• Dönem: 21. Dönem
  • Yasama Yılı: 3
  • Birleşim:
  • Birleşim Tarihi: 28.06.2001
Kaynak: Tutanak Dergisi
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)





DÖNEM : 21        CİLT : 68       YASAMA YILI : 3



 



 



 


T. B. M. M.


TUTANAK DERGİSİ



 



 


127 nci Birleşim


28 . 6 . 2001 Perşembe



 



 


İ Ç İ N D E K İ L E R


                                                      Sayfa   


  I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ


 II. – GELEN KÂĞITLAR


III. – YOKLAMALAR


IV. – SEÇİMLER


A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM


1. – (10/124) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim


V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER


1. – İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;  Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527)


2. – Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/697) (S. Sayısı : 729)


3. – Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/857) (S. Sayısı : 698)


4. – Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/801) (S. Sayısı : 688)


5. – Yüksek Öğretim Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun ile  Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu'nun Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/841, 2/757) (S. Sayısı : 711)


6. – Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/854) (S. Sayısı : 687)


7. – Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu  Raporu (1/844)  (S. Sayısı : 678)


8. – Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/537) (S. Sayısı : 194)


9. – Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun, 3 Mart 1340 (1924) Tarihli ve 431 Sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanun ile Mülga 2613 ve 766 Sayılı Kanunlarla Hazine Adına Tescil Edilen Miktar Fazlalıklarının İlgililerine Devrine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu ve 13 Arkadaşının Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/718, 2/263, 2/377) (S. Sayısı : 707)


10. – 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/479) (S. Sayısı : 173)


11. – Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/732) (S. Sayısı : 571)


VI. – AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR


1. – Ankara Milletvekili Hikmet Uluğbay'ın, Van Milletvekili Hüseyin Çelik'in, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle konuşması


VII. – SORULAR VE CEVAPLAR


A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI


1. – Sinop Milletvekili Kadir Bozkurt'un, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen bankaların üst düzey yöneticilerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kemal Derviş'in cevabı (7/4292)


2. – Erzurum Milletvekili Aslan Polat'ın, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen bankaların borçlarıyla ilgili düzenlemeye ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Kemal Derviş'in cevabı (7/4299)


3. – Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın, TBMM Vakfının amaçlarına ve vakıf personeline ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/4300)


4. – Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın, Millî Saraylar Daire Başkanlığına bağlı birimlere ve bu birimlerde görevli personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/4306)


5. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Merzifon Meslek Yüksek Okulundaki taciz iddialarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/4336)


6. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, 1937-1960 yılları arasında Millî Saraylardan dağıtılan antika eşyalara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/4337)


7. – Rize Milletvekili Ahmet Kabil'in, Türk Cumhuriyetlerindeki üniversitelerin denkliğine ve yatay geçişlere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/4340)


8. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, zorunlu eğitim uygulamasına ve sorunlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/4344)


9. – İzmir Milletvekili Hakan Tartan'ın, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen bankalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kemal Derviş'in cevabı (7/4348)


10. – Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu'nun, Bartın İmam Hatip Lisesinden başörtüsü nedeniyle uzaklaştırıldığı iddia edilen öğrencilere ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/4354)


11. – Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, YAŞARBANK'a ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Kemal Derviş'in cevabı (7/4370)


12. – Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, İstanbul-Eyüp Belediyesine ait bir arazi üzerine yapılan ilköğretim okuluna ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/4374)


13. – Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu'nun, Bingöl-Karlıova-Yiğitler Köyünde bir çocuğun jandarma karakoluna ait köpekler tarafından öldürüldüğü iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in cevabı (7/4388)


14. – Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Niğde Üniversitesi Şereflikoçhisar Meslek Yüksek Okulunun kapatılıp kapatılmayacağına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/4403)


15. – Karabük Milletvekili Mustafa Eren'in, eğitim fakültesi mezunlarının DMS'na tâbi tutulmalarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun cevabı (7/4420)


16. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, Merve Safa Kavakçı'nın, milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/4480)



 




I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ


TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak beş oturum yaptı.


Bitlis Milletvekili Yahya Çevik'in (6/1468),


Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda'nın  (6/1524),


Esas numaralı sözlü sorularını geri aldıklarına ilişkin önergeleri okundu; soruların geri verildiği bildirildi.


Bazı milletvekillerinin, belirtilen sebep ve sürelerle izinli sayılmalarına ve


Eskişehir Milletvekili  Mehmet Mail Büyükerman ile Kütahya Milletvekili Ahmet Derin'e, ödenek ve yolluğunun verilmesine,


İlişkin Başkanlık tezkereleri kabul edildi.


Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan :


TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporunun (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527) görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin Komisyon Raporu henüz hazırlanmadığından;


Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/53) (S. Sayısı : 433),


Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/755, 1/689, 2/699) (S. Sayısı : 666),


Türkiye İş Kurumunun Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 617 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye İlişkin Kanun Tasarısının (1/754, 1/692) (S.Sayısı : 675),


Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısının (1/756, 1/691) (S.Sayısı : 676),


Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Tasarısının (1/753, 1/690) (S. Sayısı : 685),


Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından;


Ertelendi.


Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/614) (S. Sayısı : 702),


Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/879) (S. Sayısı : 722),


Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/870) (S.Sayısı : 730),


Görüşmeleri tamamlanarak, yapılan oylamalardan;


Orta Doğu Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Bir Kampus Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının (1/845) (S. Sayısı : 681), görüşmeleri tamamlanarak, elekronik cihazla  yapılan açık oylamadan,


Sonra kabul edilip, kanunlaştıkları açıklandı.


İstanbul Milletvekili Güneş Taner, Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, konuşmasında, kendisine,


İçel Milletvekili Turhan Güven de, İstanbul Milletvekili Bozkurt Yaşar Öztürk'ün, konuşmasında, DYP Genel Başkanına,


Sataşması nedeniyle birer konuşma yaptılar.


Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/697) (S.Sayısı:729) görüşmelerine devam edilerek 3 üncü maddesine kadar kabul edildi. 3 üncü maddesinin oylaması sırasında, istem üzerine, elektronik cihazla yapılan  her iki yoklamada, Genel Kurulda toplantı yetersayısının  bulunmadığı anlaşıldığından,


Kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 28 Haziran 2001 Perşembe günü, alınan karar gereğince, saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.25'te son verildi.



 






























































 


 

Ali Ilıksoy


 


 

Başkanvekili


 

Sebahattin Karakelle


 

Cahit Savaş Yazıcı


 


 


 

Erzincan


 

İstanbul


 


 


 

Kâtip Üye


 

Kâtip Üye


 


 


 


 

Melda Bayer


 


 

Ankara


 


 

Kâtip Üye





                                                                         No. : 174


II. – GELEN KÂĞITLAR


28.6.2001 Perşembe


Raporlar


1. – Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasında Ortak Sınırın Anti-Personel Mayınlardan Arındırılması ve Bunların Gelecekte Sınır Koruma Amacıyla Kullanılmaması İçin Bir İkili Rejim Tesis Edilmesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/867) (S. Sayısı: 725) (Dağıtma tarihi : 28.6.2001) (GÜNDEME)


2. – Türkiye Cumhuriyeti ve Slovak Cumhuriyeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/868) (S. Sayısı: 726) (Dağıtma tarihi : 28.6.2001) (GÜNDEME)


3. – Yapı Denetimi Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/883) (S. Sayısı: 732) (Dağıtma tarihi : 28.6.2001) (GÜNDEME)


Yazılı Soru Önergeleri


1. – Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın, Tuz Gölü havzası içinde kalan arazilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4573) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.6.2001)


2. – Ankara Milletvekili  M.Zeki Çelik'in, Ankara-Seyranbağları Lisesindeki ÖSS  sınavı sırasında meydana geldiği iddia edilen olumsuz gelişmelere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4574) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.6.2001)


3. – İstanbul Milletvekili Yücel Erdener'in, Ankara Valiliğince satın alınan arılı kovanlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4575) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.6.2001)


4. – İstanbul Milletvekili Yücel Erdener'in, Ankara İl Özel İdaresi tarafından yapılan arılı kovan alımlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4576) (Başkanlığa geliş tarihi : 27.6.2001)



 




BİRİNCİ OTURUM


Açılma Saati : 14.00


28 Haziran 2001 Perşembe


BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY


KÂTİP ÜYELER : Cahit Savaş YAZICI (İstanbul), Sebahattin KARAKELLE (Erzincan)


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127 nci Birleşimini açıyorum.


III. – Y O K L A M A


BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağım.


Sayın milletvekilleri, yoklama için 5 dakikalık süre vereceğim. Bu süre içerisinde, sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyorum.


Yoklama işlemini başlatıyorum.


(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır.


Gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.


IV. – SEÇİMLER


A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM


1. – (10/124) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim


BAŞKAN - Bitlis'in Ahlat İlçesinin tarihî, kültürel ve turistik değerlerinin araştırılması amacıyla kurulan (10/124) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda boş bulunan ve Doğru Yol Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Van Milletvekili Hüseyin Çelik aday gösterilmiştir; oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.


Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.


V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN


GELEN DİĞER İŞLER


1. – İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;  Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S. Sayısı : 527)


BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin görüşülmeyen maddeleriyle ilgili Komisyon raporu Başkanlığa verilmediğinden, teklifin görüşmelerini erteliyoruz.


Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler, Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.


2. – Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/697) (S. Sayısı : 729) (1)


BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır.


Hükümet?.. Hazır.


Tasarının 3 üncü maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.


3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


4 üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 4.- 193 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin 2 ve değişik 3 numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"2. Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklara ödenen aidat ve primler;


3. Sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları,


İndirim konusu yapılacak prim, aidat ve katkıların toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 10 unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için ödenen primlerde, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 5'ini) ve yıllık olarak  asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz.  Bakanlar Kurulu  bu oranı % 20 oranına kadar (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için % 10 oranına kadar) artırmaya ve belirtilen haddi asgarî ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir."


BAŞKAN - 4 üncü madde üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına Eskişehir Milletvekili Sayın Sadri Yıldırım; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)


Konuşma süreniz 5 dakikadır.


DYP GRUBU ADINA MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 729 sıra sayılı Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinize Partim ve şahsım adına saygılar sunuyorum.


Bireysel emeklilik kanun tasarısıyla kamu sosyal güvenlik sistemine ilave olarak bireylere emeklilik dönemlerinde ekgelir sağlamak üzere bireysel emeklilik sistemi oluşturulmaktadır. Tasarıyla getirilen yeniliklere baktığımızda:


                                      


(1) 729 S. Sayılı Basmayazı 27.6.2001 tarihli 126 ncı Birleşim Tutanağına eklidir.


1. Bireysel emeklilik sistemine katılımcılar tarafından ödenecek katkı paylarının vergi matrahlarının tespitinde belirli sınırlar içerisinde indirim konusu yapılması ve emeklilik döneminde elde edilecek gelirlerin belli bir tutara kadar Gelir Vergisinden istisna edilmesi,


2. Bireysel emeklilik sistemi içerisinde emeklilik sigorta şirketleri tarafından katılımcıların katkılarının değerlendirilmesi amacıyla kurulacak emeklilik yatırım fonlarının, portföy işletmeciliğinden doğan kazançların Kurumlar Vergisinden istisna edilmesi,


3. Bireysel emeklilik sigorta şirketleri ile emeklilik yatırım fonlarının kuruluş işlemleri de dahil olmak üzere, her türlü işlemlerinde düzenlenen ve Damga Vergisi bu şirketler veya fonlar tarafından ödenmesi gereken kâğıtlara istisna getirilmesi,


4. Emeklilik sigorta poliçeleri üzerinden alınacak primler ile emeklilik sigortası uygulamalarından oluşacak fonların, sermaye piyasası ile para piyasalarında yapacakları işlemler nedeniyle lehlerine kalacak paraların Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinden istisna edilmesi öngörülmektedir.


Değerli milletvekilleri, böylece, bireysel emeklilik sisteminin gönüllü katılım esasına dayandığı, bu nedenle vergi indiriminin yeterli düzeyde ve teşvik edici olmasının, sistemin işlemesi açısından büyük önem taşıdığı, vergi matrahının tespitinde ölçüt olarak asgarî ücretin alınabileceği ve yaratılan kaynağın, ileriye dönük fon yaratılması bakımından çok iyi değerlendirilmesinin ve ülkede yaşanan ekonomik dalgalanmalara karşı korunmasının önemli olduğu açıkça görülmektedir. Yani, tasarı, uygulanmakta olan ekonomik politika hedefleri gözönünde bulundurularak, bireysel emeklilik sisteminin sağlıklı bir şekilde gelişmesi ve düzenlemelerin basit ve anlaşılabilir olması esasları dikkate alınarak hazırlanmıştır.


Değerli milletvekilleri, emeklilik sisteminin üç temel aşaması olduğu görülmektedir:


1. Katkıların toplanması aşamasında, bireysel emeklilik sistemine katılacak bireylerin sisteme yaptıkları katkı tutarlarının, belirli limitler dahilinde, ücretliler ve diğer vergi mükellefleri açısından vergi matrahından indirilmesine imkân sağlandığı,


2. Toplanan katkıların değerlendirilmesi aşamasında, katkı tutarlarının değerlendirileceği emeklilik yatırım fonlarının gelirlerinin Kurumlar Vergisinden istisna edildiği; ancak, bu gelirlere, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca, Gelir Vergisi tevkifatı yapılabileceği öngörülmektedir.


3. Katkı getirilerinin hak sahiplerine ödenmesi aşamasında, bireysel emeklilik sisteminden emekli olanların elde ettikleri gelir, menkul sermaye iradı olarak tanımlandığından, bu ödemeler üzerinden stopaj yapılabilmesine imkân sağlanmaktadır.


Değerli milletvekilleri, 4 üncü maddeye göre yapılan düzenlemede ise, on yıl süreyle prim veya aidat ödemiş olanlara bireysel emeklilik hakkı kazananlara, vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler ile 10 yıl süreyle prim ve aidat ödemeden ayrılanlara ve bireysel emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlara yapılan ödemeler, vergi oranlarının farklılaştırılması amacıyla ayrılmış, bu şekilde sigorta ve sandık sisteminde daha uzun süreyle kalması teşvik edilmiştir.


Bu nedenle, biz bu tasarıya olumlu bakıyoruz, yerinde bir yasadır; ancak, bu yasadan halk yararlanamaz, yani, içinde halk yoktur; çünkü, vatandaş, ekonomik kriz içinde, normal geçimini temin edememektedir. Hal böyleyken, halkın girmesi imkânsızdır.


Biz Doğru Yol Partisi olarak, bireysel emekliliğe uygulanan vergi kolaylığının, reel sektöre, yani, esnafa ve diğer vatandaşlara da uygulanmasını istiyoruz; çünkü, vergi oranları çok yüksek olduğu gibi, halen hükümetimiz ekvergiler getirmekte, vatandaşın yükü daha da ağırlaşmaktadır. Bunun için, devletimizin vergi toplayabilmesi ve mükelleflerin, esnafın, sanayicinin ve vatandaşın...


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


MEHMET SADRİ YILDIRIM (Devamla) - ...vergisini ödeyebilmesi için, vergi oranlarının mutlaka indirilmesi gerektiğine inanıyoruz. 


Gelin, bu vergi oranlarını indirelim; çünkü, yukarıda da beyan ettiğim gibi, vergi mükelleflerine ve vatandaşlara -yüklenen vergiler çok ağır gelmekte- ödeyemeyeceği şekilde vergi yüklenmiştir, hatta ekvergilerle yeni vergilerin getirilmesi, vatandaşın işini daha da zorlaştırmakta, içinden çıkılmaz bir hal aldığı gibi, ödenmesi mümkün olmayan bir duruma gelmektedir.


Bakınız, Eskişehir Esnaf Birlikleri Başkanı, Ticaret Odası Başkanı, Serbest Muhasebeciler Odası Başkanı ve torna tesviyeciler, oto tamircileri tarafından verilen beyanatlarda, ekvergilerin ödenmesinin mümkün olamayacağını, hükümetin bunlardan vazgeçmesini bildirmişlerdir.  


Sayın hükümet, vatandaş çok sıkıntıda; öyleyse, gelin, bireysel emekliliğe uygulanan vergi kolaylığını, reel sektöre, yani, esnafa, sanayiciye ve tüm mükelleflere uygulayalım ve piyasanın önünü açalım diyor, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Yıldırım.


Madde üzerinde bir önerge vardır; okutup işleme alacağım.


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


Görüşülmekte olan kanun tasarısının 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.


                                                                      Sümer Oral


                                                                Maliye Bakanı


Madde 4.- 193 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki 9 numaralı bent eklenmiş, 63 üncü maddesinin 2 ve değişik 3 numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"9. İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları. (Gerek işverenler gerekse ücretliler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen ve vergi matrahının tespitinde dikkate alınan katkı paylarının toplamı bu Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 numaralı bendinde belirlenen oran ve haddi aşamaz.)


2. Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklara ödenen aidat ve primler;


3. Sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları,


İndirim konusu yapılacak prim, aidat ve katkıların toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 10'unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için ödenen primlerde, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 5'ini) ve yıllık olarak asgarî ücretin yıllık tutarını aşamaz. Bakanlar Kurulu bu oranı % 20 oranına kadar (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için % 10 oranına kadar) artırmaya ve belirtilen haddi asgarî ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir."


BAŞKAN - Sayın Komisyon?..


PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI METİN ŞAHİN (Antalya) - Sayın Başkan, çoğunluğumuz hazır değil, takdire bırakıyoruz.


BAŞKAN - Sayın Hükümet zaten katılıyor.


KAMER GENÇ (Tunceli) - Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.


BAŞKAN - Komisyonun ve Hükümetin birinden birisi katılırsa gerekçeyi okutmaya gerek yok; ama, tatmin olsun diye okutuyorum efendim.


KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, Komisyonun katılma durumu yok...


BAŞKAN - Buyurun, okuyun.


Gerekçe:


Kanunî oran ve hadler dahilinde işverenler tarafından ücretliler adına ödenen katkı paylarının, ücretin brüt tutarı ile ilişkilendirilmeksizin doğrudan gider yazılması önerilmektedir.


BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.


4 üncü maddeyi değişiklik önergesiyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


5 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE  5.- 193 sayılı Kanunun değişik 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki 15 numaralı bent eklenmiştir.


   "15. Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından;


   a) 10 yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemeler,


   b) 10 yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile diğer sandık ve sigortalardan 10 yıl süreyle prim veya aidat ödeyenlere ve vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler,


   c) Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler,"


BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


6 ncı maddeyi okutuyorum:


   MADDE 6.- 193 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin   birinci fıkrasının 1  numaralı bendinin (c ) alt bendi  aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


   "c) 75 inci maddenin ikinci fıkrasının 15 numaralı bendinde yer alan menkul sermaye iratları ile tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunan ve gayrisafi tutarları toplamı 103' üncü maddede yazılı tarifenin birinci ve ikinci gelir dilimleri toplamının yarısını aşmayan menkul sermaye  iratlarından ve vergi alacağı dahil kurumlardan elde edilen kâr paylarından,"


BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


7 nci maddeyi okutuyorum:


   MADDE 7.- 193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin  değişik 1 numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


   "1. Beyan edilen gelirin % 10'unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta primleri için, beyan edilen gelirin % 5'ini) ve asgarî ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla, mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleri ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları (Sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde akdedilmiş olması, prim ve katkı tutarlarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması ve ücret geliri elde edenlerin ücretlerinin safi tutarının hesaplanması sırasında ayrıca indirilmemiş bulunması şartıyla; eşlerin veya çocukların ayrı beyanname vermeleri halinde, bunlara ait prim ve katkı payları kendi gelirlerinden indirilir.),


   Bakanlar Kurulu bu bentte yer alan % 10 oranını % 20 oranına kadar (bireysel emeklilik sistemi  dışındaki  şahıs sigorta poliçeleri için  % 10 oranına kadar) artırmaya ve belirtilen haddi asgarî ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir."



 


BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


8 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 8.- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 11 numaralı bendine aşağıdaki (d) alt bendi ve fıkraya aşağıdaki 15 numaralı bent eklenmiştir.


"d) Çiftçilere yapılan doğrudan gelir desteği  ve alternatif ürün ödemeleri için,"


"15. a) 75 inci maddenin ikinci fıkrasının 15 numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan menkul sermaye iratlarından,


b) 75 inci maddenin ikinci fıkrasının 15 numaralı bendinin (b) alt bendinde yer alan menkul sermaye iratlarından,


c) 75 inci maddenin ikinci fıkrasının 15 numaralı bendinin (c) alt bendinde yer alan menkul sermaye iratlarından,"


BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


8 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


9 uncu maddeyi okutuyorum:


MADDE 9.- 3/6/1949 tarihli ve 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun değişik 8 inci maddesinin birinci fıkrasının 4 numaralı bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.


"e) Emeklilik yatırım fonlarının kazançları (Bu kazançlar Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre tevkifata tabi tutulmaz,)."


BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


10 uncu maddeyi okutuyorum:


MADDE 10.- 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin 4 numaralı fıkrasının (h) bendinde yer alan "Ziraî sulama amaçlı su teslimleri,..." ibaresi "Ziraî amaçlı su teslimleri ile köy tüzel kişiliklerince köyde ikamet edenlere yapılan  ticarî amaçlı olmayan perakende içme suyu teslimleri,..." şeklinde değiştirilmiştir.


BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


11 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 11.- 1/7/1964 tarihli  ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun "V- Kurumlarla ilgili kâğıtlar" başlıklı bölümüne aşağıdaki  21 numaralı fıkra eklenmiştir.


"21. Sigorta ve emeklilik şirketleri ile emeklilik yatırım fonlarının kuruluşları dahil her türlü işlemlerinde düzenlenen ve damga vergisi bu şirketler veya fonlar tarafından ödenmesi gereken kâğıtlar."


BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?..Yok.


11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.


12 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 12.- 13.7.1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 29 uncu maddesinin (i) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki (t) ve (u) bentleri eklenmiştir.


"i) Emeklilik sözleşmeleri, hayat sigortaları (hayat sigortalarında ferdi kaza, hastalık sonucu maluliyet ve tehlikeli hastalıklar teminatlarının da ek teminat olarak verildiği sözleşmeler dahil)  ve sağlık sigortaları ile ihracata ait nakliyat sigortalarında sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar,"


"t) Emeklilik yatırım fonlarının, sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralar,"


"u) Banka ve sigorta şirketleri ile emeklilik şirketlerinin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine kalan paralar,"


BAŞKAN- Madde üzerinde söz isteği?..Yok.


12 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.


13 üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 13.- 16.8.1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (A) fıkrasının 13 numaralı bendine, aşağıdaki ibare eklenmiştir.


"Bu fıkranın 1, 2, 5, 7 ve 9 numaralı bentleri yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilcilikleri, konsoloslukları ve bunların diplomatik haklara sahip mensupları ile uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşların temsilcilikleri hakkında uygulanmaz."


BAŞKAN- Madde üzerinde söz isteği?..Yok.


13 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Geçici Madde 1'i okutuyorum:


GEÇİCİ MADDE 1.- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce;


a) Faaliyete başlamış olan emekli ve yardım sandıklarına ödenen primler ile bu sandıklardan iştirakçilerine yapılan ödemeler,


b) Akdedilmiş şahıs sigorta poliçelerinin ilgili olduğu prim ve ödemeler, bakımından Gelir Vergisi Kanununun 23, 25, 63, 75, 89 ve 94 üncü maddelerinin bu Kanunla değişiklik yapılmadan önceki hükümleri uygulanır."


BAŞKAN- Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Murat Akın; buyurun.


DYP GRUBU ADINA MURAT AKIN (Aksaray) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 729 sıra sayılı yasa tasarısının geçici 1 inci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.


Değerli milletvekilleri, biraz sonra bu yasa tasarısı da kanunlaşmış olacak; ancak, ülkede, hakikaten, sıkıntı alabildiğine büyüyor ve üretimdeki daralmalar ise devam ediyor. Biz, emeklilik ve bireysel emeklilik meselesini burada müzakere ederken, ülkede üretim diye bir şey olmadığını da sık sık ifade ediyoruz.


Değerli milletvekilleri, son 2001 verilerine baktığımızda, hakikaten, üretimin olmadığı bir ülkede, paylaşımın, bölüşümün ve emekliliğin olması da mümkün değildir. 2001 yılı aylık imalat sanayii üretim endeksine baktığımız zaman, değişimin, bir önceki yıla göre, eksi 4,6 olduğunu görürüz. Bu durum, 1999 yılında eksi 11,1 iken, 2000 yılında artı 2,8, 1998 yılında 5,4, 1997'de 5,7'dir. Yani, en mühim olan, imalat sanayii aylık üretim endeksi Haziran 2001 itibariyle eksi 4,6. Yine devam ediyor, imalat sanayii kapasite kullanım oranı da, bir önceki yıla göre, 74,6'dan 70,4 seviyelerine düşmüş. Dayanıklı tüketim malları üretimi 2000 yılında yüzde 33,7'den eksi 11,1'lere düşmüş. Bu, devam ediyor. Dayanıklı tüketim malları satışı 2000 yılında 38,1'den, eksi 15,1'e düşmüş. Yani, ülkede üretim diye bir şey kalmamış; ama, burada yaptığımız husus, devamlı olarak dolaylı şeylere vergi koymak suretiyle ekonomik krizin getirmiş olduğu yükün hafifletilmeye çalışılmasıdır.


Değerli milletvekilleri, bilhassa, Akaryakıt Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi oranlarında yapılan artışla birlikte, aşırı derecede, üretim sahasında, üretim alanında, kapasite kullanım alanında daralmalar meydana gelmektedir. Burada, yine, daha sonraki müzakerelerde ve şimdi, vergi, vergi... Bunun psikolojik etkisi, milletin, üretimden, üretim sahasından, istihsalden terkini sağlamaktadır.


Akaryakıt Tüketim Vergisi payının, bilhassa, bizim ülkede, diğer vergilere göre baktığımızda, diğer Avrupa Birliği ülkelerine göre çok çok fazla olduğu, burada, görülecektir.


Değerli milletvekilleri, mayıs ayı sonu itibariyle toplanan vergilere baktığımızda -mayıs verilerine göre- gelirlerde 26 katrilyon 627 milyon tahakkuk var; tahsilat 19 000 000 052 784 lira. Bir önceki yıla göre artış; 2000 yılında, mayısta, yüzde 73,9 iken, yine, 2001 yılında 71,6'lara düşmüş. Bir önceki yılla bu yıl arasındaki artış kıyaslandığında, yüzde 60, yüzde 70, hatta yüzde 90'lara varan tahsilat olduğu halde, bu yıl, ilk defa, yüzde 50'lerin altına düşmek suretiyle, yüzde 44,5 gibi seviyelerde kalmıştır.


Değerli milletvekilleri, bilhassa, bireysel emeklilikte, almaktan sarfı nazar ettiğimiz vergilerle, bu sigorta şirketlerine, devletin bütçesinden, hazinesinden, tolere etme şekliyle, bazı istisnalar getiriyoruz. Bu insanlar, bu fonlarda toplanmış paraları, yarın, onbeş yirmi yıl sonra, tekrar hortumlamak suretiyle, bankaların bu ülkenin hazinesine getirmiş olduğu yük gibi, ikinci, üçüncü bir yük gelirse, acaba, bu ülkenin bütçesi, bu ülkenin hazinesi ne durumda olur?! Bakınız, neredeyse hazinesi olmayan bir ülkenin hazineden sorumlu bakanı, iki gündür, üç gündür bir şeyler yapmaya çalışıyor ve yaptığı hiçbir şey de yok.


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


BAŞKAN - Sayın Akın, buyurun.


MURAT AKIN (Devamla) - Ülkede, döviz, dolar, yine 1 300 000 liraya çıktı, tırmandı; ihracatta beklenen artış sağlanamadı. Daha önce, aynı fiyat üzerinden ihraç edilen malların fiyatı, aracı kuruluşlar tarafından... Ülkede dövizin kıymetlenmesi nedeniyle, 10 dolara satılan malı, aracı kuruluşlar, 8 dolara, 6 dolara almak suretiyle, Türk parasının devalüe edilmeden önceki değerine göre, şimdiki değer kaybından -yani, ihracatçının eline daha fazla Türk parası geçmemek için- daha önceki duruma, devalüe edilmeden önceki duruma göre ayarlıyor.


Yabancılar bizi sömürüyor, aracı kuruluşlar bizi sömürüyor, IMF bizi sömürüyor; ülkenin bütçesi mahvoldu, ülkenin parası kayboldu, Türk Milleti kendi parasını arar duruma geldi; aç millete bireysel emeklilikten bahsetmenin ne manası var diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Geçici madde 1'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Geçici madde 2'yi okutuyorum:


GEÇİCİ MADDE 2.- Çiftçilere yapılan doğrudan gelir desteği ödemeleri için kayıt sistemi oluşturulması amacıyla, ilgililerin isteği üzerine gayrimenkullere ilişkin olarak verilecek kayıt ve belge örnekleri için tapu harcı, eğitime katkı payı, özel işlem vergisi ve döner sermaye ücreti aranmaz.


BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Madde 14'ü okutuyorum:


MADDE 14.- Bu Kanunun;


a) 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 11 numaralı bendinde yapılan değişiklik hükmü, 10 uncu maddesi, 12 nci maddesiyle Gider Vergileri Kanununun 29 uncu maddesine eklenen (u) bendi, 13 üncü maddesi ve Geçici 2 inci maddesi yayımı tarihinde,


b) Diğer hükümleri 7/10/2001 tarihinde,


Yürürlüğe girer.


BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


15 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 15.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre, tasarının lehinde, Sayın Sayın Nidai Seven söz istemişlerdir.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkan, söz hakkımı Çorum Milletvekilimiz Sayın Melek Denli Karaca'ya veriyorum efendim.


BAŞKAN - Buyurun Sayın Karaca. (MHP sıralarından alkışlar)


Sayın Karaca, konuşma süreniz 3 dakika.


MELEK DENLİ KARACA (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 729 sıra sayılı Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında müspet görüşlerimi ifade etmek üzere huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum. Bu arada, bana söz sırasını veren Ağrı Milletvekilimiz Nidai Seven'e de teşekkür eder, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.


Bu bireysel emeklilik kanunu tasarısıyla, kamu sosyal güvenlik sistemine ek olarak, bireylere, emeklilik dönemlerinde ekgelir sağlamak maksadıyla, bireysel emeklilik sistemi oluşturulmaktadır.


Yine, bu kanun tasarısıyla oluşturulacak bireysel emeklilik sistemine katılımcılar tarafından ödenecek katkı paylarının, belli bir tutara kadar Gelir Vergisinden istisna edilmesine imkân sağlanmaktadır. Ayrıca, bu bireysel emeklilik sistemi içerisinde, kurulacak emeklilik yatırım fonlarının, portföy işletmeciliğinden doğan kazançları, Kurumlar Vergisinden istisna edilmektedir.


Değerli milletvekilleri, ülkemizde, hepimizin malumu olduğu üzere, son yıllarda izlenen popülist politikalarla, resmî sosyal güvenlik sistemlerimiz âdeta çökertilmiştir. Diğer taraftan, özel sigorta şirketleri de, ekonomik krizden fazlasıyla etkilenmişlerdir. Şu anda görüşülmekte olan kanun tasarısındaki düzenlemelerle, yani, sadece, vergi istisnaları vesairelerle sosyal güvenlik sistemlerimizi kalkındırmamız, elbette ki, mümkün değildir.


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sosyal güvenlik sistemlerinin içerisinde bulunduğu durum ve sermaye piyasalarının yakın dönemde yaşadığı finansal kriz, sosyal güvenlik sistemlerinde yeniden yapılanma arayışını hızlandırmıştır. Bu meyanda, bir an evvel, emeklilik fonlarının oluşturulması da elzem bir hale gelmiştir. Birçok Batı ülkelerinde, sermaye piyasalarında en büyük portföye sahip özel emeklilik fonları oluşturulmuş, bu fonların düzenlenmesi bir sorumluluk olarak gündeme getirilmişti. Dünyadaki uygulamalarda, emeklilik fonlarına işverenin, çalışanın ve devletin müşterek katkı sağladığı bir gerçektir. Bu konuyla ilgili yasal düzenlemelerin en önemli örneği Amerika Birleşik Devletlerinde uygulanmaktadır. Burada, devlet, çalışan adına bir fon yatırıyor, işveren de bir miktar feragat ederek işçisi adına fon alıyor, işçi de ücretinden fedakârlıkla fon satın alıyor; dolayısıyla, çalışanın, emeklilik zamanına kadar, her ay, düzenli olarak hem işveren hem devlet hem de kendi katkısıyla sağlanan bir fon yatırımı hazırlanmış olup, emekli olduğunda da, gerçekten hayatını idame ettirecek ciddî ölçülerde gelir temin etmiş oluyor.


İnşallah, bizim ülkemizde de bu sistem dahilinde bir çalışmaya kısa sürede geçileceğine inanıyorum.


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bilgiler ışığında, sosyal güvenlik sistemine ilave olarak, bireylere emeklilik döneminde ekgelir sağlayacak bireysel emeklilik kanun tasarısını gönülden destekliyor, memleketimize hayırlı olması dileğiyle, tekrar, Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Karaca.


Aleyhte, Sayın Akın?.. Yok.


Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.


Açık oylamanın şekli konusunda Genel Kurulun kararını alacağım.


Açık oylamanın, elektronik oylama cihazıyla yapılmasını kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Oylama için 5 dakika süre veriyorum.


Oylama işlemini başlatıyorum.


(Elektronik cihazla oylama yapıldı)


BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının yapılan oylamasına 151 sayın üye katılmış, 151 kabul oyu kullanılmıştır; ancak, toplantı yetersayısına ulaşılamamıştır.


Oylamayı tekrarlamak ve saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.


Kapanma Saati : 14.47
İKİNCİ OTURUM


Açılma Saati : 15.00


BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY


KÂTİP ÜYELER : Cahit Savaş YAZICI (İstanbul), Sebahattin KARAKELLE (Erzincan)


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.


Görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.


V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN


GELEN DİĞER İŞLER (Devam)


2. – Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/697) (S. Sayısı : 729) (Devam)


BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.


Tasarının tümünü oylamıştık; ancak, toplantı yetersayısına ulaşılamadığı için, yeniden oylama işlemine başvuracağız.


Oylama için 5 dakikalık süre vereceğim.


Bu süre içerisinde sisteme giremeyen arkadaşlarımızın, teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen giremeyen arkadaşlarımızın, aynı süre içerisinde oy pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını; bu arada, vekâleten oy kullanacak sayın bakan varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve imzasını taşıyan oy pusulasını aynı süre içerisinde Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyor, oylama işlemini başlatıyorum.


(Elektronik cihazla oylama yapıldı)


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının yapılan açık oylamasına 197 üye katılmış; 196 kabul, 1 ret oyu kullanılmıştır.


Bu sonuca göre, tasarı kabul edilmiş ve yasalaşmıştır; hayırlı olsun.


Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.


3. – Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/857) (S. Sayısı: 698) (1)


BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır.


Hükümet?.. Hazır.


Komisyon raporu, 698 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.


Tasarının tümü üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Dönen. (DYP sıralarından alkışlar)


Buyurun Sayın Dönen.


                                           


(1) 698 S. Sayılı Bazmayazı Tutanağa eklidir.


DYP GRUBU ADINA MEHMET DÖNEN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada, Konut Müsteşarlığı Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde görüşmeler yapacağız. Grubum ve şahsım adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum.


Değerli arkadaşlar, ülkemizin gerçekten çok önemli bir krizden geçtiği süreçte ve hükümetimizin özellikle ekonomiyi güçlendirme programı yaptığı şu günlerde, biz burada, yeni kurullar, yeni kurumlar ihdas ediyoruz, yeni kadrolar ihdas ediyoruz; konut müsteşarlığı kuruyoruz, konut icra kurulu kuruyoruz ve özellikle konut yüksek kurulu kuruyoruz ve böylece, yeni kurullar ve yeni kurumlar ihdas ederek, kamuya yeni yükler getirecek çalışmalar içinde bulunuyoruz.


Değerli milletvekilleri, ekonomiyi güçlendirme programı diye kamuoyuna takdim ettiğiniz, hükümetinizin takdim ettiği programın 53 üncü maddesinin (iii) şıkkına bakarsanız, burada "hiçbir gider artırıcı yeni kurum kurulamaz; kaynağı bulunmadan, bu kurumlar, yeniden ihdas edilemez" ibaresini görürsünüz; ama, her nedense, bu hükümet, kendi içerisindeki çelişkileri, kendi içindeki kavgaları, ancak, böyle, birbirine taviz vererek, birbirine yeni kurumlar kurdurtarak aşmaya çalışıyor.


Değerli milletvekilleri, bu millet daha ne kadar, bu hükümetin kendi iç kavgalarını ve kendi pasta paylaşım kavgalarını seyretmekle vaktini geçirecek?!. Bu ülke, özellikle bugünkü çektiği sıkıntılara layık bir ülke değil; ama, hükümetin kendi içerisindeki bu pay kavgası, gerçekten, ülkeyi içinden çıkılması güç durumlara sokmuştur.


Şimdi, burada konut müsteşarlığı kuracaktıysanız, burada konut yüksek kurulu kuracaktıysanız, konut icra kurulu kuracaktıysanız, peki, Emlak Konutu niye kapatma kararı aldınız? Tüm bunları bir Emlak Konut yürütüyordu; ama, Emlak Bankasının özellikle kapatılmasına ilişkin kararların görüşüldüğü sırada, 2,5 katrilyonluk mal varlığıyla Emlak Konut, koalisyonun bir ortağına verilerek, onların orada kadrolaşması ve onların orada yeni ihaleler açmasını sağlayacak olanaklar tanıdılar. Bu tavizlerle bu yasa hazırlandı. Bu yasanın başka hiçbir amacı yoktur, akla uygun hiçbir tarafı da yoktur.


Gerekçesine bakarsanız, bu yasa tasarısında, bugüne kadar Arsa Ofisi ve Toplu Konut İdaresi yeterince etkin çalışamamış ve görevlerini yeterince yerine getirememiş; ne yapmak lazım; bunları bir müsteşarlık çatısı altında toplamak gerekir, deniliyor .


Sayın milletvekilleri, bu yeni müsteşarlık kurmayla, yeni kurullar ve yeni kurumlar kurmayla, bir noktaya gidemezsiniz. Bu seçtiğiniz yol, çıkmaz yol. Asgarî ücretli insanlardan topladığınız vergilerle siz burada sırça köşkler yaratamazsınız; buna hakkınız yok. Burada aklıselim milletvekillerinin hepsine sesleniyorum; bu konut müsteşarlığı yasa tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmemelidir. Bunun vebalini hepiniz siz taşıyacaksınız. Yeni hantal kurumlar kurarak, buralarda yeni odaklaşmalara imkân verecek, yeni yolsuzluklara imkân verecek bir kurumsallaşmayı kuracak bir yasanın vebalini kimse taşımamalı.


Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken de, hiç kimse, gerçekten çıkıp savunamadı; bir konut müsteşarlığına ne gerek olduğunu, hiç kimse çıkıp savunamadı. Sayın Bakan "konut stratejilerini, bu konut yüksek kurulunda tartışacağız; icra kurulu yürütecek ve özellikle müsteşarlık da, alınan tüm bu kararları yürüten kurum olarak gelecek" dedi.


Değerli milletvekilleri, konut stratejisi kararının alınacağı yer, aslında, Bakanlar Kuruludur; Sayın Bakan da, bu Bakanlar Kurulunun üyesidir; Başbakanın başkanlığında, kabine üyesi bütün arkadaşlarıyla birlikte oturur, tartışır, bu stratejileri saptar, Türkiye'nin konut alanında hangi stratejileri uygulayacağını orada tespit eder ve onun uygulamasını da gerekli kurumlara verir. Şimdi, Sayın Bakan, bu tür organizasyonları yapamıyor mu ki, altında, yeni bir müsteşarlığa gereksinim duyuyor?! Böyle bir şey olamaz! Böyle, yeni bir kurumlar zinciriyle, bu milletten aldığınız kaynakları çarçur etmeye hakkınız yok değerli milletvekilleri.


Şimdi burada, özellikle son günlerde, hem Dünya Bankasına hem IMF'ye hükümetin verdiği niyet mektuplarında, fonların bütçe içine alınması sözü veriliyor. Fonları, işte burada, yasalarla bütçe içine alıyoruz; ama, burada, her bakanlık kendine yeni bir döner sermaye fonu yaratarak, yeni fonlar yaratıyoruz. Şimdi, 3 trilyonluk Arsa Ofisi Fonunu, 250 trilyona çıkarıyoruz. Bu da bir fon değil mi sayın milletvekilleri, bu da yeni bir fon değil mi?!


Büyük sıkıntılar çektiğimiz bu dönemde, şu anda Plan ve Bütçe Komisyonunda -şimdi ben oradan geldim- devletin neyi var neyi yok, bugün gecekondu yapan insanların gecekondularını bile satmaya, yani tüm Hazine arazilerini satmaya yönelik yasal düzenlemeler yapılıyor. Niye; içkaynak gereksinimi var, sıkıntı var; devlet, elinde neyi var neyi yok, satıyor. Daha da ileri gidiyor ve orman köylülerinin kullanımında olan, 2/b'ye göre orman alanının dışına çıkarılan orman arazilerini bile, orman köylülerine rağmen, satmaya çalışıyor. Ama, diğer yandan, Emlak Bankası bünyesinde oluşmuş 2,5 katrilyonluk mal varlığını, böyle bir komisyonla yeniden yönetmeye çalışacaksınız. Bu programda bir bütünlük var mı değerli milletvekilleri?! Mademki içkaynak sıkıntınız var, hükümetin içkaynak sıkıntısı var, oturun, işte bu mal varlıklarını ciddî bir biçimde özelleştirin. Bunları özelleştirdiğiniz zaman, çok büyük oranda, özellikle Hazine arazilerinden sağlayacağınız gelirden daha fazla gelir sağlama şansınız olur. Yeter ki, hükümet, kendi içinde bir bütünlüğünü sağlayabilsin ve hükümetin her kanadı, kendine yeni alanlar açacak yasal düzenlemelerle buralara gelmesin.


Şimdi, özellikle, günlerdir ibretle seyrediyoruz; ekonominin sıkıntılı bir döneminde, hükümetin iki bakanı kavga ediyor. Niye?!.  İşte, buradaki mantık, aynen orada da var. Hükümetin bir kanadı, ben, telekomünikasyonu bırakmam, burası benim etki alanımın içinde kalmalı; millete hizmet edecek bir yeni oluşumu, yeni etki alanını ben benimsemiyorum diyor. Aynısı, Emlak Bankasında uygulanıyor; Emlak Konut da, böylece, yeni bir etki alanı, yeni bir kullanım alanı yaratıyor. Şimdi, siz çıkıp da, bunu millete nasıl anlatacaksınız?!


Değerli milletvekilleri, burada özellikle yeni bir Emlak Konut modeliyle eğer çıkış olabilseydi, bugüne kadar çıkarlardı zaten. Bundan sonra, yeni bir anlayışla, devleti yeniden yapılandıracak kararları, bu Meclisin, hızla, süratle alması gerekir. Buralarda, biz, Doğru Yol Partisi olarak, sonuna kadar, ama, sonuna kadar hükümete destek veririz; ama, böyle, kendine yeni kullanım alanları açacak yasalarla karşımıza geldiğinizde de, millet adına, sonuna kadar bunun karşısında oluruz. Artık, milletin malı, gerçekten, böyle, çarçur edilecek bir anlayışla yönetilemez duruma gelmiştir.


Değerli milletvekilleri, tabiî ki, burada, hükümet şunu diyebilir: Emlak Konuttan bize bu kadar arsa kaldı, bu kadar konut kaldı, elimizde bir de Toplu Konut İdaresi var, bir de Arsa Ofisi var; bunun hepsini bir araya getirerek, tümünü yönetecek yeni bir idare kurmaya ihtiyaç duyuyoruz... Ki, gerekçesinde de bu var.


Değerli milletvekilleri, bu ayrı ayrı kurumların bir araya getirilmesi, bir müsteşarlık çatısı altında bir araya getirilmesi, yönetimi kolaylaştırmaz; tam aksine, yönetimi zorlaştırır, hantallaştırır. Bugüne kadar, Arsa Ofisi, gerçekten önemli işlevleri yerine getirdi. Bugüne kadar, baktığımızda, Toplu Konut İdaresi, çok önemli işleri yerine getirdi.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Kim bitirdi?!


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Biz mi bitirmişiz?


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Binlerce dosya var, soruşturmalar var.


BAŞKAN - Sayın Seven, lütfen...


Buyurun Sayın Dönen.


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Sayın milletvekili, hep önden, böyle, konuşan hatiplere laf atıyorsun.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Söylerseniz daha iyi olur.


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Şimdi, biz bu ülkeyi farz edin ki kötü yönettik; ama size, bizden de kötü yönetme müktesep hakkını kimse vermez. Biz, belirli bir alanda oturuyoruz; bak... Bize, halk dedi ki "dinlenin; gidin; sizin yönetiminizi beğenmedik." Biz, bak, orada oturuyoruz ve halkın adına da burada muhalefet yapıyoruz.


HİDAYET KILINÇ (İçel) - Bizi beğenmezse, biz de orada otururuz.


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Sizler orada da oturamayacaksınız; sizleri, bu halk, tarihin derinliklerine gömecek; bunu iyi bilin, iyi bilin. Bakın, orada oturmak bile size nasip olmayacak.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Bunu Türk Milleti takdir eder.


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...


Sayın Dönen, buyurun, siz Genel Kurula hitap edin efendim.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Bizim alnımız açık; size göre değildir o.


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Bizim alnımız herkesten daha çok açık. Elinizde ne bilgi var, ne belge varsa, getirin, burada konuşun.


ALİ GEBEŞ (Konya) - Getiriyoruz zaten.


HİDAYET KILINÇ (İçel) - Aile fotoğrafını hatırlıyor musunuz?!


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Getirin, konuşun. Çıkın burada, milletin kürsüsünde, elinizde ne belgeniz, ne bilginiz varsa, konuşun; öyle yerinizden laf atmayla bu iş olmaz. Gelin, biz, her zeminde, her yerde, her platformda, sizinle bu konularda tartışmaya hazırız, hodri meydan, hangi zemini istiyorsanız seçin.


ALİ GEBEŞ (Konya) - Aile fotoğrafını da tartışacak mısınız?!


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bizim söylediğimiz şudur...


TURHAN GÜVEN (İçel) - Aile fotoğrafında sen de vardın; geçen seçimlerde neredeydin, hangi fotoğraftaydın?!


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Türkiye, çok ciddî bir krizden geçiyor. Bu kriz döneminin daha da derinleştiği şu günlerde görüyoruz ki, gerçekten, Milliyetçi Hareket Partisinin çok önemli damgası var. Bunu unutmayın. İşte bu yasa, o damgalardan biri. Bu yasayla, kendinize açtığınız yeni kullanım alanları, işte onlardan biri.


OKTAY VURAL (İzmir) - Eski husumetiniz var, burada, Milliyetçi Hareket Partisine sataşarak konuşmayın!


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Biz, burada nasıl konuşacağımızı sizden öğrenecek değiliz; biz, nasıl konuşacağımızı biliyoruz.


BAŞKAN - Sayın Dönen, lütfen, siz Genel Kurula hitap edin.


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Önce siz, arkadaşlarınıza söyleyin, oradan laf atmayı kessinler, dinlemesini ve  ne yaptıklarını öğrensinler. Biz burada ne yaptığınızı görüyoruz, biliyoruz ve milletvekilleriyle onu paylaşmaya çalışıyoruz. Milletvekili arkadaşlarımız, herhalde, biraz sonra, burada, sizin bu yapmaya çalıştığınız, kurmaya çalıştığınız yeni alanlara imkân vermeyecektir. Ben inanıyorum bu milletvekillerine; bakın, göreceksiniz burada.


Biz, hiçbir şeyi unutmayız, her şey bizim geçmişimizde apaçık ortada. Elinizde neyiniz varsa, çıkarın koyun, öyle...


Değerli milletvekilleri, siz, başarısızlığınızın faturasını geçmişe yükleyemezsiniz. Bu ülkede, sizin yaptığınız kazanın faturası 30 katrilyon, artık, onu bir başkasına yükleyemezsiniz, onu kimseye yutturamazsınız. Bitti o iş, o iş bitti; bu fatura sizin! Bu faturayı başkasına ciro edemezsiniz.


SEDAT ÇEVİK (Ankara) - Millet biliyor kimin ne olduğunu.


MEHMET DÖNEN (Devamla) - Biliyor tabiî, biz de onu bildiğini söylüyoruz. Ülkeyi kötü yöneteceksiniz, ülkeyi krize sokacaksınız, "geçmişten devraldık" diyeceksiniz; yok böyle bir şey!..


Değerli milletvekilleri, bakın, bugünlerde, konut konusunda, bu yeni kurduğunuz müsteşarlıkla, gerçekten, Türkiye'de, önümüzdeki süreçte, yeni, hantal ve çalışmayan bir yapı oluşturacaksınız. Bu, burada apaçık ortada. Eğer "bugüne kadar Emlak Konut modeli başarısız oldu" diyorsanız, Emlak Konut modelinin daha da genişletilmiş ve hantallaşmış şeklini siz burada yeniden kuruyorsunuz; bu alanı, özellikle hükümetin bir kanadına terk ediyorsunuz.


İkincisi, burada hükümet, özellikle programı gereğince, bütün fonları bütçe disiplini içerisine almaya çalışıyor. Hükümet olarak, bir yandan fonları bütçe disiplini içerisine almaya çalışırken, bir yandan da her bakan kendine özgü yeni döner sermayeler kurarak, burada da Arsa Ofisinin döner sermayesini 3 trilyondan 250 trilyona çıkararak, yeni bir alan yaratıyorsunuz kendinize, yeni fonlar yaratıyorsunuz, yeni bütçedışı harcama kalemleri yaratıyorsunuz.


Şimdi, bu müsteşarlık önümüzdeki günlerde ne yapacak; arsa yaratacak, yeni arsalar oluşturacak. Ne yapacak; bu arsaların üzerine konut yaptıracak. Ne yapacak; bu arsaları pazarlayacak. Artık, 21 inci Yüzyılda, devletin, konut alanından elini çekip, bunların özel sektöre, özel sektörün ilgi alanına bırakması gerekir. Eğer, bu anlayışla devleti yeniden yapılandırmaz, böyle hantal kurumlarla, konut üretmeye devam ederseniz, gittiğiniz yol çıkmaz yoldur. Bu yoldan kısa sürede döneceğinizi umuyor; hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Dönen.


Şahsı adına Sayın Aslan Polat?.. Yok.


Sayın Nidai Seven?..


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Konya Milletvekili Ali Gebeş benim yerime konuşacak Sayın Başkan.


BAŞKAN - Buyurun Sayın Gebeş. (MHP sıralarından alkışlar)


Süreniz 10 dakikadır.


ALİ GEBEŞ (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum;  hepinizi, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.


Bilindiği üzere, konut ihtiyacının karşılanması, ülkemizin şartları ve endüstriyel inşaat zenginlikleri ile konut sektörüne yapacağı desteklerin koordine edilmesi amacıyla, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı kurulmuştur.


Arsaların aşırı fiyatlanmasının önüne geçmek amacıyla, tanzim, alış ve satışı yapmak; konut sanayii, eğitim, turizm yatırımları ile kamu tesisleri için arazi ve arsa sağlama görevleri yürütmek üzere, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü oluşturulmuştur.


Görüşülmekte olan bu tasarıyla, yukarıda ifade edilen, kamu kuruluşları arasında koordinasyonun sağlanmasının, bu kuruluşların yönetim ve denetim açısından daha ağırlıklı bir duruma getirilmesinin, ekonomi içerisinde ağırlıklı bir konuma sahip arsa ve konut üretimi faaliyetlerinin belirli bir düzen içerisinde yürütülmesinin amaçlandığını düşünmekteyiz.


Tasarıyla, arsa, konut politikalarında daha etkin çözümler üretilmesini teminen, Başbakan, ilgili bakan ile kurum ve kuruluş temsilcilerinin yer alacağı Konut Yüksek Kurulu ve Konut İcra Kurulu oluşturulmaktadır. Söz konusu kuruluşların oluşumuyla, konuttaki kararların en üst düzeyde alınarak bir an önce uygulamaya geçilmesi, aksaklıkların tespitiyle gerekli önlemlerin zamanında alınması temin edilecek, bağlı kuruluşların koordinasyon içerisinde çalışması sağlanacak ve böylece uygulamadaki bürokratik engeller ortadan kaldırılacaktır.


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görevi, arsaların aşırı fiyat artışını önlemek olan Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü, rayiç bedelle 1 milyar liraya temin ettiği bir arsayı, vergi ve diğer eklemelerle 1 milyar 600 milyon liraya mal etmektedir.


Tasarının 10 uncu maddesiyle, Arsa Ofisine ücretsiz olarak arsa temin etme imkânı yaratılmaktadır. Bu maddenin, ülkemiz ekonomisine oldukça yarar sağlayacak değişiklik içerdiğini düşünmekteyiz. Zira, arsa maliyetinin konut maliyeti içerisindeki payı Avrupa ülkelerinde yüzde 12 ile 28 mertebelerindeyken, ülkemizde bu oran yüzde 35 ile 55 seviyelerindedir.


İşte 10 uncu maddeyle getirilen bu değişiklikle, konut maliyeti içerisindeki arsa maliyeti payının azaltılması düşünülmektedir. Bu yolla konut maliyetleri aşağı çekilerek, toplumun ödeme gücüne uygun maliyetlere ulaşılabilecek, genel ekonomiye işlerlik kazandırılacak, inşaat faaliyetleriyle ilgili mal ve hizmet üreten 100-150 değişik işkolunun canlanmasına, reel sektörün güçlü hale gelmesine, işsizliğin önlenmesine katkı sağlanmış olacaktır.


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, gecekondu, hem yapanlara hem de gecekondulara hizmet götüren kamu kuruluşlarına yüksek maliyetler getirmektedir. Bu israfın önüne geçilmesi halinde, kamunun ve vatandaşların yaptığı gereksiz harcamalar, diğer ihtiyaçların karşılanmasında kullanılabilecektir.


Bu tasarının kanunlaşması halinde oluşacak müsteşarlığın yapacağı çalışma ve planlamalarla yeni finansman modelleri geliştirilmesi, sağlıklı yerleşim alanlarının inşasına yönlendirici olması beklenmektedir. Böylece yapılacak düzenlemelerle, yağma ve kanunsuz işgalin önlenmesi yanında, ucuz arsa temini, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın ucuz konut edinmelerinin sağlanması ve insanca yaşanabilir kentler oluşturulması için, bunu, çok yapıcı olarak görmekteyiz.


Diğer kadrolara da baktığımız zaman, devlete fazla maliyeti olmayacak ve içeriden karşılanacak ihtisas kadrolarıdır.


Sayın Dönen, burada açıkladılar "yolsuzluklar olacak, şu olacak, bu olacak..." dediler. MHP, iki yıldır iktidarda ve ben de KİT Komisyonu üyesiyim; şimdiye kadar, Toplu Konut İdaresinde nelerin olduğunu çok yakinen bilmekteyiz. O yolsuzluk yapanları, bugün, Türk adaleti önüne getiren 57 nci hükümettir. Öncelikle, bir kişi, bir şeyi söylerken, önüne bakması lazım, kendine bakması lazım.


Hepinizi, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)


MEHMET DÖNEN (Hatay) - Ne varsa, çıkarın, getirin buraya. Böyle, lafa gerek yok...


BAŞKAN - Sayın Lütfi Yalman?.. Yok.


Sayın Kamer Genç, buyurun.


Süreniz 10 dakika.


KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.


Değerli milletvekilleri, dün burada bir kanun çıkardık. Burada, iktidar partisi milletvekilleri çok yiğitlik taslıyorlar da, Yargıtay Başsavcısı diyor ki: "Siz, soruşturma yetkisini cumhuriyet savcılarından aldınız." Eğer, hakikaten alnınız temizse, arkanızda çekinecek bir şey yoksa, cumhuriyet savcılarının soruşturma yetkisini niye kaldırdınız? Baktınız ki, sizin genel müdürlerinize gelecek, bürokratlarınıza gelecek; ne yaptınız: Çoğunluğunuza dayanarak "cumhuriyet savcısı soruşturma yapar" ibaresini kaldırdınız "havale eder" ibaresini getirdiniz; cumhuriyet savcısını, bir havale memuru haline soktunuz. Devletimizin en büyük kamu görevlisi, bugün, buna feryat ediyor "ey Parlamento, bunu çıkarma" diyor. Demek ki, sizin, burada, suistimallerden çekindiğiniz hususlar var.


Şimdi getirdiğiniz tasarı nedir: Emlak Bankasını kapattınız, Türkbankı kapatıyorsunuz... Niye kapatıyorsunuz; orada çok yolsuzluk yapılmıştır, çok büyük krediler alınmıştır, yandaşlarına alınmıştır; bunları kapatıyorsunuz, Emlak Bankasındaki 10 000 personeli sokağa atıyorsunuz, Türkbank'taki 7 500 personeli sokağa atıyorsunuz; onun yerine, Emlak Bankasının bünyesindeki, aşağı yukarı 2,5 katrilyon lira değerindeki gayrimenkulleri, işte, bu koalisyonun paylaşılması sonucunda, bu kanunla bir konut müsteşarlığı ihdas ediyorsunuz, onun bünyesine veriyorsunuz; daha, birçok suiistimallere elverişli hükümler getiriyorsunuz.


Değerli milletvekilleri, bakın, size bir şey söylemek istiyorum: Çok şey söylüyorum da, anlamıyorsunuz; neyse... Şimdi, bir iktidar veyahut da koalisyon kurulurken, devlet teşkilatını paylaşabilir. Yani, şu teşkilat senin olsun, TEDAŞ senin olsun veya Telekom benim olsun diye paylaşılabilir; ama, dünyanın hiçbir yerinde "efendim, şu kamu görevlisi senin olsun, bu kamu görevlisi benim olsun" şeklinde bir pazarlık yapılmaz. Bugün Telekom'da yapılan pazarlık budur. "Efendim, şu yönetim kurulu üyesi senin olsun, bu yönetim kurulu üyesi benim olsun" demek kadar, bu ülkeyi dünya kamuoyunda küçük düşüren bir davranış olamaz; ama, hükümetiniz, hiçbir safhasıyla, hiçbir yanıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin uluslararası düzeyde değerini artıracak bir davranışta bulunmuyor. Ne kadar ayıp bir şey!.. Efendim, bir Telekom'un yönetim kurulu üyelerinin atanması konusunda, Türkiye'nin itibarıyla oynanıyor. Ahmet olur, Mehmet olur... Böyle şey olur mu?! Gidin bakalım, IMF, Dünya Bankası size ne diyor veyahut da kamu kuruluşları; "yahu, bu Türkler ne kadar küçük şeylerin peşindeler..." Memur, devletin memuru olacak; yani, şu partinin, bu partinin kölesi olacak değil ki; devlet memuru, bu şekilde görev yapması lazım.


Değerli milletvekilleri, yeni yeni birtakım suiistimal kaynakları yaratıyorsunuz. Bir defa, hazine arazilerini ve arsalarını, niye bu kurula bedava veriyorsunuz? Bu kurul, bu müsteşarlık bir bakana bağlı, bu bakan da bir partinin bakanı olacak. Ne yapacak; gidecek, hazinenin arsalarını bedava alacak, yandaşlarına verecek; bu, açık seçik ortada; bugünkü uygulamalar ortada.


Sonra, bugüne kadar, yine, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ne kadar dışborcu var, ne kadar içborcu var, kimse bilmiyor. Allah rızası için, devletin hazine bakanı, bilmem, Maliye Bakanı, bütün bakanları gelsinler, şurada desinler. Biz, bunların hepsinden bir rakam alalım, gizli bir rakam alalım. Devletin içborcu ne kadar, dış borcu ne kadar, ödemesi gereken içborç faizi ne kadar, dışborç faizi ne kadar, bir söylesinler. Gizli versinler. İnanmanızı istiyorum ki, hiçbirisi birbirini tutmaz; çünkü, devlet o kadar hunharca yönetilmiş ki, devletin bir sahibi yok. Her aklına gelen bir hesap çıkarıyor. Ben, korkuyorum ki, bazı bürokratlar veya bazı siyasîler, hiç, devletin borç almadığı birtakım paraları, gitmişler, yabancı bankalarla, kuruluşlarla anlaşmışlar... "Zaten, bu devletin muhasebesi tutulmuyor; bari, sen de bize bu kadar alacaklı görün" şeklinde, böyle, hayalî alacaklar da çıkabilir; ben, bundan korkuyorum.


Değerli milletvekilleri, hep, kurullar oluşturuyoruz. Bununla da yeni bir kurul oluşturuyoruz. Bankalar Düzenleme ve Denetleme Kurulu nedeniyle bankacılık çıkmaza girmiş. Allah rızası için, vatandaş bize "ben, bir kadro değişikliği yapmak istiyorum" diyor veyahut da terfi etmesi gerekiyor. İlgili bankaya telefon ediyoruz. Efendim, Bankalar Düzenleme ve Denetleme Kurulu çalışmıyor, bir araya gelmiyor, işlemiyor; yani, devleti iflas ettirdiniz. Ne yapacaksınız; Ziraat Bankasını, Halk Bankasını yabancı şirketlere vereceksiniz, tabiî, sizin getirdiğiniz bu sistemde.


Peki, Türk köylüsüne kim kredi verecek değerli milletvekilleri? Yani, Amerikan şirketleri gelip de, Türkiye'de tarım üretiminin artırılması için tarıma teşvik edici kredi verecek mi, mümkün değil. Peki, Türk esnafına, Türkiye Cumhuriyetinin hudutları içinde esnaflık yapan vatandaşa kim esnaf kredisini verecek? Yani, Amerikan bankası gelip de, bu esnafımızın halini anlayıp da buna kredi verecek mi; değil.


Şimdi, burada yapılacak şey, bu bankaların banka fonksiyonlarını devam ettirmek; ama, burada yapılan suiistimallerin önünü kapatmaktır. Bu devletin geleceği buna bağlıdır. Yoksa, herhalde, Sabancı ile Koç'un bankasına, siz, Türk esnafını ve Türk çiftçisini muhtaç ettiğiniz zaman, maalesef, bunun arkasında büyük suiistimaller, büyük çıkmazlar doğacaktır; ama, tabiî, biz, bunları her vesileyle söylüyoruz. Burada, ilgililer anlamıyor veya anlamak istemiyorlar; ama, bizim burada yaptığımız konuşmaları kamuoyu dinliyor. Dün, mesela, devlet memurlarının yargılanmasında yapılan hata, Türkiye'nin önüne kurulan tuzak, Türkiye için, çok, önlenmez birtakım zararlar ortaya çıkaracaktır.


Şimdi, efendim, Konut Yüksek Kurulu çıkarılıyor, Konut İcra Kurulu kuruluyor.


 Değerli milletvekilleri, 1969'da 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanunu çıktı; yine, 1984'te 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu çıktı. Bunlar, gayet iyi işlediler; dürüst yönetildikleri zaman çok sağlıklı bir neticeye vardılar. Bugün, Emlak Bankasının Türkiye'de mesken politikası, ürettiği meskenlerin dayanıklılığı depremde ispat edildi; ama, şimdi, buralarda, birileri gelip de suiistimal yapıyorsa, bunları kapatmak yerine, bu yönetimleri düzeltmek gerekir. Siz, sanki, yeni yeni kurumlar kurarak memlekete daha mı faydalı şeyler yapıyorsunuz; yok, yeni yeni arpalıklar kuruyorsunuz. Şimdi, bu kanunla 61 tane yeni kadro ihdas ediyorsunuz. Peki, siz, IMF'ye bir niyet mektubunu vermişsiniz. Orada, o niyet mektubunu okumamışlar tabiî. Okuyanlar, daha neler olduğunu da bilmiyor. Liderleriniz diyorlar ki "biz, niyet mektubunu okumadık." Ee, orada "yeni yeni kadro ihdas edici ve gider artırıcı düzenlemeler getirmeyeceğiz" diyorsunuz. Peki, bir devleti yöneten hükümetin bir sözü olması lazım; yani, birisi "niyet mektubunda, ben, şu sözü verdim" diyor, arkasından yeni yeni kanunlar getirirse, kim güvenir sizin verdiğiniz söze?.. Bu, devletin itibarını her yönde tahrip etmektir. Bu, devletin itibarını yok etmektir. Bu kanun tasarısı, yeni yeni arpalıklar getiriyor. Bugün, MHP iktidarı, bu iktidar grubunda kendi ortaklarının bazı arpalıkları var; bunlar da kendilerine yeni bir arpalık hissesini getirmek istiyorlar, yeni kadrolar ihdas ediyorlar, oralara yandaşlarını koyuyorlar.


Şimdi, bana göre, devletin, öteden beri kurduğu, deneyimli, gerekli imtihanlardan geçmiş, kamuya sağlıklı hizmetler vermiş kurumları kapatarak, bu memlekete fayda getirmiyorsunuz; bilakis, bu memlekete zarar getiriyorsunuz, bu memleketin ileride yönetimini çıkmaz duruma sokuyorsunuz.


Tabiî, burada, muhalefetin de yok olmasını, daha doğrusu, büyük bir kısmının, 100-110 milletvekilinin olmamasını da fırsat bilerek, süratle kanunları çıkarıyorsunuz. Bu çıkardığınız kanunların hiçbirisinin memlekete faydası yok.


Ben, bu vesileyle, bir hususu da belirtmek istiyorum. Yurt dışında çalışan Tuncelili çok insanımız var. Terör nedeniyle evsiz kalan, göç eden köylülerimiz şehre akın edince, Avrupa'daki mahallî meclislerdeki Tuncelili hemşerilerimiz -birçok meslek kuruluşlarında bu insanlar- 1995-1996 yılında, Avrupa İskân Fonundan Tunceli için 10 milyon dolar hibe çıkardılar.


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


 BAŞKAN - Buyurun.


KAMER GENÇ (Devamla) - Bu hibe üzerine, Tunceli'de Toplu Konut İdaresi, arsayı aldı, planı yaptı; 560 tane konut yapılıyordu; ama, Mesut Yılmaz Başbakan olduğu zaman, Avrupa İskân Fonuna yazdı "ben para istemiyorum" dedi.


Bakın, düşünebiliyor musunuz, tek bir...


İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir) - Daha önce de söyledin...


KAMER GENÇ (Devamla) - Ben, daha önce de söyledim; gelsin burada cevaplasınlar. İşte, Sayın Bakan da söylesinler...


Bakın, 10 milyon dolar, bedelsiz, karşılıksız, Tunceli'de yapılacak sosyal konutlara Avrupa'nın verdiği bir paraydı; ama, devleti yöneten insanların, sırf, Tunceli'ye ters bakmaları sonucu, orada o 10 milyon dolardan vazgeçildi. Devletin bir kuruş bir kaybı da yoktu; ama, işte, Türkiye bu zihniyetlerle yönetiliyor; ne yapalım ki... Zaten, yarın, yine orada olağanüstü hali ilan edeceksiniz.


Tabiî, benim bu tasarıyla ilgili birtakım önergelerim de var; orada da konuşacağım.


Saygılar sunuyorum efendim.


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Genç.


SEDAT ÇEVİK (Ankara) - Sayın Başkan...


BAŞKAN - Buyurun.


SEDAT ÇEVİK (Ankara) - Bir konuyu arz etmek istiyorum. Özellikle buraya çıkan konuşmacı arkadaşlar, yiğitlik taslamak gibi, gerçekten, dikkat ediyorum, hep Grubumuzu ve bizleri rencide edici ifadelerde bulunuyorlar. Özellikle bazı arkadaşlarımız -sizin de dikkat ettiğiniz gibi- bunu alışkanlık haline getirdi. Burada, hiçbir Milliyetçi Hareket Partili veya diğer milletvekili arkadaşlarımızdan hiçbirinin yiğitlik taslamaya ihtiyacı yoktur. Hepimiz, bu Türk Milletinin yiğit birer evlatlarıyız.


Sayın konuşmacı 10 dakika konuştu -siz de takip ettiniz- bu kanun tasarısıyla ilgili söylediği doğru dürüst bir şey yok. Bu söylediğini kendisine iade ediyoruz.


KAMER GENÇ (Tunceli) - Kendisi beni dinlemiş mi acaba?!


SEDAT ÇEVİK (Ankara) - Lütfen, bu konuda da, biraz daha dikkatli olmanızı diliyorum Sayın Başkan. Yani, bizleri tahrik ederek, bizlere laf söyleyerek devamlı sataşmada bulunuyorlar. Biz, burada, susuyorsak eğer, bu, Türk Milletinin Yüce Meclisinin çatısı altında olduğumuz için ve bu Meclise duyduğumuz saygıdan dolayıdır.


Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)


KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.


Ayrıca, ben, kimseye karşı yiğitlik taslamıyorum, yasama görevimi yapıyorum.


YUSUF KIRKPINAR (İzmir) - Bir söylüyorsun, dönüyorsun bir başka şey söylüyorsun.


KAMER GENÇ (Tunceli) - Bu Meclisin içindeki herkes, benim için, saygıdeğer arkadaşlarımızdır. Ben hiç kimseye sataşmıyorum.


SEDAT ÇEVİK (Ankara) - Ama konuşmaya böyle başlıyorsun.


KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, ben arkadaşımın partisine de herhangi bir sataşmada bulunmadım. Ben, sadece, getirilen bu kanunla birtakım arpalıklar kuruluyor dedim. Bundan niye kendisi alınıyor?


BAŞKAN - Efendim, tabiî, bu tür eleştirilere alışacağız, katlanacağız; muhalefettir eleştirecektir; ama, eleştirinin dozunu da, sanıyorum, arkadaşlarımız iyi ayarlayacaktır.


Sayın Seven, buyurun.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkanım, Sayın Bakanımıza, aracılığınızla, aşağıdaki soruları sormak istiyorum.


Birinci sorum: Sayın Bakanım, Toplu Konut, gerçekten, Türkiye'nin önünde bir ışıktı. Şu dört beş yıl öncesine kadar her dargelirli bu Toplu Konuttan ev sahibi olmak için, yollara çıkmış, bankalardan kredi almıştır. Ne oldu da, dört yıl, beş yıl öncesinden bugüne kadar, Toplu Konutun tüm kaynakları kurutuldu ve bugün, Toplu Konut, Türkiye'ye cevap veremiyor?


İkinci sorum: 1997 yılında Toplu Konutla ilgili hesaplar Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda ele alınırken, 1997 yılındaki hesaplar ibra edilmedi. 1996 ve daha önceki yıllar için büyük yolsuzlukların ortaya konulduğu düşüncesiyle birçok soruşturma dosyalarının olduğu raporda belirtilmişti.


Şimdi, sormak istiyorum: 1997 ve önceki yıllarla ilgili yapılan yolsuzluklar nelerdir; bu yolsuzluklarla ilgili şahıs ve kişiler kimlerdir; bu şahıslarla ilgili gerek adlî yargı gerekse idarî bakımdan ne gibi işlemler yapılmıştır; bu yapılan işlemlerin sonuçları nelerdir?


Üçüncü sorum: Emlakbank ile Emlak Konut bir arada yürütülen bir müesseseydi. 1987, 1988, 1989, 1990, 1994, 1995, 1996, 1997 yıllarına ait Emlakbank'la ilgili hesaplar, Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda ibra edilmedi. Emlakbank'la ilgili ve eğer varsa, Emlak Konutla ilgili ne gibi yolsuzluklar olmuştur; bu yolsuzlukların içinde yer alan kişi ve kişiler kimlerdir; bu yolsuzlukları yapan kişiler hakkında neler yapılmıştır; şu anda sonuçlanmış mevcut dosyalar var mıdır?


Dördüncü sorum: Şükrü Karahasanoğlu, Emlakbank'a hangi hükümet döneminde atanmıştı; daha sonra, Sümerbank'ın başına geçmesinde, Etibank'ın başına geçmesinde önceki siyasilerle ilgili bir bağlantı var mıdır?


Teşekkür ediyorum.


BAŞKAN - Biz de teşekkür ediyoruz; ama, sayın milletvekilleri, bir üye, en azından bir, birbuçuk dakika içinde sorusunu sorarsa...


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Ama, efendim, olay büyük. Türkiye'nin bugün gündeminde olan olaylar bunlar. Yani, bunları sormayacağız da ne zaman soracağız?!


BAŞKAN - Sayın Çelebi, buyurun.


NAİL ÇELEBİ (Trabzon) - Sayın Başkanım, aracılığınızla, Sayın Bakanımızdan aşağıdaki sorularımın cevaplandırılmasını arz ediyorum.


Sevgili Bakanım, Türkiye'nin muhtelif illerinde, Toplu Konut İdaresi marifetiyle yürütmeye çalıştığınız konut projelerinin bir bölümünün, özellikle Orta Karadeniz Bölgesinde, Samsun'da yapıldığını biliyoruz. Bu yaptığınız çalışmaların benzerinin Trabzon İlimizde de yürütülmesi yönünde bir çalışmanız var mı; varsa hangi aşamadadır? Bunların açıklanmasını ve değerlendirilmesini istiyorum.


İkinci sorum: Konut Müsteşarlığı kurulmasının, yürüttüğünüz bu projelere herhangi bir manisi olacak mıdır? Özellikle, kredilendirme yönünden yaratabileceği imkânlar konusunda bize bilgi verir misiniz?


Teşekkür ediyorum.


BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Çelebi.


Sayın Kaya, buyurun.


YALÇIN KAYA (İçel) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.


Aracılığınızla Sayın Bakanıma yöneltmek istediğim soru şu:


Biraz önce, değerli muhalefet partisi milletvekillerinin konuşmalarında, iktidar partilerinin bu müsteşarlıkla birlikte, alan yaratmaya çalıştıkları, özellikle de, Milliyetçi Hareket Partisine alan yaratılması söz konusu edildi. Ben, Sayın Bakanıma bir şey sormak istiyorum: Bakan olalı beri, bugüne kadar, hakikaten bir alan yaratma çabası olmuş mudur? Kadrolaşma vesaire faaliyetleri, partililerine, yandaşlarına herhangi bir peşkeşi olmuş mudur? En önemlisi de, yoksa, bu Konut Müsteşarlığıyla, arsa üretip bu arsaları Milliyetçi Hareket Partisinin adına, tapuda tescil mi ettirecektir?


Ben, bunları öğrenmek istiyorum. Teşekkür ediyorum.


BAŞKAN - Teşekkür ederiz.


Sayın Bakan, 5 dakika içerisinde cevaplayınız.


Buyurun efendim.


DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.


Sayın milletvekilleri, TOKİ'yle ilgili soruya cevap vererek sözlerime başlamak istiyorum. Toplu Konut İdaresi, bilindiği gibi, Türk inşaat sektöründe, hakikaten, çok önemli vazifeler ifa etmiş bir kamu teşekkülüdür. Bu kamu teşekkülünün inşaat sektörüne ve konut sektörüne yaptığı hizmetler, elbette ki, finanse edilebildiği ölçüde başarılı olabilir. 1984-1997 yılları arasında, önemli, ciddî ve başarılı bir hizmet görmüştür; ancak, 1993 yılından itibaren ve 1997 yılında da tamamen bütçeleştirilmek suretiyle, Toplu Konut Fonunun kaynakları kurumuş olduğu için, bugün, aslî vazifesini yeterince yerine getiremediği bir gerçektir.


Diğer taraftan, Toplu Konut İdaresinin 1997 yılı içerisinde hesap raporlarının ibra edilememesi nedeniyle, gerekli tahkikatlar ve incelemeler yapılmakta, ilgilileri hakkında idarî ve adlî, yasal işlemlere tevessül edilmektedir.


Emlak Bankasının da, keza, bizim siyasî sorumluluğunu üstlendiğimiz dönemde ve ondan önceki dönemlerde, KİT Komisyonu tarafından hesapları incelenmiş ve buradaki usulsüz ve yolsuz işlemler tespit edildiği için, hesapları, maalesef, KİT Komisyonu tarafından ibra edilmemiştir. İbra edilmeyen her yönetim için, benim Bakanlığım döneminde, idarî soruşturma açılmış, adlî soruşturma açılmış, yetkilileri ve sorumluları, gerek idarî yönden gerekse adlî yönden, yaptıkları işlemlerin hukuk çerçevesi içerisinde karşılığını görmek üzere, muameleye tabi tutulmuşlardır.


Eğer, sayın milletvekilimiz arzu ederse, burada, kimler hakkında, ne gibi işlem yapıldığına dair iki sayfalık kısa bir not vardır. Bu notu kendisine takdim ederek, zaman kaybetmek istemiyorum. Bu şekilde cevabı uygun görürse vereyim; yoksa, okuyayım.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Yazılı da verebilirsiniz...


KAMER GENÇ (Tunceli) - Daha zamanınız var Sayın Bakanım; biz de duyalım.


DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Peki, Sayın Genç de arzu etti.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Efendim, soruyu ben sordum; o sormadı ki!..


DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Peki...


Bakanlığımızın 25.8.2000 tarihli ve 541 sayılı yazısıyla, işlemin yapıldığı tarihte Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı olan Erdin Arı, Yönetim Kurulu üyeleri Mustafa Erkovan, Reha Abi, İsmail Heral, Yücel Alptekin ve Mehmet Kemal Ünsal ile diğer görevliler, Turgay Bilgin, Levent Dalgün, Cumali Özekici, Süheyl Yalçındağ ve Selahattin Kosler haklarında soruşturma izni verilmiş olup, bu izinden sonra işlemesi gereken yasal süreç devam ediyor.


Yine, aynı kararla...


KAMER GENÇ (Tunceli) - Emlakbank mı?


DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Evet, Emlakbank...


SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, hepimize birer suret dağıtsınlar, daha iyi...


BAŞKAN - Sayın Bakanım, o yazının bir suretini grup başkanvekillerine verir misiniz?


DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Peki, bir suretini takdim edeyim. Bunu okumakla vakit geçirmeyeyim.


BAŞKAN - Teşekkür ederim.


Evet, süre de tamamlandı...


KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istemiştim.


BAŞKAN - Arayacağım Sayın Genç, notunuzu aldım.


DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Diğer taraftan, Emlak Bankasının bankacılık bölümünün ayrılıp, inşaat bölümünün ayrı bir faaliyette bulunması gerektiği, 1997 yılından itibaren, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu kararlarıyla belirlenmiş ve bu şekilde bir karar alınmıştır. Bu kararın gereğinin yerine getirilebilmesi için bir çalışma başlatılmıştır. Çalışmanın özünde, Emlak Bankasının inşaat faaliyetlerinin durdurulması kararlaştırılmıştır; tarih, 1997. Ondan sonra bu işlemlere devam edilmiş ve Emlak Bankasının inşaatla ilgili, arsa aşamasından başlayıp taahhüdü altında bulunan inşaatlar ve yaptırdığı işlerle birlikte, inşaat sektöründe faaliyet gösteren şirketlerinin de, inşaat dilimi içerisinde faaliyet göstermesi ve bankacılık alanından sıyrılması yönündeki çalışmalar sürdürülmüş; ancak, bizim, Bakanlık görevine başlamamızdan sonra, bu, daha kesin ve net adımlar haline getirilmiş ve Emlak Bankasının inşaatla ilgili tüm bölümleri tefrik edilerek, nisan ayında çıkarılmış olan Bakanlar Kurulu kararıyla ayrıştırılmış ve bankacılık bölümü, Hazineden sorumlu Sayın Devlet Bakanının siyasî sorumluluğuna tevdi edilmiştir. Geriye kalan miktar, Sayın Dönen'in ve Sayın Genç'in de ifade ettiği gibi, 2,5 katrilyon diyorlar, bunu hesaplamak pek mümkün değil; çünkü, bilanço değerleri üzerinden baktığımız zaman 1 katrilyon, gerçek değerler üzerinden baktığımız zaman, bu, bazı gayrimenkullerde düşmekte, bazı gayrimenkullerde de artmaktadır.


Bunun idare edilebilmesi gerekmektedir; bir.


Diğer taraftan, Arsa Ofisinin önündeki yasal engellerin giderilerek, ülkenin gecekondulaşma, ülkenin çarpık kentleşme, ülkenin arazi rantçılığı ve arazi mafyası gibi problemlerinin önüne geçmek ve yine, ülke içerisinde ekonomide önemli bir sektör olan inşaat sektörünün ve onun lokomotifliğinde yürüyen 140 ayrı ekonomik alanın faaliyete geçirilebilmesi için bir çalışma yapılması lazımdı, bu çalışmanın da derli toplu olması lazımdı ve bu çalışmanın da devletin diğer kurum ve kuruluşlarıyla koordinasyon içerisinde yapılması gerekliydi. İşte, bu çerçeve içerisinde, konut müsteşarlığı kanunu gerekliydi ve zarurîydi.


Sayın Nail Çelebi'nin sualine cevaben arz ediyorum.


BAŞKAN - Sayın Bakanım, çok kısa olarak; çünkü, süremiz tamamlandı efendim.


DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Hay hay efendim.


Toplu Konut İdaresi, Karadeniz Bölgesinde, Samsun'da 3 000 konut civarında ciddî bir yatırım gerçekleştirmiştir ve geçen aylar içerisinde bu inşaat tamamlanmış, hak sahiplerine teslim edilmiştir. Trabzon'da da, Toplu Konut İdaresinin müşteri finansmanı ve hasılat paylaşımı suretiyle, bu finansman modellerini uygulamak suretiyle bir çalışması vardır. Temenni ederiz ki konut müsteşarlığı kanunu bir an önce çıkar, bu finansman modellerini uygulayacak organlar teşekkül ettirilir ve Karadeniz Bölgesindeki, Trabzon'daki vatandaşlarımız da bundan yararlanma imkânı bulur.


Sayın Kaya'nın sorusuna cevaben arz ediyorum. Bu arada, basında çıkan bir bilgiyi de arz ederek ifade etmek istiyorum ki, bu kadrolaşma konusunda yanlış bilgiler verilmektedir. Saygın bir gazetemizin bir köşe yazarı, konut müsteşarlığı kanunu ile Milliyetçi Hareket Partisinin kadrolaşmak için bir yol açtığı ve bu yol ile konut müsteşarlığı kanunundan sonra 80-81 ilçede, 2 000 de beldede şubeler, müdürlükler ihdas edileceği, böylece 10 400 kadroyu da -bu tasarının kanunlaşmasından sonra- açıp devlete bir yük getireceğini ifade etmişti. Bereket ki, değerli milletvekilleri bu kadar büyük bir boyutta görmemişler; ancak, ifade edildiği gibi, Konut Müsteşarlığı Kurulması Hakkında Kanun Tasarısı, hiçbir şeklide kadro ihdasını gerektiren bir çalışma değildir, sadece, 61 elemana naklen atama yolunu açan bir tasarıdır; bunun dışında, kadro dereceleri açıktan atama yapılmasına imkân sağlamayacak şekilde tespit edilmiştir. Burada, hem bunu basında dile getiren basın mensupları için hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde dile getiren milletvekilleri için ifade ediyorum, bu konuya bu kadar önem veriyorlarsa, hiç olmazsa, tasarının ekindeki kadro cetvellerini okusalardı da mahcup duruma düşmeselerdi.


Teşekkür ederim Sayın Başkanım.


BAŞKAN - Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.


Tasarının maddelerine geçilmesi hususunu oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını, Sayın Genç'in istemi üzerine, arayacağım.


HASAN GÜLAY (Manisa) - Kim istedi?..


BAŞKAN - Sayın Genç istedi efendim; İçtüzükten doğan bir hakkını kullanıyor, bunda yadırganacak bir şey yok.


Oylama için 3 dakikalık süre vereceğim.


Bu süre içerisinde sisteme giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen giremezlerse, aynı süre içerisinde, oylama pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını; vekâleten oy kullanacak sayın bakan varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve imzasını taşıyan oy pusulasını, aynı süre içerisinde, Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyor, oylama işlemini başlatıyorum.


(Elektronik cihazla oylama yapıldı)


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, tasarının maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır.


1 inci maddeyi okutuyorum:


KONUT MÜSTEŞARLIĞININ KURULMASI VE ARSA OFİSİ KANUNUNDA


DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI


BİRİNCİ BÖLÜM


Amaç ve Tanımlar


Amaç


MADDE 1. - Bu Kanunun amacı; kalkınma planlarına ve yıllık programlar ile bölgesel ve yerel planlar arasında uyumu sağlayarak sağlıklı ve düzenli yapılaşmayı oluşturmak üzere, yatırım sektörleri, kamu tesisleri ve her çeşit konut için ihtiyaç duyulan arsa üretimini sağlamak, konut ihtiyacını gidermeye yönelik alternatif finansman modellerini geliştirmek, arsa ve konut politikaları üretmek ve bu politikaların uygulanmasını sağlamaktır.


BAŞKAN - 1 inci madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


Önerge yok.


1 inci maddeyi oylarınıza...


MURAT AKIN (Aksaray) - Sayın Başkan, benim Grubumuz adına söz talebim vardı.


BAŞKAN - Gelmezse ne yapayım...


TURHAN GÜVEN (İçel) - Pusula gönderdim efendim.


BAŞKAN - Efendim, yok, gelmezse ne yapayım.


YUSUF KIRKPINAR (İzmir) - Efendim , oylamaya geçtiniz.


BAŞKAN - Kabul  edenler... Etmeyenler... 1 inci madde kabul edilmiştir.


2 nci maddeyi okutuyorum:


KAMER GENÇ (Tunceli) - Böyle şey olur mu Sayın Başkan?


BAŞKAN - Oylamaya geçtik efendim.


TURHAN GÜVEN (İçel) Yangından mal kaçırmayın. 4 maddeydi; şimdi, 14 madde varsa 14 madde üzerinde de konuşturacağım.


Tanımlar


MADDE 2. - Bu Kanunda geçen;


a)Bakan : Konut Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanı,


b) Bakanlık : Konut Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlığı,


c) Kurul : Konut Yüksek Kurulunu,


d) Koordinasyon Kurulu : Konut Koordinasyon Kurulunu,


e) Müsteşarlık : Konut Müsteşarlığını,


İfade eder.


BAŞKAN - 2 nci madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Murat Akın; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)


DYP GRUBU ADINA MURAT AKIN (Aksaray) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 698 sıra sayılı tasarının 2 nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.


Değerli milletvekilleri, konut müsteşarlığının kurulmasıyla amaçlanan, konut yapımının ve hazine arsalarının, Millî Emlak Genel Müdürlüğü adına tescilli olan hazine arsalarının Konut Müsteşarlığı ve Arsa Ofisi vasıtasıyla tahsis edilmesi suretiyle konut yapımını teşvik etmek ve planlı bir kalkınmayı sağlamaktır.


Değerli milletvekilleri, bu hükümet hükümet olduğu tarihten itibaren yapılan konut adedi ile daha önceki hükümetler döneminde yapılan konut adedini size metrekareleriyle birlikte vermeye çalışacağım.


Değerli milletvekilleri, hükümete mensup milletvekillerinin sık sık tenkit ettiği yıllardan başlamak suretiyle açıklık getirmek istiyorum.


1993 yılında toplam konut adedi 130 972; 1999 yılında bu hükümetin işe başladığı yıldan itibaren yapılan konut 18 968 adet; 1993 yılında kamu konutu 2 827 adet, özel konut 99 871 adet, yapı kooperatiflerinin ise 28 274 adettir. Metrekare olarak söylüyorum, toplam 65 966 000, kamu 2 681 000, özel 48 090 000, yapı kooperatifleri 15 196 000'dır.


Yine, 1996 yılından bir örnek vermek istiyorum; 1996 yılında 112 431 adet konut yapılmış; bunun 1 147 adedi kamuya, 88 534 adedi özel sektöre, 22 750 adedi de kooperatiflere aittir. 2000 yılına baktığımız zaman, 6 236 adet konut yapılmış; bunun 473 adedi kamuya, 5 249 adedi özel sektöre, 514 adedi de yapı kooperatiflerine aittir.


Değerli milletvekilleri, 1999, 2000 ve içinde olduğumuz 2001 yıllarında hükümetin uygulamış olduğu ekonomik istikrar paketi çerçevesinde, Türkiye'de, yok denilecek kadar konut inşaatı yapılmaktadır. Bu hükümet kalkınmayı hedef alıyor, büyümeyi hedef alıyor; açlıkla, yoklukla, yolsuzlukla mücadeleyi hedef alıyor; ama, konut inşaatı gibi, geniş yan sanayiin; ana, temel sanayiin çalıştığı 2 000'e yakın işyeri negatif büyüme içerisinde.


Size soruyorum; 1993'te 130 000-140 000 adet konutun yapıldığı ortadayken, şimdi ise 18 000 adetlerde kalan konut yapımı için bir müsteşarlık kurulmasının sebebi nedir? Acaba, geçmişte 120 000-130 000 konutun idaresini yapan Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü, Toplu Konut İdaresi veya Millî Emlak Genel Müdürlüğünün buralara tahsis etmiş olduğu arsalarda, arazilerde bir sıkıntı doğmadı da, şimdi yapılmış olan 18 000 adet konutta mı bir sıkıntı doğuyor?


Soruyorum; beğenmediğiniz, tenkit ettiğiniz o hükümetler döneminde, 1994, 1995, 1996, 1997'de, hiçbir zaman 100 000'in altında konut inşaatı yapılmamış. Buraya gelindiği zaman rakamla konuşulmuş olsa daha iyi olur.


Bakın, 1999'da yapılan konut adedini tekrar söylüyorum; 1999'da 18 000, 2000'de 6 000 konut yapılmış; ama, 1993, 1994, 1995, 1996 yıllarında, 1997'ye kadar, her yıl 100 000'in üzerinde konut yapılmış. Peki, siz neyi savunuyorsunuz, iktidar olarak neyi müdafaa ediyorsunuz? Bu hükümet, dört yıl içinde, Türkiye'yi, cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik buhranına sürüklemiştir. Acaba, bunun iyi olduğunu mu müdafaa ediyorsunuz?!. Millet, ağır bir yoksullaşma içinde, çaresizlikle, zorlukla karşı karşıya bırakılmış. Ekonomi, tam anlamıyla bir çıkmaz sokağa sürüklenmiş, bunu mu müdafaa ediyorsunuz?!.


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


BAŞKAN- Buyurun Sayın Akın.


MURAT AKIN (Devamla)- 99 seçimlerinden sonra işbaşına gelen Anasol-M Hükümeti, Türkiye'yi iki yıl içinde, tanınmaz bir noktaya, ekonomik çöküntüye ve fakirleşmeye mahkûm etmiştir. Uyumlu ve başarılı olduğunu iddia eden Anasol-M Hükümetinin bugüne kadar tam 6 bakanı, istifa ve azil suretiyle bakanlık görevlerinden ayrılmak zorunda kalmışlardır. Böyle fevkalade bir idare oluyor da, acaba, bu bakanlar, hem de bu Toplu Konuttan, Arsa Ofisinden sorumlu bakanlar niye istifa ediyor?!.


Bunlara bir açıklık getirilmesi gerekir diyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN- 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.


3 üncü maddeyi okutuyorum:


İKİNCİ BÖLÜM


Teşkilât ve Görevler


Konut Yüksek Kurulu


MADDE 3. - Başbakanın başkanlığında, Bakan, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakan, Maliye Bakanı, Bayındırlık ve İskân Bakanı ile Konut Müsteşarından oluşan Konut Yüksek Kurulu kurulmuştur.


Başbakanın bulunmadığı hallerde Kurula, Bakan başkanlık eder.


Görüşülecek konunun özelliğine göre, Kurul Başkanının daveti üzerine ilgili bakanlar da Kurula katılır.


Kurulun görevleri şunlardır :


a) Arsa ve konut üretimi konusunda genel politikaları belirlemek.


b) Öncelikli arsa ve konut üretim alanlarını ve bu alanlarda yapılacak üretimin takvimini tespit etmek.


c) Yapılacak arsa ve konut üretimi için gerekli iç ve dış kaynakları yönlendirmek.


d) Konut Koordinasyon Kurulu ve Müsteşarlık tarafından, bu Kanun kapsamında hazırlanıp onayına sunulan hususları değerlendirip karara bağlamak.


BAŞKAN- 3 üncü madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Burdur Milletvekili Sayın Mustafa Örs.


Buyurun Sayın Örs. (DYP sıralarından alkışlar)


Süreniz 5 dakika.


DYP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖRS (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının, konut yüksek kurulunu düzenleyen 3 üncü maddesi üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum, bu vesileyle, şahsım ve Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 57 nci hükümet, son ekonomik krizleri gerekçe göstererek her gün yeni zamları devreye sokarak, ekonomik krizin faturasını halkımıza yüklerken ve bu sayede de ekonomik programın başarılı olacağına inanırken, kamunun zaten hantal olan yapısına yeni bir yük getiren konut müsteşarlığı kurulması yasa tasarısını gündeme getirmektedir. Hatırlayacağınız üzere, halkımız zamlara ezdirilmeyecek, çalışan ve üreten kesimler desteklenerek ekonomide büyümeye doğru gidilecekti; fakat, önümüze getirilen tasarılarla bunun mümkün olmadığını görmekteyiz. Her zamanki gibi kolaycılığa kaçarak, otoyollara, köprü geçişlerine ve birçok işleme zam yaparak, vergi koyarak, bu sayede gelir elde edeceğini sanmaktadır. Bunun yerine, hiç vergi vermeyen kesimlerin vergi verir hale getirilerek ve hükümetleriniz zamanında her gün haberlerine alıştığımız yolsuzluk olaylarının önünü tıkayarak, pekâlâ, Hazineye artı gelirler kazandırmak mümkün olabilirdi; fakat, bu konularda henüz somut adımlar atmadığınızı da üzülerek görmekteyiz. Son günlerde yapılan soruşturmalar ve ortaya çıkarılan yolsuzluk dosyalarından ötürü yargıya yapılan müdahaleler, jandarmaya yapılan "yetkisini aşıyor" açıklamaları, bizleri ve kamuoyunu rahatsız etmektedir. Bu tür hareketlerden kaçınmak ve varsa, eğer, suçluların yargıya intikalini sağlamak hükümetlerin görevi olmalıdır.


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konut müsteşarlığı kurularak yeni bir bakanlığın kuruluşuna öncülük edilmektedir. Bu karar, IMF'ye verilen niyet mektubunda "gider artışına yol açacak teşkilat genişlemelerine gidilmeyecektir, yeni kadro dahil, kaynağı olmayan harcama artırıcı uygulamaya gidilmeyecektir" denilmesine rağmen, yeni kadro ihdasına gidilmektedir. Şimdi, diyebilirsiniz ki, biz, bunun için bütçeye kaynak koyduk; o zaman, zamlar niye; yaptığınızın, demek ki, bir kısmının, bu kadrolara verilmesi için yapıldığı ortaya çıkmaktadır.


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 3 üncü maddesinde "Başbakanın başkanlığında, Bakan, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakan, Maliye Bakanı, Bayındırlık ve İskân Bakanı ile Konut Müsteşarından oluşan Konut Yüksek Kurulu kurulmuştur" denilmektedir.


Değerli arkadaşlar, mahallî idareler yasasının kamuoyu gündeminde olduğu bugünlerde, bu yasa da dikkate alınarak, mahallî idarelerden de bu kurula eleman alınması, alınacak kararların uygunluk tartışmalarında önem arz etmektedir; çünkü, iskâna açılacak Hazine arazilerinin altyapısı, yolları, yerel yönetimler tarafından yapılacaktır. Bu nedenle, yerel yönetimlerden de kurula temsilci alınması gerekir.


Bir de, ülkemizde, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlükleri, bugüne kadar, ne gibi üretimler yapmışlardır; bunların çalışmaları yetersiz mi ki, bir de üzerine konut müsteşarlığı kurularak biraz daha bürokratik yetki karmaşasına doğru sürüklenen bir yapı oluşturulmak istenmektedir?


Ayrıca, bu tasarının, koalisyonda, dengeleri sağlamak adına, Emlak Bankasının koalisyonun bir üyesinin elinden alınmasıyla oluşan boşluğu doldurmak için ve Emlak Konut AŞ'nin trilyonlarını rahatça yönetmek, Arsa Ofisini ve Toplu Konut İdaresinin de içinde bulunduğu yeni bir hantal kurum oluşturmaktan öteye geçmeyen, hiçbir işe yaramayacağı inancında olduğumuz bir yapılanmadır.


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, bazı hususları da dikkatlerinize sunmak istiyorum. Devlet, arsa ve bina ticaretine devam ederse, yeni yolsuzluklara da zemin hazırlamış olacaktır. Mülkiyeti Hazineye ait arazi ve arsaların bedeli karşılığı devri gerekirken bu yapılmamakta ve arsaların peşkeş çekilmesine zemin hazırlanmaktadır.


Mahallî idarelerle ilgili temel kanun, bugünlerde Mecliste ele alınması gerekirken -beklenmektedir- bu kanunun çıkması, yerel yönetim kanununun çıkması beklenmeden böyle bir yasanın çıkarılması, ileride bazı yetki karmaşalarına ve arsa üretimlerinde müsteşarlıkla belediyeler arasında sürtüşmelere sebebiyet verebilecektir.


Ayrıca, tasarıda, belediyelerle hiç işbirliği düşünülmemiştir. Emlak Bankasının, Emlak Konut AŞ'nin elinde 2 katrilyon değerinde gayrimenkul olduğu komisyonlarda dile getirilmiştir. Bunlarla ilgili menkule çevrilme çalışmaları hızla yapılmalı, kaynak aradığımız bugünlerde, dışarıdan değil, içeriden böyle kaynaklar devreye sokulmalıdır.


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


MUSTAFA ÖRS (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.


BAŞKAN - Buyurun.


MUSTAFA ÖRS (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuda küçülmeyi ve özelleştirmeyi tartıştığımız, kamu bankalarını -çalışanları mağdur ederek- özelleştirmeye ve bazılarını kapatmaya çalıştığımız bugünlerde yeni bir kadrolaşma hareketinin, hele siyasetin allak bullak olduğu bugünlerde bu tasarının gündeme gelmemesi gerektiğini ve bu tasarıya bu duygular ve gerekçelerle ret oyu vereceğimizi bildirir, Yüce Heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlarım. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz.


Madde üzerinde 4 önerge vardır; ancak, 3 önergeyi işleme alacağım.


Önergeleri, önce geliş sırasına göre okutup, sonra aykırılık derecesine göre işleme alacağım.


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesinin (c) bendinin ikinci fıkrasındaki "gerekli" kelimesinden sonra "olan" kelimesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.


                                                                     Nidai Seven


                                                                                 Ağrı


BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesinin ikinci paragrafının ilk satırında yer alan "özelliğine" kelimesinin "önemine" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.


                                                                     Nidai Seven


                                                                                 Ağrı


BAŞKAN - Son önerge, aynı zamanda en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme alacağım.


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.


                                                                     Nidai Seven


                                                                                 Ağrı


BAŞKAN - Sayın Komisyon?..


KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bir şey öğrenmek istiyorum: Bu kanun tasarısının hangi maddeleri üzerinde önerge var?


BAŞKAN - Orada yazılı Sayın Genç.


KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, olmaz... Bakın, benim, burada, önergem var, bir tek önerge verdik; sırf dolgu önergelerle, bizim önergeyi... Ama, efendim, söyleyin; şimdi, hangi maddelerde önerge varsa, söyleyin?..


BAŞKAN - Sayın Genç...


KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bakın, 1 inci maddede okutmadınız, 2 nci maddede okutmadınız, önerge yoktu; ama, sırf buradaki önergemizi boşa çıkarmak için, dolgu önergelerini işleme koyuyorsunuz; böyle olmaz! Sayın Başkan, böyle olmaz!


BAŞKAN - Sayın Genç, önergeyi ben mi vereceğim, ben mi alacağım?!


KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, 2'de ve 3'te önergeler var mı?


BAŞKAN - 2 nci maddede önerge yok efendim.


KAMER GENÇ (Tunceli) - O zaman, niye biz boştan yere önerge verdik?


BAŞKAN - Takip edecek ben miyim efendim; sırası gelince işleme alıyorum; ne yapabilirim ki...


Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?


PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.


BAŞKAN - Sayın Hükümet?...


DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Katılmıyoruz efendim.


KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum Sayın Başkan.


BAŞKAN - İsteyebilirsiniz; sizin isteğiniz yerine gelmiyor mu? O arkadaşın da önerge verme hakkını işleme alacağız.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkan, önergelerimi geri çekiyorum.


KAMER GENÇ (Tunceli) - O zaman bizim önergemizi işleme koymanız lazım.


BAŞKAN - Okunduktan sonra işleme alınmıyor.


KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, oylama işlemi olmadan önergelerini geri almıştır...


BAŞKAN - Efendim, önergelerini çekmiştir.


3 üncü maddeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeteryasını arayacağım.


Oylamayı elektronik cihazla yapacağım.


Oylama için 3 dakikalık süre vereceğim; sayın milletvekillerinin bu süre içerisinde sisteme girmelerini, giremedikleri takdirde, teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen giremezlerse, aynı süre içerisinde oylama pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını, vekâleten oy kullanacak sayın bakan var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve imzasını taşıyan oy pusulasını Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyorum.


Oylama işlemini başlatıyorum.


(Elektronik cihazla oylama yapıldı)


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı bulunamamıştır.


Birleşime, saat 15.45'te toplanmak üzere ara veriyorum.


Kapanma Saati : 16.33



 




ÜÇÜNCÜ OTURUM


Açılma Saati : 16.45


BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY


KÂTİP ÜYELER : Cahit Savaş YAZICI (İstanbul), Hüseyin ÇELİK (Van)


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127 nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.


3 üncü maddenin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.


V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN


GELEN DİĞER İŞLER (Devam)


3. – Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/857) (S. Sayısı : 698) (Devam)


BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.


3 üncü maddenin oylanmasında karar yetersayısı bulunamamıştı.


Şimdi, yeniden, elektronik oylama cihazıyla oylamayı yapacağım ve karar yetersayısını arayacağım.


Oylama işlemini başlatıyorum.


(Elektronik cihazla oylama yapıldı)


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; 3 üncü madde kabul edilmiştir.


4 üncü maddeyi okutuyorum :


Konut Koordinasyon Kurulu


MADDE 4. - Konut Müsteşarının başkanlığında, Toplu Konut İdaresi Başkanı, Arsa Ofisi Genel Müdürü, Millî Emlak Genel Müdürü, Tapu ve Kadastro Genel Müdürü ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdüründen oluşan Konut Koordinasyon Kurulu kurulmuştur.


Yürütülecek projelerin özelliklerine göre, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri de Kurul kararı ile Koordinasyon Kuruluna katılabilirler.


Konut Koordinasyon Kurulu, Kurul kararlarının oluşumuna esas olmak üzere, hazırlıkları yapmak ve Kurul kararlarının uygulanmasında ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyonu sağlamakla görevlidir."


BAŞKAN - 4 üncü madde ile ilgili olarak, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük.


Buyurun Sayın Bedük. (DYP sıralarından alkışlar)


DYP GRUBU ADINA SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 698 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, şahsım ve Doğru Yol Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.


Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarısında yeni bir kademenin, yeni bir birimin oluşturulmasını görüyoruz. Oysa, bugün kamunun yapısı, milletin beklentilerine ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte değildir. Yeni bir yapılanmaya ihtiyaç vardır; çünkü, hizmette kalite ve standart, özellikle, gelişen teknolojinin ve bilimin ortaya koyduğu ihtiyaçları da karşılayacak durumda değildir.


Aynı zamanda, kamu harcamalarının daha da fazla artmasına neden olan bir yapılanmayla karşı karşıyayız. Biz, devletin, fonksiyonları itibariyle küçülmesi gerektiği noktasını ifade ettiğimiz bir dönemde ve özellikle kamu harcamalarını biraz daha fazla kısıtlayalım derken, bu sefer, bir konut müsteşarlığı ve bununla birlikte, konut yüksek kurulu adı altında kurulan birkısım birimlerle, âdeta, kamu harcamalarını artıracağımız ve dolayısıyla, hizmetteki maliyet unsurlarını artıracağımız bir noktaya doğru gidiyoruz.


Değerli milletvekilleri, hizmette, özellikle, kalite ve standardı yükseltmek, süratli, verimli ve etkili hizmet üretmek, gerçekten, devletin de ana hedefi olmalıdır. İnsangücü planlamasının olmadığı bir dönemi yaşıyoruz. İnsangücü planlaması olmadığı gibi, âdeta, yeni kurulan birimlere, siyasetçiler arasında "benim adamım tayin edilsin, filanın adamı tayin edilsin" diye pazarlıkların yürüdüğü bir dönemi yaşıyoruz. Değerli milletvekilleri, hiçbir dönemde, siyasî partiler, özellikle iktidar partileri, kendi aralarında "üç tane senin olsun, üç tane benim olsun, bir tanesi filanın olsun" veya "beşi bende olsun, ikisi sende olsun" şeklinde, milletin önünde, hatta, dünyanın önünde, özellikle, fevkalade önem arz eden birkısım birimlerin oluşturulması veya görevlendirilmesiyle ilgili olarak böyle bir olay yaşanmadı. Dolayısıyla, millet adına ve devletimize yönelik fevkalade önemli, ciddî iddiaların ve tenkitlerin olacağını görmenin büyük üzüntüsünü yaşadığımızı belirtmek istiyorum.


Değerli arkadaşlar, yoktur böyle bir şey; yani, siz kalkıyorsunuz, "efendim, şu siyasal parti şöyle olsun, şu bakan şunu istiyor, bu bakan bunu gerçekleştirecek..." Oysa, ehliyet ve liyakat, kamu idaresinde önemliydi; ama, ehliyet, liyakate bakılmıyor, "benim adamım,  senin adamın, filanın adamı" şeklinde bir değerlendirmeyle karşı karşıyayız.


Değerli milletvekilleri, Emlak Bankasını kapatıyoruz; Emlak Bankası niye kapatılıyor?! Konut üretiyor; konut üretmekle birlikte, ayrıca, Emlak Bankasının kamu borçları, özellikle, alacakları, battığı ifade edilen sebeplerin arasında Hazineden olan alacaklarıdır. Bir taraftan, Emlak Bankası kapatılıyor; bir taraftan, konut ürettiğinden dolayı zarara uğruyor; arkasından da bir Konut İdaresi kuruluyor veya konut müsteşarlığı kuruluyor...


Değerli milletvekilleri, konuta ihtiyaç var; ama, unutulmaması gereken bir şey daha var; o da, inşaat sektörünün, sadece yurt içinde değil, yurt dışında da, gerçekten, gurur duyulacak bir noktaya gelmiş olmasıdır. O halde, bizim, inşaat sektörünü daha fazla destekleyecek birkısım politikalar üretmemiz gerekirken, neden kendi kendimize, devlet olarak, tekrar konut üreteceğiz diye gündeme getiriyoruz. Konut müsteşarlığının kurulması zaten yanlış; ama, konut idaresiyle ilgili olarak da yapılması gereken bir şey var; altyapıyı hazırlamak. Altyapıyı hazırlamayla ilgili bir fonksiyon verilmiş olsa, buna olumlu yaklaşılması mümkün; ama, öyle değil. Hem bir taraftan, konutla ilgili konuları gündeme getiriyorsunuz; hem de bir taraftan da, üzerine bir müsteşarlık bina ediyorsunuz. Çok acele kanunlar çıkarıyorsunuz.


Değerli milletvekilleri, dün, memurlarla ilgili bir yasa çıktı; üzülerek belirtmek istiyorum; Sayın Başbakanın da burada olduğu bir zamanda ifade ediyorum: Hükümet tasarısının gündeme geldiği hallerde, bütün bakanların mutlak surette görüşlerinin, aynı  zamanda, bakanlıkların görüşlerinin alınması lazım. Eğer, bir kurumun görev ve yetkilerine müdahale ediliyorsa, o yetkileri, onların elinden alınıyorsa, onların görüşlerinin alınması lazımdı.


Biz, hükümet tasarısı gündeme geldiğinden dolayı, Adalet Bakanımızın ve dolayısıyla başsavcıların, Yargıtay Başsavcısının da görüşünün alınması suretiyle bu kanunun buraya getirilmiş olduğunu zannettik; ama, ne yazık ki, Yargıtay Başsavcısı, özellikle, birkısım kamu kurum ve kuruluşlarında üst yöneticilerle ilgili yapılacak olan tahkikatlar konusunda, maalesef, ellerinden yetkilerinin alınmasından dolayı büyük bir ıstırap duyduklarını ifade ediyorlar. Hatta, bu, Anayasaya aykırıdır... Gerçekten, Anayasaya aykırıdır, çünkü, izin müessesesi var; izni, biz kaldırdık ve buna "gönderirler" ifadesini koyduk. Ben "gönderirler"i hangi maksatla koydunuz diye sormuştum.


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) - Bağlıyorum Sayın Başkan.


BAŞKAN - Buyurun.


SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) - Savcıların işyükünün fazlalığından da bahsedilmişti; ama, öyle değil. Nedir peki? Karşımıza çıkan tabloyla, doğrudan doğruya yargı erkine müdahale anlamını taşıyacak yetkilerin elinden alınmasına neden olacak bir düzenlemeyle karşı karşıya kaldık. Yargıtay Başsavcısı da, haklı olarak, bağırıp çağırıyor ve dolayısıyla, demokrasinin en önemli unsuru olan, hukukun üstünlüğünü temin edecek olan yargı erkini gündemden çıkaracak, onu dışlayacak bir oluşuma tepki koyuyor. Onun için de diyorum ki: Sayın Başbakan, o kanunun mutlaka değiştirilmesi ve dolayısıyla, halkın hassasiyetlerine dikkat edilmesi gerekir.


Müsteşarlık, bürokratik bir kademedir. İş ve hizmetlerin maliyet unsuru fevkalade önemlidir ve bu da artmaktadır.


Bütün bu şartlar altında, biz, bu kanun tasarısına, özellikle, hem harcamaları artırdığı için hem de gerçekten ihtiyaç olmadığı için karşı olduğumuzu belirtiyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Madde üzerinde verilmiş 3 önerge vardır; geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım.


Önergeleri okutuyorum:


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin ikinci paragrafındaki "yürütülecek" kelimesinden sonra "olan" kelimesinin ilavesini arz ve teklif ederiz.


                                                                     Nidai Seven


                                                                                 Ağrı


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin ikinci paragrafının dördüncü satırındaki "katılabilirler" kelimesinin "katılırlar" olarak düzeltilmesini arz ve teklif ederiz.


                                                                     Nidai Seven


                                                                                 Ağrı


BAŞKAN - Okutacağım son önerge, aynı zamanda en aykırı önerge olduğu için, okuttuktan sonra işleme alacağım.


Sayın Başkanlığa


Görüşülmekte olan 698 sıra sayılı yasa tasarısının 4 üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını saygılarımızla arz ederiz.















































 

Kamer Genç

Saffet Kaya


 

Nurettin Atik


 


 

Tunceli

Ardahan


 

Diyarbakır


 


 

Mehmet Dönen


 


 

Yahya Çevik


 


 

Hatay


 


 

Bitlis


 



BAŞKAN - Sayın Komisyon?..


PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET KABİL (Rize) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.


BAŞKAN - Sayın Hükümet?..


DEVLET BAKANI FARUK BAL (Konya) - Katılmıyoruz efendim.


Sayın Genç, buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)


KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 4 üncü maddesiyle ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde konuşmak istiyorum.


Önergeyle, konut koordinasyon kurulunun kaldırılmasını istiyoruz. Tabiî, bu iktidar üç partiden oluşan bir koalisyondur.


NECMİ HOŞVER (Bolu) - Dört!..


KAMER GENÇ (Devamla) - Onu yarım ortak kabul ediyoruz, yarım ortak o.


Bu iktidar, devletin kaynaklarını kendi arasında bölüşüyor, bölüşürken de parti menfaatleri ön sıraya alınıyor. Yoksa, önemli olan, kanunlar getirilirken buraya, kanunlarda halkın ve devletin menfaati ön planda tutulması lazımdır.


Birçok idarede kurullar kurduk. Bankalar Düzenleme ve Denetleme Kurulunu kurduk, Sermaye Piyasası Kurulu Kanununu çıkardık, birçok kurullar kurduk. Dolayısıyla, artık, devleti, birtakım kurullar kanalıyla yöneteceğiz; kurullar kararıyla yönetilince de -bir defa- yarın öbür gün sorumlu makamda kimse olmayacak. Kimi sorumlu tutacağız? Yani, böyle, birkaç kişiden oluşan bir kurul koydunuz mu burada sorumlu kişiyi karşımızda bulmamız da mümkün değil.


Yine, bu tasarıyla -önergeler verildiği için, konuşma hakkımız kalmadığıiçin bir iki şeyi daha vurgulamak istiyorum- ilgili bakana iç ve dış piyasalarda borçlanma, borç alma hakkı tanınıyor. Bana göre de, bu, devlete karşı hazırlanmış çok büyük bir tuzaktır. Daha önce yaptığım konuşmada da arz ettim; bugün, Türkiye'nin iç borcu, dış borcu, iç borç faizi, dış borç faizi ne kadardır kimse bilmiyor. Hazinenin muhasebesi tutulmuyor, tutulmayınca, kimine göre, bugün devletin 115 katrilyon dış borcu, 120 katrilyon iç borcu var; geçen gün buraya getirdiğiniz bir bütçede başka bir rakam verildi. Bu itibarla, devri iktidarınızda, devlet, ekonomik yönden çökertilirken, devletin dış itibarı da çok sarsılıyor.


Bu Telekom meselesi çok önemli bir olaydır. Koalisyonlar kurulur. Koalisyonlar kurulurken de, o koalisyonların görev taksiminde, yetki alanlarının taksiminde, belirli kuruluşlar, mesela PTT bir bakanlığa verilebilir, Telekom bir bakanlığa verilebilir. Şimdi, bunu siz aşıyorsunuz, dünya kamuoyu önünde, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Milletinin itibarını sarsacak bir pazarlık içine giriyorsunuz; diyorsunuz ki: "Efendim, Telekomdaki şu kadar memur MHP'li olacak, şu kadar memur DSP'li olacak." Bir defa, dünyada bunun örneği yoktur; devlet memuru, devletin memurudur; siyasî partilerin ve siyasî iktidarın memuru değildir. Kamuoyuna çıkıp da böyle bir taksimden bahsetmek ve memurları kendi aralarında taksim ettiği görüntüsünü yaratmak, kamu hizmeti gören insanlara karşı büyük bir haksızlıktır, Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı büyük bir haksızlık ve itibarsızlık yaratan bir davranış biçimidir; ama, maalesef, bu hükümet, ne gerçekleri görerek, ülkenin, uluslararası düzeyde itibarını sarsar mı sarsmaz mı, ülkeyi nereye götürür; fam ve izanından yoksun bir davranış içinde gerek Türk Halkının karşısına gerek dünya uluslarının karşısına çıkmaktadır. Tabiî, bunları anlatmakta çok zorluk çekiyoruz.


Sayın Başbakan ve bakanlara soruyoruz: Acaba, şurada şu kadar sandalye boşken, bu Mecliste, ülkenin geleceğini bu kadar bağlayıcı kanunları çıkarmak içinize siniyor mu? Sormak istiyorum; siniyor mu içinize muhalefet sıraları bu kadar boşken?!


Buraya getiriyorsunuz tuzak önergeleri veriyorsunuz, dolgu önergelerle maddeleri dolduruyorsunuz! Böyle bir kanun müzakeresi var mıdır? Hangi parlamentoda görülmüştür; bir kanun üzerinde bir tek parti çıkacak, madde üzerinde 5 dakika konuşacak, önerge de verilmeyecek ve böylece kanun çıkacak! Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir usul yoktur. Bu usulle çıkan kanunlar da ülkenin geleceğine karşı kurulan en büyük tuzaklardır. Bu tuzakları, bu memlekete ve bu millete kurarak kime ne sağlıyorsunuz?!


Bakın, dün, burada arkadaşım da söyledi; memurların muhakematıyla ilgili savcıların soruşturma yetkisini aldınız; ama, devri iktidarınızda, Türkiye'yi en büyük çöküntüye sürüklediniz, en büyük soygunlar sizin zamanınızda yapıldı, en büyük çalmalar sizin zamanınızda yapıldı.


CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - Mesela hangisi?!


KAMER GENÇ (Devamla) - Bunları, hangi hakla ve hangi salahiyetle, siz, savcıların soruşturma yetkisini alıyorsunuz. (MHP sıralarından gürültüler)


Efendim, birlerce örnek var. Dört senedir iktidardasınız, dört sene...


CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - Soygunları söyle!..


KAMER GENÇ (Devamla) - Dört senedir iktidardasınız; hangi olay varsa, getirin, çıkarın ortaya! Getirin, millete de bunları gösterelim; ama, savcıların yetkisini alıyorsunuz... (DSP ve MHP sıralarından gürültüler)


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


KAMER GENÇ (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.


BAŞKAN - Sayın Genç, buyurun.


KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başbakan, soruşturma yapan savcıya karşı, onun karar vermesini etkileyecek telkinlerde bulunuyor. Jandarma, soruşturmalardan çıkıyor.  Polis de... Hangi polis müdürü çıkacak da bu suiistimallerin üzerine gidecek, Sayın Başbakana sormak istiyorum.


Bir devlet kurumları bu kadar yıpratılabilir mi? Yargıya bu kadar müdahale edilebilir mi? Getirdiğiniz kanunları, burada, müzakeresiz geçiriyorsunuz zaten. Getirdiğiniz kanunlarla, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hangi yük altına girdiğini de tahmin ediyor musunuz?


IMF'ye bir niyet mektubu vermişsiniz ve yeni yeni kadroları, yaratıcı ve masraf artırıcı herhangi bir işlem ve düzenleme yapmayacağız diyorsunuz; acaba, bu niyet mektubunu okumadan mı verdiniz?! Kendi aranızda tartışıyorsunuz, Başbakan ve Başbakan Yardımcıları seviyesinde; "biz, niyet mektubunu okumadan imzaladık... " Dünyanın hangi iktidarında, hangi iktidar mensupları böyle bir söz söylediği zaman, iktidar makamında oturabilir sayın milletvekilleri?! Bu memleketi, bu zihniyetle, bu düşünceyle idare ettiğiniz zaman, bu memlekete kurulan tuzakların, acaba, farkında mısınız?! (DSP sıralarından gürültüler)


ÇETİN BİLGİR (Kars) - Önergeyle ilgili konuşacaktınız!..


KAMER GENÇ (Devamla) - Önergeyle ilgili konuştum.


Saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Genç.


Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.


Diğer önergeyi okutuyorum:


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin ikinci paragrafının dördüncü satırındaki "katılabilirler" kelimesinin "katılırlar" olarak düzeltilmesini arz ve teklif ederiz.


                                                                     Nidai Seven


                                                                                 Ağrı


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Önergelerimizi geri çekiyoruz.


BAŞKAN - Önergelerini çekiyormuş Sayın Nidai Seven.


Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 4 üncü madde kabul edilmiştir.


5 inci maddeyi okutuyorum:


Konut Müsteşarlığı


MADDE 5. - Başbakanlığa bağlı Konut Müsteşarlığı kurulmuştur. Müsteşarlığın merkez teşkilâtı ekli (1) sayılı cetvelde gösterilmiştir. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü, Müsteşarlığın bağlı kuruluşlarıdır.


Müsteşarlığın görevleri şunlardır :


a) Kurul tarafından alınan kararların uygulanmasını takip etmek ve sonuçlarını Kurula bildirmek.


b) Sektörel plan hedefleri de göz önünde tutularak, seçilecek arsa üretim alanlarının sınırlarını belirlemek.


c) Kurul tarafından alınan kararlar doğrultusunda, bağlı kuruluşları vasıtasıyla, her türlü sektörel yatırımlar ve kamu tesisleri için kamulaştırma, bedelli, bedelsiz, peşin veya vadeli olarak satın alma, devir ve anlaşma yolu ile gerekli olan gayrimenkulleri sağlamak, sağlanan bu gayrimenkulleri tespit edilecek esaslara göre, olduğu gibi veya planlayarak, alt yapı tesislerini kısmen ya da tamamen ikmal ederek veya ettirerek ihtiyaç sahiplerine satmak, kiralamak, trampa etmek, irtifak hakkı tesis etmek, kamu kurum, kuruluşları veya özel hukuk tüzel kişileri eliyle pazarlamak ve satmak.


d) Arsa, alt yapı, konut üretimi ve bu konulardaki araştırma geliştirme faaliyetleri için Bakan onayı ile her türlü iç ve dış kaynaktan temin edilen krediyi bağlı kuruluşlara kullandırmak, değişik gelir gruplarının konut ve işyeri sahibi olabilmesi için alternatif finansman modelleri geliştirmek.


e) Amaçlarını gerçekleştirmek üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar ve özel hukuk tüzel kişileri ile araştırma, inceleme ve proje hazırlama konularında teknik işbirliği yapmak ve bağlı kuruluşların ortaklıklar kurmasına izin vermek, özel sektör temsilcileri ile istişarelerde bulunmak.


f) Bağlı kuruluşlara bu Kanun kapsamında görev ve talimatlar vermek, bu kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak, bu Kanun ve kendi Kanunları ile verilen görevlerin yerine getirilmesinde gözetim ve idarî denetim yapmak.


g) Görev alanına giren konularda, ilgili kuruluşlara görüş bildirmek.


h) Uluslararası anlaşmaların verdiği görevleri yerine getirmek.


ı) Kurul ve Koordinasyon Kurulunun sekreterya hizmetlerini yürütmek.


j) Mevzuatla verilen diğer işleri yapmak.


BAŞKAN - 5 inci maddeyle ilgili olarak Doğru Yol Partisi Grubu adına Aksaray Milletvekili Murat Akın.


Buyurun Sayın Akın. (DYP sıralarından alkışlar)


DYP GRUBU ADINA MURAT AKIN (Aksaray)- Değerli milletvekilleri; 698 sıra sayılı yasa tasarısının 5 inci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.


Değerli milletvekilleri, madde hükmüne göre, daha önce Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü görevlerinin bir kısmı Konut Müsteşarlığı görevleri arasında sayılmak suretiyle, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün, Millî Emlak Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu hizmetlerin bir kısmını takip görevini üstlenmektedir ki, biraz önce de konuşmacı arkadaşlarımızın ifade ettiği gibi, ülke için bugün gündeminde hiç olmaması gereken bir hususun burada, tekrar, bir müsteşarlık şeklinde, üç beş kurumun başına bir müsteşarlık kurulmasının, bürokrasi üzerine bürokrasi ilavesinden başka bir şey değildir.


Değerli milletvekilleri, imalat ve hizmet sektörü, tamamen, 2001 yılı itibariyle, hakikaten çökmüştür, ülkenin ekonomisi çökmüştür. Şöyle baktığımızda, sanayi sektöründe, şubatta eksi 4,8; martta eksi 7,6; nisanda eksi 10,5 ve madencilikte, yine 9,9; 9,3 nisanda sadece 1,3; imalat sektöründe eksi 4,8; eksi 7,4; eksi 12. Yani, bu hükümet, ülkeyi, tamamen imalat ve inşaat sektörüyle birlikte çöküntü noktasına getirmiştir; inşaat sektörü durmuş...


Kamu kuruluşları itibariyle ve ticarî sektörler itibariyle baktığımızda, inşaat sektöründe 2000 yılı itibariyle ve 2001 yılı itibariyle herhangi bir ilerleme yok. Sınai sektöre baktığımızda -sınai inşaat sektörüne- belediyelerce verilen inşaat ruhsatnamelerine göre, 1993'te 2 101 olan sınai inşaat, 1994'te 2 147, 1995'te 2 184, 1997'de 2 961, 1996'da 4 412 adet iken, 1999'da 1 353, 2000'de 1 828'lere düşmüştür 4 000'lerden. İnşaat yapım sektörünün tamamen çöküntüde olduğu bir noktada, arsa üretmenin ve üretilecek arsaya ilave maliyetler getirmenin bir manası yok ki.


Değerli milletvekilleri, Millî Emlak Genel Müdürlüğünün tahsis etmiş olduğu arsa fiyatları, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün tahsis etmiş olduğu arsa fiyatlarına göre daha düşüktür; çünkü, Millî Emlak Genel Müdürlüğünün tespit ettiği değerin üzerine yüzde 10 Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün payı konulmak suretiyle maliyet yükselmektedir. İnşaat sektöründe, zaten, durgunluktan, vurgunluktan, maliyet yüksekliğinden ve ticaretin, sanayiin, ekonominin küçülmesinden dolayı bir ilerleme yok. Bunlara tahsis edilecek arsalara ilave bir maliyet getirmek suretiyle, yeni yeni müsteşarlıklar kurmanın hiçbir anlamı olmaması gerekir.


Bu nedenle, hükümetin inandırıcılığı, itibarı kalmamıştır. Kredibilitesini kaybeden hükümetin başarı şansı, ne yaparsa yapsın, olamayacaktır. Bugün de, güvensizlik nedeniyle, en ufak bir dalgalanmada borsa çöküyor, döviz fırlıyorsa, hükümetin inandırıcılığı yok demektir. Acaba, hükümet, bu konut müsteşarlığını kurmak suretiyle, nasıl bir güven sağlayacak diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Akın.


Madde üzerinde verilmiş 5 adet önerge vardır; ancak, bunlardan 3 tanesini önce geliş sırasına göre okutup, sonra aykırılık derecesine göre işleme alacağım.


İlk önergeyi okutuyorum:


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin (d) bendinin dördüncü satırındaki "kuruluşlara" kelimesinin "kuruluşlarına" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.


                                                                     Nidai Seven


                                                                                 Ağrı


BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin (f) bendinin ikinci satırında yer alan "görev ve talimatlar vermek" ibaresinin "görevler vermek" şeklinde düzeltilmesini arz ve teklif ederiz.


                                                                        Ali Gebeş


                                                                             Konya


BAŞKAN - Üçüncü önerge, aynı zamanda, en aykırı önergedir; okuttuktan işleme alacağım:


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin (j) bendinde yer alan  "işleri" ibaresinin "görevleri" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.


                                                                     Nidai Seven


                                                                                 Ağrı


BAŞKAN - Sayın Komisyon?..


NİDAİ SEVEN (Ağrı) -  Sayın Başkan, önergemi geri çekiyorum.


BAŞKAN - Peki efendim.


III. – Y O K L A M A


(DYP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)


KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.


BAŞKAN - Yoklama isteminde bulunan sayın milletvekillerini tespit edeceğim: Sayın Turhan Güven, Sayın Ali Rıza Gönül, Sayın Hoşver, Sayın Özalp, Sayın Yıldırım, Sayın Çelen, Sayın Genç, Sayın Gözlükaya, Sayın Bozkurt, Sayın Tuncer, Sayın Akşener, Sayın Dönen, Sayın Gölhan, Sayın Akın, Sayın Gültepe, Sayın Gökdemir, Sayın Atik, Sayın Kaya, Sayın Yöndar, Sayın İlgün.


Yoklama isteminde bulunan arkadaşların sisteme girmemelerini rica ediyorum.


Yoklama için 5 dakikalık süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.


(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)


BAŞKAN - Toplantı yetersayımız vardır.


V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN


GELEN DİĞER İŞLER (Devam)


3. – Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/857) (S. Sayısı : 698) (Devam)


BAŞKAN - 5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 5 inci madde kabul edilmiştir.


6 ncı maddeyi okutuyorum :


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


Diğer Hükümler


MADDE 6. - Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvele Konut Müsteşarlığı bölümü olarak ilave edilmiştir.


BAŞKAN - 6 ncı maddeyle ilgili olarak, Doğru Yol Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Salih Çelen; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)


Süreniz 5 dakika efendim.


DYP GRUBU ADINA SALİH ÇELEN (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz aldım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.


Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, 57 nci hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisini çok çalıştırmakla övünürken, ülke yangın yerine dönmüşken, dargelirliler, memurlar, emekliler, çiftçiler, köylüler, her gün yapılan insafsız zamların, insafsız vergilerin, her gün konulan ekvergilerin altında ezilirken, bu, çok çalıştığını iddia eden iktidar, maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisini, yarın, üç ay gibi uzun süreli bir tatile çıkarıp kapatacaktır.


Değerli milletvekilleri, biz Doğru Yol Partisi olarak, bu yangının etkileri azalmadan, bu hükümetin çıkardığı birden çok krizin etkileri bitmeden, Yüce Meclisin tatile girmesine karşıyız. Üç ay tatil yapacağımıza, bu yangını nasıl söndüreceğiz, enflasyon ve zamların altında ezilen insanlarımızı nasıl rahatlatacağız, bu sorunlara ilişkin çözümler üretmeliyiz.


Değerli milletvekilleri, konut müsteşarlığı kurulmasına dair  bu tasarı baştan sona yanlıştır. Öncelikle, bir ekonominin kurtuluşu, yeni yeni kurum ve kurullar oluşturmakla değil, bürokrasiyi artırarak değil, devleti küçülterek, ekonomiyi, bürokrasiyi azaltarak olur; ancak, bu iktidar, her gün yeni bir kurum oluşturarak, hem hantal devleti büyütmekte hem de bürokrasiyi artırmaktadır. Bu tasarı, hantal yapının, hantal düşüncenin en önemli göstergesidir.


Ülkemizde varlığı tartışılan, lağvedilmesi ciddî olarak düşünülen bir Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, varlığı ciddî tartışma konusu olan Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü, Millî Emlak Genel Müdürlüğü, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve özellikle Bayındırlık ve İskân Bakanlığı varken, şimdi de konut müsteşarlığı kuruluyor.


Değerli arkadaşlar, şimdi, biz, bu kadar zengin, sorunlarını aşmış, dargelirliyi refaha erdirmiş, çalışanları mutluluk içinde yaşayan bir ülke miyiz ki, böyle savurganca, böyle pervasızca kurumlar oluşturuyoruz?! Bizce yapılması gereken, lüzumsuz kurumlar oluşturmak değil, halkın daha iyi yaşam koşullarına sahip olması için çalışmak ve bu yönde düzenlemeler yapmaktır. Ayrıca, dünyanın hiçbir ülkesinde 300-500 tane konut satmak için müsteşarlık kurulduğu da görülmemiştir.


Değerli milletvekilleri, müsteşarlık demek, yeni yeni kadrolar demektir, yeni arpalıklar demektir; bu da, devlete yüklenen, dargelirliye yüklenen yeni yükler demektir.


İktidar, üretimi artırarak, reel sektörü rahatlatıp istihdam imkânı yaratacağına, yeni kurullar kurmaktadır. Dün, bu kürsüden yaptığım konuşmada da, bu iktidar zamanında, bu hükümet zamanında, bu Meclis zamanında, Türkiye'de, herhalde 40'ın üzerinde yeni üst kurul oluşmuştur. Bu kurulların her birinin giderleri, maalesef, vergisini ödeyemeyecek durumda kalan esnafın cebinden zorlanarak yaptığı ödemelerle karşılanmaktadır. Bu da, son derece tehlikeli bir gidişe dur denilmesi sonucunu doğurmaktadır.


Bu düşünceyle bir yere varılamaz değerli arkadaşlar. Şimdi, bu iktidar, üzerinde söz aldığım bu madde gereği, yeni yeni kadrolar ihdas etmektedir. Başlangıçta 61 olan bu kadro sayısı, zaman içerisinde 200'e, 300'e çıkacak ve biraz önce de belirttiğim gibi, devletin üstüne yeni yük binecek; bunun acısını da, maalesef, her zaman olduğu gibi, dargelirli işçi, memur, esnaf, köylü ve çiftçi çekecektir.


Değerli milletvekilleri, bu nedenlerle, bu yasa tasarısı ülke menfaatına değildir, geri çekilmelidir. Satılacak olan 300-500 tane konutun karşılığında elde edilecek gelirle, bu yeni yeni ihdas edilecek kadrolara ödenecek para dahi karşılanamayacaktır.


Bu duygu ve düşüncelerle, bu tasarının derhal geri çekilmesini diliyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Çelen.


Sayın Seven önergelerini   geri çekmiştir.


Maddeyi ekli cetvelle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


7 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 7. - 29.4.1969 tarihli ve 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün döner sermayesi 250 000 000 000 000 (ikiyüzelli trilyon) TL.'dir. Sermayenin tamamı Devlete aittir. Bu sermaye, Bakanlar Kurulu kararı ile dört katına kadar artırılabilir."


BAŞKAN - 7 nci maddeyle ilgili söz isteği?.. Yok.


3  adet önerge vardır; geliş sırasına göre okutup aykırılık derecesine göre işleme alacağım.


Birinci önergeyi okutuyorum:


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması  ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin birinci fıkrasının dördüncü satırlarında yer alan "," işaretinin kaldırılmasını arz ve teklif ederiz.


                                                                        Ali Gebeş


                                                                             Konya


BAŞKAN - İkinci önergeyi okutuyorum:


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü satırlarındaki "TL" ibaresinden sonraki "." İşaretinin  kaldırılmasını arz ve teklif ederiz.


                                                                                                        Ali Gebeş


                                                                                                             Konya


BAŞKAN - Üçüncü okutacağım önerge, en aykırı önerge olup okuttuktan sonra işleme alacağım.


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin üçüncü satırlarında yer alan "değiştirilmiştir" kelimesinden sonra yer alan "." işaretinin kaldırılarak yerine ":"  konulmasını arz ve teklif ederiz.


                                                                        Ali Gebeş


                                                                             Konya


BAŞKAN - Sayın Komisyon?..


ALİ GEBEŞ (Konya) - Sayın Başkan, önergelerimi geri çekiyorum.


BAŞKAN - Önergelerinizi çekiyorsunuz.


Önergeler  geri çekilmiştir.


7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 7 nci madde kabul edilmiştir.


8 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 8. - 1164 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Madde 9. - Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü; konut, sanayi, eğitim, sağlık ve turizm yatırımları ile kamu tesisleri için gerçek ve tüzel kişilere ait arazi ve arsaları ve bunlar içerisinde veya üzerinde bulunan muhdesatı Bakan onayı ile kamulaştırmaya yetkilidir."


BAŞKAN - Madde üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Murat Akın; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)


DYP GRUBU ADINA MURAT AKIN (Aksaray) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8 inci madde üzerinde söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.


Değerli milletvekilleri, bu kurulacak müsteşarlık, açıklanan ekonomik programa, güçlendirilmiş ekonomik programa bir müsteşarın da ilavesiyle herhalde gücüne güç katmış olacak.


Değerli milletvekilleri, açıklanan ekonomik programda, kamu giderlerinin kısılmasıyla kaynak yaratılması temel hedef olarak saptanmasına karşın, ilk günlerin göstermelik uygulamalarından sonra, yine, vergilerle, kurulan müsteşarlıklarla, bu millete ilave yükler getirilmeye başlanılmıştır.


Krizin yarattığı tahribatı gidermek için dolaylı vergilere yüklenilmesi, vergi yükünü taşınmaz bir konuma sürüklüyor. Akaryakıt Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi oranlarında yapılan artışla birlikte, dolaylı vergilerin toplam gelirler içerisindeki payının yüzde 65'lere ulaştığı bir dönemde, kamu giderlerini artırıcı şekilde yeni yeni müsteşarlıkların kurulması, hiç de güçlendirilmiş bir ekonomik program olmadığını ve bunların, mevcut ekonomik programın da daha zayıflamasına, daha güçsüz hale gelmesine neden olacak uygulamalar olduğu göz önündedir.


Değerli milletvekilleri, vergi oranlarındaki artışlar ve enflasyondan kaynaklanan yükseliş sebebiyle, başlangıçta 31,8 katrilyon lira olarak öngörülen 2001 yılı vergi gelirlerinin 38 katrilyon liraya ulaşabileceği hesaplanmaktadır.


Kriz dolayısıyla gelir ve servet üzerinden alınan vergilerle yaşanan gerileme ve ek gelir, ek kurumlar gibi yeni vergilere karşı, şimdi de, belediyelere ve diğer kuruluşlara, özel sektöre tahsis edilecek arsalara, ek, ilave maliyetlerin getirilmesi, ekonominin iyice çökmesine sebep olacaktır.


Genel tüketim vergilerinin toplam vergi gelirlerine oranı, OECD ortalamasında yüzde 20'ler seviyesinde bulunuyor; bu oran, Fransa, Almanya gibi ülkelerde yüzde 18'ler seviyesinde bulunurken, Norveç, Polonya, Portekiz gibi ülkelerde yüzde 25'ler seviyesine ulaşıyor. Türkiye'de, vergi gelirlerinin gayri safî millî hâsılaya oranı, 1990 yılında yüzde 11,4 iken, 2000 yılında bu oran yüzde 21'lere yükselmiştir; harcamalar ise, çok daha hızlı bir gelişmeyle, yüzde 17'den, yüzde 30'lara yükselmiştir. Şimdi, konut müsteşarlığı kurulacak. Müsteşara verilecek bir Mercedes ve yapılacak diğer giderler dahil edildiğinde, belki, bu oran, daha da fazla artacak. Sizin, gider kısıtlayıcı, harcamaları kısıtlayıcı, kamu harcamalarında reform diye tabir ettiğiniz bu azaltıcı program ne oldu acaba?


Değerli milletvekilleri, nasıl bir kanun çıktığını veya nasıl bir tasarı olduğunu, hiçbir zaman, tezekkür, müzakere etmeden elinizi kaldırıyorsunuz ve indiriyorsunuz. Acaba, böyle bir temsil görevi yapılması, temsilde adaletle, temsil ettiğimiz kişilerle mütenasip, uygun oluyor mu değerli milletvekilleri?


Türkiye'de, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki payı, 1999 yılında yüzde 54,5 seviyesinde gerçekleşmişken, bu oran, 2000 yılında yüzde 59'lara çıkmıştır -yüzde 54,5'tan, yüzde 59'lara çıkmıştır- 2001 yılında ise, yüzde 65'lere yükselmesi bekleniyor.


Değerli milletvekilleri, dolaylı vergiler, herhangi bir gelire bağlı olmadan, bir mal veya hizmet alımı nedeniyle ödendiği için, adaletsiz bir vergilendirme sistemi olarak değerlendiriliyor. Geliri ne olursa olsun herkesin aynı miktarda vergi ödemesi sonucunu doğurduğu için, dolaylı vergi yükü, oransal olarak bakıldığında, düşük gelirliler için çok önemli bir yük oluşturuyor.


Konsolide bütçe vergi gelirlerinin, gayri safî millî hâsılaya oranı 1989 yılında yüzde 11,1 iken, ek vergilerin ilk başvurulduğu yıl olan 1994'te yüzde 15; 2000 yılında yüzde 25'lere, yüzde 30'lara yükselmiştir. Katma Değer Vergisi oranları ise, bu seviyede artmıştır.


Değerli milletvekilleri, insanların, anaların, babaların, çocuklarını  evlatlık olarak verdikleri bir dönemde, bu milletin bütçesine, fakir milletin, fakir ülkenin bütçesine ilave yükler getirilmesi hiç de doğru değildir.


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


BAŞKAN - Sayın Akın, 1 dakika içinde toparlayın.


MURAT AKIN (Devamla) - Yanlış ve hatalı programa, yetersiz, ehil olmayan, siyasî ve bürokratik Anasol-M kadrolarının başarısızlıkları ve beceriksizlikleri de eklenince, Türkiye, kişi başına gayri safî millî hâsılada Afrika ülkelerinin seviyesine inmiş, piyasalar tamamen kilitlenmiş, çek-senet sirkülasyonu durmuş, kredi ve bankacılık işlemleri fiilen yapılamaz hale gelmiştir.


Değerli milletvekilleri, bu çerçevede, gider artırıcı bir müsteşarlığın kurulmasının doğru olmadığı kanaatiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Sayın Gebeş önergelerini çekiyor.


8 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


9 uncu maddeyi okutuyorum:


MADDE 9. - 1164 sayılı Kanunun 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Madde 11. - Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü, sattığı veya devrettiği arsa ve arazinin amacına uygun kullanılması için tapu kayıtlarına, satış şartlarına uygun alt yapı, yapı veya tesis yapılmadıkça üçüncü kişilere satış, devir, temlik yapılamayacağı ve haczedilemeyeceği hususunda şerhler koydurmaya ve/veya bu amaca yönelik sözleşmeler yapmaya yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin esaslar yönetmelikle belirlenir."


BAŞKAN - 9 uncu maddeyle ilgili olarak, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)


DYP GRUBU ADINA İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.


Bu madde, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün, devrettiği arsa ve arazinin amacına uygun kullanılmaması durumunda, tapu kayıtlarına koyduracağı şerhler ve bu amaca yönelik sözleşmeler yapmaya yetkili olduğuna dair bir maddedir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin esasların da yönetmelikle belirleneceği ifade edilmiştir.


Şimdi, neredeyse, son üç dört gündür, hatta, çıkan her kanunda sürekli kurullar kuruluyor; konut kurulu, icra kurulu; yakında, vatandaşın hava alma kurulu, su içme kurulu gibi... Yani, bu iş o kadar sulanıyor ki... Her kurulda da, bakıyorum ben; mesela, burada konuştuğumuz kanunla ilgili bakalım konut kurulunda kim var; Bakan var, Tapu ve Kadastro Genel Müdürü var, Maliye Bakanı var, Bayındırlık ve İskân Bakanı var. O zaman, bu kurulun başkanı da ilgili Bakan... Başbakan nerede?..


HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Hayret bir şeysin!


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Doğru, Başbakan yok. Bütün sıkıntı da burada. Türkiye'nin bütün problemi Başbakan olmamasından kaynaklanıyor.


HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Ne diyorsun sen be!


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Dolayısıyla, kurulların bu kadar çok kurulmasının sebebi, bugünkü Başbakanın olmamasından kaynaklanıyor ve kurulacak kurullarla da iş idare edilmeye çalışılıyor.


HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Utanmıyorsun!


M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Kendini ne zannediyorsun?!


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bakınız, ben, şu kadarını söyleyeyim...


M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Şu kadarını söyle!..


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Buradan çıkan yasalar, maalesef, Anayasaya uygun olmadığı için, yanlış yapıldığı için, vatandaşın yararına olmadığı için Danıştay tarafından iptal ediliyor.


M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Sen bilmezsin; senin aklın ermez!


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bakınız, az önce, Türk Ticaret Bankasının satılması Danıştay tarafından durdurulmuştur. Burada söyledik, binlerce insanı işsiz bırakacak böyle bir karar almayın diye. Zannediyorum ki, Emlak Bankasının satışı da durdurulacaktır. Eğer, Türkiye'de bir konut problemi varsa, o zaman, Emlak Bankasını niye kapatıyorsunuz?.. 30 000 çalışanı niye sokağa atıyorsunuz?..


MAHMUT ERDİR (Eskişehir) - KİT Komisyonundaki zaptınızı getireyim mi?! Bankayı kapatalım, satalım diye...


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Getirin... Sayın Erdir, KİT Komisyonundaki zaptı getirin. Ben, Emlak Bankası kapatılsın diye hiçbir şey söylemedim.


MAHMUT ERDİR (Eskişehir) - Hayır... Hayır...


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Siz, burada milleti yanlış bilgilendiriyorsunuz.


M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Sen hep yanlış bilgilendiriyorsun.


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Buyurun, getirin; Emlak Bankasının kapatılmasıyla ilgili bir şey yok.


M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Orada öyle, burada böyle...


RAMAZAN GÜL (Isparta) - Sayın Başkan, lütfen, müdahale etmesinler; arkadaşımız konuşsun. Gelsinler, kürsüden söylesinler.


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...


Sayın Yılmazyıldız, buyurun efendim.


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, şimdi, bakınız, bu kürsüden konuşmaya yüreğiniz yetmiyorsa, susun...


HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Nerede o yürek sende?!


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Yetiyorsa, gel konuş arkadaşım! Bu kürsü...


BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bu kürsü, hür kürsüdür; milletin sorunlarının dile getirileceği kürsüdür. Rahatsız olmayın!..


M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Sorunları mı dile getiriyorsun, hakaret mi ediyorsun?!


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Yani, kalkıp sizin de 5 dakika konuşma hakkınız var; grup adına çıkın, konuşun...


HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Maddeyle ilgili konuş!


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Çık konuş!.. Dolayısıyla, kalkıp da burada madem konuşamıyorsunuz, yerinden laf atmak kimseye bir şey sağlamaz...


M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Çok da güzel konuşuyorsun!.. Biz burada iş yapıyoruz, sen sadece konuşuyorsun!..


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Yani, laf atıp durmakla bir yere varılmaz!..


Bakınız, Emlak Bankası çalışanları durmadan faks gönderiyor, niye bankamızı kapatıyorsunuz diye...


M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Allah Allah!


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Dahası, diyor ki Niğde'den Ayhan Çatallı diye bir çiftçimiz...


M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Belki sana oy verir, ismini bir kez daha söyle!


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - "10 milyarlık kredi aldım, 22 milyar ödedim, daha 25 milyar borcum var" diyor. Evet, yani, 22 milyar ödemiş, daha 25 milyar... Aldığı para 10 milyar... Gelin, bunları çözün!.. Bunları burada dile getirince niye rahatsız oluyorsunuz! "Traktörümü sattım, ekipmanlarımı sattım, 22 milyarını ödedim ve geriye daha 25 milyar borcum var" diyor. Dolayısıyla, burada, maalesef, getirilen kanunlarla milletin konut sorununa çözüm bulunmuyor. Bu getirilen kanunla, icra kurulu, konut kurulu, müsteşarlık derken, alınacak kararların izleyeceği yol birkaç merhale daha artıyor ve vatandaşın problemlerini çözmekten çok uzak bir kanun çıkıyor.


Değerli arkadaşlarım, burada verilen yetkinin sınırları belli değil. Bakan, tek imzayla istediği kadar borçlanacak. Yani, neredeyse derebeylik gibi bir yasa. Onun için, bu yasanın savunulacak, desteklenecek bir tarafı yok...


M. ZEKİ SEZER (Ankara) - Sana kim soracak!


İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) - Ben, milletin yararına çıkarılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.


Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Yılmazyıldız.


HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Aferin; konuştun!


İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Milletvekili değil misiniz; milletvekili, burada konuşmak için var.


BAŞKAN - Sayın Gebeş önergelerini çekiyor.


9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


10 uncu maddeyi okutuyorum:


MADDE 10. - 1164 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.


"EK MADDE 4. - Konut Yüksek Kurulu tarafından belirlenen arsa ve konut üretim alanlarında bulunan, mülkiyeti Hazineye ait arazi ve arsalar bedelsiz olarak Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne devredilir. Kamu hizmetlerine ayrılan yerler aynı şartlarla Hazineye iade edilir."


BAŞKAN - 10 uncu maddeyle ilgili olarak, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Isparta Milletvekili Sayın Ramazan Gül; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)


DYP GRUBU ADINA RAMAZAN GÜL (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 698 sıra sayılı Konut Müsteşarlığının Kurulması ve Arsa Ofisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 10 uncu maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.


Değerli milletvekilleri, bugün, mevcut siyasî iktidar, bir yandan, ekonomiyi düzeltmekle ilgili kararlar alırken; öbür yandan da, âdeta, bu almış olduğu kararları yok farz ederek, tam tersine kararlar almaktadır. Bunun da en önemlilerinden, bu hantal devlet yapısı içerisinde yeni yeni unvanlar, yeni yeni makamlar oluşturmakta ve bugün, vergi almak için kılı kırk yaran Türkiye Cumhuriyeti Devleti Maliye Bakanlığı, bir taraftan da yeni vergiler koymaktadır.


Değerli milletvekilleri, bugün, devlet, niçin birtakım iktisadî işlere girişir?.. 1930'lu yıllarda, rahmetli Atatürk, vatandaşın, gerek sermaye terakümü yönünden yetersizliği noktasında gerekse bilgi noktasında yetersizliğinden dolayı, birtakım kamu iktisadî teşebbüslerini devreye soktu, birtakım yeni devlet kurumlarını devreye soktu. Bunun nedeni de, biraz evvel sizlerle paylaştığım gibi, vatandaşın, gerekli sermaye tasarrufunun olmaması, bilgi birikiminin olmaması; yani, sizlerin anlayacağı, değerli milletvekilleri, muhterem milletvekilleri, devlet, önayak oldu ve üretimin geliştirilmesi noktasında bu kamu iktisadî teşebbüslerini devreye soktu. Bu cümleden olarak, Sümerbanklar kuruldu, Etibanklar kuruldu -daha, isimlerini zikretmeye gerek yok- kamu iktisadî teşebbüsleri kuruldu. Bunların amacı, biraz evvel sizlerle de paylaştığım gibidir.


Değerli milletvekilleri, öyle zaman geldi ki, artık, ülkemiz liberal ekonomiye geçiş sürecinden sonra, serbest ekonomi benimsendi ve özel sektör, serbest ekonomi kuralları içerisinde, devletin yapmış olduğu yatırımların yanında, yeni yatırımlarla ülke ekonomisine katkıda bulunmaya çalıştı.


Değerli milletvekilleri, bu cumhuriyet döneminden, 50'li yıllardan, liberasyondan sonra, ülkemizde öyle durumlar oluştu ki, artık, devletin iktisadî hayattan çekilerek, yerini, tamamıyla liberal ekonomi çerçevesinde özel sektöre bırakması gerekti. Bunun yanında, ülke ekonomisinin meydana getirmiş olduğu sıkıntılarla beraber, ülkemizde enflasyon dönemi başladı. Bu enflasyon döneminin en önemli nedenlerinin başında da, hantal devlet yapısı, kamu iktisadî teşebbüslerinin yapısı ve transfer harcamaları dediğimiz, Kuzey Kıbrıs'a, Emekli Sandığı ve Sosyal Sigortalar gibi kurumlara yapılan ödemeler öyle boyutlara geldi ki, devlet bütçesi içerisinde altından kalkılamayan bir ekonomik yapı haline getirildi. İşte, bu tablo içerisinde, devlet ne yapmaya başladı; yeniden, küçülerek, ekonomiyi daha liberalize etmeyle İlgili, 80'li yıllardan sonra karar almaya başladı. Bu düşünceyle ilgili olarak, özelleştirme kanunları, özelleştirmeyle ilgili çalışmalar devreye girdi; fakat, bu özelleştirmeyle ilgili yapılar devreye girerken, devlet, bunun yanında, bu sefer, yeni yeni, özellikle, bu son, Anasol-M ve Anasol-D hükümetlerinin uygulamış olduğu programlar çerçevesinde kurullar devreye girdi.


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


RAMAZAN GÜL (Devamla) - Değerli milletvekilleri, aslında, bugün, Türkiye Cumhuriyetinde 36 tane bakanlık vardır. Bu, son derece yanlış bir uygulamadır. Bugün, gerek Avrupa Birliği ülkelerine baktığımızda gerekse Amerika Birleşik Devletlerine baktığımızda, nedir; 15-16 tane bakanlık vardır. Aslında, bugün, Türk devlet yapısı içerisinde, şube müdürlükleri veyahut da daire başkanlıkları seviyesinde yapılması lazım gelen birtakım hizmetler, birtakım görevler ne oldu; bunların, bakanlık seviyesinde yapılması gibi bir görüş hâkim oldu.


Değerli milletvekilleri, peki, biz, bugün, iki yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devletinde milletvekilliği yapan milletvekilli arkadaşlarımla beraber, sizlerle bazı şeyleri paylaşmak istiyorum. Bugün, bu kadar ekonomik krizin olduğu bir süreç içerisinde, bu kadar yeni yeni kararlar aldığımız bir zaman dilimi içerisinde, biz, kalkıyoruz, halen daha, bizim en büyük hastalığımız olan hantal devlet yapısını güçlendirici tedbirler alıyoruz.


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Gül.


RAMAZAN GÜL (Devamla) - Ben de size teşekkür eder; saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)


MEHMET ALİ BİLİCİ (Adana) - Yeter artık allahaşkına!


TURHAN GÜVEN (İçel) - Yetmez, yetmez!.. 5 dakika daha konuşsa bir şey daha öğrenirdiniz!


AHMET EROL ERSOY (Yozgat) - Sen de öğrenirsin!..


TURHAN GÜVEN (İçel) - Ben bunun hocalığını yaptım, öğretirim!


BAŞKAN - Sayın Gebeş önergelerini çekmiştir.


10 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 10 uncu madde kabul edilmiştir.


Geçici madde 1'i okutuyorum:


GEÇİCİ MADDE 1. - Müsteşarlığın 2001 malî yılı harcamaları Başbakanlık bütçesinden karşılanır. Bu konuda düzenlemeler yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.


BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


Önergeler geri çekilmiştir.


Geçici madde 1'i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


11 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 11. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.


BAŞKAN - 11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


12 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 12. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


BAŞKAN - 12 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Tasarının tümünü oylarınıza sunmadan önce, İçtüzük 86'ya göre, lehte, Ağrı Milletvekili Sayın Nidai Seven söz istemişlerdir.


Buyurun Sayın Seven. (MHP sıralarından alkışlar)


3 dakika içerisinde toparlayınız efendim.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 698 sıra sayılı kanun tasarısı hakkındaki lehte görüşümü belirtirken... Burada, tabiî, kanunlar geçmek zorundadır. Neden geçmek zorundadır; milletvekili olarak ilk görevimiz, burada çalışmaktır. İster muhalefette ister iktidarda olan arkadaşlarımız olsun, bizim, öncelikle, almış olduğumuz maaşları hak etmemiz gerekir. Gece yarılarına kadar da olsa, sabahlara kadar da olsa, burada çalışmak zorundayız. Bunları, kimsenin sabote etmesi gerekmez, artı, iktidar gelmiş, muhalefet gelmiş diye bir kayıt yoktur; 550 milletvekilinin hepsinin devam etmesi gerekir. (MHP ve DSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) üç milletvekili, beş milletvekiliyle bu işler olmaz.


Bu kanunun da çok hayırlı olduğunu düşünüyor, lehte oy kullanacağımı belirtiyor ve saygılar sunuyorum. (MHP ve DSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Seven.


Aleyhte olmak üzere, Sayın Ali Rıza Gönül; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)


Süreniz 3 dakika.


ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Hiç olmazsa 5 dakika konuşayım... 3 dakikada ne söyleyebilirim ki...


BAŞKAN - Sayın Gönül, biliyorsunuz, hep 3 dakika veriyoruz. Oyunuzun rengini belli edeceksiniz...


ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.


Tabiî, bu kanun hayırlı mı olur hayırsız mı olur, şimdiden bilemem; ama, yine de, ben, aleyhte oy kullanacağımı başta söylemekle birlikte, hayırlı olmasını diliyorum.


Şimdi, iki kurum var; 1984 yılında kurulmuş, bugüne kadar hayırlı hizmetler yapmış Arsa Ofisi Genel Müdürlüğümüz ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığımız. Bu iki kuruluş, kendilerine kanunla tevdi edilen görevleri yerine getirmişler; her yıl da, burada, bütçe yasa tasarısı görüşülürken, hizmetlerinden dolayı da tebrik edilmiş, teşekkür edilmiş ve millet adına da "bu hayırlı görevlerinizde başarılarınızın devamını dileriz" denilmiş. Ee, şimdi ne yapıyoruz?.. Karar almada, icrada, denetimde eksiklik varmış, zafiyet varmış; o nedenle, bu kuruluşların ikisinin üzerinde bir müsteşarlık kuruluyormuş!..


Arkadaşlar, bunca yıl hizmet etmiş olan bu kuruluşların genel müdürünü, yardımcılarını, personelini istiskal etmek değil midir bu, bir anlamda! Yani, siz, bu görevi layıkıyla yapamıyorsunuz; denetimde, icrada, karar almada, işte, yetkiler, başkan ile genel müdürde toplandı, sizin üzerinizde yeni bir kuruluş getiriyoruz...


Hem devleti küçülteceğiz diyorsunuz hem de devleti nasıl büyüteceğiz diye, her gün, yeni bir tasarıyla Meclisin huzuruna geliyorsunuz! Aslında, bunu, devleti küçültmenin büyültmenin ötesinde, devleti paylaşmak haline getirdiniz! Devleti paylaşma gayretlerinin bir sonucudur bu. Bunun adını gayet açık söyleyin, çekinmeden söyleyin; millet de, yeni kurulan, yeni kurulacak olan bu gibi kurullarla, müsteşarlıklarla, devleti nasıl büyütmek gayreti içerisine düştüğünüzü görsün; büyük sıkıntılar içerisinde olan milletimiz, paralarının da nerelere çarçur edildiğini görsün ve bilsin. Eğer, siz, bugün, milleti, devleti, IMF kapılarına, Dünya Bankası kapılarına mecbur ettiyseniz, emekliyi perişan bir durumda bıraktıysanız, sokaktaki aç, bedbin ve umutsuz insan sayısını artırdıysanız ve bütün bunları da, bu toplumun içerisine girdiğinizde -bilmiyoruz tabiî ki, iktidar partisi milletvekilleri ve teşkilatları giriyor mu girmiyor mu- biliyorsanız veya görüyorsanız, bu, yeniden yapılanma adı altında, bir müsteşarlık kurup...


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


BAŞKAN - Sayın Gönül, 1 dakika içerisinde toparlayınız.


ALİ RIZA GÖNÜL (Devamla) - ...61 tane kadro ihdasıyla, bir savurganlığın, yeni bir savurganlığın kapısını açıyorsanız; vatandaşa, millete...


YALÇIN KAYA (İçel) - Sayın Gönül, Sayın Bakan anlattı; kadrolar...


ALİ RIZA GÖNÜL (Devamla) - Efendim, hiç merak etmeyin, müsteşarlıklar böyle kurulur, çaycısı, ocakçısı, şoförü, arabası, masası, telefonu arkadan gelir, arkadan... (DYP sıralarından alkışlar)


AHMET EROL ERSOY (Yozgat) - Siz biliyorsunuz!... Siz tecrübelisiniz!..


ALİ RIZA GÖNÜL (Devamla) - Ondan sonra da, millete "efendim, biz, tasarruf yapıyoruz, devleti küçültüyoruz" diye, politika yapacaksınız... Samimî olun beyler...


AHMET EROL ERSOY (Yozgat) - Siz, bu konuda tecrübelisiniz!..


ALİ RIZA GÖNÜL (Devamla) - Açık olun, samimî olun ve millete de, düşüncelerinizi, yaptıklarınızı açıkça söyleme cesaretini kendinizde bulunuz.


Onun için, bu tasarının aleyhinde oy vereceğim. Siz, biz ne desek de, bir türlü dikkate almıyorsunuz; ama, yine de, hayırlı olsun diliyorum, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Gönül.


Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Tasarı, böylelikle, yasalaşmıştır; hayırlı uğurlu olsun diyoruz.


Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun Tasarısının müzakeresine başlayacağız.


4. – Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/801) (S. Sayısı : 688)


BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.


Ertelenmiştir.


Yüksek Öğretim Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu'nun Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.


5. – Yüksek Öğretim Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu'nun Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/841, 2/757) (S. Sayısı : 711) (1)


BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır.


Hükümet?.. Hazır.


Komisyon raporu 711 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.


Tasarının tümü üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)


DYP GRUBU ADINA HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 711 sıra sayılı yasa tasarısı üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. Bu tasarının adı çok uzun olduğu için bunu okumuyorum; çünkü, çok zaman alacaktır; zaten, bunlar dağıtılmıştır. Dolayısıyla, konuya geçmeyi tercih ediyorum.


Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, 1997 yılında, Sekiz Yıllık Kesintisiz Eğitim Kanunu çıkarıldı ve bu kanunun görüşmeleri esnasında, Meclisteki müzakereleri esnasında, dönemin Millî Eğitim Bakanı, şu anda da DSP sıralarında milletvekili olarak bulunan Sayın Hikmet Uluğbay, 2000 yılı için 55 inci hükümet adına bir hedef belirledi. Ben, aslında, tutanakları tekrar tutanağa geçirmekten zevk alan bir milletvekili değilim; ancak, biraz, şöyle geriye gidip, neler söylendiğini hatırlayalım; bu taahhütlerin, bu hedeflerin ne kadar gerçekleştiğini, beraber, şöyle bir irdeleyelim.


Bu 4306 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, 55 inci hükümet "Eğitimde Çağı Yakalama 2000 Projesi" adı altında bir projeyle toplumun önüne çıktı. Şimdi, bu, 57 nci hükümet zamanında da böyle devam ediyor. Nedense, bu hükümetlerimiz, dört yıldan beri, çağı başka tarafından yakalıyorlar! Çağ yakalama eğer böyleyse, vay bu toplumun haline!


Sayın Hikmet Uluğbay'ın bu kürsüden yapmış olduğu konuşmanın bir bölümünü sizlere takdim ediyorum ve değerlendirmeyi de takdirlerinize arz ediyorum. Bakınız, Sayın Uluğbay ne diyor:


"Bu tasarıyla, üç yıl içinde, 1997 fiyatlarıyla ilköğretime 1 katrilyon liranın üzerinde yatırım yapılacaktır. Bu, çok büyük bir yatırım hedefidir ve tarihimizde ilk defa bu boyutta bir eğitim seferberliği başlatılmıştır. 1 katrilyon lirayı aşkın yatırımla 2000 yılında şunlar gerçekleştirilecek ve çocuklarımızın emrine sunulacaktır" ve sıralanıyor. "İlköğretimde okullaşma oranı yüzde 100'e çıkarılacak..." Yüzde kaça çıkarıldığını hepimiz biliyoruz. "... 6 yaşın üzerindeki nüfusumuzun ortalama eğitim süresi 5,7 yıla çıkarılacak, ikili öğretim, 2000 yılında ortadan kaldırılacak, birleşmiş sınıf uygulaması 2000 yılına kadar son bulacaktır."


Değerli milletvekilleri, siyaset, en çok, taahhüt edilen, vaat edilen şeylerin yerine getirilmemesi üzerine itibar kaybediyor. Bakınız, milletvekili lojmanları içerisinde bulunan bir Başkent İlköğretim Okulumuz vardır. Ankara'nın göbeğinde, Oran semtinde, milletvekili lojmanlarının içerisinde bulunan ilköğretim okulunda bile, bugün, ikili eğitim yapılıyor, yani -herkesin bildiği ifadeyle- sabahçı-öğlenci şeklinde eğitim yapılıyor. Sözüm ona, 1997'de çıkarılan bu yasayla, bu çağı yakalama projesiyle ikili öğretim ortadan kaldırılacaktı ve -o da yetmiyor- birleştirilmiş sınıf uygulaması ortadan kalkacaktı. Benim milletvekili bulunduğum vilayetin köy okullarının büyük bir bölümünde, ezici çoğunluğunda, hâlâ birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılıyor. Böyle vaatlerle, sözlerle eğitimin düzelebileceğine inanıyorsak, kendimizi kandırıyoruz.


"Sınıflardaki öğrenci sayısı 2000 yılına kadar tedricen 30'a indirilecek..." Bakınız, bugün, 2001 yılını yarıladık; 2001 yılının sonunda da, bu sayının bırakın 30'lara, 60'lara bile indirilmesi mümkün görünmüyor. "Bunu sağlamak için 147 326 derslik inşa edilecektir..."


Şimdi, Değerli Millî Eğitim Bakanımız çıkıp diyebilir ki, o dönemde Millî Eğitim Bakanı ben değildim... Ben, zaten, Hikmet Uluğbay'ın söylediklerini okuyorum; ama, 1997'den beri, Millî Eğitim Bakanları, hep Demokratik Sol Partiden olan değerli milletvekilleridir, o gün bugündür de, Türkiye'nin millî eğitim politikasını Demokratik Sol Parti belirliyor. Dolayısıyla, burada, hiçbir mazeret ileri sürülemez.


Okumaya devam ediyorum: "Tüm ilköğretimde bilgisayar destekli öğretime geçilecek. Televizyon programları dahil tüm iletişim olanakları ilköğretimin emrine sunulacaktır. İlköğretimde öğrencilerin bir yabancı dil öğrenmeye başlamaları sağlanacaktır..." Şimdi, soruyorum size, allahaşkına, liseyi bitiren öğrenciler kaç cümle yabancı dil biliyor?.. Şu Ankara'nın göbeğinde genel eğitim yapan liselere şöyle bir dikkat edin; 11 yıl boyunca ilköğretimde, ortaöğretimde tahsil yapan çocuklarımızın, okulu bitirdikten sonra kaç cümle yabancı dil bildiklerini şöyle bir düşünün...


"Bu yıldan başlamak üzere, dargelirli ailelerin çocuklarına parasız beslenme, barınma, ders araç ve gereçleri sağlanacak ve geri kalmış yörelerimizde, çocuklarımıza, bugüne kadar sahip olmadığı, eğitimde fırsat eşitliği verilmiş olacaktır." Buna da kargalar güler!..


"Eğitimdeki bu fırsat eşitliği, gerice kalmış yörelerde, özellikle kız çocuklarımıza verilecektir. Kız çocuklarımız, yarının anneleridir, yarının nesillerini yetiştirecektir. Onları, bu eğitimden noksan tutmaya hakkımız yoktur. Bu, onlara yapabileceğimiz en büyük adaletsizlik olur." Bunlar doğru!..


"Halen mevcut 143 yatılı ilköğretim bölge okulu ve pansiyonlu okul sayısı 250 adet artırılarak 393'e çıkarılacaktır."


Sayın Millî Eğitim Bakanımız, biraz sonra, o günden bu yana kaç tane yatılı ilköğretim bölge okulunun yapıldığını bizlere anlatacaktır herhalde.


"Bütün bunların yanında, iklim koşullarının uygun olduğu bölgelerde taşımalı öğretim olanakları daha da geliştirilecek ve bütün bu ihtiyaçlara cevap verecek öğretmenler yetiştirilecek ve hizmete alınacaktır."


Değerli milletvekilleri, bu vaatleri o gün biliyorduk, bugün de buradan benim sizlere arz etmemle duymuş oldunuz. Bunların yüzde kaçının gerçekleştiğini takdirlerinize arz ediyorum.


Türkiye, ilköğretim, ortaöğretim, lise ve yaygın öğretimde 15 milyonun üzerinde öğrencisi olan bir ülkedir. Bu, irili ufaklı birkaç Avrupa ülkesinin nüfusuna eşdeğerdir. Türkiye, eğitime ayırdığı pay açısından dünyanın 105 inci ülkesidir. Bu kaynaklarla, bu paralarla eğitimimizin çağdaş standartlara ulaşması mümkün değildir. Çağdaş lafı, çağı yakalamak lafı sözle olmaz, icraatla olur. Çocuklarımıza diploma vermek yetmiyor. Diploması olan çocuklarımızın ne durumda olduğu, hangi düzeyde yabancı dil bildikleri, ne kadar hayata hazır oldukları ortadadır.


Değerli arkadaşlarım, bugün, Türkiye'de -bu tasarının gerekçesinde de ifade ediliyor- istihdam edilenlerin, devlet sektöründe veya özel sektörde çalıştırılan insanların yüzde 14'ü ortaöğretimden mezun, yükseköğretimden mezun olanların oranı ise sadece yüzde 7,3'tür. Dolayısıyla, eğitimimizde kalitenin artırılması gerektiği meselesi ortadadır.


Bu yasa tasarısıyla getirilmek istenen konular şunlardır: Vakıflara meslek yüksekokulu kurma müsaadesi veriliyor. Meslekî teknik eğitimde bazı yeni düzenlemeler yapılıyor. Meslekî ve teknik eğitim bölgeleri ve merkezleri kuruluyor. Ayrıca, çıraklık eğitimi ve bazı kuruluşlarda beceri kazandırma eğitiminin yeniden düzenlenmesi öngörülüyor.


Bunların hepsi güzel şeyler, bunların hiçbirisine karşı değiliz. Yalnız, bir konuda endişemiz vardır.


Değerli milletvekilleri, bakın, bugün, Türkiye'de 400'ün üzerinde meslek yüksekokulu vardır. Biz, sözüm ona meslek yüksekokullarını Avrupa'daki politeknikleri esas alarak kurmuşuz. Bakınız, bu yasa tasarısının gerekçesinde de aynen ifade ediliyor; bu konudaki zaafımız, bu konudaki aczimiz ifade ediliyor, meslek yüksekokullarının içinde bulunduğu durumdan söz ediliyor ve deniliyor ki : "Hatta, bunların büyük bir bölümü kendilerine altyapı teşkil eden meslekî ve teknik liselerden tesis, araç ve gereç bakımından düşük düzeyde bulunmaktadır." Yani, bu yasa tasarısında, bugün Türkiye'deki meslek yüksekokullarının, eğitim, araç, gereç, laboratuvar, dokümantasyon açısından, liselerin daha aşağısında bir düzeyde olduğu kabul ediliyor, burada ifade ediliyor.


Artı, ayrıca, yükseköğretim sistemimizin genelinde olduğu gibi, meslek yüksekokullarında da öğretim elemanı sıkıntısı vardır. Ülkede bu kadar öğretim elemanı sıkıntısı varken, siz yeni öğretim elemanları yetiştirmeden, diyelim ki 400 meslek yüksekokulu daha açsanız, mevcutlarda yeteri kadar öğretim elemanı yokken buralarda kim ders verecektir? Bu sefer şu yapılacaktır -belki hülle yoluna gidilecektir- ortaokuldaki, lisedeki hocalar, akşam ortaokulda, lisede öğretmen olacaklar, sabahleyin -kararnameyle- öğretim görevlisi olarak uyanacaklar ve buralara hoca diye tayin edilecekler. Bu da, kâğıt üzerinde birbirimizi kandırmadan öteye geçmeyen bir uygulama olacaktır.


Bu konudaki bir başka endişemiz: Biliyorsunuz, bu ülkede, geçmişte, özel yükseköğretim kurumları vardı; Galatasaray Mühendislik, Işık Mühendislik, Vatan Mühendislik ve benzeri okulları hepimiz hatırlıyoruz. Bunlar, bir süre sonra meseleyi ticarî amaca döktüler ve diploma dağıtan, seri diploma dağıtan kuruluşlar haline geldiler. Vakıflara, yüksekokullar kurdurulurken, öncelikle dikkat edilmesi gereken bir husus budur. Bunların, böyle, diploma dağıtan müesseseler haline gelmeleri önlenmelidir.


Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısının can alıcı maddelerinden birisi 24 üncü maddedir.


Bakınız, bu ülkede, fakirlik, fukaralık ve gerçekten, hayat standardı bugünkü düzeydeyken ve ülkemizde insanlar büyük bir geçim sıkıntısı içerisindeyken, 57 nci hükümet, zam ve vergiden başka bir şey bilmiyor.


Sadece, Amerika Birleşik Devletlerine bizim ülkemizden gitmek isteyen, oranın vatandaşı olmak için müracaat eden insan sayısı, bu yıl içerisinde, 1 700 000 kişidir. Ülkeyi o hale getirdiniz ki, insanlar kendi vatanını terk ederek, başka bir ülkenin vatandaşı haline gelmek için can atıyor.


Yine, bir araştırma firmasının, özellikle, gençler arasında yaptığı bir araştırmaya göre, ülke nüfusunun yarısından fazlasının "bugün imkânım olsa, ülkeyi terk ederim, başka bir ülkeye giderim" diye cevap verdiği ortadadır.


Bu, neden kaynaklanıyor? Başta dediğim gibi, bakınız, Demokratik Sol Parti ve Anavatan Partisi, 1997'den beri şu veya bu şekilde, büyük ortak veya küçük ortak olarak iktidardadır ve bu vaatler yerine getirilmemiştir. Ben, Millî Eğitim eski Bakanı Sayın Hikmet Uluğbay'ın vaatlerini burada okudum; bunların hiçbiri yerine getirilmemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi iki yıldan beri hükümet ortağıdır; ancak, vaatlerini tutmama noktasında, Milliyetçi Hareket Partisinin de ortaklarından geri kalan tarafı yoktur. Sizin de seçimlerde yaptığınız vaatlerle, burada gösterdiğiniz performans arasında dağlar kadar fark vardır.


NAİL ÇELEBİ (Trabzon)- Hüseyin Bey, yanlış biliyorsun!..


HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- Haa, oradan bana sesleniyorsunuz; size şunu söylemek isterim: Allahaşkına, Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlar, allahaşkına, sizin damganızı taşıyan, sizin partinizin programından izler taşıyan, bu da, bizim kanunumuzdur, bu da, bizim tasarımızdır dediğiniz, bugüne kadar, Parlamentoya kaç tane tasarı geldi?


NAİL ÇELEBİ (Trabzon)- Daha biraz önce geçti!..


HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)- Dolayısıyla, arkadaşlar, bakınız, parti hangisi olursa olsun, ister benim partim, ister sizin partiniz, seçim meydanlarında insanlara bir vaatte bulunduğunuz zaman, bunları, hiç olmazsa asgarî düzeyde de olsa yerine getirmediğiniz zaman, siyaset, siyasetin itibarı ayaklar altına gidiyor.


Burada, bu yasa tasarının gerekçesinde deniliyor ki... İşte, 1997 yılında Sayın Uluğbay'ın yaptığı o vaatlerden sadece yüzde 39'u gerçekleşmiştir. Sizin bütün hesaplarınız niçin böyledir?! Bakınız, önümüze bir bütçe getirdiniz ve dediniz ki: "Bu bütçede 5 katrilyon açık olacaktır." Şimdi, açık 30 katrilyona çıktı; yani, bir hükümet, uzmanlardan oluşan bir insan grubu, yaptığı hesaplarda 6 kat nasıl yanılabilir değerli arkadaşlarım?!


Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planını burada tartışırken de dile getirdik. Bakınız, siz, 2023 yılı için, yani, cumhuriyetin 100 üncü kuruluş yıldönümü için bir perspektif belirliyorsunuz ve diyorsunuz ki: "2023 yılında Türkiye'nin millî geliri fert başına 20 000 dolar olacak ve biz, Avrupa Birliği standartlarını yakalayacağız."


YALÇIN KAYA (İçel) - Doğru, doğru...


MEHMET ŞANDIR (Hatay) - Doğru, doğru...


HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - İnşallah 50 000 dolar olur, inşallah 100 000 dolar olur...


MEHMET ŞANDIR (Hatay) - İnşallah, inşallah...


HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bunu gönülden temenni ediyoruz.


Bugün 2 800 dolarlar civarında bir millî gelire sahip bu ülke. Şu anda Avrupa Birliği ülkelerinin kişi başına düşen millî geliri 23 500 dolardır. Peki, yirmiüç yıl sonra Avrupalılar... Biz onlara diyeceğiz ki, siz bekleyin bizi, yerinizde sayın, hiçbir şey yapmayın, ta ki, biz, gelip size ulaşalım. Soruyorum size: O güne kadar onların kış uykusuna falan yatacağını mı sanıyorsunuz?! Sizin millî geliriniz 20 000 dolara çıktığı zaman, onların millî gelirinin 40 000-45 000 dolara, 50 000 dolara çıkmayacağını nereden biliyorsunuz?! Dolayısıyla, böyle hayalî rakamlar ortaya koyarak... Hesabınızı kitabınızı yaparken, tutabilecek, gerçekten gerçekleşebilecek şeyler ortaya koyun. Ben, siyaset kurumu açısından vaatlerin yerine getirilmesi gerektiğini burada tekrar dile getirmek istiyorum.


Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısıyla getirilen olumlu bir şeyi burada dile getirmek istiyorum: Özellikle uluslararası bilim olimpiyatlarında dereceye giren lise öğrencilerine, ortaöğretim öğrencilerine, istedikleri yükseköğretim kurumunun istedikleri bölümüne sınavsız girme hakkı getiriliyor; bu, teşvik etme açısından önemlidir; ancak, burada bir çelişkiye, bir paradoksa işaret etmek istiyorum: Uluslararası bilim olimpiyatlarında Türkiye'ye en fazla madalya kazandıran, en fazla derece kazandıran okullar vardır; bunlar bazı özel okullardır -siz, buna, ister Fethullah Hocanın okulları deyin ister filan vakfın okulları deyin- bunlar Türkiye'nin yüzakı olan okullardır, Türk cumhuriyetlerinde de, dış dünyada da bizi gerçekten layıkıyla temsil eden okullardır; ama, başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, bu okulların canına okumak için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Bu tür insanlara, bu tür başarılara imza atmış olan insanlara sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum ve burada böyle bir hükmün bulunması son derece olumludur.


İkinci bir hususu, burada eksik olan bir hususu nazarı itibara sunmak istiyorum: Bakın, burada meslekî teknik eğitimden söz ediliyor, meslekî eğitimden söz ediliyor. Bakın, imam hatip okulları meslek okullarıdır. Bu kurulacak meslek yüksekokullarına ortaöğretimden geleceklerin imtihansız alınması sağlanıyor -bu, güzel bir şey- imam hatip mezunlarının ilahiyat meslek yüksekokullarına geçişleri de böyle sağlanacak mıdır sağlanmayacak mıdır; burada açık bir hüküm yok.


BOZKURT YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) - Açık... Açık...


HALİL ÇALIK (Kocaeli) - Açık efendim; açık...


HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Hayır, şunu söylüyorum: YÖK, ilahiyat meslek yüksekokullarının çoğunu kontenjan vermeyerek kapatmaya zorladı, çoğu kapanmıştır.


BOZKURT YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) - Hepsi duruyor.


HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Mesele yok. Varsa, bu, güzel bir uygulamadır; çünkü, imamlarımızın da, ne kadar çok tahsilli olurlarsa olsunlar, imamlarımızın da çok tahsil yapmaya, dünya standartlarında eğitim almalarına mutlak suretle ihtiyaç vardır. Gerçekten iyi yetişmiş, hatta, üniversite bitirmiş, doktora yapmış, mastır yapmış olan din adamlarına bu ülkenin ihtiyacı vardır.


Değerli arkadaşlarım, bakınız, size, bir uygulamadan söz edeyim -Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcımız Sayın Hüsamettin Özkan'ın burada olmasını dilerdim- Diyanet İşleri Başkanlığında yapılan ve zulüm derecesine ulaşan bir uygulama vardır: İmamken veya Diyanette memurken bir yüksekokulu, bir fakülteyi bitiren insanlara, başka kurumlara geçmeleri için kesinlikle ama kesinlikle muvafakat verilmiyor.


Bu talimat kimden alınmıştır, bu emir kimden gelmiştir; böyle bir şey olabilir mi?! İmamken tıp fakültesini bitirmiş, veteriner fakültesini bitirmiş insanlar, niçin doktor veya veteriner olamasın, buna niye imkân verilmiyor veya ziraat fakültesini bitirmiş bir insana, ziraat mühendisliği yapması niçin çok görülüyor; bunu özellikle sorgulamamız lazım.


İkinci bir husus: Bugün, Türkiye'de, onbinlerce imam kadrosu boştur. Bugün, beni, Van'dan Van Müftüsü aradı -birçok insan aradı- sadece Van'da 200 küsur imam kadrosu eksikliği vardır. Her tarafa kadro bulunuyor da... Mademki, bu ülkenin din işlerini Diyanet İşleri Başkanlığı idare ediyor          -Anayasa hükmü olarak da, Diyanet İşleri Başkanlığının genel idarede olmasına karşı çıkmak, bunu dile getirmek bile suç sayılıyor- toplumun din ihtiyacını bu kurum karşılıyor; yeteri kadroları vermek zorundayız. Özellikle DSP'li arkadaşlarıma bu konuda istirham ediyorum; sayın grup başkanvekilleri, eğer bu mesajımı Sayın Bakana iletirseniz, bundan memnun olacağım.


MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Sayın Bakan duymuştur...


HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Türkiye'de binlerce imam kadrosu açığı vardır. Bu imam kadrolarının tez zamanda mutlaka sağlanması gerektiğini düşünüyorum.


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


BAŞKAN - Sayın Çelik, toparlayın; buyurun.


HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Burada bir başka hususu da dile getirmek istiyorum:


Arkadaşlar, bu yasa tasarısıyla, eğitime katkı payı 2010 yılına kadar uzatılıyor; normalde, 2002 yılında sona ermesi gereken bu eğitime katkı payı uygulaması, vatandaşa, daha sekiz yıl boyunca, bir yük olarak getiriliyor. Bugüne kadar 2,5 milyar dolardan fazla eğitime katkı payı alınmıştır vatandaştan. Global hesaplara göre, sekiz yıl daha eğer bunu alırsanız, 8 milyar dolar daha para toplayacaksınız demektir. Vatandaş vergi ödemekten, katkı payı ödemekten, Özel İşlem Vergisi ödemekten, âdeta, gına getirmiştir, beli bükülmüştür.


Bu hükümet, bakınız, akaryakıt başta olmaz üzere, birçok maddeye yaptığı zamlarla.. Ümit ediyorum ki, gazetelere konu olan, bu sözü edilen, bugün taslak halinde olan o ek vergi kanunu da gelmeyecektir. Sayın Başbakanın taahhüdü vardı "ekvergi yoktur" diye; ama, sonra dedi ki: "Ben böyle bir şey demedim." Şimdi, her gün, her gelen kanun tasarısında, vatandaşın beline biraz daha yük yükleyecek şeyler getiriyorsunuz. 2008 yılına kadar eğitime katkı payını uzatıyorsunuz; bunun hesabını vatandaşa vermeniz zordur; buna karşı çıkıyoruz, bunu, haksızlık ve zulüm olarak değerlendiriyoruz. Bunun çekilmesini ve bu 24 üncü maddenin geri çekilmesini veya önergeyle düzeltilmesini diliyorum; bu düşüncelerle, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Çelik.


Sataşma sebebiyle Sayın Hikmet Uluğbay'ın söz isteği vardır. İsmi zikredilerek, icraatına atıfta bulunuldu; sanıyorum, o konuda bir açıklık getirecekler.


Buyurun Sayın Uluğbay. (DSP sıralarından alkışlar)


VI. – AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR


1. – Ankara Milletvekili Hikmet Uluğbay’ın, Van Milletvekili Hüseyin Çelik’in, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle konuşması


HİKMET ULUĞBAY (Ankara) - Teşekkürler Sayın Başkan.


Sayın Başkan, değerli üyeler; huzurunuzda, Sayın Hüseyin Çelik'e gönülden teşekkürlerimi sunarım; zira, üç yılı aşkın bir süre önce, Millî Eğitim Bakanı olarak, çıkıp,  vatandaşlarımıza vaat ettiklerimizi, burada tekrarlayarak, vatandaşlarımızın hafızasını tazeledikleri için, kendisine, samimî olarak, gönülden teşekkür ederim.


HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sağ olun Sayın Bakanım.


HİKMET ULUĞBAY (Devamla) - Sayın Çelik, görüşmeleri sırasında, tenakuzlu bazı beyanlarda bulundu, önce, onu, kendi dikkatine sunarak sözlerime başlamak istiyorum. Zabıtlardan baktığı takdirde görecektir ki "Hikmet Uluğbay'ın vaat ettiklerinin hiçbiri yerine getirilmemiştir" dediler; zabıtlarda vardır. Daha sonra, 3 dakika kadar sonra da "istatistiklere bakıldığında yüzde 39'u gerçekleşmiştir..."


Sayın Çelik, zannediyorum, bu mübayenet dahi, sizin olaya bakış ve önyargılarınızı belirtmesi bakımından, sizin kendinize sunduğunuz bir örnektir.


Değerli arkadaşlar, anne ve baba olmanın bir sorumluluğu vardır. Hikmet Uluğbay, o gün ne söylediyse, bugün aynen tekrarlamaya hazır ve tekrarlıyor; o gün imza attıklarını, bugün imzalamaya aynen hazır.


Sayın Çelik ve değerli arkadaşlar; anne baba olmanın sorumluluğu şudur: Dünyaya getirdiğimiz çocuklara, kendimizin sahip olduğu olanaklardan çok daha fazlasını verme taahhüdüdür. Bunun anlamı şudur: Dünyaya çocuk getirirken, biz bu sözü verdik -hepimiz; siz verdiniz, ben verdim, bizi izleyen 65 milyon vatandaş verdi- dolayısıyla, bu sözümüzü tutabilmek için, evet, 30 kişilik sınıflarda okutmaya mecburuz, hatta ve hatta, çağdaş dünyanın önüne geçmek istiyorsak, 20 kişilik sınıflarda okutmaya mecburuz; onun için 190 000 öğretmen almak gerekir dedik. Evet, 20 kişilik sınıflarda okutmak için, gerekiyorsa 400 000 öğretmen almak gerekir ve 400 000 öğretmeni yetiştirmek gerekir. Sadece bunlar yeterli değil; o 20 kişilik sınıfları yapmanın yanında, o sınıflara bilgisayar, televizyon, video, tepegöz, her şey konulacaktır dedik; çünkü, bizim çocuklarımız bunlara layıktır. Layık olmadığını iddia eden varsa, gelsin, bu kürsüden millete söylesin, çocuklarımız bunlara layık değildir desin. (DSP sıralarından alkışlar)


HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Ona itiraz eden yok ki Sayın Bakanım!


HİKMET ULUĞBAY (Devamla) - Çocuklarımız, aynı şekilde, yabancı dil bilmeye mecburdur. Benim rahmetli bir matematik hocamın söylediği şey şudur: "Bir dil biliyorsanız, bir insansınız; iki dil biliyorsanız, iki insansınız." Biz, eğer, dünyaya yön veren bir devlet olmak istiyorsak, dünyada bilim dili olarak yerini kabul ettirmiş dillerin çoğunu çocuklarımıza öğretme yükümlülüğümüz vardır ve buna, ilköğretimden de başlama yükümlülüğümüz vardır.


Şu kadarını söyleyeyim: Birbuçuk yıllık bakanlığım döneminde, toplanan sekiz yıllık gelirlerin her kuruşunu ve devlet bütçesinden verilen her kuruşu, kanunlara, kurallara uygun olarak harcadım. Yaptığımız inşaatlardan hiçbirisi boş kalmadı; ama, Bakanlığa geldiğimde, birtakım yerlerde yapılmış okul binaları boştu. Okulların yerinin tespitinde, nerede öğrencinin ihtiyacı varsa, orası tespit edildi ve çok şükür, arkamda hiçbir boş okul bırakmadan görevimi tamamladım.


BAŞKAN - Toparlar mısınız Sayın Bakanım.


HİKMET ULUĞBAY (Devamla) - Tabiatıyla.


Değerli arkadaşlar, bu kürsü, milletin kürsüsü ve doğruları söylemek mecburiyetinde olduğumuz kürsü. Kendim için şiar edindim, sizler için de bir önerim var: Hangi ulus ki, millî eğitimini siyasete alet etmiştir, felaketlerden kurtulamamıştır. Millî eğitim için her türlü değerlendirmenizi yapın, her türlü önerilerinizi yapın; siyaset karıştırmayın; çünkü, bedelini bizler değil, çocuklarımız ödüyor. (DSP sıralarından alkışlar)


Son olarak söyleyeceğim şey şu: 2010'a kadar katkı değerinin uzatılması.


Değerli arkadaşlar, Sayın Çelik çok güzel bir şeye de değindi. Türkiye, ulusal gelirinin yüzde 2,2'sini eğitime ayırıyor; bugün, Amerika, yüzde 7'sini ayırıyor, 29 000 dolardan ayırıyor. 3 000 dolardan, biz, yüzde 2 ayırıyoruz. Amerika'nın önüne böyle mi geçeceğiz; dünyada iddialı devlet böyle mi olacağız; bizim çocuklarımız böyle mi bilgisayar teknolojisinin önüne geçecek?! Onun için, 2010 yılına kadar katkı azdır. Burada, eğer varsanız, gelin, bir karar alalım. Ulusal gelirin yüzde 7'sini sağlayacak boyutta eğitim vergisi alıp, bu çocuklarımıza, ilanihaye dünyanın en iyi eğitimini verelim.


Bakın, bir şey daha söyleyeyim; öğretmen açığı, hâlâ, devam ediyor. Sebebi: Millî Eğitim Bakanlığımda -aynı politikaları devam ettirdiği için Sayın Bostancıoğlu'na da çok teşekkür ediyorum- her önüne geleni, Mevlevi kapısı gibi, öğretmen olarak almadık. Eğitim fakülteleri ile fen ve edebiyat fakültesi mezunlarını; yani, bunu meslek olarak eğitilen insanları aldık. Eğer, bunlar kusursa, bu kusurun hesabını, bu Meclisin önünde de, milletin önünde de vermeye her zaman hazırım.


Hepinize saygılar sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz.


V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN


GELEN DİĞER İŞLER (Devam)


5. – Yüksek Öğretim Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun ile  Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu'nun Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/841, 2/757) (S. Sayısı : 711) (Devam)


BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Yaşar Öztürk.


Buyurun Sayın Öztürk. (MHP sıralarından alkışlar)


MHP GRUBU ADINA BOZKURT YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz bu yasa, Türk millî eğitiminde ve yükseköğreniminde, bir bakıma, gerçekten, hayırları önümüzdeki yıllarda belirli olacak bir yasa.


Bu yasanın içeriğine geçmeden önce, 1974 yılında Türk millî eğitiminde büyük bir değişiklik oluşturuldu. 1974 yılında o günkü Millî Eğitim Bakanı ve o günkü millî eğitimden sorumlular, ülkemizdeki meslek okullarını, erkek sanat okullarını, yapı sanat okullarını, bu okulları kaldırarak, yerlerine meslek teknik liseleri oluşturdular. 1974 yılındaki bu değişiklik, ülkemizde  iki eksikliğe sebebiyet vermiştir. Bu eksikliklerden birincisi, ülkemizde ara eleman sıkıntısı o günden bu güne devam etmektedir. Hem şantiyelerde hem sanayide hem de ticarî sahalarda diğer kısımlarda da işçi ile mühendis arasında ara eleman ortadan kalkmış oldu.


İkincisi ise, üniversitelerimizin kapıları genel liselerin mezunlarıyla zaten doldurulmuş iken, teknik meslek liselerinden mezun olanlar da, genel liselerden mezun olanlara katılarak, üniversite kapılarında yığınların yükselmesine, sayıların çoğalmasına sebebiyet vermiştir. İşte, değerli arkadaşlar, bugün görüşmekte olduğumuz bu yasa tasarısı, bu iki engeli de ortadan kaldıracaktır. Yani meslek lisesi mezunları, bu yasayla, sınavsız olarak meslek yüksekokullarına gireceğinden dolayı, ülkemizde hem üniversitelerin kapılarındaki yığınlar azalacak hem de ülkemizde, sanayimizde, ticarette ve diğer kurumlarımızda ara elemanlar oluşmuş olacaktır. Onun için, gerçekten, bu yasa tasarısı, bu konumdan, söylediğim bu iki konudan dolayı çok önemlidir.


Bir de, ülkemizde kurulmuş olan meslek yüksekokulları, öğrenci bulamadıklarından dolayı, kaynak bulamadıklarından dolayı; yani, üniversite sınavına girip de meslek yüksekokullarını tercih eden öğrenciler, yeterli taban puan alamadıklarından dolayı meslek yüksekokulları bir bir kapanmak üzereyken, bu yasa tasarısı imdada yetişmiş oldu. İnşallah, hem kapanmak üzere olan meslek liseleri hem de kapanmak üzere olan meslek yüksekokulları, bu yasayla birlikte artık hizmete girmiş olacaktır, işlerlik kazanmış olacaktır.


Burada, altını çizerek, bir şeyi de vurgulamak istiyorum: Artık imam hatip okulları, imam hatip liseleri mezunları da, sınavsız olarak, ilahiyat meslek yüksekokullarına girebilecekleri için, imam veya hatip olmak isteyenler, rahatça meslek yüksekokullarını bitirerek, imam veya hatip olabileceklerdir. Dolayısıyla, hem imam hatip liselerinin önleri açılmış oluyor, hem de mezun olan imam veya hatipler, yüksekokul mezunu olacağı için, imam veya hatiplik yapacak hocalarımız da yüksekokul mezunu olacakları için, kültürlü, bilgili, çağın ilmiyle donanmış olacaklardır.


Bu tasarının ikinci bir unsuru da, uluslararası yarışmalarda dereceye giren öğrencilerimizin, artık, sınavsız olarak üniversiteye girebilecekleridir. Bu da, ortaöğretimdeki öğrencilerimizin uluslararası yarışmalara rağbet etmelerini sağlayacaktır. Aynı zamanda, ortaöğretimdeki öğrencilerimizin, araştırmacılığın yanında ilmî olarak kendilerini yetiştirme açısından da zaman harcadıklarında, bu zamanımız artık boşuna gitmiyor, bu zaman değerlendirilecektir diye mutlaka ve mutlaka ortaöğretimde öğrencilerimiz araştırmaya ve ilmî çalışmaya önem vereceklerdir.


Kıymetli arkadaşlar, burada, gönül ister ki, bütün gençliğimiz üniversite eğitimi alsın, gönlümüz bunu istiyor. Adalet duygusu içinde bunu tamamlayan gencimize gerek özel sektörde gerekse kamuda iş imkânı sağladığımızda, bunun bir anlamı olacaktır; yoksa, eğitimli işsizler ordusu kurmak, hiç kimseye fayda sağlamayacaktır.


Değerli arkadaşlar, asıl kaynağına inilmedikçe sorunun çözüleceğine biz inanmıyoruz. Asıl sorun, Türkiye'de, ortaöğretimi bitiren öğrencilerimizin üniversitelere girebilmelerinde ve üniversitelere girdikten sonra da üniversite içerisinde yaptıkları çalışmaların esasını ortaya koyabilmelerindedir.


Bugün üniversitelerimizde sıkıntılar vardır. Bu sıkıntılar, 2547 sayılı YÖK Yasasından kaynaklanmaktadır. Eğer 2547 sayılı YÖK Yasası üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin oluşturmuş olduğu araştırma komisyonunun raporu doğrultusunda, önümüzdeki yasama yılında, çalışmalar yapılırsa ve 2547 sayılı YÖK Yasası, gerçekten, günümüzün şartlarına uygun hale getirilerek o yasada değişiklikler sağlanırsa, üniversitelerimiz ilim ve araştırma yuvası haline dönüştürülebilir. Aksi takdirde, bugün olduğu gibi, üniversitelerimizde, hem öğretim üyelerinin hem de öğrencilerimizin 2547 sayılı Yasadan kaynaklanan sıkıntılı durumları gelecekte de devam edecektir. Bu sıkıntılı durumun devam etmemesini istiyorsak, bütün milletvekili arkadaşlarıma buradan sesleniyorum: Önümüzdeki yasama yılında ilk işimiz, bu Meclisin kurmuş olduğu araştırma komisyonu raporunu görüşerek, 2547 sayılı YÖK Yasasının mutlaka ele alınması gerekir. (MHP sıralarından alkışlar)


Bu düşüncelerimle, hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime son vermek istiyorum. (MHP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz.


MÜCAHİT HİMOĞLU (Erzurum) - Sayın Başkan, kalan 10 dakikalık süreyi kullanmak istiyorum.


BAŞKAN - Olmaz efendim, öyle bir uygulamamız yok.


MEHMET ŞANDIR (Hatay) - Sayın Başkan, Grubumuzun artan süresini kullanabilir.


BAŞKAN - Olur mu öyle şey Sayın Başkan; olur mu efendim?!


AYDIN TÜMEN (Ankara) - Sayın Başkanım, Grubumuz adına Sayın Evliya Parlak konuşacak.


BAŞKAN - Şahsı adına konuşacaktı Sayın Parlak.


AYDIN TÜMEN (Ankara) - Hayır, Grubumuz adına konuşacak.


BAŞKAN - Hay hay efendim.


DSP Grubu adına, buyurun Sayın Parlak. (DSP sıralarından alkışlar)


DSP GRUBU ADINA EVLİYA PARLAK (Hakkâri) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; sözlerime başlarken, şahsım ve temsil ettiğim DSP Grubu adına, hepinize en içten saygılarımı sunmak istiyorum.


Değerli arkadaşlar, görüşmeye başladığımız 711 sıra sayılı yasa tasarısıyla, çok sayıda kanunda çok olumlu değişiklikler yapılmaktadır. Yüksek Öğretim Kanununda, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda, İlköğretim ve Eğitim Kanununda, Millî Eğitim Temel Kanununda, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda, Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkındaki Kanunda önemli değişiklikler yapılmaktadır. Nasip olursa, bugün bunu yasalaştıracağız.


Maddelere geçmeden önce, ben, değerli heyetinize, bu yasanın çok önemli ve eğitimimize çok olumlu katkıları olacağına inandığım birkaç noktasını yüce bilginize sunmak istiyorum.


Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu tasarının, maddeleri itibariyle -görüştükçe zaten ortaya çıkacaktır; ancak, ben o sıra içerisinde- çok önemli gördüğüm olumlu yanlarını yüce bilginize sunmaya başlıyorum.


Öncelikle, ülkemizde bilgi çağına girdiğimizi, daha doğrusu, dünyada bilgi çağına girdiğimizi ve özellikle çok üstün yetenekli gençlerin yetişmesine çok önem ve özen göstermemiz gerektiğini, hepimiz vurgulamaktayız. Bunu dikkate alan hükümetimiz, getirdiği tasarıyla, özellikle Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunca uluslararası ödülleri hak eden gençlerimize, bundan böyle, sınavsız ve ödül aldıkları alanlarda yükseköğrenim yapma şansını vermektedir. Bu, şu demektir: Gerçekten, uluslararası alanda ödül hak eden gençlerin önü açılıyor. Bu, bu yasanın en önemli noktalarından birisi.


Yine, ikinci önemli kısmı: Meslekî ve teknik ortaöğretim kurumlarını bitiren ve özellikle ara işgücü elemanı olarak yetiştirmeye çalıştığımız bu gençlerden arzu edenlerin, üniversitelerin kendi alanlarıyla ilgili yüksekokul bölümlerine sınavsız girmelerine olanak tanınmaktadır. Bu yüksekokulları başarıyla bitirenlerden en az yüzde 10'unun üstünde olmak koşuluyla hazırlanacak kontenjanlar içerisinde lisans tamamlama şansı da bu gençlere artık tanınmaktadır. Bunlar da çok önemli ve önemi şuradan kaynaklanıyor: Ortaöğretimde, yıllardan beri, biz, gençlerimizi, genel liselerden çok, meslekî ve teknik ortaöğretim kurumlarına yönlendirmeye çalışıyoruz ve ülkenin ara sınıf, yani, sanayi ve teknik alanda hizmet verecek yetişkin elemanı bulabilmemiz için, bu teşviklerin başında gelmektedir. Artık, meslekî ve teknik ortaöğretimi gençlerin tercih etme sebeplerinin başında, mesleği elde etmenin yanında, sınavsız olarak yüksekokulda -mezun olup aynı zamanda başarılı olanlardan en az yüzde 10'unun da kontenjanlar ölçüsü içerisinde- lisans tamamlama şansını elde etmeleri gelmektedir. Bu, ileride -ki gelecek yıllardan itibaren- genel liselerde... İşte, her sene -üniversite sınavını geçen hafta yaptık- 1,5-2 milyona yakın gencimiz, üniversite kapısında, 250-300 kişilik bir kontenjan için sınava girmektedir. Bundan böyle, bu genel liselerde, tercih tersine dönecek; öğrenciler, artık, yükseköğrenim garantisi de elde ettikleri için, meslekî ve teknik ortaöğretim kurumlarını tercih edeceklerdir. O açıdan, bu kanunun en önemli hususlarından birisi de budur.


Yine, özellikle sanayi ve teknik alanda -özellikle hizmet alanı veya sektör alanı itibariyle- yetişmiş teknik elemana ihtiyaç olan yerlerde, devletin resmî olarak kuramadığı yüksekokulları, vakıflar kanalıyla, vakıf üniversiteleri kanalıyla kurma şansını elde ediyoruz. Bugüne kadar, vakıf üniversiteleri veya yüksek teknoloji enstitüsünün olmadığı yerlerde, müstakil olarak, vakıflar, yüksekokul kuramama noktasındaydı. Bu yasa tasarısı kesinleştiği zaman, vakıflar -hangi bölgede- özellikle sanayiyle işbirliği içerisine girerek, o bölgedeki hizmet alanına yönelik, oradaki insanı takviye edecek, yetişmiş insan, eleman yetiştirecek, yüksekokul mezunu yetiştirecek ve özel yüksekokullar kurma koşulu getirilmektedir; tabiî, oradaki ihtiyacı dikkate alarak... Yani, bunu kurarken, o yerde, o bölgede, gerçekten, bu ara insangücüne ihtiyaç duyulduğu yerlerde, vakıflara bu olanak tanınmaktadır.


Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu tasarıda sıraladığımız birçok önemli hususlardan bir iki tanesini daha vurgulamak istiyorum. Özellikle, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Yasasında çok önemli ve olumlu değişiklikler yapılmaktadır ki, maddelerine geçtiğimiz zaman, arkadaşlarımız, hepimiz birlikte, bunu paylaşacağız. Gerçekten, yıllardan beri çıraklık ve mesleki eğitimdeki tıkanıklıkları giderebilecek çok olumlu düzenlemeler vardır.


Değerli arkadaşlar, en önemli gördüğüm hükümlerinden birisi de, bildiğiniz gibi, sekiz yıllık zorunlu eğitimin başladığı tarihte, eğitim hizmetlerine genel bütçeden ayıramadığımız katkıyı, 4306 sayılı Yasayla temin ederek, ülkemizde sekiz yıllık eğitime geçişi sağladık. Değerli eski bakanımızın buradaki çok net ve gerçekten hepimizin mutlulukla izlediği açıklamalarından da anladığımız gibi, bugün, sekiz yıllık zorunlu eğitim, her gün biraz daha anlamlı ve gerçekçi bir şekilde, ülkenin her yerinde düzenli bir şekilde oluşturulmaktadır.


HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Evliya Bey, Hakkâri'de durum ne?


EVLİYA PARLAK (Devamla) - Size cevap vereyim. Bu katkı payı olmasaydı, Hakkâri'de, sınıfların mevcudu 150'yi bulurdu; ama, bugün, onun sayesinde, sadece Hakkâri'de bitenlerin dışında, sekiz yıllık temel eğitimi kapsayacak 11 tane yatılı ilköğretim bölge okul inşaatı devam etmektedir. Bunun sonucunu ben Hakkâri'de gördüğüm gibi, siz de eğer görürseniz, Van'da da vardır; ama, görmek istemiyorsanız, o, ayrı bir şey. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)


Değerli arkadaşlar, geçen sene, yine bu Mecliste, biz, bu süreyi, 2002 yılına kadar uzattık. O zaman da, ben, şahsen söz almak istedim, alamadım. Bana göre, burada getirdiğimiz 2010 olmamalı, bu katkı süresiz olmalıdır; yani, sonu olmamalıdır. Eğitime ve insana yapılan yatırımın sonu yoktur. Her gün yeni gelişmelere, yeni yatırımlara ihtiyaç duyulmaktadır.


Şimdi, biz, 2010 yılında... Tabiî, kim sağ olur, kim olmaz, kim burada olur, onu Allah bilir; ama, benim gönlümden geçen ve tahmin ediyorum, bu Meclisin büyük çoğunluğunun gönlünden geçen, eğitime katkı payının, 2010 yılına kadar değil -bu, insana yapılan yatırımdır, başka şeye yapılan yatırım değildir- süresiz olarak uzatılmasıdır. Benim dileğim buydu; ama, bu, hükümetimiz tarafından, 2010 yılına kadar getirilmiştir.


Değerli arkadaşlar, şu günde, hepimiz biliyoruz ki, sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında hedef, artık, sekiz yıllık değil. Biz, bu katkı payını artırmak ve uzatmak mecburiyetindeyiz ki, öngördüğümüz hedeflere ulaşabilelim. Bizim hedefimiz nedir; hedefimiz, gelecek sekiz yılda, bu kalkınma planının sonunda, onbir veya oniki yıllık zorunlu eğitimi gerçekleştirmektir ve bugün, oluşturmaya çalıştığımız zorunlu eğitimdeki öğrenci kapasitesine uygun eğitim tesisleri yaratmaktır; fizikî olarak, personel olarak, eğitim-öğretim kadrosu olarak. Genel bütçe katkılarını, eğer, göz önüne alırsak, bütçedeki oranları alırsak, gelişmiş ülkelerin oranlarıyla mukayese edersek, biz, çok gerilerde kalırdık; ama, bu katkı payının sayesindedir ki, bu, 3 yıl, 4 yıl, 5 yıl devam ettikçe, bu sekiz yıllık temel eğitimin ötesinde, artık, onbir veya oniki yıllık zorunlu eğitimin de altyapısını hazırlamaya başlayacağız. İşte, bu yasa tasarısıyla getirilmek istenilen çok önemli bazı hususları yüce bilginize sunmaya çalıştım.


Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; bu duygularla, bu yasa tasarısının, bu gece yasalaşmasını içten diliyorum. İnşallah, millete ve memlekete hayırlı bir yasa olacaktır.


Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz.


MUSTAFA ÖRS (Burdur) - Sayınız yeterli, grup adına konuşuyorsunuz; önerge verin, geçirin.


BAŞKAN - Şahsı adına Sayın Aslan Polat?.. Yok.


Sayın Lütfi Yalman?.. Yok.


Sayın Evliya Parlak?.. Yok.


Sayın Nidai Seven?..


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkan, Erzurum Milletvekili Sayın Mücahit Himoğlu'na söz hakkımı devrediyorum.


BAŞKAN - Buyurun Sayın Himoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)


MÜCAHİT HİMOĞLU (Erzurum) - 711 sıra sayılı Yükseköğretim Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda değişiklik yapılması hakkında vermiş olduğumuz kanun tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Sayın Başkan ve sayın milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.


Bu kanun tasarısı, birinci merhalede Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda, ikinci merhalede Plan ve Bütçe Komisyonunda ele alınıp incelenmiş, Genel Kurulda bugün görüşülmeye başlanmıştır. Bugün, burada yapılacak görüşme sonrası onaylanarak Cumhurbaşkanımızın onayına sunulabilecek; akabinde, Resmî Gazetede yayımlanıp yürürlüğe girecektir. Arzumuz, bu kanunun eğitim ve öğretim yılında uygulamaya geçmesidir. Meslekî eğitim gören öğrencilerimize, velilerine, şimdiden, hayırlı olsun dileklerimi buradan sunuyorum.


Bu kanun neden düşünüldü; şu yönden düşünüldü: Pratik uygulama olmadan, teorik meslek tecrübesi kazanılmadan, kâğıt üzerinde teknik eleman yetiştirilemez ilkesi doğrultusunda düşünüldü. Geçmişte yapılan projelerin nasıl kadük kaldığını gördük. Bunlardan biri de LİMME Projesiydi. LİMME'yle yapılan üç aylık teorik uygulamada gördük ki, bu iş, üç aylık kısa vadeli uygulamayla olmuyor. Niçin olmadı diye sorarsak bir şeyin izdüşümü ortaya çıkar ki, o da, pratik uygulaması olmayan düz lise mezunlarının, pratik uygulamayı kavrayamamalarıdır. İşte, teknik eleman noksanlığını LİMME gibi kısa vadeli çözümlerle gidermek yerine, uzun vadeli ve köklü çözüm getirebilmek ve vasıflı eleman kazandırılabilmesi açısından, artı üretmeden tüketen değil, üreterek tüketen topluma katkı sağlaması için bu kanun tasarısını getirmiş bulunuyoruz.


Bu kanun tasarısının asıl konusundan biri de, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 45 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanarak, lise mezunu üniversite imtihanlarına girdiğinde ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı 0,5 katsayıyla çarpılırken, meslekî ve teknik eğitim veren liselerden mezun olan öğrencilerin ortaöğretim başarı puanı 0,2 katsayıyla çarpılmaktadır. Müfredat farklılığı, atölye ve meslek dersleri görenler, kültür derslerinin müfredat programlarını noksan almaktadırlar. Bu noksan programla, normal lise mezunlarıyla yarışan meslek lisesi öğrencilerinin yüzde 80'i başarısız olup, üniversitelere giremeyip, dışarıda kalmaktadırlar. İşte, bu ikilemi ortadan kaldırmak için, meslek yüksekokullarına imtihansız girip, mezuniyetleri akabinde de alanlarıyla ilgili fakültelere, belirlenecek yönetmelikle yüzde 10'dan aşağı olmamak şartıyla, dikey geçiş yapmaları sağlanmış olacaktır. Dikey geçiş yapamayan meslek yüksekokulu mezunu öğrencilerin ise, vasıflı ara teknik eleman açığını kapatmak, ulusal sektörde verimlilik hedeflerini belirlemek, başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, Türkiye'nin rekabet ettiği ve edebileceği ülkelerin verimlilik düzeyleri de göz önünde bulundurularak, sanayiin kalifiye işgücü ihtiyacının, ülke çapında, rasyonel insangücü planlaması çerçevesinde, her kademede, özellikle ara insangücü kademesinde, alan eğitimi ve verimlilik açısından hayatî önem arz ettiği ortadadır. Bu nedenle, meslekî teknik eğitim çalışmaları, rekabete öncelikli sektörler başta olmak üzere yoğunlaştırılmalıdır.


Buna paralel olarak, insangücünden verimli bir şekilde yararlanacak yöneticilerin de eğitimi sağlanmalıdır. Sahip olunması gereken gelişme perspektifinde, teknoloji, anahtar kelime olarak ortaya çıkmaktadır. Ülkemizin ekonomisinin gelişmesinin devamlılığı, çeşitlilik arz eden, ancak, ara teknik ve uzmanlık bakımından belirgin ve katmadeğer üretimi yüksek sanayi dallarının geliştirilmesine bağlıdır. Teknolojilerin verimli ve etkin kullanılması, yenilikçi ve güncel, özgün teknoloji faaliyetleriyle mümkündür. Bu ilk faaliyetin kalitesi ve başarısı teknik ara eleman özelliklerine bağlıdır. Bunun için, ülkemizde teorik eğitim alan öğrencilerin, pratiklerini geliştirerek, bu meslek yüksekokullarından daha vasıflı ara eleman olarak mezun olmaları gerekmektedir.


İnsangücü, sanayi için bir girdi olmaktan daha ileri bir konuma gelmiştir. Sanayiin gelişme perspektifinin derinliğini, artık, vasıflı insangücü belirlemektedir. İnsangücümüzün teknolojiye paralel gelişmesi, hatta onun ilerisine geçmesi, sanayimizin rekabetiyle baş edecektir. İnsangücü eğitimle gelişir; sanayi de, paralel hareket etmek zorundadır. Öncelikle, mevcut sanayii destekleyecek çıraklık eğitimini iyileştirme ana hedef olmalı; teknisyen niteliğini teknik yönden meslek yüksekokullarıyla toplam kalite artırılmalıdır. Yetişmiş eleman eksikliği bu şekilde giderilmiş olacaktır. Geleceğin sanayi kadrosu, teknolojiye dayalı toplumlarda olması gerektiği gibi, sürekli değişimlere cevap verebilecek şekilde, kapsamlı olarak eğitilmiş olmak zorundadır.


Günümüzde, ara teknik elemanlarda aranan vasıfların şu şekilde olması gerekir: Karmaşık sistemleri analiz edip sorgulayarak yaratıcı sonuçlara varabilmek ve bu bilgileri paylaşabilmek, yeni bilgileri, yeni teknolojik gerçekleri aktarabilmektir. Analiz metotlarını iyi öğretmekle beraber, yaratıcı sentez ve tasarım alanlarında yetersiz kalmadan, yüksek katmadeğerli üretimi hedefleyen teknolojide çalışacaklar için, bu çabuk giderilmesi gereken eksiklikler, yenilikçi müfredat programlarının yanı sıra, sanayiden gelecek bilimsel yardımlardan daha da fazla faydalanmalı, eğitim, sanayi ve üniversite ortak çalışma zeminine girmelidir.


Üniversitelerin planlama ve yönlendirmesiyle, gerek millî eğitim kuruluşları ve gerekse özel kuruluşlarca bu eğitimler verilmelidir. Sanayi için kritik beyin gücünü yetiştirecek üniversiteler, yukarıdaki ihtiyaçların bilincinde olmalı ve çağdaş teknolojik programları uygulamaya koymalıdır.


Üniversiteler, bir yandan yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesini teşvik ederken, diğer yandan da, bilimsel bilgi birikimini hedeflemelidir. Bunun için de, verilecek eğitim, tüketen toplum değil, üreten toplum olmak yönünde olmalıdır. Nitelikli insangücü ihtiyacının artacağı çıraklık ve meslekî teknik eğitim, yoğun ve hızlı biçimde üretilen bilginin beceriye dönüştürülerek, teknolojiyle birlikte üretime yansıtılması gerekir. Ana gaye, planlı gelişmelere açık ve gelecekteki değişim biçimlerini yakalamaktır.


Said Paşa'nın, Harbison'un ve Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözlerini aktarmak istiyorum:


Said Paşa: "Eğitim ülke düzeyinde yaygınlaştırılmadıkça, başka bir deyişle, her vatandaş eğitilmedikçe, halkın mutluluğu ve zenginliğini sağlama amacına yönelik olan hiçbir girişim ve kuruluş başarıya ulaşamaz."


Harbison: "Bir ülkenin zenginliği, o ülkenin halkının doğuştan gelen yeteneklerini etkili bir biçimde kullanmasına ve geliştirmesine bağlıdır. Bu yüzden, bir ulusun kalkınması, her şeyden önce, insan çabasının bir sonucudur. Doğal kaynakları bulmak ve kullanmak, sermayeyi yatırıma dönüştürmek, teknolojiyi geliştirmek, tüketim malları üretmek ve ticarî ilişkileri sürdürmek becerikli insan unsurunu gerektirmektedir. Gerekçe, eğer bir ülke, insanlarını geliştiremiyorsa, hiçbir şey kuramaz ve yaşatamaz; ne çağdaş bir siyasal sistem ne birlik duygusu ne de zengin bir ekonomi."


Mustafa Kemal Atatürk'ün "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir" ifadesine ek olarak "Memleket evlatlarının birlik ve eşit olarak elde etmeye mecbur oldukları bilgiler vardır. Yüksek meslek ve ihtisas kollarının ayrılacakları öğretim derecelerine kadar, eğitim ve öğretim birliği toplumumuzun gelişme ve yükselmesi bakımından çok önemlidir" vecizesiyle sözlerimi tamamlıyor, Yüce Heyeti saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Himoğlu.


Sayın Masum Türker, buyurun.


MASUM TÜRKER (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.


Bugün burada, 57 nci hükümet programının en önemli taahhüdünü yerine getirmek üzere, bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Bu taahhüt, meslek okullarından mezun olanlara, doğrudan doğruya önlisans eğitimi imkânı veren -yani, üniversite kapılarındaki birikimi azaltan- ve bunlar arasından bir kısmına da, bilahara, lisans tamamlama imkânı veren bir taahhüttür. Şimdi, buna ilişkin  bir kanun tasarısını görüşüyoruz.


Değerli milletvekilleri, bugün, bir ülke, gücünü, kaliteli ve ehliyetli insanından alır. Kaliteli ve ehliyetli insangücüne sahip olmanın yolu ise, eğitimden geçer. Eğitim, yalnız bir şeyi öğretmez, dünyadaki olayları karşılayabilme kabiliyetini de bahşeder.


Biraz önce burada tartışıldı; "sekiz yıllık eğitime geçilirken söylenenler yerine getirilmedi" denildi. Bu konuda iki rakam vermek istiyorum. 1977-1978 öğretim yılındaki okullaşma oranı yüzde 85'tir. Bu okullaşma oranında, kız oranı yüzde 78,9, erkek oranı yüzde 90,9'dur. 2000-2001 öğretim yılında ise, okullaşma oranı yüzde 99,4'tür. Eğer, Türkiye'deki okullaşma oranı yüzde 99,4'e getirildi diye, millî eğitimine damgasını vuran Demokratik Sol Parti suçlanacaksa, varsın suçlansın. (DSP sıralarından alkışlar) Yüzde 99,4'e ulaşmak demek, Türkiye'de, toplumu, artık, düşünen toplum haline getirip, geçmişte alışıldığı gibi, dediğimi yerine getiren sürü toplumdan çıkarmak demektir.


Türkiye'de ciddî düşünen ve eğitimini alabilmiş olan bu toplumu kurmanın ikinci damgasını da, 57 nci hükümet, eğitim düzeyini yüksek eğitime götürerek sağlayacaktır. Eğer, hatırlanacak olursa, 2023 yılına perspektif çizildiğinde, bu sefer, okullaşma oranı, üniversite düzeyi için, yüzde 50 oranında verilmiştir. Eğer, Türkiye'de, biz, gerçekten, üniversite eğitimini yüzde 50 oranına getirebiliyorsak, ne mutlu bize ki, böylesine bir perspektifi çizebilmiş bir dönemin milletvekiliyiz diyebileceğiz.


Değerli milletvekilleri, Türkiye nüfusundaki hızlı artış, eğitim çağına gelen insanların sayısını da hızla artırmaktadır. Bugün, eğitimdeki çözüm, bir taraftan, bu artan nüfus içindeki eğitim çağına gelen kişilerin eğitim ihtiyacını karşılamakken, ikinci temel hedef, tam gün eğitimdir.


Daha geçen gün, bu konuda, Almanya'da alınan bir kararı huzurunuza getirmek istiyorum. Almanya, küreselleşen dünyaya karşı, dayatılan değerleri kendi ulusal bilinci içerisinde verebilmek için, geçmişteki yarım gün eğitim sisteminden tam gün eğitim sistemine geçiyor ve oradaki temel düşünce şu: Biz, geçmişte, yarım gün okulda öğretim verirken, yarım gün eğitimi ebeveynlere bırakmıştık; ama, yeni düzende, ulusal bilinci küresel dünyada tutabilmek için, artık, diğer yarım günlük eğitimi de devlet olarak üstlenmek konumundayız. Hatta, bırakın bu eğitimi, 3-6 yaş grubundaki çocuklar için, eğer ebeveynler çocuklarını okula götürüyorlarsa, tüm harcamalarını devletin karşılaması uygulaması başlamıştır.


Bize düşen iş, sekiz yıllık eğitimden önce, mümkünse, 3-6 yaş grubundaki çocukların eğitim harcamalarının devlet tarafından karşılanacağı bir eğitim düzenidir ve en önemli hedefimiz, sekiz yıllık temel eğitimi onbir yıllık zorunlu temel eğitime çekmektir.


Değerli arkadaşlar, bu eğitimi bu düzeyde sağlayabilmek için, kuşkusuz, ek kaynaklara ihtiyaç vardır. Bugüne kadar toplanan vergiler, çeşitli beyannamelerden, Spor Toto'dan, at yarışlarından, uçak biletlerindendir; ama, ben, burada, huzurunuza getirmek istiyorum. Gelin, birlikte düşünelim. Türkiye'de en adil vergi sistemi, eğitim vergisi getirmektir. Eğer, biz, Türkiye'de eğitim vergisini getirmeyi düşünürsek, eğitim vergisini, geleceğe doğru ışık tutacak bir vergi düzeni olarak getirebilirsek, adaletli bir şekilde çocuklarımızın iyi eğitilmesini sağlarız.


Eğitimin bu kadar iyi olduğunu söylememize rağmen, acaba toplumumuzda eğitim yeterli midir; hayır değildir. Eğitimi daha yeterli kılabilmek için, mümkünse gönüllü yaz okulları açmalıyız. Gönüllü öğretmen, gönüllü eğitimciden yararlanmalıyız. Yaz okullarında, özellikle çocukların sınıf tekrarını engellemek açısından, gerekirse daha uzun süreler getirmeliyiz. Eğer, biz, eğitimi, çocuklarımızı yarınlar için hazırlarken, gelecekte, küreselleşen dünyada, dayatılan değerlere karşı koruma için düşünmediğimiz sürece, burada gelir, temel eğitimin hâlâ başarıya ulaşmadığını söyleriz, hâlâ eğitim için verilen vergilerden yakınırız. Keşke verdiğimiz bütün vergiler eğitime gidebilse, keşke eğitime gidebilen yeni vergiler ihdas edebilsek. Biz, eğer bu mantaliteye, bu düşünce sistemine ulaşamazsak, Türkiye'nin dünyadaki yerini alması için daha çok çalışırız; ama, bizler, çocuklarımıza, geleceğimize iyi bir yol bırakmak istiyorsak, lütfen, gelin, hep birlikte eğitime sahip çıkalım ve bugün görüştüğümüz bu kanun tasarısıyla, özellikle meslek okullarının önünün açılmasını...


Bir konuyu hatırlatmak istiyorum. İki yıldır, bu kürsülerden, meslek okullarının oranı azaltıldı, meslek okulu öğrencilerinin üniversiteye girişi engellendi diye söylenildi. Bunun temel amacının bir işgücü planlamasına uygun olduğunu, bugün, burada, kabul edeceğimiz kanunla birlikte, herhalde o söyleyenler idrak etmiştir.


Bu konuda, bu tasarının bu noktaya kadar gelmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum ve 57 nci hükümetin bu konuda sağladığı bu başarıyı kutluyor; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)


TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, sayın konuşmacı, bir cümle arasında "eskiden olduğu gibi sürü toplum" diye bir tabir kullandı.


BAŞKAN - Anlamadım efendim.


TURHAN GÜVEN (İçel) - "Sürü toplum..." Yani, herhalde bir sürçü lisandır.


BAŞKAN - Sivil toplum...


TURHAN GÜVEN (İçel) - Sürü, sürü... "Sürü toplum" diyor.


MASUM TÜRKER (İstanbul) - "Sivil toplum" dedim "sürü toplum" demedim.


TURHAN GÜVEN (İçel) - Onun için, eskiden de Türk Milleti sürü toplum değildir, bundan sonra da olmayacaktır. O nedenle, Sayın Türker, lütfen düzeltsinler efendim.


BAŞKAN - Evet, o, Sayın Türker'in takdirinde.


Sayın milletvekilleri, sorulara geçiyoruz.


Sayın Yıldırım, buyurun.


MEHMET SADRİ YILDIRIM (Eskişehir) - Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakana aşağıdaki soruları sormak istiyorum:


1.- Taşımalı eğitime, bugüne kadar, ne kadar para harcanmıştır; kaç kişi, kaç merkeze taşınmıştır; taşımalarda kaç öğrenci ölmüştür?


2.- Taşımalı eğitime katkı payı adındaki vergiler, 2010 yılına kadar uzatılmıştır. Vatandaş, hem eğitime katkı payı vergisi veriyor ve hem de kendi çocuğunu -bilhassa Eskişehir yöresinde, Seyitgazi, İnönü, Mihalıççık İlçelerinde, en az iki ay böyle olmuştur- kendisi taşıyor. Bu nasıl oluyor? Buna, bu yıl, ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz?


3.- Öğretmenlerimiz, büyük maddî sıkıntı içerisindedir; bu nedenle, ek iş yapmak zorunda kalıyorlar. Bu nedenle, öğretmenlerimizin durumlarını iyileştirmek için bir çalışmanız var mıdır; varsa, nelerdir?


Teşekkür ediyorum. 


BAŞKAN - Teşekkür ederiz.


Sayın Yalçınkaya, buyurun.


MEHMET YALÇINKAYA (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, vasıtanızla, Sayın Bakanıma şu soruları tevcih ediyorum:


Şanlıurfa Ceylanpınar Ticaret Lisesi ve Şanlıurfa Akçakale Endüstri Meslek Lisesinin -yıllardır arsaları tahsis edildiği halde- inşaatına ne zaman başlanacaktır?


Sayın Bakanımdan bir diğer sorum: Şanlıurfa GAP'ın merkezidir ve pamuk üretiminin yüzde 70'i Urfa'ya kaymıştır. Bu sebeple, Urfa, tekstil sektörünün kalbi durumundadır. Bu ilimize, Sayın Bakanımız, ne zaman, tekstil liselerini, tekstil konfeksiyon meslek yüksekokullarını açacaklardır; bunun planlaması yapılmış mıdır?


Teşekkür ederim.


BAŞKAN - Teşekkür ederiz.


Sayın Yılmazyıldız, buyurun efendim.


İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, delaletinizle, aşağıdaki sorularımın Sayın Bakan tarafından cevaplandırılmasını rica ediyorum:


Balıkesir İlinden eğitime katkı payı olarak ne kadar para toplanmıştır ve ne kadar yatırım yapılmıştır. Ayrıca, bugüne kadar toplanan eğitime katkı payı miktarı ne kadardır? Bu paranın ne kadarı okullar için harcanmıştır?


Bir diğer konu: İlk beş yılda taşımalı eğitimden vazgeçilmiştir. Yıkılan köy ilköğretim okullarının, köy muhtarlıklarınca onarılması, tamir edilmesi istenmiştir. Özellikle Balıkesir'de, Sındırgı, Bigadiç, Dursunbey, Kepsut, İvrindi, Balya gibi dağlık bölgedeki köyler çok fakirdir ve bu tamirde büyük zorlukları olmuştur. Bu konuda, Sayın Bakan ne düşünmektedir; bunların tamiri konusunda ne tür çalışmaları vardır?


Teşekkür ediyorum.


BAŞKAN - Teşekkür ederiz.


Sayın Seven, buyurun.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkanım, aracılığınızla, Sayın Bakanıma şu soruyu sormak istiyorum: Ağrı'da birkaç tane okul yapımı belirli bir seviyeye kadar getirilmiştir; o manada teşekkür ederim; fakat, Ağrı'nın geri kalmışlık zincirini kırmak için, çok acilen, oralara ödenek gönderilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan, Sayın Bakanımın bu konuya eğilinmesi noktasında ne gibi çalışmaları vardır, onu sormak istiyorum.


Bir de, Ağrı Dağı üniversitesi Türkiye için çok önemlidir, millî manada çok önemlidir. Ermeniler, Ağrı Dağını "Ararat" olarak kullandıkları için, son günlerde de müze açılımına girmişlerdir ve arazi alımlarına girmişlerdir. Ağrı Dağı üniversitesi için Sayın Bakanım ne düşünmektedirler? Bu konunun cevaplandırılmasını istiyorum.


Teşekkür ederim.


BAŞKAN - Buyurun Sayın Yılmazyıldız.


İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, son bir soru daha sormak istiyorum: Taşımalı eğitimde, özellikle, taşımacılık yapan vatandaşlarımız paralarını zamanında alamamakta, iki üç ay gecikme olmaktadır. Mazota yoğun zam geldiği için, benzine haftada birkaç defa zam geldiği için, ciddî sıkıntıları olmaktadır. Bu konuda, bu ödemeleri hızlandırmak için, daha zamanında yapabilmek için Sayın Bakan ne düşünmektedir?


Teşekkür ediyorum.


BAŞKAN - Evet, Sayın Bakanım...


MİLLÎ EĞİTİM BAKANI METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 4306 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi gereğince, 1.9.1997 -yani, bu yasanın kabul edildiği tarih- ile 27 Haziran 2001 tarihleri arasında -yani, bugüne kadar- eğitime katkı payı ve bağışlarla ilgili işlemler şöyledir:


Başlangıçtan bugüne kadar 1 katrilyon 290 trilyon Türk Lirası, eğitime katkı payı geliri elde edilmiştir. Kanunun yürürlüğe girmesiyle açılan banka hesaplarında 4 trilyon 676 milyar Türk Lirası, sekiz yıllık kesintisiz eğitime bağış, nema toplanmıştır. 27 Haziran 2001 tarihi itibariyle sağlanan katkı payı gelirinin 1 katrilyon 190 trilyon Türk Lirası, Bakanlığımız bütçesine özel ödenek kaydedilmiştir.


Başlangıçtan bugüne kadar ödenek kaydedilen 1 katrilyon 190 trilyon Türk Lirası özel ödenekten yapılan harcama türleri ve miktarları şöyledir: Etüt proje 402 milyar lira, kitap basımı 11 trilyon 879 milyar lira, taşımalı eğitim 185 trilyon 758 milyar lira, donatım 98 trilyon 918 milyar lira, yapı tesis 691 trilyon 775 milyar lira, kamulaştırma 46 trilyon 948 milyar lira, borç ödeme şeklinde 338 trilyon liradır. Toplam 1 katrilyon 36 trilyon lira harcama yapılmış olup, kalan 154 trilyon 62 milyar lira, kullanıma hazır olmak üzere, Hazine hesaplarında beklemektedir; bizim hesaplarımıza henüz intikal etmemiştir.


Eğitime katkı payıyla ilgili yasanın önemli bir maddesi vardır: Türk yönetiminde sadece Millî Eğitim Bakanlığı, eğitime katkı payından elde ettiği gelirleri, Maliye Bakanlığı müfettişleri ve Millî Eğitim Bakanlığı müfettişlerine her altı ayda bir denetletmektedir. Bu denetim sonuçlarında alınan raporlar, basına, kamuoyuna dağıtılmaktadır. Ben, son uygulamalarda, komisyon üyelerine de -Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine de- Millî Eğitim Komisyonu üyelerine de dağıttım. Her milletvekiline, her yurttaşımıza bu raporları ulaştırmaya çalışıyoruz. Bakanlığımız, şeffaf bütçe anlayışını en iyi şekilde uygulayan bakanlıktır.


Bugüne kadar, 1 717 604 öğrenci taşınmıştır. Bu yıl taşınan öğrenci sayısı 602 000'dir. Bu taşıma olayı, sadece Türkiye Cumhuriyeti hudutları içerisinde cereyan etmiyor; bütün dünyada taşımalı eğitim var; çünkü, hiç kimseyi eğitimden mahrum bırakamayız. Bir küçük yerleşim yerinde, bir kırsal alanda, 3-5-10 çocuk için, 8 derslikli bir okul yapma olanağı yoktur; sınıf öğretmeni ve branş öğretmenlerini tayin etme olanağı yoktur. O halde, bu çocuğu eğitimsiz mi bırakacağız? Bu çocuğu, devlet olarak, okula taşıyor, öğle yemeğini yediriyor ve evine getiriyoruz. Yurtdışında, verdiğimiz bu örnekte 602 000 çocuğun taşındığını anlattığımızda, diğer ülkelerin millî eğitim bakanları, sayı itibariyle ve verilen hizmet bakımından hayret ve takdirlerini ifade ediyorlar.


BAŞKAN - Sayın Bakanım, toparlar mısınız efendim.


MİLLÎ EĞİTİM BAKANI METİN BOSTANCIOĞLU (Sinop) - Sayın Nidai Seven, Ağrı Üniversitesinin kurulmasını ben de gönülden istiyorum. Ben "üniversitenin yurdun dört bir yanına, yükseköğretim kurumlarının yurdun dört bir yanına dengeli bir şekilde yayılması gerekir" Anayasa emrinin yerine getirilmesi için gayret gösteriyorum. Her ilde gerekirse bir üniversite olabilir. Her ilde birden çok üniversite olabilir. Bunlar, bugüne kadar, İstanbul'da toplanmış, Ankara'da, büyük kentlerimizde toplanmış; ama, çalışmalarımız, büyük üniversitelere bağlı, bölge üniversitesi gibi... Örneğin, Erzurum Üniversitesi... Erzurum Atatürk Üniversitesi, bir bölge üniversitesidir. Çeşitli illerde olduğu gibi, fakülteleriyle, yüksekokullarıyla, inanıyorum ki, bu Atatürk Üniversitesinden bir Ağrı Dağı üniversitesi de doğacaktır.


Taşımalı eğitimde trafik kazası, eğitimle ilgili değildir, trafikle ilgilidir. Bu sayıda taşınan öğrenci ve taşıyan araç sayısına bakıldığında, kaza sayısı çok azdır; dileğimiz, hiç olmamasıdır.


"Balıkesir İlinden eğitime katkı payı olarak kaç lira tahsil edildi" sorusunun cevabını verme imkânına sahip değilim; çünkü; bize, il il ödenek gelmiyor, toplu olarak ödenek gönderiliyor. Kurum, önce Maliye Bakanlığı, ardından Hazine, bize bunu toplu olarak gönderiyor; ama, incelettirebilirim.


Şanlıurfa, GAP'ta çok önemli bir merkez; öğrenci sayısı itibariyle de, tarıma dayalı sanayi itibariyle de. O nedenle, bu çıkaracağımız yasa, inanıyorum ki, Şanlıurfa'da meslekî eğitimin gelişmesinde -diğer eğitimde de tabiî- çok önemli bir başlangıç olacaktır.


Desteklerinden dolayı bütün milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakanım.


Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Sayın milletvekilleri, saat 20.15'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.



 


Kapanma Saati : 19.15



 



 




DÖRDÜNCÜ OTURUM


Açılma Saati : 20.15


BAŞKAN : Başkanvekili Ali ILIKSOY


KÂTİP ÜYELER : Şadan ŞİMŞEK (Edirne), Hüseyin ÇELİK (Van)


BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 127 nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.


Görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.


Yüksek Öğretim Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun ile Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu'nun Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.


V. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN


GELEN DİĞER İŞLER (Devam)


5. – Yüksek Öğretim Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun ile  Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Erzurum Milletvekili Mücahit Himoğlu'nun Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/841, 2/757) (S. Sayısı: 711) (Devam)


BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.


Ertelenmiştir.


Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.


6. – Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/854) (S. Sayısı : 687) (1)


BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.


Hükümet?.. Burada.


                                                 


(1) 687 S. Sayılı Bazmayazı tutanağa eklidir.


Komisyon raporu 687 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.


Tasarının tümü üzerinde söz isteyen?.. Yok.


Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


1 inci maddeyi okutuyorum:


TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU İLE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA


DAİR KANUN TASARISI


MADDE 1. - 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 14 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"II-Fakülte veya yüksek okul mezunlarının muvazzaf subay nasbedilmesi


Madde 14. - En az 4 yıl süreli fakülte veya yüksek okulları bitiren kadın veya erkeklerden muvazzaf subay olmak için başvuranlar; düzeltilmemiş nüfus kaydına göre 27 yaşından, lisansüstü öğrenimi tamamlamış olanlar ise 32 yaşından büyük olmamak, yedek subay olma koşullarını taşımak ve diğer nitelikleri de haiz bulunmak şartıyla Genelkurmay Başkanlığınca gösterilecek lüzuma göre Türk Silâhlı Kuvvetlerinin harp okullarında yetiştiremediği veya yeterince yetiştiremediği sınıflarda muvazzaf subaylığa nasbedilebilirler.


En az 4 yıl süreli fakülte veya yüksek okulları bitirip Silâhlı Kuvvetlerde askerlik hizmetine başladıklarında düzeltilmemiş nüfus kaydına göre 27 yaşından, lisansüstü öğrenimini tamamlamış olanlarda ise 32 yaşından büyük olmayanlardan muvazzaf subaylığa geçmek isteyenler, birinci fıkrada yazılı şartlar dahilinde muvazzaf subaylığa nasbedilebilirler. Bunlardan terhislerini müteakip başvuranlar ile askerlik hizmeti esnasında veya terhislerini müteakip en az 4 yıl süreli fakülte veya yüksek okulları bitirip başvuranlar da birinci fıkra hükümlerine göre muvazzaf subaylığa nasbedilebilirler.


En az 4 yıl süreli fakülte veya yüksek okulları bitirerek muvazzaf subay olmak için başvuran astsubaylar, 27 yaşından; lisansüstü öğrenimini tamamlamış olanlar ise 32 yaşından büyük olmamak; en az 3 yıl astsubay olarak görev yapmış olmak; astsubaylığa nasıp tarihinden itibaren subaylığa müracaat tarihine kadar almış olduğu sicil notlarının ortalaması sicil tam notunun % 90 ve daha yukarısı olmak; askerî disiplin, tutum ve davranışları, görevindeki başarısı, meslekî bilgi ve yetenekleri, genel kültürü ile ahlakî ve şahsî nitelikleri bakımından subaylığa lâyık bulunduğu nitelik belgesi ile onanmış olmak; 109 uncu maddede gösterilen astsubaylıktan subay olmaya engel bir durumu bulunmamak; yapılacak seçme sınavlarında başarılı olmak ve yönetmelikte belirtilecek diğer nitelikleri de haiz bulunmak şartıyla, kuvvet komutanlarının, Jandarma Genel Komutanının veya Sahil Güvenlik Komutanının teklifi üzerine kendi sınıflarında veya askerî hâkim sınıfı hariç öğrenimlerinin ilgilendirdiği ihtiyaç duyulan sınıflarda teğmen rütbesiyle muvazzaf subaylığa nasbedilebilirler. Bunlardan nasbedildikleri teğmen rütbesinin aylığından fazla derece ve kademe aylığı alanlar daha önce emsal oldukları astsubayların derece, kademe ve yükselecekleri yeni derece ve kademe aylıklarına göre aylık almaya devam ederler. Ancak, yükselecekleri subaylık rütbe ve rütbe kıdemliğindeki aylık derece ve kademeleri, emsali astsubayların aylık derece ve kademelerine eşit hale gelince, emsali subaylar hakkındaki aylık derece ve kademelerine tâbi tutulurlar.


Üçüncü fıkrada belirtilenler hariç olmak üzere, bu madde hükümlerine göre subay nasbedilenler, 15 inci maddede öngörülen askerî eğitimi müteakip atandıkları görevlerde 1 yıllık deneme (adaylık) süresine tâbi tutulurlar. Bunlardan askerî eğitimde başarı gösteremeyenler ve eğitimi başarı ile bitirdikten sonra atandıkları görevde 1 yıllık deneme süresi sonunda Silâhlı Kuvvetlere uyum sağlayamayan veya subaylığa engel hali görülenler ile deneme süresinin bitimine kadar kendi istekleri ile ayrılmak isteyenlerin Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ilişikleri kesilir ve aldıkları aylıkları dışında Devletçe bunlara yapılan masraflar kanunî faizleriyle birlikte kendilerinden tahsil olunur.


 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanunu hükümleri ile sözleşmeli subay istihdamına ilişkin hükümler saklıdır."


BAŞKAN- 1 inci madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.


2 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 2. - 926 sayılı Kanunun 24 üncü maddesine aşağıdaki (h) bendi eklenmiştir.


"h) Eşleri farklı kuvvetlere mensup subayların kuvvetleri, aile bütünlüklerinin korunabilmesi amacıyla, sınıflandırma yönetmeliğinde gösterilecek esas, usul ve şartlara göre; ilgili kuvvet komutanlıklarının, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının da görüşleri alındıktan sonra, Genelkurmay Başkanlığınca değiştirilebilir."


BAŞKAN- 2 nci madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.


3 üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 3. - 926 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"e) Askerlik hizmeti esnasında veya terhisini müteakip muvazzaf subaylığa geçirilmesi uygun görülenler, subaylığa nasıp kararnamesinin onayı tarihinden geçerli olarak muvazzaf subay nasbedilirler. Bunların askerlik hizmetinde geçen süreleri nasıp tarihine eklenerek bekleme süresinden sayılır ve üst rütbeye terfileri, bu şekilde bulunan nasıplarına ve (d) bendi ile 31, 32 ve 64 üncü maddelere göre yürütülür. Nasıp düzeltilmesinden dolayı maaş, maaş farkı ödenmez ve diğer özlük hakları verilmez. Bunlardan lisansüstü öğrenimini tıpta uzmanlık, diğer mesleklerde doktora öğrenimi olarak tamamlamış bulunanlar ile doçent unvanını almış olanlar hakkında (d) bendindeki hükümler uygulanır."


BAŞKAN- 3 üncü madde üzerinde söz isteği?.. Yok.


3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.


4 üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 4. - 926 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"d) Kuvvet Harp Akademileri öğrenimini tamamlayıp kurmaylığı onaylanan subaylara iki yıl, bunlardan Silâhlı Kuvvetler Akademisinden mezun olanlara ayrıca bir yıl olmak üzere toplam üç yıl;


Harp Akademileri Komutanlığınca düzenlenen ve iki yarı yıllık programı içeren Komutanlık ve Karargâh Subaylığı öğrenimini bitiren subaylara bir yıl;


Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı insangücü temin ve yetiştirme planlarında belirtilecek ihtiyaç duyulan dallarda yüksek lisans (bilim uzmanlığı, yüksek mühendislik, master) öğrenimi yapanlara bir yıl, bunlardan doktora yapanlara bir yıl, doğrudan doktora yapanlara iki yıl, doçent olanlara ayrıca bir yıl olmak üzere toplam üç yıl;


Tıpta uzmanlık belgesi alanlara, diş tabipliğinde, veterinerlikte, eczacılıkta uzman belgesi alanlara veya doktora yapanlara iki yıl, bunlardan doçent olanlara ayrıca bir yıl olmak üzere toplam üç yıl;


Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının insan gücü temin ve yetiştirme planlarında belirtilecek ihtiyaç duyulan dallarda, general ve amiraller hariç olmak üzere, daha önce lisansüstü öğrenim yaptığı daldan farklı bir dalda ilave bir lisansüstü öğrenim yapan subaylara en fazla bir yıl daha;


kıdem verilir.


35 inci maddenin (d) bendi hükümlerine göre muvazzaf subaylığa nasbedilenler hariç olmak üzere, Silâhlı Kuvvetlere muvazzaf subay olarak katılmadan önce branşları ile ilgili yukarıda belirtilen öğrenimlerini kendi nam ve hesaplarına yapmış veya subay nasbedildikten sonra bitirmiş olanlar, lisanüstü öğrenimi tamamladığı için sınıfları değiştirilen subaylar ile lisansüstü öğrenim kaynağına göre subaylığa nasbedilen astsubaylar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.


Bu şekilde kıdem alanların nasıpları düzeltilir.


Bu madde hükümlerine göre verilen kıdemlerin toplamı hiçbir şekilde dört yılı aşamaz.


Yukarıda yazılı nitelikleri haiz olanlara lisansüstü öğrenim kıdemi verilebilmesi için;


1. Lisansüstü öğrenimini, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının insan gücü temin ve yetiştirme planlarına göre belirtilecek ihtiyaç duyulan dallarda yapmış olması,


2. Müracaat tarihinde subaylığa nasıp tarihinden itibaren almış olduğu sicil notları ortalamasının, sicil tam notunun % 90 ve daha üstünde olması,


3. Lisansüstü öğrenimini kendi nam ve hesabına yapanlar için, askerî disiplin, tutum ve davranışları, görevindeki başarısı, meslekî bilgi ve yetenekleri, genel kültürü, ahlakî ve şahsî nitelikleri bakımından kıdem almaya lâyık bulunduğuna dair Subay Sicil Yönetmeliğinde yer verilen "Lisansüstü Öğrenim Kıdemi Nitelik Belgesi"nin müspet olarak düzenlenmiş olması,


4. Özel kanunlara tâbi olanların, yukarıdaki şartlara ilâve olarak bu sıfatlarını kazanmada, kendi kanun ve yönetmeliklerinde belirtilen usul ve esasları yerine getirmiş olması,


5. Cezaları ertelenmiş, para cezasına çevrilmiş, genel veya özel af kanunları kapsamına girmiş, hükümlülüklerine ilişkin kayıtları adlî sicilden çıkarılmış olsalar bile;


aa) Devletin şahsîyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasnii, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tâbii mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar ile kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma suçlarından birisinden mahkûm olmaması,


bb) Firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçları ile 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde belirtilen suçlardan mahkûm olmaması,


cc) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, yukarıdaki bentlerde belirtilen suçların dışındaki suçlardan, askerî ve adlî mahkemeler, disiplin mahkemeleri veya disiplin amirlerince toplam olarak 21 gün ve daha fazla hapis veya oda hapsi cezası ile mahkûm veya cezalandırılmış olmaması,


Gerekir.


Açığa alınmayı gerektiren ya da yukarıdaki bentlerde sayılan suçlardan gözetim altına alınanlar, tutuklananlar veya kamu davası açılanlar, haklarındaki yargılama neticesine göre işleme tâbi tutulurlar."


BAŞKAN - 4 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


5 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 5. - 926 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin (b) bendinin (2) numaralı alt bendinin (cc) alt bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"cc) Askerlik hizmeti sırasında veya müteakiben muvazzaf subay nasbedilenler,"


BAŞKAN - 5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


6 ncı maddeyi okutuyorum:


MADDE 6.- 926 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"c) Üstün başarılı üsteğmen, yüzbaşı ve binbaşıların terfi esasları :Üsteğmen, yüzbaşı ve binbaşıların bu rütbelerine ait bekleme sürelerinin bitiminden bir yıl önce bu rütbelere ait her yılki sicil notu, sicil tam notunun % 95 ve daha yukarısı ve sicil notu ortalaması da sicil tam notunun % 90 ve daha yukarısı olanlardan;


1. Bu rütbelerde en az iki ayrı birinci veya ikinci sicil üstünden sicil notu alanlar veya rütbe bekleme süresinin bitiminden bir yıl önce alacak olanlar,


2. Muharip sınıf üsteğmen ve yüzbaşılar ile kurmay yüzbaşılardan, bu rütbelerinde bekledikleri sürenin üçte biri kadar veya daha fazla kıt'a görevi yapmış olanlar veya bu süreyi rütbe bekleme süresinin bitiminden bir yıl önce tamamlayacak olanlar,


Belirlenir ve bu subaylar, sicil notu ortalaması en üstün olandan başlanarak rütbelerine göre kendi sınıfları içerisinde ayrı ayrı sıralanırlar. Bu şekilde sıralanan subaylardan, sicil notu ortalaması en üstün olanlardan başlanmak suretiyle Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı tarafından uygun görülenler, kendi sınıf mevcudunun; muharip sınıflar için % 8'i, yardımcı sınıflar için % 4'ü oranında bir üst rütbeye yükseltilebilirler."


BAŞKAN - 6 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


7 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 7. - 926 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki (d) bendi eklenmiştir.


"Kadrosuzluk, yetersizlik, disiplinsizlik, ahlakî durum veya (d) bendindeki suçlardan hükümlülük nedeni ile aşağıda belirtilen esas ve şartlar dahilinde subaylar hakkında Silâhlı Kuvvetlerden ayırma işlemi yapılır."


"d) Aşağıda belirtilen suçlardan hükümlü olma nedeniyle ayırma :


Ertelenmiş, para cezasına veya tedbire çevrilmiş, affa uğramış olsalar bile, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 131 inci maddesinin birinci fıkrasının az vahim hali hariç basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas, iftira gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı nitelikteki suçlardan veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarından hükümlü olan subaylar hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır."


BAŞKAN - 7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


8 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 8. - 926 sayılı Kanunun 64 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Madde 64. - Silâhlı Kuvvetler hesabına fakülte veya yüksek okullardan mezun olup subay nasbedilenlerin subaylık nasıpları hangi tarihlerde olursa olsun kademe ilerlemesi veya üst rütbeye yükselmelerinde esas olacak nasıpları fakülte veya yüksek okullardan mezun oldukları takvim yılının 30 Ağustos tarihidir. Askerlik hizmeti sırasında veya müteakiben muvazzaf subay nasbedilenlerin subaylık nasıpları hangi tarihte olursa olsun, kademe ilerlemesi veya üst rütbeye yükselmelerinde esas olacak nasıpları 35 inci madde gereğince nasıplarının götürüldüğü takvim yılının 30 Ağustos tarihidir."


BAŞKAN - 8 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


9 uncu maddeyi okutuyorum:


MADDE 9. - 926 sayılı Kanunun 65 inci maddesinin (c) bendinin (1) numaralı alt bendi ile (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"1. Yargılama sonunda beraatlerine, haklarındaki kamu davasının her ne sebeple olursa olsun ortadan kaldırılmasına veya duruşmanın tatiline veya davanın düşmesine veya kamu davasının reddine veya Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesilmesini gerektirmeyecek şekilde hükümlülüklerine karar verilenlerin açıkları, haklarındaki kararın kesinleşmesi beklenmeksizin kaldırılır."


"d) Hükmün aleyhe bozulması ve mahkemece bu bozmaya uyulması veya duruşmanın tatiline dair kararın ortadan kalkması veya Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ilişkilerinin kesilmesini gerektirecek şekilde hükümlülüklerine karar verilmesi hallerinde de (a) bendi hükmü uygulanır."


BAŞKAN - 9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 9 uncu madde kabul edilmiştir.


10 uncu maddeyi okutuyorum:


MADDE 10. - 926 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Genelkurmay Başkanlığınca tespit edilecek fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okullarını bitirdikten sonra muvazzaf astsubay olmak için başvuranlardan; astsubay sınıf okullarında en az bir öğretim yılı öğrenim ve eğitimi başarıyla bitirip astsubay nasbedilenlerin, hazırlık sınıfı veya sınıfta kalmaları hariç fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okullarındaki öğrenim süreleri rütbe bekleme sürelerinden düşülür. Bunların hangi rütbelerde ne kadar eksik bekletilecekleri yönetmelikte gösterilir."


BAŞKAN - 10 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 10 uncu madde kabul edilmiştir.


11 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 11.- 926 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"b) Üstün başarılı üstçavuş, kıdemli üstçavuş ve başçavuşların terfi esasları; üstçavuş, kıdemli üstçavuş ve başçavuşların bu rütbelerine ait bekleme sürelerinin bitiminden bir yıl önce üstçavuşların kıdemli çavuşluk ve üstçavuşluk; kıdemli üstçavuşların üstçavuşluk ve kıdemli üstçavuşluk; başçavuşların ise başçavuşluk rütbesine ait her yılki sicil notu, sicil tam notunun % 95'i ve daha yukarısı ve sicil notu ortalaması da sicil tam notunun % 90 ve daha yukarısı olanlardan;


1. Bu rütbelerde, en az iki ayrı birinci veya ikinci sicil üstünden sicil notu alanlar veya rütbe bekleme süresinin bitiminden bir yıl önce alacak olanlar,


2. Muharrip sınıf üstçavuşlardan kıdemli çavuş ve üstçavuş; kıdemli üstçavuşlardan, üstçavuş ve kıdemli üstçavuşluk rütbelerinde bekleme süresinin toplam üçte biri kadar veya daha fazla kıt'a görevi yapmış olanlar veya bu süreyi rütbe bekleme süresinin bitiminden bir yıl önce tamamlayacak olanlar,


Belirlenir ve bu astsubaylar, sicil notu ortalaması en yüksek olandan başlanarak rütbelerine göre kendi sınıfları içerisinde ayrı ayrı sıralanırlar. Bu şekilde sıralanan astsubaylardan sicil notu ortalaması en üstün olandan başlanmak suretiyle Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı tarafından uygun görülenler kendi sınıf mevcudunun; muharip sınıflar için % 8'i, yardımcı sınıflar için % 4'ü oranında bir üst rütbeye yükseltilebilirler."


BAŞKAN - 11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 11 inci madde kabul edilmiştir.


12 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 12. - 926 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin ilk cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki (c) bendi eklenmiştir.


"Kadrosuzluk, yetersizlik, disiplinsizlik, ahlakî durum veya (c) bendinde belirtilen suçlardan hükümlülük nedeni ile aşağıda belirtilen esas ve şartlar dahilinde astsubaylar hakkında Silâhlı Kuvvetlerden ayırma işlemi yapılır."


"c) Aşağıda belirtilen suçlardan hükümlülükleri ertelenen, para cezasına veya tedbire çevrilen veya affa uğrayanların ayrılmaları :


Ertelenmiş, para cezasına veya tedbire çevrilmiş, affa uğramış olsalar bile, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 131 inci maddesinin birinci fıkrasının az vahim hali hariç, basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas, iftira gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı nitelikteki suçlardan veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarından hükümlü olan astsubaylar hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır."


BAŞKAN - 12 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 12 nci madde kabul edilmiştir.


13 üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 13. - 926 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Bunların yedeklik çağları, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesi hükümlerine tâbidir."


BAŞKAN - 13 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 13 üncü madde kabul edilmiştir.


14 üncü maddeyi oturuyorum:


MADDE 14. - 926 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.


"b) Subaylık için sınava müracaat tarihinde astsubaylığa nasıp tarihinden itibaren almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun % 90 ve daha yukarısı olmak,"


"Astsubaylıktan subay olmaya engel haller aşağıda belirtilmiştir. Bu fıkrada belirtilenler; cezaları ertelenmiş, para cezasına çevrilmiş, genel veya özel af kanunları kapsamına girmiş, hükümlülüklerine ilişkin kayıtları adlî sicilden çıkartılmış olsalar da subay olamazlar:


a) Devletin şahsîyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasnii, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayrî tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysite kırıcı suçlar ile kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma suçlarından birisinden mahkûm olmak,


b) Firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat suçları ile 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde belirtilen suçlardan birisinden mahkûm olmak,


c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, (a) ve (b) bentlerinde sayılan suçların dışındaki suçlardan askerî ve adlî mahkemeler, disiplin mahkemeleri veya disiplin amirlerince toplam olarak 21 gün ve daha fazla hapis veya oda hapsi cezası ile mahkûm olmak veya cezalandırılmak.


Açığa alınmayı gerektiren ya da yukarıdaki fıkranın (a) ve (b) bentlerinde sayılan suçlardan gözetim altına alınanlar veya tutuklananlar veya haklarında kamu davası açılanlar, bu durumlarının devamı süresince sınava alınmazlar. Bunlar hakkında soruşturma emri verilmemesi veya hazırlık soruşturması sonunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi veya yargılama neticesine göre beraat etmeleri halinde, diğer şartları da haiz olmak kaydıyla sınava kabul edilirler."


BAŞKAN - 14 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 14 üncü madde kabul edilmiştir.


15 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 15. - 926 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Bunlardan subay nasbedildikten sonra fakülte veya yüksekokul bitirenlerin intibakı personelin fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokulunu bitirdiğine dair resmî belgeyi ibraz edip müracaatını yaptığı tarihteki derece ve kademelerine, 2 yıl süreli yükseköğrenim için 1 kademe, 3 yıl süreli yükseköğrenim için 2 kademe, 4 yıl süreli yükseköğrenim için 1 derece ilave edilerek yapılır. 2 ve 3 yıl süreli yükseköğrenimi tamamlayarak intibakları yapılmış olanların daha sonra lisans öğrenimlerini tamamlamaları halinde intibak işlemleri bir defaya mahsus olmak üzere tekrar yapılır. Yükseköğrenimden dolayı bir defadan fazla yapılan intibak işlemleri toplamı 1 dereceden fazla olamaz. 5 yıl ve üzerindeki öğrenimlerin 4 yıldan fazlası için kademe verilmez."


BAŞKAN - 15 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 15 inci madde kabul edilmiştir.


16 ncı maddeyi okutuyorum:


MADDE 16. - 926 sayılı Kanunun 117 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.


 "Hizmet ihtiyacının zorunlu kıldığı durumlarda, kadroda yazılı sınıf yerine personelin kurmaylık veya özel niteliğine ilişkin atama kodu esas alınabilir."


BAŞKAN - 16 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 16 ncı madde kabul edilmiştir.


17 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 17. - 926 sayılı Kanunun 124 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Madde 124. - Silâhlı Kuvvetlere (Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı dahil) mensup muvazzaf subay ve astsubaylar, Silâhlı Kuvvetler içindeki hizmetlerden başka bir göreve verilemezler. Ancak, zorunlu durumlarda Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak Bakanlar kurulu kararı ile Silâhlı Kuvvetler kadrolarında gösterilmek ve aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer malî ve sosyal hak ve yardımlarını ve istihkaklarını mevcut hükümler çerçevesinde, kendi bağlı bulunduğu Bakanlık bütçesinden almak şartı ile Silâhlı Kuvvetler dışındaki Devlet hizmetleri ile Türk Hava Kurumu hizmetlerinde görevlendirilebilirler. Bu personelin görev süresi azamî iki yıl olup, görevlendirme süresi Bakanlar Kurulu kararında belirtilir. Genelkurmay Başkanlığının teklifi ile bu süre kısaltılabilir veya uzatılabilir. Görev süresi uzatılmayan personel, yeni bir karara gerek kalmaksızın görev süresinin sonunda Silâhlı Kuvvetlerdeki aslî görevine iade edilir."


BAŞKAN - 17 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 17 nci madde kabul edilmiştir.


18 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 18. - 926 sayılı Kanunun 126 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"d) Silâhlı Kuvvetlerde gerekli uzmanlık dallarında ve ihtiyaç duyulan branşlarda yurt içinde öğrenim için, general ve amirallere; Genelkurmay Başkanlığınca, bu Kanun kapsamına giren diğer personelden; Genelkurmay Başkanlığına bağlı olanlara Genelkurmay Başkanlığınca, Millî Savunma Bakanlığına bağlı olanlara Millî Savunma Bakanlığınca, Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığına bağlı olanlara ise Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca, özlük hakları saklı kalmak şartıyla, öğrenim süresi kadar izin verilebilir."


BAŞKAN - 18 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 18 inci madde kabul edilmiştir.


19 uncu maddeyi okutuyorum:


MADDE 19. - 926 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"a) Barışta ve savaşta hizmet yapamayacak şekilde hastalanan subaylar ve astsubaylar, hastalıkları geçici veya geçici olup sekel bırakan hastalıklardan ise, hastahanelerde geçen teşhis ve tedavi süreleri hariç, ay ve gün hesabı ile her bir hastalığı için toplam olarak ve fiilen iki yılı geçmemek üzere, nekahet tedavisi, istirahat ve hava değişimi işlemine tâbi tutulurlar. Bu gibiler hakkında raporlar sağlık kurulunca verilir.


b) Kanser, her türlü kötü huylu tümör, verem, kronik böbrek yetmezliği ile akıl ve ruh hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar, sağlık kurulları raporlarında gösterilecek lüzum üzerine, toplam olarak ve fiilen üç yılı geçmemek şartı ile tedavi, istirahat veya hava değişimine tâbi tutulabilirler."


BAŞKAN - 19 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 19 uncu madde kabul edilmiştir.


20 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 20. - 926 sayılı Kanunun 137 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendinin birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"c) Astsubaylar hakkındaki gösterge tabloları EK-VIII sayılı cetvelde gösterilmiştir. Yükseköğrenim yapmış olan astsubayların intibakları; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Genel İdare Hizmetleri Sınıfında aynı yükseköğrenimi bitirenler için tespit edilen derece ve kademelerden hizmete başlamış kabul edilerek yapılır. Bu intibaklar personelin fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokulunu bitirdiğine dair resmî belgeyi ibraz edip müracaatını yaptığı tarihteki derece ve kademelerine, 2 yıl süreli yükseköğrenim için 1 kademe, 3 yıl süreli yükseköğrenim için 2 kademe, 4 yıl yükseköğrenim için 1 derece ilave edilerek yapılır. 2 ve 3 yıl süreli yükseköğrenimini tamamlayarak intibakları yapılmış olanların, daha sonra lisans öğrenimini tamamlamaları halinde intibak işlemleri bir defaya mahsus olmak üzere tekrar yapılır. Yükseköğrenimden dolayı bir defadan fazla yapılan intibak işlemleri toplamı 1 dereceden fazla olamaz, 5 yıl ve üzerindeki öğrenimlerin 4 yıldan fazlası için kademe verilmez."


BAŞKAN- 20 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


21 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE  21. - 926 sayılı Kanunun ek 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Ek Madde 10. - Yabancı bir memlekette veya uluslararası kuruluşlarda Genelkurmay Başkanlığının muvafakati ile görev alacak subay ve astsubaylara Millî Savunma Bakanlığının (Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı için İçişleri Bakanlığının) teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile 5 yıla kadar maaşsız izin verilebilir.


Birleşmiş Milletler Teşkilâtı ile Türkiye Cumhuriyetinin üye olduğu veya imzaladığı anlaşmalarla taraf bulunduğu diğer uluslararası teşkilâtlar nezdinde ateşkesi denetlemek üzere gözlemci sıfatıyla görev alan veya barış gücünde görevlendirilen subay ve astsubaylara ise aynı usul ve süre ile maaşlı izin verilebilir. Bu personele, görevlendirilen teşkilât tarafından yapılacak ödemelerin dışında, ayrıca, aynı kararname ile tespit edilecek tutarda aylık ek ücret de verilebilir.


Bu şekilde yabancı memleket veya uluslararası kuruluşlarda görevde geçen süreler hizmetten sayılır ve emeklilik hakları ile 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununca sağlanan hakları, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 31 inci maddesi ve 205 sayılı Kanun hükümlerine uyulmak kaydı ile saklı tutulur."


BAŞKAN- 21 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 21 inci madde kabul edilmiştir.


22 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 22. - 926 sayılı Kanuna aşağıdaki ek geçici madde eklenmiştir.


"EK GEÇİCİ MADDE 79. - 109 ve 110 uncu maddelere göre astsubaylıktan subaylığa nasbedilip, 2 Eylül 1993 tarihinden önce emekli olan subaylardan Ek-VII sayılı cetvele göre maaş almakta olanlar, bu cetvelde bulundukları derece ve kademelerine göre, 499 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden düzenlenen Ek-VII sayılı cetvelin aylık gösterge tablosundaki aynı derece ve göstergeye aktarılır. Derecesi emsali astsubayların derecesinden düşük olanlar, emsalinin derecesine yükseltilerek daha önce kazanmış oldukları göstergeye intibak ettirilirler.Bu şekilde astsubaylıktan subaylığa geçirilenlerin emekli aylıkları, emsali astsubay emekli aylığından az olamaz. Bunlara geçmişe yönelik aylık ve ikramiye farkı ödenmez."


BAŞKAN - 22 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 22 nci madde kabul edilmiştir.


23 üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 23. - 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 12 nci maddesinin (II) numaralı fıkrasının (j) bendinin ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Fakülte ve yüksekokullarda kendi hesabına okuduktan sonra muvazzaf subay nasbedilen veya askerlik hizmetini takiben muvazzaf subay nasbedilenler ve astsubay sınıf okulu öğrencileri;"


BAŞKAN - 23 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 23 üncü madde kabul edilmiştir.


24 üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 24. - 5434 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Harp okulları, fakülte ve yüksekokullar ile astsubay sınıf okullarında her ne sebeple olursa olsun sınıf geçemeyen Silâhlı Kuvvetler mensubu askerî öğrencilerin fazla öğrenim yılları fiilî hizmet müddetlerinden derhal indirilir. Fakülte ve yüksekokulları kendi hesabına bitirdikten sonra veya askerlik hizmetini takiben muvazzaf subay nasbedilenlerin, normal süreyi aşan öğrenim süreleri fiilî hizmet müddetinden sayılmaz."


BAŞKAN - 24 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 24 üncü madde kabul edilmiştir.


25 inci maddeyi okutuyorum:


MADDE 25. - 5434 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın malûllüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tâbi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya malûliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar."


BAŞKAN - 25 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 25 inci madde kabul edilmiştir.


26 ncı maddeyi okutuyorum:


MADDE 26. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.


BAŞKAN - 26 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 26 ncı madde kabul edilmiştir.


27 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 27. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


BAŞKAN - 27 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Lehte oy kullanacağımı ifade ediyor, hayırlı olsun diyorum.


BAŞKAN - Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Tasarı kabul edilmiş ve yasalaşmıştır; hayırlı olsun.


Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu raporunun müzakerelerine başlıyoruz.


7. – Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu  Raporu  (1/844) (S. Sayısı : 678) (1)


BAŞKAN - Komisyon ve hükümet hazır.


Komisyon raporu 678 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.


Tasarının tümü üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük, buyurun.(Alkışlar)


DYP GRUBU ADINA SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan 678 sıra sayılı Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanununda değişikliği öngören yasa tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum; şahsım ve Doğru Yol Partisi Grubu adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.


Değerli milletvekilleri, bu tasarıların görüşülmesinden önce, Sayın Millî Savunma Bakanımız, gerek Grup Başkanvekilliğim sırasında ve gerekse de şu anda Grubumuza gelmek suretiyle yasaların ehemmiyetinden bahsederek bu konuda muhalefetin desteğini istemiştir. Ben, göstermiş olduğu bu nezaketten dolayı ve özellikle iktidarla muhalefet arasındaki uzlaşmayı sağlama gayretinden dolayı, Grubum adına, ayrıca şahsım adına Sayın Bakana teşekkür ediyorum.


Gerçekten, Sayın Bakanımız, hem konuyu anlatmış, tasarılarla ilgili bilgi vermiş hem de Türk Silâhlı Kuvvetleri için fevkalade ehemmiyet arz eden böylesine önemli tasarıların bir an evvel yasalaşabilmesi için bizden destek istemekle birlikte, konunun önemini de bize anlatmıştır; o sebeple, bu yasaları desteklediğimizi bilhassa belirtmek istiyorum.


Ümit ediyorum ki, iktidarla muhalefet arasındaki bu uzlaşmayı, bu diyaloğu diğer bakanlar da gerçekleştirebilsin, bu suretle, buradaki konuşmalarımızda, buradaki mutabakatımızda, ülke yararına, daha süratli, daha verimli, daha etkili bir şekilde çalışmalarımızı gerçekleştirme fırsatını elde edebilelim. Eğer bunu diğer bakanlar da yapmış olsaydı, o zaman, çok daha iyi sonuçlar elde edilmesi mümkün olacaktı ve bu arada da muhalefetin bir kısım görüşleri alınsa ve ona göre tasarılar hazırlanmış olsa ve komisyonlarda da dikkate alınmış olsaydı, keza aynı şekilde, Genel Kurulda daha olumlu bir hava içerisinde bu görüşmelerin gerçekleştirilmesi mümkün olurdu.


Değerli milletvekilleri, tasarıyla ilgili görüşlerimize geçmeden önce, GATA ve geçen yıl açılışı yapılan Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinin, özellikle, ülkemize yapmış olduğu hizmetlerinden dolayı, bir taraftan Türk Silâhlı Kuvvetlerinin sağlık hizmetleriyle ilgili, bir taraftan da sivil ve belli bazı bölgelerde, gerek muayene, tedavi ve gerekse diğer sağlık hizmetleri konusunda yaptıkları hizmetlerden dolayı tebriklerimi ve teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.


GATA, 30 Aralık 1898 tarihinde, İstanbul'da, Sarayburnu'nda kurulan Gülhane Askerî Tıp Akademisi, Türk tıp eğitiminde önlisans, lisans ve lisansüstü öğrenim ve modern hastane yöneticiliği ve hasta bakımı alanlarında yeni ufuklar açmış olan bir kurumdur.


1998 yılında yüzüncü yılını kutlama mutluluğunu yaşayan Gülhane Askerî Tıp Akademisi, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin, sağlık bilimleri alanında en yüksek danışma organı ve bilimsel özerkliğe sahip olan yükseköğretim ve tedavi kurumudur. Bünyesinde 700 yataklı GATA Eğitim Hastanesi ve 1 200 yataklı Haydarpaşa Eğitim Hastanesi, tıp fakültesi, yüksek okullar, sağlık bilimleri enstitüsü, araştırma merkezi ve çeşitli eğitim öğretim kurumları vardır ve denilebilir ki, yine, yanıkla ilgili olarak da en modern sistemle çalışan merkezlere sahip olan kurumlarımızın başında gelmektedir. GATA, yüz yılık tarihinde, ülkemize birçok bilim adamı yetiştirmiş, birçok tıp fakültesinin açılmasına önderlik etmiş ve birçok yeniliği yurdumuza getirmiş olan bir kurumdur. Gülhane öğretim üyeleri ve elemanları, ülkemizde birçok kademede onurlu hizmetler yapmıştır.


Benim, gerek mülkî idare amirliğim sırasında gerekse diğer hizmetlerim sırasında, gerçekten, sivil yönetimde, askerî teşkilâtlarda; Gülhane'de, GATA'da yetişmiş olan birkısım öğretim üyeleri ve elemanlarının fevkalade değerli hizmetler verdiğini ve başarılı olduklarını, bilhassa altını çizerek belirtmek istiyorum.


Bildiğiniz gibi, ülkenin dirlik ve beraberliği için mücadele eden Türk Silâhlı Kuvvetleri, 1995 yılının mart ayında, dünya kamuoyunun da takdirini toplamış ve çok büyük  çapta da bir içgüvenlik harekâtı yapılmıştır ve bu iç harekat sırasında da, keza, aynı şekilde, GATA, üzerine düşen görevi en güzel şekliyle gerçekleştirmiştir.


Yürütülen bu operasyon, ülkede büyük takdirle karşılandı ve yurtta da son derece büyük bir coşkuyla tasdik buldu. Bu sırada, milletimizin hassasiyetine tercüman olan Ankara Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından bir maddî destek kampanyası açılmıştı. Türk Halkının, ordusuna her zaman gösterdiği şükran duygusu, bu girişimi, kendiliğinden, gönüllü olarak, bütün ülkeyi ve yurt dışındaki vatandaşlarımızı kapsayan "Haydi Türkiye, Mehmetçikle El Ele" kampanyası haline dönüştürüldü.


Değerli milletvekilleri, o günleri hatırlarsanız, Türkiye'yi, tek bir vücut, tek bir yürek haline getiren kampanyada, 56 saat gibi kısa bir sürede milletimizin gönlünden kopan yardımlar çığ gibi büyüdü. Gönüllü olarak toplanan bu paralarla, ülke savunması ve terörle mücadele esnasında sakatlanan veya uzvunu kaybeden gazi Mehmetçikler için hizmet verecek ve onları, tekrar sağlıklı yaşamlarına döndürecek, modern Türk Silâhlı Kuvvetleri rehabilitasyon ve bakım merkezi kurulması kararlaştırılmıştı.


Milletimizin verdiği bu emaneti üstlenen El Ele Vakfı, 1996 yılından itibaren çalışmalarına başladı. Tesisin projesi, mimarî yarışma sonucunda elde edilmişti.


Bu bakım merkezi, emsallerinde bulunmayan, gerek rekreasyon öğeleriyle gerekse içinde bulundurduğu özel ve son teknolojik donanımlarla, Türkiye'nin yanı sıra, Avrupa ve dünyada ön sıralarda yer alabilecek bir tesise kavuşturmuştur. Tesiste, 200 yataklı rehabilitasyon hastanesi, 50 yataklı devamlı bakımevi, 50 yataklı hasta misafirhanesi, meşguliyet ve meslekî rehabilitasyon bölümleri, sosyal yaşam tesisleri, kapalı ve açık spor sahaları bulunmaktadır. Maliyet olarak, benzerlerinden daha ekonomik, ayrıca, nitelik olarak da daha üstün bir rehabilitasyon ve bakım merkezi inşa edilmiştir.


Tasarıyı incelediğimizde, Türk Silâhlı Kuvvetleri bünyesindeki askerî hastanelerden, 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu hükümleri çerçevesinde, sadece, Türk Silâhlı Kuvvetleri mensupları ve yakınları yararlanmaktadır; GATA ise, eğitim faaliyetlerine katkı sağlamak amacıyla, kapasitesinin yüzde 5'ini geçmemek üzere, sivil hasta kabul edilebilmektedir. Bu durum, GATA'ya bağlı olarak açılan bu rehabilitasyon ve bakım merkezi için de geçerlidir.


Ülkemizde terör olaylarının azalması nedeniyle, bu merkezin daha etkin ve verimli kullanılmasını sağlamak amacıyla, getirilen yüzde 5 sınırlamasının kaldırılması öngörülmektedir. Bu tasarı yasalaştığı takdirde, bu merkezlerin, Genel Kurmay Başkanlığınca uygun görülecek oran ve sayıda sivil kişilere açılması büyük bir katkı sağlayacaktır. Dünyada çok pahalı hizmetler sunan bu merkezlerin, hasta arayışı içerisinde oldukları bir gerçektir. Başarılı fizyolojik ve psikolojik tedavinin yapılabildiği bu merkezde, sivil hasta sınırlamasının kaldırılmasıyla, yurtiçi ve yurt dışından da hasta kabul edilmesi, bu merkezin bilimsel gelişmesine katkı sağlayabileceği gibi, merkezin giderlerinin bir kısmının da karşılanmasına imkân temin etmiş olacaktır. Ülke olarak, her konuda tasarrufa gittiğimiz bugünlerde, Türk Silâhlı Kuvvetleri de, bu konuda, üzerine düşen görevi yapmaktadır. Dünya normlarında olan bu tesisin de verimli kullanılması, bizlerin yararına olacaktır. Tesisin, şu andaki mevcut kapasitesi 250 yatak olduğuna göre, yüzde 5'lik sınırlamayla, ancak 13 sivil hasta yararlanabilecek konumdaydı. Yasalaşacak olan bu tasarıyla birlikte sınırlama kaldırılmakta ve bu suretle, kapasitesini dolduracağı gibi, biraz evvel ifade ettiğim gibi, sivil hastalarımızın, hiç olmazsa, bu kadar modern, çağdaş sağlık hizmetlerinden yararlanması imkânının da artırılmasına vesile olacağız. Ülke olarak, artık, böyle lükslerimiz, özellikle, boş bırakılabilecek lükslerimiz yoktur. Elimizdekilerin, en iyi, en faydalı, en rantabl, kalite ve standart itibariyle en yüksek seviyede dinamik bir şekilde kullanılması, artık, bizim için vazgeçilmez hedef olmalıdır; modern idarî anlayışın temeli de budur.


Ayrıca, Sağlık Bakanlığımızın böyle bir tesisinin olmamasını da büyük bir eksiklik olarak değerlendiriyorum ve Sağlık Bakanlığımızın da, bir an evvel böyle bir tesise kavuşması için, Yüce Meclisin gerekli desteği vermesini temenni ediyorum.


Değerli milletvekilleri, konuşmama son verirken, ülkemizin gazilerine vefa borcu olarak armağan ettiği, ülkemizde ve bölgemizde eşi ve benzeri olmayan, tıbbın ve teknolojinin çağdaş ve her türlü imkânıyla donatılmış bu anıtsal eserin oluşmasında maddî ve manevî katkı ve yardımlarda bulunan yurt içindeki ve yurt dışındaki milyonlarca hayırsever vatandaşlarımıza, kurum ve kuruluşlarımıza, yürekleri gazilerimizle birlikte çarpan tüm halkımıza teşekkürlerimi sunmayı bir görev biliyorum. Milletimiz ve ülkemiz için yararlı olmasını temenni ediyorum.


Ayrıca, bu vatan uğruna şehit olan bütün vatandaşlarımızın evlatlarına rahmet diliyorum. Ayrıca, şehitlerimizin yakınlarına da minnetlerimizi ifade ediyorum. Türk Silâhlı Kuvvetlerimizin, ülkenin bölünmez bütünlüğü konusundaki mücadelelerinden dolayı da, kendilerini hem tebrik ediyor hem de teşekkürlerimi ifade ediyorum.


Doğru Yol Partisi olarak, her zaman olduğu gibi, bu ve benzeri yasa tasarılarına olumlu yaklaştığımızı belirtiyor; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bedük.


Şahsı adına, Sayın Lütfi Yalman?.. Yok.


Sayın Abdülkadir Akcan?..


ABDÜLKADİR AKCAN (Afyon) - Sayın Mehmet Kaya konuşacaklar.


BAŞKAN - Sayın Kaya, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)


MEHMET KAYA (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 678 sıra sayılı Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında, şahsım adına konuşmamı yapmak üzere huzurlarınızda söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.


Değerli milletvekilleri, özellikle Gülhane Askerî Tıp Akademisi Askerî Tıp Fakültesi hakkında genel bir bilgi vererek konuşmama başlamak istiyorum.


Kültür ve uygarlık tarihimize şöyle bir baktığımızda, tıp alanındaki gelişmenin diğer alanlardaki gelişmelere göre çok daha fazla olduğu görülür. Tıp alanındaki gelişmelerde de, diğer alanlarda olduğu gibi, askerlik ve askerî tıp öncülük etmiş ve modernleşmeyi sağlamıştır diyebiliriz.


Değerli milletvekilleri, tarihimizde, Batı'ya yönelik yeni bir eğitim sisteminin kurulması, bilgili, görgülü, çağın sorunlarına ayak uydurabilecek genç hekimlerin yetiştirilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Bu amaçla, Sultan II. Mahmut zamanında, 14 Mart 1827 tarihinde İstanbul'da "Tıphane" adıyla bir tıp okulu açılmıştır. Bu okulda hem hekim hem de cerrah yetiştirilmiştir. Amaç, ordunun savaşlarda gerekli olan cerrah sayısını karşılayabilmektir.


Bu yeni atılım ve yeni okullar, çağın hızlı gelişmesine kendini uyduramadığı için, daha sonra, modern eğitim verebilecek bir okula ihtiyaç duyulmuştur. Bu amaçla, Viyana elçiliği aracılığıyla yapılan araştırmalar sonucu, Prof. Dr. Bernard Avusturya'dan İstanbul'a getirilerek, Sultan II. Mahmut'un önderliği ve Prof. Bernard'ın katkı ve çabalarıyla, 1839 yılında "Mektebi Tıbbiyei Adliyei Şahane" adıyla yeni ve çağdaş bir tıp eğitim merkezi kurulmuştur. Prof. Bernard, idarî ve bilimsel alanlardaki başarılı çalışmalarıyla bu okula modern bir fakülte görünümü kazandırmıştır. Mektebi Tıbbiye de, daha sonra, eczacıların yetiştirilmesine de katkıda bulunmuştur.


Değerli milletvekilleri, Mektebi Tıbbiyenin açılmasından sonra, hekimbaşının görevleri bu kuruluşa devredilmiş, 1850 yılından sonra ülkenin sivil sağlık işleri de bu kuruluşa aktarılarak, adına "Mektebi Tıbbiyei Şahane" denilmiştir. O zaman padişahın askerî alandaki yetkileri, 1826 yılında kurulan Babı Seraskeri, yani, şimdiki Savunma Bakanlığının bünyesindeydi. 1862 yılında Askerî Sıhhiye Dairesi kurulunca, askerî sağlık hizmetleri bu daire tarafından yürütülmeye başlanmıştır.


Sağlık eğitim ve hizmetleri bu şekilde sürdürülmesine rağmen, yine de, o tarihlerde, bu alanda bir durgunluk gözleniyordu. Yurt dışına eğitime ve uzmanlık eğitimine hekim gönderiliyor; fakat, sayının az oluşu nedeniyle, sağlık eğitim ve hizmetleri istenen düzeyde gerçekleşemiyordu. Hekimlik öğreniminde köklü bir reform ve modernizasyon sağlanması için Avrupa'dan hocalar getirilmesi düşünülmüştü ve Almanya ile temaslara başlanmıştı. Almanya, yapılan müracaatı uygun görmüş, Prusya Eğitim Bakanlığı, Bonn Üniversitesi hocalarından  Dr. Robert Rieder ile Hamburg Edindorf Hastanesi asistanlarından Dr. Dayke'yi tavsiye etmişti. 1898 Mayıs ayında Berlin Büyükelçiliğinde yapılan anlaşmayla, Rieder, Mektebi Tıbbiyei Şahane müfettişi iç ve dış hastalıkları kliniği profesörü, Dr. Dayke de, onay yardımcısı sıfatıyla Türk hükümetinin emrine girmişti. Rieder'in anlaşmasında, emrinde bir hastane kurulması kaydı da vardı. Bu amaçla Gülhane Askerî Rüştiye Mektebi onarılarak hastane şekline getirilmişti. Dört ay süren hazırlık döneminden sonra, padişahın doğum gününe rastlayan 30 Aralık 1898 tarihinde "Gülhane" adıyla bir hastane açılmıştı. Bu kuruluşta, tıbbiyeden çıkan asker hekimlerin Haydarpaşa Askerî Hastanesinde yapmakta oldukları staj sonunda seçilenleri uzman ve hoca olarak yetiştireceklerdi. Riader ve Dayke, büyük özveriyle çalışarak, Gülhane'nin adını duyurmaya, dünya çapında eğitim yapmaya karar vermişlerdi. Bu dönemde açılan anatomi, patoloji, fizyoloji, histoloji, röntgen ve kimya laboratuarları yıllarca, Türkiye'nin en iyi servisleri olarak çalışmışlardır.


Değerli milletvekilleri, Dayke 1907'de Gülhane'den ayrılmış ve yerine Dr. Wieting getirilmiştir. Wieting döneminde tıp fakültesi son sınıf öğrencileri Gülhaneye gönderilmeye başlandığından, Türkiye'de ilk defa intörnlük eğitimi de böylece başlamış oldu.


1914 yılında Birinci Dünya Savaşı ilan edilmiş, kontratı sona eren Dr. Wieting Paşa gönderilmiş ve Gülhane, harp hastanesine çevrilerek Çanakkale'den gönderilen yaralıların bakımına tahsis edilmiştir.


İstanbul'un işgali dönemlerinde, Gülhane binası, Fransızlara tahsis edilen Gümüşsuyu Askeri Hastanesine taşınmış, daha sonra, eski binaları onarılarak, 1923 yılında, büyük zaferden sonra 2 Ekim 1923 tarihinde tekrar eski yerine geçmiştir. 1924 yılında kabul edilen bir kanunla, sivil hekimlere de askerî staj ve eğitim zorunluluğu getirilmiş ve tıbbiyeyi bitiren bütün öğrenciler Gülhaneye devam etmeye başlamışlardır.


Değerli milletvekilleri, daha sonraki yıllarda, Gülhane binalarının yetersizliği, aşırı bakım-onarım masrafları ve bulunduğu yer itibariyle yeni binaların yapılanmaması ve Ankara'da Gülhane gibi bir kuruluşun eksikliği, Gülhanenin Ankara'ya nakli fikrini doğurmuştur. 21 Temmuz 1941'de demiryoluyla Gülhane Ankara'ya intikal ettirilmiştir. İlk olarak, bugün, Tıp Fakültesi Hastanesi olarak kullanılan Cebeci Merkez Binasının bulunduğu yerde konuşlandırılan Gülhane, binaların yetersizliği nedeniyle çok güç şartlarda hizmetine devam etmiştir. 1945 yılında çıkarılan bir kanunla, Ankara Tıp Fakültesinin kurulması kararlaştırılmış ve bu görev de Gülhane Hastanesine tahsis edilmiştir. Gülhane, tarihi bir görevi yine yerine getirmiş ve Prof. Dr. Abdülkadir Noyan başkanlığında, çekirdek eğitim kadrosunu da vererek tıp fakültesinin kurulmasını gerçekleştirmiştir.


1947 yılında çıkarılan bir kanunla, Gülhane Askerî Tıp Akademisi, yani, GATA unvanını alan Gülhane, Cebeci'deki binaların yetersizliği nedeniyle 1953 yılında, bugünkü Kara Harp Okulu yanındaki yedek subay okulu binasına taşınmıştır.


GATA 1958 yılında bünyesinde gastroenteroloji ve çocuk servislerini de açarak, kendi kendine yeterli hale gelmiştir.


Değerli milletvekilleri, kurulduğu günden bugüne dinamizmini koruyan Gülhane, tıp biliminin hızla gelişimine ayak uydurmuş ve birçok ilke imzasını atmıştır. Halen bu dinamizmini koruyan Gülhane Askerî Tıp Akademisi, 1 200 yatak kapasiteli hastanesi, askerî tıp fakültesi, yüksek hemşire okulu, İstanbul'da Haydarpaşa Eğitim Hastanesi, deniz ve sualtı hekimliği, fizik tedavi hastanesi birimleriyle, Türkiye'de, Silâhlı Kuvvetlerin dev bir sağlık eğitim merkezi olarak hizmet vermektedir.


Türk Silâhlı Kuvvetleri bünyesindeki askerî hastanelerden, 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu hükümleri çerçevesinde, sadece Türk Silâhlı Kuvvetleri mensupları ve yakınları yararlanmaktadır.


Türk Silâhlı Kuvvetlerinin, sağlık birimleri alanındaki eğitim, öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yürütmek üzere 17.11.1983 tarih ve 2955 sayılı Kanuna göre kurulmuş bulunan Gülhane Askerî Tıp Akademisine, eğitim faaliyetlerine katkı sağlamak amacıyla, kapasitenin yüzde 5'ini geçmemek üzere, sivil hasta kabul edilebilmektedir.


Değerli milletvekilleri, "Mehmetçikle Elele Kampanyası" kapsamında, tamamen vatandaşlarımızdan toplanan paralarla başlatılan, Türk Silâhlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Başkanlığı Projesi başarıyla sonuçlandırılmış ve Gülhane Askerî Tıp Akademisi Komutanlığına bağlı 200 yataklı bir sağlık kuruluşu olarak Eskişehir yolu üzerinde, Bilkent'e yakın yerde hizmete açılmıştır.


Yurdumuzda terör olaylarının azalması nedeniyle, bu merkezin yaygın ve verimli olarak kullanılabilmesi, anılan merkeze ihtiyaç duyan daha fazla vatandaşımızın istifadesine açılması ve kapasite kullanımını artırmak maksadıyla, 2955 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yer alan sivil kişilerin istifadesine yönelik yüzde 5 oranındaki sınırlamanın kaldırılması, Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Başkanlığı bakımından uygulanmamasının yararlı olacağı savunulmuştur.


Başarılı fizyolojik ve psikolojik tedavinin yapılabildiği bu merkezdeki sivil hasta sınırlamasının kaldırılmasıyla, yurtiçi ve dışından da hasta kabul edilebileceği ve bu merkezin bilimsel gelişmesine katkı sağlanmasının yanında...


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


BAŞKAN - Sayın Kaya, 1 dakika içinde toparlayın efendim; buyurun.


MEHMET KAYA (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.


...merkezin giderlerinin de bir kısmını kendi kaynaklarıyla karşılanmış olması, herkes tarafından kabul edilmesi gereken bir husustur.


Değerli milletvekilleri, tesisin mevcut kapasitesinin azamî 200 artı 50 yatak olduğu ve yüzde 5 kısıtlamasıyla 13 adet sivil hasta kabulünün mümkün olduğu, bu tasarının kanunlaşmasıyla, tüm kapasitenin ülke insanımızın hizmetinde olması, yerinde olan bir uygulama olacaktır.


Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken, hepinize en derin saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. (Alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Kaya.


Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


1 inci maddeyi okutuyorum:


GÜLHANE ASKERÎ TIP AKADEMİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK


YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI


MADDE 1. - 17.11.1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.


"Türk Silâhlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Başkanlığına yurt içinden veya yurt dışından kabul edilecek hastalar bakımından, birinci fıkranın (j) bendinde belirtilen oran veya hasta sayısı Genelkurmay Başkanlığınca belirlenir."


BAŞKAN - 1 inci madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.


1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


2 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.


BAŞKAN - 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


3 üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


BAŞKAN - 3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.


Sayın milletvekilleri, tasarının tümünü oylarınıza sunmadan önce, İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre söz isteği vardır.


Ağrı Milletvekili Sayın Nidai Seven?..


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Antalya milletvekili Sayın Nesrin Ünal konuşacak efendim.


BAŞKAN - Buyurun Sayın Ünal. (MHP sıralarından alkışlar)


3 dakika içerisinde toparlayınız.


NESRİN ÜNAL (Antalya) - 678 sıra sayılı kanun tasarısının lehinde konuşmak üzere söz aldım; Sayın Başkan ve sayın milletvekillerime saygılarımı sunuyorum.


"Mehmetçikle Elele Kampanyası" kapsamında vatandaşlarımızdan toplanan paralarla başlatılan Türk Silâhlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinin sivil kullanıma açılmasıyla ilgili kanun değişikliğinin lehinde oy kullanacağımı söylüyorum.


Bu hastanenin benzeri, dünyada sadece 4 tane var. Dünyada bir elin parmak sayısı kadar olan ve 250 yataklı bu merkezde, bu değişiklik olmadan önce, sadece 13 sivil hasta faydalanıyordu; şimdi, daha çok hasta faydalanacak.


Böyle güzel bir merkezin tüm milletimizin kullanımına açılmasına imkân verecek olan bu kanunun lehinde oy kullanacağım.


Bu merkezin oluşmasında emeği geçen bütün vatandaşlara ve Türk Silâhlı Kuvvetlerine minnetlerimi ve teşekkürlerimi sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz.


Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler.. Tasarı kabul edilmiş ve yasalaşmıştır; hayırlı olsun.


Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Millî Savunma Komisyonu raporunun müzakerelerine başlıyoruz.


8. – Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/537) (S.Sayısı : 194) (1)


BAŞKAN - Komisyon ve hükümet hazır.


Komisyon raporu, 194 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.


Tasarının tümü üzerinde gruplar adına söz isteği?.. Yok.


Şahsı adına Sayın Aslan Polat?.. Yok.


Sayın Mükerrem Levent?.. Yok.


Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


1 inci maddeyi okutuyorum:


MİLLÎ MÜDAFAA MÜKELLEFİYETİ KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE


DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI


MADDE 1. - 7.6.1939 tarihli ve 3634 sayılı Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


"Seferberlik ve savaş hali ile bu hallerin henüz ilan edilmemiş olduğu ancak savaşı gerektirebilecek bir durumun meydana geldiği gerginlik ve kriz dönemlerinde yapılacak seferberlik hazırlıkları ile kıtaların toplanması esnasında, alelade vasıtalarla temin edilemeyen bütün askerî ihtiyaçları veya hizmetleri bu Kanun hükümleri dairesinde vermeye veya yapmaya her şahıs borçludur."


                                    


(1) 194 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.


TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, bir iki dakika müsaade ederseniz, birkaç cümle söylemek istiyorum.


BAŞKAN - Tabiî, Sayın Başkanım.


Değerli arkadaşlar, isterseniz, gündemin 72, 73, 81 ve 82 nci sıralarında da bu tasarılar var, onları da alabiliriz.


DYP GRUBU ADINA TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, sizin dirayetinizin farkındayız, onun için bir şey demek mümkün değil; ama, fevkalade önemli bir kanun tasarısı olduğuna inandığım için söz aldım.


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada aklıma takılan bir kelime var da.


Şimdi, elbette, bizim Seferberlik Kanunumuz, taa 1939 tarihli. Biliyorsunuz, Savaş Hali ve Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanunları biraz eskice. Bu yeni düzenlemeyle günün şartlarına uygunluk getirilmek istenmiş; fakat, bir kelimenin beni biraz tedirgin ettiğini ifade etmek istiyorum. Biraz, yorum bakımından "gerginlik" kelimesi; yani, toplanmada "savaşı gerektirebilecek bir durumun meydana geldiği gerginlik ve kriz dönemlerinde..." Ne demek gerginlik? Herkese göre değişebilen bir anlamı var.


O nedenle, Sayın Bakanımdan, bu konuda, zabıtlara geçmesi bakımından bir açıklama yapılmasını bilhassa istirham ediyorum; çünkü, eskilerin bir deyimi var: "Hazır ol cenge, eğer istersen sulhu salâh." Doğrudur, Türkiye'nin etrafı hiç de iyiniyetli olmayan ülkelerle çevrilmiş durumdadır.


Bu kanunun bu değişikliğinin çağdaş anlamda gerektiğine inanmakla birlikte, o kelimenin uygulamada bir tereddüt uyandırabileceği noktasında bir fikrim vardır. O nedenle, bir açıklama yapılırsa memnun olurum.


Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum efendim. (Alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Güven.


1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


2 nci maddeyi okutuyorum:


MADDE 2. - 3634 sayılı Kanunun 6 ncı maddesindeki "Seferberlikten gayri hallerde bu maddenin yalnız ilk beş fıkrasında yazılı olanlara Millî Müdafaa mükellefiyeti konulabilir." cümlesi "Seferberlikten gayri hallerde yukarıdaki fıkralarda yazılı olanlara Millî Müdafaa mükellefiyeti konulabilir." şeklinde değiştirilmiştir.


BAŞKAN - 2 nci madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.


Bir önerge vardır; okutup, işleme alacağım.


Önergeyi okutuyorum:


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına


Görüşülmekte olan 194 sıra sayılı Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 2 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.















































 

Aydın Tümen

Oktay Vural

Nihat Gökbulut


 


 


 

Ankara

İzmir

Kırıkkale


 


 


 

Metanet Çulhaoğlu


 

Bekir Ongun


 


 


 

Adana


 

Aydın


 


 



3634 sayılı Kanunun 6 ncı maddesindeki  "Seferberlikten gayri hallerde bu maddenin yalnız ilk beş fıkrasında yazılı olanlara Millî Müdafaa mükellefiyeti konulabilir." cümlesi "Seferberlikten gayri hallerde yukarıdaki fıkralarda yazılı olanlara Millî Müdafaa mükellefiyeti konulabilir." şeklinde değiştirilmiş ve takip eden son fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.


BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?


MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI HASAN GÜLAY (Manisa) - Katılıyoruz.


TURHAN GÜVEN (İçel) - Sayın Başkan, Komisyonun çoğunluğu yok; katılamaz.


BAŞKAN - Sayın Komisyon takdire bırakabilir, çoğunluğu yok.


MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI HASAN GÜLAY (Manisa) - Takdire bırakıyoruz.


BAŞKAN - Sayın Hükümet?..


MİLLÎ SAVUNMA BAKANI SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU (Kayseri) - Katılıyoruz.


BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:


Gerekçe: 3634 sayılı Kanunun son fıkrası "üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarda yazılı olan hayvanlar ve koşum hayvanı ve koşum maddeler ile nakil vasıtaları, sığır, hayvan nakil ve celp vasıtaları, seferberlikten başka hallerde, her defasında, en çok on gün için millî müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınabilir" hükmünü içermektedir. Önergeyle, tasarının 2 nci maddesiyle bahse konu kanunun 6 ncı maddesinde yapılan değişiklik gözönüne alındığında, son fıkraya ihtiyaç olmadığı değerlendirilmektedir.


BAŞKAN - Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.


3 üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 3.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.


BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 3 üncü madde kabul edilmiştir.


4 üncü maddeyi okutuyorum:


MADDE 4.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


BAŞKAN - Maddeyi oylarınızı sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 4 üncü madde kabul edilmiştir.


Tasarının tümünü oylamadan önce, lehinde, Ağrı Milletvekili Sayın Nidai Seven...


Buyurun Sayın Seven. (MHP sıralarından alkışlar)


2 dakika içinde meramınızı izah edin efendim.


NİDAİ SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 194 sıra sayılı Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülürken, bu tasarının, çok iyi hazırlandığı; Türkiye'nin, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarına cevap verdiği için, üzerinde fazla konuşmak istemiyorum.


Hepinize saygılar sunuyor, lehte oy vereceğimi belirtmek istiyorum. (Alkışlar)


BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Seven.


Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Tasarı kabul edilmiş ve yasalaşmıştır. Silâhlı Kuvvetlerimize ve milletimize, ülkemize, üç yasanın da hayırlı olmasını diliyorum.


Sayın Bakan teşekkür konuşması yapacak.


Buyurun Sayın Bakanım.


MİLLÎ SAVUNMA BAKANI SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU (Kayseri) - Değerli Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu akşam vaktinde, Türk Silâhlı Kuvvetleriyle ilgili üç tasarıyı kabul buyurduğunuz için, size şükranlarımı sunuyorum.


Kabul ettiğimiz bu kanunlarla, birincisi, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunuyla, özetle, şunları kanunlaştırmış bulunuyoruz: Bir kere, kurmay olmayan subaylara, Harp Akademileri Komutanlığınca Düzenlenen komutanlık ve karargâh subaylığı öğrenimini de bitirmiş oluyorlarsa, bunlara birer yıl kıdem verilmesini kabul etmiş bulundunuz.


Yedek subay olma hakkını kazandıkları halde, yedek subay ihtiyacı sınırlaması dolayısıyla yedek subay olmamış olan vatan evlatlarının, arzu ettikleri takdirde, dışarıdan subay olma imkânını kabul etmiş bulundunuz


Bir üçüncü kabul ettiğimiz husus da, eşlerin ayrı ayrı kuvvetlerde subay ve assubay olmaları halinde, bunların aynı kuvvette görev yapması değişikliğini, kuvvet komutanlıklarından Genelkurmay Başkanına, bunu yapma görevini vermiş bulundunuz.


Ayrıca, yine, kabul ettiğimiz kanunla, assubayların yedeklik çağlarının rütbelere göre kademelendirilmesi kabul edilmiş oldu. Assubaylıktan subaylığa geçiş, lisansüstü öğrenim, kıdemi uygulamalarındaki esas ve şartlar düzenlenmiş bulundu.


Bir de, vazifesine engel olmayacak şekilde ve surette adî malul durumda olan subay ve assubayların mecburî hizmet süreleri bitmeden Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ayrılmamaları gerektiği kabul edilmiş oldu.


Ayrıca, yurtiçi öğrenim izni verme yetkisi de, Genelkurmay Başkanlığınca yapılıyordu, kuvvet komutanlıklarına devri kabul edilmiş oldu.


Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ikinci kabul ettiğimiz kanunla, GATA Kanununun 7 nci maddesindeki bentte bir değişiklik yapıldı. Bildiğiniz gibi, Elele Vakfı ile Türk Silâhlı Kuvvetlerinin ortak yaptırmış bulunduğu ve dünyada beşinci değeri haiz olan, en modern imkânlarla, tıbbî cihazlarla donatılmış bulunan, daha çok gazilerimiz ve malullerimiz için düşünülmüş rehabilitasyon merkezindeki dışarıdan asker orijinli olmayanların tedavi imkânlarındaki yüzde 5'lik sınırlama, ihtiyaca göre artırılacak şekle getirildi. Teşekkür ediyoruz.


Kabul ettiğiniz Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanunuyla ilgili olarak, tereddütleri de gidermek için şunları söylemek istiyorum: Bildiğiniz gibi, Anayasamızın 117 nci maddesinin ikinci fıkrasında "millî güvenliğin sağlanmasından ve Silâhlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı Bakanlar Kurulu sorumludur" denilmektedir. Bu sorumluluğun gereği olarak, yeniden düzenlediğimiz bu hükümlerle, çağın gelişmesi ve teknolojisine uygun ilaveler yapılmak lüzumu hasıl olmuştur ve seferberlik ve savaş haliyle ilgili çeşitli maddelere, hizmetlere, araçlara, gereçlere el koyma imkânı, günümüzün şartlarına uygun hale getirilmiştir. "Bu şartlar "...savaşı gerektirebilecek bir durumun meydana geldiği gerginlik ve kriz dönemlerinde yapılacak seferberlik hazırlıkları..." denilmek suretiyle ortaya konulmuştur.


Burada "gerginlik" tabirinin daha anlaşılır olması için, yakın dönemde yaşadığımız iki olaya işaret etmek istiyorum. Bunlar, ne seferberlik hazırlığıdır ne de henüz kriz boyutuna varmamış olaylardır. Mesela, Kardak olayı; mesela, Abdullah Öcalan'dan dolayı Suriye'ye karşı bir komutanımızın tutum, davranış ve sözleriyle hasıl olan gerginlik olayı şeklinde özetleyebilirim.


Tekrar teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)


BAŞKAN - Biz teşekkür ediyoruz, hayırlı olsun Sayın Bakanım.


Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun, 3 Mart 1340 (1924) Tarihli ve 431 Sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanun ile Mülga 2613 ve 766 Sayılı Kanunlarla Hazine Adına Tescil Edilen Miktar Fazlalıklarının İlgililerine Devrine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu ve 13 Arkadaşının Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine başlayacağız.


9. – Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun, 3 Mart 1340 (1924) Tarihli ve 431 Sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanun ile Mülga 2613 ve 766 Sayılı Kanunlarla Hazine Adına Tescil Edilen Miktar Fazlalıklarının İlgililerine Devrine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu ve 13 Arkadaşının Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/718, 2/263, 2/377) (S. Sayısı : 707)


BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.


Ertelenmiştir.


190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine başlayacağız.


10. – 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/479) (S. Sayısı : 173)


BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.


Ertelenmiştir.


Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu raporunun görüşmelerine başlayacağız.


11. – Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/732) (S. Sayısı : 571)


BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.


Ertelenmiştir.


Sayın milletvekilleri, komisyonları bulma olanağımız kalmamıştır. Bu nedenle, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 29 Haziran 2001 Cuma günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyor, hepinize iyi akşamlar diliyorum.


Kapanma Saati : 21.31





Copyright©2023. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul