gerekçesinde, mezkûr fiilin belirsiz olması sebebiyle, dava konusu kuralda
öngörülen disiplin cezasının Meclis çalışmalarının belirli bir düzen içinde yapılmasının
sağlanmasıyla ilgisi olmayan, soyut ve öngörülemez bir nedene dayandırıldığı, anılan
belirsizliğin özellikle muhalif milletvekillerinin çoğunluk tarafından cezalandırılma tehdidi
altında kalmalarına, böylelikle yasama ve denetim faaliyetlerine gereği gibi katılamamalarına
yol açacak nitelikte olduğu, bu itibarla kuralın demokratik devlet ilkesiyle bağdaşmadığı;
diğer taraftan belirsiz ve öngörülemez bir tanımlamada bulunmaktan ibaret olan eylemin
disiplin cezası sebebi olarak öngörülmesinin ifade hürriyeti ve yasama sorumsuzluğu ile de
bağdaşmadığı, bu sebeplerle milletvekillerinin yasama ve denetim görevlerini yerine
getirmelerini önemli ölçüde zorlaştırdığı belirtilen kuralın İçtüzüğün 161. maddesinin birinci
fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan mezkûr ibare yönünden Anayasamn 2., 13., 26., 83.
ve 87. maddelerine aykırı olduğu belirtilmiştir (§§ 107-119).

Başka bir anlatımla, çoğunluk, iptali talep edilen fıkranın, daha hafif bir disiplin
cezası olan kınama cezasına çarptırılan milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte
birinin kesilmesine ilişkin bölümünde ve Meclisten çıkarma cezasını gerektiren fiillerin
sayıldığı 161. maddedeki diğer fiiller yönünden milletvekilinin bir aylık ödenek ve
yolluğunun üçte ikisinin kesilmesinde -bizim de katılmamızla- Anayasaya aykırılık
görmemesine rağmen (§§ 120-134), sadece 161. maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı
bendindeki -yukarıda aktarılan- fiil yönünden Anayasaya aykırılık sonucuna varmıştır.

Anılan fıkranın Anayasaya aykırılık sorununun incelendiği kısımdaki genel tespitlere
(§§ 91-105) ve iptal edilen bölüme ilişkin başlık altındaki değerlendirmelerin büyük bir
kısmına (§§ 109-113 ve § 116) aynen katılmakla birlikte, aşağıdaki sebeplerle çoğunluğun
iptal görüşüne katılmıyoruz.

Bilindiği gibi, Anayasanın 83. maddesinin birinci fıkrasında yasama sorumsuzluğu
teminat altına alınmakta; milletvekillerinin yasama ve denetim görevini tam bir serbestlik
içinde yerine getirebilmeleri için meclis çalışmalarındaki oy ve sözleri ile Mecliste ileri
sürdükleri düşüncelerinden sorumlu tutulmalarını önleyen bu parlamenter bağışıklığın
-yasama dokunulmazlığından farklı olarak- mutlak bir koruma sağladığı ve Meclis tarafından
kaldırılmasının mümkün olmadığı, ayrıca yasama sorumsuzluğu kapsamındaki bir fiilinden
dolayı milletvekilliği bittikten sonra da milletvekili hakkında bir takibat yapılamaması
anlamında sürekli olduğu konusunda da bir tartışma bulunmamaktadır.

Buna karşılık yasama sorumsuzluğunun yasama düzeninin gereklerini ortadan
kaldırmadığı, bu kapsamda Meclis çalışmalarının belirli bir düzen içinde yapılmasının

Esas Sayısı : 2017/162
Karar Sayısı: 2018/100



sağlanması amacıyla milletvekilleri hakkında disiplin suç ve cezalarının öngörülmesinin
yasama sorumsuzluğuna aykırılık teşkil etmeyeceği de kabul edilmektedir. Nitekim kararda
da bu husus açıkça belirtilmekte ve “kınama ve Meclisten geçici olarak çıkarma şeklindeki
disiplin cezalarına dava konusu kuralla ödenek ve yolluğun belirli bir oranda kesilmesi
sonucunun bağlanması suretiyle anılan disiplin cezalarının ağırlaştırılmasının yasama
sorumsuzluğuyla bağdaşmadığı söylenemez” denilmektedir (§ 104).

Çoğunluğun, dava konusu kuralın öngördüğü müeyyideyi “Meclis çalışmalarının
belirli bir düzen içinde yapılmasının sağlanmasıyla ilgisi olmayan, belirsiz, soyut ve
öngörülemez nitelikteki bir nedene dayandır[dığı]” yönündeki tespitine (§ 114) ise katılmamız
mümkün değildir.

İçtüzüğün 161. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendine eklenen ve iptal
davasına konu disiplin cezasının verilmesini gerektiren “...Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı
tanımlamalar yapmak...” fiili ile, Anayasanın 3., 5. ve 14. maddelerinde yer verilen ve 26.
maddesinin ikinci fıkrasında ifade özgürlüğünün sınırlandırılma sebepleri arasında sayılan
“Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” ilkesinin ihlalinin İçtüzükte bir disiplin
cezasına bağlandığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle düzenlemenin belirsiz ve öngörülemez
olduğu söylenemez.

Kuşkusuz milletvekillerinin, Meclis çalışmaları sırasında dile getirecekleri söz ve
düşüncelerinin hangi bağlamda dile getirildiği, ifade özgürlüğü ve yasama sorumsuzluğu
kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, çalışma düzenini bozup bozmadığı ve
Meclisten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediği, İçtüzüğün 163. maddesinin birinci
fıkrasına göre karar vermeye yetkili olan TBMM Genel Kurulunun değerlendirme yetkisi
kapsamındadır.

Çoğunluğun kararında, kuralın söz konusu fiil yönünden muhalif milletvekillerinin
Meclis çoğunluğu tarafından cezalandırılma tehdidi altında kalmalarına ve yasama ve denetim
faaliyetlerine gereği gibi katılamamalarına yol açacak nitelikte olduğu belirtilse de, bu ihtimal
mezkûr fiil belirsiz ve öngörülemez olduğundan değil, yanlış uygulama hâlinde söz konusu
olabilecektir. Bu anlamda anılan fiille İçtüzüğün 160. ve 161. maddelerinde sayılan diğer
fiiller arasında bir fark bulunmamaktadır.

Nitekim, fıkranın kalan bölümü açısından yapılan incelemede, disiplin cezasını
gerektiren eylemlerin İçtüzüğün 157 ilâ 161. maddelerinde düzenlendiği belirtilerek, “kınama
ve Meclisten geçici olarak çıkarma cezasını gerektiren anılan sebeplerin ifade özgürlüğü ve
yasama sorumsuzluğu kapsamında değerlendirilebilecek düşünce açıklaması niteliğinde
olmadığı, disiplin cezasına konu söz konusu eylemlerin çalışma düzenini ağır biçimde bozan
veya güvenliğini tehlikeye düşüren eylemler olduğu, anılan disiplin cezalarının
uygulanmasına Genel Kurul tarafından karar verildiği, öncesinde ilgili milletvekiline savunma
hakkının tanındığı, söz konusu disiplin cezaları gereği olarak yapılacak kesintinin net biçimde
belirlendiği gözetildiğinde yasama organının takdir yetkisi kapsamında eylemlerin meydana
getireceği neticeleri de dikkate alarak düzenlediği dava konusu kuralların ölçülü, adil ve
belirli olmadığı, ifade özgürlüğüne veya yasama sorumsuzluğuna ayknı olduğu söylenemez”
denilmektedir (§ 127).



Söz konusu gerekçeler, 163. maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendindeki
“...Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada
düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak...” fiili bakımından da geçerlidir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, İçtüzüğün 160. ve 161. maddelerinde düzenlenen
kınama ve Meclisten geçici çıkarma cezalarını gerektiren fiiller ile 163. maddenin beşinci
fıkrasının iptal edilmeyen bölümüne ilişkin olarak belirtilen red gerekçelerinin (§§ 121-133),
fıkranın iptal edilmeyen bölümü için de geçerli olduğu ve iptal talebinin reddedilmesi
gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun iptal görüşüne katılmıyoruz.

Üye
Hicabi DURSUN

Üye
M. Emin KUZ

Üye
Kadir ÖZKAYA

Üye
Rıdvan GÜLEÇ

Üye
Recai AKYEL


Dosyalar

Kaynak Metin
(Kaynak: Resmi Gazete resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (2)
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (2)
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (1)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul