En son güncellemeler 24 Mayıs 2019 iş günü sonunda yapılmıştır.
  • Esas No: 2014/12514
  • Karar No: 2015/5042
  • Karar Tarihi: 26.03.2015
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

3. Hukuk Dairesi 2014/12514 E., 2015/5042 K., 26.03.2015 T.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili, dava dilekçesinde; elektrik abonesi olan davalının elektrik tüketim borcunun ödenmediğini, tahsili için Konya 10. İcra Müdürlüğü'nün 2013/337 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesine ve ödeme emrine ekli belgelerin ve faturaların taraflarına tebliğ edilmediğini, abonelik sözleşmesinin M. ile yapıldığını, elektrik tüketim faturalarının M. Okulu adına düzenlendiğini, M.'in sahibi ve işleticisinin Türkiye ................................. Konfederasyonu olduğunu, davacı tarafından sunulan protokolde de bu merkezin giderlerinin kimin tarafından karşılanacağına dair bir hüküm bulunmadığını savunarak; husumet itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; .......... Bakanlığı, Türkiye.......... Konfederasyonu Genel Başkanlığı ve davalı M........ Vakfı Genel Başkanlığı arasında yapılan Protokol doğrultusunda M........ Merkezi adı altında (M.) davalı tarafından dava konusu aboneliğin alındığını, söz konusu aboneliğe ilişkin 25.12.2009 ve 29.12.2011 son ödeme tarihli elektrik enerjisi kullanım bedellerinin ödenmediği, fatura tarihleri itibarı ile davalı vakfın, aboneliğin bulunduğu M. Okulunu işlettiğinin davalı tarafça da beyan dilekçesi ile kabul edildiği; alınan bilirkişi raporu uyarınca, kullanılan elektrik enerjisinden kaynaklanan asıl borcun toplam 12.311,20 TL. olup, borcun fer'ileri ile birlikte 20.496,22 TL. olduğunun tespit edildiği; bu durum karşısında, abonelikten kaynaklanan borçtan protokol ve okulun işleteni olarak davalının sorumlu olacağı, buna göre icra dosyasına yapılan itirazın haksız olduğu anlaşıldığından bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile; Davalının Konya 10. İcra Müdürlüğü'nün 2013/337 takip sayılı dosyasına bildirdiği itirazının 20.496,22 TL.'ye yönelik olarak iptaline, takibin asıl alacak olan 12.311,20 TL.'ye takip tarihinden itibaren yıllık % 16,5 oranında gecikme faizi yürütülmek suretiyle devamına, asıl alacağın % 20'si olan 2.462,00 TL. İcra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Sıfat, davanın tarafı ile dava konusu hak arasında "hak ilişkisine dayalı bağ"dır. Taraf ve dava ehliyeti; davanın tarafları ile ilgili olduğu halde, sıfat, dava konusu hakka ilişkindir.

Mahkeme önünde, maddi hukuka dayalı hakkına dair uyuşmazlığın çözümünü ve himayesini isteyen kişi davacı, kendisine karşı hakkın himayesi istenen kişi de davalıdır. Davacı, dava konusu hakkın sahibi, davalı ise hakka uymakla yükümlü olan ve bu hakkı ihlal ettiği düşüncesi ile kendisine karşı hakkın himayesi istenen kişidir. Bir davada, davacı ve davalı sıfatının kime ait olduğu tamamen maddi hukuka göre belirlenir. Dava dilekçesinde, davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen taraf ise de; hakkın sahibi veya kendisine karşı hakkın himayesi istenmesi gereken kişiler olmadıkları belirlenir ise, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddi gerekir. Husumetten red kararı usule ilişkin bir karar olmayıp; davada taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını belirleyen esasa ilişkin bir karardır. Husumetten red kararı, davada taraf olarak gösterilenler arasında kesin hüküm teşkil eder.

Uygulamada sıfat yerine genel olarak "husumet", davacı bakımından "aktif husumet ehliyeti", davalı bakımından "pasif husumet ehliyeti" tabirleri kullanılmaktadır.

Husumet dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husustur.

Somut olayda, dava M........ Vakfı'na karşı açılmıştır. Ancak, davalı vekilince kendilerinin abone olmadığı, M.... Merkezi adına abonelik tesis edildiği, M.... Merkezi'nin sahibi ve işleticisinin ise, Türkiye ............................ Konfederasyonu olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuştur.

Mahkemece; M.'in borcundan dolayı, davalının, sorumlu olup olmadığı tartışılmadan, M.'in sahibi ve işleticisinin Türkiye .............Konfederasyonu olup olmadığı araştırılmadan, husumete yönelik itirazı değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.03.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul