• Esas No: 2016/1
  • Karar No: 2017/6
  • Karar Tarihi: 27.12.2017
Kaynak: Resmi Gazete
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

 YARGITAY

İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME
HUKUK GENEL KURULU
KARARI

ESAS NO : 2016/1
KARAR NO : 2017/6

ÖZET: İhtiyati haciz, "icra işlemi" değil, özel geçici
hukuki koruma müessesi olup, ancak İcra ve İflas
Kanunu'nun 257' inci maddesindeki şartlar çerçevesinde
sadece "para alacakları" için öngörüldüğünden, teminat
alacakları için ihtiyati haciz kararı verilemez.

I-GİRİŞ
A-İçtihatları Birleştirme Başvurusu
Av. Hüseyin Öztürk 16.05.2013 havale tarihli dilekçesi ile meri teminat mektuplarının bedelleri ve henüz
ibraz edilmemiş çek yapraklarının kanuni karşılıkları yönünden bankanın talebi üzerine, ihtiyati haciz kararı verilip
verilemeyeceği konusunda Yargıtay 11. ve 19. Hukuk Dairelerinin içtihatları arasında çelişki bulunduğunu belirterek
içtihatların birleştirilmesi verilmesini talep etmiştir.
B- İçtihatları Birleştirmenin Konusu
İçtihatların Birleştirilmesi Hukuk Genel Kurulunda yapılan ön görüşmeler sonucunda içtihatları
birleştirmenin konusu “ teminat gösterme borcu için ihtiyati haciz kararı verilip verilemeyeceği” şeklinde
belirlenmiştir.
C- Görüş Aykırılığının Giderilmesi İstemine Konu Kararlar
-11. Hukuk Dairesi Kararları;
22.02.2012 gün ve 935/2567 E.K.
22.10.2012 gün ve 14297/16782 E.K.
06.11.2012 gün ve 17303/20159 E.K.
05.12.2012 gün ve 16721/19916 E.K.
06.12.2012 gün ve 16708/20135 E.K.
22.03.2013 gün ve 4061/5666 E.K.
12.11.2014 gün ve 16182/17386 E.K.
10.10.2016 gün ve 10144/7925 E.K.
10.10.2016 gün ve 8593/7926 E.K.
-19. Hukuk Dairesi Kararları;
13.12.2007 gün ve 11443/11273 E.K.
15.03.2010 gün ve 1520/2849 E.K.
D- Dairelerin Görüş Özetleri
İçtihatların birleştirilmesi talebinin ön değerlendirmesi safhasında kararları arasında içtihat aykırılığı bulunan
her iki Özel Dairenin görüşleri alınmıştır.
1. İhtiyati haciz kararı verilebileceğine dair 11. Hukuk Dairesi görüşü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi görüş yazısında meri teminat mektubu bedeli bakımından banka ile lehtar
arasındaki ilişki ve henüz ibraz edilmemiş çek yapraklarına ait kanuni sorumluluk tutarı bakımından banka ile çek
hesabı sahibi arasındaki ilişkinin öncelikle sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, gerek
bankacılık uygulaması ve gerek çekler b a k ım ijj^ a ır^ e k ^ a n u n u ’nun 3/3-2 maddesi uyarınca bu iki talebin
fa ^jvkre d i alacakları ile ilgili olarak da İcra ve İflas
t ^ x .

dayanağının gayri nakdi kredi niteliğinde olç

Kanunu'nun (İİK ) 257’ nci maddesindeki koşulların varlığı hâlinde ihtiyati haciz istenebileceği, bankalar ile meri
teminat mektubu lehtarı ve çek hesabı sahipleri arasındaki sözleşmelerdeki alacakların muacceliyeti konusundaki
düzenlemeler esas alınarak, bu alacakların muaccel olup olmadığı değerlendirilerek sonuca varılması gerektiği, bu
nedenle başvuru dilekçesi ekinde 19. Hukuk Dairesinin 15.03.2010 gün ve 1520/2899 E.K. sayılı kararı ile kendi
kararlan arasında bir çelişkinin mevcut olmadığı, yine dilekçe ekindeki 19. Hukuk Dairesinin 13.12.2007 gün ve
11443/11273 E.K. sayılı kararında teminat mektubunun nakde çevrilmediği ve dolayısıyla alacağın da muaccel
olmadığı belirtilmiş olduğundan ilke bazında muaccel bir alacak bulunması koşulu yönünde bir farklılık bulunmadığı;
sonuç olarak meri teminat mektubu ve açık çek yaprakları sorumluluk tutarlarının muacceliyeti yönünden, sözleşme
koşullan değerlendirilerek sonuca varılması gerektiği, 19. Hukuk Dairesinin muacceliydin ancak bankaların ödemesi
ile gerçekleşeceği yolunda aksi yönde istikrar kazanmış uygulaması var ise de içtihatların 11. Hukuk Dairesi görüşü
doğrultusunda birleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
2. İhtiyati haciz kararı verilemeyeceğine dair 19. Hukuk Dairesi görüşü
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi görüş yazısında İcra ve İflas Kanunu'nun 42’ nci maddesinde, “ Bir paranın
ödenmesine veya bir teminatın verilmesine dair olan cebri icraların icra takibiyle başladığı ve haciz yoluyla veya
rehnin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan edeceğinin” belirtildiği; bu hüküm esas alındığında, ilamsız icra
takibinin konusunun para alacakları ve teminat verilmesi olduğunu, meri teminat mektubunun depo edilmesi için
açılan davaya depo davası denildiği, bu nedenlerle riski gerçekleşmeyen meri teminat mektupları bedeli ile bankanın
ödemek zorunda olduğu ancak henüz ödemediği asgari çek bedelleri yönünden İcra ve İflas Kanunu'nun 257'nci
maddesine göre ihtiyati haciz istenemeyeceği, zira anılan maddede sadece para borcundan bahsedildiği, teminat
alacağı için de ihtiyati hacze imkân tanıyan ibarenin 4949 sayılı Kanunla madde hükmünden çıkarıldığı, dolayısıyla
meri teminat mektubu veya çek bedeli yönünden muaccel alacak bulunmadığı, teminat mektubu bedelinin paraya
çevrilmediği ve asgari çek tutarının ödenmediği gözetilerek, ihtiyati haciz talebinin kabul edilmemesi gerektiği, II.
Hukuk Dairesi kararlarının istikrarlı olması durumunda içtihatların 19. Hukuk Dairesi görüşü doğrultusunda
birleştirilmesi gerektiği belirtilm iştir.
3. İçtihatları Farklı Olan İki Dairenin Uzlaştıkları ve Uzlaşamadıkları Konu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve 19. Hukuk Dairesi sundukları görüşlerinde ve içtihatlarında özetle, İcra ve
İflas Kanunu'nun 257’ nci maddesine göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel olması gerektiği
konusunda hem fikirlerdir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, henüz risk gerçekleşmediği için ödenmemiş teminat mektubu
veya karşılıksız çek için kanunen ödenmesi zorunlu meblağ ile ilg ili olarak, banka ile lehtar arasındaki sözleşmelerde,
“ risk gerçekleşmeden bankanın teminat mektubu veya karşılıksız çekle ilgili ödenecek risk bedelini depo
ettirebileceği" hükmü varsa, depo ettirme yetkisinin ihtiyati haciz isteme yetkisini de içerdiğini kabul ederek ihtiyati
haciz kararı verilebileceğini; buna karşılık 19. Hukuk Dairesi, bankanın teminat mektubu veya karşılıksız çekle ilgili
ödeme yapmadığı sürece alacağın muaccel olmayacağını dolayısıyla ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini
belirtmektedir.
II- İÇTİHADI BİRLEŞTİRME İLE İLGİLİ KAVRAM, KURUM VE YASAL DÜZENLEMELER
A- İhtiyati Haczin Tanımı ve Niteliği
1. Tanım:
İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için, mahkeme
kararı ile borçlunun mallarına önceden ve geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz ihtiyati tedbirin özel bir türü
olarak İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenmiştir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2.b., Ankara 2013. s. 1033­
1034).
2. Yasal Düzenleme:
İcra ve İflas Kanunu'nun “ ihtiyati haciz şartları” başlıklı 257’ nci maddesi şu şekildedir:
“ Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü
şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1- Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi
kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder”
şeklinde düzenlenmiştir.
İçtihatların birleştirilmesinin konusu teminat için takip olduğundan, bu noktada İcra ve İflas Kanunu'nun
"para borcu ve teminat için takip" başlıklı 42’nci maddesine de değinmek gerekir. Söz konusu maddede:
"B ir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlar ve haciz
yoliyle veya rehnin paraya çevrilmesi y ah uf-tfl âs, su rçtijde cereyan eder.
Yabancı devlet aleyhine ilamsjz'îakip jlîlt^ 'l^ v u ru Ia m a z .
İdari yargının görev alanına giren konıjjarda îlamsızttakip yoluna başvurulamaz.”

düzenlemesi yer almaktadır.
3. İcra Hukuku Bakımından Muacceliyet Kavramı:
Bu aşamada muacceliyet kavramı üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Muacceliyet alacaklı
tarafından edimin talep edilebilir ve borçlunun da bu talebe uyarak edimi yerine getirmekle yükümlü olmasını ifade
eder. Muacceliyet ile vade aynı şey değildir; ihtiyati haciz uygulaması bakımından vâde ve muacceliyet anının
belirlenmesi gerekir (Özekes, M.: İcra ve İflas Hukukunda İhtiyati Haciz, Ankara 1999).
B- Gayri Nakdi Kredi İlişkisi
Bankacılık Kanunu’nda kredinin tanımı yapılmamış, bunun yerine tahdidi olmayan bir sayım tercih edilmiştir
(m.48). Ekonomik açıdan kredi, hazır bir satın alma gücünün kullanılmasından belli bir süreyle diğer bir kişi lehine
vazgeçilmesi veya bu gücün ona terk edilmesi şeklinde tanımlanmaktadır (Tekinalp, V.: Banka Hukukunun Esasları.
2.b., İtanhui 2009. s.477). Kredinin hukuki tanımında “ satın alma gücü” ne ek olarak bir “ riskten doğacak sorumluluğu
herhangi bir şekilde üstlenmek” unsuruna da yer verilmektedir.
Banka kredi sözleşmesi kredi verenin, krediyi alana belirli şartlarda ödünç para vermeyi ya da kredisini
(itibarını) onun emrine tahsis ederek bir riski üstlenmeyi; bunun karşılığında kredi alanın aldığı parayı iade etmeyi
veya riski ortadan kaldırmayı yahut riskin gerçekleşmesi üzerine yapılan ödeme ile oluşan zararı gidermeyi, bunlara ek
olarak kredi verene (komisyon, faiz, vb. adlar altında) bir ivaz ödemeyi yüklendiği sözleşmedir {Tekinalp. s.479: Oğuz.
C.: Banka Kredi Açma Sözleşmesi. Ankara 2004, s. 7; Yüksel, A. S.: Bankacılık Yönünden Kredi Açma Sözleşmesi.
İstanbul 1972, s.24; Karakaş, C. F.: İcra ve İflas Hukukunda Banka Alacaklarının Korunması. Yayımlanmamış
Doktora Tezi, Ankara 2018. s.30-21).
Bu tanımdan yola çıkılarak denilebilir ki, gayri nakdî krediler bankanın (kredi verenin) doğrudan doğruya bir
para çıkışı yapmadığı, bir diğer deyişle ödünç para vermediği; bunun yerine kredi kullanan borçlu lehine bir taahhüde
girerek, sorumluluk üstlendiği kredi türüdür (Tekinalp. s. 509).
Gayri nakdî krediler, Bankacılık Kanunu gereği nakde tahvil olduklarında; başka bir ifade ile kredi verenin
üstlendiği sorumluluk gereği nakit çıkışı yaptıkları durumda nakdî krediye dönüşürler (m.48/1).
C- Banka Teminat Mektuplarının Hukuki Niteliği
1. Yasal Dayanak:
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 48’ inci maddesinde, "Bankalarca verilen ... teminat mektupları, ...,
gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri ... izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu Kanun uygulamasında kredi
sayılır" düzenlemesi mevcuttur.
2. Hukuki Niteliği:
Teminat mektuplarının hukuki niteliği kanunlarda belirtilm iş değildir.
Yargıtay 1967 tarihli içtihadı birleştirme kararında, banka teminat mektuplarının hukuki niteliğini teferruatlı
olarak tartışmış ve bu mektupların kefalet niteliğinde olmadığını, garanti sözleşmesi sayılması gerektiğini kabul
etmiştir. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararına göre “ ...bankanın sıfatı teminatı veren olduğundan, taahhüdün, esas
sözleşmeyi yapan taraflardan ve esas akitten ayrı ve tamamen müstakil olduğunu, banka taahhüdünün lehtarın
borcunun geçerliliğine ve varlığına bağlı olmaksızın garanti taahhüdü olarak tecessüm edeceğini; asıl borçlunun ileri
sürebileceği itirazlara bakılmaksızın borcun yerine getirilmemesinden doğan zararın tazmininin kabul edilmesi
hâlinde, garanti verme durumunun söz konusu olduğu, üçüncü şahsın fiilin i garanti edenin müstakil bir taahhüt altına
g ird iğ i...” belirtilm iştir (13.12.1967 gün ve 1966/16 E., 1967/7 K. sayılı İBK). Keza, 1967 tarihli bir başka İçtihadı
Birleştirme Kararında: “ ...Teminat mektuplarının mahiyet itibariyle Borçlar Kanunu'nun 110. [TBK m. 128]
maddesinde sözü edilen üçüncü şahsın fiilin i taahhüt niteliğinde bir garanti akdi olduğu...” hüküm altına alınmıştır
(11.06.1969 gün ve 1969/4 E., 1969/6 K. sayılı İBK.).
Teminat mektupları ile ilg ili sözleşme, üçüncü şahsın belli bir fiilin i ya da fiillerini Türk Borçlar Kanunu'nun
(TBK) 128'inci maddesi kapsamında taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesidir ve banka borcu ancak riskin
doğması ile ortaya çıkar (Reisoğlu. S.: Banka Teminat Mektupları ve Kontrgaranliler, 4.b., Ankara 2003). Teminat
mektuplarında banka ile muhatap arasındaki garanti sözleşmesi soyut borç ikrarı niteliğinde değildir ve bankanın
ödeme mükellefiyetinin doğumu için, garanti sözleşmesi kapsamında kalan riskin gerçekleştiğinin muhatap tarafından
ispat edilmesi gerekir (Doğan, V.: Banka Teminat Mektupları, 2.b., s. 177).
3. Risk Tanımı:
Risk'in (riziko) sözlük karşılığı “ bir şeyin kaybına, sair herhangi bir zararın ortaya çıkmasına sebebiyet veren
gelecek ve belirsiz ya da zamanı belli olmayan bir olayın, tarafların iradesi dışında gerçekleşmesi” dir (bkz. Türk
Hukuk Lügati, s.287). B ir olayın meydana_j<elmçsf- ypya gelmemesi muhakkak ise riskten söz edilemez. Risk,
ekonomik açıdan zararlı bir olayın m e y d fın ^ g g E ^ İte ya yararlı bir olayın meydana gelmemesi olarak da
tanımlanabilir. Teminat mektuplarında risk kavramı brkS dar belirsiz değildir, zira teminat mektuplarında lehdar ile
muhatap arasında (kural olarak) sözleşmese! h if'râît 'iljşki bulanmaktadır ve lehdarın, bu sözleşmeden doğan asli

Jt \ ti

ve/veya yan edim yükümlerini vaktinde, tam ve gereği gibi ifa etmemesi hâlinde muhatap bakımından riskin oluştuğu
söylenebilir. Garanti veren bankanın yükümlülüğü, garanti alanı (teminat mektubu muhatabını) müstakbel bir zarara
karşı korur.
4. Teminat mektupları bakımından varılan sonuç:
Yukarıdan beri yapılan açıklamalar göstermektedir ki, bankanın teminat mektubu verilmesini sağlamak
amacıyla yapılan gayri nakdi kredi sözleşmesinden doğan borcunun doğrudan nakit çıkışı yapılması değil, bir riskin
üstlenilmesi niteliğinde olduğu; risk gerçekleşip bankaca muhataba ödeme yapılmadıkça, diğer deyişle mektup bedeli
tazmin edilmedikçe bankanın müşterisine rücu etmesinin de söz konusu olamayacağı anlaşılmaktadır. Mektup bedeli
tazmin edilmeden ve rücu hakkı doğmadan takip yapılamaz (Bank. K. m.48).
D- Çek Yaprağı İçin Kabul Edilen Kanuni Sorumluluk
1. Yasal Düzenleme:
5941 sayılı Çek Kanunu’nun “ İbraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezası” başlıklı
3'üncü maddesi:
" (I) Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde
hamilin varsa vergi kim lik numarası saptandıktan sonra ödenir. Ancak çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir
şubeye ibraz edildiğinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenir.
(2) “ Karşılıksızdır” işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında,
çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılır.
(3) Muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için;
a) Karşılığının hiç bulunmaması hâlinde,
1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya üzerinde ise bin Türk Lirası,
2) Çek bedeli bin Türk Lirasının altında ise çek bedelini,
b) Karşılığının kısmen bulunması hâlinde,
1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya altında ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî

karşılığı bin Türk Lirasına tamamlayacak bir miktarı,

2) Çek bedeli bin Türk Lirasının üzerinde ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî

karşılığa ilave olarak bin Türk Lirasını,
ödemekle yükümlüdür. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında
yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu fıkradaki miktar, Türkiye İstatistik
Kurumu tarafından yayımlanan fiyat endekslerindeki y ıllık değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası tarafından her y ıl Ocak ayında belirlenir ve Resmî Gazete’de yayımlanır."
şeklinde düzenlenmiştir.
2. Hukuki Niteliği:
Çek Kanununun üçüncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde; çek bedeli bin Türk Lirasının üzerinde ise,
çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığa ilave olarak bin Türk Lirasını bankanın ödemekle yükümlü olduğu;
bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir
gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmünde olduğu öngörülmüştür.
3. Çekler Bakımından Varılan Sonuç:
Karşılıksız çıkan çeklerde yaprak başına bankaya yüklenen sorumluluk, sözleşmese! değil yasal bir gayri
nakdî kredi niteliğindedir. Buna göre banka, çekin karşılıksız kalması hâlinde, Kanunda öngörülen diğer şartların da
yerine getirilmesi suretiyle hamile, Kanunda öngörülen tutarı ödemek zorundadır (Çek K. m.3). Bu hâliyle
karşılıksızlık bankanın Kanun gereği yüklendiği bir sorumluluk niteliğindedir ve hamile yapılan ödeme ile nakdî
krediye dönüşerek istenebilir hâle gelir.
III- GEREKÇE
İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sonucunda henüz riski gerçekleşmeyen
banka teminat mektupları ile karşılıksız kalıp kalmadığı belli olmayan çeklerle ilg ili olarak ihtiyati hacze karar verilip
verilemeyeceği hususu tartışılıp değerlendirilmiştir:
A- Teminat mektubu veren banka ile muhatap arasındaki sözleşme garanti sözleşmesi niteliğindedir.
Bankanın sorumluluğu feri değil, asıl borçtan bağımsız ve asli borçtur.
Banka, teminat mektubunu düzenlerken nakit, menkul rehni, ipotek, teminat mektubu almak suretiyle verdiği
teminat mektubu riski için kendisini güvenceye alabilir. Keza sözleşmede, istenecek her türlü ek teminatın verileceği
veya lehtarın kredi riskinin artması, isteğe rağmen teminat mektuplarının iade edilmemesi, lehtann durumu hakkında
şüpheye düşülmesi, lehtarın mali durumunun sarsılmış olması gibi hâllerde veya hiçbir neden göstermeksizin;
sözleşmedeki hükme dayanarak henüz nakde.sçe.yirjjmeyen teminat mektup tutarının; lehtar, müteselsil borçlu ve
kefilden depo edilmesini banka is te y e b ilir ^ ^ ’
Teminatın depo edilmesi için jf â m s ı z ^ l^ ^ ^ d ^ i li r (İİK ,m .42/l). Buna karşılık henüz nakde çevrilmeyen

teminat mektupları ile ilg ili olarak teminat mektubundaki meblağın tahsili için genel haciz yolu ile takip yapılamaz.
Zira para alacağından kaynaklanan borç, risk gerçekleşmediği ve bankanın henüz bir ödemesi bulunmadığı için
muaccel olmamıştır. Muaccel olmayan bir alacak için de ihtiyati haciz kararı verilemez (İİK.m.257/1).
B- 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3’üncü maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin
karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar (2017 yılı için 1.410,-TL) ödeme yapmak; çekin
karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme
yükümlülüğü ile ilg ili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış
olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti, sözü edilen
Kanun gereğince bankalara yükletilmiş olduğundan, borçlunun bankadaki mevduatının bankaca müşterisine verilen
her çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarı ile sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü zorunludur.
Bankanın verdiği çek karnesinde bulunan her bir çek yaprağının kullanılıp kullanılmadığı, özellikle 31.12.2020
tarihine kadar, düzenleme tarihinden önce çekin ibrazının yasaklanmış olması nedeniyle çekte fiilen vadenin kabul
edilmiş olması (5941 s. K. geç.m.3/5) karşısında, bankanın riskinin ancak kullanılan ve karşılıksız kalan çekler
açısından söz konusu olabileceği, risk gerçekleşmemişse muaccel bir alacaktan söz edilemeyeceği kabul edilmelidir.
Muaccel olmayan bu alacak için de ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği tartışmasızdır (İİK.m.257/1).
C- Kanunen ödenmesi zorunlu meblağ ile ilg ili olarak, banka ile lehtar veya müşteri arasındaki sözleşmede,
risk gerçekleşmeden bankanın teminat mektubu veya karşılıksız çekle ilgili ileride ödenecek risk bedelini "depo
ettirebileceği" hükmü varsa, depo ettirme yetkisinin ihtiyati haciz isteme yetkisini de içerdiğini dolayısıyla bu durumda
ihtiyati haciz kararı verilebileceği görüşünde ise de hemen belirtmek gerekir ki, ihtiyati haciz talep edilebilmesi için
kural olarak borcun vadesinin gelmiş/istenebilir/muaccel olması gerekir (İİK.m.257/1). O hâlde asıl sorun: henüz
tazmin edilmemiş teminat mektubu veya karşılıksız kalıp kalmayacağı henüz belli olmayan çeklerin kanuni karşılıkları
olan bedellerin banka tarafından istenip istenemeyeceği konusudur. Banka ile müşterisi arasında yapılan teminat
mektubu veya çek hesabı açma sözleşmelerinde banka lehine "risk gerçekleşmeden teminat mektubu bedeli veya
karşılıksız çek bedelinden bankanın ödemek zorunda kalacağı meblağın depo edilmesini isteme yetkisi, söz konusu
alacağın mevcut olduğunu göstermediği gibi, istenebilir olduğunu da göstermez. Zira "depo etmek" ifa etmek değildir.
Sözleşmede anılan şekilde hüküm olsa bile, banka sadece "depo edilmesini" isteyebilir. Kendisine ödeme yapılmasını
(ifa) talep edemez. Esasen bankanın sözleşmeye bu şekilde bir hüküm koymakla riskten kaynaklanacak alacağını
garanti altına almış olacağından, özel hukuki koruma müessesesi olan ihtiyati hacze ihtiyacı da kalmamaktadır.
D- İcra ve İflas Kanunu'nun "İhtiyati haciz şartları" başlıklı 257’ nci maddesinde mevcut ve vadesi gelmiş bir
borçtan söz edilmektedir. Oysa geciktirici şarta bağlı alacakta hukuki işlemin hükümlerini doğurması, şartın
gerçekleşmesine bağlanmıştır. Geciktirici şartta işlemin hükümleri, hukuki işlemin yapıldığı tarihte değil, kural olarak
şartın gerçekleştiği anda başlar. Her ne kadar hukuki işlem, şart gerçekleşmeden önce meydana gelmiş ise de, bu
işlemin alacaklı lehine bir hak doğurup doğurmayacağı henüz belli olmayıp, sadece şarta bağlı alacak bakımından bir
beklenti bulunmaktadır. Şartın tahakkuk ettiğinin tespiti, üzerinde taraflarca uzlaşma bulunmadıkça, ancak bir
mahkeme kararını gerektireceğinden; bu alacağın genel haciz yolu ile takip suretiyle tahsili cihetine gidilmesi de
mümkün değildir.
Zira şüpheli ve müstakbel olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, şarta bağlı borcun talep ve takip edilebilir
bir alacak doğurup doğurmayacağı, ancak şart gerçekleştiğinde belli olacaktır. Henüz tazmin edilmeyen teminat
mektubu bedelinin veya karşılıksız çıkabileceği ihtimaline binaen bankanın ödemek zorunda kalacağı kanuni karşılık
bedelinin, henüz risk gerçekleşmeden önce, mevcut ve muaccel bir alacak niteliğinde olduğu söylenemeyecektir.
Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun 257’nci maddesi karşısında şarta bağlanmış bir alacak için ihtiyati haciz
istenmesinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir.
E- İcra ve İflas Kanunu'nun 257’ nci maddesinde ihtiyati haciz şartları sayılmıştır. Bu maddede 17.07.2003
gün ve 4949 sayılı Kanunun 59'uncu maddesiyle yapılan değişiklikte, madde başlığı "İhtiyatî haciz” iken "İhtiyatî
haciz şartları"; birinci fıkrasında yer alan "borcun" ibaresi, "para borcunun" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklik
göstermektedir ki, teminat alacakları için İcra ve İflas Kanunu'nun 42’nci maddesi gereğince genel haciz yolu ile
ilamsız takip yapılabilir ise de ihtiyati haciz kararı verilemez. Çünkü İcra ve İflas Kanunu'nun 257’ nci maddesinde
ihtiyati haciz, sadece "para alacakları" için öngörülmüştür. İhtiyati haciz; "icra işlemi" değil, özel geçici hukuki
koruma müessesesi olduğundan, ancak İcra ve İflas Kanunu'nun 257’ nci maddesindeki şartlar çerçevesinde karar
verilebilir. O hâlde, teminatın “ depo edilmesi” için ihtiyati haciz kararı verilemez.
IV - SONUÇ
Teminat gösterme borcu için ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğine dair, 27.12.2017 tarihinde yapılan ilk
oturumda üçte ikiyi aşan oy çokluğu ile karar verilmiştir.

KARŞI OY

Gayr-i nakdi alacaklar içinde yer alan banka teminat mektup bedeli ile bankaca ödenmesi gereken karşılıksız
çıkan çek bedeli yönünden, banka ile lehdar ve banka ile çek hesap sahibi arasında düzenlenen sözleşmede mektup
bedeli ile karşılıksız çıkan çek bedelinin depo edilmesi hususunda hüküm bulunması halinde bankanın nakdi teminatın
depo edilmesini sağlamak amaçlı ihtiyati haciz talep edip edemeyeceği hususu içtihadı birleştirmenin konusunu teşkil
etmektedir.
4949 sayılı yasa ile değişik İİK 257/1 maddesinde "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para
borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklar ile diğer
haklarını haczettirebiIeceği" düzenlenmiştir.
Yasa metninde geçen "... para borcunun alacaklısı" ibaresi yasa değişikliği öncesi madde metninde "bir
borcun alacaklısı" olarak ifade edilmiş iken, değişiklik gerekçesinde de belirtildiği üzere, ihtiyati haczin, ihtiyati
tedbirden farklı olarak sadece para alacakları için öngörülmüş bir koruma tedbiri olduğu vurgulanarak yanlış
uygulamaların önüne geçilmesi, para alacağı dışındaki taleplerde ihtiyati haciz istenemeyeceği gerekçesiyle değişiklik
yapılmıştır. Yoksa teminat alacaklarının, İİK 257 maddesi kapsamı dışına çıkarılması amaçlanmış değildir.
İhtiyati hacze esas olan alacağın, genel haciz yolu ile takibe paralel şekilde para ve teminat alacakları olduğu
kabul edilmektedir. Bu yönüyle para borcu kavramı teminat alacaklarını da içine alacak şekilde geniş anlaşılmaktadır.
(Üstündağ s. 475, Berkin s.45, Ansay s.312, Kuru s. 2495, Kuru-Batider 1976/3 sh.38)
Nitekim İİK 42 maddesinde de ifade edildiği üzere para borcunun ödenmesi için ilamsız icra takibi yapılması
mümkün olduğu gibi teminat gösterilmesi için de ilamsız icra takibi yapılması mümkün bulunmaktadır.
İlamsız icra takibi, İİK 42 maddesine göre her tür teminat alacağı için mümkün iken, her tür teminat için
ihtiyati haciz istemek mümkün değildir. Bu konuda konusu para olan teminat ile konusu paradan başka bir şey olan
teminat alacakları için ayrım yapmak gerekmektedir.
İİK 257 maddesinde 4949 sayılı yasa ile yapılan değişiklik sonrasında konusu paradan başka bir şey olan
teminat alacakları için artık ihtiyati haciz istenemeyecektir.
Ancak, konusu para olan, özellikle bir miktar paranın tevdi edilmesi şeklinde olan teminatlarda ihtiyati haciz
talep edilmesinde ise bir sorun bulunmamaktadır. İhtiyati hacze esas olan alacak para alacağı olduğuna göre
gösterilmesi taahhüt edilen teminatın gösterilmemesi durumunda alacaklı (daha doğrusu paranın tevdii edilmesi) bu
paranın depo edilmesi için dava açabileceği (depo davası) gibi ilamsız icra takibi de yapabilir. Böyle bir mevcut veya
müstakbel bir davaya veya icra takibine konu olabilecek istemlere yönelik olarak geçici koruma tedbiri niteliğinde
ihtiyati haciz de istenebilecektir. Çünkü ihtiyati haczin amacı para alacakları için yapılan takipleri güvence altına
almaktır. İhtiyati haczin sonucunu güvence altına aldığı dava veya takip konusu, alacaklının nihai tatminini sağlayan
ifa amaçlı bir talep olabileceği gibi, alacaklıya teminat sağlamaya yönelik bir talep de olabilir. Önemli olan burada bir
para alacağına yönelik talebin güvence altına alınmasıdır. (Özekes-İhtiyati Haciz Ankara/1999 s.l 12)
Konusu para olan teminatlarda, teminat alacağı için borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulduktan sonra
alacaklının 7 gün içinde ya teminat için ilamsız icra takibi yapması veya mahkemede depo davası açması
gerekmektedir. (Baki Kuru-İcra İflas Hukuku 1. C ilt Sh.205)
Bu itibarla İİK 257/1 maddesinde geçen "... para borcu" kavramı, konusu para olan teminatları da
kapsadığından içtihadı birleştirmenin konusunu teşkil eden uyuşmazlık yönünden İİK 257/1 maddesinde düzenlenen
bu koşul gerçekleşmiştir.Alacağın rehinle temin edilmemiş olmasına ilişkin İİK 257/1 maddesinde düzenlenen diğer
koşul ise zaten tartışma konusu değildir.
İİK 257/1 maddesindeki muacceliyet koşuluna gelince;
Banka ile kontrgaran arasında düzenlenen kontrgaranti sözleşmesinde banka teminat mektubu bedelinin,
banka ile çek hesabı sahibi arasında düzenlenen sözleşmede karşılıksız kalan çek yaprağı bedelinin depo edilmesine
ilişkin hüküm bulunması halinde hesabın kat'ı ile birlikte bu bedeller yönünden de depo davası açılması-ilamsız icra
takibi yapılması veya ihtiyati haciz istenebilmesi için muacceliyet koşulu gerçekleşmiştir.
Muacceliyet koşulunun gerçekleşmesini, banka teminat mektup bedeli veya karşılıksız kalan çek yaprağı
bedelinin ancak muhataba ödeme yapıltjı^sı Aoşjiluna bağlamak, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin yok
sayılması sonucunu doğuracaktır.Sözleşme^Şfftef t i :-göre hesabın kat'ı ile birlikte alacak-depo talebi de muaccel
olacağından İİK 257/1 maddesinde düzenlenen rrura«çqljyet koşulu da gerçekleşmiştir.
Sonuç olarak,
Banka ile kontrgaran (lehdar) arasında düzenlenen teminat mektubu temin etme sözleşmesinde teminat
mektubu bedelinin, banka ile çek hesabı sahibi arasında düzenlenen sözleşmede karşılıksız kalan çek yaprağı bedelinin
depo edileceğine ilişkin hüküm bulunması halinde, bu bedeller banka için teminat teşkil ettiğinden ve teminat paraya
ilişkin bulunduğundan, rehinle temin edilmeyen ve hesabın kat'ı ile birlikte muacceliyet koşulu da gerçekleşen bedeller
yönünden, alacaklı bankanın depo davası açabileceği gibi İİK 42 maddesi gereğince ilamsız icra takibi yapabileceği de
gözetildiğinde, İİK 257/1 maddesindeki "para borcu" kapsamında bulunan teminat alacağı için İİK da düzenlenen ve
hukuki koruma tedbirlerinden biri olan ihtiyati hacze de karar verilebilir.
Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Dosyalar

Kaynak Metin
Kaynak Metin (Kaynak: Resmi Gazete resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.
Söz Konusu Yargı Kararının ilgili olduğu Mevzuat (1)
Söz Konusu İBK'nın konu edindiği mevzuat (1)
" *** Kırmızı renk, söz konusu kanunun yürürlükte olmadığını; sarı renk, söz konusu kanunun tasarı aşamasında olduğunu ve mavi renk ise söz konusu kanunun yürürlükte olduğunu nitelemektedir."

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul