• Dönem: 22. Dönem
  • Yasama Yılı: 1
  • Birleşim:
  • Birleşim Tarihi: 03.07.2003
Kaynak: Tutanak Dergisi
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
DÖNEM : 22

DÖNEM : 22        CİLT : 20       YASAMA YILI : 1

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

102 nci Birleşim

3 . 7 . 2003 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt’un, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin doğumunun 300 üncü yıldönümü münasebetiyle gündemdışı konuşması

2. - Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün , Trakya'daki doğalgaz rezervleri ve bunların nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin gündemdışı konuşması

3. - Konya Milletvekili Orhan Erdem'in, Akşehir'de 5-10 Temmuz 2003 tarihleri arasında 44 üncüsü yapılacak olan Uluslararası Nasreddin Hoca Şenlikleri münasebetiyle gündemdışı konuşması

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in (6/279) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/79)

2.-  Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in (6/323) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/80)

3. - Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt'un, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/81)

C) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1. - Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 21 milletvekilinin, emeklilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/117)

V. - SEÇİMLER

A) Komİsyonlarda AçIk Bulunan Üyelİklere Seçİm

1. - Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

2. - Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)

3. - Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Tarım, Orman ve Köyişleri; Çevre; Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/602) (S. Sayısı : 198)

 

4. - Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/608) (S. Sayısı : 183)

VII. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YazIlI Sorular ve CevaplarI

1. - Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Yılmazcan'ın, Irak petrollerinden Türkiye'ye pay verilmesiyle ilgili anlaşmalara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün cevabı (7/558)

2. - İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın, önemli bitki alanlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin cevabı (7/704)

3. - Ankara Milletvekili Eşref Erdem'in, Ankara'nın Polatlı İlçesinin köylerinde haşhaş ekimine izin verilmemesinin nedenlerine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/743)

4. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Telekomünikasyon Kurumunun bölge müdürlüklerinin sayısının artırılması kararına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı (7/779)

5. - Hatay Milletvekili İnal Batu'nun, AKP Genel Başkanının bir danışmanının BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi ile yaptığı iddia edilen görüşmeye ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/793)

6. - Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, özelleştirme nedeniyle işsiz kalan işçilere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/800)

7. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Ereğli'nin bazı köylerindeki içme suyu şebekesi çalışmalarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/823)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak üç oturum yaptı.

Düzce Milletvekili Fahri Çakır, Düzce'de meydana gelen deprem sonrasında bölgedeki ekonomik ve sosyal sorunlar ile alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşma yaptı.

İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, Sivas olaylarının 10 uncu yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşmasına, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu,

Samsun Milletvekili Mehmet Kurt'un, 1 Temmuz Kabotaj Bayramına ilişkin gündemdışı konuşmasına Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım,

Cevap verdi.

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:

1 inci sırasında bulunan (6/239),

2 nci sırasında bulunan (6/241),

3 üncü sırasında bulunan (6/242),

4 üncü sırasında bulunan (6/243),

Esas numaralı sorular üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, yazılı soruya çevrildi; soru sahipleri de görüşlerini açıkladılar;

5 inci sırasında bulunan (6/247),

7 nci sırasında bulunan (6/252),

8 inci sırasında bulunan (6/253),

10 uncu sırasında bulunan (6/257),

Esas numaralı sorular, ilgili bakanlar Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.

6 ncı sırasında bulunan (6/251) esas numaralı soruya, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin;

9 uncu sırasında bulunan (6/255) esas numaralı soruya, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan;

11 inci sırasında bulunan (6/259),

14 üncü sırasında bulunan(6/262),

20 nci sırasında bulunan (6/271),

40 ıncı sırasında bulunan (6/294),

Esas numaralı sorulara, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener;

Cevap verdi;

(6/251), (6/255), (6/271), esas numaralı soruların sahipleri de karşı görüşlerini açıkladılar.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı: 146) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporu henüz gelmediğinden,

2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523) (S. Sayısı : 152), görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,

Ertelendi.

3 üncü sırasında bulunan, Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/602) (S. Sayısı :198) görüşmelerine başlanılarak, 8 inci maddesine kadar kabul edildi.

3 Temmuz 2003 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 20.54'te son verildi.

İsmail Alptekin

 

 

Başkanvekili

 

 

 

Ahmet Küçük

Mevlüt Akgün

 

Çanakkale

Karaman

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

                                                   II. - GELEN KÂĞITLAR                                             No. : 144

3.7.2003 PERŞEMBE

Tasarılar

1. - Doku tipi Tayinine Yarayan Reaktiflerin Değişimine İlişkin Avrupa Anlaşması ve Ek Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/634) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.2003)

2. - Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/635) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.2003)

3. - Çeşitli Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/636) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 30.6.2003)

4. - Harcırah Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/637) (Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 1.7.2003)

5. - Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/638) (Çevre ve Adalet ve Anayasa ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

Teklifler

1. - Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın; 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa Ekli II Sayılı Listede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/157) (Plan ve Bütçe Komisyonuna ) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.2003)

2. - Ankara Milletvekili  Muzaffer R. Kurtulmuşoğlu ve 22 Milletvekilinin; 2238 Sayılı Organ ve Doku, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunun 14. Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/158) (İçişleri ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına ) (Başkanlığa geliş tarihi : 25.6.2003 )

3. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ve 56 Milletvekilinin; Atatürk Millî Parkı Kanun Teklifi (2/159) (Çevre ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına ) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.2003 )

4. - Kayseri Milletvekili Muharrem Eskiyapan ve 33 Milletvekilinin; 193 Sayılı Kanunun, 4842 Sayılı Kanunun 13 üncü Maddesi ile Değişik 103 üncü Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/160) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.2003 )

5. - Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun; 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/161) (Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına ) (Başkanlığa geliş tarihi : 26.6.2003 )

Raporlar

1. - Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/377) (S. Sayısı : 203) (Dağıtma tarihi : 3.7.2003) (GÜNDEME)

2. - Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Dahil Olmaları Konusundaki İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/465) (S. Sayısı : 206) (Dağıtma tarihi : 3.7.2003) (GÜNDEME)

3. - Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/625) (S. Sayısı : 208) (Dağıtma tarihi : 3.7.2003) (GÜNDEME)

4. - Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/611) (S. Sayısı : 209) (Dağıtma tarihi : 3.7.2003) (GÜNDEME)

5. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, 24.2.1983 Tarih ve 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/121) (S. Sayısı : 210) (Dağıtma tarihi : 3.7.2003) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1. - İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol'un, tütün alımındaki açık artırma usulüne ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/627) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

2. - Antalya Milletvekili Osman Özcan'ın, yolsuzlukların önlenmesi için alınması gereken tedbirlere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/628) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

3. - İzmir Milletvekili Vezir Akdemir'in, İzmir çevre yolu projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/629) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

4. - Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, bölgesel elektrik fiyatlandırmasının üretim üzerindeki etkilerine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/630) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, petrol ve doğalgaz kuyularına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/905) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

 2. - İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, Diyanet İşleri Başkanlığından diğer kamu kurumlarına yapılan naklen atamalara ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru önergesi (7/906) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

3. - İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, İzmir-Çanakkale çevre yolu projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/907) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

4.- Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar'ın, İskenderun-Arsuz karayolu projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/908) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

5. - Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar'ın, İskenderun liman işletmesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/909) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

6. - Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar'ın, Hatay'daki internet altyapısına ve kablolu yayın hizmetine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/910) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

7. - Aydın Milletvekili Özlem Çerçioğlu'nun, okul müdürleri ile millî eğitim müdürlerinin atamalarında politik etki olduğu iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/911) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

8. - Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, Çanakkale'de bir ilköğretim okulunda yapılan kına gecesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/912) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

9. - Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin, ders kitaplarının ücretsiz dağıtımı projesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/913) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

Meclis Araştırması Önergesi

1. - Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 21 Milletvekilinin, emeklilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/117) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.7.2003)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergesi

1. - İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, açıktan atama izinlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/525)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

3 Temmuz 2003 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN (Karaman)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102 nci Birleşimini açıyorum.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; bu yardıma rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, yine 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı sağlanamamıştır; birleşime 10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 14.10

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.21

BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN (Karaman)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Birinci oturumda yapılan yoklama sonucunda toplantı yetersayısı bulunamamıştı; şimdi, yeniden yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sisteme giremeyen değerli milletvekillerinin, teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen milletvekillerinin, oy pusulalarını, yine 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Ancak, dün de ifade ettiğim gibi, yoklama için verilen süre dolmadan toplantı yetersayısını bulduğumuzdan, bütün milletvekillerimizin Genel Kurulda var olduğu kabul ediliyor; pusula göndermeye gerek yok.

Gündeme geçmeden önce, üç değerli milletvekilimize gündemdışı söz vereceğim.

İlk söz, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin doğumunun 300 üncü yıldönümü nedeniyle, Erzurum Milletvekili Sayın Muzaffer Gülyurt'a aittir.

Buyurun Sayın Gülyurt. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt’un, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin doğumunun 300 üncü yıldönümü münasebetiyle gündemdışı konuşması

MUZAFFER GÜLYURT (Erzurum) -

"Hak şerleri hayreyler,

Zannetme ki gayreyler,

Arif anı seyreyler,

Mevla görelim neyler,

Neylerse güzel eyler."

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk edebiyatının ölmez eserlerinden biri olduğu kadar, atasözü gibi hafızalara yerleşen ve dillerden düşmeyen, biraz önce sözlerime başlarken sizlere sunduğum mısraların sahibi, bundan tam 300 yıl önce, Erzurum'un Hasankale İlçesinde dünyaya gelen İbrahim Hakkı Hazretleridir. Bu yıl, İbrahim Hakkı Hazretlerinin doğumunun 300 üncü yılını kutlamaktayız; o nedenle huzurlarınızda bulunuyorum. Bana bu imkânı veren Sayın Başkanıma teşekkür eder, hepinizi saygıyla selamlarım.

BAŞKAN - Sayın Gülyurt, bir dakikanızı rica edeyim.

Değerli milletvekilleri, sayın milletvekilimiz çok önemli bir konuyu gündemdışı olarak Genel Kurula getirmiştir. Genel Kurulda, gerçekten, fevkalade uğultu var; bizim dahi hatibi takip etme imkânımız olmuyor. Beraberce dinleyelim; sükûneti rica ediyorum.

Buyurun Sayın Gülyurt, sürenize ekleyeceğim.

MUZAFFER GÜLYURT (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilim, kültür, sanat, medeniyet, irfan tarihimizin ve dünyamızın kubbesini süsleyen, arkasında kendilerinin hatırla yâd edilmesine sebep olacak yüzlerle ifade edilen ölmez eserler bırakan yüzlerce bilim adamı, mimar, tarihçi, edebiyatçı, alim, düşünür ve şairden birisi de, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleridir.

İbrahim Hakkı Hazretleri, edebiyat, düşünce, felsefe, astronomi, coğrafya gibi sosyal ve fen alanlarında, arkasında 38 eser bırakmıştır. Onun en önemli eseri, herkes tarafından bilinen Marifetnamedir.

İbrahim Hakkı kimdir ve neden önemlidir; İbrahim Hakkı, iyi bir tahsil görmüştür, döneminin bilim anlayışı ve şartlarının önündedir, kitaba çok önem vermektedir. "Bu zamanda en dürüst dost, en uygun meclis arkadaşı, en seçkin yoldaş, yârların en hayırlısı ve sevgililerin en sevgilisi kitaplar olduğu için, bunların sohbetlerine meylimi salmışımdır" diyerek kitaplara karşı duyduğu önemi ifade etmiştir. İbrahim Hakkı Hazretleri, kitaplarını Arapça, Farsça ve Türkçe olarak yazmıştır. Yazdığı Türkçe şiirler, aradan 300 yıl geçmiş olmasına rağmen, bugünün kuşakları tarafından çok rahatlıkla anlaşılabilir niteliktedir. Geleneksel astronomi yanında, yeni astronomi ile tıp, anatomi, fizyoloji, aritmetik, trigonometri, felsefe, psikoloji ve ahlak gibi çeşitli alanlarda oldukça geniş bilgi ve tecrübeye sahiptir.

İbrahim Hakkı Hazretleri, ilmî ve tasavvufî birikimini maddî menfaat temini için de kullanmamıştır; iki defa, padişah tarafından İstanbul'a, saraya davet edilmiş, uzun süre kalmış, orada ilmini ve irfanını zenginleştirmiş; ama, maddeye iltifat etmeden, gittiği gibi dönmüştür.

İbrahim Hakkı Hazretleri, öteki mutasavvıflar gibi, insanı insan merkezli düşünür ve insanı küçük âlem olarak kabul eder. "Hayatın en yüksek gayesi marifet, marifetin en yüce derecesi ise marifetullahtır. Marifetullahın anahtarı kendini bilmek, kendini bilmenin anahtarı ise âlemi bilmektir" diye ifade eder.

İbrahim Hakkı Hazretleri, Türk bilim tarihinde bir dönüm noktasıdır. Dünyanın yuvarlaklığı, ay ve güneş tutulmaları, deprem gibi konularda, İslam dünyasında bugünkü anlayışa zemin hazırlayan bilgileri yazıya döken ilk bilim adamlarındandır. O bakımdan, İbrahim Hakkı Hazretlerinin yeni kuşaklara tanıtılması kaçınılmaz bir zarurettir. Ders kitaplarında İbrahim Hakkı Hazretlerine mutlaka yer verilmeli, TRT, televizyon programları düzenlemelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu çok kısa süre içerisinde sizlere İbrahim Hakkı ve eserlerini anlatmamın imkânsız olduğunu biliyorum; ama, hiç değilse, doğumunun 300 üncü yıldönümünde yâd etmek istedim. İbrahim Hakkı Hazretlerinin 300 üncü doğum yıldönümünün bu kadarcıkla kalmasına gönlünüzün razı olmayacağına inanıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Mikrofonu açıyorum.

Buyurun.

MUZAFFER GÜLYURT (Devamla) - Teşekkür ederim.

Sayın Meclis Başkanlığımızın, Sayın Kültür Bakanlığımızın ve Millî Eğitim Bakanlığımızın konuya duyarlılık göstereceğine, İbrahim Hakkı Hazretlerinin 300 üncü doğum yıldönümünün daha anlamlı olarak kutlanacağına inanıyorum.

Beni dinleme lütfunda bulunduğunuz için hepinize teşekkür ediyor; İbrahim Hakkı Hazretlerini bir kez daha rahmetle ve şükranla anıyor; hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gülyurt.

Hükümetin bir talebi var mı efendim? Yok.

İkinci söz isteği, Trakya'daki doğalgaz rezervleriyle ilgili, Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Tütüncü'ye aittir.

Buyurun Sayın Tütüncü. (CHP sıralarından alkışlar)

2. - Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, Trakya'daki doğalgaz rezervleri ve bunların nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin gündemdışı konuşması

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Trakya'daki doğalgaz rezervleri ve bunların kullanılması hakkında bir öneride bulunmak için söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken hepinizi en derin sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, Türkiye'nin geçmiş hükümetler zamanında Rusya ve Azerbaycan ile yaptığı doğalgaz anlaşmaları var. 8 adet doğalgaz anlaşması yapılmış, bunun sonucunda ülkemiz, oldukça yüksek fiyattan ve ihtiyacının çok üzerinde doğalgaz satın alma yükümlülüğüne sokulmuştur. Bu anlaşmalar yapılırken, Türkiye'nin bazı yörelerinde ve özellikle de Trakya'da bulunan zengin doğalgaz kaynakları, yatakları görmezden gelinmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, Trakya'da, bugün için, 20 000 000 000-25 000 000 000 metreküp doğalgaz rezervinin bulunduğu tahmin ediliyor. Bugün için diyorum; çünkü, daha kapsamlı araştırmalar yapılsa, söz konusu rezervin çok daha fazlaya çıkacağı öne sürülmektedir.

Geçen aylarda, Tekirdağ Ziraat Fakültesinde çok ilginç bir olay yaşandı. Ziraat Fakültesinde, su kuyusu için bir arama yapılıyor, su yerine doğalgaz fışkırıyor. Tabiî ki, fakülte, bunu, kendi amacına dönük kullanmak istiyor; ancak, bu arada, Thrace Baseni isminde bir yabancı şirket geliyor, duruma müdahale ediyor, Ziraat Fakültesine "hayır, bu gazı kullanamazsın, bu sahanın ruhsatı elimdedir; ama, istersen, bu gazı benden satın alabilirsin" diyor. Bu şirket, çok yakın zaman önce, Tekirdağ ile Hayrabolu arasındaki karayoluna yakın bir yerde, çok sığ bir düzeyde, yani, düşük maliyetli gaz bulmuş, boruları döşemiş ve şu anda, Muratlı sanayi bölgesine doğalgaz satmaktadır. Yani, Trakya'da doğalgaz rezervleri son derece zengin ve bir bölümü de yüzeye yakın; yani, çıkarılması çok düşük maliyetli.

Durum böyleyken, bu doğalgazın çıkarılması için de, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının, sanki engelleyici, sinsi bir politikayı hâlâ sürdürmekte olduğu gözleniyor. Gerçekten, baktığımızda, Türkiye Petrollerinin, bölgede 23 adet ruhsatı elinde tuttuğunu görüyoruz; bunlardan 12'si üretime yönelik işletme ruhsatı, 11'i ise arama ruhsatıdır. Türkiye Petrolleri, şu an için, 7 işletme bölgesinden günlük ortalama   800 000 metreküp doğalgaz çıkarıyor. Ancak, yine, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Göçerler doğalgaz üretim sahasında, bir yabancı şirketle doğalgaz çıkarıyor, bir tek kuyudan günde 400 000 metreküp doğalgaz çıkarıyor.

Burada, sayın milletvekillerinin dikkatine şu konuyu sunmak istiyorum: Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, tek başına, 7 üretim sahasından 800 000 metreküp doğalgaz çıkarırken, bir yabancı şirketle ortaklığında, bir tek sahadan bunun yarısı kadar doğalgaz çıkarıyor. Peki, neden böyle oluyor? Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının elindeki teknoloji yetersiz midir? Teknoloji yetersizse... Trakya'da öylesine bir kaynak elde ediliyor ki, 2002 yılında doğalgazdan yaklaşık 63 trilyon lira gelir sağlanmış; ama, baktığımızda, Türkiye Petrollerinin ancak 1,9 trilyonluk bir yatırım yaptığını görüyoruz. Bunu kabul etmek ve anlamak kesinlikle mümkün değil; yöreden kazandığının yüzde 3'ünü dahi yatırıma ayırmıyor.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; durumun dikkatinize sunmak istediğim asıl önemli bir yönü de şudur: Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının elinde 11 arama ruhsatı var; ancak, bu arama ruhsatlarıyla arama yapılmamıştır. Bu arama ruhsatları, çok kısa zamanda, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının elinden gidecek, uçacak, yabancı şirketlerin eline geçecek. Bu arama ruhsatlarından 2'si 2003 yılında, 3'ü 2004 yılında elinden çıkacak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Tütüncü, lütfen, konuşmanızı toparlayın efendim.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Sayın Başkan, toparlıyorum.

...ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı 11 adet arama ruhsatını elinden yitirecek ve bunlar, büyük olasılıkla, bölgedeki yabancı şirketlerin eline geçecek.

Sakın yanlış anlaşılmasın, Türkiye'nin, tabiî ki, yabancı sermayeye ihtiyacı var; ancak, Trakya'daki ve özellikle Tekirdağ sınırları içerisindeki doğalgazın çıkarılmasında ve işletilmesinde, Tekirdağlılar olarak söz sahibi olmak istiyoruz. Bunun, Tekirdağlılar olarak yalnızca hakkımız değil, aynı zamanda, ülke ekonomisi açısından sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sonuç olarak şu öneride bulunmak istiyoruz: Tekirdağ'daki bu doğalgazın işletilmesi için, eğer, Türkiye Petrolleri yeterli kaynağı ayıramayacak ise -ki, bu kaynak elinde var- o zaman, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Tekirdağ'ın, hatta, Trakya'nın ticaret ve sanayi odalarıyla ortaklıklar kursun ve bu ortaklıklara, uygun görülürse, il özel idareleri de katılsın ve böylece, doğalgazımızın işletilmesini, yerel kaynakları da harekete geçirerek, biz Trakyalılar üstlenelim.

Tekirdağ'da, özellikle Malkara, Hayrabolu ve Şarköy'de ekonomik açıdan son derece sıkıntılı dönemler yaşandığını biliyoruz. Bunlardan Malkara ve Hayrabolu'nun organize sanayi bölgeleri süratle tamamlanmaktadır. Buralara yatırımların, yatırımcıların çekilmesi için, bol ve ucuz enerji sağlanması gerekmektedir. İşte, bu açıdan da, biz, eğer, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ile bölge ilçelerinin ticaret ve sanayi odalarıyla ortaklıklar oluşturabilirsek, öyle sanıyorum ki, hem ülke ekonomisine büyük bir kaynağı kolaylıkla sağlayacağız hem de yöre ilçelerinin ekonomik yaşamlarına çok büyük katkılarda bulunacağız.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; teşekkür ediyorum. Öyle sanıyorum ki, bu konuda, daha sonraki çabalarımıza, Yüce Meclis olarak destek vereceksiniz.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi en iyi dileklerimle, sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Biz de teşekkür ediyoruz Sayın Tütüncü.

Gündemdışı üçüncü söz, bu yıl 44 üncüsü yapılacak olan Nasreddin Hoca Festivali nedeniyle söz isteyen, Konya Milletvekili Sayın Orhan Erdem'e aittir.

Buyurun Sayın Erdem. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3. - Konya Milletvekili Orhan Erdem'in, Akşehir'de 5-10 Temmuz 2003 tarihleri arasında 44 üncüsü yapılacak olan Uluslararası Nasreddin Hoca Şenlikleri münasebetiyle gündemdışı konuşması

ORHAN ERDEM (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyayı güldüren ve düşündüren adam Nasreddin Hoca anısına bu yıl 44 üncüsü yapılacak Akşehir 5-10 Temmuz Uluslararası Nasreddin Hoca Şenlikleri dolayısıyla gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tarihî kaynaklara göre, Selçuklular devrinde yaşayan Nasreddin Hoca, Sivrihisar-Hortu'da doğmuş, Konya'da ve eğitimini ve felsefesini yaydığı Akşehir'de, Seyit Mahmut Hayranî ve Seyit Hacı İbrahim'den aldığı derslerle İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürmüş, medresede ders okutup kadılık görevinde bulunmuştur. Yaşadığı devirde, iyi eğitimli Nasreddin Hoca, gösterişsiz yaşantısı içinde dert çeken, uman, isteyen, efkârlanan ve efkârını bir nükteyle açığa çıkaran bir şahsiyettir. Özellikle, karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunmasını, Nasreddin Hoca, en iyi şekilde kullanmıştır. Güldürürken düşündürmesini bilerek, nesiller boyu yaşanan olaylarla aynı konumda özdeşleşmiştir. Hepimizin bildiği birçok fıkrasını, tekrar, burada anlamak ve ifade etmek istediklerini anlamaya çalışmak için zikredersek: Nasreddin Hoca bir ziyafete yeni kürküyle gitmiş, gördüğü itibar üzerine "ye kürküm ye" diyerek insanı yalnızca dış görünüşüyle değerlendiren toplumun, aynı şekilde, doğuran kazan hikâyesinde açgözlülüğünü, Akşehir Gölüne yoğurt çalarken "göl yoğurt tutar mı" diyenlere "ya bir tutarsa" cevabı; kürsüye çıkarak "ey ahali ne söyleyeceğimi biliyor musunuz" diye sorduğunda, birkısım dinleyici "biliyoruz" birkısım dinleyici de "bilmiyoruz" cevabını verince, dinleyicilere dönerek "o halde, bilenler bilmeyenlere öğretsin" diyerek kürsüyü terk etmesi; yine, eşeğinden düştüğünde, gülenlere "ne gülüyorsunuz yahu, düşmeseydim zaten inecektim" deyişi; yitirdiği eşeğini türkü söyleyerek ararken, bunun nedenini soranlara "bir umudum şu dağın ardında, orada da bulamazsam o zaman seyredin benim feryadımı" cevabını vermesi, onun çok renkli ve insanoğluna ders verici birkaç anekdotudur.

Nasreddin Hoca'nın alaycı filozof kişiliği, bineğiyle, karakaçanıyla, eşeğiyle de özdeşleşmiştir. Bir davet sonrası, eşeğine ters binerek, uğurlayanlara sırtını dönmeden gitme çabası, günümüze kadar ona mahsus bir model olarak bugünlere gelmiştir.

Güldüşün ustası Nasreddin Hoca, Türk dünyasında, Balkanlarda, Ortaasya'da, Ortadoğu'da çok geniş bir coğrafyada yaşamaktadır. Nasreddin Hoca'nın torunları Akşehir halkı, çok sevdikleri hocalarını yaşatmak, anmak için her yıl düzenledikleri 5-10 Temmuz etkinlikleriyle, Nasreddin Hoca'yı ulusal ve uluslararası düzeyde daha çok tanıtma gayreti içinde olmuş, bunu da kıt kaynaklarıyla en iyi şekilde başarmışlardır.

Bu yıl şenliklerde Nasreddin Hoca'yı canlandıracak olan sanatçı Hasan Kaçan, bu geleneği çağdaşlaştırarak günümüze uyarladığı "Ekmek Teknesi" dizisiyle televizyonlarda Nasreddin Hoca felsefesini yansıtmıştır. Bu çalışmayı ve benzer çalışmaları destekleyecek ve bu yıl ilk defa verilecek olan Nasreddin Hoca altın eşek gülmece ödülleri, Kültür Bakanlığının katkılarıyla bundan sonra da devam edecek, bu etkinliklerde, bu tip organizasyonlar, diziler, başarılı insanlar ödüllendirilecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Mikrofonu açıyorum; tamamlayın lütfen konuşmanızı.

ORHAN ERDEM (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Nasreddin Hoca'yı daha iyi tanımak ve anlamak için, Akşehir'de Nasreddin Hoca enstitüsü ve üniversitesi kurulması ve yine, Hoca'yla anılan, Akşehir'e ayrı bir iklim ve türbülans sağlayan Akşehir Gölünün kurtarılması ve millî mücadelede Garp Cephesi Komutanlığı mekânı, 20 ilden daha büyük olan Akşehir'e ve çevre ilçelerine gereken önemin verilmesi konusunda gayretlerimize yardımcı olacağınızı umuyor, bu dileklerle, tüm milletvekillerimizi ve halkımızı, fırsat bulabilirlerse, dünyanın ortası Akşehir'e davet ediyorum. Birkaç gün de olsa, stres atmak istiyor ve Nasreddin Hoca gibi yaşamak istiyorsanız, 5-10 Temmuz günleri arasında Akşehir'de buluşma dileklerimle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Erdem.

Hükümetin bir söz talebi?.. Yok.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair 2 adet önerge vardır; okutuyorum :

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - Manisa Milletvekili Hasan Ören'in (6/279) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/79)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 19 uncu sırasında yer alan (6/279) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                     Hasan Ören

                                            Manisa

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum :

2.-  Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in (6/323) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/80)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 56 ncı sırasında yer alan (6/323) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini arz ederim.

Saygılarımla.                      2.7.2003

                                      İzzet Çetin

                                            Kocaeli

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum :

C) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1. - Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük ve 21 milletvekilinin, emeklilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/117)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde milyonlarca kişinin yaşamını doğrudan ilgilendiren; işçi, memur ve Bağ-Kur emeklilerinin sorunlarının tespit edilerek, çözüm yollarının bulunması amacıyla, Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

  1- Ahmet Küçük (Çanakkale)

  2- Mehmet Parlakyiğit (Kahramanmaraş)

  3- Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır)

  4- Nadir Saraç (Zonguldak)

  5- Ali Arslan (Muğla)

  6- Şevket Arz (Trabzon)

  7- İsmail Özay (Çanakkale)

  8- Nejat Gencan (Edirne)

  9- Yaşar Tüzün (Bilecik)

10- V. Haşim Oral (Denizli)

11- Halil Akyüz (İstanbul)

12- İsmet Atalay (İstanbul)

13- Muharrem Eskiyapan (Kayseri)

14- Sedat Uzunbay (İzmir)

15- Ali Topuz (İstanbul)

16- Salih Gün (Kocaeli)

17- Necdet Budak (Edirne)

18- Mehmet Boztaş (Aydın)

19- Yılmaz Kaya (İzmir)

20- Erdal Karademir (İzmir)

21- Ufuk Özkan (Manisa)

22- İlyas Sezai Önder (Samsun)

Gerekçe :

Sosyal güvenlik kuruluşlarımız SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur'dan emekli olmuş milyonlarca kişi, ilgili olduğu sosyal güvenlik kuruluşunun yapısından ve sosyal güvenlik kuruluşları arasındaki farklı hizmet anlayışları nedeniyle yaşamlarının en rahat dönemlerini geçirmesi gereken yıllarda ciddî sıkıntılarla iç içe yaşamak durumunda bırakılmıştır.

Özellikle çalışma yaşamında en fazla fizikî yıpranmayla karşı karşıya kalmış bulunan işçi emeklilerimiz, ne yazık ki emeklilik günlerinde açlık sınırının altında bir yaşlılık aylığıyla yaşam mücadelesi vermektedirler.

Açlık sınırının 450 milyon lira olduğu ülkemizde işçi emeklilerimizin büyük bir kısmı ortalama 350 milyon lira aylıkla hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Bir yandan ekonomik sıkıntılarıyla yaşamaya çalışan işçi emeklilerimiz, bir yandan da kendilerine sunulan sağlık hizmetlerinden gecikmeli ve kalitesiz olanına layık görülmektedirler.

Ülkemizde emeklilerimizin, özellikle de işçi emeklilerimizin gelir dağılımından aldıkları pay en düşük seviyelerdedir.

Emekli Sandığı ve SSK emeklilerine sağlanan imkânlar eşit düzeyde olması gerekirken, ne yazık ki SSK emeklilerinin aleyhine bir durum yıllardır devam etmektedir. Çalışma süreleri, prim ödeme gün sayıları, ödenen prim ve vergiler bakımından ortak özellik taşıyan işçi ve memur, emekli olduklarında farklı sistemlerin uygulanmasından dolayı eşitsizlikler ve haksızlıklarla karşı karşıya bulunmaktadır.

Emekli Sandığı kapsamında yirmi yıl prim ödemiş bir hak sahibine yüzde 70 aylık bağlanırken, aynı sürede prim ödemiş SSK emeklisine yüzde 55 aylık bağlanmaktadır. Aylık hesaplamalarında, Emekli Sandığı kapsamında olanlara, en son kazançları dikkate alınırken, SSK'lılar bakımından, çalışılan sürelerdeki ortalama yıllık kazanç esas alınarak aylıklar hesaplanmaktadır. Bu da SSK emeklilerine olumsuz yansımaktadır. Ayrıca, DİE hesaplama yöntemi içerisinde işçi emeklilerinin harcamalarındaki artışların genel indeks içindeki paylarının sınırlı olması nedeniyle, aylık artışları sınırlı kalmaktadır.

Daha önceki hükümetler döneminde sosyal destek ödemesiyle birlikte TÜFE artışının devam edeceği güvencesinin verilmesine rağmen, hükümetin bu artışı henüz gerçekleştirememesi nedeniyle, emeklilerimiz ayrı bir sıkıntı yaşamaktadırlar.

SSK'nın sağladığı sağlık hizmetlerinin yetersizliği ve yoğunluğu, emeklilerimizi, dul ve yetimlerini telafisi mümkün olmayan sıkıntılara sürüklemiştir. Ülkemizde 5 830 SSK'lıya 1 uzman doktor, 14 753 SSK'lıya 1 pratisyen doktor, 2 824 SSK'lıya 1 hemşire düşmektedir. Bu tablodan da anlaşılacağı gibi, SSK emeklisi, dul ve yetimi hayatlarının en güzel dönemlerinde en çok ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerini çok güç ve kalitesiz bir şekilde almaktadırlar.

Ulu Önder Atatürk'ün şu sözleri belleklerimizden silinmemelidir: "Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli göstergesidir."

Bu doğrultuda, hepimizin kaçınılmaz bir süreç olarak yaşayacağımız emeklilik günlerinde, tüm emeklilerimizin layık oldukları bir yaşam standardında yaşamalarını sağlayacak bir sosyal güvenlik yapısının oluşturulması için bir Meclis araştırması açılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, komisyondan 1 adet istifa önergesi vardır; okutuyorum :

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

3. - Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt’un, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/81)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Üyesi bulunduğum Avrupa Birliği Uyum Komisyonu üyeliğinden ayrılıyorum.

Gereğini takdirlerinize arz ederim.

Saygılarımla.                    10.6.2003

                           Muzaffer Gülyurt

                                          Erzurum

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.

V. - SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1. - Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN - Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için, Karabük Milletvekili Ali Öğüten aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2. - Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN - Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda boşalan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için, Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)

BAŞKAN - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu henüz gelmediğinden, tasarının müzakeresini erteliyoruz.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Hükümet?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Tarım, Orman ve Köyişleri; Çevre ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3. - Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Tarım, Orman ve Köyişleri; Çevre; Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/602) (S. Sayısı : 198)

BAŞKAN - Komisyon?..

HALUK İPEK (Ankara) - Burada Sayın Başkan.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Komisyon yok Sayın Başkan.

HALUK İPEK (Ankara) - Geliyor.

BAŞKAN - Hükümet?..

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, komisyon yok; yukarıda toplantıda. 5 inci maddeyi çekmiştiniz ya, onu görüşüyor.

BAŞKAN - Bir dakika efendim...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, komisyon yok; yukarıda toplantıda.

BAŞKAN - Toplantıya 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 14.56

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.08

BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale), Mevlüt AKGÜN (Karaman)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 102 nci Birleşimin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Görüşmelerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

3. - Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Tarım, Orman ve Köyişleri; Çevre; Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/602) (S. Sayısı : 198) (Devam) (1)

BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır.

Hükümet?.. Hazır.

8 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 8. - 4706 sayılı Kanuna 7/A  maddesinden  sonra gelmek üzere aşağıdaki 7/B maddesi  eklenmiştir.

"MADDE 7/B. - Hazineye ait taşınmazlar; imar planlarına uygun olarak konut yapılmak amacıyla rayiç bedel üzerinden konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, bunlar arasında yapılacak ihale ile satılabilir. Bunların ihaleye katılabilmeleri için, ihale konusu taşınmazın tahmini bedelinin dörtte birini bir bankada adlarına açılan hesapta bloke etmeleri şarttır. Bu taşınmazların satış amacı dışında kullanılamayacağına, amacı  dışında kullanıldığının tespiti halinde, satılan taşınmazın satış bedelinin faizsiz iade edilerek Hazinece geri alınacağına dair tapu kütüğüne şerh konulur. Bu maddeye göre satılan taşınmazlarla ilgili olarak yapılacak imar uygulaması sonucunda kamu hizmet alanlarına ayrılan yerler, bedelsiz ve müstakil parsel olarak Hazine adına resen tescil edilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

8 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

9 uncu maddeyi okutuyorum :

MADDE 9. - 4706 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 4.- Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya mazbut vakıflar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait, üzerinde toplu yapılaşma bulunan taşınmazlar, Hazineye ait taşınmazlar ile trampa edilebilir. Trampaya ilişkin usul ve esaslar taşınmaz maliki veya idare ve temsil eden kamu kurum ve kuruluşunun bağlı, ilgili veya ilişkili olduğu Bakanlık ile Maliye Bakanlığı arasında müştereken belirlenir.

                                           

(1) 198 S. Sayılı Basmayazı 2.7.2003 tarihli 101 inci Birleşim Tutanağına eklidir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?..

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, AK Parti Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Ekrem Erdem konuşacak.

BAŞKAN - AK Parti Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Ekrem Erdem; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EKREM ERDEM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan, Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, şahsım ve Grubum adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

9 uncu madde ile, 29.6.2001'de çıkarılan 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna Geçici 4 üncü ve 5 inci madde eklenmektedir. Geçici 4 üncü maddede "Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya mazbut vakıflar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait, üzerinde toplu yapılaşma bulunan taşınmazlar, Hazineye ait taşınmazlar ile trampa edilebilir. Trampaya ilişkin usul ve esaslar taşınmaz maliki veya idare ve temsil eden kamu kurum ve kuruluşunun bağlı, ilgili veya ilişkili olduğu Bakanlık ile Maliye Bakanlığı arasında müştereken belirlenir" denmektedir.

Bu madde metnine bakıldığında, görüşülmekte olan yasanın ana amacının yalnızca hazineye ait birtakım işgalli ya da işgalsiz arazilerin satılarak sadece kaynak temini olmadığı görülecektir. Burada asıl amaç, sorunların çözülmesidir. Gecekondulaşma ya da işgal, yalnızca hazineye ait arazilerle sınırlı bir olay değildir. Önce hazine arazileriyle başlayan işgal, zamanla çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına ait arazilerin işgaliyle, hatta, şahıslara ait arazilerin işgaliyle sınırlı kalmayarak, ecdadımızın bizlere emaneti olan vakıf arazilerini de içine almıştır; irili ufaklı sayısız mahalleler, hatta, ilçeler kurulmuştur.

Vakıflara ait işgalli taşınmazların toplam alanı 220 000 000 metrekare civarında olup, yaklaşık, 26 000 işgalcisi bulunmaktadır. Özellikle, İstanbul Okmeydanı, Alibeyköy, Beykoz, Sarıyer, Antalya Muratpaşa, Varsak, Sütçüler, Adana Karaisalı, Aydın Ekinambarı, Diyarbakır merkez, Şanlıurfa merkez, Eskişehir gibi büyük yerleşim yerlerinde çok büyük alanlar bunlardan bazılarıdır. Bu, bir, de facto durum; bunların da çözüme kavuşturulması gerekir. Halkın sorunlarını önceleyen bir iktidar, bu çarpıklığın devamını isteyemezdi. İşte, bunun için, burada görüşmekte olduğumuz 9 uncu madde, 4706 sayılı Yasaya getirdiği geçici 4 üncü maddeyle bu soruna çözüm getiriyor.

İşgalli vakıf taşınmazlarının Maliye Hazinesine ait taşınmazlarla trampası yoluyla sorun ortadan kaldırılmaktadır. Hem işgalci durumundaki vatandaşlarımızın problemi çözülüyor hem de vakıflar, işgalden kurtaramadığı taşınmazlarına kavuşturulmuş oluyor. Trampa sonucu alınacak taşınmazlar da, yine, vakıflar adına tescil edilecektir. Kısacası, ata yadigârı vakıfların taşınmaz kaybı da ortadan kaldırılmış olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görevimiz, gecekondu yapan vatandaşı suçlamak yerine, onun hukukî şartlarını hazırlamak, ev yapabileceği arazileri hazırlamaktır. Hazine arazisi işgali denildiğinde akla ilk gelen konulardan birisi gecekondu problemidir. 1966 tarihli, 775 sayılı Gecekondu Kanunu, gecekonduyu, imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlerine bağlı kalmaksızın, kendine ait olmayan arazi ve arsalar üzerinde sahibinin rızası olmadan yapılan izinsiz yapılar olarak tanımlamaktadır.

Kent bilimciler ise, bayındırlık ve yapı kurallarına aykırı olarak gerçek ya da tüzel, kamusal ve özel kişilerin toprakları üzerine, toprak sahibinin bilgisi ve müsaadesi dışında onaysız olarak yapılan, barınma gereksinimleri devletçe ve kent yönetimlerince karşılanmayan yoksul ya da dargelirli ailelerin yaşadığı barınak türü olarak adlandırılan yere gecekondu demektedirler.

Gecekondu, toplumun belirlediği normlar ya da standartlar içinde konut sorununu çözemeyen düşük gelirli grupların, oldubittilerle oluşturduğu konutlarla konut ihtiyacını karşılama yoludur.

Gecekondulaşma, ekonomik ve toplumsal nedenlerle kırsal alandan şehirlere göç, kentlerdeki hızlı nüfus artışı nedeniyle kentlerdeki konut arzının talebi karşılayamayacak düzeyde kalması, kente gelen nüfustaki artışa rağmen iş imkânlarında artış sağlanamaması, konut piyasasında düşük gelirli grupların sahip olabilecekleri veya kiralayabilecekleri fiyatta ve standartta gerekli miktarda konut bulunamaması gibi nedenlerden ortaya çıkmıştır.

Özellikle, 1950'den sonra kentlere başlayan yoğun göçün sonucunda, yeterli konut üretilemeyince, vatandaşlar, bir yolunu bulup, barınma ihtiyacını gidermek için, kanuna, plan, proje ve tekniğe aykırı olarak, ellerine geçirdikleri malzemeleri kullanarak evlerini yapıp içine oturmuşlardır. 1970'li yıllardan sonra, kent içerisindeki kamu arazileri azaldığından, kent çevresindeki genellikle sahipli arsalar sahiplerince parsellenip satılmaya başlanmış, gerek bu sahipli arsaların hisseli şekilde satılması gerekse kamu arsalarının mafya tarafından gayriresmî parsellenip satılmasıyla, işin içinden çıkılmaz yeni bir dönem başlamıştır. 1980 sonrası ise, kentlerin hızlı büyümesiyle kent çevresinde kalan gecekondular, imar durumu olmasa dahi, sahiplerince yıkılıp, çok katlı, ruhsatsız ve hem yapı statiği bakımından hem de çevre şartları bakımından son derece sağlıksız bir yapılaşmaya dönüşmüştür. Böylece, Türkiye'de, gecekondu sorunu, en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir. Devlet, sosyal devlet olma görevlerini yerine getirememiş, vatandaşın önünde gitmesi gerekirken, vatandaşın arkasında kalmış; vatandaş, hayatını sürdürebilmek için başını sokacak bir mekân kurunca, devlet de vatandaşın peşinden koşmaya çalışmıştır; gecekondularda yaşayan insanların problemlerini çözmeye çalışmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün milyonlarca metrekareyi bulan hazine, kamu kurum ve kuruluşlarıyla vakıflara ait ülkemizin en değerli arazileri üzerinde milyonlarca insan yaşamakta, binalar, fabrikalar, hatta şehirler yer almaktadır. Devlet, bunlara elektrik, su ve doğalgaz gibi altyapı hizmetleri de götürmüştür. Mevcut durum artık kangren haline gelmiş, çözüm beklemektedir. Üstelik var olan yasal boşluk nedeniyle, işgalci durumda bulunan kişi ve kurumlar, devlete hiçbir katkı sağlamadan bu taşınmazları kullanmaya devam etmektedirler. Dolayısıyla bunlara yapılan yatırımların maliyeti de, yasalara uygun yaşayan insanların sırtına yüklenmektedir. Altyapısı devlet tarafından sağlanmış binlerce yapı ve işyerini boşaltıp yıkmak hem ekonomik hem de sosyal yönden imkânsızdır. Yıkamayacağımıza göre, bu sorunlara çözüm üretmek mecburiyetindeyiz. Vakıfların yanı sıra, geçici 4 üncü maddeyle, aynı şekilde, hem kamu kurum ve kuruluşlarına ait işgalli araziler nedeniyle oluşan kamu kurum ve kuruluşlarının kaybı telafi edilmekte hem de işgalci vatandaşların sorunları tatlıya bağlanmaktadır.

Böyle bir teklife bence muhalefet yapılmaz; ancak destek verilir. Takdir Yüce Meclisindir.

Görüşülmekte olan bu maddenin ve yasa tasarısının memleketim ve milletim için hayırlı neticelere vesile olmasını diler, tasarının hazırlanıp Meclise sunulmasında emeği geçen herkesi tebrik eder, saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Erdem.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Mustafa Özyürek; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; tabiî, sayın sözcünün ifade ettiği gibi, bazı sorunları çözmek üzere düzenlenmiş bir madde olmakla beraber, işgali teşvik eden, işgal yapanların ödüllendirildiği bir düzenleme ne yazık ki. İşgal edilmiş araziler, vakıf arazileri hazineye devredilecek, hazineden, üzerinde işgal olmayan, temiz arazi devralınacak.

Şimdi, hep bildiğimiz bahane, hep bildiğimiz gerekçe; "ne yapalım, işgale uğramış." Tabiî, ne yapalım, işgale uğramış mantığını kullandığımız andan itibaren, sürekli, işgali teşvik etmiş oluyoruz. Nitekim, bu konuyu görüşmeye başladığımız andan itibaren de, pek çok yeni vakıf arazisi, hazine arazisi işgale uğruyor; yani, Türkiye'yi ya bir hukuk devleti yapacağız, kanunların hâkim olduğu bir devlet olacak, herkes hukuka uyacak, kanuna uyacak veya işgal eden, kanuna uymayan ödüllendirilecek. Şimdi tercih ettiğimiz yol, işgalciyi, yasadışı uygulamaya başvuranı ödüllendirme yoludur. Bu yollar, gerçekten, son derece yanlıştır. Ne yazık ki, Türkiye'yi, zaten hukuk devleti olup olmadığı çok ciddî tartışılır ama, kanun devleti olmaktan da çıkaran bir noktaya, getiriyoruz. Kanunlar var, kanunları uygulayamıyoruz; kaçak binaları yıkamıyoruz, işgale karşı duramıyoruz, öyleyse, bu fiilî durumu, bu yasadışı, hukukdışı durumu legalize edelim; ne yapalım; af çıkaralım... O bakımdan, bu mantık, kesinlikle yanlıştır değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlarım, bu madde üzerindeki görüşümü belirttikten sonra, Meclisin çalışma yöntemiyle ilgili olarak, izninizle, bir iki noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Şu anda, toplumun çok önem verdiği, SİT alanlarını imara açan, bazı işgal edilmiş alanlara af getiren çok önemli bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Çok saygı duyduğum Sayın Bakanımız orada oturuyor; elbette, Millî Savunma Bakanı vekâlet edebilir; ama, konunun içinde değil, konunun sahibi değil; Komisyonun Başkanı yok, Başkanvekili yok; arkadaşlarımız burada oturuyor.

Dün, bu tasarının önemli maddelerini komisyon geri çekti. Şu anda, yukarıda, komisyonda, bu geri çekilen maddeler görüşülüyor; bir yandan da, biz, burada önemli maddelerini atladık, başka maddelerini görüşmeye başladık. Mümkündür ki, komisyondan gelecek maddelerle burada yapacağımız düzenlemeler arasında önemli çelişkiler ortaya çıkabilir; bunları bilmiyoruz. Şimdi, böylesine belirsiz, böylesine flu bir ortamda Meclis çalışması, inanmanızı isterim ki, bu Meclise itibar kaybettiriyor değerli arkadaşlar. Bu Meclisi, planlı, programlı, düzenli çalıştırabilirsek bundan puan kazanırız; ama, telaş içinde, yarısı yukarıda görüşülür, yarısı aşağıda görüşülür, dumanı doğru çıksın kabilinden bir Meclis çalışmasından hiç kimseye hayır gelmez. Sayın Başkanımız ara verdiler, belki komisyon gelir diye; komisyon, yine gelmedi... Yine, böyle bir karambolde, bir karanlık uçuş içerisinde yolumuza devam ediyoruz.

Biz bunları söylediğimiz zaman "muhalefet bizi engelliyor, muhalefet bizi kıskanıyor" gibi sözleri, sayın bakanlarımız, burada söyleyip söyleyip çekip gidiyorlar; ama, geceyarılarına kadar sizler bu Meclisin kahrını çekiyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bu yol, yol değil; bu çalışma, çalışma değil. Biz, Danışma Kurulunda, tatilde de -yani, Meclisin fiilen tatile girmesi, hukuken tatile girmesi gereken 1 Temmuzdan itibaren de- Meclisin çalışması yolunda oy verdik. Meclis çalışsın, biz çalışmaktan kaçmıyoruz; ama, üretici olsun, ama verimli olsun, ama sonuç alsın. Dostlar alışverişte görsün diye burayı çalışıyor gibi göstererek, birbirimize eziyet etmenin, birbirimizi yormanın, hırpalamanın hiçbir yararı yoktur.

Özellikle hükümetin, önce, bu tatilde neyi yapmak istediğini, bu Meclisten neyi geçirmek istediğini belirlemesi lazım. Hükümet, kendi kafasında kararlaştırmadığı konuları buraya getiriyor. Kamuoyu, aylardır, doğal SİT alanları yapılaşmaya açılacak mı açılmayacak mı; bunu tartışıyor. Komisyon geri çekiyor; haber aldığımıza göre, ondan vazgeçiyor; yani, SİT alanlarını imara açmaktan vazgeçiyor, ileride başka bir kanunla birlikte getireceğim diyor.

Değerli arkadaşlarım, peki, böyle yapacak idiyseniz, kamuoyunda, bu ülkenin güzelliklerini, doğal alanlarını imara açan konuma düşmekten hangi yararı, hangi kârı elde ettiğinizi, doğrusu, ben anlayabilmiş değilim; yani, belli çevrelerin tenkidini almak, eleştirisini almak, size bir pay çıkarıyorsa, mesele yok; ama, doğrusu, bakıyorum, bakıyorum, bundan Adalet ve Kalkınma Partisinin ne gibi bir yarar sağladığını düşünüyorum; ben, bir yarar görmedim. Bizi uğraştırıyorsunuz, kendinizi yoruyorsunuz. Haydi, emeklerimiz helal olsun; ama, bütün kamuoyunda, işte, bunlar, doğal SİT alanlarını, o güzelim doğa parçalarını yapılaşmaya açıyorlar diye, aylardır konuşuyoruz. Şimdi bunu geri çekiyorsunuz, şimdi bundan vazgeçiyorsunuz. Bir karar verin, ne yapmak istiyorsunuz; o karar doğrultusunda da, biz, burada, birlikte çalışalım. O nedenle, bunun doğru yol olmadığını üzüntüyle söylüyorum.

Ayrıca, hükümetin de ne yapmak istediğini, bu Meclisi, burada, tatil boyunca, seçmeninden, vatandaşından uzak tutarak, hangi amaca varmak istediğini, doğrusu, ben, anlayabilmiş değilim; bir anlayan varsa, gelsin, burada anlatsın.

Bir de, şunu istirham ediyorum: Elbette vekalet edilir; bir bakan olmadığı zaman, onun yerinde bir başka bakan olur; ama, lütfetsin, şu bakanlarımız da, kendilerinin hazırladığı, kendilerinin önem verdiği tasarılar görüşülünceye kadar, komisyonla beraber, şurada otursunlar, buradaki eleştirileri değerlendirsinler, önerileri varsa onları söylesinler, bize yanıt versinler.

O nedenle, ben, hükümetin, Meclisi ciddîye almadığını görüyorum. Bundan büyük üzüntü duyuyorum. Kamuoyundan, Meclise, millî iradeye saygı bekliyoruz; öncelikle, ilgili bakanlarımız bu millî iradeye saygılı olsunlar, Meclise saygılı olsunlar.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Herkesi daha ciddî olmaya, daha verimli çalışmaya davet ediyorum.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özyürek.

Şahsı adına, Ankara Milletvekili Sayın Salih Kapusuz; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, biz, elbette, her türlü düşünceye, fikre ve konuşmaya saygılıyız; ancak, bazı konularda, mutlaka, milletimizin, bizi takip edenlerin ve Genel Kurulumuzun bilmesi gerekli olan hususlara açıklık getirmek için söz almış bulunuyorum.

Bir defa, bilinmesi gerekli olan husus şudur: Sayın meslektaşım, değerli büyüğüm, Grup Başkanvekilimiz Meclisin ciddîye alınmasını tavsiye ediyorlar. Hükümet de, milletvekilleri de, herkes, hepimiz, bu Meclisi çok ciddîye alıyoruz; milletin ciddîye aldığı her şeyi ciddîye almak gibi bir sorumluluğumuz da söz konusudur.

Açık ve net olarak şunu ifade etmek isterim değerli arkadaşlar: Bu tasarının iki üç maddesi değil, baştan sona bütün maddeleri önemlidir. Burada "komisyona çekilen maddeler bu tasarının özünü teşkil ediyor, diğerleri önemli değil" dersek, yanlış bir ifade kullanmış oluruz.

Komisyona çekmiş olduğumuz iki konu var: Birisi, 5 inci madde, doğal SİT alanlarını ilgilendiren madde. Bunu geri çektik. Bunun sebebi açıktır; bu konu çok tartışılıyor, biraz da istismar ediliyor. Bu konuyla ilgili, sivil toplum örgütü ve ilgililerin son zamanda getirmiş olduğu farklı talepler var, bu talepleri komisyonumuz değerlendirsin dedik. Zannedersem, komisyon da, bir karara varmıştır. Diğeri, 30 uncu maddedir. Bu madde, belediyelerin vergilerden almış olduğu payı düzenleyen bir maddedir. O ilde toplanan vergilerin yüzde 5'inin malumunuz, toplamı itibariyle, yüzde 40'ı belediyelere, yüzde 60'ı da havuza gönderiliyor ve 16 büyükşehir belediyesi arasında, nüfusa göre pay ediliyordu. Bu konuda belediye başkanları -ki, Cumhuriyet Halk Partisinden, geçmişte belediye başkanlığı yapmış, şu anda aramızda milletvekilliği yapan arkadaşlarımız da rica ettiler- burada bir düzenlemeye ihtiyaç var dediler, biz de bunu ciddîye aldık. Bunu, komisyonumuz geri çekti; nihaî düzenlemesini, yeri ve zamanı geldiğinde, devreye koyacağız.

Dolayısıyla, sadece bu iki madde, bu tasarının, bu Parlamento çalışmaları için yeniden gözden geçirilmeye ihtiyaç duyulan, düzeltilmesi gerekli olan iki maddesi.

Üçüncüsü ise, geçici 3 üncü madde. Orada, arkadaşlarımızın koymuş olduğu "kesinleşmiş mahkeme kararı" ifadesinden dolayı, hukukçularımız bunu farklı yorumluyorlar. "Kesinleşmiş mahkeme kararı" ifadesinin orada yer almış olması, belki Anayasaya aykırı olarak düşünülebilir diye, o maddeyi de geri çektik; belki de metinden çıkaracağız.

Değerli arkadaşlar, açık ve net şunu söylemek isterim ki, biz, Parlamentonun neyi çalışacağını da müteaddit defalar ilan ettik, bir kez daha burada ifade etmek istiyorum; hükümetimiz, bu konuda ne yapmak istediğini biliyor ve hazırlamış olduğu tasarılar da, Genel Kurula inecek şekilde, komisyonlarda görüşülüyor.

Değerli milletvekilleri, şu anda, birçok kurumun kanunu yok, kanunsuz kurumlar var. Geçmiş dönemlerde bu kanunsuzluk, Anayasa Mahkemesi kararıyla tescil edilmiş. Kanunsuz kalmış olan bu kurumların hukukîleşmesinin, kanunî hüviyet kazanmasının çabası içerisindeyiz. Bunların başında SSK... Türkiye'de yaklaşık 35 000 000'u ilgilendiren SSK gibi bir kurumun kanunu yok arkadaşlar. Biz, bunun daha uzun süre kanunsuz kalmasını istemiyorsak, Meclis tatile girecek olmasına rağmen, bunu çalıştırmak için buraya gelmiş, bunun için gayret sarf ediyorsak, bu, takdir edilecek bir şeydir diye düşünüyorum. Bağ-Kurun, aynı şekilde, kanunu yok. Buna da bir kanunî hüviyet kazandırmak istiyoruz. Sosyal güvenlikle ilgili, bunun mütemmimi olarak bir kanun daha var; bunun da Genel Kurulda görüşülmesine az kalmıştır; komisyonlarda bunlar görüşülmüştür, aşağıya inmek üzeredir.

Bunun dışında, kaçakçılığın men'iyle ilgili bir kanun var; gündemde, görüşeceğiz. Yedinci uyum paketi hazırlanıyor; bunu görüşeceğiz.

Yetmedi; kamunun yeniden yapılanması için, bütün partilerimize, yani, hem Cumhuriyet Halk Partisine hem Mecliste bulunan AK Partiye ve Meclis dışında bulunan partilerimize görev düşüyor; bu hantal devlet yapısının yeniden yapılandırılması için bir reform düzenliyoruz. Bu konular görüşüldü, nihaî olarak taslak haline getirildi, bakanlarımız bu konuyu görüşecek ve Meclisimize sevk edecek; bunu yapacağız.

Ayrıca, yerinden yönetim dediğimiz, yerel yönetim reformuyla ilgili çalışmalar son aşamaya gelmiştir; bunu çalışacağız.

Yetmedi; hepinizin bildiği gibi, anayasa değişikliğini gerçekleştireceğiz. 2/B, orman dışına çıkmış arazilerle ilgili; bir kez daha görüşülmek üzere Meclise gelmiş olan bu tasarıyı görüşeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN ÖREN (Manisa) - Bunların arasında dokunulmazlık da var mı?

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, buyurun, toparlayın efendim.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, demek ki, Meclisin neyi çalışacağı belli. Zaten çalışıyor; Genel Kurul burada çalışıyor, komisyonlarımız yukarıda çalışıyor. Eğer, biz, çalıştığımız halde, kendimizi, Parlamentoyu, çalışmıyor, ne çalışacağını bilmiyor gibi takdim edersek, zannedersem, itibar kaybı ancak bu şekliyle olur. Gece gündüz demeden Meclis, seçimlerden bugüne kadar onlarca, yüzlerce -tabiri caizse- kanun çıkardı. Bunların hepsi milletimizin âli menfaatları içindir. Yapmak istediğimiz şeyler, çok açık ve net, halkın menfaatına olan şeylerdir. Bizim, hükümet olarak, Parlamento olarak bunun gayret ve çabası içerisinde olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum. Kesinlikle, gecekonduda oturanından tutun da vakıf arazilerini işgal edenlere varıncaya kadar, tersanecilerden turizmcilere varıncaya kadar toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren, Türkiye için çok önemli bir tasarıyı tartışıyoruz ve çıkarmak gayretindeyiz. Bu çıkarsa, birçok kesim rahatlayacaktır, mahkemeler dahi bundan istifade edecektir.

Biz, böyle ciddî konuları tartışırken, görüşürken, kanunlaştırırken, şayet bunları gayriciddî gibi takdim edersek, kendimize de, Parlamentoya da, milletvekillerimize de haksızlık etmiş olacağımızı ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kapusuz.

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Ne yönden efendim?

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Kapusuz'un bir cümleyle tamamlayacağı bir ifadesi var.

BAŞKAN - Anlayamadım.

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Efendim, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan partilerden, AK Partiden ve Cumhuriyet Halk Partisinden söz edildi.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Doğru Yol Partisi de var; doğrudur.

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Meclis dışındaki partilerden söz edildi. Doğru Yol Partisinin çalışmalara katkısı olmuyor mu Sayın Başkan?

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Hayır efendim... Oluyor efendim. Ben, sadece grubu olanları ifade ettim. Haklısınız Sayın Milletvekilim.

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Kayda geçmesi açısından söz istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, ifade ettiniz, zapta da geçti. Elbette, bu konuda hiç tereddüt yok. İkazınıza teşekkür ederim. (Alkışlar)

Geçici 4 üncü madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Geçici 4 üncü madde kabul edilmiştir.

Geçici 5 inci maddeyi okutuyorum :

GEÇİCİ MADDE 5. - 22.9.1969 tarihli ve 6/12421 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, Gemi Yapım Sanayi Bölgesi olarak tespit edilen İstanbul İli, Tuzla İlçesinde bulunan Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde, bu karar uyarınca, tersane ve benzeri tesisler kurmak amacıyla, adlarına kamu arazisi tahsis edilerek lehlerine irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, ilgili bakanlıkların iznine tâbi işlemleri izinsiz olarak gerçekleştiren veya sözleşmelerine aykırı davranan yatırımcılar hakkında açılan davalardan; tahsise konu taşınmazın emlak vergisi asgari metrekare vergi değerleri esas alınarak hesaplanan değerin yüzde biri ile dava masraflarını defaten ödemeleri, sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerini yerine getirmeleri, yatırımcıların açtıkları davalardan vazgeçmeleri ve ilgili bakanlıklar ile yeniden sözleşme yapmaları kaydıyla vazgeçilir, bu şartların yerine getirilmesi kaydıyla, dava açılması gerekenler için ise dava açılmaz ve tahsisleri devam eder.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Maliye Bakanlığınca belirlenir."

BAŞKAN - Geçici 5 inci madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Geçici 5 inci madde kabul edilmiştir.

Şimdi, çerçeve 9 uncu maddeyi, her iki geçici maddeyle birlikte oylayacağım...

(AK Parti sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, açıkoylama talebimiz var.

BAŞKAN - Efendim, 9 uncu maddenin oylamasında mı?..

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Evet efendim, 9 uncu maddenin oylamasında açıkoylama talebimiz var. Çerçeve madde olarak oyluyorsunuz.

BAŞKAN - Evet, 20 kişinin ismini tespit edelim.

Sayın Kapusuz, Mustafa Nuri Akbulut, Altan Karapaşaoğlu, Mustafa Ataş, Ünal Kacır, Fuat Geçen, Fehmi Öztünç, Mehmet Soydan, Hacı Biner, Burhan Kuzu, Mehmet Yılmazcan, Reyhan Balandı, Ekrem Erdem, Fikret Badazlı, Mehmet Sekmen, Fahri Keskin, Ali Yüksel Kavuştu, Ahmet Işık, Resul Tosun, Ayhan Zeynep Tekin, Soner Aksoy, Hikmet Özdemir.

Yeterli sayıda milletvekilimizin isimlerini tespit ettik.

Sayın milletvekilleri, açıkoylama talebi olduğundan, İçtüzük gereğince, açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun görüş ve kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Açıkoylama elektronik cihazla yapılacaktır. Açıkoylama için 5 dakika süre veriyorum. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini; bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekaleten oy kullanacak sayın bakanlar varsa, hangi bakana vekaleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, görüşülmekte olan tasarının 9 uncu maddesinin açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 347

Kabul : 279

Ret : 68

Madde kabul edilmiştir. (1)

10 uncu maddeyi okutuyorum :

MADDE 10. - 12.4.2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 4 üncü maddesinin yedinci fıkrasında yer alan "2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen Komisyonca günün rayicine göre takdir edilecek bedelleri" ifadesi "492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinde yer alan harca esas değerleri " şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

10 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

11 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 11. - 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan "31.12.1993" ibaresi, "31.12.2002" olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Sayın milletvekilleri, bakın, 11 inci maddeyi müzakere ediyoruz. Arkadaşlarımız lütfen yerine otursun, Bakanlar Kurulu kısmında olan değerli milletvekillerimiz de yerlerine geçsin, müzakerelerimizi çok sağlıklı bir şekilde götürelim.

11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

12 nci maddeyi okutuyorum :

MADDE 12. - 4070 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde yer alan "31.12.1993" ibaresi "31.12.2002" olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

12 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

13 üncü maddeyi okutuyorum :

MADDE 13. - 4070 sayılı Kanunun  6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Hazineye ait tarım arazilerindeki Hazine hissesi, talepte bulunan hissedarlara takdir edilecek bedel üzerinden doğrudan satılabilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

13 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

14 üncü maddeyi okutuyorum :

MADDE 14. - 4070 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

                                       

(1) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

"Hazineye ait tarım arazileri, 31.12.2002 tarihinden önce beş yıl süreyle fiilen tarımsal amaçla kullanılması ve bu hususun Hazinece belirlenmiş olması şartıyla, kullananlara doğrudan satılabilir."

"Hazineye ait taşınmazlardan, mülga 28.6.1966 tarihli ve 766 sayılı Kanunun 37 nci maddesi gereğince üzerine şerh konulmuş ve 21.6.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kanunun 46 ncı maddesine göre ilgililerince talep ve dava edilmemiş olanlar ile davaları devam edenlerden davadan vazgeçenlere, birinci fıkradaki şartlar aranmaksızın tapuda adına şerh bulunanlara veya bunların yasal mirasçılarına doğrudan satılabilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

1 adet önerge vardır; okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki gibi değiştirilmesini ve ikinci fıkrasının tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

"Hazineye ait tarım arazileri, 31.12.2002 tarihinden önce 5 yıl süreyle fiilen tarımsal amaçla kullanılması ve bu hususun Hazinece belirlenmiş olması ve kendilerinin, eşlerinin ve reşit olmayan çocuklarının adına, o yerde toplam sulu arazide 40, kuru arazide 100 dönümden fazla arazileri olmaması şartıyla, bu miktarlara kadarki Hazine arazileri, kullananlara doğrudan satılabilir."

                       

Mustafa Özyurt

Gürol Ergin

Birgen Keleş

 

 

 

Bursa

Muğla

İstanbul

 

 

Yakup Kepenek

 

Halil Akyüz

 

 

Ankara

 

İstanbul

 

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon)- Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Efendim, katılmıyoruz.

Bir de, şu hususu arz etmek istiyorum müsaade ederseniz: Biz, bu tasarıda, bu arazilerin kullananlara satılmasını getirdik. Niye, 40'tan fazlasına satılmasın, 100'den fazlasına satılmasın? Bırakınız, millet rahat etsin, herkes istediğini alsın, herkes rahat etsin. Böyle şeylere girmeyelim. Onun için, katılmıyoruz efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Her şeyi sat, trenleri sat, limanları sat, hiçbir şey kalmasın!.. Ayıp yahu!..

BAŞKAN - Teşekkür ederim. Katılmıyorsunuz...

Sayın önerge sahipleri, söz istiyor musunuz, gerekçeyi mi okutayım?

GÜROL ERGİN (Muğla) - Söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ergin. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakanımız "bırakınız, bu toprakları bu insanlara verelim" dedi. Biz aksini söylemiyoruz. Bizim söylediğimiz, toprakların gerçekten ihtiyaç sahiplerine verilmesidir. Eğer, var olan düzenlemede sulu ve kuru alanlar belli miktarlarda sınırlandırılmışsa, bu sınırlandırılan miktarlar, o miktardaki toprak sahiplerinin geçimlik bir tarım yapabilecekleri düşüncesine dayanmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, sanıyorum, bu kürsüden bir kez daha söyledim, tekrar söylemek istiyorum; Türkiye'de, 4 100 000 dolayında olan çiftçi ailelerinin 102 000 kadarının hiç toprağı yoktur, 1 dekar toprağı yoktur. Güneydoğu Anadolu Bölgemizde, 50 000 çiftçi ailesinin toplam toprağı 48 000 dönümdür. Bu, şu anlama gelir: Bu bölgede 50 000 aileden her birine düşen toprak miktarı 1 dönümün altında. Şimdi, burada "sulu alanlarda 40 dönüm, kuru alanlarda 100 dönüm" ifadesinin getirilmiş olması, işte, bu durumda olan zavallı, umarsız ve tutarsız olan insanları koruma amacına yöneliktir; yoksa, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, topraksız insanlara toprak verilmesin demiyoruz, bu düşüncenin istismarına da kesinlikle karşı çıkıyoruz. Türkiye'de topraksız insanlara toprak verilsin düşüncesi, Cumhuriyet Halk Partisinin 1930'lu yılların ortalarından bu yana savunageldiği bir düşüncedir; ama, bu düşüncenin temelinde, varlıklıyı daha varlıklı etme düşüncesi değil, yoksulu yaşayabilir yaşam koşullarına getirme düşüncesi yatmaktadır. Biz, bunun için, bu, miktar sınırlamalarının korunması gerektiğini; eğer, sınırlama yapılmadan bu şekilde satışta bulunulursa, topraksız insanların topraklandırılmasının hiç mümkün olmadığını bildiğimiz, düşündüğümüz için, bu şekilde ifade ettik.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

Şimdi, gerekçesini dinlediğimiz Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

14 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

15 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 15. - 4070 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"31.12.2002 tarihinden önce Hazineye ait tarım arazilerini kullananlardan, doğrudan satış hakkından yararlanamamış olanlar veya bunların kanunî mirasçıları; taşınmazı fiilen kullanmaları ve bu hususun Hazinece belirlenmiş olması şartıyla, satışa çıkarılacak bu arazileri öncelikli alım hakkına sahiptir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?..Yok.

Madde üzerinde bir önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 15 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"Madde 15. - 31.12.2002 tarihinden önce Hazineye ait tarım arazilerini kullananlardan, doğrudan satış hakkından yararlanamamış olanlar veya bunların kanunî mirasçıları, taşınmazı fiilen kullanmaları ve bu hususun Hazinece belirlenmiş olması ve kendilerinin, eşlerinin ve reşit olmayan çocuklarının adına, aynı yerde sulu arazide 40, kuru arazide 100 dönümden fazla arazilerinin olmaması şartıyla, satışa çıkarılacak bu arazileri öncelikle alım hakkına sahiptirler."

 

Mustafa Özyurt

Gürol Ergin

Birgen Keleş

 

Bursa

Muğla

İstanbul

 

Halil Akyüz

 

Yakup Kepenek

 

İstanbul

 

Ankara

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahipleri?..

BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Keleş, önergenizin gerekçesini açıklamak üzere söz istediniz; buyurun.

BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Sayın milletvekilleri, maddeler okunurken, tabiî, o maddelerin hangi maddeleri değiştirdiği görülmediği için, Sayın Bakanın yaptığı gibi, demagoji yapılabilmekte ve topluma yanlış izlenim verilmektedir. Bu maddeyle değiştirilen madde de, az arazisi olan köylülerin toprak edinmesini sağlıyordu; çünkü, Hazine, tarım arazilerinin devredilmesinde, belirli miktardan az toprağı olanların korunmasını ve onlara satış yapılmasını öngörüyordu; şimdi, getirdiğiniz değişiklikle bunu ortadan kaldırıyorsunuz.

Oysa, değerli arkadaşlarım, bakın, Anayasanın 44 üncü maddesi "Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır" diyor. Şimdi bana siz söyler misiniz lütfen; eğer, hazineye ait tarım arazilerini dağıtırken topraksız köylüyü veya yeteri kadar toprağı olmayan köylüyü düşünmeyecekseniz, ne zaman düşüneceksiniz? Bu Anayasa hükmü,  burada çıkarılan yasalarla delinsin, bu Anayasa hükmüne ters uygulamalar yapılsın diye mi var? Eğer, Anayasayı değiştirmek istiyorsanız, çoğunluğunuz buna müsait, bunu yapabilirsiniz; ama, siz, bir yandan halktan yana gözüküp, öte yandan da fakir fukaranın, az gelirlinin ve az toprağı olan, yeteri toprağı olmayanların aleyhine yasa çıkarıyorsunuz ve bunun bilinmemesini istiyorsunuz. Çok şükür ki, bu kürsü, hiç değilse, yapılan konuşmaları olduğu gibi yansıtıyor; çünkü, Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığımız bütün uyarılar, oy çoğunluğunuza güvenerek dikkate almadığınız söylemlerden ibaret kalıyor; ama, halk bilsin ki, yaptığınız iş, topraksız köylünün yararına değil, yaptığınız iş Anayasaya aykırıdır.

Bizim tek istediğimiz, 40 dönümden az arazisi olan varken, Sayın Bakan gibi dönümlerce arazisi olanlar, bir punduna getirip, hazineden tarım arazisi almasınlar. Gayretimiz halktan yana, fakirden yana çalışmaktır; ama, bunun sonuçlarına, tabiî, herhalde, siz, katlanmayı göze alıyorsunuz ki, bu tür önerileri getiriyorsunuz ve ondan sonra da iç huzuruyla onaylıyorsunuz. Bizim buna katılmamız mümkün değildir.

Durumu bilgilerinize sunuyorum ve hepinizi selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Keleş.

Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı, gerekçesini biraz önce dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

15 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

16 ncı maddeyi okutuyorum :

MADDE 16. - 4070 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Amaç dışı kullanım

Madde 10. - Bu Kanuna göre satılan tarım arazileri 10 yıl süre ile tarım dışı amaçlarla kullanılamaz, bu husus tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılır. Bu süre sonunda tarım dışı amaçla kullanım Tarım ve Köyişleri Bakanlığından alınacak izne tâbidir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

16 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

17 nci maddeyi okutuyorum :

MADDE 17. - 4070 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 2. - Bu Kanunun 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerine göre taşınmaz satın almak isteyenlere bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıllık başvuru süresi tanınır. Bu süreyi Bakanlar Kurulu bir defaya mahsus olmak üzere bir yıla kadar uzatabilir. Bu sürenin geçmesi ile her türlü talep hakkı düşer ve söz konusu taşınmazlar genel hükümlere göre satılır.

Mülga 28.6.1966 tarihli ve 766 sayılı Kanunun 37 nci maddesi gereğince konulan şerhler, bu taşınmazların  Kanunun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre satın alınmaması halinde, tapu idarelerince resen kaldırılır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

17 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

18 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 18. - 22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu arazi, bu Kanunun amaçları gözetilerek, uygulayıcı kuruluşça uygun görüldüğü takdirde; satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek, kiralanmak, 21.1.1998 tarihli ve 4325 sayılı Kanun amaçlarında kullanılmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Muğla Milletvekili Sayın Gürol Ergin.

Buyurun Sayın Ergin. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 18 inci maddesi üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sizleri ve Yüce Türk Ulusunu kendi adıma ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının 18 inci maddesiyle, 22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası değiştirilmektedir. Bu değişikliğin ne getirip ne götürdüğünü anlayabilmemiz için, önce söz konusu yasanın amaçlarını saymak isterim.

Bu yasa, sulama alanları ile Bakanlar Kurulu tarafından gerekli görülen alanlarda toprağın verimli şekilde kullanılmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, yeterli toprağı bulunmayan ve topraksız çiftçilerin tarımsal aile işletmeleri kurabilmeleri için devletin mülkiyetinde bulunan topraklarla topraklandırılmasını, ekonomik üretime olanak vermeyecek ölçüde parçalanan tarım topraklarının toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile işgücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi amaçlamaktadır. Zorunluluk halinde ise tarım arazisinin diğer amaçlarla tahsisi de bu yasayla düzenlenmektedir. Kısaca, bu yasanın ana amacı, tarım topraklarının en verimli biçimde kullanılmasını sağlamak, tarımsal üretimi artırmak, topraksız ve az topraklı köylüleri topraklandırıp çiftçi yapmaktır. Bu nedenle, anılan yasanın 10 uncu maddesiyle, dağıtım yoluyla aldığı toprağı özürsüz olarak üç yıl yasanın öngördüğü biçimde işlemeyenlerden geri alınmaktadır. 11 inci maddesiyle, bu yasaya göre dağıtılan topraklar bölünememektedir; miras hükümleri dışında başkasına devredilememektedir; çiftçilikten herhangi bir nedenle vazgeçmek isteyenler, iktisap ettikleri toprakları, yasaya uygun değerlendirilebilmesi için, uygulayıcı kuruluşa iade etmektedir. 19 uncu maddede de "uygulama alanlarında bulunan tarım arazisi zorunlu nedenler olmadıkça tarım dışı amaçla kullanılamayacak" denilmektedir.

Burada iki konuya dikkatinizi çekmek isterim değerli milletvekilleri: Bu yasanın ana amacı, tarım topraklarını kıskanç bir şekilde koruyup kollamak, ama, varlıksız Türk insanını da varlık sahibi yapabilecek bir çiftçi konumuna getirmektir. Tasarıyla değiştirilmek istenilen 7 nci maddenin ikinci fıkrası, var olan yasada "gerektiğinde bu arazi, kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetkileri içinde kullanımları şartıyla diğer kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabilir" denilmektedir. Var olan yasa, bu toprakların, ancak ve kendilerine verilen görevler çerçevesinde kullanmaları koşuluyla diğer kamu kuruluşlarına verilebileceğini söylemekte. Hükümet tarafından hazırlanan -ancak, şu anda önümüze gelen değil, hükümet tarafından hazırlanan- tasarıda ise, burada bir değişiklik yapılarak, var olan yasada bulunmayan "satılma, sınırlı aynî hak tesis etme ve kiralama" ifadelerine yer verilmekte, var olan yasada Hazineye verilen yalnızca kamu kuruluşlarına tahsis etme yetkisi, kamu kuruluşları dışına, yani özel mülkiyete doğru da genişletilmektedir.

Ancak, hükümetin hazırladığı tasarıda, özel mülkiyete konu edilebilecek araziler;

1-Tarım reformu amacıyla kullanılamayacak nitelikte araziler olarak belirlenmiştir.

2- Dördüncü sınıftan yukarıda olup, bitkisel üretim yapılmadığı belirlenen araziler olarak belirtilmiştir.

Bu iki husus da, kabul edilebilir hususlardır; ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bugün önümüze gelen şekliyle tasarının bu fıkrası öyle değiştirilmiştir ki, bu iki husus da ortadan kaldırılmıştır. Bugün gelen biçimiyle, bu tasarıda, hangi nitelikte arazi olursa olsun, bütün tarım arazileri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son cümlenizi rica edeyim efendim.

GÜROL ERGİN (Devamla) - Tabiî efendim.

Tekrar ediyorum; bugün önümüze gelen şekliyle, bu arazilerin, ne bu kuruluş tarafından kullanım amaçlarına uygun kullanılıp kullanılmayacağı dikkate alınmakta ne de arazinin sınıfı dikkate alınmaktadır.

Birinci, ikinci sınıf sulanan tarım toprakları dahil, bu kanunun amacına hizmet etmesi gereken bütün topraklar, tarımdışı amaçla kullanılmak üzere ve ilgili kurum tarafından Hazineye devredilebilecektir; son derece yanlıştır.

Tasarı, bu haliyle kabul edildiği takdirde, sulanan alanlarda, Tarım Reformu Yasası da, bunun Genel Müdürlüğü de üzerindeki bütün yetkileri kaldırıp atmış olmaktadır. Bugün, bu yasadan ötürü, toprak bekleyen insanlara verilecek bir karış toprak kalmayacak, topraklar tamamen tarımdışı amaçla ve tarıma hizmet etmeyen amaçla kullanılır duruma gelecektir.

Değerli arkadaşlarım, oysaki, yalnız bu yasa değil, tarıma ilişkin bütün mevzuat, yasal mevzuat, birinci, ikinci sınıf tarım topraklarının tarımdışı amaçla kullanılmayacağını amirdir. Özellikle, Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Yönetmeliğine bakıldığı zaman, birinci sınıf, ikinci sınıf tarım arazilerinin bu yönetmelikteki amacı dışında kullanılamayacağı, bu yönetmeliği Tarım Bakanlığının yetki ve sorumluluğunda değerlendirildiği ifade edilir.

BAŞKAN - Efendim, son cümlenizi alacağım; sürenizi çok aştınız.

GÜROL ERGİN (Devamla) - Teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce burada söyledim, Güneydoğu Anadolu Bölgemiz, topraksız çiftçinin en yoğun olduğu bölge ve bu yasa da, en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kullanım amacıyla çıkarılmış yasadır; takdir sizindir, ister bu toprakları tarım dışındaki insanlara verin isterse gereksinim duyan Türk köylüsüne verin de onu çiftçi yapın, insan gibi yaşam koşullarına ulaştırın.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ergin.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, madde üzerinde bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Maliye Bakanımız madde üzerinde bir açıklama yapacaklar.

Buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada konuşulan kanunda oldukça yenilikler getiriyoruz. Bu yenilikleri niçin getiriyoruz; bu yenilikleri, milletimizin karşılaştığı problemleri çözmek için getiriyoruz, milletin, memleketin önünü açmak için getiriyoruz; fakat, burada yapılan bazı açıklamalarda, sanki tam tersine yapılıyormuş gibi bir durum hâsıl oluyor; onun için, bazı şeyleri benim açıklığa kavuşturmam icap ediyor ve bunları açıklarken de, bunları söylerken de "demagoji yapıyor" diye nitelendiriliyor; bir defa, onu şiddetle reddediyorum, ben demagoji yapmıyorum; bu bir.

İkincisi, biz, halkın içerisinden, halkın problemlerini bilerek geliyoruz ve bu problemleri çözmek için geliyoruz.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Biz nereden geliyoruz?!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Masa başından devlet idare edilmez. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bakın, dedik ki; vatandaş, çiftçi, köylü, devletin hazinesine ait olan toprağı sürüyor, kullanıyor, senelerce kullanmış ve şimdi, bunu kendisine satmak istiyoruz, satalım; o da "ben, bunun tapusunu alayım da, burası benim diye çalışayım" diyor. Önünü açmak için, bu vatandaşın, o toprağı, daha iyi, bilerek kullanmasını sağlamak için getirdiğimize, ille bir kısıtlama istiyorlar; efendim, sulu tarımda 40, kuru tarımda 100 dönüm olsun diyorlar. Eskiden bu böyleydi, bunu değiştiriyoruz biz. Neden değiştiriyoruz; sulu tarımda kullandığı arazi 45 dönüm veyahut da kuru tarımda 120 dönüm; 100 dönümünü satacaksın, 20 dönümünü bırakacaksın; bu ne mantık yani?! Niye bırakacağım, vereyim 120 dönümünü birden; satayım ona, tapusu da ona ait olsun, daha rahat, daha güzel kullanılsın. Sonra, bütün dünyada artıbiliniyor ki, topraklar ne kadar bölünürse, verimlilik o kadar azalıyor. Şimdi, bunu tekrar sınırlandırmanın bir âlemi yok. Sınırlandırılmasın bu, rahat rahat, vatandaşın da önünü açalım, memleketin de önünü açalım, tarımın da önünü açalım demek, demagoji mi oluyor yani?!

İkinci husus, toprak ve tarım reformuyla ilgili olarak... Bazı yerlerimiz var ki, toprak ve tarım reformunun kapsamı içerisinde; fakat, bütçede, Plan ve Bütçe Komisyonunda uzun uzun bunları konuştuk ve ilgili teknokrat arkadaşlardan, bürokrat arkadaşlardan bilgi de aldık. Mesela, Urfa'nın her tarafı bu kanun kapsamına alınmış. Şimdi, Urfalılar... Doğru dürüst bir fabrika kurulamıyor; falan yere kurulacak "yok, kuramazsın" neden "efendim, orası toprak ve tarım reformuna ait, sen kuramazsın." Yani, sanayileştirmeyecek miyiz bu memleketi?!

NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) - Sayın Bakan, tarım arazilerine sanayi mi kuracaksınız?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Tamam, tarım arazisini gözümüz gibi koruyalım, ben onunla beraberim; fakat, Toprak veTarım Reformu Genel Müdürünü bizzat getirdik, komisyonda dinledik, diyor ki: "Efendim, ben kanuna göre dağıtıyorum, dağıtıyorum, dağıtılmayacak ufak topraklar kalıyor; onlar kullanılamıyor, kalıyor; bunların ekonomiye kazandırılması lazım." Şimdi, tatbikattan geldiğimiz için, aradaki fark bu oluyor işte.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Neyin tatbikatından geliyorsunuz, biz çiftçiyiz, bize çiftçiliği mi öğreteceksiniz?!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Yani, kitabı okursan, tamam; ama, tatbikattan gelirsen, iş değişik. Arkadaş, Urfa'nın da önünü açacağız, sanayileşmenin de önünü açacağız, tarım arazilerini de koruyacağız... Neyle olur; o, işte bu değişikle olur.

Bunu yaparsak, milletin önünü açmış olacağız. Yoksa, bunu yaptığımızdan dolayı tarım arazilerini katlediyoruz, onları kullanılamaz hale getiriyoruz; böyle bir şey asla ve kata mevcut değildir. Burada getirdiğimiz değişikliklerin tamamı, pratik hayattan aldığımız tecrübelerin neticesinde, halkın problemlerini çözmek için getirdiğimiz değişikliklerdir.

Ben, bunları bilginize arz etmek için geldim. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Şahsı adına, Muğla Milletvekili Sayın Gürol Ergin; buyurun.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce Sayın Bakanım şu cümleleri söyledi, dedi ki: "Tarım Reformu Genel Müdürümüzü getirdik, dinledik, dedi ki: 'Bizim yaptığımız uygulama sırasında çok küçük parçalar kalıyor, bunları bir şekilde değerlendiremiyoruz.' Onları değerlendirebilelim diye bu değişikliği getirdik."

Sayın Bakan ya tasarının son şeklini okumamış ya da tasarının Bakanlar Kurulundan gelen ilk şekli aklında kalmış. Sayın Bakanım, Bakanlar Kurulundan gelen şeklinde sizin dediğiniz aynen var. Şöyle deniliyor: Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün, yani uygulayıcı kuruluşun kullanamadığı, değerlendiremediği topraklar ile bir de dördüncü sınıftan yukarıda olup, ayrıca üzerinde bitki yetiştirilmediği belirlenen alanlar şu şu şekilde satılır, kiralanır vesaire...

Ben, konuşmamda onu söyledim, bu hususlar kabul edilebilir hususlardır dedim; ama, bugün Meclisimizin önüne gelen bu değil. Meclisimizin önüne gelen bunun tamamen aksi. Bu iki husus da orada yok, orada hiçbir açıklama yok. Yalnızca "bu kanun hükümlerine uygun olmak koşuluyla ve uygulayıcı kuruluş tarafından kabul edildiği takdirde, bu topraklar satılır, kiralanır, üzerinde sınırlı aynî hak tesis edilir" deniliyor.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Tamam işte.

GÜROL ERGİN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bunun, diğeriyle, Bakanlar Kurulundan getirilenle hiçbir benzerliği yok. Bu, şu anlama geliyor: Toprak ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün uygulamaya konu olan alanlarının hepsi, ama, istisnasız hepsi, bu maddeyle, tarımdışı amaçla satışa, kiralamaya, üzerinde sınırlı aynî hak kurmaya hazır hale getiriliyor. Lütfen, farkı biz fark etmiyoruz şeklinde algılamayın, biz fark ediyoruz; ama, siz fark etmiyorsanız, size fark ettirmek istiyoruz. Buna rağmen de aksini yapacaksanız, yanlış yaparsınız diyoruz; bizim dediğimiz budur. (CHP sıralarından alkışlar)

İkincisi, küçük topraklar-büyük topraklar... Değerli arkadaşlarım, burada sosyal devlet amacı güdülmüştür. Hiç toprağı olmayana 40 dönüm toprak verirseniz, insan gibi yaşamanın ilk adımını attırırsınız; ama, 50 dönüm toprağı olana 1 000 dönüm toprak verirseniz, onun refahını artırırsınız; bu farka da dikkatinizi çekerim.

Bu devlet, sosyal devlet olarak kalmak zorundadır; ulusal geliri bellidir, kişi başına düşen geliri bellidir, insanların hangi çöplükten, neyi topladığı da bilinmektedir. Bu bakımdan, bu insanlara sahip çıkmak, elbette bizim, ama, bizden çok hükümetin görevi olmalı; bu durum sizin uykularınızı kaçırmalı. Neyi, nasıl bu fukara halkın elinden alırız düşüncesi değil, bu fukara halka neyi, nasıl veririz düşüncesi uykularınızı kaçırmalı. (CHP sıralarından alkışlar)

Siz, milletin önünü açmıyorsunuz, millet olarak kabul ettiğiniz bir avuç insanın önünü sınırsız açıyorsunuz; ama, büyük çoğunluğuyla milletin önünü tıkıyorsunuz, tıkıyorsunuz... (CHP sıralarından alkışlar)

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Yok canım!..

GÜROL ERGİN (Devamla) - Gelelim, mazot... Dün burada Sayın Bakan söyledi de, yanıt vermek durumunda kaldım, vermeyecektim aslında. Mazot konusunda gerçeği ifade etmediniz Sayın Bakan. Siz, getirdiğiniz düzenlemeyle "1 dekarda 8 litre mazot harcanır" diyorsunuz. Tarımdan anlayan kuşbeyinli bir kişi bile, 1 dönümde en az 15 litre, ama, şekerpancarında 90 litre mazot harcandığını bilir (CHP sıralarından alkışlar) ve şu anda siz, bu yıl vermeniz gereken doğrudan gelir desteğinin yüzde 60'ını alamayan 15 ile, bir kuruş vermediniz. Biri de, benim içinden geldiğim Muğla'dır. Onu vermediniz; fakat, mazot desteği sözü verildi ve yerine getirildi imajını ortaya koyabilmek amacıyla da "mazot desteği" adı altında güya bir miktar parayı verdiniz. Nerede?!. 2002'nin doğrudan gelir desteği yok daha ortada, 2003'ten millet zaten vazgeçti.

Onun için, değerli arkadaşlarım, hepimiz gerçekleri konuşacağız, bu Yüce Türk Ulusuna gerçekleri söyleyeceğiz, hepimiz onun için uykusuz kalacağız.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, biz fabrika kurulmasın demiyoruz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Çok yanlış bir konuşma bu...

GÜROL ERGİN (Devamla) - Lütfen...

Biz, fabrika kurulmasın demiyoruz. Elbette, fabrika dumanlarının tüttüğü bir ülke istiyoruz; ama, tarım toprakları pahasına değil...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ergin, biraz önce konuşmanız sırasında "kuşbeyinli" tabirini kullandınız...

GÜROL ERGİN (Devamla) - Ama, bakın, tarımdan anlayanlar için dedim, anlamayanlar için bir sözüm yok..

BAŞKAN - Sayın Ergin, bakın, Başkanlık kürsüsünden ben hitap ediyorum. Sizin...

GÜROL ERGİN (Devamla) - Peki, Sayın Başkan, sözümü geri alıyorum.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ederim.

Zabıtlara geçsin.

Cümlenizi tamamlamak üzere, mikrofonunuzu açıyorum.

GÜROL ERGİN (Devamla) - Bir cümleyle tamamlıyorum. Ölçek ekonomisini Sayın Bakan kadar bizler de biliyoruz ve tarımda da ölçek ekonomisi olduğunu biliyoruz. Türkiye'de sınırını bilmediği topraklarda tarım yapma olanağı, hiç kimse için yoktur. Prodüktif, rantabl tarım alanları da yapılmıyor arkadaşlar, mümkün değil.

Ben demiyorum ki, herkesin toprağı 5 dönüm, 10 dönüm olarak kalsın; ama, insanlarımızı, eğer hiç toprakları yoksa, karnını doyuracakları kadar toprak sahibi yapmak, muhalefet olarak bizim, iktidar olarak daha çok sizin görevinizdir diyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ergin.

Madde üzerinde 1 adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının çerçeve 18 inci maddesiyle değiştirilen 22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Özyürek

Gürel Ergin

Ali Cumhur Yaka

 

 

Mersin

Muğla

Muğla

 

Ali Kemal Deveciler

 

Mehmet Akif Hamzaçebi

 

Balıkesir

 

Trabzon

"Tarım reformu uygulamaları sonucu, bu amaçla kullanılmayacak durumdaki araziyle uygulayıcı kuruluş tarafından yapılacak arazi sınıflaması sonucu belirlenen ve dördüncü sınıftan yukarıda olup bitkisel üretimde kullanılmayan arazi; satılmak, sınırlı aynî hak tesis edilmek, kiralanmak veya 21.1.1998 tarihli ve 4325 sayılı Kanun amaçlarında kullanılmak üzere hazinenin tasarrufuna bırakılabilir."

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahipleri önergelerini açıklayacaklar mı, gerekçeyi mi okuyalım?

GÜROL ERGİN (Muğla) - Gerekçeyi okutalım.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum efendim:

Gerekçe :

Anılan maddeyle 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesi değiştirilmektedir. Hükümet tasarısında, dördüncü sınıftan yukarıda olup, bitkisel üretimde kullanılmadığı belirlenen arazi için düzenleme yapıldığı halde komisyonda kabul edilen şekilde arazi sınırlaması konusunda bir ayırım yapılmayıp, tarımsal arazilerin tamamının satılması, sınırlı aynî hak tesis edilmesi ve kiralanması olanağı getirilmektedir.

Madde, 3083 sayılı Kanunun temel kabulünü değiştirmekte ve verimli tarım arazilerinin, hiçbir sınır getirmeden,  tarım dışı amaçlarla kullanılmasının önünü açmaktadır. Amaç, sanayi yatırımları için arazi temini ise bu daha sınırlı bir düzenlemeyle yapılabilirdi. Düzenleme, tarımın teşviki konusunda bir geri adım niteliği taşımaktadır.

Önergeyle, dördüncü sınıftan yukarı arazilerin 4325 sayılı Kanun amaçlarında kullanılabilmesi olanağı getirilmektedir.

BAŞKAN - Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı, gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

18 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

19 uncu maddeyi okutuyorum :

MADDE 19. - 22.12.1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 35. - Karşılıklı olmak ve kanunî sınırlamalara uyulmak kaydıyla, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde taşınmaz edinebilirler. Karşılıklılık ilkesinin uygulanmasında, yabancı devletin taşınmaz ediniminde kendi vatandaşlarına veya yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerine tanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına veya ticaret şirketlerine de tanınması esastır.

Türkiye Cumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olmayan devlet vatandaşlarının kanunî miras yoluyla edindikleri taşınmazlar ile kanunî kısıtlamalara tâbi alanlardaki taşınmazlar, intikal işlemleri yapılarak tasfiye edilir ve bedele çevrilir.

Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin otuz hektardan fazla taşınmaz edinebilmesi Bakanlar Kurulunun iznine tâbidir. Kanuni miras yoluyla intikal eden taşınmazlar için bu hüküm uygulanmaz. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin, kanunî miras dışında ölüme bağlı tasarruflar yoluyla otuz hektardan fazla taşınmaz edinebilmesi  de Bakanlar Kurulunun iznine bağlıdır. İzin verilmez ise, fazla miktar tasfiye edilerek bedele çevrilir.

Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri lehine, taşınmaz  üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmesi halinde karşılıklılık şartı aranmaz.

Kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından, bu maddenin uygulanmayacağı yerleri belirle-meye Bakanlar Kurulu yetkilidir."

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Birgen Keleş; buyurun.

Süreniz 10 dakika.

BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, kişisel söz hakkım da var...

BAŞKAN - Arzu ederseniz, birleştirerek veririm efendim.

BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Birleştirerek kullanmak istiyorum.

BAŞKAN - Arada söz talep edilmezse, devam edersiniz efendim.

AK Partinin Grup adına söz talebi olmazsa, elbette devam edeceksiniz.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; incelemekte olduğumuz tasarının 19 uncu maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Hazine taşınmazlarının tümünün en kısa sürede satılmasını hedef alan bir yasa tasarısını inceliyoruz. Bu tasarı, daha önce, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetinin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu diğer tasarılara benzer bazı özelliklere sahiptir; yeterince tartışılmadan, konuyla ilgili meslek odalarının, derneklerin ve sivil toplum örgütlerinin uyarıları dikkate alınmadan hazırlanmıştır; bazı maddelerinin geri çekilmesi de bunun bir kanıtıdır.

Anayasaya, yasalara, uluslararası normlara ve taraftar olduğumuz, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırıdır ve kamu yararını tümüyle gözardı etmektedir.

Tasarı, sadece hazineye ait taşınmazların satışlarının hızlandırılmasını ve kolaylaştırılmasını değil, en kısa sürede elden çıkarılmasını hedef almaktadır; değiştirdiği maddeler yerine de, kamu yararını gözardı eden, gelecek kuşakların ihtiyaçlarını dikkate almayan, kuralsızlığı ve keyfîliği esas kılan bir düzen getirmektedir.

Sayın milletvekilleri, öncelikle, 19 uncu maddeye geçmeden önce, tasarının ilginç bazı noktalarına değinmek istiyorum. Tasarı, hazineye ait taşınmazların satış esas ve usulleri ile rayiç bedel tespit etme yöntemini yürürlükten kaldırmakta ve bazı satışların harca esas değer üzerinden yapılmasını öngörmektedir. Belediye sınırları ve mücavir alan içerisindeki hazine arazilerinin imar planı yapılmadan satılmasını öngörmesi ise, geleceğe dönük olarak çok sakıncalı sonuçlar yaratabilecek niteliktedir. Ayrıca, tasarı, bir tür imar affı niteliğinde olan bu uygulamanın, tek konut ve belirli büyüklüğün altındaki taşınmazlarla sınırlı olmasını bile öngörmemiştir.

Oysa, hepimizin bildiği gibi, gecekondu bölgelerinde bazı kişilerin, çok geniş arazileri çevirmeleri, onun üzerinde 1'den fazla gecekondu yapmaları rant için söz konusudur; tek gecekondusu olanla, bu tür arazileri çevirmiş olanları, yani, bir tür "gecekondu mafyası" diye tanımlananları, aynı kefede değerlendirmektedir.

Tasarının SİT'lerle ilgili olan maddesi geri çekildiği halde, kısa sürede tekrar gündeme geleceğine inanıyorum ve aynı hatanın, burada yapılan hataların tekrarlanmaması için ve hükümetin tutumunu aydınlatıcı olduğu için birkaç noktaya da değinmek istiyorum.

Bir defa, yapılaşmaya açılmasında SİT alanlarının, özel kanunlarda ve devletin taraf olduğu sözleşmelerde bulunan hükümlerin saklı olduğu belirtilmektedir; ama, değerli arkadaşlarım, bu, göstermeliktir; çünkü, tasarıyla getirilen düzenleme, bu tür hükümleri fiilen geçersiz kılacaktır. Kaldı ki, 4706 sayılı Kanunun 4/b maddesinde yer alan, özel kanunların hükümlerine atıfta bulunan ifade, tasarıyla madde metninden çıkarılmaktadır. Eğer, o hükümleri geçerli sayacaksanız, niçin tasarıda çıkarıyorsunuz. Bu tür arazilerin satılması, tabiî, Anayasanın 169 ve 170 inci maddelerine aykırıdır. Kıyıların hiçbir şekilde mülkiyete konu olmayacağı da tasarıda yer almamaktadır, bu da 43 üncü maddeye aykırıdır.

Yüzde 3'ün artırılacağını sanıyorum bundan sonra gelen düzenlemede; ama, bu bile, uluslararası normlara, sözleşmelere aykırıdır, Anayasanın 63 üncü maddesine de aykırıdır. Kaldı ki, bir baskı unsuru olacaktır en ufak bir şekilde bir oran koysak bile ve birinci derecede SİT alanlarını küçük oranla imara açsak bile. Nitekim, Plan ve Bütçe Komisyonunda bile, pek çok arkadaşımız, bu oranın küçük olduğunu ve yükseğe çıkılması gerektiğini tekrar tekrar gündeme getirmişlerdir.

Tasarının, hazineye ait taşınmazların, ifraz, tevhit, tescil ve tespit işlemlerinde imar mevzuatının dikkate alınmayabileceği yönündeki hükmü de çok sakıncalı bir hükümdür. Tarım arazilerinin satışında, küçük tarım üreticilerinin yararına, 4070 sayılı Yasada yer alan koşulların kaldırılması -biraz önce 14 üncü ve 15 inci maddeler vesilesiyle tartıştık- çok zararlıdır ve tarım arazilerinin satılmasında dikkate alınması gereken sosyal amacı ortadan kaldıracak niteliktedir; Anayasanın 44 üncü maddesine de aykırıdır.

Sayın milletvekilleri, tasarının 19 uncu maddesi, 1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesini değiştirmekte ve yabancılara, taşınmaz edinmede ve taşınmazlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisiyle sınırsız olanak sağlamaktadır. Tasarı, 19 uncu maddenin birinci fıkrasında, karşılıklılık ilkesine değinmektedir; ama, hemen altındaki fıkralarla bu ilkeyi tümüyle geçersiz kılmaktadır. Tasarıyla, diğer yasalarda var olan karşılıklılık ilkesi yürürlükten kaldırıldığı gibi, yabancıların, Türkiye'nin her tarafında taşınmaz edinmeleri mümkün hale getirilmektedir; çünkü, tasarıda, yabancı uyruklu kişiler ile yabancı ülkelerde o ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş olan tüzelkişiliğe sahip ticarî şirketlerin lehine sınırlı aynî hak tesis edilmesi halinde, karşılıklılık ilkesinin geçerli olmayacağı belirtilmektedir. Böylece de, sınırlı aynî hak tesisi, yabancılara satılacak hazine arazilerinde karşılıklılık ilkesini ortadan kaldırmaktadır; uygulamada geçersiz kılmaktadır.

Bu tasarıda yer alan 30 hektar sınırının, Bakanlar Kurulunun izniyle daha üst miktarlara çekilebileceği de, yine, bu maddede belirtilmektedir.

Ayrıca, tasarının 3 üncü maddesinin son bendinde de gördüğümüz üzere, hazine arazilerinin üzerinde, örneğin devlet üretme çiftliklerinde 25 000 000 dolarlık yatırım yapan ve 100 kişi istihdam edenler, Türkiye'nin en önemli tarım arazilerini satın alabileceklerdir.

Bunun yanında, tasarının, çeşitli kanunların bazı maddelerini yürürlükten kaldıran 38 inci maddesiyle 442 sayılı Yasanın 87 nci maddesi de yürürlükten kaldırıldığı için, yabancıların, sadece karşılıklılık ilkesi olmadan sınırsız taşınmaz mal elde etmeleri değil, aynı zamanda, Türkiye'nin her yerinde taşınmaz elde etmeleri mümkün hale gelmektedir. 38 inci madde, 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesini de, belirttiğim gibi, yürürlükten kaldırmaktadır.

Sayın milletvekilleri, aslında, sınırlı aynî hak tesis edilerek, yabancıların, Türkiye'nin her yerinde sınırsız toprak edinmeleri, kısa bir süre önce kabul etmiş olduğumuz Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasasında da yer almaktaydı. Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasasının 3 üncü maddesinin (d) bendinde "yabancı yatırımcıların Türkiye'de kurdukları veya iştirak ettikleri tüzelkişiliğe sahip şirketlerin, Türk vatandaşlarının edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı aynî hak elde etmeleri serbesttir" denilmekteydi.

Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasasında ise bu hak geliştirilmektedir. Sadece Türkiye'de şirket kuran veya Türkiye'deki şirketlere iştirak edenler değil, başka ülke vatandaşları, başka ülke uyruğunda olan kişiler ile başka ülkelerde o ülke koşullarına ve kanunlarına göre şirket kuranlar da Türkiye'de...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Keleş, bir dakikanızı rica edeyim.

Şahsınız adına talep ettiğiniz söz için de sürenizi veriyorum.

Buyurun.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) - ... istedikleri her yerde sınırsız ve karşılıklılık ilkesine bağlı olmadan taşınmaz elde edebileceklerdir.

Değerli arkadaşlarım, oysa 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesi karşılıklılık ilkesine uyma koşuluyla, yabancı gerçek kişilerin, Türkiye'de satınalma veya miras yoluyla taşınmaz mal elde etmelerini mümkün hale getirmiştir; ancak tüzelkişiler bunun dışında kalmıştır. Kaldı ki, yabancıların, Türkiye'de taşınmaz elde etmeleriyle ilgili daha sonra çıkarılan 2 tane yasayı iptal eden Anayasa Mahkemesi kararları ve Yargıtay kararı vardır ve bunlarda belirtildiği gibi, ülkede yabancıların arazi ve emlak edinmesi, salt mülkiyet sorunu olarak değerlendirilemez. Söz konusu kararda "satışın, yabancı ülke uyruğundaki gerçek kişilere yapılması halinde, ileride satılan toprağın geri alınması söz konusu olamayacaktır" denilmektedir. Çünkü, yabancılar, kendi devletlerinin himayesinde olduğu için, böyle bir yola başvurulduğu takdirde, devletler arasında sorun ortaya çıkabilecektir.

Değerli arkadaşlarım, kaldı ki, Doğrudan Yabancı Yatırım Yasasıyla, yabancılarla ilgili sözleşmelerde tahkim kabul edilmektedir; yani, daha önce imtiyaz sözleşmelerinde kabul etmiş olduğumuz tahkimin sınırları genişletilmekte ve herhangi bir yatırım sözleşmesinde de tahkime gidileceği kabul edilmektedir. Tahkime gidildiği koşulda, kararın Türkiye yararına olacağını beklemek ise, çok gerçekçi bir davranış biçimi değildir.

Ayrıca, yabancıların şirketlerini, sadece özel sektör olarak görmemek lazımdır. Yabancı ülkeler, KİT'ler kanalıyla, kendi KİT'leri kanalıyla, kendi tüzelkişilerinin ortağı olarak da Türkiye'de toprak satın alabilirler. Anayasaya göre ise, yabancı ülkelerin, Türkiye'de, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde taşınmaz mal edinmelerine izin verme açısından, hiçbir organ yetkili olamaz. Böyle bir yetkinin kullanılması Anayasanın 3 üncü maddesine ve başlangıç bölümüne aykırıdır.

Sayın milletvekilleri, tasarıda, geniş kesimleri ilgilendiren ve sakıncalı sonuçlar yaratacak olan başka hükümler de vardır. Örneğin, mera olarak tahsis edilecek yerlerin Mera Komisyonu tarafından değil de, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak belirlenmesi. Ayrıca, 38 inci maddede çok temel iki yasanın kaldırılması çok sakıncalıdır ve ileride, Türkiye'yle ilgili olumsuz gelişmelere yol açacak niteliktedir.

Sayın milletvekilleri, Maliye Bakanının geçen gün yaptığı itiraflar, tasarının daha çok kimlere yarayacağı konusunda da ipuçları vermektedir. İktidar Partisi üyeleri, Cumhuriyet Halk Partisi, meslek odaları ve sivil toplum örgütleri tarafından, iyi niyetle yapılan uyarı ve katkıları dikkate almadıkları için ve bunu tekrar tekrar gösterdikleri halde, ben, gene de bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum.

Hazine taşınmazlarının bir an önce elden çıkarılmasını bir amaç olarak benimsemek, birinci derece SİT alanlarını yapılaşmaya açmak -kısa bir süre sonra geleceğinden emin olduğum için burada yineliyorum- belediye sınırları içinde ve mücavir alanlardaki taşınmazları imar planı olmadan satmak, hazine taşınmazlarını satarken, çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan dargelirlilerin durumlarını ihmal etmek, kamu yararını ve gelecek kuşakların gereksinimlerini tümüyle gözardı etmek, yabancılara toprak satışını, gerçek kişiler ve tüzelkişiler için sınırsız ve karşılıksız hale getirmek, fevkalade sakıncalı ve ağır sonuçlar yaratacak düzenlemelerdir.

Değerli arkadaşlarım, yabancılara toprak satışı işinin fevkalade önemli olduğunu düşünüyorum; çünkü, bu madde, tasarıda olduğu şekliyle yasalaştığı takdirde, farkında bile olmadan, pek çok önemli, stratejik yerlerimizin başkalarının eline geçtiğini görürüz ve ondan sonra da hayretler içinde kalmaktan başka bir şey yapamayız. Başka ülkelerdeki düzenlemeler, işletmelerin, yabancıların satın aldıkları araziler üzerinde kurulmasına dönüktür ve bunun örnekleri çok yakınımızdadır.

Uyarılarımızın, hiç değilse, bu kez, iş işten geçmeden dikkate alınmasını diliyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Keleş.

Madde üzerindeki söz istekleri tamamlanmıştır.

Maddeyle ilgili bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 19 uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Özyürek

Gürol Ergin

Birgen Keleş

 

Mersin

Muğla

İstanbul

 

Halil Akyüz

 

Yakup Kepenek

 

İstanbul

 

Ankara

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahipleri söz istiyor mu; yoksa, gerekçesini mi okuyalım?

BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarının 19 uncu maddesi, yabancı gerçek ve tüzelkişilerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, her yerde ve sınırsız olarak arazi edinmesine imkân vermektedir. Bunun doğru olmadığını,  Tapu Kanununun 35 inci maddesi ile Köy Kanununun 87 nci maddesinin korunması gereklidir.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı, gerekçesini dinlediğimiz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

19 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

20 nci maddeyi okutuyorum :

MADDE 20. - 8.9.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 51 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"h) Hazinenin veya Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki baraj, dalyan, voli yerleri, göller, havuzlar, nehirler ve nehir ağızlarındaki av yerleri ile deniz ve iç sularda belirlenmiş yerlerdeki su ürünleri üretim hakkının, 22.3.1971 tarihli ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununa göre il özel idarelerince kiraya verilmesi,"

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

20 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

21 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE  21. - 22.3.1971 tarihli ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 4. - Hazinenin veya Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki baraj, dalyan, voli yerleri, göller, havuzlar, nehirler ve nehir ağızlarındaki av yerleri ile deniz ve iç sularda belirlenmiş yerlerdeki su ürünleri üretim hakkı; öncelikle o yerde kurulan, üyeleri beş yıldan az olmamak üzere üretim bölgesinde ikamet eden, münhasıran su ürünü üretim ve pazarlaması ile iştigal eden kooperatif, kooperatif birliği veya köy birliklerine  başta Çevre ve Orman Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca tespit edilecek esaslar dahilinde, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu esaslarına göre, gelirleri kendilerine ait olmak  üzere  il özel idarelerince kiraya verilir.

Bu yerleri kiralayan kooperatif, kooperatif birliği veya köy birlikleri bu haklarını başkalarına devredemezler.

Kooperatif, kooperatif birliği veya köy birlikleri tarafından kiralanmadığı takdirde  bu üretim yerleri, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak, diğer talep sahiplerine 2886 sayılı Kanuna göre kiraya verilir.

Kira şartnamelerinin teknik şartları ve süreleri, su ürünü üretim yerlerinin özellikleri dikkate alınarak ilgili bakanlıklarca tespit olunur."

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Vedat Melik; buyurun efendim.

Süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun 4 üncü  maddesini değiştiren çerçeve 21 inci madde üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin belki petrolü yoktur; ama, suyu vardır; suyu da, sadece elektrik üretiminde veya tarımsal sulamada değil, yoğun olarak su ürünleri üretiminde ve buna bağlı olarak, bu ürünleri işleyecek sanayiin geliştirilmesi ve dolayısıyla, istihdam olanaklarındaki önemi ve ağırlığı nedeniyle de, suya, hak ettiği değeri eksiksiz vermeli, ondan gerekli yatırım ve emeği esirgememeliyiz.

Değerli milletvekilleri, nüfus artış hızı oldukça yüksek olan ülkemizde, bütün iktidarlar tarafından, ülkenin beslenme sorunlarını çözmek için, her zaman hayvancılık öne çıkarılmaya çalışılmış; ancak, hepimizin bildiği gibi, hayvancılık sektörü, bırakın ihracatı, ülkenin ihtiyaçlarını karşılamaktan da uzak bir noktada bulunmaktadır. Halbuki, kamuya ait su kaynaklarımızın, 1380 sayılı Su Ürünleri Yasası çerçevesinde, bilinçli ve konuya gerçekten önem veren bir yapılandırma ve süreklilikle, ülkenin sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümünde önemli bir sektör oluşturabileceği kanaatindeyiz. Su ürünleri, ciddî bir yatırım ve planlama yapılması durumunda, dün olduğu gibi bugün de ve gelecekte de, ülkemiz ekonomisine sürekli girdi sağlayacak en önemli canlı kaynaktır.

Ülkemizdeki su ürünleri üretiminin ortalama yüzde 82,2'si üç tarafımızdaki ve dört ayrı karakterdeki denizlerden, yüzde 9,3'ü içsulardan ve yüzde 8,5'i yetiştiricilikten sağlanmaktadır.

İkinci Dünya Savaşından sonra, dünyada, su ürünleri sektöründe önemli gelişmeler olmuş, üretim, artarak, 1997 yılında 122 000 000 tona ulaşmış ve bu miktarın yüzde 75,8'i insan gıdası, yüzde 24,2'si balık unu ve yağı üretiminde kullanılmıştır. Ülkemizde de, su ürünleri sektöründeki gelişmeler, dünyadaki gelişmelere paralel olarak, İkinci Dünya Savaşı sonrası, 1988 yılına kadar üretimlerde artışla devam etmiştir. 1988 yılında, 679 200 ton olan toplam üretim, maalesef azalarak, 1991 yılında 364 700 ton olmuş ve 1995 yılında 649 200 tona yükselmiş, 1998 yılında ise, tekrar 543 900 tona düşmüştür. Aynı yıl, kişi başına 8,5 kilo su ürünleri tüketilirken, dünya ortalaması 14 kilo olmuştur.

Değerli arkadaşlar, bu alanda üretimin artırılması ve dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi önemli bir sektör haline gelebilmesi için, mademki su ürünleri üretimi yapılabilecek yerler belli bir merkezde değildir ve değişik özellikler arz etmektedir, o halde, bu faaliyetlere mümkün olduğunca yerellik kazandırmak gerekir; çünkü, il özel idarelerinin belirleyeceği yerel örgütlenmelerin kooperatifler veya köy birlikleri olarak işin içinde olmaları, halk katılımcılığının ve demokrasinin saydamlığının önemli gerekleri ve getirileri olarak halkın refahını artıracak ekonomik ve sosyal faaliyetlerdir.

Değerli milletvekilleri, şu anda görüşmekte olduğumuz tasarı maddesi, hazine ve Devlet Su İşlerinin mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan baraj, dalyan, voli yerleri, göller, havuzlar, nehirler ve nehir ağızlarındaki av yerleri ile deniz ve iç sularda belirlenmiş yerlerdeki su ürünleri üretim haklarını kiralama yetkisinin Tarım Bakanlığından alınarak il özel idarelerine verilmesini öngörüyor. Ayrıca, şu anda yürürlükte bulunan kanun maddesinde "söz konusu yerlerin kiraya verilebilmesi için ilgili bakanlıkların görüşü alınarak" ibaresi varken, tasarıda buna daha açıklık getirilerek, başta Çevre ve Orman Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak, yine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının tespit edeceği esaslar dahilinde ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre, öncelikle su ürünleri üretim ve pazarlamasıyla iştigal eden kooperatif, kooperatif birliği ve köy birliklerine kiraya verilebilmesi sağlanmaktadır.

Değerli arkadaşlar, il özel idarelerini yetki açısından ve malî açıdan daha güçlendirmek, yatırımcının işlerinin daha hızlı yürümesini sağlamak için il özel idarelerinin gelirlerini artırarak yerel hizmetlerin süratle yerine getirilmesi yönüyle, yukarıda bahsi geçen yerlerin kiralanma yetkisinin Tarım Bakanlığından alınarak il özel idarelerinin yetkisine bırakılmasını ve kiralama işlemlerinin 2886 sayılı Yasa çerçevesinde yapılmasını olumlu buluyoruz; ancak, 1380 sayılı Yasanın 4 üncü maddesindeki ilanı takip eden bir aylık süre içinde böyle bir talep vaki olmazsa, söz konusu yerlerin tüzelkişilere kiralanabileceği ibaresinin çıkarılmasını ve kira süresinin ilgili bakanlıklara bırakılmasını doğru bulmuyoruz.

Özellikle birçok barajın proje ve inşa halinde olduğu ülkemizde her an yeni göller veya havuzlar oluşabileceğinden, yöre halkının su ürünleri  yetiştiriciliğinin önemini anlaması veya ilgili müdürlüklerce kendilerine tanıtılabilmesi, bu konuda teşvik edilmeleri ve malî açıdan bir araya gelebilmeleri için, şu anda görüşmekte olduğumuz tasarı maddesinin, aynen 1380 sayılı Yasada olduğu gibi, ilanı takiben bir aylık süre verilmesini içermesinde hiçbir sakınca olmadığı kanaatindeyiz.

Bu düşünceyi, bir gözlemimi paylaşarak güçlendirmek istiyorum. Şanlıurfa'nın Fırat Nehri kenarındaki ilçeleri Birecik ve Halfeti'de yıllardan beri çok küçük çapta balıkçılık yapılagelmekteydi; ancak, bu faaliyetten elde edilen gelirle sadece günlük ihtiyaçlar karşılanabiliyor, yaşam seviyesini, yaşam kalitesini yükseltmek, çağdaş düzeye ulaşmak mümkün olmuyordu. Fırat Nehri üzerinde yapılan Atatürk, Birecik ve Karkamış Barajlarıyla birlikte, o bölgede, yine, Şanlıurfa İlinin Bozova İlçesinin de büyük ölçüde arazilerini içine alan çok büyük üç baraj gölü oluşmuş ve Halfeti ilçe merkezinin bir kısmı ile birçok köy su altında kalmıştır. İşte, ilkel şartlarda balıkçılık yapmaya çalışan yöre insanı, hiç beklemediği ve bilmediği değişikliklerle karşı karşıya kalınca koşullara uyum sağlamakta zorlanmış, malî ve teknik olarak mesleklerini sürdürmeleri imkânsız hale gelmiştir. Kooperatif ve köy birlikleriyle ilgili yapılanmaya sosyal ve kültürel açıdan hazır olmayan bu insanlar, baraj gölleri altında kalan arazilerinin istimlak bedellerini de alamadıkları için, kişisel olarak, balıkçılık veya su ürünleriyle ilgili herhangi bir yatırıma girişememişlerdir. Örneğin, Halfeti ilçe merkezi ile Gözeli ve Savaşan Köyleri üç yıldır istimlak bedellerini alamamışlardır; bu yüzden, kendi imkânlarıyla, çağdaş ölçülerde su ürünü yetiştiriciliği yapmaları da mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin her bölgesinde, Doğu Anadolu'da, Kuzey Orta Anadolu'da ve özellikle Karadeniz Bölgesinde su ürünleri üretmeye uygun yüzlerce nehir vardır. Bu nehirlerde her bölgeye özgü küçük üretim projeleri hayata geçirilerek, hem istihdam sorunumuza çözüm olmak hem de özellikle küçük çocukların beyin gelişmeleri için gerekli olan fosfor ihtiyacını temin edecek ürünler yetiştirmek üzere organize edilebilir. Bu projeleri, o ilin tarım il müdürlükleri üstlenmelidir.

Değerli arkadaşlar, özellikle bu tür üretime yabancı olan insanları yerel örgütlenmelere yönlendirmeye, teşvik etmeye bir süre ayırmak, yerinde bir davranış olacaktır. İlanı takip eden bir ay içinde, kooperatif birliklerinin, köy birliklerinin örgütlenme imkânı bulacaklarına inanıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın efendim.

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla) - Hemen bitiriyorum efendim.

Bu doğrultuda, söz konusu yasa tasarısı maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz değişiklik önergesinin dikkate alınacağını umarak, yasa maddesine genelde olumlu baktığımızı tekrar belirtir, hepinize saygılarımı sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Melik.

Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Madde üzerinde 1 adet önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının çerçeve 21 inci maddesinin -4 üncü madde- üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"Kooperatif, kooperatif birliği veya köy birlikleri tarafından 1 ay içinde kiralanmadığı takdirde bu üretim yerleri, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak, diğer talep sahiplerine 2886 sayılı Kanuna göre kiraya verilir."

                       

M. Vedat Melik

Hüseyin Ekmekcioğlu

Atilla Kart

 

 

Şanlıurfa

Antalya

Konya

 

Hüseyin Özcan

 

Haluk Koç

 

Mersin

 

Samsun

BAŞKAN - Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Efendim, önerge sahipleri, gerekçeyi mi okutalım...

MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe :

Yerel yatırımcıların gerekli hazırlığı yapması, bu yönde yapılanmasına imkân tanınması amacıyla işbu önerge verilmiştir.

BAŞKAN - Gerekçesini dinlediğimiz ve Komisyon ile Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

21 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, yoklama talebimiz vardı.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Pardon.

Sayın arkadaşlarımız İçtüzüğün 57 nci maddesi gereğince, yoklama yapılmasını talep ediyorlar. (AK Parti sıralarından "oylamaya geçtiniz" sesleri)

Henüz geçmedim; bu kararı, lütfen...

Şimdi, yoklama talebinde bulunan sayın milletvekillerinin salonda bulunup bulunmadıklarını tespit edeceğim:

Sayın Haluk Koç?.. Burada.

Sayın Nail Kamacı?.. Burada.

Sayın Osman Özcan?.. Burada.

Sayın Feridun Baloğlu?.. Burada.

Sayın Atilla Kart?.. Burada.

Sayın Hüseyin Ekmekcioğlu?.. Burada.

Sayın Mehmet Parlakyiğit?.. Burada.

Sayın Muhsin Koçyiğit?.. Burada.

Sayın Züheyir Amber?.. Burada.

Sayın Ramazan Kerim Özkan?.. Burada.

Sayın Gürol Ergin?.. Burada.

Sayın Sedat Pekel?.. Burada.

Sayın Hakkı Ülkü?.. Burada.

Sayın Haşim Oral?.. Burada.

Sayın Oğuz Oyan?.. Burada.

Sayın Mustafa Özyürek?.. Burada.

Sayın Birgen Keleş?.. Burada.

Sayın Akif Hamzaçebi?.. Burada.

Sayın Abdulkadir Ateş?.. Burada.

Sayın Oya Araslı?.. Burada.

Yoklama için 5 dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

3. - Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Tarım, Orman ve Köyişleri; Çevre; Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/602) (S. Sayısı : 198) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

22 nci maddeyi okutuyorum :

MADDE 22. - 16.12.1960 tarihli ve 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

"Bu miktarı aşan sular ile sulama, kullanma ve işlenerek veya doğal haliyle içme suyu olarak satılmak üzere çıkarılan yeraltı suları, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki kaynak suları, 2886 sayılı Kanun hükümlerine uyularak il özel idarelerince kiraya verilir. Tahsil edilen kira gelirinden; yer altı veya kaynak suyunun çıktığı yer, köy sınırları içinde ise o yerdeki köy tüzel kişiliğine %15, belediye sınırları içinde ise ilgili belediyeye %25 oranında pay verilir."

BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, yine, Genel Kurulda fevkalade uğultu var, arkadaşlarımız yerlerine otururlarsa daha iyi olur.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Yoklamada giriyorlar, madde görüşülürken çıkıyorlar.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 22 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

22 nci maddede, arkadaşımızın demin ifade ettiği gibi "Bu miktarı aşan sular ile sulama, kullanma ve işlenerek veya doğal haliyle içmesuyu olarak satılmak üzere çıkarılan yeraltı suları, Hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altında  bulunan yerlerdeki kaynak suları, 2886 sayılı Kanun hükümlerine uyularak il özel idarelerince kiraya verilir. Tahsil edilen kira gelirlerinden, yeraltı veya kaynak suyunun çıktığı yer köy sınırları içinde ise o yerdeki köy tüzelkişiliğine yüzde 15, belediye sınırları içinde ise ilgili belediyeye yüzde  25 oranında pay verilir" denilmektedir.

Bir belediye eski başkanı olarak, acısını da çok yaşadığımız için söylüyorum; gelecek günlerin ve 21 inci Yüzyılın su savaşlarına yol açacağını söyleyen birçok otoritenin söylediklerinden yola çıkarak, bu maddede caydırıcılık olsun diye "belediye sınırları içinde ise ilgili belediyeye yüzde 25 oranında pay verilir" ibaresi yerine "belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bu konunun yetkilisi belediyedir ve su çıkarılması işi, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne bilgi verilerek, tümüyle belediyelerin yetkisinde olmalıdır" tümcesi olmalıdır; çünkü, birçok kentte, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde dileyenin dilediği zaman artezyen kuyusu açtığını, başka amaçlarla su kullandığını ve o nedenle de, kentin yeraltı sularının tehlikeye girdiğini biliyoruz. Bunun önüne geçilebilmesinin yegâne çaresi, belediyelerin yetkili kılınmasıdır. Yetkili kılınması yetmez, belediyeler izin verdiği zaman, yetkili organlarınca karara varıldığında, sattığı sudan yüzde 50 oranında pay alır ifadesi konulmalıdır. Zaten, bu konuda da bir önerge vermiş bulunmaktayız.

22 nci maddenin düzenlenmesi bu şekilde olursa, belediyeler, kendi mücavir alanlarında ve kendi sınırlarındaki yeraltı sularını yine kendileri kontrol edeceğinden dolayı, yeraltı sularına hâkim olacaklardır. Böylece, yeraltı sularının kullanımı belediye başkanları tarafından, belediyelerin yetkili organları tarafından kontrol edileceğinden, sürekli olarak halkın yararına kullanılacaktır.

Ben biliyorum ki, kendi ilçemde, yani, Aliağa'da, mücavir alanlarda var olan sanayi işyerleri, belediyeden izin almadan su kullandıkları için, belediye su kullanımında yetersiz kalmakta ve 20 kilometre öteden su getirmek zorunda kalmaktadır.

Ayrıca, demir çelik fabrikaları, yeraltı sularının kullanımında ne belediyeye ne de bir başka kuruma herhangi bir para ödememektedirler. Bu da gösteriyor ki, suların kontrolü, mücavir alanlar da dahil olmak üzere, yerel yönetimlere bırakılmalıdır, payı da yüzde 50 oranında olmalıdır.

22 nci madde konusunda bunları söyledikten sonra, tasarının geneli hakkında birkaç cümle sarf etmek istiyorum. Doğal SİT alanlarının tarifini hepimiz biliyoruz; ama, hatırlatmakta yarar var diye düşünüyorum. Doğal SİT alanının tarifi yapılırken "bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olan ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekli olan alanlar" diye tanımlanmıştır. Buna göre, ülkemizde doğal SİT alanlarını, kürsüden defalarca tarif eden arkadaşlarımız oldu metrekare olarak, dekar olarak, hektar olarak; onları tekrarlamaya gerek yok; ama, doğal SİT alanlarının ne anlama geldiği ortadayken, bu tariften yola çıkılırsa ve bizim de bazı uluslararası sözleşmelere imza attığımız düşünülürse, doğal SİT alanlarında yapılaşmanın yüzdesinin bu Meclis tarafından konuşulmasının dahi doğru olmadığını düşünüyorum.

Doğal SİT alanlarıyla ilgili, imzaladığımız uluslararası sözleşmeler nelerdir denilirse, şunları da alt alta sıralamak mümkündür :

Ramsar Sözleşmesi; özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak, Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanların Korunmasına Dair Sözleşme.

Paris Sözleşmesi.

Barselona Sözleşmesi.

Bern Sözleşmesi.

Bükreş Sözleşmesi.

Bütün bunlar, doğal SİT alanlarının korunmasını gerektiren evrensel sözleşmelerdir. Burada, Avrupa Birliği uyum yasaları çıkarılmak istenirken, hep Avrupa Birliğine uyum adı altında, evrensel hukuk kurallarına uymak gerektiği söylenirken, bunların da evrensel hukuk kuralları çerçevesinde olduğu unutulmamalıdır.

Ayrıca, yine, Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili, hazine arazileriyle ilgili olarak, birçok arkadaşımızın söylediğine katılmakla beraber, bazı ilavelerde bulunmak istiyorum. Özellikle belirtmemiz gerekir ki, söz konusu bu kanun tasarısı, hazine arazilerinin işgalcilerine satışını sağlayarak imar affı düzenlemesi getirmektedir. Ülkemizde bugüne kadar gerçekleştirilen imar afları, kaçak yapılaşma sorununun nedenlerini ortadan kaldırmadığı gibi, bu sorunun sonuçlarını yasallaştırarak kaçak yapılaşmayı hep özendirici olmuştur. Böylelikle, her imar affı düzenlemesi, bir sonraki imar affının gerekçesi haline gelmiştir.

Söz konusu yasa tasarısı, işgalciyi yasayla hak sahibi yaparak olumsuz hukuksal sonuçlar yaratmasının yanı sıra, satışların gerçekleşmesini izleyecek fiilî durumlarla, planlama ve kentleşme faaliyetleri açısından birtakım oldubittilere neden olacaktır. Satışların yoğun plan değişiklikleriyle birlikte gerçekleşeceğini ve bu değişikliklerin kamu yararına ve yerleşmelerin gereksinmelerine uygun biçimlerde olmayabileceğini kestirmek de zor değildir.

Ülkemiz kentlerinde kaçak yapı alanları sadece gecekondulardan oluşmadığı gibi, buralardaki yapı ve arsa sahipliği de arazi mafyası gibi örgütlü grupların elinde bulunmaktadır. Hazine arazilerinin yapı sahiplerine satılması, bu tür gruplara rant aktarımı yapmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Yasa tasarısında, ayrıca, üzerinde yapı olmayan hazine arazilerinin talep edenlere satılması da sağlanmaktadır. Kentlerin sağlıklı ve planlı gelişmesinde gereksinim duyulanlardan birisi de kamu arazileridir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; önemli kentsel projelerin gerçekleştirilmesi, kamusal hizmetlerin sunulabilmesi, ucuz konut ve benzeri toplumsal amaçlı yatırımların yapılabilmesi, acil durumlarda gereksinim duyulan kimi kentsel kullanımların gerçekleştirilmesi için -yani, çadırkentler ve geçici konut alanları gibi- kamu arazileri çok önemli planlama araçlarıdır. Kamunun elinde bulunan arazi stokunun eritilmesi durumunda kentin gelişiminden ve planlamadan sorumlu olan kişi ve kurumların önemli bir uygulama aracı da ortadan kaldırılmış olacaktır.

Bu nedenlerle, hem 22 nci madde konusunda hem de tasarının geneli konusunda çok rahat olmadığımızı özellikle belirtiyorum; hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ülkü.

Hükümetin söz isteği var.

Buyurun Sayın Çelik.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle, bu, doğal SİT alanlarıyla ilgili, Cumhuriyet Halk Partisinden değerli milletvekili arkadaşlarımız epey zamandan beri konuşmalar yapmaktadırlar. Bu SİT alanlarını sanki bizim korumadığımız, yağmacılara açtığımız şeklinde bir yorum yapılıyor; buna kesinlikle katılmak mümkün değil. Komisyona çekilen madde nasıl değiştirilip gelecek, onu birlikte göreceğiz. Bakınız, orada "özel kanunlardaki hükümler ile devletin taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümleri saklı kalmak şartıyla" deniliyor. Biraz önce, Sayın Ülkü'nün zikrettiği sözleşmelere Türkiye, elbette sadıktır, elbette Avrupa Birliği normlarına sadık kalınmıştır. Burada, imara açılan bölüm, o doğal SİT alanının bir bütün olarak korunmasına yöneliktir, illegal yapılaşmaların önüne geçilmeye yönelik bir çabadır; artı, 2863 sayılı Yasa gereği olarak kurulmuş olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurullarının da onayından geçmesi şartıyla böyle bir şeye ruhsat veriliyor. Bizim bu SİT alanlarını gözden çıkardığımız, bunları önemsemediğimiz şeklinde yapılan yorumlar kesinlikle gerçekle bağdaşmamaktadır. Bunu Genel Kurulun değerli mensuplarıyla, milletvekillerimizle paylaşmak isterim.

Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Madde üzerinde 1 adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 22 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

16.12.1960 tarihli ve 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

"Bu miktarı aşan sular ile sulama, kullanma ve işlenerek veya doğal haliyle içme suyu olarak satılmak üzere çıkarılan yeraltı suları, belediye sınırları dışında kalan hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki kaynak suları 2886 sayılı Kanun hükümlerine uyularak il özel idarelerince kiraya verilir. Tahsil edilen kira gelirlerinden, yeraltı veya kaynak suyunun çıktığı yer köy sınırları içinde ise o yerdeki köy tüzelkişiliğine % 15 oranında pay verilir. Belediye ve belediye mücavir alan sınırları içerisinde ise su çıkarma veya kuyu açma izni, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bilgisi dahilinde belediyelerce verilir. Belediyeler çıkan suyun bedelini kendi organlarınca saptarlar. İlgili belediyeye % 50 oranında pay verilir."

 

Hakkı Ülkü

Mustafa Özyürek

Ali Oksal

 

İzmir

Mersin

Mersin

 

Şevket Gürsoy

Uğur Aksöz

Hüseyin Özcan

 

Adıyaman

Adana

Mersin

 

 

Gürol Ergin

 

 

 

Muğla

 

BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABAHATTİN YILDIZ (Muş) - Sayın Başkan, katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Hükümet?..

MİLLî EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahipleri söz mü istiyor, gerekçe mi okunsun?

AHMET ERSİN (İzmir) - Sayın Başkan, Hükümetin katılmadığını duymadık; Sayın Bakan sizin kulağınıza söyledi.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Bakan, neye katılmıyorsunuz?

MİLLî EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Önergeye.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Önergede ne var?

MİLLî EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Burada bir dakika için olmamam, önergeyi görmediğim anlamına gelmez Mustafa Bey. Önergeyi anlatayım mı size?

BAŞKAN - Önerge sahipleri söz istiyor mu; yoksa, gerekçeyi mi okutayım?

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe :

21 inci Yüzyıl hidropolitik üzerine kurulmakta ve bunun üzerinden çatışmalar yaşanmaktadır. Su kaynaklarının kıtlığı, su kaynaklarının yerinde ve verimli kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Sınırsızca kullanılacak su kaynakları ileride büyük sorunlar doğuracaktır. Bu nedenle, su kaynaklarının kullanılması konusunda  belediyeler düzenleme ve denetleme yetkileriyle donatılmalıdır.

BAŞKAN - Gerekçesini okuttuğum, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

22 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

23 üncü maddeyi okutuyorum :

MADDE 23. - 13.12.1983 tarihli ve 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b) Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların satışı, kiralanması, trampası ve üzerinde sınırlı ayni hak tesisi, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve bu yerler için gerekli görülen hallerde kullanma izni verilmesi işlemleriyle ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer yerler ile devletin özel mülkiyetindeki yerlerde bulunan taş, kum, çakıl ve toprak ocaklarının kiraya verilmesi işlemlerini yapmak,"

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 17.32

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 17.45

BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Mevlüt AKGÜN (Karaman), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 102 nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

198 sıra sayılı kanun tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

3. - Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Tarım, Orman ve Köyişleri; Çevre; Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/602) (S. Sayısı : 198) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

24 üncü maddeyi okutuyorum :

MADDE 24. - 29.6.1938 tarihli ve 3533 sayılı Umumi, Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yoluyla Halli Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan "uyuşmazlık gayrimenkule ilişkinse o gayrimenkulün bulunduğu yerin" ibaresi "taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin" olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

24 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

25 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 25. - 16.5.1987 tarihli ve 3360 sayılı Kanunla değişik 13 Mart 1913 tarihli İl Özel İdaresi Kanununun 78 inci maddesine aşağıdaki (16) numaralı bent eklenmiştir.

"16- Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin yürüttükleri hizmetler için gerekli cari ve yatırım nitelikli giderlerini karşılamak amacıyla, valilerin yetki ve sorumluluğunda olmak üzere il özel idarelerince katkı sağlanabilir. Sağlanacak olan bu katkıların tahsis ve kullanım esasları valilik ve ilgili kuruluşlarca yapılacak protokolle belirlenir. Bu protokollerin bir örneği bilgi amacıyla Maliye Bakanlığına gönderilir.

Yatırım nitelikli katkı tutarlarının kullanılabilmesi için Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığınca yılı yatırım programı ile ilişkilendirilmesi zorunludur."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

25 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

26 ncı maddeyi okutuyorum :

MADDE 26. - 21.1.1998 tarihli ve 4325 sayılı Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Hazineye" ibaresinden sonra gelmek üzere "katma bütçeli kuruluşlara, belediyelere veya il özel idarelerine" ibaresi, dördüncü fıkrasında yer alan "Hazinece" ibaresinden sonra gelmek üzere "katma bütçeli kuruluşlarca, belediyelerce veya il özel idarelerince" ibaresi, beşinci fıkrasında yer alan "Hazine" ibaresinden sonra gelmek üzere "katma bütçeli kuruluşlar, belediyeler veya il özel idareleri" ibaresi ile dördüncü fıkrasının sonuna "Devredilen arazi veya arsa üzerindeki toplam yatırımın yarısından fazlasının  tamamlanmış olması ve yatırımcının talep etmesi halinde, devredilen arazi veya arsanın rayiç bedeli tahsil edilerek tapu kayıtlarındaki şerh terkin edilir." cümlesi eklenmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Trabzon Milletvekili Sayın Mehmet Akif Hamzaçebi; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının bu maddesi, 1998 yılında yürürlüğe girmiş olan ve kalkınmada öncelikli yöreler ile olağanüstü hal bölgesinde birtakım teşvikleri düzenleyen ilgili yasada değişiklikleri öngörüyor.

4325 sayılı Kanun, bu yörelerde, kalkınmada öncelikli yöreler ile olağanüstü hal bölgesinde, bir yandan vergi teşvikleri öngörüyordu, bir yandan da yatırımcılara bedelsiz arsa verilmesini öngörüyordu. Bu iki teşviki kullanmak suretiyle bu bölgelerde yatırımın ve istihdamın artırılmasını hedefleyen bir kanundu. Madde, yatırımcılara bedelsiz arsa verilmesine ilişkin olarak bu kanunda yer alan, sadece hazine arazilerinin verilmesine ilişkin kaydı, sınırı kaldırıyor, hazine arazileri yanında, katma bütçeli kurumlara ait araziler ile il özel idarelerine ve belediyelere ait arazilerin de istihdam yaratmak amacıyla yatırımcılara bedelsiz olarak verilmesini kapsama alıyor. Bu madde de, tasarının bazı maddelerinde olduğu gibi, Cumhuriyet Halk Partisinin destek verdiği, katkıda bulunduğu maddelerden birisidir.

İlgili yasada var olan, yatırımcılara bedelsiz arsa verilmesinin işleyişi şu şekilde: Önce, yatırımcıya bu arsa veriliyor; ama, tapu siciline bir şerh konuluyor, yatırım tamamlandıktan sonra da bu şerh kaldırılıyor; ama, sözleşmede öngörülen yatırım süresi sonunda eğer yatırım tamamlanmaz ise, yatırımcının üzerinde yapmış olduğu inşaatla birlikte sözleşme feshediliyor ve bu inşaat tamamlanmamış haliyle hazineye kalıyor.

Esasında, bu şart oldukça ağır; yani, yatırımcıyı, baştan bu yatırıma girmekten caydıracak nitelikte. Kriz oldu, mücbir sebep oldu veya başka nedenlerle, diyelim ki, yatırımın yüzde 40'ını tamamlayabildi, devam edemiyor yatırımcı "hayır, sözleşmeyi feshediyoruz; bu yatırımı, yüzde 40'ıyla birlikte, bedelsiz olarak hazineye bırakıyorsun" diyoruz. Bu, tabiî, bu tasarının değil, 1998 yılında çıkmış olan yasanın bir hükmüdür. Bunu düzeltme olanağı olabilirdi; ama, komisyonlarda bu yöndeki önerilerimiz kabul görmedi. Bu, işin bir yönü.

İkinci yönü şudur: 4325 sayılı Kanun 1998 yılında çıkmıştı ve 2002 yılı sonuna kadar, 22 ilde, en az 10 kişilik istihdam yaratan yeni işyerlerinin veya mevcut işyerlerinin de çalıştırdıkları işçilere ilave olarak 10 veya daha fazla işçi istihdam etmeleri halinde, belirli vergi teşviklerini öngörüyordu. Bu işyerleri 5 yıl süreyle Gelir ve Kurumlar Vergisinden muaftı. Bu işyerlerinden elde edilen kazançlardan Gelir ve Kurumlar Vergisi ödenmiyordu. Bu uygulama 31.12.2002 tarihinde sona erdi.

Hatırlayacaksınız, 4325 sayılı Kanunun şartları iki taneydi. Birincisi, uygulanacak olan ilin kişi başına düşen millî gelirinin 1 500 dolar veya daha aşağısı olma şartı vardı. Bir şart daha vardı, Devlet Planlama Teşkilatının hesapladığı sosyal gelişmişlik düzeyi diye bir oran var, o oranın da 0,5 veya daha altı olması lazım. Bu şartlara uyan 22 il vardı. Uygulama, Aralık 2002 sonunda sona erdi.

Bu dönemde, Sayın Başbakanımızın bir açıklaması oldu, 1 500 doları yine esas alacaklarını ifade ettiler. Yine, Sayın Maliye Bakanımızın teşvikler konusunda "acayip teşvikler getireceğiz" şeklinde bir beyanı oldu, basından okuduğum bir beyanı oldu; ancak, halen bir tasarı gelmiş değildir; muhtemelen, hükümet böyle bir hazırlığın içerisindedir; hangi aşamadadır, kapsamı nedir, bilemiyoruz.

Sorun şuradadır: 4325 sayılı Kanunun esas aldığı 1 500 doları, Sayın Başbakanın açıklamasına göre, yeni hükümetimizin de esas alacağı anlaşılıyor. O zaman, bu kapsama 22 il giriyordu, Devlet İstatistik Enstitüsünün açıkladığı 2001 yılı millî gelir rakamlarına göre ise 1 500 doların altında 38 il olmaktadır. 38 il bu kriterin altında olduğu için, eğer tasarı o şekilde Meclise gelirse, bu teşviklerden yararlanacaktır.

4325 sayılı Kanun başarılı olmuş mudur diye bakarsak, bir iki il dışında çok fazla başarılı olduğunu söylemek mümkün değil; en azından, başarılı olduğuna ilişkin, hükümetin elinde, idarenin elinde böyle veriler yoktur. Neden olmamıştır; işte, terör vardı, güvenlik meselesi vardı, tasarrufların çok daha kârlı olarak değerlendirileceği başka alanlar vardı, hazine bonoları çok cazipti -halen caziptir- bu tip nedenlerle çok fazla başarılı olmamıştır. Ama, güvenlik meselesini çözen bir Türkiye'de, yeni bir düzenlemenin başarılı olma şansı vardır; ancak, 1 500 dolar gibi bir kriteri esas alıp, sadece buna bağlı kalarak, bu limitin altında olan iller, üstünde olan iller diye bir ayırım yapmayı kesinlikle doğru bulmuyorum. Neden yanlış?.. Yani, 1 500 doları birkaç dolarla aşan iller vardır. Öyle bir kriter koymuşsunuz ki, birkaç dolarla bu şartı aşıyor; ama, o illerin özelliğine baktığınızda, o kapsama giren illerden çok daha farklı özellikleri var. Belki, kapsama giren illere kıyasla, bu 1 500 doları aşan ilin, haydi haydi o kapsama girmesi lazım.

YEKTA HAYDAROĞLU (Van) - Mesela, Trabzon...

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Evet; mesela, Trabzon 1 506 dolardadır. Başka örnekler de bulabiliriz; Trabzon bir örnektir.

Bu keskin ölçüler, keskin kriterler son derece yanlış yerlere götürür. Bir bakarsınız ki, 1 500 doların altında olduğu halde o kapsama giren bir ili gördüğümüz zaman "ya, bu il de buraya mı girdi, nasıl oldu, şu il girememişken bu il buraya nasıl girdi" şeklinde bizi rahatsız eden uygulamalar olur.

Tabiî ki, Devlet İstatistik Enstitüsü, ciddî bir kurumumuzdur ve millî gelir hesap yöntemleri vardır; ancak, millî gelir hesap yöntemlerinin ayrıntılarına girdiğimizde, illerin bazı özelliklerini yeterince yansıtmadığını görürüz. Bunu, Devlet İstatistik Enstitüsü de gayet yakından bilmektedir. Belki, millî gelir hesap yöntemini bu yıl veya önümüzdeki yıldan itibaren değiştirecektir; bu hesap yöntemini, ülkenin illerinin ve ülkenin bütün bölgelerinin özelliklerini katabilecek bir yöntemle geliştirecektir; ancak, mevcut yöntemle giderek, 1 500 dolar sınırını esas alıp "bu sınırın altındaki iller-üstündeki iller" ayırımını yapmayı doğru bulmuyorum. 1 500 doların üstünde olup da kapsama girmesi gereken, teşvik edilmeyi hak eden birçok ilimiz vardır; bunu, hükümetimizin, Sayın Maliye Bakanımızın dikkate alması gerekir.

Tasarının teşvik yönlü bu maddesinin bu çerçevede düşünülmesi gerekir. Bu vergi boyutu biraz daha farklı tabiî. Tabiî ki, farklı bir yasada düzenlenmesi gereken bir konudur bu; ancak, bu, hükümetin önünde olması gereken, dikkatle üzerinde düşünmesi gereken bir konudur.

Bu tasarının -zaman zaman burada konuşmalar oluyor- Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hakikaten, hem komisyon görüşmeleri sırasında hem Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında katkı verdiğimiz maddeleri olmuştur. Tarım arazilerinin satışı olsun, su ürünü üretim yerlerinin il özel idarelerince kiraya verilmesi olsun, köy merasından köyün ortak yapıları için kullanılacak yerlerde otlakiye bedelinin alınmaması olsun gibi bazı düzenlemeler, bizim Partimizin de katkılarıyla oluşmuş olan düzenlemelerdir; ancak, SİT alanı gibi, hiçbir zaman, mevcut şekliyle, sorunları çözeceğine inanmadığımız ve destek vermediğimiz düzenlemeleri vardır.

Gecekondu affına ilişkin düzenlemede, gecekondu meselesinin çözülmesini istiyoruz. Gecekondunun mülkiyet ve imar probleminin çözülmesini, vatandaşlarımızın bu endişeden kurtulmasını; ancak, Avrupa Birliğine aday bir Türkiye'nin de, artık, gecekondu sorununa veda etmesini, kentlerimizin gecekondulaşmasına yol açan nedenlerin ortadan kaldırılmasını ve bunların çözümlerinin de bu tasarıya yansıtılmasını istiyoruz.

Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere söz aldım ve görüşlerimizi ifade ettim.

Teşekkür eder, hepinize saygılar sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Hamzaçebi.

Madde üzerinde başka söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

26 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

27 nci maddeyi okutuyorum :

MADDE 27. - 25.2.1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun 5 inci maddesinin (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b) Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine, belediye ve mücavir alan  sınırları içinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan arazilerden;  etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği anlaşılan yerler,"

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Muğla Milletvekili Sayın Gürol Ergin; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 27 nci maddesi üzerinde görüşlerimizi belirtmek üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sizleri ve Aziz Türk Ulusunu sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının 27 nci maddesiyle 5 inci maddesinin (b) bendi değiştirilmek istenen Mera Kanunu, 25 Şubat 1998 tarihinde; yani, bundan yaklaşık beş yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği zaman, ilgili tüm çevreler tarafından bir devrim olarak nitelenmiştir; çünkü, Mera Kanunu, toprak düzenlemesi alanında, 1858 tarihli Osmanlı Arazi Kanunnamesinden sonra çıkarılan ilk, geniş kapsamlı ve ciddî bir yasal düzenlemedir. Mera Kanununun hazırlık çalışmaları 1950'li yıllarda başlamış, gösterilen tüm iyi niyetli gayret ve çabalara karşın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabulü için ilk hazırlıklarının üzerinden yaklaşık elli yıl geçmesi gerekmiştir. Mera Kanunu, geneliyle değerlendirildiğinde, Türk çiftçisi ve tarımı için son derece yararlı ve gerçekçi bir yasal düzenleme olmuştur.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz hayvancılığının içler acısı halini sizlere anlatmayı gereksiz görürüm. Eğer, bugün ülkemizdeki küçük ve büyükbaş hayvan sayıları, çok değil, yirmi yıl öncesine göre yarı yarıya azalmış ise, bunda geçmiş hükümetlerin yanlış ekonomi ve tarım politikaları kadar 1950'li yıllarda başlayan meraları tahrip anlayışının da çok ciddî etkisi olmuştur.

1950'de 40 000 000 hektar olan mera arazisi, o yıllardaki meraları tarla olarak açma politikasıyla hızla azalmış, daha sonraki yıllarda da, tahribin giderek artması, meraların sürekli amacı dışında kullanıma açılmasıyla, bugün, kimi kaynaklara göre 12 000 000, kimi kaynaklara göre de 9 000 000 hektara kadar inmiştir. Bu vahim durumu önlemek ve hayvancılığımızı canlandırmak amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1998 yılında Mera Kanununu çıkarıp, meraların tespit, tahdit ve tahsisi ile amaca uygun kullanımını, bakım ve ıslahı ile korunmasını belli esaslara bağlamıştır. Yasaya göre, meraların tespit, tahdit ve tahsisi için, illerde vali yardımcısı başkanlığında bir komisyon kurulmakta, bu komisyonda, tarım il müdürü, tarım il müdürlüğünden mera uzmanı bir ziraat mühendisi, köy hizmetleri il müdürlüğünden bir ziraat mühendisi, defterdarlıktan bir hukukçu, millî emlak müdürlüğünden bir temsilci, kadastro müdürlüğünden teknik bir eleman ve ziraat odası başkanlığından bir temsilci bulunmaktadır.

Yasanın 5 inci maddesiyle, mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilecek yerler belirlenmektedir. Bu maddenin değiştirilmek istenilen (b) bendine göre de, devletin hüküm ve tasarrufunda veya hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden, etüt sonucu, mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği anlaşılan yerler, köylere ve belediyelere mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmektedir. Bu maddeye göre, mera, kışlak ve yaylak alanlarını etüt ederek belirleyecek olan, mera komisyonu ve bu komisyona bağlı olarak çalışacak teknik ekiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan tasarıyla, 5 inci maddenin yukarıda belirttiğim (b) bendi şöyle değiştirilmektedir: "b) Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine, belediye ve mücavir alan sınırları içinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan arazilerden; etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği anlaşılan yerler, mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilebilir."

Bu ifadeden çıkan açık anlam şudur: Maliye Bakanlığının evet demediği hiçbir arazi, mera, yaylak ve kışlak olarak köylere ve belediyelere tahsis edilmeyecektir.

Değerli arkadaşlarım, bir arazinin mera, yaylak ya da kışlak olduğuna, ancak, konunun uzmanı teknik elemanlar karar verir. Yasa da, zaten, bu yüzden, gerekli etütleri yapmak ve karar vermek üzere, içinde Maliye Bakanlığına bağlı kuruluşlardan iki temsilcinin ve konunun uzmanlarının bulunduğu ilgili komisyon ve teknik ekiplerin kurulmasını amirdir. Komisyon ve teknik ekipler, eğer, Maliye Bakanlığı uygun görüş vermeden tespit, tahdit ve tahsis yapamayacak ise, komisyon ve teknik ekiplerin ne anlamı kalır?! Maliye Bakanlığı, son derece teknik bir konuda, hangi uzmanlık bilgisiyle "uygundur" ya da "değildir" görüşü bildirecektir. Maliye Bakanlığının uzmanlık alanının tam anlamıyla dışında olan bir konuda görüş bildirmesi, herhalde, belli bir amaç gözetilerek yasanın ilgili maddesine eklenmektedir.

Bizce, böylesi bir uygulamanın hiçbir mantıklı gerekçesi yoktur ve tamamen sübjektif bir değerlendirmenin yapılmak istendiğini göstermektedir. Daha açık söylersek, getirilen düzenleme, Maliye Bakanlığına, belediye ve mücavir alan sınırları içinde, devletin hüküm ve tasarrufu altında veya hazinenin özel mülkiyetinde olan arazilerin mera, yaylak ve kışlak olarak belirlenmesini önleme, başka amaçlarla değerlendirme yetkisini vermektedir.

Hükümetin, sürekli, iftihar duyguları içerisinde, tüccar gibi hareket ettiği, Sayın Maliye Bakanının her şeyi babalar gibi satacağını ifade ettiği bir dönemde, getirilmek istenilen düzenlemenin, buraları da satalım anlamına geldiğini biliyoruz ve doğrusu garipsemiyoruz; ancak, doğru bulmadığımızı belirtiyoruz. Elli yılda gelinen bir noktadan ve kabulü sevinç çığlıklarıyla karşılanan bir yasadan geri adım atılmasını, yarım yüzyıllık çabaların heba edilmesini, vahim bir hata olarak değerlendiriyoruz. Dilerdim ki, bu tasarı Bakanlar Kurulunun gündemine geldiği zaman, Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanımız bu değişikliğe şiddetle karşı çıksın ve nasıl bir yanlış düzenleme yapıldığını Bakanlar Kurulunda açıklayarak, yapılmak istenilen değişikliği orada engellesin; ancak, bunun yapılmadığını üzüntüyle görüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, hayvancılığımızın içerisinde bulunduğu sıkıntıdan, hayvancılığın ölüm noktasına geldiği durumdan kurtarılmasını istiyorsak, hayvancılığa değer veriyorsak "tarım, Türkiye için önemlidir" diyorsak, bizim, kesinlikle, bu 27 nci maddeyi tasarıdan çıkarmamız gerekir.

Sizleri ve Yüce Ulusumuzu kendi adıma ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlarken; özellikle, Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımın bu konuya dikkatlerini çekmeyi tarihsel bir görev bilirim.

Hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ergin.

Madde üzerinde başka söz isteği?.. Yok.

Maddeyle ilgili 2 adet önerge vardır; önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum, aykırılık derecesine göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 27 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                       

Salih Kapusuz

Telat Karapınar

Ekrem Erdem

 

 

 

Ankara

Ankara

İstanbul

 

 

Haluk İpek

 

Mehmet Fehmi Uyanık

 

 

Ankara

 

Diyarbakır

 

Madde 27 - 25.2.1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun 9 uncu maddesine altıncı fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetindeki arazilerin mera, yaylak ve kışlak olarak tespit ve tahdit çalışmalarından önce Maliye Bakanlığından izin alınır."

BAŞKAN - Bu okutacağım önerge en aykırı olduğundan, okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının çerçeve 27 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.                                                          02.07.2003

 

Mustafa Özyürek

Mehmet Kartal

M.Akif Hamzaçebi

 

Mersin

Van

Trabzon

 

Enis Tütüncü

Ali Cumhur Yaka

Feramus Şahin

 

Tekirdağ

Muğla

Tokat

BAŞKAN - Bu önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) -Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN- Hükümet katılıyor mu efendim?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN- Önerge sahipleri konuşmak istiyor mu, gerekçeyi mi okutayım?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)- Gerekçe okunsun.

BAŞKAN- Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe :

Düzenlemenin gerekçesinin, mera komisyonlarının çalışmalarına bir sınır getirilerek satışa sunulacak Hazine taşınmazlarının sayısının artırılması olduğu anlaşılmaktadır. Esasen, mera komisyonlarında Maliye Bakanlığının taşra örgütünün temsilcileri vardır. Hal böyle iken, ayrıca Maliye Bakanlığının uygun görüşünün aranması gereksizdir. Ayrıca, böyle bir uygulama hayvancılığın teşvikinin gerektiği bir konjonktürde olumsuz sonuçlar yaratacaktır.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 27 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                 Salih Kapusuz

                                                        (Ankara) ve arkadaşları

Madde 27 - 25.2.1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanununun 9 uncu maddesine altıncı fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetindeki arazilerin mera, yaylak ve kışlak olarak tespit ve tahdit çalışmalarından önce Maliye Bakanlığından izin alınır."

BAŞKAN- Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı bu önergenin sahipleri, açıklama mı yapacaksınız, gerekçeyi mi okutayım?

SADULLAH ERGİN (Hatay)- Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN- Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe :

Uygulamada, mera komisyonları Maliye Bakanlığından görüş almadan Hazine taşınmazlarını mera, yaylak ve kışlak olarak tespit etmektedirler. Bu durum Hazine taşınmazlarının yönetiminde kargaşaya ve sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunların ortadan kaldırılması için imar planı sınırları içinde mera, yaylak ve kışlak tespit ve tahdit işlemlerinden önce Maliye Bakanlığından izin alınması öngörülmektedir.

BAŞKAN - Gerekçesini dinlediğiniz, Hükümetin katıldığı, Komisyonun takdire bıraktığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Şimdi, 27 nci maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

28 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 28. - 4342 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına, (d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (e) bendi eklenmiştir.

"e) 18.3.1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 13 ve 14 üncü maddeleri kapsamında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan,"

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

28 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

29 uncu maddeyi okutuyorum :

MADDE 29.- 4342 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"e) Tahsis amacının değiştirilmesi için başvuruda bulunan gerçek ve tüzel kişilerden, bu Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre yapılan tahsis değişiklikleri hariç, tahsis amacı değiştirilen meradan elde olunacak yirmi yıllık gelir esas alınarak, komisyonca tespit edilecek miktarda alınacak ücret,"

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Bir önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 29 uncu maddesiyle değiştirilen 4342 sayılı Mera Kanununun 30 uncu maddesinin (e) bendinde yer alan "yirmi yıllık gelir" ibaresinin "yirmi yıllık ot geliri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                       

Salih Kapusuz

Fahri Keskin

Recep Koral

 

 

Ankara

Eskişehir

İstanbul

 

Ekrem Erdem

Hüsnü Ordu

Nusret Bayraktar

 

İstanbul

Kütahya

İstanbul

BAŞKAN - Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu efendim?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Önerge sahipleri, gerekçeyi mi okutayım?..

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Gerekçe okunsun efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe :

Teklif edilen değişiklikle, meralarda tahsis değişikliği sırasına alınacak yirmi yıllık gelirin, meranın yirmi yıllık ot bedeli olacağı konusunda açıklık getirilmektedir.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gerekçesini dinlediğiniz, Komisyonun ve Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge, kabul edilmiştir.

Şimdi, 29 uncu maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda, oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonu, dünkü birleşimde, görüştüğümüz tasarının 5, 30, geçici 3, 39 ve 40 ıncı maddelerini geri almıştı. Şimdi, bu rapor, Başkanlığımıza gelmiştir ve sizlere dağıtılmıştır. Bu raporu okutup, bilgilerinize sunacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

27.6.2003 tarihinde Komisyonumuzda görüşülerek kabul edilmesini takiben Yüksek Başkanlığa sunulan ve Başkanlıkça S. sayısı 198 olarak bastırılıp dağıtılan ve Genel Kurulda görüşülmekte olan Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının müzakereleri sırasında 5, 30 ve geçici 3 üncü maddeleri ile yürürlük ve yürütmeye ilişkin 39 ve 40 ıncı maddelerinin, İçtüzüğün 88 inci maddesi çerçevesinde Komisyonumuzca geri alınması talep edilmiş, anılan maddeler, bu maddelere ilişkin önergelerle birlikte Komisyonumuza geri verilmiştir.

Komisyonumuza geri verilen maddeler ve önergeler, Komisyonumuzun 3.7.2003 tarihinde yaptığı 56 ncı Birleşiminde hükümeti temsilen Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile Maliye Bakanlığı temsilcilerinin de katılımıyla incelenip, görüşülmüştür.

Komisyonumuzda yapılan görüşmelerde, Komisyon Başkanınca, Genel Kurulda mutabakatın sağlanamayacağı ve görüşmelerin uzayacağı anlaşıldığından, İçtüzüğün 88 inci maddesine dayanılarak, tasarının 5, 30 ve geçici 3 üncü maddeleri ile yürürlük ve yürütmeye ilişkin 39 ve 40 ıncı maddelerinin komisyona geri verilmesinin talep edildiği ifade edilmiştir.

198 sıra sayılı tasarının Komisyonca geri alınan;

- Çerçeve 5 inci maddesiyle değiştirilen 4706  sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin; birinci fıkrasının, bu fıkra kapsamında öngörülen düzenlemelerin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda yapılmasının daha uygun olacağı düşüncesinden hareketle metinden çıkarılması, birinci fıkra olarak teselsül ettirilen ikinci fıkrasının, doğal SİT alanlarının Çevre ve Orman Bakanlığına bağlı koruma kurullarınca, arkeolojik ve kentsel SİT'lerin ise Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı koruma kurullarınca belirlenmesinin daha uygun olacağı görüşünden hareketle yeniden düzenlenmesi suretiyle,

- Çerçeve 30 uncu maddesi; mahallî idarelere ilişkin kanun tasarısının hazırlık çalışmalarının devam etmekte olduğu dikkate alınarak, belediyelerle ilgili düzenlemelerin bir bütün olarak çalışmaları devam eden söz konusu tasarı kapsamında değerlendirilmesinin daha isabetli olacağı düşüncesinden hareketle, maddenin mevcut halinin korunması doğrultusunda aynen,

- Geçici 3 üncü maddesi; madde kapsamında öngörülen düzenlemelerin uygulamada tereddütlere yol açmaması ve bu konuda daha kapsamlı çalışmalar yapılarak sorunun hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesinin sağlanması amacıyla metinden çıkarılması suretiyle,

- Yürürlük ve yürütmeye ilişkin 39 ve 40 ıncı maddeleri ise aynen,

Kabul edilmiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygıyla arz olunur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu.

                       

Başkan

Başkanvekili

Sözcü

 

 

Sait Açba

Mehmet Altan Karapaşaoğlu

Sabahattin Yıldız

 

Afyon

Bursa

Muş

 

Kâtip

Üye

Üye

 

Mehmet Sekmen

Mahmut Göksu

Mehmet Melik Özmen

 

İstanbul

Adıyaman

Ağrı

 

Üye

Üye

Üye

 

Ruhi Açıkgöz

Mehmet Zekai Özcan

Osman Kaptan

 

Aksaray

Ankara

Antalya

 

Üye

Üye

Üye

 

Mehmet Mesut Özakcan

Ali Osman Sali

Ali Kemal Deveciler

 

Aydın

Balıkesir

Balıkesir

 

Üye

Üye

Üye

 

Ömer Abuşoğlu

Mehmet Emin Murat Bilgiç

Alaattin Büyükkaya

 

Gaziantep

Isparta

İstanbul

 

Üye

Üye

Üye

 

Ali Topuz

M. Mustafa Açıkalın

K. Kemal Anadol

 

İstanbul

İstanbul

İzmir

 

Üye

Üye

Üye

 

Hakkı Akalın

Taner Yıldız

Mustafa Ünaldı

 

İzmir

Kayseri

Konya

 

Üye

Üye

Üye

 

Ali Er

Gürol Ergin

Abdulkadir Kart

 

Mersin

Muğla

Rize

 

Üye

Üye

Üye

 

Erol Aslan Cebeci

Musa Uzunkaya

Faruk Nafiz Özak

 

Sakarya

Samsun

Trabzon

 

Üye

Üye

Üye

 

Mehmet Akif Hamzaçebi

Osman Coşkunoğlu

Mustafa Zeydan

 

Trabzon

Uşak

Hakkâri

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, rapor bilgilerinize sunulmuştur.

Tasarının 5 inci maddesinin Plan ve Bütçe Komisyonunca yeniden kabul edilen metnini okutup görüşmeye açacağım.

5 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 5.- 4706 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 6.- 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca, sit alanı ilan edilmiş ve onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilmiş arsa ve arazilerin, Hazineye ait taşınmazlarla değiştirilmesi işlemlerinde, taşınmaz maliklerinin kabul etmesi halinde Hazineye ait taşınmazların satış işlemlerinde ödeme aracı olarak kabul edilmek üzere, taşınmazın bedelini gösteren bir belge verilir.

Belgenin işleme tabi tutulacağı tarihteki bedeli, belgede yazılı bedele kıymet takdir tarihinden itibaren kanunî faiz uygulanmak suretiyle tespit edilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi; buyururun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 5 inci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

5 inci madde, hükümet tasarısıyla Meclise geldikten bu yana iki kere değişti. Birincisi, Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında yapılan değişiklikti, ikincisi de dün tasarının Genel Kuruldaki görüşmeleri sırasında bu maddenin geriye çekilip Plan ve Bütçe Komisyonunda bugün yapılan görüşmesinden sonra yapılan değişiklik. Tasarının en çok tartışılan maddelerinden birisiydi ve geldiğimiz noktada, yapılan değişiklikle, birinci derece doğal SİT alanlarının yüzde 3 oranında imara ve yapılaşmaya açılmasına ilişkin düzenlemeden vazgeçilmiştir; görünen odur. Peki, bu kadar zamandır bu konuyu tartışıyoruz. Hakikaten, eğer, bu, geri çekilecek idiyse, bundan vazgeçilecek idiyse, bu kadar tartışmaya gerek var mıydı? Tabiî, geri çekilip yeni öngörülen bu düzenlemenin gerekçesini dinlediğimizde, biraz önce sorduğum sorunun cevabını net bir şekilde vermek mümkün değil. Hükümetin bu konuda ne düşündüğünü daha sonra göreceğiz; ama, şu anda gelinmiş olan noktayı, en azından, doğal SİT alanlarının yapılaşmaya şu an için açılmasından vazgeçilmesini olumlu bir adım olarak görüyoruz. Ancak, sonraki uygulamalarda, Çevre ve Orman Bakanlığınca kurulacak olan koruma kurullarının yönetimine verilecek bu alanlarda hükümetin nasıl bir yaklaşım içerisinde olacağını, bu yerleri, gerçekten koruma amacıyla hareket edip etmeyeceğini veya yapılaşma amacıyla hareket edip etmeyeceğini sonraki düzenlemelerde göreceğiz.

Amacımız, arzumuz, birinci derece doğal SİT alanlarının, öteden beri olduğu gibi, yine, topluma ait olan, güzellikleri itibariyle bütün topluma ait olan bu yerlerin korunmasını sağlamaktır. Herhangi bir orandan hareket ederek, yüzde 3, yüzde 5, yüzde 10 gibi, oran ne olursa olsun, bu yerlerin yapılaşmaya açılarak, bu yerlerin sahiplerinin mağduriyetini gidermek mümkün değildir. Böyle yapalım derken, ne o mağduriyeti giderebiliriz ne de çözümler bulabiliriz. Bu yerleri de elimizden çıkarırız, bu doğal güzellikleri kaybederiz.

Dün, tasarının geneli üzerindeki görüşmeler sırasında ifade etmiştim; birinci derece doğal SİT alanı sayısı 472'dir. Bunun yanında, arkeolojik SİT dediğimiz, yine yapılaşma yasağı olan alan sayısı da 5 278'dir. Yani, diğer SİT alanlarını da dikkate alırsak, toplam içerisinde birinci derece doğal SİT alanının sayısı azdır. Yüzölçümü itibariyle bir farklılaştırmada belki biraz daha farklı sonuçlar çıkabilir ama, sonuçta, hükümetin Meclise getirmiş olduğu düzenlemede, tasarıda, SİT alanları sahiplerinin mağduriyeti gideriliyor diye bir şey yoktu. Bir ayırım yapılmış, arkeolojik SİT'ler bir kenara bırakılmış, diğerlerinde yüzde 3 oranında yapılaşmaya gitmek suretiyle mağduriyet önlenmeye çalışılıyordu.

Bu eleştirimin anlamı şu değil; yani "arkeolojik SİT alanlarını da imara açalım, yapılaşmaya açalım" değil, kesinlikle değil; yani, çözümün, yapılaşmaya açmak suretiyle yapılan bir düzenleme olmadığını söylemek istiyorum.

Çözümler, üzerinde çalışılırsa, konuşulursa bulunur. Çözümleri bunun vardır. Yapılaşmaya açmak, çözüm değildir. Bedel ödenebilir; bedel, bir çözümdür. Bedel, zannedildiği gibi çok yüksek rakamlara ulaşacak bir bedel değildir; şu an Maliye Bakanlığının elinde bu yerlerin sertifikalarının bedelinin toplamı 150 trilyon liradır. Bir miktar daha artabilir, verilmemiş olan yerleri de dikkate alırsak; ancak, 150 trilyon lira içerisinde, arkeolojik SİT olan yerlerin bedeli de vardır. Çözüm mümkündür.

Tarım arazileri vardır sonra arkeolojik SİT'te; tarım yapamıyor vatandaş. Bu yerin mağduriyetini yine çözmüyordu.

Gelinen nokta bir aşamadır, bir adımdır; ancak, sonrasındaki düzenlemelere bakmak gerekir.

Ancak, Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul etmiş olduğu bu metinde, eskiye kıyasla, farklı olan bir durumu daha dikkatinize sunmak istiyorum. Mevcut olan yasada, koruma amaçlı imar planı kapsamına alınan yerlerde, taşınmazı bulunan vatandaşlarımıza sertifika veriliyor. Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği şekilde ise, koruma amaçlı imar planının yapılmış olduğu yerlerde ancak bu sertifika verilebilecektir. Bu, eskiye kıyasla bir geri adımdır. Yani, vatandaşın mağduriyetini gidermek amacıyla hareket eden hükümetimizin, sertifika uygulamasından kısmen vazgeçmesi gibi bir anlayış vardır burada. Koruma amaçlı imar planı bitecek ki, bu plan kapsamında olan yerlerin sahipleri sertifika alabilsinler. Şu anda, sertifika uygulamasında, koruma amaçlı imar planının bitmesi, tasdik edilmesi şartı aranmıyor. O yer koruma alanındaysa, vatandaşımız sertifikasını alabiliyor, bu sertifikayla da Hazine ihalelerine girebiliyor. Kısmen de olsa, mağduriyeti giderecek böyle bir olanak kanunda var. Düzenleme, buradan bir adım geriye gidiyor, koruma amaçlı imar planı tasdik edilecek ki, sertifika olsun ve o kişi, Hazine ihaleleriyle bir takas olanağına kavuşsun. Koruma amaçlı imar planı, sadece Gökova Körfezinde yapılmış durumda, diğer yerlerde yapılmamış durumda. Hükümetimiz, bunun önlemlerini alıp, koruma amaçlı imar planlarını bir an önce bitirecekse mesele yok; ancak, bunun işaretlerini almış değiliz, bunun önlemlerini de bu tasarıda görmüş değiliz. Bu eksikliği, bu vesileyle sizlerin dikkatine sunmak istedim.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Şahısları adına söz isteği var.

Bursa Milletvekili Sayın Mehmet Küçükaşık; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bir avuç gazeteyle geldim. Bu gazeteler, birinci derecede doğal SİT alanı olan Bursa Uludağ'ın şimdiye kadar yağmalanmasıyla ilgili Bursa medyasında yer alanların sadece çok küçük bir bölümünü içeriyor.

Bir hikâye anlatmak istiyorum: İki yıl önce, Bursa Uludağ'daki 13 tane köy, Bursa Osmangazi Belediyesi mücavir alanı içerisine alınıyor. Osmangazi Belediyesi, yapmış olduğu çalışmalarda, doğal SİT alanı üzerine yapılan 11 köydeki kaçak binaların yıkımına başlıyor. Kaçak binaların sahibi, Bursa Bölge İdare Mahkemesine başvuruyor ve bölge idare mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı üzerine, yıkım işlemi geciktiriliyor; fakat, Bursa Bölge İdare Mahkemesi davaları esastan reddetmeye başladığı zaman, birdenbire Ankara'dan bir el devreye giriyor ve Osmangazi Belediyesine verilmiş olan mücavir alan yetkisi, 17 Haziran 2003 tarihinde Osmangazi Belediyesinden alınarak, aynı anda Bursa İl Bayındırlık Müdürlüğüne veriliyor. Acaba, buradaki amaç nedir? Doğal SİT alanlarını aldık...

Ben, bu konuda iki soru önergesi verdim. Bir tanesini Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanına verdik; dedik ki: Amaç nedir; bu kaçak binalarla ilgili yıkımlar devam edecek mi? İkincisini de Sayın Kültür ve Turizm Bakanına verdik; acaba, doğal SİT alanlarının yüzde 3'ünün imara açılacağı hesap edilerek, oradaki kaçak binalara da, SİT alanının genişletilmesiyle beraber, ruhsat alınabilecek mi diye merak etmiştik.

Bakınız, tüm Bursa kamuoyu, bir aydan beri, Uludağ'daki birinci derece SİT alanına yapılan kaçak binaların akıbetini merak ediyor. Şu anda, Bursa Kent Konseyi, tüm katılımcılarıyla beraber, tüm yerel medyasıyla beraber, bizden bu sorunun cevabını bekliyor.

Biz, 5 inci maddenin birinci fıkrasındaki yüzde 3'le SİT alanındaki değişikliği imar planında bir oynama olarak düşünerek, herhalde kaçak binalara bu şekilde ruhsat verilecek diye bekliyorduk; ama, çok şükür, maddenin bu kısmı geri çekildi.

Arkadaşlar, bir sorumuz var. Şimdiye kadar kaçak olarak bilinen birinci derecede SİT alanına yapılan binaların Bursa İl Bayındırlık Müdürlüğü yetkisine verilmesinin amacı nedir? Ben, bunun cevabını bulmak istiyorum.

İkincisi şu: Gerek Orman ve Çevre Bakanlığına gerek Kültür ve Turizm Bakanlığına bu yetki verildiği zaman, SİT alanlarının imara açılması yetkisi verildiği zaman, Bursa Uludağ'daki kaçak yapılar affedilecek midir, affedilmeyecek midir? Ben, her iki bakanın da bunu bir an önce cevaplandırmasını istiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Küçükaşık.

Hükümetin söz isteği var.

Buyurun Sayın Bakan.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERKAN MUMCU (Isparta) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli konuşmacının değindiği hususa ilişkin, kendisinin de talebi olan cevabı ifade etmek üzere söz aldım. Zannediyorum, bu konuda haberlerden kaynaklanan bir kavram kargaşası var. 2863 sayılı Yasanın yürürlükte olduğu çerçeve, kapsadığı alan belli; herhangi bir yetki devri diye bir şey de söz konusu değil. Özellikle ifadelerde ve haberlerde yer alan şeyin "SİT alanları" başlığı altında yer alan şeyle, aslında, söz konusu tasarının bundan önceki halinin de ilgili olmadığını, tüm SİT alanlarını kapsamadığını defaatle ifade ettik, tekrar ifade etmek istiyoruz.

Tasarının bundan önceki halinde söz konusu olan şey, sadece ve sadece birinci derece doğal SİT'lerdir. Bunların sayısını, değerli milletvekili biraz önce 470 diye ifade etti. O, birinci derece olanlar değil, doğal SİT kararı alınanlardır. Birinci derece olanların sayısı 200'den daha azdır ve bunlardan da söz konusu olanlar, sadece özel mülkiyete konu olanlardır. Kaldı ki, burada koruma kurullarının mevcut mevzuattaki yetkisi... Bu hep gözden kaçırılıyor. Koruma kurulları, mevcut mevzuata göre, şu anda yürürlükte olan mevzuata göre, isterlerse, zaten, herhangi bir kısıt olmaksızın, doğal SİT ilan edilmiş yerleri imara açmaktadırlar, açabilmektedirler. Burada söz konusu olan şey, kesin inşaat yasağı getirmek için bir imar planının yapılmasının zorunluluğudur. Türkiye'nin bu konuda yaşadığı sorun şundan ibaret: Mimar, şehir plancısı, arkeolog ve sanat tarihçisinden ibaret bir kurul, kanunda kriterleri açıkça zikredilmemiş bir hükmü, doğal SİT kararını veriyorlar ve karardan ibaret kalıyor o sorun. Peki, doğal SİT kararı verilip, bir koruma amaçlı imar planı da geliştirilmeyince ne oluyor; insanlar, özel mülkiyet sahipleri, devlete, yani Maliye Bakanlığına, ya bir hazine arazisiyle takas ya da bir sertifikaya bağlanmak suretiyle bunun bir biçimde kamulaştırılmasını istiyorlar. Bu da, maliye üzerinde bir yük oluşturuyor. Bu yükün ortadan kaldırılması için yapılması gereken, sayın milletvekillerinin de ifade ettiği gibi, bunların koruma amaçlı imar planlarının süratle yapılması, hangilerinde kesin inşaat yasağının bulunduğu, hangilerinde, koruma amaçlarına göre, anılan kurulların kararıyla, hangi düzeyde yapılaşmaya izin verileceğinin bilimsel, teknik kriterlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Yapılması gereken düzenleme, komisyonda da mutabık kalınan düzenleme budur. Konunun, Bayındırlık Bakanlığıyla zaten hiçbir ilgisi yoktur. Dolayısıyla, kavramsal çerçevenin birbirine karışmış olduğunu Genel Kurulun dikkatlerine sunuyorum. Konu, teknik olarak, Genel Kurula arz etmeye çalıştığım gibidir.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Bakan, kavram karıştırılıyor dediniz; yani, bizim sözcümüz mü karıştırıyor, genel bir açıklama mı yapıyorsunuz?

Bizim sözcümüz böyle bir karışıklık yapmadı. Gerekçede de, muhalefet şerhinde de var. Kültür Bakanlığının temsilcisinin verdiği rakamlar burada kullanılmıştır. Ayrıca, sizin belirttiğiniz çerçevede, bu olay ortaya konulmuştur. Yani, genel bir ifade düzeltmesi yapıyorsanız diyeceğimiz yoktur; ama, bizim sözcümüz bir hata yapmamıştır.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERKAN MUMCU (Isparta) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz efendim?

BAŞKAN - Evet, buyurun.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERKAN MUMCU (Isparta) - Böyle bir polemiğe yol açmak maksadıyla bir şey söylemedim; bir vuzuh, bir açıklık getirmek için söyledim. Mamafih, siz "kim" diye sorduğunuz için, soruyu soran da siz olduğunuz için, sadece sizinle ilişkili kısmına cevap vereyim. Bu kürsüde yaptığınız konuşmayı dinledim. Konuşmanızda sürekli "SİT alanları" diye söz ettiniz. Halbuki, söz konusu olan şey SİT alanları değil, birinci derece doğal SİT'lerdir. Yani, diğer konuşmacılara ilişkin bir şey söylemek istemiyorum. Diğer konuşmacılar bir çerçeve çizdiler; ama, siz, konuşmanızda sürekli "SİT alanları" dediniz. Hayır, SİT alanları değil...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) -  Beni kastediyorsunuz değil mi?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERKAN MUMCU (Isparta) - Evet, zatıâliniz.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, kısa ifade kullandım. Herhalde, bunu bilmeyecek durumda değiliz!..

BAŞKAN - Efendim, karşılıklı konuşma şeklinde bir usulümüz yok.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Sayın Başkan, konuşmamla ilgili bir cevap verebilir miyim?

BAŞKAN - Söz istekleri tamamlanmıştır.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Uludağ'da yapılan, köyün yerleşik alanını genişletme çabası...

BAŞKAN - 5 inci maddeyi, Komisyondan gelen, yeni okuttuğum metin olarak oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

30 uncu maddeyi -Komisyon aynen kabul etmiştir- okutuyorum :

MADDE 30. - 27.6.1984 tarihli ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu payın % 40'ı doğrudan ilgili belediye hesabına yatırılır, kalan % 60'ı ise büyükşehir belediyelerine nüfuslarına göre dağıtılır. Hesaplama ve dağıtım işlemleri Maliye Bakanlığınca yapılır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

30 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

31 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 31. - 16.5.1984 tarihli ve 3007 sayılı Gümrük Mevzuatına Göre Tasfiye Edilecek Eşya Hakkında Döner Sermaye Kanununun 7 nci maddesinde yer alan "% 10'u" ibaresi "% 50'si" olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

31 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

32 nci maddeyi okutuyorum :

MADDE 32. -  13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Trafik para cezaları kredi kartı ile de ödenebilir. Kredi kartı ile yapılan tahsilatın saymanlık hesaplarına aktarılma süresi ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

32 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

33 üncü maddeyi okutuyorum :

MADDE 33. - 29.4.1969 tarihli ve 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin sonuna aşağıdaki cümle  eklenmiştir.

"Genel Müdürlük mülkiyetinde olup, ihale suretiyle satılan, ancak yapılan satış işlemleri yargı kararları ile iptal edilerek kamu malına dönüştürülen, satışa konu arazi ve arsaların maliklerine; ihale bedellerinin güncelleştirilmiş değeri veya emsali değerdeki, Genel Müdürlük mülkiyetinde bulunan ya da Genel Müdürlükçe imkân dahilinde sağlanacak  en yakın arazi ve arsalardan vermeye,"

BAŞKAN - Madde üzerinde konuşma talebi?.. Yok.

Bir önerge vardır; okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 198 sıra sayılı tasarının 33 üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Muharrem Toprak

Ali Arslan

Mehmet Akif Hamzaçebi

 

İzmir

Muğla

Trabzon

 

Hüseyin Ekmekçioğlu

Mustafa Özyurt

Mustafa Özyürek

 

Antalya

Bursa

Mersin

 

 

Ali Kemal Deveciler

 

 

 

Balıkesir

 

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERKAN MUMCU (Isparta) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN  - Önerge sahipleri?..

OĞUZ OYAN (İzmir) - Gerekçe okunsun lütfen.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe :

Anılan 33 üncü maddenin Arsa Ofisi Kanununda yaptığı düzenleme ile "ihale bedellerinin güncelleştirilmiş değeri" kavramı mevzuatımıza girmekte ve buna paralel olarak iptal edilen ihaleler nedeniyle hak sahiplerine ihale bedellerinin güncelleştirilmiş değerinin veya emsali değerdeki bir başka taşınmazın verilebileceği öngörülmektedir. Anılan düzenlemenin sadece Arsa Ofisi ile sınırlı olarak yapılmayıp diğer kamu kurumlarında da benzeri durumların olabileceği dikkate alınarak eğer ihtiyaç duyuluyorsa "ihale bedellerinin güncelleştirilmiş değeri" kavramının ve düzenlemenin kamu hukuku için genel olarak ihdas edilmesi daha uygun olacaktır.

BAŞKAN - Gerekçesini okuttuğum, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi, 33 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

34 üncü maddeyi okutuyorum :

 MADDE 34. - 5.6.1935 tarihli ve 2762 sayılı Vakıflar Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 1. - Vakıflar Genel Müdürlüğüne, mazbut vakıflar ile mülhak vakıflara ait  taşınmazların  onarım veya inşa karşılığı kiralanmalarında,  onarım ve inşa bedeli göz önüne alınarak, kira süresi,  ilgili Bakanın onayı ile yirmidokuz yıla kadar tespit  edilebilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz istediği?.. Yok.

Önerge yok.

34 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Önergeyi okutup, Komisyona soracağım. Komisyon, önergeye salt çoğunlukla, 21 üyeyle katılırsa, önerge üzerinde, yeni bir madde olarak görüşme açacağım; Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması halinde ise, önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi, önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 34 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini ve madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                       

Sadullah Ergin

Mehmet Melik Özmen

Nusret Bayraktar

 

 

Hatay

Ağrı

İstanbul

 

Fahri Keskin

 

Halil Aydoğan

 

Eskişehir

 

Afyon

Madde - 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"Ek Madde 7 - 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu ile 9.8.1983 tarihli ve 2873 sayılı Millî Parklar Kanununa tabi alanlarda bulunan yerler ile bu yerler üzerindeki yapı ve tesisler, 29 yıla kadar kiraya verilebilir. Ancak, kiracının Çevre ve Orman Bakanlığınca belirlenen yerlerde; kiralanan alan miktarının iki katı kadar ağaçlandırma yapması zorunludur."

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Sayın Başkan, komisyon üyelerimizi bir sayalım; eğer salt çoğunluğumuz varsa, katılıyoruz.

BAŞKAN - 21 sayın üyemiz olacak. Tabiî, sayacağız.

Şimdi, komisyon sıralarında oturan bakanlık temsilcilerini kısa bir süre için oradan alacağız; çünkü, yeterli çoğunluğu sağlayabilirlerse, aynı zamanda bir komisyon toplantısı olacak. O nedenle, sayın komisyon üyelerini komisyon sıralarına alıyoruz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Çoğunluk yok Sayın Başkan.

BAŞKAN - Evet, Komisyonun çoğunluğu yoktur; önergeyi işleme alamıyorum.

35 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 35. - 2762 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

   "GEÇİCİ MADDE 2. - Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya  mazbut vakıflara ait taşınmazlarda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte kiracılık ilişkisi nizalı şekilde devam edenler veya 31.12.2002 tarihinden önce işgalci durumunda olanlar, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren dört ay içinde sözleşme yapmak üzere müracaat edebilirler. Müracaat edenler ile Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak tebligat tarihinden itibaren bir ay içinde;  Bölge Müdürlüklerinde oluşturulacak komisyonlarca en fazla beş yıl için tespit edilecek kullanım bedellerini, varsa kullanıcılar tarafından daha önce yapılan her türlü ödemeler mahsup edilmek kaydıyla, peşin veya en geç altı ay içinde kanunî faizi ile birlikte ve eşit taksitlerle ödemeleri, varsa üzerinde izinsiz olarak yapı inşa edilmiş taşınmazlardaki yapıları bedelsiz olarak terk ve teberru etmeleri ve açılmış olan davalardan vazgeçmeleri şartıyla, sözleşme yapılabilir. Ancak, Vakıflar Genel Müdürlüğünce değerlendirilmesi öngörülen veya teslim ve tahliye edilen taşınmazlar için kira sözleşmesi yapılmaz.

Birinci fıkra hükümleri uyarınca sözleşme yapılmaması durumunda, hüküm almaya veya tebligat yapmaya gerek kalmaksızın, Vakıflar Genel Müdürlüğünün başvurusu üzerine, taşınmazı kullananlar, ilgili mülki amirler tarafından 30 gün içinde taşınmazdan tahliye edilir.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilidir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Önerge yok.

35 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

36 ncı maddeyi okutuyorum :

MADDE 36. - 24.2.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapı-lara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 5. - 8.3.1984 tarihinde, tapu kütüğünde malik hanesi açık ve itirazlı olup da daha sonra Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu Kanun hükümlerine istinaden değerlendirilmek üzere belediyelere bedelsiz devredilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Önerge yok.

36 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

37 nci maddeyi okutuyorum :

MADDE 37. - Katma bütçeli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait,  hizmet dışı kaldığından kullanılmayan veya ihtiyaç fazlası olan iş makinesi, makine ve teçhizat, demirbaş, araç, gereç ve malzemeleri belediyelere, il özel idarelerine, tarımsal kalkınma kooperatiflerine, sulama kooperatiflerine, sulama birliklerine ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına karşılıklı anlaşma suretiyle satmaya, kiralamaya, satış ve kira bedellerini taksitlendirmeye ilgili kurumlar yetkilidir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Önerge yok.

37 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

38 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 38. - a) 18.3.1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 87 nci maddesi,

b) 22.12.1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 36 ncı maddesi,

c) 20.7.1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanununun 3 üncü maddesi,

d) 22.3.1971 tarihli ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun geçici 3 üncü maddesi,

e) 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile 14 üncü maddesi,

Yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği var.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Muğla Milletvekili Sayın Gürol Ergin; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 38 inci maddesi üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sizleri ve Yüce Ulusumuzu kendi adıma ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının 38 inci maddesiyle 442 sayılı Köy Kanununun 87 nci maddesi, 2644 sayılı Tapu Kanununun 36 ncı maddesi, 775 sayılı Gecekondu Kanununun 3 üncü maddesi, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun geçici 3 üncü maddesi, 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile 14 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, ben, konuşmamda, Köy Kanununun 87 nci maddesi ile Tapu Kanununun 36 ncı maddesinin yürürlükten kaldırılması konularında görüşlerimizi sunacağım.

Değerli milletvekilleri, Köy Kanunu, 29 Ekim 1923'te, cumhuriyetin kuruluşundan yalnızca dörtbuçuk ay sonra çıkarılmıştır. Kanunun 87 nci maddesiyle de yabancıların köylerde mülk edinmesi yasaklanmıştır. Böyle bir düzenlemeye gidilmesinin tarihsel nedenleri vardır. İzninizle, kısaca, tarihsel kimi bilgiler vermek istiyorum.

1858 tarihli Arazi Kanunnamesi, hazine arazisi üzerinde kurulmuş bağımsız, küçük çiftçi işletmelerinde bireysel tasarruf hakkı getirirken, bunun yanında, yalnız yabancıların değil, bir köyde yaşayan herhangi bir ya da birkaç kişinin de köyün tüm arazisini mülk edinmesini önleyen hükümler içermekteydi. 1869 yılında çıkarılan bir kanunla, yabancıların taşınmaz mal edinmelerini yasaklayan hükümler kaldırılmış; ancak, arazinin çoğunluğunun yabancıların eline geçmesini, dolayısıyla, Osmanlı İmparatorluğunun arazisiz bir devlet haline gelmesini önleyecek birkısım önlemler de alınmıştır. Ancak, özellikle, yabancı şirket ve tüzelkişiliklere arazi edinme hakkının getirilmemiş olmasına karşın, tüm önlemlere karşın, yeni toprak mevzuatıyla yabancıların elinde geniş araziler toplanmıştır. Örneğin, İngiliz uyruklu özel ve tüzelkişiler, 1892 yılına kadar, İzmir, Aydın yöresinde 2 600 000 dönüm tarım arazisi alarak büyük çiftlikler kurmuşlardır. Almanlar ise, Çukurova yöresinde büyük miktarlarda arazi sahibi olarak Ermeni çiftçilerle pamuk tarımı yapmışlardır. Ancak, gerek İngilizler ve gerekse Almanlar, özellikle Türk köylüsünün, az da olsa, kendi toprağını işlemeyi yabancıların topraklarında işçi olarak çalışmaya yeğlemesi, fazla işgücü gerektiren mevsimlerde yeterli sayıda tarım işçisi bulamayışları, bunun sonucunda üretim zorlukları yaşamaları nedeniyle, zamanla kurdukları çiftlikleri bırakıp yalnızca ticarete yönelmişler; böylece, 1910 yılına gelindiğinde, yabancıların çiftlikleri hemen tamamiyle tasfiye olmuştur.

İngilizleri ve Almanları Anadolu'da toprak edinmeye yönelten, Amerikan içsavaşı olmuştur. Amerikan içsavaşının çıkmasıyla, Amerika'dan Avrupa'ya tütün ve pamuk gelişinin sınırlanması ve büyük zorluklar göstermesi üzerine, o dönemde Avrupa'da pamuk ve tütün için en verimli olan ülke olarak Türkiye'yi, İngilizler ve Almanlar bu nedenle seçmişler ve 1800'lü yılların sonlarında, Amerikan içsavaşı bitip, pamuk ve tütünlerin Amerika'dan Avrupa'ya gelmesinin hızlanmasıyla da topraklarımızı terk etmişlerdir.

Türkiye Cumhuriyetini kuranlar, geçmişin deneyimlerinden ders aldıkları ve Türk tarımını mutlaka geliştirmek, Türk köylüsünü çiftçi yapmak azminde oldukları için, köy, köylü ve tarım konularına büyük bir hızla eğilmişlerdir. Bu hızlı hareket düşüncesinin temelinde, en az, tarım üretimini artırmak olduğu kadar, bağımsızlık ve egemenlik anlayışı da önemli yer almıştır. Nitekim, 1924'te Köy Kanununu getiren anlayış, 1925 yılında, bir yandan, köylüyü ezen Aşar Vergisini kaldırırken, bir yandan da tütünde Reji İdaresine son verip Tekel İdaremizi kurmuştur.

Köy Kanununa 87 nci maddeyle konulan, yabancı özel ve tüzelkişilere köylerde arazi ve emlak satın alma yasağı, cumhuriyeti kuranların, egemenlik, bağımsızlık ve köylüyü efendi yapma anlayışını ifade etmektedir. Bu maddenin kaldırılması, yabancılara, köylerde istedikleri yerde ve istedikleri miktarda toprak edinme hakkını vermekte; bu bakımdan, Osmanlı Devletinin getirdiği sınırlamaları bile getirmeyerek, 1869 düzenlemesinin bile gerisine düşmektedir.

Bu maddenin kabul edilmesi, Türk köylüsünü, kendi toprağında yabancı yapacak, ırgat durumuna düşürecek ya da topraklarından çıkaracaktır. Bu, telafisi olanaksız sonuçlara yol açacak bir uygulamadır.

Tasarının 38 inci maddesinin (b) fıkrasıyla da Tapu Kanununun 36 ncı maddesi iptal edilmektedir. Gerek bu 36 ncı madde gerekse Köy Kanununun 87 inci maddesi birbiriyle ilintilidir. Tapu Kanununun 36 ncı maddesi, yabancı kişilerin, bir köye bağlı olmayan müstakil çiftliklere ve köy sınırları dışında kalan arazinin otuz hektardan çoğuna ancak hükümetin izniyle sahip olabileceğini ifade etmektedir.

Dikkatinizi çekerim, bunların toprak edinme hakkı, Tapu Yasasında vardır; ama, hükümetin iznine bağlanmıştır. Oysa, bu maddenin kanundan çıkarılmasıyla, yabancıların Türkiye'de sınırsız ve izinsiz toprak edinmesine olanak tanınmaktadır. Bu çerçevede, mütekabiliyet esası bile aranmamaktadır.

Bu maddeyi kabul etmekle, Türkiye Cumhuriyetinin çok büyük ve onarılmaz yara alacağını, cennet vatanın bağrını yabancı sermaye sahiplerinin doymaz iştahlarına sınırsız açacağımızı bilelim ve böyle bir yanlışa düşmeyelim. Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası ve bugün görüşülmekte olan tasarı, bizlerde, ülkemizin geleceği üzerinde derin kaygılar yaratmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu bakımdan, tasarının 38 inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarının tasarıdan çıkarılması gerekmektedir. Umuyorum ki, Yüce Meclis, bu yanlışı benimseyecek bir davranış içinde olmaz.

Değerli milletvekilleri, sizi ve büyük ulusumuzu sevgi ve saygıyla tekrar selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ergin.

Şahsı adına, İstanbul Milletvekili Sayın Hasan Aydın; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HASAN AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu yasa paketleri Parlamentoya gelirken, genellikle paket olarak geldiğinde, yasa maddelerinin çoğu, makul maddeler olarak gelmektedir; ancak, her paketin içerisine bir bomba niteliği taşıyan ve buradaki milletvekili arkadaşlarımızın incelemeye fırsat bulamadıkları bu güzel jelatinlenmiş paketin içerisinde amaçlanan maddelerin sessizce geçirildiği görülmektedir. Göz attıklarında bu maddelerin çok kötü olmadığını düşünen ve detayı inceleme şansı yakalayamayan arkadaşlarımız, biz burada ne söylersek söyleyelim, kendi yerlerinde kendilerini ikna etmiş olsak bile, el kaldırma geleneğini sürdürmeye devam ediyorlar.

Sevgili arkadaşlarım, bazı yasa maddeleri vardır ki, biraz hafifçe baktığınızda anlayabilirsiniz. Şimdi, bu maddede "karşılıklılık ilkesi" tamamen imha edilmiş durumda. Mesela, bizim, arazimizi satın alanın ülkesine aynı bedelle, aynı mantıkla cevap vermemiz gerekirken, bu da delinmiş vaziyette. Demektedir ki, tüzelkişilere satış yapılabilir. Tüzelkişi demek, şirket demektir. Bir arkadaşımın ifade ettiği gibi, eğer, Suudi Arabistanlı bir vatandaş kalkıp Fransa'da bir şirket kurarsa, bu şirket, aslında bu yasaya göre, satışı mümkün olmayan arazi ve toprakları bir Fransız şirketi kanalıyla bizden alabilir; yani, yasa maddesi olarak "alamaz" dediğiniz olayı, bir başka maddede, başka bir yöntemle delmektesiniz.

Bunu deliyoruz ve arkasından bir sınır koyuyoruz. Yasa tasarısı sadece yanlışlarla dolu değil, aynı zamanda zaaflarla da dolu, biraz komik sayılabilecek tanımlarla da dolu. 30 hektarla sınırlamaktayız. Bir kere, zaten, buraya 30 hektarı yazan arkadaşlarımızın hektar mantığını anlamak istiyorum, hektar acaba onlara göre ne?! Yani, Ankara'nın en büyük arazisini, Atatürk Orman Çiftliği arazisi kadar bir miktarı kapsadığını, bunu yazan arkadaşlar biliyor mu merak ediyorum.

30 hektar sınır. Orada da bir düşüncesizlik var özür dileyerek ifade etmek isterim ki. 30 hektar falan sınır değil aslında. Böyle bir sınır yok. Ben bir vatandaş olarak ya da başka bir ülkenin vatandaşı gidip bir ülkede farklı farklı şirketler kurarsa -(a) şirketi, (b) şirketi, (c) tüzelkişisi, (b) tüzelkişisi- her tüzelkişinin Türkiye'de 30 hektar civarında arazi alması pekala mümkündür; yani, burada, bu yasanın başka maddelerince 30 hektar olarak sınırlanan şeyin tabir uygunsa, Türkçe diliyle, tam bir kandırmaca olduğunu buradaki milletvekili arkadaşlarımızın anlıyor olması gerekir; yani, 30 hektar sınırı falan yok. Böyle bir sınır, bir cümleyle var; ama, çok basit bir biçimde bir tüzel satış yapacaksanız, farklı tüzellerin sizden 30'ar hektar arazi alması mümkünse, o zaman, istediği kadar arazi alacak demektir.

Milletvekili arkadaşlarıma söylemem gereken en önemli şey belki de şu: Peki, bir ülkenin topraklarını, ölçüye tabi tutmadan, ehlikeyf, bakkala getirmiş olduğunuz yumurtaları satar gibi satarken, o ülkenin stratejik tehlikesini, değerlerini ne kadar gözetiyorsunuz?! Yabancı ülkenin tüzelkişileri ya da gerçek kişileri, arsa, arazi satın alırken, ülkenin bütün alanlarını da satın alabilecekler mi?! Nereden alamayacaklar; mesela, bu tasarıda, bizim bir askerî havaalanımızın etrafının kuşatılmamasının tedbiri var mı ya da otoyollarımızın etrafının biraz büyük rakamlar verilerek satın alınmasının bir engeli var mı; böyle bir engel yok.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Var, var.

HASAN AYDIN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, böyle bir tasarıya, gerçekten, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarımız "evet" diyecek mi; şu ana kadarki tecrübemize göre "evet" diyecekler; çünkü, o arkadaşlarımızın, Türkiye'de milleti temsil eden vekiller olarak, böylesine çok çıplak söylenen olayları kendi vicdanlarında kabul etmeleri bir anlam ifade etmiyor. Çok net olarak söylüyorum, diyorum ki: Gerek  stratejik açıdan gerek o konulan ölçülerin gerçekdışılığı açısından gerek karşılıklılık ilkesinin çok basit bir şekilde ihmal edilmişliği açısından, bu tasarının, bu maddeyle birlikte geçmemesi gerekir. Eğer bu tasarı bu maddeyle birlikte geçecekse, o zaman bundan sonra gerçekten oturup yasalar üzerinde çok ciddî konuşmamıza, tartışmamıza, yasaların güzelliğini, olumluluğunu irdelememize gerek yok. Biz öyle bir yasa çıkarmaya başladık ki, seri üretim yapan bir fabrikadan gömlek çıkarır, kravat çıkarır gibi bu kadar basite almaya başladık yasaları. Ülkenin yüz yılını, ikiyüz yılını belirlemesi gerekirken, bir muhalefet partisi milletvekili olarak ben bu cümleleri söylerken, İktidar Partisine mensup olan milletvekili arkadaşlarımızın bir kısmı bıyık altından bana gülüyor olabilir; ama, ben de böyle gülen arkadaşlarımızın çocuklarının...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Aydın, lütfen, cümlelerinizi tamamlar mısınız.

HASAN AYDIN (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

...onların çocuklarının, onların torunlarının bu arkadaşlarımıza dönüp, şu anda ben kürsüde konuşurken, onların suratlarına bakarak gülümseyeceklerine inanıyorum.

Saygı sunuyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.

İkinci söz isteği, Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'e aittir; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarı ve teklifleriyle ilgili son dakikada gelen önergeler, daima tehlikeli olmuştur; biraz önce yaptığınız gibi.

Değerli arkadaşlarım, işiniz gücünüz satmak ve kiralamak. AKP, bunun için mi iktidar oldu?! Yedi sekiz aylık iktidar döneminizde, Türkiye'de içborcu mu azalttınız, dışborcu mu azalttınız, işsizliği mi önlediniz?! Dışborç azalmadığı gibi, yedi ayda 26 milyar dolarlık daha borçlanmışsınız.

İşçinin durumunu düzeltebildiniz mi, memurun durumunu düzeltebildiniz mi, emeklinin, çiftçinin durumunu düzeltebildiniz mi; hayır.

HALİL AYDOĞAN (Afyon) - Düzelttik, düzelttik...

FAHRETTİN ÜSTÜN (Devamla) - Devlet İstatistik Enstitüsünün resmî rakamlarını söylüyorum.

Kasım 2002 ile Nisan 2003 arasında çiftçinin girdi fiyatlarında yüzde 42'lik artış, sattığı ürün fiyatlarında yüzde 27,5'lik artış olmuş ve çiftçi, sizin iktidarınız döneminde yüzde 14,5 fakirleşmiştir.

Ayrıca, doğrudan gelir desteğinin 2002'ye ait yüzde 60'lık kısmı, Muğla'da ve birçok ilimizde daha ödenmemiştir. Daha önce Sayın Gül bu mikrofondan konuştuğunda "bayramda ödeyeceğiz" demişti. Ramazan bayramı geçti, kurban bayramı geçti, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı geçti, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı geçti; ama, doğrudan gelir desteğinin yüzde 60'lık kısmı hâlâ ödenmedi. Tarım Bakanımız da bu mikrofondan "mayısın sonunda bitireceğiz" demişti; mayıs geçti, "haziran sonu" denildi, haziran sonu da bitti, doğrudan gelir desteği hâlâ ödenmedi.

MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Çoğu ödendi, bitmek üzere.

FAHRETTİN ÜSTÜN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, tasarıyla ilgili olarak şunları söylemek istiyorum:

Ülke hayvancılığının önünde iki tane engel yasa var; bunlardan birisi 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu, diğeri de 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu.

Asrımızın en önemli sorununun açlık ve dengesiz beslenme olduğu bir gerçektir. Bu çok önemli sorunun çözümünde tek yol denizlerde su ürünleri yetiştiriciliği ve tek kaynak da denizlerimizdir. İşte, bu nedenle, bütün dünyada, balık yetiştiriciliği insan beslenmesinde çok önemli bir yer tutar; hayvansal protein açığını en hızlı kapatabilecek tek kaynak olarak görülmektedir. Bütün bunlardan dolayı da, su ürünleri sektörü, son yıllardaki çok hızlı gelişimiyle, sektörler arasında en önemli sıralarda yer almıştır ve almaya devam edecektir.

Dünyadaki balık üretimine gelince: Dünya nüfusu, son elli yılda çok hızlı bir şekilde büyüyerek 6 600 000 000 seviyelerine ulaşmış, 2050 yılına kadar 3 300 000 000 daha artarak 9 900 000 000'a ulaşması beklenmektedir. Son yıllardaki hızlı nüfus artışıyla birlikte, gelişen ve beslenme anlayışı değişen dünyada, su ürünlerinin insan beslenmesindeki önemi daha da çok anlaşılmaya başlanmıştır.

Tarım sektöründe üretilen ürünler gözönüne alındığında, dünyada üretim sahalarının hemen hemen tamamı kullanıldığı için, öncelikle hayvansal ürünler başta olmak üzere, üretim miktarlarının fazla artmadığı görülmektedir. Dünyada üretim sahalarının hemen hemen tamamı kullanıldığı için, artmayıp sabit seviyelerde kalması, tarımda kullanılan su kaynaklarının limitli olması gibi nedenlerle, önümüzdeki yıllarda, hızlı artan nüfusa paralel olarak tarım üretiminin de artması beklenmemektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı, insanlığın hızla artan hayvansal protein açığını kapatabilecek tek kaynak denizler ve tek yol denizlerdeki balık üretimidir.

Öte yandan, 7 kilogram yemden 1 kilogram sığır eti, 2,2 kilogram yemden 1 kilogram tavuk eti elde edilebilmektedir. Halbuki, 1,7 kilogram yemden 1 kilogram balık eti elde edilebilmektedir. Daha ekonomik büyütebilme şansına sahip, birim alanda daha çok üretilebilen balığın önemi, tüm bu nedenlerle, son yıllarda hızla artmaktadır. FAO istatistiklerine göre, 2000 yılında, dünyada, avcılık yoluyla yakalanan su ürünleri 100 000 000 ton, üretimi-yetiştiriciliği yapılan miktar ise 30 000 000 ton civarındadır. 30 000 000 ton üretimin 20 000 000 tonu iç sulardan, 10 000 000 tonu denizlerden elde edilmektedir. 2020'li yıllarda ise, dünyada üretilen su ürünleri miktarının 50 000 000 tona ulaşması beklenmektedir. FAO kaynaklarına göre yetiştiricilik yoluyla elde edilen su ürünleri miktarı son on yılda yüzde 15 artış göstermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, tamamlayın.

FAHRETTİN ÜSTÜN (Devamla) - Sayın milletvekilleri, sektörde önemli sorunlar vardır. Bunların başında; su ürünleri genel müdürlüğünün kurulması, 1380 sayılı Su Ürünleri Yasasının günün koşullarına uydurularak acilen değiştirilmesi, görev, yetki ve sorumlulukların tek merkezde toplanması, su ürünleri yetiştiriciliği icra kurulunun oluşturulması, birlik-üst birlik yasasının çıkarılması gelmektedir.

Teknik düzenlemeler ise; kaliteli yem ve yavru üretmek, yetiştiricilikte kullanılan ilaçların belirlenmesi ve denetimi, yeni türlerin yetiştiriciliğine geçilmesi, kıyılarımızın sektörler bazında planlanmasıdır.

Ekonomik sorunlar; kredi, teşvik, yardım ve sigorta konularının yeniden düzenlenmesi, KDV oranlarının düşürülmesi, balık borsasının kurulması, ithal edilen yem hammaddelerinden alınan gümrük, resim, harç, fon ve benzeri paraların kaldırılması, kiralama işlemlerinin yeniden düzenlenmesidir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Üstün.

Sayın milletvekilleri, konuşmalar tamamlanmıştır.

Madde üzerinde 1 adet önerge vardır, önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 38 inci maddesinin a) ve b) bentlerinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                       

Mustafa Özyurt

Gürol Ergin

Birgen Keleş

 

 

Bursa

Muğla

İstanbul

 

Halil Akyüz

 

Yakup Kepenek

 

İstanbul

 

Ankara

BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

Sayın Keleş, söz istiyorsunuz.

Buyurun, gerekçenizi açıklayın. (CHP sıralarından alkışlar)

BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorum, bu önergeyi reddedeceksiniz; ama, reddetmeden önce birkaç konuyu düşünmenizi istiyorum.

İlk olarak, güneydoğudaki komşularımızla olan ilişkilerimizi düşünmelisiniz. Örneğin, Suriye'nin, Türkiye'ye karşı kimleri desteklediğini ve Hatay'la ilgili taleplerini düşünmelisiniz.

İkinci olarak, Ermenilerin, Türkiye'yle ilgili iddialarını düşünmelisiniz ve bu iddiaları yaşama geçirmek için yıllardır verdikleri mücadeleyi düşünmelisiniz.

Üçüncü olarak, İstanbul'un orta yerinde, bazı Batılı dostlarımızın, Vatikan benzeri bir devlet kurma hülyalarını düşünmelisiniz.

Dördüncü olarak, kendimizi çok yakın hissettiğimiz, her vesileyle beraber şarkılar söylediğimiz Yunanları düşünmelisiniz. Ege'deki iddialarını, 12 adada nasıl geliştiklerini, Ege konusunda yaptıklarını ve kırk yıldır, Avrupa Birliğiyle olan ilişkilerimizi nasıl baltaladıklarını düşünmelisiniz.

Ve eğer, bunları düşündükten sonra, bu yasayla ne yaptığınızı anlamak istiyorsanız, bir kez daha tekrarlamak istiyorum: Değerli arkadaşlarım, bu yasayla, siz, yabancı ülkede olan herkesi, her kişiyi, yabancı ülke uyruğundaki her kişiyi ve yabancı ülkelerde kurulan, o ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğe sahip her şirketi, Türkiye'de yatırım yapanları değil, orada olan, malı mülkü orada olan, işi gücü orada olan, Türkiye'ye bir katkıda bulunmayan her şirketi, Türkiye'nin her yerinde, en güzel, en stratejik yerlerde, karşılıksız ve sınırsız arazi sahibi yapmayı kabul ediyorsunuz.

HALİL AYDOĞAN (Afyon) - Her yerinde değil.

BİRGEN KELEŞ (Devamla) - Her yerinde; kaldırıyorsunuz 442'yi.

Şimdi, eğer, bunları düşündükten sonra, biraz önce size söylediğim dört konuyu düşündükten sonra, böyle bir değişikliği içinize sindiriyorsanız, bunun getireceği tehlikeleri yok farz ediyorsanız veyahut da bunlara aldırmıyorsanız ve de değerli arkadaşlarım, bu ülke topraklarını almak için şehit olanlara saygı ile böyle bir kararı bağdaştırıyorsanız, o zaman, size söyleyeceğim hiçbir şey yoktur; ama, bilin ki, bunun vebali büyük olacaktır.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Keleş.

Gerekçesini dinlediğiniz, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Allah yardımcınız olsun!

BAŞKAN - 38 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Geçici 1 inci maddeyi okutuyorum :

GEÇİCİ  MADDE 1. - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Maliye Bakanlığı tarafından kiraya verilen su ürünü üretim yerleri ile kaynak ve yeraltı sularına ait bedeller, 31.12.2003 tarihine kadar Maliye Bakanlığınca tahsil edilmeye devam olunur. 

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Önerge yok.

Geçici 1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Geçici 2 nci maddeyi okutuyorum :

GEÇİCİ  MADDE 2. - Kanunları uyarınca turizm yatırımı yapılmak amacıyla adlarına kamu arazisi tahsis edilen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, ilgili bakanlıkların iznine tâbi işlemleri izinsiz olarak gerçekleştiren veya sözleşmelerine aykırı davranan yatırımcılar ve işletmeciler hakkında açılan davalardan; cari yıl proje maliyet bedelinin %3'ü  ile dava masraflarını defaten ödemeleri, sözleşmeden doğan malî yükümlülüklerini yerine getirmeleri ve ilgili bakanlıklar ile yeniden sözleşme yapmaları kaydıyla vazgeçilir, bu şartların yerine getirilmesi kaydıyla, dava açılması gerekenler için ise dava açılmaz ve tahsisleri devam eder.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar,  Çevre ve Orman Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının  görüşü alınmak kaydıyla Maliye Bakanlığınca  belirlenir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Önerge yok.

Oylarınıza...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, madde üzerinde söz alabilir miyim?

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Oylamaya geçtiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Oylamayla ilgili talebim var Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hangi oylamayla ilgili?..

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, oylamaya geçtiniz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - İstirham ederim, elimi kaldırdım, talep ediyorum; yani, bu kadar hızla neyi kaçırıyorsunuz, anlamadım!

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Hayır, Bakan Bey müdahale edince...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, Anayasaya göre, bu bir af kanunu niteliğindedir, nitelikli çoğunluk aranması gerekir. 15 arkadaşımla birlikte bu talepte bulunuyoruz.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Oylandı efendim yalnız.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Hayır efendim.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Oylandı efendim.

BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Eli havadayken oyladınız ama...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Efendim, Sayın Bakan söz isterken ben kalktım, talep ediyorum; ne Sayın Bakanınkini görüyorsunuz ne bizimkini görüyorsunuz.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkanım, ben yerimden bir şey arz edebilir miyim.

Arkadaşlarıma katkı olsun diye söylemek istiyorum, o da şu: Siz oylamayı tamamladınız; ama, arkadaşlarımız itiraz edebilirler.

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, buyurun...

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Benim söyleyeceğim şu efendim: Merak etmesinler, tamamının oylamasında 330'u istiyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, lütfen...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Ben de görüyorum; ne bu telaşınız?!

15 arkadaşımla birlikte...

BAŞKAN - Sayın Özyürek...

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Ben de itirazımı yapayım da, zabıtlara geçsin.

BAŞKAN - Sayın Özyürek, bildiğiniz gibi, açıkoylamayı, henüz oylamaya başlanmadan, müzakerenin bitiminde isteme hakkınız var. Bunun Tüzükte hükümleri de var. İstediğiniz anda... Bakın, AK Parti Grubu istedi, yerine getirdim. Dolayısıyla, maddeyi oyladım; diğer maddeye geçiyorum efendim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkanım, lütfedip, dönüp bakmıyorsunuz ki; hep İktidar Partisiyle meşgul olduğunuz için, bir hata yapıyorsunuz.

GEÇİCİ MADDE 3. - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, Hazine mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup...

BAŞKAN - Bir dakika... Ben, size, bir madde okumanızı söylemedim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Öyle hızlı gidiyorsunuz ki, Kâtip de takip edemiyor.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun geri çektiği geçici 3 üncü maddeyle ilgili gelen raporunu da burada okuduk, sizlere de dağıtıldı. Bu madde, Komisyon tarafından, metinden çıkarılmıştır.

Bir geçici madde ilavesine dair önerge vardır; önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarıya geçici madde 3 olarak aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Özyürek

M. Akif Hamzaçebi

Mehmet Kartal

 

Mersin

Trabzon

Van

 

Cumhur Yaka

Enis Tütüncü

Feramus Şahin

 

Muğla

Tekirdağ

Tokat

"GEÇİCİ MADDE 3 - 27.06.1984 tarihli ve 3030 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesindeki dağıtım oranları 17 Ağustos 1999 tarihinde büyükşehir belediyesi olan yerlerden anılan tarihteki depremden zarar görenler hakkında üç yıl süre ile uygulanmaz."

BAŞKAN - Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SAİT AÇBA (Afyon) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Hükümet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge sahipleri gerekçesini açıklayacak mı efendim?

OĞUZ OYAN (İzmir) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe :

Büyükşehir belediyelerinin vergi gelirlerinden aldıkları payın dağıtımına ilişkin olarak 2002 yılında yapılmış olan düzenleme, bazı büyükşehir belediyelerini kaynak yönünden güçlendirmiş, bazılarında ise olumsuz etkide bulunmuştur.

Önerge, düzenlemeden olumsuz etkilenen büyükşehir belediyelerinden depremden zarar görmüş olanların geçici bir süreyle bu uygulamanın dışına çıkarılmasını sağlamaktadır.

BAŞKAN - Gerekçesini okuttuğum, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

39 uncu maddeyi okutuyorum :

Yürürlük

MADDE 39. - Bu Kanunun; 30 uncu maddesi yayımını takip eden ayın başında, diğer maddeleri  ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

39 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

40 ıncı maddeyi okutuyorum :

Yürütme

MADDE 40. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümünün oylamasına geçmeden önce oyunun rengini belirtmek için, aleyhte olmak üzere İstanbul Milletvekili Sayın Onur Öymen'e söz veriyorum.

Buyurun Sayın Öymen. (CHP sıralarından alkışlar)

ONUR ÖYMEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce arkadaşlarımız bu yasa tasarısının çeşitli maddeleri hakkında görüşlerini ifade ettiler. Özellikle, Sayın Birgen Keleş ve Sayın Hasan Aydın arkadaşlarımız meselenin siyasî boyutuna, stratejik boyutuna değindiler. Ben, tasarı onaylanmadan, son bir defa daha Yüce Heyetinizin dikkatini bir hususa çekmek istiyorum; o da şudur: Öyle anlaşılıyor ki, hükümet, bu yasa tasarısını Yüce Meclisin huzuruna getirirken, Türkiye'nin çağdaşlaşma çabalarına bir katkı sağlayacağını düşünerek bunu yapmıştır. Modern anlayışın, Avrupa'yla bütünleşme anlayışının gerektirdiği için bu tasarıyı huzurunuza getirmiştir. İyi niyetle böyle bir çaba içinde olduğunu hükümetin tahmin ediyorum. Keşke, bu tasarı Meclise gelmeden önce, bu amaçla kurulmuş olan Avrupa Uyum Komisyonuna havale edilseydi, biz, Yüce Meclisi, diğer Avrupa ülkelerinde bu durumda, bu konularda uygulama nasıldır, bu alanda bilgilendirme fırsatı bulurduk; ne yazık ki, bu yapılmamıştır. O yüzden, bu tasarıya oy verecek arkadaşlarımız, bunun, gerçekten, çağdaşlığın bir icabı olduğunu düşünebilirler, Avrupa Birliği üyeliğinin bir icabı olduğunu düşünebilirler.

Değerli arkadaşlar, huzurunuzda ifade ediyorum; bu doğru değildir, bu böyle değildir. Zannetmeyin ki, Avrupa Birliği ülkelerinde, her isteyen yabancı, her istediği yerde, her istediği şekilde gayrimenkul edinebilir. Bu doğru değildir, Avrupa Birliği üyeleri arasında bile kısıtlamalar var. Siz zannediyor musunuz ki, bir Alman vatandaşı, mesela Danimarka'da istediği gibi gayrimenkul elde edebilir; yasaktır. Her ülkenin tarihî gerekçeleri var, her ülkenin geçmişinden kaynaklanan nedenleri var, bu gibi kısıtlamalar vardır; yani, bu tasarıya çağdaşlaşma, Avrupa'yla bütünleşme düşüncesiyle oy verecek arkadaşları bir kere daha uyarmak istiyorum. Bu, böyle değildir. O bakımdan, bu tasarıyı bizim çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor, son oyu vermeden önce çok iyi düşünmemiz gerekiyor.

Arkadaşlarımız söyledi, Sayın Hasan Aydın söyledi; dedi ki: Mesela, mütekabiliyeti kabul etmeyen Suudi Arabistan vatandaşları Paris'te bir şirket kurup, Türkiye'nin istediği yerinden istediği gayrimenkulü alabilir. Dahası var, bizim siyaseten tanımadığımız ülkelerin vatandaşları, mesela Kıbrıs Rum vatandaşları, diledikleri ülkede kuracakları bir şirketle, Türkiye'nin istedikler yerinden istedikleri gayrimenkulü alabilirler. Bunu biliyor musunuz? Bunu bilerek mi oy veriyorsunuz? Eğer bilerek veriyorsanız, söyleyecek bir şeyimiz yok; ama, bilmeden oy veriyorsanız veya bu tasarıyı hazırlayan arkadaşlar, bu yönlerini yeterince düşünmedilerse, tavsiye ediyorum, eğer çok geç değilse, geri çeksinler, bir kere daha düşünsünler. Bu, son derece önemli bir konudur.

Efendim, denilebilir ki, Bakanlar Kurulu bunu denetleyebilir; böyle olumsuz bir durum olunca, engelleyebilir, satışı engelleyebilir... Bu tasarıya göre engelleyemez arkadaşlar. 29 hektara kadar olan arazileri engelleme yetkisi yoktur Bakanlar Kurulunun. Bir tek yetkisi vardır, o da, ülkenin bazı yerlerini, stratejik ve kamu düzeni gerekçesiyle bütün yabancılara kapatmaktır. Bu, başka bir iş; benim anlatmak istediğim, arz etmek istediğim başka bir husus.

Bir nokta daha var; deniliyor ki: "Bazı ticaret şirketleri lehine taşınmaz üzerinde sınırlı aynî hak tesis edilmesi mümkündür ve bu takdirde karşılıklılık aranmaz." Yani, bir yabancı şirket, 99 yıllığına Türkiye'nin herhangi bir yerinde bir yer kiralamak istese, bunun için karşılıklılık aramayacaksınız. Bir de böyle bir hüküm var. Köy Kanunundaki kısıtlamaları da kaldırdınız.

Değerli arkadaşlar, size şunu ifade etmek istiyorum: Bütün bunları biz teorik düşünceler olarak arz etmiyoruz. Eğer, Avrupa Uyum Komisyonuna sorsaydınız, size, Türkiye'ye komşu hangi ülkelerin stratejik bölgelerde hangi arazileri aldıklarını anlatırdık. Bu konu, hafife alınacak bir iş değildir. Birçok ülkenin şirketleri, vatandaşları, bazı ülkelerin stratejik yerlerinde sistemli olarak geniş topraklar alıyorlar; bu, boşuna değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Öymen, lütfen tamamlayın.

ONUR ÖYMEN (Devamla) - Bu konuları, siyasî boyutuyla, stratejik boyutuyla değerlendirmeden karara varırsak, yarın pişman olabiliriz ve pişmanlık o zaman fayda etmeyecektir.

Sizi bir kere daha uyarıyorum. Ben, buradaki Adalet ve Kalkınma Partisi üyesi arkadaşlarımızın, Cumhuriyet Halk Partisi üyesi arkadaşlarımızın hiçbirisinin millî davalar konusunda, ulusal çıkarlar konusunda duyarsız olduğuna inanmıyorum. Bu memleket hepimizindir ve bu memleketi bize teslim edenler, bu gibi konularda bazı kayıtlar, kısıtlamalar koydularsa, çağdaşlıktan uzak oldukları için koymamışlardır, modern hayatın icabını bilmedikleri için koymamışlardır. Bu iktidara kadar işbaşına gelen hükümetlerin hiçbirinin çağdaşlıktan haberi olmadığını söyleyebilir misiniz?! Bundan önceki bütün hükümetler, ulusal çıkarlarımızı düşünerek, bazı kayıtları, kısıtlamaları koymuşlardır. Hiç değilse, hiçbir şey yapamıyorsak, Bakanlar Kurulunun, bu gibi alımlarda yalnız 30 hektardan yukarı değil, bütün alımları gerektiğinde denetleyebilme imkânını keşke sağlasaydık bu kanunda; en azından, bunu yapabilirdik; bu da yapılmamıştır.

Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısını bu şekilde onaylarsak, zannediyorum ki, son derece yanlış bir iş yapmış olacağız; sizi uyarmak istiyorum, iyi niyetle uyarmak istiyorum.

Bu vesileyle, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öymen.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümünün oylanmasının açıkoylama şeklinde yapılmasını isteyen önergeler vardır.

Şimdi, okuyarak, önergede imzası bulunan sayın üyeleri tespit edeceğim; daha sonra, açıkoylamanın şeklini Genel Kurula soracağım.

Sayın Salih Kapusuz?.. Burada.

Sayın Eyüp Fatsa?.. Burada.

Sayın Ali İbiş?.. Burada.

Sayın Yahya Baş?.. Burada.

Sayın Mustafa Açıkalın?.. Burada.

Sayın Nusret Bayraktar?.. Burada.

Sayın Mustafa Nuri Akbulut?.. Burada.

Sayın Şükrü Ünal?.. Burada.

Sayın Ayhan Zeynep Tekin?..

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Tekabbül ediyorum.

ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa) - Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN - Kim tekabbül ediyorsa ismini alayım.

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Ben tekabbül ediyorum efendim.

BAŞKAN - Tevhit Karakaya.

ZÜLFİKAR İZOL (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, ben tekabbül ediyorum.

BAŞKAN - Hayır efendim, Tevhit Bey önce söyledi, ikiniz arasında bir karar verin.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, Zülfikar İzol.

BAŞKAN - Zülfikar İzol; tamam.

Sayın Necati Çetinkaya?.. Burada.

Sayın Ahmet Büyükakkaşlar?.. Burada.

Sayın Muzaffer Gülyurt?.. Burada.

Sayın Ahmet İnal?.. Burada.

Sayın Muharrem Karslı?.. Burada.

Sayın Resul Tosun?.. Burada.

Sayın Mehmet Sarı?.. Burada.

Sayın Mustafa Elitaş?.. Burada.

Sayın Ali Yüksel Kavuştu?.. Burada.

Sayın Faruk Anbarcıoğlu?.. Burada.

Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisinin de aynı konuda verilmiş bir önergesi var; ancak, önerge elimde, inceledim. Önerge 16 imzayla verilmiş. Kaldı ki, diğer önergeyle maksat hâsıl olmuştur. İçtüzüğün 81 inci maddesine göre 20 imzanın olması gerekiyor; o bakımdan, işleme almıyorum.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, yoklama talebi için 20, açıkoylama talebi için 15 imza gerekiyor.

BAŞKAN - 81 inci maddeyi beraber okuyalım Sayın Özyürek.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Lütfen.

ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, 143 üncü madde; 143'e göre değerlendirme yapacaksınız.

BAŞKAN - "Madde 81- Anayasa değişiklikleri hariç, kanun tasarı ve tekliflerinin tümünün veya maddelerinin oylanması, açık oylamaya tabi işlerden değilse, yirmi üyenin talebi halinde açık oyla, aksi takdirde işaretle yapılır."

Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, açıkoylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince, açıkoylama elektronik oylama cihazıyla yapılacaktır.

Oylama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekaleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekaleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Sayın milletvekilleri, elektronik cihazla oyunu kullanamayıp, pusula gönderen arkadaşlarımız olur ise, lütfen, Genel Kurul salonundan çıkmasınlar; Başkanlık Divanımız bu konuda Başkanlığı uyarıyor.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, 198 sıra sayılı tasarının tümünün açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 380

Kabul : 327

Ret : 53

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Hayırlı olsun. (AK Parti sıralarından alkışlar) (1)

                                          

(1) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, nasıl kanunlaştı; üçte 2 çoğunluk yok.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporunun müzakerelerine geçiyoruz.

4. - Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/608) (S. Sayısı : 183) (1)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporu 183 sıra sayıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, çok vahim bir hata yaptınız; Anayasanın açık hükmünü görmezden geldiniz. Bu nedenle, biz, Meclisi terk ediyoruz.

(CHP Grubuna mensup milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk ettiler)

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Öyle bir şey yok kardeşim; hiçbir zaman, tümü üzerinde üçte 2 çoğunluğa ihtiyaç yoktur.

Sayın Başkan, gündemimize devam ediyoruz.

Herkesin arzusuna göre Meclis yönetilmez; kuralları bellidir. Arkadaşlarımızın yetkisi var, gitsinler mahkemeye.

BAŞKAN - Tasarının tümü üzerinde söz isteği var mı?

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Yok, Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tasarının tümü üzerinde herhangi bir söz isteği yok.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum :

TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 14 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 14. - En az dört yıl süreli fakülte veya yüksek okulları bitiren bayan veya erkeklerden muvazzaf subay olmak için başvuranlar; düzeltilmemiş nüfus kaydına göre yirmiyedi yaşından, lisansüstü öğrenimi tamamlamış olanlar ise otuziki yaşından büyük olmamak, yedek subay olma koşullarını taşımak ve diğer nitelikleri de haiz bulunmak şartıyla Genelkurmay Başkanlığınca gösterilecek lüzuma göre Türk Silâhlı Kuvvetleri tarafından harp okullarında yetiştirilemeyen veya yeterince yetiştirilemeyen sınıflarda muvazzaf subaylığa nasbedilebilirler.

En az dört yıl süreli fakülte veya yüksek okulları bitirip Türk Silâhlı Kuvvetlerinde askerlik hizmetine başladıklarında düzeltilmemiş nüfus kaydına göre yirmiyedi yaşından, lisansüstü öğrenimini tamamlamış olanlarda ise otuziki yaşından büyük olmayanlardan muvazzaf subaylığa geçmek isteyenler, birinci fıkrada yazılı şartlar dahilinde muvazzaf subaylığa nasbedilebilirler. Bunlardan, terhislerini müteakip başvuranlar ile askerlik hizmeti esnasında veya terhislerini müteakip en az dört yıl süreli fakülte veya yüksek okulları bitirip başvuranlar da birinci fıkra hükümlerine göre muvazzaf subaylığa nasbedilebilirler.

                                          

(1) 183 S. Sayılı Basmayazı tutanağın sonuna eklidir.

Bu madde hükümlerine göre subay nasbedilenler, 15 inci maddede öngörülen askerî eğitimi müteakip atandıkları görevlerde bir yıllık deneme (adaylık) süresine tâbi tutulurlar. Bunlardan; askerî eğitimde başarı gösteremeyenler, eğitimi başarı ile bitirdikten sonra atandıkları görevde bir yıllık deneme süresi sonunda Türk Silâhlı Kuvvetlerine uyum sağlayamayan veya subaylığa engel hali görülenler ile deneme süresinin bitimine kadar kendi istekleri ile ayrılmak isteyenlerin Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ilişikleri kesilir ve aldıkları aylıkları dışında Devletçe bunlara yapılan masraflar, kanunî faizleriyle birlikte kendilerinden tahsil olunur.

357 sayılı Askerî Hâkimler Kanunu hükümleri ile sözleşmeli subay istihdamına ilişkin hükümler saklıdır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni bir madde ihdasına dair bir önerge vardır; önergeyi okutup, Komisyona soracağım; Komisyon, önergeye, salt çoğunlukla, yani, 13 üyeyle katılırsa, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması halinde ise, önergeyi işlemden kaldıracağım.

Önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/608) esas numaralı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 1 inci maddesinden sonra gelmek üzere, aşağıdaki çerçeve 2 nci maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Salih Kapusuz

Recep Koral

Nusret Bayraktar

 

Ankara

İstanbul

İstanbul

 

Fahri Keskin

Fehmi Öztunç

Ekrem Erdem

 

Eskişehir

Hakkâri

İstanbul

MADDE 2. - 926 sayılı Kanunun 6 Mayıs 1993 tarihli ve 3909 sayılı Kanun ile değişik 30 uncu maddesindeki 3 Ekim 1996 tarihli ve 4185 sayılı Kanun ile değişik asteğmen rütbesine ait normal bekleme süresi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

"Rütbeler

Normal Bekleme Süresi

 

Asteğmen

8 Ay"

BAŞKAN - Sayın Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI CENGİZ KAPTANOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet ve Komisyonunun yasal şartlara uygun olarak önergeye katılmış olduğu görüldü.

Önerge hakkında konuşmak isteyen var mı?

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe :

2 Temmuz 2003 tarihli ve 25156 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulunun 23 Haziran 2003 tarihli ve 2003/5795 sayılı Kararı ile yedek subayların muvazzaf askerlik yükümlülüğü 16 aydan 12 aya indirilmiştir.

Önerge ile, bahse konu Bakanlar Kurulu Kararı paralelinde asteğmen rütbe bekleme süresinin 11 aydan 8 aya düşürülmesi öngörülmekte ve yedek subayların muvazzaf askerlik yükümlülüğü süresinin son bir ayında teğmen rütbesine terfi ettirilerek, teğmen rütbesi ile terhis ettirilmesi amaç-lanmaktadır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi 3 üncü madde olarak okutuyorum :

MADDE 3.- 926 sayılı Kanunun 109 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 109. - Türk Silâhlı Kuvvetlerinin ihtiyacı gözönüne alınarak her sene tespit edilecek kontenjan  nispetinde emsali arasında temayüz etmiş en az dört yıl süreli fakülte veya yüksek okulları bitiren astsubaylar; bağlı olduğu kuvvet komutanlığının, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının teklifi üzerine kendi sınıflarında veya askerî hâkim sınıfı hariç olmak üzere öğrenimlerinin ilgilendirdiği ihtiyaç duyulan sınıflarda aşağıdaki şartlarla teğmen nasbedilirler :

a) Subaylık için sınava müracaat tarihinde en az üstçavuş rütbesinde ve astsubay olarak altıncı hizmet yılını tamamlamış, dokuzuncu hizmet yılını bitirmemiş olmak.

b) Subaylık için sınava müracaat tarihinde astsubaylığa nasıp tarihinden itibaren almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun yüzde doksan ve daha yukarısı olmak.

c) Askerî disiplin, tutum ve davranışları, görevindeki başarısı, meslekî bilgi ve yetenekleri ile genel kültürü bakımından subaylığa lâyık bulunduğu sıralı sicil üstleri tarafından onanmış olmak.

d) Yapılacak seçme sınavlarında başarılı olmak ve seçilmelerini müteakip gönderilecekleri okul ve kurslarda başarı göstermek.

Yapılacak seçme sınavlarında başarı gösterenlerin sıralaması, personelin sınav notu ile almış olduğu madalya, ödül, takdir, taltif ve cezalar da dikkate alınmak suretiyle yönetmelikle belirtilen esaslara göre yapılır.

Bunlardan; okul ve kurslardaki öğrenim ve  eğitimi başarı ile bitirenler, bitirdikleri tarihten geçerli olarak teğmen nasbedilirler. Söz konusu personelin okul ve kurslarda geçen süreleri, nasıp tarihine eklenerek, teğmenlik bekleme süresinden sayılır. Bu şekilde bulunacak nasıplarına göre terfi ve kademe ilerlemesine esas olacak nasıpları, nasıplarının götürüldüğü takvim yılının 30 Ağustosudur. Ancak, nasıp düzeltilmesinden dolayı maaş, maaş farkı ödenmez ve diğer özlük hakları verilmez.

Bu personel, astsubay iken bulundukları rütbe karşılığı derece ve kademelerine bir kademe ilâve edilerek subay nasbedilir. Nasbedildikleri teğmen rütbesinin aylığından fazla derece ve kademe aylığı alanlar, daha önce emsal oldukları astsubayların derece, kademe ve yükselecekleri yeni derece ve kademe aylıklarına göre aylık almaya devam ederler. Ancak, yükselecekleri subaylık rütbe ve rütbe kıdemliliğindeki aylık derece ve kademeleri, emsali astsubayların aylık derece ve kademelerine eşit hâle gelince, emsali subaylar hakkındaki aylık derece ve kademelerine tâbi tutulurlar. Astsubaylıktan subay olan personele rütbe, rütbe normal bekleme süreleri, yaş hadleri de dahil diğer hususlar için muvazzaf subaylar hakkındaki hükümler uygulanır.

Astsubaylıktan subaylığa geçmek için gerekli başvuru şartlarını haiz olup, Genelkurmay Başkanlığınca geçerli mazeret olarak değerlendirilen harekât görevleri nedeniyle başvuruda bulunamayan veya seçme sınavına katılamayan astsubayların hakları, sınava giremedikleri süre kadar uzatılır.

Astsubaylıktan subay olmaya engel haller aşağıda belirtilmiş olup, bu fıkrada  belirtilenler; cezaları ertelenmiş, para cezasına çevrilmiş, genel veya özel af kanunları kapsamına girmiş hükümlülüklerine ilişkin kayıtları adlî sicilden çıkarılmış olsalar da subay olamazlar :

a) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikap, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata, tahrik, gayrî tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar ile kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara  fesat karıştırma suçlarından birisinden mahkûm olmak.

b) Firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat suçları ile 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde belirtilen suçlardan birisinden mahkûm olmak.

c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, (a) ve (b) bentlerinde sayılan suçların dışındaki suçlardan askerî ve adlî mahkemeler, disiplin mahkemeleri veya disiplin amirlerince toplam olarak yirmibir gün ve daha fazla hapis veya oda hapsi cezası ile mahkûm olmak veya cezalandırılmak.

Açığa alınmayı gerektiren veya yukarıdaki fıkranın (a) ve (b) bentlerinde sayılan suçlardan gözetim altına alınanlar ya da tutuklananlar yahut haklarında kamu davası açılanlar, bu durumlarının devamı süresince sınava alınmazlar. Bunlar hakkında soruşturma emri verilmemesi veya hazırlık soruşturması sonunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi veya yargılama neticesine göre beraet etmeleri halinde, diğer şartları da haiz olmak kaydıyla sınava kabul edilirler."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi okutuyorum :

MADDE 4. - 926 sayılı Kanunun 110 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?..Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Etmeyenler... 4 üncü madde kabul edilmiştir.

Yeni madde ihdasına dair bir önerge var; önergeyi okutup, Komisyona soracağım; Komisyon, önergeye, salt çoğunlukla, yani, 13 üyeyle katılırsa, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması halinde ise, önergeyi işlemden kaldıracağım.

Önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/608 esas numaralı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve dördüncü maddesinden sonra gelmek  üzere, aşağıdaki çerçeve beşinci maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin teselsül ettirilmesini arz ve  teklif ederiz.

 

Salih Kapusuz

Recep Koral

Nusret Bayraktar

 

Ankara

İstanbul

İstanbul

 

Fahri Keskin

Mehmet Sekmen

Ekrem Erdem

 

Eskişehir

İstanbul

İstanbul

Madde 5 - 926 sayılı Kanunun 26 Mart 1982 tarihli ve 2642 sayılı Kanun ile değişik 112 nci maddesine 28 Mayıs 2003 tarihli ve 4861 sayılı Kanun ile eklenen fıkra aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Durumları yukarıdaki fıkralara uyanlar ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden her ne şekilde olursa olsun mecburî hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan veya ilişiği kesilen subay ve astsubaylar (Türk Silâhlı Kuvvetlerinde göre yapamaz şeklinde sağlık raporu alanlar ile vazife malulü olarak Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ayrılanlar hariç) her yıl kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı  tarafından belirlenen; askerî öğrenci, subay ve astsubay nasbedildikten sonra kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını, yükümlülük sürelerinin eksik kalan kısmı ile orantılı olarak kanunî faizi ile birlikte tazminat olarak öderler. Öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının hangi unsurlardan oluşacağı ve tahsiline ilişkin usul ve esaslar; Millî Savunma, İçişleri ve Maliye Bakanlıkları tarafından müştereken yürürlüğe konulacak yönetmelikte belirlenir."

BAŞKAN - Sayın Komisyon önergeye yeterli çoğunlulukla katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI CENGİZ KAPTANOĞLU (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN- Söz isteyen var mı?

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçeyi okutun efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe :

Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz şeklinde sağlık raporu alanlar ile vazife malulü olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılanlar hariç olmak üzere, mecburî hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan veya ilişiği kesilen personel hakkında, 28 Mayıs 2003 tarihli ve 4861 sayılı Kanun ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 112 nci maddesinde düzenleme yapılarak, bunların kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını, yükümlülük sürelerinin eksik kalan kısmıyla orantılı olarak, ayrıldığı veya ilişiğinin kesildiği yıldaki masraf değerleri üzerinden tazminat olarak ödemeleri öngörülmüştür. Bu düzenlemeyle kapsamdaki personelden amaçlanandan daha fazla miktarda masraf adı altında tazminat alındığı değerlendirilmiştir.

Diğer yandan, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 14, 18 ve 68 inci maddeleri incelendiğinde, personele yapılan masrafların kanunî faizleriyle birlikte ödettirilmesi kıstas olarak kabul edilmiştir.

Önergeyle, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz şeklinde sağlık raporu alanlar ile vazife malulü olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılanlar hariç olmak üzere mecburî hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan veya ilişiği kesilen personelin kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını, yükümlülük sürelerinin eksik kalan kısmıyla orantılı olarak kanunî faiziyle birlikte tazminat olarak ödemeleri; öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının hangi unsurlardan oluşacağı ve tahsiline ilişkin usul ve esasların Millî Savunma, İçişleri ve Maliye Bakanlıkları tarafından müştereken yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirlenmesi öngörülmektedir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Bu, ihdas edilmesi talep edilen yeni maddeyi, 5 inci madde olarak oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6 ncı maddeye bağlı ek geçici 80 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 6. - 926 sayılı Kanuna aşağıdaki ek geçici maddeler eklenmiştir.

"EKGEÇİCİ MADDE 80. - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 109 uncu maddesine göre astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerin yükselebilecekleri rütbe, rütbe bekleme süreleri ve yaş hadleri aşağıda belirtilmiştir.

                       

                                  Normal Bekleme

 

 

 

 

Rütbeler

Süreleri

Yaş Haddi

 

Teğmen

3 yıl

41

 

Üsteğmen

6 yıl

46

 

Yüzbaşı

6 yıl

55

Bunlar astsubay iken bulundukları rütbe karşılığı derece ve kademelerine bir kademe ilave edilerek subay nasbedilirler. Müteakip yıllarda ulaşabilecekleri rütbelere ait ilk derece ve kademeleri ile aylık gösterge tablosu EK-VII sayılı cetvelde düzenlenmiştir. Rütbe, rütbe normal bekleme süreleri, yaş hadleri dışında kalan hususlar için bunlara subaylar hakkındaki hükümler uygulanır. Bunlardan nasbedildikleri teğmen rütbesinin aylığından fazla derece ve kademe aylığı alanlar daha önce emsal oldukları astsubayların derece, kademe ve yükselecekleri yeni derece ve kademe aylıklarına göre aylık almaya devam ederler. Ancak, yükselecekleri subaylık rütbe ve rütbe kıdemliliğindeki aylık derece ve kademeleri, emsali astsubayların aylık derece ve kademelerine eşit hale gelince, emsali subaylar hakkındaki aylık derece ve kademelerine tâbi tutulurlar.

Bunlardan subay nasbedildikten sonra fakülte veya yüksekokul bitirenlerin intibakı; personelin fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokulunu bitirdiğine dair resmî belgeyi ibraz edip müracaatını yaptığı tarihteki derece ve kademelerine, iki yıl süreli yüksek öğrenim için bir kademe, üç yıl süreli yüksek öğrenim için iki kademe, dört yıl süreli yüksek öğrenim için bir derece ilave edilerek yapılır. İki ve üç yıl süreli yüksek öğrenimini tamamlayarak intibakları yapılmış olanların daha sonra lisans öğrenimlerini tamamlamaları halinde intibak işlemleri bir defaya mahsus olmak üzere tekrar yapılır. Yüksek öğrenimden dolayı bir defadan fazla yapılan intibak işlemleri toplamı bir dereceden fazla olamaz. Beş yıl ve üzerindeki öğrenimlerin dört yıldan fazlası için kademe verilmez.

Bunlardan en az dört yıl süreli fakülte veya yüksekokul bitirenler, ihtiyaca göre kendi sınıflarında veya öğrenimleriyle ilgili sınıflarda istihdam edilebilirler. Bunlara; rütbe, rütbe normal bekleme süreleri, yaş hadleri de dahil olmak üzere diğer hususlar için, muvazzaf subaylar hakkındaki hükümler uygulanır. Bu Kanunun yayımı tarihinde en az dört yıl süreli fakülte veya yüksekokul bitirenlerden yüzbaşı rütbesinde bulunup, normal rütbe bekleme süresini tamamlamış olanlar, 38 inci maddede belirtilen rütbe terfi şartları ve esasları dahilinde binbaşı rütbesine terfi ettirilirler. Bunların terfi ve kademe ilerlemesine esas olacak nasıpları, yüzbaşı rütbesinde normal rütbe bekleme süresini tamamladıkları takvim yılının 30 Ağustosudur. Ancak, nasıp düzeltmesinden dolayı, maaş, maaş farkı ödenmez ve diğer özlük hakları verilmez.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Ek geçici madde 80'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ek geçici 81 inci maddeyi okutuyorum :

EK GEÇİCİ MADDE 81. - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 109 uncu maddesine göre astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerden, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra; yüzbaşı rütbesinde rütbe bekleme süresini tamamlamayı müteakip, en az dört yıl süreli yüksek öğrenimi tamamlayanlar, 38 inci maddede belirtilen terfi şartları ve esasları dahilinde, mezun oldukları tarihin takvim yılının 30 Ağustosundan geçerli olarak binbaşı rütbesine terfi ettirilirler.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Ek geçici 81 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ek geçici 82 nci maddeyi okutuyorum :

EK GEÇİCİ MADDE 82. - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 14 üncü maddesine göre astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerden; nasbedildikleri teğmen rütbesinin aylığından fazla derece ve kademe aylığı alanlar daha önce emsal oldukları astsubayların derece, kademe ve yükselecekleri yeni derece ve kademe aylıklarına göre aylık almaya devam ederler. Ancak, yükselecekleri subaylık rütbe ve rütbe kıdemliliğindeki aylık derece ve kademeleri, emsali astsubayların aylık derece ve kademelerine eşit hale gelince, emsali subaylar hakkındaki aylık derece ve kademelerine tâbi tutulurlar.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ek geçici 83 üncü maddeyi okutuyorum :

EK GEÇİCİ MADDE 83. - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 109 uncu maddesine göre astsubaylıktan subaylığa nasbedildikten sonra en az dört yıl süreli yüksek öğrenim mezunu olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce emekli olanlara, emekli oldukları tarihte yürürlükte bulunan hükümler uygulanır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6 ncı maddenin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum :

MADDE 7. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - 7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 8. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, çalışmaları tamamlayabiliriz. Bundan sonraki süreçte değerli bir Grubumuz olmadığı için, çalışmalara, iradeniz gereği son verebilirsiniz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sözlü sorular ile diğer denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 8 Temmuz 2003 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati : 20.08


Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul