• Bireysel No: 2014/2894
  • Karar Tarihi: 07.07.2018
Kaynak: Resmi Gazete
(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR

ABDULLAH ALTUN BAŞVURUSU

Başvuru Numarası
Karar Tarihi

Başkan y.
Üyeler

2014/2894
17/7/2018
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Haşan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör
Başvurucu

: Akif YILDIRIM
: Abdullah ALTUN

I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin ihlal karanna

dayanılarak yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle
bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/3/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas
incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)
gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar
özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Diyarbakır 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin (DGM)
3/6/1999 tarihli ve E. 1995/243, K. 1999/157 sayılı kararıyla ülke topraklarının bir
kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunma suçundan ömür boyu



ağır hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Bu karar, Yargıtay incelemesinden geçerek
kesinleşmiştir.

10. Başvurucu, mahkûmiyetiyle sonuçlanan olaylara ilişkin olarak Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuştur. Başvurucu, DGM heyetinde askerî
bir hâkimin de bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılama
yapılmadığından, soruşturmanın ilk aşamasında müdafi tarafından temsil
edilmediğinden ve baskı altında alınan ifadelerinin mahkûmiyete esas alındığından
şikâyetçi olmuştur.

11. AİHM 19/10/2006 tarihli (B. No: 66354/01) kararıyla başvurucunun
adil yargılanma hakkı kapsamındaki yargılamanın uzunluğuna, mahkemenin bağımsız
ve tarafsız olmadığına ilişkin iddialarını kabul edilebilir bulmuştur. AİHM, aynı konuya
ilişkin verdiği Özel/Türkiye (B. No: 42739/98, 7/11/2002, §§ 33, 34) ve
Özdemir/Türkiye (B. No: 59659/00, 6/2/2003, §§ 35, 36) kararlarına atıf yapmak
suretiyle başvurucunun bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal
edildiğine karar vermiştir. AİHM, kararında talep edilmesi hâlinde yeniden yargılama
yapılmasının ihlalin giderimi için uygun bir yol olacağını da belirtmiştir.

12. Başvurucu, ihlal kararma dayanarak yargılamanın yenilenmesi talebinde
bulunmuştur. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 10/7/2013 tarihli ve
2013/422 Değişik İş sayılı kararıyla dosya üzerinden inceleme yapmış ve başvurucunun
talebini reddetmiştir.

13. Gerekçede, AİHM tarafından verilen ihlal kararında mahkûmiyet kararı
veren heyette bir askerî yargı mensubunun bulunması ve yargılama süresinin aşırı
olmasının eleştirildiği hâlbuki ihlal kararma konu bu hususlann hükmün dayanağı
olmadığı, belirtilen hukuka aykırılıkların usule yönelik olduğu ve yargılanmanın
yenilenmesi ile telafi imkânı bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkeme, öngörülen şartları
taşımaması sebebiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar vermiştir.

14. Başvurucu; AİHM'in kararıyla bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit edildiğini, dosyasının 15/6/2012
tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesince denetlenmekte olan kararlardan
olduğunu belirterek karara itiraz etmiştir.

15. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, dosya üzerinden verdiği 21 /2/2014
tarihli kararıyla başvurucunun itirazını reddetmiştir.

16. Başvurucu 4/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun
"Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" kenar başlıklı 311. maddesinin
ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı
hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar
görülür:

f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair
Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu



aykırılığa dayandığının, Avrupa insan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş
kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avmpa
insan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl
içinde istenebilir.

(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlan ile, 4.2.2003 tarihinden
sonra Avrupa insan Hakları Mahkemesine yapılan başvumlar üzerine
verilecek kararlar hakkında uygulanır. "
18. 5271 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi şöyledir:

"insan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya
eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 15.6.2012
tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte
bulunanlar bakımından bu Kanunun 311 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü
uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler. ”
19. 18/6/1999 tarihli ve 4388 sayılı Kanun'la devlet güvenlik

mahkemelerinde yer alan askerî hâkimlerin görevlerine son verilmiştir.
B. Uluslararası Hukuk
1. İlgili Sözleşme

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma
hakkı ” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların
esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız
bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak, ... görülmesini isteme
hakkına sahiptir..."
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

21. Devlet güvenlik mahkemeleriyle ilgili olarak AİHM; devlet güvenliğine
ilişkin suçlardan yargılanan sivil kişilerin emir komuta zincirine ve askerî disipline tabi,
haklarında üstlerince sicil raporları düzenlenen, belirli bir süreliğine atanan ve
atanmalarına ilişkin kararların birçoğunda idari ve askerî makamların rol oynadığı askerî
hâkimlerin de yer aldığı mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlığından endişe
duymalarının meşru olduğunu belirtmiş ve ihlal kararları vermiştir (Incal/Türkiye, B.
No: 1/1997/825/1031, 9/6/1998, §§ 68, 72, 73; Özel/Türkiye, §§ 33, 34;
Özdemir/Türkiye, §§ 35, 36).

22. AİHM, kanunla kurulmuş bir mahkemenin idareye ve davanın
taraflarına karşı bağımsız olup olmadığını değerlendirirken üyelerinin atanma şekli ve
görev süreleri, dış baskılara karşı teminatların varlığının yanı sıra mahkemenin bağımsız
olduğu yönünde bir görüntü sergileyip sergilemediğini dikkate almaktadır (İbrahim
Gürkan/Türkiye, B. No: 10987/10, 3/7/2012, § 13).

23. AİHM, Sözleşme'nin 46. maddesi bağlamında devletlerin taraf oldukları
başvurulara ilişkin olarak verilen AİHM kararlarıyla bağlı olma yükümlülüğü altına
girdiğini vurgulamakta (Del Rio Prada/İspanya [BD], B. No: 42750/09, 21/10/2013, §
137); bu, AİHM bir ihlal bulduğunda davalı devletin sadece Sözleşme'nin 41.



maddesine göre hükmedilen tazminatı ödeme yükümlülüğünü değil bunun yanında
AİHM tarafından bulunan ihlalin ortadan kaldırılması için iç hukukta bireysel ve/veya
-gerekiyorsa- genel tedbirler alma ve başvurucuyu Sözleşme ihlal edilmemiş olsaydı
bulunacağı duruma mümkün olan en yakın konuma getirecek şekilde ihlalin etkilerini
telafi etme yükümlülüğünü de barındırmaktadır (Del Rio Prada/İspanya, § 137).

24. AİHM, taraf devletlerin -AİHM kararında belirtilen sonuçlarla uyumlu
olmak kaydıyla- bu yükümlülüklerini ifa edecekleri aracı seçmekte serbest olduklarım
vurgulamaktadır. Bununla birlikte AİHM; bazı özel koşullarda, anılan yükümlülüğün
ifası bağlamında -sorumlu devlete yardım etmek amacıyla- ihlal bulunmasına yol açan
durumun ortadan kaldırılması için alınabilecek özel ve/veya genel tedbirlerin türünü de
gösterebileceğini belirtmektedir. AİHM; istisnai bazı durumlarda ise bulunan ihlalin
türünün telafi için alınması gereken tedbirler hususunda bir tercih imkânı
bırakmayabileceğim, bu hâlde kendisinin hangi tedbirin uygulanacağını kararında
gösterebileceğini ifade etmektedir (Del Rio Prada/İspanya, § 138).

25. AİHM, Bochan/Ukrayna (2) (B. No: 22251/08, 5/2/2015) kararında
Sözleşme’nin 6. maddesinin gerekçeli karar hakkı yönünden ihlal edildiğine
hükmettikten sonra (Bochan/Ukrayna, B. No: 7577/02, 3/5/2007) başvurucu tarafından
ulusal mahkemede yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle
adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyeti incelemiştir. AÎHM,
Sözleşme’nin 6. maddesinin kural olarak kesin hükme bağlanmış bir davanın yeniden
incelenmesini öngören olağanüstü kanun yollarına ilişkin başvurulara
uygulanmayacağını ancak ilgili hukuk sistemindeki söz konusu olağanüstü başvuru
yoluna ilişkin yargısal sürecin türü, konusu ve somut özelliklerinin bu tür olağanüstü
başvuru yolunu Sözleşme’nin 6. maddesinin kapsamına getirebileceğini ve adil
yargılanma güvencelerini bu başvurucular yönünden de geçerli hâle getirebileceğini
ifade etmiştir (Bochan/Ukrayna (2), § 50).

26. AİHM, özellikle olağanüstü başvuru yolunun tür ve konu bakımından
olağan başvuru yolu gibi görüldüğü durumlarda iç hukuktaki tanımlamadan bağımsız
olarak bu tür yargısal süreçlerin Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında görülebileceğini
belirtmiştir. AİHM, ilgili yargısal mercilere takdir hakkının tanınmadığı durumlarda
ilgili olağanüstü yolun temyiz benzeri bir yol olduğunu kabul etmiştir (Bochan/Ukrayna
(2), §§ 46-49). AİHM somut olayda Ukrayna ulusal hukukunu incelemiş ve kendisinin
ihlal kararlarına ilişkin olarak öngörülen yargılamanın yenilenmesinin temyiz benzeri
bir süreç olduğunu gözeterek Hükümetin başvurunun adil yargılanma hakkı kapsamında
olmadığı yönündeki itirazını reddetmiştir (Bochan/Ukrayna (2), §§ 51-56).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru
incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu; AİHM'in ihlal kararına istinaden yaptığı yargılamanın
yenilenmesi talebinin hukuka aykırı biçimde reddedildiğini, yapılan değerlendirmenin
kanunla ve AİHM kararıyla açıkça çatıştığını, AİHM kararının yerine getirilemediğini
belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesi
talebinde bulunmuştur.

29. Bakanlık, yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen yargı
makamlarınca ulaşılan kanaate göre talebin reddine karar verildiğini belirtmiştir.



Bakanlık, Sözleşme’nin 6. maddesinin -yargılamanın yenilenmesi taleplerinde olduğu
gibi- sona ermiş bir davanın yeniden açılması hakkını güvenceye almadığına ilişkin
AIHM içtihatlarına atıfta bulunmuş ve karar verilirken bu hususların dikkate
alınmasının Anayasa Mahkemesinin takdirinde olduğunu bildirmiştir.

30. Başvurucu, Bakanlık görüşlerine karşı başvuru formundaki iddialarını
tekrarlamıştır.

B. Değerlendirme
31. Anayasa'nm 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı
mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil
yargılanma hakkına sahiptir."
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder
(Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu iddialarının
bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği
değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
33. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de
bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi
gerekir.

2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
34. Anayasa’nm 36. maddesinde ise mahkemelerin bağımsız ve

tarafsızlığından açıkça bahsedilmemekle beraber Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca
bu hak adil yargılanma hakkının zımni bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nm 36.
maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf
olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının
madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme’nin 6. maddesinde adil
yargılanma hakkının bir unsuru olarak bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma
hakkından açıkça söz edilmektedir.

35. Diğer taraftan mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini
tamamlayan iki unsur olduğu nazara alındığında -Anayasa’nm bütünlüğü ilkesi gereği-
Anayasa'mn 138., 139. ve 140. maddeleri de bağımsız ve tarafsız mahkemede
yargılanma hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (AYM,
E.2005/55, K.2006/4, 5/1/2006; E. 1992/39, K. 1993/19, 29/4/1993).

36. Bir mahkemenin bağımsızlığının belirlenmesinde üyelerinin atanma
şekli ve görev süreleri, hâkimlik teminatı ve bağımsız oldukları yönündeki görünümleri
önem arz etmektedir. Mahkemenin tarafsızlığı ise uyuşmazlığın çözümünü etkileyecek
bir ön yargı, tarafgirlik, menfaate sahip olunmaması ile tarafların leh ve aleyhlerinde bir
düşünceye sahip olunmamasını ifade eder. Tarafsızlığın öznel ve nesnel olmak üzere iki
boyutu bulunmakta olup bu kapsamda hâkimin birey olarak mevcut davadaki kişisel
tarafsızlığının yanı sıra kurum olarak mahkemenin kişide bıraktığı izlenimin de dikkate
alınması gerekmektedir (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015,
§§ 109, 110).



37. AİHM, DGM'lerin faaliyette olduğu dönemde bu mahkemelerde görev
yapan askerî hâkimin statüsünü dikkate alarak bu mahkemelerin bağımsız ve tarafsız
olmadığı sonucuna ulaşmıştır. AİHM, Incal/Türkiye kararından sonra Türkiye’ye karşı
bu mahkemelerde görev yapan askerî hâkimin statüsü ile ilgili iddialarla yapılan birçok
başvuruda da bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
karar vermiştir. Anılan kararlar sonrasında DGM’de askerî hâkimlerin de bulunmasını
öngören hüküm ve DGM'ler kaldırılmıştır.

38. Temel hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi amacıyla
4/11/1950 tarihinde imzalanan Sözleşme 10/3/1954 tarihli ve 6366 sayılı Kanun'la
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmış ve onay belgesinin 18/5/1954
tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri'ne tevdi edilmesiyle Türkiye açısından
yürürlüğe girmiştir. Bakanlar Kurulunun 22/1/1987 tarihli ve 87/11439 sayılı kararı ile
Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna bireysel başvuru hakkı, 25/9/1989 tarihli ve
89/14563 sayılı kararı ile de AİHM'in zorunlu yargı yetkisi tanınmıştır. Böylece
Türkiye, Sözleşme'de bulunan temel hak ve özgürlükleri güvence altına alma
yükümlülüğünü kabul etmiş ve yargı yetkisi içinde bulunan tüm bireylere, hukuken
bağlayıcı nitelikte ihlal kararı verebilecek bir uluslararası mahkemeye başvuru
yapabilme hakkını tanımıştır (Sıddıka Dülek ve diğerleri, B. No: 2013/2750, 17/2/2016,
§68).

39. Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin etkili bir
şekilde korunması, AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi
yerine getirilmesi ile mümkündür. AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta
gereği gibi yerine getirilmemesi, Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve
özgürlüklerin uygulamada etkili bir şekilde korunamadığı anlamına gelir (Sıddıka Dülek
ve diğerleri, § 69). Nitekim AİHM tarafından verilmiş bir ihlal kararı, temel hak ve
özgürlüklerin teoride olduğu gibi pratikte de etkili bir şekilde korunabilmesi amacıyla
5271 sayılı Kanun ile yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmiştir.

40. Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden
Sözleşme kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiği iddiasını incelemek, bireysel
başvuru yoluyla incelemeye yetkili olan Anayasa Mahkemesinin görev alanına girer.
Aksinin kabulü, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı içinde yer alan temel hak
ve özgürlüklerin bireysel başvuru yolu ile etkili bir şekilde korunmasını öngören
Anayasa'nın amacı ile bağdaşmaz. Bu sebeple AİHM tarafından verilen bir ihlal
kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği Anayasa Mahkemesince
incelenmelidir. Ancak Anayasa Mahkemesince yapılacak bu inceleme, olayların baştan
itibaren yeniden değerlendirilmesi şeklinde değil AİHM tarafından verilen ihlal
kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği ile ilgili sınırlı bir inceleme olacaktır
(iSıddıka Dülek ve diğerleri, § 70).

41. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın
yorumlanması ve uygulanması kural olarak derece mahkemelerinin görevi olmakla
birlikte bu yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma
alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa
Mahkemesince incelenmesi doğaldır (Kemal İnan, B. No: 2013/1524,6/10/2015, § 49).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

42. Başvurucu, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma haklarının
ihlal edildiğine ilişkin karara istinaden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.



Başvurucunun talebi, DGM'nin bağımsız ve tarafsız olmadığı şeklindeki ihlal tespitinin
mahkûmiyet hükmünün dayanağı olmadığı ve 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (f) bendinde öngörülen şartın karşılanmadığı gerekçeleriyle
reddedilmiştir. Başvurucuların itirazını inceleyen Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi
de benzer gerekçelerle ret kararını hukuka uygun bulmuştur.

43. Somut olayda tartışılması gereken husus, AİHM'in ihlal kararı
sonrasında yargılamanın yenilenmesi istemiyle derece mahkemesine başvuran
başvurucunun bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı kapsamında ileri
sürdüğü iddialarının etkili ve yeterli bir şekilde incelenip incelenmediği, AİHM
tarafından verilen ihlal kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediğidir. Diğer bir
ifadeyle AİHM'in başvurucu hakkındaki kararda tespit ettiği ihlalin ve sonuçlarının
derece mahkemelerince ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı önem taşımaktadır.

44. AİHM'in ihlal kararma konu davanın askerî bir hâkimin de üye olarak
bulunduğu DGM heyeti tarafından yürütüldüğü anlaşılmaktadır. AİHM tarafından
verilen ihlal kararı ancak içinde askerî hâkim bulunmayan bir mahkemede yargılama
yapılmak suretiyle giderilebilecek iken Mahkeme, yargılamada askerî hâkimin
bulunmasının usule ilişkin olduğu gerekçesiyle yeniden yargılama yapmayı
reddetmiştir. Oysa AİHM kararında, yargılamada askerî hâkimin yer alması varılan
sonuçtan bağımsız olarak bir ihlal nedeni olarak ifade edilmiştir. Gerekçede, talep
edilmesi hâlinde yeniden yargılama yapılmasının ihlalin giderimi için uygun bir yol
olacağı da belirtilmiştir.

45. Ancak anılan ihlal kararı kesin hükmün sıhhatini etkilediği, dolayısıyla
yeniden yargılama konusunda ciddi bir gerekçe oluşturduğu hâlde 5271 sayılı Kanun'un
uygulanması ile ilgili yapılan yorumun AİHM kararıyla örtüşmediği, Anayasa’nm 36.
maddesinin gerektirdiği ölçüde ve özende bir inceleme içermediği, AİHM tarafından
verilen ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmediği, bağımsız ve tarafsız mahkemede
yargılanma hakkına yönelik ihlalin giderilemediği anlaşılmıştır.

46. Sonuç olarak adil yargılanma hakkı kapsamındaki bağımsız ve tarafsız
mahkemede yargılanma hakkının sağladığı güvencelerle bağdaşmayacak şekilde
AİHM'in ihlal kararının uygulanmaması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede
yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları
şöyledir:

"(l) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya
da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali
ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere
dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki
yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya
genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama
yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında
açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya
üzerinden karar verir."



a. Genel İlkeler

48. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre esas
inceleme kapsamında, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve varsa ihlalin nasıl
ortadan kaldırılacağı belirlenmektedir. Aynı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı
fıkrasına göre ise ihlal kararı verilmesi hâlinde, gerekli görüldüğü takdirde ihlalin ve
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Buna göre ihlal
sonucuna varıldığında ilgili temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verilmesinin
yanında “ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ”, diğer bir ifadeyle “ihlalin
ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedil[mesi] ” de
gerekir.

49. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine
karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi
için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma
dönülmesinin sağlanması zorunludur. Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin
durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan
kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca
bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir.

50. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı
fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere
hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. Anayasa Mahkemesi
ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine hükmederken idarenin veya yargısal
makamların ya da yasama organının yerine geçerek işlem tesis edemez. Anayasa
Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin
tesis edilmesi için kararı ilgili mercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No:
2018/3007, 15/3/2018, § 57).

51. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere
hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre ihlal; idari
eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin
kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun belirlenebilmesi bakımından önem
taşımaktadır.

52. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı
Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını
ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere kararın bir örneğinin ilgili
mahkemeye gönderilmesine hükmedilir.

53. Kanun’un 50. maddesiyle işaret edilen yeniden yargılama kavramı, ilgili
usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kuruntundan belli yönlerden
farklılık taşımaktadır. Kuşkusuz ki Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılamaya
hükmettiği durumlarda da derece mahkemesi kesin hükme bağlanmış bir yargılamayı
yeniden ele almaktadır. Bu yönüyle ilgili usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın
yenilenmesi müessesesi ile Anayasa Mahkemesince yeniden yargılamaya hükmedilntesi
arasında bir farklılık bulunmamaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesinin tespit edilen
ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili
usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak
derece mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki
kararın kaldırılması hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Derece



mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin
sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmak yükümlülüğündedir.

54. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken şey, bir
temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından bir temel hak veya
özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali gideremediği tespit edilen önceki
kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi, kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise
Anayasa Mahkemesi kararında tespit edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken
işlemleri yapar. Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir
işlemden veya yerine getirilmeyen yöntemsel bir eksiklikten kaynaklanıyorsa söz
konusu usule ilişkin işlemin hak ihlaline yol açmayacak şekilde yeniden (veya daha
önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılık ilgili idari
işlem veya uygulamanın kendisinin veya derece mahkemesi kararının sonucunun hak
ihlaline yol açtığı Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilmişse bu takdirde derece
mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudan dosya üzerinden
önceki kararının aksi yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması
gerekebilir.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması
55. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
56. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bağımsız ve tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda
ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

57. Bu durumda bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının
ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki
yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un
50. maddesinin ikinci fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına
yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale
yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni
bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama
yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harem başvurucuya
ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alman bağımsız ve tarafsız

mahkemede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak
üzere Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine (2013/422 Değişik İş)
GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına
başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde



bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ
UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.
Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye Üye
Hicabi DURSUN Haşan Tahsin GÖKCAN

Uye
Kadir ÖZKAYA

Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ



Kaynak Metin
(Kaynak: Resmi Gazete resmi web sitesi)
İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.

Copyright © 2018. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul