İnternet üzerinden üyelik alınması sırasında, kredi kartı seçeneğinde sorun yaşanması halinde, Havale/EFT seçeneğine tıklayabilirsiniz. Ödeme dekontunun info@kanunum.com adresine iletilmesi akabinde üyelikler açılacaktır.
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

Dönem: 23 Yasama Yılı: 3
TBMM (S. Sayısı: 375)
Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli
Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/674)
T.C.
Başbakanlık
Kanunlar ve Kararlar 28/1/2009
Genel Müdürlüğü
Sayı: B.02.0.KKG. 0.10/101-1661/305
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Adalet Bakanlığı’nca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulu’nca 12/1/2009 ta­
rihinde kararlaştırılan “Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun Tasarısı” ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.
Gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
GENEL GEREKÇE
Borçlar hukuku ve özellikle sözleşmeler hukuku alanında meydana gelen gelişmeler ile
günümüzün sosyal ve ekonomik koşulları göz önünde tutularak, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı
Borçlar Kanununun yerini almak üzere, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı hazırlanmıştır.
Bu Tasan, Türk Borçlar Kanunu Tasansmm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşen
fiil ve işlemlerin hukukî sonuçlarının hangi kanuna tabi olacağı sorununa açıklık kazandırılması
amacıyla hazırlanmıştır.
Tasarı, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde, "Genel Hükümler", İkinci Bölümde "Özel
Durumlara İlişkin Hükümler" ve Üçüncü Bölümde ise "Diğer Hükümler" düzenlenmiştir.
Tasarının Birinci Bölümünde "A. Geçmişe etkili olmama kuralı" başlığı altında, kanunların
geçmişe etkili olamayacağı esası belirtildikten sonra, bu kuralın "kamu düzeni ve genel ahlâk", "içeriği
kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler" ile "kazanılmamış haklar"dan oluşan istisnalarına, "B. Geçmişe
etkili olma" kenar başlığı altında yer verilmiştir. Yine bu bölümde, "C. Süreler" başlığı altında, "hak
düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri" ile "diğer süreler" ele alınmıştır. Böylece, 818 saydı Borçlar
Kanununda yer verilen sürelerin, Türk Borçlar Kanunu Tasarısındaki süreler de uygulama alanı ve
koşullan bakımından ilişkileri düzenlenmiştir. Aynca, Türk Borçlar Kanunu Tasansmda ilk kez
öngörülen diğer sürelerin de uygulama alam ve koşullan, aynı bölümde belirlenmiştir.
Tasarının ikinci Bölümünde, "Özel Durumlara İlişkin Hükümler" başlığı altında, Türk Borçlar Ka­
nunu Tasansmda, "genel işlem koşullan", "kısmî ödemeli saüşlar", "kira sözleşmesi", "hizmet söz­
leşmeleri" ve "kefalet sözleşmesi"nin koruyucu nitelikteki hükümlerinin, özellikle ekonomik bakım­
dan zayıf olanların korunması amacıyla uygulanması ve yürürlüğüne dişkin kurallara yer verilmiştir.
Bu bölümün, "F. Ortak hüküm" kenar başlıklı 12 nci maddesinde, koruyucu nitelikte olup olmadıkla­
rına bakılmaksızın, hangi durumlarda Tasarının 1 inci maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Dönem: 23 Yasama Yılı: 3
TBMM (S. Sayısı: 375)
Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli
Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/674)
T.C.
Başbakanlık
Kanunlar ve Kararlar 28/1/2009
Genel Müdürlüğü
Sayı: B.02.0.KKG. 0.10/101-1661/305
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Adalet Bakanlığı’nca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulu’nca 12/1/2009 ta­
rihinde kararlaştırılan “Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun Tasarısı” ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.
Gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
GENEL GEREKÇE
Borçlar hukuku ve özellikle sözleşmeler hukuku alanında meydana gelen gelişmeler ile
günümüzün sosyal ve ekonomik koşulları göz önünde tutularak, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı
Borçlar Kanununun yerini almak üzere, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı hazırlanmıştır.
Bu Tasan, Türk Borçlar Kanunu Tasansmm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşen
fiil ve işlemlerin hukukî sonuçlarının hangi kanuna tabi olacağı sorununa açıklık kazandırılması
amacıyla hazırlanmıştır.
Tasarı, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde, "Genel Hükümler", İkinci Bölümde "Özel
Durumlara İlişkin Hükümler" ve Üçüncü Bölümde ise "Diğer Hükümler" düzenlenmiştir.
Tasarının Birinci Bölümünde "A. Geçmişe etkili olmama kuralı" başlığı altında, kanunların
geçmişe etkili olamayacağı esası belirtildikten sonra, bu kuralın "kamu düzeni ve genel ahlâk", "içeriği
kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler" ile "kazanılmamış haklar"dan oluşan istisnalarına, "B. Geçmişe
etkili olma" kenar başlığı altında yer verilmiştir. Yine bu bölümde, "C. Süreler" başlığı altında, "hak
düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri" ile "diğer süreler" ele alınmıştır. Böylece, 818 saydı Borçlar
Kanununda yer verilen sürelerin, Türk Borçlar Kanunu Tasarısındaki süreler de uygulama alanı ve
koşullan bakımından ilişkileri düzenlenmiştir. Aynca, Türk Borçlar Kanunu Tasansmda ilk kez
öngörülen diğer sürelerin de uygulama alam ve koşullan, aynı bölümde belirlenmiştir.
Tasarının ikinci Bölümünde, "Özel Durumlara İlişkin Hükümler" başlığı altında, Türk Borçlar Ka­
nunu Tasansmda, "genel işlem koşullan", "kısmî ödemeli saüşlar", "kira sözleşmesi", "hizmet söz­
leşmeleri" ve "kefalet sözleşmesi"nin koruyucu nitelikteki hükümlerinin, özellikle ekonomik bakım­
dan zayıf olanların korunması amacıyla uygulanması ve yürürlüğüne dişkin kurallara yer verilmiştir.
Bu bölümün, "F. Ortak hüküm" kenar başlıklı 12 nci maddesinde, koruyucu nitelikte olup olmadıkla­
rına bakılmaksızın, hangi durumlarda Tasarının 1 inci maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir.
-2-
Tasannın Üçüncü Bölümünde ise, "Diğer Hükümler" başlığı altında, "görülmekte olan davalara
ilişkin uygulamalar", "yollamalar" ve "genel nitelikli hükümler" ile yürürlükten kaldınlan hükümler,
geçici hükümler ve son hükümler düzenlenmiştir. Böylece, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 75, 87,
119 ve 137 nci maddelerinin, görülmekte olan davalarda da uygulanacağı; bu Tasan veya Türk Borç­
lar Kanunu Tasansı ile yürürlükten kaldırılması ya da değiştirilmesi öngörülen kanunların maddele­
rine yapılan yollamaların, o maddeleri karşılayan yeni hükümlere yapdmış saydacağı belirtilmiştir.
Ayrıca, 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hak­
kında Kanun hükümlerinin, uygun düştüğü ölçüde, bu Tasanda hüküm bulunmayan hâllerde de uy­
gulanacağı açıklanmıştır. Aynı Bölümün 16 ncı maddesinde, "yürürlükten kaldınlan kanun" belirtil­
miş, geçici 1 inci maddesinde de, yürürlükten kaldırılması öngörülen 18/5/1955 tarihli ve 6570 sa­
yılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen ve Türk
Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihte henüz karara bağlanmamış olan
davalara ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Tasarının 17 nci ve 18 inci maddeleri ile "yürürlük" ve
"yürütme" hükümleri düzenlenmektedir.
Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, bu Tasarının yürürlü­
ğe girmesinden önce gerçekleşen fiil ve işlemlerin hukuki sonuçlarmm hangi kanuna tabi olacağı
sorununa açıklık kazandırılması amacıyla, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli
Hakkında Kanun Tasarısının hazırlanması gerekmiştir.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Tasarının tek fıkradan oluşan "A. Geçmişe etkili olmama kuralı" kenar başlıklı 1 inci
maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, zaman bakı­
mından uygulanması düzenlenmektedir.
Maddenin kenar başlığında, "Geçmişe etkili olmama kuralı" şeklinde bir ibarenin kullanılmasının
sebebi, maddede kanunların kural olarak geçmişe etkili olamayacağına ilişkin temel hukuk ilkesine
yer verilmesi gereğidir. Buna göre, her hukukî fiil ve işleme, gerçekleştiği dönemde yürürlükte olan
kanun hükümleri uygulanacakta.
Maddede, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve
işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi
kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı
öngörülmektedir. Ancak, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra bu
fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüde, sona ermeye ve tasfiyeye, Türk Borçlar
Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 1 Ocak 2010 tarihinde
yürürlüğe gireceği varsayılırsa, alıcı (A) ile satıcı (S) arasında, 818 sayıh Borçlar Kanununun
yürürlükte olduğu dönemde bir satış sözleşmesinin kurulması durumunda, kural olarak bu sözleşmenin
hukuken bağlayıcı olup olmadığma ve sonuçlarına 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanacaktır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra bu
sözleşmeye ilişkin olarak alıcının veya satıcının temerrüdüne, Türk Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanacaktır. Aynı sonuç, kira sözleşmesi bakımından da geçerlidir. Başka bir ifadeyle, Türk Borçlar
Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş ve Türk Borçlar Kanunu
Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden soma da devam etmekte olan bir kira sözleşmesinin
hukuken bağlayıcı olup olmadığı, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre belirlenecek, sona ermesine ise
Türk Borçlar Kanunu uygulanacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-2-
Tasannın Üçüncü Bölümünde ise, "Diğer Hükümler" başlığı altında, "görülmekte olan davalara
ilişkin uygulamalar", "yollamalar" ve "genel nitelikli hükümler" ile yürürlükten kaldınlan hükümler,
geçici hükümler ve son hükümler düzenlenmiştir. Böylece, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 75, 87,
119 ve 137 nci maddelerinin, görülmekte olan davalarda da uygulanacağı; bu Tasan veya Türk Borç­
lar Kanunu Tasansı ile yürürlükten kaldırılması ya da değiştirilmesi öngörülen kanunların maddele­
rine yapılan yollamaların, o maddeleri karşılayan yeni hükümlere yapdmış saydacağı belirtilmiştir.
Ayrıca, 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hak­
kında Kanun hükümlerinin, uygun düştüğü ölçüde, bu Tasanda hüküm bulunmayan hâllerde de uy­
gulanacağı açıklanmıştır. Aynı Bölümün 16 ncı maddesinde, "yürürlükten kaldınlan kanun" belirtil­
miş, geçici 1 inci maddesinde de, yürürlükten kaldırılması öngörülen 18/5/1955 tarihli ve 6570 sa­
yılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen ve Türk
Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihte henüz karara bağlanmamış olan
davalara ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Tasarının 17 nci ve 18 inci maddeleri ile "yürürlük" ve
"yürütme" hükümleri düzenlenmektedir.
Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, bu Tasarının yürürlü­
ğe girmesinden önce gerçekleşen fiil ve işlemlerin hukuki sonuçlarmm hangi kanuna tabi olacağı
sorununa açıklık kazandırılması amacıyla, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli
Hakkında Kanun Tasarısının hazırlanması gerekmiştir.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Tasarının tek fıkradan oluşan "A. Geçmişe etkili olmama kuralı" kenar başlıklı 1 inci
maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, zaman bakı­
mından uygulanması düzenlenmektedir.
Maddenin kenar başlığında, "Geçmişe etkili olmama kuralı" şeklinde bir ibarenin kullanılmasının
sebebi, maddede kanunların kural olarak geçmişe etkili olamayacağına ilişkin temel hukuk ilkesine
yer verilmesi gereğidir. Buna göre, her hukukî fiil ve işleme, gerçekleştiği dönemde yürürlükte olan
kanun hükümleri uygulanacakta.
Maddede, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve
işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi
kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı
öngörülmektedir. Ancak, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra bu
fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüde, sona ermeye ve tasfiyeye, Türk Borçlar
Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 1 Ocak 2010 tarihinde
yürürlüğe gireceği varsayılırsa, alıcı (A) ile satıcı (S) arasında, 818 sayıh Borçlar Kanununun
yürürlükte olduğu dönemde bir satış sözleşmesinin kurulması durumunda, kural olarak bu sözleşmenin
hukuken bağlayıcı olup olmadığma ve sonuçlarına 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanacaktır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra bu
sözleşmeye ilişkin olarak alıcının veya satıcının temerrüdüne, Türk Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanacaktır. Aynı sonuç, kira sözleşmesi bakımından da geçerlidir. Başka bir ifadeyle, Türk Borçlar
Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş ve Türk Borçlar Kanunu
Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden soma da devam etmekte olan bir kira sözleşmesinin
hukuken bağlayıcı olup olmadığı, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre belirlenecek, sona ermesine ise
Türk Borçlar Kanunu uygulanacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-3-
Yine evli bir kişi, 31 Aralık 2009 tarihinde kefil olmuşsa, bu kefaletin geçerli olması için eşinin
rızası aranmayacaktır. Böylece, 1 Ocak 2010 ve daha sonrası itibarıyla eşin rızası, kefalet
sözleşmesinin geçerlilik koşullarmdan birini oluşturduğu hâlde, 31 Aralık 2009 tarihinde kefil olan
evli bir kişinin eşinin rızasının bulunmaması, bu kefaletin geçersizliği sonucunu doğurmayacaktır. Bu
durumda kefil, Türk Borçlar Kanunu Tasansmın yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, Tasarının 11 inci
maddesine dayanarak kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri süremeyecektir.
Kusursuz sorumluluk, sadece 818 sayılı Borçlar Kanununda ya da diğer özel bir kanunda
düzenlenen durumlar için söz konusudur. 818 sayılı Borçlar Kanununda "tehlike sorumluluğu"na
ilişkin genel nitelikte bir kurala yer verilmemiştir. Oysa, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında kusursuz
sorumluluk, belirli ilkelere bağlı durumlar olarak düzenlenmiştir. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu
Tasarısının 70 inci maddesinde, kusursuz sorumluluk hâllerinden biri olarak "tehlike sorumluluğu"na
ilişkin genel nitelikte bir düzenleme yapılmıştır. Bu durumda, tehlike sorumluluğu kapsamındaki bir
haksız fiil, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş olup da,
818 sayılı Borçlar Kanununa veya diğer özel bir kanuna göre bu durum için açıkça bir kusursuz so­
rumluluk öngörülmemişse zarar gören, Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten sonra açacağı
bir tazminat davasında, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 70 inci maddesinde öngörülen koşulların
gerçekleştiğini ileri sürerek tazminat isteyemeyecektir. Çünkü, Tasarının 1 inci maddesi uyarınca,
böyle bir durumda uygulanacak kanun hükümlerinin belirlenmesinde, haksız fiilin işlendiği tarihin
göz önünde tutulması gerekir. Bu nedenle, haksız fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte olan kanun
Türk Borçlar Kanunu ise, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulama alam bulacak, aksi takdirde
haksız fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının
yasalaşıp yürürlüğe girmesinden soma da uygulanmasına devam edilecektir.
Maddenin düzenlenmesinde, 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürür­
lüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 2- Tasarının tek fıkradan oluşan "B. Geçmişe etkili olma /1. Kamu düzeni ve genel ahlâk"
kenar başlıklı 2 nci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında yer verilen kurallardan hangilerinin,
yasalaşıp yürürlüğe girmelerinden soma, geçmişe etkili olarak uygulanacakları düzenlenmektedir.
Maddede, "kanunların geçmişe etkili olmaması kuralfıım ayrık durumlarına yer verilmiştir.
Bunlardan hirini kamu düzeni, diğerim ise genel ahlâk oluşturmaktadır. Buna göre, Türk Borçlar Ka­
nunu Tasarısının kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, hangi tarihte gerçekleşmiş olursa
olsunlar, bütün fiil ve işlemlere uygulanacaktır. Maddede yapılan düzenlemeyle, kamu düzeninin ve
genel ahlâkın gerektirdiği hâllerde, geçmişe etkili olmama ilkesinin uygulanamayacağı kabul edilmiş
olmaktadn. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasansmın 80 inci maddesi uyarınca, hukuka veya ahlâ­
ka aykm bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemeyecek; ancak, açılan davada
hâkim tarafından, hu şeyin Devlete mal edilmesine karar verilebilecektir. Bu hüküm, kamu düzenine
ilişkin olması nedeniyle, Tasanmn yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, 818 sayılı Borçlar Kanu­
nunun yürürlükte olduğu dönemde hukuka veya ahlâka aykırı bir sonucun elde edilmesi amacıyla
verilmiş olan şeyler bakımından da uygulama alanı bulacaktır.
Maddenin düzenlenmesinde, Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanunun 2 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 3- Tasarının tek fıkradan oluşan "II. İçeriği kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler" kenar
başlıklı 3 üncü maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının hükümlerinin, yasalaşıp yürürlüğe
girmelerinden sonra, içeriği kanunla belirlenen işlem ve ilişkilere uygulanması düzenlenmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-3-
Yine evli bir kişi, 31 Aralık 2009 tarihinde kefil olmuşsa, bu kefaletin geçerli olması için eşinin
rızası aranmayacaktır. Böylece, 1 Ocak 2010 ve daha sonrası itibarıyla eşin rızası, kefalet
sözleşmesinin geçerlilik koşullarmdan birini oluşturduğu hâlde, 31 Aralık 2009 tarihinde kefil olan
evli bir kişinin eşinin rızasının bulunmaması, bu kefaletin geçersizliği sonucunu doğurmayacaktır. Bu
durumda kefil, Türk Borçlar Kanunu Tasansmın yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, Tasarının 11 inci
maddesine dayanarak kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri süremeyecektir.
Kusursuz sorumluluk, sadece 818 sayılı Borçlar Kanununda ya da diğer özel bir kanunda
düzenlenen durumlar için söz konusudur. 818 sayılı Borçlar Kanununda "tehlike sorumluluğu"na
ilişkin genel nitelikte bir kurala yer verilmemiştir. Oysa, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında kusursuz
sorumluluk, belirli ilkelere bağlı durumlar olarak düzenlenmiştir. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu
Tasarısının 70 inci maddesinde, kusursuz sorumluluk hâllerinden biri olarak "tehlike sorumluluğu"na
ilişkin genel nitelikte bir düzenleme yapılmıştır. Bu durumda, tehlike sorumluluğu kapsamındaki bir
haksız fiil, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş olup da,
818 sayılı Borçlar Kanununa veya diğer özel bir kanuna göre bu durum için açıkça bir kusursuz so­
rumluluk öngörülmemişse zarar gören, Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten sonra açacağı
bir tazminat davasında, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 70 inci maddesinde öngörülen koşulların
gerçekleştiğini ileri sürerek tazminat isteyemeyecektir. Çünkü, Tasarının 1 inci maddesi uyarınca,
böyle bir durumda uygulanacak kanun hükümlerinin belirlenmesinde, haksız fiilin işlendiği tarihin
göz önünde tutulması gerekir. Bu nedenle, haksız fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte olan kanun
Türk Borçlar Kanunu ise, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulama alam bulacak, aksi takdirde
haksız fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının
yasalaşıp yürürlüğe girmesinden soma da uygulanmasına devam edilecektir.
Maddenin düzenlenmesinde, 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürür­
lüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 2- Tasarının tek fıkradan oluşan "B. Geçmişe etkili olma /1. Kamu düzeni ve genel ahlâk"
kenar başlıklı 2 nci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında yer verilen kurallardan hangilerinin,
yasalaşıp yürürlüğe girmelerinden soma, geçmişe etkili olarak uygulanacakları düzenlenmektedir.
Maddede, "kanunların geçmişe etkili olmaması kuralfıım ayrık durumlarına yer verilmiştir.
Bunlardan hirini kamu düzeni, diğerim ise genel ahlâk oluşturmaktadır. Buna göre, Türk Borçlar Ka­
nunu Tasarısının kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, hangi tarihte gerçekleşmiş olursa
olsunlar, bütün fiil ve işlemlere uygulanacaktır. Maddede yapılan düzenlemeyle, kamu düzeninin ve
genel ahlâkın gerektirdiği hâllerde, geçmişe etkili olmama ilkesinin uygulanamayacağı kabul edilmiş
olmaktadn. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasansmın 80 inci maddesi uyarınca, hukuka veya ahlâ­
ka aykm bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemeyecek; ancak, açılan davada
hâkim tarafından, hu şeyin Devlete mal edilmesine karar verilebilecektir. Bu hüküm, kamu düzenine
ilişkin olması nedeniyle, Tasanmn yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, 818 sayılı Borçlar Kanu­
nunun yürürlükte olduğu dönemde hukuka veya ahlâka aykırı bir sonucun elde edilmesi amacıyla
verilmiş olan şeyler bakımından da uygulama alanı bulacaktır.
Maddenin düzenlenmesinde, Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanunun 2 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 3- Tasarının tek fıkradan oluşan "II. İçeriği kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler" kenar
başlıklı 3 üncü maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının hükümlerinin, yasalaşıp yürürlüğe
girmelerinden sonra, içeriği kanunla belirlenen işlem ve ilişkilere uygulanması düzenlenmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-4-
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu hükümleri, yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, daha önce
gerçekleşmiş olsalar bile, içerikleri tarafların iradeleri gözetilmeksizin doğrudan doğruya kanunla
belirlenmiş işlem ve ilişkilere tabi olacaktır.
Maddede yapılan düzenlemeyle, tarafların iradesine bağlı olmaksızın, içeriği kanun koyucu
tarafından düzenlenen işlem ve ilişkiler, hangi tarihte kurulmuş olurlarsa olsunlar, yürürlüğe girdiği
tarihten başlayarak, bütünüyle Türk Borçlar Kanunu Tasarısına tabi tutulmuştur. Meselâ, Türk Borçlar
Kanunu Tasarısında, 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak, âdi ortaklıktan çıkma ve çıkarılma
düzenlenmiştir. Âdi ortaklık sözleşmesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu
dönemde kurulmuş olsa bile, âdi ortaklıktan çıkma ve çıkarılma durumlarına, yasalaşıp yürürlüğe
girmesinden sonra, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı hükümleri uygulanacaktır.
Maddenin düzenlenmesinde, 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şek­
li Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 4- Tasarının tek fıkradan oluşan "III. Kazanılmamış haklar" kenar başlıklı 4 üncü mad­
desinde, Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin, henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere
uygulanması düzenlenmektedir.
Maddede, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk
Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış
fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. Meselâ, 818
sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde, geciktirici koşula bağh olarak kurulmuş olan
bir taşınır satış sözleşmesinde geciktirici koşul, Türk Borçlar Kanununun yasalaşıp yürürlüğe
girmesinden soma gerçekleşecek olursa, sözleşmenin hükümleri Türk Borçlar Kanununa tabi
olacaktır. Bu durumda, geciktirici koşula bağlı olarak yapılmış olan satış sözleşmesinden 818 sayılı
Borçlar Kanunu döneminde herhangi bir hak doğmadığı için, madde anlamında kazanılmamış haklar
söz konusudur. Bu örneğe göre, hasarın alıcıya geçmesinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte yürürlükte
olan 818 sayılı Borçlar Kanununa göre değil, geciktirici koşulun gerçekleştiği anda yürürlükte olan
Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği için taşınırın zilyetliğinin devrine
bağlı olacaktır. Böylece satıcı, geciktirici koşula bağh taşımr satış sözleşmesinin 818 sayılı Borçlar
Kanunu döneminde kurulduğunu; bu nedenle belirtilen Kanunun 183 üncü maddesinin son fıkrasına
dayanarak, geciktirici koşulun gerçekleştiği anda henüz taşınırın zilyetliği devredilmemiş olsa bile
hasarın alıcıya ait olacağım ileri süremeyecektir.
Maddenin düzenlenmesinde, 4722 sayıh Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama
Şekli Hakkında Kanunun 4 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 5- Tasarının iki fıkradan oluşan "C. Süreler / I. Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı
süreleri" kenar başlıklı 5 inci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe
girmesinden önce işlemeye başlamış veya Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile ilk defa öngörülmüş olup
da, başlangıç tarihi itibarıyla dolmuş bulunan hak düşürücü sürelerin ve zamanaşımı sürelerinin
hesaplanmasında göz önünde tutulacak esaslar düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasına göre, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye
başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya
devam edecektir. Ancak bu sürelerin henüz dolmamış olan kısmının, Türk Borçlar Kanununda öngörülen
süreden uzun olması durumunda, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak,
belirtilen Kanunda öngörülen süre geçince, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olacaktır.
Meselâ, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde, Yargıtaym yerleşik kararlarında da,
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-4-
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu hükümleri, yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, daha önce
gerçekleşmiş olsalar bile, içerikleri tarafların iradeleri gözetilmeksizin doğrudan doğruya kanunla
belirlenmiş işlem ve ilişkilere tabi olacaktır.
Maddede yapılan düzenlemeyle, tarafların iradesine bağlı olmaksızın, içeriği kanun koyucu
tarafından düzenlenen işlem ve ilişkiler, hangi tarihte kurulmuş olurlarsa olsunlar, yürürlüğe girdiği
tarihten başlayarak, bütünüyle Türk Borçlar Kanunu Tasarısına tabi tutulmuştur. Meselâ, Türk Borçlar
Kanunu Tasarısında, 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak, âdi ortaklıktan çıkma ve çıkarılma
düzenlenmiştir. Âdi ortaklık sözleşmesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu
dönemde kurulmuş olsa bile, âdi ortaklıktan çıkma ve çıkarılma durumlarına, yasalaşıp yürürlüğe
girmesinden sonra, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı hükümleri uygulanacaktır.
Maddenin düzenlenmesinde, 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şek­
li Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 4- Tasarının tek fıkradan oluşan "III. Kazanılmamış haklar" kenar başlıklı 4 üncü mad­
desinde, Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin, henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere
uygulanması düzenlenmektedir.
Maddede, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk
Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış
fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. Meselâ, 818
sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde, geciktirici koşula bağh olarak kurulmuş olan
bir taşınır satış sözleşmesinde geciktirici koşul, Türk Borçlar Kanununun yasalaşıp yürürlüğe
girmesinden soma gerçekleşecek olursa, sözleşmenin hükümleri Türk Borçlar Kanununa tabi
olacaktır. Bu durumda, geciktirici koşula bağlı olarak yapılmış olan satış sözleşmesinden 818 sayılı
Borçlar Kanunu döneminde herhangi bir hak doğmadığı için, madde anlamında kazanılmamış haklar
söz konusudur. Bu örneğe göre, hasarın alıcıya geçmesinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte yürürlükte
olan 818 sayılı Borçlar Kanununa göre değil, geciktirici koşulun gerçekleştiği anda yürürlükte olan
Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği için taşınırın zilyetliğinin devrine
bağlı olacaktır. Böylece satıcı, geciktirici koşula bağh taşımr satış sözleşmesinin 818 sayılı Borçlar
Kanunu döneminde kurulduğunu; bu nedenle belirtilen Kanunun 183 üncü maddesinin son fıkrasına
dayanarak, geciktirici koşulun gerçekleştiği anda henüz taşınırın zilyetliği devredilmemiş olsa bile
hasarın alıcıya ait olacağım ileri süremeyecektir.
Maddenin düzenlenmesinde, 4722 sayıh Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama
Şekli Hakkında Kanunun 4 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 5- Tasarının iki fıkradan oluşan "C. Süreler / I. Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı
süreleri" kenar başlıklı 5 inci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe
girmesinden önce işlemeye başlamış veya Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile ilk defa öngörülmüş olup
da, başlangıç tarihi itibarıyla dolmuş bulunan hak düşürücü sürelerin ve zamanaşımı sürelerinin
hesaplanmasında göz önünde tutulacak esaslar düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasına göre, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye
başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya
devam edecektir. Ancak bu sürelerin henüz dolmamış olan kısmının, Türk Borçlar Kanununda öngörülen
süreden uzun olması durumunda, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak,
belirtilen Kanunda öngörülen süre geçince, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olacaktır.
Meselâ, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde, Yargıtaym yerleşik kararlarında da,
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-5-
taşmırlara ilişkin eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğunun tabi olduğu zamanaşımı
süresi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (4) numaralı bendi uyarınca, beş yıl olarak
uygulandığı hâlde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 478 inci maddesinde, bu süre iki yıl olarak
belirlenmiştir. Bu durumda, Türk Borçlar Kanunu Tasansınm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra,
taşınırlara ilişkin eser sözleşmelerinde, yüklenicinin ayıptan sorumluluğuna uygulanacak zamanaşımı
süresi, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre yine beş yıl olacaktır. Ancak, beş yıllık sürenin başlangıcı
itibarıyla, önceki Kanunun yürürlükte olduğu dönemde:
a) Bu sürenin tamamı dolmuşsa, Türk Borçlar Kanunu uygulama alanı bulmayacaktır.
b) Bu sürenin bir kısmı işlemiş ve kalan süre iki yıldan kısa ise, 818 sayılı Borçlar Kanununda
öngörülen beş yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olacaktır.
c) Bu sürenin bir kısmı işlemiş ve kalan süre iki yıldan uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk
Borçlar Kanununda öngörülen iki yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olacaktır.
Maddenin ikinci fıkrasına göre ise, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile hak düşürücü süre veya özel
bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da, başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak
sahipleri Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık
ek süreden yararlanabilecekler; ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında öngörülen sü­
reden daha uzun olamayacaktır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 72 nci maddesinde, rücu
istemlerinin, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlaya­
rak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı öngörülmüştür. Bu zamanaşımı süresine, ilk defa
Türk Borçlar Kanunu Tasarısında yer verilmiştir. Fıkra uyarmca, rücu istemlerinde bu zamanaşımı
süresi uygulanacak, ancak bu süre, başlangıç tarihi itibarıyla, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının ya­
salaşıp yürürlüğe girdiği tarihte dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu Tasansınm yasalaşıp
yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, bir yıllık ek süreden yararlanabileceklerdir. Buna karşılık, Türk
Borçlar Kanunu Tasansmda ilk defa öngörülen süre bir yıldan az ise hak sahibi, bu süre içinde hak­
kını kullanabilecek, bu durumda onun bir yıllık ek süreden yararlanması söz konusu olmayacaktır.
Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 465 inci maddesine göre, evde hizmet sözleşmesinde iş­
veren, işçinin teslim ettiği üründe bulduğu ayıpları teslimden başlayarak bir hafta içinde işçiye bil­
direcek; bu bildirimi belirtilen süre içinde yapmazsa, ürünü mevcut hâliyle kabul etmiş sayılacaktır.
Maddede öngörülen bir haftalık süre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girme­
sinden sonra da bir hafta olarak uygulanacak ve bu durumda işverenin, bir yıllık ek süreden yarar­
lanması söz konusu olmayacaktn.
Maddenin düzenlenmesinde, 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şek­
li Hakkında Kanunun 20 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 6- Tasarının tek fıkradan oluşan "II. Diğer süreler" kenar başlıklı 6 ncı maddesinde,
Türk Borçlar Kanunu Tasansmda öngörülen hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri dışmdaki
diğer süreler hakkında, belirtilen Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak uygu­
lama düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Tasarının 5 inci maddesi, uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Kanunu
Tasansmda öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacaktır. Hemen belirtelim ki; "süreye bağlı
hak" ile "hak düşürücü süre" farklı kavramlan ifade etmektedir. "Süreye bağlı hak"taki süre, kanunda
bu hakkın varlığını sürdürmesi için öngörülmüş olan süredir. Buna göre, "süreye bağlı hak"taki süre,
ne zamanaşımı süresi ne de hak düşürücü süredir. O hâlde, Türk Borçlar Kanunu Tasansmda süreye
bağlı haklar için öngörülen süreler hakkında Tasarının 5 inci maddesi, uygun düştüğü ölçüde
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-5-
taşmırlara ilişkin eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğunun tabi olduğu zamanaşımı
süresi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (4) numaralı bendi uyarınca, beş yıl olarak
uygulandığı hâlde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 478 inci maddesinde, bu süre iki yıl olarak
belirlenmiştir. Bu durumda, Türk Borçlar Kanunu Tasansınm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra,
taşınırlara ilişkin eser sözleşmelerinde, yüklenicinin ayıptan sorumluluğuna uygulanacak zamanaşımı
süresi, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre yine beş yıl olacaktır. Ancak, beş yıllık sürenin başlangıcı
itibarıyla, önceki Kanunun yürürlükte olduğu dönemde:
a) Bu sürenin tamamı dolmuşsa, Türk Borçlar Kanunu uygulama alanı bulmayacaktır.
b) Bu sürenin bir kısmı işlemiş ve kalan süre iki yıldan kısa ise, 818 sayılı Borçlar Kanununda
öngörülen beş yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olacaktır.
c) Bu sürenin bir kısmı işlemiş ve kalan süre iki yıldan uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk
Borçlar Kanununda öngörülen iki yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olacaktır.
Maddenin ikinci fıkrasına göre ise, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile hak düşürücü süre veya özel
bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da, başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak
sahipleri Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık
ek süreden yararlanabilecekler; ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında öngörülen sü­
reden daha uzun olamayacaktır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 72 nci maddesinde, rücu
istemlerinin, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlaya­
rak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı öngörülmüştür. Bu zamanaşımı süresine, ilk defa
Türk Borçlar Kanunu Tasarısında yer verilmiştir. Fıkra uyarmca, rücu istemlerinde bu zamanaşımı
süresi uygulanacak, ancak bu süre, başlangıç tarihi itibarıyla, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının ya­
salaşıp yürürlüğe girdiği tarihte dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu Tasansınm yasalaşıp
yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, bir yıllık ek süreden yararlanabileceklerdir. Buna karşılık, Türk
Borçlar Kanunu Tasansmda ilk defa öngörülen süre bir yıldan az ise hak sahibi, bu süre içinde hak­
kını kullanabilecek, bu durumda onun bir yıllık ek süreden yararlanması söz konusu olmayacaktır.
Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 465 inci maddesine göre, evde hizmet sözleşmesinde iş­
veren, işçinin teslim ettiği üründe bulduğu ayıpları teslimden başlayarak bir hafta içinde işçiye bil­
direcek; bu bildirimi belirtilen süre içinde yapmazsa, ürünü mevcut hâliyle kabul etmiş sayılacaktır.
Maddede öngörülen bir haftalık süre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girme­
sinden sonra da bir hafta olarak uygulanacak ve bu durumda işverenin, bir yıllık ek süreden yarar­
lanması söz konusu olmayacaktn.
Maddenin düzenlenmesinde, 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şek­
li Hakkında Kanunun 20 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 6- Tasarının tek fıkradan oluşan "II. Diğer süreler" kenar başlıklı 6 ncı maddesinde,
Türk Borçlar Kanunu Tasansmda öngörülen hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri dışmdaki
diğer süreler hakkında, belirtilen Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak uygu­
lama düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Tasarının 5 inci maddesi, uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Kanunu
Tasansmda öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacaktır. Hemen belirtelim ki; "süreye bağlı
hak" ile "hak düşürücü süre" farklı kavramlan ifade etmektedir. "Süreye bağlı hak"taki süre, kanunda
bu hakkın varlığını sürdürmesi için öngörülmüş olan süredir. Buna göre, "süreye bağlı hak"taki süre,
ne zamanaşımı süresi ne de hak düşürücü süredir. O hâlde, Türk Borçlar Kanunu Tasansmda süreye
bağlı haklar için öngörülen süreler hakkında Tasarının 5 inci maddesi, uygun düştüğü ölçüde
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-6-
uygulanacaktır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 237 nci maddesine göre, alım hakkının en
çok on yıllık süre için kararlaştırılabileceği öngörülmüştür. 818 sayılı Borçlar Kanununda ise, bu
nitelikte bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Türk Borçlar Kanunu Tasarısında, alım hakkına ihşkin
olarak öngörülen bu süre, belirtilen Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra da, kural olarak,
her durumda uygulanacaktır. Ancak, söz konusu süre, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte
olduğu dönemde dolmuşsa, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekh Hakkında Kanun
Tasarısının 5 inci maddesinin ikinci fıkrası kıyas yoluyla uygulanacak ve hak sahibi, bir yıllık ek
süreden yararlanabilecektir. Aynı şekilde, söz konusu sürelerin 818 sayılı Borçlar Kanununun
yürürlükte olduğu dönemde işlemiş olan kısmı, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe
girdiği tarihte henüz dolmamış ve kalan süre bir yıldan az ise, hak sahibi kural olarak bir yıllık ek
süreden yararlanabilecektir. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu Tasansında öngörülen süreden
uzun olamayacaktır. Mesela Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 270 inci maddesinin birinci fıkrasına
göre, ön ödemeb taksitle satışta satıcı, bu fıkrada öngörülen koşullar çerçevesinde taksit ödemesinde
temerrüde düşen alıcıya tanıyacağı bir aylık ödeme süresinin geçmesinden sonra sözleşmeden dönme
hakkım kullanabilecektir. Buradaki bir aylık süre ilk defa Tasarıda öngörülmüş bir süredir. Bu
durumda Tasarının 5 inci maddesi uygulanacak ve böylece satıcı sözleşmeden dönme hakkına sahip
olmak için alıcıya bir aylık ek ödeme süresi vermekle yetinebilecektir.
Madde 7- Tasarının tek fıkradan oluşan "A. Genel işlem koşulları" kenar başlıklı 7 nci madde­
sinde, Türk Borçlar Kanunu Tasansmm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılmış sözleşmelerde
yer alan genel işlem koşullarına ilişkin uygulama düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasansımn yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılmış
sözleşmelerde yer alan genel işlem koşullan, belirtilen Tasannm yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten
başlayarak bir yıl içinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm 20 ila 25 inci maddelerinde öngörülen
esaslara uygun hâle getirilecektir. Böylece, genel işlem koşullarının uygulanması konusunda,
taraflara, serbest badeleriyle ve söz konusu esaslara uymak koşuluyla düzenleme yapma olanağı
sağlamak üzere, bb yıllık süre verilmiştb.
Madde 8- Tasarının tek fıkradan oluşan "B. Kısmî ödemeli satışlar" kenar başlıklı 8 inci
maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, kısmî ödemeli
satışlara ihşkin 252 ila 272 nci maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan kısmî
ödemeb satışlara uygulanması düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm 252 ila 272 nci maddelerinin alıcıyı koruyucu
nitelikteki hükümleri, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce
yapılmış olan kısmî ödemeli satışlara da uygulanacaktır. Bu konuda, Türk Borçlar Kanunu
Tasarısmm, kısmî ödemeli satışlardan bbi olan taksitle satış sözleşmesinde, alıcının def"ilerine ibşkin
256 nci maddesi ile yetkili mahkeme ve tahkime ilişkin 261 inci maddesi, alıcıyı koruyucu nitelikteki
hükümlere örnek olarak gösterilebilir. Aynı şekilde, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinde,
ödemelerin güvenceye bağlanmasına ilişkin 264 üncü maddesi ile satış bedelinin belirlenmesine
ilişkin 267 nci maddesi de, bu nitelikteki hükümlerin örneklerini oluşturmaktadır.
Madde 9- Tasannm iki fıkradan oluşan "C. Kba sözleşmesi" kenar başlıklı 9 uncu maddesinde,
Türk Borçlar Kanunu Tasansmm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, kba sözleşmesine ilişkin 298
ila 377 nci maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan kira sözleşmelerine
uygulanması düzenlenmektedb.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-6-
uygulanacaktır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 237 nci maddesine göre, alım hakkının en
çok on yıllık süre için kararlaştırılabileceği öngörülmüştür. 818 sayılı Borçlar Kanununda ise, bu
nitelikte bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Türk Borçlar Kanunu Tasarısında, alım hakkına ihşkin
olarak öngörülen bu süre, belirtilen Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra da, kural olarak,
her durumda uygulanacaktır. Ancak, söz konusu süre, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte
olduğu dönemde dolmuşsa, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekh Hakkında Kanun
Tasarısının 5 inci maddesinin ikinci fıkrası kıyas yoluyla uygulanacak ve hak sahibi, bir yıllık ek
süreden yararlanabilecektir. Aynı şekilde, söz konusu sürelerin 818 sayılı Borçlar Kanununun
yürürlükte olduğu dönemde işlemiş olan kısmı, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe
girdiği tarihte henüz dolmamış ve kalan süre bir yıldan az ise, hak sahibi kural olarak bir yıllık ek
süreden yararlanabilecektir. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu Tasansında öngörülen süreden
uzun olamayacaktır. Mesela Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 270 inci maddesinin birinci fıkrasına
göre, ön ödemeb taksitle satışta satıcı, bu fıkrada öngörülen koşullar çerçevesinde taksit ödemesinde
temerrüde düşen alıcıya tanıyacağı bir aylık ödeme süresinin geçmesinden sonra sözleşmeden dönme
hakkım kullanabilecektir. Buradaki bir aylık süre ilk defa Tasarıda öngörülmüş bir süredir. Bu
durumda Tasarının 5 inci maddesi uygulanacak ve böylece satıcı sözleşmeden dönme hakkına sahip
olmak için alıcıya bir aylık ek ödeme süresi vermekle yetinebilecektir.
Madde 7- Tasarının tek fıkradan oluşan "A. Genel işlem koşulları" kenar başlıklı 7 nci madde­
sinde, Türk Borçlar Kanunu Tasansmm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılmış sözleşmelerde
yer alan genel işlem koşullarına ilişkin uygulama düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasansımn yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılmış
sözleşmelerde yer alan genel işlem koşullan, belirtilen Tasannm yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten
başlayarak bir yıl içinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm 20 ila 25 inci maddelerinde öngörülen
esaslara uygun hâle getirilecektir. Böylece, genel işlem koşullarının uygulanması konusunda,
taraflara, serbest badeleriyle ve söz konusu esaslara uymak koşuluyla düzenleme yapma olanağı
sağlamak üzere, bb yıllık süre verilmiştb.
Madde 8- Tasarının tek fıkradan oluşan "B. Kısmî ödemeli satışlar" kenar başlıklı 8 inci
maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, kısmî ödemeli
satışlara ihşkin 252 ila 272 nci maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan kısmî
ödemeb satışlara uygulanması düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm 252 ila 272 nci maddelerinin alıcıyı koruyucu
nitelikteki hükümleri, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce
yapılmış olan kısmî ödemeli satışlara da uygulanacaktır. Bu konuda, Türk Borçlar Kanunu
Tasarısmm, kısmî ödemeli satışlardan bbi olan taksitle satış sözleşmesinde, alıcının def"ilerine ibşkin
256 nci maddesi ile yetkili mahkeme ve tahkime ilişkin 261 inci maddesi, alıcıyı koruyucu nitelikteki
hükümlere örnek olarak gösterilebilir. Aynı şekilde, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinde,
ödemelerin güvenceye bağlanmasına ilişkin 264 üncü maddesi ile satış bedelinin belirlenmesine
ilişkin 267 nci maddesi de, bu nitelikteki hükümlerin örneklerini oluşturmaktadır.
Madde 9- Tasannm iki fıkradan oluşan "C. Kba sözleşmesi" kenar başlıklı 9 uncu maddesinde,
Türk Borçlar Kanunu Tasansmm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, kba sözleşmesine ilişkin 298
ila 377 nci maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan kira sözleşmelerine
uygulanması düzenlenmektedb.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-7-
Maddenin birinci fıkrasına göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının kira sözleşmesine ilişkin 298
ila 377 nci maddelerinin kiracıyı koruyucu nitelikteki hükümleri, yürürlüğe girmesinden önce yapı­
lan kira sözleşmelerine de uygulanacaktır. Bu konuda, kira sözleşmesinin genel hükümleri arasında yer
verilen, Tasarının takastan feragat yasağma ilişkin 325 inci, kiralananın geri verilmesine ilişkin
333 üncü ve 334 üncü maddeleri; konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiracı aleyhine düzenleme yasağma
ilişkin 345 inci ve dava sebeplerinin sınırlılığına ilişkin 353 üncü maddeleri ile ürün kirasında, olağan­
üstü durumlarda kira bedelinden indirime ilişkin 362 nci maddesi, kiracıyı koruyucu nitelikteki hü­
kümlere örnek olarak gösterilebilir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, kiraya verenin, Türk Borçlar Kanununun 346 nci maddesinin
birinci ve ikinci fıkralarına göre sözleşmeye son verme hakkım, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının
yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak beş yıl geçmedikçe kullanamayacağı öngörülmektedir.
Fıkra ile, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, meselâ
onbeş yıllık sürenin dolmuş olması durumunda, kiraya verenin, belirtilen Tasarmm yasalaşıp
yürürlüğe girmesinden sonra, kira ilişkisinin, kiraya veren tarafmdan hemen sona erdirilmesinin
doğurabileceği sakıncaların ortadan kaldmlması amaçlanmıştır. Bir geçiş hükmü niteliğindeki fıkra
uyarınca, kiraya veren, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 346 nci maddesinin birinci ve ikinci
fıkralarında kendisine tanınmış olan kira ilişkisini tek taraflı olarak sona erdirme hakkım, söz konusu
fıkralara uygun davranması koşuluyla, ancak Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm yasalaşıp yürürlüğe
girmesinden beş yıl sonra kullanabilecektir. Bu düzenlemeyle, kiracının yeni düzenleme karşısında,
belirli bir süre korunmasının uygun olacağı kabul edilmiştir.
Madde 10- Tasarmm tek fıkradan oluşan “D. Hizmet sözleşmeleri” kenar başlıklı 10 uncu mad­
desinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, hizmet sözleşme­
lerine ilişkin 392 ila 469 uncu maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan hizmet
sözleşmelerine uygulanması düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm hizmet sözleşmelerine ilişkin 392 ila 469 uncu
maddelerinin işçiyi koruyucu nitelikteki hükümleri, Tasarmm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce
yapılan hizmet sözleşmelerine de uygulanacaktır. Bu konuda, Tasarmm genel hizmet sözleşmesinin
hükümleri arasındaki ücretin korunmasına ilişkin 406 nci maddesi, ücret alacağmm haczi, relini ve
devredilmesine ilişkin 409 uncu maddesi ile ceza koşulu ve ibraya ilişkin 419 uncu maddesi,
pazarlamacdık sözleşmesi hükümleri arasındaki pazarlamacının harcamalarına ilişkin 457 nci
maddesi ile evde hizmet sözleşmesinin hükümleri arasındaki çalışma koşullarının bildirilmesine
ilişkin 462 nci maddesi, işçiyi koruyucu nitelikteki hükümlere örnek olarak gösterilebilir.
Madde 11- Tasarmm tek fıkradan oluşan "E. Kefalet sözleşmesi" kenar başlıklı 11 inci madde­
sinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, kefalet sözleşmesine
ilişkin 581 ila 603 üncü maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan kefalet sözleş­
melerine uygulanması düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanununun kefalet sözleşmesine ilişkin 581 ila 603 üncü madde­
lerinin kefili koruyucu nitelikteki hükümleri, belirtilen Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılan
kefalet sözleşmelerine de uygulanacaktır. Bu konuda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm 582 nci mad­
desinin son fıkrası, kefili koruyucu nitelikteki hükümlerin başlı başma yeterli bir örneğini oluştur­
maktadır. Gerçekten, fıkraya göre Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, Tasarmm İkinci Kısmının
Onbeşinci Bölümünde kendisine tanman haklardan önceden feragat edemez.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-7-
Maddenin birinci fıkrasına göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının kira sözleşmesine ilişkin 298
ila 377 nci maddelerinin kiracıyı koruyucu nitelikteki hükümleri, yürürlüğe girmesinden önce yapı­
lan kira sözleşmelerine de uygulanacaktır. Bu konuda, kira sözleşmesinin genel hükümleri arasında yer
verilen, Tasarının takastan feragat yasağma ilişkin 325 inci, kiralananın geri verilmesine ilişkin
333 üncü ve 334 üncü maddeleri; konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiracı aleyhine düzenleme yasağma
ilişkin 345 inci ve dava sebeplerinin sınırlılığına ilişkin 353 üncü maddeleri ile ürün kirasında, olağan­
üstü durumlarda kira bedelinden indirime ilişkin 362 nci maddesi, kiracıyı koruyucu nitelikteki hü­
kümlere örnek olarak gösterilebilir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, kiraya verenin, Türk Borçlar Kanununun 346 nci maddesinin
birinci ve ikinci fıkralarına göre sözleşmeye son verme hakkım, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının
yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak beş yıl geçmedikçe kullanamayacağı öngörülmektedir.
Fıkra ile, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, meselâ
onbeş yıllık sürenin dolmuş olması durumunda, kiraya verenin, belirtilen Tasarmm yasalaşıp
yürürlüğe girmesinden sonra, kira ilişkisinin, kiraya veren tarafmdan hemen sona erdirilmesinin
doğurabileceği sakıncaların ortadan kaldmlması amaçlanmıştır. Bir geçiş hükmü niteliğindeki fıkra
uyarınca, kiraya veren, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 346 nci maddesinin birinci ve ikinci
fıkralarında kendisine tanınmış olan kira ilişkisini tek taraflı olarak sona erdirme hakkım, söz konusu
fıkralara uygun davranması koşuluyla, ancak Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm yasalaşıp yürürlüğe
girmesinden beş yıl sonra kullanabilecektir. Bu düzenlemeyle, kiracının yeni düzenleme karşısında,
belirli bir süre korunmasının uygun olacağı kabul edilmiştir.
Madde 10- Tasarmm tek fıkradan oluşan “D. Hizmet sözleşmeleri” kenar başlıklı 10 uncu mad­
desinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, hizmet sözleşme­
lerine ilişkin 392 ila 469 uncu maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan hizmet
sözleşmelerine uygulanması düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm hizmet sözleşmelerine ilişkin 392 ila 469 uncu
maddelerinin işçiyi koruyucu nitelikteki hükümleri, Tasarmm yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce
yapılan hizmet sözleşmelerine de uygulanacaktır. Bu konuda, Tasarmm genel hizmet sözleşmesinin
hükümleri arasındaki ücretin korunmasına ilişkin 406 nci maddesi, ücret alacağmm haczi, relini ve
devredilmesine ilişkin 409 uncu maddesi ile ceza koşulu ve ibraya ilişkin 419 uncu maddesi,
pazarlamacdık sözleşmesi hükümleri arasındaki pazarlamacının harcamalarına ilişkin 457 nci
maddesi ile evde hizmet sözleşmesinin hükümleri arasındaki çalışma koşullarının bildirilmesine
ilişkin 462 nci maddesi, işçiyi koruyucu nitelikteki hükümlere örnek olarak gösterilebilir.
Madde 11- Tasarmm tek fıkradan oluşan "E. Kefalet sözleşmesi" kenar başlıklı 11 inci madde­
sinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, kefalet sözleşmesine
ilişkin 581 ila 603 üncü maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan kefalet sözleş­
melerine uygulanması düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanununun kefalet sözleşmesine ilişkin 581 ila 603 üncü madde­
lerinin kefili koruyucu nitelikteki hükümleri, belirtilen Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılan
kefalet sözleşmelerine de uygulanacaktır. Bu konuda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısmm 582 nci mad­
desinin son fıkrası, kefili koruyucu nitelikteki hükümlerin başlı başma yeterli bir örneğini oluştur­
maktadır. Gerçekten, fıkraya göre Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, Tasarmm İkinci Kısmının
Onbeşinci Bölümünde kendisine tanman haklardan önceden feragat edemez.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-8-
Madde 12- Tasarının tek fıkradan oluşan "F. Ortak hüküm" kenar başlıklı 12 nci maddesinde
Bölümde söz konusu edilen durumlardan hangilerine, Tasarının 1 inci maddesinin uygulanacağı
düzenlenmektedir.
Maddeye göre, 8 ila 11 inci maddelerde söz konusu edilen sözleşmelerin hukuken bağlayıcı olup
olmadıklarına, temerrüde ve sona ermelerine, bunlara ilişkin hükümlerin koruyucu nitelikte bulunup
bulunmadıklarına bakılmaksızın, Kanunun 1 inci maddesi uygulanacaktır.
Başka bir ifadeyle, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önceki
dönemde yapılmış olan kısmi ödemeli satış, kira, hizmet ve kefalet sözleşmelerinde, sırasıyla; alıcı,
kiracı, işçi ve kefil, bu sözleşmelerin bağlayıcı olup olmadıklarına, temerrüde ve sona ermelerine
ilişkin olarak Türk Borçlar Kanununun herhangi bir hükmünün kendilerini koruyucu nitelikte
olmadığı gerekçesiyle uygulanamayacağmı, satıcıya, kiraya verene, işverene ve alacaklıya karşı ileri
süremeyeceklerdir. Mesela, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde kurulmuş
olan bir kira sözleşmesinde kiracı, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden
sonra kiraya veren tarafından onun annesinin veya babasının konut gereksinimini ileri sürerek
kendisine karşı açılan bir tahliye davasmda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 349 uncu maddesinin
(1) numaralı bendinin, bu Tasarının 9 uncu maddesi anlamında kiracıyı koruyucu nitelikte bir hüküm
olmadığmı ileri sürerek bu hükmün uygulanamayacağı yolunda bir savunma yapamayacaktır.
Madde 13- Tasarının tek fıkradan oluşan "A. Görülmekte olan davalara ilişkin uygulama" ke­
nar başlıklı 13 üncü maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının hangi hükümlerinin, yasalaşıp
yürürlüğe girmelerinden sonra, görülmekte olan davalarda da uygulanacakları düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının geçici ödemelere ilişkin 75 inci maddesi, faize
ilişkin 87 nci maddesi, gecikme faizine ilişkin 119 uncu maddesi ile aşın ifa güçlüğüne ilişkin 137 nci
maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanacakta. Böylece, haksız fiilden zarar görenlerin
korunmasını amaçlayan Tasarının 75 inci maddesinin, para borçlusunu aşın faiz yüküne karşı koruyan
87 nci ve 119 uncu maddelerinin ve taraflarca, sözleşme ile üstlenilen edimler arasında sağlanmış olan
dengenin, içlerinden biri aleyhinde ve aşın ölçüde bozulması durumunda, o tarafı korumayı
amaçlayan 137 nci maddesinin, Türk Borçlar Kanunu Tasan sının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden
önce açılmış olup da halen devam etmekte olan davalarda da uygulanacağı öngörülmüştür.
Madde 14- Tasarının tek fıkradan oluşan "B. Yollamalar" kenar başlıklı 14 üncü maddesinde,
diğer mevzuatta, bu Tasarıyla veya Türk Borçlar Kanunu Tasansıyla yürürlükten kaldmlması ya da
değiştirilmesi öngörülen kanunlann maddelerine yapılan yollamaların nasıl uygulanacağı düzenlen­
mektedir.
Maddeye göre, bu nitelikteki yollamalar, o maddeleri karşılayan yeni hükümlere yapılmış
sayılacaktır. Ayrıca, diğer mevzuatta bu Kanun veya Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile yürürlükten
kaldırılmış ya da değiştirilmiş maddelerine yapılan yollamaların, o maddeleri karşılayan yeni
hükümlere yapılmış sayılmasının öngörülmesi, bu Tasarının 1 inci maddesi göz önünde tutulmaksızın
bu yeni hükümlerin doğrudan doğruya uygulanması sonucunu doğurmayacaktır. Bu nedenle
maddenin ikinci cümlesinde Tasarının 1 inci maddesi hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.
Madde 15- Tasarının tek fıkradan oluşan "C. Genel nitelikli hükümler" kenar başlıklı 15 inci
maddesinde, Tasarıda hüküm bulunmayan hallerde yapılacak uygulama düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Tasanda hüküm bulunmayan hallerde, Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve
Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri, uygun düştüğü ölçüde uygulanacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-8-
Madde 12- Tasarının tek fıkradan oluşan "F. Ortak hüküm" kenar başlıklı 12 nci maddesinde
Bölümde söz konusu edilen durumlardan hangilerine, Tasarının 1 inci maddesinin uygulanacağı
düzenlenmektedir.
Maddeye göre, 8 ila 11 inci maddelerde söz konusu edilen sözleşmelerin hukuken bağlayıcı olup
olmadıklarına, temerrüde ve sona ermelerine, bunlara ilişkin hükümlerin koruyucu nitelikte bulunup
bulunmadıklarına bakılmaksızın, Kanunun 1 inci maddesi uygulanacaktır.
Başka bir ifadeyle, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önceki
dönemde yapılmış olan kısmi ödemeli satış, kira, hizmet ve kefalet sözleşmelerinde, sırasıyla; alıcı,
kiracı, işçi ve kefil, bu sözleşmelerin bağlayıcı olup olmadıklarına, temerrüde ve sona ermelerine
ilişkin olarak Türk Borçlar Kanununun herhangi bir hükmünün kendilerini koruyucu nitelikte
olmadığı gerekçesiyle uygulanamayacağmı, satıcıya, kiraya verene, işverene ve alacaklıya karşı ileri
süremeyeceklerdir. Mesela, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde kurulmuş
olan bir kira sözleşmesinde kiracı, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden
sonra kiraya veren tarafından onun annesinin veya babasının konut gereksinimini ileri sürerek
kendisine karşı açılan bir tahliye davasmda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 349 uncu maddesinin
(1) numaralı bendinin, bu Tasarının 9 uncu maddesi anlamında kiracıyı koruyucu nitelikte bir hüküm
olmadığmı ileri sürerek bu hükmün uygulanamayacağı yolunda bir savunma yapamayacaktır.
Madde 13- Tasarının tek fıkradan oluşan "A. Görülmekte olan davalara ilişkin uygulama" ke­
nar başlıklı 13 üncü maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının hangi hükümlerinin, yasalaşıp
yürürlüğe girmelerinden sonra, görülmekte olan davalarda da uygulanacakları düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının geçici ödemelere ilişkin 75 inci maddesi, faize
ilişkin 87 nci maddesi, gecikme faizine ilişkin 119 uncu maddesi ile aşın ifa güçlüğüne ilişkin 137 nci
maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanacakta. Böylece, haksız fiilden zarar görenlerin
korunmasını amaçlayan Tasarının 75 inci maddesinin, para borçlusunu aşın faiz yüküne karşı koruyan
87 nci ve 119 uncu maddelerinin ve taraflarca, sözleşme ile üstlenilen edimler arasında sağlanmış olan
dengenin, içlerinden biri aleyhinde ve aşın ölçüde bozulması durumunda, o tarafı korumayı
amaçlayan 137 nci maddesinin, Türk Borçlar Kanunu Tasan sının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden
önce açılmış olup da halen devam etmekte olan davalarda da uygulanacağı öngörülmüştür.
Madde 14- Tasarının tek fıkradan oluşan "B. Yollamalar" kenar başlıklı 14 üncü maddesinde,
diğer mevzuatta, bu Tasarıyla veya Türk Borçlar Kanunu Tasansıyla yürürlükten kaldmlması ya da
değiştirilmesi öngörülen kanunlann maddelerine yapılan yollamaların nasıl uygulanacağı düzenlen­
mektedir.
Maddeye göre, bu nitelikteki yollamalar, o maddeleri karşılayan yeni hükümlere yapılmış
sayılacaktır. Ayrıca, diğer mevzuatta bu Kanun veya Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile yürürlükten
kaldırılmış ya da değiştirilmiş maddelerine yapılan yollamaların, o maddeleri karşılayan yeni
hükümlere yapılmış sayılmasının öngörülmesi, bu Tasarının 1 inci maddesi göz önünde tutulmaksızın
bu yeni hükümlerin doğrudan doğruya uygulanması sonucunu doğurmayacaktır. Bu nedenle
maddenin ikinci cümlesinde Tasarının 1 inci maddesi hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.
Madde 15- Tasarının tek fıkradan oluşan "C. Genel nitelikli hükümler" kenar başlıklı 15 inci
maddesinde, Tasarıda hüküm bulunmayan hallerde yapılacak uygulama düzenlenmektedir.
Maddeye göre, Tasanda hüküm bulunmayan hallerde, Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve
Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri, uygun düştüğü ölçüde uygulanacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-9-
Madde 16- Tasarının tek fıkradan oluşan "Yürürlükten kaldırılan Kanun" kenar başlıklı 16 ncı
maddesi ile 18/5/1955 tarihli ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiralan Hakkında Kanun, düzenleme
konularından uygun görülenleri aynen veya bazı değişikliklerle Türk Borçlar Kanunu Tasansmın
kapsamma dâhil edildiği için, yürürlükten kaldınlmaktadır.
Geçici Madde 1- Tasarının tek fıkradan oluşan geçici 1 inci maddesinde, yürürlükten kaldmlan
Gayrimenkul Kiralan Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılmış ve henüz
karara bağlanmamış olan davalara ilişkin uygulama düzenlenmektedir.
Maddeye göre, bu nitelikteki davaların, aynca bir işlem yapılmasına ve karar verilmesine gerek
olmaksızın, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun yürürlükte olduğu dönemdeki gibi
sulh hukuk mahkemelerinde; bu mahkemelerce karara bağlanmış olup da temyiz aşamasında bulunan
davaların ise, Yargıtaym ilgili dairesinde görülmelerine devam olunacaktır. Madde ile, söz konusu
Kanunun yürürlükten kaldırılmasından sonra da görülmekte olan davalarda, görevli mahkemenin
görevinin devam edip etmeyeceği konusunda ortaya çıkabilecek duraksamanın giderilmesi
amaçlanmıştır.
Madde 17- Yürürlük maddesidir.
Madde 18- Yürütme maddesidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-9-
Madde 16- Tasarının tek fıkradan oluşan "Yürürlükten kaldırılan Kanun" kenar başlıklı 16 ncı
maddesi ile 18/5/1955 tarihli ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiralan Hakkında Kanun, düzenleme
konularından uygun görülenleri aynen veya bazı değişikliklerle Türk Borçlar Kanunu Tasansmın
kapsamma dâhil edildiği için, yürürlükten kaldınlmaktadır.
Geçici Madde 1- Tasarının tek fıkradan oluşan geçici 1 inci maddesinde, yürürlükten kaldmlan
Gayrimenkul Kiralan Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılmış ve henüz
karara bağlanmamış olan davalara ilişkin uygulama düzenlenmektedir.
Maddeye göre, bu nitelikteki davaların, aynca bir işlem yapılmasına ve karar verilmesine gerek
olmaksızın, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun yürürlükte olduğu dönemdeki gibi
sulh hukuk mahkemelerinde; bu mahkemelerce karara bağlanmış olup da temyiz aşamasında bulunan
davaların ise, Yargıtaym ilgili dairesinde görülmelerine devam olunacaktır. Madde ile, söz konusu
Kanunun yürürlükten kaldırılmasından sonra da görülmekte olan davalarda, görevli mahkemenin
görevinin devam edip etmeyeceği konusunda ortaya çıkabilecek duraksamanın giderilmesi
amaçlanmıştır.
Madde 17- Yürürlük maddesidir.
Madde 18- Yürütme maddesidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-10-
Adalet Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Adalet Komisyonu
Esas No.: 1/674 13/5/2009
Karar No.: 23
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Başkanlığınızca “Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun
Tasarısı (1/674)” 5/2/2009 tarihinde Komisyonumuza havale edilmiştir.
Sözkonusu Tasarı, Komisyonumuzca görüş ve önerilerini almak amacıyla 9/2/2009 tarihinde
Yargıtay Başkanlığına ve diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına, barolara, hukuk fakültelerine
gönderilmiş ve 9/3/2009 tarihine kadar süre tanınmıştır. Komisyonumuzca, Tasarının müzakeresi
sırasında gelen görüşler değerlendirilmiştir.
(1/674) esas numaralı Tasan, Adalet Bakam Mehmet Ali Şahin ile Adalet Bakanlığı, Yargıtay
Başkanlığı, Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Bankalar Birliği temsilcilerinin, yanısıra, İstanbul Ticaret
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevzat Koç, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yavuz, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr.
Haluk Burcuoğlu’nun katıhmlanyla 16/4/2009 tarihli 48 inci ve 29/4/2009 tarihli 49 uncu toplantılarında
Komisyonumuzca müzakere edilmiş, müzakereler tutanağa geçirilmiş ve aynca Tasarının tümünün
oylanmasından sonra, Tasarıya muhalif kalan üyelere, muhalefet şerhlerini yazmaları için İçtüzüğün
42 nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları gereğince 10 günlük süre tanınmıştır.
16/4/2009 tarihli 48 inci toplantısında Komisyonumuz, Tasarının 1 ilâ 6 ncı maddelerini
kapsayan “Genel Hükümler” başlıklı Birinci Bölümü ile 12 ilâ 16 ncı ve Geçici 1 inci maddelerin
müzakerelerini tamamlamıştır. Komisyonumuz, “Özel Durumlara İlişkin Hükümler” başlıklı İkinci
Bölümün 7 ilâ 11 inci maddelerinin müzakeresini ise ortaya çıkan görüş farklılıkları üzerine, konunun
incelenip derinleştirilmesi amacıyla bir sonraki toplantıya bırakmıştır.
Tasan, Türk Borçlar Kanunundan önce yürürlükte olan Borçlar Kanunu döneminde
gerçekleşmiş, varlık ve etkileri yeni kanun dönemine sarkan fiil, işlem ve müesseselere hangi kanun
uygulanacaktır sorusuna (yahut sorununa) cevap oluşturmaktadır.
Normların zaman bakımından yürürlüğü bağlammda aynı olaya uygulanma potansiyeli taşıyan
iki farklı hukuk kuralından birisinin tercihi, bir siyasal sorun olmaktan çok, bir hukuk sorunudur.
“İntikal (Geçiş) Hukuku” olarak adlandmlan hukukun bu dalında, bilim ve uygulama
bakımından önemli bir yoksulluk karakteri gösterdiğimiz unutulmamalıdn.
Komisyon, Tasarının görüşülmesinde intikal hukukunun genel ilkelerini, mukayeseli hukuku,
Türk temel kanunlarındaki “uygulama ve yürürlük” kanunları pratiğini ve geçiş hükümlerinin ceza,
usul ve özel maddi hukuk gibi düzenleme alanlarına göre gösterdiği farklılıkları büyük ölçüde
gözetmiştir.
Her kanun, yürürlük tarihinden sonraki zamanı, geleceğin hukukunu düzenler. Hiçbir kanunun
veya hiçbir hukukun geçmişi düzenleme iddiası olamaz; olsa bile başarılamaz.
Eski hukuk döneminde meydana gelmiş ve varlıkları yeni hukuk döneminde de sürmekte olan
fiil ve işlemlere kural olarak eski hukuk uygulanacakta. Öyle ki bu konuda bazı ülkeler katı bir
“geriye yürümezlik yasağı”nı benimsemişler (Fransız MK. m. 2, İtalyan MK. m. 11), Norveç ise
“Hiçbir kanun geçmişe etkili sonuç doğurmaz” yollu Anayasa hükmü (m. 97) ile bu yasağa istisna
bile tanımamıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-10-
Adalet Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Adalet Komisyonu
Esas No.: 1/674 13/5/2009
Karar No.: 23
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Başkanlığınızca “Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun
Tasarısı (1/674)” 5/2/2009 tarihinde Komisyonumuza havale edilmiştir.
Sözkonusu Tasarı, Komisyonumuzca görüş ve önerilerini almak amacıyla 9/2/2009 tarihinde
Yargıtay Başkanlığına ve diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına, barolara, hukuk fakültelerine
gönderilmiş ve 9/3/2009 tarihine kadar süre tanınmıştır. Komisyonumuzca, Tasarının müzakeresi
sırasında gelen görüşler değerlendirilmiştir.
(1/674) esas numaralı Tasan, Adalet Bakam Mehmet Ali Şahin ile Adalet Bakanlığı, Yargıtay
Başkanlığı, Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Bankalar Birliği temsilcilerinin, yanısıra, İstanbul Ticaret
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevzat Koç, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yavuz, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr.
Haluk Burcuoğlu’nun katıhmlanyla 16/4/2009 tarihli 48 inci ve 29/4/2009 tarihli 49 uncu toplantılarında
Komisyonumuzca müzakere edilmiş, müzakereler tutanağa geçirilmiş ve aynca Tasarının tümünün
oylanmasından sonra, Tasarıya muhalif kalan üyelere, muhalefet şerhlerini yazmaları için İçtüzüğün
42 nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları gereğince 10 günlük süre tanınmıştır.
16/4/2009 tarihli 48 inci toplantısında Komisyonumuz, Tasarının 1 ilâ 6 ncı maddelerini
kapsayan “Genel Hükümler” başlıklı Birinci Bölümü ile 12 ilâ 16 ncı ve Geçici 1 inci maddelerin
müzakerelerini tamamlamıştır. Komisyonumuz, “Özel Durumlara İlişkin Hükümler” başlıklı İkinci
Bölümün 7 ilâ 11 inci maddelerinin müzakeresini ise ortaya çıkan görüş farklılıkları üzerine, konunun
incelenip derinleştirilmesi amacıyla bir sonraki toplantıya bırakmıştır.
Tasan, Türk Borçlar Kanunundan önce yürürlükte olan Borçlar Kanunu döneminde
gerçekleşmiş, varlık ve etkileri yeni kanun dönemine sarkan fiil, işlem ve müesseselere hangi kanun
uygulanacaktır sorusuna (yahut sorununa) cevap oluşturmaktadır.
Normların zaman bakımından yürürlüğü bağlammda aynı olaya uygulanma potansiyeli taşıyan
iki farklı hukuk kuralından birisinin tercihi, bir siyasal sorun olmaktan çok, bir hukuk sorunudur.
“İntikal (Geçiş) Hukuku” olarak adlandmlan hukukun bu dalında, bilim ve uygulama
bakımından önemli bir yoksulluk karakteri gösterdiğimiz unutulmamalıdn.
Komisyon, Tasarının görüşülmesinde intikal hukukunun genel ilkelerini, mukayeseli hukuku,
Türk temel kanunlarındaki “uygulama ve yürürlük” kanunları pratiğini ve geçiş hükümlerinin ceza,
usul ve özel maddi hukuk gibi düzenleme alanlarına göre gösterdiği farklılıkları büyük ölçüde
gözetmiştir.
Her kanun, yürürlük tarihinden sonraki zamanı, geleceğin hukukunu düzenler. Hiçbir kanunun
veya hiçbir hukukun geçmişi düzenleme iddiası olamaz; olsa bile başarılamaz.
Eski hukuk döneminde meydana gelmiş ve varlıkları yeni hukuk döneminde de sürmekte olan
fiil ve işlemlere kural olarak eski hukuk uygulanacakta. Öyle ki bu konuda bazı ülkeler katı bir
“geriye yürümezlik yasağı”nı benimsemişler (Fransız MK. m. 2, İtalyan MK. m. 11), Norveç ise
“Hiçbir kanun geçmişe etkili sonuç doğurmaz” yollu Anayasa hükmü (m. 97) ile bu yasağa istisna
bile tanımamıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-11-
İyi bir hukuk reformu, çatışan menfaatlerde olduğu gibi, çatışan ilke ve değerlerde de dengeyi
gözeten reformdur. Hukuk geleneğimizde yeni hukukun geçmişe etkisi, “kamu düzeni (I), genel
ahlâk (II), içeriği, taraf iradeleri dışında kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler (III)’le sınırlıdır. Yeni
kuralların bu hallerle ilgili olması durumunda, önceki hukuk dönemindeki ilişkilere, eski hukuk değil,
yeni hukuk uygulanacaktır. Ayrıca eski hukuk döneminde teşekkül etmiş kazanılmış haklara
dokunulamayacaktır (3/12/2001 tarih ve 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve
Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 1-4).
Gerek intikal hukuku geleneğimize, gerek Komisyonumuzda benimsenmiş şekliyle Tasarıya
hakim olan ruh (ratio legis), “geriye yürüme konusunda ölçülü ve sınırlı bir yaklaşım”dır. Esasen bu
yaklaşım hukuk devleti, hukuk güvenliği, yasa ile zarar verilemezlik gibi intikal hukukunun temel
parametreleri ile de örtüşmektedir. Öte yandan maddi ceza hukuku alanındaki anayasa düzeyinde
yer alan intikal hukuku normlarının (Any. m. 38/1, II), kurucu unsuru irade olan maddi özel hukuk
alanına aktarılması yahut uyarlanması düşünülemez (Prof. Dr. Hatemi, Hüseyin İntikal (Geçiş)
Dönemi Hukuku, İst. 2004, s. 8 ve dev., Dr. Baysal, Başak, Kanunların Zaman Açısından Yürürlüğü,
Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu İçin Armağan, Ank. 2004, s. 476-501, Prof. Dr. Serozan, Rona
Medeni Hukuka Giriş, İst. 1997, s. 110 ve civ., Prof. Dr. Akıllıoğlu, Tekin, Yasaların Zaman
Bakımmdan Uygulanmasına İlişkin Bazı Sorunlar, Amme İdaresi Dergisi, Yıl 1984, C. 17, S. 3,
s. 36, P. Roubier, Les Conflits Dans Temps. Vol. I, II, Paris. 1929. Yargıtay’m Tasarı sebebiyle
Komisyonumuza intikal eden aynı doğrultudaki 16/3/2009 tarihli 505 saydı görüşü.). Bundan başka
Anayasa Mahkemesi kararlarının “yürürlükten kaldırma” işlevi ile bitişik “geriye yürümezlik” (Any.
m. 153/3,5 ) yapısı da aynı ilke üzerinde oturmaktadır.
Komisyon bu anlayış içinde, Tasarının kimi sözleşmeler yönünden “koruma” karakterli
hükümleri bir bütün olarak geriye yürüten ikinci bölümünü Tasan metninden çıkarmıştır.
Sözü geçen hükümlerin çıkanlmaması yönündeki karşı görüşün sosyal bir içerik taşıdığında
kuşku yoktur. Bu sosyal içerik, geleceğe yönelik olarak bir reform niteliği ile mutlak şekilde ve
oybirliğiyle benimsenmiştir. Ne var ki geçmişe etkililik, bir intikal hukuku sorunudur. Hukuk
sorunudur. Yeni kanundan bir ihtüaf üretmemek sorunudur. Özellikle sözleşme hukuku yönünden,
sözleşenlerin sözleşmelerine güvenmeleri sorunudur. Metinden çıkarılan hükümlerde yer alan
sözleşme türleri ile ilgili yeni Tasan hükümleri, kamu düzeni, genel ahlak ve Tasanda öngörülen
diğer durumlarla (m. 3,5) bağlan ölçüsünde elbetteki geriye yürüyecekti r. Ne varki mutlak ve toptan
geriye etki; hukuka güven, hukuki kesinlik ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaştınlamaz. Hukuk
devletinde hiç kimse, hukuka uygun olarak yapdan sözleşmenin sonraki kanunla geçersiz kılınması
veya değiştirilmesi sürprizi ile muhatap kılınamaz.
Öte yandan temel kanunlann uygulanması pratiğinde bu tür bir geriye yürüme intikal hukuku
yönünden kabul görmedikten başka (4722 S.K. m. 1/2) modelin “koruma normu” ile “kazanılmış
hak” arasında oluşabilecek çatışma halinde çözümsüzlük içerdiği ve hatta sözleşmeler yönünden
Tasarının 1 inci maddesinin birinci cümlesi ile de çeliştiği açıklıkla gözlenmektedir.
Anayasa Mahkemesi, daha önce bağıtlanmış sözleşmelere yeni yasa ile dokunulmasını (süre
unsurunu göçerterek sözleşmenin sona erdirilmesini) Anayasanın 2 ve 48 inci madde hükümlerine
aykırı görmüştür. Kararda aynen şöyle denmektedir: “Anayasa’nm “Çalışma ve sözleşme hürriyeti”
başlıklı 48. maddesi, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir” kuralım
içermektedir. Bu maddenin gerekçesinde de, “hürriyet temeline dayalı bir toplumda irade serbestliği
çerçevesinde ferdin sözleşme yapma, meslek seçme ve çalışma hürriyetlerinin garanti altma almması
tabiidir. Ancak, bu hürriyetler, kamu yararı amacı ile ve kanunla sınırlandırılabilir” denilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-11-
İyi bir hukuk reformu, çatışan menfaatlerde olduğu gibi, çatışan ilke ve değerlerde de dengeyi
gözeten reformdur. Hukuk geleneğimizde yeni hukukun geçmişe etkisi, “kamu düzeni (I), genel
ahlâk (II), içeriği, taraf iradeleri dışında kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler (III)’le sınırlıdır. Yeni
kuralların bu hallerle ilgili olması durumunda, önceki hukuk dönemindeki ilişkilere, eski hukuk değil,
yeni hukuk uygulanacaktır. Ayrıca eski hukuk döneminde teşekkül etmiş kazanılmış haklara
dokunulamayacaktır (3/12/2001 tarih ve 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve
Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 1-4).
Gerek intikal hukuku geleneğimize, gerek Komisyonumuzda benimsenmiş şekliyle Tasarıya
hakim olan ruh (ratio legis), “geriye yürüme konusunda ölçülü ve sınırlı bir yaklaşım”dır. Esasen bu
yaklaşım hukuk devleti, hukuk güvenliği, yasa ile zarar verilemezlik gibi intikal hukukunun temel
parametreleri ile de örtüşmektedir. Öte yandan maddi ceza hukuku alanındaki anayasa düzeyinde
yer alan intikal hukuku normlarının (Any. m. 38/1, II), kurucu unsuru irade olan maddi özel hukuk
alanına aktarılması yahut uyarlanması düşünülemez (Prof. Dr. Hatemi, Hüseyin İntikal (Geçiş)
Dönemi Hukuku, İst. 2004, s. 8 ve dev., Dr. Baysal, Başak, Kanunların Zaman Açısından Yürürlüğü,
Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu İçin Armağan, Ank. 2004, s. 476-501, Prof. Dr. Serozan, Rona
Medeni Hukuka Giriş, İst. 1997, s. 110 ve civ., Prof. Dr. Akıllıoğlu, Tekin, Yasaların Zaman
Bakımmdan Uygulanmasına İlişkin Bazı Sorunlar, Amme İdaresi Dergisi, Yıl 1984, C. 17, S. 3,
s. 36, P. Roubier, Les Conflits Dans Temps. Vol. I, II, Paris. 1929. Yargıtay’m Tasarı sebebiyle
Komisyonumuza intikal eden aynı doğrultudaki 16/3/2009 tarihli 505 saydı görüşü.). Bundan başka
Anayasa Mahkemesi kararlarının “yürürlükten kaldırma” işlevi ile bitişik “geriye yürümezlik” (Any.
m. 153/3,5 ) yapısı da aynı ilke üzerinde oturmaktadır.
Komisyon bu anlayış içinde, Tasarının kimi sözleşmeler yönünden “koruma” karakterli
hükümleri bir bütün olarak geriye yürüten ikinci bölümünü Tasan metninden çıkarmıştır.
Sözü geçen hükümlerin çıkanlmaması yönündeki karşı görüşün sosyal bir içerik taşıdığında
kuşku yoktur. Bu sosyal içerik, geleceğe yönelik olarak bir reform niteliği ile mutlak şekilde ve
oybirliğiyle benimsenmiştir. Ne var ki geçmişe etkililik, bir intikal hukuku sorunudur. Hukuk
sorunudur. Yeni kanundan bir ihtüaf üretmemek sorunudur. Özellikle sözleşme hukuku yönünden,
sözleşenlerin sözleşmelerine güvenmeleri sorunudur. Metinden çıkarılan hükümlerde yer alan
sözleşme türleri ile ilgili yeni Tasan hükümleri, kamu düzeni, genel ahlak ve Tasanda öngörülen
diğer durumlarla (m. 3,5) bağlan ölçüsünde elbetteki geriye yürüyecekti r. Ne varki mutlak ve toptan
geriye etki; hukuka güven, hukuki kesinlik ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaştınlamaz. Hukuk
devletinde hiç kimse, hukuka uygun olarak yapdan sözleşmenin sonraki kanunla geçersiz kılınması
veya değiştirilmesi sürprizi ile muhatap kılınamaz.
Öte yandan temel kanunlann uygulanması pratiğinde bu tür bir geriye yürüme intikal hukuku
yönünden kabul görmedikten başka (4722 S.K. m. 1/2) modelin “koruma normu” ile “kazanılmış
hak” arasında oluşabilecek çatışma halinde çözümsüzlük içerdiği ve hatta sözleşmeler yönünden
Tasarının 1 inci maddesinin birinci cümlesi ile de çeliştiği açıklıkla gözlenmektedir.
Anayasa Mahkemesi, daha önce bağıtlanmış sözleşmelere yeni yasa ile dokunulmasını (süre
unsurunu göçerterek sözleşmenin sona erdirilmesini) Anayasanın 2 ve 48 inci madde hükümlerine
aykırı görmüştür. Kararda aynen şöyle denmektedir: “Anayasa’nm “Çalışma ve sözleşme hürriyeti”
başlıklı 48. maddesi, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir” kuralım
içermektedir. Bu maddenin gerekçesinde de, “hürriyet temeline dayalı bir toplumda irade serbestliği
çerçevesinde ferdin sözleşme yapma, meslek seçme ve çalışma hürriyetlerinin garanti altma almması
tabiidir. Ancak, bu hürriyetler, kamu yararı amacı ile ve kanunla sınırlandırılabilir” denilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-12-
Dava konusu “Geçici Madde 6”nm birinci fıkrasında, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mazbut ve
mülhak vakıflara ait gayrimenkullere ilişkin kira sözleşmelerinin, bu maddenin yürürlük tarihinden
itibaren üç ay sonra sona ereceği belirtilmiştir.
Borçlar Yasası’mn 248. maddesine göre, âdi kira, kiralayanın, kiracıya ücret karşılığında bir
şeyin kullanılmasını terk etmesidir. Borçlar Yasası’mn 19. maddesi ile tartman sözleşme özgürlüğüne
dayanılarak yapılmış olan kira sözleşmelerinin, kiralayana ve kiracıya kimi haklar tanıyan ve borçlar
yükleyen içerikleriyle tarafların belirledikleri süre içerisinde devletin ve yasalarm koruması altında,
hukuksal geçerliliklerini sürdürmeleri gerekir.
Özel hukukta kişiler özgür iradeleriyle, ilişkilerini sözleşmelerle düzenleyip, biçimlendirirler.
Emredici kurallara, kamu düzenine ve ahlâka aykırı olmadıkça bir sözleşmenin konusu, süresi ve
koşullan serbestçe saptanabilir. Anayasa’nm 48. maddesince koruma altma alman da bu özgürlüktür.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan
haklarına saygı gösteren ve bu haklan koruyucu adaletli bir hukuk düzeni kurup sürdürmekle
kendisini yükümlü sayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa’ya uyan, işlem ve eylemleri
bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlettir. Böyle bir düzenin kurulması, yasama, yürütme ve
yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kurallan içinde kalması, temel hak ve
özgürlüklerin, Anayasal güvenceye bağlanmasıyla olanaklıdır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü ile kiracılan arasındaki kira sözleşmeleri, tarafların özgür iradeleriyle
oluşmuş ve her iki tarafa da hak ve yükümlülükler getiren sözleşmelerdir. Bu sözleşmeler, Borçlar
Yasası ile Gayrimenkul Kiralan Hakkmdaki Yasa kurallan gereğince yapılmıştır. Kiralananın
kullanılma koşullan, kira süresi, bedeli, bedelin ödeme zamanı ve yöntemi gibi hususlar, hukuk
kurallarına dayanılarak ve kuralların çizdiği sınırlar içinde taraflarca saptanmıştır. Hukuk devleti
ilkesi, yürürlükte olan yasa kurallarına göre, kazanılmış haklara saygı gösterilmesini gerektirir.
Dava konusu “Geçici Madde 6”nm birinci fıkrasıyla, kira sözleşmeleri sona ermeden mazbut ve
mülhak vakıf gayrimenkulleri kiracılarının, sözleşmedeki süre içinde ve saptanan kira bedeli
karşılığında, kiralanan taşınmazı kullanma ve ondan sözleşme koşullarına uygun biçimde yararlanma
hakkına son verilmektedir. Böylece tarafların kendi özgür iradeleriyle yapmış oldukları kira
sözleşmeleri, tarafların iradeleri bir yana bırakılarak yasa ile sona erdirilmektedir. Sürelerinin
tamamlanmalarını beklemeden, kira sözleşmelerini sona erdirip, tarafları yeni sözleşme yapmaya
zorlamak, sözleşme özgürlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz.
Bu nedenle, “Geçici Madde 6”nm birinci fıkrası Anayasa’nm 48. ve 2. maddelerine aykınhk
oluşturduğundan iptali gerekir.” (AYMK., 20/5/19981., 10/18 - E/K)
Yüksek Yargıtay da geriye yürümezlik noktasında aynı dengeyi gözetmektedir (YHGK. 9/3/19881,
2-800/232-8/K).
Genel olarak geçmişe yürüme yasağı, “yasa koyucu için ahlaki bir yükümlülük, hâkim için bir
yükümlülük, vatandaş için de bir garanti niteliğini taşır.” (Belçika Yüksek Mahkemesinin bir
karanndan)(Baysal, agm. s. 488).
Yürürlükteki hukuk döneminde, dönemin hukukuna tamamen uygun olarak varlık kazanan
sözleşmelere, yeni kanun tarafından müdahale edilmesi (geriye etkililik), sözleşme özgürlüğünün
anayasaya aykırı şekilde sınırlanması ve çoğu kez bu özgürlüğün özünün boşaltılması sonucunu
doğurabilir (Any. m. 13, 48, 90, İHAS 1 Nolu Protokol m. 1).
Müzakereler sonucunda Tasarı üzerinde Komisyonumuzca yapılan değişiklikler aşağıda
açıklanmıştır:
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-12-
Dava konusu “Geçici Madde 6”nm birinci fıkrasında, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mazbut ve
mülhak vakıflara ait gayrimenkullere ilişkin kira sözleşmelerinin, bu maddenin yürürlük tarihinden
itibaren üç ay sonra sona ereceği belirtilmiştir.
Borçlar Yasası’mn 248. maddesine göre, âdi kira, kiralayanın, kiracıya ücret karşılığında bir
şeyin kullanılmasını terk etmesidir. Borçlar Yasası’mn 19. maddesi ile tartman sözleşme özgürlüğüne
dayanılarak yapılmış olan kira sözleşmelerinin, kiralayana ve kiracıya kimi haklar tanıyan ve borçlar
yükleyen içerikleriyle tarafların belirledikleri süre içerisinde devletin ve yasalarm koruması altında,
hukuksal geçerliliklerini sürdürmeleri gerekir.
Özel hukukta kişiler özgür iradeleriyle, ilişkilerini sözleşmelerle düzenleyip, biçimlendirirler.
Emredici kurallara, kamu düzenine ve ahlâka aykırı olmadıkça bir sözleşmenin konusu, süresi ve
koşullan serbestçe saptanabilir. Anayasa’nm 48. maddesince koruma altma alman da bu özgürlüktür.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan
haklarına saygı gösteren ve bu haklan koruyucu adaletli bir hukuk düzeni kurup sürdürmekle
kendisini yükümlü sayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa’ya uyan, işlem ve eylemleri
bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlettir. Böyle bir düzenin kurulması, yasama, yürütme ve
yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kurallan içinde kalması, temel hak ve
özgürlüklerin, Anayasal güvenceye bağlanmasıyla olanaklıdır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü ile kiracılan arasındaki kira sözleşmeleri, tarafların özgür iradeleriyle
oluşmuş ve her iki tarafa da hak ve yükümlülükler getiren sözleşmelerdir. Bu sözleşmeler, Borçlar
Yasası ile Gayrimenkul Kiralan Hakkmdaki Yasa kurallan gereğince yapılmıştır. Kiralananın
kullanılma koşullan, kira süresi, bedeli, bedelin ödeme zamanı ve yöntemi gibi hususlar, hukuk
kurallarına dayanılarak ve kuralların çizdiği sınırlar içinde taraflarca saptanmıştır. Hukuk devleti
ilkesi, yürürlükte olan yasa kurallarına göre, kazanılmış haklara saygı gösterilmesini gerektirir.
Dava konusu “Geçici Madde 6”nm birinci fıkrasıyla, kira sözleşmeleri sona ermeden mazbut ve
mülhak vakıf gayrimenkulleri kiracılarının, sözleşmedeki süre içinde ve saptanan kira bedeli
karşılığında, kiralanan taşınmazı kullanma ve ondan sözleşme koşullarına uygun biçimde yararlanma
hakkına son verilmektedir. Böylece tarafların kendi özgür iradeleriyle yapmış oldukları kira
sözleşmeleri, tarafların iradeleri bir yana bırakılarak yasa ile sona erdirilmektedir. Sürelerinin
tamamlanmalarını beklemeden, kira sözleşmelerini sona erdirip, tarafları yeni sözleşme yapmaya
zorlamak, sözleşme özgürlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz.
Bu nedenle, “Geçici Madde 6”nm birinci fıkrası Anayasa’nm 48. ve 2. maddelerine aykınhk
oluşturduğundan iptali gerekir.” (AYMK., 20/5/19981., 10/18 - E/K)
Yüksek Yargıtay da geriye yürümezlik noktasında aynı dengeyi gözetmektedir (YHGK. 9/3/19881,
2-800/232-8/K).
Genel olarak geçmişe yürüme yasağı, “yasa koyucu için ahlaki bir yükümlülük, hâkim için bir
yükümlülük, vatandaş için de bir garanti niteliğini taşır.” (Belçika Yüksek Mahkemesinin bir
karanndan)(Baysal, agm. s. 488).
Yürürlükteki hukuk döneminde, dönemin hukukuna tamamen uygun olarak varlık kazanan
sözleşmelere, yeni kanun tarafından müdahale edilmesi (geriye etkililik), sözleşme özgürlüğünün
anayasaya aykırı şekilde sınırlanması ve çoğu kez bu özgürlüğün özünün boşaltılması sonucunu
doğurabilir (Any. m. 13, 48, 90, İHAS 1 Nolu Protokol m. 1).
Müzakereler sonucunda Tasarı üzerinde Komisyonumuzca yapılan değişiklikler aşağıda
açıklanmıştır:
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-13-
Tasarmm 1 inci, 2 nci 3 üncü, 4 üncü, 5 inci ve 6 ncı maddeleri aynen kabul edilmiştir.
Yoğun müzakerelerden sonra, söz konusu bölüm içindeki “Genel işlem koşullan” başlıklı 7 nci,
“Kısmi ödemeli satışlar” başlıklı 8 inci, “Kira sözleşmesi” başlıklı 9 uncu, “Hizmet sözleşmeleri”
başlıklı 10 uncu, “Kefalet sözleşmesi” başlıklı 11 inci maddeleri, Hükümetin de katıldığı ortak
gerekçeli önergeler doğrultusunda Tasan metninden çıkarılmıştır. Önerge gerekçeleri aynen şöyledir:
Borçlar Kanununun zaman bakımından yürürlüğü, bu Tasannın ilk maddelerinde düzenlenmiştir.
Uygulama, temel kanunda yer alan hangi hükmün hangi tarihteki olay ve işlemlere uygulanacağım,
belirtilen maddeler ve intikal hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde belirleyebilecektir. Öte yandan
tipler esas alınarak tümsel bir etki geriye tanınmasının Yargıtay görüşünde de ortaya konulduğu üzere
sözleşme özgürlüğü (Anayasa md. 48.) yönünden sorunlu olduğu açıktır. Belirtilen nedenlerle
hükmün metinden çıkarılması gerekir.”
Tasarının “Ortak hükümler” başlıklı 12 nci maddesini Komisyonumuz, yukarıda belirtildiği
üzere 16/4/2009 tarihli 48 inci toplantısmda aynen kabul etmiştir. Ancak 29/4/2009 tarihli 49 uncu
toplantısmda, Tasarının 12 nci maddesiyle ilgili olarak, İçtüzüğün 43 üncü maddesinin birinci fıkrası
uyarınca yeniden görüşme önergesi verilmiş, önerge Komisyonumuzca kabul edilmiştir. Bu önerge
doğrultusunda 12 nci madde, İçtüzüğün 43 üncü maddesi uyarınca tekrar müzakere edilmiş, 7 ilâ
11 inci maddelerinin Tasarı metninden çıkarılması sebebiyle konusuz kaldığından, metinden
çıkarılmıştır.
Tasarının İkinci Bölümünde düzenlenen yukarıda belirtilen maddelerin Tasarı metninden
çıkarılmaları sebebiyle “İkinci Bölüm” metinden çıkarılmış ve Tasarının “Üçüncü Bölüm”ü “ikinci
Bölüm” olarak teselsül ettirilmiştir.
Tasarının 7 ilâ 12 nci maddelerinin metinden çıkarılmalarından dolayı, devamı maddelerin
numaralan teselsül ettirilerek 13 üncü maddesi, Türk Borçlar Kanunu Tasansmm bazı maddelerine
yapılan yollamalarda, Türk Borçlar Kanunu Tasansına, Komisyon müzakereleri sırasında 1 madde
eklenmesinden dolayı kendi içinde teselsül olduğundan bu bağlamda değişildik yapılarak 7 nci madde
olarak kabul edilmiştir.
Tasarının 14 üncü maddesi 8 inci, 15 inci maddesi 9 uncu, 16 ncı maddesi 10 uncu madde olarak
aynen kabul edilmiştir.
Tasarının geçici 1 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
Tasarının yürürlük maddesini düzenleyen 17 nci maddesi 11 inci, yürütme maddesini düzenleyen
18 inci maddesi 12 nci madde olarak aynen kabul edilmiştir.
Komisyon bu anlayış içinde, intikal hukukunun zorunlu kıldığı dönüşümü de sağlayarak Tasarıyı
oyçokluğu ile kabul etmiştir.
Raporumuz, Genel Kurula sunulmak üzere Başkanlığınıza saygı ile arz olunur.
Başkan
Ahmet Iyimaya
Ankara
Kâtip
İlknur Inceöz
Aksaray
Başkanvekili
Hakkı Köylü
Kastamonu
Üye
Ahmet Aydın
Adıyaman
Sözcü
Mehmet Emin Ekmen
Batman
(Son toplantıya katılamadı)
Üye
Halil Unlütüpe
Afyonkarahisar
(Muhalefet şerhi eklidir.)
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-13-
Tasarmm 1 inci, 2 nci 3 üncü, 4 üncü, 5 inci ve 6 ncı maddeleri aynen kabul edilmiştir.
Yoğun müzakerelerden sonra, söz konusu bölüm içindeki “Genel işlem koşullan” başlıklı 7 nci,
“Kısmi ödemeli satışlar” başlıklı 8 inci, “Kira sözleşmesi” başlıklı 9 uncu, “Hizmet sözleşmeleri”
başlıklı 10 uncu, “Kefalet sözleşmesi” başlıklı 11 inci maddeleri, Hükümetin de katıldığı ortak
gerekçeli önergeler doğrultusunda Tasan metninden çıkarılmıştır. Önerge gerekçeleri aynen şöyledir:
Borçlar Kanununun zaman bakımından yürürlüğü, bu Tasannın ilk maddelerinde düzenlenmiştir.
Uygulama, temel kanunda yer alan hangi hükmün hangi tarihteki olay ve işlemlere uygulanacağım,
belirtilen maddeler ve intikal hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde belirleyebilecektir. Öte yandan
tipler esas alınarak tümsel bir etki geriye tanınmasının Yargıtay görüşünde de ortaya konulduğu üzere
sözleşme özgürlüğü (Anayasa md. 48.) yönünden sorunlu olduğu açıktır. Belirtilen nedenlerle
hükmün metinden çıkarılması gerekir.”
Tasarının “Ortak hükümler” başlıklı 12 nci maddesini Komisyonumuz, yukarıda belirtildiği
üzere 16/4/2009 tarihli 48 inci toplantısmda aynen kabul etmiştir. Ancak 29/4/2009 tarihli 49 uncu
toplantısmda, Tasarının 12 nci maddesiyle ilgili olarak, İçtüzüğün 43 üncü maddesinin birinci fıkrası
uyarınca yeniden görüşme önergesi verilmiş, önerge Komisyonumuzca kabul edilmiştir. Bu önerge
doğrultusunda 12 nci madde, İçtüzüğün 43 üncü maddesi uyarınca tekrar müzakere edilmiş, 7 ilâ
11 inci maddelerinin Tasarı metninden çıkarılması sebebiyle konusuz kaldığından, metinden
çıkarılmıştır.
Tasarının İkinci Bölümünde düzenlenen yukarıda belirtilen maddelerin Tasarı metninden
çıkarılmaları sebebiyle “İkinci Bölüm” metinden çıkarılmış ve Tasarının “Üçüncü Bölüm”ü “ikinci
Bölüm” olarak teselsül ettirilmiştir.
Tasarının 7 ilâ 12 nci maddelerinin metinden çıkarılmalarından dolayı, devamı maddelerin
numaralan teselsül ettirilerek 13 üncü maddesi, Türk Borçlar Kanunu Tasansmm bazı maddelerine
yapılan yollamalarda, Türk Borçlar Kanunu Tasansına, Komisyon müzakereleri sırasında 1 madde
eklenmesinden dolayı kendi içinde teselsül olduğundan bu bağlamda değişildik yapılarak 7 nci madde
olarak kabul edilmiştir.
Tasarının 14 üncü maddesi 8 inci, 15 inci maddesi 9 uncu, 16 ncı maddesi 10 uncu madde olarak
aynen kabul edilmiştir.
Tasarının geçici 1 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
Tasarının yürürlük maddesini düzenleyen 17 nci maddesi 11 inci, yürütme maddesini düzenleyen
18 inci maddesi 12 nci madde olarak aynen kabul edilmiştir.
Komisyon bu anlayış içinde, intikal hukukunun zorunlu kıldığı dönüşümü de sağlayarak Tasarıyı
oyçokluğu ile kabul etmiştir.
Raporumuz, Genel Kurula sunulmak üzere Başkanlığınıza saygı ile arz olunur.
Başkan
Ahmet Iyimaya
Ankara
Kâtip
İlknur Inceöz
Aksaray
Başkanvekili
Hakkı Köylü
Kastamonu
Üye
Ahmet Aydın
Adıyaman
Sözcü
Mehmet Emin Ekmen
Batman
(Son toplantıya katılamadı)
Üye
Halil Unlütüpe
Afyonkarahisar
(Muhalefet şerhi eklidir.)
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-14-
Üye Üye Üye
Zekeriya Aslan Osman Ertuğrul Yılmaz Tunç
Afyonkarahisar Aksaray
(Toplantıya katılamadı)
Bartın
Üye Üye Üye
Fatih Metin Mehmet Tunçak Mehmet Salih Erdoğan
Bolu
(Son toplantıya katılamadı)
Bursa Denizli
Üye Üye Üye
Celal Erbay Hamit Geylani Veysi Kaynak
Düzce Hakkâri
(Son toplantıya katılamadı)
Kahramanmaraş
Üye Üye Üye
Turgut Dibek Metin Çobanoğlu Ali Öztürk
Kırklareli Kırşehir Konya
(Muhalefet şerhim vardır.) (Toplantıya katılamadı)
Üye Üye Üye
Ihsan Koca Ali Rıza Öztürk Mustafa Hamarat
Malatya Mersin Ordu
(Muhalefet şerhim ektedir.) (Son toplantıya katılamadı)
Üye Üye Üye
Rahmi Güner Rıdvan Yalçın Yahya Akman
Ordu Ordu Şanlıurfa
(Muhalefet şerhim vardır.) (Toplantıya katılamadı)
Üye
Ali İhsan Köktürk
Zonguldak
(Muhalefet şerhimiz vardır.)
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-14-
Üye Üye Üye
Zekeriya Aslan Osman Ertuğrul Yılmaz Tunç
Afyonkarahisar Aksaray
(Toplantıya katılamadı)
Bartın
Üye Üye Üye
Fatih Metin Mehmet Tunçak Mehmet Salih Erdoğan
Bolu
(Son toplantıya katılamadı)
Bursa Denizli
Üye Üye Üye
Celal Erbay Hamit Geylani Veysi Kaynak
Düzce Hakkâri
(Son toplantıya katılamadı)
Kahramanmaraş
Üye Üye Üye
Turgut Dibek Metin Çobanoğlu Ali Öztürk
Kırklareli Kırşehir Konya
(Muhalefet şerhim vardır.) (Toplantıya katılamadı)
Üye Üye Üye
Ihsan Koca Ali Rıza Öztürk Mustafa Hamarat
Malatya Mersin Ordu
(Muhalefet şerhim ektedir.) (Son toplantıya katılamadı)
Üye Üye Üye
Rahmi Güner Rıdvan Yalçın Yahya Akman
Ordu Ordu Şanlıurfa
(Muhalefet şerhim vardır.) (Toplantıya katılamadı)
Üye
Ali İhsan Köktürk
Zonguldak
(Muhalefet şerhimiz vardır.)
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-15-
MUHALEFET ŞERHİ
Adalet komisyonu Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun
Tasarısını görüşerek kabul etmiştir. Aşağıda imzalan bulunan biz üyeler ayrışık oy gerekçemizi
sunuyoruz.
Tasarının ikinci bölümünde özel durumlara ilişkin hükümlerde yer alan, 7 nci maddede genel
işlem koşullan, 8 inci maddede kısmi ödemeli satışlar, 9 uncu maddede kira sözleşmesi, 10 uncu
maddede hizmet sözleşmeleri, 11 inci maddede kefalet sözleşmesi ve 12 nci maddede ortak hükümler
başlıklı düzenlemeler tasan metninden çıkartılmıştır. Tasarıda yapılması istenen değişikliklerin
gerekçeleri incelendiğinde, kaldınlması istenen maddeler için iki ortak neden gösterilmektedir.
Bunlardan biri, Anayasa'nm 48 inci maddesindeki sözleşme özgürlüğü, diğeri de Borçlar Kanununun
zaman bakımından yürürlüğünün tasarının 1 inci maddesinde düzenlendiğidir.
Tasandaki 7 ilâ 12 nci maddelerin kaldırılmasına yönelik olarak ileri sürülen gerekçelerin uygun
olmadığı kanısındayız.
Tasannm 1 inci maddesinde yer alan geçmişe etkili olmama kuralı, tasarmm 2 ve 3 üncü
maddeleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Tasannm geçmişe etkili olmama kuralına getirilen diğer
ayrıklar da 4 ilâ 6 nci maddelerde yer almıştır. Yukanda da açıkladığımız gibi tasandan çıkanlmak
istenen maddeler genel işlem koşullan, hizmet sözleşmeleri, kısmi ödemeli satışlar, kira sözleşmesi
ve kefalet sözleşmesi ile ilgilidir. Bu maddelerde, genel işlem sözleşmelerine katılan taraf, alıcı,
kiracı, işçi ve kefillere özel bir koruma getirilmesi düşünülmüştür. Yani Türk Borçlar Kanunu
hükümlerinin, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olan katılma
sözleşmelerine, kısmi ödemeli satış sözleşmelerine, kira sözleşmelerine, hizmet sözleşmelerine,
kefalet sözleşmelerine de uygulanacağı belirtilmiş idi.
Tasarının 7 ilâ 12 nci maddelerinin, özellikle 12 nci maddesinin çıkarılması nedeniyle, örneğin,
Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte, Tasan'mn 2. maddesi aracılığıyla, genel işlem
koşulları ve kefalet sözleşmelerine derhal uygulanması gerektiği ileri sürülebilir. Türk Borçlar
Kanununun genel ahlak ve kamu düzeni gerekçeleriyle açıklanan genel işlem koşullan ve kefalete
ilişkin hükümleri, bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce akdedilmiş bulunan genel işlem koşulları
içeren katılma sözleşmelerine ve kefalet sözleşmelerine de derhal uygulanmalıdır denilebilecektir.
Bankalar, Türk Borçlar Kanunu ve bu kanunun yürürlüğü ile ilgili kanun nedeniyle mağdur
olacaklarını ileri sürmüşlerse de bunun gerçeklik payı yoktur.
Tüm çağdaş hukuk sistemlerinde, genel işlem koşullarına karşı katliam koruma eğilimi vardır.
Gene tüm çağdaş hukuk sistemlerinde, kısmi ödemeli satışlarda alıcılar; kira sözleşmelerinde
kiracılar; hizmet sözleşmelerinde işçiler ve kefalet sözleşmelerinde kefiller korunmaktadır. Bu
koruyucu düzenlemelerin Anayasamızın 48. maddesine aykırı olduğu düşüncesine katılmak mümkün
değildir. Yürürlükteki hukukumuzda da kiracı ve işçilerin gerek yasada, gerekse uygulamada
korunduğu bilinen gerçektir. Tasanda yapılan değişiklikler çağdaş, sosyal hukuk devlet ilkesine uygun
olmadığı kanısıyla düşüncelerimizi saygıyla sunuyoruz.
Halil Ünlütepe
Afyonkarahisar
Turgut Dibek
Kırklareli
Ali Rıza Öztürk
Mersin
Rahmi Güner
Ordu
Ali Ihsan Köktürk
Zonguldak
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-15-
MUHALEFET ŞERHİ
Adalet komisyonu Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun
Tasarısını görüşerek kabul etmiştir. Aşağıda imzalan bulunan biz üyeler ayrışık oy gerekçemizi
sunuyoruz.
Tasarının ikinci bölümünde özel durumlara ilişkin hükümlerde yer alan, 7 nci maddede genel
işlem koşullan, 8 inci maddede kısmi ödemeli satışlar, 9 uncu maddede kira sözleşmesi, 10 uncu
maddede hizmet sözleşmeleri, 11 inci maddede kefalet sözleşmesi ve 12 nci maddede ortak hükümler
başlıklı düzenlemeler tasan metninden çıkartılmıştır. Tasarıda yapılması istenen değişikliklerin
gerekçeleri incelendiğinde, kaldınlması istenen maddeler için iki ortak neden gösterilmektedir.
Bunlardan biri, Anayasa'nm 48 inci maddesindeki sözleşme özgürlüğü, diğeri de Borçlar Kanununun
zaman bakımından yürürlüğünün tasarının 1 inci maddesinde düzenlendiğidir.
Tasandaki 7 ilâ 12 nci maddelerin kaldırılmasına yönelik olarak ileri sürülen gerekçelerin uygun
olmadığı kanısındayız.
Tasannm 1 inci maddesinde yer alan geçmişe etkili olmama kuralı, tasarmm 2 ve 3 üncü
maddeleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Tasannm geçmişe etkili olmama kuralına getirilen diğer
ayrıklar da 4 ilâ 6 nci maddelerde yer almıştır. Yukanda da açıkladığımız gibi tasandan çıkanlmak
istenen maddeler genel işlem koşullan, hizmet sözleşmeleri, kısmi ödemeli satışlar, kira sözleşmesi
ve kefalet sözleşmesi ile ilgilidir. Bu maddelerde, genel işlem sözleşmelerine katılan taraf, alıcı,
kiracı, işçi ve kefillere özel bir koruma getirilmesi düşünülmüştür. Yani Türk Borçlar Kanunu
hükümlerinin, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olan katılma
sözleşmelerine, kısmi ödemeli satış sözleşmelerine, kira sözleşmelerine, hizmet sözleşmelerine,
kefalet sözleşmelerine de uygulanacağı belirtilmiş idi.
Tasarının 7 ilâ 12 nci maddelerinin, özellikle 12 nci maddesinin çıkarılması nedeniyle, örneğin,
Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte, Tasan'mn 2. maddesi aracılığıyla, genel işlem
koşulları ve kefalet sözleşmelerine derhal uygulanması gerektiği ileri sürülebilir. Türk Borçlar
Kanununun genel ahlak ve kamu düzeni gerekçeleriyle açıklanan genel işlem koşullan ve kefalete
ilişkin hükümleri, bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce akdedilmiş bulunan genel işlem koşulları
içeren katılma sözleşmelerine ve kefalet sözleşmelerine de derhal uygulanmalıdır denilebilecektir.
Bankalar, Türk Borçlar Kanunu ve bu kanunun yürürlüğü ile ilgili kanun nedeniyle mağdur
olacaklarını ileri sürmüşlerse de bunun gerçeklik payı yoktur.
Tüm çağdaş hukuk sistemlerinde, genel işlem koşullarına karşı katliam koruma eğilimi vardır.
Gene tüm çağdaş hukuk sistemlerinde, kısmi ödemeli satışlarda alıcılar; kira sözleşmelerinde
kiracılar; hizmet sözleşmelerinde işçiler ve kefalet sözleşmelerinde kefiller korunmaktadır. Bu
koruyucu düzenlemelerin Anayasamızın 48. maddesine aykırı olduğu düşüncesine katılmak mümkün
değildir. Yürürlükteki hukukumuzda da kiracı ve işçilerin gerek yasada, gerekse uygulamada
korunduğu bilinen gerçektir. Tasanda yapılan değişiklikler çağdaş, sosyal hukuk devlet ilkesine uygun
olmadığı kanısıyla düşüncelerimizi saygıyla sunuyoruz.
Halil Ünlütepe
Afyonkarahisar
Turgut Dibek
Kırklareli
Ali Rıza Öztürk
Mersin
Rahmi Güner
Ordu
Ali Ihsan Köktürk
Zonguldak
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-16-
HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METİN
TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN
YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKIİ HAKKINDA
KANUN TASARISI
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
A. Geçmişe etkili olmama kuralı
MADDE 1- (1) Türk Borçlar Kanununun yü­
rürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunla-
rm hukuken bağlaytct olup olmadrklarma ve sonuçla­
rına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken
gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uy­
gulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe
girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak
gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk
Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.
B. Geçmişe etkili olma
I. Kamu düzeni ve genel ahlak
MADDE 2- (1) Türk Borçlar Kanununun kamu
düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallan, gerçekleş­
tikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uy­
gulanır.
II. İçeriği kanunla belirlenen işlem ve
ilişkiler
MADDE 3- (1) Türk Borçlar Kanunu
hükümleri, yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, daha
önce gerçekleşmiş olsalar bile, içerikleri tarafların
iradeleri gözetilmeksizin doğrudan doğruya kanunla
belirlenmiş işlem ve ilişkilere uygulanır.
III. Kazanılmamış haklar
MADDE 4- (1) Türk Borçlar Kanununun
yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da,
Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği sırada
henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere,
Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
ADALET KOMİSYONUNUN
KABUL ETTİĞİ METİN
TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN
YÜRÜR! ÜÖÜ VEIJYGI J1 AMA ŞEKI ,İ HAKKINDA
KANUN TASARISI
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
A. Geçmişe etkili olmama kuralı
MADDE 1- (1) Türk Borçlar Kanununun
yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere,
bunların hukuken bağlayıcı olup olmadrklarma
ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun
yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o
kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar
Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve
işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt,
sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu
hükümlerine tabidir.
B. Geçmişe etkili olma
I. Kamu düzeni ve genel ahlâk
MADDE 2- (1) Türk Borçlar Kanununun
kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kurallan,
gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil
ve işlemlere uygulanır.
II. İçeriği kanunla belirlenen işlem ve
ilişkiler
MADDE 3- (1) Türk Borçlar Kanunu
hükümleri, yürürlüğe girdiği tarihten
başlayarak, daha önce gerçekleşmiş olsalar bile,
içerikleri tarafların iradeleri gözetilmeksizin
doğrudan doğruya kanımla belirlenmiş işlem ve
ilişkilere uygulanır.
III. Kazanılmamış haklar
MADDE 4- (1) Türk Borçlar Kanununun
yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup
da, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği
sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil
ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-16-
HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METİN
TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN
YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKIİ HAKKINDA
KANUN TASARISI
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
A. Geçmişe etkili olmama kuralı
MADDE 1- (1) Türk Borçlar Kanununun yü­
rürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunla-
rm hukuken bağlaytct olup olmadrklarma ve sonuçla­
rına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken
gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uy­
gulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe
girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak
gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk
Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.
B. Geçmişe etkili olma
I. Kamu düzeni ve genel ahlak
MADDE 2- (1) Türk Borçlar Kanununun kamu
düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallan, gerçekleş­
tikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uy­
gulanır.
II. İçeriği kanunla belirlenen işlem ve
ilişkiler
MADDE 3- (1) Türk Borçlar Kanunu
hükümleri, yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, daha
önce gerçekleşmiş olsalar bile, içerikleri tarafların
iradeleri gözetilmeksizin doğrudan doğruya kanunla
belirlenmiş işlem ve ilişkilere uygulanır.
III. Kazanılmamış haklar
MADDE 4- (1) Türk Borçlar Kanununun
yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da,
Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği sırada
henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere,
Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
ADALET KOMİSYONUNUN
KABUL ETTİĞİ METİN
TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN
YÜRÜR! ÜÖÜ VEIJYGI J1 AMA ŞEKI ,İ HAKKINDA
KANUN TASARISI
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
A. Geçmişe etkili olmama kuralı
MADDE 1- (1) Türk Borçlar Kanununun
yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere,
bunların hukuken bağlayıcı olup olmadrklarma
ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun
yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o
kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar
Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve
işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt,
sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu
hükümlerine tabidir.
B. Geçmişe etkili olma
I. Kamu düzeni ve genel ahlâk
MADDE 2- (1) Türk Borçlar Kanununun
kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kurallan,
gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil
ve işlemlere uygulanır.
II. İçeriği kanunla belirlenen işlem ve
ilişkiler
MADDE 3- (1) Türk Borçlar Kanunu
hükümleri, yürürlüğe girdiği tarihten
başlayarak, daha önce gerçekleşmiş olsalar bile,
içerikleri tarafların iradeleri gözetilmeksizin
doğrudan doğruya kanımla belirlenmiş işlem ve
ilişkilere uygulanır.
III. Kazanılmamış haklar
MADDE 4- (1) Türk Borçlar Kanununun
yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup
da, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği
sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil
ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
-17-
(Hükümetin Teklif Ettiği Metin)
C. Süreler
I. Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı
süreleri
MADDE 5- (1) Türk Borçlar Kanununun yü­
rürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulu­
nan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, es­
ki kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. An­
cak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borç­
lar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürür­
lüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda ön­
görülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre ve­
ya zamanaşımı süresi dolmuş olur.
(2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü sü­
re veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörül­
müş olup da başlangıç tarihi itibanyla bu süre dol­
muşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yü­
rürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süre­
den yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar
Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.
II. Diğer süreler
MADDE 6- (1) Bu Kanunun 5 inci maddesi,
uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Kanununda ön­
görülen diğer süreler hakkında da uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
Özel Durumlara İlişkin Hükümler
A. Genel işlem koşullan
MADDE 7- (1) Türk Borçlar Kanununun yü­
rürlüğe girmesinden önce yapılmış sözleşmelerde
yer alan genel işlem koşullan, Türk Borçlar Kanu­
nunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl
içinde, Türk Borçlar Kanununun 20 ila 25 inci mad­
delerinde öngörülen esaslara uygun hale getirilir.
B. Kısmî ödemeli satışlar
MADDE 8- (1) Türk Borçlar Kanununun
kısmı ödemeli satışlara ilişkin 252 ila 272 nci
maddelerinin alıcıyı koruyucu nitelikteki hükümleri,
Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden
önce yapılan kısmı ödemeli satışlara da uygulanır.
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
C. Süreler
I. Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı
süreleri
MADDE 5- (1) Türk Borçlar Kanununun
yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış
bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı sü­
releri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya de­
vam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış
kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süre­
den uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk
Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçme­
siyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süre­
si dolmuş olur.
(2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü
süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa ön­
görülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu
süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Ka­
nununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir
yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek sü­
re, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden
daha uzun olamaz.
II. Diğer süreler
MADDE 6- (1) Bu Kanunun 5 inci mad­
desi, uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Ka­
nununda öngörülen diğer süreler hakkında da
uygulanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

-17-
(Hükümetin Teklif Ettiği Metin)
C. Süreler
I. Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı
süreleri
MADDE 5- (1) Türk Borçlar Kanununun yü­
rürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulu­
nan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, es­
ki kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. An­
cak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borç­
lar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürür­
lüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda ön­
görülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre ve­
ya zamanaşımı süresi dolmuş olur.
(2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü sü­
re veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörül­
müş olup da başlangıç tarihi itibanyla bu süre dol­
muşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yü­
rürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süre­
den yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar
Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.
II. Diğer süreler
MADDE 6- (1) Bu Kanunun 5 inci maddesi,
uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Kanununda ön­
görülen diğer süreler hakkında da uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
Özel Durumlara İlişkin Hükümler
A. Genel işlem koşullan
MADDE 7- (1) Türk Borçlar Kanununun yü­
rürlüğe girmesinden önce yapılmış sözleşmelerde
yer alan genel işlem koşullan, Türk Borçlar Kanu­
nunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl
içinde, Türk Borçlar Kanununun 20 ila 25 inci mad­
delerinde öngörülen esaslara uygun hale getirilir.
B. Kısmî ödemeli satışlar
MADDE 8- (1) Türk Borçlar Kanununun
kısmı ödemeli satışlara ilişkin 252 ila 272 nci
maddelerinin alıcıyı koruyucu nitelikteki hükümleri,
Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden
önce yapılan kısmı ödemeli satışlara da uygulanır.
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
C. Süreler
I. Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı
süreleri
MADDE 5- (1) Türk Borçlar Kanununun
yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış
bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı sü­
releri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya de­
vam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış
kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süre­
den uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk
Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçme­
siyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süre­
si dolmuş olur.
(2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü
süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa ön­
görülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu
süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Ka­
nununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir
yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek sü­
re, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden
daha uzun olamaz.
II. Diğer süreler
MADDE 6- (1) Bu Kanunun 5 inci mad­
desi, uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Ka­
nununda öngörülen diğer süreler hakkında da
uygulanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
(Hükümetin Teklif Ettiği Metin)
-18-
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
C. Kira sözleşmesi
MADDE 9- (1) Türk Borçlar Kanununun kira
sözleşmesine ilişkin 298 ila 377 nci maddelerinin
kiracıyı koruyucu nitelikteki hükümleri, Türk Borçlar
Kanununun yürürlüğe girmesinden önce yapılan kira
sözleşmelerine de uygulanır.
(2) Kiraya veren, Türk Borçlar Kanununun 346
ncı maddesinin birinci ve ikinci fikralanna göre
sözleşmeye son verme hakkım, Türk Borçlar
Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak beş
yıl geçmedikçe kullanamaz.
D. Hizmet sözleşmeleri
MADDE 10- (1) Türk Borçlar Kanununun
hizmet sözleşmelerine ilişkin 392 ila 469 uncu
maddelerinin işçiyi koruyucu nitelikteki hükümleri,
Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce
yapılan hizmet sözleşmelerine de uygulanır.
E. Kefalet sözleşmesi
MADDE 11- (1) Türk Borçlar Kanununun
kefalet sözleşmesine ilişkin 581 ila 603 üncü
maddelerinin kefili koruyucu nitelikteki hükümleri,
Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce
yapılan kefelet sözleşmelerine de uygulanır.
F. Ortak hüküm
MADDE 12- (1) Bu Bölümdeki maddelerde söz
konusu edilen sözleşmelerin hukuken bağlayıcı olup
olmadıklarına, temerrüde ve sona ermelerine, bunlara
ilişkin hükümlerin koruyucu nitelikte bulunup
bulunmadıklarına bakılmaksızın, bu Kanunun 1 inci
maddesi uygulanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Diğer Hükümler
A. Görülmekte olan davalara ilişkin
uygulama
MADDE 13- (1) Türk Borçlar Kanununun
kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları
ile geçici ödemelere ilişkin 75 inci, faize ilişkin
87 nci, temerrüt faizine ilişkin 119 uncu ve aşın
ifa güçlüğüne ilişkin 137 nci maddesi, görülmekte
olan davalarda da uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
Diğer Hükümler
A. Görülmekte olan davalara ilişkin
uygulama
MADDE 7- (1) Türk Borçlar Kanununun
kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları
ile geçici ödemelere ilişkin 76 ncı, faize ilişkin
88 inci, temerrüt faizine ilişkin 120 nci ve aşırı
ifa güçlüğüne ilişkin 138 inci maddesi, görül­
mekte olan davalarda da uygulanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

(Hükümetin Teklif Ettiği Metin)
-18-
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
C. Kira sözleşmesi
MADDE 9- (1) Türk Borçlar Kanununun kira
sözleşmesine ilişkin 298 ila 377 nci maddelerinin
kiracıyı koruyucu nitelikteki hükümleri, Türk Borçlar
Kanununun yürürlüğe girmesinden önce yapılan kira
sözleşmelerine de uygulanır.
(2) Kiraya veren, Türk Borçlar Kanununun 346
ncı maddesinin birinci ve ikinci fikralanna göre
sözleşmeye son verme hakkım, Türk Borçlar
Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak beş
yıl geçmedikçe kullanamaz.
D. Hizmet sözleşmeleri
MADDE 10- (1) Türk Borçlar Kanununun
hizmet sözleşmelerine ilişkin 392 ila 469 uncu
maddelerinin işçiyi koruyucu nitelikteki hükümleri,
Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce
yapılan hizmet sözleşmelerine de uygulanır.
E. Kefalet sözleşmesi
MADDE 11- (1) Türk Borçlar Kanununun
kefalet sözleşmesine ilişkin 581 ila 603 üncü
maddelerinin kefili koruyucu nitelikteki hükümleri,
Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce
yapılan kefelet sözleşmelerine de uygulanır.
F. Ortak hüküm
MADDE 12- (1) Bu Bölümdeki maddelerde söz
konusu edilen sözleşmelerin hukuken bağlayıcı olup
olmadıklarına, temerrüde ve sona ermelerine, bunlara
ilişkin hükümlerin koruyucu nitelikte bulunup
bulunmadıklarına bakılmaksızın, bu Kanunun 1 inci
maddesi uygulanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Diğer Hükümler
A. Görülmekte olan davalara ilişkin
uygulama
MADDE 13- (1) Türk Borçlar Kanununun
kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları
ile geçici ödemelere ilişkin 75 inci, faize ilişkin
87 nci, temerrüt faizine ilişkin 119 uncu ve aşın
ifa güçlüğüne ilişkin 137 nci maddesi, görülmekte
olan davalarda da uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
Diğer Hükümler
A. Görülmekte olan davalara ilişkin
uygulama
MADDE 7- (1) Türk Borçlar Kanununun
kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları
ile geçici ödemelere ilişkin 76 ncı, faize ilişkin
88 inci, temerrüt faizine ilişkin 120 nci ve aşırı
ifa güçlüğüne ilişkin 138 inci maddesi, görül­
mekte olan davalarda da uygulanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
(Hükümetin Teklif Ettiği Metin)
-19-
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
B. Yollamalar
MADDE 14- (1) Diğermevzuatta, buKanun ve­
ya Tüık Borçlar Kanunuyla yürürlükten kaldırılmış ya
da değiştirilmiş bulunan kanunların maddelerine yapı­
lan yollamalar, o maddeleri karşılayan yeni hükümle­
re yapılmış sayılır. Bununla birlikte, bu Kanunun 1 in­
ci maddesinin hükümleri saklıdır.
C. Genel nitelikli hükümler
MADDE 15- (1) Bu Kanunda hüküm bulunma-
yanballeıde, 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Mede­
ni Kanununun Yürüdüğü ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun hükümleri, uygun düştüğü ölçüde uygulanır.
Yürürlükten kaldırılan kanun
MADDE 16- (1) 18/5/1955 tarihli ve 6570 sayı­
lı Gayrimenkul Kiralan Hakkında Kanun yürürlükten
kaldırılmıştır.
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunla yürür­
lükten kaldınlan 6570 saydı Gayrimenkul Kiralan
Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca açılmış ve henüz karara bağlanmamış olan
davaların, sulh hukuk mahkemelerinde; bunlardan
temyiz aşamasında bulunanların ise, Yargıtaym ilgili
dairesinde, aynca bir işlem yapılmasına ve karar veril­
mesine gerek olmaksızın görülmelerine devam olunur.
B. Yollamalar
MADDE 8- (1) Diğer mevzuatta, bu Ka­
nun veya Türk Borçlar Kanunuyla yürürlükten
kaldırılmış ya da değiştirilmiş bulunan kanunla­
rın maddelerine yapılan yollamalar, o maddele­
ri karşılayan yeni hükümlere yapılmış sayılır.
Bununla birlikte, bu Kanunun 1 inci maddesi­
nin hükümleri saklıdır.
C. Genel nitelikli hükümler
MADDE 9- (1) Bu Kanunda hüküm bu­
lunmayan hâllerde, 3/12/2001 tarihli ve 4722 sa­
yılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uy­
gulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri, uy­
gun düştüğü ölçüde uygulanır.
Yürürlükten kaldırılan kanun
MADDE 10- (1) 18/5/1955 tarihli ve 6570
sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun
yürürlükten kaldırılmıştır.
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunla yü­
rürlükten kaldırılan 6570 sayılı Gayrimenkul
Kiraları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin
üçüncü fıkrası uyarmca açılmış ve henüz karara
bağlanmamış olan davaların, sulh hukuk mah­
kemelerinde; bunlardan temyiz aşamasında bu­
lunanların ise, Yargıtaym ilgili dairesinde, ayn­
ca bir işlem yapılmasına ve karar verilmesine
gerek olmaksızın görülmelerine devam olunur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

(Hükümetin Teklif Ettiği Metin)
-19-
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
B. Yollamalar
MADDE 14- (1) Diğermevzuatta, buKanun ve­
ya Tüık Borçlar Kanunuyla yürürlükten kaldırılmış ya
da değiştirilmiş bulunan kanunların maddelerine yapı­
lan yollamalar, o maddeleri karşılayan yeni hükümle­
re yapılmış sayılır. Bununla birlikte, bu Kanunun 1 in­
ci maddesinin hükümleri saklıdır.
C. Genel nitelikli hükümler
MADDE 15- (1) Bu Kanunda hüküm bulunma-
yanballeıde, 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Mede­
ni Kanununun Yürüdüğü ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun hükümleri, uygun düştüğü ölçüde uygulanır.
Yürürlükten kaldırılan kanun
MADDE 16- (1) 18/5/1955 tarihli ve 6570 sayı­
lı Gayrimenkul Kiralan Hakkında Kanun yürürlükten
kaldırılmıştır.
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunla yürür­
lükten kaldınlan 6570 saydı Gayrimenkul Kiralan
Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca açılmış ve henüz karara bağlanmamış olan
davaların, sulh hukuk mahkemelerinde; bunlardan
temyiz aşamasında bulunanların ise, Yargıtaym ilgili
dairesinde, aynca bir işlem yapılmasına ve karar veril­
mesine gerek olmaksızın görülmelerine devam olunur.
B. Yollamalar
MADDE 8- (1) Diğer mevzuatta, bu Ka­
nun veya Türk Borçlar Kanunuyla yürürlükten
kaldırılmış ya da değiştirilmiş bulunan kanunla­
rın maddelerine yapılan yollamalar, o maddele­
ri karşılayan yeni hükümlere yapılmış sayılır.
Bununla birlikte, bu Kanunun 1 inci maddesi­
nin hükümleri saklıdır.
C. Genel nitelikli hükümler
MADDE 9- (1) Bu Kanunda hüküm bu­
lunmayan hâllerde, 3/12/2001 tarihli ve 4722 sa­
yılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uy­
gulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri, uy­
gun düştüğü ölçüde uygulanır.
Yürürlükten kaldırılan kanun
MADDE 10- (1) 18/5/1955 tarihli ve 6570
sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun
yürürlükten kaldırılmıştır.
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunla yü­
rürlükten kaldırılan 6570 sayılı Gayrimenkul
Kiraları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin
üçüncü fıkrası uyarmca açılmış ve henüz karara
bağlanmamış olan davaların, sulh hukuk mah­
kemelerinde; bunlardan temyiz aşamasında bu­
lunanların ise, Yargıtaym ilgili dairesinde, ayn­
ca bir işlem yapılmasına ve karar verilmesine
gerek olmaksızın görülmelerine devam olunur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)
(Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
Yürürlük
MADDE 17- (1) Bu Kanmı yayımı tarihinde
yürürlüğe girer
Yürütme
MADDE 18- (1) Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kumlu yürütür.
Yürürlük
MADDE 11- (1) Bu Kanun, yayımı tari­
hinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 12- (1) Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
Devlet Bak. ve Başb. Yrd.
C. Çiçek
Devlet Bakanı
M. Aydın
Devlet Bakanı
N. Çubukçu
Devlet Bakan
E.Bağış
İçişleri Bakam
B. Atalay
Millî Eğitim Bakanı
H. Çelik
Ulaştırma Bakanı
B. Yıldırım
Sanayi ve Ticaret Bakanı
M. Z. Çağlayan
Devlet Bak. ve Başb. Yrd.
H. Yazıcı
Devlet Bakanı
M. Başesgioğlu
Devlet Bakanı
M. Şimşek
Adalet Bakanı
M. A. Şahin
Dışişleri Bakam
A. Babacan
Bayındırlık ve İskân Bakam
F. N. Özak
Tarım ve Köyişleri Bakanı
M. M. Eker
En. ve Tab. Kay. Bakam
M. H. Güler
Çevre ve Orman Bakanı
V. Eroğlu
Devlet Bak. ve Başb. Yrd.
N. Ekren
Devlet Bakam
K. Tüzmen
Devlet Bakam
M. S. Yazıcıoğlu
Millî Savunma Bakanı
M. V. Gönül
Maliye Bakam
K. Unakıtan
Sağlık Bakanı
R. Akdağ
Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı
F. Çelik
Kültür ve Turizm Bakam
E. Giinay
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 375)

Maddeye git
    
    
    Kaynak Dosya
    (Kaynak: Başbakanlık Mevzuat Bilgi Sistemi)
    İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.

    Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul