• Dönem: 22. Dönem
  • Yasama Yılı: 2
  • Birleşim:
  • Birleşim Tarihi: 03.12.2003
Kaynak: Tutanak Dergisi
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
DÖNEM : 22

DÖNEM : 22        CİLT : 31       YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

23 üncü Birleşim

3 Aralık 2003 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

                                     Sayfa       I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Erciyes Üniversitesinin 25 inci kuruluş yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

2. - Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün'ün, Ermenek'te bir maden ocağında meydana gelen grizu patlamasına, bundan sonrası için alınması gereken emniyet tedbirlerine ve bölgenin ulaşım sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

3. - İzmir Milletvekili Türkân Miçooğulları'nın, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 69 uncu yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Denizli Milletvekili Mehmet Uğur Neşşar ve 27 milletvekilinin, temel ve koruyucu sağlık hizmetlerinin mevcut durumunun araştırılarak düzeltilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/149)

2. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu ve 22 milletvekilinin, Irak'la yapılan petrol ve fueloil karşılığı akaryakıt ticaretiyle ilgili bazı iddiaların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/150)

IV. - SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1. - Plan ve Bütçe Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

V. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli'nin, verem hastalarının aşı, ilaç ve tedavilerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/306) ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı

2. - Zonguldak Milletvekili Nadir Saraç'ın, Kamu İhale Kanunu uygulamalarında orman köylülerinin mağdur edildiği iddiasına ilişkin Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/308) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

3. - İstanbul Milletvekili Hasan Aydın'ın, okullara asılmak üzere fotoğrafını bastırdığı iddialarına ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/314)

4. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, Irak'a asker gönderme konusunda ABD'nin Türkiye'yi uyardığı haberlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/315)

5. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanının açıklamalarının piyasalara etkisine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/316)

6. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, Diyanet İşleri Başkanının görevden ayrılmasının sebeplerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/317) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı

7. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop-Boyabat-Kargı-Ankara Karayolu Projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/318) ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı

8. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop Fen Lisesi Projesinin iptal edildiği iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/319) ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı

9. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Millî Piyango İdaresince Sinop'ta yapılması planlanan Fen Lisesi Projesine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/320) ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı

10. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop'un sınır ticareti kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/321)

11. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, enerji üretim santrallarının faaliyetlerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/322) ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı

12. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, ABD'nin İskenderun Limanından füze sevkiyatı yaptığı iddiasına ilişkin Millî Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/325)

13. - Mersin Milletvekili Hüseyin Özcan'ın, eşinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurusuna ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/326)

14. - Mersin Milletvekili Hüseyin Özcan'ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine dava açtığı iddiasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/327)

B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Yozgat Milletvekili Emin Koç'un, emekli memurların maaşlarının iyileştirilmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1230)

2. - Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un, Tekirdağ-Şarköy İlçesinde oturulamaz raporu verilen kamu binalarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1295)

3. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, okulların yıllık ünite planlarından "Atatürk İlke ve İnkılapları" bölümünün kaldırıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/1337)

4. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, dışborç ile otomobillerdeki ÖTV artışına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı (7/1347)

5. - Niğde Milletvekili Orhan Eraslan'ın, yükseköğrenim öğrenci yurtlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/1361)

6. - İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın, İstanbul'da millî emlak niteliğinde olan arsa ve binalardan faydalanan vakıf ve cemiyetlere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1364)

7. - Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir'in, 2001-2002 sezonunda oynanan bir futbol maçının hakeminin bazı iddialarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1372)

8. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Ankara Anadolu Lisesinde kayıt dönemi sonrasında yeni bir şube açılmasıyla ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/1394)

9. - Tokat Milletvekili Feramus Şahin'in, Tokat Sigara Fabrikası işçilerinin özelleştirme sonrası durumlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1411)

10. - Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, Seydişehir Eti Alüminyum AŞ'nin kullanımındaki boksit sahalarının özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1417)

11. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, okullardaki din dersinin içeriği ile farklı inanç gruplarına ödenek ayrılıp ayrılmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı (7/1424)

12. - Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder'in, Ballıca Sigara Fabrikasının özelleştirilmesi halinde işçilerin durumuna ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1427)

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)

3. - Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 31.7.2003 tarihli ve 4967 sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/658) (S. Sayısı : 277)

4. - İmar Kanunu ile İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonları Raporları (1/624) (S. Sayısı : 267)

5. - Akdeniz'de Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Hareketleri ve Bertarafından Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/406) (S. Sayısı : 94'e 1 inci Ek)

6. - Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Kültür Merkezleri Kurulması ve Bu Merkezlerin Faaliyeti Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/537) (S. Sayısı : 212)

7. - Batı Avrupa Birliği, Ulusal Temsilciler ve Uluslararası Görevlilerin Statüsü Hakkında Anlaşmanın, Türkiye Tarafından Batı Avrupa Silahlanma Örgütü Faaliyetleri ile İlgili Olarak Uygulanması ve Buna İlişkin Mektupların Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/379) (S. Sayısı : 216)

8. - Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine Katkılar Hakkında Türkiye Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Arasında Ortak Niyet Beyanının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/429) (S. Sayısı : 217)

9. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/447) (S. Sayısı : 218)

10. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Karşılıklı Kalite Güvence Hizmetlerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/476) (S. Sayısı : 219)

11. - Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/469) (S. Sayısı : 238)

12. - Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Doğal Afetlere Karşı Türk-Yunan Ortak Görev Gücü Kurulmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/484) (S. Sayısı : 239)


I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak iki oturum yaptı.

Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün'ün,

İstanbul Milletvekili Lokman Ayva'nın,

Dünya Özürlüler Günü münasebetiyle, ülkemizdeki engellilerin sağlık, eğitim ve istihdam sorunlarına ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmalarına, Devlet Bakanı Güldal Akşit,

Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek'in, İstanbul'daki terörist bombalama olaylarını gerçekleştiren kişilerden bazılarının Bingöllü olması nedeniyle iç ve dış basının bu İli suç merkezi olarak lanse etmesi karşısında Bingöl halkının üzüntülerini dile getiren gündemdışı konuşmasına da İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu,

Cevap verdi.

Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında 5001 Sayılı Kanunun bir daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 21 inci sırasında yer alan 267 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 4 üncü sırasına, 4 üncü sırasında yer alan 94'e 1 inci ek sıra sayılı, 5 inci sırasında yer alan 212 sıra sayılı, 6 ncı sırasında yer alan 216 sıra sayılı, 7 nci sırasında yer alan 217 sıra sayılı, 8 inci sırasında yer alan 218 sıra sayılı, 9 uncu sırasında yer alan 219 sıra sayılı, 10 uncu sırasında yer alan 238 ve 11 inci sırasında yer alan 239 sıra sayılı kanun tasarılarının, bu kısmın 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 nci sıralarına, 42 nci sırasında yer alan 288 sıra sayılı kanun tasarısının ise 13 üncü sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; bugünkü birleşimde, gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının 1 inci ve 9 uncu sırasındaki işlerin birlikte yapılacak görüşmelerinin bitimine kadar, 3.12.2003 Çarşamba günkü birleşimde ise 239 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar, 4.12.2003 Perşembe günkü birleşimde de 288 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin bitimine kadar çalışma sürelerinin uzatılmasının Genel Kurulun onayına sunulmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi, kabul edildi.

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:

1 inci sırasında bulunan (6/288) esas numaralı soruya, Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik,

4 üncü      "    "                   (6/300),

5 inci        "    "                   (6/301),

10 uncu    "    "                   (6/310),

Esas numaralı sorulara, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen,

6 ncı sırasında bulunan (6/304) esas numaralı soruya, Devlet Bakanı Mehmet Aydın,

7 nci         "    "       (6/305) esas numaralı soruya, Devlet Bakanı Güldal Akşit,

Cevap verdi; (6/288), (6/300), (6/301), (6/305), (6/310), esas numaralı soruların sahipleri de karşı görüşlerini açıkladılar.

2 nci sırasında bulunan (6/291),

3 üncü      "    "                   (6/298),

Esas numaralı sorular, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından yazılı soruya çevrildi, soru sahibi de görüşlerini açıkladı.

8 inci sırasında bulunan      (6/306),

9 uncu      "    "                   (6/308),

Esas numaralı sorular, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.

Gündemin, "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmının 1 inci ve 9 uncu sıralarında bulunan ve birleştirilerek görüşülmesi kabul edilen:

Denizli Milletvekili Mehmet Uğur Neşşar ve 26 milletvekilinin, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu yararına çalışan vakıf, dernek gibi kuruluşlarda bağış adı altında toplanan malî kaynağın araştırılması,

İstanbul Milletvekili Azmi Ateş ve 100 milletvekilinin, kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma sandıkları konusunun araştırılarak, bu oluşumlardan kaynaklanan sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi,

Amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerinin (10/12), (10/28) yapılan öngörüşmelerden sonra, kabul edildiği açıklandı.

Kurulacak komisyonun :

12 üyeden teşekkül etmesi,

Çalışma süresinin, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimi tarihinden başlamak üzere, üç ay olması,

Gerektiğinde Ankara dışında da çalışması,

Kabul edildi.

3 Aralık 2003 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 18,32'de son verildi.

Nevzat Pakdil

Başkanvekili

Suat Kılıç                     Türkân Miçooğulları

            Samsun                        İzmir

Kâtip Üye                Kâtip Üye

 


                                                                           No. : 37

II. - GELEN KÂĞITLAR

3 Aralık 2003 Çarşamba

Rapor

1. - Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (1/690) (S. Sayısı : 289) (Dağıtma tarihi : 3.12.2003) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergesi

1. - Ankara Milletvekili Mehmet Tomanbay'ın, TRT Genel Müdürlüğüne atanması beklenen şahıs hakkındaki bazı iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/854) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.12.2003)

Yazılı Soru Önergesi

1. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Rusya'dan ithal edilen doğalgazla ilgili bazı iddialara ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1560) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2003)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. -Denizli Milletvekili Mehmet U. Neşşar ve 27 Milletvekilinin, temel ve koruyucu sağlık hizmetlerinin mevcut durumunun araştırılarak düzeltilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/149) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2003)

2. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu ve 22 Milletvekilinin, Irak'la yapılan petrol ve fuel-oil karşılığı akaryakıt ticaretiyle ilgili bazı iddiaların araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/150) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.12.2003)

 


BİRİNCİ OTURUM

3 Aralık 2003 Çarşamba

Açılma Saati : 15.00

BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER : Suat KILIÇ (Samsun), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, 3 arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim. Konuşma süreleri 5'er dakikadır. Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükümetin cevap süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, Erciyes Üniversitesinin 25 inci kuruluş yıldönümü nedeniyle söz isteyen Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'a aittir.

Sayın Elitaş, buyurun.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Erciyes Üniversitesinin 25 inci kuruluş yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 18 Kasım 1978'de kurulan Erciyes Üniversitemizin 25 inci kuruluş yıldönümü münasebetiyle, şahsım adına gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, değişik medeniyetlere ev sahipliği yapan Kayseri, tarih boyunca bir kültür, ticaret ve sanayi merkezi olarak her zaman öne çıkmıştır. Özellikle, Selçuklular döneminde yapılan medreseler, kervansaraylar, camiler, günümüze kadar tarihsel dokularını korumuş, bu tarihî doku içerisinde birçok bilim adamı yetişmiş ve Kayseri "makarr-ı ulema", yani "bilginlerin beşiği" diye anılmıştır.

Erciyes Üniversitesinin temelinde bu tarihsel ve kültürel dokunun izleri de mevcuttur. 1206 yılında Selçuklu Hükümdarı Kılıç Arslan'ın kızı Gevher Nesibe Sultan adına kardeşi Alaaddin tarafından yaptırılan Gıyasiye Medresesi, bugünkü gibi tıp eğitiminin ve hastane hizmetlerinin bir arada verildiği dünyadaki ilk tıp merkezidir. Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesinin ismi de, bu şifahaneden gelmektedir. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, Ulu Önder Atatürk'ün "Hayatta en hakikî mürşit ilimdir, fendir" söyleminden hareketle, Kayseri, ülkemizde başlatılan eğitim ve sanayileşme seferberliğine de öncülük yapmıştır. Ülkemizdeki ilk uçak ve dokuma sanayii Kayseri'de kurulmuş ve modern eğitim kurumlarının yapılmasında devlet ve halk işbirliğinin en güzel örnekleri de, yine Kayseri'de sergilenmiştir.

Bugün bir dünya üniversitesine doğru emin adımlarla yürüyen Erciyes Üniversitesinde, bu işbirliğinin en güzel örneğini görmekteyiz. 1206 yılında Gevher Nesibe Şifahiyesinin kurulmasıyla başlayan Kayseri'deki ilim hayatında son iki asırda bir kopukluk olmuştur. Erciyes Üniversitesi, bu kopan ipliğe sağlam bir düğüm atmanın adıdır; Kayseri'yi, yeniden, bilginlerin beşiği, yani, ilim ve irfan, bilim ve erdem sahiplerinin merkezi haline getirmenin adıdır.

Değerli milletvekilleri, insan ömründe yirmibeş yıl uzun bir süre olabilir; üniversiteler gibi kurumlar için ise, yirmibeş yıl kısa bir süredir. Bu kısa sürede Erciyes Üniversitesi çok önemli ilerlemeler kaydetmiş ve ülkemizin gelişmiş üniversiteleri arasında saygın yerini almıştır. 1978 yılında 2 fakülteyle kurulan Erciyes Üniversitesi, Kayseri, Yozgat ve Nevşehir kampuslarında bulunan 17 fakülte, 7 yüksekokul, 7 meslek yüksekokulu ve 4 enstitüde 28 000 öğrenciye 238 farklı programda, 1 514'ü akademik ve 1 506'sı idarî olmak üzere, toplam 3 020 personelle eğitim vermektedir. Erciyes Üniversitesi, 31 000'in üzerindeki nüfusuyla ve 40 000'in üzerindeki mezunlarıyla büyük bir camiayı temsil etmektedir.

Erciyes Üniversitesi, özellikle, son yıllarda, üniversite-hayırsever dayanışmasının çok güzel bir örneğini sergileyerek, çok büyük atılımlar yapmış ve ülkemiz üniversiteleri için bir model olmuştur. Sadece son üç yılda, 11'i Kayseri merkez, 2'si Develi Seyrani, 3'ü Yozgat, 2'si Nevşehir kampusumuzda olmak üzere, Erciyes Üniversitesine, hayırseverlerimiz tarafından toplam 18 bina yaptırılıp bağışlanmıştır. Ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntıya rağmen bağışların artarak devam etmesi, hayırseverlerimizin bilimi ve üniversitelerimizi sahiplenmelerinin göstergesidir.

Hayırseverlerimiz tarafından bugüne kadar yapılan yatırımların toplamı 60 000 000 doları geçmiştir. Kuruluşta Erciyes Üniversitesinin nüvesini oluşturan tıp fakültesi hastanelerinde, ileri tıp teknolojisine sahip cihazlarla, her türlü hastalığın tanı ve tedavisi yapılabilmektedir. Orta Anadolu'da referans birer sağlık merkezi konumundaki hastaneler, sadece Kayseri'ye değil, civar illere de 1 350 yatak kapasitesiyle hizmet vermektedirler. Kemal Dedeman Beyefendi tarafından yaptırılan Onkoloji Hastanesi, Asım Kibar Bey tarafından yaptırılan Organ Nakli ve Diyaliz Hastanesi, Yılmaz ve Mehmet Öztaşkın Beyefendiler tarafından yaptırılan Kalp-Damar Hastanesi, bölgenin gözde hastaneleri konumuna gelmiş ve bu hastanelerimiz TSEN ISO 9002 belgelerini almışlardır.

Diğer taraftan, Hakan Çetinsaya Deneysel ve Klinik Araştırma Merkezi, ilaçların biyo-yararlanım ve eşdeğerlilik araştırmalarının yapıldığı ülkemizdeki ilk ve tek tıp merkezidir. Merkezin hizmete girişine kadar bu tür araştırmalar, yurtdışı merkezlerde yaptırılıp döviz ödenirken, bugün ülkemizde üretilen ilaçların araştırmaları yanında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - ...yurtdışından gelen talepleri de karşılamakta ve ülkemize döviz kazandırmaktadır.

KOSGEB'le birlikte kurulan teknoloji geliştirme merkezindeyse, üniversite-sanayi işbirliğinin en güzel örneği sergilenmektedir. Öğretim üyelerinin danışmanlığında, KOSGEB'in maddî desteğiyle, sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu yeni sanayi ürünlerinin prototipi, bu teknoloji geliştirme merkezinde üretilmektedir. Sanayicimizin ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve laboratuvar desteği de bu merkezimizden sağlanmaktadır.

Erciyes Üniversitesi, Kayseri halkı, kamu ve özel sektöre yönelik de eğitim-öğretim programı düzenlemekte, ayrıca, üniversite-sanayi işbirliğinin zirveye taşınmasında çok büyük katkılarda bulunmaktadır.

Bu çerçevede, Erciyes Üniversitesi teknopark kuruluş çalışmalarını başlatmış olup, Sanayi Bakanlığımıza başvurusu da yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, küreselleşen dünyamızda,  üniversitelerin, bölge üniversitesi kimliğinden, hatta, ülke üniversitesi konumundan sıyrılarak evrensel niteliğe dönüşmesi ve değişen dünya şartlarına ayak uydurması gerekir.

Büyük üniversite, evrensel bilim ölçeğine uygun olan üniversitedir; çünkü, bilim evrensel bir kavramdır. Belli bir coğrafî alana sıkışmış, dar kalıplı, tek tip bakış açısıyla bilimin gelişmesi mümkün değildir. Bilimin gereklerini yerine getirmek için, değişen dünyayla entegre olmak şarttır. İşte, bu bilinçle, bilimin önplanda tutulduğu, her yönüyle evrensel standartların hâkim olduğu, ülke ve dünya standartlarında meslekî bilgi, beceri ve donanımı kazandırma düşüncesiyle bir dünya üniversitesi hedefine ulaşmak amacıyla Türk olmanın gurur ve mutluluğunu duyan üstün vasıflı gençler yetiştirmeyi ilke edinen Erciyes Üniversitesinin, başta rektör, dekan ve öğretim üyeleri olmak üzere tüm üniversite personelini tebrik eder, üniversitemizin 25 inci kuruluş yıldönümünü kutlar; ayrıca, üniversitenin kurulmasında ve bu konuma gelmesinde emeği geçen herkese, işadamlarımıza, başta Sabancı Ailesine, Kadir Has Beyefendiye, Çetinsay Ailesine, Çıkrıkçıoğlu Ailesine, Molu Ailesine, Cıngıllıoğlu Ailesine, Öztaşkın Ailesine, Kibar Ailesine ve burada ismini sayamadığım diğer değerli hayırsever işadamlarımıza şükranlarımızı arz ederim.

Bu vesileyle, geride bıraktığımız mübarek Ramazan Bayramınızı kutlar, insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesini temenni ederim.

Sözlerimi, Kadir Has Beyefendinin "doğduğum topraklara vefa borcumu ödemek için bu hayırları yapıyorum" sözleriyle bitirmek istiyorum.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Elitaş.

Gündemdışı ikinci söz, Ermenek'te meydana gelen grizu faciasıyla ilgili söz isteyen Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün'e aittir.

Sayın Akgün, buyurun.

2. - Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün'ün, Ermenek'te bir maden ocağında meydana gelen grizu patlamasına, bundan sonrası için alınması gereken emniyet tedbirlerine ve bölgenin ulaşım sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşması

MEVLÜT AKGÜN (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karaman'a bağlı Ermenek İlçemizde özel bir maden ocağında meydana gelen ve 10 işçimizin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili olarak gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 22 Kasım 2003 günü saat 18.30'da, Öztay Madenciliğe ait özel bir maden ocağında grizu patlaması ve akabinde meydana gelen göçük sonucu, 10 madencimiz hayatını kaybetmiştir. Ölenlerin 3'ünün naaşına ilk gün, diğer naaşlara ise kurtarma ekipleri daha sonraki günlerde ulaşmışlardır.

Olayı duyar duymaz, Karaman'a karayoluyla ikibuçuk saat mesafedeki Ermenek İlçemize hareket ettim. Yol boyunca, Başbakanımız, İçişleri Bakanımız ve Karaman Valimizle yaptığımız görüşmelerden sonra, Zonguldak ve diğer bölgelerdeki kömür ocaklarından uzman kurtarma ekipleri, helikopterlerle ve diğer ulaşım araçlarıyla hemen bölgeye hareket etmişlerdir. Yapılan çalışmaları yerinde izledim. Bu patlama sonrası, 10 maden işçimizi, maalesef, kaybetmiş bulunuyoruz. Ramazan bayramı öncesi meydana gelen bu kaza nedeniyle, Ermenekli aileler hüzün ve yasa boğuldu.

Buradan, tekrar, ölen Ermenekli işçilerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Karamanlı hemşerilerime başsağlığı diliyorum.

Kurtarma çalışmalarıyla yakından ilgilenen, başta Başbakanımıza ve İçişleri Bakanımıza, il valimize ve özellikle canlarını tehlikeye atarak, madenci dayanışmasıyla, bayram boyunca kurtarmada görev alan ekiplere ve KİAŞ yetkililerine, Karaman halkı adına teşekkür ediyorum. Onlar, acılarımızın hafiflemesinde, bir nebze de olsa, yardımcı olmuşlardır.

Sayın milletvekilleri, grizu, kömür ocaklarında çalışmakta olan işçilerimiz için bir kâbus olmaya devam etmektedir; ne çıkarmış olduğumuz iş kanunları ne nizamnameler ve ne de yapılan denetimler, bu kâbusu hafifletmeye yetmemiştir. Dünyada, özellikle üçüncü dünya ülkelerinde, kömür ocağı kazaları çok can alamaya, çok ocağı söndürmeye devam etmektedir. Devlet, bu ocakları yeterince denetleyememekte, bu alanda ciddî bir boşluk, varlığını devam ettirmektedir. Zaten çaresiz durumdaki pek çok insanımız, ilkel şartlarda çalışmaya razı olmaktadır. İşçilerimiz, evine ve çocuklarına, asgarî ücretle de olsa, bir dilim ekmeği götürmenin çabası içerisindedirler. Bu çabanın istismarının önüne geçilmeli ve bu alanda ihtiyaç duyulan kanunî düzenlemeler vakit geçirmeden yapılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, kömür ocaklarının çalışma prensiplerini belirleyen kanunlarımızda boşluklar bulunmakla birlikte, idarî olarak bugünden itibaren alınabilecek pek çok önlem de vardır. Öncelikli olarak, maden ocaklarının işçi sağlığı ve iş güvenliğine uygun şekilde işletilmesinin sağlanması, idarî denetimlerin zamanında ve yeterli bir şekilde yapılması, bu ocakların madencilik konusunda yeterli bilgi, deneyim ve malî gücü olan kişilerce işletilmesinin sağlanması gerekmektedir.

Bu arada, sürekli olarak yaşadığımız mahallî bir probleme de değinmek istiyorum. Bu problem, kurtarma ekiplerinin kısa sürede bölgeye ulaşmasını da engellemiştir. Karaman İlimize bağlı Ermenek İlçemize, ilimizden doğrudan bir karayolu bağlantısı bulunmamaktadır. Türkiye'de, belki, kendi iline doğrudan yol bağlantısı olmayan ender ilçelerden birisi, maalesef, Ermenek'tir. Yine, Karamanlılar tarafından "Taşeli Bölgesi" olarak adlandırılan Sarıveliler ve Başyayla İlçelerimiz de benzer durumdadır. İl merkezinden Ermenek'e doğrudan bir karayolu bağlantısının bulunmaması, devletimizin büyük bir ayıbıdır. Bu nedenle, AK Parti İktidarı döneminde, inşallah, Karaman-Ermenek karayolunun tamamlanacağına ve bu ayıbın temizleneceğine olan inancım tamdır.

Kaza sonrasında, Ermenek Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından ailelere aynî yardım yapılmış olup, maaş bağlanıncaya kadar nakdî yardım yapılması konusunda da çalışmalar devam etmektedir. Temennimiz, bu çalışmaların en kısa zamanda bitirilerek, ölen işçilerin ailelerinin ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

Ben, tekrar, bu vesileyle, ölen işçilerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı dilerken, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akgün.

Saygıdeğer milletvekilleri, gündemdışı üçüncü söz, 5 Aralık kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması konusunda söz isteyen, İzmir Milletvekili Sayın Türkân Miçooğulları'na aittir.

Sayın Miçooğulları, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

3. - İzmir Milletvekili Türkân Miçooğulları'nın, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 69 uncu yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk kadınının siyasî yaşamdaki konumuyla ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce, siz değerli arkadaşlarımı ve hepimizi binbir umutla buraya gönderen sevgili yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, uygarlık, bütün insanlığın ortak eseridir. Kadın- erkek eşitliğini sağlamak, demokrasinin, kalkınmanın ve toplumsal barışın temel koşuludur. Onun içindir ki, yaşamın her alanında kadın erkekle eşit olmalıdır. Daha 1920'li yıllarda "Mümkün müdür ki bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı iken diğer yarısı göklere yükselsin" diyerek kadın hakları konusunda tüm dünyaya örnek olacak adımlar atılmasını sağlayan Mustafa Kemal Atatürk'ü, Kurtuluş Savaşında erkeğiyle omuz omuza savaşan kadınlarımızı ve cumhuriyetin kuruluşundan bu yana çağdaşlaşma yolunda mücadele eden cumhuriyet kadınlarını saygıyla anıyorum.

Değerli arkadaşlarım, geçmişe doğru bir göz attığımızda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde, kadını erkeği, genci yaşlısı ve tüm halkın katılımıyla Kurtuluş Savaşını gerçekleştirerek, 29 Ekim 1923'te cumhuriyeti kurduğunu, 1924'te hilafeti kaldırıp Tevhidi Tedrisat Kanunuyla öğrenim birliğini sağladığını, 1925'te Kılık Kıyafet Kanununu yaşama geçirdiğini, 1926'da kadına aile içinde ve toplumda önemli haklar tanıyan Medenî Kanunla hukuk alanında da laiklik ilkesini geçerli kıldığını, 1937'de ise laikliği Anayasaya uygun, çağdaş bir uygulama biçimine getirerek modern Türkiye'nin temellerini attığını görürüz. Kısa zamanda bu önemli devrimleri gerçekleştiren Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk kadınına, birçok ülkenin kadınlarından daha önce siyasete katılma hakkını sağlamıştır.

Türk kadını, 1930 yılında belediye, 1933'te ihtiyar heyeti, 5 Aralık 1934 tarihinde de milletvekili seçme ve seçilme hakkı kazanmasına rağmen, kadın hakları konusunda öncülük eden Fransız kadını ancak bu hakları İkinci Dünya Savaşından sonra 1946 yılında elde edebilmiştir. Yasal alanda sahip olunan bu haklara rağmen, siyasetin zaman ve para açısından sınır tanımaz bir uğraş haline getirilmesi nedeniyle, bu Mecliste görüldüğü gibi, kadın, siyasette yeterince yoktur. 550 kişilik Türkiye Büyük Millet Meclisinde -arkadaşlarımın hepsini ayrı ayrı saygıyla selamlıyorum- 24 kadın milletvekili; oran yüzde 4,4. Oysa, 1935 yılında, 441 kişilik Mecliste 18 kadın milletvekili bulunmaktaydı ve oran yüzde 4,1 idi.

Şüphesiz, siyaset yalnızca Parlamentoyla sınırlı değil. Yerel yönetimlerde rakamlara bakacak olursak, 3 228 belediye başkanından sadece 22 kadın belediye başkanı; yani, oran yüzde 0,65; il genel meclisi üyeliklerinde oran yüzde 1,4; belediye meclisi üyeliklerinde ise yüzde 1,58. Altmışdokuz yıl önce seçme ve seçilme hakkına sahip olmuş Türk kadını, nedeni ne olursa olsun, siyasette bu kadar az temsil edilmeyi hak etmiyor.

Değerli milletvekilleri, 28 Mart 2004'te yerel yönetim seçimlerine gideceğiz. Yerel yönetimler, halka en yakın yönetim birimidir, günlük yaşamın bugünü ve yarınıyla ilgili kararların alındığı, uygulamanın yapıldığı yerdir. Yerel yönetim, toplumun yararı için, bireylerin bilgi ve yeteneklerinin harekete geçirileceği en uygun yönetim biçimidir. Yerel yönetimler, yurttaşlık bilinç ve sorumluluğunun geliştiği yerlerdir. Bu nedenle, yerel yönetimler, demokrasinin ayrılmaz bir parçası, birinci derecede uygulama alanlarıdır. Kentler, insanların tüm yaşamını geçirdiği yerlerdir. Annesiz bir ev düşünülemeyeceği gibi, kadınsız bir yerel yönetim düşünülmemelidir.

Kadın-erkek eşitliğini sağlamak için gerekli yasal düzenlemeleri yapmak, uluslararası sözleşme ve kararlarda hükümetlere ve parlamentolara önerilen stratejik hedeflerin başında gelmektedir. Kadınların, hem seçimle hem de atamayla oluşan karar organlarına eşit katılımını sağlamak için, yasalarla yapılan düzenlemeler en kesin çözümdür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (Devamla) - Bu bilinçle, sadece 24 kadın milletvekili olan bu Meclis, bu ülkenin sorunlarının çözümünde Mustafa Kemal gibi düşünen, düşünmesi gereken tüm milletvekillerinin katkısıyla, milletvekili seçimlerinde, belediye başkanlığı seçimlerinde, belediye meclis üyeliği seçimlerinde ve il genel meclisi üyeliği seçimlerinde kadınların hak ettikleri oranda temsil edilmesini sağlayacak dönüşümü gerçekleştirmelidir.

Bu doğrultuda, mensubu olmaktan gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisinin tüzüğünde var olan, yönetimlerde her iki cinsin en az yüzde 25 oranında temsil edilmesi zorunluluğunun, Siyasî Partiler Kanununa taşınabileceğini düşünüyorum. Bunun için de, en başta, Anayasanın 10 uncu maddesine bir fıkra eklenmesi ve çeşitli maddelerinde değişiklik yapılması gerektiği bilincindeyiz; fakat, anayasa değişiklikleri için öncelikli koşulumuzun dokunulmazlıklar olduğunu burada bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Ayrıca, halen tartışılmakta olan yeni Türk Ceza Kanunu tasarısında kadın-erkek eşitliğinin evrensel hukuk normları çerçevesinde düzenleneceğine olan inancımla, millî eğitimin temel taşlarından olan köy enstitülerinde yetişmiş bir öğretmenin kızı olarak tüm öğretmenlerin Öğretmenler Gününü kutluyor, onlara, buradan, sizlerin aracılığıyla şükranlarımı sunuyor, saygılarımı gönderiyorum. (Alkışlar)

Sözlerime son verirken, hepinizi saygıyla selamlıyor, 23 üncü Dönem milletvekillerinde, kadın ve erkek milletvekillerinin eşit sayıda olmasını diliyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, İçtüzüğün 61 inci maddesine göre söz talebi vardır; kendisine oturduğu yerden söz vereceğim.

Sayın Aslanoğlu, buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkanım, Yüce Meclisin çok değerli üyeleri; bugün, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Tabiî, ben, gündemdışında olabilir düşüncesiyle söz istemedim, dün sadece sordum.

Bir kere, Yüce Mecliste, 3 Aralık Dünya Engelliler Gününde, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm engelli insanlara, yaşam mücadelesinde başarılar diliyorum ve hepsini saygıyla selamlıyorum. Yaşamlarında büyük mücadele veren bu insanların yaşamlarına bizlerin de yaşam katması kaçınılmaz görevimizdir. Tabiî, engelli doğmak veya sonradan engelli olmak herkesin kaderi olmamalıdır. Hepimizin, dünyada yaşayan herkesin ne zaman engelli olacağı belli değildir. Onun için, biz, engellilerin sorununu sadece Dünya Engelliler Gününde değil, her zaman çözmeliyiz. Devletin, sosyal devlet görevini yaparak tüm engellilerimize sahip çıkması lazımdır. Engellilerimizin tüm yaşam mücadelesinde devletimizin mutlaka temel görevi vardır.

Bu nedenle, Dünya Engelliler Gününde tüm engellilerimize yaşam mücadelelerinde başarılar diliyorum ve engelli olmanın bir kader olmaktan öte, bir yaşam ve bir mücadele gücü olduğuna inanıyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

2 adet Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:

B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Denizli Milletvekili Mehmet Uğur Neşşar ve 27 milletvekilinin, temel ve koruyucu sağlık hizmetlerinin mevcut durumunun araştırılarak düzeltilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/149)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sağlık sisteminin en önemli basamağı birinci basamak koruyucu hizmetlerdir. Toplumda sağlık hizmetlerinin düzeyinin en önemli göstergeleri arasında da bağışıklama oranları yer almaktadır. Ancak son araştırmalar toplumumuzdaki aşılama düzeylerinin son iki yılda süratle düşmekte olduğunu göstermektedir. Bu durum, koruyucu sağlık hizmetlerinin giderek bozulduğunu ortaya koymaktadır. Bağışıklama oranlarındaki bu düşüş ortadan kaldırılmış bazı hastalıkların yeniden canlanmasına neden olacağı gibi mevcut ve kontrol altındaki bazı bulaşıcı hastalıkların salgınlar yapması tehlikelerini birlikte getirmektedir. Bu nedenle, toplumumuzda koruyucu sağlık hizmetlerinin bugünkü durumu, toplumumuzda sağlık performans kriterlerinin ve bu bağlamda bağışıklama oranlarının neden düşmekte olduğu, bağışıklama oranlarındaki düşmenin yol açacağı tehditlerin boyutu ve ülkemizde temel ve koruyucu sağlık hizmetlerinin neden yetersiz olduğunun ve nasıl düzeltilebileceğinin ortaya konması için Anayasanın 98 ve Meclis İçtüzüğünün 104 üncü maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ediyoruz.

1-  Mehmet Uğur Neşşar             (Denizli)

2-  Tuncay Ercenk  (Antalya)

3-  Mustafa Gazalcı (Denizli)

4-  Özlem Çerçioğlu             (Aydın)

5-  Güldal Okuducu             (İstanbul)

6-  İsmail Değerli  (Ankara)

7-  Erdal Karademir             (İzmir)

8-  Erol Tınastepe             (Erzincan)

9-  Nejat Gencan (Edirne)

10-Yüksel Çorbacıoğlu             (Artvin)

11-Nadir Saraç             (Zonguldak)

12-Mustafa Özyurt (Bursa)

13-Şevket Arz             (Trabzon)

14-Ersoy Bulut    (Mersin)

15-Muharrem İnce      (Yalova)

16-Halil Ünlütepe             (Afyon)

17-Nail Kamacı (Antalya)

18-Muhsin Koçyiğit             (Diyarbakır)

19-Necdet Budak   (Edirne)

20-Sedat Uzunbay             (İzmir)

21-Memduh Hacıoğlu             (İstanbul)

22-Muharrem Eskiyapan             (Kayseri)

23-Ferit Mevlüt Aslanoğlu             (Malatya)

24-Mehmet Boztaş  (Aydın)

25-Orhan Sür             (Balıkesir)

26-Mehmet Ziya Yergök             (Adana)

27-Atilla Kart             (Konya)

28-Bihlun Tamaylıgil             (İstanbul)

Gerekçe:

Sağlık sistemimizin içerisinde bulunduğu durum herkesin malumudur. Bir ülkede sağlık sisteminin performansının değerlendirilmesinde, bebek ölüm oranları, anne ölüm oranları, doğumda yaşam beklentisi gibi kriterler anılır. Sağlık hizmetinin temel unsuru, hastalıkların oluşmadan engellenmesi; yani, koruyucu hekimliktir. Koruyucu hekimlik, hem ucuzdur hem de tedavi edici hekimlik giderlerini azaltması bakımından, sağlık ekonomi yönetiminin temel unsurudur. Bu yaklaşımın önemli göstergelerinden birisi ise bağışıklama oranlarıdır. En son 14-18 Ekim 2003 tarihinde yapılan Pratisyen Hekimlik Kongresinde, ülkemizde, özellikle son iki yılda, doğusundan batısına bağışıklama oranlarında ciddî bir düşme olduğu bilimsel raporlarla ortaya konmuştur. Bu durum, çiçek ve çocuk felci gibi ortadan kaldırılan bazı hastalıkların yeniden ortaya çıkması tehdidi yanında, kızamık, boğmaca gibi halen görülmekte olan bazı hastalıkların büyük salgınlar yaparak, zaten OECD ve Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında 10 kat yüksek olan bebek ve 5 yaş altı çocuk ölümlerinin daha da fırlamasına neden olabilecektir.

Ülkemizde sağlık sisteminin en önemli eksiği birinci basamak ve koruyucu hekimliğin ihmal edilmiş olmasıdır. Bu ihmal, sağlık sisteminde ve sosyal anlamda da insangücümüzde ciddî bir kalite sorununu gündeme getirmek bir yana, sürdürülebilir sağlık ekonomisi bakımından kabul edilemez bir durum yaratmaktadır. Ülkemizin doğu ve güneydoğusunda daha da ciddî boyutta ortaya çıkan sağlık hizmet yetersizliği, ülkemizde sağlıklı yeni nesillerin oluşmasına en önemli engellerden birisidir ve Avrupa Birliğinin beklediği sağlık uyum kriterlerine ulaşmayı da olanaksız duruma getirmektedir.

Ülkemizde en iyi bir sağlık modelinin ne olacağı tartışmalıdır. Sağlık Bakanlığının ortaya attığı yaklaşımlar, sağlık çalışanları ve uzmanlar tarafından çok ciddî biçimde eleştirilmektedir. Örneğin, geçtiğimiz hafta sonu İstanbul'da gerçekleştirilen bir bilimsel toplantıda, Türkiye'de tüberküloz hastalığının kontrolü bakımından Dünya Sağlık Örgütü tarafından 100'ün üzerinde ülkede uygulanan yöntemin, aile hekimliğinin uygulamaya konulmasıyla ülkemizde uygulanabilirliğinin ortadan kalkacağı vurgulanmıştır. Bu durum, son iki yılda, diğer bağışıklama uygulamalarındaki gerilemeyle koşutluk göstermektedir. Ülkemizin yeniden uygulanamaz sağlık yaklaşımlarıyla vakit kaybetmeye de tahammülü yoktur.

Bu nedenle, koruyucu sağlık hizmetlerinin durumu, birinci basamak hekimliğin yetersizliğinin nedenleri ve en uygun çözüm yollarının, kurulacak bir Meclis Araştırması komisyonu ve davet edilecek uzman bilirkişilerin görüşleriyle ortaya konulmasında gereklilik bulunmaktadır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Diğer önergeyi okutuyorum.

2. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu ve 22 milletvekilinin, Irak'la yapılan petrol ve fueloil karşılığı akaryakıt ticaretiyle ilgili bazı iddiaların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/150)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bazı tüccarların, Iraklı işadamlarıyla petrol ve fueloil karşılığında çeşitli akaryakıtların (LPG, benzin, dizel vb.) takasını öngören sözleşmeler imzalayarak, dahilî üreticilerden "ihracat kayıtlı satışlar" şartıyla ucuza akaryakıt aldıkları yahut "transit ticaret" , "geçici kabul" avantajlarını kullanarak yurt dışından ülkemize soktukları ürünleri, dışarıya çıkarmaksızın yurt içinde sattıkları, böylelikle, devleti vergi zararına uğrattıkları, haksız servet edindikleri ve haksız rekabete yol açtıkları iddialarının açığa kavuşturulması; resmî denetim organlarının hadiseleri tespit etmekteki yetersizliklerinin sebeplerinin belirlenmesi; gerek kamu sektöründe gerekse özel sektörde bu suiistimalin sorumlularının ortaya çıkarılması amacıyla, Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması yapılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1- Atilla Başoğlu                                (Adana)

2- Mehmet Parlakyiğit                                (Kahramanmaraş)

3- Nejat Gencan                                (Edirne)

4- İsmail Değerli                                (Ankara)

5- Kemal Demirel                                (Bursa)

6- Ahmet Yılmazkaya                                (Gaziantep)

7- Ali Oksal                                (Mersin)

8- Yavuz Altınorak                                (Kırklareli)

9- Ali Rıza Bodur                                (İzmir)

10- Mehmet Semerci                                (Aydın)

11- Yılmaz Kaya                                (İzmir)

12- Atilla Kart                                (Konya)

13- Mustafa Gazalcı                                (Denizli)

14- Necati Uzdil                                (Osmaniye)

15- Engin Altay                                (Sinop)

16- Halil Tiryaki                                (Kırıkkale)

17- Mevlüt Coşkuner                                (Isparta)

18- Mehmet Ziya Yergök                                (Adana)

19- Mehmet Işık                                (Giresun)

20- Ufuk Özkan                                (Manisa)

21- Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                (Malatya)

22- Orhan Ziya Diren                                (Tokat)

23- Züheyir Amber                                (Hatay)

Gerekçe:

Uzunca bir süredir maruz kaldığı ambargolar ve savaş koşulları, esasen bir petrol üreticisi olan Irak'ın rafinerilerini harap etmiş ve teknolojik gelişimin çok gerisinde bırakmıştır. Bu durum komşu ülkemizi akaryakıt ihtiyacını başka ülkelerden temin etmek yoluna sevk etmiş, yakın komşusu Türkiye hem üretici hem de pazar olarak önemli bir ticaret ortağı olmuştur.

Malî imkânları son derece sınırlı olan Iraklılar, arabalarında kullandıkları benzini, kamyonlarında kullandıkları dizeli, çeşitli alanlarda kullandıkları LPG'yi, takasa bağlı olarak petrol karşılığında almak hususunda tüccarlarımıza müracaat etmişler ve anlaşmalara varmışlardır. İç piyasada son derece yüksek fiyatlarla satılan akaryakıtımızın dış ticaretinde, ihracat kaydıyla satış yerli üreticilerden beşte 1 kadar fiyatlarla ürün alma imkânı sağlarken; "transit ticaret", "geçici kabul" ilkeleri gereği ithalata ve ihracata ilişkin vergi, resim, harç ve fon tahsilinden muaf işlemlerden bahsedilebilmektedir. İşte tarafımıza Iraklılar tarafından ulaştırılan iddia şudur ki; birtakım tüccarlarımız sözleşmelerine sadık olmakla beraber, bazıları bu sözleşmeleri sadece uygun şartlarda akaryakıt alabilmek amacıyla imzalamakta ve akaryakıtları Irak'a asla ulaştırmayarak, Türkiye içerisinde depolara boşaltmaktadırlar. Başka bir ifadeyle birtakım dolandırıcılar Iraklıları kandırmış, resmî makamları kandırmış ve ucuz fiyatlarla aldığı ürünlerin büyük kârlarla satışını yapmışlardır. Bu, hayalî ihracatın hortlaması anlamına gelmektedir.

Bu durum, başta önemli bir dışticaret vergisi kaçağı olmak üzere haksız rekabet ve haksız servet edinmeye de yol açmaktadır. Bu konunun açıklığa kavuşturulması ve sorumlularının açığa kavuşturulması belirttiğimiz suçların bertaraf edilmesini sağlayacağı gibi, yolsuzluklar zincirinin bir halkasını daha koparacak, denetim mekanizmalarımızdaki bir aksaklığın daha giderilmesini sağlayacaktır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.

IV. - SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1. - Plan ve Bütçe Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN - Plan ve Bütçe Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için, Hakkâri Milletvekili Mustafa Zeydan aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.

V. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli'nin, verem hastalarının aşı, ilaç ve tedavilerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/306) ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Burada.

Kâtip Üyemizin bundan sonraki sunumlarını oturduğu yerden yapmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                  İsmail Değerli

                                            Ankara

1- Tüberkülin testi ve BCG aşısı Hıfzıssıhha Merkezinde neden üretilmemektedir? Bunun için ne gibi önlemler alınması düşünülmektedir?

2- Her yıl tedaviye alınan tüberküloz hastalarının yüzde 15-20'sinin izinin kaybedildiği ve kontrolden çıktığı anlaşılmaktadır. Bu konuda ne gibi önlemler alınması düşünülmektedir?

3- İşbirliği yapmayan veremli hastaları yasa zoruyla belirli bir hastaneye yatırarak tedavi edilmesini düşünür müsünüz?

4- Bu hastaların kontrol altına alınabilmesi için sıtma ilaçlarında olduğu gibi verem ilaçlarını da  Sağlık Bakanlığının kontrolüne almayı ve yalnızca dispanserler eliyle dağıtılmasını düşünür müsünüz?

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara Milletvekilimiz Sayın İsmail Değerli tarafından verilen sözlü soru önergesindeki soruların cevaplandırılması için söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilimiz, bize, aynı soru içerisinde birbiriyle ilişkili olarak dört ayrı soru sormaktadır; bunları sırasıyla cevaplıyorum. Tüberkülin testi ve BCG aşısının Hıfzıssıhhada üretilmesiyle ilgili soruyla alakalı olarak; tüberkülin test maddesi, maliyetindeki aşırı artış ve konsantre ürünün teminindeki güçlük sebebiyle, uzunca bir zamandır Hıfzıssıhha Enstitümüzde üretilmemektedir. BCG aşısının üretimi ise, yine, mevcut biyoteknik şartların yetersizliği sebebiyle, bundan aşağı yukarı beş yıl önce, 1998 yılında durdurulmuştur. BCG ve özellikle viral aşıların üretimi için ciddî bir yatırım, yüksek biyoteknoloji transferi ve bu teknolojinin sıkça yenilenmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle, aşı üretiminin Hıfzıssıhha Enstitümüzde yapılabilmesi için -yalnızca BCG aşısı için değil, diğer viral aşılar için de aynı şeyi söyleyebiliriz- öncelikle bu enstitümüzün biyoteknolojik açıdan çağın gereklerine uygun bir seviyeye ulaştırılması gerekmektedir. Bu anlamda, enstitümüzün altyapısının yenilenmesi ve düzeltilmesi için gerekli ödeneği ayırmış durumdayız ve 2004 yılı içerisinde ciddî iyileştirmeler yapacağız. Ancak, aşı üretiminin, dünyanın birçok ülkesinde, Avrupa ülkelerinde özel sektör tarafından yapıldığını da biliyoruz. Bu sebeple, özel sektörü de bu konuda teşvik etmek ve yine Hıfzıssıhhamızın öncülüğünde Türkiye'de aşı üretimi yapılması konusunda çalışmaları geliştirmek için bazı ülkelerle de işbirliği halindeyiz. Yakın bir zamanda Mısır'a yaptığım ziyaret sırasında, Mısır'la da bu konuda bir işbirliği çalışmasını -bir grupla- başlatmış durumdayız.

Sorunun ikinci kısmında, tüberkülozlu hastalarla ilgili bazı hususlar sorulmaktadır. Ülkemizde tüberkülozlu hastaların bilgileri, bildiğiniz gibi, verem savaş dispanserlerinden, Bakanlığımızın Verem Savaş Daire Başkanlığına gönderilerek değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmeler sonunda, geçtiğimiz bir yıl içinde ortaya çıkan 17 575 yeni tüberküloz hastasının yüzde 80'inin tedavisinin başarıyla tamamlandığı, yüzde 11'inin tedaviyi terk ettiği, yüzde 5'inin başka bir bölgeye nakil yaptırdığı, yüzde 1'inin tedaviye rağmen dirençli vakalar olması itibariyle verilen ilaçlarla tedavilerinde etkili olunamadığı ve yüzde 2'sinin de öldüğü anlaşılmıştır.

Dünya Sağlık Örgütünün tüberküloz kontrolünde hedefi, tüm hastaların en az yüzde 70'ine ulaşılması ve bulunan hastaların yüzde 85'inin tedavi edilmesi olarak belirlenmiştir. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için, 2003 yılında ve 2004 yılı içerisinde de devam edecek çalışmalarımızla, hastalarımızın doğrudan gözetim altında ilaç kullanımının sağlanması için bir çalışma başlatılmış durumdadır.

Bakanlığımızca bu hususta sürdürülen uygulamalardan bazı örnekler vermek istiyorum. İlaçlar hastalara ücretsiz olarak verilmektedir. Etkin bir tüberküloz laboratuvar ağı oluşturulması için çalışmalarımız devam ediyor. Hastalarımızın bilgisayar ortamında takibi için hasta tabanlı özel bir bilgisayar programı oluşturulmuş durumdadır ve 48 dispanserimizde başlanan uygulamalar, bütün ülkede, 2004 yılında, hızla yaygınlaştırılacaktır.

Hastalara ilaçlarının hekim, sağlık personeli, aile bireyi gibi bir gözetici tarafından içirilmesi ve bunun denetimi uygulamaları başlamış durumdadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Sağlık Bakanlığımızın, bazı hastalıkları bulaştırma tehlikesi olan kişileri tecrit ve tedavi etmesine imkân tanımaktadır; ancak, tüberkülozla ilgili geçmişteki uygulamalar, hastaların zorlamalarla iyi tedavi edilemediklerini, aksine, adreslerini değiştirmelerine, dolayısıyla tamamen ortadan kaybolmalarına yol açtığını ve böylece, daha vahim neticelerin ortaya çıktığını bize göstermiş durumdadır. Dolayısıyla, hastaların, yasa zoruyla bir hastaneye yatırılarak tedavisini uygun görmemekteyiz. Hastaların tedavileri için en etkili yolun, kendilerini ve ailelerini eğiterek tedaviye uyumlarını artırmak olduğu kabul edilmekte ve uygulamalar da bu şekilde yapılmaktadır.

İlaçların yalnızca dispanserler tarafından dağıtılması fikrine gelince; tüberküloz ilaçlarının ülkemizde yüzde 80'i Bakanlığımız tarafından satın alınarak, verem savaş dispanserleri ve göğüs hastanelerine dağıtılmaktadır; ancak, bunların sadece dispanserlerde dağıtılması, çeşitli referans merkezlerinde tedavi gören hastalarımızın ilaçlarını temin etmelerinde ciddî gecikmelere sebep olabilir. Ayrıca, böyle bir uygulama, hastaların tamamının kayıt altına alınması için önerilmekle birlikte -değerli milletvekilimizin önerisinin bu maksatla oluştuğunu zannediyorum- bu yaptırım, hastanın hekim seçme özgürlüğünü de kısıtlayacağı için, hasta-hekim ilişkisini zedeleyecek ve dolayısıyla, yine, tedaviye uyumu zorlaştıracaktır.

Mevcut durumun bu veriler paralelinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor, bu düşüncelerimi sizlerle paylaşıyor ve Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın Değerli, ek bir açıklama yapacak mısınız?

İSMAİL DEĞERLİ (Ankara) - Açıklama yapacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

İSMAİL DEĞERLİ (Ankara) - Sayın Bakanım, dünyada, tüberküloz tedavisi mecburî kılınıyor, hastalar kayıt altına alınıyor, zorunlu tedaviye tabi tutuluyor ve ilaçlar da, tamamen, devlet denetiminde veyahut da sosyal kurumlar denetiminde yapılmaktadır. Ülkemizde yaygın bir şekilde, eczanelerde bu ilaçlar satılmaktadır. Aksine, ekonomik durumu iyi olmayan vatandaşlar daha çok tüberküloza yakalanmaktadır; dolayısıyla, bunlar, yeterli miktarda ilacı kullanamıyor. Dispanserlerin bir kısmından ilacı alıyor; ama, bu ilacı yeterince kullanamıyor yahut da uzun süreli tedavi gerektirdiği için ilaçlar etkili olmuyor; etkili olan ilaçlar ise çok pahalı ve eczanelerde satılıyor; dolayısıyla, tüberküloza yakalanan vatandaşların kayıt altına alınması, bunların tedavilerinin tamamıyla devlet tarafından karşılanması gerektiğine inanıyorum.

Diğer taraftan, verem aşısı, eskiden Hıfzıssıhha tarafından imal ediliyordu ve hıfzıssıhha tarafından dağıtılıyordu. Ne yazık ki, belirli bir süredir verem aşısı üretilmemektedir; hatta, verem aşısı yapılması gereken yerlerde ise aşı yapılmamaktadır. Devlet, bunun ithalatında çoğu zaman geç kalmaktadır; dolayısıyla, tedavide ve teşhiste sıkıntı doğmaktadır.

Bence, tüberküloz hastalarının kesinlikle kayıt altına alınması, tedavilerinin mecbur kılınması, dolayısıyla, hastalığın yayılmasına, bulaşmasına da engel olmuş olur. Eğer, devlet, bunu tamamen kayıt altına alır, tedaviyi kendisi üstlenirse, bence, tedavisi de kolay olur, bulaşma yollarını da tıkamış oluruz. Bence, bunların olması daha doğaldır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Değerli.

Soru önergesi cevaplandırılmıştır.

2. - Zonguldak Milletvekili Nadir Saraç'ın, Kamu İhale Kanunu uygulamalarında orman köylülerinin mağdur edildiği iddiasına ilişkin Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/308) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

Sayın Saraç burada mı efendim?

NADİR SARAÇ (Zonguldak) - Yerimden bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Saraç, buyurun.

NADİR SARAÇ (Zonguldak) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bu konuyla ilgili olarak dokuz ay önce verilen sorunun yanıtı, 4734 sayılı Yasada yapılan değişiklikle, geçtiğimiz günlerde yaşama geçti. Öncelikle, buradan, Sayın Bakana, orman köylüsü ve kooperatif birlikleri adına şükranlarımı sunuyorum. Yalnız, şu an, orman köylüsünün benzer, daha somut bir sorunu ortaya çıktı; o da, taban birim fiyatlarının oldukça düşük olması. Aynı duyarlılığı Sayın Bakandan ve sayın bakanlık yetkililerinden beklemekteyiz.

Teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN - Sayın Saraç, teşekkür ediyorum.

3. - İstanbul Milletvekili Hasan Aydın'ın, okullara asılmak üzere fotoğrafını bastırdığı iddialarına ilişkin Kültür Bakanından sözlü soru önergesi (6/314)

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

4. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, Irak'a asker gönderme konusunda ABD'nin Türkiye'yi uyardığı haberlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/315)

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

5. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanının açıklamalarının piyasalara etkisine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/316)

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

6. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, Diyanet İşleri Başkanının görevden ayrılmasının sebeplerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/317) ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Burada.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun, Anayasanın 98 ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96 ve 98 inci maddeleri uyarınca, ilgili Devlet Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını istiyorum.

Saygılarımla.

                              Yakup Kepenek

                                            Ankara

Görevinden ayrılan Diyanet İşleri Başkanı Sayın Yılmaz'ın "dine siyaset bulaştı" açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu kapsamda:

1.- Diyanet İşleri Başkanı, hangi siyasal baskılarla karşılaşmıştır?

2.- Diyanet İşleri Başkanının görevinden ayrılması ya da uzaklaştırılmasının, bu kurumun yeniden yapılandırılmasıyla bir ilgisi var mıdır?

3.- Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden Sünnî olmayan dinî kesimlere de kaynak ayrılması düşünülmekte midir?

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek Beye, bu sorusundan dolayı teşekkür ediyorum.

İzin verirseniz, önce, durumun hukukî yanını anlatan bir iki cümle okuyacağım. Sayın Mehmet Nuri Yılmaz, Diyanet İşleri eski Başkanımız, Diyanet İşleri Başkanıyken, Diyanet İşleri Başkanlığında 36 yıl -tekrar ediyorum, 36 yıl- hizmet etmiş ve kanunun öngördüğü hizmet süresini doldurduğunu beyan ederek, 14.3.2003 tarihli dilekçesiyle ve kendi isteğiyle, emekliliğini istemiştir. Bu isteği, 14.3.2003 tarihinde uygun görülmüştür ve söz konusu emeklilik onayı da, yine 19.3.2003 tarihinde tebellüğ edilmiş Diyanet İşleri Başkanı tarafından ve böylece emekli olmuştur. Dolayısıyla, hukukî prosedür budur, kendi rızasıyla dilekçesini vermiştir ve emekli olmuştur; ama, sorunun içerisinde yer alan bir husus, zannediyorum, bu cevabın tatmin edici olmadığını, olmayacağını göstereceği için, birkaç cümleyi de ilave etmek istiyorum.

Bu görev bana verildiği zaman, Diyanet İşleri eski Başkanımızla bir görüşme yaptım. Biliyorsunuz, Diyanet İşleri eski Başkanımız on yıldan fazla bu görevde bulunmuş idi. Bir defa daha, yine izin verirseniz, bu konuda kendi yaklaşımımı dile getirmek istiyorum ve bunu şahsıma da uyguluyorum. Ben, şahsen, bir ülkede, nimetlerin de, külfetlerin de paylaşılmasından yanayım. Eğer, bir görev çok önemliyse, hakikaten, o görevi yapacak başka insanlar da olmalı ve o şerefi onlar da paylaşmalıdırlar; ama, bir görev çok zor ise, çok külfetliyse, yine o külfet de paylaşılmalıdır. Dolayısıyla, makamların ve mevkilerin kimseye baki olmadığı ve hatta, doğrusunu isterseniz, çok uzun süre bunların elde tutulmasının da yararlı olmadığı düşüncesindeyim. Bu, benim temel görüşlerimden biridir ve zaten, bu Bakanlık görevi bana verildikten bir süre sonra, zannediyorum bir ay kadar bir süre sonra, o günkü Sayın Diyanet İşleri Başkanımıza bu konuyla ilgili görüşümü açtım ve kendisine, görevinden dolayı, yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür etmek istediğimi dile getirmiş idim. Onun dışında, Sayın Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Nuri Yılmaz'ı rahatsız edecek bir tek şahsî hareketim, bir tek şahsî davranışım olmamıştır ve "yaptığınız hizmetlerden dolayı teşekkür etme imkânını bana verirseniz memnun olurum" cümlesinin dışında da herhangi bir... Eğer bu baskıysa, ona bir diyeceğim yok; ama, onun dışında siyasî denebilecek herhangi bir baskı söz konusu olmamıştır -bir yıldır ben bu görevdeyim- siyasî denebilecek hiçbir şey olmamıştır, bütün açıklığıyla meydan okuyarak söylüyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Hiçbir atamada, hiçbir tasarrufta adaletten ayrılmamışızdır; ama, insanızdır, bu arada çok cüzî kusurumuz varsa, o, bilmediğim, farkında olmadığım bir şeydir belki; ama, bilerek, biz, adaletten ayrılmamışızdır. Her atama büyük bir titizlikle inceleniyor. Sayın Kepenek'in, yine, cümleleri arasında yer alan o ifadeyi de dile getirmek istiyorum. Her aşamada da, bu yeniden yapılanmanın personel ayağını düşünerek hareket ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, yapılan atamalara dikkat ederseniz, bu arkadaşlarımız kendi alanlarında son derece başaralı olmuş insanlardır. Mesela, şu andaki, mevcut Sayın Diyanet İşleri Başkanımız iki fakülte mezunudur, hem ilahiyat fakültesi mezunudur hem İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve bu arkadaşımız, bugüne kadar, öğretim üyeliği, öğretmenliği ve araştırmacılığı bakımından son derece başarılı bir arkadaşımızdır. Bu meziyetinden dolayı Sayın Diyanet İşleri Başkanımız göreve davet edilmiştir ve uygun prosedürden sonra o göreve gelmiştir. Böyle bir görevi üstlendiği için de -açıkça söyleyeyim- Türkiye'de geniş kesimlerden teşekkür almışızdır. Şu anda iki yardımcısı vardır, her iki yardımcısı da, yine, akademik kariyerden gelmektedir. Birinin aynı zamanda uzun bir Diyanet İşleri tecrübesi, deneyimi vardır. Daire başkanlıkları, yine, böyle düşünülmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (Devamla) - İki cümlem kaldı Sayın Başkan.

Kısacası, bu görevden, bu işten sorumlu bir bakan olarak, Türkiye'de var olan imkânın en iyisini kullanmayı kendime bir görev sayıyorum; yani, eğer 200 metre koşacaksak, koşabileceksek, bunun denenmesini istiyorum, 50 metreyle, 25 metreyle idare etmenin ülkeye hizmet olmadığını düşünüyorum. Bugüne kadar hep böyle oldu benim hizmet anlayışım ve hizmetteki görev anlayışım bundan sonra da hep böyle olacaktır. Lütfen, başka türlü eksikliklerimiz olursa, bunu bize iletmeyi ihmal etmeyiniz; ki, biz de, yanlış yapıyorsak tashih edelim, düzeltelim.

Dolayısıyla, açıkça söylüyorum, herhangi bir siyasî baskı olmamıştır; ama "hizmetlerine teşekkür ederim" demek baskıysa, ona da söyleyecek bir şeyim yok.

İkinci soruyla ilgili olarak dün burada zaten konuştum. Diyanet İşleri Başkanlığı, her türlü tasarrufunu elindeki teşkilat yasasına göre yapıyor. Diyanet bütçesinin yüzde 85'inden biraz daha fazlası zaten personel harcamalarına gidiyor; dolayısıyla, bu hizmet yürütülürken herhangi bir mezhep ayırımı dikkate alınamaz, alınamıyor; bu, hukuken de ne mümkündür ne de arzu edilir bir şeydir. Her zaman söylüyorum, Diyanet İşleri Başkanlığı, ortalama bir din hizmeti, yani hepimizin "İslam" diye adlandıracağı bir din hizmeti vermeye çalışıyor. Farklı yorumlar bilimsel olarak değerlendirilebilir. Farklı yaklaşımlara saygı duyarız, kurum olarak da saygı duyarız; ama, bunlarla ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmak gibi bir uygulamamız yoktur. Şu kadarını söyleyeyim: İlmî konularda yine hiçbir ayırım yapmadan bu farklılıkların bir kısmını dile getirmeye çalışıyoruz. Yani, mesela -dün söyledim, tekrar edeyim- bu sene, geniş ölçüde, Alevî ve Bektaşî kaynaklarının, ana kaynaklarının, temel kaynaklarının edisyon kritiklerinin yapılması, onların ele alınması ve onlarla ilgili bilimsel incelemeler için, nasıl öteki görüşlere -Sünnî görüşlere, öyle diyeyim- herhangi bir ayırım yapmadan hizmet veriliyorsa, buraya da hizmet verilecektir.

Yine, Alevîlik konusunda da, Bektaşîlik konusunda da, başka dinî yorumlar konusunda da, gerek Diyanet İşlerinin bizatihi kendi süreli yayınları içerisinde gerekse de kitaplar halinde yayımlarımız devam edecektir. Bu konuda da herhangi bir ayırım yapmıyoruz; elimizden geldiği ölçüde, o ilmî çalışmaların, adalete, hakkaniyete uygun bir biçimde sürüp gitmesini istiyoruz.

Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın Kepenek?.. Yok.

7. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop-Boyabat-Kargı-Ankara Karayolu Projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/318) ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın cevabı

BAŞKAN- Sayın Bakan?.. Hazır.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın, Bayındırlık Bakanı Sayın Zeki Ergezen tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                     Engin Altay

                                               Sinop

Çok büyük bir turizm potansiyeline sahip güzel İlimiz Sinop, kalkınma umudunu turizme bağlamıştır. Sinop-Boyabat-Kargı-Ankara karayolu, Türkiye'nin en çok göç veren ikinci ili olan Sinopumuzun tek çıkışı ve kurtuluşudur.

1- Sinop-Boyabat-Kargı-Ankara Karayolu Projesinin durdurulduğu doğru mudur?

2- Sinop-Boyabat-Kargı-Ankara karayoluna bugüne kadar kaç lira harcanmıştır? Projenin gerçekleşme oranı ne olmuştur?

3- Boyabat tünelinin betonlanmayan; ama, açılmış olan 1 300 metrelik kısmı doğal olarak çökecektir. Bunun devlete maliyeti ne kadardır?

4- 15 000 km duble yol projenizden Sinop İlimizi mahrum bırakmanız uygun mudur?

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sinop Milletvekilimiz Sayın Engin Altay'ın, Sinop-Boyabat-Kargı-Ankara Karayolu Projesi hakkında Bayındırlık ve İskân Bakanlığına yöneltmiş olduğu soruyu cevaplandırmak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.

Sinop İlinin sınırları dahilinde yürütülen yol yapım çalışmaları, imkânlar ölçüsünde, büyük bir gayretle devam etmekte olup, durdurulması söz konusu değildir.

Sinop'ta çalışmaları devam eden yol güzergâhları şu şekildedir:

Saraydüzü-Kargı-Osmancık Ayrım Yolu; proje bedeli, 2003 fiyatlarıyla, 47 trilyon 550 milyar olan 62 kilometre uzunluğundaki bu yol 1/a standardındadır. 1997 yılında 1 trilyon 632 milyar Türk Lirası keşif bedeliyle ihale edilip başlanan yolda bugüne kadar, 17 876 526 000 000 lira harcama yapılmıştır. Yolun fizikî gerçekleşme seviyesi yüzde 41'dir ve parasal gerçekleşme ise yüzde 98 seviyesinde olan yolun tamamlanması bu şartlarda mümkün gözükmemektedir. İşin tamamlanabilmesi için, 2003 yılı fiyatlarıyla 29 trilyon 370 milyar lira ilave ödeneğe ihtiyaç duyulmaktadır.

Sinop-Boyabat Tünel Geçiş Yolu; ihale bedeli 64 000 000 Amerikan Doları olan bu yol, güzergâh olarak 53 kilometre uzunluğundadır. 1998 yılında ihale edilen yol için bugüne kadar 42 586 000 Amerikan Doları harcama yapılmış olup, gerçekleşme oranı yüzde 53 mertebesindedir. Projenin geri kalan kısmı için gerekli ödenek miktarı ise 59 191 000 Amerikan Dolarıdır.

2 000 metre uzunluğundaki tünelin tamamının kazısı gerçekleştirilmiş, 1 133 metrelik bölümünde de nihaî kaplama betonu tamamlanmıştır.

7 kilometre bölünmüş yol ile 4 kilometrelik tırmanma ve tek şeritli yol ise alt temel seviyesinde bitirilmiş bulunmaktadır.

Boyabat-Saraydüzü yolunun proje bedeli, 2003 yılı birim fiyatlarıyla, 21 trilyon 103 milyar lira ve yol uzunluğu 21 kilometredir. Yine, 1998 yılında 1 trilyon 232 milyar lira keşif bedeliyle başlanan yola, bugüne kadar, 2003 yılı birim fiyatlarıyla, 8 trilyon 10 milyar lira harcama yapılmıştır. Bu harcamayla birlikte, yolun tamamlanma oranı ise yüzde 36,5'e ulaşmıştır. Yolun tamamlanması için, 2003 yılı birim fiyatlarıyla, daha 13 trilyon 332 milyar Türk Lirası ödeneğe ihtiyaç bulunmaktadır.

Sinop İli, acil eylem planı kapsamında bulunmaktadır. Yakakent-Sinop arasındaki 70 kilometrelik bölünmüş yolun üç aşamalı olarak ihalesi yapılmış ve çalışmaları devam etmektedir.

Arz eder, Yüce Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

Sayın Altay, ek bir açıklama mı yapacaksınız?

ENGİN ALTAY (Sinop) - Evet.

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; soru önergemde de okunduğu üzere, ben, sayın hükümete, Sinop-Boyabat-Kargı yolunun akıbetiyle ilgili siyasî irade kararını sordum. Sayın Bakanın açıkladığı teknik rakamları Sinop Karayolları Şube Müdürlüğünden almak mümkün zaten ve bu rakamlar bende de var. Benim aradığım şudur: Örneğin, Sayın Bakan sadece 4 üniteden bahsetti. Sinop-Boyabat tünelli geçişi için 2003 yılında bütçeye konulan 4 trilyon 150 milyar liradan 1 kuruş harcanmadı; ben orada yaşıyorum; bu para serbest bırakılmadı. Ben, hükümetten net olarak bir şeyi öğrenmek istiyorum. Hükümet, bu yolu yapma konusunda bir siyasî irade kararı almış mıdır? Bu yolu yapacak mıdır? İşte, bu yolun ödeneği şudur, proje bedeli budur, ihale bedeli budur; bunları biz biliyoruz. Bu yol, Sinop'un gerçekten, çıkışı, kurtuluşudur. Sayın hükümetin bir değerli üyesi, lütfedip, gelip bu yolu görse, Türkiye'de en acil olarak bitmesi gereken devlet yatırımının bu yol olduğu kanaatine varacaktır. Gerekirse, ben, kendi arabamla, sayın bakanlardan birini Sinop'a götürmeye hazırım.

Ayrıca, yine, bu yolla ilgili, geçen sene, Sinop Milletvekilimiz Sayın Can'ın "10 000 000 dolar para aldım" daha sonra da "para ayırttım" beyanı, Sinop halkı tarafından merak konusudur. Sinop Boyabat Tüneli için 2003 yılında devlet kaç lira harcamıştır; ben, bunu öğrenmek istiyorum. 2004 yılında da kaç lira harcayacaktır; bunu da bilmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Altay.

Sayın milletvekilleri, soru önergesi cevaplandırılmıştır.

8 ve 9 uncu sıralardaki soru önergelerini birlikte okutacağım; Sayın Millî Eğitim Bakanının birlikte cevap verme isteği vardır.

8. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop Fen Lisesi Projesinin iptal edildiği iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/319) ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı

9. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Millî Piyango İdaresince Sinop'ta yapılması planlanan Fen Lisesi Projesine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/320) ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı

BAŞKAN - Soru önergelerini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını saygıyla arz ederim.

                                     Engin Altay

                                               Sinop

2002 yılı yatırım programı 10 Ocak 2002 tarih ve 24636 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır.

1- 2002 yılı yatırım programında 2001 H010300 proje numarasıyla programa alınan Sinop İli Fen Lisesi Projesinin iptal edilerek, Sıvas ve Edirne İllerine aktarıldığı duyumları doğru mudur?

2- Bu duyumlar doğru ise, Bakanlığınız yatırım gereksinmelerine karar veren makam Devlet Bakanlığı mıdır?

3- Millî Piyango Genel Müdürlüğüne, bu yatırımın Sinop'tan alınması için hangi bakanlar talimat vermiştir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdüllatif Şener tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                     Engin Altay

                                               Sinop

Millî Piyango İdaresi, her yıl, gelirinin bir bölümüyle, hem reklam hem de Türk millî eğitimine katkı sunmak amacıyla okul yapmaktadır.

1- 2003 yılı içerisinde, Sinop'un da içinde olduğu iki ilimize fen lisesi yapacakken, bu inşaatın Sıvas İlimize kaydırıldığı doğru mudur?

2- Şayet doğru ise, bu işlemin talimatınızla yapıldığı doğru mudur?

3- Sinop halkının okuluna sahip çıktığını gösterdiği 5 000 imzalı dilekçeyle ilgili olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz?

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sinop Milletvekili Sayın Engin Altay'ın şahsıma ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdüllatif Şener'e yöneltmiş olduğu sorulara  cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Millî Piyango İdaresi, 1990 yılından beri, reklam giderlerinden düşmek üzere, Millî Eğitim Bakanlığına yurt ve okul yapmaktadır. Bugüne kadar, Millî Piyango İdaresi tarafından 23 okul ve yurt inşa edilmiş ve donanımıyla birlikte ilgili kurumlara teslim edilmiştir. Ben, öncelikle, bundan dolayı, Millî Piyango İdaresine, Yönetim Kuruluna huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum.

Millî Piyango İdaresi, bu kararları verirken, elbette, Millî Eğitim Bakanlığına ve tasarruf tedbirleri uygulayan Başbakanlığa danışmaktadır.

Millî Piyango İdaresi, son olarak, 4 ilimizde ve 1 ilçemizde okul inşa edilmesi için karar almıştır; bunlar, Edirne, Sinop, Sıvas ve Tunceli İlleridir. Ayrıca, Manisa İlimizin Turgutlu İlçesinde bir okul yapılması için Millî Piyango İdaresi Yönetim Kurulunca karar verilmiştir.

Sinop'taki bir lisemizin -fen lisesinin- projesinin iptal edilerek bir başka ile aktarılması söz konusu değildir. Sayın Engin Altay'ın da belirttiği gibi, 2001H010300 proje numarasıyla 2002 yılı yatırım programında yer almış ve 2003 yılı programına da teklif edilmiştir; ancak, 27.8.2002 tarihli ve 25850 sayılı yazıyla, ihaleye esas olmak üzere, evrak, Valilikçe Bakanlığımıza gönderilmiş, Bakanlığımız, vaziyet planı, plankote, zemin sual fişi, zemin sondaj raporunun eksik olduğunu tespit etmiş ve keşif bedelinin abartılı olarak belirlendiğini ifade ederek, 23.9.2002 tarihli ve 11777 sayılı yazıyla bu durumu Valiliğe iletmiş; fakat, cevap alınamamıştır.

Değerli milletvekilleri, burada şunu ifade etmek istiyorum: Gerek Millî Eğitim Bakanlığı tarafından gerekse başka kurumlar tarafından bu tür yatırımlar yapılırken, o illerimizin, o bölgelerimizin gerçek ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. Popülist yaklaşımlarla okul inşa edilir veya başka projeler programa alınırsa ve bunlar yıllarca sürüncemede kalırsa, bu, ülkemizin genel ekonomik durumu açısından doğru olmaz ve bunlar rasyonel yatırımlar olmaz.

Ben, şu anda, Millî Piyango İdaresinin okul yaptırma kararı aldığı 4 ilimizdeki ve 1 ilçemizdeki ortaöğretim kurumlarının durumunu size iletmek istiyorum. Derslik başına düşen öğrenci sayısı itibariyle, bakınız, Edirne İlinde, 1 dersliğe 21 öğrenci, Manisa'da 36 öğrenci, Sinop'ta 18 öğrenci, Sıvas'ta 49 öğrenci, Tunceli'de 25 öğrenci düşmektedir. Bu durumda, eğer, illerimizin gerçek ihtiyaçları gözönünde bulundurularak bir sıralama yapılması gerekiyorsa, bu 5 il ve ilçe arasında, Sinop İli en az ihtiyacı olan il olarak gözükmektedir.

Burada, bir şey daha söyleyeyim: Biz, bir anadolu öğretmen lisesi inşaatı bitirdik ve hizmete açmamız gerekiyor. Şu anda, bir anadolu öğretmen lisemiz var, bu, ikincisi olarak yapılmış ve biraz da şehrin dışında bir okul. Bütün genel müdürlüklerimize müracaat ettik, okul öncesine dedik ki "Sinop'ta ihtiyacımız var mı" "İhtiyaç yok, ilkgöretime sorduk, ihtiyaç yok, ortaöğretimde ihtiyaç yok, meslekî teknik eğitimle ilgili olan genel müdürlüklerimizin de ihtiyacı yok. Niçin; çünkü, Sinop İlimiz her türlü hizmete laik olan -bütün illerimiz gibi- şirin bir ilimiz; ama, orada, şu anda, böyle bir yatırıma, böyle bir okula ihtiyaç yok. Biz, yine, bunu değerlendirmek için Sinop İlimize hizmet olmak üzere, milletvekili arkadaşlarımızın da ricası üzerine, bu okulumuzu, Samsun 19 Mayıs Üniversitesinin, orada Fen ve Edebiyat Fakültesi açması için tahsis ettik.

Değerli arkadaşlarım, bazı illerimiz vardır ki, geçmişte, bazı sayın bakanlarımız, o illerin milletvekilleri oldukları için, oralarda ihtiyaçtan fazla yatırımlar yapılmıştır.

Bizim Hükümetimiz döneminde, böyle bir şey olmaması, böyle bir şeye kesinlikle tevessül edilmemesi bizim prensibimizdir. O tür, bazı iller vardır ki, şu anda, bir yığın okul inşaatı, birinci katta, ikinci katta, subasmanı seviyesinde, kendi haline terk edilmiş durumdadır; çünkü, onlar, gerçek ihtiyaç sonucu tespit edilmiş yatırımlar değildir.

Sayın Engin Altay Beyin sorusu üzerine bunu bir kez daha ifade ediyorum: Şu anda Sıvas ve Edirne'deki okullarımızın, yani, Millî Piyango İdaresi tarafından yapılacak bu okullarımızın işlemleri yürütülmektedir; çünkü, Millî Piyango İdaresi daha önce, sadece 1 okul yapıyordu yılda. Daha sonra talebin artması üzerine bunu yılda 2 okula çıkardılar; ama, ardından da, daha önce kararını aldıkları okulların inşası gelecek. Sinop'taki fen lisesinin de programdan çıkarılması, iptal edilmesi veya orada başlayan bir inşaatın bir başka ile nakledilmesi de söz konusu değildir.

Ayrıca, Sayın Abdüllatif Şener Bey'in Sıvas Milletvekili olması hasebiyle kendisine bu soru sorulduğu için ona da ben cevap vermek istiyorum. Sıvas'ta sabahçı-öğleci eğitim yapıldığı halde, ortaöğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı 49'dur. Eğer tekli öğretime geçerse, yani, sabahçı-öğleci öğretimi kaldırdığınız zaman bu rakamı neredeyse 2'ye katlamanız lazım; ama, diğer 3 ilimizde ve adı geçen ilçemizde sabahçı-öğleci eğitim değil, günde tek eğitim yapılıyor. Dolayısıyla, eğer zaruret söz konusuysa, gerçek ihtiyaç söz konusuysa, burada önceliğin Sıvas İline ait olması aklın gereğidir, ekonomik davranmanın gereğidir, rasyonalitenin gereğidir diyor ve hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Sayın Bakan, teşekkür ediyorum.

Sayın Altay, ek bir açıklama talebiniz var mıdır?

ENGİN ALTAY (Sinop)- Evet.

BAŞKAN- Buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop)- Sayın Çelik'e teşekkür ediyorum. Ancak, ben bu önergeleri, 21 Mart 2003'te, dönemin Millî Eğitim Bakanı Sayın Mumcu'ya ve Sayın Şener'e verdim.

Sayın milletvekilleri, benim, bu Parlamentoyu gereksiz yere işgal edip etmeyeceğimi hepinizin bildiği kanaatini taşıyorum. Çok somut bilgi ve belgelere dayanmadan da bu tarz önergeler vermek âdetim değildir.

Dönemin Millî Piyango İdaresi Genel Müdürüyle -ki, şimdi o da diğer bütün genel müdürler gibi görevden alındı- yaptığım konuşma ve Millî Eğitim Bakanlığındaki ilgili bürokratlardan aldığım bilgiye dayanarak bu önergeyi verdim.

Şimdi, Sayın Bakanın açıklamasından da anlıyorum ki, hadise doğrudur. Ben, çok sevdiğim Sayın Bakanın "Sinop'ta ihtiyaç yok, Sıvas'ta daha çok ihtiyaç var" demesine, biraz da bir eğitimci olarak üzüldüm. Yani, bizim bir elimizdeki beş parmağın beşinin de acısının sizin için aynı olması lazım diye düşünüyorum. Sinop'ta -bir gün lütfedip gelirsiniz inşallah, beraber de gezeriz- fen lisesine ihtiyaç var; şüphesiz ki Sıvas'ta da var, şüphesiz ki Edirne'de de var.

Tabiî, siyasette vefa da güzel bir şey. Maliye Bakanımızın, mezun olduğu Edirne Ticaret Lisesi binasını Millî Piyango aracılığıyla yenilemesine de çok itiraz etmiyorum; Edirne de bizim bir ilimiz; ama, bir realite vardır; daha önceden 57 nci hükümet döneminde Sinop'a planlanan okulun tayini çıkarılmıştır. Durum, özetle budur; ancak, 2004 bütçesinde, normal genel bütçeden programda Sinop'ta bir fen lisesi görünüyor. Hiç değilse, onun ödeneklerinin tam olarak çıkarılıp Sinopumuzun da aynı Sıvas gibi, Edirne gibi okuluna kavuşmasını talep ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Altay.

Soru önergeleri cevaplandırılmıştır.

10. - Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop'un sınır ticareti kapsamına alınıp alınmayacağına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/321)

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

11. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, enerji üretim santrallarının faaliyetlerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/322) ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın cevabı

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Burada.

Soru önergesini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yer alan konunun Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğini arz ederim.                 21.3.2003

                                       Ali Arslan

                                              Muğla

Doğalgaz santrallarından elektrik alımı nedeniyle Yatağan-Yeniköy-Kemerköy Termik Santralları kapasite düşürmüştür. Bu santrallara verilen kömür miktarı yarıya düşmüştür. İşletmeler çalışanlarının ücretini ödeyemez hale gelmiştir.

Ülkemizde tüketilen elektriğin çoğu doğalgaz santrallarından alınmaktadır. Barajlarımızdan 0,6 sente, linyitten 2 sente elektrik üretilirken, doğalgazla elektrik 10-11 sente üretilebilmektedir. TEAŞ 11 sente aldığı elektriği TEDAŞ'a 4 sente satmakta, aradaki fark, halkın sırtına yüklenmektedir. Doğalgazla üretim yapan şirketler tam kapasite çalışarak pahalı elektrik üretirken, termik santrallar kapanacak duruma getirilmiştir.

1 - Enerji kaynaklarımızı verimli kullanarak ekonomimizi geliştirmek ulusal politikamız olması gerekirken, bu yapılanları nasıl açıklıyorsunuz?

2 - Doğalgazla yapılan pahalı, dışa bağımlı elektrik üretimi yapan yatırımlara niçin izin veriyorsunuz?

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Muğla Milletvekili Sayın Ali Arslan'ın, enerji fiyatlarına ilişkin sözlü sorusunu cevaplamak üzere, söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt AŞ Genel Müdürlüğü, Elektrik Üretimi AŞ Genel Müdürlüğü tarafından üretilen elektrik enerjisi ile özel şirketler tarafından üretilen enerjiyi satın almaktadır. Sözleşme şartlarına bağlı olarak 2003 yılında yap-işlet modeliyle üretim yapan özel sektör doğalgaz santrallarından ortalama 6 sente -kilovat/saat başına- yap-işlet-devret modeliyle üretim yapan özel sektör doğalgaz santrallarından ise ortalama 10 sente elektrik enerjisi satın alınmaktadır. Bu fiyatların yüzde 50'si doğalgaz bedeline karşılık gelmektedir.

TETAŞ Genel Müdürlüğünün sattığı elektriğin tarifesi ise ortalama alış fiyatıyla Hazine Müsteşarlığının öngördüğü doğrultuda belirlenmekte, TEDAŞ ve bağlı ortaklıklarına uygulanan fiyat kilovat/saat başına 83 600 Türk Lirasıdır.

TETAŞ Genel Müdürlüğünün uzun süreli sözleşmeler kapsamında aldığı enerji ile Elektrik Üretim AŞ'nin santrallarından alınan enerjilerin paçal maliyeti, satış fiyatlarını belirlemektedir. Daha önce yapılan ve sözleşme gereği alınması zorunlu olan elektrik fiyatları yüksek olduğundan, TETAŞ Genel Müdürlüğünün enerji alış maliyetini yükseltmiş bulunmaktadır.

TETAŞ'ın özel şirketlerden satın alacağı elektriğin tarifesi üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunma şansı bulunmamakla beraber, Bakanlığımızca, yap-işlet modeli santrallarının tarifelerinde indirim sağlanabilmesi konusunda gerekli görüşmeler şirketlerle devam etmektedir.

Bu arada, yerli kaynaklara dayalı üretimin, kömüre dayalı termik üretimin artırılması için, Enerji Bakanlığı, çalışmalarını sürdürmektedir. Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğünün 2003 yılı revize üretim programına göre doğalgaz santrallarında elektrik enerjisi üretimiin, biraz daha düşürülecek ve kömür yakıtlı santrallar çalıştırılacaktır.

Ülkenin elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla 3 doğalgaz çevrim santralı için yılda 4 500 000 000 metreküp gaz kullanılırken, 2003 yılı üretim programı için öngörülen doğalgaz tüketimi, önce 2 700 000 000 metreküpe, daha sonra 2 milyar metreküpe indirilmiştir. Bunun sonucunda, 1 400 megavatlık Bursa Doğalgaz Santralı tamamen durdurulmuş, 8 gaz türbini ve 4 buhar türbininden oluşan 1 120 megavatlık Hamitabat Santralındaysa sadece 1 türbin ve 1 buhar türbini devrede tutulmaktadır.

Ayrıca, 6 gaz türbininden oluşan Ambarlı Doğalgaz Santralında 3 türbin tribün çalışmaktadır. Bu durumda ortaya çıkan elektrik enerjisi üretim açığı, kömür ve hidroelektrik santrallarının çalıştırılmasıyla karşılanmaya başlanmıştır.

Bilindiği gibi, bu sözleşmeler, geçmiş dönemde yapılan sözleşmeler olup, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunuyla teşkil ettirilen yeni piyasa yapısında yap-işlet modeliyle yatırım yapılması söz konusu değildir.

Bu arada, yerli kaynaklara dayalı üretimin artırılabilmesi için  Enerji Bakanlığındaki çalışmalar halen devam etmekte olup, Çan sahası linyitlerinin özelliklerine göre tesis ettirilen 2x160 megavatlık Çan Termik Santralı ve ülkenin en büyük linyit rezervlerinin bulunduğu bölgede yapılmakta olan, 1 050 kilokalori gibi düşük kalori değerine sahip, yüksek nem ve su içermesi nedeniyle santral dışında başka hiçbir alanda kullanılmayacak olan linyitleri yakmak üzere özel dizayn edilmiş 4x360 megavat kurulu gücündeki Afşin-Elbistan B Termik Santralının inşaatı halen devam etmektedir.

Ayrıca, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa göre, yeni üretim tesisi yatırım kararına ilişkin izinler, bundan böyle, Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından yerine getirilmektedir.

Görüldüğü gibi, enerjide dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik, yerli kaynakları harekete geçirecek termik santralların ve hidroelektrik santrallarının yapımına ve tam kapasitede çalıştırılmasına öncelik verilmektedir.

Ayrıca, Enerji Bakanlığı olarak da bu yıl içerisinde elektrik fiyatlarına zam yapılmamak suretiyle, vatandaşlarımızın ucuz elektrik kullanması temin edilmiştir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın Arslan, buyurun.

ALİ ARSLAN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin enerji manzarasına baktığınızda, gerçekten, insanın kanı donuyor. Son yıllarda, 1995 yılının ikinci yarısından itibaren uygulanan politikalarla, bütün dünya, yerli enerji üretimine doğru yönelme içindeyken, Türkiye'de, maalesef, enerjimiz tamamen, neredeyse yüzde 70-75'ler civarında, dışa bağımlı hale getirilmiş. Bu, linyit rezervleri açısından son derece zengin olan ülkemizde, gerçekten, çok anlamsız ve bu kadar dışborcu, bu kadar borcu olan ülkeyi batağa saplayan bir uygulama. Sayın Enerji Bakanımızın çalışmalarını yakından izliyorum; o da, bu tehlikenin farkında ve yerli enerji üretimine yönelik çalışmaları var; ancak, son aldığım bilgilere göre, TKİ'den, 2003 yılında 18 milyar ton linyit alınması gerekirken, şu ana kadar, sadece 13 milyar ton civarında linyit alınabilmiş. Demek ki, yerli enerjiye dönük çalışmalar çok da yeterli ve verimli gitmiyor.

Değerli arkadaşlarım, ülkelerin çok önemli bir bölümü, kendileri doğalgaz üreticisi olan ülkeler bile, daha çok, kömürden elektrik üretimi konusunda çalışmalar yapmaktadırlar. Örneğin, kömüre dayalı santralların kurulu gücünün toplam güce oranı, 2001 yılında, Polonya'da yüzde 96, Almanya'da yüzde 51, Avustralya'da yüzde 84, Türkiye'de ise sadece yüzde 23,8. Bunca büyük zenginliğin karşısında, bu rakamlar, gerçekten insanın kanını donduruyor. Bence, bu sorun, bu hükümetin, bu Meclisin çözmesi gereken en önemli sorunlardan bir tanesi. Bir ülkenin enerjisinin dışa bağımlı olduğunu düşünmek insanın tüylerini ürpertiyor. Değerli arkadaşlarım, doğalgaz santralının ülkeye katkısı, neredeyse hiç yok; çünkü, tamamen dışarıya para ödüyoruz, yan sanayii yok; belki de, getirdiğinden fazla götürüyor.

O açıdan, bence -dediğim gibi- bu hükümet, bu Meclis, bu sorunu mutlaka çözmelidir. Geçtiğimiz yıllarda uygulanan yanlış enerji politikalarına bir an önce son verilmelidir. Bu, sadece halkımızı ilgilendirmiyor; kömür işkolunda çalışan arkadaşlarımızın işsiz kalması, işlerini kaybetmesi, kömür işletmelerinin zarar etmesi, sonunda belki de özelleştirilmesinin kolaylaştırılması yolunu da açıyor. O açıdan, ben, uygulanmaya başlanan bu çalışmaların hızla sonuçlandırılmasını diliyor, Sayın Bakana da teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Soru cevaplandırılmıştır.

12. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, ABD'nin İskenderun Limanından füze sevkiyatı yaptığı iddiasına ilişkin Millî Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/325)

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

13. - Mersin Milletvekili Hüseyin Özcan'ın, eşinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurusuna ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/326)

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Dışişleri Bakanı?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

14. - Mersin Milletvekili Hüseyin Özcan'ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine dava açtığı iddiasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/327)

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Sorunun görüşülmesi ertelenmiştir.

Sayın milletvekilleri, sorulara ayrılan 1 saatlik süre dolmuştur.

Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 16.34

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 16.50

BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER : Suat KILIÇ (Samsun), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)

BAŞKAN - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların görüşmelerini erteliyoruz.

Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 31.7.2003 tarihli ve 4967 sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakerelerine başlıyoruz.

3. - Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 31.7.2003 tarihli ve 4967 sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/658) (S. Sayısı : 277) (x) (xx)

BAŞKAN  - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 277 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 31.7.2003 tarihli ve 4967 sayılı Kanunun 1 inci maddesi Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayarak, bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterilen gerekçeyle birlikte Başkanlığımıza geri gönderilmiştir.

Plan ve Bütçe Komisyonu, Cumhurbaşkanının geri gönderme gerekçesini uygun bularak, 1 inci maddeyi kanun metninden çıkarmıştır. Anayasanın 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında "Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir" denilmekte, İçtüzüğün 81 inci maddesinin son fıkrasında ise "Cumhurbaşkanınca yayımlanması kısmen uygun bulunmayan ve bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilen kanunların sadece uygun bulunmayan maddelerinin görüşülmesine kanunun görüşmelerine başlamadan önce Genel Kurulca görüşmesiz karar verilebilir. Bu durumda, sadece uygun bulunmayan maddelerle ilgili görüşme açılır. (...) Kanunun tümünün oylaması her halde yapılır" hükümleri yer almaktadır.

                               

(x) 249 S. Sayılı Basmayazı 31.7.2003 tarihli 114 üncü Birleşim tutanağına eklidir.

(xx) 277 S. Sayılı Basmayazı bu birleşim tutanağına eklidir.

Bu hükümlere göre, geri gönderilen kanunun tümünün veya sadece Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayan maddelerinin görüşülmesi, Genel Kurulun kararına bağlıdır; ancak, Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmayarak, bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen kanunun 1 inci maddesi metinden çıkarıldığından, kısmen görüşülecek bir husus kalmamıştır. Bu nedenle, kanunun diğer maddelerinin görüşülüp görüşülmemesi konusunda Genel Kurulun kararını alacağım.

Kanunun maddelerinin görüşülmemesini Genel Kurulun onayına sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - "Görüşülsün" diyenlerin sayısı daha çok Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, kanunun tümünü oylarınıza sunmadan önce, oyunun rengini açıklamak üzere şahsı adına, aleyhte, Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı'nın söz talebi vardır.

Sayın Gazalcı, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tümünüzü saygıyla selamlıyorum; öğretmenlerimizin de gününü kutluyorum.

Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz konu; yani, görüşmeden kabul edeceğimiz konu, Millî Eğitim Temel Kanunundaki, yani, Türk millî eğitim sisteminin nasıl olacağına ilişkin temel ilkeleri belirleyen bir temel yasadaki değişiklikler; bunu oldubittiye getiriyoruz.

Geçen yasama döneminin son gününde, bu kanun, yine bir oldu bittiye getirilerek burada oylandı ve çok kısa bir görüşmeyle geçti. Bu kez de, daha önce yapılan anayasa değişikliği ve içtüzük değişikliğine göre, kısmî görüşme olup olmayacağı hususu oylandı; maalesef oylarınızla "görüşülmesin" denildi. Ben de şimdi, İçtüzüğün, oyunun rengini belirtmekle ilgili maddesinden yararlanarak söz aldım.

Değerli arkadaşlar, bu temel yasa, bir çırpıda hazırlanmamıştır; 1973 yılında, kabul edilirken uzun görüşmeler olmuştur. Bakın, Meclisteki görüşmeleri ve gerekçeleri bir dosya halinde buradadır. Millî Eğitim Temel Kanunu görüşülmeden önce, uzmanlar görüşler bildirmiş, kalkınma planlarından, Yüksek Planlama Kurulundan yararlanılmış; 1972 yılında, 13 Ekim tarihli Resmî Gazetede "Millî Eğitim Temel Stratejisi" adı altında yayımlanmış; daha sonra olgunlaştırılarak bu yasa çıkmıştır.

Şimdi, AKP Hükümeti, onun Millî Eğitim Bakanı, işine geldiği zaman, bu temel yasayı deliyor.

Bakın, 30 nisan 2003'te, sırf keyfî bir atama yapabilmek için, kadrolaşabilmek için, önce bu temel kanunun bir maddesini değiştirdik. O zaman o değiştirildi, kendine göre bir atama yönetmeliği yaptı Sayın Bakan; şimdi binlerce kişiyi, yöneticiyi o yönetmeliğe göre atıyor.

Şimdi görüştüğümüz konu, daha doğrusu görüşemediğimiz konu, üç ayaktan oluşuyordu. Birincisi, özel okullarda devlet parasıyla öğrenci okutmak; hani, şu 10 000 öğrenci sorunu. Büyük bir reform gibi getirilmişti. Aslında, o madde, bu kanuna sonradan eklendi. Bugün geri çekilen o madde, sonradan, Plan ve Bütçe Komisyonunda eklendi; yani, Danıştay, genelgeler konusunda iptal kararları verince, biz şuraya bunu yapıştıralım, orada çıksın denildi. Şimdi, Cumhurbaşkanı, bunu hukuka aykırı buldu, bize geri gönderdi. Plan ve Bütçe Komisyonunda, o madde metinden çıkarıldı; ama, biz, Meclis olarak, kamuoyu olarak, bu maddenin, o, özel okullarda okutulacak öğrenci kısmına yoğunlaşmıştık. Asıl, okul satışları ve ders kitaplarıyla ilgili kısmı ve bugün yasalaştıracağımız konuyu yeterince görüşememiştik.

Değerli arkadaşlar, ben, Millî Eğitim Komisyonu üyesiyim; bu Millî Eğitim Temel Yasasında yapılacak değişiklik, Millî Eğitim Komisyonunda görüşülmedi. O zaman da söyledim, bir kere daha söylüyorum; bu kez de görüşülmedi, yine Plan ve Bütçe Komisyonuna getirildi, orada o madde metinden çıkarıldı, burada da bir oldubittiye getirilip yasalaştırılmak isteniliyor.

Değerli arkadaşlar, Millî Eğitim Temel Yasası bir bütündür; bunda, istediğiniz zaman, istediğiniz değişiklikleri yapamazsınız. Tabiî, biçim olarak yapabilirsiniz; ama, ülke eğitiminin, ulusal eğitimin siyasetlerin üzerinde olması gerekir. Orada, birtakım temel ilkeler konulmuştur; Anayasaya göre konulmuştur, başka gereksinimlere göre konulmuştur. Şimdi değiştirdiğimiz 2 madde nedir peki?

Değerli arkadaşlar, millî eğitimin taşınmazları, okulları satışa çıkarılacak. Öyle bir yetki veriyoruz. Kime; Maliye Bakanlığına veriyoruz. Millî Eğitim Bakanı, elindeki okulları, taşınmazları, bedelsiz olarak Maliye Bakanlığına veriyor.

Plan ve Bütçe Komisyonunda, bu konuda çok ciddî kaygılar belirtilmiş; bu, elinizdeki tasarıda var. Örneğin, il özel idarelerine ve köy tüzelkişiliklerine ait mülkiyeti...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gazalcı, size normalde 3 dakikalık süre vermem lazımken 5 dakikalık süre vermiştim.

Şu anda, 1 dakikalık eksüre vereceğim; oyunuzun rengini belirtip, ineceksiniz. Bu 1 dakikalık süreyi uzatmayacağım Sayın Gazalcı, haberiniz olsun.

Son 1 dakikalık sürenizi başlatıyorum.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Arkadaşlar, bakın, hükümete tanımadığımız yetkiyi Maliye Bakanlığına veriyoruz. 100 trilyon liranın üstündeki satışları hükümet bile yapamıyor; ama, biz, bu yasayla, bu yetkiyi Maliye Bakanlığına veriyoruz.

Millî Eğitim Bakanlığının tavsiye etmediği hiçbir kitap okullara sokulamazdı. Şimdi, ders kitaplarının dışındaki bütün kitaplar oraya sokulacaktır.

Değerli arkadaşlar, yapmayın; 1 dakikaya sıkıştırmayın, 5 dakikaya sıkıştırmayın; gelin, bunu, ayrıntılı, güzel konuşalım!

Millî Eğitim Bakanı bize bir yazı gönderdi "ulusların sürekliliği için eğitime önem vermek gerekir ve bu yüzden de öğretmenler gününüzü kutluyorum." Ne kadar güzel bir laf! Eğitime, okulları satarak mı önem vereceksin?! Yol geçen hanı gibi, ders kitaplarının dışındaki kitapları, kimin hazırladığı belli olmayan kitapları okullarda satışa sunarak mı vereceksiniz?!

Değerli arkadaşlar, bu temel yasadaki tuğlalar çekilirken, bu, gerçekten, AKP'li arkadaşlara da güzel anlatılırsa... Kaygıları olduğu inancındayım. Bir kere, imaj olarak... Çünkü, burada, Millî Eğitim Bakanlığının okul satması...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Tümünüze saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından "oyunun rengini belirt" sesleri)

Aleyhte oy kullanacağım.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, görüşmeler tamamlanmıştır.

Kanunun tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kanunun kabul edilmesi vesilesiyle, Millî Eğitim Bakanının bir teşekkür konuşması olacaktır.

Sayın Bakan, buyurun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben, bu yasa tasarısının Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmesinden dolayı, Yüce Heyetinize teşekkürlerimi sunuyorum.

Başta Sayın Gazalcı olmak üzere, Anamuhalefet Partisine mensup arkadaşlarımız da müsterih olsunlar; kamu yararına olmayan, ülkemizin yararına olmayan, Türk millî eğitiminin yararına olmayan hiçbir adım atılmayacaktır ve Türk millî eğitiminin dayanmış olduğu temel ilkelerden ve yaklaşımlardan hiç kimsenin taviz vermesi söz konusu değildir; aklın gereği budur, rasyonalitenin gereği budur. Göreceksiniz, her şey daha güzel olacak.

Teşekkür ediyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Bakana teşekkür ediyorum.

Kanunun, ülkemiz, milletimiz ve millî eğitim camiamız için hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Sayın milletvekilleri, İmar Kanunu ile İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

4. - İmar Kanunu ile İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonları Raporları (1/624) (S. Sayısı: 267) (Dağıtma tarihi: 9.10.2003) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 267 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Parlakyiğit'in söz talebi vardır.

Sayın Parlakyiğit, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

CHP GRUBU ADINA MEHMET PARLAKYİĞİT (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İmar Kanunu ile İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 1 inci maddesiyle, 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan bir değişiklikle, imar uygulamaları sonucu düzenleme ortaklık paylarının yüzde 35'ten yüzde 40'a yükseltilmesi ve bu payların değerlendirileceği alanlar arasına Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarının da eklenmesi öngörülmektedir.

İlgili tasarının 2 nci maddesiyle ise, 24.2.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda yer alan "cami" ibareleri "ibadet yeri" olarak değiştirilmiştir.

Aynı kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafının son cümlesi madde metninden çıkarılmış ve bu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

"İmar planlarında veya ıslah planlarında kamuya ayrılan alanlarda kalan ve imar uygulamasında imar haklarını alan gecekondu ve yapı sahipleri, mülkiyetleri altında bulunan yapılarını belediye sınırları içerisinde ilgili belediyelerin, belediye sınırları dışında valiliğin yazılı ihtarı üzerine otuz gün içinde yıkarak, yapının enkazını kaldırmak zorundadır. Valilik veya ilgili belediyenin ihtarına rağmen, sahibince otuz gün içinde yıkılmayan veya enkazı kaldırılmayan yapılar, valilik veya ilgili belediyesi tarafından ayrıca bir tebligata gerek kalmaksızın yıkılarak kaldırılır. Valilik veya ilgili belediye tarafından enkazlar için ayrıca bedel ödenmez." Böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, İmar Kanunu, imar sınırları içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri, maliklerinin veya diğer hak sahiplerinin onayı aranmaksızın, birbirleriyle ya da yol fazlalarıyla ya da kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye; bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya; müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve resen tescil işlemlerini yaptırmaya, belediyelerin veya valiliklerin yetkili olduğu hükmünü içermektedir. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında, bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında, düzenleme ortaklık payı olarak düşülebilmektedir. Mevcut düzenlemeye göre bu pay, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde 35'ini geçememektedir. Ayrıca, düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, cami ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarda kullanılamamaktadır.

                               

(x) 267 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Ülkemiz, hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşmeden dolayı, teknik ve sosyal altyapı yatırımlarına büyük kaynak ayırmak zorunda kalmıştır. Çağın gereksinimlerine ayak uydurulabilmesi ve özellikle eğitim tesisi gibi yapılara gerekli kaynakların sağlanabilmesi amacıyla, tasarıyla, yukarıda belirtilen düzenleme ortaklık payının yüzde 35'ten yüzde 40'a yükseltilmesi öngörülmekte ve bu alanların Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları için de kullanılmasına imkân tanınmaktadır.

Ülkemiz, bir yandan hızlı nüfus artışı, bir yandan da hızlı kentleşme olgusu içerisinde bulunmaktadır. Bu iki olgu, teknik ve sosyal altyapı yatırımlarına büyük kaynaklar ayrılmasını zorunlu kılmaktadır.

İmar planlarında okul alanları ayrılmakta ise de, bu alanların kamulaştırılması büyük bedellere ulaşmakta; böylece, okul yapımı için ayrılan alanlar, ya süresinde bedeli karşılanamadığından kamulaştırılamamakta ya da kamulaştırılsa bile bedellerinin ödenmesinde güçlükler çekilmektedir.

Eğitim ve öğretime ayrılan bütçe paylarının giderek azalması karşısında, toplumumuzun geleceği açısından önemi tartışılmayacak olan eğitimin kalitesinin düşmesi gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır.

Çağın gereklerine ayak uydurabilmek ve eğitim kalitesini yükselterek ülkenin bütününe aynı seviyede eğitim verilmesini sağlamak bakımından, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulların da yapımına gerekli kaynakların sağlanabilmesi amacıyla, 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesinde yapılan değişiklikle, düzenleme ortaklık paylarının yüzde 35'ten yüzde 40'a yükseltilmesi ve bu payların değerlendirilebileceği alanlar arasına Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulların da eklenmesi öngörülmektedir.

Sonuç olarak, arsa düzenleme ortaklık paylarının yüzde 35'ten yüzde 40'a yükseltilmesi öngörülürken, bu alanların devlet okulları için de kullanılmasına imkân tanınmaktadır. İmar veya ıslah planlarında kamuya ayrılan alanlarda kalan ve imar uygulamasından yararlanan gecekondu ve yapı sahiplerine, mülkiyetleri altındaki yapılarını, yapılacak ihtar üzerine yıkmaları ve yapının enkazını kaldırma yükümlülüğü getirilmektedir.

Bu düzenlemeyle, belediyelere verilen arsa ortaklık payı düzenleme yetkisi içine devlet okulları da dahil edilerek, devletin çok yüksek rakamlara ulaşan arsa bedelleri ödemesinin önüne, bir yerde, geçilmiş olacaktır.

Sekiz yıllık eğitimle ilgili 4306 sayılı Yasa yürürlüğe girdiğinde, 2000 yılı için hedeflenen 30 öğrencilik sınıfların günümüzde dahi sağlanamadığı, bu nedenle yeni okullara ihtiyaç bulunduğu, ayrıca, 4842 sayılı Yasayla birlikte, işadamlarının okul yapmak için bakanlıklarından yoğun bir şekilde arsa talep ettikleri, günümüzün bir gerçeğidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; imar uygulamalarıyla ortaklık paylarının yüzde 35'ten yüzde 40'a çıkarılması sonucu, her ne kadar taşınmaz sahibi yurttaşlarımızın mağdur olacakları gibi bir durum akla geliyor ise de, kamunun bu alanlarda yapacağı altyapı ve imar yatırımlarıyla yurttaşta kalan yüzde 60 hissenin büyük bir katmadeğer kazanacağı gerçeğinden hareketle, yurttaşlarımızın mağduriyetinin bu yolla giderildiğine kanaat getirmiş bulunuyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, görüşülmekte olan bu tasarıya olumlu oy vereceğimizi belirtir, Yüce Meclisimizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Parlakyiğit, teşekkür ediyorum.

AK Parti Grubu adına, Sakarya Milletvekili Sayın Recep Yıldırım; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP YILDIRIM (Sakarya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri ve bizleri izleyen değerli halkımız; geçtiğimiz hafta coşkuyla kutladığımız -tüm öğretmenler caimasının- Öğretmenler Gününü ve ramazan bayramınızı tebrik ediyor, terör ve bütün kötülüklerden arınmış bayramlara ulaştırmayı Cenabı Hak'tan niyaz ediyor, ayrıca, bugün Engelliler Günü olması münasebetiyle de tüm engelli vatandaşlarımızın gününü tebrik ediyor, sıhhat ve afiyetler dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

267 sıra sayılı İmar Kanunu ile İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısıyla ilgili olarak, AK Parti Grubu adına, söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, İmar Kanunu, imar sınırları içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri, maliklerinin veya diğer hak sahiplerinin onayı aranmaksızın, birbirleriyle ya da yol fazlalarıyla ya da kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve resen tescil işlemlerini yaptırmaya, belediyelerin veya valiliklerin yetkili olduğu hükmünü içermektedir.

Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında, bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında, "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilmektedir. Mevcut düzenlemeye göre bu pay, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde 35'ini geçememektedir. Ayrıca, düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarda kullanılamamaktadır.

Hepimizin bildiği gibi, ülkemiz, bir yandan hızlı nüfus artışı bir yandan da hızlı kentleşme olgusu içerisinde bulunmaktadır. Bu iki olgu, teknik ve sosyal altyapı yatırımlarına büyük kaynaklar ayrılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu zorunluluk çerçevesinde, imar planlarında okul alanları ayrılmakta ise de, bu alanların kamulaştırılması büyük meblağlara ulaşmakta, böylece, okul ve eğitim tesisi yapımı için ayrılan alanlar ya süresinde bedeli ödenmediğinden kamulaştırılamamakta ya da kamulaştırılsa bile bedellerinin ödenmesinde güçlüklerle karşılaşılmaktadır.

Çağın ihtiyaçlarına ayak uydurulabilmesi ve özellikle eğitim tesisi yapımına gerekli kaynakların sağlanabilmesi amacıyla, tasarıyla, düzenleme ortaklık paylarının yüzde 35'ten yüzde 40'a yükseltilmesi öngörülmekte ve bu alanların, okul ya da eğitim tesisi için de kullanılabilmesine imkân tanınmaktadır. Ayrıca, getirilen düzenlemeyle, imar veya ıslah planlarında kamuya ayrılan alanlarda yeni düzenlemeler getirilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uygulamada, kamu kuruluşlarına imar planlaması çerçevesinde kamusal tesisler yapmak için tanınan yüzde 35'lik düzenleme ortaklık payı yetersiz kalmaktadır. Bundan dolayı, belediye başkanlarının, planlamayı sağlıklı yapabilmek için, arsa sahipleriyle karşılıklı anlaşarak, yüzde 50'lere varan düzenleme ortaklık payı kullandıkları görülmektedir.

Ben de üç dönem belediye başkanlığı yapmış bir milletvekili arkadaşınız olarak bu sıkıntıları bizzat yaşadım. Bize, halktan, işadamlarından, arsa temin edildiği takdirde okul yaptıracaklarını söyleyenlere veya sağlık ocağı yaptırmak isteyenlere arsa bulmakta zorlandığımız için, bu tesislerin yapılması güçleşmekteydi. Ayrıca, 1999 Marmara depremi sonrasında, bu düzenlenen ortaklık payı sonrasında, otopark, aile parkı, okul bahçesi gibi yerlerin sığınma yeri olarak kullanıldığını bizzat müşahede ettik ve yaşadık. Bu yerlerin, ortaklık payları ayrılan yerlerin, kendine mahsus işler için kullanılmalarının dışında, bir de bu şekildeki afetlerde sığınma yeri olarak kullanıldığını aşikâr yaşayan arkadaşlarınızdan birisiyim; dolayısıyla, Marmara depremi sonrasında, okulların, sağlık ocaklarının, diğer kamu binalarının yapılması için yurt dışından ve yurt içinden  değerli işadamları, vakıflar ve dernekler bize geldiler, ücretsiz arsa temin edildiği takdirde, bunların mutlak surette yapılmasıyla ilgili bir çalışma teklif ettiler.

Değerli arkadaşlar, bir de, benim belediyemde, belediyenin 5 trilyonluk bir bütçesi varken, bu sivil toplum örgütlerine, belli konular için 100 milyarlık bir arsa verdiğimizde, 5-6 trilyonluk, millî eğitim yatırımı, sağlık ocakları yaparak bize teslim etmişlerdir. Bunun, ayrıca, bu şekilde de vurgulanması, anlaşılması gerektiğine inanmaktayım.

Ülkemizin malî kaynaklarının yetersizliği düşünüldüğünde, özellikle millî eğitim gibi temel kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde zorluklar olduğu aşikârdır. Kamu kurumlarına tanınan yüzde 40 düzenleme ortaklık payının, kamu yararı çerçevesinde kamu hizmetlerine ayrıldığı; imar planlaması yapılması, temel altyapı faaliyetlerinin tamamlanması ve sosyokültürel tesislerin kurulması nedeniyle mülkiyet sahiplerinin arsalarının değer kazandığı düşünüldüğünde, söz konusu fedakârlığın kısmen ya da tamamen karşılanmış olduğu aşikârdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapacağımız bu düzenlemeyle, belediyelere verilen arsa ortaklık payı düzenleme yetkisi içine devlet okulları da dahil edilerek, ülkemizin yaşadığı ekonomik sıkıntılarda, devletimizin çok yüksek meblağlara ulaşan arsa bedeli ödemesinin önüne geçilecek ve dolayısıyla, ülke ekonomisi üzerinde olumlu katkıları olacaktır.

Sekiz yıllık eğitimle ilgili 4306 sayılı Yasa yürürlüğe girdiğinde, 2000 yılı içerisinde, ülkemizde, eğitim ve öğretimde, öğrencilerimizin yaklaşık 30 kişilik sınıflarda eğitim görmesi hedeflenmekteydi; ancak, geldiğimiz noktaya baktığımızda, öğrencilerimize hâlâ bu imkânın sağlanamadığı görülmektedir. Bu durumun gerçekleşmemesinin en önemli nedeni, şüphesiz, okul yapılacak alanların yeterli miktarda olmamasıdır. İşte, çıkaracağımız bu kanunla, devletimizin vatandaşa vermiş olduğu sözü yerine getirmesinin amaçlandığı aşikârdır.

Ülkemizin okul sorununu, sadece devletimizin yatırımlarıyla çözmek mümkün değildir. Bu durumu bilen hayırsever vatandaşlarımız, okul yaptırmak için, Millî Eğitim Bakanlığına yoğun bir şekilde başvuru yapmakta ve arsa talep etmektedirler. İşte, çıkaracağımız bu kanunla, okul inşaı için arsa üretilmiş olacak ve hayırsever vatandaşlarımızın bu istekleri yerine getirilerek, ülke eğitim ve öğretimine yapmak istedikleri katkılar sağlanmış olacaktır.

Kanun tasarısının 2 nci maddesiyle, 24.2.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda yer alan -ve Avrupa yasalarına uyum çerçevesinde- "cami" ibareleri "ibadet yeri" olarak değiştirilmektedir. Ayrıca, imar planlarında veya ıslah planlarında kamuya ayrılan alanlarda yeni düzenlemeler getirilmektedir.

Ülkemize ve devletimize büyük fayda sağlayacak bu tasarının, kanunlaşarak hayırlı olmasını diler, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, teşekkür ediyorum.

Tasarının tümü üzerinde, şahsı adına, İzmir Milletvekili Sayın Erdal Karademir; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3194 sayılı İmar Yasasının 18 inci maddesi ile 2981 sayılı Yasanın 13/b maddesinin değiştirilmesine ilişkin kanun tasarısının tümü hakkında kişisel olarak söz aldım; hepinize saygılar sunuyorum.

Türkiye'de, kentleşme denilince, akla hemen, yerel yönetimlerin ve devletin izlediği toprak politikası gelmektedir. Birleşmiş Milletler raporlarında, ulusal ve uluslararası literatürde, toprak politikası denilince, kamu kurumlarının toprağa yönelik davranışları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, ülke genelinde yürütülen toprak politikası ve daha küçük ölçekli kentsel arsa politikalarıyla, belirli amaçlar için uygun arazilerin zamanında ve uygun fiyatlarla hazırlanarak, kentleşmenin somut istekleri sonucu ortaya çıkan arsa sorununun çözümlenmesi hedeflenmektedir. Arsa politikasının amaçladığı etkinliği sağlayabilmenin temel koşulu ise, devlet kurumlarının ve yerel yönetimlerin geniş katılımları ve tartışmaları sonucu hazırlanacak arazi kullanış kararlarının oluşturulmasıdır. Arazi kullanış kararlarının belgesini oluşturan imar planı, arsa politikalarının en önemli altlıklarından ve dayanaklarından biridir. İmar planı, idarî hukuk açısından, kişisel olmayan, genel ve düzenleyici nitelikte bir yönetsel işlemdir ve bugünkü durumu yeniden düzenlemekte, değiştirmekte, kaldırmakta, yeni bir durum yaratmaktadır. İmar planı, mülkiyet hakkına konulan çeşitli sınırlamaların yasal kaynağını oluşturduğu gibi, devletin, belediyelerin ve özel kişilerin girişecekleri çeşitli hizmetlerin ve yapılaşma çalışmalarının genel çerçevesini de oluşturmaktadır.

Türkiye'de, kentleşme ve yerleşme düzeninin sağlanmasında zorlayıcı, kısıtlayıcı ve yönlendirici kararlarla ülke genelinde tekdüze kurallar koyan 3194 sayılı İmar Yasasının 5 inci maddesine göre, uygulama imar planı, uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntılarıyla gösteren plandır. Buna göre, imar planlarının, planlı ve programlı çalışmalar içerisinde, etaplar halinde uygulanması gerekmektedir. Bu amaçla, 3194 sayılı İmar Yasasının 10 uncu maddesinde "belediyeler, imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç üç ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere beş yıllık imar programlarını hazırlarlar" kuralına yer verilmiştir. İmar Yasasının 18 inci madde uygulama yönetmeliğinin 5 inci maddesinde, belediyelerin ve valiliklerin, beş yıllık imar programlarına öncelik tanımak, kentin gelişme ve gereksinimlerine göre yeterli miktarda arsayı konut yapımına hazır bulunduracak şekilde uygulama imar planlarında düzenleme alanları saptamak, bu alanlarda imar planlarını uygulamak zorunda oldukları belirtilmektedir. Yasa ve uygulama yönetmeliğinin bu kesin kuralları, imar planlarının, belirli süreler içerisinde gerçekleştirilecek planlı ve programlı çalışmalarla yaşama geçirilmesini öngörmektedir. Ancak, bu kurallar ülkemiz belediyelerince pek az işletilmekte ya da hiç uygulanmamaktadır.

Meclis gündemine getirilen yasa tasarısında belirtilen konulara hiç değinilmemesi dikkat çekmektedir. Yasa tasarısında, imar planlarının, belediye meclisleri ya da il idare kurullarında onaylanmasının ardından hemen yaşama geçirilmesinden hareketle, 3194 sayılı İmar Yasasının 18 inci ve 2981 sayılı Yasanın 13/b maddesinde değişiklikler öngörülmektedir. Yasa tasarısıyla yapılmak istenen değişiklikler olumludur; ancak, yeterli değildir. IMF'nin ve Türkiye'ye kredi veren kuruluşların isteği yerine getirilmek ile imar sorunlarımızın çözümü farklı konulardır. Hükümetin, Türkiye'nin imar sistemini bir bütün olarak ele alan bir tasarıyı Meclisin gündemine getirmesi beklenirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2 nci maddesinde ifadesini bulan, ülkemizin temel niteliklerinden biri olan laiklik ilkesinin bir gereği olarak, İmar Yasasının 18 inci maddesinde düzenleme ortaklık payı adıyla yapılacak kesintilerden karşılanan alanlar arasındaki "cami" deyiminin "ibadet yeri" olarak değiştirilmesi ve aynı zamanda ilk ve ortaöğretim alanlarının bedelsiz karşılanmasına olanak tanınması, elbette olumlu ve imar sisteminde gecikmiş değişikliklerdir. Ancak, İmar Yasası mevzuatı ile imar sistemindeki en büyük sorun imar planlarının yapılmasında değil, bu planların araziye uygulanmasını sağlayan arsa ve arazi düzenlemelerinin hayata geçirilmesinde yaşanmaktadır.

Sayın milletvekilleri, bilindiği gibi, arsa ve arazi düzenlemesi, arazinin son kullanma durumunu gösteren kadastro haritaları ve tapu kütüğü bilgilerinin İmar Kanunu ve yönetmeliklerine göre imar planında öngörülen arazi kullanış kurallarına uygun biçimde imar parsellerinin oluşturulması için yapılan ayırma, birleştirme ve yeniden dağıtma işlemlerine denilmektedir. Dolayısıyla, arsa ve arazi düzenlemesi, tapu kütüğünde kayıtlı taşınmazların, imar planıyla getirilen düzene uygun biçimde kullanılmalarını sağlayan bir yöntemdir ve gereği gibi uygulanmamasının sonuçları, yasa tasarısının gerekçesinde de belirtildiği gibi, çarpık ve kaçak yapılaşma, plansız ve sağlıksız yerleşme şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Yasa tasarısıyla öngörülen değişikliklerin, İmar Kanununun "arazi ve arsa düzenlemesi" başlıklı 18 inci maddesinde yapılmak istenmesiyle, kentlerimizde yaşanan bu çarpık gelişmeye bir son vermek ve imar planlarının, ülke çapında planlı ve programlı çalışmalarla, arsa ve arazi düzenlemeleri yoluyla yaşama geçirilmesi bir fırsat olarak değerlendirilebilirdi. Görülmektedir ki, hükümetin böyle bir niyeti de bulunmamaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yasa tasarısının 2 nci maddesiyle, 2981 sayılı Yasanın 13/b maddesine eklenen paragrafla, kamuya ayrılan alanlardaki gecekondu ve kaçak yapıların tapu sahiplerinin, imar uygulamasında imar hakları almaları kayıt ve şartıyla tasfiyesi öngörülmektedir. Bu durumda, kamuya ayrılan alanlarda ve kapsayan yerlerde imar planları ne zaman ve ne şekilde uygulanacaktır. İmar planlarının uygulanmasında en önemli bir araç olan arsa ve arazi düzenlemeleri, müşterek mülkiyetli parsellerde her hissedara müstakil parsel verilmesi ve en çok küçük hisselerin dağıtımında yaşanan sorunlar nedeniyle bir türlü geniş uygulama sahası bulamamaktadır. Bu sorunlar dikkate alınmadan, uluslararası alandaki bazı çevrelere şirin görünmek pahasına, özünde olumlu olmakla birlikte, ülkemiz belediyelerinin ve şehirleşmenin önünün açılmayacağının bilinmesi gerekmektedir.

İmar Yasasının 18 inci maddesinde yapılan bu değişikliğin, aynı kanunun "imar programları" başlıklı 10 uncu maddesinde, beş yıllık imar programlarının imar planlarıyla birlikte yürürlüğe girmesi öngörülerek desteklenmeliydi. Bu şekilde bir düzenleme yapılması halinde faydalı sonuçlar doğurabileceği gözardı edilmiştir. Ayrıca, müşterek mülkiyetteki parsellerin, arsa ve arazi düzenlemeleri sırasında, imar şartları da dikkate alınarak, her hissedara müstakil bir imar parseli verilecek şekilde düzenlemeye konu olabilecekleri hükmüne yer verilmelidir.

Türkiye'de harita mühendislik hizmetleri içerisinde önemli bir yere sahip olan arazi ve arsa düzenlemeleri, belediyeler ve valilikler tarafından taşınmaz sahiplerinin oluru aranmaksızın yapılmakta ve resen, tapu siciline tescil edilmektedir. Bu özelliği nedeniyle, arsa düzenlemeleri, Türk hukuk sistemi tarafından, sübjektif ve kişisel nitelikli bir idarî işlem olarak görülmektedir. Arsa ve arazi düzenlemeleri, belediyeler veya valiliklerin kamu gücünü kullanarak yürüttükleri bir işlemdir ve yürürlükteki bu kuralların uygun biçimde yapılıp yapılmadığının tek denetim aracı da idarî yargıdır. Anayasa Mahkemesine göre, kamu hizmetlerine ayrılan yerlerin ne zaman kamulaştırılması gerektiği ya da yapımından ne zaman vazgeçileceğinin belirtilmesi hukuk devletiyle doğrudan ilgili bir konu değildir. Bunun nedeni ise, 1982 Anayasasının 65 inci maddesinde yer alan "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir" şeklindeki kuraldır. Danıştay da, imar planı uygulamalarını, belediyelerin, malî olanakları gözetilerek ya da yasa gereği belli bir program çerçevesinde gerçekleştireceğinden, bu konuda herhangi bir zorlama bulunamayacağı görüşündedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Karademir, size 2 dakika eksüre vereceğim.

ERDAL KARADEMİR (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN - Buyurun.

ERDAL KARADEMİR (Devamla) - Bu durumda, imar planında kamu hizmetine rastlayan yerlerin, planın onaylanmasının hemen ardından kamulaştırılması beklenemeyeceğine göre, bunun kabul edilebilir bir sınırının da olması gerekmektedir. Öğretide ve uygulamada, belediyelerin bu maddeyi yanlış yorumladıkları, imar planlarıyla getirilen kısıtlamaları sınırsız bir yetki gibi algıladıkları görüşü hâkimdir. Anayasa Mahkemesi de, belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinde en geç üç ay içinde bu planı uygulamak üzere beş yıllık imar programlarını hazırlayacakları belirtilmekle birlikte, yasada bu planların tümünün hangi süre içinde programa alınarak uygulanacağına ilişkin bir karara yer verilmediği görüşündedir.

Yine, Danıştay "İmar Yasasında imar planlarının yürürlüğe girmesinden hemen sonra parselasyon planlarının yapılması gerektiğini öngören ve bu konuda bir süre getiren kural bulunmamaktadır; bunun bir sonucu olarak, idarî yargı kararları yoluyla parselasyon planı yapmaya zorlanamaz" görüşündedir.

Görüldüğü gibi, imar planları yapıldıktan sonra belediyelerin ve valiliklerin bu planları hayata geçirmesini zorunlu kılan ve bu konuyu sürelere bağlayan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. İmar planları, idarenin keyfine göre ve ne zaman uygulanacakları belli olmadan yapılmakta ve yürürlüğe girmektedir. Bu durum, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarıyla ayrıntılı olarak açıklanmış bulunmaktadır. Hükümetin, İmar Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yaparken bu durumu dikkate almaması büyük bir handikaptır.

Yasa tasarısıyla, ilk ve ortaöğretim alanlarının da imar planları uygulanırken bedelsiz karşılanması öngörülmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDAL KARADEMİR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Karademir, tekrar 1 dakikalık eksüre veriyorum; lütfen tamamlayınız.

ERDAL KARADEMİR (Devamla) - Hükümetin, İmar Yasasında değişiklik yaparken değişikliğe konu alanların; yani, ilk ve ortaöğretim alanlarının ne zaman yapılacak arsa ve arazi düzenlemeleri sonucu kazanılacağını bilmemesi düşündürücüdür.

Bu duygu ve düşüncelerimle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

İMAR KANUNU İLE İMAR VE GECEKONDU MEVZUATINA AYKIRI YAPILARA

UYGULANACAK BAZI İŞLEMLER VE 6785 SAYILI İMAR KANUNUNUN

BİR MADDESİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUNDA

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI

MADDE 1. - 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "otuzbeşini" ibaresi "kırkını" olarak ve aynı maddenin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz."

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 1 inci madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sıdıka Sarıbekir'in söz talebi vardır.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SIDIKA SARIBEKİR (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan İmar Kanunu ile İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde görüşlerimi bildirmek üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyeti saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Çok değerli öğretmenlerimizin gününü kutlayarak sözlerime başlamak istiyorum değerli arkadaşlarım.

Bilindiği gibi, İmar Kanunu, imar sınırları içerisinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri, maliklerinin veya diğer hak sahiplerinin onayı aranmaksızın, birbirleriyle ya da yol fazlalarıyla ya da kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve resen tescil işlemlerini yaptırmaya, belediyelerin veya valiliklerin yetkili olduğu hükmünü içermektedir. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında, bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilmektedir. Mevcut düzenlemeye göre bu pay, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde 35'ini geçememektedir. Ayrıca, düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, cami ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarda kullanılamamaktadır.

Yürürlükte bulunan 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde düzenleme ortaklık payı adı altında ayrılan yer oranı yüzde 35'tir. Huzurda görüşmekte olduğumuz yasa tasarısıyla, bu oran, yüzde 40'a çıkarılmak istenmektedir. Her ne kadar böyle bir düzenleme, 18 inci madde uygulaması kapsamında kalan arazi sahiplerinin haklarını haleldar eder bir durum gibi gözükse de, izah edeceğim nedenlerle, aslında, menfaatlarına uygun bir durum ortaya çıkmaktadır.

Birincisi, uygulamalarda kamu menfaatına tahsis etmek için tanınan yüzde 35'lik düzenleme ortaklık payının yetersiz kaldığına, zaman zaman kamu adına görev yapan belediye başkanlarının, arsa sahipleriyle karşılıklı mutabakat sağlamak suretiyle, bu oranın yüzde 50'lere kadar çıktığına şahit olduk.

İkincisi, düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan okul, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamayacağından, düzenlemeye tabi arsaların kıymetlerinin artacağı kaçınılmazdır.

Üçüncüsü, ülkemizde istimlak etmek suretiyle okul yeri yaratma ve okul yaptırma konusunda çekilen sıkıntıları bildiğimizden, arsa sahiplerinin aradaki yüzde 5'lik kaybı, eğitimli gelecek nesiller yetiştirmek adına fedakârlık olarak bile gözükmeyecektir. Zira, görüşmekte olduğumuz yasa tasarısıyla, yürürlükte olan İmar Kanununun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasına, düzenleme ortaklık payı olarak "Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları" ibaresi eklenmiştir.

Esasen, günümüzde, ortak yaşama alanları yaratılırken, bu bilinç içerisinde olan vatandaşlarımız, gönüllü olarak, oksijeni bol, rahat nefes alınabilen, ülkenin akciğeri olan ağaçlık alanların daha büyük oranlarda yaratılmasını, daha geniş yollara sahip olmayı, çocuklarının rahat edeceği mekânlar, okullar, parklar yapılmasını istemektedirler.

Bu bilinçteki insanlarımızın sayısı arttıkça, görüşmekte olduğumuz yüzde 5'lik oranın arsa sahiplerinin lehine mi, yoksa aleyhine mi olacağı tartışmaları çok gülünç kalacaktır. Ben eminim ki, düzenleme ortaklık payı adı altında ayrılan yerlerin oranlarının daha da büyümesini isteyeceklerdir; ama, ne yazık ki, o zaman da, 18 inci madde uygulaması yapacak yerimiz kalmayacak, iş işten geçmiş olacaktır.

Biz, gelecek kuşaklar adına da düşünmeliyiz, böyle bir görevimiz de olmalı. Daha çağdaş, daha yaşanabilir, gelecek nesilleri kucaklayan projeler yaratmalı ve hayata geçirmeliyiz.

Kendimizi bu oranlarla bağlı tutmamalıyız diyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sarıbekir.

Saygıdeğer milletvekilleri, 1 inci madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - 24.2.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda yer alan "cami" ibareleri "ibadet yeri" olarak değiştirilmiş, aynı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafının son cümlesi madde metninden çıkarılmış ve bu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

"İmar planlarında veya ıslah planlarında kamuya ayrılan alanlarda (yol, meydan, bulvar, park, otopark, resmî kurum alanları, spor alanları, ibadet yeri alanları, karakol ve benzeri alanlar) kalan ve imar uygulamasında imar haklarını alan gecekondu ve yapı sahipleri mülkiyetleri altında bulunan yapılarını belediye sınırları içerisinde ilgili belediyenin, belediye sınırları dışında valiliğin yazılı ihtarı üzerine otuz gün içinde yıkarak, yapının enkazını kaldırmak zorundadır. Valilik veya ilgili belediyenin yazılı ihtarına rağmen, sahibince otuz gün içinde yıkılmayan veya enkazı kaldırılmayan yapılar valilik veya ilgili belediyesi tarafından ayrıca bir tebligata gerek kalmaksızın yıkılarak kaldırılır. Valilik veya ilgili belediye tarafından enkazlar için ayrıca bedel ödenmez."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Madde üzerinde 1 önerge vardır; okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

267 sıra sayılı, görüşülmekte olan, İmar Kanunu ile İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının;

2 nci maddesinde, birinci paragrafının "olarak değiştirilmiş" ifadesinden sonra gelen kısmı ile ikinci paragrafın tamamının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Faruk Çelik Zafer Hıdıroğlu     Niyazi Pakyürek

               Bursa                       Bursa                       Bursa

Şükrü Önder Ahmet Kambur    Nusret Bayraktar

             Yalova                  Tekirdağ                   İstanbul

Recep Koral            Fatih Arıkan

           İstanbul      Kahramanmaraş

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI ADEM BAŞTÜRK (Kayseri) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, katılıyoruz; ancak, önergenin ikinci paragrafında, tırnak içerisinde yer alan "olarak değiştirilmiş" ifadesinin "olarak değiştirilmiştir" şeklinde düzenlenmesini teklif ediyoruz. Bu değişiklikle kabul ediyoruz efendim.

BAŞKAN - Önerge sahipleri, gerekçeyi mi okutayım?

FARUK ÇELİK (Bursa) - Gerekçeyi okuyalım efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu Kanun gereğince, hak sahibi oldukları kesinleşenlerden, 24.02.1984 tarihinden bugüne kadar uygulama görenler ile henüz uygulama görmeyenler arasında, eşitsizliğe sebep olacağı kanaatiyle 2 nci maddenin belirtilen kısımlarının çıkarılması teklif edilmektedir.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda, 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Akdeniz'de Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Hareketleri ve Bertarafından Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

5. - Akdeniz'de Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Hareketleri ve Bertarafından Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/406) (S. Sayısı: 94'e 1 inci Ek) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 94'e 1 inci ek sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Denizli Milletvekili Sayın Haşim Oral; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA V. HAŞİM ORAL (Denizli)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarıyla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini belirtmeden önce, kısa bir süre önce Avrupa Birliği Komisyonu genişlemeden sorumlu komiseri Verheugen'in, özellikle Türkiye ve Kıbrıs'la ilgili düşüncelerini kınadığımı söyleyerek konuşmalarıma başlamak istiyorum. Sayın Verheugen, bazen amacını aşan bazen de Türkiye Cumhuriyetinin dışpolitikasından cesaret alan sözcüklerle, hem Türkiye'nin dışişlerine hem Kıbrıs'ın içişlerine müdahale etme hakkını kendinde buluyor. Bu beyaz balık yüzlü komiserin özellikle Dışişleri Bakanlığımız tarafından dikkatinin çekilmesini de öneriyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Akdeniz'de Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Hareketleri ve Bertarafından Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Protokolü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Çevre konularına duyarlılık göstermek, uygarlığın kaçınılmaz bir gereğidir. Türkiye'nin üye olmak için çaba gösterdiği Avrupa Birliğinde, çevrenin korunması, öncelikli hedefler arasındadır. Bu konuda Türkiye, Avrupa Birliğiyle işbirliğine esasen başlamış bulunmaktadır ve Avrupa Birliğinden maddî katkı sağlamıştır.

Çevre, insanlığın ortak malıdır. Özellikle, Türkiye gibi, uygarlığın beşiği sayılan ülkelerin, çevrenin korunmasında büyük sorumluluğu bulunmaktadır. Bu açıdan Akdeniz'in çok özel bir konumu bulunmaktadır. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinden nehirler yoluyla gelen atıklar, Karadeniz, Marmara ve Ege Denizi üzerinden Akdeniz'e ulaşmakta ve Akdeniz'in kirliliğine sebep olmaktadır. Diğer yandan, önemli bir uluslararası su yolu olan Akdeniz'deki yoğun gemi trafiği, özellikle petrol taşımacılığı yapan tankerler kirliliğe yol açmaktadır. Kuzey Afrika ülkelerinin de Akdeniz'in kirlenmesinde önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Özetle, Akdeniz, çevre kirliliği açısından tehdit altındadır.

Akdeniz'in doğal yollardan yenilenmesi doksan yıllık bir süreye ihtiyaç göstermektedir. Gerçekten, Akdeniz'in dip yapısı havzayı bir tortu tuzağı haline getirdiğinden, Akdeniz suyunun dolaşımı çok karmaşıktır.

                               

(x) 94’e 1 inci Ek S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Akdeniz'in toplam alanı 2 5 00 000 kilometrekaredir.

Akdeniz sahillerinde bugün 81 000 000 kişi yaşıyor. Birleşmiş Milletler tahminlerine göre bu sayının 2025 yılında 170 000 000'a çıkması bekleniyor. Yine 2025 yılında Akdeniz kıyılarında tatil yapan turistlerin sayısı 260 000 000'a çıkacak.

Bu kalabalığın ve bu kadar çok nüfusun Akdeniz'in kirlenmesine ne kadar olumsuz etki yapacağını izah etmeye bile gerek yok. Buna ilaveten, Akdeniz kıyılarında 40 adet rafineri veya petrol yükleme tesisi veya petrol araştırma platformu var. Bu tesislerden, yılda ortalama 550 000 000 ton petrol yükleniyor. Bu petrol sevkıyatının, kirliliğini artırmaması için, Akdeniz, özel alan ilan edilmiş bulunuyor. Zira, 1972 yılında 300 000 ton petrolün şu veya bu şekilde Akdeniz'e sızdığı da tespit edilmiştir.

Nehirlerin her yıl Akdeniz'e getirdiği çoğu kirlenmiş olan sular, 500 kilometreküptür. Çanakkale Boğazından gelen akıntılar da, biraz önce söz ettiğim gibi, Karadeniz'in kirlenmiş sularından Akdeniz'e yılda 400 kilometreküp kirli su taşımaktadır. Cebelitarık Boğazı da, Atlantik'ten gelen akıntılar vasıtasıyla Atlantik kıyılarındaki kirliliği, ne yazık ki, Akdeniz'e taşımaktadır.

Gerek Akdeniz'de gerekse dünyanın başka yerlerinde hızla gelişen şehirleşme olgusu, atıkların miktarını da artırmaktadır. Dünyada yılda 12 milyar ton atık üretiliyor; ancak, bu atıkların yüzde 75'inin, dünya nüfusunun 1/ 4'ü tarafından üretildiğini hatırlamakta fayda vardır.

Zengin ülkeler bu atıkların üretilmesinde büyük sorumluluklar taşıyor. Bu atıkların bir bölümü sağlığa çok zararlıdır. Bir örnek vermek gerekirse, bir Akdeniz ülkesi olan Fransa'da yılda 102 000 000 ton sanayi atığı üretiliyor. Bunun 7 000 000 tonu zehirli atıklardır. Yine Fransa'da yılda 16 500 metreküp nükleer atık çıkarılıyor. Bunun 200 metreküpünün radyoaktivite oranı çok yüksektir.

Bu atıklar nerede ve nasıl saklanıyor; evvelce, zehirli atıklar denize boşaltılıyordu. Atlantik ve Pasifik Okyanusuna boşaltılan nükleer atıklar, akıntılar vasıtasıyla çevre denizleri de tehdit ediyordu. 1993 yılında Londra'da yapılan bir sözleşmeyle, nükleer atıkların açık denizlere boşaltılması yasaklandı. Ancak, bugün, dünyanın hangi denizlerinde ne kadar nükleer atık bulunduğu kesinlikle bilinmiyor; bu konudaki araştırmalar da sürüyor.

Çevrenin ve bu arada denizlerin kirlenmesinin önlenmesi için çok büyük yatırımlara ihtiyaç var. 1975 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Akdeniz Aksiyon Programını kabul etti ve Akdeniz'e kıyısı olan ülkeler, Cenevre'de bir deklarasyon yayımladılar.

1987 yılında Avrupa Yatırım Bankası ve Dünya Bankası, Akdeniz'deki kirliliğin önlenmesi için bir proje başlattı. Bu çerçevede, beş yıl içinde 200 000 000 dolar harcandı. Gelişme yolundaki ülkelerin olanaklarının kısıtlı olması, bu yatırımların, doğaldır ki, gerçekleşmesini oldukça zorlaştırıyor.

Gelişme yolundaki ülkelerin çevre için yılda 125 milyar dolarlık yatırım yapmaları gerekiyor. Bu miktar, gelişme yolundaki ülkelere yapılan bütün yardımların toplamının 2 katından fazladır. Akdeniz'e kıyısı olan devletlerin bir bölümünün, gelişme yolundaki ülkeler olduğu gözönüne alınacak olursa, bu sorunun büyüklüğü daha iyi  anlaşılacaktır.

Önceki günlerde Sayın Ulaştırma Bakanının da belirttiği gibi, deniz kirliliğinin yüzde 95'i karadan kaynaklanıyor. Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin tarımda kullandıkları bazı ilaçların ve sunî gübrelerin de bu kirliliğe katkıda bulunduklarını unutmamak lazımdır. Aynı şekilde, sanayi kuruluşlarının gerekli arıtma tesislerine sahip olmamaları da kirlilik riskini artırmaktadır.

Ne yazık ki, yalnız gelişme yolundaki ülkelerde değil, gelişmiş ülkelerde de arıtma tesislerinin bir bölümü yeterince çalışmamaktadır. Örneğin, bazı araştırmalar, Sicilya Adasında 300 arıtma tesisinden sadece 5 veya 6 tanesinin tam anlamıyla çalıştığını ortaya koyuyor. Akdeniz kıyılarındaki 120 kentin kirli sularının yüzde 80'i hiçbir arıtmaya tabi olmadan denize akıtılıyor.

O bakımdan, çevre sorununu, aslında, bütün bu konuları içeren kapsamlı bir mesele gibi ele almak zorundayız. İşte, bu sorunların çözümü için Avrupa Birliğinde yaklaşık yirmi yıldır yoğun çaba sarf ediliyor. 8 Aralık 1975 tarihinde Avrupa Birliğinin bu konuda hazırladığı bir yasa, İtalya tarafından ancak yedi yıl sonra onaylanabildi. Bu yasanın yürürlüğe konması iki yıl daha aldı. Türkiye'ye "yalnız yasalar değil, uygulama da önemli" diye haklı uyarılarda bulunan Avrupa Birliğine, biz de, Akdeniz'in kirliliğinin önlenmesi konusunda yalnız yasa çıkarmak önemli değildir, uygulama da önemlidir; çünkü, Akdeniz, yalnız Avrupa Birliği ülkelerinin değil, hepimizin ortak malıdır diyoruz.

Akdeniz'in kirlenmesinin önlenmesi için bugün Mecliste onaylanması öngörülen ve 1 Ekim 1996 tarihinde İzmir'de imzalanan protokolün dayanağı, Barselona'da 16 Şubat 1976 tarihinde kabul edilen ve daha sonra 1995 yılında değiştirilen, Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesidir.

Ayrıca, 22 Mart 1989 tarihinde kabul edilmiş bulunan Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Hareketi ve Bertarafının Kontrolüne İlişkin Basel Sözleşmesinin de önemli bir temel metnini teşkil etmektedir.

İzmir Protokolü, bu protokolü imzalayan ülkelerin tehlikeli atıklarının kirlenmeye yol açmasını önlemek için gerekli tedbirleri almaları konusundaki yükümlülükleri getirmekte ve bu çerçevede tarafların tek başına veya topluca tehlikeli atıkların ithalini yasaklama hakkına sahip olduklarını vurgulamaktadır. Bu, çok önemli bir hükümdür; zira, geçmişte, gelişmiş ülkelerin, tehlikeli atıklarını az gelişmiş ülkelere ihraç ederek, o ülkelerde de ciddî çevre sorunları yarattıkları ve o ülkelerin kıyılarını ve denizlerini kirlettikleri bilinmektedir.

Bu sözleşme, tehlikeli atıkların sınırötesi taşınımı konusuna da kurallar getirmektedir. Bu atıkların taşınmasında transit ülkelerin sularından geçerken bazı sorunların yaşanması halinde atıkların geri alınması yükümlülüğünü de getirmektedir. Tarafların tehlikeli atıklar konusunda bilimsel ve teknolojik işbirliği yapmaları da ayrıca öngörülmektedir. Protokolde öngörülen kurallara aykırı olarak yapılacak taşımaların yasadışı trafik olacağı belirtilmekte ve bunun önlenmesi için ilgili devletlere yetki verilmektedir. Ayrıca, halkın bilgilendirilmesi hususu da protokolde yer almaktadır.

Yakın geçmişte, yasadışı yollarla Türkiye'ye bazı zehirli atıkların taşındığına dair bilgiler ve bulgular basınımızda da yer almıştı. Ayrıca, Karadeniz ile Akdeniz arasında yegâne su geçidi olan İstanbul ve Çanakkale Boğazlarından ve Marmara Denizinden geçen trafiğin çevreye verebileceği zarar açısından dikkatle izlenmesi ve yasalarla, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde de denetlenmesi özel bir önem taşımaktadır.

Türkiye'de bütün bu konular Çevre Bakanlığının sorumluluğuna verilmiştir. Şimdi, hükümetin önerisiyle, Çevre ve Orman Bakanlıklarının birleştirilmesi vesilesiyle Mecliste yaptığımız konuşmada da belirttiğimiz gibi, bu yeni bakanlığa olağanüstü bir görev ve sorumluluk yüklenmektedir.

Halkımızın sağlığı, ülkemizin başlıca gelir kaynaklarından biri olan turizmimizin sağlıklı koşullar içinde gelişmesi ve su ürünlerimizin korunması açılarından İzmir Protokolünün tam olarak uygulanması, özel bir önem taşımaktadır. Bu konuda, sivil toplum örgütlerimizin katkılarına her zamankinden daha çok ihtiyaç duymaktayız. Gelecek kuşaklara temiz bir çevre bırakmak, bizim kuşağımızın tarihî bir sorumluluğudur. Bu görevi yerine getirmek için, iktidar ile muhalefetin işbirliği içerisinde çalışması önem taşımaktadır. Çevreye duyarlılık, bütün partileri ve halkımızın bütün kesimlerini birleştirecek ortak bir hedef olmalıdır.

Bu düşüncelerle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, sözü edilen protokolün onaylanmasını destekleyeceğimizi bildirir, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Oral, teşekkür ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

AKDENİZ'DE TEHLİKELİ ATIKLARIN SINIRÖTESİ HAREKETLERİ VE

BERTARAFINDAN KAYNAKLANAN KİRLİLİĞİN ÖNLENMESİ PROTOKOLÜNÜN

ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 1 Ekim 1996 tarihinde imzalanan "Akdeniz'de Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Hareketleri ve Bertarafından Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Protokolü"nün ekli bildirimle onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 5 dakika süre vereceğim.

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, 3 dakika yeter.

BAŞKAN - Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Akdeniz'de Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Hareketleri ve Bertarafından Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (S. Sayısı: 94'e 1 inci ek) açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 243

Kabul                     : 242

Ret                         :     1 (x)

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı uğurlu olsun.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Kültür Merkezleri Kurulması ve Bu Merkezlerin Faaliyeti Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

                               

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

6. - Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Kültür Merkezleri Kurulması ve Bu Merkezlerin Faaliyeti Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/537) (S. Sayısı: 212) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporları 212 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE İSPANYA KRALLIĞI ARASINDA

KÜLTÜR MERKEZLERİ KURULMASI VE BU MERKEZLERİN FAALİYETİ

HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA

DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 26 Nisan 2002 tarihinde Ankara'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Kültür Merkezleri Kurulması ve Bu Merkezlerin Faaliyeti Hakkında Anlaşma"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - 1 inci madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

                               

(x) 212 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Kültür Merkezleri Kurulması ve Bu Merkezlerin Faaliyeti Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (S. Sayısı: 212) açıkoylamasının sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                                :                                219

Kabul                                 :                                219 (x)

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti ve İspanya Krallığı için hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Batı Avrupa Birliği, Ulusal Temsilciler ve Uluslararası Görevlilerin Statüsü Hakkında Anlaşmanın, Türkiye Tarafından Batı Avrupa Silahlanma Örgütü Faaliyetleri ile İlgili Olarak Uygulanması ve Buna İlişkin Mektupların Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakerelerine başlıyoruz.

7. - Batı Avrupa Birliği, Ulusal Temsilciler ve Uluslararası Görevlilerin Statüsü Hakkında Anlaşmanın, Türkiye Tarafından Batı Avrupa Silahlanma Örgütü Faaliyetleri ile İlgili Olarak Uygulanması ve Buna İlişkin Mektupların Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/379) (S. Sayısı : 216) (xx)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Komisyon raporu 216 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

BATI AVRUPA BİRLİĞİ, ULUSAL TEMSİLCİLER VE ULUSLARARASI

GÖREVLİLERİN STATÜSÜ HAKKINDA ANLAŞMANIN, TÜRKİYE TARAFINDAN

BATI AVRUPA SİLAHLANMA ÖRGÜTÜ FAALİYETLERİ İLE İLGİLİ OLARAK

UYGULANMASI VE BUNA İLİŞKİN MEKTUPLARIN ONAYLANMASININ

UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI

MADDE 1. - 11 Mayıs 1955 tarihli "Batı Avrupa Birliği, Ulusal Temsilciler ve Uluslararası Görevlilerin Statüsü Hakkında Anlaşma" (Paris Anlaşması)'nın, 19 Kasım 1996 tarihinde Ostende'da Batı Avrupa Birliği'nin bir alt organı olarak kurulan Batı Silahlanma Örgütü (WEAO)'ne Türkiye'nin de eşit hak ve yükümlülüklerle katılmış olması nedeniyle, sadece adı geçen örgüte ilişkin faaliyetlerle ilgili olarak, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde Türkiye'de uygulanması ve buna dair 19 Kasım 1996 tarihinde teati edilen mektupların onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum.

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

                               

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 216 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın, elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekilleri, 216 sıra sayılı Batı Avrupa Birliği, Ulusal Temsilciler ve Uluslararası Görevlilerin Statüsü Hakkında Anlaşmanın, Türkiye Tarafından Batı Avrupa Silahlanma Örgütü Faaliyetleri ile İlgili Olarak Uygulanması ve Buna İlişkin Mektupların Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının açıkoylamasının sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                      :                          233

Kabul              :                          231

Ret                  :                         2 (x)

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

Saygıdeğer milletvekilleri, Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine Katkılar Hakkında Türkiye Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Arasında Ortak Niyet Beyanının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

8. - Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine Katkılar Hakkında Türkiye Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Arasında Ortak Niyet Beyanının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/429) (S. Sayısı : 217) (xx)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 217 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kars Milletvekili Selami Yiğit ve AK Parti Grubu adına, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan'ın söz talepleri vardır.

Sayın Yiğit, buyurun.

CHP GRUBU ADINA SELAMİ YİĞİT (Kars) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine Katkılar Hakkında Türkiye Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Arasında Ortak Niyet Beyanının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

                                

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 217 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden unsurlarla daha iyi mücadele edebilmek, bu bağlamda, Birleşmiş Milletler barışı koruma operasyonlarında planlama, uygulama ve etkinliği artırmak ve aynı zamanda, kuvvetlerin hızlı bir şekilde konuşlandırılmasını sağlamak için 1990'ların başında Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Butros Gali "Huzur Barış Gücü Düzenlemesi Sistemi" fikrini ortaya atmış ve üye devletleri bu oluşuma katkıda bulunmaya davet etmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin bu teklifi Güvenlik Konseyi tarafından da kabul edilmiş ve Konsey, Genel Sekreterden, üye ülkelerin söz konusu düzenlemeye yapmayı öngördükleri katkılar hakkında kapsamlı bir veri tabanı oluşturmasını istemiştir.

Birleşmiş Milletler Sekreteryasının planlama kapasitesinin güçlendirilmesi için Şubat 1993'te New York'ta Birleşmiş Milletler Hazır Barış Güçleri Planlama Takımı kurulmuştur. Söz konusu oluşumun görevi, Güvenlik Konseyinin yetki verdiği Birleşmiş Milletler operasyonları için Genel Sekreterin talebi üzerine önceden kararlaştırılmış yanıt süresi içinde bütün olarak veya parça parça konuşlandırılacak Hazır Barış Güçleri Sisteminin geliştirilmesi şeklinde tanımlanmıştır.

Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemi, münhasıran barış gücü operasyonlarında ihtiyaç duyulan kaynakların hızlı bir şekilde konuşlandırılmasının kolaylaştırılması için hükümetler tarafından sağlanan, gerek askerî ve gerek sivil ve gerekse personel ve malzeme kaynaklarıyla ilgilenen bir oluşumdur. Birleşmiş Milletlerin barış gücü operasyonlarını tek başına yürütmek için çok kısıtlı bir kaynağa sahip olması nedeniyle, ihtiyaç duyulan kaynakların esas sağlayıcıları üye devletlerdir; ancak, üye devletlerin de gereken tüm kaynağı sağlayamadığı durumlarda Birleşmiş Milletler kendi imkânları ve uluslararası piyasalardan sözleşmeli olarak aldığı destekle bu açığı kapatmaktadır.

Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemi, Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin, bazı spesifik kaynaklarını, kendi belirledikleri yanıt verme süresi ve kısıtlamalar dahilinde, Birleşmiş Milletler Barışı Koruma Operasyonları için, birtakım koşullarla taahhüt etmesi temeline dayanır. Bu koşullardan en önemlisi, kaynakların konuşlandırılıp konuşlandırılmaması konusundaki nihaî kararın, üye devletler tarafından alınacak bir ulusal karara bağlı olmasıdır. Burada en çok dikkat edilmesi gereken nokta, Genel Sekreterin herhangi bir Birleşmiş Milletler operasyonu için üye devlete kaynak talep etmesi durumunda, üye devletin "hayır" deme hakkına sahip olduğudur.

Genel Sekreterin Güvenlik Konseyine sunduğu çeşitli raporlarda da belirtildiği üzere, söz konusu düzenlemelerin amacı, bir üyenin devletin herhangi bir barışı koruma operasyonuna katkıda bulunmayı kabul etmesi halinde, anılan devletin operasyonun yapılacağı bölgeye hareket etmek için hazır durumda bulunan güçleri ve diğer kaynakları hakkında kesin bilgi edinmektir. Bu tür bir bilgi, örgütün görev planlama çabalarını, güç oluşturma sürecini ve kuvvetlerin hızlı konuşlandırılmasını kolaylaştıracaktır. Aynı zamanda, böyle bir düzenleme, katılımcı devleti de, barışı koruma operasyonlarına muhtemel katkısını planlama ve finanse etmede, personelini eğitme ve hazırlamada ve gerektiği takdirde barışı koruma görevinde gerekli ekipmanı temin etmede daha iyi bir duruma getirmektedir.

Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sisteminde üzerinde durulması gereken önemli bir nokta, bu düzenlemelerin sadece misyon bölgesinde ihtiyaç duyulan kaynaklarla sınırlı olmadığıdır. Görev yetkisinde ihtiyaç duyulan kaynakların mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde konuşlandırılması için gerekli olan stratejik hava ve deniz ulaşım kaynakları da söz konusu düzenlemelerin kapsamına girmektedir.

Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sisteminin uygulamaya başlamasından bu yana geçen altı yıl içerisinde, 88 Birleşmiş Milletler üyesi ülke anılan sisteme katılmıştır. Bunların 66'sı katkı kapasiteleri hakkında bir liste sunmuş, 46'sı katkılar konusunda daha detaylı bilgiler içeren plan veri çizelgesi doldurmuş, 33'ü ise Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine katılımı için Birleşmiş Milletler ile ortak niyet beyanı imzalamışlardır.

Personel sayısı açısından duruma bakıldığında, Birleşmiş Milletler operasyonlarında görevlendirilmek üzere taahhüt edilen 148 000 kişi vardır. Bunların çoğunluğu asker olmakla birlikte, 2 150 sivil polis ve 2 400 uzman da bu sayının dahilindedir; ancak, son iki kategori halen istenilen düzeyde değildir ve bunların sayısının artırılması için çalışılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; söz konusu tasarıya, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, olumlu oy vereceğimizi belirtir; hepinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Yiğit, teşekkür ediyorum.

AK Parti Grubu adına, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Eraslan; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ERASLAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine Katkılar Hakkında Türkiye Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Arasında Ortak Niyet Beyanının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

14 Haziran 2000 tarihinde New York'ta, Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine Katkılar Hakkında, Türkiye Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Arasında Ortak Niyet Beyanı imzalanmıştır.

Yarım asırlık Birleşmiş Milletler tarihi boyunca başta barış ve güvenlik olmak üzere pek çok alanda tüm insanlığın daha da iyiye gitmesi için sarf edilen çabaları destekleyen Türkiye, Birleşmiş Milletler barış güçlerine ve Birleşmiş Milletler barışı koruma faaliyetlerine önemli katkılarda bulunmuş ve bulunmaya devam etmektedir. Bölgesindeki özel konumu sayesinde Türkiye, dünya barışının tesisi ve korunması için Birleşmiş Milletlerde gösterilen eşgüdümlü çabalara artan bir ilgi göstermekte, bu alanda ülkemizden beklentiler ve üstlenebileceğimiz sorumluluklar da giderek artmaktadır.

Bu bağlamda, soğuk savaş dönemi sonrasında Birleşmiş Milletlerin karşılaştığı dinamik değişikliklerin göğüslenebilmesini teminen ortaya atılan "barış ve önleme kültürü", "önleyici diplomasi" gibi kavramların hayata geçirilmesinde, ülkemize de, Türkiye'ye de görevler düştüğüne inanılmaktadır. Bu yaklaşım çerçevesinde, ülkemiz, 1993-1994 yıllarında Somali'de, 1994 ve 1995 yıllarında eski Yugoslavya topraklarında düzenlenen Birleşmiş Milletler barış operasyonlarına ve son olarak da, Arnavutluk'taki Çokuluslu Koruma Gücüne katılmıştır.

Türkiye'nin bu konuda izlediği aktif politika günümüzde de, Birleşmiş Milletler Irak-Kuveyt Gözlemci Misyonuna, Birleşmiş Milletler Uluslararası Polis Gücüne, Birleşmiş Milletler Doğu Timor Geçiş Yönetim Misyonuna katılımımızla, aynı zamanda, devam etmektedir.

Bu politika bağlamında, Birleşmiş Milletlerin, uluslararası barış ve güvenliğe bir tehdit vaki olduğu takdirde derhal barış gücü düzenleyebilme kapasitesine kavuşmak üzere kurmayı öngördüğü Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemi de aynı yapıcı yaklaşımla değerlendirilmiş ve Mart 1997'de Genelkurmay Başkanlığımızın bir tabur görev kuvvetiyle, bilahara Ocak 1999'da İçişleri Bakanlığımızın 100 kişilik bir sivil gücüyle anılan sisteme katkıda bulunmayı öngördüğümüz, Birleşmiş Milletler Sekreteryasına bildirilmiştir. 1999 yılı sonu itibariyle, Birleşmiş Milletler üyesi 88 ülke, Türkiye gibi, Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine katılacağını açıklamış, bu ülkelerden 32'si Birleşmiş Milletlerle bu konuda Ortak Niyet Beyanı imzalamak suretiyle, siyasî açıklamasını yazılı bir taahhüde dönüştürmüştür.

Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine ülkemizce yapılan katkı taahhütlerine ilişkin Ortak Niyet Beyanı, Birleşmiş Milletlerle, 14 Haziran 2000 tarihinde New York'ta imzalanmıştır.

Birleşmiş Milletlerle imzalanan Ortak Niyet Beyanının onaylanması, Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler Yasası doğrultusunda uluslararası barış ve güvenliğin korunması yolundaki gayretlere katkılarının somut bir göstergesini oluşturacak ve bu konuda aktif politikamızı en iyi şekilde pekiştirecektir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına bu kanun tasarısına olumlu oy vereceğimizi beyan ediyor; katkılarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum.

Saygılarımla. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, teşekkür ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HAZIR BARIŞ GÜCÜ DÜZENLEMELERİ

SİSTEMİNE KATKILAR HAKKINDA TÜRKİYE HÜKÜMETİ VE

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ARASINDA ORTAK NİYET BEYANININ

ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 14 Haziran 2000 tarihinde New York'ta imzalanan "Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine Katkılar Hakkında Türkiye Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Arasında Ortak Niyet Beyanı"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, oylama için 2 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 2 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 2 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 217 sıra sayılı Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemine Katkılar Hakkında Türkiye Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Arasında Ortak Niyet Beyanının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylamasının sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                                :                                231

Kabul                                :                                231 (x)

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını temenni ediyorum.

                               

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

9. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/447) (S. Sayısı : 218) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu, 218 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE MOLDOVA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA SAVUNMA SANAYİİ İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ

UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 8 Ağustos 2000 tarihinde Kişinev'de imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekilleri, madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler..: Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 2 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 2 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 2 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

                                  

(x) 218 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekilleri, 218 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylamasının sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı               : 213

Kabul              : 213 (x)

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Karşılıklı Kalite Güvence Hizmetlerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

10. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Karşılıklı Kalite Güvence Hizmetlerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/476) (S. Sayısı 219) (xx)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 219 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir...

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

HÜKÜMETİ ARASINDA KARŞILIKLI KALİTE GÜVENCE HİZMETLERİNE

İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA

DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına 12 Mart 2001 tarihinde Ankara'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Karşılıklı Kalite Güvence Hizmetlerine İlişkin Anlaşma"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                                 

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 219 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

 Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 2 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 2 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 2 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Karşılıklı Kalite Güvence Hizmetlerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylamasının sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                      :                          228

Kabul              :                     228 (x)

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

11. -  Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/469) (S. Sayısı: 238) (xx)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 238 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Halil Akyüz'ün söz talebi vardır.

Sayın Akyüz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HALİL AKYÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısına ilişkin bilgi sunmak üzere söz almış bulunuyorum; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tıbbî ve genetik alandaki gelişmeler karşısında insanın hem birey hem de insan türünün bir üyesi olarak korunması ve bu husustaki etik kuralların denetim altına alınması için uluslararası düzeyde ortak bir tavır benimsenmesine katkı sağlamak amacıyla Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanmış olan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi" biyoloji ve tıp bilimlerinde ortaya çıkan hızlı gelişmeler karşısında insanı koruyan ilk uluslararası belge olmakla önem taşımaktadır.

                                 

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 238 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Ulusal mevzuatımız bakımından Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun ile sözleşmenin özünü teşkil eden insan hakları ve insan haysiyetinin korunması zaten ileri düzeyde öngörülmüş olduğu yanıyla, ülkemiz, söz konusu sözleşmenin hazırlık çalışmalarına aktif bir şekilde katılmıştır.

Bundan dolayı, uluslararası alandaki bu çalışmaya ülkemizin de katılması sadece ulusal düzeyde alınmış olan yasal tedbirleri pekiştirmekle kalmamakta, ayrıca, çağdaş toplumun gereğini yerine getirmede ülkemizin de en az diğer Avrupa ülkeleri kadar duyarlı olduğunu göstermektedir.

Anılan sözleşme, 4 Nisan 1997 tarihinde imzaya açılmış ve 1 Aralık 1999'da yürürlüğe girmiştir. 4 Nisan 1997 tarihinde sözleşmenin 20 nci maddesinin ikinci bendine bir çekince koyarak imzalamışız.

Değerli milletvekilleri, ilke olarak Türkiye'nin sözleşmeye taraf olmasında hukukî bir engel bulunmamaktadır. Bununla beraber, sözleşmenin "muvafakatını açıklama yeteneği olmayan bir kimseden organ ve doku alınmasını yasaklayan 20 nci maddesinin ikinci bendinde bu yasağa getirilen istisna, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanunun aynı konuyu düzenleyen hükmüyle uyum içerisinde olmadığı için, sözleşmenin bu maddesine çekince konularak onaylanması uygun görülmüştür.

Sözleşmeyi bugüne kadar 16 Avrupa Konseyi üyesi ülke onaylamıştır. Bunlar; Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, Litvanya, Moldavya, Portekiz, Romanya, San Marino, Slovakya, Slovenya ve İspanya'dır. Ayrıca, 15 Avrupa Konseyi ülkesi olan Hırvatistan, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İtalya, Letonya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Polonya, İsveç, İsviçre, Makedonya, Ukrayna ve Türkiye imzalamışlardır.

Avrupa Konseyi açısından söz konusu sözleşme, ilk kez bilimin gerekleri ile etik arasında denge sağlayacak şekilde Avrupa çapında ortak bir payda oluşturmaktadır.

Sözleşme, Dünya Sağlık Teşkilatınca da desteklenmiş; ayrıca, hazırlık çalışmalarına Amerika Birleşik Devletleri ile Japonya'nın da katılmaları sözleşmeye daha uluslararası bir boyut kazandırmıştır.

Anılan sözleşmenin içeriğine baktığımızda daha geniş kapsamlı bilgi edinmemize yardımcı olacağı düşüncesiyle birkaç noktaya değinmek istiyorum.

Biyoloji ve tıbbî uygulamalarda ayırım gözetmeden, insan hakları ve temel özgürlükler esas alınarak, bütün bireylerin onur ve kişilik özellikleri garanti altına alınmaktadır. Bilimin ilgi alanı, insanların iyiliğinin önüne geçemez.

Taraflar, sağlık gereksinimlerini ve kaynakları gözönüne alarak yeterli kalitede bir sağlık hizmetine erişmede eşitliği sağlamaya çalışırlar. Sağlık alanındaki araştırmalar dahil her girişimin meslekî standartları oluşturulmalıdır.

Tıbbî her girişim, bireylerin özgür ve bilgilendirilmiş onayıyla yapılır. Bu kişilere olası riskler ve olası sonuçlar aktarılır. Onay vermeyecek durumda olanların korunması ise, yasalara göre onay veremeyecek yaşta olanlar için izin, o kişilerin yasal temsilcilerinden alınır. Yaşı küçük olanlarda, ayrıca, yaş ve olgunluğa göre görüşü de alınmaya çalışılır. Yetişkin bir kişi, sağlık nedenlerinden dolayı onay veremeyecek durumdaysa, onun yerine, yasal temsilcisi karar verir.

Akıl sağlığı yerinde olmayanlara yapılacak tıbbî girişim ancak kişinin iyiliği için yapılır. Onay alınamayacak kadar acil olan durumlarda, sadece, kişinin yaşamı ve sağlığı gözönüne alınarak uygulama yapılır.

Herkesin, sağlık ve özel yaşamıyla ilgili bilgilere saygı gösterilmesini bekleme hakkı vardır. Herkes, sağlığıyla ilgili hangi bilgilerin toplandığını bilme hakkına sahiptir; ancak, bu bilgileri öğrenmek istemeyen bireylerin bu istekleri gözönüne alınır.

İnsanlar arasında genetik özelliklere göre ayırımcılık yapmak yasaktır. Genetik testler, bu alandaki araştırmalar, ancak uygun bir genetik danışmanlığın eşliğinde sağlıkla ilgili nedenlerle yapılır. İnsan gen yapısına müdahale, ancak koruyucu, tanı koyucu ya da tedaviyle ilgili nedenlerle kabul edilir. Genetik cinsiyete bağlı hastalıklar dışında, cinsiyet tayini için genetik test yapılamaz.

İnsan üzerinde araştırmalar ancak şu durumlarda yapılabilir:

Etik kararlar multidisipliner bir komite tarafından verilmelidir.

Araştırma kapsamına girenlere hakları ve yasal güvenceleri hatırlatılmalıdır.

Kişinin onayı alınmalı, araştırma kapsamına giren kişi istediği zaman bu onaydan vazgeçebilmelidir.

Embriyo araştırmaları, yasalar mümkün kılıyorsa ve ancak embriyonun yeterli derecede korunmasıyla yapılır. Araştırma amacıyla insan embriyosu oluşturmak yasaktır.

Organ ve dokunun alınması onaya bağlıdır. İnsan vücudunun hiçbir parçası ticarî amaç için kullanılamaz.

Bu bilgiler ışığında, Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin, insanlığa fayda getireceği, insan haysiyetini koruyacağı düşüncesiyle, onaylanmasının uygun bulunduğu kanaatinde olduğumuzu bildirir, hepinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Akyüz, teşekkür ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

BİYOLOJİ VE TIBBIN UYGULANMASI BAKIMINDAN İNSAN HAKLARI VE

İNSAN HAYSİYETİNİN KORUNMASI SÖZLEŞMESİ : İNSAN HAKLARI VE

BİYOTIP SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA

DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - Avrupa Konseyi çerçevesinde 4 Nisan 1997 tarihinde imzaya açılmış olan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi : İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi"nin onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN -  Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 2 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 2 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 2 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi: İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum.

Kullanılan oy sayısı                                :                                 227

Kabul                                :                                 227 (x)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olsun.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Doğal Afetlere Karşı Türk-Yunan Ortak Görev Gücü Kurulmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

12. - Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Doğal Afetlere Karşı Türk-Yunan Ortak Görev Gücü Kurulmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları raporları (1/484) (S. Sayısı : 239) (xx)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 239 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Isparta Milletvekili Mevlüt Çoşkuner ve AK Parti Grubu adına Bursa Milletvekili Mustafa Dündar'ın söz talepleri vardır.

Isparta Milletvekili Sayın Mevlüt Çoşkuner; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEVLÜT ÇOŞKUNER (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Doğal Afetlere Karşı Türk-Yunan Ortak Görev Gücü Kurulmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, dün, burada, soru önergeleri görüşülürken, milletvekillerimizin sorularına cevap veren Sayın Millî Eğitim Bakanımız ve buraya konuşmacı olarak çıkan arkadaşlarımız, Öğretmenler Gününü kutlamıştır. Ben, tabiî ki, bu kutlamadan bir şeyler anlamadığım için, bu konuya değinmek isteyip, ondan sonra kanun tasarısı üzerinde konuşmalarıma devam edeceğim.

                                 

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 239 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlarım, Öğretmenler Gününü hepimiz kutladık. Tabiî ki, Öğretmenler Gününü kutlarken şöyle düşündüm: Siz milletvekillerim veyahut da doğum gününü kutlayanlar, mutlaka, eşlerine, çocuklarına bir hediye alırlar; ama, biz, sadece, burada "öğretmenlerimizin gününü kutluyoruz" dedik geçtik, Sayın Bakan da çıktı, o da günlerini kutladı; ama, burada öğretmenlerin özlük hakları veyahut da onların maaşlarında bir iyileştirmeyle ilgili kesinlikle laf edilmedi. Bu bana şunu hatırlatıyor; yaşanmış bir olayı anlatacağım. Isparta'nın Yalvaç İlçesine bir kaymakam gelir zamanın birinde. Kaymakam telefonu kurcalarken -o günkü telefonlar tabiî ki bugünkü telefonlar gibi değil, manyetolu- manyetoyu çevirirken karşısından bir ses gelir ve kaymakam "alo, orası neresi" der, karşıdaki de "Köstük" der. "Sen kimsin" der, "Köstüklü Mustuk." "Orada işler nasıl Mustuk" der "Fastık fustuk" der Mustuk da. Bizim işler de fastık fustuk! Yani "günün kutlu olsun" diyoruz, geçiştiriyoruz; ama, o çilekeş öğretmenlerimizi överken de bir yerlere sığdıramıyoruz ve arkasını sıvazlayarak da, yürü yavrum deyip, onları bu zor koşullar altında bırakıp... Çünkü, ben onları 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında izledim. Hepsinin boynu bükük ve öyle zannediyorum ki, çocuklarından dahi sıkılır haldeydiler. Ben de, bu nedenle, Öğretmenler Gününü kutlayamıyorum. Dilerim ki, 2004 yılındaki Öğretmenler Gününde bu Meclisimiz, onlar için daha güzel kararlar alır, onların maaşlarını iyileştirir, özlük haklarını verir ve o zaman ben de diyeceğim ki, sevgili öğretmenin, günün kutlu olsun.

Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, öncelikle, bugün görüştüğümüz bu yasa tasarısının temelini atan vahim olaylara kısaca değinmek ve ondan bahsetmek istiyorum.

Hepimizin bildiği üzere, 17 Ağustos 1999'da, ülkemizi büyük acılara boğan talihsiz Marmara depremini yaşadık. Onbinlerce vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu felakete karşı duyarsız kalmayan Yunanistan, depremin hemen ardından, yaklaşık 12 ton insanî yardım taşıyan 2 nakliye uçağını Türkiye'ye göndermiş ve 200 çadır, 1 000 battaniye ve ilaçtan oluşan yardım malzemeleri, deprem şokunu yaşayan bölgedeki depremzedelere dağıtılmıştır. 11 doktordan oluşan 2 acil yardım ekibi ile kurtarma faaliyetlerine katılması için 25 kişilik uzman bir ekip de Türkiye'ye gönderilmiştir. Yunan arama-kurtarma timi, çok sayıda vatandaşımızı enkazdan sağ çıkarırken, sahra hastanesi kuran sağlık personeli, yaralılara şifa dağıtmıştır.

Yunanistan, ayrıca, depremden sonra yanmaya başlayan İzmit Tüpraş Rafinerisinin söndürülmesinde de bizlere yardımcı olmuştur. Körfeze çok sayıda kurtarma ekibi ve tonlarca yardım malzemesi gönderen, yardım kampanyaları açan, yani, deprem sırasında canla başla yardımımıza koşan Yunanistan, benzer talihsizliği de 7 Eylül 1999'da kendisi yaşamıştır. 5,9 şiddetindeki depremin ardından, Türk Halkı da Yunanistan Halkıyla aynı şekilde dayanışmış ve dayanışmanın içerisinde bulunmuştur.

Bunun sonucunda, her iki ülkenin dönemin Dışişleri Bakanları bir araya gelmiş ve depremde ortak kurtarma ekibi kurulmasında ve bu ekibin, uluslararası hizmet vermek üzere, Birleşmiş Milletler himayesinde görev yapması hususunda anlaşmışlardır. Bu doğal afetler esnasında, Türkiye'de AKUT ve Yunanistan'da EMAK adlı kurtarma ekiplerinin çalışmalarının uluslararası planda yansıması olarak görülebilecek iki ülke arasındaki Deprem Çevik Gücü Girişimi, iki ülkenin insanî amaçlarla birlikte çalışmasını sağlayacak ve bir anlamda, yeni bir tür güven artırıcı önlem ve işlevini yürütmektedir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye ile Yunanistan arasında, başta, deprem felaketi olmak üzere, doğal felaketlerin meydana gelmesi halinde Birleşmiş Milletler çatısı altında acil kurtarma operasyonu ve yardım yapabilecek ortak birim kurulması yönünde her iki ülkenin Dışişleri Bakanlarının vardığı mutabakat sonucunda Birleşmiş Milletlere sunulan karar tasarısı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 22 Kasım 1999 tarihli oturumunda kabul edilmiştir. Bu kararı takiben, iki ülke arasında, Doğal Afetlere Karşı Ortak Görev Gücü Kurulmasına İlişkin Protokol, 8 Kasım 2001 tarihinde Atina'da imzalanmıştır. Afet yönetimi konusunda işbirliğinin güçlendirilmesinin, Türkiye-Yunanistan ilişkilerini daha da geliştireceği inancıyla imzalanan söz konusu protokolle, iki ülke arasında doğal afetlere karşı yapılacak işbirliğinin çerçevesi çizilmiştir.

Böylece, kuruluş amacı, Türkiye ile Yunanistan'ın doğal afetlerden etkilenen halklarına, zamanında ve etkin insanî yardım sağlamaya yönelik kolektif kapasiteleri artırmaktır. Temel hareket alanı depremler, seller ve toprak kayması olan, faaliyet göstereceği coğrafî alan, Akdeniz çevresi ile genel olarak Türkiye ve Yunanistan'ın yakın çevresi olarak belirlenen, ancak sınırlı tutulmayan "Türk-Yunan Doğal Afetlere Karşı Ortak Gücü" olarak isimlendirilen ve logosu, birimin baş harfleri, uluslararası sivil koruma işareti ve iki ülkenin ulusal bayraklarından oluşan ortak görev gücü biriminin kurulması öngörülmektedir.

Birim, Birleşmiş Milletler İnsanî İşler Koordinasyonu Ofisi ile yakın işbirliği içinde çalışacaktır. Bu amaçla, iki birim arasında mutabakat muhtırası imzalanmıştır. Bu şekilde, birim, faaliyete geçtiğinde, Birleşmiş Milletlerin koordine ettiği çalışmaların da bir parçası haline gelmiş olacaktır.

Birimde, kentsel arama ve kurtarma personeli, acil tıp yardımı, mühendislik ve yerbilim hizmetleri ve her iki ülkenin hükümet, hükümetdışı kuruluşlarından uygun kaynakların kullanımını mümkün kılacak yaklaşık 40'ar kişi görevlendirilecektir.

Türkiye, Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğünü; Yunanistan'da, İçişleri Kamu Yönetimi ve Ademi Merkeziyet Bakanlığı Sivil Savunma Genel Sekreterliğini yetkili kurum olarak belirlemiştir.

Türkiye ve Yunanistan'da eşit sayıda üyeden oluşan bir koordinasyon komitesi kurulacak ve bu komiteye, taraflarca, bir yıllık rotasyon çerçevesinde başkanlık edilecektir.

Protokol uyarınca, Türkiye ve Yunanistan, doğal afetler konusunda bilimsel uzman toplantılarını, bilimsel programları ve seminerleri teşvik edecektir.

Türkiye ve Yunanistan, eğitim tatbikatları ve bir afet bölgesine müdahale esnasında, ortak gücün kendi ünitesinin masraflarını kendisi karşılayacaktır.

Birliğin eğitim ve faaliyetleriyle ilgili görev yönergesi protokolün ayrılmaz parçasını oluşturmaktadır. Birliğin etkinliğini artırmak amacıyla ortak eğitim faaliyetleri ve tatbikatlar yapılacaktır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye ile Yunanistan arasında doğal afetlere karşı yapılan işbirliğinin çerçevesini çizen söz konusu protokolü takiben, her iki ülke ve Birleşmiş Milletler arasında yapılan görüşmeler sonucu 16 Eylül 2002 tarihinde New York'ta Birleşmiş Milletler, Yunanistan Cumhuriyeti Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında, İnsanî Acil Durumlara Müdahale Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Muhtırası imzalanmıştır. İmzalanması, mezkûr protokolün 3 üncü maddesinde öngörülen mutabakat muhtırası, Türk-Yunan Doğal Afetlere Karşı Ortak Görev Gücünün doğal afetlerle mücadele alanında Birleşmiş Milletler sistemine ne şekilde destek olacağı hususunda belirli esaslara bağlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu genel bilgilerin ışığında, Yüce Meclise sunulan ve iki ülke arasında yeni bir işbirliği kanalı teşkil edecek olan tasarıyı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak destekleyeceğimizi bildirir, Yüce Meclisi saygılarımla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Coşkuner, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE YUNANİSTAN CUMHURİYETİ ARASINDA

DOĞAL AFETLERE KARŞI TÜRK-YUNAN ORTAK GÖREV GÜCÜ

KURULMASINA İLİŞKİN PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN

BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 8 Kasım 2001 tarihinde Atina'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Doğal Afetlere Karşı Türk-Yunan Ortak Görev Gücü Kurulmasına İlişkin Protokol"ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler..: Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 2 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 2 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 2 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 239 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti  ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Doğal Afetlere Karşı Türk-Yunan Ortak Görev Gücü Kurulmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylamasının sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                                : 212

Kabul                                : 212 (x)

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan için hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 4 Aralık 2003 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati :19.27

 

 

                                 

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

Maddeye git

    Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul