SIRA SAYISI 1028

Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Plan ve Bütçe Komisyonu

Esas No.: 1/1119                6.12.2005

         Karar No.: 57

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Anayasanın 162 nci maddesi uyarınca, 17.10.2005 tarihinde 59. Hükümet tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan "2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı" ile "2006 Yılı Milli Bütçe Tahmin Raporu" Başkanlıkça 20.10.2005 tarihinde Komisyonumuza havale edilmiştir.

Bilindiği gibi, 10.12.2003 tarihinde kabul edilen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, devlet bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve denetlenmesi konularında köklü değişiklikler getirmiştir. Bu çerçevede, bütçe türleri yeniden tanımlanmış, genel ve katma bütçe ayrımına son verilerek; genel bütçe, özel bütçe, düzenleyici ve denetleyici kurum bütçesi, sosyal güvenlik kurumu bütçesi ve mahalli idare bütçesi şeklinde yeni bir ayrıma gidilmiştir. Söz konusu Kanuna göre, genel bütçe, özel bütçe ve düzenleyici ve denetleyici kurum bütçelerinden oluşan "Merkezi Yönetim Bütçesi" Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından karara bağlanacaktır. Başka bir deyişle, bugüne kadar genel bütçe kanunu ve katma bütçe kanunu adlarında iki ayrı bütçe kanunu görüşülürken, artık Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu adında tek bir bütçe kanunu görüşülecektir. 5018 sayılı Kanuna ekli listelerle Merkezi Yönetim Bütçesine dahil olan kuruluşlar belirlenmiştir. Böylece Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bütçeleri görüşülecek kurum ve kuruluş sayısı 2005 yılında; 34'ü genel bütçeli 64'ü katma bütçeli olmak üzere toplam 98 iken, 5018 sayılı Kanunla bu rakam; 52'si genel bütçe, 82'si özel bütçe, 8'i de düzenleyici ve denetleyici kurum bütçesi kapsamında olmak üzere toplam 142'ye ulaşmıştır.

 

 

 

 

I. MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI

1. TASARI VE GEREKÇESİ ÜZERİNDE YAPILAN ANALİZLER

2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının; uygulanmakta olan ekonomik programın ilke ve hedefleri doğrultusunda, kamu kesimi açıkları ile enflasyonun düşürülmesine, etkin bir bütçe politikasıyla; ekonomide dinamizmin artırılmasına ve reel ekonomide yaşanan canlanmanın sürdürülmesine katkıda bulunmak üzere, 5018 sayılı Kanuna uygun olarak hazırlandığı ve ödeneklerin kamu kurum ve kuruluşlarına tahsisinde hizmet önceliklerinin göz önüne alındığı anlaşılmaktadır.

• 2006 Yılı Bütçe Hedefleri

2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin temel hedefi, 2005 yılı bütçesinde olduğu gibi, kamu sektöründe mali disiplinin tavizsiz olarak uygulanması ve kamu yönetiminin kalitesinin artırılmasıdır.

Bu temel hedefe ulaşmak için belirlenen ayrıntılı hedefler ise;

- Enflasyonun yıl sonu itibarıyla TÜFE ve ÜFE'de yüzde 5 düzeyine düşürülmesi,

- Kamu sektörünün bütünü için belirlenen yüzde 6,5'luk faiz dışı fazla hedefinin gerçekleştirilmesine, merkezi yönetim bütçesinin azami derecede katkıda bulunması,

- Borçlanma politikasında etkinliğin sağlanması ve mali disiplin uygulamasıyla faiz harcamalarının GSMH'ya oranının yüzde 8,6'ya düşürülmesi,

- Bütçe açığındaki düşüş eğiliminin sürdürülmesi,

- Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi,

- Bütçe harcamalarının sağlam gelir kaynaklarına dayandırılması ve kaynak ile harcama dengesinin göz önünde bulundurulması,

- Kamu harcamalarında tasarrufun ve kalitenin artırılması,

- Bütçeler yoluyla makro ekonomik istikrarın sağlanmasına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunulması,

- Hesap verebilirliğin ve mali saydamlığın güçlendirilmesi ve mali disiplinin sürdürülmesi,

- Kaynak tahsisinin önceliklere göre yapılması,

- Kamu mali yönetiminde reformun sonuçlandırılması,

- Yatırıma ayrılan kaynakların öncelikli ve kısa sürede sonuç alınacak projelere yönlendirilmesi,

- Tarımda verimliliği ve üretimi teşvik edici bir destekleme politikasının oluşturulması,

şeklinde özetlenebilir.

• Temel Ekonomik Büyüklükler

2006 Yılında Temel Ekonomik Büyüklükler;

- GSMH, 539 milyar 870 milyon YTL,

- Büyüme oranı yüzde 5,

- GSMH deflatörü yüzde 6,

- Üretici Fiyat İndeksi (ÜFE) yıl sonu yüzde 5,

- Tüketici Fiyat İndeksi (TÜFE) yıl sonu yüzde 5,

- İhracat (FOB değeriyle) 79 milyar Dolar,

- İthalat (CİF değeriyle) 124,4 milyar Dolar,

olarak belirlenmiştir.

• Bütçeye İlişkin Yenilikler

5018 sayılı Kanunun bütçe sisteminde yaptığı değişiklikler doğrultusunda 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile getirilen yenilikler şunlardır:

- Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Merkezi Yönetim Bütçesine dahil edilmekle birlikte, bu kurumların mali özerkliği, bütçe kanununun bazı maddelerinin uygulamasında dikkate alınmaktadır.

- Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumların finansman durumlarını gösterir cetveller Tasarıya eklenmiştir.

- Vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri ile benzer uygulamalar nedeniyle vazgeçilen vergi gelirlerine ilişkin tahminler ve bunların dayandığı  hükümlere yer verilmiştir.

- Harcama sisteminin değişmesi nedeniyle vize işlemlerine ilişkin düzenlemeler tasarı metninden ve ekli cetvellerden çıkarılmıştır.

- Bütçe gerekçesinde mahalli idarelerin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bütçe büyüklüklerine yer verilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulmuştur.

- Bütçe yılını izleyen iki yılın gider ve gelir tahminlerine yer verilmiştir.

• Bütçe Hedeflerine Ulaşılabilmesi İçin Alınan Önlemler

Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısında, mali disiplinin sürdürülmesi ve bütçe hedeflerine ulaşılabilmesi için bazı önlemlere yer verilmiştir. Bu önlemleri;

- Kural olarak 2006 yılı yatırım programına ek yatırım cetvellerinde yer almayan projelere harcama yapılmaması,

- Taşıt alımının ancak çok acil ve zorunlu hallere mahsus olmak üzere ve Bakanlar Kurulu Kararıyla yapılması,

- Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin kendi bütçeleri içinde, aktarma yapılacak ödenekten bu ödeneğin ancak yüzde 20'si oranında aktarma yapabilmeleri,

- 2006 yılında 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre sağlanacak gerekli imkan limitinin 3 milyar ABD Dolarını aşmaması,

- 2006 yılında başlangıç ödeneklerinin yüzde 1'ine kadar ikrazen Özel Tertip Devlet İç Borçlanma senedi ihraç edilebilmesi,

- Personel açıktan atama ve nakil  sayıları toplamının, Bütçe Kanununda belirtilen kamu idarelerinden çeşitli nedenlerle ayrılan personel sayısının yüzde 80'ini aşmaması, ihtiyaç halinde bu idareler için verilecek atama  izninin 21.000 adetle sınırlandırılması,

- Kamu idarelerince işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, kreş, spor tesisi gibi sosyal tesislerin giderlerinin bu tesislerin işletme gelirleriyle karşılanması,

şeklinde ortaya koymak mümkündür.

• 2006 Yılı Bütçe Ödenekleri

2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile; genel bütçeli kamu idarelerine 170.148.105.052 YTL, özel bütçeli kamu idarelerine 11.302.981.361 YTL, düzenleyici ve denetleyici kurumlara 541.141.341 YTL ödenek tahsis edilmesi öngörülmüştür. Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumlar için öngörülen 7.652.237.552 YTL Hazine yardımı düşüldüğünde konsolide edilmiş Merkezi Yönetim Bütçesinin büyüklüğünün 174.339.990.202 YTL olduğu anlaşılmaktadır.

2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ödeneklerinin ekonomik ayrımı incelendiğinde;

- 36 milyar 9 milyon 944 bin 918 YTL'sinin personel giderlerine,

- 4 milyar 974 milyon 632 bin 557 YTL'sinin sosyal güvenlik kurumlarına Devlet primi giderlerine,

- 17 milyar 721 milyon 728 bin 464 YTL'sinin mal ve hizmet alım giderlerine,

- 46 milyar 260 milyon 25 bin YTL'sinin faiz giderlerine,

- 49 milyar 136 milyon 718 bin 668 YTL'sinin cari transferlere,

- 12 milyar 451 milyon 217 bin 595 YTL'sinin sermaye giderlerine,

- 1 milyar 833 milyon 428 bin YTL'sinin sermaye transferlerine,

- 4 milyar 252 milyon 200 bin YTL'sinin borç vermelere,

- 1 milyar 700 milyon 95 bin YTL'sinin yedek ödeneğe,

tahsis edildiği görülmektedir.

Bütçe ödeneklerinin fonksiyonel dağılımı incelendiğinde ise;

- 72 milyar 612 milyon 255 bin 511 YTL'sinin genel kamu hizmetlerine,

- 11 milyar 953 milyon 266 bin 958 YTL'sinin savunma hizmetlerine,

- 10 milyar 199 milyon 991 bin 823 YTL'sinin kamu düzeni ve güvenlik hizmetlerine,

- 19 milyar 557 milyon 602 bin 593 YTL'sinin ekonomik işler ve hizmetlere,

- 124 milyon 649 bin 721 YTL'sinin çevre koruma hizmetlerine,

- 2 milyar 758 milyon 797 bin 357 YTL'sinin iskan ve toplum refahı hizmetlerine,

- 8 milyar 134 milyon 910 bin 614 YTL'sinin sağlık hizmetlerine,

- 2 milyar 599 milyon 945 bin 155 YTL'sinin dinlenme, kültür ve din hizmetlerine,

- 21 milyar 552 milyon 108 bin 200 YTL'sinin eğitim hizmetlerine,

- 24 milyar 846 milyon 462 bin 270 YTL'sinin sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetlerine,

ayrıldığı görülmektedir.

• Bütçe Gelirleri

2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin gelirleri;

- 156 milyar 850 milyon YTL'si genel bütçe gelirleri,

- 2 milyar 962 milyon 934 bin 858 YTL'si özel bütçeli kurumların öz gelirleri,

- 1 milyar 126 milyon 624 bin 837 YTL'si düzenleyici ve denetleyici kurumların öz gelirleri,

olmak üzere, toplam 160 milyar 939 milyon 559 bin 695 YTL'dir.

Genel Bütçenin 171 milyar 250 milyon YTL tutarındaki gelirlerinin dağılımı incelendiğinde;

- 146 milyar 449 milyon YTL'sinin vergi gelirlerinden,

- 22 milyar 155 milyon YTL'sinin vergi dışı gelirlerden,

- 2 milyar 272 milyon lirasının sermaye gelirlerinden,

- 374 milyon lirasının alınan bağış ve yardımlardan,

oluştuğu anlaşılmaktadır. Gelirlerden 14 milyar 400 milyon YTL tutarındaki red ve iadeler düşüldüğünde genel bütçenin net geliri 156 milyar 850 milyon YTL olmaktadır.

Genel bütçe gelir ve giderleri arasındaki 13 milyar 298 milyon  105 bin 52 YTL tutarındaki fark  borçlanma yoluyla karşılanacaktır.

• 2007 ve 2008 Yılları Bütçe Tahminleri

2007 ve 2008 Yılları Bütçe tahminlerine bakıldığında;

- 2007 yılı Merkezi Yönetim Bütçe ödeneklerinin bir önceki yıla göre yüzde 2,4'lük bir artışla 178 milyar 516 milyon 678 bin YTL,

- 2008 yılı ödeneklerinin, bir önceki yıla göre yüzde 1,2'lik artışla 180 milyar 641 milyon 437 bin YTL,

- 2007 yılı bütçe gelirlerinin; 162 milyar 409 milyon 23 bin 716 YTL'si net genel bütçe geliri, 3 milyar 111 milyon 249 bin 989 YTL'si özel bütçeli idarelerin öz gelirleri, 1 milyar 155 milyon 89 bin 196 YTL'si, düzenleyici ve denetleyici kurumların öz gelirleri olmak üzere, toplam 166 milyar 675 milyon 362 bin 901 YTL,

- 2008 yılı bütçe gelirlerinin; 171 milyar 200 milyon 746 bin 931 YTL'si genel bütçe gelirleri, 3 milyar 207 milyon 345 bin 476 YTL'si özel bütçeli idarelerin öz gelirleri, 1 milyar 210 milyon 360 bin 621 YTL'si, düzenleyici ve denetleyici kurumların öz gelirleri olmak üzere, toplam 175 milyar 618 milyon 453 bin 28 YTL,

olarak tahmin edildiği anlaşılmaktadır.

Bütçe açığının ise 2007 yılında 11 milyar 928 milyon  YTL, 2008 yılında 5 milyar 151 milyon YTL olması programlanmıştır.

Merkezi Yönetim bütçe gelir ve giderleri tahmin edilirken;

- GSYİH'nin 2007 ve 2008 yıllarında yıllık yüzde 5 oranında büyüyeceği,

- GSMH deflatörünün 2007 yılında yüzde 4,5; 2008'de ise yüzde 3,5 olacağı,

- Yıl sonu TÜFE'nin 2007'de yüzde 4; 2008'de yüzde 3 olacağı,

- İhracatın 2007 yılında 86,9; 2008 yılında 95,4 milyar ABD Doları olarak gerçekleşeceği,

- İthalatın sırasıyla 132,6 ve 141,2 milyar ABD Doları olacağı,

- YTL cinsinden borçlanmaya ağırlık verileceği,

- Nakit iç borçlanmada sabit faizli enstrümanlara ağırlık verileceği,

- Borç vadelerinin uzatılması politikasının sürdürüleceği,

- KİT'lere sermaye desteğine devam edileceği,

varsayılmıştır.

2. TASARININ GENELİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER

Komisyonumuz 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Mali Yılı Genel ve Katma Bütçe Kesinhesap Kanunu Tasarılarının görüşmelerine 28.10.2005 tarihinde yaptığı 10 uncu birleşimde, Maliye Bakanının bütçe ve kesinhesap kanunu tasarılarını Komisyona sunuş konuşması ile başlamıştır.

Ž Maliye Bakanının sunuş konuşmasında;

- 2006 yılı bütçesinin çok yıllı ilk bütçe olduğu; çok yıllı bütçelemenin, mali disiplini daha geniş bir döneme yayarak güçlendirdiği, böylece maliye politikası ile ilgili belirsizlikleri ortadan kaldırarak kişi ve kurumların gelecekle ilgili daha sağlıklı kararlar almalarına yardımcı olduğu,

- 2004 yılında dünya ekonomisinin artan petrol fiyatlarına rağmen yüzde 5,1 gibi yüksek bir oranda büyüdüğü, aynı yıl gelişmiş ülkelerde büyümenin yüzde 3,3; gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 7,3 olarak gerçekleştiği; 2005 yılının ilk yarısında yavaşlamakla birlikte, dünya ekonomisindeki büyümenin sürdüğü,

- 2004 yılı ortalarından itibaren yükselmeye başlayan petrol fiyatlarının 2005 yılında da artmaya devam ederek 70 Dolar gibi rekor seviyelere ulaştığı,

- Petrol fiyatlarındaki artışın, dünya ölçeğinde fiyat istikrarını bozacak seviyede olmamakla birlikte enflasyon oranları üzerinde etkili olduğu,

- 2005 yılında dünya ekonomisinin yüzde 4,3; gelişmiş ülke ekonomilerinin yüzde 2,5; gelişmekte olan ülkeler ekonomilerinin ise yüzde 6,1 oranında büyümesinin beklendiği; ancak, yüksek ve değişken petrol fiyatları, küresel yatırım-tasarruf dengesindeki bozulmalar, korumacı eğilimlerin güçlenmesi gibi nedenlerle dünya ekonomisinin belirsizlik ve risk altında bulunduğu,

- Petrol fiyatlarındaki artışa rağmen, Hükümetin uyguladığı gerçekçi politikalar ve mali disiplin sayesinde enflasyonla mücadelede olağanüstü bir başarı kazanıldığı ve enflasyonun tek haneli rakamlara düşürüldüğü; nitekim Eylül 2005 itibarıyla enflasyonun TÜFE'de yüzde 8'in, ÜFE'de ise yüzde 5'in altına çekildiği,

- Yeni Türk Lirasına sorunsuz bir geçiş yaşandığı, böylece Türk parasına istikrar ve saygınlık kazandırıldığı; Türk Lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payının 2002 yılındaki yüzde 43,7 oranından, Eylül 2005 itibarıyla yüzde 62'ye yükseldiği,

- Türkiye ekonomisinin 2002 ve 2003 yıllarında hedeflenenin üzerinde büyüdüğü, 2004 yılında ise büyümenin son otuz dokuz yılın en yüksek oranı olan yüzde 9,9'a ulaştığı, büyümenin esas itibarıyla verimlilik artışına dayandığı ve özel sektör  öncülüğünde gerçekleştiği, 2006 ve 2007 yıllarında da yüksek büyüme hızının sürmesinin beklendiği,

- 2002 yılında 2.598 Dolar olan kişi başına gelirin 2004 yılında 4.172 Dolara yükseldiği, 2005 yılı sonunda bu rakamın 5.000 Dolara yakın bir seviyede olacağı,

- Hükümetin gerçekçi politikaları ve AB müzakerelerinin başlaması nedeniyle yabancı yatırımlarda gözlenen artışın daha da hızlanmasının beklendiği,

- Ekonominin istihdam yaratma kapasitesinin giderek arttığı, artan istihdam oranının işsizlik oranının düşürülmesine de olumlu etkide bulunduğu, 2003 yılında yüzde 10 olan işsizlik oranının 2005 Temmuz ayı itibarıyla yüzde 9,1'e gerilediği,

- 2002 yılında 87,6 milyar Dolar olan dış ticaret hacminin 2005 yılında 187,4 milyar Dolara ulaşmasının beklendiği, ekonominin makro ekonomik temellerinin geçmiş yıllara oranla bir hayli güçlendirildiği, bu nedenle cari açık konusunda endişeye gerek olmadığı, esasen cari açığın Hükümet tarafından yakından takip edildiği,

- İç borç stoğunun 2005 yılı Eylül ayı itibarıyla 243,2 milyar YTL olduğu, YTL cinsinden DİBS'lerin bileşik faiz oranlarının 2005 yılının on aylık döneminde yüzde 16,8'e gerilediği, aynı dönemde nakit borçlanma ortalama vadesinin 9 aydan 27,7 aya uzadığı, 2005 Ekim ayı itibarıyla ortalama bileşik faizin yüzde14,1; ortalama vadenin ise 36,1 ay olarak gerçekleştiği,

- Borç stoğunun yapısında YTL lehine önemli bir değişim yaşandığı, ulusal paranın borç stoğu içindeki oranının 2002 yılında yüzde 42 iken 2005 Eylül ayında bu oranın yüzde 62'ye yükseldiği, kamu borç stoğunun sağlıklı seviyelere çekilmesi için çalışmalara devam edileceği, net borç stoğunun 2002 yılında yüzde 79 civarında olan GSMH'ye oranının 2004 yılı sonunda yüzde 63,5'e indirildiği, hedeflenen oranın yüzde 60 olduğu,

- Borçlanma politikasındaki başarılar sayesinde faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranının da yüzde 40 civarına düşürüldüğü, oysa 2001 yılında vergi gelirlerinin faiz giderlerini bile karşılayamadığı,

- Sürdürülen mali disiplin sayesinde bütçe açıklarının nominal bazda da azaldığı, 2003 yılında 40,2 milyar YTL, 2004 yılında 30,3 milyar YTL olan bütçe açığının 2005 yılı sonunda 14,6 milyar YTL olarak gerçekleşeceği, azalma eğiliminin önümüzdeki yıllarda da devam edeceği,

- Hükümetin sosyal politikalara da gereken önemi verdiği; geçmiş yıllarda işsizlik ve gelir dağılımındaki bozulma nedeniyle derinleşen yoksulluğun hafifletilmesi amacıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun gelirlerinin artırıldığı; Tarımsal Enerji Barışı ile çiftçilerin elektrik borçlarının ödenmesine kolaylık getirildiği, çiftçi kredilerinin faiz oranları düşürülerek yüzde 59 seviyesinden yüzde 10-19 aralığına çekildiği, kredi vadelerinin uzatıldığı, doğrudan gelir ve mazot desteğine devam edildiği, 2000 krizinden dolayı borçlarını ödeyemeyen 160 binin üzerinde esnaf ve sanatkarın kefalet kooperatiflerine olan borçlarını düşük faizlerle ve taksitle ödeme imkanının getirildiği, kefalet kooperatifleri aracılığıyla kullandırılan kredilerin 2002 yılındaki 154 milyon YTL seviyesinden 2005 yılında 2 milyar 450 milyon YTL düzeyine ulaştığı,

- SSK'lıların eczanelerden ilaç almalarına imkan sağlandığı, yeşil kart uygulamasının kapsamının genişletilerek diğer sosyal güvenlik kuruluşlarıyla eşdeğer sağlık güvencesine kavuşturulduğu; ayrıca, ilaçta KDV oranının yüzde 18'den, AB standardı olan yüzde 8'e indirildiği,

- Hükümetin eğitime büyük önem verdiği, son iki yılda olduğu gibi 2006 yılında da bütçeden en fazla payın Milli Eğitim Bakanlığına ayrıldığı, öğrencilere verilen bursların iki katına çıkarıldığı, ücretsiz kitap dağıtımına devam edildiği,

- Konut üretimine hız verildiği, bu amaçla kamuya ait bazı gayrımenkullerin bedelsiz olarak Toplu Konut İdaresine devredildiği,

- Ocak-Eylül 2005 bütçe uygulamasının Hükümetin öngörülerine uygun olarak gerçekleştiği, bu dönemde konsolide bütçe giderlerinin 103,7 milyar YTL, gelirlerin ise 95,5 milyar YTL olduğu, bütçe açığının düşürülmesi konusunda önemli bir mesafe alındığı, Ocak-Eylül dönemleri itibarıyla 2003 yılında 16,7 milyar YTL; 2004 yılında 24,1 milyar YTL olan faiz dışı fazlanın 2005 yılının aynı döneminde 27 milyar YTL olarak gerçekleştiği; 2004 yılının ilk dokuz aylık döneminde bütçe gelirlerinin giderleri karşılama oranı yüzde 79 iken, 2005 yılının aynı döneminde yüzde 92'ye ulaştığı,

- 2005 yılı sonu itibarıyla; konsolide bütçe harcamalarının 145,5 milyar YTL; bütçe gelirlerinin 130,9 milyar YTL, bütçe açığının 14,6 milyar YTL, faiz dışı fazlanın ise 31,8 milyar YTL olarak gerçekleşmesinin tahmin edildiği; başlangıç rakamları ile karşılaştırıldığında harcamaların 10,1 milyar YTL daha az, gelirlerin 4,5 milyar YTL daha fazla gerçekleşmesinin beklendiği, faiz giderlerinin GSMH'ye oranının ise yüzde 9,6 olarak gerçekleşeceği,

- 2006 yılı bütçesinin, makro ekonomik öngörüler, Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Planda yer alan politika hedef ve öncelikleri ile kamu sektörü için belirlenen, GSMH'ya göre yüzde 6,5 faiz dışı fazla hedefine göre hazırlandığı,

- Bütçe sisteminde 2004 ve 2005 yıllarında sağlanan iyileştirmenin 2006 bütçesinde de sürdürüldüğü, bütün özel gelir ve ödeneklerin bütçe içine alınması suretiyle bütçe disiplininin güçlendirildiği, konsolide bütçe yerine uluslararası standartlarla uyumlu  merkezi yönetim bütçesinin hazırlandığı,

- 2005 yılı bütçesi yıl sonu gerçekleşme tahminlerine oranla; 2006 yılında bütçe gelirlerinin yüzde 10, bütçe giderlerinin yüzde 8,1 oranında arttığı, bütçe açığının ise yüzde 9,4 oranında azaldığı,

- GSMH ile oranlandığında bütçe giderlerinin yüzde 29,1; bütçe açığının yüzde 2,4; bütçe gelirlerinin yüzde 26,7; brüt vergi gelirlerinin yüzde 24,6 olarak öngörüldüğü,

- Başlıca transfer kalemlerinden; sosyal güvenlik kurumlarına 23,3 YTL, tarımsal destekleme ödemelerine 4 milyar YTL, sağlık harcamalarına 4 milyar YTL, Kamu İktisadi Teşebbüslerine sermaye desteği olarak 1,9 milyar YTL, Kamu İktisadi Teşebbüsleri görev zararları için 0,6 milyar YTL, emeklilere vergi iadesi için 1,5 milyar YTL, Kredi ve Yurtlar Kurumuna 1,2 milyar YTL ödenek ayrıldığı,

- Faiz giderlerinin GSMH'ye oranının 2006 yılında yüzde 8,6'ya gerileyeceği, bütçeden faiz giderlerine ayrılan payın 2005 yıl sonu itibarıyla yüzde 31,9'a, 2006 yılında da yüzde 29,4'e düşmesinin beklendiği, faiz giderlerinin azaltılması konusunda önemli ilerlemeler sağlandığı,

- Yatırım harcamalarının bütçe ödenekleri içindeki payının 2004 yılında yüzde 6 olduğu, 2005 yılının gerçekleşme tahmininin yüzde 7,8 olarak belirlendiği, 2006 bütçesinde ise yatırımlara yüzde 9,5 oranında ödenek ayrıldığı, yedek ödeneklerden yıl içinde yatırım tertiplerine yapılacak aktarmalarla bu oranın daha da yükseleceği,

- Sosyal politika uygulamalarına 2006 yılında da devam edileceği; tarımsal destekleme, dar gelirli vatandaşların eğitim, yakacak gibi ihtiyaçlarının giderilmesi, özürlülerin desteklenmesi amacıyla bütçeye önemli miktarlarda ödenek konulduğu,

- Önümüzdeki yıllarda borç stoğunun azaltılması amacına uygun bir faiz dışı fazla hedefin belirlendiği; faiz dışı fazlanın, 2006, 2007 ve 2008 yılları için sırasıyla 33; 32,2 ve 33,5 milyar YTL olarak programlandığı,

- 2006-2008 döneminde de bütçe açığının düşürülmesi çabalarının sürdürüleceği, 2008 yılı sonunda merkezi yönetim bütçe açığının GSMH'ya oranının yüzde 0,8'e düşürülmesinin hedeflendiği, aynı dönemde bütçe açığının sırasıyla 13,3 milyar YTL, 11,9 milyar YTL ve 5,2 milyar YTL olarak programlandığı, merkezi yönetim bütçesi faiz giderlerinin ise sırasıyla 46,3; 44,1 ve 38,6 milyar YTL olarak tahmin edildiği, bütçe giderlerinin bu dönemde sırasıyla 32,3; 30,1 ve 28,1 milyar YTL olarak öngörüldüğü,

- 5018 sayılı Kanun ile Meclisin bütçe hakkını daha iyi kullanabilmesi yönünde önemli düzenlemeler yapıldığı, 2006 bütçesinin de 5018 sayılı Kanuna uygun olarak hazırlandığı, Meclisin bütçe uygulamaları hakkında daha fazla bilgilendirilebilmesi amacıyla mahalli idarelerle sosyal güvenlik kuruluşlarının bütçe büyüklükleri ile, döner sermayelere, bütçe dışı fonlara ve bütçeden yardım alan kuruluşlara ilişkin bilgilere de yer verildiği,

- 2006 yılında devlet memurlarına verilecek aylıkların ilk kez kamu görevlileri sendikaları ve bunların bağlı oldukları konfederasyonlar ile Kamu İşveren Kurulu arasında varılan mutabakatla belirlendiği, memur maaşlarında Ocak ve Temmuz aylarında yüzde 2,5; kümülatif bazda ise yüzde 5,1 artış öngörüldüğü, ayrıca, ek ödemesi bulunmayan kurumlarda çalışan personele Ocak ayından itibaren 40 YTL, Temmuz ayından itibaren de ilave 40 YTL ödeme yapılacağı, aile yardımı ödeneğinin artırıldığı, sendika üyesi personele, sendika aidatından kaynaklanan kayıpların giderilmesi amacıyla aylık 5 YTL tutarında ödeme yapılacağı,

- 2006 yılında yan ödemelerle birlikte, kümülatif bazda en düşük dereceli memur maaşının yüzde 19,9; en yüksek memur maaşının yüzde 5,1; ortalama memur maaşının ise yüzde 12,7 oranında artmasının öngörüldüğü,

- Hükümetin vergi sistemi konusundaki temel vizyonunun; anlaşılabilir ve saydam bir vergi mevzuatı, öngörülebilir bir vergi yükü ve güçlü ve etkili bir vergi idaresi ilkelerine dayandığı; vergi politikasının temel amacının ise, büyüme ve istihdamı destekleyici, kayıt dışılığı azaltıcı, makro ekonomik politikalarla uyumlu, etkin ve basit bir vergilendirme sistemi oluşturmak olduğu,

- Vergi politikasında; vergi tabanının genişletilmesi, kayıt dışılığın ve vergi kaçakçılığının azaltılması, vergi oranlarının düşürülmesi, vergi sisteminin basitleştirilmesi gibi önceliklere önem verildiği,

- Gelir İdaresi Başkanlığının kurulması ile etkin bir vergi idaresi için ilk adımın atıldığı, 29 ilde vergi dairesi başkanlıklarının kurularak faaliyete geçirildiği, otomasyon çalışmalarının devam ettiği,

- Vergi sisteminin yeniden yapılandırılması kapsamında; enflasyon muhasebesine geçildiği, az gelişmiş illerimizde yatırım ve istihdam teşviki uygulandığı, eğitim, kültür, sağlık ve spor alanlarında vergi kolaylıkları sağlandığı,

- Yatırım, ihracat ve döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili teşviklerin işler hale getirildiği, kurum kazançları üzerindeki vergi yükünün düşürüldüğü,

- Mükelleflerin vergi sistemine gönüllü uyumunu sağlamak üzere, gelir ve kurumlar vergisine ilişkin mevzuatın sadeleştirilmesi çalışmalarına devam edildiği, ayrıca e-beyanname uygulamasının giderek yaygınlaştığı, akaryakıt istasyonlarında belge düzeninin sağlanmasına yönelik tedbirlerin alındığı; bu çerçevede, akaryakıt pompalarının ödeme kaydedici cihazlara bağlanma uygulamasına başlandığı,

- 2005 yılı vergi gelirlerinin GSMH'ya oranının yüzde 24,7 olarak tahmin edildiği,

ifade edilmiştir.

Ž Maliye Bakanının sunuş konuşmasından sonra, Komisyon üyelerinin bütçe üzerinde değerlendirme çalışmaları yapabilmelerini sağlamak üzere 7.11.2005 tarihine kadar görüşmelere ara verilmiştir.

Komisyonumuzun 7.11.2005 tarihinde  yaptığı 11 inci birleşimde bütçe ve kesinhesap kanunu tasarılarının görüşülmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Bu çerçevede;

- Görüşme programında meydana gelebilecek değişiklikler konusunda Başkanlığa yetki verilmesi,

- Görüşmelerde tam tutanak tutulması,

- Komisyon üyelerinin ve diğer milletvekillerinin konuşma süreleri,

- Gerekli hallerde ivediliği olan kanun tasarı ve tekliflerinin de gündeme alınıp görüşülebilmesi,

gibi hususlar karara bağlanmıştır.

Ž Komisyonumuzun 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının geneli üzerinde 7.11.2005 tarihinde yapmış olduğu müzakerelerde;

- Bütçenin, 5018 sayılı Kanuna paralel olarak Anayasada gerekli değişiklik yapılmadan Meclise sunulduğu, bu nedenle, bütçenin Anayasaya aykırı olarak hazırlandığı, sonradan Anayasanın değiştirilmesinin bu gerçeği ortadan kaldırmayacağı,

- Bütçe kanunu tasarısında yer alan kuruluşların listesinin 5018 sayılı Kanunda yer alan listeyle örtüşmediği, 5018 sayılı kanunda yapılan değişikliklerle pek çok kamu kuruluşunun bütçe dışına çıkarıldığı,

- Bazı kuruluşların bütçe başlangıç ödenekleri ile yıl sonu ödeneklerinde olağanüstü farklılıklar görüldüğü, bu durumun bütçe disiplinine uygun düşmediği ve parlamentoya sunulan ödenek tekliflerinin gerçekçiliği konusunda tereddütlere yol açtığı,

- Gelir tahminlerinin gerçekçi yapılmadığı, gelir kalemleri arasında faiz dışı fazla tanımına girmemesi gereken kalemlerin bulunduğu, dolayısıyla gerçekte bütçe açığının açıklanan rakamdan daha yüksek olacağı,

- 2005 yılı bütçe uygulamasında cari transferler kaleminde başlangıç ödeneğine göre önemli bir artış yaşandığı, bu artışın telafi edilmesi ve faiz dışı fazla hedefinin tutturulması için diğer harcamalarda kısıntıya gidildiği, ancak bu kısıntıların gerçekçi olmaktan ziyade kâğıt üzerinde yapıldığı,

- 2005 yılı bütçesinin gelir hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi için vergi dışı gelirlere ağırlık verildiği, kamu bankalarının temettü gelirleri ile özelleştirme gelirlerinin faiz dışı fazla hedefinin tutturulmasında önemli rol oynadığı, ayrıca hedefin tutturulması için doğalgaz zammına başvurulmak zorunda kalındığı,

- Bütçenin büyük kısmının zorunlu giderlerden oluştuğu, bu nedenle bütçe esnekliğinin kaybolduğu, Hükümetin bütçe rakamları üzerinde hareket imkanı bulunmadığı, faiz dışı fazla hedefinin ve faiz giderlerinin, bütçe tartışmalarını neredeyse gereksiz hale getirdiği,

- Kalkınma planı hazırlanmadan yıllık program hazırlandığı, bütçenin de bu programa göre oluşturulduğu, oysa yıllık programların kalkınma planındaki hedeflere göre hazırlanması gerektiği,

- 17.9.2004 tarihinde kabul edilen 5234 sayılı Yasanın bazı maddeleri ile Maliye Bakanlığına kimi gelir ve giderleri, bütçe gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirmeden ilgili devlet hesaplarına kaydetme yetkisi verildiği, bu durumun bütçenin şeffaflığı ilkesine uygun düşmediği,

- Faiz dışı fazla hedefinin tutturulması için yatırımlara, mal ve hizmet alımlarına ve personel giderlerine ilişkin ödeneklerde kısıntıya gidildiği, oysa alt yapı yatırımlarında kesintiye gidilmesinin sağlıksız bir büyümeye yol açacağı,

- Hükümetin yatırımlara yeterince kaynak ayırmadığı, dış ticaret dengesindeki bozulmanın da esas itibarıyla kamu yatırımlarının yeterli düzeyde olmamasından kaynaklandığı, sabit sermaye yatırımlarının GSMH'ya katkısının son yıllarda sürekli olarak azaldığı,

- Ekonomideki yüksek büyüme hızı sonucunda sağlanan refah artışından kamu ve özel sektör çalışanlarının yeterince pay alamadığı; öte yandan, vergi sisteminin giderek adaletsiz bir yapıya büründüğü, dolaylı vergilerin bütçe gelirleri içindeki paylarının artırılması suretiyle gelir dağılımının daha da bozulduğu, vergi yükünün esas itibarıyla memur, işçi, emekli, küçük esnaf gibi sabit ve dar gelirli vatandaşlar tarafından üstlenildiği, zira dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının yüzde 74'e ulaştığı, kayıt dışılığın önlenememesi nedeniyle, vergi ödeyen kesimlerin vergi yükünün arttığı, nitekim orta vadeli planda ücretler üzerindeki vergi yükü artırılırken Kurumlar Vergisinin oranının düşürülmesinin öngörüldüğü, bu durumun vergilemede adalet ilkesine uygun düşmeyeceği,

- 2006 yılı bütçesinin esas itibarıyla toplumun refahını artıracak bir politika aracı olmadığı, ekonomideki olumlu gelişmelerin geniş halk kitlelerinin ekonomik durumlarına yeterince yansımadığı, temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat artış hızının hala yüksek olduğu, enflasyon rakamlarını açıklarken Hükümetin bu durumu göz ardı ettiği,

- Küçük esnafın ve sanatkarların desteklenmesi için politikalar geliştirilmesi gerektiği, aynı şekilde tarım kesiminde yer almakla birlikte geçimini ancak temin edecek düzeyde üretim yapan köylülerin de özel olarak desteklenmesinin zorunlu olduğu, bu iki toplum kesiminin ekonomideki ve toplumdaki yapısal değişimden olumsuz etkilendiği, bu olumsuzlukları giderecek çözümlerin bir an önce bulunması gerektiği, esasen köylüyü köyde tutmaya çalışmaktan ziyade kentlere göçün sağlıklı hale getirilmesinin daha doğru olacağı,

- Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre Türkiye'nin, gelir dağılımı en bozuk ülkeler arasında yer aldığı, ülkemizde en yüksek gelir dilimi ile en düşük gelir dilimi arasında 17 kat fark bulunduğu, en yüksek gelire sahip yüzde 10'luk dilimin milli gelirin yüzde 40'ını aldığı, en düşük yüzde 10'luk dilimin milli gelirden aldığı payın ise yüzde 2'nin altında kaldığı,

- Gelişmiş ülkelerde dolaysız vergiler, toplam vergi gelirlerinin ağırlıklı kısmını oluştururken ülkemizde tersine bir gelişmenin yaşandığı; 1999 yılında dolaylı vergilerle dolaysız vergilerin paylarının aşağı yukarı eşit olduğu, 2005 yılına gelindiğinde ise dolaylı vergilerin payının yüzde 75'e ulaştığı, bu durumun vergilemede adalet ilkesine uygun düşmediği,

- Nominal faizler  düşmesine rağmen reel faizlerde kayda değer bir düşmenin sağlanamadığı, oysa ekonomik istikrarın sağlanmasında reel faizlerin düşürülmesinin daha önemli olduğu, reel faizler yüksek olduğu sürece milli gelirin yabancı yatırımlara aktarılmasının devam edeceği,

- 2002 yılında 235 katrilyon lira olan borç stoğunun üç yılda 335 katrilyona ulaştığı, bu durumun bütçe üzerinde sürekli olarak faiz dışı fazla verme baskısına yol açacağı, aslında bu gelişmenin IMF politikalarının başarısızlığını gösterdiği, kriz oluşumunu engellemek amacıyla sürekli olarak taze para girişi yapılmasının borç stoğunu artırdığı, bu nedenle öz kaynaklara yönelinmesi gerektiği,

- İhracattaki artışın esas itibarıyla ithal girdilerle sağlandığı, bu durumun sürdürülebilir bir ihracat politikası olmadığı, zira böyle bir politikanın sonuçta ithalatın daha hızlı artmasına yol açtığı, dolayısıyla ihracata dayalı bir büyüme politikasının bu şekilde sürdürülemeyeceği,

- Hükümetin cari açık tahminlerinin üç yıldır yüzde 100'ü aşan sapmalarla gerçekleştiği, bu durumun bütçenin gerçekçi tahminlere dayanmadığını gösterdiği, bütçe dengelerinin kâğıt üzerinde kaldığı, nitekim ödemeler dengesindeki bozulmadan kaynaklanan risklerin bertaraf edilmesinde Hükümetin vergi politikasından başka bir aracının bulunmadığı, zira istikrar programının bu temelde hazırlanmış olduğu,

- Cari işlemler açığının tehlikeli boyutlara ulaştığı, cari açığın esas itibarıyla dış ticaret dengesindeki bozulmadan kaynaklandığı, kamu sektörünün açığındaki azalmanın riskleri ortadan kaldırmadığı, bu açığın sıcak para ile finansmanının olası bir olumsuz durumda ekonomik krizi tetikleyici rol oynayabileceği, özel sektörün giderek büyüyen açıklarının da ciddi bir risk oluşturduğu, nitekim Güneydoğu Asya krizinin esas itibarıyla özel sektör açığından kaynaklandığı,

- Tarım ürünlerinin fiyatlarında önceki yıllara göre belirgin bir artış yaşanmazken, mazot ve gübre gibi temel girdilerin fiyatlarında iki kata ulaşan artışlar yaşandığı, bu durumun çiftçinin refah düzeyinin gerilemesine yol açtığı,

- Bütçede tarımsal desteklemeye ayrılan payın bir önceki yıla göre  oransal olarak azaldığı, ürün fiyatları da artmadığı için ekonomik büyümeden en az yararlanan kesimin tarım kesimi olduğu,

- Bütün dünyada çiftçinin kullandığı mazotun sübvanse edildiği, ancak Türkiye'de akaryakıt üzerinden yüksek oranda vergiler alındığı, akaryakıt tüketim vergisinin vergi gelirleri içinde son derece önemli bir kalemi oluşturduğu, ancak akaryakıt üzerindeki verginin bir kısmının başka alanlara kaydırılmasının zorunlu olduğu,

- Geçmiş dönemlerde çiftçiye kullandırılan kredilerin faiz oranlarının enflasyonun altında belirlendiği, çiftçilerin halen kullandıkları kredilerin faiz oranının ise enflasyonun üzerinde seyrettiği, nominal olarak faiz oranının düşmesinin bir önem arzetmediği,

- Hükümetin açıkladığı yüzde 9,1'lik işsizlik oranının gerçekçi bulunmadığı, gerçekte işsizlik oranının yüzde 15,6 olarak tahmin edildiği,

- İşsizlikte görünürdeki azalmanın esas itibarıyla işgücüne katılım oranının azalmasından kaynaklandığı; nitekim 1990 yılında işgücüne katılım oranı yüzde 59 iken, 2004 yılında bu oranın yüzde 48,4'e gerilediği; gelişmiş ülkelerde söz konusu oranın ortalama yüzde 68, AB ülkelerinde ise yüzde 70 olduğu, Türkiye'de bu oranın düşük olmasının kadınların işgücüne katılım oranının düşük olmasından kaynaklandığı,

- Türkiye'nin kadınların istihdamı konusunda oldukça geri bir durumda bulunduğu, çalışma yaşındaki kadınların ancak yüzde 24,3'ünün istihdam edildiği, oysa AB ülkelerinde bu oranın ortalama yüzde 57 seviyesinde olduğu, üstelik ülkemizde kadın çalışan oranının giderek azaldığı,

- Türkiye'ye giren yabancı sermayenin, esas itibarıyla yüksek reel faiz oranlarından yararlanmak amacıyla hareket ettiği, nitekim gelen yabancı sermayenin büyük kısmının borç olarak alındığı, ancak çok küçük bir kısmının sabit sermaye yatırımlarına ayrıldığı, böyle bir gelişme sonucunda istihdamın artmasının mümkün olamayacağı,

- Bütçede yatırımlara ayrılan kaynağın yetersiz bulunduğu, işsizlikle mücadelede özel sektörün yaratacağı istihdama umut bağlamanın gerçekçi olmadığı, esasen özel sektörün ileri teknoloji-düşük istihdam politikasıyla hareket ettiği,

- Taşrada ciddi boyutlarda kamu personeli açığının bulunduğu, bu açığın süratle giderilmesinde yarar görüldüğü, personelin yurt çapında dengeli dağılımının sağlanması gerektiği,

- Özelleştirme konusunda yeni bir yaklaşım benimsenerek bankacılık gibi hassas sektörlerde yabancı payının sınırlı tutulması gerektiği, nitekim gelişmiş ülkelerde bile bankacılık alanında yabancı payının sınırlı tutulduğu, ayrıca özelleştirme gelirlerinin borç ödemede ve bütçe açıklarının finansmanında kullanılmasının uygun olmadığı, buradan elde edilen gelirlerin yatırımlara aktarılmasının daha uygun olacağı,

- Ekonomideki olumsuzlukların büyük ölçüde önceki hükümetin yanlış politikalarından kaynaklandığı, ancak son yıllarda Hükümetin ekonomik ve mali alanda önemli gelişmeler sağladığı; örneğin bütçe açığının 2002 yılında GSMH'nın yüzde 11'i düzeyinde iken, 2006 yılında yüzde 2,4'üne düşmesinin tahmin edildiği, aynı şekilde faiz giderlerinde de önemli bir azalma sağlandığı,

- Faiz giderlerinin ve sosyal güvenlik açıklarının bütçe üzerinde baskı oluşturan en önemli iki unsur olduğu, faiz giderlerinin yükünün azaltılmasında kayda değer başarıların kazanıldığı, ancak, sosyal güvenlik açıklarının artmaya devam ettiği,

- Sabit sermaye yatırımlarının 2003 yılında GSMH'ya oranı yüzde 16,1 iken, bu oranın 2005 yılında yüzde 20,3'e yükseldiği, özellikle özel sektör yatırımlarında yüzde 50'yi geçen bir artışın yaşandığı;  2000, 2001, 2002 ve 2003 yıllarında istihdamda azalış yaşanmışken 2004 ve 2005 yıllarında istihdamda artışın meydana geldiği,

- Ücretlilerin refah artışından yeterli pay alamadığına ilişkin eleştirilerin yersiz olduğu; örneğin, SSK emeklilerine TÜFE oranındaki artışa ilave olarak yüzde 25 civarında maaş artışı sağlandığı, yine Emekli Sandığı emeklilerinin enflasyonun 16 puan üzerinde maaş artışından yararlandığı, BAĞ-KUR emeklilerinin ise enflasyonun 126 puan üzerinde maaş artışına tabi tutulduğu, asgari ücrette de TÜFE oranına ilave olarak yüzde 41 artış yaşandığı,

- Maktu ödemeler de dikkate alındığında devlet memurlarına ortalama yüzde 12,7 oranında zam yapılacağı, en düşük memur maaşına yüzde 19,9; en yüksek memur maaşına yüzde 5,1 oranında zam uygulanacağı,

- Hükümetin uyguladığı sosyal politikalar sayesinde mutlak yoksulluk oranında önemli bir düşüş yaşandığı, Türkiye'nin mutlak yoksulluk bakımından, uluslararası sıralamada 77 nci sıradan 65 inci sıraya yükseldiği,

- Hükümetin uyguladığı politikaların genel olarak başarılı bulunduğu, ancak kayıt dışı ekonomiyle mücadelede etkili olunamadığı, özellikle kayıt dışı istihdamda ciddi bir artış yaşandığı, bu oran 2000'li yılların başında yüzde 13 düzeyinde iken günümüzde yüzde 20 düzeylerine ulaştığı, bu duruma bir an önce önlem alınması gerektiği,

- Hükümetin yoksullukla mücadeleye büyük önem verdiği, bu alanda önemli gelişmelerin kaydedildiği, örneğin gıda yoksulluğu oranında bir yılda yüzde 7 civarında bir azalma sağlandığı,

- Hükümetin uyguladığı politikalar sayesinde Türkiye ekonomisinin ilk defa dört yıllık kesintisiz bir büyüme sürecine girdiği ve ekonominin reel olarak yüzde 25,5 oranında büyüdüğü, Merkez Bankasının döviz rezervlerinin rekor seviyelere ulaştığı, istihdamda önemli bir artış yaşandığı,

- Hükümetin sağladığı güven ortamı dolayısıyla ülkeye önemli miktarlarda sermaye girişinin gerçekleştiği, yine bu güven sayesinde özel sektörün yabancı kuruluşlardan kolaylıkla kredi temin edebildiği,

- Hükümetin uyguladığı bütçe disiplini sayesinde bütçe açığının önemli bir sorun olmaktan çıktığı, geçmişte bütçe açıklarının ekonomik krizlerin tetikleyicisi olduğu hatırlandığında sağlanan başarının öneminin daha da iyi anlaşılacağı,

- Türkiye ekonomisinin özel sektör öncülüğünde büyüyebileceği, bu nedenle müteşebbis sayısının artırılması gerektiği, oysa ülkemizde vergi mükellefi sayısının çok daha küçük nüfuslu ülkelerin bile gerisinde bulunduğu,

- Çalışanların reel ücretlerinde son yıllarda önemli bir artış yaşandığı, özellikle  tarım kesiminde çalışan nüfusun azalmasının da etkisiyle tarım sektöründe kişi başına gelirin önemli ölçüde arttığı,

- Hükümetin bütçeden AR-GE faaliyetlerine ayırdığı ödeneğin her yıl yüksek oranlarda artmasının memnuniyet verici olduğu,

şeklindeki değerlendirmelerden sonra, Maliye Bakanı tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Hükümetin bütçe disiplinini sürdürmeye kararlı olduğu,

- Vergi gelirlerinde önemli bir artış öngörülmekle birlikte, bu artışın vergi oranlarını artırmakla değil, ekonominin büyümesi ve kayıt dışılığın azaltılmasıyla sağlanacağı,

- Bütçe açığındaki azalma ve faiz giderlerinin payındaki düşme göz önüne alındığında 2006 bütçesinin son yirmi yılın en iyi bütçesi olarak değerlendirilmesi gerektiği,

- Hükümetin cari açık konusundaki endişelere katılmadığı, bununla birlikte bu konuyu hassasiyetle takip ettiği, esasen ihracatın ithalatı karşılama oranının 2001 krizindeki yüzde 51 düzeyinden 2005 yılında yüzde 62,2'ye yükseldiği, toplam kamu faiz dışı fazlasının da GSMH'nin yüzde 3'ü düzeyinden, yüzde 6,5 düzeyine ulaştığı,

- İthalattaki beklenmeyen artışın ağırlıklı olarak yatırım malları ithalatındaki artıştan kaynaklandığı, aslında bu gelişmenin yatırımlardaki artışı gösterdiği, bu nedenle olumlu karşılanması gerektiği,

- 2005 Ocak-Ağustos döneminde 30 milyar 377 milyon Dolar tutarında yabancı sermaye girişinin gerçekleştiği, bu tutarın ancak 5 milyar Dolarının tahvil ve bonoya yatırıldığı, toplam portföy yatırımının 9 milyar Dolar civarında bulunduğu, dolayısıyla krize yol açacak bir durumun söz konusu olmadığı,

- Türkiye'deki işsizlik oranlarının Avrupa ülkeleri ile paralellik gösterdiği, hatta genç nüfustaki işsizlik oranının bazı AB üyesi ülkelerdekine göre düşük olduğu, ortalama oranların da AB ortalamasına yakın düzeylerde bulunduğu, üstelik ülkemizdeki nüfus artış hızının yüksekliğinin de göz ardı edilmemesi gerektiği,

- 2005 yılının ilk üç aylık döneminde 2004 yılının aynı dönemine göre istihdamda 936 bin kişilik bir artışın olduğu, bu durumda artış oranının yüzde 4,7 olarak ortaya çıktığı, öte yandan kayıt dışı istihdamın, eleştirilerin aksine yüzde 50,6'dan yüzde 49'a gerilediği,

- Enflasyon sepetinin AB uygulamalarına paralel olarak hazırlandığı, 2005 yılında gıda ve giyimdeki artışın ortalama enflasyon oranının altında kaldığı, dolayısıyla konut dışında kalan temel ihtiyaç maddelerinde enflasyonun üzerinde bir fiyat artışının söz konusu olmadığı,

- 2003, 2004 ve 2005 yıllarında memura ortalama olarak toplamda yüzde 61 zam yapıldığı, aynı dönemde toplam TÜFE artışının ise yüzde 51,9 olarak gerçekleştiği,

- Tarımı destekleme politikaları çerçevesinde 2001 yılı bütçesinde aşağı yukarı 1 milyar YTL ödenek öngörülmüşken, 2006 yılı bütçesinde öngörülen ödeneğin 4 milyar YTL'ye çıktığı, söz konusu rakamın GSMH'ya oranının yüzde 0,59'dan yüzde 0,74'e ulaştığı, bütçe içindeki payının ise 2001'de yüzde 1,32; 2002'de yüzde 1,69; 2006 yılında ise yüzde 2,54 olduğu,

- Tarımda verimlilik artışı sağlanmadan ve tarım kesiminde çalışan sayısını azaltmadan sadece destekleme ödemeleri yoluyla tarım kesiminin refahının artırılmasının uzun vadede mümkün olamayacağı, bu nedenle Hükümetin tarımda verimliliği artırmaya önem verdiği,

- Mazot üzerindeki vergi yükünün Türkiye'de sanıldığı kadar yüksek olmadığı, İngiltere, Almanya, Danimarka, İsveç gibi gelişmiş ülkelerde yüzde 55'in bir hayli üzerinde olan vergi oranlarının Türkiye'de yüzde 55,8 olduğu, ayrıca ülkemizde çiftçiye doğrudan mazot desteği yapıldığı, 2005 yılında sağlanan mazot desteğinin 410 milyon YTL'ye ulaştığı,

- Hükümetin eğitime mümkün olduğunca fazla kaynak ayırmayı hedeflediği, nitekim 2006 bütçesinde savunma hizmetlerinin iki katı tutarında eğitim ödeneği öngörüldüğü,

- Bütçede yatırım harcamalarına ayrılan ödeneğin bir önceki yıla göre yüzde 35 oranında artırıldığı, dolayısıyla kamu yatırımlarının azalmasının söz konusu olmadığı,

- Dolaylı-dolaysız vergilerin karşılaştırması yapılırken AB ülkelerinde sosyal güvenlik primlerinin de dolaysız vergiler arasında sayıldığı, sosyal güvenlik primleri de dahil edilirse Türkiye'de dolaylı vergilerin payının söylenildiği kadar yüksek olmadığı, AB ortalamasında dolaylı vergilerin yüzde 51,7; dolaysız vergilerin yüzde 48,3 oranında bulunduğu, Türkiye'de ise bu oranların sırasıyla yüzde 60,3 ve yüzde 39,7 olduğu,

ifade edilmiştir.

Ž Geneli üzerinde yapılan görüşmelerden sonra, 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı Komisyonumuzca da benimsenerek maddelerin görüşülmesine geçilmiş ve  Tasarının "Gider" başlıklı 1 inci maddesi okunarak, Merkezi Yönetim Bütçesine dahil olan kamu idarelerinin bütçelerinin ayrı ayrı görüşülmesine  başlanmıştır.


II. 5018 SAYILI KANUNA EKLİ (I) SAYILI CETVELDE YER ALAN GENEL BÜTÇELİ İDARELER

 

1. GENEL BÜTÇE KAPSAMINDAKİ İDARELERİN BÜTÇELERİNİN ANALİZİ

Genel bütçeli kamu idarelerine; özel bütçeli kamu idarelerine transfer edilecek 7.652.237.552 YTL Hazine yardımı dahil, toplam 170.148.105.052 YTL ödenek tahsis edilmiştir. Genel bütçeli kamu idareleri bütçe toplamının Merkezi Yönetim Bütçesi Toplamına oranı, Hazine yardımı dahil % 97,59, Hazine yardımı hariç  % 93,20' dir.

Ž Genel Bütçeli Kamu İdarelerinin Ekonomik Sınıflandırmaya Göre Ödeneklerinin Merkezi Yönetim Bütçesine Oranları

Personel Giderleri       32.265.371.500                                                    % 18,50

Sosyal Güvenlik Devlet Primi Giderleri         4.484.645.000                                                    %   2,57

Mal ve Hizmet Alım Giderleri       15.196.434.300                                                    %   8,72

Faiz Giderleri       46.260.000.000                                                    % 26,53

Cari Transferler (hazine yardımı hariç)       48.299.410.700                                                    % 27,70

Sermaye Gideri         9.626.898.000                                                     %   5,52

Sermaye Transferi (hazine yardımı hariç)         1.384.313.000                                                     %   0,80

Borç Verme         3.278.700.000                                                     %   1,88

Yedek Ödenek         1.700.095.000                                                     %   0,98

Cari transferlerden Hazine yardımı 5.666.627.552 YTL, sermaye transferlerinden Hazine yardımı 1.985.610.000 YTL'dir.

Ž Genel Bütçeli Kamu İdarelerinin Fonksiyonel Sınıflandırmaya Göre Ödeneklerinin Merkezi Yönetim Bütçesine Oranları

Genel Kamu Hizmetleri (hazine yardımı hariç)       70.744.507.396                                                  % 40,58

Savunma Hizmetleri       11.926.587.182                                                    %   6,84

Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri         9.210.140.712                                                     %   5,28

Ekonomik İşler ve Hizmetler        18.725.645.020                                                          % 10,74

Çevre Koruma Hizmetleri             104.586.000                                                       %  0,06

İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri         2.740.157.100                                                    %   1.57

Sağlık Hizmetleri         7.340.473.492                                                    %   4,21

Dinlenme, Kültür ve Din Hizmetleri         1.744.825.846                                                    %   1,00

Eğitim Hizmetleri       15.237.877.932                                                    %   8,74

Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hizmetleri         24.721.066.820                                  % 14,18                                

 

Genel kamu hizmetlerinden yapılan Hazine yardımı 7.652.237.552 YTL'dir.

 

Ž Genel Bütçeli Kamu İdareleri içinde en fazla ödeneğe sahip ilk beş kuruluşun ödenekleri;

 

1. Hazine Müsteşarlığı       51.757.408.000                                                               

2. Maliye Bakanlığı       33.373.367.352                                                                

3. Milli Eğitim Bakanlığı            16. 568.145.500                                           

4. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı       13.505.231.250                                                               

5. Milli Savunma Bakanlığı       11.877.533.000                                                               

olarak sıralanmaktadır.

Ž Hazine Müsteşarlığı bütçe tasarısının ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla tahsis ettiği ödenek 46.260.000.000 YTL ile faiz giderleridir.

Ž Maliye Bakanlığı  bütçe tasarısının ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla tahsis ettiği ödenek, Hazine yardımı hariç tutulduğunda, 23.705.791.000 YTL ile cari transferlerdir.

Ž Milli Eğitim Bakanlığı bütçe tasarısının ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla tahsis ettiği ödenek 10.801.817.500 YTL ile personel giderleridir.

Ž Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın bütçe tasarısının ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla tahsis ettiği ödenek 13.487.781.000 YTL ile cari transferlerdir. Bu ödenekten en önemli transfer 6.700.000.000 YTL Sosyal Sigortalar Kurumuna ve 6.750.000.000 YTL Bağ-Kur Genel Müdürlüğü'ne yapılmaktadır.

Ž Milli Savunma Bakanlığının bütçe tasarısının ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla tahsis ettiği ödenek 6.572.475.000 YTL ile mal ve hizmet alım giderleridir. Bu ödenek içinde uluslar arası sınıflandırma standartlarında da "cari gider" olarak kabul edilen savunma harcamaları,  sermaye  için belirlenen gideri geçse dahi yatırım programlarında yer almamakta, mal ve hizmet alım giderlerine dahil edilmektedir. Ancak, askeri lojmanlar sermaye bölümünde sınıflandırılmakta ve yatırım programına dahil edilmektedir. Ayrıca, askeri lojmanlar dışında kalan inşaatlar, askeri amaçlı dayanıklı ve dayanıksız mallar ve ekipmanlar da bu bölümde yer almaktadır.

Ž Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin bütçe teklifleri, Hazine yardımı dahil, 2006'da 2005 yılına göre % 5,5; 2007 ve 2008 yıllarında ise bir önceki yıla göre sırasıyla % 2,5 ve % 1,2 oranında artış göstermektedir.

 

Ž Genel Bütçe Gelirleri

Vergi Gelirleri       146.449.000.000

Vergi Dışı Gelirler                           22.155.000.000

Sermaye Gelirleri                            2.272.000.000

Alınan Bağış ve Yardımlar             374.000.000

Red ve İadeler                            (-)      14.400.000.000

TOPLAM GELİRLER (NET)      156.850.000.000

 

2. GENEL BÜTÇE KAPSAMINDAKİ İDARELERİN BÜTÇELERİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER

Ž 8.11.2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Meclis kampusünde milletvekillerinin ve personelin rahat çalışmaları için önemli gelişmeler sağlandığı, kurumun itibarının, hem  fizikî yapısıyla hem de çalışanlarının sosyal statüsüyle ilgili olduğu,

- Öngörülen yeni projelerin; yeşil alanların korunması ve artırılması yönünde geliştirilmesi gerektiği,

- Emekli milletvekillerinin, sağlık hizmetlerinden yararlanmalarında ve ücretlerinde sıkıntılar bulunduğu; Devlete önemli hizmetlerde bulunmuş milletvekillerinin itibarının ve  yaşam koşullarının statülerine uygun bir düzeyde tutulması gerektiği,  

- Parlamentoda görev yapan milletvekillerinin toplum içerisinde belli bir yeri ve saygınlığının bulunduğu; milletvekilliği görevi devam ederken söz konusu olmamakla birlikte, emeklilik döneminde, özellikle genç milletvekillerinin toplumdaki yerleri ve saygınlıklarıyla mütenasip olarak yaşamlarını devam ettirme noktasında ciddi sıkıntılarla karşı karşıya oldukları; başka bir ifadeyle, genç milletvekillerinin, aslında olağanüstü bir biçimde korunmasız bir durumla karşı karşıya kaldıkları,

- Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden başlayarak, diğer kurumlara da örnek olmak üzere; milletvekillerinin dokunulmazlıklarının yeniden değerlendirilmesinin Meclisin saygınlığı açısından önemli olduğu,

- Türkiye Büyük Millet Meclisi' nde iyi bir kadro tanımlaması yapılması suretiyle ihtiyaç duyulan sayıda ve nitelikte personel çalıştırılmasının yerinde olacağı,

- Yasama organının önemli görevlerinden birinin yürütme organını denetlemek olduğu; ancak, bazı bakanlıkların kendileriyle ilgili soru önergelerine yanıt vermedikleri, verilen yanıtların da tatminkar olmadığı,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 2006 Mali Yılı Bütçe Teklifi'nin Başkanlık Divanı Kararı ile 340.865.500 YTL olarak belirlendiği, ancak Tasarıda 340.866.000 olarak yer alması nedeniyle aradaki 500 YTL'lik farkın Komisyonda yapılan düzeltme ile Tasarıda öngörülen miktar tutarında tespit edildiği, 2005 Mali Yılı kullanılabilir bütçe ödeneğine göre artış oranının yüzde 21 olduğu, personel giderleriyle ilgili tekliflerin Yüksek Planlama Kurulunca öngörülen oranlarda artırıldığı, mal ve hizmet alımlarında zorunlu olmayan hiçbir gidere yer verilmediği, cari transferlerin neredeyse tamamına yakın kısmını oluşturan eski milletvekillerinin sağlık, ilaç ve tazminatlarının karşılanması için konulan ödeneğin 2006 yılı için yüzde 7 artırıldığı; sağlık yönetmeliğinin değiştirilmesi, tedavi kurumlarıyla sözleşmeler yapılması ve tedavi kurumlarından gelen faturaların titizlikle incelenmesi sonucunda, geçen yıllarda yüzde 40'larda seyreden harcama oranındaki artışın, tek haneli rakamlara düşürüldüğü; 2006 malî yılının, bir yatırım yılı olacağı, bu çerçevede, Genel Sekreterlik hizmet binası ile kapalı otopark yapımı ve bunlara ait projelerin yaptırılması; arşiv ve kütüphane binası yapımı; jeneratör ve trafo binası yapımı, jeneratör ve trafo alımı; Genel Evrak, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü için dijital analog, mikrofilm arşivleme işinin yaptırılması; yeni yangın ve içme suyu hattı yapımı, yeni yapılacak binalara telefon santralı tesis edilmesi; yeni yapılacak kütüphane binasının bilgisayar ağ altyapısı için malzeme alımı, bilgisayar yazılımı alımları, büro makineleri, bilgisayar, işyeri makine ve teçhizat alımları; iş makinesi alımı ve  bina yapımı gibi büyük yatırımların 2006 malî yılında gerçekleşmesinin öngörüldüğü; personel binasının 2006'da, kütüphane binasının da 2007 yılında tamamlanmasının amaçlandığı; Milli Saraylar Daire Başkanlığı bütçesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi 2006 mali yılı bütçe teklifi içindeki oranının yüzde 15 olduğu,

- 2005 yılı bütçesinin 184 278 000 YTL' lik kısmının, 30 Eylül 2005 tarihi itibariyle kullanıldığı, bu tutarın bu yılki ödeneğin yüzde 65'ine tekabül ettiği, yıl sonu itibariyle de bütçenin yaklaşık  yüzde 90 oranında gerçekleşeceğinin tahmin edildiği,

- Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinin her yıl Meclis Başkanı tarafından  Plan ve Bütçe Komisyonuna takdim edilmesinin ve milletvekillerinin görüş ve eleştirilerinden yararlanmanın bir görev olarak görüldüğü,

- Meclis Başkanlığına dönem başından bu yana 111 adet soru önergesinin intikal ettiği; bu sayının bir rekor olduğu, yıllık ortalama soru önergesi sayısının  40 adet olduğu,  soru önergelerine gününde cevap verildiği; Başkanlık Divanının 2001 yılında aldığı bir karar gereğince sorulardan hangilerinin cevaplandırılıp, hangilerinin cevaplandırılmayacağına Başkanlık Divanının karar vermesi uygulamasının bu yasama döneminde, Başkanlık Divanında oybirliği ile alınan bir karar gereğince, her soruya cevap verilmesini temin için  2001 tarihli Başkanlık Divanı kararının kaldırıldığı,

- Dokunulmazlığın yeniden tarif edilebileceği ve sınırlandırılabileceği;  yasamaya ilişkin konuların tartışılmasında bir  platform olma özelliği gösteren Uzlaşma Komisyonunun kullanılabileceği, eşit sayıda temsile ve gündemini kendisinin belirlemesine  imkan sağlanması nedeniyle  Anayasa ve İçtüzük çerçevesinde önemli faaliyetlere öncülük yapıldığı, Uzlaşma Komisyonunun 1994'ten beri anayasa değişikliklerinde çok faydalı çalışmalarda bulunduğu, ayrıca bu konuda yeni İçtüzük  değişikliği çalışmalarının yapıldığı,

- Yasama dokunulmazlık tezkereleri çerçevesinde 215 tezkerenin geldiği; bunların  15 adedinin 21 inci Dönemden intikal ettiği; 14 adedinin komisyonda,  itirazlı 160 adedinin gündemde olduğu; 18 adedinin gündeme gireceği; 8 adedinin Hükümet tarafından iadesinin istenildiği; 15 adedinin de dönem sonuna ertelendiği,

- 2004-2005 yılı içerisinde telefon giderlerinde önemli tasarruf sağlandığı, 420'li Meclis telefonlarıyla, 505-777'lerin kullanılmasının ücretsiz hale getirildiği; ayrıca ilaç konusunda da getirilen bir düzenlemeyle ayda 700 milyar TL civarında ilaç tasarrufu yapıldığı,

- Yapımı planlanan yeni Genel Sekreterlik hizmet binası ve 300 araçlık otopark inşaatının, halen ısı merkezi ve matbaa olarak kullanılan alanda yapılacağı için, herhangi bir yeşil alan kaybının  sözkonusu olmayacağı,

ifade edilmiştir.

Ž Komisyonumuzda 8.11.2005 tarihinde Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Cumhurbaşkanlığından gelen geri gönderme tezkerelerinde, farklı konuların aynı gerekçelerle geri gönderilmesinin uygun olmadığı,     

şeklindeki görüşü müteakip, Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- 2006 malî yılı bütçesi için öngörülen toplam ödenek tutarının 2005 malî yılı bütçesi başlangıç ödenekleri toplamına göre yüzde 4,27 oranında artırıldığı, 2006 malî yılı bütçesinde Cumhurbaşkanı ödeneği için 253 200 YTL ödenek öngörüldüğü, 2005 malî yılı ödeneğine göre artış oranının yüzde 7,7 olduğu; bütçenin sağlık giderleri dışında personel giderleri için 15 672 800 YTL ödenek öngörüldüğü, 2005 malî yılı ödeneklerine göre artış oranının yüzde 3,9 olduğu; Cumhurbaşkanlığına ilişkin hizmetlerin aksatılmadan yürütülmesini sağlamak amacıyla, mal ve hizmet alım giderlerini karşılamak üzere 7 850 000 YTL ödenek öngörüldüğü, 2005 malî yılı mal ve hizmet alım giderlerine konulan ödeneğe göre 2006 malî yılı mal ve hizmet alım giderleri ödeneğinin yaklaşık yüzde 13,4 oranında azaltıldığı; sağlık giderleri için 2006 malî yılı bütçesinde öngörülen ödeneğin 1 167 000 YTL olduğu, 2005 malî yılı ödeneğinin 1 110 000 YTL olup, 2006 yılındaki artış oranının yüzde 5,1 olduğu; sağlık giderleri çıkarıldığında mal ve hizmet alımları için öngörülen ödeneğin 2005 yılı ödeneğine göre yüzde 16 civarında azalmış olduğu; cari transferler için 2006 yılında 963 000 YTL ödenek öngörüldüğü, bu ödeneğin 125 000 YTL' lik kısmının personelin öğle yemeğine katkı payı, 733 000 YTL' sinin ise dernek, birlik, kurum ve kuruluşlara (kâr amacı gütmeyen kurum ve kuruluşlara), 105 000 YTL' sinin de hane halkına yapılacak yardımlardan oluştuğu; 2006 malî yılında yapılacak yatırımlar için sermaye giderlerine  6 850 000 YTL ödenek öngörüldüğü, 2005 malî yılı toplam ödeneğine göre artış oranının yüzde 35,64 olduğu, bu artışın güvenlik donanımlı iki yeni taşıt alınması zorunluluğunun ortaya çıkmasından kaynaklandığı; bu alımı karşılamak üzere konulan 3 000 000 YTL düşüldüğünde, 2006 malî yılı sermaye giderleri ödeneğinin 3 850 000 YTL olduğu ve 2005 malî yılına göre yüzde 23,76 oranında azaldığı;  sermaye giderleri bölümündeki bu 3 850 000 YTL'lik ödeneğin; 250 000 YTL'lik bölümünün bilgisayar, makine-teçhizat ve bunlara ilişkin diğer gereç alımlarını karşılamak üzere;  250 000 YTL'sinin kamulaştırma giderleri için; 1 350 000 YTL'sinin ise Yüce Önderimiz Atatürk'ün Çankaya'daki ilk konutu olan ve bugün müze olarak hizmet veren Müze Köşk'ün başlanan restorasyonunun bitirilmesi için, 1 500 000 YTL'sinin Müze Köşk eşyalarının restorasyonu çalışmalarında kullanılmak üzere, 500 000 YTL'sinin de diğer binaların olası büyük onarımları için öngörüldüğü; Müze Köşk restorasyon çalışmalarının 2006 yılında bitirilmesinin ve müzenin 29 Ekim 2006 günü açılmasının planlandığı,

- 15 Mayıs 2000 tarihinde, Cumhurbaşkanlığındaki toplam personel sayısının 620 olduğu, o tarihten itibaren, her yılın 1 Ocak tarihi itibariyle personel sayısının 2001 yılı için 509, 1 Ocak 2002 tarihinde 492, 1 Ocak 2003 tarihinde 475, 1 Ocak 2004 tarihinde 474, 1 Temmuz 2004 tarihinde 470, 15 Aralık 2004 tarihinde 470, 31 Ekim 2005 tarihinde 464 olduğu; bu rakamlara göre, 2000 yılına nazaran personel sayısında 156 kişilik bir azalma olduğu,

- 2000 yılından bu yana yeniden göreve gelen kişi sayısının 38 olduğu, bu sayının belli bir bölümünün, Cumhurbaşkanlığının özelliği nedeniyle periyodik olarak atamaları yapılması gereken personelden oluştuğu; oransal olarak Cumhurbaşkanlığında 2001 yılından bu yana  göreve alınan kişi oranının yüzde 7 olduğu, periyodik değişim dikkate alındığında ise bu oranın yüzde 5'in altına düştüğü,

- 2000 yılından bu yana, Cumhurbaşkanlığına gelen müşterek kararname sayısının 5199 olduğu, bunlardan 4503 adedinin onaylanarak gönderildiği, 621 adedinin geri gönderildiği, 6 adedinin işlemde olduğu, 69 adedinin ise ilgili makam tarafından geri alındığı,

ifade edilmiştir.

Ž Komisyonumuzda 8.11.2005 tarihinde Sayıştay bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Sayıştay'ın artan görev, yetki ve sorumluluk çerçevesinde bölgesel düzeyde örgütlenme meselesinin çözülmesi gerektiği,

- Sayıştay denetçilerinin genellikle iktisatçı, hukukçu veya mülkiyeli olduğu; inşaat, makine ve elektrik mühendislerinden de yeni denetçiler alınmasının teknik konuların etkili bir denetiminin yapılabilmesi açısından  önemli olduğu,

şeklindeki görüşleri müteakip, Sayıştay Başkanlığı tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- 2006 yılı bütçe teklifinin 54 431 000 olduğu, bu tutarın 32 208 000 YTL' sinin personel giderlerinden, 3 561 000 YTL' sinin Sosyal Güvenlik Kurumları Devlet Primi giderlerinden, 17 351 000 YTL' sinin mal ve hizmet alım giderlerinden, 361 000 YTL' sinin cari transferlerden, 950 000 YTL' sinin  sermaye giderlerinden oluştuğu; yatırım harcamalarının iki projeyi  kapsadığı;  bunlardan 2000K010340 nolu Sayıştay Denetimini Geliştirme için 600 000 YTL, 2005K010400 nolu Sayıştay Binası Bakım ve Onarım Projesine  350 000 YTL ödenek konulduğu,

- 5018 sayılı Kanunla, Sayıştay tarafından yapılacak harcama sonrası dış denetimin amacının; genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde yönetimin malî faaliyet, karar ve işlemlerinin kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanması olarak belirlendiği; Sayıştay'ın ve dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim kapsamının genişletildiği; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, özel bütçe kapsamındaki idareler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idarelerin Sayıştay tarafından denetleneceği,

- Sayıştay'da toplam 1 223 personelin görev yaptığı, bu personelin 541'inin denetim ve raportörlük görevlerini yürüten denetçilerden oluştuğu, artan iş yükü doğrultusunda denetçi yardımcısı alımlarının artırıldığı,

- Sayıştay denetçi yardımcılığına  teknik eleman alınamamasının mevzuatın bir gereği olduğu, denetçi yardımcısı yetiştirilirken gerekli teknik bilgilerin verildiği, ihtiyaç halinde bilirkişi kullanılabildiği,

- Hukukî denetimin ilama dayalı olduğu, malî ve performans denetimi ile ilgili hususları da içeren Kanun Teklifinin  Parlamentonun gündeminde olduğu,

- Bölge sayıştaylarının oluşturulmasının fayda-maliyet analizi yapıldığında gerekli olmadığı, ancak, denetimin etkin bir şekilde yerine getirilebilmesi için, Sayıştay'a, yeni kanun teklifiyle bölge temsilcilikleri açma imkânının verilebileceği; buna göre, Sayıştay Kanun Teklifi yasalaştığında Sayıştay Başkanının teklifi ve Sayıştay Genel Kurulunun kararıyla, gerekli olan yerlerde Sayıştay bölge temsilciliklerinin açılabileceği,

- Sayıştay denetçilerinin diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaki denetim elemanlarına göre yetiştirilme mevzuatı ve yönteminin farklı usul ve esaslara dayandığı; dolayısıyla belli bir kıdemden sonra dışarıdan Sayıştay'a iltihakın mümkün olamayacağı,

ifade edilmiştir.

Ž Komisyonumuzda 9.11.2005 tarihinde Başbakanlık, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Yüksek Denetleme Kurulu, Devlet Personel Başkanlığı,  Diyanet İşleri Başkanlığı bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde; 

- MİT'in arşivinde bulunan önemli fotoğraflar, belgeler ve dokümanların sergilenmesinin Milli İstihbarat Teşkilatı ile yurttaşların arasında bir  sıcak ilginin kurulmasına yol açacağı,

- Yüksek Denetleme Kurulu'nun önemli bir denetim kurumu olduğu ancak bu dönem Sayıştay'a devredileceğine yönelik tartışmaların kurumu etkisizleştirdiği; denetimin çok başlılıktan kurtarılmasında ve daha sağlıklı, etkili bir denetim işlevinin kazandırılmasında  yarar bulunduğu,

- Özelleştirme kapsamındaki kuruluşların devri yapılırken, buralarda çalışan personele tercih ve kanaatlerini bildirmek için 10 gün gibi çok kısa bir zaman tanındığı, TÜPRAŞ özelleştirmesinde şartnamede yer alan madde çerçevesinde çalışan 6.000'e yakın personele verilen  bu sürenin dört veya altı ay gibi makul bir seviyeye getirilmesi gerektiği,

- Kurban Bayramı için hijyenik kesim yerlerine ihtiyaç olduğu,   kurban derileri üzerinden herkesin rant sağlamaya çalıştığı, bunun önüne geçebilmek için mutlaka yasaların emrettiği biçimde kurban derilerinin toplanması gerektiği, hac vazifesi yerine getirilirken kesilecek hayvanların Türkiye'deki üreticilerden alınması  durumunda, bunun Türkiye'deki hayvancılığa çok büyük  maddî katkı sağlayabileceği,

- Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, Türk insanının dinî, millî ve manevî değerlerini ön planda tutan, kardeşlik duygularını pekiştiren ve aynı zamanda  eğitime de  katkısı olan kurumlarımızdan biri olduğu; ancak, birçok caminin imam ve  müezzininin bulunmadığı,

- Diyanet İşleri Başkanlığının, hac konusunda son derece tarafsız ve  eşit bir yaklaşım sergilediği, bunun takdirle karşılanması gerektiği; ancak, hac organizasyonunun   profesyonel hizmet sunan özel şirketlere bırakılmasında yarar görüldüğü, 

- Din özgürlüğünün farklı düşünme ve davranma hakkına da saygı gösterilmesini gerektirdiği, bazı televizyon yayınlarında inanç konusunda toplumu bölen davranışlara yer verildiği,  Diyanet İşleri Başkanlığının özellikle bu noktalarda belli uyarı görevlerini yapması gerektiği,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- TÜPRAŞ' taki özelleştirmeden sonra 4046 sayılı Yasanın 22 nci maddesi gereği kapsam dışı personelin naklinin yapıldığı, bunların sayısının 32 olduğu, kapsam dışında olmayan kişilerin de Devlet Memurları Kanununun 4/C maddesine göre diğer kamu kurum ve kuruluşlarına gönderildiği, bunlarla ilgili olarak da 10 günlük bir süre sorununun  olmadığı,

- Devlet Personel Başkanlığı bütçesine 2005 yılı için kamu personeli merkezî kayıt sistemi projesi kapsamında yatırım ödeneği olarak 1 698 000 Yeni Türk Lirasının  ayrıldığı,  2006 yılı bütçesinde ise bu miktarda bir kaynağın ayrılmadığı,  bahse konu proje için daha önce ciddî bir kaynak ayrılması nedeniyle bu ödenekte bir azalmanın sözkonusu olduğu, ayrıca personel sayısında da emeklilik ve nakil sebebiyle 20 kişilik bir azalmanın olduğu, bütçede bu yıl gerçekleşen azalmanın bu iki nedene dayandığı,

- Özelleştirilen kuruluşlardan Devlet Personel Başkanlığınca diğer kurumlara yerleştirilen kişi sayısının istihdam fazlası personel olarak 43.072 olduğu,

- Diyanet İşleri Başkanlığının 2006 malî yılı bütçesinin 2005 yılı bütçesine göre yüzde 16,2 artırılarak 1 milyar 308 milyon 187 bin Yeni Türk Lirası olarak belirlendiği, 2006 malî yılı bütçesinin yüzde 87,76'sını oluşturan 1 milyar 148 milyon 115 bin YTL' sinin personel giderlerine, yüzde 11,44'ü olan 149 milyon 674 bin YTL' nin mal ve hizmet alım giderlerine, yine yüzde 0,70'ini oluşturan 9 milyon 100 bin YTL' sinin sermaye giderlerine, yüzde 0,10'unu oluşturan 1 milyon 298 bin YTL' sinin ise cari transferlere ayrıldığı,

  - Cami mimarisi ve camilerin çevre düzenlemeleri konusunda yakın zamanda Bilkent Üniversitesiyle birlikte Diyanet İşleri Başkanlığının cami mimarisiyle ilgili  bir konferans düzenlendiği; bu konunun ciddi bir  kaynak ayırmayı gerektirdiği, Diyanet İşleri Başkanlığı dışında başka kurumların da  bu konuyla ilgilendiği, 

- Yapılan yurtdışı seyahatlerinin yüzde 80'inin Avrupa Birliği bağlamında olduğu, Türk tarihinin, Türk kültürünün, demokrasi deneyimimizin, din anlayışımızın bizi nasıl bugünlere getirdiğinin anlatılması gerektiği; yurtdışında yaşayan vatandaşlar ve Türk cumhuriyetleriyle olan ilişkiler konusunda da görev ve sorumlulukların sözkonusu olduğu, İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreterliği için de oldukça geniş bir propaganda faaliyeti içinde bulunulduğu, bu çerçevede beş altı ülkenin ziyaret edildiği,

- Kurban edilen bir hayvana şefkatle davranmanın, kültürümüzün merkezinde yer aldığı, hayvanlar konusunda  gereken  dikkat ve özenin gösterilmeye çalışıldığı; ancak kurban kesimlerinde bu hassasiyetin gösterilmediği, bu konuda yerel yönetimlerle  işbirliği içerisinde olunduğu, ancak, bu konuda alınması gereken tedbirlerle ilgili faaliyetlerin sürdürüldüğü,

- Din gibi hassas bir konunun eğitim ve öğretiminin mümkün olan en yüksek düzeyde şeffaflık içerisinde olması gerektiği; çocuklara öğretilen dini bilgiler konusunda herkesin bilgi sahibi olmasının bir zorunluluk arzettiği, Kur'an kurslarının, Diyanet İşleri Başkanlığının kendi iç mekanizması ve müftüler aracılığıyla veya müftünün görevlendireceği bir vaiz tarafından denetlenebileceği, aynı zamanda valilik, kaymakamlık ve Millî Eğitim Bakanlığının da denetim yetkisine sahip olduğu,

ifade edilmiştir.

Ž Komisyonumuzda 10.11.2005 tarihinde Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Gümrük Müsteşarlığı,  Dış Ticaret Müsteşarlığı bütçeleri  üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Devlet İstatistik Enstitüsünün verilerine göre  üç yıl önce 3.400.000 kişi  Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan yardım alırken, bugün bu rakamın 7.000.000 kişiye çıktığı; buna karşılık yapılan araştırmalarda Türk insanının yüzde 48'inin mutlu olduğunun ifade edildiği; mutluluğa ilişkin yukarıdaki araştırma sonuçlarının tartışmalı olduğu, halbuki, tüm dünyanın kabul ettiği Birleşmiş Milletlerin  veri tablosuna göre ise dünyadaki mutlu insanlar  sıralamasında Türkiye'nin sondan üçüncü  olduğu,

- Başbakanlığa bağlı Basın Yayın ve  Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün fiziki koşullar  ve personelin özlük hakları açısından iyileştirilmesi gerektiği,

- Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan yapılacak yardımlarda reklamın uygun olmadığı; ayrıca yapılacak yardımlarla insanların iş sahibi yapılması anlayışının hâkim olması gerektiği,

- İhraç edilen otomobil sayısının 2003 yılında 227.556 adet iken 2004 yılında bu rakamın 320.503 adete ulaştığı; buna karşılık   2003'te ithal edilen otomobil sayısının 165.149 adet olduğu dikkate alındığında, 62.407 adet ihraç edilen  otomobil fazlasının ortaya çıktığı; 2004 yılına gelindiğinde ise, ithal edilen otomobil sayısının 165.000'den 329.007'ye yükseldiği; ithalat ve ihracat rakamları kıyaslandığında 8.504 adet otomobilin daha fazla ithal edildiğinin görüleceği; 2003 yılındaki ihraç fazlasının 2004 yılında ithal fazlasına dönüştüğü, lüks araç ithalatı dikkate alındığında yurt dışına lüks amaçlı kaynak transferinin sözkonusu olabileceği,

- Küçük ve orta ölçekli işletmelerin ürettiği otomotiv yedek parçalarına ilişkin 2003 yılı ihracat rakamının  952 000 000 Dolar, ithalatın ise 1 741 000 000 Dolar olduğu; 2004 yılında ise bu rakamın ihracatta  1 220 000 000 Dolar, ithalatta 3 125 000 000 Dolar  olarak gerçekleştiği;  ihracat ve ithalat arasındaki farkın otomotiv yedek parçası dolayısıyla dışarıya  kaynak aktarıldığı anlamına geldiği, dolar kurunun düşük tutulmasının bunda büyük rolünün olduğu; Türkiye'de,  otomotiv yedek parçası üretme yerine dışarıdan ithal etmenin daha kârlı hale geldiği,

- Türkiye'de yoksulluğun azaltılmasıyla ilgili çok  sayıda ve birbirinden farklı kurumun bulunduğu; bu bağlamda, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonunu, Sosyal Hizmetler ve  Çocuk Esirgeme Kurumunu, Emekli Sandığının 65 yaşın üzerindekilere  yaptığı ödemeleri, Sağlık Bakanlığının ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün sosyal yardımlarını, SSK Genel Müdürlüğünün özürlülerle ilgili yaptığı yardımları saymak gerektiği; yardımlara ilişkin 2004 yılı rakamının  yaklaşık 3,5 katrilyon olduğu; 2002 yılında  gayri safî millî hâsılanın  yaklaşık binde 5'ini sosyal yardımlara ayırırken, bugün itibariyle bu oranın, yüzde 1'e çıktığı,

- Devlet İstatistik Enstitüsü ile ilgili olarak 2004-2005 yılları arasında, çok ciddî gelişmeler arasında soru anketlerinin çoğaltılmasını, hane halkı sayısının artırılmasını, üç aylık periyotlarla alınan işsizlik oranlarının aylık bazda üretilmesini saymak gerektiği; bu gelişmeler ışığında Devlet İstatistik Enstitüsünün yaptığı anketlerin sonuçlarının daha sağlıklı hale getirildiği,

- Cari açığın önemli bir sorun olduğu, bu durumun ekonomide bir yapısal kırılganlık yarattığı,  açığın birkaç yıldan beri devam ettiği, finanse ediliş biçimine dikkat çekilmesi gerektiği, Türkiye'nin borç yükünün çok yüksek olduğu; nitekim, bu konunun, uluslararası kuruluşların raporlarına da yansıdığı; cari açık için öngörülen rakamın yüzde 92 oranında aşılması nedeniyle  konunun mutlaka araştırılması ve önlem alınması gerektiği,

- Bazı sektörlerde ortaya çıkan katma değerin yatırım, tüketim ve ihracattaki değişikliklerle uyum göstermemesi nedeniyle stoklara kaydırıldığının iddia edildiği, gayri safi millî hâsılanın yüzde 7’sine yaklaşan bir oranda   stok tutulmasının akılcı bir yaklaşım  olmadığı,

- 1999' dan sonra ihracatın, ithalatın ve imalat sanayiinin millî gelirden aldığı paylar karşılaştırıldığında, ihracatın millî gelirden aldığı paya oranla, ithalatın daha hızlı arttığı, imalat sanayiinin millî gelirden aldığı payın ise belli bir oranı korumasına karşılık, imalat sanayiinin yıllık ortalama büyüme hızının düştüğü, dolayısıyla ihracatın giderek daha fazla ithalata bağımlı hale geldiği, ihracat artışının yabancı ülkelerin büyümesine katkı yapmasına karşılık Türkiye'nin imalat sanayiindeki artışın katkısının azaldığı,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Bütün il, ilçe ve köylerde 931 vakıf tarafından sosyal yardım faaliyetlerinin yürütüldüğü; bu faaliyetlere ilişkin, ilkelerin merkezden konulduğu, sosyal yardım politikasının açık, net ve rafine hale getirilmeye çalışıldığı, gereksiz uygulamaların kaldırıldığı, daha anlamlı olan yardım türlerinin devreye sokulduğu, objektif kriterlerin belirlendiği,

- Ülkemizdeki sosyal yardım politikalarının  uluslararası standartlara uygun  ve daha  nitelikli uzmanlarla  yürütülmesinin amaçlandığı,

- Daha önceki dönemlerde fon kaynaklarının önemli bir kısmının ihtiyaca binaen  bütçeye aktarıldığı, bu oranın bazı yıllarda yüzde 80'i bulduğu, ancak 2003'ten itibaren, kesin olarak bu fon kaynaklarının bir kuruşunun bile amacı dışında kullanılmadığı, bu konuda Hükümetin kesin bir kararlılık gösterdiği, aksine 2003 ve 2004 yıllarında bütçeden  fona kaynak aktarıldığı; Fondan yapılan harcamalar 2002 yılında yaklaşık 600 trilyon Türk Lirası iken bu miktarın 2004 yılında 1 katrilyon 326 trilyona çıktığı, 2005'in ilk on ayında harcama miktarının ise 1 katrilyon 146 trilyon Türk Lirası olduğu; yardıma muhtaç dar gelirli vatandaşların desteklenerek kendi ayakları üzerinde duran, üreten ve kendi gelirini temin eden hale getirilmesi amacıyla proje desteklerinin önceki dönemlerde fonun yüzde 3'ünü oluştururken, bugün bu oranın yüzde 20'ler seviyesine ulaştığı,

- Üç yıldır verilen okul kitaplarının yanısıra çeşitli formatlarda pek çok eğitim yardımının  yapıldığı, örneğin şartlı nakit transferi çerçevesinde, nüfusun yüzde 6'lık en yoksul kesimine giren ailelerden, çocuklarını sırf ekonomik sebeple okula gönderemeyenlere çocuk başına belli bir miktar ödeme yapıldığı; kız çocuklarının okullaşma oranını artırmak için kız çocukları olan ailelere biraz daha yüksek bir ödeme yapıldığı; aynı şekilde  0-6 yaş grubundaki çocuklarını düzenli olarak sağlık kontrolüne götüren annelere de belli bir ödeme yapıldığı, yaklaşık 1 200 000 öğrencinin eğitim yardımı, 700 000 civarında çocuğun da sağlık yardımı aldığı; bu durumun özellikle kız çocukların okullaşma oranında ciddî artışa yol açtığı, ilköğretimden ortaöğretime geçişte kız çocuklarının oranının yükseldiği,

- Kooperatifleşme aracılığıyla kırsal kesimde yoksul ailelere önemli destekler verildiği, özellikle de hayvancılık alanında bu desteklerin sürmekte olduğu, ayrıca, bireysel ve toplu proje tekliflerinde vatandaşların teşvik edildiği,

- Hedef kitlenin iyi tespit edilebilmesi için ilk defa Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 2002 gelir tüketim harcamalarına dayalı olarak yoksulluk profili araştırmasının yapıldığı,

- Yardıma muhtaç vatandaşın kendisi talep etmeksizin yardımın ulaştırılacağı bir sistemin oluşturulması gerektiği, tüm nüfusa bu şekilde hâkim olunması ve bu amaca yönelik altyapının oluşturulması gerektiği,

- Türkiye Cumhuriyetinin sosyal bir devlet olduğu, yapılan yardımların vatandaşın hakkı olarak değerlendirilmesi gerektiği,

- TBMM tarafından kabul edilen kanunun içerdiği yeni düzenlemede vakıfların mütevelli heyetlerine muhtarların da alındığı,

- Kömür dağıtımıyla ilgili olarak; kömürün ocağından çıkarılması, torbalanması ve naklinin Enerji Bakanlığının sorumluluğunda olduğu; valilerin de yardım amaçlı kömür ihtiyaçlarını bildirdikleri; illerin ve büyük ilçelerin çevre raporlarının ve kirlilik raporlarının dikkate alınmasıyla kömür cinsinin tespit edildiği ve hepsi beyaz torbalara konularak dağıtımının yapıldığı; vilayete gelen kömürlerin  vilayet içi dağıtımının valilik, ilçelerde ise kaymakamlıklarca yapıldığı, kömürün vatandaşın evine kadar ücretsiz ulaştırıldığı, hiçbir yerde herhangi bir kuyruk oluşmadığı,

- Meclis'e gelen  ziyaretçilerle ilgili anket çalışmasının yapıldığı, Devlet İstatistik Enstitüsünün soru formlarını hazırladığı, anket uygulamasını yaptığı, veri girişlerini tamamladığı ve tamamının Meclis Başkanlığına teslim edildiği,

- Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün Türkiye Büyük Millet Meclisi ile eşzamanlı kurulan bir kuruluş olduğu, 7 Haziran 1920 tarihinde, Cumhuriyet ilan edilmeden önce, 6 sayılı Kanunla ve Atatürk'ün direktifleriyle Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti Umumiyesi olarak kurulduğu, 1984 tarihinde Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü adıyla yeniden yapılandırıldığı,  Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün özellikle yurt dışında Türkiye'yle ilgili yayınlanan haberleri ciddî şekilde izlediği,

- Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün biri ana, diğeri ek bina olmak üzere iki ayrı yapıda hizmet verdiği, odaların temiz, boyalı ve bakımlı olduğu, yüzde 95'inin pencereli ve güneş alan konumda bulunduğu, ancak, çok az sayıda odanın radyo dinleme ve tercüme yapılmasına uygun olduğu için iç tarafta bulunan odaların seçildiği, mülkiyeti Sosyal Sigortalar Kurumuna ait olan eski binanın ise değiştirilmesi için çalışmaların sürdürüldüğü, ek hizmet binasının ise 1994 yılında yapılmış olduğu,

- Dış Ticaret Müsteşarlığının 2006 yılı bütçesinin toplam 84,6 milyon YTL olduğu, bunun 56,3 milyon YTL' sinin personel giderlerine, 4,4 milyon YTL' sinin sosyal güvenlik kurumlarına ve devlet primi giderlerine, 13 milyon YTL' sinin mal ve hizmet alım giderlerine, 5,7 milyon YTL' sinin cari transferlere ve 5,2 milyon YTL' sinin de sermaye giderlerine tahsis edildiği, Dış Ticaret Müsteşarlığı tüm faaliyetlerini 7 genel müdürlük, 3 danışma ve denetim birimi, 4 yardımcı birim, 21 serbest bölge müdürlüğü, 8 dış ticarette standardizasyon bölge müdürlüğü, 59 ülkede 82 ticaret müşavirliğiyle yürütmekte olduğu,

- 2003 ve 2004 yılı verilerinde ithalat rakamlarının tüketim harcamaları kaleminde artmasının normal olduğu, aşırı değerli Türk Lirası nedeniyle tüketim malları kaleminde büyük artışlar yaşandığı, otomotiv ithalatının da tüketim malları kaleminden yapılan ithalat olduğu, sonradan yapılan vergi uyarlamalarıyla 2004'ün sonuna doğru tablonun değiştiği; toplam ihracatta yüzde 1 bile pay alamayan otomotiv sektörünün toplam ihracattaki payının bugün artık yüzde 18'lere varan bir noktaya geldiği, 2004 yılında 11 milyar Dolar, bu yıl ise 15 milyar Dolara yakın gerçekleşmesinin tahmin edildiği, ayrıca, 2004 ve 2005 yıllarının ilk 9 ayı karşılaştırıldığında, ithalattaki yüzde 1,45'lik bir artışa karşın ihracatta yüzde 21,1 oranında bir artış görüldüğü,

- Toplam dış ticaret açığının dış ticarete oranının yüzde 20-25'ler seviyesinde seyrettiği; bu durumun çevrilebilir ve rahatlıkla finanse edilebilir olduğu; gerek 1994'te, gerekse 2000'li yıllarda, Türkiye'nin toplam dış ticaret açığının dış ticarete oranının yüzde 35'ler civarında gerçekleştiği,

- Yabancı sermayenin yüksek teknoloji gerektiren alanlarda yatırım yapması durumunda, Türkiye'nin ihracat eğrisinde ikinci bir gelişme aşamasının sağlanabileceği,

- Daha önce Avrupa Birliğinin başka ülkelerle yaptığı, ancak Türkiye'nin yapmakta zorlandığı serbest ticaret anlaşmalarının hızla arka arkaya yapıldığı, bu çerçevede Filistin, Suriye, Fas ve Tunus'la anlaşma yapıldığı, çok yakında Mısır ile de serbest ticaret anlaşmasının  tamamlanacağı, 

- Eximbank kredilerinin yüzde 35'ini KOBİ' lerin kullandığı, ocak-ekim döneminde KOBİ' lerin kullandığı kredi hacminin yaklaşık 1 milyar dolar olduğu, KOBİ' lere yönelik olarak 100 000 doları aşmamak kaydıyla yüzde 50 teminatla ve en düşük faiz oranıyla kredinin kullandırıldığı,  Eximbank kredisi kullanan 3.000 firmanın Türkiye' nin ihracatının  yaklaşık yüzde 60'ını gerçekleştirdiği,

- DFİF ve Eximbank kaynaklarının artırılması gerektiği, serbest bölgeler konusunda da 2004 yılında konulan uygulamanın tekrar gözden geçirilmesi ve yasal düzenlemenin yapılması gerektiği, çünkü serbest bölge çalışmalarında müracaat sayısının azaldığı, serbest bölgelere ilişkin toplam dış ticaret hacminde bir azalma olduğu,

- Gümrük Müsteşarlığının 2006 yılı bütçesi içerisindeki payının binde 10 olduğu, toplam 186 220 000 YTL olan bütçenin, 110 969 000 YTL' si personel, 15 993 000 YTL' si sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi, 29 493 000 YTL' si mal ve hizmet alımları, 765 000 YTL' si cari transfer, geriye kalan 29 000 000 YTL'sinin de sermaye giderlerine ayrıldığı,

- Dünya genelindeki küreselleşme süreci ile bölgesel entegrasyon uygulamalarının, gümrük idaresinin fonksiyonlarını daha da önemli hale getirdiği, gümrüklerin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunun, yasal ticaretin önündeki mevcut engellerin asgari seviyeye indirilmesi olduğu, Gümrük Müsteşarlığının tüm bu gelişmelere ve yeniliklere uyum sağlaması gerektiği, 

- Yasal ticaretin hızlı yürütülmesinin teminine yönelik çalışmaların yanı sıra, ülkemizin ekonomik ve toplumsal yapısını olumsuz yönde etkileyen, başta uyuşturucu ve silah kaçakçılığı olmak üzere, yasadışı eşya ve araç trafiğini önlemeye yönelik çalışmalara da hız verildiği, kaçakçılık faaliyetleriyle mücadelede idarenin etkinliğini artırmak bakımından modern teknolojinin imkânlarından yararlanmanın hedef olarak kabul edildiği,

- 2005 yılında yeni ilaveler ile otomasyona dahil olan gümrük idaresi sayısının 71'e ulaşacağı, Kasım 2005 itibariyle gümrük işlemlerinin yüzde 99'unun elektronik ortamda gerçekleştirilir hale geleceği, 2005 yılı sonuna kadar ise gümrük işlemlerinin yüzde 100'ünün elektronik ortamda gerçekleştirileceği,

- Mükelleflerin gümrük idaresine gelmeksizin kendi bürolarından elektronik yolla gönderdiği beyan oranı 2004 sonu itibariyle yüzde 65 iken, Ekim 2005 itibariyle yüzde 72'ye ulaştığı,

ifade edilmiştir.

Ž Komisyonumuzda 11.11.2005 tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Fındıkta yaşanan don olayı sonrası resmi rakamlara göre zararın 633 trilyon lira olduğu, devlet tarafından ödenmesi gereken tutarın 296 trilyon lira olduğu, ödenen miktarın ise 44 trilyon lira olduğu, geriye kalan paranın bugüne  kadar ödenmediği, Fiskobirliğin ve üreticinin elinde hiç fındık kalmadığı, dolayısıyla, bu yıl fındık fiyatlarının ciddî biçimde yükseldiği, ancak Fiskobirlik'in fındık fiyatlarını 6 milyonun üzerinde tutabilmesi için kredi alması gerektiği, yapılan müracaatlar sonucu kredilerin alınamadığı, Fiskobirlik'e bu kredinin sağlanması gerektiği, ortalama Türkiye'de fındıktan yılda 1 milyar Doların üzerinde  ihracat geliri sağlandığı, 2004'te bu rakamın 1,5 milyar Doları bulduğu, bu yıl ise en az 2 milyar Dolar gibi bir rakamın gerçekleşmesinin beklendiği,

- Arazinin toplulaştırılması ve miras hukukunun gözden geçirilmesi gerektiği,  farklı yerlerde bulunan araziler nedeniyle mazot giderlerinde oldukça yüksek bir artışın olduğu, ihtiyaç dışı traktörler alındığı,

- Dağ köylerinde yaşayanların tarımsal faaliyet açısından bir ekonomik değer oluşturmadığı, bunların öz tüketimlerini dahi karşılayamadıkları, bu köylerde yaşayan ve muhtemelen 8-10 milyonu bulan bu grubun sorunlarının ayrıca ele alınması gerektiği,

- Tarımsal sorunlara stratejik, sosyolojik ve insanî boyutları gözardı edilerek, sadece piyasa mantığıyla bakmanın mümkün olmadığı,

- Tarım sektörünün yapısı gereği, dönüşümü zaman alan bir sektör olduğu,  gelişmiş ülkelerin tarım sektöründe yaptığı dönüşümü Türkiye'nin bugün yapması için bir hayli kaynak ayırması gerektiği, tüketicinin artık tarım sektörünün biraz daha belirleyicisi olduğu, tüketicinin tercihlerindeki değişiklikler ve tarladan tüketiciye kadar olan zincirde, tüketiciden önceki aşama, özellikle, süpermarket aşamasının bir hayli güçlü bir konuma gelmiş durumda olduğu,

- Avrupa Birliği'nin ortak tarım politikasının 1962'lerde olgunlaştığı ve zaman içerisinde, çok değişiklikler geçirdiği, 1968 yılında gerçek amacıyla uygulanabilmesi için bir reform uygulamasının yürürlüğe konulduğu, uygulamanın çok uzun yıllar aldığı, Avrupa Birliğinin bugün kendi içinden gelen güçlükleri olduğu, çıkar mücadeleleri bulunduğu, Avrupa Birliğinin genişlemesi nedeniyle yeni katılan ülkelerden kaynaklanan güçlüklerin bulunduğu, tarama sürecinin başlangıcında olunması nedeniyle 10 yıllık süre içerisinde Türkiye'nin karşılaşacağı güçlüklerin Avrupa Birliği üyesi olan ülkelerin güçlüklerinden çok daha fazla  olacağı,

- Avrupa Birliği'nin müzakere sürecinde Türkiye'ye şart koşacağı hususlar olacağı ve uyumun bekleneceği, bazı konularda uyum şartlarının tam üyelik tarihine ertelenmesinin Türkiye'nin savunması gereken bir politika olması gerektiği,

- Türkiye'nin kendi tarım sektörünü, sadece piyasa ekonomisi mantığının geçerli olduğu bir işleyişin içine atmasının mümkün olmadığı, 

- Halen istihdamın yüzde 34-35'inin tarım sektöründe olduğu, ancak tarım sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla içindeki payının yüzde 11-12'lerde kaldığı, Türkiye tarımının sanayileşme ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği; Türkiye'nin sanayileşmesinde, temel tercihlerin gözden geçirilmesi gerektiği, Çin'le rekabet edemeyeceği sektörlerden çekilmesi gerektiği, 

- 2006 büyüme hedefinin yüzde 5 olduğu, gayri safi milli hasılanın nominal artışının yüzde 11.3 olduğu,  tarımsal destekleme için ayrılan ödenek tutarının ise 2005 sonuna göre yüzde 4.9 arttığı, 2005 sonu için 3.8 milyar YTL' lik bir tarımsal destekleme harcaması öngörüldüğü,  2006 bütçesinde ise bu rakamın 4 milyar YTL' ye çıktığı, nominal artış oranının  yüzde 4.9 olduğu, 2005 yıl sonu harcamasının gayri safi milli hasılaya oranının yüzde 0,79 olduğu, 2006'da ise yüzde 0,74 olarak öngörüldüğü,

- 1994 yılında yaşanan ekonomik kriz sonucu, istikrar programlarında tarımsal desteğin  azaltıldığı, 1999 yılı sonunda da tarımsal girdi ve fiyat desteklerinin kaldırılarak yerine doğrudan gelir desteğinin uygulanmaya başlandığı; 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik kriz sonrasında da, tarım sektörünün tam bir sorunlar yumağı haline geldiği; son üç yıldır 1 milyon çiftçinin ödeyemediği Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan  borçlarının 1 katrilyonunun silindiği; bunun Cumhuriyet tarihinde bir ilk olduğu, çiftçilerin 1995 yılından günümüze kadar olan tarımsal sulama enerji borçlarına  faiz  uygulamak   yerine, tarımsal TEFE' ye göre değerlendirme yapıldığı ve otuzaltı ay vadeye yayıldığı,  2005 yılında çiftçiye 273 trilyonluk kimyasal gübre desteği sağlandığı, çiftçiye 2,5 katrilyon düşük faizli kredi verildiği, tarımsal girdiler ile sertifikalı tohum, fidan, dondurulmuş sperm gibi kalemlerde KDV oranlarının yüzde 8'den 1'e indirildiği; çiftçimize doğrudan gelir desteği,  hayvancılık, prim ödemeleri ve artı telafi edici ödemeler dahil olmak üzere, toplam destek miktarında bu yıl sonuna kadar 9,1 katrilyona  ulaşılacağı;  kooperatiflere sağlanan desteğin, 2003'te 22 trilyon iken, onüç kat artarak 2005'te 290 trilyona ulaştığı,

şeklindeki görüş, eleştiri ve temennileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın bütçe teklifinin 5.156.602.000 YTL olduğu, geçen yıla göre yüzde 17 oranında artış sağlandığı, 2006 yılı kamu yatırımlarından 1.304.167.000 YTL' sinin tarım sektörü yatırımlarına, 97.010.000 YTL' sinin Bakanlık yatırımlarına ayrıldığı, transfer harcamalarının 4.000.000.000 YTL sinin tarımsal desteklemeler için kullanılacağı, ayrıca yıl içerisinde de üreticilerin desteklenmesi için ek kaynakların oluşturulması hususunda çalışmalar yapılacağı, keza tarımsal amaçlı kooperatiflerin desteklenmesi için bütçede bir önceki yıla göre yüzde 6'lık bir artışla 95.575.000 YTL kaynak ayrıldığı,

- Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nün 2006 yılı bütçe teklifinin 38.060.000 YTL olduğu, geçen yıla göre yüzde 61 artış öngörüldüğü,

- Tarımın yapısı gereği dünyanın her yerinde desteklendiği; Avrupa Birliği ve ABD ile ülkemiz karşılaştırılırken sadece tarımsal destek tutarının esas alınmasının yanısıra  tarımda çalışan nüfus, fert başına millî gelir gibi çeşitli parametrelerin de dikkate alınması  gerektiği,

- 2004 yılına kadar Türkiye'de sadece miktar yönünden destekleme yapıldığı ve kaliteye, standarda önem veren bir anlayışla herhangi bir selektif  destekleme yapılmadığı, bu nedenle Türkiye'nin ihtiyacı bulunan  her yıl 1-1,5 milyon ton kaliteli buğdayın ithal edilmekte olduğu, ihtiyaçtan fazla üretilmesine rağmen yüzde 10 oranındaki kaliteli ithal buğday ile yüzde 90 oranında yerli buğdayın paçal yapılıp un sanayicilerine verilmekte olduğu, desteklemenin bir stratejiye dayanması gerektiği ve stratejinin belirlenmesinde tarımın yanısıra ülkemizin genel anlamdaki sosyoekonomik veya sosyokültürel sorunlarının da hesaba katılması gerektiği,

- Tarım sektöründeki sorunların; verimlilik, kayıtdışılık, standart, kalite,  pazarlama, örgütlenme, risk gibi çeşitli boyutlarının  olduğu, sorunların uzun vadeli olarak çözülmesi noktasında  çalışmalar yapılması gerektiği; günlük politikalarla ilerleme kaydedilemeyeceği,

- Uluslararası piyasada tarım ürünlerimizin rekabet  gücünün olmamasının  temel sebebinin verimliliğin yeterli düzeyde olmaması olduğu, verimliliği olumsuz etkileyen  temel sebeplerden birinin de parçalanmış araziler olduğu; ortalama işletme büyüklüğünün 55 ile 60 dönüm olduğu ve milyonlarca tarım işletmesinin bulunduğu bir yapıda verimli bir üretim yapmanın mümkün olmadığı, ürünün borsalarının yeterli düzeyde ve çeşitlilikte kurulamadığı, 

-Tarımla ilgili temel mevzuatta yapılan  değişiklikler çerçevesinde dokuz  kanunun yürürlüğe girdiği, bunların içinde Organik Tarım Kanunu, Tarım Sigortaları Kanunu, Üretici Birlikleri Kanunu ve Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu'nun ise ilk defa düzenlendiği Tarım strateji belgesinde ise 2006-2010 yıllarını kapsayan  beş yıllık  periyoda ilişkin destekleme politikalarının çerçevesinin belirlendiği, bu bağlamda  sulanabilir tarım arazisi miktarının artırılması gerektiği, dünyayla rekabet edebileceğimiz ve avantajlı ürün gruplarına öncelik verilerek ve arz açığımız olan noktalarda  uygun verimlilik prensipleri hesaba katılarak tarımsal alandaki gelişmelerin sürdürülmesi gerektiği,

- Tarımla ilgili kayıtdışılığın önemli bir sorun olduğu; kadastro sorununun çözümlenemediği, bu nedenle arazi sahiplerinin bir kısmının doğrudan gelir desteği veya diğer desteklerden istifade edemediği,  2006 yılı sonuna kadar Türkiye'deki bütün alanlarda kadastro çalışmasının yapılmasının hedeflendiği ve bunun için gerekli kaynağın aktarıldığı,

- Veraset ve İntikal Vergisi sebebiyle devirlerin yapılamaması sorununun Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununa bir ek geçici madde koymak suretiyle  çözümlendiği ve doğrudan gelir desteği ile ilişkili olarak çiftçi kayıt sistemine yapılan kayıtların yılın oniki ayına yayıldığı,

- Avrupa Birliğiyle ilgili ilişkilerimizde zorlanacağımız temel konulardan birinin  hayvancılık olduğu;  hayvan üretiminin ve birim hayvandan elde edilen et ve süt veriminin düşük olduğu; üretilen örneğin 10 milyon ton sütün 3 milyon tonunun işlenebildiği ve yeteri kadar tesisin olmaması nedeniyle kalan yüzde 70' lik miktarın birtakım ilkel, iptidaî merkezlerde ve yerlerde işlendiği,

- Yasalara göre kuş gribi hastalığının tazminatlı hastalıklar listesinde olmadığı, ancak hastalık tespit edildiği andan itibaren bu hastalıktan ölenler ve hastalık çerçevesinde itlaf edilen hayvanlar için ödeme yapılmasının Bakanlar Kurulu tarafından kararlaştırıldığı, bu çerçevede hindi için 22,5 YTL, tavuk için 5 YTL, ördek için 5 YTL, kaz için 20 YTL ve güvercin için 5 YTL. olan rakamların mahallinde kurulan komisyon tarafından belirlendiği, bununla birlikte kanatlı hayvan sektörünün destek vermeye hazır olduklarını belirttiği ve bir miktar para aktardıkları, böylelikle bütçe kaynaklarından harcama yapmaya gerek kalmadığı,

ifade edilmiştir.

r 11.11.2005 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Bir ülkenin ekonomik ve sosyal gücü ile kendisini savunma kapasitesinin, dış ilişkilerini de çok olumlu yönde etkileyeceği,

-  2001 yılından sonra uygulanan istikrar programı uyarınca, hedeflenmiş olan faiz dışı fazlaya ulaşabilmek amacıyla kamu harcamalarında kesintilere gidildiği ve bütün kamu harcamalarında olduğu gibi Millî Savunma Bakanlığı harcamalarında da bu kesintinin yapıldığı, Millî Savunma Bakanlığı bütçesinden yapılan kesintilerin de, faiz dışı fazla hedefine ulaşılmasında önemli bir rol oynadığı, ancak, Millî Savunma Bakanlığının bütçe büyüklüğünü değerlendirirken, bu bütçe içerisinde yer alan ödeneklerden kullanılmayarak ertesi yıla devredilenleri de dikkate almak gerektiği, çünkü, ertesi yıla devredilen ödeneklerin, bir önceki yıla kıyasla her yıl giderek artan bir seyir izlediği ve 2004 yılında çok önemli bir düzeye ulaştığı, 1998 yılında 194 trilyon lira olan bu rakamın, 1999'da 390, 2000'de 979 trilyona, 2001'de 1,3 katrilyon, 2002'de 2 katrilyon, 2003'te 3,3 katrilyon ve 2004'te de 4 katrilyon liraya ulaştığı; bunların, o yılın  Parlamentoya sunulan bütçe büyüklüğü içinde yer aldığı ancak, yıl içinde kullanılmaması nedeniyle devredilen ödenek olarak ertesi yıla devrettiği, bu rakamlar reel olarak ifade edildiğinde, 1998 yılında gayri safî millî hâsılanın yüzde 0,36'sı iken, 2004 yılında yüzde 0,93'üne ulaştığı, ertesi yıla devreden rakam 1998 yılının bütçe ödeneğine kıyasla yüzde 13,6 iken, bu oranın  2004 yılında yüzde 29,9'a ulaştığı; 2006 bütçesi görüşülürken, 2005 yılından devredecek olan ödeneğin 2006 bütçe büyüklüğü içerisinde görülmediği, dolayısıyla, Millî Savunma Bakanlığı bütçe büyüklüğünün doğru değerlendirilmesi açısından bunun dikkate alınması gerektiği,

- Çağdaş ülkelerdeki savunma harcamalarının gayri safî millî hâsıla içindeki oranının düşük, Türkiye'de yüksekmiş gibi gösterilmesinin uygun olmayacağı, bölgemizdeki ülkelerin askerî harcamalarının gayri safî yurtiçi hâsılalarına göre oranları gözden geçirildiğinde; Ermenistan'da yüzde 6,5, İran'da yüzde 3,3, İsrail'de 8,7, Suriye'de 5,9, Yunanistan'da 5,4, Bulgaristan'da 2,6, Kıbrıs Rum kesiminde 3,8  ve Türkiye'de ise yaklaşık yüzde 2,5 civarında olduğu,

şeklindeki görüş, eleştiri ve temennileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- 11 Milyar 877 Milyon 500 Bin YTL' lik Millî Savunma Bakanlığı 2006 Yılı Bütçe Tasarısının, mevcut ekonomik ve sosyal politikalar, orta vadeli program ve enflasyonla mücadele programı çerçevesinde uluslararası  siyasal durum ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin zorunlu ihtiyaçları dikkate  alınarak ve tasarruf tedbirlerine azami derecede dikkat edilerek hazırlanmış olduğu,

- Millî Savunma Bakanlığı'nın 2006 yılı bütçe teklifinin oluşturulması aşamasında Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarından alınan bütçe tekliflerinin toplamının 14 milyar 11 milyon 500 Bin YTL olduğu, 

- Dünyada toplam 1 trilyon ABD Dolarına yakın bir savunma harcamasının yapılmakta olduğu, savunma sanayii ihtiyaçlarının karşılanmasının sektörünün yapısı gereği büyük masraflar gerektirdiği, savunma sanayii sektörünü elinde bulunduran ülkelerin monopol gücüne sahip olup, ürettikleri silah, araç ve gereçlerin satışında çeşitli kısıtlamalara gidebildiği, hatta zaman zaman dış politikaları çerçevesinde ambargolar uygulayabildikleri; ulusal savunma sanayiinin oluşumunu ülkenin stratejik ihtiyaçlarının belirleyeceği gerçeğinden hareketle, Türkiye'nin olabildiğince kendi imkânlarıyla savunma ihtiyaçlarını gidermesi, bu imkân ve kabiliyetlerini kullanarak özgün teknolojisini üretir hale gelmesinin hayatî önem arz ettiği, bu çerçevede, Bakanlık bağlı kuruluşu niteliğinde olan Savunma Sanayii Müsteşarlığının yabancı ülkelerde aynı işi yapan benzer kurumlarla karşılaştırıldığında   bütçe teklifinin oldukça mütevazı olduğu,

- Bazı araştırmalara göre, dünyadaki var olduğu iddia edilen 18 çatışma bölgesinden 13'ünün Türkiye'nin etrafında olduğu, bugün, Türkiye'ye belli ölçüde tesir eden bu çatışmaların, yarın doğrudan tesir edebileceği dikkate alındığı takdirde Türk Silahlı Kuvvetlerinin en iyi şekilde ve çağa uygun bir anlayışla bütçelendirilmesi ve idamesinin şart olduğu,

- Askerî hastanelerin ilk defa yüzde 10 yatak kapasitesiyle sivile açıldığı, poliklinikte hiçbir sınırlama olmadığı,

 ifade edilmiştir.

r 14.11.2005 tarihinde Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme  Kurumu Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu kadrolarına uzman kişilerin atanması gerektiği,

- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü bünyesindeki  Malatya Çocuk Yuvasında yaşanan olayların çocuk yurtlarındaki yaşam koşullarının ne kadar kötü durumda olduğu, dayak ve şiddet olaylarını gözler önüne serdiği,

- Personel ve ödenek yetersizliği nedeniyle sorunların çözümlenmesinde güçlükler yaşandığı, toplam 8 302 personelle kimsesiz gençlere ve engellilere 24 saat  hizmet verilemeyeceği, yurtlarda bir sosyal hizmet uzmanına 44 çocuk, bir bakıcı anneye 16 çocuk düştüğü, 2006 yılında 512 milyon YTL' lik bütçe ayrılan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun arzu edilen şekilde hizmet verebilmesi için bütçesinin artırılması gerektiği,

- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün bütçesinin 2006 yılı için yüzde 46,5, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün yüzde 38, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünün ise yüzde 67,5 civarında  artırıldığı, bu artışların olumlu bir gelişme olduğu,

- Kamuda çalışan her 100 kişiden 77'sinin erkek, 23'ünün kadın olduğu; özel sektördeki oranın  erkeklerde yüzde 72,5, kadınlarda ise yüzde 27,5 olduğu;  özel sektördeki kadın istihdamının kamuya göre biraz daha fazla olduğu, kadınların istihdama katılım olanaklarının artırılması  gerektiği, 

- Aile içi şiddetin günümüzde hâlâ toplumsal bir yara olduğu, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin ekonomik, sosyal ve coğrafi olarak  sınır tanımadığı;  dünya çapında her üç kadından birinin şiddete maruz kaldığı; Birleşmiş Milletler Bin Yıl Projesi çerçevesinde, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı hızlı sonuç veren ulusal kampanyalar önerildiği, ülkemizde de bu çerçevede yapılan çalışmalarda Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün olumlu  katkılarının sözkonusu  olduğu,

- Profesyonel olarak çalışanlara toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verilmesi gerektiği, kadınlarımızın mutlaka yönetici konuma gelmelerinin sağlanması ve bu konuda pozitif ayırımcılık uygulanması gerektiği,

- Kadına yönelik şiddeti önlemek için devletin, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışması ve ülkemizde 10 000 kadına bir sığınma evi yapılmasının gerektiği, Avrupa Birliği normlarına göre 7 000 sığınma evine ihtiyaç olduğu,

şeklindeki görüş, eleştiri ve temennileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Büyük Önder Atatürk tarafından  1921 yılında kurulan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun o tarihten  bu yana sosyal hizmet misyonu doğrultusunda sosyal hizmet fonksiyonunu yerine getirmekte olduğu; sosyal devlet olmanın gereği olarak başta çocuklarımıza, ailelerimize ve tüm topluma geniş bir yelpazede hizmet sunan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun öncelikli ve özellikli hizmet alanının korunmaya muhtaç çocuklar olduğu, bununla beraber huzurevleri, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri, özürlü bakım ve rehabilitasyon merkezleri, toplum merkezleri, kadın konukevleri gibi birçok alanda da geniş hizmet ağına sahip olduğu ve  tüm bu görevlerini layıkıyla yerine getirmeye çalıştığı,

- Bugün itibariyle çocuk yuvalarının toplam kapasitesi  8 736 olduğu halde, bu yuvalarda 9 935 çocuğa hizmet verildiği, aynı şekilde yetiştirme yurtlarının toplam kapasitesi 8 853 olmasına rağmen, bu yurtlarda da 10 242 gencin yatılı kurum bakımından yararlanmakta olduğu, 

- 2005-2006 öğretim yılında yetiştirme yurtlarından sınava katılan 649 çocuğun 253'ünün büyük bir başarıyla yüksek öğrenim programlarına yerleştirildiği,

- Kurumun değişen koşullar ve çağdaş ülkelerdeki uygulamalar ışığında yeni bir yönetim anlayışı ve yeni bir sistemle yapılanması yolundaki çalışmaların hızla sürmekte olduğu, bu amaçla hazırlanan yasa taslağında halkın gönüllü katkı ve katılımının sağlandığı, yerinden yönetim ilkesinin uygulandığı, liyakat ve ehliyetin ön planda tutulduğu, tüm ihtiyaç sahiplerine hizmeti öngören yeni bir sosyal hizmet politikası ve buna uygun bir yapının öngörüldüğü,

- Genel Müdürlüğün, dünyadaki gelişmelere paralel olarak koruyucu ve önleyici hizmet modellerini de uygulamaya koyduğu, bunlardan ilkinin aile yanında bakım modelinin benimsenmesi olduğu, ekonomik nedenlerle kurum bakımından yararlanmak üzere başvuran ailelere aynî-nakdî yardım yapılarak çocuklarımızın aile kurumunda ve aile yanında kalmalarının hedeflendiği ve bu hedefe önemli ölçüde ulaşıldığı,

-  Maddî yoksunluk nedeniyle kurum bakımı için müracaat talebinde bulunan 4 017 çocuğun kurum bünyesine alınmadan aynî-nakdî yardımla ailesi yanında desteklenmekte olduğu,  2005 yılı içerisinde başlatılan aile yanında bakım kapsamında ekim ayı sonu itibariyle 1 330 çocuğun kuruluşlardan aileleri yanlarına gönderildiği, ailenin sunduğu sıcaklık, güven ve sevgi ortamından çocukları mahrum etmemek adına seferber edilen imkânlardan genel toplamda ise 6 712 çocuğun yararlanmakta olduğu,

- Önümüzdeki dört yıl içinde kuruluşlarda koruma altında bulunan 10 000 çocuğun ailesinin veya yakınlarının yanlarına yerleştirilmesinin  hedeflendiği, 

- Ailelere verilecek yardım miktarının da yüzde 100 artırılarak 158,8 YTL' ye çıkartıldığı, çocukların eğitim, sağlık, yol, harçlık giderlerinin karşılanmasıyla birlikte aileye verilen desteğin bir çocuk için ortalama 300 YTL' yi bulduğu,

- Ülkemizde halen 637 koruyucu ailenin çocuklarımızın bakımını sağlamakta ve aile sıcaklığını yaşatmakta olduğu, kurumun önem verdiği evlat edindirme uygulaması kapsamında 279 adedi 2005 yılında olmak üzere  günümüze dek 8135 çocuğun evlat edindirildiği,

-Yeni hizmet politikasının anlamlı ve güzel sonuçlarından biri olan sevgievleri ve çocukevleri modellerinin hayata geçirildiği, halen 5 ilde hizmet veren sevgievlerine her gün yenilerinin eklendiği, 4 ilde ise sevgievleri yapımının devam ettiği,

- Sokakta yaşamak ve çalışmak zorunda kalan çocuklarımıza hizmet vermek üzere 6'sı son iki yılda yapılmış olmak üzere toplam 42 çocuk ve gençlik merkezinin bulunduğu; bu kuruluşlarda çocuk ve gençlerin rehabilitasyonu, okula yönlendirilmesi, işe yerleştirilmeleri gibi temel hizmetlerin yerine getirildiği; açıldıkları günden bugüne kadar 41 982 çocuğun yararlandığı; kuruluşlarca son bir ay içerisinde 536'sı yatılı olmak üzere sokakta yaşayan 1 469 çocuğa ulaşıldığı,

- 69  rehabilitasyon merkezinde 2 651'i yatılı, 2 232'si gündüzlü olmak üzere 4 883 özürlü kişiye hizmet verildiği, 2 000'i çocuk olmak üzere 4 619 özürlü insanımızın da hizmet alabilmek için sıra beklediği, 

- Nüfusumuzun yüzde 7,14'ünü oluşturan 60 yaş ve üzeri yaşlılarımıza 66 huzureviyle hizmet verildiği, huzurevlerimizde toplam 5 518 yaşlının bulunduğu,

- 2005 yılında yoksulluk içinde olup, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan 14 111 aileye  aynî ve nakdî yardımla destek verildiği,

- Devlet Planlama Teşkilatı tarafından onaylanan 2005 yılı yatırım programında yer alan 21 inşaatın 6 tanesinin tamamlandığı, 2006 malî yılı bütçe tasarısında Devlet Planlama Teşkilatı tarafından onaylanan 9 adet ana projenin yatırım programında yer aldığı, bunların proje değerleri 114,7 milyon YTL olup, 2006 yılı programına da bu projelere yönelik 58,3 milyon YTL ödenek ayrıldığı, alt proje olarak 4 huzurevi, 9 rehabilitasyon merkezi, 2 yetiştirme yurdu, 1 çocuk rehabilitasyon merkezi, 1 toplum merkezi ve 2 çocuk yuvası olmak üzere toplam 19 adet yeni yapım işinin önerildiği,

- Bağış yoluyla 34 minibüs, 3 adet midibüs, 1 adet binek otomobili, 3 adet station vagon aracın kabul edileceğinin programa alındığı,

- Kurumun personel ücretlerinin düşüklüğü nedeniyle, bakıcı anne, memur ve yardımcı hizmetler sınıfı personelinde önemli düşüşler yaşandığı ve bu ihtiyacın  yardımcı personel hizmet alımı suretiyle karşılanmaya çalışıldığı,  sosyal hizmet kuruluşlarının hizmetlerinde bir aksama meydana gelmemesi için etkililiğin ve verimliliğin sağlanması amacıyla güvenlik, kalorifer, bakım, yemek pişirme ve temizlik gibi muhtelif hizmetlerin özel hizmet alımı yoluyla karşılandığı,

- Gerek 2005 yılında açılan gerekse açılması planlanan kuruluşlarda verilecek hizmetlerde verimliliğin sağlanması amacıyla, 2006 malî yılında 4 070 kişilik özel hizmet alımına ilave olarak 2 000 kişiye daha ihtiyaç duyulduğu ve dolayısıyla  toplam 6 070 kişilik özel hizmet alımına gidilmesinin planlandığı,  bu nedenle  2006 bütçesinde öngörülen 75 milyon 10 bin YTL' lik ödeneğe ek olarak 19 milyon 682 bin YTL  ödeneğe daha ihtiyaç olduğu,

- 1994 yılından 2004 yılına kadar teşkilat yasası olmaksızın,  sınırlı bir bütçe ve personelle çalışmalarını sürdürmek zorunda kalan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğünün bu dönemde yasal zemine kavuşturulduğu,

- Kurumun yeniden yapılandırılması nedeniyle ilk kez ihdas edilen kadının statüsü uzman ve uzman yardımcılığı kadrolarına personel alımı hazırlıklarının yanısıra kadının statüsü danışma kurulunun oluşturulması çalışmalarının  sürdüğü,

- Ülkemizin  Avrupa Birliğine üyelik süreci devam ederken, Türkiye ulusal programında yer alan kadın ve erkek eşitliği ile ilgili konulardaki taahhütlerin yerine getirilmesine  yönelik  gayretlerin  sürdürüldüğü, özellikle kadın ve çocuklara yönelik  şiddetin önlenmesi konusunda ulusal eylem planında yer alan hususların  2006 yılı içerisinde gerçekleştirilebilmesi için 2006 yılı bütçesine  ödenek  ayrıldığı, ayrıca Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün  AB fonlarından 5 milyon Euro' luk  bir kaynağı kullanabileceği,

- Töre cinayetleri konusunda hem Parlamentomuzda kurulmuş olan Komisyonun çalışmaları hem de yeni Türk Ceza Kanunu sonrasında yargı tarafından  verilmiş kararların yeni  son derece caydırıcı bir etkiye sahip olduğu, toplumsal algıların  değiştirilmesi yönündeki çabalara destek verilmesi gerektiği, toplumu etkileyecek tüm kişi ve kuruluşların bu konudaki mücadeleye destek olması gerektiği,

- Kız çocuklarında okullaşma oranının artırılması için Millî Eğitim Bakanlığının yürüttüğü kampanyaların çok önemli rol oynadığı, bunun yanısıra, Millî Eğitim Bakanlığının eğitim materyallerinde cinsiyet eşitliğini sağlamaya ve bu yöndeki algıları değiştirmeye yönelik çalışmaların tamamlandığı ve Bakanlık tarafından bu yılki müfredatta değişikliklerin yapıldığı,

- OECD ülkeleri arasında yürütülen kadın işveren gücünün ve istihdamının artırılmasına yönelik MENA Projesinde ülkemizin İtalya'yla birlikte ana sunucu olduğu,

-10 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe giren yeni İş Kanununda önemli düzenlemeler yapıldığı, iş sözleşmesinin yapılmasında, uygulanmasında ve  sona erdirilmesinde, cinsiyet ve gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı bir işlem yapılamayacağı, eşit değerde işe eşit ücret verilmesi yanında, cinsiyet ayrımcılığı yapılamayacağına ilişkin düzenlemelere de yer verildiği,  cinsel tacizin de Türk Ceza Kanunu kapsamına alındığı, doğum izinlerinin, işçi ve memur kadınlar için eşitlendiği,

- Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumunun var olan hizmet yapısı ve teşkilat yapısı, hizmetlerin yürütülmesindeki model açısından, dünyada tek örnek olduğu, merkezî idare tarafından tamamen tekçi bir anlayışla ve koğuş sistemiyle yürütülen nadir kurumlardan biri olduğu, kurumun hizmet verme modelinin  tartışmaya açılması gerektiği, öncelikle koğuş sisteminden ev sistemine geçişi, kurum bakımı yerine, aile yanında bakımı, kurum bakımı yanında, koruyucu aile sisteminin geliştirilmesi, evlat edinme sisteminin kolaylaştırılması ve çocuklara, bürokratik ilişkiler yerine, insan sevgisi ölçeğinde tanımlanmış ilişkilerle hizmet verme anlayışının yerleştirilmeye çalışıldığı,

- Sosyal hizmet uzmanı eksikliğinin, Hacettepe Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi dışında  hiçbir üniversitede ilgili bölümün olmamasıyla yakından ilgili olduğu ve bu konuda 2000 yılı itibariyle Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü mezunu idareci sayısı 193 iken 2005  yılı  itibariyle 201 olduğu, bu konuda  altı  üniversite rektörüyle görüşülerek  talepte bulunulduğu,

ifade edilmiştir.

r 14.11.2005 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Denizcilik sektörünün ilerlemesi, filomuzdaki küçülmenin durdurulması, dünya denizcilik payından daha fazla pay alınması, yabancı bayraklı gemilere giden 3-4 milyar dolarlık navlun ücretinin ülkede kalmasının sağlanması ve kabotaj taşımacılığını geliştirecek tedbirlerin zaman kaybetmeden alınmasının büyük önem arzettiği;  bu sebeple bir an önce kabotaj taşımacılığının geliştirilmesi ve karayolu taşımacılığının denizlere kaydırılmasının gerektiği,

- Liman tarifelerindeki indirimin ve  ÖTV' siz yakıtın; kabotaj taşımacılığının gelişmesinde beklenen olumlu etkiyi oluşturmadığı, kıyılarımıza paralel taşımacılığın geliştirilmesi için özel sektöre daha cazip imkânların sunulması gerektiği,

 - ÖTV'siz ve KDV' siz yakıtı belli hatlara vererek, liman, fener ve diğer ücretleri düşürerek veya destekleyerek denizyolunun cazip hale getirilebileceği, ayrıca, bu hatlarda taşımacılık yapacak olan ve yaşlandığı için elden çıkan Koster Filosunun yenilenmesi için kaynak bulma yoluna gidilmesi gerektiği,

 - Avrupa Birliği ile uyumlaştırmanın gerektiği birçok alanda  yavaş ilerleme sağlandığı, bakım, eğitim, personel lisanslandırma, yolcu hakları, uçuş ekiplerinin çalışma ve dinlenme koşulları, çevre ve yer hizmetleri gibi alanlarda müktesebatın ihlal edilmekte olduğu,

 - Türkiye'de ulaştırma ağının plansız ve programsız olmasından dolayı karayollarının ön plana çıktığı, demiryolları ve denizyollarının ise ihmal edildiği,

- 2005 yılı rakamlarına bakıldığında, denizyolundaki yolcu taşımacılığında 2004'te yüzde 8,3 gerileme olduğu, yurtdışı yolcu taşımacılığında ise yüzde 13,3 gerileme olduğu ve  bu nedenle demiryollarında olduğu gibi denizyollarında da ciddî yatırım yapılması gerektiği,

- Ulaştırma Bakanlığının son üç yılda önemli bir mesafe aldığı ve ciddî yatırımlar yaptığı, tek taraflı kara ulaştırmasının dışına çıkılarak, yıllardır ihmal edilen denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığında önemli atılımlar yapıldığı ve Marmaray projesi, Ankara-İstanbul hızlı treni, Ankara-İzmir hızlı treni gibi büyük projelerin yapıldığı,

- Ulaşım politikamızda ulaşım alt sistemleri bakımından büyük dengesizlikler bulunduğu ve bu sebeple ulaştırma politikamızın ülke ve dünya gerçekleriyle birlikte tekrar gözden geçirilerek ulaştırma alt yapısının yeniden yapılandırılması gerektiği,

-Dünyada demiryolu taşımacılığının en hızlı, en güvenilir ve en ekonomik olduğu kabul görmesine karşın, ülkemizdeki demiryolu taşımacılığının  taşıma sektöründeki payının  % 24 düzeyinde olmasının kabul edilemez olduğu ve  limanlarımızın ise iç taşımacılıkta ciddi ölçüde kullanılmadığı,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Ulaştırma Bakanlığı olarak; ülke kalkınmasının itici gücü olan ulaştırma ve haberleşme sektöründe uluslararası gelişmeleri dikkate alarak çağdaş bir seviyeyi yakalamanın ve bu hedef doğrultusunda ülke ihtiyaçları ve gerçeklerine uygun sağlıklı politikaların oluşturulması ve uygulanması  gayreti içerisinde olunduğu,

- Ulaştırma Bakanlığının 2006 yılı bütçe tasarısı olarak toplam 989.878.000 YTL öngörüldüğü, 2005 yılı başlangıç ödeneği olan 692.267.000 YTL' ye göre yüzde 43 oranında arttığı ve 2006 malî yılı bütçe tasarısının yüzde 6'sının  personel giderlerine; yüzde 1'inin sosyal güvenlik kuruluşlarına verilecek primlere; yüzde 1'e yakınının mal ve hizmet alımlarına;  yüzde 66'sının yatırım giderlerine ve yüzde 14,5'  inin de  sermaye transferlerine ayrıldığı,

- 2006 malî yılı bütçe teklifinin toplam ödeneğinin yüzde 65'inin yatırımlara ayrıldığı ve bu yatırım ödeneklerinin sektörel bazda dağılımına bakıldığında; demiryolları inşaatı için 500 milyon,  liman altyapı inşaatı için 25 milyon, tarım sektöründe yer alan balıkçı barınağı, çekek yerleri için 29 milyon, turizm sektöründeki yat limanları için 9,5 milyon,  hava meydanları için 22 milyon, demiryolları, limanlar altyapı  yatırımlarının topyekûn kamulaştırılması için 60 milyon YTL öngörüldüğü; ayrıca, sivil havacılığın geliştirilmesi, yeniden yapılandırılması, Haberleşme Genel Müdürlüğünde yürütülen projeler için de uygun miktarda ödenek ayrıldığı,

- Denizcilik Müsteşarlığı için 2006 mali yılı bütçe teklifinde 49.919.000 YTL ödenek öngörüldüğü, bu ödenekten personel giderlerine 27.150.000 YTL, sosyal güvenlik kurumları prim giderlerine 2.955.000 YTL, mal ve hizmet alım giderlerine 4.989.000 YTL cari transferlere 825.000 YTL ve sermaye giderlerine ise 14.000.000 YTL ödenek ayrıldığı,

- Ulaştırma ana plan stratejisi hazırlandığı ve temel amacın on yıllık süre içerisinde ulaştırma modları arasındaki dengeyi sağlamak ve modların birbiriyle entegrasyonunu gerçekleştirecek yatırım önceliklerini belirlemek ve buna göre projeleri hayata geçirmek olduğu,

 - 2003 yılı itibariyle Türk gemilerinin Avrupa limanlarında tutulma oranı yüzde 30'ların üzerindeyken yapılan çalışmalar ve Denizcilik Müsteşarlığındaki teknik ekibin kuvvetlendirilmesi sonucunda yüzde 6 düzeyine gerilediği,

- Genişleyen Avrupa konseptinde ülkemizin Avrupa'nın ulaşım ağlarına entegre olması konusunda komisyonla yaptığı ortak çalışmalarda 4 nolu İpekyolu olarak da adlandırılan koridorun batıdan doğuya, Ankara üzerinden güneye ve oradan da Sina Yarımadasına kadar genişletildiği; ayrıca, doğu istikametinde Traseka koridoruna da bağlantı yapılmasının sağlandığı,

- Yıllardır ihmal edilerek âdeta kaderine terk edilen demiryollarının yeniden canlandırılması ve  ülkemizin modern demiryolu taşımacılığıyla tanıştırılması için yeni tren hatları inşa edilerek hızlı trenlerin sefere konulması, mevcut hatların iyileştirilerek altyapının geliştirilmesi, demiryollarının yeniden yapılandırılarak daha etkin, verimli bir kuruluş haline getirilmesi  hedeflerine yönelik olarak,  projelere ivme kazandırıldığı, sektöre ayrılan üç yıllık dönemde ödeneklerde çok ciddî bir artışın sağlandığı,

- İşletmecilik ve altyapının birbirinden ayrılmasının bir zaruret oluşturduğu ve dünyadaki uygulamaların da bu yönde olduğu,

- Türk Telekom'un özelleştirilmesiyle birlikte Türk Telekom'daki kamu payının %45 ve özel sektör payının ise %55 olduğu,

ifade edilmiştir.

r 15.11.2005 tarihinde Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Türkiye'nin barış ve güven içinde yaşayabilmesi için ülkemizin çok güçlü bir dış politika izlemesinin zorunlu bulunduğu,

- Türkiye'nin geniş vizyona sahip güçlü bir dış politika izlemediği, izlemesi gerektiği,

 - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin anlaşmadan yana tavır sergilemesine karşın, Türk kesimine yönelik izolasyonun henüz kaldırılmadığı,

- Avrupa Birliği müktesebatında Lozan Anlaşmasına aykırı bir şekilde yeni azınlıklar yaratılmak istendiği; ruhban okulunun açılması, misyonerlik faaliyetlerinin devamı, Rum Patriğinin ekümenlik olgusuyla İstanbul'un merkezinde toprağı ve hükümdarlığı bulunan, Vatikan benzeri yeni bir dinî devlet oluşturulması çabalarının kabul edilemez olduğu,

- Dışişleri Bakanlığının dünya konjonktürü içinde çok önemli bir görev ifa etmesi sebebiyle, önümüzdeki dönemde; başta Avrupa ülkeleri halkları olmak üzere, diğer ülkelerin, halkları irtibat ve yakınlaşmayı sağlamak için  tanıtım faaliyetlerinin  Dışişleri Bakanlığının önderliğinde koordine edilmesi gerektiğinden; Dışişleri Bakanlığının, özellikle tanıtım ve çalışma imkânlarının artırılması gerektiği,

- Dışişleri Bakanlığının  bütçe kalemlerinde sınırlı olmakla birlikte, sürekli bir artışın sözkonusu olduğu,

- İncirlik Üssünün ABD  tarafından lojistik ikmal merkezi olarak kullanılmakta olduğu; bu uygulamanın, Bakanlar Kurulu kararıyla imzalanan gizli anlaşmayla yürürlüğe konulduğu,

- Ermeni soykırımı iddialarının kabul edilmesi için öteden beri yapılan dayatmaların artırıldığı, terörün yeniden farklı bir şekilde tırmandırıldığı,

- Almanya, Fransa, İtalya gibi birçok  ülkeye dağılmış olarak, 4 milyonun üzerinde Türk'ün yaşadığı, bu insanların sorunlarının çok ciddî boyutlara ulaştığı, dışarıdaki vatandaşlarımızın ciddi biçimde yalnız bırakıldığı,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Kafkasya ve Balkanlar'daki halklarla tarihî ve kültürel bağların yanı sıra millî çıkarlarımız doğrultusunda bölgede barışın tesis edilmesi hususunda önemli gayretlerin sarfedildiği,

- 3 Ekim de alınan müzakere tarihinin büyük bir olay olduğu ve demokratik açıdan, Türkiye'nin öngörülebilir bir ülke haline geldiği, siyasî istikrarın var olduğu ekonomik olarak da, müzakere eden, katılım sürecine başlayan bir ülke statüsüne taşındığı,

- Son İlerleme Raporu'nda daha önceki raporlarla mukayese edildiğinde olumlu ifadelerin yer aldığı ve içeriğindeki tespitlerin önemli olduğu,

- Kıbrıs'la ilgili Türkiye'nin politikalarında herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığı, kalıcı ve kapsamlı bir çözümün, Birleşmiş Milletlerin gözetiminde ortaya çıkana kadar, Türkiye'nin bugünkü pozisyonunu devam ettireceği,

- Ülkemizin uluslar arası sistemin dikkat çeken ve küresel barışa önemli katkı sağlamaya aday üyelerinden biri olarak önplana çıktığı, bölgesinde ve ötesinde istikrar ve güvenlik üreten bir ülke olarak uzun zamandır olmadığı kadar olumlu gündem oluşturan ve konuşulan bir ülke haline geldiği,

- Avrupa Birliğiyle müzakerelere başlandığı ve katılım müzakerelerinin tek hedefinin, tam üyelik olduğu, Özel statü gibi, Avrupa Birliğiyle aramızdaki ilişkinin müktesebatına ve özüne uymayan seçeneklerin kabul edilmesinin mümkün olmadığı,

- Ülkemiz yeteneklerini, tecrübelerini ve birikimini uluslar arası barış ve güvenliğin güçlendirilmesine sunmak ve Birleşmiş Milletlerin bu yoldaki çabalarına katkısını artırmak amacıyla, Güvenlik Konseyinin daimî olmayan üyeliğine 2009-2010 dönemi için adaylığını açıkladığı, 2008 yılında Birleşmiş Milletlerin 63 üncü Genel Kurul sırasında yapılacak seçimler öncesinde üye ülkeler nezdinde her düzeydeki destek arama girişimlerinin uzun vadeli bir program çerçevesinde yoğun olarak sürdürüldüğü,

- Kıbrıs konusunda adil, yaşayabilir ve Kıbrıs Türk Halkının haklarını koruyacak bir çözümün  tek adresinin Birleşmiş Milletler olması sebebiyle, sorunun BM gözetimi altında ve Annan Planı çerçevesinde kalıcı, kapsamlı ve tarafların siyasi eşitliğine dayalı bir ortaklık temelinde çözüme ulaştırılması yönündeki çabaların aktif şekilde desteklenmeye devam edileceği,

- Kıbrıs konusunda arzu ettiğimiz noktaya halen uzak olunmakla birlikte esasen önemli kazanımlarımızın olduğu, siyasî tecridin önemli ölçüde aşındırıldığı, KKTC'li yetkililer artık pek çok ülkeye gidip meselelerini üst düzeyde birinci ağızdan anlatabildikleri, ekonomik tecridin de zayıflama sinyalleri verdiğinin görüldüğü, ayrıca KKTC'deki ekonomik koşulların eskiye oranla büyük ölçüde iyileştirildiği,

- Irak'taki gelişmeleri yakından izlemeye devam edileceği ve yapıcı katkılarda bulunulmaya çalışacağı,

- Orta Doğu'da olduğu gibi kalıcı istikrar ve barış ortamının tesis edilmesine önemli katkılar yapılan bir başka bölgenin Afganistan dahil Orta Asya bölgesi olduğu, Bu bağlamda son üç yıl içinde ülkedeki uluslararası güvenlik yardım gücünün komutasının toplam 14 ay süreyle iki defa üstlenildiği,

- Türkiye'nin, Afganistan'da istikrarın önemli bir teminatı haline geldiği, son olarak yapılan seçimler ile yeni bir döneme giren bu ülkeye ve halkına verilen desteğin önümüzdeki dönemde de devam edeceği,

- Orta Asya ülkeleriyle özel bağlara sahip bir ülke olarak bölgedeki gelişmelerin yakından takip edilmekte olduğu, bu ülkelerin sorunlarını aşmalarına yardımcı olmak amacıyla gerekli politikaların süratle uygulamaya koyulduğu, bu bağlamda insan hakları ve demokrasi alanlarında kaydedilecek ilerlemelerin bölgenin dünyayla bütünleşme sürecini  hızlandıracağı ve iç barışın sağlanmasına katkıda bulunacağı,

- Ermeni tarafının tarihî gerçekçiliği kanıtlanmamış siyasî verilerle sürdürdüğü bu faaliyetlere karşı, bakanlıkça yıl içinde yoğun bir karşı kampanya yürütüldüğü, buna paralel olarak diğer hususlarda bu döneme ışık tutmak amacıyla ortak bir tarih komisyonunun kurulmasının önerilmesi özellikle önemli bir adım teşkil ettiği,

- Avrupa Birliği üyelik sürecindeki gelişmelere paralel olarak, bölgesel bir yatırım ve cazibe merkezî olma yolunda ilerlendiği, komşularımızla gerçekleşen ticaret hacmi ile ekonomik ve ticarî işbirliğinde de gözle görülür bir canlanma yaşandığı,

- Ülkemiz ile Batı arasındaki fiziki bağlantıyı sağlayan Balkanların da, dış politikamızda öncelikli bölgeler arasında yer aldığı ve bu doğrultuda tarihî, kültürel ve insanî bağlarımızın bulunduğu bölge ülkeleriyle ilişkilerimizi her alanda en güçlü düzeyde tutmanın hedeflendiği,

- Bunların yanı sıra, gerek ekonomik gerek siyasî potansiyeli olan Çin, Japonya, Kore gibi ülkelere üst düzey ziyaretlerin yoğunlaştırıldığı,

- Başta e-konsolosluk hizmetleri olmak üzere, vatandaş ve soydaşlarımıza teknolojinin imkânlarından da yararlanmak suretiyle en kaliteli ve hızlı hizmeti verme gayretinde önemli ilerlemeler sağlandığı,

- "Konsolosluk.Net Projesi" nin tamamlanmasıyla, vatandaşların ev veya işyerlerindeki bilgisayarlarıyla, mevzuatın izin verdiği ölçüde, işlemlerini internet üzerinden yaptırmalarına imkân sağlanacağı, diğer yandan, konsolosluklarımız, vatandaşların İçişleri Bakanlığındaki nüfus bilgileri, pasaport ve sürücü belgeleri kayıtları gibi bilgilerine ulaşarak daha hızlı hizmet sunabileceği,

-  Soydaşlarımızın bulundukları ülkelerin aslî birer unsuru olabilmeleri ve bu yolda karşılaştıkları sorunlarının giderilmesi için ilgili ülkelerle işbirliğine gidilerek, etkin ve yapıcı politikalar izlenmeye başlandığı,

- Oldukça geniş bir alana yayılan dış politikaya ilişkin tüm bu icraatlar ve hizmetlerin, Bakanlığa sunulan dar bütçeyle yürütülmekte olduğu,

ifade edilmiştir.

r Komisyonumuzda 16.11.2005 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,  Petrol İşleri Genel Müdürlüğü,  Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü  bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Enerji ile kalkınmışlık ve gelişmişlik arasında doğrudan bir bağ olduğu ve bir ülkede enerji politikaları saptanırken, öncelikli olarak yerli kaynakların değerlendirilmesinin esas alınması, dışa bağımlılığın azaltılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, ucuz, temiz ve verimli enerji üretiminin sağlanması gerektiği,  hidrolik ve kömür kaynaklarımızın henüz üçte birinin devreye konulmadığı, jeotermal, rüzgâr ve güneş gibi temiz ve yenilenebilir kaynakların neredeyse el değmeden bekletildiği,

- TÜPRAŞ'ı, Petkim'i, Erdemir'i, Tekeli, SEKA'yı, Seydişehir ve benzeri tesisleri satmanın ülkeyi  dışarıya karşı daha bağımlı hale getireceği,

- Bugün enerji tüketimimizin yüzde 37'sinin petrolden, yüzde 23'ünün doğalgazdan karşılandığı, tükettiğimiz petrolün yüzde 91'inin, doğalgazın ise tamamının ithal edilmekte olunduğu,

- Resmî kaynaklara göre kömür rezervimizin 9 milyar ton olduğu ve bu rezervlerin üçte ikisinin henüz değerlendirilmediği,

- Elektriğe 3 yıl süreyle zam yapılmamasının da özellikle maliyetlerin düşmesi ve fiyat istikrarı açısından çok önemli olduğu,

- Enerji sektörünün temel hedefinin, kesintisiz, güvenilir ve zamanında, ucuz enerji almak olduğu; oysa, 1980'den sonra uygulanan politikalar sonucunda, Türkiye'nin, doğalgazı, petrol ürünlerini ve elektriği en pahalı elde eden ülkelerden birisi haline geldiği,

-  Nükleer santrallerin, hem yakıt bakımından hem teknolojisi bakımından dışa bağımlılığı sürdüreceği; ayrıca söz konusu santrallerin işletme emniyetinin olmaması nedeniyle bir yandan insan hayatını tehlikeye atabileceği,

- Maden kaynaklarının yenilenebilir olmaması özelliğinden dolayı, verimli şekilde kullanılmasının önemli olduğu,

- Tamamı ithal edilen doğalgazın yüzde 60'ının elektrik enerjisi üretiminde kullanıldığı, bu oranın son derece yüksek bir oran olduğu,

- Ulusal kaynaklarımızı öne çıkaran, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarımızı devreye sokan bir üretim politikası izlenmesi gerektiği,

- Enerji alanındaki tüm kamu kurumlarının bütçelerinin artırılması gerektiği, üretim santralleri ve dağıtım şebekelerimizin işletme sorunlarının giderilerek, verimliliğin artırılması; özelleştirileceği gerekçesiyle kendi kaderine terk edilmiş, bakım, onarım, yenileme faaliyetleri yapılmayan dağıtım şebekelerinin iyileştirilmesi amacıyla müdürlüklere yeterli sayıda  teknik eleman takviyesi yapılarak, bakım, onarım ve yenileme faaliyetlerine gereken önemin verilmesi, enerjideki kayıp ve kaçakların giderilmesi gerektiği,

- DPT'nin rakamlarına göre, sektörler itibariyle sabit sermaye yatırımlarında enerji sektöründeki yatırımların 2006 yılında 2005'e kıyasla yüzde 10,2 oranında azalacağının ögörüldüğü, kamu kesiminde bu azalışın yüzde 8,1; özel sektör  kesiminde de yüzde 15 olacağı,

- Geleceğin en temiz enerjisi olarak bilinen hidrojen enerjisi konusunda, ülkemizde çok önemli adımlar atıldığı,

- Ülkemize 20 milyon ton kaçak petrol ürünü girdiği, bunun önemli bir miktar olduğu ve gerekli önlemlerin alınması gerektiği,

- Sanayicilerin diğer ülke sanayicileriyle güçlü rekabet ortamında işlerini yürütebilmeleri için ucuz doğalgaz, ucuz petrol ve ucuz suya ihtiyaçlarının olduğu,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Petrol fiyatlarındaki artışa  rağmen,  bu artışın gerek petrol ürünlerine gerekse ona bağlı olarak elektrik ve doğalgaz fiyatlarına yansıtılmamaya çalışıldığı,

- Kömürde önemli adımlar atıldığı ve kömür sahalarının rödevansla özel sektöre açıldığı; mevcut kömür santrallerinin yanına, yeni kömür santrali kurmak isteyenlere kolaylık gösterileceği,

- Uzunca bir süredir  altyapısı ihmal edilmiş olan elektrik ağının iletim ve dağıtım  yenilenmesi faaliyetlerine başlandığı,

- Yeni su sahaları, yeni kömür sahaları, jeotermal kaynakları aramak üzere bir seferberlik başlatıldığı,

- Isı yalıtımıyla ilgili yeni bir malzeme geliştirme çalışmalarının yapıldığı ve  bununla ilgili enerji verimliliği yasasının çıkarılacağı,

- Nükleer enerjinin bir program ve kalkınma ölçeği olduğu, bu amaçla bir nükleer enerji programı başlatıldığı; doğru kullanıldığı ve gerekli önlemler alındığında nükleer enerjinin tehlikelerinin ortadan kaldırılabileceği,

- Kömürle ilgili terk edilmiş 6 sahanın devreye sokulduğu; buna  2 adet  daha eklendiği, 8 sahadaki üretimle birlikte yaklaşık 14 bin kişiye ekmek sağlandığı, yerli kömüre verilen ağırlıktan dolayı  ton başına 50 ilâ 70 Dolar arasında bir fiyat düşüşünün sağlandığı, ithalatın büyük ölçüde kontrol altına alındığı,

- Ar-Ge' ye büyük ağırlık verildiği, hidrojen enerjisi teknoloji merkezinin İstanbul'da kurulduğu,

- Petrol kaçakçılığı ve akaryakıt  kaçakçılığının çok yönlü bir iş olduğu ve üzerine kararlılıkla gidileceği, önlenmesi için çalışmaların sürdürüldüğü,

- Linyit santralleri üzerine çok ağırlıklı olarak gidildiği, düşük kalorili de olsa  elektrik üretmekte kullanıldığı ve alıcısının olduğu,

ifade edilmiştir.

r 17.11.2005 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Çevre ve Orman Bakanlığının  görevlerinin en  başında  Anayasa ile güvence altına alınan ormanlarımızın korunması ve çoğaltılmasının geldiği; ancak, özellikle 2B olarak adlandırılan orman vasfını kaybetmiş arazilerin satışı için başlatılan sürecin; amaçlananın  tam tersine bir çalışmanın ürünü olarak kamuoyunun önüne çıktığı,

- Ülkemizde 1950 yılından sonra kaybedilen ormanlık alanın miktarının 27 milyon hektar olduğu, kaybedilen bu alanların yarısından fazlasının hiçbir yasal düzenlemeye dayanmadan arazi kazanmak gibi nedenlerle ortaya çıktığı, bir çoklarının da yok edildiği,

- Türkiye'de bugün 3225 belediye olduğu, sadece 16 belediyede çevreye ve vatandaşa zarar vermeyecek biçimde çöp sorunlarının çözüldüğü,

- Gelişmiş ülkelerden gemilerle atıklar getirilip gelişmekte olan ülkelerin denizlerine ve limanlarına bırakıldığı; bu durumun;  bir yandan çevre sağlığı için tehlikeli olurken, bir yandan da görüntü kirliliğine neden olduğu,

- Ülkemizde 6 milyon orman köylüsünün yaşamakta olduğu, bu 6 milyon orman köylüsünün ülkemizin en yoksul, en fakir kesimini oluşturduğu,

- Nüfus artışı, ısının yükselmesi, yeraltı su seviyesinin düşmesi, kişi başına düşen tarım alanlarının azalması gibi temel küresel sorunların, insanlığın geleceğini riske sokacak boyutlara ulaştığı; özünde doğal üretim kaynaklarının tüketilmesi, yok edilmesi, bozulması ve kirlenmesi süreçleriyle ortaya çıkan bu sorunların yeterince algılanamadığı için gerekli önlemlerin alınamadığı; ancak, bu durumun  çok daha tehlikeli nitelik taşımakta olduğu,

- Davos' ta düzenlenen Dünya Ekonomik Formunda açıklanan 2005 Çevre Sürdürülebilirlik Endeksinde, Türkiye'nin 146 ülke arasında 91 inci sırada yer aldığı, çevre kirliliği ve çevre politikaları gibi 21 ayrı göstergeyi dikkate alarak hazırlanan bu endekse göre, Türkiye'nin son iki yıl içinde bir  gerileme kaydettiği; 2002 yılında Türkiye 62 nci sırada yer alırken iki yıl içinde 29 sıra birden düşerek 91 inci sıraya indiği,

- Bugün çevre yönetimi alanında kamu kurumları arasında çok ciddî boyutlarda görev, yetki ve sorumluluk karmaşası bulunduğu,

- 2002 yılı öncesi ortalama 75 000 hektar olan ağaçlandırma alanının, 2005'te 175 000 hektara çıktığı, Orman Bakanlığının görülmemiş bir şekilde  ağaçlandırma faaliyeti içinde olduğu, yine özel ağaçlandırmanın 5 kat arttığı, orman yangınlarının azaldığı,

- AB'yle belki de en zor geçecek bölümlerden birinin çevre olacağı,  35 milyar euro bir kaynağa ihtiyaç olduğu, bunun yüzde 10-15'inin fonlardan, kalanın üçte birinin yerel, üçte birinin  sanayi kuruluşları, üçte 1'inin  de merkezî hükümetten karşılanacağı,

- Toplu Konut İdaresi Başkanlığının bir raporunda Ülkemizde 20 314 orman köyü bulunduğu, bu köylerde ülkenin en fakir ve devlet imkanlarından en son ve en az yararlanan insanlarının yaşamaya çalıştığı ve 2000 yılı genel nüfus sayımı sonuçlarına göre 1985 yılı genel nüfus sayımından itibaren 15 yılda orman köylerinin nüfusunun yüzde 32 oranında azaldığı; orman köylerinin işgal ettikleri arazilerin yüzde 15'inin tarıma elverişli olduğunun belirtildiği, orman köylülerinin sorunlarına  çözüm bulma görevinin anayasa ve yasalar uyarınca,  Orman Bakanlığına ve Orman Genel Müdürlüğüne  verildiği,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- FAO' nun kayıtlarına göre, Türkiye'nin, ormancılığını artıran nadir ülkelerden biri olduğu; 500 000 hektardan daha fazla yeni orman alanının  ilave edildiği,

- Çevre Kanununun, Türkiye'nin Avrupa standartlarında  bir mevzuata sahip olması için çok ileri bir adım olacağı,

- Devlet ormancılığından millet ormancılığına geçişin yönetim anlayışı olarak önemli olduğu,  yüzde 99,9'u tamamen kamunun denetiminde, kontrolünde ve yönetiminde olan ormancılık politikasının, çağdaş, katılımcı, çoğulcu yönetim anlayışına geçmesi gerektiği, Türkiye'nin 52 ilinde kurulmuş olan kent ormanlarıyla bunun önemli bir adımının atıldığı,

- 1992 ile 2002 ortalamalarına bakıldığında,  yılda 75 000 hektar ağaçlandırma yapılırken, bu rakamın 175 000 hektara çıkarıldığı; hedefin 2006'da 300 000 hektara çıkarmak olduğu,

- Meteoroloji tarafından yapılan tespit ve uyarıların halkımız tarafından yakından takip edildiği ve bilhassa ziraî don uyarısı tutarlılık oranlarının 2004 yılında yüzde 88, 2005 yılında yüzde 92 olarak gerçekleştiği,

   ifade edilmiştir.

r 17.11.2005 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Fiskobirlik' in, en az diğer birlikler kadar DFİF' e olan borçlarının silinmesinin gerektiği, Fiskobirlik' in DFİF kaynaklarından kredi talep ettiği, ancak  kredi talebinin kabul edilmediği,

 - Küçük esnafın ciddi bir probleminin işportacılar olduğu, esnafın vergi vermesi, işçi çalıştırması, her türlü katkıyı vermesine rağmen işportacıların haksız kazanç elde ettiği, küçük esnafın korunması için bu hususta mücadele edilmesi gerektiği,

- 2005 yılında büyüme hızının yavaş yavaş azalmaya başladığı, büyümenin hız kesmesinde ekonomik büyümenin çekici gücü olan sanayi sektörünün hız kesmesinin etkili olduğu, sanayileşmenin tekrar bir hedef haline gelmesinin sağlanması gerektiği,

- Ucuz dövizin ithalatı teşvik ederek, döviz açığının büyümesine yol açtığı ve aynı zamanda, giderek ekonominin ve imalat sanayiinin üretim yapısını sağlıksız hale getirdiği,

- Türkiye'nin, sanayileşmesini ve ihracata dönük kalkınma çabalarını en kısa sürede bir strateji ve politikaya dayandırması gerektiği,

-Organize sanayi bölgelerindeki doluluk oranlarının yetersiz olduğu,

- Esnafın karşılaştığı en önemli sorunların; yüksek faiz, elektrik fiyatları, telefon faturaları, benzin, vergi ve Bağ-Kur primleri olduğu,

- Ülkemizde ekonomik faaliyetlerin yarısından fazlasının finansal faaliyetler üzerine kurulduğu, bu durumu değiştirecek  ticarî ve sanayi faaliyetlere önem verecek bir anlayışla Bakanlığın yeniden yapılandırılmasının gerektiği,

- Sanayi ve ticaret konusunda ulusal politika önceliklerinin ortaya konulması ve devletin de bu konuda kendisini yenilemesi gerektiği,

- Türkiye'de sanayi politikalarının tek elden ve eşgüdüm içerisinde yürütülebilmesi için, Hazine Müsteşarlığında bulunan Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüklerinin ve bu çerçevede kurulacak yabancı sermaye ajansının Sanayi Bakanlığına bağlanmasının bir zorunluluk olarak görüldüğü,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Millî gelirimizin Avrupa Birliği seviyesine çıkması, işsizliğin ortadan kaldırılması ve halkımızın hak ettiği refah seviyesini yakalamasının, ekonominin itici gücü olan sanayiimizin gelişmesine ve rekabet edebilir bir duruma getirilmesine bağlı olduğu,

- Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi sitelerine Bakanlıkça kullandırılan kredilerde düşük faiz oranlarıyla önemli ölçüde destek verildiği ve yatırım programında yer alan projelerin hızlı bir şekilde tamamlanarak sanayicilerin hizmetine sunulduğu,

-  18 287 hektar büyüklüğünde 77 adet organize sanayi bölgesinin tamamlandığı; ayrıca 86 666 işyerinden oluşan 386 adet küçük sanayi sitesinin üstyapı ve altyapı inşaatlarının tamamlandığı; bu bölgelerde yaklaşık 30 675 adet tesisin üretime geçtiği ve üretime geçen bu tesislerde 575 000 kişiye iş imkânı sağlandığı,

- Organize sanayi bölgeleri projelerinin 1 katrilyon 25 trilyon lira civarında bir yatırımla tamamlandığı; küçük sanayi siteleri projeleri için ise yine 2 katrilyon 306 trilyon liralık bir ödeme yapıldığı;  2005 yılı yatırım programında 116 adet organize sanayi bölgesi ile 75 adet küçük sanayi sitesi projesinin yer aldığı ve bunların hızla tamamlanmasına gayret edildiği,

- Tarımın da sanayileşmesi gerektiği; gelişmiş ülkelerde kırsal kesimde yüzde 8-10 civarında insanın yaşadığı düşünüldüğünde, Türkiye'de bu oranın yüzde 40'larda olmasının düşündürücü olduğu;

- Tarım Satış Birlikleri konusunda Dünya Bankasının imkânlarından da yararlanılarak, Bakanlık Müsteşarlığının yönetiminde kurulmuş olan Yeniden Yapılandırma Kurulunun çalışmalarını başarıyla sürdürdüğü,

- Esnaf ve sanatkârların yaşadığı sorunların giderilmesi amacıyla da bir dizi tedbirlerin alındığı, esnaf ve sanatkârlarla ilgili sağlıklı kayıtların henüz oluşturulamadığı,

- Tüketici hakları alanında yapılan çalışmalardan AB İlerleme Raporlarında da övgüyle bahsedildiği,

- Ürünlerin pasaportu niteliğinde olan, AB ülkeleri ve Türkiye içinde de dolaşımını sağlayan CE işareti olarak bilinen konuda 16 adet mevzuatın uyumlaştırılarak ve bazı kuruluşlarda da akredite edilerek, bu belgelerin doğrudan Türkiye'de verilmesi konusunda çalışmaların tamamlanmış olduğu,

- 2005 yılında üreticilerden satın alınacak pancarın toplam bedelinin 1 milyar 900 milyon YTL olarak tahmin edilmekte olduğu ve Türkiye'de şeker stokunun normal seviyede olduğu,

- Şekerde stok oluşmasını engellemek amacıyla şekerpancarı üretiminde kota uygulandığı,

- Özelleştirmeye karşı olanların; şeker fabrikalarını kâra geçmeleriyle birlikte, bunların önünü kesmek için çeşitli propagandalar yaptıkları, yapılan propagandalar neticesinde, üreticinin kotanın üzerinde ekim yaptığı,

- Geniş kapsamda görüşler alınarak, hipermarket ve süpermarketlerle ilgili yasa tasarısı hazırlıklarının tamamlandığı,

- Esnaflara verilen kredi faizlerinin yüzde 59'dan yüzde 16,5'a düşürüldüğü, kamu bankalarının özerk olması sebebiyle   kendi yönetimlerince bu  kararların verildiği,

ifade edilmiştir.

r Komisyonumuzda 21.11.2005 tarihinde Sağlık  Bakanlığı  bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Sağlık alanında yapılan  mevzuat değişiklikleri sonucu sağlık sektörünün olumsuz yönde etkilendiği, yapılan yasal değişiklikler neticesi devletin sağlık alanındaki etkinliğinin azalmakta olduğu, tedavi edici hizmetlerin artan oranda özel sektöre bırakılması yoluna gidildiği,

- Aile hekimliği uygulamasında hekim ihtiyacı giderilse bile ülkedeki sağlık harcamalarının artacağı, bunun da hizmetten yararlananlara yük olarak geri döneceği, yerel yönetimlere bırakılacak olan hastanelerin sağlık hizmetlerinin, belediyelerin kuracakları şirketler veya özel sektör kanalıyla verilebileceği, bunun da sağlık hizmetlerinin ücretli olmasını ve kaçınılmaz olarak  yoksul vatandaşlar için  sıkıntıların doğmasını gündeme getireceği,

- Koruyucu sağlık ve halk sağlığı çalışmalarında sosyal ve fiziksel sağlık altyapı yetersizliklerinin devam etmekte olduğu, hekim başta olmak üzere, sağlık personelindeki yetersizliklerin ve sağlık personelinin yurt düzeyindeki dengesiz dağılımının sürmekte olduğu,

- Hasta yatak sayısının yüzde 38'inin hâlâ üç büyük ilde bulunduğu; uzman hekimlerin ise, yüzde 46'sının üç büyük ilde toplandığı,

- Hastanelerde başlatılan performansa dayalı ücret sistemindeki uygulamanın sıkıntılı sonuçlara yol açabileceği, sağlık hizmetlerinin sunumunda, kamu çalışanlarını etik olmayan davranışlara sürükleyebileceği ve gereksiz sağlık harcamalarını arttırabileceği; bu nedenle, performans uygulamasının derhal terk edilmesi gerektiği, 

- Kamu sağlık harcamalarının,1999 yılından başlayarak gayri safî millî hâsılaya oranının, reel olarak artmakta olmasının sevindirici olduğu; ancak bu harcamanın kurumsal ve alt fonksiyonel dağılımlarına bakıldığında koruyucu sağlık harcamalarının  azaldığı, ekonomide toplam sağlık harcamalarının payının artmasına rağmen Sağlık Bakanlığının toplam sağlık harcamaları içindeki payının düştüğü,

- Hayata geçirilmesi düşünülen genel sağlık sigortası uygulamasının, Anayasa'da sosyal haklar arasında  düzenlenen sağlık hizmetlerinin bir insan hakkı olmaktan çıkarılması sonucunu doğurabileceği,

şeklinde ifade edilen görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinin söz konusu olmadığı, 2005 itibariyle, sağlık hizmetleri sunumunda özel sektör payının yüzde 10 civarında olduğu, sağlık hizmetlerinin büyük ölçüde Sağlık Bakanlığının kuruluşları tarafından verilmekte olduğu,  

- Ortak kullanım protokolüyle SSK'ya bağlı vatandaşların devlet hastanelerinden yararlanmalarının mümkün hale getirildiği,

- Hayata geçirilmesi planlanan "Sağlıkta Dönüşüm Programı" ile kamu hastanelerinin kendi ayakları üzerinde durabilecek verimli işletmelere dönüşmesi, sektörün diğer aktörleriyle rekabet edebilmesi ve merkeze bağımlı yapıdan kurtulabilmesinin amaçlandığı; ayrıca bu program çerçevesinde sigorta sistemiyle sözleşme yapmak ve sevk sistemi esaslarına uymak kaydıyla bütün vatandaşlarımıza hizmet verebilecek duruma getirildiği,

- Kır-kent, doğu-batı eşitsizliğini azaltmak, sunulan hizmetin niteliğini geliştirmek için birtakım tedbirlerin alındığı, 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması Hakkında Kanunun kabul edilmesiyle, çeşitli sebeplerle yıllardır sağlık personeli gönderilemeyen illerimize çalışmayı özendirecek ücret ve şartlarla 16 000 sağlık çalışanının tayin edildiği,

- 2005 yılı bütçesinde 27 adet hastane yapımının planlandığı, bunlardan 17'sinin  tamamlanmış olduğu, yıl sonuna kadar  25 hastane inşaatının tamamlanmasının planlandığı,

- Bakanlığın 2006 mali yılı bütçe teklifinin  7 milyar 477 milyon 471 bin YTL olarak belirlendiği, bu rakamın genel bütçe içerisindeki payının yüzde 4,39'a tekabül ettiği, 2006 yılı tahmini gayri safi milli hasıla içindeki payının ise  yüzde 1,39 olduğu, Bakanlığın bütçesinin 2005 yılı bütçe büyüklükleriyle karşılaştırıldığında hem genel bütçeye oranında hem de gayri safi milli hasılaya oranında  bir artışın sözkonusu olduğu,

ifade edilmiştir.

r Komisyonumuzda 21.11.2005 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı  bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Turizm potansiyeli ve gelirlerinin artırılabilmesi için turizmde dağ, yayla, inanç, kongre ve termal gibi çeşitliliğe gidilerek, turizm kapsam ve süresinin genişletilmesinin gerektiği, aynı şekilde, eğitim ve insan kaynakları alanında da gerekli atılımlar yapılarak turizmin kalitesinin geliştirilmesi gerektiği,

- İspanya ve Yunanistan ile eşit koşullarda rekabet edebilmemiz için sektör üzerindeki yüksek Katma Değer Vergisi yükünün, yeniden gözden geçirilerek, anılan ülkelerle rekabeti engellemeyecek makul düzeylere çekilmesi ve aynı şekilde, sektöre bir yük olacağı düşünülen hasılat üzerinden alınacak yüzde 5 konaklama vergisinin çok iyi düşünülüp tartışıldıktan sonra devreye sokulması gerektiği,

- Turizm sektöründeki risk unsuru da dikkate alınarak, özellikle bankaların yüksek maliyetlerin ortadan kaldırılması gerektiği,

- Türkiye Cumhuriyetinin başlangıcından bu yana ortaya konulan kültürel politikanın, kendi değerlerimizin bulundukları yerlerden çıkartılıp  bunları çağdaş dünya ile bütünleştirebilmesini esas alan bir model olduğu,

- 2002 yılından bu yana turizm gelir ve gider dengesine bakıldığında, 2006'daki tahmin itibariyle yaklaşık 3 kat bir net turizm artışının gerçekleştirilmekte olduğu, ancak, bu artışın, doğal dinamikler, turizm altyapısı ve dış konjonktürden kaynaklandığı, Turizm Bakanlığının, turizm sektörünün gelişmesine, performansına yeterince etki edebilecek politikaları uygulayamadığının görüldüğü,

- 2005 yılında Bakanlık bütçesinin konsolide bütçe içindeki payının binde 4 olduğu, söz konusu ödeneğin yüzde 1-1,5'luk bir seviyeye yükseltilmesi halinde, Bakanlığın turizmin gelişiminde son derece etkili olabileceği,

- Bakanlıkların birleşmesinden sonra Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmaları içinde kültürel faaliyetlerin ikinci plana atıldığı,

- 2004 yılının ilk dokuz ayında 13,3 milyon turist, 2005 yılının ilk dokuz ayında ise 16,1 milyon turist geldiği, turist sayısında yüzde 21 oranında bir artış yaşanmış iken; 2004 yılının ilk dokuz ayındaki gelirin 9,5 milyar dolar; 2005 yılının ilk dokuz ayındaki gelirin 11,1 milyar dolar olduğu;  turistlerden sağlanan kişi başına gelirin azaldığı,

şeklinde ifade edilen görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Bakanlığın kültür anlayışının küreselleşme ve Türkiye'nin AB üyeliği perspektifi çerçevesinde ele alındığı, kültür kavramına ilişkin yaklaşımın, dünya genelinde kabul gören ve kültürü bir arada yaşayan toplulukların entelektüel ve moral özelliklerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir bütün olarak algılayan ve beraber yaşama bilinci sağlayan bir çerçeveye oturtulduğu, kültür kavramına yönelik bu yaklaşım çerçevesinde şekillendirilen kültür politikasının; tekil, önceden belirlenmiş, toplumsal farlılıkları ve çeşitliliği yok sayan bir kültür politikası telkin etmek yerine, çoğulculuğu öne çıkaran, herkesin kendisini dilediğince ifade etmesine imkân sağlayan bir kültür ortamı sağlamak temelinde oluşturulduğu,

- Halen faaliyet gösteren 47 kültür merkezinin yanı sıra, inşaat halinde bulunan ve 9'u sene sonuna kadar tamamlanması beklenen 71 kültür merkezinin hizmete gireceği,

- Kültürel faaliyetlerin yerel düzeydeki etkililiğinin devamının sağlanması amacıyla kültürel kurumların işletilme ve bu  faaliyetlerin organizasyonuna ilişkin çalışmaların yerel yönetimlere ve özel sektöre devredilmesi yönünde bir yaklaşım içinde  bulunulduğu,

- Bakanlığın kültür programlarının yürütülmesi çerçevesinde öncelik verdiği bir diğer konunun kamu-özel sektör işbirliğinin güçlendirilmesi olduğu, bu hedef doğrultusunda yürütülen yoğun mevzuat çalışmaları sonucunda, Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu ile Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisinde kültür sponsorluğu teşvikinin yürürlüğe girdiği, bu alandaki kamu-özel sektörün işbirliğini kolaylaştırıcı önlemlerin hayata geçirildiği, mevzuat düzenlemelerinin tamamlanmasıyla birlikte, bu teşviklerden yararlanmak suretiyle, gerek özel sektör gerekse sivil toplum kuruluşları eliyle birçok restorasyon çalışmasının gerçekleştirilmekte olduğu, bu teşvik tedbirlerinin temel amacının, kültürel alanda toplum genelinde ortak bir anlayışın tesis edilmesini sağlamak olduğu,

- Kültür programlarımızın bir diğer önceliğinin kültür kurumlarının ve kültürel varlıkların verimliliğinin artmasını sağlamak amacıyla kültür işletmeciliğinin özelleştirilmesi olduğu, bu hedefe yönelik olarak; müzeler, ören yerleri, kültür merkezleri gibi kültürel kurumların belli bölümlerinin özel teşebbüs tarafından işletilmesine imkân sağlayan yasal ve idarî düzenlemelerin hayata geçirildiği; öte  yandan, kültüre erişimin kolaylaştırılması ve toplumsal katılımın artmasını teminen, kapalı kütüphanelerin ve müzelerin süratle hizmete açılmakta olduğu, bu mekânların gerek teknik gerekse idarî  kapasitelerinin geliştirilmesi için yoğun faaliyetlerin yürütüldüğü,

- Sanatın ve  sanatçının desteklenmesinin kültür programımız çerçevesinde öncelikli alan olduğu; bu kapsamda yapılan yasal düzenlemeler çerçevesinde; sinema filmlerine proje, yapım ve proje sonrası destek sağlandığı, özel tiyatroların mali açıdan desteklendiği, Türk edebiyatının dünyaya açılımının sağlanması için Türk  eserlerin yabancı dillere çevirisi ve yayımlanması faaliyetlerinin, proje bazında değerlendirilerek finanse edilmekte olduğu,

- Eşi görülmemiş bir turizm potansiyeline sahip bulunan Türkiye'nin turizm alanında  kaydettiği gelişmelerle bugün ciddî bir ivme yakalamış bulunduğu,  1980 yılında 1 milyon 200 bin olan turist sayısının 2004 yılında yaklaşık 15 kat artarak 17 milyon 500 bin kişiye ulaştığı, turizm gelirlerinin  ise yaklaşık 40 kat artışla aynı dönemde 15,9 milyar ABD Dolarına ulaştığı, dünyada, özellikle de Batı Avrupa'da turizm açısından bir daralma söz konusu olmasına rağmen, Türk turizminin 2005 yılında da rekorlar kırarak yükselmeye devam ettiği, bu yılki artışın ekim ayı sonu itibariyle %22 civarında olduğu,

- Gayri safi millî hâsılamızın yaklaşık % 5,5'ini oluşturan turizm gelirinin ülkemizin kalkınması ve yeni iş alanlarının yaratılması açısından öneminin tartışılmaz olduğu,

- Turizm politikasının önceliklerinin; yarışabilirlik, müşteri memnuniyeti, sürdürülebilir gelişme, turizmin dört mevsime yayılması hedefine yönelik olarak turizmin çeşitlendirilmesi olduğu;  bu kapsamda kış turizmi, yayla turizmi, golf turizmi, termal turizm gibi alternatif turizm alanlarının geliştirilmesi gerektiği, destinasyon odaklı tanıtma ve pazarlama stratejileri, çevreye duyarlı turizm geliştirme stratejileri ve kültürel mirasın  korunması stratejilerinin gerçekleştirilmesi gerektiği,

 ifade edilmiştir.

r 22.11.2005 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Türkiye ile Avrupa ülkelerinde çalışan öğretmenlerin aldıkları maaşlar karşılaştırıldığında en yüksek çalışma saatlerine sahip olan ülkenin Türkiye olduğu, eğitimcilerin geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda bırakıldığı,

- Öğretmenleri performanslarına göre değerlendirmeyi amaçlayan yeni sistemin, öğretmenlik mesleği, eğitim bilimi ve örgütlenme kültürüyle bağdaşmadığı; yapılmak istenen kariyer sınavının çalışma barışını bozacağı, öğretmenler arasındaki meslekî dayanışmayı ve paylaşmayı ortadan kaldıracağı, onları yarışa sokarak aralarındaki güven ilişkisini zedeleyeceği, öğretmenler arasında hiyerarşi yaratacağı,  okulun ve eğitimin kamusal özüyle bağdaşmayan bu uygulamanın yaşanan sorunları daha da artıracağı,

 - İlköğretim müfettişlerinin diğer denetim elemanlarıyla aynı hukuki altyapıya sahip kariyer meslek mensubu olmalarına rağmen, diğer denetim elemanlarının sahip oldukları özlük haklarından mahrum bırakıldıkları,

- Öğretmenlerin ilk atama ve yer değiştirmelerinin elektronik ortamda; başvuruların ise internet üzerinden yapılmaları sağlanarak haksız tayinlerin durdurulduğu, mazeret tayinlerinin mutlaka eğitim dönemlerinin ara dönemlerinde yapılması gerektiği, eğitim döneminde tayinlerin yapılmasının eğitimde aksaklıklara neden olduğu,

- Öğretmen dağılımında bölgeler arası farklılıkların kaldırılmasına yönelik ciddi atılımların yapıldığı; kırsal bölgelerdeki öğretmen açığının büyük ölçüde giderildiği; toplamda bir öğretmene 26 öğrenci düştüğü,

- Eğitimdeki önemli sorunlardan birinin üniversiteye hazırlama kursları olup bunların veliler için büyük bir yük oluşturduğu,

 - Özerk statülü ilköğretim okulları talep eden okul aile birlikleri için, uygun görülen okullarda böyle bir denemenin yapılması gerektiği,

- Millî eğitimde öğrenci, öğretmen, okul ve veli olmak üzere  dört temel unsurun ön plana  çıktığı  ancak; hepsinin etrafında şekillendiği objenin  öğrenci olduğu, 

- İşletmelerin ara kademe ihtiyacını karşılayan nitelikli iş gücünün ortaya çıkarılması için meslekî ve teknik liselere önem verilmesi gerektiği,

- Eğitimin kalitesinin  artırılarak ve öğrencilere fırsat eşitliği sağlanarak eğitiminin teşvik edilmesi gerektiği; 2006 yılı bütçe tasarısına göre, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesinin 16,5 milyar Yeni Türk Lirası olduğu; bu anlamda devletin, öğrenci başına yılda yaklaşık 1 000 YTL kaynak ayırdığı, ancak rekabet etmeye çalıştığımız ülkelerde bu ortalamanın 4 000 Dolar civarında olduğu,

- 640 000 civarında taşımalı öğrencinin bulunduğu ve bunun için 350 trilyon lira para ayrıldığı; ancak taşımalı eğitimden bugün beklenen  verimin elde edilemediği; özellikle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde taşımalı eğitim nedeniyle  kız çocukların okullara gönderilmediği,

- Son iki yılda Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin genel bütçe içerisinde ön plana çıkmış olmasının  eğitim camiası açısından sevindirici bir olay olduğu,

- Yıllardır çeşitli nedenlerle kapalı bulunan okulların 3000'inin tekrar eğitime açılmış olduğu; Türkiye'de, kızların eğitime katılım oranının düşüklüğü de dikkate alındığında son bir yıl içerisinde "Haydi Kızlar Okula kampanyası" dahilinde 160 000 civarında kız çocuğunun okula kayıtlarının yapılmasının büyük bir başarı olarak kabul edilmesi gerektiği; yıl sonuna kadar 38 000 okulun internet erişimine kavuşacak olmasının; teknolojik, eğitim ve dünyadaki diğer gelişmeleri takip etmek açısından önemli bir gelişme olduğu,

-  Okul sayısının son üç yılda 59 873'ten 67 179'a, öğrenci sayısının 18 619 677'den 19 437 566'ya yükseldiği; öğretmen sayısının ise 551 000'den 600 000'lere kadar bir artış gösterdiği; okulsuz bölgelere, 48 saatte kurulabilen taşınabilir okul projelerinin geliştirildiği, üç yılda 60 000'e yakın derslik yapıldığı; okullara 47 trilyon harcanarak depreme karşı güçlendirilmelerinin yapıldığı, 

- Okullara 1 milyon adet yeni bilgisayar gönderilmesi; kırk yıldır değiştirilemeyen ortaöğretim müfredatının yenilenmesi; liselerin dört yıla çıkarılarak hazırlık sınıflarının kaldırılması; üç yılda 270 milyon adet ders kitabının ücretsiz dağıtılması; 80 000 öğretmene dizüstü bilgisayarın çok cazip imkânlarla sunulması, öğretmenlik mesleğinin, öğretmen, uzman öğretmen, baş öğretmen şeklinde kademelendirilerek meslekî ve kişisel gelişimlerin önünün açılması; TOKİ ile yapılan ortak girişim sonucu, öğretmenlere ucuz konut imkânının sağlanmasının ciddî ve değerli çalışmalar olduğu,                                                     

- Türkiye'de 8 325 okulda ikili, 17 636 okulda ise birleştirilmiş sınıflarda eğitim yapıldığı; İlköğretimde derslik açığının 78 000, ortaöğretimde ise 16 700 olduğu; Kentlerde 4 291 okulda 4,8 milyon öğrencinin hâlâ ikili eğitime katılmak durumunda kaldığı; 2005-2006 eğitim-öğretim yılında 30 kişilik sınıflarda tekli ve normal eğitim yapabilmek için şu anda 3 200 okula, 96 000 dersliğe ve 110 000 öğretmene gereksinim duyulduğu,

-  Millî eğitimdeki en önemli değişim ve gelişimin; günün şartlarına uygun, araştıran, düşünen, sorgulayan, üreten, bilimsel, sosyal beceri ve çevreye duyarlı,  öğrenme üzerine odaklı öğrenci merkezli, seçme özgürlüğü ve esnekliği olan takım anlayışlı, aynı zamanda demokrasi ve demokratikleşmeyi temel alan müfredatın uygulanması olduğu,

- Eğitim çalışanları içinde öğretmenlere mahsus sorunların başında, ek ders ücretlerinin düşüklüğünün geldiği; ders saati başına net 3,51 YTL olan ek ders ücretlerinin ekonomik olarak güncellenmesi ve ders saati başına net 10 YTL' ye çıkarılması gerektiği; özellikle büyük şehirlerde görev yapan öğretmenlerin kira ve ulaşım giderlerinin yüksekliği nedeniyle ek iş yapma mecburiyetinde kalındığı,

şeklindeki görüş ve eleştirilere müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Türkiye'de okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranının 48-72 aylık çocuklarda yüzde 11 iken, 15 Kasım itibariyle okul öncesi eğitimde  bu oranın yüzde 20 olduğu; ancak bu yüzde 20'lik oranın Sekizinci Beş Yıllık  Kalkınma Planının 2005 sonu için gösterdiği yüzde 25'lik hedefin altında kaldığı,

- 2003 yılında brüt okullaşma oranı ilköğretimde yüzde 95,98, toplam  brüt okullaşma oranı yüzde 80,50 iken, 2005 yılı itibariyle  ilköğretimde brüt okullaşma oranının yüzde 98,57;  net okullaşma oranı ise yüzde 92,31 olduğu; ortaöğretim kurumlarında yine 2003'te brüt okullaşma oranının yüzde 71,2; net  okullaşma oranının ise yüzde 44,47 olduğu, öte taraftan 2005'te ortaöğretim  brüt okullaşma oranının yüzde 89,38, net okullaşma oranının ise  yüzde 51,68 olduğu,

-  UNICEF ile Millî Eğitim Bakanlığının işbirliğiyle 2003 yılında başlatılan çalışmalar sonucu tespit edilen 160 000 kız çocuğunun okullulaştırıldığı,

- Türkiye çapında eğitimde ciddi seferberlik ilan edildiği, 102 yeni yurdun devreye sokulduğu, bu yurtlarda 14 000 ek yatak kapasitesinin yaratıldığı, bu sayıya eğitime  destek kampanyası çerçevesinde çeşitli kişi ve kuruluşun yaptığı kampanyalar sonucu yapılan yurtların da dahil olduğu

- Taşımalı eğitimle 17 000 birleştirilmiş sınıf uygulaması yapan okulun olduğu, 3 000 okulun yeniden açıldığı,

- İlköğretimdeki muhtaç öğrencilerin annelerinin hesabına her ay erkek çocuk için  18 milyon, kız çocuk için 22 milyon lira yatırıldığı; ortaöğretimdeki erkek  öğrenciye 28 milyon, kız öğrenciye  ise 39 milyon lira para yatırıldığı; her  eğitim- öğretim dönemi başında eğitime hazırlık yardımı adı altında  Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan kaymakamlıklar ve valilikler bünyesindeki vakıflar aracılığıyla bu öğrencilerin ihtiyaçlarının karşılandığı,

- Üç yılda 270 milyon ücretsiz ders kitabının öğrencilere dağıtıldığı ve bu önemli projenin çok büyük bir başarıyla hayata geçirildiği,

- Ortaöğretim burslusu olan öğrencilerin sayısında 2003'ten bu yana çok büyük  artışların kaydedildiği; burs miktarı öğrenci başına aylık 13 milyon Türk Lirası iken, 2005 bütçesiyle birlikte 42 milyona çıkarıldığı  ve burs alan öğrenci miktarı 2003 yılında  93 000 iken, bu  sayının  2005 yılında 150 000 öğrenciye çıkarıldığı; ayrıca, Kızılay'la yapılan görüşmeler sonucu ilave olarak 10 000 öğrenciye burs temin edildiği,

- Taşımalı eğitimin  devlete maliyetinin yemek parası dahil olmak üzere yaklaşık 350 trilyon Türk Lirası olduğu, ancak taşımalı eğitimin bir zaruretten kaynaklandığı,

- 1967'den beri Millî Eğitim müfredatında ilk kez ciddi değişikliklere gidildiği ve geçen yıl Türkiye çapında 7 bölgede 120 okulda pilot uygulama olarak uygulandığı, öğretmenlerin, velilerin, öğrencilerin ve eğitim yöneticilerinin görüşleri doğrultusunda bazı revizyonlar yapıldığı ve 2005 - 2006 öğretim yılında bu yeni müfredatın devreye sokulduğu ve kademeli olarak  uygulamaya konulacağı,

- Üç yılda gerek bütçe kaynaklarıyla gerekse eğitime yüzde 100 destek kampanyası çerçevesinde yapılanlar, belediyelerin, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının ve Dünya Bankasının katkılarıyla Avrupa Birliğinden temin edilen hibeler, Toplu Konut İdaresi ve Telekom tarafından yapılan okullarla 2003-2005 yılları içerisinde 60 000 yeni derslik yapıldığı,

- Öğretmenliğin bir kariyer meslek haline getirildiği, öğretmenliğin ortaöğretimden itibaren büyük bir moral ve motivasyonla ancak sağlanabilecek bir meslek olduğu ve  bundan dolayı Anadolu öğretmen liselerinin önemsendiği, 40 tane yeni Anadolu öğretmen lisesinin açıldığı; öğretmenlik mesleğini seçen Anadolu öğretmen lisesi öğrencilerine ciddî burslar ödenmesinin teşvik edici bir unsur olduğu,

- Öğretmenlerin ucuz konut sahibi olması için Ankara'da bir pilot uygulama başlatıldığı, 2 800 civarında konutun bugünlerde bitmek üzere olduğu ve diğer illerimizde de Toplu Konut İdaresinden öğretmenler adına daha ucuz konut elde edebilmek için TOKİ ile  görüşmelerin devam ettiği,

- Rehberlik sisteminin yeni baştan düzenlendiği, proaktif dediğimiz bir rehberlik sisteminin  getirildiği; problem ortaya çıktıktan sonra problemi gidermeye yönelik bir rehberlik sistemi değil; öğrenciyi keşfetme, kabiliyetini tespit etme, problemin ortaya çıkmamasını esas alan bir rehberlik sisteminin kurulduğu,

ifade edilmiştir.

r 23.11.2005 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;

- 2002 ile 2005 kıyaslandığında Bağ-Kur ve SSK emeklileriyle ilgili son derece olumlu gelişmeler yaşandığı, TÜFE'nin çok üstünde aylıklarda iyileşmeler sağlandığı, bu gelişmelerin emekliler arasındaki maaş farklarının giderilmesine yetmediği, bu farkların Plan ve Bütçe Komisyonu gündeminde bulunan yeni Tasarı ile giderilmesinin öngörüldüğü,

- Ülkemizde borç faizleri dışında en yüksek transfer harcamasının sosyal güvenlik sistemine yapıldığı, borç faizlerindeki ödemelerin gittikçe düşmesine rağmen, sosyal güvenlikteki açıkların arttığı,

- SSK'nın, Sağlık Bakanlığına geçen hastanelerinde 2004 ile 2005 kıyaslandığında sağlık tedavilerinde giderlerin azaldığı, ancak ilaç giderlerinde ciddi artma olduğu, bunun nedeninin SSK' lıları uzun kuyruklarla ilaç almaya zorlayan anlayış yerine daha rahat ilaç alma ve ilaca daha rahat ulaşabilme imkânlarının sunulması olduğu,

- Sosyal güvenlik kurumlarının mevcut yapılarıyla devam etmesinin mümkün olmadığı, örneğin Bağ-Kur' un toplam gelirlerinin giderlerinin ancak yüzde 40'ını, SSK'da yaklaşık yüzde 57'sini, Emekli Sandığında ise yüzde 60'ını karşıladığı, Türkiye'de yaklaşık 23 milyon kişi sisteme dahil edilse bile bugünkü yapı, yaş ve prim ödemesiyle açıkların kapanmasının mümkün olmadığı,

- Kayıt dışı istihdam oranı 2002'de yüzde 52 iken, bugün yaklaşık yüzde 50,5'e indirildiği; ancak, esas olarak ücretlilerde kayıt dışına kaçışın sürdüğü, bu konuda çok daha ciddî tedbirlerin alınması gerektiği,

- Türkiye'de asgarî ücretle çalışanların sayısının toplam çalışanlar içerisindeki payının yaklaşık yüzde 48 olduğu, gerçek rakamın düşük gösterilmesi suretiyle bunun da bir kayıtdışılık olduğu,

- Türkiye'de yaşanan ekonomik krizlerde ve krizin etkilerini gidermeyi amaçlayan  programlarda daha çok çalışanların mağdur olduğu,

- İşsizlik oranının çok yüksek seyrettiği, özellikle üniversite mezunlarında bu işsizlik oranının yüzde 21-22' ye kadar çıktığı, asgarî ücretin tavan ücret haline dönüştüğü, taşeronlaşmanın   doğal ve kabul edilir bir yöntem olarak benimsenir hale geldiği,

- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının çalışma yaşamı ve endüstriyel ilişkiler alanındaki en önemli sorununun Türkiye'deki istihdam düzeyinin artırılamaması olduğu; işçilerin reel ücretlerinde yaklaşık yüzde 15-20 oranında kaybın sözkonusu olduğu,   yoksulluk sınırındaki artışın en önemli sebeplerinden olan kiralardaki tırmanışın halen sürdüğü,

- Yasal olmayan yollardan kadın ve çocuk işçi çalıştırılması olgusunun Türkiye'de artmaya devam ettiği, 

- Yapılan tahminlere göre bir milyon dolayında yabancı kaçak işçi çalıştırıldığı, bu konuda yasal düzenlemeler yapıldığı, ancak bu düzenlemelerin tümüyle uygulanmaya geçilmesi konusunda sorunlar yaşandığı, 

- İşsizlik sigortası fonunda yaklaşık 17-18 katrilyon lira biriktiği, ancak bu rakamın işsizlere dağıtılan miktarının 230 trilyon civarında olduğu,  bu rakamın Fonun işlevini tam olarak yerine getiremediğini gösterdiği,

- İş kazalarında, sistemin de  kusurluluk oranı üstlenmesi gerektiği, iş kazalarından sorumlunun sadece işçi ve işveren olduğu takdirde, iş kazaları sigortasının tartışmaya açık olduğu,

şeklinde ifade edilen görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın merkez teşkilatı bütçesinin 74 milyon 254 bin 250 YTL olduğu, Bakanlığın bağlı kuruluşlarından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezine yapılan 1 milyon 827 bin 500 YTL ödenek ile toplam bütçesinin 76 milyon 81 bin 750 YTL. olduğu,

- Bağ-Kur' da 2004 yılında maluliyet ve acil duruma ilişkin 2004 yılında gelen rapor sayısı 18 789, değerlendirilen rapor sayısı 14 940; ara kararı verilerek ilgilisine iade edilenlerin sayısı  3 279, 2005 yılına devreden dosya sayısının 570 adet olduğu, yani, yaklaşık 19 bin dosyadan 570'i hariç, geri kalanının yılı içerisinde bitirildiği; 2005 yılında, bugüne kadar yaklaşık 11 000 rapor geldiği, bunun 8 651'inin değerlendirildiği, 2 239'u hakkında ise ara kararı verildiği; acil ilaç raporu olarak da 2 638 adet raporun geldiği, bunlardan 2 478'inin değerlendirildiği, 160'ı hakkında da ara kararı verildiği,

- İstihdam oranlarındaki artışın gözle görülür olduğu, istihdamın artırılmasında en önemli şartın sürdürülebilir bir ekonomik büyüme olduğu, Türkiye'nin 2002'de sağlamış olduğu siyasî istikrarla birlikte, büyüme performansı olarak iyi bir noktaya geldiği, Türkiye ekonomisinin her yıl en az yüzde 6 seviyesinde büyüme performansı gerçekleştirmesi ve  bunun yanısıra aktif istihdam politikalarının da uygulanması gerektiği,

- Dünyada, 2004 yılında global ekonominin yüzde 4 büyüdüğü, ancak bunun istihdama yansımasının yüzde 25 olduğu, dolayısıyla ekonomik büyümenin istihdama birebir yansımaması durumunun sadece Türkiye'ye mahsus bir sonuç olmadığı, 

- SSK primlerinin 10 puan indirilmesi durumunda beklenen taban genişlemesi gerçekleşmediğinde sosyal sigortalar sisteminin çökeceği, Sosyal Sigortalar Kurumunda 1 puanlık SSK primi indirim bedelinin kuruma vereceği kaybın yıllık 500 trilyon lira civarında olacağı,

- İşgücü maliyetlerinin azaltılması konusunda vergi ve diğer maliyet unsurlarının da değerlendirilmesi gerektiği,

ifade edilmiştir.

r 23.11.2005 tarihinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Ülkenin gelişimine paralel olarak, araç trafiğinin de arttığı ve ülkemizdeki en önemli sorunlardan birinin trafik kazaları olduğu, bu nedenle, taşıma talebine karşı ulaşım altyapısının oluşturulması ve karayolları ağının yeterli düzeye getirilmesinin önem arz ettiği,

- Karayolları Genel Müdürlüğünün bütçeden aldığı yatırım ödeneğinin, dönemin başında yüzde 1,5 iken  yüzde 2,2 gibi bir orana çıkarıldığı, Genel Müdürlüğün son üç yıl içerisinde 5 000 kilometrenin üstünde bir duble yol çalışması yaptığı, 2006 yılı içerisinde 1 000 kilometrelik bir çalışma daha yapılacağı,

- 50-60 milyon civarında olan kamulaştırma ödeneğinin yetersiz olduğu, projelendirmelerin  ciddî manada aksadığı, vatandaş ile devletin karşı karşıya gelmesine neden olduğu,

- Avrupa ülkelerinde, otomobillerde ve hafif ticari araçlarda lastik diş dibi derinliği 3 milimetre, kamyonlarda 4 milimetre olması şartı bulunduğu;  2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda araç muayene istasyonlarında lastik diş dibi derinliklerine ve lastik üretim tarihlerinin kontrollerine zorunluluk getirilmesi için düzenlemeler yapılması gerektiği,

- 3 225 belediyenin, 35 bin köyün, 40 bin mezranın ve diğer belediye birliklerinin temsil edildiği İller Bankasının yönetiminin demokratikleşmesi gerektiği,

- İlk on ayda, ÜFE' deki artışın yüzde 3 olduğu, buna karşın çimento fiyatlarının yüzde 16 arttığı, yurt dışına 35-40 Dolara ihraç edilen çimentonun Türkiye'de 90-100 Dolara satıldığı,

- Bayındırlık Bakanlığı bütçesinin 2006'da yüzde 11,31 civarında, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün bütçesinin de yüzde 13,8 civarında arttığı, bu artışları olumlu değerlendirmek gerektiği,

- 2004 ve 2005 yıllarında inşaat sektöründe oldukça önemli gelişmeler kaydedildiği; 2003 ila 2004 yılları arasında yüzde 6,6 civarında istihdamda bir artışın sözkonusu olduğu,

şeklinde ifade edilen görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı  açıklamalarda;

 - Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın, kamuya ait yapım işleri, afet işleri ve imar hizmetleri olmak üzere başlıca üç temel alanda faaliyetlerini sürdürdüğü, bağlı kuruluş olan Karayolları Genel Müdürlüğü ile ülkemizin karayolu ağının yapım, bakım ve onarım hizmetlerinin, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile tapu ve kadastro hizmetlerini, İller Bankası Genel Müdürlüğü ile de belediyelerimizin harita, imar planı, içme suyu, kanalizasyon ve çeşitli yapı işleri ile finansman hizmetlerinin yürütüldüğü,

- Bakanlık için 774 milyon 266 bin  YTL, Karayolları Genel Müdürlüğü için 3 milyar 963 milyon 346  bin YTL, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü için 356 milyon 240 bin YTL olmak üzere 5 milyar 093 milyon 852 bin YTL ödenek öngörüldüğü, verilen bu ödeneğin dışında 2006 yılı için İller Bankası Genel Müdürlüğüne 602 milyon YTL'lik bir yatırım bütçesinin öngörüldüğü, ayrıca diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yaklaşık olarak 4 milyar YTL tutarındaki yatırımların teknik kontrol hizmetlerinin yürütüldüğü,

- Karayolları Genel Müdürlüğünün görevinin; otoyollar, devlet ve il yolları ağına giren güzergahları tayin ve tespit ederek, plan ve program gereğince bu ağlar üzerindeki yol, köprü ve sanat yapılarını projelendirmek, inşa etmek ve onarmak, bu hususlarda teknik esasları tespit etmek, yolların sürekli açık tutulması için gerekli bakım, onarım ve kar mücadelesini yürütmek olduğu; bugün itibariyle 1 775 kilometre otoyol, 31 446 kilometre devlet yolu ve 30 368 kilometresi de il yolu olmak üzere toplam 63 589 kilometrelik yol ağında hizmet verildiği,

- 2005 yılında toplam 172 kilometre otoyolda bakım ve üst yapı yenileme çalışması yapıldığı, otoyol kullanıcılarına zaman ve paradan tasarruf sağlayan otomatik geçiş sistemi kullanıcı sayısının 583 220'ye, kartlı geçiş sistemi kullanıcı sayısının ise 107 778'e ulaştığı,

- Önem verilen çalışmalardan birinin de, 1999 yılı Kocaeli ve Düzce depremlerinden sonra, İstanbul çevre yolları üzerindeki Boğaziçi, Fatih Sultan Mehmet ve Haliç köprülerinin de yer aldığı 13 tane köprü ve viyadüğün Japon Uluslararası İşbirliği Bankasından sağlanan krediyle finanse edilmek üzere sismik takviyesi olduğu, bu konuya ilişkin ihalelerin yapılmış olduğu ve çalışmalara 2006 yılında başlanacağı,

- Acil Eylem Planı kapsamındaki 15 bin kilometre yol hedefine ulaşmak amacıyla kapasite yetersizliği görülen ve taşıt trafiği 5 binin üzerinde olan birinci öncelikli bölünmüş yollar, uluslararası ağ bütünlüğü nedeniyle belirlenmiş bölünmüş yollar ve ulusal ağ bütünlüğü nedeniyle belirlenmiş bölünmüş yollardaki yapım çalışmalarına 2002 yılı sonu itibariyle hız verildiği, 2003 yılı öncesi bağlantı yoluyla birlikte, 1 845 kilometre otoyol, 3 859 kilometre bölünmüş devlet yolu ve 450 kilometre de bölünmüş il yolu yapılmış iken, 2003 yılından günümüze kadar bağlantı yoluyla birlikte 159 kilometre otoyolun daha trafiğe açılarak, toplam 2004 kilometre otoyola ulaşıldığı; ancak, şehiriçi yol niteliği kazanması nedeniyle 229 kilometrelik otoyolun İstanbul Büyükşehir Belediyesine devredildiği,

- Bu dönemde  6 722 kilometre de bölünmüş yol çalışmasının yapıldığı, 5 040 kilometresinin asfalt seviyesinde bitirildiği, 854 kilometresinin üst yapı seviyesinde, 828 kilometresinin de toprak tesviye seviyesinde tamamlanmış olduğu, çalışmaların hızla devam ettiği, 2005 yılında yapılan bölünmüş yol çalışmalarında, kamu kurum ve kuruluşlarından 433 adet, Genel Müdürlüğün makine parkından da 633 adet olmak üzere, toplam 1 066 adet makine kullanıldığı, yoğun çalışmalar sonucunda bugün itibariyle trafiğe açık bulunan bölünmüş yol uzunluğunun, otoyollarla birlikte, 11 124 kilometreye ulaştığı,

-Trafiğe açılan bölünmüş yollarda meydana gelen trafik kazalarını izleme çalışmalarında, hatalı sollamalara bağlı kafa kafaya çarpışma riskinin azaldığı ve ölümlü kazalarda yüzde 50-70 arasında azalma olduğunun tespit edildiği, bu sonuçların, ülkemizde her yıl yüzlerce insanımızın ölümüne, binlerce insanımızın yaralanmasına ve milyonlarca Dolar maddi kayıplara neden olan trafik kazalarının önlenmesinde bölünmüş yolların yapımının önemini bir kere daha ortaya koyduğu,

- Kaza kara noktalarıyla ilgili iyileştirme çalışmalarının devam ettiği; 2005 yılında tamamı bütçeden karşılanmak üzere, 85 adet kaza kara noktası ve kaza potansiyeli yüksek olan kesimler ile trafik güvenliğine yönelik 25 adet hemzemin demiryolu geçitlerinde otomatik bariyer tesis edilmesi çalışmalarının sürdürüldüğü; 3 yıllık gözlem sonuçlarına göre, iyileştirilen kaza kara noktalarındaki trafik kazası sayılarında yüzde 64, ölü sayısında yüzde 94, yaralı sayısında yüzde 79 ve maddi hasarlı araç sayısında yüzde 65 azalma görüldüğü,

ifade edilmiştir.

r 24.11.2005 tarihinde İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 15 Eylülde görevinin sona erdiği, altı ay içinde yapılması gereken Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nden il özel idarelerine devredilen personelin ilgili kadrolara atanmalarının geciktiği, İçişleri Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca yapılması gereken kadro çalışmaları, kadro teşkilat şemaları ve kadro standartlarının tamamlanamadığı, 

- Mala karşı işlenen suçların arttığı, yetkililerin gerekli tedbirleri alması gerektiği,

- İçişleri Bakanlığı bütçesinde yüzde 16; Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinde yüzde 8,5; Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesinde yüzde 13,5; Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesinde ise yüzde 11,3 civarında bir artışın söz konusu olduğu, bu artışların eğitim ve sağlık yanında güvenliğe verilen önemi yansıttığı,

- Türkiye'de polis güçlerinin büyük gayret içinde olduğu, hem sayısal olarak hem de nitelik olarak güçlerinin artırılması  gerektiği,

- Ülkemizde terör ve işsizlik sorununun  karşılıklı olarak birbirini  beslediği, terörün gelişen süreç içerisinde nitelik değiştirdiği, adi bir terör olayı olmaktan çıkıp bir yerde bölücü bir nitelik kazandığı, terörü doğuran olayların gündeme getirilip bunların da tartışılması gerektiği,

- Yerel yönetimlerin yetkilerinin artırıldığı, ancak yerel yönetimlerin  büyük bir borç batağında bulunduğu, aslî yatırım hizmetlerini yapamadıkları, sadece personel giderlerini karşılayabildikleri; yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması sürecinde köy birliklerinin çok iyi görevler yaptıkları, özellikle yatırıma dönük hizmetlerle köylerin içme suyuna, yollarına katkıda bulundukları; köy birliklerinin siyasal etkilerden arındırılarak bağımsız bir yapıya kavuşturulmasında fayda olduğu,

- Mahalle ve köy muhtarlığı sisteminin yeniden ele alınarak yapılandırılması ve yetkilerinin artırılması gerektiği, örneğin, noterlerin ve nüfus idarelerinin bir kısım yetkilerinin  muhtarlara devredilebileceği,

- Yasal düzenlemelerle internet alanındaki yeni suç tanımlarının yapılarak bunların müeyyidesinin belirlenmesi gerektiği,

- Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın başarılı çalışmalar yaptığı, 500 000'in üzerinde kaçak göçmen işçi ya da insanın yakalandığı; denizlerimizden yapılan mali boyutu 3-4 milyar Dolar olan akaryakıt kaçakçılığı konusunda gerekli önlemlerin alınması gerektiği,

şeklinde ifade edilen görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- İçişleri Bakanlığı 2006 yılı bütçe tasarısının 917 milyon 872 bin  YTL olarak belirlendiği, bu rakamın 2005 yılı bütçesine göre yüzde 16,08' lik bir artışa tekabül ettiği,

- 2004 yılına ait Interpol bilgileri çerçevesinde, örneğin, 127 milyon nüfuslu Japonya'da 2004 yılı suç sayısının 2 649 371,  82 531 671 nüfuslu Almanya'da 6 633 156,   59 900 000 nüfuslu Fransa'da 3 825 442, 70 milyon nüfuslu Türkiye'de ise 439 219 olduğu;  keza  Interpole üye ülkelerin metropol şehirlerinin 2004 yılı suç sayılarının 12 milyonu aşkın nüfuslu Tokyo'da 310 450; 8 600 000 nüfuslu Moskova'da 205 540; 3 338 000 nüfuslu Berlin'de 539 657; 1 705 309 nüfuslu Budapeşte'de 115 506 olduğu; 10 330 000 nüfuslu İstanbul'da ise bu sayının 94 509 olarak belirdiği, ülkemizin en güvenli ülkelerden ve İstanbul'un da en güvenli megapollerden biri olduğu, daha güvenli bir ülke için bütün yetkili makamların gayretli çalışmalar yürüttükleri,

- Terörle mücadelede uluslararası işbirliğine ihtiyaç olduğu,  bu konunun Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından onbeş yıldır dile getirildiği, ancak 11 Eylüle gelinceye kadar  bunun gözönüne alınmadığı, 11 Eylül'den sonra bu konunun dünya gündemine taşındığı; Birleşmiş Milletler çatısı altında bütün ülkelerin terörizmle mücadelede işbirliği yapması gerektiğinin savunulduğu, iç bölücü terör örgütünün birçok faaliyetlerinin yurtdışından yürütüldüğü;  birçok ülkeyle işbirliğinin yapılması gerektiği, ısrarlı takipler sonucu bölücü terör örgütünün hem Avrupa Birliği üyesi ülkelerin terör listesine girdiği, hem de Amerika Birleşik Devletleri tarafından terör örgütü olarak ilan edildiği, listeye alınmanın yeterli olmayacağı, samimî işbirliği çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin 52 ülkeyle güvenlik işbirliği anlaşması ve protokolleri imzaladığı, bu anlaşma ve protokollerin sadece terörle ilgili olmadığı, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve organize suçlar gibi diğer unsurları da içerdiği,

- Belediyelerle ilgili standart kadro çalışmasını Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü'nün bitirdiği ve Başbakanlığa gönderdiği, Bakanlar Kurulu kararı olmak üzere imzaya açıldığı, il özel idareleriyle ilgili standart kadro çalışmalarının da sonuna gelindiği, on gün içerisinde Başbakanlığa sunulacağı, sürenin uzamasının nedeninin belediyelerin tamamının aynı standart altında toparlanmamasından kaynaklandığı,

- Yerel yönetimlere verilen yetkilerin suiistimal edilmesi durumunda gerekli takibatın yapılacağı,

- Köy Hizmetlerinin kapatılmadığı, taşra teşkilatının olduğu gibi il özel idarelerine bırakıldığı ve KÖYDES projesinin Köy Hizmetlerinin deneyimli personeli eliyle yürütüldüğü, valilerin koordinatörlüğünde köye hizmet götürme birliklerinin başında kaymakamın bulunduğu, yönetiminde il genel meclis üyesi ve köy muhtarlarının olduğu; bütün bu işlerin Köy Hizmetlerinin özel idareye geçmiş olan araç, gereç, mühendis ve ekibi tarafından yapıldığı, 

ifade edilmiştir.

r 24.11.2005 tarihinde Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Danıştay Başkanlığı bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;

- 14 683 hâkim ve cumhuriyet savcısı kadrosunun yaklaşık yüzde 60'ının dolu, yüzde 40'ının boş olduğu, 36 000 adliye personelinin yaklaşık yüzde 28'inin boş olduğu; 5 000 adet açıktan kadro alındığı ve bunun ancak 2 300'ünün doldurulduğu, hem fizikî mekan bakımından hem de personel sayısı bakımından olumlu gelişmelerin sözkonusu olduğu,

- Yargıda güven konusunda tereddütlerin olması ve davaların sonuçlanma sürelerinin uzamasının, insanları yasadışı yollara götürdüğü; televizyonlarda mafyanın mert, dürüst, kahraman, adil gösterildiği ve buna mutlaka engel olunması gerektiği,

- Anayasal anlamda bir hukuk devletinin sözkonusu olabilmesi için, öncelikle yargının bağımsız olması gerektiği; Anayasada, yargı, yasama ve yürütmenin eşit, dengeli, birbirlerine etki etmeyen, ancak, birbirlerini denetleyen birer kurumsal yapı olarak gösterildiği,

- Yargı mensuplarının yerleşme ve özlük haklarına ilişkin sorunlarının olduğu; adlî kolluğun sağlıklı oluşturulması gerektiği, aksi takdirde savcıların sağlıklı bir soruşturma, sağlıklı bir inceleme yapamayacakları,

- Adalet Bakanlığına ayrılan bütçenin gayri safî millî hâsılaya oranının yüzde 0,33 düzeyinde olduğu, ayrılan bu kaynağın 1999 yılında Adalet Bakanlığına ayrılan kaynağın büyüklüğüne eşit olduğu, dolayısıyla son sekiz yıldır Bakanlığa bütçeden ayrılan kaynağın büyüklüğünde bir gelişme olmadığı, Bakanlığın bu düzeydeki bütçesinin 2006 yılında konsolide bütçe bazında getirilmiş toplam bütçe harcamalarının yüzde 1,12'sine, faiz dışı harcama büyüklüğünün ise yüzde 1,60'ına karşılık geldiği, temel kamu hizmetleri içinde yer alan ve sosyal faydası maliyetinden yüksek olan, toplumsal yaşamı ve piyasa sisteminin etkin çalışmasının temel teminatı olan adalet sisteminin bütçeden alması gereken kaynağın yeterli olmadığı,

- 2006 yılı bütçe tasarısıyla birlikte 2007 ve 2008 bütçe rakamlarının da adalet sisteminin iyileştirilmesine yönelik somut bir önceliğin olmadığının göstergeleri olduğu,

- Siyasetin gölgesinin yargı üzerine düşmemesi için, Adalet Bakanı ve Bakanlık Müsteşarının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğinden ayrılması gerektiği,

şeklinde ifade edilen görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Batı dünyasında da yargılama sürecinin uzunluğundan şikâyet edildiği, bunu kısaltabilme yollarının arandığı, bunların başında da yargının önüne gelen ihtilafların bir kısmının yargıya getirilmemesi ve dolayısıyla dava sayısını olabildiğince azalma yollarının arandığı; hâkimlerin karar verirken, dosyanın tamamlanmış olmasına baktıkları, eksik bir kısım belgelere dayanarak karar verildiği takdirde, hem hak kaybının olacağı, hem de temyize gitmek suretiyle yargılama sürecinin daha da uzayabileceği, bu nedenle, hâkimin karar verirken devletin muhtelif birimlerine yazı yazdığı,  cevapların kısa sürede gelmesi halinde  mahkemenin daha hızlı  karar verebileceği, yargılama sürecinin uzamasında yargının dahlinin fevkalade az olduğu, teknolojik gelişmeye paralel olarak tapu, gümrük ve devletin diğer kurumlarının işleyiş sistemlerinde de sürelerin kısalabileceği,

- Yargılama sürecinde, konunun teknik kısmının bilirkişiye gönderilmesinin gerektiği, yargının da zaman zaman bu konuda hatalar yapabildiği, nitekim bu hatalar nedeniyle Yargıtay'ın da muhtelif bozma kararlarının olduğu; bilirkişilik müessesesinin Türkiye'de yargıya güven noktasında çok önemli bir rol oynadığı,

- Yargının bağımsızlığına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri arasında Adalet Bakanı ve Bakanlık Müsteşarının olmasının eleştirildiği, ancak Fransa, İsveç, İngiltere ve Almanya örneklerine bakıldığında, çeşitli mekanizmalarla benzer yapının bu ülkelerde de görüleceği, 

- Adlî kolluk konusunda Avrupa ülkelerinde tek tip bir uygulamanın olmadığı; müstakil kolluk olarak görev yapan ülkeler olduğu gibi, bizim sistemimize benzer uygulamalar yapan ülkelerin de bulunduğu, bunun zamanla geliştirilebileceği,

ifade edilmiştir.

r 28.11.2005 tarihinde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;   

- Önümüzdeki dönemde Türkiye'yi, hem ekonomik hem de toplumsal açıdan ciddi biçimde sıkıntıya sokacak üç konu bulunduğu, bunların, işsizlik, kamu sabit sermaye yatırımlarının düşüklüğü, cari işlemler açığı olduğu,

- Ekonomideki iyileşmenin sıcakpara ve kayıtdışı ekonomi üzerine kurulu yapay bir tablo olduğu, bu tablodaki bir oynamanın kırılgan olan dengeyi, olumsuz bir noktaya taşıyacağı,

- Banka bilançolarında görülmeyen açıkların bankalara bağlı şirketlere yansıdığı,

- Konut edindirme yardımı hesabında yer alan paraların ödenmesini hak sahiplerinin  beklediği,

- Uluslararası anlamda kabul gören tanımlamaya göre Türkiye'de açlık sınırında olanların sayısının oldukça azaldığı,

- 2003 yılı cari açık hedefindeki sapma oranının yüzde 129,6; 2004'te yüzde 103,9; 2005'te ise yüzde 101,2 olduğu,

- 2006 bütçesi için tahmin edilen ithalat rakamı ile büyüme oranı arasında bir çelişki olduğu, yüzde 5'lik büyüme için ithalatta yüzde 8,2'lik bir artışla yetinilemeyeceği,

- Borç stokunda bulunan değişken faizlere endeksli kağıtlarla yabancı para cinsinden olan borçların, stokun faiz ve kur riskini artırdığı,

- Dış borç stokunun yüzde 40'ından fazlasının özel sektöre ait olduğu, bunun da yüzde 43'ünün kısa vadeli borçlardan oluştuğu; dolayısıyla, kurda yaşanacak olası bir düzelmenin, bu kesimlerin yükümlülüğünün artmasına, açık pozisyonlarının yükselmesine yol açacağı,

- ABD'deki faiz oranlarının yükselmesi ve Türkiye'de riskin hâlâ yüksek olmasının uluslararası serbest likiditenin Türkiye'ye gelmesini engelleyebileceği,

- Kredi piyasasında meydana gelebilecek ilave talep artışlarının, ekonominin talep yönlü yaşayacağı sorunlardan bir tanesini oluşturacağı,

- Ödenek bazında faiz dışı fazlanın gerçekleşme miktarı ile nakit bazda gerçekleşme miktarı arasında çok büyük bir farkın bulunduğu, Ekim sonu itibariyle, ödenek bazında 29,5 milyar YTL' lik bir faiz dışı fazla söz konusu iken, nakit bazda 25,5 milyar YTL'lik bir faiz dışı fazlanın görüldüğü, aradaki farkın önemli ölçüde kaydi gelirlerden kaynaklandığı; 2004 yılı sonunda piyasadan yapılan iç borcun sabit ve değişken dağılımına bakıldığında, sabit faizli borçlanmanın 2004 yılı sonunda payı yüzde 72,7 iken 2005 Ekim ayı sonu itibariyle bu oranın yüzde 56,3'e gerilediği; değişken faizli borçlanmanın 2004 yılı sonunda payı yüzde 27,3 iken, 2005 Eylül sonunda yüzde 43,7'ye yükseldiği, dolayısıyla 2005 yılında değişken faizli borçlanmanın tutarının arttığı, Hazinenin, değişken faizli borçlarla vadeyi uzatmaya çalıştığı,

- İç borcun içerisinde piyasa payının arttığı, ancak kamu payının azaldığı; TMSF ile kamu bankalarına verilen kâğıtların vadesi geldikçe, piyasadan borçlanma nedeniyle piyasa payının arttığı, böylece, Hazine'nin piyasadan daha çok nakit sağlamak durumunda kaldığı, bunun  da Hazinenin piyasalar üzerindeki baskısını artırdığı,

şeklinde ifade edilen görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Avrupa Birliğiyle ilgili görüşülecek 35 ayrı fasılda pek çok konunun gündeme geleceği, Türkiye'deki bütün kurallar ve kurumların, Avrupa Birliği kuralları ve kurumlarıyla belli bir süre içinde uyumlu hale geleceği; çalışan nüfusun yüzde 30'dan fazlasının tarımda çalışıyor olması ve konunun karmaşıklığı nedeniyle Avrupa Birliği müzakere sürecinde, tarım konusunun çok kapsamlı ve çok önemli konulardan bir tanesi olacağı, bununla ilgili ilk tarama çalışmasının, önümüzdeki hafta başlayacağı, bazı zor konularda geçiş süreci talep etme hakkının bulunduğu,

- Tarama sürecindeki ilk iki fasılın bilim ve araştırma ile eğitim ve kültür olduğu, her iki fasıl için de Yüksek Öğretim Kurumu ve üniversitelerin aktif olarak çalışmalara katıldığı,

- Dünya Bankası'nın sosyal riskin azaltılması projesi kapsamında 1,7 milyondan fazla çocuk ve ailenin şu ana kadar yardım aldığı, bu projeyle, özellikle kız çocuklarının okullulaşma oranının artırılmasının öngörüldüğü, ayrıca, yoksullara yönelik gelir ve istihdam yaratan alt projeler, iş ve meslek kazandırma eğitimleri, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun ve diğer sivil toplum kuruluşlarının, toplum merkezleri ağının genişletilmesine yönelik projelerin de bu kapsamda sürdürülmekte olduğu; bu projeler için sağlanan kaynağın  bir kredi olduğu,

- KEY hesaplarıyla ilgili yasa tasarısı çalışmalarının devam ettiği, Toplu Konut İdaresi'nin  bu konunun üzerinde çalıştığı,

- Kamu brüt borç stoku ve kamu net borç stoku konusunda Hem Avrupa Birliği hem de Uluslararası Para Fonu istatistik standartlarına göre alt sektörlerin birbirlerine olan borç ve alacak hesapları netleştirildikten sonra ortaya çıkan toplam borç stokunun analizlerde esas alınmakta olduğu, işsizlik sigortasına ilişkin uluslararası tanımlamalar gereği toplam borç stoku hesabında böyle bir netleşme işlemi yapılmakta olduğu, uluslararası kuruluşların da yine kamunun net yükümlülük pozisyonunu bu tanım üzerinden takip etmekte olduğu,

- Özel sektörün dış borç stokunun, gayri safi millî hâsılaya oranı 2001 yılında yüzde 18,87 iken, 2002'de yüzde 16,45; 2003'te yüzde 13, 2004'te de yüzde 12,67'ye düştüğü; kısa vadeli borç stokunun gayri safi millî hâsılaya oranı ise 2001 yılında yüzde 9,3 iken, 2004 yılında yüzde 7,43'e indiği, 

-Türkiye'nin büyüme potansiyelinin yüksek olduğu 1971-2002 arasında yıllık ortalama yüzde 3,9, 1992-2002 arasında ise yüzde 2,9 büyüdüğü; buna karşılık 1998-2002 arasında yıllık ortalama olarak hiç büyümediği; son üç yılda ise yüzde 25'lik bir toplam büyüme olduğu, dört yılda ekonominin yüzde 30 civarında büyüdüğü ve 1953'ten beri Türkiye'nin yakalamış olduğu en yüksek büyümeyi ifade ettiği,

- Memur ve işçi gelirlerinde reel olarak iyileşmelerin sağlandığı,

ifade edilmiştir.

r 29.11.2005 tarihinde Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;

- Parlamentonun verdiği yetkiyi, Maliye Bakanlığı'nın bütçe kanununa uygun bir şekilde kullandığı,

- Sıcak paranın bütün gelişmiş ülkelerde dikkatle kontrol altına alınmaya çalışıldığı, ülkemizde ise tamamen serbest olduğu,

- Orta vadeli malî planda kayıtdışı ekonomi ile mücadele açısından dört temel konunun yer aldığı, ilkinin, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı arasındaki işbirliğinin artırılması olduğu, ancak şu ana kadar yaşama geçirilemediği, ikinci önemli hedefin ise vergi inceleme ve denetleme elemanları sayısının uluslararası standartlara uygun olarak toplam personelin yüzde 20'sine çıkarılması olduğu, ancak bunun da kısa sürede mümkün olmayacağı; üçüncüsü, vergi inceleme ve denetimine ilişkin çağdaş yöntemlerle veri bilgi ambarındaki verilerden hareketle denetim yapılması olduğu, dördüncü olarak da vergi oranlarının düşürülmesinin öngörüldüğü,

- 5018 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle TOKİ'nin Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetiminin dışına çıkarıldığı, bütçe hakkının kullanımına kısıtlama getirilmiş olduğu,

- Gelir İdaresi Başkanlığı'nın bağımsız ve özerk bir yapıya kavuşturulamadığı; çeşitli uygulamalarla mükelleflerin objektif kıstaslara göre vergi yükümlülüğünün  belirlenmesinin dışına çıkılarak matrah artırımlarına zorlandıkları, bu uygulamaların çağdaş vergi sistemiyle bağdaşmadığı,

- Defterdarlıkların Gelir İdaresinden tamamen kopuk duruma getirilmesi sonucu denetimde çift başlılık olacağı,

- Ülkemizde adil bir vergi sisteminin olmadığı, bu dönem yüzde 66 olan dolaylı vergilerin oranının üç yıl içerisinde artırılmak suretiyle yüzde 73'e çıkarıldığı,

- Vergilerdeki artış oranlarının adaletsizliği artırdığı, örneğin, akaryakıttaki ÖTV'nin yüzde 31,  sigara ve içkideki ÖTV'nin yüzde 37,  beyaz eşya mallarındaki ÖTV'nin yüzde 107 artırıldığı; enflasyonun yüzde 8 olduğu bir ortamda bu artış oranlarının fazla olduğu,

- Türkiye'de dolaysız vergilerin Avrupa Birliği ortalamasının oldukça altında seyrettiği,

- Maliye Bakanlığı bütçesine bakıldığında; 2002 ile kıyaslandığında gelirlerin gayri safî yurtiçi hâsıla içerisindeki oranının arttığı, giderlerin ise azaldığı, bütçe açığının faizlerin düşmesiyle yüzde 79 civarında azaldığı, gayri safî millî hâsıla içerisindeki oranı yüzde 14,4 iken yüzde 3'lere kadar indiği, resmi göstergelerin gelir dağılımının düzeldiğini gösterdiği, en düşük yüzde 20 dilimde yüzde 5,3'ten yüzde 6'ya çıktığı, ikinci yüzde 20 dilimde 9,8'den 10,3'e, üçüncü dilimde 14'ten 14,5'e çıktığı, sadece en yüksek dilim olan kesimin gelirlerinin yüzde 50,1'den 48,3'e düştüğü,

- Bireyler arasındaki gelir dağılımı adaletsizliğini azaltmanın ve bütün kesimleri sosyal güvenlik kapsamına almanın önündeki en büyük engelin kayıtdışılık olduğu; kayıtdışılığın rekabet ortamını zedelediği ve fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığı,

şeklinde ifade edilen görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;

- Maliye Bakanlığı'nın, maliye politikalarının belirlenmesi, uygulanması ve uygulamanın takibiyle görevli olduğu; bu kapsamda, Maliye Bakanlığı'nın devlet bütçesinin hazırlanması ve uygulanması, harcama politikalarının geliştirilmesi, gelir politikalarının geliştirilmesi, tatbiki ve devlet gelirlerinin tahsil edilmesi; devlete ait malların yönetimi; devlet hesaplarının tutulması ve buna ilişkin diğer hizmetlerin yerine getirilmesi; devletin hukuk danışmanlığı ve muhakemat hizmetlerinin yürütülmesi; kara paranın aklanmasının önlenmesi konusunda gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması; uygulanacak esas ve usullerin belirlenmesi görevlerini yerine getirdiği, Bakanlığın merkez ve taşra birimlerinde yaklaşık olarak 28 000 personelin çalıştığı, Maliye Bakanlığının merkez ve taşra birimlerinin yanı sıra, aralarında Gelir İdaresi Başkanlığı, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü, Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü ve Kamu İhale Kurumunun da yer aldığı bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarının bulunduğu,

- Türkiye'de bütçelerin 1971 yılından bu yana kesintisiz bir şekilde açık verdiği, 1981 yılından 2002 yılına kadar olan dönemde ise bütçelerin giderek artan tutarlarda açık verdiği,

- 2002 yılında konsolide bütçe giderlerinin 115,7 milyar YTL, bütçe açığının ise 40,1 milyar YTL olarak gerçekleştiği, 2005 yılında bu tutarların sırasıyla bütçe giderlerinin 145,5 milyar YTL ve bütçe açığının 14,6 milyar YTL olarak gerçekleşmesinin beklendiği, böylece, nominal bazda bütçe yüzde 25 oranında büyürken, bütçe açığının yaklaşık olarak yüzde 65 oranında küçüldüğü; 2006 ve izleyen yıllarda da bu eğilimin devam edeceği,

- Bütçe gelirlerinin bütçe giderlerini karşılama oranının 2002 yılında yüzde 65 olarak gerçekleştiği, 2005 yılında ise bu oranın yüzde 90'a çıktığı, 2006 yılında ise söz konusu oranın yüzde 92 olacağının tahmin edildiği, bu gelişmelerin, bütçenin içine düşürüldüğü faiz cenderesinden çıkarılması ve gelirlerde sağlanan iyileşmelerle elde edildiği,

- Bütçe açıklarındaki azalmaya paralel olarak özel sektör yatırımlarında belirgin bir artışın gerçekleştiği; 2005 yılının gerçekleşme tahmini esas alındığında, özel sektör yatırımlarında sabit fiyatlarla 2002 yılına göre yüzde 97 oranında bir artışın meydana geldiği,

-  Maliye Bakanlığının 2004 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarısı itibarıyla 2004 yılı bütçe başlangıç ödeneğinin 22,5 katrilyon lira olduğu; bunun 1,4 katrilyon lirasının Bakanlığın kendi harcamaları için öngörüldüğü; yıl sonunda ödenek toplamının 23,7 katrilyon lira olduğu ve toplam harcamanın 2003 yılına göre yüzde 18,7 azalarak 22,9 katrilyon lira olduğu ve Bakanlığın kendi harcamasının ise 1,6 katrilyon lira olarak gerçekleştiği,

- Yatırımların önünü açmak için Kurumlar Vergisi oranlarının üçte bir oranında indirildiği,

- Kişi başına düşen millî hâsıla bu dönemin başında 2 500-2 600 Dolar civarında iken bu senenin sonunda 5 000 Dolara çıkarıldığı, bunun Türkiye için çok önemli bir gelişme olduğu; enflasyonun yıllarca yüksek olması nedeniyle dar ve sabit gelirlileri olumsuz etkilediği; 1990-2000 arasındaki ortalama enflasyonun yüzde 77,5 olduğu, bugün ise yüzde 7,5'e indiği,

- Net asgarî ücrette bu dönem yüzde 90 artış sağlandığı, SSK emeklisine yüzde 78, Bağ-Kur esnaf emeklisine ortalama yüzde 123 artış sağlandığı, tarım kesimi Bağ-Kur emekli aylığı için ortalama yüzde 169'luk bir artışın sağlandığı,

ifade edilmiştir.

3. GENEL BÜTÇELİ İDARELERİN GELİR VE GİDER CETVELLERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

Ž Türkiye Büyük Millet Meclisi

- 2006 Mali Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısında TBMM bütçesinin ilgili tertibinde yer alan rakam ile TBMM Başkanlık Divanınca kabul edilen rakam arasındaki farklılığın giderilmesi amacıyla (02.01.36.37-01.3.9.00-1-06.1) tertibine 500 YTL ödenek eklenmiştir.

Ž Ulaştırma Bakanlığı

- Bakanlıkça önceki yıllarda ihalesi yapılan bir işin taahhüt sözleşmesi 1984 yılında feshedildiğinden; yatırımı tamamlanamayan Çanakkale Babakale Balıkçı Barınağı İkmal İnşaatının 2006 Yılı Yatırım Programına dahil edilmesi amacıyla (16.01.30.00-04.5.3.00-1-06.5) tertibine 325.000 YTL ödenek eklenmiştir.

- "Balıkesir Körfez Havaalanı Projesinin"  etüt proje işleri için Ulaştırma Havayolu Sektöründeki 1997E030150 proje numarasıyla yer alan "Muhtelif Hava Meydan ve Limanları Alt Yapı ve Üst Yapı Proje ve Müşavirlik Hizmetleri " projesine 350 bin YTL ödenek ilave edilmesi, projenin yapım işi için ise 2 milyon 500 bin YTL ödenek konularak 2006 yılı Yatırım Programı Ulaştırma Havayolu Sektörüne dahil edilmesi amacıyla (16.01.30.00-04.5.6.00-1-06.5) tertibine 2 milyon 850 bin YTL ödenek eklenmiştir.

- "Kütahya-Afyon-Uşak Bölgesel Havaalanı Projesinin " etüt proje işleri için 500 bin YTL, projenin yapım işi için 2 bin YTL olmak üzere toplam 502 bin YTL ödenek konularak 2006 Yılı Yatırım Programı Ulaştırma Havayolu sektörüne dahil edilmesi amacıyla (16.01.30.00-04.5.6.00-1-06.5) tertibine 502 bin YTL ödenek eklenmiştir.

- "Samsun-Tekkeköy Mendirek ve Tersane Limanı Yapımı Projesinin" yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra  etüt-proje işleri için 500 bin YTL, projenin yapımı için 2 milyon 500 bin YTL olmak üzere toplam 3 milyon YTL ödenek konularak 2006 Yılı Yatırım Programına alınması amacıyla (16.01.30.00-04.5.3.00-1-06.5) tertibine 3 milyon ödenek eklenmiştir.

- "Karadeniz Ereğli Tersaneler Bölgesi Mendirek ve Tersane Limanı Projesinin", etüt ve proje işleri için 500 bin YTL, yapımı için ise 1 milyon 500 bin YTL olmak üzere toplam 2 milyon YTL ödeneğin 2006 yılı Yatırım Programına alınması amacıyla (16.01.30.00-04.5.3.00-1-06.5) tertibine 2 milyon YTL eklenmiştir.

Ž Kültür ve Turizm Bakanlığı

- Türk sinemasının tanıtılması ve geliştirilmesi amacıyla yurt içinde ve yurt dışında düzenlenecek Türk Film Haftalarına ve Film Festivallerine katılmak üzere proje başvurusunda bulunan gerçek ve tüzel kişiler ile amatör sanatçıların gerçekleştireceği belgesel filmler ve senaryo geliştirme projelerinin desteklenmesi amacıyla (21.01.33.00-08.2.0.00-1-05.4 ) tertibinden 4 milyon YTL düşülerek yeni açılacak (21.01.33.00-08.2.0.00-1-08.1) tertibine eklenmiştir.

Ž Sağlık Bakanlığı

- Artvin, Bayburt, Gümüşhane, Erzincan, Erzurum ve Tunceli illerinde devam eden eğitim tipi sağlık ocaklarının inşaatının tamamlanabilmesi için Dünya Bankasından temin edilen 3 milyon YTL kredinin bütçeleştirilmesi amacıyla eksik kalan 2 milyon YTL ödeneğin Sağlıkta Dönüşüm Projesi Uygulama Biriminin (15.01.00.04-07.9.9.03-7-06.9)  tertibinin dış kaynağından düşülerek Sağlıkta Dönüşüm Projesi Destek Biriminin (15.01.00.04-07.9.9.02-7-06.5) tertibine eklenmiştir. Yapımı tamamlanan 17 ildeki eğitim tipi sağlık ocakları inşaatlarının kesin hesap ödemeleri için gerekli olan ödeneğin 1 milyon 750 bin YTL'si Sağlıkta Dönüşüm Projesi Uygulama Biriminin (15.01.00.04-07.9.9.03-1-06.9) tertibinin iç kaynağından düşülerek Sağlıkta Dönüşüm Projesi Destek Biriminin (15.01.00.04-07.9.9.02-1-06.5) tertibine eklenmiştir.

- 2006 Mali Yılı Bütçe Tasarısı'nda; Refik Saydam Hıfzıssıhha Başkanlığına bağlı bölge müdürlüklerinin (15.67.00.61-07.8.8.00-1-06.7.1.01) gayrimenkul büyük onarım giderleri tertibinde yer alan 1 milyon 600 bin YTL ödenek düşülerek, bölge müdürlükleri inşaatlarında kullanılmak üzere (15.67.00.61-07.8.8.00-1-06.5.7.01) gayrimenkul sermaye üretim giderleri tertibine eklenmiştir.

- Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün transfer kaleminden etüd projeye toplam 3 milyon 855 bin YTL ödenek verilmiş, ancak söz konusu projenin Ulusal Fon Ödemesinin 136 bin YTL olması sebebiyle bahse konu proje için ayrılan ihtiyaç fazlası ödenekten 3 milyon 719 bin YTL, (15.01.30.00-07.4.0.00-1-07.1) tertibinden düşülerek,  2 milyon 7 bin YTL'si  Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün  (15.01.31.62-07.3.1.00-7-06.5) müteahhitlik giderleri tertibine ve 1 milyon 712 bin YTL ödeneğin Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün (15.01.30.00-07.8.8.00-1-07.1) teknolojik araştırma tertibine eklenmiştir.

- 5283 sayılı Kanun gereğince bazı sağlık kuruluşlarının Sağlık Bakanlığına devredilmesi üzerine Sağlık Bakanlığında meydana gelen hizmet genişlemesi nedeniyle hizmetlerin gördürülmesinde yaşanan araç sıkıntısının giderilmesi amacıyla Bakanlık merkez teşkilatında kullanılmakta olan 40 adet hizmet aracı, ihtiyacı olan sağlık kuruluşlarına devredilecek, merkez teşkilatı hizmetleri ise ekonomik ve aynı zamanda  Hazinenin de yararına uygun olarak taşıt kiralamak suretiyle karşılanacaktır. Bakanlığın merkez teşkilatına ait 2006 Mali Yılı Bütçe Tasarısında taşıt kiralama ödeneği öngörülmediğinden hizmetin gereği olarak bu tertibe ödenek konulması gerekmektedir. Bu ödenek Bakanlık merkez teşkilatı araçları için konulan akaryakıt ve madeni yağ ödeneği ile taşıt bakım onarım ödeneğinden düşülerek, taşıt kiralama tertibine eklenerek karşılanacaktır. Sağlık hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi amacıyla (15.01.00.04-07.4.0.00-1-03.2) tertibinden 500 bin YTL ve (15.01.00.04-07.4.0.00-1-03.7) tertibinden 364 bin YTL  düşülerek, (15.01.00.04-07.4.0.00-1-03.5) tertibine 864 bin YTL eklenmiştir.      

Ž Milli Eğitim Bakanlığı

- Dünya Bankası kredisi ile yürütülen Temel Eğitim Projesi II. Faz kapsamında var olan inşaat faaliyetlerinin tahmini maliyetleri, yapılan proje değişikliği deprem etüdü, deprem güçlendirilmesi çalışmaları, sığınak ilavesi gibi sebeplerle öngörülen ödenek miktarından daha yüksek miktarda gerçekleşeceğinden, yeni inşaatlar ve onarımlar için daha fazla ödeneğe  ihtiyaç duyulmaktadır. Bu doğrultuda İlköğretim Genel Müdürlüğü'nün (13.01.31.62-09.1.2.00-7-06.2) tertibinden 11 milyon 760 bin YTL düşülerek, (13.1.31.62-09.1.2.00-7-06.5) tertibine eklenmiştir.

- Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonunun devam eden İşletmeler Üstü Eğitim Tesisleri inşaatlarını tamamlamak üzere ödenek konulması gerekmektedir. Konfederasyonla yapılan mutabakat neticesinde tahsis edilecek ödeneğin tamamı Afyonkarahisar'da devam etmekte olan ve fiziki gerçekleşmesi yüzde 70 safhasına gelen Afyonkarahisar Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği İşletmeler Üstü Eğitim Merkezi inşaatında kullanılacaktır. Bu doğrultuda  (13.01.38.62-09.5.0.00-1-06.5) tertibinde yer alan 3 milyon YTL ödenek düşülerek, (13.01.38.62-09.5.0.00-1-07.1) tertibine eklenmiştir.

- Bakanlık Acil Eylem Planı SP-13 tedbir maddesinde geçen "Öğretim Programları Yenilenecek" hedefi kapsamında "Orta Öğretim Düzeyinde Öğretim Programları Tasarımı Projesi" hazırlanmıştır. Orta öğretimin mevcut öğretim programlarının ekseriyeti çağın ve toplumun değişen ve çeşitlenen ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olup, söz konusu programların ve ders kitaplarının eğitim bilimlerindeki gelişmeler, ülkemiz AB hedefleri, bilgi toplumunun ihtiyaçları paralelinde yeniden hazırlanması ve programlar ile ders kitapları boyutunda ilk ve orta öğretim arasında yaklaşım birliği sağlanması amacına da dönük olarak yenilenmesine acil ve öncelikli ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla orta öğretimde toplam 95 öğretim programının ve bunlara ait ders kitaplarının alanında uzman akademisyenlerin desteğiyle hazırlanması gerekmektedir. Bu çalışmalar için (13.1.32.62-09.2.1.00-1-06.1) tertibinden 2 milyon 500 YTL  ödenek düşülerek, (13.1.32.00-09.2.1.00-1-06.3) tertibine eklenmiştir.

Ž Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na genel bütçeden alınacak olan 10 adet taşıtın daha ekonomik ve kullanışlı olması nedeniyle station vagon yerine binek otomobil olarak alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2006 Mali Yılı Bütçe Tasarısı eki 237 sayılı Taşıt Kanunu'na göre 2006 yılında edinilecek taşıtlar cetvelindeki "Station-Wagon" taşıt ibaresi "Binek otomobil" ve sıra numarası T- 2 olarak değiştirilmiştir.

Ž İçişleri Bakanlığı

- İçişleri Bakanlığı bütçesinin Valilik ve Kaymakamlıklar bölümüne, memurların öğle yemeğine yardım için konulan ödeneğin yetersiz  olacağı gerekçesiyle (10.01.00.62-01.1.1.00-1-03.2) tertibinden 1 milyon 516 bin YTL ödenek düşülerek, (10.01.00.62-01.1.1.00-1-05.3) tertibine eklenmiştir.

- İçişleri Bakanlığı bütçesinin İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı bölümüne, memurların öğle yemeğine yardım için konulan ödeneğin yetersizliği  gerekçesiyle (10.01.00.62-01.1.1.00-1-03.2) tertibinden 236 bin YTL ödenek düşülerek, (10.01.00.04-01.3.9.00-1-05.3) tertibine eklenmiştir.

Ž Maliye Bakanlığı

Hükümet konakları ülkemiz genelinde Devletin itibarını simgeleyen yapılar olup, söz konusu hükümet konakları mevcut durumu  ile bu fonksiyonunu yerine getiremediğinden yeni hükümet konakları yapılması ile mevcutların bakım ve onarımlarının yaptırılması gerekmektedir. Ayrıca ülkemizin deprem kuşağında bulunması nedeniyle can ve mal kaybını en aza indirilmesini teminen, mevcut hükümet konakları ile Maliye Bakanlığına tahsisli hizmet binalarının depreme dayanıklı hale getirilmesi bir zorunluluk arzetmektedir. Binaları depreme karşı güçlendirme onarımı maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle ve hükümet konaklarının yapımı için (12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.3) yatırımları hızlandırma ödeneğinden 5 milyon YTL düşülerek, (12.01.34.00-01.1.2.00-1-06.7) tertibine 2 bin 500 YTL ve (12.01.34.00-01.1.2.00-1-06.5) tertibine 2 bin 500 YTL eklenmiştir.

- Maliye Bakanlığı bütçe tasarısında yeralan üniversitelere yapılan Hazine yardımının (05) cari transferleri ve (07) sermaye transferleri arasında sehven yapılan teknik aksaklıkların giderilmesi amacıyla Başkanlık divanının aldığı cetvellerde teknik düzeltme yapma yetkisi çerçevesinde Selçuk Üniversitesi, Ondokuzmayıs Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Harran Üniversitesi sermaye transferleri tertibinden toplam 5.654.000 YTL düşülerek cari transferlere eklenmiştir.

r Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 10.11.2005 tarihinde kabul edilen 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu'nun 18.11.2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanması nedeniyle, 2006 Mali Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı ve eki cetvellerinde yer alan "Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı" ibaresi "Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı" olarak değiştirilmiştir.

III. 5018 SAYILI KANUNA EKLİ (II) SAYILI CETVELDE YER ALAN ÖZEL BÜTÇELİ İDARELER

1. ÖZEL BÜTÇE KAPSAMINDAKİ İDARELERİN BÜTÇELERİNİN ANALİZİ

Özel bütçeli  kamu idarelerinin bütçeleri incelendiğinde; (A) işaretli cetvelde gösterildiği üzere bu İdarelere tahsis edilen 11.302.981.361 YTL ödenek;

Ž Ekonomik sınıflandırmaya göre özel bütçeli kamu idarelerinden,

* Yüksek öğretim kurumlarının;

- 2 milyar 899 milyon 54 bin 597 YTL personel giderlerine,

- 386 milyon 584 bin 169 YTL sosyal güvenlik kurumları devlet primi giderlerine,

- 1 milyar 242 milyon 989 bin 145 YTL mal ve hizmet alımı giderlerine,

- 87 milyon 489 bin 350 YTL cari transferlere,

- 1 milyar 230 milyon 705 bin 500 YTL sermaye giderlerine,

* Yüksek öğretim kurumları hariç, diğer özel bütçeli kamu idarelerinin;

- 704 milyon 147 bin 250 YTL personel giderlerine,

- 93 milyon 947 bin 10 YTL sosyal güvenlik kurumları devlet primi giderlerine,

- 1 milyar 94 milyon 343 bin 620 YTL mal ve hizmet alımı giderlerine,

- 701 milyon 211 bin 720 YTL cari transferlere,

- 1 milyar 439 milyon 944 bin YTL sermaye giderlerine,

- 449 milyon 65 bin YTL sermaye transferine,

- 973 milyon 500 bin YTL borç verme giderlerine, 

tahsis edilmiştir.

Ž Merkezi Yönetim Bütçesi içinde,

* Yükseköğretim kurumlarının ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre  dağılımı;

- Personel giderleri yüzde 1.66,

- Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri yüzde 0.22,

- Mal ve hizmet alımı giderleri yüzde 0.71,

- Cari transferler yüzde 0.05,

- Sermaye giderleri yüzde 0.71,

* Yüksek öğretim kurumları hariç, diğer özel bütçeli kamu idarelerinin ekonomik sınıflandırmaya göre  dağılımı;

- Personel giderleri yüzde 0.41,

- Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri yüzde 0.06,

- Mal ve hizmet alımı giderleri yüzde 0.63,

- Cari transferler yüzde 0.40,

- Sermaye giderleri yüzde 0.83,

- Sermaye transferleri yüzde 0.25,

- Borç verme giderleri yüzde 0.55,

olarak belirmektedir.

Ž Fonksiyonel sınıflandırmaya göre özel bütçeli kamu idarelerinden,

* Yüksek öğretim kurumlarının;

- 476 milyon 744 bin 861 YTL genel kamu hizmetleri giderlerine,

- 2 milyon 735 bin 883 YTL savunma hizmetleri giderlerine,

- 54 milyon 282 bin 111 YTL kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri giderlerine,

- 17 bin 500 YTL ekonomik işler ve hizmetler giderlerine,

- 82 bin 400 YTL çevre koruma hizmetleri giderlerine,

- 656 milyon 736 bin 847 YTL sağlık hizmetleri giderlerine,

- 71 milyon 897 bin 998 YTL dinlenme, kültür ve din hizmetleri giderlerine,

- 4 milyar 584 milyon 325 bin 161 YTL eğitim hizmetleri giderlerine,

* Yüksek öğretim kurumları hariç diğer özel bütçeli kamu idarelerinin;

- 1 milyar 228 milyon 156 bin 860 YTL genel kamu hizmetleri giderlerine,

- 22 milyon 787 bin 114 YTL savunma hizmetleri giderlerine,

- 933 milyon 73 bin YTL kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri giderlerine,

- 525 milyon 692 bin 805 YTL ekonomik işler ve hizmetler giderlerine,

- 19 milyon 981 bin 321 YTL çevre koruma hizmetleri giderlerine,

- 18 milyon 640 bin 257 YTL iskan ve toplum refahı hizmetleri giderlerine,

- 137 milyon 681 bin 275 YTL sağlık hizmetleri giderlerine,

- 714 milyon 845 bin 411 YTL dinlenme, kültür ve din hizmetleri giderlerine,

- 1 milyar 729 milyon 905 bin 107 YTL eğitim hizmetleri giderlerine,

- 125 milyon 395 bin 450 YTL sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri giderlerine,

tahsis edilmektedir.

Ž Merkezi Yönetim Bütçesi içinde,

* Yükseköğretim kurumları ödeneklerinin fonksiyonel sınıflandırmaya göre  dağılımı;

- Genel kamu hizmetleri yüzde 0.27,

- Savunma hizmetleri binde 0.02,

- Kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri yüzde 0.03,

- Ekonomik işler ve hizmetler yüz binde  0.01,

- Çevre koruma hizmetleri yüz binde 0.05,

- Sağlık hizmetleri yüzde 0.38,

- Dinlenme, kültür ve din hizmetleri yüzde 0.04,

- Eğitim hizmetleri yüzde 2.63,

* Yüksek öğretim kurumları hariç diğer özel bütçeli kamu idarelerinin ödeneklerinin fonksiyonel sınıflandırmaya göre  dağılımı;

- Genel kamu hizmetleri yüzde 0.70,

- Savunma hizmetleri binde 0.13,

- Kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri yüzde 0.54,

- Ekonomik işler ve hizmetler yüzde  0.30,

- Çevre koruma hizmetleri binde 0.11,

- İskan ve toplum refahı hizmetleri binde 0.11

- Sağlık hizmetleri yüzde 0.08,

- Dinlenme, kültür ve din hizmetleri yüzde 0.41,

- Eğitim hizmetleri yüzde 0.99,

- Sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri yüzde 0.07,

olarak ortaya çıkmaktadır.

Ž Yükseköğretim kurumlarının;

 2006 yılı gelirleri;

- 4 milyar 579 milyon 549 bin 552 YTL'si Hazine yardımı,

- 1 milyar 177 milyon 641 bin 508 YTL'si öz gelir,

 olmak üzere;  5 milyar 757 milyon 191 bin 60 YTL olarak öngörülmektedir.

Ödenek toplamı ise 5 milyar 846 milyon 822 bin 761 YTL olarak belirlenmiştir ve bunun 89 milyon 631 bin 701 YTL'lik kısmının net finansmanla karşılanması öngörülmüştür.

Öz gelirlerin ödenekleri karşılama oranı ise yüzde 20.14'tür.

Bu kurumların merkezi yönetim bütçe giderleri içindeki payı ise yüzde 3.35'tir.

Ž Yüksek öğretim kurumları hariç diğer özel bütçeli kamu idarelerinin;

2006 yılı gelirleri;

- 3 milyar 72 milyon 688 bin YTL'si Hazine yardımı,

- 1 milyar 785 milyon 293 bin 350 YTL'si öz gelir,

olmak üzere;  4 milyar 857 milyon 981 bin 350 YTL olarak öngörülmektedir.

Ödenek toplamı ise 5 milyar 456 milyon 158 bin 600 olarak belirlenmiştir ve bunun 606 milyon 682 bin 250 YTL'lik kısmının net finansmanla karşılanması öngörülmüştür. Bazı idarelerin gelir fazlası bulunması nedeniyle, özel bütçe gelirleri için toplamda 8 milyon 505 bin YTL'lik bir gelir fazlası  söz konusudur.

      Öz gelirlerin ödenekleri karşılama oranı ise yüzde 32.72'dir.

       Bu idarelerin merkezi yönetim bütçe giderleri içindeki payı ise yüzde 3.13'tür.

Ž Özel bütçeli kamu idarelerinin 2006 yılı ödenek toplamı 11 milyar 302 milyon 981 bin 361 YTL olarak öngörülmüştür. Bu ödenek toplamının merkezi yönetim bütçesi içerisindeki payı ise yüzde 6.48'dir.

Ž Özel bütçeli kamu idarelerinin 2007 yılı ödenek toplamı 11 milyar 768 milyon 81 bin 706 YTL olarak tahmin edilmektedir. Bu toplamın 6 milyar 65 milyon 953 bin 566 YTL'lik kısmını yüksek öğretim kurumlarının, 5 milyar 702 milyon 128 bin 140 YTL'lik kısmını ise  yüksek öğretim kurumları hariç özel bütçeli kamu idarelerinin ödeneklerinin  oluşturacağı  tahmin edilmektedir.  

Ž Özel bütçeli kamu idarelerinin 2008 yılı ödenek toplamı 12 milyar 281 milyon 46 bin 248 YTL olarak tahmin edilmektedir. Bu toplamın 6 milyar 303 milyon 954 bin 705 YTL'lik kısmını yüksek öğretim kurumlarının, 5 milyar 977 milyon 91 bin 543 YTL'lik kısmını ise  yüksek öğretim kurumları hariç özel bütçeli kamu idarelerinin ödeneklerinin oluşturacağı tahmin edilmektedir.  

2. ÖZEL BÜTÇELİ İDARELERİN BÜTÇELERİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER

Ž 9.11.2005 tarihinde Başbakanlığa bağlı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığı (TÜBİTAK), Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı (TÜBA), Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğünün çok az yerde bulunabildiği, böyle temel bir eserin,  vatandaşların kolaylıkla bulabilmesi  için tüm kitapçılarda olması gerektiği,

- Türk Tarih Kurumunun Ermeni meselesinde çok ciddî çalışmalar yaparak dünya kamuoyuna sunduğu belgelerle  Ermenilerin asılsız iddialarının çürütülmesini sağladığı, 

- Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığının Atatürk'ün vasiyetine aykırı bir şekilde resmi bir daire olarak kurulduğu, oysa bunların 12 Eylül öncesinde dernek olarak daha verimli çalışmalar yürüttükleri, Anayasa değişikliği yapmak suretiyle bu yanlışlığın düzeltilmesi gerektiği,

- Bu kurumlar için gereken Anayasa değişikliğinin Atatürk'ün vasiyetine saygının gereği olarak bir an evvel yapılması gerektiği,

- Bu kurumların amacının, yalnızca bilim ve kültür dilini yaratmak ve dilin korunmasını sağlamak olmayıp, aynı zamanda dilin yabancı sözcüklerden arındırılmasına da hizmet etmek olduğu,

- Bugün, Türk dilinin korunması ve geliştirilmesinin, teknolojinin inanılmaz bir hızla gelişmesi ve küreselleşmenin yol açtığı sorunlar dikkate alındığında daha da büyük önem taşıdığı; ülkemizin, başka ülkelerde gerçekleşen teknolojik gelişmeler ile ekonomik ve sosyal yaşamdaki değişimleri  özümseyebilmek ve  daha da ileriye götürebilmek için, bunları kendi diliyle de ifade edebilmesi gerektiği,

- Yabancıların birlik ve bütünlüğümüzü zedelemek için gösterdikleri çabaların, dini ve etnik kökene dayanarak azınlık yaratma uğraşlarının, bu dönemde dil ve tarih kurumlarının işlevlerini daha da önemli hale getirdiği,

- Türkiye'de Ar-Ge'ye verilen desteğin maalesef çok yetersiz olduğu, Türk gençlerinin ve Türk bilim adamlarının Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenerek bilim ve teknolojiye katkı yapılması gerektiği,

- Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığının  son derece önemli bir kuruluş olduğu, bilim adamlarının teşvik edilmesi için kaynaklarının artırılması gerektiği,

- Ülkemizde Ar-Ge'nin yetersiz olmasının, arz sorunundan ziyade talebin yetersiz olmasından kaynaklandığı,

 - Rekabetçi ortamda rekabet gücünün yükselmesi için TÜBİTAK liderliğinde bilim ve teknolojinin yükselen bir değer olması gerektiği,

- Hızla değişen ve gelişen toplumumuzda gençlik ve spor hizmetlerine ilişkin gereksinme, beklenti ve taleplerin artması nedeniyle, genç nüfusun çok fazla olduğu günümüz Türkiye'sinde gençlik ve spor yönetiminde yeniden yapılanmaya ihtiyaç olduğu,

- Gençlerimizin boş zamanlarını değerlendirmeye yönelik hizmetleri yürütmek, onların kötü alışkanlıklarından korunması için gerekli tedbirleri almak ve bu kesime sunulan hizmetleri sayı ve nitelik açısından geliştirmenin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün sorumluluğu altında olduğu,

- Amatör spor kulüplerinin devletin yardımlarından tamamen yoksun olduğu, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün kesinlikle maddî ve manevî olarak bu spor kulüplerine sahip çıkması gerektiği,

- Engellilerin spor yapabilmelerini sağlamak amacıyla ülkemizde bulunan tüm spor tesislerinin engellilerin kullanımına uygun hale getirilmesi gerektiği ,

- Bakım onarım kapsamındaki tüm spor tesislerinin deprem etütlerinin yapılarak depreme karşı acilen güçlendirilmesi gerektiği,

- Yeni kurulan Okul Sporları Federasyonunun hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için okul spor kulüplerinin Gençlik  ve Spor Genel Müdürlüğünce kurulması ve desteklenmesi gerektiği,

- Özerk federasyonların desteklenmesi için 2006 bütçesinde öngörülen 2.750.000 YTL ödeneğin yetersiz olduğu,

- Ülkemizde, ana nedeni işsizlik olmak üzere kap-kaç, hırsızlık gibi adlî suçların arttığı, kötü alışkanlıklara başlama yaşının düştüğü dikkate alındığında bütçeden spor ve gençliğe ayrılan payın artırılması gerektiği,

- Ülkemizin imajının zedelenmemesi için atletizm ve halter federasyonlarında doping kontrollerinin zamanında yapılması ve bu konuda her türlü önlemin alınması gerektiği,

- Gençlik Spor Genel Müdürlüğünün kendisine kaynak oluşturmaya ve tesislerini yenilemeye yönelik çalışmalarının memnuniyet verici olduğu,

- Vakıflar Genel Müdürlüğünün, son derece önemli görevler ifa eden, tarihî varlıklarımıza, tarihî mirasımıza sahip çıkan bir kuruluş olduğu,

-  Vakıflar Genel Müdürlüğünün hiçbir zaman Hazineden kaynak almadığı tam tersine  Hazineye kaynak yarattığı ve aktardığı, 

- Dünya kültürlerine beşiklik eden, tarihi boyunca sanatın, ticaretin ve ekonominin merkezi Anadolu'da eski devirlere ait eserler kadar Anadolu'nun Türkleşmesinden sonra da inşa edilmiş birçok tarihî eserin bulunduğu ve bu eserlere sahip çıkmanın, restore etmenin ve hizmete sunmanın Vakıflar Genel Müdürlüğünün en önemli işlerinden biri olduğu,

- Vakıflar Genel Müdürlüğünün, tarihi  eserleri korumak için teknik elemanlar yönünden takviye edilmesi gerektiği,

- Yurt dışındaki tarihî eserlerimizin de koruma altına alınmasının bir zorunluluk olduğu, 

- Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait yeni teşkilat yasa tasarısının bir an evvel yasalaştırılması gerektiği,

- Genel Müdürlüğün, sahip olduğumuz kültürel ve tarihsel değerleri sergilemek ve korumak amacıyla planladığı müzeleri de bir an önce açmasının beklendiği,

- Türk-İslam eserlerinin envanterinin çıkarılmasının üzerinde önemle durulması gereken  bir konu olduğu,

- Vakıflar Genel Müdürlüğü taşınmazlarının kiralarının güncelleştirilmesi gerektiği, bu sayede Genel Müdürlüğün gelirlerinin daha da artacağı,

- Kamunun imkanları ile beslenen vakıfların tasfiye edilmesinin son derece önemli bir gelişme olduğu,

- Vakıflar tarafından korunan 18.500 adet eserin olduğu,

- Vakıflar Genel Müdürlüğünün yurt dışındaki değerli eserleri geri getirmekteki çabasının memnuniyet verici olduğu,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Ar-Ge çalışmalarına yeteri kadar ödenek ayrılamadığı, ancak geçen yıllarla karşılaştırılamayacak ölçüde bir artış gerçekleştirildiği; Ar-Ge çalışmalarıyla ilgili, yüzde 270 gibi bir artışın öngörüldüğü, ulaşılmak istenilen öncelikli hedefin, bu oranı bütçenin  yüzde 2'lerine çıkarmak olduğu,

- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün; sporu tabana yaymak, vatandaşların spor yapmasını teşvik etmek ve başarılı sporculara sahip çıkmak için ülkemizde ilçe bazında örgütlenmiş bir genel müdürlük olduğu,

- 2002 yılında Türkiye genelindeki lisanslı sporcu sayısı 278.047 iken, bugün itibariyle  bu rakamın 776.683'e çıktığı,

- Okul Sporları Federasyonu bünyesinde kurulan okul spor klüplerindeki sporcuların da artık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün lisanslı sporcusu haline geldiği,

- UEFA Şampiyonlar Ligi Finalinin, Dünya Üniversite Yaz Spor Oyunlarının ve Motosiklet Dünya Şampiyonası ve Formula 1 otomobil yarışlarının ülkemizde gerçekleştirilmesi sayesinde 2005 yılının Türkiye'nin spor yoluyla kendisini tanıtması bakımından çok başarılı bir yıl olduğu,

- Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonalarında 103'ü altın, 108'i gümüş, 138'i  bronz olmak üzere toplam 349 madalya alındığı, bunun yanında sporcularımızın katıldığı diğer uluslararası organizasyonlar da dikkate alındığında alınan madalya sayısının 969 olduğu,

- Ödül yönetmeliği uyarınca dereceye girmiş olan sporcularımıza  9 trilyon Türk Lirası tutarında ödül verildiği,

- Spora hizmet edecek olan kişi ve kurumların beklediği sponsorlukla ilgili yasanın kapsamının genişletildiği ve bu sayede sponsorluk yoluyla 16 trilyonluk  bir kaynak elde edildiği,

- "İddaa" oyununa ilişkin yasanın çıkarılması sayesinde Spor-Totonun gelirlerinde önemli ölçüde bir artışın olduğu ve genel hasılatının 1 katrilyon 200 trilyon lirayı bulduğu,

- Türkiye genelinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün kontrolü altında 9.029 tesisin olduğu, önümüzdeki yıl içerisinde nüfusu 22.000 ila 95.000 arasında olan 30 civarındaki ilçede yerel yönetimlerle işbirliği yapılarak spor salonu yapılmasının programlandığı; nüfusu 10.000'in üstünde olup da spor salonu olmayan ilçelere spor salonu yapılmasının hedeflendiği,

- Genel Müdürlüğün 319.810.000 Yeni Türk Liralık bütçesinin 95.597.000 Yeni Türk Lirasının yatırımlara ayrıldığı ve bunun 20 trilyon lirasının Spor Toto Teşkilat Müdürlüğünden temin edildiği,

- Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu ile birlikte gerçekleştirilen Olimpiyatlar İçin Sporda Yetenek Seçimi ve Spora Yönlendirme Projesi kapsamında istikbal vaat eden gençlerin tespiti ve bu gençlerin başta olimpiyatlar olmak üzere Avrupa ve Dünya şampiyonalarında ülkemizi temsil edebilecek şekilde yetiştirilmesinin planlandığı,

- Dünya Basketbol Şampiyonası finallerinin 2010 yılında Türkiye'de yapılacağı,

- Günümüzde halen 41.720 adet mazbut  vakfın  mevcut olduğu, 300 adet mülhak,  4.474 adet yeni ve 161 adet de cemaat ve esnafa mahsus vakfın bulunduğu,

- Vakıflar Genel Müdürlüğünün; vakıfların iş ve işlemleri yanında denetimini de yaptığı ve  vakfiye amaçlarını gerçekleştirme faaliyetlerini yürüttüğü,

- Ecdad yadigarı  18.500 adet tarihî eserin bakımı, onarımı ve yaşatılması gibi hizmetleri gördüğü,

- Vakıflar Genel Müdürlüğünün özel bütçeli kuruluş olduğu ve bu nedenle bütçesinin tamamının öz kaynaklardan karşılandığı; dolayısıyla genel bütçeden herhangi bir pay almadığı,

- Vakıflar Genel Müdürlüğünün 2003 yılında bütçesinin 37 trilyon lira  olarak öngörüldüğü, bütçe gerçekleşmesinin ise 41 trilyon lira civarında olduğu; 2006 yılında ise bu oranının  yaklaşık on kat artarak 400 milyon Yeni Türk Lirası olarak  öngörüldüğü,

- Bütçenin yaklaşık yüzde 50'sinin yatırımlar için kullanılacağı ve bu durumda, bütçesinin yüzde 50'sini yatırımlar için kullanacak kurum olarak, kamu kurum ve kuruluşları içerisinde  ilk sırayı alacağı,

- Vakıflar Genel Müdürlüğünün Türkiye'nin değişik il ve ilçelerinde hizmet sunan imaret sayısı 2002 yılında 57 iken, bu sayının günümüzde 94'e çıktığı; 81 ilde 51.000 kişiye sıcak yemek verildiği; muhtaç maaşından yardım alan kişi sayısının  1.500'den 3.000'e çıkarıldığı; şehit, dul, yetim ve tabiî afetlerden zarar gören ailelerin ilköğretim ve ortaöğretimde okuyan çocuklarından yaklaşık 2000 kadarına burs verilmesinin planlandığı ve  önümüzdeki yıllarda bu rakamın daha da artırılacağı,

- Hastanelerin birleştirilmesiyle ilgili kanun kapsamında Bezmi Alem Vakıf Gureba Hastanesinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne alındığı ve bu eserin vakfıye şartlarına uygun olarak fakir hastalara hizmet için bundan sonra daha ciddî şekilde kullanılacağı,

- 2003 yılında  vakıf eserlerinden 160'ının restore edildiği; bu rakamın 2004 yılında 282'ye, 2005 yılında ise 419'a çıktığı; 306 adet vakıf eserinin proje ihalesinin  de gerçekleştirildiği,

- Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olup yıllarca atıl durumda kalmış olan taşınmazlardan  38 adedinin yap-işlet-devret modeliyle; 66 adedinin restore et-işlet-devret modeliyle; 107 adedinin ise kat karşılığı değerlendirilmek üzere ihale edildiği,

 - 4916 sayılı Yasa ile üzerinde toplu yapılaşma bulunan işgalli vakıf arazilerinin Hazine mülkiyetindeki taşınmazlarla trampa işlemlerinin başlatıldığı ve böylelikle vatandaşların önemli bir bölümünün mülkiyet sorununun da çözülmeye çalışıldığı,

- Vakıf arşiv yönetim sistemi projesi çalışmalarının halihazırda devam ettiği, Türkiye'de ne kadar vakıf eseri olduğunun bilgisayar ortamına aktarılarak müracaat halinde isteyenlerin bilgisine sunulacağı,

- İstanbul, Ankara, Edirne, Bursa, Konya, Sivas, Kayseri, Kastamonu, Gaziantep, Antalya illerinde  vakıf eserleri müzeleri açılması çalışmalarının devam ettiği,

- Yurt dışına kaçırılmış bulunan eski  eserlerin bulunup yurda getirilmesi çalışmalarının  devam ettiği, bu sayede çalıntı eski eserlere iç ve dış piyasadaki talebin  kırıldığı,

- Çağdaş anlamda vakıf müessesesi esas alınarak hazırlanmış olan Yeni Vakıflar Kanunu Tasarısının Meclise sevk edildiği,

r 10.11.2005 tarihinde Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ve İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi bütçeleri üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığının bütçesinin yüzde 84 civarında artırıldığı ve bu durumun memnuniyet verici olduğu,

- Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığının özellikle yurt dışındaki tarihi eserlerimizin korunması noktasında yürütmekte olduğu çalışmaların takdirle karşılandığı, ancak bu konudaki çabaların artırılarak sürdürülmesi gerektiği, dünyanın bir çok yerinde atalarımızdan kalma eserlere sahip çıkılmasının büyük önem taşıdığı,

- Yurtdışında, özellikle kalkınmakta olan ülkelerde faaliyet gösteren önemli kurumlarımızdan birinin de  TİKA olduğu,  TİKA'nın kalkınmakta olan ülkelerin kalkınmalarına çeşitli düzeylerde katkıda bulunacak proje ve programları gerçekleştirip, bunları koordine etmek üzere öncelikle protokol ve sözleşmelerle beraber belirlenmiş faaliyetleri başarılı bir şekilde gerçekleştirdiği, ancak, daha fazla kaynak aktarılmasına ihtiyaç duyulduğu,

- Dış Ticaret Müsteşarlığının, İhracatı Geliştirme Etüt Merkezinin ya da İhracatçı Birliklerinin fonlarını kullandığı, bu konu üzerinde durulması gerektiği,

-  İhracatı Geliştirme Etüt Merkezinin kontrolünde çok büyük kaynakların bulunduğu,  ancak denetimi konusunda bazı eksikliklerin ve yanlış uygulamaların söz konusu olduğu; yönetimde görev alanların aynı zamanda denetimde de görev alması gibi  sağlıksız bir denetim modelinin benimsendiği,

- Türkiye'nin tanıtımının yapılması için gerçekleştirilen harcamaların yerindeliğinin denetlenmesi gerektiği,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Teknik yardım faaliyetlerinin gelişmiş Batı ülkelerinin dış politikalarında önemli bir enstrüman haline geldiği,

- Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığının Doğu Bloğu ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin dağılması sonucunda Orta Asya, Kafkaslar ve Balkanlar'da ortaya çıkan yeni şart ve ihtiyaçların Türkiye'ye yüklediği yeni görev ve sorumlulukları  süratle ve etkili bir şekilde yerine getirmek üzere 1992 yılında kurulduğu,

- TİKA'nın kuruluş amacının, başta Türk Dilinin konuşulduğu ülkeler ve Türkiye'ye komşu ülkeler olmak üzere, gelişme yolundaki ülkelerin kalkınmalarına yardımcı olmak, bu ülkelerle ekonomik, ticarî, teknik, sosyal, kültürel ve eğitim alanlarındaki işbirliğini, projeler ve programlar yoluyla geliştirmek olduğu,

- TİKA'nın kuruluşuyla, gelişmiş ülkelerden yardım alan bir ülke konumundaki Türkiye'nin, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelere yardım sağlayan bir ülke konumuna geldiği,

- TİKA'nın görevi kapsamına giren teknik yardım ve işbirliği konularında Türkiye'nin uluslararası alanda görünürlüğünü artırmanın bir öncelik haline geldiği,

 - Ülkenin kamu kaynakları kullanılarak yapılan yardım faaliyetlerinin koordinasyonu, envanterinin çıkarılması ve faaliyetlerinin uluslararası standartlarda maliyetlendirilmesi işlemlerine başlanıldığı,

- TİKA'nın günümüzde 17 ülkede koordinatörlüğünün bulunduğu,

- TİKA'nın sunduğu teknik yardım hizmetiyle bölge için önemli ve yapıcı işlevler üstlenebilecek bir kurum olduğu,

- Ülkemizin yıllardır başta Orta Asya Türk Cumhuriyetleri olmak üzere; soydaş, kardeş, akraba devlet ve topluluklara sözle ve kalple verdiği desteği, teknik işbirliği ve somut projelerle sürdürülmesinin öncelikli bir dış politika hedefi haline gelmesi nedeniyle TİKA'nın bütçesinin bu yıl yüzde 100'e yakın bir miktarda artırıldığı,

- İhracatı Geliştirme Etüt Merkezinin potansiyel ihracatçılara ve ihracatçı firmalara yeni pazarlar bulunması ve ihracatımızın nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirmekte olduğu araştırma-geliştirme faaliyetleri ile eğitim etkinliklerinin ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik gelişmeler de dikkate alınarak sürdürüldüğü,

- İhracatı Geliştirme Etüt Merkezinin kullanımında 30-40 milyon Dolar gibi büyük fonlar bulunmadığı, toplam 7-8 trilyon Liralık  bir bütçesi olduğu ve her sene Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından denetlendiği,

- Aktif bir ticari diplomasi anlayışıyla hareket edilerek, bölgesel ve küresel platformlarda etkili olunmasının, dış ticaret politikasının önemli bir ayağı olduğu,

- Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği gibi küresel ölçekte politikaların oluşturulduğu platformlarda ülkemizin menfaatlerinin savunulduğu,

- Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu ülkeleri, Balkanlar ve Afrika ülkeleri ile karşılıklı ekonomik ve ticari faydalar sağlanacağı düşünülen çerçeve anlaşmalar yapılarak, ticaret erbabının çalışmalarını küresel ölçekteki ortak kurallar şemsiyesi altında yürütmelerinin sağlandığı,

r 11.11.2005 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına bağlı Savunma Sanayii Müsteşarlığı bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Türk Silahlı Kuvvetlerimizin savunmaya yönelik ihtiyaçlarının ülke öz kaynaklarından karşılandığı; modernizasyon çalışmalarının ana kaynaklarının, millî bütçeden tahsis edilen kaynakları ile Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme Fonundan sağlandığı, 

- Bütçe dışı kaynak olarak 1985 yılında oluşturulan Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme Fonunun, Türk Silahlı Kuvvetlerinin modernizasyon çalışmalarının yaklaşık 1/3'ünü karşıladığı,  

- Savunma Sanayii ile Millî Savunma Bakanlığının, Türkiye'nin sanayileşmesine önemli katkılarda bulunduğu, Türk sanayiini ileride daha hızlı atılımlar yapmak üzere hazır halde tuttuğu,

- Savunma Sanayii Müsteşarlığının yürüttüğü hizmetler göz önünde bulundurulduğunda öngörülen bütçe teklifinin yetersiz olduğu,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Bugüne kadar 38 ülke ile Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının, 43 ülke ile de Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşmasının  imzalandığı; bu anlaşmalar çerçevesinde dost ülkelerin silahlı kuvvetlerinin geliştirilmesi, savunma sanayii ürünlerimizin pazarlanması, dil öğretimi de dahil olmak üzere subay ve astsubaylar ile çeşitli birliklerinin eğitilmesi amacıyla birçok ülkeye destek verildiği, 

- Orta Asya, Kafkasya ve Balkanlarda bağımsızlığını kazanan dost ve müttefik ülkelere 1992 yılından itibaren 417 milyon ABD Doları tutarında askerî malzeme yardımı yapılmış olduğu; tamamı Türk Savunma Sanayii ürünü olan malzemelerle bu ülkelerin Özel Kuvvetler Birliği, Komando Alayı, Barışı Koruma Taburu gibi en seçkin birliklerinin teçhiz edilerek bölgenin ve ülkelerin huzur ve barışına önemli katkılar sağlandığı,

- Harp silah, araç ve gereçleri açısından, savunma sanayii alanında dışa bağımlılığın en aza indirilmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin günümüz teknolojisinin gerektirdiği ana silah sistemlerine sahip olması, teknolojik gelişmelerin yakından takibi ve Silahlı Kuvvetlere yansıtılmasıyla Silahlı Kuvvetlerin ulaştığı caydırıcı gücün korunacağı ve bu caydırıcılığın daha da arttırılarak devam ettirileceği, 

- Savunma Sanayii Destekleme Fonu (SSDF) gelirlerinin, 3238 sayılı Kanunun amacına uygun olarak yürütülen Türk Silahlı Kuvvetleri projeleri yanında savunma sanayii firmalarına sağlanan teşvik ve krediler ile Ar-Ge projelerinde kullanıldığı; bazı projeler kapsamında yurtdışından temin edilen 1,6 milyar ABD Doları kredi hariç, SSDF'de bugüne kadar yaklaşık 15,7 Milyar ABD Doları gelir toplandığı; bu gelirden 2005 yılına kadar 14,3 Milyar ABD Doları ve 2005 yılı içerisinde ise 324 milyon ABD Doları, Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından yürütülen projelerde kullanıldığı,

- SSDF'nin gelir ve giderlerinin 2006 yılına kadar genel bütçe kapsamı dışında tutulmuş olduğu, ancak 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunuyla Savunma Sanayii Müsteşarlığının özel bütçeli idareler arasında sayılarak merkezî yönetim bütçesine dahil edildiği,

- 3238 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi gereğince, Müsteşarlığın bütçesinin Savunma Sanayii Destekleme Fonunun yüzde 2'sini aşamadığı, bu doğrultuda hazırlanan Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2006 yılı bütçe teklifinin SSDF'nin yaklaşık yüzde 1'inden oluştuğu, Savunma Sanayii Müsteşarlığı bütçesi gelirlerinin yüzde 97'sinin SSDF'den aktarılan kaynaktan karşılanacağı, kalan kısmın ise iştirak, faiz ve kira gelirlerinden oluşacağı,

-  Dünyada toplam 1 trilyon ABD Dolarına yakın savunma harcaması yapılmakta olduğu, savunma sanayii ihtiyaçlarının tedariki ve savunma sanayii sektörünün yapısının diğer tedarik ve sektörlerden farklılık arz ettiği; savunma sanayii sektörünü elinde bulunduran ülkelerin monopol nitelikleri dolayısıyla, ürettikleri silah, araç ve gereçlerin satışında çeşitli kısıtlamalar, hatta zaman zaman dış politikaları çerçevesinde ambargolar uygulayabildiği; Türkiye'nin olabildiğince kendi imkânlarıyla savunma ihtiyaçlarını gidermesi ve bu imkân ve kabiliyetlerini kullanarak özgün teknolojisini üretir hale gelmesinin hayatî önem arz ettiği,

- Halihazırda Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından kara-hava-deniz/denizaltı araçları ve elektronik sistemleri çerçevesinde yaklaşık 100 projenin yürütüldüğü,

- Savunma sanayiine çok fazla önem verildiği; çünkü, teknoloji, ileri teknolojinin, en önce savunma sanayiinde denendiği ve elde edilen yeni teknolojinin sonradan sivile nakledildiği ve sanayiinin gelişmesine katkı sağladığı,

r 16.11. 2005 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu  ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Türkiye'deki bor rezervlerinin dünyadaki bor rezervlerinin yüzde 63'ünü oluşturduğu, ancak işlendiği zaman çok daha fazla değer kazanan bor ürünlerinin ya ham olarak ya da rafine edilerek satıldığı ve bu konuda kamunun öncülüğünde özel sektörün bor üretiminin ve işlemesinin teşvik edilmesi gerektiği,

- Dünya bor piyasası yaklaşık 1,2 milyar dolar iken, bor minerallerinin hammadde olarak kullanıldığı uç ürünlerin  toplam dünya pazarının 100 milyar Doların üzerinde olduğu, Türkiye'nin bu konuda yapması gereken işin kamu tekeliyle uğraşmak değil uç ürün pazarında yüzde 1 bile olmayan ülke payının süratle artırılması olduğu,

- Mevcut pazar payının artırılması amacıyla rafine ürün kapasitesinin yılda 1,2 milyon tona çıkartılması ve ürün çeşitliliğiyle ürün kalitesinin artırılmasına yönelik yatırımlar yapılması gerektiği,     

- Ham bor ihracatı yerine rafine bor ve özel bor ürünlerine yatırım yapılarak, ülkemizde bor minerallerine dayalı tesislerin kurulması ve bor ürünlerinin hammadde olarak kullanıldığı sanayi alanlarının gelişmesine yönelik yatırımların teşvik edilmesi gerektiği,

- Bandırma Bor ve Asit Fabrikaları İşletmeleri Müdürlüğünde bor madenlerinden asitborik, boraks, sodyumperborat, sülfirikasit üretilmekte olduğu, üretilen ürünlerin genelde rafine ürünler olduğu,  bunların katma değerinin fazla olmadığı, daha fazla katma değer elde edebilmek için uç ürün fabrikalarına yönelinmesi gerektiği, nitekim bunun altyapısının da oluşturulduğu, ilk örnek olarak da boroksit fabrikasının kurulmak üzere olduğu,  katma değeri yüksek olan bor uç ürünlerinin geliştirilerek Bandırma işletmesinin bir uç ürün merkezi haline getirilmesinin, ülke ekonomisine birçok katma değerler kazandıracağı,

- Bazı firmalara bor satılırken aracı firma kullanıldığı ve daha kaliteli borun daha ucuz fiyata bu aracı firmaya satıldığı, nihai olarak ürünün aynı firmaya gittiği, ancak aracı firmanın haksız kazanç sağladığı,

- Ulusal Bor Enstitüsü'nün kurulmasının hükümetin iddialı bir projesi olduğu ve  bu dönemde yasayla kurulduğu;  Ulusal Bor Araştırma Enstitüsünün borla ilgili çalışmalar yaparak, Bor konusunda bir kültürü geliştirmesi gerektiği; bor ürünlerinin Türkiye'de tüketilmesi ve bir tüketim alışkanlığı oluşturulması için tanıtım faaliyetlerinde bulunmanın yerinde ve faydalı olacağı,

- Son üç yıllık dönemde istikrarlı kalkınma hamlesi içerisinde, her geçen gün enerjiye duyulan ihtiyacın arttığı, bu kalkınma hızına paralel olarak enerji kaynaklarını artırmak, enerji üretimini artırmak, ayrıca, ucuz elektrik üretmek zorunluluğunun bulunduğu, çünkü dünyayla rekabet edebilmek için mutlaka elektriğin ucuza üretilmek ve üretiminin artırılmak zorunda olduğu, enerji konusunda olabildiğince yerli kaynaklara dönülmesi ve yıllardır devam eden nükleer enerji meselesinin sonuçlandırılması gerektiği,

- Uygulanan politikalar sayesinde 2002 yılında yüzde 67 olan elektrik üretimindeki yerli kaynak oranının 2005 yılında yaklaşık yüzde 90'lara ulaştığı; nükleer enerji konusunda önemli çalışmaların yürütüldüğü  ve bu çalışmaların en kısa zamanda neticeye kavuşturulması gerektiği, çünkü dünyayla rekabet edebilmenin yolunun buradan geçtiği, en ucuz elektriğin  nükleer santrallerle elde edildiği ve en tehlikesiz enerji üretiminin de nükleer santrallar aracılığıyla  yapılabildiği, 

- Yıllardır uygulanmakta olan yanlış politikaların yalnızca yerli kaynaklarımızın devre dışı bırakılmış olmasıyla sınırlı olmadığı, doğalgazın yüzde 60'ının elektrik enerjisi üretiminde kullanıldığı, yani elektrik enerjisinde doğalgaz kullanım oranının yüzde 50'ye yaklaşmış olduğu, bu oranın son derece yüksek ve rasyonellikten uzak olduğu,  tükettiği gazın yüzde 85'ini kendi topraklarında üreten Amerika Birleşik Devletlerinde bile bu oranın yüzde 20, AB ülkelerinde ise yüzde 32 civarlarında olduğu, 

- Türkiye de elektrik enerjisinin çok pahalıya üretildiği ve gerek sanayicinin, gerekse vatandaşın yüksek enerji fiyatlarıyla mağdur olduğu,

- Enerji gibi hayati önem taşıyan bir sektörde geleceklerine  ilişkin sorumluluk duyan ve buna uygun politikalar geliştiren tüm gelişmiş ülkelerin elektrik enerjisi üretimlerinde güneş, rüzgar, jeotermal ve hidrolik olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldikleri ve bu konuda Ar-Ge faaliyetlerini geliştirdiklerinin görüldüğü,

- Sadece elektrik enerjisi sektörü için önümüzdeki on beş yıl boyunca, yıllık ortalama 3,3 milyar Dolar yatırım yapılması gerektiği; talepte yaşanan artışa karşılık, arzda gerekli iyileşmenin yapılamadığı, arz güvenliğinin sağlanamamış olması nedeniyle 2009 yılında enerji kaynağı ihtiyacının artacağı, 

- 2002-2005 yılları arasında kişi başı elektrik tüketiminin yüzde 26 artmış olduğu, bunun da yaklaşık yüzde 8,5'luk bir artışa tekabül ettiği; ülkemizde Avrupa'ya oranla 4,5 kat daha düşük elektrik tüketildiği; Türkiye'nin gelişmesi ve büyümesi için enerjisinin ucuz olması ve rekabet edebilecek düzeye gelmesi gerektiği,

- Elektrik fiyatlarına bakıldığında, üç senedir elektriğe zammın yapılmadığı, bunun da takdire değer olduğu, ancak buna rağmen ülkemizin OECD ülkeleri arasında elektrik fiyatları bakımından ortalamanın üzerinde olduğu; aynı şeyin doğalgaz için de geçerlilik arz ettiği, ancak, çok tartışılan ham petrolde fiyatlarının OECD ülkelerinin altında kaldığı,

- Ülkenin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle nükleer enerji konusunun gündeme getirilmeye çalışıldığı ancak, Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yapılan çalışmalarda da dünyadaki eğilimin  nükleer enerji kullanımından uzaklaşma yönünde olduğu,

- Türkiye'nin fay hattında olması ve  atık konusunda emniyet sağlanamaması nedeniyle nükleer enerji konusundaki çalışmalardan kaçınılması gerektiği,

- Türkiye'nin artan enerji tüketimini ve ihtiyacını karşılaması için acilen  nükleer enerji programını başlatmasının yerinde olacağı,      

- Nükleer enerji konusuna mutlaka önem verilmesi gerektiği, nükleer enerji konusundaki çalışmaların büyük takdirle karşılandığı ve çalışmaların bir an önce sonuçlandırılması gerektiği,

- Nükleer enerjinin ülkemiz için sağlıklı olabileceği,  önlemleri alınmadığı takdirde, çevresel kirliliğin veya muhtemel ileriye dönük tehlikelerin sadece kendi ülkemizdeki yatırımlar için değil, yurtdışındakiler için de söz konusu olacağı,

- Gerektiğinde nükleer enerjilerin özel sektör kanalıyla yapılmasını sağlayacak farklı modellerin oluşturulması gerektiği,

- Sanayi ve enerji sektörlerinin hammadde ihtiyacını karşılamak amacıyla madencilik açısından yeterli aramaların yapılmadığı,

- Maden arama işlerinde görev yapan kuruluşlara  ayrılan bütçe ödeneklerinin çok düşük olduğu,

- Hammadde arz güvenliğinin son derece önemli olduğu; ancak hammadde arz güvenliğinin geliştirilmesine yönelik yeterli çabanın gösterilmediği,

- Anayasanın 168 inci maddesi gereği madenlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, madenlerimizi yerli ve yabancı şirketlerin istedikleri zaman, diledikleri gibi kullanabilecekleri bir durumda tutulmasının uygun olmayacağı,

- Madencilik sektörünün temel sorunlarının hâlâ çözülmediği  ve çözüm açısından çok yavaş hareket edildiği,

- Madenlerin yurt içinde işlenerek ülke ekonomisine katkısının artırılması çabalarının yeterli olmadığı,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü'nün   çalışmalarını başarılı  bir şekilde sürdürdüğü ve yapılan çalışmalarda Eti Madenciliğin de çok büyük katkılarının olduğu, her iki kurumun birlikte çalıştığı,

- Ham bor madenlerini  katma değeri yüksek  uç ürünlere dönüştürecek çalışmaların devam ettiği, ilk aşamada seramik ve çimento sektöründe kullanılmak üzere çalışmalar yapıldığı, Çimento Müstahsilleri Derneği'ne  800 ton kolemanit gönderildiği ve gerekli değerlendirmelerin yapılacağı,

- Milli savunma sektörüne yönelik olarak zırh yapımında kullanmak için çalışmaların yürütüldüğü, bunun dışında yanmaz kumaş, yanmaz kâğıt üretiminde de kullanmak için çalışmalar  yapıldığı,

- Rafine bor üretim ve ihracatının arttığı ve işlenmiş bor ürünleri konusunda da önemli  gelişmelerin kaydedildiği,

- Elektrik İşleri Etüt İdaresi tarafından rüzgâr enerjisi ve güneş enerjisiyle ilgili çok önemli çalışmaların yapıldığı,

- Isı yalıtımıyla ilgili yeni bir malzeme geliştirme çalışmasının söz  konusu olduğu, ayrıca bununla ilgili Enerji Verimliliği Yasası'nın  çıkarılacağı, bunun gerçekleşmesi halinde  yaklaşık 1,5-2 milyar Dolarlık kaynak israfının önüne geçilebileceği, bu malzemeyi ulaştırma, inşaat, sanayi, özellikle de konutlarda kullanma imkânının olacağı; Elektrik İşleri Etüt İdaresi uzmanlarının, belli ölçekteki sanayicileri eğiterek önemli tasarruflar sağlanmasına katkıda bulundukları,

- Enerjideki temel kaynaklara bakıldığında yıllara sari olarak, doğalgazın enerji üretimindeki payının yüzde 17'lik bir kullanım oranından neredeyse yüzde 45'leri bulan bir orana yükseldiği, termiklerde toplam olarak, bütün linyit, taşkömürü, akaryakıt, doğalgaz dahil olmak üzere yüzde 59'lardan yüzde 75'ler civarına çıktığı; hidroelektrik üretiminin yüzde 40'lardan yüzde 25'lere kadar indiği; rüzgâr enerjisinde ise ortalama yüzdeyi çok fazla etkilemeyecek bir  artışın söz konusu olduğu, 

- Nükleer enerjinin aynı zamanda bir program ve bir kalkınma ölçeği olduğu, ancak geç kalındığı ve bu konuda ayrıntılı  çalışmaların sürdürüldüğü,

- Nükleer enerjiye ağırlık verip elektrik üretimini daha kolaylaştırmak ve enerji üretiminde faydalı alternatifler üzerinde durmak gerektiği,

- Çalışmaların titiz bir şekilde yapılması halinde hava kirliliğinden korkan herkes için nükleer enerjinin  aslında bir çözüm olduğu,

- Yapılan çalışmalarda çok sayıda yeni maden rezervlerinin bulunduğu ve bunlarla  ilgili çalışmaların devam ettiği,

-  Maden Yasası'nın çıkarılmasının bu alandan önemli bir adım olduğu,

- Madencilik sektöründe çok önemli bir sıçramanın olduğu ve madencilik sektörünün kamuda büyüme sağladığı,

r 17.11.2005 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığına bağlı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Anayasamızın birçok maddesinin, 5, 12, 13, 35, 43, 44, 45, 63, 168 ve 169 maddeleri başta olmak üzere, çevrenin korunması konusunda hükümler içerdiği; çevre hakkının kullanılması ve toplumsal barışın sağlanmasında toplumun üretici veya doğal kaynakları kullanıcı kesimlerinin bireylerin yaşamını tehdit edici bir biçimde çevreyi kirletme haklarının bulunmadığı ve hiçbir vatandaşın bu hakkına zarar verilmemesi gerektiği, özellikle sanayiinin ekonomik faaliyetlerinde bu durumun temel bir kriter olarak alınması gerektiği,

- AB ile belki de en zor geçecek müzakere konularının başında bölümlerden birinin çevreyle ilgili bölüm olacağı; bu konuda 35 milyar Euroluk bir kaynağa ihtiyaç olduğunun ifade edildiği, bunun yüzde 10-15'inin fonlardan, geri kalan kısmının üçte birinin yerel yönetimlerden, üçte birinin sanayi kuruluşlarından, üçte birinin de merkezî hükümetten alınacağının ifade edildiği, yani bugünkü bütçe yapısına bakıldığı zaman bütçenin, hatta millî gelirin üzerinde bir kaynak gerektiği, 

- Türkiye'nin devamlı şehirleşme süreci içerisinde bulunduğu, şehirlerin büyüdüğü, şehirlerin büyümesiyle birlikte kanalizasyon sorunu, katı atık sorunu, atık su sorunu gibi  büyük sorunların meydana geldiği, sanayileşmenin ilerlediği bunun da yarattığı bir kirliliğin olduğu, bu olumsuzlukları önleyecek en büyük faktörlerden birinin ÇED raporları olduğu,  fakat yeterli olmadığı, çünkü uygulanmasının çok iyi olması gerektiği, ÇED raporlarının iyi hazırlandığı, ancak uygulamada çözüme kavuşturulması gereken problemlerin bulunduğu, bu problemlerin de halledilmesi konusunda Bakanlığın büyük gayret sarf ettiği,

- Ülkemizde hâlâ 22 yıllık bir Çevre Kanununun olduğu, bu Kanunun ise Bakanlığın işlerini düzenlemek ya da görev tanımını yapmaktan öte bir durum arz etmediği, oysa Çevre ve Orman Bakanlığının iş ve işlemlerinde kolaycı hükümler getirmekle sınırlı kalmayıp, tüm birey, kuruluş ve kurumların ihtiyacına yanıt verecek şekilde bir yasaya ihtiyaç duyulduğu, bu yasanın aynı zamanda geleceğin çevre koruma çalışmalarına da çözüm getirecek düzenlemeleri kapsaması gerektiği,

- Toplam nüfustaki hızlı artışa karşın, doğal kaynakların sabit kaldığı, hatta azaldığı, bitki ve hayvan türlerinin geri dönülmeyecek biçimde yok olmaya başladığı, her yıl dünyada 1 hektar arazinin 0,52 ton toprağının erozyonla yok olduğu ve 25 milyar ton üst toprağın erozyonla yitirildiği, verimli tarım alanlarının doğayı gözetmeyen, kısa dönem aşırı kârını ve rantını öne alan, sorumsuz sanayileşme, kentleşme, ulaşım ve altyapı yatırımları nedeniyle talan edildiği,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Çevre değerlerinin; florasıyla,  faunasıyla, her şeyiyle, deniziyle, gölüyle, dağıyla, bütün zenginlikleriyle, koruma ve kullanma dengesinin günümüzde çok önemli olduğu ve artık gündemin birinci sırasına oturduğu, kullanalım, ama, koruyalım; prensibinin benimsendiği,

- Avrupa Birliği müzakerelerinde en çok yorulacağımız sektörlerden birisinin çevre olduğu, Avrupa Birliği müktesebatının uyumlaştırma noktasında % 40'ı oranında bir gerçekleşmenin sözkonusu olduğu; Avrupa Birliği çevre müktesebatını uyumlaştırma noktasında arzu edilirse 2005-2006 yıllarında tamamlanabileceği, ancak uygulamayla mevzuat değişikliklerinin birlikte yürümesi isteniyorsa biraz daha zamana yayılması gerektiği,

- Denizlerin kirliliğinin tespiti ve bu kirliliğin önlenmesi, su havzalarının korunması konusunda önemli projelerin bulunduğu ve bu konuda çeşitli faaliyetlerin yürütüldüğü,

- Özel Çevre Kurumu aracılığıyla Türkiye'nin yüzde 1,5'inin  özel çevre alanı olarak ilan edildiği, ancak bu rakam yeterli olmadığı, gelişmişlik düzeyiyle bu oranın doğru orantılı bir şekilde artması gerektiği; Özel Çevre Kurumunun plan, proje, çevreyle alakalı düzenli depolamalar ve atık su tesisleri konusunda çalışmalarının bulunduğu ancak yürütülen bu çalışmalar hakkında yıllardan bu tarafa özellikle çeşitli bölgelerde ciddî ihtilaflar yaşandığı,

- Balık çiftlikleriyle ilgili olarak Özel Çevre Koruma Kurumunca gereken çalışmaların ve analizlerin yapılacağı ve bu konuyla ilgili raporlar hazırlandıktan sonra rapor sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılacağı; özel çevre koruma bölgesinde özellikle Bodrum, Marmaris civarlarında Bakanlıkça tahsis edilmiş ancak süresi bitmiş olan yerlerin, tahsislerinin uzatılmadığı, ve uzatılmayacağı; balık çiftliklerinin Avrupa'daki gelişmiş balıkçı ülkeleri nerede üretim yapıyorsa aynı nitelikteki yerlerde yapmaları gerektiği;  çiftliklerin bir kısmının denizi, çevreyi kirlettiği, bunların sahile son derece yakın olduğu,  bu çiftliklerin çalışmalarına devam etmesinin doğru olmadığı, dünyanın hiçbir yerinde böyle çarpık bir tablonun olmadığı, bunları açık denize taşımak için gerekli çalışmaların yapılacağı; çevreyi ve sahili kirletmeyecek, turizmi baltalamayacak, oradaki meskûn insanların huzurunu kaçırmayacak bir tablonun oluşturulmasının Bakanlığın sorumluluğunda olduğu,

r 17.11.2005 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı Milli Prodüktivite Merkezi, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Türkiye Akreditasyon Kurumu, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı ve Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı bütçeleri üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Verimliliği artırmaya yönelik bilgi girdisi sağlamak ve yapısal değişiklikleri gerçekleştirmek için Millî Prodüktivite Merkezinin son derece önemli olduğu,

- Milli Prodüktivite Merkezi'nin verimlilik artışının sağlanması amacıyla yapılan yatırım çalışmalarını izlemesi gerektiği,

- KOSGEB kaynaklarının büyük ölçüde kısıldığı, küçük ve orta ölçekli sanayi desteklenecekse bütçesine mutlaka ek ödeneğin konulması gerektiği, çünkü ekonomiye kaynak, istihdam yaratma, artı ihracat sağlama ve benzeri açılardan da bunun gerekli olduğu,

- KOSGEB'in kayıt dışı istihdamı kayıt altına almak için girişimcilere uygun alternatifler sunduğu,  KOSGEB'in bu yöndeki çalışmalarının desteklenmesi gerektiği,

- KOSGEB'in özel sektöre çok önemli danışmanlık ve müşavirlik hizmetleri sunduğu ve bu konudaki alt yapının gerçekten gelişmiş olduğu, ancak  bu hizmetlerin etkin yürütülebilmesinin önemli olduğu, ancak bu şekilde sanayi tesislerinin ölçeklerini büyütebileceği, maliyetlerini düşürerek global şartlarda, uluslararası rekabet şartlarında ayakta kalabilecekleri,

- KOSGEB'in kıt kaynakların iyi değerlendirilmesi suretiyle kayda değer hizmetler yürüttüğü, dönem sonunda kredi faizinin üstlenilmesi gibi çeşitli formüllerin bulunması yoluyla bankalarla anlaşılarak kredi imkanının genişletildiği ve daha fazla müteşebbisin bu kredilerden yararlanır hale geldiği, 

- KOSGEB yürüttüğü çalışmalar ve gösterdiği gayretler neticesinde kayıt dışı ekonomiyle mücadele konusunda da önemli girişimlerde bulunduğu,

- KOBİ'lerin bugünkü dünyada da çok önemli bir yeri olduğu, başka ülkelerde de etkili bir şekilde kullanıldığı ve teşvik edildiği, ancak bir ülkenin sadece KOBİ'lerle sanayileşmesinin ve de ciddî bir şekilde yarışan bir sanayileşmeyi gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı, ciddî sanayileşmenin olduğu bir ortamda KOBİ'lerin  yan sanayilerde çok etkili olarak kullanılabileceği,

- Türk Standartları Enstitüsünün, güven vermediği, güven vermesi için, hem yönetim kadrosunun hem de personelinin gerçekten de, Türk Standartlarını belirleyecek bilgi birikimine ve deneyime sahip olması gerektiği,

- Türk Standartları Enstitüsünün Avrupa Birliğiyle ilgili yeni "CE" adlı markayı kullanacağı, güvenin tesis edilmesi amacıyla bu markanın kullanımı noktasında titiz davranılması gerektiği,

- Tüm dünyada marka yaratma konusunda önemli bir gayret söz konusu iken aynı hassasiyetin ülkemizde gösterilmediği, yeni marka yaratmanın ötesinde var olan markaların kaybedilme noktasına gelindiği, Türk Patent Enstitüsünün bu yöndeki çalışmalarının teşvik edilmesi gerektiği,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Sanayi yatırımlarına ayrılan payın verimlilik artışı konusunda önemli olduğu ancak maalesef başka alanların daha öncelikli olması nedeniyle bu alana yapılan yatırımların düştüğü, 

- Ülkemiz ekonomisinin gelişmesinde rekabet gücünü elinde tutacak olan (küçük ve orta büyüklükteki işletmelere) (KOBİ) birçok destek verilmekte olduğu, bu kapsamda 2005 yılının ilk on ayında 3840 KOBİ'ye toplam 30.206.216 YTL'lik destek verildiği, yeni bir stratejik yol haritası hazırlanması suretiyle destekler konusunda sağlıklı kriterler uygulandığı,

- Basel şartnamesini yerine getirmek bakımından KOBİ'lere eğitim verildiği ve yeniden yapılanma desteklerine devam edildiği,

- Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank'la yapılan protokoller çerçevesinde  KOBİ'leri dış dünya pazarlarına taşıyabilmek için sıfır faizli ihracat kredisi verilmesine başarıyla devam edildiği,

- KOBİ'lerin kayıt içi çalışmalarını teşvik etmek için sıfır faizli kredi verilmesine yönelik olarak KOSGEB ve Vakıfbank arasında protokol imzalandığı, elde bulunan  fonun dağıtılmaktansa bu fonu bankada faizsiz işletmek, ama bankanın da küçük komisyon masraflarını karşılanması karşılığında bu KOBİ'lere istihdam kredisi olarak sıfır faizli kredi verilmesinin temin edildiği,

- Ar-Ge'nin geleceğinin sanayimizin yüzde 99,5'ini oluşturan ve küreselleşme sürecinde en büyük rekabet gücü olarak oluşturmak istediğimiz, KOBİ'ler için de önem taşıdığı,

- TSE'nin AB normlarına uygun hale getirileceği, çünkü, bugüne kadar standart hazırlamayla bu standartları belgelendirmenin aynı yönetim kadrosunun içinde olduğu, AB'ye uygun olması için bunların ayrılması gerektiği, bu yöndeki değişikliklerin  en kısa sürede gerçekleştirileceği,

- TSE'nin 21.063 standarda sahip olduğu, bunların büyük bir kısmının Avrupa normlarında olduğu, dolayısıyla müzakere sürecinde Türk standartları yönünden de bir sorun kalmadığı,

- Türk Standartları Enstitüsünde gümrükle bağlantılı olarak yapılan yolsuzluklara Bakanlıkça müdahale edildiği ve şu anda adlî yargıda davaların  devam ettiği,

- Sanayiimizi yakından ilgilendiren 162 adet AB direktifinin 159'unun uyumlaştırılarak Resmi Gazetede de yayımlanmış ve yürürlükte olduğu, diğer taraftan bazı ürünlerin adeta pasaportu olan AB ülkelerinde Türkiye iç pazarında da dolaşımını sağlayan CE işareti olarak bilinen konuda 16 adet mevzuatın uyumlaştırılarak bazı kuruluşlarda akredite edildiği, bu belgelerin doğrudan Türkiye'de verilmesi konusunda Türkiye olarak bütün çalışmaların tamamlandığı, Bakanlıkça akredite edilen kuruluşlara en kısa zamanda AB'nin de lisans hakkı vererek artık Türkiye'nin de CE işaretini verir duruma geleceğinin beklendiği, çünkü  akreditasyon kurumunun önceden AB gözlemci üyesi olduğu, şimdi tam üyelik yönünde gelişmelerin olumlu seyrettiği,

- Rekabete açık serbest piyasa ekonomisinde olmazsa olmaz kurulların çoğunun Sanayi Bakanlığı şemsiyesi altında çalıştığı,  bunlardan bir tanesinin de sınai mülkiyet hakları konusunda önemli çalışmalar yapan Türk Patent Enstitüsü olduğu,

r 21.11.2005 tarihinde Sağlık Bakanlığına bağlı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Montrö Anlaşmasında sağlık kontrol gerekçesi olarak gösterilen hastalıkların sağlık alanında yaşanan gelişmeler paralelinde günümüzde öneminin ve yaygınlığının azaldığı, uluslararası bir anlaşma olması nedeniyle de kapsamının yeniden ele alınmasının pratikte mümkün görünmediği,

- Transit gemilerden alınan ücretin net tonaja bağlı olduğu ve personel tarafından verilen bilgilerin ilgili uluslararası kuruluşun dünyadaki gemi tonajlarına ilişkin belirlediği esaslar çerçevesinde kontrol edildiği, 

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Uluslararası Sağlık Tüzüğü ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununda belirtilen bulaşıcı ve salgın hastalıkların kara, hava ve deniz yoluyla ülkemize girişini, aynı yollarla başka ülkelere yayılmasını önlemekle yükümlü olup, bu görevini uluslararası giriş ve çıkışa açık tüm sınır kapılarında yaparak yerine getirdiği,

- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve 2548 sayılı Gemi Sağlık Resmi Kanunu gereğince elde ettiği gelirleriyle Hazine'den yardım almadan tüm giderlerini karşıladığı,

r 21.11.2005 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığına Bağlı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile Devlet Tiyatroları Genel müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesinin Türkiye Cumhuriyetinin getirdiği kazanımların en önemlilerinden biri olduğu;  çok kültürlü bir toplum olmamıza büyük katkı yaptığı, ayrıca, Türkiye'nin yurt dışında tanınması açısından dünya çapında sanatçılar yetiştirilmesine katkıda bulunduğu,

- Yetenekli gençlerin ve çocukların sanat yaşamına kazandırılması gerektiği, bu yönde bir çabanın Türk kültür yaşamı ve Türkiye'nin tanıtılması açısından büyük yarar sağlayacağı,

- Türkiye'ye yabancı ülkelerdeki örneklerle yarışabilecek nitelikte opera, bale ve tiyatro binalarının kazandırılmasının şart olduğu, neredeyse 80 yıl önceki binalarla bu faaliyetlerin yürütülmeye çalışıldığı,

- Devlet sanatçısı olmaya ilişkin kriterlerin çok iyi tespit edilerek kanunla belirlenmesi gerektiği,

- Özel tiyatroların çok zor durumda bulundukları; vergi borcu nedeniyle kapanma tehlikesiyle karşı karşıya oldukları; Kültür Bakanlığının bütçelerinde özel tiyatrolara yardım yapılması gerektiği, 

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Türkiye'nin her tarafına tiyatrolar açmak için çalışıldığı, yoğun gayretler neticesinde, 2005 yılında kültür merkezlerimizin verdiği imkânlarla Devlet Tiyatrosu'nun 800 yerde gösteri yaptığı,  bu merkezleri ilk kuranların buraları çok iyi planlayıp çok işlev görebilir nitelikte inşa etmiş oldukları, böylece Türkiye'nin her şehrinde bir ay bir tiyatro eseri seyredilebileceği ve bir halk müziği veya bir Türk sanat müziği konseri dinlenebileceği,

- Kültür ve Turizm Bakanlığının ülkenin kültür ve turizm potansiyelini artırmak için hem tiyatroda hem operada hem de güzel sanatlarda bütün çabayı ortaya koyacağı,

- Tiyatroculara bu sene içinde geçen senelerin çok ötesinde destek sağlandığı, bu bağlamda 1 trilyon 650 milyar lira harcandığı, geçen sene bu rakamın 1 trilyon olduğu, başvuran tiyatro sayısının 152 ve başvuran proje sayısının 168 olduğu, yardım alan tiyatro sayısının ise  90 olduğu,

- Kültür programı çerçevesinde sanatın, sanatçının ve yaratıcılığın desteklenmesinin  öncelikli alanlar olduğu, bu kapsamda yapılan yasal düzenlemeler paralelinde geliştirilen ikincil mevzuatla, sinema filmlerine proje, yapım ve proje sonrası destek sağlandığı, özel tiyatroların mali açıdan desteklendiği,

r 22.11.2005 tarihinde Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü, Yükseköğretim Kurulu ve Üniversitelerin bütçeleri üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme sisteminin 2005 yılında tekrar  değiştiği, bu nedenle bir karmaşanın oluştuğu ve tercihli yönlendirme sisteminin nasıl işlediğinin bilinmediği,

- YÖK'ün olanaklarının artırılmasının, bağımsızlığının ve özerkliğinin sağlanmasının  üniversitelerin gelişmesinde büyük etkisi olacağı,

- 2547 sayılı Yasayla birlikte YÖK'ün şeffaflıktan uzak, işlevini çoktan yitirmiş, toplumdan uzak ve topluma katkısı bulunmayan bir kurum haline geldiği,

- YÖK Yasasında bulunmamasına rağmen Rektörler Kurulu adında bir kısım yapılanmaların söz konusu olduğu,

- Türkiye'nin tam zamanlı araştırma görevlisi sayısının 27.000 olmasına karşılık, Almanya'nın tam zamanlı araştırma görevlisi sayısının 420. 000 olduğu,

- Üniversitelerin kadrolarının kısıtlanmasından vazgeçilerek bu konuda gereken her türlü imkânın üniversitelere sağlanması gerektiği,

- Üniversitelerin bilim kurumları olduğu, uluslararası uygulamalar düşünüldüğünde üniversitelerin her türlü siyasi etkiden uzak tutulması gerektiği,

- Personel ve ekonomik destek sağlanmadan bilimsel üretkenlik yönünden üniversitelerin eleştirilmesinin yanlış olduğu, kaynakların yetersizliği nedeniyle üniversitelerimizde eğitim, araştırma ve yayın faaliyetlerinin yapılamadığı, dolayısıyla eğitimin kalitesinin yükseltilemediği,

- Devlet üniversitelerindeki öğretim üyelerinin vakıf üniversitelerine kayması nedeniyle devlet üniversitelerindeki eğitim kalitesinin her geçen gün düştüğü,

- Üniversitelerin idarî, malî ve akademik alanda özerkliğini sağlayacak tedbirlerin alınmasının önemli olduğu; yüksek düzeyde bilimsel araştırma ve çalışma yapan, bilgi ve teknoloji üreten ve çağdaş gelişmelere katkıda bulunan üniversitenin yolunun; her alanda özerkliği pekiştirmekten geçtiği,

- 1981'den 2005 yılına kadar üniversitelere ayrılan ödeneklere bakıldığında gerek millî gelire oran itibariyle, gerek eğitime ayrılan ödenek içerisindeki payı itibariyle en fazla ödeneğin 1994, 2003, 2004, 2005  yıllarında ayrıldığı,

- Planlama eksikliği nedeniyle bazı dallarda ve branşlarda aşırı bir artışla birlikte iş bulamama sıkıntısı yaşanırken, bazı dallar ve branşlarda ise eleman temininde güçlük çekildiği,

- Nitelikli insan sayısının artırılabilmesi için üniversite ve okullarımızın sayısının artırılması gerektiği, devletin imkanlarının elvermediği alanlarda özel sektörün önünün açılmasının da bir seçenek olduğu,

- Üniversitelerimiz makale yönünden Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında en çok yayın çıkaran onuncu ülke seviyesinde olduğu,

- 2003 tarihine kadar üniversite hastanelerinin çeşitli bölümlerine ithal edilen birtakım teçhizatın yatırım teşvik belgesinden yararlandırılmasına ve bazı vergilerden muaf tutulmasına rağmen, günümüzde bu imkanın kaldırıldığı,

- Meslek okulu mezunlarının yalnızca kendi meslekleriyle ilgili daha ileri eğitim yapmasını kolaylaştırmak suretiyle meslek yüksekokullarının teknisyen ve teknolog yetiştirme alanında geliştirilmesi gerektiği,

- Yurt dışındaki seçkin üniversitelere öğrenci kabul ettirebilmek için öğrencilerin çok ciddî sınavlardan geçirilmesi, ayrıca yurt dışına gönderilecek olan öğrencilerin eğitim görecekleri alanlar ve almaları gereken dersler  konusunda yönlendirilmesi gerektiği,

- Yüksek lisans çalışmalarını bitirdikten sonra doktora aşamasına gelen araştırma görevlilerinin belli başlı üniversitelerde bulunan doktora programlarına gitmelerinden önce ikişer kefille senet imzalamak zorunda bırakılması ve doktora eğitimlerini tamamlayamamaları veya eğitimlerini bitirdikten sonra kendi üniversitelerine dönmemeleri halinde doktora yaptıkları zamanda aldıkları maaşı faiziyle geri ödemek zorunda bırakılmalarının  mağduriyete yol açtığı ve Bakanlık tarafından gerekli düzenlemenin bir an evvel yapılması gerektiği,

- Faiz dışı fazla hedefine odaklanılması nedeniyle 2006 yılında üniversitelerin yatırım ödeneklerinin olağanüstü ölçüde kısıldığı,

- Üniversitelerimizde geçmişte 1 öğretim görevlisine 2 araştırma görevlisi düşerken, günümüzde 30 öğretim görevlisine sadece 1 araştırma görevlisinin düştüğü,

- Gelişen sanayimizin ara teknik eleman ihtiyacı olmasına rağmen YÖK tarafından öngörülen katsayılar nedeniyle meslekî teknik eğitimin cazibesini yitirdiği ve geçmişte meslek okullarına imtihanla girilirken bugün bu okullarda öğrenci bulunamadığı,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Önceki dönemlerde ÖSYM'nin yaptığı merkezi sınavla yurt dışına gönderilen öğrencilerin hiçbir gerekçe ve sebep gösterilmeden geri çağırılması ve kendileri için yapılan harcamaların faiziyle birlikte geri istenilmesi sonucunda ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesi için gereken düzenlemeleri öngören bir tasarının Meclise sunulduğu,

- Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından 98.000'i burs, 537.031'i öğrenim kredisi ve 476.791'i ise katkı kredisi olmak üzere toplam 1.111.932 kişiye kredi, burs veya katkı kredisi  ödendiği,

- Kredi ve Yurtlar Kurumunun 77 il ve 74 ilçede toplam 211 yurdunda 195.759 yatak kapasitesine ulaşıldığı ve yurtların standartlarının her geçen gün iyileştirildiği,

- Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından verilen kredilerin geri dönüşümünde çok ciddî problemler yaşandığı, Kurum tarafından 2003 yılına kadar yapılan toplam tahsilat 27.3 trilyon Türk Lirası iken, 2003 yılında 22.6, 2004 yılında 88, 2005'in  ilk 9 ayında ise 121 trilyon Türk Liralık tahsilat yapıldığı  ve bu rakamın 2005 yılında  150 trilyona çıkmasının beklendiği,

- YÖK ve üniversitelere verilen ödeneklerin 2002'de 2,5 katrilyon, 2003'te 3,3 katrilyon, 2004'te 3,7 katrilyon, 2005'te 5,2 katrilyon, 2006'da ise 5,9 katrilyon olduğu, dolayısıyla bütçelerinde bir kısıtlamanın söz konusu olmadığı,

- Üniversite bütçelerindeki düşüşün geçen yıl üniversiteler tarafından alınan dış kredilerin bütçede gösterilen karşılığının bu yıl yer almamasından kaynaklandığı,

- Üniversitelere yatırım için tahsis edilen ödenek tutarlarının 2004 yılında 817 trilyon, 2005 yılında 879 trilyon, 2006 yılında ise 913 trilyon olduğu,

- Üniversitelerin araştırma fonlarına 2005 yılında 129 trilyon Türk Lirasının aktarıldığı,

- Yıllardır üniversite öğretim üyelerinin hazırladıkları projeleri TÜBİTAK'a sunduktan sonra yine TÜBİTAK'tan destek aldıkları ve hükümet tarafından sağlanabilecek destek miktarının artırıldığı,

- Üniversitelerde bir öğrenci başına harcanan paranın 2.000 Dolardan 3.000 Dolara çıktığı,

- Üniversitelere ve YÖK'e 2003 yılında 3.200, 2004 yılında 4.600, 2005 yılında ise 5.000 kadro tahsis edildiği ve tahsis edilen kadroların hangi görevler için kullanılacağının üniversite ve YÖK tarafından belirlendiği,

- Yükseköğretimde 2003 başında öğrencilere ödenen kredi miktarı aylık 45.000.000 TL olmak üzere üç ayda bir ödenirken 2006 Bütçesiyle birlikte aylık 120.000.000 TL'ye çıktığı ve yine geçen ocak ayından itibaren aylık olarak ödenmeye başlandığı,

- Ülkemizde devlet ve vakıf üniversiteleri dahil üniversitelerin toplam sayısının 78'e ulaştığı, ancak üniversitelerin 40 vilayetimizde toplandığı, dolayısıyla 41 vilayetimizde üniversite olmadığı,

- 15 ilimizde daha üniversite kurulmasının planlandığı,

- Türkiye'nin en büyük problemlerinden birinin yeterli bilgi, donanım ve birikime sahip olan öğretim üyesinin yetiştirilmemesi olduğu, bu problemin çözülebilmesi amacıyla yurt dışına 1416 sayılı Yasa çerçevesinde 1.000 yüksek lisans ve doktora öğrencisinin  gönderileceği,

r 24.11.2005 tarihinde Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığı ve Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı bütçeleri  üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Hükümlü ve tutukluların tekrar çalışma yaşamına ve topluma kazandırılması için çaba sarf edildiği ancak bu konuda yürütülen çalışmaların yetersiz olduğu,

- Çalışan hükümlü ve tutukluların meslek hastalığı, iş kazası, analık ve sağlık sigortası kapsamına alındıkları, ancak emeklilik hakkından faydalanamadıkları,  oysa bu durumda olup yıllarca çalışan insanlar olduğu, bu konuya ilişkin düzenleme yapılmasının yerinde olacağı,

- AB'ye uyum sürecinde hakim ve savcıların iyi eğitim görmesi ve yabancı dil konusuna önem verilmesi gerektiği, çıkan yasaların etkin bir şekilde uygulanabilmesinin yolunun  da iyi bir eğitimden geçtiği,

- 2802 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler sırasında  Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun sınav ve staj döneminde daha etkin hale getirilmesi gerekirken, Bakanlık merkez teşkilatının görev ve yetkilerinin artırıldığı,

- Dil öğretiminin çok önemli olduğu ancak yeterli düzeyde verilemediği, uluslararası hukuk ve AB hukuku konusunda özel olarak yetişmiş hukukçularımızın olması gerektiği, ancak böyle olması suretiyle değişik platformlarda ülkemizin en iyi şekilde temsil edilip savunulabileceği,

- Adalet Akademisinde avukatların da eğitim görmelerine olanak sağlanması gerektiği, çünkü yargı sisteminin dengeli bir şekilde işleyebilmesi için sistemin diğer kanadında olan avukatların da benzer bir eğitimden geçirilmesi gerektiği,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Avrupa Birliği müktesebatına uyum konusunda işin temelden ele alınması gerektiği, hakim ve savcıların özellikle mesleğe kabulden önce adaylık süresi, staj süresi içerisinde eğitim çalışmalarının hızlandırılmasının ve eğitim faaliyetlerinin artırılmasının bu konuda önemli bir ilerleme sağlayacağı,

- Pek çok üniversitenin sahip olmadığı imkanlara Türkiye Adalet Akademisinin sahip olduğu, Akademinin yakın zamanda çok iyi bir kampüse kavuştuğu, eğitimin istenen düzeyde yürütülebilmesi için fiziki imkanların önemli unsurlardan biri olduğu,

- Yabancı dil konusu üzerinde hassasiyetle durulduğu, yabancı dil bilen çok sayıda hukukçuya ihtiyaç olduğu, Akademinin üniversitelerle işbirliği yaparak en iyi yabancı dil kursunu vermeye çalıştığı, belli bir seviyeye gelen adayların yurt dışına gönderileceği, Avrupa Birliği  fonlarından da bu amaçla yararlanıldığı,

- Yargının vermiş olduğu kararların infazının önemli bir konu olduğu, bu kurumların zaman  zaman çeşitli olaylar sonucunda ön plana çıktığı, bu kurumların bazı ülkelerde İçişleri Bakanlığına bağlı  olduğu, bizim Devlet örgütlenmemizde Adalet Bakanlığının yönetim ve denetiminde olduğu,

- Çağdaş ceza infaz hukukunda suçluların topluma yeniden kazandırılmasının esas olduğu, bu anlamda buraların suçluların meslek edindiği, topluma daha faydalı olmak amacıyla zaman geçirdiği mekanlar olarak düşünülmesi gerektiği ve bunun sonucu olarak da her ilçeye bir cezaevi anlayışından  vazgeçilerek kaynak israfını önleyici tedbirler alınmasının, hükümlüleri belli merkezlerde toplayacak ve daha iyi eğitim ve çalışma imkanları sunabilecek yapılanmalara gidilmesi gerektiği, bu yöndeki çalışmaların sürüldüğü,

 - Nüfusu ülkemiz nüfusuna yakın olan Fransa'da 182 ceza infaz kurumunun olduğu, İngiltere'de 139, Almanya'da ise 248 tane olduğu, önemli miktarda cezaevi kapatılmış olmasına rağmen ülkemizde halen  447 cezaevi bulunduğu,

- Yürütülen yeniden yapılandırma çabalarının sonuçlarını vermeye başladığı, 2003 yılında 15 trilyon 658 milyar lira olan kurum kârının 2004 yılı itibariyle 24 trilyon 375 milyar liraya çıktığı, elde edilen imkanlarla cezaevlerinin modernize edilmeye, meslek kursları açılmaya, adliyelerin ve yargı teşkilatının diğer işlerinin görülmeye çalışıldığı,

- Barolar Birliğinin isteği doğrultusunda avukatların stajı konusunda zorunluluk öngörülmediği, talep halinde Akademide isteğe bağlı olarak eğitim verilebileceği,

r 28.11.2005 tarihinde GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

-  GAP'ın ülkemizin uygulamaya aldığı en kapsamlı ve en yüksek maliyetli projelerin başında geldiği ve doğu ve güneydoğu bölgelerinden toplam 9 ili kapsadığı, nüfus ve alan olarak ülkemizin yüzde 10'unu oluşturan geniş bir bölgede uygulandığı; Güneydoğu Anadolu Projesi İdaresini kaldırma yönünde bir girişimde bulunulduğu, ancak, yöreden ve  kamuoyundan gelen baskılar sonucunda bundan vazgeçildiği ve İdarenin çalışma süresinin üç yıl uzatıldığı, GAP'ın, belli bir süre sonra da olsa kapatılması kararının doğru olmayacağı, Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu koşullarda, Güneydoğudaki sorunlar konusunda doğru ve akılcı bir yaklaşım sergilenemediği,  ülkemizin geleceği ve esenliği adına, Türkiye'de herkesin GAP'la ilgili her platformda sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği, sadece bölgenin değil, Türkiye'nin de kalkınmasına motor olabilecek böylesine  dev bir projeyi sürekli olarak gündemde tutmanın ve bir an önce bitirilmesini sağlamanın hükümetin öncelikleri arasında yer alması gerektiği, 

- GAP'a toplam yatırım kaynaklarından 2004 ve 2005 yıllarında yüzde 6-8 pay ayrıldığının ifade edildiği,  oysa su götürülen alanlar ile toplulaştırma yapılan alanlara ilişkin rakamlara bakıldığında hiçbir ilerleme kaydedilmemiş olunduğunun görüleceği, 

- Bu projenin bir bölge kalkınma projesi olduğu, en azından zaman içerisinde bu şekle dönüştüğü, ancak temelde enerji ve su kaynaklı proje olduğu, ancak sulama konusunda da  ilerleme kaydedilmediği,

- Harran'da çok ciddi miktardaki bir alanda çoraklaşma sorunu yaşandığı, bu konuda önlem alınacağı belirtildiği halde geç kalınmış olduğu, drenaj sorunu çözülmeden o alanların çoraklaşmadan kurtarılamayacağı, bunun için de büyük miktarda yatırım gerektiği,

- GAP kapsamındaki yatırımlarda istenilen düzeye ulaşılamadığı, öngörülen hedeflerin gerçekleştirilemediği, 2004 yılı sonu itibariyle, enerji yatırımlarındaki fiziksel gerçekleşmenin yüzde 23 olmasına karşın, tarımsal sulama sektöründe yüzde 12,6'da kaldığı,

- Toplam 32 milyar Dolar maliyet öngörülen GAP'ta, bugüne kadar yaklaşık 17 milyar Dolarlık yatırım yapıldığı, bu harcamayla projede yüzde 54 düzeyinde bir gerçekleşme sağlandığı, GAP'ın temel yatırımları olan barajlar ve hidroelektrik santrallerinin büyük ölçüde tamamlandığı,

- Kalkınmanın asıl itici gücü olan sulama yatırımlarının en kısa sürede tamamlanması gerektiği, GAP'ın bir an önce bitirilmesi ve iyi değerlendirilebilmesi halinde bölgesel barış ve istikrarın getirilmesinde öncü rol oynayacağı, başta Ortadoğu olmak üzere, tüm dünyaya iyi bir model olacağı,

- Özellikle suyun petrole eşdeğer, hatta ondan daha değerli olacağı düşüncesi, stratejik konumdaki GAP'a daha fazla önem ve öncelik kazandırmış olduğu,  bu bağlamda bölge kaynaklarının daha etkin planlanması ve kullanılmasının kaçınılmaz olduğu, GAP'ın sadece Ortadoğu ülkelerinde ülkemize stratejik önem kazandırmayacağı, aynı zamanda Avrupa Birliği ülkeleri ve Orta Asya ülkeleri açısından da  stratejik öneminin sözkonusu olacağı,

- Bugüne kadar enerji ve sulama yatırımlarına kamu bütçesinden yaklaşık 8,5 katrilyon lira harcandığı, bu parayla depolama yapılarının büyük bir kısmının tamamlanarak toplam 1 milyon hektar alanı sulayacak suyun kullanıma hazır hale getirildiği, kalan sulama şebekelerinin tamamlanmaması halinde ise, bugüne kadar yapılan barajlar, tüneller, pompa istasyonları ve ana kanalların ölü bir yatırım haline geleceği, 

- Yatırımların tamamlanması durumunda GAP'ın meydana getireceği yüksek tarım ve sanayi potansiyelinin bölgede ekonomik hâsılayı 4,5 misli artıracağı, böylece 9-10 milyona ulaşan bölge nüfusunun yaklaşık yarısına yakın bir bölümüne iş imkânı yaratacağı,

- Kısa sürede kendini amorti edebilecek bir proje olan GAP'ta sulama yatırımlarının yaklaşık 8 milyar dolar harcama yapılarak tamamlanması halinde sulamadan yıllık olarak yaklaşık 2,1 milyar dolar  enerjiden ise yılda 2 milyar dolar olmak üzere ulusal ekonomiye yılda toplam 4 milyar dolar katkı sağlanacağı, 

- GAP Projesi, sağlayacağı gelir artışı, istihdam, eğitim ve sağlık faydalarıyla terörün kaynağını tam olarak kurutacağı,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) bölgenin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek bu bölgede yaşayan insanların gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçladığı,

- GAP bölgesinin alan ve nüfus olarak  ülkemizin yüzde 10'unu kapsadığı, ve GAP projesi kapsamında, Fırat ve Dicle havzalarında toplam 22 baraj ve 19 hidroelektrik santralı bulunduğu, bu kapsamda 1.7 milyon hektar alanın sulanacağı, yılda 27 milyar kilovat/saat elektrik üretimiyle de ülkenin enerji ihtiyacının önemli bir bölümünün karşılanacağı, 

- Proje kapsamında 19 milyar YTL'lik harcamayla nakdî gerçekleşmenin yüzde 54 düzeyinde olduğu ve GAP enerji yatırımlarında yüzde 73, sulama yatırımlarında ise yüzde 13'lük bir fizikî gerçekleşme sağlandığı ve faaliyetlerin devam ettiği,

- GAP İdaresinin bütçesi için 2005 yılında 22.402.000 YTL tahsis edildiği, 2006 yılında GAP İdaresinin yürüttüğü projeler için ise 21.886.000 YTL'lik ödenek öngörüldüğü, bunun 10.996.000 YTL'sinin yatırım bütçesini, 10.890.000 YTL'sinin de cari bütçeyi oluşturduğu,

- Bugüne kadar yapılan düzenlemelerde GAP'ın kapatılmasıyla ilgili bir ifade olmadığı, zaten süresi bitmiş olan GAP İdaresinin süresinin 2007 yılı Kasımına kadar uzatılmasıyla ilgili bir kanun çıkarıldığı, dolayısıyla, daha önce de geçici süre için kurulmuş olan bir idare olduğu, yapılan işlemin biten sürenin uzatılması olduğu, ayrıca GAP İdaresi ile GAP bölgesindeki yatırımların da birbirinden ayrı hususlar olduğu,

r 29.11.2005 tarihinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Özelleştirmelerde zaman zaman ihalesiz satışlar yapıldığı, açık ve net şekilde ilanların yapılmadığı, yasal ihale süreçlerinin tam yerine getirilmediği hemen hemen bütün özelleştirme işlemlerinde yasalara ve Anayasaya aykırılıklar bulunduğu,

- Devlet Denetleme Kurulunun raporunda; özelleştirilen bazı kuruluş, işletme ve varlıkların değerinin altına satıldığı; değerinin altında  satışın gerekçesini oluşturan ekonomiye katkı sağlamak, iş olanağının artması, teknolojik yenilik ve yatırımların yapılması gibi gerekçelerin devir sözleşmelerinde güvence altına alınmadığı, ihalede oluşan fiyatların değer tespit komisyonlarınca belirlenen satış değerlerinin altında kaldığı, pek çok ihalede, ihale komisyonlarınca satış veya ihalenin iptali kararı verilmeksizin konunun Özelleştirme Yüksek Kurulunun değerlendirmesine bırakıldığı, yasaya göre sadece satış ve iptal kararlarının onaylanma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğunun belirtildiği, 

- Telekom'un 2004 yılında 2.3 milyar dolar kâr eden bir kuruluş olduğu, yılda en az 1 milyar dolarlık yatırım yaptığı, alıcı firmanın yıllık kârıyla taksitlerini rahatlıkla ödeyebilecek durumda olduğu, yıllık 1.5 milyar dolar kâr edeceği düşünüldüğünde, değerinin bu rakam üzerinden yapılan bir hesaplamaya göre 50 milyar Dolara kadar yükseleceği, ayrıca bu özelleştirme sonucunda en az 25 bin kişinin işsiz kalacağı,

- Telekom'un stratejik değerine paha biçilemeyeceği, binlerce gayrimenkulu, sosyal tesisi ve çok yaygın bir altyapısı olduğu, satın alan firmanın telekomünikasyon sektöründe tekel haline geleceği, bu durumun rekabet eşitliğine de aykırı olduğu,

- Özelleştirmeler konusunda belli kıstasların olması gerektiği, bazı öncelikler olmadan  özelleştirme yapmanın olumlu sonuçlar vermeyeceği,

- Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yabancı ortaklığı gibi konularda duyarlı davranması gerektiği, toplum olarak sahip olunan, stratejik öneme haiz değerli tesislerin satışı konusunda üst düzeyde sorumluluk örneği gösterilmesi gerektiği, Avrupa Birliği ülkelerinin birbirlerine karşı gösterdiği duyarlılığı bile göstermeden bu işi yapmanın doğru olmadığı, 

- Özelleştirme İdaresinin yıllardır konuşulan ama bir türlü yapılamayan özelleştirmeleri yaptığı ve sonuçta 26 milyar Dolarlık bir rakama ulaşıldığı,

- Özelleştirmeler konusunda çok olumlu gelişmeler yaşandığı, 1985 yılından 10 Ekim 2005 tarihine kadar özelleştirme uygulamaları sonucunda toplam 6,8 katrilyon liralık bir rakam ortaya çıkmışken, son dönemde yapılan çalışmalar sonucunda 20 milyar Doların üzerinde özelleştirmenin gerçekleştirildiği, bu durumun meydana getireceği moral ve motivasyon ortamının da yabancı yatırımcıları Türkiye'ye çekeceği,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2006 yılı gider bütçesi teklifinin toplam 15.1 milyon YTL olup bu tutarın tamamına yakınının Özelleştirme Fonundan yapılacak aktarmalarla karşılanacağı, gider bütçesinin, 9.8 milyon YTL'sinin personel giderlerinden, 4.2 milyon YTL'sinin mal ve hizmet alım giderlerinden, geri kalanın da sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri ve cari transferlerden oluştuğu,

- Özelleştirme İdaresi Başkanlığının personel ve genel yönetim giderlerinin, Özelleştirme Fon gelirlerinin yüzde 5'ini aşmamak üzere Özelleştirme Fonundan yapılan transferlerden karşılandığı, bu çerçevede yapılan aktarmaların Fon gelirlerine oranının 2003 yılında yüzde 1.1, 2004 yılında yüzde 0.43 ve 2005 yılı Ekim ayı sonu itibariyle ise yüzde 0.29 olarak gerçekleştiği,

- 2003-2005 yılları arasında gerçekleştirilen özelleştirme uygulamaları kapsamında 41 şirketteki kamu hisselerinin tamamının, 4 kuruluştaki kamu hisselerinin bir bölümünün, 28 işletme, 6 liman, 1000'in üzerinde varlık ve taşınmazın satışı ve işletme hakkı devrinin gerçekleştirildiği,

- Son üç yılda yapılması öngörülen özelleştirme ihalelerinin tamamına yakınının sonuçlandırıldığı,  bu uygulamalar ile; 2003 yılında 830 milyon Dolar, 2004 yılında 1.3 milyar Dolar, 2005 yılında ise 16.9 milyar Dolarlık özelleştirme gelirinin elde edildiği, 3 milyar Dolarlık Atatürk Havalimanının dış hatlar terminalinin işletme hakkı devir ihalesi ve 4.3 milyar Dolarlık Galataport'un yap-işlet-devret modeli ile ihale edilmesi de dikkate alındığında bu rakamın 2005 yılı için  24.2 milyar Dolara ulaşacağı,

- Özelleştirilen kuruluşlarda çalışan işçilerin ve ailelerinin mağdur edilmemesinin özelleştirme politikasının temel önceliği olduğu, bu politikanın bir gereği olarak 1992 yılından sonra özelleştirilen kuruluşlarda çalışanlardan işini kaybedenlerin diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçici personel statüsünde işe yerleştirildiği, bugüne kadar toplam 11 bin 254 işçinin atama teklifinin Devlet Personel Başkanlığına gönderildiği, bu politikanın uygulanmasına devam edileceği,

- Özelleştirmenin istihdam ve sosyal boyutuna ilişkin çalışmaların içerisinde yer alan Özelleştirme Sosyal Destek Projesi kapsamında Aralık 2000'den, 15 Kasım 2005 tarihine kadar yapılan çalışmalardan toplam 30 bin 187 kişinin faydalandığı, bunlardan 14 bin 870 kişinin istihdamının sağlandığı,

ifade edilmiştir.

3. ÖZEL BÜTÇELİ İDARELERİN GELİR, GİDER VE FİNANSMAN CETVELLERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

r Balıkesir Üniversitesi bütçesinin; Burhaniye Avrupa Birliği Sürekli Eğitim Merkezi ve Dört Yıllık Yüksekokul hizmetlerinde kullanılmak üzere  Burhaniye'de bulunan binanın büyük onarım işinin yapılabilmesi ve projenin 2006 Yılı Programına alınabilmesini teminen (38.38.02.04-01.3.9.00-2-01.1) tertibinden 100.000 YTL düşülerek, yeni açılacak (38.38.02.11-09.4.1.12-2-06.7) tertibine ilave edilmiş, 2006 yılında desteklenmesine devam edilecek olan ve destek kapsamına yeni alınacak araştırma projeleri için zorunlu olan laboratuvar cihazlarının temini amacıyla, (38.38.02.04-01.3.9.00-2-01.1) tertibinden 100.000 YTL düşülerek (38.38.00.02-09.8.8.00-2-06.1) tertibine ilave edilmiştir.

r Ayrıca; Boğaziçi, Fırat, Zonguldak Karaelmas, Mustafa Kemal, Çanakkale Onsekiz Mart ve Gazi Osman Paşa Üniversitelerinin bütçe tasarılarına ekli (F) işaretli finansman cetvelinin  Likidite Amaçlı Tutulan Nakit, Mevduat ve Menkul Kıymetlerdeki Değişiklikler bölümünde yer alan tutarlar eksik yazıldığı için; 1.800.000 YTL Boğaziçi, 1.303.500 YTL Fırat, 1.748.500 YTL Zonguldak Karaelmas,  4.898.500 YTL Mustafa Kemal, 699.000 YTL Çanakkale Onsekiz Mart ve 518.500 YTL Gaziosmanpaşa Üniversitelerine olmak üzere bu üniversitelerin bütçe tasarılarının (F) işaretli cetvelinin sözü edilen bölümüne toplamda 10.968.000 YTL ilave edilmiştir. 

IV. 5018 SAYILI KANUNA EKLİ (III) SAYILI CETVELDE YER ALAN DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLAR

5018 sayılı Kanunun 18 inci maddesi; Kanuna ekli (III) sayılı Listede sayılan; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Telekomünikasyon Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Rekabet Kurumu, Şeker Kurumu, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun, bütçelerini Eylül ayı sonuna kadar doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisine, bir örneğini de Maliye Bakanlığına göndermelerini hükme bağlamıştır. Bu hüküm çerçevesinde, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Telekomünikasyon Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Rekabet Kurumu ve Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu, Kanunda belirtilen süre içinde bütçelerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına sunmuşlardır.

5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı listede yer alan Şeker Kurumu, bütçe teklifini zamanında Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuş, ancak 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısında yer almamıştır. Diğer yandan, aynı ekli listede yer alan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bütçe teklifini, Eylül ayının sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisine sunamamıştır.

1. DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLARIN BÜTÇELERİNİN ANALİZİ

r 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar bütçeleri incelendiğinde; (A) işaretli cetvelde gösterildiği üzere Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara tahsis edilen 541 milyon 141 bin 341 YTL ödeneğin;

« Ekonomik sınıflandırmaya göre;

- 141 milyon 371 bin 571 YTL personel giderlerine,

- 9 milyon 456 bin 378 YTL sosyal güvenlik kurumları devlet primi giderlerine,

- 187 milyon 961 bin 399 YTL mal ve hizmet alımı giderlerine,

- 25 bin YTL faiz giderlerine,

- 48 milyon 606 bin 898 YTL cari transferlere,

- 153 milyon 670 bin 95 YTL sermaye giderlerine,

- 50 bin YTL sermaye transferlerine,

ayrılmış, bu ödeneklerin, Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların toplam bütçesi içindeki payının;

- Yüzde 26.12'si personel ödenekleri,

- Yüzde 1.75'i sosyal güvenlik kurumları devlet primi giderleri,

- Yüzde 34.73'ü mal ve hizmet alımı giderleri,

- Yüzde 8.98'i cari transferler,

- Yüzde 28.40'ı sermaye giderleri,

- Yüzde 0.014'ü  faizi gideri ve sermaye transferleri,

olarak hesaplanmıştır.

« Fonksiyonel sınıflandırmaya göre ise;

- 162 milyon 846 bin 394 YTL genel kamu hizmetleri giderlerine,

- 1 milyon 156 bin 779 YTL savunma hizmetleri giderlerine,

- 2 milyon 496 bin YTL kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri giderlerine,

- 306 milyon 247 bin 268 YTL ekonomik işler ve hizmetler giderlerine,

- 19 bin YTL sağlık hizmetleri giderlerine,

- 68 milyon 375 bin 900 YTL dinlenme, kültür ve din hizmetleri giderlerine,

tahsis edilmiş; bu ödeneklerin, Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların toplam bütçesi içindeki payı;

- Yüzde 30.1'i genel kamu hizmetleri giderleri,

- Yüzde 0.2'si savunma hizmetleri giderleri,

- Yüzde 0.5'i kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri giderleri,

- Yüzde 56.6'sı ekonomik işler ve hizmetler giderleri,

- Yüzde 12.6'sı dinlenme, kültür ve din hizmetleri giderleri,

olarak hesaplanmıştır.

r Merkezi Yönetim Bütçesi içinde Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların ödeneklerinin payı;

• Ekonomik sınıflandırmaya göre;

- Personel giderleri yüzde 0.08,

- Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri yüzde 0.01,

- Mal ve hizmet alımı giderleri yüzde 0.11,

- Cari transferler yüzde 0.03,

- Sermaye giderleri yüzde 0.09,

olarak belirlenmiştir.

« Fonksiyonel sınıflandırmaya göre ise;

- Genel kamu hizmetleri, yüzde 0.09,

- Savunma hizmetleri, kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri ve sağlık hizmetleri yüzde 0.002,

- Ekonomik işler ve hizmetler yüzde 0.18,

- Dinlenme, kültür ve din hizmetleri yüzde 0.04,

olarak hesaplanmıştır.

r Düzenleyici ve Denetleyici kurumların 2006 yılı gelirleri;

- 10 bin 001 YTL'si Hazine yardımı,

- 1 milyar 126 milyon 624 bin 837 YTL'si öz gelir,

olmak üzere; 1 milyar 126 milyon 634 bin 838 YTL olarak öngörülmektedir.

Ödenek toplamı ise 541 milyon 141 bin 341 YTL olarak belirlenmiş ve bunun 1 milyon 500 bin YTL'lik kısmının net finansmanla karşılanması öngörülmüştür. Bazı kurumların gelir fazlası olması nedeniyle, öz gelirlerinin ödeneklerinden 585 milyon 483 bin 496 YTL fazla olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

r Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara 2006 yılında toplam 541 milyon 141 bin 341 YTL olarak öngörülen ödeneğin, Merkezi Yönetim Bütçesi içerisindeki payı ise yüzde 0,31 olarak hesaplanmıştır.

r Bu Kurumların 2007 yılı ödenek toplamı 463 milyon 880 bin 041 YTL olarak tahmin edilmektedir. 2007 yılı gelirleri ise; 10 bin 1 YTL'si Hazine yardımı, 1 milyar 155 milyon 89 bin 196 YTL'si öz gelir olmak üzere toplam 1 milyar 155 milyon 99 bin 197 YTL olarak tahmin edilmektedir. 2007 yılı için tahmin edilen ödeneğin 1 milyon 401 bin 295 YTL'lik kısmının net finansmandan karşılanması öngörülmüştür.

r Bu Kurumların 2008 yılı ödenek toplamı 488 milyon 212 bin 491 YTL olarak tahmin edilmektedir. 2008 yılı gelirleri ise; 10 bin 1 YTL'si Hazine yardımı, 1 milyar 210 milyon 360 bin 621 YTL'si öz gelir olmak üzere toplam 1 milyar 210 milyon 370 bin 622 YTL olarak tahmin edilmektedir. 2008 yılı için tahmin edilen ödeneğin 1 milyon 457 bin 339 YTL'lik kısmının net finansmandan karşılanması öngörülmüştür.

2. DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUM BÜTÇELERİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER

r Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Gerek TRT'de gerekse özel televizyonlarda "magazin", "televole", "şov" adı altında halkımıza sunulan programlarda, gerek görsel gerekse yapılan söylemlerde çok argo ifadeler kullanılmakta olduğu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun bu konularda önlemler alması gerektiği,

- Zamanında müracaat edip, tüm koşulları yerine getiren, hukuka uygun hareket eden yayın kuruluşlarına zaman geçirilmeden yayın izni verilmesi gerektiği, yayıncı kuruluşlara izin verilmekte geç kalındığı zaman, bu kuruluşların izinsiz şekilde yayın yapmak zorunda kaldığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun bu konudaki talepleri kısa sürede sonuçlandırmasının yararlı olacağı,

- TV yayınlarının kalitesiz olduğu, izlenme oranının artırılması uğruna, özellikle şiddeti, kavgayı, yasadışı olayları, mafyayı teşvik eden yayınlar yapıldığı, RTÜK'ün bu tür yayınlara  müdahale etmesi gerektiği,

- Yerel bazda yayın yapan kuruluşların üzerinde büyük malî yükler bulunduğu, radyo ve TV yayınları üzerinde yüzde 5 eğitime katkı payı, yüzde 5 RTÜK payı ve yüzde 18 de KDV olmak üzere toplam yüzde 28 oranında bir yük bulunduğu, bu yükün, yerel basın ve yayın kuruluşlarına çok ağır geldiği, bu nedenle, bir çok basın-yayın kuruluşunun kapanma aşamasına geldiği,

- TRT'nin son yıllarda taraflı yayın yaptığı, TRT'nin asli görevleri arasında yer alan, kültür ve sanata öncelik veren yayınlar yapmadığı, TRT yayınlarının da RTÜK tarafından denetlenmesi gerektiği,

- Radyo ve televizyon yayınlarında en büyük maliyet unsurlarından birisinin de enerji giderleri olduğu; yüzde 28'lik vergi yükü yanında, enerji yükü de dikkate alındığında yerel radyo ve televizyon kuruluşlarının kapanma noktasına geldiği,

- Türkiye'nin toplumsal değerleri dikkate alınarak radyo ve televizyon yayınlarının daha kaliteli bir düzeye çıkarılması gerektiği, bu konuda Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna önemli görevler düştüğü,

- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun ulusal yayınların sıhhatli bir şekilde izlenip, denetlenmesini ve  değerlendirilmesini sağlayacak arşivlendirme teknik altyapısına sahip olmadığı,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;

- Radyo ve televizyon yayınlarının, Anayasayla güvence altına alınmış olan haberleşme özgürlüğü çerçevesinde, kamu hizmeti anlayışından sapmadan, büyük fedakârlıklara, yüksek maliyetlere katlanılarak kamuoyuna sunulduğu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) bu yayınların Anayasa ve kanunlar çerçevesinde yerine getirilmesini sağlamakla görevli olduğu,

- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun giderlerinin özel radyo ve televizyon kuruluşlarınca elde edilen brüt reklam gelirlerinden kesilen yüzde 5'lik pay ve kanun gereğince radyo ve televizyonlara kanal ve frekans tahsisinden alınan yıllık kira bedellerinden karşılandığı,

- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun, giderlerini kurulduğundan beri kendi gelirleriyle karşıladığı, bütçeden herhangi bir ödenek talebinde bulunmadığı,

- Üst Kurulun 2005 yılı bütçesinin 90 milyon 648 bin 423 YTL olarak öngörüldüğü, 30 Eylül 2005 tarihi itibariyle gerçekleşen gelirlerinin toplamının 53 milyon 430 bin 859 YTL olduğu, 2004 yılından devreden 3 milyon 074 bin 859 YTL'nin, 2 milyon 970 milyon YTL'sinin genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Maliye Bakanlığına aktarıldığı, ayrıca, Eğitime Katkı Payı olarak yayın kuruluşlarından tahsil edilen 36 milyon 589 bin 922 YTL'ninde Maliye Bakanlığına aktarıldığı,

- Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu gelirlerinde yapılan değişiklik nedeniyle, Üst Kurulun elde ettiği reklam gelirlerinden Üst Kurul payının yüzde 15'inin bu Fona aktarıldığı, Eylül 2005 tarihi itibariyle elde edilen reklam gelirleri Üst Kurul payından 6 milyon 447 bin 575 YTL Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonuna aktarıldığı,

- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun 2006 yılı bütçesinin 100 milyon 767 bin 375 YTL olarak öngörüldüğü, 2006 yılı gelirlerinin ise, 65 milyon YTL'si reklam payı gelirleri, 20 milyon YTL'si kanal ve frekans yıllık kira bedeli, 5 milyon YTL'si faiz gelirleri, 3 milyon YTL'si idarî para cezaları, 3 milyon YTL'si gecikme zamları, 4 milyon 367 bin 375 YTL'si gelir fazlası ve 400 bin YTL'si  diğer faiz gelirlerinden olmak üzere 100 milyon 767 bin 375 YTL olarak öngörüldüğü,

- RTÜK'ün özel radyo ve televizyon yayıncılığının ülke ekonomisine, teknolojisine ve kültürüne katkılarının azamî düzeye çıkarılması, yayıncılık alanında yaşanan sorunların çözülmesi, çağdaş bir yayıncılık mevzuatının oluşturulması, halkımızın beklentileri doğrultusunda yayın kalitesinin yükseltilmesini amaçladığı,

- Ülkemizde 24 ulusal, 16 bölgesel ve 213 yerel olmak üzere toplam 253 televizyon kuruluşu; 36 ulusal, 102 bölgesel, 952 yerel olmak üzere toplam 1090 radyo kuruluşu bulunduğu, ayrıca çeşitli illerde, kablo üzerinden 66 kuruluşun televizyon yayını yapmakta olduğu,

- RTÜK'ün kuruluşundan itibaren süregelen problemlerden birinin de, ülkemizde yayın yapan tüm radyo ve televizyonların denetimi sorunu olduğu, bunun büyük ölçüde teknik alt yapının yetersizliği ile hukuksal boşluktan kaynaklandığı,

- 2006'nın başından itibaren televizyon yayınlarıyla ilgili frekans kullanım bedeli alınmaya başlanacağı,

- TRT'nin kendi içinde oluşturduğu bir kurul aracılığıyla yayınlarının denetimini sürdürmekte olduğu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun, TRT'nin genel müdür adaylarının seçim sürecinde yönetim kurulu üyelerinin belirlediği, personelle ilgili aldığı kararların Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun denetiminden geçtiği; TRT'nin 3984 sayılı Kanun kapsamında yer almadığı, bu nedenle TRT yayınlarına müdahale edilmesinin söz konusu olmadığı,

- Ülkemizde yayın yapan tüm radyo ve televizyonların denetimi sorununun çözümü amacıyla; sayısal kayıt arşiv ve analiz sisteminin kurulmasına yönelik projenin TÜBİTAK'la işbirliği içerisinde gerçekleştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiği; projenin uygulanmasıyla etkin bir denetim sistemi sağlanacağı,

- RTÜK'ün yayın izleme ve değerlendirme çalışmalarını eldeki imkânlar çerçevesinde titizlikle ve hassasiyetle sürdürdüğü,

- RTÜK'ün, programları, yayınlandıktan sonra ilgili yasa hükümlerine uygunluk açısından denetlediği, Üst Kurulun programlara yayından önce müdahale etme veya programları yayından kaldırma yetkisinin bulunmadığı,

- Radyo ve televizyon yayınlarının uzmanlarca titizlikle takip edilerek yasa hükümlerine aykırı yayınlar için rapor düzenlendiği, bu raporlar ve yayın kopyaları Üst Kurulca değerlendirilerek gerektiğinde, kanun hükümleri çerçevesinde kuruluşlara müeyyide uygulandığı ancak, yayınlarla ilgili ihlallere karşı etkin mücadele etme imkânının tam sağlanamadığı,

- Radyo ve Televizyon Üst Kurulu düzenleyici otorite fonksiyonunun da bir gereği olarak, yayıncılık alanında karşılaşılan sorunların çözümünde karşılıklı diyalog ve uzlaşma yollarını açık tutmayı görev edindiği,

- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş kanununda yapılacak yeni düzenlemeler ile tüm yayın kuruluşlarının kanun kapsamına alınmasının amaçlandığı, ayrıca, bu kanuni düzenlemeyle kamu yararına yönelik yayınların teşvik edilmesi amacıyla gerekirse bu tür yayınlar için kaynak aktarılmasına yönelik düzenlemeler öngörüldüğü,

- Ulusal, bölgesel ve yerel yayın kuruluşları arasında işbirliği imkânlarının artırılmasına yönelik çalışmaların  planlandığı, bu sayede özellikle yerel ve bölgesel yayınlardaki içerik ve teknik kalitenin yükseltilmesinin amaçlandığı,

- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun çeşitli ülkelerden uydu aracılığıyla iletilen kanun dışı yayınların engellenmesine yönelik çalışmalarının devam ettiği,

- Çocukların ve gençlerin zararlı yayınlardan korunmasına, bunların televizyon programları arasında bilinçli seçim yapmalarına, ana-babaların kitle iletişim araçlarının zararlı içeriklerinden küçükleri koruma çabalarında desteklenmelerine yönelik geliştirilen "Akıllı İşaretler" adlı koruyucu sembol sistemiyle ilgili çalışmalarda son aşamaya gelindiği, 2006 yılının ilk aylarından itibaren bu uygulamaya geçilmesinin planlandığı,

ifade edilmiştir.

r Telekomünikasyon Kurumu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- 2006 yılında 709 milyon 546 bin 062 YTL gelir elde edileceği, bu gelirin 137 milyon 909 bin 058 YTL tutarındaki %19'luk kısmının bütçe gideri olarak kullanılacağı, bakiye 571 milyon 637 bin 004 YTL  tutarındaki % 81'lik gelir fazlasının ise Hazineye aktarılmasının öngörüldüğü,

- 2006 yılı tahmini harcamalarının %42'sinin yatırım, %58'inin ise cari harcamalardan oluştuğu,

- 2000 yılında GSM firmalarının lisanslarının verilmesi, telekomünikasyon piyasalarının serbestleşmesine paralel olarak telekomünikasyon sektörünün düzenlenmesi amacıyla 5102 sayılı Kanunla kurulan Kurumun sektör düzenlemesi ve denetlemesiyle ilgili önemli görevleri ifa ettiği,

- Ses tekelinin özelleştirilmesiyle ortaya çıkan sektörle, uzak mesafe lisanslarının verilmesiyle, kaçak ve kolonlanmış telefonlarla, evrensel hizmet yükümlülükleriyle, elektronik imza düzenlemesi ve altyapının paylaşımıyla ilgili konularda yasal düzenleme yapılarak sektörün önündeki engellerin önemli ölçüde kaldırıldığı,

- Kırsal kesimde geniş bant internet hizmeti verilmesine yönelik olarak "wimax" denen telli sistem ile hızlı internetin ulaşamadığı engebeli arazilere internetin ulaşmasına yönelik çalışmaların yapıldığı, bu çalışma çerçevesinde 50 kilometrelik bir daire içerisinde çok yüksek hızla geniş internet hizmeti verebilen ve data naklini sağlayabilen sistemin denemelerinin yapıldığı, 2006'da bu hizmeti yürütecek kuruluşlara lisans verileceği,

- Türk Telekomun hisse devrinden önce Rekabet Kurumunun istekleri doğrultusunda kablo platformu ve uydu sisteminin ayrılması görüşü doğrultusunda uydu sisteminin TÜRKSAT AŞ'ye devrinin gerçekleştirildiği, ayrıca, kablo platformunun da TÜRKSAT bünyesinde altyapı iyileştirilmesi yapılmak suretiyle özelleştirileceği,

şeklinde görüş ve eleştiriler ifade edilmiştir.

r Rekabet Kurumu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Genel olarak düzenleyici ve denetleyici kurullarda üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, odaların ve borsaların temsil edilmesi gerektiği, bunun kurulların bağımsızlığını ve tarafsızlığını güçlendireceği,

- Düzenleyici ve denetleyici kurullarla ilgili kanun tasarısında, kurul üyelerinin Bakanlar Kurulu kararıyla atanması biçiminde bir düzenlemenin bulunduğu, bütün üst kurul üyelerinin Bakanlar Kurulu tarafından atanmasının doğru bir yaklaşım olmadığı,

- Düzenleyici ve denetleyici kurulların Bakanlar Kurulunun dahi sahip olmadığı yetkilerle donatılmasının Türk idari sistemine uygun düşmediği,

- Rekabet Kurumunun satın alma ve ihale sisteminin rekabet ve adalet ilkelerine uygun olmadığı, Kurumun İhale Yönetmeliğinin 20 nci maddesinde pazarlık usulüyle yapılabilecek işlerin oldukça geniş tutulduğu, aynı maddenin (g) bendinde ise her türlü alımın pazarlık usulüyle yapılabilmesine imkân tanındığı,

- Başbakanlık tasarruf genelgeleri ile yurtdışı görevlendirmelere önemli kısıtlamalar getirdiği, buna rağmen Kurumun bu genelgelere aykırı uygulamalarının bulunduğu,

- Özel tahsisli lüks konutların Kurul üyelerine lojman olarak kullandırıldığı, bu lojmanların elektrik, su, apartman, çevre aidatı ve benzeri bütün giderlerinin Kurum bütçesinden karşılanıyor olmasının kamu konutları mevzuatına aykırı olduğu,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;

- 2006 Malî Yılı bütçesinin 20 milyon 339 bin 449 YTL olarak öngörüldüğü, bunun 13 milyon 243 bin 423 YTL'sinin, yani yüzde 65'inin personel giderleri ile 4 milyon 307 bin 156 YTL'lik bölümü, yani, yüzde 21,3'lük kısmının mal ve hizmet alımlarını teşkil ettiği, 1 milyon 83 bin 650 YTL'lik, yani, yüzde 5,32'lik kısmın ise Emekli Sandığına ödeneceği,

- Rekabet Kurumunun, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun; rakiplerin kendi aralarındaki rekabeti ortadan kaldırmak amacıyla, fiyat anlaşmaları ya da pazar paylaşımları gibi, günlük dilde kartel anlaşmaları olarak adlandırılan, rakiplerin kendi aralarındaki rekabeti ortadan kaldıran anlaşmalar yapmasını yasaklayan hükmü çerçevesinde, çimento, gübre, basın, LPG, ulaştırma gibi birçok sektörde kartel soruşturmaları yapıldığı ve bu soruşturmaların sonucunda 4054 sayılı Kanunda belirtilen cezaî yaptırımların uygulandığı,

- Bugüne kadar yıllar itibariyle toplam 1270 dosya açıldığı ve bunun 1206'sının sonuçlandırıldığı, 2005 yılının ilk altı ayında 51 rekabet ihlalinin karara bağlandığı ve toplam 15 milyon 688 bin 674 YTL tutarında para cezası kesildiği, ayrıca 38 muafiyet-menfi tespit ve 61 birleşme devralma dosyasının görüşülüp karara bağlandığı,

- Özelleştirme çalışmalarının hız kazanmasına paralel olarak Rekabet Kurumunun özelleştirme sonucu ortaya çıkacak piyasa yapısının, rekabet karşıtı ve tekelci bir yapılanmaya yol açmaması için, özelleştirmenin hangi hususlar gözetilerek yapılması gerektiği konusunda ihaleleri düzenleyen kamu kuruluşlarına 4054 sayılı Kanunun verdiği yetki doğrultusunda görüş bildirdiği,

- Rekabet Kurulunun yönetiminin, Rekabet Kurulu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının, Yargıtay, Danıştay, Üniversitelerarası Kurul ile TOBB tarafından seçilen üyelerden oluştuğu, ayrıca Rekabet Kurulunca gösterilecek adayların en az yarısının Rekabet Kurulunun uzmanlık sıfatını kazanmış meslek personeli arasından seçilmesinin zorunlu olduğu ve bunlarda on yıllık iş tecrübesinin aranmakta olduğu,

- Devlet Denetleme Kurulu Raporunun 25.11.2002 tarihli olduğu, Raporda belirtilen aksaklıkların tamamının giderildiği, ayrıca lojmanların büyük bir kısmı ile araçlardan kullanılmayanların satıldığı; dolayısıyla, çift lojman kullanma, çift araç kullanma gibi durumların Kurumda yaşanmadığı,

- Kurumda ihalelerin, Devlet İhale Kurulunun koyduğu prensipler ve yasa çerçevesinde yapıldığı, ancak, alımlar ile lojman ve araba satışının Kurumun iç yönetmeliğine göre yapıldığı, bunda Devlet ihale mevzuatına aykırı bir durumun bulunmadığı,

 ifade edilmiştir.

r Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Enerjiyle kalkınmışlık, gelişmişlik arasında doğrudan bir bağ olduğu, enerji politikaları saptanırken, öncelikli olarak yerli kaynakların değerlendirilmesinin esas alınması, dışa bağımlılığın azaltılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, ucuz, temiz ve verimli enerji üretiminin sağlanmasının temel yaklaşım olarak benimsenmesi gerektiği, ancak, Türkiye'de bunun yapılmadığı,

- Hidrolik ve kömür kaynaklarımızın üçte birinin kullanılmadığı; jeotermal, rüzgâr ve güneş gibi temiz ve yenilenebilir kaynaklarından ise henüz tam olarak yararlanılamadığı, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için bu kaynakların tam olarak kullanılması gerektiği,

- Ulusal kaynakları dikkate almayan, verimlilik ve kaynak çeşitliliği ilkesini gözetmeyen ve ülkemizi başta doğalgaz olmak üzere, çok büyük ölçüde ve tehlikeli oranlarda dışa bağımlı kılan yanlış tercih ve politikalara son verilmesi gerektiği,

- Ülke sanayiinin önemli unsuru olan TÜPRAŞ'ı, Petkim'i, Erdemir'i, Tekeli, SEKA'YI, Seydişehir ve benzeri tesislerin satılmasının dışa bağımlılığı artırmak demek olduğu; zira enerjinin ekonomik bağımsızlığın en önemli unsuru olduğu, bu nedenle enerji politikalarının ulusal bir sorumlulukla  planlanması gerektiği,

- Türkiye'de çok büyük bir akaryakıt kaçakçılığı bulunduğu, çok daha farklı denetim yöntemlerini hayata geçirmek gerektiği ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun akaryakıt kaçakçılığını önleyecek politikalar geliştirmesinin Kurulun görevleri arasında yer aldığı,

- 2006 yılında Kurumun elektrik, doğalgaz, petrol ve LPG piyasalarından toplam 44 milyon YTL, iletim ek ücreti olarak 3 milyon 900 bin YTL ve Avrupa Birliğinden alınacak yardım ve bağışlar kaleminden 1 milyar 863 milyon YTL gelir elde edilmesinin öngörüldüğü; bu çerçevede 2006 yılı kurum bütçesinin toplam 67 milyon 427 bin 630 YTL olarak tahmin edildiği,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;

- Akaryakıt kaçakçılığının, ancak sıkı denetimle çözülebileceği, bu amaçla ilgili kuruluşlarla sınır ve gümrük denetiminin güçlendirilmesine yönelik olarak çalışmalar yapıldığı,

- Kurumun düzenlemek ve denetlemekle yükümlü olduğu elektrik, doğalgaz, petrol ve LPG piyasalarındaki bütün düzenlemelerin, şeffaflık ve katılım ilkeleri doğrultusunda, Avrupa Birliği direktiflerine uygun bir şekilde çıkarıldığı, bu hususun, AB Komisyonu tarafından hazırlanarak ülkemiz için düzenli olarak yayımlanan ilerleme raporunda da vurgulandığı,

- Elektrik piyasasına ilişkin olarak kurumca bugüne kadar 11 yönetmelik ve 13 tebliğ çıkarıldığı, Elektrik piyasasında faaliyet gösteren kuruluşlara, 31 Ekim 2005 tarihi itibariyle toplam 520 lisans verildiği,

- Üretim faaliyetinde lisans verilen kurulu güç toplamının yaklaşık 35 400 megavat olup, bunun 6 000 megavatının özel sektör kuruluşlarına ait olduğu,

- Doğalgaz piyasasında Avrupa Birliği müktesebatıyla uyum gözetilerek ikincil mevzuat kapsamında 8 adet yönetmelik ve 6 adet tebliğ çıkarıldığı,

 - 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile petrol piyasasının gözetim ve denetimi faaliyetlerinin düzenlenmesi görevinin de Kurula verildiği, Petrol Piyasası Kanunu çerçevesinde Kurulun 6 adet yönetmelik ve çok sayıda tebliğ hazırlayıp, yayımladığı,

- 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu çerçevesinde ithal edilen veya ülkemizde üretilen akaryakıtın kaynağını tespit etmek ve ülkeye hangi yollardan girdiğini izlemek amacıyla akaryakıt temini ve teslimiyle yükümlü yüklenici seçimine ilişkin ihalenin Kurul tarafından 11 Kasım 2005 tarihinde gerçekleştirildiği, bu uygulamayla çeşitli yollarla ülkemize kaçak olarak giren ve çok büyük oranda bir vergi kaybına yol açan akaryakıt girişinin önlenmesine çalışıldığı,

- Petrol piyasasında, İçişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Kurul arasında imzalanan bir protokol kapsamında, bütün Türkiye sathında gerekli denetim işlemlerinin yerine getirildiği, bu kapsamda yapılan denetimler çerçevesinde bugüne dek 1831 istasyonun mühürlendiği, bunlardan 741 adetinin başvurusu üzerine, gerekli hukukî prosedürün tamamlanması nedeniyle mühürlerin söküldüğü, 1 090 adet istasyonun ise faaliyetten men edildiği,

- Kurulun görev kapsamında olan LPG piyasasına yönelik ikincil düzenlemelerin tamamlandığı, lisans başvurularının alınmaya başlandığı ve 13 Mart 2005 tarihi itibariyle lisans işlemlerinin sona ereceği, petrol piyasasında olduğu gibi, 13 Mart 2006 tarihinden itibaren LPG piyasasında da denetim faaliyetlerine başlanacağı,

ifade edilmiştir.

r Sermaye Piyasası Kurulu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Kurulun 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik kriz sonrası Türk sermaye piyasasını yeniden yapılandıracak mevzuat çalışmasını yürüttüğü, bu çerçevede Türk ekonomisinin uluslararası rekabet gücünün yükselmesini sağlayacak hukuki ve teknolojik alt yapının kurulmaya çalışıldığı,

- Son beş yıl içinde uluslararası standartlara ve gelişmelere uyum sağlamak amacı ile 117 adet düzenleme yapıldığı,

- Avrupa Birliği direktifleri ve Sermaye Piyasası Kurulları Uluslararası Örgütü (IOSCO) prensiplerine uyum konusunda önemli mesafeler alındığı,

- Kamuoyunda mortgage olarak bilinen gayrimenkul finansmanına yönelik yeni bir sistemin kurulması çalışmalarının devam ettiği,

- Bağımsız denetim standartlarının, uluslararası kabul görmüş standartlara ve Avrupa Birliği mevzuatına uyumunu sağlamak amacıyla bağımsız denetim mevzuatının gözden geçirilerek gerekli değişikliklerin yapılması çalışmalarının devam ettiği,

- Sermaye piyasası mevzuatının Avrupa Birliği normları doğrultusunda değiştirilmesi amacıyla Sermaye Piyasası Taslağı hazırlandığı,

- 2006 yılı mali bütçesinin 41 milyon 985 bin YTL olarak öngörüldüğü ve bunun yaklaşık % 63.3'ünün personel ve sosyal güvenlik kurumuna devlet primi gideri, % 31.1'inin mal ve hizmet alımları, % 2.3'ünün cari transferler, % 3.3'ünün ise sermaye gideri olarak tahmin edildiği,

- Kurulun kısa ve orta vadedeki nakit ihtiyacı dikkate alınmadan, gelirlerinin bir kısmının Maliye Bakanlığı tarafından Hazineye aktarılmasının etkili nakit yönetimini engellediği ve bu sebeple Kurulun gelir fazlaları üzerinden Maliye Bakanlığına yapılacak ödemelerin tespitinde, Kurulun kısa ve orta vadedeki gelir ve gider projeksiyonlarının dikkate alınmasının yerinde olacağı,

şeklindeki görüş ve eleştiriler  ifade edilmiştir.

r Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- 2003 yılından itibaren sağlanan makroekonomik ve siyasi istikrarla desteklenen yeniden yapılandırma programının bankacılık sektöründe gözle görülür bir değişime yol açtığı,

- Türk bankacılık sektörünün büyüme trendine girdiği ve asıl işlevi olan reel kesimin finansmanına geri döndüğü,

- Bankaların kredi kartları için uyguladıkları faizin oldukça fazla olduğu, bu sebeple pek çok kişinin icra takibine maruz kaldığı, bu soruna bir an evvel çözüm bulunması gerektiği,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;

- Finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasının yanı sıra, bankacılık sektörünü uluslararası standartlara taşımak gibi işlevleri üstlenen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) 31 Ağustos 2000 tarihinde faaliyete geçtiği,

- Bankalarda etkin iç kontrol ve risk yönetimi sistemlerinin kurulmasına dönük mevzuat altyapısının oluşturulduğu, piyasa riskleri sermaye yeterliliğinin hesabına dahil edildiği, kurumsal yönetişimi iyileştirici ve şeffaflığı artırıcı uluslararası muhasebe standartlarının benimsendiği,

- BDDK'nın ilgili mevzuat uyarınca, gelir fazlası olarak Genel Bütçeye 2003 yılında 70 trilyon TL, 2004 yılında 90,4 trilyon TL ve  2005 yılında ise 37 milyon 244 bin YTL aktardığı,

- BDDK'nın 2006 yılı bütçe giderinin 85 milyon 520 bin YTL olduğu, katılım payı gelirlerinin 78 milyon 455 bin YTL, diğer gelirlerin (faiz gibi) 7 milyon 065 bin YTL olacağı ve 2006 yılında 85 milyon 520 bin YTL gider tahmin edildiği,

- BDDK'nın giderlerinin tamamının gelirleriyle karşılanacağı, genel bütçeden herhangi bir yardım mahiyetinde aktarma yapılmayacağı ve gelir fazlasının genel bütçeye aktarılacağı,

- Kartlarla ilgili gelişmelerin BDDK tarafından yakından izlendiği, bankalarda açık pozisyon olmadığı, reel sektörde faaliyet gösteren şirketlerde açık pozisyon olduğu,

ifade edilmiştir.

r Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- Kurumun kuruluş kanununun teşkilatla ilgili maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, bu alanda yasal boşluğun oluşmaması için kanuni düzenlemenin biran önce çıkarılması gerektiği,

- Ülkemizde kaliteli tütün üretilmesine rağmen tütün ithalatının giderek arttığı, anason üreticilerinin fiyat konusunda büyük sorun yaşadığı,

- Alkol piyasasıyla ilgili bazı yetkilerin Tarım Bakanlığına verilmesinin doğru olmadığı,

- Tütün mamulleri ve alkollü içkilerin, dolaylı vergi oranlarının yüksekliği nedeniyle, sahte olarak üretilerek piyasaya sürüldüğü, bunun halkın sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiği gibi kamu gelirleri açısından da büyük kayıplara yol açtığı; Kurumun bu konuda ciddi bir takip ve denetim mekanizması kurması gerektiği,

- Tokat Sigara Fabrikasına ihale yoluyla alınan makinelerin,  şartnamedeki yeni olma koşulunu taşımadığı gerekçesiyle Tütün Üst Kurulu raporuyla yapılan tespit neticesinde, olayın yargıya intikal ettiği, bu konudaki son gelişmeler hakkında bilgi verilmesinin yararlı olacağı,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;

- Kurumun düzenleme alanının uzun süre devlet tekelinde kaldığı ancak tüm gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara  paralel olarak Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumunun oluşturulduğu, Kurumun 2002 Temmuz ayında faaliyete geçtiği ve henüz teşkilatını tamamlayamadığı,

- 2006 yılı bütçe giderinin 28 milyon 44 bin 219 YTL ve gelirinin ise 43 milyon 400 bin 712 YTL  olarak öngörüldüğü,

- Kurumun faaliyetlerine ilişkin ikincil yasal düzenlemelerin tamamlanamadığı, bunun 2006 yılı içinde tamamlanmasının planlandığı,

- Tokat Sigara Fabrikasıyla ilgili hukuki sürecin devam ettiği, mahkeme neticesinde bir usulsüzlük tespit edilmesi halinde gereğinin yapılacağı,

ifade edilmiştir.

r Kamu İhale Kurumu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;

- İhale sürecinin uzun olmasından kaynaklanan şikayetlerin oldukça fazla olduğu, özellikle yapım ihaleleriyle ilgili ödeneklerin serbest bırakılması ve bazı hazırlıkların Kurumun onayından geçmesinin uzun zaman aldığı, bu nedenle, ihale süreçlerinin gözden geçirilmesi gerektiği,

- Kamu ihalelerinin tamamının kamu ihale bülteninde yayınlanmasının yeterli olduğu, ayrıca tekrar Resmi Gazetede yayınlanması mecburiyetine gerek olmadığı,

şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;  

- Kamu İhale Kurumunun ilgili mevzuatı uyarınca 2006 yılında elde edeceği gelirin 59.1 milyon YTL olarak tahmin edildiği, elde edilen gelirin 2006 yılında 58.1 YTL'nin kurum giderleri için harcanacağı, geriye kalan tutarın ise gelir fazlası olarak Hazineye aktarılacağı,

- Kamu İhale Kurumunun 2006 yılı bütçesinde öngörülen harcama tutarının 59 milyon 148 bin 560 YTL olduğu, bu tutarın 11 milyon 040 bin 540 YTL'sinin personel, 676 bin 900 YTL'sinin sosyal güvenlik prim katkısı, 34 milyon 636 bin 120 YTL'sinin mal ve hizmet alımları, 2 milyon 352 bin YTL'sinin cari transferler ve 10 milyon 443 bin YTL'nin sermaye gideri olarak ayrıldığı,

-  2005 yılında ilk altı aylık döneminde 16 milyon 895 bin 706 YTL'nin genel bütçeye gelir olarak aktarıldığı,

- Kamu İhale Kurumu tarafından 2005 yılının ilk on ayında 2 bin 193 adet şikayetin incelenerek sonuçlandırıldığı ve 32 bin 177 adet ihale ilanın yayımlandığı, 3 bin 928 adet elektronik, 2 bin 469 adet ise basılı bülten abonesi yapıldığı ve bu işlemlerden ilk on ayda toplam 33 milyon 508 bin 239,50 YTL gelir elde edildiği,

ifade edilmiştir.

3. DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUM BÜTÇELERİNİN GELİR, GİDER VE FİNANSMAN CETVELLERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

r Radyo ve Televizyon Üst Kurulu

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bütçesine ekli Merkez ve Taşra Teşkilatı Kadrolarını gösteren Cetvelin merkez teşkilâtı kadrolarını gösteren bölümdeki kadroların toplamından 91 adet düşülerek, 2005 yılındaki merkezde 530 ve taşrada 130 olmak üzere toplam 666 adet kadronun muhafaza edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda merkez teşkilatı kadrolarını gösteren bölümdeki çeşitli derece, sınıf ve unvanlı kadrolarda bulunan 91 adet kadro ekli cetvelden çıkarılmıştır.

r Telekomünikasyon Kurumu

Telekomünikasyon Kurumunun gider bütçesinin, 5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralel olarak; üst kurulların tahsil ettikleri gelirlerden genel bütçeye aktardıkları tutarların, bir yandan üst kurulların gelir toplamına dahil edilerek (B) Gelir Cetveline, bir yandan da (A) Ödenek Cetvelinin cari transferlerine dahil edilmesi amacıyla, (42.02.00.13-04.6.0.00-3-05.8) tertibine 571 milyon 637 bin 4 YTL ödenek eklenmiştir. 

Genel bütçeli kurumlar dışında kalan özel ve düzenleyici ve denetleyici kurumların almış oldukları Hazine yardımları tutarının karşılığının, bağlı veya ilgili bulundukları bakanlık bütçelerinde "Cari Transferler" içinde ödenek olarak yer alması gerekmektedir. Ancak Telekomünikasyon Kurumunun gelir cetvelinde yer alan 10.000 YTL. tutarındaki Hazine yardımı karşılığı Ulaştırma Bakanlığı bütçesinde yer almamıştır. Ayrıca Kurumun gelirleri, giderlerini karşılamaya yeterli olup, Hazine yardımına ihtiyacı bulunmamaktadır. Bu nedenle, bütçe dengesinin sağlanması amacıyla, 10.000 YTL tutar, Kurumun (B) Gelir Cetvelinde yer alan (4.2.1.2.) "Hazine Yardımları" tertibinden düşülerek, (2.6.1.9) Öz Gelir tertibine eklenmiştir.

Kurumun nakit varlıkları arasında yer alan 132 milyon 909 bin 58 YTL'lik tutar, Finansman Cetvelinin (3.2.1.1) kaleminde yer alması gerekirken, sehven net finansman kaleminde gösterilmiştir. Bu hatanın düzeltilmesi amacıyla, Finansman cetvelinin (5.0.0.0) net finansman tertibinde yer alan 132 milyon 909 bin 58 YTL'lik tutar düşülerek,  (3.2.1.1) "Türk Lirası Cinsinden Banka Hesapları" kalemine eklenmiştir.

r Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun gider bütçesinin, 5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralel olarak; üst kurulların tahsil ettikleri gelirlerden genel bütçeye aktardıkları tutarların, bir yandan üst kurulların gelir toplamına dahil edilerek (B) Gelir Cetveline, bir yandan da (A) Ödenek Cetvelinin cari transferlerine dahil edilmesi amacıyla, (42.05.00.04-04.3.9.00-3-05.8) tertibine 5 milyon YTL ödenek ve bütçe dengesi sağlanması amacıyla aynı tutar (B) Gelir Cetvelinin (02.1.4.11) tertibine eklenmiştir.

r Rekabet Kurumu

Rekabet Kurumu gider bütçesinin, 5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralellik sağlanması amacıyla  diğer düzenleyici ve denetleyici kurumların bütçelerinde yapılan değişiklik doğrultusunda, (A) Ödenek Cetvelinin (42.07.00.04-01.3.9.00-3-05.8) tertibine 1 milyon YTL ödenek ve bütçe dengesi sağlanması amacıyla aynı tutar (B) Gelir Cetvelinin (02.1.4.90) tertibine eklenmiştir.

r Sermaye Piyasası Kurulu

Sermaye Piyasası Kurulu gider bütçesinin, 5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralellik sağlanması amacıyla diğer düzenleyici ve denetleyici kurumların bütçelerinde yapılan değişiklik doğrultusunda, (A) Ödenek Cetvelinin (42.3.00.04-01.3.9.00-3-05.8) tertibine 500 bin YTL ödenek ve bütçe dengesi sağlanması amacıyla aynı tutar (B) Gelir Cetvelinin (02.1.4.08) tertibine eklenmiştir.

r Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu

Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu gider bütçesinin, 5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralellik sağlanması amacıyla diğer düzenleyici ve denetleyici kurumların bütçelerinde yapılan değişiklik doğrultusunda, (A) Ödenek Cetvelinin (42.09.00.04-01.3.9.00-3-05.8) tertibine, bütçe dengesi sağlanması amacıyla 15 milyon 356 bin 493 YTL ödenek eklenmiştir.

r Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu

Kurumun nakit varlıkları arasında yer alan 5 milyon YTL'lik tutar, sehven 2006 Yılı Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Gelir ve Finansman Tablosunun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu bölümünde yer almamıştır. Bu teknik aksaklığın giderilmesi amacıyla, Komisyonumuzda Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamında yer alan özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumlar bütçelerine ekli (F) işaretli Finansman Cetvelinde, bu Cetvelin 2006 yılı bütçesinde ilk defa uygulanıyor olmasından kaynaklanan teknik aksaklıkların düzeltilmesi amacıyla Başkanlık Divanına verilen genel yetki doğrultusunda, aynı tutar, Finansman Cetvelinin (3.2.1.1) "Türk Lirası Cinsinden Banka Hesapları" tertibine yazılmıştır.

r Kamu İhale Kurumu

Kamu İhale Kurumu gider bütçesinin, 5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralellik sağlanması amacıyla diğer düzenleyici ve denetleyici kurumların bütçelerinde yapılan değişiklik doğrultusunda, (A) Ödenek Cetvelinin (42.06.00.04-04.1.1.00-3-05.8) tertibine 17 milyon YTL ödenek eklenmesi, aynı Cetvelinin (42.06.00.04-04.1.1.00-3-05.2) tertibinden 1 milyon 60 bin YTL düşülmüştür. Böylece, Kamu İhale Kurumu gider bütçesinde net 15 milyon 940 bin YTL ödenek artışı olmuştur. Bütçe dengesinin sağlanması amacıyla 15 milyon 940 bin YTL tutar (B) Gelir Cetvelinin (02.1.5.06) tertibine eklenmiştir.

Genel bütçeli kurumlar dışında kalan özel ve düzenleyici ve denetleyici kurumların almış oldukları Hazine yardımları tutarının karşılığının, bağlı veya ilgili bulundukları bakanlık bütçelerinde "Cari Transferler" içinde ödenek olarak yer alması gerekmektedir. Ancak, Kamu İhale Kurumu gelir cetvelinde yer alan 1 YTL tutarındaki Hazine yardımı karşılığı Maliye Bakanlığı bütçesinde yer almamıştır. Ayrıca Kurumun gelirleri, giderlerini karşılamaya yeterli olup, Hazine yardımına ihtiyacı bulunmamaktadır. Bu nedenle, dengenin sağlanması amacıyla, 1 YTL tutar, Kurumun (B) Gelir Cetvelinde yer alan (4.2.1.02.) "Hazine Yardımları" tertibinden düşülerek, (02.3.2.09) öz gelir tertibine eklenmiştir.

r Şeker Kurumu

5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı listede yer alan Şeker Kurumu, bütçe teklifini zamanında Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuş, ancak 5018 sayılı Kanunda ve bu Kanuna ekli listelerde değişiklikler öngören 30.11.2005 tarihli ve 5433 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Şeker Kurumunun Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamından çıkarılması nedeniyle, sözkonusu Kurumun bütçesi 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısında yer almamıştır.

V. TASARININ MADDELERİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER

r Maddeler üzerinde yapılan görüşmeler sonucunda, 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının;

- Giderlere ilişkin 1 inci maddesi; genel bütçeli kuruluşların ödenek toplamına ilişkin (a) bendinde yer alan ödenek tutarının, Ulaştırma Bakanlığı bütçesine eklenen ödenek nedeniyle 170.156.782.052 YTL olarak; düzenleyici ve denetleyici kurum bütçelerinin ödenek toplamına ilişkin (c) bendinde yer alan ödenek tutarının, yeni bütçe sistemi çerçevesinde bu kuruluşların gelir fazlalarının, denkliğin sağlanması amacıyla aynı zamanda ödenek cetvellerine eklenmesi nedeniyle 1.150.574.838 YTL olarak değiştirilmesi suretiyle,

- Gelirlere ve Finansmana ilişkin 2 nci maddesi; (a) fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan gelir tahmininin, düzenleyici ve denetleyici kurumların gelir tahminlerinde yapılan artış nedeniyle 1.149.074.838 YTL olarak değiştirilmesi ve bu kuruluşlar giderlerini öz gelirleriyle karşılayabildiklerinden, 10.001 YTL'lik Hazine yardımının gelirlerinden düşülmesi suretiyle,

- 3 üncü ve 4 üncü maddeleri aynen,

- Bağlı cetvellere ilişkin 5 inci maddesi; bağlı (A) işaretli cetvelin kurum ve kuruluşların ödenek cetvellerinde yapılan değişiklikler doğrultusunda yeniden düzenlenmesi; bazı ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin esasları belirleyen (E) işaretli cetvelin, 19 uncu sırasında yer alan  "ve sivil toplum örgütlerinin araştırma projelerini" ifadesinin, mahalli idarelerin araştırma projelerinin de desteklenmesi amacıyla "sivil toplum örgütleri ve mahalli idarelerin araştırma-geliştirme projelerini" şeklinde, 59 uncu sırasında yer alan düzenlemenin, SSK ve BAĞ-KUR'un finansman sıkıntıları nedeniyle 1994 ve 1996 yılları bütçe kanunları uyarınca kendilerine ikrazen verilen Özel Tertip Devlet Tahvilleriyle ilgili hesapların kapatılmasını teminen  değiştirilmesi, ayrıca, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ve 24.08.2005 tarihinde imzalanan Hisse Satış Sözleşmesi çerçevesinde Türk Telekomünikasyon A.Ş. personeline yapılacak ödemeler için Hazine Müsteşarlığı bütçesinde yeni bir harcama kalemi açılmasını ve bu ödemelerin usul ve esaslarının Bakanlar Kurulunca belirlenmesini öngören bir düzenlemenin 64 sıra numarasıyla söz konusu cetvele eklenmesi; Harcırah Kanununun 33 ve 50 nci maddeleri uyarınca verilecek gündelik ve tazminat miktarlarını gösteren ( H ) işaretli cetvelin, "Yurt İçinde Verilecek Gündelikler (I/A-b)" bölümüne, Sahil Güvenlik Komutanlığının  Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilatı içerisinde yer alan bir "Komutanlık" olması göz önüne alınarak  "Jandarma Genel Komutanı" ifadesinden sonra gelmek üzere, "Sahil Güvenlik Komutanı" ifadesinin eklenmesi; bütçe kanunlarında gösterilmesi gereken parasal sınırlara ilişkin  (İ) işaretli cetvelin (a) fıkrasına, TÜBİTAK tarafından yürütülen veya desteklenen bazı projeler ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün düzenlediği spor müsabakaları için belirlenen avans limitlerinin yetersiz olması nedeniyle, bu kuruluşlar için ayrı bir avans limitinin belirlenmesi amacıyla ( j ) bendinin eklenmesi, harcamalarda tasarruf  ve etkinliğin sağlanması amacıyla, belirlenen limiti aşan kredi şeklindeki ön ödemelerde Maliye Bakanlığından izin alınmasına ilişkin bir düzenlemenin ( k ) bendi olarak eklenmesi; ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerini gösteren ( K ) işaretli cetvelin, "III. Fazla Çalışma Ücreti" başlıklı bölümünün (A) fıkrasının (2) numaralı bendinin (g) alt bendinde yer alan "çalışan ve havaalanlarında havacılık amaçlı rasat hizmeti yürüten" ibaresinin, havacılık amaçlı meteorolojik ürün elde edilmesinde görev yapan ve fiilen fazla mesai yapan personele de fazla mesai ücreti ödenebilmesini teminen "havacılık amaçlı meteorolojik ürün elde edilmesini sağlayan yer ve yüksek atmosfer gözlem istasyonlarında çalışan" olarak, "VI. Diğer Ödemeler" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yer alan  ve açıköğretim sınav hizmetlerinde görevlendirilen personele yapılacak ödemeye ilişkin "2000" gösterge rakamının ise "2500" olarak değiştirilmesi; 2006 yılında edinilecek taşıtlara ilişkin ( T ) işaretli cetvelin, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine ait kısmına,  hibe yoluyla edinilmek üzere çeşitli cinsten  55 adet; özel bütçeli idarelere ait kısmına, yine çoğunluğu hibe yoluyla edinilmek üzere çeşitli cinsten 120 adet, toplamda ise 175 adet taşıtın ilave edilmesi; ayrıca, madde metninde sehven (m) bendi olarak düzenlenmiş olan bendin (l) bendi olarak düzenlenmesi suretiyle,

- 6, 7, 8, 9 ve 10 uncu maddeleri aynen,

- 11 inci maddesi; (e) fıkrasının, yıl içinde sağlanacak ilave gelirlerden kamu idarelerinin cari ve yatırım gideri nitelikli ilave ihtiyaçlarının ve Destekleme Fiyat İstikrar Fonunun ihtiyaçlarının karşılanabilmesini teminen yeniden düzenlenmesi suretiyle,

- 12, 13 ve 14 üncü maddeleri aynen,

- 15 inci maddesi; (b) fıkrasının son bendinin başına, TÜBİTAK tarafından desteklenecek yeni projelerin bütçelenmesine ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca belirlenebilmesini teminen "TÜBİTAK ve" ibaresinin eklenmesi ve madde başlığının "TÜBİTAK ve yükseköğretim kurumları ile ilgili işlemler" şeklinde değiştirilmesi suretiyle,

 - 16 ncı maddesi; 5217 sayılı Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile tasfiye edilen fonların gelirlerinden özel gelir ve bütçe geliri kaydedilenlere ilişkin gerekli düzenlemeler yapılmış bulunduğundan, mükerrer düzenlemeyi önlemek amacıyla (a) fıkrasının son bendinin madde metninden çıkarılması; 1995 ve 1996 yılları bütçe kanunları uyarınca Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonuna ikrazen ihraç edilerek, Fonun tüzel kişiliğinin olmaması nedeniyle Hazine hesaplarına yatırılan, ancak  Fon gelirlerinin yatırıldığı hesapla  Özel Tertip Devlet  Tahvilleri hesabının  farklı olması  nedeniyle mahsubu yapılamamış olan Özel Tertip Devlet  Tahvillerine ilişkin hesabın kapatılabilmesi amacıyla, gerekli işlemlerin yapılması konusunda Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakan ile Maliye Bakanına yetki veren bir düzenlemenin (a) fıkrasının sonuna eklenmesi suretiyle,

- 17, 18, 19 ve 20 nci maddeleri aynen,

- 21 inci maddesi; ihracata sağlanan desteğin artırılması amacıyla, T. Eximbank A.Ş.'nin politik risk kapsamında kullandırdığı kredilerin geri dönüşlerinin ve Bankanın faaliyet kârından Hazineye terettüp eden temettü tutarlarının, bankanın sermayesine mahsup edilmesine ilişkin işlemlerin yapılması hususunda Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakan ile Maliye Bakanına yetki veren bir düzenlemenin ikinci fıkra olarak eklenmesi suretiyle,

- 22 nci maddesi aynen,

- 23 üncü maddesi; (a) fıkrasının beşinci paragrafında yer alan "ve bu kurumların boş memur kadrolarına 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre açıktan vekil atanması" ifadesinin, 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununda  da yer alan benzer bir hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması dikkate alınarak çıkarılması suretiyle,

- 24 ve 25 inci maddeleri aynen,

- 26 ncı maddesi, 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununda  da yer alan benzer bir hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olunması nedeniyle metinden çıkarılarak,

- 27 ve 28 inci maddeleri, madde numaralarının teselsül ettirilmesi nedeniyle 26 ve 27 nci maddeler olarak aynen,

- 29 uncu maddesi, sözkonusu düzenlemenin ilgili mevzuatında yapılmasının daha uygun bulunması nedeniyle metinden çıkarılarak,

- 30 uncu maddesi; vakıf, dernek ve kamu gelirlerinden pay verilen kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının denetimine ilişkin hususların, ilgili mevzuatında yer alması gerektiğinden hareketle metinden çıkarılarak,

- 31 inci maddesi, 28 inci madde olarak aynen,

- 32 nci maddesi; birinci cümlesinde sehven "Genel Müdürlük" olarak geçen ibarenin "Başkanlık", ikinci cümlesinde "Sosyal Sigortalar Kurumu" olarak geçen ibarenin, "Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı" şeklinde düzeltilmesi ve madde numarasının 29 olarak teselsül ettirilmesi suretiyle,

- 33 ve 34 üncü maddeleri, 30 ve 31 inci maddeler olarak aynen,

- 35 inci maddesi; (a) fıkrasının (7) numaralı bendinin, ilgili mevzuatında düzenlenmesi daha uygun olacağından metinden çıkarılması ve bent numaralarının teselsül ettirilmesi; ayrıca fıkraya, 21.4.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun, T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün dış finansman yoluyla sağladığı kredilerin bütçe kanunları ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde kullandırılmasını düzenleyen geçici 2 nci  maddesinin, 2006 yılında uygulanmayacağını öngören bir düzenlemenin yeni (8) numaralı bent olarak eklenmesi; (d) fıkrasının, benzer bir düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması dikkate alınarak metinden çıkarılması; (h) ve (i) fıkralarının, bütçe kanunu yerine ilgili mevzuatında düzenlenmesinin  daha uygun olacağı anlaşıldığından metinden çıkarılması; 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun geçici 171 inci maddesi uyarınca her yıl Bakanlar Kurulu Kararı ile Emekli Sandığı personeline ödenen fazla çalışma ücretine ilişkin olarak, fazla çalışmanın süresi, ücreti ve diğer hususların Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca belirlenmesini öngören bir düzenlemenin yeni (j) fıkrası olarak; 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununun 15 inci maddesinin (a) bendi uyarınca İl Özel İdarelerinin üyesi oldukları mahalli idare birliklerine katılma paylarının, bu idarelerin bütçelerinin binde ikisini aşamayacağına dair bir düzenlemenin yeni (k) fıkrası olarak; 10.11.2005 tarihli ve 5431 sayılı Kanunla özel bütçeli kuruluş haline getirilen Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün  yapılanması ve bütçesinin oluşturulması 2006 yılı içerisinde tamamlanabileceğinden, bu işlemler tamamlanıncaya kadar yapılması gereken harcamaların, Ulaştırma Bakanlığı bütçesinde söz konusu Genel Müdürlük için ayrılan ödenekten yapılabilmesini öngören bir düzenlemenin yeni (l) fıkrası olarak;   Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girdiği 12.10.2004 tarihinden önce inşaat ruhsatı alınmış ve yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara; yol, su, telefon, kanalizasyon, doğalgaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kazanılmış hak teşkil etmemek kaydıyla, kullanma izni alınıncaya kadar geçici olarak su ve elektrik bağlanabilmesine imkan veren bir düzenlemenin (m) fıkrası olarak eklenmesi suretiyle, 32 nci madde olarak,

- Yürürlük ve yürütmeye ilişkin 36 ve 37 nci maddeleri ise, 33 ve 34 üncü maddeler olarak aynen,

 kabul edilmiştir.

r Ayrıca;

- Merkezi Yönetim kapsamında yer alan genel bütçeli, özel bütçeli ve düzenleyici ve denetleyici kurumların 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin ödenek ve gelir mukayeseleri, TABLO -1'de,

- Genel Bütçeli idarelerin, özel bütçeli idarelerin ve düzenleyici ve denetleyici kurumların ödeneklerinde Komisyonumuzca yapılan ekleme ve kesintiler, TABLO - 2'de,

-  Genel Bütçeli idarelerin, özel bütçeli idarelerin ve düzenleyici ve denetleyici kurumların ödeneklerinin fonksiyonel dağılımı, TABLO - 3'de,

- Genel Bütçeli idarelerin, özel bütçeli idarelerin ve düzenleyici ve denetleyici kurumların ödeneklerinin ekonomik dağılımı, TABLO - 4'de,

- 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi, TABLO - 5'de,

- Genel Bütçeli idarelerin, özel bütçeli idarelerin ve düzenleyici ve denetleyici kurumların 2005 yılı başlangıç ödenekleri ile 2006-2008 dönemi bütçe teklifleri ve artış oranları, TABLO - 6'da,

gösterilmiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere, Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.

 

 

Başkan

Başkanvekili

Sözcü

 

Sait Açba

M. Altan Karapaşaoğlu

Sabahattin Yıldız

 

Afyonkarahisar

Bursa

Muş

 

Kâtip

Üye

Üye

 

Mehmet Sekmen

Halil Aydoğan

Mehmet Zekai Özcan

 

İstanbul

Afyonkarahisar

Ankara

 

Üye

Üye

Üye

 

M. Mesut Özakcan

A. Kemal Deveciler

Ali Osman Sali

 

Aydın

Balıkesir

Balıkesir

 

(Ayrışık oy yazımız ektedir)

(Ayrışık oy ektedir)

 

 

Üye

Üye

Üye

 

Ahmet İnal

Osman Nuri Filiz

Muhsin Koçyiğit

 

Batman

Denizli

Diyarbakır

 

Üye

Üye

Üye

 

Alaattin Büyükkaya

A. Kemal Kumkumoğlu

Birgen Keleş

 

İstanbul

İstanbul

İstanbul

 

 

(Ayrışık oy yazım ektedir)

(Karşı oy yazım ektedir)

 

Üye

Üye

Üye

 

Emin Şirin

Kemal Kılıçdaroğlu

M. Mustafa Açıkalın

 

İstanbul

İstanbul

İstanbul

 

(İmzada bulunamadı)

(Ayrışık oy ektedir)

 

 

Üye

Üye

Üye

 

Bülent Baratalı

Fazıl Karaman

Y. Selahattin Beyribey

 

İzmir

İzmir

Kars

 

(Ayrışık oy yazım ektedir)

 

 

 

Üye

Üye

Üye

 

Mustafa Elitaş

Taner Yıldız

Mikail Arslan

 

Kayseri

Kayseri

Kırşehir

 

Üye

Üye

Üye

 

Muzaffer Baştopçu

Hasan Fehmi Kinay

Mustafa Özyürek

 

Kocaeli

Kütahya

Mersin

 

 

 

(Ayrışık oyum var)

 

Üye

Üye

Üye

 

Gürol Ergin

O. Seyfi Terzibaşıoğlu

Osman Seyfi

 

Muğla

Muğla

Nevşehir

 

(Karşı oy ektedir)

 

 

 

Üye

Üye

Üye

 

Cemal Uysal

Kazım Türkmen

İmdat Sütlüoğlu

 

Ordu

Ordu

Rize

 

 

(Ayrışık oy ektedir)

 

 

Üye

Üye

Üye

 

Musa Uzunkaya

Sabahattin Cevheri

Enis Tütüncü

 

Samsun

Şanlıurfa

Tekirdağ

 

 

 

(Ayrışık oy yazısı ektedir)

 

Üye

Üye

 

 

M. Ergun Dağcıoğlu

M. Akif Hamzaçebi

 

 

Tokat

Trabzon

 

 

 

(Ayrışık oy yazısı ektedir)

 


AYRIŞIK OY

2006 yılı bütçesi temel hükümleri 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre hazırlanmış olan ilk bütçedir. Bu nedenle Tasarının adı “Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı”dır. Ancak Anayasanın yeni bütçe sistemine ilişkin değişiklik hükümleri Bütçe Tasarısı TBMM’ne sevkedilip Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesine başlanmasından sonra yürürlüğe girdiği için bütçe tasarısının hazırlık ve görüşmelerinin Anayasa’ya uyum sorunu vardır. Ayrıca 5018 sayılı Kanunla TBMM’nin bütçe hakkı olabildiğince genişletilip güçlendirilmiş iken yine bütçe kanun tasarısının görüşmeleri sırasında bu Kanun da değiştirilerek başta TRT, Toplu Konut İdaresi ve TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) gibi kurumlar olmak üzere bazı kurumlar Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun kapsamı dışında bırakılmak suretiyle kamu kaynakları ve hizmetlerinin bir bölümü parlamento denetimi dışında bırakılmıştır. Bu ise daha başlangıçta 5018 sayılı Kanunla ulaşılmak istenen sistemden ciddi bir geri dönüş anlamındadır.

2006 yılı bütçesi AKP Hükümetlerinin IMF destekli olarak yıllık bazda hazırladığı dördüncü bütçedir. Bütçenin özellikleri şunlardır:

1. Bütçenin arka planında yer alan bazı makro ekonomik varsayımlar önceki bütçelerde de olduğu gibi birbiriyle tutarlı değildir. Örneğin ithalat rakamları 2003, 2004 ve 2005 yılı bütçelerine ilişkin olarak bastırılmış bir şekilde planlanmış ve bunun sonucunda dış ticaret açığı ve cari açık rakamlarında büyük sapmalar meydana gelmiştir. Söz konusu yıllarda cari açık gerçekleşmeleri hedefe kıyasla yüzde yüzü aşan oranlarda sapma göstermiştir. 2006 yılı bütçesi de aynı tutarsızlıklar üzerine kurulmuştur. Bu programın en zayıf yanı cari açıktır.

2. Ekonomide yaratılan gelirlerin yeniden dağıtımının en önemli aracı bütçedir. Bütçeye bu açıdan baktığımızda GSMH’nin yüzde 6.5’i gibi yüksek bir orana odaklanmış olması nedeniyle bütçenin daha adil bir gelir dağılımı sağlamak gibi bir hedefinin olmadığı açıktır.

Bu çerçevede transfer harcamaları tarımsal destekleme, emekli maaşları, sosyal koruma harcamaları), personel harcamaları gibi harcamalarda reel olarak bir artış olmadığı gibi bir kısmında düşüş de vardır. Toplumun transfere ve desteğe muhtaç kesimlerine bütçeden ayırlan paylarda artış olmazken çalışanlar, emekliler, esnaf gibi toplum kesimlerine ekonomik büyümeden hiçbir pay verilmezken, çalışanların vergi yükünde bir hafifletme düşünülmezken 2006 yılında sermaye gelirlerinin vergi yükünde ciddi bir indirim düşünülebilmektedir.

3. AKP iktidarları döneminde eğitim ve sağlık harcamalarında reel olarak düşüş yaşanmıştır. 2006 yılı bütçesinde de bu eğilimin devam edeceği anlaşılmaktadır. Eğitim ve sağlık harcamalarından vazgeçmek, bunlardan tasarruf etmeyi düşünmek uzun dönemde sürdürülebilir büyümeden vazgeçmek demektir. Çünkü bu harcamalar büyümeyi olumlu yönde etkileyen harcamalardır. Eğitim harcamalarının düzeyinin reel olarak düşmesi sonucunda DPT rakamlarına göre AKP döneminde okullaşma oranında düşüş yaşanmıştır. Bu durum uzun dönemde büyümeyi olumsuz etkileyecektir.

4. Bütçe iddiasının aksine saydamlıktan son derece yoksundur. Tasarının 11/e maddesinde “bütçe içinde bütçe” olarak isimlendirebileceğimiz bir düzenleme vardır. Buna göre toplam 2,5 milyar YTL lik bir tutar bütçenin ödeneklerle ilgili cetvellerine yazılmadığı gibi, gelir cetveline de yazılmamıştır. Bu miktar harcamanın 500 milyon YTL lik kısmı da tasarıya Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinin son gününde eklenmiş ve bu miktar ödenek Maliye Bakanlığı bütçesinin yedek ödenek tertibine yazılmıştır.

Böyle bir düzenleme saydamlığa vurulmuş bir darbedir.

Bu düzenlemeler saydamlık ilkesine uygun olarak bütçeye yerleştirilmiş olsaydı bütçe büyüklüğü Parlamentoya sunulandan 2.5 milyar YTL daha fazla olacaktı.

“Bütçe içinde bütçe” AKP hükümeti ile maliye tarihinde yerini alacaktır.

5. Bütçe tasarısında Anayasaya aykırı çeşitli hükümler vardır.

6. 2006 yılı bütçesi toplumun ihtiyaçlarına cevap, Türkiye’nin geleceği açısından ise umut vermemektedir.

 

 

M. Akif Hamzaçebi

A. Kemal Deveciler

A. Kemal Kumkumoğlu

 

 

 

Trabzon

Balıkesir

İstanbul

 

 

 

M. Mesut Özakcan

Kazım Türkmen

Gürol Ergin

 

 

 

Aydın

Ordu

Muğla

 

 

 

Kemal Kılıçdaroğlu

Enis Tütüncü

Birgen Keleş

 

 

 

İstanbul

Tekirdağ

İstanbul

 

 

 

Bülent Baratalı

Mustafa Özyürek

 

 

 

 

İzmir

Mersin

 

 

 

                T. C.

            Başbakanlık

Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü              17.10.2005

                        Sayı: B.02.0.KKG.0.10/101-176/4645          

                               

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Maliye Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca 17.10.2005 tarihinde kararlaştırılan “2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı” ile eki cetveller ve gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                        Recep Tayyip Erdoğan

Başbakan      
HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METİN

 

2006 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI

BİRİNCİ KISIM

Genel Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Gider, Gelir, Finansman ve Denge

Gider

MADDE 1.- Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanuna ekli;

a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 170.148.104.552 Yeni Türk Lirası,

b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere 11.302.981.361 Yeni Türk Lirası,

c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlara 541.141.341 Yeni Türk Lirası,

ödenek verilmiştir.

Gelir ve finansman

MADDE 2.- a) Gelirler:

Bu Kanuna ekli (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;

1. (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 156.850.000.000 Yeni Türk Lirası,

2. (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 2.962.934.858 Yeni Türk Lirası öz gelir, 7.652.237.552 Yeni Türk Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 10.615.172.410 Yeni Türk Lirası,

3. (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 1.126.624.837 Yeni Türk Lirası öz gelir, 10.001 Yeni Türk Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 1.126.634.838 Yeni Türk Lirası,

olarak tahmin edilmiştir.

b) Finansman:

Bu Kanuna ekli (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;

1. (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 696.313.951 Yeni Türk Lirası,

2. (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların net finansmanı 1.500.000 Yeni Türk Lirası,

olarak tahmin edilmiştir.

Denge

MADDE 3.- Bu Kanunun 1 inci maddesinin (a) bendinde belirtilen ödenekler toplamı ile 2 nci maddesinin (a) fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki fark, net borçlanma hasılatı ile karşılanacaktır.

İKİNCİ BÖLÜM

Bütçe Düzenine İlişkin Hükümler

Bölüm düzeni ve deyimler

MADDE 4.- Gider cetvelinin bölümleri, analitik bütçe sınıflandırmasına uygun olarak fonksiyonlar şeklinde düzenlenir. Fonksiyonlar; birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü düzeyde alt fonksiyonlara ayrılır.

Bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan;

a) "Fasıl ve bölüm" deyimleri, fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyini,

b) "Kesim" deyimi, fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyini,

c) "Madde" deyimi, fonksiyonel sınıflandırmanın üçüncü düzeyini,

d) "Tertip" deyimi, kurumsal, fonksiyonel ve finansman tipi kodların bütün düzeyleri ile ekonomik sınıflandırmanın ilk iki düzeyini,

e) Borç ödemeleri yönünden "ilgili hizmet tertibi" deyimi, borç konusu hizmetlerin yürütüldüğü ilgili tertipleri,

ifade eder.

Tahakkuk ettirilecek giderler Devlet muhasebesi kayıtlarında ekonomik sınıflandırmanın dördüncü düzeyini de kapsayacak şekilde gösterilir; kesinhesap kanunu tasarısı ise ikinci düzeyde hazırlanır.

İlgili mevzuat hükümleriyle analitik bütçe sınıflandırması arasında gerekli uyumu sağlamaya ve ortaya çıkabilecek sorunları gidermeye yönelik düzenlemeler yapmaya  Maliye Bakanı yetkilidir.

Bağlı cetveller

MADDE 5.- a) Bu Kanunun 1 inci maddesi ile verilen ödeneğin dağılımı (A),

b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından ilgili mevzuata göre tahsiline devam olunacak gelirler (B),

c) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri gelirlerine dayanak teşkil eden temel hükümler (C),

d) Bazı ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin esaslar (E),

e) 5018 sayılı Kanuna ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan idare ve kurumların nakit imkanları ile bu imkanlardan harcanması öngörülen tutarlar (F),

f) 10.2.1954 tarihli ve 6245 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilecek gündelik ve tazminat tutarları (H),

g) Çeşitli kanunlara göre bütçe kanununda gösterilmesi gereken parasal sınırlar (İ),

h) Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerinin tutarları (K),

i) 11.8.1982 tarihli ve 2698 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi gereğince Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yönetilen okul pansiyonları ile Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık okulları öğrencilerinden alınacak pansiyon ücretleri (M),

j) 7.6.1939 tarihli ve 3634 sayılı Kanun uyarınca milli müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak;

1. Hayvanların alım değerleri (O),

2. Motorlu taşıtların ortalama alım değerleri ile günlük kira bedelleri (P),

k) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin yıl içinde edinebilecekleri taşıtların cinsi, adedi, hangi hizmetlerde kullanılacağı ve azami satın alma bedelleri (T),

m) Kanunlar ve kararnamelerle bağlanmış vatani hizmet aylıkları (V),

işaretli cetvellerde gösterilmiştir.       

Yeni tertip, gider ve gelir kalemleri açılması

MADDE 6.- İlgili mevzuatına göre, yılı içinde hizmetin gerektirdiği hallerde Maliye Bakanlığınca belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin ekli (A) işaretli cetvellerinde yeni tertipler, (B) işaretli cetvellerinde yeni gelir kodları ve (F) işaretli cetvellerinde yeni finansman kodları açılabilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Mali Politikaya İlişkin Hükümler

Gerektiğinde kullanılabilecek ödenekler

MADDE 7.- a) Personel Giderlerini Karşılama Ödeneği:

Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerine konulan  ödeneklerin  yetmeyeceği anlaşıldığı takdirde, ilgili mevzuatının gerektirdiği giderler için "Personel Giderleri" ve "Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri" ile ilgili mevcut veya yeniden açılacak tertiplere, Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.1 tertibinde yer alan ödenekten aktarma yapmaya,

b) Yedek Ödenek:

Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6 tertibinde yer alan ödenekten, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerinde mevcut veya yeniden açılacak (01), (02), (03), (05) ve (08) ekonomik sınıflandırma kodlarında yer alan tertipler ile çok acil ve zorunlu hallerde (06) ve (07) ekonomik sınıflandırma kodlarında yer alan tertiplere aktarma yapmaya,

c) Yatırımları Hızlandırma Ödeneği:

Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.3 tertibinde yer alan ödenekten, 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine uyularak, 2006 Yılı Yatırım Programının uygulama durumuna göre gerektiğinde öncelikli sektörlerde yer alan yatırımların hızlandırılması veya yılı içinde gelişen şartlara göre öncelikli sektör ve alt sektörlerde yer alan ve programa yeni alınması gereken projelere ödenek tahsisi veya ödeneklerinin artırılmasında kullanılmak üzere genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin projelerine ilişkin mevcut veya yeniden açılacak tertiplere aktarma yapmaya,

d) Doğal Afet Giderlerini Karşılama Ödeneği:

Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.5 tertibinde yer alan bu ödeneği, yatırım nitelikli giderler açısından yılı yatırım programı ile ilişkilendirilmek kaydıyla genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin her türlü doğal afet giderlerini karşılamak amacıyla mevcut veya yeniden açılacak tertiplerine aktarmaya,

e) Belediyelere Yardım Ödeneği:

Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.76-1-05.2 tertibinde yer alan bu ödeneği, belediyelere yardım olarak kullanmaya,

Maliye Bakanı yetkilidir.

Özel bütçeli idarelere Hazine yardımı

MADDE 8.- Özel bütçeli idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin bütçelerinin ilgili tertiplerinden bu idarelerin nakit ihtiyaçları dikkate alınarak yapılacak Hazine yardımı tahakkukları, Hazine yardımı ödeneğinin bulunduğu kamu idarelerinin ödemelerini yapan merkez muhasebe birimlerince ödenir. 

Yatırım harcamaları

MADDE 9.- a) 2006 Yılı Yatırım Programına ek yatırım cetvellerinde yer alan projeler dışında herhangi bir projeye harcama yapılamaz. Bu cetvellerde yer alan projeler ile ödeneği toplu olarak verilmiş projeler kapsamındaki yıllara sari işlere (proje kredisi ile sağlanacak olan projelerden kurulu gücü 500 MW üzerinde olan baraj ve hidroelektrik santral projeleri hariç) 2006 yılında başlanabilmesi için proje veya işin 2006 yılı yatırım ödeneği, proje maliyetinin yüzde onundan az olamaz. Bu oranın altında kalan proje ve işler için gerektiğinde projeler 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine uyulmak ve öncelikle kurumların yatırım ödenekleri içinde kalmak suretiyle revize edilebilir.

Silahlı Kuvvetler bütçesinin programlarında (03) ekonomik sınıflandırma kodunda yer alan savunma sektörü, altyapı, inşa, iskan ve tesisleriyle NATO altyapı yatırımlarının gerektirdiği inşa ve tesisler ve bunlara ilişkin kamulaştırmalar ile stratejik hedef planı içinde yer alan alım ve hizmetler Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının vizesine bağlı olmayıp, 2006 Yılı Yatırım Programına ek yatırım cetvellerinde yer almaz.

b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yatırım programında ödenekleri toplu olarak verilmiş yıllık projelerinden makine-teçhizat, büyük onarım, idame-yenileme, tamamlama ile bilgisayar yazılımı ve donanımı projelerinin detay programları ile alt harcama kalemleri itibarıyla tadat edilen ve edilmeyen toplulaştırılmış projelerinin alt harcama kalemleriyle ilgili işlemlerde 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümleri uygulanır.

c) 2006 Yılı Yatırım Programına ek yatırım cetvellerinde yer alan projelerden ilgili Bakanın onayı ile il özel idarelerince valinin yetki ve sorumluluğunda gerçekleştirilmesi uygun görülenlerin bedelleri, münhasıran proje ile ilgili harcamalarda kullanılmak üzere hizmetin ait olduğu il özel idaresine ödenir. Mahalli hizmet niteliği taşıyan işler, bu fıkrada belirtilen esaslar çerçevesinde program ve proje safhasında da valilerin yetki ve sorumluluğuna devredilebilir.

Bu şekilde yürütülecek projelerin etüt, keşif ve kontrollük hizmetlerinin ilgili bakanlık ve genel müdürlüğün il teşkilatlarınca ihale edilmek suretiyle yaptırılması ve bedellerinin ödenmesi, valinin onayı ile il özel idarelerince gerçekleştirilir.

d) 2006 Yılı Yatırım Programına ek yatırım cetvellerinde yıl içinde yapılması zorunlu değişiklikler için 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Kararda yer alan usullere uyulur.

Resmi taşıtlar, demirbaş eşya ve levazım

MADDE 10.- a) 1. Bu Kanuna bağlı (T) işaretli cetvelde yer alan taşıtlar, ancak çok acil ve zorunlu hallere münhasır olmak kaydıyla ilgili bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile edinilebilir.    

2. Vakıf, dernek, sandık, banka, birlik, firma, şahıs ve benzeri kuruluş veya kişilere ait olup 5.1.1961 tarihli ve 237 sayılı Kanun kapsamında bulunan kurumlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşlarınca kullanılan taşıtların giderleri için kurum bütçelerinden hiçbir şekilde ödeme yapılamaz.

3. (2) numaralı bent kapsamındaki kamu kurumlarına ait taşıt sayısını azaltmak ve taşıt bakım-onarımı ile akaryakıt giderlerinde israfa yol açmamak amacıyla gerekli düzenlemeleri yapmaya, önlemleri almaya ve sınırlamalar getirmeye Maliye Bakanının teklifi üzerine Başbakan; kamu görevlilerinden kimlerin resmi taşıtlar yerine ticari taşıtlardan yararlanacağına ve ticari taşıtlardan yararlanacaklara yapılacak ödemeler ile bunlara ilişkin esas ve usulleri belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.

4. Türk Silahlı  Kuvvetleri (Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı dahil) ile  Emniyet Genel Müdürlüğüne kurum, kuruluş, dernek ve vakıflarca hibe edilecek taşıtlar, (T) işaretli cetvelde gösterilmesine gerek bulunmaksızın Bakanlar Kurulu kararı ile edinilebilir.

5. Emniyet Genel Müdürlüğüne ait taşıtlar, 12.4.2001 tarihli ve 4645 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde (T) işaretli cetvelde gösterilmesine gerek bulunmaksızın, cinsi ve adedi İçişleri Bakanının talebi ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine alınacak Bakanlar Kurulu kararında belirlenmek kaydıyla 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanuna tabi olmaksızın mübadele yoluyla yenileri ile değiştirilebilir. Aradaki fiyat farkı, Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı gelirlerinden karşılanır.

Türk Silahlı Kuvvetlerine (Jandarma Genel Komutanlığı dahil) ait taşıtlar, 30.5.1985 tarihli ve 3212 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde (T) işaretli cetvelde gösterilmesine gerek bulunmaksızın, cinsi ve adedi Milli Savunma Bakanlığının (Jandarma Genel Komutanlığı için ise İçişleri Bakanlığının) talebi ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine alınacak Bakanlar Kurulu kararında belirlenmek kaydıyla 4734 sayılı Kanuna tabi olmaksızın mübadele yoluyla yenileriyle değiştirilebilir. Aradaki fiyat farkı, kantin gelirlerinden veya bağış yoluyla (Jandarma Genel Komutanlığı için Jandarma Asayiş Vakfı gelirlerinden)  karşılanır.

b) Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, döner sermayeler, fonlar, genel yönetim kapsamında olmamakla birlikte bu idare bütçelerinden yardım alan kamu idareleri ile kamu iktisadi teşebbüsleri, bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerindeki ihtiyaç fazlası eşya ve levazımın tespiti ile bunların kuruluşlar arasında bedelsiz olarak devredilmesine veya tasfiye edilmesine ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca düzenlenir. 3212 sayılı Kanun ile 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 37 nci maddesi hükümleri saklıdır. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Bütçe Uygulamasına İlişkin Hükümler

Aktarma ve ekleme işlemleri

MADDE 11.- a) 1. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerinin "Personel giderleri" ile "Sosyal güvenlik kurumlarına Devlet primi giderleri" tertiplerinde yer alan ödenekleri, Maliye Bakanlığı bütçesinin "Personel Giderlerini Karşılama Ödeneği" tertibine; diğer ekonomik kodlara ilişkin tertiplerde yer alan ödenekleri ise Maliye Bakanlığı bütçesinin "Yedek Ödenek" tertibine aktarmaya,

2. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinden, hizmeti yaptıracak olan kamu idaresinin isteği üzerine bütçesinden yıl içinde hizmeti yürütecek olan idarenin bütçesine, fonksiyonel sınıflandırma ayrımına bakılmaksızın ödenek aktarmaya ve bu konuda gerekli işlemleri yapmaya,

3. Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı arasında cari yıl içinde yapılan hizmetlerin bedellerini karşılamak amacıyla varılacak mutabakat üzerine, ilgili bütçeler arasında karşılıklı aktarma yapmaya,

4. (3) numaralı bentte belirtilen bütçelerde yer alan Silahlı Kuvvetlerin tek merkezden yönetilmesi gereken ikmal ve tedarik hizmetleri ile bir fonksiyona ait bir hizmetin diğer bir fonksiyon tarafından yürütülmesi halinde ilgili ödeneği, fonksiyonlar arasında karşılıklı olarak aktarmaya,

5. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri için 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karara uygun olarak yılı yatırım programında değişiklik yapılması halinde değişiklik konusu projelere ait ödeneklerle ilgili kurumlararası aktarma yapmaya,

6. Kamu idarelerinin yeniden teşkilatlanması sonucu, bütçe kanunlarının uygulanması ve kesinhesapların hazırlanması ile ilgili olarak gerekli görülen her türlü bütçe ve muhasebe işlemleri için gerekli düzenlemeleri yapmaya,             

Maliye Bakanı yetkilidir.

b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, aktarma yapılacak tertipteki ödeneğin yüzde yirmisine kadar kendi bütçeleri içinde ödenek aktarması yapabilirler.

c) Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumların (B) işaretli cetvellerinde belirtilen tahmini tutarlar üzerinde gerçekleşen gelirler ile (F) işaretli cetvellerinde belirtilen ödenekleştirilmeyen finansman karşılıklarını ve gerçekleşen finansman fazlalarını, idare ve kurumların bütçelerinin mevcut veya yeniden açılacak tertiplerine ödenek olarak eklemeye Maliye Bakanlığınca belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde kamu idareleri yetkilidir.

Sermaye ödenekleri, 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine göre yılı yatırım programıyla ilişkilendirilir.

d) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasındaki kaynak transferleri ödenek aktarma suretiyle yapılır. Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler ve kurumlar arasındaki diğer kaynak transferleri tahakkuk işlemleriyle gerçekleştirilir. Bu işlemler karşılığı tahsil edilen tutarlar, bir taraftan (B) işaretli cetvellere gelir, diğer taraftan (A) işaretli cetvellere ödenek olarak kaydedilir.

e) Genel bütçenin (B) işaretli cetvelinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yönetim ve denetimi devralınan kuruluşların kesinleşmiş vergi, harç, ceza, gecikme zammı ve faizi ile GSM Hazine payı borçlarına karşılık tahsil edilecek gelir tahminini aşan kısmın; Maliye Bakanlığı bütçesinin 300.000.000 Yeni Türk Lirası 12.01.31.00-01.1.2.65-1-09.9 tertibine, 300.000.000 Yeni Türk Lirası 12.01.31.00-06.1.0.07-1-07.1 tertibine, 1.100.000.000 Yeni Türk Lirası 12.01.31.00-06.1.0.08-1-07.1 tertibine ve 300.000.000 Yeni Türk Lirası ise 2006 Yılı Yatırım Programı ile ilişkilendirilmek suretiyle (130.000.000 Yeni Türk Lirasına kadarını Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yatırımları kapsamında yer alan Yusufeli HES projesine, 170.000.000 Yeni Türk Lirasına kadarını Milli Eğitim Bakanlığı yatırımları kapsamında yer alan Temel Eğitim II. Faz projesine olmak üzere) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir.

Yusufeli HES ve Temel Eğitim II. Faz projelerine bu kapsamda ayrılacak ödeneklerin zaruri şartlar nedeniyle harcanamayacağı belirlenen tutarlarını Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığının 2006 Yılı Yatırım Programında devam eden diğer öncelikli projelerde kullanılmak üzere 2006 Yılı Programının Uygulanması, İzlenmesi ve Koordinasyonuna Dair Kararda yer alan limitlere bağlı kalmaksızın revize etmeye Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı yetkilidir.   

 

 

 

 

Geçici hizmet karşılığı yapılacak ödemeler

MADDE 12.- 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II)  sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri;

a) Arızi nitelikteki işleriyle sınırlı kalmak koşuluyla yıl içinde bir ayı aşmayan sürelerle hizmet satın alınacak veya çalıştırılacak kişilere yapılacak ödemeleri,

b) İlgili mevzuatı uyarınca kısmi zamanlı hizmet satın alınan kişilere yapılacak ödemeleri,

c) 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Kanunun 25 inci maddesi gereğince aday, çırak ve işletmelerde meslek eğitimi gören öğrencilere yapılacak ödemeleri,

d) 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (C) fıkrası gereğince çalıştırılan geçici personele yapılacak ödemeleri,

bütçelerinin (01.4) ekonomik sınıflandırma kodunda yer alan ödenekleri aşmayacak şekilde yaparlar. Söz konusu ekonomik koda, bütçelerin başka tertiplerinden (bu ekonomik koda ilişkin tertiplerin kendi arasındaki aktarmalar hariç) ödenek aktarılamaz ve ödenek üstü harcama yapılamaz. Ancak, özelleştirme uygulamaları nedeniyle iş akitleri feshedilenlerden 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (C) fıkrası hükmü çerçevesinde 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II)  sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinde istihdam edilecek personel için gerekli olan tutarları ilgili tertiplere aktarmaya Maliye Bakanı yetkilidir.

 Ödenek devir ve iptal işlemleri

MADDE 13.- a) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin (özel ödenekler ve 03.9- Tedavi ve Cenaze Giderleri ekonomik kodunda yer alan tertipler hariç) mal ve hizmet alım giderleri ile ilgili tertiplerinde yer alan ödeneklerden yılı içinde harcanmayan kısımları, hizmetin devamlılığını sağlamak amacıyla ödeneklerinin yüzde otuzunu aşmamak üzere ertesi yıl bütçesine devren ödenek kaydetmeye,

b) Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinin tanıtmaya ilişkin 21.01.36.00 ve 21.01.36.63 kurumsal kodu altında bulunan (03) ekonomik koduna ilişkin tertiplerinde yer alan ödeneklerden 03.9 - Tedavi ve Cenaze Giderleri ekonomik kodunda yer alan tertipler hariç harcanmayan tutarları ertesi yıl bütçesinin aynı tertiplerine devren ödenek kaydetmeye,

c) Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu bütçesinin 40.08.33.00-01.4.1.00-2-07.1 tertibinde yer alan ödenekten harcanmayan kısımları ertesi yıl bütçesinin aynı tertibine devren ödenek kaydetmeye,      

d) 1. 22.4.1925 tarihli ve 657 sayılı Kanunun ek 2 nci,

 2. 28.12.1960 tarihli ve 189 sayılı Kanunun 3 üncü,

 3. 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Kanunun 131 inci,

 4. 30.5.1985 tarihli ve 3212 sayılı Kanunun 4 üncü,

 5. 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Kanunun 32 nci,

 6. 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanunun 40 ıncı,

 7. 14.7.2004 tarihli ve 5217 sayılı Kanunun 25 ve 26 ncı,

maddelerine dayanılarak tahsil edilen tutarları, kurum bütçelerinde bu Kanunlarda belirtilen amaçlar için tertiplenen ödenekten kullandırmak üzere genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydetmeye ve bütçelenen ödenekten gelir gerçekleşmesine göre ilgili tertiplere aktarma yapmaya, yılı içinde harcanmayan ödenekleri (2005 yılından devredenler de dahil) ertesi yıl bütçesine devren gelir ve ödenek kaydetmeye, bu hükümler çerçevesinde yapılacak işlemlere ilişkin esas ve usulleri belirlemeye,

Maliye Bakanı yetkilidir.

Sermaye ödenekleri, 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine göre yılı yatırım programıyla ilişkilendirilir.

Yukarıda sayılan Kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.

Mahalli idarelere yapılacak Hazine yardımları

MADDE 14.- Maliye Bakanlığı bütçesinin;

a) 12.01.31.00-06.1.0.07-1-05.2 tertibinde yer alan ödenek, 13.1.2005 tarihli ve 5286 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi çerçevesinde, il özel idareleri ve büyükşehir belediyelerinin gelirlerine ilişkin yeni bir kanuni düzenleme yapılıncaya kadar bu idarelere devredilen personelin aylık ve diğer her türlü mali ve sosyal haklarına ilişkin ödemeler ile diğer cari giderleri için il özel idarelerine veya büyükşehir belediyelerine,

b) 12.01.31.00-06.1.0.07-1-07.1 tertibinde yer alan ödenek, 5286 sayılı Kanun çerçevesinde, mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine devredilen projelerden devam edenlere ilişkin ödemeler ile diğer yatırım giderleri için il özel idarelerine veya büyükşehir belediyelerine,

c) 12.01.31.00-06.1.0.08-1-07.1 tertibinde yer alan ödenek, Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (KÖYDES) kapsamında il özel idareleri ve/veya köylere hizmet götürme birliklerine,

tahakkuk ettirilmek suretiyle kullandırılır.

Bu maddenin (b) ve (c) bentlerinde yer alan ödeneklerin, 2006 Yılı Yatırım Programında alt hizmet programları itibarıyla belirlenmesini müteakip il bazında dağılımı, kullandırılması, izlenmesi ve denetimine ilişkin esas ve usuller, Yüksek Planlama Kurulu tarafından karara bağlanır.

Yükseköğretim kurumları ile ilgili işlemler

MADDE 15.- a) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı bütçesinin 38.01.02.00-09.9.9.00-2-05.3 (Öğretim Üyesi Yetiştirme Projesi) tertibinde yer alan ödenek, bu proje kapsamında lisansüstü eğitim veren yükseköğretim kurumlarına, mal ve hizmet alımlarında kullanılmak üzere, görevlendirilen öğrencilerin sayıları ve öğrenim alanları dikkate alınarak tahakkuk ettirilmek suretiyle ödenir. Ödenen bu tutar karşılığını bir yandan ilgili yükseköğretim kurumunun (B) işaretli cetveline öz gelir, diğer yandan (A) işaretli cetveline ödenek kaydetmeye ilgili yükseköğretim kurumu yetkilidir.

b) 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun 46, 58, ek 25, ek 26 ve ek 27 nci maddeleri ile 19.11.1992 tarihli ve 3843 sayılı Kanunun 7 nci maddesi uyarınca tahsil edilen tutarlar ve diğer gelirler, ilgili yükseköğretim kurumu bütçesine öz gelir olarak kaydedilir. Kaydedilen bu tutarlar karşılığı olarak ilgili yükseköğretim kurumu bütçesine konulan ödenekler, gelir gerçekleşmelerine göre kullandırılır. (B) işaretli cetvelde gelir kodları itibarıyla tahmin edilen gelirleri aşan öz gelir tahsilatları karşılığı kadar (A) işaretli cetveline ödenek eklemeye Maliye Bakanlığınca belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde yükseköğretim kurumları yetkilidir.

Yükseköğretim kurumu bütçelerinde öz gelir karşılığı olarak ilgili yükseköğretim kurumu bütçesinin (A) işaretli cetvelinde fonksiyonel sınıflandırmanın dördüncü düzeyinde tertiplenen ödenekler arasında aktarma yapılamaz. 

 

Yıl içinde eklenen sermaye ödenekleri, 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine göre yılı yatırım programıyla ilişkilendirilir.     

Yükseköğretim kurumlarının bütçe ödeneklerinin kullanılması ve tertipler arasında aktarma yapılması konusunda esas ve usuller belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.

Fonlara ilişkin işlemler

MADDE 16.- a) Çeşitli mevzuatla kurulmuş fonların her türlü geliri T.C. Merkez Bankası nezdinde Hazine Müsteşarlığı adına açılan müşterek fon hesabına yatırılır. Bu hesaba yatırılan gelirlerden ilgili mevzuatında öngörülen fonlararası pay ve kesintiler T.C. Merkez Bankası tarafından yapılır.

Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonunun gelirleri, yapılan kesintilerden sonra kalan tutarlar üzerinden genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir yazılır. Bu Fon, hizmetlerini bütçenin (A) işaretli cetveline konulan ödeneklerle yerine getirir. Ancak, bu fon gelirlerinden kredi ana para geri dönüşleri, kredi faizleri, borçlanma ve satış hasılatı, genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmeksizin doğrudan müşterek fon hesabından ilgili Fonun gider hesabına aktarılır.

Kapsam dışında bırakılan fonların gelirleri ve harcamaları bütçe ile ilişkilendirilmez. Ancak, bunların müşterek fon hesabında toplanan gelirlerinden Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın birlikte teklifi üzerine Başbakanın onayı ile belirlenecek oran ve tutarlarda kesinti yapılarak genel bütçeye gelir kaydedilebilir.

Fonlar, hizmet ve harcamalarını kendi mevzuatlarında yer alan esas ve usullere göre yürütürler.

Fon gelirlerinin tahsili, takibi, gelir kaydı, muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin süre, esas ve usuller Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit edilir.

Kanun ve kanun hükmünde kararname ile kurulanlar hariç olmak üzere, hizmet alanı kalmayan fonlar Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile tasfiye edilebilir. Bunların tasfiyesine ilişkin her türlü düzenlemeleri yapmaya Maliye Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.

Maliye Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile fonların gider hesapları üzerinden aktarma yapılabilir. Aktarılan tutar, kendisine aktarma yapılan fonun gelir hesabı üzerinden müşterek fon hesabına, buradan da tamamı gider hesabına aktarılır.

Bütçe kapsamı dışındaki fonlardan kendi mevzuatlarına göre yapılan kesinti ile fonlararası aktarmalardan sonra kalan tutar, T.C. Merkez Bankası tarafından ilgili fonun gider hesabına aktarılır.

Tasfiye edilen fonların her türlü gelirleri, tasfiye edilmelerine ilişkin mevzuatta özel bir düzenleme bulunmaması halinde, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunur ve genel bütçeye gelir kaydedilir.

b) 1. Türk Silahlı Kuvvetlerine stratejik hedef planı uyarınca temini gerekli modern silah, araç ve gereçler ile gerçekleştirilecek savunma ve NATO altyapı yatırımları için yıl içinde yapılacak harcamalar; 7.11.1985 tarihli ve 3238 sayılı Kanunla kurulan Savunma Sanayii Destekleme Fonunun kaynakları, bu amaçla bütçeye konulan ödenekler ve diğer ayni ve nakdi imkanlar birlikte değerlendirilmek suretiyle Savunma Sanayii İcra Komitesince tespit edilecek esaslar çerçevesinde karşılanır.

2. Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden bu fıkranın (1) numaralı bendi gereğince tespit edilecek tutarları; Emniyet Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden helikopter ve uçak alımına ilişkin tutarları; Gümrük Müsteşarlığına (Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü) bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden motorbot alımına yönelik tutarları; Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen mevcut ödenekler ile bu Genel Müdürlük bütçesine kaydedilen ödeneklerden motorbot alımına yönelik tutarları Savunma Sanayii Destekleme Fonuna ödemeye Milli Savunma, İçişleri ve Sağlık Bakanları ile Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.

3. Savunma Sanayii Destekleme Fonundan Hazineye yatırılacak paraları bir yandan genel bütçeye gelir, diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek kaydetmeye ve geçen yıllar ödenek bakiyelerini devretmeye Maliye Bakanı yetkilidir.

 

 

 

Yabancı ülkelere yapılacak hizmet karşılıkları

MADDE 17.- Maliye Bakanı;

a) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca yabancı ülkelere ve uluslararası kuruluşlara kiraya verilen veya bir hizmetin yerine getirilmesinde kullanılan kara, deniz ve hava taşıtlarından alınan kira veya ücret tutarlarını,

b) Türk Silahlı Kuvvetlerinin öğrenim ve eğitim müesseselerinde okutulan ve eğitim gören yabancı uyruklu subay, astsubay veya erlere yapılan giderler karşılığında ilgili devletlerce ödenen tutarları,

c) NATO makamlarınca yapılan anlaşma gereğince yedek havaalanlarının bakım ve onarımları için ödenecek tutarları,

aynı amaçla kullanılmak üzere bir yandan genel bütçeye gelir, diğer yandan yukarıda yazılı kuruluş bütçelerinde açılacak özel tertiplere ödenek kaydetmeye ve bu suretle ödenek kaydedilen tutarlardan yılı içinde harcanmayan kısımları ertesi yıla devretmeye yetkilidir.

Bağış, hibe ve yardımlara ilişkin işlemler

MADDE 18.- a) Yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan hibe olarak yıl içinde elde edilecek imkanların Yeni Türk Lirası karşılıklarını Hazine Müsteşarlığının teklifi üzerine gereğine göre bütçeye gelir veya gelir-ödenek-gider kaydetmeye,

b) Dış kaynaklardan veya uluslararası antlaşmalarla bağış ve kredi yoluyla gelecek her çeşit malzemenin navlun ve dışalımla ilgili vergi ve resimlerinin ödenmesi amacı ile bunların karşılığını, ilgili bütçelerinde mevcut veya yeniden açılacak tertiplere ödenek kaydetmeye ve gereken  işlemleri yapmaya,

c) 2006 yılı içinde Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ihtiyaçları için yabancı devletlerden askeri yardım yoluyla veya diğer yollardan fiilen sağlanacak malzeme ve eşya bedellerini, bağlı (B) işaretli cetvelde açılacak tertiplere gelir ve karşılıklarını da bu bütçelerde açılacak özel tertiplere ödenek ve gider kaydetmeye,

Maliye Bakanı yetkilidir.

d) Türkiye-Avrupa Birliği mali işbirliği kapsamında sağlanacak mali imkanların karşılığı olarak ilgili idare bütçelerinde (05), (06) ve (07) ekonomik sınıflandırma kodlarında yer alan tutarların Ulusal Fona ödenmesine ilgili bakanlar yetkilidir. Bu ödenekler başka bir hizmet veya faaliyete tahsis edilemez. Ulusal Fona ödeme işlemi Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın talebi üzerine ve projelerin finansman planlamasına uygun olarak en geç otuz gün içinde gerçekleştirilir. Mali işbirliği kapsamındaki projelerin yürütülmesi esnasında kur farkları ve benzeri türden doğabilecek ilave ödenek ihtiyacı, Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alan 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6 tertibinden aktarma yapılmak suretiyle karşılanabilir. Ulusal Fona ödenen bu tutarlar, 30.1.2003 tarihli ve 4802 sayılı Kanun kapsamında onaylanan Mutabakat Zabıtlarında yer alan hükümler çerçevesinde kullanılır.

Muhtelif gelirlere ilişkin hususlar

MADDE 19.- a) Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün yabancı ülkelere verdiği meteorolojik ürünlerin bedelleri ile yabancı ülke meteorolojik ürünlerinin diğer yabancı ülkelere veya yurt içindeki kişi ve kurumlara, yabancı ülkelerin de anılan Genel Müdürlüğün meteorolojik ürünlerini diğer ülke ve kişilere satışından yıl içinde elde edilecek döviz cinsinden tutarlar, T.C. Merkez Bankası nezdinde açılacak özel hesaba yatırılır. Bu tutarlardan ilgili anlaşmalar gereğince yurt dışı kuruluşlara ödenmesi gereken tutarlar, bu özel hesaptan Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün talimatıyla T.C. Merkez Bankasınca transfer edilir. Geri kalan tutarlar, ilgili Genel Müdürlüğün talimatıyla T.C. Merkez Bankasınca döviz alış kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilerek Genel Müdürlüğün ödemelerini yapan Merkez Saymanlık hesabına aktarılır. Saymanlık hesabına aktarılan bu tutarlar, genel bütçeye gelir kaydedilir.

b) 5018 sayılı Kanunla genel bütçe kapsamına alınan ve 2006 yılından önce katma bütçeli olan idarelerin ilgili mevzuatında belirtilen kurum gelirleri, genel bütçe geliri olarak tahsil edilir.

c) 4.12.1984 tarihli ve 3096 sayılı Kanun kapsamındaki tabii kaynakların ve tesislerin işletme haklarının devrinden elde edilen gelirlerin tamamı genel bütçeye gelir kaydedilir.

İKİNCİ KISIM

Devlet Borçları ve Kamu İktisadi Teşebbüslerine

İlişkin Hükümler

Hazine garanti limiti ve borçlanmaya ilişkin işlemler

MADDE 20.- a) 2006 yılı içinde, 28.3.2002 tarihli ve 4749 sayılı Kanuna göre sağlanacak;

1. Garantili imkan limiti 3 milyar ABD Dolarını,

2. Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek koşullar çerçevesinde ve elde edilecek kaynaklar Hazineye aktarılacak şekilde kamu kurum ve kuruluşlarınca ihraç edilecek sertifika, senet ve benzeri finansman enstrümanlarına sağlanacak garanti tutarı 2 milyar ABD Dolarını (Bu tutarı bir katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.),

aşamaz.

b) Bu Kanunun 1 inci maddesi ile belirlenen başlangıç ödeneklerinin yüzde birine kadar ikrazen Özel Tertip Devlet İç Borçlanma Senedi ihraç edilebilir.

Görev zararları

MADDE 21.- Kamu iktisadi teşebbüslerinin, 8.6.1984 tarihli ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesi uyarınca doğmuş ve doğacak görev zararı alacakları ile 12.12.2001 tarihli ve 2001/3372 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile önceki yıllar kararları kapsamında üretilen şekerin, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin özelleştirme programına alındığı tarih itibarıyla sözleşmesi ve bağlantısı yapılmış olan dahilde işleme rejimi kapsamındaki satışlarıyla ihracatından doğan ve/veya doğacak görev zararları ile Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün (TMO) ilgili mevzuatında belirtilen esas ve usullere göre doğmuş ve doğacak görev zararı alacakları, avans olarak (TMO'nun 2004-2005 kampanya döneminde dahilde işleme rejimi kapsamında doğan ve/veya doğacak görev zararları hariç) Hazine Müsteşarlığı bütçesinde bu amaçla öngörülen ödeneklerden karşılanır.

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜÇÜNCÜ KISIM

Kamu Personeline İlişkin Hükümler

Katsayılar, yurt dışı aylıkları, ücret ve sözleşme ücreti

MADDE 22.- a) 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Kanunun 154 üncü maddesi uyarınca, 1.1.2006-30.6.2006 döneminde aylık gösterge tablosunda yer alan rakamlar ile ek gösterge rakamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde uygulanacak aylık katsayısı (0,04265), memuriyet taban aylığı göstergesine uygulanacak taban aylığı katsayısı (0,53377), yan ödeme katsayısı (0,01353) olarak; 1.7.2006-31.12.2006 döneminde ise aylık katsayısı (0,04373), taban aylığı katsayısı (0,54711), yan ödeme katsayısı (0,01387) olarak uygulanır.

b) 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin (c) bendi uyarınca çalıştırılan sözleşmeli personelin ücret tavanı; 1.1.2006-30.6.2006 döneminde 2.180 Yeni Türk Lirası, 1.7.2006-31.12.2006 döneminde ise 2.275 Yeni Türk Lirası olarak uygulanır.

c) İdarelerin yurt dışı kuruluşlarına dahil kadrolarında görev yapan Devlet memurlarının yurt dışı aylıkları, yeni kurlar ve yeni emsaller tespit edilinceye kadar, 2.4.2004 tarihli ve 2004/7356 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ek ve değişikliklerinde yer alan hükümlere göre ödenir.

Kadroların kullanımına ilişkin hususlar      

MADDE 23.- a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan idarelerin, açıktan atama izni aranmaksızın boş kadrolarına (işçi kadroları hariç) yapacakları açıktan atama sayıları ile genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu kadrolara yapacakları nakil sayıları toplamı, bu idarelerin 2005 yılında emeklilik, ölüm, istifa ve nakil sonucu ayrılan personel sayısının yüzde seksenini aşamaz. Araştırma görevlisi kadrolarına yapılacak atama sayısı ise 2005 yılında ayrılan (TUS ve DUS eğitiminden ayrılanlar hariç) araştırma görevlilerinin yüzde 100'ünü aşamaz. Bu sınırlar içinde personel ihtiyacını karşılayamayacak idareler için ilave 21.000 adet açıktan atama izni verilebilir. Kanun, uluslararası anlaşma, Bakanlar Kurulu kararı veya yılı programıyla kurulması veya genişletilmesi öngörülen birimler ile hizmetin gerektirdiği zorunlu haller için ilave personel ihtiyacı duyan kamu idareleri, taleplerini gerekçeleri ile birlikte Şubat ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirirler. Söz konusu ilave sayının kurum ve kuruluşlar itibarıyla dağılımı, gerekli görülmesi halinde bu toplam sayının bir kısmının rezerv tutulması ve kullanımı ile diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığının bağlı olduğu Bakan ile Maliye Bakanının müşterek önerisi üzerine Başbakan tarafından belirlenir. 

Hakimlik ve savcılık meslekleri ile bu meslekten sayılan görevlere, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü uyarınca araştırma görevlisi veya asistan kadrolarına, yükseköğretim kurumları öğretim üyeliklerine, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesi ve 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi uyarınca yapılacak atamalar, 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı Kanun kapsamında veya diğer ilgili mevzuata göre yapılacak askeri personel atamaları, emniyet hizmetleri sınıfında bulunan kadrolara yapılacak atamalar, 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesi uyarınca yapılacak personel nakilleri yukarıda yer alan sınırlamalara tabi değildir.

Ancak, birinci fıkra kapsamında 657 sayılı Kanunun 59 ve 92 nci maddeleri uyarınca yapılacak açıktan atamalar için Devlet Personel Başkanlığından izin alınması zorunludur. 

5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kurumların ve (II) sayılı cetvelde yer almayan özel bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının serbest memur kadrolarına yapacakları açıktan atama sayıları ile aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki kamu idare ve kurumlarından yapacakları memur nakil (4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile 406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesi uyarınca yapılacak personel nakilleri hariç) sayıları toplamı ile bunların kullanımı ve diğer hususları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kurumlara, döner sermayelere ve kefalet sandıklarına tahsis edilmiş bulunan sürekli işçi kadrolarından boş olanların açıktan atama amacıyla kullanılması ve bu kurumların boş memur kadrolarına 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre açıktan vekil atanması Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığının iznine tabidir. Açıktan atama izni, personel ödeneğinin yeterli olması şartıyla verilebilir.

Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, yapacakları açıktan veya naklen atamalarda ilgili mevzuat hükümlerine uymanın yanında, mevcut personelinin rasyonel dağılımı yoluyla daha verimli şekilde kullanımını sağlamak ve azami tasarruf anlayışı ile hareket etmek zorundadırlar. Öğretim üyeleri dışındaki öğretim elemanları, Kamu Personeli Seçme Sınavı sonuçlarına göre yapılacak atamalar hariç, 657 sayılı Kanuna tabi kadrolara naklen atanamazlar.

Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri, döner sermayeler ve kefalet sandıkları, yıl içinde gerçekleştirdikleri açıktan ve naklen atamalara ilişkin bilgileri, emeklilik, istifa ve ölüm gibi nedenlerle serbest kadrolarında/pozisyonlarında meydana gelen değişiklikleri ve kadrolarının/pozisyonlarının dolu ve boş durumunu gösterir cetvelleri Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarının son günü itibarıyla doldurarak ilgili ayları izleyen ayın yirmisine kadar Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığına gönderirler.

b) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kamu idareleri ve döner sermayelerin boş sürekli işçi kadrolarından Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca uygun görülenler Başbakanın onayı ile iptal edilir.

c) İçişleri Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirlenen norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış il özel idareleri ve bunların kurdukları müessese ve işletmeler ile norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış ve 1.1.2006 tarihi itibarıyla 3.7.2005 tarihli ve 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen oranları aşmamış olan belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmeler, norm kadroya uygun boş memur ve sürekli işçi kadrolarına açıktan atama izni aranmaksızın atama yapabilirler.

Norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış olmakla birlikte 1.1.2006 tarihi itibarıyla 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen oranları aşmış olan belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmelerin boş memur ve sürekli işçi kadrolarına yapılacak atamalar hakkında anılan Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümleri uygulanır.

Norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmamış il özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmelerin, kendilerine tahsis edilmiş bulunan serbest memur kadroları ile sürekli işçi kadrolarından 31.12.2005 tarihi itibarıyla boş olanlar ile bu tarihten sonra boşalacak olanları açıktan atama amacıyla kullanabilmeleri İçişleri Bakanlığının iznine tabidir. Belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmeler adına bu fıkra gereğince İçişleri Bakanlığı tarafından verilecek izinlerde, 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen oranların aşılmaması, bu oranların önceden aşılmış olması halinde ise anılan Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümlerine uyulması zorunludur.

Sözleşmeli personele ilişkin esaslar

MADDE 24.- 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve  (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri, döner sermayeler, belediyeler, il özel idareleri ve mahalli idare birlikleri ile bunların müessese ve işletmelerinde (Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olanlar hariç) ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında kalan kuruluşlarda, sözleşmeyle çalıştırılacak personel hakkında 6.6.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ek ve değişikliklerinin uygulanmasına devam olunur.

Birinci fıkrada sayılan idareler ile kurum ve kuruluşlar için 2005 yılında vize edilmiş pozisyonlar ile tip sözleşme örnekleri, yeni bir vize yapılmasına gerek kalmaksızın 2006 yılında kullanılmaya devam olunur. Bu pozisyonlarda 2005 yılında istihdam edilen personelden, ilgili idare veya kurum tarafından 2006 yılında görevlerine devam etmeleri uygun görülenlerle 2005 yılına ilişkin sözleşme ücretlerine 2006 yılında yapılacak artışlar da dikkate alınmak suretiyle yeni sözleşme yapılabilir.

Ancak, 2005 yılında vize edilen pozisyonlara ilave olarak aşağıdaki fıkrada belirtilen durumlar için yıl içinde ihtiyaç duyulacak pozisyonlar ile 2005 yılında vize edilmiş pozisyonlarda birim, nitelik, unvan, mevzuat uyarınca yapılması gerekenler hariç ücret değişiklikleri ve tip sözleşme değişiklikleri Maliye Bakanlığına vize ettirilir. Ayrıca isim bazında vizesi yapılan pozisyonlarda meydana gelecek değişiklikler de Maliye Bakanlığının vizesine tabidir. İlgili mevzuat hükümlerine dayanarak istihdam edilecek yeni sözleşmeli personelin belirlenmesine yönelik herhangi bir işlem yapılmadan önce Maliye Bakanlığından izin alınması şarttır.

İlgili mevzuatı uyarınca kadro karşılıksız veya 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası ile ek geçici 16 ncı maddesi çerçevesinde, kanun, uluslararası anlaşma, Bakanlar Kurulu kararı veya yılı programıyla kurulması veya genişletilmesi öngörülen birimler ile hizmetin gerektirdiği zorunlu haller için ve yılı ödeneğini aşmamak kaydıyla yapılacak yeni vizeler dışında, 2005 yılında vize edilmiş olan sözleşmeli personel pozisyon sayıları hiçbir şekilde aşılamaz.

5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi çerçevesinde sözleşmeli personel çalıştırılması konusunda yukarıdaki ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Belediyeler, il özel idareleri ve mahalli idare birlikleri ile bunların müessese ve işletmelerinde, anılan Kanunun 49 uncu maddesi çerçevesinde sözleşmeli personel istihdamı mümkün olan hizmetlerde (anılan maddenin dördüncü fıkrasında sayılan unvanların dışında olmak ve o hizmet için ihdas edilmiş kadro bulunmamak kaydıyla kısmi süreli olarak çalıştırılacak sözleşmeli personel hariç) 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre ayrıca sözleşmeli personel istihdam edilemez. Anılan madde çerçevesinde sözleşmeli personel çalıştıran belediyeler, il özel idareleri ve mahalli idare birlikleri ile bunların müessese ve işletmeleri, sözleşme yeniledikleri veya ilk defa istihdam etmeye başladıkları sözleşmeli personel ile imzaladıkları hizmet sözleşmelerinin birer örneğini ve kadrolarının sözleşmenin yapıldığı tarihteki dolu-boş durumunu gösteren cetveller ile hizmet sözleşmesinde belirtilen ücretin tespitine ilişkin yetkili organ kararının birer örneğini 30 gün içinde Maliye Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığına göndermek zorundadırlar.

İşçilik ödenekleri ve geçici iş pozisyonlarına ilişkin esaslar

MADDE 25.- a) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri, sürekli işçileri ile otuz iş gününden fazla süreyle çalıştıracakları geçici işçileri, bütçelerinin (01.3) ile (02.3) ekonomik kodlarında yer alan ödenekleri aşmayacak sayı ve/veya süreyle istihdam edebilirler.

Toplu iş sözleşmelerinden doğacak yükümlülükler, ihbar ve kıdem tazminatı ödemeleri, asgari ücret ve sigorta prim artışı nedeniyle meydana gelecek ödenek noksanlıkları Maliye Bakanlığı bütçesinin "Personel Giderlerini Karşılama Ödeneği" ile "Yedek Ödenek" tertiplerinde yer alan ödeneklerden aktarma yapılmak suretiyle karşılanabilir. Yukarıda belirtilen ekonomik kodlara bu durumlar dışında (söz konusu ekonomik kodlar arasındaki aktarmalar ile bu kodlar için birimler arası aktarmalar hariç) hiçbir şekilde ödenek aktarması yapılamayacağı gibi bütçenin başka tertiplerinden işçi ücreti ve fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma ücreti de ödenemez.

Kamu idarelerinin birim amirleri, fazla çalışma için öngörülen ödeneğe göre iş programlarını yapmak, bu ödeneği aşacak şekilde fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma yaptırmamak ve ertesi yıla fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışmadan dolayı borç bıraktırmamakla yükümlüdürler. Deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetler nedeniyle yürürlüğe konulacak Bakanlar Kurulu kararları uyarınca yaptırılacak fazla çalışmalar ile fazla çalışma ücret ödemelerine ilişkin ilama bağlı borçlar için yapılacak aktarmalar hariç fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma ücret ödemeleri için hiçbir şekilde ödenek aktarması yapılamaz.

Kamu idareleri, bütçelerinin geçici işçiler için öngörülen ödenekleri ile sınırlı olmak üzere yıl içinde aylar itibarıyla çalıştıracakları geçici işçi pozisyon sayıları ile bunların çalıştırılacakları birimlere göre dağılımını (merkez teşkilatında birimler, taşra teşkilatında ise bölge ve il müdürlüğü olarak) gösteren cetvelleri, yapılan hesaplamalarla birlikte, vize edilmek üzere Ocak ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına göndermek zorundadırlar.

Yukarıdaki hükümlere aykırı uygulamalardan ve ödenek üstü harcamadan gerçekleştirme görevlileri ile harcama yetkilileri sorumludur.

b) Döner sermayeler, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kamu idareleri ile 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve mahalli idareler kapsamına girmeyen kuruluşlar, 1.1.2006 tarihinden itibaren otuz iş gününden fazla süre ile çalıştıracakları geçici işçi pozisyon sayıları ile aylar ve birimler itibarıyla dağılımını, ilgili bakanlığın onayı alınmak suretiyle, vize edilmek üzere Ocak ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına göndermek zorundadır.

c) (a) ve (b) fıkraları kapsamındaki kamu idareleri ile kurumların, uluslararası anlaşmalar, Bakanlar Kurulu kararları veya yılı programı ile kurulması veya genişletilmesi öngörülen birimler ile hizmetin gerektirdiği zorunlu haller için yapılacak yeni vizeler dışında, 2005 yılında vize edilmiş toplam adam/ay sayılarını aşacak şekilde vize yapılamaz. Vize edilmiş bulunan geçici iş pozisyonlarında, yıl içinde kurumların ihtiyaç duyduğu pozisyon, yer, birim, aylık dağılım değişiklikleri ile pozisyon iptalleri Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yapılabilir.

d) Kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarının 1.1.2006 tarihinden itibaren otuz iş gününden fazla süre ile çalıştıracakları geçici işçilere ait geçici iş pozisyonları, ilgili bakanlığın ve Hazine Müsteşarlığının (özelleştirme programına alınanlar için Özelleştirme İdaresi Başkanlığının) onayı alınmak suretiyle 31.1.2006 tarihine kadar Devlet Personel Başkanlığına vize ettirilir. Vize edilen geçici iş pozisyonları Devlet Personel Başkanlığınca başka unvanlı geçici iş pozisyonları ile değiştirilebilir veya iptal edilebilir. Vize ettirilen cetvellerin bir örneği Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna gönderilir.

e) Yukarıda yer alan fıkralara göre vize işlemleri yapılmaksızın geçici işçi çalıştırılamaz ve herhangi bir ödeme yapılamaz.

f) İçişleri Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirlenen norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak norm kadro çalışmaları sonuçlandırılmamış belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların müessese ve işletmeleri tarafından çalıştırılacak geçici işçilere ait geçici iş pozisyonları adam/ay sayısı itibarıyla İçişleri Bakanlığının vizesine tabidir. Vize edilmiş bulunan geçici iş pozisyonlarında; pozisyon, yer, birim ve aylık dağılım değişikliği ile pozisyon iptali İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle yapılabilir. İçişleri Bakanlığına vize yaptırılmaksızın geçici işçi çalıştırılamaz ve bunlara herhangi bir ödeme yapılamaz. İçişleri Bakanlığı tarafından vize edilen geçici iş pozisyonlarına ait vize cetvellerinin ve bu cetvellerde yapılacak değişikliklerin bir örneği Devlet Personel Başkanlığına gönderilir.

Norm kadro çalışmaları sonuçlandırılmış olmakla birlikte 1.1.2006 tarihi itibarıyla 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen oranları aşmış olan belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmeler için, 2005 yılı için vize edilmiş geçici iş pozisyonu adam/ay sayısını aşacak şekilde vize işlemi yapılamaz. Yukarıda sayılan kurumlarda İçişleri Bakanlığına vize yaptırılmaksızın geçici işçi çalıştırılamaz ve bunlara herhangi bir ödeme yapılamaz.

İl özel idareleri tarafından çalıştırılacak geçici işçilere ait geçici iş pozisyonları İçişleri Bakanlığının vizesine tabidir. Vize edilmiş bulunan geçici iş pozisyonlarında; pozisyon, yer, birim ve aylık dağılım değişikliği ile pozisyon iptali İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle yapılabilir. İçişleri Bakanlığına vize yaptırılmaksızın geçici işçi çalıştırılamaz ve bunlara herhangi bir ödeme yapılamaz. Norm kadro çalışmaları sonuçlandırılmamış il özel idareleri adına İçişleri Bakanlığı tarafından vize edilen geçici iş pozisyonlarına ait vize cetvellerinin ve bu cetvellerde yapılacak değişikliklerin bir örneği Devlet Personel Başkanlığına gönderilir.

g) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin Kamu İşverenleri Sendikalarına ödemeleri gereken 2006 yılına ait üyelik aidatları, Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alan tertipten ödenir. Yapılacak ödemeler, tertibinde yer alan ödenek tutarıyla sınırlı olup, bu tertibe bütçenin diğer tertiplerinden hiç bir şekilde aktarma yapılamaz.

Geçici görevlendirme

MADDE 26.- 657 sayılı Kanunun ek 8 ve ek 9 uncu, 13.11.1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunun 3 üncü, 2547 sayılı Kanunun 38, 40 ve 41 inci maddeleri ve 13.10.1983 tarihli ve 2919 sayılı Kanuna göre görevlendirilenler ile güvenlik görevlileri hariç, ilgili mevzuatı uyarınca diğer kurumlarda vekaleten veya geçici olarak görevlendirilen ve kadro aylıklarını kendi kurum veya kuruluşlarından alan memurlar veya kamu görevlileri, vekaleten veya geçici olarak görev yaptıkları kurum personelinin yararlandığı ve ilgili mevzuatında söz konusu personele de ödenebileceği belirtilen her türlü tazminat, fazla mesai ve diğer ödemelerden yararlanamazlar.

DÖRDÜNCÜ KISIM

Çeşitli Hükümler

Uluslararası kuruluşlara üyelik

MADDE 27.- a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin ve mahalli idarelerin uluslararası kuruluşlara üye olabilmesi ve kanun, kararname ve uluslararası anlaşmalar gereği halen üyesi bulunulan uluslararası kuruluşlar dışındaki kuruluşlara katılma paylarını ödeyebilmeleri için, mevzuatın gerektirdiği diğer işlemlerin yanı sıra bağlı veya ilgili bulunulan bakanlığın teklifi ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine Dışişleri Bakanlığından önceden izin alınması zorunludur. Özel bütçeli idareler ve mahalli idareler için Maliye Bakanlığının görüşü aranmaz.

b) Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlıklarının uluslararası anlaşmalar, kanun ve kararnamelerle Türkiye Cumhuriyeti adına üye olduğu uluslararası kuruluşlara ilişkin işlemlerine (katılma payı ödemeleri dahil) bu madde hükmü uygulanmaz.

Kamu idarelerince işletilen sosyal tesisler

MADDE 28.- Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerince işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, kreş, spor tesisi ve benzeri sosyal tesislerin giderleri, münhasıran bu tesislerin işletilmesinden elde edilen gelirlerden karşılanır. Bu yerlerde, merkezi yönetim bütçesi ile döner sermaye ve fonlardan ücret ödenmek üzere 2006 yılında ilk defa istihdam edilecek yeni personel görevlendirilmez.

Vergi, fon ve payların zamanında yatırılması

MADDE 29.- 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunan iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile özelleştirme kapsamındaki kuruluşların ve döner sermayelerin yöneticileri ve mali işlerinden sorumluları, bu kuruluşların mükellef veya sorumlu sıfatıyla üçüncü kişilerden tahsil ettikleri vergi, fon ve diğer payların tahsil dairelerine zamanında ve tam olarak ödenmesini sağlamak zorundadırlar. Aksine davrananlar bu tutarların ödenmesinden şahsen ve müteselsilen sorumlu tutulurlar.

Vakıf, dernek ve gelirlerden pay verilen kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının denetimi

MADDE 30.- Kamu kurum ve kuruluşlarına üstlendikleri görevleri yerine getirmede katkı sağlayan dernek ve vakıflar, mevzuat çerçevesinde tabi oldukları denetimin yanı sıra hizmet niteliği itibarıyla ilgili kurum ve kuruluşlar ile gerekli görülmesi halinde ayrıca Maliye Bakanlığınca da denetlenebilir.

Vergi, resim, harç ve benzeri gelirlerden veya genel bütçe kaynaklarından kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ödenen payların, pay verilmesine esas mevzuatta belirtilen amaca uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı Maliye Bakanlığınca denetlenebilir.

Tedavi hizmetlerinin temini

MADDE 31.- Maliye Bakanlığı, 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarından temin edeceği tedavi hizmetlerini sağlamak üzere Sağlık Bakanlığı ile doğrudan hizmet alımı sözleşmesi yapmaya yetkilidir.

Sağlık Bakanlığı, sözleşmede belirtilen tutar karşılığında ihtiyaç duyulan her türlü sağlık hizmetini, kendisine bağlı sağlık kurum ve kuruluşları aracılığıyla sunmakla yükümlüdür ve sözleşmede belirtilen tutar dışında başkaca ilave ödeme talebinde bulunamaz.

Bu şekilde sağlanacak tedavi hizmetleri ve ödemelerin yapılmasına ilişkin esas ve usuller, Maliye ve Sağlık Bakanlıklarınca müştereken belirlenir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin her türlü bütçe işlemini yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.

Taşınmaz devri

MADDE 32.- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan Sağlık Bakanlığınca sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere ihtiyaç duyulanlar ile Maliye Bakanlığınca kiralanmış olanlar, bedelleri anılan Genel Müdürlük bütçesine transfer edilmek üzere Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı bütçesine konulan ödenekten mahsup edilerek Hazine adına tescil ve ilgili Bakanlıklara tahsis edilir. Bedel tespiti, Maliye Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu temsilcileri ile ilgisine göre Sağlık Bakanlığı temsilcisinden oluşan komisyon tarafından taşınmazların rayiç bedelleri dikkate alınarak yapılır.  

Muhasebe kayıtlarından çıkarılacak tutarlar

MADDE 33.- 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Kanun kapsamında izlenen alacakların dışında kalan ve muhasebe kayıtlarında bulunan Devlet alacaklarından tutarı 15 Yeni Türk Lirasına kadar olanların tahsili için yapılacak takibat giderlerinin asıl alacak tutarından fazla olacağının anlaşılması halinde, bu tutarların muhasebe kayıtlarından çıkarılmasına Maliye Bakanı yetkilidir.

Tahsil edilmeyecek alacaklar

MADDE 34.- a) 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde emeklilik aylığı almakta iken, 21.4.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında sayılan kamu kurum ve kuruluşlarında 1.1.2005 tarihinden önce yeniden çalışmaya başlayan ve bu nedenle 5434 sayılı Kanunun 99 veya ek 11 inci maddesi uyarınca T.C. Emekli Sandığı tarafından bağlanmış emekli aylıkları kesilen veya kesilmesi gerekenlerden yeniden çalışmaya başladıklarına dair kurumları tarafından zamanında Sandığa bildirim yapılmamış olanlara, 1.1.2005 tarihinden önceki dönem için borç çıkarılmaz; aynı dönem için çıkarılmış borçlar tahsil edilmez ve bu durumda olanlardan 1.1.2005 tarihinden sonra tahsil edilmiş tutarlar, bir yıl içinde talepleri halinde ilgililere faizsiz olarak iade edilir.

b) 1.7.1976 tarihli ve 2022 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanmış olanlardan bakmakla yükümlü olunan aile fertleri kapsamında muayene ve tedavileri yaptırılmış olanlar için, bu maddenin yürürlük tarihinden önceki muayene ve tedaviler nedeniyle sosyal güvenlik kurumları veya kamu kurum ve kuruluşları tarafından 1.1.2005 tarihinden sonra çıkarılmış veya çıkarılması gereken borçların ödenmemiş olan kısımları tahsil edilmez.

Kısmen veya tamamen uygulanmayacak hükümler

MADDE 35.- a) 1. 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun 46, 58, ek 25, ek 26, ek 27 ve 19.11.1992 tarihli ve 3843 sayılı Kanunun 7 nci maddelerinin özel gelir ve özel ödenek uygulaması ile devrine ilişkin hükümleri ve 2547 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin yedinci fıkrası,

2. 12.3.1982 tarihli ve 2634 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası,

3. 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi,

4. 31.10.1985 tarihli ve 3234 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin son fıkrası,

5. 28.5.1986 tarihli ve 3291 sayılı Kanunun 11 inci maddesi,

6. 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanun hükümleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü il müdürlükleri için,

7. 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin (B) fıkrası (3 numaralı bendinde yer alan  hükümler hariç),

8. 24.6.1994 tarihli ve 540 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesinin 12 nci fıkrasında yer alan "….ve istihdam edileceği alanla ilgili en az üç yıllık  iş tecrübesine sahip" ibaresi,

2006 yılında uygulanmaz.

b) 5.5.1983 tarihli ve 2821 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan Kamu İşveren Sendikalarına, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından işveren sıfatıyla ödenecek aidatlar hakkında anılan Kanunun 7 nci maddesinin (11) numaralı bendi ile 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası 2006 yılında uygulanmaz.

c) 5.4.1983 tarihli ve 2813 sayılı Kanuna göre cep telefonu faturalı abonelerinin (ön ödemeli cep telefonu aboneleri hariç olmak üzere) ödemek zorunda oldukları ruhsatname ve yıllık kullanım ücretleri, 2006 yılında işletmecinin sistemine abone olunan ay itibarıyla geriye kalan aylar için yıl sonuna kadar eşit taksitlere bölünerek alınır.

d) Özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurum, kurul, üst kurul, enstitü, teşebbüs, fon ve sair adlarla kurulmuş kamu kurum ve kuruluşlarında, kanunlarında aksine hükümler olsa dahi, kendi özel mevzuatındaki hükümler uyarınca yapılacak temsil ve ağırlama giderlerinin yıllık toplamı, başkan ile temsil yetkisini haiz olan personelin bir aylık ortalama net ücretinin iki katını; temsil yetkisini haiz personelin sayısı ise, toplam personel sayısının yüzde ikisini geçemez.

e) 4.1.1961 tarihli ve 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelen hükümleri aşağıdaki şekilde uygulanır:

Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden, döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşlarında görevli olan memurlar ile bu kurum ve kuruluşlarda 10.7.2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen sağlık personeline, mesai içi veya mesai dışı ayrımı yapılmaksızın ek ödeme yapılabilir. Sağlık kurum ve kuruluşlarında Bakanlıkça belirlenen hizmet sunum şartları ve kriterleri de dikkate alınmak suretiyle, bu ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı, serbest çalışıp çalışmaması ile muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurlar esas alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca belirlenir.

Yukarıdaki paragrafta yer alan hükme göre personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir ayda yapılacak ek ödemenin tutarı, ilgili personelin bir ayda alacağı aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı hariç) toplamının, pratisyen tabip ve diş tabiplerinden serbest çalışanlara yüzde 250'sini, serbest çalışmayanlara yüzde 500'ünü, uzman tabip, Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde belirtilen dallarda bu Tüzük hükümlerine göre uzman olanlar ve uzman diş tabiplerinden serbest çalışanlara yüzde 350'sini, serbest çalışmayanlara yüzde 700'ünü, serbest çalışmayan klinik şef ve şef yardımcılarına yüzde 800'ünü, diğer personele ise yüzde 150'sini geçemez. İşin ve hizmetin özelliği dikkate alınarak yoğun bakım, doğumhane, yeni doğan, süt çocuğu, yanık, diyaliz, ameliyathane, kemik iliği nakil ünitesi ve acil servis gibi özellikli hizmetlerde çalışan personel için yüzde 150 oranı, yüzde 200 olarak uygulanır. 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen sağlık personeline yapılacak ek ödemenin tutarı ise, aynı birimde aynı unvanlı kadroda çalışan ve hizmet yılı aynı olan emsali sağlık personeli esas alınarak belirlenir ve bunlara yapılacak ek ödeme, hiçbir şekilde emsaline yapılabilecek ek ödeme üst sınırını geçemez.

Personelin katkısı ile elde edilen döner sermaye gelirlerinden, o birimde görevli personele yapılacak ek ödeme toplamı, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarında, ilgili birimin cari yıldaki döner sermaye gelirinin yüzde 50'sini, birinci basamak sağlık kuruluşlarında ise, ilgili birimin cari yıldaki döner sermaye gelirinin yüzde 65'ini aşamaz.

Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermaye işletmeleri, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun teşvik edilmesi, sağlık kurum ve kuruluşlarının kendi imkanlarıyla karşılayamadıkları ihtiyaçların giderilmesi, eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi, birinci basamak sağlık kuruluşlarının desteklenmesi ve Bakanlık merkez teşkilatında görev yapan memurlar ile sözleşmeli personele ek ödemede bulunulması amacıyla Bakanlıkça yapılacak giderlere iştirak etmek için aylık gayrisafi hasılattan aylık tahsil edilen tutarın yüzde 2'sini geçmemek üzere Sağlık Bakanlığınca belirlenecek oranı Bakanlık Döner Sermaye Merkez Saymanlığı hesabına aktarırlar. Bu hesapta toplanacak tutarların dağılım ve harcanmasına ilişkin kriterler ile personele yapılacak ek ödemenin oran, esas ve usulleri Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca belirlenir. Personele yapılacak ek ödemenin tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) yüzde 200'ünü geçemez. Ek ödeme tutarı; görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, çalışma süresi, personelin sınıfı, kadro unvanı, derecesi ve atanma biçimi gibi kriterler ile personele aylık ve özlük hakları dışında ilgili mevzuatına göre yapılan diğer ilave ödemeler dikkate alınarak belirlenir. Merkez teşkilatında görev yapan personele bu fıkra kapsamında yapılacak toplam ek ödeme, döner sermaye işletmelerinden cari yılda aktarılan tutarın yüzde 50'sini geçemez ve bu ödemeler gelir vergisine tabi tutulmaz.

2547 sayılı Kanunun 38 inci maddesine göre Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatı ve bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında görevlendirilenler, aynı maddede belirtilen ilave ödemelerden yararlanmamak kaydıyla, Bakanlık merkez veya bağlı sağlık kurum ve kuruluşunda görev yaptıkları unvan için belirlenen ek ödemeden faydalandırılır.

Birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve bölgelerarası gelişmişlik farklarının giderilmesi amacıyla, döner sermayeli işletmelerden uygun görülenlerin merkeze aktaracağı payı yüzde 4'e kadar yükseltmeye Sağlık Bakanı yetkilidir. 24.11.2004 tarihli ve 5258 sayılı Kanun kapsamında, aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde, il sağlık müdürlüğü ve birinci basamak sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşlarda çalışan personele (aile hekimi ve aile sağlığı elemanı olarak çalışanlar hariç) merkeze aktarılan yüzde 2 oranına kadar olan paya ilave olarak alınacak paydan karşılanmak üzere Maliye  Bakanlığının  uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca  belirlenecek esas ve usullere göre ek ödeme yapılabilir. Merkeze aktarılan yüzde iki oranına kadar olan paya ilave olarak alınacak tutarlar, bu fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz.

Döner sermayeli işletmelerin mali imkanı elverişli olanlarından, mali durumu yetersiz olanlara karşılıksız veya borç olarak kaynak aktarmaya Sağlık Bakanı yetkilidir.

f) 18.6.1992 tarihli ve 3816 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendinde yer alan "diş çekimi" ibaresi 2006 yılında "diş tedavisi" şeklinde uygulanır.

g) 17.9.2004 tarihli ve 5234 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının parantez içi hükmü "ilaç, kan ve kan bileşenleri ile tıbbi sarf malzemesi hasılatının yüzde 5'i" şeklinde uygulanır.  

h) Belediyeler ile büyükşehir belediyelerince kamu kurum ve kuruluşlarına uygulanacak su tarife bedelleri, özel işyerlerine uygulanan en düşük tarife bedelini aşamaz.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okullara, belediyeler ile büyükşehir belediyelerince uygulanacak su tarife bedelleri, tüketim miktarlarına bakılmaksızın konutlara uygulanan en düşük tarife bedelini aşamaz.

i) 2005 yılına ilişkin elde edilen kârlardan 2006 yılında dağıtılacak üretimi teşvik primi ödemelerinde, 21.12.1967 tarihli ve 969 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin son fıkrasında, 2828 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan "iki katını geçmemek üzere" ibareleri "bir katını geçmemek üzere" şeklinde uygulanır ve 29.5.1926 tarihli ve 867 sayılı Kanun kapsamındaki döner sermaye işletmelerinde 2005 yılına ilişkin elde edilen kârlardan, kârın elde edilmesinde emeği geçen 657 sayılı Kanuna tabi çalışan personele, asgari ücretin yıllık brüt tutarını geçmemek üzere 969 sayılı Kanun uyarınca çıkarılmış olan Yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde teşvik primi ödenebilir.

j) 24.7.2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin (d) bendi ile aynı Kanunun geçici 3 üncü maddesinde geçen "1.1.2005" tarihleri ve 22.1.2004 tarihli ve 5073 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde geçen "1.1.2005" tarihi "1.1.2007" şeklinde uygulanır.

17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılardan, 2006 yılı içinde aynı Kanunun 33 üncü maddesine göre belirlenen gelir basamaklarından ilk altı basamakta bulunanlardan altıncı basamak gösterge tutarının, yedi ve daha yukarı basamaklarda bulunanlardan ise bulundukları basamak gösterge tutarının yüzde yirmisi oranında sağlık sigortası primi tahsil edilir.

k) 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 91 inci maddesinin yedinci fıkrasında geçen "31.12.2005" tarihi "31.12.2006" olarak uygulanır.

l) 5217 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin uygulanmasına; birinci fıkrası, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Bu şekilde kaydedilen ödeneklerden;" ibaresi ve ikinci fıkrasının son iki cümlesi hariç, 2005 yılında uygulanan oran, esas ve usuller çerçevesinde devam olunur. Anılan madde uyarınca yapılacak ödemeler Genel Müdürlüğe ait ödeneklerden karşılanır ve 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen personel söz konusu ödemeden yararlandırılmaz.

Yürürlük

MADDE 36.- Bu Kanun 1.1.2006 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 37.- Bu Kanunun;

a) Türkiye Büyük Millet Meclisi ile ilgili hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,

b) Cumhurbaşkanlığı ile ilgili hükümlerini Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri,

c) Sayıştay Başkanlığı ile ilgili hükümlerini Sayıştay Birinci Başkanı,

d) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile ilgili hükümlerini ilgili Bakanlar ve Maliye Bakanı,

e) Özel bütçeli idarelere ilişkin hükümlerini idarelerin bağlı veya ilgili olduğu Bakanlar ve Maliye Bakanı,

f) Düzenleyici ve denetleyici kurumlara ilişkin hükümlerini kendi kurulları ve/veya kurum Başkanları,

g) Diğer hükümlerini Maliye Bakanı,

yürütür.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNUN

KABUL ETTİĞİ METİN

2006 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI

BİRİNCİ KISIM

Genel Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Gider, Gelir, Finansman ve Denge

Gider

MADDE 1.- Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanuna ekli;

a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 170.156.782.052  Yeni Türk Lirası,

b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere 11.302.981.361 Yeni Türk Lirası,

c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlara 1.150.574.838 Yeni Türk Lirası,

ödenek verilmiştir.

Gelir ve finansman

MADDE 2.- a) Gelirler:

Bu Kanuna ekli (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;

1. (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 156.850.000.000 Yeni Türk Lirası,

2. (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 2.962.934.858 Yeni Türk Lirası öz gelir, 7.652.237.552 Yeni Türk Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 10.615.172.410 Yeni Türk Lirası,

3. (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 1.149.074.838 Yeni Türk Lirası,

olarak tahmin edilmiştir.

b) Finansman:

Bu Kanuna ekli (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;

1. (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 696.313.951 Yeni Türk Lirası,

2. (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların net finansmanı 1.500.000 Yeni Türk Lirası,

olarak tahmin edilmiştir.

Denge

MADDE 3.- Tasarının 3 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

 

İKİNCİ BÖLÜM

Bütçe Düzenine İlişkin Hükümler

Bölüm düzeni ve deyimler

MADDE 4.- Tasarının 4 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Bağlı cetveller

MADDE 5.- a) Bu Kanunun 1 inci maddesi ile verilen ödeneğin dağılımı (A),

b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından ilgili mevzuata göre tahsiline devam olunacak gelirler (B),

c) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri gelirlerine dayanak teşkil eden temel hükümler (C),

d) Bazı ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin esaslar (E),

e) 5018 sayılı Kanuna ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan idare ve kurumların nakit imkanları ile bu imkanlardan harcanması öngörülen tutarlar (F),

f) 10.2.1954 tarihli ve 6245 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilecek gündelik ve tazminat tutarları (H),

g) Çeşitli kanunlara göre bütçe kanununda gösterilmesi gereken parasal sınırlar (İ),

h) Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerinin tutarları (K),

i) 11.8.1982 tarihli ve 2698 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi gereğince Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yönetilen okul pansiyonları ile Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık okulları öğrencilerinden alınacak pansiyon ücretleri (M),

j) 7.6.1939 tarihli ve 3634 sayılı Kanun uyarınca milli müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak;

1. Hayvanların alım değerleri (O),

2. Motorlu taşıtların ortalama alım değerleri ile günlük kira bedelleri (P),

k) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin yıl içinde edinebilecekleri taşıtların cinsi, adedi, hangi hizmetlerde kullanılacağı ve azami satın alma bedelleri (T),

l) Kanunlar ve kararnamelerle bağlanmış vatani hizmet aylıkları (V),

işaretli cetvellerde gösterilmiştir.       

Yeni tertip, gider ve gelir kalemleri açılması

MADDE 6.- Tasarının 6 ncı maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Mali Politikaya İlişkin Hükümler

Gerektiğinde kullanılabilecek ödenekler

MADDE 7.- Tasarının 7 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Özel bütçeli idarelere Hazine yardımı

MADDE 8.- Tasarının 8 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Yatırım harcamaları

MADDE 9.- Tasarının 9 uncu maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Resmi taşıtlar, demirbaş eşya ve levazım

MADDE 10.- Tasarının 10 uncu maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Bütçe Uygulamasına İlişkin Hükümler

Aktarma ve ekleme işlemleri

MADDE 11.- a) 1. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerinin "Personel giderleri" ile "Sosyal güvenlik kurumlarına Devlet primi giderleri" tertiplerinde yer alan ödenekleri, Maliye Bakanlığı bütçesinin "Personel Giderlerini Karşılama Ödeneği" tertibine; diğer ekonomik kodlara ilişkin tertiplerde yer alan ödenekleri ise Maliye Bakanlığı bütçesinin "Yedek Ödenek" tertibine aktarmaya,

2. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinden, hizmeti yaptıracak olan kamu idaresinin isteği üzerine bütçesinden yıl içinde hizmeti yürütecek olan idarenin bütçesine, fonksiyonel sınıflandırma ayrımına bakılmaksızın ödenek aktarmaya ve bu konuda gerekli işlemleri yapmaya,

3. Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı arasında cari yıl içinde yapılan hizmetlerin bedellerini karşılamak amacıyla varılacak mutabakat üzerine, ilgili bütçeler arasında karşılıklı aktarma yapmaya,

4. (3) numaralı bentte belirtilen bütçelerde yer alan Silahlı Kuvvetlerin tek merkezden yönetilmesi gereken ikmal ve tedarik hizmetleri ile bir fonksiyona ait bir hizmetin diğer bir fonksiyon tarafından yürütülmesi halinde ilgili ödeneği, fonksiyonlar arasında karşılıklı olarak aktarmaya,

5. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri için 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karara uygun olarak yılı yatırım programında değişiklik yapılması halinde değişiklik konusu projelere ait ödeneklerle ilgili kurumlararası aktarma yapmaya,

6. Kamu idarelerinin yeniden teşkilatlanması sonucu, bütçe kanunlarının uygulanması ve kesinhesapların hazırlanması ile ilgili olarak gerekli görülen her türlü bütçe ve muhasebe işlemleri için gerekli düzenlemeleri yapmaya,             

Maliye Bakanı yetkilidir.

b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, aktarma yapılacak tertipteki ödeneğin yüzde yirmisine kadar kendi bütçeleri içinde ödenek aktarması yapabilirler.

c) Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumların (B) işaretli cetvellerinde belirtilen tahmini tutarlar üzerinde gerçekleşen gelirler ile (F) işaretli cetvellerinde belirtilen ödenekleştirilmeyen finansman karşılıklarını ve gerçekleşen finansman fazlalarını, idare ve kurumların bütçelerinin mevcut veya yeniden açılacak tertiplerine ödenek olarak eklemeye Maliye Bakanlığınca belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde kamu idareleri yetkilidir.

Sermaye ödenekleri, 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine göre yılı yatırım programıyla ilişkilendirilir.

d) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasındaki kaynak transferleri ödenek aktarma suretiyle yapılır. Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler ve kurumlar arasındaki diğer kaynak transferleri tahakkuk işlemleriyle gerçekleştirilir. Bu işlemler karşılığı tahsil edilen tutarlar, bir taraftan (B) işaretli cetvellere gelir, diğer taraftan (A) işaretli cetvellere ödenek olarak kaydedilir.

e) Genel bütçenin (B) işaretli cetvelinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yönetim ve denetimi devralınan kuruluşların kesinleşmiş vergi, harç, ceza, gecikme zammı ve faizi ile GSM Hazine payı borçlarına karşılık tahsil edilecek gelir tahminini aşan kısmın; 500.000.000 Yeni Türk Lirası Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6 tertibine, 200.000.000 Yeni Türk Lirası Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.65-1-09.9 tertibine, 300.000.000 Yeni Türk Lirası Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-06.1.0.07-1-07.1 tertibine, 1.100.000.000 Yeni Türk Lirası Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-06.1.0.08-1-07.1 tertibine, 100.000.000. Yeni Türk Lirası Hazine Müsteşarlığı bütçesinin  07.82.31.00-04.2.1.05-1-05.2 tertibine ve 300.000.000 Yeni Türk Lirası ise 2006 Yılı Yatırım Programı ile ilişkilendirilmek suretiyle (130.000.000 Yeni Türk Lirasına kadarını Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yatırımları kapsamında yer alan Yusufeli HES projesine, 170.000.000 Yeni Türk Lirasına kadarını Milli Eğitim Bakanlığı yatırımları kapsamında yer alan Temel Eğitim II. Faz projesine olmak üzere) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir.

Yusufeli HES ve Temel Eğitim II. Faz projelerine bu kapsamda ayrılacak ödeneklerin zaruri şartlar nedeniyle harcanamayacağı belirlenen tutarlarını Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığının 2006 Yılı Yatırım Programında devam eden diğer öncelikli projelerde kullanılmak üzere 2006 Yılı Programının Uygulanması, İzlenmesi ve Koordinasyonuna Dair Kararda yer alan limitlere bağlı kalmaksızın revize etmeye Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı yetkilidir.   

Geçici hizmet karşılığı yapılacak ödemeler

MADDE 12.- Tasarının 12 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Ödenek devir ve iptal işlemleri

MADDE 13.- Tasarının 13 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Mahalli idarelere yapılacak Hazine yardımları

MADDE 14.- Tasarının 14 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

TÜBİTAK  ve yükseköğretim kurumları ile ilgili işlemler

MADDE 15.- a) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı bütçesinin 38.01.02.00-09.9.9.00-2-05.3 (Öğretim Üyesi Yetiştirme Projesi) tertibinde yer alan ödenek, bu proje kapsamında lisansüstü eğitim veren yükseköğretim kurumlarına, mal ve hizmet alımlarında kullanılmak üzere, görevlendirilen öğrencilerin sayıları ve öğrenim alanları dikkate alınarak tahakkuk ettirilmek suretiyle ödenir. Ödenen bu tutar karşılığını bir yandan ilgili yükseköğretim kurumunun (B) işaretli cetveline öz gelir, diğer yandan (A) işaretli cetveline ödenek kaydetmeye ilgili yükseköğretim kurumu yetkilidir.

b) 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun 46, 58, ek 25, ek 26 ve ek 27 nci maddeleri ile 19.11.1992 tarihli ve 3843 sayılı Kanunun 7 nci maddesi uyarınca tahsil edilen tutarlar ve diğer gelirler, ilgili yükseköğretim kurumu bütçesine öz gelir olarak kaydedilir. Kaydedilen bu tutarlar karşılığı olarak ilgili yükseköğretim kurumu bütçesine konulan ödenekler, gelir gerçekleşmelerine göre kullandırılır. (B) işaretli cetvelde gelir kodları itibarıyla tahmin edilen gelirleri aşan öz gelir tahsilatları karşılığı kadar (A) işaretli cetveline ödenek eklemeye Maliye Bakanlığınca belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde yükseköğretim kurumları yetkilidir.

Yükseköğretim kurumu bütçelerinde öz gelir karşılığı olarak ilgili yükseköğretim kurumu bütçesinin (A) işaretli cetvelinde fonksiyonel sınıflandırmanın dördüncü düzeyinde tertiplenen ödenekler arasında aktarma yapılamaz. 

Yıl içinde eklenen sermaye ödenekleri, 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine göre yılı yatırım programıyla ilişkilendirilir.     

TÜBİTAK ve Yükseköğretim kurumlarının bütçe ödeneklerinin kullanılması ve tertipler arasında aktarma yapılması konusunda esas ve usuller belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.

Fonlara ilişkin işlemler

MADDE 16.- a) Çeşitli mevzuatla kurulmuş fonların her türlü geliri T.C. Merkez Bankası nezdinde Hazine Müsteşarlığı adına açılan müşterek fon hesabına yatırılır. Bu hesaba yatırılan gelirlerden ilgili mevzuatında öngörülen fonlararası pay ve kesintiler T.C. Merkez Bankası tarafından yapılır.

Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonunun gelirleri, yapılan kesintilerden sonra kalan tutarlar üzerinden genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir yazılır. Bu Fon, hizmetlerini bütçenin (A) işaretli cetveline konulan ödeneklerle yerine getirir. Ancak, bu fon gelirlerinden kredi ana para geri dönüşleri, kredi faizleri, borçlanma ve satış hasılatı, genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmeksizin doğrudan müşterek fon hesabından ilgili Fonun gider hesabına aktarılır.

Kapsam dışında bırakılan fonların gelirleri ve harcamaları bütçe ile ilişkilendirilmez. Ancak, bunların müşterek fon hesabında toplanan gelirlerinden Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın birlikte teklifi üzerine Başbakanın onayı ile belirlenecek oran ve tutarlarda kesinti yapılarak genel bütçeye gelir kaydedilebilir.

Fonlar, hizmet ve harcamalarını kendi mevzuatlarında yer alan esas ve usullere göre yürütürler.

Fon gelirlerinin tahsili, takibi, gelir kaydı, muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin süre, esas ve usuller Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit edilir.

Kanun ve kanun hükmünde kararname ile kurulanlar hariç olmak üzere, hizmet alanı kalmayan fonlar Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile tasfiye edilebilir. Bunların tasfiyesine ilişkin her türlü düzenlemeleri yapmaya Maliye Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.

Maliye Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile fonların gider hesapları üzerinden aktarma yapılabilir. Aktarılan tutar, kendisine aktarma yapılan fonun gelir hesabı üzerinden müşterek fon hesabına, buradan da tamamı gider hesabına aktarılır.

Bütçe kapsamı dışındaki fonlardan kendi mevzuatlarına göre yapılan kesinti ile fonlararası aktarmalardan sonra kalan tutar, T.C. Merkez Bankası tarafından ilgili fonun gider hesabına aktarılır.

1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 45 inci ve 1996 Mali Yılı Bütçe Kanununun 43 üncü maddesi uyarınca, Destekleme ve Fiyat İstikrarı Fonundan ( DFİF ) yapılan ödemelerle ilgili olarak, anılan Fona ikrazen verilen özel tertip Devlet tahvili ile ilgili açık bulunan hesabın kapatılmasına Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan, bu işlemleri anılan Müsteşarlığın teklifi üzerine gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirmeksizin mahiyetlerine göre ilgili Devlet hesaplarına kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir.

b) 1. Türk Silahlı Kuvvetlerine stratejik hedef planı uyarınca temini gerekli modern silah, araç ve gereçler ile gerçekleştirilecek savunma ve NATO altyapı yatırımları için yıl içinde yapılacak harcamalar; 7.11.1985 tarihli ve 3238 sayılı Kanunla kurulan Savunma Sanayii Destekleme Fonunun kaynakları, bu amaçla bütçeye konulan ödenekler ve diğer ayni ve nakdi imkanlar birlikte değerlendirilmek suretiyle Savunma Sanayii İcra Komitesince tespit edilecek esaslar çerçevesinde karşılanır.

2. Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden bu fıkranın (1) numaralı bendi gereğince tespit edilecek tutarları; Emniyet Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden helikopter ve uçak alımına ilişkin tutarları; Gümrük Müsteşarlığına (Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü) bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden motorbot alımına yönelik tutarları; Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen mevcut ödenekler ile bu Genel Müdürlük bütçesine kaydedilen ödeneklerden motorbot alımına yönelik tutarları Savunma Sanayii Destekleme Fonuna ödemeye Milli Savunma, İçişleri ve Sağlık Bakanları ile Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.

3. Savunma Sanayii Destekleme Fonundan Hazineye yatırılacak paraları bir yandan genel bütçeye gelir, diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek kaydetmeye ve geçen yıllar ödenek bakiyelerini devretmeye Maliye Bakanı yetkilidir.

Yabancı ülkelere yapılacak hizmet karşılıkları

MADDE 17.- Tasarının 17 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Bağış, hibe ve yardımlara ilişkin işlemler

MADDE 18.- Tasarının 18 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Muhtelif gelirlere ilişkin hususlar

MADDE 19.- Tasarının 19 uncu maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

İKİNCİ KISIM

Devlet Borçları ve Kamu İktisadi Teşebbüslerine

İlişkin Hükümler

Hazine garanti limiti ve borçlanmaya ilişkin işlemler

MADDE 20.- Tasarının 20 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Görev zararları

MADDE 21.- Kamu iktisadi teşebbüslerinin, 8.6.1984 tarihli ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesi uyarınca doğmuş ve doğacak görev zararı alacakları ile 12.12.2001 tarihli ve 2001/3372 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile önceki yıllar kararları kapsamında üretilen şekerin, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin özelleştirme programına alındığı tarih itibarıyla sözleşmesi ve bağlantısı yapılmış olan dahilde işleme rejimi kapsamındaki satışlarıyla ihracatından doğan ve/veya doğacak görev zararları ile Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün (TMO) ilgili mevzuatında belirtilen esas ve usullere göre doğmuş ve doğacak görev zararı alacakları, avans olarak (TMO'nun 2004-2005 kampanya döneminde dahilde işleme rejimi kapsamında doğan ve/veya doğacak görev zararları hariç) Hazine Müsteşarlığı bütçesinde bu amaçla öngörülen ödeneklerden karşılanır.

Türk Eximbank A.Ş.'nin politik risk kapsamında yapacağı tahsilatlardan Hazinenin Bankaya olan politik risk yükümlülüğünü aşan kısmı ile Bankanın 2005 yılı faaliyet kârından Hazineye terettüp eden temettü tutarları, Bankanın ödenmemiş sermayesine mahsup edilebilir. Söz konusu mahsup işlemine Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakan; mahsup işlemlerini Hazine Müsteşarlığının teklifi üzerine, bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahiyetine göre ilgili Devlet hesaplarına kaydetmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

ÜÇÜNCÜ KISIM

Kamu Personeline İlişkin Hükümler

Katsayılar, yurt dışı aylıkları, ücret ve sözleşme ücreti

MADDE 22.- Tasarının 22 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Kadroların kullanımına ilişkin hususlar     

MADDE 23.- a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan idarelerin, açıktan atama izni aranmaksızın boş kadrolarına (işçi kadroları hariç) yapacakları açıktan atama sayıları ile genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu kadrolara yapacakları nakil sayıları toplamı, bu idarelerin 2005 yılında emeklilik, ölüm, istifa ve nakil sonucu ayrılan personel sayısının yüzde seksenini aşamaz. Araştırma görevlisi kadrolarına yapılacak atama sayısı ise 2005 yılında ayrılan (TUS ve DUS eğitiminden ayrılanlar hariç) araştırma görevlilerinin yüzde 100'ünü aşamaz. Bu sınırlar içinde personel ihtiyacını karşılayamayacak idareler için ilave 21.000 adet açıktan atama izni verilebilir. Kanun, uluslararası anlaşma, Bakanlar Kurulu kararı veya yılı programıyla kurulması veya genişletilmesi öngörülen birimler ile hizmetin gerektirdiği zorunlu haller için ilave personel ihtiyacı duyan kamu idareleri, taleplerini gerekçeleri ile birlikte Şubat ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirirler. Söz konusu ilave sayının kurum ve kuruluşlar itibarıyla dağılımı, gerekli görülmesi halinde bu toplam sayının bir kısmının rezerv tutulması ve kullanımı ile diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığının bağlı olduğu Bakan ile Maliye Bakanının müşterek önerisi üzerine Başbakan tarafından belirlenir. 

Hâkimlik ve savcılık meslekleri ile bu meslekten sayılan görevlere, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü uyarınca araştırma görevlisi veya asistan kadrolarına, yükseköğretim kurumları öğretim üyeliklerine, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesi ve 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi uyarınca yapılacak atamalar, 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı Kanun kapsamında veya diğer ilgili mevzuata göre yapılacak askeri personel atamaları, emniyet hizmetleri sınıfında bulunan kadrolara yapılacak atamalar, 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesi uyarınca yapılacak personel nakilleri yukarıda yer alan sınırlamalara tabi değildir.

Ancak, birinci fıkra kapsamında 657 sayılı Kanunun 59 ve 92 nci maddeleri uyarınca yapılacak açıktan atamalar için Devlet Personel Başkanlığından izin alınması zorunludur. 

5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kurumların ve (II) sayılı cetvelde yer almayan özel bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının serbest memur kadrolarına yapacakları açıktan atama sayıları ile aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki kamu idare ve kurumlarından yapacakları memur nakil (4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile 406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesi uyarınca yapılacak personel nakilleri hariç) sayıları toplamı ile bunların kullanımı ve diğer hususları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kurumlara, döner sermayelere ve kefalet sandıklarına tahsis edilmiş bulunan sürekli işçi kadrolarından boş olanların açıktan atama amacıyla kullanılması, Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığının iznine tabidir. Açıktan atama izni, personel ödeneğinin yeterli olması şartıyla verilebilir.

Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, yapacakları açıktan veya naklen atamalarda ilgili mevzuat hükümlerine uymanın yanında, mevcut personelinin rasyonel dağılımı yoluyla daha verimli şekilde kullanımını sağlamak ve azami tasarruf anlayışı ile hareket etmek zorundadırlar. Öğretim üyeleri dışındaki öğretim elemanları, Kamu Personeli Seçme Sınavı sonuçlarına göre yapılacak atamalar hariç, 657 sayılı Kanuna tabi kadrolara naklen atanamazlar.

Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri, döner sermayeler ve kefalet sandıkları, yıl içinde gerçekleştirdikleri açıktan ve naklen atamalara ilişkin bilgileri, emeklilik, istifa ve ölüm gibi nedenlerle serbest kadrolarında/pozisyonlarında meydana gelen değişiklikleri ve kadrolarının/pozisyonlarının dolu ve boş durumunu gösterir cetvelleri Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarının son günü itibarıyla doldurarak ilgili ayları izleyen ayın yirmisine kadar Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığına gönderirler.

b) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kamu idareleri ve döner sermayelerin boş sürekli işçi kadrolarından Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca uygun görülenler Başbakanın onayı ile iptal edilir.

c) İçişleri Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirlenen norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış il özel idareleri ve bunların kurdukları müessese ve işletmeler ile norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış ve 1.1.2006 tarihi itibarıyla 3.7.2005 tarihli ve 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen oranları aşmamış olan belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmeler, norm kadroya uygun boş memur ve sürekli işçi kadrolarına açıktan atama izni aranmaksızın atama yapabilirler.

Norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış olmakla birlikte 1.1.2006 tarihi itibarıyla 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen oranları aşmış olan belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmelerin boş memur ve sürekli işçi kadrolarına yapılacak atamalar hakkında anılan Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümleri uygulanır.

Norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmamış il özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmelerin, kendilerine tahsis edilmiş bulunan serbest memur kadroları ile sürekli işçi kadrolarından 31.12.2005 tarihi itibarıyla boş olanlar ile bu tarihten sonra boşalacak olanları açıktan atama amacıyla kullanabilmeleri İçişleri Bakanlığının iznine tabidir. Belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmeler adına bu fıkra gereğince İçişleri Bakanlığı tarafından verilecek izinlerde, 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen oranların aşılmaması, bu oranların önceden aşılmış olması halinde ise anılan Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümlerine uyulması zorunludur.

Sözleşmeli personele ilişkin esaslar

MADDE 24.- Tasarının 24 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

İşçilik ödenekleri ve geçici iş pozisyonlarına ilişkin esaslar

MADDE 25.- Tasarının 25 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

DÖRDÜNCÜ KISIM

Çeşitli Hükümler   

Uluslararası kuruluşlara üyelik

MADDE 26.- Tasarının 27 nci maddesi, 26 ncı madde olarak Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Kamu idarelerince işletilen sosyal tesisler

MADDE 27.- Tasarının 28 inci maddesi, 27 nci madde olarak Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Tedavi hizmetlerinin temini

MADDE 28.- Tasarının 31 inci maddesi, 28 inci madde olarak Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Taşınmaz devri

MADDE 29.- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan Sağlık Bakanlığınca sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere ihtiyaç duyulanlar ile Maliye Bakanlığınca kiralanmış olanlar, bedelleri anılan Başkanlık bütçesine transfer edilmek üzere Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı bütçesine konulan ödenekten mahsup edilerek Hazine adına tescil ve ilgili Bakanlıklara tahsis edilir. Bedel tespiti, Maliye Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı temsilcileri ile ilgisine göre Sağlık Bakanlığı temsilcisinden oluşan komisyon tarafından taşınmazların rayiç bedelleri dikkate alınarak yapılır.  

Muhasebe kayıtlarından çıkarılacak tutarlar

MADDE 30.- Tasarının 33 üncü maddesi, 30 uncu madde olarak Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Tahsil edilmeyecek alacaklar

MADDE 31.- Tasarının 34 üncü maddesi, 31 inci madde olarak Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Kısmen veya tamamen uygulanmayacak hükümler

MADDE 32.- a) 1. 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun 46, 58, ek 25, ek 26, ek 27 ve 19.11.1992 tarihli ve 3843 sayılı Kanunun 7 nci maddelerinin özel gelir ve özel ödenek uygulaması ile devrine ilişkin hükümleri ve 2547 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin yedinci fıkrası,

2. 12.3.1982 tarihli ve 2634 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası,

3. 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi,

4. 31.10.1985 tarihli ve 3234 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin son fıkrası,

5. 28.5.1986 tarihli ve 3291 sayılı Kanunun 11 inci maddesi,

6. 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanun hükümleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü il müdürlükleri için,

7) 24.6.1994 tarihli ve 540 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesinin 12 nci fıkrasında yer alan "….ve istihdam edileceği alanla ilgili en az üç yıllık  iş tecrübesine sahip" ibaresi,

8) 21.4.2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 2 nci maddesi, 

2006 yılında uygulanmaz.

b) 5.5.1983 tarihli ve 2821 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan Kamu İşveren Sendikalarına, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından işveren sıfatıyla ödenecek aidatlar hakkında anılan Kanunun 7 nci maddesinin (11) numaralı bendi ile 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası 2006 yılında uygulanmaz.

c) 5.4.1983 tarihli ve 2813 sayılı Kanuna göre cep telefonu faturalı abonelerinin (ön ödemeli cep telefonu aboneleri hariç olmak üzere) ödemek zorunda oldukları ruhsatname ve yıllık kullanım ücretleri, 2006 yılında işletmecinin sistemine abone olunan ay itibarıyla geriye kalan aylar için yıl sonuna kadar eşit taksitlere bölünerek alınır.

d) 4.1.1961 tarihli ve 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelen hükümleri aşağıdaki şekilde uygulanır:

Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden, döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşlarında görevli olan memurlar ile bu kurum ve kuruluşlarda 10.7.2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen sağlık personeline, mesai içi veya mesai dışı ayrımı yapılmaksızın ek ödeme yapılabilir. Sağlık kurum ve kuruluşlarında Bakanlıkça belirlenen hizmet sunum şartları ve kriterleri de dikkate alınmak suretiyle, bu ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı, serbest çalışıp çalışmaması ile muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurlar esas alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca belirlenir.

Yukarıdaki paragrafta yer alan hükme göre personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir ayda yapılacak ek ödemenin tutarı, ilgili personelin bir ayda alacağı aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı hariç) toplamının, pratisyen tabip ve diş tabiplerinden serbest çalışanlara yüzde 250'sini, serbest çalışmayanlara yüzde 500'ünü, uzman tabip, Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde belirtilen dallarda bu Tüzük hükümlerine göre uzman olanlar ve uzman diş tabiplerinden serbest çalışanlara yüzde 350'sini, serbest çalışmayanlara yüzde 700'ünü, serbest çalışmayan klinik şef ve şef yardımcılarına yüzde 800'ünü, diğer personele ise yüzde 150'sini geçemez. İşin ve hizmetin özelliği dikkate alınarak yoğun bakım, doğumhane, yeni doğan, süt çocuğu, yanık, diyaliz, ameliyathane, kemik iliği nakil ünitesi ve acil servis gibi özellikli hizmetlerde çalışan personel için yüzde 150 oranı, yüzde 200 olarak uygulanır. 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen sağlık personeline yapılacak ek ödemenin tutarı ise, aynı birimde aynı unvanlı kadroda çalışan ve hizmet yılı aynı olan emsali sağlık personeli esas alınarak belirlenir ve bunlara yapılacak ek ödeme, hiçbir şekilde emsaline yapılabilecek ek ödeme üst sınırını geçemez.

Personelin katkısı ile elde edilen döner sermaye gelirlerinden, o birimde görevli personele yapılacak ek ödeme toplamı, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarında, ilgili birimin cari yıldaki döner sermaye gelirinin yüzde 50'sini, birinci basamak sağlık kuruluşlarında ise, ilgili birimin cari yıldaki döner sermaye gelirinin yüzde 65'ini aşamaz.

Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermaye işletmeleri, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun teşvik edilmesi, sağlık kurum ve kuruluşlarının kendi imkanlarıyla karşılayamadıkları ihtiyaçların giderilmesi, eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi, birinci basamak sağlık kuruluşlarının desteklenmesi ve Bakanlık merkez teşkilatında görev yapan memurlar ile sözleşmeli personele ek ödemede bulunulması amacıyla Bakanlıkça yapılacak giderlere iştirak etmek için aylık gayrisafi hasılattan aylık tahsil edilen tutarın yüzde 2'sini geçmemek üzere Sağlık Bakanlığınca belirlenecek oranı Bakanlık Döner Sermaye Merkez Saymanlığı hesabına aktarırlar. Bu hesapta toplanacak tutarların dağılım ve harcanmasına ilişkin kriterler ile personele yapılacak ek ödemenin oran, esas ve usulleri Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca belirlenir. Personele yapılacak ek ödemenin tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) yüzde 200'ünü geçemez. Ek ödeme tutarı; görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, çalışma süresi, personelin sınıfı, kadro unvanı, derecesi ve atanma biçimi gibi kriterler ile personele aylık ve özlük hakları dışında ilgili mevzuatına göre yapılan diğer ilave ödemeler dikkate alınarak belirlenir. Merkez teşkilatında görev yapan personele bu fıkra kapsamında yapılacak toplam ek ödeme, döner sermaye işletmelerinden cari yılda aktarılan tutarın yüzde 50'sini geçemez ve bu ödemeler gelir vergisine tabi tutulmaz.

2547 sayılı Kanunun 38 inci maddesine göre Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatı ve bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında görevlendirilenler, aynı maddede belirtilen ilave ödemelerden yararlanmamak kaydıyla, Bakanlık merkez veya bağlı sağlık kurum ve kuruluşunda görev yaptıkları unvan için belirlenen ek ödemeden faydalandırılır.

Birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve bölgelerarası gelişmişlik farklarının giderilmesi amacıyla, döner sermayeli işletmelerden uygun görülenlerin merkeze aktaracağı payı yüzde 4'e kadar yükseltmeye Sağlık Bakanı yetkilidir. 24.11.2004 tarihli ve 5258 sayılı Kanun kapsamında, aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde, il sağlık müdürlüğü ve birinci basamak sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşlarda çalışan personele (aile hekimi ve aile sağlığı elemanı olarak çalışanlar hariç) merkeze aktarılan yüzde 2 oranına kadar olan paya ilave olarak alınacak paydan karşılanmak üzere Maliye  Bakanlığının  uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca  belirlenecek esas ve usullere göre ek ödeme yapılabilir. Merkeze aktarılan yüzde iki oranına kadar olan paya ilave olarak alınacak tutarlar, bu fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz.

Döner sermayeli işletmelerin mali imkanı elverişli olanlarından, mali durumu yetersiz olanlara karşılıksız veya borç olarak kaynak aktarmaya Sağlık Bakanı yetkilidir.

e) 18.6.1992 tarihli ve 3816 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendinde yer alan "diş çekimi" ibaresi 2006 yılında "diş tedavisi" şeklinde uygulanır.

f) 17.9.2004 tarihli ve 5234 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının parantez içi hükmü "ilaç, kan ve kan bileşenleri ile tıbbi sarf malzemesi hasılatının yüzde 5'i" şeklinde uygulanır.  

g) 24.7.2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin (d) bendi ile aynı Kanunun geçici 3 üncü maddesinde geçen "1.1.2005" tarihleri ve 22.1.2004 tarihli ve 5073 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde geçen "1.1.2005" tarihi "1.1.2007" şeklinde uygulanır.

17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılardan, 2006 yılı içinde aynı Kanunun 33 üncü maddesine göre belirlenen gelir basamaklarından ilk altı basamakta bulunanlardan altıncı basamak gösterge tutarının, yedi ve daha yukarı basamaklarda bulunanlardan ise bulundukları basamak gösterge tutarının yüzde yirmisi oranında sağlık sigortası primi tahsil edilir.

h) 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 91 inci maddesinin yedinci fıkrasında geçen "31.12.2005" tarihi "31.12.2006" olarak uygulanır.

i)  5217 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin uygulanmasına; birinci fıkrası, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Bu şekilde kaydedilen ödeneklerden;" ibaresi ve ikinci fıkrasının son iki cümlesi hariç, 2005 yılında uygulanan oran, esas ve usuller çerçevesinde devam olunur. Anılan madde uyarınca yapılacak ödemeler Genel Müdürlüğe ait ödeneklerden karşılanır ve 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen personel söz konusu ödemeden yararlandırılmaz.

j) 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun geçici 171 inci maddesinin ikinci fıkrası, "Fazla çalışmanın süresi, ücreti ve fazla çalışmanın yaptırılması ile ilgili diğer hususlar T.C. Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca tespit edilir." şeklinde uygulanır.

k) 26.5.2005 tarihli ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununun 15 inci maddesinin (a) bendi "Birlik üyelerinin, birliğin kuruluş ve faaliyet giderlerine katılma payları ( Birliğe dahil il özel idarelerinin katılma payları bütçe gelirlerinin binde ikisini aşamaz.)" şeklinde uygulanır.

l) 10.11.2005 tarihli ve 5431 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi ile 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanunun eki (II) sayılı cetvele eklenen Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün harcamaları, mevcut mevzuat çerçevesinde özel bütçesi hazırlanıncaya kadar Ulaştırma Bakanlığı bütçesinde yer alan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne ait ödeneklerden karşılanır.

m) 12.10.2004 tarihinden önce inşaat ruhsatı alınmış ve yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara;  yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon, doğalgaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya bir kaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanabilir. Bu kapsamda su ve/veya elektrik bağlanması herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmez.

Yürürlük

MADDE 33.- Tasarının 36 ncı maddesi, 33 üncü madde olarak Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

Yürütme

MADDE 34.- Tasarının 37 nci maddesi, 34 üncü madde olarak Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

 

 

Recep Tayyip Erdoğan

 

 

 

Başbakan

 

 

 

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd. V.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

 

M. V. Gönül

A. Şener

M. A. Şahin

 

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

 

B. Atalay

A. Babacan

M. Aydın

 

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

Adalet Bakanı

 

N. Çubukçu

K. Tüzmen

C. Çiçek

 

Millî Savunma Bakanı

İçişleri Bakanı

Maliye Bakanı

 

M. V. Gönül

A. Aksu

K. Unakıtan

 

Millî EğitimBakanı

Bayındırlık ve İskân Bakanı

Sağlık Bakanı

 

H. Çelik

F. N. Özak

R. Akdağ

 

Ulaştırma Bakanı

Tarım ve Köyişleri Bakanı

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı V.

 

B. Yıldırım

M. M. Eker

C. Çiçek

 

Sanayi ve Ticaret Bakanı

En. ve Tab. Kay. Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı

 

A. Coşkun

M. H. Güler

A. Koç

 

 

Çevre ve Orman Bakanı

 

 

 

O. Pepe

 

 

 

 

 

SIRA SAYISI 1028’İN SONU (GÖRÜNMEYEN BÖLÜMLER TARAMA OLDUĞU İÇİN HAVUZA ATILAMIYOR)