• Dava Türü: İtiraz Yolu
  • Süreç:
  • Karar Türü: İptal
  • KANUNUM Yürürlük Değerlendirmesi: Yürürlükte
  • Esas No: 2019/59
  • Karar No: 2020/61
  • Karar Tarihi: 22.10.2020
Kaynak: Resmi Gazete
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
1 Aralık 2020 SALI Resmî Gazete Sayı : 31321 
 
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI 
 
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: 
Esas Sayısı : 2019/59 
Karar Sayısı: 2020/61 
Karar Tarihi: 22/10/2020 
 
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi 
 
İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932 tarihli ve 20Û4 sayılı İcra ve İflas Kanunu na 
9/5/2018 tarihli ve 7141 sayılı Kanunun 1. maddesiyle eklenen 362/a maddesinin 
Anayasa’nın 5., 10.. 13. ve 35, maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi 
talebidir. 
 
OLAY: Ödenmemiş çek sebebiyle borçlu aleyhine uygulanan ihtiyati haciz kararına 
dayalı olarak icra memurluğunca alınan haciz kararlarının kaldırılması talebiyle yapılan 
şikâyet sonucunda itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, 
iptali için başvurmuştur. 
 
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ 
 
Kanun"un itiraz konusu 362/a maddesi şöyledir: 
 
"Özel okullar ile özel öğrenci yurt w benzeri kurumlann taşınır ve taşınmaz mallarının 
haczi: 
 
MADDE 362/a-/Ek: 9/5/2018-7141/1 md.) 
 
8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Kanunu kapsamında faaliyet 
gösteren okullar ile 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı yüksek Öğrenim Öğrenci yurtlan ve 
Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci 
barınma hizmetleri veren yurt ve benzeri kurumlann taşınır ve taşınmaz malları, 6183 
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler hariç 
olmak üzere içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedilir. " 
 
İL İLK İNCELEME 
 
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Engin 
YILDIRIM. Haşan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR. Recep KÖMÜRCÜ. Burhan 
ÜSTÜN, Hicabı DURSUN. Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ. 
Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ. Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız 
SEFERİNOGLU'nun katılımlarıyla 30/5/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında 
öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür. 
 
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin 
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun un 40. maddelerine göre bir davaya 
bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı 
kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri 
sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri 
için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir 
 
 
 
mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve 
mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada 
uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik 
evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da 
olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır. 
 
3. Başvuran Mahkeme, 2004 sayılı Kanun’un 362/a maddesinin iptalini talep 
etmiştir, itiraz konusu kural 8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Kanunu 
kapsamında faaliyet gösteren okullar ile 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim 
Öğrenci Yurtlan ve Aşevleri Hakkmdaki Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösteren 
özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt ve benzeri kuramların taşınır ve taşınmaz 
mallarının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında 
Kanun'a göre yapılan takipler hariç olmak üzere içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı 
sonunda haczedileceğini hükme bağlamaktadır. 
 
4. Bakılmakta olan davanın konusu ise ödenmemiş çek sebebiyle 5580 sayılı Kanun 
kapsamında faaliyet gösteren borçlu aleyhine uygulanan ihtiyati haciz kararma dayalı olarak 
icra memurluğunca alman haciz kararlarının kaldırılması talebiyle yapılan şikâyet 
başvurusuna ilişkindir. Somut olayda uyuşmazlığın tarafları arasında 5661 sayılı Kanun 
kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmeti veren yurt ve benzeri bir kurum 
bulunmamaktadır. 
 
5. Ayrıca bakılmakta olan davadaki uyuşmazlık 6183 sayılı Kanun kapsamındaki 
amme alacağının tahsili için yapılan bir takipten değil, kambiyo senedine dayalı özel hukuk 
ilişkisi kapsamında alınan ihtiyati haciz kararı sebebiyle gerçekleştirilen haciz işlemlerinden 
kaynaklanmaktadır. 
 
6. Bu İtibarla Kanun’un 362/a maddesinin "...ile 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı 
Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkmdaki Kanuna Ek Kanun kapsamında 
 
faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt ve benzeri kuramların..." 
bölümü ile "...6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan 
takipler hariç olmak üzere...” bölümünün bakılmakta olan davada uygulanma imkânı 
bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle bu bölümlere ilişkin başvurunun Mahkemenin 
yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir. 
 
7. Öte yandan Kanun’un anılan maddesinin kalan bölümünde yer alan “...taşınır ve 
taşınmaz malları...." ve “...içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedilir. “ 
ibareleri maddede belirtilen 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okulların yanı 
sıra bakılmakta otan davada uygulanma imkânı bulunmayan 5661 sayılı Kanun kapsamında 
faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt ve benzeri kurumlar yönünden de 
geçerli, ortak kural niteliğindedir. Bu itibarla maddenin kalan bölümünün esasına ilişkin 
incelemenin bakılmakta olan davanın konusu ve kapsamı gözetilerek “8/2/2007 tarihli ve 
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar..." ibaresi 
yönünden yapılması gerekir. 
 
 
 
8. Açıklanan nedenlerle 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunuma 
9/5/2018 tarihli ve 7141 sayılı Kanun’un t maddesiyle eklenen 362/a maddesinin; 
 
A. "...ile 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve 
Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma 
hizmetleri veren yurt ve benzeri kuramların..." bölümü ile "...6183 sayılı Amme 
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler hariç olmak üzere... ’’ 
bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma 
imkânı bulunmadığından, bu bölümlere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği 
nedeniyle REDDİNE. 
 
B. Kalan bölümünün esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “8/2/2007 
tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Kanunu kapsamında faaliyet gösteren 
okullar... ” ibaresi yönünden yapılmasına, 
 
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. 
 
III. ESASIN İNCELENMESİ 
 
9. Başvuru karan ve ekleri, Raportör Fatma KARAMAN ODABAŞI tarafından 
hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kurallan 
ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği 
görüşülüp düşünüldü: 
 
A. Anlam ve Kapsam 
 
10. Kuralda 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okulların taşınır ve 
taşınmaz mallarının içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedileceği 
öngörülmüştür. Kural ”8/2/2007 tarihli ve 5580 saydı Özel Öğretim Kurumlan Kanunu 
kapsamında faaliyet gösteren okullar..." ibaresi yönünden incelenmiştir. 
 
11. 5580 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasında Kanun’un kapsamı Türkiye 
Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine 
göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özel eğitim kurumlan ile yabancılar tarafından açılmış 
bulunan Özel öğretim kurumlan olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 2. maddesinin (c) 
bendinde okul; özel eğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim ile Milli Eğitim 
Bakanlığınca (Bakanlık) dönüşüm programına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim ve 
öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özel okulları, (d) bendinde 
yabancı okullar; yabancılar tarafından açılmış özel okullar, (e) bendinde ise azınlık okulları: 
Rum, Ermeni ve Musevî azınlıklar tarafından kurulmuş, Lozan Antlaşması ile güvence altına 
alınmış ve kendi azınlığına mensup Türkiye Cumhuriyeti uyruklu Öğrencilerin devam ettiği 
okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim özel okulları olarak tanımlanmıştır. 
 
12. Bu bağlamda 5580 sayılı Kanun kapsamında fâaliyet gösteren okullar Türkiye 
Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine 
göre yönetilen tüzel kişilerce açılan Özel eğitim, oku) Öncesi, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim, 
Bakanlıkça dönüşüm programına alman kurumlardan 2018-2019 eğitim ve öğretim yılının 
 
 
 
sonuna kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özel okulları ile yabancılar tarafından 
açılmış bulunan özel okullar ve azınlık okullarıdır. 
 
13. Anılan Kanun’da bu Kanun kapsamında faaliyet gösteren okullarda eğitim ve 
öğretim yılının hangi zaman dilimini ifade ettiği, başlangıç ve bitiş tarihleri ile sonunun nasıl 
belirleneceğine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Kanun'a dayanılarak 
hazırlanan, 20/3/2012 tarihli ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim 
Bakanlığı Özel Öğretim Kurumlan Yönetmeliğimin (Yönetmelik) 4. maddesinde ise öğretim 
yılı, ders yılının başladığı tarihten ertesi ders yılının başladığı tarihe kadar geçen süre olarak 
tanımlanmıştır. Kanun’un 14. maddesinin üçüncü fıkrasında Kanun’da hüküm bulunmayan 
hususlarda, resmî Öğretim kurumlarında uygulanan mevzuat hükümlerinin uygulanacağı 
öngörülmüş olup resmî öğretim kurumlarına ilişkin mevzuatta eğitim ve öğretim yılına ilişkin 
olarak benzer tanımlara yer verilmiştir. Bakanlıkça eğitim ve öğretim yılı çalışma 
takvimlerine ilişkin her yıl düzenli olarak çıkarılan genelgelerde de Yönctmelik'te yer alan 
tanıma uygun olarak bir eğitim ve öğretim yıh sonu, takip eden eğitim ve öğretim yılının 
başlangıcı olacak şekilde eğitim ve öğretim yılının başlayacağı zaman ile bir sonraki eğitim 
ve öğretim yılının başlayacağı zaman belirlenmiştir. 
 
14. 2004 sayılı Kanun’un 78. ve 85. maddeleri kapsamında haciz, icra takibinin 
kesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerine borçlunun borcu karşılamaya yetecek kadar 
mal varlığına icra dairesince hukuken el konulmasıdır. 78. maddeye göre haciz İsteme hakkı. 
Ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşecek olup itiraz veya dava 
hâlinde bunların gerçekleşmesinden hükmün kesinleşmesine kadar veya alacaklıyla borçlunun 
icra dairesinde taksit sözleşmeleri yapmaları hâlinde taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen 
süre, bu sürenin hesaplanmasında dikkate alınmayacaktır. Aynı maddenin dördüncü ve 
beşinci fıkralarında haciz talebinin kanuni süre içinde yapılmaması veya geri alındıktan sonra 
aynı süre içinde yenilenmemesi hâlinde dosyanın işlemden kaldırılacağı, ilamsız takiplerde 
yenileme talebi üzerine yeniden harç alınacağı ve yenileme masraf ve harçlarının borçluya 
yüklenemeyeceği öngörülmüştür. Kanun’un 79. maddesi uyarınca icra dairesi talepten 
itibaren üç gün içinde haciz işlemini gerçekleştirecektir. 
 
15. Kural, anılan Kanun’un “Hususi Hükümler'' başlıklı On Yedinci Babında 
düzenlenmiş olup herhangi bir ayrım yapılmaksızın Kanun kapsamında haciz uygulaması 
yapılabilecek ilamsız icra, ilamlı icra, ihtiyati haciz gibi tüm hâllerde uygulama alanı 
bulacaktır. 
 
16. Buna göre 5580 saydı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okulların taşınır ve 
taşınmaz mallan yönünden 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takipler hariç olmak üzere 
takibin türünden bağımsız olarak gerçekleştirilecek tüm haciz işlemleri bakımından içinde 
bulunulan eğitim ve öğretim yılının sonunun beklenmesi gerekecektir. Taşınır ve taşınmaz 
malların içinde bulunulan eğitim ve öğretim yıh sonunda haczedilmesi mümkün olacağından 
kural mutlak surette bir haciz yasağı öngörmemekte; haciz yasağını içinde bulunulan eğitim 
ve Öğretim yılı ile sınırlayarak haciz işlemini ileri bir tarihe ertelemektedir. 
 
B. İtirazın Gerekçesi 
 
17. Başvuru kararında özetle; haciz yasağının eğitim faaliyetlerine mahsus, eğitim 
hizmetlerine özgülenmiş ve fiilen eğitim faaliyetlerinde kullanılan taşınır ve taşınmaz mallarla 
 
 
 
smırlandırılmamasının alacaklı ve borçlu arasındaki menfaat dengesini alacaklı aleyhine 
bozduğu ve alacaklıya aşın külfet yüklediği, diğer faaliyet konuları yanında eğitim veya 
öğrenci barınma hizmetleri alanında da faaliyet gösteren kurumların diğer faaliyetleri 
kapsamında yaptıkları işleri dolayısıyla oluşan borçlarının tahsili yönünden diğer şirketlerden 
ayrıcalıklı konuma getirilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, eğitim faaliyetlerinin 
aksamaması ve olumsuz etkilenmemesi bakımından taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki 
muhafaza ve satış işlemlerinin ertelenmesi yeterli iken bir bütün olarak haciz yasağı 
getirilmesinin ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı ve eğitim öğretim yılı sonu ibaresinin belirsiz 
olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 5., 10., 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri 
sürülmüştür. 
 
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu 
 
18. Anayasamın 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu 
haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması 
toplum yararına aykırı olamaz/' denilmektedir. Anayasamın anılan maddesiyle güvenceye 
bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü 
mal varlığı hakkım kapsamaktadır. Cebri icra işlemlerinin ve bu kapsamda haczin dayanağını 
oluşturan alacağın/borcun alacaklı ve borçlunun mal varlığım etkilediği ölçüde mülkiyet 
hakkının kapsamına dâhil olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. 
 
19. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların 
koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, 
semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamda eğitim 
alanında faaliyet gösteren borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarını kullanma, semerelerinden 
yararlanma veya bunlar üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin haciz sebebiyle 
sınırlandırılması borçlunun mülkiyet hakkından faydalanmasını engelleyebileceği gibi 
alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunan alacağına kavuşmasını geciktirebılecek ve 
zorlaştırabilecek olması nedeniyle belirli bir süreyle sınırlı olarak haciz yasağının 
öngörülmesi, bir başka deyişle haciz işleminin gerçekleştirilmesinin ileri bir tarihe kadar 
ertelenmesi de alacaklının mülkiyet hakkından gerektiği gibi yararlanamamasına sebebiyet 
verebilecektir. 
 
20. Anayasa’nın 5. maddesi insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için 
gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır. Devletin 
kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve mülkiyet hakkının etkili bir 
şekilde korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri alması gerekir. 
 
21. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan 
mülkiyet hakkının etkili bîr şekilde korunabilmesi yalnızca devletin bu hakka müdahaleden 
kaçınmasıyla sağlanamaz. Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet 
hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmakladır. Bu pozitif 
yükümlülükler kimi durumlarda Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere 
mülkiyet hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (AYM, 
E.2019/11, K.2Û19/86,14/11/2019, § 13; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,17/2/2016, 
39-40; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret 
Limited Şirketi, B. No: 2014/8649,15/2/2017. § 44). 
 
 
 
22. Anayasa’nm anılan maddeleri uyarınca devletin pozitif yükümlülükleri 
çerçevesinde -özel kişiler arası uyuşmazlıklarla ilgili olsun ya da olmasın- yargı kararlarının 
uygulanması ve kişilerin alacaklarına kavuşması bakımından etkili bir icra sistemi kurma 
sorumluluğu bulunmaktadır. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda devletin mülkiyet 
hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri, karşılıklı hak ve menfaatler dengesine dayanmaktadır. 
Alacakların icrasına ilişkin süreç bakımından da durum böyledir (Hesna Funda Battalı ve 
Battalı Gıda Hayvancılıksan, ve Tic. Ltd. Şfi. [GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, § 71: 
AYM, E.2019/11, K.2019/86,14/11/2019, § 14). 
 
23. Devlet bu sistemi kurarken gerek alacaklının gerekse de borçlu ve ilgili üçüncü 
kişilerin hak ve menfaatlerini gözetmek, kişilerin mülkiyet haklarının korunması için gerekli 
tedbirleri almak durumundadır. Buna göre bir yandan alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında 
bulunan alacağına kavuşması için etkin bir icra yolunun oluşturulması, öte yandan da icradan 
etkilenen borçlu ve ilgili diğer kişilere, mülkiyet haklarına yapılan müdahalelerin keyfi veya 
hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilmeleri için etkin biçimde itiraz edebilme imkânının 
tanınması gerekmektedir (Hesna Funda Battalı ve Battah Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. 
Şii., § İlmihal Soydan, B. No: 2015/3112, 23/1/2019, § 35; AYM, E.2019/11. K.2019/86. 
14/11/2019, §15). 
 
24. Alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibinde alacaklı ve borçlunun 
mülkiyet hakkı çatışmaktadır. Bu nedenle icra takip sürecinin alacaklı ve borçlu tarafın 
menfaatlerini dengeleyecek yolları öngörmesi gerekmektedir. Bununla birlikte kanun 
koyucunun öngördüğü düzenlemelerin menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri 
aleyhine Ölçüsüzlüğe neden olması mülkiyet hakkı yönünden pozitif yükümlülüklerle de 
bağdaşmayabilir. Bu bağlamda her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca 
dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine Ölçüsüz bir netice doğuracak şekilde 
sonuçlandırılmaması gerekir. Menfaat dengesinin adil bir şekilde kurulup kurulmadığının 
değerlendirilmesinde ise taraflara tanınan tüm imkânların gözönünde bulundurulması 
zorunludur. 
 
25. Kural olarak borçlunun mallarının haczcdilmesinden önceki süreçte mal varlığı 
üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanmamıştır. Haciz, borçlunun borca yetecek kadar mal 
varlığına hukuken el konulmasını sağlayan bir cebri icra işlemi olduğundan haciz işlemi ile 
birlikte borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisi de kısıtlanacaktır. Bu durumda 
borçlu tasarruf yetkisini ancak alacaklının hacizle korunan haklarını bertaraf etmeyecek 
ölçüde kullanabilecek, tasarruf alacaklının haklarım ihlal ettiği ölçüde alacaklıya karşı 
geçersiz olacak ve alacaklı haczedilen malı takip hakkını koruyacaktır. 
 
26. Haczin cebri icradaki yeri ve fonksiyonu dikkate alındığında içinde bulunulan 
eğitim ve öğretim yılı süresince haciz yasağı öngören kural sebebiyle alacaklının mülkiyet 
hakkı kapsamında bulunan alacağına kavuşması gecikebileceği gibi haciz yasağı öngörülen 
süre boyunca borçlunun tasarruf yetkisi sınırlandırılmamış olacağından haczin konusunu 
oluşturabilecek mal varlığı değerleri üzerinde gerçekleştirmesi muhtemel tasarruf işlemleri 
alacaklının alacağının cebri icra yoluyla elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştırabilecektir. 
 
27. 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okullarda içinde bulunulan 
eğitim ve öğretim yılı sonuna kadar haciz yasağı öngören kural öğrencilerin süreçten olumsuz 
etkilenmelerinin ve mağdur olmalarının önlenmesini, Anayasamın 42. maddesinde de 
 
 
 
güvence altına alınmış olan eğitim ve öğretim hakkı kapsamında okullardaki eğitim ve 
öğretim sürecinin devamlılığının ve aksamadan sürdürülmesinin sağlanmasını 
amaçlamaktadır. Bu bakımdan eğitim ve Öğretim hakkıyla uyumlu olarak birtakım tedbirlerin 
alınması, haciz işleminin etki ve sonuçlan dikkate alındığında anılan Kanun kapsamında 
faaliyet gösteren okulların taşınır veya taşınmazlan üzerinde gerçekleştirilecek haciz 
işlemlerine birtakım sınırlamaların getirilmesi mümkündür. 
 
28. Ancak itiraz konusu kuralda, içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı içinde 
haczedilemeyecek taşınır ve taşınmaz mallar yönünden hiçbir ayrım yapılmamıştır. Buna göre 
bu mallar eğitim ve öğretim hizmetlerine özgülenmemiş veya eğitim ve öğretim 
faaliyetleriyle ilgisiz bulunsalar dahi haczedilemeyeceklerdir. Yine Kanun kapsamında 
faaliyet göstermekle birlikte başka alanlarda da faaliyet gösteren kişilerin eğitim ve öğretim 
faaliyetleriyle ilgili bulunmayan diğer faaliyet alanlarıyla ilgili taşınır ve taşınmaz malları da 
haczedilemeyccektir. Kural olarak tüm haciz işlemleri icra memurlugunca fiilen el koyma 
veya muhafaza etme şeklinde gerçekleştİrilmemektedir. Bu bakımdan haczedilen malın 
niteliğine uygun olarak çoğu zaman haciz işlemi ve buna bağlı olarak uygulanan muhafaza 
tedbirlerine ilişkin aşamaların kolaylıkla birbirinden ayrıştırılması mümkün olabilmektedir. 
Bu şekilde haciz işlemi gerçekleştirilmekle birlikte haczedilen malın nitelik ve mahiyetine 
uygun düştüğü ölçüde haciz işlemine bağlı olarak uygulanan fiilen el koyma gibi muhafaza 
tedbirlerine birtakım sınırlamalar getirilerek bir yandan eğitim ve Öğretim faaliyetlerinin 
aksamadan sürdürülmesi diğer yandan borçlunun mal varlığını azaltmaya yönelik tasarruf 
işlemlerine karşı alacaklının menfaatlerinin korunması mümkün olabilecektir. 
 
29. Her ne kadar borçlunun haciz yasağı öngörülen süre içinde mal varlığı üzerinde 
gerçekleştirebileceği tasarruf işlemlerine karşı alacaklının 2004 sayılı Kanun hükümleri 
uyarınca cezai hükümlerin uygulanmasını isteme veya iptal davası açabilme şeklinde hukuki 
imkânlara sahip olduğu düşünülebilir ise de anılan hükümlerin uygulanabilmesi alacağın 
tahsil edilememiş olması şartına bağlanmıştır. Bu bakımdan itiraz konusu kural sebebiyle 
haczedilme imkânı ortadan kalkan bir mal için doğrudan dava yoluna başvurulması mümkün 
olmadığı gibi, kural sebebiyle alacağın tahsilinde ciddi anlamda zorlanılmış olması 
durumunda da dava açılmayacaktır. Ayrıca cezai hükümlerin doğrudan alacağın tahsil 
edilmesini sağlayıcı bir fonksiyona sahip bulunmaması ve iptal davasının belli şartların 
varlığına bağlı, özel ispat koşulları içeren bir dava türü olduğu da dikkate alındığında anılan 
imkânlara sahip olunmasının alacaklı yönünden yeterli hukuki güvenceyi sağladığı 
söylenemez. 
 
30. Yine kuralın anılan Kanun kapsamında düzenlenen haciz isteme süresi, bu 
sürenin hesaplanması yönünden getirilen istisnalar, zamanında haciz istenmemesinin 
neticeleri, icra iflas hukukunda hacze bağlanan sonuçlar ile ihtiyati haciz kurumunun geçici 
hukuki koruma işlevi üzerindeki etki ve sonuçları dikkate alındığında cebri İcra hukukundaki 
diğer pek çok alanda da alacaklı aleyhine sonuç doğurabileceği açıktır. 
 
31. İtiraz konusu kural genel anlamda alacaklı ve borçlu arasında gözetilmesi 
gereken menfaat dengesini alacaklı aleyhine bozarak alacaklıya aşın bir külfet yüklenmesine 
sebebiyet vermekte olup mülkiyet hakkı bağlamında tarafların çatışan menfaatlerini 
dengelemekten uzaktır. 
 
 
 
32. Açıklanan nedenlerle kural, "8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim 
Kurumlan Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar..." yönünden Anayasamın 5. ve 35. 
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. 
 
Kural, "8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Kanunu kapsamında 
faaliyet gösteren okullar..." yönünden Anayasa'nm 5. ve 35. maddelerine aykırı görülerek 
iptal edildiğinden ayrıca Anayasa'nm 10. ve 13. maddeleri yönünden incelenmemiştir. 
 
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU 
 
33. Anayasamın 153, maddesinin üçüncü fıkrasında "Kanun, Cumhurbaşkanlığı 
kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal 
kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde 
Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu 
tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı 
geçemez." denilmekte; 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu 
kural tekrarlanarak, Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete'de yayımlandığı 
günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca 
kararlaştırabileceği belirtilmektedir. 
 
34. 2004 sayılı tera ve İflas Kanunuma 9/5/2018 tarihli ve 7141 sayılı Kanun'un 1. 
maddesiyle eklenen 362/a maddesinin "8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim 
Kurumlan Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar...taşınır ve taşınmaz 
malları,...içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedilir." bölümünün "8/2/2007 
tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Kanunu kapsamında faaliyet gösteren 
okullar..." yönünden iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal 
edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nm 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı 
Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî 
Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür. 
 
V. HÜKÜM 
 
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 9/5/2018 tarihli ve 7141 sayılı 
Kanun’un 1. maddesiyle eklenen 362/a maddesinin "8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel 
Öğretim Kurumlan Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar...taşınır ve taşınmaz 
malları,...içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedilir. ” bölümünün "8/2/2007 
tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Kanunu kapsamında faaliyet gösteren 
okullar... ” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün. 
Anayasa’nm 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) 
numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN 
BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE. 22/10/2020 tarihinde 
OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 
 
Başkan 
Zühtü ARSLAN 
 
Başkanvekili 
Haşan Tahsin GÖKCAN 
 
Başkanvekili 
Kadir ÖZKAYA 
 
 
 
Üye 
Burhan ÜSTÜN 
 
Üye 
Engin YILDIRIM 
 
Üye 
Hicabı DURSUN 
 
Üye 
Muammer TOPAL 
 
Üye 
M. Emin KUZ 
 
Üye 
Rıdvan GÜLEÇ 
 
Üye 
Recai AKYEL 
 
Üye Üye 
Yusuf Şevki HAK YEMEZ Yıldız SEFERİNOÖLU 
 
Üye 
Selahaddin MENTEŞ 
 
Üye 
Basri BAĞCI
Dosyalar

Kaynak Metin
(Kaynak: Resmi Gazete resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.
Söz Konusu Yargı Kararının Metinsel Değişiklik Yaptığı Mevzuat (2)
Söz Konusu Mahkeme Kararında İptal İstemine Konu Olan Mevzuat (2)
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (1)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul