• Esas No: 2014/6474
  • Karar No: 2014/12940
  • Karar Tarihi: 04.07.2014
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
11. Hukuk Dairesi         2014/6474 E.  ,  2014/12940 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 12/07/2013
    NUMARASI : 2012/117-2013/105

    Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/07/2013 tarih ve 2012/117-2013/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
    Davacı vekili, müvekkili şirketin 1997 yılında kurularak inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, "K..." ibaresini marka olarak adına tescil ettirdiğini, davalı şirketin “K...” ibaresini hem unvan olarak hem de markasal olark kullandığının öğrenilmesi üzerine kendisine söz konusu kullanımını durdurması için ihtarname gönderildiğini, ancak davalının kullanımına devam ettiğini, davalının eylemlerinin hem 556 sayılı KHK hükümlerine hem de TTK'nın haksız rekabet hükümlerine aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek, davalının tecavüzünün refine, menine, “K..” ibaresinin davalının ticaret unvanından terkinine, 10,000TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, müvekkili şirketin iştigal sahasının davacıdan farklı olduğunu, yine müvekkilinin ticaret unvanı ile davacının unvanının da aynı olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 1997 yılında ticaret siciline tescil edilen davacının 37. ve 42. sınıflarda tescilli “K...+Şekil” ibareli markanın sahibi olduğu, davalının ise 2001 yılında tescil edildiği ve unvanında yer alan “K...” ibaresini markasal olarak da kullandığı, her ne kadar bilirkişi heyetince taraf şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğu ve bu durumun karıştırılma ihtimalini azalttığı yönünde açıklama yapılmış ise de davalının alüminyum giydirme cephe ve doğrama işleri üzerinde çalışması, dosyaya sunduğu katalogdaki hizmetleri ve şirket anasözleşmesinde amaç ve konusu olarak gösterilen faaliyetler gözetildiğinde tarafların faaliyet alanlarının benzer olduğu, dava konusu ibare üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait bulunduğu, her iki şirketin farklı ticaret sicil bölgelerinde kayıtlı olmaları nedeniyle davacının, davalının unvanından haberdar olmasının mümkün olamayacağı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının, davacının markasına tecavüzünün menine, refine, “K..” ibaresinin davalının unvanından terkinine karar verilmiştir.
    Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
    1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının faaliyet alanlarının tanıtımına ilişkin broşürde “K..” ibaresi baskın unsur olarak kullanıldığından, tescilli bir ticaret unvanının benzer türden hizmetler üzerinde tescil edildiğinden farklı şekildeki kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    2- Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin refi, meni, ticaret unvanı terkini ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Somut olaya uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK hükümleri uyarınca, ticaret unvanları tescil olunduktan sonra Türkiye çapında koruma sağlamakta olup davalının da tescilli ticaret unvanı altında inşaat hizmetleri ile benzer türden faaliyet alanında iştigal etmesi nedeniyle bu faaliyetine ilişkin unvanının tescili tarihi olan 2001 yılından işbu davanın açıldığı 2012 yılına kadar geçen uzunca bir süre boyunca davalının tescilli unvanının kullanımına davacının itiraz etmemesinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına yol açacağı gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile “K..” ibaresinin davalının ticaret unvanından terkinine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
    3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı tarafça manevi tazminat talep edilmiş olmasına karşın mahkemece bu hususta olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiş, hükmün bu yönden de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul