Başbakanlık

Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır

 Kuruluş : 7 Ekim 1920

12 Mayıs 2004

ÇARŞAMBA

Sayı : 25460

 

YASAMA BÖLÜMÜ

Kanunlar

5162 Toplu Konut Kanununda ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Toplu Konut İdaresi Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

5163 Uluslararası Telekomünikasyon Birliği Kuruluş Yasası ve Sözleşmesinde Değişiklik Yapan Marakeş Tam Yetkili Temsilciler Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

5164 Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belçika Krallığı Hükümeti Arasında Gümrük ile İlgili Konularda Karşılıklı İdari Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

5165 Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Brezilya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Konularında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

5166 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önündeki Yargılama Sürecine Katılan Kişilere İlişkin Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

5167 Türkiye’de Ulusal Fonun Kurulması Hakkındaki Mutabakat Zaptının Ekinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

5168 Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kendi Sınırları Arası ve Ötesinde Hava Hizmetlerine İlişkin Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

5169 Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri İşbirliği (Çerçeve) Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Milletlerarası Andlaşmalar

2004/7226 Türkiye Cumhuriyeti-Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Turizm İşbirliği Anlaşması Altıncı Yürütme Programı 2004-2006 nın Onaylanması Hakkında Karar

2004/7230 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ile Rusya Federasyonu Federal Arşiv Servisi Arasında İşbirliği Protokolü’nün Onaylanması Hakkında Karar

Bakanlar Kurulu Kararları

2004/7255 2004 Yılı Yatırım Programında 1998E010050 Proje Numarasıyla Yer Alan “Gebze-Haydarpaşa, Sirkeci-Halkalı Banliyö Hatlarının İyileştirilmesi ve Demiryolu Boğaz Tüp Geçişi İnşaatı” (Marmaray Projesi) Kapsamında, Planda Belirtilen Güzergaha İsabet Eden Gayrimenkullerin, Ulaştırma Bakanlığı (Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü) Tarafından Kamulaştırılması Hakkında Karar

2004/7256 Türkiye ile Avrupa Topluluğu Arasında Oluşturulan Gümrük Birliğinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar

Bakanlıklara Vekâlet Etme İşlemi

— Adalet Bakanlığına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU’nun Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

— Maliye Bakanlığına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER’in Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

— Sanayi ve Ticaret Bakanlığına, Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU’nun Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

Yönetmelikler

— Zirai Karantina Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Mal ve Hizmet Satışı ile Araç Gereç Kira Yönetmeliği

Tebliğler

— Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2004/ÖİB-K-24 Sayılı Kararı

— Balıkesir İli Sınırları İçerisinde Orman Alanlarına Giriş ve Çıkışların Yasaklanması Hakkında Karar (No: 2004/2)

— Bolu İli Sınırları İçerisinde Orman Yangınlarının Önlenmesi Amacıyla Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Karar (No: 1)

YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararları

— Anayasa Mahkemesinin E: 2003/4 (Değişik İşler), K: 2004/2 Sayılı Kararı

— Anayasa Mahkemesinin E: 2001/143 (4533 Sayılı Kanun ile İlgili), K: 2004/11 Sayılı Kararı

Yüksek Seçim Kurulu Kararı

— Yüksek Seçim Kurulunun No: 2002 Sayılı Kararı


YASAMA BÖLÜMÜ

Kanunlar

Toplu Konut Kanununda ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Toplu

Konut İdaresi Başkanlığına Ait Bölümünde

Değişiklik Yapılması Hakkında

Kanun

 

Kanun No. 5162

Kabul Tarihi : 5.5.2004

MADDE 1. — 13.12.1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ilişkin bölümünde yer alan "Dış İlişkiler Dairesi Başkanı" unvanı "Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı" olarak değiştirilmiş ve ekli listede yer alan kadrolar ihdas edilerek anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ilişkin bölümüne eklenmiştir.

MADDE 2. — 2.3.1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 4. — Başkanlık, gecekondu dönüşüm projesi uygulayacağı alanlarda veya mülkiyeti kendisine ait arsa ve arazilerden konut uygulama alanı olarak belirlediği alanlarda veya valiliklerce toplu konut iskân sahası olarak belirlenen alanlarda çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde her tür ve ölçekteki imar plânlarını yapmaya, yaptırmaya ve tadil etmeye yetkilidir. Bu plânlar, büyükşehir belediye sınırları içerisinde kalan alanlar için büyükşehir belediye meclisi tarafından, il ve ilçe belediye sınırları ile mücavir alanları içerisinde kalan alanlar için ilgili belediye meclisleri tarafından, beldelerde ve diğer yerlerde ilgili valilik tarafından, plânların belediyelere veya valiliğe intikal ettiği tarihten itibaren üç ay içerisinde aynen veya değiştirilerek onaylanması suretiyle yürürlüğe girer. Üç ay içerisinde onaylanmayan plânlar Başkanlık tarafından re’sen yürürlüğe konur.

Başkanlık kanundaki görevleri çerçevesinde gerçek ve tüzel kişilere ait arazi ve arsaları ve bunların içerisinde veya üzerinde bulunan her türlü eklenti ve yapıları kamulaştırmaya yetkilidir. Başkanlık tarafından yapılacak kamulaştırmalar, 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır.

MADDE 3. — Toplu Konut Kanununun değişik ek 1 inci maddesinin (e) bendindeki "kurulmuş şirketlere iştirak etmek" ibaresi "kurulmuş şirketlere ve finans kurumlarına ortak olmak" olarak değiştirilmiştir.

MADDE 4. — Toplu Konut Kanununa aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.

EK MADDE 6. — Başkanlık gecekondu bölgelerinin tasfiyesine veya iyileştirilerek yeniden kazanımına yönelik olarak gecekondu dönüşüm projeleri geliştirebilir, inşaat uygulamaları ve finansman düzenlemeleri yapabilir. Bu amaçla gecekondu bölgelerinde, gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan gayrimenkuller ile 24.2.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanuna göre hak sahibi olan kişilerin haklarına konu gayrimenkullerin değeri Başkanlık tarafından tespit edilir ve Başkanlık bu kişilerle proje çerçevesinde anlaşmalar yapabilir. Bu anlaşmaların usul ve esaslarını belirlemeye Başkanlık yetkilidir.

Gecekondu Dönüşüm Projesi çerçevesinde idare tarafından yapımı gerçekleştirilen konutların bedelleri proje uygulamalarının yapıldığı illerdeki mevcut ekonomik durum, doğal afetler, konut rayiç bedelleri ve gecekondu bölgesindeki kişilerin gelir durumu göz önünde bulundurularak gerekli görüldüğünde kamuoyuna ilân edilerek yapım maliyetlerinin altında tespit edilebilir. Bu madde uyarınca konut bedellerini, ödeme şeklini ve süresini belirlemeye Toplu Konut İdaresi Başkanının önerisi üzerine Başkanlığın bağlı bulunduğu Bakan yetkilidir.

EK MADDE 7. — Başkanlık lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; hukuk müşavirlerine, avukatlara ve hukuk servislerinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 2.2.1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat Ve Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.

MADDE 5. — Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 6. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

11/5/2004

 

KURUMU : TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI

TEŞKİLATI : MERKEZ

                       İHDAS EDİLEN KADROLAR

     

SERBEST

TUTULAN

 
   

KADRO

KADRO

KADRO

 

SINIFI

UNVANI

DERECESİ

ADEDİ

ADEDİ

TOPLAM

GİH

Daire Başkanı

1

2

-

2

GİH

Hukuk Müşaviri

1

1

-

1

GİH

Uzman

1

3

-

3

GİH

Uzman

2

3

-

3

GİH

Uzman

3

2

-

2

GİH

Uzman

4

2

-

2

TH

Uzman

1

12

-

12

TH

Uzman

2

9

-

9

TH

Uzman

3

9

-

9

TH

Uzman

4

6

-

6

TH

Uzman Yardımcısı

7

5

-

5

AH

Müşavir Avukat

1

1

-

1

 

       
 

TOPLAM

55

   

55

—— • ——

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği Kuruluş Yasası

ve Sözleşmesinde Değişiklik Yapan Marakeş Tam Yetkili

Temsilciler Konferansı Sonuç Belgelerinin

Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna

Dair Kanun

 

Kanun No. 5163

Kabul Tarihi : 5.5.2004

MADDE 1. — 23 Eylül - 18 Ekim 2002 tarihlerinde Marakeş’te yapılan Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) Tam Yetkili Temsilciler Konferansı’nda kabul edilen Uluslararası Telekomünikasyon Birliği Kuruluş Yasası ve Sözleşmesi (Cenevre - 1992)’nde değişiklik yapan Sonuç Belgeleri’nin onaylanması uygun bulunmuştur.

MADDE 2. —Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

10/5/2004

—— • ——

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belçika Krallığı

Hükümeti Arasında Gümrük ile İlgili Konularda

Karşılıklı İdari Yardım Anlaşmasının

Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna

Dair Kanun

 

Kanun No. 5164

Kabul Tarihi : 5.5.2004

MADDE 1. — 3 Kasım 2003 tarihinde Ankara’da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belçika Krallığı Hükümeti Arasında Gümrük ile İlgili Konularda Karşılıklı İdari Yardım Anlaşması"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

MADDE 2. —Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

10/5/2004

—— • ——

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Brezilya Federal

Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma

Konularında İşbirliğine Dair

Anlaşmanın Onaylanmasının

Uygun Bulunduğuna

Dair Kanun

 

Kanun No. 5165

Kabul Tarihi : 5.5.2004

MADDE 1. — 14 Ağustos 2003 tarihinde Brasilia'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Brezilya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Konularında İşbirliğine Dair Anlaşma"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

MADDE 2. —Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

10/5/2004

—— • ——

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önündeki Yargılama

Sürecine Katılan Kişilere İlişkin Avrupa

Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun

Bulunduğuna Dair Kanun

 

Kanun No. 5166

Kabul Tarihi : 5.5.2004

MADDE 1. — Türkiye tarafından 3 Temmuz 2002 tarihinde Strasbourg’da imzalanan "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önündeki Yargılama Sürecine Katılan Kişilere İlişkin Avrupa Sözleşmesi"nin onaylanması uygun bulunmuştur.

MADDE 2. —Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

10/5/2004

—— • ——

Türkiye’de Ulusal Fonun Kurulması Hakkındaki

Mutabakat Zaptının Ekinin Onaylanmasının

Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

 

Kanun No. 5167

Kabul Tarihi : 5.5.2004

MADDE 1. — Türkiye Cumhuriyeti tarafından 30 Temmuz 2003 tarihinde, Avrupa Topluluğu tarafından 3 Eylül 2003 tarihinde Ankara’da imzalanan "Türkiye’de Ulusal Fon’un Kurulması Hakkındaki Mutabakat Zaptının Eki"nin onaylanması uygun bulunmuştur.

MADDE 2. —Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

10/5/2004

—— • ——

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti

Hükümeti Arasında Kendi Sınırları Arası ve Ötesinde

Hava Hizmetlerine İlişkin Hava Ulaştırma

Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun

Bulunduğuna Dair Kanun

 

Kanun No. 5168

Kabul Tarihi : 5.5.2004

MADDE 1. — 26 Mayıs 2003 tarihinde Ankara’da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kendi Sınırları Arası ve Ötesinde Hava Hizmetlerine İlişkin Hava Ulaştırma Anlaşması"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

MADDE 2. —Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

10/5/2004

—— • ——

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cezayir Demokratik

Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri İşbirliği

(Çerçeve) Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun

Bulunduğuna Dair Kanun

 

Kanun No. 5169

Kabul Tarihi : 5.5.2004

MADDE 1. — 2 Ekim 2003 tarihinde Ankara’da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri İşbirliği (Çerçeve) Anlaşması"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

MADDE 2. —Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

10/5/2004

Sayfa Başı


YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Milletlerarası Andlaşmalar

 

 

—— • ——

Sayfa Başı


—— • ——

Sayfa Başı


Bakanlıklara Vekâlet Etme İşlemi

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

11 Mayıs 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-6694

 

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

Görüşmelerde bulunmak üzere, 12 Mayıs 2004 tarihinden itibaren Suriye ve Romanya’ya gidecek olan Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in dönüşüne kadar; Adalet Bakanlığına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’nun vekâlet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan          

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

11 Mayıs 2004

B.01.0.KKB.01-06-132-2004-546

 

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : 11 Mayıs 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-6694 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 12 Mayıs 2004 tarihinden itibaren Suriye ve Romanya’ya gidecek olan Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK’in dönüşüne kadar; Adalet Bakanlığına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU’nun vekâlet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

—— • ——

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

11 Mayıs 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-6695

 

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

Görüşmelerde bulunmak üzere, 12 Mayıs 2004 tarihinde Fransa’ya gidecek olan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın dönüşüne kadar; Maliye Bakanlığına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in vekâlet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan          

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

11 Mayıs 2004

B.01.0.KKB.01-06-133-2004-547

 

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : 11 Mayıs 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-6695 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 12 Mayıs 2004 tarihinde Fransa’ya gidecek olan Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN’ın dönüşüne kadar; Maliye Bakanlığına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER’in vekâlet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

—— • ——

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

11 Mayıs 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-6696

 

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

Görüşmelerde bulunmak üzere, 12 Mayıs 2004 tarihinden itibaren Amerika Birleşik Devletleri ve Belçika’ya gidecek olan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’un dönüşüne kadar; Sanayi ve Ticaret Bakanlığına, Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun vekâlet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan        

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

11 Mayıs 2004

B.01.0.KKB.01-06-134-2004-548

 

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : 11 Mayıs 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-6696 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 12 Mayıs 2004 tarihinden itibaren Amerika Birleşik Devletleri ve Belçika’ya gidecek olan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN’un dönüşüne kadar; Sanayi ve Ticaret Bakanlığına, Kültür ve Turizm Bakanı Erkan MUMCU’nun vekâlet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Sayfa Başı


Yönetmelikler

Tarım ve Köyişleri Bakanlığından:

Zirai Karantina Yönetmeliğinde Değişiklik

Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 6/7/2003 tarihli ve 25160 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zirai Karantina Yönetmeliğinin EK1 inde yer alan; A-Türkiye’de Varlığı Bilinmeyen ve İthale Mani Teşkil Eden Zararlı Organizmalar ana başlığı altındaki Funguslar başlıklı bölümde yazılı Synchytrium endobioticum ibaresi, B-Türkiye’de Sınırlı Olarak Bulunan ve İthale Mani Teşkil Eden Zararlı Organizmalar ana başlığı altındaki Funguslar başlıklı bölüme ilave edilmiştir.

MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin, EK1 inde yer alan; B- Türkiye’de Sınırlı Olarak Bulunan ve İthale Mani Teşkil Eden Zararlı Organizmalar ana başlığı altındaki Funguslar başlıklı bölümde yazılı Cochliobolus victoriae ibaresi, EK II de yer alan, Türkiye’de Sınırlı Olarak Bulunan Zararlı Organizmalar ana başlığı altındaki Funguslar başlıklı bölüme ilave edilmiştir.

Yürürlük

MADDE 3 — Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 4 — Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür.

—— • ——

Sayfa Başı


Tebliğler

 

—— • ——

Balıkesir Valiliğinden:

Orman Alanlarına Giriş ve Çıkışların

Yasaklanması Hakkında Karar

Karar Tarihi : 28/04/2004

Karar No : 2004/2

Balıkesir İli Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonunun 28/04/2004 tarihinde almış olduğu karara istinaden 01/05/2004 - 15/10/2004 tarihleri arasında aşağıda hudutları belirtilen ormanlara giriş ve çıkışlar 6831 sayılı Orman Kanununun 74 üncü maddesi uyarınca Balıkesir Valiliği tarafından yasaklanmıştır.

Giriş ve Çıkışların Yasaklandığı Alanlar:

a) BİGADİÇ ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ:

Okçular Köyü Kız suyu, Namazlar dereyi takip eden Adalı Deposu arasında kalan Devlet ormanlarında, Aktuzla Kulat mevkiilerinde ve Yağcılar -Zeki Çeşmesi,Nuri Değirmeni arası ormanlarda piknik yapmak, konaklamak, ateş yakmak ve izinsiz dolaşmanın yasaklanmasına,

b) DURSUNBEY ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ:

Karaamca Dere Ortası,Düzçam,Alaçam,Deveboynu, Hacıkerim,Karaveli,Hacıveli, Geyik tepeleri (Dokuz mevkii) Kayabaşı, Gölcük, Çamaşırlık’la çevrili ormanlık alanlara izinsiz girilmesinin yasaklanmasına,

c) EDREMİT ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ:

İşletme Müdürlüğü sınırları dahilinde Pınarbaşı, Hasan Boğuldu (Sütüven)günübirlik kullanım alanları, Talim alanı, Paşalimanı,Çamlık ve Şerif Çorbacıoğlu orman içi dinlenme yerleri haricinde; orman yangınlarına 1 inci derecede hassas Kazdağı Milli Parkı ve Ayvalık Tabiatı Koruma alanının tamamı ile Edremit İşletme Müdürlüğünün tüm ormanlık alanlarında özellikle de yoğun trafik geçişi olan Edremit - Kalkım karayolunun her iki tarafında gecelemek, izinsiz dolaşmak, piknik yapmak, ateş yakmak ve orman içinden geçen ana yollarda park etmenin yasaklanmasına,

d) SINDIRGI ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ:

Sındırgı -Akhisar yolu kenarında Kertil (Çamurlu) mesire yeri dışında piknik yapılması, park edilmesi ve konaklama yapılması, Cüneyt Deresi havzası, Sındırgı - Simav yolunda Simav Çayı boyunca (Koca Körü -Küme Çınarlar) konaklamanın, piknik yapmanın yasaklanmasına,

e) BANDIRMA ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ:

Bandırma Merkez İşletme Şefliği Yenice Erikli,Dedeoba arasındaki Karadağ ormanlarında,Erdek İşletme Şefliği Kapıdağ Yarımadası, Kirazlı Manastır piknik yeri dışındaki ormanlarda,Gönen İlçesi,Aladağ Orman İşletme Şefliği Sarıköy -Denizkent arasındaki ormanlık alanda piknik yapmanın ve konaklamanın yasaklanmasına,

f) BALIKESİR ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ:

Balıkesir -Edremit karayolunda bulunan piknik ve mesire yeri kullanım alanı dışında kalan ormanlarda, Soma-Savaştepe karayolu yol kenarındaki ormanlarda, Kepsut -Çataldağ İşletme Şefliği Yılanlı ve Suluca dere ağaçlandırma sahası içinde bulunan Tekkeışıklar, Dereli ve Yıldız Köyü arasındaki Simav Çayı,Merkez Kiraz Kaplıca mıntıkasında konaklama ve piknik yapılmasının yasaklanmasına,İvrindi İlçesi Korucu İşletme Şefliğinde ormandan kestane toplanmasının kontrollü yapılması ve kendilerine İşletme Şefliğince izin belgesi verilmesine, Korucu -Bergama yolunda piknik yapılması Korucu Çetindere Dalaksuyu (Karasu Yaylası) yolu ve civarındaki ormanlarda piknik yapılmasının, konaklamanın, Balya -Gönen ve Balya -Çan karayolunun güzergahında kalan ormanlık alanlarda, Ilıca -Balya yolu güzergahındaki ormanlık alanlarda, Balıkesir - Susurluk yolu güzergahındaki ağaçlama sahalarında,Balıkesir -İzmir karayolunun İkizcetepeler Barajı civarındaki ağaçlandırma sahalarında, Değirmenboğazı piknik mesire yeri hektarlık saha dışındaki ormanda gezmek ve piknik yapmanın yasaklanmasına,

Karar verilmiştir.

Tebliğ olunur.

—— • ——

Bolu Valiliğinden:

Orman Yangınlarının Önlenmesi Amacıyla Alınması

Gereken Tedbirler Hakkında Karar

Karar Tarihi : 25/3/2004

Karar No      : 1

Yurdumuz genelinde orman yangınları ortamına uygun hava koşulları sebebiyle orman yangınları ile mücadele etkinliğini arttırabilmek için; Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu 25/03/2004 tarihinde Vali Mehmet Ali TÜRKER başkanlığında toplanarak aşağıdaki kararları almıştır.

1 — Tel örgü ile koruma altına alınan orman ve ağaçlandırma sahalarına görevliler dışında her ne maksatla olursa olsun hiçbir vasıta ile giriş ve çıkış yapılmayacaktır.

2 — Bolu İli dahilinde Yedigöller Milli Parkı (2015 ha.), Abant Tabiat Parkı (1150 ha.), Gölcük Orman İçi Dinlenme Yeri (24 ha.), Çakmaklar Çamlığı Orman İçi Dinlenme Yeri (15 ha.), Beşpınarlar Orman İçi Dinlenme Yeri (7 ha.), Aladağ Göksu Ormanİçi Dinlenme Yeri (10 ha.), Sünnetgölü Orman İçi Dinlenme Yeri (45 ha.), Esentepe Parkı (15 ha.), Gölköy Sulama Barajı, Mengen Şirinyazı Orman İçi Dinlenme Yeri (50 ha.), Tokadi Hayrettin Türbesi Mesire Yeri (30 ha.), Atyaylası Mesire Kullanım Alanı, Avcıpınarı (160 ha.), ÇubukGölü (10 ha.), Göynük MeyiplerÇeşmesi (5 ha.), Kırklar Orman İçi Dinlenme Yeri (15 ha.), Göynük Çayköy Göleti (10 ha.) çevresi gibi piknik alanlarında piknik yapılması gün batımına kadar serbest bırakılmıştır.

Tüm orman alanları ve özellikle Gürdek-Paşabükü, Doruk-Ayseki Köprüsüne kadar,Yeniçağa-Çapak Orman Deposu,Gerede-Aktaş arasındaki karayollarının kenarlarında, Sünnetgölü Tabiatı Koruma Alanında ve yukarıda belirtilen piknik alanlarına giden, ana yolların kenarlarında piknik yapılması yasaklanmıştır.

Piknik yapılmasının yasaklandığı yerlere,Orman İdaresince, yasak olduğunu belirtir uyarıcı levhalar konulacaktır.

3 —Vatandaşlarımız, piknik yapılmasına izin verilen alanlarda; piknik ocağı çevresinde gerekli tedbiri aldıktan sonra ateş yakacaklar, yanan ve yakılan ateşi söndürmeden piknik yerini terk etmeyeceklerdir.

4 — 6831 sayılı Orman Kanununun 31-32 nci maddeleri kapsamı içerisinde kalan köyler ve dışındaki bütün yerleşim yerlerinde her türlü anızın yakılması yasaktır. Anız yakma yasağı ilgililerce köy ve mahalle halkına duyurulacak ve yasağa uyulması sağlanacaktır.

5 —Belediye Başkanlıklarınca çöplüklerin etrafında yeterli yangın önlemleri alınacaktır.

6 —Piknik yerleri, orman alanları ve bu yerler civarında bulunan her türlü sanayi tesislerinin atıklarından doğabilecek yangına karşı, tesis sahiplerince gerekli tedbirler alınacaktır.

Piknik yerleri, orman alanları ve bu yerler civarında ve kenarında seyreden araçlardan sigara ve ateşli maddeler atılması ve dökülmesi yasaktır.

7 —Orman içinde ve bitişiğinde bulunan turistik tesis, konaklama yeri ve izin irtifak hakkı sahipleri sözleşme ve taahhütnamesindeki yangın tedbirlerini alacaklar, bu tedbirler Orman Bölge Müdürlüğü ve Orman İşletme Müdürlükleri görevlileri ile genel zabıta ekiplerince kontrol edilecektir.

Tebliğ olunur.

Sayfa Başı


YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2003/4 (Değişik İşler)

Karar Sayısı : 2004/2

Karar Günü : 23.3.2004

 

İSTEMDE BULUNAN : Hamit GEYLANİ

VEKİLİ : Avukat Abdullah KOÇ

I- İSTEMİN KONUSU

Anayasa Mahkemesi’nin 13.3.2003 günlü, 1999/1 E. (Siyasi Parti Kapatma), 2003/1 K. sayılı Halkın Demokrasi Partisi’nin (HADEP) temelli kapatılması kararında, beyan ve eylemleri ile partinin kapatılmasına neden olanlar arasında yer aldığından “gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamayacağı” hükme bağlanan Hamit GEYLANİ vekili, 7.8.2003 tarihli dilekçesinde özetle;

Anayasa Mahkemesi’nin HADEP’nin kapatılmasına ilişkin kararında, müvekkili hakkında beş yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesinin, Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 17.9.1998 günlü, 1997/59 E. 1998/117 K. sayılı kararıyla müvekkili aleyhine 3713 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince verilen cezadan kaynaklandığını, bu mahkûmiyet kararı olmasaydı siyaset yasağına tabi tutulmayacağını, mahkûmiyete esas alınan eylemin, 4928 sayılı Kanun’un 19 (b) maddesi uyarınca suç olmaktan çıkarıldığını, buna göre aynı Yasa’nın 21., Türk Ceza Kanunu’nun 2., Anayasa’nın 38/1., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7/1. maddeleri gereğince bu yasağın Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (CMUK) 402. maddesi uyarınca infazına yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.

II- YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ GÖRÜŞÜ

CMUK’nun 31 ve 405. maddeleri gereğince görüşü istenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 24.9.2003 tarih ve SP.Muh.2003/676 sayılı yazısında;

4928 sayılı Yasa ile 3713 sayılı Yasa’nın 8/1 maddesinin yürürlükten kaldırılması sonucunda, fiilin suç olmaktan çıkarılmasının ceza hukuku bakımından sonuçlarının da ortadan kaldırılmasını gerektirdiğini, bu olgunun siyasi parti kapatma davalarında Anayasa Mahkemesi’nce fiillerin ‘özerk’ değerlendirme ilkesini bertaraf etmeyeceğini, Anayasa’nın 69. maddesinde belirtilen odak olma koşulu için fiillerin mutlaka ceza hukuku anlamında suç olmalarının gerekmeyeceğini, fiil ceza hukuku bakımından suç teşkil etsin veya etmesin, bunun Anayasa’nın 68/4 maddesine aykırı olup olmadığının Anayasa Mahkemesi’nce serbestçe takdir edileceğini, Anayasa Mahkemesi kararında, talepte bulunanın parti içindeki konumu ve eylemlerinin odak olma kapsamında değerlendirildiğini ve “kaldı ki” bağlacı ile de mahkûmiyet kararına yer verildiğini, bu nedenlerle siyaset yasağının kaldırılmasına dair talebin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III- İSTEMİN İNCELENMESİ

Anayasa’nın “siyasi partilerin uyacakları esaslar”ı belirleyen 69. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır”, altıncı fıkrasında, “Bir siyasî partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, o partinin bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır”, dokuzuncu fıkrasında ise, “Bir siyasî partinin temelli kapatılmasına beyan ve faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar” denilmektedir.

Anayasa’daki hükümlere paralel olarak 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu’nun 101. maddesinin (b) bendinde, bir siyasî partinin, Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerin işlendiği odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesi’nce tespiti halinde kapatılmasına karar verileceği, 103. maddenin birinci fıkrasında, bir siyasî partinin Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne aykırı eylemlerin odak halini oluşturup oluşturmadığı hususunun Anayasa Mahkemesi’nce belirleneceği, öngörülmüş, 95. maddede de bir siyasî partinin kapatılmasına söz ve eylemleriyle neden olanlar hakkında uygulanacak yaptırım, Anayasa’nın 69. maddesinin dokuzuncu fıkrasına koşut olarak düzenlenmiştir.

Buna göre, bir siyasî partinin organ ve üyelerince işlendiği ileri sürülen eylemlerin odak olmaya esas alınabilmesi için, bunlara ilişkin mahkûmiyet kararı bulunması koşulu aranmamaktadır. Burada önemli olan odak olmaya esas alınan eylemlerin işlenmiş olmasıdır. Bu nedenle, eylemlerin sonradan suç olmaktan çıkarılması veya unsurlarının değiştirilmesi Anayasa ve Siyasî Partiler Kanunu’na göre verilen kararı etkilemez.

Nitekim, Anayasa Mahkemesi’nin 13.3.2003 günlü, 1999/1 E. (Siyasî Parti Kapatma), 2003/1 K. sayılı kararında, istemde bulunanın, partinin Genel Sekreteri ve Parti Meclisi Üyesi olması da gözönünde bulundurularak, fiilleri Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiş ve odak kavramı içerisinde görülerek karar verilmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin mahkûmiyet kararına “kaldı ki” bağlacı ile eylemin sabit olduğunu gösteren bir yargı kararı olarak değinilmiştir.

Her ne kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 402. maddesinde, bir mahkûmiyet hükmünün tefsirinde veya tayin olunan cezanın hesabında tereddüt edilmesi, yahut cezanın kısmen veya tamamen infazı lâzım gelmeyeceğinin iddia olunması halinde mahkemeden bir karar isteneceği belirtilmekte ise de, siyasi partilerin temelli kapatılmasına bağlı olarak hükmedilen siyasî yasaklama yaptırımının bir mahkûmiyet kararından kaynaklanmaması nedeniyle bu hükmün uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, istemin reddi gerekir.

IV- SONUÇ

1- Anayasa Mahkemesi’nin 13.3.2003 günlü, E. 1999/1, K. 2003/1 sayılı kararıyla kapatılan Halkın Demokrasi Partisi üyesi Hamit GEYLANİ’nin, hakkında verilen beş yıl süre ile siyaset yapma yasağının, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. maddesini yürürlükten kaldıran 4928 sayılı Yasa’nın 19/b ve 21., Türk Ceza Kanunu’nun 2., Anayasa’nın 38/1. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7/1. maddeleri uyarınca kaldırılması isteminin REDDİNE,

2- Karar örneğinin, başvurana tebliği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,

23.3.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

 

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Ertuğrul ERSOY

 

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

 

Üye

Fazıl SAĞLAM

Üye

A. Necmi ÖZLER

—— • ——

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı   : 2001/143

Karar Sayısı : 2004/11

Karar Günü  : 10.2.2004

 

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Eceabat Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 17.2.2000 günlü, 4533 sayılı “Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu”nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile ikinci fıkrasının Anayasa’nın 10. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Sanıkların millî park sınırları içinde belirlenen yerler dışında ateş yaktıkları iddiasıyla haklarında açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir :

1- Kanunlarımızın hiçbirinde yangına dönüşmeyen müstakil bir ateş yakma eylemi cezalandırılmamıştır. Yani yasalarımızda ateş yakma diye bir suç bulunmamaktadır. Sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin belli bir coğrafyasını oluşturan Gelibolu yarımadasının güney kısmında yer alan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkına özgü yeni bir suç tipinin ortaya çıkartılması bu coğrafya içinde yaşayanlarla bunun dışında kalanlar arasında bir eşitsizlik meydana getirmektedir. Oysa devlet organlarının bütün işlemlerinde herkesin kanun önünde eşitliği ilkesine uygun davranması gerekir.

2- Davamıza konu olayda Gelibolu Yarımadası Milli Parkı içinde ateş yakma eylemine 2 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası öngörülmüştür. Genel hükümlere göre bu suçun cezasının üst sınırı 24 sene hapistir. Yangına dönüşmeyen herhangi bir yeri yakmayan sadece dar amaçlı olan bir ateş yakma eylemine öngörülen cezanın alt ve üst sınırları itibarı ile hangi sosyal gerekçelerle tertip edildiği anlaşılmamaktadır. Piknik yapma amaçlı bir ateş yakmaya dahi öngörülebilecek cezanın, ceza politikası ve suç siyaseti kavramlarında öngörülemeyen bir biçimde ve sosyal adalet duygusunu sarsabilecek bir aşırılıkta ceza öngörüsü yapıldığı düşünülmektedir. Yasakoyucunun dahi yasa korken sınırsız olamayacağı en azından 2709 sayılı Anayasa’nın 10/3. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında eşit davranmakla yükümlü olduğu sadece yarımadada bulunanlara mahsus diğer yerlerde geçerli olmayan bir suç tipi ve aşırı mübalağlı üst sınırı belli olmayan bir ceza tertip etmesinin Anayasa ve Genel Hukuk ilkelerine aykırı olabileceği düşünülmektedir.

3- Ayrıca söz konusu ceza maddesinde belirlenen yerlerden başka ateş yakma ve izin verilen yerler dışında ateşi söndürmeme cezalandırılmış bulunmaktadır ki, suçun oluşumunda belirleyici olarak idarenin takdir yetkisi devreye girmiştir. Oysa bilindiği gibi suçları ve cezaları koymak yasakoyucunun görevidir. Hiçbir organ kaynağını Anayasadan almayan bir yetkiyi kullanamaz idarenin dahi suç oluşacak yeri belirlemesi kanun yapma tekniğine uygun olmamıştır. Kanunla düzenlenmesi gereken bir konunun idareye bırakılması Anayasa’ya ve Genel Hukuk prensiplerine aykırıdır.

4- Ayrıca ateş yakma sonucu oluşabilecek diğer tehlikeler ezcümle insan yapısı muhdesat, bitki örtüsü ya da ağaç ya da orman yanması durumunda bunların cezası zaten yasalarımızda mevcuttur. Bu safhaya varmayan ve hiçbir ceza maddesinde yaptırıma bağlanmayan ateş yakma eyleminin Gelibolu Yarımadasında şekli bir suç tipi olarak düzenlenmesinde yasakoyucunun kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmediği, Gelibolu Yarımadası ile dışındaki topraklarımızda yaşayanlar arasında fark oluşturduğu, yasakoyucunun suç tipi ihdası ederken sınırsız hareket etme yetkisi ile donatılmadığı, genel ve evrensel hukuk kaideleri, uluslararası anlaşmalar ve Anayasa ile bağlı olduğu öngörülen cezaların sosyal bir tabanının olmadığı kural konurken kuralın uygulanacağı bireylerin özelliklerini dikkate almanın idarenin en başta yasakoyucunun görevi olduğu yarımadada bir ilçe merkezi ve 12 köy bulunduğuna göre insan yerleşimine açık bir milli parkta yerine göre çok doğal bir insan gereksinimi olabilecek ateş yakma eyleminin bir suç tipi olarak ortaya konması ve ateş yakma sonucunda hiçbir yer yanmamış olsa bile bunun şekli bir suç tipi olarak alt sınırının 2 yıldan başlayacak üst sınırı belli olmayacak bir cezalandırmaya tabi tutmanın Anayasa’ya aykırı olabileceği kanaati hasıl olmuştur.

5- Sonuç olarak mahkememizde bekletici mesele yapılan 4533 sayılı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu 6. maddesinin (b) bendinde belirtilen suç tipinin Anayasa’ya aykırılık savının makamınızca incelenerek re’sen dahi tesbit edilebilecek gerekçelerle durumun değerlendirilmesi ve mahkememize bilgi verilmesinin temini arz olunur.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

4533 sayılı “Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu”nun itiraz konusu kuralları da içeren 6. maddesi şöyledir:

“Madde 6 - Milli Park sınırları içinde;

a) Belirlenen yerlerden başka yerde gecelemek, mevzuat gereği izin verilen yerler haricinde, halkı rencide edecek, rahatını ve huzurunu bozacak şekilde alenen alkollü içki içmek,

b) Belirlenen yerler dışında ateş yakmak veya izin verilen yerlerde yakılan ateşi söndürmeden mahallini terk etmek,

c) Sönmemiş sigara veya her türlü yakıcı madde atmak,

d) Milli Park sınırları içinde ve bu sınırlara dört kilometre mesafede anız veya benzeri bitki örtüsünü yakmak,

Yasaktır.

Birinci fıkranın; (a) bendinde belirlenen fiili işleyenler onaltı milyon lira hafif para cezası, (b) ve (c) bendlerinde belirtilen fiilleri işleyenler iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis, yüzaltmış milyon liradan sekizyüz milyon liraya kadar ağır para cezası, (d) bendinde belirtilen fiilleri işleyenler dört yıldan aşağı olmamak üzere hapis, sekizyüz milyon liradan dört milyar sekizyüz milyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Milli Park sınırları içinde tedbirsizlik ve dikkatsizlik ile orman yangınına sebebiyet verenler beş yıldan on yıla kadar hapis ve dörtmilyarsekizyüzmilyon liradan sekizmilyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Kasten orman yakanlar ise oniki yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis ve sekiz milyar liradan onaltı milyar liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilir.

İkinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen suçların işlenmesi nedeniyle yanan orman alanı üç hektardan fazla olduğu takdirde verilecek cezalar bir kat artırılır. İkinci fıkradaki fiilden bir kişinin hayatınca tehlike hasıl olursa verilecek cezalar ayrıca dörtte bir oranında; ölüm meydana gelirse yarısı oranında artırılır. Üçüncü fıkradaki fiilden bir kişinin hayatınca tehlike hasıl olursa verilecek cezalar bir misli artırılır; ölüm meydana gelirse müebbet ağır hapis cezasına hükmedilir.

Terör amacı ile bir örgüte mensup kişi ve/veya kişilerce ormanları yakanlar yirmidört yıldan otuz yıla kadar ağır hapis, kırkmilyar liradan seksenmilyar liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilir. Yanan orman alanı bir hektardan fazla olduğu veya bir şahsın hayatınca tehlike hasıl olduğu takdirde müebbet ağır hapis cezasına hükmedilir. Yangın sebebiyle ölüm meydana gelirse fiili işleyen veya işleyenlere ölüm cezası verilir. Terör amacı ile bu suçu işleyenler hakkındaki davalara 16.6.1983 tarihli ve 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun gereğince Devlet Güvenlik Mahkemelerince bakılır.

Milli Park sınırları içinde;

a) 6 ncı maddede sayılan fiiller dışında kalan ve 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu, 5.5.1937 tarihli ve 3167 sayılı Kara Avcılığı ve 22.3.1971 tarihli ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununda yasaklanan fiillerin işlenmesi halinde cezalar iki misli artırılır.

b) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 112, 113 ve 114 üncü maddelerine göre istenecek tazminat ve ağaçlandırma gideri bir misli artırılır.

İki, üç ve dördüncü fıkralarda gösterilen cezalar için 13.7.1965 tarihli ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddeleri uygulanmaz.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa’nın 10. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN’ın katılımlarıyla, 27.2.2001 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELEMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Sınırlama Sorunu

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır.

İtiraz yoluna başvuran mahkeme, Milli Park sınırları içinde belirlenen yerler dışında ateş yakmak veya izin verilen yerlerde yakılan ateşi söndürmeden mahallini terk etmek fiilini belirleyen 4533 sayılı Yasa’nın 6. maddesinin (b) bendi ile birinci fıkradaki eylemlere verilecek cezayı öngören ikinci fıkrasının iptalini istemiş ise de, işlendiği iddia edilen suç Milli Park sınırları içinde ateş yakmak olduğundan, kurala ilişkin esas incelemenin 4533 sayılı “Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu”nun 6. maddesinin;

1- Birinci fıkrasının (b) bendinin, “Belirlenen yerler dışında ateş yakmak ...” bölümüyle,

2- İkinci fıkrasının, “... iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis, yüzaltmış milyon liradan sekizyüz milyon liraya kadar ağır para cezası, ...” bölümünün, (b) bendindeki “Belirlenen yerler dışında ateş yakmak ...” suçu yönünden, sınırlı olarak incelenmesine, 10.2.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararında, diğer yasalarda yangına dönüşmeyen ateş yakma eylemi cezalandırılmadığı halde, düzenlemeyle Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’na özgü yeni bir suç tipinin oluşturulduğu, bu coğrafya içinde yaşayanlarla bunun dışındakiler arasında eşitsizlik yaratıldığı, fiile aşırı ceza öngörüldüğü, suçun oluşumunun idareye bırakıldığı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralların, Anayasa’nın 10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

 

Yasa’nın itiraz konusu 6. maddenin itiraz konusu birinci fıkrasının (b) bendinde, milli park sınırları içinde belirlenen yerler dışında ateş yakmak veya izin verilen yerlerde yakılan ateşi söndürmeden mahallini terk etmek eylemi yasaklanmış, ikinci fıkrasında bu fiilleri işleyenlerin iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis, yüzaltmış milyon liradan sekizyüz milyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılacakları öngörülmüştür.

Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine, Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

“Yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

Yasakoyucu, itiraz konusu kurallarla, tarihin en büyük savaşlarından birine sahne olmuş ve savaşta ölen yüzbinlerce insanın anısını ulus ayırımı gözetmeden yaşatan bir bölge olan Gelibolu Milli Parkını korumak amacıyla özel bir düzenleme getirmiştir.

Bölgenin, tarihsel geçmişi, sert rüzgarlara açık konumu ve buna bağlı olarak korumada genel hükümlerin yetersiz kalması, daha önce büyük bir orman yangını geçirmiş olması bölgenin tüm çevresiyle özel bir korumaya alınmasını gerekli kılmıştır. Bu özelliği nedeniyle Gelibolu Milli Parkından yararlananlarla, bu bölge ile farklı özellikler taşıyan diğer bölgelerden yararlananların aynı hukuksal kurallara tabi tutulmamasında eşitlik ilkesine aykırılık yoktur.

Öte yandan, Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlığını taşıyan 38. maddesinin birinci fıkrasında, “kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez”, üçüncü fıkrasında ise, “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilmektedir.

Yasakoyucu, Anayasa’nın 38. maddesinde öngörülen ilkeler ile ceza hukukunun genel ilkelerini ve kamu yararını gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağını, bu suçlara ne miktar ve ne çeşit ceza verileceğini, hangi cezaların nasıl uygulanacağını saptayabilir.

Kaldı ki, suçun maddî unsurunun Bakanlar Kurulu kararı ile “belirlenen yerler dışında ateş yakmak” olarak tesbit edilmesi suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Çünkü, idareye verilen bu yetki suçun tanımını doğrudan belirleyen bir yetki olmayıp, ulusal park sınırları içinde ateş yakılabilecek yerlerin belirlenmesiyle ilgilidir. Esasen coğrafi koşullara göre değişiklikler gösterebileceği gözetildiğinde işin niteliği gereği ateş yakılabilecek yerlerin yasa ile belirlenmesi de mümkün değildir. Bu durumda itiraz konusu düzenlemenin suçta kanunilik ilkesinin gereklerine aykırılığından söz edilemez.

Açıklanan nedenlerle iptali istenilen kurallar, Anayasa’nın 10. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İstemin reddi gerekir.

Fazıl SAĞLAM bu görüşlere katılmamıştır.

VI- SONUÇ

17.2.2000 günlü, 4533 sayılı “Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu”nun 6. maddesinin;

1- Birinci fıkrasının (b) bendinin, “Belirlenen yerler dışında ateş yakmak ...” bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

 

2- İkinci fıkrasının, “... iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis, yüzaltmış milyon liradan sekizyüz milyon liraya kadar ağır para cezası, ...” bölümünün, (b) bendindeki “Belirlenen yerler dışında ateş yakmak ...” suçu yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fazıl SAĞLAM’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

10.2.2004 gününde karar verildi.

 

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

 

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Aysel PEKİNER

 

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

 

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Fazıl SAĞLAM

Esas Sayısı : 2001/143

Karar Sayısı : 2004/11

 

KARŞIOY YAZISI

 

 

İtiraza esas teşkil eden olay, denizde topladıkları midyeleri pişirmek amacıyla milli park sınırları içinde ateş yakmış bulunan sanıklarla ilgilidir. Her ne kadar 4533 sayılı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu’ndaki düzenlemelere göre, milli park sınırları içinde ateş yakılabilecek yerlerin belirlenmesinde idareye yetki verilmiş olması ve bu şekilde belirlenmiş bulunan yerler dışında salt ateş yakma eyleminin suç olarak düzenlenmiş bulunması, çoğunluk kararındaki gerekçelerle Anayasa’ya aykırı değilse de, bu fiil için öngörülen cezanın, gerek fiilin niteliği ve çevrenin özellikleri göz önünde tutulduğunda ve gerekse benzer eylemlerde öngörülen cezalarla karşılaştırma yapıldığında, adı geçen yasanın 6/1. maddesinin (b) bendinde tanımlanan fiil için aynı maddenin ikinci fıkrasında öngörülen cezanın ölçüsüz, oransız ve dolayısıyla da gayriadil olduğu sonucunu varılmıştır.

İtiraz eden Mahkeme’nin: “Piknik yapmak amaçlı bir ateş yakmaya dahi öngörülebilecek cezanın, ceza politikası ve suç siyaseti kavramlarında öngörülemeyen bir biçimde ve sosyal adalet duygusunu sarsabilecek bir aşırılıkta ceza öngörüsü yapıldığı” … “ateş yakma sonunda hiçbir yer yanmamış olsa bile bunun şekli bir suç tipi olarak alt sınırının 2 yıldan başlayacak üst sınırı belli olmayacak bir cezalandırmaya tabi tutmanın” …“aşırı mübalağalı … bir ceza” olduğu yönündeki gerekçeleri karşılanabilmiş değildir.

Her ne kadar yasa koyucunun suçları belirleme ve yaptırımlara bağlama konusunda bir takdir yetkisi mevcutsa da, bu takdir sınırsız değildir. Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan “suç ve cezalara ilişkin esaslar”ın bu konuda genel bir sınır öngördüğü kuşkusuzdur. Ancak unutmamak gerekir ki bu ilkeler Anayasa’nın 19. maddesinde öngörülen “kişi özgürlüğü ve güvenliği”ni somutlaştıran hükümlerdir. Bu özgürlüğün sınırlanmasında anılan maddedeki hükümler ve onun bir uzantısı olan 38. maddede yer alan ilkeler dışında Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan sınırlama ilke ve ölçütlerinin de göz önünde tutulması gerekir. Bu nedenle yasa koyucunun kişi özgürlüğünü sınırlayıcı bir önlem olarak öngöreceği suç ve cezalarda oranlılık ilkesini göz önünde tutması ve buna göre hak sahibine fiiline oranla "ölçüsüz" bir yükümlülük getirecek düzenlemelerden kaçınması gerekir.

Öte yandan gereklilik ilkesi de amaca ulaşma bakımından aynı derecede etkili araçlar arasından hak ve özgürlüğü en az sınırlayanın seçilmesini zorunlu kılmaktadır.

İtiraz konusu kural bu ilkelere aykırı bir düzenlemedir. Üstelik, 4533 sayılı Kanun’un 6. maddesinin son fıkrası, itiraz konusu ceza, “için 13.7.1965 tarih ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. ve 6. maddeleri uygulanmaz” hükmünü getirmiştir. Başka bir deyişle bu suçtan mahkum olan kişinin cezası 647 sayılı Kanun’un 4. madde uyarınca başka bir yaptırıma dönüştürülemeyecek veya aynı yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenemeyecektir. Bu da gösteriyor ki işlenen eylem ile ceza arasında büyük bir oransızlık mevcuttur. Böyle bir hukuksal çerçeve ile bağlı olan yargıç ise, yasak olduğunu bilmediği bir yerde ateş yaktığı sırada yakalanıp hakkında zabıt tutulan bir kişiye 2 yıl ceza verip takdiri hafifletici sebepleri uygulama dışında bir şey yapamayacaktır. Gelibolu Yarımadası’nın tarihsel özelliği, Çanakkale Savaşında ölenlerin anılarının korunması, ve bu anıların yaşatıldığı çevrede geçmişte dikkatsizliklerin sebep olduğu orman yangınların önlenmesi gibi düşünceler, ateş yakma eylemini başlıbaşına suç olarak tanımlamayı haklı kılabilir, ama bu eyleme böylesine ağır bir yaptırım öngörülmesine dayanak teşkil edemez. Kaldı ki bu amaçlara ulaşmanın tek yolu hapis cezası yaptırımı da değildir. Daha sıkı bir denetimle ve buna bağlı olarak uygulanacak idari ve/veya cezai nitelikte para cezalarıyla anılan amaçlara daha etkili bir biçimde ulaşmak mümkündür. Bunun yerine anılan amaçları hapis cezasının yüksekliği ile sağlamaya yönelmek, çağdaş ceza siyasetine aykırı olduğu gibi, ölçülülük ilkesinin ikinci alt ilkesi olan gereklilik ilkesini de ihlal eder. Nitekim olayı somutluğu içinde görüp bu rahatsızlığı duyan mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasının nedeni de budur.

Ancak çoğunluk kararında bu hususların hiçbiri gözetilmemiş ve bu davada yasa koyucunun takdir yetkisinin sınırlarını son derece geniş tutan bir eğilim egemen olmuştur. Oysa itiraz konusu kuralda öngörülen ceza, “belirlenen sınırlar dışında ateş yakma” fiili yönünden yukarıdaki gerekçelerle iptal edilip, gerekli düzeltilmenin yapılabilmesi için yasa koyucuya süre verilmiş olsaydı, sorunun anayasanın bütünlüğü ilkesi çerçevesinde Anayasa’ya uygun bir düzenleme ile çözülmesi sağlanmış olacaktı. Bu nedenle çoğunluğun aksi yöndeki kararını Anayasa’nın 19. ve 38. maddeleri ile bağlantılı olarak 13. maddesindeki sınırlama ölçüt ve ilkelerine aykırı bulduğumdan, çoğunluk kararına katılmıyorum.

 

Üye          

Fazıl SAĞLAM

Sayfa Başı


Yüksek Seçim Kurulu Kararı

 

Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığından:

Karar No : 2002

İtiraz No  : 

 

Sayfa Başı