(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

 TEBLİĞ’İN UYGULAMASI İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

 

I. Genel açıklama

Bu ekte, Tebliğ’in hükümlerinin anlaşılmasına yönelik açıklamalara yer verilmektedir. Bu açıklamalar, Tebliğ’in hükümlerini değiştirmemekte ve yeni hükümler getirmemektedir. Bu çerçevede, bu ekteki açıklamalar ile Tebliğ hükümlerinin farklı olduğu izleniminin edinilmesi durumunda Tebliğ hükümlerinin esas alınması zorunludur.

Bu Tebliğ aksine hüküm olmadıkça, aracı kurumlarla ilgili olarak Sermaye Piyasası Kanunu’nda ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan diğer Kurul tebliğlerinde getirilen hükümleri kaldırmaz, değiştirmez veya aracı kurumlara yetki veya izin belgesi olmaksızın faaliyette bulunma imkanı sağlamaz. Örneğin, bu Tebliğ’de aracı kurumların aktifinde bulunan kıymetli madenlere ilişkin pozisyon riski hesaplamalarının nasıl yapılacağı belirtilmiştir. Böyle bir hükmün varlığı, aracı kurumların kıymetli madenlerde aracılık yapmalarına ilişkin başka bir Tebliğ’de getirilmiş kısıtlamayı ortadan kaldırmaz. Yine aynı şekilde, Tebliğ’de vadeli işlemlerde alınan pozisyonların değerlemesine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Bu hükümler söz konusu faaliyetin yetki belgesi olmaksızın yapılabileceği şeklinde yorumlanamaz.

 

II. Tebliğ’in amacı

Tebliğ, ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarının bir aracı kurumun mali durumunu yeterli derecede yansıtmadığı gerçeğinden hareket etmektedir. Gerçekten de bir aracı kurumun ödenmiş sermayesi ne olursa olsun, aktifin iyi idare edilememesi halinde mali güçlük içine düşülmesi mümkün bulunmaktadır. Bunun yanında ödenmiş sermaye, likit olmayan veya riskli varlıklara yatırılmış olabilir.

Bu durumda ödenmiş sermaye yanında, aktifin ve pasifin nasıl idare edildiği mali yapı açısından önem kazanmaktadır. Bu Tebliğ’in asli fonksiyonu, aynı ödenmiş sermayeye sahip iki aracı kurumun, aktiflerinin nelerden oluştuğuna bakılarak farklı

değerlendirmeye tabi tutulmasıdır. Bu çerçevede, aktifinde bir borsada işlem gören menkul kıymet bulunduran bir aracı kurum ile ortağından alacak bulunduran bir aracı kurum, ödenmiş sermayeleri aynı olsa bile, farklı bir şekilde işleme tabi tutulacaktır. Bu farklılık, Tebliğ hükümleri çerçevesinde aktifte bulundurulan bir takım varlıkların tamamının veya bir kısmının özsermayeden indirilmesi ile sağlanmaktadır.

 

III. Özsermaye ve sermaye yeterliliği tabanı

Sermaye yeterliliği tabanı bu Tebliğ ile getirilen yeni bir kavramdır. Bu kavram, Kurul’un diğer tebliğlerinde tanımlanan “özsermaye” kavramından farklıdır. Örneğin Seri: V, No: 19 sayılı “Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği”nde ve Seri: V, No: 18 sayılı “Kredili Menkul Kıymet, Açığa Satış ve Menkul Kıymetlerin Ödünç Alma ve Verme İşlemleri Hakkında Tebliği”nde tanımlanan özsermaye; ödenmiş sermaye ve yedek akçeler toplamından varsa zararların düşülmesi suretiyle bulunan tutarı ifade etmektedir. Aksine bir düzenleme yapılmadıkça iştirak sınırları ile kredili menkul kıymet işlem sınırlarında söz konusu özsermaye tanımı esas alınmaya devam edilecektir.

Ayrıca bu Tebliğ’de tanımlanan özsermaye; Kurul’un Muhasebe Standartları Tebliğlerinde tanımlanan özsermaye kavramı ile şeklen aynı kalemleri içermektedir. Ancak  farklı değerleme ilkeleri kullanıldığından bu Tebliğ’e göre bulunan özsermaye rakamı, muhasebe tebliğlerindeki değerleme ilkelerinin esas alınması sonucu bulunan özsermaye rakamından farklıdır.

Öte yandan bu Tebliğ ile özsermayeden likit olmayan varlıkların ve sermaye çıkışı niteliğindeki varlıkların düşülmesi suretiyle bulunan “sermaye yeterliliği tabanı” kavramı getirilmiştir.

Sermaye yeterliliği tabanına ulaşabilmek için özsermayeden, duran varlıklar ile sermaye, yönetim ve denetim açısından doğrudan ve dolaylı olarak ilişkili bulunulan kişi ve kurumlardan olan teminatsız alacaklar düşülmektedir. Ancak aracı kurumların  yatırım fonlarına yaptıkları avans ödemeleri, söz konusu indirime tabi değildir.

Özsermaye ile sermaye yeterliliği tabanının nasıl hesaplanacağı ve hangi kalemleri içerdiği, Tebliğ’in 1 numaralı ekinde yer alan risk karşılığı hesaplama tablosuna ilişkin açıklamalarda daha ayrıntılı olarak incelenecektir.

 

IV. Değerleme ilkeleri

Bu Tebliğ’de, bazı kalemler için özel değerleme hükümleri getirilmiştir. Sermaye yeterliliği tabanı, söz konusu özel değerleme hükümlerinin kullanılması suretiyle hesaplanmaktadır.

Bu değerleme hükümleri, aracı kurumun bilançosunun aktif ve pasifindeki kalemlerin cari değerlerine getirilmesini sağlamak amacıyla konulmuştur. Bunun yanında her aktifin cari değerine getirilmesine izin verilmemektedir. Örneğin aktifte bulunan gayrimenkuller ve demirbaşlar cari değeri ile değerlenemezler.

Genellikle bir borsada işlem gören sermaye piyasası araçları ile fiyatları kolaylıkla elde edilebilen kıymetli madenler ve vadeli işlemlere konu olan emtianın cari değerleri ile değerlenmesi öngörülmüştür. Bunun yanında, borsalarda işlem görmese dahi borçlanma araçları (Tebliğ’in 4/b maddesi çerçevesinde özsermayeden indirilenler hariç) da cari değerleri ile değerlenmektedir.

Döviz gibi bazı varlıkların alış ve satış fiyatı farklı olmaktadır. Bu gibi varlıklar, “ihtiyatlılık” kavramı gereği değerlemeye tabi tutulmalıdır. Örneğin döviz borcu varsa, bu yükümlülüğü yerine getirmek için döviz almak zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle dövizin alınabileceği fiyat olan “satış” fiyatı ile dövizli borçların cari değerine getirilmesi gerekmektedir. Benzer şekilde dövizli bir varlığın Türk Lirası’na çevrilmesinde döviz alış fiyatının kullanılması gerekmektedir. Aşağıda Tebliğ’de yer alan değerleme ilkeleri açıklanmıştır.

A. Borsalarda İşlem Gören Varlıklar

Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören varlıklar, borsalarda değerleme gününde oluşan ağırlıklı ortalama fiyatlar (kapanış fiyatı değil) üzerinden değerlenir. Borsalarda hisse senetlerinin yanında diğer araçlar da (örneğin tahviller) işlem görebilir. Bu araçların değerlemesinde, yine borsa fiyatlarının esas alınması gerekmektedir.

Borsalara kota sermaye piyasası araçlarının bazıları her gün işlem görmeyebilir. İşlem görmemenin geçici olduğu bu gibi durumlarda, ilgili aracın en son işlem gördüğü günde oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların esas alınması gerekmektedir. İşlem görmeme süreklilik arzetmeye başladığında, ilgili araç borsada işlem görmeyen varlıkların tabi olduğu değerleme hükümlerine göre değerlenmelidir.

 

B. Borçlanma Araçlarının Değerleme İlkeleri

Borçlanma araçlarının değerlemesinde, bunun senede bağlanıp bağlanmamasının önemi bulunmamaktadır. Her iki durumda da değerleme ilkeleri aynı olmaktadır. Değerlemeye tabi tutulması için ilgili aracın vadesine, değerleme günü itibari ile bir aydan daha fazla bir süre kalmış olması gerekmektedir. Borsada işlem görmekte ise, vadesine bir aydan daha az kalsa dahi borsa fiyatları esas alınarak değerleme yapılması gerekmektedir. Eğer bu araçlar borsalarda işlem görmemekte ise borsada buna benzer başka araçlar için oluşan fiyatlar veya oranlar üzerinden değerlemeye tabi tutulur. Borçlanma araçları, borsada işlem görmemekte ise en yakın vadeye sahip Devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) oluşan faiz oranlarının ortalaması dikkate alınarak değerlemeye tabi tutulur. Değerlemede bileşik faiz yönteminin esas alınması gerekmektedir. Buna ilişkin bir örnek aşağıda verilmiştir.

30/04/1998 tarihi itibariyle şirketin aktifinde 30/09/1998 vadeli 100.000.000 TL nominal değerli bir özel sektör finansman bonosunun bulunduğunu ve 70.000.000 TL maliyet bedeli ile izlendiğini varsayalım. 30.04.1998 tarihi itibariyle bu vadede DİBS için oluşan faiz oranının 78.74 olduğunu ve vadeye 153 gün kaldığını varsayalım. Söz konusu menkul kıymetin fiyatı, Fiyat= (100.000.000) / ( (1+78.74) x (153/365) )  formülü ile hesaplanacaktır. Bu şekilde menkul kıymetin fiyatı, 78.392.437 TL olarak hesaplanacak ve bu fiyat üzerinden değerlenecektir. Maliyet bedeli ile bu şekilde bulunan yeni değer arasındaki fark (8.392.437 TL), net dönem karına ilave edilecektir.

Faiz oranındaki değişmeler karşısında söz konusu menkul kıymetin değerlenmiş halinin nasıl değişeceğini görmek için örneğimize devam edelim. Diğer şeyler sabit iken faiz oranının %150 ye çıktığını varsayalım. Bu durumda söz konusu menkul kıymetin fiyatı yukarıdaki formüle göre 68.107.081 TL olacak, yeni değeri ile maliyet bedeli arasındaki fark olan 1.892.919 TL dönem karından indirilecektir.

Bu hesaplamalar yapılırken, faiz gelirleri üzerinden ödenecek olan stopaj, elde edilecek faizi azaltan bir unsur olarak dikkate alınmalı ve fiyatlar buna göre hesaplanmalıdır.

Dönemsel faiz ödemeleri olan borçlanma araçları ve diğer özellikli borçlanma araçları, uygun formüller kullanılmak suretiyle değerlemeye tabi tutulur.

 

C. Diğer Varlıklara İlişkin Değerleme Hükümleri

Borsalarda işlem gören vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri de bu Tebliğ’de belirtilen şekilde cari fiyatlar dikkate alınarak değerlemeye tabi tutulur. Cari fiyat olarak ilgili borsada oluşan uzlaşma fiyatlarının esas alınması gerekmektedir. Borsada işlem görmeyen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinde gerçekleşmeyen karlar tarihi maliyet ilkesi gereği dönem karı ile ilişkilendirilmez. Eğer bir zarar oluşmuşsa, bunun için karşılık

ayrılır ve bu tutar dönem karından indirilir. Borsalarda işlem görmeyen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinde de net pozisyon hesaplaması yapılabilir.

Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen uluslararası ticarete konu kıymetli madenlerin değerleme günündeki normal alım satım fiyatları üzerinden değerlenmesi öngörülmüştür. Bazı kıymetli madenler, borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmemekle beraber kolayca alınıp satılabilmektedirler. Bunlara ilişkin fiyat verileri, veri dağıtım kuruluşları tarafından yayımlanmakta ve bu fiyatlar üzerinden kolaylıkla işlem yapmak mümkün olmaktadır. Veri dağıtım kuruluşlarının yayımlandığı bu fiyatlar, yukarıdaki özelliğe sahip kıymetli madenlerin “normal” alım satım fiyatları olarak kabul edilebilir.

 

D. Değerlemeye İlişkin Diğer Hükümler

Bu Tebliğ’de değerlemeye ilişkin özel hükümler getirilmemiş kalemlerin değerlemesinde muhasebe tebliğlerindeki hükümlere uyulması gerekmektedir. Bu Tebliğ’de değerleme hükmü getirilmemiş kalemler genellikle sermaye yeterliliği tabanı hesaplamasında düşülen kalemler olmaktadır. Bu durumdaki kalemlerin değerlemesine gerek olmadığından, mizandaki kalemlerin aynı tutarda yazılması mümkündür. Bu varlıkların değerlenmesi özsermaye kalemlerini artırabilecek, ancak sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında bunlar değerlenmiş hali ile düşüleceğinden, söz konusu varlıkların değerlemeye tabi tutulmaları sermaye yeterliliği tabanı tutarında herhangi bir değişikliğe neden olmayacaktır. Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında konu ile ilgili bir örnek verilmiştir.

 

E. Repo ve Ters Reponun Değerlemeye Tabi Tutulması

Repo ve ters repo, özü itibariyle teminatlı borç verme veya almaya benzemekle beraber, Kurul Tebliğleri, hukuki formlarına uygun olarak söz konusu işlemlerin muhasebede bir sermaye piyasası aracı alış veya satışı olarak izlenmesini öngörmektedir. Aracı kurumun cari durumunu yansıtması amacıyla, muhasebede menkul kıymet alış ve satışı olarak izlenen repo ve ters reponun, bu Tebliğ hükümleri uyarınca özel bir şekilde değerlenmesine gerek bulunmaktadır. Buna ilişkin bir örnek aşağıda verilmiştir:

Aracı kurumun 30/04/1998 tarihindeki bilançosu aşağıdaki gibidir.

 

Aktif

Pasif

 

Kasa.....................................................100

 

 

Sermaye …………….............................100

30/04/1998’de ABC aracı kurumu kasadaki 100 TL’yi vererek, B bankası ile repo (kendisi açısından ters repo) yapmıştır. Reponun vadesi 100 gündür. Banka 100 günün sonunda sattığı menkul kıymetleri 200 TL’den geri almayı taahhüt etmektedir. Alım satıma 30/11/1998 vadeli, nominal değeri 300 TL olan hazine bonosu konu edilmiştir. ABC aracı kurumunun 30/04/1998 tarihindeki repo işleminden sonraki yeni bilançosu şöyledir.

 

ABC Aracı Kurumunun 30/4/1998 Tarihli Bilançosu

Aktif

Pasif

 

Menkul Kıymetler.....................................100

 

 

Sermaye .............................................100

Toplam....................................................100

Toplam................................................100

Bu aracı kurumun, 10/05/1998’de bu Tebliğ uyarınca sermaye yeterliliği tabanı hesaplamaları yapacağını varsayalım. Bu tarihe kadar da repoya 10 TL faiz işlediğini (repo anlaşmasında öngörülen faiz oranları ile) varsayalım. Kurul’un değerleme ilkeleri çerçevesinde, ilgili menkul kıymetler değerlemeye tabi tutulacak ve oluşan değerleme farkları net dönem karı ile ilişkilendirilecektir.

Gerek piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalar, gerekse de ilk alım sırasında öngörülen faiz oranlarının piyasada oluşan faiz oranından farklı olması nedeniyle ilgili menkul kıymetin cari değerinin 10.05.1998 tarihinde 90 TL olduğunu varsayalım. Bu durumda yeni bilanço aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

ABC Aracı Kurumunun 10/5/1998 Tarihli Bilançosu

Aktif

Pasif

 

Menkul Kıymetler........................................90

 

 

Sermaye ...........................................100

Net Dönem Zararı.............................(10)

 

Buradan da görüleceği üzere aracı kurumun özsermayesi 90 TL’ye düşmüştür. Şimdi ilgili menkul kıymetin 90 TL değil de 150 TL olduğunu düşünelim. Bu durumda aracı kurumun bilançosu aşağıdaki şekilde oluşacaktır.

 

ABC Aracı Kurumunun 10/05/1998 Tarihli Bilançosu

Aktif

Pasif

 

Menkul Kıymetler......................................150

 

 

Sermaye ………….............................100

Net Dönem Karı...................................50

 

Bu bilançoda ise şirketin özsermayesi 150 TL’ye çıkmaktadır. Halbuki bu şirketin özsermayesi, 100 TL ana para ile işlemiş faiz olan 10 TL’nın toplamı olan 110 TL’dır.

 

Bu hesaplamalardan da anlaşılacağı üzere, ters repo nedeniyle aktifte bulunan menkul kıymetleri, diğer menkul kıymetler ile aynı şekilde değerlemeye tabi tutmak, aracı kurumun özsermayesinin yanlış şekilde hesaplanmasına neden olacaktır. Bu aracı kurum menkul kıymetleri piyasa fiyatları ile değil, önceden anlaşılan fiyat üzerinden geri satmakla yükümlü olduğundan, bu yükümlülüğün dikkate alınması zorunlu olmaktadır. Bu yükümlülüğü dikkate aldığımızda, aracı kurumun özsermayesi, ilgili menkul kıymetin fiyatı 90 TL’ye inse de 150 TL’ye çıksa da aynı kalmalıdır. Bu durum, Tebliğ ile getirilen hükümler ile sağlanmaktadır.

Tebliğ’deki hükümler çerçevesinde ters repo işleminin “sözleşme fiyatı” 110 TL, işlemiş faiz ise 10 TL’dır. Menkul kıymetin fiyatının 150 TL olduğu durumda,  sözleşme fiyatı ile aradaki fark olan 40 TL net dönem karından indirilir. Bu durumda net dönem karı 50 TL yerine 10 TL olarak gerçekleşecek ve özsermaye 110 TL olacaktır. Tersi durumda ise, diğer bir deyişle menkul kıymetin fiyatının 90 TL olduğu durumda, sözleşme fiyatı ile aradaki fark olan 20 TL, net dönem karına ilave edilecek, bu durumda ise 10 TL olan net dönem zararı,  10 TL’lık net dönem karına dönüşecek, özsermaye yine 110 TL olarak gerçekleşecektir.

Aracı kurumların müşterileri ile yaptıkları repo işlemleri de yukarıda ters repo işlemi için öngörülene benzer şekilde değerlemeye tabi tutulacaktır. Repo işleminde, menkul kıymetin piyasa fiyatı ne olursa olsun önceden belirlenen fiyattan geri alınması zorunlu olduğundan, değerlemede bu hususun gözönüne alınması gerekmektedir.

 

F. Vergi Karşılıkları

Vergi mevzuatında gelirin oluşması genellikle “gerçekleşme” şartına bağlanmıştır. Aracı kurumların aktifinde bulunan bir varlığın piyasa fiyatı, aktifte kayıtlı değerinden ne

kadar fazla olursa olsun, kayıtlı değer ile piyasa fiyatı arasındaki fark vergi mevzuatı çerçevesinde bir gelir unsuru olarak görülmez ve vergiye tabi tutulmaz. Ancak bu varlığın satılması durumunda  vergiye tabi gelir doğar.

Tebliğ’de yer alan değerleme hükümleri sonucu ulaşılan “dönem karı” rakamı, bu nedenle vergiye tabi kardan oldukça farklı gerçekleşecektir. Ancak, vergi mevzuatındaki istisnalar dışında bu gelir üzerinden, gerçekleştiği zaman vergi ödenecektir. Bazı gelir unsurları ise gerçekleşse bile, vergi mevzuatında yer alan muafiyet ve istisnalar nedeniyle vergiye tabi olmayacaktır.

Bu Tebliğ’de, gerçekleştiği zaman vergiye tabi olacak gelir unsurları ile ilgili olarak vergi karşılığı ayrılması öngörülmüştür. Bu vergilerin ne zaman ödeneceğinin önemi bulunmamaktadır.

Aktife alınan bir hisse senedinin borsadaki fiyatının arttığı durumu örnek olarak alalım. Bu Tebliğ’deki değerleme hükümleri, bu artışın dönem karı ile ilişkilendirilmesini öngörmektedir. Söz konusu hisse senedi satılmadığı için vergi mevzuatı açısından henüz bir gelir oluşmamıştır. Dolayısıyla, vergi mevzuatı çerçevesinde bir vergi ödenmesine henüz gerek bulunmamaktadır. Ancak, söz konusu hisse senedi satılmış olsa idi vergiye

tabi bir gelir oluşacaktı. Bu Tebliğ’de vergi karşılıkları ayrılırken satışın gerçekleşmiş olarak dikkate alınması ve dolayısıyla ortaya çıkan karın tamamı için vergi karşılığı ayrılması öngörülmüştür. Böyle yapılmakla, satışın gerçekleşmesi halinde zaten ödenecek olan vergiler için önceden karşılık ayrılması sağlanmaktadır.

Bunun yanında, bu Tebliğ’deki değerleme hükümlerinden bağımsız olarak sonraki dönemlerde doğması beklenen gelirlere mahsuben bazı vergilerin ödenmesi gerekebilir. Bu durumda söz konusu vergiler bir alacak olarak değerlendirilmez; dönem karından bir indirim olarak dikkate alınır.

 

V. Yükümlülükler

Aracı kurumlara bu Tebliğ ile asgari özsermaye, sermaye yeterliliği tabanı, likidite ve borçlanma ile ilgili bazı sınırlamalar getirilmiştir. Bu sınırlamalar aşağıda daha ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

 

A. Asgari özsermaye yükümlülüğü

Aracı kurumlar, herhangi bir risk karşılığı olmasa bile asgari bir tutarda özsermaye bulundurmak zorundadır. Bu tutar, aracı kurumun sahip olduğu yetki belgeleri dikkate alınarak belirlenmekte, reel değerinin korunması için her yıl yeniden değerleme oranının % 80’ininin altına inmemek kaydıyla ve 1999 yılından başlamak üzere, Kurul’ca belirlenen oranlarda artırılması öngörülmektedir.

Özsermaye, bu Tebliğe göre değerlenmiş mali tablolar dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Özsermaye mali tablolarda özsermaye kalemi altında gösterilen tüm kalemleri kapsamaktadır. Ancak dönem karı için vergi karşılığı ayrılması ve bunun özsermayeden düşülmesi gerekmektedir.

Özsermaye için Tebliğ’in 7’nci maddesinde belirtilen asgari tutarların sağlanması, özsermayenin yeterli düzeyde olduğu anlamına gelmemelidir. Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında daha ayrıntılı olarak görüleceği üzere, sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğünün sağlanabilmesi için bu tutarın en az aktifte bulundurulan duran varlıklar kadar artırılması zorunludur. Diğer bir deyişle asgari özsermaye yükümlülüğü, asgari sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğünün sağlanması amacıyla söz konusu maddede belirtilen tutarlardan çoğu zaman fazla olmak zorundadır.

 

B. Sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğü

Sermaye yeterliliği tabanı, bu Tebliğ’e göre hesaplanan özsermayeden Tebliğ’in 4’üncü maddesinde belirtilen bazı likit olmayan varlıklar ile sermaye çıkışı niteliğindeki kalemlerin indirilmesi suretiyle bulunmaktadır. Bu şekilde bulunan sermaye yeterliliği tabanı tutarının; aracı kurumun yetki belgesine göre sahip olması gereken asgari 

özsermaye tutarı, risk karşılığı, değerleme gününden önceki üç aylık faaliyet giderleri kalemlerinin herhangi birinden (bunların toplamından değil) az olmaması gerekmektedir. Dolayısıyla, aracı kurumun asgari özsermaye tutarından, risk karşılığından, değerleme gününden önceki üç aylık faaliyet giderinden hangisi büyükse söz konusu tutar, aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğü olmaktadır. Ayrıca son üç aylık faaliyet gideri; sene başından itibaren söz konusu ayların sonu itibariyle oluşan kümülatif faaliyet giderleri toplamını değil, yalnızca bu aylar içinde oluşan faaliyet giderleri toplamını kapsamaktadır.

Sermaye yeterliliği tabanı hesaplanmasında, özsermayeden belirli kalemlerin indirilmesi gerektiğinden ve sermaye yeterliliği tabanı da asgari özsermayeden az olamayacağından, çoğu zaman sermaye yeterliliği tabanını sağlamak için aracı kurumun özsermayesinin, yetki belgelerine göre sahip olunması gereken asgari özsermaye tutarından daha fazla olması gerekecektir. Konu aşağıda basit bir örnekle anlatılmıştır.

Aracı kurumun 30/4/1998 tarihi itibariyle bilançosunun aşağıdaki şekilde olduğunu ve aracı kurum için asgari özsermayenin 300 TL olarak belirlendiğini, risk karşılığı olarak 10 TL hesaplandığını ve son üç aylık faaliyet giderlerinin 150 TL olduğunu varsayalım.

ABC Aracı Kurumunun 30/4/1998 Tarihli Bilançosu

Aktif

Pasif

Menkul Kıymetler.................................250

Duran Değerler....................................200

Kısa Vadeli Borçlar.................................100

Sermaye ................................................ 350

 

Bu aracı kurumun özsermayesi 350 TL olup, gerekli asgari tutarın üzerindedir. Duran değerlerin tamamının indirildiği varsayımı altında aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı 150 TL’dır (=özsermaye-duran değerler). Son üç aylık faaliyet gideri ve risk karşılığı asgari özsermaye yükümlülüğünden daha az olduğundan, aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanının, asgari özsermaye tutarı olan 300 TL kadar olması gerekmektedir. Sermaye yeterliliği tabanı 300 TL’den az olduğundan, sermaye yeterliliği tabanı açığı ortaya çıkmaktadır. Aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı açığını kapatması için, ya aktifte bulunan duran değerleri elden çıkarıp menkul kıymet alması ya da ilave sermaye getirmesi gerekmektedir. Bu örnekte aracı kurumun asgari sermaye yeterliliği tabanını sağlayabilmesi için ilave 150 TL sermaye getirmesi ve bunun tamamını menkul kıymetlere (veya Tebliğ’in 4’üncü maddesinde belirtilenlerin dışındaki varlıklara) yatırması gerekmektedir. Bu durumda aracı kurumun özsermayesi 500 TL’ye yükselmek zorunda kalacaktır. Böylece aracı kurum, asgari özsermaye yükümlülüğünden fazla bir özsermaye bulundurmak zorunda kalmaktadır.

 

C. Genel borçlanma sınırı

Aracı kurumlar aksine bir hüküm olmadıkça, sermaye yeterliliği tabanlarının 15 katından daha yüksek bir oranda borçlanamazlar. Konu bir örnek ile aşağıda incelenmiştir.

Aracı kurumun 30/04/1998 tarihi itibari ile bilançosunun aşağıdaki şekilde olduğunu varsayalım. Bilançonun bu Tebliğ’de yer alan ilkeler uyarınca değerlemeye tabi tutulmuş haliyle hazırlandığını kabul edelim.

 

 

ABC Aracı Kurumunun 30/4/1998 Tarihli Bilançosu

Aktif

Pasif

 

Menkul Kıymetler...............................4.200

Duran Değerler.....................................300

 

Kısa Vadeli Borçlar……………...........4.000

Sermaye ...............................................500

Toplam.............................................. 4.500

Toplam.............................................. 4.500

Bu aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı 200 TL, toplam borçları ise vergi ve diğer karşılıklar dahil 4.000 TL’dır. Bu aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğünü karşıladığını ve bunun da 200 TL olduğunu varsayalım. Borçlar, ermaye yeterliliği tabanının 20 katıdır (kısa vadeli borçlar/sermaye yeterliliği tabanı). Tebliğle getirilen 15 kat sınırı aşılmış bulunmaktadır. Bu durumda aracı kurum, menkul kıymetlerinin bir kısmını satıp borçlarını 3.000 TL seviyesine getirmek veya sermaye yeterliliği tabanını 200 TL’ndan en az 267 TL seviyesine çıkarmak zorundadır.

Bu sınırın hesaplanmasında kısa ve uzun vadeli borçlar;

1. Tebliğ’in 15’inci maddesi çerçevesinde oluşan aracılık yükleniminden kaynaklanan borçları,

2.   Takas kurumuna ve müşterilere olan borçları,

3.    Bilançoda yer alan diğer borç kalemlerini,

kapsamak zorundadır.

Ancak borsa para piyasasında değerlendirilen müşteri nakdi, borç kalemleri arasında sayılmamaktadır. 

 

D. Likidite yükümlülüğü

Likidite yükümlülüğü, aracı kurumların bu Tebliğ’de getirilen değerleme hükümleri çerçevesinde değerleme günü itibariyle hazırlanmış bilançolarında yer alan dönen varlıkları ile kısa vadeli borçları arasındaki oranı ifade eder. Bu oranın (dönen varlıklar/kısa vadeli borçlar) en az 1 olması gerekmektedir.

Dönen varlıkların ve kısa vadeli borçların bu Tebliğ’de belirtilen şekilde değerlemeye tabi tutulmuş hali, yani cari değeri ile dikkate alınması gerekmektedir. Borçların kısa veya uzun vadeli olarak ve varlıkların dönen veya duran varlık olarak sınıflandırılması, Kurul’un muhasebe tebliğlerinde öngörülen şekilde yapılmalıdır. Genel olarak vadesi bir yıldan daha kısa olan borçlar kısa vadeli borçlar kategorisinde yer almaktadır.

Bu Tebliğ’in 4’üncü maddesinde tamamı özsermayeden indirilmesi öngörülen kalemler, dönen varlıklar içerisinde yer alsa bile, likidite yükümlülüğü hesaplamasında dönen varlıklar içerisinde yer almaz. Bu çerçevede, borsalarda ve teşkilatlanmış piyasalarda işlem görmeyen hisse senetleri ve benzeri sermaye piyasası araçları, alacakların teminatsız kısmı, ortaklar tarafından ihraç edilmiş ve bir borsada işlem görmeyen sermaye piyasası araçları, diğer emtia likidite yükümlülüğü hesaplamalarında dönen varlık olarak kabul edilmezler.

 

VI. Yükümlülüklere Aykırılıklar

Bu Tebliğ’de, aracı kurumların uymaları gereken yükümlülükler şu şekilde sıralanmaktadır:

●Asgari özsermaye yükümlülüğü

●Sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğü

●Genel borçlanma sınırı

●Likidite yükümlülüğü

Bunlara ilave olarak, asgari özsermayenin belirli bir oranının ödenmiş veya çıkarılmış sermaye olması gibi daha alt yükümlülükler de bulunmaktadır.

Bu yükümlülüklere uyulmaması durumunda uygulanacak tedbirler Tebliğ’in 27 ila 30’uncu maddelerinde belirtilmiştir. Bu maddelerde genel olarak, bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklerden uzaklaşıldıkça daha ağır tedbirlerin uygulanması öngörülmüştür. Bu tedbirler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

 

Yükümlülüklere Aykırılık Halinde Uygulanacak Tedbirler

No

Aykırılık

Aykırılığın Sıklığı

 

 

Yıl içinde ilk kez

Yıl içinde ikinci kez

Yıl içinde üç veya daha fazla

 

 

a

b

c

1

Asgari Sermaye Yeterliliği Tabanı (x)

 

 

 

2

Asgari Tutarın %75≤x<%100

30 işgünü süre

20 işgünü süre

Faaliyeti geçici süre durdurma  -yetki belgesi iptali

3

Asgari Tutarın %40≤x<%75

20 işgünü süre

10 işgünü süre

Faaliyeti geçici süre durdurma  -yetki belgesi iptali

4

Asgari Tutarın

x<%40

10 işgünü süre

Faaliyeti geçici süre durdurma

-yetki belgesi iptali

 

5

Borçlar/Sermaye Yeterliliği Tabanı

 

 

 

6

15 katın %30’una kadar aşılması

30 işgünü süre

20 işgünü süre

Faaliyeti geçici süre durdurma-yetki belgesi iptali

7

15 katın %30 ile %100’ü arasında aşılması

20 işgünü süre

10 işgünü süre

Faaliyeti geçici süre durdurma-yetki belgesi iptali

8

15 katın %100’ü ve üzerinde aşılması

10 işgünü süre

Faaliyeti geçici süre durdurma-yetki belgesi iptali

 

9

Likidite oranı (x)

 

 

 

10

1≥x≥0.8

30 işgünü süre

20 işgünü süre

Faaliyeti geçici süre durdurma yetki belgesi iptali

11

0.8>x≥0.5

20 işgünü süre

10 işgünü süre

Faaliyeti geçici süre durdurma-yetki belgesi iptali

12

0.5>x

10 işgünü süre

Faaliyeti geçici süre durdurma-yetki belgesi iptali

 

 

Bu tabloda belirtilen süreler ve tedbirler, aracı kurumun mali durumu ve birden fazla yükümlülüğün ihlal edilmesi hususları gözönüne alınarak daha da ağırlaştırılabilir. Bunun yanında aynı yükümlülüğün yıl içinde birden fazla ihlal edilmesi durumunda daha ağır olan oran uygulanmaktadır. Böylece, sermaye yeterliliği tabanı bir kez asgari tutarın %90’ına düşen bir aracı kuruma 30 işgünü süre verilir. Söz konusu oran aynı yıl içinde ikinci kez asgari tutarın altına düşer ve asgari tutarın %50’si olarak gerçekleşirse, bu

 

durumda aracı kuruma 2’nci satırın b sütununda öngörülen değil, 3’üncü satırın b sütununda belirtilen 10 işgünü süre verilir.    

 

VII.Risk Karşılığı

Bu Tebliğ’de aracı kurumların gerek bilançoda gerekse bilanço dışında izlenen varlık ve yükümlülükleri ile ilgili olarak bu Tebliğ’de ve 1 numaralı ekinde belirtilen oranlarda söz konusu varlık ve yükümlülüklerin bu Tebliğ uyarınca hesaplanan cari değerleri üzerinden karşılık hesaplanması öngörülmüştür. Hesaplanan bu karşılıkların toplamı, sermaye yeterliliği tabanından daha az olmak zorundadır. Risk karşılığı aracı kurumun bilançosunun piyasadaki fiyat hareketleri karşısındaki duyarlılığı ile alacaklarının tahsil edilip edilememesi dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Bu risk arttıkça, aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanını artırması gerekmektedir.

Risk karşılığı, pozisyon riski, yoğunlaşma riski, karşı taraf riski ve döviz kuru riski toplamından oluşur. Bu riskler kısaca aşağıda anlatılacaktır. Ancak aracı kurumun karşı karşıya olduğu riskler bunlar ile sınırlı değildir. Aracı kurumun personelinin mevzuatı ihlal ederek müşteri varlıklarını kötüye kullanması da bir risktir, ancak bunun için bu Tebliğ’de spesifik bir karşılık ayrılmamaktadır.

Risk karşılığı, aracı kurumun aktifinde yer alan ve bir borsada işlem gören hisse senedi ile ilgili olarak basitçe aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir. Bu hisse senedi;

●Fiyatı bir gün içinde ne kadar değişebilir? (pozisyon riski)

●Emanet veya teminat olarak kimde tutuluyor? (karşı taraf riski)

●Hangi para birimi üzerinden düzenlenmiş? (döviz kuru riski)

●Aktifte çok büyük bir yer tutuyor mu? (yoğunlaşma riski)

sorularına verilen cevaplar çerçevesinde, risk karşılığı hesaplanır.

Riskler, aracı kurumun tüm bilanço içi ve dışı varlıkları ile yükümlülükleri bir arada dikkate alınarak hesaplanabilir. ABD doları cinsinden aynı tutar ve vadede borç ve alacağı olan bir aracı kurum, dolar kuru ne olursa olsun bir döviz kuru riski ile karşı karşı karşıya kalmaz. Borçları ve alacakları aynı anda artıp azalacağından, mali durumunda kur hareketleri nedeniyle (diğer riskler, örneğin alacağın alınmamasına ilişkin karşı taraf riski, pozisyon riski halen mevcut) bir bozulma gerçekleşmez.

Pozisyon riskini hesaplarken, gerek aktifte bulunan varlık cinsinden pasif karakterli bir kalem bulundurmak suretiyle, gerekse vadeli işlemler ile riskin azaltılması durumunda, “net pozisyon” hesaplamalarına izin verilmektedir. Net pozisyon hesaplamaları, risklerin etkin bir şekilde azaltılması durumunda, riskler için daha az karşılık ayrılmasına imkan tanımaktadır. Tebliğ’e göre aracı kurumların net pozisyon hesaplaması yapmaları ihtiyaridir.

 

A. Pozisyon riski ve net pozisyon

Pozisyon riski; varlıkların ihraçcısından veya bu varlıkların işlem gördüğü piyasalarda oluşan fiyat dalgalanmaları ile alacak ve borçların cari değerlerindeki değişmelerden kaynaklanan riskleri ifade eder. Her bir varlığın riski bu anlamda birbirinden oldukça farklıdır. Ancak bu farklılıklar belirli toplulaştırma yapılmasını engellemez. Pozisyon riski hesaplamalarında net pozisyon dikkate alınabilir.

Pozisyon riski, aracılık yüklenimi çerçevesinde satın alınanlar dahil sermaye piyasası araçları, yatırım fonu katılma belgeleri, borçlar ve alacaklar, altın ve kıymetli madenler, dövizler, vadeli işlemlere konu emtia, opsiyon ve vadeli işlem sözleşmeleri, ödünç alınan ve verilen menkul kıymetler, repo sözleşmesi çerçevesinde satılan sermaye piyasası araçları için hesaplanır. Ters repo işlemi çerçevesinde satın alınmış sermaye piyasası araçları için pozisyon riski hesaplanmaz.

Hangi varlıklar üzerinden ne kadar pozisyon riski hesaplanacağı Tebliğ’in 1 numaralı ekinde belirtilmiştir. Aracı kurumun varlık ve yükümlülüklerinin, söz konusu ekte belirtilen oranlarda bu Tebliğ uyarınca hesaplanan cari değerleri üzerinden kesintiye tabi tutulması öngörülmüştür. Buradaki rakamlardan da görüleceği üzere, kamu borçlanma

 

araçları için daha az, özel sektör borçlanma araçları için biraz daha fazla ve en nihayetinde hisse senetleri için daha yüksek oranda karşılık ayrılması öngörülmüştür. Ayrıca, sermaye piyasası araçları borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmesi halinde daha düşük oranda, görmemesi halinde ise daha yüksek oranda kesintiye tabi tutulmaktadır.

Pozisyon riski sadece aracı kurumlara ait varlıklar ve yükümlükler için hesaplanır. Müşteri emanetleri için pozisyon riski hesaplanmaz.

 

1.     Net Pozisyon

Pozisyon riskine ilişkin karşılıklar, ilgili varlığın net pozisyonu üzerinden hesaplanabilmektedir. Net pozisyon hesaplamaları, genel olarak aktifte ve pasifte fiyat değişimlerinden aynı şekilde etkilenen varlıkların bulunması durumunda hesaplanmaktadır. Örneğin, iki aracı kurum düşünelim. Birincisi 100 lot abc hisse senedi borçlanıp, borçlandığı bu hisse senedini satarak 150 lot bcd hisse senedi almıştır. İkincisi ise aynı hisse senedinden borçlanmış ve bunu aynen bir müşterisine borç vermiştir. Birinci aracı kurum fiyat dalgalanmalarından etkilenirken, ikinci aracı kurum fiyat dalgalanmalarından etkilenmeyecektir. Tebliğe göre, fiyat dalgalanmalarından etkilenmeyen ikinci aracı kurumun ödünç verdiği ve aldığı varlıklar ile ilgili olarak pozisyon riski karşılığı ayırmasına gerek bulunmamaktadır. Birinci aracı kurum ise her iki pozisyonu için de karşılık ayırmak zorunda bulunmaktadır.

 

Fiyat değişimleri arasında yüksek korelasyon olan varlıklar için net pozisyon hesaplaması yapılmasına müsaade edilmemektedir. Örneğin abc ile bcd hisse senedinin getirileri arasında %90 oranında bir korrelasyon olsa bile bunlar net pozisyon hesaplamalarına konu edilememektedir. Yine aynı şekilde, aktifte bulunan ve aralarında negatif tam korelasyon bulunan varlıklar da net pozisyon hesaplamalarına konu edilememektedir. Bu hesaplamaların yapılabilmesi için varlıkların aynı cinsten olması gerekmektedir.

 

Menkul kıymetlerin ödünç alma ve verme işlemlerinde, menkul kıymetlerin aynı cinsten olması şartıyla net pozisyon hesaplaması yapılabilmektedir.

Ters repo işlemi ile alınan sermaye piyasası araçlarının repoya konu edilmesi durumunda, repo ve ters repo vadelerinin aynı olması şartıyla, repoya konu sermaye piyasası araçları için net pozisyon hesaplaması yapılabilmektedir. Bu hesaplamada repo ve ters repoya konu sermaye piyasası araçlarının cari değerleri esas alınır. Ters repo işlemi çerçevesinde satın alınmış sermaye piyasası araçları için pozisyon riski hesaplanmaz.

Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinde net pozisyon hesaplamalarına ilişkin özel hükümler saklıdır.

 

2. Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerinde Pozisyon Riski

Bu Tebliğ uyarınca, vadeli işlem (VİS) ve opsiyon sözleşmeleri (OS) için pozisyon riski hesaplanması gerekmektedir. Borsalarda işlem gören VİS için takas kurumunun belirlediği teminat oranları üzerinden pozisyon riski için karşılık ayrılır. Bazı takas kurumları belirli bazı sözleşmelerin birlikte tutulması durumunda, ayrı ayrı tutulması halinde gerekli olandan daha az teminatı yeterli görmektedirler. Bu durumda gerekli risk karşılıkları da bu Tebliğ’de daha az olarak hesaplanmalıdır.

Bu neviden borsalarda işlem görmeyen VİS, sözleşmeye dayanak teşkil eden varlıklar gibi değerlendirilir. Bu durumda, 10 lot abc hisse senedini belirli bir fiyattan alma hakkını veren VİS, pozisyon riski hesaplamalarında, söz konusu 10 lot hisse senedinin aktifte olduğu ve bunun karşılığında vadesi sözleşmenin vadesinde sona eren bir borç alındığı şeklinde değerlemeye tabi tutulur ve bunlar üzerinden pozisyon riski hesaplanır. Bu borç, borçlanma sınırı hesaplamalarında borç olarak dikkate alınmaz.

Opsiyon sözleşmelerinde, opsiyona dayanak teşkil eden varlıklar, opsiyonun deltası ile çarpılması sonucu bulunan tutar üzerinden dikkate alınır ve bu varlıklar için

 

öngörülen oranlarda pozisyon riski hesaplanır. Uzun pozisyon OS için takas kurumları, primler peşin ödendiği zaman bir teminat talep etmezler. Bu opsiyon sözleşmelerinde maksimum zarar ödenen bu primdir. Bu nedenle, risk karşılığı olarak bu tutardan fazla karşılık ayrılmaz.

Pozisyon riski hesaplamaları yaparken VİS ve OS borsalarda işlem görsün veya görmesin cari değerleri ile dikkate alınmaktadır. Ancak özsermaye hesaplamalarında sadece borsalarda işlem görenler cari değeri ile değerlenmektedir. Diğerleri muhasebe tebliğleri uyarınca, piyasa veya maliyet bedelinin düşük olanı ile değerlemeye tabi tutulmalıdır.

VİS ve OS riskten korunma amaçlı ve spekülatif amaçlı olarak alınabilir. Riskten korunma amaçlı olanlar, net pozisyon hesaplamaları için uygun olanlardır. Bunun dışında kalanlar ise spekülatif amaçlı olanlar olarak kabul edilmektedir. Örneğin bir aracı kurum kısa pozisyon vadeli işlem sözleşmesine sahipse ve aynı zamanda sözleşmeye konu varlık aktifinde yeralmaktaysa, söz konusu pozisyon ile aktifte yer alan varlık arasında net pozisyon hesaplaması yapılabilmekte ve bu vadeli işlem pozisyonu riskten korunma amaçlı olarak kabul edilmektedir. Öte yandan, aracı kurumun yalnızca kısa pozisyon vadeli işlem sözleşmesi varsa ve karşılığında aktifinde sözleşmeye konu varlıktan yoksa, söz konusu vadeli işlem pozisyonu spekülatif amaçlı olarak kabul edilmektedir.

 

3. Aracılık Yükleniminde Pozisyon Riski

Aracılık yüklenimi nedeniyle elde bulundurulan sermaye piyasası araçları için pozisyon riski hesaplamaları konunun özel durumu dikkate alınarak ayrıca düzenlenmiş ve bazı esneklikler sağlanmıştır.

Aracı kurumun taahhüt altına girdiği tarih itibariyle, yüklenime konu olan sermaye piyasası araçları varlık, buna ilişkin ödeme taahhüdünün de borç olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Aracılık yükleniminin ne zaman bu şekilde bilanço kalemi haline geleceği, yapılan sözleşme hükümlerine göre değişmektedir. Genel kural, halka arz edenin rızası olmaksızın geri dönülemez olarak sermaye piyasası araçlarını satın alma yüklenimi altına girildiğinde, yüklenim bir  bilanço kalemi olarak değerlendirilmelidir. En iyi gayret aracılığı, hiç bir zaman bilanço kalemi haline gelmemektedir. Hem bakiyeyi yüklenimde, hem de tümünü yüklenimde satılamayan kısım nihai olarak aracı kurum tarafından satın alınacağından, pozisyon riski hesaplamalarında bakiyeyi yüklenim de tümünü yüklenim gibi işleme tabi tutulur. Ayrıca bakiyeyi yüklenimde, aracı kurum tarafından satın alınıncaya kadar satış süresi içinde satılamayan sermaye piyasası araçları bir bilanço kalemi olarak izlenmese dahi, aracılık yüklenimine ilişkin pozisyon riski hesaplaması için bakiyeyi yüklenim tümünü yüklenim gibi işleme tabi tutulmalıdır ve söz konusu hesaplama için risk karşılıkları hesaplama tablosuna ilave satır eklenmelidir.

Aracılık yüklenimine konu sermaye piyasası araçları henüz borsada işlem görmediğinden, bunlar için %100 oranında pozisyon riski hesaplamak gerekirken, Tebliğ’in 15’inci maddesi uyarınca bu gereklilik kaldırılarak aracılık yüklenimi süresi içinde %2 oranında pozisyon riski hesaplanması öngörülmüştür. Elde kalan kısım üzerinden, borsada işlem görene kadar, artan oranda pozisyon riski için karşılık ayrılmaktadır.

Satış süresi bittikten sonra, Tebliğ’de %10’dan %100’e kadar özel pozisyon riski oranları getirilen 6 günlük süre  geçmeden sermaye piyasası araçlarının borsada işlem görmeye başlaması halinde, söz konusu sermaye piyasası aracının niteliğine ve borsada işlem görmesine göre, Tebliğ’in 1 numaralı ekinde yer alan pozisyon riski oranları uygulanır.

Aynı maddenin son fıkrası ile, sadece halka arza aracılık eden aracı kurumlar için değil, bu halka arzdan müşteri olarak sermaye piyasası aracı alan aracı kurumlar için de pozisyon riskinin yukarıda belirtilen daha düşük oranlar üzerinden hesaplanması öngörülmüştür. Dolayısıyla, satış süresi içerisinde  satın alınan sermaye piyasası araçları % 2 oranı üzerinden, satış süresi bittikten sonraki 6 gün içerisinde Tebliğ’de belirlenen % 10-100 arasındaki oranlar üzerinden, sermaye piyasası araçlarının borsada işlem

 

görmesi halinde de söz konusu 6 güne bağlı kalmaksızın Tebliğ’in 1 numaralı ekinde belirtilen oranlar üzerinden pozisyon riski hesaplanır.

 

B. Karşı Taraf Riski

Karşı taraf riski, genel olarak aktifte bulunan ve başkalarına emanet veya teminat olarak verilen kalemlerin, ilgili kişi ve kurumlardan geri alınmasında ortaya çıkan riski ifade eder. Karşı taraf riski, teminatsız kalan kısım için hesaplanmaktadır.

 

1. Karşı Taraf Riskinin Ortaya Çıkması

Aracı kurumlar, normal iş ilişkileri çerçevesinde müşterilerine kredi ve ödünç menkul kıymet vermekte, menkul kıymetleri geri alma veya satma taahhüdü ile alıp satmakta, kredi almakta ve bunlar için teminat vermektedir. Bunun yanında vadeli işlemlerde olduğu gibi müşteriler için takas kurumuna teminat yatırmak yükümlülüğünde bulunulmakta, bu teminatlar her zaman müşterilerden alınamayabilmektedir. Karşı taraf riski hesaplamalarında, emanet olarak dahi verilse menkul kıymetlerin kolaylıkla karşı tarafça kullanılabileceği dikkate alınarak, teminat ve emanet arasında bir farklılaştırmaya gidilmemiştir.

Bütün bu durumlar aracı kurumları risk altına sokmaktadır. Bu riskten verilen varlık karşılığında yeterli teminat alarak kaçınma imkanı bulunmaktadır. Riskten kaçınmanın ikinci yolu, kamu kurumları  ile işlem yapmaktır. Bu çerçevede, merkez bankaları gibi bazı kurumlar ile gerçekleşen işlemlerde, teminat alınmasa bile, bir karşı taraf riski oluşmadığı veya daha düşük oranda oluştuğu varsayılmaktadır.

 

2. Karşı Taraf Riski İçin Karşılık Ayrılması

Bu Tebliğ uyarınca her müşteri bir “karşı taraf”tır. Borsadan müşteriye 100 TL tutarında hisse senedi alındığını, müşterinin bu hisse senedi için bir ödeme yapmadığını, dolayısı ile müşteri hesabının 100 TL borç bakiye verdiğini (müşteriye kredi verildiğini), varsayalım. Bu alacak için karşı taraf riski aşağıdaki şekilde hesaplanmaktadır.

● Alacağın cari değerinin hesaplanması,

● Teminatların belirlenmesi (müşterinin emanete bıraktığı menkul kıymetler, mevcut mevzuat ve müşteri ile yapılan sözleşme çerçevesinde, müşteri hesabındaki borç bakiyenin tasfiyesi amacıyla makul bir zaman içerisinde satılabilmekte ise bu teminat olarak kabul edilebilir) ve bu teminatların Tebliğ’in 21 inci maddesinde belirlenen varlıklar cinsinden olduğunun tespiti,

● Yukarıdaki kriterlere uyan teminatların cari değerinin hesaplanması,

●Teminatların cari değerinden pozisyon riski kadar tutarın indirilmesi,

●Alacağın cari değeri ile pozisyon riski kadar indirilmiş haliyle teminatın cari değeri arasındaki fark üzerinden karşı taraf riski hesaplanması,

Yukarıda verilen örnekte, değerleme gününde işlemiş faizler ile birlikte alacağın cari değerinin 105 TL, hisse senedinin cari değerinin 95 TL ve bu menkul kıymet için pozisyon riskinin 10 TL olduğunu (aracı kurumun bu menkul kıymet için pozisyon riski ayırmadığına dikkat edilmesi gerekmektedir) varsayalım. Bu durumda karşı taraf riski hesaplamalarına konu teşkil edecek tutar, alacağın cari değeri 105 TL ile teminat olarak tutulan menkul kıymetin cari değeri 95 TL den, pozisyon riski 10 TL’nin indirilmesi suretiyle bulunan 85 TL arasındaki fark olan 20 TL’dır.

Karşı taraf riski için karşılık bu 20 TL üzerinden ayrılır. Eğer müşteri bir takas kurumu veya merkez bankası ise %(0) oranında karşılık ayrılır. Diğer bir deyişle herhangi bir karşılık ayrılmaz. Eğer müşteri banka, aracı kurum veya yatırım fonu ise karşı taraf riski 20 TL’nın %5 i olarak (1 TL) ayrılır. Eğer müşteri bunların dışında kalan bir kişi veya kuruluş ise 20 TL nın tamamı diğer bir deyişle %100’ü karşılık olarak dikkate alınır.

Repo ve ters repo işleminde karşı taraf riskinin belirlenmesi özellik arzetmektedir. Her ne kadar repo ve ters repo muhasebe kayıtlarında kesin satış gibi izlenmekte ise de, bu işlem nedeniyle ilgili sermaye piyasası araçlarının geri alınması veya satılması

 

yükümlülüğü devam etmektedir. Bu yükümlülük nedeniyle karşı taraf riski ortaya çıkmaktadır. Repo işleminde karşı taraf riski, sözleşme fiyatının satılan sermaye piyasası aracının cari değerinden düşük olması durumunda ortaya çıkmaktadır. Bir müşteriye geri alım taahhüdü ile 100 TL karşılığında sattığımız sermaye piyasası aracının cari değeri 150 TL olmuşsa, sermaye piyasası aracının müşteriye teslim edildiği durumlarda bir karşı taraf riski oluşmaktadır. Bu risk, sermaye piyasası aracının cari değeri ile sözleşme fiyatı arasındaki farktır. Eğer sözleşme fiyatı sermaye piyasası aracının cari değerinden fazla ise veya ilgili sermaye piyasası aracı müşteriye verilmemişse karşı taraf riski oluşmamaktadır.

Ters repo işleminde karşı taraf riski, sözleşme fiyatının alım satıma konu olan sermaye piyasası aracının cari değerinden fazla olması durumunda ortaya çıkmaktadır. Sözleşme fiyatı 150 TL ve sermaye piyasası aracının cari değeri 100 TL ise karşı taraf riski 50 TL olmaktadır.

Karşı taraf riskine konu tutarın bu şekilde bulunmasından sonra, bu tutar üzerinden yukarıdaki esaslara göre karşılık ayrılır.

Repo ve ters repo işlemleri ile ödünç alma ve verme işlemlerinde, teminat açığına karşı tarafın niteliğine göre farklı oranlar (%0,%5 veya % 100 oranları)  uygulanmaktadır.

Banka teminat mektubu gibi pozisyon riski hesaplamalarına konu olmayan araçların teminat olarak alınması durumunda bunlar üzerinden ayrıca bir indirim yapılmaz. Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında tamamı indirilen kalemler için karşı taraf riski hesaplanmaz.

 

3. Karşı Taraf Riskinde Teminatlar

Karşı taraf riskinin belirlenmesinde teminatların cari değerine bakılmaktadır. Genellikle likit varlıklar ile banka teminat mektubu gibi varlıkların karşı taraf riski hesaplamalarında teminat olarak kabul edilmesi öngörülmüştür.

Aracı kurumlar alacakları için borçlunun keşide ettiği çek, gayrimenkul ipoteği gibi çok değişik varlıkları teminat olarak alabilirler. Ancak bunların hepsi karşı taraf riski hesaplamaları çerçevesinde teminat olarak kabul edilmemektedir. Diğer bir deyişle alacaklar için bir çek teminat olarak alınsa bile bu alacak bu Tebliğ’de teminatsız alacaklar gibi işleme tabi tutulmaktadır.

Teminatların belirlenmesinde, hukuki formları değil özleri dikkate alınmıştır. Borçlu bir müşterinin emanet olarak bıraktığı menkul kıymetler bir teminat değildir. Ancak, bu emanet kolaylıkla gerek müşteri ile yapılan sözleşme çerçevesinde, gerekse mevzuattaki hükümler çerçevesinde bu borcun tahsili için aracı kurum tarafından satılabilecekse, bu varlık da teminat olarak kabul edilmektedir.

 

C. Yoğunlaşma Riski

Yoğunlaşma riski, belirli bir varlık veya bir yükümlülüğün, sermaye yeterliliği tabanına göre yüksek oranda aktifte veya pasifte yer alması durumunda hesaplanır.

Yoğunlaşma riski, kendisi için pozisyon riski hesaplanması öngörülen kalemler ile bir kişi ve kurumdan olan alacak toplamı üzerinden hesaplanır. Maddi duran varlıklar için pozisyon riski hesaplanmadığı için yoğunlaşma riski hesaplanmaz.

Yoğunlaşma riski, hem varlıklar, hem yükümlülükler, hem de vadeli işlemler nedeniyle hesaplanır. Bu riskin hesaplanmasında ilgili kalemler netleştirilmiş değerleri üzerinden dikkate alınır ve pasif karakterli kalemler için hesaplanan yoğunlaşma riski aktif karakterli kalemler için hesaplanan yoğunlaşma riskinden düşülmez; bunlar toplam yoğunlaşma riski olarak dikkate alınır.

Ayrıca yoğunlaşma riskinde, birlikte hareket eden kişi ve kurumlardan alacaklar ile sermaye, yönetim ve denetim bakımından ilişkili kurumların ihraç ettiği sermaye piyasası araçları, bir kişiye veya bir kuruma ait addolunur.

 

D. Döviz Kuru Riski (Değişik: Seri: V, No: 124 sayılı Tebliğ ile)

Döviz kuru riski, aktif ve pasifte farklı döviz cinsinden ifade edilmiş kalemlerin bulunması nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Döviz kuru riski için ayrılması gereken karşılıklar aşağıdaki örnek ile açıklanmıştır.

ABC aracı kurumunun 30/04/1998 tarihi itibariyle bilançosunun aşağıdaki şekilde oluştuğunu ve sermaye yeterliliği tabanının 200 TL olduğunu varsayalım. Bilançoda yabancı para cinsinden ifade edilmiş varlıklar ve borçlar bulunmaktadır. Bu kalemler cari döviz kurundan TL’ye çevrilmişlerdir.

 

ABC Aracı Kurumunun 31/08/1998 Tarihli Bilançosu

Aktif

Pasif

Menkul Kıymetler (ABD Doları).........4.200

Menkul Kıymetler (Avro)....................2.000

Duran Değerler........................................300

Kısa vadeli Borçlar (Avro)...........................4.000

Kısa vadeli Borçlar (ABD Doları)...............2.000

Sermaye ..........................................................500

Toplam................................................6.500

Toplam.........................................................6.500

 

Döviz kuru riski için karşılık ayrılmasında, döviz olarak sahip olunan pozisyonlar ilk önce uzun ve kısa olarak ikiye ayrılmaktadır. Uzun pozisyonlar, bilançonun aktifinde olan varlıklar ile uzun pozisyon vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden, kısa pozisyonlar ise bilançonun pasifinde yer alan kalemler ile kısa pozisyon vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden oluşmaktadır. Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin risk karşılıklarının hesaplanmasında, işlem, iki ayrı pozisyon olarak değerlendirilir. Örneğin; 1.30 fiyat seviyesinden AVRO/ABD Doları parite çiftinde uzun pozisyon alan bir aracı kurumun, bu pozisyonu 130 ABD Doları karşılığında 100 AVRO almış gibi değerlendirilmelidir. Diğer bir ifadeyle, aracı kurumun dövize ilişkin net açık pozisyonunun hesaplanmasında, 130 ABD Doları karşılığı kısa pozisyona, 100 AVRO karşılığı da uzun pozisyona sahip olduğu varsayılır. Net açık pozisyon aynı döviz cinsinden uzun ve kısa pozisyonların birbirinden mahsup edilmesi sonucu bulunan tutarı ifade etmektedir. Bu açıklamalar çerçevesinde, aracı kurumun net açık pozisyonu aşağıdaki şekilde hesaplanır.

 

Döviz Cinsi

Uzun Pozisyon

(TL)

Kısa Pozisyon

(TL)

Net Açık Uzun (Kısa) Pozisyon (TL)

ABD Doları

4.200

2.000

2.200

AVRO

2.000

4.000

(2.000)

 

Döviz kuru riski net açık uzun ve net açık kısa pozisyonlardan yüksek olanının, sermaye yeterliliği tabanının %2 sini aşan kısmı üzerinden %8 olarak hesaplanacaktır. Örnekte net açık uzun pozisyon diğerinden daha yüksek olduğundan, risk için karşılık bu rakam üzerinden hesaplanacaktır. Sermaye yeterliliği tabanının %2 si 4 TL’dır. Bu durumda döviz kuru riski karşılığı 2.200 TL’dan 4 TL’nın çıkarılması sonucu bulunan 2.196 TL’nın %8’i olan 176 TL olarak hesaplanacaktır.

VIII. Sermaye Yeterliliği Tabanının Hesaplanması (Genel Bakış)

Sermaye yeterliliği tabanının nasıl hesaplanacağı, risk karşılığı hesaplama tablosunda ayrıntılı olarak açıklanacaktır. Ancak burada, ayrıntıya girmeden sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarının nasıl yapılacağı hakkında basit bir hesaplama verilmiştir.

Sermaye yeterliliği tabanının hesaplanabilmesi için öncelikle “özsermaye”nin hesaplanması gerekmektedir. Özsermaye, Kurul’un muhasebe standartları tebliğlerinin ekinde aracı kurumlar için öngörülen bilançoda yer alan “özsermaye” hesap grubundaki kalemleri kapsamaktadır. Ancak bu Tebliğ’de, Kurul’un muhasebe tebliğlerindekinden farklı değerleme ilkeleri öngörüldüğünden, hesaplanan özsermaye rakamı farklı olarak gerçekleşebilecektir.

Sermaye yeterliliği tabanının hesaplanması için gerekli birinci adım olan özsermayenin hesaplanmasına ilişkin bir örnek aşağıda verilmiştir. Kurul’un mevcut muhasebe tebliğlerindeki hükümlere göre değerlemeye tabi tutularak hazırlanmış bilançonun aşağıdaki şekilde olduğunu varsayalım.

 

ABC Aracı Kurumunun 31/08/1998 Tarihli Bilançosu

Aktif

 

 Pasif

Hisse Senedi .......................................100

 

Sermaye..............................................100

Binalar (net)............................................75

 

Kar.........................................................50

 

 

YDF.......................................................25 

Toplam................................................175

 

Toplam................................................175

 

Kurul’un muhasebe tebliğlerinde, borsada işlem gören hisse senetlerinin son 5 işgününde oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların ortalaması üzerinden değerlenmesini öngörmektedir. Bu Tebliğ’de ise hisse senetlerinin değerleme gününde oluşan ağırlıklı ortalama fiyatlar dikkate alınarak değerlemeye tabi tutulması öngörülmüştür. Bu şekilde bulunan fiyatlar ile yapılan değerleme sonucunda, hisse senetlerinin 110 TL olduğunu varsayalım. Bu durumda kar kalemi 60 TL’ye çıkacak ve özsermaye (sermaye+kar+YDF+varsa diğer yedekler) 185 TL olacaktır.

Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında ikinci adım, bu şekilde bulunan özsermaye rakamından belirli kalemlerin indirilmesidir. Bu Tebliğ’de aracı kurumların sağlamaları gereken en önemli büyüklük sermaye yeterliliği tabanı rakamıdır. Özsermayeden indirilmesi gereken kalemlerin belirlenmesinde, ilgili kalemin likit olup olmadığı ve gerçekte ortakların koyduğu sermayeyi azaltıp azaltmadığı kriterleri dikkate alınmıştır.

Bu açıklamalar çerçevesinde yukarıdaki bilançoya göre, aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı (hisse senetlerinin 110 TL ile değerlendiği varsayımı ile) 110 TL (=185-75) olarak gerçekleşecektir. Bu Tebliğ’de binalar için herhangi bir değerleme hükmü getirilmemiştir. Çünkü binalar sermaye yeterliliği tabanının hesaplanmasında (iki yıllık geçiş süreci hariç) tamamen indirilecektir. Böyle olunca binaların ne kadar olduğu sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında hiç bir önem arzetmemektedir. Örnek vermek gerekirse, binaların 75 TL değil de 150 TL olarak değerlendiğini, aradaki farkın da kar rakamı ile ilişkilendirildiğini varsayalım. Bu durumda kar 60 TL yerine 135 TL ve  özsermaye de 260 TL olacak, ancak sermaye yeterliliği tabanı rakamı değişmeyecektir. Bu durumda da sermaye yeterliliği tabanı rakamı 110 TL {=260 TL (yeni özsermaye)-150 TL (binaların yeni değeri)} olarak gerçekleşecektir.

Aracı kurumlar, bu Tebliğ’de belirtilen asgari tutarda sermaye yeterliliği tabanı bulundurmak zorundadır. Bunun sağlanması, aktifte bulunan ve bu Tebliğ’de özsermayeden indirilmesi gereken binalar gibi varlıkların menkul kıymetler ile ikame edilmesi veya ilave sermaye getirilmesi suretiyle yapılabilir.

 

IX. Risk Karşılığı Hesaplama Tablosu (RKHT)

Yukarıda sermaye yeterliliği tabanının nasıl hesaplanacağı genel olarak açıklanmıştır. Burada bu hesaplamanın nasıl yapılacağı, Tebliğ’in 1 numaralı ekindeki risk karşılığı hesaplama tablosu dikkate alınarak açıklanacaktır.

 

A. Genel Açıklama

Bu Tebliğ’deki hesaplamalar aracı kurumların muhasebe kayıtlarında hiç bir değişikliği gerektirmemektedir. Aracı kurumlar muhasebe kayıtlarını diğer Tebliğlerde belirtilen şekilde tutarlar. Bu şekilde tutulan veriler, bu Tebliğ çerçevesinde yeniden sınıflandırılarak söz konusu Tablo’ya aktarılır.

Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamaları çerçevesinde risk karşılıklarının hesaplanması üç temel adımdan oluşmaktadır:

1. Mizanın hazırlanması,

2. Bu Tebliğ’de öngörülen değerleme hükümleri çerçevesinde mizanda yer alan kalemlerin değerlemeye tabi tutulması,

3. Bu değerlenmiş mizan esas alınarak risk karşılıklarının hesaplanması.

Bu hesaplamaların birinci adımı bilanço kalemleri için genel mizanın çıkarılmasıdır. Burada gelir tablosu hesapları dönem kar ve zararı ile ilişkilendirilir. Bu mizan, Kurul’un Seri:XI, No:7 sayılı “Aracı Kurum Hesap Planı ve Planın Kullanım Esasları Hakkında Tebliğ”inde belirtilen hesap adlarına göre hazırlanmış olmalıdır.

İkinci aşamada, bu mizanda yer alan verilerin Tebliğ’in 1 numaralı ekinde yer alan şekilde toplulaştırılması ve bunların Tablo’nun ilgili satırına yazılmasıdır. Kurul’un Seri:XI, No:7 sayılı “Aracı Kurum Hesap Planı ve Planın Kullanım Esasları Hakkında Tebliğ”inde tahviller vadelerine bakılmaksızın 114 numaralı hesapta izlenmektedir. Bu tabloda ise 110-119 numaralı hesaplarda izlenen menkul kıymetler, vadelerine veya borsada işlem görüp görmediğine göre yeniden sınıflandırmaya tabi tutulmak zorundadır. Bu sınıflandırmaya tabi tutulmuş hali ile ilgili rakamlar “mizan” sütununa geçirilir. Bu sütundaki rakamlar henüz  bu Tebliğ uyarınca değerlemeye tabi tutulmamış bilanço kalemlerini içermektedir.

Bu Tablodaki ilk 19 satır (repo ve ters repo satırı da mizan kalemi gibi işlem görür) mizandaki bilanço kalemlerini içermektedir. Dolayısıyla bu satırlardaki aktif ve pasif kalemlerin birbirine eşit olması gerekmektedir. Bu eşitlik dönem karının ayarlanması suretiyle elde edilir.

Aracı kurumun karşı karşıya olduğu risk hem bilanço kalemlerinden, hem de bilanço dışında izlenen kalemlerden etkilenir. Örneğin aktifinde ABD doları bulunduran bir aracı kurum, vadeli işlemler borsalarında ABD doları üzerinden düzenlenmiş bir vadeli işlem sözleşmesi satmışsa (bu sözleşme bilanço dışında izlenmektedir), riski azalmıştır. Ancak aktifinde söz konusu döviz bulunmadığı halde, vadeli işlem sözleşmesi satmışsa, riski artmıştır. Bu nedenle, risk karşılığının hesaplanmasında, sadece bilançoya dahil edilen kalemler değil, bilanço dışında izlenen kalemlerin de dikkate alınması gerekmektedir.

 

B. Tablo’nun Yapısı

Tablo risk karşılığı hesaplamasının yapılmasını sağlamak ve risklerin hangi kalemlerden kaynaklandığının aracı kurum tarafından daha iyi gözlenebilmesini sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.

RKHT’da 9 sütun ve alt kalemler hariç 26 satır bulunmaktadır. İlk sütun ana hesap grupları itibari ile verilmiş numaralara ayrılmıştır. İkinci sütun “hesap ismi”ne ayrılmıştır. Bu sütunda genel olarak mizanda yer alan hesaplar, toplulaştırılmış halde yer almaktadır. Bu sütunda mizan dışında bazı hesap kalemlerine de yer verilmiştir.

Üçüncü ve dördüncü sütunlar, 2’nci sütunda yer alan kalemlerin düzenleme tarihi itibariyle bakiyelerini göstermektedir. İki sütun arasındaki tek fark kullanılan değerleme ilkeleridir. 3’üncü sütunda muhasebe tebliğlerindeki değerleme ilkeleri kullanılırken (çoğu kalemler için muhasebe tebliğlerindeki değerlemeye de gerek bulunmamaktadır) 4’üncü sütunda bu Tebliğ ile getirilen değerleme ilkelerinin kullanılması gerekmektedir.

Beşinci sütunda pozisyon riski için ayrılması gereken karşılık oranları belirlenmiştir. Bazı varlıklarda pozisyon riski için karşılık ayrılmadığından, her satır için bir pozisyon riski oranı belirlenmemiştir. Diğer bir deyişle pozisyon riski sadece bu sütunda karşısında oran belirtilen kalemler ile Tebliğ’de ayrıca belirtilen kalemler için ayrılacaktır.

Diğer sütunlar, ilgili kalemler için ayrılan risk karşılıklarını göstermektedir. Bu riskler için Tebliğ’de belirtilen oranlarda karşılık ayrılması gerekmektedir.

RKHT’sunun ilk 19 satırı bilanço kalemlerini göstermektedir. 20 ve 21 numaralı satırlar, bilanço kalemleri ile ilgili düzeltmeleri içermektedir. Bu nedenle bunlar da birer bilanço kalemi gibi değerlendirilmelidir. Diğer satırlar ise bilançoda yer almayan taahhüdler ve sermaye yeterliliği tabanının hesaplanmasında kullanılacak bilgileri içermektedir.

C. Tablo’nun Hazırlanması

1. Tablo’yu Kimler Hazırlar?

Tüm aracı kurumlar bu Tabloyu aşağıda belirtilen dönemler itibariyle hazırlar ve belirtilen sürede Kurula gönderirler.

2. Tablo Ne Zaman Hazırlanır ve Gönderilir?

RKHT, Kurul’ca belirlenen hesaplama periyodunda hazırlanır ve öngörülen sürede Kurul’a gönderilir. Kurul gerektiğinde bu Tablo’nun elektronik ortamda gönderilmesini isteyebilir.

Ancak, sermaye yeterliliği tabanının bu Tebliğ’de belirtilen oranların altında kalması veya diğer yükümlülüklerin karşılanamaması durumunda tablolar, öngörülen süre beklenmeden derhal Kurul’a gönderilir.

3. Mizan Sütununda Ne Yer Almaktadır?

Mizan sütununda, esas itibariyle aracı kurumun muhasebe tebliğleri çerçevesinde hazırlanmış mizanının yer alması gerekmektedir. Ancak sermaye yeterliliği tabanının hesaplanmasında tamamı indirilen kalemlerin muhasebe tebliğleri uyarınca da değerlenmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak dileyen aracı kurumlar bu kalemleri de değerleyebilirler. Bu çerçevede, genel olarak duran değerlerin değerleme günü itibariyle yeniden değerlemeye tabi tutulmasına (Tebliğ’in geçici 1 inci maddesindeki geçiş süreci hariç) bu Tebliğ uygulaması açısından gerek bulunmamaktadır.

Gelir tablosu kalemlerine burada yer verilmemiştir. Bu nedenle bu kalemlerin dönem kar ve zararı ile ilişkilendirilerek kapatılması gerekmektedir. Bu işlem için muhasebede bir kayıt yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu işlem tablodaki  rakamların ayarlanması suretiyle yapılmalıdır.

20 nci ve sonraki satırlar ise (repo ve ters repo satırındaki özel durumlar hariç) mizan kalemleri değildir. Bu satırların karşısında yer alacak rakamların hesaplamaları ayrıca verilecektir.

4. Değerlenmiş Hali Sütununda Ne Yer Almaktadır?

Değerlenmiş hali sütununda mizanda yer alan kalemlerin bu Tebliğ’de belirtilen şekilde değerlenmiş halinin yer alması gerekmektedir. Bu Tebliğ’de mali Tablo’nun tüm kalemleri için değerleme hükmü getirilmemiştir. Genellikle bir borsada işlem gören sermaye piyasası araçları ile borçlanma araçlarına ilişkin değerleme hükümlerine yer verilmiştir. Hangi kalemlerin nasıl değerleneceği, Tebliğ’in 5 inci maddesinde belirtilmiştir.

Kendileri için değerleme hükmü yer almamış kalemler ise mizan sütununda yer alan tutarı ile bu sütuna kaydedilecektir. Böylece mizan sütununda karşısında bir rakam yer alan tüm kalemlerin değerlenmiş hali sütununda da bir tutar ile temsil edilmesi gerekmektedir.

Tablo’daki aktif ve pasif kalemlerin birbirine eşit olması gerekmektedir. Bu eşitlik dönem karının ayarlanması suretiyle sağlanmalıdır. Yine burada da gelir tablosu kalemlerine yer verilmez.

5. Risk Karşılığı Nasıl Hesaplanır?

Risk karşılığı, bileşenlerine ayrılarak 4 ayrı sütunda verilmiştir. Risk karşılığı, bu 4 sütunda yer alan tutarların toplamından oluşmaktadır.

Pozisyon riski için ayrılacak karşılığın oranı 5’inci sütunda verilmiştir. Herhangi bir net pozisyon hesaplaması yapılmadığında, pozisyon riski değerlenmiş hali sütunundaki tutarla, bu kalem için öngörülen oranın çarpılması suretiyle bulunur. Bulunan bu tutar ilgili satırın karşısında yer alan pozisyon riski sütununa geçirilir. Karşısında oran yer alan kalemlerin yanında Tebliğ’de belirtilen kalemler için de pozisyon riski hesaplanır.

Tebliğ’in 14 üncü maddesi ile net pozisyon hesaplanmasına imkan verilmiştir. Bu madde çerçevesinde kalemlerin belirli bir tutarı veya tamamı için pozisyon riski hesaplanmayabilir. Bu şekilde net pozisyon hesaplanması durumunda, karşısında bir oran yer alsa bile her mizan kalemi için pozisyon riski hesaplanmayabilecektir. Uzun ve kısa pozisyonların birbirlerini tamamen karşılamamaları durumunda, karşılanmayan kısım

 

üzerinden pozisyon riski hesaplanacaktır. Bu şekilde hesaplanan tutar ise aşan kalemin ait olduğu satıra yazılmalıdır.

Tüm pozisyonlar için hesaplanan risk karşılığı pozitif bir rakam olarak değerlendirilmelidir. Böylece hem pasif hem de aktif  taraf için hesaplanan risk karşılığı pozitif bir rakam olmak zorundadır.

Döviz kuru riski çok değişik kalemlerin toplu olarak hesaplanması suretiyle bulunduğundan, tek bir mizan kalemine atfedilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle hesaplanan döviz kuru riskinin ana hesaplara, hesapların içinde bulunan dövizli varlıkların ağırlıklarına göre dağıtılması gerekmektedir. Aynı döviz cinsinden tüm uzun ve kısa pozisyonların toplamından büyük olanı dikkate alınmalı ve bunun sermaye yeterliliği tabanı içindeki oranı bulunarak, gerekli kısım ilgili sütuna yazılmalıdır.

Karşı taraf riski ve yoğunlaşma riski Tebliğ’de belirtilen şekilde hesaplanarak ilgili oldukları yerlere yazılmalıdır.

6.   20 ve Devam Eden Satırlar Nasıl İşleme Tabi Tutulmalıdır?

RKHT’nun 20 ve devam eden satırlarında yer alacak bilgilere ilişkin açıklamalar aşağıda verilmiştir.

a) Repo ve Ters Repo İşlemleri

Kurul’un muhasebe tebliğleri çerçevesinde, repo ve ters repo işlemleri bilanço hesaplarında menkul kıymetlerin alış ve satışı olarak muhasebeleştirilmektedir. Bu şekilde muhasebeleştirilen repo ve ters repo işlemleri Tebliğ’de belirtilen şekilde, sözleşme fiyatları ile ilgili menkul kıymetin cari değeri arasındaki fark dikkate alınarak  değerlemeye tabi tutulmalıdır. Bunun yanında, repo ve ters repo için Tebliğ’de belirtilen şekilde risk karşılığı hesaplanmalıdır.

20 numaralı ters repo satırının değerlenmiş hali sütununa Tebliğ’in 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde hesaplanan değerleme farkları yazılır. Ters repo işlemi nedeniyle aktifte bulundurulan varlıklar için pozisyon riski hesaplanmaz. Ters repo nedeniyle oluşan diğer riskler için karşılık bu satırda ayrılır; menkul kıymetlerde izlenen tutarlar için herhangi bir işlem yapılmaz. Karşı taraf riski Tebliğ’in 20 inci maddesinde belirtilen şekilde, sözleşme fiyatının, menkul kıymetlerin cari değerinden fazla olan kısmı dikkate alınarak hesaplanır ve bu satıra yazılır.

21 numaralı repo satırının değerlenmiş hali sütununa Tebliğ’in 6 ncı maddesindeki esaslar çerçevesinde hesaplanan değerleme farkları yazılır. Repo taahhüdü ile satılan menkul kıymetler için aktifte bulundurulan menkul kıymetler ile aynı şekilde risk karşılığı ayrılır. Ayrılan pozisyon ve karşı taraf risk karşılığı 21 numaralı repo satırında ilgili sütunlarda yer alır.

20 ve 21 numaralı satırlarda yer alan “değerlenmiş hali” sütunundaki rakamlar bir aktif kalem olarak değerlendirilmeli ve bulunan rakamlar, özsermayeyi azaltıp artırmalarına göre pozitif veya negatif olarak yazılmalıdır.

b) Ödünç Menkul Kıymet İşlemleri

Menkul kıymet ödünç alıp verme işlemlerini bir bilanço kalemi olarak izlemeyen aracı kurumlar, 22 ve 23 numaralı satırda yer alan ödünç alınan ve verilen menkul kıymetler ile ilgili satırları ayrıca dolduracaktır. Bu satırlar bir bilanço kalemi değildir. Ödünç alınan ve verilen menkul kıymetlerin cari değeri “değerlenmiş hali” sütununa yazılacak, “mizan” sütunu boş bırakılacaktır. Bunlar ile ilgili riskler diğer sütunlara yazılacaktır. Aracı kurumun aktifinde yer alan ödünç verilen menkul kıymetler, bu satırlarda ayrıca gösterilmeyecektir.

Net ödünç işlemleri satırına her bir menkul kıymet bazında ödünç alınan ve verilen menkul kıymetler arasındaki farkların mutlak değeri yazılır. Böylece 10 TL’lık A hisse senedinin ödünç alınıp 8 TL’lık kısmının ödünç verilmesi durumunda aradaki fark ile 10 TL’lık A hisse senedinin ödünç alınıp 12 TL’lık A hisse senedinin ödünç verilmesi durumunda aradaki farkın toplamı bu satırdaki “değerlenmiş hali” sütununa yazılır. 10 TL’lık A hisse senedinin ödünç alınıp, 10 TL’lık B hisse senedinin ödünç verilmesi durumunda söz konusu sütuna 20 TL yazılacaktır.

 

Karşı taraf riski, her bir menkul kıymet bazında hesaplanıp ödünç alınan ve verilen menkul kıymetler satırına geçirilecektir. Pozisyon riski ise net pozisyon üzerinden hesaplanacaktır. Dolayısıyla, 22 ve 23 numaralı satırlardaki pozisyon riski sütunu boş bırakılacaktır.

c) Vadeli İşlemler İle İlgili Risk Karşılığı

Vadeli işlemler ile ilgili risk karşılıkları 25 numaralı satıra yazılacaktır. Bu satırdaki “mizan” ve “değerlenmiş hali” sütunları boş bırakılacak ve diğer sütunlara Tebliğ’de belirtilen şekilde hesaplanmış risk karşılıkları yazılacaktır.

d) Son Üç Aylık Faaliyet Gideri

Değerleme gününden önceki üç ayda gerçekleşen faaliyet giderinin tutarı, 27 numaralı satırda değerlenmiş hali sütununa yazılacaktır. Bu tutar, bulundurulması gereken asgari sermaye yeterliliği tabanının belirlenmesinde kullanılmaktadır.

e) Risk Karşılığı

Risk karşılığı satırına, ilgili sütunlarda yer alan risk karşılıklarının toplanması suretiyle bulunan tutarları yazılmaktadır.

 

X. Sermaye Yeterliliği Tabanı Hesaplama Tablosu (SYTHT)

Sermaye yeterliliği tabanı hesaplama tablosu, aracı kurumların bu Tebliğ’de getirilen yükümlülükleri karşılayıp karşılamadığını tespit amacıyla hazırlanmaktadır. Bu Tabloda, alt satırlar hariç 10 satır bulunmaktadır.

1 numaralı satırda yer alan özsermaye kalemi, bu Tebliğ uyarınca yapılmış değerleme sonucu hazırlanmış mali tablolarda oluşan özsermayeyi ifade etmektedir. Buradaki rakam RKHT’ndaki 19 uncu satırdaki değerlenmiş hali sütunundan elde edilmelidir.

Özsermayeden Tebliğ’in 4 üncü maddesindeki esaslar uyarınca indirilecek kalemler 2 numaralı satırda yer almaktadır. Bu kalemlerin de RKHT’ndaki değerlenmiş hali sütunundan elde edilmesi gerekmektedir.

Özsermayeden SYTHT’nun 2 inci satırındaki tutarın indirilmesi suretiyle sermaye yeterliliği tabanı elde edilmektedir. Bu şekilde bulunan tutar Tablo’nun 3 üncü satırına yazılmaktadır.

4 üncü satıra, RKHT’nda yer alan risk karşılığı rakamları, 5 inci satıra yine söz konusu tabloda yer alan şekliyle son üç aylık faaliyet giderleri rakamı yazılır.

Toplam borçlar, bu Tebliğ’de açıklanan şekilde hesaplanmış şekliyle 6 ncı satıra yazılır.

Gerekli asgari özsermaye, Tebliğ’in 7 nci maddesinde belirtilen şekliyle hesaplanır ve Tablo’nun 7 nci satırına yazılır. Asgari özsermaye, bulunulacak faaliyet türüne göre farklı olarak belirlenmekte, belirlenen tutarın reel olarak aynı kalması için her yıl artırılmaktadır.

Tablo’nun 8 inci satırına, aracı kurumun değerleme günü itibariyle sermaye yeterliliği tabanı fazlası veya açığı yazılır. Sermaye yeterliliği tabanı fazlası veya açığı, 3 numaralı satırda yer alan rakamdan, 4, 5 ve 7 numaralı satırlarda yer alan en yüksek rakamın çıkarılması suretiyle bulunur. Bu hesaplama sonucunda çıkan rakam pozitif ise aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı fazlası, negatif ise sermaye yeterliliği tabanı açığı bulunmaktadır.

Aracı kurumlar için getirilmiş başka bir yükümlülük olan asgari özsermaye yükümlülüğüne ilişkin hesaplamalar 9 numaralı satırda yapılmaktadır. Bu satıra, değerleme gününde mevcut özsermayeden (1 numaralı satır), gerekli olan asgari özsermayenin (7 numaralı satır) çıkarılması suretiyle bulunan tutar yazılır. Bu rakamın pozitif olması durumunda özsermaye fazlası, negatif olması durumunda özsermaye açığı bulunmaktadır.

Tablo’nun son satırına, toplam borçların sermaye yeterliliği tabanına oranı yazılır. Aracı kurumlar bu oranın, Tebliğ’in 9’uncu maddesinde belirtilen düzeyden fazla olmamasını sağlarlar.

Bu Tablo’nun hazırlanması ve Kurula gönderilmesi RKHT’nda belirtilen esaslara tabidir.

 

XI. Likidite Yükümlülüğü Hesaplama Tablosu (LYHT)

Likidite yükümlülüğü hesaplama tablosu, dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar arasındaki oranın saptanması amacıyla bu Tebliğ’in 3 numaralı ekine uygun olarak düzenlenir.

Likidite yükümlülüğünün hesaplanmasında, hesaplamaya dahil olan varlıklar cari değeri ile dikkate alınır. RKHT’nda değerlenmiş hali sütununda yer alan dönen varlıklar ve borçlar bu tabloda belirtilen yerlere yazılır.

LYHT hazırlanırken dönen varlıkların bir kısmının indirilmesi gerekmektedir. İndirilecek bu varlıklar Tebliğ’in 10 uncu maddesinde belirtilmiştir. Bu varlıklar, müşterilerden teminatsız olan alacaklar, bir borsada işlem görmeyen sermaye piyasası araçları gibi likit olmayan kalemleri içermektedir. Değerlenmiş hali sütununda yer alan tutarlardan bu kalemlerin indirilmesi suretiyle bulunan tutar “net tutar” sütununa yazılır.

Bu Tebliğ’de getirilen oranların sağlanmasında, yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan “net tutar” sütunundaki rakamlar dikkate alınır.




 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EK/5(Değişik:Seri:V, No:72 sayılı Tebliğ ile)

 

ARACI KURULUŞ VE PORTFÖY YÖNETİMİ ŞİRKETLERİNİN SERMAYE PİYASASI FAALİYETLERİ AYLIK BİLDİRİM TABLOSU

 

KURUMUN TİCARET UNVANI: ………….. A.Ş.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DÖNEM : … / … / …

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

( Milyon TL )

 

1.Alım-Satım Aracılığı Faaliyeti

MÜŞTERİ

PORTFÖY

 

YURT İÇİ YERLEŞİK

YURT DIŞI YERLEŞİK

 

 

BİREYSEL

KURUMSAL

BİREYSEL

KURUMSAL

 

BORSA İÇİ

BORSA DIŞI

BORSA İÇİ

BORSA DIŞI

BORSA İÇİ

BORSA DIŞI

BORSA İÇİ

BORSA DIŞI

BORSA İÇİ

BORSA DIŞI

 

DÖNEM İÇİ ALIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ SATIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ ALIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ SATIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ ALIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ SATIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ ALIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ SATIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ ALIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ SATIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ ALIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ SATIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ ALIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ SATIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ ALIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ SATIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ ALIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ SATIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ ALIŞ TUTARI

DÖNEM İÇİ SATIŞ TUTARI

 

- Hisse Senedi İşlemleri (TL)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

- Hisse Senedi İşlemleri (yabancı para)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

- Hazine Bonosu İşlemleri (TL)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

- Hazine Bonosu İşlemleri (yabancı para)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

- Devlet Tahvili İşlemleri (TL)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

- Devlet Tahvili İşlemleri (yabancı para)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

- Eurobond

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

- Diğer (Türleri itibarı ile belirtilecektir) (TL)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

- Diğer (Türleri itibarı ile belirtilecektir) (yabancı para)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 2.Özsermaye (Seri:V, No:65 sayılı Tebliğ'in 7 inci maddesi uyarınca hesaplanan özsermaye)

 

Tablo Döneminden Önceki Üç Aylık Özsermayenin Ortalaması

 

Ortalamaya Dahil Son Aya Ait Özsermaye

 

 

3. Limitler

Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım İşlemi Limiti

 

Sermaye Piyasası Araçlarının Ödünç Alma ve Verme İşlemi Limiti

 

Açığa Satış İşlemi Limiti

 

 

4. Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış ve Ödünç Alma ve Verme İşlemleri

 1. Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım İşlemi Tutarları

Bankalar Üzerinden Kullandırılan Kredi Tutarı

 

 
 
 
 

Toplam Kredi Tutarı

 

 
 

2. En Yüksek Kredi Kullandırılan Müşterinin Kredi Tutarı

 

 

3. Tablo Döneminde Kredi Kullandırılan Müşteri Sayısı

 

 

4. Seri:V, No:65 Sayılı Tebliğ'in 35 inci Maddesi Uyarınca Temerrüde Düşmesi Nedeniyle İMKB'ye Bildirilen Müşteri Sayısı

 

 

  5.  Açığa Satış İşlemleri Toplam Tutarı

 

 

 

  6.  Ödünç Alınan Sermaye Piyasası Araçlarının Cari Piyasa Değeri

 

 

 

5. Bankalardan Kullandırılan Krediler Karşılığında Teminat Olarak Verilen Menkul Kıymetlerin

       Türü

HİSSE SENEDİ

HAZİNE BONOSU

DEVLET TAHVİLİ

DİĞER (.....)

 

       Nominal Değeri

 

 

 

 

 

       Cari Piyasa Değeri

 

 

 

 

 

6. Dönem İçerisinde Halka Arzına Aracılık Edilen Sermaye Piyasası Araçlarının Toplam Yükümlülük Tutarı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-Hisse Senedi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-Diğer

 

 

7. Repo-Ters Repo İşlemleri

 

MÜŞTERİ

PORTFÖY

 

YURT İÇİ YERLEŞİK

YURT DIŞI YERLEŞİK

 

 

 

 

 

 

BİREYSEL

KURUMSAL

BİREYSEL

KURUMSAL

 

 

 

 

BORSA İÇİ

BORSA DIŞI

BORSA İÇİ

BORSA DIŞI

BORSA İÇİ

BORSA DIŞI

BORSA İÇİ

BORSA DIŞI

BORSA İÇİ

BORSA DIŞI

 

Repo İşlemine Konu Olan Menkul Kıymetlerin

Nominal Değeri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

Satış Değeri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Vade Sonu Alış Değeri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ters Repo İşlemine Konu Olan Menkul Kıymetlerin

Nominal Değeri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Alış Değeri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Vade Sonu Satış Değeri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8. Portföy Yöneticiliği Faaliyeti

Yönetilen Portföylerin Son Değerleme Günündeki (.../.../...);

Sayısı

 

 

Piyasa Değeri

 

 

Nakit Tutarı

 

 

9. Teminatsız Kalan Müşteri Borçları (Negatif Overall)

Borçları Teminatsız Kalan Müşteri Sayısı

 

 

Teminatsız Kalan Borçların Toplam Tutarı

 

 

10. Dönem İçerisinde Temerrüde Düşülmesi Durumunda

Menkul Kıymet Temerrüdü

Menkul Kıymet Türü

HİSSE SENEDİ

DEVLET İÇ BORÇLANMA SENEDİ

 

Sayısı

 

 

 

Cari Piyasa Değeri

 

 

 

Nakit Temerrüdü

Sayısı

 

 

 

Tutarı

 

 

 

11. Yatırım Danışmanlığı Faaliyeti

Sözleşme Sayısı

 

 

Alınan Yatırım Danışmanlığı Ücreti

 

 
                                                       

 

 

 

Maddeye git
    Söz Konusu Uygulama Mevzuatınının İlgili Olduğu Mevzuat (1)
    " *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

    Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul