Merkez üssü Kahramanmaraş olan ve birçok ilimizi etkileyen deprem felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet ve yaralananlara acil şifalar diliyoruz.
  • Dönem: 22. Dönem
  • Yasama Yılı: 5
  • Birleşim:
  • Birleşim Tarihi: 27.03.2007
Kaynak: Tutanak Dergisi
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
DÖNEM: 22

DÖNEM: 22                                      YASAMA YILI: 5

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 151

 

80’inci Birleşim

27 Mart 2007 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GE­ÇEN TU­TA­NAK ÖZE­Tİ

 II. - GE­LEN KÂĞIT­LAR

III. - YOKLAMALAR

IV. - BAŞ­KAN­LI­ĞIN GE­NEL KU­RU­LA SU­NUŞ­LA­RI

A) GÜN­DEM DI­ŞI KO­NUŞ­MA­LAR

1.- Ça­nak­ka­le Mil­let­ve­ki­li İb­ra­him Köş­de­re'nin, Ça­nak­ka­le Sa­va­şı'nı zi­ya­ret­çi­le­re da­ha iyi ve da­ha bi­linç­li an­lat­mak ama­cıy­la Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı Ta­rihî Millî Par­kı'nda ya­pı­lan son de­ği­şik­lik­le­re iliş­kin gün­dem dı­şı ko­nuş­ma­sı ve Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man Pe­pe'nin ce­va­bı

2.- İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Ber­han Şim­şek'in, son yıl­lar­da­ki eko­no­mik kriz­ler ile bü­yük mar­ket­le­rin şe­hir mer­kez­le­ri­ne gir­me­le­ri­ne ve üre­ti­ci fir­ma­la­rın bak­kal­la­ra ay­rı, sü­per­mar­ket­le­re ay­rı fi­yat uy­gu­la­ma­sı ne­de­niy­le bak­kal es­na­fı­nın so­run­la­rı­na ve Dün­ya Ti­yat­ro­lar Gü­nü mü­na­se­be­tiy­le, Dev­let Ti­yat­ro­la­rı'nda­ki sı­kın­tı­la­ra iliş­kin gün­dem dı­şı ko­nuş­ma­sı

3.- Kon­ya Mil­let­ve­ki­li Ah­met Işık'ın, Kon­ya'da­ki göl, gö­let, ob­ruk, ba­raj ve ku­yu su­la­rın­da­ki su mik­ta­rı­nın azal­ma­sı­na ve bu azal­ma­ya kü­re­sel ısın­ma ile ta­rım­sal su­la­ma­nın et­ki­si­ne iliş­kin gün­dem dı­şı ko­nuş­ma­sı ve Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man Pe­pe'nin ce­va­bı

B) GEN­SO­RU, GE­NEL GÖ­RÜŞ­ME, MEC­LİS SO­RUŞ­TUR­MA­SI VE MEC­LİS ARAŞ­TIR­MA­SI ÖNER­GE­LE­Rİ

1.- Ma­ni­sa Mil­let­ve­ki­li Ha­san Ören ve 21 mil­let­ve­ki­li­nin, Ma­ni­sa-Tur­gut­lu'da ger­çek­leş­ti­ri­le­cek bir ma­den­ci­lik fa­ali­ye­ti­nin çev­re üze­rin­de­ki et­ki­le­ri­nin araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/430)

C) TEZ­KE­RE­LER VE ÖNER­GE­LER

1.- Ba­yın­dır­lık ve İskân Ba­ka­nı Fa­ruk Na­fız Özak'ın Ja­pon­ya'ya yap­tı­ğı resmî zi­ya­re­te ka­tı­la­cak mil­let­ve­kil­le­ri­ne iliş­kin Baş­ba­kan­lık tez­ke­re­si (3/1236)

2.- An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li Mu­zaf­fer R. Kur­tul­mu­şoğ­lu'nun, 3813 Sa­yı­lı Tür­ki­ye Fut­bol Fe­de­ras­yo­nu Ku­ru­luş ve Gö­rev­le­ri Hak­kın­da Ka­nu­na Bir Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi'nin (2/192) doğ­ru­dan gün­de­me alın­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (4/443)

3.- Şır­nak Mil­let­ve­ki­li Meh­met Ta­tar'ın, Çe­şit­li Ka­nun­lar­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fi'nin (2/613) doğ­ru­dan gün­de­me alın­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (4/444)

V. - GEN­SO­RU, GE­NEL GÖ­RÜŞ­ME, MEC­LİS SO­RUŞ­TUR­MA­SI VE MEC­LİS ARAŞ­TIR­MA­SI

A) ÖN GÖ­RÜŞ­ME­LER

1.- Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Ah­met Mü­nir Er­kal ve 31 mil­let­ve­ki­li­nin, ka­yı­sı ürü­nü­nün eko­no­mik de­ğe­ri­nin ar­tı­rıl­ma­sı için alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/99)

2.- Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Mu­har­rem Kı­lıç ve 37 mil­let­ve­ki­li­nin, don olay­la­rı ne­de­niy­le ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin uğ­ra­dı­ğı za­rar­la­rın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/184)

3.- Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Fe­rit Mev­lüt As­la­noğ­lu ve 21 mil­let­ve­ki­li­nin, ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı­nın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/384)

4.- Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Fe­rit Mev­lüt As­la­noğ­lu ve 47 mil­let­ve­ki­li­nin, ka­yı­sı üre­ti­min­de­ki eko­no­mik de­ğer kay­bı­nın ve ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı­nın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/410)

VI. - KA­NUN TA­SA­RI VE TEK­LİF­LE­Rİ İLE KO­MİS­YON­LAR­DAN GE­LEN Dİ­ĞER İŞ­LER

1.- Ça­nak­ka­le Mil­let­ve­kil­le­ri Meh­met Da­niş ve İb­ra­him Köş­de­re'nin, Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı Ta­rihî Millî Par­kı Ka­nu­nu­na Ge­çi­ci Bir Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi (Ka­mu İha­le Ka­nu­nu­na Ge­çi­ci Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi) ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (2/212) (S. Sa­yı­sı: 305)

2.- Ba­zı Ka­mu Ala­cak­la­rı­nın Tah­sil ve Ter­ki­ni­ne İliş­kin Ka­nun Ta­sa­rı­sı ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1030) (S. Sa­yı­sı: 904)

3.- Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti ile Şi­li Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti Ara­sın­da As­ke­ri Alan­da Eği­tim, Sa­vun­ma Sa­na­yii, Tek­nik ve Bi­lim­sel İş­bir­li­ği An­laş­ma­sı­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/885) (S. Sa­yı­sı: 860)

4.- Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti ile Et­yop­ya Fe­de­ral De­mok­ra­tik Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti Ara­sın­da Kül­tür, Eği­tim, Bi­lim, Ba­sın-Ya­yın, Genç­lik ve Spor Alan­la­rın­da İş­bir­li­ği An­laş­ma­sı­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Millî Eği­tim, Kül­tür, Genç­lik ve Spor ile Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yon­la­rı Ra­por­la­rı (1/1037) (S. Sa­yı­sı: 967)

5.- De­niz Em­ni­ye­ti Ko­mi­te­si­nin 82. Otu­ru­mu­nun 29 Ka­sım 2006 - 8 Ara­lık 2006 Ta­rih­le­ri Ara­sın­da İs­tan­bul­’da Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ile Ulus­la­ra­ra­sı De­niz­ci­lik Ör­gü­tü Ara­sın­da Mu­ta­ba­kat Muh­tı­ra­sı­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu Hak­kın­da Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1222) (S. Sa­yı­sı: 1243)

6.- Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti ile Ulus­la­ra­ra­sı Te­le­ko­mü­ni­kas­yon Bir­li­ği Ara­sın­da 2006 Yı­lı Tam Yet­ki­li Tem­sil­ci­ler Kon­fe­ran­sı­nın Or­ga­ni­zas­yo­nu, Ger­çek­leş­ti­ril­me­si ve Fi­nans­ma­nı­na İliş­kin An­laş­ma­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu Hak­kın­da Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1233) (S. Sa­yı­sı: 1245)

7.- Rad­yo ve Te­le­viz­yon­la­rın Ku­ru­luş ve Ya­yın­la­rı Hak­kın­da Ka­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Ana­ya­sa Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1300) (S. Sa­yı­sı: 1342)

8.- 17.1.2007 Ta­rih­li ve 5574 Sa­yı­lı Türk Pet­rol Ka­nu­nu ve Cum­hur­baş­ka­nın­ca Bir Da­ha Gö­rü­şül­mek Üze­re Ge­ri Gön­der­me Tez­ke­re­si ile Sa­na­yi, Ti­ca­ret, Ener­ji, Ta­bii Kay­nak­lar, Bil­gi ve Tek­no­lo­ji Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1301) (S. Sa­yı­sı: 1352)

9.- Em­ni­yet Teş­ki­la­tı Uçuş Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve İçiş­le­ri ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yon­la­rı Ra­por­la­rı (1/437) (S. Sa­yı­sı: 1150)

10.- Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­rin­de İlk Na­sıp İs­tih­ka­kı­na İliş­kin Ka­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ile İçiş­le­ri ve Millî Sa­vun­ma Ko­mis­yon­la­rı Ra­por­la­rı (1/1137) (S. Sa­yı­sı: 1080)

11.- Ye­dek Su­bay­lar ve Ye­dek As­ke­ri Me­mur­lar Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Mil­li Sa­vun­ma Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1213) (S. Sa­yı­sı: 1263)

12.- 15.2.2007 Ta­rih­li ve 5581 Sa­yı­lı Ba­zı Ka­nun ve Ka­nun Hük­mün­de Ka­rar­na­me­ler­de De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun ve Cum­hur­baş­ka­nın­ca Bir Da­ha Gö­rü­şül­mek Üze­re Ge­ri Gön­der­me Tez­ke­re­si ile Sağ­lık, Ai­le, Ça­lış­ma ve Sos­yal İş­ler Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1315) (S. Sa­yı­sı: 1361)

VII. - ÖNE­Rİ­LER

A) DA­NIŞ­MA KU­RU­LU ÖNE­Rİ­LE­Rİ

1.- Gün­dem­de­ki sı­ra­la­ma­nın ye­ni­den dü­zen­len­me­si­ne iliş­kin Da­nış­ma Ku­ru­lu öne­ri­si

VI­II. - OY­LA­MA­LAR

1.- Em­ni­yet Teş­ki­la­tı Uçuş Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı­nın oy­la­ma­sı

IX. - SO­RU­LAR VE CE­VAP­LAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li Oğuz OYAN'ın, F ti­pi ce­za­ev­le­rin­de­ki bir uy­gu­la­ma­ya iliş­kin so­ru­su ve  Ada­let Ba­ka­nı Ce­mil  Çİ­ÇEK'in ce­va­bı (7/20002)

2.- An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li Os­man ÖZ­CAN'ın, KO­Bİ'le­rin borç­la­rı­nın ye­ni­den ya­pı­lan­dı­rıl­ma­sı­na yö­ne­lik ka­nu­nun uy­gu­la­ma­sı­na iliş­kin so­ru­su ve Dev­let Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı  Ab­dül­la­tif ŞE­NER'in ce­va­bı (7/20034)

3.- Ba­lı­ke­sir Mil­let­ve­ki­li Tur­han ÇÖ­MEZ'in, ço­cuk is­tis­ma­rı ko­nu­lu da­va sa­yı­sı­na iliş­kin so­ru­su ve  Ada­let Ba­ka­nı Ce­mil  Çİ­ÇEK'in ce­va­bı (7/20114)

4.- An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li Na­il KA­MA­CI'nın, An­tal­ya Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­siy­le il­gi­li bir id­di­aya iliş­kin so­ru­su ve İçiş­le­ri Ba­ka­nı Ab­dül­ka­dir AK­SU'nun ce­va­bı (7/20358)

5.- Bar­tın Mil­let­ve­ki­li Ha­cı İb­ra­him KA­BA­RIK'ın, 2006 yı­lın­da Bar­tın'a ay­rı­lan öde­ne­ğe iliş­kin so­ru­su ve Ma­li­ye Ba­ka­nı Ke­mal UNA­KI­TAN'ın ce­va­bı (7/20402)

6.- Or­du Mil­let­ve­ki­li Kâzım TÜRK­MEN'in, Or­du'da yı­kı­la­ca­ğı id­dia edi­len bir okul bi­na­sı­na iliş­kin so­ru­su ve Millî Eği­tim Ba­ka­nı Hü­se­yin ÇE­LİK'in ce­va­bı (7/20403)

7.- Bar­tın Mil­let­ve­ki­li Ha­cı İb­ra­him KA­BA­RIK'ın, 2006 yı­lın­da Bar­tın'a ay­rı­lan öde­ne­ğe iliş­kin so­ru­su ve Millî Eği­tim Ba­ka­nı Hü­se­yin ÇE­LİK'in ce­va­bı (7/20404)

8.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li Ali Rı­za BO­DUR'un, Ka­sım­pa­şa Or­du­evi­ne iliş­kin so­ru­su ve  Millî Sa­vun­ma Ba­ka­nı M. Vec­di GÖ­NÜL'ün ce­va­bı (7/20411)

9.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Adı­ya­man ilin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­su ve Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man PE­PE'nin ce­va­bı (7/20450)

10.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Ak­sa­ray ilin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­su ve  Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man PE­PE'nin ce­va­bı (7/20474)

11.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Amas­ya ilin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­su ve  Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man PE­PE'nin ce­va­bı (7/20475)

12.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Ağ­rı ilin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­su ve Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man PE­PE'nin ce­va­bı (7/20476)

13.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Bin­göl ilin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­su ve  Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man PE­PE'nin ce­va­bı (7/20477)

14.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Bit­lis ilin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­su ve Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man PE­PE'nin ce­va­bı (7/20478)

15.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Bar­tın ilin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­su ve Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man PE­PE'nin ce­va­bı (7/20479)

16.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Elâzığ ilin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­su ve Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man PE­PE'nin ce­va­bı (7/20480)

17.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Er­zu­rum ilin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­su ve Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man PE­PE'nin ce­va­bı (7/20481)

18.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Amas­ya, Ak­sa­ray, Adı­ya­man, Ağ­rı, Bin­göl, Bit­lis, Bar­tın, Düz­ce, Çan­kı­rı, Bur­sa, Bo­lu, Bat­man, Bay­burt, Ri­ze, Ka­ra­bük, Sa­kar­ya, Nev­şe­hir, Si­irt, Şır­nak, Kü­tah­ya, Gü­müş­ha­ne, Kay­se­ri, Kars, Er­zu­rum, Ki­lis ve Elâzığ, il­le­rin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­la­rı ve Dev­let Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Meh­met Ali ŞA­HİN'in ce­va­bı (7/20499, 20500, 20501, 20502, 20503, 20504, 20505, 20506, 20507, 20508, 20509, 20510, 20511, 20512, 20513, 20514, 20515, 20516, 20517, 20518, 20519, 20520, 20521, 20522, 20523, 20524)

19.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Ke­mal DE­Mİ­REL'in, Amas­ya, Ak­sa­ray, Adı­ya­man, Ağ­rı, Bin­göl, Bit­lis, Bar­tın, Düz­ce, Çan­kı­rı, Bur­sa, Bo­lu, Bat­man, Ri­ze, Ka­ra­bük, Sa­kar­ya, Nev­şe­hir, Si­irt, Şır­nak, Kü­tah­ya, Gü­müş­ha­ne, Kay­se­ri, Kars, Bay­burt, Er­zu­rum, Ki­lis ve Elâzığ, il­le­rin­de­ki ya­tı­rım­la­ra iliş­kin so­ru­la­rı ve Millî Eği­tim Ba­ka­nı Hü­se­yin ÇE­LİK'in ce­va­bı (7/20629, 20630, 20631, 20632, 20633, 20634, 20635, 20636, 20637, 20638, 20639, 20640, 20641, 20642, 20643, 20644, 20645, 20646, 20647, 20648, 20649, 20650, 20651, 20652, 20653, 20654)

20.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li En­ver ÖK­TEM'in, TÜP­RAŞ'ın bir grup his­se­si­nin sa­tı­şı­nın ip­ta­li­ne iliş­kin Baş­ba­kan­dan so­ru­su ve Ma­li­ye Ba­ka­nı Ke­mal UNA­KI­TAN'ın ce­va­bı (7/20761)

21.-Ço­rum Mil­let­ve­ki­li Fe­ri­dun AY­VA­ZOĞ­LU'nun, bir kö­yün is­mi­nin de­ğiş­ti­ril­me­si­ne iliş­kin Baş­ba­kan­dan so­ru­su ve İçiş­le­ri  Ba­ka­nı Ab­dül­ka­dir AK­SU'nun ce­va­bı (7/20769)

22.- İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Ali Rı­za GÜL­Çİ­ÇEK'in, bir kö­yün is­mi­nin de­ğiş­ti­ril­me­si­ne iliş­kin so­ru­su  ve İçiş­le­ri Ba­ka­nı Ab­dül­ka­dir AK­SU'nun ce­va­bı (7/20798)

23.- De­niz­li Mil­let­ve­ki­li Üm­met KAN­DO­ĞAN'ın, Adı­ya­man'da­ki ta­şı­ma­lı eği­tim hiz­met­le­ri­ne iliş­kin so­ru­su ve Millî Eği­tim Ba­ka­nı Hü­se­yin ÇE­LİK'in ce­va­bı (7/20802)

24.- Gi­re­sun Mil­let­ve­ki­li Meh­met IŞIK'ın, bü­yük mar­ket­ler­le il­gi­li ka­nun ta­sa­rı­sı­na iliş­kin so­ru­su ve Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı Ali COŞ­KUN'un ce­va­bı (7/20812)

25.- Te­kir­dağ Mil­let­ve­ki­li Meh­met Nu­ri SAY­GUN'un, ta­rım sek­tö­rüy­le il­gi­li bir açık­la­ma­ya iliş­kin Baş­ba­kan­dan so­ru­su ve Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı Meh­met Meh­di EKER'in ce­va­bı (7/20848)

26.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li Ah­met ER­SİN'in, hak­kın­da mü­fet­tiş ra­po­ru olan bir per­so­ne­le iliş­kin so­ru­su ve Millî Eği­tim Ba­ka­nı Hü­se­yin ÇE­LİK'in ce­va­bı (7/20892)

27.- An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li Fe­ri­dun Fik­ret BA­LOĞ­LU'nun, An­tal­ya-Ak­se­ki elek­trik da­ğı­tım şe­be­ke­si­nin güç­len­di­ril­me­si­ne iliş­kin so­ru­su ve Ma­li­ye Ba­ka­nı Ke­mal UNA­KI­TAN'ın ce­va­bı (7/20906)

28.- Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Sü­ley­man SA­RI­BAŞ'ın, ba­zı ül­ke­le­rin si­lah­lan­ma­sı­nın oluş­tur­du­ğu teh­di­de iliş­kin so­ru­su ve Millî Sa­vun­ma Ba­ka­nı M. Vec­di GÖ­NÜL'ün ce­va­bı (7/20909)

 

 

 

I. - GE­ÇEN TU­TA­NAK ÖZE­Tİ

TBMM Ge­nel Ku­ru­lu sa­at 14.00'te açı­la­rak dört otu­rum yap­tı.

Bir ila Üçün­cü Otu­rum­lar

Es­ki­şe­hir Mil­let­ve­ki­li Fah­ri Kes­kin, Ça­nak­ka­le Za­fe­ri'nin 92'nci yıl dö­nü­mü mü­na­se­be­tiy­le, Ça­nak­ka­le des­ta­nı­nı doğ­ru oku­ma­nın, doğ­ru an­la­ma­nın ve ye­ni ne­sil­le­re doğ­ru ak­tar­ma­nın öne­mi­ne,

An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li Oya Aras­lı, yar­gı ba­ğım­sız­lı­ğı­nın öne­mi­ne, ça­ğı­mı­zın par­la­men­ter re­jim­le­rin­de hu­ku­kun üs­tün­lü­ğü­nü sağ­la­ma, ki­şi hak­la­rı­nı ko­ru­ma ko­nu­sun­da en bü­yük gö­re­vin yar­gı­ya düş­tü­ğü­ne; yar­gı­nın bu gö­re­vi­ni sağ­lık­lı bir bi­çim­de ye­ri­ne ge­ti­re­bil­me­si­nin ön ko­şu­lu­nun ise yar­gı ba­ğım­sız­lı­ğı ol­du­ğu­na,

Kay­se­ri Mil­let­ve­ki­li Adem Baş­türk, Dün­ya Su Gü­nü mü­na­se­be­tiy­le, mik­ta­rı dün­ya­da sı­nır­lı olan su kay­nak­la­rı­nı, özel­lik­le böl­ge­miz­de, da­ha dik­kat­li ve ta­sar­ruf­lu kul­lan­ma­nın ge­re­ği­ne,

İliş­kin gün­dem dı­şı bi­rer ko­nuş­ma yap­tı­lar.

Por­te­kiz Mec­lis Baş­ka­nı Ja­ime Ga­ma'nın da­vet­li­si ola­rak Por­te­kiz'e resmî zi­ya­ret­te bu­lu­na­cak olan Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­ka­nı Bü­lent Arınç'ın be­ra­be­rin­de­ki Par­la­men­to he­ye­ti­ni oluş­tur­mak üze­re grup­la­rın­ca isim­le­ri bil­di­ri­len mil­let­ve­kil­le­ri­ne iliş­kin Baş­kan­lık tez­ke­re­si Ge­nel Ku­ru­lun bil­gi­si­ne su­nul­du.

Gün­de­min "Ge­nel Gö­rüş­me ve Mec­lis Araş­tır­ma­sı Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ön­gö­rüş­me­ler" kıs­mı­nın 58, 134, 320 ve 346'ncı sı­ra­la­rın­da­ki (10/99), (10/184), (10/384) ve (10/410) esas nu­ma­ra­lı ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı ile il­gi­li Mec­lis araş­tır­ma­sı öner­ge­le­ri­nin ön gö­rüş­me­le­ri­nin Ge­nel Ku­ru­lun 27/3/2007 Sa­lı gün­kü bir­le­şi­min­de bir­leş­ti­ri­le­rek bir­lik­te ya­pıl­ma­sı­na ve ay­nı gün­kü bir­le­şim­de ka­nun ta­sa­rı ve tek­lif­le­ri­nin gö­rü­şül­me­si­ne; gün­de­min "Ka­nun Ta­sa­rı ve Tek­lif­le­ri ile Ko­mis­yon­lar­dan Ge­len Di­ğer İş­ler" kıs­mı­nın 432'nci sı­ra­sın­da yer alan 1354 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Tek­li­fi'nin bu kıs­mın 4'ün­cü, 33'ün­cü sı­ra­sın­da yer alan 860 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın 5'in­ci, 60'ın­cı sı­ra­sın­da yer alan 967 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın 6'ncı, 19'un­cu sı­ra­sın­da yer alan 1243 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın 7'nci, 20'nci sı­ra­sın­da yer alan 1245 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın 8'in­ci, 302'nci sı­ra­sın­da yer alan 1080 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın 12'nci, 378'in­ci sı­ra­sın­da yer alan 1263 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın 13'ün­cü, 439'un­cu sı­ra­sın­da yer alan 1361 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın 14'ün­cü sı­ra­sı­na alın­ma­sı­na ve di­ğer iş­le­rin sı­ra­sı­nın bu­na gö­re te­sel­sül et­ti­ril­me­si­ne iliş­kin Da­nış­ma Ku­ru­lu öne­ri­si, ya­pı­lan gö­rüş­me­ler­den son­ra ka­bul edil­di.

De­niz­li Mil­let­ve­ki­li Üm­met Kan­do­ğan, Otu­rum Baş­ka­nı İs­ma­il Alp­te­kin'in tu­tu­muy­la il­gi­li, usul mü­za­ke­re­si ta­le­bi­ni ye­ri­ne ge­tir­me­me­si ne­de­niy­le bir açık­la­ma­da bu­lun­du.

Gün­de­min "Ka­nun Ta­sa­rı ve Tek­lif­le­ri ile Ko­mis­yon­lar­dan Ge­len Di­ğer İş­ler" kıs­mı­nın:

1'in­ci sı­ra­sın­da bu­lu­nan, Ka­mu İha­le Ka­nu­nu­na Ge­çi­ci Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi'nin (2/212) (S. Sa­yı­sı: 305) gö­rüş­me­le­ri, da­ha ön­ce ge­ri alı­nan mad­de­le­re iliş­kin ko­mis­yon ra­po­ru he­nüz gel­me­di­ğin­den,

2'nci sı­ra­sın­da bu­lu­nan, Ba­zı Ka­mu Ala­cak­la­rı­nın Tah­sil ve Ter­ki­ni­ne İliş­kin Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın (1/1030) (S. Sa­yı­sı: 904) gö­rüş­me­le­ri, il­gi­li ko­mis­yon yet­ki­li­le­ri Ge­nel Ku­rul­da ha­zır bu­lun­ma­dı­ğın­dan,

Er­te­len­di.

3'ün­cü sı­ra­sın­da bu­lu­nan, Ge­ce­kon­du Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın (1/1254) (S. Sa­yı­sı: 1266) gö­rüş­me­le­ri­ne de­vam olu­na­rak, çer­çe­ve 2'nci mad­de­ye bağ­lı ge­çi­ci 9'un­cu mad­de­ye ka­dar ka­bul edil­di.

Sa­at 18.19'da top­lan­mak üze­re, üçün­cü otu­ru­ma 18.06'da son ve­ril­di.

İs­ma­il Alp­te­kin

 

 

TBMM Baş­ka­nı Ve­ki­li

 

 

 

Bay­ram Öz­çe­lik

Ya­şar Tü­zün

 

Bur­dur

Bi­le­cik

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

Dör­dün­cü Otu­rum

Gün­de­min "Ka­nun Ta­sa­rı ve Tek­lif­le­ri ile Ko­mis­yon­lar­dan Ge­len Di­ğer İş­ler" kıs­mı­nın:

3'ün­cü sı­ra­sın­da bu­lu­nan, Ge­ce­kon­du Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı (1/1254) (S. Sa­yı­sı: 1266) gö­rüş­me­le­ri ta­mam­la­na­rak,

4'ün­cü sı­ra­sın­da bu­lu­nan, Bur­sa Mil­let­ve­kil­le­ri Fa­ruk Çe­lik ve Mus­ta­fa Dün­dar'ın, Top­lu Ko­nut Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Tek­li­fi (2/945) (S. Sa­yı­sı: 1354) ya­pı­lan gö­rüş­me­ler­den son­ra,

Ka­bul edil­di.

27 Mart 2007 Sa­lı gü­nü sa­at 15.00'te top­lan­mak üze­re, bir­le­şi­me 20.01'de son ve­ril­di.

Nev­zat Pak­dil

 

 

Baş­kan Ve­ki­li

 

 

 

Bay­ram Öz­çe­lik

Ah­met Kü­çük

 

Bur­dur

Ça­nak­ka­le

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

No.: 109

II. - GE­LEN KÂĞIT­LAR

23 Mart 2007 Cu­ma

Ta­sa­rı­lar

1.- Tür­ki­ye ile Mı­sır Ara­sın­da Do­ğal Gaz Ala­nın­da İş­bir­li­ği­ne İliş­kin Mu­ta­ba­kat Zap­tı­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı (1/1336) (Sa­na­yi, Ti­ca­ret, Ener­ji, Ta­biî Kay­nak­lar, Bil­gi ve Tek­no­lo­ji ile Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 16.3.2007)

2.- İs­tik­lal Mar­şı­nın Ka­bu­lü­nü ve Meh­met Akif Er­soy'u An­ma Gü­nü İlan Edil­me­si Hak­kın­da Ka­nun Ta­sa­rı­sı (1/1337) (Millî Eği­tim, Kül­tür, Genç­lik ve Spor ile İçiş­le­ri Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 20.3.2007)

Tek­lif­ler

1.- Di­yar­ba­kır Mil­let­ve­ki­li İr­fan Ri­za Ya­zı­cı­oğ­lu ve 14 Mil­let­ve­ki­li­nin; Ka­mu Gö­rev­le­rin­den Ay­rı­lan­la­rın Ya­pa­ma­ya­cak­la­rı İş­ler Hak­kın­da Ka­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Tek­li­fi (2/978) (Sağ­lık, Ai­le, Ça­lış­ma ve Sos­yal İş­ler Ko­mis­yo­nu­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 14.3.2007)

2.- Ay­dın Mil­let­ve­ki­li Meh­met Me­sut Özak­can ve 3 Mil­let­ve­ki­li­nin; Dört İl­çe Ku­rul­ma­sı ve 190 Sa­yı­lı Ka­nun Hük­mün­de Ka­rar­na­me­nin Eki Cet­vel­ler­de De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fi (2/979) (İçiş­le­ri ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 15.3.2007)

3.- Te­kir­dağ Mil­let­ve­ki­li Enis Tü­tün­cü ve 16 Mil­let­ve­ki­li­nin; Yük­se­köğ­re­tim Ku­rum­la­rı Teş­ki­la­tı Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da­ki Ka­nun Tek­li­fi (2/980) (Millî Eği­tim, Kül­tür, Genç­lik ve Spor ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 16.3.2007)

4.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li Hak­kı Ül­kü ve 17 Mil­let­ve­ki­li­nin; Dev­let Me­mur­la­rı Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fi (2/981) (Ada­let ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 16.3.2007)

5.- An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li Ön­der Sav ve 35 Mil­let­ve­ki­li­nin; 2876 Sa­yı­lı Kül­tür, Dil ve Ta­rih Yük­sek Ku­ru­mu Ka­nu­nu­nun Ba­zı Mad­de­le­ri­nin De­ğiş­ti­ril­me­si­ne ve Kal­dı­rıl­ma­sı­na İliş­kin Ka­nun Tek­li­fi (2/982) (Plan ve Büt­çe ile Millî Eği­tim, Kül­tür, Genç­lik ve Spor Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 16.3.2007)

6.- İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Ala­at­tin Bü­yük­ka­ya ve 4 Mil­let­ve­ki­li­nin; 3.1.2002 Ta­rih­li ve 4733 Sa­yı­lı Tü­tün, Tü­tün Ma­mul­le­ri, Tuz ve Al­kol İş­let­me­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü­nün Ye­ni­den Ya­pı­lan­dı­rıl­ma­sı ile Tü­tün ve Tü­tün Ma­mul­le­ri­nin Üre­ti­mi­ne, İç ve Dış Alım ve Sa­tı­mı­na, 4046 Sa­yı­lı Ka­nun­da ve 233 Sa­yı­lı Ka­nun Hük­mün­de Ka­rar­na­me­de De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fi (2/983) (Plan ve Büt­çe ile Ada­let Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 22.3.2007)

Ra­por­lar

1.- Ka­mu İda­re, Ku­rum ve Ku­ru­luş­la­rın­da Ge­çi­ci İş Po­zis­yon­la­rın­da Ça­lı­şan­la­rın Sü­rek­li İş­çi Kad­ro­la­rı­na ve­ya Söz­leş­me­li Per­so­nel Sta­tü­sü­ne Ge­çi­ril­me­le­ri, Ge­çi­ci İş­çi Ça­lış­tı­rıl­ma­sı ile Ba­zı Ka­nun­lar­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Ta­sa­rı­sı ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1318) (S. Sa­yı­sı: 1366) (Da­ğıt­ma ta­ri­hi: 23.3.2007) (GÜN­DE­ME)

2.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li Bü­lent Ba­ra­ta­lı'nın; 357 sa­yı­lı As­ke­ri Ha­kim­ler Ka­nu­nu­na Bir Ge­çi­ci Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi ve İç­tü­zü­ğün 37 nci Mad­de­si­ne Gö­re Doğ­ru­dan Gün­de­me Alın­ma Öner­ge­si (2/138) (S. Sa­yı­sı: 1367) (Da­ğıt­ma ta­ri­hi: 23.3.2007) (GÜN­DE­ME)

3.- Te­kir­dağ Mil­let­ve­ki­li Enis Tü­tün­cü'nün; Nak­di Taz­mi­nat ve Ay­lık Bağ­lan­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fi ve İç­tü­zü­ğün 37 nci Mad­de­si­ne Gö­re Doğ­ru­dan Gün­de­me Alın­ma Öner­ge­si (2/862) (S. Sa­yı­sı: 1368) (Da­ğıt­ma ta­ri­hi: 23.3.2007) (GÜN­DE­ME)

4.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Meh­met Al­tan Ka­ra­pa­şa­oğ­lu'nun; Ba­zı Ka­nun­lar­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fi ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (2/971) (S. Sa­yı­sı: 1369) (Da­ğıt­ma ta­ri­hi: 23.3.2007) (GÜN­DE­ME)

No.: 110

26 Mart 2007 Pazartesi

Ge­ri Alı­nan Ya­zı­lı So­ru Öner­ge­si

1.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li Ah­met ER­SİN, bir zan­lı­nın ser­best bı­ra­kıl­ma­sı­na iliş­kin Ada­let Ba­ka­nın­dan ya­zı­lı so­ru öner­ge­si­ni 26/3/2007 ta­ri­hin­de ge­ri al­mış­tır (7/20907)

No.: 111

27 Mart 2007 Sa­lı

Ta­sa­rı

1.- Yu­nus Em­re Vak­fı Ka­nu­nu Ta­sa­rı­sı (1/1338) (Dı­şiş­le­ri ; Plan ve Büt­çe ile Mil­li Eği­tim, Kül­tür, Genç­lik ve Spor Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 21.3.2007)

Tek­lif­ler

1.- Sa­kar­ya Mil­let­ve­ki­li Sü­ley­man Gün­düz'ün; Ta­ba­bet ve Şu­aba­tı Sa­nat­la­rı­nın Tar­zı İc­ra­sı­na Da­ir Ka­nu­na Bir Ek Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi (2/984) (Sağ­lık, Ai­le, Ça­lış­ma ve Sos­yal İş­ler Ko­mis­yo­nu­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 15.3.2007)

2.- An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li Tun­cay Er­cenk ve 16 Mil­let­ve­ki­li­nin; 3213 sa­yı­lı Ma­den Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fi (2/985) (Sa­na­yi, Ti­ca­ret, Ener­ji, Ta­bii Kay­nak­lar, Bil­gi ve Tek­no­lo­ji Ko­mis­yo­nu­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 16.3.2007)

3.- Te­kir­dağ Mil­let­ve­ki­li Enis Tü­tün­cü ve 35 Mil­let­ve­ki­li­nin; Kü­çük ve Or­ta Bü­yük­lük­te­ki İş­let­me­le­rin Ma­li Sek­tö­re Olan Borç­la­rı­nın Ye­ni­den Ya­pı­lan­dı­rıl­ma­sı Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fi (2/986) (Sa­na­yi, Ti­ca­ret, Ener­ji, Ta­bii Kay­nak­lar, Bil­gi ve Tek­no­lo­ji ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 16.3.2007)

4.- İz­mir Mil­let­ve­ki­li En­ver Ök­tem ve 11 Mil­let­ve­ki­li­nin; Arı­cı­lık Ka­nu­nu Tek­li­fi (2/987) (Ada­let ile Ta­rım, Or­man ve Kö­yiş­le­ri Ko­mis­yon­la­rı­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 20.3.2007)

5.- Bur­sa Mil­let­ve­ki­li Meh­met Emin Tu­tan ve 2 Mil­let­ve­ki­li­nin; Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Zi­ra­at Ban­ka­sı, Tür­ki­ye Halk Ban­ka­sı Ano­nim Şir­ke­ti ve Tür­ki­ye Em­lak Ban­ka­sı Ano­nim Şir­ke­ti Hak­kın­da Ka­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Tek­li­fi (2/988) (Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu­na) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 21.3.2007)

Ra­por

1.- 1.3.2007 Ta­rih­li ve 5588 Sa­yı­lı Ge­lir Ver­gi­si Ka­nu­nu ve Ba­zı Ka­nun­lar­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun ve Ana­ya­sa­nın 89 un­cu ve 104 ün­cü Mad­de­le­ri Ge­re­ğin­ce Cum­hur­baş­ka­nın­ca Bir Da­ha Gö­rü­şül­mek Üze­re Ge­ri Gön­der­me Tez­ke­re­si ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1331) (S. Sa­yı­sı: 1371) (Da­ğıt­ma ta­ri­hi: 27.3.2007) (GÜN­DE­ME)

Mec­lis Araş­tır­ma­sı Öner­ge­si

1.- Ma­ni­sa Mil­let­ve­ki­li Ha­san ÖREN ve 21 Mil­let­ve­ki­li­nin, Ma­ni­sa-Tur­gut­lu'da ger­çek­leş­ti­ri­le­cek bir ma­den­ci­lik fa­ali­ye­ti­nin çev­re üze­rin­de­ki et­ki­le­ri­nin araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la  Ana­ya­sa­nın 98 in­ci, İç­tü­zü­ğün 104 ve 105 in­ci mad­de­le­ri uya­rın­ca bir Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/430) (Baş­kan­lı­ğa ge­liş ta­ri­hi: 23/3/2007)

 

 

27 Mart 2007 Sa­lı

Bİ­RİN­Cİ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 15.00

BAŞ­KAN: Baş­kan Ve­ki­li Sa­dık YA­KUT

KÂTİP ÜYE­LER: Bay­ram ÖZ­ÇE­LİK (Bur­dur), Ya­şar TÜ­ZÜN (Bi­le­cik)

BAŞ­KAN - Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 80'in­ci Bir­le­şi­mi'ni açı­yo­rum.

III. - Y O K L A M A

BAŞ­KAN - Elek­tro­nik ci­haz­la yok­la­ma ya­pa­ca­ğız.

Yok­la­ma için beş da­ki­ka sü­re ve­re­ce­ğim. Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri­nin oy düğ­me­le­ri­ne ba­sa­rak sa­lon­da bu­lun­duk­la­rı­nı bil­dir­me­le­ri­ni, bu sü­re içe­ri­sin­de elek­tro­nik sis­te­me gi­re­me­yen mil­let­ve­kil­le­ri­nin sa­lon­da ha­zır bu­lu­nan tek­nik per­so­nel­den yar­dım is­te­me­le­ri­ni, bu­na rağ­men sis­te­me gi­re­me­yen üye­le­rin ise, yok­la­ma pu­su­la­la­rı­nı, gö­rev­li per­so­nel ara­cı­lı­ğıy­la, beş da­ki­ka­lık sü­re içe­ri­sin­de Baş­kan­lı­ğa ulaş­tır­ma­la­rı­nı ri­ca edi­yo­rum.

Yok­la­ma iş­le­mi­ni baş­la­tı­yo­rum.

(Elek­tro­nik ci­haz­la yok­la­ma ya­pıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, top­lan­tı ye­ter sa­yı­sı var­dır, gö­rüş­me­le­re baş­lı­yo­ruz.

Gün­de­me geç­me­den ön­ce üç sa­yın mil­let­ve­ki­li­ne gün­dem dı­şı söz ve­re­ce­ğim.

Gün­dem dı­şı ilk söz, Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı Ta­rihî Millî Par­kı'nda ya­pı­lan son de­ği­şik­lik­ler hak­kın­da söz is­te­yen Ça­nak­ka­le Mil­let­ve­ki­li İb­ra­him Köş­de­re'ye ait­tir.

Bu­yu­run Sa­yın Köş­de­re. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

IV. - BAŞ­KAN­LI­ĞIN GE­NEL KU­RU­LA SU­NUŞ­LA­RI

A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

1.- Ça­nak­ka­le Mil­let­ve­ki­li İb­ra­him Köş­de­re'nin, Ça­nak­ka­le Sa­va­şı'nı zi­ya­ret­çi­le­re da­ha iyi ve da­ha bi­linç­li an­lat­mak ama­cıy­la Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı Ta­rihî Millî Par­kı'nda ya­pı­lan son de­ği­şik­lik­le­re iliş­kin gün­dem dı­şı ko­nuş­ma­sı ve Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man Pe­pe'nin ce­va­bı

İB­RA­HİM KÖŞ­DE­RE (Ça­nak­ka­le) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rı­mız; Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı Ta­rihî Millî Par­kı'nda ya­pı­lan son de­ği­şik­lik­ler­le il­gi­li söz al­mış bu­lun­mak­ta­yım.

Ge­li­bo­lu Millî Par­kı, hâlen, Millî Park için­de­ki bü­tün uy­gu­la­ma­la­rıy­la Millî Park Uzun Dev­re Ge­li­şim Pla­nı ve il­gi­li ya­sa ve yö­net­me­lik­ler çer­çe­ve­sin­de sür­dü­rül­mek­te­dir. Bu uy­gu­la­ma­lar kap­sa­mın­da bir di­zi ana pro­je ve bun­la­rın alt pro­je­le­ri ön­gö­rül­mek­te­dir. Millî Park'ın ta­nı­tı­mı­na iliş­kin ser­gi sa­lo­nu, sa­tış bi­ri­mi, si­ne­ma sa­lo­nu, top­lan­tı sa­lo­nu, kü­tüp­ha­ne, ka­fe­ter­ya gi­bi bö­lüm­le­rin yer al­dı­ğı Kil­ye Ko­yu Ana Ta­nı­tım Mer­ke­zi ta­mam­la­na­rak, 18 Mart 2005 ta­ri­hin­de kul­la­nı­ma açıl­mış­tır.

Şe­hit­ler Pro­je­si kap­sa­mın­da, 28 adet şü­he­da kab­ris­ta­nın­dan So­ğan­lı­de­re, Şa­hin­de­re, Ko­ca­de­re, Has­ta­ne ve Ana­far­ta­lar Köy Şe­hit­li­ği 2005 yı­lın­da ya­pı­la­rak, zi­ya­ret­çi­le­rin iz­le­ni­mi­ne ve hiz­me­ti­ne su­nul­muş­tur.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı'yla il­gi­li yap­mış ol­du­ğu­muz bu gü­zel eser­le­ri, Al­lah he­pi­mi­ze bir­lik­te na­sip et­ti. İk­ti­da­rıy­la mu­ha­le­fe­tiy­le ge­çir­miş ol­du­ğu­muz ya­sa çer­çe­ve­sin­de, Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı'nda­ki bü­yük ih­ma­lin yıl­lar son­ra biz­le­re na­sip ol­ma­sı, bü­yük bir te­sa­düf de­ğil­dir. Bu, te­sa­düf­ten zi­ya­de, şe­hit­le­ri an­ma ve şe­hit­le­rin ru­hu­nu şad et­me adı­na alın­mış bir ira­de­dir. Bu ira­de­yi koy­ma adı­na biz­le­re bü­yük des­tek ve­ren baş­ta Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mız Re­cep Tay­yip Er­do­ğan, ba­kan­la­rı­mız, Çev­re-Or­man Ba­ka­nı­mız, Dev­let Ba­ka­nı­mız, Kül­tür Ba­ka­nı­mız ve bu ba­kan­lık­lar­da ça­lı­şan bü­rok­rat­la­rın çok bü­yük eme­ği ve des­te­ği ol­muş­tur ve ol­mak­ta­dır. Son za­man­lar­da, bu şe­hit­lik­ler­de yap­mış ol­du­ğu­muz pro­je­le­ri peş pe­şe bi­tir­me­nin mut­lu­lu­ğu­nu Ça­nak­ka­le hal­kı­mız ola­rak biz­ler pay­la­şı­yo­ruz. An­cak, bu şe­hit­lik­le­re git­me ar­zu­su­nu du­yan 81 il­de­ki va­tan­daş­la­rı­mı­za ve yurt dı­şın­dan ge­len mi­sa­fir­le­ri­mi­ze, da­ha iyi ko­şul­lar­da ge­zip gör­me ve o sa­vaş anı­la­rı­nı ya­şat­ma adı­na gü­zel ça­lış­ma­la­rı­mız de­vam et­mek­te olup ve yıl­lar geç­tik­çe zi­ya­ret­çi­le­ri­mi­zin ço­ğal­ma­sın­dan ve hat­ta, ge­çen se­ne re­kor se­vi­ye­ye doğ­ru ulaş­tı­ğı­mız 3 mil­yon zi­ya­ret­çi­nin ge­lip zi­ya­ret et­me­sin­den Ça­nak­ka­le hal­kı­mı­zın mem­nu­ni­ye­ti­ni ben bu­ra­dan ifa­de et­mek is­ti­yo­rum.

Alan kı­la­vuz­lu­ğuy­la il­gi­li bu­ra­ya ge­len, şe­hit­le­ri­mi­zin, da­ha ra­hat, bi­linç için­de, söz bir­li­ği için­de alan kı­la­vuz­la­rı­mı­zın ver­miş ola­cak­la­rı bil­gi­ler çer­çe­ve­sin­de ta­rih bi­lin­ciy­le do­na­tıl­mış, Ça­nak­ka­le Sa­vaş­la­rı­nın olu­şu­mun­dan ve so­nu­cu­na ka­dar da­ha iyi bil­gi­len­di­ril­me­si için, bu­ra­dan, yi­ne, Ça­nak­ka­le mil­let­ve­kil­le­ri ola­rak, biz­ler bir ya­sa çı­kar­dık, bu ya­sa­da bü­yük des­te­ği­niz ol­du. Bu des­te­ği­niz­den do­la­yı, bir da­ha, bu mil­le­tin kür­sü­sün­den, siz­le­rin hu­zu­run­da te­şek­kür et­mek is­ti­yo­rum. Bu Alan Kı­la­vuz­lu­ğu Ya­sa­sı'ndan is­ti­fa­de eden baş­ta Ece­abat, Ge­li­bo­lu ve Ça­nak­ka­le Mer­kez ol­mak üze­re eği­tim alan, kurs alan kar­deş­le­ri­miz, 189 ki­şi, bi­linç­li prog­ram için­de ya­pı­lan sı­nav­lar so­nu­cun­da kim­lik­le­ri­ni ka­zan­mış; ar­tık, bun­dan son­ra bü­tün de­ne­tim ve bil­gi­len­dir­me­yi, Ça­nak­ka­le Sa­vaş­la­rıy­la il­gi­li gü­zel an­la­tı­mı­nı, ge­len mi­sa­fir­le­ri­mi­ze da­ha iyi, bi­linç­li an­lat­ma açı­sın­dan gü­zel bir hiz­met ol­du­ğu ka­na­atin­de­yim. An­cak, bu hiz­met­ler, ta­lep edil­di­ği tak­dir­de hiz­me­tin so­nu­cu­dur. Şim­di, bi­zim Çev­re ve Or­man Ba­kan­lı­ğı­mı­zın Millî Park­lar Ge­nel Mü­dür­lü­ğü­müz ka­na­lıy­la Kil­ye Ko­yu'nda Ana Ta­nı­tım Mer­ke­zi iha­le­si ya­pıl­mış; yi­ye­cek, içe­cek, sos­yal imkân ve sos­yal te­sis­ler­le do­na­tı­lan bu yer­den ve­ri­len hiz­met­le­rin kar­şı­lı­ğı, hiç­bir za­man, alan kı­la­vuz­lu­ğu be­de­li dı­şın­da, şe­hit­lik­le­re gi­riş üc­re­ti de­ğil­dir. Ma­ale­sef, 18 Mart 2007'de Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mı­zın, ba­kan­la­rı­mı­zın ve mil­let­ve­kil­le­ri­mi­zin onur­lan­dır­dı­ğı, bi­zim zi­ya­ret­le­ri­miz­den son­ra bir ga­ze­te­de, efen­dim, "Ayak­bas­tı pa­ra­sı" di­ye bir baş­lık atıl­mış­tı. Bi­zi son de­re­ce, de­rin­den üz­müş­tür. Hiç­bir ta­le­bin be­de­li yok­tur. Alan kı­la­vuz­lu­ğu nok­ta­sın­da, alan kı­la­vuz­lu­ğu ta­lep eden­ler­den 105 mil­yon li­ra bir be­del, alan kı­la­vu­zu is­te­yen­ler­den o üc­ret alın­mak­ta­dır. Bu­nun, bu­ra­dan doğ­ru­su­nun bi­lin­me­si­ni de is­ti­yo­ruz.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Köş­de­re, lüt­fen to­par­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run.

İB­RA­HİM KÖŞ­DE­RE (De­vam­la) - De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, Ça­nak­ka­le'miz ve şe­hit­lik­ler şa­nı­na ya­kı­şır gü­zel hiz­met­ler­le do­na­tıl­mış ve biz­ler Ça­nak­ka­le mil­let­ve­kil­le­ri ola­rak, siz­le­ri her za­man Ça­nak­ka­le mi­sa­fir­per­ver­li­ği­ni gös­ter­mek ve Ça­nak­ka­le'mi­zi ta­nıt­mak ve Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı'nı gez­mek üze­re bek­li­yor, he­pi­ni­ze de say­gı­la­rı­mı ve sev­gi­le­ri­mi su­nu­yo­rum.

Te­şek­kür ede­rim. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Köş­de­re.

Gün­dem dı­şı ko­nuş­ma­ya, Hükûmet adı­na, Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man Pe­pe ce­vap ve­re­cek­ler­dir.

Bu­yu­run Sa­yın Ba­kan. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AH­MET KÜ­ÇÜK (Ça­nak­ka­le) - Per­şem­be gü­nü de ce­vap bek­li­yo­ruz Sa­yın Ba­kan.

ÇEV­RE VE OR­MAN BA­KA­NI OS­MAN PE­PE (Ko­ca­eli) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Ça­nak­ka­le Mil­let­ve­ki­li ar­ka­da­şı­mı­zın, Ge­li­bo­lu Ta­rihî Millî Par­kı'nda son üç yıl içe­ri­sin­de ger­çek­leş­ti­ri­len ça­lış­ma­lar­la ala­ka­lı yap­mış ol­du­ğu ko­nuş­ma­ya ce­vap ver­mek için hu­zur­la­rı­nız­da­yım.

Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mı­zın, cum­hu­ri­ye­tin 100'ün­cü yı­lı mü­na­se­be­tiy­le, 18 Mart Ça­nak­ka­le De­niz Za­fe­ri'nin yıl dö­nü­mü mü­na­se­be­tiy­le, Ge­li­bo­lu Ta­rihî Millî Par­kı'nda, şe­hit­le­ri­mi­ze, ta­ri­hi­mi­ze ge­rek­li olan say­gı­nın, hür­me­tin ge­re­ği ola­rak, ora­da­ki şe­hit­le­ri­mi­zin aziz ha­tı­ra­la­rı­na ge­rek­li has­sa­si­ye­tin gös­te­ril­me­si nok­ta­sın­da ver­miş ol­duk­la­rı ta­li­mat­la, millî park olan bu alan­da biz ça­lış­ma­la­rı­mı­zı hız­lan­dır­dık. Ça­lış­ma­la­rı­mız, Dev­let Ba­ka­nı Be­şir Ata­lay'ın or­ga­ni­zas­yo­nun­da, Ba­kan­lık ola­rak baş­ta bi­zim ve Kül­tür Tu­rizm Ba­kan­lı­ğıy­la bir­lik­te üç yıl içe­ri­sin­de yap­mış ol­du­ğu­muz ça­lış­ma­lar­la, Ge­li­bo­lu Ta­rihî Millî Par­kı ne­re­den ne­re­ye gel­di.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, Ge­li­bo­lu Ta­rihî Millî Par­kı'nda, 33 adet, Fran­sız, İn­gi­liz ve An­zak­la­rın abi­de­le­ri var, me­zar­lık­la­rı var. Bü­tün bu anıt­la­rı­nı, bü­tün bu me­zar­lık­la­rı­nı, 1930 yı­lın­da en mü­kem­mel şe­kil­de yap­mış­lar. Bun­lar için ora­da bir ida­re kur­muş­lar, mi­mar­lar bu­lun­du­ru­yor­lar, her tür­lü uz­ma­nı bu­lun­du­ru­yor­lar. En kü­çük bo­ya­sın­da bir çi­zil­me ol­sa, ken­di me­zar­la­rı­na toz kon­dur­mu­yor­lar. Ama, Ça­nak­ka­le'yi ge­çil­mez ya­pan Meh­met­çi­ğin aziz ha­tı­ra­sı uzun yıl­lar ka­de­riy­le baş ba­şa kal­dı. Ko­ca bir ta­rih, muh­te­şem şan­lı bir say­fa, ora­da, âde­ta, kül­le­rin al­tın­da, toz­la­rın al­tın­da kal­dı. Sa­de­ce ve sa­de­ce bir ulu­sal ga­ze­te­nin ön­der­li­ğin­de, Şe­hit­ler Abi­de­si ve 57'nci Alay Şe­hit­li­ği dü­zen­le­me­si ya­pıl­mış­tı. Bi­zim, Ge­nel­kur­ma­yı­mız­la bir­lik­te yap­mış ol­du­ğu­muz ça­lış­ma­lar doğ­rul­tu­sun­da, Şev­ki Pa­şa Ha­ri­ta­sı, böl­ge­yi en iyi bi­len, en iyi ta­nım­la­yan, en iyi ta­rif eden, ne­re­de ne ol­du­ğu­nu en iyi gös­te­ren Şev­ki Pa­şa Ha­ri­ta­sı'na gö­re 28 adet Türk şe­hit­li­ği tes­pit edil­di.

Millî Park'ın gi­ri­şin­de Kil­ye Ko­yu'ndan işe baş­la­dık. Ora­da, ger­çek­ten çağ­daş bir ta­nı­tım mer­ke­zi kur­duk. Yol­la­rın, ka­le­le­rin, tab­ya­la­rın, şe­hit­lik­le­rin, Ge­li­bo­lu'nun, evet, ger­çek­ten çeh­re­si­ni de­ğiş­tir­dik. Öy­le ki, da­ha ön­ce, ya­ni bun­dan üç dört yıl ön­ce yıl­da 250 bin zi­ya­ret­çi alan Ge­li­bo­lu Millî Par­kı zi­ya­ret­çi sa­yı­sı­nı 3 mil­yo­na çı­kart­tı. Sa­de­ce bu ra­kam, ne­re­den ne­re­ye gel­di­ği­mi­zi gös­te­ri­yor. El­bet­te ki, 250 bi­nin 3 mil­yo­na gel­me­si, böl­ge­ye müt­hiş bir can­lı­lık, eko­no­mik ola­rak, sos­yal ola­rak müt­hiş bir ak­ti­vi­te ge­tir­di. Mu­hak­kak ki, böl­ge­de­ki ya­pı­lan ça­lış­ma­lar he­nüz ik­mal edil­miş de­ğil­dir. An­cak, biz, böl­ge­de­ki Ge­li­bo­lu Ta­rihî Millî Par­kı'nda­ki ça­lış­ma­la­rı­mı­zı önü­müz­de­ki ay­lar içe­ri­sin­de in­şal­lah ik­mal ede­ce­ğiz.

Bi­zim he­de­fi­miz şu­dur: Ça­nak­ka­le'yi ge­çil­mez ya­pan ru­hu, ço­cuk­la­rı­mı­zın, genç­le­ri­mi­zin öğ­ren­me­si­ni, haz­met­me­si­ni, ta­rih­le­ri­ni, ata­sı­nı, de­de­si­ni ta­nı­ma­sı­nı is­ti­yo­ruz.

GÜ­ROL ER­GİN (Muğ­la) - On­la­rı ta­nı­yo­ruz da, top­rak­la­rı pa­ray­la gâvu­ra sa­tı­yo­ruz Sa­yın Ba­kan.

BAŞ­KAN - Sa­yın Er­gin, lüt­fen…

ÇEV­RE VE OR­MAN BA­KA­NI OS­MAN PE­PE (De­vam­la) - Biz, Ge­li­bo­lu Ta­rihî Millî Par­kı'nı gez­di­ği­miz za­man, şe­hit­lik­ler­de­ki ya­pı­lan tes­pit­ler­de 60 bin­den da­ha faz­la şe­hi­di­mi­zin ora­da is­mi­ni gö­rü­yo­ruz. Bu 60 bin, is­mi tes­pit edil­miş olan şe­hi­di­miz, ül­ke­mi­zin 81 ilin­den o böl­ge­de, evet, şe­hit var. Sa­de­ce 81 il­den de­ğil, Mi­sa­kı­millî'nin dı­şın­da kal­mış olan il­ler­den de var. Bun­la­rı top­la­dı­ğı­mız za­man, ic­ma­li­ni yap­tı­ğı­mız za­man, 130 vi­la­yet­ten, Ça­nak­ka­le Ge­li­bo­lu Ta­rihî Millî Par­kı'nda, şe­hit­lik­ler­de bi­zim şe­hit­le­ri­mi­zin ol­du­ğu­nu gö­rü­yo­ruz. As­lın­da ora­ya gi­dip ba­kıl­dı­ğı za­man ora­dan alı­na­cak ders, ora­dan alı­na­cak ib­ret şu­dur: Tür­ki­ye'yi böl­mek ve par­ça­la­mak is­te­yen­le­re kar­şı Tür­ki­ye'nin 7 böl­ge­sin­den, 81 ilin­den bir cep­he­de kar­şı du­rul­muş­tur. İş­te, bu­gün, genç­le­ri­mi­zin, ço­cuk­la­rı­mı­zın ora­dan ala­cak ol­duk­la­rı ders: Bu va­tan top­ra­ğı aziz­dir, bu mil­let ken­di­si­ne kar­şı ya­pı­lan hak­sız­lık­la­ra kar­şı ca­nı­nı se­ve se­ve ver­me­si­ni bil­miş bü­yük bir mil­let­tir. Ça­nak­ka­le'de ya­zı­lan des­ta­nın ön sö­zün­de bu ya­zı­yor. Ça­nak­ka­le, el­bet­te ki, sı­ra­dan bir za­fer de­ğil, ora­da ay­nı za­man­da Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin ön sö­zü ya­zıl­dı. Mus­ta­fa Ke­mal ilk ola­rak ora­dan ta­rih sah­ne­si­ne çık­mış ve Ça­nak­ka­le ka­ra sa­vaş­la­rı­nın, de­niz sa­vaş­la­rı­nın ka­za­nıl­ma­sın­da çok et­kin bir rol oy­na­mış­tır. İş­te, bi­zim, bu­gü­ne ka­dar yap­mış ol­du­ğu­muz ça­lış­ma­la­rın ve bun­dan son­ra da yap­ma­yı sür­dür­me­yi dü­şün­müş ol­du­ğu­muz ça­lış­ma­la­rın özün­de, esa­sın­da, te­me­lin­de ya­tan se­bep, bir mil­let ta­ri­hi­ni bi­lir­se, bir mil­let ta­ri­hiy­le ba­rı­şık olur­sa, bir mil­let ta­ri­hi­nin, evet, ne­re­den na­sıl ge­lip ne­re­ye doğ­ru git­mek mec­bu­ri­ye­tin­de ol­du­ğu­nu, ya­ni bi­zim kö­kü­mü­zün, ma­zi­mi­zin ne ol­du­ğu­nu iyi bi­lir­sek, ya­rın­dan en­di­şe­miz, kor­ku­muz ol­maz. Ya­pı­lan ça­lış­ma­la­rın öze­ti bu­dur. İş­te, Ça­nak­ka­le, Ge­li­bo­lu ve Tür­ki­ye, böy­le gü­zel bir ese­ri, üç yıl içe­ri­sin­de ya­pı­lan ça­lış­ma­lar­la ka­zan­mış olu­yor. İna­nı­yo­rum ki, bu ça­lış­ma­lar ik­mal edil­di­ği za­man, yıl­da 5 mil­yon ci­va­rın­da zi­ya­ret­çiy­le, Ta­rihî Ge­li­bo­lu Millî Par­kı sa­de­ce Ana­do­lu ya­ka­sın­da­ki Tru­va Millî Par­kı de­ğil, Ge­li­bo­lu Millî Par­kı, böl­ge­de­ki bü­tün zen­gin­lik­ler, bi­zim in­sa­nı­mı­zın ve yurt dı­şın­dan ge­le­cek olan mi­sa­fir­le­rin, zi­ya­ret­çi­le­rin, tu­rist­le­rin hiz­me­ti­ne en iyi şe­kil­de su­nu­la­cak ve bu­ra­sı, âde­ta, Tür­ki­ye'nin yüz akı bir pro­je ola­rak, Tür­ki­ye'nin ta­nı­tı­mı­na, Tür­ki­ye ta­ri­hi­nin ta­nı­tı­mı­na çok önem­li kat­kı ve­re­cek bir pro­je­dir.

Hükûmet ola­rak baş­ta Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mı­zın üze­rin­de has­sa­si­yet­le dur­du­ğu ve çok ya­kın­dan ta­kip et­ti­ği bu pro­je­ye eme­ği ge­çen her­ke­se te­şek­kür edi­yo­rum. Siz de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rı­mı­za da bu ve­si­ley­le say­gı­la­rı­mı su­nu­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Ba­kan.

Gün­dem dı­şı ikin­ci söz, bak­kal es­na­fı­nın so­run­la­rı ile il­gi­li söz is­te­yen İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Ber­han Şim­şek'e ait­tir.

Bu­yu­run Sa­yın Şim­şek. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

2.- İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Ber­han Şim­şek'in, son yıl­lar­da­ki eko­no­mik kriz­ler ile bü­yük mar­ket­le­rin şe­hir mer­kez­le­ri­ne gir­me­le­ri­ne ve üre­ti­ci fir­ma­la­rın bak­kal­la­ra ay­rı, sü­per­mar­ket­le­re ay­rı fi­yat uy­gu­la­ma­sı ne­de­niy­le bak­kal es­na­fı­nın so­run­la­rı­na ve Dün­ya Ti­yat­ro­lar Gü­nü mü­na­se­be­tiy­le, Dev­let Ti­yat­ro­la­rı'nda­ki sı­kın­tı­la­ra iliş­kin gün­dem dı­şı ko­nuş­ma­sı

BER­HAN ŞİM­ŞEK (İs­tan­bul) - Te­şek­kür ede­rim.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; bak­kal­la­rı­mı­zın ve es­naf­la­rı­mı­zın so­run­la­rı hak­kın­da gün­dem dı­şı söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Yü­ce Mec­li­si say­gıy­la se­lam­la­rım.

Gün­de­me geç­me­den ön­ce, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu­gün ay­nı za­man­da Dün­ya Ti­yat­ro Gü­nü. Tüm ti­yat­ro sa­nat­çı­sı ar­ka­daş­la­rı­mın, ti­yat­ro emek­çi­le­ri­nin ve ti­yat­ro se­ven­le­rin Dün­ya Ti­yat­ro Gü­nü'nü kut­lu­yo­rum. Dün­ya Ti­yat­ro Gü­nü'nde, Dev­let Ti­yat­ro­su üze­rin­de­ki, bu sa­nat ku­ru­mu­nun üze­rin­de­ki bas­kı­la­rı da bu­ra­dan kay­gıy­la iz­le­di­ği­mi ifa­de et­mek is­ti­yo­rum. Dev­let Ti­yat­ro­la­rı, Dün­ya Ti­yat­ro Gü­nü'nde, çağ­daş sa­nat ku­ru­mu­na hiç ya­kış­ma­ya­cak, san­sür­le­rin uy­gu­lan­dı­ğı, ça­lı­şan­la­rı­na kar­şı bas­kı ve sin­dir­me  po­li­ti­ka­la­rı­nın ya­şan­dı­ğı, vekâlet­le yö­ne­ti­len bir ku­rum gö­rü­nü­mün­de. Yi­ne Ti­yat­ro Gü­nü'nde, Ata­türk Kül­tür Mer­ke­zi gi­bi önem­li bir kül­tür mer­ke­zi­nin yı­kıl­mak is­ten­di­ği­ne de şa­hit olu­yo­ruz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ti­yat­ro ya­şam­dır, en et­ki­li kül­tür ak­ta­rı­mı­dır. De­mok­ra­si kül­tü­rü­nün bir sa­nat kül­tü­rü ola­rak al­gı­lan­ma­sı ve sa­na­tın ırk­çı­lık ve dog­ma­lar­dan uzak bir ya­şam fel­se­fe­si hâli­ne ge­ti­ri­le­bil­me­si ge­rek­ti­ği­ni ti­yat­roy­la fark ede­bi­li­riz. Ti­yat­ro ol­ma­dan kül­tür ol­maz.

Evet de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bak­kal ol­ma­dan da ma­hal­le ol­maz ve ma­hal­le,  ma­hal­le­de­ki sos­yal iliş­ki­ler ek­sik ka­lır. Bak­kal, ma­hal­le­nin sön­me­yen ışı­ğı­dır, sos­yal ko­ru­yu­cu­su­dur. Es­naf-sa­natkâr, halk için­de, halk­la be­ra­ber ya­şa­yan ke­sim­dir. Es­naf-sa­natkâr iş ye­ri­nin bu­lun­ma­dı­ğı so­kak ıs­sız­dır. Es­naf- sa­natkâr, so­ka­ğı ko­rur ve bir ha­re­ket ka­zan­dı­rır. Cüz­da­nın­da hiç pa­ra­sı bu­lun­ma­yan müş­te­ri bi­le gün­lük ih­ti­ya­cı­nı bak­kal­dan kar­şı­la­ya­bi­lir. Bak­kal, ma­hal­le­nin ban­ka­sı­dır. Ve­re­si­ye yön­te­mi, özel­lik­le kriz için­de­ki bir eko­no­mi­de, hal­kın ra­hat­la­ma­sı için önem­li bir yol­dur. Son za­man­lar­da, bak­kal­la­rın ve­re­si­ye def­ter­le­ri­nin ye­ri­ni kre­di kart­la­rı al­dı. Es­ki­den ve­re­si­ye def­te­ri do­lu idi, şim­di kre­di kart­la­rı dol­du. Kre­di kar­tı li­mi­ti do­lan, al­dı­ğı kre­di kar­tı borç­la­rı­nı öde­ye­me­di­ği için kre­di kart­la­rı ip­tal edi­len yurt­taş­la­rı­mız ye­ni­den bak­kal­la­ra koş­ma­ya baş­la­dı­lar son dö­nem­de, ya­ni özel­lik­le Hükûme­ti­ni­zin dö­ne­min­de. Bak­kal ile müş­te­ri ara­sın­da gü­ve­ne da­ya­lı sa­mi­mi ve sı­cak bir iliş­ki var­dır. Ma­hal­le sa­ki­ni, ge­rek­ti­ğin­de evi­nin anah­ta­rı­nı bak­ka­la bı­ra­kır, ço­cu­ğu­nu bak­ka­la ema­net eder, bir şe­ye ih­ti­ya­cı ol­du­ğun­da ilk ak­la ge­len "bak­kal am­ca"dır. Ya­ni bak­kal es­na­fı, ma­hal­le­nin öte­sin­de, ai­le­nin bir par­ça­sı ve sos­yal ko­ru­ma­cı­dır.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; Tür­ki­ye'de, 1995 yı­lın­da 600 bin bak­kal var iken, şu an­da bu sa­yı 250 bi­ne in­miş­tir. Bu­nun en önem­li ne­de­ni, sü­per­mar­ket­le­rin ku­ral­sız bir şe­kil­de her yer­de açıl­ma­sı­dır. Bak­kal­lar, son yıl­lar­da­ki eko­no­mik kriz­ler, bü­yük mar­ket­le­rin şe­hir mer­kez­le­ri­ne gir­me­le­ri, üre­ti­ci fir­ma­la­rın bak­kal­la­ra ay­rı sü­per­mar­ket­le­re ay­rı fi­yat uy­gu­la­ma­sı ne­de­niy­le çok sı­kın­tı­lı gün­ler ya­şı­yor­lar.

Ba­kın, elim­de bir bak­kal oda­sı baş­ka­nı­nın mek­tu­bu var; di­yor ki: "2005 ve 2006 yıl­la­rın­da oda­dan kay­dı­nı sil­di­ren es­naf sa­yı­sı 847. Tür­ki­ye'de ala­nı 100 met­re ka­re­nin üze­rin­de hi­per ve sü­per­mar­ket sa­yı­sı 1998 yı­lın­da 2.135 iken, bu sa­yı 2006 yı­lın­da 5 bi­ne ulaş­mış­tır. 1995 yı­lın­da 2.500 met­re ka­re üze­rin­de olan hi­per ve gros­mar­ket­le­rin sa­yı­sı 37 iken, bu­gün 469'a ulaş­mış­tır." Bu ra­kam­lar, bak­ka­lın, es­na­fın yok ol­ma­sı­nın, fa­kir­leş­me­si­nin bir gös­ter­ge­si­dir. Son yıl­lar­da de­ne­tim­siz bir şe­kil­de açı­lan bü­yük mar­ket­ler, gros­mar­ket­ler, hi­per­mar­ket­ler, el­li­yi aşan es­naf ve sa­natkâr mes­lek da­lı­nın yok ol­ma­sı­na ne­den ol­mak­ta­dır. Yok olan, fa­kir­le­şen mes­lek dal­la­rı ara­sın­da, bak­kal­lık, ma­nav­lık, ka­sap­lık, ku­ru ye­miş­çi­lik, bak­li­yat­çı­lık, ba­ha­rat­çı­lık, ve­sa­ire sa­ya­bi­li­riz.

He­men he­men hal­kın te­mel ih­ti­yaç­la­rı­nın hep­si­ne bir­den ürün ve hiz­met su­nan bu mar­ket­ler, pi­ya­sa­nın bü­yük bir bö­lü­mü­ne hâkim ol­mak­ta ve te­kel­leş­me ya­rat­mak­ta­dır. Bak­kal­lar, sü­per­mar­ket­ler kar­şı­sın­da hak­sız re­ka­bet ko­şul­la­rıy­la ya­rış­mak­ta­dır. Sa­na­yi Ba­kan­lı­ğı­nın İn­ter­net si­te­sin­de, Baş­ba­kan­lı­ğa gön­de­ri­len ya­sa ta­sa­rı­la­rı ara­sın­da, Bü­yük Ma­ğa­za­lar Ka­nun Ta­sa­rı­sı da bu­lun­mak­ta­dır. As­lın­da bu ya­sa, 17/12/2006 ta­ri­hin­de, Tür­ki­ye Bak­kal­lar ve Ba­yi­ler Fe­de­ras­yo­nu ta­ra­fın­dan Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı­na su­nul­muş­tur. O ta­rih­ten bu­gü­ne ka­dar, bu ko­nu­da hiç­bir ge­liş­me ol­ma­mış­tır. Hükûmet ola­rak, es­naf ör­gü­tü­nü ele ge­çir­mek amaç­lı yap­tı­ğı­nız ça­lış­ma­lar, ma­ale­sef, es­na­fın so­run­la­rı­nı çöz­me ko­nu­sun­da gös­te­ril­me­miş­tir. Bü­yük Ma­ğa­za­lar Ka­nun Ta­sa­rı­sı gün­de­me alın­ma­mış­tır. Sü­per­mar­ket­le­rin kar­şı­sın­da bak­kal­lar "tav­şa­na kaç ta­zı­ya tut" an­la­yı­şı­na tes­lim edil­di. Ana­ya­sa'nın 173'ün­cü mad­de­sin­de "Dev­let, es­naf ve sa­natkârı ko­ru­yu­cu ve des­tek­le­yi­ci ted­bir­le­ri alır." den­mek­te­dir.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Şim­şek, lüt­fen to­par­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

BER­HAN ŞİM­ŞEK (De­vam­la) - Te­şek­kür ede­rim.

Bü­yük Ma­ğa­za­lar Ka­nun Ta­sa­rı­sı'nın sü­men al­tı edi­le­rek, oy al­dı­ğı­nız es­na­fın, bak­ka­lın, KO­Bİ'le­rin de­ğil, sü­per­mar­ket lo­bi­le­ri­nin, ulus­la­ra­ra­sı pe­ra­ken­de dev­le­ri­nin ik­ti­da­rı ol­du­nuz. Sa­yın Ge­nel Baş­ka­nın söy­le­di­ği gi­bi, ik­ti­da­rı­mız­da, es­na­fın ve KO­Bİ'le­rin ik­ti­da­rı ola­ca­ğız, lo­bi­le­rin de­ğil. Es­na­fa "ya­sa­yı çı­kar­dık" di­yor­su­nuz ve es­naf bu­nu bek­ler­ken, bü­yük şir­ket­ler­le bu an­laş­ma­lar ya­pı­lı­yor ve "is­te­di­ği­niz yer­de bü­yük hi­per­mar­ket­ler açı­la­bi­lir" di­yor­su­nuz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Al­man­ya'da Ti­ca­ret Ka­nu­nu'nun 11'in­ci mad­de­si­ne gö­re sü­per­mar­ket­le­rin şe­hir mer­kez­le­ri­ne açıl­ma­sı ya­sak­tır. Fran­sa'da bu­na ben­zer bir dü­zen­le­me var. ABD'de bu yön­de dü­zen­le­me­ler var. Kent mer­kez­le­rin­de açı­lan bü­yük ma­ğa­za­lar sa­de­ce es­na­fa za­rar ver­mi­yor, ay­nı za­man­da ken­tin do­ku­su­na, tra­fi­ği­ne, ula­şı­mı­na da za­rar ve­ri­yor.

Sa­yın Ba­kan Coş­kun, ya­sa ta­sa­rı­sıy­la il­gi­li yap­tı­ğı bir açık­la­ma­da: "Av­ru­pa'da ne var­sa onu ge­ti­ri­yo­ruz. Ora­da var, ama Tür­ki­ye'de ne­den ol­ma­sın? Ola­maz ar­ka­daş." di­yor. Doğ­ru söy­lü­yor. Bak­kal, es­naf, Tür­ki­ye sa­hip­siz de­ğil, de­miş­tir; de­miş­tir ama, ma­ale­sef laf­ta kal­mış­tır.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım -to­par­lı­yo­rum Sa­yın Baş­kan- son gün­le­ri­ne yak­laş­tı­ğı­mız se­çim ari­fe­sin­de ya­şa­nan­la­rı hep be­ra­ber gö­rü­yo­ruz, es­naf­la yüz­leş­me­le­ri de ba­kan­la­rı­mız, Baş­ba­kan ya­şı­yor. Gör­dü­ğü­müz ka­da­rıy­la, son haf­ta içe­ri­sin­de, 3 ba­ka­nı­mız git­ti­ği yer­ler­de es­na­fın ve hal­kın bü­yük tep­ki­siy­le kar­şı­laş­tı. İs­tan­bul'da mü­da­fi avu­kat­la­rın tep­ki­siy­le kar­şı­laş­tı Baş­ba­kan. Sa­yın Şe­ner Ya­lo­va'da, Sağ­lık Ba­ka­nı Ko­ca­eli'de tep­ki­ler­le kar­şı­laş­tı. Bur­sa'da Ma­li­ye Ba­ka­nı me­mu­run ey­le­miy­le kar­şı­laş­tı.

Ye­ri gel­miş­ken bir şe­yi yü­ce Mec­li­si­miz­le pay­laş­mak is­ti­yo­rum: Bu tep­ki­ye "ker­van yü­rür" di­yen bir Ma­li­ye Ba­ka­nı var. "Ker­van yü­rür"ün ön­ce­si­nin ne ol­du­ğu­nu, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, si­zin ne­za­ke­ti­ni­ze bı­ra­kı­yo­rum, ama bu­ra­da şu­nu an­la­ma­mız ge­re­ki­yor ki, eğer bir Baş­ba­kan şe­hi­de "kel­le" di­yor­sa, onun Ma­li­ye Ba­ka­nı da "ker­van yü­rür" der. Be­nim ter­bi­yem ön­ce­ki cüm­le­yi oluş­tur­ma­ya yet­mi­yor.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bak­kal­lar, es­naf­lar, bü­tün top­lu­mun kat­man­la­rı, beş yıl­dır siz­den dert­le­ri­ne mer­hem ola­cak ya­sa­la­rı çı­kar­ma­nı­zı bek­li­yor. Bu­gün, ina­nın -ge­lir­ken ör­güt­lü bir şe­kil­de bu­nu bo­yut­la­dım- 200 bin bak­kal şu an­da bu ko­nuş­ma­yı din­li­yor. Ya­ni, AKP'nin, lo­bi­le­rin mi, KO­Bİ'le­rin mi, es­na­fın mı, hal­kın mı, emek­li­nin mi, emek­çi­nin mi ik­ti­da­rı ol­du­ğu­nu, bi­te­ne ka­dar bu ya­sa­yı çı­ka­rır­sa­nız an­lat­mış olur­su­nuz.

Sa­yın Baş­kan, çok te­şek­kür edi­yo­rum sab­rı­nı­za.

Yü­ce Mec­li­si say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Şim­şek.

Gün­dem dı­şı üçün­cü söz, Kon­ya ilin­de­ki göl, gö­let­ler, iç­me ve su­la­ma su­yu ba­raj­la­rı ve ob­ruk­lar­da­ki su mik­ta­rı­nın azal­ma­sı ve bu azal­ma­ya kü­re­sel ısın­ma ile ta­rım­sal su­la­ma­nın et­ki­si hak­kın­da söz is­te­yen Kon­ya Mil­let­ve­ki­li Ah­met Işık'a ait­tir.

Bu­yu­run Sa­yın Işık.

3.- Kon­ya Mil­let­ve­ki­li Ah­met Işık'ın, Kon­ya'da­ki göl, gö­let, ob­ruk, ba­raj ve ku­yu su­la­rın­da­ki su mik­ta­rı­nın azal­ma­sı­na ve bu azal­ma­ya kü­re­sel ısın­ma ile ta­rım­sal su­la­ma­nın et­ki­si­ne iliş­kin gün­dem dı­şı ko­nuş­ma­sı ve Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man Pe­pe'nin ce­va­bı

AH­MET IŞIK (Kon­ya) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Kon­ya'mız­da­ki göl, gö­let­ler, ob­ruk­lar, ba­raj­lar ve ku­yu su­la­rı hak­kın­da gün­dem dı­şı söz al­mış bu­lun­mak­ta­yım. Bu ve­si­ley­le, yü­ce Mec­li­si say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Ay­rı­ca, Dün­ya Ti­yat­ro Gü­nü ne­de­niy­le sa­nat­çı­la­rı­mı­zı kut­lu­yo­rum.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Tür­ki­ye ge­ne­li iti­ba­rıy­la, Kon­ya'mız, bi­rin­ci bü­yük­lük­te­ki yüz öl­çü­mü, dör­dün­cü bü­yük­lük­te­ki nü­fu­su, sa­na­yi­si ve di­na­mik ti­ca­re­tiy­le, hu­bu­bat­ta yüz­de 10,5; pan­car­da yüz­de 21, hay­van­cı­lık­ta yüz­de 9 ol­mak üze­re, 2 mil­yon 750 bin hek­tar alan­da­ki ta­rı­mıy­la ca­zi­be mer­ke­zi ol­ma özel­li­ği­ni ar­tı­ra­rak de­vam et­tir­mek­te­dir.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, son yıl­lar­da ya­şa­nan ku­rak­lık, özel­lik­le, Kon­ya ve çev­re­sin­de şid­det­li bir şe­kil­de his­se­dil­mek­te­dir. Bu se­bep­le, Kon­ya'da­ki ba­raj­la­rı­mız­da ye­ter­li su de­po­la­ma­sı imkânı oluş­ma­mak­ta, böl­ge­de­ki ba­raj ve dü­zen­len­miş ta­bii göl­ler­de ise, or­ta­la­ma do­lu­luk ora­nı yüz­de 25 ci­va­rın­da olup, ge­çen yıl bu dö­nem­de­ki do­lu­luk ora­nı da ay­nı se­vi­ye­de kal­mış bu­lun­mak­ta­dır.

Çum­ra su­la­ma­sı­nın önem­li su kay­na­ğı olan Bey­şe­hir Gö­lü'nün su se­vi­ye­si de­ğiş­ti­ğin­den, gö­lün mak­si­mum su ko­tu­nun 1.124,60 met­re­ye düş­me­si du­ru­mun­da su­lak alan­da 69 ki­lo­met­re ka­re­lik dü­şüş gö­rü­le­cek, kot­lar ara­sın­da­ki hac­min kul­la­nı­la­ma­ya­cak ol­ma­sıy­la da göl­de­ki eko­lo­jik den­ge bo­zul­muş ola­cak­tır. Bey­şe­hir, Sey­di­şe­hir ve Çum­ra Ova­la­rın­da bu­lu­nan ve hâlen iş­let­me­de olan su­la­ma sa­ha­la­rı en üst nok­ta­da et­ki­le­ne­cek­ler­dir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Ak­şe­hir Gö­lü Akar­çay hav­za­sı ise, Ak­şe­hir göl ala­nı, yan hav­za ve Eber Gö­lü hav­za­sın­dan oluş­mak­ta­dır. Ak­şe­hir Gö­lü'nün su se­vi­ye­si mem­ba pro­je­le­ri­ne bağ­lı kal­mak­sı­zın, ya­ğış­lı ve ku­rak pe­ri­yo­da gö­re çok bü­yük sa­lı­nım­lar gös­ter­mek­te­dir. Göl se­vi­ye­sin­de­ki çe­kil­me­nin sa­de­ce su­la­ma pro­je­le­ri­ne bağ­lan­ma­sı müm­kün de­ğil­dir. Me­ke Gö­lü'nde­ki su çe­kil­me­si ise son iki yıl­da had saf­ha­ya ulaş­mış ve ku­ru­ma nok­ta­sı­na gel­miş bu­lun­mak­ta­dır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, Kon­ya Ova­sı'nın or­ta­la­ma ra­kı­mı 1.000 ila 1.050 ci­va­rın­da olup, Tuz Gö­lü ise ko­nu­mu iti­ba­rıy­la 905 ra­kım­lı­dır. Tuz Gö­lü Kon­ya Ova­sı'nın yer al­tı su­yu akı­mın­da­ki suy­la bes­len­mek­te, ova­da­ki yer al­tı su­yu ise 80 met­re ci­va­rın­dan çık­mak­ta­dır. Kon­ya Ova­sı yer al­tı su se­vi­ye­si­ne ba­kıl­dı­ğın­da, Tuz Gö­lü se­vi­ye­si­nin 15-20 met­re üze­rin­de, ba­zı yer­ler­de ise bu se­vi­ye 10 met­re ci­va­rın­da­dır. Vah­şi su­la­ma, sal­ma su­la­ma ve yü­zey­sel su­la­ma ya­pıl­ma­ya de­vam edil­di­ğin­de, dört beş yıl içe­ri­sin­de Kon­ya yer al­tı su se­vi­ye­siy­le Tuz Gö­lü su se­vi­ye­si ko­tu eşit­le­ne­cek ve bu eşit se­vi­ye­nin aka­bin­de, yer al­tı su­yun­da ters is­ti­ka­me­te doğ­ru akış ola­ca­ğın­dan do­la­yı, Tuz Gö­lü'nde­ki tuz­lu su Kon­ya Ova­sı'na doğ­ru ters bir akış ser­gi­le­ye­cek­tir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Ereğ­li İv­riz Ba­ra­jı'nda ise ih­ti­ya­cın ya­rı­sı de­po­la­na­bil­miş­tir. Apa, Al­tı­na­pa, Sil­le, Ça­vuş­cu, İv­riz, Ay­ran­cı, Gö­det, Ma­na­sın, May, Suğ­la, Gü­müş­ler, Ge­zen­de, Ak­ka­ya ve Mur­ta­za göl ve ba­raj­la­rı­nın re­zer­vu­ar de­ğer­le­rin­de bü­yük dü­şüş­ler gö­rül­mek­te­dir. Özel­lik­le Ka­ra­pı­nar, Ka­ra­tay ve Çum­ra il­çe­le­ri­miz­de yer al­tı su se­vi­ye­le­rin­de­ki dü­şüş­ler ne­de­niy­le, ila­ve bü­yük ob­ruk­lar oluş­ma­ya baş­la­mış­tır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ko­ope­ra­tif ara­cı­lı­ğıy­la ya­pı­lan ka­mu su­la­ma­la­rı re­ha­bi­li­te edi­lip, alt­ya­pı­la­rı eko­no­mik su­la­ma sis­te­mi­ne dö­nüş­tü­rü­le­rek, bu­ra­dan ar­tan tah­sis mik­ta­rıy­la, açı­lan ku­yu­la­ra tah­sis ya­pıl­ma imkânı sağ­lan­ma­lı­dır. İk­ti­sat­lı kul­la­nım­dan el­de edi­len mik­tar kü­çüm­se­ne­me­ye­cek bo­yut­ta olup ta­sar­ruf­tan baş­ka imkânı­mız da bu­lun­ma­mak­ta­dır.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Işık, lüt­fen to­par­la­yı­nız.

AH­MET IŞIK (De­vam­la) - Ka­mu su­la­ma­la­rı­nın yüz­de 79'u açık ka­nal su­la­ma sis­te­mi­ne sa­hip bu­lun­mak­tay­ken, ruh­sat­lı ku­yu­lar­da ise bu oran yüz­de 5 se­vi­ye­sin­de­dir. Açık ka­nal su­la­ma sis­te­mi­ne sa­hip olan ka­mu su­la­ma­la­rı yağ­mur­la­ma ve dam­la su­la­ma sis­te­mi­ne dö­nüş­tü­rül­dü­ğün­de, çift­çi­le­re ör­nek bir ta­sar­ruf­lu su­la­ma sağ­lan­mış ola­cak­tır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, izin­siz açı­lan ku­yu­la­rın tes­pit edi­le­rek ka­pa­tıl­ma­sı ye­ri­ne eko­no­mi­ye ka­zan­dı­rıl­ma­sı da­ha uy­gun ola­cak­tır. Yo­ğun bir ka­mu­oyu­na sa­hip olan izin­siz açı­lan ku­yu me­se­le­si­nin bir an ön­ce çö­zü­me ka­vuş­tu­rul­ma­sı, mu­ha­tap­la­rın­ca has­sa­si­yet­le bek­len­mek­te­dir. Da­ha ön­ce ruh­sat al­mış kul­la­nı­cı­lar su­la­ma ya­par­ken ye­ni kul­la­nı­cı­la­rın ruh­sat ala­ma­ma­sı, ku­ru ta­rı­mın eko­no­mik ol­ma­yı­şı, su­lu ta­rım­da ge­lir ge­ti­ren ürün­le­rin çe­şit­li­li­ği, su­lu ta­rı­ma ya­pı­lan dev­let des­te­ği gi­bi ne­den­ler, izin­siz ku­yu açı­mı­nı gün­de­me ge­tir­mek­te­dir. Her­kes ken­di ara­zi­sin­de bul­du­ğu su­yu Dev­let Su İş­le­rin­den ruh­sat ala­rak en eko­no­mik şe­kil­de kul­la­na­bil­me­li­dir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Kon­ya'mı­zın bü­yük kı­zıl el­ma­sı olan Ma­vi Tü­nel baş­ta ol­mak üze­re ba­raj­lar, göl ve gö­let­ler nok­ta­sın­da bü­yük des­tek­ler ve­ren baş­ta Baş­ba­ka­nı­mız ol­mak üze­re Ba­kan­lar Ku­ru­lu­nun tüm üye­le­ri­ne şeh­rim adı­na te­şek­kür edi­yor, Ge­nel Ku­ru­lu tek­rar say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Işık.

Gün­dem dı­şı ko­nuş­ma­ya, Hükûmet adı­na, Çev­re ve Or­man Ba­ka­nı Os­man Pe­pe ce­vap ve­re­cek­ler­dir.

Bu­yu­run Sa­yın Ba­kan. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

ÇEV­RE VE OR­MAN BA­KA­NI OS­MAN PE­PE (Ko­ca­eli) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Kon­ya Mil­let­ve­ki­li Ah­met Işık'ın, Kon­ya böl­ge­sin­de­ki ku­rak­lık­la ve su­la­ma su­la­rıy­la ala­ka­lı ola­rak yap­mış ol­du­ğu gün­dem dı­şı ko­nuş­ma­ya ce­vap ver­mek için hu­zur­la­rı­nız­da­yım.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, gü­nü­müz­de ar­tık dün­ya­da ko­nu­şu­lan en önem­li ko­nu­lar­dan bi­ri­si, kü­re­sel ısın­ma, ik­lim de­ği­şik­li­ği. Tür­ki­ye'de de dün­yay­la eş za­man­lı ola­rak ko­nu­şu­lu­yor ve tar­tı­şı­lı­yor. El­bet­te ki, ik­lim de­ği­şik­li­ği ve kü­re­sel ısın­ma de­nil­di­ği za­man, bu, bü­tün sek­tör­le­ri ya­kın­dan il­gi­len­di­ren, eko­no­mi­yi son de­re­ce ya­kın­dan il­gi­len­di­ren son de­re­ce ha­ya­ti bir ko­nu­dur. IPCC'nin Pa­ris'te hükûmet­ler ara­sı pa­nel­de di­le ge­tir­miş ol­du­ğu hu­sus, son yüz­yıl içe­ri­sin­de dün­ya­da­ki ik­lim de­ği­şik­li­ği, se­ra gaz­la­rı ma­ri­fe­tiy­le, ma­ale­sef, dün­ya ısı­sın­da 0,74 san­tig­rat de­re­ce­lik bir ar­tış mey­da­na gel­miş­tir. Bu 0,74 san­tig­rat de­re­ce­lik ar­tı­şın se­be­bi sa­na­yi­leş­me ve kent­leş­me­dir ve el­bet­te ki bu­nun ka­çı­nıl­maz ne­ti­ce­si olan kar­bon­di­ok­sit emis­yon­la­rıy­la dün­ya at­mos­fe­rin­de mey­da­na ge­len se­ra te­si­ri oluş­tu­ran gaz­lar­dır. İş­te, Tür­ki­ye, son yüz­yıl içe­ri­sin­de dün­ya­da­ki bu ge­liş­me­ler­den el­bet­te ki ken­di­si­ni ay­rı bir ye­re ko­ya­maz­dı, çün­kü biz de ay­nı dün­ya­da ya­şı­yo­ruz. Kü­re­sel ısın­may­la ve kü­re­sel ısın­ma­nın ne­ti­ce­le­riy­le mü­ca­de­le et­mek, ulu­sal prog­ram­lar­la tek ba­şı­na hal­le­di­le­cek bir me­se­le de­ğil­dir. Bu, ulus­la­rüs­tü it­ti­fak­lar­la sağ­la­na­bi­le­cek bir çö­züm­dür. Biz, Tür­ki­ye, ken­di ik­lim se­nar­yo­la­rı­nı, millî ik­lim se­nar­yo­la­rı­nı ha­zır­lar­ken önü­müz­de­ki yüz­yıl içe­ri­sin­de Tür­ki­ye'nin na­sıl bir ik­lim­le kar­şı kar­şı­ya ka­la­bi­le­ce­ği­ni de gör­me imkânı­na sa­hip olu­yo­ruz. En iyi­sin­den en kö­tü­sü­ne ya­pı­lan ana­liz­ler­de, ha­zır­la­nan se­nar­yo­lar­da Tür­ki­ye 2070-2100 yıl­la­rın­da, 1960-1990 ara­sın­da­ki ik­lim de­ği­şik­li­ği ve­ya­hut da ik­lim du­ru­mu ne ise Tür­ki­ye'nin ik­li­mi­nin aşa­ğı yu­ka­rı ay­nı ola­ca­ğı ön­gö­rü­lü­yor. Bu, bi­zim Ba­kan­lı­ğı­mı­zın bağ­lı ku­ru­lu­şu Me­te­oro­lo­ji İş­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü ile İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si­nin bir­lik­te ha­zır­la­mış ol­du­ğu bir ra­por­dur.

An­cak, bu en iyim­ser ra­por. Bir de el­bet­te ki en kö­tüm­ser ra­po­ra bak­tı­ğı­mız za­man, se­nar­yo­ya bak­tı­ğı­mız za­man şu­nu gö­rü­yo­ruz: Tür­ki­ye'nin Ege, Ak­de­niz, Do­ğu ve Gü­ney­do­ğu Ana­do­lu Böl­ge­le­rin­de cid­di de­ği­şik­lik­le­rin ol­ma­sı söz ko­nu­su. Bu­gün eki­lip bi­çi­le­bi­len pek çok ara­zi­yi o gün ekip biç­me imkânı­mız kal­ma­ya­cak, bu­gün tu­rizm­de çok cid­di mar­ka olan şe­hir­le­ri­miz bu­gün­kü ca­zi­be­le­ri­ni yi­ti­re­bi­le­cek­ler. Bu el­bet­te ki en kö­tü se­nar­yo­ya gö­re ön­gö­rü­len ne­ti­ce­ler. Bu­ra­da bi­zim sa­de­ce tu­rizm böl­ge­si, sa­de­ce ener­jiy­le ala­ka­lı, sa­de­ce ta­rım­la ala­ka­lı de­ğil, eko­no­mi­nin bü­tün sek­tör­le­ri­nin et­ki­le­ne­ce­ği­ni za­ten he­men sö­zü­mü­zün ba­şın­da ifa­de et­miş­tim.

Şu an­da­ki ra­kam­la­ra bak­tı­ğı­mız za­man, Tür­ki­ye'de­ki ya­ğış­la­ra bak­tı­ğı­mız za­man, ısı de­re­ce­le­ri­ne bak­tı­ğı­mız za­man, yaz ve kış sı­cak­lık­la­rı­na bak­tı­ğı­mız za­man dik­ka­ti­mi­zi çe­ken bir hu­sus var. An­ka­ra ve İs­tan­bul'da 1926'dan 2006, ya­ni sek­sen yıl­lık ya­ğış­la­ra bak­tı­ğı­mız za­man, ya­ğış­la­rın gra­fi­ği­ne bak­tı­ğı­mız za­man İs­tan­bul ve An­ka­ra'da çok cid­di bir de­ği­şik­li­ğin ol­ma­dı­ğı­nı gö­rü­yo­ruz. Ama, Kon­ya ve Ka­ra­man'da ise ya­ğış­lar­da aşa­ğı­ya doğ­ru bir azal­ma­nın ol­du­ğu­nu gö­rü­yo­ruz. Ya­ni, Kon­ya hav­za­sın­da, Ka­ra­man'la bir­lik­te Tür­ki­ye'nin ta­hıl am­ba­rı, pan­car am­ba­rı olan bu böl­ge­de ya­ğış­lar­da be­lir­gin bir azal­ma­nın ol­du­ğu­nu gö­rü­yo­ruz. El­bet­te ki bu, bi­zi çok cid­di şe­kil­de ya­kın­dan il­gi­len­di­ren ve ted­bir al­ma­mız ge­re­ken bir hu­sus­tur. Kon­ya hav­za­sın­da, Ah­met Işık ar­ka­da­şı­mı­zın da ifa­de et­ti­ği gi­bi, yer al­tı su­la­rı çok bi­linç­siz ola­rak kul­la­nıl­mak­ta­dır. Bu yer al­tı su­la­rı­nın ka­yıt­la­ra ta­bi ola­rak bi­linç­li bir şe­kil­de kul­la­nıl­ma­sı için, Dev­let Su İş­le­riy­le bir­lik­te Ta­rım Ba­kan­lı­ğı ve bi­zim Ba­kan­lı­ğı­mı­zın bir­lik­te yap­mış ol­du­ğu ça­lış­ma­lar var. Göl­ler­de se­vi­ye­le­rin hız­la düş­tü­ğü­nü gö­rü­yo­ruz. Ba­zı göl­ler­de­ki bi­linç­siz su çe­kil­me­si, su­la­ma­da kul­la­nı­lan su­yun çe­kil­me­si, ma­ale­sef, en dü­şük ko­tun al­tı­na, göl­ler­de dü­şe­rek, ora­da­ki eko sis­te­mi ta­ma­men tah­rip ede­cek nok­ta­la­ra var­mak­ta­dır.

Yi­ne, yer al­tı su­la­rı­nın bi­linç­siz kul­la­nıl­ma­sı, Tuz Gö­lü'nün tuz­lu su­yu­nun bo­şa­lan alan­la­rı is­ti­la ede­bi­le­ce­ği ve Kon­ya Ova­sı'nı ta­ma­men kay­be­de­bi­le­ce­ği­miz en­di­şe­si­ni de or­ta­ya çı­kar­tı­yor. Bu­ra­da ya­pı­la­cak olan ça­lış­ma, el­bet­te ki, şu an­da­ki ku­ral­sız su­la­ma ku­yu­la­rı­nı bel­li bir di­sip­li­ne et­me, on­la­rı ba­zı nok­ta­lar­da, su­lak alan­lar­da ka­pat­ma. Za­ten bu ko­nuy­la ala­ka­lı, Ba­kan­lı­ğı­mı­zın, va­li­lik­le­re gön­der­miş ol­du­ğu ge­nel­ge­ler var. Ka­çak olan­lar, su­lak alan­la­ra ta­ma­men ka­pa­tı­la­cak. Şu an­da ya­sal ol­ma­yan şe­kil­de fa­ali­yet­le­ri­ni sür­dü­ren­ler de bel­li bir di­sip­li­ne, bel­li bir kon­tro­le ka­vuş­tu­ru­la­cak­lar.

Ta­bii, bu­ra­da, Ma­vi Tü­nel'den bah­set­me­den geç­mek müm­kün de­ğil­dir. Kon­ya Ova­sı'nın hav­za­lar ara­sı su trans­fe­riy­le su­la­ma imkânı­na ka­vuş­tu­ru­la­rak çok da­ha ve­rim­li bir hâle ge­ti­ril­me­si, ve­ri­min çok da­ha yük­sel­til­me­si, bi­zim, Hükûmet ola­rak, Ener­ji ve Ta­bii Kay­nak­lar Ba­kan­lı­ğı­mı­zın, Dev­let Su İş­le­ri ma­ri­fe­tiy­le öne çı­kart­tı­ğı ve ger­çek­leş­me saf­ha­sı­na ge­ti­ril­miş bir pro­je­dir.

Bir baş­ka hu­su­sun da­ha al­tı­nı çiz­mek­te fay­da gö­rü­yo­rum: Biz, Çev­re ve Or­man Ba­kan­lı­ğı ola­rak, Tuz Gö­lü'nün ci­va­rın­da­ki bü­tün atık su arıt­ma te­sis­le­ri­ni, bü­tün çöp de­po­la­ma te­sis­le­ri­nin hep­si­ni re­ha­bi­li­te edi­yo­ruz, hep­si­ni mo­der­ni­ze edi­yo­ruz. Kon­ya Bü­yük­şe­hi­rin atık su­yu Tuz Gö­lü'ne akı­yor­du, şim­di Tuz Gö­lü'ne ak­ma­ya­cak. Ora­da­ki arıt­ma te­si­sin­den son­ra, atık su arıt­ma te­si­sin­den çı­kan te­miz su ta­rım­da kul­la­nı­la­bi­le­cek hâle ge­le­cek. Sa­de­ce Kon­ya'da de­ğil, Ak­sa­ray'da, Şe­ref­li­koç­hi­sar'da, Ci­han­bey­li'de, Ku­lu'da, bü­tün yer­le­şim yer­le­rin­de ay­nı ça­lış­ma­la­rı ya­pı­yo­ruz.

Sa­yın mil­let­ve­kil­le­rim, bir hu­su­sun al­tı­nın çi­zil­me­sin­de fay­da gö­rü­yo­rum: Kü­re­sel ısın­ma ve onun ka­çı­nıl­maz ne­ti­ce­si ik­lim de­ği­şik­li­ğiy­le mü­ca­de­le et­mek, el­bet­te ki, sa­de­ce ba­kan­lık­la­rın, sa­de­ce Hükûme­tin, be­le­di­ye­le­rin işi de­ğil­dir. Bu iş, ül­ke­de­ki ya­şa­yan her­ke­sin or­tak ola­ca­ğı, bir­lik­te yük­le­ne­cek­le­ri bir so­rum­lu­luk­tur, ya­ni, her­ke­se so­rum­lu­luk düş­tü­ğü gi­bi, her ku­ru­ma so­rum­lu­luk düş­tü­ğü gi­bi, so­kak­ta­ki in­sa­nı­mı­za da ev­de­ki ka­dı­nı­mı­za da ço­cu­ğu­mu­za da her­ke­se de so­rum­lu­luk dü­şü­yor. Te­mel so­run şu­dur: Ener­ji­yi eko­no­mik kul­lan­mak, ener­ji­yi ye­ni­le­ne­bi­lir ener­ji kay­nak­la­rı­na yö­nelt­mek, rüzgâr ener­ji­si­ni, jeo­ter­mal ener­ji­yi, gü­neş ener­ji­si­ni kul­lan­mak. Şu an­da, Tür­ki­ye, su kay­nak­la­rı­nın an­cak yüz­de 36'sı­nı kul­la­na­bi­li­yor. İn­şal­lah, Dev­let Su İş­le­ri ve Ener­ji Ba­kan­lı­ğı­mı­zın yap­mış ol­du­ğu ça­lış­may­la Tür­ki­ye'de atıl bir tek su­yun kal­ma­sı söz ko­nu­su ol­ma­ya­cak­tır; bu ça­lış­ma­lar da sür­dü­rü­lü­yor.

Bir baş­ka hu­sus da el­bet­te ki, ener­ji çok iyi, ve­rim­li bir şe­kil­de kul­la­nı­lır­ken, is­raf edil­me­den kul­la­nı­lır­ken, onun ka­dar önem­li olan, Tür­ki­ye'nin za­ten sı­nır­lı olan su kay­nak­la­rı­nı çok iyi ko­ru­ma­mız ge­re­kir. Bu­nun en bü­yük si­gor­ta­sı, Tür­ki­ye'nin or­man­la­rı­nın ko­run­ma­sın­dan ge­çi­yor, çün­kü, çok iyi bi­li­yo­ruz ki, top­ra­ğın ko­run­ma­sı için, su­yun ka­li­te­si­nin ve kay­na­ğı­nın ve re­zer­vi­nin mu­ha­fa­za edil­me­si için, ha­va­nın ka­li­te­si­nin sür­dü­rül­me­si için ol­maz­sa ol­maz olan, or­man alan­la­rı­nın sür­dü­rül­me­si, ka­li­te­si­nin ve mik­ta­rı­nın ar­tı­rıl­ma­sı­dır; bu­nu da ya­pı­yo­ruz.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­rim, kü­re­sel ısın­ma, Tür­ki­ye'nin gün­de­min­de bun­dan son­ra çok­ça el­bet­te ki yer ala­cak ve bu ko­nuy­la ala­ka­lı top­lum­sal bi­lin­cin yük­sel­me­si, bu ko­nu­nun çö­zü­mü­nü ko­lay­laş­tı­ra­cak­tır. Onun için, kü­re­sel ısın­ma ve onun ka­çı­nıl­maz ne­ti­ce­le­riy­le ala­ka­lı ne ka­dar ko­nuş­ma ya­pı­lır­sa, ne ka­dar ya­zı ya­zı­lır­sa, ne ka­dar yo­rum ya­pı­lır­sa, ne ka­dar pa­nel dü­zen­le­nir­se, bu­ra­dan hep bir­lik­te ka­zanç­lı çı­ka­rız.

Ve­si­le olan De­ğer­li Mil­let­ve­ki­li Ar­ka­da­şı­mız Ah­met Işık'a ve bi­zi din­le­me lüt­fun­da bu­lu­nan Sa­yın Baş­kan ve de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rı­ma say­gı­lar su­nu­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Ba­kan.

Gün­de­me ge­çi­yo­ruz.

Baş­kan­lı­ğın Ge­nel Ku­ru­la su­nuş­la­rı var­dır.

Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin bir öner­ge var­dır, oku­tu­yo­rum:

B) GEN­SO­RU, GE­NEL GÖ­RÜŞ­ME, MEC­LİS SO­RUŞ­TUR­MA­SI VE MEC­LİS ARAŞ­TIR­MA­SI ÖNER­GE­LE­Rİ

1.- Ma­ni­sa Mil­let­ve­ki­li Ha­san Ören ve 21 mil­let­ve­ki­li­nin, Ma­ni­sa-Tur­gut­lu'da ger­çek­leş­ti­ri­le­cek bir ma­den­ci­lik fa­ali­ye­ti­nin çev­re üze­rin­de­ki et­ki­le­ri­nin araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/430)

Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan­lı­ğı­na

Ma­ni­sa ili Tur­gut­lu il­çe­si­nin 15 km ku­ze­yin­de­ki or­man­lık Çal Da­ğı böl­ge­sin­de ni­kel ma­de­ni çı­ka­rıl­ma­sı için de­ne­me üre­tim­le­ri­ne baş­lan­mış­tır. Asıl üre­tim fa­ali­yet­le­ri­ne geç­mek için Çev­re ve Or­man Ba­kan­lı­ğı­na izin gi­ri­şi­min­de bu­lu­nul­muş­tur. Çal Da­ğı böl­ge­sin­de 12.5 mil­yon m2 alan­da sül­fü­rik asit kul­la­nı­la­rak ni­kel ma­de­ni çı­kar­ma, ay­rış­tır­ma ve zen­gin­leş­tir­me ya­pıl­ma­sı amaç­lan­mak­ta­dır.

Böl­ge­de de­ne­me üre­ti­mi için ya­pı­lan ça­lış­ma­lar­da top­lam ara­zi­nin sa­de­ce 1/200'ü kul­la­nıl­mış ve bu ne­den­le bir çok ağaç ke­si­le­rek or­man­lık ala­nın za­rar gör­me­si­ne ne­den ol­muş­lar­dır. İş­let­me sü­re­cin­ce 200 bi­nin üze­rin­de ağa­cın ke­si­le­ce­ği tah­min edil­mek­te­dir. Bu du­rum böl­ge­de­ki or­man­lık ala­nın ta­ma­men yok ol­ma­sı de­mek­tir. Böl­ge­de­ki ağaç­la­rın ke­sil­me­si ve de­re ya­tak­la­rı­nın bo­zul­ma­sı ne­de­niy­le eroz­yon art­mış, da­ha ön­ce hiç gö­rül­me­me­si­ne rağ­men ba­zı köy­ler sel fe­la­ke­ti­ne ma­ruz kal­mış­tır. Ay­rı­ca ni­kel ma­de­ni­nin çı­ka­rıl­ma­sın­da kul­la­nı­lan sül­fü­rik asit'in ne­den ol­du­ğu olum­suz­luk­lar­la il­gi­li şikâyet­ler de gel­me­ye baş­la­mış­tır.

Böl­ge­nin en önem­li su hav­za­sı olan Ge­diz neh­ri Çal Da­ğı­nın ve ma­den sa­ha­sı­nın çok ya­kı­nın­dan geç­mek­te­dir. Bu ne­den­le yer al­tı ve yer üs­tü su kay­nak­la­rı ile do­ğal kay­nak­lar bun­dan olum­suz et­ki­le­ne­cek­tir. Pro­je­sin­de iş­let­me öm­rü 10 yıl ola­rak be­lir­le­nen ma­den tü­ken­di­ğin­de böl­ge­de or­man ve ta­rım alan­la­rı ile bir­lik­te nü­fu­su yüz bi­ni bu­lan Tur­gut­lu il­çe mer­ke­zi­miz bu çev­re kir­li­li­ğin­den önem­li öl­çü­de za­rar gö­re­cek­tir. Tur­gut­lu Çal­dağ böl­ge­sin­de, Mu­sul­ca­lı, Ak­köy, Çam­pı­nar, İz­zet­tin, Ya­kup­lar, Tem­rek ve Sa­rı­bey köy­le­ri bu­lun­mak­ta, böl­ge hal­kı ge­çi­mi­ni ta­rım ve or­man­cı­lık­tan sağ­la­mak­ta­dır. Böl­ge hal­kı, ge­le­cek­le­ri­ni ka­rart­ma­mak adı­na ko­nu­ya du­yar­lı­lık gös­ter­mek­te ve Çal­dağ or­man­lık alan­la­rı­na ta­rım ara­zi­le­ri­ne ve köy­le­ri­ne sa­hip çık­mak için ni­kel ma­de­ni çı­ka­rıl­ma­sı­na kar­şı olup, ül­ke­nin en bü­yük çev­re fe­la­ke­ti­ni ön­le­mek adı­na, iş­let­me­ye izin ve­ril­me­me­si­ni is­te­mek­te­dir­ler.

Tur­gut­lu Çal Da­ğı böl­ge­sin­de ni­kel ma­de­ni çı­ka­rıl­ma­sı ve iş­len­me­si ama­cıy­la ku­ru­la­cak iş­let­me­nin; fay­da-ma­li­yet ana­li­zi­nin ya­pıl­ma­sı, or­man­lar ve ta­rım ara­zi­le­ri üze­ri­ne et­ki­le­ri­nin, ni­kel ma­de­ni­nin ay­rış­tı­rıl­ma­sın­da kul­la­nı­la­cak olan sül­fü­rik asi­din, yer al­tı ve ye­rüs­tü su kay­nak­la­rı, ta­rım ara­zi­le­ri ve çev­re üze­rin­de­ki kir­le­ti­ci et­ki­le­ri­nin ve çev­re köy­ler­de ya­şa­yan böl­ge hal­kı­nın ya­şam stan­dart­la­rı­nın ve sağ­lık­la­rı­nın ko­run­ma­sı ted­bir­le­ri­nin araş­tı­rıl­ma­sı, iş­let­me ka­pan­dı­ğın­da or­ta­ya çı­ka­cak so­run­la­rın tes­pi­ti ve çö­züm öne­ri­le­ri­nin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Ana­ya­sa­nın 98, TBMM İç­tü­zü­ğü­nün 104 ve 105'nci mad­de­le­ri ge­re­ğin­ce bir Mec­lis Araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­nı arz ve tek­lif ede­riz.

 1) Ha­san Ören                     (Ma­ni­sa)

 2) Os­man Öz­can                 (An­tal­ya)

 3) Os­man Kap­tan                (An­tal­ya)

 4) Ati­la Emek                      (An­tal­ya)

 5) Fah­ret­tin Üs­tün               (Muğ­la)

 6) Ca­nan Arıt­man                (İz­mir)

 7) Ve­zir Ak­de­mir                (İz­mir)

 8) Hü­se­yin Ek­mek­ci­oğ­lu     (An­tal­ya)

 9) Ha­lil Ün­lü­te­pe                 (Af­yon­ka­ra­hi­sar)

10) Na­il Ka­ma­cı                   (An­tal­ya)

11) Fe­ri­dun Ay­va­zoğ­lu        (Ço­rum)

12) Fe­ri­dun Fik­ret Ba­loğ­lu   (An­tal­ya)

13) İs­ma­il De­ğer­li                (An­ka­ra)

14) N. Ga­ye Er­ba­tur             (Ada­na)

15) Türkân Mi­ço­oğul­la­rı      (İz­mir)

16) Hak­kı Ül­kü                    (İz­mir)

17) Mu­har­rem Top­rak          (İz­mir)

18) Meh­met Nu­ri Say­gun    (Te­kir­dağ)

19) Fe­rit Mev­lüt As­la­noğ­lu  (Ma­lat­ya)

20) Meh­met Se­mer­ci            (Ay­dın)

21) Meh­met Me­sut Özak­can           (Ay­dın)

22) Ra­ma­zan Ke­rim Öz­kan  (Bur­dur)

BAŞ­KAN - Bil­gi­le­ri­ni­ze su­nul­muş­tur.

Öner­ge gün­dem­de ye­ri­ni ala­cak ve Mec­lis araş­tır­ma­sı açı­lıp açıl­ma­ma­sı ko­nu­sun­da­ki ön­gö­rüş­me, sı­ra­sı gel­di­ğin­de ya­pı­la­cak­tır.

Baş­ba­kan­lı­ğın Ana­ya­sa'nın 82'nci mad­de­si­ne gö­re ve­ril­miş bir tez­ke­re­si var­dır, oku­tup oy­la­rı­nı­za su­na­ca­ğım.

C) TEZ­KE­RE­LER VE ÖNER­GE­LER

1.- Ba­yın­dır­lık ve İskân Ba­ka­nı Fa­ruk Na­fız Özak'ın Ja­pon­ya'ya yap­tı­ğı resmî zi­ya­re­te ka­tı­la­cak mil­let­ve­kil­le­ri­ne iliş­kin Baş­ba­kan­lık tez­ke­re­si (3/1236)

Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan­lı­ğı­na

Ba­yın­dır­lık ve İskân Ba­ka­nı Fa­ruk Na­fız Özak'ın, gö­rüş­me­ler­de bu­lun­mak üze­re bir he­yet­le bir­lik­te 13-18 Şu­bat 2007 ta­ri­hin­de Ja­pon­ya'ya yap­tı­ğı resmî zi­ya­re­te, ek­li lis­te­de ad­la­rı ya­zı­lı mil­let­ve­kil­le­ri­nin de iş­ti­rak et­me­si uy­gun gö­rül­müş ve bu ko­nu­da­ki Ba­kan­lar Ku­ru­lu Ka­ra­rı­nın su­re­ti ili­şik­te gö­rül­müş­tür.

Ana­ya­sa­nın 82 nci mad­de­si­ne gö­re ge­re­ği­ni arz ede­rim.

                                                                                         Re­cep Tay­yip Er­do­ğan

                                                                                                   Baş­ba­kan

                                   Lis­te

Ali Ay­dın Du­ma­noğ­lu

Trab­zon Mil­let­ve­ki­li

Asım Ay­kan

Trab­zon Mil­let­ve­ki­li

Ha­lil Ka­ya

Van Mil­let­ve­ki­li

HA­LUK KOÇ ( Sam­sun ) - Ka­rar ye­ter sa­yı­sı is­ti­yo­ruz.

BAŞ­KAN - Ara­ya­ca­ğım Sa­yın Koç.

Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, ka­rar ye­ter sa­yı­sı yok­tur.

Beş da­ki­ka ara ve­ri­yo­rum.

Ka­pan­ma Sa­ati: 15.55

 

 

İKİN­Cİ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 16.13

BAŞ­KAN: Baş­kan Ve­ki­li Sa­dık YA­KUT

KÂTİP ÜYE­LER:  Ya­şar TÜ­ZÜN (Bi­le­cik), Meh­met DA­NİŞ (Ça­nak­ka­le)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 80'in­ci Bir­le­şi­mi'nin İkin­ci Otu­ru­mu'nu açı­yo­rum.

Baş­ba­kan­lı­ğın Ana­ya­sa'nın 82'nci mad­de­si­ne gö­re ve­ril­miş tez­ke­re­si­nin oy­la­ma­sın­da ka­rar ye­ter sa­yı­sı bu­lu­na­ma­mış­tı.

Şim­di, tez­ke­re­yi tek­rar oy­la­rı­nı­za su­na­ca­ğım ve ka­rar ye­ter sa­yı­sı ara­ya­ca­ğım.

Tez­ke­re­yi ka­bul eden­ler…

Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, kâtip üye­ler ara­sın­da an­laş­maz­lık ol­du­ğu için, elek­tro­nik ci­haz­la oy­la­ma ya­pa­ca­ğım.

Beş da­ki­ka sü­re ve­ri­yo­rum ve baş­la­tı­yo­rum. 

(Elek­tro­nik ci­haz­la oy­la­ma ya­pıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, ka­rar ye­ter sa­yı­sı var­dır; tez­ke­re ka­bul edil­miş­tir.

İç Tü­zük'ün 37'nci mad­de­si­ne gö­re ve­ril­miş iki adet doğ­ru­dan gün­de­me alın­ma öner­ge­si var­dır, ay­rı ay­rı oku­tup iş­le­me ala­ca­ğım ve oy­la­rı­nı­za su­na­ca­ğım.

İlk öner­ge­yi oku­tu­yo­rum:

2.- An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li Mu­zaf­fer R. Kur­tul­mu­şoğ­lu'nun, 3813 Sa­yı­lı Tür­ki­ye Fut­bol Fe­de­ras­yo­nu Ku­ru­luş ve Gö­rev­le­ri Hak­kın­da Ka­nu­na Bir Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi'nin (2/192) doğ­ru­dan gün­de­me alın­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (4/443)

Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan­lı­ğı­na

12.11.2003 ta­ri­hin­de Ko­mis­yo­na ha­va­le edil­miş olan 2/192 Esas Nu­ma­ra­lı Ka­nun Tek­li­fim il­gi­li ko­mis­yon­da 45 gün içe­ri­sin­de gö­rü­şül­me­di­ğin­den Ka­nun Tek­li­fi­min İç  Tü­zü­ğün 37. Mad­de­si ge­re­ğin­ce doğ­ru­dan gün­de­me alın­ma­sı­nı say­gı­la­rım­la arz ede­rim. 23.03.2007

                                                                                 Dr. Mu­zaf­fer R. Kur­tul­mu­şoğ­lu

                                                                              Ana­va­tan Par­ti­si Grup Baş­kan­ve­ki­li

BAŞ­KAN - Öner­ge üze­rin­de, öner­ge sa­hi­bi ola­rak söz is­te­yen, An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li Mu­zaf­fer Kur­tul­mu­şoğ­lu.

Bu­yu­run Sa­yın Kur­tul­mu­şoğ­lu.

Sü­re­niz beş da­ki­ka­dır Sa­yın Kur­tul­mu­şoğ­lu.

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (An­ka­ra) - Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; söz­le­ri­me baş­la­ma­dan ev­vel he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Ko­nu spor ol­du­ğu­na gö­re, Tür­ki­ye-Yu­na­nis­tan millî ma­çın­da Tür­ki­ye'ye mut­lu­luk ya­şa­tan Türk Millî Ta­kı­mı­na ve onun yö­ne­ti­ci­le­ri­ne bu­ra­dan te­şek­kür edi­yo­rum. (Al­kış­lar)

Ay­rı­ca, çar­şam­ba gü­nü oy­na­na­cak olan, yi­ne, Tür­ki­ye-Nor­veç ma­çı için de ken­di­le­ri­ne ba­şa­rı­lar di­li­yo­rum. (Al­kış­lar)

Efen­dim, fut­bol de­yin­ce, in­sa­nın ak­lı­na gü­zel­lik ge­lir, kav­ga gel­mez, şid­det gel­mez; ama, ne ya­zık ki, bi­zim ül­ke­miz­de bu­gün­ler­de her maç­ta bir şid­det­le kar­şı­la­şı­yo­ruz. Gö­nül is­ter ki, maç­la­rı, ha­nım­lar­la, ço­cuk­lar­la, genç­le­ri­miz­le hep bir­lik­te iz­le­ye­lim, va­kit ge­çi­re­lim di­ye gi­de­lim fut­bol sa­ha­la­rı­na. Böy­le ol­mu­yor, böy­le ol­ma­dı­ğı için de, can kay­bı olu­yor, mal kay­bı olu­yor, in­san­la­rı­mız ya­ra­la­nı­yor, in­san­la­rı­mız mağ­dur olu­yor se­bep­siz ye­re. Onun için, ben, şöy­le bir tek­lif­te bu­lu­nu­yo­rum: Maç­la­ra ge­lip in­san­ca maç­la­rı sey­ret­me­yen­ler, sey­ret­me­yi bil­me­yen­ler, ge­rek­ti­ğin­de di­ğer­le­ri­ni hu­zur­suz eden­ler, ca­nı­na kı­yar­ca­sı­na o in­san­la­rı mağ­dur eden in­san­la­rı suç­suz bı­rak­ma­ya­lım.

Ba­kı­nız, bu­gü­ne ka­dar suç­lu sa­yı­sı -2006 ile 2007 yıl­la­rı ara­sın­da- 309 ki­şi, se­yir­den men ce­za­sı 45 ki­şi, ve­ri­len top­lam pa­ra ce­za­sı 29.150.

Çok ce­za al­mış­lar var; do­lu, lis­te hâlin­de, ama bir şe­yi söy­le­ye­yim: Bu ce­za alan­la­rı ya­zı­lı ve gör­sel med­ya­da teş­hir et­sek, aca­ba, bun­la­rı cay­dı­ra­bi­lir mi­yiz di­ye bir dü­şün­me­miz la­zım.

Ar­tı, top­yekûn, me­se­la Be­şik­taş-An­ka­ra­gü­cü ma­çın­da 60 ki­şi ya­ra­lan­dı. Kim bu­nun se­be­bi? Fe­ner­bah­çe ma­çın­da yi­ne ay­nı. Kim bu­nun se­be­bi? Bu­nun se­bep­le­ri­ni, bu­nu ya­ra­tan­la­rı bu­lup ka­nu­ni ce­za­yı ver­mek la­zım. Ama, ben se­ni "üç ay maç­tan men et­tim", "al­tı ay men et­tim" de­mek­le bir ye­re va­ra­ma­yız. Onun için, bu ce­za­la­rı… İn­sa­na, in­sa­nın ca­nı­na kı­yan in­san­la­ra bir se­ne ile üç yıl ara­sın­da ce­za ve­re­lim di­yo­rum. 1 mil­yar pa­ra ce­za­sı, 3 mil­yar pa­ra ce­za­sı ve­re­lim, gi­dip ora­da be­nim in­san­ca maç sey­ret­me­ye gi­den adam­la­rı­mı hu­zur­suz et­me­sin­ler, ca­nı­na, ma­lı­na kıy­ma­sın­lar. Bun­la­rı de­şif­re eder­sek, bir da­ha da ya­pa­maz­lar.

2004, 2005, 2006 yıl­la­rın­da suç­lu­luk sa­yı­sı 640 ki­şi, üç ay men ce­za­sı 2 ki­şi…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Kur­tul­mu­şoğ­lu, lüt­fen to­par­lar mı­sı­nız. Bu­yu­run.

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Dört ay men ce­za­sı ve­ri­len 3 ki­şi, al­tı ay men ce­za­sı ve­ri­len sa­yı 42 ki­şi. Top­lam pa­ra ce­za­sı 136 bin. De­mek ki, bu­ra­da ya­pı­lan anar­şi ve şid­det, ya­pa­nın ya­nı­na kâr ka­lı­yor. Böy­le ce­za ol­maz, böy­le cay­dı­rı­cı­lık ol­maz.

Bu­gün, Al­man­ya Fut­bol Fe­de­ras­yo­nu Baş­ka­nı, Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de -bir araş­tır­ma ya­pı­yor- fe­de­ras­yon baş­kan­la­rı­na bir çağ­rı­da bu­lu­nu­yor "Ge­lin, bu ül­ke­ler­de, bu şid­de­ti na­sıl ön­le­ye­ce­ğiz?" di­ye. Bu­gün, bun­lar­dan bi­ri­sin­de, Al­man Fe­de­ras­yo­nu, Tür­ki­ye'den bir tem­sil­ciy­le gö­rü­şü­yor bu­ra­da. De­mek ki, sa­de­ce Tür­ki­ye'nin de­ğil, Av­ru­pa ül­ke­le­ri­nin ko­nu­su şid­det. Bu şid­de­ti eğer biz ön­le­ye­mez­sek… Bi­li­yor­su­nuz, can da al­dı bu in­san­lar. Maç sey­ret­me­ye gi­den ada­mın ne su­çu var da öl­dü­rül­dü? Eğer onu ce­za­lan­dır­maz­sak, eğer onu, o in­sa­nı ödül­len­dir­me gi­bi bir şey­de bu­lu­nur­sak, el­bet­te ki, bu­gün bir ki­şi gi­der, ya­rın el­li ki­şi gi­der, öbür gün yüz ki­şi gi­der; gö­nül bu­nu is­te­mez. Ben­ce, bir an ev­vel, bu spor ya­sa­sı­na… Bu, şid­det­le uğ­ra­şan in­san­la­ra ge­rek­li ce­za­nın ve­ril­me­si için bir tek­lif­tir bu.

 (Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Bi­ti­ri­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

BAŞ­KAN - Lüt­fen Sa­yın Kur­tul­mu­şoğ­lu, te­şek­kür için açı­yo­rum. Tü­zük'te­ki sü­re­yi kul­lan­dı­nız, ek sü­re ver­dim.

Sa­de­ce te­şek­kür için Sa­yın Kur­tul­mu­şoğ­lu, bu­yu­run.

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Ta­mam.

Ay­rı­ca, Genç­lik ve Spor Ge­nel Mü­dür­lü­ğü ya­sa­sı­nın bir an ev­vel Mec­lis Ge­nel Ku­ru­lu­na ge­ti­ril­me­si­ni te­men­ni edi­yo­rum ve Sa­yın Ba­kan­dan bek­li­yo­rum.

Be­ni iz­le­di­ği­niz için, din­le­di­ği­niz için he­pi­ni­ze te­şek­kür edi­yo­rum.

Say­gı­lar su­na­rım. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Kur­tul­mu­şoğ­lu.

Öner­ge üze­rin­de, bir mil­let­ve­ki­li adı­na Dur­sun Ak­de­mir, Iğ­dır Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Ak­de­mir. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

DUR­SUN AK­DE­MİR (Iğ­dır) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; 3813 sa­yı­lı Tür­ki­ye Fut­bol Fe­de­ras­yo­nu Ku­ru­luş ve Gö­rev­le­ri Hak­kın­da Ka­nu­na Bir Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir -An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li Mu­zaf­fer Kur­tul­mu­şoğ­lu'nun ver­miş ol­du­ğu- Ka­nun Tek­li­fi üze­rin­de gö­rüş­le­ri­mi bil­dir­mek üze­re söz al­dım. Yü­ce Mec­li­si ve siz de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rı­mı say­gı­la­rım­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu­gün ko­nuş­tu­ğu­muz ko­nu, spor­la il­gi­li bir ko­nu. Spor, as­lın­da, ne­za­ket, cen­til­men­lik, ki­bar­lık ve es­te­tik ge­rek­ti­ren bir iş­tir. Spor­la uğ­ra­şan in­san­la­rın, hiç­bir za­man, anar­şiy­le, hu­zur­suz­luk­la, kar­ma­şay­la il­gi­li ol­ma­ma­sı la­zım. Ama, ne ha­zin­dir ki, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nde eşit­siz­lik, ada­let­siz­lik her saf­ha­da kol gez­di­ği için, spor­la uğ­ra­şan top­lu­mu­muz­da da, do­la­yı­sıy­la fut­bol sa­ha­la­rın­da olum­suz­luk­la­ra tep­ki ola­rak şid­det or­ta­ya çı­kı­yor. Bu ne­den­le, ka­nu­ni ted­bir­ler­den ön­ce, hükûmet­le­rin, yet­ki­li­le­rin al­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin ba­şın­da, top­lum­da in­san­la­rın bir­bi­ri­ne sev­giy­le yak­laş­ma­sı­nı ge­rek­ti­re­cek… Hak­kın, ada­le­tin ve hu­ku­kun or­ta­ya ko­nul­ma­sı ve in­san­lar ara­sın­da­ki eşit­siz­li­ğin or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı ge­re­kir­ken, ma­ale­sef, yö­ne­tim­ler ta­raf­lı dav­ran­dı­ğı için, top­lum -bi­lin­cin­de- kar­şı­sın­da olan ra­ki­bi bir düş­man gi­bi gö­rü­yor. O ne­den­le, top­lu­ma sin­miş bu olum­suz dü­şün­ce, fut­bol sa­ha­la­rın­da her tür­lü ke­si­ci, de­li­ci alet­le, kı­rı­cı araç ve ge­reç­le, öl­dür­me­ye va­ra­cak şe­kil­de sal­dır­gan­lı­ğa ve­si­le olu­yor. Ön­ce, te­men­ni edi­yo­rum ki yö­ne­tim­le­rin, hükûme­tin bu ko­nu­yu gör­me­si, şid­de­te va­ra­cak şe­kil­de top­lu­mun zih­nin­de bu­la­nık­lık ya­pan bu so­run­la­rın or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı ge­re­kir­di. Ama, ma­ale­sef, şim­di­ye ka­dar bu ön­lem­ler alı­na­ma­dı­ğı için şid­det de gi­de­rek fut­bol sa­ha­la­rın­da art­tı. İn­san­lar, bir­bi­ri­ne, san­ki bu ül­ke­nin in­san­la­rı de­ğil, san­ki bir­bi­ri­mi­zin ta­nı­dı­ğı de­ği­liz, san­ki he­pi­miz bu ül­ke için ay­nı fi­kir­de bir­leş­me­yen in­san­lar­mı­şız gi­bi, ha­sım in­san­lar­mı­şız gi­bi bir tab­lo or­ta­ya çı­kı­yor ve sa­vaş alan­la­rı­na dö­nü­yor.

Ge­çi­ci bir sü­re de ol­sa, ka­nun­lar­da ge­ti­ri­len ön­lem­ler, in­san­la­rın ha­ta­lı dav­ra­nış­la­rın­dan cay­ma­sı­nı sağ­la­ya­cak ön­lem­ler­dir. Ben, şah­sen, eği­tim­le, top­lum­da ada­le­tin sağ­lan­ma­sıy­la ve ge­le­ce­ğe gü­ven­le ba­kan, öz­gü­ven sa­hi­bi olan bir nes­lin ye­tiş­ti­ril­me­siy­le bu şid­de­tin aza­la­ca­ğı­na ina­nan bir mes­le­ğin er­ba­bı­yım, bir he­ki­mim. Do­la­yı­sıy­la, ce­zay­la çok şey hal­le­dil­mez, ama kı­sa sü­re­de de ol­sa, şim­di­ki bu şid­det olay­la­rı­nın or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı, fut­bol sa­ha­la­rın­da­ki şid­det olay­la­rı­nın, sal­dır­gan­lık­la­rın or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı için bir­ta­kım ce­zai mü­ey­yi­de­le­rin kon­ma­sı ge­re­kir. Bu­nun için de bir he­kim olan Sa­yın An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li Dok­tor Mu­zaf­fer Kur­tul­mu­şoğ­lu da bu amaç­la bu ka­nun tek­li­fi­ni ge­tir­miş­tir.

Siz de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­lar­dan, top­lum­da hak­sız­lık­la­rın, sal­dır­gan­lık­la­rın or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı için bu ka­nun tek­li­fi­nin le­hin­de oy kul­lan­ma­nı­zı ben te­men­ni edi­yo­rum.

Bu­ra­da, ta­bii, ge­ti­ri­len tek­lif­te, as­lın­da, dı­şa­rı­dan stad­yum­la­ra her tür­lü suç iş­le­yi­ci araç ve ge­re­cin so­kul­ma­sı­nı en­gel­le­yi­ci mü­ey­yi­de kon­du­ğu gi­bi, biz­zat sta­dın so­rum­lu­lu­ğu­nu üst­len­miş olan amir­le­rin, me­mur­la­rın ve gü­ven­lik gö­rev­li­le­ri­nin gö­rev ih­ma­lin­de de ay­nı şe­kil­de ce­zai so­rum­lu­luk ge­ti­ri­li­yor. Bu da önem­li bir ön­lem­dir. Do­la­yı­sıy­la, yet­ki­li­le­ri uya­ra­cak, ha­tır­la­ta­cak ve en azın­dan, gö­rev­le­ri­ne tam sa­hip çık­ma­la­rı­na ve­si­le ola­cak­tır.

Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nde -ben öy­le te­men­ni edi­yo­rum ki bu ko­nu­da­ki ko­nuş­ma­la­rı­mız son ol­sun- bir­li­ğin, be­ra­ber­li­ğin, kar­deş­li­ğin, hu­zu­run sağ­lan­ma­sı adı­na spo­run bir ba­rış yo­lu ola­rak kul­la­nıl­ma­sı­nı te­men­ni edi­yor, yü­ce Mec­li­si say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (Al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Ak­de­mir.

Öner­ge­yi oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum…

III. - Y O K L A M A

(CHP sı­ra­la­rın­dan bir grup mil­let­ve­ki­li aya­ğa kalk­tı)

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) - Sa­yın Baş­kan, yok­la­ma ya­pıl­ma­sı­nı is­ti­yo­ruz.

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, öner­ge­nin oy­la­ma­sın­dan ön­ce bir yok­la­ma ta­le­bi var­dır.

Şim­di bu ta­le­bi ye­ri­ne ge­ti­re­ce­ğim. An­cak, yok­la­ma ta­le­bi­ni iş­le­me ko­ya­bil­mem için, ayak­ta olup yok­la­ma ta­lep eden mil­let­ve­kil­le­ri­nin sa­yı­sı­nın 20 olup ol­ma­dı­ğı­nı tes­pit ede­ce­ğim. İsim­ler tu­ta­na­ğa ge­çe­ce­ğin­den, ayak­ta­ki her sa­yın mil­let­ve­ki­li­nin sı­ra­sıy­la isim­le­ri­ni söy­le­me­le­ri­ni ri­ca edi­yo­rum.

Sa­yın Koç, Sa­yın As­la­noğ­lu, Sa­yın Öz­kan, Sa­yın Yü­ce­san, Sa­yın Tir­ya­ki, Sa­yın Er­gin, Sa­yın Ke­leş, Sa­yın Ka­ma­cı, Sa­yın Uz­dil, Sa­yın Çor­ba­cı­oğ­lu, Sa­yın Kı­lıç, Sa­yın Dur­gun, Sa­yın Ül­kü, Sa­yın Çe­tin, Sa­yın Ça­kır, Sa­yın Ga­zal­cı, Sa­yın Tü­tün­cü, Sa­yın Öz­yurt, Sa­yın Öz­kan, Sa­yın Ön­der, Sa­yın Kar­tal, Sa­yın Sö­zen, Sa­yın Ata­lay.

Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, yok­la­ma için beş da­ki­ka sü­re ve­ri­yo­rum.  Ad­la­rı­nı oku­du­ğum sa­yın üye­le­rin yok­la­ma için elek­tro­nik ci­ha­za gir­me­me­le­ri­ni ri­ca edi­yo­rum.

Yok­la­ma iş­le­mi­ni baş­la­tı­yo­rum.

(Elek­tro­nik ci­haz­la yok­la­ma ya­pıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, top­lan­tı ye­ter sa­yı­sı var­dır.

IV. - BAŞ­KAN­LI­ĞIN GE­NEL KU­RU­LA SU­NUŞ­LA­RI (Devam)

C) TEZ­KE­RE­LER VE ÖNER­GE­LER (Devam)

2.- An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li Mu­zaf­fer R. Kur­tul­mu­şoğ­lu'nun, 3813 Sa­yı­lı Tür­ki­ye Fut­bol Fe­de­ras­yo­nu Ku­ru­luş ve Gö­rev­le­ri Hak­kın­da Ka­nu­na Bir Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi'nin (2/192) doğ­ru­dan gün­de­me alın­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (4/443) (Devam)

BAŞ­KAN - Öner­ge­yi oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler… Et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

İkin­ci öner­ge­yi oku­tu­yo­rum:

3.- Şır­nak Mil­let­ve­ki­li Meh­met Ta­tar'ın, Çe­şit­li Ka­nun­lar­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fi'nin (2/613) doğ­ru­dan gün­de­me alın­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (4/444)

Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan­lı­ğı­na

27/10/2005 ta­ri­hin­de Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan­lı­ğı­na sun­muş ol­du­ğum 2/613 Esas Nu­ma­ra­lı "Çe­şit­li Ka­nun­lar­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun Tek­li­fim" Baş­kan­lık­ça ha­va­le edil­di­ği Ko­mis­yon­da bu gü­ne ka­dar gö­rü­şül­me­di­ğin­den, Tek­li­fi­min İç­tü­zü­ğün 37'nci mad­de­si ge­re­ğin­ce doğ­ru­dan gün­de­me alın­ma­sı hu­su­sun­da ge­re­ği­ni arz ede­rim.

Say­gı­la­rım­la.

                                                                                             Meh­met TA­TAR

                                                                                                      Şır­nak

BAŞ­KAN - Öner­ge üze­rin­de söz is­te­yen, öner­ge sa­hi­bi Meh­met Ta­tar, Şır­nak mil­let­ve­ki­li…

Bu­yu­run Sa­yın Ta­tar.

Sü­re­niz beş da­ki­ka­dır.

MEH­MET TA­TAR (Şır­nak) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ko­nuş­ma­ma baş­la­ma­dan ön­ce Ge­nel Ku­ru­lu say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

İlk de­fa 1984 yı­lın­da bir grup te­rö­rist, Eruh ve Şem­din­li il­çe­le­rin­de jan­dar­ma ka­ra­ko­lu bi­na­sı­nı bom­ba­lı ve si­lah­lı bir şe­kil­de baş­la­yan PKK te­rör ey­lem­le­ri, ara­dan ge­çen sü­re içe­ri­sin­de bin­ler­ce va­tan­da­şı­mı­zın can kay­bı­na, bin­ler­ce as­ke­ri­mi­zin şe­hit düş­me­si­ne, de­rin acı­lar ya­şan­ma­sı­na yol aç­mış­tır. PKK ile mü­ca­de­le, Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri­nin, böl­ge­de te­rör ey­lem­le­ri­nin önü­ne geç­mek, hu­zu­ru sağ­la­mak için can­la, baş­la mü­ca­de­le eder­ken alı­nan ted­bir­ler­den bi­ri­si de ko­ru­cu­luk sis­te­mi ol­muş­tur.

Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­riy­le bir­lik­te ka­tıl­dı­ğı te­rör­le mü­ca­de­le sı­ra­sın­da bir­çok şe­hit ve ga­zi ve­ren ge­çi­ci köy ko­ru­cu­la­rı­mız, ma­ale­sef, he­nüz bir sos­yal gü­ven­ce­ye ka­vuş­tu­rul­ma­mış­lar­dır.

Yir­mi iki yıl­dır fii­len de­vam et­mek­te olan ko­ru­cu­luk sis­te­mi, ara­dan ge­çen za­man içe­ri­sin­de, ge­re­ken öne­mi ve öze­ni ma­ale­sef gör­me­miş­tir. Bu ko­nu si­ya­set üs­tü de­ğer­len­di­ril­me­si ge­re­ken bir ko­nu­dur. Mil­let­ve­kil­li­ğim sü­re­si içe­ri­sin­de ko­nu­nun çö­zü­mü için yap­mış ol­du­ğum gi­ri­şim­ler, ma­ale­sef, so­nuç­suz kal­mış­tır. 2003 yı­lın­da, ko­nuy­la il­gi­li ola­rak, Baş­ba­kan­lı­ğa, İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­na, Ça­lış­ma ve Sos­yal Gü­ven­lik Ba­kan­lı­ğı­na ve Jan­dar­ma Ge­nel Ko­mu­tan­lı­ğı­na, ko­ru­cu­la­rı­mı­zın sos­yal gü­ven­ce­ye ka­vuş­tu­rul­ma­la­rıy­la il­gi­li baş­vu­ru­la­rı­mı­zı ve çö­züm öne­ri­le­ri­mi­zi ilet­miş ol­ma­mı­za rağ­men, ma­ale­sef, bu za­ma­na ka­dar bir çö­züm bu­lun­ma­mış­tır.

En faz­la ko­ru­cu­ya sa­hip olan il­ler­den bi­ri ola­rak se­çim böl­gem Şır­nak'a her gi­di­şim­de bu ko­nu­da çok yo­ğun ta­lep­ler­le kar­şı­la­şı­yo­rum. Mev­cut İk­ti­dar­dan bu ko­nu­da ümi­di­ni ke­sen ko­ru­cu va­tan­daş­la­rı­mız, ko­nu­yu Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­si­ne ta­şı­mak is­te­mek­te­dir­ler. Eğer, böy­le bir ko­nu Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­si­ne in­ti­kal eder­se Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin bir fer­di ola­rak, dev­le­ti­mi­zin da­va edil­me­si, şah­sı­mı ol­du­ğu ka­dar her­ke­si ren­ci­de edi­ci bir du­rum­dur.

Ko­ru­cu­lar­la il­gi­li bir ko­nu­yu da­ha di­le ge­tir­mek is­ti­yo­rum: Sa­yın ve­kil­le­rim, te­rör­le mü­ca­de­le es­na­sın­da as­ker­ler­le ko­ru­cu­lar ay­nı ope­ras­yo­na bir­lik­te ka­tı­lıp ay­nı ça­tış­ma­ya gi­ri­yor­lar ve ay­nı mev­zi­de bir as­ker ve bir ko­ru­cu ça­tış­ma es­na­sın­da şe­hit olu­yor. Bu kah­ra­man as­ke­ri­miz şe­hit mer­te­be­si­ne gi­ri­yor, ay­nı mev­zi­de olan bir kah­ra­man ko­ru­cu­muz şe­hit mer­te­be­si­ne gi­re­mi­yor. Aca­ba, her iki kah­ra­man da bu va­ta­nın ev­lat­la­rı de­ğil­ler mi?

Be­nim en çok ko­ru­cu­lar­la il­gi­li üze­rin­de dur­du­ğum ko­nu­lar­dan bi­ri­si: 2005 yı­lın­da An­ka­ra'ya te­da­vi ama­cıy­la ge­len Ko­ru­cu­ba­şı Mus­ta­fa Azik'i, GA­TA As­kerî Has­ta­ne­si­ne ya­tır­dım. Te­da­vi sü­re­sin­ce zi­ya­re­ti­ne git­tim. Ba­na de­di­ği şu­dur: "Ağa­be­yim Ku­zey Irak'ta şe­hit ol­muş, ye­ğe­nim Ka­to Da­ğı'nda şe­hit ol­muş; 7 ta­ne ço­cu­ğum var, ba­na bir şey olur­sa, bu ço­cuk­lar sa­na ema­net." Ta­bur­cu olup evi­ne git­tik­ten bir ay son­ra ve­fat et­ti. He­pi­ni­zin ba­şı sağ ol­sun. Bu va­tan­se­ver Ko­ru­cu­ba­şı­mız Mus­ta­fa Azik yir­mi se­ne fii­len ko­ru­cu­luk gö­re­vi yap­mış­tır. Bir ay ön­ce böl­ge­ye git­ti­ğim­de, ve­fat eden Ko­ru­cu­ba­şı­mı­zın ai­le­si ve ye­tim­le­ri­ni zi­ya­ret et­tim. Ba­na de­dik­le­ri "Va­tan uğ­ru­na, ba­ba­mı­zı, am­ca­mı­zı, bu yol­da ka­yıp et­tik. Ama, bi­ze kim­se sa­hip çık­ma­dı. Aç kal­dık…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Ta­tar, lüt­fen to­par­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run.

MEH­MET TA­TAR (De­vam­la) - …su­suz kal­dık." de­di­ler. Bu ye­tim ço­cuk­la­rın ses­le­ri­ni ar­tık du­ya­lım. Bu­nun gi­bi de te­rör mağ­du­ru bin­ler­ce va­tan­da­şı­mız zor du­rum­da kal­mış­tır. Be­nim üze­rin­de dur­du­ğum ko­nu bu­dur.

Bu ko­ru­cu­luk hak­la­rı ta­nın­sa da ta­nın­ma­sa da…

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) - Dev­let ta­nı­mak zo­run­da Meh­met Bey. Ta­nı­na­cak!

MEH­MET TA­TAR (De­vam­la) - Bak, bu ko­ru­cu­luk hak­la­rı ta­nın­sa da ta­nın­ma­sa da, bu va­tan­se­ver in­san­lar, Ulu Ön­der Ata­türk'ün Türk mil­le­ti­ne ar­ma­ğan et­ti­ği şan­lı bay­ra­ğı­mı­zı, Su­ri­ye-İran-Irak üç­ge­nin­de bu­lu­nan Ga­bar Dağ­la­rı'nda ve Cu­di Dağ­la­rı'nda dal­ga­la­nan Türk Bay­ra­ğı, dün­ya­nın so­nu­na ka­dar dal­ga­la­na­cak­tır. Hiç kim­se­nin bun­dan şüp­he­si ol­ma­sın. (Al­kış­lar)

Bir va­tan ev­la­dı ola­rak, hiç kim­se­nin top­ra­ğın­da gö­zü­müz yok­tur, ama, ül­ke­mi­zi böl­me­ye ça­lı­şan ve va­tan top­ra­ğın­da gö­zü olan var­sa, o çift gö­zü­nü de çı­ka­rı­rız. (Al­kış­lar)

Bu se­bep­le, bir an ev­vel ko­nuy­la il­gi­li ça­lış­ma­lar baş­la­tıl­ma­lı ve bu ko­ru­cu­la­rı­mız sos­yal gü­ven­ce­ye ka­vuş­tu­ru­la­rak bu ayı­ba son ve­ril­me­li­dir.

Sa­yın Baş­ka­nım, te­şek­kür eder, Ge­nel Ku­ru­la say­gı­lar su­na­rım. (Al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Ta­tar.

Öner­ge üze­rin­de söz is­te­yen, bir mil­let­ve­ki­li adı­na, Üm­met Kan­do­ğan, De­niz­li Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Kan­do­ğan.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; siz­le­ri say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Bu ka­nun tek­li­fi­ni Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­ne ve­ren, Şır­nak Doğ­ru Yol Par­ti­si Mil­let­ve­ki­li Sa­yın Meh­met Ta­tar'a da te­şek­kür­le­ri­mi sun­mak is­ti­yo­rum. Da­ha ön­ce de, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na, ay­nı min­val üze­re ve­ri­len bir ka­nun tek­li­fin­den do­la­yı, ken­di­le­ri­ne de ay­rı­ca te­şek­kür edi­yo­rum.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, yir­mi yıl­dan be­ri bu ül­ke­nin bö­lün­mez bü­tün­lü­ğü için, em­ni­yet güç­le­ri­mi­zin ve si­lah­lı kuv­vet­le­ri­mi­zin ya­nın­da can­la baş­la ça­lı­şan 55 bin ko­ru­cu­muz var. Yir­mi yıl­dan be­ri bin­ler­ce­si ha­ya­tı­nı kay­bet­ti. Ken­di ai­le­le­rin­den, an­ne­le­rin­den, ba­ba­la­rın­dan, eş ve ço­cuk­la­rın­dan da yi­ne bin­ler­ce­si ha­ya­tı­nı kay­bet­ti. An­cak, ne ya­zık ki, yir­mi yıl­dan be­ri, ge­ce -20 de­re­ce­de nö­bet tu­tan, te­rör ör­güt­le­riy­le ge­ce ve gün­düz ça­tış­ma­ya gi­ren ve bu va­ta­nın bö­lün­mez bü­tün­lü­ğü için ca­nı­nı fe­da et­mek­ten çe­kin­me­yen ko­ru­cu­la­rı­mız­la il­gi­li ola­rak, Al­lah aş­kı­na, mil­let­ve­kil­le­ri ola­rak, si­ya­si par­ti­ler ola­rak, bun­la­rın bu ka­dar yap­mış ol­duk­la­rı bu ul­vi gö­rev kar­şı­sın­da biz gö­re­vi­mi­zi ye­ri­ne ge­tir­dik mi, biz va­zi­fe­mi­zi yap­tık mı Al­lah aş­kı­na? Da­ha ge­çen haf­ta, Per­va­ri-Do­ğan'da 2 ko­ru­cu­muz, Os­man Bu­lut ve Sü­ley­man Bu­lut, te­rör ör­gü­tüy­le gi­ri­len ça­tış­ma ne­ti­ce­sin­de şe­hit ol­du­lar ve bin­ler­ce Os­man­la­rı, Sü­ley­man­la­rı, bö­lün­mez bü­tün­lük için şe­hit ver­dik. Em­ni­yet güç­le­ri­mi­zin en ya­kı­nın­da bun­lar, si­lah­lı kuv­vet­le­ri­mi­zin en ya­kı­nın­da bun­lar; bir ope­ras­yo­na gö­zü ka­pa­lı gi­dip, ca­nı­nı ve ma­lı­nı bu ül­ke için gö­zü­nü kırp­ma­dan se­ve se­ve ve­ren in­san­lar bun­lar. Ama bu in­san­lar yir­mi yıl­dan be­ri bu zor şart­lar al­tın­da ça­lı­şı­yor­lar, an­cak bir emek­li hak­la­rı bi­le yok, emek­li bi­le ola­mı­yor­lar. Dün­ya­nın han­gi ül­ke­sin­de böy­le bir uy­gu­la­ma var­dır Al­lah aş­kı­na?

EYÜP FAT­SA (Or­du) - Yir­mi yıl­dır DYP kaç se­fer ik­ti­da­ra gel­di? Siz ne­den yap­ma­dı­nız kar­de­şim?

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, so­run, so­run… Ba­kın, ben da­ha ik­ti­da­ra bir şey söy­le­me­dim, si­ze da­ha bir şey söy­le­me­dim.

EYÜP FAT­SA (Or­du) - Söy­le, söy­le!

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Ni­çin alı­nı­yor­sun?

EYÜP FAT­SA (Or­du) - Alın­mı­yo­rum… Alın­mı­yo­rum…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Bu, he­pi­mi­zin gö­re­vi de­dim, bu­nu söy­le­dim. Bü­tün mil­let­ve­kil­le­ri­nin gö­re­vi bu, bu Mec­li­sin gö­re­vi bu, bir si­ya­si par­ti­nin gö­re­vi de­ğil.

EYÜP FAT­SA (Or­du) - İş­te, bu­nu ka­bul ede­ce­ğiz…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - İçiş­le­ri Ba­ka­nı 10 kez, bu­ra­da, gel­di, söy­le­di. "Ha­zır­lık­la­rı ya­pı­yo­ruz, ta­mam­lı­yo­ruz, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­sin­de bu­nu hal­le­de­ce­ğiz." de­di İçiş­le­ri Ba­ka­nı. 10 kez söy­le­di...

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Ba­kan söz ver­di, "2006 so­nu­na ka­dar çı­ka­ra­ca­ğız" de­di.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Ni­çin, ge­lip bu­nun he­sa­bı­nı sor­mu­yor­su­nuz? Ta­bii bu kol­tuk­lar ra­hat… Ge­çen haf­ta söy­le­dim, Mec­lis Baş­kan Ve­ki­li iti­raz… Ra­hat… Gi­din ba­ka­lım Ga­bar Da­ğı'na, He­re­kol Da­ğı'na, Cu­di Da­ğı'na gi­din, şu an­da, -15, -20'de nö­bet tu­tan ko­ru­cu­lar var.

EYÜP FAT­SA (Or­du) - Bi­zim ço­cuk­la­rı­mız var ora­da, bi­zim ço­cuk­la­rı­mız on­lar.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Evet, he­pi­mi­zin kar­deş­le­ri on­lar. Ben, kaç ta­ne­si­ni ken­di el­le­rim­le top­ra­ğa ver­dim on­la­rın. Ben, o acı­yı ya­şa­yan in­sa­nım; bü­tün ilik­le­ri, bü­tün hüc­re­le­ri­ne ka­dar o acı­yı ya­şa­yan in­sa­nım. Yü­re­ğim sız­lı­yor. Onun için, de­dim ki: Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin bü­tün mil­let­ve­kil­le­ri­nin so­rum­lu­lu­ğu de­dim, sa­de­ce ik­ti­dar par­ti­si­nin di­ye bir şey söy­le­me­dim Sa­yın Fat­sa.

Ama de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, dün­ya­nın baş­ka ül­ke­le­rin­de ol­sa, bu ha­ya­tı­nı kay­be­den in­san­la­rın hey­kel­le­ri di­ki­lir, "dev­let övünç ma­dal­ya­la­rı" ve­ri­lir, isim­le­ri cad­de­le­re, so­kak­la­ra ko­nur. Ama, biz, on­la­rı, ken­di ka­der­le­ri­ne terk et­mi­şiz, ken­di baş­la­rı­na bı­rak­mı­şız, bir sos­yal gü­ven­lik hak­kı­nı ken­di­le­rin­den esir­ge­mi­şiz. İş­te bu­gün fır­sat... İş­te bu­gün fır­sat, ge­lin, hep be­ra­ber, ve­ril­miş olan bu ka­nun tek­li­fi­nin gün­de­me alın­ma­sı yo­lun­da oy­la­rı­mız­la bu­nu des­tek­le­ye­lim, ka­bul ede­lim ve -Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si 22'nci Dö­nem Par­la­men­to­su da, hep be­ra­ber- bu Par­la­men­to­nun şe­re­fi ol­sun, ik­ti­dar par­ti­si­nin şe­re­fi ol­sun. Biz bir şey is­te­mi­yo­ruz. Ye­ter ki bu me­se­le­yi çö­ze­lim, bu me­se­le­yi hal­le­de­lim, yıl­lar­dan be­ri kan­gren hâli­ne gel­miş olan bu ko­ru­cu­la­rı­mı­zın bu me­se­le­si­ni bu Par­la­men­to çöz­sün, çöz­sün.

Ben bi­li­yo­rum, ben on­la­rın iç­le­rin­de ya­şa­dım. Şir­van Kay­ma­kam­lı­ğım dö­ne­min­de, bö­lü­cü te­rör ör­gü­tü, "Türk Bay­ra­ğı'nı in­di­rin" di­ye ha­ber gön­der­di­ğin­de, o kö­yü­mü­zün ko­ru­cu­la­rı "gü­cü­nüz ye­ti­yor­sa ge­lin siz in­di­rin" di­ye ha­ber gön­de­ren in­san­lar bun­lar.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Kan­do­ğan, lüt­fen to­par­la­yın.

Bu­yu­run.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Ama şim­di, üze­rin­den bu ka­dar yıl geç­tik­ten son­ra, o dö­nem­le­ri çok ça­buk unu­tu­yo­ruz, çok ça­buk unut­tuk. Ha­tır­la­yı­nız 1985'li yıl­lar­dan son­ra, o böl­ge­de­ki te­rör ör­gü­tü­nün ey­lem­le­ri­nin han­gi bo­yut­ta, han­gi se­vi­ye­de ol­du­ğu­nu ha­tır­la­yın, göz­le­ri­ni­zin önü­ne ge­ti­rin, ha­va ka­rar­dı­ğın­da ha­yat bi­ti­yor­du o böl­ge­ler­de. Ama, o dö­nem­den be­ri, ko­ru­cu­lar, gü­ven­lik güç­le­ri­miz­le be­ra­ber, bu mü­ca­de­le­de en ön saf­ta yer alan in­san­lar ola­rak, bu mü­ca­de­le­yi se­ve se­ve ye­ri­ne ge­tir­di­ler. İş­te, gö­rev, bu­gün, bi­ze dü­şü­yor de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri. Ne olur, ge­lin, bu ka­nun tek­li­fi­ni hep be­ra­ber des­tek­le­ye­lim. Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si de ver­miş da­ha ön­ce, Sa­yın Meh­met Ta­tar'ın da ver­miş ol­du­ğu bu ka­nun tek­li­fi bir­bi­ri­ne ben­zer tek­lif­ler­dir. Ge­lin, hep be­ra­ber bu­nu Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si gün­de­mi­ne ala­lım ve hep be­ra­ber, oy­la­rı­mız­la da bu ka­nun tek­li­fi­ni bu­ra­da ka­nun­laş­tı­ra­lım, ha­ya­ta ge­çi­re­lim.

Ben, bu duy­gu ve dü­şün­ce­ler­le, bu­gü­ne ka­dar, bu uğur­da ha­ya­tı­nı kay­be­den bü­tün ko­ru­cu­la­rı­mı­za Al­lah'tan rah­met di­li­yo­rum, mekânla­rı cen­net ol­sun di­yo­rum. İn­şal­lah, ye­ni­den, Tür­ki­ye'de, böy­le, ko­ru­cu is­tih­dam ede­cek olay­lar ya­şan­maz; ül­ke­miz, bir­lik ve bü­tün­lük içe­ri­sin­de iler­le­me­si­ne, kal­kın­ma­sı­na de­vam eder di­yor, yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Öner­ge­yi oy­la­rı­nı­za…

HA­LUK KOÇ ( Sam­sun ) - Ka­rar ye­ter sa­yı­sı­nın ara­nıl­ma­sı­nı is­ti­yo­rum.

BAŞ­KAN - Ara­ya­ca­ğım Sa­yın Koç.

Oy­la­ma­yı elek­tro­nik ci­haz­la ya­pa­ca­ğım.

Üç da­ki­ka sü­re ve­ri­yo­rum.

(Elek­tro­nik ci­haz­la oy­la­ma ya­pıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, ka­rar ye­ter sa­yı­sı var­dır, öner­ge ka­bul edil­miş­tir.

Bir­le­şi­me beş da­ki­ka ara ve­ri­yo­rum.

Ka­pan­ma Sa­ati: 17.00

 

 

ÜÇÜN­CÜ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 17.09

BAŞ­KAN: Baş­kan Ve­ki­li Sa­dık YA­KUT

KÂTİP ÜYE­LER: Ya­şar TÜ­ZÜN (Bi­le­cik), Ha­run TÜ­FEK­Cİ (Kon­ya)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 80'in­ci Bir­le­şi­mi'nin Üçün­cü Otu­ru­mu'nu açı­yo­rum.

Alı­nan ka­rar ge­re­ğin­ce, söz­lü so­ru öner­ge­le­ri­ni gö­rüş­mü­yor ve gün­de­min "Ge­nel Gö­rüş­me ve Mec­lis Araş­tır­ma­sı Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ön­gö­rüş­me­ler" kıs­mı­na ge­çi­yo­ruz.

Alı­nan ka­rar ge­re­ğin­ce, gün­de­min 58'in­ci sı­ra­sın­da yer alan, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Ah­met Mü­nir Er­kal ve 31 mil­let­ve­ki­li­nin, ka­yı­sı ürü­nü­nün eko­no­mik de­ğe­ri­nin ar­tı­rıl­ma­sı için alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la; 134'ün­cü sı­ra­da yer alan, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Mu­har­rem Kı­lıç ve 37 mil­let­ve­ki­li­nin, don olay­la­rı ne­de­niy­le ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin uğ­ra­dı­ğı za­rar­la­rın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la; 320'nci sı­ra­da yer alan, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Fe­rit Mev­lüt As­la­noğ­lu ve 21 mil­let­ve­ki­li­nin, ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı­nın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la; 346'ncı sı­ra­da yer alan, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Fe­rit Mev­lüt As­la­noğ­lu ve 47 mil­let­ve­ki­li­nin, ka­yı­sı üre­ti­min­de­ki eko­no­mik de­ğer kay­bı­nın ve ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı­nın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Ana­ya­sa­nın 98'in­ci, İç­tü­zü­ğün 104 ve 105'in­ci mad­de­le­ri uya­rın­ca bir Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­le­ri­nin bir­lik­te ya­pı­la­cak ön gö­rüş­me­le­ri­ne baş­lı­yo­ruz.

V. - GEN­SO­RU, GE­NEL GÖ­RÜŞ­ME, MEC­LİS SO­RUŞ­TUR­MA­SI VE

MEC­LİS ARAŞ­TIR­MA­SI

A) ÖN GÖ­RÜŞ­ME­LER

1.- Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Ah­met Mü­nir Er­kal ve 31 mil­let­ve­ki­li­nin, ka­yı­sı ürü­nü­nün eko­no­mik de­ğe­ri­nin ar­tı­rıl­ma­sı için alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/99)

2.- Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Mu­har­rem Kı­lıç ve 37 mil­let­ve­ki­li­nin, don olay­la­rı ne­de­niy­le ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin uğ­ra­dı­ğı za­rar­la­rın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/184)

3.- Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Fe­rit Mev­lüt As­la­noğ­lu ve 21 mil­let­ve­ki­li­nin, ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı­nın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/384)

4.- Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Fe­rit Mev­lüt As­la­noğ­lu ve 47 mil­let­ve­ki­li­nin, ka­yı­sı üre­ti­min­de­ki eko­no­mik de­ğer kay­bı­nın ve ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı­nın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­na iliş­kin öner­ge­si (10/410)

BAŞ­KAN - Hükûmet? Ye­rin­de.

Mec­lis araş­tır­ma­sı öner­ge­le­ri Ge­nel Ku­ru­lun 3/6/2003 ta­rih­li 88'in­ci, 21/04/2004 ta­rih­li 76'ncı, 18/10/2006 ta­rih­li 9'un­cu ve 27/12/2006 ta­rih­li 45'in­ci bir­le­şim­le­rin­de okun­du­ğun­dan tek­rar okut­mu­yo­rum.

İç Tü­zük'ümü­ze gö­re Mec­lis araş­tır­ma­sı açı­lıp açıl­ma­ma­sı hu­su­sun­da sı­ra­sıy­la Hükûme­te, si­ya­si par­ti grup­la­rı­na ve öner­ge­ler­de­ki bi­rin­ci im­za sa­hi­bi­ne ve­ya on­la­rın gös­te­re­ce­ği bir di­ğer im­za sa­hi­bi­ne söz ve­ri­le­cek­tir.

Ko­nuş­ma sü­re­le­ri Hükûmet ve grup­lar için yir­mi­şer da­ki­ka, öner­ge sa­hip­le­ri için onar da­ki­ka­dır.

Şim­di, söz alan sa­yın üye­le­rin isim­le­ri­ni oku­yo­rum: Hükûmet adı­na Meh­di Eker, Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı; grup­lar adı­na Gü­rol Er­gin, Muğ­la Mil­let­ve­ki­li, CHP Gru­bu adı­na; Sü­ley­man Sa­rı­baş, Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li; Ali Os­man Baş­kurt, AK Par­ti Gru­bu adı­na, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li; öner­ge sa­hip­le­ri Mu­har­rem Kı­lıç, Fe­rit Mev­lüt As­la­noğ­lu, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li; Ne­ca­ti Uz­dil, Os­ma­ni­ye Mil­let­ve­ki­li; Mü­nir Er­kal, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li.

Şim­di söz sı­ra­sı Hükûmet adı­na Meh­di Eker, Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­ka­nı.

Bu­yu­run Sa­yın Ba­kan. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

TA­RIM VE KÖ­YİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI MEH­MET MEH­Dİ EKER (Di­yar­ba­kır) - Sa­yın Baş­kan, yü­ce Mec­li­sin de­ğer­li üye­le­ri; ka­yı­sı ile il­gi­li Mec­lis araş­tır­ma­sı hu­su­sun­da Hükûmet adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Tür­ki­ye, po­li­kül­tür ta­rı­mın ya­pıl­dı­ğı, ge­niş üre­tim imkânla­rı­na sa­hip bir ül­ke ol­ma­sı ha­se­biy­le, ürün­le­ri­miz içe­ri­sin­de ka­yı­sı çok önem­li, dik­ka­te de­ğer bir yer al­mak­ta­dır. Ta­bii, dün­ya­da da öne­mi bi­li­nen ve be­lir­li bir pa­ya sa­hip bir mey­ve. 2004 yı­lı iti­ba­rıy­la dün­ya­da 400 bin hek­tar alan­da ka­yı­sı üre­ti­mi ya­pı­lı­yor ve 2,7 mil­yon ton dün­ya­da üre­tim söz ko­nu­su. Tür­ki­ye, dün­ya ta­ze ka­yı­sı üre­ti­mi ba­kı­mın­dan yüz­de 11'lik bir pay­la ilk sı­ra­lar­da yer alı­yor. Tür­ki­ye'yi sı­ra­sıy­la İran, İtal­ya, Fran­sa, Pa­kis­tan iz­li­yor. Ol­duk­ça -dün­ya­da- sı­nır­lı sa­yı­da ül­ke ta­ze ka­yı­sı üre­ti­mi ya­pı­yor. Ku­ru ka­yı­sı üre­ti­min­de bu­lu­nan ül­ke­le­rin sa­yı­sı ise da­ha da az­dır. Dün­ya ku­ru ka­yı­sı üre­ti­mi yıl­lar iti­ba­rıy­la 90-95 bin ton ara­sın­da de­ğiş­mek­te­dir. Ül­ke­mi­zin ku­ru ka­yı­sı üre­ti­mi ise 80 ile 85 bin ton ara­sın­da olup dün­ya üre­ti­mi­nin yüz­de 85-90'ını kar­şı­la­mak­ta­dır. Dün­ya­da ku­rut­ma­lık ka­yı­sı üre­ti­min­de İran ve Pa­kis­tan Tür­ki­ye'den son­ra ge­len önem­li üre­ti­ci ül­ke­ler­dir.

Ül­ke­miz­de ka­yı­sı üre­ti­mi, ta­bii, açık alan­da ye­tiş­ti­ril­di­ğin­den do­la­yı ik­li­me bağ­lı ola­rak de­ği­şik böl­ge­ler­de ya­pıl­mak­ta ve bu üre­tim açı­sın­dan, üre­ti­min özel­lik­le çi­çek­len­me dö­ne­mi, ta­bii, son de­re­ce de önem­li ve üre­ti­mi be­lir­le­yen, sı­nır­la­yan te­mel fak­tör, özel­lik­le "ilk­ba­ha­rın geç don­la­rı" de­di­ği­miz don ha­di­se­si, me­te­oro­lo­jik ha­di­se, üre­ti­mi et­ki­le­yen, sı­nır­la­yan te­mel et­ken­ler­den bir ta­ne­si.

Tür­ki­ye'de -Ma­lat­ya baş­ta ol­mak üze­re- Ma­lat­ya, Elâzığ, Er­zin­can böl­ge­si; Kars, özel­lik­le Ka­ğız­man ve Iğ­dır böl­ge­si; İçel, Ak­de­niz Böl­ge­si; Ege Böl­ge­si, bir de "Sa­kar­ya Va­di­si" de­di­ği­miz alan­da üre­tim ya­pı­lı­yor önem sı­ra­sı­na gö­re. Bun­lar­dan Ma­lat­ya, Elâzığ ve Er­zin­can böl­ge­sin­de da­ha çok ku­rut­ma­lık; Kars, Iğ­dır böl­ge­sin­de, bir mik­rok­li­ma­ya sa­hip bir alan­da da­ha çok sof­ra­lık; bir de Ak­de­niz sa­hil şe­ri­din­de ise er­ken­ci sof­ra­lık çe­şit­le­rin üre­ti­mi ya­pıl­mak­ta­dır. Ke­za, Ege Böl­ge­si ve Ak­de­niz Böl­ge­si'nden son­ra da ikin­ci er­ken­ci böl­ge olup ta­ma­men sof­ra­lık ka­yı­sı çe­şit­le­ri­ni üret­mek­te­dir.

Tür­ki­ye'de 2002 yı­lın­da 310 bin ton olan ka­yı­sı üre­ti­mi 2006 yı­lın­da 400 bin ton ola­rak ger­çek­leş­miş­tir. Ka­yı­sı üre­ti­mi­nin yüz­de 60'ı Ma­lat­ya ili­miz­de ve bu­nun üre­ti­mi­nin yüz­de 90'ı ise ku­rut­ma­lık­tır. Ma­lat­ya'da yak­la­şık 50 bin ai­le ve Tür­ki­ye ge­ne­lin­de de 70 bin ai­le­nin doğ­ru­dan ge­çim kay­na­ğı­dır. Ay­rı­ca, ih­raç edi­len ku­ru ka­yı­sı­nın da yüz­de 90'ın­dan faz­la­sı Ma­lat­ya'dan ya­pıl­mak­ta­dır. 

Ka­yı­sı­da ağaç ba­şı­na ve­rim Tür­ki­ye'de 36 ile 40 ki­log­ram ara­sın­da de­ğiş­mek­te, de­ka­ra ve­rim ise 1.600 ile 1.800 ki­log­ram ara­sın­da de­ğiş­mek­te­dir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ka­yı­sı­nın tü­ke­tim şek­li çok fark­lı bi­çim­ler­de ol­mak­ta­dır. Ku­ru­tul­muş ve kon­ser­ve, re­çel, mar­me­lat gi­bi iş­len­miş ola­rak yıl bo­yun­ca tü­ke­ti­mi ya­pı­lan mey­ve­le­rin en önem­li­le­rin­den­dir. Yi­ne, dün­ya­da ta­ze ka­yı­sı­nın yıl­lık ki­şi ba­şı­na tü­ke­ti­mi 0,6 ile 2 ki­log­ram ara­sın­da de­ğiş­mek­te. Ül­ke­miz­de­ki ka­yı­sı­nın yak­la­şık yüz­de 50-55'i ta­ze ola­rak tü­ke­til­mek­te­dir. Ge­ri ka­lan bö­lü­mü ise ku­ru­tu­la­rak ve­ya iş­le­me sa­na­yi­sin­de mey­ve su­yu, re­çel, mar­me­lat, şe­ker­le­me ve pes­til ya­pı­mın­da kul­la­nıl­mak­ta. Dün­ya­da ise ka­yı­sı­nın yak­la­şık yüz­de 70-75'i ta­ze ola­rak tü­ke­til­mek­te, ka­lan kıs­mı ise ku­ru­tu­la­rak ve­ya iş­le­me sa­na­yi­sin­de kul­la­nıl­mak­ta­dır. Yurt dı­şın­da, iş­len­miş ka­yı­sı ürün­le­ri, ko­ru­yu­cu şu­rup için­de ka­yı­sı, re­çel, mar­me­lat, mey­ve su­yu, pas­ta, pes­til, şe­ker­le­me, don­dur­ma, yo­ğurt, don­du­rul­muş ka­yı­sı, ka­yı­sı eks­tra­tı, esan­sı ve ka­yı­sı li­kö­rü şek­lin­de çok muh­te­lif şe­kil­ler­de tü­ke­til­mek­te­dir. Son yıl­la­ra ka­dar ta­ze ve ku­ru ka­yı­sı it­ha­la­tı söz ko­nu­su de­ğil iken, 1992'den son­ra bir mik­tar ta­ze ka­yı­sı it­ha­la­tı ya­pıl­mış­tır.

Dün­ya ku­ru ka­yı­sı ih­ra­ca­tı­nın yüz­de 59'u ül­ke­miz ta­ra­fın­dan ya­pıl­mak­ta, son yıl­lar­da ih­raç edi­len ta­ze ve ku­ru ka­yı­sı mik­tar ve de­ğer­le­ri de aşa­ğı­da­dır:

2002 yı­lın­da ta­ze ka­yı­sı ih­ra­ca­tı ya­pıl­ma­mış­ken 2006 yı­lın­da 13.900 ton ta­ze ka­yı­sı ih­ra­ca­tı ya­pıl­mış­tır. 2002 yı­lın­da 66.700 ton ku­ru ka­yı­sı ih­ra­ca­tı ya­pıl­mış iken bu ra­kam 2006 yı­lın­da 113.900 ton ku­ru ka­yı­sı ola­rak şe­kil­len­miş­tir. Dün­ya ku­ru ka­yı­sı ti­ca­re­tin­de­ki ka­yı­sı­nın yak­la­şık yüz­de 85'i, bi­raz ön­ce de söy­le­di­ğim gi­bi, 80-90 ara­sın­da­ki mik­ta­rı ül­ke­miz kay­nak­lı­dır. 60 ül­ke­ye ka­yı­sı ih­ra­ca­tı ya­pıl­mak­ta, bu ih­ra­ca­tın yüz­de 50'si Av­ru­pa Top­lu­lu­ğu, Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­ri­ne­dir. Av­ru­pa Bir­li­ği­nin dı­şın­da da ABD gel­mek­te­dir.

Kuş­ku­suz ta­bi­at şart­la­rı­na bağ­lı bir üre­ti­me sa­hip olan ka­yı­sı­nın da çe­şit­li so­run­la­rı bu­lun­mak­ta­dır. Bu­gün de bu­ra­da, bu ve­si­ley­le, ka­yı­sı­nın hem so­run­la­rı hem bun­la­ra ait çö­züm öne­ri­le­ri hak­kın­da ka­na­at­le­ri­mi­zi gö­rü­şe­ce­ğiz ve pay­la­şa­ca­ğız.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; so­run­la­rı "üre­tim" ve "pa­zar­la­ma" baş­lı­ğı al­tın­da, iki ana baş­lık al­tın­da top­la­mak müm­kün­dür. Üre­tim­le il­gi­li so­run­la­rın ba­şın­da, ilk­ba­har­da ya­şa­nan geç don­lar ve do­ğal afet­ler­dir. Üre­ti­mi en­gel­le­yen en önem­li fak­tör­le­rin ba­şın­da bu gel­mek­te­dir. Tür­ki­ye'de do­ğal afet­le­re kar­şı çift­çi­le­rin ko­run­ma­sı ve on­la­rın bir şe­kil­de sı­kın­tı­la­rı­nın ve­ya uğ­ra­dık­la­rı ha­sa­rın kar­şı­lan­ma­sı­nı te­min ba­kı­mın­dan, ma­lu­mu­nuz, 2090 sa­yı­lı bir Ka­nun var­dır ve bu çer­çe­ve­de, ge­çen yıl, 2004 yı­lın­da Ma­lat­ya'da vu­ku bu­lan don afe­tin­den do­la­yı 26.462 çift­çi, 607.821 de­kar ara­zi­de -ka­yı­sı­lar- za­rar gör­müş­tür. Bun­la­ra ka­nu­na gö­re yüz­de 40'ın üze­rin­de an­cak ol­du­ğu tak­dir­de yar­dım ya­pı­la­bi­li­yor, yüz­de 40'ın al­tın­da olan­lar 2090 sa­yı­lı Ka­nun çer­çe­ve­sin­de ta­bii bu yar­dım­dan ma­ale­sef fay­da­la­na­mı­yor.

2006 yı­lın­da Ma­lat­ya ili ve il­çe­le­rin­de mey­da­na ge­len afet se­be­biy­le yi­ne 14.600 çift­çi­ye ait 229 bin de­kar ka­yı­sı bah­çe­si za­rar gör­müş ve İl Ha­sar Tes­pit Ko­mis­yo­nu ka­ra­rı­na gö­re, yüz­de 40'ın üze­rin­de za­rar gö­ren 5.803 çift­çi­ye 14 mil­yon 200 bin YTL yar­dım, tah­si­sat ya­pıl­mış­tır. Söz ko­nu­su yar­dım, 2006 yı­lı için­de 5.146 çift­çi­ye 13 mil­yon YTL ve 2007 yı­lın­da da ka­lan 657 çift­çi­ye ait 1,2 mil­yon YTL ola­rak ta­ma­mı öden­miş­tir.

2005 yı­lın­da yü­rür­lü­ğe gi­ren Ta­rım Si­gor­ta­la­rı Ka­nu­nu ile, üre­ti­ci­le­ri­mi­zin ürün­le­ri­ni si­gor­ta et­ti­re­rek üre­tim ris­ki­ni azalt­ma­la­rı sağ­lan­mış­tır. 2006 yı­lın­da baş­la­yan uy­gu­la­ma­da, don, Tür­ki­ye'de, sa­de­ce 90 il­çe­de pi­lot uy­gu­la­ma ola­rak baş­la­tıl­mış­tı. An­cak, 2007 yı­lı için biz bu ka­ra­rı de­ğiş­tir­dik ve açık­ta ye­tiş­ti­ri­len ürün­ler­de, özel­lik­le don ha­sa­rı­na ma­ruz ka­lan ürün­ler için bun­la­rın ta­ma­mı­nı biz si­gor­ta kap­sa­mı­na al­dık. Bu şe­kil­de ürü­nü­nü si­gor­ta et­ti­ren va­tan­daş­la­rı­mı­za, prim be­de­li­nin ya­rı­sı, yüz­de 50'si dev­let des­te­ği ola­rak öden­mek­te­dir.

Bu­nun dı­şın­da, üre­tim­le il­gi­li so­run­lar­dan bir ta­ne­si, ta­bii, gir­di fi­yat­la­rı­dır. Gir­di fi­yat­la­rı­nın yük­sel­me­si, ta­bii ki, üre­tim­de olum­suz ba­zı et­ki­le­ri or­ta­ya koy­mak­ta­dır. Ama, bu mak­sat­la, biz de Hükûmet ola­rak, ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­ne, de­kar ba­şı­na 10 YTL doğ­ru­dan ge­lir des­te­ği, yi­ne de­kar ba­şı­na 1,8 YTL ma­zot ve de­kar ba­şı­na 1,43 YTL güb­re des­te­ği ver­mek su­re­tiy­le, hem üre­ti­ci­nin üre­ti­mi­ni da­ha ra­hat şe­kil­de yap­ma­sı­nı te­min et­mek hem de onun üre­ti­mi­ne bir olum­lu kat­kı yap­mak ga­ye­siy­le, bu gir­di des­tek­le­ri­ni, biz, üre­ti­ci­mi­ze, ka­yı­sı üre­ti­ci­mi­ze ödü­yo­ruz.

Ke­za, fi­dan te­mi­nin­de ba­zı güç­lük­ler­le kar­şı­la­şıl­mak­ta­dır za­man za­man. Bu­nu aş­mak için de ser­ti­fi­ka­lı fi­dan­la te­sis edi­len ye­ni bah­çe­le­re de­kar ba­şı­na des­tek öde­me­si yap­ma­ya baş­la­dık ve 2006 yı­lın­da, de­kar ba­şı­na 200 YTL'den öde­me yap­tık ki, bu ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­mi­ze 3.900 de­kar alan­da 785 bin YTL bu alan­da des­tek­le­me öde­me­si ya­pıl­mış­tır. Bu des­tek­le­me, ya­ni ser­ti­fi­ka­lı fi­dan­la bah­çe te­si­si­ne dö­nük ka­yı­sı bah­çe­si te­sis eden va­tan­da­şı­mı­za 200 YTL de­kar ba­şı­na ve­re­ce­ği­miz des­tek 2007 yı­lın­da da de­vam ede­cek­tir.

Su­la­may­la ve güb­re­le­mey­le il­gi­li de, ta­bii, za­man za­man des­tek­ler ver­mek­te­yiz. Güb­re­le­me­de, özel­lik­le top­ra­ğı­nı tah­lil et­ti­re­rek üre­tim ya­pa­cak olan üre­ti­ci­ler için de­kar ba­şı­na ila­ve 1 YTL doğ­ru­dan ge­lir des­te­ği ve­ril­mek­te. Su­la­ma ko­nu­sun­da da, üre­tim ma­li­ye­ti­ni dü­şür­mek için, ba­sınç­lı su­la­ma sis­tem­le­ri­nin yay­gın­laş­tı­rıl­ma­sı ama­cıy­la, Ba­kan­lı­ğı­mız­ca 2006 yı­lın­da uy­gu­la­ma­ya ko­nan Kır­sal Kal­kın­ma Ya­tı­rım­la­rı­nın Des­tek­len­me­si Pro­je­si kap­sa­mın­da grup pro­je­le­ri­ne yüz­de 50 hi­be des­te­ği sağ­lan­mak­ta­dır.

Ta­bii, ha­sat­la il­gi­li ola­rak za­man za­man so­run­lar ya­şan­mak­ta ve bu­nun­la il­gi­li eği­tim ça­lış­ma­la­rı, özel­lik­le ol­gun­luk­la ala­ka­lı, mey­ve­nin özel­li­ği­ne uy­gun tek­nik­ler­le bu ha­sa­dın ya­pıl­ma­sı ge­re­ki­yor, bu ko­nu­da da ba­zı eği­tim ça­lış­ma­la­rı ya­pıl­mak­ta.

Kü­kürt­le­me ku­ru ka­yı­sı­nın en önem­li so­run­la­rın­dan bi­ri­si; kul­la­nı­lan yük­sek oran­da­ki kü­kürt­di­ok­sit mik­ta­rı. Av­ru­pa Bir­li­ği ve ül­ke­miz­de bu­nun stan­dar­dı 2.000 ppm ola­rak uy­gu­lan­mak­ta­dır. Yurt içi gı­da de­ne­tim prog­ra­mı çer­çe­ve­sin­de, 11 il­de, her ay 50 ku­ru ka­yı­sı nu­mu­ne­si alı­na­rak bu la­bo­ra­tu­va­ra gön­de­ril­mek­te ve 2.000 ppm'in üze­rin­de­ki kü­kürt ora­nı çı­kan ka­yı­sı­la­rı ha­zır­la­yan fir­ma­la­ra ya­sal iş­lem ya­pıl­mak­ta­dır. 2006 yı­lın­da, bu ma­na­da, 20 fir­ma­ya 37 nu­mu­ne için iş­lem ya­pıl­mış­tır.

Ma­lat­ya Ta­rım İl Mü­dür­lü­ğü­müz­ce, ku­ru ka­yı­sı­da sağ­lık­lı üre­tim ve kü­kürt­le­me eği­tim pro­je­si uy­gu­lan­mak­ta­dır. Yi­ne, Ma­lat­ya'da ka­yı­sı iş­le­me ve pa­ket­le­me ya­pan 93 adet iş­let­me bu­lun­mak­ta, bu iş­let­me­le­rin ku­ru­lu ka­pa­si­te­le­ri top­la­mı yak­la­şık 220 bin ton/yıl­dır.

Ma­lat­ya'da 68 ih­ra­cat­çı fir­ma ta­ra­fın­dan ka­yı­sı ih­ra­ca­tı ger­çek­leş­ti­ril­mek­te­dir.

De­po­la­ma, yi­ne, önem­li bir un­sur­dur. Üre­ti­min ya­pıl­dı­ğı sa­ha­lar­da ürü­nün de­po­lan­ma­sı için ge­rek­li ta­rım­sal ya­pı­la­rın sa­yı­sı ve ka­pa­si­te­le­ri­nin kuş­ku­suz ar­tı­rıl­ma­sı ge­re­ki­yor. Ka­yı­sı­ya yö­ne­lik pro­je­ler­den iki adet te­sis için -ki, bun­lar, so­ğuk ha­va ve ku­rut­ma, yı­ka­ma, ka­lib­ras­yon ve pa­ket­le­me te­sis­le­ri­dir- top­lam pro­je tu­ta­rı 670 bin YTL ya­tı­rım­dır; biz, bu­nun yüz­de 50'si­ni hi­be ola­rak kar­şı­lı­yo­ruz.

Köy baz­lı ka­tı­lım­cı ya­tı­rım pro­je­si, yi­ne, de­vam edi­yor ve 2007 pro­je­le­ri de önü­müz­de­ki gün­ler­de ka­bul edil­me­ye baş­la­na­cak­tır.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; üre­tim­le il­gi­li de­ğin­di­ğim hu­sus­la­rın dı­şın­da, ta­bii, pa­zar­la­may­la il­gi­li ba­zı so­run­la­rı bu­lun­mak­ta­dır ka­yı­sı­nın ve ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin. Ku­ru ka­yı­sı fi­yat­la­rın­da is­tik­rar sağ­la­na­ma­ma­sı en önem­li so­run ola­rak kar­şı­mı­za çık­mak­ta­dır. Uzun yıl­lar içe­ri­sin­de, ku­ru ka­yı­sı­nın fi­ya­tı sa­de­ce bir­kaç yıl­da 3 bin do­lar, ton ba­şı­na, bir fi­ya­ta ulaş­mış­tır. Ma­lat­ya Ti­ca­ret Bor­sa­sı ka­yıt­la­rı­na gö­re, son yir­mi yıl­da, 96 yı­lın­da 44 bin ton­luk re­kol­te­ye kar­şı­lık bir 3 bin do­la­rı aş­mış, 85, 97 ve 99 yıl­la­rın­da -dü­şük re­kol­te­de üre­tim­le­rin ol­du­ğu yıl­lar- 2.500 do­lar/ton ci­va­rın­da sey­ret­miş­tir.

Son yıl­lar­da­ki fi­yat­lar da şu şe­kil­de: 2005 yı­lın­da 1.895 do­lar ve 2006 yı­lın­da 1.887 do­lar ola­rak ton ba­şı­na ger­çek­leş­miş­tir. Üre­ti­ci Bir­lik­le­ri Ka­nu­nu'nun yü­rür­lü­ğe gir­me­sin­den bu ya­na, 15 il­de 23 adet mey­ve üre­ti­ci­le­ri bir­li­ği ile 1 adet ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri bir­li­ği ku­rul­muş­tur. Bu bir­lik­le­ri ka­nun ge­re­ği bir ça­tı al­tın­da top­la­yan Mey­ve Üre­ti­ci­le­ri Mer­kez Bir­li­ği de 7/9/2006 ta­ri­hin­de ku­rul­muş­tur.

So­ğuk zin­ci­rin yaş ka­yı­sı­nın pa­zar­lan­ma­sın­da çok önem­li bir fak­tör ol­du­ğu­nu vur­gu­la­mak ge­re­ki­yor. Biz, bu­nu çöz­me­ye dö­nük ola­rak da Ba­kan­lık ola­rak, Kır­sal Kal­kın­ma Ya­tı­rım­la­rı­nın Des­tek­len­me­si Pro­je­si çer­çe­ve­sin­de bir uy­gu­la­may­la so­ğuk zin­ci­ri sağ­la­ya­cak na­kil va­sı­ta­la­rı­nın da yüz­de 50 prim­le des­tek­len­me­si uy­gu­la­ma­sı baş­lat­tık.

Mev­cut pa­zar­la­rı­mı­za ila­ve ola­rak ye­ni olu­şan ve­ya ge­le­cek­te oluş­ma­sı plan­la­nan ye­ni pa­zar­la­ra ulaş­ma­da kar­şı­la­şı­lan bir­ta­kım güç­lük­ler var. Bu pa­zar­la­rın oluş­tu­rul­ma­sı için mu­hak­kak su­ret­te ürün ta­nı­tı­mı­na ge­rek­li öne­min ve­ril­me­si ge­re­ki­yor.

Yi­ne, dış pa­zar­lar­da uy­gun şe­kil­de ta­nı­tım, ka­yı­sıy­la il­gi­li pa­zar­la­ma­nın da­ha iyi bir nok­ta­ya gel­me­si açı­sın­dan ka­çı­nıl­maz­dır. Ku­ru ka­yı­sıy­la il­gi­li tüm ku­ru­luş­la­rın ve özel sek­tö­rün ko­nuy­la il­gi­li ola­rak or­tak ça­lış­ma yap­ma­sı ve da­ha iyi bir ta­nı­tım için ge­rek­li plan ve prog­ram­la­rın uy­gu­la­ma­ya kon­ma­sı ge­re­ki­yor. İh­ra­cat­çı­la­rın dış pa­zar­lar­da fark­lı fi­yat tek­lif et­me­le­ri ve­ya ay­nı ka­li­te­de­ki ürün için fi­yat in­di­ri­mi­ne git­me­le­ri de pa­zar­la­ma­da kar­şı­la­şı­lan so­run­lar­dan bir ta­ne­si­dir.

Bu­ra­da özel­lik­le ürün­le­re ait bir mar­ka­nın tam ola­rak ya­ra­tı­la­ma­mış ol­ma­sı kar­şı­mı­za önem­li bir so­run ola­rak çı­kı­yor. Üre­ti­min yo­ğun ol­du­ğu sa­ha­lar­da or­ga­nik ta­rım uy­gu­la­ma­la­rı­nın hız­la yay­gın­laş­tı­rıl­ma­sı ge­re­ki­yor. Biz, or­ga­nik üre­tim­le il­gi­li ola­rak da, bil­di­ği­niz gi­bi, nor­mal des­tek­le­re ila­ve­ten yüz­de 30 ila­ve des­tek ve­ri­yo­ruz bu or­ga­nik üre­tim ya­pıl­ma­sı­na. Ay­rı­ca, iyi ta­rım tek­nik­le­ri­nin uy­gu­lan­ma­sı ola­rak bi­li­nen EU­RE­GAP pren­si­bi­nin üre­ti­ci­le­re ta­nı­tıl­ma­sıy­la il­gi­li ya­yım ça­lış­ma­mız da de­vam edi­yor.

 (Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Ba­kan, lüt­fen to­par­lar mı­sı­nız.

TA­RIM VE KÖ­YİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI MEH­MET MEH­Dİ EKER (De­vam­la) - To­par­lı­yo­rum Sa­yın Baş­ka­nım.

Or­ga­nik ka­yı­sı üre­ti­mi de hız­la bu çer­çe­ve­de ge­li­şi­yor. Hâlen 132 üre­ti­ci­miz, 8.003 ton or­ga­nik ka­yı­sı üre­ti­mi yap­mak­ta ve bi­raz ön­ce be­lirt­ti­ğim gi­bi, or­ga­nik üre­tim için de­kar ba­şı­na, nor­mal DGD'ye ila­ve­ten yüz­de 30 ila­ve DGD ve­ri­yo­ruz ki bu da de­kar ba­şı­na 3 YTL'lik bir ge­lir sağ­la­mak­ta­dır.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ka­yı­sı­nın Tür­ki­ye için da­ha, eko­no­mik ge­ti­ri­si de, eko­no­mik de­ğe­ri de da­ha yük­sek olan bir ürün el­de edil­me­siy­le il­gi­li, kuş­ku­suz, ge­rek bi­zim Ba­kan­lık ola­rak ge­rek­se üre­ti­ci­le­rin ve bu­nun­la il­gi­li di­ğer ku­ru­luş­la­rın mu­hak­kak su­ret­te iş bir­li­ği yap­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne ina­nı­yo­ruz.

Ben, bu duy­gu­lar­la yü­ce Mec­li­si say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Ba­kan.

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na Gü­rol Er­gin, Muğ­la Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Er­gin. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Sü­re­niz yir­mi da­ki­ka­dır Sa­yın Er­gin.

CHP GRU­BU ADI­NA GÜ­ROL ER­GİN (Muğ­la) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Mü­nir Er­kal ve 31 mil­let­ve­ki­li­nin, yi­ne Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Mu­har­rem Kı­lıç ve 37 mil­let­ve­ki­li­nin, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Fe­rit Mev­lüt As­la­noğ­lu ve 21 mil­let­ve­ki­li ile yi­ne ay­nı mil­let­ve­ki­li­miz­le bir­lik­te 48 mil­let­ve­ki­li­nin ver­miş ol­duk­la­rı ve bir­leş­ti­ri­len dört öner­ge üze­rin­de Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu­nun gö­rüş­le­ri­ni açık­la­mak üze­re söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Söz­le­ri­me baş­lar­ken, Sa­yın Baş­kan si­zi, yü­ce Mec­li­si ve bü­yük Türk ulu­su­nu say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bi­raz ön­ce, Sa­yın Ba­kan, üre­tim ko­nu­sun­da, ka­yı­sı­nın du­ru­mu ko­nu­sun­da tek­nik ve ve­ril­me­si ge­re­ken bil­gi­le­ri ver­di. Ben de, iz­ni­niz­le -bel­ki tek­rar ola­cak ama- bu ko­nu­la­ra de­ğin­mek, son­ra gö­rüş­le­ri­mi­zi açık­la­mak is­ti­yo­rum.

Bi­lin­di­ği gi­bi ka­yı­sı, Tür­ki­ye için çok önem­li bir ta­rım­sal ürün. Tıp­kı fın­dık gi­bi, tıp­kı geç­miş­te var ol­du­ğu bi­çi­miy­le tü­tün gi­bi. Ta­bii ki, bu ara­da ku­ru üzü­mü de say­ma­mız ge­re­kir. Bun­lar Tür­ki­ye'ye öz­gü, cid­di­ye alın­ma­sı ge­re­ken ta­rım ürün­le­ri­miz.

Ka­yı­sı de­yin­ce he­pi­mi­zin ak­lı­na Ma­lat­ya ge­li­yor. 2006 yı­lı sa­yı­mı ola­rak Ma­lat­ya'da 6 mil­yon 817 bin 850 ka­yı­sı ağa­cı var. Ma­lat­ya'dan son­ra Elâzığ, Mer­sin, Si­vas, Kah­ra­man­ma­raş, Nev­şe­hir, Iğ­dır gi­bi il­le­ri­miz­de ka­yı­sı üre­ti­li­yor. Tür­ki­ye'de ki­şi ba­şı­na üre­ti­me bak­tı­ğı­mız za­man, 3 ki­lo üre­tim düş­tü­ğü­nü gör­mek­te­yiz.

Ma­lat­ya'mız­da yaş ka­yı­sı üre­ti­mi yıl­lar içe­ri­sin­de çok bü­yük de­ği­şik­lik gös­te­ri­yor ik­li­me bağ­lı ola­rak. Ör­ne­ğin, 2004 yı­lın­da 84.700 ton­ken, 2005'te 500 bin ton, 2006'da 242.700 ton ol­muş­tur bu üre­tim. Sa­yın Ba­ka­nın da ifa­de et­tik­le­ri gi­bi, Tür­ki­ye'de­ki üre­tim 2006 yı­lı için 400 bin ton­dur. Ya­ni, bu­ra­dan şu an­la­şı­lı­yor: Tür­ki­ye'de­ki top­lam ka­yı­sı üre­ti­mi­nin yüz­de 60'ı Ma­lat­ya'da üre­ti­li­yor.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ül­ke­miz­de, ta­bii, önem­li olan da­ha çok ku­ru ka­yı­sı­dır ve ku­ru ka­yı­sı­nın Tür­ki­ye üre­ti­mi de yi­ne yıl­dan yı­la de­ğiş­mek­te, 2006 için bu 83.564 ton yap­mak­ta­dır.

Dış sa­tım ge­li­ri ola­rak bak­tı­ğı­mız za­man, ka­yı­sı­nın, 2004 yı­lın­da yak­la­şık 199 mil­yon do­lar, 2005 yı­lın­da 179 mil­yon do­lar, 2006'da 194 mil­yon do­lar ge­lir ge­tir­di­ği­ni gö­rü­yo­ruz ki bun­la­rı yak­la­şık 200 mil­yon do­lar ola­rak ifa­de et­me­miz doğ­ru olur. Yal­nız, fi­yat­la­ra bak­tı­ğı­mız za­man, ger­çi Sa­yın Ba­kan son iki yı­lın fi­ya­tı­nı ver­di ve geç­miş­le ba­zı kar­şı­laş­tır­ma­lar yap­tı, ama, bu fi­yat­la­rı 2004, 2005, 2006 fi­yat­la­rı ola­rak al­dı­ğı­mız­da -bun­lar or­ta­la­ma fi­yat­lar­dır- 2004'te fi­yat do­lar/ton ola­rak 2.486 do­lar/ton, 2005'te 1.895 do­lar/ton, 2006'da 1.754 do­lar/ton­dur. Bu ko­nu­ya bi­raz son­da ye­ni­den de­ği­ne­ce­ğim de­ğer­li ar­ka­daş­lar.

Şim­di, Sa­yın Ba­ka­nın söy­le­di­ği gi­bi ka­yı­sı çok çe­şit­li bi­çim­ler­de de tü­ke­ti­li­yor, on­la­ra gir­me­ye­ce­ğim. Yal­nız, bir ko­nu­nun al­tı­nı çiz­mek is­ti­yo­rum. De­ğer­li ar­ka­daş­lar, Tür­ki­ye'de ye­te­rin­ce açık­lan­ma­mış bir ko­nu­yu açık­la­mak is­ti­yo­rum: Ka­yı­sı, kalp sağ­lı­ğı açı­sın­dan son de­re­ce önem­li bir mey­ve­dir. Bu­nun her­kes ta­ra­fın­dan bi­lin­me­sin­de ya­rar var. İçer­miş ol­du­ğu yük­sek po­tas­yum ve mag­nez­yum mik­ta­rı, kalp ada­le­le­ri sağ­lı­ğı için son de­re­ce önem­li­dir. Ay­rı­ca, mag­nez­yum tüm ada­le­le­ri­miz için çok ge­rek­li olan bir me­tal­dir. Bu ba­kım­dan, ka­yı­sı­nın, içer­di­ği kar­bon­hid­rat­lar dı­şın­da, özel­lik­le mi­ne­ral içe­ri­ği ba­kı­mın­dan in­san sağ­lı­ğın­da çok önem­li bir ye­ri ol­du­ğu­nu bil­me­miz ge­rek­mek­te­dir.

Ku­ru ka­yı­sı­da ka­li­te­yi be­lir­le­yen -bi­raz ön­ce Sa­yın Ba­kan da söy­le­di- kü­kürt­di­ok­sit mik­ta­rı ile nem ora­nı­dır. Nem ora­nı­nın yüz­de 25'ten faz­la ol­ma­sı is­ten­mez. Kü­kürt­di­ok­sit ora­nı biz­de ve Av­ru­pa Bir­li­ğin­de 2 bin ppm'dir. Ya­ni, bu şu an­la­ma ge­lir: Ku­ru ka­yı­sı­nın 1 ki­lo­sun­da 2 gram­dan faz­la kü­kürt­di­ok­sit ol­ma­ma­lı­dır. Bu­nu bu şe­kil­de söy­le­ye­lim. Bu ra­kam­lar, Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri'nde ve Avus­tral­ya'da bi­raz da­ha yük­sek­tir.

Yi­ne ifa­de ede­lim: Ku­ru ka­yı­sı­nın ih­ra­ca­tın­da biz dün­ya şam­pi­yo­nu­yuz, tıp­kı fın­dık­ta ol­du­ğu gi­bi. Bi­zim ra­kip­le­ri­miz ola­rak, ama çok ge­ri­miz­den ge­len, İran, Pa­kis­tan ve Su­ri­ye var­dır sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım.

Bir nok­ta çok önem­li­dir: Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri, Al­man­ya, İn­gil­te­re, İtal­ya, İs­pan­ya, Fran­sa, biz­den al­dık­la­rı ka­yı­sı­yı çok yük­sek fi­yat­lar­la, yak­la­şık 5 ka­tı fi­yat­lar­la, re­eks­port yo­luy­la bü­tün dün­ya­ya sat­mak­ta­dır de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım.

Şim­di, ben, Sa­yın Mü­nir Er­kal'a, bu­ra­dan, bil­mi­yo­rum, çok özel te­şek­kür et­mek is­ti­yo­rum. Çün­kü, Sa­yın Er­kal, araş­tır­ma için ver­di­ği öner­ge­de Hükûme­tin bü­tün za­af­la­rı­nı or­ta­ya koy­muş. O ba­kım­dan te­şek­kür edi­yo­rum. Ne­ler de­miş, şim­di si­ze on­la­rı söy­le­mek is­ti­yo­rum.

Şim­di, şöy­le di­yor Sa­yın Er­kal: "Ka­yı­sı üre­ti­ci­si­ne, ha­sat­tan ön­ce güb­re, zi­rai ilaç gi­bi har­ca­ma­la­rın­da des­tek ve­ril­me­mek­te­dir. Üre­ti­ci, ka­yı­sı­nın fi­yat is­tik­rar­sız­lı­ğın­dan kor­ka­rak -bi­raz ön­ce söy­le­dim fi­yat­la­rı- kü­kür­dü faz­la ver­mek­te ve bu faz­la kü­kürt­lü ürün AB ül­ke­le­ri­ne ih­ra­cat­ta sı­kın­tı ya­rat­mak­ta­dır. Ka­yı­sı Bir­lik'e ve­ri­len des­tek az­dır."

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) - Yok ol­du, yok.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - "İh­ra­ca­tın ar­tı­rıl­ma­sı için ge­rek­li olan ia­de des­te­ği ka­yı­sı ürü­nün­de sağ­lan­ma­mak­ta­dır."

İş­te, bi­zim de­ğil, bir ik­ti­dar mil­let­ve­ki­li­nin bir iti­raf­na­me­si ola­rak bu söz­le­ri de ka­yıt­la­ra ge­çir­miş ol­duk. Ken­di­si­ne tek­rar te­şek­kür edi­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Ma­lat­ya'da en az 50 bin ai­le ve 250 bin ki­şi ka­yı­sı­dan ge­çi­ni­yor, ama, 2004 yı­lın­da bü­yük bir don ola­yı, tıp­kı fın­dık­ta ol­du­ğu, di­ğer mey­ve­ler­de ol­du­ğu gi­bi ya­şan­dı. Şim­di, eğer ben yan­lış an­la­ma­dıy­sam, Sa­yın Ba­ka­nı­mın söz­le­rin­den şu ifa­de­yi edin­dim. Sa­yın Ba­kan di­yor ki: "2004 yı­lın­da 26.462, 2006 yı­lın­da 14.600 çift­çi ka­yı­sı­dan za­rar gör­dü." ve şöy­le ek­li­yor, di­yor ki…

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) - Don­dan.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - "2006 yı­lın­da biz 5.803 çift­çi­ye 14 mil­yon 200 bin YTL yar­dım ver­dik." Ben şim­di öğ­ren­mek is­ti­yo­rum: 2004 yı­lın­da ne des­tek ver­di­niz, o afe­te uğ­ra­yan in­san­la­ra ne ver­di­niz? Bu­nu öğ­ren­mek is­ti­yo­rum de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım ve yi­ne sor­mak is­ti­yo­rum. Sa­yın Ba­kan di­yor ki: "Biz şim­di bü­tün don afe­ti­ni Tür­ki­ye için, si­gor­ta için al­dık." İyi de, bun­dan ya­rar­la­na­bil­mek için 2007 yı­lın­da kaç ta­ne Ma­lat­ya­lı üre­ti­ci, ka­yı­sı üre­ti­ci­si ken­di­ni, ürü­nü­nü si­gor­ta et­tir­miş­tir? Lüt­fen bu­nu da söy­ler mi­si­niz? Eğer si­gor­ta ola­yı is­ten­di­ği gi­bi ge­liş­me­diy­se Tür­ki­ye'de, şu ve­ya bu ala­nı si­gor­ta içi­ne al­mak da bir an­lam faz­la­sıy­la ifa­de et­me­mek­te­dir.

Son­ra, Sa­yın Ba­ka­nı din­ler­ken ben bu­ra­da ken­dim ko­nu­şu­yor­mu­şum duy­gu­su­na ka­pıl­dım çö­züm­ler ko­nu­sun­da söy­le­dik­le­rin­de. Söy­le­dik­le­ri hep­si şu ya­pıl­ma­lı, bu edil­me­li… Si­zin gö­re­vi­niz ne Sa­yın Ba­kan? Si­zin gö­re­vi­niz ne? On­la­rı biz mi ya­pa­cak­tık da yap­ma­dık? De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ba­kı­nız, bun­lar çok önem­li olay­lar.

Şim­di ge­li­yo­rum fi­yat ko­nu­su­na. Ka­yı­sı­da oy­na­nan oyun tıp­kı fın­dık­ta oy­na­nan oyu­nun ay­nı­sı­dır. Ka­yı­sı Bir­lik üze­rin­de oy­na­nan oyun­lar tıp­kı FİS­KO­BİR­LİK üze­rin­de oy­na­nan oyun­la­rın ay­nı­sı­dır. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu Hükûmet, ka­yı­sı­da ol­du­ğu gi­bi fın­dık­ta da afe­te kar­şı du­yar­sız kal­mış, ken­di be­lir­le­me­si ol­du­ğu hâlde yak­la­şık 252 tril­yon li­ra­sı­nı gas­bet­miş­tir fın­dık üre­ti­ci­si­nin. O pa­ra­yı ver­me­miş­tir.

HA­LUK KOÇ (Sam­sun) - Ka­yı­sı…

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Fın­dık üre­ti­ci­si­nin. Ka­yı­sı üre­ti­ci­si­nin de yak­la­şık 70-80 tril­yo­nu­nu gas­bet­miş­tir. Bun­la­rı söy­le­me­miz ge­re­ki­yor, bun­la­rı sor­ma­mız ge­re­ki­yor de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım.

Şim­di ge­le­lim ta­rım sa­tış ko­ope­ra­tif­le­ri­ne. Tıp­kı Mü­nir Er­kal Bey'in söy­le­di­ği gi­bi, ta­rım sa­tış ko­ope­ra­tif­le­ri­ne des­tek -o az di­yor ger­çi, bi­raz sı­kı­la­rak az di­yor- hiç ve­ril­mi­yor, hiç. Bir tek ku­ruş o ta­rım sa­tış ko­ope­ra­tif­le­ri­ne ve­ril­mi­yor. Dün­ya­da bir tek biz­de bir ya­sa çı­ka­rıl­mış­tı -ta­bii ki siz­den ön­ce çı­ka­rıl­mış­tı- ta­rım sa­tış ko­ope­ra­tif bir­lik­le­ri­ne dev­let hiç­bir şe­kil­de mad­di kat­kı­da bu­lun­maz di­ye. Dört se­ne­dir, dört bu­çuk se­ne­dir söy­lü­yo­ruz: Ge­lin, şu­nu de­ğiş­ti­re­lim. Yok­sa, bü­tün ta­rım sa­tış ko­ope­ra­tif­le­ri, tıp­kı Ka­yı­sı Bir­lik­te ol­du­ğu gi­bi, tıp­kı FİS­KO­BİR­LİK'te ol­du­ğu gi­bi, ka­pı­sı­na ki­lit vu­rur du­ru­ma ge­le­cek. Bun­dan si­zin ne kârı­nız ola­cak? Sor­mak is­ti­yo­rum. Bun­dan bu ül­ke­nin ne kârı ola­cak? Onu sor­mak is­ti­yo­rum. Üre­ti­ci­nin ne kârı ola­cak? Bu­nu sor­mak is­ti­yo­rum.

Sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım, bu ya­sa­yı aci­len de­ğiş­tir­me zo­run­lu­lu­ğu var­dır. İn­şal­lah ve mut­la­ka, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si ik­ti­da­rı, bu ya­sa­yı da de­ğiş­ti­re­cek­tir, bu ka­fa­la­rı da de­ğiş­ti­re­cek­tir. Bu­nu her­ke­sin bil­me­si ge­re­ki­yor.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, şim­di, bir iki ko­nu­ya da­ha de­ğin­mek is­ti­yo­rum. Bun­lar­dan bi­ri şu: Dün­ya Su Gü­nü ol­du, ayın 22'siy­di, ama, 21'in­de An­ka­ra'da kut­lan­dı. Tür­ki­ye'de­ki bü­tün su­la­ma ko­ope­ra­tif­le­ri­nin bir­lik baş­kan­la­rı bu­ra­day­dı, yan­la­rın­da pek çok ko­ope­ra­tif baş­ka­nı bu­ra­day­dı, 500, 600, 700 ko­ope­ra­tif bu­ra­day­dı. Ta­rım Ba­ka­nı ne­re­dey­di? Ta­rım Ba­ka­nı yok. Müs­te­şa­rı ne­re­dey­di? Su ko­nu­su si­zin için bu ka­dar önem­siz bir ko­nu muy­du? Su ko­nu­su­nu gün­de­me ge­ti­rip der­di­ni an­la­ta­cak adam­lar si­zin için bu ka­dar önem­siz in­san­lar mıy­dı?

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ben bu­ra­da söy­le­miş­tim, o gün­den ön­ce şu kür­sü­de söy­le­miş­tim, siz o in­san­la­rın kar­şı­sı­na çı­ka­ma­ya­cak­sı­nız de­miş­tim. Şu kür­sü­de söy­len­di bu söz­ler üç gün ön­ce ve hiç­bi­ri­niz kar­şı­la­rı­na çı­ka­ma­dı­nız. Ni­ye çı­ka­ma­dı­nız? Çün­kü, o in­san­la­rı ca­nın­dan bez­dir­di­niz, o in­san­la­rı pe­ri­şan et­ti­niz. Ha, kar­şı­sı­na çık­tı­ğı­nız köy­lü yok mu? Çı­kı­yor­su­nuz, za­man za­man köy­le­re gi­di­yor­su­nuz; ama, yap­tık­la­rı­nız­dan ötü­rü de­ğil, o köy­lü­nün ter­bi­ye­si­ne gü­ve­nip sı­ğın­dı­ğı­nız için gi­de­bi­li­yor­su­nuz, yok­sa gi­de­mi­yor­su­nuz de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım.

Şim­di, bir  baş­ka ko­nu­ya gi­re­yim. Bu­ra­da, Sa­yın Ba­kan, son iki yı­lın ko­nuş­ma­la­rın­da, büt­çe gö­rüş­me­le­rin­de mı­sır üre­ti­min­de­ki ar­tış­lar­dan söz et­ti, iş­te, "2005'te 4 mil­yon ton ol­du." de­di, "2006'da 3 mil­yon 800 bin ton ola­cak." de­di, 2005 ko­nuş­ma­sın­da "Ar­tık Tür­ki­ye mı­sır it­hal et­me­ye­cek." de­di.

Şim­di so­ru­yo­rum: 250 bin ton mı­sır it­ha­la­tı için…

RA­SİM ÇA­KIR (Edir­ne) - 300 bin ton.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Özür di­le­rim, 300 bin de ola­bi­lir, ben 250 bin bi­li­yo­rum.

…250 bin ton mı­sır it­ha­la­tı için bir ça­lış­ma ya­pıl­dı mı, ya­pıl­ma­dı mı? İha­le ya­pıl­dı mı, ya­pıl­ma­dı mı? Bu ni­ye ya­pıl­dı?

Ben, Tür­ki­ye Ka­mu-Sen'ci­ler gi­bi üs­tü­nü­ze mı­sır at­ma­ya­ca­ğım, ama bu kür­sü­de bun­la­rı söy­le­ye­ce­ğim. Mut­lak su­ret­te bi­ri­le­ri­ne bir çı­kar sağ­la­mak için ya­pıl­mış­tır ar­ka­daş­lar. Çün­kü, köy­lü­nün ma­lı pa­ra et­me­ye baş­la­dı­ğı an­da siz it­ha­la­tı açı­yor­su­nuz, bu­nu mut­la­ka ya­pı­yor­su­nuz. Bir çı­kar kay­gı­sıy­la yap­tı­ğı­nı­zı bi­li­yo­rum.

Bu ara­da şu­nu söy­le­ye­yim: Prim öde­me­le­rin­den söz edi­yor­su­nuz. Bi­raz ön­ce DGD'den söz et­ti­niz. Siz 16 mil­yon DGD'yi 10 mil­yo­na dü­şür­dü­nüz. Bu­nu söy­le­se­ni­ze! Onun ya­nın­da bo­nus ola­rak 1 mil­yon 500 bin bir şey­ler ve­ri­yor­su­nuz, bun­la­rı söy­lü­yor­su­nuz. 16 mil­yo­nu 10 mil­yo­na dü­şür­dü­nüz. Güb­re des­te­ği de­di­niz, 2006'da bir tek ku­ruş ver­di­niz mi? Şim­di övü­nü­yor­su­nuz, "de­ka­ra şu ka­dar güb­re des­te­ği ve­ri­yo­rum, de­ka­ra şu ka­dar ma­zot des­te­ği ve­ri­yo­rum…" 2006'da bu­nun için -Al­lah rı­za­sı için ge­lin şu­ra­da söy­le­yin- bir tek ku­ruş ver­di­niz mi? Ge­lin şu kür­sü­de söy­le­yin. Ver­me­di­niz çün­kü, ver­me­di­niz.

ÖZ­KAN ÖK­SÜZ (Kon­ya) - Ni­san­da öde­dik.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ba­kı­nız, şim­di ye­ni bir oyun, oyun için­de oyun. Ne ya­pı­lı­yor? Şim­di prim ve­ri­le­cek ya pa­muk­ta ve­sa­ire­de, şim­di üre­tim ra­kam­la­rı dü­şü­rül­me­ye ça­lı­şı­lı­yor ki az prim ve­ri­le­bil­sin.

De­fa­lar­ca ya­zı yaz­dı­nız. Ada­na Ta­rım İl Mü­dür­lü­ğü­ne ya­zı­lan, ora­da ya­zı­lan ya­zı­la­rın hep­si elim­de. Şim­di­ye ka­dar pa­muk­ta 650 ki­lo ola­rak -bi­rin­ci ürün­de de, ikin­ci ürün­de de- alı­nan ve­ri­mi siz şim­di, bi­rin­ci ürün­de 550 ki­lo­ya dü­şür­dü­nüz, ikin­ci ürün­de 380 ki­lo­ya dü­şür­mek is­ti­yor­su­nuz. Ni­ye? Ona gö­re da­ha az prim ve­re­yim di­ye. Ha­ni, pri­mi yüz­de 6 ar­tır­dı­lar ya, şim­di, onu, yüz­de 30-40 faz­la­sıy­la azalt­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım. Son­ra, ne­re­de, ka­ba yem prim­le­ri ne­re­de? Ne­re­de ar­ka­daş­lar? Fiğ pri­mi ne­re­de, yon­ca pri­mi ne­re­de? Geç­ti­ği­miz ara­lı­ğın 15'in­de hep­si ve­ri­le­cek­ti, öy­le söy­len­miş­ti.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, söz­le­ri­miz­de doğ­ru ve dik­kat­li ol­ma zo­run­lu­lu­ğu­muz var. Bu­nu özel­lik­le ifa­de et­mek is­ti­yo­rum ve bu ara­da şu­nu söy­le­ye­yim: Siz, şim­di, yap­tık­la­rı­nız­la ye­tin­mi­yor­su­nuz, Ma­lat­ya'nın ka­yı­sı­sı­nı bu­ra­da ko­nu­şu­yor­su­nuz. Siz, Ma­lat­ya Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü­nü ora­dan kal­dı­rı­yor­su­nuz ve öy­le bir ye­re gö­tü­rü­yor­su­nuz ki o Ma­lat­ya Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü­nü, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, o gö­tür­mek is­te­di­ği­niz top­rak­lar­da, 1998-1999 yıl­la­rın­da, o böl­ge için özel ka­yı­sı ye­tiş­ti­ri­ci­li­ğin­de önem­li olan kök kan­se­ri ol­du­ğun­dan ötü­rü, 50 bin adet ka­yı­sı fi­da­nı im­ha edil­miş ve bu alan, Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan, fi­dan üre­ti­mi­ne ka­pa­tıl­mış. Şim­di Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü ora­ya gö­tü­rül­mek is­te­ni­yor.

Sa­yın Ba­kan, böy­le bir yan­lış ya­pı­la­bi­lir mi?

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bun­lar çok önem­li me­se­le­ler. Bu ko­nu­lar üze­rin­de he­pi­mi­zin ge­rek­li cid­di­ye­tiy­le dur­ma zo­run­lu­lu­ğu­muz var ki, o ens­ti­tü­nün ku­ru­lu­şu ta 1937'de. 1937'de bir is­tas­yon ola­rak ku­rul­muş, mey­ve­ci­lik is­tas­yo­nu ola­rak ku­rul­muş. Son­ra -1986 yı­lıy­dı sa­nı­yo­rum- bu araş­tır­ma ens­ti­tü­sü hâli­ne ge­ti­ril­di. Siz de, şim­di, ora­dan ora­ya nak­let­me ba­ha­ne­siy­le ka­pat­ma ça­ba­sı için­de­si­niz, tıp­kı da­ha ön­ce ka­pat­tık­la­rı­nız gi­bi, dört yıl­da ka­pat­tık­la­rı­nız gi­bi.

Sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım, bu ara­da, bir de bir ya­sa tek­li­fi gel­di, çift­çi­le­rin borç­la­rı­nın si­lin­me­si şek­lin­de. Öy­le an­la­şı­lı­yor, öy­le an­la­şı­lı­yor, öy­le de­ğil. Bu bir tu­zak ya­sa. Bu, se­çim ön­ce­si oy ala­bil­me kay­gı­sıy­la çift­çi­yi kan­dır­ma ya­sa­sı.

Ora­da ge­ti­ri­len dü­zen­le­me şu de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım: Mü­te­sel­sil ke­fa­let­ten do­ğan, ke­fil olan­la­rın so­ru­nu or­ta­dan kal­dı­rı­lı­yor. Yok­sa, borç morç si­lin­di­ği yok. Borç morç si­lin­di­ği yok, ama, bu öy­le açık­la­nı­yor ki ka­mu­oyu­na, öy­le bir duy­gu ve­ri­li­yor ki, Tür­ki­ye'nin her ye­rin­den çift­çi­ler arı­yor "Borç­la­rı­mız si­li­ni­yor­muş." di­ye. Yok öy­le bir şey. Bu­nu her­ke­sin bil­me­si ge­re­kir de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, çün­kü, in­san­lar ar­tık kan­dı­rıl­mak is­te­mi­yor­lar. Ye­te­ri ka­dar kan­dır­dı­nız, dört se­ne, dört bu­çuk se­ne kan­dır­dı­nız, bun­dan son­ra kan­dır­ma­yın.

Ben, bu­ra­dan, Türk çift­çi­si­ni uya­nık ol­ma­ya ay­rı­ca ça­ğır­ma­yı ken­di­me gö­rev bi­li­yo­rum, çün­kü, hiç­bi­ri­mi­zin, hiç­bir Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­li­nin öm­rü bo­yun­ca ak­lı­na gel­me­yen, bun­dan son­ra da gel­me­ye­cek yol­lar­la, yön­tem­ler­le, siz, in­san­la­rı kan­dır­ma­ya önü­müz­de­ki üç dört ay için­de özel ça­ba gös­te­re­cek­si­niz. Bu on­lar­dan bi­ri­dir. Bu­nu özel­lik­le söy­lü­yo­rum.

Ay­rı­ca, bu bir ko­nu­nun ik­ra­rı­dır, bu in­san­la­rın al­dık­la­rı pa­ra­yı öde­ye­me­dik­le­ri­nin ik­ra­rı­dır. Bu­nu da özel­lik­le söy­le­mek is­ti­yo­rum. Beş se­ne in­let­ti­niz. Beş se­ne­nin so­nun­da, yal­nız­ca ke­fil­le­ri ara­dan çı­ka­ra­rak, gü­ya, o çift­çi­ye yar­dım­cı ola­cak­sı­nız! Yok böy­le bir şey. Türk çift­çi­si si­zin san­dı­ğı­nız ya­pı­da de­ğil. Türk çift­çi­si, Ata­türk'ün bu mil­le­tin efen­di­si ko­nu­mu­na ge­tir­mek için ça­ba gös­ter­di­ği efen­di­li­ğe, Sa­yın Ba­kan, siz­den de, ben­den de la­yık olan, da­ha la­yık olan in­san­dır! (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Bu­nu he­pi­mi­zin bil­me­si ge­re­kir ve ona kar­şı tav­rı­mız­da bu ko­nu­lar­da dik­kat­li ol­ma zo­run­lu­lu­ğu­nu he­pi­mi­zin his­set­me­si ge­re­kir sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ta­bii, söy­le­ne­cek çö­züm öne­ri­le­ri var, zi­ya­de­siy­le var, fa­kat, bu çö­züm öne­ri­le­ri­ni, za­ten, Sa­yın Ba­kan ken­di­si say­dı. Ya­ni, ola­cak şey de­ğil. Sa­yın Ba­kan san­ki be­nim ye­ri­me ko­nuş­tu. Ya­ni, be­nim söz­le­ri­mi de gas­bet­ti bu ara­da, be­nim ye­ri­me o say­dı. De­mek ki, onun da şikâye­ti çok­muş ken­di ya­pa­ma­dık­la­rın­dan ve­ya yap­ma­dık­la­rın­dan ve­ya Ba­kan­lı­ğı­nın yap­ma­dık­la­rın­dan. Bu ba­kım­dan, be­ni yor­ma­dı­ğı için de ken­di­si­ne özel­lik­le te­şek­kür edi­yo­rum ve son bir iki ko­nu­ya ge­li­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ba­kın, şim­di, cid­di me­se­le­ler bir­bi­ri­ni ko­va­la­yıp gi­di­yor.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Er­gin, lüt­fen to­par­la­yı­nız.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Baş­kan.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Rus­ya'dan ilaç ka­lın­tı­sı­na uya­rı! Hâlâ mı uya­rı­lar yet­me­di si­ze? Hâlâ mı uya­rı­lar yet­me­di si­ze Sa­yın Ba­kan? Siz­den ön­ce­ki ba­ka­na da böy­le uya­rı­lar gel­miş­ti, ama o dö­nem­de de şu ve­ya bu ki­şi ve­ya ku­rum­la­rın dik­kat­siz­li­ği ve­ya ne­me la­zım­cı­lı­ğı so­nu­cun­da hiç­bir ön­lem alın­ma­mış­tı ve hat­ta söy­len­ti­le­re ba­kar­sak, bir ba­ka­nın gi­di­şi­ne ne­den olan bir olay ya­şan­mış­tı.

Şim­di ay­nı uya­rı­lar Rus­ya'dan ge­li­yor ar­ka­daş­lar. Ba­kan­lık, gö­re­vi­ni yap­mı­yor, yap­mak zo­run­da­dır, yap­ma­lı­dır. Bu­nu söy­lü­yo­rum ve ay­rı­ca, ba­kın, siz­le­re şim­di bir bel­ge gös­te­re­ce­ğim. AK Par­ti­nin bir il teş­ki­la­tı, 2002 yı­lın­da, se­çim­den ön­ce "Bun­la­rı bi­li­yor muy­du­nuz?" di­ye bir tab­lo ya­yın­la­mış. Ya­ni, bu­ra­da ben­zi­nin fi­ya­tı ne­dir, mo­to­ri­nin fi­ya­tı ne­dir -ra­fi­ne­ri fi­ya­tı- ne ka­dar ver­gi alı­nı­yor, hal­ka ka­ça sa­tı­lı­yor?

Şim­di ben si­ze bu­nun bu­gün­kü fi­yat­la­rı­nı ve­re­yim: 2 mil­yon 250 bin li­ra­ya siz ma­zo­tu sa­tı­yor­su­nuz. Si­zin bu­ra­da şikâyet ola­rak yaz­dı­ğı­nız fi­ya­ta ba­kı­yo­rum de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, si­zin yaz­dı­ğı­nız şikâyet fi­ya­tı 981 bin li­ra. Bu, si­zin 2002 se­çi­min­den ön­ce­ki bir ya­yı­nı­nız. "981 bin li­ra, çok pa­ha­lı" di­ye şikâyet et­miş­si­niz. Şim­di, 2 mil­yon 250 bin li­ra ve güb­re me­se­le­si­ne ge­li­yo­rum.

Sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım, güb­re­de ina­nıl­maz fi­yat ar­tış­la­rı sü­rü­yor. Ba­kın, üre 700 bin li­ra, buğ­day 300, üre 700 bin li­ra. Bu­nun­la ta­rım ya­pı­lır mı? Müm­kün mü­dür? Dia­mon­yum­fos­fat, ya­ni kı­sa adıy­la DAP, 650 bin li­ra. Bun­la­rın o gün­kü fi­yat­la­rı­nı da söy­le­ye­lim de ba­ri ta­mam ol­sun: 700 bin li­ra olan üre 260 bin li­ray­mış, 650 bin li­ra olan DAP 385 bin li­ray­mış.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Te­şek­kür ede­bi­lir mi­yim Sa­yın Baş­kan?

BAŞ­KAN - Bu­yu­run Sa­yın Er­gin.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Ar­ka­daş­la­rım, bu söz­le­rim­le si­zi si­ze an­lat­ma­ya ça­lış­tım Sa­yın Ba­kan. Ben, yü­ce Türk ulu­su­nu, siz de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri ve Sa­yın Baş­kan si­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Er­gin.

Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na söz is­te­yen Sü­ley­man Sa­rı­baş, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Sa­rı­baş. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Sü­re­niz yir­mi da­ki­ka­dır.

ANA­VA­TAN PAR­Tİ­Sİ GRU­BU ADI­NA SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) - Sa­yın Baş­kan, çok de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Ada­let ve Kal­kın­ma Par­ti­sin­den Sa­yın Mü­nir Er­kal'ın ve Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­sin­den ar­ka­daş­la­rı­mı­zın (10/99, 10/184, 10/384 ve 10/410) nu­ma­ra­lı ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı­nı araş­tır­ma, Mec­lis araş­tır­ma­sı is­te­me ta­lep­le­ri­ni gö­rüş­mek üze­re Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na söz al­dım. Ön­ce­lik­le, bu öner­ge­le­ri ve­ren ar­ka­daş­la­rı­ma çok te­şek­kür edi­yo­rum.

Yi­ne, söz­le­ri­me baş­lar­ken, bi­raz ön­ce, Ma­lat­ya­lı ol­ma­ma­sı­na rağ­men tam bir Ma­lat­ya­lı gi­bi ka­yı­sı­nın me­se­le­le­ri­ni ko­nu­şan Gü­rol Er­gin Be­ye­fen­di'ye de yi­ne hu­zur­la­rı­nız­da te­şek­kür edi­yo­rum.

"Ka­yı­sı" de­yin­ce, ar­ka­daş­lar, Ma­lat­ya­lı­nın der­di ge­lir, Ma­lat­ya­lı­nın çi­le­si ge­lir, Ma­lat­ya­lı­nın eme­ği ge­lir, göz nu­ru ge­lir ve Ma­lat­ya­lı­ya "ka­yı­sı" de­di­ği­niz za­man bir ah çe­ker, bir ah işi­tir, ço­luk ço­cu­ğu­nun rız­kı ge­lir, ama, ömür tü­ket­ti­ği ve kar­şı­lı­ğı­nı ala­ma­dı­ğı bir bi­ti­şin, bir if­la­sın, bir yok olu­şun, ma­ale­sef, çi­le­si var­dır.

Ben ka­yı­sı­cı­yım, ka­yı­sı­yı bi­li­rim, ço­cuk­lu­ğu­mu da ka­yı­sı fi­dan­la­rı ye­tiş­ti­re­rek, on­la­rın (T) aşı­la­rı­nın ip­li­ği­ni bağ­la­ya­rak ge­çir­dim. Bü­tün da­mar­la­rım­da ka­yı­sı­dan al­dı­ğı­mız ge­li­rin kar­şı­lı­ğı var­dır. Tah­si­li­mi ka­yı­sı be­de­liy­le yap­tım, ha­ya­tı­nı ka­yı­sıy­la ka­zan­mış bir ar­ka­da­şı­nı­zım.

"Ka­yı­sı" de­yip geç­me­mek la­zım. Ma­lat­ya'nın on üç il­çe­si, mer­ke­zi, es­na­fı, köy­lü­sü, ta­ma­mı­nın ge­çim kay­na­ğı­dır ka­yı­sı. Ka­yı­sı­yı bir ta­ra­fa çı­kar­tır­sa­nız, Ma­lat­ya'yı, ay­nen, ba­lı­ğın su­suz yer­de, çay­da kal­dı­ğı gi­bi bı­ra­kır­sı­nız. Ma­lat­ya ka­yı­sıy­la anı­lır, Ma­lat­ya ka­yı­sı­sıy­la bi­li­nir, Ma­lat­ya­lı ka­yı­sıy­la ya­tar, ka­yı­sıy­la kal­kar, rü­ya­sın­da ka­yı­sı­yı gö­rür. Çün­kü, Ma­lat­ya­lı, ha­ya­tı­nı, "is­lim da­mı" de­di­ği­miz -bel­ki siz­ler bil­me­ye­cek­si­niz ama- ka­yı­sı­nın kü­kürt­len­di­ği o sı­cak da­mın için­de ge­çir­miş­tir, Ma­lat­ya­lı, ka­yı­sı­nın ba­şın­da ge­çi­rir; Ma­lat­ya­lı, ka­yı­sı­nın di­bin­de ya­tar. Sa­yın Ba­ka­nım, şu an gi­din, Ma­lat­ya çift­çi­si­nin ta­ma­mı, ge­ce­yi ka­yı­sı­sı­nın di­bin­de ge­çi­rir; bir don olur­sa, sa­man ya­ka­yım, las­tik ya­ka­yım, en azın­dan kur­ta­ra­bil­di­ğim ka­dar ço­luk ço­cu­ğu­mun rız­kı­nı kur­ta­ra­yım id­di­asıy­la ge­ce­yi ka­yı­sı­sı­nın di­bin­de ge­çi­rir. Bir ge­ce ek­si 2 de­re­ce­ye düş­tü mü, ka­yı­sı gi­der. Ma­lat­ya­lı­nın bir yıl­lık umu­du gi­der, köy­lü­nün bir yıl­lık umu­du gi­der, es­na­fın bir yıl­lık umu­du, iş­te, o bir­kaç sa­at­lik, iki da­ki­ka­lık don­la be­ra­ber bir yıl öte­ye er­te­le­nir. Oğ­lu­nu ever­me­si gi­der, kı­zı­nı ge­lin et­me­si gi­der, kom­şu­su­nun sa­tı­lan bel­ki kü­çük bir par­ça tar­la­sı­nı ala­cak­tır, o umu­du yi­ter. Ço­cu­ğu­nu üni­ver­si­te­ye gön­de­re­cek­tir, vaz­ge­çer. Ka­yı­sı­nın o saf­ha­ya ka­dar o ka­dar çok gir­di­si var­dır ki, bu­nu kim­se bil­mez. Ba­kın, ben he­sap ede­yim: 100 de­kar­lık bir ka­yı­sı bah­çe­sin­de 750 ka­yı­sı ağa­cı var­dır ar­ka­daş­lar. 5 de­fa ilaç­la­nır; gü­zün "göz­da­şı" de­di­ği­miz göz­ta­şıy­la ilaç­la­nır, çi­çek aç­ma­dan ev­vel ba­kır­la ilaç­la­nır, bir çi­çek ila­cı ya­pı­lır, bir don ila­cı ya­pı­lır, bir çil ila­cı ya­pı­lır. 5 de­fa ilaç­la­ma, bi­rer mil­yar­dan 5 mil­yar li­ra­dır. 100 dö­nüm­lük bir bah­çe­nin sa­de­ce ilaç­la­ma mas­ra­fı. 2 de­fa güb­re­le­nir ka­yı­sı, DAP ve üre atı­lır, bir de hay­van güb­re­siy­le güb­re­le­nir; iki­şer mil­yar li­ra­dan 4 mil­yar li­ra. Sa­yın Ba­ka­nım, he­sa­ba dik­kat edin. 7 de­fa su­la­nır; en iyi yer­de 7 de­fa su­la­nır. Ben, ge­çen se­ne 100 dö­nü­me 4 mil­yar öde­dim, su pa­ra­sı, ko­ope­ra­ti­fe. Ya­ni, su­la­yan iş­çi­nin be­de­li ha­riç, sa­de­ce su pa­ra­sı. 4 mil­yar su pa­ra­sı ve­ri­lir. Ne ya­pı­lır? 2 de­fa bah­çe içi sü­rü­lür, bi­rer mil­yar­dan 2 mil­yar­dır. 2 de­fa; 1 de­fa, biz "gö­lek" de­riz, ta­ban te­ras­la­ma; ya­ni su tut­sun di­ye di­bi­ne "gö­lek" ya­par­lar, te­ras­lar­lar; 1 de­fa da bah­çe­de ku­ru­la­rı alı­nır. Top­lam 19 mil­yar li­ra­dır ka­yı­sı­nın yıl­lık, 100 dö­nü­mün mas­ra­fı; iş­çi­lik ha­riç, köy­lü­nün yap­tı­ğı iş­çi­lik ha­riç, bu­da­ma­ya yap­tı­ğı iş­çi­lik ha­riç, şu­nu ha­riç bu­nu ha­riç. Ço­lu­ğuy­la ço­cu­ğuy­la, ha­nı­mıy­la, bü­tün ef­ra­dıy­la uğ­ra­şır di­di­nir, ce­bin­den de 19 mil­yar li­ra  pa­ra çı­kar yıl­da. Şim­di, bu­nun­la bit­me­di ki. Ka­yı­sı tut­maz­sa bu cep­ten git­ti. Borç harç­tır, bu­nun fa­izi var. Güb­re­yi es­naf­tan al­mış­tır. Dev­let­ten al­mı­yor herhâlde. Dev­let­ten, ve­rir­se, fa­iz­le al­mış­tır. Ma­zo­tu bi­ti­şik pet­rol­den al­mış­tır. Dert­tir her ta­ra­fı. Sı­kı­na sı­kı­na git­miş­tir es­na­fın ka­pı­sı­na bor­ca ilaç al­mak için. Sı­kı­na sı­kı­na gi­der güb­re­ci­nin ka­pı­sı­na "ha­sı­lat­ta ve­ri­rim" di­ye. Ama, gü­ven­mez es­naf. Çün­kü, tu­tup tut­ma­ya­ca­ğı bel­li de­ğil. İki sa­at­lik don­da git­ti mi köy­lü ney­le öde­ye­cek? Trak­tö­rü­nün fi­nans­ma­nı­nı, trak­tö­rü­nün amor­tis­ma­nı­nı say­mı­yo­rum. Ka­yı­sı tut­tu. Tut­tu da bit­ti mi ka­yı­sı­nın der­di? Onu dal­dan in­di­re­cek­sin, to­par­la­ya­cak­sın, is­lim da­mı­na ko­ya­cak­sın, ora­da ya­kıp kü­kürt­le­ye­cek­sin, çı­kar­tıp se­re­cek­sin ku­ru­ya­cak, ku­ru­duk­tan son­ra çe­kir­de­ği­ni çı­kar­ta­cak­sın bir da­ha ku­ru­ta­cak­sın, son­ra yı­ka­ya­cak­sın, de­po­la­ya­cak­sın. Ki­min­le ya­pa­cak­sın? İş­çiy­le. Otuz iş­çi otuz gün ça­lış­sa… Yir­mi be­şer mil­yon li­ra­dır yev­mi­ye­si. Siz ik­ti­da­ra gel­di­ği­niz­de 8 mil­yon li­ray­dı, bu­gün 25 mil­yon li­ra iş­çi­nin yev­mi­ye­si. Ne ya­par? 18 mil­yar li­ra da iş­çi­ye pa­ra ve­re­cek­sin. Sa­de­ce Ma­lat­ya­lı ye­mez ka­yı­sı­nın pa­ra­sı­nı, Ur­fa'dan ge­len iş­çi yer, Adı­ya­man'dan ge­len iş­çi yer. O yö­re­nin in­san­la­rı öbek öbek, kam­yon kam­yon ge­lir­ler ve bir yaz bo­yu ka­yı­sı­da ça­lı­şır­lar. Ka­yı­sı ol­ma­dı mı on­la­rın da işi ha­rap­tır, Adı­ya­man­lı­nın da işi ha­rap­tır, Ur­fa'da ge­çi­ci ça­lı­şan iş­çi­le­rin de işi ha­rap­tır. Ya­ni, ka­yı­sı sa­de­ce Ma­lat­ya'nın, üre­ten­le­rin so­ru­nu de­ğil, o in­san­la­rın da so­ru­nu. Çün­kü, ka­yı­sı­yı don vur­du­ğu an on­lar da o se­ne iş­siz kal­mış­tır.

Şim­di, 45 mil­yar li­ra mas­raf eder­si­niz, ne alır­sı­nız? 25 ton ka­yı­sı. Ka­ça sa­ta­cak­sı­nız ki kur­ta­ra­sı­nız? Bi­raz ön­ce Sa­yın Er­gin fi­ya­tı ver­di, 2006 yı­lı 1.610 do­lar/ton.

Şim­di, her şey ta­mam, emek ve­ri­yor­su­nuz, göz nu­ru ve­ri­yor­su­nuz, ama, pa­zar? Pa­za­ra ge­lin­ce pa­ra yok.

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) - O, ih­raç fi­ya­tı. O, ih­raç fi­ya­tı.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (De­vam­la) - Ni­ye yok? Çün­kü, pa­zar­lan­mı­yor. Dört beş ta­ne ulus­la­ra­ra­sı it­ha­lat­çı­nın ayak oyun­la­rıy­la -bi­raz ön­ce Sa­yın Ba­ka­nım söy­le­di, öner­ge­ler­de var- yurt dı­şın­da biz­den ka­yı­sı alan, it­hal eden­ler, on­lar bi­zim fi­ya­tı­mı­zın üs­tü­ne 3 kat, 4 kat fi­yat ko­ya­rak ken­di­le­ri pa­zar­la­ma­la­rı­nı ya­par­lar. Bu 1.610 do­lar/ton, üre­ti­ci­nin fi­ya­tı de­ğil, bu ih­ra­cat­çı­nın fi­ya­tı. 25 ton ka­yı­sı­dan 10 ton iyi ka­yı­sı alır­sı­nız, bi­rin­ci sı­nıf ka­yı­sı alır­sı­nız, bu­gün­kü fi­ya­tı 2.000-2.500 li­ra. 10 ton "ıs­kar­ta" de­di­ği­miz ka­yı­sı alır­sı­nız, 1.200 li­ra, 1.100 li­ra. Sa­ta­maz­sı­nız bi­le. Be­nim­ki da­ha du­ru­yor, 1.100 li­ra­ya alan var­sa 10 ton ve­re­yim derhâl, derhâl ve­re­yim. Pe­ki ne ola­cak? Ya­ni, bu üre­ti­ci ne ya­pa­cak? Ki­min ka­pı­sı­nı ça­la­cak? 26 bin ki­şi don­dan za­rar gör­müş, 5 bin ki­şi­ye don pa­ra­sı ver­miş­si­niz. Adil mi? Ha­yır. O Ya­sa var -iş­te, Ya­sa'yı ko­yu­yor­su­nuz önü­mü­ze- 2090 sa­yı­lı Ya­sa. Di­yor ki:  "Çift­çi mal­la­rı­nın yüz­de 40'ını kay­be­der­se -ya­ni, bü­tün mal var­lı­ğı­nın yüz­de 40'ını kay­be­der­se- an­cak afet­ten des­tek ala­bi­lir."

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) - Evi­ni de ya­kar­sa…

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (De­vam­la) - Ee, şim­di, ka­yı­sı­sı­nı kay­bet­miş, o se­ne aç. Ada­ma di­yor­sun ki: "Se­nin tar­lan du­ru­yor ama, trak­tö­rün du­ru­yor." Ne yap­sın?

MEH­MET KAR­TAL (Van) - Pas­ta ye­sin, pas­ta!

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (De­vam­la) - Trak­tö­rü­nü de mi sat­sın? Tar­la­sı­nı sat­sın. Er­te­si se­ne, afe­ti ol­ma­ya­cak er­te­si se­ne, ma­lı yok ki afe­ti ol­sun. Tar­la­sı­nı, trak­tö­rü­nü sat­tık­tan son­ra, er­te­si se­ne bir da­ha ol­ma­ya­cak. 50 bin ki­şi… Se­ne 2002, se­ne 2007! 2002'de sat­mış ka­yı­sı­yı 4 mil­yo­na, bu­gün sa­tı­yor ka­yı­sı­yı or­ta­la­ma 2 mil­yo­na. 2002'de al­mış güb­re­yi 250 bi­ne, bu­gün alı­yor üre­yi 700 bi­ne. 2002'de al­mış ma­zo­tu 950 bi­ne, bu­gün alı­yor 2 mil­yon 250 bi­ne. O gün iş­çi­yi, Adı­ya­man­lı iş­çi­yi ça­lış­tır­mış 8 mil­yo­na, 10 mil­yo­na, bu­gün iş­çi 25 mil­yon li­ra. Da­ha çok ol­sun, iş­çi­le­ri­miz pa­ra ka­zan­sın ama, ne­re­den ve­re­cek bu­nu? Ya­ni, ka­yı­sı­cı­nın gir­di­si 10 kat art­mış, en az 5 kat art­mış, ama ka­yı­sı fi­ya­tı düş­müş. Şim­di, 50 bin in­sa­na di­yor­su­nuz ki "Du­ru­mu­nuz na­sıl, iyi mi­si­niz?" ve bek­li­yor­su­nuz ki "İyi­yiz, çok iyi­yiz." de­sin­ler. Çok say­gı­de­ğer­dir Ma­lat­ya'nın in­san­la­rı, ha­ki­ka­ten böy­le sa­mi­mi sor­du­ğu­nuz za­man "İyi­yiz bey." der. Ama, ben bi­li­rim ki, o "iyi"nin içe­ri­sin­de, dev­le­ti­ne hür­met, bü­yü­ğü­ne hür­met ya­tar. Ken­di­si kan ku­sar, aç­tır, su­suz­dur, ama, bel­li et­me­mek için, kim­se­yi üz­me­mek için "İyi­yiz­dir bey, iyi­yiz­dir." der. 50 bin ki­şi iyi ol­maz da, Ma­lat­ya'nın es­na­fı iyi olur mu?

Ma­lat­ya no­ter­le­ri­ne sor­dum: Gün­lük, Ma­lat­ya'da 500 es­na­fın se­ne­di pro­tes­to olu­yor, çe­ki ya­zı­lı­yor. Bu ne de­mek? 500 es­naf ak­şam evi­ne hu­zur­suz gi­di­yor, mut­suz gi­di­yor. 500 es­naf, ar­tık iş ye­ri­ni ka­pa­ta­yım mı, ka­pat­ma­ya­yım mı, onun der­diy­le meş­gul.

Bu da yet­mi­yor, Ma­lat­ya'nın 50 bin de iş­si­zi var, 50 bin ki­şi de iş­si­zi var. Ka­yı­sı ola­cak ki ka­yı­sı­da ça­lış­sın, ka­yı­sı ol­ma­dı mı o da yok. Do­la­yı­sıy­la, ka­yı­sı, öy­le ta­nı­ma­yan­la­rın, bil­me­yen­le­rin "Efen­dim, bir ka­yı­sı var, iş­te sa­tı­lı­yor, pa­ra edi­yor, sa­rı renk­li..." O öy­le de­ğil. Ka­yı­sı­yı, o is­lim da­mın­da ka­sa ta­şı­yan­lar bi­lir. Ka­yı­sı­yı, o ka­yı­sı­nın ba­şın­da, gü­ne­şin 28 de­re­ce sı­ca­ğın­da top­la­yan­lar bi­lir. Ka­yı­sı­yı, bü­tün o emek­le­ri­ne rağ­men pa­za­ra gö­tü­rüp müş­te­ri­nin bo­yun bük­me­sin­den gu­ru­ru kı­rı­lan üre­ti­ci­si bi­lir.

Sat­mı­yor in­san­lar, olan­lar sat­mı­yor. Pe­ki, ol­ma­yan ne ya­pa­cak? Adam borç­lan­mış, güb­re­ci­ye borç­lan­mış, ma­zot­çu­ya borç­lan­mış, iş­çi­ye borç­lan­mış. Ağus­to­sun 15'i, ka­yı­sı­sı­nı çı­kar­tır çı­kart­maz pa­za­ra; okul da açı­lı­yor ey­lül ayın­da…

İB­RA­HİM ÖZ­DO­ĞAN (Er­zu­rum) - Oğ­lu­nu ever­miş…

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (De­vam­la) - …ço­luk ço­cu­ğu­na ön­lük ala­cak, ayak­ka­bı ala­cak; mec­bu­ren pa­zar­da. Ee, it­ha­lat­çı­lar bu­ra­da­ki yer­li ih­ra­cat­çıy­la za­ten iş bir­li­ği hâlin­de, an­laş­mış­lar. Re­kol­te ne ka­dar? Şu ka­dar… İyi, na­sıl ol­sa bu se­ne mal var, fi­yat şu. Pe­ki, bu fi­ya­tı den­ge­le­ye­cek bir dev­let po­li­ti­ka­sı var mı? Var­dı bir ta­rih­ler­de, Ka­yı­sı­bir­lik var­dı, Al­lah'a ömür, Ka­yı­sı­bir­lik yok ol­du. Bü­tün bir­lik­ler gi­bi, Ka­yı­sı­bir­lik'in de ece­li yet­miş­ti. Bu Hükûmet, onun fer­ma­nı­nı, boy­nu­na ipi ge­çir­di as­tı ve Al­lah rah­met ey­le­sin, Ka­yı­sı­bir­lik öl­dü. Ka­yı­sı­bir­lik öl­dü de ne ol­du? Ka­yı­sı­bir­lik ölür­ken ka­yı­sı üre­ti­ci­si de be­ra­ber öl­dü, be­ra­ber öl­dü­rül­dü. Köy­lü­yü öl­dü­re­cek­si­niz, köy­lü üret­me­ye­cek. "Efen­dim, köy­de nü­fus çok, şeh­re ta­şın­sın­lar..." Ne ya­pa­cak­lar şe­hir­de? Ma­lat­ya'da ne ya­pa­cak­lar? Ta­şın­dı­lar. Ço­ğu bah­çe­si­ni ke­si­yor za­ten. Her­kes, şu­nu… Yir­mi beş yıl­da ye­ti­şi­yor, yir­mi yıl­da ye­ti­şi­yor. Yir­mi yıl­lık göz nu­ru­nu, eme­ği­ni, di­bi­ne bir hı­zar ma­ki­ne­siy­le ke­si­yor. Ke­si­yor ama, as­lın­da kes­ti­ği ha­ya­tı­nın bir ye­ri, as­lın­da ka­na­yan ha­ya­tı­nın bir ye­ri, as­lın­da üzü­lü­yor, as­lın­da kah­ro­lu­yor, ço­luk ço­cu­ğuy­la emek ver­miş, ka­pı­sın­da ye­şil­lik olan ka­yı­sı­yı ke­ser­ken kah­ro­lu­yor; ama ça­re­siz, ama bi­ça­re, ama ya­pa­ca­ğı bir şey yok, ama ka­de­re mahkûm, ama bir dev­le­ti var ya­nın­da his­set­me­di­ği, ama bir Ba­ka­nı var ka­yı­sı­nın ke­na­rın­dan geç­me­yen, ama bir Hükûme­ti var der­de der­man ol­ma­yan, ya­ra­ya mer­hem ol­ma­yan bir Hükûme­ti var.

MEH­MET ATİL­LA MA­RAŞ (Şan­lı­ur­fa) - Ağ­la­ya­ca­ğım ya!

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (De­vam­la) - Ver­di­ler, yüz­de 51 oy ver­di­ler, da­ha çok ver­sin­ler. Ben oy moy pe­şin­de de­ği­lim, ama, kar­şı­lı­ğı­nı ve­rin. Bu in­san­lar, bi­hak­kın si­ze oy ver­di­ler. Ni­ye? Da­ha hu­zur­lu ol­sun­lar, da­ha re­fah içe­ri­sin­de ya­şa­sın­lar, dert­le­ri­ne ça­re olun di­ye ver­di­ler. Ee, gör­dü­ler iş­te, dört se­ne­dir ne ka­dar ça­re ol­du­ğu­nuz or­ta­da. Şim­di, He­kim­han'ın Gü­zel­yurt'un­dan, Ak­ça­dağ'ın Yağ­mur­lu'sun­dan, Do­ğan­şe­hir'den, Do­ğan­yol'dan, Do­ğan­şe­hir'in Po­lat'ın­dan in­san­lar sil­me oy ver­di­ler san­dık­ta. Şim­di, ka­yı­sı fi­yat­la­rıy­la gi­din bir, gi­din bir so­run. Şim­di, bi­raz son­ra çı­ka­cak­lar "Efen­dim, ver­dik iş­te, iyi ver­dik..." 1.200 li­ray­dı do­lar, ka­yı­sı 4 mil­yon li­ray­dı, ya­ni 3 bin do­lar­dı. Köy­lü­nün 3 bin do­la­rı­nı ve­rin. 4,5 mil­yon ol­ma­sı la­zım ka­yı­sı­nın. Ulus­la­ra­ra­sı pi­ya­sa­da, biz­den it­hal eden­ler, 4 mil­yon 500 bi­ne sa­tı­yor­lar, alı­cı bu­lu­yor. De­mek ki, pa­zar­la­ma­da, çift­çi­nin ya­nın­da ol­ma­yan po­li­ti­ka­lar ne­ti­ce­si, be­nim köy­lü­mün yi­ye­ce­ği­ni Av­ru­pa'nın it­ha­lat­çı­sı yi­yor, Ame­ri­ka'nın it­ha­lat­çı­sı yi­yor. Biz baş­tan be­ri söy­le­mi­yor mu­yuz, bu dü­ze­nin adı "sö­mü­rü dü­ze­ni" di­ye? Üre­ti­ci­si­ni sö­mür­ten, sa­na­yi­ci­si­ni sö­mür­ten, eko­no­mi­si­ni ta­şe­ron­laş­tı­ran, ser­ma­ye­si­ni ya­ban­cı­laş­tı­ran, mil­le­ti­ni kö­le­leş­ti­ren bir IMF dü­ze­ni­nin tut­sa­ğı ol­du­nuz. Ne­dir bu tat, bun­dan al­dı­ğı­nız zevk, bun­dan al­dı­ğı­nız lez­zet ne­dir bi­le­mi­yo­rum; herhâlde ge­mi­ler, herhâlde ge­mi­ler... Ya­ni, köy­lü­nün hak­kı­nı ve­rin, köy­lü­nün eme­ği­ni ve­rin. Bi­raz ön­ce arı­yor Kon­ya­lı, "fiğ şe­yi­ni ala­ma­dım da­ha" di­yor, "Ba­kan söy­lü­yor, ala­ma­dım" di­yor, "ma­zot  des­te­ği­ni ala­ma­dık" di­yor.

Ka­yı­sı­nın bu ka­dar mas­ra­fı var, ka­yı­sı­ya 10 mil­yon li­ra des­tek ve­ri­yor­su­nuz de­kar ba­şı­na, su­suz ara­zi­de ar­pa eki­len ye­re, ona da 10 mil­yon li­ra ve­ri­yor­su­nuz. Ka­yı­sı­nın, onun eme­ği­nin, 10 ka­tı mas­ra­fı var. Ba­zı şey­le­rin özel­li­ği ol­ma­lı. Ya­ni, su­suz ara­zi­de ar­pa­ya 10 li­ra doğ­ru­dan des­tek ve­ri­yor­sa­nız eğer -ar­pa eke­ne- ka­yı­sı bah­çe­si­ne en az 100 li­ra des­tek ver­me­niz la­zım dö­nü­mü­ne.

FİK­RET BA­DAZ­LI ( An­tal­ya ) - O bi­le yet­mez...

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (De­vam­la) - Ni­ye ver­mi­yor­su­nuz? 200 mil­yon do­lar ge­li­yor, yüz­de 20 ver­gi alı­yor­sa­nız, 40 mil­yon do­lar ver­gi alı­yor­su­nuz ka­yı­sı­dan. 200 mil­yon do­lar ih­ra­cat­ta, do­lay­lı ver­gi­ler­le yüz­de 75 alı­yor­su­nuz; 100 tril­yon ver­gi alı­yor­su­nuz, 50 tril­yo­nu­nu ve­rin. Ya­ni, üre­ti­ci­den do­lay­lı ver­gi­ler­le al­dı­ğı­nız yüz­de 50'den faz­la. 200 mil­yon do­lar ne ya­par? 260 tril­yon ya­par. Yüz­de 50 do­lay­lı ver­gi ne ya­par, 130 tril­yon mu? Evet. Ka­yı­sı üre­ti­ci­sin­den 130 tril­yon ver­gi alı­yor­su­nuz, 50 tril­yo­nu­nu ve­rin. Ya­ni, 130 tril­yon al­dı­ğı­nız do­lay­lı ver­gi­yi gö­tü­rüp, hol­ding sa­hip­le­ri­ne, 26 ta­ne mil­yar do­lar sa­hi­bi­ne ye­di­re­ce­ği­ni­ze, va­tan­daş­tan al­dı­ğı­nı­zı va­tan­da­şa ve­rin. Çok mu şey is­ti­yo­ruz? Ve­rin ki, da­ha faz­la üret­sin; ve­rin ki, da­ha faz­la kal­kın­dır­sın bu ül­ke­yi; ve­rin ki, in­san­lar mut­lu ol­sun. Bir kıt­lık dü­ze­ni­dir… Kıt­lık dü­ze­ni var­dır. Bir oda­nın içe­ri­si­ne in­san­la­rı ko­yar­sı­nız, hiç ek­mek ver­mez­si­niz on gün; on gün son­ra ka­pı­dan ek­mek atar­sı­nız, o ek­mek ata­na te­şek­kür eder­ler "Al­lah ra­zı ol­sun, ek­mek atı­yor bi­ze." Kö­le­lik dü­ze­ni. Ona ra­zı edil­miş­tir, o aç­lı­ğa ra­zı edil­miş­tir. Bir kıt­lık dü­ze­ni kur­du­nuz, in­san­la­ra üç ku­ruş, kö­mür ver­mey­le, er­zak ver­mey­le "Al­lah ra­zı ol­sun" di­yor adam. Ni­ye? Kıt­lık dü­ze­ni böy­le­dir de bu­nun için. Or­ta Çağ'da kö­le­ler var­dı Av­ru­pa'da. Hiç kim­se efen­di­le­ri­ne, hiç kim­se dük­le­ri­ne kar­şı ge­le­bi­li­yor muy­du? Kö­le­nin ço­cu­ğu kö­le olu­yor­du, onu ka­der zan­ne­di­yor­du. Bi­zim in­san­la­rı­mı­zı da kıt­lık dü­ze­nin­de kö­le­li­ğe mahkûm et­ti­niz ve kö­le­li­ği on­la­ra bir ka­der gi­bi ya­şa­tı­yor­su­nuz. Son­ra, ön­le­ri­ne gön­der­di­ği­niz bir fi­le er­zak­la, va­tan­daş "Al­lah ra­zı ol­sun" de­me­nin ça­re­siz­li­ği içe­ri­sin­de kal­mış. İş? İşi yok. Ka­yı­sı­sı pa­ra et­mi­yor. Sos­yal gü­ven­li­ği? Sos­yal gü­ven­li­ği yok. Ya­ni, as­lın­da, Baş­ba­kan çok doğ­ru söy­lü­yor "İs­tan­bul'a ge­le­ne sor­mak la­zım" di­yor "Pa­ran var mı pu­lun var mı? Pa­ran yok­sa adam de­ğil­sin, ni­ye gel­din?" İşin özü bu. "Pa­ran var mı?" di­ye, se­ya­hat eden in­sa­na so­rar­san "pa­ran yok­sa gel­me" der­sen, "sen adam de­ğil­sin" de­mek. Siz, şim­di köy­lü­ye di­yor­su­nuz ki: Siz sa­de­ce se­çim­de adam­sı­nız, ama, se­çim bit­ti­ği gün adam de­ğil­si­niz. Adam ol­say­dı, 4 mil­yon li­ra olan ka­yı­sı­nın bu­gün 7 mil­yon ol­ma­sı la­zım­dı.

Fın­dı­ğı al­dı­nız. Fın­dı­ğı, Top­rak Mah­sul­le­ri Ofi­si ola­rak al­dı­nız. İyi de et­ti­niz. Ka­yı­sı­yı da alın Sa­yın Ba­kan. Ka­yı­sı­yı da alın. Fın­dık iki se­ne da­ya­nır­sa, ka­yı­sı beş se­ne da­ya­nır. Söz, da­ya­nır. Fın­dı­ğı ne ya­pa­cak­sa­nız, ka­yı­sı­ya da onu ya­pın. Fın­dı­ğı çe­rez ola­rak kul­la­na­cak­sa­nız, ka­yı­sı­yı da kul­la­nın. Fın­dı­ğı çi­ko­la­ta­da kul­la­na­cak­sa­nız, ka­yı­sı­yı da mar­me­lat­ta kul­la­nın. Bu se­ne be­lir­le­yin Top­rak Mah­sul­le­ri Ofi­si ola­rak, 50 bin ton ka­yı­sı ala­ca­ğız de­yin, ku­ru ka­yı­sı, fi­ya­tı 5 mil­yon de­yin; de­yin, mil­le­tin yü­zü­nü bir gül­dü­rün. Mil­let bir gül­sün. Oy alır­ken iyi de çok mu be­del olur? Ha­yır, top­la­dı­ğı­nız ver­gi­yi bi­le ver­me­miş olur­su­nuz. Ya­ni, köy­lü­den top­la­dı­ğı­nız, do­lay­lı ver­gi­ler­le top­la­dı­ğı­nız pa­ra­yı tek­rar köy­lü­ye ia­de et­me­nin sö­zü­nü de ver­dik biz, AK Par­ti ola­rak, il­çe il­çe ge­zer­ken de­dik ki: "Ey mil­let, siz­den al­dık­la­rı­mı­zı si­ze ve­re­ce­ğiz. Be­ra­ber yü­rü­ye­ce­ğiz biz si­zin­le bu yol­lar­da." Son­ra, bir bak­tık ki, köy­lü­den al­dık­la­rı­mı­zı Ofer'e, Ha­ri­ri'ye bi­rer bi­rer ver­mi­şiz. Yol de­ğiş­miş, ma­kas de­ğiş­miş, ee, biz de si­zi de­ğiş­tir­dik. Bu mil­let de si­zi de­ğiş­ti­re­cek.

He­pi­ni­ze say­gı­lar su­nu­yo­rum. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Sa­rı­baş.

AK Par­ti Gru­bu adı­na söz is­te­yen Ali Os­man Baş­kurt, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Baş­kurt. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AK PAR­Tİ GRU­BU ADI­NA ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (Ma­lat­ya) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ka­yı­sı üre­ti­mi, tü­ke­ti­mi, ih­ra­cat ve it­ha­la­tın­da ya­şa­nan so­run­lar­la il­gi­li Mec­lis araş­tır­ma­sıy­la il­gi­li ola­rak, AK Par­ti Gru­bu­mu­zun gö­rüş­le­ri­ni açık­la­mak üze­re söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ko­nu­muz olan ka­yı­sı üre­ti­mi ve ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı­na yö­ne­lik ola­rak, ön­ce­lik­le ül­ke­miz ka­yı­sı üre­ti­mi hak­kın­da bil­gi ver­mek is­ti­yo­rum.

Tür­ki­ye, dün­ya­da ta­rım­sal üre­tim açı­sın­dan ku­ru ka­yı­sı, fın­dık, ku­ru in­cir­de ilk sı­ra­da­dır. 2004 yı­lı iti­ba­rıy­la dün­ya­da 339.500 hek­tar alan­da yaş ka­yı­sı üre­ti­mi ya­pıl­mak­ta olup, bu alan­dan alı­nan ürün mik­ta­rı ise 2 mil­yon 686 bin 486 ton­dur. Dün­ya­da ol­duk­ça sı­nır­lı sa­yı­da ül­ke ta­ze yaş ka­yı­sı üre­ti­mi yap­mak­ta­dır. Dün­ya ku­ru ka­yı­sı üre­ti­mi, yıl­lar iti­ba­rıy­la 120-150 bin ton ara­sın­da de­ğiş­mek­te­dir. Ül­ke­mi­zin ku­ru ka­yı­sı üre­ti­mi ise, 100-120 bin ton ara­sın­da olup, dün­ya üre­ti­mi­nin yüz­de 84 ila 90'ını kar­şı­la­mak­ta­dır.

Ay­rı­ca, ih­raç edi­len ku­ru ka­yı­sı­nın da yüz­de 85'ten faz­la­sı­nı Ma­lat­ya ka­yı­sı­sı kar­şı­la­mak­ta­dır. Ka­yı­sı­nın yak­la­şık 70 ül­ke­ye ih­ra­ca­tı ya­pıl­mak­ta olup, ih­ra­ca­tı­mı­zın yüz­de 50'si Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­ri­ne ya­pıl­mak­ta­dır.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ka­yı­sı ile il­gi­li so­run­la­rı özel­lik­le iki baş­lık­ta, bi­ri üre­tim, di­ğe­ri pa­zar­la­ma ol­mak üze­re iki ana baş­lık­ta top­la­ma­mız müm­kün­dür.

Bi­rin­ci ana baş­lık üre­tim­le il­gi­li so­run­la­rı ise, ye­di baş­lık­la sı­ra­la­mak müm­kün­dür.

Bi­rin­ci, ilk­ba­har geç don­la­rı ve afet, do­ğal afet­ler, ka­yı­sı üre­ti­min­de üre­ti­mi en­gel­le­yen önem­li fak­tör­le­rin ba­şın­da gel­mek­te­dir. Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­mı­zın il­gi­li mer­kez ve taş­ra bi­rim­le­ri bu ko­nu­da üre­ti­ci­le­ri­mi­zi sü­rek­li ola­rak uyar­mak­ta­dır­lar. An­cak, üre­ti­ci­ler ta­ra­fın­dan alı­na­cak ted­bir­ler sı­nır­lı kal­mak­ta, yi­ne de afe­te ma­ruz ka­lı­na­bil­mek­te­dir. Bu du­rum­da, Hükûme­ti­miz, 2090 sa­yı­lı Ka­nun çer­çe­ve­sin­de, ça­lış­ma ve üret­me imkânla­rı önem­li öl­çü­de bo­zu­lan çift­çi­le­re yar­dım ya­pa­rak, bu çift­çi­le­rin tek­rar üre­tim ala­nı­na gir­me­si­ni sağ­la­mak­ta­dır. Sa­yın Ta­rım Ba­ka­nı­mı­zın des­tek­le­riy­le, yar­dım­la­rıy­la don za­rar­la­rı da bu Ka­nun çer­çe­ve­sin­de kar­şı­lan­mak­ta­dır.

Bu­ra­da, baş­ta Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mız ol­mak üze­re Re­cep Tay­yip Er­do­ğan'a, Ta­rım Ba­ka­nı­mız Sa­yın Meh­di Eker'e, ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­ni, ge­çen yıl don mağ­du­ri­ye­tin­den beş il­çe­mi­zi, beş il­çe­miz­de do­na ma­ruz ka­lan çift­çi­le­ri­mi­ze mer­hem ol­duk­la­rın­dan do­la­yı te­şek­kür­le­ri­mi, şük­ran­la­rı­mı Ma­lat­ya hal­kı adı­na su­nu­yo­rum.

Ma­lat­ya'da 2006 yı­lın­da don­dan za­rar gö­ren 6 bin üre­ti­ci­ye -de­min de Sa­yın Ba­ka­nı­mı­zın söy­le­di­ği gi­bi- 14 tril­yon ha­sar be­de­li öden­miş­tir. Da­ha…

RA­MA­ZAN KE­RİM ÖZ­KAN (Bur­dur) - Da­ren­de'nin­ki du­ru­yor. Da­ren­de ne ol­du?

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Da­ren­de'de -evet- Ağıl­ya­zı'da ta­pu ka­das­tro ça­lış­ma­la­rı geç gir­di­ğin­den do­la­yı ge­cik­me ol­muş­tur. On­lar da baş­vu­ru­la­rı­nı yap­mış­lar­dır, ya­kın za­man­da in­şal­lah öde­ne­cek­tir.

RA­MA­ZAN KE­RİM ÖZ­KAN (Bur­dur) - Ke­rim­li du­ru­yor, Ağıl­ba­şı du­ru­yor.

ŞÜK­RÜ ÜNAL (Os­ma­ni­ye) - Os­man Bey, siz ko­nuş­ma­ya de­vam edin, ko­nuş­ma­yı sap­tı­rı­yor­lar.

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Ta­rım si­gor­ta­sı uy­gu­la­ma­la­rı­na Ba­kan­lar Ku­ru­lu ka­ra­rıy­la 2007 yı­lın­dan iti­ba­ren don za­rar­la­rı da ek­le­ne­rek uy­gu­la­ma baş­la­tıl­mış­tır. Ka­nun uy­gu­la­ma­sıy­la, üre­ti­ci­le­rin ürün­le­ri­nin si­gor­ta prim­le­ri­nin yüz­de 50'si dev­let ta­ra­fın­dan kar­şı­lan­mış­tır.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ger­çek­ten, Hükûme­ti­miz, Ta­rım Ba­kan­lı­ğı­mız… Özel­lik­le ka­yı­sı üre­ti­ci­si için söy­lü­yo­rum, iş­te, az ön­ce de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri­mi­zin de vur­gu­la­dık­la­rı gi­bi, bir se­ne don ol­maz­sa, ikin­ci se­ne, üçün­cü se­ne olu­yor. Doğ­ru mu? Ve bu­gü­ne ka­dar hiç­bir hükûmet bu ko­nu­da bir çö­züm üre­te­me­miş. İlk de­fa ge­çen se­ne Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mı­zın Ma­lat­ya'ya gel­me­siy­le, 32 il­de afet ol­ma­sı­na rağ­men, hiç­bir ile bu yar­dım öden­me­miş­ken, 35 tril­yon yak­la­şık tah­min edi­li­yor de­nil­di ve bu söz­den do­la­yı, bir­çok si­ya­si çev­re­de­ki ar­ka­daş­la­rım, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ya­ni, ne­den bu pa­ra­yı, 16 tril­yo­nu, 17 tril­yo­nu Ma­lat­ya'ya ver­di­niz di­ye, âde­ta bur­nu­muz­dan ge­tir­di. El­bet­te eleş­ti­ri­ye açı­ğız, el­bet­te eleş­ti­ri ya­pa­cak­lar, ama, bu­gü­ne ka­dar bu pa­ra­nın ku­ru­şu gir­me­di. Ne­den, bu­gü­ne ka­dar gir­me­yen, bu­gü­ne ka­dar neş­ter vu­rul­ma­yan, öden­me­yen, don­dan do­la­yı mağ­dur edi­len çift­çi­le­re bir ku­ruş pa­ra öden­me­miş­ken -yak­la­şık 6 bin, in­şal­lah bu 7 bi­ni bu­la­cak- 7.700 ki­şi mağ­dur ol­muş, bun­lar­dan 6.600'ü fay­da­lan­mış. Di­ğer­le­ri de, 7 bin ta­ne di­lek­çe ve­ril­miş. 7 bin di­lek­çe­den 4 bin ta­ne­si in­ce­len­miş ve ge­çen ay da 1,2 tril­yon pa­ra tek­rar çift­çi­le­ri­mi­zin he­sa­bı­na ak­ta­rıl­mış­tır. Bu­ra­da bu­nun is­tis­ma­rı­nı yap­mak, et­mek… İn­saf sa­hi­bi ol­mak la­zım. Evet, bun­dan do­la­yı te­şek­kür et­mek la­zım.

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Ve­ri­len­le­re te­şek­kür edi­yo­ruz. Ve­ril­me­yen­le­re…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Bu pa­ra Ma­lat­ya­lı­ya gir­miş­tir, Ma­lat­ya­lı çift­çi­ye gir­miş­tir, Ma­lat­ya çift­çi­si fay­da­lan­mış­tır.

Yi­ne, de­min, az ön­ce Muğ­la Mil­let­ve­ki­li­miz, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li­miz "Ma­lat­ya­lı, bu ta­rım si­gor­ta­sı po­li­çe­sin­den do­la­yı, kaç ta­ne çift­çi­miz bun­dan is­ti­fa­de et­miş­tir?" di­ye so­ru sor­du. Ben bu­ra­da açık ola­rak Ge­nel Ku­ru­lu­mu­za, siz­le­re açık şe­kil­de ifa­de et­mek is­ti­yo­rum: Tam 7.339 çift­çi­miz, Ta­rım Si­gor­ta­sı Ka­nu­nu sa­ye­sin­de, Ma­lat­ya­lı çift­çi­le­ri­miz -Tür­ki­ye'de de beş ilin içe­ri­sin­de en ön­de ge­len- po­li­çe kes­tir­miş­tir. 10 Ocak 2007-27 Mart 2007 ta­rih­le­ri ara­sın­da bu po­li­çe­ler ke­sil­miş. Yak­la­şık 81 tril­yon­luk ürün ta­rım si­gor­ta­sı kap­sa­mı­na, te­mi­na­tı­na alın­mış­tır. Bu­ra­da bu Hükûme­ti al­kış­la­mak la­zım, teb­rik et­mek la­zım.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - 50 bin­den 7.700... Al­kış­lı­yo­ruz! Bra­vo!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Yi­ne, bu­nu Ma­lat­ya­lı çift­çi­le­ri­miz tak­dir ede­cek­ler­dir Sa­yın Ve­ki­lim, siz de­ğil. Bı­ra­kın, onu Ma­lat­ya­lı çift­çi­le­ri­miz tak­dir et­sin­ler.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Tak­di­ri­mi­zi su­nu­yo­rum kar­de­şim. Da­ha ne is­ti­yor­sun?

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - İkin­ci­si, gir­di fi­yat­la­rı­nın yük­sek ol­ma­sı. Ben, ye­di baş­lık­ta bun­la­rı top­la­dım. İkin­ci­si, ürün­de fi­yat dal­ga­lan­ma­la­rı­nın önü ke­si­le­rek is­tik­rar­lı bir fi­yat po­li­ti­ka­sı­nın il­gi­li ta­raf­lar­ca or­ta­ya kon­ma­sı­dır.

Yi­ne -de­min de Ba­ka­nı­mı­zın vur­gu­la­dı­ğı gi­bi- üçün­cü bir so­run, fi­dan te­mi­nin­de kar­şı­la­şı­lan güç­lük­ler. Mey­ve üre­ti­mi­nin en önem­li so­run­la­rın­dan bi­ri de, ka­li­te­li, pa­za­ra uy­gun çe­şit­le­rin üre­ti­mi­nin sağ­lan­ma­ma­sı­dır. Ser­ti­fi­ka­lı fi­dan ile te­sis edi­len ye­ni bah­çe­le­re de­kar ba­şı­na des­tek öde­me­si ya­pıl­ma­ya baş­lan­dık­tan iti­ba­ren 20 bin YTL des­tek­le­me öde­me­si ya­pıl­mış­tır. 2006 yı­lın­da 785 bin YTL des­tek­le­me öde­me­si ya­pıl­mış­tır. Bu des­tek­le­me 2007 yı­lın­da da tek­rar de­kar ba­şı­na 200 YTL ol­mak üze­re de­vam ede­cek­tir.

Di­ğer önem­li bir prob­lem, güb­re­le­me. Top­rak tah­lil­le­ri­nin za­ma­nın­da ve bel­li ara­lık­lar­la ya­pı­la­rak tah­lil so­nuç­la­rı doğ­rul­tu­sun­da doğ­ru ma­ter­yal ve tek­ni­ği­ne uy­gun ola­rak güb­re­le­me ya­pıl­ma­sı ge­rek­mek­te­dir. Ba­kan­lı­ğı­mı­za bağ­lı bi­rim­ler, is­te­yen üre­ti­ci­le­rin top­rak tah­lil­le­ri­ni ya­pa­rak ge­rek­li güb­re tav­si­ye­le­ri­ni yap­mak­ta­dır. Hükûme­ti­miz, top­ra­ğı­nı tah­lil et­ti­re­rek üre­tim ya­pan üre­ti­ci­ler için de­kar ba­şı­na 1 YTL ila­ve doğ­ru­dan ge­lir des­te­ği ver­mek­te­dir. Ay­rı­ca, de­kar ba­şı­na 1,8 YTL ma­zot ve 1,43 YTL de güb­re des­te­ği ver­mek­te­dir.

Di­ğer bir prob­lem, be­şin­ci bir prob­lem, su­la­ma­da az su ile da­ha çok alan su­la­mak ge­rek­mek­te­dir. Ener­ji ve iş­çi gi­der­le­ri­ni as­ga­ri­ye in­di­re­rek üre­tim ma­li­ye­ti­ni dü­şür­mek için ba­sınç­lı su­la­ma sis­tem­le­ri­nin yay­gın­laş­tı­rıl­ma­sı zo­run­lu­dur. Özel­lik­le de dam­la­ma ve yağ­mur­la­ma su­la­ma sis­tem­le­ri­nin yay­gın­laş­tı­rıl­ma­sı ama­cıy­la Ba­kan­lı­ğı­mız­ca, Köy Baz­lı Ka­tı­lım­cı Ya­tı­rım Pro­je­si kap­sa­mın­da ya­pı­la­cak ya­tı­rım­la­ra yüz­de 50 des­tek ve­ril­mek­te­dir. Ye­ni bir pro­je­de, Hükûme­ti­mi­zin uy­gu­la­ma­ya ya­kın­da ko­ya­ca­ğı, yi­ne, yüz­de 25'i hi­be yüz­de 75'i de ye­di yıl ge­ri­ye sı­fır fa­iz­le Zi­ra­at Ban­ka­sı ta­ra­fın­dan ve­ri­le­cek dev­rim ni­te­li­ğin­de su­la­ma pro­je­si yar­dı­mı ya­kın­da uy­gu­la­ma­ya ko­nu­la­cak­tır.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Da­ha prim­ler du­ru­yor, prim­ler!.. Prim­ler ne­re­de?

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Evet, ba­kın, bu­gü­ne ka­dar 1 met­re, 100 met­re yağ­mur…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Ge­le­ce­ği an­la­ta­ca­ğı­na, hikâye an­la­ta­ca­ğı­na, prim­ler ne­re­de? Prim­ler ne­re­de?

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Bu ül­ke­yi ço­rak et­ti­niz, ço­rak!..

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Prim­ler ne­re­de? Prim­ler ne­re­de?

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Bu­gü­ne ka­dar "köy­lüm, köy­lüm" de­yip köy­lü­nün üze­rin­den si­ya­set ya­pan…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Hiç sı­kıl­mı­yor­su­nuz da…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - …evet, köy­lü­nün yo­lu­nu gö­tür­me­yen, su­yu­nu gö­tür­me­yen…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Söy­ler­ken sı­kıl­mı­yor­sun, ya­zık ya­zık!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - …bu ül­ke­nin top­rak­la­rı­nı ço­rak­laş­tı­ran si­ya­set­çi­le­re gı­kı­nız çık­mı­yor.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Köy­lü de öy­le di­yor za­ten!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Evet, bu, önem­li bir, dev­rim ni­te­li­ğin­de bir pro­je.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Prim­ler ne­re­de kar­de­şim, 2006 prim­le­ri ne­re­de?

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Bey­ler, evet, kıs­kan­ma­yın, al­kış­la­yın.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Utan­mı­yor­su­nuz da! Ne­re­de 2006 prim­le­ri?

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Ba­kın, düz­gün ko­nu­şun!

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Prim­ler ne­re­de?

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Ba­kın, düz­gün ko­nu­şun!

BAŞ­KAN - Sa­yın Ba­yın­dır, lüt­fen… Sa­yın Ba­yın­dır…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Say­gı­lı ol, had­di­ni bil!.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Ba­na bak!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Evet, had­di­ni bil!

BAŞ­KAN - Sa­yın Baş­kurt, lüt­fen… Ge­nel Ku­ru­la hi­tap eder mi­si­niz Sa­yın Baş­kurt, lüt­fen…

Sa­yın Ba­yın­dır…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Sen prim­le­ri öde­ye­cek­sin… Ken­di ken­di­ne hikâye an­la­tı­yor­sun.

BAŞ­KAN - Sa­yın Ba­yın­dır…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Di­ğer bir önem­li prob­lem, kü­kürt­le­me prob­le­mi…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Ne ya­pı­yor elin öy­le? Ne ya­pı­yor öy­le?

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Evet, siz ora­da "utan­ma­dan" di­yor­su­nuz, say­gı­lı ol!

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - İn­dir eli­ni aşa­ğı­ya!.. İn­dir eli­ni aşa­ğı­ya!..

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Edep­li ol! An­la­dın mı!

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Köy­lü­ye kar­şı utan­mı­yor­sun!

BAŞ­KAN - Sa­yın Ba­yın­dır… Lüt­fen Sa­yın Baş­kurt…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Had­di­ni, hu­du­du­nu bil, ta­mam mı!

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Köy­lü mü bı­rak­tı­nız! Köy­lü mü bı­rak­tı­nız! Doğ­ru söy­le­mi­yor­sun!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Had­di­ni bil di­yo­rum sa­na! Say­gı­lı ol!

BAŞ­KAN - Lüt­fen Sa­yın Baş­kurt…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Ben, bu­gü­ne ka­dar bu mil­le­tin kür­sü­sün­de şov yap­mış bir in­san de­ği­lim.

BAŞ­KAN - Sa­yın Baş­kurt…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Be­ni ta­nı­yan­lar bi­lir. İlk de­fa bu mil­le­tin kür­sü­sün­de söz al­dım; ta­mam mı!

BAŞ­KAN - Sa­yın Baş­kurt, lüt­fen…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Şov ya­pan adam de­ği­lim.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Se­nin köy­lü­ye say­gın yok, ken­di­ne de say­gın yok, mil­le­te de yok. Söy­le­dik­le­ri­nin hiç­bi­ri doğ­ru de­ğil.

BAŞ­KAN - Sa­yın Ba­yın­dır, lüt­fen…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Şov­men­lik yap­ma­yın!

Evet, di­ğer önem­li bir prob­lem, eğer mü­sa­ade eder­se­niz Sa­yın Baş­ka­nım…

AL­GAN HA­CA­LOĞ­LU (İs­tan­bul) - Sa­yın Baş­kan, böy­le sal­dır­mak var mı? Ora­da kür­sü var ca­nım.

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Evet, mil­le­tin kür­sü­sün­de ge­lip ko­nu­şur­su­nuz.

BAŞ­KAN - Sa­yın Baş­kurt, lüt­fen Ge­nel Ku­ru­la hi­tap edin.

TUN­CAY ER­CENK ( An­tal­ya ) - Sen ne uza­tıp du­ru­yor­sun öy­le, bar bar! İn­dir par­ma­ğı­nı in­dir! Ya­hu, eli­ni in­dir­se­ne kar­de­şim sen!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Kü­kürt­le­me… Bu­ra­da­ki en önem­li nok­ta, ku­ru ka­yı­sı üre­ti­min­de uy­gun kü­kürt alan­la­rı­nın el­de edi­le­bil­me­si için üre­ti­ci­le­ri­mi­zin yet­ki­li­le­rin uya­rı­la­rı­na özen gös­ter­me­le­ri ge­rek­mek­te­dir. Ön­ce­ki hükûmet­ler dö­ne­min­de ka­yı­sı­nın kü­kürt oran­la­rın­da ya­pı­lan dü­zen­le­me­ler, yurt içi ve yurt dı­şı ka­yı­sı sa­tı­şın­da so­run çı­kar­mak­ta­dır. Kü­kürt oran­la­rı­na iliş­kin stan­dart­lar­da bi­raz es­nek­lik gös­te­ril­me­si ve za­ma­na ya­yıl­ma­sı ge­rek­mek­te­dir. İh­ra­ca­tı­mı­zın yüz­de 50'si­ni yap­tı­ğı­mız Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­ri, kü­kürt ora­nı yük­sek ürün­le­ri ma­ale­sef ter­cih et­me­mek­te­dir. Ka­yı­sı­nın ku­ru­tul­ma aşa­ma­sın­da do­ğal yol­lar ter­cih edil­me­li­dir. Kim­ya­sal iş­le­me ma­ruz kal­ma­mış ürün­ler gü­nü­müz­de tü­ke­ti­ci­ye da­ha ca­zip gel­mek­te­dir.

Di­ğer bir so­run, de­po­la­ma. Üre­ti­min ya­pıl­dı­ğı sa­ha­lar­da ürün de­po­la­ma­sı için ge­rek­li ta­rım­sal ya­pı­la­rın sa­yı­sı ve ka­pa­si­te­le­ri ar­tı­rıl­ma­lı­dır. Köy Baz­lı Kal­kın­ma Ya­tı­rım­la­rı­nı Des­tek­le­me Pro­je­si çer­çe­ve­sin­de so­ğuk ha­va de­po­su pro­je­le­ri ya­tı­rım­la­rı yüz­de 50 prim des­te­ğiy­le des­tek­len­mek­te­dir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; pa­zar­la­may­la il­gi­li so­run­la­rı ise al­tı ana baş­lık çer­çe­ve­sin­de top­la­mak müm­kün­dür. Bi­rin­ci­si, ku­ru ka­yı­sı fi­yat­la­rın­da bel­li bir is­tik­ra­rın ol­ma­ma­sı. Özel­lik­le ka­yı­sı alı­mı ve ih­ra­ca­tı ya­pan özel sek­tör tem­sil­ci­le­ri­nin ve Ka­yı­sı­bir­lik'in, üre­ti­ci­le­ri mağ­dur et­me­ye­cek şe­kil­de fi­yat po­li­ti­ka­la­rı ge­liş­tir­me­si ge­rek­mek­te­dir. Üre­ti­ci Bir­lik­le­ri Ka­nu­nu'nun yü­rür­lü­ğe gir­me­sin­den bu ya­na yir­mi üç adet mey­ve üre­ti­ci­le­ri bir­li­ği ile bir adet ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri bir­li­ği ku­rul­muş­tur.

De­min de… Tek­rar or­ta­lı­ğı ger­mek için söy­le­mi­yo­rum, bi­zim Hükûme­ti­miz, bun­dan ön­ce­ki hükûmet­le­rin yap­tı­ğı gi­bi, bu Hükûme­ti­miz, üç yıl ön­ce Ka­yı­sı­bir­lik'e tam 5,750 tril­yon pa­ra çı­kar­mış­tır.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Bir da­ha söy­le ba­ka­lım!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Evet, 5,750 mil­yar…

ATİ­LA EMEK (An­tal­ya) - Ma­lat­ya­lı­lar din­li­yor…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Tril­yon…

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Bir da­ha söy­le, an­la­ya­ma­dım! 

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - 5 tril­yon 750 mil­yar pa­ra des­tek sağ­la­mış­tır, an­cak, bun­dan ön­ce­ki yö­ne­ti­ci­ler­de ol­du­ğu gi­bi, ma­ale­sef, bu­nu et­ki­li, bu­nu ve­rim­li kul­la­na­ma­mış­lar ve bu pa­ra­lar, ma­ale­sef, şu an­da ka­sa­la­rın­da bu­lun­ma­mak­ta­dır. Bu­nu, bü­tün Ma­lat­ya­lı hal­kı­mı­za, bü­tün üre­ti­ci­le­ri­mi­ze, Ge­nel Ku­ru­lu­mu­za…

MEV­LÜT COŞ­KU­NER (Is­par­ta) - Bu­ra­ya bak­ma, ora­ya bak!

MUS­TA­FA YIL­MAZ (Ga­zi­an­tep) - Bu­ra­ya bak­ma­dan ko­nuş!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Ni­ye, si­ze bak­sam ne olur? Si­ze ba­ka­ma­ya­cak ya­ni yü­re­ğim mi yok?

ATİ­LA EMEK (An­tal­ya) - Yaa, yap­ma ho­ca yaa!

MUS­TA­FA YIL­MAZ ( Ga­zi­an­tep ) - Tah­rik edi­yor­sun.

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, lüt­fen…

MUS­TA­FA YIL­MAZ ( Ga­zi­an­tep ) - Sa­yın Baş­kan, biz suç­lu mu­yuz, hep bu ta­ra­fa ba­kı­yor?

TUN­CAY ER­CENK ( An­tal­ya ) - Sen o ta­ra­fı sey­ret!

MUS­TA­FA YIL­MAZ ( Ga­zi­an­tep ) - Ora­ya bak!

BAŞ­KAN - Sa­yın Baş­kurt… Sa­yın Baş­kurt…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Si­zi se­vi­yo­rum da onun için si­ze ba­kı­yo­rum, ne olu­yor ya­ni? (CHP sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

BAŞ­KAN - Sa­yın Baş­kurt…

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Sağ ol, biz de se­ni se­vi­yo­ruz!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Evet, de­ğer­li mil­let­ve­ki­lim, be­ni ilk de­fa bu kür­sü­de gö­rü­yor­su­nuz.

TUN­CAY ER­CENK ( An­tal­ya ) - Öy­le ol­du!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Lüt­fen, öy­le, şov­men­lik­le, bil­mem ney­lik­le…

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - De­vam et, de­vam!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Ben, bu mil­le­tin za­ma­nı­nı şov ya­pa­rak bu­ra­lar­da ge­çir­me­dim. Lüt­fen, say­gı­lı olun.

BAŞ­KAN - Sa­yın Baş­kurt, lüt­fen, ko­nuy­la il­gi­li, Ge­nel Ku­ru­la hi­tap eder mi­si­niz.

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Yaş ka­yı­sı­nın pa­zar­lan­ma­sın­da so­ğuk zin­ci­rin oluş­ma­ma­sı…

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - Ya, ni­ye çı­kar­ma­dı­nız şim­di­ye ka­dar ada­mı kür­sü­ye?

BAŞ­KAN - Sa­yın Er­cenk…

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - Ne ol­du ya? Ne var ya­ni, ne var, çık­ma­dıy­sa? Ne var, bir şey mi var?

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Kır­sal Kal­kın­ma Ya­tı­rım­la­rı­nın Des­tek­len­me­si Pro­je­si çer­çe­ve­sin­de, 2007 yı­lın­da baş­la­yan uy­gu­la­may­la, so­ğuk zin­ci­ri sağ­la­ya­cak na­kil va­sı­ta­la­rı­nın da yüz­de 50 prim ile des­tek­len­me­si­ne baş­la­nıl­mış­tır.

Üç: Mev­cut pa­zar­la­rı­mı­za ila­ve ola­rak ye­ni olu­şan ve ge­le­cek­te oluş­ma­sı plan­la­nan ye­ni pa­zar­la­ra ulaş­ma­da kar­şı­la­şı­lan güç­lük­ler.

Bu pa­zar­la­rın oluş­tu­rul­ma­sı için ye­ni ürün ta­nı­tı­mı­na ge­rek­li öne­min ve­ril­me­si ge­rek­mek­te­dir. Ka­yı­sı­nın ta­nı­tı­mı, ül­ke ge­ne­lin­de, ma­ale­sef, ye­te­rin­ce ya­pı­la­ma­mış­tır. Oy­sa­ki, de­min de mil­let­ve­kil­le­ri­mi­zin vur­gu­la­dı­ğı gi­bi, ka­yı­sı­nın, zih­ni ge­liş­tir­me ve bey­ne pra­tik ka­zan­dır­ma gi­bi bir­çok fay­da­sı var­dır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, mer­hum Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı­mız ve hem­şeh­rim Sa­yın Tur­gut Özal'ın da söy­le­di­ği gi­bi, bir es­priy­le "her gün bir ka­yı­sı yi­yen -de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­rim- mil­let­ve­ki­li olur, üç ka­yı­sı yi­yen ba­kan, beş ka­yı­sı yi­yen baş­ba­kan, on ka­yı­sı yi­yen cum­hur­baş­ka­nı olur" di­ye, geç­miş­te rah­met­li Özal bu es­pri­yi yap­mış­tır. Evet, evet…

ATİ­LA EMEK (An­tal­ya) - Tay­yip Bey'e on ta­ne gö­tür!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - He­pi­ni­zi ka­yı­sı ye­me­ye da­vet edi­yo­rum.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Ka­yı­sı mı bı­rak­tı­nız! Ka­yı­sı üre­ti­ci­si mi bı­rak­tı­nız!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Ku­ru ka­yı­sı, mi­ne­ral ve vi­ta­min ola­rak bal­dan da­ha ve­rim­li­dir, da­ha bes­le­yi­ci­dir.

Ka­yı­sı­nın sod­yum­ca fa­kir, po­tas­yum­ca zen­gin ol­ma­sı ne­de­niy­le, kalp yet­mez­li­ği, böb­rek ra­hat­sız­lık­la­rı, he­pa­tit, si­roz te­da­vi­le­rin­de olum­lu so­nuç­lar ver­di­ği bi­lin­mek­te­dir.

ZE­KE­Rİ­YA AKIN­CI (An­ka­ra) - Hay­di ca­nım! Hay­di ca­nım!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Ka­yı­sı ay­rı­ca kan­se­re kar­şı da kal­kan gö­re­vi gör­mek­te­dir. Bu fay­da­la­rı hal­kı­mı­za et­ki­li şe­kil­de an­la­tı­lır­sa, ka­yı­sı­nın tü­ke­ti­mi­nin ar­ta­ca­ğı­nı dü­şü­nü­yo­rum. Bu ne­den­le, ku­ru ka­yı­sıy­la il­gi­li tüm ku­ru­luş­la­rın, özel sek­tö­rün ko­nuy­la il­gi­li ola­rak or­tak ça­lış­ma­lar yap­ma­la­rı ve da­ha iyi ta­nı­tım için ge­rek­li plan ve prog­ram­la­rı uy­gu­la­ma­ya koy­ma­la­rı ge­rek­mek­te­dir.

Di­ğer bir önem­li, dör­dün­cü prob­lem: Pa­ket­le­me ve am­ba­laj so­ru­nu, ka­yı­sı­nın am­ba­laj­lan­ma­sı…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - …de­ği­şik gra­maj­lar­da pa­ket­le­me ya­pıl­ma­sı ko­nu­su da önem arz et­mek­te­dir.

TUN­CAY ER­CENK (An­tal­ya) - O ka­dar ka­yı­sı ye­miş­sin ki, kür­sü­ye an­cak ilk de­fa çı­kı­yor­sun!

BAŞ­KAN - Sa­yın Baş­kurt, lüt­fen, to­par­la­yı­nız.

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Bu sa­ye­de, ka­yı­sı­ya mar­ket­ler­de da­ha sağ­lık­lı ko­şul­lar­da ula­şı­la­bi­le­cek­tir.

Di­ğer bir önem­li, be­şin­ci prob­lem: Sek­tör açı­sın­dan ye­tiş­miş uz­man ele­man ye­ter­siz­li­ği.

Ka­mu ile özel sek­tö­rün bu ko­nu­da iş bir­li­ği yap­ma­la­rı bu so­ru­na önem­li öl­çü­de çö­züm ola­cak­tır. Ma­lat­ya'ya bir zi­ra­at fa­kül­te­si­nin ya da mey­ve­ci­lik yük­se­ko­ku­lu­nun ku­rul­ma­sı ge­rek­mek­te­dir. Bu sa­ye­de, pi­ya­sa­ya ye­tiş­miş ve ko­nu­su­na hâkim, ni­te­lik­li ele­man, uz­man­lar ka­zan­dı­rıl­mış ola­cak­tır. Üni­ver­si­te ve çift­çi iş­bir­li­ğiy­le, do­ğal or­tam­lar­da ye­tiş­ti­ri­len ve sa­tı­şa ha­zır hâle ge­ti­ri­len ka­yı­sı­nın pa­zar­da da­ha faz­la yer bu­la­ca­ğı­nı dü­şün­mek­te­yim.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, di­ğer bir prob­lem de ka­yı­sı­da ürün çe­şit­len­me­si­ne gi­di­le­me­me­si.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Ka­yı­sı­yı ek­şit­ti­niz, ek­şit­ti­niz!

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Ku­ru ka­yı­sı­nın ham mad­de şek­lin­de sa­tıl­ma­sı ye­ri­ne, ürün çe­şit­len­di­ril­me­si­ne gi­dil­me­li­dir.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Tat­lı ka­yı­sı ek­şi ol­du sa­ye­niz­de.

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Ye­ni ih­raç ürün­le­ri­nin ge­liş­ti­ril­me­si, ka­yı­sı­nın ül­ke eko­no­mi­si­ne da­ha faz­la gir­di ka­zan­dır­ma­sı­na ne­den ola­cak­tır.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ka­yı­sı­nın ül­ke eko­no­mi­si için ne ka­dar önem­li ol­du­ğu­nu, bu alan­da ya­şa­nan sı­kın­tı­la­rı an­lat­ma­ya ça­lış­tım. Ka­yı­sı gi­bi de­ğer­li bir ürün­den da­ha faz­la eko­no­mik gir­di sağ­la­mak için Ma­lat­ya'da ba­zı gi­ri­şim­ler­de bu­lu­nul­mak­ta­dır. Bu gi­ri­şim­ler­den bi­ri­si de -önem­li bir gi­ri­şim- ürün ih­ti­sas ve va­de­li iş­lem bor­sa­cı­lı­ğı­dır. Dün­ya ka­yı­sı üre­ti­mi­nin yüz­de 80'ine sa­hip olan Ma­lat­ya'mı­zın bu ürü­nü­nün da­ha ra­hat ve iyi fi­yat­la­ra sa­tı­la­bil­me­si için, bu bor­sa­nın, be­he­mehâl, Ma­lat­ya'da bir an ev­vel ku­rul­ma­sı şart­tır. Ka­yı­sı­nın eko­no­mik de­ğe­ri­nin ar­tı­rıl­ma­sı için, Ma­lat­ya'da ku­ru mey­ve ma­mul­le­ri ih­ra­cat­çı­lar bir­li­ği ku­rul­ma­sı yö­nün­de, baş­ta Ma­lat­ya Sa­yın Va­li­li­ği ol­mak üze­re, Ta­rım İl Mü­dü­rü­müz ve Ma­lat­ya İh­ra­cat­çı­lar Der­ne­ği Baş­ka­nı ta­ra­fın­dan ça­lış­ma­lar bu­lun­mak­ta­dır.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Bu bir­li­ğin ku­rul­ma­sı için…

BAŞ­KAN - Sa­yın Baş­kurt, te­şek­kür için bu­yu­run.

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Sa­yın Baş­ka­nım, evet, to­par­lı­yo­rum.

Bu bir­li­ğin ku­rul­ma­sı yö­nün­de, önü­müz­de­ki gün­ler­de Dış Ti­ca­ret Müs­te­şar­lı­ğı­na baş­vu­ru­da bu­lu­nu­la­cak­tır. Böy­le bir bir­li­ğin ku­rul­ma­sı için bir il­de en az 50 fir­ma­nın bu­lun­ma­sı ge­rek­mek­te­dir, Ma­lat­ya'da 70 fir­ma bu ih­ra­cat ra­ka­mı­na ulaş­mış­tır. Bu bir­li­ğin ku­rul­ma­sıy­la, ka­yı­sı­nın ül­ke ve dün­ya ça­pın­da ta­nı­tı­mı et­kin şe­kil­de ya­pıl­mış ola­cak ve üre­ti­ci­ye önem­li des­tek­ler­de bu­lu­na­cak­tır.

De­ğer­li Baş­kan, ka­yı­sı için bor­sa­nın ve ih­ra­cat­çı­lar bir­li­ği­nin ku­rul­ma­sıy­la bir­lik­te, ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin, ürün­le­rin­de da­ha faz­la kâr sağ­la­ma­la­rı sağ­lan­mış ola­cak­tır. Bu gi­ri­şim­ler ha­ya­ta geç­ti­ğin­de, ül­ke eko­no­mi­si de ka­yı­sı­dan önem­li gir­di­ler sağ­la­ya­cak­tır. Ka­yı­sı, hem böl­ge hal­kı­na hem ül­ke hal­kı­na önem­li eko­no­mik ge­lir­ler sağ­la­ya­cak, eko­no­mi­mi­zin lo­ko­mo­ti­fi ola­bi­le­cek çok önem­li bir ürün­dür. Ül­ke ola­rak, ka­yı­sı gi­bi de­ğer­li bir ürü­nü top­rak­la­rı­mız­da ye­tiş­tir­di­ği­miz için çok şans­lı­yız. Ka­yı­sı, Ma­lat­ya'da 50 bin çift­çi­yi doğ­ru­dan, 250 bin ki­şi­yi de do­lay­lı ola­rak il­gi­len­dir­mek­te­dir.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­kurt.

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - To­par­lı­yo­rum.

Yak­la­şık 250 mil­yon do­lar dış ti­ca­ret hac­mi…

ZE­KE­Rİ­YA AKIN­CI (An­ka­ra) - Sa­yın Ve­ki­lim, ses gel­mi­yor, is­ter­se­niz…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Ta­mam­la­sın Sa­yın Baş­kan.

BAŞ­KAN - Sa­yın Baş­kurt, te­şek­kür edi­yo­rum.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (Mer­sin) - Beş yıl­da bir de­fa çık­mış…

ZE­KE­Rİ­YA AKIN­CI (An­ka­ra) - Ta­mam­la­sın Sa­yın Baş­kan, dört yıl­da bir çık­mış…

BAŞ­KAN - Lüt­fen sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri… Lüt­fen…

ALİ OS­MAN BAŞ­KURT (De­vam­la) - Sa­yın Baş­kan te­şek­kür ede­rim. Ge­nel Ku­ru­lu­mu­zu say­gıy­la, sev­giy­le se­lam­lı­yo­rum. [AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar, CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar(!)]

BAŞ­KAN - Öner­ge sa­hip­le­ri adı­na Mu­har­rem Kı­lıç, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Kı­lıç.

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; bu dö­nem­de ka­yı­sıy­la il­gi­li dört ta­ne araş­tır­ma öner­ge­si ve­ril­miş­ti. Bir ta­ne­si­ni Sa­yın Mü­nir Er­kal 2003 yı­lı­nın bi­rin­ci ayın­da ver­miş­ti. 2004 yı­lın­da Ma­lat­ya'da­ki don ola­yıy­la il­gi­li ben ve Sa­yın As­la­noğ­lu…

DUR­SUN AK­DE­MİR (Iğ­dır) - Ma­lat­ya ve Iğ­dır'da…

MU­HAR­REM KI­LIÇ (De­vam­la) - Yi­ne, 2006 yı­lın­da, 2004 ve 2006 don fe­la­ke­ti ne­de­niy­le, yi­ne Sa­yın As­la­noğ­lu ve ben be­ra­ber­ce ol­mak üze­re top­lam dört ta­ne araş­tır­ma öner­ge­si ve­ril­di.

DUR­SUN AK­DE­MİR (Iğ­dır) - Sa­yın Mu­har­rem Bey, 2004'te Iğ­dır'da da var­dı.

BAŞ­KAN - Sa­yın Ak­de­mir, lüt­fen…

MU­HAR­REM KI­LIÇ (De­vam­la) - İlk öner­ge­nin ik­ti­dar ka­na­dın­dan ve­ril­miş ol­ma­sı bir an­lam­da bi­zi se­vin­dir­miş­ti; hem de se­çim­den he­men son­ra, 2003 yı­lı­nın ba­şın­da bir araş­tır­ma öner­ge­si ve­ri­le­rek ka­yı­sı­nın so­run­la­rı sap­ta­na­cak ve Ma­lat­ya ka­yı­sı­sı­nın so­run­la­rı­na çö­züm üre­ti­le­cek ümi­di içi­ne gir­miş­tik. An­cak, ne ya­zık ki, 2003 yı­lın­da ve­ri­len araş­tır­ma öner­ge­si… Ar­tık dört yıl­lık sü­re dol­du, be­şin­ci yı­la gi­ri­yo­ruz, dört ta­ne öner­ge bir­leş­ti­ri­le­rek şu an­da bu öner­ge­ler ele alın­dı ve gö­rü­şü­lü­yor. Ele alın­ma­sı da yi­ne ik­ti­da­rın ça­ba­sıy­la de­ğil. Ana mu­ha­le­fet par­ti­si­nin ge­çen haf­ta Da­nış­ma Ku­ru­lun­da ka­yı­sı­yı bu­ra­ya ge­ti­re­ce­ği­miz ko­nu­sun­da ka­rar al­ma­sı üze­ri­ne, ik­ti­dar ka­na­dı da bu­na "Biz de öner­ge­mi­zi ge­tir­mek is­ti­yo­ruz, haf­ta­ya bu­nu be­ra­ber gö­rü­şe­lim." de­yin­ce, bi­zim grup baş­kan ve­kil­le­ri­miz de bu öne­ri­yi ka­bul et­ti­ler.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, AKP İk­ti­da­rı dö­ne­min­de, Ma­lat­ya'da­ki ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri, şu an­da bit­me nok­ta­sı­na gel­di. Ka­yı­sı, Ma­lat­ya'nın en önem­li ge­lir kay­na­ğı­dır. 50 bin ai­le, yak­la­şık 250 bin nü­fus, Ma­lat­ya'da ka­yı­sıy­la ge­çi­mi­ni sağ­la­mak­ta­dır. An­cak, özel­lik­le bu dö­nem­de ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin hiç­bir so­ru­nu­na çö­züm üre­ti­le­me­di. Ka­yı­sı­bir­lik bi­ti­ril­di. Ka­yı­sı­bir­lik, 1992 yı­lın­da SHP za­ma­nın­da ku­rul­muş­tu ve o dö­nem Ka­yı­sı­bir­lik ku­rul­du­ğun­da Ma­lat­ya'da­ki ka­yı­sı fi­yat­la­rı bir an­da 2 ka­tı­na fır­la­mış­tı. An­cak, özel­lik­le bu ik­ti­dar dö­ne­min­de, Ka­yı­sı­bir­lik'e des­tek ve­ril­me­yin­ce, Ka­yı­sı­bir­lik ken­di hâli­ne, ken­di ka­de­ri­ne terk edi­lin­ce des­tek­le­me alım­la­rı da, ma­ale­sef or­ta­dan kal­kın­ca, şu an­da Ma­lat­ya'da­ki üre­ti­ci sa­de­ce bir avuç tüc­ca­rın eli­ne terk edil­miş ol­du.

Ver­di­ği­miz öner­ge­ler­de don ola­yın­dan bah­set­miş­tik. 2004 yı­lın­da Ma­lat­ya'da bü­yük öl­çü­de bir don ya­şan­mış­tı. Don ola­yı ne­de­niy­le Ma­lat­ya'da 2004 yı­lı za­ra­rı 301 tril­yon li­ra idi. Bu­nu Ta­rım Ba­ka­nı­nın açık­la­ma­la­rın­da da gör­dük. An­cak, 2004 yı­lın­da­ki don ola­yı ne­de­niy­le Ma­lat­ya'da­ki çift­çi­le­re bir tek ku­ruş bi­le öde­me ya­pıl­ma­dı. Bu ne­den­le, 2004 yı­lın­da çift­çi bü­yük bir pe­ri­şan­lık ya­şa­dı.

2005 yı­lın­da bu kez de üre­tim bol­lu­ğu ya­şan­dı, an­cak des­tek­le­me ol­ma­yın­ca 2005 yı­lın­da da Ma­lat­ya­lı çift­çi ka­yı­sı­nın ki­lo­su­nu 1 li­ra­ya bi­le sa­ta­ma­dı, yi­ne pe­ri­şan ol­du. 2006 yı­lı­na gel­di­ği­miz­de Ma­lat­ya'nın bir kı­sım il­çe­le­rin­de don ola­yı­nı yi­ne Ma­lat­ya­lı çift­çi­ler ya­şa­dı ve bun­dan bü­yük mağ­du­ri­yet doğ­du.

Sa­yın Baş­ba­kan, 2006 yı­lı­nın Tem­muz ayın­da Ma­lat­ya'ya gel­di­ğin­de ye­ter­li il­gi­yi gör­me­yin­ce, Ma­lat­ya­lı­nın gön­lü­nü ka­zan­mak için, ken­di­si­ne ve­ri­len bil­gi­ler doğ­rul­tu­sun­da, 50 tril­yon li­ra bir za­ra­rın doğ­du­ğu­nu Sa­yın Baş­ba­ka­na ilet­ti­ler, Sa­yın Baş­ba­kan da, bu­nun dört­te 3'ünü, ya­ni 35 tril­yon li­ra olan Ma­lat­ya çift­çi­si­nin za­ra­rı­nı kar­şı­la­ya­ca­ğı nok­ta­sın­da söz ver­di ve bu açık­la­ma­yı ya­par­ken, Sa­yın Baş­ba­kan, 2090 sa­yı­lı Afet Ka­nu­nu'ndan bah­set­me­di. An­cak, Sa­yın Baş­ba­kan, dön­dük­ten son­ra, bu don za­ra­rı­nın 2090 sa­yı­lı Afet Ya­sa­sı'na gö­re öde­ne­ce­ği­ni be­lirt­ti. Ona gö­re in­ce­le­me­ler ya­pıl­dı. Bi­raz da es­nek ya­pıl­dı bu in­ce­le­me­ler ki, es­nek ya­pıl­ma­say­dı, öy­le sa­nı­yo­rum ki, hiç öde­me ya­pıl­maz­dı. Bu­na rağ­men,  Ma­lat­ya'da­ki çift­çi­le­rin çok önem­li kıs­mı, 26 bin çift­çi­den, ya­ni ka­yı­sı­sı za­rar gö­ren 26 bin çift­çi­den, sa­nı­rım, 6 bin ka­dar çift­çi ai­le­si­ne don­dan do­la­yı bir yar­dım ya­pıl­mış ol­du. Baş­ba­kan 35 tril­yon li­ra bir pa­ra ve­re­ce­ği­ni söy­le­miş­ti, öde­nen pa­ra 14 tri­yon li­ra. Ya­ni, Baş­ba­ka­nın ver­di­ği söz­den 21 tril­yon li­ra öden­me­miş ol­du.

Biz de­dik ki: "Sa­yın Baş­ba­kan, sa­de­ce AKP'nin Baş­ba­ka­nı de­ğil, bi­zim de Baş­ba­ka­nı­mız. Biz Baş­ba­ka­nı­mı­zın ver­di­ği söz­le­rin mut­la­ka ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si­ni bek­li­yo­ruz." Bu­nu hâlâ da bek­li­yo­ruz. De­min de­ğer­li ar­ka­da­şım Ali Os­man Baş­kurt bu­ra­da ko­nuş­ma­sı­nı ya­par­ken be­ni Pö­tür­ge'den bir muh­tar ara­dı (Va­hap Özer), He­kim­han'dan da Zey­nel Abi­din Ün­ver di­ye bir çift­çi ara­dı. De­di ki: "Sa­yın Ve­ki­lim, biz hâlâ pa­ra­mı­zı ala­ma­dık." Çün­kü, bu 2090 sa­yı­lı Ya­sa'ya gö­re ya­pı­lan des­tek­ler­de, köy­de kom­şu­lar bir­bi­ri­ne düş­man ol­du. Çün­kü, iki kar­deş, yan ya­na tar­la­sı var, bir ta­ne­si­ne 2090 sa­yı­lı Ya­sa ge­re­ğin­ce öde­me ya­pıl­dı -onun eko­no­mik du­rum­la­rı, ko­şul­la­rı bel­ki bi­raz da­ha uy­gun­du Ya­sa'ya- di­ğer­le­ri­ne ya­pıl­ma­dı. Oy­sa, kö­yün ta­ma­mı­nın ka­yı­sı­sı don ne­de­niy­le za­rar gör­müş­tü. Ya­ni, don fe­la­ke­ti ya­şa­nın­ca tar­la­nın bir ta­ne­sin­de­ki ürün­ler za­rar gö­rüp di­ğe­ri gör­mü­yor de­ğil, tü­müy­le za­rar gö­rü­yor. An­cak, 2090 sa­yı­lı Ya­sa ge­re­ğin­ce, tüm mal var­lı­ğı­nın yüz­de 40'ı za­rar gör­müş ola­ca­ğı için, di­ğer çift­çi­le­ri­mi­ze öde­me ya­pıl­ma­dı; ay­nı şe­kil­de Do­ğan­şe­hir'de, He­kim­han'da, Ku­lun­cak'ta, Da­ren­de'de pek çok çift­çi­miz bu ne­den­le her­han­gi bir des­tek ala­ma­dı.

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - O pa­ra­la­ra ge­mi al­dı­lar, ge­mi!

MU­HAR­REM KI­LIÇ (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, AKP, ik­ti­da­ra ge­lir­ken çift­çi­ye des­tek ve­re­ce­ği­ni söy­lü­yor­du, ucuz ma­zot sağ­la­ya­ca­ğı­nı söy­lü­yor­du, ko­ta­la­rı kal­dı­ra­ca­ğı­nı söy­lü­yor­du, yi­ne, su­la­ma pro­je­le­ri­ni ger­çek­leş­ti­re­ce­ği­ni söy­lü­yor­du ve bu­nu Par­ti Prog­ra­mı'nda da açık­la­mış­tı; an­cak, ik­ti­da­ra gel­dik­ten son­ra ne ya­zık ki bu prog­ram da unu­tul­du, çift­çi de unu­tul­du.

Ma­lat­ya­lı­nın ana ge­lir kay­na­ğı ka­yı­sı­dır. Her ne ka­dar şu an­da al­ter­na­tif ürün­le­re yö­ne­lin­miş ol­sa da, al­ter­na­tif ürün­ler ka­yı­sı­nın hiç­bir şe­kil­de ye­ri­ni dol­du­ra­maz. AKP İk­ti­da­rı, ne ya­zık ki Ma­lat­ya­lı­yı unut­muş gö­zü­kü­yor, oy­sa, Ma­lat­ya­lı bu ik­ti­da­ra 5 ta­ne mil­let­ve­ki­li ver­miş­ti. Tür­ki­ye ge­ne­lin­de bel­ki en bü­yük oy ora­nı­nı Ma­lat­ya'dan al­mış­lar­dı, an­cak, Ma­lat­ya'yı bu ik­ti­dar unut­muş gö­zü­kü­yor.

Ka­yı­sı bit­ti, ka­yı­sı­ya des­tek yok. Ka­yı­sı­bir­lik şu an­da ka­pan­dı, Sü­mer­bank ka­pa­tıl­dı, ar­sa­sı sa­tıl­dı. Te­kel fab­ri­ka­sı… 1.100 ta­ne iş­çi ça­lı­şı­yor­du AKP ik­ti­da­ra gel­di­ğin­de, ama, şu an­da Ma­lat­ya'da­ki si­ga­ra fab­ri­ka­sı ka­pa­lı, ça­lış­mı­yor. Ka­yı­sı­cı­lı­ğı ge­liş­ti­re­ce­ğiz di­yor­su­nuz, ka­yı­sı­cı­lı­ğın alt­ya­pı­sı­nı ha­zır­la­yan, Ma­lat­ya'da pek çok ürün çe­şi­di­ni ge­liş­ti­ren Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü­nü ka­pat­ma­ya ça­lı­şı­yor­su­nuz! Ora­ya ne ya­pa­cak­lar­mış? Ora­ya park ya­pı­la­cak­mış, yüz­me ha­vu­zu ya­pı­la­cak­mış.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Ma­lat­ya­lı­nın kar­nı aç, Ma­lat­ya­lı pe­ri­şan, Ma­lat­ya­lı mağ­dur. Mağ­dur in­sa­nın, pe­ri­şan in­sa­nın, aç in­sa­nın gi­dip park­ta otur­ma­sı ve­ya ora­da ha­vu­za gir­me­si onun kar­nı­nı do­yu­rur mu? Onun ço­cuk­la­rı­nın ge­çi­mi­ni sağ­lar mı? Onun ço­cuk­la­rı­nın okul ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­lar mı? Kı­zı­nın çe­yi­zi­ni, oğ­lu­nun mas­ra­fı­nı kar­şı­lar mı? Kar­şı­la­maz. Öy­ley­se, AKP İk­ti­da­rı Ma­lat­ya'yı na­sıl ki unut­muş­sa, Ma­lat­ya­lı­lar da akıl­lı in­san­lar­dır; çün­kü, ka­yı­sı her alan­da ol­du­ğu gi­bi, be­yin hüc­re­le­ri­ni de ge­liş­ti­rir…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Kı­lıç, lüt­fen to­par­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

MU­HAR­REM KI­LIÇ (De­vam­la) - Ma­lat­ya­lı­lar iyi­li­ği de unut­maz­lar, kö­tü­lü­ğü de. An­cak, sa­mi­mi­yet­le söy­lü­yo­rum, Ma­lat­ya, bel­ki, ta­rım ala­nın­da, Tür­ki­ye'nin bü­yük kıs­mın­dan çok da­ha iyi du­rum­day­dı. Ma­lat­ya'da­ki bir çift­çi­nin, eğer, 5 dö­nüm, 10 dö­nüm ka­yı­sı bah­çe­si var ise, kim­se­ye muh­taç ol­ma­dan çok ra­hat­lık­la ge­çi­mi­ni sağ­la­ya­bi­li­yor­du. Ama, şu an­da, ta­rım gir­di­le­ri ka­yı­sı fi­ya­tı­nı kar­şı­la­mı­yor. Ger­çi, hiç­bir ta­rım gir­di­si, hiç­bir ürün­de kar­şı­la­mı­yor. Bu ne­den­le, bu pe­ri­şan­lı­ğa, mut­la­ka çö­züm üre­til­me­si ge­re­ki­yor.

Ma­lat­ya­lı­nın ka­yı­sı­nın dı­şın­da tü­tün üre­ti­mi var­dı, tü­tün bit­ti; pan­car var­dı, pan­car ko­ta­ya bağ­lan­dı. Bu ne­den­le, Ma­lat­ya­lı pe­ri­şan. Ma­lat­ya'nın bu so­ru­nu­na mut­la­ka el atıl­ma­sı ge­re­ki­yor. Ma­lat­ya'nın özel­lik­le ka­yı­sı so­ru­nu­nun mut­la­ka çö­zül­me­si ge­re­ki­yor. Ka­yı­sı­bir­lik'in des­tek­len­me­si ge­re­ki­yor. Ka­yı­sı­bir­lik'in des­tek­le­me alım­la­rı­nı yap­ma­sı ge­re­ki­yor ve dev­le­tin, özel­lik­le ka­yı­sı­nın pa­zar­lan­ma­sı nok­ta­sın­da -ka­yı­sı­nın da­ha iyi bir şe­kil­de; çün­kü, ka­yı­sı, bü­yük öl­çü­de dök­me şek­lin­de ih­raç edi­li­yor- ka­yı­sı­nın iyi am­ba­laj­lar­la sa­tıl­ma­sı nok­ta­sın­da araş­tır­ma-ge­liş­tir­me fa­ali­yet­le­ri­ni des­tek­le­me­si ge­re­ki­yor. Üre­ti­ci­le­rin, yi­ne, ürün­le­ri­ni ka­li­te­li bir şe­kil­de üret­me­le­ri nok­ta­sın­da des­tek­len­me­si ge­re­ki­yor. Bu­nun­la il­gi­li, yü­ce Mec­lis­te bir araş­tır­ma ko­mis­yo­nu ku­ru­lur­sa, bu araş­tır­ma ko­mis­yo­nu, bun­lar­la il­gi­li ge­rek­li araş­tır­ma­la­rı ya­pa­cak­tır. Ger­çi, geç ka­lın­mış­tır; şu an­da Par­la­men­to­nun son dö­ne­mi­dir. Ar­tık, bu aşa­ma­dan son­ra ku­ru­la­cak bir araş­tır­ma ko­mis­yo­nu­nun bel­ki bu dö­nem için bir fay­da­sı ol­ma­ya­bi­lir. An­cak, ya­pı­lan araş­tır­ma­lar bir son­ra­ki dö­nem için bir ha­zır­lık ol­muş olur. Bu ne­den­le, yü­ce Mec­li­sin bu araş­tır­ma öner­ge­le­ri­mi­ze des­tek ve­re­ce­ği­ni…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

AH­MET ER­SİN (İz­mir) - Des­tek ve­re­lim de, ka­yı­sı­nın fay­da­la­rı­nı an­lat­ma­dın ya.

BAŞ­KAN - Bu­yu­run Sa­yın Kı­lıç.

MU­HAR­REM KI­LIÇ (De­vam­la) - Yü­ce Mec­li­sin bu araş­tır­ma öner­ge­mi­ze des­tek ve­re­ce­ği­ni umu­yor, he­pi­ni­ze say­gı­lar su­nu­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Kı­lıç.

Öner­ge sa­hi­bi ola­rak Fe­rit Mev­lüt As­la­noğ­lu, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın As­la­noğ­lu. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, sa­mi­mi ol­mak la­zım, sa­mi­mi ol­ma­yan bir işi de ko­nuş­ma­mak la­zım. Gün­ler­ce, ay­lar­ca yal­var­dık âde­ta bu­ra­da, bu Mec­li­sin du­var­la­rı ka­yı­sı kok­tu, bu öner­ge­le­ri eğer… Mec­li­sin ta­til ol­ma­sı­na za­ten şu­ra­da üç ay var. Sa­mi­mi ol­mak la­zım, bir araş­tır­ma gru­bu­nun, ko­mis­yo­nu­nun ku­rul­ma­sı ve bu­nun ça­lış­ma­sı­nı bi­tir­me­si üç ay, mi­ni­mum. Pe­ki, dört bu­çuk yıl­dır ne­re­dey­di­niz? Her gün si­ze yal­var­dık bu­ra­da, Ma­lat­ya hal­kı adı­na yal­var­dık, çift­çi adı­na yal­var­dık. Sa­yın Kı­lıç'la be­ra­ber bu­ra­da gün­ler­ce mü­ca­de­le et­tik, et­me­yin tut­ma­yın, ge­lin, şu ko­nu­yu ge­ti­rin de­dik. Pe­ki, herhâlde gök­ten bir şey düş­tü, hi­da­ye­te gel­di­niz, Mec­li­sin ka­pan­ma­sı­na üç ay ka­la bir araş­tır­ma ko­mis­yo­nu ku­ru­yor­su­nuz.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, bir ko­mis­yon ça­lı­şıp, ça­lış­tık­tan son­ra da Ma­lat­ya çift­çi­si­ne… Bu Mec­lis se­çi­me gi­di­yor, se­çim­den son­ra, ge­nel­de bir Mec­li­sin yap­tı­ğı araş­tır­ma öner­ge­le­ri öy­le ka­lır, hiç­bir ya­ra­rı ol­maz. Bu araş­tır­ma öner­ge­le­ri­ni sa­de­ce ya­sak sav­mak ama­cıy­la bu­ra­ya ge­ti­ri­yor­su­nuz. Ya­sak sa­vı­yor­su­nuz. Ma­lat­ya çift­çi­si­ne hiç­bir fay­da­sı ol­ma­ya­cak bu­nun. Dört bu­çuk yıl­dır, Ma­lat­ya çift­çi­si­ne, sa­de­ce Ma­lat­ya'ya gi­dip ka­yı­sı ye­mek­ten baş­ka ne yap­tı­nız?

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ül­ke­nin bel­li ürün­le­ri var ki, bun­lar, bi­zim ulu­sal ürün­le­ri­miz, ya­ni, yüz­de 100 Türk ma­lı. Ya­ni, her ih­raç edi­len, her ge­len dö­vi­zin… Çil çil dö­viz, bir ku­ruş it­hal gir­di­si ol­ma­yan, bu ül­ke­nin in­sa­nı­na doğ­ru­dan gi­den bir dö­viz, ka­yı­sı­dan ge­len dö­viz, fın­dık gi­bi.

Şim­di, yüz­de 85'i ya­ban­cı mal -it­hal edi­len- ih­ra­cat­la­ra da ay­nı pri­mi ve­ri­yor­sun; ama, sen, hal­kı­nın yüz­de 100 Türk ma­lı­na -yüz­de 100'ü, her ku­ru­şu hal­ka da­ğı­tı­lan- ih­ra­cat be­de­li ney­se, hiç­bir öde­me ver­mi­yor­sun! Bir ke­re, bu sis­tem yan­lış.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ka­yı­sı ih­ra­ca­tı­nın to­nu 3 bin do­lar­dan 1.611 do­la­ra gel­di. Bu ne de­mek­tir bi­li­yor­su­nuz? Bu ül­ke­de 150 mil­yon do­la­rın ya­ban­cı alı­cı­la­rın ce­bi­ne git­me­si de­mek­tir. Ya­ni, bu­nun baş­ka bir an­la­mı yok. 150 mil­yon do­lar her yıl… Çün­kü, dört ta­ne alı­cı var, 6 do­la­ra sa­tı­yor ar­ka­daş­lar. Bu dört ta­ne alı­cı, alı­yor Tür­ki­ye'den, 6 do­la­ra sa­tı­yor­lar ve yak­la­şık… On­lar bek­li­yor­lar. Bun­la­rın sa­hi­bi yok di­yor çün­kü. Ya­ni, Ma­lat­ya'da­ki ka­yı­sı üre­ti­ci­si­nin sa­hi­bi yok di­yor. Adam­lar… Çift­çi sat­mak zo­run­da. İn­san­lar, un ala­cak, ço­cu­ğu­na okul el­bi­se­si ala­cak, ilaç pa­ra­sı öde­ye­cek, bak­ka­lın­dan ek­mek ala­cak ar­ka­daş­lar. Siz, bu in­sa­nın ne­ler çek­ti­ği­ni bi­li­yor mu­su­nuz? Ama, dört ta­ne alı­cı bek­li­yor, köy­lü gö­tü­rüp sa­tı­yor. Hat­ta, o 1.611 do­lar­lık fi­yat, ih­ra­cat fi­ya­tı. Köy­lü­nün eli­ne ge­çen kaç li­ra bi­li­yor mu­su­nuz? En iyi ka­yı­sı da 1,5 mil­yon.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, Ma­lat­ya çift­çi­si pe­ri­şan­dır. Dört bu­çuk yıl­dır sen hiç­bir şey yap­ma, sa­de­ce sey­ret; ne hik­met­se, Mec­lis ka­pan­ma­ya üç ay ka­la, ka­yı­sı­cı ak­lı­na ge­le­cek!

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, şim­di, ben ola­yın so­nuç bö­lü­mü­ne ba­kı­yo­rum. Şim­di, 2004 yı­lın­da bir don ola­yı ol­du yi­ne Ma­lat­ya'da -âde­ta, gün­ler­ce bu­ra­da is­yan et­tik- yak­la­şık 26 bin çift­çi za­rar gör­dü. 2090 sa­yı­lı bir Ya­sa var. Bu Ya­sa, herhâlde, hiç­bir şey, çift­çi­ye bir şey öde­me­mek üze­re çı­ka­rıl­mış bir ya­sa.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, o gün, bir ürü­nün yüz­de 50'si gi­de­cek, ama, o ürü­nün fi­ya­tı 3 bin do­lar­dan -2003 fi­ya­tı­na ba­kın, 3 bin do­lar ar­ka­daş­lar- bir ürü­nün yüz­de 50'si ya­na­cak, ya­rı­sı yok ola­cak, ama, fi­yat 2 bin do­lar dü­şe­cek! Dün­ya­nın hiç­bir ye­rin­de böy­le bir man­tık yok ar­ka­daş­lar. Ta­ma­men, sa­hi­bi­miz ol­ma­dı­ğı için; ta­ma­men, çift­çi ken­di ka­de­ri­ne terk edil­di­ği için; ta­ma­men, çift­çi­nin, çok zor ko­şul­lar­da, pa­ra­sız pul­suz, ye­tiş­tir­di­ği­ni gö­tü­rüp sat­mak zo­run­da kal­dı­ğı­nı bil­dik­le­ri için ar­ka­daş­lar… Tüm me­se­le bu ar­ka­daş­lar.

Ka­yı­sı­bir­lik, bir­lik­ler… Ar­ka­daş, si­zin gö­re­vi­niz… Si­zin gö­re­vi­niz… Ka­yı­sı­bir­lik, eğer, iyi yö­ne­til­mi­yor­sa, hükûmet­si­niz, yö­net­mek zo­run­da­sı­nız, çift­çi­nin hak­kı­nı ko­ru­mak zo­run­da­sı­nız. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Sen, okul­la­rı ka­pa­tı­yor­sun, "Val­la­hi, Ka­yı­sı­bir­lik iyi yö­ne­til­mi­yor…" Ar­ka­daş, kim iyi yö­net­mi­yor­sa ce­za­sı­nı ve­rir­sin.

Ve eğer, ka­yı­sı mev­si­mi­nin açı­lı­şın­da bir şe­kil­de  -Zi­ra­at Ban­ka­sı­nın gö­re­vi ta­rı­mı fi­nan­se et­mek­tir- siz 30 tril­yon -biz ia­ne is­te­mi­yo­ruz- bir fi­nans­man des­te­ği­ni ya­pın ba­ka­lım, ka­yı­sı fi­yat­la­rı 4 bin do­lar olu­yor mu ol­mu­yor mu ton ba­şı? Hiç­bir şe­yi yap­ma­ya­cak­sın, ka­de­ri­ne terk ede­cek­sin, yü­zü­ne bak­ma­ya­cak­sın, çift­çi gi­dip pe­ri­şan ola­cak, sa­ba­hın 7'sin­de, 5'in­de ge­le­cek Şı­ra Pa­za­rı'nda in­san­lar, "aman be­nim ka­yı­sı­mı al da, bir di­lim ek­mek ala­yım" di­ye­cek­ler; on­dan son­ra, ge­lip bu­ra­da, biz, ka­yı­sı ko­nu­şa­ca­ğız dört bu­çuk yıl son­ra! Hak­sız­lık bu ar­ka­daş­lar, yap­ma­yın bu­nu.

Ve za­val­lı in­san­lar, ta­rım kre­di ko­ope­ra­ti­fi­ne yir­mi se­ne ön­ce ke­fil ol­muş­lar -ay­nen söy­lü­yo­rum ge­ne- bil­mi­yor in­san­lar bor­cu­nu öde­yip öde­me­di­ği­ni ke­fil ol­du­ğu in­san­la­rın ve gi­di­yor­sun ya­ka­sın­dan ya­pı­şı­yor­sun "gel" yir­mi se­ne son­ra "bor­cu­nu öde" di­yor­sun. 10 bin li­ra ol­muş 3  mil­yar li­ra ar­ka­daş­lar! Sen yir­mi se­ne ara­ma­mış­sın, yir­mi se­ne sor­ma­mış­sın; yir­mi se­ne, bor­cun var, ke­fa­le­tin var de­me­ye­cek­sin, yir­mi se­ne son­ra gi­dip di­ye­cek­sin ki, "gel bu­ra­ya 10 li­ra­ya ke­fil ol­muş­tun, ver ba­ka­yım ba­na 2,5 mil­yar!" Bu, hak­sız­lık ar­ka­daş! Ay­nı şe­yi Kır­şe­hir'de de ya­pı­yor­lar, ay­nı şe­yi Ma­lat­ya'da da ya­pı­yor­lar, her yer­de ya­pı­yor­lar ar­ka­daş­lar…

AH­MET ER­SİN (İz­mir) - İz­mir'de de ya­pı­yor­lar, İz­mir'de de!..

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, "tü­tün eki­mi ser­best" di­yor­su­nuz. Ar­ka­daş­lar, ni­ye bir­bi­ri­mi­zi kan­dı­rı­yo­ruz?.. Pe­ki, Te­kel, Ma­lat­ya'da­ki tüm tü­tün alım mer­kez­le­ri­ni ka­pa­tır­sa… Tü­tü­nü kim alı­yor ar­ka­daş­lar? Tü­tün alım mer­ke­zi­ni ka­pa­tır­sa, köy­lü bu tü­tü­nü ki­me sa­ta­cak? Çok şü­kür, Ma­lat­ya'da tü­tün eki­mi­ni ya­sak­la­dı­nız, ya­ni, kal­dır­dı­nız; ama, o za­val­lı, 250 ki­lo tü­tün üre­tip Te­kel'e za­ma­nın­da tes­lim eden­ler, üç yıl ön­ce, al­dık­la­rı za­man, şu an­da her bi­ri Bağ-Kur'a 25'er mil­yar borç­lu ar­ka­daş­lar. Zo­run­lu Bağ-Kur'lu yap­tı­lar. Ta­bii, ta muh­tar­lar gi­bi… Ay­nen muh­tar­lar da… Muh­tar­lar gi­bi… Muh­tar­lar… Muh­tar­lar… Muh­tar… 200 bin li­ra muh­tar ma­aşı var di­ye, in­sa­na don pa­ra­sı öde­me­di­ler. "Sen ma­aş­lı­sın, öde­ye­me­yiz kar­de­şim" de­di­ler. Ya, kar­de­şim bu 2090 sa­yı­lı Ka­nun di­yor ki, "mal var­lı­ğı…" "Mal var­lı­ğı" ne de­mek  bi­li­yor mu­sun? Bir in­sa­nın güb­re bor­cu var, ma­zot bor­cu var, trak­tör bor­cu var, bun­la­rı mal var­lı­ğı ola­rak alı­yor, "se­nin güb­ren var" di­yor, "se­nin ma­zo­tun var" di­yor, "se­nin trak­tö­rün var" di­yor, "bir de ahı­rın var" di­yor, "bir de ine­ğin var" di­yor, ta­vuk­la­rı da sa­yı­yor, on­dan son­ra şe­ye ge­lin­ce "se­nin yüz­de 40 za­ra­rın yok" di­yor. Ya kar­de­şim, be­nim bor­cum yok mu, be­nim güb­re­ci­ye bor­cum yok mu? Mal var­lı­ğı bu­dur.

Bu Ka­nun eğer de­ğiş­mez­se bu ül­ke­de ar­ka­daş­lar tüm çift­çi­ler bü­yük za­rar gö­rür. Bu Ka­nun'un "mal var­lı­ğı" ta­bi­ri­ni "bor­cun dü­şer, ala­ca­ğın dü­şer, ka­lan, mal var­lı­ğın­dır" şe­kil­de de­ğiş­tir­mez­sek, bu­gün Ma­lat­ya'ya ya­rın baş­ka ye­re, bu çift­çi­yi her za­man mağ­dur ede­riz, mağ­dur ede­riz, mağ­dur ede­riz.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ta­bii, ka­yı­sı bir dün­ya mar­ka­sı. Sa­yın Gü­rol Er­gin Ho­ca­ma çok te­şek­kür edi­yo­rum, bi­lim­sel ma­na­da, ne iş­le­re, ka­yı­sı­nın, ken­di­si bir pro­fe­sör ol­du­ğu için, ha­ki­ka­ten bi­zim millî ürü­nü­müz, he­pi­mi­zin…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (De­vam­la) - To­par­lı­yo­rum Baş­ka­nım.

BAŞ­KAN - Bu­yu­run Sa­yın As­la­noğ­lu.

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (De­vam­la) - Bu ül­ke­ye yıl­da 200 mil­yon do­lar dö­viz gir­di­si ya­pı­yor. Bu ül­ke­ye, eğer, 4 bin do­lar ol­du­ğu za­man ya­pa­ca­ğı kat­kı da­ha baş­ka. He­pi­mi­zin ek­me­ği, Tür­ki­ye'nin ek­me­ği, Ma­lat­ya'nın ek­me­ği, köy­lü­nün ek­me­ği. Ama, sa­hip çık­ma­dı­ğın za­man, bu­ra­ya ge­li­yo­ruz. Onun için, biz­ler, ben şah­sen vic­da­nen, dört yıl­dır, sa­yın ar­ka­da­şım Kı­lıç'la be­ra­ber, Ma­lat­ya çift­çi­si­nin her tür­lü so­ru­nu­nu di­le ge­tir­di­ği­me, ön­ce yü­ce Al­lah'a kar­şı son­ra vic­da­nı­ma kar­şı ken­dim ina­nı­yo­rum. Ama, yi­ne di­yo­rum ar­ka­daş­lar, her ne hik­met­se, dört bu­çuk yıl son­ra, ba­ka­lım bu­nun al­tın­dan ne çı­ka­cak; şim­di, bek­li­yo­rum. Keş­ke Ma­lat­ya çift­çi­si­ne, be­nim köy­lü­me bir şey; ama, aca­ba al­tın­da bir, ne var onu da me­rak edi­yo­rum. Ka­yı­sı yan­dı­ğı za­man yal­var­dım ya­kar­dım Sa­yın Ba­ka­nı­ma "Doğ­ru­dan ge­lir des­te­ği hiç de­ğil­se, evi­ne ek­mek ala­cak pa­ra­sı yok" de­dim tın­ma­dı­lar.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bi­zim ek­me­ği­miz. Bu ek­me­ğe kat­kı ve­re­cek her­ke­se say­gı du­ya­rız. Çift­çi­mi­ze kat­kı ve­re­cek her­ke­se şük­ran du­ya­rız. An­cak, sa­mi­mi ol­mak la­zım. Sa­mi­mi­yet­le bir işe el at­mak la­zım. Sa­mi­mi­yet­ler­den kuş­ku­nuz olur­sa, o iş­ten de ha­yır gel­mez; ha­yır gel­mez. Ben di­li­yo­rum ki, bu ko­mis­yon, di­li­yo­rum ku­ru­lur, ama üç ay son­ra ko­mis­yon ra­po­ru raf­lar­da çü­rü­me­sin.

He­pi­ni­ze say­gı­lar su­na­rım, te­şek­kür ede­rim. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın As­la­noğ­lu.

Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, bir­le­şi­me on beş da­ki­ka ara ve­ri­yo­rum.

Ka­pan­ma Sa­ati: 19.08

 

 

 

DÖR­DÜN­CÜ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 19.28

BAŞ­KAN: Baş­kan Ve­ki­li Sa­dık YA­KUT

KÂTİP ÜYE­LER: Meh­met DA­NİŞ (Ça­nak­ka­le), Ya­şar TÜ­ZÜN(Bi­le­cik)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 80'in­ci Bir­le­şi­mi'nin Dör­dün­cü Otu­ru­mu'nu açı­yo­rum.

Ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı­na iliş­kin Mec­lis araş­tır­ma­sı öner­ge­le­ri­ne de­vam ede­ce­ğiz.

Hükûmet ye­rin­de.

Şim­di, söz sı­ra­sı, öner­ge sa­hip­le­ri adı­na Ne­ca­ti Uz­dil, Os­ma­ni­ye Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Uz­dil.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Sa­yın Baş­ka­nım, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım; ön­ce­lik­le, siz­le­ri sev­gi ve say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Kıy­met­li ar­ka­daş­la­rım, ko­nu­muz ka­yı­sı. Herhâlde, ka­yı­sı­dan da bir hay­li bık­tık.

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) - Ka­yı­sın­dan bı­kıl­maz Ne­ca­ti Ağa­bey.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, evet, dı­şa­rı­da on ta­ne ka­yı­sı da ye­dik, in­şal­lah he­de­fe de ula­şı­rız di­yo­ruz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, as­lın­da dört ta­ne öner­ge var. Bu öner­ge­ler­den bir ta­ne­si ik­ti­dar mil­let­ve­ki­li ar­ka­da­şı­mız ta­ra­fın­dan ve­ril­miş ve 2003 yı­lın­da ve­ril­miş. O ne­den­le, bu­ra­da bu işi po­li­tik bir tar­tış­ma hâlin­den çı­ka­rıp so­run­la­ra bak­mak la­zım di­ye dü­şü­nü­yo­rum ve tah­min ede­rim, ik­ti­dar mil­let­ve­ki­li ar­ka­da­şım da, en son ko­nuş­ma­cı ola­rak, biz­le­re de gü­zel ha­ber­ler ve­rir di­ye dü­şü­nü­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, amaç üzüm ye­mek. So­run var, ka­yı­sı­da so­run var. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ka­yı­sı­da var da el­ma­da yok mu, fın­dık­ta yok mu, üzüm­de yok mu, na­ren­ci­ye­de yok mu? De­mek ki, bu, bir ka­yı­sı so­ru­nu, gün­de­mi de­ğil; Tür­ki­ye'de­ki çift­çi­le­rin, ta­rı­mın gün­de­me ge­ti­ril­me­siy­le il­gi­li bir ko­nu di­ye dü­şü­nü­yo­rum, çün­kü so­run­lar aşa­ğı yu­ka­rı ay­nı de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım.

Ön­ce­lik­le, kır­sal alan­da ör­güt­lü­lük önem­li. Dik­ka­ti­ni­zi çe­ki­yo­rum, Ka­yı­sı­bir­lik yok ol­muş. Ka­yı­sı­bir­lik 1992 yı­lın­da ku­rul­muş, an­cak -ko­nuş­ma­cı ar­ka­daş­la­rım bir neb­ze bah­set­ti­ler- de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, şu an­da Ka­yı­sı­bir­lik ka­pa­lı; 2004 yı­lın­dan bu ya­na alım ya­pa­ma­mış, al­tı ay­dır ça­lı­şa­nı­nın üc­re­ti­ni öde­ye­me­miş. Ba­ka­nı­mız da çık­tı söy­le­di, di­ğer ar­ka­daş­la­rı­mız da çık­tı söy­le­di; so­run­lar­dan bir ta­ne­si de­po, te­sis ve iş­let­me. Pe­ki, ne ol­du Ka­yı­sı­bir­lik'in te­sis­le­ri­ne, de­po­su­na? Prim ve­ri­yo­ruz te­sis­ler ya­pıl­sın, de­po ya­pıl­sın di­ye, yüz­de 50'si­ni dev­let­ten ve­ri­yo­ruz. De­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, pe­ki, Ka­yı­sı­bir­lik'in de­po­la­rı ne ol­du, te­sis­le­ri ne ol­du? Ben si­ze söy­le­ye­yim -ben Os­ma­ni­ye Mil­let­ve­ki­li­yim, 2 de­fa Ma­lat­ya'ya git­tim araş­tır­ma ko­mis­yon­la­rıy­la be­ra­ber- Ka­yı­sıbir­li­ğin te­sis­le­ri şu an çü­rü­me­ye terk edil­miş sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım. Evet, şu an­da, Ma­lat­ya mil­let­ve­kil­le­ri, AKP'li ar­ka­daş­la­rım ve Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­li ar­ka­daş­la­rım, bu­nu çok iyi bi­li­yor­lar. Ta­rım Ba­ka­nı­mız da bel­ki bi­li­yor di­ye dü­şü­nü­yo­rum de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Ma­lat­ya pe­ri­şan; doğ­ru, tü­tün fab­ri­ka­la­rı yok ol­du. Şu an­da, Ame­ri­kan tü­tü­nü, Vir­gi­nia tü­tü­nü ve ya­ban­cı si­ga­ra ül­ke­yi al­dı, boy­la­dı, git­ti. Pe­ki, bir tek Ma­lat­ya'da mı tü­tün ko­ta­sı ne­de­niy­le si­ga­ra fab­ri­ka­la­rı ka­pan­dı, gü­len yüz­ler asıl­dı, çift­çi pe­ri­şan, me­mur pe­ri­şan, tar­la­da­ki üre­ti­ci pe­ri­şan? Bir baş­ka yer­de tü­tün üre­ti­ci­le­ri ne du­rum­da? On­lar da ay­nı du­rum­da. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Sa­yın Ba­ka­nı­mız çık­tı -ben, bu­ra­da­ki yaz­dık­la­rı­ma de­ğil de Ta­rım Ba­ka­nım­dan al­dı­ğım not­la­ra gö­re ko­nuş­ma­ya ça­lı­şı­yo­rum- de­di ki: "Tür­ki­ye'de ik­li­mi­miz, po­li­kül­tür ta­rı­mı­mız var."

Her şe­yi, Ma­lat­ya'da, ka­yı­sı­ya bağ­la­dı­nız. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, tü­tü­nü yok et­ti­niz, şe­ker pan­ca­rı­nı yok et­ti­niz, hat­ta hat­ta 1937 yı­lın­da ku­rul­muş olan Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü­nü bi­le, şu an­da, yok et­mek üze­re­si­niz de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım. Pe­ki, bu­nun so­nun­da ne ola­cak? Ne ola­cak, Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü­nü park ya­pa­cak­lar­mış! De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü­nün ken­di­si park za­ten; Be­le­di­ye­miz hiç zah­met et­me­sin eğer, ger­çek­ten, ni­ye­ti park yap­mak­sa. Hiç ol­maz­sa, Ens­ti­tü, ken­di sa­ha­sı­nı park ola­rak ha­zır­la­mış, üs­te­lik de ba­kı­mı­nı üst­len­miş du­rum­da, ama, ni­ye­ti­niz si­zin, ora­yı da ima­ra aç­mak, bi­na­lar yap­mak­sa, ona da şu an­da bir şey de­me­ye­ce­ğim, çün­kü, biz, bu Hükûmet­te çok gör­dük böy­le şey­le­ri, ta­rım ara­zi­le­ri­ne hiç de­ğer ver­me­di­ler, ama, çık­tı­lar "Dev­rim­ler yap­tık." de­di­ler.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, dev­rim­le­rin­den bir ta­ne­si -he­men söy­le­ye­lim, ar­ka­daş­lar da bu­ra­da bah­set­ti­ler- Üre­ti­ci Bir­lik­le­ri Ya­sa­sı çı­kar­dık ya -ha­ni bir dev­rim yap­mış­tık bir za­man­lar- 23 ta­ne mey­vey­le il­gi­li üre­ti­ci bir­li­ği ku­rul­muş Ma­lat­ya'da, 1 ta­ne de ka­yı­sıy­la il­gi­li üre­ti­ci bir­li­ği ku­rul­muş. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, hâli­ha­zır­da ça­lı­şan, Tür­ki­ye'de bi­ri­ki­mi olan, sen, Ka­yı­sı­bir­lik'i ka­pat, üs­te­lik de bi­linç­li şe­kil­de ka­pat; tut, "ti­ca­ret ya­pa­maz" di­ye mad­de koy­du­ğu­muz Üre­ti­ci Bir­lik­le­ri Ya­sa­sı'yla ku­ru­lan bir­lik­ler­den me­det um... Ne ya­pa­cak ora­da ku­ru­lan mey­ve­ci­lik­le il­gi­li üre­ti­ci bir­li­ği de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım? Mad­de var Üre­ti­ci Bir­li­ği Ya­sa­sı'nda... Eğer, Ta­rım Ba­ka­nım ger­çek­ten bir iş yap­mak is­ti­yor­sa, lüt­fen, en kı­sa za­man­da, Üre­ti­ci Bir­lik­le­ri Ya­sa­sı'nda­ki "ti­ca­ret ya­pa­maz" kıs­mı­nı, mad­de­si­ni kal­dır­sın­lar da ku­rul­muş olan üre­ti­ci bir­lik­le­ri, hiç ol­maz­sa or­tak­la­rı­nın ilaç­la­rı­nı ala­bil­sin, hiç ol­maz­sa ürü­nü­nü bu­ra­la­ra ka­dar ta­şı­ya­bil­sin de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım.

Bir baş­ka so­ru­yu gün­de­me ge­tir­mek is­ti­yo­rum. Bu­ra­dan, ar­ka­daş­la­rım çok gü­zel, övü­ne­rek ko­nuş­tu­lar, ha­ni, Ta­rım Si­gor­ta­sı Ya­sa­sı'nı çı­kar­dık ya... Ger­çek­ten, Ya­sa'yı çı­kar­dık, iyi bir şey, gü­zel bir şey de, pri­mi­ni na­sıl öde­ye­cek bu çift­çi? Çift­çi per­me­pe­ri­şan. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, 2002'den bu ya­na de­ğil, 1980'den bu ya­na, biz, çift­çi­yi per­me­pe­ri­şan et­tik. Siz­ler de AKP Hükûme­ti ola­rak eli­ni, ko­lu­nu, aya­ğı­nı bağ­la­yıp "IMF'den kur­ta­ra­ca­ğız"  de­dik, gö­tür­dük on­la­ra tes­lim et­tik de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım. Si­gor­ta pri­mi­ni öde­ye­cek hâli yok. Ar­ka­da­şım övü­nü­yor; de­min, bu­ra­dan Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li Ar­ka­da­şım "7.700 kü­sur ki­şi si­gor­ta yap­tır­dı, po­li­çe var." de­di. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu­ra­dan tüm ko­nuş­ma­cı­lar aşa­ğı yu­ka­rı söy­le­di, Ma­lat­ya'da ka­yı­sı­cı­lık ya­pan çift­çi ai­le sa­yı­sı kaç? Ha­tır­la­yın ba­ka­yım.

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU ( Ma­lat­ya ) - 50 bin.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (De­vam­la) - 50 bin. 50 bin çift­çi­den, 7.715 ta­ne­si mi, 7.713 ta­ne­si mi po­li­çe yap­tır­mış, si­gor­ta yap­tır­mış. Bun­dan do­la­yı "bü­yük ba­şa­rı el­de et­tik, tüm ka­yı­sı üre­ti­ci­le­ri­ni bu so­ru­nu­nu çöz­dük" di­ye övü­ne­bi­li­yo­ruz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, he­men, si­gor­tay­la il­gi­li şu­nu da söy­le­mek is­ti­yo­rum: Bu, bir tek ka­yı­sı­nın so­ru­nu de­ğil, doğ­ru. Pe­ki, ilk­ba­har geç don­la­rın­dan do­la­yı si­gor­ta et­ti­ri­yo­ruz ka­yı­sı­yı, el­ma da öy­le, bir baş­ka ürün de öy­le; çi­çek­tey­ken don vu­rur­sa ne ya­pı­yo­ruz? Ben söy­lü­yo­rum, si­gor­ta, bu­nu ken­di­ne yon­ta­bi­lir, ama be­nim bir Ta­rım Ba­kan­lı­ğım var, be­nim çift­çi­le­ri­min so­run­la­rıy­la il­gi­le­nen, on­la­ra ön­der­lik ya­pan bir Ta­rım Ba­kan­lı­ğım var sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım. Bu­na çö­zü­mü, Ta­rım Ba­kan­lı­ğı­nın aci­len bul­ma­sı ge­re­kir. Bu da Si­gor­ta Ya­sa­sı'nda­ki ek­sik­le­rin gi­de­ril­me­siy­le müm­kün olur di­ye dü­şü­nü­yo­rum.

Sö­zü­mü şöy­le bağ­la­mak is­ti­yo­rum de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım: Hep öy­le de­dik, hep gü­zel gü­zel söy­le­dik. Ne de­dik? "Ör­güt­lü top­lum" de­dik, de­ğil mi? "Ka­tı­lım­cı de­mok­ra­si" de­dik. "Şef­faf yö­ne­tim" de­dik. Pe­ki, kır­sal alan­da han­gi  ör­gü­tü ge­liş­tir­dik sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım? Bir zi­ra­at oda­mız var. Zi­ra­at oda­sı­nın sa­ğı­nı so­lu­nu kes­mek için, onu et­ki­siz hâle ge­tir­mek için, Ta­rım Ba­kan­lı­ğı­mız, var gü­cüy­le uğ­ra­şı­yor. Ni­ye? Onun her söy­le­di­ği­ni ka­bul et­mi­yor di­ye.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Uz­dil, lüt­fen, to­par­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (De­vam­la) - To­par­lı­yo­rum.

Üre­ti­ci Bir­lik­le­ri Ya­sa­sı çı­kar­dı­lar. Ya­zık­tır, et­me­yin, de­dik; böy­le bir üre­ti­ci bir­li­ği ya­sa­sı ol­maz, de­dik, din­le­te­me­dik. İş­te, Üre­ti­ci Bir­lik­le­ri Ya­sa­sı ora­da.

Ge­çen­ler­de, ta­rım kre­di ko­ope­ra­tif­le­riy­le il­gi­li bir ya­sa gö­rüş­tük ko­mis­yon­da. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım "ta­rım kre­di ko­ope­ra­tif­le­rin­den çift­çi­lik bel­ge­si alın­maz" di­ye mad­de koy­du­lar. Ne de­mek? Üre­ti­ci­yi, da­ha doğ­ru­su çift­çi­nin mes­lek ör­gü­tü­nü güç­süz bı­rak­ma­nın öte­sin­de hiç­bir şey yok de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım.

Biz, tu­tu­yo­ruz, bu­ra­da söy­lü­yo­ruz, ih­ra­cat­ta so­run var di­yo­ruz; de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ih­ra­cat­çı­lar bir­li­ği ku­ra­lım di­yo­ruz. Ar­ka­daş­lar, siz, Ka­yı­sı­bir­lik'i ka­pa­tır­sa­nız, siz, ka­yı­sı­da is­tik­rar­lı bir po­li­ti­ka­yı bu­la­maz­sı­nız. Siz, Ka­yı­sı­bir­lik'i ka­pa­tır­sa­nız, ih­ra­cat­ta te­kel ol­du­ğu­muz ka­yı­sı­da is­te­di­ği­miz fi­ya­tı bu­la­ma­yız; ya­ban­cı­la­ra sa­ta­rız, on­lar da 4 ka­tı­na sa­tar; biz de bu­ra­lar­da ko­nu­şu­ruz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, şu­nu söy­le­mek is­ti­yo­rum: So­run bir. Eğer, Ta­rım Ba­kan­lı­ğı­mız çift­çi­le­ri­mi­zin ön­de­ri olur, so­run­la­rı­mı­za sa­hip çı­kar­sa, biz on­la­ra te­şek­kür ede­riz, şük­ran­la­rı­mı­zı su­na­rız, ama, bu Ta­rım Ba­kan­lı­ğı, ma­ale­sef, ne çift­çi­le­ri­mi­ze ne de Ta­rım Ba­kan­lı­ğın­da­ki per­so­ne­li­mi­ze sa­hip çık­mak­ta, on­la­rın hak­kı­nı ko­ru­mak­ta.

O ne­den­le, de­ğer­li çift­çi ar­ka­daş­la­rım, gü­zel gün­ler ya­kın. Ümit, fa­ki­rin ek­me­ği, ümi­di­ni­zi kay­bet­me­yin.

Si­ze say­gı­lar su­nu­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Uz­dil.

Öner­ge sa­hip­le­ri adı­na söz is­te­yen Mü­nir Er­kal, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Er­kal. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (Ma­lat­ya) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; 3 Ocak 2003 ta­ri­hin­de, 31 mil­let­ve­ki­li ar­ka­da­şı­mız­la, ka­yı­sıy­la il­gi­li bir öner­ge ver­miş­tik. Bu öner­ge­nin, bu­gün, bu­ra­da, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si plat­for­mun­da gö­rü­şül­me­sin­den mut­lu­luk ve bah­ti­yar­lık du­yu­yo­rum.

Bu­ra­da ka­yı­sı­nın fay­da­la­rı­nı fa­lan an­la­ta­cak de­ği­lim. Bir sü­rü mu­ha­le­fe­te men­sup ar­ka­daş­la­rı­mız ko­nuş­tu, yet­ki­li­ler, il­gi­li ar­ka­daş­lar ko­nuş­tu; tek tek not al­dım bun­la­rı. Bun­la­rı din­le­di­ğim za­man or­ta­ya çok üzün­tü ve­ri­ci bir tab­lo çı­kı­yor, Tür­ki­ye'nin baş be­la­sı olan bir tab­lo çı­kı­yor. Mu­ha­le­fet yap­mak adı­na ne­ga­tif dü­şün­ce­le­ri sü­rek­li or­ta­ya koy­mak, ama ar­ka­sı do­lu ol­ma­yan dü­şün­ce­ler­le bu­ra­da mu­ha­le­fet yap­mak, ger­çek­ten, Tür­ki­ye'nin en yük­sek plat­for­mun­da gö­rev ya­pan üye ar­ka­daş­la­ra ya­kış­mı­yor.

MEH­MET IŞIK (Gi­re­sun) - Ne ol­du ki ya­kış­mı­yor?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Bi­raz son­ra izah ede­ce­ğim mü­sa­ade eder­se­niz.

Şim­di, tek tek not al­dım bun­la­rı. Şim­di, Gü­rol Bey çı­kı­yor, be­nim 3 Ocak'ta ver­di­ğim, 2003'te­ki öner­ge için "Er­kal'ın iti­raf­na­me­si" di­yor.

Şim­di, ya­ni, ya bu ar­ka­da­şı­mız ka­yı­sı ye­me­miş ya da sa­yı say­ma­sı­nı bil­mi­yor. Biz, 3 Ka­sım 2002'de ik­ti­dar ol­duk. Ben ik­ti­dar ol­duk­tan iki ay son­ra mı bu öner­ge­yi ver­mi­şim?

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Ör­ne­ği bi­le be­ce­re­me­din.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - O za­man tec­rü­be­siz­din de ver­miş­sin.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Ya­ni, da­ha Hükûme­ti­miz ye­ni ku­rul­du­ğu ve gö­re­ve baş­la­dı­ğı za­man bu öner­ge­yi ver­mi­şim…

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Sa­hip çık!

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) -  …ve Hükûme­ti­mi­zin yap­ma­sı ge­re­ken­le­ri, ka­yı­sı­nın so­run­la­rı­nı, sı­kın­tı­la­rı­nı de­tay­lı bir ra­por hâlin­de Tür­ki­ye gün­de­mi­ne ta­şı­mı­şım Ma­lat­ya mil­let­ve­ki­li ola­rak.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Sa­hip çık öner­ge­ne, sa­hip çık!

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Bu, mu­ha­le­fet mil­let­ve­kil­le­ri gi­bi, 2006 yı­lın­da ve­ri­len bir öner­ge de­ğil. 2004 yı­lın­da ve­ri­len bir öner­ge de de­ğil; se­çim­den iki ay son­ra ve­ri­len bir öner­ge­dir. Lüt­fen, bu ra­ka­mı or­ta­ya ko­yu­nuz.

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Dört bu­çuk yıl­dır ne­re­dey­din?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Şim­di, ha­di­se böy­le olur­ken "Er­kal'ın iti­raf­na­me­si" tar­zın­da ve­ya "hükûme­tin za­af­la­rı­nı or­ta­ya koy­mak" der­ken, geç­miş­te­ki sta­tü­ko­cu zih­ni­ye­tin za­af­la­rı­nı or­ta­ya ko­yan bir tes­pit­tir o.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Ha­di ha­di, tec­rü­be­siz­li­ğin­den ver­miş­sin­dir. Boş ver sen!

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Şim­di, id­di­ala­ra ba­kı­yor­su­nuz, "Ma­lat­ya'da kök kan­se­ri has­ta­lı­ğı var" di­yor ar­ka­da­şı­mız. 1998'de kü­çük bir par­sel­de bu has­ta­lık var­dı. Beş yıl sü­rey­le ge­rek­li ça­lış­ma ya­pıl­dı. Şu an­da her­han­gi bir so­run ve has­ta­lık yok. O böl­ge­de ka­yı­sı üre­ti­mi ya­pı­lı­yor.

Şim­di, bir id­di­ayı or­ta­ya koy­du­ğu­nuz za­man, il­gi­li­si­ne ve yet­ki­li­si­ne bu­nu sor­ma­dan, bu­ra­da, kal­kıp ku­lak­tan dol­ma dü­şün­ce­ler­le mu­ha­le­fet yap­mak in­sa­nı mah­cup eder, 70 mil­yon in­sa­nın kar­şı­sın­da mah­cup eder.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Biz mah­cup ol­mu­yo­ruz, mah­cup olan siz­si­niz, siz. Ka­yı­sı Bir­lik'i an­lat.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) -  "Rus­ya Fe­de­ras­yo­nu ile mey­ve seb­ze so­ru­nu var" de­nil­di. İki yıl­dır so­run yok. En son 15 Mart 2007'de Rus­ya Müs­te­şar Yar­dım­cı­sı… Ba­kan­lık­tan bir he­yet git­ti, top­lan­tı­da her­han­gi bir so­run ol­ma­dı­ğı te­yi­di alın­mış­tır. Bu­nu da öğ­ren­me­niz la­zım. 

"Dün­ya­nın su gü­nü­ne ka­tı­lan ol­ma­dı" de­di yi­ne Gü­rol Bey. İl­gi­li ge­nel mü­dür ka­tıl­dı, söz al­dı, ko­nuş­ma yap­tı; des­tek­le­me­le­ri an­lat­tı ve bu söy­le­nen­le­rin doğ­ru ol­ma­dı­ğı­nı ifa­de et­ti.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, şim­di, id­di­ala­ra ba­kı­yo­rum. Bu­ra­da, sı­ray­la, Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma Ens­ti­tü­süy­le il­gi­li bir sü­rü suç­la­ma var.

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Ka­yı­sı­ya gel, ka­yı­sı­ya.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - "Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma­yı ka­pa­tı­yor­su­nuz" di­yor bir ar­ka­daş.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Öner­ge­ne gel sen, öner­ge­ne.

MEH­MET SE­MER­Cİ (Ay­dın) - Sa­yın Mil­let­ve­ki­li, Ba­kan on­la­ra ce­vap ve­rir, siz ken­di gö­rü­şü­nü­zü söy­le­yin.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Şim­di Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü­nün bu­lun­du­ğu alan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri…

MEH­MET SE­MER­Cİ (Ay­dın) - Ba­ka­nın sa­ha­sı­na gir­me­yin.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Si­zin id­di­ala­rı­nı­za ce­vap ve­ri­yo­rum, din­le­nir­se, öğ­re­ne­cek­si­niz.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye)- Öner­ge­ni an­lat, öner­ge­ni.

MEH­MET SE­MER­Cİ (Ay­dın) - Öner­ge­ye bak.

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Ba­kan si­ze vekâlet mi ver­di?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Şim­di, bu­ra­da 23 ta­ne mü­hen­dis, 22 ta­ne tek­nis­yen, 35 ta­ne me­mur, 27 iş­çi, top­lam 107 ki­şi, Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma­da tam ka­pa­si­te ça­lı­şı­yor. Şim­di, kal­kıp, bir­çok mil­let­ve­ki­li…

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Se­nin Rus­ya'dan ha­be­rin var mı?

BAŞ­KAN - Sa­yın Uz­dil… Sa­yın Uz­dil… Sa­yın Kı­lıç… Lüt­fen…

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Bu­ra­da­ki tüm ko­nuş­ma­cı­lar, mu­ha­le­fe­te men­sup ar­ka­daş­lar, Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma­yı ni­ye ka­pa­tı­yor­su­nuz, ni­ye park ya­pı­yor­su­nuz di­ye id­dia et­ti­ler. Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma ka­pan­mı­yor ki. İn­san bu ka­dar yan­lış bir bil­gi­yi alıp Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Plat­for­mun­da na­sıl ses­len­di­rir, ger­çek­ten, hay­ret­le ve deh­şet­le iz­li­yo­rum.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Ha­di ca­nım… Ha­di ca­nım…

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Ka­pan­mı­yor ki Mey­ve­ci­lik Araş­tır­ma.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Park mı ya­pa­cak­sı­nız?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - 107 ki­şi tam ka­pa­si­tey­le ça­lı­şı­yor de­ğer­li ar­ka­daş­lar.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Park mı ya­pa­cak­sı­nız?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Ha, park ya­pı­la­cak yer­de -Be­le­di­ye Baş­ka­nı­mız­la  bir an­laş­ma var- ye­ni bir yer ya­pı­la­cak, da­ha mo­dern bir yer, ora­sı da Ma­lat­ya hal­kı­na açı­la­cak.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Ya, ya…

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Bu yer de­ği­şik­li­ği­ni ka­pat­ma ola­rak al­gı­la­mak… Bu, zu­hul mu di­ye­yim, an­la­ma prob­le­mi mi di­ye­yim, dal­gın­lık mı di­ye­yim, ye­ter­siz bil­gi mi di­ye­yim, faz­la de­ğer­len­dir­me yap­mak is­te­mi­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar…

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - O, işi bil­mek­tir, bil­mek. Sen o işi bil­mi­yor­sun.

BAŞ­KAN - Sa­yın Uz­dil, lüt­fen.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­lar, don za­ra­rıy­la il­gi­li, çok gün­de­me gel­di bu­ra­da…

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Sen, Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü­nü park yap­ma­ya kal­kı­yor­sun.

BAŞ­KAN - Sa­yın Uz­dil…

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Şim­di, bu­ra­da­ki bir­çok top­lan­tı­lar­da don za­ra­rı­nı, 2090 sa­yı­lı Ka­nun'un ge­re­ği­ni an­lat­tım. Şim­di, Tür­ki­ye, Ma­lat­ya ta­ri­hin­de ilk de­fa, AK Par­ti Hükûme­ti, Sa­yın Baş­ba­ka­nı­mı­zın olu­ruy­la, Sa­yın Ba­ka­nı­mı­zın des­te­ğiy­le, ilk de­fa don za­ra­rı­nı ödü­yor. 20 tril­yon tes­pit ya­pı­lı­yor, yüz­de 70'i, 14 tril­yon öde­ni­yor ilk de­fa Ma­lat­ya ta­ri­hin­de. Bu ka­nun, 2090 sa­yı­lı Ka­nun biz­den ön­ce de var­dı, ni­çin hiç­bir gün uy­gu­lan­ma­dı? Bu­ra­da so­ru­yo­rum Ma­lat­ya mil­let­ve­kil­le­ri­ne ve ko­nu­şan­la­ra.

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Ni­ye be­le­di­ye baş­ka­nı ol­du­ğun dö­nem­de yap­ma­dın bun­la­rı Sa­yın Er­kal?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - 2090 sa­yı­lı Ka­nun, ni­çin, Ma­lat­ya ta­ri­hin­de ka­yı­sı için bir ke­re uy­gu­lan­ma­dı da bi­zim ik­ti­da­rı­mız dö­ne­min­de uy­gu­lan­dı. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Be­le­di­ye baş­kan­lı­ğın dö­ne­min­de ni­ye yap­ma­dın?

FAH­RET­TİN ÜS­TÜN (Muğ­la) - Siz ANAP'lı de­ğil miy­di­niz, ni­ye yap­ma­dı­nız?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Ya­ni, Sa­yın Baş­ba­ka­nın ve Hükûme­ti­mi­zin, bu -im­ti­yaz­lı de­me­ye­yim- ger­çek­ten üre­ti­ci­yi ko­ru­yan uy­gu­la­ma­sı­na say­gı du­ya­ca­ğı­nı­za, tak­dir ede­ce­ği­ni­ze, mut­la­ka bir ek­sik bul­mak gay­re­ti için­de ol­ma­nız, de­min söy­le­di­ğim ne­ga­tif si­ya­se­tin kö­tü bir ör­ne­ği.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ka­yı­sıy­la il­gi­li ne ya­pıl­dı di­ye so­ru­yor­su­nuz, söy­lü­yor­su­nuz. İkin­ci önem­li bir uy­gu­la­ma­yı da­ha söy­le­ye­ce­ğim.

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Ge­mi­yi terk edip, da­ha son­ra…

BAŞ­KAN - Sa­yın Ka­ma­cı, lüt­fen… Sa­yın Ka­ma­cı… Lüt­fen din­ler mi­si­niz Sa­yın Ka­ma­cı?

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Din­li­yo­rum.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Bel­ki ar­ka­daş­la­rın ta­ham­mü­lü yok bun­la­rı din­le­me­ye, ama din­le­ye­cek­si­niz ar­ka­daş­lar.

FAH­RET­TİN ÜS­TÜN (Muğ­la) - Sen ANAP'lı de­ğil miy­din? Ne­den yap­ma­dı­nız?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Şim­di, önem­li bir şey da­ha söy­le­ye­ce­ğim.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - "Araş­tır­ma öner­ge­si­ni ace­mi­li­ğim­de ver­dim." de.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Ta­rım Si­gor­ta­la­rı Ka­nu­nu, yi­ne, Tür­ki­ye ta­ri­hin­de ilk kez uy­gu­lan­ma­ya baş­la­mış.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Sen bu öner­ge­yi ni­ye ver­din, ni­ye?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Şim­di, tek­rar so­ru­yor bir ar­ka­daş, "Kaç ki­şi, aca­ba, si­gor­ta po­li­çe­si dü­zen­let­miş?" Kaç ki­şi? 7.335 çift­çi, bu ka­dar kı­sa sü­re­de bu ka­nun çık­ma­sı­na rağ­men, çok kı­sa bir sü­re ol­ma­sı­na rağ­men -20 Mart­ta sü­re­si dol­du- 7.335 çift­çi, 81 mil­yon YTL öde­me ya­pa­rak…

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Kaç ta­ne çift­çi var, sen onu söy­le.

BAŞ­KAN - Sa­yın Uz­dil…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Hükûme­tin köy­lü­yü yok et­ti.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Ra­ka­ma dik­kat edin, 7.335 çift­çi, 81 mil­yon YTL öde­me ya­pa­rak si­gor­ta po­li­çe­si dü­zen­let­miş­tir ve Tür­ki­ye'de Ma­lat­ya bi­rin­ci­dir. Beş il: Ön sı­ra­lar­da Ma­ni­sa, Gi­re­sun, Muğ­la fa­lan, ama bi­rin­ci Ma­lat­ya'dır. Şim­di, bu, bi­zim çift­çi­mi­zin, Hükûme­ti­mi­zin ge­tir­di­ği bu mo­dern ve çağ­daş uy­gu­la­ma­ya ne ka­dar gü­zel ce­vap ver­di­ği­nin ve des­tek­le­di­ği­nin en gü­zel gös­ter­ge­si­dir.

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Çift­çi­nin ne hâle gel­di­ği­nin en gü­zel gös­ter­ge­si o.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bir id­dia da­ha var. Ta­bii, Sü­ley­man Bey de­ği­şik bir de­ğer­len­dir­me da­ha söy­le­di, de­di ki -bü­tün ar­ka­daş­la­rı­mız bu­ra­da gün­de­me ge­tir­di­ler- "Ka­yı­sı­bir­lik'i yok et­ti­niz, boy­nu­na ip ge­çir­di­niz." Baş­ka bir ar­ka­da­şı­nız "Yö­net­mek zo­run­da­sı­nız..." Ya­ni, o es­ki dev­let­çi zih­ni­yet var ya, ko­mü­nizm­den ka­lan…

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) - Bı­rak bu ayak­la­rı kar­de­şim ya!

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Ko­ope­ra­tif­çi­lik ko­mü­nizm mi?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Ya­ni, böy­le, Tür­ki­ye'nin tril­yon­la­rı­nı, mil­yar do­lar­la­rı­nı ve­re­cek­si­niz, fa­kir fu­ka­ra­nın hak­kı­nı bir­ta­kım in­san­la­rın gas­bet­me­si­ne göz yu­ma­cak­sı­nız, ver pa­ra­yı…

Şim­di, ba­kın, Ka­yı­sı­bir­lik'in, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, ra­po­ru­nu söy­lü­yo­rum, özet ra­po­ru: Ka­yı­sı­bir­lik'i biz ka­pat­ma­dık, Ka­yı­sı­bir­lik ken­di ken­di­ni ka­pa­tı­yor. Na­sıl ka­pa­tı­yor? Ba­kın, Bir­lik, bu se­zon­da kul­lan­dı­ğı DFİF kre­di­si­ni, ya­ni, Des­tek­le­me Fi­yat İs­tik­rar Fo­nu kre­di­si­ni, yi­ne ay­nı ge­rek­çe­ler­le öde­ye­mez bir ko­nu­ma gel­miş. 2005-2006 üre­tim se­zo­nun­da DFİF kre­di borç­la­rı 6183 sa­yı­lı Ka­nun'a gö­re ta­ki­be uğ­ra­tıl­mış­tır. Bir­lik, bu bor­cu­na ait hiç­bir tak­si­di öde­me­miş du­rum­da­dır. Mev­cut du­rum­da Bir­lik'in 24,5 mil­yon YTL'ye ula­şan -ra­ka­mın al­tı­nı bir da­ha söy­lü­yo­rum- mev­cut du­rum­da Bir­lik'in 24,5 mil­yon YTL'ye ula­şan ta­kip­te­ki…

NE­CA­Tİ UZ­DİL (Os­ma­ni­ye) - Ne ka­da­rı fa­iz? Ne ka­da­rı fa­iz, onu da söy­le.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) -  …bu bor­cu­nu öde­me ka­bi­li­ye­ti bu­lun­ma­mak­ta­dır.

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Ver­di­ği­niz 5 tril­yon li­ra kay­nak­tı, fa­izi­ni de sa­yı­yor­san, ta­bii, onu bi­le­mem.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Mu­har­rem Bey üzü­lü­yor­su­nuz, ama bun­la­rı söy­le­ye­ce­ğim, se­ni üze­ce­ğim; se­ni se­ve­rim, iyi ar­ka­da­şım­sın, ama se­ni üze­ce­ğim.

BAŞ­KAN - Sa­yın Er­kal, lüt­fen, kar­şı­lık­lı ko­nuş­ma­ya­lım.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Bir­lik, fa­ali­yet gös­ter­di­ği, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, on beş yıl­lık dö­nem­de -dik­kat edi­niz, on beş yıl­dır bi­zim Bir­lik uy­gu­la­ma­da, yö­ne­tim­de- ka­yı­sı pi­ya­sa­sı­nı üre­ti­ci­ler le­hi­ne dü­zen­le­yen, üre­ti­ci­le­rin sa­tış prob­le­mi­ni çö­zen bir olu­şum hâli­ne ge­le­me­miş­tir. Ya­ni, ipi ken­di boy­nu­na tak­mış­tır. Bir­lik alım­la­rı Tür­ki­ye re­kol­te­si­nin yüz­de 3'ü ka­dar ger­çek­leş­miş­tir; dik­kat edin, Bir­lik alım­la­rı Tür­ki­ye re­kol­te­si­nin yüz­de 3'ü ka­dar ger­çek­leş­miş olup, bu oran ile pi­ya­sa­nın le­hi­ne, üre­ti­ci­ler le­hi­ne dü­zen­len­me­si  müm­kün de­ğil­dir.

Bir önem­li tes­pit da­ha si­ze söy­le­ye­ce­ğim: 2005-2006 iti­ba­rıy­la ka­yıt­lı or­tak sa­yı­sı -dik­kat edi­niz- 9.335 olan Bir­lik'in ürün tes­lim eden or­tak sa­yı­sı 67'ye düş­müş­tür. Şim­di, kim ki­min boy­nu­na ipi ge­çir­miş?

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Pa­ra­sı­nı ver­mez­sen na­sıl ala­cak?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Ya­ni, şim­di, muh­te­rem ar­ka­daş­lar, ikin­ci dö­nem­de de 5 tril­yon gi­bi kre­di yi­ne kul­la­nıl­mış.

BAŞ­KAN - Sa­yın Er­kal, lüt­fen to­par­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run.

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Bi­zim dö­nem­de de 5 tril­yon­luk, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu kre­di yi­ne kul­la­nıl­mış.

Şim­di, ha­di­se bu nok­ta­day­ken, bir de 3 bin do­lar­lık ka­yı­sı­nın 1.600 do­lar­la­ra düş­tü­ğü­nü söy­lü­yor­su­nuz. Şim­di, bi­zim, dört yıl­lık dö­nem­de, AK Par­ti Hükûme­ti­nin, DGD ola­rak, mah­sus ola­rak ve di­ğer des­tek­ler için -ka­yı­sı amaç­lı di­ğer ko­ope­ra­tif­le­ri söy­le­mi­yo­rum- top­lam yap­tı­ğı ta­rım­sal des­tek 200 tril­yon­dur, ama ka­yı­sı­ya dö­nük 140 tril­yon des­tek ver­miş­tir. Ma­lat­ya öze­lin­de söy­lü­yo­rum sa­de­ce, Ma­lat­ya üze­rin­de Hükûme­ti­mi­zin yap­tı­ğı des­tek. Ta­rım Si­gor­ta­la­rı Ka­nu­nu, de­di­ğim gi­bi, Tür­ki­ye ta­ri­hin­de ilk de­fa uy­gu­la­nı­yor.

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) -  Ya­ni, Ma­lat­ya'da ka­yı­sı so­ru­nu yok mu Mü­nir Bey? Ma­lat­ya'da ka­yı­sı so­ru­nu­nu çöz­dü­nüz mü?

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - 2090 sa­yı­lı Ka­nun Ma­lat­ya ta­ri­hin­de ilk de­fa uy­gu­la­nı­yor. Bü­tün bu gü­zel­lik­ler gö­zü­mü­zün önün­dey­ken, ar­ka­daş­la­rı­mı­zın, ya­ni sa­de­ce si­ya­set yap­mak uğ­ru­na bu­nu de­ğer­len­dir­me­si ger­çek­ten üzün­tü ve­ri­ci­dir.

Son ola­rak şu­nu söy­le­mek is­ti­yo­rum de­ğer­li ar­ka­daş­lar…

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) - Ma­lat­ya köy­lü­sü se­nin­le gu­rur du­yu­yor, gu­rur du­yu­yor(!)

AH­MET MÜ­NİR ER­KAL (De­vam­la) - Ka­yı­sı ger­çek­ten çok fay­da­lı bir ürün, po­tas­yu­mu faz­la, kan ba­sın­cı­nı dü­şü­rü­yor; ama ay­nı za­man­da, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, ka­yı­sı ide­olo­jik kör­lü­ğe iyi ge­lir, müz­min mu­ha­le­fet­ten kur­tul­ma­ya iyi ge­lir, si­ya­si pa­ti­naj yap­ma­ma­ya iyi ge­lir. Ama yer­se­niz!

Say­gı­lar su­nu­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar, CHP sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

OS­MAN ÖZ­CAN ( An­tal­ya ) - Ayıp, ayıp! Ya­kış­mı­yor!

FAH­RET­TİN ÜS­TÜN (Muğ­la) - Dans et­me­ye iyi ge­li­yor mu!

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Er­kal.

FAH­RET­TİN ÜS­TÜN (Muğ­la) - Par­ti de­ğiş­tir­me­ye iyi ge­li­yor mu!

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Köy­lü­yü yok et­ti­niz, bu­ra­da ko­nu­şu­yor­su­nuz.

BAŞ­KAN - Lüt­fen sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Ma­lat­ya'nın tat­lı ka­yı­sı­sı­nı ek­şi yap­tı­nız. Ma­lat­ya'nın tat­lı ka­yı­sı­sı­na tuz kat­tı­nız, tuz.

BAŞ­KAN - Sa­yın Ak­de­mir, söz ta­le­bi­niz var. Ni­çin?

DUR­SUN AK­DE­MİR (Iğ­dır) - Ye­rim­den kı­sa bir açık­la­ma yap­mak is­ti­yo­rum.

BAŞ­KAN - Sa­yın Ak­de­mir, iki da­ki­ka­lık sü­re ve­ri­yo­rum, Tü­zük'ün 60'ın mad­de­si ge­re­ğin­ce.

Bu­yu­run.

DUR­SUN AK­DE­MİR (Iğ­dır) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; bu­gün bu­ra­da ka­yı­sı ko­nu­şu­lu­yor. Ka­yı­sı­nın so­run­la­rıy­la il­gi­li (10/99), (10/184), (10/384) ve (10/410) esas nu­ma­ra­lı Mec­lis araş­tır­ma­sı öner­ge­si üze­ri­ne söz al­dım. Ye­rim­den de ol­sa söz ver­di­ği için Sa­yın Baş­kan Sa­dık Bey'e te­şek­kür edi­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, 2004 yı­lın­da Ma­lat­ya'da ve Iğ­dır'da don ola­yın­dan ka­yı­sı za­rar gör­dü. O gün, 13/04/2004'te ver­di­ğim öner­ge­de, bu za­rar­la­rın kar­şı­lan­ma­sı ya­zı­lı öner­ge­de is­ten­di. Ta­rım Ba­kan­lı­ğı­nın ver­di­ği ce­vap da o gün olum­suz­du. Ya­ni, yüz­de 40 za­rar­dan az ol­du­ğu için ve­ril­me­di. Ay­rı­ca, 20/4/2004 ta­ri­hin­de Ma­lat­ya Mil­let­ve­kil­le­ri Sa­yın Mu­har­rem Kı­lıç ve Mev­lüt As­la­noğ­lu ve ben, 38 mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la Mec­lis araş­tır­ma öner­ge­si­ni ver­dik. Ara­dan üç yıl geç­tik­ten son­ra ik­ti­dar uya­na­bil­di uy­ku­dan, bu so­ru­nun var ol­du­ğu­nu gö­re­bil­di, bu­gün gün­de­me gel­di.

De­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, ay­rı­ca, bu ko­nu ka­yı­sı üre­ti­ci­si­ni mah­vet­me­si do­la­yı­sıy­la, ta­bii afet­ler­den za­rar gö­ren çift­çi­le­rin ya­pı­la­cak yar­dı­mı or­ta­dan kal­dır­mak üze­re, 30/04/2004 ta­ri­hin­de, yüz­de 40 za­ra­rın de­ğil de, bü­tün mal var­lı­ğı­nın de­ğil de, tek var­lık­tan yüz­de 40'tan faz­la za­rar gö­rün­ce yar­dım ya­pıl­ma­sı di­ye bir ka­nun tek­li­fi ver­dim. O gün, gün­de­me, AK Par­ti İk­ti­da­rı oy­la­rıy­la red­det­ti­ler, al­ma­dı­lar.

Bü­tün bu ek­sik­le­ri­mi­zi gi­der­mek üze­re, bu­gün, bu­ra­da, bir Mec­lis araş­tır­ma­sı­nın açıl­ma­sı­nın uy­gun ola­ca­ğı­nı bü­tün mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım­dan ri­ca edi­yo­rum. Çün­kü, mev­sim ge­li­yor, Iğ­dır'ın sof­ra­lık ka­yı­sı­sı, Tür­ki­ye'nin her ta­ra­fın­da ve dün­ya­nın her ta­ra­fın­da Tür­ki­ye'yi tem­sil eden, ne­fis ko­ku­su, gü­zel­li­ği…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Ak­de­mir.

Sa­yın Bil­giç, si­zin de pek kı­sa bir söz ta­le­bi­niz var.

İki da­ki­ka­lık sü­re ve­ri­yo­rum, Tü­zük'ün 60'ın­cı mad­de­si ge­re­ğin­ce.

Bu­yu­run.

MEH­MET EMİN MU­RAT BİL­GİÇ (Is­par­ta) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li üye­ler; ka­yı­sı hak­kın­da­ki Mec­lis araş­tır­ma öner­ge­le­ri hak­kın­da söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum.

Bi­li­yor­su­nuz, Is­par­ta'da da 50 bin to­nu aş­kın ka­yı­sı üre­ti­mi var­dır ve bu an­lam­da, ka­yı­sı­nın des­tek­len­me­si nok­ta­sın­da ve so­run­la­rın çö­zü­mü için ted­bir­ler alın­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni şüp­he­siz ka­bul edi­yo­ruz. Özel­lik­le be­nim bu­ra­da öner­mek is­te­di­ğim, fın­dık için ol­du­ğu gi­bi -bi­li­yor­su­nuz, 3 mil­yon do­la­rı aş­kın, Dış Ti­ca­ret Müs­te­şar­lı­ğı bir kam­pan­ya yü­rüt­müş­tü "aga­ni­gi na­ga­ni­gi" adıy­la bi­li­nen, ye­me­mi­zi teş­vik et­mek ama­cıy­la- bu an­lam­da, ulus­la­ra­ra­sı bir kam­pan­ya­nın, fın­dık­ta ol­du­ğu gi­bi, dü­zen­len­me­si­nin fay­da­lı ola­ca­ğı­nı dü­şü­nü­yo­rum.

Bi­zim Is­par­ta-Yal­vaç il­çe­miz­de­ki ka­yı­sı­nın da özel­lik­le ye­ni ya­tı­rım­la­ra ih­ti­ya­cı var, özel­lik­le ku­rut­ma ve am­ba­laj­la­ma nok­ta­sın­da. Bu­na yö­ne­lik, Ta­rım Ba­kan­lı­ğı­mı­zın da ye­ni, özel­lik­le des­tek­le­me nok­ta­sın­da, ya­tı­rım­la­ra ih­ti­yaç ol­du­ğu­nu göz önü­ne ala­rak, da­ha, Zi­ra­at Ban­ka­sı­nın özel­lik­le bu alan­da ya­tı­rım kre­di­le­ri­ne imkân ver­me­me­si se­be­biy­le, bu­nun da dik­ka­te alı­na­ca­ğı­nı ve özel­lik­le ka­yı­sı ala­nın­da ya­pı­la­cak ku­rut­ma, pa­ket­le­me, am­ba­laj­la­ma ve ih­ra­ca­ta yö­ne­lik fa­ali­yet­ler için de uzun va­de­li, dü­şük fa­iz­li kre­di­le­re de des­tek ve­re­ce­ği­ni umu­yo­rum.

Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Bil­giç.

Mec­lis araş­tır­ma­sı öner­ge­le­ri üze­rin­de­ki ön gö­rüş­me­ler ta­mam­lan­mış­tır.

Şim­di, Mec­lis araş­tır­ma­sı açı­lıp açıl­ma­ma­sı hu­su­su­nu oy­la­rı­nı­za su­na­ca­ğım: Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı­nı ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

Mec­lis araş­tır­ma­sı­nı ya­pa­cak ko­mis­yo­nun 14 üye­den ku­rul­ma­sı­nı oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

Ko­mis­yo­nun ça­lış­ma sü­re­si­nin, baş­kan, baş­kan ve­ki­li, söz­cü ve kâtip üye­nin se­çi­mi ta­ri­hin­den baş­la­mak üze­re üç ay ol­ma­sı­nı oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

Ko­mis­yo­nun ge­rek­ti­ğin­de An­ka­ra dı­şın­da da ça­lı­şa­bil­me­si hu­su­su­nu oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

"Ka­nun Ta­sa­rı ve Tek­lif­le­ri ile Ko­mis­yon­lar­dan Ge­len Di­ğer İş­ler" kıs­mı­na ge­çi­yo­ruz.

VI. - KA­NUN TA­SA­RI VE TEK­LİF­LE­Rİ İLE KO­MİS­YON­LAR­DAN

GE­LEN Dİ­ĞER İŞ­LER

1.- Ça­nak­ka­le Mil­let­ve­kil­le­ri Meh­met Da­niş ve İb­ra­him Köş­de­re'nin, Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı Ta­rihî Millî Par­kı Ka­nu­nu­na Ge­çi­ci Bir Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi (Ka­mu İha­le Ka­nu­nu­na Ge­çi­ci Mad­de Ek­len­me­si­ne Da­ir Ka­nun Tek­li­fi) ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (2/212) (S. Sa­yı­sı: 305)

BAŞ­KAN - 1'in­ci sı­ra­da yer alan ka­nun tek­li­fi­nin ge­ri alı­nan mad­de­le­riy­le il­gi­li ko­mis­yon ra­po­ru gel­me­di­ğin­den tek­li­fin gö­rüş­me­le­ri­ni er­te­li­yo­ruz.

2'nci sı­ra­da yer alan, Ba­zı Ka­mu Ala­cak­la­rı­nın Tah­sil ve Ter­ki­ni­ne İliş­kin Ka­nun Ta­sa­rı­sı ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru'nun gö­rüş­me­le­ri­ne kal­dı­ğı­mız yer­den de­vam ede­ce­ğiz.

2.- Ba­zı Ka­mu Ala­cak­la­rı­nın Tah­sil ve Ter­ki­ni­ne İliş­kin Ka­nun Ta­sa­rı­sı ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1030) (S. Sa­yı­sı: 904)

BAŞ­KAN - Ko­mis­yon? Yok.

Er­te­len­miş­tir.

3'ün­cü sı­ra­da yer alan, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti İle Şi­li Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti Ara­sın­da As­ke­ri Alan­da Eği­tim, Sa­vun­ma Sa­na­yii, Tek­nik ve Bi­lim­sel İş­bir­li­ği An­laş­ma­sı­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru'nun gö­rüş­me­le­ri­ne baş­lı­yo­ruz.

3.- Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti ile Şi­li Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti Ara­sın­da As­ke­ri Alan­da Eği­tim, Sa­vun­ma Sa­na­yii, Tek­nik ve Bi­lim­sel İş­bir­li­ği An­laş­ma­sı­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/885) (S. Sa­yı­sı: 860)

BAŞ­KAN - Ko­mis­yon? Yok.

Er­te­len­miş­tir.

4'ün­cü sı­ra­da yer alan, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti ile Et­yop­ya Fe­de­ral De­mok­ra­tik Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti Ara­sın­da Kül­tür, Eği­tim, Bi­lim, Ba­sın-Ya­yın, Genç­lik ve Spor Alan­la­rın­da İş­bir­li­ği An­laş­ma­sı­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Millî Eği­tim, Kül­tür, Genç­lik ve Spor ile Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yon­la­rı Ra­por­la­rı­nın gö­rüş­me­le­ri­ne baş­lı­yo­ruz.

4.- Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti ile Et­yop­ya Fe­de­ral De­mok­ra­tik Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti Ara­sın­da Kül­tür, Eği­tim, Bi­lim, Ba­sın-Ya­yın, Genç­lik ve Spor Alan­la­rın­da İş­bir­li­ği An­laş­ma­sı­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Millî Eği­tim, Kül­tür, Genç­lik ve Spor ile Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yon­la­rı Ra­por­la­rı (1/1037) (S. Sa­yı­sı: 967)

BAŞ­KAN - Ko­mis­yon? Yok.

Er­te­len­miş­tir.

5'in­ci sı­ra­da yer alan, De­niz Em­ni­ye­ti Ko­mi­te­si­nin 82. Otu­ru­mu­nun 29 Ka­sım 2006-8 Ara­lık 2006 Ta­rih­le­ri Ara­sın­da İs­tan­bul'da Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ile Ulus­la­ra­ra­sı De­niz­ci­lik Ör­gü­tü Ara­sın­da Mu­ta­ba­kat Muh­tı­ra­sı­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu Hak­kın­da Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru'nun gö­rüş­me­le­ri­ne baş­lı­yo­ruz.

5.- De­niz Em­ni­ye­ti Ko­mi­te­si­nin 82. Otu­ru­mu­nun 29 Ka­sım 2006 - 8 Ara­lık 2006 Ta­rih­le­ri Ara­sın­da İs­tan­bul­’da Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ile Ulus­la­ra­ra­sı De­niz­ci­lik Ör­gü­tü Ara­sın­da Mu­ta­ba­kat Muh­tı­ra­sı­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu Hak­kın­da Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1222) (S. Sa­yı­sı: 1243)

BAŞ­KAN - Ko­mis­yon? Yok.

Er­te­len­miş­tir.

6'ncı sı­ra­da yer alan, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti ile Ulus­la­ra­ra­sı Te­le­ko­mü­ni­kas­yon Bir­li­ği Ara­sın­da 2006 Yı­lı Tam Yet­ki­li Tem­sil­ci­ler Kon­fe­ran­sı­nın Or­ga­ni­zas­yo­nu, Ger­çek­leş­ti­ril­me­si ve Fi­nans­ma­nı­na İliş­kin An­laş­ma­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu Hak­kın­da Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru'nun gö­rüş­me­le­ri­ne baş­lı­yo­ruz.

6.- Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti ile Ulus­la­ra­ra­sı Te­le­ko­mü­ni­kas­yon Bir­li­ği Ara­sın­da 2006 Yı­lı Tam Yet­ki­li Tem­sil­ci­ler Kon­fe­ran­sı­nın Or­ga­ni­zas­yo­nu, Ger­çek­leş­ti­ril­me­si ve Fi­nans­ma­nı­na İliş­kin An­laş­ma­nın Onay­lan­ma­sı­nın Uy­gun Bu­lun­du­ğu Hak­kın­da Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1233) (S. Sa­yı­sı: 1245)

BAŞ­KAN - Ko­mis­yon? Yok.

Er­te­len­miş­tir.

7'nci sı­ra­da yer alan, Rad­yo ve Te­le­viz­yon­la­rın Ku­ru­luş ve Ya­yın­la­rı Hak­kın­da Ka­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Ana­ya­sa Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru'nun gö­rüş­me­le­ri­ne baş­lı­yo­ruz.

7.- Rad­yo ve Te­le­viz­yon­la­rın Ku­ru­luş ve Ya­yın­la­rı Hak­kın­da Ka­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve Ana­ya­sa Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1300) (S. Sa­yı­sı: 1342)

BAŞ­KAN - Ko­mis­yon? Yok.

Er­te­len­miş­tir.

8'in­ci sı­ra­da yer alan, 17/1/2007 Ta­rih­li ve 5574 Sa­yı­lı Türk Pet­rol Ka­nu­nu ve Ana­ya­sa­nın 89'un­cu ve 104'ün­cü mad­de­le­ri ge­re­ğin­ce Cum­hur­baş­ka­nın­ca bir da­ha gö­rü­şül­mek üze­re ge­ri gön­der­me tez­ke­re­si ile Sa­na­yi, Ti­ca­ret, Ener­ji, Ta­bii Kay­nak­lar, Bil­gi ve Tek­no­lo­ji Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru'nun gö­rüş­me­le­ri­ne baş­lı­yo­ruz.

8.- 17.1.2007 Ta­rih­li ve 5574 Sa­yı­lı Türk Pet­rol Ka­nu­nu ve Cum­hur­baş­ka­nın­ca Bir Da­ha Gö­rü­şül­mek Üze­re Ge­ri Gön­der­me Tez­ke­re­si ile Sa­na­yi, Ti­ca­ret, Ener­ji, Ta­bii Kay­nak­lar, Bil­gi ve Tek­no­lo­ji Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru (1/1301) (S. Sa­yı­sı: 1352)

BAŞ­KAN - Ko­mis­yon? Yok.

Er­te­len­miş­tir.

9'un­cu sı­ra­da yer alan, Em­ni­yet Teş­ki­la­tı Uçuş Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve İçiş­le­ri ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yon­la­rı Ra­por­la­rı'nın gö­rüş­me­le­ri­ne baş­lı­yo­ruz.

9.- Em­ni­yet Teş­ki­la­tı Uçuş Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı ve İçiş­le­ri ile Plan ve Büt­çe Ko­mis­yon­la­rı Ra­por­la­rı (1/437) (S. Sa­yı­sı: 1150) (x)

(x) 1150 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.

BAŞ­KAN - Ko­mis­yon? Ye­rin­de.

Hükûmet? Ye­rin­de.

Ko­mis­yon ra­po­ru 1150 sı­ra sa­yı­sıy­la bas­tı­rı­lıp da­ğı­tıl­mış­tır. 

Ta­sa­rı­nın tü­mü üze­rin­de, AK Par­ti Gru­bu adın­da söz is­te­yen Ve­li Ka­ya, Ki­lis Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Ka­ya. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AK PAR­Tİ GRU­BU ADI­NA VE­Lİ KA­YA (Ki­lis) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Em­ni­yet Teş­ki­la­tı Uçuş Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir 1150 sa­yı­lı Ka­nun Ta­sa­rı­sı üze­rin­de Gru­bum adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Bu ve­si­ley­le, tüm yü­ce Mec­li­si say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, em­ni­yet men­sup­la­rı bu ül­ke­nin her tür­lü sı­kın­tı­sı­na gö­ğüs ge­ren, kah­ra­man, ve­fakâr ve gö­re­vi ba­şın­da biz­ler için, ge­le­ce­ği­miz için ca­nı­nı se­ve se­ve ve­ren bu de­ğer­li ku­ru­mun men­sup­la­rı­nın bu ya­sa ta­sa­rı­sı­nı gö­rüş­mek­ten do­la­yı da  ay­rı­ca gu­rur du­yu­yo­rum. Bu ve­si­ley­le de, gö­re­vi ba­şın­da şe­hit olan tüm em­ni­yet men­sup­la­rı­na, ga­zi olan em­ni­yet men­sup­la­rı­na, şe­hit­le­re Al­lah'tan rah­met, ga­zi­le­re de şük­ran­la­rı­mı be­lir­ti­yo­rum.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ül­ke­mi­zin 8.333 ki­lo­met­re­lik bir sa­hil şe­ri­di­ne sa­hip ol­du­ğu­nu bi­li­yo­ruz. Bu su­la­rın bu­lun­du­ğu dik­ka­te alın­dı­ğın­da, azım­san­ma­ya­cak ka­dar da sık olay­la­rın mey­da­na gel­di­ği he­pi­miz­ce de ma­lum­dur. Anı­lan olay­la­ra ait de­lil­le­rin top­lan­ma­sı, suç alet­le­ri­nin ve ce­set­le­rin ka­ra­ya çı­kar­tıl­ma­la­rı, ya­kın bir geç­mi­şe ka­dar ama­tör ba­lık adam­lar ta­ra­fın­dan yü­rü­tül­mek­te idi. Bu du­rum, hem de­lil­le­rin sağ­lık­lı top­la­na­ma­ma­sı­na, za­ra­ra uğ­ra­tıl­ma­sı­na hem de ba­lık adam­la­rın yük­sek üc­ret­ler ta­lep et­me­le­ri se­be­biy­le, mağ­dur ya­kın­la­rı­nın olum­suz yön­de et­ki­le­ri­ne de se­bep ol­mak­tay­dı. Ge­liş­miş ül­ke­ler üze­rin­de ya­pı­lan araş­tır­ma­lar ne­ti­ce­sin­de, bu tür so­run­la­rın, po­lis teş­ki­lat­la­rı bün­ye­sin­de ku­ru­lan su al­tı ekip­le­ri ma­ri­fe­tiy­le çö­zül­dü­ğü ve bu­nun po­li­sin as­li gö­re­vin­den ol­du­ğu bi­lin­mek­te­dir.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; bu amaç­la, Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür­lü­ğü ta­ra­fın­dan 1997 yı­lın­dan iti­ba­ren ge­rek­li ça­lış­ma­la­ra baş­la­nıl­mış ve gü­nü­mü­ze ka­dar, bu dal­da ye­te­nek­li, per­for­man­sı yük­sek per­so­ne­lin için­den, fi­zik­sel sı­nav, ba­sınç oda­sı test­le­ri, su al­tı he­kim­li­ği, "dal­gıç ola­bi­lir" iba­re­li he­yet ra­po­ru ele­me­le­rin­den ge­çi­ril­dik­ten son­ra, su al­tın­da, su üs­tün­de ara­ma, kur­tar­ma ve ilk yar­dım ko­nu­la­rın­da uz­man 112 kur­ba­ğa adam, per­so­nel ye­tiş­ti­ril­miş, em­ni­yet teş­ki­la­tı­na da ka­zan­dı­rıl­mış­tır.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, 1999 yı­lın­da baş­la­tı­lan bir ça­lış­ma ile Tür­ki­ye, ha­ri­ta üze­rin­de 19 böl­ge­ye ay­rıl­mış, her bir böl­ge­ye da­lış hiz­me­ti sun­ma­sı için su al­tı grup amir­lik­le­ri ku­rul­muş­tur. Hâlen, mev­cut 112 kur­ba­ğa adam, per­so­nel, söz ko­nu­su su al­tı grup amir­lik­le­rin­de is­tih­dam edil­mek­te ve ken­di gö­rev alan­la­rın­da hal­kın ve teş­ki­la­tın ih­ti­yaç­la­rı­na en üst se­vi­ye­de hiz­met ver­mek­te­dir. De­niz­de ve­ya iç su­lar­da kay­bo­lan, atı­lan ve­ya sak­la­nan suç alet­le­riy­le, ce­set­le­ri da­lış yap­mak su­re­tiy­le ara­mak, dev­let bü­yük­le­ri­nin ge­mi ile ya­pa­ca­ğı ula­şım ve ge­zi­ler­de -ta­lep edil­me­si hâlin­de- ka­ri­na kon­tro­lü yap­mak gi­bi gö­rev­le­ri olan su al­tı ekip­le­ri, ay­nı za­man­da sel fe­la­ket­le­ri ve su bas­kın­la­rı gi­bi ta­bii afet­ler­de de kur­tar­ma fa­ali­yet­le­rin­de bu­lun­mak­ta­dır­lar.

He­pi­ni­zin ma­lum­la­rı ol­du­ğu üze­re, 9 Ara­lık 1997 ta­ri­hin­de, İs­tan­bul'da ya­ğan aşı­rı yağ­mur se­be­biy­le, Aya­za­ğa'da­ki Cen­de­re'si­nin taş­ma­sı su­re­tiy­le fab­ri­ka­la­rın su al­tın­da kal­mış ol­ma­sı ve bu ara­da 50 ta­ne va­tan­da­şı­mı­zın da bu sel su­la­rın­dan, taş­kın su­la­rın­dan kur­ta­rıl­ma­sı yi­ne bu em­ni­yet teş­ki­la­tı ba­lık adam­la­rı­mız ta­ra­fın­dan ba­şa­rıy­la hal­le­dil­miş­tir

Po­lis su al­tı ekip­le­riy­le ça­lış­ma­la­rı pa­ra­lel­lik arz eden Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri dal­gıç ve kur­ba­ğa adam per­so­ne­li, Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri­nin ta­bi ol­du­ğu 28/2/1982 ta­rih­li ve 2629 sa­yı­lı Uçuş, Pa­ra­şüt, De­ni­zal­tı, Dal­gıç ve Kur­ba­ğa Adam Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nu ve 926 sa­yı­lı Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri Per­so­nel Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun ile gös­te­ri­len oran­lar­da uçuş ve da­lış taz­mi­na­tı al­mak­ta­lar. Bu­na rağ­men, bu­na pa­ra­lel ola­rak da, su al­tı ba­sın­cı­nın et­ki­sin­de ça­lı­şan da­lı­cı per­so­ne­lin mağ­du­ri­ye­ti­nin gi­de­ril­me­si ve 2629 sa­yı­lı Ka­nun'la Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri da­lış per­so­ne­li­ne ve­ri­len hak­lar­la, ben­ze­ri hiz­met­le­ri yü­rü­ten Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür­lü­ğü da­lış per­so­ne­li ara­sın­da pa­ra­lel­li­ğin sağ­lan­ma­sı açı­sın­dan da 3160 sa­yı­lı Ka­nun'da de­ği­şik­lik ya­pıl­ma­sı­nın uy­gun ola­ca­ğı de­ğer­len­di­ril­mek­te­dir.

Bu amaç­la, 1997 yı­lın­da ça­lış­ma­la­ra baş­lan­mış, 2000 yı­lı­na ka­dar il­gi­li ka­nun de­ği­şik­li­ği ta­sa­rı­sı Ba­kan­lar Ku­ru­lu­na su­nul­muş; an­cak, il­gi­li ta­sa­rı, ne hik­met­se, gü­nü­mü­ze ka­dar ger­çek­leş­ti­ri­le­me­miş­tir. Ay­rı­ca, 3160 sa­yı­lı Em­ni­yet Teş­ki­la­tı Uçuş Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nu'nun 3'ün­cü mad­de­si­nin (a) ben­din­de, ül­ke­miz­de sa­de­ce Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri bün­ye­sin­de uçuş oku­lu ve kurs­la­rın­dan me­zun olan­la­rın pi­lot, bu yer­ler­de fii­len uçu­şa baş­la­yan­la­rın da pi­lot ada­yı ola­bi­le­cek­le­ri şek­lin­de açık­la­ma ya­pıl­mış­tır.

Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, bu­gün, ül­ke­miz­de Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri dı­şın­da usu­lü­ne uy­gun pi­lot ye­tiş­ti­ren okul­lar ve kurs­lar da var­dır. Ör­nek ola­rak Ana­do­lu Üni­ver­si­te­si gi­bi. Ta­sa­rı ile Ka­nun'un 3'ün­cü mad­de­si­nin (a) ben­din­de ya­pı­la­cak de­ği­şik­lik ile ül­ke­miz­de bu­lu­nan di­ğer uçuş okul­la­rı ve­ya kurs­la­rın­dan me­zun ola­cak em­ni­yet hiz­met­li pi­lot­la­rın da Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür­lü­ğü bün­ye­sin­de gö­rev ya­pan­la­rı­na imkân ta­nın­mak­ta­dır.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür­lü­ğü Ha­va­cı­lık Da­ire­si Baş­kan­lı­ğı bün­ye­sin­de uçuş hiz­met­le­ri gö­re­vi, em­ni­yet hiz­met­le­ri sı­nı­fı­na men­sup per­so­nel­ce ya­pıl­mak­ta­dır. Em­ni­yet hiz­met­le­ri sı­nı­fı­na men­sup uçu­cu per­so­ne­lin ih­ti­ya­ca ce­vap ve­re­me­di­ği du­rum­lar­da, uçuş gö­rev­le­ri, söz­leş­me­li per­so­nel­le gö­rev­len­di­ril­me­ye ça­lı­şıl­mak­ta olup, gö­rev ifa­sı açı­sın­dan, em­ni­yet hiz­met­le­ri sı­nı­fı­na men­sup uçuş per­so­ne­li ile söz­leş­me­li uçuş per­so­ne­li ara­sın­da da cid­di an­lam­da fark bu­lun­mak­ta­dır. Bu du­rum böy­ley­ken, 3160 sa­yı­lı Em­ni­yet Teş­ki­la­tı Uçuş Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nu'nun 3570 sa­yı­lı Ka­nun'la de­ği­şik 15'in­ci mad­de­sin­de, yal­nız­ca söz­leş­me­li pi­lot­lar­dan bah­se­dil­mek­te­dir, em­ni­yet hiz­met­le­ri sı­nı­fı­na men­sup pi­lot­lar ve di­ğer uçu­cu per­so­nel bu kap­sam dı­şın­da tu­tul­mak­ta­dır. 3160 sa­yı­lı Ka­nun 1985 yı­lın­da yü­rür­lü­ğe gir­di­ğin­de, em­ni­yet hiz­met­le­ri sı­nı­fı­na men­sup uçu­cu per­so­nel söz ko­nu­su mad­de kap­sa­mın­da bu­lun­du­ğu hâlde, 89 yı­lın­da 3570 sa­yı­lı Ka­nun'la kap­sam dı­şı bı­ra­kıl­mış­tır. Bu du­rum da, em­ni­yet hiz­met­le­ri uçuş per­so­ne­li­nin 1989 yı­lın­dan iti­ba­ren al­tı ay­lık iti­ba­ri hiz­met­le­ri­ni al­ma­ma­la­rı­na ve mağ­dur ol­ma­la­rı­na ne­den ol­muş­tur. Bu ta­sa­rıy­la, em­ni­yet hiz­met­li uçuş per­so­ne­li­nin mad­de kap­sa­mı­na alı­na­rak hak­la­rı­nın ye­ni­den ve­ril­me­si amaç­lan­mak­ta­dır.

Bu ka­nun tas­la­ğı ya­sa­laş­tı­ğı tak­dir­de, tek­nik branş­lar bir alan ol­du­ğu için… Eği­tim, zor şart­lar al­tın­da, yük­sek ma­li­yet­ler­le sağ­la­nan… Da­lı­cı ve uçu­cu per­so­ne­li­mi­zin yap­mış ol­duk­la­rı yük­sek risk gru­bun­dan sa­yı­lan gö­rev­le­ri­nin kar­şı­lı­ğı ve­ril­miş ola­cak­tır. Ay­nı gö­rev­le­ri ya­pan Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri per­so­ne­li hak­la­rı­na denk­lik sağ­lan­mış ola­cak­tır. Bu dü­zen­le­mey­le sağ­la­na­cak hak­lar­dan fay­da­la­na­cak top­lam dal­gıç ve uçu­cu em­ni­yet per­so­ne­li­nin sa­yı­sı da 200'ü geç­me­mek­te­dir.

Bu ka­nu­nun mil­le­ti­mi­ze ve em­ni­yet hiz­met­le­ri men­sup­la­rı­na ha­yır­lı ol­ma­sı­nı di­li­yo­rum, he­pi­ni­ze say­gı­lar ve sev­gi­ler su­nu­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Ka­ya.

Ta­sa­rı­nın tü­mü üze­rin­de Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na söz is­te­yen Mu­zaf­fer Kur­tul­mu­şoğ­lu, An­ka­ra Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Kur­tul­mu­şoğ­lu.

ANA­VA­TAN PAR­Tİ­Sİ GRU­BU ADI­NA MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (An­ka­ra) - Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; söz­le­ri­me baş­la­ma­dan ev­vel he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­la­rım.

Em­ni­yet Teş­ki­la­tı Uçuş Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun Ta­sa­rı­sı üze­rin­de söz al­mış bu­lun­mak­ta­yım.

Em­ni­yet teş­ki­la­tın­da su al­tın­da ve su üze­rin­de uçuş ya­pan pi­lot­la­rın hak­la­rı bu ya­say­la kıs­men de ol­sa gi­de­ril­mek­te. Bu hak­sız­lı­ğın gi­de­ril­me­si, Ana­va­tan ola­rak da bi­zim ar­zu­muz­dur.

Ta­bii ki, sa­de­ce as­kerî pi­lot­la­ra ta­nı­nan hak, bu ya­say­la, Türk em­ni­yet güç­le­ri pi­lot­la­rı­na da ta­nı­nı­yor. Bun­da bir şey yok. Bu ka­dar gü­zel bir ya­sa­nın hak­sız­lı­ğı gi­der­me­si ka­dar önem­li bir şey yok. İk­ti­da­rın da böy­le, top­lu­mun le­hi­ne olan ka­nun­la­rı ge­tir­di­ğin­de, Ma­li­ye Ba­ka­nı­nın her ne ka­dar "yav­ru mu­ha­le­fet" de­me­si­ne rağ­men, mu­ha­le­fet ola­rak da doğ­ru­ya "doğ­ru" de­me­si­ni bi­len bir in­san ola­rak bu­ra­da söy­lü­yo­rum.

Ama, bir şe­yi da­ha söy­le­mek mec­bu­ri­ye­tin­de­yim. Bu­ra­da­ki hak­sız­lık­la­rın gi­de­ril­me­sin­den söz yok. Fa­kat, Sa­yın Ba­ka­na sor­mak is­ti­yo­rum. Ku­su­ra bak­ma­sın, çok sev­di­ğim bir ar­ka­da­şım Sa­yın Ba­kan. Ama, ben ar­tık, yol­da ra­hat yü­rü­mek is­ti­yo­rum Sa­yın Ba­ka­nım, yol­da ra­hat yü­rü­mek is­ti­yo­rum, hu­zur için­de yü­rü­mek is­ti­yo­rum, maç­la­ra ra­hat git­mek is­ti­yo­rum, maç­lar­da kav­ga is­te­mi­yo­rum, bı­çak is­te­mi­yo­rum, so­pa is­te­mi­yo­rum, taş is­te­mi­yo­rum Sa­yın Ba­kan. Yan­lış­sa "yan­lış" de Sa­yın Ba­ka­nım.

Kap­kaç­tan kur­tu­la­mı­yo­ruz Sa­yın Ba­ka­nım, kur­tu­la­mı­yo­ruz… Ne ya­pa­ca­ğız bu­nu? Bu­nu ben ya­pa­cak de­ği­lim. Bu, ik­ti­dar­la­rın gö­re­vi, ik­ti­dar ya­pa­cak bu­nu; ik­ti­da­rın em­ni­yet mü­dür­le­ri ya­pa­cak, ik­ti­da­rın va­li­si ya­pa­cak. Bu­nu is­te­mek be­nim hak­kım Türk va­tan­da­şı ola­rak. Bir va­tan­daş ola­rak so­kak­ta yü­rür­ken, çan­ta­mı boy­num­dan ala­rak, sü­rük­ler­ken be­ni, be­nim ha­ya­tı­ma mal ola­cak hiç­bir kar­ga­şa­yı ka­bul et­mi­yo­rum, et­mem de ola­sı de­ğil.

Sa­yın Ba­kan, gün geç­mi­yor ki, bü­yük şe­hir­ler­de ta­ciz ol­ma­sın, kap­kaç ol­ma­sın, ci­na­yet ol­ma­sın. Her gün bun­la­rı din­li­yo­ruz. Bun­lar­dan bi­ri, Sa­yın Ba­ka­nım, si­zin ço­cuk­la­rı­nız, be­nim ço­cuk­la­rım ola­maz mı aca­ba? Eğer, Sa­yın Ba­ka­nım, bu iş­ler be­nim de ba­şı­ma ge­lir di­ye dü­şü­nür­se­niz, va­li­si de, em­ni­yet mü­dü­rü de, ba­ka­nı da böy­le dü­şü­nür­se biz çok şe­yi hal­le­de­riz; ama, ba­na uğ­ra­ma­yan, be­ni sok­ma­yan yı­lan bin ya­şa­sın de­me hak­kı, İçiş­le­ri Ba­ka­nı­nın, yok. Böy­le bir şey yok. Böy­le bir hak­kı yok İçiş­le­ri Ba­ka­nı­nın. Sa­yın Ba­ka­nım, fır­sat bek­li­yor­dum ki, em­ni­yet­ten böy­le bir şey gel­sin de bu ger­çek­le­ri or­ta­ya bir­lik­te ko­ya­lım. Sa­yın Ba­kan…

YÜ­CEL AR­TAN­TAŞ (Iğ­dır) - Sa­yın Ba­ka­nı ya­ka­la­dın ya­ni.

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Sa­yın Ba­kan, bun­dan kaç ay ev­vel si­ze şöy­le bir tav­si­ye­de bu­lun­muş­tum: He­men em­ni­yet mü­dür­le­ri­ni­zi, 81 em­ni­yet mü­dü­rü­nü­zü top­la­yın, 81 va­li­ni­zi top­la­yın de­miş­tim. Sa­yın Ba­kan, yap­tı­nız da, onu söy­le­ye­yim, top­lan­tı­nı­zı ta­kip et­tim, yap­tı­nız; ama, so­nuç çık­ma­dı Sa­yın Ba­kan. Ni­çin so­nuç çık­mı­yor bu­nu an­la­ma­dım. Biz, -em­ni­yet güç­le­ri için- bu Mec­lis­ten, ik­ti­da­rı ve mu­ha­le­fe­tiy­le, ara­ba mı is­te­di­niz ver­me­di­ler, va­sı­ta mı is­te­di­niz, ver­me­di­ler, kad­ro mu is­te­di­niz, ver­me­di­ler!.. Ama, Sa­yın Ba­kan, da­ha dü­ne ka­dar Em­ni­yet Ge­nel Mü­dü­rü­nü ata­ma­dı­nız ye­di se­kiz ay­dır. Ni­ye ata­ma­dı­nız? Ya­ni, ni­çin ata­ma­dı­nız? Be­ni ata­ya­cak hâli­niz yok­tu ya! Yi­ne ken­di ada­mı­nız­dan bi­ri­ni ata­ya­cak­tı­nız. Ni­ye ge­cik­tir­di­niz?

İs­tan­bul Va­li­si "İs­tan­bul'da va­ka sa­yı­sı azal­dı." di­yor. Sa­yın Va­lim ya sa­yı say­ma­sı­nı bil­mi­yor ya bi­ze ve­ri­len is­ta­tis­ti­ki ra­kam­lar­da bir yan­lış var. Ara­da bir şey var yal­nız. Ay­nı la­fı… An­ka­ra'da da "kap­kaç olay­la­rın­da, hır­sız­lık­ta azal­ma var" de­nil­di. Ama, bu bil­gi­le­ri, is­ta­tis­ti­ki bil­gi­le­ri biz yi­ne em­ni­yet­ten alı­yo­ruz. Ya­ni, biz ken­di ka­fa­mız­dan uy­du­rup da bu­ra­ya çı­kıp, "Şu ka­dar va­ka ol­muş, bu ka­dar em­ni­yet va­ka­sı, bu ka­dar yol kes­me ol­muş, bu ka­dar şu­ra­da şu ol­muş, ya­ra­la­ma ol­muş." de­di­ğin­de, si­zin si­te­den alı­yo­ruz ve si­zin ça­lı­şan me­mur­la­rı­nız­dan alı­yo­ruz. Ama, İs­tan­bul Em­ni­yet Mü­dü­rü "va­ka­lar azal­mış" de­di. Ne­re­dey­se or­ta­lı­ğı gül­lük gü­lis­tan­lık gös­te­re­cek.

Sa­yın Ba­kan, böy­le bir şey var mı? Bu na­sıl bir em­ni­yet mü­dü­rü? Siz hiç sor­mu­yor mu­su­nuz ça­ğı­rıp da bu ar­ka­daş­la­rı­ma "Bu ha­di­se­ler na­sıl olu­yor, hep mi ya­lan atı­yor bu med­ya; bu ya­ra­lı­lar, bu kap­kaç­çı­lar aca­ba yan­lış­tan mı mey­da­na ge­li­yor, sa­hi­den bun­lar var mı?" di­ye Sa­yın Ba­ka­nım sor­mu­yor mu­su­nuz? Ben an­la­mı­yo­rum Sa­yın Ba­ka­nım ya. Ben, se­ne­ler­ce baş­he­kim­lik yap­tım. Dok­tor­la­rı top­lar­dım "bu ni­ye böy­le, bu­ra­da bu ni­ye bu şe­kil­de, bu na­sıl böy­le olur" di­ye he­sap so­rar­dım adam­la­ra. Ya­ni, he­sap so­rar­sa­nız… Sa­yın Ba­ka­nım, siz va­li­ye he­sap sor­du­ğu­nuz­da, va­li si­zi ala­cak mı? Böy­le bir yet­ki­si  mi var? Va­li­yi siz atı­yor­su­nuz, em­ni­yet mü­dü­rü­nü siz atı­yor­su­nuz, ben ata­mı­yo­rum ki. He­sa­bı da siz so­ra­cak­sı­nız, he­sa­bı siz so­ra­cak­sı­nız. He­sap ada­mı siz­si­niz. Ben, hiç­bir iha­le­ye baş­kan­lık yap­ma­dım bu­gü­ne ka­dar. Se­be­bi ney­di bi­li­yor mu­sun? Ben, o dok­tor­la­ra he­sap sor­mak için. He­sap sor­mak için, hiç­bir şey­de böy­le baş­kan­lık yap­ma­dım. Sa­de­ce "bun­lar ne ol­du" di­ye so­rar­dım. Ee, sen Ba­kan­sın kar­de­şim. Se­nin her tür­lü şe­ye gü­cün ye­ter. Sen, is­te­di­ğin va­li­yi alır­sın yir­mi dört sa­at­te. Ne yir­mi dört sa­ati? "Al­dım" der­sin. Bu­ra­da, Sa­yın Baş­ba­ka­nın, na­sıl, Sa­yın Ba­kan ko­nu­şur­ken "al­dım" de­di­ği gi­bi…

İB­RA­HİM ÖZ­DO­ĞAN (Er­zu­rum) - Ba­kan gü­lü­yor, Ba­kan gü­lü­yor!

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - …bu­ra­da ko­nu­şur­ken Ba­kan alın­dı­ğı­na gö­re, va­li­yi de is­te­di­ğin gi­bi, bal gi­bi "Sa­yın Baş­ba­ka­nım, ben bu va­li­yi be­ğen­mi­yo­rum." der­sin. "O va­li­nin, ic­ra­at­la­rı için be­ğen­mi­yo­rum, yok­sa ka­şı­nı gö­zü­nü be­ğen­me­di­ğim için de­ğil, bu, vi­la­ye­ti yö­ne­te­mi­yor Sa­yın Baş­ba­ka­nım" de­di­ğin­de, zan­net­mi­yo­rum, Sa­yın Baş­ba­kan tut­sun da, "ya, yok, Sa­yın İçiş­le­ri Ba­ka­nı dur ba­ka­lım" di­ye­ce­ği­ni hiç zan­net­mi­yo­rum. Ak­lı­se­lim ada­mın hiç böy­le bir şey de­me­si ola­sı de­ğil­dir. Tür­ki­ye'yi yö­ne­ten, 73 mil­yo­na hük­me­den bir baş­ba­ka­nın, il­gi­li ba­ka­nın söy­le­ye­ce­ği, il­gi­li ba­ka­nın öne­re­ce­ği bir şe­yi ge­ri çe­vir­me­si ola­sı de­ğil­dir. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan "Kad­ro­laş­ma!" se­si) Sa­kın ba­na laf at­ma­yın.  Kad­ro­yu boş ve­rin. Ba­na, Tür­ki­yem la­zım. Ba­na, 73 mil­yon in­sa­nın evin­de ge­ce­le­ri hu­zur­lu uyu­ma­sı la­zım, so­kak­ta ra­hat yü­rü­me­si la­zım, on­la­rın ra­hat­ça uyu­ma­sı için Ba­ka­nı uya­rı­yo­rum. Sa­yın Ba­ka­na siz bel­ki de­mez­si­niz, dost acı söy­ler, ben Sa­yın Ba­ka­nın dos­tu­yum. Ben ül­ke­mi se­vi­yo­rum, Ba­ka­nı da se­vi­yo­rum, ama ül­ke­mi da­ha çok se­vi­yo­rum, ül­ke­min hal­kı­nı çok se­vi­yo­rum. Evin­den eğer sa­bah­le­yin çı­kıp da, adam evi­nin ka­pı­sı­nı ka­pa­tıp ak­şa­ma gel­di­ğin­de "Evi­min ka­pı­sı açı­lıp hır­sız gir­di mi." di­ye her da­ki­ka onu dü­şü­ne­ce­ği­ne, onu dü­şün­me­den evi­ne ra­hat gi­re­bil­me­li. Yan­lış­sa yan­lış de­yin sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım. Et­ra­fı­nı­za ba­kın ba­ka­lım, ne­ler ko­nu­şu­lu­yor, ne­ler ol­du­ğu­na bir ba­kın ya­ni. Böy­le şey ol­maz!

Onun için tek­rar söy­lü­yo­rum: Sa­yın Ba­ka­nım, hiç va­kit geç­mez, bu­gün­den te­zi yok… İda­re­ci he­sap so­ran adam­dır, ida­re­ci yan­lı­şı gö­ren adam­dır, ida­re­ci yol gös­te­ren adam­dır. İda­re­ci­lik öy­le ko­lay iş de­ğil­dir. Ta­bii ki, İçiş­le­ri Ba­ka­nı ol­mak da ko­lay iş de­ğil­dir. Bu ül­ke­de 73 mil­yon in­sa­nın her tür­lü der­diy­le, so­ru­nuy­la uğ­raş­mak ko­lay de­ğil­dir. Ee, o za­man, be­ni ba­kan ya­par­lar­dı o za­man öy­le ko­lay ol­say­dı. Ee, siz de Ba­kan­sı­nız. Ba­kan de­mek, her şe­ye gü­cü, kuv­ve­ti ye­ter de­mek­tir.

MUS­TA­FA NU­Rİ AK­BU­LUT ( Er­zu­rum ) - Sen de ola­bi­lir­sin…

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Onun için, bu in­sa­nın, in­san­la­rın ma­lı­na, ca­nı­na gas­be­den kim olur­sa ol­sun, ona dur de­dirt­ti­re­cek, Sa­yın Ba­ka­nım siz­si­niz, siz­si­niz.

Onun için… Ama bir şe­yi söy­le­ye­yim: De­dim ya, be­nim bir in­sa­nı­mın bur­nu­nun ka­na­ma­sı be­ni çok üzer. Bu te­le­viz­yon­lar­da… Han­gi mil­let­ve­ki­li ar­ka­da­şım, çan­ta­yı ko­lun­dan ka­pıp gi­der­ken, o in­sa­nın, o ka­dın­ca­ğı­zın yol­da sü­rün­me­si­ne ki­min vic­da­nı ra­hat eder? Onu is­ter mi? Hiç­bi­ri­ni­zin is­te­me­di­ği­ni ben de bi­li­yo­rum. Sa­de­ce ben mi in­sa­nım, be­nim mi vic­da­nım var, si­zin yok mu? Si­zin de var, siz de in­san­sı­nız, bun­la­rı siz de gö­rü­yor­su­nuz, siz de acı­yor­su­nuz. Ee, ben, bun­dan kaç ay ev­vel de­dim ki: "Kı­zı­lay'ın or­ta­sın­da bir es­ki ba­ka­nın cüz­da­nı­nı al­dı­lar, ya­rın da si­zin alır­lar." Öy­le de­dim, ama İs­tan­bul'un gö­be­ğin­de be­nim mil­let­ve­ki­li ar­ka­da­şı­mın ara­ba­sı­nın ca­mı­nı kı­rıp, ora­dan çan­ta­sı­nı al­dı­lar. Haa, de­mek ki, ağır ağır mil­let­ve­ki­lin­den baş­la­yıp ba­ka­na doğ­ru gi­de­cek de­mek­tir bu. Baş­ka tür­lü­sü var mı?

CA­HİT CAN (Si­nop) - Uçuş hiz­met­le­riy­le ne ala­ka­sı var bu­nun?

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Var mı? Var­sa söy­le­yin. Siz yol gös­te­rin, siz yol gös­te­rin, ben söy­le­ye­yim, ben si­ze yar­dım ede­yim. Ama, ça­re­yi ik­ti­dar­lar üre­tir, ça­re­yi ik­ti­dar üre­tir ve ik­ti­dar güç­tür, ik­ti­da­rın gü­cü faz­la­dır, ik­ti­dar her gü­ce ta­lip ise, sa­hip ise o gü­cü­nü kul­la­na­cak; yö­ne­ti­ci­lik onu ge­rek­ti­rir. Gü­cü kul­la­na­ma­yan, elin­de­ki er­ki kul­la­na­ma­yan kim­se "ben bu kol­tuk­ta otu­ra­yım" di­ye övün­mez. Ben, ar­tık onu de­mi­yo­rum. Ben, bu işi -ba­ka­nım- ya­pa­rım di­ye ora­da­sı­nız. Ve hem ül­ke­ye yar­dım eder o ba­kan hem de Sa­yın Baş­ba­ka­na yar­dım eder, çün­kü eğer ba­kan­lar iyi ça­lı­şır­sa, si­ze de öğüt ol­sun…

ALİ İH­SAN MER­DA­NOĞ­LU (Di­yar­ba­kır) - Ders ve­ri­yor­sun Ho­cam!

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - …ba­kan­lar iyi ça­lı­şır­sa, o za­man Baş­ba­kan da iyi ça­lı­şır.

CA­HİT CAN (Si­nop) - Za­ten öy­le olu­yor, de­ği­şen bir şey yok.

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - …ama, bir şey söy­le­ye­yim: Mü­rit­le­ri şeyh­le­ri uçu­rur. Eğer ba­kan­da ek­sik var­sa, eğer ba­kan yan­lış ya­pı­yor­sa, he­pi­mi­ze mal olur. Si­ze, ik­ti­da­ra mal ol­mak yet­mez, be­nim in­sa­nı­ma mal olur yan­lış. Yan­lı­şı sa­de­ce yan­lı­şa göz yu­man de­ğil, yan­lı­şa ma­ruz ka­lan çe­ker asıl me­se­le­yi.

İşi­ni­ze gel­mi­yor ta­bii… Böy­le de­yip de "Ni­ye in­ci­ti­yor­sun?" Kim­se­yi in­cit­mi­yo­rum. Kim­se­ye de, ben­den çok akıl ve­rip de… Ben­den akıl­lı ol­ma­sa ba­kan olur muy­du adam­lar? Onun için de, o de­ğil, ama, ben bir ger­çe­ği söy­lü­yo­rum.

MEH­MET ATİ­LA MA­RAŞ (Şan­lı­ur­fa) - Kim ki­mi uçu­ru­yor?

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Ben ül­kem­de ra­hat yü­rü­ye­ce­ğim, ra­hat yü­rü­ye­ce­ğim, so­ka­ğa çık­tı­ğım­da ra­hat yü­rü­ye­ce­ğim, evim­de ra­hat uyu­ya­ca­ğım. Ben, çan­ta­mı ko­lum­da böy­le sı­kış­tır­mış va­zi­yet­te yol­da yü­rü­me­ye­ce­ğim. Ben ha­ya­tı­mın, aca­ba ne za­man, be­nim, yol­dan ge­çer­ken bir ser­se­ri kur­şu­nu­na ha­ya­tı­mın rast­la­ya­ca­ğı­nı dü­şün­me­ye­ce­ğim. Bir ma­gan­da kur­şu­nuy­la git­mek is­te­mez, hiç­bir hal­kım is­te­mez, hiç­bir va­tan­da­şım is­te­mez.

MEH­MET YIL­DI­RIM (Kas­ta­mo­nu) - Kı­zı­lay'da ge­ze­bi­lir mi­sin?

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Ge­çen­ler­de, bir va­tan­daş şikâyet et­miş po­li­se. "Bu, böy­le böy­le ol­du." de­miş. "Hah, sen mi?" de­miş, ce­za­yı yaz­mış, son­ra da "Bu­ra­da ni­ye bu var?" di­ye söy­le­miş. Ce­za­yı yaz­mış po­lis, yet­me­miş -öy­le ko­nuş­tu di­ye- son­ra 301'den -Sa­yın Ba­ka­nım, ga­ze­te­de oku­dum, doğ­ru olup yan­lış ol­du­ğu­nu bi­le­mem, onu ta­kip edin- 301'den mah­ke­me­ye ver­miş­ler…

NA­İL KA­MA­CI (An­tal­ya) - Al­lah, Al­lah!

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Va­tan­da­şı ya… Mağ­dur olan va­tan­da­şı, 301'den mah­ke­me­ye ver­miş­ler.

MEH­MET YIL­DI­RIM (Kas­ta­mo­nu) - Ki­mi ver­miş?

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Böy­le bir şey olur mu ya? Po­li­se şikâyet et­miş, "Bu­ra­sı… Bu­ra­da, bak, bu yok­tu, ben, böy­le böy­le ol­du, ara­bam şu­nu ol­du." de­miş, "Ha, öy­le mi?" de­miş, ara­ba­ya ce­za­yı yaz­mış, "Ta­mam an­la­dık, onu an­la­dık da, bir de sen ba­na mu­ha­le­fet­ten, fa­lan­dan..." Mah­ke­me­ye ve­ri­li­yor. Sa­yın Ba­kan, bu­nu bil­mi­yo­rum, ga­ze­te­nin ha­be­ri. Ona ba­kın, ona ba­kın.

ZÜL­FÜ DE­MİR­BAĞ (Elâzığ) - Han­gi ga­ze­te?

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Ba­kın, ateş ol­ma­yan yer­den du­man çık­maz sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım. Bu­nu ata­la­rı­mız bi­ze öğ­ret­ti, he­pi­ni­ze öğ­ret­ti. Ama, ben her za­man şu­nu söy­le­rim: İl­la­ki, bi­zim her de­di­ği­miz doğ­ru­dur... Yan­lış da ola­bi­lir. Ba­kan onun doğ­ru­su­nu bul­sun, in­ce­le­sin. Doğ­ru­su ney­se onu bul­mak il­gi­li­ye ait­tir. Ya­ni, il­la­ki, bu­ra­da her kür­sü­ye çı­kan in­san­la­rın yüz­de yüz her de­di­ği doğ­ru­dur de­mek... Bel­ki yan­lış­tır. İn­sa­nız biz, biz de ya­nı­la­bi­li­riz, yan­lış oku­muş ola­bi­li­riz, bi­ze med­ya da yan­lış bil­gi ver­miş ola­bi­lir; ama, sen il­gi­le­ne­cek­sin, sen araş­tı­ra­cak­sın; o se­nin gö­re­vin, be­nim de­ğil.

Ney­se, bu ya­sa­nın çık­ma­sı ha­yır­lı olur, ül­ke­mi­ze, mil­le­ti­mi­ze... Bu hak­sız­lı­ğın gi­de­ril­me­si için, sev­gi­li pi­lot, su ada­mı po­lis ar­ka­daş­la­rı­mın bu­ra­da­ki hak­sız­lı­ğı­nın gi­de­ril­me­sin­de yar­dım­cı ola­ca­ğı için, bu ka­nu­na ha­yır­lı ol­sun di­yo­rum, "evet" di­ye­ce­ği­mi­zi söy­lü­yo­rum.

He­pi­ni­ze say­gı­lar su­nu­yo­rum. Hoş­ça ka­lın. (Al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Kur­tul­mu­şoğ­lu.

Ta­sa­rı­nın tü­mü üze­rin­de, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na söz is­te­yen Enis Tü­tün­cü, Te­kir­dağ Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Tü­tün­cü. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

CHP GRU­BU ADI­NA ENİS TÜ­TÜN­CÜ (Te­kir­dağ) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; biz, bu ya­sa ta­sa­rı­sı üze­rin­de, ön­ce­lik­le gö­rü­şül­me­si ama­cıy­la, 20 Şu­bat 2007 Sa­lı gü­nü, Grup Baş­kan Ve­ki­li­miz Pro­fe­sör Dok­tor Sa­yın Ha­luk Koç'la bir­lik­te çok cid­di bir gi­ri­şim baş­lat­mış­tık ve bu gi­ri­şim çer­çe­ve­sin­de bu kür­sü­de, bu ko­nu­da kı­sa bir ko­nuş­ma­yı da ben yap­mış­tım. An­cak, AKP Gru­bu­nun uz­laş­ma­ya uy­ma­ma­sı ne­de­niy­le o za­man, ya­ni yak­la­şık bir ay ön­ce, bu ya­sa ta­sa­rı­sı­nın bu­ra­da gö­rü­şül­me­si müm­kün ol­ma­dı. Şim­di, çok şü­kür ki, bir ay­lık ge­cik­mey­le de ol­sa bu ya­sa ta­sa­rı­sı­nı bu­ra­da gö­rü­şü­yo­ruz. Geç kal­mış bir gö­rüş­me­dir ve bu ne­den­le, biz, bu ya­sa ta­sa­rı­sı­nın tüm mad­de­le­ri­ne olum­lu oy ve­re­ce­ğiz ve ya­sa ta­sa­rı­sı­nın bir an ön­ce çı­ka­rıl­ma­sı için de mad­de­ler üze­rin­de söz al­ma­ya­ca­ğız.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; bu ya­sa ta­sa­rı­sı, ül­ke­miz­de hem em­ni­ye­tin hem de ada­le­tin sağ­lan­ma­sı açı­sın­dan stra­te­jik önem­de sa­yıl­ma­sı ge­re­ken bir per­so­nel gru­bu­nun öz­lük hak­la­rıy­la il­gi­li­dir ve bu per­so­nel gru­bu­nun yıl­lar­dan bu ya­na da­ha dü­şük ma­aş al­mış ol­ma­la­rıy­la il­gi­li­dir, emek­li­lik hak­la­rı­nın, ne ya­zık ki, yi­ti­ril­miş ol­ma­sıy­la il­gi­li­dir. Bu per­so­nel gru­bu, Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür­lü­ğün­de gö­rev ya­pan kur­ba­ğa adam­lar ile pi­lot ve uçuş tek­nis­yen­le­ri­dir ve bun­la­rın tü­mü­nün top­lam mev­cu­du 200 ki­şi do­la­yın­da­dır.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; bu per­so­nel, yük­sek risk gru­bu için­de yer alı­yor, ya­ni, bü­yük teh­li­ke­ler al­tın­da ça­lı­şı­yor­lar, ba­zen ölüm­le bu­run bu­ru­na ge­li­yor­lar; ne var ki, yıl­lar­dır öz­lük hak­la­rı açı­sın­dan mağ­dur edil­miş ol­ma­nın mo­ral bo­zuk­lu­ğu için­de, ken­di­le­ri­ne ve­ri­len her tür­lü gö­re­vi hiç ak­sat­ma­dan, yük­sün­me­den ye­ri­ne ge­ti­ri­yor­lar, ya­şa­dık­la­rı hak­sız­lı­ğın ken­di iç dün­ya­la­rın­da ya­rat­tı­ğı ge­ri­lim­le­ri efen­di­ce, ol­gun­ca den­ge­le­me­si­ni de bi­li­yor­lar. Halk de­yi­miy­le, kan ku­su­yor­lar, an­cak, kı­zıl­cık şer­be­ti iç­tik, di­ye­rek iş­le­ri­ne da­ha çok sa­rı­la­bi­li­yor­lar. Bu ne­den­le, bu fe­dakâr, ce­fakâr gö­rev­li­le­ri, biz, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu ola­rak teb­rik edi­yo­ruz, kut­lu­yo­ruz ve on­la­rın bun­dan son­ra­ki ça­lış­ma­la­rın­da ba­şa­rı­lar di­li­yo­ruz ve şim­di­ye ka­dar yü­rüt­müş ol­duk­la­rı gö­rev­ler için de te­şek­kür­le­ri­mi­zi, şük­ran­la­rı­mı­zı su­nu­yo­ruz.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; po­lis teş­ki­la­tı bün­ye­sin­de su al­tı ekip­le­ri­nin oluş­tu­rul­ma­sı işi 1997 yı­lın­da baş­la­tıl­dı. Şu an için, bi­le­bil­di­ği­miz ka­da­rıy­la, 112 adet kur­ba­ğa adam, ba­lık adam ye­tiş­ti­ril­miş du­rum­da­dır.

Sa­yın Baş­kan, bu ekip­le­rin oluş­tu­rul­ma­sı işi hiç de ko­lay ol­ma­dı. Ön­ce yüz­me ve dal­ma­da da­ya­nık­lı, ye­te­nek­li gö­rü­len per­so­nel ara­sın­dan seç­me­ler ya­pıl­dı. Se­çi­len­ler, ba­sınç oda­sı baş­ta ol­mak üze­re çe­şit­li fi­zik­sel test­le­re ta­bi tu­tul­du­lar. Su al­tı he­kim­li­ği­nin he­yet ra­po­ruy­la ele­me­ler­den ge­çi­ril­di­ler. Dal­gıç ola­bil­me vi­ze­le­ri­ni al­dık­tan son­ra, su al­tın­da ve su üs­tün­de ara­ma, kur­tar­ma ve ilk yar­dım ko­nu­la­rın­da eği­til­di­ler ve ye­tiş­ti­ril­di­ler.

Sa­yın Baş­kan, bu­ra­da, da­lış gö­re­vi­nin, su­yun ba­sınç et­ki­si, kir­li­li­ği, so­ğuk­lu­ğu, bu­la­nık­lı­ğı gi­bi ne­den­ler­den do­la­yı, na­sıl zor ve bü­yük risk ta­şı­dı­ğı­nı uzun uza­dı­ya an­lat­ma­ya ge­rek yok. Ni­te­kim, bü­yük risk al­tın­da ça­lı­şan 2 gö­rev­li­miz, ay­rı olay­lar­da, fark­lı za­man­lar­da ya­şa­mı­nı yi­tir­miş ve şe­hit ol­muş­lar­dır. Şe­hit­le­ri­mi­ze, bu­ra­dan bir da­ha, Al­lah'tan rah­met ve ya­kın­la­rı­na baş­sağ­lı­ğı di­li­yo­ruz. Ne var ki, şe­hit­le­ri­mi­zin ge­ri­de ka­lan ai­le­le­ri­ne ya­sal açı­dan or­ta­ya çı­kan ek­sik­lik ne­de­niy­le ye­te­rin­ce sa­hip çı­kı­la­ma­dı. Oy­sa, ben­zer so­rum­lu­lu­ğu ta­şı­yan Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri­nin dal­gıç ve kur­ba­ğa adam­la­rı yıl­lar­dan be­ri da­lış taz­mi­na­tı al­ma hak­kı­na sa­hip bu­lu­nu­yor­lar. İş­te, bu ya­sa ta­sa­rı­sı, Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, böy­le­si bir hak­sız­lı­ğı ve mağ­du­ri­ye­ti gi­der­me ama­cı­nı ta­şı­mak­ta­dır.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; bu ya­sa ta­sa­rı­sıy­la, ay­rı­ca, Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür­lü­ğün­de gö­rev ya­pan uçu­cu per­so­ne­lin kar­şı­laş­tı­ğı iki ay­rı so­ru­nun da çö­zül­me­si amaç­la­nı­yor. Bu so­run­lar­dan bi­rin­ci­si, uçuş taz­mi­nat­la­rıy­la il­gi­dir. Em­ni­yet kad­ro­sun­da­ki pi­lot­lar ve di­ğer uçuş per­so­ne­li iti­ba­ri hiz­met taz­mi­na­tı ala­mı­yor­lar. Ne­den ala­mı­yor­lar? Anım­sa­na­ca­ğı üze­re, 3160 sa­yı­lı Em­ni­yet Teş­ki­la­tı Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nu -ki, 1985 yı­lın­da yü­rür­lü­ğe gir­miş­ti- söz ko­nu­su per­so­ne­le bu hak­kı o za­man ta­nı­mış­tı. Her yıl için al­tı ay­lık iti­ba­ri hiz­met sü­re­si hak­kı ve bu hak yak­la­şık dört yıl kul­la­nıl­mış­tı. An­cak, 1989 yı­lın­da, ih­ti­yaç hâlin­de, ya­ni tak­vi­ye ka­bi­lin­den söz­leş­me­li ola­rak ça­lış­tı­rı­la­cak per­so­ne­lin de bu hak­tan ya­rar­lan­dı­rıl­ma­sı is­ten­di ve mev­cut ya­sa­da bu amaç­la bir de­ği­şik­lik ya­pıl­dı. Böy­le­ce, ih­ti­yaç hâlin­de kul­la­nı­la­cak söz­leş­me­li uçu­cu per­so­nel de iti­ba­ri hiz­met hak­kı al­mış ol­du. İş­te, bu aşa­ma­da olan­lar ol­du, Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, tam an­la­mıy­la tra­ji­ko­mik bir ha­di­se ya­şan­dı. Ya­zım ha­ta­sı ya­pıl­dı, yak­la­şık dört yıl ön­ce taz­mi­nat hak­kı­nı ka­zan­mış olan em­ni­yet hiz­met­li uçu­cu per­so­nel, ya­ni asıl per­so­nel kap­sam dı­şı bı­ra­kıl­dı, ka­za­nıl­mış hak­kı­nı yi­tir­di. Ke­li­me­nin tam an­la­mıy­la, kaş ya­pa­lım der­ken göz çı­ka­rıl­dı, göz­ler çı­ka­rıl­dı.

Ha­ta ya­pı­lan yıl 1989, bu­gün 2007. Ya­ni, ye­di yıl­dır em­ni­yet kad­ro­sun­da­ki pi­lot­lar ve di­ğer uçu­cu per­so­nel, yir­mi iki yıl ön­ce el­de et­tik­le­ri bir hak­ka tek­rar ka­vuş­mak için bek­li­yor­lar. Bun­la­rı da­ha faz­la bek­let­me­ye hak­kı­mız var mı? Yok. İş­te, bu­gün, Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, ye­di yıl ön­ce ya­pı­lan bir ya­zım ha­ta­sı­nın tah­ri­ba­tı­nı el bir­li­ğiy­le dü­zel­ti­yo­ruz.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; bu ya­sa ta­sa­rı­sı, em­ni­ye­tin uçu­cu per­so­nel is­tih­da­mın­da kar­şı­laş­tı­ğı bir di­ğer so­ru­nu da çöz­me­yi amaç­lı­yor. Tür­ki­ye'de kim­le­rin pi­lot ve pi­lot ada­yı ola­bi­le­cek­le­ri 3160 sa­yı­lı Ka­nun'la dü­zen­len­miş­tir. Bu Ka­nun'a gö­re, ül­ke­miz­de yal­nız­ca Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri bün­ye­sin­de­ki uçuş oku­lu ve kurs­la­rın­dan me­zun olan­lar pi­lot, bu yer­ler­de fii­len uçu­şa baş­la­yan­lar ise pi­lot ada­yı ola­bil­mek­te­dir­ler. Oy­sa, bu­gün Tür­ki­ye'de Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri dı­şın­da da usu­lü­ne uy­gun pi­lot ye­tiş­ti­ren okul­lar ve kurs­lar bu­lu­nu­yor, Ana­do­lu Üni­ver­si­te­si Ha­va­cı­lık Yük­se­ko­ku­lu gi­bi. İş­te, bu ta­sa­rı, böy­le yer­ler­den me­zun olan em­ni­yet hiz­met­li pi­lot­la­rın da Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür­lü­ğün­de gö­rev yap­ma­la­rı­nın yo­lu­nu aç­mak­ta­dır.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; bu ya­sa ta­sa­rı­sı, son ola­rak, Ana­ya­sa'nın eşit­lik il­ke­si, sos­yal dev­let ve ada­let an­la­yı­şı, üc­ret­te ada­le­tin sağ­lan­ma­sı, ulus­la­ra­ra­sı an­laş­ma­la­ra uyum sağ­lan­ma­sı gi­bi ana­ya­sal il­ke­le­rin de söz ko­nu­su per­so­nel gru­bu açı­sın­dan ya­şa­ma ge­çi­ril­me­si­ni sağ­la­mak­ta­dır. Ko­nuş­ma­mın ba­şın­da da ifa­de et­me­ye ça­lış­tı­ğım gi­bi, ger­çek­ten, ol­duk­ça geç kal­mış bir ya­sa ta­sa­rı­sı­dır. He­le he­le, yıl­lar ön­ce ka­za­nıl­mış olan bir hak­kın bir ha­ta so­nu­cun­da yi­ti­ril­miş ol­ma­sı­nın yıl­lar son­ra ye­ni­den te­la­fi edil­mek­te olu­şu­nu da bir da­ha dik­kat­le­ri­ni­ze sun­mak is­ti­yo­rum. Az ön­ce de be­lirt­ti­ği­miz gi­bi, bu ya­sa ta­sa­rı­sı­nın tü­mü­ne olum­lu ba­kı­yo­ruz ve bir an ön­ce ya­sa­laş­ma­sı için eli­miz­den ge­len ça­ba­yı gös­te­re­ce­ğiz ve bu çer­çe­ve­de, bun­dan son­ra, öy­le sa­nı­yo­rum, Sa­yın Grup Baş­kan Ve­ki­li­mi­zin de iz­niy­le -bir da­ha be­lir­te­yim- zo­run­lu ol­ma­dık­ça mad­de­ler üze­rin­de ko­nuş­ma yap­ma hak­kı­mı­zı kul­lan­ma­ya­ca­ğız.

Ha­yır­lı ol­sun. He­pi­ni­ze en iyi di­lek­le­rim­le sev­gi­le­ri­mi, say­gı­la­rı­mı su­nu­yo­rum. (Al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Tü­tün­cü.

Ta­sa­rı­nın tü­mü üze­rin­de şah­sı adı­na söz is­te­yen Meh­met Eras­lan, Ha­tay Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Eras­lan.

MEH­MET ERAS­LAN (Ha­tay) - Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Em­ni­yet teş­ki­la­tı­mız açı­sın­dan ve em­ni­yet teş­ki­la­tı­mı­zın ça­lış­ma­la­rı ve hiz­met­le­ri açı­sın­dan ger­çek­ten olum­lu bir ka­nu­nu, doğ­ru ha­zır­lan­mış olan bir ka­nun ta­sa­rı­sı­nı gö­rü­şü­yo­ruz. Bu ka­nun ta­sa­rı­sıy­la il­gi­li gö­rüş­le­ri­min olum­lu ol­du­ğu­nu, oyu­mun da olum­lu ola­ca­ğı­nı ifa­de edi­yo­rum.

Ka­nun ta­sa­rı­sı, ger­çek­ten, uçuş hiz­met­le­riy­le il­gi­li önem­li bir boş­lu­ğu dol­dur­mak­la be­ra­ber, su al­tı ça­lış­ma­la­rı, fa­ali­yet­le­ri ya­pı­lır iken kar­şı­la­şı­lan zor­luk­lar ve özel­lik­le mağ­du­ri­yet­ler bu ka­nun ta­sa­rı­sıy­la or­ta­dan kalk­mış ve kal­dı­rıl­mış ola­cak­tır. Fa­kat, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, em­ni­yet güç­le­ri­miz, em­ni­yet men­sup­la­rı­mız ça­lış­ma­la­rı­nı ya­par iken kar­şı­laş­tık­la­rı zor­luk­lar, sa­de­ce az ön­ce bah­set­ti­ğim ko­nu­lar de­ğil. Tür­ki­ye'de 73 mil­yon ül­ke in­sa­nı ya­şar­ken 73 mil­yon ül­ke in­sa­nı­na hiz­met eden ke­sim­ler var­dır. Biz de on­la­ra ka­mu per­so­ne­li de­riz. Ta­bii, bu ka­mu per­so­ne­li­nin içe­ri­sin­de po­li­si­miz de var­dır, as­ke­ri­miz de var­dır, dok­to­ru­muz da var­dır, öğ­ret­me­ni­miz de var­dır, hü­la­sa, ka­mu ke­si­min­de ken­di gö­rev ala­nın­da iş­ti­ga­li­ni, gö­re­vi­ni en iyi şe­kil­de yap­ma­ya ça­lı­şan bu ül­ke in­sa­nı var­dır ve bu ül­ke in­sa­nı­na hiz­met eden ka­mu per­so­ne­li, bu ül­ke­ye ve bu ül­ke­nin ge­le­ce­ği­ne hiz­met ya­par iken, önem­li olan, bu ül­ke in­sa­nı­na bu hiz­met kar­şı­lı­ğın­da al­dı­ğı mükâfat­tır.  Ta­bii, bir ka­mu gö­rev­li­si bir po­li­si­mi­zin, bir as­ke­ri­mi­zin, bir öğ­ret­me­ni­mi­zin, bir dok­to­ru­mu­zun ka­mu gö­re­vin­dey­ken baş­ka bir iş­le iş­ti­gal et­me imkânı yok­tur. Ay­nı za­man­da bir iş­let­me kur­ma, ay­nı za­man­da bir ti­ca­ret yap­ma, ay­nı za­man­da fark­lı bir eko­no­mik fa­ali­yet­te bu­lun­ma imkânı var mı­dır? Öy­le bir imkân söz ko­nu­su da­hi de­ğil­dir bu­gün­kü ka­nun­lar ge­re­ği. Öy­ley­se, bu ül­ke in­sa­nı­na hiz­met eden ka­mu ke­si­mi­ne Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti hükûmet­le­ri­nin bor­cu ve gö­re­vi, ka­mu ke­si­min­de ça­lı­şan per­so­ne­lin ken­di onur ve hay­si­ye­ti­ne ya­ra­şır ve ya­kı­şır bir ha­yat stan­dar­dı­nı on­la­ra su­na­bil­mek­tir.

Bu­gün, em­ni­yet bi­rim­le­ri­mi­zin, em­ni­yet teş­ki­la­tı­mı­zın ger­çek­ten çok il­gi­len­di­ği ve onu çok ya­kın­dan il­gi­len­di­ren bir ka­nun ta­sa­rı­sı­nı gö­rü­şü­yo­ruz.  Ben, Sa­yın Ba­ka­nım­dan, bu ka­nun ta­sa­rı­sıy­la be­ra­ber po­li­si­mi­zin öz­lük hak­la­rı­nın iyi­leş­ti­ril­me­siy­le il­gi­li bir ka­nun ta­sa­rı­sı da ge­tir­me­si­ni bek­ler­dim. Po­li­si­mi­zin ça­lış­ma şart­la­rı­nın, ça­lış­ma or­ta­mı­nın iyi­leş­ti­ril­me­siy­le il­gi­li bir ka­nun ta­sa­rı­sı­nın ken­di­le­ri ta­ra­fın­dan bu­ra­ya in­di­ril­me­si­ni, ge­ti­ril­me­si­ni ger­çek­ten te­men­ni eder­dim. Özel­lik­le em­ni­yet men­sup­la­rı­mı­zın, em­ni­yet teş­ki­la­tın­da ça­lı­şan ar­ka­daş­la­rı­mı­zın eko­no­mik şart­la­rı­nın iyi­leş­ti­ril­me­si. Evet, bel­ki de eko­no­mik şart­la­rı­nın iyi­leş­ti­ril­me­si ge­re­ken tek bi­rim o de­ğil. Bu ül­ke­nin muh­tar­la­rı da ka­mu gö­rev­li­si. Muh­tar­la­rı­nın da eko­no­mik şart­la­rı­nın iyi­leş­ti­ril­me­si ge­re­ki­yor. As­ga­ri üc­ret bu ül­ke­de 403 mil­yon, muh­ta­rın al­dı­ğı ma­aş 240 mil­yon. Al­mış ol­du­ğu 240 mil­yon Bağ-Kur pri­mi­ni da­hi öde­me­mek­te­dir, öde­mi­yor. Ama, biz, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti dev­le­ti­nin müh­rü­nü ona ver­mi­şiz, im­za yet­ki­si­ni ver­mi­şiz ve iş­le­di­ği fi­il­ler­den do­la­yı so­rum­lu­luk yük­le­mi­şiz, so­rum­lu­luk ver­mi­şiz, ama as­ga­ri üc­re­ti da­hi muh­ta­rı­mı­za ve­re­mi­yo­ruz. Ya­ni, ko­nu­muz, em­ni­yet teş­ki­lat­la­rı, em­ni­yet men­sup­la­rı, ama bu ör­nek­ler bü­tün sek­tör­de ça­lı­şan ar­ka­daş­la­rı­mız için ge­çer­li. Bu, po­lis­te de böy­le, em­ni­yet­te de böy­le, öğ­ret­men­ler­de de böy­le, dok­tor­lar­da da böy­le. Özel­lik­le ka­mu ke­si­mi­ne yüz­de 2,5 + 2,5 ön­gö­rü­len 2007 zam­la­rı, yüz­de 5 ora­nın­da top­lam zam­lar enf­las­yon ora­nı­nın çok çok al­tın­da­dır. Eğer Tür­ki­ye'de yüz­de 10 enf­las­yon var ise, biz, ka­mu ke­si­min­de ça­lı­şan ve bu ül­ke­ye hiz­met eden bu ar­ka­daş­la­rı­mı­za ni­ye yüz­de 5 zam ön­gö­rü­yo­ruz ve emek­li­le­ri­mi­ze ne­den yüz­de 5,5 zam ön­gö­rü­yo­ruz? Emek­li­le­ri­mi­ze ver­miş ol­du­ğu­muz yüz­de 2,5 ve 2,5 şek­lin­de­ki zam­lar, ocak ve şu­bat ayın­da­ki enf­las­yon­la za­ten or­ta­dan kalk­mış du­rum­da­dır. Po­lis­le­ri­miz de ay­nı şe­kil­de. Po­lis­le­ri­miz, bu ül­ke­nin hu­zu­ru, gü­ven­li­ği, bö­lün­mez bü­tün­lü­ğü için mü­ca­de­le ve­ren, kel­le kol­tuk­ta va­zi­fe gö­ren ve hiç­bir sü­re gö­zet­mek­si­zin, sü­re mef­hu­mu ol­mak­sı­zın ge­ce gün­düz ça­lı­şan po­lis me­mur­la­rı­mız, po­lis teş­ki­la­tın­da­ki ar­ka­daş­la­rı­mız, em­ni­yet teş­ki­la­tın­da­ki ar­ka­daş­la­rı­mız, aca­ba ben, ço­cuk­la­rı­mın gi­der­le­ri­ni, evi­min gi­der­le­ri­ni, te­le­fon fa­tu­ra­sı­nı, elek­trik, do­ğal gaz ve ev ki­ra­sı­nı na­sıl öde­ye­ce­ğim kay­gı­sı içe­ri­sin­de ol­ma­ma­lı­dır. Top­lu­mu bi­rin­ci de­re­ce­de il­gi­len­di­ren, top­lu­mun hu­zur ve gü­ven­li­ğiy­le il­gi­li ger­çek­ten çok ul­vi bir gö­re­vi, kut­sal bir gö­re­vi ifa eden em­ni­yet men­sup­la­rı, kre­di kar­tı­mı na­sıl öde­ye­ce­ğim, kul­lan­dı­ğım kre­di borç­la­rı­nı na­sıl öde­ye­ce­ğim, ne­re­den bu­la­ca­ğım, kim­den borç pa­ra bu­la­ca­ğım, ge­çi­mi­mi ai­lem­le na­sıl de­vam et­ti­re­ce­ğim kay­gı­sı içe­ri­sin­de ol­ma­ma­lı­dır. Türk po­li­si­nin düş­tü­ğü bu hâl, doğ­ru bir hâl de­ğil­dir ve çok kı­vanç ve­ri­ci bir hâl de­ğil­dir.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, o yüz­den, iş­te o yüz­den, kre­di kar­tı mağ­dur­la­rı 500 bi­ni aş­mış du­rum­da­dır, ya­rım mil­yo­nu aş­mış du­rum­da­dır. Bun­la­rı şu­nun için ifa­de edi­yo­rum: Önem­li bir gö­rev, önem­li bir bi­rim, önem­li bir ba­kan­lık, önem­li bir ge­nel mü­dür­lük ve top­lu­mu da bi­rin­ci de­re­ce­de il­gi­len­di­ren, top­lu­mun da hu­zur ve gü­ven­li­ği­ni il­gi­len­di­ren ko­nuy­la il­gi­li ça­lış­ma­lar ya­pan po­lis teş­ki­la­tı­nın ça­lış­ma şart­la­rı­nın dü­zen­len­me­si ge­rek­mek­te­dir, öz­lük hak­la­rı­nın iyi­leş­ti­ril­me­si ge­rek­mek­te­dir, he­le he­le eko­no­mik şart­la­rı­nın ka­ti su­ret­te, en hız­lı ve en sü­rat­li bir şe­kil­de eko­no­mik şart­la­rı­nın ay­rı­ca iyi­leş­ti­ril­me­si ve on­la­ra hu­zur içe­ri­sin­de, gü­ven içe­ri­sin­de, ço­luk ço­cu­ğuy­la, ai­le­siy­le kim­se­ye muh­taç ol­ma­dan, kre­di kul­lan­ma­dan, on­dan bun­dan borç­lan­ma­dan ya­şa­ya­bi­le­cek­le­ri bir ha­yat stan­dar­dı­nı on­la­ra sun­mak, ik­ti­da­rın ve Tür­ki­ye'nin as­lın­da gö­re­vi­dir, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin gö­re­vi­dir.

Köy ko­ru­cu­la­rı­mız, bu ül­ke­nin bö­lün­mez bü­tün­lü­ğü için, bu ül­ke­nin İs­tik­lal Mar­şı için, bu ül­ke­nin bay­ra­ğı için, bu ül­ke­nin bir ka­rış top­ra­ğı için kel­le kol­tuk­ta va­zi­fe gö­ren, şe­hit olan 60 bi­ne ya­kın ko­ru­cu­muz, ma­ale­sef, ça­tış­ma­la­ra gir­di­ği hâlde, ha­ya­tı­nı ver­di­ği hâlde, ak­ra­ba­la­rı­nı kay­bet­ti­ği hâlde, şe­hit ol­du­ğu hâlde, hiç­bir sos­yal gü­ven­li­ğe ta­bi de­ğil­dir. Eğer ko­ru­cu­la­rın bir tek sos­yal gü­ven­li­ği var di­yen ar­ka­da­şı­mız var­sa, çık­sın­lar, bu kür­sü­den biz­le­re bu­nu ifa­de et­sin­ler.

ÜNAL KA­CIR (İs­tan­bul) - DYP dö­ne­min­de var mıy­dı?

MEH­MET ERAS­LAN (De­vam­la) - Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti dev­le­ti, mil­le­tiy­le güç­lü bir dev­let­tir. Bin yıl­lık dev­let tec­rü­be­si­ne, bin yıl­lık mil­let tec­rü­be­si­ne sa­hip olan bir ül­ke­dir. Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti dev­le­ti sos­yal bir dev­let­tir. Ya­nın­da ça­lış­tır­dı­ğı ka­mu per­so­ne­li­ne, ge­rek köy ko­ru­cu­la­rı ge­rek po­li­si ge­rek as­ke­ri ge­rek öğ­ret­me­ni ge­rek­se dok­to­ru­na ge­rek­ti­ği ka­dar üc­re­ti ver­mek du­ru­mun­da­dır ve Ana­ya­sa'ya gö­re sos­yal dev­let il­ke­si­nin ge­re­ği bu­dur, bu­nu yap­ma­lı­dır.

Ka­mu ke­si­mi, çün­kü, 73 mil­yon ül­ke in­sa­nı­na hiz­met ve­ren, 73 mil­yon ül­ke in­sa­nı için ge­ce gün­düz ça­lı­şan önem­li bi­rim­ler­dir, önem­li ke­sim­ler­dir. O hâlde, eğer on­lar dev­le­tin iş­le­ri­nin ve iş­lem­le­ri­nin yü­rü­tül­me­si nok­ta­sın­da gay­ret gös­te­ri­yor­lar ise, top­lu­mun iş­le­ri­nin ay­nı za­man­da yü­rü­tül­me­si için önem­li gay­ret­ler gös­te­ri­yor­lar ise, bu­ra­da Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti dev­le­ti­nin de gö­re­vi, si­ya­si ik­ti­dar ka­na­lıy­la, on­la­ra, onur ve hay­si­yet­le­ri­ne ya­ra­şır, ya­kı­şır ha­yat stan­dar­dı­nı ve üc­ret stan­dar­dı­nı on­lar­la bu­luş­tur­mak­tır; ak­si tak­dir­de, bu ül­ke­de gü­ven­lik­ten, hu­zur­dan, mut­lu­luk­tan ve ge­le­ce­ğe umut­la ba­kış açı­sın­dan bah­set­me­miz müm­kün ol­ma­ya­cak­tır.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Eras­lan, lüt­fen to­par­la­yı­nız.

MEH­MET ERAS­LAN (De­vam­la) - Ben, Sa­yın Ba­ka­nı­mı­zın, po­lis­le­ri­mi­zin bu ta­lep­le­ri­ni ve po­lis­le­ri­mi­zin adı­na, bu­ra­da, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin kür­sü­sün­de zik­ret­miş ol­du­ğu­muz, gün­de­me ge­tir­miş ol­du­ğu­muz bu hu­sus­la­rı dik­ka­te ala­ca­ğı­na ina­nı­yo­rum ve en kı­sa za­man­da em­ni­yet teş­ki­lat­la­rı­mı­zın öz­lük hak­la­rı­nın, ça­lış­ma şart­la­rı­nın ve eko­no­mik şart­la­rı­nın, eko­no­mik ko­şul­la­rı­nın ken­di ta­raf­la­rın­dan iyi­leş­ti­ril­me­siy­le il­gi­li ka­nun ta­sa­rı­sı­nın Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­ne ge­ti­ri­le­ce­ği­ne ina­nı­yo­rum.

Bu ka­nu­nun olum­lu ka­nun ol­du­ğu­nu ve bu nok­ta­da des­te­ği­min ol­du­ğu­nu ifa­de et­miş­tim. Em­ni­yet teş­ki­lat­la­rı­mı­za, em­ni­yet men­sup­la­rı­mı­za ha­yır­lar ge­tir­me­si­ni bu ka­nun ta­sa­rı­sı­nın te­men­ni eder­ken, he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Eras­lan.

Ta­sa­rı­nın tü­mü üze­rin­de­ki gö­rüş­me­ler ta­mam­lan­mış­tır.

Mad­de­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

1'in­ci mad­de­yi oku­tu­yo­rum:

EM­Nİ­YET TEŞ­KİLÂTI UÇUŞ HİZ­MET­LE­Rİ TAZ­Mİ­NAT KA­NU­NUN­DA

DE­Ğİ­ŞİK­LİK YA­PIL­MA­SI­NA DA­İR KA­NUN TA­SA­RI­SI

MAD­DE 1.- 28/2/1985 ta­rih­li ve 3160 sa­yı­lı "Em­ni­yet Teş­kilâtı Uçuş Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nu"nun adı "Em­ni­yet Teş­kilâtı Uçuş ve Da­lış Hiz­met­le­ri Taz­mi­nat Ka­nu­nu" ola­rak de­ğiş­ti­ril­miş­tir.

BAŞ­KAN - Mad­de üze­rin­de Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na söz is­te­yen Hü­se­yin Gü­ler, Mer­sin Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Gü­ler.

ANA­VA­TAN PAR­Tİ­Sİ GRU­BU ADI­NA HÜ­SE­YİN GÜ­LER (Mer­sin) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın  Baş­kan.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ka­nu­nun 1'in­ci mad­de­si üze­rin­de Ana­va­tan Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. He­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. 

Evet, se­çim dö­ne­mi olun­ca, ba­kı­yo­ruz, tüm ka­mu ça­lı­şan­la­rı için bi­rer bi­rer, ar­tık, se­çim rüş­ve­ti de de­mek is­te­mi­yo­rum ama, ge­cik­miş olan bir ka­nun tek­li­fi.

Evet, Sa­yın Baş­ba­kan baş­ta ol­mak üze­re tüm ba­kan­lar se­çim stra­te­ji­nin uy­gu­lan­ma­dı­ğı­nı, se­çim po­li­ti­ka­la­rı­nın ya­pıl­ma­dı­ğı­nı her de­fa­sın­da söy­le­me­si­ne kar­şın, her ve­si­ley­le kar­şı­laş­tı­ğı­mız bir sı­kın­tı var: Se­çim dö­ne­mi­nin ni­met­le­ri, tüm ka­mu per­so­ne­li baş­ta ol­mak üze­re her­ke­se net ola­rak ve­ril­mek­te.

Evet, em­ni­yet per­so­ne­li­mi­zin öz­ve­ri­li, yıl­lar­dır çek­ti­ği sı­kın­tı­la­rı bu­gün kıs­men de ol­sa ya­ra­ya mer­hem ola­bi­le­cek dü­zey­de de de­ğil bu olay, ye­ter­li de de­ğil. Gü­nü­mü­zün tek­no­lo­ji­si­ne bak­tı­ğı­mız­da, gü­nü­mü­zün suç oran­la­rı­nın ta­ki­bi­ne bak­tı­ğı­mız­da, tek­no­lo­ji üst dü­zey­de ol­ma­lı, ha­re­ket ye­te­ne­ği üst dü­zey­de ol­ma­lı em­ni­yet ça­lı­şan­la­rı­mı­zın. Her şey­den önem­li­si, ve­fakâr, ce­fakâr ve bu ve­si­ley­le de öz­ve­ri­li ça­lı­şan tüm em­ni­yet teş­ki­la­tı­nın tüm per­so­ne­li­ni bu­ra­dan yü­rek­ten kut­lu­yo­ruz, çün­kü me­sa­isi bel­li de­ğil. Ye­ri, iki du­dak ara­sın­da ve he­le bü­yük­şe­hir­ler -Sa­yın Ba­kan bu­ra­da- ar­tık ka­çış böl­ge­si ol­muş em­ni­yet ça­lı­şan­la­rı için, dâhil ol­mak üze­re. Sü­rek­li, ge­çen­ler­de, Sa­yın İçiş­le­ri Ba­ka­nı "İs­tan­bul'da 13 bin em­ni­yet per­so­ne­li­ne ih­ti­yaç var." de­di, 13 bin. Bu­nu çö­ze­cek olan kim? Siz­ler­di­niz. Gü­nay­dın der­ler. İk­ti­dar­dı­nız, ha­tır­lat­mak ge­re­kir. Ama ma­ale­sef, bu ko­nu­la­rı da­hi çö­ze­me­di­niz ve bu­gün bü­yük şe­hir­ler, em­ni­yet per­so­ne­li için ar­tık, bi­raz, zu­lüm de­me­ye­ce­ğim ama, bu­nun ya­nın­da, sa­de­ce, san­ki, böy­le eko­no­mik du­rum­la­rı­nın, ola­ğa­nüs­tü sı­kın­tı­la­rı­nın had saf­ha­da ol­du­ğu, em­ni­yet ça­lı­şa­nı­nın öz­lük hak­la­rı­nın sı­kın­tı­lı ol­du­ğu bir dö­nem­de, bü­yük şe­hir­ler, ma­ale­sef, sür­gün böl­ge­si gi­bi al­gı­la­nı­yor, keş­ke çık­ma­sın di­yor. Sa­yın Ba­ka­na bu­ra­dan sor­mak is­ti­yo­rum: Ta­yin sü­re­ci önü­müz­de­ki dö­nem­de ge­le­cek. Kaç em­ni­yet per­so­ne­li, bu­gün, bü­yük şe­hir­ler­den, da­ha alt di­ye­bi­le­ce­ği­miz kü­çük şe­hir­le­re doğ­ru, da­ha ra­hat, hu­zur içe­ri­sin­de ya­şa­ya­bi­le­ce­ği şe­hir­le­re ta­yin is­te­mek­te?

Bu ve­si­ley­le, em­ni­yet ça­lı­şan­la­rı­nın bu­gün­kü öz­lük hak­la­rı­na çö­züm ola­rak sun­du­ğu­nuz bu ka­nun tek­li­fi­ni, biz, Ana­va­tan ola­rak yü­rek­ten des­tek­li­yo­ruz, ama, ak­sa­yan yö­nü de lüt­fen gö­rün. Bu se­çim dö­ne­min­de­ki yap­mış ol­du­ğu­nuz bu ça­lış­ma­la­rı halk unut­ma­ya­cak­tır. Se­çim rüş­ve­ti di­ye­bi­le­ce­ği­miz bir dö­nem­dir bu dö­nem. Her dö­nem çı­kart­tı­ğı­nız bir an­la­yış içe­ri­sin­de, iş­te çift­çi­le­rin borç­la­rı­nın si­lin­me­si, iş­te ka­mu per­so­ne­li­ne, ge­çi­ci ka­mu per­so­ne­li­ne 240 bin kad­ro açıl­ma­sı, iş­te bun­la­rın hep­si se­çim rüş­ve­ti. Biz de di­yo­ruz ki, em­ni­yet per­so­ne­li­nin bu ka­dar ha­re­ket ye­te­ne­ği ol­ma­sı ge­re­kir­ken, za­man za­man gi­din ka­ra­kol­la­ra, ka­ra­kol­lar­da­ki em­ni­yet per­so­ne­li­nin sı­kın­tı­sı­nı du­yun, he­pi­mi­zin yü­rek acı­sı. Or­ta­la­ma on iki sa­at ça­lı­şa­bi­len bir em­ni­yet per­so­ne­li, on iki sa­at ve bir gün son­ra, yir­mi dört sa­at din­len­me­den, tek­rar bir me­sai. Ar­ka­sın­dan, po­li­sin özel­lik­le bü­yük şe­hir­ler­de, gasp, adi suç ora­nı­nın ola­ğa­nüs­tü yük­sek ol­du­ğu bir dö­nem­de, ar­tık, he­le he­le ce­za­ev­le­ri­nin 2 kat dol­du­ğu bir yer­de… Ben, si­ze sa­de­ce Mer­sin'den ör­nek ver­mek is­ti­yo­rum: 470 ki­şi­lik bir Mer­sin Ce­za­evi­nin ka­pa­si­te­si, 1.170 ki­şi ka­lı­yor ar­ka­daş­lar, 1.170 ki­şi! Top­lum sü­rek­li su­ça eği­lim­li, top­lum sü­rek­li olum­suz ko­şul­lar içe­ri­sin­de. Ar­tık, cum­hu­ri­yet sav­cı­la­rı da­hi suç­lu­yu ya­ka­la­mak ye­ri­ne, da­ha doğ­ru­su ce­za­evi­ne at­mak ye­ri­ne, mah­ke­me­ler­de tu­tuk­suz yar­gı­la­ma eği­li­min­de. Bu se­fer de em­ni­yet teş­ki­la­tı di­yor, biz tu­tuk­lu­yo­ruz, da­ha doğ­ru­su, biz ya­ka­lı­yo­ruz, sav­cı­lar ser­best bı­ra­kı­yor. Ta­bii ki, as­lın­da, Tür­ki­ye'nin te­mel so­ru­nu, bu so­run­lar sa­de­ce em­ni­yet ted­bir­le­riy­le çö­züm­len­mez. Top­lum cin­net saf­ha­sın­da. Her yer­de kar­şı­laş­tı­ğı­mız sı­kın­tı, sü­rek­li te­tik­le­yen bir un­sur. İş­te, kor­na çal­dı, yer ver­me­di di­ye, kaç ki­şi­nin öl­dü­ğü­nü ve suç­lu­yu ya­ka­la­yıp de­ni­ze at­tık­la­rı­nı gö­rü­yo­ruz. Bu top­lum böy­le miy­di? Bu hâle ge­tir­di­niz ama.

Bu­gün, em­ni­yet per­so­ne­li de, ar­tık, ye­ter­siz­lik­ten, ken­di iç so­run­la­rıy­la bo­ğuş­mak­tan, dü­ne ka­dar eko­no­mik sı­kın­tı­sı ol­ma­yan, bu­gün ay­nı em­ni­yet per­so­ne­li de yi­ne kre­di kart­la­rıy­la baş ba­şa kal­mak­ta ve cid­di an­lam­da su­ça da bir eği­lim art­mak­ta, çün­kü, in­sa­nın dü­şün­ce­si­ni ya­şam ko­şul­la­rı be­lir­ler ve em­ni­yet per­so­ne­li­nin ça­lış­ma ko­şul­la­rı son de­re­ce kö­tü ve ge­li­şen tek­no­lo­jik çağ­da da, imkânsız­lık­lar doğ­rul­tu­sun­da, ad­li va­ka­la­rın ta­ki­bin­de, ma­ale­sef, ka­mu vic­da­nı­nı ra­hat­la­ta­cak un­sur­lar yok­sun.

Bu­gün, Hrant Dink ci­na­ye­tin­de bi­le hâlâ tam bo­yu­tuy­la bir çö­züm yok. İs­tan­bul ya­şan­maz bir şe­hir ve ge­ce­le­ri, o gü­ze­lim, dün­ya ken­ti ilan et­ti­ği­miz İs­tan­bul'da gasp, suç ve ay­nı za­man­da da top­lu­mun her tür­lü can ve mal gü­ven­li­ği açı­sın­dan da cid­di sı­kın­tı­la­rı mev­cut. Sa­de­ce İs­tan­bul mu? Bi­zim Mer­sin de ay­nı­sı. Ak­şam ye­di­den, do­kuz­dan son­ra çık­mak müm­kün de­ğil. So­kak­lar, dü­ne ka­dar kah­ve­si­ni iç­ti­ği­miz, kom­şu­mu­zun hâl ha­tı­rı­nı sor­du­ğu­muz, mu­hab­bet et­ti­ği­miz so­kak­lar bu­gün ya­şan­maz hâlde. Gü­pe­gün­düz ka­laş­ni­kof­lar­la göv­de gös­te­ri­si ya­pı­lı­yor. Mer­sin'de oto­gar ka­laş­ni­kof­lar­la ta­ran­dı. İs­tan­bul da ke­za ay­nı. Gü­pe­gün­düz ve bu ka­dar can ve mal gü­ven­li­ğin­den yok­sun olan bir ül­ke­de em­ni­yet ted­bir­le­ri­nin, em­ni­yet per­so­ne­li­nin tüm öz­ve­ri­si­ne rağ­men git­mi­yor. O za­man, ya­pıl­ma­sı ge­re­ken, bir an ön­ce em­ni­yet per­so­ne­li­nin sa­yı­sı­nı ar­tır­mak. Evet, ama, tek ba­şı­na ye­ter­li bir fak­tör de­ğil. Em­ni­yet per­so­ne­li­nin öz­lük hak­la­rı­nı ar­tı­rın. Em­ni­yet per­so­ne­li­ne ha­re­ket ye­te­ne­ği sağ­la­yın. Gü­nü­müz tek­no­lo­ji­si içe­ri­sin­de tüm imkânlar ta­nın­sın, ama, tek ba­şı­na ye­ter­li mi? O da ye­ter­li de­ğil. Ge­lir da­ğı­lı­mı­nın bu ka­dar bo­zuk ol­du­ğu bir yer­de, il­ko­kul­la­rın çev­re­sin­de on bir ya­şı­na in­miş es­rar iç­me ya­şı­nı dü­şü­nün. On üç ya­şı­na ka­dar -söy­le­mek de­ğil ama, bu­ra­da- gay­ri­meş­ru iliş­ki­le­rin ya­şan­dı­ğı Tür­ki­ye'de, ma­ale­sef in­san kay­na­ğı her ge­çen gün kir­len­mek­te zor­lan­mı­yor. Biz de di­yo­ruz ki, bu so­run, sis­te­min so­ru­nu. Dört bu­çuk yıl­da, beş yıl­dır ik­ti­dar ol­du­ğu­nu­zun far­kı­na var­ma­dı­nız ve her ge­çen gün, top­lu­mun gi­di­şa­tı ma­ale­sef olum­suz yön­de, ama, bu ko­nu­da, is­tik­rar di­ye ka­mu­oyu­na yut­tu­ru­lan, ama, her ge­çen gün aç­lık ve se­fa­le­ti ka­der gi­bi al­gı­la­nan bir ül­ke­de, ül­kem­de, in­san­la­rım ya­rın­la­rın ha­ya­li­ni ku­ra­maz hâle gel­di ve yap­tı­ğı tek şey var, gü­nü­bir­lik ya­şa­mak. Ai­le­de hu­zu­run ol­ma­dı­ğı bir yer­de, sa­de­ce sı­ğı­na­cak­la­rı bi­rer kah­ve­ha­ne kö­şe­le­rin­de za­man yi­tir­mek­te, za­man öl­dür­mek­ten öte­ye git­me­mek­te. O za­man ya­pıl­ma­sı ge­re­ken bir şey var, bu­ra­da AKP'ye de­ğil, hal­kı­mın sağ­du­yu­su­na ses­le­ni­yo­rum: Bu yıl ül­ke­nin ka­der yı­lı. 2007 yı­lı, se­çim yı­lı ve her­ke­sin ken­di ka­de­ri­ne sa­hip çık­ma­sı­nı is­ti­yo­ruz ve hiç­bir şey çö­züm­süz de­ğil. Bu top­lu­mun acz duy­gu­su ve­ya yok­sul­luk duy­gu­su, ye­nil­me­ye­cek bir kâbus ya da ye­nil­me­ye­cek bir se­bep ve so­nuç­lar de­ğil, ama, bu­nun kar­şı­lı­ğın­da ya­pıl­ma­sı ge­re­ken tek şey var, umut­lar bit­me­sin di­yo­ruz ve bu ül­ke­de 2007 yı­lı­nı ka­der yı­lı ola­rak ilan edi­yo­ruz.

Biz, Ana­va­tan ola­rak hep söy­le­dik, ül­ke­nin so­run­la­rı çok ça­buk çö­züm­le­nir, ama, beş yıl­da ya­ra­tı­lan so­nuç bel­li. Ül­ke, her ge­çen gün sö­mü­rü­ye, her ge­çen gün yok­sul­la­şan ve her ge­çen gün de uy­du bir dev­let an­la­yı­şın­dan öte­ye git­me­yen, mü­te­şeb­bi­si­nin de ta­şe­ron­laş­mak­tan öte­ye git­me­yen bir ül­ke ko­nu­mun­da­yız. Emek, her ge­çen gün yok­sul­la­şan ve kö­le­leş­me­ye doğ­ru git­mek­te. Dün al­tı sa­at, ye­di sa­at ça­lı­şan­lar, is­ter kü­çük es­naf ol­sun is­ter köy­lü ol­sun is­ter iş­çi ol­sun, bu­gün en az on sa­at ça­lış­mak zo­run­da, en az on sa­at, ay­nı ya­şam stan­dar­dı­nı ya­ka­la­mak için ya da işi­ni ko­ru­mak için. Böy­le bir ül­ke­yi dü­şün­dü­ğü­müz­de, ül­kem bu­nu hak et­mi­yor. Her kö­şe­si bi­rer cen­net kö­şe­si olan ül­kem­de, in­san­la­rı­mın mut­lu ol­ma­sı ge­re­kir, ama, ya­ra­tı­lan bir şey da­ha var, bu ül­ke­de sü­rek­li ger­gin­lik­ler üze­ri­ne me­det umu­lan bir si­ya­si sü­reç ya­şa­nı­yor. AKP İk­ti­da­rı, beş yıl­lık ic­ra­atı­nın he­sa­bı­nı ver­me­den, la­ik-an­ti­la­ik ger­gin­li­ği içe­ri­sin­de, o ger­gin­lik­ten me­det umar hâle gel­di. Ee, ta­bii, bi­ri­le­ri de bu­na, bu­nun ek­me­ği­ne, de­ğir­me­ni­ne su ta­şı­mak­ta de­vam edi­yor. Biz de di­yo­ruz ki, bu ül­ke­nin ger­gin­lik­ten çok hoş­gö­rü, sev­gi, kar­deş­li­ğin ve ba­rı­şın öne çık­tı­ğı bir ül­ke­nin öz­le­mi, ya­ni Tür­ki­ye­li ol­mak.

Evet, ge­çen­ler­de Mil­li­ye­tin bir araş­tır­ma­sı­nı hep be­ra­ber gör­dük. Bu ül­ke bü­tün­lük­ten ya­na, kar­deş­lik­ten ya­na, ama, bu sü­re­ci ka­şı­yıp sa­de­ce ku­tup­la­ra böl­mek, öte­ki­ler biz­den ve­ya siz­den-biz­den kav­ra­mı içe­ri­sin­de saf­la­ra böl­mek ve bu saf­lar­dan da si­ya­si rant el­de et­mek işi­ni­ze ge­le­bi­lir. Ama, olan ül­ke­ye mal ol­mak­ta. Biz de di­yo­ruz ki: Ül­ke­mi­zin bu ya­pıy­la, bu yö­ne­tim an­la­yı­şıy­la, akıl­sız yö­ne­tim di­ye­bi­le­ce­ği­miz, ve­rim­siz yö­ne­tim di­ye­bi­le­ce­ği­miz bir an­la­yış­la gi­de­ce­ği yer du­va­ra tos­la­mak. Ve bu ül­ke­de son beş yıl­da -her­kes bil­sin- 174 mil­yar do­lar sa­de­ce dev­let dış borç öde­miş­tir dev­let, özel sek­tö­rün öde­di­ği ha­riç. Ama, bun­lar si­zi ra­hat­sız et­mi­yor -bi­li­yo­rum- AKP ola­rak, ama, hal­kı­mın ce­bi­ni yak­tı, hal­kı­mın vic­da­nı­nı yak­tı. Böy­le olun­ca da, he­pi­mi­zin öz­le­mi, ya­rın­la­rın ha­ya­li­ni ku­ra­bi­le­cek bir Tür­ki­ye öz­le­mi. Bu yüz­den de, ya­pıl­ma­sı ge­re­ken şey, so­kak­la­rın can ve mal gü­ven­li­ği ve özel­lik­le ha­yal ku­ra­bi­le­ce­ği­miz bir Tür­ki­ye öz­le­mi.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Ta­mam­lı­yo­rum Sa­yın Baş­ka­nım.

BAŞ­KAN - Bu­yu­run Sa­yın Gü­ler.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­ka­nım.

Bu­nun da alt­ya­pı­sı bel­li. Umut­lar bit­me­sin di­yo­ruz.

Evet, em­ni­yet per­so­ne­li­ne bu­ra­dan yü­rek­ten te­şek­kür edi­yo­ruz öz­ve­ri­li ça­lış­ma­la­rın­dan do­la­yı. Öz­lük hak­la­rı baş­ta ol­mak üze­re tüm tek­nik imkânla­rı­nın su­nul­ma­sı­nı bek­li­yo­ruz; çün­kü, on­lar ka­mu­nun vic­da­nı­dır.

Ve em­ni­ye­tin ken­di per­so­ne­li içe­ri­sin­de­ki hi­ye­rar­şik ya­pı­da li­ya­kat öne çık­ma­lı. Ni­ha­ye­tin­de Sa­yın Grup Baş­kan Ve­ki­lim bah­set­ti. Da­ha ön­ce gö­rev sü­re­si dol­mak üze­re olan, yaş had­din­den dol­mak üze­re olan em­ni­yet ge­nel per­so­ne­li­ni da­hi ata­mak­ta zor­lan­dı­nız. Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür­lü­ğü. Bir teş­ki­la­tın, ya­nıl­mı­yor­sam, yak­la­şık 173 bin per­so­ne­li olan bir em­ni­yet ge­nel teş­ki­la­tı­nın ba­şı­nı ata­mak­ta zor­lan­dı­nız. Bun­lar bi­lin­mi­yor muy­du; ne za­man yaş had­din­den emek­li olup ol­ma­ya­ca­ğı? Ve­ya ka­mu­nun ken­di hi­ye­rar­şik güç­ler den­ge­sin­de bu işin na­sıl çö­züm­le­ne­ce­ği­ni iyi bil­me­liy­di­niz. Ama, sa­de­ce "Göç, yo­lun­da dü­ze­lir." an­la­yı­şıy­la yo­la de­vam et­ti­niz, "Biz ik­ti­da­rız, tek ba­şı­mı­za bir ço­ğun­lu­ğuz." de­di­niz; ama, sa­de­ce du­va­ra tos­lat­tı­nız bu ül­ke­yi. Ül­kem bun­la­rı hak et­mi­yor. İna­nı­yo­rum ki, hal­kı­mın sağ­du­yu­su, vic­da­nıy­la, yü­re­ğiy­le, bey­niy­le baş ba­şa ve­rip ken­di ha­ya­li­ne ve ken­di ka­de­ri­ne sa­hip çı­kar di­ye dü­şü­nü­yo­rum.

Bu ka­nu­nun em­ni­yet per­so­ne­li­ne kat­kı­da bu­lun­ma­sı di­le­ğiy­le ha­yır­lı ol­ma­sı­nı di­li­yo­rum, say­gı­lar su­nu­yo­rum.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Gü­ler.

Mad­de­yi oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

2'nci mad­de­yi oku­tu­yo­rum:

MAD­DE 2- 3160 sa­yı­lı Ka­nu­nun 1 in­ci mad­de­si aşa­ğı­da­ki şe­kil­de de­ğiş­ti­ril­miş­tir.

"MAD­DE 1- Bu Ka­nu­nun ama­cı, Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür­lü­ğün­de kad­ro­lu ve­ya söz­leş­me­li ola­rak gö­rev­li pi­lot, pi­lot ada­yı ve uçuş eki­bi ile kur­ba­ğa adam ve kur­ba­ğa adam aday­la­rı­nın hiz­met müd­det­le­ri­nin, ken­di­le­ri­ne öde­ne­cek taz­mi­nat­lar ile bu taz­mi­nat­la­rın öden­me­si­ne da­ir esas ve usûlle­rin dü­zen­len­me­si­dir."