Başbakanlık

Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır

 Kuruluş : 7 Ekim 1920

8 Temmuz 2004

PERŞEMBE

Sayı : 25516

 

YASAMA BÖLÜMÜ

Kanun

5204 Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Milletlerarası Andlaşmalar

2004/7464 5167 Sayılı Kanunla Onaylanması Uygun Bulunan Türkiye’de Ulusal Fon’un Kurulması Hakkındaki Mutabakat Zaptının Eki’nin Onaylanmasına Dair Karar

2004/7476 Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanması Hakkında Karar

2004/7477 Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti ve Federal Almanya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bölgesel Silahların Kontrolü Doğrulama ve Uygulama Yardım Merkezi (RACVIAC) Kurulması Hakkında Anlaşma’ya Katılmamız Hakkında Karar

2004/7499 Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Malta Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma’nın Onaylanmasına Dair Karar

2004/7507 Türkiye-Suriye Karma Ulaştırma Komisyonu Toplantısı Protokolü’nün Onaylanmasına Dair Karar

Milletlerarası Sözleşme

2004/7502 4662 Sayılı Kanunla Onaylanması Uygun Bulunan "Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme”nin İlişik Bildirimler ve Çekince ile Onaylanmasına Dair Karar

Cumhurbaşkanlığına Vekâlet Etme İşlemi

— Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ’ın Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

Bakanlıklara Vekâlet Etme İşlemi

— Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığına, Milli Savunma Bakanı M. Vecdi GÖNÜL’ün Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

— Çevre ve Orman Bakanlığına, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’in Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

Atama Kararları

— Sanayi ve Ticaret ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıklarına Ait Atama Kararları

Yönetmelikler

— Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Satış ve Gelir Paylaşımı İhale Yönetmeliği

— TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Ana Yönetmeliği

Tebliğ

— 308 Sayılı Tohumlukların Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonu Hakkında Kanuna Tabi Tohumluk Çeşitleri Hakkında Tebliğ (No: 2004/27)

YARGI BÖLÜMÜ

Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları

— Uyuşmazlık Mahkemesine Ait 11 Adet Karar


YASAMA BÖLÜMÜ

Kanun

Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları

Kanununda Değişiklik Yapılmasına

İlişkin Kanun

 

Kanun No. 5204

Kabul Tarihi : 30.6.2004

MADDE 1. — 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesinin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

Öğretmenlik mesleği; adaylık döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılır. Adaylık dönemini başarıyla tamamlayanlar mesleğe öğretmen olarak atanır.

Kariyer basamaklarında yükselmede kıdem, eğitim (hizmet içi eğitim, lisansüstü eğitim), etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) puanları ile sınav sonuçları esas alınır. Değerlendirme 100 tam puan üzerinden yapılır. Değerlendirme puanının % 10'unu kıdem, % 20'sini eğitim, % 10'unu etkinlikler, % 10'unu sicil (iş başarımı) ve % 50'sini de sınav puanı oluşturur.

Kariyer basamaklarında yükselecekler değerlendirme puanlarına göre başarı sıralamasına alınır. Değerlendirmeye alınmak için sınav tam puanının en az % 60'ını almış olmak şartı aranır.

Sınav yılda bir defa olmak üzere ÖSYM'ce yapılır.

Alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlamış öğretmenlerden uzman öğretmenlik, doktora öğrenimini tamamlamış olan öğretmenlerden ise başöğretmenlik için sınav şartı aranmaz. Bu durumda olan öğretmenler kıdem, hizmet içi eğitim, etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) ölçütlerine göre değerlendirilir.

Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükseleceklerin gireceği sınav, sınava katılacaklarda aranacak en az çalışma süresi, hizmet içi eğitim veya lisansüstü eğitim nitelikleri, her bir değerlendirme ölçütüne ilişkin hususlar ve puan değerleri, alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış olanlardan uzman öğretmenlik veya başöğretmenlik için aranacak kıdem, hizmet içi eğitim, etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) şartları ve puan değerleri, branşlar temelindeki uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sayıları, yükselmeye ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşleri alınarak Millî Eğitim Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Toplam serbest öğretmen kadro sayısı içinde, başöğretmen oranı % 10, uzman öğretmen oranı % 20’dir. Bakanlar Kurulu bu oranları bir katına kadar yükseltmeye yetkilidir.

MADDE 2. — 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının "B- Eğitim, Öğretim Tazminatı" bölümünün birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Birinci fıkrada sayılanlardan ayrıca;

a) Başöğretmen unvanını kazanmış olanlara % 40'ına,

b) Uzman öğretmen unvanını kazanmış olanlara % 20'sine,

MADDE 3. — Bu Kanunun 2 nci maddesi 1.1.2005 tarihinde, diğer maddeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

7/7/2004

Sayfa Başı


YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Milletlerarası Andlaşmalar

Karar Sayısı : 2004/7464

Türkiye Cumhuriyeti tarafından 30 Temmuz 2003 tarihinde Ankara’da imzalanan ve 5/5/2004 tarihli ve 5167 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ekli “Türkiye’de Ulusal Fon’un Kurulması Hakkındaki Mutabakat Zaptının Eki”nin onaylanması; Dışişleri Bakanlığı’nın 21/5/2004 tarihli ve ABEY/205241 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 8/6/2004 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN

     

Başbakan

     

A. GÜL

A. ŞENER

M. A. ŞAHİN

B. ATALAY

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bakanı

A. BABACAN

K. TÜZMEN

G. AKŞİT

K. TÜZMEN

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı V.

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

C. ÇİÇEK

O. PEPE

A.AKSU

K.UNAKITAN

Adalet Bakanı

Milli Savunma Bakanı V.

İçişleri Bakanı

Maliye Bakanı

B. ATALAY

S. GÜÇLÜ

R. AKDAĞ

M. H. GÜLER

Milli Eğitim Bakanı V.

Bayındırlık ve İskan Bakanı V.

Sağlık Bakanı

Ulaştırma Bakanı V.

S. GÜÇLÜ

R. AKDAĞ

A. COŞKUN

 

Tarım ve Köyişleri Bakanı

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı V.

Sanayi ve Ticaret Bakanı

 

M. H. GÜLER

E. MUMCU

O. PEPE

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı

Çevre ve Orman Bakanı

 

Türkiye’de Ulusal Fon’un Kurulması

Hakkındaki Mutabakat Zaptının Eki

 

Türkiye’ye yönelik katılım-öncesi yardım çerçevesinde, Türkiye’de Ulusal Fon’un Kurulması Hakkındaki Mutabakat Zaptı’nın tarafları, yeni Mali Yönetmeliğin yürürlüğe girmesini takiben ve Mutabakat Zaptı’nın 17. Maddesine uygun olarak aşağıdaki değişiklikler üzerinde anlaşmaya varmışlardır.

Madde 1 - Mahiyet ve Konu

14 Şubat 2002’de imzalanan,Türkiye’de Ulusal Fon’un Kurulması Hakkındaki Mutabakat Zaptı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

1. Madde 4(1)’de:

- Birinci cümledeki “Bir avans ödemesi....” terimi “Ön-finansman ........... olarak’ şeklinde,

- İkinci cümledeki “Avans ödemesi” terimi “Ön-finansman” şeklinde değiştirilmiştir.

2. Madde 4(2)’de:

- Birinci cümledeki “avans ödemesi” terimi “ön-finansman” şeklinde,

- Birinci cümledeki “ikmal ödemeleri” terimi “transferler” şeklinde değiştirilmiştir.

- “Komisyonca önceden sarih bir şekilde izin verilmesi haricinde, şayet Ulusal Fon’da, Merkezi Finans ve İhale Birimi’nde ve Uygulayıcı Kuruluşlardaki fonların toplamı, adem-i merkeziyetçi bir biçimde yönetilen programın yürürlükteki toplam bütçesinin, ilgili Finansman Zaptında belirtilen yüzdesini aşıyorsa transfer talebinde bulunulamaz” şeklinde yeni bir cümle, en son cümleden sonra eklenmiştir.

3. Madde 4(3)’de:

- Birinci cümledeki “avans ödemeleri ve ikmal ödemeleri” ifadesi “ön-finansman ve müteakip transferler’ ifadesiyle;

- İkinci cümledeki “ikmal ödemesi talebi” ifadesi “müteakip transferler için talep” ifadesiyle değiştirilmiştir.

4. Madde 4(6) şu şekilde değiştirilmiştir: “Bir sonraki dönemdeki nakit akış ihtiyaçlarının sözkonusu oranı aşacağı, halihazırda imzalanmış ve yakın gelecekte imzalanacak sözleşmeleri kapsayan taahhütler listesine dayanan bir nakit akış projeksiyonuyla Merkezi Finans ve Sözleşmeler Birimi veya Uygulayıcı Kuruluşlar tarafından kanıtlanırsa, Ulusal Yetkilendirme Görevlisi, istisnai olarak Finansman Zaptında belirtilenden daha fazla meblağ talep edebilir.”

5. Madde 4(8)’de, birinci cümledeki “avans ödemeleri ve ikmal ödemeleri” ifadesi “fon transferleri” şeklinde değiştirilmiştir.

6. Madde 13(1) şu şekilde değiştirilmiştir: “Finansman Zaptını uygulamak için gerekli olan bütün ihale sözleşmeleri,AB’nin Üçüncü Ülkelere Yönelik Faaliyetlerinin uygulanması için Avrupa Komisyonu’nca tanımlanan ve en yakın tarihte yayımlanan usuller ve standart belgeler kullanılarak sonuçlandırılır.

Madde 2

Orijinal Mutabakat Zaptının bütün diğer hüküm ve koşulları aynı kalmıştır.

Madde 3

Mutabakat Zaptının işbu Ek’i İngilizce dilinde iki nüsha olarak hazırlanmıştır.

Madde 4 - Yürürlüğe Giriş

Mutabakat Zaptının işbu Ek’i her iki tarafın imzaladığı tarihte yürürlüğe girecektir.1

 

 

Avrupa Topluluğu Adına

Türkiye Cumhuriyeti Adına

 

Tarih: 3.09.2003

Tarih: 30.7.2003

 

Yer: Ankara

Yer: Ankara

 

İmza: H.J. Kretschmer

İmza: Ali BABACAN

   

Devlet Bakanı

   

Ulusal Yetkilendirme

   

Görevlisi

 

------------------------------

1 Bu hüküm, Türkiye’de Ulusal Fon’un Kurulması Hakkındaki Mutabakat Zaptı’nın işbu Eki’nin Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasına sakınca teşkil etmez.

 

—— • ——

Karar Sayısı : 2004/7476

5 Mayıs 2004 tarihinde Sana’da imzalanan ekli “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yemen Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması; Dışişleri Bakanlığı’nın 11/5/2004 tarihli ve İSTY/198813 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü ve 5 inci maddelerine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/6/2004 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN

     

Başbakan

     

A. GÜL

A. ŞENER

C.ÇİÇEK

B. ATALAY

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd. V.

Devlet Bakanı

A. BABACAN

H. ÇELİK

G. AKŞİT

K. TÜZMEN

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı V.

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

C. ÇİÇEK

M. V. GÖNÜL

A. AKSU

K. UNAKITAN

Adalet Bakanı

Milli Savunma Bakanı

İçişleri Bakanı

Maliye Bakanı

H. ÇELİK

Z.ERGEZEN

R. AKDAĞ

B. YILDIRIM

Milli Eğitim Bakanı

Bayındırlık ve İskan Bakanı

Sağlık Bakanı

Ulaştırma Bakanı

S. GÜÇLÜ

M. BAŞESGİOĞLU

A. AKSU

 

Tarım ve Köyişleri Bakanı

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı

Sanayi ve Ticaret Bakanı V.

 

M. H. GÜLER

E. MUMCU

O. PEPE

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı

Çevre ve Orman Bakanı

 

—— • ——

Karar Sayısı : 2004/7477

Federal Almanya Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti arasında 8 Mart 2001 tarihinde imzalanan ve 29/4/2004 tarihli ve 5155 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan ekli “HırvatistanCumhuriyeti Hükümeti ve Federal Almanya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bölgesel Silahların Kontrolü Doğrulama ve Uygulama Yardım Merkezi (RACVIAC) Kurulması Hakkında Anlaşma”ya katılmamız; Dışişleri Bakanlığı’nın 7/6/2004 tarihli ve USGY-II/6293 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/6/2004 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN

     

Başbakan

     

A. GÜL

A. ŞENER

C.ÇİÇEK

B. ATALAY

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd. V.

Devlet Bakanı

A. BABACAN

H.ÇELİK

G. AKŞİT

K. TÜZMEN

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı V.

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

C. ÇİÇEK

M. V.GÖNÜL

A. AKSU

K. UNAKITAN

Adalet Bakanı

Milli Savunma Bakanı

İçişleri Bakanı

Maliye Bakanı

H.ÇELİK

Z. ERGEZEN

R.AKDAĞ

B. YILDIRIM

Milli Eğitim Bakanı

Bayındırlık ve İskan Bakanı

Sağlık Bakanı

Ulaştırma Bakanı

S. GÜÇLÜ

M. BAŞESGİOĞLU

A.AKSU

 

Tarım ve Köyişleri Bakanı

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı

Sanayi ve Ticaret Bakanı V.

 

M. H. GÜLER

E. MUMCU

O. PEPE

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı

Çevre ve Orman Bakanı

 

 

—— • ——

Karar Sayısı : 2004/7499

10 Ekim 2003 tarihinde Antalya’da imzalanan ve 29/4/2004 tarihli ve 5159 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ekli “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Malta Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma”nın onaylanması; Dışişleri Bakanlığı’nın 7/6/2004 tarihli ve EİGY/204461 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/6/2004 tarihinde kararlaştırılmıştır.

 

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN

     

Başbakan

     

A.GÜL

A. ŞENER

C. ÇİÇEK

B. ATALAY

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd. V.

Devlet Bakanı

A. BABACAN

H. ÇELİK

G. AKŞİT

K. TÜZMEN

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı V.

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

C. ÇİÇEK

M. V.GÖNÜL

A.AKSU

K.UNAKITAN

Adalet Bakanı

Milli Savunma Bakanı

İçişleri Bakanı

Maliye Bakanı

H.ÇELİK

Z. ERGEZEN

R.AKDAĞ

B. YILDIRIM

Milli Eğitim Bakanı

Bayındırlık ve İskan Bakanı

Sağlık Bakanı

Ulaştırma Bakanı

S.GÜÇLÜ

M. BAŞESGİOĞLU

A. AKSU

 

Tarım ve Köyişleri Bakanı

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı

Sanayi ve Ticaret Bakanı V.

 

M.H.GÜLER

E. MUMCU

O. PEPE

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı

Çevre ve Orman Bakanı

 

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Malta Hükümeti

Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve

Korunmasına İlişkin Anlaşma

 

Türkiye Cumhuriyeti ve Malta Hükümeti bundan sonra "Taraflar" olarak anılacaklardır.

Özellikle bir Taraf yatırımcılarının, diğer Tarafın ülkesinde yapacakları yatırımlarla ilgili olmak üzere aralarındaki ekonomik işbirliğini artırma arzusu ile,

Anılan yatırımların tabi olacağı uygulamalara ilişkin bir anlaşma akdinin, sermaye ve teknoloji akımı ile Tarafların ekonomik gelişimini teşvik edeceğini kabul ederek,

İstikrarlı bir yatırım ortamı meydana getirmek ve ekonomik kaynakların en etkin biçimde kullanılmalarını sağlamak üzere, yatırımların adil ve hakkaniyete uygun muameleye tabi tutulmasının gerektiği hususunda mutabık kalarak ve

Yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması için bir anlaşma yapılması kararıyla,

Aşağıdaki şekilde anlaşmaya varmışlardır:

MADDE I

Tanımlar

İşbu Anlaşmada :

1. "Yatırımcı" terimi:

(a) Taraflardan her birinin yürürlükteki hukukuna göre vatandaşı sayılan gerçek kişileri,

(b) "Yatırımcı" teriminin şube, irtibat veya temsilcilik ofislerini içermemesi koşuluyla, Taraflardan her birinin yürürlükteki hukukuna uygun olarak kurulmuş, kayıtlı ofisleri veya genel idare merkezleri o Tarafın ülkesinde bulunan, şirketleri, firmaları ya da iş ortaklıklarını ifade eder.

2. "Yatırım" terimi, bir Tarafın yatırımcısı tarafından diğer Tarafın ülkesinde bu Tarafın mevzuatına uygun olarak yatırılan her türlü malvarlığını, ve özellikle, bunlarla kısıtlı olmamak koşuluyla, aşağıdakileri içerir:

(a) hisseler, hisse senetleri ya da şirketlere iştirakin diğer şekilleri;

(b) yeniden yatırımda kullanılan gelirler, para alacakları veya bir yatırımla ilgili mali değeri olan diğer haklar;

(c) mülkün ülkesinde bulunduğu Tarafın kanunlarına ve mevzuatına uygun olarak tanımlanmış taşınır ve taşınmaz mallar, aynı zamanda ipotek, haciz, rehin ve diğer benzeri hakları;

(d) patentler, sınai tasarımlar, teknik prosesler gibi sınai ve fikri mülkiyet hakları yanında ticari markalar, peştemaliye ve know-how ve diğer benzer haklar;

(e) doğal kaynaklarla ilgili olarak verilmiş imtiyazlarını da kapsayacak şekilde, kanunla veya sözleşmeyle sağlanan iş imtiyazları.

Anılan terim, ülkesinde yatırım yapılan Tarafın kanunlarına ve nizamlarına uygun olarak yapılan tüm doğrudan yatırımları ifade etmektedir. "Yatırım" terimi, işbu Anlaşmanın yürürlüğe girme tarihinde mevcut bulunan bütün yatırımlar yanında bu tarihten sonra edinilenleri de kapsar.

3. "Gelirler" terimi, bir yatırımdan elde edilen ve bunlarla kısıtlı olmamak kaydıyla, kar, faiz ve temettüleri ifade eder.

4. "Ülke" terimi, her bir Tarafla ilgili olarak, kara ülkesini, karasularını aynı zamanda uluslararası hukuka göre tabii kaynakların araştırılması, işletilmesi ve korunması konularında üzerinde egemenlik veya kaza hakkının bulunduğu deniz alanlarını ifade eder.

MADDE II

Yatırımların Teşviki ve Korunması

1. Her bir Taraf, kendi ülkesindeki yatırımlara ve bunlarla bağlantılı faaliyetlere, herhangi üçüncü bir ülkenin yatırımcılarının yatırımlarına benzer durumda uygulanandan daha az elverişli olmayan koşullarda, ilgili kanun ve nizamlarına uygun olarak izin verecektir.

2. Her bir taraf, gerçekleştirilmiş olan bu yatırımlara; kendi yatırımcılarının ya da herhangi bir üçüncü ülke yatırımcılarının yatırımlarına, benzer durumda uygulanandan - hangisi daha elverişli ise- daha az elverişli olmayan bir muamele uygulanmasını sağlayacaktır.

3. Tarafların ülkelerine yabancıların girmesi, kalması ve istihdam edilmesi ile ilgili kanun ve nizamlarına uygun olarak;

(a) Taraflardan her biri, kendi ülkesindeki bir yatırımın faaliyete geçmesi ile ilgili olarak önemli düzeyde sermaye ve diğer şekillerde kaynak aktarmayı taahhüt eden veya taahhüt etme aşamasında olan diğer Taraf vatandaşları veya onların istihdam ettikleri kişilerin; kuruluş, geliştirme, idare ve danışmanlık maksadıyla, ülkesine girmelerine ve ikamet etmelerine izin verecektir.

(b) Taraflardan birinin yürürlükteki kanun ve nizamları çerçevesinde yasal olarak kurulan ve diğer Tarafın yatırımcılarının yatırımı olan şirketlere, kendi seçtikleri idari ve teknik personeli, milliyetleri ne olursa olsun istihdam etmelerine izin verilecektir.

4. Eğer Taraflardan biri herhangi bir üçüncü devletin yatırımcılarına, serbest ticaret bölgesi, gümrük birliği, ortak pazar üyeliği veya ortaklığı veya bu gibi birliklere veya kurumlara yol açan geçici anlaşmalar temelinde özel ayrıcalıklar tanıması halinde, bu Taraf böyle ayrıcalıkları diğer Tarafın yatırımcılarına tanımaya zorunlu olmayacaktır.

5. Bu Madde hükümleri altında garanti edilen muamele; Taraflardan birinin üçüncü bir devlet yatırımcılarına Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi veya mali konulardaki diğer anlaşmalar sebebiyle tanıdığı vergiler, ücretler, harçlar ve mali indirim ve istisnalar açısından tanınmayacaktır.

MADDE III

Kamulaştırma ve Tazminat

1. Yatırımlar, kamu yararı amacıyla, ayrımcı olmayacak biçimde, zamanında, yeterli ve etkin tazminat ödeyerek ve yürürlükteki hukuk çerçevesinde ve işbu Anlaşmanın II’nci Maddesinde belirtilen genel ilkelere uygun olarak yapılan işlemler dışında, kamulaştırma, devletleştirme veya doğrudan veya dolaylı olarak benzeri etkileri yaratan uygulamalara maruz bırakılmayacaktır.

2. Söz konusu tazminat, kamulaştırılan yatırımın kamulaştırma işleminin uygulanmasından veya kamulaştırmanın öğrenilmesinden hemen önceki gerçek değerine eşit olacaktır. Tazminat gecikmesiz olarak ödenecek ve Madde IV paragraf 2'de tanımlandığı gibi serbestçe transfer edilebilir olacaktır.

3. Yatırımları, savaş, ayaklanma, iç karışıklıklar veya diğer benzer olaylar nedeniyle diğer Tarafın ülkesinde zarara uğrayan Taraflardan birinin yatırımcıları, diğer Tarafça, söz konusu zararların karşılanması bakımından kendi yatırımcılarına ya da herhangi bir üçüncü ülke yatırımcılarına gösterdiği muameleden daha az elverişli olmamak kaydıyla, hangisi daha elverişli ise, o muameleye tabi tutulacaktır.

MADDE IV

Ülkesine İade ve Transfer

1. Her bir Taraf, ülkesinde diğer Tarafın yatırımcılarınca yapılan bir yatırımla ilgili bütün transferlerin kendi ülkesinden içeri ve dışarıya serbestçe ve gecikme olmaksızın yapılmasına iyi niyetle izin verecektir. Bu tür transferler aşağıdakileri içerir:

(a) gelirler,

(b) bir yatırımın tamamının veya bir kısmının satışı veya tasfiyesinden elde edilen meblağlar,

(c) Madde III çerçevesinde ödenecek tazminatlar,

(d) yatırımlarla ilgili olarak alınmış kredilerin ana para ve faiz ödemeleri,

(e) diğer Tarafın ülkesinde, bir yatırımla ilgili uygun çalışma izinlerini almış olan bir Tarafın vatandaşlarının aldıkları maaş, ücret ve diğer gelirleri,

(f) bir yatırım uyuşmazlığından doğan ödemeler.

2. Transferler, yatırımın yapılmış olduğu konvertibl para birimi veya herhangi bir konvertibl para birimiyle transferin yapıldığı tarihte geçerli olan döviz kuru üzerinden yapılacaktır.

MADDE V

Halefiyet

1. Eğer bir Taraf yatırımcısının yatırımı, ticari olmayan risklere karşı kanuni bir sistem dahilinde sigorta edilmişse, sigortalayanın ilgili sigorta anlaşmasının şartlarından kaynaklanan her türlü halefiyeti diğer Tarafça tanınacaktır.

2. Sigortalayan, yatırımcının kullanmaya yetkili olabileceği haklar dışında hiç bir hakkı kullanmaya yetkili olmayacaktır.

3. Bir Taraf ile sigortalayan arasındaki uyuşmazlıklar, iş bu Anlaşmanın VI. Maddesi hükümleri uyarınca çözümlenecektir.

MADDE VI

Bir Taraf ile Diğer Tarafın Yatırımcısı Arasındaki Uyuşmazlıkların Çözümü

1. Taraflardan biri ile diğer Tarafın bir yatırımcısı arasındaki o yatırımcının yatırımı ile ilgili olarak çıkan ihtilaflar, yatırımcı tarafından ev sahibi Tarafa ayrıntılı bilgi içerecek şekilde yazılı olarak bildirilecektir. Mümkün olduğunca, yatırımcı ve ilgili Taraf bu uyuşmazlıkları, iyi niyetli karşılıklı görüşme ve müzakereler yoluyla çözümlemeye çalışacaklardır.

2. Eğer uyuşmazlıklar, birinci paragrafta belirtilen yazılı bildirim tarihinden itibaren altı ay içinde, bu yolla çözümlenemezse; uyuşmazlık, yatırımcının seçebileceği aşağıdaki mercilere sunulabilir:

(a) Her iki Tarafın da bu Sözleşmeye imzacı olmaları halinde, "Devletler ile Diğer Devletlerin Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü Sözleşmesi" ile kurulmuş olan Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü için Uluslararası Merkezi (ICSID),

(b) Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu’nun Tahkim Kurallarına göre bu maksatla kurulacak bir tahkim mahkemesi (UNCITRAL), veya

(c) Paris Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Mahkemesi.

3. Tahkim kararı; uyuşmazlığın bütün tarafları için kesin ve bağlayıcı olacaktır. Herbir Taraf verilen kararı milli hukuku çerçevesinde yerine getirecektir.

MADDE VII

Taraflar Arasındaki Uyuşmazlıkların Çözümü

1. Taraflar, işbu Anlaşmanın yorumu veya uygulaması ile ilgili aralarındaki her türlü uyuşmazlığa iyi niyet ve işbirliği ruhu içinde, çabuk ve adil çözüm arayacaklardır. Bu bakımdan, Taraflar bu tür çözümlere ulaşmak için doğrudan ve anlamlı görüşmeler yapmayı kabul ederler. Eğer Taraflar, aralarında uyuşmazlığın başladığı tarihten itibaren altı ay içinde bu yöntemle uzlaşmaya varamazlarsa, uyuşmazlık Taraflardan birinin talebi üzerine, üç üyeli bir tahkim heyetine sunulabilir.

2. Talebin alınmasından itibaren iki ay içinde, her bir Taraf birer hakem tayin edecektir. Bu iki hakem, üçüncü bir ülke vatandaşı olan üçüncü bir hakemi Başkan olarak seçeceklerdir. Taraflardan biri belirlenen süre içinde bir hakem tayin edemezse, diğer Taraf, Uluslararası Adalet Divanı Başkanından bu tayini yapmasını talep edebilir.

3. Eğer iki hakem, atanmalarından itibaren iki ay içinde Heyet Başkanının seçimi konusunda anlaşma sağlayamazlarsa, Heyet Başkanı, Taraflardan birinin talebi üzerine Uluslararası Adalet Divanı Başkanı tarafından seçilecektir.

4. Uluslararası Adalet Divanı Başkanı, işbu Maddenin ikinci ve üçüncü paragraflarında belirtilen hallerde görevini yerine getirmekten alıkonulursa veya bu şahıs Taraflardan birinin vatandaşı ise seçim Başkan Yardımcısı tarafından yapılacaktır ve Başkan Yardımcısı da anılan görevi yerine getirmekten alıkonulursa veya Taraflardan birinin vatandaşı ise seçim Taraflardan birinin vatandaşı olmayan en kıdemli Divan üyesi tarafından yapılacaktır.

5. Tahkim Heyeti Heyet Başkanının seçildiği tarihten itibaren tercihen üç ay içinde, işbu Anlaşmanın diğer maddeleriyle tutarlı olacak şekilde usul kuralları üzerinde anlaşmaya varacaklardır. Böyle bir anlaşmanın sağlanmaması halinde, Tahkim Heyeti, uluslararası tahkim usulü kurallarını dikkate alarak usul kurallarını tayin etmesini Uluslararası Adalet Divanı Başkanından talep edecektir.

6. Aksi kararlaştırılmadıkça, Başkanın seçildiği tarihten itibaren sekiz ay içinde, bütün beyanlar yapılacak, bütün duruşmalar tamamlanacak ve Tahkim Heyeti-hangisi daha sonra gerçekleşirse- son beyanlardan veya duruşmaların bittiği tarihten sonra iki ay içinde karara varacaktır. Tahkim Heyeti, nihai ve bağlayıcı olacak kararını oy çokluğu ile alacaktır.

7. Başkanın, diğer hakemlerin masrafları ve yargılama ile ilgili diğer masraflar Taraflarca eşit olarak ödenecektir. Bununla birlikte, Tahkim Heyeti giderlerin daha yüksek bir oranının Taraflardan biri tarafından ödenmesine re'sen karar verebilir.

8. Eğer bir uyuşmazlık, bu Anlaşmanın VI. Maddesi uyarınca bir uluslararası tahkim mahkemesine sunulmuşsa, aynı uyuşmazlık VII. Madde hükümleri uyarınca başka bir uluslararası tahkim mahkemesine sunulmayacaktır. Bu, her iki Taraf arasında doğrudan ve anlamlı görüşmeler yoluyla bağlantı kurmayı engellemeyecektir.

MADDE VIII

Yürürlüğe Girme

l. Her bir Taraf diğerine, işbu Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ülkesinde gereken anayasal işlemlerin tamamlandığını yazılı olarak bildirecektir. İşbu Anlaşma, iki bildirimden sonuncusunun tarihinde yürürlüğe girecektir. Anlaşma on yıllık bir dönem için yürürlükte kalacak ve bu Maddenin ikinci paragrafına göre sona erdirilemediği sürece yürürlükte kalacaktır. İşbu Anlaşma, yürürlüğe giriş tarihinde mevcut yatırımlar yanında bu tarihten sonra yapılan veya gerçekleşen yatırımlara da uygulanacaktır. Bununla birlikte, Anlaşma yürürlüğe girişinden önce ortaya çıkan uyuşmazlıklara uygulanmayacaktır.

2. Taraflardan her biri yazılı olarak diğer Tarafa bir yıl öncesinden feshi ihbarda bulunarak, Anlaşmayı ilk on yıllık dönemin sonunda veya bundan sonra her an sona erdirilebilir.

3. İşbu Anlaşma Taraflar arasında yazılı bir anlaşma ile değiştirilebilir. Herhangi bir değişiklik, Taraflardan her birinin diğer Tarafa değişikliğin yürürlüğe girmesi için gerekli tüm dahili formaliteleri tamamladığını bildirmesi üzerine yürürlüğe girecektir.

4. İşbu Anlaşmanın sona erme tarihinden önce yapılan ya da gerçekleşen ve bu Anlaşmanın uygulanacağı yatırımlarla ilgili olarak, bu Anlaşmanın diğer bütün Maddelerinin hükümleri, söz konusu sona erme tarihinden itibaren ilave bir on yıl daha yürürlükte kalacaktır.

Bu Anlaşmayı Tarafların tam yetkili temsilcileri, huzurlarında imzalamışlardır.

10 Ekim 2003 tarihinde, Antalya’da, her ikisi de aynı derecede asıl olmak üzere Türkçe ve İngilizce dillerinde imzalanmıştır.

Yorumlamada uyuşmazlık halinde İngilizce metin esas alınacaktır.

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

MALTA HÜKÜMETİ

 

HÜKÜMETİ ADINA

ADINA

 

—— • ——

Karar Sayısı : 2004/7507

10 Mayıs 2004 tarihinde Ankara’da imzalanan ekli “Türkiye-Suriye Karma Ulaştırma Komisyonu Toplantısı Protokolü”nün onaylanması; Dışişleri Bakanlığı’nın 24/5/2004 tarihli ve İEGY/208495 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü ve 5 inci maddelerine göre, Bakanlar Kurulu’nca 14/6/2004 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN

     

Başbakan

     

A. GÜL

A. ŞENER

M. A. ŞAHİN

B. ATALAY

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bakanı

A. BABACAN

M. AYDIN

G. AKŞİT

K. TÜZMEN

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

C. ÇİÇEK

M. V. GÖNÜL

M. V. GÖNÜL

K. UNAKITAN

Adalet Bakanı

Milli Savunma Bakanı

İçişleri Bakanı V.

Maliye Bakanı

H.ÇELİK

Z. ERGEZEN

R.AKDAĞ

B. YILDIRIM

Milli Eğitim Bakanı

Bayındırlık ve İskan Bakanı

Sağlık Bakanı

Ulaştırma Bakanı

B.ATALAY

M. BAŞESGİOĞLU

A. COŞKUN

 

Tarım ve Köyişleri Bakanı V.

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı

Sanayi ve Ticaret Bakanı

 

M. H. GÜLER

E. MUMCU

O. PEPE

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı

Çevre ve Orman Bakanı

 

 

Sayfa Başı


Milletlerarası Sözleşme

Karar Sayısı : 2004/7502

Türkiye tarafından 13 Ocak 1999 tarihinde imzalanan ve 26/4/2001 tarihli ve 4662 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ekli “Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme”nin ilişik bildirimler ve çekince ile onaylanması; Dışişleri Bakanlığı’nın 26/5/2004 tarihli ve KOYT/208598 sayılı yazısı üzerine 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/6/2004 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN

     

Başbakan

     

A. GÜL

A. ŞENER

C. ÇİÇEK

B. ATALAY

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd. V.

DevletBakanı

A. BABACAN

H. ÇELİK

G. AKŞİT

K. TÜZMEN

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı V.

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

C. ÇİÇEK

M. V.GÖNÜL

A.AKSU

K.UNAKITAN

Adalet Bakanı

Milli Savunma Bakanı

İçişleri Bakanı

Maliye Bakanı

H. ÇELİK

Z.ERGEZEN

R.AKDAĞ

B. YILDIRIM

Milli Eğitim Bakanı

Bayındırlık ve İskan Bakanı

Sağlık Bakanı

Ulaştırma Bakanı

S.GÜÇLÜ

M. BAŞESGİOĞLU

A. AKSU

 

Tarım ve Köyişleri Bakanı

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı

Sanayi ve Ticaret Bakanı V.

 

M.H.GÜLER

E. MUMCU

O. PEPE

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı

Çevre ve Orman Baka

 

 

 

FIL2508.S1

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

—————————————————————————————————————————————————————————————————

GENEL KURUL                                                                                                                                                                                                              DAĞITIM

                                                                                                                                                                                                                                             GENEL

A/RES/45/158

25 Şubat 1991

—————————————————————————————————————————————————————————————————

Kırkbeşinci Oturum

Gündem Maddesi 12

 

GENEL KURUL TARAFINDAN KABUL EDİLEN KARAR

(Üçüncü Komitenin (A/45/838/) Sayılı Raporuna İstinaden)

 

45/158. Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme

 

Genel Kurul:

Özellikle en başta (1) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (217 A (III) Sayılı Karar), (2) İnsan Hakları ile İlgili Uluslararası Anlaşmalar (220 A (XXI) Sayılı Karar), (3) Irk Ayırımcılığının Her Türlü, Şeklinin Ortadan Kaldırılmasına Dair Uluslararası Anlaşma (2106 A (XX) Sayılı Karar), ve (4) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Ortadan Kaldırılmasına Dair Anlaşma (34/180 Sayılı Karar) olmak üzere, insan haklarının uluslararası düzeyde korunması ile ilgili temel belgelerde açıklanan standartlar ve prensiplerin daima geçerli kalacağını bir kere daha teyid ederek;

Uluslararası Çalışma Teşkilâtının çerçevesi içinde oluşturulan standart ve ilkeleri ve Birleşmiş Milletler Teşkilâtının çeşitli organlarında ve diğer uzman kuruluşlarında göçmen işçiler ve aileleri konusunda yapılmakta olan çalışmaların önemini akılda tutarak;

Şimdiye kadar oluşturulmuş standartlar ve ilkeler kümesinin mevcudiyetine rağmen, göçmen işçilerin ve ailelerinin insan haklarının, şeref ve haysiyetlerinin güvence altına alınması ve durumlarının iyileştirilmesi amacıyla daha fazla gayret sarfedilmesi gerektiğini tekrar ederek,

Göçmen işçilerin ve ailelerinin haklarının korunmasına dair uluslararası bir sözleşme taslağı hazırlanması amacıyla tüm üye Devletlerin katılımına açık bir çalışma grubu oluşturulmasına dair 17 Aralık 1979 tarihli ve 34/172 sayılı kararını hatırlayarak;

15 Aralık 1980 tarihli ve 35/198 sayılı, 16 Aralık 1981 tarihli ve 36/160 sayılı, 17 Aralık 1982 tarihli ve 37/170 sayılı, 16 Aralık 1983 tarihli ve 38/86 sayılı, 14 Aralık 1984 tarihli ve 39/102 sayılı, 13 Aralık 1985 tarihli ve 40/130 sayılı, 4 Aralık 1986 tarihli ve 41/151 sayılı, 7 Aralık 1987 tarihli ve 42/140 sayılı, 8 Aralık 1988 tarihli ve 43/146 sayılı, 15 Aralık 1989 tarihli ve 44/155 sayılı kararlarını ve anılan kararlarda "Tüm Göçmen İşçilerin ve Ailelerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Bir Sözleşme Taslağı Hazırlanması ile İlgili Çalışma Grubu’nun yetkisinin yenilendiği ve görevini sürdürmesinin istendiğini de hatırlayarak;

Çalışma Grubunun, 29 Mayıs - 8 Haziran 1990 tarihleri arasında yapmış olduğu dokuzuncu oturumlar-arası toplantısına dair raporunu, geri kalan hükümleri tamamlamak ve 44/155 sayılı karar uyarınca taslak Anlaşma metninin Birleşmiş Milletler Sekreteryası İnsan Hakları Merkezi tarafından teknik düzeyde gözden geçirilmesinin sonuçlarını değerlendirmek amacıyla, incelemiş olarak,

Çalışma Grubunun Genel Kurul tarafından kendisine verilen görev uyarınca üstlenmiş olduğu amaçlarını gerçekleştirmeyi başarmış olduğunu akılda tutarak,

1. Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme taslağının hazırlanmasını tamamlamış olmasından dolayı Çalışma Grubuna takdirlerini ifade eder;

2. Bu kararın ekinde yer alan, "Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme"yi kabul eder ve Devletlerin imzasına, onayına ve katılımına açar;

3. Tüm üye Devletleri, öncelikli olarak, sözkonusu Sözleşmeyi imzalamaya ve onaylamaya veya katılmaya çağırır ve erken bir tarihte yürürlüğe girmesini ümit ettiğini ifade eder;

4. Genel Sekreterden Sözleşme ile ilgili bilgilerin yayımlanması için gerekli tüm yardım ve kolaylıkları sağlamasını rica eder;

5. Birleşmiş Milletler organlarını ve kuruluşlarını, hükümetlerarası ve hükümetlerdışı kuruluşları, Sözleşme ile ilgili bilgilerin yayılması ve Sözleşmenin daha iyi anlaşılmasının teşviki amacıyla daha fazla gayret göstermeye davet eder;

6. Genel Sekreterden Sözleşmenin statüsü ile ilgili olarak kırkaltıncı dönem toplantılarında Genel Kurula bir rapor sunmasını rica eder;

7. Kırkaltıncı dönem toplantıları sırasında Genel Sekreterin raporunu, "Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmenin Uygulanması" başlıklı gündem maddesi altında incelemeye karar verir.

 

Genel Kurul       

69 uncu Toplantısı

18 Aralık 1990    

EK

 

Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına

Dair Uluslararası Sözleşme

 

Başlangıç

Bu Sözleşmeye Taraf Olan Devletler,

Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiş insan hakları ile ilgili temel belgelerde yer alan ilkeleri, özellikle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini, (217 A (III) Sayılı Karar); Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara Dair Uluslararası Anlaşmayı (2200 A (XXI) Sayılı Karar eki); Medenî ve Siyasal Haklara Dair Uluslararası Anlaşmayı (2200 A (XXI) Sayılı Karar eki, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Ortadan Kaldırılmasına Dair Anlaşmayı (2106 A (XX) Sayılı Karar eki) ve Çocukların Haklarına Dair Anlaşmayı (34/180 Sayılı Karar eki) gözönüne alarak;

Uluslararası Çalışma Teşkilâtının görev çerçevesi içinde oluşturulmuş ilgili belgelerde belirlenen standartlar ve ilkeleri, özellikle, İş Bulma Amaçlı Göç ile İlgili Anlaşmayı (97 Sayılı), Aşağılayıcı Şartlarda Göçler ve Göçmen İşçilere Yapılacak Muamele ve Sağlanacak İmkânlar Konusunda Eşitlik Prensibinin Teşviki ile İlgili Anlaşmayı (143 Sayılı), İş Bulma Amaçlı Göç ile İlgili Tavsiyeyi (86 Sayılı), Göçmen İşçilerle İlgili Tavsiyeyi (151 Sayılı), Zorla veya Kuvvet Kullanarak İşgücü İstihdam Etmenin İlga Edilmesine Dair Anlaşmayı (105 Sayılı) gözönüne alarak;

Birleşmiş Milletler, Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilâtının Eğitimde Ayırımcılığın Önlenmesine Dair Anlaşması’nda (Birleşmiş Milletler, Anlaşmalar Serisi, Cilt No. 429, Sayı 6193) belirtilen ilkelerin önemini tekrar teyid ederek;

İşkencenin ve Diğer Zalimane, İnsanlıkdışı ve Küçültücü Muamele ve Cezanın Önlenmesine Dair Anlaşmayı (39/46 Sayılı Kararın eki); Suçun Önlenmesi ve Sanıklara Yapılacak Muameleye Dair Dördüncü Birleşmiş Milletler Kongresi Bildirisini (Bakınız: Suçun Önlenmesi ve Sanıklara Yapılacak Muamele Konusunda Dördüncü Birleşmiş Milletler Kongresi, Kyoto, Japonya, 17-26 Ağustos 1979: Sekreterya tarafından hazırlanan rapor (B.M. Yayınları, Satış No. : E.71.IV.8)), Yasa Uygulayıcılarının Davranış Biçimleri (34/169 Sayılı Karar ve eki) ve Köleliğin Önlenmesi ilgi İlgili Anlaşmaları (Bakınız: İnsan Hakları: Uluslararası Belgeler Derlemesi (B.M. Yayınları, Satış No. : E.88.XIV.I) hatırda tutarak,

Uluslararası Çalışma Teşkilâtının amaçlarından birinin, Anayasasında da ifade edildiği üzere, yabancı ülkelerde istihdam edilen işçilerin menfaatlerinin korunması olduğunu hatırlayarak ve anılan örgütün göçmen işçiler ve aile fertleri ile ilgili konulardaki bilgi birikimini ve tecrübelerini akılda tutarak;

Göçmen işçiler ve aile fertleri ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler Teşkilâtının muhtelif organlarında, özellikle, başta, İnsan Hakları Komisyonu, Sosyal Kalkınma Komisyonu, B.M. Gıda ve Tarım Teşkilâtı, B.M. Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilâtı, Dünya Sağlık Teşkilâtı’nda ve diğer uluslararası teşekküllerde yapılmış ve yapılmakta olan çalışmaların önemini müdrik olarak,

Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarının korunmasına yönelik olarak bölgesel veya ikili düzeyde bazı Devletler tarafından gerçekleştirilen gelişmeleri ve bu alanda ikili ve çok taraflı sözleşmeler imzalanmasının önem ve faydasını da keza müdrik olarak,

Milyonlarca insanı ilgilendiren ve uluslararası toplumda çok sayıda Devleti etkileyen göç olayının önemini ve kapsamını idrak ederek,

Göçmen işçi hareketlerinin Devletler ve ilgili halklar üzerindeki etkilerinin bilincinde olarak ve göçmen işçilere ve aile fertlerine yapılacak muamele ile ilgili temel ilkelerin kabul edilmesi yoluyla Devletlerin tutum ve davranışları arasında uyum sağlanmasına katkıda bulunabilecek kuralları tesis etmeyi arzu ederek,

Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin diğer nedenler yanında, Orijin Devletten ayrı olmaları ve İstihdam Devletinde bulunmaktan dolayı güçlüklerle karşılaşabilmeleri gibi nedenlerle, sık sık içine düştükleri hassas durumu dikkate alarak,

Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarının her yerde yeterli şekilde tanınmamış olduğu ve bu nedenle bu hakların uygun biçimde uluslararası korunma altına alınmalarının gerektiği inancında olarak,

Özellikle ailelerin parçalanmasına yol açması sebebiyle, göç olayının göçmen işçilerin hem kendileri, hem de aile fertleri bakımından sık sık ciddî sorunlara neden olduğu gerçeğini gözönüne alarak,

Göç olayının neden olduğu insanî sorunların göçün düzensiz bir ortamda yapılması halinde çok daha ciddî sorunlara yol açtığını akılda tutarak ve bu nedenle gizli göçmen işçi hareketlerinin ve işçi kaçakçılığı olaylarının, aynı zamanda göçmen işçilerin temel insan haklarının korunmasını sağlayarak önlenmesi ve ortadan kaldırılması amacına yönelik uygun tedbirlerin alınmasının teşvik edilmesi gereğine inanarak;

Kayıtlı olmayan veya düzensiz bir durumda bulunan işçilerin diğer işçilere göre genelde daha olumsuz koşullar içinde istihdam edildiklerini ve bazı işverenlerin haksız rekabet koşullarının sağlayacağı menfaatlerden yararlanmak amacıyla bu tür işçileri istihdam etmek eğiliminde olduklarını gözönüne alarak,

Tüm göçmen işçilerin temel insan haklarının daha geniş bir şekilde tanınması halinde düzensiz bir durumda bulunan göçmen işçilerin istihdam edilmesi yollarına başvurulmasının cazip olmaktan çıkarılabileceği ve bunun da ötesinde durumları mahallî mevzuata uygun olan göçmen işçilere ve aile fertlerine belirli bazı ilave haklar verilmesinin tüm göçmenleri ve işverenleri ilgili Devletler tarafından tesis edilmiş kanunlara ve kurallara uymaya ve saygı göstermeye teşvik edeceğini de gözönüne alarak,

Bu nedenle evrensel olarak uygulanabilecek kapsamlı bir anlaşma metni içinde temel kuralları teyid ve tesis etmek suretiyle, tüm göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarının uluslararası korunmasının gerçekleştirilmesine ihtiyaç duyulduğuna inanarak,

Aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır:

 

Kapsam ve Tanımlar

Madde 1:

1. Bu Sözleşme bundan sonra belirtilen durumlar istisna olmak üzere, cinsiyet, ırk, renk, dil, din veya inanç, siyasal veya diğer görüş, millî, etnik veya sosyal köken, taabiyet, yaş, ekonomik durum, mülkiyet, medenî hal, doğum veya diğer statüler açısından hiçbir farklılık gözetilmeksizin, tüm göçmen işçilere ve ailelerine uygulanır.

2. Bu Sözleşme göçmen işçilerin ve aile fertlerinin, göçe hazırlık, hareket, transit geçiş ve İstihdam Devletinde kazanç getiren bir işte çalışma ve ikamet süresinin tamamı ile Orijin Devlete veya mutad olarak ikamet edilen Devlete dönüş dahil olmak üzere, göç sürecinin tamamı süresince uygulanacaktır.

 

Madde 2:

Bu Sözleşme metninde yer alan;

1. "Göçmen İşçi" kavramı, vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı bir Devlette ücret ödenen bir faaliyette çalıştırılacak, çalıştırılmakta olan veya çalıştırılmış olan bir kişiye atıfta bulunur.

2. (a) "Sınır İşçisi" kavramı, komşu bir Devlette mutad ikametgâhını muhafaza eden ve normal olarak her gün veya en az haftada bir kez normal ikametgâhına dönen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(b) "Mevsimlik İşçi" kavramı, niteliği gereği mevsimsel şartlara bağımlı olan ve sadece yılın bir kısmında yapılabilen işi yapan bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(c) Balıkçıları da içeren "Gemi Adamı" kavramı, vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı bir Devlete kayıtlı bir gemide istihdam edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(d) "Sahil Açığındaki Tesiste Çalışan İşçi" kavramı, vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı bir Devletin egemenlik alanı içinde yeralan bir sahil açığındaki tesiste istihdam edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(e) "Gezici İşçi" kavramı, bir Devlette mutad ikametgâhı olan, fakat yaptığı işin niteliği dolayısıyla, kısa süreler için, başka bir Devlete veya Devletlere seyahat etmek mecburiyetinde olan bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(f) "Projeye Bağlı İşçi" kavramı, istihdam edileceği Devlete belirli bir süre için ve sadece işvereni tarafından bu Devlette gerçekleştirilmekte olan bir projede çalışmak üzere kabul edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(g) "Belirli Bir İş İçin İstihdam Edilen İşçi" kavramı, aşağıda tarif edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

(i) İşvereni tarafından, kısıtlı ve belirlenmiş bir süre ile belirli bir görevi yerine getirmek için, istihdam edileceği bir Devlete gönderilen göçmen bir işçi; veya

(ii) Profesyonel, ticarî, teknik veya diğer yüksek düzeyde özel yetenek gerektiren bir işte kısıtlı ve belirli bir zaman için görevli göçmen bir işçi; veya

(iii) İstihdam Devletindeki işvereninin isteği üzerine kısıtlı ve belirli bir süre için geçici veya kısa süreli bir işte çalışan göçmen bir işçi;

Oturma müsaadesinin bitim tarihinde veya şayet bu özel görevi veya işi daha fazla yürütmüyor ise daha erken bir tarihte göçmen işçinin İstihdam Devletinden ayrılması talep edilir.

(h) "Serbest Çalışan İşçi" kavramı, bir çalışma mukavelesi olmadan kazanç getiren bir faaliyetle iştigal eden ve hayatını normal olarak bu şekilde ya tek başına ya da aile fertleri ile birlikte çalışarak kazanan göçmen bir işçiye ve İstihdam Devletinde uygulanan mevzuat veya ikili veya çok taraflı anlaşmalar uyarınca "serbest çalışan işçi" olarak tanınan diğer herhangi bir göçmen işçiye atıfta bulunur.

 

Madde 3:

Bu Sözleşme aşağıda belirtilen kişilere uygulanmayacaktır:

(a) Kabulleri ve statüleri genel uluslararası hukuk veya uluslararası özel anlaşmalar veya sözleşmeler ile düzenlenen uluslararası kuruluşlar ve temsilcilikler tarafından gönderilen veya istihdam edilen kişiler veya resmî görevleri ifa etmek üzere bir Devlet tarafından ve ülke dışına gönderilen veya istihdam edilen kişiler;

(b) Bir Devlet tarafından veya onun adına kalkınma programlarına ve diğer işbirliği programlarına katılmak üzere, ülke dışına gönderilen veya ülke dışında istihdam edilen, kabulü ve statüsü istihdam eden Devlet ile aktedilmiş anlaşma ile düzenlenen ve bu anlaşma uyarınca göçmen işçi sayılmayan kişiler;

(c) Kendi Devletinden başka bir Devlette yatırımcı olarak ikametgâh edinen kişiler;

(d) İlgili Taraf Devletin ulusal mevzuatında veya o Taraf Devleti bağlayan uluslararası anlaşmalarda öngörülmemişse, mülteciler ve vatansızlar;

(e) Öğrenciler ve stajyerler;

(f) İstihdam sağlayan Devlette ikamet etmelerine ve kazanç getirici bir faaliyette bulunmalarına müsaade edilmeyen gemi adamları ve sahil açığında kurulmuş bir tesiste çalışan işçiler.

 

Madde 4:

Bu Sözleşmenin amaçları doğrultusunda "aile fertleri" kavramı, göçmen işçilerle evli kişilere veya onlarla yürürlükte olan mevzuat uyarınca evlenmeye eşit neticeler doğuran bir ilişki içinde bulunan kişilere, kendilerine bağımlı çocuklarına ve yürürlükteki kanunlar veya ilgili Devletler arasında aktedilmiş ikili veya çok taraflı anlaşmalar uyarınca aile ferdi sayılan diğer bağımlı kişilere atıfta bulunur.

Madde 5:

Bu Sözleşmenin amaçları doğrultusunda, göçmen işçiler ve aile fertleri;

(a) İstihdam sağlayan Devlete o Devletin kanunları ve o Devletin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar uyarınca, girmek, oturmak ve kazanç getirici bir faaliyette bulunmak üzere müsaade verilmişse kayıtlı ve düzenli durumda olarak değerlendirilirler;

(b) Bu maddenin yukarıdaki (a) alt paragrafında öngörülen şartlara uymuyorlarsa kayıtsız ve düzensiz durumda olarak değerlendirilirler.

 

Madde 6:

Bu Sözleşmenin amaçları doğrultusunda;

(a) "Orijin Devlet" kavramı ilgili kişinin vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu Devlet anlamına gelir;

(b) "İstihdam Devleti" kavramı, duruma göre, göçmen işçinin kazanç getirici bir faaliyette bulunacağı, bulunmakta olduğu veya bulunmuş olduğu bir Devlet anlamına gelir;

(c) "Transit Devlet" kavramı, ilgili kişinin İstihdam Devletine gitmek, veya İstihdam Devletinden Orijin Devlete veya mutad ikametgâhı bulunduğu Devlete gitmek amacıyla transit geçiş yaptığı herhangi bir Devlet anlamına gelir.

 

KISIM II

HAKLAR KONUSUNDA AYIRIMCILIK YAPILMAMASI

 

Madde 7:

Taraf Devletler, insan hakları ile ilgili uluslararası sözleşmeler uyarınca, kendi ülkeleri içinde yaşayan veya yasal yetki alanına giren tüm göçmen işçilere ve aile fertlerine, cinsiyet, ırk, renk, dil, din veya inanç, siyasal veya diğer görüşler, millî, etnik veya sosyal köken, vatandaşlık, yaş, ekonomik durum, mülkiyet, medenî durum, doğum veya diğer statüler gibi nedenlerle hiçbir ayırımcılık yapmaksızın bu Sözleşmede öngörülen haklara saygı göstermeyi ve uygulamayı taahhüt ederler.

 

KISIM III

TÜM GÖÇMEN İŞÇİLERİN VE AİLE FERTLERİNİN İNSAN HAKLARI

Madde 8:

1. Göçmen işçileri ve aile fertleri Orijin Devletleri dahil her Devleti terketmekte hürdürler. Bu hak kanunda öngörülen sınırlamalar, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu sağlığı veya ahlâkını veya diğer şahısların hak ve hürriyetlerini korumak için gerekli sınırlamalar ve bu Sözleşmede tanınan diğer haklarla uyumlu sınırlamalar istisna olmak üzere, hiçbir sınırlamaya tabi tutulamaz.

2. Göçmen işçiler ve aile fertleri kendi Orijin Devletlerine her zaman girmek ve orada kalmak hakkına sahip olacaklardır.

 

Madde 9:

Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin yaşama hakkı kanunla korunacaktır.

 

Madde 10:

Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi işkenceye veya zalimane, insanlıkdışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz.

 

Madde 11:

1. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi esarete veya zorbalıkla çalıştırılmaya tabi tutulamaz.

2. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdinden güç kullanılarak veya zorla çalışma talebinde bulunulamaz.

3. Bu maddenin 2 nci paragrafı, bir suçun cezası olarak ağır iş ve hapis cezalarının kanunla hükmedilebileceği Devletlerde, yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş bir karar gereğince ağır şartlarda çalışma cezasının uygulanmasına engel teşkil etmez.

4. Bu maddenin amacı doğrultusunda "Kuvvet kullanılarak veya zorla çalıştırılmak" kavramı aşağıdaki hususları kapsamaz:

a) Bu maddenin 3 üncü paragrafında bahsekonu edilmeyen, bir mahkemenin yasal bir kararı gereğince tutuklu bulunan veya böyle bir tutukluluk durumundan şartlı olarak serbest bırakılmış bir kişiden normal olarak istenen herhangi bir iş veya hizmet,

b) Toplumsal yaşam ve refahı tehdit eder nitelikte olağanüstü durumlarda veya doğal afet karşısında yapılması istenen herhangi bir hizmet;

c) Normal medenî yükümlülükler arasında yer alan ve aynı zamanda ilgili Devletin vatandaşları için de zorunlu olan herhangi bir iş veya hizmet.

 

Madde 12:

1. Göçmen işçiler ve aile fertleri düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptirler. Bu hak, kendilerinin seçeceği bir dine veya inanca sahip olmak veya geçmek hürriyetini ve bireysel veya diğer kişilerle bir topluluk meydana getirmiş olarak din ve inançlarını ibadet, dinî kurallara bağlılık, uygulama ve öğretme şeklinde açıklamak hürriyetini kapsar.

2. Göçmen işçiler ve aile fertleri, kendi seçtikleri bir dine veya inanca sahip olmak veya geçmek özgürlüklerine zarar verecek zorlamalara maruz bırakılamazlar.

3. Bir insanın dinini veya inancını açıklama hürriyeti ancak kanunda tarif edilen ve kamu güvenliğinin, düzeninin, sağlığının veya ahlâkının veya başkalarının temel hak ve hürriyetlerinin korunması açısından lüzumlu olan sınırlamalara tabi tutulabilirler.

4. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, en az birisi göçmen işçi olan ebeveynlerin ve uygulanabilmesi durumunda, kanunî vasilerin, çocuklarına kendi inançları doğrultusunda din ve ahlâk eğitimi verme özgürlüklerine saygı göstermeyi taahhüt ederler.

 

Madde 13:

1. Göçmen işçiler ve aile fertleri dışarıdan müdahale olmaksızın fikir ve düşünce özgürlüğüne sahip olacaklardır.

2. Göçmen işçiler ve aile fertleri ifade hürriyetine sahip olacaklardır; bu hak, her türlü bilgiyi ve düşünceyi, sınır tanımaksızın, sözlü, yazılı veya basılı olarak, sanat şeklinde veya kendi seçecekleri bir araç vasıtasıyla, araştırmak, almak ve yaymak hürriyetini de kapsayacaktır.

3. Bu maddenin 2 nci paragrafında öngörülen hakkın kullanılması beraberinde özel yükümlülükler ve sorumluluklar getirir. Bu nedenle, bu hak bazı kısıtlamalara tabi tutulabilir, ancak bunlar sadece kanunla belirlenen kısıtlamalar olabilir ve aşağıda belirtilen nedenlere dayanabilir:

a) Diğer kişilerin haklarına ve haysiyetlerine saygı göstermek için,

b) İlgili Devletlerin millî güvenliğinin veya kamu düzeninin veya kamu sağlık ve ahlâkının korunabilmesi için,

c) Herhangi bir şekilde savaş propagandasının önlenmesi için;

d) Ayırımcılığı, düşmanlığı veya şiddeti körükleyen millî, ırksal veya dinsel nefret duygularının herhangi bir şekilde savunulmasının önlenmesi amacıyla.

 

Madde 14:

Hiçbir göçmen işçinin veya aile ferdinin özel hayatına, ailesine, konutuna, mektuplaşmasına veya diğer şekilde haberleşmesine keyfî ve gayrî kanunî müdahalelerde bulunulamaz; şeref ve haysiyetlerine gayrî kanunî saldırılar yapılamaz. Herbir göçmen işçi ve aile ferdî bu tür saldırılara ve müdahalelere karşı kanunun öngördüğü korumadan yararlanma hakkına sahip olacaktır.

Madde 15:

Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi, ister bireysel, ister başkalarıyla ortak olarak mal-mülk edinme hakkından keyfî bir şekilde mahrum bırakılamaz. İstihdam Devletinde yürürlükte olan kanunlar uyarınca, bir göçmen işçinin veya aile ferdinin sahip olduğu değerler kısmen veya tamamen kamulaştırıldığı takdirde, ilgili şahsın adil ve yeterli tazminat almaya hakkı olacaktır.

 

Madde 16:

1. Göçmen işçiler ve aile fertleri özgürlük ve kişi güvenliği hakkına sahip olacaklardır.

2. Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin ister kamu görevlilerinden ister özel kişiler, gruplar veya kuruluşlardan kaynaklansın, şiddet, fiziksel incinme, tehdit ve korkutma gibi eylemlere karşı Devlet tarafından etkili biçimde korunmaya hakları olacaktır.

3. Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin kimliklerinin kontrolü kanun uygulayıcısı görevliler tarafından kanunla belirlenen usullere uygun olarak yapılacaktır.

4. Göçmen işçiler ve aile fertleri, bireysel veya toplu olarak, keyfî tutuklamaya veya gözaltına almaya maruz bırakılamazlar; kanunla belirlenen usullere uygun durumlar ve nedenler dışında özgürlüklerinden mahrum edilemezler.

5. Tutuklandıkları zaman, göçmen işçiler ve aile fertleri, imkânlar ölçüsünde anladıkları bir lisanla, tutuklanma sebepleri hakkında bilgilendirilecekler ve anladıkları bir lisanla kendilerine yöneltilen suçlamalar hakkında gecikmeksizin kendilerine bilgi verilecektir.

6. Göçmen işçiler ve aile fertleri, ceza gerektiren bir suç iddiasıyla gözaltına alındıklarında veya tutuklandıklarında, yetkili hâkim veya kanunla yargılama yetkisi verilmiş bir görevlinin önüne çıkarılacaklar ve makul bir süre içerisinde yargılanacak ya da serbest bırakılacaklardır. Yargılanmayı bekleme süresi boyunca tutuklu bulundurulmaları genel bir kural olmamalıdır; ancak serbest bırakılmak, yargı sürecinin herhangi bir aşamasında ve gerekirse, kararın ifası için, tekrar yargı önünde ispat-ı vücut edilmesini güvenceye almak koşuluna bağlı kılınabilir.

7. Bir göçmen işçi veya aile fertlerinden birisi tutuklandığı veya yargılanmak üzere cezaevine konulduğu veya başka herhangi bir şekilde gözaltına alındığı takdirde;

a) Vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu Orijin Devletin veya o Devletin menfaatlerini temsil eden bir Devletin diplomatik veya konsolosluk makamları, tutuklanan kişi talep ettiği takdirde, tutuklanma veya gözaltına alınma durumu ve sebepleri hakkında gecikmeksizin bilgilendirilmelidirler:

b) İlgili kişi anılan makamlarla haberleşme hakkını haiz olacaktır. İlgili kişinin anılan makamlara göndermek istediği herhangi bir haber gecikmeksizin ulaştırılmalıdır ve ilgili kişi ayrıca anılan makamlar tarafından gönderilen mesajları gecikmeksizin almak hakkına sahip olacaktır.

c) İlgili kişi, anılan makamların temsilcileriyle görüşmek ve kendi yasal temsil edilme hakkına ilişkin olarak onlarla düzenlemeler yapmak üzere, bu hak ve varsa ilgili Devletler arasında yürürlükte olan anlaşmalardan kaynaklanan haklar konusunda gecikmeksizin bilgilendirilecektir.

8. Tutuklama veya gözaltına alınma yoluyla hürriyetlerinden mahrum kalan göçmen işçiler veya aile fertleri, tutukluluk durumlarının kanuna uygun olup olmadığının gecikilmeksizin karara bağlanabilmesi ve gözaltına alınma hali yasal değilse serbest bırakılmaları amacıyla yetkili bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptirler. Mahkemeye başvurduklarında, şayet kullanılan lisanı konuşamıyorlar veya anlayamıyorlarsa, kendilerine, gerekirse malî yük getirmeyecek şekilde, ücretsiz tercüman hizmetleri sağlanmalıdır.

9. Yasalara aykırı şekilde tutuklanan veya gözaltına alınan göçmen işçilerin ve aile fertlerinin tazminata yasal hakları olacaktır.

Madde 17:

1. Hürriyetlerinden mahrum kalan göçmen işçiler ve aile fertlerine temel insan haysiyeti ve kültürel kimlikleri bakımından saygılı ve insanca muamele yapılacaktır.

2. Sanık durumundaki göçmen işçiler ve aile bireyleri, istisnaî şartlar dışında, hüküm giymiş kişilerden ayrı tutulacaklar ve haklarında henüz hüküm verilmemiş kişi olarak durumlarına uygun muamele göreceklerdir. Sanık gençler yetişkinlerden ayrı tutulacaklar ve mümkün olabilecek en kısa zamanda yargılanmak üzere mahkeme önüne çıkarılacaklardır.

3. Herhangi bir göçmen işçi veya aile ferdi, bir Transit Devletinde veya bir İstihdam Devletinde göç ile ilgili yasaların ihlali sebebiyle gözaltına alınması halinde, imkânlar ölçüsünde, hüküm giymiş veya yargılanmak üzere gözaltında bulunan kişilerden ayrı bir yerde bulundurulacaktır.

4. Yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş karar gereğince geçirilmekte olan hapis süresince, göçmen işçiye veya aile ferdine yapılacak muamelenin temel amacı onun topluma yeniden kazandırılması olacaktır. Genç hükümlüler yetişkinlerden ayrı bir yerde bulundurulacaklar ve yaş ve hukukî statülerine uygun muamele göreceklerdir.

5. Gözaltı veya tutukluluk süresince, göçmen işçiler ve aile fertleri, aile fertleri tarafından kendilerine yapılacak ziyaretler sırasında bulundukları ülkenin vatandaşlarına sağlanan haklardan aynen yararlanacaklardır.

6. Bir göçmen işçinin hürriyetinden mahrum bırakılması halinde, ilgili Devletin yetkili organlarınca, eş ve küçük çocuklar başta olmak üzere, işçinin aile fertleri bakımından ortaya çıkabilecek sorunlar dikkate alınacaktır.

7. Göçmen işçiler ve aile fertleri, Transit Devlette veya İstihdam Devletinde yürürlükteki kanunlar uyarınca gözaltına alındıkları veya tutuklandıklarında, anılan Devletlerin aynı durumdaki vatandaşları ile eşit haklardan yararlanacaklardır.

8. Bir göçmen işçi veya aile ferdi, göç ile ilgili yasaların herhangi bir şekilde ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla gözaltına alınması durumunda, yapılan işlemlere ilişkin masrafları ödemeyeceklerdir.

 

Madde 18:

1. Göçmen işçiler ve aile fertleri, yargı organları önünde, ilgili devletin vatandaşlarının sahip oldukları haklara eşit şekilde sahip olacaklardır. Kendilerine yöneltilen cezaî iddiaların veya bir dava ile ilgili hak ve yükümlülüklerinin tespitinde, kanunlar uyarınca oluşturulmuş yetkili, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil ve kamuya açık biçimde haklarını savunma imkânına sahip olacaklardır.

2. Haklarında cezaî müeyyide gerektiren bir suçtan dolayı dava açılmış göçmen işçiler ve aile fertleri, yasalara göre suçlulukları kanıtlanıncaya kadar suçsuz sayılacaklardır.

3. Haklarındaki cezaî müeyyide gerektiren iddiaların tespitinde, göçmen işçiler ve aile fertleri aşağıda açıklanan asgarî güvencelere sahip olacaklardır:

a) Kendilerine yöneltilen iddiaların türü ve nedenleri hakkında, anladıkları bir lisanda, gecikmeksizin ve ayrıntılı şekilde, bilgilendirilmeleri;

b) Savunmalarını hazırlayabilmeleri ve seçecekleri avukatlarla haberleşebilmeleri için yeterli süre ve olanaklara sahip olmaları;

c) Gereksiz gecikmeler olmaksızın yargılanmaları;

d) Kendilerinin de katıldıkları duruşmalarda yargılanmaları, kendilerini şahsen veya kendileri tarafından seçilen avukatlar aracılığıyla savunmaları; eğer avukat yardımından yararlanmıyorlarsa bu husustaki hakları hakkında kendilerine bilgi verilmesi; adalet sürecinin gerekliliklerinin lüzumlu kıldığı hallerde ve parasal güçlerinin ödemede bulunmaya yeterli olmaması durumunda herhangi bir ödeme yapmaksızın kendilerine tahsis edilecek avukatların yardımından yararlanmaları;

e) Aleyhlerine tanıklık yapmak isteyen kişilere soru sorabilmeleri ve kendi aleyhlerindeki tanıkları incelemek ve kendi aleyhlerine tanıklık yapan kişilerin haiz oldukları hakların aynına sahip olacak şekilde kendi leyhlerine tanıklık yapabilecek tanıkların katılımını sağlamak;

f) Mahkemede kullanılan lisanı anlayamıyor veya konuşamıyorlarsa, tercüman yardımından ücretsiz olarak yararlanmaları;

g) Kendi aleyhlerine tanıklık yapmaya ve suçlarını itirafa zorlanmamaları.

4. Genç kişilerle ilgili durumlarda, yargılama usulü, sözkonusu kişilerin rehabilitasyonunun teşvik edilmesinin arzu edilirliği ve yaşlarını göz önüne alacak şekilde olacaktır.

5. Bir suçtan dolayı hüküm giyen göçmen işçilerin ve aile fertlerinin, kendileri ile ilgili hükmün ve tayin edilen cezanın kanunlar uyarınca, daha üst bir mahkeme tarafından gözden geçirilmesine hakları olacaktır.

6. Bir göçmen işçi veya bir aile ferdi, yetkili mahkemenin nihaî kararı ile bir suçtan dolayı cezalandırıldığında daha sonra karar değiştirilirse veya daha sonra ortaya çıkan delillerin, kararın yanlış olduğunu tartışmasız şekilde göstermesi sonucu ilgili affa uğrarsa, daha sonra ortaya çıkan delillerin ilk yargılanma sırasında ortaya çıkarılmamasında ilgilinin tamamen veya kısmen bir sorumluluğu olmadığı takdirde, karar sonucu uğramış olduğu mağduriyet dolayısıyla, ilgilinin kanunlar uyarınca, tazminat elde etmeye hakkı olacaktır.

7. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi, ilgili Devletin kanunları ve ceza usulü hukuku uyarınca hüküm giymiş veya affedilmiş olduğu herhangi bir suçtan dolayı tekrar yargılanamaz veya cezalandırılamaz.

 

Madde 19:

1. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi, işlendiği zamanda, ulusal veya uluslararası hukuk bakımından cezaî hüküm gerektiren bir suç teşkil etmeyen herhangi bir fiil veya ihmal dolayısıyla, cezaî hüküm gerektiren bir suç ile suçlanamaz ve onlara suçun işlendiği anda yürürlükte olan yasaların öngördüğü cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suçun işlenmesinden sonra, yeni bir yasal düzenleme ile, o suç için daha hafif bir ceza getirilmişse, ilgili, öngörülen hafif şartlardan yararlandırılır.

2. Cezaî hüküm gerektiren bir suç işlemiş olan bir göçmen işçi veya ailesi hakkında cezaî hüküm verilirken, ikamet hakkı veya çalışma hakkı başta olmak üzere, göçmen işçinin statüsü ile ilgili insanî mülahazalar göz önüne alınmalıdır.

 

Madde 20:

1. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdine, herhangi bir sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları nedeniyle hapis cezası verilemez.

2. Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi sadece iş sözleşmesinden kaynaklanan bir yükümlülüğü yerine getirmemiş olması dolayısıyla, sözkonusu yükümlülük ikamet veya çalışma müsaadesinin bir şartını teşkil etmedikçe, ikamet veya çalışma izninden mahrum bırakılamaz veya sınırdışı edilemez.

 

Madde 21:

Kanunlara uygun şekilde yetkili kılınmış kamu görevlileri dışında, bir kimsenin kimlik belgelerine, ülkeye giriş, ikamet ve çalışma izinleri ile ilgili belgelere el koyması, imha etmesi veya imha etmeye teşebbüs etmesi gayri kanunidir. Ayrıntılı bir tutanak düzenlenip ilgiliye verilmeden, bu tür belgelere el konulamaz. Bir göçmen işçinin ve aile ferdinin pasaportunun veya aynı değerdeki belgesinin imhasına hiçbir şekilde müsaade edilemez.

 

Madde 22:

1. Göçmen işçiler ve aileleri fertleri toplu sınırdışı edilme tedbirlerine maruz bırakılamazlar. Herbir sınırdışı edilme durumu bireysel olarak incelenir ve karara bağlanır.

2. Göçmen işçiler ve aile fertleri, ancak, kanunlara uygun olarak yetkili makamın vereceği karar gereğince, bir Taraf Devletin ülkesinden sınırdışı edilebilir.

3. Bu karar anladıkları bir lisanda kendilerine duyurulur. Millî güvenlikle ilgili istisnaî durumlar saklı kalmak üzere, karar ve gerekçeleri, aksine zorunluluk yoksa ilgiliye yazılı olarak bildirilir. İlgili şahıslar bu haklar konusunda önceden veya en geç kararın duyurulması sırasında bilgilendirilir.

4. Yetkili yargı organı tarafından alınmış nihaî bir kararın sözkonusu olduğu durumlar hariç, ilgili kişinin sınırdışı edilmemesini gerektiren nedeni zorunlu ulusal güvenlik nedenleri aksini gerektirmediği sürece, yetkili makama duyurmaya veya durumunun yeniden gözden geçirilmesini talep etmeye hakkı olacaktır. Durumunun yeniden gözden geçirilmesine kadar ilgili kişi, sınırdışı edilme kararının askıya alınmasını isteyebilir.

5. Şayet icra edilmiş bir sınırdışı kararı bilahare iptal edilirse, ilgili şahsın kanunlar uyarınca tazminat talep etme hakkı doğar ve ilk karar ilgili şahsın ilgili Devlete geri dönmesini önlemek için kullanılamaz.

6. Sınırdışı edilme halinde, ilgili şahsa ülkeden ayrılmadan önce veya sonra, ücret ve sair alacakları ve borçları ile ilgili hususları çözümlemek üzere makul bir fırsat tanınır.

7. Sınırdışı edilme kararının uygulanmasına halel getirmemesi koşuluyla, sınırdışı edilecek göçmen işçi veya aile ferdi, vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu Devletten başka bir Devlete gitmeye teşebbüs edebilir.

8. Sınırdışı edilmesinin gerektirdiği masraflar, göçmen işçi veya ailesi fertleri tarafından karşılanmaz. İlgili kişiden seyahat masraflarını karşılaması istenebilir.

9. İstihdam Devletinden sınırdışı edilmek, göçmen işçinin veya aile fertlerinin, o Devletin kanunlarına uygun şekilde elde etmiş oldukları ücretler ve benzeri haklara halel getirmez.

 

Madde 23:

Mevcut sözleşmede tanınan hakları zarar gördüğü takdirde, göçmen işçiler ve aile fertleri geldikleri Devletin veya bu Devletin haklarını koruyan Devletin diplomatik ve konsolosluk yetkililerine korunma ve yardım için başvuru hakkına sahip olacaklardır. Özellikle, sınırdışı edilme durumunda, ilgili kişi bu hak hususunda gecikmeden bigilendirilecek ve sınırdışı eden devletin yetkilileri bu hakkın kullanılmasını kolaylaştıracaklardır.

 

Madde 24:

Her göçmen işçi ve ailesinin her ferdi her yerde yasalar önünde bir kişi olarak tanınma hakkına sahip olacaktır.

 

Madde 25:

1. Göçmen işçiler ücretler ve aşağıda belirtilen diğer konularda İstihdam Devletinin vatandaşlarına uygulanan muamelelerden daha olumsuzuna maruz kalmayacaklardır.

a) Fazla mesai, çalışma saatleri, haftasonu tatili, ücretli tatil, güvenlik, sağlık, iş ilişkisinin sona erdirilmesi ile bu terimin kapsamı içine giren ulusal yasa ve uygulamalarda yeralan diğer çalışma şartları.

b) Asgarî istihdam yaşı, evde çalışmanın kısıtlanması gibi istihdam konuları ile, ulusal yasaların ve uygulamaların kapsamı içerisine giren diğer istihdam konuları.

2. Özel istihdam sözleşmeleriyle bu maddenin 1. paragrafında yer alan eşitlik ilkesinden feragat edilmesi yasalara aykırı olacaktır.

3. Taraf Devletler, göçmen işçilerin, çalıştıkları ülkede ikametleri ve istihdamları konusunda herhangi bir düzensizlik nedeniyle, bu ilke uyarınca kazandıkları haklardan mahrum kalmamalarını teminen tüm uygun önlemleri alacaklardır. Özellikle, işverenler yasal ve sözleşmeye dayanan yükümlülüklerinden kurtulamayacaklar ve böyle bir düzensizlik nedeniyle sorumlulukları hiçbir şekilde sınırlanamayacaktır.

Madde 26:

1. Taraf Devletler aşağıdaki hususlarda göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarını tanırlar;

a) Ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer çıkarlarını korumak üzere, sendikaların ve yasalara uygun olarak kurulmuş bulunan diğer kuruluşların toplantı ve faaliyetlerine, sadece ilgili örgütün kurallarına tabi olarak katılmak.

b) Sadece ilgili örgütün kurallarına tabi olarak yukarıda belirtildiği şekilde herhangi bir sendikaya ve kuruluşa özgürce katılmak.

c) Yukarıda belirtildiği şekilde, herhangi bir sendikadan ve kuruluştan yardım talep etmek.

2. Yasada belirtilmiş ve ulusal güvenlik, kamu düzeni veya diğer kişilerin hak ve özgürlüklerini korumak gibi demokratik bir toplum için gerekli olan durumlar dışında, sözkonusu hakların kullanılması kısıtlanamaz.

 

Madde 27:

1. Sosyal güvenlik konusunda, göçmen işçiler ve aile fertleri İstihdam Devletinin yasaları ile ikili anlaşmalar ve uluslararası anlaşmalarda yeralan ilgili şartları yerine getirdikleri sürece, çalıştıkları devletin vatandaşlarıyla aynı muameleyi görürler. Göçmen işçinin geldiği Orijin Devlet ile çalıştığı İstihdam Devletinin yetkili makamları bu kuralın uygulanmasına ilişkin yöntemleri saptamak üzere gerekli düzenlemeleri yaparlar.

2. Yürürlükteki yasaların göçmen işçi ve aile fertlerine belli bir sosyal yardımı sağlayamamaları halinde, ilgili Devletler ilgili şahısların bu yardım ile bağlantılı olarak yapmış bulundukları katkının kendilerine geri ödenmesi imkanını, aynı durumdaki vatandaşlarına yapılan uygulama esas alınmak suretiyle değerlendirirler.

 

Madde 28:

Göçmen işçiler ve aile fertleri, yaşamlarının korunması veya sağlık yönünden düzeltilmesi mümkün olmayan bir zararın önlenmesi için gerekli olan her türlü tıbbi bakım görme hakkına, ilgili Devletin vatandaşlarına yapılan uygulamaya eşit olarak sahiptirler. Sözkonusu acil tıbbi bakımın sağlanması göçmen işçilerin ikamet ve istihdamına ilişkin herhangi bir düzensizlik nedeniyle reddedilemeyecektir.

 

Madde 29:

Göçmen işçinin her çocuğu isim, doğum kaydı ve vatandaşlık hakkına sahip olacaktır.

 

Madde 30:

Göçmen işçinin her çocuğu, ilgili Devletin vatandaşlarıyla eşit muamele ilkesi çerçevesinde eğitim alma temel hakkına sahip olacaktır. Okul öncesi kamu eğitim kurumlarına ve okullarına giriş göçmen işçinin veya eşinin çalıştığı Devletteki ikamet ve çalışmasıyla veya çocuğun ikametiyle ilgili düzensizlikler nedeniyle reddedilemeyecektir.

 

Madde 31:

1. Taraf Devletler göçmen işçilerin ve aile fertlerinin kültürel kimliklerine saygı gösterilmesini sağlayacaklar ve onların geldikleri Orijin Devletleri ile kültürel bağlarını korumalarını engellemeyeceklerdir.

2. Taraf Devletler bu konudaki gayretleri desteklemek ve teşvik etmek hususunda uygun önlemleri alabilirler.

 

Madde 32:

Göçmen işçiler ve aile fertleri, İstihdam Devletindeki ikametleri sona erdiğinde kazançlarını ve tasarruflarını ve ilgili Devletin uygulanan kanunları uyarınca şahsi eşya ve mallarını nakletme hakkına sahip olacaklardır.

Madde 33:

1. Aşağıdaki durumlarla bağlantılı olarak göçmen işçiler ve aile fertleri Orijin Devletince, İstihdam Devletince veya Transit Devletçe bilgilendirilme hakkına sahiptirler:

a) Bu Sözleşmeden doğan hakları konusunda;

b) Kabul edilme şartları, ilgili Devletin kanun ve uygulamaları uyarınca hak ve yükümlülükleri ve bu Devletteki idari ve diğer formaliteleri yerine getirmelerine yardımcı olacak konularda;

2. Taraf Devletler bu bilgilerin yayılmasını veya bilgilendirmenin işverenler, sendikalar veya diğer uygun kurum ve kuruluşlarca sağlanmasını teminen gerekli önlemleri alırlar uygunsa, ilgili diğer Devletlerle de işbirliği yaparlar.

3. Bu tür bilgiler göçmen aileler ve aile fertlerinin talep etmeleri halinde ücretsiz ve mümkünse anlayabilecekleri bir lisanda verilir.

 

Madde 34:

Sözleşmenin bu bölümünde yer alanların hiç birisi göçmen işçilere ve aile fertlerine, İstihdam Devletinin veya Transit Devletin mevzuatına uymaktan veya bu Devlet sakinlerinin kültürel kimliklerine saygı yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina etme hakkı vermez.

 

Madde 35:

Sözleşmenin bu bölümünde yer alanlardan hiç birisi göçmen işçiler ve aile fertlerinden belgesiz veya kuraldışı durumda olanların durumlarını kurallara uygun hale getirdiği şeklinde yorumlanamaz veya bu Sözleşmenin VI. Bölümünde öngörülen ve uluslararası göç için tutarlı ve hakkaniyete uygun koşullar sağlanması amacına yönelik önlemlere halel getirmez.

 

BÖLÜM IV

Kayıtlı ve Kurallara Bağlı Durumda Bulunan Göçmen İşçiler ve Aile Fertlerinin Diğer Hakları:

 

Madde 36:

İstihdam Devletinde kayıtlı ve kurallar çerçevesinde bulunan göçmen işçiler ve aile fertleri III. Bölümde yer alan haklara ilave olarak Sözleşmenin bu bölümünde yer alan haklardan yararlanırlar.

 

Madde 37:

Göçmen işçiler ve aile fertleri, hareketlerinden önce veya en geç İstihdam Devletine kabul edildikleri zamanda, Orijin Devlet veya İstihdam Devleti tarafından kabul edilmeleri ve özellikle kalışları ve gelir getirici faaliyetler ile ilgili koşullar hakkında ayrıca istihdam Devletinde yerine getirmeleri gereken hususlar ve bu koşulların değişmesi durumunda başvuracakları makam hakkında bilgi edinme hakkına sahiptirler.

 

Madde 38:

1. İstihdam Devleti, duruma göre, göçmen işçilere ve aile fertlerine kalma ve çalışma izinlerine halel getirmeksizin geçici olarak ayrılma izni sağlama hususunda her türlü çabayı gösterir. İstihdam Devleti, bunu yaparken, göçmen işçilerin ve aile fertlerinin özel ihtiyaçlarını ve bilhassa kendi Devletlerine karşı olan yükümlülüklerini göz önünde bulundurur.

2. Göçmen işçiler ve aile fertleri bu tür geçici olarak ayrılma izninin koşulları hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmek hakkına sahiptirler.

 

Madde 39:

1. Göçmen işçiler ve aile fertleri, İstihdam Devleti sınırları dahilinde yer değiştirme ve ikamet yerlerini serbestçe seçme özgürlüğüne sahiptirler.

2. Bu maddenin 1. paragrafında bahsi geçen haklar, yasalarda öngörülen, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakının veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına matuf ve bu Sözleşmede tanınan diğer haklarla tutarlı olan kısıtlamalar hariç, kısıtlanamaz.

 

Madde 40:

1. Göçmen işçiler ve aile fertleri İstihdam edildikleri Devlette ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer çıkarlarını geliştirmek ve korumak üzere dernekler ve sendikalar kurma hakkına sahiptir.

2. Bu hakka, kanunla düzenlenen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu düzeni veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına matuf kısıtlamalar hariç, kısıtlama getirilemez.

 

Madde 41:

1. Göçmen işçiler ve aile fertleri kendi Devletlerindeki yasalar çerçevesinde, bu Devletteki toplumsal hayata katılma, seçme ve seçilme hakkından yararlanma hakkına sahiptir.

2. İlgili Devletler gerekli ve yasalarına uygun biçimde bu hakların kullanılmasını kolaylaştırırlar.

 

Madde 42:

1. Taraf Devletler göçmen işçilerin ve aile fertlerinin gerek Orijin Devletteki, gerek İstihdam Devletindeki özel ihtiyaçları, amaç ve yükümlülüklerini de göz önünde bulundurarak bunlarla ilgilenecek kuruluşların oluşturulmasını düşüneceklerdir ve uygun şekilde göçmen işçilerin ve aile fertlerinin bu kuruluşlarda serbestçe seçebilecekleri temsilcilerinin bulunması imkanlarını öngöreceklerdir.

2. İstihdam Devletleri, kendi ulusal yasaları çerçevesinde göçmen işçilerin ve aile fertlerinin yerel toplulukların yaşamına ve yönetimine ilişkin kararlarda danışma ve katılımlarının sağlanmasına yönelik kolaylıklar sağlayacaklardır.

3. Göçmen işçiler, İstihdam Devletinde, bu Devletin egemenliği çerçevesinde tanınmışsa, siyasal haklardan yararlanabilirler.

 

Madde 43:

1. Göçmen işçiler aşağıda belirtilen hususlara ilişkin olarak İstihdam Devletinin vatandaşlarıyla eşit muamele görürler:

a) Eğitim kurumlarından ve hizmetlerinden yararlanmada, bu kurum ve hizmetlere kabul için gerekli şartları ve diğer düzenlemelere uygunluk sözkonusu olduğunda;

b) Mesleki rehberlik ve işe yerleştirme hizmetlerinde;

c) Mesleki eğitim ve yeniden eğitim tesis ve kurumlarından yararlanmada;

d) Sosyal konut programları da dahil, konut ve kira konusunda istismardan korunma imkanlarından faydalanmada;

e) Gerekli katılım şartlarını haiz olmak kaydıyla, sosyal ve sağlık hizmetlerinden yararlanmada;

f) Göçmen statülerinde değişikliğe yol açmayacak olan ve ilgili kurumların kural ve düzenlemelerine uygun bulunan kooperatifler ile özel işletmelerden yararlanmada;

g) Kültürel hayattan yararlanmada ve katılımda.

2. Taraf Devletler, İstihdam Devletince öngörüldüğü şekilde ikamet izni için gerekli koşulları haiz iseler, göçmen işçilerin bu maddenin 1. paragrafında belirtilen haklardan yararlanmasını teminen etkin eşit muameleye tabi olmaları için gerekli koşulları geliştireceklerdir.

3. İstihdam Devletleri işverenlerin göçmen işçilere konut ya da sosyal veya kültürel kolaylıklar sağlamasını engellemeyecektir. İstihdam Devleti, bu Sözleşmenin 70. Maddesine bağlı olarak bu tür kolaylıkları bu Devlette yerleşime ilişkin genel koşullara uyulmak kaydıyla tespit eder.

 

Madde 44:

1. Taraf Devletler, ailenin toplumun doğal ve temel birimi olduğunu ve toplum ve Devlet tarafından korunmaya hakkı olduğunu kabul etmiş olup, göçmen işçilerin ailelerinin birliğinin korunmasını teminen gereken önlemleri alırlar.

2. Taraf Devletler, göçmen işçilerin eşleriyle veya denk bir ilişki içinde olan kişilerle ve bakmakla yükümlü oldukları evlenmemiş çocuklarıyla birleşmeleri için gerekli önlemleri alır ve buna imkanlar ölçüsünde uygun ortam sağlarlar.

3. İstihdam Devletleri, insani temellerde, bu maddenin 2. paragrafında önerildiği gibi, göçmen işçilerin diğer aile fertlerine de eşit muamele edilmesini olumlu yönde mütalaa ederler.

 

Madde 45:

1. Aşağıda belirtilen hususlarda göçmen işçinin, İstihdam Devletinde bulunan aile fertleri bu Devletin vatandaşlarıyla eşit muamele görürler:

a) Eğitim kurumlarından ve hizmetlerinden yararlanmada, bu kurum ve hizmetlere kabul için gerekli şartlara ve diğer düzenlemelere uygun olmak kaydıyla;

b) Mesleki rehberlik ve eğitim kurumlarından ve hizmetlerinden yararlanmada gerekli şartları haiz olmak kaydıyla;

c) Sosyal ve sağlık hizmetlerinden yararlanmada gerekli katılım şartlarını haiz olmak kaydıyla;

d) Kültürel hayattan yararlanmada ve katılımda.

2. İstihdam Devletleri, olanaklar ölçüsünde orijin Devlet ile işbirliği yapmak suretiyle, özellikle yerel dilin öğretimi açısından göçmen işçilerin çocuklarının yerel okul sistemine uyumlarını kolaylaştırıcı bir politika izlerler.

3. İstihdam Devletleri, göçmen işçilerin çocuklarının anadillerini ve kültürlerini öğrenebilmelerini kolaylaştırmaya gayret gösterirler. Orijin devletler de bu amaç için olanaklar ölçüsünde işbirliği yaparlar.

4. İstihdam Devletleri, gerektiğinde orijin Devlet ile işbirliği halinde göçmen işçilerin çocuklarının anadil eğitimleri için özel programlar sağlayabilirler.

 

Madde 46:

Göçmen işçiler ve aile fertleri, ilgili Devletlerin yasaları, ilgili uluslararası anlaşmalar ve gümrük birliklerine katılımlarından doğan yükümlülüklerine tabi olarak, kişisel kullanımları ve ev için alınan mal ve eşyanın ithalat ve ihracatından alınan gümrük harç ve vergilerinden muaftırlar. Bu muafiyet, kabul edildikleri İstihdam Devletinde geçinmeleri için yaptıkları faaliyetler için gerekli olan araç ve gerecin ithal ve ihracından doğan gümrük harç ve vergileri için de aynen geçerlidir. Göçmen işçiler ve aile fertleri;

a) Orijin Devlet veya mutad olarak ikamet edilmekte olan devletten ayrılışta;

b) İstihdam Devletine kabulde;

c) İstihdam Devletinden kesin ayrılışta;

d) Orijin Devlet veya ikamet edilen Devlete kesin dönüşte;

sözkonusu muafiyetten yararlanırlar.

 

Madde 47:

1. Göçmen işçiler kazançlarını ve birikimlerini, özellikle ailelerinin geçimlerini sağlamak için gerekli miktarları İstihdam Devletinden orijin Devlete veya bir başka Devlete transfer etme hakkına sahiptirler. Bu transferler ilgili Devletin yürürlükteki yasalarından kaynaklanan usullere ve yürürlükteki uluslararası anlaşmalara uygun olmalıdır.

2. İlgili Devletler bu transferlerin gerçekleşebilmesi için gerekli önlemleri alırlar.

 

Madde 48:

1. Yürürlükteki çifte vergilendirme anlaşmalarına halel getirmeden göçmen işçiler ve aile fertleri istihdam Devletindeki kazançları bakımından;

a) İstihdam Devleti tabiyetinde olup da aynı şartları taşıyan kişilerden daha yüksek harç ve vergilere tabi olamazlar;

b) Bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri için uygulanan vergi indirimleri de dahil olmak üzere, istihdam Devletinin benzer şartlardaki vatandaşlarına sağlanan her türlü vergi indirimi veya muafiyetinden yararlanırlar.

2. Taraf Devletler, göçmen işçiler ve aile fertlerinin kazanç ve birikimlerinin çifte vergilendirmeye tabi tutulmasını önlemek için gerekli önlemleri almaya çaba gösterirler.

 

Madde 49:

1. Ulusal yasalar uyarınca ikamet ve çalışma izinlerinin ayrı tutulduğu yerlerde, istihdam Devleti göçmen işçiye en az çalışma izni süresi kadar oturma izni verir.

2. İstihdam Devletinde kazanç sağlayacağı işini kendisi seçme hakkına sahip olan göçmen işçilerin, çalışma izinlerinin veya benzeri izinlerinin süresinin sona ermesinden önce gelir getirici işlerinin sona ermesi halinde durumları düzensiz mütalaa edilemez veya oturma izinleri geri alınamaz.

3. İkinci paragraftaki durumda olan göçmen işçilere yeni bir gelir getirici iş bulmalarına olanak sağlayacak zamanı tanımak üzere, en azından işsizlik parası almaya hak kazanabilecekleri süreye tekabül eden bir süre boyunca oturma izinleri geri alınamaz.

 

Madde 50:

1. Bir göçmen işçinin ölümü veya evliliğinin sona ermesi halinde, istihdam Devleti işçinin o Devlette oturan aile fertlerine aile birleşmesinin temini ilkesi temelinde oturma izni verilmesine olumlu yaklaşır; istihdam Devleti bu fertlerin o zamana kadar Devlette kaldıkları süreyi de göz önüne alır.

2. Böyle bir izin verilmeyen aile fertlerine, ayrılmadan önce, İstihdam Devletindeki işlerini tamamlayabilecekleri makul bir süre tanınır.

3. Bu maddenin 1. ve 2. paragrafları bu durumdaki aile fertlerinin istihdam Devletinin yasalarına göre veya bu Devletin taraf olduğu iki taraflı ve çok taraflı anlaşmalar uyarınca sağlanan oturma ve çalışma haklarını olumsuz yönde etkileyecek biçimde yorumlanamaz.

 

Madde 51:

İstihdam Devletindeki ikamet izninin açıkça geçimi sağlamaya yönelik faaliyetin süresine bağlı olduğu durumlar hariç olmak kaydıyla, geçimi sağlamaya yönelik faaliyetin serbestçe seçilemediği İstihdam Devletindeki göçmen işçilerin durumu düzensiz olarak nitelendirilemez ve çalışma izinlerinin süresi dolmadan, geçimi sağlamaya yönelik faaliyetin bitmiş olması gerekçe gösterilerek ikamet izinleri geri alınamaz. Çalışma izninde belirlenen şartlar ve kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla, bu tür göçmen işçiler, başka iş imkanları aramak, kamu projelerine katılmak ve çalışma izni süresinin geriye kalan süresinde mesleki eğitim görme haklarına sahip olacaklardır.

 

Madde 52:

1. Aşağıda belirtilen sınırlamalara veya şartlara bağlı olmak kaydıyla, istihdam Devletindeki göçmen işçiler geçimlerini sağlamaya yönelik faaliyetleri özgürce seçme hakkına sahip olurlar.

2. İstihdam Devleti herhangi bir göçmen işçi için;

a) Devletin çıkarları için gerekli olduğunda ve ulusal yasalarca öngörüldüğünde belirli iş, görev, hizmet ya da faaliyet kategorilerinde çalışmaları kısıtlayabilir;

b) Ülkesi sınırları dışında kazanılmış mesleki niteliklerin tanınması ile ilgili mevzuatı çerçevesinde, gelir getirici faaliyetlerin serbestçe seçilmesini kısıtlayabilir. Ancak, ilgili Taraf Devletler bu mesleki yeterliliklerin tanınması hususunda gerekli çabayı gösterirler.

3. Çalışma izinleri zamanla sınırlı olan göçmen işçiler için İstihdam Devleti; ayrıca:

a) Gelir getirici faaliyetlerini serbestçe seçme hakkını, göçmen işçinin kendi ülkesinin yasasında öngörülen ve iki yılı geçmeyecek bir süre içinde o Devlette yasal biçimde ikamet etmiş olması şartına bağlayabilir.

b) Kendi mevzuatı veya iki taraflı veya çok taraflı anlaşmalara dayanarak kendi vatandaşlarına veya onlarla aynı haklara sahip kişilere öncelik tanıyan bir politika çerçevesinde, göçmen işçilerin gelir getirici faaliyetlerden yararlanmalarını sınırlayabilir. Böyle bir sınırlandırma, ulusal mevzuatında beş yılı geçmeyecek şekilde öngörülen bir süre boyunca yasal olarak o ülkede ikamet etmiş bir işçiye uygulanamaz.

4. İstihdam Devleti işe alınan göçmen işçinin kendi hesabına iş yapabileceği koşulları belirler. Bu hususta, işçinin o Devlette yasalara uygun olarak ikamet ettiği süre dikkate alınır.

 

Madde 53:

1. Kendileri sınırsız veya otomatik olarak yenilenen ikamet izni hamili olan bir göçmen işçinin aile fertleri bu Sözleşmenin 52. maddesinde göçmen işçilere uygulanan şartlara bağlı olarak gelir getiren faaliyetlerini serbestçe seçebilirler.

2. Taraf Devletler, gelir getirici bir işte çalışma müsaadesi verilmesi hususunda göçmen işçinin gelir getirici faaliyetleri serbestçe seçme müsaadesine sahip olmayan aile fertlerine, yürürlükteki ikili ve çok taraflı anlaşma hükümleri saklı kalmak kaydıyla istihdam Devletine kabul edilmek için başvuran diğer işçilere göre, öncelik tanıyacaklardır.

 

Madde 54:

1. Göçmen işçiler ikamet izinlerine, çalışma izinlerine ve bu Sözleşmenin 25. ve 27. maddelerinde belirtilen haklarına halel gelmeksizin, aşağıda belirtilen konularda istihdam Devletinin uyruğundaki kişilerle eşit muamele görürler;

a) İşten çıkartılmaya karşı korunma;

b) İşsizlik parası,

c) İşsizlikle mücadele için geliştirilen kamu çalışma programlarına katılma,

d) İş kaybı veya gelir getirici diğer bir faaliyetin sona ermesi durumunda, bu Sözleşmenin 52 nci maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla, başka bir işe girme.

2. Bir göçmen işçi, mukaveledeki şartların işveren tarafından ihlal edildiğini iddia ediyorsa, şikayetine ilişkin başvuruyu Sözleşmenin 18. Maddesi 1. Paragrafında belirtildiği üzere istihdam Devletinin yetkili makamlarına yapma hakkına sahiptir.

 

Madde 55:

Gelir getirici bir faaliyette bulunmalarına izin verilen göçmen işçiler, bu iznin gerektirdiği şartları yerine getirmek kaydıyla, sözkonusu faaliyetle ilgili her konuda istihdam Devletinin vatandaşlarıyla eşit muamele göreceklerdir.

 

Madde 56:

1. Ulusal yasalarda belirtilen nedenler dışında ve III. Bölümde belirtilen koruma tedbirleri saklı olmak kaydıyla, Anlaşmanın bu bölümünde atıfta bulunulan göçmen işçiler ve aile fertleri istihdam Devleti tarafından sınır dışı edilemezler.

2. Bir göçmen işçinin veya aile fertlerinin ikamet ve çalışma izinlerinden doğan haklarından mahrum bırakılması amacıyla sınırdışı etme tedbirine başvurulamaz.

3. Bir göçmen işçinin veya aile fertlerinden birinin sınır dışı edilmesi sözkonusu olduğunda, konu insancıl yönüyle düşünülmeli ve mezkur kişinin İstihdam Devletinde ikamet ettiği süre de dikkate alınmalıdır.

BÖLÜM V

Özel Kategorilerdeki Göçmen İşçilere ve Aile Fertlerine

Uygulanabilecek Hükümler

Madde 57:

Sözleşmenin bu bölümünde belirtilen, kayıtlı veya düzenli durumda olan, özel kategorilerdeki göçmen işçiler ve aile fertleri, III. Bölümdeki ve aşağıdaki şekilde değiştirilen hususlar dışında, IV. Bölümdeki haklardan yararlanırlar.

 

Madde 58:

1. Sınır işçileri bu Sözleşmenin, Madde 2, paragraf 2 (a)’da tanımlandığı gibi, istihdam Devletinde mukim olmadıkları göz önünde tutularak bu Devletin sınırları içinde bulunmaları ve çalışmaları nedeniyle IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.

2. İstihdam Devletleri, belli bir sürenin sonunda sınır işçilerine gelir getirici faaliyetlerini serbestçe seçme hakkı tanıma hususuna olumlu olarak yaklaşacaklardır. Bu hakkın tanınması onların sınır işçisi statülerini etkilemeyecektir.

 

Madde 59:

1. Bu Sözleşmenin 2. Madde, 2. paragraf (b) bendinde tanımlanan Mevsimlik İşçiler, İstihdam Devletinde yalnızca yılın bir bölümünde bulundukları vakıası göz önünde tutularak, bu Devletin sınırları içinde bulunmaları ve çalışmaları nedeniyle ve statülerinin bu Devlette mevsimlik işçi olarak tanınması koşuluyla IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.

2. Uygulanabilir iki taraflı ve çok taraflı anlaşmalara bağlı olarak, istihdam Devletleri bu maddenin 1. paragrafı saklı kalmak kaydıyla, sınırları içinde kaydadeğer bir süre çalışmış olan mevsimlik işçilere başka gelir getirici faaliyette bulunmak hakkını tanımayı ve onlara bu Devlete kabul edilmek üzere başvuran diğer işçilere göre öncelik vermeyi tezekkür edeceklerdir.

 

Madde 60:

Bu Sözleşmenin 2. Madde, 2. paragraf (e) bendinde tanımlanan gezici işçiler, İstihdam Devletinin sınırları içinde bulunmaları ve çalışmaları ve bu Devlette gezici işçi olarak tanınmaları koşuluyla IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.

 

Madde 61:

1. Bu Sözleşmenin 2. Madde, 2. paragraf (f) bendinde tanımlanan proje işçileri ve aile fertleri 43. Madde, 1. paragraf (b) ve (c) bendleri, 43. Madde, 1. paragraf (d) bendi ve sosyal konut programlarına ilişkin olması nedeniyle 45. Madde, 1. paragraf (b) bendi ve 52., 55. Maddeler hariç, IV. Bölümde tanınan haklardan yararlanırlar.

2. Bir proje işçisi bu Sözleşmenin 18. Madde, 1. paragrafı uyarınca mukaveledeki şartların işveren tarafından ihlal edildiğini iddia ediyorsa, bu konudaki şikayetini, işvereni üzerinde hukuki işlem yapma hakkı olan Devletin adli makamlarına yöneltme hakkını haizdir.

3. İki taraflı veya çok taraflı anlaşmalara bağlı olarak, ilgili Taraf Devletler proje işçilerinin proje süresince kendi devletlerinin veya mutad olarak ikamet ettikleri Devletin sosyal güvenlik sisteminden yeterince yararlanmalarının sağlanması için gayret sarfedeceklerdir. İlgili Taraf Devletler, hakların kaybının veya çifte ödeme durumlarının önüne geçmek üzere gerekli önlemleri alırlar.

4. Bu Sözleşmenin 47. madde hükümlerine ve ilgili iki taraflı veya çok taraflı anlaşmaların maddelerine halel gelmeksizin, ilgili Taraf Devletler proje işçilerinin ücretlerinin bu işçilerin kendi devletlerinde veya mutad olarak ikamet ettikleri devlette ödenmesine izin verirler.

 

Madde 62:

1. Bu Sözleşmenin Madde 2, paragraf 2 (g)’de tanımlanan belirlenmiş bir iş için istihdam edilmiş işçiler, Madde 43, paragraf 1 (b) ve (c), Madde 43, paragraf 1 (d), sosyal konut programlarını içerdiği için Madde 52 ve Madde 53 paragraf 1 (d) hariç olmak kaydıyla, IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.

2. 53. Maddede öngörülen şartlar hariç olmak üzere, belirlenmiş bir iş için istihdam edilmiş işçilerin aile fertleri bu Sözleşmenin IV. Bölümünde göçmen işçilerin aile fertleri için sağlanan haklardan yararlanırlar.

 

Madde 63:

1. Bu Sözleşmenin 2. Maddesinin 2. paragrafının (h) bendinde tanımlanan kendi işinde çalışan işçiler, yalnızca iş sözleşmesi olan işçilere uygulanan haklar hariç olmak kaydıyla, IV. Bölümde tanınan haklardan yararlanırlar.

2. Oturma izinlerinin mutlak suretle kabul edildikleri gelir getirici faaliyet süresine bağlı olduğu durumlar hariç, bu Sözleşmenin 52. ve 79. Maddelerine halel gelmemesi kaydıyla, kendi işinde çalışan işçilerin ekonomik faaliyetlerinin sona ermiş olması onların ve aile fertlerinin istihdam devletinde oturma ve gelir getirici faaliyette bulunma izinlerinin geri alınması anlamına gelmez.

 

BÖLÜM VI

İşçilerin ve Aile Fertlerinin Uluslararası Göçü İle İlgili Olarak Sağlıklı, Adil,

İnsani ve Yasal Şartların Geliştirilmesi

Madde 64:

1. İlgili Taraf Devletler, Bu Sözleşmenin 79. maddesine halel getirmemek kaydıyla, işçilerin ve aile fertlerinin uluslararası göçü ile ilgili sağlıklı, adil, insani ve yasal şartların geliştirilmesi amacıyla birbirleriyle uygun şekilde danışma ve işbirliği faaliyetlerinde bulunurlar.

2. Bu bağlamda, yalnızca iş ihtiyacı ve kaynakları değil, göçmen işçilerin ve aile fertlerinin sosyal, ekonomik, kültürel ve diğer ihtiyaçları ile ilgili toplulukların göç sonucu ortaya çıkan sorunları da dikkate alınır.

 

Madde 65:

1. Taraf Devletler, işçilerin ve aile fertlerinin uluslararası göçü ile ilgili sorunlarına çözüm getirecek hizmetleri sağlarlar. Taraf Devletlerin hizmetleri aşağıda belirtilen hususları da içerir:

a) Sözkonusu göçle ilgili politikaların hazırlanması ve uygulanması;

b) Sözkonusu göçle ilgili konularda diğer Taraf Devletlerin yetkili organlarıyla bilgi alışverişi, danışma ve işbirliğinin yapılması;

c) Göç ve istihdamla ilgili politikalar, yasa ve düzenlemeler, göç ve diğer ilgili konularda diğer ülkelerle aktedilen anlaşmalar hakkında özellikle işverenlere, işçilere ve kuruluşlarına gerekli bilginin verilmesi;

d) Ayrılış, seyahat, varış, kalış, gelir getirici faaliyetler, çıkış, dönüş, istihdam devletindeki çalışma ve hayat şartları ve gümrük vergisi, diğer vergiler ve diğer ilgili yasa ve yönetmelikler konusunda gerekli olan izin, işlem ve düzenlemeler hakkında göçmen işçiler ve aile fertlerine bilgi verilmesi ve gerekli yardımın sağlanması.

2. Taraf Devletler, göçmen işçilerin ve aile fertlerinin sosyal, kültürel ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan konsolosluk ve diğer hizmetlerin uygun bir şekilde yerine getirilmesini uygun şekilde kolaylaştırırlar.

 

Madde 66:

1. Bu Maddenin 2. fıkrasına bağlı kalmak kaydıyla, işçilerin bir başka Devlette istihdam edilmeleri için işlemler yürütme hakkı aşağıdaki kuruluşlarla sınırlıdır:

a) Bu işlemlerin yapıldığı Devletin kamu hizmetleri veya organları;

b) İlgili devletler arasındaki anlaşmaya dayalı olarak, istihdam Devletinin kamu hizmetleri veya organları;

c) İki taraflı veya çok taraflı anlaşmalar uyarınca oluşturulan organlar.

2. Taraf devletlerdeki yasa ve uygulamalar çerçevesinde, bu devletlerdeki kamu organlarının izin, onay ve denetimine bağlı olarak, bunlar adına hareket eden kurum ve muhtemel işverenler de sözkonusu işlemleri yürütebilirler.

 

Madde 67:

1. İlgili Taraf devletler, göçmen işçiler ve aile fertlerinin kendi Devletlerine dönmeye karar vermeleri halinde veya oturma veya çalışma izinlerinin süresinin bitmesi durumunda, ya da istihdam Devletinde düzenli olmayan bir durumda bulunmaları halinde, bunların düzenli bir şekilde dönüşlerini teminen gerekli önlemleri almak konusunda işbirliği yaparlar.

2. Durumları düzenli olan göçmen işçiler ve aile fertleriyle ilgili olarak, ilgili Taraf devletler, anlaştıkları koşullar çerçevesinde, bunların kendi devletlerindeki ekonomik koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal ve kültürel uyumlarının yeniden sağlanabilmesi için uygun şekilde işbirliğini yaparlar.

 

Madde 68:

1. Transit Devletleri de dahil olmak üzere, Taraf Devletler göçmen işçilerin yasadışı veya gizli yollardan göçünü ve düzensiz olarak istihdam edilmelerini önlemek üzere işbirliği yaparlar. Her ilgili devletin kendi yargı alanı içerisinde alacağı önlemler aşağıdaki hususları kapsar:

a) Göçmen giriş ve çıkışları ile ilgili olarak yanıltıcı bilgilerin yayımlanmasına karşı gerekli önlemlerin alınması;

b) Yasadışı veya gizli göçmen işçi ve aile fertlerinin hareketlerinin izlenerek önlenmesi ve bu tür hareketleri organize eden ve yürüten kişi, grup veya varlıkların etkin olarak cezalandırılmaları konusunda önlemler almak;

c) Düzensiz durumda bulunan göçmen işçi ve aile fertlerine karşı şiddet, tehdit veya şantaj uygulayan kişi, grup veya varlıklara etkin yaptırım uygulanması için önlemler almak.

2. İstihdam Devletleri, ülkelerinde düzensiz durumdaki göçmen işçilerin istihdamını önleyecek bütün uygun ve etkin önlemleri alırlar. Bu önlemlere, uygun görüldüğünde, sözkonusu işçileri istihdam eden işverenlere yönelik cezalar da dahildir. Bu önlemler göçmen işçilerin işverenleri karşısında istihdamdan doğan haklarına halel getirmez.

 

Madde 69:

1. Taraf devletler, ülkelerinde düzensiz durumda bulunan göçmen işçi ve aile fertleri var ise, bu durumun sürmemesi için gerekli önlemleri alırlar.

2. İlgili Taraf devletler sözkonusu kişilerin durumunun, yürürlükteki ulusal yasalar ve iki taraflı veya çok taraflı yasalar çerçevesinde düzenli hale getirilmesi imkanının olup olmadığını tezekkür ederken, bunların ülkeye giriş şartları, istihdam devletlerindeki kalış süreleri ile özellikle aile durumlarına ilişkin hususlar olmak üzere diğer ilgili hususları göz önüne alırlar.

Madde 70:

Taraf Devletler kendi vatandaşlarına uyguladığı önlemlerden daha olumsuz olmamak üzere, düzenli durumdaki göçmen işçilerin ve aile fertlerinin çalışma ve hayat şartlarının uygunluk, güvenlik ve sağlık standartları ile insanlık onuru ilkelerine uygun olması için önlemler alırlar.

 

Madde 71:

1. Gerekli hallerde Taraf Devletler göçmen işçilerin veya aile fertlerinin cenazelerinin kendi devletlerine nakli için gerekli kolaylıkları sağlarlar.

2. Bir göçmen işçinin veya aile ferdinin ölümü ile ilgili bir tazminat sözkonusu olduğunda, Taraf devletler ilgili kişilere konunun ivedilikle halli için gerekli yardımı sağlarlar. Bu sorunların halledilmesi bu Sözleşmenin ve ilgili iki taraflı veya çok taraflı anlaşmaların ışığında yürürlükteki ulusal yasalar çerçevesinde gerçekleştirilir.

 

BÖLÜM VII

Sözleşmenin Uygulanması

Madde 72:

1. a) Bu Sözleşmenin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla bir "Tüm Göçmen İşçiler ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunması Komitesi" (bundan sonra "Komite" diye geçecektir) oluşturulacaktır;

b) Bu Komite, Sözleşme yürürlüğe girdiğinde 10, Sözleşmenin 41. Taraf Devlette yürürlüğe girdiğinde 14 uzmandan oluşacaktır. Bu uzmanlar yüksek ahlaklı, tarafsız ve Sözleşme ile ilgili alanlarda ihtisas sahibi kişilerden seçilecektir;

2. a) Komite üyeleri Taraf devletler tarafından gizli oy esasına göre, yine Taraf Devletlerce aday gösterilmiş kişilerin oluşturduğu listeden seçilecektir. Burada Orijin Devlet ve İstihdam Devleti olmak üzere coğrafi dağılımın adil olmasına ve belli başlı hukuk sistemlerinin temsil edilmesine dikkat edilir. Her Taraf Devlet kendi uyruğunda olanlardan bir kişiyi aday gösterebilir.

b) Üyeler kendi şahsi statülerine göre seçilir ve hizmet ederler.

3. Bu Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten en fazla 6 ay sonra ilk seçim yapılır. Bu seçimden sonraki seçimler ise her iki yılda bir gerçekleşir. Her seçim tarihinden en az dört ay önce Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Taraf Devletlere iki ay içinde aday göstermelerini yazılı olarak bildirir. Genel Sekreter, bu şekilde belirlenen adayların alfabetik sıraya göre hazırlanmış bir listesini bunların kısa özgeçmişlerini ve hangi Taraf Devletçe aday gösterildiklerini de belirterek seçimden en geç bir ay önce Taraf devletlere sunar.

4. Komite üyelerinin seçimi Birleşmiş Milletler merkezinde Genel Sekreterin başkanlığında Taraf Devletlerin katıldığı bir toplantıda yapılır. Taraf Devletlerin üçte ikisinin oturum için gerekli çoğunluğu oluşturacağı bu toplantıda, en çok oy alan ve toplantıda hazır Taraf devletlerin salt çoğunluğunun oyunu alan adaylar Komiteye seçilirler.

5. a) Komite üyeleri dört yıllık bir süre hizmet ederler. Ancak, birinci seçimde seçilen beş üyenin süreleri seçimden sonra iki yıl sonunda biter; birinci seçimden hemen sonra, bu beş kişinin isimleri Toplantı Başkanınca kura çekimi yoluyla belirlenir;

b) Bu Sözleşmenin kırkbirinci Taraf Devlette yürürlüğe girmesinin ardından, bu maddenin 2., 3. ve 4. fıkralarında belirtildiği şekilde, Komiteye dört ilave üyenin seçimi yapılır. İlave üyelerden ikisinin süreleri iki yıl içinde dolar. Bu üyelerin isimleri Toplantı Başkanı’nca kura çekimi yoluyla belirlenir;

c) Komite üyeleri, yeniden aday gösterilmeleri durumunda, tekrar seçilebilirler.

6. Komite üyelerinden birinin vefatı, istifa etmesi veya herhangi bir nedenle Komite’deki görevini yerine getiremeyeceğini açıklaması durumunda, bu üyeyi aday gösteren Taraf Devlet vatandaşlarından birini kalan sürede görev yapması için tayin eder. Bu yeni tayin Komitenin onayına bağlıdır.

7. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Komitenin görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için gerekli personeli ve imkanları sağlar.

8. Komite üyeleri, Genel Kurul’un kararlaştırdığı süre ve koşullar itibariyle Birleşmiş Milletler kaynaklarından aylık ücret alırlar.

9. Komite üyeleri, Birleşmiş Milletler’in Ayrıcalıklar ve Bağışıklıklar Sözleşmesinin ilgili bölümlerinde belirtildiği üzere, Birleşmiş Milletlerin görevlendirdiği uzmanların imkan, ayrıcalık ve bağışıklıklarından yararlanırlar. (22A (1) Sayılı Karar)

 

Madde 73:

1. Taraf Devletler Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine, Komite tarafından değerlendirilmek üzere, bu Sözleşmenin hükümlerine geçerlilik kazandırmak için aldıkları hukuki idari, yasal ve diğer önlemlere dair bir rapor sunarlar.

a) Rapor Sözleşmenin ilgili Taraf Devlette yürürlüğe girmesinden sonra bir yıl içinde sunulur;

b) Bundan sonra her beş yılda bir ve ayrıca Komite talep ettiği zaman sunulur.

2. Bu maddeye göre hazırlanacak raporlar, Sözleşmenin uygulanmasını etkileyen unsurları ve varsa güçlükleri ve ayrıca ilgili Taraf Devletteki göç akımının özellikleri hakkında bilgi de içerir.

3. Komite raporların içeriği hakkında daha başka hususlara da karar verebilir.

4. Taraf Devletler raporlarının ülkelerindeki kamuoyuna geniş ölçüde duyurulmasını sağlarlar.

 

Madde 74:

1. Komite her Taraf devletin sunduğu raporu inceler ve uygun gördüğü yorumları ilgili Taraf Devlete iletir. Taraf Devlet Komitenin bu madde uyarınca yaptığı her yoruma ilişkin gözlemlerini Komiteye sunabilir. Komite bu raporları incelerken Taraf Devletlerden ek bilgi isteyebilir.

2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Komitenin olağan dönem toplantılarının açılışından uygun bir zaman önce, bu Sözleşme ile ilgili olarak Uluslararası Çalışma Örgütünün görev alanına giren konularda Komitenin Ofisin uzmanlığından yararlanmasını sağlamak üzere, ilgili Taraf Devletlerce sunulan raporların birer örneği ile bu raporların değerlendirilmesi için gerekli bilgileri Uluslararası Çalışma Ofisi Genel Müdürüne iletir. Komite çalışmalarında ofisin sağlayabileceği görüş ve malzemeleri değerlendirir.

3. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, ayrıca, Komiteye danıştıktan sonra, raporun görev alanlarını ilgilendiren ilgili bölümlerinin örneklerini diğer ihtisas kuruluşlarına ve hükümetlerarası kuruluşlara da iletebilir.

4. Komite, değerlendirmek üzere, Birleşmiş Milletlerin ihtisas kuruluşlarını ve organlarını, hükümetlerarası örgütleri ve diğer ilgili kuruluşları bu Sözleşmenin kendi alanlarını ilgilendiren bölümleriyle ilgili olarak yazılı bilgi sunmaya davet edebilir.

5. Uluslararası Çalışma Ofisi, Komite tarafından toplantılarda danışman niteliğinde temsilci bulundurmaya davet edilir.

6. Komite, diğer ihtisas kuruluşları ve Birleşmiş Milletler organları ile hükümetlerarası kuruluşlardan temsilcileri toplantılarda hazır bulunmaya ve kendi alanlarına giren konularda görüş bildirmeye davet edebilir.

7. Komite, Sözleşmenin uygulanması hakkında özellikle Taraf Devletlerce sunulan rapor ve gözlemleri inceleyerek, kendi görüş ve önerilerini içeren yıllık bir raporu Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna sunar.

8. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Komitenin yıllık raporlarını Sözleşmeye Taraf Devletlere, Ekonomik ve Sosyal Konsey’e, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonuna, Uluslararası Çalışma Ofisi Genel Müdürüne ve diğer ilgili kuruluşlara iletir.

Madde 75:

1. Komite kendi çalışma kurallarını kabul eder.

2. Komite memurlarını iki yıllık bir süre için seçer.

3. Komite olağan olarak yılda bir kere toplanır.

4. Komitenin toplantıları olağan olarak Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde düzenlenir.

 

Madde 76:

1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerden biri bu madde kapsamı içinde herhangi bir zamanda, Taraf bir Devletin diğer bir Taraf devletin bu Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasında bulunması halinde Komitenin bu konuda bilgi toplama ve görüş bildirmeye yetkili olduğunu beyan edebilir. Bu maddenin kapsamı içinde bilgi derlemek ve incelemek, ancak bu bilgilerin, Komitenin bu konuda yetkili olduğunu beyan etmiş bir Taraf Devlet tarafından verilmiş olması durumunda gerçekleşebilir. Komite böyle bir beyanda bulunmamış bir Taraf devletle ilgili olarak bilgi kabul edemez. Bu maddede belirtilen bilgi alışverişi aşağıdaki usule uygun olarak yapılır :

a) Bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet başka bir Taraf Devletin bu Sözleşmeye olan yükümlülüklerini yerine getirmediğine kanaat getirirse, bu durumu sözkonusu Devletin dikkatine yazılı olarak sunabilir. Komiteyi de bu konuda bilgilendirebilir. Konu hakkında haberdar edilen Devlet bildirimden sonra üç ay içinde bilgi veren Devlete mümkün olan ölçüde iddia edilen hususlara ilişkin iç usuller ve yapılan, yapılmak üzere olan veya daha önce yapılmış bulunan düzeltmeler hakkında yazılı açıklamada bulunur.

b) Konu Taraf Devletlerin ikisini de tatmin edici bir şekilde ilk yazılı bildirimin muhatabına ulaşmasından itibaren 6 ay içinde çözümlenemezse, Taraf Devletlerden biri konu hakkında komiteyi ve diğer Devleti de haberdar ederek sorunu Komiteye götürme hakkına sahiptir.

c) Komite, konuyu ancak uluslararası hukukça tanınan ilkelerle uyum içinde tüm mevcut iç hukuk yollarına başvurulduğuna ve tüketildiğine kanaat getirdiğinde ele alır. Komite konu ile ilgili düzeltmelerin makul olmayan bir şekilde uzatıldığını düşünürse bu kural uygulanmaz.

d) Komite, bu fıkranın (c) bendine bağlı olarak, bu Sözleşmede belirtilen yükümlülüklerden doğan sorunlara dostane çözüm yolları bulunması amacıyla Taraf devletlere iyi niyet görevi önerebilir.

e) Komite bu madde kapsamında derlenen bilgilerin incelenmesi sırasında kapalı toplantılar düzenler;

f) Komite, bu maddenin (b) bendi çerçevesinde kendisine sunulan sorunlarla ilgili olarak, ilgili Taraf Devletlerden bilgi talebinde bulunabilir;

g) Bu maddenin (b) bendinde değinilen ilgili Taraf Devletler, konunun Komitece görüşülmesi sırasında temsil edilebilme ve sözlü ve/veya yazılı sunuş yapma hakkına sahiptirler.

h) Komite, bu maddenin (b) bendinde belirtilen başvuruyu aldıktan sonra on iki ay içinde aşağıdaki gibi bir rapor sunar;

i) Bu maddenin (d) bendinde belirtilen çerçevede bir çözüme ulaşılması durumunda, Komite vakıaların ve ulaşılan çözümün kısaca açıklandığı bir rapor hazırlar;

ii) Bu maddenin (d) bendinde belirtilen çerçevede bir çözüme ulaşılamaması durumunda ise, Komite ilgili Taraf Devletler arasındaki konuya ilişkin ilgili hususları raporunda belirtir. İlgili Taraf Devletlerin yazılı sunuşları ile kayda geçirilen sözlü sunuşları da rapora eklenir. Komite ayrıca, yalnızca ilgili Taraf Devletlere aralarındaki soruna ilişkin uygun gördüğü görüşleri bildirebilir.

Her durumda, rapor ilgili Taraf Devletlere gönderilir.

2. Bu maddenin hükümleri Sözleşmeye taraf 10 devletin 1. fıkra doğrultusunda beyanda bulunmaları durumunda yürürlüğe girer. Bu tür beyanlar Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yapılır. Genel Sekreter bu beyanların birer örneğini diğer Taraf devletlere iletir. Bir beyan herhangi bir zamanda Genel Sekretere de bildirimde bulunmak suretiyle geri alınabilir. Böyle bir geri alma bu madde kapsamında daha evvel iletilmiş bulunan bilgilerin incelenmesine halel getirmez; beyanını geri alan Taraf devletten yeni bir beyanda bulunmadıkça başka bilgi istenmez.

 

Madde 77:

1. Bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet bu madde ile, herhangi bir zamanda bu Sözleşmede sağlanmış bulunan haklarının o Devletçe çiğnendiğini iddia eden vatandaşlarından bilgi alma ve değerlendirme hususunda komitenin yetkili olduğunu tanıdığını beyan edebilir. Komite böyle bir beyanda bulunmamış Taraf bir devletten bilgi alamaz.

2. Komite, bu madde uyarınca isimsiz gönderilen veya bilgi sunma hakkını istismar ettiği sonucuna varılan ya da bu Sözleşmenin hükümleriyle uyuşmayan haberleri kabul edilemez olarak nitelendirir.

3. Komite, bu madde uyarınca aşağıda belirtilen şartların mevcut olması halinde, bir bireyin verdiği bilgiyi değerlendirmeye alabilir:

a) Aynı konu başka bir uluslararası araştırma veya çözüm usulü çerçevesinde incelenmemişse ve incelenmemekteyse;

b) Birey tüm iç hukuk yollarını tüketmişse, bu kural, Komitenin kanaatına göre, bireyin sorunlarının çözümünün nedensiz yere sürüncemede bırakılmakta olması veya alınan önlemlerin bireyin sorununa çözüm getirmesi ihtimali olmaması durumunda geçersiz hale gelir.

4. Bu maddenin 2. fıkrasındaki hükümlere göre, Komite bu madde altında kendisine ulaşan bilgileri 1. fıkradaki beyana imza atan ve bu Sözleşmenin herhangi bir hükmünü çiğnediği iddia olunan Taraf Devletin bilgisine sunar. Sözkonusu Devlet, 6 ay içinde Komiteye yazılı olarak konuyu açıklayıcı veya varsa sorunu telafi edici bir işlemde bulunduğuna dair bilgi sunar.

5. Komite bu madde çerçevesinde aldığı bildirimleri ilgili birey ve Devletten toplayabildiği bilgilerin ışığında değerlendirir.

6. Komite bu madde çerçevesinde aldığı bilgileri incelemek üzere kapalı toplantılar düzenler.

7. Komite görüşlerini ilgili Taraf devlet ve bireye bildirir.

8. Bu maddenin hükümleri bu Sözleşmeye Taraf on Devletin 1. fıkra çerçevesinde beyanda bulunmaları halinde yürürlüğe girer. Bu beyanlar birer örneklerinin diğer Taraf devletlere gönderilmesini sağlayacak olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yapılır. Bir beyan herhangi bir zamanda Genel Sekretere bildirimde bulunmak suretiyle geri alınabilir. Böyle bir geri alma bu madde çerçevesinde daha önce iletilen bir bilginin incelenmesine halel getirmez. Taraf Devlet yeni bir beyanda bulunmadığı sürece, beyanın geri alındığının Genel Sekreterin bilgisine sunulmasından sonra bu madde çerçevesinde bireyden veya bireyin adına daha fazla bilgi talep edilemez.

 

Madde 78:

Bu Sözleşmenin 76 ncı maddesinin hükümleri, Sözleşmenin kapsadığı alana giren anlaşmazlıkların ve şikayetlerin, Birleşmiş Milletler ve uzman kuruluşlarının kuruluş anlaşmaları veya onlar tarafından kabul edilmiş anlaşmalarda öngörülen anlaşmazlıkların çözüm yolları ile ilgili usullerin uygulanmasına halel getirmeyecek şekilde uygulanacaktır ve sözkonusu hükümler Taraf Devletlerin aralarındaki uluslararası anlaşmalar uyarınca anlaşmazlıkların çözümüne yönelik başka yöntemlere başvurmalarına da engel teşkil etmez.

BÖLÜM VIII

Genel Hükümler

 

Madde 79:

Bu Sözleşmedeki hiç bir husus Taraf Devletlerin göçmen işçilerin ve aile fertlerinin kabulüne uyguladıkları ölçütleri tespit hakkını etkilemez. Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin yasal durumları ve onlara yapılacak muamele ile ilgili diğer hususlarda Taraf Devletler bu Sözleşmenin getirdiği sınırlamalara tabidirler.

 

Madde 80:

Bu Sözleşmede yeralan hiçbir husus, Birleşmiş Milletler Şartının ve bu Sözleşmede ele alınan konular hakkında Birleşmiş Milletlerin çeşitli organlarının ve ihtisas kuruluşlarının sorumluluklarını tanımlayan kuruluş yasalarında yeralan hükümlere halel getirecek biçimde yorumlanamaz.

 

Madde 81:

1. Bu Sözleşmede yeralan hiçbir husus, göçmen işçiler ve aile fertleri için,

a) Bir Taraf Devletin kanun ve uygulamalarından; veya

b) Taraf Devletin bağlı olduğu herhangi bir iki taraflı veya çok taraflı anlaşmadan;

doğan daha olumlu haklara halel getirmez.

2. Bu Sözleşmenin hiçbir hükmü, herhangi bir Devlet, grup veya kişiye, bu Sözleşmede yeralan hak ve özgürlüklere halel getirecek herhangi bir faaliyette bulunma hakkı verecek şekilde yorumlanamaz.

 

Madde 82:

Göçmen işçiler ve aile fertlerine bu Sözleşme ile sağlanan haklar geri alınamaz. Göçmen işçi ve aile fertlerine bu haklardan vazgeçmeleri amacını güdecek herhangi bir baskı uygulanmasına izin verilemez. Sözleşmede tanınan hakların mukavele yoluyla aşındırılması mümkün değildir. Taraf Devletler bu ilkelere saygı gösterilmesini teminen gerekli tedbirleri alırlar.

 

Madde 83:

Her Taraf Devlet bu Sözleşmeyle şu hususları taahhüt eder;

a) Bu Sözleşmede tanınan hak ve özgürlükleri ihlal edilen kişilere etkili bir şekilde tazminat ödenmesinin sağlanması, ihlalin resmi sıfata sahip kişiler tarafından yapılmış olması tazminat ödenmesi hakkına halel getirmez.

b) Bu durumda olan kişilerin iddialarının yetkili hukuki, idari ve adli makamlarca o Devletin adli sistemine göre incelenerek karara bağlanmasının ve hukuki tazmin imkanlarının geliştirilmesinin sağlanması,

c) Tanınan tazmin haklarının yetkili makamlarca yerine getirilmesinin sağlanması.

 

Madde 84:

Her Taraf Devlet bu Sözleşmedeki hükümlerin uygulanması için gerekli olan yasal ve diğer tedbirleri almayı taahhüt eder.

 

BÖLÜM IX

Nihai Hükümler

Madde 85:

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu Sözleşmenin metninin aslının muhafazasından sorumludur.

Madde 86:

1. Bu Sözleşme tüm Devletlerin imzasına açıktır. Sözleşmenin onaylanması gerekmektedir.

2. Bu Sözleşme herhangi bir Devletin katılmasına açıktır.

3. Onaylama veya katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi edilecektir.

 

Madde 87:

1. Bu Sözleşme yirminci onaylama veya katılma belgesinin verilmesinden sonra 3 aylık bir süreyi müteakip ilk ayın birinci günü yürürlüğe girer.

2. Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra Sözleşmeyi onaylayan veya katılan her Devlet açısından, Sözleşme bu ülkenin kendi onay veya katılma belgesinin veriliş tarihinden sonraki üç aylık süreyi takip eden ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

 

Madde 88:

Bu Sözleşmeyi onaylayan veya katılan Devlet Sözleşmenin herhangi bir bölümünü uygulamanın dışında tutamaz veya 3. madde hükmü saklı kalmak üzere, herhangi bir göçmen işçi kategorisini bu Sözleşmenin uygulaması dışında bırakamaz.

 

Madde 89:

1. Bu Sözleşmenin kendisi bakımından yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıldan evvel olmamak kaydıyla, herhangi bir Taraf Devlet Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yazıyla bildirimde bulunmak suretiyle Sözleşmeden çekilebilir.

2. Böyle bir çekilme, bildirimin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterince alınmasından sonra geçecek 12 aylık bir müddeti takip eden ilk ayın birinci günü yürürlüğe girer.

3. Böyle bir çekilme, çekilmenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki yükümlülüklerin yerine getirilmesini engellemez veya bu tarihten önce Komite tarafından ele alınmış bir konunun incelenmesinin sürdürülmesine halel getirmez.

4. Sözleşmenin bir Taraf Devlet için sona ermesinden sonra, Komite o Devlet ile ilgili olarak yeni herhangi bir hususu ele alamaz.

 

Madde 90:

1. Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıl sonra, herhangi bir Taraf Devlet Sözleşmenin gözden geçirilmesi için bir yazıyla Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine başvurabilir. Genel Sekreter bunun üzerine önerilen değişiklikleri Taraf Devletlere ileterek bunların tartışılması ve oylanması amacıyla bir konferans toplanıp toplanmaması konusundaki görüşlerini bildirmelerini ister. Müteakip 4 ay içinde Taraf Devletlerin en az üçte biri konferansın toplanmasını isterse, Genel Sekreter Birleşmiş Milletler gözetiminde bir konferans düzenler. Katılan ve oylayan Taraf Devletlerin çoğunluğunun kabul ettiği bir değişiklik Genel Kurulun onayına sunulur.

2. Değişiklikler Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca onaylandığında ve Taraf Devletlerin üçte ikisi tarafından kendi anayasal süreçlerine göre kabul edildiğinde yürürlüğe girerler.

3. Değişiklikler yürürlüğe girdiğinde, bunları kabul eden Taraf Devletleri bağlar, diğer Taraf Devletler ise bu Anlaşmanın değişiklikten önceki hükümleriyle ve daha önce gerçekleşmiş ve kabul etmiş oldukları değişikliklerle bağlıdırlar.

 

Madde 91:

1. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri imza, onay veya katılma sırasında Devletler tarafından konulan çekinceleri alır ve tüm Devletlere tamim eder.

2. Sözleşmenin amaç ve hedefleri ile tutarlı olmayan çekincelere izin verilmez.

3. Çekinceler her zaman Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirimde bulunmak suretiyle kaldırılabilir. Genel Sekreter bu konuda tüm Devletlere bilgi verir. Çekincelerin kaldırılması ile ilgili bildirimler Genel Sekreter tarafından alındığı günden itibaren geçerli olur.

 

Madde 92:

1. Bu Sözleşmenin yorumlanması veya uygulanması konusunda iki ya daha daha çok Taraf Devlet arasında anlaşmazlık olursa ve bu anlaşmazlık kendi aralarında görüşme yoluyla giderilemezse, bunlardan birinin talebi üzerine hakeme başvurulur. Hakemlik talebinden sonraki altı ay içinde taraflar arasında hakemliğin düzenlenmesiyle ilgili bir anlaşmaya varılamaması durumunda, taraflardan biri anlaşmazlığı, Divanın statüsüne uygun olmak kaydıyla, Uluslararası Adalet Divanına götürebilir.

2. Taraf Devletlerden her biri bu Sözleşmenin imzalanması, onaylanması veya katılma sırasında, kendisinin bu maddenin 1. fıkrasıyla bağlı olmadığını beyan edebilir. Diğer Taraf Devletler de böyle bir bildirimde bulunan Devlete karşı sözkonusu fıkra ile bağlı olmazlar.

3. Taraf Devletlerden biri bu maddenin 2. paragrafına göre bir bildirimde bulunmuş ise, bu bildirimini herhangi bir zamanda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirmek suretiyle geri alabilir.

 

Madde 93:

1. Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri aynı derecede geçerli olan bu Sözleşme muhafaza edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi edilir.

2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu Sözleşmenin onaylı örneklerini bütün Devletlere iletir.

TANIK OLUNUR Kİ;

Hükümetleri tarafından yetkili kılınmış olan temsilciler bu Sözleşmeyi imzalamışlardır.

 

TÜM GÖÇMEN İŞÇİLERİN VE AİLE FERTLERİNİN HAKLARININ

KORUNMASINA DAİR ULUSLARARASI SÖZLEŞMEYE İLİŞKİN

BİLDİRİMLERİMİZ VE ÇEKİNCEMİZ

A) 15. Maddeye ilişkin bildirim:

Yabancıların ülkemizde gayrimenkul edinmeleri hakkında yasalarda öngörülen kısıtlamalar geçerliliğini koruyacaktır.

B) 40. Maddeye ilişkin çekince:

Ülkemizde 2821 sayılı Sendikalar Yasasının 5. maddesi sendika kurucusu olma şartları arasında Türk vatandaşlığına sahip olma koşulunu öngörmektedir. Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin istihdam edildikleri devlette sendika kurma hakları Türkiye yasaları açısından geçerli olamayacağından bu maddeye çekince konulacaktır.

C) 45. Maddeye ilişkin bildirim:

45. Maddenin 2., 3. ve 4. fıkraları Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili yasalara göre uygulanacaktır.

D) 46. Maddeye ilişkin bildirim:

46. Madde ülkemizde halen yürürlükte bulunan ulusal gümrük mevzuatımızın hükümlerine göre uygulanacaktır.

E) 76. ve 77. Maddelere ilişkin bildirim :

Türkiye Sözleşmenin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla oluşturulacak olan "Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunması Komitesi"nin yetkisini ileri bir zamanda tanıyacaktır.

 

Sayfa Başı


Cumhurbaşkanlığına Vekâlet Etme İşlemi

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

7 Temmuz 2004

B.01.0.KKB.01-06/B-3-2004-735

 

 

BAŞBAKANLIĞA

8-9 Temmuz 2004 tarihleri arasında Romanya Cumhurbaşkanı Sayın Ion ILIESCU’nun davetlisi olarak Romanya’ya resmi ziyarette bulunacağımdan, dönüşüme kadar Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 106. maddesi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ vekâlet edecektir.

Gereğini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Sayfa Başı


Bakanlıklara Vekâlet Etme İşlemi

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

7 Temmuz 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-9549

 

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

Görüşmelerde bulunmak üzere, 8 Temmuz 2004 tarihinde Romanya’ya gidecek olan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün dönüşüne kadar; Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığına, Milli Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül’ün vekâlet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan            

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

7 Temmuz 2004

B.01.0.KKB.01-06-202-2004-791

 

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ: 7 Temmuz 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-9549 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 8 Temmuz 2004 tarihinde Romanya’ya gidecek olan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah GÜL’ün dönüşüne kadar; Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığına, Milli Savunma Bakanı M. Vecdi GÖNÜL’ün vekâlet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

—— • ——

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

7 Temmuz 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-9548

 

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

Görüşmelerde bulunmak üzere, 7 Temmuz 2004 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’ne giden Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin dönüşüne kadar; Çevre ve Orman Bakanlığına, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in vekâlet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan           

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

7 Temmuz 2004

B.01.0.KKB.01-06-201-2004-790

 

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ: 7 Temmuz 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-9548 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 7 Temmuz 2004 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’ne giden Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE’nin dönüşüne kadar; Çevre ve Orman Bakanlığına, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’in vekâlet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Sayfa Başı


Atama Kararları

Sanayi ve Ticaret Bakanlığından:

Karar Sayısı : 2004/6066

1 — Açık bulunan 1 inci derece kadrolu ve + 3600 ek göstergeli Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcılığına İsmail YÜCEL’in atanması; 657 sayılı Kanunun 68/B ve 76 ncı maddeleri ile 2451 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince uygun görülmüştür.

2— Bu Kararı Sanayi ve Ticaret Bakanı yürütür.

7 Temmuz 2004

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN                              A. COŞKUN

               Başbakan                             Sanayi ve Ticaret Bakanı

—— • ——

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından:

Karar Sayısı : 2004/6071

1 — Açık bulunan 1 inci derece kadrolu ve + 3000 ek göstergeli Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü İzmir II nci Bölge Müdürlüğüne Ayhan SARIYILDIZ’ın atanması,

657 sayılı Kanunun 71 inci ve 76 ncı maddeleri ile 2451 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince uygun görülmüştür.

2— Bu Kararı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür.

7 Temmuz 2004

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN                              Dr. M. H. GÜLER

                Başbakan                                Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Sayfa Başı


Yönetmelikler

Kültür ve Turizm Bakanlığından:

Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Yönetmeliğinde

Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 8/11/1980 tarihli ve 17154 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Yönetmeliğinin adı "Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye Yönetmeliği" olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesindeki "Kültür Bakanlığı" ibaresi, "Kültür ve Turizm Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir.

MADDE 3 — Aynı Yönetmeliğin 3 üncü maddesindeki "Kültür Bakanlığı" ibaresi "Kültür ve Turizm Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir.

MADDE 4 — Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Döner sermaye ayrıca, her türlü baskı, dağıtım ve reklam işleri ile afişler, turistik ve tanıtıcı yayınlar yapmak ve bunlarla ilgili tesisler kurmak, film, fotoğraf, plak, CD, DVD ve benzeri hatıra eşyası hazırlamak, satış yerleri ve sergi açmak, radyo ve televizyon programları, folklor gösterileri, festivaller düzenlemek ve turizm konularında yerli ve yabancı kuruluşlarla ortaklık kurmak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki her türlü eserin tüm mali haklarını yurt içinde ve yurt dışında satın almak, bu hakları kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşu niteliğindeki meslek örgütlerine, mahalli idarelere, Bakanlığın amaç ve görevlerini gerçekleştirmek için bedelsiz kullandırmak veya üçüncü kişilere satmak amacıyla da kullanılır."

MADDE 5 — Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin (d) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye (ğ), (h), (ı) ve (i) bentleri eklenmiştir.

"d) Taşınır mallarla, Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilen ve döner sermaye hizmetlerinde kullanılan taşınmaz malların ve tesislerin, sergi, yeme, içme, dinlenme yerleri ile salon, büfe ve otoparkların işletme, kira ve geçici olarak kullandırılmasından elde edilen gelirler;"

"g) 14/9/1972 tarihli ve 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu gereği işletme belgeleri Bakanlıkça iptal edilen seyahat acentalarının irat kaydedilen kuruluş teminatları ve benzeri her çeşit irat gelirleri;

ğ) Kart, belge, kokart, işletme belgesi, plaket ve benzeri her çeşit gelirler;

h) Kültürel ve turistik eğitim amaçlı hizmetlerden elde edilen gelirler ile turizm eğitim merkezlerinin ve uygulama otellerinin işletilmesinden doğan her çeşit gelirler;

ı) Döner Sermaye İşletmesinin ortak veya sahibi olduğu şirketlerden elde edilen kâr payları;

i) Diğer gelirlerdir."

MADDE 6 — Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin (a) ve (s) bentleri aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş, (f) bendinin birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye (t) ve (u) bentleri eklenmiştir.

"a) Kadroları döner sermaye işletmesinde bulunan memurların aylık ve mali hakları ile sosyal hak ve yardımları ve döner sermaye işletmesi adına vize edilmiş bulunan sözleşmeli personel ve geçici iş pozisyonlarında istihdam edilen sözleşmeli personel ve geçici işçilerin ücretleri ile bunların her türlü kanuni istihkakları,

16/4/2003 tarihli ve 4848 sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 35 inci maddesi ile Merkez Müdürüne fiilen görev yaptığı sürece her ay bir ayda alacağı aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat ( makam, temsil ve görev tazminatı hariç ) tutarının % 100 ünü aşmamak üzere ödenmesi öngörülen ek ödemeler;"

"f) Telif, tercüme, her türlü hizmet alımı, kurs, eğitim, yarışma ve ödül ücret ve giderleri;"

"s) 19/6/1979 tarihli ve 2252 sayılı Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen faaliyetlerden kaynaklanan yurt içi ve yurt dışı her çeşit sergi, kongre, konferans, eğitim, kurs, sempozyum, açık oturum, toplantı, yarışma, şenlik, festival ve benzeri her çeşit düzenlemeler yapma, yaptırma, bunlara katılma, destek ve yardımcı olma, bu çalışmalar için gerekli her çeşit giderler;"

"t) Kart, belge, kokart, işletme belgesi, plaket ve benzeri giderler;

u) Kültürel ve turistik eğitim amaçlı hizmet giderleri ile turizm eğitim merkezlerinin ve uygulama otellerinin işletme giderleri;"

MADDE 7 — Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesine "Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürü"nden sonra gelmek üzere "İşletme Müdürleri" ibaresi eklenmiştir.

MADDE 8 — Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinde geçen "yardımcıları" ibaresi "müsteşar yardımcıları" şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 9 — Aynı Yönetmeliğin değişik 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrasının başına, "Yönetim Kurulu üye tam sayısı ile toplanır." cümlesi eklenmiştir.

MADDE 10 — Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin 3 üncü ve 4 üncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"İşletme kurulmayan birim ve yerlerde döner sermaye işleri ilgili karar organı birim yöneticisi veya Yönetim Kurulunun teklifi üzerine Bakan tarafından görevlendirilecek başka bir görevlidir. Birim yöneticilerine veya başka bir görevliye döner sermaye ile ilgili işler konusunda verilecek görev, yetki ve sorumluluklar bu Yönetmelik esaslarına uygun olarak Yönetim Kurulunca belirlenir.

Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü birim ve yerlerde karar alma yetkisini sınırları belli olmak kaydıyla, birim yöneticisi veya başka bir görevli başkanlığında tespit edeceği bir kurula da devredebilir."

MADDE 11 — Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin son cümlesinin başına, "Tek başına veya" ifadesi eklenmiştir.

MADDE 12 — Aynı Yönetmeliğin değişik 24 üncü maddesinin (f) bendi yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddeye ikinci fıkra olarak aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Yukarıdaki bentlerde yazılı hususlar araştırılmadan yapılan ödemelerde tahakkuk memuru, ilgili memurlarla ve saymanla müştereken sorumludur."

MADDE 13 — Aynı Yönetmeliğin 32 nci maddesinin (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"d) İta amiri, sayman ve diğer yetkililerin vereceği işleri yapmak."

MADDE 14 — Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin (h) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"h) İta amiri, sayman ve diğer yetkililerin vereceği işleri yapmak."

MADDE 15 — Aynı Yönetmeliğin değişik 45 inci maddesinin 2 nci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki 3 üncü fıkra eklenmiştir.

"Yapım ve büyük onarım giderleri ile taşınmaz mal alımları Döner Sermaye İşletmesinin bağlı olduğu kurumun bütçesinden karşılanır. Ancak döner sermaye gelirlerinin elde edilmesi ve idame ettirilmesi amacıyla kullanılan hizmet binası, satış mağazası, müze, ören yeri, kültür merkezleri, turizm eğitim merkezleri ve uygulama otellerinin veya kültürel mirasımızın korunması amacıyla yapım, bakım, onarım, tadil, yenileme ve koruma ile ilgili her çeşit giderleri, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve ilgili diğer mevzuat gereğince Döner Sermaye İşletmesi Bütçesinden karşılanır.

Gerekli hallerde bu maddede belirtilen iş ve hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla Döner Sermaye İşletmesi Bütçesinden; İl Özel İdarelerine Yönetim Kurulunun teklifi ve Bakanlık Makamının Onayı ile nakit aktarılabilir."

MADDE 16 — Aynı Yönetmeliğin değişik 49 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 49 — Döner sermaye teşkilatı için yapılacak mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine göre; satım, ve benzeri diğer işler ise, 04/8/1984 tarihli ve 18479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Döner Sermayeli Kuruluşlar İhale Yönetmeliği hükümlerine göre yürütülür."

MADDE 17 — Aynı Yönetmeliğin 81 inci maddesindeki "Kültür Bakanı" ibaresi "Kültür ve Turizm Bakanı" olarak değiştirilmiştir.

Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

MADDE 18 — 23/3/1990 tarihli ve 20470 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, "Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmeleri Yönetmeliği" yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 19 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 20 — Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür ve Turizm Bakanı yürütür.

—— • ——

Toplu Konut İdaresi Başkanlığından:

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Satış ve

Gelir Paylaşımı İhale Yönetmeliği

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Esaslar

Amaç ve Kapsam

Madde 1 —Bu Yönetmelik, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının satım, gelir paylaşımı, kiraya verme, trampa ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi işlerinde uygulanacak usul ve esasları düzenler.

Dayanak

Madde 2 —Bu Yönetmelik, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 3 —Bu Yönetmelik uygulamasında;

a) Satım: Taşınır ve taşınmaz mallar ile her türlü malın ve hakkın satımını,

b) Gelir Paylaşma: Gelirin, şartnamede tanımlanması kaydıyla, İdarenin maliki bulunduğu arazi ve/veya arsada, İdarenin uygun göreceği proje uyarınca, müteahhidin proje maliyetinin tamamını karşılayacağı inşaat veya inşaatların bölümlerinin satışından sağlanacak gelirin, sözleşmede belirlenen esaslara göre İdare ve müteahhit arasında paylaşılmasını,

c) Kira: Taşınır ve taşınmaz malların ve hakların kiraya verilmesini,

d) Trampa ve Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi: Borçlar Kanunu ile Türk Medeni Kanunu’nun trampa ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ile ilgili maddelerinde gösterilen işlemleri,

e) Tahmin Edilen Bedel: İhale konusu olan işlerin tahmin edilen bedelini,

f) Tahmin Edilen Gelir: İhale konusu işin tahmin edilen geliri,

g) Uygun Bedel: Tahmin edilen bedelden aşağı olmamak üzere, teklif edilen bedellerin en yükseğini, bedel tahmin edilmeyen durumlarda teklif edilen bedellerin en yükseğini,

h) Toplam Gelir Tutarı Paylaşım Planı: Satıştan elde edilecek toplam gelirin İdare ile yüklenici arasında paylaşım miktar ve oranını gösterir planı,

i) İdare Payı Toplam Geliri Ödeme Planı: Toplam gelirdeki idare payının, ödeme dilimleri ile ödeme zamanını gösterir planı,

j) Teklif: Gelir Paylaşma esasına dayalı teklif alınması halinde, İdare ve müteahhidin gelir ve paylaşma miktar ve oranlarını; diğer hallerde bedeli,

k) İdare: T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığını,

l) İhale Yetkilisi: İdare Başkanı veya yetkisini devredeceği Başkan Yardımcısını,

m) İstekli: İhaleye katılan gerçek veya tüzel kişiler ile bunların oluşturdukları ortak girişimleri,

n) İhale: Bu Yönetmelikte yazılı usul ve şartlarla, işin istekliler arasında seçilecek birisi üzerinde bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemleri,

o) Yüklenici: Üzerine ihale yapılan ve sözleşme imzalanan istekliyi,

p) Şartname: Yapılacak işlerin genel, özel, teknik ve İdari esas ve usullerini gösteren belge veya belgeleri,

r) Sözleşme: İdare ile istekli arasında yapılan yazılı anlaşmayı,

s) Alt Yüklenici: Müteahhitin üstlenmiş olduğu işin belirli bir kısmını malzemeleri ve/veya makina, ekipmanları ile birlikte noter tasdikli sözleşmeye dayalı olarak yapan gerçek veya tüzel kişileri,

ifade eder.

Temel İlkeler

Madde 4 —Bu Yönetmeliğin uygulanmasında, açıklık, rekabet, eşit muamele, kamuoyu denetimi, etkinlik ve verimlilik esastır.

İsteklilerde Aranacak Nitelikler ve İstenecek Belgeler

Madde 5 —Bu Yönetmeliğe göre yapılacak ihalelere katılabilmek için, gerekli nitelik ve yeterliği haiz bulunmak ve istenilen teminat ve belgeleri vermek zorunludur.

İdarece, isteklilerde belirli mali ve teknik yeterlik ve nitelikler aranabilir. Bunları tesbite yarayan belgelerin neler olduğu şartnamelerde gösterilir.

Ayrıca, gelir paylaşımı ihalelerinde, isteklilerden ihale konusu işe ilişkin proje, maliyet cetveli ve finansal analiz istenir.

İstekliler, şartnamelerde yazılı belgeleri eksiksiz vermek ve tebligat için adres göstermek zorundadır.

İhaleye Katılamayacak Olanlar

Madde 6 —Aşağıdaki şahıslar doğrudan veya dolaylı olarak ihalelere katılamazlar:

a) İhale yetkilisi kişiler,

b) İhale işlemlerini hazırlamak, yürütmek ve sonuçlandırmakla görevli olanlar,

c) (a), (b), bendlerinde belirtilen şahısların eşleri ve üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci dereceye kadar sıhri hısımları,

d) (a), (b) ve ( c) bendlerinde belirtilen şahısların ortakları ile şirketleri (Bu şahısların yönetim kurullarında görevli olmadıkları anonim ortaklıklar hariç)

e) 2/10/1981 tarihli ve 2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile diğer kanunlardaki ve bu yönetmelikteki hükümler gereğince, geçici ve sürekli olarak kamu ihalelerine katılmaları yasaklanmış olanlar.

Şartnameler

Madde 7 —İhale konusu işlerin hertürlü özelliklerini belirten şartname ve varsa ekleri İdarece hazırlanır. Şartname ve eklerinin onaylı suretleri bedelsiz veya İdarece takdir edilecek bir bedel karşılığında isteklilere verilir. Şartname ve ekleri İdarede bedelsiz görülebilir.

Şartnamelerde işin mahiyetine göre bulunabilecek özel ve teknik şartlardan başka genel olarak aşağıdaki hususların gösterilmesi zorunludur.

a) İşin niteliği, nev’i ve miktarı,

b) İhalenin nerede, hangi tarih ve saatte yapılacağı; gelir paylaşımı ihalelerinde birinci ve ikinci oturumun tarih ve saati,

c) Taşınmaz malların satışı, kiraya verilmesi, trampa edilmesi ve üzerlerinde mülkiyetin gayri ayni hak tesisinde tapu kayıtlarına göre yeri, sınırı, yüzölçümü, varsa pafta, ada ve parsel numarası ve durumu,

d) Varsa tahmin edilen bedeli ve geçici teminat miktarı ile kesin teminata ait şartlar,

e) İşin yapılma yeri, teslim etme ve teslim alma şekil ve şartları,

f) İhale usulü, ihaleye katılma şartları ve istenen belgeler,

g) İhaleyi yapıp yapmamakta ve uygun bedeli tesbitte İdarenin serbest olduğu,

h) Vergi, resim ve harçlarla sözleşme giderlerinin kimin tarafından ödeneceği,

i) Gelir paylaşımı işlerinde alt yüklenicilerin kullanılıp kullanılmayacağı,

j) Sözleşmenin noterlikçe düzenlenip düzenlenmeyeceği,

k) İhtilafların çözüm şekli.

Yeterlik Kuralları

Madde 8 —Gelir paylaşımı ihalelerinde, ihaleye katılacak isteklilerden, ekonomik ve mali yeterlik ile mesleki ve teknik yeterliklerinin belirlenmesine ilişkin olarak aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler istenebilir:

a) Ekonomik ve mali yeterliğin belirlenmesi için;

1) Bankalardan temin edilecek isteklinin mali durumu ile ilgili belgeler,

2) İsteklinin, ilgili mevzuatı uyarınca yayınlanması zorunlu olan bilançosu veya bilançosunun gerekli görülen bölümleri, yoksa bunlara eşdeğer belgeleri,

3) İsteklinin iş hacmini gösteren toplam cirosu veya ihale konusu iş ile ilgili taahhüdü altındaki ve bitirdiği iş miktarını gösteren belgeler.

b) Mesleki ve teknik yeterliğin belirlenmesi için;

1) İsteklinin, mevzuatı gereği ilgili odaya kayıtlı olarak faaliyette bulunduğunu ve teklif vermeye yasal olarak yetkili olduğunu kanıtlayan belgeler,

2) İsteklinin ihale konusu iş veya benzer işlerde; son on beş yıl içinde kamu veya özel sektörde o işe ait sözleşme bedelinin en az %70'i oranında gerçekleştirdiği veya % 50'si oranında denetlediği veyahut yönettiği idarece kusursuz kabul edilen benzeri işlerle ilgili deneyimini gösteren belgeler,

3) İsteklinin üretim ve/veya imalat kapasitesine, araştırma-geliştirme faaliyetlerine ve kaliteyi sağlamasına yönelik belgeler,

4) İsteklinin organizasyon yapısına ve ihale konusu işi yerine getirmek için yeterli sayıda ve nitelikte personel çalıştırdığına veya çalıştıracağına ilişkin bilgi ve/veya belgeler,

5) İhale konusu işin yerine getirilebilmesi için gerekli görülen tesis, makine, teçhizat ve diğer ekipmana ilişkin belgeler,

6) İstekliye doğrudan bağlı olsun veya olmasın, kalite kontrolden sorumlu olan ilgili teknik personel veya teknik kuruluşlara ilişkin belgeler,

7) İhale konusu işin ihale dokümanında belirtilen standartlara uygunluğunu gösteren, uluslar arası kurallara uygun şekilde akredite edilmiş kalite kontrol kuruluşları tarafından verilen sertifikalar,

İhale konusu işin niteliğine göre yukarıda belirtilen bilgi veya belgelerden hangilerinin yeterlik değerlendirmesinde kullanılacağı, ihale dokümanında ve ihale veya ön yeterliğe ilişkin ilan veya davet belgelerinde belirtilir.

İKİNCİ BÖLÜM

İhaleye Hazırlık

Tahmin Edilen Bedel

Madde 9 —Tahmin edilen bedel İdarenin kuracağı bir kıymet takdir komisyonu veya hizmet alımı suretiyle tesbit edilir veya ettirilir. Bedel tahmininin mümkün olmadığı durumlarda İdare Başkanının onayı ile bedel tahmini yapılmadan teklif alınarak ihale yapılabilir.

Tahmin Edilen Gelir

Madde 10 —Gelir paylaşımı ihalesine konu işten elde edilebilecek en yüksek gelirdir. Bedel tahmininin mümkün olmadığı durumlarda İdare Başkanının onayı ile bedel tahmini yapılmadan teklif alınarak ihale yapılabilir.

Onay Belgesi

Madde 11 —Birim Yöneticisinin teklifi, bağlı olduğu Başkan Yardımcısının uygun görüşü ve İdare Başkanının onayı ile İhalesi yapılacak her iş için bir onay belgesi hazırlanır. Onay belgesinde, ihale konusu olan işin nev’i, niteliği, miktarı, var ise tahmin edilen bedeli/geliri teminat alınacaksa teminat miktarı veya oranı, ihalede uygulanacak usul, yapılacaksa ilânın şekli ve adedi, alınacaksa geçici teminat miktarı, komisyon kurulacaksa ihale komisyonunun kaç kişiden ve kimlerden kurulacağı belirtilir.

Onay belgesinde ayrıca varsa şartname ve eklerinin bir bedel karşılığında verilip verilmeyeceği, bedel karşılığı verilecekse bedelin ne olacağı gösterilir.

İhale Komisyonları

Madde 12 —Kiraya verme ve satış hariç bu Yönetmelik kapsamındaki diğer ihalelerde; İdare Başkanı; ikisi ihale konusu işin uzmanı, biri muhasebe veya mali işlerden bir personel olması şartıyla, İdare personelinden en az beş kişiyi, biri komisyon Başkanı olmak üzere, yedek üyeleri de belirleyerek ihale komisyonu olarak görevlendirir.

İhale komisyonları eksiksiz olarak toplanır. Komisyon kararları çoğunlukla alınır. Kararlarda çekimser kalınamaz. Karşı oy kullanan üye, gerekçesini komisyon kararına yazmak ve imzalamak zorundadır. Komisyon başkan ve üyeleri oy ve kararlarından sorumludur.

İhale İşlem Dosyasının Düzenlenmesi

Madde 13 —İhale suretiyle yapılacak işler için bir işlem dosyası düzenlenir. Bu dosyada onay belgesi, varsa tahmin edilen bedele ilişkin hesap tutanağı, şartname ve ekleri, gerekli projeler, ilana ilişkin belge ve gazete nüshaları, sözleşme tasarısı ile saklanmasında yarar görülen diğer belgeler bulunur.

İhalenin Duyurulması

Madde 14 —İhale konusu olan işlerin hangi esas ve usullerle isteklilere duyurulacağı onay belgesinde belirtilir.

Yayın organlarıyla duyurma ve mektupla davet yöntemlerinde, işin konusu, şartnamelerin nerede görüleceği, varsa bedeli ve nereden sağlanacağı, tekliflerin nereye ve ne zaman verileceği, teminat alınması gerekiyorsa teminatın miktarı ve İdarenin ihale serbestisi belirtilir.

Duyuru yapıldıktan sonra şartname ve eklerinde değişiklik yapılamaz. Değişiklik yapılması zorunlu olursa, bunu gerektiren sebepler bir tutanakla tesbit edilerek İhale yetkilisinin onayından sonra, önceki duyurular geçersiz sayılır ve iş yeniden aynı yöntemle duyurulur.

Geçici Teminat

Madde 15 —Onay belgesinde teminat alınacağı belirtilmişse; İsteklilerden ihale konusu olan işin %2’den az olmamak üzere İdarece belirlenen miktarda geçici teminat alınır.

Teminat Olarak Kabul Edilecek Değerler

Madde 16 —Geçici veya kesin teminat olarak kabul edilecek değerler aşağıda gösterilmiştir.

a) Tedavüldeki Türk parası,

b) Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca belirtilecek bankaların verecekleri süresiz teminat mektupları,

c) Devlet Tahvilleri ve Hazine kefaletini haiz tahviller, bankalarca verilen teminat mektupları dışındaki teminatların istekliler tarafından İdare veznesine makbuz karşılığında yatırılması mecburi olup, bunlar komisyonca teslim alınamaz.

Üzerinde ihale yapılanların kesin teminat mektupları ihaleden sonra İdare veznesine teslim edilir. Üzerine ihale yapılmayan isteklilerin geçici teminatları ise imza karşılığı hemen geri verilir.

Teminat Mektupları

Madde 17 —Bankaların bu Yönetmelik kapsamındaki işler için verecekleri geçici ve kesin teminat mektuplarında Kamu İhale Kanunu ve ilgili mevzuatta belirlenen şekil ve şartlar aranır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Tekliflerin Değerlendirilmesi ve İhale Kararları

Uygun Bedelin Tesbiti

Madde 18 —Uygun bedel; tahmin edilen bedelden aşağı olmamak üzere teklif edilen bedellerin en yükseğidir. Bedel tahmin edilemeyen durumlarda teklif edilen bedellerin en yükseğidir. Gelir paylaşımı ihalelerinde uygun bedel, İdare payı olarak teklif edilen gelirlerin en yükseğidir.

İdarenin İhaleyi Yapıp Yapmamakta Serbest Olması

Madde 19 —İdare, ihaleyi yapıp yapmamakta serbesttir. İdare, ihale gününden önce ihaleyi iptal etmesi sebebiyle herhangi bir yükümlülük altına girmez. Bu durumda ihale iptal kararı ilan yoluyla duyurulur.

Bütün Tekliflerin Reddedilmesi ve İhalenin İptali

Madde 20 —İhale komisyonunun gerekçeli kararı üzerine, İdare, verilmiş olan bütün teklifleri reddederek ihaleyi iptal etmekte serbesttir. İhalenin iptal edilmesi halinde bu durum, isteklilere bildirim veya ilan yoluyla duyurulur. İdare, bütün tekliflerin reddedilmesi sebebiyle herhangi bir yükümlülük altına girmez.

İhale Kararlarının Onayı veya İptal Edilmesi

Madde 21 —İhale Yetkilisi, ihale komisyonu tarafından alınan gerekçeli kararı, karar tarihini izleyen 10 iş günü içinde onaylar veya gerekçesini belirtmek suretiyle iptal eder. İhale, kararın onaylanması halinde geçerli, iptal edilmesi halinde hükümsüz sayılır.

Kesinleşen İhale Kararlarının Bildirilmesi

Madde 22 —İhale Yetklisince onaylanan ihale kararları, onaylandığı tarihi izleyen 5 iş günü içinde üzerinde ihale yapılana veya vekiline, imzası alınmak suretiyle tebliğ edilir. Tebliğ yazısının iadeli taahhütlü mektupla tebligat adresine gönderilmesi halinde mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci günü, kararın istekliye tebliğ tarihi sayılır.

İhale kararının iptal edilmesi halinde de, durum istekliye aynı şekilde bildirilir.

Kararlarda Belirtilmesi Gereken Hususlar

Madde 23 —İhale komisyonunca alınan kararlar, komisyon başkan ve üyelerinin adları, soyadları ve esas görevleri belirtilerek imzalanır.

Komisyon kararlarında isteklilerin isimleri, teklif ettikleri bedeller, ihalenin hangi tarihte ve hangi istekli üzerinde hangi gerekçelerle yapıldığı, ihale yapılmamışsa sebepleri belirtilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

İhale Usulleri

 

Gelir Paylaşımı Dışındaki İşlerde Uygulanacak Usuller

Madde 24 —Bu Yönetmeliğin 1 inci maddesinde yazılı işlerde uygulanacak usul ve esaslar; 4 üncü maddedeki temel ilkeler çerçevesinde, İdarece belirlenir.

a) Satım işlerinde, açık satış, ön talepli satış, açık arttırma, kapalı teklif, kura ve pazarlık usullerinden bir veya birkaçı uygulanabilir.

Satım işlerine dair onay belgesinde, satışa konu mal, niteliği, miktarı, varsa tahmin edilen bedeli, alınacak ise teminat veya katılım payı ve uygulanacak usul belirtilir.

Satışın, başlayacağı tarihten en az on gün önce uygun araçlarla kamuya duyurulması ve ayrıca İdarenin internet sayfasında duyurulması zorunludur.

Duyuruda, satışa konu mallar, varsa tahmin edilen bedelleri, satışın başlayacağı tarih ile katılım/başvuru yeri ve koşulları belirtilir.

Toplu konut talebi ile yapılan kurumsal başvurular üzerine yapılacak satışların şartları pazarlıkla belirlenir.

b) Bu Yönetmeliğin 1 inci maddesinde yazılı kiraya verme, trampa ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi gibi işlerde, işin niteliği itibariyle her isteklinin katılımına açık olması mümkün ise (a) bendinde yazılı usuller uygulanır. Aksi takdirde, uygulanacak usul İdarece belirlenir.

c) İdarenin müştereken veya iştirak halinde maliki bulunduğu taşınmaz mallardaki paylar, öncelikle paydaşlara satılabilir, kiralanabilir veya kullanım hakkı devredilebilir.

d) İdare mallarının satışı veya kiralanmasına ilişkin hizmetler, eğer İdarece hiçbir kamu kaynağı harcanmaksızın gördürülecek ise, İdarece yeterlilikleri tesbit edilen en az üç istekliyi, imza karşılığı elden veya iadeli taahhütlü mektupla davet ederek teklif istenebilir. Buna ilişkin usül ve esaslar İdarece belirlenir.

Gelir Paylaşımı İhalelerinde Uygulanacak Usul

Açık İhale

Madde 25 —Bu Yönetmeliğin 1 inci maddesinde yazılı olan gelir paylaşma ihalelerinde açık ihale usulü uygulanır.

Tekliflerin Hazırlanması

Madde 26 —Teklif mektubu ve geçici teminat da dahil olmak üzere ihaleye katılabilme şartı olarak istenilen bütün belgeler bir zarfa konulur. Zarfın üzerine isteklinin adı, soyadı veya ticaret unvanı, tebligata esas açık adresi, teklifin hangi işe ait olduğu ve ihaleyi yapan idarenin açık adresi yazılır. Zarfın yapıştırılan yeri istekli tarafından imzalanır ve mühürlenir.

Teklif mektupları yazılı ve imzalı olarak sunulur. Teklif mektubunda ihale dokümanının tamamen okunup kabul edildiğinin belirtilmesi, teklif edilen bedelin rakam ve yazı ile birbirine uygun olarak açıkça yazılması, üzerinde kazıntı, silinti, düzeltme bulunmaması ve teklif mektubunun ad, soyad veya ticaret unvanı yazılmak suretiyle yetkili kişilerce imzalanmış olması zorunludur.

Gelir paylaşma ihalelerinde teklif mektubunda, İdare ve isteklinin gelir paylaşma oranları, rakam ve yazı ile birbirine uygun olarak ve kısaltmadan yazılır. Teklif mektubu, ayrılmaz parçası olarak, satışa esas bölümlerin satış bedelleri cetveli, toplam gelir tutarı paylaşım planı, İdare payı toplam geliri ödeme planını da ihtiva eder.

Teklifler ihale dokümanında belirtilen ihale saatine kadar sıra numaralı alındılar karşılığında idareye verilir. Bu saatten sonra verilen teklifler kabul edilmez ve açılmaksızın iade edilir. Teklifler iadeli taahhütlü olarak da gönderilebilir. Posta ile gönderilecek tekliflerin ihale dokümanında belirtilen ihale saatine kadar idareye ulaşması şarttır. Postadaki gecikme nedeniyle işleme konulmayacak olan tekliflerin alınış zamanı bir tutanakla tespit edilir.

Tekliflerin Alınması ve Açılması

Madde 27 —Teklifler ihale dokümanında belirtilen ihale saatine kadar idareye verilir. İhale komisyonunca ihale dokümanında belirtilen saatte kaç teklif verilmiş olduğu bir tutanakla tespit edilerek, hazır bulunanlara duyurulur ve hemen ihaleye başlanır. İhale komisyonu teklif zarflarını alınış sırasına göre inceler. 26 ncı maddenin birinci fıkrasına uygun olmayan zarflar bir tutanak ile belirlenerek değerlendirmeye alınmaz. Zarflar isteklilerle birlikte hazır bulunanlar önünde alınış sırasına göre açılır.

İsteklilerin belgelerinin eksik olup olmadığı ve teklif mektubu ile geçici teminatlarının usulüne uygun olup olmadığı kontrol edilir. Belgeleri eksik veya teklif mektubu ile geçici teminatı usulüne uygun olmayan istekliler tutanakla tespit edilir. İstekliler ile teklif fiyatları açıklanır. Bu işlemlere ilişkin hazırlanan tutanak ihale komisyonunca imzalanır. Bu aşamada; hiçbir teklifin reddine veya kabulüne karar verilmez, teklifi oluşturan belgeler düzeltilemez ve tamamlanamaz. Teklifler ihale komisyonunca hemen değerlendirilmek üzere oturum kapatılır.

Tekliflerin Değerlendirilmesi ve Uygun Teklifin Seçimi

Madde 28 —Tekliflerin değerlendirilmesinde, öncelikle belgeleri eksik olduğu veya teklif mektubu ile geçici teminatı usulüne uygun olmadığı ilk oturumda tespit edilen isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılmasına karar verilir. Bu ilk değerlendirme ve işlemler sonucunda belgeleri eksiksiz ve teklif mektubu ile geçici teminatı usulüne uygun olan isteklilerin tekliflerinin ayrıntılı değerlendirilmesine geçilir. Bu aşamada, isteklilerin ihale konusu işi yapabilme kapasitelerini belirleyen yeterlik kriterlerine ve tekliflerin ihale dokümanında belirtilen şartlara uygun olup olmadığı incelenir. Uygun olmadığı belirlenen isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır.

İhale komisyonunun talebi üzerine İdare tekliflerin incelenmesi, karşılaştırılması ve değerlendirilmesinde yararlanmak üzere net olmayan hususlarla ilgili isteklilerden yazılı olarak tekliflerini açıklamalarını isteyebilir.

Son aşamada, isteklilerin teklif mektubu eki cetvellerinde aritmetik hata bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Teklif edilen fiyatları gösteren teklif mektubu eki cetvelde aritmetik hata bulunması halinde, bu durum hemen istekliye yazı ile bildirilir. İstekli düzeltilmiş teklifini kabul edip etmediğini tebliğ tarihini izleyen üç gün içinde yazılı olarak bildirmek zorundadır. İsteklinin düzeltilmiş teklifi kabul etmediğini süresinde bildirmesi veya bu süre içinde herhangi bir cevap vermemesi halinde, teklifi değerlendirme dışı bırakılır ve geçici teminatı gelir kaydedilir.

Değerlendirmenin sonuçlarının tüm isteklilere tebliği ile ikinci oturum arasında en az üç gün olması zorunludur. Değerlendirme sonucu uygun görülen isteklilerin katılımıyla ilanda belirtilen yer, tarih ve saatte ikinci oturum yapılır. Değerlendirme sonucu yeterli görülen isteklilerden ikinci oturuma katılmayanların geçici teminatları gelir kaydedilir. İkinci oturumda, isteklilerin birinci oturumda sunmuş oldukları teklifleri tekrar okunur ve tekliflerin alınış sırasıyla sözlü olarak revize tekliflerini sunmaları istenir. Sunulan sözlü teklifler oturum esnasında tutanak altına alınır. Sözlü teklifler istekliler önünde tekrar okunur ve nihai tekliflerini yazılı olarak sunmaları istenir. Nihai yazılı tekliflerin de 26 ncı maddenin ikinci fıkrasında belirlenen esaslara uygun olarak sunulması gerekir. Oturum esnasında, isteklilerin nihai yazılı teklif mektupları alınır. İstekliler huzurunda bu teklifler okunur. Komisyon kararı verilmek üzere oturum kapatılır.

Birden fazla istekli tarafından aynı bedelin teklif edildiğinin görülmesi halinde, aynı teklifte bulunan isteklilerden ikinci bir yazılı teklif alınır ve uygun bedeli verene ihale yapılır. İkinci tekliflerin de aynı olması halinde, kura çekme suretiyle ihale sonuçlandırılır.

İsteklilerin teklifleriyle bağlılığı

Madde 29 —İhalelerde şartname ve eklerinin hükümleri aynen korunur ve istekliler ihale sonucunun karara bağlanmasına kadar ilk teklifleriyle, ikinci oturumda tutanak altına alınan sözlü teklifleriyle ve nihai yazılı teklifleriyle bağlıdırlar.

YEDİNCİ BÖLÜM

Sözleşme

Sözleşmeye Davet

Madde 30 —İhale üzerinde bırakılan istekliye 22 nci madde uyarınca yapılan tebliği müteakip on gün içinde sözleşmeyi imzalaması hususu tebliğ edilir. Verilen süre içinde ihale üzerinde kalan isteklinin kesin teminatı yatırarak sözleşme imzalaması zorunludur. Aksi takdirde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın ihale üzerinde kalan isteklinin, varsa, geçici teminatı gelir kaydedilir. Verilen kesin teminat, teminat olarak kabul edilen diğer değerlerle değiştirilebilir. Sözleşme imzalandıktan hemen sonra geçici teminat iade edilir.

Kesin Teminat

Madde 31 —Kesin teminat alınması öngörülen durumlarda; taahhüdün sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla, sözleşme yapılmasından önce İstekliden %4’den az olmamak kaydıyla idarenin belirleyeceği miktarda kesin teminat alınır.

İhalenin Sözleşmeye Bağlanması

Madde 32 —İhaleler bir sözleşmeye bağlanır. Sözleşmeler İdarece hazırlanır ve ihale yetkilisi ile yüklenici tarafından imzalanır. Yüklenicinin ortak girişim olması halinde sözleşmeler ortak girişimin bütün ortakları tarafından imzalanır. İhale dokümanında belirtilen şartlara aykırı sözleşme düzenlenemez. İhale dokümanında aksi belirtilmedikçe, sözleşmelerin notere tescili ve onaylattırılması zorunlu değildir.

Diğer Hususlar

Madde 33 —İdareye hak ve yükümlülükleriyle birlikte devredilen varlıklarla ilgili bu Yönetmelik kapsamındaki işler devralınan sözleşmelere göre yapılır.

Madde 34 —14/7/2000 tarihli ve 24109 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı İhale Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

Madde 35 —Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 36 —Bu Yönetmelik hükümlerini Toplu Konut İdaresi Başkanı yürütür.

—— • ——

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinden:

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Ana Yönetmeliği

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar

Amaç ve Kapsam

Madde 1 — Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Odalar ve Borsalar Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği uyarınca, 1/7/2003 tarih ve 4909 sayılı Kanunla kurulan TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde eğitime, öğretime, akademik ve idari personelin seçilme ve atanma usullerine, akademik ve idari organ ve birimlerin oluşturulmasına, işleyişine, personelin görev, yetki, sorumluk ve haklarına, çalışma ve denetimlerine, personelin ve öğrencilerin disiplin ve sicil işlerine, mali konulara ve Üniversiteye ait diğer hususlara ilişkin esasları düzenlemektir.

Hukuki Dayanak

Madde 2 — Bu Yönetmelik, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği, 7/10/1983 tarih ve 124 sayılı Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlarının İdari Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine dayanarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 3 — Bu Yönetmelikte geçen;

a) TOBB: Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliğini,

b) Vakıf / Kurucu Vakıf: Türkiye Odalar ve Borsalar Eğitim ve Kültür Vakfı (TOBEV)'nı,

c) Üniversite: TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesini,

d) Mütevelli Heyet: TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyetini,

e) Başkan: TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanını,

f) Başkan Vekili: TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Vekilini,

g) Rektör: TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Rektörünü

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Üniversitenin Yönetimi

Üniversite, Mütevelli Heyet tarafından, kurucu vakfın belirlediği ilkeler doğrultusunda, ilgili kanun ve yönetmeliklerle ve bu Ana Yönetmelikte belirtilen esaslara göre yönetilir.

Mütevelli Heyet

Madde 4 — TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinin en yüksek karar organı olan Mütevelli Heyet, Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eder.

a) Mütevelli Heyet, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 5 inci maddesiyle Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin değişik 14 üncü maddesine göre, vakıf yönetim kurulu tarafından Devlet memuru olma niteliklerine sahip ve yükseköğrenim görmüş adaylar arasından (4) dört yıl süreyle seçilen en az yedi üyeden oluşur.

b) Rektör, Mütevelli Heyetin tabii üyesi olup, kendisiyle ilgili konularda toplantıya katılamaz, Mütevelli Heyet Başkanlığına ve başkan vekilliğine seçilemez. Rektör dışındaki üniversite mensupları Mütevelli Heyette görev alamaz.

c) Mütevelli Heyet üyeleri, Mütevelli Heyet Başkanlığınca ilk toplantıyı takiben Yükseköğretim Kuruluna bildirilir.

d) Herhangi bir nedenle boşalan ya da süresi dolan üyeliklerin yerine, Kurucu Vakıf tarafından yeni üye seçimi yapılır. Görev süresi biten üyeler yeniden seçilebilirler.

Mütevelli Heyetin Görev, Yetki ve Sorumlulukları

Madde 5 — Mütevelli Heyetin başlıca görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır;

a) Mütevelli Heyet başkanını ve Başkan vekillerini seçmek,

b) Ana Yönetmeliği hazırlamak, değiştirmek ve Üniversite organlarınca hazırlanan diğer yönetmelikleri onaylamak,

c) Üniversite rektörünü 2547 sayılı Yükseköğretim Kurumları Kanununun ek 5 inci maddesiyle Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 16 ncı maddesindeki usullere göre atamak,

d) Üniversite bünyesinde fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuar, meslek yüksekokulu, bölüm, uygulama ve araştırma merkezi, dil eğitim merkezi, sürekli eğitim merkezi ve teknoparklar kurulması, birleştirilmesi veya kapatılması hakkında Yükseköğretim Kuruluna sunulacak tekliflere ilişkin Rektörlük önerilerini onaylamak,

e) Üniversitenin ayrıntılı bütçesini kabul etmek ve her bütçe döneminde bütçe uygulama esaslarını ve harcamalara ilişkin parasal sınırlamaları ve yetkileri belirlemek,

f) Bütçe yılı içinde, gerektiğinde ek ödenek verilmesi hususunda karar vermek,

g) Rektör tarafından önerilen, üniversitede kullanılacak kadroların planını onaylamak,

h) Bütçe döneminde harcanamayan ödenekleri yıl sonunda gelecek bütçe dönemine aktarmak. Bütçe kesin hesabını ibra etmek ve ayniyat yönetim dönemi hesabını onaylamak,

i) Bütçe uygulamalarını bağımsız mali müşavirler veya bağımsız denetim şirketleri yardımı ile izlemek ve denetlemek,

j) Öğrencilerden alınacak eğitim-öğretim ücretlerini belirlemek,

k) Rektörlük makamının boşalması halinde, Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü üzerine, en çok altı ay için, uygun görülecek bir rektör yardımcısını vekaleten Rektörlüğe atamaktır.

Başkan ve Başkan Vekilleri

Madde 6 — Mütevelli Heyet, üyeleri arasından, (4) dört yıl için bir Başkan ve iki Başkan Vekili seçer. Görev süreleri biten Başkan ve Başkan Vekilleri bu görevlere yeniden seçilebilirler. Başkan, yokluğunda Başkan Vekillerinden birini yerine vekil olarak görevlendirir. Gerekli görürse, Başkan yetkilerinden bir bölümünü Başkan Vekillerine devredebilir.

Başkanın Görev ve Yetkileri

Madde 7 — Başkanın başlıca görev ve yetkileri şunlardır;

a) Mütevelli Heyeti temsil etmek,

b) Mütevelli Heyeti toplantıya çağırmak, toplantıların gündemini hazırlamak ve toplantıların başkanlığını yapmak,

c) Mütevelli Heyet toplantıları kayıtlarının tutulmasını, yazışmalarının yapılmasını sağlamak,

d) Mütevelli Heyet üyelerinin yolluk, yevmiye ve diğer işlemlerini yürütmek,

e) Rektörün önerisi üzerine, Üniversitenin rektör yardımcılıklarına, dekanlıklarına, öğretim üyesi, genel sekreter, öğretim görevlisi, okutman, öğretim yardımcısı ve yabancı uyruklu öğretim elemanı ve idari personel kadrolarına yapılacak atama, ücretlerini belirleme, görevden alma ve sözleşmelerin fesih edilmesi işlemlerini onaylamak,

f) Üniversiteye alınması Yükseköğretim Kuruluna önerilecek Türk ve yabancı uyruklu öğrenci sayılarını, burslu öğrenci kontenjanlarını ve verilecek burs miktarlarını onaylamak,

g) Yükseköğretim Kurulunun onayına sunulacak, yerli ve yabancı üniversite ve diğer kurumlarla yapılacak işbirliğini kapsayan anlaşmalar ile protokolleri onaylamak ve Rektörlükçe hazırlanan üniversiteyi bağlayıcı taahhütnameleri onaylamak,

h) Üniversiteye yapılacak bağışların kabul veya reddine karar vermek,

i) Mütevelli Heyet tarafından verilen ve Mütevelli Heyet adına yürütmesi istenilen görevleri yerine getirmektir.

Mütevelli Heyet Toplantısı, Karar Yeter Sayıları ve Oylama

Madde 8 — Mütevelli heyet salt çoğunlukla toplanır.

a) Mütevelli Heyet, birisi her yıl aralık ayında olmak üzere, gerektikçe Başkanın çağırısı üzerine toplanır.

b) Gündem oylanmadan önce, üye tam sayısının en az 1/3’ü tarafından gündeme maddeler ilave edilmesi, yazılı olarak teklif edilebilir. Teklif oylanarak kabul edildikten sonra, yeni maddeler gündemin sonuna ilave edilir.

c) Görüşmeler tamamlandıktan sonra gündem maddesi oya sunulur. Oylar "Kabul" veya "Ret" şeklinde verilir. Çekimser oy kullanılmaz. Toplantıda bulunduğu halde oylamaya katılmayan üyenin oyu ret sayılır. Oylama açık yapılır. Gerekli hallerde gizli oylama yapılmasına karar verilebilir. Gizli oylamalarda başkan iki kez oy kullanır.

d) Kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır. Açık oylamalarda oyların eşitliği halinde Mütevelli Heyet Başkanının oyu iki oy sayılır.

e) Başkan, Başkan Vekilleri ve Rektör seçimleri ile Ana Yönetmeliğe ilişkin kararlarda, üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci turda da salt çoğunluk sağlanamazsa, ilgili madde gündemde bırakılır.

Mütevelli Heyet Raportörlüğü

Madde 9 — Üniversite Rektörlüğü, toplantı tutanak ve kararlarını yazmak üzere raportörler görevlendirir, Mütevelli Heyet raportörlüğüne üniversitede çalışma mekanı tahsis eder.

a) Mütevelli Heyet toplantılarındaki görüşmelerin kayıtları, tutanakları ve alınan kararlar, raportörler tarafından Başkanın sorumluluğunda yazılır.

b) Raportörler, her toplantının kayıtlarının alınması, tutanak ve kararların yazılması ile görevlidirler. Kayıtlar ve tutanaklar Başkanın sorumluluğunda saklanır.

c) Toplantıdan sonra yazılan Mütevelli Heyet kararları, üyeler tarafından gelecek toplantı beklenmeden imzalanır.

d) Kararlara, sıra numarası verilir ve alındığı günün tarihi yazılır. Tutanaklar ve kayıtlar raportör ve toplantı başkanı tarafından imzalanır ve dosyalanır.

Üye Olmayanların Toplantıya Katılması

Madde 10 — Mütevelli Heyet, gerekli gördüğü hallerde, rektör yardımcılarını, dekanları, enstitü, yüksekokul ve birim müdürlerini ve üniversite genel sekreterini toplantılara davet edebilir. Yetkili uzmanları veya ilgili görevlileri, açıklamalarda bulunmak üzere, bağlı bulundukları makamların uygun görüşünü alarak, toplantılara çağırabilir.

Üye olmadıkları halde bu şekilde toplantıya katılanların oy hakları yoktur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Akademik Teşkilat

Rektör

Madde 11 — Rektör, Mütevelli Heyet tarafından belirlenir ve Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak, Mütevelli Heyet tarafından üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için atanır. Rektör, üniversitenin ve bağlı birimlerin eğitim ve öğretim faaliyetlerinin en iyi şekilde yapılmasında ve geliştirilmesinde, öğrencilere gerekli sosyal hizmetlerin sağlanmasında, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın faaliyetlerinin Yüksek Öğretim Kurulu tarafından belirlenmiş ilkeler ve hedefler doğrultusunda planlanıp yürütülmesinde, üniversitede bilimsel ve idari gözetim ve denetim yapılmasında ve gerektiğinde üniversitede güvenlik önlemleri alınmasında, bütün işlemlerin takip ve kontrol edilmesinde ve sonuçlarının alınmasında birinci derecede yetkili ve sorumludur.

a) Görev süresi biten rektör yeniden atanabilir.

b) Rektörün görev süresinin bitiminden önce veya Rektörlük makamının boşalması halinde Mütevelli Heyet, üç kişilik bir Rektör Arama–İnceleme Komisyonu oluşturur. Bu komisyon, gerekli araştırmaları yaparak Rektör adaylarını gerekçeleri ile ve tercih sırasına göre Mütevelli Heyete bildirir.

c) Rektör, görev başında bulunmayacağı süre için yardımcılarından birini vekil olarak görevlendirir.

d) Rektör, gerektiğinde Mütevelli Heyet adına, Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eder.

Rektörün Görev, Yetki ve Sorumlulukları

Madde 12 — Rektörün diğer görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:

a) Üniversite kurullarına başkanlık etmek,

b) Üniversitenin ayrıntılı bütçesini, akademik ve idari personel ihtiyaçları ile yatırım ihtiyaç ve programlarını, ilgili birimlerin ve Üniversite Yönetim Kurulunun görüş ve önerilerini aldıktan sonra Mütevelli Heyete sunmak,

c) Üniversitenin Fakültelerinin, Yüksekokullarının ve diğer akademik birimlerinin ayrıntılı eğitim öğretim programlarını, ilgili birimlerin ve Üniversite Yönetim Kurulunun önerilerini aldıktan sonra hazırlayıp Üniversite Senatosuna sunmak,

d) Üniversite kadrolarına atanacak öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini ve terfilerini hazırlamak ve Mütevelli Heyet Başkanına sunmak,

e) Üniversite kadrosuna atanmış mevcut öğretim üyeleri arasından, enstitü, yüksekokul ve birim müdürleri ve bölüm başkanlarını göreve atamak,

f) Üniversite kadrosuna atanmış mevcut idari personel arasından, genel sekreter yardımcısı, daire başkanı, fakülte sekreteri, yüksekokul sekreteri, enstitü sekreteri, müdür ve diğer idari amirleri ve yardımcılarını idari makamlara atamak,

g) Öğretim üyelerine uygun gördüğü akademik-idari görevleri vermek, gerektiğinde üyelerden komisyonlar oluşturmak,

h) Gerekli görülen hallerde öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek,

i) Her öğretim yılı sonunda Rektörlüğe sunulacak eğitim-öğretim ve araştırma faaliyet raporları ile gelecek yılın çalışma planlarına ilişkin raporları değerlendirmek,

j) Üniversitenin Devlet yardımı alması ve bir başarı göstergesi olarak da algılanmakta olan bu yardımın artarak devam etmesi için gereken çalışmaları yapmak,

k) Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılan denetimlere ait raporlarda yerine getirilmesi istenen hususlar varsa, bunlar için alınan önlemleri ve yapılan çalışmaları zamanında Mütevelli Heyeti Başkanına bildirmek,

l) Her eğitim öğretim yılı sonunda ve gerektiğinde Üniversitenin bilimsel araştırma ve yayın faaliyetleri hakkında Mütevelli Heyete bilgi vermek,

m) Üniversitenin ita amirliğini yapmak; İki ay içinde Mütevelli Heyet Başkanının bilgisine sunulmak üzere, Mütevelli Heyet tarafından onaylanan bütçe çerçevesinde Üniversite adına ödemeler yapmak, sözleşme, vekaletname gibi üniversiteyi hukuken bağlayan, çok taraflı hukuki işlemleri imzalamak,

n) Bütçe, satın alma ve ihalelere ilişkin her çeşit iş ve işlemleri izlemek. Bütçe hesap dönemi sonunda bütçe kesin hesabı ve ayniyat yönetim dönemi hesaplarını ayrı ayrı inceleyip Mütevelli Heyet tarafından görüşülmek üzere ayrıntılı bir rapor ekinde başkana sunmak,

o) Başkana bilgi vererek, bankalarda üniversite adına üniversitenin her çeşit gelirinin yatırılacağı vadeli ve vadesiz hesaplar açmak, bu hesaplardan Üniversite adına para çekmek, repo yapmak, hazine bonosu almak. Üniversitenin Satın Alma, İhale ve İşletme Yönetmeliği çerçevesinde Mütevelli Heyetçe verilmiş olan diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak,

p) Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği gereğince Mütevelli Heyetçe onaylanan Ana Yönetmelik doğrultusunda, tamamlayıcı nitelikteki diğer yönetmelik taslaklarını hazırlamak ve Mütevelli Heyete sunmak,

r) Üniversiteye alınacak Türk ve yabancı uyruklu öğrenci sayılarını, burslu öğrenci kontenjanlarını ve verilecek burs miktarlarını, üniversite yönetim kurulunun görüşlerini alarak belirlemek ve Mütevelli Heyet Başkanının onayına sunmak,

s) Üniversitenin taşınır ve taşınmaz mallarını yönetmek, taşınmaz mallarını Üniversite adına tapuya tescil ettirmek,

t) Yerli ve yabancı üniversite ve diğer kurumlarla yapılacak işbirliğini kapsayan anlaşma ve protokolleri ilgili Senato kararını takiben Mütevelli Heyet Başkanının onayına sunmak,

u) Bir sınava bağlı olmayan fahri akademik unvanlara ilişkin teklifleri Üniversite senatosuna sunmak,

v) Üniversite bünyesinde fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuar, meslek yüksekokulu, dil eğitim merkezi kurulması; bölüm, anabilim, anasanat dallarıyla uygulama ve araştırma, sürekli eğitim merkezleri, teknoparklar açılması, birleştirilmesi veya kapatılması hakkında Yükseköğretim Kuruluna sunulacak önerileri hazırlamak ve senato kararını takiben Mütevelli Heyetin onayına sunmak,

y) Yükseköğretim Kanunu, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği, bu Ana Yönetmelik ve yürürlükteki mevzuat hükümleriyle verilen diğer görevleri yapmak, yetkileri kullanmaktır.

Rektör Yardımcıları

Madde 13 — Rektör, çalışmalarında kendisine yardım etmek üzere profesörler arasından en fazla iki rektör yardımcısı seçip atamalarını Mütevelli Heyet Başkanının onayına sunar.

Rektörün görev süresi sona erdiğinde, yardımcılarının da görev süresi sona erer.

Senato

Madde 14 — Senato, Rektörün başkanlığında rektör yardımcıları, dekanlar, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve her fakülteden fakülte kurullarınca üç yıl için seçilecek birer öğretim üyesinden oluşur. Senato, her öğretim yılı başında ve sonunda olmak üzere yılda en az iki defa toplanır. Rektör, gerekli gördüğü hallerde senatoyu toplantıya çağırır.

Üniversitenin akademik bir organı olan senatonun görevleri şunlardır:

a) Üniversitenin eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetlerinin esasları hakkında kararlar almak,

b) Eğitim ve öğretim birimlerinin programlarını ve kontenjanlarını onaylamak,

c) Üniversitenin bütününü ilgilendiren yönetmelik ve yönerge taslaklarını hazırlamak ve bu konularda görüş bildirmek,

d) Üniversitenin yıllık eğitim-öğretim programlarını ve akademik takvimini inceleyerek karara bağlamak,

e) Bir sınava bağlı olmayan fahri akademik unvanları vermek ve fakülte kurullarının bu konudaki önerilerini karara bağlamak,

f) Üniversite Yönetim Kuruluna üye seçmek,

g) İlgili Kanun ve yönetmelikle verilen diğer görevleri yapmaktır.

Üniversite Yönetim Kurulu

Madde 15 — Üniversite Yönetim Kurulu, Rektörün başkanlığında dekanlar ile üniversiteye bağlı farklı öğretim birim ve alanlarını temsil edecek şekilde senato tarafından dört yıl için seçilecek üç profesörden oluşur. Rektör, gerektiğinde Yönetim Kurulunu toplantıya çağırır. Rektör yardımcıları, oy hakkı olmaksızın, Yönetim Kurulu toplantılarına katılabilirler.

Üniversite Yönetim Kurulu, idari faaliyetlerde Rektöre yardımcı bir organ olup görevleri şunlardır;

a) Yükseköğretim üst kuruluşlarının, mütevelli heyetin ve senatonun kararlarının uygulanmasında, belirlenen plan ve programlar doğrultusunda Rektöre yardım etmek,

b) Faaliyet plan ve programlarının uygulanmasını sağlamak, üniversiteye bağlı birimlerin önerilerini dikkate alarak yatırım programlarını, bütçe taslağını incelemek ve kendi önerileriyle birlikte Rektörlüğe sunmak,

c) Gerekli hallerde, Rektörün önerisi üzerine, bütçe fasılları arasında aktarma yapmak,

d) İlgili birimlerin görüşlerini de alarak, Üniversiteye bağlı tüm birim ve merkezler tarafından yürütülecek kurs, seminer, proje ve danışmanlık vb. hizmetlere ilişkin ücretlerle bu ücretlerin alınma şekil ve zamanlarını belirlemek,

e) Rektörün önerisi üzerine, görevlendirilecek personelin yurt dışı ve yurt içi yolluk ve harcırahlarını belirlemek,

f) Üniversitenin üst disiplin kurulu olarak görev yapmak,

g) Fakülte, enstitü, yüksekokul yönetim kurullarının kararlarına yapılacak itirazları inceleyerek kesin karara bağlamak,

h) Üniversite yönetimiyle ilgili olarak Rektörün getireceği diğer konularda karar almak,

i) Kanun ve yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.

Dekan

Madde 16 — Fakülte ve birimlerinin temsilcisi olan dekan, Rektörün önereceği profesörler arasından Mütevelli Heyet Başkanı tarafından üç yıl için atanır. Süresi biten dekan yeniden atanabilir.

a) Dekan, ihtiyaç halinde fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki kişiyi, üç yıllık süre için dekan yardımcısı olarak seçip rektörün onayına sunar. Dekan, gerekli gördüğü hallerde yardımcılarını aynı usulle değiştirebilir. Dekanın görevi sona erdiğinde, yardımcılarının görevi de sona erer.

b) Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet eder. Göreve vekalet altı ayı geçerse yeni bir dekan atanır.

Dekanın Görev, Yetki ve Sorumlulukları

Madde 17 — Çağdaş ve katılımcı bir fakülte atmosferi oluşturulması, fakültenin akademik performansının en üst düzeye ulaştırılması, bilimsel üretimin nicelik ve nitelik olarak artırılması, eğitim-öğretim ve hizmet standartlarının mükemmelleştirilmesi için, akademik ve idari personelin teşvik edilmesi dekanın başta gelen görevleridir.

Dekanın diğer görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:

a) Fakülte kurullarına başkanlık etmek, fakülte kurullarının kararlarını uygulamak ve fakülte birimleri arasında düzenli çalışmayı sağlamak,

b) Her öğretim yılı sonunda ve istenildiğinde fakültenin genel durumu ve işleyişi hakkında rektöre rapor vermek,

c) Fakültenin ödenek ve personel ihtiyaçlarını, gerekçesiyle birlikte, Rektörlüğe bildirmek, fakülte ihtiyaçlarıyla ilgili öneriyi, fakülte yönetim kurulunun da görüşünü aldıktan sonra Rektörlüğe sunmak,

d) Fakültenin birimleri ve her düzeydeki personeli üzerinde genel gözetim ve denetim görevini sürdürmek,

e) Dekan, fakültenin ve bağlı birimlerinin uygun şekilde kullanılmasında ve geliştirilmesinde, gerektiği zaman güvenlik önlemlerinin alınmasında, öğrencilere sosyal hizmetlerin sağlanmasında, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın faaliyetlerinin düzenli bir şekilde yürütülmesinde, bütün faaliyetlerin gözetim ve denetiminin yapılmasında, takip ve kontrol edilmesinde ve sonuçlarının alınmasında rektöre karşı birinci derecede sorumlu olmak,

f) Kanun ve yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.

Fakülte Kurulu

Madde 18 — Fakülte Kurulu, dekanın başkanlığında fakülteye bağlı bölümlerin başkanlarıyla fakültedeki profesörlerin üç yıl için, kendi aralarından seçecekleri üç, doçentlerin kendi aralarından seçecekleri iki, yardımcı doçentlerin kendi aralarından seçecekleri bir öğretim üyesinden oluşur.

Fakülte kurulu, olağan toplantılarını her yarıyıl başında ve sonunda yapar. Dekan, gerekli gördüğü hallerde fakülte kurulunu toplantıya çağırır.

Akademik bir organ olan fakülte kurulunun görevleri şunlardır:

a) Fakültenin eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın faaliyetlerini ve bu faaliyetlerle ilgili esasları, plan, program ve eğitim-öğretim takvimini kararlaştırmak,

b) Fakülte yönetim kuruluna üye seçmek,

c) Kanun ve yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.

Fakülte Yönetim Kurulu

Madde 19 — Fakülte Yönetim Kurulu, dekanın başkanlığında, fakülte kurulunun üç yıl için seçeceği üç profesör, iki doçent ve bir yardımcı doçentten oluşur. Fakülte Yönetim Kurulu dekanın çağrısı üzerine toplanır. Gerekli gördüğü hallerde geçici çalışma grupları; eğitim-öğretim koordinatörlükleri kurabilir ve bunların görevlerini düzenler.

İdari faaliyetlerde dekana yardımcı bir organ olan, fakülte yönetim kurulunun görevleri şunlardır:

a) Fakülte Kurulunun kararlarıyla tespit ettiği esasların uygulanmasında dekana yardım etmek,

b) Fakültenin eğitim-öğretim, plan ve programlarıyla akademik takvimin uygulanmasını sağlamak,

c) Fakültenin programını ve ihtiyaçlarını belirlemek,

d) Dekanın, fakülte yönetimiyle ilgili olarak getireceği konularda karar almak,

e) Öğrencilerin yatay geçişlerinin kabulü, ders intibakları ve öğrencilerin ilişiklerinin kesilmesi ile eğitim-öğretim ve sınavlara ait işlemler hakkında karar vermek,

f) Kanun ve yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.

Fakülte Akademik Genel Kurulu

Madde 20 — Fakülte akademik genel kurulu, ilgili fakültede, her ne suretle olursa olsun, fiilen eğitim öğretimle görevlendirilmiş öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve okutmanlardan oluşur. Kurulun başkanı dekandır.

Akademik genel kurul, her eğitim-öğretim yılının sonunda dekanın çağrısı üzerine olağan olarak toplanır. Gerektiğinde dekan, kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir. Toplantı çoğunluğu, kurulu oluşturan üye tam sayısının yarıdan bir fazlasıdır. Ancak, görev gereği, şehir dışında veya izinli bulunan üyeler, toplantı çoğunluğunun hesabında dikkate alınmaz. Çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle ertelenen kurul, en geç on beş gün içinde, yeniden toplantıya çağrılır.

Akademik Genel Kurulun Görevleri: Akademik Genel Kurul, geçen sürede fakültenin eğitim-öğretim ve araştırma konuları başta olmak üzere bilimsel faaliyetlerini gözden geçirir; çalışmaların daha verimli olması için konuları tartışarak önerileri bir tutanakla belirler. Dekan, toplantıda beliren önerileri de göz önünde tutarak çalışmaların daha verimli olması için gerekli tedbirleri alır ve sonuçları ilk Akademik Genel Kurul toplantısına sunar. Alınması gerekli tedbirlerin, başka kurum ve mercilerin yetkisinde olması hallerinde, konuyu gerekli girişim için Rektörlüğe iletir.

Enstitü Müdürü

Madde 21 — Enstitü müdürü, Rektör tarafından üç yıl için atanır. Süresi biten müdür yeniden atanabilir. Atamalar öncesinde Rektör, ilgili öğretim üyelerinin de görüşlerini alır.

Enstitü müdürü, ihtiyaç halinde, enstitünün aylıklı öğretim elemanları arasından en çok iki kişiyi üç yıllık süre için, müdür yardımcısı olarak seçip rektörün onayına sunar. Müdür, gerekli gördüğü hallerde yardımcılarını aynı usulle değiştirebilir. Müdürün görevi sona erdiğinde yardımcılarının görevleri de sona erer.

Müdüre vekalet etmede veya müdürlüğün boşalması halinde yapılacak işlem dekanlarda olduğu gibidir.

Enstitü Müdürünün Görevi: Enstitü müdürü, 2547 sayılı Kanunla dekanlara verilen ve bu Yönetmeliğin 17 nci maddesinde gösterilen görevleri enstitü bakımından yerine getirir.

Enstitü Kurulu

Madde 22 — Müdürün başkanlığında, müdür yardımcıları ve enstitüdeki anabilim dalı başkanlarından oluşur.

Enstitü Kurulunun Görevi: Enstitü Kurulu, 2547 sayılı Kanunla fakülte kuruluna verilen ve bu Yönetmeliğin 18 inci maddesinde gösterilen görevleri enstitü bakımından yerine getirir.

Enstitü Yönetim Kurulu

Madde 23 — Enstitü Yönetim Kurulu, müdürün başkanlığında, müdür yardımcıları ile müdür tarafından gösterilecek altı aday arasından Enstitü Kurulu tarafından üç yıl için seçilecek üç öğretim üyesinden oluşur.

Enstitü Yönetim Kurulunun Görevi: Enstitü yönetim kurulu, 2547 sayılı Kanunla fakülte yönetim kuruluna verilen ve bu Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde gösterilen görevleri enstitü bakımından yerine getirir.

Yüksekokul Müdürü

Madde 24 — Yüksekokul müdürü, Rektör tarafından üç yıl için atanır. Süresi biten müdür yeniden atanabilir. Yüksekokul müdürü, ihtiyaç halinde, okulda görevli aylıklı öğretim elemanları arasından en çok iki kişiyi üç yıllık süre için, müdür yardımcısı olarak seçip Rektörün onayına sunar. Müdür, gerekli gördüğü hallerde yardımcılarını aynı usulle değiştirebilir. Müdürün görevi sona erdiğinde, yardımcılarının görevleri de sona erer.

Yüksekokul Müdürünün Görevleri:

a) Yüksekokul müdürü, 2547 sayılı Kanunla dekanlara verilen ve bu Yönetmeliğin 17 nci maddesinde gösterilen görevleri yüksekokul bakımından yerine getirir.

b) Müdüre vekalet etmede veya müdürlüğün boşalmasında yapılacak işlem, dekanlarda olduğu gibidir.

Yüksekokul Kurulu

Madde 25 — Müdürün başkanlığında müdür yardımcıları ile okuldaki bölüm, anabilim veya anasanat dalı başkanlarından oluşur.

Yüksekokul Kurulunun Görevi: Yüksekokul kurulu, 2547 sayılı Kanunla fakülte kuruluna verilen ve bu Yönetmeliğin 18 inci maddesinde gösterilen görevleri yüksekokul bakımından yerine getirir.

Yüksekokul Yönetim Kurulu

Madde 26 — Yüksekokul yönetim kurulu, müdürün başkanlığında müdür yardımcıları ile müdürün göstereceği altı aday arasından Yüksekokul kurulu tarafından üç yıl için seçilecek üç öğretim üyesinden oluşur.

Yüksekokul Yönetim Kurulunun Görevi: Yüksekokul yönetim kurulu, 2547 sayılı Kanunla fakülte yönetim kuruluna verilen ve bu Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde gösterilen görevleri yüksekokul bakımından yerine getirir.

Yüksekokul Akademik Genel Kurulu

Madde 27 — Yüksekokul akademik genel kurulu, bu Yönetmeliğin 20 nci maddesinde yer alan fakülte akademik genel kurulu gibi, oluşturulur; aynı usulle toplanır, aynı maddede belirtilmiş olan görevleri yüksekokul bakımından yerine getirir.

Bölüm Başkanı

Madde 28 — Birden fazla anabilim dalı bulunan bölümlerde bölüm başkanı, o bölümün aylıklı profesörleri, bulunmadığı takdirde doçentleri, doçent de bulunmadığı takdirde, yardımcı doçentleri arasından o bölümü oluşturan anabilim veya anasanat dalı başkanlarının verecekleri yazılı görüşler dikkate alınarak, bir hafta içinde, fakültelerde dekan, yüksekokullarda müdür tarafından seçilip rektörün onayına sunulur.

Tek anabilim dalı bulunan bölümlerde bölüm başkanı; bölümün aylıklı profesörleri, bulunmadığı takdirde doçentleri, doçent de bulunmadığı takdirde yardımcı doçentleri arasından, fakültelerde bölüm kurulunun görüşü alınarak dekanca, yüksekokullarda müdür tarafından seçilip Rektörün onayına sunulur. Bir bölümlü fakültelerde dekan, aynı zamanda bölüm başkanıdır.

Bölüm Başkanının Görevleri:

a) Bölüm başkanı, bölümün her düzeydeki eğitim-öğretim ve araştırmalarından ve bölümle ilgili her türlü faaliyetin düzenli ve verimli olarak yürütülmesinden, kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamaktan sorumludur.

b) Bölüm başkanı, fakülte veya yüksekokul kuruluna katılır ve bölümü temsil eder. Bölümde görevli öğretim elemanlarının görevlerini yapmaları, bölüm başkanı tarafından izlenir ve denetlenir.

c) Bölüm başkanı, bölümdeki öğretim üyelerinden iki kişiyi, üç yıl için başkan yardımcısı olarak seçip, usulüne göre dekanın onayına sunar.

d) Bölüm başkanı gerekli gördüğünde yardımcılarını aynı usulle değiştirebilir. Bölüm başkanının görevi sona erdiğinde yardımcılarının görevi de sona erer.

e) Bölüm başkanı, her öğretim yılı sonunda bölümün geçmiş yıldaki eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerini ve gelecek yıldaki çalışma planını açıklayan raporu, bağlı bulunduğu dekana veya yüksekokul müdürüne sunar.

Bölüm Kurulu

Madde 29 — Bölüm Kurulu, tek anabilim veya anasanat dalı bulunan bölümlerde bölüm başkanının başkanlığında, o bölümdeki tüm öğretim üyelerinden, birden fazla anabilim veya anasanat dalı bulunan bölümlerde ise, bölüm başkanı yardımcıları ile anabilim veya anasanat dalı başkanlarından oluşur ve bölüm başkanının tespit edeceği gündem konularını görüşmek üzere, eğitim-öğretim yılı süresince ayda en az bir defa toplanır.

Bölüm Kurulunun Görevleri:

a) Bölüm Kurulu, bölüm ile varsa bölüme bağlı anabilim veya anasanat dallarının eğitim-öğretim, uygulama ve araştırma faaliyetlerini planlar,

b) Araç, gereç ve fiziksel imkanlardan en etkin biçimde yararlanma planlarının ve işbirliği esaslarının hazırlanması hususunda görüş bildirir. Bölüm Kurulunun bu konularda hazırlayacağı öneriler, Fakülte/Yüksekokul onayından sonra senatoya sunar.

Bölüm Akademik Kurulu

Madde 30 — Bölüm Akademik Kurulu, bölümde fiilen eğitim-öğretim görevi yapmakta olan öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve okutmanlardan oluşur. Kurulun başkanı, ilgili bölümün başkanıdır.

Bölüm Akademik Kurulu, bölüm başkanının çağrısı üzerine toplanır. Gerektiğinde bölüm başkanı, kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir. Toplantı nisabı, kurulu oluşturan üye tam sayısının yarıdan bir fazlasıdır. Ancak, görev gereği şehir dışında veya izinli bulunan üyeler toplantı nisabının hesabında dikkate alınmaz.

Nisabın sağlanamaması nedeniyle ertelenen kurul, en geç on beş gün içinde, yeniden toplantıya çağrılır.

Bölüm Akademik Kurulunun Görevleri: Bölüm Akademik Kurulu, geçen sürede bölümün eğitim-öğretim ve araştırma konuları başta olmak üzere bilimsel faaliyetlerini gözden geçirir; çalışmaların daha verimli olması için, konuları tartışarak önerileri bir tutanakla belirler. Bölüm başkanı, önerileri de gözönünde tutarak gerekli tedbirleri alır ve sonuçları gelecek akademik bölüm kurulu toplantısına sunar.

Anabilim ve Anasanat Dalı – Anabilim ve Anasanat Dalı Başkanı – Anabilim ve Anasanat Dalı Kurulu – Akademik Anabilim (Anasanat) Kurulu

Madde 31 — Madde başlığındaki konularda, Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliğinin değişik 16 ncı maddesiyle 17 ve 18 inci maddelerine, ayrıca Yükseköğretim Kurumlarında Akademik Kurulların Oluşturulması ve Bilimsel Denetim Yönetmeliğinin 4, 5, 6 ve 7 nci maddelerine göre hareket edilir.

Bilim veya Sanat Dalı – Bilim veya Sanat Dalı Başkanı – Bilim veya Sanat Dalı Kurulu

Madde 32 — Madde başlığındaki konularda Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliğinin 17 ve 18 inci maddelerine göre hareket edilir.

Dil Eğitim Merkezi Müdürü

Madde 33 — Dil Eğitim Merkezi Müdürü, Rektör tarafından üç yıl için atanır. Süresi biten müdür yeniden atanabilir. Yabancı dil hazırlık sınıflarının eğitim-öğretim faaliyetleri TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Hazırlık Sınıfı Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği çerçevesinde Dil Eğitim Merkezinde yürütülür.

Dil Eğitim Merkezi müdürü, ihtiyaç halinde hazırlık sınıfında görevli aylıklı öğretim elemanları arasından en çok iki kişiyi müdür yardımcısı olarak seçip, Rektörün onayına sunar. Müdür, gerekli gördüğünde yardımcılarını aynı usulle değiştirebilir. Müdürün görevi sona erdiğinde yardımcıların görevi de sona erer.

Yükseköğretim Kurumlarında Yabancı Dil Eğitim Öğretimi ve Yabancı Dille Eğitim Öğretim Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik uyarınca, ön lisans ve lisans programlarına ve lisansüstü programlara kayıtlı öğrencilerin, kendi konularında okuduğunu ve duyduğunu anlayabilecek, kavrayabilecek, metinleri Türkçeye çevirebilecek, yazı ve söz ile kendini ifade edebilecek düzeyde dil öğrenmelerini sağlamak için açılacak hazırlık sınıflarında, eğitim öğretimin en verimli biçimde yürütülmesini sağlamak yönünde gerekli tedbirleri almak, müdürün başta gelen görevidir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Öğretim Elemanları

Öğretim Üyeleri

Madde 34 — Öğretim üyeleri Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet Başkanının onayı ile atanırlar. Öğretim üyelerinin seçilmesinde ve atanmasında devlet yükseköğretim kurumlarındaki atama koşullarına ilaveten, Üniversite için Mütevelli Heyetin belirlediği koşullar da geçerlidir.

tün çalışmalarını üniversitede yapan tam zamanlı profesörler, doçentler ve yardımcı doçentler iki yıl için atanırlar. Sürelerin bitiminden en az üç ay önce taraflarca aksi bildirilmediği takdirde, atanma süreleri her defasında birer yıl uzatılmış sayılır.

Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluyla bu kurumlardan çıkarılmış kişiler Üniversitede görev alamazlar.

Öğretim üyelerinin akademik unvanlara ilişkin yükselmeleri 2547 sayılı Kanunda belirtilen usullere göre yapılır.

Öğretim üyelerinin başlıca görevleri şunlardır:

a) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 4 üncü maddesindeki amaçlar ve 5 inci maddesindeki ilkelerle Üniversitenin çağdaş ve dünya standartlarında seçkin ve yetkin bir kuruluş olarak faaliyetlerini sürdürme ilke ve hedeflerine uygun biçimde önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde eğitim-öğretim ve uygulama çalışmaları yapmak ve yaptırmak, projeleri ve seminerleri yürütmek,

b) Üniversitede bilimsel araştırmalar ve yayınlar yapmak,

c) İlgili birim başkanlığınca düzenlenecek programa göre, belirli günlerde öğrencileri kabul ederek, onlara gerekli konularda yardım etmek, 2547 sayılı Kanundaki amaç ve ana ilkeler doğrultusunda yol göstermek ve rehberlik etmek,

d) Yetkili organlarca verilecek görevleri yerine getirmek,

e) Her eğitim-öğretim yılındaki bilimsel araştırmalarının, yayınlarının ve verdiği derslerle yönettiği seminerlerin ve uygulamaların listesini ve kongre tebliğlerinin birer örneğini, bir rapor halinde, bağlı bulunduğu birim yöneticisi aracılığı ile Rektörlüğe sunmak,

f) Yükseköğretimle ilgili kanun ve yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak.

Öğretim Görevlileri

Madde 35 — Öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim-öğretim ve uygulamaları için kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleriyle tanınmış kişiler, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak, rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet Başkanının onayıyla tam zamanlı veya ders saati başına ücretle öğretim görevlisi olarak kadroya atanabilirler. Atamaları bir yıl için yapılır. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. İhtiyaç olduğu ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler.

Okutmanlar

Madde 36 — Okutmanlar, ilgili kurulların görüşü alınarak, rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet Başkanının onayıyla iki yıl için kadroya atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. İhtiyaç olduğu takdirde aynı usulle yeniden atanmaları mümkündür.

Öğretim Yardımcıları

Madde 37 — Araştırma görevlileri, uzmanlar, çeviriciler ve eğitim-öğretim planlamacıları olarak tanımlanırlar.

a) Araştırma görevlileri, Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet Başkanının onayıyla en çok iki yıl için atanırlar. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Lisansüstü eğitime kabul şartlarını karşılayan araştırma görevlileri, bağlı bulunduğu bölümün önerisi ve izniyle yüksek lisans (master-doktora) eğitim programlarına yazılabilirler.

b) Özel bilgi ve uzmanlığa ihtiyaç gösteren bir işle, laboratuvarlarda, kitaplıkta ve diğer uygulama alanlarında görevlendirilecek uzmanların, sözlü veya yazılı çeviri işlerinde görevlendirilecek çeviricilerin ve eğitim-öğretim planlaması işlerinde görevlendirilecek eğitim öğretim planlamacılarının atanmaları, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet Başkanının onayı ile iki yıl için yapılır. Atama süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Aynı usul ile yeniden ikinci, üçüncü defa atanmaları mümkündür.

Yabancı Uyruklu Öğretim Elemanları

Madde 38 — Üniversitede sözleşme ile görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elemanları, ilgili fakülte, enstitü veya yüksekokul yönetim kurulunun önerisi ve Üniversite Yönetim Kurulunun uygun görüşü üzerine Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet Başkanının onayıyla atanırlar. Bu atama veya görevlendirme için İçişleri Bakanlığının da, usulüne göre olumlu görüşünün alınması gerekir. Yabancı uyruklu öğretim elemanlarının ücretleri, Yükseköğretim Kurumlarında Yabancı Uyruklu Öğretim Elemanı Çalıştırılması Esaslarına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararına göre Mütevelli Heyetçe belirlenir.

Yabancı uyruklu öğretim elemanları, öğretim görevleri bakımından 2547 sayılı Kanun ve bu Yönetmelikte aylıklı öğretim elemanları için konulan hükümlere tabidirler.

Öğretim Elemanı Yetiştirme

Madde 39 — Üniversitenin gelecek yıllardaki ihtiyacını karşılamak için, Yükseköğretim Kurulunca belirlenen esaslara göre, yurt içinde ve dışında öğretim elemanı yetiştirilir. Bu amaçla üniversitenin araştırma görevlileri, araştırma ve doktora çalışmaları yapmak üzere başka bir üniversiteye gönderilebilir, başka üniversitelerde araştırma ve doktora çalışmaları yapmakta olanlara burs verilebilir. Yurt içinde veya dışında bu şekilde yetiştirilecek öğretim elemanları, taraflarca yapılacak sözleşmeye ve genel hükümlere göre Üniversitede mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorundadırlar.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Üniversitenin İdari Teşkilatı

Madde 40 — Üniversite İdari Teşkilatı aşağıdaki birimlerden oluşur.

a) Genel Sekreterlik

b) Genel Sekreter Yardımcılığı

c) Fakülte Sekreterliği

d) Enstitü Sekreterliği

e) Bilgi İşlem Müdürlüğü

f) Personel Müdürlüğü

g) Öğrenci İşleri Müdürlüğü

h) Kütüphane ve Dokümantasyon Müdürlüğü

ı) Sağlık ve Spor Müdürlüğü

j) İdari ve Mali İşler Müdürlüğü

k) Basın, Kültür ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

l) Hukuk Müşavirliği

İdari Personelin Atanması

Madde 41 — Üniversitede görevli idari personel Rektör tarafından seçilir, sözleşmeleri yapılır ve üniversite kadrosuna atanma Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet Başkanının onayıyla tamamlanır. Genel Sekreter ve diğer idari amirler Üniversite Yönetim Kurulunun görüşü alınarak Rektör tarafından göreve atanır ve aynı usulle görevden alınırlar.

Genel Sekreter

Madde 42 — Üniversite idari teşkilatının başı Genel Sekreterdir. Genel Sekreter, idari teşkilatın çalışmasından Rektöre karşı sorumludur.

Genel Sekreterin Başlıca Görevleri:

a) Üniversitenin idari teşkilatında bulunan birimlerin verimli, düzenli ve uyumlu şekilde çalışmasını sağlamak,

b) İdari ve mali konularda Mütevelli Heyet ve Rektörlük organlarınca alınan kararları yürütmek,

c) Üniversite Senatosu ile Üniversite Yönetim Kurulunda, oya katılmaksızın, raportörlük görevi yapmak, bu kurullarda alınan kararların yazılması, korunması ve saklanmasını sağlamak,

d) Alınacak idari personelin seçimine ilişkin usullerle, alınacakları işe göre aranacak niteliklerin belirlenip Rektörlük aracılığı ile, Üniversite Yönetim Kurulunun kararına ve Mütevelli Heyetin onayına sunulmasını sağlamak,

e) Rektörlüğün yazışmalarını yürütmek,

f) Rektörlüğün protokol, ziyaret ve tören işlerini düzenlemek,

g) Dosyalama, arşiv ve bilgi sistemlerinin kurulmasında ve işletilmesinde yardımcı olmak,

h) Üniversite Senatosu ile, Üniversite Yönetim Kurulunun kararlarını Üniversiteye bağlı birimlere iletmek,

i) Rektör tarafından verilecek diğer görevleri yapmak.

Genel Sekreter Yardımcısı

Madde 43 — Genel Sekreterin görevlerine yardımcı olur. Görevi genel sekreterlik ve Rektörlük tarafından verilecek idari, teknik ve mali hizmetlerin yürütülmesi ve verilecek diğer işleri yapmaktır.

Fakülte Sekreteri

Madde 44 — Fakülte sekreterinin görevleri, fakültelerin idari hizmetlerinin yürütülmesi ve dekan tarafından verilecek diğer görevleri ve işleri yapmaktır.

Enstitü Sekreteri

Madde 45 — Enstitü sekreterinin görevleri, enstitülerin idari hizmetlerinin yürütülmesi ve enstitü müdürü tarafından verilecek diğer görevleri ve işleri yapmaktır.

Bilgi İşlem Müdürlüğü

Madde 46 — Bilgi İşlem Müdürlüğünün görevleri şunlardır;

a) Üniversitedeki bilgi işlem sistemini işletmek, bilgi işlem ortamında yapılan eğitim, öğretim ve araştırmalara destek olmak,

b) Üniversite eğitim yazılımlarını satın almak, korumak ve/veya yazılmasına yardımcı olmak ve bakımını yapmak,

c) Üniversite idari yazılımlarını hazırlamak veya satın almak, geliştirmek, kullanımını öğretmek, bakımını yapmak,

d) Üniversitenin eğitim ve bilgi sisteminin elektronik olarak işletilebilmesi için projeler hazırlamak, Bilgisayar yatırımları ile ilgili olarak rapor hazırlamak ve Rektörlüğe öneriler sunmak,

e) Yerel ağın bakımını ve işletimini yapmak; ulusal ve uluslararası ağlarla Üniversitenin sürekli ve sorunsuz bağlantısını sağlamak, sunucuları kurmak ve çalıştırmak,

f) Üniversite Web sayfasını hazırlamak, geliştirmek ve güvenliğini sağlamak,

g) Bilgi işlem altyapısı ile ilgili olarak bütçeyi hazırlamak ve bilgisayar kullanan idari ve akademik birimler arasında koordinasyonlu çalışma ortamını sağlamak,

h) Üniversitenin ihtiyaç duyacağı diğer bilgi işlem hizmetlerini yerine getirmek,

i) Rektörlükçe verilecek diğer işleri yapmak.

İdari ve Mali İşler Müdürlüğü

Madde 47 — İdari ve Mali İşler Müdürlüğünün görevleri şunlardır;

a) Üniversiteye ait bütçe tasarısını plan ve program esasına göre hazırlamak ve uygulanmasını izlemek,

b) Yatırım programlarını finansman kaynaklarıyla ilgili ve gerekli bilgi, belge ve istatistikleri toplamak ve değerlendirmek,

c) Uygulama sırasında nakit ve ödenek durumunu izlemek,

d) Üniversitenin ayniyat işleriyle her türlü ödeme ve tahsil işlemlerini yürütmek,

e) Üniversitenin muhasebe sistemini yürütmek ve uygulamak,

f) Mali sistemin elektronik olarak çalışması için, otomasyon sistemleri kurmak,

g) Üniversite bina, tesis ve teçhizatı ile ilgili işlemleri yapmak,

h) Yapı ve onarımla ilgili işlemleri yürütmek, inşaatları kontrol etmek ve teslim almak, bakım ve onarımlarını yapmak,

i) Kalorifer, kazan dairesi, soğuk oda, jeneratör, havalandırma sistemleri, telefon santralı, asansörler, arıtma tesisi ve diğer teknik altyapı bakım ve onarımı ile çevre düzenlemesi ve araç işletme işlerini yapmak,

j) Araç, gereç ve malzemelerin temini ile ilgili hazırlıkları ve önerileri yapmak,

k) Temizlik, aydınlatma, ısıtma, bakım, onarım ve benzeri hizmetleri yapmak,

l) Basım ve grafik işleriyle evrak, yazı, basım hizmetlerini yerine getirmek,

m) Bahçe ve çevre bakım, temizlik işlerini yürütmek,

n) Sivil savunma, güvenlik ve çevre kontrolü işlemlerini yürütmek,

o) Öğrencilerin ve personelin yemek, beslenme ve benzeri ihtiyaçlarının karşılanmasında yardımcı olmak,

p) Rektör ve Genel Sekreter tarafından verilecek diğer görevleri yapmak.

Personel Müdürlüğü

Madde 48 — Personel Müdürlüğünün görevleri şunlardır;

a) Üniversitenin insan gücü planlaması ve personel politikasıyla ilgili çalışmalar yapmak, personel sisteminin geliştirilmesiyle ilgili önerilerde bulunmak,

b) Üniversite personelinin atama, özlük ve emeklilik işleriyle ilgili işlemleri yapmak, kayıtları tutmak,

c) İdari personelin gelişimi için hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim programlarını planlamak ve uygulamak,

d) Personel sisteminin elektronik olarak çalışması için, otomasyon sistemleri kurmak,

e) Rektör ve Genel Sekreterce verilecek diğer görevleri yapmak.

Öğrenci İşleri Müdürlüğü

Madde 49 — Öğrenci İşleri Müdürlüğünün görevleri şunlardır;

a) Fakülte, enstitü ve yüksek okullardaki öğrenci işleri büroları ile eşgüdüm içinde çalışmak,

b) Öğrenci işleri ile ilgili bilgi erişim sisteminin güvenilir ve sağlıklı çalışmasını sağlamak,

c) Öğrencilerin kayıt işlerini yapmak, eğitimleri ve dersleri ile ilgili bilgilerin kaydını tutmak,

d) Mezuniyet, kimlik, burs, diploma, sertifika, mezunların izlenmesi işlemlerini yürütmek ve ilgili kayıtları tutmak,

e) Erkek öğrencilerin askerlik işlemlerini yürütmek,

f) Öğrencilerin, eğitmenlerin ve eğitimin başarısını ölçmek için anketler hazırlamak,

g) Yükseköğrenim Kurulunun istediği bilgi ve belgeleri istenilen formatta hazırlamak ve zamanında göndermek,

h) Öğrenci işleri ile ilgili yıllık rapor hazırlamak,

i) Rektör tarafından verilecek öğrencilerle ilgili diğer görevleri ve işleri yapmak.

Kütüphane ve Dokümantasyon Müdürlüğü

Madde 50 — Kütüphane ve Dokümantasyon Müdürlüğünün görevleri şunlardır;

a) Üniversite kütüphanelerinin her türlü ihtiyaçlarını karşılamak,

b) Baskı, film, video-bant, mikrofilm, kayıt katalogları hazırlamak,

c) Öğretim üyelerinin kaynak taleplerini karşılamak,

d) Bibliyografik tarama çalışmaları yapmak,

e) Kütüphaneler arası işbirliğine yönelik çalışmalar yapmak,

f) Elektronik bilgi sistemleri kurmak, geliştirmek kütüphane bilgilerini elektronik veri tabanlarında saklamak ve korumak,

g) Kamunun belli ilkeler çerçevesinde kütüphaneden yararlanma olanağını düzenlemek,

h) Kütüphane ihtiyaçları ile ilgili olarak akademik birimlerle koordinasyon içinde bütçe hazırlamak,

i) Üniversite yayınları, tezler, kitap ve sairenin tanıtımını yapmak, telif haklarını korumak ve takip etmek,

j) Rektörce ve Genel Sekreterce verilecek benzeri görevleri yapmak.

Sağlık ve Spor Müdürlüğü

Madde 51 — Sağlık ve Spor Müdürlüğünün görevleri şunlardır;

a) Öğrencilerin ve personelin sağlık işleri ve tedavileriyle ilgili hizmetleri yürütmek,

b) Psikolojik danışmanlık hizmetlerinin eksiksiz yürütülmesini sağlamak,

c) Öğrencilerin ve personelin yurt, misafirhane ve benzeri barınma ihtiyaçlarını karşılamak,

d) Öğrencilerin ve personelin sportif, kültürel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak faaliyetler düzenlemek,

e) Spor sahalarının bakımını ve işletilmesini yapmak,

f) Rektör tarafından verilecek öğrencilerle ilgili diğer görevleri ve işleri yapmak.

Hukuk Müşavirliği

Madde 52 — Hukuk Müşavirliğinin görevleri şunlardır;

a) Rektörlüğün yürüttüğü tüm işlemlerde hukuki görüş sunmak,

b) Üniversitenin öğrenciler, personel ve diğer kişi ve kurumlarla olan anlaşmazlık ve uyuşmazlıklarında mahkemelerde ve idari mercilerde Üniversitenin haklarını savunmak,

c) Üniversitenin faaliyetlerini yürürlükteki yasalara uygun olarak icrasında idareye yardımcı olmak,

d) Başkan ve Rektörce verilecek diğer görevleri yapmak.

Basın, Kültür ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

Madde 53 — Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünün görevleri şunlardır;

a) Üniversitenin kamuoyunda tanıtım için gerekli organizasyonları yapmak,

b) Üniversite ile ilgili bilgileri ilgili kuruluşlara aktarmak,

c) Üniversitenin gerçekleştireceği her düzeydeki toplantıların organizasyonunu ve medyada duyurulmasını sağlamak,

d) Basın/Yayın kuruluşları ile etkin ilişkiler kurmak ve bu kurumların Üniversite ile iletişimini sağlamak,

e) Üniversitenin tanıtımı için gazete, katalog dergi ve benzeri dökümanları hazırlamak,

f) Rektörlük ve Genel Sekreterlikçe verilecek diğer görevleri yapmak.

Fakülte, Enstitü ve Yüksekokul İdari Teşkilatı

Madde 54 — Fakülte, enstitü ve yüksekokullarda idari işleri, fakülte, enstitü veya yüksekokul sekreterine bağlı yeteri kadar uzman ve personelden oluşan sekreterlik yürütür.

Bölüm İdari Teşkilatı

Madde 55 — Bölüm idari teşkilatı, bir bölüm sekreterinin yönetiminde yeteri kadar personelden oluşur. Bölüm bürosu, bölümün yazı, evrak ve benzeri işlerini yürütür.

Çalışma Esasları ve Denetim

Madde 56 — Üniversitede aylık ücretle görev yapan profesör, doçent ve diğer öğretim elemanları bütün çalışmalarını ve zamanlarını üniversite ile ilgili görevlere ayırırlar. Bunlar, özel kanunlarla belirlenen görev ve telif hakları hariç olmak üzere, Üniversiteden başka yerlerde ücretli veya ücretsiz başka herhangi bir iş göremezler, serbest meslek icra edemezler. Ancak, Üniversite Yönetim Kurulunun işbirliğine karar verdiği kuruluşlar ile bunların işletmelerindeki çalışmaları, yazılı izin almak kaydı ile, üniversitede sürdürülmüş sayılır.

a) Üniversitelerin, uygulama alanına yardım görevleri kapsamında olmak üzere, üniversite dışındaki kuruluş ve kişilerce istenecek bilimsel görüş, proje, araştırma, kurs ve benzeri hizmetler Üniversite Yönetim Kurulunca kabul edilecek bir yönergeye bağlı olmak koşuluyla yapılabilir ve bu hizmetler karşılığında tahakkuk eden ücretler bu yönerge çerçevesinde dağıtılır.

b) Üniversitedeki görevleri kısmi zamanlı olup, aylık ücrete bağlı olmayanlar rektör, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürü ve bölüm başkanı olamazlar, bunların yardımcılıklarına da atanamazlar.

c) Aylıklı öğretim elemanlarıyla öğretim yardımcıları, en az, Devlet üniversitelerindeki eşdeğerleri için kabul edilmiş olan haftalık çalışma süresi kadar bir süre eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, uygulama ve yönetim görevleriyle, üniversite organlarınca verilen diğer görevleri yapmakla yükümlüdürler.

d) Öğretim üyelerinin haftalık ders yükü en az on saattir. Yaptıkları veya yaptırdıkları uygulama, yönettikleri seminer ve doktora çalışmalarının ne ölçüde ders yükünden sayılacağı hakkında Yükseköğretim Kurulunca yapılan belirlemeye göre hareket edilir.

e) Aylıklı öğretim görevlileri için haftalık ders yükü on iki saatten, okutmanlar için yirmi saatten az olmamak üzere, Yükseköğretim Kurulunca yapılan belirlemeye göre düzenleme yapılır.

f) Gerekirse, Üniversite Yönetim Kurulunun görüşü ve Rektörün onayı ile, ilgili öğretim elemanlarına ek ders ücreti ödenebilir.

g) Rektör ve Rektör yardımcıları için haftalık ders yükü zorunluluğu aranmaz. Dekan, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve bölüm başkanlarının haftalık ders yükü yukarıda öğretim üyeleri için belirtilen ders yükünün yarısı kadardır.

h) Öğretim elemanlarının görev etkinlikleri bölüm başkanları, enstitü, yüksekokul, dil eğitim merkezi müdürleri, dekanlar ve Rektör tarafından izlenir ve denetlenir.

i) Üniversitenin tüm akademik ve idari birimlerinin yöneticileriyle idari personelin günlük çalışma süreleri, İş Kanununun 63, 66, 67 ve 68 inci maddelerine göre Rektörlükçe düzenlenip Mütevelli Heyetin bilgisine sunulur.

Yurt İçinde ve Yurt Dışında Görevlendirme

Madde 57 — Öğretim elemanlarının yurt içinde ve dışında görevlendirilmelerinde, Yükseköğretim Kurulu tarafından yürütülen "Yurt İçinde ve Yurt Dışında Görevlendirmelerde Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik" hükümlerine göre hareket edilir.

a) Öğretim elemanlarının üniversiteden yolluk almaksızın yurt içinde ve dışında kongre, konferans, seminer ve benzeri bilimsel toplantılarla, bilim ve meslekleriyle ilgili diğer toplantılara katılmalarına; araştırma ve inceleme gezileri yapmalarına; araştırma ve incelemenin yapıldığı yerde bulunmalarına, bir haftaya kadar dekan, enstitü ve yüksekokul müdürleri, onbeş güne kadar rektör izin verebilir. Bu şekilde onbeş günü aşan veya yolluk verilmesini gerektiren veya araştırma ve incelemenin gerektirdiği masrafların üniversite bütçesinden ödenmesi icap eden durumlarda, Rektörün önerisi üzerine alınmış Üniversite Yönetim Kurulunun kararı gereklidir.

b) Öğretim elemanları yukarıdaki (a) bendinde ve bu Yönetmeliğin 39 uncu maddesinde sayılan yurt dışına gönderilme halleri dışında, mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak veya staj yapmak için bir yılı geçmeyecek şekilde, her yıl Rektörün önerisi üzerine Mütevelli Heyet başkanınca belirlenecek kontenjan ve süreler dahilinde yurt dışına gönderilebilecekleri gibi, aynı amaçla dış burslara dayanılarak da gönderilebilirler.

c) Belirlenen kontenjanların üniversiteye bağlı birimler arasında dağıtımı Üniversite Yönetim Kurulunun kararı ve Rektörün onayı, gönderilme ise, üniversite yönetim kurulunun kararı üzerine, Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet Başkanının onayı ile olur. Zorunlu hallerde, yurt dışında kalma süresi, Üniversite Yönetim Kurulunun kararı, Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet Başkanının onayı ile en fazla ilk sürenin yarısı kadar uzatılabilir.

d) Öğretim elemanlarından kendilerine yurt dışı kuruluşlarca burs ve ücret sağlananlar, görev yapacakları sürece, üniversitenin belirleyeceği esaslara göre Üniversite Yönetim Kurulunun kararı, Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyetin onayıyla ücretli veya ücretsiz izinli de sayılabilirler.

e) Gerek (a) bendine göre geçici görev yolluğu verilmek suretiyle yurt içinde ve yurt dışında bir yere gönderilenlere, gerekse ikinci fıkraya göre gidiş-dönüş yol yevmiyesi ile gideri ödenmek suretiyle yurt dışına gönderilenlere verilecek yolluk, Devlet memuruna verilen yolluk esas olmak üzere, günün ekonomik koşulları dikkate alınarak, her yıl Rektörün önerisi üzerine üniversite Yönetim Kurulunca belirlenir.

ALTINCI BÖLÜM

Eğitim - Öğretim

Lisans ve Lisansüstü Eğitim-Öğretim

Madde 58 — Üniversitede önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerinde eğitim-öğretim yapılır. Yapılan eğitim-öğretim ve buna dayalı olarak verilen diplomalarla ilgili esaslar üniversite tarafından hazırlanan yönetmelikler ile belirlenir.

a) Üniversite Senatosu önlisans ve lisans düzeyindeki öğretimlerde sürdürülecek esaslar, devam, ara sınav sayısı ve bunların başarı notuna katkısı; uygulama, sınav ve bütünleme gibi şart ve halleri yönetmeliklerle belirler.

b) Lisans düzeyinde öğretim gördükten sonra, Üniversitede yüksek lisans veya doktora öğrenimi yapmak isteyenler, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen esaslara ve üniversitece açılacak sınav sonuçlarına göre seçilirler.

c) Üniversite, lisansüstü öğretim konusunda gerekli planlamayı yapar ve altyapıyı hazırlar.

Eğitim-Öğretim Dili

Madde 59 — Üniversitede, öğretim dili Türkçe’dir. Üniversite senatosunun gerekçeli kararı, Rektörün önerisi, Yükseköğretim Kurulunun onayı ile, Üniversitenin bazı birim ve yükseköğretim programları ile, lisansüstü programlarda İngilizce dilinde eğitim-öğretim yapılabilir. Öğrencilerin kendi konularında okuduğunu ve duyduğunu anlayabilecek, metinleri Türkçe’ye çevirebilecek, yazı ve söz ile kendini ifade edebilecek düzeyde İngilizce öğrenmeleri esastır. Ayrıca Türkçe eğitim yapılan bölümlerde de İngilizce kitaplar izlenebilir, ödev, rapor ve projeler İngilizce istenebilir. Üniversite, öğrencilerin ikinci bir dil öğrenmelerini teşvik eder, programlar hazırlar.

Dil Eğitimi ve Öğretimi

Madde 60 — Bütün programlara kaydolan öğrenciler, Hazırlık Sınıfı Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği çerçevesinde, öğretim yılı başında açılacak İngilizce yeterlik sınavına katılmak ve bu sınavda başarısız olmaları halinde, Dil Eğitim Merkezinde İngilizce hazırlık sınıfına devam etmek zorundadırlar.

a) Hazırlık sınıfında öğrenim gören öğrencilerin, kaydoldukları lisans veya lisansüstü programlarında öğrenimlerine başlayabilmeleri için, dil eğitimi hazırlık sınıfını başarı ile tamamlamaları gerekir.

b) Öğrencinin, dil eğitimi için hazırlık sınıfında geçirdiği öğrenim süresi, kayıt olduğu lisans veya lisansüstü programı için, 2547 sayılı Kanunda ve ilgili lisansüstü öğretim yönetmeliklerinde öngörülen sürelerin dışında tutulur.

c) Dil eğitimi merkezinde hazırlık sınıfına devam eden öğrenciler, Hazırlık Sınıfı Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğine tabidirler.

Üniversiteye Öğrenci Kabulü

Madde 61 — Önlisans ve lisans programlarına, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından merkezi sistemle yerleştirilen öğrenciler kabul edilir.

a) Yükseköğretim Kurulunca belirlenen bazı özel programlara ön kayıt sistemiyle öğrenci seçme sınavı sonuçlarına göre veya öğrenci seçme sınavı ile, Üniversite tarafından yapılacak özel yetenek sınavının birlikte değerlendirilmesinden elde edilen sonuca göre öğrenci kabul edilir.

b) Lisansüstü öğretim programlarına, Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği hükümlerine göre öğrenci kabul edilir.

c) Ayrıca yabancı uyruklu öğrenciler, yabancı öğrenci sınavı sonuçlarına göre kabul edilirler.

d) Diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrenciler, Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine ve bu konuda alınacak üniversite yönetim kurulu kararlarına uygun olarak kabul edilirler.

Sosyal Hizmetler

Madde 62 — Üniversite öğrencilerin ruh sağlığının korunması, barınma, beslenme ve boş zamanlarını değerlendirme gibi ihtiyaçlarının karşılanması için, bütçe imkanları dahilinde, okuma salonları, yataklı sağlık merkezleri, mediko-sosyal merkezleri, öğrenci kantini, kafeterya ve lokantalar açar; öğrencilere toplantı, sinema ve tiyatro salonları, spor salonu ve sahaları, posta merkezi, banka şubesi ve kamp yerleri sağlar. Yurt ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olur ve bunlardan öğrencilerin en iyi şekilde yararlanmaları için gerekli önlemleri alır.

a) Rehberlik ve psikolojik danışma merkezi kurarak öğrencilerin kişisel sorunlarını çözmeye çalışır,

b) Özel ve kamu kuruluşlarıyla işbirliği yaparak, öğrencilerin staj yeri ve iş bulmalarına yardımcı olur.

Ders Kitapları

Madde 63 — Öğrencilerin derslerinde en yeni ve güncel kitap ve dokümanları kullanmasını sağlamak üniversitenin görevidir. Gerekli ise, ders kitapları Üniversite Yayın Yönergesine göre, üniversite tarafından basılır veya bastırılır.

a) Öğrencilerin kitap ve malzeme ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak üzere kitap ve eğitim-öğretim araç-gereçleri satış merkezi kurulur.

b) Derslerde kullanılan kitapları öğretim elemanları kendi hesaplarına bastıramazlar. Ancak, başvurdukları eğitim-öğretim yılı içinde bastırılamayacağı, Üniversite Yönetim Kurulunca yazılı olarak bildirilen kitapları kendileri bastırabilirler.

Üniversite İçi Bilimsel Denetim

Madde 64 — Öğretim elemanlarının bilimsel yönden denetlenmeleri, onların eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın, seminer ve uygulama faaliyetleri üzerinde olur.

a) Her öğretim yılı sonunda bölüm başkanı, bölümünün geçmiş yıldaki eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleriyle, gelecek yıldaki çalışma planını belirten raporu, bağlı bulunduğu dekana, enstitü veya yüksekokul müdürüne sunar. Dekan, enstitü veya yüksekokul müdürü, kendi kanaatini de ekleyerek raporları rektöre sunar.

b) Gerektikçe, öğretim elemanları, öğrenciler ve personel arasında anketler yapılarak Üniversitenin eğitim-öğretim kalitesi denetlenir.

c) Her öğretim elemanı, bilimsel araştırmalarının, yayınlarının ve verdiği derslerle yönettiği seminerlerin ve uygulamaların listesini; yurt içinde ve dışında yapılan bilimsel kongrelerdeki tebliğlerin birer örneğini, bağlı bulunduğu birim yöneticisi aracılığıyla Rektörlüğe sunmak zorundadır.

d) Öğretim elemanlarının akademik bilgileri ve bilimsel yayınları üniversitede biriktirilir, saklanır ve gerektiği ölçüde sergilenir.

e) Üniversitedeki akademik programların ve yapılan araştırmaların kalitesini yükseltmek için, Üniversitelerarası Kurulun yürüttüğü Yükseköğretim Kurullarında Akademik Değerlendirme ve Kalite Kontrol Yönetmeliğinden yararlanılır.

Disiplin ve Ceza İşleri

Madde 65 — Öğretim elemanlarıyla idari personelin disiplin ve ceza işleri hususunda 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesiyle, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğine göre hareket edilir.

Öğrencilerin disiplin ve ceza işleri hususunda 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesiyle Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümleri uygulanır.

Özlük Hakları

Madde 66 — Üniversite yöneticileriyle öğretim elemanlarının, idari personelinin ve diğer görevlilerin özlük haklarına ilişkin olarak bu Yönetmelikte yer almayan hususlar için, 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri, anılan kanunda bulunmayan hususlar için ise ilgili genel hükümler uygulanır.

Siciller

Madde 67 — TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde görev yapan öğretim elemanlarının, idari ve diğer personelin sicilleri Üniversite Akademik ve İdari Personel Değerlendirme Yönergesine göre tutulur. Her türlü atama, yükselme, akademik unvanların kazanılması ve diğer özlük işlemlerinde bu siciller esas alınır.

İzinler

Madde 68 — İzin işleri, İş Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Ancak akademik personele, İş Kanununun yıllık izinle ilgili 53 üncü maddesindeki sınırlamalara bakılmaksızın, öğrenime ara verilen zamanlarda kullanılmak üzere yılda toplam olarak en çok 30 gün ücretli izin verilebilir. Akademik personelin diğer izinleri ve akademik personel dışındaki personelin izinleri, bu Yönetmeliğin 56 ncı maddesine göre yürütülür.

a) Rektör, iznini Mütevelli Heyet Başkanından, diğer yöneticiler ise bağlı bulundukları bir üst makamdan alırlar.

b) Üniversitede görevli bütün personel, bağlı olduğu birinci disiplin amirinin izniyle görev başından ayrılabilirler.

YEDİNCİ BÖLÜM

Mali Hükümler

Üniversitenin Gelir Kaynakları

Madde 69 — Mütevelli Heyet ve Rektör, üniversite gelirlerini artırılması için yeni ve verimli mali kaynaklar yaratılmasına çalışırlar. Gelir kaynakları şunlardır:

a) Kurucu vakıfça yapılacak bağış ve yardımlar,

b) Araştırma, geliştirme projeleri ve danışmanlık hizmetleriyle, halka açık sürekli eğitim hizmetlerinden elde edilecek gelirler,

c) Öğrencilerden alınacak eğitim-öğretim ücretleri,

d) Yayın ve satış gelirleri,

e) Üniversitece yasalara ve usulüne uygun şekilde kurulacak işletmelerden ve kurulu işletmelere iştiraklerden elde edilecek gelirler,

f) Devlet bütçesinden yapılacak yardımlar,

g) Bağışlar, vasiyetler ve diğer gelirler,

h) Eğitim, Uygulama ve Teknoloji merkezlerinden elde edilecek gelirlerdir.

Tesislerin İşletilmesi

Madde 70 — Üniversite bünyesinde restoran, kafeterya, kantin olarak hizmet verebilecek yerler ile üniversiteyi geliştirmek amacıyla kurulabilecek sağlık tesislerinin ve diğer tesislerin işletilmesi, Üniversite Yönetim Kurulunun kararı ve Mütevelli Heyet başkanının onayı ile işletmecilere kiraya verilebilir.

Üniversite, tesisleri başka firmaların iştiraki ile de işletebilir. Bu tesislerin işletilmesinde uyulması gereken esaslar, Rektörün önerisi üzerine Mütevelli Heyet Başkanının onayı ile yürürlüğe girer.

Alım, Satım, Yapım ve Kiralama İşleri

Madde 71 — Üniversitenin alım, satım, yapım, onarım ve kiralama işleri Mütevelli Heyet tarafından kabul edilen "Satın Alma ve İhale Yönetmeliği" hükümlerine göre yürütülür.

İta Amirliği ve Mali Denetim

Madde 72 — Üniversitenin mali denetimi Mütevelli Heyet; Yükseköğretim Kurulu ve ilgili diğer kurumlarca yapılır.

a) Mütevelli Heyet tarafından onaylanmasını takiben, bütçenin ita amirliği yetkisi Rektöre verilir.

b) Üniversite bütçesine ait gerçekleşen gelir ve giderleri gösteren cetveller, her yıl sonunda düzenlenerek, gelir ve gider belgeleriyle birlikte Mütevelli Heyet başkanlığına verilir. Bunlar, incelenir; varsa, gerekli işlemler tamamlatılıp uygunluk sağlanarak karara bağlanır ve denetime hazır şekilde saklanır.

c) Üniversitenin, Mütevelli Heyet tarafından onaylanan ayrıntılı bütçesinin bir örneği ile, bütçenin uygulanmasına ilişkin esaslar ve harcamaya ilişkin yetkileri gösterir Mütevelli Heyet kararları Yükseköğretim Kuruluna gönderilir.

d) Mali yıl sonu gerçek harcamalar, yeminli mali müşavirce usulüne uygun incelenip tasdiklenir ve Yükseköğretim Kuruluna en geç müteakip yılın mart ayı sonuna kadar gönderilir.

Üniversiteye Ait Mallar

Madde 73 — Üniversiteye ait gayrimenkuller üniversite adına tapuya tescil edilir. Her türlü araç, gereç ve demirbaşlar da noter tasdikli ayniyat kayıt defterine kaydedilip, kayıtlar usulüne uygun şekilde dosyalanır ve elektronik olarak tutulur.

Üniversite Gelirlerinin Yatırılacağı Banka Hesapları

Madde 74 — Üniversitenin tüm gelirleri, üniversite veznesine yatırılan paralar dahil, bankalarda üniversite adına açılacak hesaplara yatırılıp, bu hesaplarda tutulur/saklanır. Bütçe giderleri bu hesaplardan ödenir. Yetki ve yürütme bu Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ilgili bendlerine göre uygulanır.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Diğer Hususlar

Yönetmelikte Bulunmayan Hususlar

Madde 75 — Bu Yönetmelikte bulunmayan hususlar için 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği, yükseköğretimle ilgili kanun ve yönetmelikler ile, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre hareket edilir.

Ana Yönetmelikte Yapılacak Değişiklikler

Madde 76 — Bu Yönetmelikte değişiklik yapılması Mütevelli Heyetin kararı ile olur.

Geçici Madde 1 — Bu Yönetmeliğin yayımlanmasına kadar geçen süre içinde zorunlu olarak yapılması gereken iş ve işlemler Yükseköğretim mevzuatı ve diğer genel mevzuat esasları çerçevesinde yürütülür.

Yürürlük

Madde 77 — Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 78 — Bu Yönetmelik hükümlerini Mütevelli Heyeti adına Başkan yürütür.

Sayfa Başı


Tebliğ

Tarım ve Köyişleri Bakanlığından:

308 Sayılı Tohumlukların Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonu

Hakkında Kanuna Tabi Tohumluk Çeşitleri

Hakkında Tebliğ

(Tebliğ No: 2004/27)

Kapsam

Madde 1 — Bu Tebliğ 21/8/1963 tarihli ve 308 sayılı "Tohumlukların Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonu Hakkında Kanun" ve 19/9/1997 tarihli ve 23115 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Bitki Çeşitlerinin Tescil Edilmesine İlişkin Yönetmelik" esaslarına göre tescil edilen ve üretim izni verilen bitki çeşitlerini kapsamaktadır.

Dayanak

Madde 2 — Bu Tebliğ 308 sayılı "Tohumlukların Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonu Hakkında Kanun"un 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tescilli çeşitler

Madde 3 — 308 sayılı Kanun uyarınca tescil edilen tohumluk çeşitleri, bu Tebliğin ekinde verilen listenin 1 no'lu sütununda gösterilmiştir.

Üretim izinli çeşitler

Madde 4 — Tescil Komitesi tarafından üretim izni verilen tohumluk çeşitleri, bu Tebliğin ekinde verilen listenin 2 no'lu sütununda gösterilmiştir.

Üretilecek tohumluk çeşitleri

Madde 5 — Orijinal, anaç ve sertifikalı tohumluklar sadece bu Tebliğin ekinde yer alan listedeki tohumluk çeşitlerinden üretilebilir.

Bu maddeye göre üretilen tohumlukların Bakanlıktan olumlu rapor alınmadan satılması ve dağıtılması, 308 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi hükümlerine göre yasaktır.

Yürürlükten kaldırılan mevzuat

Madde 6 — 18/7/2003 tarihli ve 25172 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2003/22 numaralı "308 Sayılı Tohumlukların Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonu Hakkında Kanuna Tabi Tohumluk Çeşitleri Hakkında Tebliğ" yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

Madde 7 — Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 8 — Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür.

 

Sayfa Başı


YARGI BÖLÜMÜ

Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları

 

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2003/60

Karar No: 2004/17

Tarihi :3.5.2004

(Hukuk Bölümü)

 

 

ÖZET :2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen koşullar birlikte gerçekleşmediğinden BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.

K A R A R 

 

Hüküm Uyuşmazlığının

   
 

Giderilmesini İsteyen

 

:Maliye Hazinesi

 

Vekili

 

:Av. C. Ö.

 

Karşı Taraf

 

:M. B. A.

 

Vekilleri

 

:Av.F.Y.S.,Av.A.K.A

 

Diğer Davalı

 

:İçişleri Bakanlığı

 

O L A Y :İstanbul İli, Eminönü İlçesi, Konsolosluklar Mahallesi, 034/10 kütüğün, 47 sayfa, 1879 sırasında nüfusa kayıtlı Ahmet Meraşi'nin 1936 yılında evlendiği Suriye uyruklu Ayşe'den olma 1948 Halep doğumlu ve Suriye vatandaşı olan oğlu Mustafa Basel Almaraşi (Meraşi) tarafından, babasının kütüğüne kaydedilmesi isteğiyle başvuruda bulunulması üzerine, Nüfus İdaresince adıgeçen hakkında düzenlenen 29.5.1989 tarihli Mernis Doğum Tutanağı ile diğer belgeler eklenerek, nüfusa tescil izni verilmesi hususu İçişleri Bakanlığına sunulmuştur.

Bu arada, Mustafa Basel Almaraşi tarafından açılan tespit davasında, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, 29.12.1989 gün ve E:1989/558, K:1989/586 sayı ile, İstanbul, Eminönü, Konsolosluklar Mahallesi nüfusuna kayıtlı Ahmet Meraşi ile uyruğu Suriye Arap Cumhuriyeti olan Ahmet Almaraşi'nin aynı kişi olduklarının ve davacı Mustafa Basel Almaraşi'nin Ahmet Almaraşi'nin oğlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.

İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce 1312 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile İçişleri Bakanlığının 5.6.1990 gün ve 153 sayılı kararına dayanılarak düzenlenen yeniden kayıt bildirimi üzerine, Mustafa Basel Almaraşi hakkında, 21.6.1990 gününde babasının nüfus kaydına tescil işlemi yapılmıştır.

A) Mustafa Basel Almaraşi, İstanbul- Eminönü, Konsolosluklar Mah. nüfusuna kayıtlı amcası Mahmut Zahit'in 20.1.1978 tarihinde öldüğünü ve kendisinden başka mirasçısının bulunmadığını ileri sürerek, 25.4.1991 gününde veraset davası açmıştır.

1- OĞUZELİ SULH HUKUK MAHKEMESİ; 10.6.1991 gün E:1991/96, K:1991/160 sayı ile, aile nüfus kayıt tablosunun tetkikinden, muris Mahmut Zahit'in Celile Adli ile evli iken 20.1.1978 tarihinde vefat ettiğinin ve eşinin Türk vatandaşlığını kaybettiğine dair şerh verildiğinin ve çocuklarının bulunmadığının görüldüğü, murisin eşi Celile'nin Suriye uyruklu olması ve Suriye ile Ülkemiz arasında karşılıklılık ilkesinin mevcut bulunmaması nedeniyle miras yoluyla gayrımenkul edinemeyeceği gerekçesiyle, Mahmut Zahit'in 20.1.1978 tarihinde tekmil mirası 1 hisse kabul edilerek bunun da 1957 yılında ölen kardeşi Ahmet'in oğlu Mustafa Basel Almaraşi'ye aidiyetine karar vermiştir.

Maliye Hazinesi vekilince, muris Mahmut Zahit'in mirasçısına ilişkin 10.6.1991 gün ve 1991/96-160 sayılı veraset ilamı ile Suriye- Halep şer'i mahkemesinden verilen veraset ilamının çelişkili olduğu öne sürülerek, 1991/96-160 sayılı veraset ilamının iptali istemiyle, 14.8.1991 gününde dava açılmıştır.

2-OĞUZELİ SULH HUKUK MAHKEMESİ; 13.3.1997 gün ve E:1996/133, K:1997/48 sayı ile, Mahkemece verilen kararların Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nce bozulması üzerine yargılamaya devam olunarak eksikliklerin giderildiğinden bahisle, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden gelen cevabi yazılara göre muris Mahmut Zahit ve iptali istenilen veraset ilamında murisin mirasçısı olan Mustafa Basel Almaraşi'nin Türk vatandaşı olduklarının anlaşıldığı, verasetin nüfus kaydı ve tanık beyanlarına göre usulüne uygun olduğu, Suriye makamları tarafından verilen veraset belgesinin hukukumuz açısından geçerliliğinin bulunmadığı ve Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen veraset ilamının iptalini gerektirecek bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle sabit olmayan davanın reddine karar vermiş; bu karar, YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ'nin 11.6.1997 gün 1997/5105-5742 sayılı kararıyla onanmak ve karar düzeltme isteği de aynı DAİRE'nin "... ölümünden sonra oluşturulan murisin Türk vatandaşlığını kazanmadığına ilişkin 19.9.1979 günlü 1552 sayılı İçişleri Bakanlığı kararı ile 20.9.1979 günlü 18386 sayılı aynı Bakanlığın yazısı deliller arasında yargılama sırasında mahkemeye ibraz edilmemiş olup,yerel mahkemede yapılan yargılama sırasında iddia ve ispat edilmeyen yönlerin karar düzeltme safhasında dikkate alınmasının mümkün bulunmamasına..." yolundaki açıklamaya yer veren 6.10.1997 gün ve 1997/9263-10204 sayılı kararıyla reddedilmek suretiyle kesinleşmiştir.

Maliye Hazinesi vekili tarafından, miras bırakan Mahmut Zahit ve mirasçı Mustafa Basel Almaraşi ile diğer mirasçıların Türk vatandaşlığını hiçbir zaman kazanamadıklarının ve Suriye uyruklu olduklarından haklarında yabancı işlemi yapılması gerektiğinin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 30.6.1997 günlü yazısından öğrenildiği, anılan Bakanlığın 20.9.1979 gün ve 18386 sayılı kararının HUMK. 445. maddesine göre yargılamanın yenilenmesini gerektiren yeni belge niteliğinde olduğu ileri sürülerek, Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.3.1997 gün ve E:1996/133, K:1996/48 sayılı ilamının iptaline karar verilmesi istemiyle, 4.11.1997 gününde başvuruda bulunulmuştur.

3- OĞUZELİ SULH HUKUK MAHKEMESİ; 22.6.2000 gün ve E:1997/253, K:2000/91 sayı ile, davanın Mahkemenin 10.6.1991 gün ve 1991/96-160 sayılı veraset ilamının iptaline ilişkin olduğunun tespit edildiği, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün cevabi yazısından, muris Mahmut Zahit ile mirasçı Mustafa Basel Almaraşi ve Celile Adli'nin vatandaşlık durumlarının incelenmesi sonucunda Türk vatandaşı olmadıkları tespit edildiğinden haklarında yabancı işlemi yapılarak nüfus kayıtlarının silinmesi yolunda Bakanlıkça karar alındığının ve alınan karar uyarınca Mahmut Zahit ile Celile Adli'nin kayıtlarının 26.6.1997 gün ve 35746 sayılı ve Mustafa Basel Almaraşi'nin kaydının ise 13.6.1997 gün ve 34620 sayılı yazı ile silindiklerinin ve Suriye vatandaşı olduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, HUMK.'nun 445. maddesi gereğince yargılamanın iadesi talebinin kabulü ile Mahkemenin 13.3.1997 günlü, E:1996/133, K:1997/48 sayılı ve 10.6.1991 günlü, E:1991/96, K:1991/160 sayılı ilamlarının iptaline karar vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

B) İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce, 12.6.1997 gün ve 34526 sayılı yazı ile, Türk vatandaşlığını kazanamadığı halde vatandaşlığımızı kazanmış gibi 1.11.1927 tarihinde İstanbul, Eminönü, Konsolosluklar Mah. nüfusuna tescili yapılan Suriye uyruklu Ahmet Meraşi'nin; 13.6.1997 gün ve 34626 sayılı yazı ile, Türk vatandaşlığını kazanamadıkları anlaşılan Mustafa Basel Almaraşi (vd.)'nin, nüfus kayıtlarının silinmesi ve haklarında yabancı işlemi yapılması hususunda İstanbul Valiliğine talimat, Maliye Bakanlığına ise bilgi verilmiştir.

Mustafa Basel Almaraşi vekilince, müvekkilinin babası ve kendisi hakkında İçişleri Bakanlığınca tesis edilen nüfus kaydının silinmesi işlemlerinin iptalleri istemiyle, 31.3.1998 gününde dava açılmıştır.

1- ANKARA 5. İDARE MAHKEMESİ; 22.12.1999 gün ve E:1998/268, K:1999/1268 sayı ile, 1927 yılında Türkiye lehine yapılan nüfus kaydının Optanlara Mütedair protokolün 1. maddesi uyarınca süresi içinde teyit edilmemesi ve ikametgahın Türkiye’ye taşınmaması karşısında, davacının babasının ve buna bağlı olarak davacının da Türk vatandaşlığını kazanamaması nedeniyle nüfus kayıtlarının silinmesine ilişkin işlemde mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.

Bu karar, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine DANIŞTAY ONUNCU DAİRESİ’nin 18.9.2000 gün ve E:2000/2045, K:2000/4537 sayılı kararıyla, 1989 yılında vatandaşlık için yaptığı başvuru kabul edilerek nüfus kayıtlarına tescil edilmesinde ve vatandaşlık kararının alınmasında herhangi bir etkisi ve hilesi olduğu tespit edilemeyen davacının vatandaşlığa alındıktan ve nüfusa tescili yapıldıktan sonra geçen uzun bir süreden sonra nüfus kayıtlarının silinmesi ve vatandaşlık kararının iptal edilmesinin idare hukukunun temel ilkelerinden olan idari istikrar prensibine aykırı düştüğü gerekçesiyle bozulmuştur.

2- ANKARA 5. İDARE MAHKEMESİ; 21.2.2001 gün ve E: 2001/126, K:2001/172 sayı ile, anılan Danıştay bozma kararına uymayarak, davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmesine karar vermiştir.

Sözüedilen ısrar kararı, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU’nun 14.6.2002 gün ve E: 2001/617, K:2002/509 sayılı kararıyla, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 39. maddesinde, bir kimsenin Türk vatandaşı olup olmadığı hakkında Türk makamlarınca tereddüde düşüldüğü takdirde bu husus İçişleri Bakanlığından sorulur hükmü ile aynı Kanunun 41. maddesinde, “Danıştay dışında herhangi bir Türk yargı organı önünde bir kimsenin Türk Vatandaşı olup olmadığı iddia edilir veya ilgili organ tarafından tereddüde düşülürse bu husus İçişleri Bakanlığından sorulur. İçişleri Bakanlığı engeç bir ay içinde kararını bildirir. İçişleri Bakanlığınca verilen kararın davaya bakmakta olan mahkemece taraflara tebliğinden başlayarak bir ay içinde ilgililerce Danıştay’a başvurulmadığı takdirde Bakanlık kararı kesinleşir. Danıştay’a başvurulmuş olursa bakılmakta olan dava, karara kadar durdurulur. Sözü edilen fıkra gereğince yapılan müracaatları Danıştay üç ay içinde kesin olarak karara bağlar.” hükmüne yer verildiği; Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 153. maddesinde, nüfus kaydının silinmesi; bir kişiye veya aileye ait nüfus kaydının hukuken geçersiz hale getirilmesi şeklinde tanımlandıktan sonra (b) bendinde, Türk Vatandaşı olmadığı halde vatandaş gibi aile kütüklerine geçirilmiş olması halinde nüfus kaydının silineceğinin, 154. maddesinde de, 153. maddenin b bendinde yazılı hallerde Türk Vatandaşlık Kanununun 39 ve 41. maddeleri uyarınca vatandaşlık incelemesi sonucu alınacak kararla Bakanlığın kaydın silinmesine karar vermeye yetkili olduğunun belirtildiği; ayrıca, 4.7.1938 tarihinde Ankara’da aktedilen Optanlara Mütedair Protokolün birinci maddesinde; Lozan Anlaşmasının uygulanması dolayısıyla vatandaşlık açısından seçim hakkını Türkiye lehine kullanmış olanların 15.8.1938 tarihine kadar yetkili makam önünde evvelce kullandıkları seçim hakkını teyit etmezlerse bu seçim hakkının kullanılmasının sağladığı her türlü yararı kaybedecekleri re’sen diğer ülke tabiyetini kazanacakları hükmüne yer verildiği; dava ve temyiz dosyasının incelenmesinden, davacının babasının 8.1.1922 tarihinde Suriye nüfusuna tescil edildiği, 1927 yılında Halep Şehbenderliğince Türk Vatandaşlığını kazanmış gibi İstanbul Konsolosluklar Mahallesi kütüğüne kaydedildiğinin, Lozan Anlaşmasının 33. maddesine göre ikametgahını Türkiye’ye getirmemesine rağmen kaydının silinmediğinin, davacının babasının 1957 yılında öldüğünün, davacının ise 29.5.1989 tarihinde ailesinin nüfusa kaydının yapılmasını istediğinin, bu istek üzerine 1990 yılında nüfus kayıtlarının yapıldığının, Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesinin 6.5.1991 gün ve 1992/50 sayılı yazısına İçişleri Bakanlığınca (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce) verilen 29.5.1992 gün ve 045555 sayılı cevabi yazıdada, davacının babasına tebaen Suriye Vatandaşlığını kazandığının, annesine bağlı olarak 15.1.1948 tarihinden (doğumdan) itibaren vatandaşlığı kazandığından bahisle nüfusa kaydının yapıldığının, yine aynı Bakanlığın 21.1.1993 gün ve 018950 sayılı yazılarında da davacının babası Ahmet Almaraşi’nin Eminönü İlçesi Konsolosluklar Mahallesi kütüğüne kayıtlı olduğunun ve bu nedenle Mustafa Almaraşi’de doğumdan itibaren Türk Vatandaşlığını kazandığından hakkında Bakanlar Kurulundan karar alınmayıp, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce alınan kararla nüfus kütüklerine tescilinin yapıldığının bildirildiğinin, öte yandan, davacının Türk Vatandaşı olan amcası Mahmut Zahit’in ölümü nedeniyle alınan veraset ilamının aynı nedenlerle iptali istemiyle Maliye Hazinesince Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davanın 13.3.1997 tarih ve E:1996/133, K:1997/48 sayılı kararla reddedildiğinin, bu karar üzerine Maliye Bakanlığınca 4.6.1997 gün ve 19830 sayılı yazı ile davacı Mustafa Basel Almaraşi’nin nüfus kayıtlarında çelişkiler bulunduğu ve Türk Vatandaşı olup olmadığı konusunda tereddüde düşüldüğünün İçişleri Bakanlığı’na bildirilmesi üzerine dava konusu 13.6.1997 gün ve 89 sayılı işlem ile davacının babası Ahmed Almaraşi’nin ve dolayısıylada davacının Türk Vatandaşlığını kazanamadıkları halde nüfus kütüklerine tescilinin yapıldığından bahisle ilgili mevzuat uyarınca nüfus kayıtlarının silindiğinin ve Türk vatandaşı olduklarına dair alınmış olan kararın iptal edildiğinin anlaşıldığı; bu durumda, 1989 yılında vatandaşlık için yaptığı başvurunun kabul edilerek nüfus kayıtlarına tescil edilmesinde ve vatandaşlık kararının alınmasında herhangi bir etkisi ve hilesi olduğu tespit edilemeyen davacının, vatandaşlığa alınıp, nüfusa tescili yapıldıktan ve bunun üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra nüfus kayıtlarının silinmesi ve vatandaşlık kararının iptal edilmesinin idare hukukunun temel ilkelerinden olan idari istikrar prensibine aykırı düştüğü; dolayısıyla dava konusu işlemin iptal edilmesi gerekirken idare mahkemesince davanın reddi yolunda verilen israr kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

3- ANKARA 5. İDARE MAHKEMESİ; 9.10.2002 gün ve E:2002/1557, K:2002/1569 sayı ile, DİDDGK bozma kararındaki gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptallerine karar vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK:

Maliye Hazinesi vekilince, Ahmet Almaraşi oğlu Mustafa Basel Almaraşi’nin annesi Ayşe’nin, bugüne kadar ne idari ne adli bir kararla sehven dahi olsa hiçbir zaman Türk vatandaşı olmadığı, nüfus kayıtları kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan idarenin Mustafa Basel Almaraşi hakkında açık hataya düşerek tesis ettiği tescil işlemlerinin süre kaydı aranmaksızın geri almasının idari istikrar ilkesine aykırı düşmediği, Maliye Bakanlığı için kullanılan Hazine teriminin, geniş anlamda Devlet tüzel kişiliğine dahil bütün bakanlıkları ve genel bütçe içindeki diğer daireleri de kapsamakta olup, idari yargıdaki davanın 4353 sayılı Yasa’nın 22. maddesine uygun olarak yalnızca İçişleri Bakanlığınca takip edildiği, yargılamanın iadesi sonunda adli yargı yerince verilen veraset ilamının iptali yolundaki kararın idare mahkemesine ibraz edilmemesinin mahkemeyi yanıltma gayesine matuf olup bu şekilde adli ve idari yargı kararları arasında aykırılık ve çelişki doğmasına neden olunduğu, adli yargı yerince verilen kararın idari yargı yeri tarafından iptal edilmesi nedeniyle Anayasanın 138. maddesine aykırı olarak adli yargı kararının uygulanamazlığı sonucunun ortaya çıktığından bahisle, Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesinin veraset ilamının iptali davası sonucu verilen ve kesinleşen 22.6.2000 gün ve E:1997/253, K:2000/91 sayılı kararı ile Ankara 5. İdare Mahkemesinin 9.10.2002 gün ve E:2002/1557, K:2002/1569 sayılı kesinleşen kararları arasında doğduğu öne sürülen HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİ, bu arada hüküm tesis edilinceye kadar 1062 sayılı Kanun uyarınca davalı ve murisine ait taşınmazlar üzerine konulmuş bulunan el koyma şerhleri, kesinleşen İdare Mahkemesi kararı nedeniyle kaldırıldığından, mezkur taşınmazlar üzerine 3. şahıslara devrinin önlenmesi yönünden TEDBİR KONULMASI istemiyle, 21.5.2003 günlü dilekçe ile Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuştur.

Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcıların yazılı düşünceleri istenilmiştir.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI :

Olayda, hüküm uyuşmazlığına konu edilen kararlardan; Ankara 5. İdare Mahkemesi kararı, Mustafa Basel Almaraşi’nin vatandaşlık kaydının silinmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptali, Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı da yine Mustafa Basel Almaraşi ve diğer davacının Türk vatandaşı olmayıp Suriye vatandaşı olduklarına dair İçişleri Bakanlığı yazısına dayanılarak Türk vatandaşı olmadıkları gerekçesiyle veraset ilamının iptali yolunda verildiği; bu durumda, adli ve idari yargı mercileri tarafından esasa ilişkin olarak verilip kesinleşen, aynı konu ve sebebe dayalı, taraflarından biri aynı olan sözkonusu kararlar arasında çelişki olduğu gibi, bu çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi de olanaksız bulunduğundan, olayda 2247 sayılı Yasa’nın 24 üncü maddesinde öngörülen anlamda hüküm uyuşmazlığının varlığının kabulü gerektiği;anılan uyuşmazlığın ne yolda çözümleneceğine gelince; dosyanın incelenmesinden, davacı Mustafa Basel Almaraşi’nin babasının 8.1.1922 tarihinde Suriye nüfusuna tescil edildiği ve 1927 yılında Halep Şehbenderliğince Türk vatandaşlığını kazanmış gibi İstanbul Konsolosluklar Mahallesi kütüğüne kaydedildiği, Lozan Anlaşmasının 33 üncü maddesine göre, ikametgahını Türkiye’ye getirmemesine karşın kaydının silinmediği, Suriye uyruklu Ayşe ile evlendiği, çocuklarını doğumda Suriye nüfusuna tescil ettirdiği ve 1957 yılında öldüğü, davacının ise 29.5.1989 tarihinde ailesinin nüfusuna kaydının yapılmasını istediği, bu istek üzerine 1990 yılında nüfus kayıtlarının yapıldığı, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 21.1.1993 günlü ve 018950 sayılı yazısında, davacının babası Ahmet Almaraşi’nin Eminönü İlçesi Konsolosluklar Mahallesi kütüğüne kayıtlı olduğu ve bu nedenle Mustafa Basel Almaraşi’nin de doğumdan itibaren Türk vatandaşlığını kazandığından, hakkında Bakanlar Kurulundan karar alınmayıp, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce alınan kararla nüfus kütüklerine tescilinin yapıldığının belirtildiği, öte yandan, davacının Türk vatandaşı olan amcası Mahmut Zahit’in ölümü nedeniyle alınan veraset ilamının iptali istemiyle Maliye Hazinesince Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davanın 13.3.1997 günlü ve E:1996/133, K:1997/48 sayılı kararla reddedildiği, bu karar üzerine Maliye Bakanlığınca 4.6.1997 günlü ve 19830 sayılı yazı ile davacı Mustafa Basel Almaraşi’nin nüfus kayıtlarında çelişkiler bulunduğu ve Türk vatandaşı olup olmadığı konusunda duraksamaya düşüldüğünün İçişleri Bakanlığı’na bildirilmesi üzerine davacının babası Ahmed Almaraşi’nin ve dolayısıyla davacının Türk vatandaşlığını kazanamamasına karşın, nüfus kütüklerine tescilinin yapıldığından bahisle İçişleri Bakanlığı tarafından ilgili mevzuat uyarınca nüfus kayıtlarının silindiği ve Türk vatandaşı olduklarına dair alınmış olan kararın iptal edildiği, Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesince, İçişleri Bakanlığının bu işlemine dayanılarak davacının Türk vatandaşı olmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi istemi kabul edilerek, veraset ilamının iptaline karar verildiğinin anlaşıldığı; 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 39 uncu maddesinde, bir kimsenin Türk vatandaşı olup olmadığı hakkında Türk makamlarınca tereddüde düşüldüğü takdirde bu hususun İçişleri Bakanlığından sorulacağı belirtilmiş, 41. maddesinde de, “Danıştay dışında herhangi bir Türk yargı organı önünde bir kimsenin Türk vatandaşı olup olmadığı iddia edilir veya ilgili organ tarafından tereddüde düşülürse bu husus İçişleri Bakanlığından sorulur. İçişleri Bakanlığı en geç bir ay içinde kararını bildirir. İçişleri Bakanlığınca verilen kararın davaya bakmakta olan mahkemece taraflara tebliğinden başlayarak bir ay içinde ilgililerce Danıştay’a başvurulmadığı takdirde Bakanlık kararı kesinleşir. 2 nci fıkrada belirtilen şekilde Danıştay’a başvurulursa bakılmakta olan dava karara kadar durdurulur. Sözü edilen fıkra gereğince yapılan müracaatları Danıştay üç ay içinde kesin olarak karara bağlar” hükmünün yer aldığı; diğer yandan, Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 153 üncü maddesinde, nüfus kaydının silinmesi, bir kişiye veya aileye ait nüfus kaydının hukuken geçersiz hale getirilmesi olarak tanımlanmış, aynı maddenin (b) bendinde ise Türk vatandaşı olmadığı halde vatandaş gibi aile kütüklerine geçirilmiş olma, nüfus kaydının silineceği hallerden biri olarak belirtilmiş, 154 üncü maddesinde de, 153 üncü maddenin (b) bendinde yazılı hallerde 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 39 uncu ve 41 inci maddeleri uyarınca vatandaşlık incelemesi sonucu İçişleri Bakanlığının vatandaşlık kaydının silinmesine karar vermeye yetkili olduğunun belirtildiği; bunlara ek olarak, 4.7.1938 tarihinde Ankara’da aktedilen Optanlara Mütedair Protokolün 1 inci maddesinde, Lozan Anlaşmasının uygulanması sonucu vatandaşlık açısından seçim hakkını Türkiye lehine kullanmış olanların 15.8.1938 tarihine kadar yetkili makam önünde evvelce kullandıkları seçim hakkını teyit etmemeleri ya da seçim hakkını teyit etmelerine karşın ikametgahlarını 15.1.1939 tarihinden evvel seçim haklarını lehine kullandıkları ülkeye nakletmemeleri durumunda, seçim hakkının kullanılmasının sağladığı her türlü yararı kaybedecekleri ve re’sen diğer ülke tabiyetini kazanacaklarının açıklandığı; bu duruma göre, 1927 yılında yapılan nüfus kaydı Türkiye lehine yapılmış vatandaşlık seçim hakkı olarak değerlendirilse bile, yukarıda metni açıklanan Protokolün 1 inci maddesi uyarınca süresi içinde teyit edilmemesi ve ikametgahın Türkiye’ye nakledilmemesi karşısında, davacının babasının ve buna bağlı olarak davacının Türk vatandaşlığını kazanamadıkları sonucuna ulaşıldığından, açık hataya dayalı nüfus kayıtlarının silinmesinde ve Türk vatandaşı olduklarına dair alınmış olan vatandaşlık kararlarının iptal edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı; bu bakımdan, davanın Sulh Hukuk Mahkemesince karara bağlandığı biçimde çözümü uygun olup, bu kararla çelişen idari yargı kararının kaldırılması gerektiği yolunda düşünce vermiştir.

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI :

Olayda, hüküm uyuşmazlığına konu edilen kararlardan; Ankara 5. İdare Mahkemesi kararı, Mustafa Basel Almaraşi’nin vatandaşlık kaydının silinmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptali, Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı da yine Mustafa Basel Almaraşi ve diğer davacının Türk vatandaşı olmayıp Suriye vatandaşı olduklarına dair İçişleri Bakanlığı’nın aynı yazılarına dayanılarak Türk vatandaşı olmadıkları gerekçesiyle veraset ilamının iptali yolunda verildiği;bu durumda, adli ve idari yargı mercileri tarafından esasa ilişkin olarak verilip kesinleşen, aynı konu ve sebebe dayalı, tarafları aynı olan söz konusu kararlar arasında çelişki olduğu gibi, bu çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi de olanaksız bulunduğundan, olayda 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde belirtilen manada hüküm uyuşmazlığının doğduğu; konu ile ilgili yasal düzenlemelerin incelenmesinde; 403 sayılı Türk vatandaşlığı Kanunu’nun 39. maddesinde, “bir kimsenin Türk vatandaşı olup olmadığı hakkında Türk makamlarınca tereddüde düşüldüğü takdirde bu hususun İçişleri Bakanlığından sorulacağı” belirtilmiş,41. maddesinde de, “Danıştay dışında herhangi bir Türk yargı organı önünde bir kimsenin Türk vatandaşı olup olmadığı iddia edilir veya ilgili organ tarafından tereddüde düşülürse bu husus İçişleri Bakanlığından sorulur, İçişleri Bakanlığı en geç bir ay içinde kararını bildirir. İçişleri Bakanlığınca verilen kararın davaya bakmakta olan mahkemece taraflara tebliğinden başlayarak bir ay içinde ilgililerce Danıştay’a başvurulmadığı takdirde Bakanlık kararı kesinleşir,2. fıkrada belirtilen şekilde Danıştay’a başvurulursa, bakılmakta olan dava, karara kadar durdurulur. Sözü edilen fıkra gereğince yapılan müracaatları Danıştay üç ay içinde kesin olarak karara bağlar” denildiği; 1587 sayılı Nüfus kanununa dayanılarak Bakanlar kurulunca çıkarılan Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 153 maddesinde” nüfus kaydının silinmesi bir kişiye veya aileye ait nüfus kaydının hukuken geçersiz hale getirilmesidir.” (b) bendinde ise,” Türk vatandaşı olmadığı halde vatandaş gibi aile kütüklerine geçirilmiş olmak” ve aynı yönetmeliğin 154. maddesinde ise” nüfus kaydının silinmesi adli ve idari bir karara dayanılarak yapılır, (b) bendinde yazılı hallerde Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 39 ve 41. maddeleri uyarınca vatandaşlık incelemesi sonucu İçişleri Bakanlığının vatandaşlık kaydının silinmesine karar vermeye yetkili olduğu; 1062 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre çıkarılan 01.10.1966 gün ve 6/7104 sayılı kararnameye ilişkin “Suriye Uyruklu- Özel ve Tüzel Kişilerin Hazinece El Konulan Mallarının İdaresi Hakkındaki Yönetmelik” uyarınca ne gibi işlem yapılacağı düzenlenmiş, 1066 sayılı Bakanlar Kurulu kararına göre de, Suriye ile Türkiye arasında karşılıklılık olmadığı için Suriye uyrukluların miras yolu ile Türkiye’de gayrimenkul edinemeyecekleri ve 1.10.1966 günlü 6/7104 sayılı kararname hükümlerine göre de Suriye uyrukluların Türkiye’de bulunan menkul, tapulu ve tapusuz taşınmazlarına Hazinece el konulacağı; Lozan Anlaşmasının 32. maddesi hükmü uyarınca seçme hakkının nasıl kullanılacağı, 33. maddesinde ise, tercih hakkını kullandığı ülkeye ikametgahını nakletmesi gerektiği, ayrıca 4.7.1938 tarihinde Ankara’da akdedilen Optanlara Mütedair Protokol uyarınca, vatandaşlık seçim hakkını Türkiye lehine kullanmış olanların, 15.8.1938 tarihine kadar evvelce kullandıkları seçim hakkını teyit etmezlerse diğer ülke tabiyetini kazanacakları, hükümlerinin yer aldığı; davacı Mustafa Basel Almaraşi’nin babasının 8.1.1922 tarihinde Suriye nüfusuna tescil edildiği ve 1927 yılında Halep Şeh- benderliğince Türk vatandaşlığını kazanmış gibi İstanbul Eminönü Konsolosluklar Mahallesi kütüğüne kaydedildiği, Lozan Antlaşmasının 33 üncü maddesine göre, ikametgahını Türkiye’ye getirmemesine karşın kaydının silinmediği, Suriye uyruklu Ayşe ile evlendiği, çocuklarını doğumda Suriye nüfusuna tescil ettirdiği ve 1957 yılında öldüğü, davacı Mustafa Basel Almaraşi’nin ise, 29.5.1989 tarihinde babasının nüfusuna kaydının yapılmasını isteği üzerine, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı tespit davası sonucunda, 29.12.1989 gün, 1989/558 esas ve 1989/586 sayılı kararı ile davacının Ahmed Almaraşi’nin oğlu olduğuna, 1312 sayılı Yasa’nın 1. maddesi uyarınca Türk vatandaşlığını doğumundan itibaren kazandığının tespitine karar verilmesi üzerine, 1990 yılında nüfusa kaydının yapıldığı, bilahare davacının nüfus kütüğüne Türk vatandaşı olarak görünen amcası Mahmut Zahit’in ölümü nedeniyle Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesine müracaat ederek veraset ilamını aldığı, veraset ilamının iptali istemiyle Maliye Hazinesince Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesine açılan dava üzerine, Maliye Bakanlığınca 4.6.1997 gün ve 19830 sayılı yazı ile davacı Mustafa Basel Almaraşi’nin nüfus kayıtlarında çelişkiler bulunduğu ve Türk vatandaşı olup olmadığı konusunda duraksamaya düşüldüğünün İçişleri Bakanlığı’na bildirilmesi üzerine, davacının babası Ahmed Almaraşi’nin ve dolayısıyla davacının Türk vatandaşlığını kazanamamasına karşın, nüfus kütüklerine tescilinin yapıldığından bahisle İçişleri Bakanlığı tarafından 403 sayılı vatandaşlık Kanunu’nun 39,41, Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 153. maddesinin (b) fıkrası uyarınca nüfus kayıtlarının silindiği, Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesince, İçişleri Bakanlığının bu işlemine dayanılarak davacının Türk vatandaşı olmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi istemi kabul edilerek veraset ilamının iptaline karar verildiğinin anlaşıldığı; bu duruma göre, Lozan Antlaşmasının 32. maddesi hükmü uyarınca 1927 yılında düzenlenen nüfus kaydı, Türkiye lehine yapılmış vatandaşlık seçim hakkı olarak değerlendirilse bile, aynı antlaşmanın 33. maddesine göre tercih hakkını kullandığı ülkeye ikametgahını nakletmesi gerektiği, 1.7.1938 tarihinde Ankara’da akdedilen Optanlara Mütedair Protokol uyarınca vatandaşlık seçim hakkını Türkiye lehine kullanmış olanların 15.8.1938 tarihine kadar evvelce kullandıkları seçim hakkını teyit etmeleri ve ikametgahlarını Türkiye’ye getirmeleri gerekmesi karşısında, tercih hakkını Türkiye lehine kullanmayan, Türkiye’de ikamet etmeyip Suriye’de yaşadıkları anlaşılan, ayrıca, 1922-1989 yılları arasında Türkiye’deki nüfus kayıtlarında kişilere ait aile bilgilerinin yer almamasına karşın, Suriye’de bulunan kayıtlarda değişikliklerin düzenli olarak işlendiği belirlenen, davacının babasının ve buna bağlı olarak davacının Türk vatandaşlığını kazanamadıkları sonucuna ulaşıldığından, sehven düzenlenen nüfus kayıtlarının silinmesinde ve Türk vatandaşı olduklarına dair alınmış olan vatandaşlık kararlarının iptal edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı; bu bakımdan, davanın Sulh Hukuk Mahkemesince karara bağlandığı biçimde çözümü uygun olup, bu kararla çelişen idari yargı kararının kaldırılması gerektiği yolunda düşünce vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M.Lütfü ÜÇKARDEŞLER, Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 3.5.2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim İsa YEĞENOĞLU’nun 2247 sayılı Yasada öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile Danıştay Başsavcısı’nın başvuru konusu kararlar arasında 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen şekilde hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna ve idari yargı kararının kaldırılarak davanın adli yargı kararı doğrultusunda çözümlenmesi gerektiğine ilişkin düşünce yazıları ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Nevzat ÖZGÜR’ün yazılı düşünceler doğrultusundaki açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi’nin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 24. maddesinin 2592 sayılı Kanun’la değişik birinci fıkrasında, “ 1nci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflardan en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.” hükmü yer almaktadır.

Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:

a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,

b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,

c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,

d)Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,

e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.

Olayda, 8.1.1922 tarihinde Suriye nüfusuna tescil edilmiş olan Ahmet Meraşi’nin, 1927 yılında Halep Şehbenderliğince İstanbul- Eminönü Konsolosluklar Mahallesi kütüğüne kaydı yapılmış olup, Lozan Antlaşmasının uygulanmasına ilişkin olarak 4.7.1938 tarihinde Ankara’da aktedilen Optanlara Mütedair Protokol’ün 1. maddesi gereğince 15.8.1938 tarihinden önce Suriye’deki Türkiye Konsolosluğu nezdinde Türk vatandaşlığı için seçim hakkını teyit etmemiş ve aynı Protokolün 2. maddesi gereğince de 15.1.1939 tarihinden önce ikametgâhını Türkiye’ye nakletmemiş olmasına karşın Türkiye’deki nüfus kaydı silinmemiştir. Ahmet Meraşi’nin 1936 yılında evlendiği Suriye uyruklu Ayşe’den olma 1948 Halep doğumlu ve Suriye vatandaşı oğlu Mustafa Basel Almaraşi’nin, babasının Türkiye’deki kütüğüne kaydedilmek için başvuruda bulunması ve İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 29.12.1989 gün ve E:1989/558, K:1989/586 sayılı “ İstanbul, Eminönü Konsolosluklar Mahallesi nüfusuna kayıtlı Ahmet Meraşi ile uyruğu Suriye Arap Cumhuriyeti olan Ahmet Almaraşi’nin aynı kişi olduklarının ve davacı Mustafa Basel Almaraşi’nin Ahmet Almaraşi’nin oğlu olduğunun tespitine” yolundaki kararı üzerine, İçişleri Bakanlığının 5.6.1990 tarih ve 153 sayılı kararıyla doğumdan itibaren Türk vatandaşlığını kazanmış gibi nüfusa tescili yapılmıştır.

Mustafa Basel Almaraşi tarafından açılan veraset davasında, Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesi’nce 10.6.1991 gün ve E:1991/96, K:1991/160 sayı ile, İstanbul- Eminönü Konsolosluklar Mahallesi nüfusuna kayıtlı olup 20.1.1978 tarihinde ölen Mahmut Zahit’in mirası 1 hisse kabul edilerek bunun 1957 yılında ölen kardeşi Ahmet’in oğlu Mustafa Basel Almaraşi’ye aidiyetine karar verilmiş; Maliye Hazinesince 14.8.1991 tarihinde açılan sözkonusu veraset ilâmının iptali davası aynı Mahkemece reddedilmiş ve bu karar derecattan geçerek kesinleşmiş ise de, muris Mahmut Zahit ile mirasçısı Mustafa Basel Almaraşi’nin Türk vatandaşlığını hiçbir zaman kazanamadıklarının ve Suriye uyruklu olduklarının saptandığı nedeniyle haklarında yabancı işlemi yapılarak nüfus kayıtlarının silinmesi yolundaki İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün işlemlerine dayanılarak yargılamanın yenilenmesi istemiyle Maliye Hazinesince 4.11.1997 günlü dilekçeyle başvuruda bulunulması üzerine OĞUZELİ SULH HUKUK MAHKEMESİ, 22.6.2000 gün ve E:1997/253, K:2000/91 sayı ile, Mahmut Zahit ile Mustafa Basel Almaraşi ve diğerlerinin nüfus kayıtlarının Bakanlık kararıyla silindiğinin ve Suriye vatandaşı olduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, HUMK.’nun 445. maddesi gereğince yargılamanın iadesi talebinin kabulü ile Mahkemenin (13.3.1997 günlü kararı ile) 10.6.1991 günlü, E: 1991/96, K:1991/160 sayılı veraset ilamının iptaline karar vermiş; bu karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Mustafa Basel Almaraşi tarafından, babası ve kendisi hakkında İçişleri Bakanlığınca tesis edilen nüfus kayıtlarının silinmesi işlemlerinin iptali istemiyle 31.3.1998 gününde açılan davada; ANKARA 5. İDARE MAHKEMESİ’nce, 9.10.2002 gün ve E: 2002/1557, K:2002/1569 sayı ile, davanın reddi yolundaki 21.12.1999 günlü kararın Danıştay 10. Dairesi’nce bozulması üzerine verilen 21.2.2001 günlü ısrar kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nca bozulması nedeniyle, 1989 yılında vatandaşlık için yaptığı başvurunun kabul edilerek nüfus kayıtlarına tescil edilmesinde ve vatandaşlık kararının alınmasında herhangi bir etkisi ve hilesi olduğu tespit edilemeyen davacının, vatandaşlığa alınıp nüfusa tescili yapıldıktan ve bunun üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra nüfus kayıtlarının silinmesi ve vatandaşlık kararının iptal edilmesinin idare hukukunun temel ilkelerinden olan idari istikrar prensibine aykırı bulunduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Maliye Hazinesi vekilince, veraset ilamının iptali yolundaki Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kesinleşen 22.6.2000 günlü kararı ile nüfus kaydının silinmesine ilişkin işlemin iptali yolundaki Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin kesinleşen 9.10.2002 günlü kararı arasında doğduğu öne sürülen hüküm uyuşmazlığının giderilmesi istenilmektedir.

Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen adli ve idari yargı kararlarının incelenmesinden: ortada adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularak kesinleşmiş kararlar bulunduğu; her iki kararda davaların esasının hükme bağlandığı; taraflardan en az birinin ( Mustafa Basel Almaraşi yönünden) aynı olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak, idari yargıda, davacının ve murisinin Türk vatandaşlığını kazanamadıkları yolundaki idari işlemlerin iptali isteğiyle açılan ve vatandaşlık ve nüfus hukukuna dayalı bir iptal davası sözkonusu iken adli yargı yerinde miras hukukuna göre düzenlenecek veraset belgesi isteğiyle dava açılmış bulunmaktadır. Bu durumda her iki davanın konularının, sebeplerinin ve hukuki dayanaklarının farklı olduğu açıktır.

Diğer bir ifadeyle, adli yargı yerinde görülen davanın konusu mirasçılık hakları iken, ilgilinin vatandaşlık durumu ve nüfus kayıtları davanın sebeplerinden birini oluşturmakta; buna karşılık idari yargı yerinde, ilgilinin vatandaşlık durumu ve nüfus kayıtlarına ilişkin işlem davanın konusu iken, davanın sebebi vatandaşlık hukuku ile uluslararası anlaşma ve bunlara ilişkin uygulama olduğundan iki dava arasındaki ilişki, bir sebep- sonuç ilişkisinden ibaret bulunmaktadır.

Belirtilen duruma göre ve olayda, Yasa’da öngörülen öncelikli koşullardan konu ve dava sebeplerinin aynı olması koşulunun gerçekleşmemiş bulunması karşısında, 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesine uygun bulunmayan başvurunun reddi gerekmektedir.

SONUÇ :2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen koşullar birlikte gerçekleşmediğinden BAŞVURUNUN REDDİNE, bu nedenle tedbir isteminin incelenmesine YER OLMADIĞINA, 3.5.2004 gününde Üyelerden Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın KARŞIOYLARI ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.

K A R Ş I O Y

2247 sayılı Kanunun 24 üncü maddesine göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için; adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan iki ayrı kararın olması ve bu kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması gerekmektedir.

Olayda, hüküm uyuşmazlığına konu edilen kararlardan; Ankara 5. İdare Mahkemesi kararı, Mustafa Basel Almaraşi’nin vatandaşlık kaydının silinmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptali, Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı da yine Mustafa Basel Almaraşi ve diğer davacının Türk vatandaşı olmayıp Suriye vatandaşı olduklarına dair İçişleri Bakanlığı yazısına dayanılarak Türk vatandaşı olmadıkları gerekçesiyle veraset ilamının iptali yolunda verilmiş bulunmaktadır.

Bu durumda, adli ve idari yargı mercileri tarafından esasa ilişkin olarak verilip kesinleşen, aynı konu ve sebebe dayalı, taraflarından biri aynı olan sözkonusu kararlar arasında çelişki olduğu gibi, bu çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi de olanaksız bulunduğundan, olayda 2247 sayılı Yasanın 24 üncü maddesinde öngörülen anlamda hüküm uyuşmazlığının varlığının kabulü gerekir.

Anılan uyuşmazlığın ne yolda çözümleneceğine gelince;

Dosyanın incelenmesinden, davacı Mustafa Basel Almaraşi’nin babasının 8.1.1922 tarihinde Suriye nüfusuna tescil edildiği ve 1927 yılında Halep Şehbenderliğince Türk vatandaşlığını kazanmış gibi İstanbul Konsolosluklar Mahallesi kütüğüne kaydedildiği, Lozan Antlaşmasının 33 üncü maddesine göre, ikametgahını Türkiye’ye getirmesine karşın kaydının silinmediği, Suriye uyruklu Ayşe ile evlendiği, çocuklarını doğumda Suriye nüfusuna tescil ettirdiği ve 1957 yılında öldüğü, davacının ise 29.5.1989 tarihinde ailesinin nüfusuna kaydının yapılmasını istediği, bu istek üzerine 1990 yılında nüfus kayıtlarının yapıldığı, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 21.1.1993 günlü ve 018950 sayılı yazısında, davacının babası Ahmet Almaraşi’nin Eminönü İlçesi Konsolosluklar Mahallesi kütüğüne kayıtlı olduğu ve bu nedenle Mustafa Basel Almaraşi’nin de doğumdan itibaren Türk Vatandaşlığını kazandığından, hakkında Bakanlar kurulundan karar alınmayıp, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce alınan kararla nüfus kütüklerine tescilinin yapıldığının belirtildiği, öte yandan, davacının Türk vatandaşı olan amcası Mahmut Zahit’in ölümü nedeniyle alınan veraset ilamının iptali istemiyle Maliye Hazinesince Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davanın 13.3.1997 günlü ve E:1996/133, K:1997/48 sayılı kararla reddedildiği, bu karar üzerine Maliye Bakanlığınca 4.6.1997 günlü ve 19830 sayılı yazı ile davacı Mustafa Basel Almaraşi’nin nüfus kayıtlarında çelişkiler bulunduğu ve Türk vatandaşı olup olmadığı konusunda duraksamaya düşüldüğünün İçişleri Bakanlığı’na bildirilmesi üzerine davacının babası Ahmet Almaraşi’nin ve dolayısıyla davacının Türk vatandaşlığını kazanamamasına karşın, nüfus kütüklerine tescilinin yapıldığından bahisle İçişleri Bakanlığı tarafından ilgili mevzuat uyarınca nüfus kayıtlarının silindiği ve Türk vatandaşı olduklarına dair alınmış olan kararın iptal edildiği, Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesince İçişleri Bakanlığının bu işlemine dayanılarak davacının Türk vatandaşı olmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi istemi kabul edilerek, veraset ilamının iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 39 uncu maddesinde, bir kimsenin Türk vatandaşı olup olmadığı hakkında Türk makamlarınca tereddüde düşüldüğü takdirde bu hususun İçişleri Bakanlığından sorulacağı belirtilmiş, 41 inci maddesinde de, “Danıştay dışında herhangi bir Türk yargı organı önünde bir kimsenin Türk vatandaşı olup olmadığı iddia edilir veya ilgili organ tarafından tereddüde düşülürse bu husus İçişleri Bakanlığından sorulur. İçişleri Bakanlığı en geç bir ay içinde kararını bildirir. İçişleri Bakanlığınca verilen kararın davaya bakmakta olan mahkemece taraflara tebliğinden başlayarak bir ay içinde ilgililerce Danıştay’a başvurulmadığı takdirde Bakanlık kararı kesinleşir. 2 nci fıkrada belirtilen şekilde Danıştaya başvurulursa bakılmakta olan dava karara kadar durdurulur. Sözü edilen fıkra gereğince yapılan müracaatları Danıştay üç ay içinde kesin olarak karara bağlar” hükmü yer almıştır.

Diğer yandan, Nüfus hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 153 üncü maddesinde, nüfus kaydının silinmesi, bir kişiye veya aileye ait nüfus kaydının hukuken geçersiz hale getirilmesi olarak tanımlanmış, aynı maddenin (b) bendinde ise Türk vatandaşı olmadığı halde vatandaş gibi aile kütüklerine geçirilmiş olma, nüfus kaydının silineceği hallerden biri olarak belirtilmiş, 154 üncü maddesinde de, 153 üncü maddenin (b) bendinde yazılı hallerde 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 39 uncu ve 41 inci maddeleri uyarınca vatandaşlık incelemesi sonucu İçişleri Bakanlığının vatandaşlık kaydının silinmesine karar vermeye yetkili olduğu belirtilmiştir.

Bunlara ek olarak, 4.7.1938 tarihinde Ankara’da aktedilen Optanlara mütedair Protokolün 1 inci maddesinde, Lozan Antlaşmasının uygulanması sonucu vatandaşlık açısından seçim hakkını Türkiye lehine kullanmış olanların 15.8.1938 tarihine kadar yetkili makam önünde evvelce kullandıkları seçim hakkını teyit etmemeleri ya da seçim hakkını teyit etmelerine karşın ikametgahlarını 15.1.1939 tarihinden evvel seçim haklarını lehine kullandıkları ülkeye nakletmemeleri durumunda, seçim hakkının kullanılmasının sağlandığı her türlü yararı kaybedecekleri ve re’sen diğer ülke tabiyetini kazanacakları açıklanmıştır.

Bu duruma göre, 1927 yılında yapılan nüfus kaydı Türkiye lehine yapılmış vatandaşlık seçim hakkı olarak değerlendirilirse bile, yukarıda metni açıklanan Protokolün 1 inci maddesi uyarınca süresi içinde teyit edilmemesi ve ikametgahının Türkiye’ye nakledilmemesi karşısında, davacının babasının ve buna bağlı olarak davacının Türk vatandaşlığını kazanamadıkları sonucuna ulaşıldığından, açık hataya dayalı nüfus kayıtlarının silinmesinde ve Türk vatandaşı olduklarına dair alınmış olan vatandaşlık kararlarının iptal edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu bakımdan, davanın Sulh Hukuk Mahkemesince karara bağlandığı biçimde çözümü uygun olup, bu kararla çelişen idari yargı kararının kaldırılması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 5 İdare Mahkemesinin 9.10.2002 günlü E: 2002/1557, K:2002/1569 sayılı kararının kaldırılması ve Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesi kararının benimsenmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki karara katılmıyoruz.

 

Üye

Üye

Üye

Z. Nurhan YÜCEL

Turgut ARIBAL

Abdullah ARSLAN

—— • ——

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2003/112

Karar No: 2004/18

Tarihi :3.5.2004

(Hukuk Bölümü)

 

ÖZET :2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk.

 

K A R A R

 

 

Başvuran

: Gazipaşa Turizm Tic. Ltd. Şti.

 

Vekili

: Av. G. K.

 

Diğer Taraf

: 1-Y. Ş.

   

  2- Gazipaşa Belediye Başkanlığı

 

Vekili

: Av. S. Ş., Av. Y. Ş.

O L A Y : 1) Gazipaşa Belediye Meclisince, 11.1.1996 tarih ve 1 numara ile, tapunun Gazipaşa İlçesi, Pazarcı Mah., 22 ada, 35 parsel sayısında ve Gazipaşa Belediyesi adına kayıtlı bulunan 58.406 m²’lik taşınmazın 32.206 m²’lik kısmının ihale yoluyla satışına karar verilmiştir.

Davacı Y.Ş. tarafından, sözkonusu ihale kararının iptali istemiyle, 26.2.1996 gününde idari yargı yerinde dava açılmıştır.

ANTALYA 2. İDARE MAHKEMESİ;17.12.1996 gün ve E:1996/297, K:1996/799 sayı ile, Meclis kararının imar planında öngörülen amaca yönelik olması, ayrıca ihale usulüne uygun ilân yapılmasına rağmen ihaleye katılmaması nedeniyle davacının hak ve menfaatinin ihlali de sözkonusu olamayacağı gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar vermiştir.

Bu karar, davacı tarafından temyiz edilmiş; temyiz aşamasında davalı Belediye vekilince davanın kabul edildiğinin bildirilmesi üzerine DANIŞTAY ALTINCI DAİRESİ’ nce, 19.3.1998 gün ve E:1997/1921, K:1998/1675 sayı ile, kabul dilekçesi gözönünde tutularak karar verilmek üzere anılan Mahkeme kararı bozulmuştur.

ANTALYA 2. İDARE MAHKEMESİ; 15.12.1998 gün ve E:1998/762, K:1998/1171 sayı ile, Gazipaşa Turizm Tic. Ltd. Şti. vekilinin davalı Belediye yanında davaya katılma isteği kabul edildikten ve Danıştay bozma kararına uyulduktan sonra, HUMK. 92,93 ve 95. maddeleri dikkate alınarak, kabul nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiş; bu karar, (Davacı vekilince hüküm fıkrası yönünden temyiz edilmiş ise de, Mahkemece, istenilen harç ve posta giderleri yatırılmadığı nedeniyle “temyiz edilmemiş sayılması” yolunda karar verilmiştir.) temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

2) Gazipaşa Belediye Başkanlığı vekilince, 12.2.1996 günlü Encümen kararıyla satışı yapılan taşınmazın ifraz edilmeden ihaleye çıkarıldığı, alıcının şartnamede öngörülen ödemeleri yapmadığı ve idarece hataen ihale kesinleşmeden taşınmazın alıcı adına tescil ettirildiği öne sürülerek, satışa konu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Belediye adına tesciline, usulsüz olan ihalenin feshine, taşınmaza müdahalenin men’ine ve inşa edilen yapıların kal’ine karar verilmesi istemiyle alıcı Gazipaşa Turizm Tic. Ltd. Şti. aleyhine, 19.3.1998 gününde adli yargı yerinde dava açılmıştır.

GAZİPAŞA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 24.12.1999 gün ve E:1998/55, K:1999/391 sayı ile, davanın kabulüne, Gazipaşa İlçesi, Pazarcı Mah., 22 ada, 35 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı Belediye adına tapuya kayıt ve tesciline, Gazipaşa Belediye Meclisinin 11.1.1996 tarihli ihale kararı hakkında Antalya 2. İdare Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararı bulunmakla ihalenin feshi talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, davalı adına olan tapu iptal edilmiş olmakla davalının taşınmaza yönelik müdahalesinin men’ine ve davalının taşınmaz üzerinde inşa ettiği yapıların kal’ine karar vermiştir.

Bu kararın davalı Şirket vekilince temyiz edilmesi üzerine YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ’nce, 3.7.2000 gün ve E:2000/8187, K:2000/8955 sayı ile, iptal ve tescile, el atmanın önlenmesine ve yıkımında fahiş zarar doğurmayacağı anlaşılan binaların yıkımına karar verilmesinde kural olarak isabetsizlik bulunmadığından davalı Şirketin öteki temyiz itirazlarının reddine, ancak ihale yoluyla yapılan satıştan dolayı davacı Belediyeye ödenen satış bedelinin parasal kapsamının saptanması ve saptanacak bedel üzerinden davalı şirket yararına hapis hakkı tanınması suretiyle, ayrıca şirketin yapılanmadan ötürü ortaya çıkan kişisel hakları varsa bunların da talep ve dava edebilme haklarının saklı tutulmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi yönünden davalı vekilinin temyiz itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle anılan karar bozulmuş; davalı vekilinin karar düzeltme isteği aynı DAİRE’nin 20.11.2000 gün ve 2000/14176-1494 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

GAZİPAŞA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 25.10.2002 gün ve E:2000/312, K:2002/309 sayı ile, Yargıtay bozma ilâmına uyulmak suretiyle yeniden yapılan yargılama sonunda: davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 32206/58406 hissesinin davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı Belediye adına tapuya kayıt ve tesciline, Belediye Meclisinin 11.1.1996 tarihli ihale kararı hakkında Antalya 2. İdare Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararı bulunmakla ihalenin feshi talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, tapusu iptal edilmiş olmakla davalının taşınmaza müdahalesinin men’ine, davalının taşınmaz üzerinde yapmış olduğu inşaat ve yapıların kal’ine, ihale yoluyla satış nedeniyle Belediyeye 12.318.143.000.-TL. ödeyen davalı Şirket yararına ödenen tutar kadar hapis hakkı tanınmasına, davalı Şirketin yapılanmadan ötürü ortaya çıkan kişisel haklarının talep ve dava edilme haklarının saklı tutulmasına karar vermiş; bu karar, YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ’nin 20.5.2003 gün ve 2003/4502-6000 sayılı kararıyla onanmak ve karar düzeltme istemi de aynı DAİRE’ce 25.2.2004 gün ve 2004/992-1746 sayı ile reddedilmek suretiyle kesinleşmiştir.

3) Gazipaşa Belediyesi Encümenince, 12.3.1998 gün ve 134 sayı ile, Pazarcı Mah., 22 ada, 35 parsel sayılı taşınmaz ihale bedelinin tamamı 5.1.1998 tarihine kadar alıcı tarafından ödenmediğinden protokol ve şartnameye uyulmadığı gerekçesiyle ihalenin feshine karar verilmiştir.

Davacı Şirket tarafından, sözüedilen Encümen kararının iptali istemiyle, 31.1.2003 gününde idari yargı yerinde dava açılmıştır.

ANTALYA 1. İDARE MAHKEMESİ; 2.4.2003 gün ve E:2003/174, K:2003/382 sayı ile, uyuşmazlığın, ihalenin kesinleşmesinden sonraki aşamada protokol ve şartname hükümlerine aykırı davranış nedeniyle ihalen tek taraflı feshedilmesi işleminin özel hukuk alanını ilgilendirmesi ve şartname hükümlerinin taraflarca yerine getirilip getirilmediğinin, anılan şartname ve protokol hükümleri incelenerek özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

4)Davacı Şirket vekilince, Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi ile Antalya 1.ve 2. İdare Mahkemesi’nin kararları arasında göreve ilişkin olarak doğduğu öne sürülen uyuşmazlığın giderilmesi ve görevli mahkemenin belirlenmesine karar verilmesi istemiyle başvuruda bulunulması üzerine, adıgeçen yargı yerlerine ait dava dosyaları getirtilerek incelemeye alınmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M.Lütfü ÜÇKARDEŞLER, Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 3/5/2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim İsa YEĞENOĞLU’nun 2247 sayılı Yasada öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Nevzat ÖZGÜR’ün başvurunun reddi gerektiğine ilişkin yazılı düşünceler doğrultusundaki açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 14. maddesine göre; olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararın kesin veya kesinleşmiş olması gerekmekte; bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, hukuk uyuşmazlıklarında ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilmektedir. Aynı Yasa’nın 27. maddesinde ise, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceleyeceği; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddedeceği kuralına yer verilmektedir.

Olayda, Belediye Meclisinin 11.1.1996 günlü ihale kararının iptali istemiyle açılan davada, Antalya 2. İdare Mahkemesi’nce “kabul nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına”; tapu iptali ve tescil, ihalenin feshi, müdahalenin men’i ve kal istemiyle açılan davada, Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi’nce “davanın kabulüne, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın Belediye adına tesciline, ihalenin feshi talebi hakkında kesin hüküm nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalının taşınmaza müdahalesinin men’ine ve yapıların kal’ine (...)”; Belediye Encümeninin 12.3.1998 günlü ihalenin feshine ilişkin kararının iptali istemiyle açılan davada ise, Antalya 1. İdare Mahkemesi’nce “davanın görev yönünden reddine” yolundaki kararlar verilmiştir.

Buna göre adli ve idari yargı yerlerinde tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava açılmadığı gibi, Antalya 1. İdare Mahkemesi’nin görevsizlik kararına karşılık ortada aynı konuda adli yargı yerince verilmiş bir görevsizlik kararı bulunmadığından olayda, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen şekilde görev uyuşmazlığı doğduğundan sözetmek olanaksızdır.

Açıklanan nedenlerle, Yasa’nın öngördüğü koşulları taşımayan ve yönteme uymayan başvurunun reddi gerekmektedir.

SONUÇ : 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN , aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca REDDİNE, 3.5.2004 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/2

Karar No: 2004/19

Tarihi :3.5.2004

(Hukuk Bölümü)

 

 

ÖZET : Araştırma görevlisinin, hesabına doktora eğitimi yaptığı Enstitüye verdiği yüklenme ve kefalet senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemiyle açtığı davanın, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan borç- alacak ilişkisi nedeniyle özel hukuk hükümlerine göre ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.

 

K A R A R

 

 

Davacılar

: 1-F. E. S., 2- M. G. S.,

3- Ali M. A.r, 4- Y. A.

 

Vekili

: Av. M.T.

 

Davalı

: Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü

 

Vekili

: Av. A. O.

O L A Y : Enstitü hesabına lisansüstü eğitim yapmak üzere A.B.D.’ye gönderilen araştırma görevlisinden, noterlikçe 7.12.1993 tarihinde düzenlenen taahhütname ile kefalet senedi (601.248.369.-TL. için) alınmışken, 1997 yılında bu defa doktora eğitimi nedeniyle yeni bir taahhütname ve kefalet senedi ( 27.840.000.000.-TL. için) alınmış olup, adıgeçen yurtdışı öğrenimini tamamlayarak 9.6.2000 tarihinde dönmüş ve görevine başlamıştır.

Davacılar vekili, araştırma görevlisi ile kefilleri olan müvekkillerinin iradelerinin ikrahla sakatlandığından bahisle, 19.3.1997 düzenleme tarihli ikinci taahhütname ile kefalet senedinin iptali istemiyle, 29.5.2001 gününde idari yargı yerinde dava açmıştır.

SAKARYA 1. İDARE MAHKEMESİ ; 26.6.2001 gün ve E:2001/935, K:2001/1907 sayı ile, olayda davalı idarece bizzat tesis edilmiş bir işlemin olmadığının görüldüğü, bu durumda idari dava türlerinden hiçbirine dahil olmayan noterlikçe düzenlenmiş taahhütname ve kefalet senedinin iptali istemine ilişkin davanın görüm ve çözümünün adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Davacılar vekili, bu kez, idarece müvekkillerin yapmaya zorlandığı 19.3.1997 düzenleme tarihli taahhütname ve kefalet senedinin iptali ile bu taahhütname ve kefalet senedinden müvekkillerin sorumlu ve borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi istemiyle 15.10.2001 gününde adli yargı yerinde dava açmıştır.

GEBZE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 4.10.2002 gün ve E:2001/662, K:2002/592 sayı ile, davanın dayanağının davalı idarenin yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi isteğini kapsayan idari işlem olduğu, bu idari işlemin hukuka uygunluğunun ancak idari yargı yerinde denetlenebileceği, ortada tarafların özgür iradesi ile yaptıkları bir sözleşmenin hükümlerine aykırılıktan doğan menfi tespit davası bulunmadığından Mahkemenin görevsizliğine, aynı hususta Sakarya 1. İdare Mahkemesi’nin kesinleşmiş görevsizlik kararı olmakla olumsuz görev uyuşmazlığı gerçekleştiğinden bu hususun çözülmesi ve Sakarya 1. İdare Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması talebiyle dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiş; bu karar da temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Anılan karar üzerine dosyanın gönderildiği YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ’nce, 19.9.2003 gün ve 2003/1650-5566 sayı ile, olayda merci tayinini gerektirir bir husus olmadığından bahisle,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmek üzere yerel mahkemeye iadesine karar verilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M. Lütfü ÜÇKARDEŞLER, Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 3/5/2004 günlü toplantısında, Raportör- Hakim İsa YEĞENOĞLU’ nun davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Nevzat ÖZGÜR’ün davada adli yargının görevli olduğu yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME:

Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararı üzerine kendine gelen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce de görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle, anılan Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olup, hukuk alanında doğan bu uyuşmazlığın giderilmesi isteminin davanın taraflarınca ileri sürülmesi ve 15/ b. maddesine göre de bu istem üzerine mahkemece dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesi gerekmekte iken, son görevsizlik kararını veren adli yargı yerince, ayrıca görevli merciin belirlenmesi için dosyanın re’sen gönderilmesi yolunda bir karar verilmiş olması karşısında, yargı mercilerinin Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmalarını düzenleyen 19. madde kapsamında uyuşmazlık doğduğunun kabulü gerek dava ekonomisine gerekse Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından, başvuruda usule aykırılık görülmeyerek uyuşmazlığın esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME :

Dava, Enstitü hesabına yurtdışında doktora eğitimi yapan araştırma görevlisinin Enstitüye karşı mecburi hizmet yükümlülüğü kapsamında verdiği taahhütname ve kefalet senedinin iptali ile borçlu ve sorumlu olmadığının tespiti isteminden ibarettir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun değişik 33. maddesinin (a) bendinin değişik üçüncü fıkrasında, lisansüstü eğitim-öğretim için yurtdışına gönderilecek araştırma görevlilerinin öğrenim ücretleri ve yollukları dahil her çeşit sosyal ve diğer giderleri ile ödenekleri hakkında düzenlemeye yer verilmiş; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Yurtdışı Eğitim Masraflarının Tahsili” başlıklı Ek 34. maddesinde “İlgili kanunlarına göre; öğrenim yapmak, yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak, staj yapmak veya benzeri bir nedenle geçici süreli görevlendirilmek suretiyle, üç ay veya daha fazla süre ile yurtdışına gönderilen kamu personeli yurtdışında bulundukları sürenin iki katı kadar mecburi hizmetle yükümlüdürler. Bu şekilde yurtdışına gönderilecek personelden örneği Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmış ‘Yüklenme Senedi ile Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedi’ alınır.

Anılan personelin mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden veya tamamlamadan görevinden ayrılması, müstafi sayılması ya da bir ceza ile görevine son verilmesi halinde, kendileri için kurumlarınca fiilen döviz olarak yapılmış olan her türlü masraflar aynı döviz cins ve miktarı üzerinden borçlandırılır. Döviz borcu toplamından mecburi hizmetin tamamlanan kısmı için hesaplanan miktar indirilir. Hesaplanan borç miktarı, ilgilinin durumu ve ödettirilecek meblağ dikkate alınarak azami beş yıla kadar taksitlendirilebilir. Borç miktarı ilgili tarafından Türk Lirası ile ödenir ve yapılan ödeme miktarı tahsil tarihindeki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen efektif satış kuru üzerinden dövize çevrilerek yukarıda belirlenen şekilde hesaplanan döviz borcundan mahsup edilir.

İlgilinin eğitimdeki başarısızlığı veya kendi kusuru nedeniyle yurtdışından geri çağrılması ya da verilen süreyi tamamlayıp başarısız olarak dönmesi durumunda da, ilgili için fiilen döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafların tamamı aynı esaslara göre ödettirilir. (...)” hükümlerine yer verilmiştir.

Anılan yasal düzenlemede, ilgilinin mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda yurtdışı öğrenim giderlerinin tahsili için herhangi bir idari usul öngörülmemiş olup, yüklenme ve kefalet senedine dayanılarak açılacak bir alacak davası yoluyla hükmen tahsil yönteminin benimsendiği anlaşılmaktadır.

Olayda, lisansüstü eğitim için yurtdışına gönderilmiş bulunan davacıdan, doktora eğitimine başlaması nedeniyle ayrıca yüklenme ve kefalet senedi istenmiş olup, yurtdışında hesabına eğitim gördüğü Enstitüye karşı mecburi hizmet yükümlülüğü ya da parasal karşılığı taahhüt edilmek suretiyle Enstitü ile araştırma görevlisi arasında, tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini içeren bir sözleşme ilişkisi kurulduğu açıktır.

Bu duruma göre, olayda kamu görevlisinin yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin idarece kamu gücüne dayalı, re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilmiş bir işlem bulunmaması ve ilgilinin de idare ile böyle bir uyuşmazlık bulunduğu yolunda iddiası olmaması karşısında, davacıların borçlu olmadığının tespiti amacıyla açılan davanın, taraflar arasındaki sözleşmeden (yüklenme ve kefalet senedinden) doğan alacak- borç ilişkisi nedeniyle özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesi kapsamında görülen başvurusunun reddi ile aynı Mahkeme’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19. madde kapsamında görülen BAŞVURUSUNUN REDDİ ile aynı Mahkeme’nin 4.10.2002 gün ve E:2001/935, K:2002/592 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 3.5.2004 gününde Üyelerden Serap AKSOYLU ve Z. Nurhan YÜCEL’in KARŞIOYLARI ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.

 

 

K A R Ş I O Y

 

 

Dava, araştırma görevlisi tarafından yurt dışında doktora eğitimi nedeniyle Enstitüye verilen yüklenme ve kefalet senedinin iptali istemiyle açılmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 78 ve 79. maddelerinde, bilgilerini artırmak için dış memleketlere kimlerin gönderileceği ve bunların hak ve yükümlülüklerinin neler olduğu düzenlenmiş; “Yurtdışı Eğitim Masraflarının Tahsili” başlıklı Ek 34. maddede, bu şekilde yurtdışına gönderilecek personelden örneği Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmış Yüklenme Senedi ile Muteber İmzalı Kefalet Senedi alınacağı belirtilmiş; aynı Yasa’nın 80. maddesinde ise, 78 ve 79. maddelerde yazılı olanların ayırma ve seçilme usul ve şartlarının, çalışmalarının nasıl denetleneceğinin, haklarındaki disiplin kovuşturmasının ne suretle yapılacağının ve geri çağrılmalarını gerektirecek hallerin bir yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.

Anılan Yasa uyarınca çıkarılan Yetiştirilmek Amacıyla Yurtdışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmeliğin 17. maddesinde, Devlet memurlarından, kurumlarınca Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmış örneklerine uygun yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi alınacağı; bu belgeleri tamamlamayanların yurt dışına çıkmalarına izin verilmeyeceği kurala bağlanmıştır.

Buna göre, davacının imzaladığı yüklenme senedi ile kefillerince imzalanan kefalet senedinin, 657 sayılı Yasa’nın 78 ve 79. maddeleri uyarınca yurt dışında eğitim görebilmek için mevzuatta zorunlu şart olarak öngörüldüğü göz önüne alındığında, sözkonusu senetlerin davacı ve kefilleri tarafından idare ile eşit düzeyde, kendi isteği ve iradesi ile imzalandığının kabulüne olanak bulunmadığından, idarece kamu gücüne dayalı ve tek taraflı irade ile tesis edilmiş idari işlem olarak kabulü gerekmektedir.

Bu durumda, uyuşmazlığa konu edilen davanın, 2577 sayılı İ.Y.U.K.’nun 2/1-a. maddesinde sayılan iptal davası kapsamında görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki karara katılmıyoruz.

 

Üye

 

Üye

 

Z.Nurhan YÜCEL

 

Serap AKSOYLU

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/21

Karar No: 2004/20

Tarihi :3.5.2004

(Hukuk Bölümü)

 

 

ÖZET :Emniyete ait zırhlı aracın devrilmesi sonucunda polis memurunun ölümü nedeniyle uğranılan zararların idarece giderilmesi istemiyle açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.

K A R A R

 

 

Davacı

: S. M. ve Çocukları

 

Vekili

: Av. S. N.A.

 

Davalı

: İçişleri Bakanlığı

 

Vekili

: Hazine Av. E. Ö.

O L A Y :Davacıların eşi ve babası olan Polis Memuru Mustafa Mercan,Tunceli Özel Hareket Şube Müdürlüğünde görev yapmakta iken, 23.10.2002 gününde şehir merkezinde seyir halindeki Şortland zırhlı görev aracının bankete devrilerek takla atması sonucunda yaralanmış ve sevk edildiği Fırat Üniversitesi Tıp Merkezi Acil Servisinde aynı gün ölmüştür.

Davacalar vekilince, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, destekten yoksunluk karşılığı maddi ve ayrıca manevi olmak üzere toplam 8.000.000.000.-Tl. tazminatın, olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesi istemiyle, 11.9.2003 gününde adli yargı yerinde dava açılmıştır.

Davalı İdare vekilince, birinci savunma dilekçesinde, davanın idari yargının görev alanına girdiği öne sürülerek görev itirazında bulunulmuştur.

ANKARA 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 23.10.2003 günlü celsesinde E:2003/734 sayı ile, davalı idarenin görev itirazının reddine karar vermiştir.

Davalı idare vekilince, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine dilekçe ve ekleri Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI ; Kamu kurumuna ait motorlu aracın kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla işletilmesi sırasında bir kamu görevlisinin ölümü nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin uyuşmazlıkta, kamu hizmetini yürütmekle yükümlü kılınan idarenin hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk esasları çerçevesinde sorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığının, idare hukuku ilke ve kurallarına göre idari yargı yerlerince saptanacağı, Anayasanın 125. ve 2577 sayılı İYUK.’nun 2/1-b. maddeleri kapsamında bulunan ve idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılan tam yargı davasına bakma görevi idari yargıya ait olduğundan Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararının kaldırılması gerektiği gerekçesiyle, idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkarmış ve 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesine göre görev konusunun incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesi’nden istemiştir.

Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesinin üçüncü fıkrasına göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından yazılı düşüncesi istenilmiştir.

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinde açıkça göreve ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, esasen 85. maddedeki işletenin hukuki sorumluluğunun zarar gören üçüncü kişiler bakımından ele alınmış olması karşısında, işleten veya teşebbüs sahibi ile hizmet ilişkisi içinde bulunan araç sürücüsü veya diğer görevlilerin uğradıkları zarardan dolayı hukuki sorumluluğun genel hükümlere tabi olmasının doğal bulunduğu,nitekim anılan Yasa’da 85. madde dışında kalan hallerde genel hükümlerin uygulanacağına işaret edildiği, belirtilen duruma göre kamu kurumuna ait motorlu aracın kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla işletilmesi sırasında bir kamu görevlisinin yaralanması ya da ölmesi nedeniyle uğranılan zararlardan dolayı idarenin hizmet kusuru ya da objektif sorumluluk esasları çerçevesinde sorumlu olup olmadığının yargısal denetiminin, Anayasa’nın 125. ve 2577 sayılı İYUK.’nun 2/1-b. maddelerine göre açılan tam yargı davası kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağı açık olduğundan, Danıştay Başsavcısının başvurusunun kabulü gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr.Atalay ÖZDEMİR, M. Lütfü ÜÇKARDEŞLER,Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 3/5/2004 günlü toplantısında, Raportör- Hakim İsa YEĞENOĞLU’nun davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile Danıştay Başsavcısının idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının davada idari yargının görevli bulunduğuna ilişkin düşünce yazıları ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Nevzat ÖZGÜR’ün yazılı düşünceler doğrultusundaki açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

Başvuru dilekçesi ve ekleri ile getirtilen dava dosyası üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı Bakanlıkça anılan Yasa’nın 10. maddesinde öngörülen şekilde görev itirazında bulunulduğu ve 12. maddede öngörülen süre içinde başvurulduğu, bu nedenle Danıştay Başsavcısı tarafından Yasa’da öngörülen usul ve yönteme uygun biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME :

Dava, görevli bulunduğu zırhlı polis aracının devrilmesi sonucunda ölen polis memurunun mirasçıları tarafından, destekten yoksunluk karşılığı maddi ve ayrıca manevi tazminatın davalı idarece ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.

Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlâl edilenler tarafından açılacak tam yargı davalarının görüm ve çözümünün idari yargı yerlerinin görevine girdiği tartışmasızdır.

Ancak, tazminatın konusunu oluşturan zararın kamu idaresine ait bir motorlu aracın karayolu üzerinde işletilmesi sırasında meydana gelmiş olması nedeniyle, görevli yargı yerinin belirlenebilmesi için konuya ilişkin özel düzenleme içeren Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinin gözden geçirilmesi gerekmektedir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun, trafik kazalarına ilişkin yedinci kısmını izleyen hukuki sorumluluk ve sigorta hakkındaki sekizinci kısmının, “ İşleten ve Araç İşleticisinin Bağlı Olduğu Teşebbüs Sahibinin Hukuki Sorumluluğu” başlıklı birinci bölümünde aynı başlıkla yer alan 85. maddesi, değişik birinci fıkrasında “ Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”ve değişik beşinci fıkrasında “ İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerini taşımakta; aynı kısmın “Özel Durumlar” başlıklı üçüncü bölümünde Devlete ve kamu kuruluşlarına ait araçların durumunu düzenleyen değişik 106. maddesinde ise, “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere,kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır.”hükmüne yer verilmektedir.

Anılan 85. maddeden, işleten ve teşebbüs sahibinin, bir motorlu aracın işletilmesinden ve bu arada aracın sürücüsünün ve işletme yardımcılarının eylem ve davranışlarından dolayı üçüncü kişilerin uğradıkları zararlardan, kusurlu olup olmamalarına bakılmaksızın “tehlike esası” na göre sorumlu tutuldukları; 106. madde ile de, maddede sayılan kamu kurum ve kuruluşlarının işleten gibi aynı hukuki sorumluluğa tabi kılındığı anlaşılmaktadır.

Sözüedilen Yasa hükümlerinde, açıkça göreve ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, esasen 85. maddedeki işletenin hukuki sorumluluğunun zarar gören üçüncü kişiler bakımından ele alınmış olması karşısında, işleten veya teşebbüs sahibi ile hizmet ilişkisi içinde bulunan araç sürücüsü veya diğer görevlilerin uğradıkları zararlardan dolayı hukuki sorumluluğun genel hükümlere tabi olması doğaldır.

Nitekim, Karayolları Trafik Kanunu’nun hukuki sorumluluğa ilişkin diğer hükümlerinde, 85. madde kapsamı dışında kalan hallerde genel hükümlerin uygulanacağına işaret edilmiş olup, işleten veya teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğunun, zarargören görevliler ile arasındaki hizmet ilişkisinin, özel hukuk ilişkisi olması halinde özel hukuk ilke ve kurallarına; idare hukuku ilişkisi olması halinde ise idare hukuku ilke ve kurallarına tabi olacağında duraksamaya yer yoktur.

Belirtilen duruma göre, kamu kurumuna ait motorlu aracın kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla işletilmesi sırasında bir kamu görevlisinin yaralanması ya da ölmesi nedeniyle uğranılan zararlardan dolayı, idarenin hizmet kusuru ya da objektif sorumluluk esasları çerçevesinde sorumlu olup olmadığının yargısal denetiminin, idari eylemden doğan zararların giderilmesi için 2577 sayılı İ.Y.U.K.’nun 2/1-b. maddesine göre açılacak bir tam yargı davası kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısının başvurusunun kabulü ile Asliye Hukuk Mahkemesi’nin davalı idarenin görev itirazının reddine ilişkin kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 13.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23.10.2003 gün ve E:2003/74 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 3.5.2004 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/23

Karar No: 2004/22

Tarihi :3.5.2004

(Hukuk Bölümü)

 

 

ÖZET :2247 sayılı Yasa’nın 10. ve 12. maddelerinde öngörülen yönteme uymayan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk.

 

K A R A R

 

 

Davacı

: M. D.

 

Davalı

: Türk Telekomünikasyon A.Ş.

 

Vekili

: Av. G. S., Av. A.K.

 

O L A Y : Sözleşmeli personel statüsünde teknisyen olarak çalışan davacı, iş mevzuatına geçirilmeden 399 sayılı KHK.’ye tabi tekniker kadrosu verilmesi için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle, 1.10.2003 gününde idari yargı yerinde dava açmıştır.

Davalı Şirket vekillerince, birinci savunma dilekçesinde, Şirketin 233 sayılı KHK. ekindeki kuruluşlar listesinden çıkarıldığı ve özel hukuk hükümlerine tabi Anonim Şirket statüsüne kavuşturulduğu öne sürülerek görev itirazında bulunulmuştur.

KAYSERİ İDARE MAHKEMESİ; 12.12.2003 gün ve E:2003/1338 sayı ile, davacının 399 sayılı KHK.’ye tabi sözleşmeli personel statüsünde görev yaptığı ve Kuruluş hisselerindeki kamu payının %50’nin üzerinde olduğu anlaşıldığından davanın görüm ve çözümünün idare mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle, davalı idarenin görev itirazını reddederek görevlilik kararı vermiştir.

Davalı Şirket vekillerince, 26.12.2003 gününde İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçe ile, olumlu görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M.Lütfü ÜÇKARDEŞLER, Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 3/5/2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim İsa YEĞENOĞLU’nun 2247 sayılı Yasada öngörülen yönteme uymayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Nevzat ÖZGÜR’ün başvurunun reddi gerektiğine ilişkin yazılı düşünceler doğrultusundaki açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un “Olumlu görev uyuşmazlığı çıkarma” başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında, görev uyuşmazlığı çıkarma: adli, idari ve askeri yargı merciinde açılmış olan davada ileri sürülen görev itirazının reddi üzerine ilgili Başsavcı tarafından görev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesinden istenmesi olarak tanımlanmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasında, uyuşmazlık çıkarmaya yetkili makamın, reddedilen görevsizlik itirazı adli yargı yararına ileri sürülmüş ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, idari yargı yararına ileri sürülmüş ise Danıştay Başsavcısı, askeri ceza yargısı yararına ileri sürülmüş ise Askeri Yargıtay Başsavcısı ve askeri idari yargı yararına ileri sürülmüş ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı olduğuna işaret edilmiş; anılan Yasa’nın 12. maddesinin birinci fıkrasında, “Görev itirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddine ilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararın tebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açık bulunan ceza davalarında ise ret kararının kesinleştiği tarihten başlayarak on beş gün içinde, uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyi itirazı reddeden yargı merciine verir.” ve üçüncü fıkrasında “Yargı mercii, itiraz dilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararını kaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde kendisine verilen dilekçeyi, alınan cevabı ve varsa belgeleriyle birlikte görevsizlik itirazının reddine ilişkin karar ile dayanağı belgenin asıl veya örneklerini uyuşmazlık çıkarmak isteminde bulunmaya yetkili makama gönderir.” denilmiştir. Takibeden 13. maddede ise “Uyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili makamca yapılacak işlemler” düzenlenmiş olup, buna göre, uyuşmazlık çıkarma konusundaki dilekçe ile ekleri kendisine ulaşan yetkili makam (ilgili Başsavcı), uyuşmazlık çıkarmaya yer olmadığı sonucuna varırsa, istemin reddine karar verir; uyuşmazlık çıkarılmasını gerekli gördüğü durumda ise, gerekçeli düşünce yazısını, kendisine gönderilen dilekçe ve ekleriyle birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne yollar ve ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurduğunu ilgili yargı merciine hemen bildirir.

Anılan Yasa hükümleri ile, belirtilen yargı mercilerinden birinde açılmış olan bir davanın görülmesi sırasında yapılan görev itirazının reddi üzerine, ilgili Başsavcı tarafından görevli bulunduğu kendi yargı düzeninin görev alanına vaki müdahalenin önlenebilmesini sağlamak için konunun Uyuşmazlık Mahkemesi’ne götürülmesi suretiyle davanın henüz başlangıç safhasında iken görev sorununun çözüme kavuşturulması amaçlanmış; bu yönteme göre uyuşmazlık çıkarma isteminde bulunma yetkisi ise, görev itirazı yararına ileri sürülen yargı düzeninde yer alan Yüksek Mahkemenin Başsavcısına tanınmış bulunmaktadır.

Olayda, davalı Şirket vekillerince, usulüne uygun şekilde görev itirazında bulunulmuş ise de, İdare Mahkemesince itiraz reddedilerek görevlilik kararı verilmesi ve bunun tebliğ edilmesi üzerine, anılan Yasa’nın 12/1. maddesinde öngörülen şekilde yetkili makama (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına) sunulmak üzere dilekçe verilmeyip, uyuşmazlığın giderilmesi için doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurulmuştur.

Belirtilen durum karşısında ve 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesinin “Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder.” hükmü uyarınca, aynı Yasa’nın 10. ve 12. maddelerinde öngörülen yönteme uymayan başvurunun reddi gerekmektedir.

SONUÇ : 2247 sayılı Yasa’nın 10 ve 12. maddelerinde öngörülen yönteme uymayan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca REDDİNE, 3.5.2004 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/24

Karar No: 2004/23

Tarihi :3.5.2004

(Hukuk Bölümü)

 

 

 

ÖZET :2247 sayılı Yasa’nın 1. maddesine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk.

 K A R A R

 

Davacı

: E. K.

 

Vekili

: Av. L. B.

 

Davalı

: R. Y.

 

O L A Y : Bir kira dönemi içinde iki haklı ihtara rağmen kira bedelini ödemeyen davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.

KOCAALİ SULH HUKUK MAHKEMESİ; 18.4.2003 gün ve E:2003/32, K:2003/76 sayı ile, tarafların ortak murisi olan babalarından intikal eden dava konusu taşınmazın taksim sonucu hangi tarafta kaldığı hususundaki anlaşmazlık nedeniyle davanın el atmanın önlenmesi şeklinde mütalaa edilmesi ve görevli mahkemenin de dava konusu taşınmazın değerine göre belirlenmesi gerektiği, tarafların beyan ve kabulüne göre taşınmazın değeri 15.000.000.000.-TL. olduğundan Mahkemenin bakmakla görevli bulunduğu miktarın üzerinde kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Davacı vekilinin dilekçesi üzerine dosyanın gönderildiği KOCAALİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 23.9.2003 gün ve E:2003/104, K:2003/149 sayı ile, evin mülkiyeti konusunda taraflar arasında herhangi bir dava bulunmayıp, iki haklı ihtar sebebine dayalı tahliye davasına bakma görevinin sulh hukuk mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Kocaali Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiş; bu karar da temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Davacı vekilince, 21.1.2004 günlü dilekçe ile, görev yönünden yetkili mahkemenin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesi istenmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M.Lütfü ÜÇKARDEŞLER, Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 3/5/2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim İsa YEĞENOĞLU’nun 2247 sayılı Yasada öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Nevzat ÖZGÜR’ün başvurunun reddi gerektiğine ilişkin yazılı düşünceler doğrultusundaki açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'un “Mahkemenin Görevi” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasına göre, Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu Kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.

Buna göre, Uyuşmazlık Mahkemesi; adli , idari ve askeri yargı düzenlerinden en az ikisine dahil yargı yerlerince verilen kararlar arasında doğan görev ve hüküm uyuşmazlıklarını çözmekle yetkili ve görevlidir.

Olayda, giderilmesi istenen uyuşmazlığa konu edilen Kocaali Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesi kararı aynı yargı düzenine dahil yargı yerlerine ait olup, HUMK. 25. maddesi kapsamındaki bu uyuşmazlığın çözümü Yargıtay’ın görevine girdiğinden,ortada 2247 sayılı Yasa’nın 1. maddesinde Uyuşmazlık Mahkemesi’nce çözümlenmesi öngörülen bir görev uyuşmazlığı bulunmamaktadır.

Belirtilen nedenlerle, 2247 sayılı Yasa’nın 1. maddesine uygun bulunmayan başvurunun, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca reddi gerekmektedir.

SONUÇ :2247 sayılı Yasa’nın 1. maddesine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca REDDİNE, 3.5.2004 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/41

Karar No: 2004/32

Tarihi :3.5.2004

(Hukuk Bölümü)

 

 

ÖZET :2247 sayılı Yasa’nın 12. maddesinde öngörülen süre geçirildikten sonra yapılan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk. 

K A R A R

 

Davacı

: C. Ç. ve Arkadaşları

 

Vekili

: Av. S. N.A.

 

Davalı

: TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü

 

Vekili

: Av. S. Ç.

 

O L A Y : Davacılar vekilince, hemzemin geçitte trenin çarptığı aracın sürücüsü olan müvekkillerinin murisi Ayhan Çağlar’ın ölümü nedeniyle davalı İşletme aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle; karşı davacı İşletme vekilince ise, cevap dilekçesinde görev itirazında bulunulmuş ve ayrıca karşı davalılar aleyhine tren tehir tazminatı istemiyle, adli yargı yerinde dava açılmıştır.

ANKARA 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 6.11.2002 gün ve E:2002/567, K:2002/787 sayı ile, dava ve karşı davada idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.

Anılan kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ; 24.4.2003 gün ve E:2002/14764, K:2003/5288 sayı ile, “... uyuşmazlığın Karayolları Trafik Yasası’ndaki hükümler uyarınca çözümlenmesi gerektiği, anılan Yasa’nın kapsamındaki eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözüm yerinin de adliye mahkemeleri olduğu düşünülerek işin esasına bakılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle Mahkeme kararını bozmuştur.

ANKARA 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 7.10.2003 günlü celsesinde E:2003/719 sayı ile, “Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilip tefhimle devam olundu.

Davacı vekili; delillerimizi sunalım dedi.

Davalı vekili; Danıştay Başsavcılığına başvuruda bulunup uyuşmazlık çıkartacağız mehil isterim dedi.

GD/

(...)

4. Davalı idare vekilince Danıştay Başsavcılığına başvuruda bulunma talebi doğrultusunda karar alması için duruşma gününe kadar süre verilmesine, duruşmanın 18.11.2003 günü saat (...)’e ertelenmesine karar” vermiştir.

Davalı İşletme vekilince, 30.1.2004 günü Mahkeme kaydına giren ve olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemini içeren dilekçe ile, Danıştay Başsavcılığına başvuruda bulunulmuştur.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Davalı idarenin yürütmekle görevli olduğu kamu hizmetinin gereği gibi yapılmamasından dolayı uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkin bulunan davada, Anayasa’nın 125. ve 2577 sayılı İYUK.’nun 2/1-b. maddesi uyarınca idari yargının görevli olduğundan bahisle idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkarmış ve görev konusunun incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesi’nden istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M.Lütfü ÜÇKARDEŞLER, Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 3/5/2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim İsa YEĞENOĞLU’nun 2247 sayılı Yasada öngörülen süresinde ileri sürülmeyen başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin başvurunun reddi gerektiğine ve Danıştay Savcısı Nevzat ÖZGÜR’ün ise işin esasına gerilerek davada idari yargının görevli olduğuna ilişkin yazılı düşünceler doğrultusundaki açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasında “Görev uyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri yargı merciinde açılmış olan davada ileri sürülen görev itirazının reddi üzerine ilgili Başsavcı tarafından görev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesinden istenmesidir.” tanımına yer verilmiş; aynı maddenin ikinci fıkrasında “Yetkili Başsavcının Uyuşmazlık Mahkemesinden istekte bulunabilmesi için, görev itirazının,hukuk mahkemelerinde en geç birinci oturumda, ceza mahkemelerinde delillerin ikamesine başlamadan önce; idari yargı yerlerinde de dilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmış olması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevli olduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır.” denilmiş ve üçüncü fıkrasında “Görev itirazının yargı merciince yerinde görülerek görevsizlik kararı verilmesi halinde, görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesince incelenebilmesi, temyizen bu kararın bozulmuş ve yargı merciince de bozmaya uyularak görevli olduğuna karar verilmiş bulunmasına bağlıdır.” kuralı yer almıştır.

Öte yandan, anılan Yasa’nın 12. maddesinin birinci fıkrasında “Görev itirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddine ilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararın tebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açık bulunan ceza davalarında ise ret kararının kesinleştiği tarihten başlayarak on beş gün içinde, uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyi itirazı reddeden yargı merciine verir.” hükmü yer almıştır.

Anılan düzenlemelere göre, hukuk alanında, görev itirazının yargı merciince yerinde görülerek görevsizlik kararı verilmesi halinde görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesince incelenebilmesi için: temyizen bu kararın bozulmuş ve yargı merciince de bozmaya uyularak görevli olduğu yolunda karar verilmiş olması ve bunun yanısıra görevlilik kararının verildiği tarihten, şayet bu kararın tebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden başlayarak on beş gün içinde, uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçenin görevlilik kararı veren yargı merciine verilmiş bulunması gerekmektedir.

Olayda, inceleme konusu dava ve karşı davada: davalı ve karşı davacı TCDD İşletmesi vekilince, birinci savunma ve karşılık dava dilekçesinde görev itirazında bulunulduğu; Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiği; ancak, bu kararın temyiz incelemesi yapan Yargıtay’ca bozulması üzerine Asliye Hukuk Mahkemesince, 7.10.2003 günlü celsesinde, bozmaya uyulmak suretiyle görevlilik kararı verildiği ve bu kararın tarafların vekillerine tefhim olunduğu; davalı ve karşı davacı TCDD İşletmesi vekilinin olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle Danıştay Başsavcılığına sunulmak üzere verdiği dilekçenin, 30.1.2004 günü mahkeme kaydına girdiği, başvuru dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden anlaşılmaktadır.

Bu duruma göre, Asliye Hukuk Mahkemesince, görevsizlik kararının Yargıtay’ca bozulması üzerine bozma kararına uyulmak suretiyle görevlilik kararı verilmiş ise de, görev uyuşmazlığı çıkarılması istemini içeren dilekçenin görevlilik kararının tefhim olunduğu 7.10.2003 tarihinden çok sonra 30.1.2004 tarihinde mahkeme kaydına girmiş olması karşısında, anılan Yasa’nın 12. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen on beş günlük sürenin geçirilmiş bulunduğu; diğer taraftan, görev uyuşmazlığına ilişkin özel düzenlemede öngörülmeyen biçimde uyuşmazlık çıkarılması için yargı merciinden mehil istenilmiş olmasının bu süreyi durdurmayacağı tartışmasızdır.

Açıklanan nedenlerle ve 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder.”hükmü uyarınca başvurunun reddi gerekmektedir.

SONUÇ : 2247 sayılı Yasa’nın 12. maddesinde öngörülen süre geçirildikten sonra yapılan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca REDDİNE, 3.5.2004 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/3

Karar No: 2004/10

Tarihi :3.5.2004

(Ceza Bölümü)

 

 

ÖZET : Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memuru (sivil memur) hakkında “zimmet” suçu nedeniyle açılan kamu davasının ASKERİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

 

K A R A R

 

 

Davacı

: K.H.

 

Sanık

: U.T.

 

O L A Y : Narlıdere İs. Ok. ve Eğt. Mrk. K.lığı Kreş ve Gündüzbakımevi İdari ve Mali İşler memuru olarak görevli olup, kreşe ait banka hesabından para çekmeye de yetkisi bulunan sivil memur sanık Uğur Tok’un, 3.11.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde bankadan toplam 957.784.425.-TL çekip gerekli ödemeleri yaptıktan sonra 469.961.435.-TL paranın zimmetinde kaldığı, 15.11.1999 tarihinden itibaren işe gelmediği, zimmetindeki parayı teslim etmediği, böylece zimmet suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 202/1, 4, 219/3,4. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 9.3.2000 gün ve E:2000/414, K:2000/374 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, yüklenen eylemin hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, sanığın bu suç nedeniyle cezalandırılmasına karar vermiş, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 5. Ceza Dairesi, yüklenen eylemin Askeri Ceza Kanunu’nun 131. maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

İZMİR 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ: 18.7.2002 gün ve E:2002/326, K:2002/280 sayıyla; bozma ilamındaki hususları tekrar ederek, yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, karar, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin onama kararı ile kesinleşerek, dava dosyası, Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

EGE ORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ : 24.9.2003 gün ve 2003/537, K:2003/573 sayıyla; sanığın suç tarihinde “asker kişi” sıfatını taşıdığı, ancak Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinin ikinci bendinde, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatlarının 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 115. maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlı olduğunun belirtilmesi karşısında, sivil memurların askeri itaat ve inkiyadı bozan suçları, (emre itaatsizlikte ısrar, amire saygısızlık ve amire fiilen taarruz gibi) işleyebilecekleri, bu eylemler dışında kalan suçlar açısından sivil şahıs konumunda kabul edilecekleri, bu nedenle sivil memur olan sanığın Askeri Ceza Kanunu’nun 131. maddesinde düzenlenen zimmet suçunu işleyemeyeceği, ancak Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen zimmet suçunu işleyebileceği, bu durumda da yüklenen suç askeri suç olmadığından ve yargılama aşamasında sanığın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesildiğinden 353 sayılı Yasa’nın 17. maddesi uyarınca yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Ege Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Hasan DENGİZ, M. Sadık LİMAN’ın katılımlarıyla yapılan 3.5.2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde askeri yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Kürşad Veli EREN'in, davanın çözümünün askeri yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME:

Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmemiştir. Adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuştur. Esasa ilişkin inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.

Aynı Yasa’nın 17. maddesinde, “Askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun, askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmektedir.

Askeri Ceza Kanunu’nun 4551 sayılı Yasa ile değişik 3. maddesinde; “Askeri şahıslar; Mareşalden asteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman jandarma ve uzman erbaşlar, erbaş ve erler ile askeri öğrencilerdir.

Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatları, 4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 115 nci maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlıdır” hükmüne yer verilmektedir.

211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 115. maddesi (b) bendinde, “Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri âmirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilafına hareket edenler askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olurlar” hükmü yer almakta olup, aynı Kanun’un 14. maddesi ikinci bendinde “Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez,haddini aşamaz. İcradan doğacak mesuliyetler emri verene aittir.” denilmektedir. Açıklanan madde hükümlerinden anlaşılacağı üzere, sırf askerlerin işleyecekleri suçlar hariç (firar, izin tecavüzü gibi), asker kişilerin işleyecekleri suçları işledikleri zaman, sivil personele de Askeri Ceza Kanunu’nun uygulanması gerekmektedir.

Askeri Ceza Kanunu’nun 131. maddesinde; “Askeri bir hizmet yaparken veya vazifeyi suiistimal ederek bir hizmet veya vazifeden ötürü tevdi veya emanet edilmiş olan para veya kıymeti ne olursa olsun bir eşyayı yahut kendisine tevdi veya emanet edilmiş olmasa bile her türlü askeri erzak, eşya ve hayvanları çalanlar veya zimmetine geçirenler, yahut ihtilâs edenler veya satanlar, yahut rehine verenler ve bunları bilerek satın alanlar veya rehin kabul edenler veya gizliyenler beş seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılırlar.” hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, sanığın 30.12.1999 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, görevsizlik kararı veren askeri yargı yerince sivil memur olan sanık hakkında Askeri Ceza Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesine yer verilmiş ise de; yukarıda açıklanan nedenlerle suç tarihinde “asker kişi” statüsünde bulunan sanık hakkında Askeri Ceza Kanunu hükümlerinin uygulanabileceği, böylece yüklenen eylemin “askeri suç” olduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu durumda, 353 sayılı Yasa’nın 17. maddesi hükmü uyarınca, yüklenen suçun askeri suç olması nedeniyle askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi askeri mahkemenin görevini değiştirmeyeceğinden, davanın askeri yargı yerinde görülmesi ve Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ASKERİ yargı yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin 24.9.2003 günlü ve E:2003/537, K:2003/573 sayılı görevsizlik KARARININ kaldırılmasına, 3.5.2004 günü KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/11

Karar No: 2004/11

Tarihi :3.5.2004

(Ceza Bölümü)

 

 

ÖZET : Sağlık Kurulunca suç gününde askerliğe elverişli olmadığına karar verilen sanığın, 353 sayılı Yasa’nın 11 ve 1632 sayılı Yasa’nın Ek-6. maddeleri kapsamında bulunmayan suçu nedeniyle açılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

 

K A R A R 

 

 

Davacı

: K.H.

 

Sanık

: S. Ç.

O L A Y : Lüleburgaz/Kırklareli 65. Mknz. P. Tug. Komutanlığı emrinde görevli sanık P. Er Serdal Çetinoğlu'nun, 29.12.2001 günü, bunalıma girmesi nedeniyle koğuş binasının üç adet pencere camını, koğuş girişindeki dört adet büyük camı ve bir adet ayna camını kasten kırdığı, olay nedeniyle 92.900.000.-TL tutarında hazine zararı oluştuğu, böylece, sanığın askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 130/1, 3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle 5. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 11.3.2002 gün ve E:2002/502, K:2002/203 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

5. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ:20.3.2003 gün ve

E:2003/176,K:2003/184 sayıyla; sanığın, suç tarihinde askerliğe elverişsiz olduğu dosyadaki sağlık kurulu raporu ile belirlenmiş bulunduğundan,yüklenen eylemin Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen nas-ı ızrar suçunu oluşturabileceği, terhis edilmesiyle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin de kesildiği açıklanarak yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

LÜLEBURGAZ ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 26.5.2003 gün ve E:2003/446, K:2003/475 sayıyla; sanığın suç tarihinde asker olduğu ve yüklenen eylemin de Askeri Ceza Kanunu'nda düzenlenen suçlardan olması nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderil-miştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Hasan DENGİZ, M. Sadık LİMAN’ın katılımlarıyla yapılan 3.5.2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Kürşad Veli EREN'in, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME:

Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmemiştir. Askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuştur. Esasa ilişkin inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, görevsizlik kararı veren adli yargı yerince, sanığın suç tarihinde fiilen asker kişi olduğu ve yüklenen suçun da Askeri Ceza Kanunu'nda düzenlenen suçlardan bulunduğu gerekçesine yer verilmiş ise de, dosya içinde bulunan GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanlığı'nca 3.6.2002 gün ve 3683 numaralı Sağlık Kurulu Raporu ile sanık hakkında "sağ radiyal sinir lezyonu" teşhisi konulup "askerliğe elverişli değildir" kararı alındığı, yine aynı Komutanlıkça verilen 18.9.2002 gün ve 121 numaralı ek rapor ile askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihi olan 29.12.2001 tarihini kapsadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, Sağlık Kurulu Raporunun kapsam ve hukuki sonuçlarına göre, sanığın suç tarihinde "asker kişi" sıfatı kendiliğinden kalkmış sayılacağından, 353 sayılı Yasa'nın 9. maddesi anlamında "asker kişi" olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Olayda, 353 sayılı Yasa'nın asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanma koşullarını belirleyen 11. maddesi ve benzer düzenlemenin yer aldığı 1632 sayılı Askeri Ceza Yasası'nın Ek-6. maddesinde yazılı koşulların da bulunmaması nedeni ile davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi, bu nedenle Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ yargı yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.5.2003 günlü ve E:2003/446, K:2003/475 sayılı görevsizlik KARARININ kaldırılmasına, 3.5.2004 günü KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/12

Karar No: 2004/12

Tarihi :3.5.2004

(Ceza Bölümü)

 

 

ÖZET: Asker kişi sanık hakkında, Askeri Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçu nedeniyle açılan kamu davasının ASKERİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

 

K A R A R

 

 

Davacı

: K.H.

 

Sanık

: S. P.

O L A Y : Bitlis/Tatvan 6. Zrh. Tug. Ds. Kt. Ord. Bl. Komutanlığı emrinde görevli sanık Ord. Er Selman Polat'ın, 5.5.1998 ve öncesi tarihlerde, bu devletin askeri ve vatandaşı olunamayacağını, bu devlete hizmet edilemeyeceğini, bunun enayilik olduğunu, askere zorla getirildiğini, bu devletin silahını eline almamak için yemin ettiğini, verilen görevleri yapmamak için elinden geleni yaptığını, verilen yemekleri devletin yemeği diye yemediğini, kendisinin askerlik boyunca köle olduğunu çevresindeki askerlere sık sık söyleyerek askerlikten duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdiği, böylece, hoşnutsuzluk yaratmak suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü Ve Disiplin Suç Ve Cezaları Hakkında Kanun'un 57. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle 6. Zırhlı Tugay Komutanlığı'nın 1.6.1998 gün ve E:1998/65, K:1998/58 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

6. Zırhlı Tugay Komutanlığı Disiplin Mahkemesi’nin, yüklenen eylemin halkı askerlikten soğutmak için telkinatta bulunmak, T.C. Devletinin manevi şahsiyetini alenen tahkir ve tezyif etmek suçlarını oluşturacağı ileri sürülerek, görevsizlik kararı vermesi üzerine, dava dosyası, 21. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne gönderilmiş, bu Mahkemece, yüklenen eylemin Askeri Ceza Kanunu'nun 58. maddesi delaletiyle Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesinde düzenlenen Milli Mukavemeti kırmak suçunu oluşturabileceği ileri sürülerek yetkisizlik kararı verilmiş, dava dosyası, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi'ne gönderilmiştir.

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 13.8.2003 gün ve E:2003/6,K:2003/192 sayıyla; Askeri Ceza Kanunu'nun 58. maddesinde, 4963 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile yapılan değişiklik nedeniyle, barış zamanında işlenen bu suçlarla ilgili davalara Askeri Mahkemelerde bakılamayacağı, sanığın yargılama aşamasında terhis edilmesi ve 353 sayılı Yasa'nın 17. maddesinde yer alan "ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması" cümlesinin Anayasa Mahkemesi'nce, iptal edilmiş olması nedeniyle sanığın suç tarihinde asker olmasının bir öneminin kalmadığı, gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Van 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne gönderilmiştir.

VAN 2 NOLU DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ: 3.12.2003 gün ve E:2003/193, K:2003/195 sayıyla; yüklenen eylemin, Askeri Ceza Kanunu'nda düzenlenen bir suç olduğu, suçun sanığın askerlik görevini ifa ettiği "asker kişi" olduğu sırada işlendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Hasan DENGİZ, M. Sadık LİMAN’ın katılımlarıyla yapılan 3.5.2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde askeri yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Kürşad Veli EREN'in, davanın çözümünün askeri yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME:

Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmemiştir. Askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuştur. Esasa ilişkin inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Milli mukavemeti kırmak " başlığı altında düzenlenen 58. maddesinde; " Her kim, Türk Ceza Kanununun 153, 161 inci maddelerinde yazılı suçlardan birisini ve 155 inci maddede yazılı halkı askerlikten soğutmak yolunda neşriyatta ve telkinatta bulunmak ve nutuk irat etmek fiillerini işleyecek olursa milli mukavemeti kırmak cürmünden dolayı mezkûr maddelerde gösterilen cezalarla cezalandırılır" hükmü yer almakta, böylece yüklenen suç atıf suretiyle askeri suç haline getirilmiş olmaktadır.

353 sayılı Yasa'nın asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanma koşullarını belirleyen 11. maddesinde, 4963 sayılı Yasa ile "Askeri Ceza Kanununun 58 inci maddesinde yazılı suçların, barış zamanında asker olmayan kişiler tarafından işlenmesi halinde, bu suçlara ilişkin davalar askeri mahkemelerde görülmez" fıkrası eklenerek değişiklik yapılmıştır.

Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmektedir.

Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile maddenin ikinci tümcesinde yer alan "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." sözcükleri iptal edilmiştir.

Bu duruma göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesiyle birlikte sanığa yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, askeri yargı yerince sözü edilen iptal kararı nedeniyle sanığın suç tarihinde asker kişi olmasının öneminin kalmadığı gerekçesine yer verilmiş ise de, 353 sayılı Yasa'nın 17. maddesinde, yüklenen suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.

Somut olayda, suç tarihinde asker kişi olan sanığın eyleminin, her iki yerel Mahkemece de Askeri Ceza Kanunu’nun 58. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu kabul edilerek verilen görevsizlik kararları mevcut olup, sanığın yargılama aşamasında terhis edildiği dosya içindeki bilgilerden anlaşılmaktadır. Ancak yüklenen eylemin askeri suç olduğu kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle, davanın askeri yargı yerinde çözümlenmesi ve Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ASKERİ yargı yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi'nin 13.8.2003 günlü ve E:2003/6, K:2003/192 sayılı görevsizlik KARARININ kaldırılmasına, 3.5.2004 günü KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/17

Karar No: 2004/16

Tarihi :3.5.2004

(Ceza Bölümü)

 

ÖZET: Mülki görevlerine girmesi nedeniyle; asker kişi sanıklar hakkında Askeri Ceza Kanunu’nun 87/1. maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

 

Davacı

: K.H.

 

Sanıklar

: 1- O. K.

   

2- H. A.

 

O L A Y : Tatvan Merkez Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde görevli sanıklar J.Er Orhan Korkmaz ile Hasan Arslan'ın, alkollü içki kullanmanın yasak olduğu yönündeki hizmet emri kendilerine evvelce tebliğ edildiği halde, 5.11.2002 günü 02.00 - 04.00 saatleri arasında Tatvan A Tipi Kapalı Cezaevinde dış emniyet ve muhafaza nöbetçisi olarak görevlendirildikleri sırada, önceden temin ettikleri alkollü içkiyi, nöbet sırasında içtikleri, böylece, emre itaatsizlikte ısrar suçunu işledikleri ileri sürülerek, eylemlerine uyan Askeri Ceza Kanunu'nun 87/1. maddesinin birinci cümlesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'nın 25.2.2003 gün ve E:2003/305, K:2003/101 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

JANDARMA ASAYİŞ KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 20.5.2003 gün ve E:2003/662, K:2003/215 sayıyla; ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korumalarını yapma görevinin sanıklara kanunla özel olarak verilmiş mülki (idari) görevlerden olduğu açıklanıp, Askeri Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin konuya ilişkin emsal kararlarına da dayanarak, yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası Tatvan Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmiştir.

TATVAN ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 20.10.2003 gün ve E:2003/213, K:2003/200 sayıyla; sanıklara yüklenen eylem ile ilgili olarak Askeri Ceza Kanunu dışında hiç bir ceza yasasında düzenlenen suç bulunmadığı gibi yüklenen suçun askeri suç olması nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine, dava dosyası, kendisine gelmekle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Hasan DENGİZ, M. Sadık LİMAN’ın katılımlarıyla yapılan 3.5.2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Kürşad Veli EREN'in, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME:

Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmemiştir. Askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuştur. Esasa ilişkin inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.

Sanıklar, Jandarma Personeli olduklarına göre, Jandarmanın hangi nitelikteki görevler ile görevlendirildiğine ilişkin yasal düzenlemenin göz önünde tutulması, suça konu olayın meydana geldiği sırada yerine getirilmekte olan görevin ise, Yasa'da belirtilen görevlerden hangisine uygun olduğunun incelenmesi gerekmektedir.

2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev Ve Yetkileri Kanunu’nun 7. maddesinde, Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevleri:

  1. Mülki görevleri;

    Emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak,

    Kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak,

  2. Adli görevleri;

    İşlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara

    ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek,

  3. Askeri görevleri;

    Askeri kanun ve nizamların gereği görevlerle Genelkurmay Başkanlığı'nca

    verilen görevleri yapmak,

  4. Diğer görevleri;

Yukarıda belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin

icrası ile bunlara dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak, şeklinde sayılmıştır.

Jandarma Teşkilatı Görev Ve Yetkileri Yönetmeliğinin "Mülki Görevlerin Genel Esasları" başlığı altında düzenlenen "Mülki Görevleri Esasları" başlığı altında yer alan 45. maddesinin (h) bendinde, Jandarma "Ceza infaz kurumlarının ve tutukevlerinin dış korumalarını sağlayıcı önlemleri alır. Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleriyle muhafazalarını sağlar" denilmekte, aynı Yönetmeliğin, "Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevlerinin Dış Korunması" başlığı altında yer alan 65. maddesinde,"Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevlerinin dış korunması Jandarmaya aittir. Bu yerlerde görev alacak birliklerin teşkilat, konuş ve kuruluşu Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevlerinin özellikleri dikkate alınarak Jandarmanın kendi kuruluş ve kadrolarında gösterilir.

Ceza İnfaz Kurumu ve tutukevlerinin korunmasına memur edilen Jandarmanın görevi; dışarıdan emniyet ve koruma tedbirleri almak, tutuklu ve hükümlülerin kaçmalarına meydan vermemekten ibarettir. Jandarmaların hükümlü ve tutuklularla görüşmeleri ve ilişki kurmaları, Ceza İnfaz Kurum ve tutukevinin içindeki işlere karışmaları yasaktır. Ceza İnfaz Kurumu ve tutukevinin içinde burada görevli olanlarca bastırılamayacak genel bir hareket ve kargaşa meydana geldiğinde Ceza İnfaz Kurum ve tutukevi müdürü veya vekili veya gardiyanların başvurusu üzerine Jandarma olaya müdahale ederek sükunu sağlar.

Muhafız Jandarmalar hiçbir şekilde Ceza İnfaz Kurumu ve tutukevinin iç işlerinde ve gardiyanlık görevlerinde kullanılamazlar.

Jandarmalar Ceza İnfaz Kurumu ve tutukevlerine girmesi yasak olan silah alet ve eşyanın bu yerlere sokulmasına engel olurlar.

Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevlerinin yetkili amir ve memurlarınca verilmiş izin ve Jandarma muhafazasında olmadıkça bu yerlerden hiçbir tutuklu ve hükümlü dışarıya gönderilemez" kuralı düzenlenmiş bulunmaktadır.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında; Tatvan Merkez Jandarma Komutanlığında görevli sanıkların, suç tarihinde 2803 sayılı Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca görevlendirildikleri, bu nedenle, verilen görevin Tatvan A Tipi Kapalı Cezaevi'nin dış korumasını yapmak olup, bu görevin de Jandarmanın mülki (idari) görevleri arasında yer aldığı açıktır.

2803 sayılı Yasa'nın 15. maddesinde, Jandarma personelinin askeri görevleri dışında kalan görevleri sırasında işledikleri suçlar nedeniyle adli yargı yerinde yargılanacakları kuralı düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu durumda, asker kişi sanıkların mülki görevleri sırasında işledikleri ileri sürülen suç nedeniyle adli yargı yerinde yargılanmaları gerekir.

Açıklanan nedenlerle, sanıklar hakkında açılan kamu davasının adli yargı yerinde görülmesi ve Tatvan Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ yargı yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Tatvan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20.10.2003 günlü ve E:2003/213, K:2003/200 sayılı görevsizlik KARARININ kaldırılmasına, 3.5.2004 günü KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

Sayfa Başı