• Dönem: 26. Dönem
  • Yasama Yılı: 1
  • Birleşim:
  • Birleşim Tarihi: 20.05.2016
Kaynak: Tutanak Dergisi
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
TBMM Tutanak Müdürlüðü

20 Mayıs 2016 Cuma

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 10.00

BAŞKAN: İsmail KAHRAMAN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Elif Doğan TÜRKMEN (Adana)

---0---

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91’inci Birleşimini açıyorum.

 

 

 

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, elektronik cihazla yoklama yapılacaktır.

Yoklama için beş dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerimizin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla beş dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

 

 

BAŞKAN – Sayın  milletvekilleri, dün bir bayramı idrak ettik; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum.

19 Mayıs 1919’da başlayan yürüyüş, Ankara’da Cumhuriyet Dönemi’mize girmemizle neticelendi. Bu Meclisin yönettiği harple Meclisimiz “Gazi Meclis” adını aldı. Doksan yedi yıl önce inancının ve imanının gereğini yerine getirmek üzere millî mücadelenin işaret fişeğini ateşleyenleri, bu uğurda canıyla, malıyla görev üstlenenleri, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını şükranla anıyorum. Geleceğimiz olan gençlerimizin bu bayramında gençlerin millî mücadele ruhuna sahip vicdanı, fikrî ve irfanı hür kişiler olarak daha güçlü, kudretli ve müreffeh bir Türkiye’ye ulaşma idealine sahip olmalarını ve bunu gerçekleştirecek donanımda yetişmelerini temenni ediyorum.

Sayın  milletvekilleri; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı münasebetiyle söz talebinde bulunan siyasi parti grup başkan vekillerine yerlerinden ikişer dakika söz vereceğim.

İlk söz, Cumhuriyet Halk Partisi  Grup Başkan Vekili Sayın  Levent Gök Beyefendi’ye aittir.

Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 

LEVENT GÖK (Ankara) – Dün, bütün ulusumuzca, 19 Mayıs 1919’da meşalesi yakılan ve Mustafa Kemal önderliğinde gerçekleştirilen, emperyalizme karşı verilmiş bir savaşla kurulan, laik cumhuriyet temelleri üzerinde yükselmiş bulunan Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli bayramlarından birini halkımızla beraber kutladık. Anıtkabir’e koştuk, Ata’mıza bağlılığımızı ilettik.

Sayın Başkan, 19 Mayıs 1919’da başlayan Kurtuluş Savaşı’yla kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ana ekseni laik cumhuriyetin ilkelerini gerçekleştirmek, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ve halk egemenliğini kurmak olmuştur. Tüm Orta Doğu coğrafyasına baktığımız zaman laiklikten uzaklaşan bütün Orta Doğu’daki Müslüman ülkelerin ne hâlde olduğunu görmemiz mümkündür. Onların içerisinden yıldız gibi parlayan tek ülke Türkiye’dir; o da Mustafa Kemal’in özellikle ve öncelikle korumak istediği laiklik ilkesidir. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bu konu Anayasa’mızla korunmuştur ve laiklik ilkesine bağlılık, sorumluluğu ne olursa olsun herkesin üzerinde büyük bir sorumluluk duygusuyla bağlı kalması gereken bir ilkedir.

Geçtiğimiz günlerde ne yazık ki sizin ağzınızdan “Laiklik Anayasa’dan çıkarılmalıdır.” sözlerini büyük bir üzüntüyle duyduk. Türkiye'de en önemli sorumluluk makamlarından biri olan makamda bulunan bir kişi olarak “Laiklik Anayasa’dan çıkarılmalıdır.” sözünün bugüne kadar sizin tarafınızdan telafi edildiğine, kamuoyu vicdanının Anayasa’ya bağlılığınızdan şüphe edilmeyecek şekilde birtakım sözler söylemek suretiyle giderildiğine tanık olmadık. Bu bakımdan biz bu oturumu sizin yönetmenizi uygun görmüyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Sana mı soracağız kimin yöneteceğini?

LEVENT GÖK (Ankara) – Böyle bir tabloda, dokunulmazlıkların konuşulacağı bir ortamda, oylama yapılacağı bir ortamda laikliğe aykırı davranışlar nedeniyle sizinle ilgili bir fezleke de henüz buraya gelmemiştir. Yani siz Meclis Başkanı olarak her türlü suçun tartışılacağı bir dokunulmazlık tartışmasına Başkanlık edeceksiniz ama laikliğe aykırı faaliyetten dolayı hakkınızda bir fezleke düzenlenmeyecek, buraya gelmeyecek ve siz bu toplantıyı yöneteceksiniz. Böyle bir toplantıyı yönetme durumunuzun olmadığını laikliğe aykırı davranışlar nedeniyle hakkınızda gelmeyen bir fezleke nedeniyle bu toplantıda başka milletvekillerinin yargılanmasının önünü açacak bir oylamaya Başkanlık yapamayacağınızı yüksek sesle belirtmek istiyoruz. (CHP sıralarından “Bravo sesleri”, ayakta alkışlar)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Tamam, protesto et, git!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sen mi karar vereceksin!

LEVENT GÖK (Ankara) – Cumhuriyet Halk Partisi olarak özellikle Anayasa’ya aykırı bu tutum ve sözlerinizin buradan tüm kamuoyunu tatmin edici bir şekilde yalanlanmasını, söylediyseniz özür dilemenizi; söylemediyseniz bu konuda, ne anlama geldiği konusunda çok net bir duruşunuzun sergilenmesini sizlerden beklediğimizi ancak bu şartlarda Meclisi idare edebileceğinizi ifade ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Levent Bey, bir dakika daha ekliyorum.

Buyurun, devam edebilirsiniz.

LEVENT GÖK (Ankara) – “Laiklik Anayasa’dan çıkartılmalıdır.” sözünü söylediyseniz tüm Meclisten ve kamuoyundan özür dilemenizi ya da bu sözünüzün ne anlama geldiğini kamuoyu vicdanının anayasal ilkeler çerçevesinde tatmin edici bir şekilde açıklanmasını sizlerden beklediğimizi ifade ediyoruz. Bu şartlar altında sizin tekrar Meclis Başkanlığı görevini üstlenerek bu oturumu yönetmenizi uygun görmediğimizi ifade ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Efendim söz sorası, Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili Sayın İdris Baluken Beyefendiye aittir.

Buyurun Beyefendi.

 

 

 

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizler de Halkların Demokratik Partisi olarak 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz. Kuşkusuz, Kurtuluş Savaşı’nın miladı olarak değerlendirebileceğimiz 19 Mayıs çıkışı ve sonrasında Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerinde ortaya çıkan ruh bu topraklarda halklarımızın ortak geleceğinin her türlü emperyal planlara karşı nasıl sağlam bir iradeyle korunduğunu ortaya koyuyordu. Ancak, ne yazık ki sonrasında bu ruhun birtakım uygulamalarla ortadan kaldırılması, birlik ruhu yerine teklik ruhunun ön plana çıkması o tarihten bugüne kadar da büyük acıların yaşanmasına vesile oldu. Biz HDP olarak bu sağlam iradenin ve bu topraklara ait birlik ruhunun bir an önce ortaya çıkacağı bir ülke tahayyülümüzü bugün vesilesiyle bir kez daha yinelemek istiyoruz.

Diğer taraftan, Gençlik Bayramı olarak anılan, kutlanılan bir dönemde gençliğin bu kadar politik özden uzaklaştırıldığı, apolitik bir hatta savrulduğu ve çok bilinçli politikalarla geleceksizleştirildiği uygulamaları da kabul etmediğimizi ifade etmek istiyorum. İşsizlik, ucuz emek gücü, açlık, yoksulluk başta olmak üzere, gençliğin yaşadığı, boğuşmak zorunda kaldığı devasa sorunlar aslında bu ülkenin geleceksizliğiyle ilgili önemli işaretler veriyor. Gençliğin geleceğinin olmadığı bir ülkenin geleceğinin olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle, sadece söyleme bazında kalan kutlamalar yapmak yerine, apolitik ve ahlaki yozlaşmanın pençesine atılmaya çalışılan gençliğin gerçek sorunlarını çözmeyle ilgili bütün Meclisin büyük bir sorumluluk altında olduğunu düşünüyoruz.

Bu vesileyle, bir kez daha Halkların Demokratik Partisi olarak Ulusal Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladığımızı ifade etmek istiyorum.

Diğer taraftan, Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekilinin de değindiği hususla ilgili birkaç cümle kullanmak istiyorum.

Tabii, Anayasa’yı açık bir şekilde ihlal eden söylemlerinizden sonra bugün ilk defa bir Genel Kurul oturumu yönetiyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ekliyorum efendim.

Buyurun İdris Bey.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Aslında bu konuda Genel Kurul oturumları sırasında bizim taleplerimiz de oldu yani “Sayın Meclis Başkanı Genel Kurula gelip o ifadelerle ne kastettiğini Genel Kurula ve Türkiye kamuoyuna buradan açıklasın.” şeklinde dile getirdiğimiz taleplere maalesef şahsınız ve ait olduğunuz parti grubunuz tarafından bugüne kadar cevap verilmedi. Bugün açık bir şekilde bir darbe anlamına gelecek geçici Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili oturumu yönetiyor olmanız da bu açıdan büyük bir ironi olmuştur. Yani, söylemlerinizle Anayasa’yı açık bir şekilde ihlal ettiğiniz Türkiye kamuoyunda tartışılıyorken, henüz bununla ilgili zanı ortadan kaldırmamışken sizin darbe anlamına gelebilecek bir Anayasa değişiklik teklifi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – …oturumunu burada yönetiyor olmanızı anlamak mümkün değil. O nedenle, umarım ki doyurucu bir açıklama tarafınızdan Genel Kurula ve Türkiye kamuoyuna yapılır.

Son olarak da Sayın Başkan, yapılacak oylamanın gerçekten gizli oylama usullerine göre yapılması, milletvekillerinin kendi vicdanı ve iradeleriyle oy kullanmalarının sağlanması sorumluluğunun da bugün şahsınıza ait olduğunu belirterek saygılarımı sunuyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Erkan Akçay Beyefendi’nin.

Buyurun Beyefendi.

 

 

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı tekrar kutluyoruz.

Türk milletinin hürriyet sevdasının alevlendiği, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milletimiz adına tarihî bir karar olan Samsun’a çıkışının 97’nci yıl dönümünü idrak ettik. Doksan yedi yıl önce millî mücadelenin ilk adımı atıldı, işgal ve esarete karşı ilk hamle yapıldı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk harcı karıldı. 19 Mayıs; karanlık, tehditkâr ve acı bir dönemde millî onurun dirilişi, bağımsızlık kararının dev adımıdır. 19 Mayıs Türk milletinin birliğini ve dirliğini hedef alanlara karşı emsalsiz bir meydan okumadır. 19 Mayıs Türk milletinin bağımsızlığını kazanmak için topyekûn göstermiş olduğu bir direnişin ve cumhuriyetimize ulaşan uzun ve zorlu sürecin adımıdır. Teslimiyet belgelerini yırtıp atan cesaretin timsali, manda ve himaye çağrılarını bastıran kahramanlığın sesidir. Türk milleti 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan başlayarak ayağa kalkmış, tarihte örnek olan bir mücadele azim ve iradesiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Doksan yedi yıl önce millî mücadeleye neden olan şartlar, maalesef, bugün bölücü terör, suni kimlik tartışmaları, toplumsal kutuplaşma, kültürel yabancılaşma, ekonomik bağımlılık, yoksulluk, millî kimlikten uzak ve teslimiyetçi dış politikayla yeniden vücut bulmaktadır. Kimsenin şüphesi olmasın ki, Türk milleti şehitleriyle inşa ettiği bağımsız Türk devletini sonsuza kadar yaşatacaktır; bu irade ve güç Türk milletinde vardır. Türk vatanı bölünmeyecektir, Türkiye Cumhuriyeti millî ve üniter bir devlettir, bölünemez.

Bu düşüncelerle, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde büyük Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü canlandırdığı bu anlamlı yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün silah arkadaşlarını, aziz kahramanlarımızı, şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz.

Çok teşekkürler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

Söz sırası, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Bülent Turan Bey'e aittir.

 

 

 

 

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, malumunuz, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı idi. 19 Mayıs 1919 millî iradenin oluşturduğu bir kutlu yürüyüşün başlangıcı. Bugün de millet olarak tıpkı istiklal mücadelemizin başlangıcı 19 Mayıs 1919’da olduğu gibi bağımsızlık aşkıyla dimdik ayaktayız.

Gazi Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla başlayan millî mücadele 1923’te cumhuriyetin ilanıyla taçlanmış, bağımsızlık aşkımız, birlik ve beraberlik ruhuyla beraber tüm dünyaya ilan edilmişti.

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bugüne azim ve kararlılığıyla bağımsızlığını tehlikeye düşürecek tehditler karşısında her yaştan her kesimden vatandaşıyla azim ve kararlılığını göstermiş, bağımsızlığından asla taviz vermeyeceğini tüm dünyaya ilan etmiştir.

19 Mayısın Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak ilan edilmesi, bağımsızlığımızın teminatı olan gençlerimize duyulan güvenin ve onlara yüklenen sorumluluğunun da en net yansımasıdır.

Doksan üç yıllık cumhuriyet tarihimizde tam bağımsızlık yolunda katedilen mesafenin devam etmesi, bu emanetin korunması ve yücelmesi için gençlerimiz çok çalışmalı, vatanını canından çok seven ecdadımızın verdiği mücadele karşısında bize düşen görev aynı azim ve kararlılıkla yerine getirilmelidir.

Bu düşüncelerle, 19 Mayıs 1919’un dönümünde Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, tüm gençlerimize selamlarımızı iletiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gruplar adına konuşmalar tamamlandı.

 

 

 

BAŞKAN – Sayın Levent Gök Bey’in ifadesi var, beyanı var.

Ben oturumu fazla işgal etmek istemiyorum. Bir bardak suda fırtına kopartmak da istemiyorum. Buna ait açıklamam, basın açıklaması olarak toplantıdan iki gün sonra tarafımdan yapıldı ve sizlere gönderildi.

Şunu biliyorum ki: Anayasa’yı gayet iyi bilen, bu noktada büyük çalışmalar yapmış bir kişiyim. Anayasa’ya aykırı bir durum mevzubahis değildir ve bir daha şunu tekrar ediyorum: Hiçbir kavram tarifsiz olmaz. Bendeniz “Tarif yapılması lazımdır.” dedim. Belki aksettirenler yanlış aksettirdi, bilemem. Sözlerim doğrudur.

Ve şimdi gündeme geçiyorum… (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Levent Bey.

LEVENT GÖK (Ankara) – Şimdi, “Sözlerim doğrudur.”  derken…

BAŞKAN -  Ben mikrofonunuzu açayım.

LEVENT GÖK (Ankara) – Yok, böyle konuşayım ben.

BAŞKAN – Ama zapta geçsin.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, “Sözlerim doğrudur.” derken biz ne anlamalıyız? (AK PARTİ  sıralarından gürültüler) Ben sizden çok net bir açıklama yapmanızı rica ediyorum. Siz Meclis Başkanı olarak Anayasa’ya ve laik cumhuriyete bağlı olduğunuzu ifade edebilecek durumda mısınız şu anda? Onu sizden ben rica ediyorum.

BAŞKAN – Levent Bey, tekrar ediyorum: Benim beyanım, bir eksikliğin giderilmesi -kavramlar tarifsiz olmaz- kavramın tarifinin yapılmasıdır. Yeminimin ne olduğunu da biliyorum, durumu da biliyorum, hukuku da biliyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(CHP sıralarından “Türkiye laiktir, laik kalacak.” sesleri)

[AK PARTİ sıralarından “Oturun.” sesleri, alkışlar (!)]

(Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk etti)

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, laik cumhuriyeti bağlı mısınız?

BAŞKAN – Alınan karar gereğince…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN -…gündeminin “Kanun Tasarı ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Birinci sırada bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Konya Milletvekili…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - …Sayın Ahmet Davutoğlu…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Bir dakika…

Levent Bey, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, net bir şekilde laik cumhuriyete… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, dinleyelim efendim.

Buyurun Levent Bey.

LEVENT GÖK (Ankara) – AKP Grubunu susturursanız söyleyeceğim.

BAŞKAN – Affedersiniz duyamıyorum. Açsam acaba mikrofonunuzu, mümkün mü?

LEVENT GÖK (Ankara) – Siz de mi katılıyorsunuz Başkanın sözüne? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açayım efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Siz de mi  katılıyorsunuz?

MEHMET METİNER (İstanbul) – Katılıyoruz, evet.

BAŞKAN – Levent Bey, mikrofonunuzu açıyorum ben.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, ben böyle konuşuyorum.

BAŞKAN - Mikrofonunuz açık beyefendi.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, ben böyle konuşacağım.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) - Anlaşılıyor ki AKP Grubu da sizin sözlerinizin arkasında.

MEHMET METİNER (İstanbul) – Sonuna kadar katılıyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) - Ben sizden net bir şekilde bir karşılık bekliyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Daha net nasıl olacak beyefendi?

LEVENT GÖK (Ankara) – Efendim, şunu ifade etmekten niçin kaçınıyorsunuz…

MEHMET METİNER (İstanbul) – Başkanın sözlerine katılıyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) – “Ben laik cumhuriyete bağlıyım.” sözünü niçin söylemiyorsunuz?

BAŞKAN – Beyefendi, ben yemin ederek buraya gelmiş…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Laik cumhuriyete bağlı mısınız, değil misiniz?

BAŞKAN - …millî hâkimiyetin temsil yeri olan Mecliste bulunan, sizler gibi ata sahibi bir insanım.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Laik cumhuriyete bağlı mısınız?

BAŞKAN - Açıklamamı yaptım. Rica ediyorum, grubunuzdan da rica ediyorum. Önemli bir gündeyiz. Bugün gündemimizi tamamlayalım efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Laik cumhuriyete bağlı olduğunuzu niçin söylemiyorsunuz?

BAŞKAN – Beyefendi, ben yemin yapmış bir insanım.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Bağırmana gerek yok!

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Ne bağırıyorsun?

MEHMET METİNER (İstanbul) – Dokunulmazlıklardan kaçmak için kılıf uydurmayın! Bahane aramayın, bahane aramayın!

LEVENT GÖK (Ankara) – Bağlı mısınız, değil misiniz?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, onlara hesap vermek zorunda değilsiniz! Sayın Başkan, böyle bir usul yok ve devam edelim.

BAŞKAN - Ben diyorum ki laikliğin manasına ne olduğunu eğer yeni bir anayasa yapılacaksa, yepyeni, olsun dedim, bu kadar. Bundan dolayı bir bardak suda fırtına koparmaya lüzum yok.

LEVENT GÖK (Ankara) – Nasıl bir bardak? Nasıl bir bardak Başkan?

BAŞKAN - Huzuru bozmayalım efendim. Boşuna polemiğe girmeyelim efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Burada laikliğe aykırılıktan dolayı hakkınızda fezleke gelmeyecek, birçok milletvekilinin dokunulmazlıkları konuşulacak; siz yargılanmayacaksınız, herkes yargılanacak. Var mı böyle bir şey?

BAŞKAN – Beyefendi, zatıalinizin…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Böyle bir usul yok Sayın Başkan! Devam edelim. Özellikle engellemeye çalışıyorlar Sayın Başkan!

LEVENT GÖK (Ankara) – Var mı böyle bir şey?

BAŞKAN – Levent Bey... Levent Bey, bak, hukukçusunuz, grup başkan vekilisiniz, tekrar rica ediyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ben de Anayasa’ya bağlıyım.

BAŞKAN - Grubunuzdan da rica ediyorum. Lütfen yerimizi alalım ve bir hukuk devletinde Meclise ve millî hâkimiyete dayalı bir yerde gerekeni yapalım.

LEVENT GÖK (Ankara) – Biz Anayasa’ya bağlılığınızı görmek istiyoruz.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – CHP’yi süresiz tatile çıkaracak, süresiz!

BAŞKAN – Evet, bu Anayasa’ya bağlıyım.

LEVENT GÖK (Ankara) – Laik cumhuriyete bağlı mısınız Sayın Başkan? Laik cumhuriyete bağlı mısınız?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, böyle bir usul yok! Sayın Başkan, lütfen devam edelim!

BAŞKAN - Bu İç Tüzük’e bağlıyım, mevzuata bağlıyım ve hukuku gayet iyi biliyorum.

Teşekkür ediyorum, ben devam ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, devam edin lütfen.

LEVENT GÖK (Ankara) – Laik cumhuriyete bağlı mısınız?

BAŞKAN – Levent Bey, rica ediyorum…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, devam edin lütfen!

LEVENT GÖK (Ankara) – İşte bu! İşte bu! Hiçbiriniz laik cumhuriyete bağlı değilsiniz!

BAŞKAN - İstismar etmeyelim. lütfen. Demagojiye kaçmayalım.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, iki cümle söyleyeceksiniz, iki cümle!

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Ne biçim soru Sayın Gök?

BAŞKAN – Beyefendi, lütfen… Ne diyeceğime ben karar veririm. Siz bir dikta mısınız?

LEVENT GÖK (Ankara) – Siz duyamıyorsunuz!

BAŞKAN – Bu ne biçim söz?

LEVENT GÖK (Ankara) – Ben sizin diktanıza karşıyım.

BAŞKAN – Dediklerimin içinde hepsi var efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ben laik cumhuriyeti savunuyorum.

BAŞKAN – Talimatınıza göre hareket etmiyoruz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Biz de laik cumhuriyeti savunuyoruz!

BAŞKAN - Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, lütfen… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Meclisin ana ilkesi laik cumhuriyettir.

BAŞKAN – Alınan karar gereğince…

LEVENT GÖK (Ankara) – Yazıklar olsun! Yazıklar olsun size Başkan!

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Başkana karşı dikkatli konuşun!

MEHMET METİNER (İstanbul) – Hadi, hadi! Bahane aramayın, hadi!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Başka mazeret bulun, laiklik ekmeği bitti!

BAŞKAN - …gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Dokunulmazlıklardan kaçmak için kılıf arıyorsunuz!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Buradan ekmek yok size!

LEVENT GÖK (Ankara) – Laik cumhuriyete bağlı olduğunuzu söyleyemiyorsunuz! Sizler de ona sahip çıkıyorsunuz!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Diktatörler dışarı! Diktatörler dışarı!

BAŞKAN - 1’inci sırada bulunan, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu ve Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Tokat Milletvekili Coşkun Çakır ile 310 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun ikinci görüşmesine başlayacağız.

 

 

 

1.-       Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu ve Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Tokat Milletvekili Coşkun Çakır ile 310 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1028) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 313 ve 313’e 1’inci Ek) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

LEVENT GÖK (Ankara) – Laik cumhuriyete bağlı olduğunu söyleyemeyen bir Başkan yönetiyor şu anda. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Geç onu, geç!

LEVENT GÖK (Ankara) – Siz de ona destek oluyorsunuz, siz de! Biz de size siper oluyoruz, siper! Hadi bakalım, görelim! Hadi bakalım!

MEHMET METİNER (İstanbul) – Bu tarzınıza bahane arıyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ikinci görüşmeye esas olan teklif metni 313’e 1’inci ek sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin birinci görüşmesi 18/5/2016 günü saat 01.59’da tamamlanmıştır.

Bilindiği gibi, Anayasa değişiklik tekliflerinin ikinci görüşmesinde teklifin tümü ve maddeleri üzerinde görüşme açılmamakta, yalnızca maddeler üzerinde verilmiş değişiklik önergeleri görüşülmekte. Birinci görüşmede üzerinde değişiklik önergesi bulunmayan bir madde hakkında ikinci görüşmede önerge verilememektedir.

Teklifin birinci görüşmesinde 1 ve 2’nci maddeler üzerinde değişiklik önergesi verilmişti.

Şimdi teklifin 1’inci maddesini okutuyorum:

 

MADDE 1 - 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 20 - Bu maddenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte; soruşturmaya veya soruşturma ya da kovuşturma izni vermeye yetkili mercilerden, Cumhuriyet başsavcılıklarından ve mahkemelerden; Adalet Bakanlığına, Başbakanlığa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına veya Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığına intikal etmiş yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaları bulunan milletvekilleri hakkında, bu dosyalar bakımından, Anayasanın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş gün içinde; Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında, Başbakanlıkta ve Adalet Bakanlığında bulunan yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyalar, gereğinin yapılması amacıyla, yetkili merciine iade edilir.”

BAŞKAN – Efendim, madde üzerinde yedi önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na eklenen geçici 20’nci maddenin birinci fıkrasında yer alan “ilişkin” ibaresinin “dair” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                    Yılmaz Tunç

                                                                                                                                         Bartın

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 

 

 

 

 

Görüşülmekte olan 313'e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na eklenen geçici 20’nci maddenin (1)’inci fıkrasında yer alan "ilişkin" ibaresinin "dair" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                    Ali Ercoşkun                 

                                                                                                                                          Bolu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313'e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na eklenen geçici 20’nci maddenin (1)’inci fıkrasında yer alan "ilişkin" ibaresinin "dair" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                Murat Alparslan

                                                                                                      Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin çerçeve 1’inci maddesiyle Anayasa’ya eklenmesi teklif edilen geçici 20’nci maddesine aşağıdaki (3)’üncü ve (4)’üncü fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                 Mehmet Parsak                                     Erkan Akçay                                      Oktay Öztürk

                 Afyonkarahisar                                         Manisa                                               Mersin

                   Kamil Aydın                                   İsmail Faruk Aksu                           Ahmet Kenan Tanrıkulu

                      Erzurum                                             İstanbul                                                İzmir

                   Zühal Topcu                                       Nuri Okutan                                        Zihni Açba

                       Ankara                                               Isparta                                               Sakarya

                    Erhan Usta                                     Mustafa Kalaycı                                   Saffet Sancaklı

                      Samsun                                               Konya                                               Kocaeli

                  Erkan Haberal                                       Ruhi Ersoy                                        Mustafa Mit

                       Ankara                                             Osmaniye                                             Ankara

              Fahrettin Oğuz Tor                           Ahmet Selim Yurdakul                             Deniz Depboylu

                 Kahramanmaraş                                        Antalya                                               Aydın

                   Baki Şimşek                           Mehmet Necmettin Ahrazoğlu                         Kadir Koçdemir

                       Mersin                                                Hatay                                                 Bursa

                Mehmet Erdoğan                                Edip Semih Yalçın                              Emin Haluk Ayhan

                       Muğla                                               İstanbul                                              Denizli

               İzzet Ulvi Yönter

                      İstanbul

“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi 26'ncı Yasama Dönemi sonuna kadar; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere terörle bağlantılı bir suç işleyen milletvekilleri hakkında Anayasanın 83 'üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi 26'ncı Yasama Dönemi sonuna kadar; Bakanlar Kurulunun genel siyasetiyle veya bakanların görevleriyle ilgili cezai sorumluluğu gerektiren ve görevleri sırasında işlenen fiillerinden dolayı Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında da Anayasanın 83'üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ve 100'üncü maddesi hükümleri uygulanmaz”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313 sıra sayılı Teklif’in 1’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini öneriyoruz.

MADDE 1- 7/11/1982 tarih 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 20 — (1) Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar işlenen fiiller nedeniyle yapılacak soruşturma ve kovuşturmalarda 7.11.1982 tarih 2709 sayılı Kanunun 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ile Yüce Divan'ın yargı yetkisi hariç olmak üzere 100 üncü maddesi hükümleri uygulanmaz.

(2) Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Başkanlığı, Başbakanlık ve Adalet Bakanlığında bulunan Yasama Dokunulmazlığı Tezkereleri ve eki dosyaları gereğinin yapılması amacıyla yetkili merciine iade edilir.

(3) İlgili milletvekili, başbakan veya bakanın kendisine bildirim tarihinden itibaren yedi gün içerisinde 85 inci maddeye göre iptal isteminde bulunma hakkı saklıdır.

                  Bülent Tezcan                                  Uğur Bayraktutan                                    Murat Emir

                       Aydın                                                Artvin                                               Ankara

                    Tufan Köse                              Nurhayat Altaca Kayışoğlu                          Muharrem Erkek

                       Çorum                                                Bursa                                              Çanakkale

                  Selina Doğan                                     Akın Üstündağ                                     Özkan Yalım

                      İstanbul                                               Muğla                                                 Uşak

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313 ek-1 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1’inci maddesiyle düzenlenen geçici maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Çağlar Demirel                                Sırrı Süreyya Önder                                 Mithat Sancar

                     Diyarbakır                                            Ankara                                               Mardin

Geçici Madde 20- Yasama Muafiyetleri

(1) Milletvekilleri, yasama çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, ileri sürdükleri düşüncelerden ve bunları herhangi bir yerde ifade etmekten sorumlu tutulamazlar.

(2) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili hakkında seçimden sonra dava açılabilir, seçimden önce açılan davalara da devam edilir.

(3) Milletvekilleri gözaltına alınamaz, tutuklanamaz ve haklarında hiçbir koruma tedbiri uygulanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali bu hükmün dışındadır. Bu halde yetkili makam, durumu derhal TBMM Başkanlığı'na bildirir.

(4) Milletvekili hakkında verilen bir ceza hükmünün açıklanması, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır.

(5) Milletvekilleri hakkındaki ceza davaları Yargıtay'da görülür. Bu davalarla ilgili usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

Bu madde hükümleri 26 ıncı ile 30 uncu Yasama Dönemleri arasında uygulanır.

BAŞKAN – Evet, şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Buyurun Hanımefendi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313 ek-1 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1’inci maddesiyle düzenlenen geçici maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Sırrı Süreyya Önder                                 Ayhan Bilgen                                    Ertuğrul Kürkcü

                       Ankara                                                Kars                                                  İzmir

Geçici Madde 20-

(1) Milletvekilleri, yasama çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden ve bunları Meclis dışında ifade etmekten sorumlu tutulamazlar.

(2) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili hakkında seçimden sonra dava açılabilir, seçimden önce açılan davalara devam edilir.

(3) Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlardaki suçüstü halleri dokunulmazlık kapsamı dışındadır. Bu halde yetkili makam durumu derhal TBMM Başkanlığı'na bildirir.

(4) Milletvekilleri gözaltına alınamaz, tutuklanamaz ve haklarında hiçbir koruma tedbiri uygulanamaz.

(5) Milletvekili hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır.

(6) Siyasi parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.

(7) Milletvekilleri hakkındaki ceza yargılamaları Yargıtay'da görülür. Bu davalarla ilgili usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

Bu madde hükümleri 26 ıncı ile 30 uncu Yasama Dönemleri arasında uygulanır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ayhan Bilgen, Kars Milletvekili.

Buyurun beyefendi.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir politikanın doğruluğunu, isabetliliğini, öngörülü olup olmadığını ölçmeden önce tutarlı olup olmadığıyla ilgili bir tartışma yapmak gerekir. Bir politika tutarlı değilse onun doğruluğu, isabetliliği zaten sorgulanamaz bile, çok anlamlı olmaz. Bu Parlamentoda neredeyse her kritik konu gündeme geldiğinde sizin en yoğun biçimde, en yüksek sesle dillendirdiğiniz şey çözümün sandıkta olduğudur yani “Halk karar verir. Halkın iradesi neyi gerektiriyorsa biz o güçle buradayız.” cümlesidir. Biz, milletvekillerimiz, burada fezlekesi bulunan bütün milletvekilleri elbette siyaseten yanlış şeyler de yapmış olabiliriz ama siyasetin kendi içinde, kendi mekanizmalarıyla yani sandıkta, sokakta, toplumsal mücadelede, sivil toplum zemininde çözmesi gereken sorunları yargı sopasıyla çözmeye kalkarsanız o zaman diğer bütün sandıkla ilgili sözlerinizin, “halk iradesi, millî irade” gibi sözlerinizin çok bir anlamı, çok bir değeri, kıymetiharbiyesi kalmaz.

Bakın, bu yaşadığımız süreci neredeyse başından beri tek bir cümleyle izah ediyorsunuz: “Usul ekonomisi.” Şimdi, hani biz, kamuoyu, uluslararası hukuk çevreleri, her şeyi bir tarafa bıraktık ama kendi aklınızla alay ettirmeyin lütfen. Hiçbir şey insan onurundan daha değerli değildir. Ben size Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında usul ekonomisiyle ilgili cümleyi okuyorum:  “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” Şimdi, bu maddeyle siz şu yaşadığımız hikâyenin, maceranın bir ilişkisini, bağlantısını kurabiliyor musunuz? Bu işin masrafla ne ilgili var? Bu işin, maddenin gerekçesine yazdığınız adil yargılamayla ne ilgisi var? Tam tersi, her şeyi tepetaklak ettiğinizde, her şeyi altüst ettiğinizde o zaman ne hukukun ne insan haklarının değerlerinden bahsetmek, söz etmek mümkün olmaz. Bu toptancı bir tarzdır, “Biz hepsini bir çuvala koyduk ve bu işi bir seferde kotaracağız, kurtaracağız.” diyorsunuz. İyi de talimatı geç alan ve fezlekeleri yeni göndermeye başlayan yargı mensupları var, savcılıklar var. Yani bir ay sonra yine buraya fezleke yağmaya başlar, birikirse bir kez daha dönüp bu ucube süreci mi yaşayacak Türkiye? Yeniden bir geçici maddeyle, yeniden bir gerilimle ve ülkenin başka hiçbir sorunu yokmuş gibi siyasetin kendisini mi tartışılır kılacağız?

Çok uzatmayacağım ama iki nokta var dikkat çekmek istediğim: Birisi, özellikle ölüm-sıtma denkleminin artık bir siyaset tarzına dönüşmüş olmasıdır. Yani “Bu konuda referandum olursa ülkede kamplaşma, gerilim olur; dolayısıyla, evet verin, gerilim yaşanmasın.” söylemidir. Bir kere, iki yanlıştan bir doğru olmaz değerli milletvekilleri. Evet, elbette bu konuda referandum toplumda gerilime neden olur ama bu gerilimi önlemenin yolu, hele hele partili Cumhurbaşkanlığı mekanizmasını da bu işle birleştirerek, buluşturarak bir oldu bittiye zemin oluşturmak asla doğru değildir. Kaldı ki sayı -siz de biliyorsunuz ki- 367’yi geçse bile Cumhurbaşkanının referanduma götürme imkânı, hakkı var. Dolayısıyla da partili Cumhurbaşkanıyla, bunu birleştirmeye eğer bir irade karar verirse bunu zaten her hâlükârda yapabiliyor. CHP, MHP, burada bütün Parlamento, herkes evet verse bile bunun önüne geçmeye imkân yok. Siz, bir milim bile farkınız olmadığını göstermek için Cumhurbaşkanını genel kurulunuza davet edebilirsiniz arkadaşlar. Genel merkezinizde tadilat yapıp orada ona oda tahsis edebilirsiniz ama bütün bunları yapmak sizin tercihiniz arkadaşlar, sizin hakkınız, tercihiniz.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Sana mı soracağız?

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Bir şeyi dikkate almak zorundasınız: Bu ülkede cumhurbaşkanlarının sorumsuzluğu, anayasal sorumsuzluğu tarafsızlığından kaynaklanır ama Cumhurbaşkanı siyaset yapmak istiyorsa, sahaya inmek istiyorsa, taraf olmak istiyorsa yargılamanın önündeki engelleri önce kendisi için kaldırarak, sorgulamanın, hesap vermenin önündeki engelleri önce kendi kaldırarak Parlamentoya, halka iyi bir örnek oluşturur. (HDP sıralarından alkışlar)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Cumhurbaşkanı taraf, milletin tarafı.

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Ama, bunu yapmadan, kendisiyle ilgili koruma mekanizmalarının arkasına sığınıp bir taraftan da siyaset yapmaya kalkarsa bu ülkeyi gerilime, kamplaşmaya götürürsünüz.

Usulle ilgili bir cümle duymak istiyorsanız söyleyeyim: “Kem alatla kemalat olmaz.” Bu tarihî bir sözdür. Yanlış yolla doğruya gidemezsiniz. Bu tarz ne bu ülkenin güvenliğine ne barışına hizmet etmez.

Herkesi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bilgen.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313 ek-1 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1’inci maddesiyle düzenlenen geçici maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                           Sırrı Süreyya Önder (Ankara) ve arkadaşları

Geçici Madde 20- Yasama Muafiyetleri

(1) Milletvekilleri, yasama çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, ileri sürdükleri düşüncelerden ve bunları herhangi bir yerde ifade etmekten sorumlu tutulamazlar.

(2) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili hakkında seçimden sonra dava açılabilir, seçimden önce açılan davalara da devam edilir.

(3) Milletvekilleri gözaltına alınamaz, tutuklanamaz ve haklarında hiçbir koruma tedbiri uygulanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali bu hükmün dışındadır. Bu halde yetkili makam, durumu derhal TBMM Başkanlığı'na bildirir.

(4) Milletvekili hakkında verilen bir ceza hükmünün açıklanması, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır.

(5) Milletvekilleri hakkındaki ceza davaları Yargıtay'da görülür. Bu davalarla ilgili usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

Bu madde hükümleri 26 ıncı ile 30 uncu yasama dönemleri arasında uygulanır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Önder, konuşacak mısınız yoksa gerekçeyi mi okutalım?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Konuşacağım.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Ne dedik Sayın Şentop da katılmıyorsunuz, dinlemediniz bile?

Şimdi, değerli arkadaşlar, malumunuz, Meclis Başkanlık Divanı üyesiyim, Dışişleri Bakanlığından “gizli” ibareli yazılar gelir sürekli, böyle bir yazıyı açık ederek başlayacağım. Bu yazı, Dışişleri Bakanlığı diyor ki: “Bizim Somali’de büyük, kapsamlı faaliyetlerimiz var. Efendim, Puntland bölgesi ile Merkezî Somali Hükûmeti arasında niza çıkmış.” Ben baktım, 70 milyon dolar falan büyüklükte bir ticaret hacmimiz var, “kapsamlı faaliyet”ten ne kastediliyor bilmiyorum. “Malum, Sayın Kani Torun, AK PARTİ Milletvekili, orada Büyükelçilik yapmıştır, biz usul usul zemin yokladık, aman bu gidip ara buluculuk ederse iyi olur, siz bunu bir şekilde bir Meclis kılıfına sokun gönderin.” diyor ve biz Sayın Kani Torun’u Somali’ye ara buluculuk için gönderdik kapsamlı faaliyetlerimiz ve çıkarlarımız uğruna. Aynı şekilde, Filipinler’de, Türkiye, resmî ara bulucu. Hepsi, bu ülkede yaşanan çatışma meselelerine benzer, hatta onun yanında çok hafif ve önemsiz kalacak şeyler için. Bu ara buluculuk faaliyetlerini olumlayan bir yerden konuşuyorum. Fakat hani, Anadolu’da bir laf vardır “Evinde oturmayan diz, başkasının kilimini eskitir.” diye; bu Meclis, dünyanın her işine kafa yordu, kendi evlatları, gencecik evlatları, asker, gerilla…

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Terörist!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – …polis patır patır toprağın koynuna girerken “Biz de Meclis olarak bir heyet oluşturalım, bir çözüm arayalım.” demedi, meseleyi getirdi…

Konuşmazsan, biraz felaketle öğrenmek yerine hikmetle öğrenmeyi benimsersen belki bir kırıntı kalır, nasip meselesi. Bana laf atıp durma oradan.

Onun için, bu konuda, getirdiniz işi mahkemelere döktünüz. Mahkemeler iki sonuçludur -hep burada söyledim- ya beraat edersiniz ya mahkûm olursunuz. Siyasetin bundan farkı, üç sonuçlu olmasıdır. Üçüncüsü nedir? Bir uzlaşmadır. Siyaset, sizler, bunun için varsınız. Burada ben hayâ ediyorum, meslektaşlarım adına, aynı işi yaptığım insanlar adına, burada… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Eğer şey edersen sana da öğretirim, dersini veriyorum ben, gel sana da öğreteyim.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Sen ne biliyorsun ki ne öğreteceksin?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Öğretirim, öğretirim; yeter ki talep et, yeter ki talep et. Yeter ki talep et, bunda rahmet var, bunda rahmet var. Sen öyle oradan üfürüp durma. (AK PARTİ sıralarından “Film çevirmeye benzemez bu işler!” sesi, gürültüler)

Sayın Başkan, lütfen engeller misiniz.

BAŞKAN – Müdahale etmeyiniz lütfen.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Genel Kurula hitap etsin efendim.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – “Uzlaşma” demiştiniz en son, uzlaşmada kaldık.

BAŞKAN – Efendim, siz de lütfen Genel Kurula hitap ediniz. Lütfen…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Genel Kurula hitap etsin.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Bu süremi de ekleyin.

BAŞKAN – Ekleriz beyefendi.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Ben size dönüp konuşmuyorum, Genel Kurula dönüp konuşuyorum işte.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Tamam, biz de dinliyoruz.

BAŞKAN – Karşılıklı konuşmaya meydan vermeyelim efendim.

Buyurun.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Şimdi, sayın vekiller, bana gılgıllanacağınıza şurada parti komiserleri “Ne oy verdiniz?” dediğinde çocuklar gibi gösterme zilletine düşmemeyi tercih edin, çocuklar gibi. (HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Senin Kandil talimatın var, nasıl konuşuyorsun öyle!

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Siz hepiniz şerefli, haysiyetli, izzet sahibi insanlarsınız. Bu zilleti kabul etmeyin. Yarın çocuklarınız sizden utanmasın.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Benim çocuklarım benden niye utansın? Siz utanın.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Biz sizin kılıcınızla ölmüşüz, başkasının şefaatiyle yaşamışız, biz buralarda değiliz. Biz, inanın, sizin de izzetinizi, şerefinizi düşünmekle mükellef hissediyoruz kendimizi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Çıkar da kendi şerefine bak! Siz önce kendi şerefinize bakın. Buradaki herkes kendi şerefini korur.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Siz düşünmüyorsanız bu sizin bileceğiniz iş. Tarih içinde bir nokta bile değilsiniz.

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Kendinizi tarif ediyorsunuz bence, kendinizi tarif ediyorsunuz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Bununla belki bir ünlem olabilirdiniz ama bu fırsatı, bu rahmeti tepiyorsunuz.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Tarihi sen mi yazıyorsun? Tarihi sen mi yazıyorsun?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Tarihi hep beraber öğreneceğiz hanımefendi, tarihi hep beraber öğreneceğiz.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Nereden biliyorsun, sen mi yazıyorsun tarihi?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Biz tarihi yazanlarız. Sizden öğrenecek bir hâlimiz yok.

BAŞKAN – Sayın Önder…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Biz tarihi yazanlarız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sen, Bayram, seninle ayrı görüşeceğim, sen göreceksin.

Haydi bakalım! (HDP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bülent Bey…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, az önceki konuşmacı konuşmasında grubumuzu ilzam ederek açık oy kullandığımızı…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yalan mı ya, yalan mı? Tanıkları var.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – İstersen kullanırsın zaten.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Senin yazdığın tarih kanla, siz kanla tarih yazıyorsunuz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – …bu konuda irade ortaya koyduğumuzu söylediler, onu söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun efendim, iki dakika içinde… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, bugün olağanüstü bir gündemle dokunulmazlıkların görüşüleceği bir Genel Kurulu yapıyoruz; suhuletle, sakinlikle, meselenin ciddiyetine vâkıf olarak konulara yaklaşıyoruz.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Çok, çok!

BÜLENT TURAN (Devamla) – Az önce kıymetli hatip konuşurken grubumuzu âdeta ilzam ederek bizler açık oy kullanıyormuşuz, partiyi komiserlerin iradesine vesaire dedi.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yalan mı? Pazartesi böyle diyorduk, sen yoktun.

AHMET YILDIRIM (Muş) – 3 tane fotoğraf var ya!

BÜLENT TURAN (Devamla) – Arkadaşlar, 316 imzayla bu önergeyi verdik, 316 kişi AK PARTİ Grubunun da arkasındadır. Bu konuda hiç çekincemiz yok, saklayacağımız bir şey yok; alnımız açık, gönlümüz açık. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Bunu kanıtlamak zorundalar mı?

BÜLENT TURAN (Devamla) – Fakat, bir şey daha söyleyeyim: Bizler bu açıklıkla işimizi yaparken, tüm grup eksiksiz burada dururken Kandil’den talimat almadan yürüyemeyenlerin bunu söylüyor olmasını milletin takdirine bırakıyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Yürü git be!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sen nereden talimat alıyorsun?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Önder.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan, “Kandil’den talimat almadan bunu söylemeye hakkı yok.” falan gibisinden laflar etti, sataşmadan söz istiyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sataşma oldu.

BAŞKAN – İki dakika için söz veriyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Lütfen yeni sataşmaya meydan vermeyin Sayın Önder. Bir de lütfen Genel Kurula hitap edelim, şahsiyete dökmeyelim.

 

 

 

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Cumhurbaşkanı o zaman Başbakandı, beni aradı, “Kandil’e gittiniz, ne oldu?” dedi. Bunun devamını mahkemelerde söyleyeceğiz. (HDP sıralarından alkışlar) Onun için, Kandil’den talimat alan kimmiş, Kandil’e haber gönderen, ricacı gönderen kimmiş, kaldırın dokunulmazlığımızı, bütün bunları mahkemelerde konuşacağız. (HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Hadi oradan!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Biz istediğiniz yerde konuşuruz, nerede istiyorsanız orada konuşuruz.

BAŞKAN – Efendim, önerge…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bülent Bey…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, zabıtlara geçsin diye söylüyorum: Cumhurbaşkanımız da kurucu Genel Başkanımız da bizler de…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sen o zaman yoktun, yok!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – …bu ülkede barış olsun diye her türlü riski aldık. O zamanki atmosferin bugünden farklı olduğunu herkes biliyor. Biz barış adına adım attık ama bunu anlamayan, silahtan başka iş tanımayan insanların bugün bunu söylüyor olmasını kıymetli bulmuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Bu kadar.

BAŞKAN – Efendim, teşekkür ediyorum.

Önerge hususunda Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Oylama Sayın Başkan.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Katılmayacak.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başkanın kimyasını bozdun Levent Ağabey, gözünü seveyim ya.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) –  Sayın Başkan, laikle uğraşacağına biraz İç Tüzük çalışsaydınız.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Efendim, sordunuz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Oylamaya sunacaksın Başkan, oylamaya.

BAŞKAN – Evet, bugünün verdiği bir gerilim var, fuzuli bir gerilimdir. Neyse, neyse…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayenizde, sayenizde.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Bir daha katılmıyorlarmış Sayın Başkan.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayenizde Sayın Başkan, sayenizde.

BAŞKAN – Sükûnet, sükûnet…

Bütün milletin seyrettiği bir Millet Meclisindeyiz, örnek olmamız lazım ve kavgacı değil, hukuk devletinin gereklerine uygun olarak hareket etmeliyiz. Birbirimizi yaralamayacağız efendim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Hukuka, Anayasa’ya ve laik cumhuriyete bağlı olarak.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Önergeyi reylerinize sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Teşekkür ediyorum, önerge kabul edilmemiştir.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan, bir şey söyleyebilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Önder.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sizin bu vaazünasihat dilinizden bize ikrah geldi, bıktık.

BAŞKAN – Ne geldi efendim?

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – İkrah geldi, ikrah.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Biz mahvolduk, biz ne yapalım?

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Biz de sizin dilinizden bıktık.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Buraya AK PARTİ’li hangi başkan vekili çıkıyorsa kendisini tedip ve terbiye edici bir misyonla donanmış sayıyor. Hepimiz en az sizin kadar görgü, sükûnet, asalet sahibiyiz.

BAŞKAN – Temenni ederim efendim.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Durmadan bize vaazünasihat ediyorsunuz.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Yeter, yeter!

BAŞKAN – Temenni ediyorum Beyefendi, görgülü olmanızı temenni ediyorum.

 

 

 

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu ve Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Tokat Milletvekili Coşkun Çakır ile 310 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1028) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 313 ve 313’e 1’inci Ek) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313 sıra sayılı Teklif’in 1’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini öneriyoruz.

MADDE 1- 7/11/1982 tarih 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 20 — (1) Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar işlenen fiiller nedeniyle yapılacak soruşturma ve kovuşturmalarda 7.11.1982 tarih 2709 sayılı Kanunun 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ile Yüce Divan'ın yargı yetkisi hariç olmak üzere 100 üncü maddesi hükümleri uygulanmaz.

(2) Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Başkanlığı, Başbakanlık ve Adalet Bakanlığında bulunan Yasama Dokunulmazlığı Tezkereleri ve eki dosyaları gereğinin yapılması amacıyla yetkili merciine iade edilir.

(3) İlgili milletvekili, başbakan veya bakanın kendisine bildirim tarihinden itibaren yedi gün içerisinde 85 inci maddeye göre iptal isteminde bulunma hakkı saklıdır.

Tufan Köse (Çorum) ve arkadaşları

BAŞKAN – Efendim, Komisyon katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Tufan Bey, önergeniz hakkında konuşacak mısınız?

TUFAN KÖSE (Çorum) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun beyefendi. (CHP sıralarından alkışlar) 

Beş dakika süreniz var.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa'da yapılmak istenen değişiklikle sadece milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılırken bakanlara tanınan dokunulmazlığın devam etmesini kabul edilemez, vicdana ve eşitlik ilkesine aykırı bulduğumuz için bunun da değiştirilmesi gerekir diye düşündüğümüzden böyle bir önerge verdik.

Şimdi, milletvekillerinin dokunulmazlıkları hiçbir incelemeye tabi tutulmaksızın toptancı bir yaklaşımla kaldırılıyor ama bakanların  100’üncü maddede yazılı dokunulmazlıkları bakanlıkları bittikten sonra dahi devam ediyor. Nitekim, 17-25 Aralık soruşturmalarında sizlerin oyuyla aklanan bakanlar hakkında herhangi bir soruşturma yapılamazken, o dönemde söz söyleyen milletvekilleri bugün yargılanmaktadırlar. Bu anlamda, bu değişikliği dikkate almanızı talep ediyoruz.

Yine bir başka sorun da, mevcut düzenlemeyle sadece Karma Komisyonda, Meclis Başkanlığında, Adalet Bakanlığında ve Başbakanlıkta olan fezlekelerin dokunulmazlıkları kaldırılıyor. Hâlbuki şu anda savcılıklarda olan ya da soruşturması hiç başlamamış olan bir kısım dosyalar var. Biliyorsunuz, adaletin geldiği noktadan dolayı birçok iktidar partisi milletvekili hakkında herhangi bir şekilde savcılar fezleke düzenleyemiyorlar, bunlar hakkında herhangi bir işlem yapılamıyor. Bizim önergemizde, bu tarihe kadar, yani yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar soruşturması ya da kovuşturması başlamamış bile olsa eğer ileride bir suç çıkacak olursa onlar hakkında da dokunulmazlık kendiliğinden kalkmış olsun yönünde talebimiz var.

Bunu bir örnekle söylemek istiyorum: 3 tane milletvekili var, birisinin hakkındaki fezleke Adalet Bakanlığına gelmiş, diğerinin hakkındaki fezleke hiç düzenlenmemiş, birisi hakkında da hiçbir kovuşturma yok. Burada fezlekesi gelen hakkında dokunulmazlık kaldırılıyor ama diğerleri hakkında herhangi bir işlem yapılamıyor, bunun da yargılamanın esası bakımından pek de doğru bir sonuç vermeyeceğini düşünüyoruz. Bu anlamda, bu değişikliğin de Türkiye Büyük Millet Meclisinin çoğunluğu tarafından dikkate alınması gerekiyor, eşitlik ve adalet ilkesine aykırı olmasın diye bu düzenleme.

Benim düzenlemeyle ilgili teknik olarak söyleyeceklerim bunlar. Ama iki gün önce, geçtiğimiz salı günü Sayın Bakanın, Sayın Bekir Bozdağ’ın hem bir milletvekilimiz hem de Sayın Genel Başkanımız hakkında birkaç tane sözü oldu, ben onlarla ilgili bir şeyler söylemek istiyorum çünkü bana çok dokundu bu sözleri.

Birincisi: Esad’ın milletvekili olmakla suçladı bir milletvekilimizi. Ya, Sayın Bakan, senin ağababan Esad’la yat gezileri yapıyordu (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Esad Esed olmadan yani bundan dört beş yıl önce Schengen yerine Şamgen kuruyordunuz. (AK PARTİ sıralarından “Biraz terbiyeli ol ya!” sesi)

Terbiyeyi sana öğretirim ben, sen kimsin! Terbiyeyi öğretirim ben sana!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “Ağababa” dersen onu söyler tabii.

TUFAN KÖSE (Devamla) – Yani bizim Cumhuriyet Halk Partisinde sarayın kapı kulu yok ki kaldı ki Esad’ın kapı kulu olsun.

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – O zaman Esad’ın elinden kan damlamıyordu, kan damlamıyordu.

TUFAN KÖSE (Devamla) – Yani siz var ya siz, bir kere, konuşurken üslubunuza dikkat edeceksiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İkincisi: Bakın, Sayın Genel Başkan hakkında diyorsunuz ki: “Şerefli, namuslu, haysiyetli bir dilin sahibine yakışan bir konuşma mıdır?” Bakın, Cumhuriyet Halk Partililerin sizden şeref, haysiyet, edep öğrenecek hâli yok. Bu ülke çok karanlık günler geçirdi çok, çok karanlık günler geçirdi bu ülke; işgali gördü, ihaneti gördü, Vahdettinleri gördü, Damat Feritleri gördü bu ülke ama bakın, o işgal ve ihanetlerin içerisinde dahi bu ülkenin onurlu bağımsızlığına, tam bağımsızlığına sahip çıkan, insanca ve hakça paylaşması için ömrünü seve seve vermeye hazır yurtseverleri, vatanseverleri de gördü; Mustafa Kemal Atatürk’ü gördü, İsmet Paşa’yı gördü, Mahmut Esat Bozkurt’u gördü, Bekir Bozdağ’ı görmedi, Deniz Gezmiş’i gördü…

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Deniz Gezmiş’i niye sokuyorsun araya?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Adnan Menderesleri gördü, Özalları gördü.

TUFAN KÖSE (Devamla) – …işte, onların bugün toplandığı yer Cumhuriyet Halk Partisidir. Bir kez daha, biz ömrümüzü seve seve vermeye hazırız bu ülkenin tam bağımsızlığı için, onurlu ve hakça paylaşım için; bunu böyle bilin Sayın Bakan, bunu böylece bilin.

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Teröre destek vererek mi? Teröriste “dur” demeyerek mi?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Şimdi, 500 bini Suriye’de, milyonun üzerinde insan Irak’ta öldürüldüyse, on binlerce kadına tecavüz edildiyse bunda senin ve senin Hükûmetinin de, Başbakanın da, bugünkü Cumhurbaşkanının da kanlı elleri vardır, bunu böyle bilin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Orada uyguladığınız hatalı politikadan dolayı yani…

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Suriye’deki katliama “dur” dediniz mi?

TUFAN KÖSE (Devamla) – İmam tayyare sesi çıkartıyor, sizin hepiniz uçuşa geçiyorsunuz, nasıl bir şey bu ya! Yani Cumhurbaşkanı Esad’a “terörist” demeden evvel sizin biriniz “terörist” diyor muydunuz?

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Siz hâlâ demiyorsunuz.

TUFAN KÖSE (Devamla) – Bu anlamda, Cumhuriyet Halk Partililer sizin vereceğiniz edep dersini bir kâğıt mendil gibi dahi kullanıp ellerini kirletmezler.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bülent Bey, buyurun efendim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sataşmadan söz istiyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) – Ama bir neden olduğunu bir sorun.

BAŞKAN – Sataşma var efendim, kendim dinledim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Yani sataşmanın bir gerekçesi olacak.

BAŞKAN – Takdir ediyorum ve söz veriyorum efendim.

Buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Herkese sorup öyle söz veriyorsunuz.

BAŞKAN – Levent Bey, var efendim, ben takip ediyorum müzakereyi.

 

 

 

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önceki hatibin “ağa babandan” ifadesi, “kapı kulu” ifadesi gibi sokak ağzına yapacak bir şeyimiz yok, o terbiye meselesi, ona giremiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 Onun dışında, Esat’la Sayın Kurucu Genel Başkanımızın, Cumhurbaşkanımızın tatil yaptığı vesaireden yola çıkarak olmayan ithamlarda bulundular.

Sayın Genel Kurul, Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bütün bakanlarla, bütün devlet başkanlarıyla biz zamanında konuştuk, görüştük; onları hakkaniyete, adalete, demokrasiye davet ettik. Keşke yapabilsek yine. Ancak o günlerde halkına bomba atmayan bir Esat vardı, biz ona yardımcı olmak istiyorduk, fakat o yolun onlar açısından çıkmaz yol olduğunu gördük. Bugün başka bir şey var; biz, halkına bomba atmayan Esat’ın yanındaydık, ama siz halkına bomba atan Esat’ın yanındasınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Konuşmanın içerisinde o kadar çelişkiler var ki hangi birine bakacağım diye bakıyorum; ne süre yeter ne bugün yeter, ama bir şey daha söyleyeyim: Bir sürü eski bakanı sayarken sayın konuşmacı Deniz Gezmiş’i de andı.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Evet.

BÜLENT TURAN (Devamla) – Sapla saman. Mahmut Esat Bozkurt nerede, Deniz Gezmiş nerede?

TUFAN KÖSE (Çorum) – Yurtsever olarak andım, vatan haini olarak değil!

BÜLENT TURAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, tarihî bir gerçek var, dosyamda var, arzu edene gösteririm.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Kimlerin “evet” dediği belli.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Böyle terk etmişlerdi Sayın Başkan.

BÜLENT TURAN (Devamla) – Deniz Gezmiş asılırken, o zamanki iktidar partisinin oyları asma kararına yetmediği için 27 tane CHP vekili imza vermiş, öyle asılmıştır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Tufan Bey…

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sokak ağzıyla konuştuğumu söyledi.

BAŞKAN – Affedersiniz, anlayamadım.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkanım, sayın hatipten siz izahat istemediniz, benden de istemeyin. Ben de cevap vereceğim kendisine, sataşma var; sokak ağzıyla konuştuğumu söyledi.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

İki dakika.

Yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim lütfen.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Deniz Gezmiş’e cevap versin Sayın Başkan, kim asmış?

 

 

TUFAN KÖSE (Çorum) – Şimdi, efendim, buraya nereden geldik biz?

Bakın, Sayın Bakan demiş ki… Bana “sokak ağzıyla konuşuyor.” diyorlar. Şerefli, namuslu, haysiyetli bir dilin sahibine yakışan bir konuşma mıdır? Sayın Genel Başkan için söylüyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Değil.

TUFAN KÖSE (Devamla) – İki gün önce, “Sokak ağzı…” Bakın, sizin Bakanınızın söylediği laf bu.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Doğru demiş.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Doğru söylemiş.

TUFAN KÖSE (Devamla) – Doğru söylemiş, değil mi? O zaman bizim söylediklerimiz de çok doğru.

Bakın, değerli arkadaşlarım…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sen kendi Genel Başkanına bak. Dinlememiş hiç.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ama, ne için söylemiş, ona bak sen. Sen hangi söze karşı o söz söylenmiş, ona cevap ver.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Kendi Genel Başkanının sözlerine bir bak.

TUFAN KÖSE (Devamla) – Şimdi, Esad... Kaldı ki babası Esad da sizin bugünkü tanımlamalarınıza göre ta 60’lı yıllardan beri diktatör. Diktatör mü? Elhak diktatör; doğrudur, diktatördür.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Hayır, katil!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Bakın, dört sene evvel de diktatördü Esad, beş sene evvel de diktatördü, yedi sene evvel de diktatördü.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Şu anda katil, katil, bebek katili!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Katil!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Ne zaman ki bir yerlerden emir geldi, az evvel söylediğim gibi… Bakın, o zaman da katildi Esad, o zaman da bebek katiliydi.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Niye fotoğraf çektirdiniz o zaman?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Siz o zaman iş birliği yapıyordunuz, ne zaman ki Amerika’dan size emir talimat gelene kadar.

ALİ ERCOŞKUN (Bolu) – Onu ayırt edemiyor musun daha ya!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Yani, demin söyledim ya: İmam, tayyare sesi çıkarıyor, hepiniz uçuşa geçiyorsunuz. Olay bu, başka bir şey yok. Esad o zaman da diktatördü.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Aynı sokak ağzını devam ettiriyorsun!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Şimdi, gelelim Deniz Gezmiş’e.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Evet, belgeler ortada ya!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Gelelim değerli arkadaşlarım. Deniz Gezmiş cana kıymış bir adam değil. O da ömrünü bu memleket, tam bağımsız Türkiye özlemi için seve seve feda etti. Ben andım onu burada; haysiyetli bir insan olarak andım, onurlu bir insan olarak andım, Türkiye’nin tam bağımsızlığına sahip çıkan bir insan olarak andım.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Adnan Menderes’i niye saymıyorsun? Deniz Gezmiş kadar yok mu yani?

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Niye astınız?

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Adnan Menderes’i de ansaydın keşke.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Adnan Menderes’i de söyle!

TUFAN KÖSE (Devamla) – Siz niye rahatsız oldunuz Deniz Gezmiş’in isminden, niye rahatsız oldunuz?

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Rahatsızlıktan değil, CHP’nin idama desteğini söyledi.

TUFAN KÖSE (Devamla) – Sizin Başbakanınız, bugünkü Cumhurbaşkanı; ölen, idam edilen gençler için şiir okumuyor muydu?

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Polatkan’ı da söyleseydin ya!

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Niye CHP o dönem destek verdi, neden astınız?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Niye Deniz Gezmiş’in isminden, Mahir Çayan’dan rahatsız oluyorsunuz?

BAŞKAN – Tufan Bey…

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Neden astınız?

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Niye astınız?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Bu insanlar bu ülke tam bağımsız kalsın diye, bu ülke hakça ve insanca paylaşsın diye ömürlerini verdiler değerli arkadaşlarım, bunu biliyorsunuz.

Bizim Sayın Bakandan öğrenecek bir edep dersimiz yok. Biz onun vereceği edep dersini kâğıt mendil olarak bile kullanıp ellerimizi kirletmeyiz. Sokak ağzıyla konuştuğu için sokak ağzıyla cevap vermek zorunda kalıyoruz.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Neden astınız?

HÜSEYİN BÜRGE (İstanbul) – Niye astınız o zaman?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Mahir Çayan’ı da unutma!

 

1.-(S. Sayısı: 313 ve 313’e 1’inci Ek) Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu ve Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Tokat Milletvekili Coşkun Çakır ile 310 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1028) ve Anayasa Komisyonu Raporu (Devam)

BAŞKAN – Efendim, Sayın Tufan Köse ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin çerçeve 1’inci maddesi ile Anayasa’ya eklenmesi teklif edilen geçici 20’nci maddesine aşağıdaki (3)’üncü ve (4)’üncü fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Mehmet Parsak (Afyonkarahisar) ve arkadaşları

“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi 26'ncı Yasama Dönemi sonuna kadar; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere terörle bağlantılı bir suç işleyen milletvekilleri hakkında Anayasanın 83'üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi 26'ncı Yasama Dönemi sonuna kadar; Bakanlar Kurulunun genel siyasetiyle veya bakanların görevleriyle ilgili cezai sorumluluğu gerektiren ve görevleri sırasında işlenen fiillerinden dolayı Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında da Anayasanın 83'üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ve 100'üncü maddesi hükümleri uygulanmaz”

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu efendim?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Parsak, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Beş dakika müddetiniz var efendim.

MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) -  Aziz Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri, sözlerimin başında yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Esasen bu dokunulmazlıkların kaldırılması meselesiyle alakalı olarak bu teklifin sunulmasından önce hem parti programımızda hem seçim beyannamelerimizde hem Sayın Genel Başkanımız ve partimizi bağlayan grup başkan vekillerimizin beyanlarında bu konuyu tutarlı bir şekilde şimdiye kadar defalarca arz ettik. Bu kısa süre içerisinde o durumlara geri düşünmeyeceğim fakat bu önergemiz çerçevesinde Komisyon aşamasında da, birinci tur oylama aşamasında da sadece stenograflar değil, aziz Türk milleti adına da tarih söylediklerimizi, duruşumuzun netliğini, tutumumuzun doğruluğunu yazdı.

Şimdi, biz, bu sunulmuş olan teklifi noktasına, virgülüne dokunmadan, bunun yanı sıra bu teklife bir (3)’üncü ve (4)’üncü fıkra eklenmesini öneriyoruz önergemizle. Önergemizin birinci kısmı, Başbakan ve bakanlarla ilgili olarak hem Hükûmetin genel siyasetiyle ilgili hem de bakanların kendi görev alanlarıyla ilgili görevleri zamanında görevlerinden dolayı cezai sorumluluk gerektiren eylemleriyle alakalı. Bunu başından beri kabul etmiyorsunuz, biz de kabul etmediğinizi kabul etmiyoruz ama bir yere kadar anlayışla karşılıyoruz. Ama önergemizde eklenmesini teklif ettiğimiz (4)’üncü fıkra var ki Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere, terörle bağlantılı suç işleyen milletvekillerinin 26’ncı Dönemin sonuna kadar işledikleri suçlar kapsamında dokunulmazlık zırhına sahip olmadan doğrudan doğruya yüce Türk adaletinin önüne çıkarılmasını teklif ediyoruz. Sunulmuş olan Anayasa değişiklik teklifi bir kalıcı madde önermiyor. Bize göre, terör ve terörle bağlantılı suçların asla Anayasa’nın 83’üncü maddesinde bir zırh içinde olmaması lazım. Biz bu noktadaki tutumumuzu 2012 yılında kalıcı bir Anayasa değişiklik teklifi arz ederek belirledik. Ama, teklif, Anayasa’ya geçici 20’nci madde eklenmek suretiyle şimdiye kadar biriken dosyaların yargı mercilerine gönderilmesini önerdiği için biz de ancak geçici mahiyette bir önerge sunabiliyoruz.

Şimdi, devlet, Türkiye Cumhuriyeti devleti, 2009 ile 2015’in 28 Şubatı arasında terörle mücadele etmeyi bir kenara bıraktı, ne yazık ki AKP Hükûmetinden dolayı terörle müzakere etti, 28 Şubat 2015’te Dolmabahçe’de gene ne yazık ki mütareke etti, 22 Temmuz 2015’ten beri de Milliyetçi Hareket Partisinin yıllardır söylediği çerçevede olması gerekeni yapıyor yani terörle mücadele ediliyor.

Şu an 548 şehidimiz var, biraz önce Şehitler Derneği Başkanımızdan aldığım veriyi söylüyorum. Geçen cumartesi Afyon Bayat ilçemizde Muammer Arı’yı toprağa verdik. Daha dün onun mevlidi için Bayat’tayken bu sefer Bolvadin’den şehidimizin haberini aldık. Birinin toprağı kurumadan daha öbürünü toprağa veremedik, burada bu müzakereleri yapıyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, teknik gerekçelerine çok uzun uzun dalmak istemiyorum, vicdanlarınıza hitap ediyorum. Bakın, milletimiz, buradaki müzakereleri de, buradan çıkacak sonuçları da yakından takip etmekte. Emin olun, dağ köyündeki Ali amca da, Profesör Doktor Ahmet Bey de herkes bu görüşmeleri takip etmekte. Tarihe karşı sorumluyuz, milletimizin vicdanında yargılanmamak için bu çerçevede tutumumuzun, duruşumuzun net olması lazım. Terörle bağlantılı suç işlemiş hiç kimsenin bu Gazi Meclisin çatısı altında barınamaması lazım ve dokunulmazlıkların kaldırılıp derhâl yüce Türk yargısının önüne gitmesi lazım. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Vicdanlarınıza bırakıyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

MUHARREM VARLI (Adana) – Hani alkışlayanlar! Hani eller! Hani eller!

BAŞKAN - Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir. (MHP sıralarından gürültüler)

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Hem alkışlıyorsunuz hem oy vermiyorsunuz!

BAŞKAN - 5’inci önerge, Sayın Murat Alparslan, Ankara…

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313'e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na eklenen geçici 20’nci maddenin (1)’inci fıkrasında yer alan "ilişkin" ibaresinin "dair" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Murat Alparslan (Ankara)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Efendim, önerge geri çekilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313'e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na eklenen geçici 20’nci maddenin (1)’inci fıkrasında yer alan "ilişkin" ibaresinin "dair" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ali Ercoşkun (Bolu)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Önerge geri çekilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na eklenen geçici 20’nci maddenin birinci fıkrasında yer alan “ilişkin” ibaresinin “dair” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Yılmaz Tunç (Bartın)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Efendim, önerge geri çekilmiştir.

1’inci madde üzerinde önerge işlemleri tamamlanmıştır.

Teklifin 1’inci maddesinin…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun İdris Bey.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – İç Tüzük 60’a göre söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

 

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan söz verdiğiniz için.

Sayın Başkan, konuyla ilgili daha önce sizinle de bir görüşmemiz oldu. Özellikle, birazdan 1’inci maddenin oylamasına gideceğiz. Birinci tur oylaması esnasında İç Tüzük’te belirtilen gizli oylama usullerine hiçbir şekilde riayet edilmediğini, ortaya çıkan görüntüler ve tutanaklar incelendiğinde, çok net olarak bütün Türkiye kamuoyu gördü. Tabii ki bizi bağlayan bu İç Tüzük ve Anayasa’ya uymak zorundayız ve burada gizli oylamayla ilgili usullerin nasıl yerine getirileceği hususları da son derece nettir. Gizli oylamada esas olan şudur: Milletvekilinin herhangi bir baskı altında olmadan kendi vicdanı ve hür iradesiyle oy kullanma zemininin sağlanmasıdır. Dolayısıyla, birinci turda ortaya çıkan o görüntülerden sonra bizim Meclis Başkanlığına 2 teklifimiz olmuştu. Birincisi: “Oy kullanılan kabinlerin arka tarafı Genel Kurula verilmek suretiyle, açık olan kısmı duvara bakmak suretiyle bu oylama yapılabilir.” şeklinde bir teklifimizi size sunduk, ki şu anki kabinlerin yerleşiminden bunun yerine getirilmediğini görüyorum.

İkincisi ise İç Tüzük’te de belirtildiği şekliyle çünkü İç Tüzük’te “Her ilin milletvekilleri zil çalınmak suretiyle oylamaya çağrılır.” deniyor, dolayısıyla, ikinci yöntem de tek tek iller bazındaki milletvekilleri okunur, oyunu kullanan milletvekilleri oturur ve bir başka ile geçilerek oylamanın gizli usuller esasında yapılması sağlanır.

Bizim daha önceden size iletmiş olduğumuz bu taleplerle ilgili ısrarımız devam etmektedir. Meclis Başkanı olarak, hiçbir milletvekilinin en küçük bir baskı altına girmeden, bu oylamayı kendi hür iradesi ve vicdanıyla sağlamasını, bu ortamın tesis edilmesini bir kez daha Halkların Demokratik Partisi olarak talep ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Baluken, bendeniz ve siz bu mevzuda dün bir görüşme de yaptınız, ben de zabıtları inceledim. Meclis başkan vekilimiz gereken hassasiyeti göstermiş, ikaz etmiştir.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ne alakası var! Nerede göstermiş!

BAŞKAN – Zabıtlara bu şekilde geçmiştir ve hassasiyet içinde davrandığını da zabıtlar ortaya koymuştur.

Şimdi, ben şunu söylemek istiyorum: Oylama gizlidir. Bugüne kadar ilk defa bir Anayasa değişikliği oylaması yapılmıyor, usul de bellidir ve ben ne şekilde yapacağımızı arz etmek istiyorum. Komisyon ve Hükûmet sıralarında yer alan kâtip üyelerden Komisyon sırasındaki kâtip üye, Adana’dan başlayarak Denizli’ye kadar -burada sizin isteğiniz yığılma olmamasıydı, aynı isteği tekrar ediyorum- ve Diyarbakır’dan başlayarak İstanbul’a kadar, İstanbul dâhil, Hükûmet sırasındaki kâtip üye ise İzmir’den başlayarak Mardin’e kadar, Mardin dâhil ve Mersin’den başlayarak Zonguldak’a kadar Zonguldak dâhil, adı okunan milletvekiline 1’i beyaz, 1’i yeşil, 1’i de kırmızı olmak üzere 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf verilecek ve pul ve zarf verilen milletvekilini ad defterinde işaretleyecektir.

Milletvekilleri Başkanlık kürsüsünün sağında ve solunda yer alan kabinlerden başka yerde oylarını kullanamayacaklardır.

Vekâleten oy kullanacak bakanlar da yerine oy kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını kullanacaktır.

Bu oylama meselesi gizli olduğu için gereken hassasiyeti göstermesi her milletvekilimizin vicdanen bir borcudur ve bunu ifa edeceğine ben inanıyorum. Bir peşin hükümle hareket etmiyoruz. Tekraren, arkadaşlarımdan gizli oylamanın gerektirdiği şekilde oylarını kullanmasını talep ediyorum, rica ediyorum.

(Milletvekillerinin komisyon sıraları önünde toplanmaları)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Bildiğiniz gibi, pullardan beyaz olanı “kabul”, kırmızı olanı “ret”, yeşil olanı ise “çekimser” oyu ifade etmektedir.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan, bakın, daha okumaya başlamadan yığılmalar başladı.

BAŞKAN – Bitireceğim efendim. (HDP sıralarından gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, daha okuma olmadan milletvekilleri yönlendiler.

BAŞKAN – Bir dakika… Bitireyim.

Oyunu kullanacak sayın üye kâtip üyeden 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad defterine işaretlettikten sonra kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak kullanacağı pulu burada…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, şu anda iller okunmadan milletvekilleri gelmeye başladı.

(Milletvekillerinin komisyon sıraları önünde toplanmaları)

BAŞKAN – Bir dakika… Birikmeyin lütfen… (Gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bir dakika Beyefendi… Sayın milletvekilleri, lütfen dinleyiniz… (HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, şu anda bu yapılan oylama gizli usul oylama değildir.

BAŞKAN - …zarfın içerisine koyacak, diğer 2 pulu ise ıskarta kutusuna atacaktır. Bilahare oy verme yerinden çıkacak olan üye, oy pulunun bulunduğu zarfı Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır. Oylamada adı okunmayan milletvekillerine pul ve zarf verilmeyecektir.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın kâtip üyelerimizden bu hususlara riayet etmelerini, milletvekillerinin de pul ve zarfı aldıktan sonra…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Şu anda ad okunmadan milletvekilleri geçtiler zaten.

BAŞKAN - …adlarının ad defterine işaretlendiğine dikkat etmelerini, kabin içinde milletvekili varken kabin önünde bekleme yapmamalarını…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan, bir salona bakın, salona!

BAŞKAN - …ve gizli oylama ilkelerine riayet etmelerini istirham ediyorum.

Şimdi, gizli oylamayı Adana ilinden başlatıyorum... (HDP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, söz talebim var.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan, bir bakın...

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, kimin ismi okundu şimdi?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Kimi okudunuz, kimi çağırdınız Sayın Başkan?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Yani, sanki ilk kez oylama yapılıyor. Usulü tekrar tartışmaya açıyorlar.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bakın, Sayın Başkan, şu anda siz isimleri okumadan, hangi illerin milletvekillerinin oy kullanacağını söylemeden sayın milletvekilleri kabinlere yöneldiler.

SAİT YÜCE (Isparta) – Dün burada fotoğraf çekiyordun, bir şey dedik mi?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Fotoğraf çekmeyle ilgili hususlar…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – İlk kez mi yapıyoruz bu oylamayı, ilk kez mi yapıyoruz?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – İlk kez yapılıyor evet, bu gizli ve…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Niye bağırıyorsun? Geçeceksin onları!

AHMET YILDIRIM (Muş) – Niye kendinize güvenmiyorsunuz? (Gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sizin yapmanız gereken şey, listelerden tek tek illeri okumak suretiyle milletvekillerini davet etmektir. Şu anda bunun koşulları yok zaten, bunun koşulları…

BAŞKAN – Sayın Baluken, bu okumayı, biliyorsunuz kâtipler yapıyor. Adana’dan başlıyor…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Ama kâtip üyeler henüz okuma yapmadan başladı.

BAŞKAN – Nerelerden başladığını da söyledim. Dolayısıyla, sıraya göre olacaktır ve tek tek girilecektir.

METİN KÜLÜNG (İstanbul) – Ya, Sayın Başkanım, ilk defa mı oylama yapıyoruz? İlk defa mı kabine giriyoruz?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bu hassasiyeti göstereceklerine ben inanıyorum...

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hayır, hayır, okuma yapılmadan…

BAŞKAN – …siz de lütfen inanın.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Kâtip üye okudu mu şu anda? Şu anda kâtip üye okudu mu illeri? Kâtip üye henüz okumadan bu yığılmanın sebebi nedir Sayın Başkan?

BAŞKAN – İkazları yaptım efendim, tekrar edeceğim.

1’inci maddenin gizli oylamasına Adana ilinden başlıyoruz.

(Oyların toplanmasına başlandı)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bu yaptığınız işlem usulsüzdür, gizli oylamanın usullerine uygun değildir. Dolayısıyla, siz milletvekillerinin iradesinin sağlıklı bir şekilde gizli oylamayla bu sandığa yansıtılmasını sağlamamış olacaksınız, hukuka aykırı davranmış olacaksınız. O nedenle, lütfen, milletvekillerini yerine davet edip, tek tek iller bazında isimleri okutup o şekilde oylamayı sağlayın.

BAŞKAN – Efendim, gizli oylama hakkında İç Tüzük’te teamüller de var, ona uygun yapıyoruz. Herhangi bir yanlışlık yoktur, aykırılık yoktur.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Şu anda başladı. Şu anda, illeri okumadan oylama başladı.

BAŞKAN – Ben hassasiyeti tekrar arkadaşlarımdan rica edeceğim. Başka, bunun dışında bir şey yapamayız.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hayır.

BAŞKAN – Lütfen, siz…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Bakın, milletvekillerinin isimleri okunmadan oylamaya başladık.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan, bu arkadaşlar ne bekliyor orada? Bu arkadaşlar neyi bekliyor?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, şu anda okunmadı, kâtip üye okumadı.

(Milletvekillerinin komisyon sıraları önünde toplanmaları)

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Neyi bekliyorsunuz, niye bekliyorsunuz?

BAŞKAN – Efendim, gereken ikazları yapıyorum tekrar.

İDRİS BALUKEN (Gaziantep) – Sayın Başkan, kâtip üye okumadan oylama yapılıyor. (Gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen, burada rey verirken kabine girenlerin perdeyi kapatarak içeride rey vermelerini rica ediyorum.

Teşekkür ederim.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Komiserler neyi bekliyor?

BAŞKAN – Efendim, kabine girerek reyinizi ona göre vermenizi istiyorum.

Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Kâtip üye okumadan oylama yapılıyor.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Bakın, burada 3 kişi bekliyor. Orada bekliyorlar, sadece kontrol amaçlı bekliyorlar, kontrol amaçlı.

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir dakika…

Değerli milletvekilleri, lütfen, sıraya girelim, burada birikintiye sebep vermeyelim.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, şu anda ismi okunmayan iller oy kullanıyor.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan, orada 3 Hükûmet komiseri var.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Zaten oylanıyor, neden korkuyorsunuz? Mahkemeniz var, adliyeniz var, polisiniz var, zaten oy vereceksiniz. Yangından mal mı kaçırıyorsunuz, bu neyin korkusu?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Bu nasıl oy kullanma, bu nasıl hukuk! İç Tüzük ihlal ediliyor, Anayasa şu anda ihlal ediliyor.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – 3 kişi sabit bekliyor bakın, 3 kişi sabit bekliyor.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Korkmayın, cesur olun biraz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Daha illeri okunmayan milletvekilleri oy kullanıyor.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Orada üç kişi niye sabit bekliyor, bunun açıklamasını istiyoruz.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Bu oylama geçersizdir.

Sayın Başkan, şu anda yaptığınız Anayasa’ya aykırı; iç hukuka, İç Tüzük’e aykırı hareket ediyorsunuz.

BAŞKAN – Kürsü önünü boşaltalım.

Sayın Bakan…

İdare amirlerimiz, kürsü önünü boşalttıralım, birikintiye meydan vermeyelim ve değerli milletvekilleri, oy verirken lütfen, kulübeye girerek verelim.

Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sıralardaki yığılmaları önlerseniz…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Niye bekliyorlar Sayın Başkan, kabinlerin önünde?

BAŞKAN – Efendim, kabine girmeden rey kullanmayınız ve birikintiye meydan vermeyelim, hassasiyetlere riayet edelim.

Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Orada üç kişi sürekli bekliyor.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, kürsü önünü lütfen boşaltalım ve yığıntıya sebep vermeyelim.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Parlamentoda böyle bir oylama söz konusu olamaz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Orada 3 kişi bekliyor sürekli, hiç değişmiyorlar.

BAŞKAN – Bir diğer husus, oylama gizli olduğu için sayın üyelerimizin, milletvekillerimizin kabine girerek reylerini kullanmalarını tekrar rica ediyorum. Kabine girmek ve birikim meydana getirmemek hususunda hassasiyetinizi rica ederim.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan parti komiserleri burada bekliyor ve milletvekillerinin oylarına müdahale ediyorlar. Lütfen, siz de Anayasa’ya aykırı olan bu oylamayı durdurun.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Kimden korkuyorsunuz siz ya!

AYHAN BİLGEN (Kars) – Oy kullananların uzaklaşmasıyla ilgili talimatınızı söylesenize Başkanım.

(Oyların toplanmasına devam edildi)

Orhan Deligöz…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Başkan, bu oylamayı durdurmanız gerekiyor. Gizli oylama diye bir şey yok.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Orada 3 kişi sabit bekliyor.  Ayıptır bu ya! Orada 3 kişi değişmeden bekliyor. Neyi bekliyorlar?

 (Oyların toplanmasına devam edildi)

Ali İhsan Yavuz…

(Başkanlık Kürsüsü önünde toplanmalar)

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Başkan, bu oylama olmaz ki! Bu şekilde olmaz Başkan. O zaman müdahale edin. Başkan, lütfen müdahale edin, bu şekilde oylama mı olur? Herkes yerine geçsin.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, bir yığıntıya meydan vermemek bir; iki, kulübelere girerek reyinizi kullanma noktasında hassasiyetinizi rica ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

(Oyların toplanmasına devam edildi)

Bülent Yener Bektaşoğlu…

(Komisyon sıraları önünde itişmeler, gürültüler)

BAŞKAN – Efendim, oyunu kullananların kürsü önünü boşaltmalarını ve kutuların önündeki yığılmanın sona erdirilmesini tekrar rica ediyorum.

(“Başkan açık oy kullanıyorlar.” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Açık oy değil, gizli oy tabii ve kulübeye girmeksizin lütfen oy kullanmayınız.

(Oyların toplanmasına devam edildi)

Mehmet Ali Pulcu…

(Oyların toplanmasına devam edildi)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, yığıntı olmaksızın, yığılmaksızın tek tek kullanalım ve kulübeden reylerimizi verelim.

Teşekkür ediyorum.

(Oyların toplanmasına devam edildi)

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara) – Sayın Başkan, komisyon sırasının önünde…

BAŞKAN – Efendim, tek tek kapalı hücreye girelim, reyimizi kullanalım; bir.

İki: Lütfen şu öndeki yığıntıyı önleyelim ve herkesin kendi vicdanına uygun reyini kullanma noktasında herhangi bir müdahalede bulunmayalım.

Teşekkür ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bu oylamalar böyle yapılagelir, bilirim ben. Bir sürü oylama gördük, hep ikazı yaparız, gene o ikazı yapıyorum ve herkesin kendi vicdanına göre hareket noktasında elinden geleni yapmasını rica ediyorum.

Tekrar teşekkür ederim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Başkanım, ben şimdi oy kullanacağım, onlar orada durduğu sürece oy kullanmam; açık söylüyorum. Bakın o arkadaşların hiçbirinin orada görevi yok.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sizin arkadaş, Ali Bey duruyor orada.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hepsinin, hepsinin… Boşaltsınlar orayı Başkanım. Ben niye mecbur muyum onlarla beraber oy kullanmaya ya?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Özel kullan, özel.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, orada ne işi var o arkadaşların? Ne işi var ya? Bakın, bakın arkadaşlara, bakın lütfen.

HİŞYAR ÖZSOY (Bingöl) – Orada komisyon masasının başını tutmuşlar Sayın Başkan, biri orada, biri orada elimizin içine bakıyorlar ya!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Boşaltsınlar orayı. (“CHP’liler durmuş işte ya!”sesi) Onlar da çıksın, onlar da çıksın, bizimkiler de.

HİŞYAR ÖZSOY (Bingöl) – Siz oradasınız diye geliyoruz ya.

BAŞKAN – Rahat bırakalım, lütfen rahat bırakalım. Müdahil olmayalım.

(Oyların toplanmasına devam edildi)

BAŞKAN – Kâtip arkadaşlarım  da reylerini kullanmalarını rica ediyorum.

Oyunu kullanmayan sayın üyelerimizin oylarını kullanmalarını rica ederim. Oy verme işlemini tamamlayacağız

Kâtip üyeler lütfen.

(Oyların toplanmasına devam edildi)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Oy verme işlemi tamamlanmıştır. Lütfen kupaları kaldırınız.

(Oyların ayrımı yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifinin…

KÂTİP ÜYE ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Başkanım, şerhi de okumanızı rica edeceğim.

BAŞKAN – …1’inci maddesinin gizli oylama sonucunu açıklıyorum:

 

“Oy sayısı

:

531

 

 

Kabul

:

373

 

 

Ret

:

138

 

 

Çekimser                         :    8

 

Boş                                    :    9

 

Geçersiz                            :    3

 

Kâtip Üye

Sema Kırcı

Balıkesir

Kâtip Üye

Elif Doğan Türkmen

Adana”

BAŞKAN – Oylamanın sayımını yapan sayın üyeler tarafından oylama hakkında herhangi bir itiraz yoktur. Bu, sizin şerhiniz.

KÂTİP ÜYE ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Şerhimizi de okuyalım Başkanım.

BAŞKAN – Madde kabul edilmiştir.

KÂTİP ÜYE ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Başkanım, benim şerhimi de okursak tutanağa geçmesi anlamında.

BAŞKAN – Bu zaten tutanağa girecek.

KÂTİP ÜYE ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Yani okursak…

BAŞKAN – Sizin, oylamadaki oy kullanma hususundaki itirazınız bunda var, bu da tutanağa geçecek zaten.

KÂTİP ÜYE ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Tamam, tutanağa geçsin. Sesli olarak okuyalım Başkanım.

BAŞKAN – Evet, böylece, teklifin 1’inci maddesi kabul edilmiştir.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) -  Sayın Başkan…

2’nci maddeyi okutuyorum, buyurun efendim, okuyun lütfen:

KÂTİP ÜYE ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Başkanım, sesli olarak okursak bu şerhi…

LEVENT GÖK (Ankara) – Şerhi de okuyun  Sayın Başkan.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) -  Sayın Başkan…

MADDE 2 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoylamasına sunulması halinde oylanır.

LEVENT GÖK (Ankara) -  Bir saniye arkadaşlar…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, söz talebimiz var.

BAŞKAN – Sayın Baluken, buyurun.

 

 

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, biraz önce, 1’inci maddeyle ilgili oylama yapılırken hem oylama öncesinde, İç Tüzük’te belirtilen hususları size hatırlattık hem de henüz oylamaya geçmeden önce milletvekillerinin kabin önünde yığılması suretiyle oylamayı gizli oylama olmaktan çıkardığı hususunu tarafınıza ilettik. Ancak bütün bu uyarılarımıza rağmen Meclis Başkanı olarak ya da Başkanlık Divanı olarak sizler oylamanın gizli oylama usulüne göre yapılmasını sağlayamadınız.

Dolayısıyla, burada Genel Kurulla ilgili çalışma usullerine sizi davet etme adına usul tartışması talep ediyorum 63’üncü maddeye göre, İç Tüzük 62’e göre usul tartışması açmayı talep ediyoruz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Lehte.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, şerhli bir şekilde açıklayın onu.

BAŞKAN – Sayın Baluken, itirazlarınızı yaptınız, zapta geçti. Herhâlde konuşacağınız hususlar bunlar olsa gerek.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Hayır, usul tartışması talep ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Talep ediyorsunuz?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Evet.

BAŞKAN – Pekala.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Yani tutumunuzla ilgili, oylamayı yönetme şeklinizle ilgili usul tartışması açacağım.

BAŞKAN – Peki, ikişer dakika söz vereceğim söz isteyen sayın grup başkan vekillerine.

Lehte mi aleyhte mi?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Aleyhte tabii ki.

BAŞKAN – Aleyhte tabii ki.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Doğal olarak.

BAŞKAN – Peki efendim, doğal olarak.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Allah korusun. Sizin lehinizde olmaktansa…

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

 

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, ben bu geçici anayasa teklifiyle ilgili, darbe teklifiyle ilgili esasa dair hiçbir şey söylemeyeceğim, zaten görüşlerimizi dile getirdik.

Ancak Meclis Başkanlığından tek bir talebimiz var, İç Tüzük’te gizli oylamanın nasıl yapılacağı, hangi kurallara riayet edileceği çok net ifade edilmiş; 147, 148 ve 149’uncu maddelerde bir oylamanın gizli oylama olarak sayılması için milletvekillerinin özgür iradesi ve hür vicdanlarıyla oy kullanmasının koşullarının sağlanması gerektiği belirtilmiş. Biz özellikle ilk gün de meclis başkan vekilinin bu konuda gerekli hassasiyeti göstermediğini ya da gerekli uyarıları yapmış olsa bile o ortamı sağlamadığını Meclis Başkanına ifade ettik. Dün de kendisiyle görüştük, bugün de oylama öncesinde bu yönde itirazlarımızı ve mutlaka gizli oylama koşullarının sağlanması gerektiğini söyledik. Bunun nasıl olacağı da İç Tüzük’te çok net. Yani iller bazında milletvekillerinin isimleri okunur, milletvekilleri oylarını kullanır, zil çalmak suretiyle de yeniden başka illerin milletvekilleri çağırılır. Ancak bu uyarılarımıza rağmen Meclis Başkanı henüz il isimleri okunmadan, milletvekillerinin isimleri okunmadan AKP’li vekillerin kabin önünde yapmış olduğu yığılmaya yönelik tek bir yaptırım gücü ya da tek bir oylamanın sağlıklı yürütülmesini sağlayacak uygulama ortaya koymamıştır. Dolayısıyla, yapılan oylama gizli oylama değildir, açık bir oylamadır, Meclis Başkanı da bu yönüyle İç Tüzük’ü ihlal etmiştir. Usulüne göre yapın, isterseniz HDP vekilleri dışında kalan bütün oylarla bu yasayı geçirin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) - Buna dair hiçbir itirazımız yok ama usulle ilgili İç Tüzük’te belirtilen hususları yerine getirmek zorundasınız diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

Lehte Sayın Hakan Çavuşoğlu…

Buyurun efendim.

İki dakika…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlarım.

Bu noktadaki gizli oylamaya ilişkin yapılan itirazların hakkaniyete ve hukuka uygun olmadığını öncelikle belirtmek isterim. Zira, İç Tüzük’ün 147’nci maddesinde gizli oylamanın ne şekilde yapılacağı açık, sarih bir şekilde ifade edilmiştir. Baktığımız zaman geçen oylamada gizli oylamaya ilişkin 147’nci maddede yapılan açıklamaya aksi herhangi bir durum mevzu bahis değildir, kaldı ki sayın milletvekilleri, bu konuda geçmişte Meclisimizde de bir tartışma yaşanmıştır. Yaşanan bu tartışma 6/7/1995 tarihli 135’inci Birleşimde Doğru Yol Partisi milletvekillerinin kullandıkları oyun rengini açıkça göstermeleri Genel Kurulda itirazlara yol açmış. Burada zaten gizli oylama yapılıyor, orada milletvekilleri açık bir şekilde kullanmış oldukları oyu gösteriyorlar… 

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Ya ayıp, ayıp!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Neticede Manisa Milletvekili olan Ekrem Pakdemirli bu duruma bir itirazda bulunuyor ve oylamanın tekrar edilmesi gerektiğini ileri sürüyor. Yapılan usul tartışması sonucunda o gün sizin de yakından tanıdığınız Kamer Genç bir açıklamada bulunuyor ve diyor ki: “Sayın milletvekilleri, gizli oylama esastır ancak milletvekilleri istedikleri tarzda oy kullanıyorlarsa bu onların bileceği bir iştir.” diyor. Dolayısıyla, burada milletvekilleri için getirilmiş bir güvenceyi, milletvekilleri isterse kullanır istemezse kullanmaz. Kaldı ki “Burada yapılan oylamada gizli oylamaya halel getirecek bir durum da söz konusu değildir.” diyorum, Başkanın tutumunun lehinde olduğumu ifade ediyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Efendim, aleyhte ikinci söz Sayın Murat Emir. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun efendim, müddetiniz iki dakikadır.

MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii bir önceki hatibi dinleyince şaşırmamak mümkün değil. Bizim burada referansımız Anayasa, İç Tüzük ve yasalar olmalıdır. Elbette ki Meclis içtihatları değerlidir. Ancak, bir milletvekilinin ifadesi burada bizim için elbette yol gösterici olamaz. İç Tüzük’ümüz açıktır, Anayasa’mız açıktır. Bakınız, gizli oy ilkesi, seçmenin seçme hakkını hiçbir etki ya da baskı altında kalmaksızın özgür iradesiyle kullanmasını sağlamak amacıyla kabul edilmiştir. Gizli oyun amacı seçmeni oy verirken her türlü çevre etkisinden uzaklaştırmaktır. Burada, bunu sağlamakla görevli olan, başta Sayın Başkan ve diğer ilgililer buna hiçbir şekilde riayet etmemektedir ve bu açık bir biçimde usulsüzlüktür. Burada gizli oy ilkesi alenen çiğnenmektedir ve ilgili kişinin dışarıda oy kullanması kendi tercihi asla olamaz. Gizli oy ilkesi, Meclis çatısı altında da aynı şekilde işlemelidir, dışarıdaki normal genel seçimlerde de aynı şekilde işlemelidir. Genel seçimde bir kişi, bir vatandaşımız nasıl aleni ortamda açıkça oyunu kullanamayacaksa aynı şekilde Anayasa’mız ve İç Tüzük’ümüz doğrultusunda burada da kullanamaması gerekir. Ve burada görevli olan, yetkili olan, Anayasa’yı burada çiğnetmemek üzerine yetkili olan kişiler de bu konuda üstlerine düşeni hiçbir şekilde yerine getirmiyorlar. Ama tabii biz sizin Anayasa’yı, yasaları, İç Tüzük’ü, mevzuatı işinize gelmediği zaman ilga ettiğinizi, görmezden geldiğinizi ve bunu itiraf etmekten de hiçbir zaman çekinmediğinizi her defasında görüyoruz ve bundan da milletimiz adına büyük bir utanç duyuyoruz.

Takdirlerinize sunuyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

Lehte ikinci söz, Sayın Yılmaz Tunç.

Buyurun Beyefendi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; usul tartışması üzerine söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Bugün tarihî bir oylamayı Genel Kurulda hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili Anayasa değişikliği, Anayasa'ya geçici madde eklenmesiyle alakalı değişiklik teklifinin ikinci turunu görüşüyoruz. Tabii, bu görüşmeler sırasında çeşitli usul tartışmalarıyla da karşı karşıya kalıyoruz. Bu usul tartışmalarından bir tanesi de oylamanın gizliliğinin ihlal edildiğine yönelik itirazlardı ama şöyle bir baktığımızda, bu itirazın geçerli olmadığını hem Anayasa'mız hem İç Tüzük’ümüz bakımından söylemek mümkün. Meclis Başkanımızın tutumu yerinde. Anayasa'mızın amir hükümleri, gizli oylamanın nasıl yapılacağına ilişkin İç Tüzük'e atıfta bulunuyor. Meclis İçtüzüğü’müzün 175’inci maddesi Anayasa'nın değiştirilmesi usullerini belirliyor. Yine, gizli oylamanın ne şekilde yapılacağının da İç Tüzük madde 147 ve 148’de nasıl düzenlendiğini görüyoruz. İç Tüzük 148 “Milletvekillerine, beyaz, yeşil ve kırmızı renkte üç yuvarlak birden verilir. Bunlardan oy olarak kullanılacak yuvarlak, bunun için gösterilen kutuya atılır. Diğer iki yuvarlak ayrıca belirtilen yere bırakılır.” diyor. Yani, burada uygulamaya baktığımız zaman, milletvekillerimizin İç Tüzük'e uygun oylama yaptıklarını görüyoruz. Bu nedenle, Meclis Başkanımızın tutumunun yerinde olduğunu belirtmek istiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

Sayın milletvekilleri, gizli oylama Anayasa, İç Tüzük ve teamüllere uygun olarak yapılmıştır. Buna ait itirazı olanların zaten itirazları zapta geçmiş bulunuyor.

Bilgilerinize sunuyorum.

1.-  Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu ve Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Tokat Milletvekili Coşkun Çakır ile 310 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1028) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 313 ve 313’e 1’inci Ek) (Devam)

BAŞKAN – 2’nci maddeyi tekrar okutuyorum:

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoylamasına sunulması halinde oylanır.

BAŞKAN – Madde üzerinde yedi önerge vardır, okutuyorum:

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde yer alan “Kanun” ibaresinin “Kanun hükümleri” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                    Yılmaz Tunç

                                                                                                                                         Bartın

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde yer alan “Kanun” ibaresinin “Kanun hükümleri” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                    Ramazan Can

                                                                                                                                       Kırıkkale

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde yer alan “Kanun” ibaresinin “Kanun hükümleri” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                 Burhan Kayatürk

                                                                                                                                           Van

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde yer alan “Kanun” ibaresinin “Kanun hükümleri” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                  Murat Alparslan

                                                                                                                                        Ankara

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesindeki “halk oylamasına sunulması halinde oylanır” ibaresinin madde metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Ayhan Bilgen                                                                                      Filiz Kerestecioğlu Demir

                        Kars                                                                                                         İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 2-

“Bu Kanun TBMM Genel Kurulu’nda veya Halk Oylaması neticesinde yeter oyu alması sonrasında Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer”

    Sibel Yiğitalp                                                                                               Celal Doğan

       Diyarbakır                                                                                                    İstanbul

BAŞKAN – Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Buyurun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin Anayasa’ya aykırı olması sebebiyle tekliften çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

              Meral Danış Beştaş                                                                                         Çağlar Demirel

                       Adana                                                                                                      Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu efendim?

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Muhterem Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Demirel, konuşacak mısınız, yoksa…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Evet.

BAŞKAN - Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Müddetiniz beş dakikadır.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Rica ederim.

ÇAĞLAR DEMİREL (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “dokunulmazlık” adı altında, Türkiye demokrasisine karşı darbe şeklinde  gelişen söz konusu bu Anayasa değişikliği teklifi bizler açısından ülkeyi karanlık bir geleceğe doğru sürüklemektedir. Aslında bunun -sadece HDP değil- tüm Parlamentonun ve Türkiye toplumunun bir karanlık lekesi olarak tarihe geçeceğini bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Bu ülkenin tarihinden ders çıkarmak gerektiğini bir kez daha söyleyelim. Tarihte neler vardı? Adnan Menderes’i her zaman burada ifade ettik ve yaşananların hiçbir tutarlı yanının olmadığını hep birlikte söyledik. Yine aynı şekilde, Deniz Gezmiş’e ve arkadaşlarına ilişkin idam kararının burada verilmesine dair -bugün de gündeme geldi- tarihe dönüp baktığımızda, tarihte bir kara leke olarak gördük ve onu onaylayanları sürekli lanetledik. Yine, Merve Kavakcı’ya Parlamentoda yapılanları ve alınan kararı her zaman kınadık, kabul etmedik, etmeyeceğimizi ifade ettik. Yine, buradan DEP’li milletvekillerimizin alınmış olan kararla yaka paça çıkarıldığını hep birlikte tarih önünde gördük, kabul etmedik ve etmeyeceğimizi ifade ettik.

Yine, bugün, 2016 Türkiyesi’nde Parlamentoda halkın iradesiyle seçilmiş milletvekillerine yönelik bu darbe anlayışının, Cumhurbaşkanının isteği, talimatı ve emriyle gerçekleştirilmek istenen bu sürecin tarih karşısında, toplum karşısında hesabını ağır ödeyeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum. Buna “evet” diyenler topluma ve halkların iradesine karşı bir tutum sergilemiş olacaklardır. Bu, Türkiye’yi kaosa ve karanlığa sürüklemek olacaktır. Buna “evet” demek, aynı zamanda demokrasiye “hayır” demek olacaktır, darbe zihniyetini kabul etmek olacaktır. O yüzden bizler, özgürlükleri ve demokrasiyi savunanlar olarak, bu sürecin belki bugün bizim için ele alındığını ifade ediyoruz ama yarın bu süreçten siz de nasibinizi alacaksınız. Tarih bize bunu gösterecektir. Tarih, bir günde bir Başbakana nasıl el çektirildiğini gösterdiyse sizlerin de bu süreçten nasibinizi alacağınız ortaya çıkacaktır.

Yine, özelde HDP milletvekillerinin ve HDP’den seçilmiş kadın milletvekillerinin iradesini görmezden gelmek ve temsiliyet açısından toplumun yarısını oluşturan kadınları temsil eden bir kadın grubunun oluşmasını sağlayan HDP Grubumuzun tasfiye edilmesi demektir. Bu, kadınların iradesini görmezden gelen bir anlayışı kabul etmediğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Bir toplumda kadınlar özgür değilse o toplumun özgür olmayacağını bir kez daha buradan sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Yine, vicdanlarınıza seslenerek herkesin kendi özgür iradesiyle bir oy kullanmadığını biliyoruz. Vicdanlarınızı dinlemediğinizi, sadece almış olduğunuz saray talimatıyla bu süreci ele aldığınızı ve Anayasa’ya aykırı, hukuka aykırı, İç Tüzük’e aykırı, evrensel hukuka aykırı olan bu Anayasa değişikliğine “evet” dediğiniz zaman, aslında, sizin de bu süreçte önümüzdeki tarih açısından yaşayacaklarınızı bir kez daha Türkiye toplumu buradan görecektir. HDP Türkiye toplumunu temsil ederken burada grubumuz adına farklı inançları, farklı kültürleri, farklı bakış açısını ve düşünceleri temsil eden Türkiye toplumuna bir darbe sürecini geliştirmiş olacaksınız. Bizler hiçbir şeyden korkmadığımızı defalarca ifade ettik ama tarih karşısında başımız dik, onurlu ve direnişçi mücadelemizi bir kez daha tüm Türkiye toplumuna göstereceğiz. Ama tarih konusunda, tarih açısından baktığımızda, toplum açısından baktığımızda, bu, hukuka aykırı olan darbe Anayasa değişikliğine burada “evet” diyenler, tarih önünde boyunları ve başları eğik olarak, yüzleri de karanlıklara gömülmüş bir şekilde, yüzlerini, gözlerini hiçbir zaman topluma rahat olarak göstermeyeceklerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Devamla) - Bu yüzden, geçmişi nasıl değerlendirsek bugünü de böyle değerlendiriyoruz ve bu darbe Anayasası değişikliğine hayır diyeceğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Efendim, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313 ve 313’e 1’inci Ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Celal Doğan (İstanbul) ve arkadaşları

MADDE 2-

“Bu Kanun TBMM Genel Kurulu’nda veya Halk Oylaması neticesinde yeter oyu olması sonrasında Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.”

BAŞKAN – Komisyon?

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Celal Doğan, buyurun efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

Müddetiniz beş dakikadır.

CELAL DOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifiyle ilgili verilen önerge üzerine söyleyecek laf da pek bulamıyorum. O kadar çok şey söylendi ki söylenen hiçbir lafın, muhalefetten gelen hiçbir kelimenin Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunda en ufak bir reaksiyon, en ufak bir ilgi, en ufak etkisini de duymadım, görmedim. Bu nedenle, suya yazı yazmış gibi, kayaya ekin ekilmiş gibi söz alıp gidiyoruz. Şu anda yapılan teklifte, daha doğrusu değişiklikte, yapılan oylamayı seyrediyorum, inanarak söylüyorum, bilerek de söylüyorum, içtenlikle, samimi olarak söylüyorum, bir ilçe kongresindeki ciddiyet yasalar açısından bundan çok daha fazla. Koca Meclisin Anayasa tadiliyle ilgili oylamayı ilçe kongresi seçimindeki ciddiyetten uzak seviyede yapıyorsunuz, yapıyoruz daha doğrusu. Bir arkadaşıma “Niçin açık oy kullanıyorsun?” dediğimde, aynen cümle şu: “Oy benim değil mi?” Milletvekilliği noktasına gelmiş insanın oyunun idrakinde olmaması apayrı bir acı.

Başka bir anekdotla aslında biraz getirmek istiyorum işi. Buradaki yapılan değişikliği Adalet ve Kalkınma Partisinin ne geçmişine ne ruhuna ne çıkış yoluna hiç uygun görmedim. Yıllardır birlikte bağırıyorsunuz, hep birlikte bağırıyoruz. Bir faşist anayasanın, bir faşist generalin yapmış olduğu Anayasa’yı tadil etmek için yırtınıp duruyoruz. O Anayasa bile 3 tane noktada dokunulmazlıkları kaldırılacak milletvekillilerinin savunma hakkına açıkça cevaz veren ve o konuda, savunmasını yapması konusunda dercedilen bir metin hâlinde. Komisyondaki, hazırlık komisyonundaki savunmayı alıyorsunuz, Karma Komisyondaki savunmayı alıyorsunuz, milletvekilinin Parlamento karşısındaki savunmasını alıyorsunuz ve bu arkadaşlarımızı… Sayın Cumhurbaşkanının tabiriyle söylüyorum: “Belediye başkanıyken bize komiser gönderiyorlardı, polis gönderiyorlardı. Seçilmişleri, üç aylık, beş aylık savcıların veya bir başka gücün emrine amade edecek şekilde rencide ediyorlardı.” diyordu. Seçilmişe verdiği itibarın o günkü anlayışından bugün milletvekillerini toptan, yarın hangi mahkemeye gideceği konusunda şüpheler taşıyan…

“Şüphe”den de kastım şu: En az 70-80 tane soruşturması olan arkadaşlarımız olacak. Hangi gün bu arkadaşlar Meclise gelebilecekler? Ve bir de yargının geldiği noktaya bakın, yargıya güvensizliğin sıfır noktasında olduğu bir Türkiye'de yaşıyoruz, sıfıra inmiş bir güven. Zaten geçmişi siyasi davalarda sabıkalı olan bir adliyenin önüne arkadaşları gönderiyorsunuz. Paralelciye mi gidecek? Yandaşa mı gidecek? Objektif hâkime mi gidecek? İnsanların yargılanacağı bir ortamda Türkiye'de verilen kararın adil olduğunu söyleyebilir misiniz?

Sayın Bahçeli’nin hatırlamış olması gerekir, 12 Eylül rejiminde Türkiye’de Türkeş ve arkadaşları hapisteydi, savunmalarının özü şuna dayanıyordu, diyorlardı ki: “Düşüncemiz iktidarda ama biz hapishanedeyiz.” Bu nedenle, adaletin konjonktürel olarak karar verdiği bir ülkede adaleti arayamazsınız. Altını çizerek söylüyorum: Bir kimse adaletten kaçıyorsa namerttir, bir insan hesap vermekten kaçıyorsa adam değildir; Halkların Demokratik Partisinin hiçbir mensubunun yargıdan kaçtığı yok ama getirdiğiniz teklifler geçmişte yaptığınız bütün işler gibi; Cumhurbaşkanını halkın seçmesi gibi, dış politika gibi, ana sorun Kürt sorunu gibi tümünü arapsaçına çevirecek şekilde getiriyorsunuz, sonuçlarını hesap etmiyorsunuz, sonra bataklığa saplanıyoruz, hep birlikte içinden çıkmaya çalışıyoruz.

Özü şu arkadaşlar: Biz Halkların Demokratik Partisi olarak her ferdin hesap vermesini açıkça istiyoruz. Hani siz “yeni Türkiye”, “ileri demokrasi” diyordunuz, geçmişte muhalefetin yaptıklarına bakınız, milletvekillerinin yargılanmasını Yargıtaya tevdi etmek istiyorlardı, şimdi, siz en azından, Kenan Evren Anayasası’ndan geriye düşmüş bir siyasi parti hâline geliyorsunuz. Bunun özü şuna dayanıyor: Aylardır konuşuyoruz, bitirme şansım da olmayacak galiba, vakit de kalmadı; bir başkanlık meselesini konuşuyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CELAL DOĞAN (Devamla) - …kardeşim, ne getirdiğiniz belli değil. Bir gün diyorsunuz ki: “Meksika sistemi…”

Başkanım, bir dakika verir misiniz?

…bir gün diyorsunuz ki “partili Cumhurbaşkanı”, bir gün diyorsunuz ki “parlamenter, demokratik yarı başkanlık sistemi”; Allah aşkına…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Hepsi birbirinin tamamlayıcısı.

BAŞKAN – Sayın Doğan…

CELAL DOĞAN (Devamla) – Buyurun efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum efendim.

CELAL DOĞAN (Devamla) – Bitiriyorum efendim.

…ülkenin kamuoyunu aylardır ve yıllardır… Ne istediğiniz konusunda lütfen bize getirin adam gibi onu tartışalım çünkü hepimiz konuyu Cumhurbaşkanının konumu üzerinden tartışıyoruz, konumuna kitap arıyoruz. Bunun doğru olduğuna inanmıyorum.

Güzel Meclisi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313 ve 313’e 1’inci Ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesindeki “halk oylamasına sunulması halinde oylanır” ibaresinin madde metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

Filiz Kerestecioğlu Demir (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Önergeye katılıyor musunuz?

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VOLKAN BOZKIR (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, önerge hakkında Sayın Kerestecioğlu.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Beş dakika süreniz var.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şeffaf bir oylama ve gerçekten, aslında bu Meclis usulüne yakışan bir oylama yaşamadık. Az önce elime vurularak telefonumun yere düşmesine bile tanık olduk bu Mecliste ve bir şiddeti görüntülemek isterken.

Evet, ben şiddetin her türlüsüne karşıyım, şiddetin her türlüsüne karşı olarak hayatım boyunca mücadele ettim ve bu Meclise de şiddete karşı bir feminist kadın olarak geldim.

Cumhuriyet tarihinden bugüne, ilk defa Türkiye'de, Mecliste, 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde, bu kadar çok sayıda kadın milletvekilinin olduğu bir Meclis grubuna ulaştık. Bu, HDP’li milletvekillerimiz, partimiz sayesinde oldu, onun eşitlikçi yaklaşımı sayesinde oldu.

Süregiden erkek egemen Meclis yapısına karşı sürekli söz almaya gayret ederek ve zaten bu da hiç engellenmeyerek söz aldık ve bu yapıyı değiştirmek, dönüştürmek için de mücadele ettik. Buna, samimiyetle, gerçekten, aslında kadın milletvekillerini de davet ettik ve bunu gönülden yaptık.

Aynı şekilde, sokakta mücadele eden, kadın cinayetlerine karşı çıkan, utanç verici çocuk istismarlarına karşı çıkan, haksız tahrik, iyi hâl indirimlerine karşı çıkan, bunun için mücadele eden kadınlarla birlikte, Mecliste, onların sesi olmaya gayret ettik ve bunun için mücadele ettik. IŞİD’in kadın pazarlarına karşı mücadele eden, buna karşı duran kadınlar olarak Mecliste yer aldık. Ülkenin tamamını bir karabasana sokan ve süregiden otuz kırk yıldır, hiçbir şekilde, aslında, o savaşçı çözümlerle savaşa karşı çözüm bulunamamış olmasına karşı barışı savunmak için Mecliste yer aldık ve bunun mücadelesini de yine dışarıda veren…

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Terörle mi barışı savunuyorsunuz?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Evet, böyle savunuyoruz barışı.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bu son cümlen bütün cümlelerini yok etti işte.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Biz çünkü, dediğim gibi, şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzu defalarca ifade ettik.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – PKK şiddetine de, değil mi?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Ama siz -her kanalda- 7 Haziran öncesinde tek bir televizyon kanalına çıkmazken, bizim karşımızda durup konuşmazken, şimdi kanal kanal dolaşırken bizim sesimizi duyurabildiğimiz tek bir yer yok. Biz bunu ancak bu kürsüden, Meclis kürsüsünden ifade ediyoruz ve defalarca ifade ettik, şiddetin her türlüsüne karşıyız dedik. Ama, bugün, maalesef, yaratılan bir sanal gündemle darbe girişimlerine sizler “evet” diyorsunuz. Tarihe bununla geçeceksiniz. Geçin, önemli değil, herkes kendi kararlarıyla tarihe geçer. Sizler de bu kararınızla tarihe geçeceksiniz. Bizler ise evet, o sokaktaki mücadelenin yanında yer alan, onların sözünü ileten kadınlar olarak tarihe geçeceğiz. Bizim dokunulmazlığımızın kalkması önemli değil. Zannediyor musunuz ki bizim dokunulmazlığımız kalktığı zaman sokaktaki kadınlar bu mücadeleyi sürdürmeyecekler ya da biz onlarla beraber bu mücadeleyi sürdürmeyeceğiz? Hayır, size hiçbir zaman bunlar için izin verilmeyecek. Daha geçen gün getirdiğiniz o eski TCK maddelerini, kadınları tecavüzcüleriyle evlendirmeye kalkan, o yoksul olan kadınların nafakalarına süre kısıtı getirmeye çalışan maddeleri kadınlar size getirtmeyecekler, bunu kazanamayacaksınız. Ama, bugün başka sıralarda oturan milletvekillerine de sesleniyorum, kadın milletvekillerine: Sizler de tarihe bu şekilde, kadın mücadelesine köstek vurarak geçmeyin, kadın mücadelesini yükselterek geçin.

Hepinizi saygıyla selamlarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Filiz Hanım, konuşurken “Darbe girişimine evet dediniz.” diyerek millet iradesini temsil eden Meclisin almış olduğu kararı, millet iradesi üzerinden aldığı kararı darbe girişimi olarak ifade etmiştir. Bu, açık bir sataşmadır. Bu çerçevede söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Beyefendi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki dakika efendim.

 

 

 

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; buraya çıkan konuşmacılar kendi kanaatlerini meşrulaştırmak için millete sürekli referans verebilirler. Bunları hayalî referanslar olmaktan çıkartan Meclisin somut gerçekliğidir. Meclis ne yapmış, ne karar almış? Çünkü bu Meclis milletin Meclisi, millet iradesinin Meclisi. Dolayısıyla, burada alınan kararları bir bakıma tahkir etmek, hakir görmek, darbe girişimi gibi takdir etmek, ifade etmek millete karşı saygısızlık olarak görülür. Buradaki karar milletin kararıdır. Bu, birincisi.

İkincisi: Filiz Hanım, her geldiğinde -bugün de yaptığı gibi- her tür şiddete karşı olduklarını ifade ediyorlar. “Her tür şiddet” deyince insanın aklına şöyle şiddetler geliyor: Milletimizin çok şahit olduğu ve -Filiz Hanım her tür şiddete karşı olduğuna göre- Filiz Hanım ve aynı siyasi kanaatte olanların da bu şiddete karşı olduklarına dair hiç olmazsa tek bir kare görmek için hevesle baktıkları çeşitli şiddet sahneleri. Mesela, barikatların başına silahlarıyla dikilen o genç çocuklar var ya o şiddete karşı oldunuz mu Filiz Hanım?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Buradayım.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – 14, 15, 16 yaşındaki çocuklar zorla dağlara götürülürken şiddet için onların önüne geçtiniz mi Filiz Hanım? Hangi şiddete karşı çıktınız?

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU (Erzurum) - Taciz edilirken dağda…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – PKK’nın kadın pazarcılarına niye karşı değiller?

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Kadın keskin nişancıları var.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – “Her tür şiddete” demeyin hiç olmazsa. Deyin ki: Kendi kanaatimize göre bazı şiddet olaylarına karşı çıktık, bazılarına da gözlerimizi kapadık.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Hanımefendi?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sataşmadı Sayın Başkan.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Durum tespitinde bulundu.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Gerçekleri söyledi, gerçekleri.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bizzat adımı vererek bütün konuşma zaten sataşmadan mütevellitti. O nedenle… Herhâlde, zati siz anlıyorsunuz, izah etmek zorunda değil miyim, değil mi? Geçen sefer öyle yaptınız çünkü.

BAŞKAN – Lütfen, yeni bir sataşmaya meydan vermemek üzere buyurun Filiz Hanım. (HDP sıralarından alkışlar)

 

 

 

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bir halk var, Kürt halkı. Ben Kürt değilim, Çerkez kökenliyim, Balkan kökenliyim.

Ama Bulgaristan’a ortak geziye gittiğimiz zaman, Sayın Başbakanın Bulgaristanlı Türkler için çok güzel ifade ettiği sözlerin ben burada Kürt halkı için ifade edilmesini istiyorum, yıllardır da bunun için onların mücadelesini destekliyorum. (AK PARTİ sıralarından “Katliam!” sesi, gürültüler)

Katliam dediğiniz şey devlet eliyle de yapılır ve bir savaştan söz ettiğiniz zaman karşılıklı şiddet ister istemez olur.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Savaş değil, terörle mücadele.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Bunu kınadığımızı her seferinde söyledik ama dediğim gibi sesimizi duyurmak mümkün olmadı kınadığımız şiddete karşı. Bugün bir kez daha söylüyorum: Evet, her türlü şiddete karşıyım ama sadece bu naif söylemle savaşı durdurmak mümkün değil. Kırk yıldır bu savaşı sadece terör diyerek kimse durduramamış; İngiltere’de de durdurulamamış, Portekiz’de de durdurulamamış, İspanya’da da durdurulamamış, arabuluculuk için gittiğiniz Filipinlerde’de de durdurulamamış. Türkiye’de de bunun yolu müzakeredir; bütün halk, o “iradesi” dediğiniz halk bunu istiyor çünkü iki buçuk yıllık o sessizlik ve insanların gerçekten barış içinde yaşadığı döneme geri dönmek istiyor.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Kim bozdu? Kim, kim bozdu?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Ben, özellikle de kadınların ve feminist mücadelenin iradesiyle de buradayım ve kadınlar barışı ister, bu ülkede de kadınlar barışı kuracaktır.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

 

 

 

BAŞKAN - Sayın Filiz Kerestecioğlu ve Sayın Ayhan Bilgen’in önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Birleşime 13.30’a kadar ara veriyorum.

                                                                                           Kapanma Saati: 12.42

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.31

BAŞKAN: İsmail KAHRAMAN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Elif Doğan TÜRKMEN (Adana)

---0---

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

313 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlayacağız.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Sayın milletvekilleri, 2’nci madde üzerindeki dört önergenin işleminde kalmıştık.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan   313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında…”

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Geri çekilmiştir.

Diğer önergeye geçiyoruz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde yer alan “Kanun” ibaresinin “Kanun hükümleri” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                              Burhan Kayatürk

                                                                                                              Van

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Önerge geri çekilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde yer alan “Kanun” ibaresinin “Kanun hükümleri” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                 Ramazan Can

                                                                                                           Kırıkkale

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Geri çekiyoruz

BAŞKAN – Önerge geri çekilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 313’e 1’inci ek sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde yer alan “Kanun” ibaresinin “Kanun hükümleri” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                  Yılmaz Tunç

                                                                                                             Bartın

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Geri çekiyoruz.

BAŞKAN – Önerge geri çekilmiştir.

2’nci madde üzerindeki önerge işlemi tamamlanmıştır.

Şimdi 2’nci maddenin gizli oylamasına Adana ilinden başlıyoruz.

Oylamanın daha evvel arz ettiğim gibi...

(Milletvekillerinin komisyon sıraları önünde toplanmaları)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, bakın yine henüz isimler okunmadan milletvekili arkadaşlarım kabinlere gidiyorlar.

(Milletvekillerinin komisyon sıraları önünde toplanmaları)

BAŞKAN – Bir dakika efendim, bir dakika.

Çağırmadım efendim.

Sayın milletvekilleri...

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Evet, gizli olmasını sağlamak sizin göreviniz, sadece uyarı yapmak değil ortamı sağlamak zorundasınız.

(Milletvekillerinin komisyon sıraları önünde toplanmaları)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen yerlerinize buyurun.

Herhangi bir itiraza meydan olmasın.

Lütfen buyurun, çağıracağız.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Aksi takdirde İç Tüzük’e uygun bir oylama yapmamış olacaksınız.

BAŞKAN – Anlıyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – İç Tüzük’te gizli oylamanın nasıl yapılacağı hususu son derece açıktır.

BAŞKAN – Sayın Baluken, beyanlarınızı anlıyorum efendim.

Lütfen il il rica ediyorum ve lütfen içeri girerek, perdeyi çekerek reyimizi kullanalım. Mümkün mertebe herhangi bir sıkıntıya meydan vermeyelim ve bazı yığıntılar oluyor, ona da meydan vermeyelim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Evet.

BAŞKAN - Kâtipler yerlerini alsınlar.

(Oyların toplanmasına başlandı)

 (Milletvekillerinin komisyon sıraları önünde toplanmaları)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, tekrar rica ediyorum, yığıntı meydana getirmeyelim. İl sırasına göre gidelim ve lütfen kulübeye girerek ve örtüyü çekerek, ona göre rey kullanalım. Tekraren, ikazen rica ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

Sayın Başkan, sağ tarafınıza baktığınızda hiçbir gizli oylama kuralının yerine getirilmediğini görmenize rağmen müdahale etmiyorsunuz. Gizli oylama yapılmıyor, yapılan oylama açık oylamadır.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Bu arkadaşlar niye bekliyor peki? Bu 3 arkadaş niye bekliyor?

(Oyların toplanmasına devam edildi)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mı?

Evet, oy verme işlemi tamamlanmıştır. Kupaları kaldıralım ve tasnife geçelim.

Teşekkür ediyorum.

(Oyların ayrımı yapıldı)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin gizli oylama sonucunu açıklıyorum:

 

“Oy sayısı

:

526

 

 

Kabul

:

374

 

 

Ret

:

136

 

 

Çekimser                         :       4

 

Boş                                    :     11

 

Geçersiz                           :      1

 

    Kâtip Üye

Elif Doğan Türkmen

       Adana

Kâtip Üye

Sema Kırcı

Balıkesir”

 

 

Kâtip Üye Elif Doğan Türkmen’in bir ihtirazi kaydı vardır. Bu kaydın rey sonucuna ait değil, usule ait olduğunu ifade etmek isterim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Madde kabul edilmiştir.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sadece tutanaklara geçmesi açısından bir hususu ifade edeceğim.

Her iki turdaki oylamada da özellikle Meclis Başkanı olarak şahsınızı ve Başkanlık Divanını gizli oylama kurallarını yerine getirecek şekilde oylama sürecini yönetmeye davet ettik. Ancak, bütün ısrarlarımıza rağmen, sadece orada göstermelik birkaç uyarı yapma dışında, gizli oylama hususlarının yerine getirilmesi konusunda kesinlikle süreci yönetmediğinizi düşünüyoruz.

Türkiye demokrasi tarihi açısından bir kırılma noktası olarak düşündüğümüz, toplumsal barışımız açısından hayati olarak önemsediğimiz bu Anayasa değişiklik teklifinin -ki bizim deyimimizle darbe teklifinin- tümü üzerinde oylamaya geçilecek. Tekrar, sizi ve Başkanlık Divanını usulsüzlük yapmamaya, İç Tüzük ve Anayasa’ya uygun olarak oylamayı yönetmeye ve süreci başından sonuna kadar gizli oylama esaslarına göre sürdürmeye davet ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Efendim, Başkanlık olarak…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Kayıtlara geçmesi için ben de ifade ediyorum…

BAŞKAN – Lütfen…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Mecliste, ilk defa Anayasa’ya ilişkin bir oylama yapılmıyor. Bundan önce oylamalar nasıl yapılıyorsa esasen bugün de aynı şekilde yapılıyor. Siz ve Başkanlık Divanı, Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde gerekli uyarıları yapıyorsunuz. O çerçevede, milletvekilleri özgür iradeleriyle, kurulmuş kulübelerde oylarını kullanıyorlar. Hiçbir değişiklik yok daha önceki oylamalarda, her şey usulüne, yasalara ve İç Tüzük’e uygun bir şekilde cereyan ediyor. Kayıtlara geçsin diye beyan ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Efendim, Başkanlık Divanı, gizli oylama için gereken ikazları yapmıştır. Bu, ilk Anayasa değişikliği değil, bendenizin de iştirak ettiği birçok Anayasa değişiklikleri olmuştur. Usule de uygundur ve artı, bu bir  darbe değildir.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Darbedir darbe.

BAŞKAN – Hukuk devletindeyiz; kanunun, Anayasa’nın, mevzuatın öngördüğü istikamette yapılan bir değişikliktir.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Bir darbe değil, iki darbe.

BAŞKAN – Neticesinin hayırlı olmasını şimdiden diliyorum ve…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) -  Sayın Başkan…

BAŞKAN – Maddenin kabul edildiğini  ifade etmiştim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) -  Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tümünün gizli oylamasına başlayacağız.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Başkanlık Divanı gerekli ikazları yapmakla kendi üzerindeki sorumluluğu atamaz, bütün oylama sürecinin gizli oylama usullerine göre yerine getirilmesiyle ilgili sorumluluk altındadır. Dolayısıyla gerekli ikazları yapmış olmanıza rağmen oylamanın gizli oylama usullerine uygun yapılmamış olması sizin ikazlarınızın…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bu, sizin iddianız her seferinde.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) -  …o sorumluluğu attığı anlamına gelmiyor. Bunu da kayıtlara geçmesi açısından ifade ediyorum.

BAŞKAN – Efendim, kayıtlara geçti, tutanaklara geçti. Bunlar, kendinize ait görüşlerdir.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Her şey usule göre yapılmıştır. Kayıtlara geçsin. Gizli oylama yapılmıştır.

BAŞKAN – Ben, tekrar, Divan Başkanı olarak ifade etmek istiyorum: Bugüne kadar yapılmış teamüllere de uygundur ve gizli olarak yapılmıştır.

Üçüncü oylamaya geçiyoruz.

Şimdi, tümünün oylama işlemini gizli oylama olarak yapacağız.

Daha önceden yaptığım ikazı tekrar ediyorum: Herkesin ikazlara dikkat etmesini, yığıntı olmamasını ve gizli oylamanın gerektirdiği usule ve adaba uygun olunmasını tekraren rica ediyorum. Yığıntı olmasın lütfen.

Adana ilinden başlıyorum efendim.

 (Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok, devam ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, oy verme işlemi tamamlanmıştır. Tasnife geçilecektir. Kupaları kaldıralım lütfen ve tasnife başlayalım.

Teşekkür ederim.

(Oyların ayrımı yapıldı)

 

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümünün gizli oylama sonucunu açıklıyorum:

“Oy sayısı                       : 531

Kabul                            : 376 (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından ayakta alkışlar)

Ret                               : 140

Çekimser                      :    5

Boş                               :    7

Geçersiz                       :    3

    Kâtip Üye

Elif Doğan Türkmen

       Adana

Kâtip Üye

Sema Kırcı

Balıkesir”

Oylama neticesi hakkında değil, usul hakkında yazıları var.

Böylece, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilmiştir.

Hayırlı olmasını temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından ayakta alkışlar)

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

 

 

 

 

 

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 20/5/2016 Cuma günü yaptığı toplantıda Genel Kurulun 21/5/2016 Cumartesi günü toplanmamasının Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

                                                                                                                                  İsmail Kahraman

                                                                                                                         Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                        Başkanı

                  Bülent Turan                                                                                                Levent Gök

         Adalet ve Kalkınma Partisi                                                                              Cumhuriyet Halk Partisi

             Grubu Başkan Vekili                                                                                    Grubu Başkan Vekili

 

                  İdris Baluken                                                                                               Erkan Akçay

       Halkların Demokratik Partisi                                                                           Milliyetçi Hareket Partisi

             Grubu Başkan Vekili                                                                                    Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi 2’nci sırada yer alan 35 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine başlıyoruz.

 

 

 

 

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Surinam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/337) ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (S. Sayısı: 35)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan 183 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine başlayacağız.

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ürdün Haşimi Krallığı Hükümeti Arasında Kalkınma İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/527) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 183) 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Değerli milletvekilleri, komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 24 Mayıs 2016 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 15.12

 



(x) 313 S.Sayılı Basmayazı 17/5/2016 tarihli 90’ıncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

313’e 1’inci Ek S.Sayılı Basmayazı bu birleşim tutanağına eklidir.

 

Maddeye git

    Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul