• Dönem: 22. Dönem
  • Yasama Yılı: 3
  • Birleşim:
  • Birleşim Tarihi: 24.06.2005
Kaynak: Tutanak Dergisi
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
DÖNEM : 22

DÖNEM : 22                        YASAMA YILI : 3

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 89

 

117 nci Birleşim

24 Haziran 2005 Cuma

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

 IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Ağrı Milletvekili Naci Aslan'ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde erken yaşta evlendirilen çocukların mağduriyetleri ile bu konunun çözümü için alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması

2.- Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı'nın, 45 inci ölüm yıldönümünde köy enstitülerinin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç'un, eğitimci-araştırmacı kimliğine ilişkin gündemdışı konuşması

3.- Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan'ın, Zonguldak Karadon Müessesesi Kilimli İşletme Müdürlügünde meydana gelen göçük ve sonrasında yaşanan olaylara ilişkin gündemdışı konuşması ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman ve 22 milletvekilinin, GAP bölgesinde aşırı ve bilinçsiz sulamadan kaynaklanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/294)

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/995) (S. Sayısı: 940)

3.- Ankara Milletvekili Salih Kapusuz'un; Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/548) (S. Sayısı: 957)

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in; Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/538) (S. Sayısı: 955)

VI.- ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

 

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak beş oturum yaptı.

Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz, Bosna-Hersek Srebrenica katliamının 10 uncu yıldönümüne,

İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, emekli, dul ve yetimler ile memurların sorunlarına,

İstanbul Milletvekili Şükrü Mustafa Elekdağ, Federal Almanya Parlamentosunun 1915 yılında cereyan eden Ermeni olaylarıyla ilgili aldığı karara,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Diyarbakır Milletvekili Mehmet Fehmi Uyanık'ın Millî Savunma Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Adana Milletvekili Atilla Başoğlu ve 22 milletvekilinin, ülkemizdeki su kaynaklarının tespiti ile etkin idare ve koruma yöntemlerinin(10/292),

Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı ve 22 milletvekilinin, Erzurum Atatürk Üniversitesi 2004-2005 öğretim yılı mezuniyet  töreninde bir velinin salona alınmaması olayının (10/293),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu, önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı,

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının          173 üncü sırasında yer alan 592'ye 1 inci ek sıra sayılı komisyon raporunun bu kısmın 3 üncü sırasına alınmasına ilişkin CHP Grubu önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmediği,

Açıklandı.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı: 305) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden, ertelendi.

2 nci sırasında bulunan, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının (1/995) (S. Sayısı: 940), görüşmelerine devam olunarak 25 inci maddesine kadar kabul edildi.

Kastamonu Milletvekili Musa Sıvacıoğlu, Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, konuşmasında, şahsına sataştığı iddiasıyla bir açıklamada bulundu.

Alınan karar gereğince, 24 Haziran 2005 Cuma günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.58'de son verildi.

İsmail Alptekin

Başkanvekili

Harun Tüfekci            Yaşar Tüzün

             Konya                      Bilecik

Kâtip Üye                Kâtip Üye

 

 

 

 

 

No.: 163

 

II.- GELEN KÂĞITLAR

 24 Haziran 2005 Cuma

 

Teklifler

1.-        Kocaeli Milletvekili Sefa Sirmen ile 11 Milletvekilinin; Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/549) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.6.2005)

2.-       Kayseri Milletvekili Adem Baştürk ile 2 Milletvekilinin; Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/550) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.6.2005)

 

Raporlar

1.-        Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/1047) (S. Sayısı: 954) (Dağıtma tarihi: 24.6.2005) (GÜNDEME)

2.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in; Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/538) (S. Sayısı: 955) (Dağıtma tarihi: 24.6.2005) (GÜNDEME)

3.-        Ankara Milletvekili Salih Kapusuz'un; Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/548) (S. Sayısı: 957) (Dağıtma tarihi: 24.6.2005) (GÜNDEME)

 

Meclis Araştırması Önergesi

1.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya AKMAN ve 22 Milletvekilinin, GAP bölgesinde aşırı ve bilinçsiz sulamadan kaynaklanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/294) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.6.2005)

 

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin özelleştirilmeden önce borçlandırılarak hisse değerlerinin düşürüleceği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6125)

2.- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, AB sürecinde doğrudan yabancı yatırım teşviki için yapılacak değişikliklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6130)

3.- Adana Milletvekili N. Gaye ERBATUR'un, AB ile müzakere sürecini yönetecek idari bir kadro oluşturulup oluşturulmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/6131)

4.- Rize Milletvekili İlyas ÇAKIR'ın, BOTAŞ'ın doğalgaz ithalat lisansındaki bir şarta ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6142)

5.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, yabancılara verilen madencilik ruhsatlarının sürelerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6143)

6.- Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU'nun, ATAŞ Rafinerisi yangınına ve bazı rafinerilerdeki hırsızlık iddialarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6144)

7.- Antalya Milletvekili Osman ÖZCAN'ın, akaryakıt bayilerinin lisans sorununa ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6146)

8.- Kırşehir Milletvekili Mikail ARSLAN'ın, Kütahya-Gediz-Gökler Beldesinde meydana gelen grizu patlamasına ve ülkemizdeki kömür ocaklarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6149)

9.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce yapımı planlanan Kura Nehri Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/6150)

10.- Trabzon Milletvekili Asım AYKAN'ın, bir futbol maçında yaşanan hakem hatalarıyla ilgili bazı iddialara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/6159)

11.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, Türkiye Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu seçimlerinin iptaline ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/6164)

12.- Sinop Milletvekili Engin ALTAY'ın, eğitime katkı payı gelirlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/6166)

13.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, İstanbul, Ankara ve İzmir'de bulunan doktor ve hasta sayısı ile ebe bulunmayan sağlık ocaklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6173)

14.- Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, sağlık personelinin döner sermayeden aldığı paya ve sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/6174)

15.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Almanya Başbakanının Fener Rum Patrikhanesine ziyaretine ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/6192)

16.- İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN'in, Amerika'nın İncirlik Üssünü kullanımıyla ilgili kararnameye ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/6193)

 

 

 

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

24 Haziran 2005 Cuma

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117 nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri 5'er dakikadır. Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükümetin konuşma süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde erken yaşta evlendirilen çocukların mağduriyetleri ve çözüm önerileriyle ilgili söz isteyen Ağrı Milletvekili Naci Aslan'a aittir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, hatiplerin grup adına veya şahısları adına konuşma sürelerine azamî titizlik göstermelerini, hatip olan arkadaşlara sadece 1 dakikalık uzatma süresi vereceğimi konuşmacılara hatırlatıyorum. Tekrar, heyetinize saygılar sunuyorum.

Sayın Aslan, buyurun efendim.

 IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Ağrı Milletvekili Naci Aslan'ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde erken yaşta evlendirilen çocukların mağduriyetleri ile bu konunun çözümü için alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması

NACİ ASLAN (Ağrı) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, günlerce radyo, televizyon ve gazetelerde, Ağrı'da genç bir çocuğumuz, kızımız ve genç erkeğimizin evlendirilme muamelesi söz konusuydu. Bunun, tabiî, sosyal boyutuyla ele alınması gerekiyor. Gönlüm isterdi ki, medyamız, Ağrı'nın fukaralığını, geri kalmışlığını, eğitim düzeyini, sağlık düzeyini, işleseydi; Ağrı nasıl kalkındırılır, bu fakirliğin, bu fukaralığın önüne nasıl geçilir, nasıl çözüm önerileri üretilir, ondan bahsetseydi. Bunun tamamen eğitimsizlikten kaynaklandığını vurgulamak istiyorum. Zaten, her milletvekilimiz veya Türkiye Cumhuriyetinin sınırları içerisinde yaşayan her yurttaşımız bu konuları biliyor, her bölgemizde de hemen hemen bunlar cereyan eden meseleler. Mesele, o kadar, pek de önemli olmadığı için, eğitimden kaynaklandığı için, ben eğitim üzerinde durmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Ağrı'da eğitim, gerçekten çok zor durumda. Ben, 14 Ocak 2003 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisinin 119 sayın milletvekilinin imzasıyla, Ağrı Dağı Üniversitesinin kurulması noktasında bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuştum. O gün Sayın Bülent Arınç Bey'le Ağrı'ya giderken, Ağrı'nın genç girişimcileri, Ağrı'nın esnafı ve okumuş aydını  çok liyakat içerisinde kalarak, terbiyelerini bozmadan, gerçek bir saygı çerçevesi içerisinde Sayın Meclis Başkanımıza Ağrı Dağı Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili yardım edilmesi noktasında dilekte bulundular. Sayın Başkanımız da buna olumlu bir bakış açısıyla cevap verdi.

Şimdi, Ağrı Dağı Üniversitesi, inşallah, temmuz ayında, Erzurum Atatürk Üniversitesi Senatosu ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitelerimizden fen ve edebiyat fakültelerinin kurulma kararı çıkar, YÖK de buna karar verirse, büyük işadamımız İbrahim Çeçen Bey, tüm mefruşatlarıyla beraber binaları yapıp Bakanlığımıza teslim edecek. Ben, bu müjdeyi Ağrı halkına vermek istiyorum.

AHMET YENİ (Samsun) - Hocam, sizi destekleyeceğiz.

NACİ ASLAN (Devamla) - Saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, diğer taraftan, şu anda, Ağrı'da 118 000 çocuğumuz okumaktadır. Şu anda mevcut olan öğretmen sayısı 2 888, ihtiyaç duyulan 1 603; göreve, bu sene, 2005 yılında, Millî Eğitim Bakanlığımızın Ağrı'ya gönderdiği öğretmen sayısı 131; buna karşın, 1 603 öğretmene ihtiyaç varken, bir de 422 öğretmen Ağrı'dan alınıyor ve bizim şu anda derslik olarak da 1 251 dersliğe ihtiyacımız var.

Şu müjdeyi bütün Ağrılılara ve gerçekten aynı ıstırabı çeken Türk Halkına vermek istiyorum. Ağrı'nın büyük işadamlarınca, çok şükür ki, bu sene, Ağrı'da 22 tane ilköğretim okulu ve 1 tane de fen lisesi temeli atılmış ve inşaatlar devam ediyor; bu da millî eğitimimize büyük bir katkıdır.

Dolayısıyla, ben diyorum ki, değerli arkadaşlar, mutlak surette, Ağrı gibi, Ortaanadolu gibi geri kalmış bölgelerimize, küçük mezralara,   düşünün ki, Ağrı'da 586 tane muhtarlık var, bunların her birisine küçük okul yaptırdığınız zaman, hem masraflar büyük olur hem personel ihtiyacı yüksek düzeyde olur; artı, eğitimin kalitesi de düşer. Ama, eğer YİBO dediğimiz yatılı bölge okulları merkezî bölgelerde yapılırsa ve bu çocuklarımız burada okurlarsa, kız çocuklarımızın da bir üst derecedeki okula intikali söz konusu olabilir; aksi halde olmaz. Niçin olmaz; köy okulunda kızımız gidip okuyor; ama, 5 inci sınıfı bitirdikten sonra, ilçe merkezinde baba ana bir ev tutmak zorunda kalıyor; bu evi tutacak maddî imkânı yok. Aynı zamanda, belli, biliyorsunuz, toplum olarak dinsel ve namus bakımından çok muhafazakâr olduğumuz da ortada. O taraftan da bir korkusu var; dolayısıyla, kızımızı okula göndermiyor.

Yalnız, ben, memnuniyetle müşahede ediyorum. UNICEF ile Millî Eğitim Bakanlığımızın bu sene "haydi kızlar okula" demesiyle, 600 000 kız öğrencimizin, eşitlik ilkesi içerisinde, karşı cinsleriyle eşit bir seviyeye getirilmesi girişimi memnuniyet vericidir ve tutmuştur. Şu anda 40 000 kızımız okula devam etmektedir bu hareketle, bu faaliyetle.

Onun için, ben, şunu diyorum: Bunu destekliyorum; ayrıca, Millî Eğitim Bakanımızın şu anda Meclis gündemine getirmiş olduğu ve 30.4.1992 tarih ve 3797 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin ikinci fıkrasının….

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aslan, 1 dakikalık sürenizi başlatıyorum; lütfen konuşmanızı tamamlayınız efendim.

Buyurunuz.

NACİ ASLAN (Devamla) - ... dördüncü fıkranın değiştirilmesi, ikinci fıkranın kaldırılmasına, ben, şimdiden katkı koyuyorum; çünkü, öğretmenlere belli bir statü uygulanmazsa, doktorlarımıza statü uygulanmazsa, arkadaşlar, oralara gitmezler.

Ben, burada, aracılığınızla, bütün doktorlara sesleniyorum; allahaşkına, hipokrat yemini ettiniz. Gidin, bu fakir bölgelerimizde hiç olmazsa bir iki sene görev yapınız; ki, fazla para kazanmak istiyorsanız, en iyi para oralarda kazanılıyor. Ben Patnos'un Develi Beldesine gittim, 5 000 nüfusu var arkadaşlar. Bu 5 000 nüfusa iğne vuracak tek bir hemşire bile yok. Sağlık Bakanlığımız son zamanlarda yapmış olduğu girişimlerle bunu sağladı; ama, mütehassıs doktor olmadığı için, yazılan bir reçete, 85 kilometre geliyor ile, 85 kilometre geri dönüyor; yani, 190 kilometreden sonra ilaç alınabiliyor. Bu çok vahim bir durum. İnsan sağlığı…

Değerli arkadaşlarım, en acı durumumuz Doğubeyazıt Gümrük kapısı. Doğubeyazıt halkı perişandır. Mazot ticareti ve sınır ticareti engellendiği için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aslan, teşekkür ediyorum.

NACİ ASLAN (Devamla) - Son bir dakika bana müsaade edin, rica ediyorum.

BAŞKAN - Hayır…

NACİ ASLAN (Devamla) - Sayın Başkan, çok rica ediyorum.

BAŞKAN - Şimdi, haklısınız da, daha sonraki bir arkadaşa niye bir dakika vermediğimi izah edemem.

Teşekkür ederim efendim.

NACİ ASLAN (Devamla) - Çok rica ediyorum zatıâlinize.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Bir dakika daha verin.

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, iyi söylüyorsunuz da, sizin sürenizi uzatmam.

NACİ ASLAN (Devamla) - Bir dakika daha müsaade edin.

AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, bir dakika müsaade edin.

BAŞKAN - Sayın Aslan, saygıdeğer arkadaşlarım; bakınız, önceden sizlere izah ediyorum, arz ediyorum huzurunuzda, diyorum ki; konuşmanızı ona göre tamamlayın. 5 dakikada Türkiye'nin hiçbir meselesini halledemeyiz. Konuya temas ediyorsunuz, söylüyorsunuz; ama, burada sorunun çözümü için bir gayret sarf ediyorsanız, bu, 5 dakikada olmaz; siz de takdir edersiniz bunu.

NACİ ASLAN (Devamla) - Sayın Başkan, dönemin sonu itibariyle bir dakika daha müsaade ederseniz… Lütfen…

AHMET YENİ (Samsun) - Bir dakika daha verin.

BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlarım…

NACİ ASLAN (Devamla) - Son dönemde bir dakika daha verseniz Sayın Başkan, ne olur ki?!

BAŞKAN - Bakınız, Sayın Aslan, size bir dakika verdiğim zaman adaletli uygulamam gerektiği noktasında öbür arkadaşlara da bir dakika vermem…

NACİ ASLAN (Devamla) - Başkan, müsaade edin.

BAŞKAN - Hayır, kendi kararımı ihlal ettiğim zaman, onlara da vermem lazım. Sizinkini başlatıyorum, onlara da mecburen vereceğim; fakat, şunu söylüyorum: Bakınız, konuşmanız bittiği andan itibaren, cümleniz ağzınızda kalsa bile açmayacağım. Bunu söylüyorum.

Buyurun.

NACİ ASLAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, sizin bu iyi niyetinize, Başkanımın müsamahasına çok teşekkür ediyorum.

Bu elimdeki evraklar, muhtarların dilekçeleri, Patnos Kaymakamıyla ilgili.

Değerli arkadaşlarım, düşünün, bir kaymakam, eğer 62 tane muhtarın burada imzası varsa, İçişleri Bakanına gidiyorsa, halkı makamına almıyorsa, af buyurun, halka bilmem ne yapıyorsa, bu idareci olamaz. İdareci, halkla bütünleşmeli, halkın sorunlarını halktan dinlemelidir. Diğer taraftan, Araphan Şanlı, Ağrı Tarım İl Müdürü, muhtarı makamında tokatlıyor arkadaşlar; çok vahim bir durumdayız. Ben onun için, arz etmek için buraya geldim. O bölgelere gönderdiğimiz devletin memurları mutlaka, hamiyetli, erdemli, hukuku bilen, adaletli ve inançlı olmak zorundalar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) - Hepsinin öyle olması lazım.

NACİ ASLAN (Devamla) - Ben şunu söylüyorum, arz ediyorum, o nedenle benim sizden ricam... Ben zaten bir önceki konuşmamda demiştim, Erzurum-Ağrı sınırına "acemiler eğitim kampına hoş geldiniz" diye, levha asacağım.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Gündemdışı konuşmak üzere, Sayın Gazalcı buyurun.

Sayın Gazalcı, başta ilan ettiğim hususu, Naci Beyin, sizin ve Genel  Kuruldaki arkadaşların ısrarı üzerine kaldırdım. Sürenizi baştan 7 dakika olarak belirleyeceğim; ama, kesinlikle ondan sonra bir 10 saniye bile isteme durumunuz olmayacaktır.

Baştan sürenizi verdim, sonra tekrar 2 dakika filan diye herhangi bir talebiniz olmasın.

Buyurun efendim.

2.- Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı'nın, 45 inci ölüm yıldönümünde köy enstitülerinin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç'un, eğitimci-araştırmacı kimliğine ilişkin gündemdışı konuşması

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Peki Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Sayın  Başkan, değerli milletvekilleri; 23 Haziran 1960 tarihinde aramızdan ayrılan büyük eğitimci, köy enstitülerinin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç'u 45 inci ölüm yıldönümünde anmak için gündemdışı söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

İsmail Hakkı, köyünde ilkokulu bitirdikten sonra binbir güçlük içinde İstanbul'a gelerek zamanın Millî Eğitim Bakanı Şükrü Beye çıkmış, okumak istediğini bir dilekçeyle bildirmiştir. Bakanın ilgisiyle önce birbuçuk yıl Kastamonu Öğretmen Okulunda okuduktan sonra İstanbul Öğretmen Okulunu bitirmiştir. Daha sonra, Almanya'ya gönderilerek öğrenimini ilerletmiştir.

Yurda döndükten sonra, Eskişehir, Konya, Adana, Ankara Öğretmen Okullarında resim-iş öğretmenliği yapmıştır. Ankara'da müze ve Gazi Eğitim Müdürlüklerinde bulunmuş, 1926 yılında yapılan ilkokul programının yenilenmesinde büyük katkı vermiştir. 1935 yılında atandığı İlköğretim Genel Müdürlüğünü 1946 yılında görevden alınıncaya kadar sürdürmüştür. Bu görevi sırasında 61 ilin tamamını, 305 ilçeyi, 9 150 köyü bizzat dolaşmış, incelemelerde bulunmuştur.

O, görüşlerini düşünerek, aklın ve bilimin süzgecinden geçirerek araştırmış, gözlemlemiş, eleştirmiş, uygulamış ve geliştirmiştir. Kendi deyişiyle, bütün bu bilgilerini halk denilen tükenmez kaynaktan, memleket denilen gerçeğin taşından, toprağından, suyundan, havasından almıştır. Yaşamı boyunca da halkına hizmet etmiştir. O, köye ve topluma bir şeyler öğretmek için, önce onlardan birçok şeyler öğrenmek gerektiğini söylemiştir ve o da öyle yapmıştır.

Başta Petalozzi, Kerschehensteiner ve Dewey gibi dünya çapındaki ünlü eğitimcilerden, Emrullah Efendi, Satı Bey, Ethem Necat, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Nafi Atuf Kansu gibi yerli eğitimcilerden etkilenmesine karşın, uzun inceleme ve araştırmalarından sonra kendi eğitim görüşünü ortaya koymuştur. Ona göre, köye ve topluma bir şeyler öğretmek aşk olmuştur ve ondan da birçok şeyler öğrenmiştir.

Kendi zamanında kurulan 20 köy enstitüsünün her birine birçok kez giderek, gece gündüz orada kalmış ve oralarda bir şeyler vermiştir.

Küçük köyler için eğitmen kurslarını başlatmış, sonra da köy enstitüleri sistemine geçmiştir. Köy enstitüleri eleyici olmayan, üretici ve toplumu içinden canlandıran kurumlardı.

Gazeteci yazar Ahmet Emin Yalman kimi köy enstitülerini dolaşarak  "Yarının Türkiyesine Seyahat" adlı bir kitap yazmıştır. Ne acı ki, çıkarı bozulanlar, Yarının Türkiyesinden etkilenmişler ve köy enstitülerine kıymışlardır. Önce Hasan Âli Yücel Millî Eğitim Bakanı olarak görevinden alınmış, sonra da Tonguç alınmıştır. Önce Talim Terbiye Kuruluna verilmiş, orada da bırakılmamış, öğretmenliğe -çok sevdiği öğretmenliğe- atanmıştır; ama, Demokrat Partinin gelmesinden sonra da Bakanlık emrine alınmıştır. Tam dört yıl, maaşını yarım alarak, maalesef, hiçbir gerekçe de gösterilmeden Bakanlık emrinde kalmıştır ve sonunda, 1954 yılında da emekliye ayrılmak zorunda kalmıştır.

27 Mayıs 1960'tan sonra, yeni Anayasaya eğitimle ilgili, ilköğretimle ilgili kimi konuların girmesi için heyecanlanmış ve bir taslak hazırlamıştır. Tutanaklara geçirmek üzere -zamanımın da çok az olduğunu biliyorum- o hazırlıktan özetleyerek kimi cümleleri okumak istiyorum.

Bakın, 13 maddeden oluşan, Anayasaya girmesini istediği, bugün bile ileri hükümler şunlardır:

"7 yaşına basan kız-erkek her çocuk, 15 yaşını bitirinceye kadar, laik ilkokula, teknik okullara ve kurslara katılmaya zorunludur. Zorunlu öğrenim çağındaki her çocuk, modern bir okulda, koruyucu sağlık olanaklarından ve kitaplıklardan, taşıtlardan parasız yararlanma hakkına da sahiptir" diyor. Ayrıca, ekonomik ve toplumsal yapısına uygun, cumhuriyetçi, laik yurttaşlar olarak yetiştirmek gerektiğini, Anayasaya bir hüküm olarak girmesini istiyor. 200 gün öğretim süresinin olmasını ve 5 saatten daha az ders olmamasını istiyor. "Zorunlu öğrenim çağında bulunan çocuklar devlet okullarından başka okul ve dershanelere gidemez" diyor. Bakılmaya muhtaç kimsesiz çocukların devlet tarafından mutlaka okutulması gerektiğini söylüyor ve ilköğretim harcamasının devlet, il özel idaresi, belediye ve köy bütçelerinden karşılanmasını istiyor. 40 saniyem kaldı, geçiyorum onları.

Onun zamanında, İLKSAN kurulmuştur; ama, bugün, öğretmen sosyal tesisleri bir bir satılmaktadır. Onun, zamanında, taşıdığı bu hükümler ne Anayasaya girmiştir ne de gerçekleşebilmiştir.

Değerli arkadaşlar, Tonguç, dünya çapında bir eğitimcidir, yani kıtalararası bir eğitimcidir. Onun için, ben, bu Mecliste birkaç kere söyledim, İsmail Hakkı Tonguç ve köy enstitüleri araştırma kurumu oluşturulmalıdır. Bu kurum, özerk çalışmalıdır, yalnız Türkiye'ye değil, dünyaya katkı sunmalıdır. Ölümünün 45 inci yılında, gerçekten, önünde saygıyla eğiliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Zamanı verimli kullandığınız için teşekkür ediyorum Sayın Gazalcı.

Gündemdışı üçüncü söz, Zonguldak-Karadon Müessesesi Kilimli İşletmesi Müdürlüğünde meydana gelen göçükle ilgili söz isteyen Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan'a aittir.

Sayın Erdoğan, sizin de sürenizi, baştan uzatılmış olarak veriyorum; sürenize uygun davranınız.

Buyurunuz efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3.- Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan'ın, Zonguldak Karadon Müessesesi Kilimli İşletme Müdürlüğünde meydana gelen göçük ve sonrasında yaşanan olaylara ilişkin gündemdışı konuşması ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; geçen hafta, Zonguldak, iki konuyu gündemine almıştır; bunlardan bir tanesi, 84 üncü kurtarılış yıldönümüdür. 18 Haziranda Karadeniz Ereğlisinin, 20 Haziranda Zonguldak'ın kurtarılışı, tarihte olduğu gibi, gerçekleşmiştir. Bu kurtuluşta, cephede savaşan, özellikle denizden gelen düşmana karşı üzerine düşen görevi yaparak, o toprak parçasını Türkiye'ye kazandıran şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, gazilerimize, bize, bu Türkiye coğrafyasının Zonguldak Havzasını kazandıranlara şükranlarımızı sunuyorum. Bunlar, bizim için, kurtuluşumuzun parçası, övünç kaynağımız, gurur kaynağımız oldu; ama, bu hafta başında, üzüntü verici, Türkiye'de geçmiş yıllarda olduğu gibi, Zonguldak'ta, gaz kaçağından meydana gelen bir grizu patlaması oldu. 6 madencimizin ölümünü duyunca, yine, geçmişte olduğu gibi, Türkiye olarak üzüntümüzü hep beraber paylaştık. TTK Genel Müdürlüğü Karadon Müessesesi Kilimli İşletmesi Müdürlüğünde 16.6.2005 tarihinde meydana gelen göçükte 6 işçimiz vefat etmiştir. Bu vesileyle, TTK'nın, Valiliğin, emniyet güçlerimizin, maden sendikamızın bu olaya göstermiş oldukları duyarlı çalışmalarına teşekkür ediyorum. Bu elim kazada ölenlere Allah'tan rahmet, geride kalanlarına, ailelerine, Türk Milletine başsağlığı diliyorum.

Değerli Başkanım, değerli arkadaşlar; takdir edersiniz ki, burada 6 gencimiz,elinde olmayan nedenlerle, işte çalışırken bir kaza neticesinde ölmüştür. Bu gençlerimiz, İsmail Yavaşçı, Durmuş Dereli, Baki Veren, Erkan Çengel, Mehmet Çoban, Erol Gökbayrak'tır. Daha önce, Kozlu'da, 3 arkadaşımız aynı kaza nedeniyle ölmüştür; yine, bu yıl, dinamit patlaması neticesinde 1 arkadaşımız ölmüştür. Yani, Zonguldak'ın tarihinde, birbuçuk asırdan beri, yaklaşık olarak her yıl ortalama 58 kişi, toplam 4 500 kişi ekmeğini kazanırken, işyerinde bir kaza neticesinde hayata gözlerini yummuşlardır. Onun için, Zonguldak, yeraltında ekmeğini kazananla, onunla beraber, yeryüzünde de ekmeğini bütün Türkiye'yle, dünyayla paylaşan bir vilayettir.

Bu cenazeye katılan Sayın Bakanımıza ve bütün yetkililere teşekkür ediyorum.

Zonguldak, ekonomik olarak, geçmişte Türkiye'nin gündemine özel bir gündemle, geri kalmışlığıyla değil de, Türkiye'nin önünü açan bir lokomotif noktasında gündeme gelmiştir. Hafta başında, değerli bir arkadaşımızın, Zonguldak milletvekilimizin bu konuyla ilgili yaklaşımı, gerçekten, bizim için sadece popülizm örneğidir; bunun da gerekçesi şudur: Ajitasyon yapmaya gerek yok. Ölülerin üzerinden siyaset yapmaya, tribüne oynamaya gerek yok. O şehitler, hepimizin şehitleridir. Cephede savaşan da bizim için şehittir, ekmek parası kazanırken ölen de bizim için şehittir. O nedenle, Zonguldak'ın bu konuda eğer eksiği varsa, gerek Enerji Bakanlığımızın gerek Türkiye Taşkömürü Kurumu yetkililerinin, sebep ve sonuç ilişkisine bakarak, önemli tedbirleri alıp, bu konuda bundan sonra böyle olaylara daha önceden duyarlı hale gelmeleri gerekir. Bunun için gerekli tavsiyeler, tedbirler, talimatlar verilmiştir. Dileriz, bundan sonra böyle bir hadise tekrar gerçekleşmesin.

Bu nedenle, özel sektörü, bu noktada, yeniden, Zonguldak taşkömürünün işletmeciliğine sokan bir hükümetin parçası olarak, bu konuda, çok eğitimli, çok deneyimli, uzman insanlar tarafından, yurtiçi ve yurtdışı tedbirleri Zonguldak özel sektörünün önüne koymak lazım. 22 tane küçük, 4 tane de büyük havza olmak üzere, 26 tane yeni işletme özel sektöre verilmiştir, 170 yıllık TTK tecrübesi, birikimi özel sektörün de hizmetine, önüne konulup gereken tedbirleri almaları gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, zamanımız kısa, Zonguldak'ı, TTK'yı küçültmek gibi bir düşüncemiz yoktur; ama, gerek Türkiye Taşkömürünü gerek Ereğli Demir-Çelik Fabrikasını, bu iki sektörü Zonguldak'ın gündeminde tutarak Zonguldak'ı büyütme şansımız da yoktur. Bunların yanına yeni sektörleri açmaya çalışıyoruz.

Özellikle, Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi, ekonominin gelişmesi için hazine arazilerini özel sektöre bedava tahsis ederek orada yeni işletmelerin, yeni müesseselerin kurulmasına gayret eden bir hükümetimiz var. Bu çalışmaları gören herkes takdir ederken, Türkiye'deki istikrarı, Türkiye'deki iyi niyeti, Türkiye'deki güven unsurunu kimse gözardı etmediği gibi, Zonguldak'ın tümüne baktığımız zaman, duble yollarda... 132 kilometrelik duble yol, planlanan biçimde Çaycuma-Devrek-Gökçebey-Zonguldak-Ereğli-Alaplı Havzası en iyi şekilde yapılmaya devam edilirken, özel sektöre tahsis edilen organize sanayilerde her türlü çalışma hızlı bir şekilde yürümektedir.

Bunun ötesinde, takdir edersiniz, 1 dakikalık bir zamanım var, Ereğli Demir-Çelik Fabrikası üzerinden, bütün siyasî partiler, sendikalar, kendisine görev olarak düşen veya düşmeyen bütün sivil toplum kuruluşları, bugünlerde, açıkça, gündemi saptırmak, hedefi saptırmak noktasında farklı yaklaşımlarda bulunmaktadırlar. Biz inanıyoruz ki, Sayın Genel Başkanımızın, Başbakanımızın ve değerli bakanlarımızın bu konudaki düşünceleri Türkiye'yi koruyacak -Türkiye'yi dünyaya örnek bir memleket olarak sunmada kararlılar- Zonguldak'ın da, Karadeniz Ereğlisinin de, Erdemirin de en iyi şekilde -Türkiye'nin gündeminde- en verimli şekilde büyümesini, istihdamını ve gelişmesini sağlayacak şekilde tedbirler alacaklardır.

Ben, bu duygular içerisinde, Değerli Başkanımı ve Mecliste bulunan siz değerli milletvekillerimi en kalbî duygularla selamlıyor, şehit olanlara, tekrar, Allah'tan rahmet diliyor, onların yakınlarına ve Türk Milletine bir kez daha başsağlığı diliyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Erdoğan.

Biz de, Zonguldak'taki Kilimli İşletme Müdürlüğünde meydana gelen göçük neticesinde Hakk'ın rahmetine kavuşan işçi kardeşçilerimize Allah'tan rahmet diliyoruz; kederli ailelerine, Zonguldaklılara ve tüm Türk Milletine başsağlığı dileklerimi arz ediyorum.

Sayın Bakanım, buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Zonguldak Milletvekili Sayın Fazlı Erdoğan'ın Karadon Müessesesi Kilimli İşletmesi Müdürlüğündeki elim kazayla ilgili olarak yaptığı konuşmaya hem kendi adıma hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu adına -konuşma metnini okuyarak- cevap vermek istiyorum. Sayın Murat Başesgioğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak yaptığı çalışmaları bana iletti, kendileri olmadığı için ben sunuyorum.

Söz konusu Bakanlık; yani, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, iş güvenliği açısından işyeri denetimlerini İş Teftiş Kurulu vasıtasıyla yürütmektedir. Yüksek risk grubuna giren bu gibi yerlerde bu çalışmalar sıklıkla yapılıyor. Hem iş sağlığı hem de iş güvenliği yönünden denetimlerin sıklıkla yapıldığını belirtiyor. Bu sebeple, maden işyerleri, proje denetimleri halinde periyodik olarak teftiş programlarına alınmaktadır.

Zonguldak Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü Karadon Müessesesi Kilimli İşletme Müdürlüğü de, özelliği itibariyle, yüksek risk grubuna giren işyerlerinden olduğu için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından, kısa aralıklarla denetime tabi tutulmaktadır.

Bu işyerlerinde, 5 Nisan 1999 ile 8 Aralık 2004 tarihleri arasında 7 kez iş sağlığı ve güvenliği açısından denetim yapılmış; bu denetimlerin 2'sinde, işyerinde tespit edilen noksanlıkların derhal giderilmesi istenmiş, 5'inde ise, işyerine idarî para cezası uygulanmıştır. Bu denetimlerin sonuncusu 8-15 Aralık 2004 tarihleri arasında yapılmış, işyerinde tespit edilen 13 adet noksan hususun derhal giderilmesi istenmiştir.

16 Haziran 2005 günü saat 18.30 sıralarında işyerinde 4 üncü Ocak - 456 Taban Acılık Başyukarıda 409 arında 6 işçimizin ölümüyle sonuçlanan metan gazı degajı meydana gelmiştir. İş Teftiş Zonguldak Grup Başkanı Sezgin Ayhan kazadan hemen sonra olay yerinde önincelemelerde bulunmuştur.

Ocakta erken uyarı sistemi mevcuttur; yani, bu sistem çalışıyor, ocak gazları bir merkezden otomatik olarak gözlemlenmektedir. Buna rağmen, söz konusu olay meydana gelmiştir. İşyerinde yapılan son denetimde gaz izleme merkezinde, sadece ısı ve nem sensörlerinin çalışmadığı, diğer gaz sensörlerinin ise çalışmakta olduğu tespit edilmiştir.

Maden sektöründeki çalışmalar yüksek risk taşıdığından, gelişmiş ülkelerde de buna benzer kazalar meydana gelmektedir.

Olayla ilgili İş Teftiş Zonguldak Grup Başkanlığında görevli maden mühendisleri Baş İş Müfettişi Ali Seydi Tatar ve Baş İş Müfettişi Zeki Kömürcü görevlendirilmiş olup, olayın incelenmesi devam etmektedir diyor,  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve dolayısıyla, ben bu notları Sayın Başesgioğlu adına sizlere sunmuş oluyorum.

Bu arada, Bakanlığımla ilgili olarak da şunları söylemek isterim: Aslında, burada, Japon uzmanlar tarafından TTK'nın mühendisleri ve işçileri eğitilmektedir. Aslında, 185 tali vantilatör sistemi çalıştırılmakta, yeraltı ocaklarında da 12 fan vasıtasıyla dakikada 54 000 metreküp hava yaklaşık 300 kilometrelik galeriler boyunca emilmektedir. Aslında, doğru kurulmuş bir sistem var ve burada da Japon uzmanlar tarafından havalandırma programı kullanımı konusunda elemanlar eğitilmektedir.

Ayrıca, el tipi gaz dedektörleri çalışıyor. Armutçuk, Kozlu ve Amasra'da bulunan gaz laboratuvarları vasıtası ve taşınabilir cihazlarla bunlar ölçülmektedir.

Ayrıca, ocak havası, 5 müessesede bulunan merkezî gaz izleme sistemiyle sürekli olarak izlenmektedir.

Kozlu, İncivez aspiratörü çıkışına kurulan gaz analizörleriyle çıkış havası sürekli analiz edilmektedir.

Müesseselerde her maden mühendisi ve maden nezaretçisi el tipi metan gazı ölçme cihazına sahiptir.

İnterferometre tipi gazölçerler yanında, dijital gaz ölçme cihazları ve alarmlı metanometrelerle ocaktaki gazlar ölçülmektedir.

Tabiî, ani gaz konsantrasyonu yükselmelerinde ocak makinelerinin elektriği de otomatik olarak kesilmektedir. Bunlar önlem olarak çalışmaktadır.

2004 yılında Armutçuk merkezî gaz izleme sisteminin ihalesi yapılmıştır. Karadon ihalesi de 2005 yılında gerçekleştirildi. Ayrıca, İngiliz ADC firmasından da 5 adet tam gaz analiz seti alınarak servise verilmiştir.

Japon Hükümetiyle de, kömür ocaklarında iş güvenliğini geliştirmek ve teknik işbirliği yapmak amacıyla JICA'yla teknik işbirliği projesi gerçekleştirilmiştir. Bu projeyle çeşitli iş güvenliği ekipmanı temin edilmiş ve TTK Kurumu teknik elemanları Japonya'da eğitime tabi tutulmuşlardır.

Bu eğitimlerin yanı sıra, yeni bir önlem olarak da, bu konuda uzman olan Ukraynalı maden mühendisleriyle ve kömür işletmeciliğiyle… TTK'dan 10 uzmanı ayrıca oraya gönderiyoruz. Orada da ayrıca bunlar eğitime tabi tutulacaklar.

Bu noktada bir problem yok; çünkü, biz, bu gibi kazalarda iş güvenliğini her şeyin üstünde tutuyoruz. İşçimizin sağlığı, hayatı bizim için her şeyin üstünde. Onun için, paradan, herhangi bir yatırımdan çekinmiyoruz. Bunun için de, elimizden gelen diğer çalışmaları da yapacağız.

Bu arada, size bir istatistikî bilgi de vermek istiyorum. 1941 yılından bugüne kadar yaşanan 70 gaz olayında 754 işçi hayatını yitirmiş, 599 kişi yaralanmış.

TTK'da meydana gelen toplam iş kazalarına da bakarsak, 3 713 kişi vefat etmiş, 377 369 kişi yaralanmış. Ölümlü kazaların yıllık ortalaması 58, yaralanma kazalarının ise 5 989.

2004 yılında, 1'i kalp krizi olmak üzere 5 ölü ve 2 202 yaralanma olmuş. Yani, çift haneli rakamlardan tek haneli rakamlara inmeyi, bir teselli ifadesi olarak söylüyorum. Bu, alınan tedbirlerle böyle olmuştur; ama, bütün ümidimiz ve çalışmalarımız, bunun hiç olmaması yönündedir. Bunun için de gayretlerimiz sürüyor; ama, tabiatı icabı, maden mühendisliği, maden işleri, bu endüstri, kendine has özellikleri de içerdiği için, bütün tedbirlerin alınmasına rağmen, zaman zaman, istenmeyen bu tip kazalar olmaktadır; ama, dediğim gibi, teknolojinin ulaştığı seviye, bizim üzerinde durmak için yapacağımız, göstereceğimiz ciddiyet, bunu sıfıra yaklaştırmalıdır diye düşünüyoruz. Bunun için de, bütün gayretlerimizi bu yönde seferber ettik, yatırımlarını da ona göre yapıyoruz.

Bu arada, Sayın Fazlı Erdoğan Beye, yapılan bir çalışma hakkında da bilgi vermek istiyorum. Bildiğiniz gibi, Ereğli Demir-Çelik ile TTK arasındaki mesafe, aşağı yukarı 46 kilometredir. Buna rağmen, geçen konuşmamda da ifade ettiğim gibi, 46 kilometre uzaktan kömür almayıp, 16 000 kilometre uzaktan, Avustralya'dan kömür almaktadır.

Bununla ilgili güzel bir proje hazırladık. Bildiğiniz gibi, Zonguldak ile Ereğli arasında 46 kilometrelik yolun 22 kilometresinde demiryolu var, geri kalan kısmında demiryolu yoktu. Buraya demiryolu yapmaya kalksaydık 200 000 000 dolar para harcayacaktık; fakat, çok akıllıca bir proje geliştirdik. 200 000 000 dolar harcayacağımız yerde, 20 000 000  dolar para harcayarak, ikisi arasına tren ferisi koyduk. Tren ferisi koyarak, vagonları trene yüklüyoruz; dolayısıyla, vagonları, feriye koyuyoruz ve denizden vagonları taşıyoruz. Böylece 20 000 000  dolara 200 000 000 dolara yapılan işi yaptık ve iki yılda da bunun parası çıkıyor. Çünkü, her yıl 10 000 000 dolar Türkiye Taşkömürü İşletmelerine buradan para kalıyor.

Bunun iki faydası var: Hem kömürü alıyoruz oradan Ereğli'ye götürüyoruz, hem de Ereğli Demir-Çeliğin ürünlerini denizyoluyla Zonguldak'a, oradan tren yoluyla  Ankara'ya ve diğer yerlere gidiyor. Dolayısıyla, bu bağlantıyı da sağlamış olduk ve iki yılda da bunun parası çıkacak. 200 000 000 dolar yerine 20 000 000 dolarla bu işi hallettik ve 10 000 000 dolar da TTK'ya para kalmış olacak. Böylece yerli kaynakları da daha fazla kullanma imkânına sahip olmuş oluyoruz.

Dolayısıyla, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Murat Başesgioğlu'nun görüşlerini size ifade ettim. Bu arada, kendi görüşlerimi de sizlere sunma imkânını buldum. Bu kazaların, tabiî ki, olmaması en büyük dileğimiz. Gayretimiz ve çalışmalarımız da bu yöndedir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

1 adet Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman ve 22 milletvekilinin, GAP bölgesinde aşırı ve bilinçsiz sulamadan kaynaklanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/294)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Fırat ve Dicle Nehirleri üzerinde yapılması öngörülen barajları, hidroelektrik santralleri ve sulama tesisleri ile altyapıdan sanayie, tarımdan sağlığa, ulaşımdan eğitime kadar pek çok alanda birbirleriyle ilişkili projeler bütünü olan GAP, çoksektörlü, entegre bölgesel kalkınma projesi olarak ülkemiz için hayatî öneme sahiptir.

Bu projenin 2005 yılında tamamlanması öngörülmüşse de, gelinen noktada enerji üretimi dışındaki tüm hedeflerin tutturulamadığı görülmektedir. Proje yatırımların durma noktasına gelmesi nedeniyle, tamamlama yılı 2010 yılına uzatılmıştır. 35 yılda 16 milyar dolar harcanan ve 75 bin kilometrekarelik bir alanı ve 9 ili kapsayan GAP'ın 2010 yılında bitirilebilmesi için 16 milyar dolarlık bir bütçeye daha gereksinim bulunmaktadır.

Ülkenin en önemli yatırımı olan projenin en dikkat çekici hedeflerinden biri de, yıllarca suya hasret Harran Ovası ile diğer tarıma elverişli arazinin suya kavuşması olmuştur.  Ancak, gerçekleştirilen sulama projeleri tarımda umulan gelişmeyi henüz sağlayamamıştır. Bölgenin sulanabilir topraklarının sadece yüzde 13'lük bir bölümü sulanabilmiştir. Her yıl 30 000 hektar alanın sulamaya açıldığı dikkate alınırsa, sulama yatırımlarının ancak 2040 yılında tamamlanması beklenmektedir.

Proje tamamlandığında 1 700 000 hektarlık alanın sulanması planlanırken, bugün itibariyle proje kapsamında yaklaşık 222 000 hektarlık bir alan sulanabilmekte, sulanan bu alanların aşırı ve bilinçsiz sulanması yanında, proje gereği yapılması gereken tarla içi drenaj sisteminin yapılmaması sonucunda, GAP topraklarında 15 000 hektarlık bir alanda tuzlanma, çoraklanma meydana gelmiştir. Uzun yıllar sulu tarım yapılmamış alanlarda drenaj sistemi büyük önem taşıdığı halde yeterli drenaj kanalının olmaması bölgeyi çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır.

Harran Ovası arazisi genellikle kil ağırlıklı olup yüksek özgül tutma kapasitesiyle bünyesinde çok miktarda su tutmaktadır. Dolayısıyla, çoraklanma ve tuzlanma gibi olumsuzlukların bir an önce giderilmesi için, proje gereği yapılması gereken tarlaiçi drenajın, ovadaki arazilerin jeolojik özellikleri dikkate alınarak en kısa sürede gerçekleşmesi gerekmektedir.

Harran Ovasında 2000 yılında 11 403 hektar tuzlu alan bulunurken 2005 yılında bu alan 15 000 hektara ulaşmıştır. Yine, 1993 yılında 2 675 hektar alanda taban suyu sorunu ortaya çıkmışken, 2005 yılında tabansuyundan etkilenen alan 50 000 hektarı ulaşmıştır. Bu ürkütücü tablo, önlen alınmazsa giderek artmaya devam edecektir.

Suya kavuşan alanların büyük kısmını kapsayan Urfa-Harran Ovasında aşırı sulama nedeniyle verim artışı değil toprak kaybı yaşanmıştır. 130 000 hektarlık ovanın yaklaşık dörtte 1'inde bu yüzden tarım yapılamaz hale gelmiştir. Vatandaşlarımız, çok sulamayla daha çok ürün alırım düşüncesiyle toprağın bu özelliğinden habersiz olarak toprağı sulamıştır; sonuç ortadadır.

Harran Ovasındaki sulamanın birliklere devriyle beraber yürütülen hizmetlerde aksamalar başgöstermiş, ortaya çıkan tabloda ise, personel yetersizliği, bakım-onarımdaki ödenek eksikliği, temizlik için makine parkı eksikliği gibi sorunlar çıkmıştır. Ayrıca, kurumların ve ilgili odaların, bölgenin durumuyla ilgili istatistikî bilgilerinde belirgin farklılıklar göze çarpmaktadır. Bölgede şu anda 50 000 hektar alanın drenaj sorunu bulunduğu bilinirken, sadece 8 000 hektara drenaj sistemi tesis edilmiş, kalan 42 000 hektar alanda ise henüz drenaj sistemi kurulmamıştır. Bu önlemin gecikmesi her geçen gün topraklarımızın biraz daha kaybına neden olmaktadır. Uzmanlar ise, tuzlanan toprağın bir daha geriye kazanılamayacağını, ayrıca, bilinçsiz sulama ve yetersiz tesviye nedeniyle ciddî miktarda toprağın sulamayla birlikte erozyona uğrayarak kaybolduğunu ifade etmektedir.

Ortaya çıkan bu tablonun nedenleri ile alınması gereken tedbirlerin tüm devlet olanaklarıyla ortaya çıkarılıp koordineli bir şekilde mücadele etme zamanının geçmekte olduğu görülmektedir.

Bu nedenle, aşırı ve bilinçsizce sulamayla toprakta ortaya çıkan çoraklanma ve tuzlanmanın önlenebilmesi ve bu sorununun önüne geçilebilmesi için daha etkin bir araştırmanın yapılabilmesi amacıyla, Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılması konusunda gereğini arz ederiz.

Saygılarımızla.

1 - Yahya Akman                                   (Şanlıurfa)

2 - Zülfükar İzol                                        (Şanlıurfa)

3 - Sabahattin Cevheri   (Şanlıurfa) 

4 - Mahmut Kaplan    (Şanlıurfa)

5 - Mehmet Özlek      (Şanlıurfa)

6 - A. Müfit Yetkin     (Şanlıurfa)

7 - Ali İhsan Merdanoğlu             (Diyarbakır)

8 - M. Nezir Nasıroğlu (Batman)

9 - Mehmet Ali Suçin (Batman)

10 - Nihat Eri                  (Mardin)

11 - İbrahim Hakkı Birlik                    (Şırnak)

12 - Mehmet Sarı       (Gaziantep)

13 - Veli Kaya                                                       (Kilis)

14 - Ahmet Uzer                                     (Gaziantep)

15 - Mehmet Faruk Bayrak                (Şanlıurfa)

16 - Nurettin Aktaş   (Gaziantep)

17 - Cavit Torun                                  (Diyarbakır)

18 - Mehmet Fehmi Uyanık             (Diyarbakır)

19 - Selahattin Dağ           (Mardin)

20 - Fatma Şahin                                    (Gaziantep)

21 - Abdullah Veli Seyda (Şırnak)

22 - Hasan Kara                                              (Kilis)

23 - Öner Ergenç            (Siirt)

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

BAŞKAN - 1 inci sırada yer alan kanun teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu gelmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.

2 nci sırada yer alan, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

2.- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/995) (S. Sayısı: 940) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Tasarının 25 inci maddesini okutuyorum:

Personelin statüsü

MADDE 25.- Genel Müdürlük personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbidir. Genel Müdürlükte, bu Kanunun eki (II) sayılı cetvelde yer alan pozisyonlarda belirtilen unvan ve sayıda teknik personel idarî hizmet sözleşmesiyle istihdam edilebilir. İdarî hizmet sözleşmesiyle istihdam edilenler, ücret ve mali haklar dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbidir.  

İdarî hizmet sözleşmesi ile çalıştırılanlar emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tâbidir. Bunlar emeklilik açısından Bakanlık bağlı genel müdürlüklerinin emsali personeline denk statüde olduğu kabul edilir.

İdarî hizmet sözleşmesi ile istihdam edilenlerin sözleşme usûl ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşit ödeme tutarı, Genel Müdür için belirlenen her türlü ödemeler dahil mali ve sosyal haklar tutarını geçmeyecek şekilde, Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenir. 

İdarî hizmet sözleşmesi ile çalıştırılan personel, Türk Ceza Kanununun uygulanmasında memur sayılır ve bu personelin ifa ettikleri  görevlerinden doğan suçlardan dolayı haklarında memurlarla ilgili hükümler uygulanır.                               

Ayrıca, özel bir meslek bilgisi ve ihtisası gerektiren işlerde, zaruri hallere münhasır olmak üzere, genel hükümlere tâbi olmaksızın geçici olarak yabancı uyruklu sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Ancak, bu şekilde çalıştırılacakların sayısı (II) sayılı cetvelde belirtilen pozisyon  sayısının yüzde onunu geçemez.

23 üncü maddeye göre teknik denetçi olarak görevlendirilenlerden idarî hizmet sözleşmesi  ile istihdam edilmeyenlere her ay aylıkla birlikte, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil)  brüt tutarının yüzde ikiyüzünü  geçmeyecek  şekilde, Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenecek miktarda sivil havacılık denetleme tazminatı ödenir.

 BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce; buyurun. (Alkışlar)

Konuşma sürenizi birleştirerek veriyorum.

Sayın İnce, sürenizin sonunda konuşmanızı tamamlayamazsanız, konuşmanızı, cümlelerinizi tamamlamanız için 1 dakikalık eksüre vereceğim.

CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben, konuşmama, öncelikle, Ulaştırma Bakanını, Sayın Bakanı kutlayarak başlamak istiyorum; çünkü, düşününüz ki, bu ülkede, bu kadar popüler olmak, bu kadar gündemde kalmak gerçekten zor iş!.. İsterdim ki, Sayın Bakan, burada olsun. Dün, Meclis koridorlarında kamyoncular geziyor… 3 000 kişi Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonunda toplantı yaptılar. Dün, burada, 500 kişi, illerdeki nakliyat kooperatiflerinin temsilcileri panel düzenlediler, Meclis koridorlarındaydı. Yalova'ya gidiyorum, şehir hatları vapuru çalışanları "aman, Ulaştırma Bakanından şikâyetçiyiz" diyorlar. Adapazarı'ndan geçerken, treni yanlış hızlandırdığını söylüyorlar. Gün geçmiyor… Bir bakıyorsunuz, Haydarpaşa Garı gündeme geliyor. Yani, o kadar popüler ki Sayın Bakanımız, ya oğlunun gemi almasıyla gündeme geliyor ya kamyoncuların sorunlarıyla geliyor ya şehir hatları vapurlarında çalışanlarla geliyor. Ben, düz yazıdan pek anlamıyor, daha kafiyeli bir yazıyla anlar diye, Sayın Bakana, uyaklı birkaç dize okumak istiyorum.

BAŞKAN - Sayın İnce…

Bakınız, arkadaşlar, burada karşılıklı olarak birbirimize, kanun maddesiyle ilgili olmayan hususlarda atıfta falan bulunursak, çalışma süresini uzatmış oluruz. Bu Meclisin saygınlığını korumak da hepimizin birden görevidir.

Sayın İnce, istirham edeyim, kanun tasarısıyla ilgili görüşlerinizi beyan ederseniz, çok memnun olurum. Lütfen…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sayın Başkan, ben kanun tasarısıyla ilgili görüşlerime gelmeden önce, Bakanlıkla ilgili genel bir değerlendirme yapma hakkına sahibim.

BAŞKAN - Hayır, maddeyle ilgili konuşacaksın; lütfen yani…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Maddeyle ilgili konuşacağım; ama, Sayın Bakanın…

BAŞKAN - Ama, Sayın Bakanın şahsıyla ilgili bir gündem maddesi yok ki, konu yok ki; lütfen…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sayın Başkan, burada futbol maçı anlatanlar var. Bu şekilde müdahalenizi kınıyorum gerçekten. Tarafsızlığınıza gölge düşürüyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın İnce, lütfen…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Ben, Sayın Bakanın…

BAŞKAN - Konuşmalarınıza dikkat ediniz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sayın Bakanın…

(Hatibin mikrofonu Başkan tarafından kesildi)

BAŞKAN - Sayın İnce, istirham edeyim, kullandığınız sözcüklere lütfen dikkat ediniz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sizi... Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sayın İnce, lütfen…

MUHARREM İNCE (Devamla) - Daha ne dediğimi dinlemeden "Sayın İnce" diyorsunuz!..

BAŞKAN - Kullandığınız kelimeyle ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmadım, böyle bir ifadede bulunmadım ve o kelimeyi, lütfen, kullanma hakkınız yoktur; istirham edeyim. Yani, burası lâyüsel, istediğiniz şekilde konuşulacak bir mekân değildir, istirham ediyorum. Lütfen…

Buyurunuz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sayın Başkan, bugünkü sinirli halinizi anlayabilmiş değilim; ancak, ben, Sayın…

BAŞKAN - Sayın İnce, bakınız, şahıslarla ilgili konuşmanızın dışında ben size geniş bir şekilde tolerans da tanıyacağım; ama, bunu yapınız. Şahıslara bunu yöneltirseniz... Lütfen… Bu konuda anlaşamayız. İstirham ediyorum…

Buyurunuz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Siz beni konuşturmamaya kararlısınız ama, ben yine de anlatmaya çalışayım.

Şimdi, tabiî ki maddeyle ilgili konuşacağım; ben burada 15 dakikayı Sayın Bakanın genel uygulamalarına ayıracak değilim. Sayın Başkanı da memnun etme açısından, maddeyle ilgili konuşmamla başlayayım o zaman.

Geçen hafta üniversiteye giriş sınavları yapıldı. Şimdi, buradan Sayın Bakana soruyorum: Bu çocuklar sivil havacılıkla ilgili yüksekokulları tercih etsinler mi etmesinler mi? Mademki bu sektörün kalifiye eleman sorunu var, o zaman, önümüzdeki günlerde ÖSS'ye giren gençlerimiz bu konuda tercih yapsınlar mı yapmasınlar mı? Siz bu sorunları çözecek misiniz çözmeyecek misiniz? Gelişen bir sektör bu sektör; gelişen bir sektörse, iş olanakları var mı yok mu? Bunlara cevap vermesi lazım Sayın Bakanın; ama, 1986'da, Eskişehir'de Sivil Havacılık Yüksekokulu kuruluyor, Kayseri'de 1996'da kuruluyor, başka üniversitelerde kurulma kararı alınıyor; ama, yapılamıyor.

Bu okullarda 5 tane bölüm var: Hava trafik kontrol, havacılık elektrik-elektroniği, pilotaj, sivil hava ulaştırma işletmeciliği, uçak gövde, motor bakım gibi.

Bu çocuklar beş yıl okuyorlar, bir yıl hazırlık okuyorlar, yabancı dil öğreniyorlar, bu ülkede iyi bir eğitim alıyorlar; ama, Bakan, bunların sorunlarından haberdar mı acaba?

Bakın, iki okulu araştırdım. Bu iki okulda da, Eskişehir ve Kayseri'deki okullarda da akademik personel yok. Okul müdürleri hariç, doktorasını yapmış hiç kimse yok; doçent yok, profesör yok. Okul müdürlerinden birisi nükleer fizikçi, diğeri kimyacı; konuyla ilgili değil. Bütün bu sorunlar Sayın Bakanı acaba ilgilendiriyor mu ilgilendirmiyor mu; bunları doğrusu merak ediyorum.

Şimdi, bir kanun tasarısı gelmiş, kadro vereceğiz. Kaç kişiye kadro vereceğiz; saydım o kadroları, 165 kişi. Bu 165 kadronun, acaba kaç tanesi Sivil Havacılık Yüksekokulu mezunlarına ayrılmış. Onları saydığımızda 7 tane olduğunu görüyoruz. Yani, siz, bu sektörün kalifiye eleman sorunu var diyeceksiniz, o okulların akademik personel sorununu çözmeyeceksiniz. Müfredatla ilgili uyumsuzlukları var, onları YÖK'le işbirliği yaparak çözmeyeceksiniz! Ayırdığınız 165 kadronun 7 tanesini bu çocuklara ayıracaksınız; sonra da, bu gelişen sektörü ayağa kaldırdığınızı söyleyeceksiniz! Buna gerçekten inanmak zor.

Bakınız, bu okullardan mezun bir öğrencimiz mektup yazmış. Bir paragrafını size okumak istiyorum: "Sonuç olarak…"

Sayın Başkan, bana müdahale ediyorsunuz; ama, buralarda konuşanlara da müdahale etseniz de, konsantrasyonum bozulmasa diyorum.

İSMET ATALAY (İstanbul) - Telefonla konuşuyorlar.

MUHARREM İNCE (Devamla) - "Sonuç olarak, biz, sivil hava ulaştırma işletmeciliği mezunları, ne Ulaştırma Bakanlığında ne Türk Hava Yollarında ne Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde ne de DHMİ'de istihdam edilememekteyiz. Bu kurumlar, eğitimini almış kişilere ihtiyaç duymayıp, personel alımını normal üniversite mezunlarından gerçekleştirmektedir. Bunun yanında, eğitim süreci içerisinde, THY tarafından verilen ve maliyeti 4 000 - 5 000 dolar olan sertifikalar verilmekte; fakat, mezun olduktan sonra, verilen bu sertifikalar hiçbir işe yaramamaktadır. Türk Hava Yollarında istihdam edilememekteyiz.

Yukarıda bahsetmiş olduğum konular hakkında yardımcı olacağınıza inanıyorum."

Bu, bir delikanlımız.

Bütün bunlardan Sayın Bakanın haberi var mı yok mu; doğrusu şaşırıyorum! Geçtiğimiz günlerde, Sayın Bakan, Eskişehir'deki okulu ziyaret etti ve bu okulda kendisine bir dosya sunuldu, okulun sorunlarıyla ilgili; ama, o okulun sorunlarıymış, müfredatla ilgili uyumsuzluklarmış, kadro sorunuymuş, Sayın Bakan, ne yazık ki bunlarla ilgilenmiyor. Ya açıklamalarında kızılcık şerbeti içtiğini söylüyor ya onları azarlıyor ya da -havacılıkla ilgili olup da bazı konularda espri yapmamak mümkün mü- "havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun" diyor. Kendisi iktidar olduğu için havasının iyi olduğuna inanıyor; ama, bu gidişle, insanın havasını bozarlar diye düşünüyorum.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, devamlı ve hızlı gelişme gösteren, ileri teknolojinin uygulandığı, sürat ve emniyet faktörlerinin büyük önem taşıdığı, sivil havacılık sahasındaki her türlü faaliyeti ulusal çıkarlarımız ve uluslararası ilişkilerimize uygun şekilde düzenleyen ve esaslarını belirleyen bir birimdir. Neredeyse, havacılıkla ilgili her kararı bu birim almaktadır. Bunun anlamı şudur: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, ülkemizin havacılık politikasını belirleyen bir kuruluştur. Böylesine önemli bir kuruluşun teşkilat yasası bu şekilde olmamalıdır.

Hepimiz diyoruz ki, bu konuda bir ulusal politika oluşturulmalıdır ve ulusal politika oluşturmamız gereken en önemli konulardan birisinin de sivil havacılık olduğunu hepimiz biliyoruz; ancak, görünen o ki, getirdiğimiz kanun tasarısının, Bakanın kişisel bilgisine, kişisel birikimine ve bu konudaki, Bakanın yeteneklerine bağlı olduğunu görüyoruz. Bu çok yanlıştır; bakandan bakana değişen bir sivil havacılık politikası, tıpkı, millî eğitimde yaptığımız hataların benzerlerini tekrar yapacağız anlamına gelmektedir.

Sayın milletvekilleri, yine burada eleştirmemiz gereken konulardan birisi de kadrolaşmayla ilgilidir. Bazı isimler vereceğim burada. Türk Hava Yollarıyla ilgili, yönetim kurulu ve şirket üst düzey yöneticileri arasında, daha önce uçak şirketi yönetmiş yalnızca bir kişi vardır; isimlerini veriyorum: Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin, İstanbul Belediye Başkanlığı eski Belediye İktisadî Teşebbüsleri Daire Başkanı; Genel Müdür Abdurrahman Gündoğdu, İstanbul Belediye Başkanlığı Ulaşım AŞ Genel Müdürü; Genel Müdür Teknik Yardımcısı Doç. Temel Kotil, Sayın Recep Erdoğan'ın Belediye Başkanlığı döneminde, İstanbul Belediye Başkanlığı Araştırma Planlama Koordinasyon Dairesi Başkanı; Genel Müdür Malî Yardımcısı Kadir Fazlı Danışman, KOMBASSAN'a bağlı, batan, Alfa Havayollarından geldi; Uçak Revizyon Atölye Başkanı Bilal Ekşi, İstanbul Belediye Başkanlığı Ulaşım AŞ'den geldi; İmalat Tamir Atölye Müdürü Müjdat Uludağ, İstanbul Belediye Başkanlığı Ulaşım AŞ'den geldi; Yer İşletme Başkanı Kemal Okutan, İstanbul Belediye Başkanlığı Ulaşım AŞ'den geldi; Yer İşletme Başkan Yardımcısı İhsan Baytan, İstanbul Belediye Başkanlığı Ulaşım AŞ'den geldi. Bunların hepsini takdirlerinize sunuyorum.

Sayın milletvekilleri, bu kanun, bir Ömer Dinçer Kanunudur; bunu hepimiz biliyoruz. Bu kanunda, genel bir zihniyetin yansıması vardır. Kamu Yönetimi Yasa Tasarısı vetoyu yiyince, Başbakanlık, bakanlıkları uyarıyor; Tarım Bakanlığını uyarıyor, Millî Eğitimi uyarıyor, Ulaştırmayı uyarıyor; diyor ki: "Yapacağınız düzenlemeler Kamu Yönetimi Yasasına göre yapılsın." Nedir buradaki zihniyet?.. Biz, burada, tüm personelin sözleşmeli olmasına, sözleşmeliliğin yaygınlaştırılmasına karşı çıkıyoruz; tabiî ki, istisnaî kadrolar hariç olmak üzere. Denetimin özel şirketlere yaptırılmasına, koşulsuz olarak devrine karşı çıkıyoruz. Kanunda açıkça belirtilmesi gerektiğini, hangi koşullarda yapılacağının belirtilmesi gerektiğini söylüyoruz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; burada, 25 inci maddeyle ilgili söyleyeceklerim daha çoktu; ama, Sayın Başkan, başlarken daha benim konsantrasyonumu bozduğu için, son cümleyle…

BAŞKAN - Sayın İnce, daha 5 dakikanız var. Önceki kullandığınız vakitleri de hesaba almadım; buyurun.

MUHARREM İNCE (Devamla) - O 5 dakikayı da size bağışlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Son sözlerim şunlar olacaktır sayın milletvekilleri:

Oğluna gemi alansın,

Kamyoncuyu yerden yere vuransın,

Treni yanlış hızlandıransın,

Havacılığı kırdıransın,

Sen ne meşhur Bakansın.

Unutma ki halk bunu anlar,

İlk seçimde havanızı bozar.

Saygılarımı sunuyorum Yüce Meclise. (CHP sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Seçimlerde görüşmek üzere canım!

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İnce.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Bakanım, konuşma yapacaksanız Hükümet adına, kürsüye buyurabilirsiniz.

Buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Ben size söylemedim ki, Ulaştırma Bakanına söyledim.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Biliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sadece kısa bir açıklama yapacağım.

Bu kanun, aslında, sekiz yıldır hazırlanan bir kanun; yani, sekiz yıldır hazırlanıyor. Biraz önce bahsettiğiniz, Sayın Müsteşarla, Sayın Ömer Dinçer'le ilgisi yok; sekiz yıldır hazırlanan bir tasarı. Kaldı ki, bu konuda da sizin desteğiniz olduğu söylenmişti; ben, sadece bunu hatırlatmış oluyorum.

Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Madde üzerinde 1 adet önerge vardır; 25 inci maddeye bağlı (II) sayılı cetvelde değişiklik yapılmasını öngören önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 940 sıra sayılı "Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı"nın 25 inci maddesine bağlı (II) sayılı cetvelde yer alan pozisyonlara, 5 adet "AIM (Havacılık Bilgi Yönetimi) Uzmanı" pozisyonunun ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.

Salih Kapusuz Ahmet Çağlayan Hacı İbrahim Kabarık

             Ankara                      Uşak                     Bartın

           Alaettin Güven        Mehmet Ceylan

          Kütahya                  Karabük

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yeniden yapılandırılan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü içerisinde her türlü bilginin temini, formatlanması ve sunulmasına ilişkin görevler yapmakla  yükümlü kılınan enformasyon biriminin oluşturulmaması çok büyük eksiklik olacağından, Ek (II) sayılı cetvele 5 adet "AIM (Havacılık Bilgi Yönetimi) Uzmanı" pozisyonunun eklenmesi gerekmektedir.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza…

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN - Tamam, karar yetersayısını arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yetersayısı yoktur; birleşime 5 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 15.02

 

 

 

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.16

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

940 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER  (Devam)

2.- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/995) (S. Sayısı: 940) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

25 inci maddeye bağlı (II) sayılı cetvelde değişiklik yapan önergenin oylamasında karar yetersayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunup, karar yetersayısını arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır.

Şimdi, maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda, maddeye bağlı (II) sayılı cetvelde yapılan değişiklikle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

26 ncı maddeyi okutuyorum:

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Gelirler, Anlaşmalarla Hizmet Yapma ve Anlaşmazlıkların Halli

Gelirler

MADDE 26 . - Genel Müdürlüğün gelirleri şunlardır:

a) Genel Müdürlükçe, bu Kanun ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve yönetmelikler gereğince verilen ruhsatlar, sertifikalar, tescil belgeleri, lisanslar, her türlü izin ve diğer yetki belgeleri, anılan belgelerin yenilenmesi ile tescil işlemleri karşılığında elde edilecek gelirler.

b) Yeterlik belgesini haiz sivil havacılık personeli sınavları ve bunların denetimleri için yapılacak çalışmalar karşılığında elde edilecek gelirler.

c) Genel Müdürlüğün görevi kapsamında bulunan ve uluslararası kural ve standartlar ile kanunlar ve yönetmeliklerle belirlenmiş her türlü denetlemelerden elde edilecek gelirler.

d) Genel Müdürlükçe verilecek kurs, toplantı, konferans, seminer ve eğitim faaliyetlerinden elde edilecek gelirler.

e) Her türlü basılı evrak, form ve yayınlardan elde edilecek gelirler.

f) Müşavirlik hizmetlerinden elde edilecek gelirler.                                                                                                     

g) Genel Müdürlük lehine takdir edilen ve dağıtıma tabi tutulan bölüm dışında kalan vekalet ücretleri.

h) Genel Müdürlük görev kapsamında sözleşmelerle yapılan hizmetlerden elde edilen gelirler.

i) Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ile Genel Müdürlük arasında yapılacak protokol çerçevesinde Eurocontrol gelirlerinden alınacak pay.

Genel Müdürlük gelirlerinin giderlerini karşılaması esastır. Gelirlerin giderleri karşılayamaması halinde doğabilecek açık, genel bütçeden karşılanabilir.

Gelirlerin tahsil zaman ve yöntemleri, Genel Müdürlükçe hazırlanıp Bakanlıkça onaylanacak yönetmelikle belirlenir.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Eskişehir Milletvekili Mehmet Ali Arıkan.

Sayın Arıkan, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ALİ ARIKAN (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 26 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ve şahsımın görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bugün ülkemiz açısından büyük önemi haiz bir tasarıyı görüşmekteyiz. Değişimin süreklilik kazandığı, baş döndürücü gelişmelerin yaşandığı dünyamızda bazı sektörlerin önemi daha da artmıştır. Önem kazanan sektörlerden biri de, sivil havacılık sektörüdür. Sivil havacılık sektörünün gelişmişliği ülkelerin refah düzeyleriyle paralellik arz eder. Takdir edeceğiniz üzere, yükselen ve önemleri artan sektörlerin etkin ve sağlıklı bünyesi, bu sektörlerde modern yönetim anlayışlarının benimsenmesiyle yakından ilgilidir.

Bu çerçevede, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün yeniden teşkilatlanması büyük önem arz etmektedir. Tüm sivil havacılık sisteminin denetiminden sorumlu olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, havacılık personelinin lisanslarının düzenlenmesi, havacılık faaliyetlerinin ruhsatlandırılması, Türkiye'nin hava sahasındaki tüm uçuş hizmetlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri, Dışişleri Bakanlığı ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğüyle işbirliği içinde koordinasyonu sağlamakla görevli bulunmaktadır. Özetle, gelişmiş bir sivil havacılık sektörüne sahip olmanın temel aktörlerinden biri Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüdür. Bu nedenle, Genel Müdürlüğün ne derece etkili bir yönetim sergilediği, ne derece nitelikli kadrolara sahip olduğu son derece önemli olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, geçen ay içerisinde bir özel havayolu şirketimizin başına gelenler Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü ülkemizin gündemine taşımıştır. Malumunuz olduğu üzere, Hollanda, bir özel havayolu şirketimizin uçuşlarına güvenlik gerekçesiyle yasak getirdi. Hollanda'nın bu uygulamasına  Almanya, Fransa ve İsviçre de katıldı. Söz konusu uçuş yasağının kaldırılması için yetkililer Türkiye'den Hollanda'ya gittiler. Hollandalı ve Alman teknik heyetler söz konusu havayolu şirketlerinde incelemede bulundular. Ulaştırma Bakanı mekik diplomasisi yürüttü. Kamuoyuna yansıyan haberler, teknik yeterlilik koşulunun kanıtlandığı ve bu suretle yasağın kaldırıldığı yönünde oldu.

Değerli milletvekilleri, kısa vadeli düşünüp, "sorun aşıldı, her şey aynen devam etsin" demek son derece yanlış bir yaklaşım olacaktır. Aslında uluslararası bir krize dönüşen bu sorun tamamen Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü kaynaklıdır. Genel Müdürlüğün daha etkili bir yönetim sergilemesi, ulusal ve uluslararası platformda daha aktif olması gerekmektedir. Geçen ay vuku bulan olay mekik diplomasisiyle, çeşitli girişimlerle çözüme kavuştu; ama, yarın bu olay başka bir şirketimizin başına geldiği zaman ne yapacağız; bu sorunun tek yanıtı sorunun ortaya çıkmasına fırsat vermeden gerekli girişimlerde bulunmaktan geçmektedir. Bu nedenle, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün teşkilat ve görevlerinin yeniden yapılandırılması zarurîdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün teşkilat ve görevlerinin yeniden yapılandırılması olumlu olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Önemli olan zihniyetin değişmesidir. Düşünce yapısı, bakış açısı değişmedikçe, hangi kanunî düzenleme yapılırsa yapılsın istenen amaca ulaşmak mümkün değildir. Bu çerçevede atılacak ilk adım, nitelikli kadroların görev başına getirilmesidir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün yönetimine bakıyorsunuz, ilk genel müdür, iki genel müdür yardımcılığından biri vekâleten yönetiliyor, diğeri boş. Daire başkanlıklarının da durumu aynı; dört daire başkanlığından üçü ehliyetsiz -özür dilerim- başkanlar tarafından yönetiliyor, dördüncü başkanlığın da koltuğu boş.

Daire başkanlarının sivil havacılıkla ilgili eğitime sahip olmadıklarıyla ilgili iddialar, başkalarının yeterlilikleri hakkında çok ciddî endişeler yaratmaktadır. Yönetici kadroların konularında ehil, havacılık alanında bilgi ve tecrübe sahibi olmaları gerekmez mi? Bu hususların bir kez daha gözden geçirilmesi şarttır. Bugün görüştüğümüz kanun tasarısında bu çeşit durumların düzeltilmesine yönelik bir çaba görmemekteyiz.

Tasarıyla, kuruma genel müdür, genel müdür yardımcısı ve daire başkanı olarak atanacaklar arasına inşaat mühendisleri ile mimarlar da eklenmiştir. Bu, son derece ilginçtir. Bu tür düzenlemelerin Genel Müdürlüğün uğraş alanıyla nasıl bağdaştığını anlamakta zorluk çekmekteyim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde havacılık alanında eğitim veren birçok yüksekokul ve fakülte bulunmaktadır. Daha önceki konuşmalarımda da söylediğim gibi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi bünyesinde yer alan Sivil Havacılık Yüksekokulu, bu kuruluşların önemlilerinden biridir. Yüksekokul, Türk sivil havacılık sektörünün gelişim hızına paralel olarak, artan uluslararası sivil havacılık standartlarına uygun yetiştirilmiş, kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak üzere 1986 yılında eğitime başlamıştır. Öğrencilere uygulamalı eğitim yaptırmayı amaç edinen yüksekokulda uçak bakım merkezi mevcuttur. Bu merkez, toplam 7 500 metrekare kapalı alan ve 11 000 metrekare aprona sahiptir. Sivil havacılık kuruluşlarında bulunan çeşitli tipte uçakların bakım ve onarımları da bu merkezde yapılmaktadır.

Sivil Havacılık Yüksekokulunda üniversite düzeyindeki eğitim çalışmaları yanında Emniyet Genel Müdürlüğünün özel taleplerine uygun olarak helikopter pilotları ve teknisyenleri de yetiştirilmektedir. Ayrıca, kurumda, Türk Hava Yollarının pilot ihtiyacının karşılanabilmesi için, pilot adaylarına pilotaj eğitimi verilmektedir. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğünün ve Hava Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacı olan hava trafik kontrolü personelinin eğitimleri de burada verilmektedir. Havacılık sektöründe gelişme kaydetmek istiyorsak, bu kurumlarımıza gereken önemi vermeliyiz.

Konuşmamla ilgili hazırlık yaparken, Anadolu Üniversitesinin Değerli Rektörü Sayın Engin Ataç'ın da görüşlerini aldım. Sayın Rektör, kadro ihtiyacı içerisinde olduklarını, kadroların artırılması halinde de, yapılacak bazı yatırımlarla, Balkan ve Ortadoğu ülkelerine pilot yetiştirebilecek duruma gelebileceklerini ifade ettiler.

Değerli milletvekilleri, Eskişehir'deki örneğe benzer biçimde eğitim veren pek çok eğitim kurumumuz var. Bu kurumlara gereken önemi vermeli ve kurumlardan mezun olan gençlerimize sahip çıkmalıyız; elimizdeki imkânlardan azamî ölçüde yararlanmak için, ne gerekiyorsa, bir an önce yapmalıyız. Zira, Türkiye'deki yaklaşık 600 uçağın uçuş emniyetinden sorumlu olan Havacılık Genel Müdürlüğü, şu anda, eleman sıkıntısı çekmektedir. Müdürlük, yaklaşık beş ay önce, elindeki son teknisyeninin de istifasıyla, uçak denetimlerini teknisyensiz yapmak durumunda kalmıştır. Yaklaşık bir yıl önce, 6 olan kurumdaki pilot sayısı da, istifalar sonrasında 2'ye düşmüştür. Bu, son derece vahim ve üzüntü verici bir tablodur. Yaz sezonuna girildiğinde, Genel Müdürlük, ülkemiz havaalanlarına inen yerli ve yabancı yüzlerce uçağı, personeliyle nasıl denetleyecek?! Bunlara bir an önce çözüm bulmamız gerekmektedir.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün veciz sözünde ifade ettiği üzere, istikbal göklerdedir. Bu bilinç içerisinde, ülkemizde havacılık sektörüne önem vermeli ve bu alanda eğitilmiş gençlerimize sahip çıkmalıyız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde havacılık eğitimleri, okulların yanı sıra, sportif havacılık kulüpleri tarafından da verilmektedir. Genel Müdürlüğün gelirlerini belirleyen tasarının 26 ncı maddesi, sportif havacılık kulüplerini zorda bırakmaktadır; havacılık işletmeleri ve kulüplerinden sağlanan gelirler, her biri için 15-20 milyar lirayı bulmaktadır. Kulüpler ticarî maksatla çalışmadıklarından, bu giderleri karşılayacak gelirleri bulunmamaktadır, malî yapıları buna müsait değildir. Bu nedenle, kulüp şeklinde faaliyet gösteren havacılık kurumlarının bu gelirlerinin muaf tutulması ya da en azından bu gelirlerin cüzî bir kısmının kendilerinden alınması uygun olacaktır. Zira, bu kulüplerin bünyesindeki amatör maksatlı kullanılan uçakların değerleri ortalama 20-25 milyar lira civarında olup, bunun karşılığında bakanlıkça istenen bedeller uçakların fiyatlarına yakın gelmektedir. Amatör havacılık faaliyetlerinin teşviki için belirttiğim bu husus gözönünde bulundurularak gerekli düzeltme yapılmalıdır.

Sayın Bakanım, tabiî kendisi de…

Haa, hoş geldiniz Bakanım.

Dünkü konuşmamda da söylediğim gibi, sivil havacılığımızın gerekli olan eğitim ve bakım tesislerini kurarak, Türkiyemizi dünya uçak bakım üssü haline getirerek, ülkemizde Bakanlığınızın izini bırakın; çünkü, siz, eğitiminizle, tecrübenizle buna layık bir insansınız.

Bu duygu ve düşüncelerle, tasarının, sivil havacılık hizmetlerini daha etkili ve güvenli kılacak şekilde düzenlenmesi ve eksiklikleri ile aykırılıklarının giderilmesi temennisiyle, hepinize saygı ve sevgilerimi sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Arıkan.

Madde üzerinde, İstanbul Milletvekili İnci Özdemir?.. Yok.

Kütahya Milletvekili Alaettin Güven?.. Yok.

Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan.

Sayın Kandoğan buyurun.

Süreniz 5 dakika.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - 6 dakika Sayın Başkan.

BAŞKAN - O zaman, eksüreyi şimdiden ilave ediyorum, sonrasında herhangi bir talebiniz olmasın.

Buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan kanun tasarısının 26 ncı maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. 26 ncı maddeyle ilgili olarak, önce, bu kanun tasarısı komisyonda görüşülürken yapılan güzel bir değişiklikten dolayı komisyon üyelerime teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. Bu kanun tasarısının 26 ncı maddesinde, (j) bendinde, hükümetin teklif ettiği metinde, yapılacak her türlü bağış, yardım ve diğer gelirler kurumun gelirleri arasında sayılmışken, komisyonda verilen bir önergeyle bağışların çıkarılmış olması son derece güzel; fakat, bu kanun tasarısının bu maddesinin sondan ikinci fıkrasında "Genel Müdürlük gelirlerinin giderlerini karşılaması esastır. Gelirlerin giderleri karşılayamaması halinde doğabilecek açık, genel bütçeden karşılanabilir" şeklinde bir hüküm getirilmiş.

Değerli milletvekilleri, bu son cümle, maalesef, Türkiye'deki bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgili olan ve onlarla ilgili çok geniş bir alan bırakan ve maalesef, kurumun gelirleri ile giderlerini denk tutma yönünde o kurum yöneticilerini belki biraz daha gevşeme içerisinde bırakabilecek olan bir hüküm.

Bence, bu getirilen hüküm, son derece yanlış, gelirlerin giderleri karşılaması esastır diye bırakıp, daha sonraki cümlenin bu madde metninden çıkarılması lazımdır. Çıkarılmadığı takdirde ne oluyor; ilgili kurumların yöneticileri, eğer gelirlerimiz giderlerimizi karşılayamayacaksa, nasıl olsa bütçeden karşılanma imkânı vardır düşüncesiyle, kurum gelirlerinin tahsilatında belki bir gevşeme içerisine girebilirler endişemi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, iki günden beri bu konuyla ilgili Denizli havayolu ulaşımıyla ilgili sıkıntıları dile getirmeye çalıştım. Bugün de, yine, Denizli'deki 22 sivil toplum kuruluşunun, Denizli'nin öncelikli ikinci mesele olarak ortaya koydukları ve bir nüshasını da Sayın Bakana ilettiğim bir rapordan bazı alıntılar yaparak, demiryolu taşımacılığıyla ilgili Denizli'nin ne kadar ciddî problemlerle karşı karşıya olduğunu izah etmeye çalışacağım.

Biliyorsunuz, Denizli, iki günden beri de söylüyorum, tekstil ihracatında Türkiye'nin en önemli merkezlerinden birisi. Denizli'nin tekstil ihracatının büyük bir bölümü Aliağa'dan, Nemrut Limanından yapılmaktadır; ancak, Denizli-İzmir demiryolu taşımacılığı ise, son nokta, Biçerova'da bitmektedir. Biçerova, Aliağa Belediye mücavir saha sınırları içerisinde olan bir yerdir. Buraya kadar Denizli'den götürülen ihraç malları Biçerova'da indirilmekte ve buradan yeniden yükleme yapılarak Aliağa Nemrut Limanına götürülmektedir. Bu da, Denizli'deki ihracatçılarımızı son derece olumsuz etkileyen bir durumdur. Ben, Aliağa eski Belediye Başkanı, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekilimize sordum; bu, Biçerova ile Nemrut Limanı arasındaki mesafenin 2 ile 3 kilometre arasında olduğunu ifade ettiler. Eğer, bu 2-3 kilometrelik mesafe kısa süre içerisinde bitirilecek olursa, Türkiye'nin ihracatına çok büyük katkılarda bulunan Denizlili sanayici ve ihracatçılarımıza, dünyayla rekabet edebilme yolunda, büyük kolaylıklar sağlama imkânı ortaya çıkmış olacaktır.

Yine, bu konuyla ilgili bir diğer sıkıntı, konteyner taşımacılığın geliştirilememesiyle ilgili… Denizli, Organize Sanayi Bölgesi içerisinde, yakınlarında bir terminal binasının bulunmamasından dolayı büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya bulunulmaktadır. İnşallah, Denizli Organize Sanayi Bölgesinin bir terminal binası inşa edilebilecek olan bir arsayı, kısa süre içerisinde tedarik etmesi halinde, Ulaştırma Bakanlığımızın imkânlarıyla, destekleriyle, bu terminal binasının bir an önce bitirilmesi halinde ve demin de söylemiş olduğum gibi, Aliağa ile Nemrut arasındaki Nemrut Limanına kadar olan bölümün de yapılması halinde, Denizlimize son derece büyük bir hizmet verileceğini bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Sayın Bakanım, Denizli, özellikle, havayolu ulaşımından dolayı da... Dün de bahsettim, siz burada yoktunuz; ama, tekrar etmek istiyorum. Denizli'deki havaalanındaki terminal binası inşaatının da bir an önce bitirilmesini, Denizlili sanayicilerimiz, ihracatçılarımız, vatandaşlarımız dört gözle beklemektedirler. Günde 1 kez ve haftada 6 kez yapılan uçak seferleri, Denizli'nin ihtiyacına cevap vermemektedir ve diğer seferleri, Denizlili vatandaşlarımız, sanayicilerimiz, ihracatçılarımız 2 saat mesafedeki İzmir Adnan Menderes Havaalanına kadar gidip, oradan yurtdışı veya yurtiçi bağlantılarını yapmak durumunda kalmaktadır. Bu da, Denizli'deki insanlarımızı son derece olumsuz etkilemektedir.

Bu iki mesele, 22 sivil toplum örgütü açısından, Denizli'nin en öncelikli iki meselesi halinde ifade edilmiştir. Tekrar ediyorum: Denizli Sanayi Odası Başkanı, Denizli Ticaret Odası Başkanı, Ticaret Borsası Başkanı, Esnaf Odaları Başkanı, Denizli Belediye Başkanı gibi son derece önemli olan sivil toplum örgütlerinin başkanlarından oluşan bir platformdur. Bu platformun isteklerinin gözönüne alınacağına olan inancımı bir kez daha ifade ediyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kandoğan.

Madde üzerinde bir adet önerge vardır; önergeyi okutup, işleme alacağım.

Buyurun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

940 sıra sayılı kanun tasarısının 26 ncı maddesinin sonuna "Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen işlemlerden elde edilecek gelirler, sportif havacılık kulüpleri ve bu kulüpler bünyesinde faaliyet gösteren üyelerden yüzde 25 oranında alınır" fıkrasının eklenmesini saygılarımla arz ve teklif ederiz.

Mehmet Vedat Yücesan     Mehmet Yıldırım         Yaşar Tüzün

          Eskişehir              Kastamonu                     Bilecik

Rasim Çakır Halil Ünlütepe               Kemal Sağ

              Edirne       Afyonkarahisar                     Adana

Ahmet Ersin        Şevket Gürsoy

                İzmir               Adıyaman

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutalım…

HALUK KOÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Amatör ve sivil havacılığı özendirici ve eğitici görev yapan bu kuruluşlar ekonomik anlamda bu ödemeleri yapacak güçte olmadıkları gibi, bu nitelikteki kuruluşlar sayısal olarak çok azdır ve çalışmalarında ticarî bir amaç söz konusu değildir. Bu nedenle, böylesine ödemelerle karşı karşıya kalmaları halinde sportif amaçlı havacılık kulüpleri kapanacaklardır. Bu önergeyle, bu ödemelerde kolaylık sağlanması ve bu tehlikenin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza…

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

HALUK KOÇ (Samsun) - Toplantı yetersayısının aranılmasını istiyoruz.

BAŞKAN - Tamam.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, maddenin oylanmasından önce bir yoklama talebi vardır.

Şimdi, bu talebi yerine getireceğim; ancak, yoklama talebini işleme koyabilmem için, ayakta olup yoklama talep eden milletvekillerinin sayısının en az 20 olup olmadığını tespit edeceğim.

İsimleri tutanağa geçeceğinden, ayaktaki her sayın milletvekilinin sırasıyla isimlerini söylemelerini rica ediyorum.

Sayın Koç?.. Burada.

Sayın Araslı?.. Burada.

Sayın Durgun?.. Burada.

Sayın Karademir?.. Burada.

Sayın Kart?.. Burada.

Sayın Boztaş?.. Burada.

Sayın İnce?.. Burada.

Sayın Ayvazoğlu?.. Burada.

Sayın Önder?.. Burada.

Sayın Meral?.. Burada.

Sayın Tüzün?.. Burada.

Sayın Parlakyiğit?.. Burada.

Sayın Ülkü?.. Burada.

Sayın Gazalcı?.. Burada.

Sayın Çilingir?.. Burada.

Sayın Ören?.. Burada.

Sayın Akın?.. Burada.

Sayın Miçooğulları?.. Burada.

Sayın Hacaloğlu?.. Burada.

Sayın Saygun?.. Burada.

Sayın Tiryaki?.. Burada.

Sayın Yaka?.. Burada.

Sayın milletvekilleri, yoklama için 5 dakika süre veriyorum.

Adlarını okuduğum sayın üyelerin yoklama için elektronik cihaza girmemelerini rica ediyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, yoklamaya giremeyip de, pusula gönderen arkadaşlarımızın Genel Kuruldan ayrılmamalarını istirham ediyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı yoktur; birleşime 10 dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 15.45

 

 

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.56

BAŞKAN: Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117 nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

940 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Tasarının 26 ncı maddesi oylanmadan önce yapılan yoklamada toplantı yetersayısı bulunamamıştı. Bu nedenle, yeniden yoklama yapacağız.

Saygıdeğer milletvekilleri, yoklama için 5 dakika süre veriyorum.

Elektronik cihaza giremeyen milletvekili arkadaşlarımızdan pusula kullanan arkadaşlarımızın, Genel Kuruldan ayrılmamalarını istirham ediyorum. Önce elektronik cihaza giremeyip pusula gönderdiği halde, sonradan elektronik cihaza girme becerisini gösteren arkadaşlar da lütfen bildirsinler, efendim.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, toplantı yetersayısı vardır.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER  (Devam)

2.- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/995) (S. Sayısı: 940) (Devam)

BAŞKAN - 26 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

27 nci maddeyi okutuyorum:

Anlaşmalarla hizmet yapma, sınavlar, denetlemeler

MADDE 27.- Genel Müdürlük, görev kapsamı içinde kalmak kaydıyla bedeli karşılığında sözleşmelerle hizmet yapmaya veya yaptırmaya yetkilidir.

Genel Müdürlük görev ve yetki kapsamı içinde bulunan, yeterlik belgesini haiz veya yeni belge alacak sivil havacılık personelinin sınavları ve bunların denetimleri ile sivil havacılık işletmelerinin uluslararası sivil havacılık kural ve standartları, kanunlar ve yönetmeliklerle belirlenmiş her türlü denetim, yetkilendirme, ruhsat, sertifika ve lisans hizmetlerini, Bakanlık tarafından belirlenecek ücretler karşılığında yapar. Sivil havacılık işletmelerinin uluslararası sivil havacılık kural ve standartlarına uygunluğunun denetimi bağımsız dış denetim kuruluşlarına ve teknik gözetim şirketlerine yaptırılabilir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından bağımsız dış denetim kuruluşlarından ve teknik gözetim şirketlerinden temin edilerek görevlendirilecek denetçilerin, bu Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen özellikleri taşıması ve 2 nci maddesinin (d) bendinde tanımlanmış kuruluşlarda fiilen çalışıyor olmaması şartı aranır.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sinop Milletvekili Engin Altay; şahısları adına, İstanbul Milletvekili İnci Özdemir, Kütahya Milletvekili Alaettin Güven, Sinop Milletvekili Engin Altay, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan...

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Sayın Altay; buyurun.

Süreniz 15 dakika.

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, değerli mesai arkadaşlarım; yaklaşık üç gündür sivil havacılığı konuşuyoruz; anlaşılıyor ki, Meclisimiz sivil havacılığa gereği kadar önem veriyor.

1933'te 5 uçakla kurulan Türk Hava Postalarının o günden bugüne kadar geçirdiği evreler ortadadır. Bazı çevrelere göre, bu gelişme yeterli görülebiliyor, iyi bir gelişme olduğu, olumlu bir gelişme olduğu söylenebiliyor; ama, dünyanın diğer ülkelerine baktığımızda, Türk sivil havacılığının, bugün içinde bulunduğumuz çağ itibariyle, çağın gerisinde olduğunu söylemek de mümkündür. Türkiye'de, maalesef, havacılık, hava ulaşımı bakımından, tercih edilen bir sektör olamamıştır. Bugün, Türkiye'de, hâlâ, kara ulaşımı,  hatta deniz ulaşımı, hava ulaşımından daha çok tercih edilmekte ve bir parça daha yaygın durumdadır. Mesela, 1 000 000 küsur nüfuslu Düsseldorf ile 12 000 000 nüfuslu İstanbul'u karşılaştırdığınızda, doğal olarak, İstanbul havaalanındaki trafiğin, yolcu-yük trafiğinin, Düsseldorf'tan en az 5-6 kat daha fazla olması gerektiği düşünülebilir; ama, bakıldığında -İstanbul'un neredeyse onda 1'i büyüklüğündeki- Düsseldorf Havaalanındaki trafik, İstanbul Yeşilköy Havaalanı trafiğinden çok daha fazla ve yoğundur.

Kapasite itibariyle 55 000 iç hat, 25 000 dış hat ve 35 000 000 yolcu trafiğine sahibiz yıllık ortalama; ki, iç hat 55 000, dış hat 25 000 olmakla beraber, iç hat yolcu sayımız 9 000 000, dış hat yolcu sayımız 26 000 000'dur; burada da ciddî bir çelişki ortaya çıkmaktadır. Dünyanın en büyük 16-17 ekonomisinden, ekonomik hacminden birine sahip Türkiye'de, bu verdiğim rakamların en az 5 ya da 6 kat fazla olması gerekir.

Hava ulaşımının yurttaşlarımız tarafından tercih edilememesinin ya da gereği kadar hizmet arzı sunulamamasının, elbette, çok değişik sebepleri var. Hükümetin, gerek bundan önceki hükümetlerin gerekse bu hükümetin, hava ulaşımına, içinde bulunduğumuz çağın gereği olarak, çok daha fazla mesai ayırması, kaynak ayırması ve çok daha fazla kafa yorması lazımdır. Türkiye, bugün itibariyle, Chicago, Havana, Paris, Varşova, Madrid başta olmak üzere, çok sayıda uluslararası havacılık anlaşmasına da imza atmış bir ülkedir. 1998 yılında, Cumhurbaşkanının talimatı, direktifleri doğrultusunda yapılan Yüksek Havacılık Şûrasında çok ciddî kararlar ve öneriler gündeme getirilmiştir; ancak, bugün getirilen 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısına baktığımızda, taa 1998'deki Yüksek Havacılık Şûrasında önerilen, düşünülen, konuşulan birçok şeyin, gereği gibi, burada, kanun tasarısında olmadığını da görüyoruz. Türk havacılığında yönetim yapılanması, insan kaynakları, uçuş güvenliği ve uluslararası ilişkiler, 4 ana başlık altında, çok ciddî olarak irdelenmeli ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından bu konuda alınması gereken bütün tedbirler alınmalıdır.

1998'de yapılan Şûrada, 20 ana başlık altında Türk havacılığıyla ilgili çeşitli önermeler ortaya koyulmuştur. Bunların, bana göre, çok önemli olanlarından birkaç tanesini dikkatinize sunmak istiyorum.

Havacılık yüksek kurulunun oluşturulması ve bu kurulda kamunun ve özel sektörün eşit nispette temsil edilmesi bir zorunluluktur.

İnsan kaynakları yaratılabilmelidir. Türk sivil havacılığı -benden önceki birçok arkadaşımızın da söylediği gibi- elini Türk Silahlı Kuvvetlerinden çekmelidir; çünkü, hava savunma sanayiimiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Hava Kuvvetleri bünyesindeki yetişmiş elemanların, biraz da tabiî, ücret politikasından dolayı, bir an önce sivil havacılığa yönelmeleri, savunmamızda ciddî bir zafiyete de yol açabilir.

Anadolu Üniversitesi bünyesindeki Sivil Havacılık Yüksekokulu ve Türk Hava Kurumu gibi kuruluşlar, Türk sivil havacılığına kaynak oluşturabilecek, insan kaynağı oluşturabilecek önemli kuruluşlardır. Bu Genel Müdürlüğümüzün, en azından bundan sonraki süreçte, Anadolu Üniversitesi bünyesindeki Sivil Havacılık Yüksekokulu ve Türk Hava Kurumuyla çok ciddî işbirliği içinde olmasını temenni ediyoruz.

Hava iş yasası, pilotlar birliği yasası gibi yasaların da, Meclisimiz tarafından bir an önce çıkarılması, bana göre bir zorunluluktur.

Havacılık eğitimi hiçbir tasarruf tedbiriyle engellenmemelidir; yani, havacılık eğitimi için, tasarruf tedbiri vardır, şunu yapmayalım, tasarruf tedbiri vardır, bunu yapmayalım,  diyemeyiz; çok stratejik bir konudur, çok hassas bir konudur, Allah esirgesin, bir kaza durumunda telafisi yoktur. Onun için, gerek ekipman, donatım bakımından gerek makine ikmal bakımından ve en önemlisi de insan kaynakları bakımından, hiçbir tasarruf tedbiri kullanma hakkımız olmamalıdır diye de düşünüyoruz.

Özel yayınların, FM radyolarının, televizyonların yayınlarındaki frekans kargaşası ve frekans kirliliği de, Türk hava ulaşımı için çok ciddî bir engel teşkil etmektedir.

Değerli arkadaşlar, biraz önce bahsettiğim Anadolu Üniversitesinde Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği lisans programı mevcuttur; ancak, Anadolu Üniversitesinin bu programından mezun olan çocuklarımız, ne Ulaştırma Bakanlığında ne Türk Hava Yollarında ne Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde ne Devlet Hava Meydanları İşletmesinde, istihdam edilememektedir. Biraz önce, sanıyorum Sayın İnce de bu konuya değindi.

Bu yetişmiş çocuklarımız, yetişebilecek çocuklarımız varken, bu yasayla, yüzde 10'u geçmemek kaydıyla yabancı çalıştırılma imkânı getirilmesini de, doğrusunu isterseniz çok mantıklı bulmadık. Hiç olmasın da diyemeyiz, bazen işin niteliği gereği bu tür yabancı uzmanlara ihtiyaç duyulabilir; ama, umuyorum ve diliyorum ki, Genel Müdürlüğümüz, bu konuda minimum şekilde bu kontenjanı kullanacaktır.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, bendeki istatistiklere göre, kullanılan 27 tane havaalanımız var. Bir yandan da, kullanılmayan 8-10 civarında havaalanımız var. Tokat, Körfez, Kastamonu, Hatay, Yozgat, Çaycuma, Gazipaşa ve elbette ki, bütün arkadaşlarımızın kendi seçim bölgeleriyle ilgili değindikleri üzere benim de doğal olarak değinmem gereken, Sinop Havaalanı da, kullanılmayan ve kapalı havaalanlarındandır.

Şimdi, burada iki nokta var. Bir havaalanımız var, tarifeli sefere kapalı; ama, havaalanında personel var. Sinop Havaalanı, tarifeli sefere kapalı olması bir yana, kapatılmış, kilit vurulmuş bir havaalanıdır.

Geçtiğimiz yıl, bu havaalanımızın Jandarma Genel Komutanlığına devredilmesiyle ilgili olarak verdiğimiz bir sözlü soru önergesi burada görüşülürken de Sayın Bakana arz etmiştim, Sinop halkı adına rica etmiştim; Sinop halkı, bu havaalanının açık tutulmasını istemektedir. O zaman da, Sayın Bakana ve Yüce Heyetinize anlattığım ve talep ettiğim bir hususu bugün, burada, yeniden talep etmek zorundayım. Değerli arkadaşlar, bu kapalı havaalanlarını hastaneler gibi düşünebiliriz. Sayın Bakanım…

Sayın Bakan yok mu?..

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Buradayım.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın Bakanım, havaalanlarını hastaneler gibi düşünmeliyiz. Yani, bir üniversite hastanesinde onlarca profesör, yüzlerce yardımcı doçent, uzman doktor var, hemşireler var, şu var, bu var, ekipman, donatım var, burada bir sağlık hizmeti veriyoruz. Bir de sağlıkocağı düşünün, 1 doktor, 1 hemşire, 1 sağlık teknisyeni ve 1 müstahdemle bir hizmet veriyor; ama, açık ve bir hizmet veriyor.

Şimdi, biz demiyoruz ki, Sinop Havaalanında da Yeşilköy Havaalanındaki kadar personel olsun; ama, Sinop Havaalanında da -bir hastane ile sağlıkocağını mukayese eder gibi düşünerek- o alanı açık tutacak, sivil havacılığa açık tutacak şekilde bir düzenleme yapılabilir. Sinop Havaalanı tarifeli uçuşa kapalı diye gönderdiğiniz personel, Yeşilköy'de ya da Samsun Havalimanında çok mu fazla artı değer üretiyor. Kaldı ki, o milyarlarca, trilyonlarca para harcanmış tesisin korunması, kollanması, bakımı, onarımı bile devletimiz için bir kazançtır diye düşünüyorum.

Biliyorum ki -Sayın Bakan belki cevap da verecektir- bir heyet, dün Sinop'a gitti, bir inceleme yaptı. Umuyorum ki, Sayın Bakan, Sayın Bakanlar Kurulu, Sinop Havaalanını sivil havacılığa, önümüzdeki günlerde açacak ve buradan, Sinop ve Karadeniz kazançlı çıkacaktır.

Değerli milletvekilleri, 21 inci Yüzyılın sektörel bazda yükselen yıldızı turizmdir ve bu parlayan yıldızın duyulan ama görülemeyen pırlanta taşı da Sinop'tur; bunu iddia ediyoruz. Sinop, doğal güzellikleri itibariyle, kaynakları itibariyle, iklimi itibariyle, tarihsel dokusu itibariyle, tarihsel mirası itibariyle, Türkiye'nin yeni turizm yıldızıdır. Hep biliyoruz ki, bütün Ankara biliyor, Ankara'da yaşayan herkes biliyor ki, Sinop diye bir yer varmış; ama, gidemiyoruz; karayolu yok, hava ulaşımı yok, gemi seferlerimizi de kaldırdık. Geçen, Sayın Bakan Sinop'a geldiğinde, Sayın Bakan, bu gemi seferlerini koyalım, İstanbul-Trabzon arasındaki bu gemi seferleriyle, Sinop turizmine ciddî bir katkı sağlıyorduk; havaalanını siz kapatmadınız, sizden önce kapandı, gemi seferlerini de siz kaldırdınız... Karayolu ulaşımı bakımından da, Sinop-Boyabat tünelli geçiş projesi ve Sinop-Samsun sahil yolu projeleri -ki, bu projeler yüzde 70-80 gerçekleşme oranındaki projelerdir- bitirildiğinde, büyük bir iddiayla söylüyorum ki, Türkiye'ye gelen turistler, yüzünü Karadeniz'e, Sinop'a dönecektir.

Sinop için, ulaşım, olmazsa olmaz koşuldur. Hükümetin Sinop'a olan bu ilgisizliği, toprağın içindeki bir pırlantayı toprağın üzerine çıkarmamak kadar sakıncalıdır. Hükümeti, Sinop İlinin bu ulaşım sorunu, hava ulaşımı başta, denizyolu ulaşımı ve karayolu ulaşımı konusunda -bundan önceki hükümetler kadar en azından- gayretli olmaya, Sinop halkı adına davet ediyorum.

Sayın Can dün bana demişti ki "senin madde gelene kadar Sinop'a uçaklar inmeye başlayacak." Sayın Can, buradan söylüyorum; benim madde geldi; ama, Sinop'a daha uçaklar inmedi. Umuyorum ve diliyorum ki, ben mahcup olurum; bu yaz Sinop'a uçaklar inmeye başlar, ben de size ve hükümetinize, Sinop Uğur Mumcu meydanında teşekkür mitingi yaparım.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Altay, teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde, şahsı adına, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan; buyurun efendim.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 27 nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

27 nci madde, anlaşmalarla, hizmet yapma, sınavlar ve denetlemelerle ilgili olan bölüm. Bu bölümle ilgili olarak söylenebilecek fazla bir şey yok. Son derece iyi hazırlanmış, güzel hazırlanmış bir madde. Ancak, ben, bu vesileyle, bugün, Türkiye'nin ulusal basınında da yer almış ve son derece önemli olan bir konuyu sizlerin gündemine taşımak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün ulusal basında şöyle bir haber var: Türk Hava Yollarında çalışan görevlilerimizin toplu iş sözleşmelerinin yapılamaması nedeniyle işi yavaşlattıkları şeklinde bir haber gazetelerde yer alıyor ve Hava-İş Sendikası Genel Sekreterinin de bir açıklaması var; toplusözleşme görüşmelerinin sürdüğünü ifade ediyorlar; ama, "dört aydır ne ücret teklif edildi ne de uzlaşma zemini hazırlandı; 30 Hazirandan sonra altı gün içinde uyuşma olmazsa grev kararı alacağız" şeklinde bir ifadeleri var ve dünden itibaren uygulanmaya başlanan işin yavaşlatılması ve fazla mesai yapılmaması gibi sebeplerle, dünden itibaren, Türkiye'nin değişik yörelerindeki havaalanlarında uçuşlarla ilgili olarak ciddî sıkıntıların çıkmaya başladığı görülüyor.

Değerli milletvekilleri, şu an içinde bulunduğumuz dönem, turizm mevsiminin en yoğun ve en hareketli olduğu bir dönem. Özellikle bu sene, cari açıkta ve dışticaret açığında çok ciddî rakamların ortaya çıkacağı görülmeye başlandı. Geçen sene 15,6 milyar dolar olan cari açığın, bu sene yapılan öngörülerle 20 milyar dolar civarında olacağı hesaplanıyor. Bu 20 milyar dolarlık cari açık, Türkiye gibi ülkeler için son derece önemli bir açık. Bunun bir şekilde finanse edilmesi gerekiyor ve yine dışticaret açığı da yaklaşık 40 milyar dolarlar civarında olacak. Bu kadar cari açığın ve dışticaret açığının finanse edilmesinde en önemli yollardan birisi, turizm gelirlerinin artırılması olacaktır; ama, Türk Hava Yollarında bahsedilen bu gelişmeler olacak olursa, turizm gelirlerinde tahmin edilen hedeflere ulaşılamama tehlikesi ortaya çıkabilecek ve böylelikle, cari açığın finansmanında büyük ümit bağlanmış olan turizm gelirleri de arzu edilen seviyelere ulaşamayacak olursa, IMF yetkililerinin de ifade etmiş olduğu üzere, cari açıkta, Türk ekonomisinde ciddî manada bir kırılganlığın ortaya çıkabileceği ifade ediliyor. Bu kırılganlığın olmaması, özellikle sıcakparanın da bir şekilde Türkiye'den çıkma ihtimalini de gözönüne alarak, şu andan itibaren hükümetimizin, Ulaştırma Bakanlığımızın bu konularla ilgili ciddî tedbirler içerisine girmesinde fayda mülahaza ediyorum.

Özellikle şunu ifade etmek istiyorum ki, Türk Hava Yolları çalışanlarıyla ilgili olarak yapılacak olan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin bir an önce neticelendirilmesi ve Türk Hava Yollarında çalışan işçilerimizin, görevlilerimizin mağdur edilmeyeceği bir şekilde bir ücret artışının onlara verilmesinde fayda var.

Bakınız, bu gazetede Atatürk Havalimanında işi yavaşlatma nedeniyle uzun kuyruklar oluştuğunu gösteren bir fotoğraf da yer alıyor. En azından, bu fotoğraf, belki bundan sonraki rezervasyonların iptaline de bir vesile olabilecek olan bir fotoğraf.

Öyleyse, değerli milletvekilleri, sivil havacılıkla ilgili bir kanun tasarısının görüşüldüğü bugünde, bu meselenin üzerinde hükümetimizin çok ciddî bir şekilde durması ve bu meselenin çözümü noktasında hükümetin üzerine düşen gayret ve fedakârlığı göstermesi gerekiyor.

Bakınız, işçilerimizi, çalışanlarımızı mağdur etmeyelim. Son 14 gün içerisinde sadece akaryakıta yapılan zam, pompa fiyatlarına yansıyan miktar yüzde 9 seviyesinde. Siz, sadece 2005 yılı içerisinde enflasyonun yüzde 7'ler, 8'ler olduğunu ifade ettiğiniz ve böyle rakamların, oranların gerçekleşeceğini ifade ettiğiniz bir dönemde, iki hafta içerisinde sadece akaryakıtın pompa fiyatlarına yüzde 9 oranında zam yapılmasını hiçbir şekilde kamuoyuna, milletimize izah edemezsiniz. Enflasyonun yüzde 8 olduğunu da izah edemezsiniz; çünkü, vatandaşımızın cebinden çıkan harcamalar önemli.

Bakınız, mazot, bugünlerde çiftçiler için son derece önemli. İki hafta öncesine göre, çiftçilerimiz, mazotu yüzde 9 oranında zamlı almaya başladılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, 6 dakikanız doldu.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hemen bitiriyorum

Çiftçilerimiz için söylenen mazot desteğinin de ne zaman yürürlüğe gireceğinin belli olmadığını gözönüne alacak olursak, bu hususları iyi bir şekilde değerlendirmenin faydalı olacağını mülahaza ediyor ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kandoğan.

27 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, 27 nci maddede geçen "Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü" yerine sadece "Genel Müdürlük" ifadesini koyma imkânı olur mu? Bir düzeltme yapılırsa…  "Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü" olarak geçiyor, sadece "Genel Müdürlük" ifadesi yeterli; çünkü, tanımlarda "Genel Müdürlük; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü" olarak zaten geçiyor. Bir düzeltme sadece.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, metinde geçen "Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü" ifadesinin "Genel Müdürlük" olarak tashih edilmesini Komisyon istiyor.

Bu şekilde, tashihiyle birlikte, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

28 inci maddeyi okutuyorum:

Anlaşmazlıkların halli

MADDE 28.- Genel Müdürlük ile Devlet daireleri, müessese ve teşekkülleri veya gerçek ve tüzel kişiler arasında çıkan ve henüz yargı mercilerine veya icraya intikal etmemiş bulunan uyuşmazlıkların sulh yoluyla hallinde, anlaşma veya sözleşmelerin değiştirilmesinde veya bozulmasında, açılmış dava ve icra takiplerinin sulh yoluyla hallinde yarar görüldüğü takdirde hukuk müşavirliğinin görüşü alınarak, tanınacak veya terkin olunacak hak ve işin kapsadığı menfaatlerin;

a) 50.000 YTL'ye kadar olanları, Genel Müdürün kararı,

b) 50.000 YTL'den 300.000 YTL'ye  kadar olanları, Bakanın kararı,

c) 300.000 YTL'den fazla olanları, Danıştayın görüşü üzerine müşterek karar,

İle halledilir. Yukarıda belirtilen parasal sınırlar, her yıl bütçe kanunları ile tespit edilir.

Konusu kalmayan, yanlışlıkla açıldığı anlaşılan veya Genel Müdürlüğe ait hak ve menfaati bulunmayan davalar ile icra takipleri miktar veya değeri yukarıda belirtilen parasal sınırlara tâbi olarak iptal edilerek dava ve icra kayıtlarının silinmesi veya dava ve icra takiplerinde aleyhte verilen kararlara karşı üst mahkemelere başvurulmasından vazgeçilmesinde Genel Müdür yetkilidir. 

Yukarıdaki hükümlere uygun bir karar alınmış olmadıkça, dava ve icra takiplerinin açılması ve tamamen veya kısmen aleyhe sonuçlanan davalarla, icra takiplerinde kanun yollarına gidilmesi mecburidir. Bu mecburiyeti yerine getirmemek suretiyle hukuki veya maddi sebeplerle bozulması mümkün bir hükmün kesinleşmesine ve bir hakkın kaybolmasına sebep olan avukatlarla daire amirleri hakkında kanuni takibat yapılmakla beraber, meydana gelen zarar kendilerine tazmin ettirilir.

4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümleri saklıdır.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Hatay Milletvekili Gökhan Durgun.

Sayın Durgun, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Sürenizi birleştirerek kullanacaksınız.

CHP GRUBU ADINA GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 28 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarıyla, hava taşımacılığıyla ilgili hizmetleri düzenlemek amacıyla Ulaştırma Bakanlığına bağlı özel bütçeli bir genel müdürlük kurulmaktadır. Hava taşımacılığı, giderek yaygınlaşan ve buna paralel gelişmiş teknik altyapının hazırlanmasını ve çok yönlü güvenlik önlemlerini gerektiren ve uluslararası boyutu öne çıkan bir sektör haline gelmiştir.

Hava taşımacılığında özel sektörün güçlenmesi nedeniyle etkin rekabet ortamı sağlanmalı ve sürekli kılınmalıdır. Hizmet maliyetlerinin yüksek oluşu, can ve mal güvenliğiyle ilgili risklerin en üst noktalarda karşılanması gerekliliği dolayısıyla bu alanda ilgili düzenlemeler dikkatli ve ayrıntılı yapılmalıdır. Bu yapılırken, siyasetin alanına giren politikaların belirlenmesi ile kuruluşun teknik nitelikteki hizmetleri birbirine karıştırılmamalıdır. Bu iki görevin aynı organizasyon içinde yer alması bazen teknik konuların siyasî konu gibi algılanmasına, bazı durumlarda da siyasî konuların teknik konu gibi algılanmasına neden olmaktadır. Sivil havacılık faaliyetlerinin kamu yararına, ekonomik ve sosyal gelişmelere ve millî güvenlik amaçlarına uygun olarak yerine getirileceği gözden kaçırılmadan, siyasî ve teknik konularla ilgili görev dağılımının ayrı yapılar içinde ele alınması, yer alması daha uygun bir çözümdür.

Sektördeki özel teşebbüs ağırlığı, bu alanda sivil örgütlenmeleri de geliştirmiştir. Sektörün âdeta bir meslek kuruluşu niteliğindeki yapılara kavuşturularak bu yapıların hizmetin yerine getirilmesi ve denetlenmesinde aktif görevler üstlenmesi, demokratik ve günümüzün kamu  hizmeti anlayışının gereklerindendir.

Yeni yapılanmaya giderken sektörün örgütlenmesinin kapsamlı olarak ele alınmaması da bir eksikliktir. Sektör, uluslararası alanda tümüyle sivil yapılanmaların etki alanı içine girmiştir. Avrupa Birliği bünyesinde Avrupa Sivil Havacılık Birliği yeni bir yapı olarak sivil havacılık alanındaki faaliyetine başlamıştır. Türkiye, daha önce sivil havacılık alanındaki yapının içinde yer almasına karşın, şimdi, üye olmadığı gerekçesiyle yeni yapıya dahil edilmemiştir; oysa, İzlanda, Norveç, İsviçre üye olmuşlardır.

Sektördeki önemli sıkıntılardan birisi de yer hizmetleridir. Bu alanda rekabet daha da yaygınlaştırılarak, daha fazla firmanın bu alanda faaliyet göstermesi kolaylaştırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Genel Müdürlüğe uluslararası alanda anlaşmalar yapmayla ilgili verilen yetki, uluslararası anlaşmalarla ilgili Anayasa hükümleri ve Dışişleri Bakanlığının yetkileriyle çelişecek yorumlara yol açabilecektir.

Ayrıca, hukukî olarak, tasarıda yer alan cezaî yaptırım da dahil, gereken her türlü önlemleri almak görev ve yetkisi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırıdır. Neyin suç olduğu ve bu suça hangi cezanın verileceği kanunla açıkça belirlenmek zorundadır. İdare, suç ve ceza tespit edemez.

Böylesine önemli bir sektörde görev yapacak kamu görevlileri, üstün nitelikleri haiz olmalı ve kurumun teknik eleman ve uzmanları, daha iyi özlük haklarına kavuşmalıdır.

Tasarı, genel olarak sektör temsilcilerinin görüşleri dikkate alınmadan hazırlanmış, sivil havacılığın sorunlarına etkin çözümler üretmeyen bir içeriktedir. Özel bütçeli bir genel müdürlük yaratmaktan başka bir özelliği bulunmamaktadır.

Tasarının, anlaşmazlıkların ihlalini düzenleyen 28 inci maddesi, kamu kurum ve kuruluşlarının kanunlarında bulunan benzer düzenlemeyi içermektedir. Genel Müdürlüğün taraf olduğu, henüz yargıya intikal etmemiş uyumsuzlukların ya da açılmış dava ve icra takiplerinin sulh yoluyla halli de anlaşma ve sözleşmelerin değiştirilmesi ve bozulmasının, söz konusu hak ve işin kapsadığı menfaatların kimin kararıyla gerçekleştirileceği esasa bağlanmıştır.

İkinci fıkrayla, Genel Müdürlüğe dava ve icra kayıtlarının silinmesi, kurum aleyhine verilen kararlara karşı üst mahkemelere başvurulmasından vazgeçme yetkisi verilmektedir. Maddenin, kanun yollarına başvurulmasını düzenleyen üçüncü ve dördüncü fıkraları, aynı hükümleri tekrar eden, anlaşılması güç bir dille düzenlenmiştir. Kanunî yollara gidilmesi mecburiyeti tekrar tekrar düzenlenmiştir. Bu nedenle, maddenin komisyon tarafından redaksiyona tabi tutularak sade ve anlaşılır bir dille yeniden düzenlenmesinde yarar vardır.

Maddenin dördüncü fıkrasının son cümleleri, avukatlar ve daire amirleriyle ilgili cezaî bir düzenleme içermektedir. Yukarıda belirttiğim gibi, cezalandırılacak eylemlerin açık olarak tarif edilmesi esastır; aksi takdirde, kanunîlik prensibi ihlal edilmiş olacaktır.

Maddede, kanun yollarına gidilmemesi halinde, hukukî veya maddî sebeplerle bozulması mümkün olan bir hükmün kesinleşmesine ve bir hakkın kaybolmasına sebep olan avukatlar ile daire amirleri hakkında kanunî takibat yapılmakla beraber, meydana gelen zarar kendilerinden on yıl içinde tazmin ettirilir hükmü getirilmektedir. Öncelikle, bir hükmün hukukî sebeplerle bozulabilir nitelikte olduğuna kim karar verecektir?! Dairenin bunu tespit etmesi mümkün değildir. İdare, kendini yargıç yerine, mahkeme yerine koyarak nasıl karar verebilecektir?! Böyle bir tespitin yargı tarafından yapılmasını sağlayacak bir dava yolu, hukuk sistemimizde yoktur. Ayrıca, hukuk kurallarının değerlendirilmeleri, kişiden kişiye değişebilecek, yorumun esas olduğu düzenlemelerdir. Bir amirin, bir avukatın tutumuyla ilgili hukukî görüş vererek işlem yapması, idarede keyfîliğe yol açacak bir zemin yaratır. İlgili düzenlemenin muhatabı hangi makamdır; kamu yöneticisi mi yoksa cumhuriyet başsavcılığı mı?!

Kanunî takibat yapma zorunluluğu getiren bu düzenleme, her olayın yargıya intikaline yol açacaktır. Oysaki, devlet memuru statüsündeki avukat ve idarecilerin görevleri nedeniyle yaptıkları eylemlerin hangi suçu oluşturduğu ve takip usulü özel kanunlarla düzenlenmiştir. Elbette, kamu yararına aykırı şekilde görevini yerine getirmeyen avukatın, disiplin ve şayet eylemi suç oluşturuyorsa cezaî kovuşturmaya tabi tutulması normaldir. Memur hukukunda bu yol genel olarak düzenlenmişken, sadece Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün avukatları için özel düzenleme yapılması meseleyi karmaşık hale getirmekten başka bir sonuç doğurmaz.

Yine aynı şekilde, devlet memurlarının, görevlerini yerine getirirken yol açtıkları zararların nasıl tazmin edileceği özel mevzuatla düzenlenmiştir. Durum böyle iken, söz konusu Genel Müdürlük avukatları için özel bir tazmin düzenlemesi yapılması doğru bir kanun yapma yöntemi değildir. Ayrıca, avukatlarla ilgili her türlü düzenlemenin özel kanun ve Avukatlık Kanununda düzenlenmesi esas kabul edilmelidir. Kamu avukatlarının sorumluluklarıyla ilgili olarak genel düzenleme, Devlet Memurları Kanunu hükümlerine uyumlu olarak, Avukatlık Kanunuyla yapılmalıdır.

Bu nedenlerle, maddenin son fıkrası yeniden düzenlemeye ihtiyaç göstermektedir. Bu düzenleme değişmeden, avukatların savunma hakkını korkusuzca ve ettikleri hukuk yeminine bağlı olarak sürdürmeleri imkânsız olacaktır.

Bu düşüncelerle, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Durgun, teşekkür ediyorum.

28 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

29 uncu maddeyi okutuyorum:

Atıflar

MADDE 29.- 9.4.1987 tarihli ve 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda ve diğer mevzuatta Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne yapılan atıflar Genel Müdürlüğe yapılmış sayılır.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Muğla Milletvekili Gürol Ergin.

Sayın Ergin, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 29 uncu maddesi üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve kendi adıma söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, siz saygıdeğer milletvekillerini ve Yüce Türk Ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ben, bu yasa tasarısının geneli üzerinde ve 1 inci maddesi üzerinde yaptığım konuşmalarda bazı uyarılarda bulunmaya çalıştım; ancak, yasanın şu ana kadarki görüşmelerinde ortaya çıkan gelişmeler, bu uyarıların bir şekilde dikkate alınamadığını ortaya koydu. Bu bakımdan, ben, bugün gelinen nokta üzerinde ayrıca durmak istiyorum; ama, önce, birkısım görüşlerimi de yinelemek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, onbir yıldan beri çıkarılmaya çalışılan bir tasarıydı; ancak, tasarıyı incelediğimiz zaman, yeniliklerden tamamen uzak, uçuş emniyeti gibi duyarlı bir konuda politikanın etkinliğini azaltıcı hiçbir önlem getirmeyen, Ulaştırma Bakanlığının yetkisini ve bu kuruluş üzerindeki etkisini korumaya yönelik bir yapıda olduğunu görmekteyiz.

Tasarının bize göre en büyük zafiyeti, yeniden yapılandırılacak olan genel müdürlüğe özerk bir yapıyı getirmemiş olmasıdır. Tasarı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü, Ulaştırma Bakanlığına bağlı özel bütçeli bir genel müdürlük olarak tanımlamaktadır. Tasarıda, sivil havacılığın bağımsız bir otorite tarafından yönetilmesi yerine, yine Ulaştırma Bakanlığının politik baskılara açık etkisinde yönetilmesi öngörülmüştür. Oysa, daha önce yaptığım konuşmalarda da söylediğim gibi, geçmişte, böylesi politik baskılara açık yapılanmalar, Türk sivil havacılığının gelişmesine çok önemli, çok ciddîye alınması gereken, çok üzüntü verici sonuçlar doğuran baskılar olarak ortaya çıkmış, politik baskılar sonunda, şu an çok iyi yerlerde olması gereken Türk sivil havacılığı, yeni yeni kendini toparlar duruma gelmeye başlamıştır. Oysa, geçmişte, bugünkünden çok daha güçlü bir Türk sivil havacılığı olduğunu, çok ciddî şirketlerin bulunduğunu bilmekteyiz; ancak, yine söylüyorum, bunların, politik baskılarla, etkilerle batırıldıklarını bilmekteyiz, bunları hepimizin bilmesi gerekir; ama, bunları en fazla bilmesi gereken Ulaştırma Bakanlığıdır; bu tasarıyı hazırlayıp önümüze getirenler olmalıdır.

Şimdi, ben, buradaki görüşmelerde baktığım zaman ve son halini gördüğüm zaman tasarının, biz, bu tasarıyı niçin yasalaştırmak istiyoruz; doğrusu, bu konuda zorluk çekiyorum.

Uluslararası mevzuatın uygulanmasında etkin görev yapacak ve bu mevzuatın olmazsa olmaz ölçütlerini sağlayacak bir sivil havacılık otoritesinin kurulması bizim amacımız değil miydi? Kosta Rika'dan Almanya'ya, Panama'dan Fransa'ya tüm uluslararası sivil havacılık örgütlerine üye ülkelerin bugünkü uluslararası sivil havacılık standartlarını sağlayabilmek amacıyla, sivil havacılık terminolojisini bilen ve sivil havacılık alanında uzun yıllar görev yapmış, kalifikasyonu yüksek personeli bünyelerinde bulundurma amacıyla yapısal değişikliklere gittiği görülmektedir.

İçtenlikle iddia ediyorum ki, bu yasa, Sayın Bakanın Plan ve Bütçe Komisyonunda söylediklerinin aksine, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün hiçbir ölçütünü sağlamamaktadır. Söylediklerimin kanıtlanması son derece kolaydır.

Gelin, bu yasa tasarısını, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün ilgili birimlerinde inceletelim ve sonucunu görelim. Bunu yapmaz isek, zaten, yakın bir zamanda, önümüzdeki aylarda yapılacak uluslararası denetimde, Türkiye, içinden çıkılamayacak bir durumla karşı karşıya gelebilir. Bu uyarıyı şimdiden yapmakta yarar görüyorum.

Değerli arkadaşlarım, nasıl bir durum ortaya çıkar, onu söylemek isterim. Bildiğiniz gibi, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz, sivil havayolu şirketlerine bakım yetkisi vermektedir. Eğer, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, bu düzenleyeceğimiz yapısıyla, uluslararası sivil havacılık organizasyonunu tatmin etmezse, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün, sivil havayolu şirketlerine bakım yetkisi verme yetkisi elinden alınabilir. Bu, vahim bir durum olur, değerli arkadaşlarım, Türk sivil havacılığını perişan eder.

Daha önceki konuşmamda yine söylediğim gibi, nitekim, 1995 yılında, Amerika Birleşik Devletleri Federal Havacılık Örgütünden bir heyet, Türk sivil havacılığının güvenliği ve güvenilirliği konusunda ülkemize yaptığı ziyaret sonrasında, Türk Sivil Havacılık Örgütü, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün asgarî standartlarını karşılayacak düzeyde bulunmadığı için, Türk Hava Yollarının Amerika Birleşik Devletlerine yapacağı uçuşların durdurulması dahi gündeme gelmişti ve çok ilginçtir ki, o gün yaşanan sıkıntı, o günlerde, Türkiye'de çalışan birkısım sivil havacılık kuruluşlarının kurduğu vakfın kendi bünyesinde maaşını vererek çalıştırdığı kişiler inspektör gösterilerek, bu sıkıntılı durumdan kurtulma yolu bulunmuştu.

Değerli arkadaşlarım, aslında bu yasanın çıkarılmasının tek nedeni, uluslararası mevzuatı gereği en önemli görevi sivil havacılık sistemini denetlemek olan sivil havacılığın ilgili personelinin yeterli deneyime sahip olmasını, bu deneyime sahip elemanların, yetersiz ücretlendirme nedeniyle diğer özel kuruluşlara geçişlerini engellemeyi ve bu Genel Müdürlük içerisinde işin ehli insanların çalışmasını sağlamaktı; ancak, o kadar ilginç ki, bu yasa tasarısının 21 inci maddesinde, beş yıllık deneyim koşulunu da kaldırdık. Değerli arkadaşlarım, böyle bir yanlış yapılabilir miydi; bizler burada bunu yaptık. Hem deneyimli insanlar gerekir diyoruz, dünya bunu bizden istiyor, bekliyor diyoruz hem deneyimli insanların çalışma, daha doğrusu, insanların deneyimli olma koşulunu kaldırıyoruz; bu, vahim bir hata olmuştur. Oysa, bakıyoruz, tüm dünyanın sivil havacılık otoritelerinde, sivil havacılık deneyimine sahip ve bu konuda gerekli eğitime sahip personel sayısı en az yüzde 70.

Ayrıca, zaten, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüyle ilgili bugüne kadar yapılan eleştirilerin en önemli yanı, burada yetersiz, deneyimsiz ve eksik personelle çalışıldığı idi. Şimdi, bu yeni tasarıyla bunu getirirsek, biz, bu tasarıyı burada niye görüşüyoruz değerli arkadaşlarım; yani, ille bir yasa yapıyoruz diye mi yapıyoruz?! Çok ciddî sıkıntıları olan bir Genel Müdürlüğü, aynı sıkıntıları; ama, bu sefer sıkıntıları artıracak şekilde yeni bir biçimlendirmeye getirerek, yeniden bir yasa çerçevesine oturtmak istiyoruz.

Ne yapıyorsunuz; deneyimli elemanlarını da, geçici 2 nci maddeyle, bir şekilde Genel Müdürlüğün dışına çıkararak, böylece, hiçbir deneyimli elemanı kalmayan, getireceğimiz elemanların da ne olacağı meşkuk olan bir genel müdürlük yapısıyla karşı karşıya bırakıyorsunuz bizi.

Sevgili arkadaşlarım, biz, Adalet ve Kalkınma Partisinin, her konuda, akıl almaz ölçülerle kadrolaşmaya gittiğini biliyoruz; ama, allahaşkına ve lütfen, sivil havacılığı da bu şekle sokarsanız, yarın ortaya çıkacak durumların sorumluluğunu hanginiz üstleneceksiniz; Sayın Başbakan mı üstelenecek, hükümeti mi üstlenecek, yoksa onları yönlendirenler mi üstlenecek?!

Geçen konuşmalarda, burada, Devlet Demiryolları söz konusu edildiği zaman alınanlar oldu. O canların bedelini kim ödedi? O acılı insanların acısı dindi mi acaba?

Siz, şimdi, aynen Devlet Demiryollarında yaşananı çok daha feci şekilde yaşatma olasılığı bulunan bir düzenlemeyi önümüze koyuyorsunuz. Var olan personeli göndereceksiniz yukarıdan aşağıya, deneyim koşulu aramadan da, kim olduğu, ne olduğu belli olmayan; ama, başında muhakkak İstanbul Belediyesinde geçmişte çalışmış olmaktan başka hiçbir niteliği olmayan insanları getireceksiniz. Acaba, bu yeni düzenlemeyle, siz, Türk Hava Yollarında yaptığınız gibi, yeni bir personel çalıştırma politikasını mı uygulamak istiyorsunuz? Türk Hava Yollarında yapılanı da biliyoruz. Oraya gelenlerin nereden geldiğini de biliyoruz; ama, vatandaş da biliyor; sanmayın ki, yalnız biz biliyoruz, burada konuşuyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu geçici 2 nci madde, sizin amacınızı çırıl çıplak ortaya koyuyor. Bu yasa tasarısı, maalesef, deneyimsiz insanlara Türk sivil havacılığında çalışma kapısını açan bir yasaya dönüşüyor. Bu bakımdan, bizim, burada, her bir arkadaşımızın bu uyarıda bulunması gibi bir görevi olduğuna inanıyorum ve ben de bu görevi bunun için yapıyorum.

Şimdi, bakınız, bir başka konuya geçerek, sözlerimi tamamlayayım: Biraz önce Kamanlılar gelmişti, Ziraat Odası Başkanı buradaydı, AKP'li Kırşehir milletvekilleriyle de görüştüler.

Değerli arkadaşlarım, mazot 2 040 000 lirayı buldu; ama, arpa 190 000 lira, yeni hasat edilen arpa 190 000 lira, gübre 550 000 lira ile 600 000 lira arasında! Siz, Türkiye'yi yönetemiyorsunuz. Türk insanını zavallı konumuna düşürdünüz. Hiçbir dönemde Türk insanı böyle bir sefalet yaşamadı. Türk köylüsü…

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Yapma yahu!..

GÜROL ERGİN (Devamla) - Elbette ben yapmıyorum, siz yapıyorsunuz; ama, bulunduğunuz yerden konuşmak kolay. Sözümün yanlış olduğunu burada söyleyin. "Hayır, mazot 2 000 000 liranın üstüne çıkmadı"  deyin "hayır, arpa 200 000 liranın üstünde satılabiliyor" deyin "hayır, Çukurova'da buğday 250 000 liranın üstünde satılabiliyor" deyin, bunu deyin. Yoksa, oturduğunuz yerden, yakışıksız bir biçimde konuşmak kolay.

Değerli arkadaşlar, Türk insanı çok zorda, çok. Hiç mi köye gitmiyorsunuz, hiç mi köylülerinizle konuşmuyorsunuz?!

Haydi döneyim tekrar ulaştırmaya. Şu demiryollarında yaşanan facia; yüreklerinizde hâlâ onun acısı yok mu? Hiç mi duymuyorsunuz içinizde? Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü de perişan etmek için elinizden geleni yapma gayreti içindesiniz. Yazık!.. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ergin.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

OYA ARASLI (Ankara) - Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN- Oylamaya geçtim Sayın Araslı.

Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

OYA ARASLI (Ankara) - Nasıl geçtiniz?! Sayın Başkan "yoklamaya geçerken" diyor İçtüzük.

BAŞKAN - Sayın Araslı, oylamaya geçmiştim.

Arkadaşlar, lütfen karşılıklı konuşmayalım.

30 uncu maddeyi okutuyorum:

DOKUZUNCU BÖLÜM

Değiştirilen ve Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

MADDE 30.- 9.4.1987 tarihli ve 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin (d) bendi ile 12 nci maddesi yürürlükten kaldırılmış, anılan Kanunun eki (1) sayılı cetvelin ana hizmet birimlerine ilişkin bölümünde yer alan "Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü" ibaresi metinden çıkarılmıştır.

AHMET ERSİN (İzmir)- Sayın Başkan, ben bu kâtipten şikâyetçiyim; durduk yerde ona buna işaret ediyor, sağa sola gülücükler atıyor.

BAŞKAN- 30 uncu madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek…

Sayın Özyürek?.. Yok.

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Vedat Melik konuşacak efendim.

BAŞKAN-  Ama, kim teklif edecek? Grup Başkanvekiliniz yok şu anda.

Sayın Melik, şahsınız adına size söz verebilirim. İstiyor musunuz şahsınız adına?

MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - İstemiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN- Peki.

Sayın İnci Özdemir?.. Yok.

Sayın Alaettin Güven?..

ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) - Vazgeçtim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 30 uncu madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

III. - YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

OYA ARASLI (Ankara)- Oylamadan önce yoklama istiyoruz efendim.

BAŞKAN- Tamam  efendim; 20 kişiyi tespit edeyim; hay hay.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, 30 uncu maddenin oylanmasından önce bir yoklama talebi vardır; şimdi, bu talebi yerine getireceğim; ancak, yoklama talebini işleme koyabilmem için, ayakta olup yoklamayı talep eden milletvekili arkadaşlarımızın sayısının en az 20 olup olmadığını tespit edeceğim.

İsimler tutanağa geçeceğinden, ayaktaki her sayın milletvekilinden, sırasıyla isimlerini söylemelerini rica ediyorum; ben tek tek bilmeyebilirim ve ben de size yardımcı olacağım:

Sayın Oya Araslı, Sayın Erdal Karademir, Sayın Gökhan Durgun, Sayın Sinan Yerlikaya, Sayın Gürol Ergin, Sayın Bayram Meral, Sayın Feridun Ayvazoğlu, Sayın Ali Arslan, Sayın Mehmet Parlakyiğit, Sayın Mevlüt Coşkuner, Sayın Mustafa Gazalcı, Sayın Hakkı Ülkü, Sayın Vezir Akdemir, Sayın Vedat Melik, Sayın Hasan Ören, Sayın Algan Hacaloğlu, Sayın Bülent Baratalı, Sayın Ahmet Ersin, Sayın Muzaffer Kurtulmuşoğlu, Sayın Mahmut Yıldız, Sayın Mahmut Duyan, Sayın Mustafa Özyürek, Sayın Emin Koç, Sayın Hasan Fehmi Güneş.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, yoklama için 5 dakika süre veriyorum.

Adlarını okuduğum sayın üyelerin, yoklama için elektronik cihaza girmemelerini kendilerinden istirham ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, toplantı yetersayısı vardır.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER  (Devam)

2.- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/995) (S. Sayısı: 940) (Devam)

BAŞKAN - 30 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

31 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 31.- 14.10.1983 tarihli ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanununun 27 nci maddesinin, birinci fıkrasında yer alan "Ulaştırma Bakanlığının" ibaresi "Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün", ikinci fıkrasında yer alan "Ulaştırma Bakanlığınca" ibaresi "Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce" olarak değiştirilmiş ve maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"Sivil havacılık alanında faaliyet gösteren tüm işletmeler ve yeterlik belgesine sahip olması gereken personel, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yürürlüğe konulan düzenlemeleri takip etmek, Genel Müdürlüğün verdiği talimatlara uymak, Genel Müdürlük yetkililerince talep edilen her türlü bilgi ve belgeyi vermek ve istenen ekipmana her zaman erişebilmelerini sağlamakla yükümlüdür.

Genel Müdürlük tarafından görevlendirilen teknik denetçiler, denetimlerde,

a) Hava aracının uçuşa elverişli olmaması,

b) Mürettebatın o hava aracı tipi için gerekli nitelikleri taşımaması veya uçuşu yürütecek fiziksel ya da zihinsel kapasiteye sahip olmaması,

c) Operasyonun can ve mal emniyeti için tehlike oluşturması,

d) Tespit edilen eksiklik veya bulguların can ve mal emniyeti ile uçuş emniyetini doğrudan ilgilendirmesi,

Durumlarında işletmecinin ya da yeterlik belgesi gerektiren personelin uçuş operasyonunu ve/veya işletmecinin faaliyetini durdurmaya yetkilidir."

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Hatay Milletvekili Gökhan Durgun; buyurun.

Sürenizi birlikte kullanacaksınız.

CHP GRUBU ADINA GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili olarak, tasarının 31 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Durgun, bir dakikanızı rica edebilir miyim.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Genel Kuruldaki uğultu nedeniyle hatibin konuşması anlaşılamıyor; lütfen, sükûnetle dinleyelim.

Buyurunuz.

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, 1983 yılında 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanununun yürürlüğe girmesiyle, Türk sivil havacılık faaliyetlerinde önemli bir süreç ve dönem başlamıştır. Havayolu trafiği ciddî boyutlarda artmış, yeni havayolu işletmeleri, havaalanları kurulmuş, genel havacılık faaliyetleri hareketlenmiş, havacılıkla ilgili eğitim kurumları açılmıştır; ancak, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, bu gelişmelerin, bu hızlı gelişmelerin gerisinde kalmıştır. Bu durum, sivil havacılığımızı olumsuz yönde etkilemiştir, etkilemeye de devam etmektedir.

Havacılık faaliyetlerinde en önemli unsur, uçuş ve yer emniyetini sağlamaktır. Sivil havacılık faaliyetlerinde emniyetin sağlanabilmesi amacıyla, gerekli önlemlerin alınması bir zorunluluktur. Nitekim, Uluslararası Havayolu Pilotları Derneği Başkanı yaptığı açıklamada, dünya sivil havacılık sisteminin bugünkü altyapısını ve emniyet kültürünü değiştirmemesi halinde, 2005 yılından sonra her hafta büyük kazaların meydana geleceğini söylemektedir. Diğer yandan, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinde yaşanan terörist saldırılar, havacılık güvenliğinin uçuş emniyetini ne denli tehdit ettiğinin de en önemli göstergesidir. Sivil havacılığın sağlıklı gelişiminin temini ve sivil havacılık faaliyetlerinin emniyetli bir şekilde yürütülmesi için, düzenleme ve denetim görevlerini etkin biçimde yerine getirebilecek teçhizat, personel ve idarî yapıya sahip merkezî bir sivil havacılık otoritesinin oluşturulması, günümüzün ihtiyaçları karşısında bir zorunluluktur.

Tasarının genel gerekçesinde "ülkemizce taraf olunan uluslararası  anlaşmalar çerçevesinde, yabancı ülkelerle ilişkiler,  bu ülkelerin hava taşıyıcılarının ticarî hak ve uçuş faaliyetlerinin belirlenmesi ve denetlenmesi ile ülkemiz hava taşıyıcılarının ve havacılık şirketlerinin kurulması, havacılık standartlarının belirlenmesi ve hepsinden önemlisi uçuş emniyetinin yeterli düzeyde sağlanmasına ilişkin faaliyetler Ulaştırma Bakanlığı ana hizmet birimlerinden birisi olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir" denilmekte ve yine, tasarının genel gerekçesinde "dünyada yaşanan gelişmeler karşısında ülkemizde de sivil havacılık hizmetlerinin daha etkin ve güvenli bir ortamda verilebilmesi amacıyla kamu tüzelkişiliğini haiz özel bütçeli olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün yeniden teşkilatlanması amacıyla bu tasarı hazırlanmıştır" denilmektedir.

Genel gerekçede bahsedilen hususlar ve sorunların, yalnız günümüzün değil, çok uzun zamandan bugüne kadar devam eden sorunlar olduğu bilinmektedir. Bu sorunların tespiti ve çözüm yollarının araştırıldığı, tartışıldığı havacılık şûraları ve sempozyumlar düzenlenmektedir. Ayrıca, Yedinci ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planlarında, Havacılık Özel İhtisas Komisyonlarında, sektörün sorunları tespit edilmiştir ve çözüm önerileri  dile getirilmiştir. Bunlarla ilgili her türlü bilgi, gerek Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planlarında gerekse de şûra sonuç bildirgelerinde yer almaktadır.

Yine, genel gerekçede "bütün bu özellikleri taşıması nedeniyle, havayolu ulaştırma sektörünün bir bütün olarak ele alınması kaçınılmazdır; sektöre bu şekilde bakılmadığı sürece, gereksiz altyapı, geciken yatırımlar, ihtiyaca cevap veremeyen yasal düzenleme ve örgütlenme gibi sorunlarla karşı karşıya gelinecektir" denilerek, sektörün kompleks bir yapıya sahip olduğu ve sorunların çözümünde genel politikaların doğru belirlenmesine sıkı sıkıya bağlı olduğu gerçeği belirtilmektedir. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Programı Özel İhtisas Komisyonları Havayolu Altkomisyon raporunda, ulaştırma sektörünün önemli bir altsektörünün sivil havacılık olduğu bilinmektedir. Sivil havacılıkta yaşanan sorunlar ve bu sorunlarla ilgili çözüm, sektörü, faaliyet konusu, faaliyeti yürüten kamu ve özel kurum ve kuruluşlar, kullanılan ileri teknoloji ürünü araçlar, donanım, özel altyapı ve haberleşme sistemleri, nitelikli insangücü, hizmet verilen insanlar, ulusal ve uluslararası özelliğe sahip kurallar ve mevzuat konularının oluşturduğu önemli bir sistemdir; ancak, plan ve programlar ile yapılan uygulamalar arasındaki ilişkilerde, ne yazık ki, ülkemizde istikrarsızlık rekorları kırıldığından, yapılan doğru tespitlerle pratikte uygulanması gereken doğru hedeflerin ilişkisi kopmaktadır.

Sivil havacılık, uluslararası bir sektördür ve uluslararası uçuş operasyonu gerektiren sistematiği nedeniyle, uluslararası kurallara bağlı dinamik bir sektördür de aynı zamanda. Ayrıca, hizmet sektörü olması nedeniyle, insanın tam merkezde olduğu bir sektördür. Bu merkezde olma, hem sektör çalışanları hem de tam güvenlik isteyen yolcular için gereklidir.

Sektörün diğer bir önemli, uluslararası rekabetin en yoğun yaşandığı stratejik bir sektör olması, devletlerin ulusal sivil havacılık menfaatlarını en üst düzeyde gözeterek, politikalarını belirlemesidir.

1998 yılında Birinci Yüksek Havacılık Şûrası gerçekleştirilmiştir. Bu şûra sonuç bildirgesinin 1 inci maddesinde "havacılığın, uluslararası bir karakter taşıması nedeniyle globalleşen dünyada uçuş emniyetinin en üst seviyede temini bakımından ülkemiz havacılığının uluslararası uygulamalarla tam bir paralelliğinin sağlanması esastır" denilmektedir.

Yine, sonuç bildirgesinin 3 üncü maddesinde "kurulması önerilen bu yeni özel statülü sivil havacılık yönetimi ile bağlı bulunduğu bakanlık makamı arasında, gerek strateji belirlemede gerekse belirlenen stratejilerini ve hükümet politikalarını hayata geçirmede ülke genelinde eşgüdümü sağlamada ve bunu kamusallaştırma fonksiyonunu yerine getirebilecek ve aynı zamanda sivil havacılık otoritesini denetleyebilecek kamu ve özel sektörün eşit ağırlıklı temsil edildiği havacılık yüksek kurulunun oluşturulması uygun bulunmuştur" ifadesi yer almaktadır. 

57 nci hükümet döneminde buna benzer bir tasarı hazırlanmıştı. Başbakanlık nezdinde de icra kurulu oluşturulmuştu; ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisine havale edilmesine rağmen, bu yasa çıkarılamamıştı. Şimdi, bu 22 nci Dönemde bu yasa tasarısı, yine belli düzenlemelerle Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu getirilen tasarıda, sektör temsilcileri, ilgili dernekler, ilgili işkolunda örgütlü sendikaların görüşünün alınmadığı; hatta, en önemlisi, bu sektörde eğitim veren Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulunun ve diğer akademik çevrelerin görüşlerinin alınmadığını da görüyoruz.

Bu kesimin görüşlerinin alınmadığı bir yasa tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonuna geldiğinde, Cumhuriyet Halk Partisine mensup komisyon üyeleri, tasarının önemine istinaden altkomisyona havale edilmesi yönünde öneride bulunmuşlardır. Maalesef, bu öneri, Sayın Bakan tarafından, tasarının hemen yasalaşması gerekiyor gerekçesiyle reddedilmiştir. AB'ye uyum için gerekli denilerek ve AKP'li komisyon üyelerinin de katılımıyla, bu önerimiz ne yazık ki reddedilmiştir. Keşke, bu, bir altkomisyona gidebilseydi, konuyla ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri de alınabilseydi, özellikle, konunun sosyal tarafı olan çalışanların sendikaları da bu çalışmanın içine katılabilseydi, inanıyorum ki, çok daha düzgün, çok daha faydalı bir yasa haline dönüşecekti. Tasarı, iktidarınızca getirilen birçok tasarıda olduğu gibi birtakım redaksiyon hatalarını içermektedir.

Oysa, sivil havacılığın sorunlarının çözümüne yönelik olarak getirildiği söylenen bu tasarıyla, sivil havacılık otoritesinin özerkliği sağlanamamıştır. Bu haliyle, Ulaştırma Bakanlığına bağlı olarak devam etmesi söz konusudur. Oysa, ülkemizin kamu tüzelkişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir Türk sivil havacılık otoritesine ihtiyacı vardır. Nitekim, Türkiye'de, bu tür kuruluşların ilgili sektörleri düzenlemelerine sıkça rastlanmaktadır.

Sivil havacılık otoritelerinin bir yönetim kurulu tarafından yönetilmelerinin son yılların bir eğilimi olduğu sektörün ilgililerince de düşünülmekte ve bu seçimin, çoğunlukla yeniden yapılanma süreçleri sırasında ortaya çıktığı görülmektedir.

Sivil havacılık konusunda ileri ve önder durumundaki ülkelerde, sivil havacılık yönetimi özerk yapıdadır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinde Federal Havacılık İdaresi, İngiltere'de Sivil Havacılık Otoritesi gibi.

Yönetim Kurulu üyeleri, sivil havacılık sektöründe görev almış, sistemi çok iyi tanıyan, tecrübeli, profesyonel kişilerden seçilmektedir. Bu yönetim şekli, sivil havacılığın farklı faaliyet konularında uzman kişileri bir araya getirmektedir. Böylece, yönetimin işlevleri, tek bir bakış açısı yerine sistemin tamamını kapsayacak biçimde yürütülmektedir. Başka bir örnek vermek gerekirse, Avustralya Hükümeti, sivil havacılık otoritesini, Türkiye'deki şartlar ve gerekliliklere benzer sebeplerle, 1995 yılında yeniden yapılandırmaya başlamıştır ve bu süreç, halen orada devam etmektedir.

Getirilen yenilikler, Türk sivil havacılık sistemi içinde yer alan kurum ve kuruluşların değişiklik istekleriyle örtüşmektedir. Avustralya Hükümeti tarafından, sivil havacılık otoritesini yeniden yapılandırmak amacıyla belirlenen vizyonun temelinde, havacılıkla ilgili olay ve kaza oranını en az seviyeye indirmek, uluslararası standartlarla uyumlu, basit ve kolayca anlaşılır bir düzenleyici sistem yaratmak amaçlanmıştır. Bu amaçla, söz konusu vizyona ulaştırılacak stratejiler çerçevesinde yaptığı reformlardan en önemlisi, Havacılık Emniyet Forumu adı altında bir danışma kurumunu devreye sokması olmuştur. Diğer gelişmiş ülkelerin sivil havacılık yönetimiyle ilgili bölümlerinin benzer bir yapıda olduğunu, biraz araştırırsak görmek mümkün olacaktır.

Ülkemizde, sivil havacılık faaliyetlerinin düzenlenmesinden Ulaştırma Bakanlığı sorumludur. Bakanlık adına bu görevler, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Bununla birlikte, sivil havacılık faaliyetlerinin düzenlenmesi kapsamındaki bazı konular, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı gibi birimler arasında dağıtılmaktadır. Bu durum, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün, Ulaştırma Bakanlığı adına düzenleyici otoritesini yeterince kullanmamasına neden olmaktadır. Ayrıca, sivil havacılık sisteminin gelişmesine yönelik bir devlet politikasının, şu ana kadar oluşturulmamış olması, sivil havacılık alanında faaliyet gösteren kuruluşlar arasındaki eşgüdümün sağlanmasını da engellemektedir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, yürütmekte olduğu görevlerinden kural koyma, denetleme ve yaptırım yapma gibi uçuş emniyetiyle doğrudan ilgili teknik konularda ve lisanslandırmada özerk davranabilmeli ve havacılığın gerektirdiği hız ve esneklikte karar alabilmeli ve uygulayabilmelidir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü üst yönetiminde, sivil havacılık sistemini çok iyi tanıyan, yeterince bilgili, tecrübeli kişilerin görev alması, kurumun başarısı için son derece önemlidir; ancak, tasarıya baktığımızda, genel müdür, genel müdür yardımcıları, daire müdürlerinin mühendis ve mimar olması özelliği de, bu söylediğim noktada örtüşmemektedir. Bu mimar ve mühendis arkadaşlarımızın havacılık konusunda ne kadar deneyimli olup olmadığı da   yarın,   uygulamalarda,   kazalar,   problemler -inşallah yaşanmaz ama- yaşandığı zamanda ortaya çıkacaktır.

Aynı zamanda, kurum yöneticilerinin görevde süreklilik göstermeleri de başarıyı beraberinde getirecektir. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde birçok teknik konu uzmanlaşma gerektirirken, kısıtlı personel kullanımı, uzmanlaşma yerine de pek çok işi bir arada yapabilme zorunluluğunu ön plana çıkarmaktadır. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bünyesindeki az sayıda personel, görevleri yerine getirmeye çalışmaktadır; ancak, bu durum, personelin, iş yoğunluğu nedeniyle, uluslararası faaliyetleri takip etmesini ve havacılıktaki hızlı gelişmeye ayak uydurmasını engellemektedir.

Hava taşımacılığı hızlı bir şekilde gelişen ve 2001 yılı itibariyle Avrupa Havacılık Otoriteleri Birliğine üye olan Türkiye'nin, ülkemiz çıkarları doğrultusunda Türk sivil havacılığına yön verecek, uluslararası sorumlulukları yerine getirecek, yalnız özel bütçeli olmakla kalmayıp, gerek idarî gerek malî yönden özerk bir sivil havacılık otoritesine ihtiyacı vardır, ancak bu şekilde, hava taşımacılığı, özellikle havaalanı yapımıyla ilgili yatırım kararlarının siyasî değil, bilimsel gerçeklere dayandırılması mümkün olacaktır.

Yeterli uzman personelin istihdam edilebilmesi sayesinde, ulusal çıkarlarımıza ve günün koşullarına uygun, dünyada ve sivil havacılık faaliyetlerinde ortaya çıkan gelişmelere yanıt verilebilecektir. Sektörde faaliyet gösteren kamu ve özel kurum ve kuruluşları arasında eşgüdüm bu şekilde sağlanabilecektir. Türk sivil havacılığının uluslararası platformda daha iyi temsil edilmesi ve alınacak kararlarda söz sahibi olması da mümkün olabilecektir.

Tasarının hayırlı olmasını dileyerek, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum; teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Durgun, zamanlamanız için teşekkür ediyorum.

OYA ARASLI (Ankara) - Oylamaya geçilirken yoklama istiyoruz.

BAŞKAN - Tamam Sayın Araslı. Yalnız, ayakta 20 tane üyenin hazır olması lazım.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Hayır Sayın Başkanım, sonradan kalkma olmaz; hepsi kalkarsa olur.

OYA ARASLI (Ankara) - Oylamaya geçmedik henüz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Hayır, usule aykırı.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, maddenin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır. Şimdi, bu talebi yerine getireceğim. Yoklama talebini işleme koyabilmem için ayakta olan milletvekili arkadaşlarımızın isimlerini ben okuyacağım. Okumadan önce kendilerinin de bana yardımcı olmalarını istirham ediyorum.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, yerimden bir şey söylemek, bir şey izah etmek istiyorum. Sayın Başkan, bir önceki maddede yoklama yapılmıştır.

GÜROL ERGİN (Muğla) - İzin almadan konuşmak var mı böyle?!

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Genel Kurul dört beş kez yoklamayla meşgul edilmektedir.

OYA ARASLI (Ankara) - Şu hale bakınız Sayın Başkan. Çoğunluk var mı burada?!

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Şu anda bütün arkadaşlarımız buradadır. Bu, bir hak değildir efendim. Bu şekliyle olmaz.

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - İsimlerimizi söylemek istiyoruz.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, bunu işleme koyup koymamak da Başkanlığın takdirindedir. Her maddede yoklama istemek şeklinde bir uygulama olamaz efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kapusuz.

Sayın milletvekilleri, milletvekili arkadaşlarımın isimlerini okuyacağım: Sayın Gökhan Durgun, Sayın Erdal Karademir, Sayın Oya Araslı, Sayın Bülent Baratalı, Sayın Gürol Ergin, Sayın Bayram Meral, Sayın Ali Arslan, Sayın Mehmet Parlakyiğit, Mustafa Gazalcı, Hakkı Ülkü, Hasan Ören, Vezir Akdemir, Gürol Ergin, Feridun Ayvazoğlu, Vedat Melik, Mesut Özakcan, Ahmet Ersin, Sayın Algan Hacaloğlu, Sayın Mehmet Işık… Kaç kişi oldu efendim? Mahmut Yıldız, Mevlüt Coşkuner, Sayın Mahmut Duyan, Sayın Şevket Gürsoy...

BÜLENT BARATALI (İzmir) - 20'den fazla oldu.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şu anda ismini okuduğum, ayakta bulunan milletvekillerinin sayısı 18'dir; eksiktir. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

31 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

32 nci maddeyi okutuyorum…

GÜROL ERGİN (Muğla) - Yanlış… Yanlış… Sayın Başkan, burada kaç kişi var?! Bu kadar kişiyi yok mu sayıyorsunuz?! Ayıp denen bir şey var.

BAŞKAN -  Sayın Ergin, ayaktaki milletvekillerini okudum. Heyecanlanmayınız…

GÜROL ERGİN (Muğla) - Tabiî heyecanlanırım…

OYA ARASLI (Ankara) - Heyecanlanıyor; çünkü…

BAŞKAN - 32 nci maddeyi okutuyorum…

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen Kâtip Üyeyi dinleyiniz.

 "MADDE 32.- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki Ulaştırma Bakanlığına ait cetvelden çıkarılmış, ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (III) sayılı cetvele Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bölümü olarak eklenmiştir."

BAŞKAN - Sayın Araslı, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, dinler misiniz…

Bakınız, biraz önce AK Parti Grup Başkanvekili Sayın Salih Kapusuz yoklama işlemininin her maddede tekerrür ettiğini, bir hakkın suiistimali olduğunu söyledi, görüşünü söyledi, oturdu. Ben, bu arada ayakta olan milletvekili arkadaşlarımızı okudum; hatta, Kâtip Üyemiz Sayın Türkân Miçooğulları da buraya kadar gelmişti; ama, 18 üye buldum. Burada Başkanlık Divanının yapacağı bir şey yoktur. 20 milletvekili ayakta değilse, ben, mecburen bu isteği işleme koymayacağım.

OYA ARASLI (Ankara) - 20 kişiydik… Millet size hesap soracak.

ALİ ARSLAN (Muğla) - Tutanakları getirtelim…

GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Başkan, görmek istemezsen görmezsin. Yazıklar olsun!..

BAŞKAN - Sayın Ergin, lütfen, buyurunuz.

Başkanlık Divanı olarak, bakınız, iyi niyetimizi gösteriyoruz, yapıyorum.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Olmuyor… Olmuyor… Yakışmıyor…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Bağırma!..

BAŞKAN - Sayın Ergin, lütfen yerinize oturunuz. Lütfen…

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Araslı, lütfen yerinize oturunuz. Buyurun...

Sayın milletvekilleri, 32 nci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Hatay Milletvekili Sayın Gökhan Durgun; buyurun efendim.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Böyle olmaz!.. Keyfinize göre yönetemezsiniz burayı!.. Bu kadar insanı görmezden gelemezsiniz; gelirseniz, yazıklar olsun!..

BAŞKAN - Sayın Ergin, sözlerinize dikkat ediniz… Sözlerinize dikkat ediniz… Otur yerine lütfen!..

GÜROL ERGİN (Muğla) - Sizin tavrınıza yazıklar olsun!..

ALİM TUNÇ (Uşak) - Otur yerine…

BAŞKAN - Otur yerine!.. Otur!.. (AK Parti sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - 20 kişiyi bile bulamadınız…

(Bir grup AK Parti ve CHP milletvekili kürsü önünde toplandı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri… Oturunuz… Oturunuz… Sayın milletvekilleri, yerinize oturunuz efendim, lütfen… (AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında karşılıklı konuşmalar) Oturunuz arkadaşlar…

İdare Amirleri, lütfen, müdahale ediniz…

Sayın Durgun, lütfen, buyurun efendim.

Mikrofonunuzu açtım; konuşur musunuz.

Lütfen, Sayın Durgun; buyurun efendim.

CHP GRUBU ADINA GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü… (AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında karşılıklı konuşmalar)

BAŞKAN - Arkadaşlar, hatibi dinleyelim. Lütfen, oturunuz…

Sayın milletvekilleri, hatibi dinleyelim lütfen…

Buyurun Sayın Durgun.

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - …Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarının 32 nci maddesi üzerinde Grubum ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında karşılıklı konuşmalar)

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, sayın milletvekilleri; karşılıklı konuşmayalım…

Sayın Durgun, sürenize ilave edeceğim; lütfen, konuşmanıza devam ediniz.

Buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Bu ortamda nasıl konuşulur Sayın Başkan; bir sakinleştirin.

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Dünya sivil havacılığının hızlı bir gelişme göstermesi, teknolojinin büyük önem taşıması karşısında çıkarlarımızın korunması ve uluslararası ilişkilerimizin… (AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında karşılıklı konuşmalar)

BAŞKAN - Arkadaşlar, hatibi dinleyelim. Lütfen…

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - …düzenli bir şekilde yürütülmesi için 1954 yılında Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde kurulan Sivil Havacılık Dairesi Başkanlığı, 1987 yılında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü olarak günün koşullarına göre yeniden teşkilatlandırıldı. 14.10.1983 tarihli ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunuyla bugüne kadar idare edildi; ancak, bugün gelinen bu noktada dünya havacılığının hızlı bir gelişme göstermesi, teknolojinin her geçen gün değişmesi karşısında, bugün, Türk Sivil Havacılık Kanununda değişiklik yapılması ihtiyaç haline geldi.

Kalkınma programlarında özel ihtisas komisyonları, havayolu altkomisyon raporunda "ulaştırma sektörünün önemli bir altsektörü olan hava ulaştırma sektörü faaliyet konusu, faaliyeti yürüten kamu özel kurum ve kuruluşlar, kullanılan ileri teknoloji ürünü araçlar ve donanım, özel altyapı ve haberleşme sistemleri, nitelikli insangücü, hizmet veren insanlar, ulusal ve uluslararası özelliğe sahip kurallar ve mevzuat konularının oluşturduğu önemli bir sistemdir. Bütün bu özellikleri taşıması nedeniyle, havayolu ulaştırma sektörünün bir bütün olarak ele alınması kaçınılmazdır. Sektöre bu şekilde bakılmadığı sürece, gereksiz altyapı, geciken yatırımlar, ihtiyaca cevap vermeyen yasal düzenleme ve örgütlenme gibi sorunlarla karşı karşıya gelinecektir" denilerek, sektörün kompleks bir yapıya sahip olduğu ve sorunların çözümünün de genel politikaların doğru belirlenmesine sıkı sıkıya bağlı olduğu gerekliliğinin altı çizilmektedir; ancak, plan ve programlarda yapılan uygulamalar arasındaki ilişkilerde, ne yazık ki, ülkemizde istikrarsızlık rekorları kırıldığından, yapılan doğru tespitler ile pratikte uygulanması gereken doğru hedeflerin ilişkisi kopmaktadır.

Sivil havacılık, uluslararası bir sektördür ve uluslararası uçuş operasyonu gerektiren sistematiği nedeniyle uluslararası kurallara bağlı; ancak, dinamik bir sektördür. Ayrıca, hizmet sektörü olması nedeniyle, insanın merkezde olduğu bir sektördür.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 32 nci maddesinde, ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki Ulaştırma Bakanlığına ait cetvelden çıkarılmış, ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (III) sayılı cetvele Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bölümü olarak eklenmiştir.

AKP Hükümetinin ikibuçuk yıllık icraatında, Genel Kurala getirmiş olduğu kanun tasarılarında uyum olmadığı ve hatta birbirleriyle çeliştiği görülmektedir. Örneğin, daha önce gelen teşkilat yasalarında genel müdür dışında ayrıca bir yönetim kurulu oluşturuluyordu. Bunu burada göremiyoruz. Yine, daha önce gelen teşkilat yasalarında genel müdür yardımcıları yer almazken, bu tasarıda genel müdür yardımcılarına yer verildiğini görüyoruz. Böylece, kamu kuruluşlarında örgütlenme açısından farklılıkların oluşmasına ortam sağlandığı, bu tutumun, hükümetin örgütlenme konusunda farklı standartlar oluşturduğu açıkça ortadadır.

Hükümet kendi içinde de tutarlı davranmamıştır. Bunu, AKP Hükümetinin kadrolaşma konusunda yaptığı çalışmalardan biri olacak diye düşünüyorum. Örneğin, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde, genel müdür, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığına atanacaklar arasında inşaat mühendisi ve mimarlar da sayılmıştır. Şimdi, sizlere soruyorum; inşaat mühendisi ile mimarın, sivil havacılıkla ne alakası var? Bu, kadrolaşma anlamına gelmiyor mu?

AKP Hükümetinin düşünce yapısı, bakış açısı değişmedikçe, hangi kanunî düzenleme yapılırsa yapılsın istenen amaca ulaşmak mümkün olmayacaktır. Yapılacak ilk iş, nitelikli kadroların görev başına getirilmesidir. Bugünkü Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün  yönetim kadrosuna bakıyoruz, iki genel müdür yardımcılığından birisi vekâleten yönetiliyor, diğeri ise boş. Daire başkanlarında da durum farklı değil; mevcut 4 daire başkanlığından 3'ü ehliyetsiz başkanlar tarafından yönetiliyor, diğer başkanlık ise boş tutuluyor. Yönetim kadrolarındaki personelin havacılıkla ilgili eğitime sahip olmadıklarıyla ilgili iddialar ulusal basında da yer almış olup, yeterlilikleri hakkında çok ciddî endişeler yaratılmıştır.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısında bu durumla ilgili bir çalışma görülmemektedir. Gelişmiş bir sivil havacılık sektörüne sahip olmanın temel aktörlerinden biri Havacılık Genel Müdürlüğüdür. Böylesine önemli bir genel müdürlüğün ne derece etkili olacağı, ne kadar nitelikli kadrolara sahip olduğuyla ilişkilidir. Son günlerde yaşanan özel havayoluyla ilgili krizin ana sebebi Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden kaynaklanmaktadır. Genel Müdürlüğün daha etkili, ulusal ve uluslararası platformlarda daha aktif olması gerekmektedir. Geçen ay yaşanan kriz diplomatik girişimlerle çözüme kavuşturulmuştur; ancak, yarın yaşanacak olası bir başka krizde diplomatik girişimler de yetersiz kalabilir. Bu nedenle, Genel Müdürlüğün 32 nci maddeyle iptal edilen kadrolarıyla veya yeniden ihdas edilen kadrolarıyla değil, onun yerine, ehil personellerin atanması konusundaki yasal düzenlemelerle Genel Müdürlüğün ivme kazanacağını düşünüyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim  Sayın Durgun.

Madde üzerinde, İstanbul Milletvekili İnci Özdemir …

Kütahya Milletvekili Alaettin Güven; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün en öncelikli görevi olan uçuş emniyetinin uluslararası standartlara uygun olarak sağlanması ve ülkemiz sivil havacılık sektörünün sorunlarının çözüme kavuşturulabilme sürecinin hızlandırılması, bu kanunla hedeflenen amaçlardan birisidir.

İnsanımızın en iyi hizmeti alabilmesi için, birçok alanda olduğu gibi sivil havacılıkta da uluslararası düzeyde belli bir standardizasyonu zorunlu kılmaktadır. Bu kanunla, sivil havacılık sektörü tarafından yapılan faaliyetlerin, belirlenmiş olan standartlara uygun olarak yapılanması hedeflenmiştir. Bu şekilde, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, tüzelkişiliğe sahip sivil havacılık otoritesi kurulmuş olacaktır.

Ayrıca, bu kanunla, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Bu suretle, uzman ve yetişmiş personel istihdamına imkân sağlanacaktır.

Sonuçta, ülkemiz sivil havacılığının sağlıklı ve emniyetli büyümesinin garantisi olacak ve ülkemizin, bölgemizde önder rol üstlenmesi ve uluslararası alanda hak ettiği yeri almasına yardımcı olacak bu kanun, hava taşıma işletmelerimizin uluslararası alandaki rekabet gücünü artıracaktır, aynı zamanda, bir prestij kaynağı olacaktır.

Bu kanaatlerimi sizlerle paylaştıktan sonra, Değerli Kültür ve Turizm Bakanımızın ve Bakanlığımızın, ülkemizde jeotermal kaynakları harekete geçirmek, ülkemiz insanının hizmetine sunmak için termal turizm kentleri projesi olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Kendisinden öğrendiğimiz bu projeyi ve bölgemizle ilgili, seçim bölgemin yakın komşularıyla ilgili bir problemi de, burada…

BAŞKAN - Sayın Güven, lütfen maddeyle ilgili konuşur musunuz efendim. İstirham edeyim... Lütfen madde dışına çıkmayalım.

Buyurun.

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Gündeme geldi, onunla ilgili Sayın Başkanım... Hemen, bir dakika…

Bu yörelerle ilgili çalışmalar olunca, bu termal turizm kaynakları harekete geçirilince, mutlaka, o yöreye, o bölgeye; yani, adı "Frigya Vadisi Bölgesi" olan o bölgeye bir havaalanı elzemdir, gereklidir diye düşünüyorum. Onun için, Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak, Balıkesir, Eskişehir, Denizli İllerini kapsayacak, oralara taşımacılığı gündeme getirecek bir havaalanının gerekli olduğu kanaatimi paylaşıyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, 32 nci maddeyi, maddeye ekli (1) ve (2) sayılı listelerle birlikte…

OYA ARASLI (Ankara) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN - …oylarınıza sunacağım ve bu arada karar yetersayısı istenmiştir, karar yetersayısını da arayacağım.

(1) ve (2) sayılı listelerle birlikte 32 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır.

33 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 33.- 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (II) sayılı cetvele "51- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü" ibaresi eklenmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, İzmir Milletvekili Ahmet Ersin konuşacaktır.

Sayın Ersin, sürenizi birlikte kullanacaksınız; buyurun.

 

CHP GRUBU ADINA AHMET ERSİN (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa Tasarısının 33 üncü maddesiyle ilgili görüşlerimizi sunacağım. Daha doğrusu, bir bölümü Grup adına, bir bölümü şahsım adına sunacağım.

Değerli milletvekilleri, havacılık, yoğun yatırım gerektiren, yatırım ağırlıklı bir sektördür; ama, aynı zamanda güvenliğin de çok önemli olduğu, hatta, güvenliğin her şeyin önüne geçtiği bir sektör. Havacılığın uluslararası bir karakter taşıması nedeniyle, globalleşen dünyada, uçuş güvenliğinin en üst seviyede sağlanması bakımından, ülkemiz havacılığının da uluslararası uygulamalarla uyumlu ve paralel olması şarttır. Havayolu taşımacılığında yaşanan olumsuzluklar ve kazalar, bütün dünyada ses getirmektedir. Dolayısıyla, bu kazalar, hem havayolu taşımacılığına güveni sarsmakta hem de ülke imajını zedelemektedir. Bu anlamda, sadece uçuş güvenliği yeterli değil, aynı zamanda hava sahasının da güvenli olması gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, bugün, sivil havacılığın ana insan kaynağı Türk Silahlı Kuvvetleridir. Türk Silahlı Kuvvetlerinden istifa ya da erken emeklilik yoluyla ayrılan pilotlar, Türk Hava Yollarında ve diğer özel havayollarında istihdam ediliyorlar; ancak, bu erken emeklilik ve istifalar nedeniyle, Türk Silahlı Kuvvetleri de ciddî bir sorun, sıkıntı yaşıyor. Bu, böyle devam edemez. Hızla gelişmekte olan sivil havacılık sektörünün ihtiyaç duyduğu pilot, kontrolör ve diğer teknik personelin temini amacıyla, bu konularda eğitim veren üniversiteler, Türk Hava Kurumu ve diğer özel eğitim kurumlarının da devletçe desteklenmesi gerekir.

Değerli milletvekilleri, sadece uçuş güvenliği değil, hava sahasının güvenliği de sivil havacılığın gelişmesinde önemli ana faktörlerden birisidir. Türk hava sahasının yeniden sınıflandırılarak askerî ve sivil trafiklerce müşterek kullanım esas ve usullerinin yeniden belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim, son dönemlerde, özel havayolu şirketlerinin sayısı artmıştır; dolayısıyla, hava trafiğinde bir yoğunlaşma var. O nedenle, bu hava trafiğinin yeniden düzenlenmesi, tarafların bir araya gelerek yeni bir proje ortaya koymasında fayda var. Hava sahasını kullanan küçük uçak ve helikopterlere, teşhis ve takibi kolaylaştırıcı askerî elektronik tanıma sistemlerinin konulması zorunlu hale gelmelidir. Sportif havacılıkta kullanılan hava araçlarının uçuşları kontrol ve disiplin altına alınmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de özelleştirme uygulamaları, dünyada benzeri olmayan bir anlayışla sürdürülmektedir. Ülkemizin en değerli ve dünya çapında şöhreti olan kuruluşları, özelliklerine ve ülke ekonomisine olan katkılarına aldırmadan, günü kurtarma adına özelleştirilmekte, daha doğrusu, haraç mezat satılmaktadır. Hiç olmazsa sivil havacılık sektörüne hizmet veren stratejik kuruluşların özelleştirilmelerinde dikkatli olmak ve sektörü zor durumda bırakacak imtiyazlardan kaçınmak gerekir.

Konma, konaklama ve yolcu servis ücretlerinin Avrupa ülkeleri seviyesine indirilmesi kesinlikle gerekiyor. Örneğin, İzmir'den İstanbul'a sefer düzenleyen özel havayolları şirketleri 49 000 000'a yolcu taşırken, Türk Hava Yolları 139 000 000'a yolcu taşıyor. Aynı mesafe, hemen hemen aynı hizmet; ama, biri 49 000 000, biri 139 000 000! Bunun nedeni ne?.. Örneğin, İzmir'den Ankara'ya özel havayolu şirketleri çalışmıyor. Neden acaba çalışmıyor?.. Neden, Türk Hava Yollarının bilet ücretleri bu kadar yüksek de, aynı hizmeti veren özel havayolları, Türk Hava Yollarının hemen hemen yarısından da daha düşük bedelle yolcu taşıyabiliyor?..

Bu arada, gümrük mevzuatları değiştirilerek, hava aracı yedek parça ithal ve ihracatı kolaylaştırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, sivil havacılığın iç ve dışticaret ile turizme olan katkısı tartışılmaz. Bu nedenle, özellikle dışticaretin ve turizmin yoğun yaşandığı illere daha fazla seferler düzenlenmesi ve bu merkezlerdeki havaalanlarının geliştirilerek çağdaş bir seviyeye getirilmesi zorunludur.

Değerli milletvekilleri, özel havacılıkla ilgili bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Türk Hava Yolları, sekiz yıldan beri, İzmir'den yurt dışına doğrudan seferler yapmıyor. Nitekim, zorlamalar sonucunda, geçici bir süre için yurt dışına seferler başlatıldı. Bununla ilgili soru önergeleri vermiştim. Yani, İzmir'den yurt dışına neden doğrudan seferler yapılmıyor; bu, turizmi etkiliyor, dışticareti etkiliyor; dolayısıyla, Ege Bölgesinin sıçrama tahtası olan İzmir'de uluslararası Adnan Menderes Havalimanı olmasına karşın, nedense, Türk Hava Yolları, yurt dışına bu seferleri yapmaktan ısrarla kaçınıyor.

Değerli milletvekilleri, bununla ilgili verdiğim soru önergelerine, bakınız, Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım tam 3 sayfalık cevap verdi; yani, sorumlu davranarak 3 sayfalık cevap verdi. Yine, dışticareti etkiliyor olması nedeniyle Sayın Kürşad Tüzmen tarafından cevaplandırılması istemiyle verdiğim soru önergeme, Sayın Tüzmen, 1 sayfalık cevap verdi. Yani, cevaplar beni tatmin etmiş değil; ama, Sayın Bakanların sorumlu davranması, Meclise ve milletvekillerine olan saygısı nedeniyle kendilerine teşekkür ediyorum; ancak, turizmi de çok yoğun bir şekilde, olumsuz bir şekilde etkilemiş olması nedeniyle Turizm Bakanı tarafından yanıtlanması talebiyle verdiğim 1 sayfalık soru önergeme, Sayın Bakan, bütün sorularımı bir cevapta toplayarak, 7 kelime ve bir cümlelik bir cevap vermiş.

Şimdi, Sayın Bakanımızın -tabiî, Ege'nin ve Aydın'ın bağrından kopup gelen efemiz, kamalı zeybeğimiz, Turizm Bakanımız- nedense, Meclise ve milletvekillerine önem vermediğinin kanıtı olarak, işte, bu soru önergesini sizlere sunuyorum; yani, 7 kelimeden oluşan bir cümlelik bir cevap.

RECEP GARİP (Adana) - Kelime israfı yapmamış oluyor.

AHMET ERSİN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu durumu, bu anlayışı kınıyorum. Bir bölgenin önemli bir sorununu gündeme getirerek Sayın Bakana verdiğim soru önergesini, sevgili efemiz, sevgili kamalı zeybeğimiz, maalesef, önemsemeyerek, Meclisi küçümseyerek, milletvekillerini küçümseyerek, çok basit bir cevap vermiş. Şimdi, ben, bu, Sayın Bakanın cevabını, huzurlarınızda, küçümsediği Meclisin ve küçümsediği milletvekillerinin önünde yırtıyorum!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, ayıp, ayıp!

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Bu kürsü böyle kullanılamaz!

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Ayıp değil mi, utanmıyor musun?!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yakışmıyor, yakışmıyor!..

AHMET ERSİN (Devamla) - Sayın Bakan, sevgili efemiz, kamalı zeybeğimiz, bu cevabı alsın cebine koysun! (AK Parti sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Çok ayıp!..

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım.

Sayın Ersin, Genel Kurula hitap ediniz. Buyurun.

AHMET ERSİN (Devamla) - Ben Genel Kurula konuşuyorum Sayın Başkanım, arkadaşlar rahatsız oluyorlar.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Bu yaptığın doğru mu?!

BAŞKAN - Sayın Akbulut, lütfen efendim…

AHMET ERSİN (Devamla) - Şimdi, buradan, ben, Sayın Bakana, efemize seslenmek istiyorum: Sevgili efem, bizi küçümsüyorsun...

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Böyle bir hitap tarzı var mı Sayın Başkan?!

BAŞKAN - Sayın Ersin… Sayın Ersin…

AHMET ERSİN (Devamla) - ...Meclisi küçümsüyorsun; ama, sen de çok dağınıksın, hatta darmadağınıksın ve dökülüyorsun efem! Bunu, bu kürsüden size hatırlatmak istiyorum ve bir şeyi daha sorayım burada: Sayın Tayyip Erdoğan'a da bir şikâyetim var, sitemim var. Koskoca AKP Grubu içinden, bula bula bir şakşuka efesini bakan yapmış! Kendisini efe diye tanımlıyor! (AK Parti sıralarından gürültüler)

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Sen ne biçim konuşuyorsun ya, yakışıyor mu sana?!

BAŞKAN - Sayın Ersin… Sayın Ersin…

Arkadaşlar…

Sayın Ersin, hitabınızı ben anlayamadım; yani…

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Kâğıt yırt, bilmem ne! Ayıp be!..

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, bu, edepsizlik!

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Haddini bil be!

BAŞKAN - Sayın Ersin…

AHMET ERSİN (Devamla) - Ama, bu bakan, bakın, Turizm Bakanı, Türkiye'nin imajını bozuyor; bunu söylüyorum size.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Sana göre bozuyor.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Sana ne!.. Sana ne!..

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Siz de Meclisin imajını bozuyorsunuz, yakışıyor mu size?!

BAŞKAN - Sayın Ersin!..

AHMET ERSİN (Devamla) - Ne demek sana ne; ben de bu ülkede yaşıyorum, bu ülkenin milletvekiliyim!

BAŞKAN - Sayın Ersin, lütfen, konuya gelelim efendim.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Yakışıyor mu size?

AHMET ERSİN (Devamla) - Siz, ona Turizm Bakanlığını yakıştırıyorsanız, şu cevabı ona yakıştırıyorsanız, size de ayıp!

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Siz de Meclisin imajını bozuyorsunuz; yakışıyor mu size?!

AHMET ERSİN (Devamla) - Bu hakaret bana değil, bütün Meclise. Bir soru önergesi vermişim, bir sayfalık soru önergesi, bir cümleyle cevap veriyor.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Olabilir…

AHMET ERSİN (Devamla) - İşte, Sayın Bakan, 3 sayfa yazdı.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Yakışıyor mu bu sana?!

AHMET ERSİN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, Tayyip Bey, doğrusu, Türkiye'ye çok hayırlı bir hizmet yapmadı.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Burası eylem yeri değil.

AHMET ERSİN (Devamla) - Bu Sayın Bakanı, bu kamalı zeybeğimizi, efemizi Turizm Bakanı yaparak, Türkiye'nin imajını bozan bu Sayın Bakanı…

BAŞKAN - Sayın Ersin, lütfen!..

AHMET ERSİN (Devamla) - …bu makama getirerek…

BAŞKAN - Sayın Ersin!

AHMET ERSİN (Devamla) - …maalesef, Türkiye'nin imajını bozdu.

BAŞKAN - Sayın Ersin, lütfen!..

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Sayın Başkan, bu, nasıl böyle konuşabiliyor ya?!

BAŞKAN - Sayın Ersin!..

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sen de Meclisin imajını bozuyorsun! Ayıptır!..

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Konuşacak başka bir şeyi kalmadı, onun için böyle konuşuyor!

AHMET ERSİN (Devamla) - Değerli milletvekilleri…

BAŞKAN - Sayın Ersin, belki konuşmalarda kastınızı aşan cümleler sarf ediliyor... Sayın Başbakan istediği milletvekilini bakan atamakta serbesttir. O, Sayın Başbakanımızın takdiridir.

Sayın Bakanla ilgili olarak da yargılamalar da yapmayın efendim.

Buyurun

AHMET ERSİN (Devamla) - Ama, Sayın Bakan… Şimdi, koskoca AKP Grubu var, çok değerli arkadaşlarım var; yani, bula bula bunu mu buldu Turizm Bakanı yapacak?! (AK Parti sıralarından "sana ne" sesleri, gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Ersin, lütfen!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Burada 20 kişiyi toplayamıyorsunuz, çıkmışsın orada konuşuyorsun!

AHMET ERSİN (Devamla) - Değerli milletvekilleri…

BAŞKAN - Sayın Ersin, lütfen, madde üzerinde konuşur musunuz.

Buyurun.

AHMET ERSİN (Devamla) - Ya, şimdi, bakın, kızıyorsunuz ama, bir şey söyleyeyim; bu Sayın Bakanın…

BAŞKAN - Sayın Ersin!..

AHMET ERSİN (Devamla) - …çam devirmelerine, uyuklamalarına alışmıştık…

BAŞKAN - Sayın Ersin, istirham ediyorum; lütfen!..

AHMET ERSİN (Devamla) - Ama, bakın, Denizli'deki halıcılar bir yakalarsa, bir yakalarsa Sayın Bakanı, ayvayı yedi, onu söyleyeyim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ersin.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Madde üzerinde, şahsı adına…

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kapusuz.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, bu kürsü, bu Yüce Meclisin Türk Milleti adına kullanılmak üzere tahsis edilmiş bir demokrasi kürsüsü.

BAŞKAN - Doğrudur.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Burası, hakaret yeri değildir. Çıkar, bir arkadaşımız da, bula bula Sayın Baykal Ahmet'i mi buldu derse, yakışır mı?!

BAŞKAN - Yakışmaz.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) -  Biz, doğru bulmuyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ancak, burada, bunları yırtmak, buna benzer, bazı, şova yönelik hareketler yapmak bu kürsüye, bu Meclise, bu milletvekillerine, demokrasiye yakışmıyor. Arkadaşlarımız konuya hâkim olsunlar, konuşsunlar, o güzel fikirlerini dinleyelim; ama, burayı başka amaç için kullanmaya geliyorlarsa, başka arenalar mevcuttur.

Teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, bakınız, Grup Başkanvekilleri olarak ve İktidar ve Muhalefet Grubu olarak, çalışmaları belirli bir düzeyde sürdürüyoruz. Burada bulunmayan bakan arkadaşlarımız veya milletvekili arkadaşlarımızla ilgili olarak, bazen kastı aşan cümleler kullanılıyor ve bu, her iki grupta da üzüntüye sebebiyet veriyor. Onun için… Biraz önce, ben, doğrusu, Sayın Ersin'in bir şey yırttığını görmedim, başka bir şeyle meşguldüm, Sayın Bakanla konuşuyordum; ama, kürsü mehabetine uygun davranmak her milletvekili arkadaşımızın hem sorumluluğudur hem de görevidir. Bundan sonra, Başkanlık Divanı olarak, bu tip konularda daha hassas olacağımızı ve icabında saygıdeğer milletvekili arkadaşlarımızın, kürsüde konuşan arkadaşlarımızın konuşmaları konusunda kendilerini ikaz edeceğimizi tekraren kendilerine hatırlatıyorum. Bütün arkadaşlarımızdan, olgunluk içerisinde, demokratik haklarını kullanmalarını, tekrar, rica ediyorum.

Madde üzerinde, şahsı adına, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Eraslan; buyurun.

Sayın Eraslan, süreniz 5 dakika.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî ki, yani, gündemimiz, işte, sivil havacılık ve Ulaştırma Bakanlığının bünyesinde olan sorunlar; ama, zaman zaman, tabiî ki, böyle farklı mecralara, farklı konulara girebiliyoruz; muhalefet de bunu yapıyor, bazen, AK Partili milletvekili arkadaşlarımız da bunu yapıyor; ama, aslolan, kürsüde ve bu yüce çatının altında, Parlamentoda, milletimizin gündeminde var olan sorunları konuşmamız. Gündem ne ise onu konuşmamız ve milletvekilleri olarak buna katkı sağlayabiliyor olmamız; önemli olan bu. Bu günde de sivil havacılık var. Sivil havacılığın görüşüldüğü bir yerde de, herhalde, yani… Zaten ilgili kanunlar geldiği zaman, ilgili kanunlarla ilgili görüşüyoruz. Yani, Tarım Sigortası Kanununda çiftçiyi konuştuk, Esnaf Sanatkârlar Kanununda esnafın sorunlarını konuştuk, toplumun diğer kesimlerini ilgilendiren kanunlarda onu konuştuk, Emniyet Teşkilatı Kanunu gelince polisleri konuştuk, yarın veya bugün, işte, savcılar ve hâkimlerle ilgili bir kanunumuz var, onu konuşacağız, şimdi de sivil havacılığı konuşuyoruz. Gündemin takip edilmesi gerektiğini Sayın Başkanım da ifade etti; ben, kendisine bu hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyorum.

Tabiî, yoklama talepleri vesaire, mutlaka, bunlar, olacak şeylerdir, bunlar olmalıdır. Birtakım itirazlar oluyor, Sayın Başkan da sıkıntıya giriyor; ama, Cumhuriyet Halk Partisinin bir kâtip üyesinin de orada oturması gerekiyor, bu sıkıntıları aşmamız için. Yani, kâtip üyesi yok, kâtip üyelerin ikisi de AK Partiden; dolayısıyla, böyle, 20 kişi vardı, 18 kişi vardı, çoğunluk sağlandı, sağlanamadı -çoğunluğun da çok zor sağlandığını görüyoruz ama- gibi bu tür sorunların ortadan kaldırılması, bu tür sorunların aşılması ve Meclis gündeminin bunlarla doldurulmaması için, bir AK Parti kanadından bir de Cumhuriyet Halk Partisi kanadından arkadaşımız Başkanlık Divanında Kâtip Üye olarak görev yaparsa daha uygun olur diye düşünüyorum.

Tabiî ki, sivil havacılık, gerçekten, ülkemizin hem turizmini çok yakından ilgilendiren hem de çağdaş, uygar görünümüyle ilgili çok önemli bir kanun. Tabiî, millî gelire katkısı açısından da çok önemsediğimiz bir sektör sivil havacılık sektörü ve buna ilişkin olarak Sayın Bakanımızın ve bürokrat arkadaşlarımızın beraber yaptığı bir çalışma var. Bu çalışma, zaman zaman, önergelerle daha da olgunlaştırılıyor, daha da iyi bir hale getiriliyor; fakat, değerli arkadaşlar, ülkemizin birçok yerinde, rantabl olmayan veya -daha doğrusu- etkin bir şekilde çalışmayan havaalanlarımız var. Sivil havacılık kapsamı içerisinde bu havaalanlarımızın etkin bir şekilde çalışması ve düzenli uçuşların sağlanması açısından birtakım tedbirlerin alınması gerekiyor. Bakın, mesela, Maraş gibi, Mardin gibi, Antep gibi birtakım illere, her gün uçuş yok. Haftada bir gün, iki gün, üç gün şeklinde, kısıtlı uçuşlar var. O bölgelerdeki birtakım arkadaşlarımla görüştüğüm zaman şunu ifade ettiler: "Uçuş saatleri yanlış, uçuş günleri yetersiz." Tabiî, Türk Hava Yolları da "yolcu yok" diyecek; ama, sivil toplum kuruluşları da "yani, yolcu yok değil, yolcu var, yolcu kapasitesi var; ama, uçuş saatleriyle ilgili sıkıntılarımız var" diyorlar. Eğer, bu noktada, Ulaştırma Bakanlığımız, böyle, haftada bir gün, iki gün, uçuş yapılan illerin sivil toplum kuruluşlarıyla görüşür ve onların da kanaatlerini alırsa, daha etkin bir uçuş sağlanacağı kanaatindeyim. Tabiî ki, güvenli uçuş da çok önemli, konforlu uçuş da çok önemli. Bu noktada da gerekli çalışmaların yapılması gerektiğine inanıyorum.

Yine, ülkemizin birtakım yerlerinde, birtakım illerinde, işte, inşaat halinde olan havaalanları var. Ben, iki defa, Hatay Havaalanının inşaatıyla ilgili konuştum, şimdi konuşmayacağım; çünkü, Sayın Bakanıma da yeteri derecede bunları aktardığımı düşünüyorum; fakat…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, 1 dakikalık eksüre veriyorum; lütfen konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - İşte, biz, Türk Hava Yollarının özelleştirilmesi noktasında yapılan çalışmaları, bu düzenlemeler, bu iyileştirmeler ve etkin bir hale getirdikten sonra, daha kıymetli, daha pahalı, daha güzel bir rakamla satılması gerektiğini savunuyoruz.

Bakın, eğer, TÜPRAŞ'ın Danıştay tarafından özelleştirmesi iptal edilmemiş olsaydı, bizim, bugün, devlet olarak 1 milyar dolar zararımız olacak idi. Dolayısıyla, özelleştirmenin mantığında da şu olmalı: Özelleştirilecek kurumun stratejik bir KİT olması hasebiyle ertelenmesi söz konusu olabilir. Özelleştirme yapılmadan önce de, o yerlerin iyileştirilmesi, düzenlenmesi, daha etkin bir hale getirilmesi, rantabl olarak çalışır hale getirilmesi ve ondan sonra özelleştirilmesi, satılması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Sayın Eraslan, teşekkür ederim. Süreniz doldu. 1 dakikalık süre vardı. Eğer isterseniz başka maddede konuşursunuz.

Teşekkür ediyorum.

MEHMET ERASLAN (Devamla)- Ve değerli arkadaşlar, daha sonra satılması uygun olacaktır, özelleştirilmesi uygun olacaktır.Yani, bir nevi orayı tamir edip, daha sonra devredecek şeklindeki mantık ve felsefenin daha iyi olacağını düşünüyorum ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN- Teşekkür ederim Sayın Eraslan.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN- Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, maddenin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır. Şimdi bu talebi yerine getireceğim.

Önce, yoklama talebinde bulunan sayın üyelerin isimlerini okutup, salonda bulunup bulunmadıklarını tespit edeceğim. Yeterli sayıda üye salonda hazırsa, elektronik cihazla yoklama yapacağım.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)- Sayın Başkan, her maddede oylama olmaz! Sayın Başkanım, mecbur değilsiniz...

BAŞKAN- Üyelerin isimlerini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Yasa Tasarısının görüşülmekte olan 33 üncü maddesinin oylamasından önce toplantı yetersayısının aranmasını arz ederiz.

Algan Hacaloğlu?.. Burada.

Erdal Karademir?.. Burada.

Oya Araslı?.. Burada.

Mehmet Kartal?.. Burada.

Yılmaz Ateş?.. Burada.

Birgen Keleş?.. Burada.

Mehmet Vedat Melik?.. Burada.

Mesut Özakcan?.. Burada.

Gökhan Durgun?.. Burada.

Gürol Ergin?.. Burada.

Bayram Meral?.. Burada.

Ali Arslan?.. Burada.

Mehmet Parlakyiğit?.. Burada.

Mustafa Gazalcı?.. Burada.

Hakkı Ülkü?.. Burada.

Vezir Akdemir?.. Burada.

Ali Cumhur Yaka?.. Burada.

Mahmut Yıldız?.. Burada.

Bülent Baratalı?.. Burada.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, yoklama için 5 dakika süre veriyorum.

Adlarını okuttuğum sayın üyelerin yoklama için elektronik cihaza girmemelerini rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER  (Devam)

2.- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/995) (S. Sayısı: 940) (Devam)

BAŞKAN - 33 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici 1 inci maddeyi okutuyorum:

ONUNCU BÖLÜM

Geçici ve Son Hükümler

GEÇİCİ MADDE 1.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Bakanlık merkez ve taşra teşkilatına ait taşınır, araç, gereç, malzeme, demirbaş ve taşıtlardan fiilen Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce kullanılanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte fiilen görev yapan personel ile Bakanlığa ait her türlü hak ve yükümlülüklerden Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü ilgilendirenler hiçbir işleme gerek kalmaksızın Genel Müdürlüğe devredilmiş ve taşınmazlar ise tahsis edilmiş sayılır.

Genel Müdürlüğün 2005 mali yılı harcamaları, 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununun 15 inci maddesinin (a) fıkrasının (8) numaralı bendine istinaden yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Bakanlığın 2005 yılı bütçesinde yer alan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne ait ödeneklerden karşılanır.

BAŞKAN - Geçici 1 inci madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Manisa Milletvekili Sayın Hasan Ören; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Ören, süreniz 15 dakika.

CHP GRUBU ADINA HASAN ÖREN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Meclisin yoğun çalışma temposu içerisinde yasaları çıkarmaya çalışıyoruz. Dışardan bakıldığında vatandaş bu yoğun çalışmayla yasaların doğru ve hızlı çıktığını düşünüyor. Belki hızlı çıkıyor; ama, eksik çıkıyor ya da dışardan dayatmayla çıkıyor.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisinin, IMF  ve ABD'nin gerekçe göstererek yasaları dayatmasına bir anlam veremiyorum. Bu acelecilik, tasarıların yeterince değerlendirilmesine ve doğru karar verilmesine engel olmaktadır. Gerek iktidar milletvekilleri gerekse muhalefet milletvekilleri tarafından tasarılar hakkında yeterli inceleme ve araştırmalar yapılmadığından katkı vermemiz de mümkün olmuyor. Belki de hükümet bunları bilerek komisyonların ve Meclisin iki ayağını bir pabuca sokuyor. Bu söylediklerimle, gelen tüm yasalara karşıyız anlamı çıkarılmasın. Biz, yasaların, bu şekilde önümüze getirilerek dayatılmasına karşıyız. Şu an görüşmekte olduğumuz Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı da böyle bir yasadır.

Sivil havacılık sektörünün gelişmesi açısından böyle bir yasanın çıkarılması mutlaka gereklidir, bu bir ihtiyaçtır, hatta zorunluluktur. Onca yıldır bu sorunlar tartışılmaktadır. Bilimsel konferanslarda, yüksek havacılık şûralarında bu konuda alınmış kararlar vardır. Ama, bu tasarı alelacele hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirildi, komisyonlarda yeterince tartışılmadı; hatta, Cumhuriyet Halk Partisinin altkomisyon kurulması talebi bile reddedildi. Bu acelecilik nedendir, çok merak ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, burada bir başka sorun daha ortaya çıkıyor. Hükümet, Avrupa Birliğine girmemiz için bu yasalar çıkmalı diye dayatıyor. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak eleştirilerimizi dile getirdiğimizde, tasarılara karşı çıktığımızda, hemen "Avrupa Birliğine karşısınız" diye söylem geliştiriyorsunuz.

Kaldı ki, sivil havacılık sadece Avrupa Birliği değil, tüm dünyayla entegre, ortak standartları olan bir sektördür. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak konuya bu açıdan bakıyoruz ve bu haliyle, tasarının, sivil havacılık sektörünün sorunlarını çözmeye, geliştirmeye yetmeyeceğini üzerine basa basa söylüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının genel gerekçesine katılıyoruz. Daha önce yapılan Yüksek Havacılık Şûrası kararlarının gerekçeye aktarıldığı hemen göze çarpıyor. Bu nedenle, böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunda, karşı olmamız düşünülemez. Ama, tasarının maddeleri incelendiğinde, gerekçeleriyle örtüşmediğini görüyoruz.

Sivil havacılık sektörüyle ilgili yeniden bir organizasyona ihtiyaç olduğu da bir gerçektir. Bu ihtiyaca istinaden, sivil havacılığın gelişmesi ve denetiminin sağlanması için, gerek kalkınma planlarında gerek yüksek havacılık şûraları kararlarında sivil havacılık kurulu oluşturulması, bu kurulun malî ve idarî yönden bağımsız olması yönünde tavsiye kararı alınmıştı. Ancak, bu tasarıda görülüyor ki, bunların hepsi gözardı edilmiş, hatta 57 nci hükümet döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan ve daha sonradan kadük olan sivil havacılık kurulu teşkilat yasa tasarısından daha geri bir tasarı önümüze getirilmiştir. Tasarının bu haliyle bizden kabul görmesi beklenemez; çünkü, tasarı, bu haliyle sivil havacılık sektörünün ihtiyaçlarına cevap vermekten uzaktır.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, 1980'li yıllardan itibaren gelişme gösteren sivil havacılık sektörü giderek büyümektedir, havaalanları sayısı giderek artmaktadır, havayolu şirketlerinin sayısı her geçen gün artmaktadır. Hızla gelişmekte olan dünyamızda ülkeler arasındaki sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerde önemli unsurlardan birisi ülkelerarası düzenli hava ulaşım olanağının sağlanmasıdır. Dünyadaki birçok havayolu şirketi, ülkemize yolcu taşımaktadır. Halen 60 ülkeyle ikili hava ulaştırma anlaşması bulunmaktadır; bu, yeterli değildir, daha birçok ülkeyle ikili anlaşmaların yapılması gerekmektedir. Sivil havacılık sektörünün gelişmesi ve dünya standartlarında denetimin sağlanması için yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır; çünkü, bu sektör, hata kabul etmez. Uçuş ve can emniyetinin istenen gerekli düzeyde sağlanması, uygun yaptırım gücüne sahip yeni bir yapılanma içine girmesi kaçınılmazdır.

Değerli milletvekilleri, yasa tasarısını incelediğimizde, bu haliyle, sivil havacılık sektörünün ihtiyaçlarına cevap veremeyeceği, sorunları çözemeyeceği kanısındayım; çünkü, bu tasarı hazırlanırken, ne sektör temsilcilerinden ne de bu alanda hizmet ve eğitim veren kurumlardan, kuruluşlardan ve bilim adamlarından görüş alınmıştır. Hali hazırdaki Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, bu yapısıyla ihtiyaca cevap vermiyor; ama, yeni haliyle de sorunlara çare bulamayacaktır. Her şeyden önce, kurumda, nitelikli eleman istihdamında önemli sorunlar vardır. Yeni ihdas edilen kadrolar için öne sürülen şartlara bakıldığında, yıllarca kurumda yetişen, emek verenler görevlerinden olacaklardır. Kadro cetveli dikkatlice incelendiğinde, yeni bir kadrolaşma hareketi hemen dikkati çekiyor. Yeni belirlenen şartlara uymayanlar görevlerinden alınacaklar, yerine yenileri atanacak; hatta, bu kadrolara kimin atanacağının bile hazırlıkları yapılmış durumdadır. Kurumda çalışacak personele ek bir olanak da sağlanmış değildir. Özel bütçeli kurum olmasına rağmen, çalışanlar için ek bir gelir de sağlanmamıştır. Durum böyleyken, dışarıda 4-5 bin dolar alan bir pilotu, kurumda, 900 YTL maaşla nasıl çalıştıracaksınız? Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde, bu maaşla, tecrübeli pilot çalıştırılması pek mümkün olmadığından, uçuş emniyetini nasıl sağlayacaksınız; çünkü, kimse kuruma gelmek istemiyor! Endişelerimiz vardır ve bunların mutlaka açıklığa kavuşması gereklidir.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, sivil havacılık sektörünün uçuş elemanı ihtiyacının büyük bir kısmı Türk Silahlı Kuvvetlerinden karşılanmaktadır. Devletin büyük masraflarla yetiştirdiği pilotlar, bir süre sonra, bu pilotların eğitimine, yetiştirilmesine hiçbir katkısı olmayan özel şirketlerce, yüksek ücretler verilerek transfer edilmektedir. Ülkenin güvenliği için yetiştirilmiş pilotlar, başka amaçlarla çalışmaktadırlar. Son yıllarda Anadolu Üniversitesindeki sivil havacılık bölümünden mezun olanlar vardır; ancak, tecrübe ve birikim olarak, yeni olduklarından, henüz, havayolu şirketleri tarafından pek tercih edilmiyorlar. Burada, öncelikle yapılması gereken, sivil havacılık sektörüne nitelikli eleman yetiştiren eğitim kurumlarının sayısının artırılarak, ordudan pilot kaçışlarının önüne geçmek gerekmektedir. Tabiî, bunlar yapılırken, pilotların hak ettikleri ücretleri almaları da mutlaka sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; havacılık sektörü, bilimsel, teknolojik olarak çok hızlı gelişmektedir. Bu nedenle, Genel Müdürlük personelinin bu gelişmeleri yakından takip etmesi, uluslararası havacılık ortamında yer edinmek için personelin hizmetiçi eğitimi şarttır; ancak, biliyoruz ki, kurum, parası olmadığından, personelini, bilgi ve birikimini artıracak, gerekli donanımını sağlayacak olan uluslararası etkinliklere ve kurslara gönderememektedir. Kurum yetkilileri, farklı çözümlere başvurarak bu sorunu aşmaya çalışıyor.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi veya başka kurum ve kuruluşlar adına personel yurtdışına gönderilmeye çalışılıyor; ama, böyle olunca da, bu kadar önemli bir kurum aciz duruma düşürülüyor. Hiç kimsenin, bir kurumu böyle yıpratmaya hakkı yoktur. Durum böyle iken, yeni tasarıyla bu sorunlara yenilerinin eklendiğini görüyoruz. Kurum, iyice ayaklar altına alınmaya çalışılıyor.

Bakınız, hükümetin Meclise sunduğu tasarının "Gelirler" başlıklı 26 ncı maddesiyle, kurumun gelir kaynakları belirtilmiştir. Bu maddeyle sıralanan gelirler arasında, (j) bendinde  "Yapılacak her türlü bağış, yardım ve diğer gelirler" ibaresi bulunmaktadır.

Şimdi, bu konuyu biraz irdelemek istiyorum; çünkü, çok önemli bir konu. Gerçi, bu madde, CHP'li milletvekillerinin önerisi ve duyarlılığı, AKP'li milletvekillerinin de kabul etmesiyle tasarıdan çıkarılmıştır; ancak, Bakanlığın yasa tasarısını hazırlarken ne kadar gayri ciddî olduğunu, kurumları küçük düşürme mantığını ortaya koymak için bu bağış olayını açmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün görevlerine baktığınızda, durum hemen ortaya çıkıyor. Tasarıyla bu kuruma verilen bazı görevlere birlikte bakalım.

"Sivil hava araçlarıyla emniyetli uçuş operasyonları yapmak için gerekli olan önlemleri almak, denetimler yapmak ve belge düzenlemek, onaylamak, yenilemek, iptal etmek ve kayıtları tutmak,

Sivil havacılık alanında faaliyette bulunan ve kurallara aykırı hareket eden gerçek ve tüzelkişilere uygulanacak idarî ve teknik yaptırımlara ilişkin esasları belirlemek ve bunlar hakkında yasal işlem yapmak,

 …kuralların ihlal edildiğinin tespit edilmesi halinde, uçuş operasyonlarını ve faaliyetlerini yasaklamak…"

Şimdi soruyorum: Denetlediğiniz, yönlendirdiğiniz, izin verdiğiniz, gerektiğinde ceza verdiğiniz faaliyetini durdurduğunuz havayolu şirketlerinden nasıl bağış alacaksınız? Bu kanunî rüşvet değil midir? Devletin resmî kurumlarına kanunla rüşvet mi aldıracağız? Rüşvetin ve yolsuzluğun bu kadar yoğun konuşulduğu günlerde, rüşvet aldıkları ve yolsuzluklara alet olduğu söylenen siyasîlere dokunulmadığı şu ortamda, rüşveti yasal hale mi getireceğiz?

Değerli milletvekilleri, neyse ki Türkiye Büyük Millet Meclisi buna "dur" dedi, komisyonda bu fıkra tasarı metninden çıkarıldı. Bunun yanında, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin önergeleriyle, tasarının daha birçok maddesi komisyonda değiştirildi. Komisyon üyesi AKP'li milletvekilleri bile, hükümetin gönderdiği tasarıyı yetersiz bularak bu önergelere olumlu oylar verdiler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının -hükümetin teklifi ile komisyonun kabul ettiği metne baktığımızda- birçok maddesinin değiştiğini görüyoruz. Tasarı, geçici maddelerle birlikte toplam 42 maddeden oluşuyor. Amaç, tanımlar, yürürlük ve yürütme maddeleri dışında, hükümetin teklif ettiği sadece 11 madde aynen kabul edilmiş. Hükümetin gönderdiği tasarının dörtte 3'ü AKP'li üyelerin çoğunlukta bulunduğu komisyon tarafından değiştirilmiş. Genel Kurul çalışmalarımızda da halen değişiklikler devam ediyor. Bu değişikliklerin birçoğunu önemsiyorum. Yukarıda da bahsettiğim gibi, kurumun havayolu şirketlerinden bağış alması önlenmiştir; bu çok önemlidir, bu olanlar komisyonun konuya hassasiyetini göstermektedir; komisyon üyesi milletvekillerinin aldıkları göreve verdikleri değeri göstermektedir.

Bakanlıklar tarafından hazırlanan tasarılar yeterince irdelenmediğinden, üzerinde yeterince çalışılmadığından, Mecliste büyük değişikliklere uğruyor. Bu, Tarım Sigortası Kanununda böyle, Lisanslı Depoculuk Kanununda böyle ve en son, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununda böyle ve daha birçok yasada böyle. Hükümet "ben istiyorum ve bu böyle çıkacak" diyerek direttiklerinde, çıkarılan kanunlar ya Cumhurbaşkanlığından geri dönmüş -en çok bu dönemde çıkarılan yasalar Cumhurbaşkanından geri dönmüştür- birçok yasa da, Anamuhalefet Partisi Cumhuriyet Halk Partisinin, Cumhurbaşkanının ve anayasal kuruluşların açtığı davalarla Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.

Hükümet, tüm tasarılarını öyle bir hızla getiriyor ki, ne konunun taraflarının ne de sektör ve bilim çevrelerinin görüşü alınabiliyor. Hatta, Maliye Bakanlığını ilgilendiren tasarı bile Başbakanlıkta hazırlanıyor, bakanın haberi bile yok. Bunun için, bakanlar, kendi kurumlarını ilgilendiren tasarıları bile bu kürsüye çakıp savunamıyorlar, hele hele milletvekilleri hiç çıkamıyor.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu yasaların çıkmasına karşı değiliz. AB uyum sürecinde, bu yasalar mutlaka çıkarılmalı; ama, uyum sağlayacağız diye "ben yaptım oldu" mantığıyla yasa yapılmaz. Böyle yaparak, Yüce Meclise, parlamenter rejime ve demokrasiye zarar veriyorsunuz, Meclisi hiçe sayıyorsunuz. Bir an önce bu tavrınızdan vazgeçerek, halkın ve ülkenin yararına olan yasaları yapınız; birlikte, bu Meclisin, hızlı bir şekilde çalışmasını, ortak aklı kullanma gayreti içerisinde olmasını sağlayalım.

Sözlerimi bitirirken, beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ören.

Sayın Araslı, bir dilekçe göndermişsiniz Meclis Başkanlığına ve burada, İçtüzüğün 63 üncü maddesi gereğince usul hakkında bir söz talebinde bulunuyorsunuz.

Ben, öncelikle şunu ifade edeyim: Ben, yoklama talebinizi işleme koyarken, milletvekili arkadaşların isimlerini okuttum; ama, orada -biraz önce tutanakları ben de gördüm- ismi geçen milletvekili arkadaşlarımızın bir kısmı, Cumhuriyet Halk Partisi sıralarında ayakta falan değildi, yoktu. Yoksa, o niyette olan bir insanın, yoklama talebinizi…

OYA ARASLI (Ankara) - Burayı okuduysanız, ismi geçmiş.

BAŞKAN - Müsaade eder misiniz efendim.

Daha sonraki oylamalarda da, her maddede istediniz ve bunların hepsini yerine getirdim. Dolayısıyla, burada, Başkanlığın bir art niyeti olması kesinlikle söz konusu değildir ve okunan milletvekillerinden burada bulunanları saydırdım, 18 kişi vardı, gayet iyi hatırlıyorum. Sayın Birgen Keleş de arka taraftaydı; ama, 19…

OYA ARASLI (Ankara) - Tutanak burada efendim!

BAŞKAN - Efendim, onları ben isim olarak okudum; ama, o milletvekillerinin hepsi burada yoktu. Onu izah etmek istiyorum.

ALİ ARSLAN (Muğla) - Ayakta olanları okudunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hayır efendim…

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, bakınız, Sayın Arslan, Sayın Araslı; bu taleplerinizin hepsini, her madde üzerinde ben yerine getirdim. Eğer böyle bir şey olsa, Sayın Kapusuz'un söylediği anlamda, hakkın suiistimali olarak hesap etsem, onları bu şekilde sık sık işleme almazdım; yani, burada, Başkanlık gerekeni yerine getirmiştir; burada, Başkanlığın herhangi bir şekilde, uygulamasında bir sıkıntı yoktur.

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, eğer müsaade ederseniz -ki, usul konuşmalarında, İçtüzük, Sayın Başkanın takdirine de bırakmaksızın, usul hakkında konuşma talebi olduğu zaman verilmesini gerektirir- nerede usul aksaklığı olduğunu kürsüden açıklamayı dilerim.

BAŞKAN - Sayın Araslı, ben şunu diyorum: Hiçbirinize söz verme hakkınızdan dolayı bir sıkıntı duymam, rahatlıkla da söz verebilirim; ama, burada çıkıp ifade edeceğiniz 22 milletvekili arkadaşımızın, o anda söylediğimde sadece 18'i vardı; bunu ifade etmek istiyorum. Yoksa, ben, söz olarak size…

OYA ARASLI (Ankara) - Ben, başka bir hususu açıklamak istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, bir mahzuru yok; çıkarsınız, konuşursunuz; burası milletin kürsüsüdür, milletvekillerine açıktır, buyurun konuşun, benim ondan dolayı bir şeyim yok; ama, şunu söylemek istiyorum: 22 tane milletvekili arkadaşınız o anda orada yoktu; 18 tanesini okuduklarımızdan saydık ve dolayısıyla, 20'yi tamamlamadığınız için işleme koymadım; buradaki usul o. Benim yaptığım işlemler İçtüzüğe uygundur; ama, çok kısa, size bir söz vereceğim; buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Hangi maddeye göre söz verdiniz Sayın Başkan?

OYA ARASLI (Ankara) - İçtüzüğün 63 üncü maddesine göre Sayın Başkan söz verdi.

BAŞKAN - 60 ıncı maddeye göre söz verdim Sayın Kandoğan.

OYA ARASLI (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sizin bir kötü niyetiniz olduğuna ilişkin bir düşünceyle bu söz talebimiz olmadı; ama, bu Yüce Meclisteki çalışmaların usulüne uygun bir biçimde sürdürülmesinde, gerek burada görev yapan milletvekillerinin gerekse kamunun çıkarları bakımından çok büyük bir yarar var. Ben, burada bir yanlışlık olduğuna inanıyorum; ama, bir daha bu tür yanlışlıkların olmaması için bu sözü almış bulunuyorum.

Sayın Başkan, biz, talebimizi bir yazılı dilekçe olarak vermedik. Siz, yoklama talebinde bulunan arkadaşları, burada, karşınızda ayağa kalkmış olarak görüp isimlerini okudunuz ve tutanağı getirdik; burada tekrarı olan iki arkadaşımızın ismi var, iki kere dönülmüş diye, Gürol Ergin'in adı iki kere geçiyor. Onunla, siz, 23 isim sayarak, yüzlerine bakıp, ayakta duruş vaziyetlerine bakıp tutanağa geçirtmişsiniz. Bu iki kere ismi geçen arkadaşımız Sayın Gürol Ergin'in bu vaziyetini de dikkate aldığımız zaman, yoklama talebinde bulunan milletvekili arkadaşlarımızın sayısı 22 oluyor. Zaten, biz de öyle tespit etmiştik ve öylece bu işe kalkışmıştık. Bu hususun zabıtlara geçmesini diliyorum. İsim olarak durum zaten zabıtlara geçmiş vaziyette; ama, bir kere daha açıklık kazanmasını diledim.

Yoklama talebi, bazen, arkadaşlarımız, hakkın suiistimali diyorlar. Bakınız, her maddenin oylanması müstakil bir olaydır. Her maddenin oylanmasında da kabul edilebilmesi için Anayasanın öngördüğü çoğunluğa ulaşılmış olması gerekir; aksi takdirde, bu -Anayasa Mahkememiz şekil açısından denetimi fevkalade sınırlı yapmış olmasına rağmen, Anayasa buna izin veriyor- kabulde yetersayıya ulaşılmamış olması bir iptal nedeni. Bu nedenle, bu konuda biz hassasiyet gösteriyoruz. Grubumuza mensup milletvekilleri hassasiyet gösteriyor. Anayasanın öngördüğü çoğunluklarla bu işlemin yerine getirilmesi gerekiyor; çünkü -hatırlatmama izin verin- kabul yetersayısı da salonda oylamaya katılanlarla birlikte değişiyor. Yoklama yapmadığımız zaman ayrı; ama, yoklama yapıldığı takdirde salonda bulunanların salt çoğunluğudur kabul yetersayısı. Bu oturumları yönetmek bakımından bu da özenle dikkat edilmesi gereken bir husustur.

Bu açıklamaları yapmak için zamanlarınızı almış bulunuyorum ve Sayın Başkana da bu açıklamayı yapmak fırsatını bana verdiği için çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra, umarım, bu talepler karşısında değerlendirme yapılırken daha dikkatli olunur. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Araslı.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, burada, muhalefette veya iktidarda bulunan, grubuna mensup olan bütün milletvekili arkadaşlarımız, İçtüzüğün ve Anayasanın kendilerine verdiği hakları, tabiî ki, kullanacaklardır. Biz, zaten bu hakların kullanılması için bu görevde bulunuyoruz ve bunun için de, bu görevlerin yerine getirilmesinde sizlere yardımcı olmak, bizim, hem görevimiz hem sorumluluğumuzdur. Bunu biliyorum; ama, biraz önceki konuda, burada Kâtip Üye olarak bulunan arkadaşımız yazdığında, okunan arkadaşlardan 18'i ayaktaydı; bunların bir kısmı da oturuyordu. Tabiî ki, yoklamada ayağa kalkarak yoklama talebinde bulunması ve ismi okunduktan sonra o arkadaşın yerine oturması lazımdır. Bunu ifade ediyorum. Şu anda da içinizde bulunan bazı arkadaşlarınız da  biliyor ki, yoklama talebini ben okuduğum zaman dahi yerinde oturup el kaldıran arkadaşlarınız vardır; bunu da sizlerin takdirine sunuyordum. Başkanlığın yaptığı geçen defaki işlemde İçtüzüğe bir aykırılık yoktur, yapılmıştır.

Açıklamaları için Sayın Araslı'ya da teşekkür ediyorum.

Geçici madde 1'in oylamasını yapmamıştık.

Geçici madde 1'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 2'yi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 2.- Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde; Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ve Şube Müdürü unvanlı görevlerde bulunanların görevleri, bu Kanunun yayımı tarihinde sona erer. Bu Kanuna göre görevleri sona eren, kadro ve görev unvanları değişen yahut kaldırılan veya bu Kanunda öngörülen şartları taşımayan personel ile kadro unvanı değişmeyip bu Kanunda öngörülen şartları taşıyanlardan idarî hizmet sözleşmesi ile istihdam edilmek istemeyenler en geç altı ay içinde derece ve kademelerine uygun olmak kaydıyla Genel Müdürlük veya Bakanlıkta ihtiyaç duyulan diğer kadrolara atanırlar. Bu personel, atama işlemi yapılıncaya kadar Genel Müdürlükçe ihtiyaç duyulan işlerde görevlendirilebilir. Bunlar, yeni bir kadroya atanıncaya kadar, eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali haklarını almaya devam ederler. Söz konusu personelin, atandıkları yeni kadroların aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali hakları toplamının net tutarı, eski kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali hakları toplamı net tutarından az olması halinde, aradaki fark, farklılık giderilinceye kadar atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece herhangi bir kesintiye tabi tutulmaksızın tazminat olarak ödenir. Bu madde uyarınca yapılacak atamalarda ihtiyaç duyulan kadro değişiklikleri 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesinin son fıkrası hükmü uygulanmaksızın anılan Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre yapılır.

Bu Kanunun yayımı tarihinde Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne ait kadrolarda bulunanlardan, birinci fıkra uyarınca görevi sona erenler ile bu Kanunda öngörülen şartları taşımayanlar hariç kadro ve görev unvanı değişmeyenler Genel Müdürlüğe ait aynı unvanlı kadrolara atanmış sayılırlar.

BAŞKAN - Geçici 2 nci madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Muğla Milletvekili Sayın Ali Arslan; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Grubum ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Mecliste, gerçekten, seçildiğimiz günden beri çok önemli yasaları çıkardık, çıkarıyoruz. Bu görüştüğümüz yasa da, inanıyorum ki, önemli, Türkiye'nin ihtiyacı olan, Türkiye'nin sivil havacılığını uluslararası kurallarla, uluslararası taleplerle çakıştıracak olan önemli, ihtiyaç duyulan bir yasa; ama, biliyorsunuz, bugün cuma ve Meclisin olağan çalışma günlerinin dışında olan bir gün.

Yine, bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde okullar kapandı, üniversite sınavları yapıldı. Bütün partililerimiz, bütün örgütlerimiz, bütün bize bağlı belediyeler, Meclisin bu çalışma günlerini de dikkate alarak, üniversite sınavlarının bitmesiyle, okulların kapanmasıyla etkinliklerini bugünlere yaptılar ve maalesef, birçok arkadaşımız da çok yakınlarının, partililerinin, arkadaşlarının, hemşerilerinin bu tür etkinliklerine gitmek zorunda kaldılar ve bugün, biz, bu sıkıntılı ortamda, sanki en acil yasa buymuş gibi, bu sivil havacılık yasasını -içinizdeki birçok arkadaşımız da görüşmemizde ifade ediyorlar- işte, alelacele, zorla, ıkına sıkına, kuralları zorlayarak, var olan insanları yok sayarak, yok olanları var sayarak götürmeye çalışıyoruz, görüşmeye çalışıyoruz.

Bu kadar önemli midir bu yasa; elbette önemlidir kendi içinde, sivil havacılığın önemsiz olduğunu söylemek zor; ama, bakın, benim tanık olduğum başka bir yasa var, geçtiğimiz günlerde bu kürsüden de bunu dile getirdim. Yıllardan beri her hükümet döneminde tasarı haline getirilmiş; ama, bir türlü görüşülmemiş, komisyonlarda görüşülememiş, Özürlüler Yasası. Özürlü yurttaşlarımız bu yasanın komisyonda, Sağlık Komisyonunda görüşülmesinden, mutfakta hazır hale gelmesinden büyük mutluluk duydular, sevinçlerini dile getirdiler; ama, bekliyoruz ki Özürlüler Yasası gündeme gelsin hâlâ. Bu yurttaşlarımızın ihtiyaçları, sanıyorum, sivil havacılıktan çok daha az önemli değil. Nedense, Meclisin gündemine bir türlü getirilemedi.

Bu yasanın önemi neresinde, acaba özürlü yurttaşlarımızın taleplerinden çok daha mı önemlidir diye bakıyorum; olabilir tabiî, bir ihtiyacı karşılayacak. Yola çıkarken de yasanın gerekçelerinde anlatılıyor, işte Türkiye'deki sivil havacılığı uluslararası havacılıkla kaynaştırmak, onların kurallarına uydurmak ve Türkiye'deki sivil havacılığa da bir disiplin vermek; ama, bu yasa görüşülmeye başlandıktan sonra yapılan değişikliklerle, bakıyoruz ki, amaç saptı. Sivil havacılığa ihtiyaç veren, Türk sivil havacılığını uluslararası sivil havacılıkla yan yana getiren, ihtiyacı karşılayacak olan yasa, tersi yerlere gitti.

Değerli arkadaşlarım, 21 inci maddede bir değişiklik yaptık; dün gece yapıldı bu değişiklik. Tasarıyla, sivil havacılıktaki bu örgütlenme içinde yer alacak, görev alacak görevlilerin en az beş yıllık deneyime sahip olmaları öngörülüyor. Bir değişiklik yaptık, değişiklikle bu beş yıllık deneyim koşulunu ortadan kaldırdık.

Şimdi, legonun birkaç parçasını yan yana getirince insan… Bu tasarı elbette önemlidir; ama, asıl önemi, sanıyorum, Adalet ve Kalkınma Partisinin sivil havacılık alanında da örgütlenme, kadrolaşma ihtiyacından aciliyeti var gibi geliyor.

Bakın, benzer bir uygulama Türk Hava Yollarında yapılmış değerli arkadaşlarım. Türk Hava Yollarının Yönetim Kurulu ve şirketin üst düzey yöneticileri arasında daha önce uçak şirketi yönetmiş 1 kişi var. Yönetim Kurulu Başkanı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı kökenli, Genel Müdür öyle, Genel Müdür Teknik Yardımcısı yine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında görev yapmış. Genel Müdür yardımcılarından 1 tanesi bir havayollarından gelmiş; yani, bir görev tecrübesi var. Uçak revizyon atölye başkanı, imalat tamir atölye müdürü... Böyle sırayla gidiyor. Türk Hava Yollarında havacılık tecrübesi olan bir yurttaşımız, bir görevli arkadaşımız 1 kişi var;      1 kişi yok demeyelim, hakkını yemeyelim.

Değerli arkadaşlarım, dün yaptığınız bu değişiklikle de maalesef… Sanıyorum, bu, geçici 2 nci madde... Bu tasarının, bu kanunun Adalet ve Kalkınma Partisinin ne yapmak istediğinin özeti, bu geçici maddenin içinde. Eski kadrolar lağvedilecek, yok sayılacak, yeni bir örgütlenmenin önü açılacak, yeni gelecek yurttaşlarda da havacılık tecrübesi aranmayacak. İnanılır gibi değil değerli arkadaşlarım, inanılır gibi değil!

Bakın, yine, maalesef, geçtiğimiz yaz aylarında -bundan bir süre sonraydı; hep dile getirmek insana hüzün veriyor- bir tren faciası yaşadık. Onun acıları üzerimizdeyken, sivil havacılık alanında -ki, bu çok daha önemli, Allah korusun- deneyimsiz insanların göreve getirilmesiyle, sivil havacılık konusunda yapacağımız bir ihmalle çok daha büyük facialara yol açarız diye şimdiden uyarma ihtiyacını duyuyor bir sorumlu milletvekili olarak insan. Diğer arkadaşlarım da bu konuda endişelerini dile getirdiler.

Değerli arkadaşlarım, kadrolaşma konusunda, Adalet ve Kalkınma Partisi, sanıyorum, şimdiye kadar gelmiş geçmiş cumhuriyet hükümetlerinin en hızlısı; rekor üstüne rekor kırıyor.

Geçtiğimiz günlerde bir değerli milletvekili arkadaşımız, Bursa Milletvekili, Sevgili Kemal Demirel, her bakana ve Başbakana, bu atamalarla ilgili, açıktan atamalarla ilgili bir soru önergesi vermiş. Bütün değerli bakanlarımız bu soru önergesine cevap vermişler; yalnız, sadece bir bakanlık, Ulaştırma Bakanlığı bu soru önergesine henüz cevap vermemiş. Sanıyorum, cevap vermek için bu Sivil Havacılık Yasasının geçmesini bekliyor. O geçtikten sonra bakacağız, göreceğiz, gerçekten kimler, nerelere, kaç kişi yerleştirdi sivil havacılık alanında ve Ulaştırma Bakanlığında.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Hiçbir kişi değişmedi.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Şimdi değiştireceksiniz. Amacınız bunu değiştirmek. Üç gün sonra göreceğiz.

ALİ ARSLAN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, şimdi, bir hekim milletvekili olarak, bu tasarıda önemli bir eksiklik -biraz da teknik şeyler konuşacağım ama- uçuş hekimliğiyle ilgili, uçuş doktoruyla ilgili, hava tıbbı konusu. Şimdiye kadar, Türkiye olarak en çok ihmal ettiğimiz, bu konuda bir düzenleme yapamadığımız, bir standart oluşturamadığımız bir dal.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün en önemli görev ve sorumluluklarından birisi, uçuş güvenliğinin sağlanması. Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi -dileriz uzunca yıllar görmeyiz- son dönemde çok fazla tanık olmadık, uçak kazaları… Uçak kazalarında en önemli faktör, yüzde 70 ile 80 oranında, insan faktörü. Bu, tabiî, sadece pilotaj ya da uçakta bulanan çalışanların hataları değil, yerde çalışanlar, makinistler, teknisyenler ya da başka hatalar.

Tabiî, hata yapan, insan olunca ve insanın özellikle de sağlığı olunca, o konuda yapılacak bir ihmal, uçuş doktorluğu konusunda, hava tıbbı konusunda yapacağınız bir ihmal, kaza sayılarında, kazaların oluşum sayılarında önemli artışlara neden olabilir. Dileriz olmaz; ama, böyle bir ihtimal de var. O açıdan, hava tıbbı konusunda da bu hazırlamış olduğumuz, çıkaracağımız tasarının önemli eksiklikleri olduğunu burada bir tespit olarak söylemek istiyorum. Mesela, 8 inci maddenin (o) bendinde "alkol, uyuşturucu ve diğer uyarıcı maddelerin etkisi altında iken uçuş operasyon ya da hizmetleri ile ilgili görevlerin ifa edilmemesi için gerekli önlemleri almak" ifadesi var; ancak, bu önlemleri kim alır, nasıl alır, nerede alır, bir açıklık bu konuda tespit edilmemiş, bu tasarıda böyle bir şey yok.

Değerli arkadaşlarım, 4 000 civarında pilotumuz var, 30 000 000'a yakın yurttaşımız da ya da dünya vatandaşları da bizim havayolu şirketlerimizde, sivil havacılık kurumlarımızda uçuyor. Gerçekten çok önemli bir rakam bu. Bu konuda, tıp alanında yapacağınız bir eksiklik, uçağı uçuran pilotun ya da diğer personelin sağlığıyla ilgili yapacağımız bir eksiklik, önemli, vahim hatalara neden olabilir. Bunun, bu tasarıda ya da daha sonra yapacağımız düzenlemelerle giderilmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, mikrofona gelmişken, tabiî, ben de, bölgemle ilgili birkaç sorunu dile getirmek istiyorum. Biliyorsunuz, turizm, son yıllarda ülkemizin önemli gelir kaynaklarından. 15 milyar dolar civarında turizm gelirimiz var ve bu 15 milyar dolarlık turizm gelirinin önemli bir bölümü de, benim ilim Muğla İlinden geliyor. Muğla, 1 120 kilometre uzunluğundaki kıyı şeridiyle, İspanya'nın kıyı uzunluğundan daha uzun kıyı şeridi olan bir il. Potansiyeli, tek başına, yani, kaba tabiriyle, İspanya'nın turizm geliri düzeyinde bir gelir düzeyi getirebilecek potansiyelde Muğla. İnanılmaz koyları var, tarihî zenginlikleri var, denizi ve güneşi, ormanı... Muhteşem bir kent; ancak, şimdiye kadar yeterince değerlendirdiğimiz söylenemez Muğla'yı; ama, Muğla, turizmde bir yandan gelişmeye devam ederken, iki havaalanına sahip oldu. 1980'le başlayan bu havaalanına sahip olma süreci… Biliyorsunuz, Bodrum-Milas Havaalanı ve Dalaman Havaalanı. Bir süre sonra, turizmdeki hızlı gelişme nedeniyle, bu havaalanları, ihtiyaca cevap veremez hale geldiler.

Dalaman Havaalanının, geçtiğimiz yıl, yap-işlet-devret modeliyle modernize edilme, geliştirilme ihalesi yapıldı, şu anda devam ediyor. Gerçekten, çalışmalar çok iyi. Ben, Sayın Bakana buradan teşekkür ediyorum; ama, süresi içinde bitirilmesi konusunda da duyarlılığımı buradan belirtmek istiyorum.

Bir diğer havaalanımız, henüz olmayan; ama, yörede büyük ihtiyaç duyulan, yörece talep edilen bir havaalanı; Marmaris havaalanı. Böyle bir havaalanı yok; ancak, hem Marmaris'te hem de Datça'da böyle bir havaalanına ihtiyaç var.

Değerli arkadaşlarım, turizmde önemli bir konu, turistin havaalanından konaklayacağı bölgeye en kısa sürede gitmesidir. Her iki havaalanı da, Marmaris ve Datça bölgesindeki ulaşım sorunlarını yeterince çözemiyor. Bodrum Havaalanı, zaten bu bölgeye oldukça uzak. Dalaman Havaalanından karşılanan bir ihtiyaç bu; ancak, birbuçuk saat civarında bir yolculuk gerekiyor Marmaris'e ulaşmak için, Datça'ya daha uzunca bir süre. O açıdan, Marmaris ve Datça arasında yapılacak bir havaalanının, bu bölgedeki müthiş turizm potansiyelinin -gerçekten koylarıyla, deniziyle inanılmaz bir bölge burası, gören arkadaşlarımız vardır- hem o bölgenin gelişmesi, daha da kalkınması hem de ülke ekonomisine katkısı açısından büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Turizm Bakanlığının ve Ulaştırma Bakanlığının bu konuda gerekli çalışmaları yapmasını, o bölgedeki turizm faaliyetleriyle uğraşan yurttaşlarımız adına ve o bölgenin yerel yöneticileri adına buradan talep ediyorum. Sanıyorum, Sayın Bakan, bu talebimiz konusunda da duyarlı davranır diye düşünüyorum. Şimdiden, yapacağı çalışmalar için de teşekkür ediyorum kendisine.

Değerli arkadaşlarım, konuşmamda da anlatmaya çalıştım; bu yasa tasarısı, önemli bir ihtiyaca cevap vermek üzere yola çıkılmış, bu konuda çalışmalar yapılmış; ancak, gerekli sivil toplum örgütleriyle, konunun ehli uzman kişilerle yeterince görüşülmeden, alelacele getirilmiş, bu beğenilmeyen haliyle bile, Mecliste yaptığımız değişikliklerle, âdeta, Adalet ve Kalkınma Partisinin sivil havacılık alanında da kadrolaşma amacı taşıyan bir yasa haline geldi. Bu haliyle, sektördeki ihtiyacı ne kadar karşılar bilemiyorum -dilerim karşılar- karşılayacağına inanmıyorum; ancak, bu yasanın, Türk sivil havacılığına hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

Yüce Meclisi, sözlerime son verirken, yeniden, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Arslan.

Sayın Bakanım, kürsüden mi konuşacaksınız, yerinizden mi?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Yerimden konuşacağım.

BAŞKAN - Buyurun.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bugün üçüncü gün, sivil havacılık kanununu görüşüyoruz. Hakikaten, halkımız, havacılığın bütün detaylarını bu vesileyle öğrenmiş oldu. En azından bu faydası olduğunu düşünüyorum, yoksa, mutat metinlerden sürekli aynı şeyler tekrarlanıyor; biz de ezberleme imkânına kavuştuk. Bu da, bizim için iyi bir kazanım. Bundan sonra, söylenenleri icraatlarımızda hep hatırlayacağız.

Ben, Sayın Arslanın "bu kanunla bir kadrolaşmanın yolu açılıyor" tarzındakini değerlendirmesini, doğrusu, çok isabetsiz buluyorum; çünkü, kanunun asıl amacı, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün de öngördüğü niteliklere sahip, çeşitli görevlerdeki insanlardan havacılık sektörünün oluşmasını sağlıyor, asıl amacı bu. Böyle bir yapılanmaya giderken de, her kanun çıktığında bütün kadrolar boşa çıkar, ondan sonra durumu uygun olanlar atanır. Bu, mutat bir uygulamadır. Ayrıca, durumları uymayanların da, hiçbir hak kaybına uğramadan, eşdeğer görevlere getirileceği de, geçici 2 nci maddeyle teminat altına alınmıştır. Bu hususun gözden kaçırılmaması gerekir.

Otuz ayı aşkın görev süremde, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde sadece bir daire başkanını değiştirdim; diğer arkadaşlarımın hepsi benimle beraberdir, çalışmalarına devam ediyorlar. Değiştirdiğim arkadaş, bir uçak pilotudur; görevden aldığım arkadaş, 3 yıllık açıköğretim mezunu, bir spor kulübü başkanıdır, bunu da takdirlerinize sunuyorum. Bu spor kulübü başkanlığı yapmış açıköğretim mezunu arkadaşımız, daha sonra, yargı kararıyla tekrar göreve de iade edilmiştir. Yaptığımız kadro değişikliği budur. Bu kadrolaşmaksa, işte, arkadaki arkadaşlarım en büyük şahididir; burada görev yapan arkadaşlarımızdır. Biz, burada, havacılık sektöründen havacılık eğitimi almış, bu konuda deneyime sahip olmuş arkadaşlarımızı göreve getiriyoruz; yani, siyasî iradenin keyfî atamalarının önüne geçecek tedbirleri alıyoruz ki, havacılığımız herhangi bir zaafa uğramasın; yani, temelde, yaptığımız budur.

Bakınız, geçmiş dönemlerde, genel müdür yardımcılığına edebiyat öğretmeni atanmış; biz geldiğimizde, Sivil Havcılık Genel Müdür Yardımcısı edebiyat öğretmeniydi. Bizim, bu kanunun getirdiği şudur: Havacılık, önemli bir alandır; emniyet ve güvenlik çok önemlidir. Bunun için belirli, asgarî kriterleri olması gerekir ve bakan müdahale edecek alanlarının -personel anlamında- asgariye düşürülmesi, kriterlere göre belirlenmesi esas alınmıştır. Tabiî ki, ülkenin havacılık politikasını siyasî irade belirleyecektir; bunda, hiç şek ve şüphe yoktur. Nereye havaalanı yapılacağı, nereye uçuş yapılacağı, havacılıktaki hedeflerimizin ne olacağı bakanlık politikalarıyla belirlenmek zorundadır ve son iki yılda yapılan çalışmalarla da, ciddî anlamda, havacılığımız ivme kazanmıştır. İç hatlarda yüzde 60'ın üzerinde, dış hatlarda da yüzde 30'un üzerinde yolcu trafiği artışı sağlanmıştır. Türk Hava Yollarındaki iki yılda yapılan performans, son yirmi yılın üzerindedir. İlk defa, Türk Hava Yolları, ölü sezonunda artıyla kapatmıştır. Yani, 2005'in ilk çeyreğini artıyla kapatmıştır. Türk Hava Yolları tarihinde yirmi yıldır olmayan bir iştir ve Türk Hava Yolları olsun, onun yanı sıra, 15 tane özel şirketimiz olsun, bugün ülkenin her köşesine sefer yapmaya başlamıştır. 150 000 000 olan uçak bilet fiyatları 70 000 000'a kadar inmiştir. Bunlar, halka yapılan hizmetlerdir; bunu da halkımız görmektedir. Gayet tabiî, daha iyisini beraber yapacağız.

Şimdi, kazalarda "efendim kaza olacak..." Yani, herkes kaza olacağını söyleyebilir. Keşke, gününü, nerede, hangi sektörde olacağını da söyleseniz, tedbirini alsak. Geçenlerde, Japonya'da tren kazası oldu, bizimkinin tam aynısı, 103 insan hayatını kaybetti. Yani, keşke bilebilseydik de onları uyarsaydık! Dolayısıyla, her şey hareket ediyor, hareket olan yerde risk vardır, kaza da olabilir. Hiçbir şekilde, kazanın olmayacağını, hiçbir yerde, kimse garanti edemez. Yani, bizim amacımız, kaza olması gibi bir beklenti değil, kazaların olmaması için gerekli tedbirleri almaktır. Bunu da yapmanın gayreti içerisindeyiz.

Ben, bu yasanın, bu doğrultuda, ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Şahsı adına, İstanbul Milletvekili İnci Özdemir.

İNCİ ÖZDEMİR (İstanbul) - Feragat ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Alaettin Güven?.. Yok.

Sayın Mehmet Eraslan; buyurun.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî ki, burada, sizlerle bir konuyu paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Sayın Bakanımız, yazılı soru önergesine vermiş olduğu cevapta, bugüne kadar 6 adet yap-işlet-devret modeliyle havaalanı, iç hat veya dış hat noktasında, özelleştirildiğini ifade ettiler. Antalya Havalimanı Birinci Dış Hat Terminali, Atatürk Havalimanı Dış Hat Terminali, Antalya Havalimanı, Dalaman Havalimanı, Esenboğa Havalimanı, Adnan Menderes Havalimanı Yeni Dış Hat Terminal Binası Projesi gibi 6 tane proje yap-işlet-devret modeliyle özelleştirilmiş.

Tabiî ki, az önce, özelleştirme mantığını anlatmaya çalışırken sürem iktifa etmedi. Gerçekten, liberal ekonomilerde özelleştirilmenin olması gerekli mi; gerekli. Dünya ve Avrupa Birliği bunu yapıyor mu; yapıyor. Fakat, gerek Türk Hava Yoluyla ilgili gerek Ulaştırma Bakanlığıyla ilgili ve diğer sektörel bazda yapmış olduğumuz özelleştirmelerde çok kararlı ve çok dikkatli olmak durumundayız. Yani "özelleştirelim gitsin" mantığıyla hareket edersek, biraz sonra size okuyacağım sonuç çıkacaktır. Mesela, nedir; Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali özelleştirilirken yap-işlet-devret modeliyle, yolcu başına 15 dolar garanti verilmiş ve yolcu başına verilen bu 15 dolar garanti dolayısıyla, 12,9 milyon dolar firmaya para ödenmiş. Yani, bunlar, tabiî ki, Sayın Bakanımızın yazılı soru önergesinde vermiş olduğu resmî bir cevap.

Antalya'ya bakıyoruz, Antalya Havalimanında böyle bir sorun yok, doğrudur; fakat, ben derim ki, Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminalini yap-işlet-devret modeliyle özelleştirirken oraya bir mantığı koymamız gerekiyordu; yani, ileriyi görmemiz gerekiyordu. Ekonomiye para ödetmemek için, milletin parasını ödetmemek için ve ekstradan, firmaya da -firma adını söylemek istemiyorum reklam olmasın diye- fazla para ödememek için öngörülü olmak gerekiyordu, dikkatli olmak gerekiyordu. Yolcu garantisi iyi hesaplanmalıydı. Yolcu garantisi sağlanamadığı için, o firmaya, maalesef, devlet olarak, Ulaştırma Bakanlığı olarak 12,9 milyon dolar para ödemişiz.

Değerli arkadaşlar, az önce de örnek verdim; TÜPRAŞ'ın özelleştirilmesi söz konusu oldu, özelleştirildi, Danıştay bozdu. Yani, özelleştirmeye karşı bir mantığı savunmuyorum; ama, doğru bir özelleştirmenin, kârlı bir özelleştirmenin ve haklı bir özelleştirmenin olması gerektiğini söylemek istiyorum. Danıştay TÜPRAŞ'ın özelleştirilmesini bozdu ve şu an, devlet olarak, tam, geçen yıldan bu yana, 1 milyar dolar kârdayız. Şimdi özelleştirilsin, bugünkü fiyatlarla 1 milyar dolar kâra girecektir.

Tabiî, ulaştırma dediğimiz zaman, işte, hava ulaştırma, kara ulaştırma, deniz ulaştırma, demiryolu ulaştırma gibi bütün bu birimlerin, bütün bu faktörlerin Sayın Bakanımızın bünyesinde olduğunu anlıyoruz. Türkiye, üç tarafı denizle çevrili olan bir yer, cennet gibi bir vatan, bir ülke ve deniz taşımacılığı noktasında, deniz ticareti noktasında, deniz taşımacılığının etkin bir şekilde kullanılamadığı bir gerçek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, konuşmanızı tamamlamanız için 1 dakika süre veriyorum.

Buyurun. 

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Denizlerimizi daha etkin, daha verimli, daha rantabl bir şekilde kullanmanın politikalarını bekliyoruz.

Demiryolları çok ekonomik ve aslında, emniyetli yolculuk yapılabilecek bir unsur. Bunun Türkiye sathına yaygınlaştırılması gerekiyor. Gelişmiş Batılı ülkelerde, demiryolları noktasında güzel gelişmeler var. Biz, demiryolları ağımızı Türkiye'nin sathına yaygınlaştırdığımız zaman mazot ithalatımız, daha doğrusu akaryakıt ithalatımız azalacaktır; bu da, millî gelire, millî ekonomiye katkı anlamında olacaktır.

Değerli arkadaşlar, kazaların önlenmesi gerekir, ulaşım emniyetinin geliştirilmesi gerekir ve Avrupa Birliği normlarına kendimizi uyumlaştırırken ülkemizin gerçeklerini de gözönünde bulundurmamız gerekir diyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Eraslan.

Madde üzerinde 1 adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının geçici 2 nci maddesindeki "en geç 6 ay içinde" ifadesinin "en geç 3 yıl içinde" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Gürol Ergin

Yaşar Tüzün

Ramazan Kerim Özkan

 

Muğla

Bilecik

Burdur

 

M. Vedat Melik

M. Mesut Özakcan

Feramus Şahin

 

Şanlıurfa

Aydın

Tokat

 

 

Mevlüt Coşkuner

 

 

 

Isparta

 

 

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarının geçici 2 nci maddesinin yasalaşması ile birlikte tüm çalışanların görevleri sonlanmaktadır. Bu uygulama sivil havacılık gibi son derece teknik ve insan yaşamıyla doğrudan ilgili kurumda büyük bir kargaşa yaratır ve uçuş güvenliğini ciddî olarak tehlikeye sokar. Bu nedenle atama süresinin 3 yıla uzatılması daha sağlıklı olur.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Geçici madde 2'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.

Geçici madde 3'ü okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 3.- Genel Müdürlüğün bu Kanunda belirlenen esaslara göre teşkilatlanmasının tamamlanacağı, İstanbul ve Antalya temsilciliklerinin kurulup faaliyete geçeceği tarihe kadar, anılan yerlerdeki görev ve hizmetler daha önce bu görev ve hizmetleri yapmakta olan birimler veya personel tarafından yapılmaya devam edilir.

BAŞKAN - Geçici 3 üncü madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, İzmir Milletvekili Sayın Vezir Akdemir; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığınca hazırlanan, Bakanlar Kurulunca 14.2.2005 tarihinde kararlaştırılan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının geçici  3 üncü maddesi hakkında CHP Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu nedenle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Hükümet, Türkiye'nin ulusal varlıklarını satışa çıkarma işini o kadar önemsemektedir ki, alıcıların bu varlıkları satın almak için öne sürdükleri hemen bütün şartları yerine getirmektedir; yani, ulusal varlıklarımızı alıcı için daha da kârlı hale getirmek için, alıcının satış işinden sonra da herhangi bir sıkıntı yaşamaması için elinden geleni yapmaktadır.

TÜPRAŞ, Petkim, Türk Hava Yolları ve diğer özelleştirme çabalarında gördüğümüz gibi, ortada garip bir satış ilişkisi vardır. Hükümet, Türkiye'nin en kârlı işletmelerini en ucuz fiyattan satmaya; yani, bir an önce elinden çıkarıp uluslararası baskılardan kurtulmaya çalışmaktadır; çünkü, büyük çoğunluğu uluslararası tekel olan alıcılar, hükümeti bu kadar gevşek bulmuşken, bu kadar bağımlı hale getirmişken dahasını da istiyorlar. Sadece işletmeyi almakla yetinmiyor, işletmeyi çevreleyen hukuku da kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmeye çalışıyorlar. İşte, şimdi üzerinde konuşmakta olduğumuz tasarı da böyle bir tasarıdır. Türk Hava Yollarının özelleştirilmesinden önce, sivil havacılık kurumuyla ilgili böyle bir düzenlemenin gerekli olduğunun da doğrusu şart olduğu, hükümete IMF tarafından bildirilmiştir. Zaten kârlı bir işletme olan Türk Hava Yollarını, özelleştirmeden sonra daha da kârlı ve devlet denetiminden de bağımsız hale getirecek olan bu düzenleme, aslında, hükümetin özelleştirme programında olan bir düzenlemedir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarının, az önce bahsettiğim konuyla da bağlantılı bir başka yönü daha vardır. Küreselleşme sürecinde, ulusal hava sahalarında hâkim olmaya başlayan uluslararası büyük havayolu tekellerinin baskılarıyla ulusal havayollarının tasfiyesi, denetimlerinin kaldırılması yönünde politikalar, özelleştirmeci, IMF'ci hükümetlerin temel politikaları haline gelmiştir.

Yine aynı hükümetler, aynı tekellerin baskılarıyla, istihdamda esneklik ve toplu iş sözleşmelerinin etkisinin azaltılması için, sendikasızlaştırma sürecini hızlandırmışlardır.

1980'li yıllarda başlayan bu emek karşıtı neoliberal politikalar, sivil havacılık sektöründe uçuş güvenliğini hiçe sayan uygulamalara, işten çıkarmalara, çalışma koşullarının kötüleşmesine, çalışanların reel ücretlerinin düşürülmesine yol açtı, sivil havacılık alanında çalışan emekçilerin hakları gasbedildi.

Yine aynı süreçte, acımasız rekabet koşullarında, büyük havayollarının dayattığı koşulların belirleyici olduğu havayolları ittifakları oluşmaya başlamıştır. Böylelikle, dünya pazarı 4-5 büyük havayolu tekeli arasında yeniden paylaşılmaya başlandı. Bu gelişmelerle, küçük veya orta ölçekli ulusal havayollarının taşeron şirketler durumuna düşürülmesi hedeflenmiştir. Büyük rezervasyon sistemleri oluşturularak bu tekeller denetime alındı, böylelikle pazar tamamen kontrol edilmeye başlandı.

İşte, üzerinde konuştuğumuz bu yasa tasarısını, bu tekelleşmeye uyum yasa tasarısı olarak da düşünmek gerekmektedir. Zaten Türk Hava Yolları özelleştirmesi de, aynı sürece uyum için aynı tekellerin baskılarıyla yapılmak istenmektedir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu tasarı, havayolları çalışanlarını iş güvencesinden iyice yoksun hale getirdiği gibi, bu alandaki sendikal yapıyı da tasfiye etme yönünde maddeler içermektedir. Bu tasarıda, belirtilen kurulda, sendika temsilcisi yoktur, sendika adı bile geçmemektedir. Bu temel mantık, yukarıda bahsettiğimiz sivil havacılıktaki uluslararası gelişmelerle, yani çokuluslu tekellerin karşılarında önemli bir engel olarak gördükleri sendikal haklardan kurtulma çabalarıyla örtüşmektedir.

Değerli arkadaşlar, ülkemiz sivil havacılığında karmaşık, düzensiz bir yapı vardır. Bunun en büyük nedeni, yıllardır uygulanan yanlış politikalarla, çarpık, kapitalist bir mantıkla, zoraki bir özel sektör yaratılmak istenmesi olmuştur. Bir yandan aşırı teşviklerle kurdurulup, aynı yıl batan havacılık şirketleri, bir yandan ikram yer hizmetlerinde özelleştirme adı altında, bu hizmetlerin yabancılara devredilmesi, sivil havacılığımızı düzensiz, kalitesiz, karmakarışık bir yapı haline getirmiştir.

Son on yıl içinde batan özel sektör havacılık şirketlerini hatırlayalım. Bunlara ne kadar teşvik kaynak aktarılmıştır; devlet ne kadar zarara uğratılmıştır; bu alandaki özelleştirme uygulamalarından dolayı ne kadar kaynak israfı olmuştur; bunların sayısı meçhuldür. Örneğin, çok yüksek kâr elde ettiğimiz, ulusal gelirimize önemli bir katkısı olan, ikram kuruluşumuz USAŞ, blok olarak SAS'a satılmış, daha sonra da tümünü Swissair almıştır.

Yer hizmetlerinde Avrupa'yla boy ölçüşebilecek kapasitedeki HAVAŞ, yine özelleştirme adı altında yok pahasına Turgay Ciner'e âdeta ikram edilmiş, Turgay Ciner de daha iki yıl dolmadan şirketin hisselerinin büyük bir bölümünü Swissair'e devretmiştir.

Bütün bunlar bize gösteriyor ki, sivil havacılığımızın çarpık bir kapitalist anlayışla serbestleştirilmesi ve bu alandaki özelleştirmeler, devletin ve elbette halkımızın yararına değil, uluslararası havayolları tekellerinin yararına olmuştur.

Değerli arkadaşlar, burada, bu tasarıda hiç dikkate alınmayan, önemsenmeyen bir konuya, sivil havacılık çalışanlarının çalışma koşullarına da değinmek istiyorum.

Sendikaların da ısrarla vurguladığı gibi, havayollarındaki uçuş güvenliği için çalışma koşullarında iyileştirmelerin yapılması gerekmektedir. Diğer çalışanlardan farklılıklar gösteren uçucu personelin çalışma koşullarını belirleyen bir yasal düzenlemeye acilen ihtiyaç vardır.

Hükümetin, özelleştirmeyi, dolayısıyla iş güvencesini ve sendikasızlaştırmayı kolaylaştırmak için yasa tasarısı hazırlamak yerine, yolcu güvenliğini de doğrudan ilgilendiren çalışma koşullarını iyileştirmeyi sağlayacak kapsamlı bir düzenleme yapması gerekmektedir. Oysa, bu yasa tasarısı, sivil havacılığımızı istikrara kavuşturacak, çalışma koşullarını iyileştirecek, uçuş güvenliğini sağlayıp, kalitesini yükseltecek bir tasarı değil, IMF'nin ve çokuluslu havayolu tekellerinin istekleri doğrultusunda alelacele hazırlanmış bir tasarıdır. Türk Hava Yollarının özelleştirilmesini kolaylaştırmak ve tekeller için daha ballı hale getirmek için hazırlandığı da açıktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu yasa çıkacaktır, eminim. Çünkü, büyükleriniz IMF'ye söz vermiştir. Bu konuda da sözünüzde duracağınıza inanıyorum. Allahaşkına, IMF'ye söz vermeden, önce, siz, Türk Halkına söz vermediniz mi?! Bir de o sözü hatırlasanız ne olur! Ülkemizin güzel insanlarına verdiğiniz sözü lütfen hatırlayın.

Bu ülkede 20 000 000 yoksul insan vardır. 12 000 000 işsiz insanımız vardır. 1,5 milyon insanımız, gencimiz üniversite sınavlarının kapısında beklemektedir. Bu gençlerimizi düşünmeliyiz. Toprağa küsen köylülerimizi düşünelim. Çiftçilerimiz toprağına küsmüş artık, tarlaya gitmek istemiyor. Bu insanlarımızın çektiği sıkıntıları düşünelim. Sizin bunlara sözleriniz yok muydu?!

BÜLENT BARATALI (İzmir)- Traktörlerde mazot yok.

VEZİR AKDEMİR (Devamla)- Arkadaşım doğru söylüyor. Traktöre mazot bulamıyor belki. Değil mazot, traktörü yok ki, traktörü sattı. Traktörü hacizle kaybetti.

BÜLENT BARATALI (İzmir)- Haraç mezat sattı.

FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak)- Eskidendi o, eskiden.

VEZİR AKDEMİR (Devamla)- Eskisi yenisi var mı?! Bugün eski mi?! Bugün, tabiî ki, size göre çok eskidir. Bugün gidin köylere, tarlasını eken var mı, tarlasında ürettiği ürününü satabiliyor mu?! Ürün tarlada çürüyor, haberiniz var mı bundan?! Tabiî ki haberiniz olmaz, tuzunuz kuru, tuzunuz kuru…

RECEP KORAL (İstanbul) - Sivil havacılığa gel.

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Söz verdiğiniz yerlere tabiî ki yaparsınız, eminim ki… Tabiî ki haklısınız.

Sayın Başbakanın bir konuşmasına değinmek istiyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)

 Değineceğim tabiî ki.

Sayın Başbakan diyor ki "başı kapalı olan da, kapalı olmayan da benim kardeşimdir, canımdır, ciğerimdir." Şimdi, Sayın Başbakana soruyorum; o köylü acaba kardeşi midir, işçi de kardeşi midir, aç kalan, sefil kalan kardeşi midir?! Onlar kardeşi olamaz. Kimin kardeşinin kim olduğu çok iyi bilinmektedir. Sayın Başbakanın kardeşi, hayalî ihracatla uğraşanlardır. (AK Parti sıralarından gürültüler)

EYÜP FATSA (Ordu) - Hayır!..

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Ne biçim konuşuyorsun?! Hakaret ediyorsun!

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Hayalî faturayla uğraşanlardır. (AK Parti sıralarından gürültüler)

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Ne alakası var?!

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Bunlardır evet… Tabiî ki kardeşi bunlardır. (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Akdemir...  Sayın Akdemir…

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Bankacılardır… (AK Parti sıralarından gürültüler)

Bağırın tabiî, işinize gelmiyor... İşinize gelmiyor… (AK Parti sıralarından gürültüler)

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Başkanım, müdahale edin.

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Haberiniz yok... Haberiniz yok…

AHMET IŞIK (Konya) - Mahkemede ispatla…

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Maddede de vardır, her şeyde de vardır…

AHMET IŞIK (Konya) - Mahkemede bunu ispatlamanız lazım. (AK Parti sıralarından gürültüler)

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Vardır tabiî, kardeşinin kim olduğu vardır. Dava açarsınız… Kardeşinin olmadığını ispatlasın. Davaya gideriz. (AK Parti sıralarından gürültüler)

ALİ YÜKSEL KAVUŞTU (Çorum) - Daha fazla konuşma!

AHMET IŞIK (Konya) - Mahkemede ispatlarsınız.

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, böyle olmaz. Bu ülkeye sözleriniz vardır. Bu sözlerinize sahip çıkmalısınız, sahip çıkacaksınız. Bu ülke, sizden hizmet beklemektedir; bu hizmeti vermelisiniz. Şayet vermezseniz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Akdemir… Sayın Akdemir…

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - … geçmişte olduğu gibi, dokunulmazlıkların arkasına sığınmayın da görelim! (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Akdemir…

Saygıdeğer arkadaşlarım, bir dakika…

Sayın Akdemir, konuşmanızın arasında aynen şöyle bir ifade geçti -daha sonra tutanakları da getirteceğim- Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı hakkında "Sayın Başbakanın canciğer kardeşleri hayalî ihracatçılar" dediniz. Böyle bir ifadeyi kabul etmemiz mümkün değildir Meclis çatısı altında.

Lütfen, bu ifadenizi tashih ediniz efendim.

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Sayın Başbakan, kardeşinin kim olduğunu ispatlasın, ben de ispatlayayım.

BAŞKAN - Lütfen, bu hususu tashih ediniz.

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Sayın Başkan… (AK Parti sıralarından gürültüler)

ALİ YÜKSEL KAVUŞTU (Çorum) - Konuşma be!.. Yalan söyleme! İftiracı!..

BAŞKAN - Sayın Akdemir... Sayın Akdemir…

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Bana hakaret edemez, Sayın Başkan.

ALİ YÜKSEL KAVUŞTU (Çorum) -Konuşma!..

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Terbiyeli konuş!

BAŞKAN - Sayın Kavuştu…

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Senin, sözünü geri alman lazım.

BAŞKAN - Sayın Akdemir…

ALİ YÜKSEL KAVUŞTU (Çorum) - Almıyorum!

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Alman lazım… İftiracı sensin!..

BAŞKAN - Sayın Akdemir…

Sayın Kavuştu…

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Kürsüde adam gibi sözünü kullan; böyle kürsü mü kullanılır!

VEZİR AKDEMİR (Devamla)- Ben kimseye iftira etmedim...

BAŞKAN - Sayın Akdemir…

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Söylediklerimin arkasında duruyorum; ama "iftiracı" diyen arkadaş sözünü geri alsın. (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Akdemir, bakınız, konuşmanız sırasında, irticalen konuşmalar sırasında, kastı aşan cümleler olabilir, sürçülisan olabilir; ama, deminki söylediğiniz ifadeyi, yani, Meclis çatısı altında, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanına karşı kullanamazsınız, böyle bir ifade olamaz, bunu kabul edemeyiz; lütfen, bu sözünüzü tashih ediniz.

VEZİR AKDEMİR (Devamla) - Sayın Başbakan, bu milletin, herkesin kardeşi olduğunu ispatlasın, ben de sözümü geri alırım; ispatlasın bakalım hele… Sahip çıkıp çıkmadıklarını, görüyoruz hepsini.

Teşekkür ediyorum hepinize; sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Bir de alkışlıyorsunuz…

İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale) - Sözünü geri alsın!

BAŞKAN - Sayın Fatsa…

Arkadaşlar, bir dakika… Sükûneti sağlar mısınız; lütfen…

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Burası hakaret kürsüsü mü?! Sivil havacılıksa, çık konuş!..

VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Ben kimseye hakaret etmedim; ne hakaretinden bahsediyorsun!

BAŞKAN - Sayın Şahin…

EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan, söz istiyorum. Sayın Akdemir, Grubumuzun Başkanına ve Sayın Başbakana hak etmediği bir ithamda bulunmuştur.

BAŞKAN - Sayın Fatsa, Grup adına size konuşma hakkı veriyorum; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK Parti Grubu adına, Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa; buyurun…

İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale) - Ucuz politika, ucuz…

BAŞKAN - Sayın Köşdere…Hatibi dinleyelim efendim.

AK PARTİ GRUBU ADINA EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı görüşülüyor. Biraz önce, tasarının geçici 3 üncü maddesinde söz alan, muhalefet partisine mensup, İzmir Milletvekili Sayın Vezir Akdemir, maddenin ve tasarının genel ilkeleri ve içeriği dışına çıkarak,  Sayın Başbakanımızı, aynı zamanda Grubumuzun da Başkanı olan Sayın Başbakanımızı bir ülkenin başbakanına yakışmayacak birtakım ithamlarla itham etti, birtakım sözlerle itham etti. Ben, bu durumu tashih etmek, düzeltmek üzere Grubum adına söz aldım.

Değerli arkadaşlar, ölçünün de bir sınırı vardır. Elbette ki, muhalefet partisine mensup arkadaşlarımız, çıkıp, burada, bu tasarıyla ilgili veya tasarının maddeleriyle ilgili itirazlarını, tenkitlerini, tekliflerini yapabilirler. Bu, en tabiî haklarıdır ve her madde üzerinde konuşma hakkını kendilerine İçtüzük vermiştir; ama, hiçbir yasa, hiçbir içtüzük, bu kürsüden bu ülkenin Başbakanına iftira etme hakkını kimseye vermemiştir.

Değerli arkadaşlar, 3 Kasım 2002 tarihinden beri, Türkiye'de, sosyal kesimlerin standartlarını değiştirme noktasında canla başla yapmış olduğumuz gayretler ve çalışmalar kamuoyunun takdirindedir. Bu süre içerisinde, toplumun bütün kesimlerine devletin bütün imkânlarını seferber etmek suretiyle -ihracatçısından ithalatçısına, yatırımcısından sanayicisine, işadamından esnafına, çalışanından köylüsüne, çiftçisine, memuruna kadar- devletin bütün imkânlarını azamî sınırları zorlayarak hakkaniyet içerisinde vatandaşımıza vermenin gayreti içerisinde olduk.

Sayın Başbakanın kimin kardeşi olduğunun anlaşılması açısından söylüyorum. 1990'lı yıllardan 2005'li yıllara kadar özelleştirme gerekçesiyle mağdur edilmiş yaklaşık 10 000 insanımıza hiçbir hükümetin vermediği, veremediği haklarını Sayın Başbakan onlara iade etmiştir. Bu ülkenin dargelirlisine, emeğiyle, alınteriyle geçinenlere, bu süre içerisinde, Sayın Başbakanımızın direktifleri doğrultusunda yapılan çalışmalar ve iyileştirmeler herkesin gözü önünde olmuş ve bilgisi dahilinde olmuştur. Hiç kimse, bir ülkenin başbakanına "hayali ihracatçıların kardeşi" diyemez. Bu, en hafif ifadesiyle, Sayın Başbakana ve onun şahsında temsil ettiği makama saygısızlıktır. Bu sözü, sözün sahibine aynen iade ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Kimin kimin kardeşi olduğunun, kimin kimin yanında olduğunun değerlendirmesi aziz milletimize aittir. Aziz milletimiz, bu değerlendirmeyi en güzel şekilde yapmış ve herkese de layık olduğunu hakkaniyetle vermiştir; onun için de, Sayın Başbakana olan güveninden dolayı, onu Başbakanlık makamına oturtmuştur.

Değerli arkadaşlar, tenkitlerin bir ölçüsü olması lazım, konuşulanların bir ölçüsü olması lazım. Hiç kimse, bu kürsüde, Meclisin kürsüsünde yetkisini ve maksadını aşan konuşma yapma hakkına sahip değildir; hele hele bir ülkenin başbakanına iftira etme hakkına hiç mi hiç sahip değildir.

Onun için, ben, sadece bu konuyu düzeltmek, bu konuyla ilgili Grubumuzun görüşlerini ifade etmek için huzurlarınıza çıktım. Çok merak ediyorsanız, Sayın Başbakanın bir kardeşi vardır; belki, ismini bile duymadınız; Mustafa Erdoğan. Ne basında duydunuz ne kamuoyunda gördünüz ne de herhangi bir yanlışla onu yan yana getirdiniz.

Evet, Sayın Başbakan, Türkiye'de, siyasî kanaati, inancı, dinsel tercihi, etnik kökeni ne olursa olsun, yetmişiki milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kendisine kardeş olduğunu bütün açıklığıyla kamuoyuyla paylaşmış bir büyük erdemin sahibi insandır; herkese mesafesi aynıdır, herkese uzaklığı ve yakınlığı aynıdır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bir kere daha ifade ediyorum; bu sözü sahibine aynen iade ediyorum, ona daha çok yakışır diye düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Yetmişiki milyon kişi içerisinde hayalî ihracatçı yok mu?! (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Arkadaşlar…

Şahsı adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Hüsrev Kutlu; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar) 

Sürenizi aşmayacağınızı ümit ediyorum Sayın Kutlu.

Buyurun.

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, nezih bir ortamda devam eden tartışmalarda, sadece ve sadece Adıyaman Havaalanına uçak seferleri başlatan Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım'a teşekkür etmek için söz almıştım. Bunun dışında…

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Yağcılık yakışmıyor sana!

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Devamla) - Sataşmalara, hepimizin yüreğini sızlatan sataşmalara Sayın Grup Başkanvekilimiz cevap verdiler; ancak, sıkıntı arkadaşımızdan kaynaklanmıyor. CHP Grubu konuşma metinlerini hazırlarken, arkadaşımıza 10 dakikalık konuşma hazırlamış; tam 10 dakikanın bitiminde Sayın Akdemir'in elindeki metin bitti.

BAŞKAN - Sayın Kutlu, lütfen, sataşmaya sebebiyet vermeyelim. Lütfen efendim…

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Devamla) - Âdeta, pleybekten sonra ses düzenin bozulması gibi, birdenbire, havaalanından traktöre, tarlaya, oradan da Sayın Başbakana tosladı. Sayın CHP Grubunun, gerçi, işlerine karışmak benim görevim ve haddim değildir…

BÜLENT BARATALI (İzmir) - Doğru söylüyorsun...

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Devamla) - ... ama, arkadaşlarımız eğer 15 dakika söz istiyorlarsa, 15 dakikalık metin hazırlarlarsa, böyle vahim sonuçlar doğurmaz diye düşünüyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sizleri ve özellikle Meclisin tüm çalışmalarını büyük bir titizlikle takip eden Fehmi Amcamı saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Geçici madde…

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Efendim, Sayın Araslı?

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuyla ilgili, aslıyla ilgisi olmayan, gerçekle ilgisi olmayan birtakım yakıştırmalar yapılmıştır.

İLYAS ARSLAN (Yozgat) - Oya Hanım grup başkanvekili mi Sayın Başkan?

BAŞKAN - Efendim?..

OYA ARASLI (Ankara) - Bu Grubun bir üyesi olarak söz hakkı kullanmak istiyorum.

BÜLENT BARATALI (İzmir) - Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun üyesi.

OYA ARASLI (Ankara) - Mensup olduğum Grupla ilgili…

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Yok böyle bir şey Sayın Başkan.

OYA ARASLI (Ankara) - Mensup olduğum grupla ilgili küçük düşürücü birtakım yorumlar yapmıştır. Bu Grubun bir üyesi olarak söz hakkımı kullanmak istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Araslı, yerinize oturur musunuz.

Saygıdeğer arkadaşlarım, şunu ifade etmek istiyorum ve özellikle, seçtiğiniz bir Başkanvekili olarak ben, mümkün olduğunca buradan konuşmalara katılmamak ve rutin olarak idare etmek gayretinde olan bir arkadaşınızım. Kimsenin sözlerine falan da yorum getirmek niyetinde değilim bu konuda; fakat, zaman zaman kürsüye çıkıp konuşan arkadaşlarımızın cümlelerinin arasında -çokça tekrar ediyorum belki bunu- sürçülisan olarak veya kastı aşan cümleler olarak birkısım cümleler kullanılıyor. Hakikaten biraz önceki konuşmada kastı aşan cümle kullanıldı, kastedildi ve ona, ilgili grup başkanvekili arkadaşımız, İktidar Partisi Grubu adına cevap verdi.

Sayın Kutlu'nun konuşması sırasında, herhalde, siz, ifadeler olduğunu söylüyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına değil belki, ama, bir milletvekili olarak, kısa bir açıklama yapmak istiyorsunuz. Ben, şahsen, orada bir şey vermedim; ama, şu güne kadar, şu ana kadar sükûnetle yürüttüğümüz bu Meclis çalışmalarının, yine, aynı şekilde devam etmesi için, belki sizin açıklayacağınız bir iki cümlelik bir ifade olması maksadıyla, mikrofonunuzu açtıracağım.

Yerinizden vereceğim Sayın Araslı, istirham edeyim.

Mikrofonunuzu açıp, kısa bir açıklama rica edeceğim, sonra çalışmalarımıza devam edeceğiz.

ALİ YÜKSEL KAVUŞTU (Çorum) - Sayın Başkan, grup başkanvekili değil.

BAŞKAN - Sayın Kavuştu, hayır, grup adına değil, kısa bir... Sataşma gerekçesiyle vereceğim, grup adına konuşmuyor; yani, grubu temsilen konuşmayacak efendim.

Evet, buyurun Sayın Araslı, kısa bir açıklama rica edeyim.

Buyurun efendim.

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Burada, mensubu olduğum grup içerisindeki bir milletvekili hakkında "Cumhuriyet Halk Partisi Grubu eline yazılı olarak yazıp konuşmaları veriyor. O konuşma 10 dakikayı aştığı için bu şekilde konuşmalar yapılıyor" şeklinde birtakım sözler söylenilmiş olmasını, doğrusu, Grubumu küçültücü, Grubumun mensubu olan milletvekillerini küçültücü bir yaklaşım, bir düşünce tarzı olarak görüyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubundaki hiçbir milletvekili, bir başkasının eline bir şeyleri yazıp tutuşturacağı durumda değildir. Herkes buraya birtakım düşünceler üretebildiği için gelmiştir. Bir kanunun maddesini değerlendirebilecek ve onun hakkındaki görüşlerini ifade edebilecek bir durumdadır. Belki arkadaşım kendisi böyle bir uygulamadadır, böyle bir uygulama içerisindedir. Kendisine mütemadiyen, bu kürsüde neler söyleyeceği yazılıp veriliyordur; ama, Cumhuriyet Halk Partisinde işler böyle değildir.

Bu hususun açıklığa kavuşması için bu sözü söylemek ihtiyacını duydum ve belki bu konuyla ilgisini kurabilirsiniz, belki kuramazsınız; ama, ben çok yakından ilgili olduğunu söylüyorum, düşünüyorum; eğer, bu kürsülerde, bizleri rahatsız eden birtakım ifadeler dile getiriliyorsa, bu, hakkında dokunulmazlık dosyası bulunan kimseler hakkında her yerde birtakım yorumlar yapılmış olmasındandır. (AK Parti sıralarından "ne alakası var" sesleri) Eğer bu dosyalar bir an önce görüşülüp açıklığa kavuşursa, öyle zannediyorum ki, kimseyi rahatsız edecek konuşmalar, o dosyalar  sonuçlandıktan sonra yapılmayacaktır.

Teşekkür ederim efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Araslı.

İNCİ ÖZDEMİR (İstanbul) - Ben de yerimden…

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Sayın Başkan, yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Kutlu, oturur musunuz.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Sayın Hüsrev Kutlu Anayasa Komisyonu üyesi bir arkadaşımızdır. Belki burada latife babında Sayın Araslı'nın bir ifadesi olmuştur. Sayın Kutlu, her halükârda, her zeminde kendi konuşmasını hazırlayıp, çıkıp kürsüye irticalen de konuşacak bir kabiliyete ve yeteneğe sahiptir.

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Kutlu…

Bu yeteneğe sahiptir; dolayısıyla, böyle bir sıkıntısı filan olamaz. Bunları bir karşılıklı nazire, latife kabul ediyorum.

Sayın Kutlu, lütfen oturun, istirham edeyim.

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Sayın Başkan, benim buradaki konuşmalarımda hiçbir zaman metne dahi bağlı kalmadığımı ve metin de olmadığını en iyi Sayın Araslı bilir.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Yani, konuşma hakkı verdiniz mi Sayın Başkan?!

BAŞKAN - Tamam, Sayın Kutlu…

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Ben, şunu iddia ediyorum…

BAŞKAN - Sayın Kutlu…

FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Arkadaşımız, biraz önce yaptığı konuşmayı, elindeki kâğıdı indirip bir daha yapsın, göreyim ben.

BAŞKAN - Sayın Kutlu, istirham edeyim…

VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, geçici 3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, saat 20.30'da toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.26

 

 

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.30

BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 117 nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

940 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz; ancak, daha önce, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

No: 158                                                       24.6.2005

Danışma Kurulu Önerisi

24.6.2005 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 957 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin, 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 3 üncü sırasına, aynı tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 955 sıra sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin, 48 saat geçmeden, 4 üncü sırasına alınmasının; Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

                                   Bülent Arınç

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                           Başkanı

Faruk Çelik               Haluk Koç

AK Parti Grubu  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu

    Başkanvekili            Başkanvekili

BAŞKAN - Söz isteği?.. Yok.

Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

940 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER  (Devam)

2.- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/995) (S. Sayısı: 940) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet hazır.

Geçici 4 üncü maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 4.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlık Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü hizmetleri ile ilgili olarak Bakanlığa karşı açılan davalardan;

a) Adli davalar 4353 sayılı Kanuna göre Maliye Bakanlığınca,

b) İdari davalar Ulaştırma Bakanlığınca,

Takip edilir ve sonuçlandırılır. Sonuçlanan ve kesinleşen kararlar gereği için Genel Müdürlüğe intikal ettirilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına, Ankara Milletvekili Sayın Bayram Meral; buyurun. (Alkışlar)

Sayın Meral, sürenizi birleştiriyorum.

CHP GRUBU ADINA BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Geçici 4 üncü madde üzerinde, Grubum ve şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, saygıdeğer milletvekilleri burada konuşurken ufak tefek gerginlikler oldu; kendi kendime oturdum, orada düşündüm, acaba dedim, neden -bundan önce- grup başkanvekillerimiz oturup anlaştıkları takdirde yasalar oybirliğiyle çıkıyor, uyum sağlanıyor ve sorun olmuyor, gerginlik olmuyor, dargınlık olmuyor, kırgınlık olmuyor? Neden bugün bazı gerginliklere birlikte muhatap olduk? Bunu, birçoğunuz biliyorsunuz değerli arkadaşlarım. Biz, her şeyden önce, birbirimize karşı güven verici, birbirimize karşı söz verdiği zaman sözünü yerine getirici tavırların, davranışların içerisinde olmak zorundayız.

Geçmişte -burada oturuyor Grup Sayın Başkanvekilim, ifade etmeden geçemiyorum- birçok kez burada yasa getirilirken bazı yasalarda itirazda bulundum, dedim ki: Değerli arkadaşlarım, ben, bir 12 Eylül fırtınası yaşamış arkadaşınızım. Bazı yasa maddelerinde öyle atıflar var ki, 12 Eylül döneminde bile böyle maddeler gelmedi; ama, buradan oylandı geçti, bilahara farkına vardınız, getirdiniz, tekriri müzakere yaptınız, ben de size teşekkür ettim.

Şimdi, Sayın Fatsa konuşurken, bir arkadaşımın konuşması üzerine, Sayın Başbakanımızın -ki, öyle olması gerekir- yetmiş milyonu kucakladığını, hepsinin onun kardeşi olduğunu söyledi ve yetmiş milyon içerisinde hiçbir ayırım gözetmediğini burada ifade etti, hep birlikte dinledik. Aklıma şu geldi: Acaba esnaflar da buna dahil mi?

HASAN KARA (Kilis) - Dahil, dahil…

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Eğer, esnaflar buna dahil ise Sayın Grup Başkanvekilim, Odalar ve Borsalar Birliğine yaptığınız işlemi, Ziraat Odalarına yaptığınız işlemi neden esnafa yapmadınız? Eğer, Sayın Başbakanım, sayın milletvekillerim, bütün halkı bir kucaklıyorsa, bir pire uğruna yorgan yakmıyorsa, kişiye münhasır yasa çıkarmıyorsa, o zaman, bir tekriri müzakereyle Saygıdeğer Başkanım, bunun da düzeltilmesi gerekir; bu son derece üzücüdür. Anadolu’da sözünü yerine getiren insana verilen unvan farklıdır, sözüne inanılmayan, söz verip, sözünü tutmayanlara başka unvan verirler. Ben, hiçbir zaman, AK Partiyi, söz verip de sözünü tutmayan insan olarak düşünmüyorum, öyle bir unvanı hiçbir zaman sizlere yakıştırmıyorum. Değerli arkadaşlarım, umuyorum ki, bu yanlışlıktan döneriz. Sayın Başkanım, sizi de üzmüştür, bunun canlı şahidiyim. Kaşla göz arasında, hoş olmayan bir işlem yapılmıştır. Ben, sizin buyurduğunuz sözü senet kabul ediyorum. Sayın Başbakanımız, eğer, yetmiş milyonu kucaklıyorsa, hiçbir ayırım gözetmiyorsa, bu yasanın da düzeltilmesini sizden özellikle bekliyorum, Yüce Meclisinizden bekliyorum değerli arkadaşlarım.

ENVER YILMAZ (Ordu) - Cumhurbaşkanı onayladı.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Sen halen orada mısın?!

ENVER YILMAZ (Ordu) - Cumhurbaşkanı onayladı esnafları…

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Ben başka bir şey konuşuyorum, farkında mısın?!

Konuşan Grup Başkanvekili, Başbakan adına, Başbakanı temsil ediyor -Başbakandır Grubunuz, o da onu temsil ederek konuşuyor- onun için, değerli arkadaşlarım, şayet, eğer, yetmiş milyonu kucaklıyorsanız bunun düzeltilmesi gerekir, aksi takdirde, bu, Yüce Mecliste ve halkta telafisi mümkün olmayan iz bırakır; unutmayın bunu. Bu lafımı iyi anla.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu görüştüğümüz yasa tasarısı, elbette ki, çok önemli bir kuruluşumuzla ilgili bir yasa tasarısıdır. Biz, geçmişte 3 müesseseyi çok önemserdik, ulaşım anlamında tabiî ki; karayolları, havayolları, demiryolları; tabiî, denizyolları da vardır. Şimdi, burada, bu müesseseyle ilgili yasa tasarısı görüşülüyor ve Avrupa uyum yasaları oluyor değerli arkadaşlarım bunlar da. Sayın Bakanımız gitmediyse, buradaysa, kendisine kolaylıklar diliyorum değerli arkadaşlarım; ama, zor ve uzun bir yoldayız.

Geçen hafta bir konuşma için beni Almanya'ya çağırdılar değerli arkadaşlarım. Türk-Alman karışımı bir toplantıya katıldım. Oradaki arkadaşlarımız, bu Avrupa Birliğiyle ilgili verdiğimiz tavizlerden son derece rahatsız olduğunu ifade ettiler. Hatta, Almanya'da bir şehirde sözde Ermeni soykırımının anıtını dikmişler ve altına da "Osmanlı 1,5 milyon Ermeni'yi katletti" diye yazmışlar. Bu, bizim oradaki vatandaşlarımızı son derece rahatsız etti, son derece üzdü.

Bir şeye daha şahit olduğumu arz etmek istiyorum değerli arkadaşlarım. Bir lokantada yemek yerken, bir hacı geldi, benden rica etti, evinde bir çay içmemi söyledi. Gittim… "Aklıma bir konu geldi" dedi. Bakınız, televizyonda izliyoruz, yirmi yıl özelleştirme yapmışız -televizyon yayın yapıyor- 1983-2003 ve 244 kuruluşu satmışız. Elde ettiğimiz para 10 milyar dolar.

Hacı bana bir şey anlattı, aklım durdu. Dedi ki: "Başkan kandırıldık." Üzüldüm de… Nasıl oldu?.. "Ben, tersanede çalışıyordum; ben, yüzünü yıkamadan arkadaşlarımı tanımıyordum, böyle kazandım parayı" dedi. Peki ne oldu Hacı?.. Dedi ki: "Dolaştık, gezdik, KOMBASSAN 6 milyar doları vurdu götürdü; tespitli."

Şimdi, aklıma şu geldi, kusura bakmayın da; yani, 244 müesseseyi satacağınıza, bu zatı muhtereme bir kez daha Avrupa'yı dolandırsaydık, herhalde, 12 milyar doları bize getirirdi, ne özelleştirmenin derdini konuşurduk ne de binlerce insanın mağdur olduğundan bahsederdik.

Sayın milletvekilleri, bunun, şakaya alınır, yunulur hiçbir tarafı yok. Oradaki kandırılan, dolandırılan insanlar kan ağlıyor. İktidarsınız, bu dolandırıcılardan, bu vurgunculardan, bu soygunculardan lütfen hesap sorun; sizden özellikle rica ediyorum.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Bağımsız yargı…

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Bağımsız yargı… İşinize geliyorsa bağımsız yargı, işinize gelmediği zaman başka türlü. 

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Siz de işinize geldiği zaman iktidar, işinize geldiği zaman muhalefet...

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, iktidar olursunuz...

Bakın, muhterem arkadaşlarım, ben bir şeyi özellikle ifade etmek istiyorum. Sayın Başbakanınıza bir şey konuşulduğu zaman rahatsız oluyorsunuz. Sayın Başbakanınız meydanlarda, halka, çıkıp "üç yıl benden bir şey beklemeyin" demedi mi; dedi değil mi? Peki, üç yıl doldu…

HASAN KARA (Kilis) -  Yok, dolmadı daha. Tarihi iyi hatırla Bayram Bey, ihtiyarlık etme…

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Bir balta sapı kalmış, etme... Baltayı bilir misin, bir balta sapı, 1 metre kalmış.

HASAN KARA (Kilis) - Yok, daha uzun zaman var.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Peki.

Yani, 10 000 000 …

BAŞKAN - Sayın Meral, bu, sohbet değil, bu, Genel Kurula hitap; lütfen, Genel Kurula hitap edin.

HASAN KARA (Kilis) - Güzel konuşuyor Sayın Başkan.

BAŞKAN - Arkadaşlar, siz de hatibe laf atmayın; rica ediyorum.

Buyurun Sayın Meral.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Vallahi, Sayın Başkanım, laflar doğruysa sohbet de olsun; zararı ne!

BAŞKAN - Sayın Meral, bir de şu cümlenizi düzeltmenizi rica ediyorum: "Başbakanınız" diye hitap ettiniz; bu Parlamentodan çıktığına göre, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı hepimizin başbakanıdır.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Sayın Başkanım, ben, yıllardır, meydanlarda hükümetleri eleştirdim, yurt dışına gittim, toz kondurmadım. Her nedense, bana karşı bir rahatsızlığınız var.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Burası meydan değil.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Sizleri birisi burada eleştiriyor, ben zatıâlinizi destekliyorum, siz bana tepki gösteriyorsunuz. Bunu bir türlü anlayamıyorum; allahaşkına…

RECEP KORAL (İstanbul) - Biz sizi severiz Sayın Meral, yapmayın.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, üç ay sonra 10 000 000 işsize iş bulacak mısınız?

HASAN KARA (Kilis) - Üç ay değil…

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Beş ay sonra?..

HASAN KARA (Kilis) - Altı ay sonra…

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, emekli arkadaşlarınız halen ucuz ekmek kuyruğunda, pazarlardan artık sebze topluyor; bunları düzeltecek misiniz? Memurlar kan ağlıyor, bunları düzeltecek misiniz? Yani, bir şey konuşulduğu zaman bunlara tahammül edin. Neden bunları söylüyorum; geçmişte, halkımız, koalisyon hükümetlerinden şikâyetçiydi, tek başına bir partiyi iktidar etti. Şimdi ne diyor biliyorsunuz; bunu siz de duyuyorsunuz, içiniz yanıyor; ama, ne yapacaksınız, bir şey  söyleyemiyorsunuz. Ne diyorlar biliyor musunuz; tek partiyi getirdik de ne oldu!.. Vatandaş siyasetten soğuyor. Vatandaşın siyasetten soğuması demek, vatandaşın parlamenter sisteme karşı sevgisinin azalması demektir. Bunları lütfen kabullenelim değerli arkadaşlarım; bunların gülünecek, kulakardı edilecek hiçbir tarafı yoktur.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bir arkadaşımız, Hava Yollarında işçilerin toplusözleşmesi bitmediği için işlerin yavaşladığını söylüyor. Sayın Bakanımızdan ben özellikle rica ediyorum; bir an önce, yalnız onlarınkini değil, kamudaki bütün toplusözleşmeleri bitirelim ve işçilerin bu beklentisi ortadan kalksın.

Ayrıca, bir konuyu da yine özellikle ifade etmek istiyorum. Buyurdunuz ki "ben, bugüne kadar, bir memuru görevinden değiştirdim" dediniz.

Burada birçok şeyi ortaya koyduk değerli arkadaşlarım. Köy Hizmetleri kapatılırken burada feryat ettik, yanlış yapılıyor dedik, binlerce insan, yüzlerce insan oturuyor, para ödüyorsunuz değerli arkadaşlarım. İşler daha iyi mi gitti?!

Sosyal Sigortalar Kurumu -ben işçilerden bahsetmiyorum, görevden alıp oturttuğunuz mühendislerden bahsediyorum- için bu iş yürümez dedik; bilgimizi, görgümüzü, başımızdan geçenleri sizlere anlattık. Kuyrukları kaldıracaktınız, eczanelerin önünde birikenleri kaldıracaktınız; daha beter oldu değerli arkadaşlarım. (AK Parti sıralarından gürültüler)

HASAN KARA (Kilis) - Elinsaf Bayram Bey! Sen söylediğine inanıyor musun?!

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Daha beter oldu, beterin beteri oldu.

Şimdi, Sayın Bakanın, geçici 2 nci maddede belki gözünden kaçmamıştır. Diyor ki, "hiçbir zatın görevine son vermeyeceğim; ama, onları bir yerde bekleteceğim."

Saygıdeğer Bakanım, peki, yazık değil mi; bu yetişmiş insanları bir tarafta bırakıp da yepyeni bir kadro düzenlemenin bir âlemi, bir anlamı var mı?! Avrupa Birliğine giriyoruz!.. Otuz sene genel müdürlük yapmış, binlerce hükümet değişmiş; ama, genel müdür işinin başında duruyor. Bizde her siyasî parti geldiği zaman, doğrudur, bir müsteşarı değiştirir, benzeri kişileri değiştirir; ama, şube müdürüne kadar, evrak memuruna kadar inmenin bu ülkeye ne getirisi var değerli arkadaşlarım?!

Özelleştik, özelleştiriyoruz; özelleştirin bakalım; ama, Avrupa'daki, dünyadaki özelleştirmeler bizimki gibi değil. Kaptı, kaçtı, götürdü… İşte, yirmi yıl içerisinde 244 kuruluş satılmış, Türkiye'ye geliri 10 milyar dolar ve bunun büyük bölümü de nedir biliyor musunuz -ikinci bir KİT'tir Özelleştirme İdaresi- orada etüt yapan, araştırma yapan insanlara oradan para ödenmiştir. Sıfıra sıfır elde var sıfır, değerli arkadaşlarım.

Bunlar bizim ortak sorunlarımız saygıdeğer milletvekilleri, bunlar ülkenin sorunları. Ben, bütün toplantılarımda şunu demişimdir: Bu ülkeye bir çivi çakanın, işçinin hakkını verenin, devlete vergisini verenin -böyle bir işveren varsa, gelsin, omzumda taşıyayım- başımın üzerinde yeri var. Yine onu söylüyorum; ama, kusura bakmayın, öyle yanlışlıklar yapıyorsunuz ki, bir SSK'nın -işte, söyleyeceğiz bunları- prim borçlarının affını getiriyorsunuz, şimdi kimse prim yatırmıyor. Kendisinin yatırmadığını bir tarafa koy, işçiden kestiğini de yatırmıyor. Şimdi bunlar doğru mu değerli arkadaşlarım?!

AHMET KOCA (Afyonkarahisar) - Belli bir tarihe kadar olan kısmını affediyor.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Kardeşim, sen de yatırmamışsan rahatsız olursun elbette ki.

AHMET KOCA (Afyonkarahisar) - Benimle alakası yok.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Yoksa, niye doğruya doğru demiyorsun?!

AHMET KOCA (Afyonkarahisar) - Belli bir tarihe kadar olan kısmını affediyor.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Kardeşim, sen bana öğretme; benim ömrüm o işlerin içerisinde geçti.

Şimdi, IMF istiyor, Dünya Bankası istiyor... Bir yasa getirdiniz. O tekriri müzakere yaptığınız, döndürdüğünüz yasayla ilgili -İş Kanunundan bahsediyorum- niye bu yasa geldi diye, benim kafamda yeni şimşekler çaktı. Sayın Maliye Bakanımız Dünya Bankasına bir yazı yazıyor, diyor ki: "KİT'leri özelleştiriyoruz, birçok insanı işten atacağız; ama, paraya ihtiyacımız var; parayı gönder de, bunlara kıdem tazminatı, ihbar öneli ödeyeyim."

Hani, işten kimseyi atmıyordunuz değerli arkadaşlarım, binlerce insanı tekrar işe döndürüyordunuz?!

AHMET YENİ (Samsun) - Geri aldık; 10 000 kişiyi geri aldık.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Peki, o ne?!. Yani, Maliye Bakanına sormadınız mı "bu yazı ne kardeşim" diye? "Niye bu yazıyı yazdın, kimi işten atıyorsun" niye demediniz?

AHMET YENİ (Samsun) - 10 000 kişiyi geri aldık.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Senin Samsun'da kaç kişinin işten atıldığından haberin yok.

AHMET YENİ (Samsun) - Hepsini geri aldık, hepsini…

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, biz, burada, laf üretmek değil…

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Meral, konuşmanızı tamamlayın.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Teşekkür ederim. 15 dakika ne çabuk bitti.

AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Meral, geri aldık; bakın, bunu siz de biliyorsunuz.

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu, Zaman Gazetesi -sizi destekleyen bir gazetedir- yazı yazmış; burada. Bakınız…

AHMET YENİ (Samsun) - Sizi niye desteklemiyor?

BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) - ... diyor ki: "Bu yasanın çıkmasıyla yüzlerce işçi işinden olacaktır." Demek ki, Sayın Maliye Bakanımız, bundan mütevellit Dünya Bankasından para istiyor. İşte burada; tekzip edin "böyle bir şey yok" deyin.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sözlerimi toparlıyorum. Şunu, özellikle ifade etmek istiyorum: Bugün binlerce müesseseyi yok pahasına sattık; sıra, hakikaten çok yararlı, çok faydalı ve ülkeye katkısı olan, hiçbir yükü olmayan müesseselere geldi. Neyi özelleştirirseniz özelleştirin... Ben uzun yıllar, Türkiye - Avrupa Karma İstişare Komitesinde görev yaptım; iki sene de Türkiye'yi temsilen eşbaşkanlık yaptım. Sizden, özellikle bir ricam olsun; ülkeyi tahrip ettirmeyin, ülkeyi tahrip ettirmeyin değerli arkadaşlarım; sizden bunu rica ediyorum; bu oyuna gelmeyin, ülkeyi tahrip ettirmeyin. Ucu açıktır, ucu kapalıdır ve neyin ne olduğunu benden daha iyi biliyorsunuz; kendi öz benliğimizden, kendi müesseselerimizden, kendi halkımızdan yapacaklarımızı planlayalım, üzerimize düşen neyse, onu yapalım. onbeş sene sonra, yirmi sene sonra Avrupa'ya gideceğiz de, kapısını açacak da, gençlerimize iş bulacak diye fakiri fukarayı avutturmayalım değerli arkadaşlarım. Arz etmek istedim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Meral.

Geçici madde 4 üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Geçici madde 5'i okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 5.- Ekli (II) sayılı listede yer alan havacılık uzmanı unvanlı pozisyon adedinin beşte birini geçmemek üzere; Bakanlığın doğrudan sivil havacılık konularıyla ilgili birimlerinde çalışan ve 24 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentlerinde belirtilen şartları taşıyanlar, Genel Müdürlük tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yaptırılacak en fazla iki yarışma sınavından birinden en az yetmiş puan almak, Genel Müdürlüğün görev alanıyla ilgili tez hazırlamak ve Genel Müdürlükçe açılacak yeterlik sınavında başarılı olmak kaydıyla, başarı sıralamasına göre durumlarına uygun havacılık uzmanı pozisyonlarına atanabilirler.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına Hatay Milletvekili Sayın Gökhan Durgun; buyurun.

Buyurun Sayın Durgun.

CHP GRUBU ADINA GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Türkiye açısından çok önemli olan bir tasarıyı görüşmekteyiz. Değişimin süreklilik kazandığı, baş döndürücü gelişmelerin yaşandığı dünyamızda havacılık sektörü büyük önem kazanmaya başlamıştır. Havacılık sektörünün gelişmişliği ülkelerin refah düzeyleriyle paralellik arz etmektedir. Önem kazanan sektörlerin etkin ve sağlıklı büyümesi, bu sektörlerde modern yönetim anlayışının yerleşmesiyle mümkün olacaktır. Bu nedenle, bugüne kadar çok etkin ve sağlıklı yürütülemeyen Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün yeniden yapılandırılma ve teşkilatlandırılması büyük bir önem arz etmektedir. Tüm sivil havacılık sisteminin denetiminden sorumlu olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü yönetici kadrolarının, ehil, havacılık alanında bilgi ve tecrübeye sahip personelden oluşmasının gerekliliğine inanıyorum.

Değerli arkadaşlar, tasarı üzerinde yapmış olduğumuz görüşmelerde defalarca da belirttiğimiz gibi, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü önemli ve etkin kuruluşlarımızdan biridir. Bu tür kuruluşların başında aktif olarak görev yapacak insanların ehil kişiler olması gerekir. Yerli-yabancı havayolu şirketlerine tarifeli uçuş izinleri veren, diğer ülkelerle bu konuda anlaşmalar yapan Hava Nakliyat Dairesi Başkanının ve HAVAŞ, Çelebi gibi yer hizmetleri veren kuruluşlar ile tüm havalimanlarını denetleyen, güvenliğini sağlayan dairenin başındaki personelin sivil havacılıkla ilgili olan bir okul mezunu olmadığı belirtilmektedir. Bu durum da çok acıdır.

Bakın, elimde, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün bir listesi var. Özellikle teknik olan kısım, Uçuş Standartları Daire Başkanlığı. Bu daire başkanlığında Bayram Metin isminde bir şube müdürü var ve yaklaşık yüzde 80 pilotlarımızın lisans sertifikalarında bu Sayın Bayram Metin'in imzası var. Bana iletildiğine göre, aldığım bilgilere göre ve iddialara göre, Bayram Metin'in eğitim düzeyi, imam - hatip lisesi mezunu.

Ben, imam - hatip lisesi mezunu olduğu için herhangi bir sıkıntı yaşamıyorum; ama, sonuçta, böyle teknik bir dairede, özellikle pilotların uçuş lisanslarını imzalayan bir kişinin…

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Sayın Durgun, bu bilgi…

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Bana gelen bilgilere göre, iddialara göre söylüyorum; Bayram Metin arkadaşımızın, Sayın Metin'in…

HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı) - İmam-hatipliler çok kabiliyetli insanlardır.

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Kabiliyetlidir de, uçuş konusunda çok kabiliyetli olduklarını zannetmiyorum. Uçmak ayrı bir şey.

Değerli arkadaşlarım, hepimiz uçağa biniyoruz… (AK Parti sıralarından gürültüler)

Neyse, siz de gelir konuşursunuz canım.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Saptırıyorsunuz!..

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Yok, saldırmıyorum, hiçbir saldırı yok. Sayın Başkan izliyor; eğer benim bir saldırım olsa, en ufak bir sıkıntı yaratıyor olsam, Sayın Başkan ikaz eder.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - "Saldırıyorsunuz" demedim "saptırıyorsunuz" dedim.

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Size de görev düşmüyor, Sayın Başkan Meclisi idare ediyor.

AHMET YENİ (Samsun) - Üniversite okumamış mı?

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Üniversite mezunu değil, imam - hatip lisesi mezunu. Aldığım bilgiler bu yönde.

BAŞKAN - Sayın Durgun, siz Genel Kurula hitap edin.

Değerli arkadaşlar, hatibe müdahale etmeyelim.

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Hepimiz uçakla seyahat ediyoruz, hepimiz uçağa biniyoruz ve çok sık şekilde de seyahat eden insanlarız. Allah korusun, bu pilotlara bu imzayı veren, bu lisans hakkını veren insanın iddia edildiği gibi bir eğitim düzeyi varsa, ben uçaklara binerken biraz düşüneceğim artık, bundan sonra, sizin de düşünmenizi rica ediyorum; çünkü, bilmem kaç bin feet yükseklikte, - 50 derecede uçuyoruz, Allah korusun!

Değerli arkadaşlarım, tabiî bu durum sıkıntı yaratıyor. Bunun sıkıntı yaratması da, ortadadır, gayet doğaldır.

Yine benim aldığım bilgilere göre, Türkiye'de, gerek Hava Kuvvetlerinden gerekse diğer kurumlardan yetişmiş pilotlara, lisans verilme konusunda zorluk çıkarılmakta, yerine, yabancı pilotlara lisans verilerek, bu yabancı pilotların Türkiye'de uçuş yapmaları sağlanmaktadır. Bunların hepsi, bana bir iddia olarak geldi; kesin olarak araştırmadığım için bir şey söyleyemiyorum; ama, sayın yetkililer burada, onlar gerekirse bu konuda bilgi verirler, biz de aydınlanmış oluruz. Eğer yanlış bir iddia varsa da düzeltilmiş olur.

Geçtiğimiz günlerde, özel bir havayolu şirketimizin başına gelenler bunun da en önemli göstergesidir. Yaşanan bu olaydan sonra, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü gündeme gelmiştir; ancak, yine görüyoruz ki, hâlâ, bu konuda ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Bildiğiniz gibi, ulusal basında da yer aldığı şekliyle, özel havayolları şirketinin uçuşlarına, Hollanda, güvenlik gerekçesiyle yasak getirmiştir. Türkiye için çok acı bir durumdur, çok sıkıntılı bir durumdur; neyse, aşılmıştır. Hollanda'nın bu uygulamasına, Almanya, Fransa ve İsviçre de katılmıştır. Söz konusu uçuş yasağının kaldırılması için, yetkililer Hollanda'ya gitti. Hollandalı ve Alman teknik heyetler Türkiye'de inceleme yaptı, Ulaştırma Bakanlığı diplomatik girişimlerde bulundu; bunların neticesinde, söylenen teknik yeterliliğin kanıtlandığı, bu suretle yasağın kaldırıldığı yönünde açıklama yapıldı.

Burada da görüldüğü üzere, sorun, tamamen, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden kaynaklanmaktadır ve biz, şimdi, aynı kadrolarla, daha fazla yetki vererek, bu yetkilerle donanmış bir şekilde, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü aynı kişilere teslim ediyoruz. Hatta, biraz daha ileri gidip, yönetici kadrolarına, herhangi bir dört yıllık fakülte mezunu kişilerin atanmasına da izin veriyoruz; inşaat mühendisi, mimar gibi. Oysa, bu tip görevlilerin, ilgili okulların ilgili bölümlerinden mezun, sivil havacılık konusunda deneyimli, ehil personelden oluşması gerekmiyor mu? Sivil havacılıkta ilgili ehil personelin atanmaması durumunda, siz ne kadar kanun da değiştirseniz, ne kadar kanun da üretseniz, ilgili Genel Müdürlüğe ivme kazandırmanız mümkün olmayacaktır. Telafisi mümkün olmayan sorunların yaşanmasından da kaygı duyduğumu belirtmek ve ifade etmek istiyorum.

Bu yıl Bakanlık bütçesinden genel müdürlük payıyla beslenecek olan kurum, önümüzdeki yıldan itibaren, özel bütçeyle gelir ve giderlerini sağlayacaktır. Bu kanun tasarısıyla daha fazla yetkilerle donatılan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bu yapıda olduğu müddetçe, daha fazla ileriye gitmesinin, verimlilik ve etkinlik kazanmasının, sorunları çözmesinin mümkün olamayacağını düşünüyorum.

Bu çerçevede atılacak ilk adım, nitelikli kadroların görev başına getirilmesidir. Ülkemizde havacılık alanında eğitim veren birçok yüksekokul ve fakülte vardır. Bu okullardan mezun olan gençlerimizin istihdamı açısından da Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü son derece önem arz etmektedir. Bu okullardan, Türk sivil havacılık sektörünün gelişim hızına paralel olarak artan, uluslararası sivil havacılık standartlarına uygun olarak yetiştirilmiş kalifiye elemanlar mezun edilmektedir. Bu okullarda, uygulamalı eğitim de yapılmaktadır. Bu okullarda, sivil havacılık kuruluşlarına ait çeşitli tipteki uçakların bakım ve onarımları da yapılabilmektedir. Bu okullarda, Emniyet Genel Müdürlüğünün özel taleplerine uygun olarak helikopter pilotları ve teknisyenler de yetiştirilmektedir. Ayrıca, kurumda, Türk Hava Yollarının pilot ihtiyacının karşılanması için pilotaj eğitimi de verilmektedir. Kısacası, böyle donanımlı personellerin yerine, ehil olmayan, inşaat mühendisi veya mimarların veya başka okul mezunlarının bu görevlere getirilmesini kesinlikle doğru bulmuyorum. Mutlaka, bu meslek grubunda olanlar da kendi konularında uzmanlardır; onlara da büyük saygı duyuyorum; ama, herkes kendi konusunda çalışmalıdır, herkes kendi konusunda karar sahibi olmalıdır. Havacılık sektöründe gelişme kaydetmek istiyorsak, dünyayla bu konuda rekabet etmek istiyorsak, ehil olan personelleri göreve getirmek zorundayız.

Bu tasarı hazırlanırken bu konuların gözardı edildiğini, altkomisyonlarda yeterince çalışılmadığını görüyoruz. Yine, bu tasarı hazırlanırken, ilgili üniversitelerden konunun uzmanı olan kişilerle görüş alışverişi yapılmadan oldubittiye getirildiğini görüyoruz. Yapmış olduğumuz kanunların uzun ömürlü olabilmesi için daha iyi irdelenmesi, daha iyi incelenmesi ve üzerinde daha detaylı çalışılması gerektiğini düşünüyorum. Altkomisyonlarda konunun uzman kişilerle tartışılmasının gerekliliğine inanıyorum; bu, eksik olmuştur, yapılmamıştır. Bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum. Bu bilinç içerisinde ülkemizde havacılık sektörüne ve bu alanda eğitilmiş gençlere sahip çıkılması gerekliliğini bir kez daha vurgulamak isterim.

Bu duygu ve düşüncelerle, sivil havacılık hizmetlerinin daha etkili, daha verimli ve daha güvenli kılınması temennisiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Durgun.

Şahsı adına, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Ben konuşmayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Geçici 5 inci madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 6'yı okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 6.- Bu Kanunla öngörülen bütün geçiş, devir, temlik ve intikal işlemleriyle düzenlenecek protokoller her türlü vergi, resim, harç, ücret ve fondan müstesnadır.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Sayın Durgun, konuşacak mısınız?

GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Hayır, konuşmayacağım efendim.

BAŞKAN - Konuşmuyorsunuz.

Teşekkür ederim.

Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Geçici madde 6'yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 7'yi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 7.- Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar, aynı konuları düzenleyen tüzük ve yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

BAŞKAN - Geçici madde 7 üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Vedat Melik; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının geçici 7 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına düşüncelerimizi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi, öncelikle, saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar,  çağdaş dünyada gelişmişliği tanımlarken birçok ölçüt gözönünde bulundurulmaktadır; ama, son yüzyıla baktığımızda bir toplumun veya devletin gücünü göstermesi bakımından hayat seviyesinin yüksekliği anlamında en büyük ölçüyü havacılık sektöründeki gelişmişlik seviyeleri gösterir olmuştur. Hava araçlarının o toplumun ulaşımında ne kadar çok kullanıldığı da, o toplumun gelişmişliğinde kıstas olarak görülmektedir.

Günümüzde eğer bir kişi veya toplum ulaşım ve yük taşımacılığında hava araçlarını ne kadar çok kullanıyorsa, o toplum o kadar gelişmiştir diyebiliriz. Elbette ki, bunu yaparken birinci kural, hava ulaşımında düzen, güvenlik ve dünyanın gelişmiş toplumlarının kabul ettiği standartlara uyabilmektir; çünkü, hava ulaşımı en çağdaş ulaşım yolu olmasının yanında, düzenli ve belli kurallar çerçevesinde yapılmadığı zaman, büyük felaketlere yol açabilecek bir sistemdir. Dolayısıyla, hava ulaşımında kullanılan hava ulaşım araçlarının güvenilirliği, bu araçları kullanan, bakım ve onarımında bulunan ve seyrüseferini sağlayan personelin eğitimiyle de yakından ilgilidir. Bu personel, her gün değişen yeniliklere kendini adapte edebilmelidir. Bu da gerekli hizmetiçi eğitim faaliyetleriyle sağlanabilir.

Günümüzde ticaret ve sanayiin çok hızlı bir şekilde gelişmesi, çok ciddî bir rekabetin yaşandığı dünyamızda hava ulaşımının önemini daha da fazla artırmaktadır. Havacılık sektöründe olmayan toplum, dünyada da dikkate alınmamaktadır. Ayrıca, insanların özellikle son otuz yılda seyahat etme arzuları, turizm sektörünün ekonomik alanda birçok sektörün önüne çıkmasını sağlamıştır. Öyle ki, hiçbir sanayi veya ticarî varlığı olmayan bazı ülkelerin, sadece turizm gelirleriyle ayakta durabildikleri ve turizmden dolayı da zengin toplumlar haline geldiklerini görmekteyiz.

Turizm, bugün, hepimizin bildiği gibi, çok büyük bir oranda, havacılıkla karşılıklı bağımlılık içinde olan bir sektör haline gelmiştir. Hatta, son yıllarda, bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de özellikle yabancı turist gruplarının bağlantılarını havayolu şirketleri yapmaktadır.

Bütün bunların yanında, seyahat eden insanların veya yükü taşınan firmaların hedeflere varmadaki titizlikleri, sivil havacılığın kusursuz yapılması şartını getirmektedir.

Yine, hava ulaşım araçları ile seyrüsefer cihazlarını kullanan personelin belli bir düzeyin üzerinde özel bir eğitim almaları gerektiğinden, sivil havacılığın gelişmesi, kaliteli personelin istihdam edildiği bir sektör haline gelmesini sağlamıştır.

Gelişmişlik sıralamasında kendimize ölçü aldığımız birçok ülkeden geri olan ülkemizde, son yıllarda yapılan birtakım değişikliklerle, özellikle uçak yakıtlarındaki Özel Tüketim Vergisinin kaldırılmasından sonra, yolcu ve kargo taşımacılığında, Türk Hava Yolları dışında birçok hava taşımacılık firmasının kurulması ve faaliyet göstermesi, havacılık sektöründe, hem iç rekabeti artırmış hem de coğrafî olarak geniş bir alana yayılmış olan ülkemizde, halkımızın, hava ulaşımına yönelmesine neden olmuştur; ama, bütün bunların yanında, bu konudaki planlamaların çok doğru yapıldığı kanısında değiliz.

Şöyle bir örnek verecek olursak: Şimdi, bu ülke, yani, Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en büyük bölgesel kalkınma projesini uygulamaya koyuyor. Nedir bu proje; hepimizin, artık, söylemekten bıktığı, bu hükümet döneminde de hiçbir ciddî kaynağın aktarılmadığı ve kendi kaderine terk edildiği Güneydoğu Anadolu Projesi; yani, GAP Projesi. GAP Projesi kapsamında, bölgede üretilecek mamul ve yarı mamul maddelerin yurtiçi veya yurt dışındaki merkezlere süratle ulaştırılması için bir havaalanı inşaatı başlatıyorsunuz; ama, bu havaalanını da kendi kaderine terk ediyorsunuz.

Şu anda Şanlıurfa İlinde yolcu taşımacılığına yönelik STOL; yani, kısa iniş ve kalkış şartlarına uygun bir havaalanı var. Aslında bu mevcut havaalanı da STOL şartlarına tam anlamıyla uygun değil. Türk Hava Yollarının elindeki uçaklardan sadece RJ-100 ve RJ-70'ler buraya iniş kalkış yapabiliyor. Bunların da, bildiğiniz gibi, kira sözleşmeleri bitmek üzeredir. Türk Hava Yollarının elindeki diğer uçakların da bu havaalanına inip kalkmaları çok riskli olarak değerlendirilmektedir.

Türk Hava Yollarının son olarak yaptığı uçak alım sözleşmesinde ise, STOL tipi havaalanlarına inip kalkacak uçakların üç yıldan önce teslim edilemeyeceği bildirilmektedir; dolayısıyla, inşaatı devam etmekte olan ve çevredeki 9 ile de hizmet verecek olan kargo ağırlıklı Şanlıurfa GAP uluslararası havaalanı inşaatının bir an önce bitirilmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, söz konusu Şanlıurfa GAP uluslararası havaalanı hem Urfa için hem de GAP projesi için büyük önem arz etmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi sahip olduğu tarihî ve kültürel zenginliklerin turizm getirisinden hava ulaşımındaki zorluklar nedeniyle yeterince yararlanamamaktadır. Diğer yandan da hava ulaşımındaki yetersizlikler bölgenin bitki desenindeki değişimini ve yabancı yatırımcıların gelmesini de engellemektedir.

Şimdi, biz, bir yandan bölgeye yatırım yapılsın, yabancı yatırımcı gelsin derken, diğer yandan bölgedeki bitki deseninden şikâyet ediyor ve diyoruz ki: Bu insanlar pamuk ve buğdaydan başka bir şey ekmesini bilmez mi; elbette ki bilirler; ama, özellikle ihracata yönelik bitki ektikleri zaman bunu nasıl taşıyacaklar? Kargo ağırlıklı havalimanı bitirilemediği için yabancı yatırımcı da bölgeye gelmemekte, gelen de Urfa'da bir dolaştıktan sonra geri dönüp gitmektedir. Bakın, geçen gün, Güney Koreli bir yatırımcı grup Urfa'ya geldi; bu grubun üçüncü gelişiydi. Ciddî yatırım düşünüyorlardı. Avrupa'ya ihraç edilmek üzere, çiçekçilik konusunda ortak arıyorlardı, yerel ortak. Bu yerel ortağı da bulmuşlardı. Birçok insan, birçok yerel yatırımcı Güney Korelilerle birlikte çiçek yetiştiriciliği yapmak istiyor; ancak, havaalanının bitirilememesinden ötürü, üretilecek ürünün bir an önce uluslararası pazara ulaştırılması mümkün olmadığından, Güney Koreliler de çekip gitti.

Değerli arkadaşlar, bu tür firmalar çoktur; ancak, ulaşım olanaklarının çok kısıtlı olmasından dolayı, özellikle bölgede yükte hafif; ama, pahada ağır üretilecek malların taşınması uçakla olacağı için ve bu uluslararası havaalanı da bitirilemediği için, yatırımcılar buraya gelmemektedirler.

Ben, 18 Şubat 2005 tarihinde bu konuyla ilgili olarak Sayın Başbakana yönelttiğim bir yazılı soru önergesine, Başbakan Yardımcısı Sayın Abdüllatif Şener tarafından 25 Mart 2005 tarihinde verilen yanıta değinmeden geçemeyeceğim. Sayın Bakan verdiği yanıtta, GAP uluslararası havaalanı inşaatı projesinin 2004 yılı sonu itibariyle fizikî gerçekleşme oranının yüzde 84 olduğunu söylüyor. 2005 yılı için Şanlıurfa GAP havaalanı inşaatına ayrılan ödenek 3 000 000 Yeni Türk Lirasıdır; yani, 3 trilyon Türk Lirasıdır. Sayın Bakan projenin 2007 yılında bitirilmesinin öngörüldüğünü söylüyor. Hemen ardından da, yine soru önergesine cevap verirken "GAP havaalanı inşaatı, ülkemizin çok yönlü ve entegre projesi olan GAP kapsamında planlanmıştır" diyor. Bu nedenle havaalanının bitim tarihini de GAP Projesinin bitim tarihine uyumlu olarak anlıyoruz.

Değerli milletvekilleri, GAP şu tarihte tamamlanacaktır diyerek taahhütte bulunacak bir hükümet yetkilisi var mıdır, bilmiyorum; ama, şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki, projenin bitim tarihine yönelik, herkes farklı tarihler söylüyor ve zaten bugüne kadar, AK Parti Hükümeti döneminde -yaklaşık üç yıl geçti- hepinizin bildiği gibi GAP Projesine sulama anlamında hiçbir yatırım yapılmamıştır ve zaten bundan dolayı da hiç kimse net bir tarih veremiyor. Bu durumda, Şanlıurfa GAP havaalanının bitim tarihini de, ne zaman tamamlanacağı belli olmayan ve yeterli ödenek ayrılmadığı için kaplumbağa hızıyla yol alan GAP Projesinin bitim tarihine mi bağlayacağız?! Şanlıurfa GAP havaalanının bir an önce bitirilmesi, hem Şanlıurfa'nın hem de 9 çevre ilin ekonomisinin gelişimi bakımından son derece önemlidir.

Değerli milletvekilleri, geri kalmış il, geri kalmış ülke tanımı, gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Daha yumuşak bir ifadeyle, gelişmekte olan ülke veya illerimiz... Arkadaşlar, bunun adı geri bırakılmışlıktır. Şanlıurfa'nın ve çevre illerin ekonomiye katkı sunmasını istiyor, işsizliğe yerinde istihdamla çözüm bulmayı arzuluyorsak, bir an önce bu yarım kalmış projeleri tamamlayıp hizmete, üretime sunmalıyız. Yüzde 84'ünün tamamlandığı söylenen Şanlıurfa GAP havaalanının kalan kısmının tamamlanması için hükümet süratle eködenek çıkarmalı ve bu proje kısa sürede bitirilmelidir; çünkü, bu proje, bölgenin çok yüksek üretim, imalat ve turizm potansiyelini harekete geçirecektir veya RJ-100 ve RJ-70'lerin uçuştan alınmasından sonra, Şanlıurfa'nın şu andaki mevcut havaalanına daha büyük uçakların iniş kalkışını sağlayabilmek için, mevcut pistin derhal 500 metre daha uzatılması gerekir. Bununla ilgili olarak da yine sorun kaynaktır. Onun için, kaynağın hiç olmazsa mevcut pistin 500 metre daha uzatılması için aktarılması gerekir.

Ancak, değerli arkadaşlar, anlaşılan, bu Urfa'nın kadersizliği AK Parti Hükümeti döneminde de sürecektir. Urfalı, yine havaalanlarında perişan olacak, mevsimlik işçi olarak gittikleri illerde, tarlalarda ve trafik kazalarında ölmeye devam edecektir. Bakın, geçtiğimiz gün, evvelki gün, Şanlıurfa halkı tarafından "ölüm kavşağı" olarak adlandırılan Sigorta Kavşağında, bir TIR ve kamyonun çarpışması sonucu, yaya kaldırımında yürüyen bir vatandaşımız ölürken, 5 kişi de yaralanmıştır. Şanlıurfa'ya, hükümet, gerekli ödenek aktarımını yapmaz ise, bu ölümler ve yaralanmalar devam edecektir; çünkü, günde, yaklaşık 20 000 araç, 500 000 nüfuslu bir şehrin tam ortasından geçmektedir, şehri boydan boya katetmektedir. Peki, bunu önlemenin çaresi nedir; bu 20 000 aracın şehrin içinden geçmesini engelleyecek çevre yollarının bir an önce yapılması ve ihalesi bitmiş olan; ancak, kaynak bekleyen Sigorta Kavşağı Projesine bir an önce kaynak aktarılması gerekir. Şanlıurfa Belediyesinin kaynakları ne çevre yolu yapımına ne de kavşak inşaatına yetmektedir. Hükümetin ve ilgili bakanlığın, bir an önce, Şanlıurfa'ya acil olarak kaynak aktarması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarının, sivil havacılık sektörüne çağdaş bir anlayış getirerek, sektörümüzün dünyadaki gelişmelere hızla ayak uydurabilmesine katkı sunacağı umuduyla, hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, Yüce Heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Melik.

Şahsı adına, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Eraslan; buyurun.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum

Tabiî ki, bu Yüce Parlamentoda gündemimiz, toplumumuzun sorunları olmalıdır, toplum kesimlerimizin ve her toplumsal katmanın sorunları olmalıdır, Türkiye'nin sorunları olmalıdır; yetmişiki milyon ülke insanımızın sorunlarının konuşulduğu, tartışıldığı ve ona ilişkin çözümlerin yasalaştığı bir platform niteliğinde olmalıdır.

Değerli arkadaşlar, burada şahıslar konuşulmamalıdır, şahıslar gündeme alınmamalıdır, şahıslar tartışılmamalıdır. Özellikle, bürokraside çalışan -şu falanca mezunu, şu filanca mezunu, bu falan okuldan mezun, bu filan okuldan mezun gibi- insanlarımızı, çalışanlarımızı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına vazife gören insanları itham etmenin ne ülkeye yararı vardır ne de millete yararı vardır.

Ben, tabiî ki, buraya çıktığımda, müteaddit defalar kendi bölgemle ilgili sorunları konuştum, kendi bölgemdeki havaalanıyla ilgili sorunları konuştum. Ulaştırma Bakanıyla ayaküstü görüşmeler yaptım; kendisi de, cumartesi günü Hatay İline gideceğini ve Hatay'da havaalanı inşaatını yerinde inceleyeceğini ve daha sonra karar vereceğini söyledi; ben kendisine teşekkür ediyorum. Ancak, beklerdim ki, isterdim ki, gerek muhalefetin gerek iktidarın diğer vekilleri de çıksınlar ve uzun yıllardan beri kronik sorun haline gelmiş olan Hatay havaalanı inşaatıyla ilgili konuşmalar yapsınlar, hem Meclisi -Parlamentoyu- hem de Sayın Bakanımızı ve kamuoyunu bu noktada bilgilendirsinler, çözüm noktasında ellerinden gelen gayreti sarf etsinler. Cumhuriyet Halk Partili milletvekilerinin bir kısmı, maalesef, Hatay milletvekillerinin bir kısmı çıkıp, bu filanca mezunu, bu falanca mezunu şeklinde işi kişiselleştirerek, kanunla hiçbir ilgisi olmayan mevzulardan bahsettiler.

Bakın, yetmişiki milyon ülke insanı, bu vatanın has evladıdır. yetmişiki milyon ülke insanı, bizim öz insanımızdır, öz unsurlarımızdır. Bölücülük ve ayırımcılık yapmanın hiç kimseye faydası yoktur, ülkeye de faydası yoktur millete de faydası yoktur.

Aziz milletimizin millî ve manevî değerleriyle siyasetçilerin barışık olması gerekmektedir. Dolayısıyla, kendi kültürüyle barışık olan, kendi medeniyetiyle barışık olan, kendi tarihi ve millî değerleriyle ve manevî değerleriyle, kendi inancıyla barışık olan milletlerin şahlanmasının önünde hiçbir engel olmayacaktır. Güçlü olmamızın, güçlü bir Türkiye olmamızın yolu demokratik bir Türkiye olmaktan, özgür bir Türkiye olmaktan geçmektedir. Çağdaş bir ülke olmanın yolu, birlik ve beraberlik içerisinde, yetmişiki milyon ülke insanının, tek bir aile kültürü gibi, tek bir vücut ve tek bir aile mantığıyla birlik ve beraberlik içerisinde yaşamış olmasından geçer ve siyasetçilerin en büyük görevi, siyasette bu tür unsurları istismar etmemesidir ve siyasetçilerin en büyük görevi toplumun içinde bulunduğu sıkıntıları, toplumun toplumsal sorunlarını çözmesidir.

Bu ülkede çözülmesi gereken ne varsa çözülmelidir, çiftçinin sorunu varsa çözülmelidir; yatırımcının, sanayicinin, ithalatçının, ihracatçının, işçinin, emeklinin, köylünün, kentlinin, eğitimin, sağlığın, ekonominin, bilimin, bilimsel çalışmanın ne sorunları varsa çözülmelidir, ama bu ülkede başörtüsü sorunu da çözülmelidir, ama bu ülkede haksız rekabete yol açan meslekî okulların denkliğiyle ilgili sorunlar da çözülmelidir, onlar da bu ülkenin insanı, onlar da bu vatanın evladı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, konuşmanızı tamamlayın lütfen.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, iktidarıyla muhalefetiyle, sağıyla soluyla, hiç fark etmez, toplumumuzun sorunlarını her boyuttan, her perspektiften değerlendirip, bu sorunları çözmek, yine, dışarıdaki insanımızın işi değil, Türkiye Büyük Millet Meclisini oluşturan, bu Parlamentoyu oluşturan, iktidarıyla muhalefetiyle, 550 milletvekilinin görevidir ve Parlamento görevini de icra etmelidir. Ayırımcılığa, bölücülüğe ve tefrikaya bizleri götürecek, birlik ve beraberliğimizi ve güç birliğimizi, güç ruhumuzu sekteye uğratacak söylemlerden, Türkiye'nin menfaatları ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin âli menfaatları için elimizden geldiği kadar uzak durmanızı, uzak durmamız gerektiğini ifade ederek, hepinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Eraslan.

Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Geçici madde 7'yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

34 üncü maddeyi okutuyorum:

Yürürlük

MADDE 34.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde, şahsı adına, Kütahya Milletvekili Sayın Alaettin Güven; buyurun.

ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Son dönemde, sivil havacılık sektöründeki büyümeye paralel olarak öngörülen yıllık yaklaşık yüzde 7'lik büyümenin, önümüzdeki yıllarda yüzde 10'lara çıkması beklendiğinden, sivil havacılıkta değişim ve gelişimin yaşanılması kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle, dünyada yaşanan gelişmelerin takip edilebilmesi ve sivil havacılık hizmetlerinin daha etkin ve güvenli bir ortamda verilebilmesi amacıyla, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün kamu tüzelkişiliğini haiz özel bütçeli bir kamu kurumu olarak örgütlenmesine ihtiyaç bulunduğundan dolayı bu yasa gündeme gelmiş ve biraz sonra, oylarımızla, inşallah kanunlaşacaktır.

Bu kanunla, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü globalleşen dünyada ve gelişen teknolojiyle birlikte ülkemizin hava taşıyıcılığının ve havacılık şirketlerinin kurulmasına, havacılık standardının belirlenmesine ve hepsinden önemlisi, uçuş emniyetinin yeterli düzeyde sağlanmasına ilişkin önemli görevler üstlenecektir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün yeniden teşkilatlanması amacıyla hazırlanan bu kanun tasarısıyla, ülkemiz sivil havacılık faaliyetlerinin düzenlemesinde yaşanan sorun ve eksikliğin giderilmesi amaçlanmıştır.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; bu Genel Müdürlükte de çeşitli birimlerde, çeşitli okullardan mezun bizim insanımız görev yapmaktadır; ancak, biraz önce, benden önceki konuşmacı arkadaşımız ifade etti; daha önceki konuşmacı arkadaşımız da, maalesef, sanki, orada çalışan arkadaşımız başka bir ülkeden gelmiş, imam-hatip lisesi mezunu olmak bir suçmuş, imam-hatip liseleri mezunları Türkiye'de değil, "Türkiye Cumhuriyeti" yazan diplomalara sahip değil, oralar denetimsiz...

GÜROL ERGİN (Muğla) - Çarpıtma!.. Çarpıtma!..

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - …kendi bildiğine eğitim gören kurumlar değilcesine…

GÜROL ERGİN (Muğla) - Uzmanlığı dışında çalışmaktan söz ediliyor!..

BAŞKAN - Sayın Güven, bir dakikanızı rica ediyorum.

Bakınız, son maddelere geldik. Eğer, arkadaşımızın konuşmasıyla ilgili…

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - İmamlık ile havaalanının ne ilgisi var?!

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Şimdi oraya geleceğiz…

GÜROL ERGİN (Muğla) - Halkı kandırmaya çalışmayın!

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Müsaade edin… Bir dakika müsaade edin, oraya geleceğiz…

BAŞKAN - Sayın Güven, konuşmanızı kesiyorum; bir dakika...

Sayın Ergin… Sayın Ergin…

GÜROL ERGİN (Muğla) - Efendim, çarpıtıyor! Ne ilgisi var!

BAŞKAN - Sayın Ergin, size hiç yakışmıyor; bir bilim adamı olarak da, bir siyasetçi olarak da yakışmıyor.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Efendim, çarpıtmak onlara yakışıyor mu?!

BAŞKAN - Eğer bu Parlamentoyu illa yönetmek istiyorsanız; buyurun. Rica ediyorum size…

GÜROL ERGİN (Muğla) - Ama, çarpıtıyor efendim!

BAŞKAN - Her toplantıda fiilî halinizle de yakışmayan hareketlerde bulunuyorsunuz. Ben, gerekli ikazı yapıyorum kendisine.

Sayın Güven, eğer bir açıklama yapacaksanız, açıklamanın usulü var. Böyle, herhangi bir gerginliğe meydan vermeden, arkadaşımızın, Sayın Milletvekilinin söylediklerinin doğru olmadığını kısaca ifade edip kürsüden ayrılın, başka yoruma gerek yok.

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Buyurun, eğer söyleyecekseniz bunları söyleyin.

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Sayın Başkanım, meramım, kastım, hiçbir zaman, bir gerginlik, bir huzursuzluk çıkarmak değil. Ancak, ülkede sürekli gerginliğe sebep olan, sürekli huzursuzluğa sebep olan bazı sözlerin de düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bir hatıramı anlatayım…

MEVLÜT COŞKUNER (Isparta) - Yapmayın…

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Müsaade edin…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Güzel, tamam!..

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Masal da anlatabilirsin!..

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Peki.

Ben, yirmisekiz yıl eğitimcilik görevimi bu okullarda yaptım. Kültür dersleri, meslek dersleri, hepsiyle beraber, kardeşçe, dostça, sarmaş dolaş, el ele, kol kola, bu insanların bize gönderdiği çocukları yetiştirdik, yetiştirmeye çalıştık.

MEVLÜT COŞKUNER (Isparta) - Bravo!

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Bununla gurur duyuyoruz. Ancak, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde çalışan şube müdürünün bir imam-hatip lisesi mezunu olması gündeme getirilince, neden imam-hatip lisesi mezunu dercesine, kastî bir olayın gündeme gelmesinden dolayı, tabiî, düzeltmemiz gerekiyor. Şöyle bir soru aklıma geldi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Güven, lütfen cümlenizi tamamlayın.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkan, anıları yarım kaldı!

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Değerli Milletvekili, anılar olmasa hayatımızın pek anlamı olmaz.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Efendim, anlatın, biz zevkle dinliyoruz!..

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Orada çalışan lise mezunu da vardır, başka okul mezunu da olabilir de, acaba bu arkadaşımız lise mezunu olsa, aynı yerde, sertifika da vermediği halde, sadece sertifikaların tasnifini yapıyor olması gündeme getirilip de, lise mezunu bir kişiye bu görev verilir mi denilmesinin sorusunu sorayım!

Kaldı ki, değerli arkadaşlarım, bakınız, kişi bilmediğinin karşısındadır daima. Bu okulları tanıyalım; bir.

İkincisi, Bayram Metin imam-hatip lisesi mezunudur. Ancak, yedi yıldır orada şube müdürlüğü yapıyor. Yedi yıl önce başlamış şube müdürlüğüne, onyedi yıl da bu müessesede çalışan bir insanımız, kardeşimiz, bizim gibi bir Türk vatandaşı ve sosyal bilimler fakültesi mezunu. Burada çalışmayacak da başka nerede çalışacak?.. Ne yapsın yani?.. Ekmeğini, azığını, rızkını çıkarmasın mı?..

Ben, bu türlü sıfatların, vasıfların, okulların adı verilerek, onları küçümsercesine gündeme getirilmesi taraftarı değilim. Bu, birlik ve beraberliğimizi zedeler; bu, gücümüzü zayıflatır diye düşünüyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Güven.

Aynı madde üzerinde, şahsı adına, Hatay Milletvekili Sayın Gökhan Durgun; buyurun.

Sayın Durgun, ümit ediyorum ki, bir sataşmaya meydan vermeyiz.

GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Hiç merak etmeyin, bir sataşmaya meydan vermeyeceğim, tam tersine düzeltme yapmak gerekiyor herhalde.

Tutanaklar burada; Sayın Başkan da istetebilir. Ben, konuşmamda, imam-hatip mezunu arkadaşlarımızın hiçbirini aşağılayan, hor gören, kabul etmeyen bir anlayışı ortaya koymadım; bu bir.

Türkiye Cumhuriyetinin yasalarıyla, Millî Eğitim Bakanlığının bünyesinde ne kadar okul varsa, hepsi resmîdir, hepsi geçerlidir, hepsi bizim için aynı statüdedir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim, sağ olun.

Benim söylemek istediğim şey şu: Van'da bir kaza yaşandı, daha insanların gözyaşı kurumadı; Diyarbakır'da bir kaza yaşandı, daha insanların gözyaşı kurumadı. Biz, her gün, bu kazalarla karşı karşıya gelebilme noktasında yaşayabilen insanlarız.

Benim söylemek istediğim şey şu: Pilotluk lisansının verilmesinde imza yetkisi olacak arkadaşımın, bu konuda uzman birisi, ehil birisi, eğitim görmüş birisi olması gerektiğini vurgulamaya çalıştım. Yoksa, Türkiye Cumhuriyetinin yasalarıyla kurulmuş, Bakanlığın denetimindeki hiçbir okulla, benim hiçbir problemim olmaz.

Sayın Başbakanımız imam-hatip lisesi mezunudur; kimsenin bir problemi yok, kimsenin bir sorunu yok. Çoğunuz imam-hatip lisesi mezunusunuz, hepinize saygı duyuyorum; farklı da düşünebiliriz, birbirimize saygı duyacağız.

Ben, sanki, bunu söyleyince, arkadaşlarım, birdenbire bir alınganlık gösterdiler; onu da ben hiç anlayamadım, niye böyle bir alınganlık gösterildi.

AHMET YENİ (Samsun) - Düzelttiğiniz için teşekkür ediyoruz.

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Ben böyle bir şeyi zaten söylemedim; ama, sanki böyle bir şey söylenmiş gibi, sanki Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili, insanların okuldaki eğitimleriyle uğraşıyormuş gibi bir anlayışla, iki arkadaşım da, çıktı, burada fırtınalar koparmaya başladı. Bunun doğru olmadığını söylüyorum.

AHMET YENİ (Samsun) - Düzeldi işte.

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Zaten, Türkiye'nin sorunu şu: Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyoruz ve kalkıp konuşuyoruz. Benim ne demek istediğimi önce bir anlamak gerekiyor; gerekirse tutanakları getirtmek gerekiyor. Sayın Başkan zaten izliyor; böyle bir şeyi söylemiş olsam, en azından ikaz eder. Ama, burada, arkadaşlar, olmayan bir hadiseyi oluyormuş gibi gösterip, bir imam-hatip mezunluğu tartışması açmak istediler. Biz böyle bir tartışmanın içinde değiliz.

Benim tekrar söylemek istediğim şudur: Burası çok önemli bir kurum, teknik bir kurum, bilgi gerektiren bir kurum; sivil havacılık, her gün, dünyada yeni yeni gelişmelerle kendini takviye eden bir konu; lütfen, buraya, bu işin ehli insanları getirelim. Söylemek istediğim bu. Yoksa, imam-hatip mezunu arkadaşım da bir başka yerde çalışır, onun görev alanı da vardır. Bu arada, tabiî, imam-hatip mezunu arkadaşlarımızın bir kısmı hastanelerde müdür olmuştur; nasıl ilgisi, alakası varsa?!

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Başbakan…

GÖKHAN DURGUN (Devamla) - Başbakan olabilir, saygı duyarız; o seçimle geliyor; ama, atamayla gelenler başka.

Neyse, ben, bunu ifade etmek istedim. Benim böyle bir niyetim olmadı, olmaz da; ama, ehil insanlar, bu tür konularda, yerinde görev yapmalıdır düşüncemi ifade etmek istiyorum.

Genel Kurulu, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Durgun.

Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

35 inci maddeyi okutuyorum:

Yürütme

MADDE 35.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına Sayın Algan Hacaloğlu.

Buyurun Sayın Hacaloğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, üçüncü gün, 940 sıra sayılı tasarıyı görüşmekteyiz. Esasında bir ölçüde sıradan, teknik içeriği olan ve normal olarak, kısa sürede, burada görüşülerek yasalaşabilecek bir tasarı idi; ama, üç gündür tartışıyoruz. Ben, Adalet ve Kalkınma Partisi mensubu milletvekili arkadaşlarımın neden diye düşünmelerini istiyorum. Nedeni; bu yasada dahi, bu kadar teknik bazı özellikler ötesinde, muhalefetle, Cumhuriyet Halk Partisiyle oturup konuşarak, bir iki noktada uzlaşma sağlamayı içinize sindiremediniz, komisyonda bunu, bu mantıkla, bu yaklaşımla ele almadınız ve Cumhuriyet Halk Partisi sizde bu tavrı, diğer yasalarla ilgili olarak da, görmekte olduğu için -önümüzde ciddî yasalar var- onlarda da aynı tavrı sürdürmekte olduğunuz için, bu yasayı, burada, bilinçli olarak engelledi. Her maddede, değerli arkadaşlarım söz aldılar ve üçüncü gün sonunda, bu, tabiatıyla yasalaşacak. Biz, bu yasaya genelinde olumlu bakıyorduk; ama, eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Türkiye'nin sorunlarını çözecek yasaları, bir uzlaşma kültürüyle, ortak aklın sonucu olarak, Türkiye'nin, kamu yararının, ulusal değerlerin ve insanlarımızın beklentileri doğrultusunda yasalaştırmak istiyorsak; eğer, önümüzdeki Bankalar Yasasını, eğer, önümüzdeki Sosyal Güvenlik Yasasını, Belediyeler Yasasını buradan, Avrupa Birliğinin sizden beklediği gibi, IMF'nin sizden beklediği gibi, burada alınan karar çerçevesinde 1 Temmuza kadar eğer yasalaştırmak istiyorsanız, lütfen sağduyulu olalım. O zaman, oturun, Cumhuriyet Halk Partisiyle ortak noktalarda uzlaşın. Aksi halde, bu yasaların bu yaz içinde çıkması bir hayalden öte... Başka bir şey beklemeyin lütfen.

Değerli arkadaşlarım, öyle, bizim burada üçte 2 çoğunluğumuz var, biz bildiğimiz gibi çıkarırız, biz bildiğimiz gibi ülkeyi yönetiriz anlayışıyla bu işi sürdürebileceğinizi zannediyorsanız, hem Adalet ve Kalkınma Partisine yazık olur hem demokrasimize yazık olur. Bu iş böyle gitmez değerli arkadaşlarım.

Bakınız, uyum yasaları çıkarıyoruz. Bunların önemli bölümünün içeriğinde ciddî eksiklikler var; ama, Türkiye'nin bir Avrupa Birliği projesi, Avrupa Birliğine tam üyelik iddiası var. O nedenle, özellikle demokratikleşmeyle ilgili olan yasalarda çok ciddî destek verdik; ama, yetti artık değerli arkadaşlarım!. Lütfen!.. Yetti!

Bu Meclis, evet, iki partiden oluşuyor şu anda... Düzeltiyorum; tabiî, 5 partiden oluşmakta. Aramızda bağımsızlar da var. Ama, siz üçte 2 çoğunluğunuzla burada bir tahakküm yaratmaktasınız. Bunu doğru görmüyorum.

AHMET YENİ (Samsun)- Yaşar Nuri Hoca da var.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla)- Evet.

Değerli arkadaşlarım, hükümet gerçekten Türkiye'nin sorunlarını, gerçek sorunlarını bir yana bırakmış, ne işsizliği ne yolsuzluğu ne yoksulluğu kendine dert edinmekte ne de çiftçinin, esnafın dertleriyle meşgul olmakta. Hükümetin kafasında sadece iki sorun var, gündeminde iki sorun var. Ne zaman sıkışsa, ne zaman sorunların altında bunalsa, durup durup bu konuları gündeme getirmekte. Bunlardan birisi türban konusu.

AHMET YENİ (Samsun)- O sizin probleminiz, bizim değil.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bir diğeri ise, Türkiye'nin gerçeklerini dikkate almadan, Türkiye'nin, yılların birikimi olan sanayi tesislerini ve işletmelerini, Türkiye'nin gözbebeği olan stratejik tesislerini özelleştir, yabancılaştır mantığıyla elden çıkarma arayışı.

AHMET YENİ (Samsun) - İkisine de karşısınız.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Sayın Başbakan "her şeyi satacağız, Avrupa Böyle yapıyor. Cumhuriyet Halk Partisi zaten bu işleri bilmez, iki koyun da güdemez" dedi, diyor. Ben, bu "koyun" söylemine takılmayacağım,  onu bırakıyorum Sayın Başbakana; ancak, Sayın Başbakanın bu ülkeyi yönetemediği konusunda çok ciddî bir kanaatim var ve bu kanaatimi, çok sayıda insanın, halkımızın paylaştığı konusunda ciddî kanaatim var.

AHMET YENİ (Samsun) - Anket mi yaptırdınız?!

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Sizlerin içinizde de bir bölüm arkadaşımızda bu tür duyguların olduğunu biliyorum Değerli Arkadaşım. (AK Parti sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) - O sizin kafanızda var.

EYÜP FATSA (Ordu) - Yok öyle bir şey!

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği ülkeleri arasında, telekomünikasyon sektörünün sahipliliği, mülkiyeti konusunda bir iki bilgi vermek istiyorum; çünkü, sizin ortaya koyduğunuz argümanlarda, genelde, Sayın Ali Babacan'ın ifade ettiği gibi "kim en çok parayı verirse bastırır, alır", Maliye Bakanının ifade ettiği gibi "biz, tüm KİT'leri, kim alırsa satacağız" mantığıyla, bir programı uygulamaya koymuş vaziyettesiniz.

Bakınız, değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği ülkeleri arasında, sadece dört ülkede telekomünikasyon sektörüne yabancılar hâkimdir. Bu dört ülke, Romanya, Bulgaristan, Estonya ve Litvanya'dır. Bunların dördünü toplayın, ikiyle çarpın bir Türkiye etmez değerli arkadaşlarım. Hiç kimsenin, Türkiye'nin stratejik kuruluşlarına yönelik, onların yapılanmasına yönelik politikalarda, dünün Sovyetler bloğunun peyk ülkelerinin bu modellerini esas almasını doğru bulmadığımızı ifade ediyorum; bu yöntemin, Türkiye'nin, Türkiye ekonomisinin büyük zararına yol açacağı kanaatini taşımakta olduğumuzu ifade ediyorum.

Bakınız, bu ülkeler dışında, Avusturya, Belçika, Fransa, Norveç ve İsveç'te, telekomünikasyon sektörüne kamu kesimi hâkimdir. Yani, onlar, kalkıp da, kamu sektörü burada bulunmaması gerekir, kamu sektörünün burada ne işi var, kamu mülkiyeti ne diye burada bulunsun diye bir tartışmanın içine girmiyorlar. Bu stratejik, bu bilgi çağında, güvenlik açısından önemli olan sektörde kamu mülkiyetini ellerinde tutuyorlar. Bunun dışındaki ülkelerde ise toplum mülkiyeti, ulusal mülkiyet hâkim; yabancılar değil, ulusal sermaye duruma hâkim.

Değerli arkadaşlarım, Erdemirin yabancılara satılabilecek olmasından büyük rahatsızlık duyan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sayın Sinan Aygün, bildiğiniz gibi "ATO olarak, yani, Ankara Ticaret Odası olarak Erdemirin 1960'tan beri ortağıyız ve bu satışı anlamıyoruz; Erdemirin, Hans'ın yerine Mehmet'e satılmasını istiyoruz" dedi. ATO'nun, bu ulusal sanayie sahip çıkmaya yönelik tavrını "ben bir tüccar siyasetçiyim" diyen Sayın Başbakan, gerçekten, çok yadırgadı ve nedense tepesi attı.

Değerli arkadaşlarım, bu tür düşünceler, bu tür yaklaşımlarla biz Türkiye'yi düzlüğe taşıyamayız. Bakınız, stratejik kuruluşları özelleştirerek, kamunun kontrolünü yitirmesine neden olacağımızı, ulusal ekonomide ciddî bir tahribat açacağını bilmemiz gerekiyor. Kârlı kuruluşları satarak bunlardan elde edeceğimiz kaynakla borçları ödeyeceğiz demek, bir Anadolu deyimiyle, evdeki gümüşü satmak demektir.

HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı) - Köprüyü sattık, zarar mı ettik?!

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bakınız, KİT'leri... Değerli arkadaşlarım, elbette, KİT'lerin bir bölümü zaten özelleştirildi; ama, stratejik KİT'leri lütfen önce özerkleştiriniz, önce bu kuruluşlardan siyaseti çekiniz. Buna, bugünkü yasa kapsamı içinde ilgili kuruluş olan Türk Hava Yolları da dahil. Özerkleştiriniz. Burada partizan, siyasî kadrolaşmadan uzak durunuz. Evet, bunlara yabancı sermaye girsin; ancak, yabancı sermaye buraya teknolojik yapılanma için, dışpazar etkinliğinin artırılması için girsin; ama, kontrol, bu aşamada, en azından, belirli bir geleceğe kadar, bu aşamada kontrolün kamuda kalmasında büyük yarar var.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu konuda, bildiğiniz, basına yansıyan bir konuyu dile getirmek istiyorum. Hükümet, 21 Nisan tarihinde, KİT'lerin özelleştirilmesinin yaratacağı işten çıkarmalarla ilgili bir kredi talebini "II Sayılı Sosyal Destek Projesi" adı altında Dünya Bankasına bir mektupla sundu ve bu mektupta 2009 yılına kadar özelleştirmelere devam edileceğini ve bu kapsamda 29 000 kişinin kapı önüne konulacağını ve bunların tazminatı olaraktan da 465 000 000 dolar kredi niteliğinde borç talep ettiğini Maliye Bakanının imzasıyla bildirdi. Dünya Bankası Başkanı James Wolfensohn da 10 Mayıs tarihli yanıtıyla kabul ettiklerini ifade etti. Ancak, mektuba, şöyle bir, çok enteresan, bugüne kadar pek görmediğimiz, hepimizi sarsan bir çarpıcı ifadeyle devam etti; dedi ki Sayın Dünya Bankası Başkanı: "Türkiye Cumhuriyeti, 14 Nisan 2005 tarihli özelleştirme sektör raporu mektubunun içeriğinin gizli ve hassas bir konuyu kapsamakta olduğunu, bu nedenle açıklanmamasını talep etmiştir; bu nedenle, söz konusu mektup dosyadan çıkarılmış olup kamuoyuna açıklanmayacaktır."

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti adına, bu Yüce Meclis adına, halkımız adına, Dünya Bankasına stratejik kamu işletmelerinin, Türk Hava Yollarının, Telekomun, TÜPRAŞ'ın, TEDAŞ'ın derhal özelleştirme sözünü vereceksiniz, bu özelleştirmenin, herhangi bir beş yıllık plana veya Yüce Meclisin iradesine bağlamadan 2009 yılına kadar devam edeceğini söyleyeceksiniz ve bu kapsamda 29 000 işçinin kapının önüne konulacağını söyleyeceksiniz ve bunun için, Türkiye'yi yine borca sokacaksınız. Sonra, "bunu halkımız duymasın, aman halkımıza söylemeyin" diye Dünya Bankasına talepte bulunacaksınız; sonra da, kalkıp "böyle bir mektup yazmadık" diyeceksiniz! Hayır arkadaşlarım, bu mektup yazıldı. Bu mektup, işte burada, bu mektubun aslının fotokopisi burada; altında Maliye Bakanının imzası, arkasında da Dünya Bankası Başkanının mektubu… Bu mektup var. Böyle bir tavır, bir ciddî hükümete yakışmaz arkadaşlarım; olamaz böyle bir şey! Türkiye, bu kadar ucuz bir ülke değil! Türkiye insanlarını böylesine kandıramazsınız, kimse kandıramaz!

Değerli arkadaşlarım, ekonomi bıçak sırtında. Ekonomi, içten, dıştan ciddî sıkıntılar yaşıyor. IMF'ye tutsak olmuş politikalarla ve ekonomik uygulamalarla gerçekten ekonomide kırılganlık giderek artıyor. Otuzbir aylık iktidarınız döneminde içborçlar 87 000 000 dolar, toplam borçlar ise 100 000 000 dolar arttı. İşsizlik, düzeltilmiş rakamlarla yüzde 20,7. Ödemeler, cari işlemler dengesi yıl sonunda 20 milyar doları bulacak; yani, gayri safî millî hâsılanın yüzde 6,7'sine tırmanacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı tamamlayın efendim.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) -  Bir yandan Türkiye'nin sırtındaki borç yükünü artırıyorsunuz, diğer yandan Türk Hava Yolları, Telekom, TÜPRAŞ gibi hazineyi besleyen kârlı stratejik kuruluşları, altın yumurtlayan tavukları elden çıkararak, hazinenin beslenme, ulusal ekonominin üretim kanallarını kesiyorsunuz. AB'ye tam üyelik umudumuz gidererek kararıyor. Kırmızı çizgilerimiz birer birer kırılıyor. Hükümet ise, âdeta, eli kolu bağlı olarak durumu seyrediyor.

Merkel -yarının Almanya Başbakanı- Prodi -yarının İtalyan Merkez Sol Başbakanı- Fransa'nın sağ ve solu, Avrupa Parlamentosunun Başkanı, her gün yeni beyanatlarla, Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliğinin giderek bir hayale dönüşmesinin işaretlerini veriyorlar; ancak, biz, burada, AB'ye uyum yasalarını çıkarmaya devam ediyoruz! Bu yasa da bir AB'ye uyum yasasıdır.

AHMET YENİ (Samsun) - Halkımız için çıkarıyoruz.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Tabiatıyla, bunu yapacağız; ancak, maalesef, görüyorum ki, korkuyorum ki, siz, bu yasayla, AB'ye uyumu değil, AKP'nin normlarına uyumu hedef alıyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun) - Halkımız için…

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) -  Sivil Havacılık, biraz evvel ifade edildi, kritik ve teknik özellikleri yüksek olan, beceri ve performans kriterleri yüksek tutulması gereken bir kuruluştur. Dolayısıyla, kamu kuruluşlarının, bu tür kamu kuruluşlarının kritik mevkilerinde beceri ve yetenek düzeyi yeterli kişilerin atanması gerekir. Ancak, bugüne değin yapmış olduğunuz atamaların çok önemli bölümü iki kaynaktan besleniyor. Birisi, milletvekilliğini yapmakta olduğum İstanbul'un Belediyesinin bir dönem görevlilerinden oluşmakta.

BAŞKAN - Sayın Hacaloğlu, son cümlenizi rica ediyorum.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum efendim, son cümlem.

Bir diğeri de Albarakada çalışmış olan insanlardan oluşmakta. Eğer Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde de bu yolu denerseniz, korkarım, hava taşımacılığını da hızlı tren projesine dönüştürürsünüz.

Değerli arkadaşlarım, bu konularda sizleri uyarmayı bir görev bildim; hepinize, en derin saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Hacaloğlu.

Sayın milletvekilleri, 35 inci madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, genelini oylamadan önce, İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre, oyunun rengini belirtmek için, lehte, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan söz istemiştir.

Buyurun Sayın Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun tasarısı üzerindeki olumlu görüşümü ifade etmeden önce, biraz önce, oylarınızla kabul edilen Danışma Kurulu önerisi hakkında bir iki cümle söyleyip, tutanaklara geçmesini sağlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Danışma Kurulunun nasıl toplanacağı, 14 üncü maddede Başkanın görevleri arasında sayılarak izah edilmiş. 14 üncü maddenin 5 inci fıkrasında, Meclis Başkanının görevleri arasında, Danışma Kuruluna başkanlık etmek var; ancak, bugünkü Danışma Kurulu önerisi -çok şey görmüştüm; ama, bugün ilk defa şahit oluyorum- Meclis Genel Kurulunda, benim oturduğum koltuğun sağ tarafında, Danışma Kurulu önerisi toplantısı burada yapılmıştır. Bu toplantıya Meclis Başkanının başkanlık yapması gerekirken, elden, Danışma Kurulu önerisi Sayın Bülent Arınç'a götürülmüş, elden imzalatılarak buraya gönderilmiştir. Bunun tutanaklara geçmesinda fayda mülahaza ediyorum.

İkinci olarak, Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz talebim vardı; ancak…

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Madde… Madde…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Kapusuz, lütfen…

Burada, biraz önce, başörtüsü konuşuldu, imam-hatip konuşuldu, içborçlar konuşuldu, bakan hakkında şiir okundu. Niye rahatsız oluyorsunuz; bir iki cümleyle bunu tutanaklara geçirmek istiyorum.

AHMET YENİ (Samsun) - Konuya gelelim.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın milletvekilleri, bakınız, benim Danışma Kurulu aleyhinde söz talebim Sayın Başkanın önünde dururken, Sayın Başkan Danışma Kurulu önerisini okutuyor. "Söz isteği?.. Yok." Sayın Başkanın ne yapması lazım; Danışma Kurulu önerisi aleyhinde Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan'ın söz talebi var diye kürsüden duyurusunu, anonsunu yapması lazım. Tutanak elimde. "Söz isteği?.. Yok." Bunların tutanağa geçmesini sağladıktan sonra kanunla ilgili olarak, olumlu görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün teşkilat ve görevleri hakkında hakikaten iyi hazırlanmış ve yürürlüğe girdikten sonra da bu teşkilatın sıkıntılarını, dertlerini, problemlerini halledecek özellikte bir kanun tasarısı biraz sonra hep beraber oylarımızla kabul edilecek ve yürürlüğe girecek. İçinde bulunduğumuz günlerde özellikle Türk Hava Yollarının yapmış olduğu atılım hepimizi son derece mutlu etmektedir. Türk Hava Yolları dünya havayolları şirketleri arasında son derece itibarlı bir konuma gelmiş ve hepimizin yüzünü ağartacak bir durumdadır. Yalnız, deminki konuşmamda da belirtmiş olduğum üzere, bugün basına da yansıyan ve ülkemiz için son derece önemli olan Hava-İşle toplu iş sözleşme görüşmelerinin neticelendirilememesi veya bu konuyla ilgili olumlu adım atılamaması nedeniyle Türk Hava Yollarında çalışanların işi yavaşlatmayla ilgili bir teşebbüsleri olmuş -gazetelerde de var- uzun kuyruklar oluştuğu ve yarım saat ve iki saate kadar ulaşan rötarların olduğu bugünkü basında yer almış. Turizm mevsimi ülkemiz için son derece önemli. Cari açığın, dışticaret açığının finansmanında turizm gelirlerinin son derece önemli olduğunu bugün, önceki konuşmalarımda da ifade ettim. Ben sayın hükümetten özellikle istirham ediyorum, Türk Hava Yolları çalışanlarıyla bu toplusözleşme görüşmelerinin, özellikle içinde bulunduğumuz dönem de, turizm mevsimi de gözönüne alınarak, bunun anlaşmayla kısa süre içerisinde çözümlenmesinin özellikle ülkemiz açısından, turizm gelirleri açısından, ülkemizin itibarı açısından önemli olduğu inancındayım. Hava-İş Sendikası Genel Sekreterinin 30 Hazirandan sonra altı işgünü içerisinde anlaşma sağlanmazsa greve gitme uyarısı, yine bugünkü basında yer almıştır. Özellikle, bu görüşmelerle ilgili olan sayın bakanın ve dolayısıyla hükümetimizin bu konunun adil, hakkaniyet ölçüleri içerisinde bir orta yol bulunarak bir an önce çözüme kavuşturulmasının faydalı olduğu inancındayım.

Bu kanunun hazırlanmasında emeği geçen, başta Ulaştırma Bakanımız olmak üzere, ilgili bürokratlara, komisyon üyelerimize ve bu tasarı burada görüşülürken katkılarını sağlayan bütün milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Kanunun hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.

Sayın milletvekilleri, Sayın Kandoğan biraz önce Danışma Kurulu önerisinin Genel Kurulda okunmasından sonra kendisine sanki söz verilmediği şeklinde anlaşılacak bir ifade kullandılar.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Hayır, onu söylemedim.

BAŞKAN - Belki tam öyle demediler ama…

Danışma Kurulu önerisi huzurda okundu. Evet, yazılı olarak müracaat etmiş; ama, Başkanlık Divanı olarak Genel Kurulda kendisinin olmadığını tespit ettikten sonra, başka söz isteği bulunmadığını da ifade ederek, biz oylamaya geçtik. Bu bakımdan bu konuyu da açıklamış oldum.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 4 dakika süre veriyorum. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 4 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin adı ve soyadı ile imzasını taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 4 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

      (Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum.

Kullanılan oy sayısı                                 :   209

Kabul                                 :   207

Ret                                :  2 (*)

Böylece, kanun tasarısı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın Bakan, yerinden, iki cümleyle teşekkür edecekler.

Buyurun Sayın Bakan.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; uzun ve yorucu bir çalışmadan sonra, Türk havacılığı açısından son derece önemli bir tasarıyı yasalaştırmış bulunuyoruz. İnanıyoruz ki, bu kanunla, Türk havacılığı önemli bir ivme kazanacak, gelişmesini daha sağlam temeller üzerinde sürdürecektir.

Katkılarınızdan dolayı, hepinize teker teker teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyoruz; hayırlı, uğurlu olsun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, 3 üncü sıraya alınan, Ankara Milletvekili Salih Kapusuz'un; Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.

3.- Ankara Milletvekili Salih Kapusuz'un; Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/548) (S. Sayısı: 957) (x)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporu 957 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin tümü üzerinde söz isteği?.. Yok.

 Şahsı adına Kahramanmaraş Milletvekili Fatih Arıkan?.. Yok.

Manisa Milletvekili İsmail Bilen?.. Yok.

Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan?..Yok.

Adana Milletvekili Recep…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, buradayım.

BAŞKAN - Affedersiniz.

Buyurun Sayın Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anlaşıldığı kadarıyla, Genel Kurul kapısından içeri bile almayacaksınız artık; yani, bu kadar…

Değerli milletvekilleri, biraz önce bir nebze olsun bahsetmeye çalıştığım Danışma Kurulu önerisiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelen ve biraz önce de, zorlukla ele geçirdiğim bir kanun teklifini hep beraber görüşeceğiz.

Değerli AK Parti milletvekilleri hafta içerisindeki Danışma Kurulu önerisinde şunları söylemişlerdi: Meclis 1 Temmuzda kapanacak. Meclisin kapanmasından önce Türkiye için çok önemli olan kanun tasarı ve tekliflerini Meclisin gündemine getiriyoruz. Bu nedenle, cuma günü, cumartesi günü, pazartesi günü Meclisin çalışmaması gereken günlerde de çalışarak bu kanun tekliflerini ve tasarılarını kanunlaştıracağız.

Şimdi, ben, bakıyorum… Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin, Türk Milletini, vatandaşlarımızı ne kadar yakından ilgilendirdiğini bir tahlil edelim. Bütün vatandaşlarımız Türkiye Büyük Millet Meclisine gözlerini dikmişler, aman, bu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ne olacak, bunun yönetim şeklinin, üyelerinin seçimi doğru bir şekilde yapılmıyor, bir an önce Anayasa değişikliği yapılarak, iki siyasî parti grubunun belirleyeceği isimlerden seçilerek bunu bir an önce çözün, bu bizim için hayatî önemi haiz olan bir konudur, vatandaşlar dört gözle bu kanunu beklemektedir diye bir talep mi vardı sayın milletvekilleri? Ben merak ediyorum. Yani, bu kadar önemli meseleler varken, RTÜK'le ilgili bir kanun teklifinin, bugün, gecenin bu saatinde Meclisin gündemine gelmesinin haklı, mantıklı ve makul bir izahını nasıl yapabiliriz?

Diyorduk ki, Bağ-Kur ve SSK prim borçlarının yeniden yapılandırılmasıyla ilgili kanun teklifi vatandaşlarımız için çok önemlidir, herkes bize bunu soruyor, Meclis kapanmadan önce bununla ilgili kanun tasarısının Meclis gündemine geleceğini, AK Parti Grup Başkanvekili birbuçuk ay önce söyledi. Birbuçuk aydan beri bekliyoruz. Hakikaten, bu kanun gelseydi, vatandaşlarımızın sıkıntılarının, dertlerinin, problemlerinin çözülmesi noktasında son derece olumlu bir kanun tasarısı olacaktı; ancak, biz, bütün bunları bir kenara bırakarak… İki gruba da seslenmek istiyorum şimdi. Burada, kendisi yok, Cumhuriyet Halk Partisinin Adana Milletvekili Sayın Ziya Yergök'e de huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum; hem anayasa değişikliği gündeme geldiğinde muhalefet şerhini koymuştu hem de bu kanun teklifi komisyona geldiğinde, yine, ilgili milletvekili arkadaşımız, bununla ilgili muhalefet şerhini koymuş.

Değerli milletvekilleri, şu getirdiğimiz sistem, dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanan bir sistem değil, dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir yolla, böyle bir metotla, buna benzer, o ülkelerin kurumlarına üye seçilmesi söz konusu değil.

Şimdi, anayasa değişiklikleri konusunda, dokunulmazlık meselesi olduğunda, Adalet ve Kalkınma Partisi hep şunu söylüyor: Uzlaşma komisyonu kuralım, uzlaşma komisyonu bu konu üzerinde çalışsın, gayret etsin, hazırlasın, daha sonra anayasa değişikliği yapalım; ama, RTÜK'le ilgili bir husus olduğunda, Cumhuriyet Halk Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi hemen kardeş partiler oluyorlar, el ele, gönül gönüle bir birlik havası içerisine giriyorlar ve huzurumuza, hem bir anayasa değişikliği hem de böyle bir kanun teklifi getiriyorlar.

Şimdi, ne olacak? Şimdi ben Cumhuriyet Halk Partisinin buradaki milletvekillerine soruyorum: 9 RTÜK üyesinden 3 RTÜK üyesinin ismini siz belirleyeceksiniz. Ne olacak Sayın Milletvekilleri? 9 üyenin 3'ünü belirleyeceksiniz, ne elde edeceksiniz, ne kazanacaksınız? Yani, 9 üyenin 3'ünün Cumhuriyet Halk Partisi kontenjanından olması, Cumhuriyet Halk Partisinin oylarını mı artıracak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Bak, söylediğime geldin mi, eften püften meseleler.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kandoğan, mikrofonu açtım.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Başkanım, ben tümü üzerinde söz aldığım için süremin 10 dakika olması lazım.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Yok, yok, 5 dakika.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Tümü üzerinde.

Sayın Akbak, bakınız, oradan devamlı müdahale ediyorsunuz.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Doğruyu söylüyorum da onun için.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bakın, bu kürsü herkese açık. Benim bu söylediklerime itirazınız varsa, gelirsiniz, bu kürsüden, hem beni ikna edersiniz, hem millete de, bu konuyla ilgili niçin böyle bir gerekçeyle hareket ettiğinizi millete duyurursunuz, ilan edersiniz.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Boş yere Meclisi işgal etme!..

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır, bakınız, Grup adına da konuşabilirsiniz, biraz sonra Grup adına konuşma hakkınız var.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Ben, senin gibi Meclisi boş yere meşgul etmem.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Gelin, buraya çıkın Sayın Akbak; varsa bir bilgi birikiminiz, varsa dağarcığınızda bir şey, gelin, burada söyleyin.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Boş laflar, ne alakası var?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bakınız, geliniz, burada deyiniz ki, dünyanın şu şu şu ülkelerinde…

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Var var…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hangi ülkesinde var?

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - İspanya'da var.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır efendim, hiçbir ülkesinde bu şekilde bir yol yok, hiçbir ülkesinde…

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Var... Atma, atma!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır...

Sayın Akbak, varsa bir bilginiz, gelirsiniz, burada, dünyanın şu ülkesinde, siyasî parti grupları tarafından, o kurumun üyelerinin 2 katı aday gösteriliyor ve o 2 katı aday arasından millet meclislerince seçim yapılıyor diye gelir söylersiniz.

OSMAN KILIÇ (Sivas) - 17 ülkede var.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Ben sizi davet ediyorum, buyurun, varsa bir bilginiz, dünyanın herhangi bir ülkesinde böyle bir uygulama var, geliniz, söyleyiniz; biz de bilelim, biz de duyalım, Türk Milleti de duysun.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Mısır'da örnek var, Mısır'da.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bakınız, bu kanun teklifi yürürlüğe girdikten sonra ne olacak; şu olacak: Bundan sonra Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun almış olduğu bütün kararlarda, mutlaka, eğer oybirliği yoksa diyecekler ki, Adalet ve Kalkınma Partisi kontenjanından seçilen üyeler hangi yönde oy kullanmışlar, Cumhuriyet Halk Partisi kontenjanından gelenler hangi doğrultuda oy kullanmışlardır diye, daha o karar Türkiye'nin gündemine konulmadan önce böyle bir tartışma ortamı olacak.

AHMET YENİ (Samsun) - Siz hangi partidensiniz?..

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Radyo ve Televizyon Üst Kurulu çok önemli bir kurul, yetmiş milyon insanın izlemiş olduğu televizyon yayınlarıyla ilgili kararlar verecek; hatta, yurtdışında milyonlarca Türk vatandaşının izlemiş olduğu yayınlarla ilgili kararlar verecek.

AHMET YENİ (Samsun) - Sizin partiyi bir görelim?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bakınız, geçenlerde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu erotik yayınlarla ilgili bir karar verdi; ama, basında veya televizyonlarda, verilen bu kararlarla ilgili, daha bu kanunlar yürürlüğe girmeden, hemen şu söylenmeye başlandı: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Adalet ve Kalkınma Partisine şirin görünmek ve oradaki üyeler tekrar Adalet ve Kalkınma Partisi kontenjanından  seçilebilmek için yıllardan beri ihmal ettikleri, yapmadıkları, görevlerini aksattıkları bir konuyu Türkiye'nin gündemine getirerek bir televizyon kuruluşuyla ilgili bir karar almalarından dolayı basında ve televizyonda eleştirildi.

Değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı da, bizim söylemiş olduğumuz bu gerekçelere benzer gerekçelerle, biliyorsunuz, o anayasa değişikliğini, Türkiye Büyük Millet Meclisine, tekrar görüşülmek üzere iade etti. Ben o zaman da söylemiştim, o iade gerekçesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, milletvekillerinin itibarını rencide edecek cümleler de vardı. Ben, o rencide edici cümlelere karşı burada tavır da koydum. O cümlelerin Türkiye Büyük Millet Meclisinin şahsi manevîsini ve milletvekillerini tahkire yönelik olduğunu buradan ifade ettim. Ancak, bunu söylememiz, Sayın Cumhurbaşkanının bahsetmiş olduğu diğer haklı gerekçelerin yanlış olduğunu ortaya koymaz. O nedenle, değerli milletvekilleri…

AHMET YENİ (Samsun) - Hangi partidensin?

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Yeni, lütfen... Ben size de aynı şeyi söylüyorum, burada, bu konularla ilgili varsa bir şeyiniz, geliniz, bu kürsüden söyleyiniz. Ben size daha önce de söylemiştim.

AHMET YENİ (Samsun) - Hangi partidensin?

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - "Ben bu kürsüye çıktım" demiştiniz; ama, çıktığınızda, danışmanınızın hazırladığı bir metnin yanlış olarak elinize geldiğini…

AHMET YENİ (Samsun) - Öyle değil…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - … ve burada bir başka kanun görüşülürken, metniniz teşvik kanunuyla ilgili, 5 dakika teşvik kanununu anlattınız.

AHMET YENİ (Samsun) - O, bilerek yapıldı.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Yeni, burası milletin kürsüsüdür. Bakınız, biraz sonra, tümü üzerinde grup adına da konuşma hakkınız var. Ben hem Akbak'tan hem de sizden özellikle istirham ediyorum, geliniz, bu konularla ilgili grup adına sizler konuşunuz.

AHMET YENİ (Samsun) - Partinizi öğrenelim…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, ben son olarak şunları söylemek istiyorum: Bu kadar aceleye ne gerek vardı. Bakınız, bugün cuma. Saat, şu anda 22.30 sıraları ve bu kanun teklifini, biraz önce, buradaki ilgili görevliler uzun uğraşlardan sonra tedarik edip, elime getirip verdiler ve inanın, bunun tamamını okuma fırsatım bile olmadı; ama, yazıktır, günahtır. Bizlerin, milletvekilleri olarak, ne olur, bu kanun tasarı ve teklifleriyle ilgili, bunları inceleyecek, araştıracak yeterli zamanımız olsun. Ne olurdu, bu kırksekiz saat geçmeden geleceği yerde, pazartesi veya salı günü gelseydi de yine geçseydi; ama, bizlerin, bunu alıp, okuyup, inceleyip, bu konuyla ilgili belki daha faydalı bir konuşma yapma imkânımız elimizden alınmış oldu.

Değerli milletvekilleri, ben, bu düşüncelerle, bu kanun teklifinin, ülkemiz için faydalı olacağına inanmıyorum. Özellikle, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, siyasî parti gruplarının önereceği isimlerin buradan seçimine karşı çıkıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Nasıl olacaktı?

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bakınız, bununla ilgili -Sayın Eskişehir Milletvekilim iyi hatırlattınız- burada, Sayıştay üyelerini de seçiyoruz. Seçmiyor muyuz; seçiyoruz.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Cumhurbaşkanını da burası seçiyor.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayıştay üyeleri önümüze nasıl geliyor? Müracaatlar Plan ve Bütçe Komisyonuna 4 katı oranında intikal ettiriliyor, Plan ve Bütçe Komisyonunda yarıya indiriliyor ve Meclisin Genel Kuruluna geliyor. Genel Kurulda, biz, o yarıya indirilmiş olanlar arasından seçim yapıyoruz. Hiçbir parti grubu isim vermiyor. Ben öyle biliyorum ki, birçok arkadaşımız, Sayıştay üyesini seçerken, hem CHP hem AK Parti hem de diğer partilerden, aynı isim üzerinde birleşildiği çok oldu. Oylama neticeleri de bunu açıkça gösteriyor.

Bakınız, oylama neticeleri seçilen isimler çok farklı oylarla seçildiler. Eğer gruplar blok halinde oy vermiş olsaydı, o oyların aynı şekilde çıkması lazımdı. Onun için, bir Sayıştay örneği önümüzde duruyor.

BAŞKAN - Sayın Kandoğan, konuşmanızı tamamlayın lütfen.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Toparlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başkanım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kandoğan.

Adana Milletvekili Sayın Recep Garip, buyurun.

RECEP GARİP (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 957 sıra sayılı Radyo Televizyon Üst Kuruluyla ilgili görüşmeyi yapıyoruz.

Biraz önceki arkadaşımızın ifadelerine, "alelacele getirilmiş olan yasal düzenleme" dediği cümlelerine, bir türlü arayıp bulamadığı RTÜK'le ilgili hazırlanmış olan yasa tasarısı ve "hayretle karşıladım" ifadelerine hayret ifadelerimle karşılık vermek istiyorum.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Evet, doğru…

RECEP GARİP (Devamla) - Özellikle, bu ülkede ikibuçuk yıldan bu yana yapılmış olan bütün yasal düzenlemelerde, son derece evrensel, insan haklarına uygun yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Ülkemizin önündeki sıkıntıları kaldırmak için gece gündüz çalışan bir parlamenterler topluluğuyuz. Dolayısıyla, burada yapılmış olan bütün çalışmalarda, önümüze gelen her şey için "alelacele getirildi" demek yerine, "elimize geçiremedik" demek yerine, ağız dolusunca, dün doğru olanların bugün başka bir tarafta bulununca hepsinin yanlış olduğu bir noktada…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Ne alakası var bunların?!

RECEP GARİP (Devamla)  - İnsanın biraz istikrarlı olması gerektiği, birazcık vicdan sahibi olması gerektiği, birazcık erdemli olması gerektiği konusunda ifadelerimi belirgin olarak vurgulamak istiyorum.

Bugün, burada, Anayasanın 133 üncü maddesinde yapılan değişiklik dikkate alınarak, 3984 sayılı Kanunun ilk halinde olduğu gibi, bütün üyelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmesi yolunda düzenleme yapılmaktadır.

Yine, biraz önce Ümmet Kandoğan'ın ifadelendirdiği, "dünyanın hiçbir ülkesinde yok" diye altını çizerek söylemiş olduğu bu ifadelere alternatif ülkeleri, ben, hassaten belirtmek istiyorum.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Buyurun…

RECEP GARİP (Devamla) - Üst Kurul üyelerinin seçimi için, siyasî parti gruplarının kanunun yayımı tarihinden itibaren beş gün içerisinde adaylarını Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmesi ve aday bildirim süresinin bitimiyle beş gün içerisinde seçilmesi düzenlemesine gidilmektedir.

Bakınız, dünyanın birçok ülkesinde, bizim yaptığımız düzenleme aynen uygulanmaktadır ve yapılmaktadır. Yani, Ümmet Kandoğan'ın söylediği gibi değil, bilakis…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Bir tek örnek…

RECEP GARİP (Devamla) -  Ümmet Kandoğan, dinleyin… Dinleyin… Bu Meclis sizi dinliyor; günlerce dinliyor. Lütfen…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Dinliyorum, dinliyorum…

RECEP GARİP (Devamla) -  Amerika Birleşik Devletleri Federal Haberleşme Komisyonu 7 kişilik bir komisyon. Amerika Başkanı tarafından atanıyor, Senato Başkanı adayı gösteriyor; yani, bizim dilimizde, Başbakan atamış oluyor, esasen, bu kurul üyelerini 7 yıl içerisinde seçmektedir. Aynı paralellik arz ediyor.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Nasıl bir benzerlik bu? Neresinde bunun benzerlik?!

İSMAİL BİLEN (Manisa) - Siyasî irade seçiyor.

RECEP GARİP (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Fransa'ya baktığımız zaman, 1989 tarihli kanuna göre, Radyo ve Televizyon Yüksek Kurulu var; 9 üyeli bir kurul, 3'ü Cumhurbaşkanı, 3'ü Senato Başkanı, 3'ü Millet Meclisi başkanı tarafından seçilmektedir, süresi altı yıl olarak belirlenmiştir, kurul kararları Başbakana sunuluyor, Başbakan bu kararların, yeniden görüşülmesi yapılmak üzere onbeş gün içerisinde iade ediyor, böyle bir denetimden geçiyor. Bunun da altını çiziyorum.

Almanya'da, eyalet bazında, eyalet radyo ve televizyon daireleri kurulmuştur.

Değerli arkadaşlar, saygıdeğer milletvekili dostlarım, İtalya'da, garantör dediğimiz, Meclis ve Senato Başkanlarının teklifi üzerine Cumhurbaşkanının atadığı bir kişi var, üç yıllığına atanıyor ve tekrar seçilemiyor. Bu yıllık raporlar hazırlıyor, Başbakana sunuyor, bu da Mecliste görüşülüyor.

Değerli dostlar, dikkat edilirse, gerek bizde ve gerekse Avrupa ülkelerinde, radyo ve televizyon yayıncılığında, siyasî iktidarın ya da siyasî kesimin ağırlığını görüyoruz…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Siyasî parti gruplarının seçtiği hiçbir yer yok.

RECEP GARİP (Devamla) - Hepsinde, mutlaka siyasiler bir şekilde işin içerisinde yer almaktadır, işin doğrusu da budur. Eğer, demokrasi diyorsanız, özgürlükler diyorsanız, seçilmiş olan insanların yaptırımı diyorsanız, bu kurumsal kimliklerin muhafazası açısından son derece verimli olduğunu ve doğru olduğunu belirtmekte yarar görüyorum. Zira, milletimiz adına, bir yetki kullanan böyle bir üst kurulu, milletin temsilcilerinin, Meclisin seçmesinin daha doğal ve daha demokratik bir seçim olduğunu söylemekte yarar var, aksini söylemek, sanıyorum, aklı biraz doğru kullanmamak anlamına geliyor.

RTÜK üyelerinin Yüce Meclisimiz tarafından seçilmesi, milletin iradesinin yansıması açısından önem arz etmektedir. Halkımıza karşı siyasî olan elbette ki bizleriz; elbette ki buradaki kürsüyü kullanırken, demokratik haklarımızı kullanıyoruz; elbette ki buradaki söylemlerimiz, halkımızın, Anadolu insanının yüreğine serpiştirilen tohumlardır. Onlar bizi dinleyerek birtakım kararlarımızın doğru olup olmadığına karar veriyorlar. Siyasî söylemleri elbette ki biz geliştireceğiz; ama, doğru olanları yapmaya, ısrarla, altını çizerek yapmaya devam edeceğiz.

Burada, hiç kimsenin, kalkıp, AK Parti İktidarımızın kadrolaşmasından söz etmesi doğru değildir. Doğru olan, şu anda yapılan karardır ve Meclis, burada, iktidar ve muhalefetiyle, 3 + 6, toplam 9 üyeyi mutlak surette seçecektir.

RTÜK'le ilgili yapılan bu çalışmaların doğru olduğunu, istikrarlı bir gidişin olduğunu belirtiyor; hepinize sevgiler saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyoruz Sayın Garip.

Yasa teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum...

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)- Karar yetersayısı aranmasını istiyorum.

BAŞKAN- Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunarken karar yetersayısı isteği vardır, bunu dikkate alacağım.

Kabul edenler…

SALİH KAPUSUZ (Ankara)- Karar yetersayısı vardır.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)- Nerde var Sayın Başkan?! (AK Parti sıralarından "Var, var" sesleri)

SALİH KAPUSUZ (Ankara)- Var efendim, var.

BAŞKAN- Karar yetersayısı vardır, kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYINLARI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1.- 13.4.1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 6.- Üst Kurul, en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş, meslekleriyle ilgili konularda kamu veya özel kuruluşlarda en az on yıl görev yapmış, meslekî açıdan yeterli bilgiye, deneyime ve Devlet memuru olma niteliğine sahip, otuz yaşını doldurmuş kişiler arasından Türkiye Büyük Millet Meclisince seçilen dokuz üyeden oluşur.

Seçim için, siyasi parti gruplarının üye sayısı oranında belirlenecek üye sayısının ikişer katı aday gösterilir ve Üst Kurul üyeleri bu adaylar arasından her siyasî parti grubuna düşen üye sayısı esas alınmak suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilir. Ancak, siyasi parti gruplarında, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak seçimlerde kime oy kullanılacağına dair görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.

Üst Kurul üyelerinin seçimi, adayların belirlenerek ilânından on gün sonra yapılır. Siyasî parti grupları tarafından gösterilen adaylar için ayrı ayrı listeler halinde birleşik oy pusulası düzenlenir. Adayların adlarının karşısındaki özel yer işaretlenmek suretiyle oy kullanılır. Siyasî parti gruplarının ikinci fıkraya göre belirlenen kontenjanlarından Üst Kurula seçilecek üyelerin tamsayısından az veya fazla verilen oylar geçersiz sayılır.

Karar yeter sayısı olmak şartıyla seçimde en çok oyu alan ilk dokuz aday seçilmiş olur. Seçim sonucu Resmi Gazetede yayımlanır.

Üst Kurul üyelerinin görev süresi altı yıldır. Üyelerin üçte biri iki yılda bir yenilenir. Üyelerin görev süresinin bitiminden iki ay önce; üyeliklerde herhangi bir sebeple boşalma olması halinde ise, boşalma tarihinden veya boşalma tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise tatilin bitiminden itibaren bir ay içinde aynı usulle seçim yapılır."

BAŞKAN - Madde üzerinde, şahsı adına, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Fatih Arıkan…(AK Parti sıralarından alkışlar)

FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla ilgili söz almış bulunuyorum.

Bu yasanın gerekliliği hakkında hiçbirimizin kuşkusu yoktur. Bu yasanın, Meclisimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Arıkan.

Şahsı adına, Manisa Milletvekili İsmail Bilen…

İSMAİL BİLEN (Manisa) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 957 sıra sayılı kanun teklifi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanunun detaylarına girmeyeceğim, Sayın Recep Garip uzun uzun anlattılar; ancak, Anayasamızı, değiştirdiğimiz Anayasamızın amir hükümlerine uygun hale getirmek üzere bu kanun teklifi verilmiştir.

Bu kanun teklifinin milletimize hayırlı olmasını diliyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bilen.

Sayın milletvekilleri, Komisyon Başkanımızın söz isteği var.

Buyurun Sayın Başkan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; kısa konuşanı alkışlıyorsunuz, ben de uzun konuşmayacağım o açıdan.

Sadece kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Şimdi, Ümmet Kandoğan, hakikaten, bir şeyler söylüyor, buraya geliyor. Herkesin görüşüne saygımız var; ama, dünyadaki bu konudaki tüm gelişmeleri, sanki, çok yakından hakikaten biliyor gibi "hiçbir yerde yok" şeklinde… Böyle bir şey yok Ümmet Bey; yani, netice itibariyle, biz…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Örnek verin Sayın Hocam.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Efendim, örnek... Burada bakın…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Ben okudum tutanakları…

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Tutanaklar meselesi değil Ümmet Bey; müsaade buyur, bak, şimdi dinle…

BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayalım.

Buyurun Sayın Başkan.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Karşılıklı konuşmayacağım da, bazen gerekiyor Sayın Başkanım.

Şimdi, 17 ülke var elimde şu anda. Bunun 12'si Avrupa Birliği ülkesi. Sana vereceğim bunun sonuçta fotokopisini.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Alayım Hocam, alayım.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Vereceğim, vereceğim; merak etme.

Bu 17 ülkenin içerisinde 12 tanesi Avrupa Birliği ülkesi. Parlamento, bunun içerisindeki görevi üç şekilde olabiliyor. Bir grup var ki aday gösteriyor, başka bir organ seçiyor. Bir grup var ki başka organ aday gösteriyor, Parlamento seçiyor. Bir grup var ki, şimdi bizim yaptığımız, Parlamento hem adayını kendi gösteriyor hem de seçiyor. Belki, bizdeki fark, gruplar adına filan… Diyelim ki, bir an için gruplar seçmesin. Belki, grubun olmadığı için bugün bunu söylüyorsun; ama, diyelim seçmesin gruplar, o zaman ne olur; buradaki çoğunluk tamamını seçmiş olur; yani, AK Parti 9 üyenin tamamını seçmiş olur. AK Parti buna razı gelmiyor.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Seçsin efendim.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Hayır, seçsin deme. Bizim vicdanımız var, yapmıyoruz bunu. Dolayısıyla, konuya biraz böyle bakmak lazım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, çözümün ne, onu söyle. Diyelim, Parlamento seçmedi. Bakanlar Kurulu seçsin desek, buna itiraz ediyorsunuz. Kim seçecek o zaman? Kim seçecek; ya Başbakan seçecek ya Bakanlar Kurulu seçecek, biri seçecek. Yani, çözümünü de beraber getirmek lazım itirazlarımızın.

Şimdiye kadar da, malum, on yıldır zaten bu uygulama devam ediyor. Sonuç olarak, bazı ülkelerde, mesela -belki tuhafına gidecek- Almanya'da Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamını -bakın, dediğimin farkında olarak söylüyorum- Avusturya'da Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamını Meclis seçiyor. Anayasa Mahkemesi üyelerini diyorum, dikkat edin. Bu kadar güvensizlik nereden geliyor, ben de bunu anlamıyorum, parlamentolara, doğrusu.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, sözlerimi çarpıtıyorsunuz.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Çarpıtma filan yok. Ümmet Bey, çıkar, burada söylersin.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Ben, Meclis seçmesin demiyorum. Gruplar aday göstermesin. Benim itirazım buna.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Hayır, itirazın olsa da ben bir bilgi sunuyorum, doğru bilgi sunuyorum. Ömrümü ben bu işe verdim.

Şimdi, netice itibariyle -son cümlemi söylüyorum- biz bir anayasa değişikliği yaptık, biliyorsunuz. Bu anayasa değişikliği çerçevesinde doğru-yanlış bir hüküm koyduk. Diyelim ki, yanlış olduğunu varsayalım; diyelim öyle olsun. Şu anda bir uyum yasası yapıyoruz; bunun çıkması zorunlu. Bu bakımdan, bugünkü konuşmanın pratikte bir faydası aslında yok. Kayıtlara geçsin anlamında olursa, o ayrı bir mesele ve sonuç itibariyle, biz, bugünkü yapacağımız düzenlemeyle Anayasamızda yer alan bir hükmün gereğini yapmış olacağız. Tamamı bundan ibarettir.

 Anayasa Mahkemesi -son cümlem dedim ya, bir son cümle daha ilave edeyim- bu konuda şunu demiyor. Kararı da, doğru dürüst -geçen gün toplantıda da söyledim- düzgün nakletmek lazım. Anayasa Mahkemesi  -eski düzenleme getirdiğinde, Ecevit Hükümeti döneminde- "9 üyenin 5'ini Meclis, 4'ünü hükümet seçsin" diyordu orada. Diyor ki mahkeme: "4'ünü seçsin hükümet, ataması her zaman olabiliyor, normaldir." "Ama" diyor, "Meclis seçecekse" diyor, "bunu Anayasaya yazın" diyor, "Anayasada yer almamış" diyor. Dolayısıyla, seçme konusunda Meclisin yetkileri arasında böyle bir yetki yoktur; yazarsanız olur noktasına geliyor tersinden baktığın zaman. Bugün, bunu yapmıştır bu Meclis.

O bakımdan, benim başkanı olduğum komisyonda yanlış şeyler pek geçmez Ümmet Bey; bunu bilesin.

Teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Maddeyle ilgili 2 adet önerge vardır; önce, geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık derecesine göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 957 sıra sayılı kanun teklifinin 1 inci maddesi ile değiştirilen  3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan bazı ibarelerin değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki hükümlerin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Salih Kapusuz

Recep Yıldırım

A. Müfit Yetkin

 

Ankara

Sakarya

Şanlıurfa

 

Ahmet Yeni

Ahmet Işık

Mehmet Kurt

 

Samsun

Konya

Samsun

 

957 sıra sayılı kanun teklifinin 1 inci maddesi ile değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında geçen "on gün sonra" ibaresi "sonra on gün içinde", "tamsayısından az veya" ibaresi "sayısından", dördüncü fıkrasında geçen "ilk dokuz" ibaresi "boş üyelik sayısı kadar" şeklinde değiştirilmiş ve maddenin son fıkrasına aşağıdaki hükümler eklenmiştir.

"Bu seçimlerde, boşalan üyeliklerin siyasî parti gruplarına dağılımı, ilk seçimde siyasî parti grupları kontenjanından seçilen üye sayısı ve siyasî parti gruplarının halihazırdaki oranı dikkate alınmak suretiyle yapılır. Üyeliklerdeki boşalma sebebiyle yapılan seçimlerde seçilen üyeler, yerine seçildikleri üyelerin görev süresini tamamlar."

BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

957 sıra sayılı kanun teklifinin 1 inci maddesinde yer alan "30 yaşını" ibaresinin "35 yaşını" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mehmet Eraslan        Ümmet Kandoğan

              Hatay                    Denizli

BAŞKAN - Şimdi, en aykırı bu.

Bu önergeyle ilgili Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Katılmıyorsunuz.

Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Katılmıyorsunuz.

Gerekçeyi mi okutayım?..

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Eraslan.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî ki, değerli arkadaşlar, yani, bir milletvekilinin 5 dakikalık bir konuşma süresinden, gerçekten, kimsenin rahatsız olmaması gerekir.

İSMAİL BİLEN (Manisa) - Uzmanlık konusu olunca olmaz.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Bakın, kanunun 1 inci maddesinde, 2 nci maddesinde,         3 üncü ve 4 üncü maddesinde söz taleplerimiz oldu. Aslında, her maddede söz talebi olur mu, olmaz; ama, niye oluyor?.. Maalesef, bakın, iki arkadaşımız çıktı, sırf bize söz hakkı gelmesin diye… Ya, biz, boş da konuşmuyoruz, her maddede de konuşmuyoruz.

İSMAİL BİLEN (Manisa) - İşte bu boş konuşma!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Peki.

Değerli arkadaşlar, iki arkadaşımız, iki milletvekili arkadaşımız çıktılar "bu kanun, baş ağrısına iyi gelir, karın ağrısına, mide ağrısına iyi gelir" dediler, oturdular yerlerine. Ne adına, ne adına; bizim konuşmamızı engelleme adına. İki tane, üç tane milletvekili çıkıp…

İSMAİL BİLEN (Manisa) - Maddeyle ilgili konuş.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Maddeyle ilgili konuş.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilimiz, bakın, siz "dokunulmazlıklar kalkmadıkça hiçbir anayasa değişikliğine biz oy vermeyeceğiz" demediniz mi; dediniz. Üç günden beri bir sivil havacılıkta, üç günden beri muhalefet ediyorsunuz ve sivil havacılıkla ilgili kanun üç günden beri bu Parlamentoda zorla yasalaştı; muhalefet ettiniz.

İSMAİL BİLEN (Manisa) - Önergeyle ilgili konuş.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Daha cumhuriyet tarihinde görülmemiş; Danışma Kurulu, arka sırada… Hemen arkamızda Danışma Kurulu imzalanıyor, ondan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına götürülüp imzalatılıyor.

Peki, milletvekillerinin hiç haberi olmayacak mı? Biz, RTÜK Kanunuyla ilgili yapılacak düzenlemenin komisyon raporunu zorla bulduk, araya araya bulduk, yeni getirttik; aman okuyalım, ne var ne yok, değişiklik var mı yok mu?.. Yani, Meclis böyle çalışmaz; yanlış bir mantıktır, yanlış bir mantalitedir.

Gündem her gün değişiyor. Ertesi gün hangi kanunlar görüşülecek, ne var diye baktığımız zaman… Kanunlarla ilgili hazırlık yapıyoruz, katkımız olsun, yasama faaliyetinde -aslî görevimiz, milletvekilinin aslî görevi katkı sağlamaktır- aslî görevimizi yerine getirelim, Türkiye Büyük Millet Meclisinde aziz milletimizin adına yapılan bu yasama faaliyetine katkı sağlayalım diye çırpınıyoruz, bir saat içinde gündemi değiştiriyorsunuz. Bundan sonra hâkimler ve savcılar vardı, Danışma Kurulu önerisiyle RTÜK kanununu getirdiniz ve komisyon raporlarını zorla bulabildik. Yani, böyle bir mantık, böyle yasama faaliyeti olmaz ki!

Cumhuriyet Halk Partisini kınıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi, dokunulmazlıklar kalkmadıkça hiçbir Anayasa değişikliğinde iktidara biz destek vermeyeceğiz dediniz. Şimdi, RTÜK Üst Kuruluna 3 tane adam vereceksiniz; 3 tane adam vereceksiniz diye, Adalet ve Kalkınma Partisinin altına yattınız. (AK Parti ve CHP sıralarından "Aa" sesleri, gürültüler) Onu da ifade edeyim sizlere. (AK Parti sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN - Sayın Eraslan… Sayın Eraslan…

KÂTİP ÜYE TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir) - Sayın Başkan, derhal sözünü geri alsın!

EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan… Sayın Başkan…

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, sözünü geri alsın!

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Böyle konuşamaz!

BAŞKAN - Sayın Eraslan… Sayın Eraslan…

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Parlamentoya hakaret ediyor. Ne biçim laf böyle?!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar… (Gürültüler)

EYÜP FATSA (Ordu) - Terbiyesiz!

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Kimse konuşamaz bu şekilde!

GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Bu üslupla konuşamazsın!

BAŞKAN - Sayın Eraslan, sözünüzü kesiyorum.

(Başkan tarafından hatibin mikrofonu kapatıldı)

BAŞKAN - Şiddetle sizi kınıyorum. Derhal sözünüzü geri alınız. Lütfen sözünüzü geri alınız.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sözünü geri alsın!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Bir saniye… Bir saniye…(Gürültüler)

(AK Parti ve CHP sıralarından ayağa kalkmalar; kürsü önünde toplanmalar)

BAŞKAN - Lütfen, sözünüzü geri alınız.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Bir saniye… Bir saniye Sayın Başkan. Konuşmama müsaade edin.

BAŞKAN - Sözünüzü geri alınız.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - İfademi hangi anlamda söyledim…

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Arkadaşlar, bir saniye… (Gürültüler)

Niye bu kadar alınıyorsunuz?! Niye bu kadar alınıyorsunuz?! Bir yasama faaliyeti görüyoruz, yasama faaliyeti yapıyoruz. İşinize geldiği zaman…

GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Ne diyorsun?!

BAŞKAN - Sayın Eraslan, siz, son cümlenizdeki o çirkin sözünüzü geri alınız.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Sayın Başkanım, bana bir müsaade ederseniz…

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sözünü geri alsın!

ALİ ARSLAN (Muğla) - Geri al sözünü!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Sayın Başkan, demek istediğimiz şu: İşinize geldiği zaman anlaşıyorsunuz, işinize gelmediği zaman muhalefet yapıyorsunuz. (Gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, sözünüzü geri almamakta ısrar ediyor musunuz?!

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Söylemek istediğimiz bizim bu. Niye yanlış anlıyorsunuz?! Niye farklı anlıyorsunuz?! (Gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, sizi, İçtüzüğün 67 nci maddesine göre, salondan çıkarıyorum. (Alkışlar)

Lütfen, İdare Amirleri…

Lütfen salonu terk edin. Genel Kurulu terk edin lütfen. (AK Parti sıralarından alkışlar; CHP sıralarından gürültüler)

(Başkan tarafından hatibin mikrofonu tekrar kapatıldı)

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Ayıp!.. Türk Milletine karşı ayıp!

MEHMET ERASLAN (Hatay)- Ben, yanlış, kötü manada söylemedim; onu, kötü manada ifade etmedim. (Gürültüler)

BAŞKAN - Daha fazla bu işi uzatmayalım, lütfen…

Sayın İdare Amirleri...

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Türk Milletine hakarettir! Senin seçmenlerin senden utanacaklar.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, kötü manada söylemedim; onu düzeltmeme niye müsaade etmiyorsunuz? Ben kötü manada…

BAŞKAN - Siz düzeltmediniz, ben size söz hakkı tanıdım, düzeltmediniz.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Söz hakkını verin, düzelteyim. Sayın Başkan, söz hakkı verin tavzih edeyim. Ben kötü manada söylemedim. Yanlış bir anlaşılma oldu.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Tavzih etsin Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tamam… İdare Amirleri…

Ben kararımı verdim; sonra tavzih etsin.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, düzeltsin, daha iyi olur.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Düzelteyim Sayın Başkan.

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Türk Milletinden özür dile!

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Düzelteyim Sayın Başkan, bunda kötü amacımız yok bizim.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Düzeltsin Sayın Başkan.

Düzelt Mehmetçiğim…

BAŞKAN - Buyurun, kürsüden, düzeltiniz.

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Değerli arkadaşlar, bakın, siz… (Gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, hiç yoruma gerek yok. Açık ve net olarak söyleyin; aksi takdirde, Genel Kurulu terk edeceksiniz.

MEHMET ERASLAN (Devamla) - Tamam… Tamam…

Benim kullandığım… (Gürültüler)

Değerli arkadaşlar, bakın, benim kullandığım ifadenin anlamı şudur, açılımı şudur… (AK Parti ve CHP sıralarından gürültüler)

AGÂH KAFKAS (Çorum) - Sen kimin oyuyla buradasın?! Ne bu ya; altına yatmak ne demek!

BAŞKAN - Sayın İdare Amirleri, lütfen…

Sayın Eraslan, daha fazla Genel Kurulu germeyin. Net ve açık, benim sözüm şudur diyeceksiniz… Siz, yorum yapıyorsunuz… (AK Parti ve CHP sıralarından "özür dileyecek" sesleri, gürültüler)

RECEP GARİP (Adana) - Özür dileyecek.

BAŞKAN - Tamam.

Sayın milletvekilleri, 67 nci maddeye göre Sayın Eraslan'ı Genel Kuruldan çıkarıyorum.

İdare Amirleri gereğini yapsın.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gel Mehmet, gel; dışarı…

MEHMET ERASLAN (Hatay) - Hepiniz yanlış anladınız, müsaade edin tavzih edeyim. (Gürültüler)

EYÜP FATSA (Ordu) - At şunu dışarı!

ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Altına yatmak ne demek!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Mehmet Bey, gel buraya.

AGÂH KAFKAS (Çorum) - Sen kimsin be; otur! Özür dilesin.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Çıksın, gitsin!

BAŞKAN - Sayın Eraslan beni daha fazla zorlamayın…

Önergeyi…

ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Çık lan dışarı! Orospu çocuğu!

BÜLENT BARATALI (İzmir) - Çık dışarı… Sen her şeyin altına yatıyorsun!

BAŞKAN - Sayın İdare Amirleri…

ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Kimin altına yattın şimdiye kadar?! Sen her şeyin altına yattın, orospu çocuğu! (CHP sıralarından "çık dışarı" sesleri, gürültüler)

(Kürsü önünde toplanmalar; itişmeler)

ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - Yahu, görevi provoke etmek zaten adamın, görevi provoke etmek!

(Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan İdare Amirleri tarafından Genel Kurul salonundan çıkarıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 957 sıra sayılı kanun teklifinin 1 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan bazı ibarelerin değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki hükümlerin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                        Salih Kapusuz (Ankara) ve arkadaşları.

957 sıra sayılı kanun teklifinin 1 inci maddesi ile değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında geçen "on gün sonra" ibaresi "sonra on gün içinde", "tamsayısından az veya" ibaresi "sayısından", dördüncü fıkrasında geçen "ilk dokuz" ibaresi "boş üyelik sayısı kadar" şeklinde değiştirilmiş ve maddenin son fıkrasına aşağıdaki hükümler eklenmiştir.

"Bu seçimlerde, boşalan üyeliklerin siyasî parti gruplarına dağılımı, ilk seçimde siyasî parti grupları kontenjanından seçilen üye sayısı ve siyasî parti gruplarının halihazırdaki oranı dikkate alınmak suretiyle yapılır. Üyeliklerdeki boşalma sebebiyle yapılan seçimlerde seçilen üyeler, yerine seçildikleri üyelerin görev süresini tamamlar."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Takdire bırakıyorsunuz.

Hükümet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Katılıyorsunuz.

Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Kanunlaşacak bu teklifin geçici maddesine göre, Parlamentoda temsil edilen siyasî parti gruplarınca gösterilen adaylar arasından, bu maddedeki esaslara göre 9 üye seçilecektir. Bilahara gerek yenileme ve gerekse boşalma sebebiyle yeniden üye seçimi yapılacaktır. Bu üyelerin siyasî parti gruplarına dağılımı saptanırken önce 9 üyenin parti gruplarına mevcut üye sayıları dikkate alınarak dağılımı yapılacak, ardından yenileme veya boşalma sebebiyle seçilecek üye sayısı bu dağılıma göre tespit edilecektir. İlk seçimdeki siyasî parti gruplarının hiçbirinin yenileme veya boşalma sebebiyle gerçekleştirilen seçim anında Parlamentoda temsil edilmemesi halinde ise, ilk seçimle bir bağlantı kurulmasına gerek olmaksızın, siyasî parti gruplarına kuvvetleri oranında boş üyeliklerin dağılımı yapılacaktır.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, 1 inci maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.- 3984 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 11.- Üst Kurul üyelerinin seçimi için, siyasi parti grupları, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren beş gün içinde adaylarını 6 ncı maddeye uygun olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirir. Üst Kurul üyelerinin seçimi adayların bildiriminden itibaren beş gün içinde tamamlanır.

Üst Kurul üyelerinin yenilenmesine ilişkin 6 ncı maddenin son fıkrası hükmünün uygulanmasını sağlamak amacıyla, bunların seçiminden iki yıl sonra yenilenecek olanları belirlemek üzere, seçimden iki ay önce adçekmeye başvurulur. Dört yıl sonra yenilenecek olan üyelerin tespiti için aynı esasa uyularak ad çekilir, ancak ikinci yılın sonunda seçilmiş olan üyeler bu ad çekmeye girmez."

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Madde  kabul edilmiştir.

İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre, aleyhte, Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan… Yok

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Ne konuşacakmış yahu!

BAŞKAN - Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmış olduğundan, teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Sayın Başkan, bir teşekkür konuşması yapmak istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Bakan, yerinizden, iki cümleyle lütfen…

DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uzun bir maratonla, hem anayasa değişikliği hem kanunun Anayasaya uyumlu hale getirilmesi, desteklerinizle gerçekleşmiş oldu. Tekrar ifade edersek, kanun Anayasa Mahkemesince iptal edildiği için, üç yıldır bir boşluk vardı ve tıkanma vardı. Bu düzenlemelerle, bu boşluk doldurulmuş oldu, bir sorun çözülmüş oldu.

Tekrar, hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum; hayırlı olsun diyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Ben de teşekkür ediyorum.

Sayın arkadaşlar, henüz çalışmalarımız bitmedi, devam ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.

4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Bursa Milletvekili Faruk Çelik'in; Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/538) (S. Sayısı: 955) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Komisyon raporu 955 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin tümü üzerinde, Şırnak Milletvekili Hakkı Birlik?.. Konuşmuyor.

Cemal Uysal?.. Konuşmuyor.

Sayın Ümmet Kandoğan?..