Merkez üssü Kahramanmaraş olan ve birçok ilimizi etkileyen deprem felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet ve yaralananlara acil şifalar diliyoruz.
  • Dava Türü: İtiraz Yolu
  • Süreç: Karar
  • Karar Türü: İptal
  • KANUNUM Yürürlük Değerlendirmesi: Yürürlükte
  • Esas No: 2018/159
  • Karar No: 2019/93
  • Karar Tarihi: 24.12.2019
Kaynak: Resmi Gazete
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

24 Mart 2020 SALI Resmî Gazete Sayı : 31078

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2018/159
Karar Sayısı: 2019/93
Karar Tarihi: 24/12/2019

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:

1. Manisa 1. İdare Mahkemesi (E.2018/159)
2. Ankara 11. İdare Mahkemesi (E.2019/75)

İTİRAZLARIN KONUSU: 1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal
İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 10. maddesinin 25/7/2018 tarihli ve 7145
sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin
Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi
talepleridir.

OLAY: Kamu kuramlarında yönetici pozisyonunda görev yapmakta iken
31/10/2016 tarihli ve 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’yle kamu görevinden çıkarılan davacıların,
Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararıyla kamu görevine iade edilmeleri
üzerine, kamu görevinden çıkarılmadan önceki pozisyonlarına atanmamalarına ilişkin
işlemlerin iptali talebiyle açtıkları davalarda itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu
kanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALÎ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un 10. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı 7145 sayılı Kanun’un
22. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kararların uygulanması

MADDE 10- (1) (Değişik: 25/7/2018-7145/22 md.) Kamu görevinden, meslekten veya
görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde
karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, yükseköğretim kurulularında kamu
görevinden çıkarılan öğretim elemanları için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilir.
Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması
esastır. Ancak müdür yardımcısı veya daha üstü ile bunlara eşdeğer yöneticilik görevinde
bulunmakta iken kamu görevinden çıkarılmış olanların atamalarında, söz konusu
yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyon unvanları dikkate alınır.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilenlerin atama teklifleri; Ankara, İstanbul, İzmir
illeri dışında ve 2006 yılından sonra kurulan yükseköğretim kuramlarına öncelik verilmek
kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından kamu görevinden çıkarıldığı
yükseköğretim kurumu haricinde tespit edilecek yükseköğretim kuramlarından birine önceki
kadro unvanlarına uygun olarak on beş gün içinde yapılır. Kurumlar, bildirim veya atama
teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar. Bu kapsamda yer
alan personele ilişkin kadro ve pozisyonlar, ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih
itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın
ilgili mevzuatı uyarınca ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. Söz konusu kadro ve



pozisyonlar, herhangi bir şekilde boşalmaları hâlinde başka bir işleme gerek kalmaksızın
iptal edilmiş sayılır. Atama emri, ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından 11/2/1959 tarihli
ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgililere tebliğ edilir. Tebliğ tarihini takip
eden on gün içerisinde göreve başlamayanların bu maddeden doğan atanma hakkı ile mali
hakları düşer. Kamu kurum ve kuruluşları atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu,
işlemlerin tamamlanmasını takip eden on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına
bildirirler. İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname
hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte
ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma
tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül
eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı
herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. ”

il İlk İnceleme

A. E.2018/159 Sayılı Başvuru Yönünden

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan
ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ,
Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Haşan Tahsin
GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki
HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 27/12/2018 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.

B. E.2019/75 Sayılı Başvuru Yönünden

2. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Engin
YILDIRIM, Haşan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan
ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,
Kadir ÖZKAYA, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOGLU’nun
katılımlarıyla 11/7/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. BİRLEŞTİRME KARARI

3. 1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu
Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair
Kanun’un 10. maddesinin 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle
değiştirilen (1) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin iptaline karar verilmesi talebiyle
yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2019/75 sayılı davanın aralarındaki hukuki irtibat
nedeniyle E.2018/159 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas
incelemenin E.2018/159 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 11/7/2019 tarihinde
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV. ESASIN İNCELENMESİ

4. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih ŞAHİN tarafından hazırlanan işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve



bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

5. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra olağanüstü hâlin ilan edilmesi ve bu kararın
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanmasını takip eden süreçte
Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa’nın o tarihte
yürürlükte bulunan 121. maddesine dayanılarak olağanüstü hâl kanun hükmünde
kararnameleri (OHAL KHK’ları) çıkarılmıştır

6. Adı geçen KHK’lar ile olağanüstü hâlin ilanına sebep olan olay ve olguların
bertaraf edilmesi amacıyla kişi ve kuruluşlara yönelik birtakım tedbirler öngörülmüştür. Bu
kapsamda, terör örgütleriyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle çok sayıda kamu görevlisi kamu
görevinden çıkarılmıştır.

7. Söz konusu kamu görevinden çıkarmalar bir idari işlem olmaksızın, doğrudan
KHK hükümleri ile gerçekleştirilmiştir. Doğrudan olağanüstü hâl KHK’ları ile uygulanan
tedbirler herhangi bir idari işleme dayanmadığından bu tedbirlere karşı idari yargı
mercilerinde dava açma imkânı bulunmamaktadır.

8. 2/1/2017 tarihli ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu
Kurulması Hakkında KHK ile OHAL kapsamında başka bir işlem tesis edilmeksizin,
doğrudan KHK ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara
bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon) kurulmuştur. Adı
geçen KHK 7075 sayılı Kanun’la TBMM tarafından kabul edilerek yasalaşmıştır.

9. Kanun’un 2. maddesinde Komisyonun görevleri düzenlenmiştir. Maddenin (1)
numaralı fıkrasının (a) bendinde “olağanüstü hâl kapsamında doğrudan kanun hükmünde
kararnameler ile tesis edilen kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan
çıkarma ya da ilişiğin kesilmesine ilişkin işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar
vermek” Komisyonun görevleri arasında sayılmıştır. Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı
fıkrasında Komisyonun incelemelerini dosya üzerinden yapacağı ve inceleme sonucunda
başvurunun reddine veya kabulüne karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.

10. Kanun’un 10. maddesinde ise Komisyon kararlarının uygulanmasına ilişkin usul
ve esaslar düzenlenmiştir. Maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde kamu
görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da teşkilatla ilişiği
kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde kararın kadro veya pozisyonunun bulunduğu
kuruma, yükseköğretim kurulularında kamu görevinden çıkarılan öğretim elemanları için
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirileceği belirtilmiş; ikinci cümlesinde kamu
görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanmasının esas
olduğu ifade edilmiştir. Fıkranın itiraz konusu üçüncü cümlesinde ise müdür yardımcısı veya
daha üstü ile bunlara eşdeğer yöneticilik görevinde bulunmakta iken kamu görevinden
çıkarılmış olanların atamalarında, söz konusu yöneticilik görevlerinden önce bulundukları
kadro ve pozisyon unvanlarının dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır.



11. Buna göre kamu kurum veya kuruluşlarında müdür yardımcısı veya daha üstü ile
bunlara eşdeğer yöneticilik görevinde iken kamu görevinden çıkarılmış olan kişilerin
Komisyon kararı sonrasında yeniden kamu görevine atanmalarında, itiraz konusu kural
uyarınca yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyon unvanları dikkate
alınacaktır.

B. İtirazların Gerekçesi

12. Başvuru kararlarında özetle; itiraz konusu kuralın, kamu kurum ve kuruluşlarında
müdür yardımcısı veya daha üstü ile bunlara eşdeğer yönetici olarak görev yapmakta iken
OHAL KHK’larıyla kamu görevinden çıkarılan ancak Komisyon kararıyla tekrar kamu
görevine iade edilen kamu görevlilerinin görevden çıkarılmadan önceki görevlerine dönme
hakkını nesnel ve somut bir sebep bulunmaksızın ortadan kaldırdığı, kişilerin ehliyet ve
liyakat ilkeleri kapsamında hukuka uygun bir şekilde elde ettikleri görevlerde çalışmasına
engel olduğu, bu durumun hukuk devletinin temel ilkeleri olan kazanılmış hakların korunması
ve hukuk güvenliği ilkelerini ihlal ettiği, aynı ortamda çalışanlar arasındaki malî ve sosyal
dengeyi bozarak çalışma barışını olumsuz etkilediği belirtilerek Anayasa’nm 2., 5., 10. ve 49.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

13. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nm 13. ve
20. maddeleri yönünden incelenmiştir.

14. Anayasa’nm “Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel
hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.''' hükmü yer almaktadır.

15. Anılan maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere özel hayata saygı
gösterilmesini isteme hakkı; bir yönüyle özel hayatın gizliliğinin korunmasını, başkalarının
gözleri önüne serilmemesini, bir başka ifadeyle kişinin özel hayatında yaşananların yalnız
kendisi veya kendisinin bilmesini istediği kimseler tarafından bilinmesini isteme hakkını
korurken diğer yönüyle resmî makamların özel hayata müdahale edememesi, yani kişinin
ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesi hakkını güvence altına
almaktadır.

16. Meslek hayatını etkileyen bir düzenlemenin sebep unsurunu özel hayata ilişkin
davramşlar oluşturmamakla birlikte söz konusu düzenleme, sonuçları itibarıyla kişilerin özel
hayatını önemli ölçüde etkileyebilir. Kamu görevlilerinin yönetici kadro veya pozisyonlarına
veya bu görevlerden alınarak başka bir kadroya atanmasına yönelik düzenlemeler kişilerin
kariyerlerini etkileyeceği gibi meslek hayatında üçüncü kişilerle kuracağı ilişkiler ve bu
kişiler nezdindeki itibarı üzerinde de etkili olabilir. Dolayısıyla kişilerin kariyerlerini önemli
ölçüde etkileyen düzenlemelerin özel hayata saygı gösterilmesi hakkına sınırlama
oluşturacağı açıktır. Bu çerçevede kişilerin meslek hayatlarında yönetici pozisyonuna
atanamamasını düzenleyen kural özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına sınırlama
getirmektedir.



17. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve
ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. ”
denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca temel hak ve özgürlükler, yalnızca
Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlanabilir. Ayrıca
getirilen bu sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı
olamaz.

18. Anayasa’nın 20. maddesinde özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı için
sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması
mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu düşünülemez. Anayasa Mahkemesi kararlarında,
Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete ve kişilere yüklenen
ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği
kabul edilmektedir.

19. Anayasa’nın 129. maddesinin birinci fıkrasında memurlar ve kamu görevlilerinin
Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir.
Belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlilerinin yönetici kadro veya pozisyonlarına ya da
bu görevlerden alınarak başka bir kadroya atanmasına yönelik düzenlemeler getirilmesi
doğaldır. Bu çerçevede yönetici pozisyonunda görev yapmakta iken terör örgütlerine veya
devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar
verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı
olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan kamu görevlilerinin Komisyon kararı
sonrasında yeniden atamaları yapılırken yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve
pozisyon unvanlarının dikkate alınmasını öngören kuralın kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı
bir biçimde yürütülmesine yönelik meşru bir amacının bulunduğu söylenebilir.

20. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimini düzenleyen Anayasa’nın 13.
maddesinde yer alan demokratik toplum düzeninin gereklerinden olma ölçütü, bir
sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına
yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacı
karşılamıyorsa demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak
değerlendirilemez.

21. Ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden
oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye
elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu
olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün
olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında
makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

22. Anayasa’nın 128. maddesinde devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu
tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin
gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği,
memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin malî ve sosyal haklara ilişkin
toplu sözleşme hükümleri saklı kalmak kaydıyla kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.



23. Kamu görevlileri ile idare arasındaki ilişki, yasama organı tarafından hizmetin
gereklerine göre kanunla düzenlenmektedir. Kamu görevlisi, belirli bir statüde, kanunla
çerçevesi belirlenmiş kurallara göre hizmet yürütmekte; o statünün sağladığı aylık, ücret,
atanma, yükselme, nakil gibi haklara sahip olmaktadır. Kanun koyucu, bir kamu hizmetinde,
görevin gerektirdiği nitelikleri ve koşulları belirlemeyi ya da belirlenmiş olanları
değiştirmeyi, anayasal ilkeler içinde kalmak kaydıyla görevin ve ülkenin gereklerine göre
serbestçe takdir edebilir.

24. İdare de takdir yetkisi kapsamında yönetici kadro ve pozisyonlarına atayabileceği
kamu görevlilerini yine aynı yetki kapsamında bu görevlerden alabilir. Bu durumda bulunan
kişiler yönünden kural olarak bulundukları statülerden doğan, tahakkuk etmiş ve kendileri
yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklardan yahut bu durumunun
devam edeceği yönündeki haklı beklentiden söz edilemez.

25. Kamu personeli olarak görev yapan kişilerin hukuki ve fiilî zorunluluk
bulunmadıkça kanunla görevlerine son verilmemesi ise, hukuki güvenlik ilkesinin bir
gereğidir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında da kamu personelinin bulundukları
görevden alınarak başka bir göreve atanmalarına yönelik olarak hukuki ve fiilî zorunluluk
hâllerinde yasal düzenlemeler yapılabileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2011/100,
K.2012/191, 29/11/2012; E.2011/142, K.2013/52, 3/4/2013; E.2014/57, K.2014/81,
10/4/2014; E.2015/61, K.2016/172,2/11/2016).

26. Kuralda kamu kurum ve kuruluşlarında müdür yardımcısı veya daha üstü ile
bunlara eşdeğer yöneticilik görevinde iken kamu görevinden çıkarılmış olan kişilerin
Komisyon kararı sonrasındaki atamalarında, yöneticilik görevlerinden önce bulundukları
kadro ve pozisyon unvanlarının dikkate alınması öngörülmektedir. Komisyona yapılan
başvurunun kabul edilmesi üzerine kamu görevine dönen kamu görevlileri, kural uyarınca
önceki yönetici pozisyonlarına atanamayacaktır.

27. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL KHK’ları ile doğrudan kamu
görevinden çıkarılanların idari yargı mercilerine başvuru imkânı bulunmaması nedeniyle bu
kişilerin durumunu değerlendirmek için Komisyon kurulmuştur. 7075 sayılı Kanun’un 1.
maddesinde Komisyonun, terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette
bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,
mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem
tesis edilmeksizin, doğrudan KHK hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları
değerlendirmek ve karara bağlamak amacıyla kurulduğu belirtilmiştir. Kuruluş amacı
gözetildiğinde Komisyon tarafından yapılacak incelemede, kamu görevinden çıkarılan
kişilerin terör örgütleri ile devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî
Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti,
iltisakı veya bunlarla irtibatı olup olmadığı hususlarının değerlendirileceği açıktır. Komisyon
tarafından yapılan değerlendirme sonucunda söz konusu örgüt, yapı, oluşum veya gruplara
üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna karar verilenler
yönünden başvurunun reddine; üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmadığına
karar verilenler yönünden ise başvurunun kabulüne karar verilecektir.



28. OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarılanların çıkarılma sebebi, bu
kişilerin terör örgütlerine veya sözü edilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti,
aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatının bulunmasıdır. Komisyon, kamu görevinden
çıkarılanlar tarafından yapılan başvuruları sebep unsuru yönünden değerlendirecek ve kamu
görevinden çıkarma koşullarının oluşmadığı durumlarda başvurunun kabulüne karar
verecektir. Bu durumda Komisyona yapılan başvuruların kabulü, kamu görevinden
çıkarılanların terör örgütlerine veya sözü edilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,
mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı bulunmadığı anlamına gelmektedir. Ancak
kural uyarınca yöneticilik görevinde bulunmakta iken kamu görevinden çıkarılmış olanlar
Komisyon kararına rağmen yöneticilik görevlerine atanamayacaklardır.

29. Komisyon kararıyla kamu görevinden çıkarma işleminin sebep unsuru tamamen
ortadan kalktığı hâlde yönetici pozisyonunda iken kamu görevinden çıkarılan ve Komisyon
kararı sonrasında yeniden kamu görevine dönen kişilerin atanmasında yöneticilik
görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyon unvanlarının dikkate alınmasını öngören
kural, bu kişilerin üyelik, mensubiyet, aidiyet, iltisak veya irtibatlarına dair şüphelerin tam
olarak ortadan kalkmadığı izlenimini oluşturmaktadır. Bu durum, kişilerin meslek
hayatlarında kişisel gelişimlerinin, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinin ve itibarlarının olumsuz
şekilde etkilenmesine sebebiyet verebilir.

30. Kanun’da, bu izlenimin oluşmasını engelleyecek bir güvenceye yer verilmediği
gibi bu kişilerin kamu görevinden çıkarılmadan önceki pozisyonlarına atanmamasına neden
olacak hukuki ve fiilî bir zorunluluk da gösterilmemiştir. Kuralda, yönetici pozisyonunda
görev yapmakta iken kamu görevinden çıkarılan kişilerin, idari gerekler de gözetilmeden
kategorik olarak yeniden yönetici pozisyonuna atanamayacağı belirtilmektedir. Kural, bu
hâliyle idareye kamu hizmetlerinin gerekleri ve etkinliği kapsamında bir değerlendirme
yapma imkânı da tanımamaktadır.

31. Bu çerçevede kuralda terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı
faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veya gruplara
üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı bulunmadığı kabul edilen bu
kişilerin yöneticilik görevlerine atanmamasına neden olabilecek fiili veya hukuki bir
zorunluluk belirtilmeden, kişilerin anılan görevlere atanması yönünde idareye bir takdir
yetkisi tanınmadan ve emredici bir hükümle anılan kişilerin zorunlu olarak yöneticilik
görevlerinden önceki görevlere atanacağının öngörülmesinin kamu hizmetinin etkin ve
sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacını gerçekleştirmek bakımından zorunlu bir toplumsal
ihtiyaca karşılık gelmediği anlaşılmaktadır. Anılan kişilerden yönetici olarak istifade edilmesi
kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacını gerçekleştirmek
bakımından daha yararlı görülmesi durumunda bile kural uyarınca kategorik olarak bu
kişilerin yöneticilik pozisyonunda değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır. Bu anlamda
kuralın anılan amaca ulaşılması bakımından elverişli bir araç öngörmediği de açıktır.

32. Bu yönleriyle kuralla özel hayata saygı gösterilmesi hakkına getirilen sınırlama
demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı gibi ölçülülük ilkesini de ihlal
etmektedir.

33. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırıdır. İptali
gerekir.



V. HÜKÜM

Başkanvekili
Recep KÖMÜRCÜ

Başkanvekili
Haşan Tahsin GÖKCAN

Başkan
ZühtüARSLAN

Kural, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca
Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 49. maddeleri yönünden incelenmemiştir.

Üye
Rıdvan GÜLEÇ

Üye
Kadir ÖZKAYA

Üye
Burhan ÜSTÜN

Üye
Hicabi DURSUN

Üye
M. Emin KUZ

Üye
Engin YILDIRIM

Üye
Yıldız SEFERÎNOĞLU

Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye
Selahaddin MENTEŞ

Üye
Muammer TOPAL

Üye
Celal Mümtaz AKINCI

1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu
Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair
Kanun’un 10. maddesinin 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle
değiştirilen (1) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE 24/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.


Dosyalar

Kaynak Metin
(Kaynak: Resmi Gazete resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (2)
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (1)
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (2)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright©2023. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul