• Dava Türü: İtiraz Yolu
  • Süreç: Karar
  • Karar Türü: İptal
  • KANUNUM Yürürlük Değerlendirmesi: Yürürlükte
  • Esas No: 2019/74
  • Karar No: 2020/29
  • Karar Tarihi: 12.06.2020
Kaynak: Resmi Gazete
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
17 Temmuz 2020 CUMA Resmî Gazete Sayı : 31188 
 
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI 
 
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: 
 
Esas Sayısı : 2019/74 
Karar Sayısı; 2020/29 
Karar Tarihi: 12/6/2020 
 
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İzmir 1. Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi 
 
İTİRAZIN KONUSU: 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri 
Kanunu’nun 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 143. maddesiyle değiştirilen 81. 
maddesinin on üçüncü fıkrasının Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri 
sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir. 
 
OLAY: Sanık hakkında izinsiz çoğaltılmış ve bandrolsüz kitap sattığı iddiasıyla 
açılan ceza davasında İtiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan 
Mahkeme, iptali için başvurmuştur. 
 
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ 
 
A. İptali İstenen Kanun Hükmü 
 
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 81. maddesi şöyledir: 
 
"II- Haklara tecavüzün ımlenmcıi: 
 
Madde 81- (Değişik: 23/1/2008-5728/143 md.) 
 
Musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol 
yapıştırılması sorunlu dur. Ayrıca, kolay kopyalanmaya müsait diğer eserlerin çoğaltılmış 
nüshalarına da eser veya hak sahibinin talebi üzerine bandrol yapıştırılması zorunludur. 
Bandroller, Bakanlıkça bastırılır ve satılır. Bakanlıkça belirlenen satış fiyatı üzerinden 
meslek birlikleri aracılığı ile de bandrol satışı yapılabilir. 
 
Bandrol alınabilmesi için, bandrol talebinde bulunanın yasal hak sahibi olduğunu 
beyan eden bir taahhütnameyi doldurması zorunludur. Bakanlıkça tespit edilen diğer evrak 
ve belgelerle birlikte başvuru yapılır. Bakanlık, bu başvuru üzerine başka bir işleme gerek 
kalmaksızın on iş günü içinde bandrol vermek mecburiyetindedir. Beyana müstenit yapılan 
bu işlemlerden Bakanlık sorumlu tutulamaz. 
 
Bandrol yapıştırılması zorunlu nüshaların tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin 
materyalleri üreten veya bu materyallerin dolum ve çoğaltımım yapan yerler, bu maddede 
belirtilen taahhütnamenin bir kopyasını almak, saklamak ve istendiğinde yetkili makamlara 
ibraz etmekle yükümlüdür. 
 
Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz 
eden, satan, dağıtan veya ticarî amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla 
kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. 
 
 
 
Bakanlık ile mülkî idare amirleri bandrollenmesi zorunlu olan nüshaların ve süreli 
olmayan yayınların, bandrollü olup olmadıklarını her zaman denetleyebilir. Gerekli 
görüldüğünde, mülkî idare amirleri re'sen veya Bakanlığın talebi ile bu denetimi 
gerçekleştirmek üzere illerde denetim komisyonu oluşturabilir. İhtiyaç hâlinde, bu 
komisyonlarda Bakanlık ve ilgili alan meslek birlikleri temsilcileri de görev alabilirler. 
 
Bu denetimler sırasında bu Kanunda koruma altına alınan hakların ihlal edildiğinin 
tespiti hâlinde 75 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca işlem yapılır. 
 
Bu Kanun kapsamında korunan, yasal olarak çoğaltılmış, bandrollü nüshaların da yol 
meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışı yasaktır. Bu yasağa aykırı 
hareket edenler, Kabahatler Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasına göre 
cezalandırılır. 
 
Bu maddede belirtilen hususların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık 
tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir. 
 
Sahte bandrol üreten, satışa arz eden, satan, dağıtan, satın alan, kabul eden veya 
kullanan kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla 
cezalandırılır. 
 
Bir eserle ilgili olarak usulüne uygun biçimde temin edilmiş bandrolleri başka bir eser 
üzerinde tatbik eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para 
cezasıyla cezalandırılır. 
 
Yetkisi olmadığı hâlde, hileli davranışlarla bandrol temin eden kişi bir yıldan üç yıla 
kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. 
 
Yetkisi olmayan kişilere bandrol temin eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve 
beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. 
 
Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71 inci maddenin birinci 
fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi hâlinde, fail 
hakkında sadece 71 inci maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak, verilecek ceza üçte biri 
oranında artırılır. 
 
Bu Kanunda tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi 
hâlinde, ilgili tüzel kişi hakkında Türk Ceza Kanununun tüzel kişilere özgü güvenlik 
tedbirlerine hükmolunur. ” 
 
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü 
 
Kanun’un ilgili görülen 71. maddesi şöyledir: 
 
“1. Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz 
 
Madde 71- (Değişik: 23/1/2008-5728/138 md) 
 
Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya 
bağlantılı hakları ihlal ederek: 
 
 
 
1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın 
işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline 
yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya 
çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair 
şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında 
elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî 
para cezasına hükmolunur. 
 
2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak, ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis 
veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle 
işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hiikmolunamaz. 
 
3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar 
hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. 
 
4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında 
kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 
 
5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, 
altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 
 
6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak 
çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para 
cezasıyla cezalandırılır. 
 
Bu Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında bahsi geçen fiilleri yetkisiz olarak 
işleyenler ile bu Kanunda tanınmış hakları ihlâl etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar 
hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki 
yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. 
 
Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir 
eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma 
evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, 
hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir. ” 
 
İL İLK İNCELEME 
 
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Haşan Tahsin 
GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, 
Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan 
GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nun 
katılımlarıyla 26/6/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik 
bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir, 
 
m. ESASIN İNCELENMESİ 
 
2. Başvuru karan ve ekleri, Raportör Fatma KARAMAN ODABAŞI tarafından 
hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, 
dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup 
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 
 
 
 
A. Anlam ve Kapsam 
 
3. 5846 sayılı Kanun’un 81. maddesinde zorunlu ve isteğe bağlı bandrol 
uygulamasına, bandrol temini ve kullanımına, uygulamanın denetlenmesi ile bandrol 
suçlarına yer verilmiştir. Maddenin dördüncü fıkrasında bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da 
bandrolsüz olarak bir eserin çoğaltıp satışa arz edilmesi, satılması, dağıtılması veya ticari 
amaçla satın alınması ya da kabul edilmesi, onuncu fıkrasında bir eserle ilgili olarak usulüne 
uygun biçimde temin edilmiş bandrollerin başka bir eser üzerinde tatbik edilmesi, on birinci 
fıkrasında yetkili olunmadığı hâlde hileli davranışlarla bandrol temin edilmesi, on ikinci 
fıkrasında ise yetkisi olmayan kişilere bandrol temin edilmesi suç olarak düzenlenmiştir. 
Soruşturma ve kovuşturması resen yapılan bu suçlardan dördüncü, onuncu ve on ikinci 
fıkrada belirtilen suçların yaptırımları her bir fıkrada ayrı ayrı hapis ve adli para cezası, on 
birinci fıkrada belirtilen suçun yaptırımı ise yalnızca hapis cezası olarak öngörülmüştür. 
 
4. Anılan maddede değişiklik yapan 5728 sayılı Kanun’un 143. maddesinin 
gerekçesinde “...Kanunun 81 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Maddenin 
üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere dördüncü fıkra eklenmiştir. Bu fıkra metninde bandrol 
yükümlülüğüne aykırı çeşitli davranışlar seçimlik hareketli suç olarak tanımlanmıştır.../ 
Maddenin sekizinci ve dokuzuncu fıkraları değiştirilmiş ve metne on, onbir, oniki ve onüçüncü 
fıkralar eklenmiştir./Bu fıkralarda, bandrol yükümlülüğüne aykırılık oluşturan çeşitli 
davranışlar ile, sahte bandrol üretimi, ticareti veya kullanılması fiilleri ayrı suçlar olarak 
tanımlanmıştır. ’’ İfadelerine yer verilmiştir. Madde gerekçesi dikkate alındığında anılan 
maddenin dördüncü, onuncu, on birinci ve on ikinci fıkralarında belirtilen eylemlerin 
maddenin dokuzuncu fıkrasında yaptırıma bağlanan sahte bandrol üretimi, satışa arz edilmesi, 
satılması, dağıtılması, satın alınması, kabul edilmesi veya kullanılması şeklindeki eylemlerden 
ayrı tutulduğu anlaşılmaktadır. Kanun koyucu; maddenin dördüncü, onuncu, on birinci ve on 
ikinci fıkralarında belirtilen eylemleri genel itibarıyla bandrol yükümlülüğüne aykırılık olarak 
nitelendirmiştir. 
 
5. Anılan maddenin dördüncü fıkrasında “Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da 
bandrolsüz olarak...” ibaresine yer verilmiş ise de kanun koyucu, bandrolsüzlüğü bandrol 
yükümlülüğünden ayrı ve onun kapsamı dışında değerlendirmemiş; aksine bandrol 
yükümlülüğüne aykırı tüm davranışların yaptırım altına alınabilmesi ve bu konuda yeterli 
açıklığın sağlanabilmesi amacıyla söz konusu ibareye ayrıca yer vermiştir. Nitekim 5846 
sayılı Kanun’un 81. maddesini değiştiren 5728 sayılı Kanun’un tasarı metninde "Bandrol 
yükümlülüğüne aykırı olarak...” ibaresi yer almakta iken komisyonda yapılan değişiklikle 
anılan ibareden sonra gelmek üzere “...bandrolsüz olarak...” ibaresi eklenmiş, söz konusu 
değişikliğin gerekçesi olarak ise uygulamada ortaya çıkması muhtemel boşlukların önlenmesi 
gösterilmiştir. 
 
6. Maddeyi aynı yönde değerlendiren Yargıtay Ceza Genel Kurulu da yerleşik 
içtihadında “Kanunlaşma sürecine ilişkin gerekçe ve değişiklikler irdelendiğinde ‘bandrol 
yükümlülüğüne aykırılık ifadesinin sadece 5846 sayılı Kanunun 81. maddesinin dördüncü 
fıkrası hükmüyle de sınırlı kullanılmadığı anlaşılmaktadır.../ 5846 sayılı Kanunun 81. 
maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan ve suç oluşturan eylemlerin, bandrol alınması 
zorunlu eserler bakımından, gerek bandrol yükümlüsü olan (eser veya hak sahibi) kişiler 
gerekse bandrol yükümlüsü olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilmesinin mümkün olması, 
 
‘bandrol yükümlülüğüne aykırı' ibaresinin ‘bandrolsüz’ ifadesini de kapsayıcı nitelikte 
 
 
 
bulunması, madde metninde ‘bandrol yükümlülüğüne aykırı' ya da 'bandrolsüz' şeklinde 
yazılan ibareler ile farklı fail gruplarına işaret edildiği şeklinde bir sınırlandırmayı haklı 
kılacak bir düzenleme bulunmaması, 5846 sayılı Kanunun 81. maddesinin dördüncü 
fikrasında suç oluşturan eylemler sayıldıktan sonra bu eylemleri işleyen '... kişi ’ ifâdesine yer 
verilmesi nedeniyle bu ifade şeklinin kanun koyucunun failde herhangi bir özellik aramadığını 
açıkça göstermesi hususları birlikle değerlendirildiğinde, bu suçun özgü suç olmadığı ve 
herkes tarafından işlenebilecek bir suç olduğu kabul edilmelidir." ifadelerine yer vermiştir 
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/19-65, K.2018/264, E.2017/19-66, K.2018/263, 
5/6/2018; E, 2017/19-153, K.2018/1,16/1/2018), 
 
7. Maddenin itiraz konusu kuralı düzenleyen on üçüncü fıkrasında bandrol 
yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak Kanun’un 71. maddesinin birinci fıkrasının 
(1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi hâlinde fail hakkında sadece 71. 
maddeye göre cezaya hükmolunacağı ancak verilecek cezanın üçte biri oranında artırılacağı 
öngörülmüştür. 
 
8. Kanun’un 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde Kanun’da 
koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal 
ederek bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın 
işleme, temsil etme, çoğaltma, değiştirme, dağıtma, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline 
yarayan araçlarla umuma iletme, yayımlama ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya 
çoğaltılan eserleri satışa arz etme, satma, kiralama veya ödünç vermek suretiyle ya da diğer 
şekilde yayma, ticari amaçla satın alma, ithal veya ihraç etme, kişisel kullanım amacı dışında 
elinde bulundurma ya da depolama suç olarak düzenlenmiştir. Kanun’un 75. maddesinin 
birinci fıkrasına göre soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi bulunan bu suç için 
seçimlik ceza öngörülmüş olup suçun yaptırımı hapis veya adli para cezasıdır. 
 
9. Kanun’un 71. maddesinin üçüncü fıkrasında hukuka aykırı olarak üretilmiş, 
işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı 
satışa arz eden, satan veya satın alan kişinin, kovuşturma evresinden önce bunları kimden 
temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, hakkında verilecek cezadan 
indirim yapılabilmesine veya ceza vermekten vazgeçebilmesine imkân sağlayan etkin 
pişmanlık hükmüne de yer verilmiştir. 
 
10. îtiraz konusu kural özel bir içtima düzenlemesidir. Buna göre bandrol 
yükümlülüğüne aykırılık hâlinde 81. maddenin dördüncü, onuncu veya on ikinci fıkralarına 
göre yaptırım olarak hapis ve adli para cezası, on birinci fıkrasına göre ise hapis cezası 
uygulanacak iken bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak manevi, mali 
veya bağlantılı hak sahiplerinin haklarına tecavüz suçuyla birlikte işlenmesi ve hak 
sahiplerinin bu konuda şikâyetçi olmaları durumunda bandrol yükümlülüğüne aykırılığı 
düzenleyen 81. maddeye göre yaptırım uygulanamayacak; 71. maddenin birinci fıkrasının (1) 
numaralı bendi uyarınca seçimlik olarak hapis cezasına veya adli para cezasına hükmedilerek 
verilecek ceza üçte biri oranında artırılacaktır. 
 
11. Kuralda, Kanun’un 71. maddesine göre cezaya hükmolunacağı belirtildiğinden 
anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen koşulların oluşması hâlinde fail hakkında 
verilecek cezadan indirim yapılması veya ceza vermekten vazgeçilmesi de mümkün olacaktır. 
 
 
 
B. İtirazın Gerekçesi 
 
12. Başvuru kararında özetle; 5846 sayılı Kanun’un 81. maddesinin dördüncü 
fıkrasında bandrol yükümlüsü ile bandrol yükümlüsü olmayan diğer kişilerin suçun faili 
olarak öngörülmesine karşın itiraz konusu kuralda yalnızca bandrol yükümlüsünün suçun faili 
olarak düzenlendiği, bandrol yükümlülüğünü ihlal eden gerçek hak sahiplerinin aynı zamanda 
Kanun’un 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ifade edilen yayma hakkı 
dışındaki mali haklan da ihlal etmeleri hâlinde kuralla bu kişilere daha ağır ceza verilmesinin 
amaçlandığı, buna göre bandrol yükümlüsü olmayanın işlediği bandrolsüz yayma suçunun 
kural kapsamında bulunmadığı belirtilmiştir. Yapılan bu tespitin ardından başvuru kararında 
yayma hakkının ihlalinin 5846 sayılı Kanun’un 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı 
bendinde, bu suçun nitelikli hâli olan bandrolsüz yayma suçunun ise Kanun’un 81. 
maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlendiği, kural kapsamında suçun nitelikli hâlinden 
açılan kamu davasında nitelikli hâlden ceza verilmesiyle yetinilmeyerek suçun basit hâlinden 
zarar görenlerin yapacağı şikâyet üzerine suçun basit hâlinden verilecek cezanın artırılması 
suretiyle ceza tayininin ölçüsüz olduğu, yalnızca bandrolsüz yayma suçu işlendiğinde 
verilecek cezanın söz konusu eylemin aynı zamanda yayma hakkını da ihlal etmesi 
durumunda verilecek cezadan daha fazla olmasının içtima kurallarına uygun olmadığı, bu 
durumun şikâyet olmadığı takdirde daha fazla ceza alacak olan fail için af sonucunu 
doğurduğu, öte yandan aynı anda birden fazla mali hak sahibinin mali haklarının ihlal edildiği 
veya ayrı tarihlerde farklı mağdurlara karşı mali hakların ihlal edildiği durumlarda da daha az 
ceza verilmesinin haksız olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca aynı fiil işlenmesine rağmen şikâyet 
ve kamu davasına katılma sebebiyle bir fail için para cezasının, diğer fail için hapis cezasının 
uygulanmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek kuralın Anayasamın 2., 10., 13. ve 
38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 
 
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu 
 
13. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka 
uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil 
bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya 
aykırı durum ve tutumlardan kaçman, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı 
denetimine açık olan devlettir. 
 
14. Hukuk devletinde ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, 
Anayasa’ya aykırı olmamak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve 
ekonomik hayatın gereksinimlerini gözönüne alan suç ve ceza politikasına göre belirlenir. 
Kanun koyucu, izlediği suç ve ceza politikası gereği cezalandırma yetkisini kullanırken ceza 
hukukuna ilişkin anayasal ilkelere bağlı kalmak koşuluyla toplumda hangi eylemlerin suç 
sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı 
veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği konularında takdir yetkisine sahiptir. Kanun 
koyucunun bu konudaki tercih ve takdirinin yerindeliğinin incelenmesi, anayasal denetimin 
kapsamı dışında kalmaktadır. Bununla birlikte kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında 
öngördüğü yaptırım adil ve hakkaniyete uygun olmalıdır. Haksızlığa konu eylem ile yaptırım 
arasında adalete uygun bir oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında benzer bir fiil için 
konulmuş yaptırım ile yapılacak bir kıyaslamanın değil o fiilin yarattığı etkinin ve 
sonuçlarının dikkate alınması gerekir. 
 
 
 
15. Kanun koyucu, anılan takdir yetkisi kapsamındaki düzenlemeleri yaparken hukuk 
devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle de bağlıdır. Bu ilke 
ise elverişlilik, gereklilik \-q orantılılıkolmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik 
kuralın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilik kuralın ulaşılmak istenen 
amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılık ise kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında 
olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak 
istenen amaç arasında da ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. 
 
16. Fikir ve sanat eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınların 
üzerine yapıştırılabilen, sökülmesi hâlinde özelliğini yitiren bir güvenlik etiketi olan bandrol; 
fikir ve sanat eserlerinin izinsiz çoğaltılmasının ve taklit edilmesinin önlenmesini 
amaçlamaktadır. Bandrol uygulaması fikir ve sanat eserlerinin yasal yollardan çoğaltılmasını, 
yasal olmayan yollardan çoğaltılan ürünlerin kolaylıkla tespitini ve bunlarla mücadele 
edilebilmesini, yasal yollardan çoğaltılmış eserlerden elde edilen ekonomik gelirin de 
korunmasını ve kontrol altında tutulabilmesini sağlamaktadır. Yargı içtihatlarında da yerleşik 
olarak kanun koyucunun fikrî haklar dünyasının ekonomik yönünü gözeterek bandrol 
uygulamasına aykırı davranılmasını mevzuatla oluşturulan idari düzene yönelik işlenmiş bir 
suç olarak öngördüğü benimsenmiştir. 
 
17. Eserler üzerinde işlenebilecek çoğaltma, satışa arz etme, yayma, ticari amaçla 
satın alma gibi fiiller Kanun’un 71. ve 81. maddeleri kapsamında ayrı ayrı suç olarak 
düzenlenmiştir. Söz konusu maddelerde düzenlenen suçların hukuki konusu birbirinden 
farklıdır. Manevi, mali ve bağlantılı haklara tecavüz suçlarım düzenleyen Kanun’un 71. 
maddesinde korunan hukuki menfaat eser sahiplerinin manevi, mali ve bağlantılı hakları iken 
bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında korunan hukuki menfaat kamunun menfaatidir. 
Belirlenen cezanın türü ve miktarı, izlenen suç ve ceza politikası gereği kanun koyucunun 
takdir yetkisi kapsamındadır. Bu bağlamda bandrol yükümlülüğüne aykırılık hâlinde hapis 
cezası ve adli para cezasının veya yalnızca hapis cezasının verilmesi, hak sahiplerinin 
haklarına tecavüz durumunda ise seçimlik olarak hapis cezasının veya adli para cezasının 
öngörülmesi de kanun koyucunun takdirindedir. 
 
18. Ceza hukukunda suç teşkil eden her bir hukuka aykırı eylemin cezalandırılması 
ve suç sayısı kadar ceza verilmesi temel kural olmakla birlikte izlenen suç ve ceza politikası 
ile ceza adaletinin sağlanabilmesi bakımından farklı uygulamalar benimsenebilir. Bu 
kapsamda her iki suç tipinin birlikte işlenmesi hâlinde her suçtan ayrı ayrı ceza verilmesi 
mümkün iken her iki suç tipinin özellikleri, birbirine yakın ve ilişkili unsurları, işlenme 
biçimleri, tek bir eylemin kanunun her iki hükmünü de aynı anda ihlal etme olasılığının 
kuvvetle muhtemel bulunması gibi hususlar dikkate alınarak özel bir içtima düzenlemesine 
yer verilmesi ve cezanın suçlardan biri yönünden öngörülen yaptırıma göre tespit edilmesi de 
mümkündür. Bu bağlamda kuralın esas itibarıyla suç ve ceza arasında adalete uygun bir oran 
kurulmasını, bir başka deyişle suçun önlenmesi için etkili ve aynı zamanda suç teşkil eden 
eylem ya da eylemlerin ağırlığı ve yoğunluğuyla uyumlu ve orantılı bir cezanın verilmesini 
sağlamak amacıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır. 
 
19. Kanun koyucunun, her iki suç tipinin birlikte işlenmesi hâlinde öngöreceği 
yaptırımı belirlerken suçların niteliğini, işlenme biçimlerini, içerik ve yoğunluklarını, korunan 
hukuki menfaatlerle bağlantılı olarak hak sahipleri ve toplum üzerindeki etkilerini, her iki suç 
için öngörülmüş olan ceza miktarlarını ve kuralın yaratacağı etki ve sonuçları gözeteceği 
 
 
 
açıktır. Bu bağlamda her iki suç tipinin konusu, suç teşkil eden eylemlerin aynı veya benzer 
olması, tek bir fiille her iki suçun gerçekleşmesinin çoğu zaman mümkün bulunması, suçların 
işleniş biçimi, failin hukuki durumu gözetildiğinde etkili ve caydırıcı olmakla beraber aynı 
zamanda gerçekleşen hukuka aykırılığın yoğunluğuyla da orantılı bir yaptırımın 
uygulanabilmesi bakımından her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmesi yerine cezanın suç 
tiplerinden birine göre belirlenmesini ancak verilecek cezada artırım yapılmasını öngören özel 
içtima düzenlemelerine yer verilmesi ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturmaz. Bununla birlikte 
ölçülülüğün alt ilkesi olan orantılılık ilkesi uyarınca ulaşılmak istenen amaç ile bu amaca 
ulaşmak için tercih edilen araç arasında makul bir dengenin kurulması gerekir. 
 
20. Bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan farklı olarak manevi, mali veya 
bağlantılı hak sahiplerinin haklarına tecavüz suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması 
şikâyete tabi bulunduğundan itiraz konusu kural yalnızca hak sahibinin şikâyetçi olması 
durumunda uygulama alanı bulabilecektir. Bu durumda hak sahibinin hukuka aykırı fiil 
sebebiyle şikâyetçi olmaması hâlinde fail hakkında bandrol yükümlülüğüne aykırılık 
sebebiyle hapis ve adli para cezası birlikte uygulanacak iken hak sahibinin şikâyetçi olması 
durumunda itiraz konusu kural gereğince fail hakkında seçimlik olarak hapis veya adli para 
cezasına hükmedilebilecek; cezalar daha hafif olarak belirlenebilecek; 71. maddenin üçüncü 
fıkrasındaki şartların gerçekleşmesi hâlinde ise failin cezasında indirim yapılması veya faile 
ceza vermekten vazgeçilmesi de mümkün olabilecektir. Bu durumda suçtan zarar görenin 
tatmini sağlanamayacağı gibi şikâyet hakkının kullanılması, fiilin yarattığı etkinin daha yoğun 
olduğunu göstermesine rağmen failin daha lehine bir hukuki sonuç doğuracak ve şikâyet 
olmasa idi hükmedilecek cezadan daha hafif bir cezanın verilmesine veya belirli durumlarda 
ceza vermekten vazgeçilmesine sebebiyet verecektir. 
 
21. Diğer yandan bandrol yükümlülüğüne aykırı fiilin eser üzerinde hak sahibi olan 
kişiler tarafından da işlenmesi mümkündür. Bandrol yükümlülüğüne aykırı fiilin manevi, mali 
ve bağlantılı haklara tecavüz suçu ile birlikte işlenmesi hâli ise ağırlıklı olarak eserle hiçbir 
ilişkisi bulunmayan kişiler yönünden söz konusu olacaktır. Eserle hiçbir ilişkisi bulunmayan 
kişinin fikrî mülkiyet alanında ihlal edilen hukuki değerler yönünden fiilinin niteliği, eser 
üzerinde hak sahibi olan kişininkinden daha ağır ve yoğun olmasına rağmen itiraz konusu 
kural hak sahibi olan kişilerin daha ağır, eserle hiçbir hukuki ilişkisi bulunmayan kişilerin ise 
daha hafif cezalandırılmalarına sebebiyet verebilecektir. 
 
22. Bu itibarla suç ile ceza arasında adil bir denge oluşturamayan kural, yarattığı etki 
ve sonuçlar itibarıyla ölçülülük ilkesine aykırıdır. 
 
23. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir. 
 
Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır. 
 
Kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca 
Anayasa’nın 10., 13. ve 38. maddeleri yönünden incelenmemiştir. 
 
IV. HÜKÜM 
 
5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 23/1/2008 tarihli 
ve 5728 sayılı Kanun un 143. maddesiyle değiştirilen 81. maddesinin on üçüncü fıkrasının 
 
 
 
Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE Serdar ÖZGÜLDÜR’un karşıoyu 
OYÇOKLUĞUYLA 12/6/2020 tarihinde karar verildi. 
 
Başkan Başkanvekili 
Zühlü ARSLAN Haşan Tahsin GÖKCAN 
 
Başkanvekili 
Kadir ÖZKAYA 
 
Üye 
Serdar ÖZGÜLDÜR 
 
Üye 
Burhan ÜSTÜN 
 
Üye 
Engin YILDIRIM 
 
Üye Üye Üye 
Hicabi DURSUN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL 
 
Üye Üye Üye 
M. Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL 
 
Üye Üye 
Yusuf Şevki HAKYEMEZ Yıldız SEFERİNOĞLU 
 
Üye 
Selahaddin MENTEŞ 
 
Üye 
Basri BAĞCI 
 
ve 
 
 
 
Esas Sayısı : 2019/74 
Karar Sayısı: 2020/29 
 
KARŞIOY GEREKÇESİ 
 
Yasa koyucunun suç ve ceza siyaseti belirleme konusundaki takdir hakkı 
çerçevesinde yürürlüğe koyduğu kuralın Anayasaya aykırı bir yönünün olmadığı, uygulama 
sonucuna bakılarak bir Anayasallık denetiminin yapılmasının doğru bulunmadığı, dolayısiyle 
iptal isteminin reddi gerektiği kanaatine vardığımdan; çoğunluğun kuralın iptaline dair aksi 
yöndeki kararına katılamadım. 
 
Üye 
Serdar ÖZGÜLDÜR
Dosyalar

Kaynak Metin
(Kaynak: Resmi Gazete resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (2)
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (1)
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (2)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul