(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

YASAMA DÖNEMİ 27

YASAMA YILI 5

Sira Sayisi: 285

Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3911) ve Adalet Komisyonu Raporu

Not: Bu Sıra Sayısına; elektronik ortamda “http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/sirasayi_sd.sorgu_baslangic” internet adresindeki sorgu sayfası üzerinden erişilebilmektedir.

Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı

‒ 3 ‒
İÇİNDEKİLER Sayfa
• 2/3911 Esas Numaralı Teklifin
- TBMM Başkanlığına Sunuş Yazısı ........................................................................................ 4
- Katılma Yazıları....................................................................................................................... 5
- Genel Gerekçesi ...................................................................................................................... 7
- Madde Gerekçeleri .................................................................................................................. 9
• Adalet Komisyonu Raporu ................................................................27
• Muhalefet Şerhleri .............................................................................. 36
• Teklif Metni ......................................................................................... 69
• Adalet Komisyonunun Kabul Ettiği Metin ...................................... 69
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 4 ‒
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifimiz ve
gerekçesi ekte sunulmaktadır.
Gereğini arz ederiz.
Mustafa Arslan Abdullah Güler Şamil Ayrım
Tokat İstanbul İstanbul
Şahin Tin Ahmet Tan Ahmet Çakır
Denizli Kütahya Malatya
Hakan Kahtalı İlyas Şeker Hacı Bayram Türkoğlu
Malatya Kocaeli Hatay
Hüseyin Yayman Oya Eronat Mustafa Açıkgöz
Hatay Diyarbakır Nevşehir
Orhan Yegin Ramazan Can Selman Oğuzhan Eser
Ankara Kırıkkale Karaman
Zemzem Gülender Açanal Yusuf Ziya Yılmaz İsmail Tamer
Şanlıurfa Samsun Kayseri
Ahmet Salih Dal Cemal Bekle Osman Ören
Kilis İzmir Siirt
Arzu Aydın Selahattin Minsolmaz Mustafa Demir
Bolu Kırklareli İstanbul
Arife Polat Düzgün Fehmi Küpçü Ravza Kavakcı Kan
Ankara Bolu İstanbul
Süleyman Karaman Burhan Çakır Recep Uncuoğlu
Erzincan Erzincan Sakarya
Lütfiye Selva Çam Tahir Akyürek Jülide İskenderoğlu
Ankara Konya Çanakkale
Semiha Ekinci Çiğdem Koncagül Ceyda Çetin Erenler
Sivas Tekirdağ Kütahya
Belgin Uygur Hasan Çilez Fehmi Alpay Özalan
Balıkesir Amasya İzmir
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 5 ‒
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 02/11/2021 tarihinde sunulan 2/3911 Esas Numaralı
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ne imza sahibi
olarak katılmak ister, bilginize arz ederim. 04.11.2021
Sena Nur Çelik
Antalya
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
2/3911 esas numaralı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun teklifine katılıyorum.
Gereğini arz ederim. 03.11.2021
Zehra Taşkesenlioğlu Ban
Erzurum
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine imzamı
koyuyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim. 02/11/2021
Husret Dinç
Hakkâri
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifine imzamı
koyuyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim. 02/11/2021
Mustafa Ataş
İstanbul
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifine imzamı
koyuyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim. 02/11/2021
Ahmet Hamdi Çamlı
İstanbul
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 6 ‒
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına dair Kanun Teklifine imzamı
koyuyorum.
Gereğini arz ederim. 02.11.2021
Fatih Süleyman Denizolgun
İstanbul
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifine imzam
ile katılıyorum.
Fatma Betül Sayan Kaya
İstanbul
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
2/3911 esas numaralı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifine katılıyorum.
Gereğini arz ederim. 03.11.2021
Serap Yaşar
İstanbul
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine katılıyorum.
Gereğini arz ederim. 02.11.2021
Ahmet Sorgun
Konya
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ne imzamı
koyuyorum.
Ali Cumhur Taşkın
Mersin
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 7 ‒
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ne imzamı
koyuyorum.
Selim Gültekin
Niğde
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
2/3911 esas numaralı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki
Kanun Teklifine imzamı koyuyorum.
Gereğini arz ederim. 4 Kasım 2021
Mücahit Durmuşoğlu
Osmaniye
HAVALE EDİLDİĞİ KOMİSYONLAR
(2/3911)
ESAS Adalet Komisyonu
TALİ
Plan ve Bütçe Komisyonu
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu
GENEL GEREKÇE
Günümüzde bilişim teknolojileri alanında meydana gelen değişim ve gelişim, sosyal ve ekonomik
hayatın her alanını doğrudan etkilemektedir. Bilişim teknolojilerinin getirdiği imkânlar, kamu hizmetinin
daha hızlı bir şekilde ve daha az maliyetle sunulmasını sağlamaktadır. Yargı alanında da bu imkânlardan
istifade etmek amacıyla Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) geliştirilmiş ve bu çerçevede hukuk ve
ceza yargılama usulüyle ilgili kanunlarda UYAP’a ilişkin önemli hükümler kabul edilmiştir. Son olarak
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda, 7251 sayılı Kanunla
yapılan değişiklikler de bu amacı gerçekleştirmeye yönelik düzenlemeler olarak karşımıza çıkmaktadır.
İcra ve İflas Kanununa göre icra ve iflas dairelerince yapılan işlemler UYAP kullanılmak
suretiyle elektronik ortamda gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede elektronik ortamda; takip işlemleri
başlatılmakta, her türlü veri, bilgi, belge ve karar işlenmekte, kaydedilmekte ve saklanmakta, borçlunun
mal, hak ve alacağı sorgulanmakta ve haczedilmekte, mahcuz malın satışı için açık artırmaya
başlanmakta ve teklif verilmektedir.
Bilindiği gibi mahcuz malın satışı için açık artırma işlemleri, elektronik ortamda teklif verme
suretiyle başlatılmakta ise de ihaleler fiziki ortamda, bir başka ifadeyle mezat salonlarında yapılan
açık artırmayla tamamlanmaktadır. İcra ve iflas işlemlerinin önemli bir kısmının elektronik ortamda
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 8 ‒
yapıldığı dikkate alındığında, açık artırma işlemlerinin de “tamamen elektronik ortamda yapılması”
bu alana ilişkin kamu hizmetinin daha etkin bir şekilde verilmesine katkı sağlayacaktır. Teklifle
İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca, açık artırmanın fiziki ortamda tamamlanması usulünden
vazgeçilerek, mezat salonlarında yapılan bölümü de dâhil olmak üzere bütünüyle elektronik ortamda
gerçekleştirilmesi sağlanacaktır.
İcra satışlarının tamamen elektronik ortamda yapılması neticesinde; açık artırmalara internete
erişim olan her yerden çok daha fazla kişi katılabilecek, isteyen herkes açık artırmada kolay bir şekilde
teklif verebilecek, mezat salonlarına gelme ve oradaki teklifleri takip etme ihtiyacı ortadan kalkacak ve
böylece mahcuz mal veya hak rayiç değerinde satılabilecektir. Bu şekilde alacaklı ve borçlu menfaati
en üst seviyede korunmuş olacaktır.
Teklifle ayrıca cebri icra sisteminin etkinliğinin artırılması amacıyla önemli başka değişiklikler de
yapılmaktadır. Bu kapsamda; sicile kayıtlı taşınır ve taşınmaz malların kıymet takdirine ilişkin esaslar
yeniden belirlenmekte, haczedilen taşınır malların satış isteme süreleri taşınmazlarda olduğu gibi bir
yıl olarak kabul edilmekte ve hacizli malların kıymet takdiri ile satış giderlerinin tarifeyle belirlenmesi
hüküm altına alınmaktadır.
Ayrıca hacizli malların en az masraf ve en yüksek bedelle satışını sağlamak amacıyla, satış talebiyle
birlikte tarifeyle belirlenecek giderin ödenmesinin zorunlu olacağı ve giderin yatırılmaması halinde
satış talebinin vaki olmamış sayılacağı açıkça hüküm altına alınmaktadır. Böylece satış yapılmaksızın
malın uzun süre hacizli kalmasına ve alacaklı ile borçlu arasında gözetilmesi gereken menfaat
dengesinin zedelenmesine neden olan bir uygulamaya da son verilmiş olacaktır. Mahcuz malın uzun
süre muhafaza altında kalması, malın kıymetinin düşmesine, yediemin ücretinin artmasına ve böylece
alacaklı ve borçlunun zarara uğramasına neden olmaktadır. Öte yandan hacizli malın uzun süre atıl bir
vaziyette kalması, malın yıpranmasına ve ülke ekonomisinin zarar görmesine de sebebiyet vermektedir.
Özellikle motorlu kara araçları bakımından muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte
yapılması zorunlu hale getirilerek araçların en kısa süre içinde ve değerinde satılması sağlanacaktır.
Sonuçta araçların yedieminlerde kalma süresi kısalacak, değer kaybetmesi önlenecek ve yediemin
masraflarının artması engellenmiş olacaktır.
Yine Teklifle cebri icra sisteminde ilk defa kabul edilen usule göre borçluya, haczedilen malını
rızaen satma imkânı verilmektedir.
Ayrıca ihale uygulamasında yaşanan ve özellikle takibin tarafları ile ihale alıcısını mağdur eden
birtakım sorunlara çözüm bulmak amacıyla ihalenin feshini talep etmeye ilişkin usul ve esaslarda
değişiklik yapılmaktadır.
Teklifle yapılan önemli bir değişiklik ise çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına
dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkindir.
Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararları, yükümlüsü
tarafından rızaen yerine getirilmediği takdirde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 25, 25/a ve 25/b
maddelerine göre icra dairesi tarafından zorla yerine getirilmektedir. Özellikle kişisel ilişki kurulmasına
dair kararların icra dairelerince zorla yerine getirilmesi, bir yandan çocuğun üstün yararına riayet
edilmediği yönünde şikâyetlere neden olurken diğer yandan bu süreçte hak sahibini mali külfet altında
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 9 ‒
bıraktığı eleştirilerine sebep olmaktadır. Mali külfet, ekonomik imkânı kısıtlı olan anne veya babalar
bakımından çocuğunu görememesi nedeniyle annelik veya babalık duygusunun tatminini engellemekte;
çocuk bakımından ise ruhsal ve bedensel gelişim sürecinde anne veya babasının sevgi ve şefkatini
yeterince hissedememesine yol açabilmektedir.
Mevcut sistemde çocukla kişisel ilişki kurulması süreci eşler ve hatta aileleri arasında başkaca yeni
ihtilafların doğmasına da sebebiyet verebilmektedir. Teklifle, söz konusu ilam veya tedbir kararlarının
yerine getirilmesi sürecinde yaşanan bu ve benzeri şikâyetlerin giderilmesi amaçlanmaktadır.
Kanun Teklifiyle, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam veya tedbir
kararlarının icrası, icra sistemi dışına çıkarılarak yeniden düzenlenmektedir. Değişiklikle, çocuk teslimi
veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin işlemlerin, Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren
adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince ve taraflara mali bir külfet yüklenmeksizin yerine
getirilmesi kabul edilmektedir. Bu kapsamda, ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin
usul ve esaslar, mahkemeler ile adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerinin görev ve yetkileri,
tarafların hak ve yükümlülükleri, teslime ilişkin emre muhalefet nedeniyle disiplin hapsine ve diğer
hususlara yönelik hükümler sevk edilmektedir.
Uygulamada teslim yükümlüsünün çocuk teslimine ilişkin ilam veya tedbir kararının gereğini
rızaen yerine getirmemek suretiyle velayet hakkını kötüye kullandığı da müşahede edilmektedir. Bu
çerçevede Teklifle, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 182 ve 324 üncü maddelerinde de değişiklik
yapılmaktadır. Buna göre, velayet hakkına sahip anne veya babanın, kişisel ilişki kurulmasına dair
kararın gereklerini yerine getirmemesi halinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak şartıyla velayet
sahibi değiştirilebilecek ve bu husus kişisel ilişkiye dair mahkeme kararında taraflara ihtar edilecektir.
Sonuç olarak düzenlemeyle çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması süreci çocuğun
üstün yararı gözetilerek, taraflara herhangi bir mali külfet yüklenmeksizin ve yeni ihtilaflara yol
açmayacak şekilde yürütülebilecektir.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Kanunun mevcut hükümlerine göre her asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yerde ihtiyaç
durumuna göre bir veya birden fazla icra dairesi kurulabilmektedir. Buna göre, aynı mahalde birden
fazla icra dairesi kurulmak suretiyle icra hizmetleri yerine getirilmektedir. Ancak son yıllarda,
ihtisaslaşmanın sağlanması ve takip işlemlerinin daha hızlı ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi
amacıyla aynı mahalde birden fazla icra dairesi kurulması uygulaması yerine, o mahaldeki icra
dairelerinin birleştirilerek tek icra dairesi modeline geçilmiştir. Birleştirilmiş icra dairesinde, iş bölümü
esasına göre takip, haciz, satış ve paraların paylaştırılması gibi bürolar oluşturularak icra hizmetleri
tek bir icra dairesinde verilmektedir. Bu dairelerde tüm personel işbölümü ayrımına göre birlikte
görev yapmaktadır. Teklifle, birleştirilmiş icra daireleri ile iş yoğunluğunun veya personel sayısının
fazla olduğu icra dairelerinin düzenli, uyumlu ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla
düzenleme yapılmaktadır. Buna göre iş yoğunluğunun veya personel sayısının fazla olduğu icra
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 10 ‒
dairelerinde, dairenin düzenli, uyumlu ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla Adalet
Bakanlığı tarafından icra müdür ve müdür yardımcıları arasından, icra müdürünün yetkilerini haiz bir
icra başmüdürü görevlendirilebilecektir.
Diğer taraftan maddenin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, icra kâtipliğiyle ilgili sınavların
Adalet Bakanlığınca veya Bakanlığın yetki vereceği adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları
marifetiyle yapılabileceği vurgulanmaktadır.
Madde 2- Maddeyle, 2004 sayılı Kanuna 3/a maddesi eklenmektedir. Buna göre, iş yoğunluğunun
veya daire sayısının fazla olduğu illerde Adalet Bakanlığı tarafından, yetki çevresi de belirlenmek
suretiyle bir veya birden fazla icra daireleri başkanlığı kurulabilecektir. Başkanlığın kurulduğu yerlerde
icra dairelerinin gözetimi, denetimi ve idari işleri başkanlık tarafından yürütülecektir.
Madde 3- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına ibare eklenmektedir.
Teklifle, 2004 sayılı Kanuna 3/a maddesi eklenerek iş yoğunluğunun veya icra dairesi sayısının fazla
olduğu yerlerde icra daireleri başkanlığı kurulmasına imkân tanınmakta ve bu başkanlığa icra dairelerinin
gözetim ve denetimleri ile idari işlerine bakma görevi verilmektedir. Hükümle, bu düzenlemeye uyum
sağlanmaktadır.
Madde 4- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine ibare eklenmektedir. Hükümle,
Teklifle Kanuna eklenen 3/a maddesine uyum sağlanmaktadır.
Madde 5- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinde değişiklikler yapılmaktadır.
Maddenin mevcut hükmüne göre icranın geri bırakılması kararı alınması sürecinde, gösterilen
teminatın uygun görülmesi halinde icra müdürü, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay’dan icranın
geri bırakılması kararı getirmek üzere borçluya uygun bir süre vermektedir. Bu süre içinde icranın geri
bırakılması kararının dosyaya sunulmaması halinde borçlu tarafından gösterilen teminat, talebi halinde
alacaklıya ödenmektedir. Bu şekilde işleyen icranın geri bırakılması kararının alınma süreci, bölge adliye
mahkemesi ve Yargıtay nezdinde ilave iş yükü oluşturmakta, borçlunun veya vekilinin özel takibini
gerektirmesi nedeniyle zaman ve emek kaybına neden olmakta, yine işlemlerin süreye tabi olması
nedeniyle aksamalara ve mağduriyetlere neden olabilmektedir. Belirtilen sakıncaların ve uygulamada
yaşanan sorunların giderilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi amacıyla maddenin birinci fıkrasında
yapılan değişiklikle, icranın geri bırakılması kararını verme yetkisi, kanun yolu aşamasına göre bölge
adliye mahkemesi veya Yargıtay’dan alınarak takibin yapıldığı yer icra mahkemesine verilmektedir.
Belirtilmelidir ki, icranın geri bırakılması kararının, istinaf ve temyiz aşamaları bakımından ayrı ayrı
alınması usulü muhafaza edilmektedir.
Üçüncü ve beşinci fıkralarda, birinci fıkrada yapılan değişikliğe bağlı olarak uyum düzenlemeleri
yapılmaktadır.
Öte yandan, altıncı fıkrada yapılan düzenlemeyle, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun
“kesin olarak” esastan reddine karar verilmesi halinde, alacaklının istemi üzerine, başkaca işleme gerek
kalmaksızın teminata konu olan paranın alacaklıya ödeneceği hükme bağlanmaktadır. Ayrıca fıkraya
eklenen cümleyle, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara karşı temyiz yolunun açık olması
halinde icranın geri bırakılması kararının etkisinin, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar
devam edeceği düzenlenmektedir. Böylece, icranın geri bırakılması kararının etkisinin temyiz yoluna
başvuru süresinin sonuna kadar devam edip etmediği konusunda uygulamada yaşanan tereddütler
giderilmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 11 ‒
Madde 6- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 87 nci maddesi değiştirilmektedir.
Mevcut birinci fıkrada yer alan haczi yapan memurun, haczettiği malın kıymet takdirini bizzat
yapması veya bilirkişi marifetiyle yaptırması hususu muhafaza edilmektedir. Ancak sicile kayıtlı mallar
bakımından ikinci fıkradaki esaslar uygulanacaktır.
Haczedilen sicile kayıtlı mallarla ilgili hazırlanacak kıymet takdiri raporlarının teknik
gerekliliklere uygun olarak hazırlanması ve özellikle motorlu kara araçlarının yakalanarak muhafaza
altına alınmasıyla birlikte kıymet takdirinin en kısa zamanda yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.
Cebri icranın özellikleri dikkate alındığında bu kabiliyet ve yeterlilikte bilirkişilere kıymet takdirinin
yaptırılması, alacaklı ve borçlu menfaatinin korunması için gerekli görülmektedir. İkinci fıkrayla, bu
hususlar dikkate alınarak sicile kayıtlı malların kıymet takdirinin bilirkişilik bölge kurulu listesine kayıtlı
olmak şartıyla, bu işleme özgü olmak üzere Adalet Bakanlığınca izin verilen bilirkişilere yaptırılması
gerektiği düzenlenmektedir. Kıymet takdirinin yapıldığı mahalde bu şekilde izin verilen bilirkişilerin
bulunmaması halinde kıymet takdiri, bilirkişilik bölge kurulu tarafından oluşturulan listede kayıtlı diğer
bilirkişilere yaptırılacaktır.
Madde 7- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 88 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Teklifle,
açık artırmanın tüm aşamalarının elektronik ortamda yapılması usulü kabul edildiği için hacizli malın
getirileceği bir satış mahalli olmayacaktır. Bu sebeple, hacizli malın satış mahalline getirilmesini
gerektiren bir hükmün uygulama alanı kalmayacaktır. Buna göre haczedilmiş ancak muhafaza altına
alınmamış mallar satış talebi üzerine muhafaza altına alınacak veya ihale alıcısına teslime hazır hale
getirilecek; aksi takdirde satış yapılmayacaktır. Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ise 106 ncı
maddede getirilen özel düzenleme uygulanacaktır.
Madde 8- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 97/a maddesinin birinci fıkrasına cümleler eklenmektedir.
Uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm bulmak amacıyla borçlu ile üçüncü kişinin malı birlikte
ellerinde bulundurması halinde haczedilen malın muhafazasıyla ilgili hüküm sevk edilmektedir. Buna
göre istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin haczedilen malın yedieminliğini kabul etmesi halinde
mal muhafaza altına alınmayacaktır. Ancak 97 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına
karar verilmesi durumunda mal muhafaza altına alınabilecektir. Böylece alacaklı, borçlu ve üçüncü
şahıs arasındaki menfaat telif edilerek bu nitelikte bir mahcuzun derhal muhafaza altına alınmasından
kaynaklanan mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Madde 9- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 106 ncı maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmektedir.
Birinci fıkrada iki değişiklik yapılmaktadır. Birinci değişiklikle, borçlunun hacizli malın satışını
isteyebilmesi açıkça düzenlenmektedir. İkinci değişiklikle, hacizli malların satış isteme süreleri yönünden
taşınır ve taşınmaz mal ayırımı kaldırılarak taşınır için cari olan altı aylık satış isteme süresi taşınmazlarda
olduğu gibi bir yıl olarak kabul edilmektedir. Böylece hacizli malların satışını isteme süreleri yeknesak
hale getirilmektedir. Haczedilen bir hakkın da bu fıkra kapsamında değerlendirileceğinde kuşku
bulunmamaktadır. Maddenin mevcut ikinci fıkrası da birinci fıkraya cümle olarak eklenmekte ve
borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağının da fıkra kapsamında olacağı belirtilmektedir.
İkinci fıkrayla, bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen
mahcuz hakkındaki satış isteme süresinin, birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren
satış isteyen alacaklı bakımından bir yıl daha uzayacağı hükme bağlanmaktadır. Buna göre, bir yıllık
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 12 ‒
satış isteme süresi içinde bir kez satış istemiş olan alacaklı, satış isteme süresini durdurmuş olacak,
satışın gerçekleşmeme anına kadar bir yıllık satış isteme süresi işlemeyecek, satış talebinden itibaren
durmuş olan bu süre satışın gerçekleşmeme anından itibaren yeniden işlemeye başlayacaktır. Bu şekilde
birinci fıkrada belirtilen bir yıllık satış isteme süresinin dolmasından itibaren satış isteyen alacaklı
bakımından satış isteme süresi bir yıl daha uzamış olacak, diğer bir anlatımla, mahcuz üzerindeki haciz
bu şekilde bir yıl daha devam etmiş olacaktır.
Üçüncü fıkrayla, haczedilen malların satışının hızlı bir şekilde yapılabilmesi için satış
talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunluluğu
getirilmektedir.
Dördüncü fıkrayla, sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından kıymet takdiri, muhafaza
ve satış talebinin birlikte yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin birlikte ve peşin olarak yatırılması
zorunluluğu getirilmektedir. Böylece motorlu kara araçlarının satışı hızlı bir şekilde yapılabilecektir.
Beşinci fıkrayla, kıymet takdiri ve satış giderlerinin, sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından
ise ilaveten muhafaza giderinin tamamının satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılmaması halinde
satış talebinin vaki olmamış sayılacağı hükme bağlanmaktadır. Böylece süresi içinde yapılan satış
talebiyle birlikte, tarifeyle belirlenen gerekli giderler tam ve peşin olarak yatırılmazsa satış talebi
yapılmamış kabul edilecek, satış isteme süresi işleyecek ve buna bağlı olarak sürenin dolması halinde
haciz kalkacaktır.
Altıncı fıkrayla, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralar uyarınca satış talebiyle birlikte peşin olarak
yatırılan miktarın satış işlemleri sırasında yetersiz kaldığı anlaşılırsa icra müdürünün satış isteyene
onbeş günlük süre vereceği ve bu sürede eksik miktarın tamamlanmaması halinde satış talebinin vaki
olmamış sayılacağı hükme bağlanmaktadır.
Son fıkrayla bu madde kapsamındaki giderlerin, diğer bir ifadeyle kıymet takdiri, muhafaza ve
satış giderlerinin Adalet Bakanlığı tarafından her yıl yürürlüğe konulacak olan tarifeyle belirleneceği
hüküm altına alınmaktadır.
Madde 10- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasında değişiklik
yapılmaktadır. Teklifle, 106 ncı maddede bir yıllık satış isteme süresi içinde satış talebiyle birlikte kıymet
takdiri, muhafaza ve satış giderinin yatırılması usulü ile yatırılmamasının sonuçları düzenlenmektedir.
106 ncı maddede yapılan bu değişikliğe uyum sağlamak amacıyla, maddenin birinci fıkrasında yer
alan haczin kalkması nedenlerinden biri olan, gerekli giderin süresi içinde yatırılmaması hali fıkradan
çıkarılmaktadır.
Madde 11- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 111 inci maddesine fıkra eklenmektedir. Düzenlemeyle,
borçlunun borcunu taksitle ödemeyi taahhüt etmesi veya alacaklı ile borçlunun hacizden önce veya sonra
borcun taksitlendirilmesi için sözleşme yapması halinde yapılan bu sözleşmeye ilişkin icra dairesince
düzenlenecek tutanak ve kâğıtların damga vergisinden istisna edildiği açıkça hükme bağlanmaktadır.
Madde 12- Teklifle, 2004 sayılı Kanuna 111/a maddesi eklenmektedir.
111/a maddesiyle, talebi halinde borçluya, haczedilen malın rızaen satışı amacıyla yetki
verilmektedir. Maddede satış yetkisinin kapsamı, süresi ve usulü düzenlenmektedir. Birinci fıkrada
borçlunun, kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde haczedilen malının rızaen satışı için
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 13 ‒
kendisine yetki verilmesini talep edebileceği hükme bağlanmaktadır. Borçluya satış yetkisi verilmesi
usulünde borçlunun da kıymet takdiri yaptırabilmesi söz konusu olacaktır. İcra müdürü, kıymet
takdirinin kesinleşmesinden sonra cebri satış işlemlerini durdurarak borçluya onbeş günlük bir süre
verecektir. Borçluya verilen sürenin başlangıcından icra mahkemesinin bu madde uyarınca yapılan
satışa ilişkin kararına kadar geçen sürede alacaklı bakımından satış isteme süresi işlemeyecektir.
İkinci fıkraya göre, rızai satışta bedel, malın muhammen kıymetinin yüzde sekseni ile o malla
güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise
bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak bu aşamaya kadar bu mahcuz için yapılan takip masrafları
toplamından az olamayacaktır.
Üçüncü fıkrada, borçluyla anlaşan alıcının belirlenen bedeli, birinci fıkra uyarınca borçluya
verilen onbeş günlük süre içinde dosyaya ödemesi halinde icra müdürünün, gerekli bilgi ve belgeleri
temin ettikten sonra maddede belirtilen şartların gerçekleştiğini tespit etmesi halinde satışın onayı ile
malın devir ve teslim işlemlerinin yapılmasına karar verilmesi için dosyayı derhal icra mahkemesine
göndereceği hüküm altına alınmaktadır. Bu kapsamda, mahkeme, en geç on gün içinde dosya üzerinden
talebin kabulüne veya reddine kesin olarak karar verecektir. Mahkemenin kabul kararıyla birlikte
malın mülkiyeti alıcıya geçecek ve mal üzerindeki tüm hacizler kaldırılarak devir ve teslim işlemleri
gerçekleştirilecektir. Ret kararı verilmesi halinde ise yatırılan bedel alıcıya iade edilecektir.
Dördüncü fıkrayla, bu madde uyarınca yapılacak satışlar hakkında niteliğine uygun düştüğü ölçüde
2004 sayılı Kanunun diğer hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmektedir.
Madde 13- Teklifle, 2004 sayılı Kanuna 111/b maddesi eklenmektedir.
111/b maddesiyle, elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışa ilişkin hükümler
düzenlenmektedir. Bilindiği üzere 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi
Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava
ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yapılan değişikliklerle
cebri satışlarda elektronik ortamda teklif verme usulü kabul edilmiştir. Söz konusu değişiklikle, fiziki
ortamda ihale usulü tamamen kaldırılmamış, sadece mevcut sisteme elektronik ortamda teklif verme
imkanı entegre edilmiştir. 6352 sayılı Kanun değişikliği sonrasında elektronik ortamda başlayan açık
artırma, fiziki ortamda verilen tekliflerle son bulmaktadır. Ancak mezat salonlarında gerçekleştirilen
açık artırmanın, bir başka ifadeyle fiziki ortamda teklif vermenin uygulamada bir takım sorunlara
sebep olduğu da müşahede edilmiştir. İhalelere yüksek düzeyde katılımın olmaması, dolayısıyla
artırmaya konu malın gerçek değerinde satılamaması ve bunların sonucu olarak alacaklının alacağına
kavuşamaması, borçlunun da borcundan kurtulamaması gibi sorunlar bu kapsamda zikredilebilir. 6352
sayılı Kanun düzenlemesi sonrasında yaklaşık on yıldır Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ile oluşturulan
elektronik satış portalında ihalelere teklif verilmektedir. Elde edilen tecrübeye istinaden mevcut karma
usul terk edilmekte ve satışların tamamen elektronik ortamda yapılması amacıyla Kanuna 111/b
maddesi eklenmektedir. Madde, mahcuz malın en az giderle ve en yüksek bedelle satılması için çok
sayıda kişinin teklif verebilmesi, teklif verenlerin hukukunun korunması, elektronik satış işlemlerinin
gerçekleştirileceği sistemin sağlıklı bir şekilde işleyişinin ve güvenliğinin sağlanması, hak kayıplarının
önlenmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla detaylı düzenlenmeler içermektedir. Bu
kapsamda, haczolunan mallar için açık artırmanın bütünüyle UYAP sistemine entegre elektronik satış
portalında yapılması kabul edilmekte ve açık artırmanın fiziki ortamda tamamlanması uygulamasından
vazgeçilmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 14 ‒
Madde 14- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesi yeniden düzenlenmektedir.
Teklifle, cebri satışların fiziki mahaller yerine sadece elektronik ortamda yapılması düzenlendiğinden
haczedilen malın satışına ilişkin hazırlık işlemleri buna uygun olarak yeniden belirlenmektedir.
Birinci fıkrada, satışın açık artırma ile yapılacağına ilişkin Kanunun mevcut hükmü aynen
muhafaza edilmektedir.
İkinci fıkrayla, birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı gün ve saat aralığının artırmaya başlangıç
tarihinden en az onbeş gün önce ilân edileceği, elektronik satış portalında yapılacak ilanın, artırmanın
bitimine kadar erişime açık tutulacağı ve ikinci artırmanın başlangıç tarihinin, birinci artırmanın bitimi
tarihinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde belirleneceği hükme bağlanmaktadır.
Üçüncü fıkra, mevcut maddenin ikinci fıkrası olup, ilanın şekli ile gazetede yapılıp yapılmayacağına
ilişkin usulü içeren mevcut hüküm Teklifte de aynen korunmaktadır.
Dördüncü fıkra, mevcut maddenin üçüncü fıkrası olup değiştirilerek muhafaza edilmekte ve gazete
ile yapılacak ilanlarda yer alması gereken hususlar belirlenmektedir. Değişiklikle, gazetede yapılacak
ilanda birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı gün ve saat aralığı ile artırmaya ilişkin bilgilerin yer aldığı
elektronik satış portalına dair bilgiler de yer alacaktır.
Beşinci fıkrayla, ilan edilen metinler arasında farklılık bulunması halinde elektronik satış
portalında ilan edilen metnin esas alınacağı, ancak gazetede veya elektronik satış portalında ilanı
yapılan metindeki hataların düzeltilerek sadece elektronik satış portalında ilan edileceği, bu düzeltme
nedeniyle ihale tarihinin değiştirilmeyeceği ve bu düzeltme ilanının ilgililere ayrıca tebliğ edilmeyeceği
hükme bağlanmaktadır.
Mevcut düzenlemeden biçimsel anlamda farklı olarak elektronik satış portalında yapılacak
ilanda yer alması gereken hususlar altıncı fıkrada kapsamlı ve detaylı bir şekilde bentler halinde
düzenlenmektedir.
Yedinci fıkrayla, ihalenin kesinleşmesi üzerine taşınırın ihale alıcısına tesliminin veya sicile
kayıtlı malın ihale alıcısına tescilinin damga vergisi ve katma değer vergisinin yatırılmasından sonra
gerçekleştirileceği hükme bağlanmaktadır. İhale alıcısı ihalenin kesinleşmesi üzerine icra dairesine
müracaatla katma değer vergisi beyannamesini düzenletecektir.
Madde 15- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 115 inci maddesi değiştirilmektedir. Teklifle, cebri
icra satışlarının elektronik ortamda yapılması düzenlendiğinden haczedilen malların ihale usulü
bu değişikliklere uyumlu hale getirilmektedir. Teklifle değiştirilen 114 üncü madde gereğince ilan
metninde belirtilen hususlardan icra müdürünce ve taraflarca yerine getirilmesi gereken işlemler bu
maddede düzenlenmektedir.
Birinci fıkrayla, mahcuzun birinci veya ikinci ihaleyle satılacağı, artırmanın mahcuzun muhammen
kıymetinin yüzde ellisi üzerinden başlayacağı, şartların yerine gelmesi halinde en yüksek teklifi verene
mahcuzun ihale edileceği ve malın ihale edilebilmesi için gerekli olan asgari tutara ilişkin esaslar
düzenlenmektedir.
İkinci fıkrayla artırmanın sona erdiği gün ve saatte şartların bulunması halinde, malın en yüksek
teklif verene ihale edilmiş olacağı ve malın mülkiyetinin ihale alıcısına geçeceği hükme bağlanmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 15 ‒
Üçüncü fıkrayla, ihale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması
halinde, alınan teminatın iade edilmeyeceği, öncelikle satış masraflarından düşülmek üzere hak
sahiplerine alacaklarına mahsuben ödeneceği düzenlenmektedir.
Dördüncü fıkra uyarınca, icra müdürü artırmanın bitmesinden sonraki ilk iş gününde artırmanın
sonucunu gösteren bir sonuç tutanağı düzenleyerek tutanaktaki bilgileri aynı gün satış portalında ilan
edecektir. İhalenin sonucuna ilişkin bu tutanakta, artırmanın ne zaman tamamlandığı, en yüksek teklifi
verene malın ihale edildiği, tutanağın ilanından itibaren yedi gün içinde ihale bedelinin ödenmesi
gerektiği veya kanundaki şartların yerine gelmemesi nedeniyle ihalenin yapılamadığı hususları
belirtilecektir.
Beşinci fıkrayla, satış talebinin teklif verme başladıktan sonra geri alınamayacağı ve teklif verme
süresinin bitimine kadar borcun tamamen ödenmesi halinde satışın durdurulacağı düzenlenmektedir.
Altıncı fıkrayla, icra müdürünün, asgari ihale bedelinin teklif edilmediği, en yüksek teklif verenin
ihale bedelini yatırmadığı veya teklif verme süresinin bitiminden önce borcun ödendiği hallerde,
ihalenin yapılamadığını veya iptal edildiğini tutanakla tespit edeceği hükme bağlanmaktadır. Fıkrada
ayrıca asgari ihale bedelinin teklif edilmediği veya en yüksek teklif verenin ihale bedelini yatırmadığı
hallerde, ikinci artırmanın, birinci artırmadaki şartlar çerçevesinde daha önce ilan edilen tarihte
başlayacağı da belirtilmektedir.
Yedinci fıkrayla, artırmada alıcının çıkmaması veya belirtilen şartların gerçekleşmemesi nedeniyle
satışın yapılamadığı hallerde kalan satış isteme süresinin ne şekilde işleyeceği ve nasıl kullanılacağı
düzenlenmektedir. Buna göre, alacaklı ilk kez satış talep ettiğinde satış isteme süresi duracak, satışın
gerçekleşmediği andan itibaren bu süre kaldığı yerden işlemeye devam edecektir. Alacaklı da bakiye
süre içinde yeniden satış günü verilmesini talep edebilecektir.
Sekizinci fıkrayla, elektronik satış portalından kaynaklanan teknik sebeplerle artırmanın son on
dakikasında teklif verilemediğinin tespit edilmesi halinde artırmanın tamamlanması için yapılacak
işlemler düzenlenmektedir. Buna göre, icra müdürü bu durumu artırma süresinin bittiği günden sonraki
ilk iş gününde tespit edecek, artırma süresini bir gün uzatacak, artırmanın başlangıç tarihini belirleyecek
ve tüm bu hususları tutanağa bağlayarak elektronik satış portalında duyuracaktır. Artırmanın
başlangıç tarihi, artırma süresinin uzatılmasına ilişkin tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren üç
günü geçemeyecektir. Artırmanın teknik sebeplerle uzatılması nedeniyle artırma aynı şartlarda devam
edecek, bu kapsamda teklif verme süresinin bitimine kadar teminatı yatırılmak suretiyle yeni teklifler
verilebilecektir. Ancak uzatmadan önceki artırma süresinde verilen en yüksek teklif geçerli olacaktır.
Madde 16- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 118 inci maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmektedir.
Birinci fıkrayla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile artırma sonuç tutanağının elektronik
satış portalında ilanından itibaren yedi gün içinde satış bedelinin nakit olarak ödenmesi gerektiği
düzenlenmektedir. İkinci fıkrada, satışa konu mal veya hakkın ihale kesinleşmeden teslim olunmayacağı
ve varsa resmi sicilinde tescil işleminin gerçekleştirilmeyeceği belirtilmektedir.
Madde 17- Teklifle, 2004 sayılı Kanunun 124 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Teklifle, açık artırmanın tümüyle elektronik ortama alınması ve 114 üncü maddede şartname ilanının
ayrıntılarıyla düzenlenmesi nedeniyle işbu maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ihtiyaç
kalmadığı düşüncesiyle yürürlükten kaldırılmaktadır. Bu kapsamda maddenin başlığı da içerikle
uyumlu hale getirilmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 16 ‒
Madde 18- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 126 ncı maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmektedir.
Teklifle, Kanunun 114 üncü maddesinde taşınır malların satışı ile ilgili usul ve esaslar düzenlenmektedir.
Bu nedenle, Kanunun 126 ncı maddesinde taşınmazların satışına ilişkin hükümlerin tekrar edilmesine
gerek görülmeyerek 114 üncü maddeye atıf yapılmaktadır, ikinci fıkrayla, maddenin mevcut üçüncü
fıkrasında bulunan taşınmaza ilişkin özel hükümler muhafaza edilmekte ve belirtilen hususların
elektronik satış portalında ilan edileceği hükme bağlanmaktadır.
Madde 19- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 127 nci maddesinde, terim birliğini sağlamak amacıyla
uyum düzenlemesi yapılmaktadır.
Madde 20- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 128/a maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik
yapılmaktadır. Buna göre, kıymet takdirine ilişkin şikâyet hakkında mahkemenin yetkisizlik kararı
vermesi halinde dosyanın, talep aranmaksızın yetkili mahkemeye gönderilmesi düzenlenmektedir.
Böylece kıymet takdirine ilişkin şikâyetin yetkili mahkemece bir an önce ele alınması sağlanacaktır.
Madde 21- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 129 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Buna
göre düzenlemeyle, taşınırlar bakımından ihalenin yapılmasına ilişkin Kanunun 115 inci maddesi
hükmü, taşınmazlar hakkında da uygulanacaktır.
Madde 22- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 130 uncu maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmektedir.
Teklifle, taşınırlar bakımından ihale bedelinin yedi gün içinde nakden ödenmesi kabul edildiğinden
sürelerin yeknesak hale getirilmesi amacıyla taşınmazlar bakımından da aynı kural kabul edilmektedir.
Madde 23- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 134 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Birinci fıkraya eklenen cümlelerle, ihale alıcısının talebi üzerine icra dairesinin, satışı yapılan
taşınmazda kira sözleşmesine bağlı olarak oturan kişiye kira bedelini, diğer hallerde ise taşınmazı
kullanan kişiye bilirkişi marifetiyle tespit edilen aylık kullanım bedelini icra dairesine yatırmasını
emredeceği, ihtara rağmen belirlenen bedelin icra dairesine yatırılmaması halinde, 356 ncı madde
hükmünün kıyasen uygulanacağı ve depo edilen bedelin, ihalenin sonucuna göre hak sahibine
ödeneceği hükme bağlanmaktadır. Böylece uygulamada sıklıkla karşılaşılan tereddütlerin giderilmesi
amaçlanmakta ve ihale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği
hususunda icra dairesine yol gösterilmektedir.
İkinci fıkrada yapılan değişiklikle, ihalenin feshi davasını açabilecek kişiler arasında sayılan tapu
sicilindeki ilgililer, resmi sicillerdeki ilgililer olarak genişletilmekte ve sınırlı ayni hak sahiplerinin de
bu davayı açabileceği vurgulanmaktadır.
Maddeye eklenen yeni üçüncü fıkrayla, ihalenin feshi talebine ilişkin şartlar yeniden
belirlenmektedir. Uygulamada ihalenin kesinleşmesine engel olmak amacıyla haksız ve kötüniyetli
olarak ihalenin feshinin talep edildiği müşahede edilmektedir. Hak arama hürriyetine engel olmaksınız
bu tür haksız ve kötüniyetli taleplerin önlenmesi amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Buna göre satış
isteyen alacaklı, borçlu veya resmi sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahiplerinin dışında kalan
kişilerce ihalenin feshi talebinin yapılması halinde, ihale bedeli üzerinden nispi harç alınacak ve talebin
reddi halinde bu harç iade edilmeyecektir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 17 ‒
Maddeye eklenen yeni dördüncü fıkrayla, haksız ve kötüniyetli olarak yapılan ihalenin feshi
talebi nedeniyle, ilgililerin oluşması muhtemel zararlarının karşılanabilmesi amacıyla teminat yatırma
zorunluluğu getirilmektedir. Hükümle, satış isteyen alacaklı, borçlu, resmi sicilde kayıtlı ilgililer ile
sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebinde, ilgili kişilerin muhtemel
zararına karşılık olmak üzere ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminatın alınması zorunlu hale
getirilmektedir. İhalenin feshi talebinin reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde
ilgililer tarafından ihalenin feshi talebi nedeniyle tazminat davası açılmaması halinde hükmedilen
para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili için durum mahkemece tahsil dairesine
bildirilecektir. Tahsil dairesi alman teminattan, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde para
cezasını tahsil etmezse talep halinde teminat ilgilisine iade edilecektir.
Maddeye eklenen yeni beşinci fıkrayla, ihalenin feshi talebinin yargılama usulü yeniden
düzenlenmektedir. İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesinin talep tarihinden itibaren yirmi gün
içinde duruşma yapmasına ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı vermesine ilişkin mevcut hüküm
muhafaza edilmektedir. İhalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hallerde duruşma yapılmadan da
karar verilebilecektir. Hükmedilecek para cezasının nispi olarak belirlenmesine ilişkin mevcut hüküm
muhafaza edilmekte ancak hâkime takdir imkânı vermeyen sabit yüzde on oranındaki para cezası,
hâkime takdir hakkı verecek şekilde değiştirilmektedir. Para cezasının ihale bedelinin yüzde onunu
geçmeyecek şekilde ve nispi bir oran olarak hâkim tarafından belirlenebilmesine ilişkin hükümle, hak
arama özgürlüğü bakımından makul bir denge gözetilmektedir. Diğer taraftan, para cezasına mahkûm
edilecek haller hükümde açık bir şekilde belirtilmektedir. Bu kapsamda ihalenin feshi talebinin; satış
isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmi sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile
pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle veya satış
isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmi sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri
dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle ya da işin esasına girilmek suretiyle reddine karar
verilmesi halinde ihalenin feshini talep eden, feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para
cezasına mahkûm edilecektir. Sonuç olarak hükümle, uygulamada sıkça karşılaşılan, sırf ihale sürecini
uzatmak ve haksız menfaat sağlamak amacıyla hukuki yararı bulunmayan kişilerce ihalenin feshi talep
edilmesinin önüne geçilmesi ve ihale sürecinin hızlı bir biçimde tamamlanması amaçlanmaktadır.
Maddenin mevcut dördüncü fıkrasında yapılan ibare değişikliğiyle, ihalenin feshine ilişkin verilen
görevsizlik veya yetkisizlik kararları üzerine dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye resen gönderilmesi
düzenlenmektedir. Buna göre, mahkeme evrak üzerinde on gün içinde görevsizlik veya yetkisizlik kararı
verecek ve aynı süre içinde masrafını gider avansından karşılamak suretiyle dosyayı görevli veya yetkili
icra mahkemesine gönderecektir. Böylece dosyanın görevsiz veya yetkisiz mahkemede gereksiz yere
beklemesinin önüne geçilecek ve ihalenin kesinleşme sürecinin uzaması engellenecektir.
Maddenin mevcut altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, ihale bedelinin alacaklılara ödenmesine
ilişkin hüküm yeniden düzenlenmektedir. Buna göre, ihale kesinleşmedikçe ve ihale konusu mal alıcıya
teslim edilmedikçe veya teslime hazır hale getirilmedikçe ihale bedeli alacaklılara ödenmeyecektir.
Bu kapsamda ihale konusu malın teslim edilemeyeceği veya teslime hazır hale getirilemeyeceği
durumlarda ihale iptal olunarak ihale bedeli alıcısına ödenecektir.
Maddenin mevcut yedinci fıkrasında yapılan ibare değişikliğiyle, ihalenin feshi talebinde
bulunulabilecek azami sürenin başlangıç tarihi, ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış
portalında ilan edildiği tarih olarak belirlenmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 18 ‒
Madde 24- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 135 inci maddesinin ikinci fıkrasına cümle
eklenmektedir. Düzenlemeyle, taşınmazın ihale alıcısı adına tescil edilmesinden sonra tahliye işlemi
yapılmadan taşınmaza malik olanlara da ikinci fıkra kapsamında tahliye talep edebilme hakkı
verilmektedir.
Madde 25- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 142/a maddesinin birinci fıkrasında değişiklik
yapılmaktadır. Sıra cetvelinin düzenlenmesiyle hak sahibinin alacağı belirlenmektedir. Hak sahibi sıra
cetveli kesinleşmeden de alacağını teminat mukabilinde alabilmektedir. Uygulamadaki tereddütlerin
giderilmesi amacıyla, sıra cetvelinin tanzimi üzerine tebligatı alan hak sahibinin teminat mukabilinde
alacağını tahsil edebileceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Böylece teminat mukabilinde alacağı
tahsil edebilmek için sıra cetveline karşı şikâyet ve itiraz aşamasına geçilmesine gerek olmadığı net
bir şekilde ortaya konulmaktadır. Ayrıca fıkrada yapılan diğer değişiklikle banka teminat mektubunun
süresiz olduğu açıklığa kavuşturulmaktadır.
Madde 26- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 242 nci maddesinin birinci fıkrası değiştirilmektedir.
Teklifle, elektronik satış usulüne ilişkin hükümler kabul edildiğinden bu hükümlere uyum sağlamak
amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Buna göre iflastaki artırma ilanı ve hazırlık tedbirleri hakkında
Kanunun 126 ncı maddesi uygulanacaktır.
Madde 27- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 244 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Teklifle, paraya çevirmeye ilişkin hükümlerde öngörülen değişiklikler kapsamında Kanuna 111/b
maddesi eklenmekte ve Kanunun 133 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmaktadır. Bu değişikliklere
uyum sağlanması amacıyla, Kanunun iflasta artırma suretiyle satışın şartlarını düzenleyen 244 üncü
maddesinde yer alan atıf hükümlerinde değişiklik yapılmaktadır.
Madde 28- Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 25, 25/a, 25/b, 133 ve 341 inci maddeleri yürürlükten
kaldırılmaktadır.
Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrasına ilişkin olarak 2004
sayılı Kanunda yer alan 25, 25/a, 25/b ve 341 inci madde hükümleri Teklifle, 5395 sayılı Çocuk Koruma
Kanununda yeniden düzenlendiğinden yürürlükten kaldırılmaktadır.
Diğer taraftan maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 133 üncü maddesi de yürürlükten kaldırılmaktadır.
Teklifle, Kanunun 115 inci maddesine eklenen hükümle, açık artırmada en yüksek teklif verilip de
süresi içinde ihale bedelinin yatırılmaması halinde alınan teminatın, takip borcu ve satış masrafları için
dosyaya gelir kaydedileceği hususu düzenlenmektedir. Getirilen bu hükme uyum sağlamak amacıyla
madde yürürlükten kaldırılmaktadır.
Madde 29- 2004 sayılı Kanuna geçici 18 inci madde eklenmektedir.
Teklifle, 2004 sayılı Kanunda değişiklik yapılarak ihalenin tamamen elektronik ortama alınması
sağlanmaktadır. Bu değişikliğin aşamalı olarak uygulanması amacıyla geçici maddenin birinci ve
ikinci fıkraları ihdas edilmektedir. Buna göre, 2004 sayılı Kanunun 111/b maddesinin uygulanmasına
ilişkin yönetmelik ile 106 ncı madde uyarınca çıkarılması gereken tarife, bu Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 19 ‒
Haczedilen malların elektronik ortamda satışına ilişkin olarak bu Kanunla getirilen hükümlerin
uygulanmasına, Adalet Bakanlığınca belirlenen il veya ilçelerde, 111/b maddesinin uygulanmasına
ilişkin yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlanacak ve en geç bir yılın sonunda Ülke
genelinde uygulamaya geçilecektir. Belirtilen hükümlerin hangi il veya ilçede ne zaman uygulanacağı
Adalet Bakanlığının resmi internet sitesinde duyurulacaktır. Bu hükümlerin, uygulamaya geçilen il
ve ilçelerde geçiş tarihinden sonra haczedilen malların satışında uygulanması kabul edilmektedir.
Uygulamaya geçilmeyen yerlerdeki hacizli malların satışı ile uygulamaya geçildiği halde geçiş
tarihinden önce haczedilen malların satışında ise önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunacaktır.
Üçüncü fıkrayla, 106 ncı madde uyarınca çıkarılacak tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten önce
satış talep edilmiş olmasına rağmen kıymet takdiri ile muhafaza ve satış giderlerinin tamamının
yatırılmadığı hallerde bu tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tarifede belirlenen
giderlerin yatırılması zorunlu tutulmakta, bu süre içinde giderler peşin olarak yatırılmadığı takdirde
satış talebinin vaki olmamış sayılacağı kabul edilmektedir.
Dördüncü fıkrayla, ihalenin feshine ilişkin olarak, 2004 sayılı Kanunun 134 üncü maddesinde
yapılan değişikliklerin görülmekte olan taleplerde uygulanmayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır.
Ancak ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin Kanunun 134 üncü
maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da
uygulanacaktır. Para cezasının oranında yapılan değişikliğin ihalenin feshini talep eden bakımından
lehe uygulanmasını sağlamak ancak dosyanın da sürüncemede kalmasını engellemek amacıyla yapılan
bu değişikliğin başlı başına bir bozma nedeni olmayacağı açıkça hükme bağlanmakta, bununla birlikte
Yargıtayın değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebileceği belirtilmektedir.
Madde 30- Maddeyle, 492 sayılı Harçlar Kanununa bent eklenmektedir. Teklifle, 2004 sayılı
Kanunun 134 üncü maddesi kapsamında, ihalenin feshi talepleri bazı kişiler bakımından ihale bedeli
üzerinden nispi harca tabi tutulduğundan, maddeyle bu düzenlemeye uyum sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde 31- Maddeyle, 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, icra
başmüdürlerine ilave adalet hizmetleri tazminatı ödenmesi öngörülmektedir.
Madde 32- Maddeyle, 3717 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasında değişiklik
yapılmaktadır. Düzenlemeyle, keşif ve icra işlemine bağlı olmaksızın hâkim ya da Cumhuriyet
savcısının görevlendirmesiyle araştırma, inceleme ve rapor işlemleri için daire dışına çıkan sosyal
çalışmacı, psikolog ve pedagogların da yol tazminatı alması açıkça hükme bağlanmaktadır. Ayrıca
değişiklikle, bu unvanlarda çalışan görevlilere ödenecek yol tazminatının hesaplanmasında esas alınan
(200) gösterge rakamı (275)’e çıkarılmaktadır.
Madde 33- Maddeyle, 4721 sayılı Kanunun 182 nci maddesine fıkra eklenmektedir. Fıkrayla,
çocuğun üstün yararı gözetilerek, kişisel ilişki kurulmasına dair karara aykırı davranılmasının önlenmesi
amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, kişisel ilişki kurulmasına dair kararın gerekleri yerine
getirilmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla, velayet kendisinde olmayan anne veya
babanın talebi üzerine velayet değiştirilebilecektir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda ihtar
edilecektir. Böylece yükümlünün, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerine uyması temin edilerek bu
konuda uygulamada yaşanan sorunların önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 20 ‒
Madde 34- Maddeyle, 4721 sayılı Kanunun 324 üncü maddesine fıkra eklenmektedir. Fıkrayla,
kişisel ilişki kurulmasına dair karara aykırı davranılmasının önlenmesi amacıyla düzenleme
yapılmaktadır. Buna göre, velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki kurulmasına
dair kararın gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet
değiştirilebilecektir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilecektir. Böylece
velayet hakkı sahibinin, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerine uyması temin edilerek bu konuda
uygulamada yaşanan sorunların önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Madde 35- Maddeyle, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa “Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel
İlişki Kurulması” başlıklı Dördüncü Kısım ile 41/A maddesi eklenmektedir.
Meri hukukumuzda çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam ve tedbir
kararları, icra müdürlükleri tarafından İcra ve İflas Kanununun 25, 25/a ve 25/b maddeleri uyarınca
yerine getirilmektedir. Ancak bu maddelerde düzenlenen usul, çocuğun üstün yararına hizmet etmekte
yetersiz kalmakta ve taraflar arasında yeni ihtilaflara neden olmaktadır. Çocukların menfaatlerinin
özel olarak korunması gerekliliğinden hareketle çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına
dair mahkemeler tarafından verilen ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine dair müessese
geliştirilerek 5395 sayılı Kanunda Dördüncü Kısım olarak yeniden düzenlenmektedir. 5395 sayılı
Kanunun amaçları arasında korumaya ihtiyacı olan çocukların korunması, haklarının ve esenliklerinin
güvence altına alınması yer almaktadır. Nitekim Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin (1) numaralı alt bendinde korunma ihtiyacı olan çocuk bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve
duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru
olan çocuk olarak tanımlanmıştır. Hakkında teslim veya kişisel ilişki kurulması kararı verilen çocuğun
üstün yararının korunması amacıyla anne veya babasıyla ilişkisini devam ettirmesi çocuğun sosyal ve
duygusal gelişiminin sağlanması bakımından hayati önemi haizdir. Bu itibarla, çocuğun korunması
gereken hallerden biri olması nedeniyle çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması usulü 5395
sayılı Kanunda müstakil bir Kısım olarak düzenlenmektedir.
41/A maddesiyle, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemeleri
tarafından verilen ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesinde görevli ve yetkili birim
düzenlenmektedir.
Birinci fıkrayla, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemeleri
tarafından verilen ilam veya tedbir kararlarının, çocuğun üstün yararı esas alınarak, Adalet Bakanlığınca
kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince bu Kısım hükümlerine göre yerine
getirileceği düzenlenmektedir. Bölge adliye mahkemelerinin ilgili dairelerinin, aile mahkemelerinin
bu kapsamdaki kararlarına karşı istinaf kanun yolu incelemeleri sırasında verdiği kararlar da bu fıkra
hükmüne tabi olacaktır.
İkinci fıkrayla, müdürlüklerde görevlendirileceklere dair düzenlemeye yer verilmektedir. Buna
göre müdürlüklerde müdür, müdür yardımcısı ve personel ile psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı
görevlendirilecektir.
Üçüncü fıkrayla, müdürlük bulunmayan yerlerde çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki
kurulmasına dair görevlerin Adalet Bakanlığınca belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü
tarafından yerine getirileceği düzenlenmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 21 ‒
Dördüncü fıkrayla, ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesinde çocuğun yerleşim yeri
müdürlüğünün yetkili olacağı hükme bağlanmaktadır.
Beşinci fıkrayla, çocuğun üstün yararının gözetilmesi amacıyla ilam ve tedbir kararlarının
müdürlük tarafından görevlendirilen psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber
öğretmen gibi uzmanlar, uzmanın bulunmadığı yerlerde ise öğretmenler marifetiyle yerine getirileceği
düzenlenmektedir.
Altıncı fıkrayla, ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesinde müdürlükler dışında diğer kamu
kurum ve kuruluşlarında görev yapan kişilerin belirlenmesi ve görevlendirilmesi usulü düzenlenmektedir.
Düzenleme uyarınca ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesinde görevlendirilmek üzere,
müdürlüğün talebiyle, valilikler tarafından kamu kurum ve kuruluşlarında görevli psikolog, pedagog,
sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanların, bu uzmanların yeterli sayıda
olmaması halinde öğretmenlerin de yer aldığı bir görevli listesinin oluşturulması gerekmektedir. Bu
sayede, bilhassa çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair işlemlerin yoğunlaştığı zamanlarda, bu işlemlerin
yeterli sayıda uzman kişiyle yürütülerek hizmetin aksatılmamasının yanı sıra kamu kaynaklarının etkin
ve verimli bir şekilde kullanılması da sağlanmış olacaktır. Valiliklerce oluşturulan listelerde yer alan
kişilerin görevlendirilme yeri ve tarihleri müdürlükler tarafından belirlenecektir.
Madde 36- Maddeyle, 5395 sayılı Kanuna 41/B maddesi eklenmektedir.
41/B maddesiyle, çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesi usulü
düzenlenmektedir.
Birinci fıkrayla, ilam veya tedbir kararının yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmemesi
halinde hak sahibinin, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesi için çocuğun yerleşim yeri
müdürlüğüne başvuracağı hususu düzenlenmektedir.
İkinci fıkrayla, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesinin talep edilmesi halinde, adli destek ve
mağdur hizmetleri müdürlüğünce yapılacak ilk işlem düzenlenmektedir. Talebi alan müdürlük, öncelikle
her türlü iletişim vasıtasını kullanarak yükümlüyle irtibata geçip müdürlük tarafından belirlenen gün
ve saatte hak sahibine teslim etmek üzere çocuğun belirlenen yere getirilmesini yükümlüye derhal
bildirecek ve bu bildirimin yapıldığını veya yükümlüyle irtibat kurulamadığını tutanağa bağlayacaktır.
Üçüncü fıkrayla, çocuk teslimine dair teslim emrinin çıkarılması gereken haller ile emirde yer
alacak hususlar düzenlenmektedir. Yükümlüyle irtibat kurulamaması veya yükümlünün çocuğu
getirmeyeceğini beyan etmesi yahut yükümlünün çocuğu belirlenen yere getirmemesi hallerinde
müdürlük, derhal Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yükümlüye kararın yerine getirilmesi
amacıyla bir teslim emri gönderecektir. Teslim emrinde yer alacak hususlar maddede ayrıntılı olarak
düzenlenmektedir.
Dördüncü fıkrayla, müdürlüğün belirlediği yere getirilen veya yükümlünün haklı mazereti
nedeniyle müdürlükçe alınan çocuğun hak sahibine teslim edileceği belirtilmektedir.
Beşinci fıkrayla, yükümlünün, emrin gereğini yerine getirmemesi hali düzenlenmektedir. Bu
durumda çocuk her nerede bulunursa bulunsun müdürlük tarafından alınarak hak sahibine teslim
edilecektir. Bu halde kolluktan yardım istenebilecek ve kolluk birimleri, zor kullanma dâhil bu konudaki
talepleri derhal yerine getirecektir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 22 ‒
Altıncı fıkrayla, çocuğun hak sahibine teslim edilmesinden sonra yükümlünün haklı bir sebep
olmaksızın çocuğu tekrar alması hali düzenlenmektedir. Bu durumda ayrıca yeni bir hükme veya
yükümlüyle irtibata geçmeye ya da teslim emri tebliğine gerek olmaksızın çocuk her nerede bulunursa
bulunsun gerekirse kolluk marifetiyle zor kullanmak suretiyle alınarak hak sahibine teslim edilecektir.
Yedinci fıkrayla, çocuğun üstün yararının gerektirdiği hallerde müdürlüğün, yükümlüyle
irtibata geçmeye veya teslim emri tebliğine gerek olmaksızın doğrudan beşinci fıkra hükmünü
uygulayabilmesine imkân tanınmaktadır.
Madde 37- Maddeyle, 5395 sayılı Kanuna 41/C maddesi eklenmektedir.
41/C maddesiyle, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine
getirilmesi usulü düzenlenmektedir.
Birinci fıkrayla, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının, yükümlüsü
tarafından rızasıyla yerine getirilmesinin asıl olduğuna işaret edilerek rızayla yerine getirmenin söz
konusu olmaması halinde hak sahibinin, müdürlüğe başvurabileceği belirtilmektedir.
İkinci fıkrayla, bu talebi alan müdürlüğün, her türlü iletişim vasıtasını kullanarak yükümlüyle
irtibata geçeceği; ilam veya tedbir kararında belirtilen gün ve saatte, gün ve saat belirtilmemişse
müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte hak sahibine teslim edilmek üzere çocuğun müdürlük
tarafından belirlenen yere getirilmesinin derhal bildirileceği ve bu bildirimin yapıldığının veya
yükümlüyle irtibat kurulamadığının tutanağa bağlanacağı hüküm altına alınmaktadır.
Üçüncü fıkrayla, yükümlüyle irtibat kurulamaması veya yükümlünün çocuğu getirmeyeceğini
beyan etmesi yahut belirlenen yere getirmemesi halleri düzenlenmekte ve bu durumda müdürlüğün,
yükümlüye, derhal çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair bir teslim emri göndereceği hükme
bağlanmaktadır. Ayrıca fıkrada teslim emrinde yer alan hususlar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmektedir.
Dördüncü fıkrayla, müdürlüğün belirlediği yere getirilen çocuğun hak sahibine teslim edileceği ve
bu aşamadan sonra hak sahibinin yükümlülükleri detaylı olarak düzenlenmektedir.
Beşinci fıkrayla, kişisel ilişki kurulmasından sonra hak sahibi tarafından teslim yerine getirilen
çocuğun yükümlüye veya yükümlünün belirlediği kişiye teslimi mümkün olmazsa çocuğun üstün
yararı dikkate alınarak hak sahibinde bırakılacağı hükme bağlanmaktadır. Bunun da mümkün olmaması
halinde müdürlüğün talebi üzerine, aile ve sosyal hizmetler il müdürlüğü tarafından çocuğun geçici
olarak barınmasına yönelik tedbirlerin alınacağı belirtilmektedir.
Altıncı fıkrayla, yükümlünün haklı mazereti nedeniyle çocuğun müdürlükçe alınmasını talep
etmesi hali düzenlenmektedir.
Yedinci fıkrayla, hak sahibine çocuğu teslim almaya geleceğine dair bildirimde bulunma
yükümlülüğü getirilmektedir. Buna göre hak sahibi, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu
teslim almaya geleceğini yazılı olarak, elektronik ortamda veya başvuru aşamasında beyan ettiği iletişim
kanalıyla müdürlüğe bildirmek zorunda olacaktır. Hak sahibinin çocuğu teslim almaya geleceğine dair
bildirimde bulunmaması veya gelmeyeceğini belirtmesi halinde bu husus ve çocuğu belirtilen yere
getirme zorunluluğu bulunmadığı yükümlüye bildirilecek ve tüm bu işlemler tutanağa bağlanacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 23 ‒
Sekizinci fıkrayla, çocukla kişisel ilişki kurulması işlemlerinin çocuğun üstün yararını koruyacak
şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla müdürlüğün önerisi üzerine aile mahkemesince, çocuk, hak
sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasına karar verilebileceği belirtilmekte;
yükümlünün teslim emrine ilk aykırı hareketinde ise müdürlüğün yükümlü hakkında danışmanlık
tedbiri uygulanmasını aile mahkemesinden talep etmekle sorumlu olduğu hükme bağlanmaktadır.
Dokuzuncu fıkrayla, ilam veya tedbir kararını rızasıyla yerine getirdiğini iddia eden yükümlüye,
ikinci fıkra uyarınca yapılan bildirimin veya bu bildirim yapılamamışsa üçüncü fıkra uyarınca gönderilen
teslim emrinin haksız olduğunu süresi içinde şikayet yoluyla ileri sürebilme imkanı tanınmaktadır.
Onuncu fıkrayla, çocuğun yerleşim yerinin değişmesi halinde yapılacak işlemler düzenlenmektedir.
On birinci fıkrayla, hak sahibi veya teslim yükümlüsü hakkında, 6284 sayılı Kanun uyarınca
gizlilik kararı ya da başka bir tedbire karar verilmiş ise teslim işlemlerinin bu kararlar gözetilerek
yerine getirileceği belirtilmektedir.
On ikinci fıkrayla, hak sahibinin teslim emrinin yükümlüye tebliğinden sonraki dönemde, teslim
saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini müdürlüğe bildirdiği halde haklı
bir mazeret olmaksızın art arda iki kez veya bir yılda üç kez gelmemesi durumunda müdürlük tarafından
dosyanın işlemden kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hale gelmesine karar verileceği ve bu
kararın hak sahibi ve yükümlüye tebliğ edileceği hükme bağlanmaktadır.
On üçüncü fıkrayla, teslim emrinin tebliğinden sonraki dönemde yükümlünün en az bir yıl boyunca
emrin gereğini usulüne uygun bir şekilde yerine getirmesi ve müteakip dönemde de kişisel ilişki
kurulmasına dair mahkeme kararına uygun olarak hareket edeceğini taahhüt etmesi halinde müdürlüğün,
ilgili uzmanın kanaatini de alarak dosyanın işlemden kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hale
gelmesine karar verebileceği hükme bağlanmaktadır. Yükümlünün bu taahhüdünü yerine getirmemesi
halinde hak sahibinin talebiyle yükümlüye doğrudan yeni bir teslim emri tebliğ edilecektir.
Madde 38- Maddeyle, 5395 sayılı Kanuna 41/D maddesi eklenmektedir.
41/D maddesiyle, çocuğun üstün yararı gözetilerek teslim işlemlerinin çocuğun fiziksel ve ruhsal
gelişimi açısından en uygun mekânlarda gerçekleştirilmesi amacıyla düzenleme yapılmaktadır.
Birinci fıkrayla, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması işlemlerinin müdürlükçe
belirlenen teslim mekânlarında gerçekleştirileceği hükme bağlanmaktadır.
İkinci fıkrayla, teslim işlemleri için müdürlüğün talebi üzerine, valilikler ve belediyeler tarafından
elverişli teslim mekânlarının belirleneceği, yoksa oluşturulacağı, ayrıca araç tahsis edileceği ve sürücü
görevlendirileceği düzenlenmektedir.
Üçüncü fıkrayla, teslim mekânlarının belirlenmesi, oluşturulması, tefrişi, güvenliğinin sağlanması
ve teslim hizmetlerinin sunumunda, kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerin, müdürlüğe her türlü
desteği sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmektedir.
Madde 39- Maddeyle, 5395 sayılı Kanuna 41/E maddesi eklenmektedir.
41/E maddesiyle, müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı başvurulabilecek şikâyet yolu ile bu
başvuru üzerine mahkemece verilecek karara karşı itiraz usulü hükme bağlanmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 24 ‒
Birinci fıkrayla, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının
yerine getirilmesi sırasında müdürlük tarafından yapılan işlem ve verilen kararlara karşı ilgililerin
öğrenme veya işlemin tebliği tarihinden itibaren bir haftalık süre içinde işlemi yapan müdürlüğün
bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunabileceği düzenlenmektedir.
İkinci fıkrayla mahkemenin, müdürlük tarafından yapılan işlemlerin yerine getirilmesini
durdurabileceği ve dosya üzerinden veya gerektiğinde ilgilileri dinlemek suretiyle ivedilikle karar
vereceği hüküm altına alınmaktadır.
Üçüncü fıkrayla, aile mahkemesince verilen kararlara ilgililerin tebliğden itibaren bir hafta içinde
itiraz edebilecekleri hükme bağlanmakta ve itirazı incelemekle görevli mahkeme düzenlenmektedir.
İtiraz merciinin kararını bir hafta içinde vereceği ve verilen kararın kesin olacağı hüküm altına
alınmaktadır.
Madde 40- Maddeyle, 5395 sayılı Kanuna 41/F maddesi eklenmektedir.
41/F maddesiyle, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamlar veya tedbir
kararlarının yerine getirilmesine muhalefete dair yaptırımlar hükme bağlanmaktadır.
Birinci fıkrayla, çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin
teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenlerin bir ay
içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılacağı
hükme bağlanmaktadır.
İkinci fıkrayla, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine
getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini
engelleyenlerin, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle
cezalandırılacağı belirtilmektedir.
Üçüncü fıkrayla, kişisel ilişki kurulması için kendisine çocuk teslim edilen hak sahibinin, ilam
veya tedbir kararında belirtilen sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmemesi halinde, fiil suç
teşkil etse dahi, üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmaktadır.
Dördüncü fıkrayla, maddenin ilk üç fıkrası kapsamında şikâyete bakacak görevli ve yetkili
mahkemenin, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesi olduğu hükme bağlanmaktadır.
Beşinci fıkrayla, şikâyet olunanın yargılanmasına ilişkin usul hükümleri ile mahkemenin vereceği
karar türleri düzenlenmektedir.
Altıncı fıkrayla, disiplin hapsi ile cezalandırmaya ilişkin kararların, kesinleşmesini müteakip
Cumhuriyet başsavcılığı tarafından infaz edileceği, bu kararların kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl
geçtikten sonra infaz edilemeyeceği hüküm altına alınmaktadır.
Yedinci fıkrayla, dava ve bütün sonuçlarıyla beraber cezanın düşeceği haller belirtilmektedir.
Sekizinci fıkrayla, aile mahkemesince verilen kararlara karşı, itiraz usulüne ilişkin düzenleme
yapılmaktadır.
Madde 41- Maddeyle, 5395 sayılı Kanuna 41/G maddesi eklenmektedir.
41/G maddesiyle, içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesine ilişkin hüküm sevk edilmektedir.
Buna göre çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması kapsamında çocuğun uzman veya öğretmen
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 25 ‒
tarafından yükümlüden ya da hak sahibinden teslim alındığı veya diğerine teslim edildiği sırada kayda
alınan ses veya görüntülerin internet ortamında yayınlanması nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini
iddia eden ilgililer ve müdürlüğün, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve
Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca
içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi talebinde bulunabileceği ifade edilmektedir.
Madde 42- Maddeyle, 5395 sayılı Kanuna 41/H maddesi eklenmektedir.
41/H maddesiyle, giderlerin karşılanması usulü düzenlenmektedir.
Birinci fıkrayla, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair kararların yerine
getirilmesi için hak sahibinin katlanması gereken mali külfet ortadan kaldırılmaktadır. Bu kapsamda
çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair yapılacak işlemlerin tüm harçlardan istisna
olduğu ve bu iş ve işlemlerin yürütülmesi için yapılacak tüm masrafların, avukatlık ücreti hariç Adalet
Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlenmektedir. Böylece ebeveyn açısından ana ve babalık
duygusunun tatmini, çocuk açısından ise ebeveynin sevgi ve şefkatini yeterince tatması imkânının
önündeki mali külfet engeli kaldırılmış olmaktadır.
İkinci fıkrayla, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarını
yerine getirmekle görevlendirilenlere yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir.
Madde 43- Maddeyle, 5395 sayılı Kanuna 41/İ maddesi eklenmektedir.
41/İ maddesiyle, Teklifle 5395 sayılı Kanuna eklenen yeni Dördüncü Kısmın uygulanmasına
ilişkin usul ve esasların Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükme
bağlanmaktadır.
Madde 44- Maddeyle, 5395 sayılı Kanuna geçici 2 nci madde eklenmektedir. Hükümle, çocuk
teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine
ilişkin hükümler hakkında geçiş düzenlemesi yapılmaktadır.
Birinci fıkrayla, Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin bu Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılacağı düzenlenmektedir.
İkinci fıkrayla, bu Kanunun Dördüncü Kısmının uygulanmasına, Adalet Bakanlığınca belirlenen
il veya ilçelerde başlanacağı ve birinci fıkra uyarınca çıkarılacak yönetmeliğin yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren en geç bir yılın sonunda ülke genelinde uygulamaya geçileceği hükme bağlanmakta ve
Dördüncü Kısmın hangi il veya ilçede ne zaman uygulanacağının Adalet Bakanlığının resmî internet
sitesinde duyurulacağı belirtilmektedir.
Üçüncü fıkrayla, Dördüncü Kısmın henüz uygulanmadığı yerlerde çocuk teslimi veya çocukla
kişisel ilişki kurulmasına dair işlemlerin icra dairelerince 2004 sayılı Kanunun bu Kanunla ilga edilen
25, 25/a ve 25/b maddelerine göre yerine getirilmesine devam olunacağı düzenlenmektedir.
Dördüncü fıkrayla, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşen ve 2004 sayılı
Kanunun 341 inci maddesi kapsamında kalan eylemlere ilişkin şikâyetlerin icra mahkemelerince
sonuçlandırılacağı hükme bağlanmaktadır.
Beşinci fıkrayla, geçiş sürecinde uygulamada yaşanabilecek tereddütleri gidermek amacıyla emre
muhalefetin yaptırımına ilişkin olarak 41/F maddesinin uygulama alanı belirlenmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 26 ‒
Altıncı fıkrayla, Dördüncü Kısmın uygulanmaya başlandığı yerlerde, çocuk teslimi veya çocukla
kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrasına ilişkin derdest takip dosyalarının, icra dairesince
resen işlemden kaldırılacağı düzenlenmektedir. Ancak kişisel ilişki kurulması kapsamında çocuğun
hak sahibinde olduğu hallerde takip dosyası, çocuğun yükümlüye teslim edilmesinden sonra işlemden
kaldırılacaktır.
Yedinci fıkrayla, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren çocuk teslimi veya çocukla kişisel
ilişki kurulmasına dair takip işlemleri, Harçlar Kanunu ile diğer kanunlar uyarınca alınması gereken tüm
harçlardan istisna edilmektedir. Ayrıca takip iş ve işlemleri için yapılacak tüm masrafların, avukatlık
ücreti hariç Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanması kabul edilmektedir. Böylece Dördüncü Kısmın
düzenlemesinde kabul edilen harç istisnası ve teslim işlemlerinin ücretsiz gerçekleştirilmesine ilişkin
yaklaşım bu düzenleme uygulamaya geçinceye kadar icra dairelerince gerçekleştirilecek çocuk teslimi
veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair işlemler açısından da benimsenmiş olmaktadır.
Sekizinci fıkrayla, bu maddedeki usul ve esasların 5717 sayılı Kanun kapsamındaki çocuk teslimi
işlemleri bakımından da uygulanacağı hükme bağlanmaktadır.
Madde 45- Maddeyle, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa eklenen Dördüncü Kısma uyum
sağlanması amaçlanmaktadır. Buna göre, çocuğun iadesine veya şahsî ilişki kurulmasına dair ilâmlar,
Çocuk Koruma Kanununun Dördüncü Kısım hükümlerine göre teslim emri tebliğ edilmeksizin yerine
getirilecektir.
Madde 46- Maddeyle, Çocuk Koruma Kanununa eklenen Dördüncü Kısma uyum sağlanması
amaçlanmaktadır.
Madde 47- Maddeyle, Çocuk Koruma Kanununa eklenen Dördüncü Kısma uyum sağlanması
amaçlanmaktadır.
Madde 48- Maddeyle, Çocuk Koruma Kanununa eklenen Dördüncü Kısma uyum sağlanması
amaçlanmaktadır.
Madde 49- Maddeyle, Çocuk Koruma Kanununa eklenen Dördüncü Kısma uyum sağlanması
amaçlanmaktadır.
Madde 50- Maddeyle, Çocuk Koruma Kanununa eklenen Dördüncü Kısma uyum sağlanması
amaçlanmaktadır.
Madde 51- Maddeyle, Çocuk Koruma Kanununa eklenen Dördüncü Kısma uyum sağlanması
amaçlanmaktadır.
Madde 52- Maddeyle, 7155 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik
yapılmaktadır. Düzenlemeyle, 7155 sayılı Kanun kapsamındaki takiplerde düşme süresi iki yıldan beş
yıla çıkarılmaktadır.
Madde 53- Yürürlük maddesidir.
Madde 54- Yürütme maddesidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 27 ‒
Adalet Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Adalet Komisyonu
Esas No: 2/3911
Karar No: 17
8/11/2021
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
“Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin;
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3911)”
2/11/2011 tarihinde esas komisyon olarak Komisyonumuza, tali komisyon olarak da Plan ve Bütçe
Komisyonu ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna havale edilmiştir. Teklif, Adalet
Komisyonu Başkanı Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç başkanlığında, Komisyonumuzun 5/11/2021
tarihli toplantısında Teklif sahipleri ile Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çevre,
Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Millî
Eğitim Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Yargıtay ve Türkiye Barolar Birliği
temsilcilerinin katılımlarıyla görüşülmüştür.
Görüşmelerin tamamı tutanağa bağlanmıştır. İçtüzüğün 45’inci maddesi uyarınca Genel Kurul
çalışmalarında Komisyonumuzu temsil etmek üzere Adıyaman Milletvekili Muhammed Fatih Toprak,
Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya, İstanbul Milletvekili Abdullah Güler, Samsun Milletvekili Orhan
Kırcalı ile Tokat Milletvekili Mustafa Arslan özel sözcü seçilmişlerdir.
Komisyon, Anayasa'ya aykırılık iddialarını değerlendirmiş, Anayasa’ya aykırılık iddialarını
oylamış ve Teklif’in Anayasa’ya aykırılık teşkil etmediği neticesine ulaşmıştır.
Müzakereler esnasında Teklifin lehinde genel olarak aşağıdaki görüşler ifade edilmiştir:
Teklif, Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde hayata geçirilen
reform niteliğinde düzenlemelerin devamı niteliğindedir ve önemli değişiklikleri ihtiva etmektedir.
İki ana başlıkta ele alınabilecek olan Teklife ilişkin, ilk başlıkta, İcra ve İflas Kanununda yapılan
değişikliklerle borçlu ve alacaklı arasındaki hassas menfaat dengesi gözetilerek, sürecin daha hızlı ve
sağlıklı yürütülmesi amacıyla fiziki satış usulü kaldırılarak elektronik satış usulü getirilmekte, mezat
salonlarında yapılan satışlar ve uygulamada yaşanan birtakım sorunlar ortadan kaldırılmaktadır. Bu
sayede internete erişimin olduğu her yerden açık artırmalara çok daha fazla kişi katılabilecek, daha kolay
ve güvenli bir şekilde teklifler verilebilecektir. Böylece mezat salonlarına geliş gidiş gibi zahmetler de
ortadan kaldırılacak ve de mahcuz mal veya hak, rayiç değerinde satılabilme imkânına kavuşacaktır.
İcra dairelerinin düzenli, uyumlu ve verimli bir şekilde çalışmasını temin amacıyla iş yoğunluğunun
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 28 ‒
veya personel sayısısın fazla olduğu icra dairelerinde Adalet Bakanlığı tarafından icra müdür ve müdür
yardımcıları arasından icra müdürünün yetkilerine haiz bir icra başmüdürü görevlendirilebilecek, yine
iş yoğunluğunun veya icra dairelerinin fazla olduğu illerde, icra dairelerinin gözetim ve denetimini
yapmak amacıyla icra daireleri başkanlığı kurulabilecektir. Öte yandan diğer getirilen hükümlerle,
borçlunun mali külfetinin azaltılması, paraya çevirme işlemlerinin daha hızlı bir şekilde yapılması ve
hacizli malın rayiç değeriyle satılabilmesi, ihale uygulamasında takibin tarafları ve ihale alıcısını zarara
uğratan sorunlara çözüm bulunması amaçlanmaktadır. İkinci başlıkta ise İnsan Hakları Eylem Planında
yer alan kırılgan kesimlerin korunması ve toplumsal refahın güçlendirilmesi amacı doğrultusunda
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda değişiklikler yapılmakta, çocuk teslimiyle ilgili uygulamada
yaşanan sorunlara, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimlerinin desteklenmesi amacıyla çözüm önerileri
getirilmektedir.
İcra ve İflas Kanununa ilişkin bütüncül bir bakış açısıyla yapılan çalışmalar, Adalet Bakanlığı
bünyesinde oluşturan 35 üyeden oluşan bir bilim kurulu ile devam etmektedir. Yargıtay üyelerinin,
bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece hâkimlerin, akademisyenlerin, avukatların, icra müdürlerinin
uygulamaya yönelik görüşleri bu manada mevcuttur. Aciliyet oluşturan konular bakımından düzenleme
getirilmiştir.
Teklifle getirilen icra başmüdürlüğü, Adalet Bakanlığının bir Avrupa Birliği projesi kapsamında
oluşturduğu pilot icra sistemleri bakımından bir zorunluluk hâline gelmiştir. İcra aşamasındaki her
işi yapan her bir icra dairesi yerine, yanlış uygulamaların önüne geçmek amacıyla birleştirilmiş icra
dairesi uygulamasına geçilmiştir. İhtisaslaşma sağlanmakla birlikte çok sayıda icra müdürünün olduğu
bir ortamda, bunların üzerinde bir müdürün konumlandırması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu müdür,
esasen icra dairesi müdürünün sahip olduğu yetkilere sahip olacak, bunun yanında koordinasyonu
sağlayacaktır. İcra başmüdürlerinin Adalet Bakanlığı tarafından atanacağı ve icra müdürünün yetkilerine
haiz olacağı metinde açıkça belirtilmiştir. İcra müdürünün görev tanımı ise, kanunda düzenlenmektedir.
Diğer yandan icra müdürlerinin Adalet Bakanlığı tarafından atanacağı ve sair konuların yönetmelikle
düzenleneceği, mevcut düzenlemede de benzer şekilde mevcuttur. Bu nedenle, Anayasanın 128’inci
maddesine bir aykırılık söz konusu değildir. Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair
ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmemesine ilişkin disiplin hapsi cezalarına ilişkin düzenleme
de, Anayasa Mahkemesinin zorlama hapsinin bir hapis cezası olmayıp tedbirlere uymaya zorlayarak,
neticesi ağır suçların işlenmesinden önce suçun önlenmesini amaçlayan bir yaptırım olduğundan, ceza
kavramı dışında değerlendirilmesi gerektiğine ve kişinin tedbir kararına aykırı davranışı aynı zamanda
bir suç oluşturuyorsa bu durumun hukuk düzeninin koruduğu farklı hukuksal menfaatlerin ihlali
sonucu doğuracağından mükerrer cezalandırmadan söz edilemeyeceğine ilişkin verdiği kararla uyum
içerisindedir. Dolayısıyla Anayasaya aykırılık teşkil etmemektedir.
Cumhuriyet savcılarının denetimi yanında her icra mahkemesi hâkimi, kendisine Adli Yargı Adalet
Komisyonu Başkanlığınca dönüşümlü olarak bağlanan icra ve iflas dairelerinin muamelelerine yönelik
şikâyetleri ve itirazları inceleyerek yargısal anlamda, bu dairelerin gözetim ve denetimlerini yapmak
ve idari işlerine bakmak suretiyle de idari anlamda daireleri denetlemektedirler. Düzenlemeyle, icra
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 29 ‒
mahkemelerinin yargısal sürece ilişkin görevleri aynen devam etmektedir. Kurulması öngörülen icra
daireleri başkanlığının yargısal bir görevi olmayacak, disiplin işlemleri gibi yargısal iş ve işlemler
niteliğinde olmayan, gözetim ve denetim işlerini yerine getirecektir.
Uygulamada pey sürme işleminin özellikle son dakikalarda yoğunlaştığı görülmektedir. Bu
gerçeklikten hareketle, insani durumları da göz ardı etmeyerek, son dakikalarda gerçekleşen yeni bir
durum karşısında getirilen on dakikalık süre uzatımına ilişkin imkân, hem ihaleye iştirak edenlerin
haklarını koruyan hem de ihale bedelindeki artış ihtimaliyle borçlu lehine bir düzenlemedir.
Kişisel verilerin korunmasına yönelik olarak İspanya ve İsveç gibi diğer ülke örnekleri incelenmiş,
yaptıkları çalışmalar ve alınan raporlar değerlendirilmiştir. Dolayısıyla fiziki ortamda satışlarda yaşanan
sıkıntıları giderecek önemli bir reform niteliğindeki elektronik ortamda satışa ilişkin gerekli güvenlik
tedbirleri mevcut sistem bakımından alınmıştır. Kişisel bilgiler, ihale neticelene kadar görülemeyecektir.
Bu şekilde, ihale sürecinde tehdit ve manipülasyon gibi olumsuz durumların yaşanmasının önüne
geçilmiş olacaktır. Ancak bir niza veya itiraz durumunda Adalet Bakanlığı adli bilişim ve siber güvenlik
ekipleri “log”ları inceleme anlamında bilgileri görebileceklerdir.
Aslında amaçlananın son ana kadar teminatın verilip artırmaya katılmanın temin edilmesi olmasına
karşılık, bankalara yatacak nakdi teminatın aktarılmasıyla ilgili yapılacak işlemlerin yürütülebilmesi
için gereken marj nedeniyle, nakdi teminatın yatırılma zamanı olarak “en geç artırma süresinin
bitiminden önceki gün saat 23.30’a kadar” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İhale süreci, kamu otoritesine güvenin esas olduğu bir alandır. Satış işlemine iştirak etmek
isteyenler bu güvene istinaden yüksek teminatlar göstererek, çeşitli masraflar ve planlar yaparak bu
sürece dâhil olmaktadırlar. Satış talebinin teklif verme başladıktan sonra geri alınabileceği kabul
edilecek olursa, kamu otoritesine güvenenler bakımından ciddi zararlar ortaya çıkacak, ihalelere
katılma noktasında çekincelere yol açacaktır. Bu nedenle, satış talebinin teklif verme başladıktan sonra
geri alınamayacağına ilişkin düzenlemedeki amaç, ihalelere olabildiğince yüksek katılımı sağlamaktır
ve yerinde bir düzenlemedir.
Bir veri tabanına yeni bir verinin girmesini engeller nitelikte, DDoS atakları şeklinde çok sayıda
istek gönderilebilmekte, kamu kurumları da zaman zaman bu ataklarla karşı karşıya kalabilmektedirler.
Robot yazılımlarla firmaların sürekli teklif vererek diğer iyi niyetli alıcı kişilerin sisteme girişine engel
oluşturabilecek eylemlerinin önüne geçmek için elektronik satış portalının işleyişini ya da güvenliğini
tehlikeye sokan veya satış portalına erişimi engelleyen ya da zorlaştıran nitelikte eylemlerde bulunanlar
bakımından Teklif ile getirilen hükümler, olumlu düzenlemelerdir.
Bilişim sistemlerinde doğası gereği, veri merkezi yenilemesi, versiyon güncellemeleri ve benzeri
nedenlerle muhakkak bakım ihtiyacı ortaya çıkmakta ve kesintiler yaşanmaktadır. Diğer yandan yangın,
deprem, sel gibi mücbir durumlarla da karşılaşılabilmektedir. Her ne kadar, kullanıcıların hissetmeyeceği
zaman dilimlerinde işlemler gerçekleştirilse de, gerek bahsi geçen mücbir sebepler gerekse de bilişim
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 30 ‒
dünyasında gerçekleşebilecek bir problemle karşılaşıldığında log kayıtları bulunduğundan bir sıkıntı
yaşanmayacaktır. Hükümle ilgili dile getirilen endişelerin gerçekleşmesi durumunda ise ihalenin feshi
ve sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların tazminat sorumluluğu gündeme gelecektir.
Mevcut sistemde çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam veya tedbir
kararları, yükümlü tarafından rızayla getirilmediği takdirde İcra ve İflas Kanununa göre icra daireleri
tarafından zorla yerine getirilmektedir. Ancak bu yöntem, eşler arasında yeni ihtilaflar ortaya
çıkarmakta, hak sahibini mali yük altında bıraktığı şeklinde eleştirilere uğramakta ve çocuğun üstün
yararına hizmet etmekte eksik kalmaktadır. Bu nedenle 1932 yılından beri uygulanagelen bu usul, icra
sistemi dışına çıkarılmaktadır. Teklifle birlikte bu işlemler bundan böyle Adalet Bakanlığı bünyesinde
faaliyet gösteren adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından taraflara herhangi bir mali
külfet yüklemeksizin yerine getirilecektir. Tüm masraflar, Devlet bütçesinden karşılanacaktır.
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair işlemler çocuğun üstün yararı gözetilerek
psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanlar veya
öğretmenler marifetiyle yapılacaktır.
Uzmanların ortak bir havuza alınmasına müteakip uzman sayısının artırılmasına ilişkin çalışmalar
yürütülmüş, neticesinde uzman sayısı yüksek oranda artırılmıştır. Yapılan planlamalar neticesinde,
uzman sayıları yakın gelecekte daha da artacaktır.
Çocukla kişisel ilişki kurulması işlemlerinde uygulanan zor kullanma usulü, zaman zaman
istenmeyen görüntülerin ortaya çıkmasına neden olmakta, yazılı ve görsel basın ile sosyal medya
platformlarına yansımakta ve kamuoyunda tartışmalara neden olarak çocuğun örselenmesine neden
olabilmektedir. Bu nedenle çocukla kişisel ilişki kurulması işlemlerinde uygulanan zor kullanma
usulünden vazgeçilmektedir.
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 182’nci maddesinde yapılan değişiklikle öngörülen ihtar,
hâkim tarafından bir kişisel ilişki tesis edildiğinde mutlaka kararda yer alması gerekmektedir. Bu ihtar,
velayet kendisine bırakılan ana veya babaya, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse
ve de çocuğun üstün yararı, çocuğun velayetinin değiştirilmesini gerektiriyorsa, yargılama neticesinde
velayetin değiştirilmesi ihtimalinin bulunduğunun -4721 sayılı Kanunun 324’üncü maddesindeki
uygulamanın- hatırlatılmasıdır. Yükümlünün teslim emrine aykırı ilk hareketinde ise danışmanlık
tedbiri uygulanacak, sürecin işleyişi ve diğer konularda yükümlü bilgilendirilecektir. Çocukla kişisel
ilişki kurulması işlemlerinde zor kullanma usulü kaldırılacağından, bazı koruyucu tedbirlere başvurmak
bir gerekliliktir. Yapılacak olan ihtar, velayetin değiştirileceğinin değil, değiştirilebileceğinin ihtarıdır.
Çocuğun menfaatine aykırı olup olmadığı hususu ise yapılacak incelemeler ve konulacak delillerle
mahkemeler tarafından takdir edilecektir. Çocuğun menfaatinin gözetilmeden sadece bir ihtara dayalı
olarak velayetin değiştirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 31 ‒
Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü görevlileri tarafından bulundukları yerlerde
çocukların teslimi için uygun mekânlar belirlenecektir. Bunlar genellikle kreş, anaokulu, bakımevi, kültür
ve gençlik merkezi gibi kişilerin en yakın teslim mekânına çocuğu götürebilmesine olanak tanıyacak,
çocuğun örselenmeden rahat bir ortamda teslim edileceği yerler olacaktır. Mazeret bildirilmediği
müddetçe çocuk teslimi, eve gitmek suretiyle gerçekleştirilmeyecektir. Müdürlüklerle birlikte kamu
kurumları ile belediyelerin iş birliği ve desteğinin bu noktada önemli olacağından, düzenlemeyle kanun
seviyesinde teslim mekânlarının belirlenmesi, oluşturulması, tefrişi ve güvenliğinin sağlanması gibi
konularda kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelere yükümlülük yüklenmektedir.
Teklifin aleyhinde ise genel itibarıyla aşağıdaki eleştiriler dile getirilmiştir:
Teklifte olumlu düzenlemeler bulunmasına karşın, ifade edildiği gibi reform olarak nitelendirilmesi
mümkün değildir. Reform niteliğindeki bir düzenlemeden bahsedebilmek için öncelikle tüm ilgililerin
katılımıyla, karşılıklı titiz çalışmaların yapılması gerekmektedir. Getirilen düzenleme ise ilgili tarafların
görüşleri alınmadan hazırlanmış, kanun yapma tekniğine aykırı olarak geçmiş olumsuz uygulamaların
devamı niteliğinde torba yasa mantığıyla sunulmuş teknik bir düzenlemedir. Teklifin, düzenlemeye
dayanak gösterilen Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planının asgari gereklerini
hem yöntem hem de içerik olarak karşılamaması nedeniyle reform olarak kabulü mümkün değildir.
Diğer yandan düzenlemeyle alakalı kanun teklifleri ile gerçek anlamda reform niteliğinde hazırlanan
diğer kanun tekliflerinin göz ardı edilmesi, nitelikli kanun yapmayı olanaksız kılmaktadır.
Teklifte gerekçe olarak ortaya konulan ifadeler, aslında yaşanan belli başlı ekonomik ve diğer
sosyal sorunların ikrarı anlamına gelmektedir. Hukuk bir üst yapı kurumu, ekonomi ise alt yapı
kurumudur. Yoksullukla mücadele edilmediği müddetçe, her geçen gün artan icra dosyaları ve uzayan
icra takibi sonuçlanma sürelerine ilişkin sorunlara, sadece yapılan kanun değişiklikleriyle çözüm
getirilmesi mümkün değildir. Sorunların kökten çözümü için, erkler ayrılığının tesis edilmesi, Anayasal
hak ve özgürlüklerin kullanılmasının sağlanması ile yoksullukla mücadele edilmesi gerekmektedir.
Teklif, icra başmüdürünün belirlenmesi, görev ve yetkilerinin ne olacağına ilişkin hususların
kanun seviyesinde düzenlenmemesi nedeniyle Anayasanın 128’inci maddesine, çocuk teslimine dair
ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin
gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler ve kişisel ilişki kurulması için kendisine çocuk teslim
edilen hak sahipleri hakkında “fiil suç teşkil etse dahi” disiplin hapsine ile cezalandırılacaklarına ilişkin
hüküm nedeniyle, bir fiile birden fazla ceza verilmesi sonucunu ortaya çıkaracağından Anayasanın 2
ve 90’ıncı maddelerine, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa eklenen Dördüncü Kısmın yer ve zaman
bakımından uygulanmasının Adalet Bakanlığına bırakılması nedeniyle de Anayasanın 2, 7 ve 87’nci
maddelerine aykırı hükümler içermektedir.
Cumhuriyet savcıları arasından icra daireleri başkan ve başkan yardımcıları atanmasına ilişkin
hüküm, icra hukuku gibi teknik bir alanda Cumhuriyet savcılarının pratikte uzak kalmalarının ortaya
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 32 ‒
çıkaracağı dezavantajlar göz önüne alınarak metinden çıkarılmalıdır. Diğer taraftan yargıya ilişkin
verilen gözetim ve denetim görevleri ile alınan kararların, idari işlem olarak kabul edilmesi mümkün
değildir; adli işlem niteliğindedir.
Açık artırma süresinin son on dakikası içinde yeni bir teklifin verilmesi hâlinde açık artırmanın
bir defaya mahsus olmak üzere on dakika uzatılacağına ilişkin hüküm, kötü niyetli uygulamalara açık,
ihaleleri riske atabilecek, spekülatif alan oluşturur niteliktedir. Seri şekilde pey sürüldüğü durumlarda,
pey sürmenin engellenmesi hâlinde ihalenin feshi gündeme gelecek, uygulamada ciddi sıkıntılar ortaya
çıkacaktır.
Teklif verenlerin kişisel bilgilerini, artırma süresi içinde bilişim sistemini işleten kamu görevlileri
hariç hiç kimsenin göremeyeceğine ilişkin düzenlemenin ötesinde kişisel bilgilerin ve özel hayatın
gizliliği ilkesinin ihlal edilmesinin önüne geçecek, ihlal durumunda uygulanacak yaptırımları da içerir
açık hükümlere yer verilmelidir.
Artırmaya katılabilmek için artırma süresinin bitiminden önceki gün saat 23.30’a kadar teminatın
yatırılmasına ilişkin getirilen husus, mevcut uygulamadan geriye gidiş niteliğinde bir düzenlemedir.
Bunun yerine katılımı artıracak, borçlunun malının gerçek değerinde satılmasını ve alacaklıların
alacağına kavuşmasını temin edecek düzenlemelere gidilmelidir.
Her türlü icra takibi işlemlerinde öncelikli amaç, alacaklı ve borçlunun çıkarlarını korumaktır.
Kamu düzenine ilişkin bir iş niteliğinde olan ihale sürecinde, alacaklı ve borçlunun anlaşmaları
durumunda bu husus muhakkak göz önünde bulundurulmalı, satış talebinin teklif verme başladıktan
sonra geri alınamayacağı gibi bir dayatmaya gidilmemelidir.
Elektronik satış portalına erişimi engellediği veya diğer düzenlemede belirtilen eylemlerde
bulunduğu iddia edilenlerin yargı kararı olmadan idari bir tespit ile ihale sürecinin dışında bırakılabilecek
olması, ihale devam ettiği için ciddi mağduriyetlere ve ihale dışında bırakılmak istenilenler bakımından
keyfî uygulamalara neden olabilecektir. Öte yandan oluşabilecek zararların nasıl giderileceği ve
yaptırımın ne olacağı düzenlemede yer almamaktadır.
Teklif verme süresi içinde bilişim sisteminin bakımı veya iyileştirilmesi için gerekli olan işlemler
yapılabileceği ve bu işlemlerin ihalenin geçerliliğini etkilemeyeceğine ilişkin getirilen hüküm, manipüle
edilmeye müsaittir. Sisteme erişimin mümkün olmadığı durumlar dikkate alındığında bir nevi kanunun
uygulanması, bilişim sisteminin durumuna bırakılmaktadır.
Velayet, kamu düzenini ilgilendirmekte ve hakkın kullanımında çocuğun üstün yararının
gözetilmesi gerekmektedir. Çocuğun üstün yararı ilkesi, tüm erklerin işlem, uygulama ve kararlarında
çocuğun yararının esas alınmasını ve çocuğun merkeze alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenledir
ki, hâkim çocuğun velayetinin kime verileceği hususunu ayrıca incelemekte ve çocuğun üstün yararı
ilkesinden hareket ederek hüküm kurmaktadır. Teklifte gözetilen menfaat ise çocuğun üstün yararı değil
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 33 ‒
annelik ve babalık duygusun tatmini, velayet kendisine verilmeyen anne veya babanın istekleridir.
Düzenlemede çocuk, anne veya babanın çatışma alanı olarak görülmektedir.
Kişisel ilişki kurma hakkı, kişiye sıkı sıkıya bağlı, duygu ve isteklerin en üste derecede belirleyici
olduğu bir hak olduğundan, çocuğun duygularının ve iradesinin muhakkak surette dikkate alınması
gerekir. Çünkü çocuk, kişisel ilişki kurma kararının nesnesi değil, öznesidir. Oysa ki Teklifte kullanılan
“teslim mekânı” ibaresi dahi, çocuğu nesnelleştiren bakış açısını ortaya koymaktadır.
Çocuğun kişisel ilişkisinin düzenlenmesi ve sürdürülmesi özgün, dinamik ve esnek bir yaklaşımı
zorunlu kılmaktadır. Çocuğun üstün yararı çerçevesinde çocuğun psikolojik durumu sürekli ve
değişmeyen, çocuğu tanıyan, tüm süreçlerde çocuğun takibini yapan uzmanlar tarafından izlenmelidir.
Uzmanların raporları doğrultusunda Aile Mahkemesi kararıyla çocuk ve ebeveyni arasındaki ilişkinin
kurulması sağlanmalıdır. Çocukla kişisel ilişki kurma mekanizması Adalet Bakanlığı değil, Aile ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde kurgulanmalıdır. Kadına yönelik şiddet gerçeği karşısında
görüşmeler sırasında kadınların, çocukların ve görevlilerin erkek şiddetine karşı korunması amacıyla
gerekli önlemler alınmalı, çocuğun psikolojisinin olumsuz etkilenmemesi için bu konuda görevlilerin
gerekli eğitimleri almış olması gerekmektedir.
Kolluk birimlerinin zor kullanmasının kaldırıldığı ifade edilse de kolluk birimlerinin zor kullanma
yetkisi mevcutta olduğu gibi düzenlemede yer almaktadır.
Velayetin büyük çoğunluğunun kadınlarda olduğu gözetildiğinde, zaten şiddete uğrayan
kadınları teslim ve kişisel ilişki kararlarını yerine getirmediği gerekçesiyle disiplin hapsi ve velayetin
değiştirilmesi kararlarıyla karşı karşıya bırakmak, düzenlemenin erkek bakış açısıyla hazırlandığının
göstergesidir.
Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlükleri birçok yerde bulunmamaktadır. Uygulamada
sıkıntıların yaşandığı, kurumsallaşmamış bu yeni müesseseye çocukların teslimi ile ilgili sorumluluk
yüklemek, personel sayısının yeterli olup olmadığı ve eğitim planlamalarının yapılıp yapılmadığına
ilişkin belirsizlikler de eklendiğinde sorunlara neden olabilecektir.
Teslim mekânlarının neresi olacağı, sabit mi değişken mi olacakları, yapılacak çalışmaların
bütçesi, çocuk dostu fiziki yapıya kavuşturulmaları için yapılacak çalışmalar gibi çok sayıda hususta
belirsizlikler bulunmaktadır.
Komisyonumuzda yapılan çalışmalar sonunda maddeler üzerindeki değişiklikler ve kabuller
aşağıdaki şekildedir.
Teklifin çerçeve 1 ila çerçeve 13’üncü maddeleri aynen kabul edilmiştir.
Teklifin çerçeve 14’üncü maddesi, ihale alıcısının katma değer vergisi beyannamesini düzenletmek
üzere icra dairesine müracaat zorunluluğuna ilişkin cümlenin metinden çıkarılması amacıyla verilen
önergenin kabul edilmesi neticesinde değiştirilerek kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 34 ‒
Teklifin çerçeve 15 ila çerçeve 34’üncü maddeleri aynen kabul edilmiştir.
Teklifin çerçeve 35’inci maddesi, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerinde
görevlendirilecek personelin yeterli sayıda olmasına ve Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilmesine
yönelik düzenleme yapılması amacıyla verilen önergenin kabul edilmesi neticesinde değiştirilerek
kabul edilmiştir.
Teklifin çerçeve 36 ila çerçeve 40’ıncı maddeleri aynen kabul edilmiştir.
Teklifin çerçeve 41’inci maddesi, eklenmesi öngörülen madde ile, kişilik haklarının ihlal edildiği
iddiası ile ilgililer ve müdürlüğün bazı ses ve görüntüler bakımından içeriğin çıkarılması ve erişimin
engellenmesini isteme hakkına sahip olduğu hükme bağlandığı ve ilgililer ibaresinin müdürlüğü
de kapsaması sebebiyle “ve müdürlük” ibaresinin madde metninden çıkarılması amacıyla verilen
önergenin kabul edilmesi neticesinde değiştirilerek kabul edilmiştir.
Teklifin çerçeve 42 ila çerçeve 52’nci maddeleri ile yürürlük ve yürütmeye ilişkin 53 ve 54’üncü
maddeleri aynen kabul edilmiştir.
Teklif oy çokluğu ile kabul edilmiş, maddeleri redaksiyona tabi tutulmuştur.
Raporumuz, Genel Kurula sunulmak üzere yüksek Başkanlığınıza saygı ile arz olunur.
Başkan Başkanvekili Sözcü
Yılmaz Tunç Ramazan Can Gülay Samancı
Bartın Kırıkkale Konya
Kâtip Üye Üye
Belgin Uygur Muhammed Fatih Toprak Ayhan Erel
Balıkesir Adıyaman Aksaray
(Bu raporun özel sözcüsü) (Muhalefet şerhimiz vardır)
Üye Üye Üye
Hasan Subaşı Rafet Zeybek Süleyman Bülbül
Antalya Antalya Aydın
(Son oylamada bulunamadı, (Son oylamada bulunamadı, (Muhalefet şerhimiz vardır)
muhalefet şerhimiz vardır) muhalefet şerhimiz vardır)
Üye Üye Üye
Mehmet Ruştu Tiryaki Oğuzhan Kaya Tufan Köse
Batman Çorum Çorum
(Muhalefet şerhimiz vardır) (Bu raporun özel sözcüsü) (Muhalefet şerhimiz vardır)
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 35 ‒
(Bu raporun özel sözcüsü) (Bu raporun özel sözcüsü)
Üye
Sabri Öztürk
Üye
Abdulkadir Özel
Üye
Turan Aydoğan
Giresun Hatay İstanbul
(Muhalefet şerhimiz vardır)
Üye Üye Üye
Zeynel Emre Abdullah Güler Züleyha Gülüm
İstanbul İstanbul İstanbul
(Muhalefet şerhimiz vardır) (Bu raporun özel sözcüsü) (Muhalefet şerhimiz vardır)
Üye Üye Üye
Mahmut Atilla Kaya Halil Öztürk Alpay Antmen
İzmir Kırıkkale Mersin
(Muhalefet şerhimiz vardır)
Üye Üye
Orhan Kırcalı Mustafa Arslan
Samsun Tokat
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 36 ‒
MUHALEFET ŞERHİ
(2/3911) esas numaralı “İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”ne ilişkin muhalefet şerhimiz.
I. TEKLİFİN GENEL DEĞERLENDİRMESİ
“İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi”, 39 AKP milletvekilinin imzasıyla 2 Kasım 2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına verilmiş, aynı gün Adalet Komisyon Başkanlığına sevk edilmiştir.
Adalet Komisyonu Başkanlığı da ‘vakit geçirmeksizin’ Komisyonu, 5 Kasım 2021 Cuma
günü için toplantıya çağırmıştır. Yürürlük ve yürütme maddeleri dâhil 54 maddeden oluşan
teklifle ilgili olarak 5 Kasım 2021 Cuma günü sabah saat 10.00’da başlayan Komisyon
görüşmeleri, iki kez verilen birer saatlik arayla birlikte 6 Kasım 2021 Cumartesi saat 01.06’da
tamamlanmıştır. Teklif üzerindeki görüşmeler verilen aralar hariç toplam 11 saat sürmüştür.
TBMM Genel Kuruluna sevk edilen teklifin Komisyon’daki görüşülme süresi ve madde sayısı
dikkate alındığında her bir maddeye ortalama 12 dakikada gibi kısa bir süre düşmektedir.
Sadece, 26 olan Adalet Komisyonu üyelerinin sayısı dikkate alındığında, teorik olarak her bir
maddenin görüşülmesinde her üyeye yarım dakikadan az süre düşmektedir. Birçok görüşmede
olduğu gibi bu görüşmede de AKP ve MHP Ti milletvekillerinin çoğunluğu söz almazken,
özellikle AKP Ti milletvekillerinden birkaçı dışında teklifte imzası olanlar, ne bir görüş beyan
etmiş ne de eleştirilere karşı savunma yapmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisimizin son dönemdeki en yoğun komisyonlarından biri
olan Adalet Komisyonunun içinde bulunduğumuz yasama dönemindeki çalışma tarzı,
tekliflerin sağlıklı müzakere edilmesi önünde en büyük engele dönüşmüş olup, bu teklifte de
zuhur etmiştir. Ana Muhalefet Partisi milletvekilleri olarak teklifin içeriğiyle doğrudan ilişkili
Adalet Komisyonunda beklemekte olan kanun tekliflerimizin birleştirilmesi önerilerimiz,
Komisyon Başkanlığının yönlendirmesiyle reddedilirken, diğer muhalefet partisi
milletvekillerinin maddeler üzerinde verdiği önergelerin hiçbiri de kabul görmemiştir. Teklif,
birkaç küçük sözcük düzenlemesi haricinde adeta virgülüne dokunulmadan komisyondan
geçirilmiştir. Muhalefet partilerinin Komisyon üyeleri olarak, Adalet Komisyonunu yönetme
sorumluğunu üstlenen Başkanlık Divanının yaklaşımının ‘hesaplı’ olduğundan artık hiç
kuşkumuz kalmamıştır. Türkiye’yi her anlamda geriye götüren “saray”a dayalı “tek adam
sistemi”nin dayattığı takvime göre teklifler neredeyse müzakere edilmeksizin
Komisyonumuzdan geçirilmektedir. Resmen yok sayamadıkları Türkiye Büyük Millet
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 37 ‒
Meclisini bu yolla fiilen işlevsiz kılma çabasında olunduğu tartışmasız bir gerçektir. Her türlü
"hesaplı" yaklaşıma karşı muhalefet milletvekilleri olarak, milletten aldığımız yetki ve millete
duyduğumuz sorumlulukla Türkiye Büyük Millet Meclisinin anlam ve önemini, "saray"a
rağmen korumaya devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Deyim yerindeyse “jet hızlıyla müzakeresiz geçirilen “İcra ve İflas Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, iki ana başlıkta düzenlemeler
içermektedir. Bunlardan ilki; İcra ve İflas Kanunu kapsamında elektronik satış uygulamasına
ilişkin olup, işlemlerin hızlandırılması, mezat salonlarında yapılan satışların elektronik
ortamda gerçekleştirilmesidir. Diğeri de çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki
kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerin getirilmesine ilişkindir.
Teklifte imzası bulunan Adalet Komisyonu üyesi AKP Tokat Milletvekili Mustafa
Arslan’ın da ifade ettiği üzere bu düzenlemeler, 2019 yılında AKP Genel Başkanı ve aynı
zamanda Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Yargı Reformu
Strateji Belgesi” kapsamında olup, kamuoyuna “5. Yargı Paketi” olarak lanse edilmiştir.
Anlaşıldığı üzere iktidar kanadında bu düzenlemeler “reform” olarak görülmektedir. Belli
bağlamlarda güncel sorunlara çözüm ihtiyacından kaynaklı gündeme gelse de bu
düzenlemeler, asla “reform” niteliği taşımamaktadır. Çünkü yargıya ilişkin değişiklikler,
düzenleyici niteliklerinden çok toplumsal özgürlükleri genişletici bir içerikteyse ancak
“reform” kimliğine bürünebilmektedir. Hele ki Ülkemizin içinden geçtiği otoriter yönetim
sürecinde “reform” düzenlemelerinin ne olması gerektiği, tarafsız herkesin ortaklaştığı konu
ve başlıklardır. Aslında Türkiye’de “yargı reformu” olarak neler yapılması gerektiği,
söylemde iktidar partisi tarafından da kabul edilmektedir ancak gereği yerine
getirilmemektedir. İktidarın “Yargı Reformu Strateji Belgesi” adıyla açıkladığı dokümanda;
“Hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi”, “Yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve
şeffaflığının geliştirilmesi”, “Savunma hakkının etkin kullanımının sağlanması”, “Ceza
adaleti sisteminin etkinliğinin artırılması” tüm açıklığıyla ifade edilmiştir. Yargıda acil ihtiyaç
duyulan düzenlemeler bilinirken, Ana Muhalefet Partisi olarak bizlerin verdiği teklifler de
ortadayken; dış dünyaya ‘şirin gözükme’ adına temel düzenlemelerin hayata geçirilmeyip
söylemde kalınmasındaki tutarsızlık her geçen gün daha da bariz hale gelmektedir. Ne yazık
ki bu tutarsızlık sadece iktidar partisinin hanesine yazılmamakta, Türkiye’nin uluslararası
itibarı ve güvenin daha da yok olmasına yol açmaktadır.
Teklif; iktidarın, yaşanan gerçeklerden ne kadar uzak olduğu, dolayısıyla sorunlara
çözüm üretmekteki basiretsizliğinin de göstergesidir. Sosyal bilimlerde genel kabul gören,
“hukukun üst yapı, ekonominin ise alt yapı olduğu” bilgisi, ters yüz olmuş durumdadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 38 ‒
Özellikle ekonomik hayatta yaşanan sorunların çözümünün, yasal bazı teknik düzenlemelerle
aşılacağını düşünmek, olsa olsa sorunları halının altına süpürmektir. Yoksulluk, yolsuzluk ve
yasaklarla örülmüş; hesap vermekten uzak, mafyatik yapılanmaların hakim olduğu bir
ekonomik sistemde, iflasların teknolojik imkanlara sarılarak elektronik ortamlarda çözüme
kavuşturulma çaresizliği, dün nasıl sonuç vermediyse yarın da olumlu bir dönüşüm
sağlamayacaktır. Asıl sorun, teklifin hem genel hem de madde gerekçelerinde yer yer anılan
icra dairelerindeki iş yoğunluğunun neden kaynaklandığıdır. Bu bağlamda bazı ekonomik
verileri burada paylaşmak, teklifin yetersizliğini sorgulamak açısından bilgilendirici olacaktır.
Ekonomisi, üretimden uzaklaşıp dışa bağımlı hale getirilen; kamu kaynaklarının çok büyük
kısmı yandaş iş insanlarına aktarılan; ekonomi yönetiminde her kafadan bir sesin çıktığı ve
istikrarın sağlanamadığı; bağımsızlığın da simgesi olan ulusal para birimi, faiz-enflasyon-kur
sarmalında eridikçe eriyen; TÜİK’e göre yüzde 19’larda, bağımsız ekonomistler ve halka göre
yüzde 50’lere ulaşan bir enflasyon; zam üstüne zamların yapıldığı; işsizliğin, rakamlarla
oynanarak yüzde 12’lerde tutulmaya çalışıldığı, gerçekte ise yüzde 30’lara çıktığı bir sistemin,
bireysel ve ticari hayatımızdaki ağır tablosu özetle şöyle:
UYAP verilerine göre, bu yıl 1 Ocak- 5 Kasım günleri arasında icra ve iflas
dairelerine toplam 6 milyon 328 bin yeni dosya geldi. Geçen yılın aynı dönemine göre artış, 1
milyon 163 bin adet. îcra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı ise 23 milyon 103 bin.
- Vatandaşların bankalara ve finansman şirketlerine olan (konut, taşıt, ihtiyaç ve kredi
kartı) borcu (takiptekiler de dahil), 967,8 milyar lira. Bu borcun 21,3 milyar lirası vadesinde
ödenmediği için takibe alınan kredi ve kredi kartı borçlarından oluşuyor.
- Ekim 2021 sonu itibariyle bankalar ve finansman şirketlerine olan borcun 773,9
milyar lirası bireysel (konut, otomobil, ihtiyaç) kredilerinden, 193,9 milyar lirası da kredi
kartlarından kaynaklanıyor.
- Vatandaşların vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icraya verilen
takipteki borçları da 16 milyar lirası tüketici kredilerinden, 5,3 milyar lirası da kredi
kartlarından olmak üzere toplam 21,3 milyar lira düzeyinde bulunuyor.
- Bankaların vatandaştan zamanında tahsil edemedikleri için takibe aldıkları ancak
daha sonra da varlık yönetim şirketlerine sattıkları alacaklarından kaynaklanan vatandaşın
borcu da Mart 2021 sonu itibariyle 30,3 milyar lira olarak açıklandı.
- Vatandaşların taksitli konut alımları nedeniyle Toplu Konut îdaresine (TOKÎ) olan
borçları ise 26,4 milyar lira düzeyinde bulunuyor.
- Böylece vatandaşların, bankalara, finansman şirketlerine, varlık yönetim şirketlerine
ve TOKİ’ye olan (tahsili gecikmiş borçlar da dahil) toplam borcu 1 trilyon 24 milyar liraya
ulaşmış durumda. ”
Ekonomik sistemde söz konusu tabloyla karşı karşıyayken icra ve iflas işlemlerinin
hızlandırılmasını, mezat salonlarında yapılan satışların elektronik ortamda
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 39 ‒
gerçekleştirilmesini çözüm olarak sunmak, sorunları makyaj lamaktan başka bir anlama
gelmemektedir.
Teklifin, çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir
kararlarının yerine getirilmesine ilişkin olan diğer ana başlığı da hem sosyolojik hem de
hukuksal anlamda yaklaşım sorunları içermektedir. Ulusal basma da sık sık yansıyan
boşanmış ya da boşanma evresinde olan eşlerin, icra yoluyla çocuk teslimi veya çocukla
kişisel ilişki kurulması sırasında sergiledikleri olumsuz görüntülere son verilmesini amaçlayan
teklif kapsamındaki düzenleme, konunun hassasiyetinden öte şekilsel çözüm arayışına
odaklanmıştır. Mevcut uygulamalarda çocuğun nesne olarak görülmesi anlayışı ne yazık ki bu
yasa teklifinde de değişmemiştir. Uygulamadaki Türk Medeni Kanunun 323’üncü
maddesinde ‘Çocuk ile kişisel ilişki’ başlığı altındaki düzenlemenin lafzına bakıldığında
çocuk, ilişki kuracak özne olarak değil, ilişki kurulacak pasif konumda değerlendirilmiştir. Bu
yaklaşım, yasa koyucunun çocukla kişisel ilişki kararının nasıl icra edileceği konusunda
izlediği politikayla yakından ilişkilidir. Kararın verilmesinde ve icrasında çocuğun yüksek
yararı yerine velayeti kendisine verilmeyen anne veya babanın istekleri ve hatta hırslarının
yasa koyucu ve uygulamacılar tarafından öncelikli biçimde değerlendirilmesi, çocuğun
örselenmesine, duygusal ihtiyaçlarının göz ardı edilmesine, giderek nesneleştirilmesine yol
açmaktadır. Teklifle; çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması süreci, söz konusu
hassasiyetler dışlanarak, îcra ve iflas Kanunu kapsamından 5395 sayılı Çocuk Koruma
Kanunu kapsamına kaydırılmış, işlemlerin yürütücülüğü icra dairelerinden Adalet Bakanlığı
bünyesindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne (ADM) aktarılmakla
yetinilmiştir. Teklifinin 38. Maddesinde çocukların kişisel ilişkisine dair kararların yerine
getirilmesi için “teslim mekanlarının” kurulacağı öngörülmektedir. Bu konuda kişisel ilişki
yerine halen “teslim” ifadesinin kullanılması dahi çocuğun nesneleştirildiğinin göstergesidir.
Ayrıca ne yazık ki çocuğa rağmen çocuk için kişisel ilişki olamayacağı halde teklif metninde
çocuğun isteklerine bağlı kalınacağı anlaşılmamakta, aksine çocuğa rağmen çocuğun zorla
kişisel ilişki kurmaya zorlanmaya devam edileceği anlaşılmaktadır. Teklifin çeşitli
maddelerinde (36., 37. ve 40. maddeler) kolluk aracılığıyla zor kullanılacağı vurgulanarak
kararın mutlaka icra edileceği ve disiplin hapsine başvurulacağı ifade edilmektedir.
Mevcut durumda “çocuğun kişisel görüşme hakkının” ve aynı zamanda “çocukla
kişisel görüşme hakkının”; taraflar ve hatta aileler arasında gerginlik yaşanmasına ve erkek
şiddetinin ortaya çıkmasına sebep olduğu aşikârdır. Bu deneyimden hareketle; “teslim
noktasında” kadım erkek şiddetinden koruyacak önlemlerin detaylıca belirtildiği, kolluğun
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 40 ‒
sürekli hazır bulunduğu bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Ancak teklifte bu hususlar
belirtilmemiştir!
Çocuklara ilişkin uygulama ve kararların, “çocuğun üstün yararını” esas alması hem
insani hem de hukuki açıdan olmazsa olmazdır. Bunun sağlanması da çocukla ilgili her türlü
uygulama ve kararda, özellikle ruhsal ve fiziksel açıdan pedagojik temelde bilimsel süreçlerin
işletilmesine bağlıdır ki bu da sosyal devlet ilkesi kapsamında sağlanacak imkânlarla
mümkündür. Yakın zamanda kurulan ADM’lerin hem niceliksel hem de niteliksel açıdan bu
konuda yeterli personel ve tecrübeye sahip olduğu söylenemez. Hassasiyet açısından
tartışmasız önemde olan ve tek bir çocuğun bile mağduru olduğu süreçlerin bir kez daha
mağduriyetini yaşamaması için, soruna olay bazlı değil süreç bazlı bakılmalıdır. Türkiye
İstatistik Kurumunun son olarak 25 Şubat 2021 tarihinde yayınladığı verilere göre, son bir yıl
içinde 135 bin 22 çift boşanmıştır. Boşanmalardan etkilenen çocuk sayısı ise 124 bin 742’dir.
Sayıları 160 civarında olan ADM'ler ve burada sınırlı sayıda olan personelle boşanmalardan
etkilenen çocuk sayısını kıyasladığımızda, bu düzenlemenin sorunun çözümündeki
yetersizliği herkes tarafindan görülecektir. Sorunun daha da kökenine inilmesi şarttır. Ailenin,
toplumsal örgütlenmelerinin en küçük hücresi olduğu bir gerçektir. Bu hücrede yaşanan
sorunların toplumun her alanına yayılması da kaçınılmazdır. Yanıtlanması gereken soru:
Boşanma sayılarında neden artış yaşanmaktadır? Aslında bunun da nedeni, yukarıda da ifade
ettiğimiz üzere ekonomik sistemde yaşanan sorunlardır. Asgari ücretin 2.825 lira, buna karşın
açlık sınırının 3.093 lira, yoksulluk sınırının 10.076 lira olduğu; bir de üstüne çalışanların
neredeyse yüzde 50’sinin asgari ücretle istihdam edildiği bir ekonomik düzende her geçen
gün, başta kadınlara yönelik olmak üzere artan şiddet, boşanmaları da kaçınılmaz hale
gelmektedir. Toplumsal ölçekteki bu derin yoksulluğun ceremesini de hiçbir suçu olmayan
çocuklar çekmektedir. O yüzden konu, çocukların icra yoluyla mı ADM'ler yoluyla mı teslim
edileceğiyle sınırlı değildir.
Hem icra ve iflas işlemleri hem de çocukların teslimi veya çocukla kişisel ilişkilerde
yaşanan sorunlara köklü çözümler bulunması için görüşmeler sırasında yaptığımız alt
komisyon önerisi de, AKP ve MHP Ti milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. Ne yazık ki
sorunların çözümünde müzakerelere açık olmayan, bilimsel temelde yol alınmasını
engelleyen iktidar, bu ve benzeri yetersiz yasa teklifleriyle bir yandan yeni sorunlara
kaynaklık ederken, diğer yandan yönetim anlayışının iflasını ilan etmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 41 ‒
II. TEKLİFİN MADDELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Teklifin l’inci maddesiyle; 2004 sayılı îcra ve İflas Kanununun l’inci maddesinde
değişikliğe gidilerek, aynı mahaldeki icra dairelerinin birleştirilmesi sonrası icra
başmüdürlüğü oluşturulması ve buraya görevlendirme yapılması düzenlenmekte olup,
uygulamaya ilişkin usul ve esasların yönetmelikle gerçekleştirileceği kaydedilmiştir. îcra
müdürünün yanında ayrı bir icra başmüdürü pozisyonu öngören değişiklik, icra müdürünün
olağan yetki kapsamından farklı bir görev ve yetki tanımını varsaymaktadır. îcra
başmüdürünün ne şekilde belirleneceği, teklif metni tarafından yönetmeliğe bırakılmıştır.
Oysa Anayasa’nın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasında, "Memurların ve diğer kamu
görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlükleri, aylık ve
ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” denilerek, devlet kadrolarında
oluşturulacak makamların görev ve yetkilerinin kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür.
Düzenlemenin Anayasa uyumlu hale getirilmesi için "Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul
ve esaslar, yönetmelikle düzenlenir.” ibaresinin, teklif metninden çıkartılması gerekmektedir.
Teklifin 40’ncı maddesiyle; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa eklenen madde
41/F'nin birinci fıkrası; çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine
ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini
engelleyenlerin, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar
disiplin hapsi ile cezalandırılmaları öngörülmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da;
kişisel ilişki kurulması için kendisine çocuk teslim edilen hak sahibinin, ilam veya tedbir
kararında belirtilen sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmemesi durumunda, fiil suç
teşkil etse dahi, üç aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılacağı öngörülmüştür. Söz konusu
“fiil suç teşkil etse dahi” ibaresi uyarınca, açık şekilde, aynı fiil için iki farklı ceza
öngörülmesi mümkün kılınmaktadır ve hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ne bis in idem
ilkesi ihlal edilmektedir. Anayasa Mahkemesi, aynı fiil sebebiyle birden çok defa yargılanma
ve cezalandırılma yasağını, aynı fiil için disiplin ve tazyik hapsi cezalarının öngörülmesini
mümkün kılan bir düzenlemeyi iptal ederken, şu kararı almıştır:
"Hukuk Devletinde hangi eylemlerin suç sayılacağı ve bu suçları işleyenlere ne tür ve
miktarda ceza verileceği yasakoyucunun belirleyeceği bir alandır. înfaz hukukunun maddi
ceza hukukunu tamamladığı ve onun ayrılmaz parçası olduğu gözetildiğinde, hangi cezaların
ertelenip ertelenmeyeceğinin, seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilemeyeceğinin, önödeme
uygulanıp uygulanmayacağının, tekerrüre esas olup olmayacağının, şartla salıverilme
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı:285)

‒ 42 ‒
hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının veya adli sicil kayıtlarına geçirilip
geçirilmeyeceği konusunun Anayasa’ya ve Ceza Hukukunun genel ilkelerine aykırı olmamak
koşuluyla yasakoyucunun takdir yetkisi içinde olduğunun kabulü gerekir ...
İcra ve İflas Kanununun 337. maddesinin birinci fıkrasında ve 76. maddesinde
borçlunun özgürlüğü bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasını gerektiren eylem, mal beyanında
bulunmama eylemidir. Yukarıda belirtildiği gibi hukuk devleti ve ceza hukuku ilkeleri gereği
kişi aynı eylem nedeniyle birden fazla yargılanmaz ve cezalandırılmaz. İtiraz konusu kural
uyarınca, müddeti içinde mazereti olmaksızın icra dairesine gelmeyen veya yazılı olarak mal
beyanında bulunmayan kimse disiplin hapsi cezası ile cezalandırılmasının yanı sıra, İcra ve
İflas Kanununun 76. maddesine göre de mal beyanında bulunmama eylemi nedeniyle tazyik
hapsi cezası ile cezalandırılabilecektir. Böyle bir olasılığın varlığı İcra ve İflas Kanunu’nun
337. maddesinde öngörülen disiplin hapsi cezasını, Anayasa’mn hukuk devleti ilkesinin
düzenlendiği 2. maddesine aykırı hale getirmektedir”. (E.S.: 2006/71, K.S.: 2008/69, K.G.:
28.2.2008).
Öte yandan, Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek 7
numaralı Protokol’ün 4. maddesi de, aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama
hakkını öngörmektedir. Bu itibarla; Kanun teklifinin 40. maddesiyle 5395 sayılı Kanun'a
eklenen madde 41/F'nin birinci ve üçüncü fıkraları, Anayasa’mn 90. maddesinin son fıkrasına
da aykırıdır.
Teklifin 44’üncü maddesiyle; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanuna eklenen geçici
madde 2’nin ilk üç fıkrası uyarınca; bu Kanun'un dördüncü kısmının uygulanmasına ilişkin
yönetmelik, geçici madde 2'yi ihdas eden kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay
içinde çıkarılacaktır. Bu Kanun'un dördüncü kısmının uygulanmasına, Adalet Bakanlığınca
belirlenen il veya ilçelerde başlanacaktır ve anılan yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren en geç bir yılın sonunda, ülke genelinde uygulamaya geçilecektir. Söz konusu
dördüncü kısmın hangi il veya ilçede ne zaman uygulanacağı, Adalet Bakanlığı’nın resmi
internet sitesinde duyurulacaktır. Bu çerçevede, dördüncü kısmın henüz uygulanmadığı
yerlerde, 2004 sayılı Kanun'un geçici madde 2'yi ihdas eden kanunla yürürlükten kaldırılan
ilgili maddeleri uygulanmaya devam edecektir.
5395 sayılı Kanun'a eklenen dördüncü kısmın yer (ratione loci) ve zaman bakımından
uygulanmasını (ratione temporis) belirleme yetkisini Adalet Bakanlığına bırakan teklif
metninin 44. maddesinin anılan düzenlemeleri; Anayasa'nm 87., 7. ve 2. maddelerine
aykırıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 43 ‒
Gerçekten de; söz konusu teklif düzenlemesine göre, Kanun’un dördüncü kısmının
uygulanmasına Adalet Bakanlığınca belirlenen il veya ilçelerde başlanacaktır ve anılan
yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç bir yılın sonunda, ülke genelinde
uygulamaya geçilecektir. Şu halde, Kanun'un dördüncü kısmı, ancak geçici madde 2'nin
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir buçuk yıla kadar sürebilecek belirsiz bir sürenin
sonunda Türkiye genelinde uygulanacaktır. İdare, dördüncü kısmının uygulanmasına
başlanacak il veya ilçeleri tayin etme ve yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir
yıl içinde söz konusu dördüncü kısmın ülke genelinde uygulanmaya başlayacağı tarihi
belirleme konusunda yetki sahibi kılınmıştır. Bir başka deyişle, kanuni düzenlemelerin
(Kanun'a eklenmek istenen dördüncü kısmın ve geçici madde 2'yi ihdas eden kanunla
yürürlükten kaldırılan ilgili maddelerin) hangi il veya ilçelerde, ne zaman uygulanacağını
belirleme yetkisi, îdare’ye bırakılmıştır. Oysa kanunların yer ve zaman bakımından
uygulanmaları, kanuniliğin asli unsurlarındandır. Bir başka deyişle; kanun metninde, hukuk
normunun nerede ve ne zaman uygulanacağının belirli ve öngörülebilir olması gerekir. Ne ki;
teklif metninin 44. maddesi, bu gerekliliğe riayet etmeyip, yasama yetkisi kapsamındaki bu
hususları belirleme yetkisini îdare’ye bırakmaktadır. Bu itibarla, teklifinin 44. maddesiyle
öngörülen geçici madde 2; Anayasa'nın, kanun koyma, değiştirme ve kaldırmanın TBMM'nin
yetkisinde olduğunu belirten 87. yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesini öngören 7. ve
hukuki belirlilik ve güvenlik alt ilkeleri içeren hukuk devleti ilkesini içeren 2. maddelerine
aykırıdır.
08/11/2021
Zeynel Emre Tufan Köse Rafet Zeybek
İstanbul Çorum Antalya
Turan Aydoğan Alpay Antmen Süleyman Bülbül
İstanbul Mersin Aydın
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 44 ‒
MUHALEFET ŞERHİ
2/3911 Esas Sayılı ‘İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi ’ne ilişkin muhalefet şerhimiz aşağıdaki gibidir:
Kanun koyucu, yasayı toplumsal sorunların çözümü için vaaz eder. Yasa yapmada esas olan
toplumsal ihtiyaçların giderilmesidir. Oysaki komisyona daha önce de örneğini çok fazla
yaşadığımız şekilde toplumun ihtiyacını gidermekten son derece uzak, asıl sorunu çözmenin
çok uzağında, hatta sorunları daha kronik hale getirecek bir yasa teklifi getirilmiştir. Oldukça
kritik konularda hazırlanan bu torba kanun teklifi maalesef beklentileri karşılamaktan oldukça
uzaktır. Mevcut yasa ve genelgeler pratikte uygulanmaktan uzakken gelen teklifinin, bu
açıkları kapatmadığı gibi işleri daha da zorlaştıracağı kuvvetle muhtemeldir.
İcra iflas daireleriyle ilgili düzenlemeler, çocuğun velayeti, boşanmış ebeveynler için disiplin
hapsi ve yaptırım gibi konuları içeren bu teklif, her şeyden önce alt komisyonda görüşülmeli
ve konunun uzmanı kişiler dinlenmeliydi. Çocuk velayeti gibi hassas bir konuda pedagog,
sosyal hizmet uzmanı, çocuk alanıyla ilgili STK’lar ve kadın kurumlarının görüşünün
alınmamış olması konuya ciddiyetsiz yaklaşıldığının en açık göstergesidir.
Yine aynı şekilde velayete ilişkin maddelerin dışında kalan cebri satışa ve icra dairelerine,
ilişkin maddelerde de baroların görüşüne başvurulmamıştır. Yasa teklifi, kötü ekonomi
yönetimi ile borçlular ve icralıklar ülkesi yapılan ülkede, icra iflas müdürlüklerinde yaşanan
en temel sorunların başında gelen fiziki yetersizlik ve yoğun iş gücüne çözüm üretmeyi amaç
edinmemiştir. Kısacası icra iflas dairelerine ilişkini düzenlemelerin yapıldığı teklifte, yapısal
sorunlara çözüm sunulmamıştır.
Küresel karşılaştırma açısından borçların temerrüde düşme risk düzeyi en yüksek ülkelerden
biri Türkiye’dir. Yani kişiler aldığı borcu ödeyememektedir ve neredeyse her kişiden biri
icralık durumdadır. Bu riskin oluşmasının sorumlusu ise 2002 yılından bu yana ülkeyi
yöneten AKP iktidarı ve ekonomi politikalarıdır.
AKP’nin finans politik yaklaşımı bağlamında borçlandırma ve bağımlı kılma politikaları,
COVÎD-19’un hızlandırıcı etkisi ile de geldiğimiz noktada yurttaşları, haneleri, esnafı,
şirketleri, kamuyu büyük bir ekonomik çöküşün eşiğine getirmiştir. Türkiye’de 28 milyon kişi
icralık, 35 milyon kişi borçludur. Yani ülke nüfusunun %75’i borçludur. Pandemi sürecinde
vatandaşın yaşamını idame ettirebilmesi için ekonomik önlemler alınmaması nedeniyle
yaşanan kredi patlaması borçlu sayısında mutlak bir artışla sonuçlanmıştır. Böylece konut,
ihtiyaç ve taşıt kredilerinden oluşan bireysel kredilere borçlu kişi sayısı 2021 yılında yaklaşık
35 milyona, bu kişilerin toplam borcu ise 899 milyar TL çıkmıştır.
Öte yandan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) üçüncü çeyrek
verilerine göre her ilde bireylerin kredi kartı ve kredili mevduat hesabı büyümektedir.
Yayınlanan verilere göre 9 ayda kredi kartı harcamaları toplamda yüzde 30,44 artmış, en
TürkiyeBüyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 45 ‒
yüksek artış gösteren ile ise yüzde 43,44 ile Hakkari olmuştur. Kredili mevduat hesabı
harcamaları ise toplamda yüzde 41,31 yükselmiş, KMH’ta en fazla artış gösteren il ise yüzde
59,1 büyümeyle Dersim olmuştur.
2003‘te 2.5 milyar TL olan çiftçilerin toplam borcu, 180 milyar TL’yi buldu. Yani, AKP
iktidarları döneminde çiftçinin borcu 72 kat artmıştır.
AKP Hükümeti, iktidarını sürdürmek için kamuyu her geçen gün daha fazla faiz ödemesine
yönlendirmekte; kamunun çöküşü yüksek sesle çağrılmaktadır. Faiz oranları sadece kamu için
değil bireyler, firmalar ve bankalar için de yüksektir. Ülkenin kredi risk primi, AKP’nin iç ve
dış politikaları nedeniyle, yüksek olduğundan bu fatura her sosyal kesime yansımaktadır.
îktidar, koca bir ülke kredi kartları ile ayakta durmasına rağmen vatandaşı icra bataklığına
sürükleyen politikalardan vazgeçmeden göstermelik düzenlemeler ile halkı oyalamaya ve
borçlu vatandaş imal etmeye devam etmektedir. Oysaki vatandaşın derdi icralık olan evinin
satışının kolaylaşması değil icralık olmamak için gerekli önlemlerin alınmasıdır. Efektif
olmaktan uzak düzenlemelerden ziyade acilen vatandaşın borç batağından çıkmasına yardımcı
olacak düzenlemeler yapılmalıdır.
Bu bağlamda, Tüm vatandaşlarımızın 50.000 liraya kadar olan kredi kartı ve kredi borçlarının
faizleri silinmelidir. Bazı sermayedarlara uygulanan kredi ve vergi borçlarını silme toleransı
tüm yurttaşlara gösterilmelidir. Anaparaları faizsiz ve uzun vadeli olarak yeniden
yapılandırılmalıdır. Esnaflar ve vatandaşlar açısından kredi borçlanmalarında faizlerin
silinmesi, borçların sıfır faizle yeniden düzenlemesi, geleceğin ipotek altına alınmaması için
adım atmayı sağlayacaktır. Bireysel kredi kartı borcu olanlardan temerrüde düşen ya da
ödeyemeyenler için faizler silinmeli, ana borcun uzun ve taksitli olarak yeniden
yapılandırılmalıdır.
Kanun Teklifi ile çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam veya tedbir
kararlarının icrası, icra sistemi dışına çıkarılarak yeniden düzenlenmektedir. Değişiklikle,
‘çocuk teslimi’ veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin işlemlerin, Adalet Bakanlığı
bünyesinde faaliyet gösteren adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine
getirilmesi ve tarafların harç ödeme zorunluluğunun kaldırılması düzenlenmiştir.
Çocuğun ana- baba ile görüşmesinin sağlanması Adli destek ve mağdur hizmetlerinin
belirleyeceği ‘teslim mekanları'nda gerçekleşeceği, İlam veya tedbir kararlarının yerine
getirilmemesi halinde teslim emrinin düzenleneceği, çocuğun ‘teslim’ edilmesini ve çocukla
kişisel ilişki kurulmasını engelleyen taraf hakkında disiplin hapsi uygulanacağı, ilam ve
tedbire uygun davranmama halinde velayetin değiştirilebileceği halleri düzenlenmiştir.
Kanun teklifi, çocuğun üstün yararı ilkesine aykırı olması, kadınların ve çocuklarının şiddete
karşı korunmasına yönelik somut tedbirler içeren kurumsal bir mekanizma örgütlememesi,
idari belirsizliklerle dolu olması, cins eşitlikçi bir yapıda olmaması ve birçok konuda
anayasaya aykırılık içermesi sebebiyle geri çekilmelidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 46 ‒
Partimizin defaatle dile getirdiği gibi kadınların ve çocukların korunması kadın demekleri,
feministler, çocuk hakları demekleri ile konuyla alakadar sivil toplum örgütlerinin katılımı ve
işbirliği ile çalışan bir Çocuk Bakanlığının kurulması gerekmektedir. Çocukları ilgilendiren
bu önemli mevzunun Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’mn da dahiliyetiyle Çocuk
Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak alt birimler tarafından ele alınması elzemdir. Çocukları ve
kadınları ilgilendiren bu düzenlemenin alelacele ve hiçbir hassasiyeti gözetmeden yapıldığı
ortadadır.
Teklif ilk bakışta, çocukların cebri icra yoluyla teslimini değiştirme iddiasında olması
sebebiyle olumlu bir düzenleme gibi görünse de teklifin genel gerekçesi ile maddelerine
bakıldığında “çocuğun üstün yararı” ilkesinin neredeyse baştan sona yanlış yorumlandığı
görülmektedir. Teklifin genel gerekçesinde çocukla kurulacak kişisel ilişkinin “annelik veya
babalık duygusunun tatmini”ne indirgenerek düzenlenmesi; çocuk, malvarlığına ilişkin
“verme borcunun” konusuymuş gibi “çocuk teslimi” ifadesinin kullanılması; çocuğun kişisel
ilişki kurmasının salt olarak ebeveynlerin hakkı olarak görülmesi ve tam da bu noktada
çocuğun gerekirse kolluk marifetiyle ve zor kullanılarak “hak sahibi” ebeveyne tesliminin
sağlanmasıyla teklif, çocuğun üstün yararını gözetmekten çok verilen mahkeme kararının her
ne olursa olsun icra edileceğinin altını çizmektedir. Bu bağlamda çocuğun teklifte ilişkiyi
kuracak özne olarak değil kendisiyle ilişki kurulacak nesne olarak değerlendirildiği açıktır.
Ancak kişisel ilişki kurma, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve çocuğun korkularının,
endişelerinin ve isteklerinin ön planda tutulması gerekmektedir. Çocuğun kişisel ilişkisinin
düzenlenmesi ve sağlıklı bir biçimde sürdürülmesi salt kararın icrası anlamına gelmeyen;
kendine özgür, dinamik, esnek ve multidisipliner bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Borçlar
hukukuna ilişkin sözleşmelerde dahi “yapma borcunun” zorla icra edilemeyeceği kabul
edilirken çocuğa bu konuda dayatmada bulunulması çocuğun üstün yararını gözetmekten
tamamen uzaktır. Türkiye’nin de tarafı olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 9.
Maddesinin üçüncü fıkrası “Taraf Devletler, ana-babasından veya bunların birinden
ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana babanın
ikisiyle de bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler”
diyerek çocuğun kişisel ilişki kurmanın öznesi olduğunu açıkça ifade etmektedir. Yine yerel
mevzuata göre boşanmayla birlikte ergin olmayan müşterek çocukların velayetinin boşanan
eşlerden birine bırakılması gerekmektedir ve bu aşamada tarafların velayetin hangi tarafa
bırakılacağı hususunda anlaşmaları hâkim açısından bağlayıcı değildir. Çünkü velayet, kamu
düzenine ilişkindir ve anne-babanın istek ve hırslarından azade bir şekilde çocuğun üstün
yararını gözetmek zorundadır. Dolayısıyla çocuğun salt ebeveynlerinin eylemlerinden ötürü
bir yapma edimi içerisine sokulması, çocuğa rağmen çocuk adına kişisel ilişki kurmak
anlamına gelmekte ve ilgili tüm genel ve özel kanunlar ile Anayasa’nın 90. maddesine göre
usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil etmektedir.
Teklif, her ne kadar ebeveynler arasında bir ayrıma gitmediği için “eşitlik” ilkesine aykırı
görünmüyor olsa da somut koşullar göz önüne alındığında teklifin cinsiyetçi bir düzenleme
olduğu ortadadır. Şöyle ki; TÜİK verilerine göre sadece 2020 yılında kesinleşen boşanma
davaları sonucunda 124 bin 742 çocuğun velayete verildiği görülürken bu çocukların
velayetinin %75,8 oranında anneye verildiği görülmektedir. “Bakım verme görevi”nin kadına
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 47 ‒
yüklendiği bu koşullarda erkek şiddetinden kaçmak durumunda olsa dahi hapis cezası dahil
her türlü yaptırımla karşılaşacak kesimin çok yüksek oranda kadınlar olduğu göz önünde
bulundurulduğunda ayrımcılık içeren bu teklif karşısında mutlak eşitlikten bahsetmek
mümkün olmayacaktır. Eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı ve pozitif ayrımcılık birbirleri ile iç
içe giren kavramlardır. Kişinin din, dil, cinsiyet, siyasi görüş veya etnik kökeni nedeni ile bir
ayrımcılığa uğraması karşısında bu kişilere ayrımcılık yapılmaması ve diğerleri konumuna
getirilmeleri bir bakıma eşit davranma ilkesini gerekli kılar. Anayasa’nın 10. Maddesinin
ikinci fıkrası; “kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama
geçmesini sağlamakla yükümlüdür” derken retorik bir eşitlikten değil gerekirse pozitif
ayrımcılık yoluyla Devlete gerçek bir eşitliğin sağlanması görevini yüklemekten bahseder.
Dolayısıyla somut koşullar göz önüne alınmadan salt teoride eşitliği sağlamaya çalışan bu
teklif Anayasa’ya aykırıdır.
Mevcut uygulamada velayetin değiştirilmesi oldukça istisnai hallerde gerçekleşmektedir.
Çocuğun velayetini elinde bulunduran tarafla kurduğu sürekli ilişki, çocuğun eğitim hayatı,
sosyal çevresi göz önüne alındığında zorunlu olmadıkça çocuğun velayetinin değiştirilmemesi
gerekmektedir. Ayrıca velayetin kötüye kullanılması halinde de mevcut hukuk sisteminde
çocuğun üstün yararının gereklerine göre velayetin değiştirmesi davası açılabilmektedir. Bu
iddiada bulunan tarafın dava hakkı haizdir.Dolayısıyla velayetin değiştirilmesinin çocuğun
menfaati bakımından istisna olması asıl iken kanun teklifi ile bu konu kolaylaştırılmak
istenmektedir. Bu da çocukları bu kaotik ilişkilerin mağduru haline getirme tehlikesi
yaratmaktadır.
Kanun teklifinde Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Adli Destek ve Mağdur
Hizmetleri Müdürlüğü’nce belirlenen çocuk ‘teslim mekanları’ nda kadınların boşandıkları
veya boşanma sürecinde oldukları erkeklerin şiddetine maruz kalma ihtimalleri düşünülerek
kadınları ve çocukları erkek şiddetine karşı koruyacak bir tedbir düzenlenmemiştir. Her gün
en az üç kadının adliye kapılarında, okul önlerinde şiddete uğradığı, öldürüldüğü gerçeği
düşünüldüğünde kadınları korumasız bırakan bu düzenleme kabul edilemez.
Kanun teklifinin bu haliyle yasalaşması halinde kadınlar şiddet tehdidi, can güvenliği riski
olduğu için çocukları ‘teslim etmemeleri’ halinde disiplin hapsi ile karşı karşıya
bırakılmaktadırlar. Bu durumda hem kadınlar cezalandırılmak istenmekte hem de çocuğun
disiplin hapsi karşısında içine itileceği psikoloji göz ardı edilerek çocuğun üstün yararı yok
sayılmaktadır.
Teklifle çoğunlukla velayeti elinde bulunduran kadınların haklı gerekçeleri hiçe sayılarak,
şiddet, tehdit ve zorlamaya maruz kalıp kalmadıkları araştırılmadan kadınlara karşı ‘çocuk
kaçıran’ muamelesi yapılmaktadır. Halbuki çocuk aracılığıyla boşandığı kadınların yaşamını
gözetleyen, baskı ve tacizi sürdüren erkeklerin artık harç bile ödemek zorunda olmadıkları bir
düzenlemeyle çocukları nesneleştirme ihtimalleri ele alınmamıştır. Her ilişkiye özgü
durumların araştırılması, kadınların sakıncalı bulduğu durumların olup olmadığının, çocukla
kişisel ilişki kurmak isteyen babanın çocukla gerçek anlamda iletişim kurup kurmadığının,
çocukla ilgilenip ilgilenmediğinin, çocuğa karşı şiddet uygulayıp uygulamadığının saptanması
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 48 ‒
ve her kişisel ilişki kurulması öncesi ve sonrasında çocuğun uzmanlarla görüştürülmesi
gerekmektedir.
Teklif metninde konu icra müdürlüklerinin görevinden çıkarılıyormuş gibi görünse de kararın
yerine getirilmesindeki işleyişin değişmediği, sırf göstermelik bir düzenleme yapıldığı
ortadadır. Çocuk hiçbir suretle kolluk zoruyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Ancak
düzenleme mevcut durumundan farksız bir yöntem geliştirememiştir. ‘Teslim’ emrine
uyulmaması ve çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi halinde kolluk zoru
uygulanacağı düzenlenmiştir. Kadına yönelik erkek şiddetinin yoğun yaşandığı gerçeğinden
hareketle görüşmeler esnasında kadınların, çocukların ve diğer görevlilerin erkek şiddetine
karşı korunması amacıyla kolluk bulundurulmalıdır. Ancak bu kolluğun çocukta bir travmaya
sebep olmaması açısından sivil giyinimli olması, pedogoji eğitimi almış olması, çocuğu ve
tarafların hikayesine vakıf olması gerekmektedir.
Teklif metninde Adli destek ve mağdur hizmetlerinde çalışan uzmanların mahkemeden
bağımsız görev yapacağından söz edilmektedir. Bu durum rastgele görevlendirilen, her
seferinde değişme riski olan uzmanın çocuğu tanımadan, her somut olaya özgü özellikleri,
ilişkilerdeki şiddet geçmişini bilmeden raporlama yapma tehlikesini doğurmaktadır. Teklifte
sözü edilen ‘danışmanlık tedbiri’ de oldukça muğlaktır. Bahse konu danışmanın uzmanlık
alanı, tecrübesi ve yetki sınırları belirsiz bırakılmıştır. Ayrıca Adalet Bakanlığı bünyesinde
faaliyet gösteren adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yürütülmesinin söz
konusu birimde hem yeterli ve donanımlı çalışanın olmaması hem de boşanmış ailelerinin
mağdur olduklarına dair ön kabulün ve boşanmanın kötü olduğu düşüncesine yol açması
bakımından da sakıncalar doğuracağı ortadadır.
08/11/2021
Züleyha Gülüm Mehmet Ruştu Tiryaki
İstanbul Batman
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 49 ‒
MUHALEFET ŞERHİ
İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifine ilişkin muhalefet şerhimizdir.
Kanun Teklifinin Geneli Üzerine Değerlendirmeler
İcra ve İflas Kanunu daha önce 4 kez değişikliğe uğramış olup en son Mayıs 2021 tarihinde 21
maddelik, İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
görüşmeleri Adalet Komisyonun ve Genel Kurulda tamamlanarak kanunlaşmıştı. 21 maddelik
bu teklif 7 ayrı kanunda düzenlenmeler getiren bir torba kanundu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte sayıları artan torba kanun teklifleriyle İcra İflas
kanununda ve uygulamada yer alan sorunlar çözülmeye çalışılmakta ancak kanunun sistematiği
ve hukuki istikrar ilkeleri sürekli çıkarılan torba kanunlarla zarar görmektedir.
1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun yeni baştan yazılmasına ilişkin oluşturulan
komisyon çalışmalarını tamamlamıştır. Her yıl parça parça değişiklik yapmak yerine, İcra ve
İflas Kanununun yeni baştan yazılan metni yasalaştırmak üzere çalışmalar yürütülmesi
gerekmektedir.
Görüşülmekte olan kanun teklifi, 7 kanunda değişiklik yapan 54 maddelik bir torba kanundur.
Komisyon görüşmelerinde 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nda değişiklik getiren bir
madde ihdası önergesi AK Partili milletvekilleri tarafından teklif edilmiş ancak Genel Kurul’da
görüşülmek üzere önerge geri çekilmiştir.
1. 2004 Sayılı îcra ve İflas Kanunu
2. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu
3. 3717 Sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat
Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması
Hakkında Kanun
4. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu
5. 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu
6. 5717 Sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanunu
7. 7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanunu
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 50 ‒
Görüşülmekte olan kanun teklifi basında "5. Yargı Reformu Paketi” olarak tanıtılmaktadır.
Ancak, bir reform niteliğinde olmadığı açıktır. Zira kanun bugünün bilişim teknolojilerinden
de yararlanarak icra ve iflas işlemlerini çabuklaştırmayı, hızlı çözümlere varabilmeyi, icra
dairelerindeki yığılmaları ve yaşamı kolaylaştırmayı, velayet ilişkisinde çocuğun mal olarak
görülmekten çıkarılması amaçlayan düzenlemelerden ibarettir.
Cumhurbaşkanı tarafından 2019 yılının Mayıs ayında kamuoyuna açıklanan Yargı Reformu
Strateji Belgesi ve 2021’in Mart ayında açıklanan însan Hakları Eylem Planı ile AK Parti yeni
“yargı reformları” sürecini başlatmıştır. Yargı Reformu Strateji Belgesi ile 9 amaç, 63 hedef ve
256 faaliyet; însan Hakları Eylem Planı ile 9 amaç, 50 hedef ve 393 faaliyet belirlenmiştir.
Bugüne kadar çıkarılan tüm yargı reformu paketlerine yazdığımız muhalefet şerhlerinde,
muhalefetin önerilerinin gerek Komisyon gerek Genel Kurul görüşmelerinde göz ardı edildiği,
çıkarılan paketlerin mevzuat değişikliğinden ibaret olup, yargının ve yargısal faaliyetlerin en
sorunlu alanlarına müdahale edilmediği, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının
güçlendirilmesi noktasında çok elzem adımların atılmadığı detaylarıyla ifade edilmiştir. Zira
hakimler ve savcılar tarafından her yargı paketi sonrasında ve öncesinde çıkarılan pakette yer
alan hükümleri dahi kadük bırakacak uygulamalar icra edilmiş ve kararlar verilmiştir.
“Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, kişisel özgürlükler, adalete erişilebilirlik, uluslararası
sözleşmelere uyum, AÎHM kararlarına uyum” yol haritasıyla ortaya çıkılmıştı ama bu
hedeflerden hiçbiri tutmadığı gibi geldiğimiz noktada “Anayasa Mahkemesi kararlarını, AÎHM
kararlarını tanımıyorum, uygulamıyorum.” diyen yargıçlar ve savcılar var ve maalesef buna
uymayanların öncelikle terfi edildiği kamuoyunun malumudur.
Görüşülmekte olan Teklif ile;
1. İcra işlemlerine ilişkin açık artırmanın daha önce mezat salonlarında yapılan bölümü de
dahil olmak üzere bütünüyle elektronik ortamda gerçekleştirilmesinin,
2. Haczedilen taşınır malların satış isteme sürelerinin taşınmazlarda olduğu gibi "bir yıl"
olmasının,
3. Hacizli malların kıymet takdiri ile satış giderlerinin tarifeyle belirlenmesi,
4. Hacizli mallarla ilgili satış talebiyle birlikte tarifeyle belirlenecek giderin ödenmesinin
zorunlu olması, giderin yatırılmaması halinde satış talebinin vaki olmamış sayılmasının,
5. Sicile kayıtlı motorlu kara araçlarının muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte
yapılmasının zorunlu olmasının,
6. Borçlunun haczedilen malını rızaen satmasına imkân verilmesinin,
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 51 ‒
7. Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam veya tedbir
kararlarının icra sisteminin dışına çıkartılması ve bu işlemlerin Adalet Bakanlığı
bünyesinde faaliyet gösteren Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlüklerince,
taraflara mali bir külfet yüklenmeksizin yerine getirilmesinin,
8. Çocuğun velayet hakkına sahip anne veya babanın kişisel ilişki kurulmasına dair kararın
gereklerini yerine getirmemesi halinde ve çocuğun menfaatine aykırı olmamak şartıyla
velayet sahibinin değiştirilebilmesinin,
9. Çocukla ilişki kurulmasıyla ilgili ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine
ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler, bu teslim emrini engelleyenler ve kendisine
teslim edilen çocuğu ilam veya tedbir kararında belirtilen sürenin bitiminde belirlenen
yere getirmeyenlerin disiplin hapsi ile cezalandırılmasının, öngörüldüğü
anlaşılmaktadır.
Teklifin çocuklara ilişkin maddeleri;
1. 1932’den beri uygulanan çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair
ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin usul, icra sistemi dışına
çıkarılarak Çocuk Koruma Kanunu kapsamına alınması;
2. çocuk teslimi ve kişisel ilişki kurulmasına dair işlemlerde öncelikli olarak çocuğun
örselenmemesini ve çocuğun polis zoru ya da müdahalesiyle yüz yüze gelmemesi ve bir
travma yaşamamasının çocuğun ruhsal ve bedensel gelişim sürecinde son derece önemli
olduğu gerekçesiyle çocuğun icranın konusu olmaktan çıkarılıp, Çocuk Koruma
Kanunu çerçevesinde artık psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı gibi profesyoneller
eliyle bu sürecin yürütülmesi "çocuğun üstün yararı" açısından olumlu
değerlendirilmektedir.
Anayasa’ya Aykırı Olan Maddeler
Teklifin 1., 40. Ve 44. Maddelerinin Anayasa’ya aykırı olduğu düşünülmektedir.
Teklif metninin 1. maddesiyle, 2004 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrasından sonra gelmek
üzere eklenen fıkra uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından, icra müdür ve müdür yardımcıları
arasından, icra müdürünün yetkilerini haiz olacak icra başmüdürünün görevlendirilebileceği ve
bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
Yine teklif metninin 31. maddesiyle de, 657 sayılı Kanun’un 152. maddesine, icra
başmüdürlerine adalet hizmetleri tazminatı ödenmesine ilişkin bir bent koyulmuştur.
TürkiyeBüyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 52 ‒
Ancak Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasının ilk cümlesine göre, "Memurların ve diğer
kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık
ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.
Teklifin 40. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında yer alan "fiil suç teşkil etse dahi,” ibaresi,
Anayasa’nın 2. ve 90. maddelerine aykırıdır. Söz konusu “fiil suç teşkil etse dahi” ibaresi
uyarınca, açık şekilde, aynı fiil için iki farklı ceza öngörülmesi mümkün kılınmaktadır ve hukuk
devleti ilkesinin bir gereği olan ne bis in idem ilkesi ihlal edilmektedir. 2008 yılında Anayasa
Mahkemesi, aynı fiil sebebiyle birden çok defa yargılanma ve cezalandırılma yasağını, aynı fiil
için disiplin ve tazyik hapsi cezalarının öngörülmesini mümkün kılan bir düzenlemeyi iptal
etmiştir.
Kanun teklifinin 44. maddesiyle 5395 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde 2’nin ilk üç fıkrası
uyarınca; bu Kanun’un dördüncü kısmının uygulanmasına ilişkin yönetmelik, geçici madde 2 ’yi
ihdas eden kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılacaktır. Teklifin 44.
maddesiyle öngörülen geçici madde 2; Anayasa’nın, kanun koyma, değiştirme ve kaldırmanın
TBMM’nin yetkisinde olduğunu belirten 87. yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesini
öngören 7. ve hukuki belirlilik ve güvenlik alt ilkeleri içeren hukuk devleti ilkesini içeren 2.
maddelerine aykırıdır.
Alt Komisyon İhdası Hakkında
Alt komisyonlar, ihtisas komisyonlarına havale edilen işlerin daha detaylı incelenmesine imkân
sağlamak amacıyla, komisyon üyeliklerinin siyasi parti gruplarına dağılım oranı dikkate
alınarak oluşturulan küçük çalışma gruplarıdır. Alt komisyonlar, tekliflerin olgunlaştırılması
yönünde teknik çalışmalar yapılmasına ve üzerinde uzlaşılabilecek bir metin hazırlanmasına
zemin oluşturabilmektedir. Alt komisyon metni veya raporu bağlayıcı olmamakla birlikte
uygulamada komisyonlar tarafından genellikle benimsenmektedir.
7 ayrı kanunda değişiklik getiren bu torba kanun teklifinin, STK temsilcileri, barolar,
üniversiteler, ve katkı sağlayacak paydaşların katkı sunabileceği alt komisyonda görüşüldükten
sonra komisyon gündemine alınması katılımcı kanun yapım tekniği bakımından gereklidir.
Kanun teklifi oldukça kapsamlı olup, özellikle çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki
kurulmasıyla ilgili olarak Türk Medeni Kanunu, Çocuk Koruma Kanununda oldukça ayrıntılı
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 53 ‒
ve yeni hükümler öngörülmektedir. Komisyon üyelerine yeterli inceleme süresi tanınmamıştır.
Alt Komisyon kurulması halinde konunun uzmanlarından, yargı organı temsilcilerinden ve
doktrinden istifade imkânı sağlanmış ve Teklif ayrıntılı şekilde incelenmiş olacaktır.
Buna rağmen, alt komisyon kurulması ve kanuna katkı sunabilecek paydaşların görüşleri
alındıktan sonra teklif üzerinde görüşmelerin devam etmesi gerektiği inancıyla verdiğimiz
önerge reddedilmiştir.
Ekonomik Sorunlar, İcra Dosyaları, Kredi Borçları
2003 yılında 2,5 milyar olan çiftçi borçları, bu yıl 200 milyarı aşmıştır; tarım kredi borçları,
ziraat bankası ve özel bankalarla birlikte. Yine, BDDK verilerine göre, hane halkı borcu,
vatandaşın bankalara olan, tüketici ve kredi kartı borçları da dâhil 2002’de 6,3 milyar iken
2021’in ilk altı ayında sadece 874 milyara çıkmıştır. Yine, Ulusal Yargı Ağı’ndan alınan
verilere göre 2008 yılında 8 milyon icra iflas dosyaları var iken 2018’de 19 milyon 901; 2021
yılında yedi ayda 25 milyon dosya vardır.
İcra ve İflas
Dosya Sayısı
2008 2018 2020 2021 (ilk 7
ayı)
UYAP Verileri 8 milyon 19 milyon 901
bin 807
30 milyon 384
bin
25 milyon
Hane Halkı
Borcu
(vatandaşın
bankalara olan
tüketici ve
kredi kart
borcu dahil)
2002 2006 2010 2015 2020 2021(ilk
6 ay)
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 54 ‒
BDDK Verileri 6.3 milyar TL 68.9
milyar TL
172.7
milyar TL
375.2
milyar
TL
820.7
milyar
TL
874.2
milyar
TL
Kredi Kayıt Bürosu (KKB) kayıtlarına göre Türkiye'de 34 milyon 119 bin 250 kişi bireysel
kredi müşterisidir (konut, araç, ihtiyaç kredisi kullanan kişi). Yine aynı kayıtlara göre
Türkiye'de 2020 yılında kredi kartı borcu takipte olan yurttaş sayısı, 1 milyon 272 bin 62’dir.
2021 Eylül Ayı verilerine göre, işgücüne katılan sayısı 33 milyon 209 bin kişi olarak
gerçekleşmiştir. Yani işgücüne katılan kişilerin yüzde 90’dan fazlası kredi kullanmış ve
bankaya borçludur.
Çiftçilerin 2003 yılında 2,5 milyar TL olan toplam borcu; 2021 yılında bankalara 149 milyar,
tarım kredi kooperatifine 10 milyar ve serbest piyasaya olan borçlarla birlikte 200 milyarı
aşmıştır.
Sorunlar ve Öneriler
Vatandaş, kredi kartı ve banka kredisi borçlusu olarak hayatını zor idame ederken, İcra ve İflas
Daireleri, borç tahsil edebilmek bir yana uygulamadan kaynaklanan sorunlarla uğraşmaktadır.
İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerdeki icra daireleri, kapalı ve açık icra dosyalar hakkında
yapılacak işlemlerde haftanın her günü için farklı farklı uygulamalar tespit etmiştir. Bu farklılık
karışıklığa ve düzensizliğe yol açmaktadır. Dairelerin tümünde yeknesak uygulamaların
bulunmaması, vatandaş nezdinde “bugün git yarın gel” uygulaması olarak algılanmaktadır.
İcra dairelerinde yer alan kapanan dosyalar 10 yıl süreyle saklanmaktadır. Bu sebeple, icra
daireleri ve arşivleri üst üste istiflenmiş dosya yığınlarıyla doludur. Kapanan dosyaların itinalı
bir şekilde dijital ortama aktarılarak, fiziki nüshalarının imha edilmesi konusunda gerekli
tedbirler alınmalıdır. Ülkemizde her yıl açıklanan ve Ulusal Yargı Ağı’ndan alman verilere göre
milyonlarca icra dosyası gözükmektedir. Uygulamada haricen anlaşma yani icra dairesine
bildirmeden, dosyayı kapatmadan borcu ödeme ve sonlandırma söz konusudur. Dolayısıyla bu
dosyalar Türkiye'de bir sayı kirliliğine sebep oluyor hem de adliyelerdeki icra
müdürlüklerindeki bu dosyalar fiziki olarak büyük yer kaplıyor. Bugün büyük adliyelerde artık
kapanmamış dosyalar, derdest dosyalar bile arşivlerde görülmeye başlanıyor. Bu sorunun
temelinde, icra dosyalarında kapatmak için istenen harç bedeli yer almaktadır. Borçlu icra
dairesine bir de ekstradan haricen anlaşmalarda çıkan %4.5‘lik harcı ödememek için borcun
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 55 ‒
ödendiği ve dosyanın artık kapandığı icra dairesini bildirilmiyor. Bu harç makul seviyelere
indirilirse, icra dosyalarında bu kabaran rakamlar azalacaktır.
Yediemin sistemine ilişkin pek çok şikâyet söz konusudur. Çok defa yangın çıktığı, emanete
alman taşınırların kaybolduğu, bulunamadığı, belli organize suç örgütlerinin elinde olduğu
şeklinde basma yansıyan haberlerde ve uygulamada yer alan memurların şikayetleri, söz
konusudur. Yediemin sisteminin nitelikli hale getirilmesi, mevcut yedieminlerin
denetlenmesini ve yeniden kanunla tespit edilecek nitelikleri haiz kişilerin yediemin olabileceği
hususları kanunlaştırılmalıdır. Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği vardır ancak
uygulamada denetim eksikleri ve sorunlar vardır.
İcra memur ve müdürlerinin özlük haklarında iyileştirmeler yapılmalıdır. Mesai ücretleri ve
harcırahlar, maaşlara tam olarak yansıtılmalı, rapor alınması ve izinli olunması durumlarında
kesinti yapılmalıdır.
Görüşülmekte olan kanunla oluşturulması planlanan icra daire başkanlıklarında Hukuk
fakültesi mezunu, on yıllık kıdemi olan ve icra dairelerinde müdürlük görevi yürüten kişilerin
daire başkanı, daire başkan yardımcısı olarak seçilmesi faydalı olacaktır. Zira uygulamadan
gelen müdürler, alacaklı-borçlu dengesini geçmiş tecrübeleri ile daha açık bir şekilde tespit
edebilecektir.
Yine rehinli araçlarda rehinin paraya çevrilmesi sırasında, vatandaş aracını getirip teslim
etmiyor ya kaçırma yoluna gidiyor, ya bir köşede çürüyor, ya da parçaları sökülerek imha gelir
elde edilmek isteniyor, eğer aracı vatandaş getirmiyorsa en azından burada üç ay bir disiplin
cezası getirilmesi bu kötü niyetli insanların emellerinin önüne geçmek noktasında faydalı
olacağı kanaatindeyiz.
İhalenin feshi davalarında her ne kadar kanunda "Taraflar dava açar.” diyorsa da uygulamada
ihaleyle hiç alakası olmayan kötü niyetli insanlar dava açıyorlar, dava bir, bir buçuk yıl sürüyor,
ve günün sonunda hâkim taraf olma hakkı ve yetkisi bulunmadığı için davayı reddediyor ama
geçen sürede kötü niyetli olarak ve hukuki yollar kullanılarak ihalenin neticelenmesi
engelleniyor. Bu konuda, gerekli düzenlemeler yapılması elzemdir.
Her çıkarılan yargı reform paketinde dile getirdiğimiz üzere, Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu
maddesinden kaynaklanan mağduriyetlerin bir an evvel giderilmesi için gerekli düzenlemelerin
yapılması şarttır. Bu konuda, lYl Parti olarak, kanun teklifi, araştırma önergesi, komisyonlarda
ve genel kurulda madde ihdası önergeleri verilmiş ancak ilerleme kaydedilememiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 56 ‒
Teklifin Maddeleri Üzerine Değerlendirmeler
1. Madde
Birleştirilmiş icra daireleri ile iş yoğunluğunun veya personel sayısının fazla olduğu icra
dairelerinin düzenli, uyumlu ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla Adalet
Bakanlığı tarafından icra müdür ve müdür yardımcıları arasından, icra müdürünün yetkilerini
haiz bir icra başmüdürünün görevlendirilebileceği hüküm altına alınmıştır. İcra
başmüdürlüklerinin görev ve yetkilerinin kanunla belirlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde,
hali hazırda yürütme tarafından atanan icra müdürlerinin üzerine yine yürütme tarafından
atanacak icra başmüdürlükleri getirilmesi, yürütmenin yargı üzerindeki tahakkümü
kuvvetlendirecek ve pratikte keyfiyete imkan tanıyacak bir uygulamadır. Bu nedenle kanun
metninden çıkarılması gerektiği teklif edilmiş fakat kabul edilmemiştir.
2. Madde
Kurulacak îcra Daireleri Başkanlığı’na atanacak Başkan Yardımcısının sayısının l’den fazla
olması halinde, bunlardan bir tanesinin Hukuk veya 4 yıllık belirli bölüm mezunları ve en az
meslekte 10 yıllık tecrübeye sahip îcra Başmüdür, îcra Müdürü ve îcra Müdür Yardımcısı
arasından seçilmesine ilişkin bir düzenlemenin getirilmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz.
Şöyle ki ; Bu sayede meslekte yükselme imkanı olacak ve bu bağlı olarak çalışanların motive
ve çalışma isteklerinde artış sağlanacaktır.
5. Madde
Madde ile îcra İflas Kanunun 36 maddesinde değişiklik yapılmakta ve değişiklik ile “Ücreti
ilgililer tarafından verilirse îcra Mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki karar
hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir” ibaresi
eklenmektedir. îcra Mahkemesince gerek hükmü veren Mahkemeye gerekse de İcra Dairesine
gönderilecek bildirimler UYAP sistemi üzerinden ücretsiz olarak gerçekleşmektedir. Bu
nedenle “Ücreti ilgililer tarafından verilirse” ibaresinin çıkartılması daha uygundur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 57 ‒
7. Madde
Madde ile İcra ve İflas Kanununun 88 maddesinde “Haczedilmiş ancak muhafaza altına
alınmamış mallar satış talebi üzerine muhafaza altına alınır veya ihale alıcısına teslime hazır
hale getirilir, aksi takdirde satış yapılmaz.” şeklinde ekleme yapılmıştır. Metinde yer alan “veya
ihale alıcısına teslime hazır hale getirilir” ibaresi uygulama da bir çok tereddüt ortaya
çıkartacaktır. Burada anlatılmak istenen hususun açık ve net bir şekilde açıklanması veya
madde metninden çıkartılması gerekmektedir. Çünkü muhafaza altına alınmayan bir malın ihale
alıcısına teslime hazır hale getirme imkanı bulunmamaktadır.
8. Madde
Madde ile îcra ve İflas Kanununun 97/a maddesinde 3.şahsın yedieminliği kabulü halinde malın
muhafaza altına alınmaması, mahkemece takibin devamına karar verilmesi halinde muhafaza
altına alınabileceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Mevcut düzenleme itibariyle yedieminliğin
hukuki ve cezai sorumluluğu açısından herhangi bir caydırıcılığı bulunmamaktadır. Bu nedenle
de bu maddeye dayanılarak kötü niyetlerin önü açılacaktır. Buna bağlı olarak mal kaçırmalar
ve tarafların hak kayıplarına neden olma ihtimali ortaya çıkacaktır. Bu nedenle ;
1) Yedieminliğin suiistimal edilmesi halinde cezai sorumluluğa ilişkin ek bir
düzenleme yapılması,
2) Aynı zamanda de îcra Mahkemesince inceleme yapılarak verilecek kararın bir
süreye bağlanması, sürecin daha hızlı ve sağlıklı ilerlemesini sağlayacaktır.
Komisyon görüşmelerinde; “Madde ile 2004 sayılı Kanunun 97/a maddesinin birinci fıkrasına
ekleme yapılmakta ve borçlu ile üçüncü kişinin bahse konu malı birlikte ellerinde bulundurması
halinde haczedilen malın muhafazasıyla ilgili hüküm sevk edilmektedir. Bu kapsamda, istihkak
iddiasında bulunan üçüncü kişinin haczedilen malın yedieminliğini kabul etmesi halinde mal
muhafaza altına alınmayacaktır. Takibin devamına karar verilmesi halinde mal muhafaza altına
alınabilecektir. Pratikte, istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin kötü niyetli olması
durumunda telafisi mümkün olmayan olumsuz sonuçların doğması muhtemeldir. Bu kapsamda
ilgili değişikliğin teklif metninden çıkarılması gerekmektedir.” Şeklinde formüle edilen gerekçe
ile maddenin teklif metninden çıkarılması talep edilmiş ancak kabul edilmemiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 58 ‒
9. Madde
Teklifin çerçeve 9'ııncu maddesi ile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı îcra ve İflas Kanununun
106’ncı maddesi değiştirilmekte ve haczedilen malların satışının hızlı bir şekilde yapılabilmesi
için kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunluluğu
getirilmektedir (Madde 9/3).
Bu düzenlemenin yürürlükteki haline göre, alacaklıların haklarını ve alacağına ulaşma imkanını
kısıtlamaktadır. Zira alacaklılar, borçlunun malına haciz koyabilmek ve böylece alacağına
ulaşabilmek için sadece satış avansı miktarını yat ırmaktadır. Satış avansı bedeli icra müdürleri
tarafından malın değerine göre belirlenmektedir.
Bu uygulama ile borçludan olan alacağını elde edememiş ve zaten mağdur durumda olan
alacaklının, alacağını elde etme hakkı ve imkanı sağlanmaktadır. Ancak teklife göre alacaklılar,
kıymet takdir ve satış giderinin tamamını yat ırmak zorundadırlar. Bu durum zaten mağdur olan
alacaklının, borçlunun malını haczederek alacağına ulaşma imkanını zorlaştırmaktadır. Yani
alacaklı ancak parası var ise alacağına kavuşabilecektir. Söz konusu düzenleme borçluyu
korumakta, alacaklının haklarını korunmamaktadır.
Madde 9/4’te sicile kayıtlı motorlu kara araçlarının sat ışında da yine kıymet takdiri, muhafaza
ve satışa ilişkin giderlerin peşin olarak yatırılması zorunluluğu getirilmektedir. Hacizli aracın
muhafazası için yediemin otoparklarına ödenmesi gereken ücretin de peşin olarak tahsili teklifte
öngörülmüştür. 3’üncü fıkrada açıkladığımız üzere alacaklının alacağını tahsil etmesi
haczedilen malın sat ışını zorlaştıran zaten ekonomik olarak alacağını tahsil edemeyen ve zor
durumda olan alacaklının alacağın ı tahsil etmesine engel olabilecek bir maddedir. Adeta
ekonomik olarak güçlü alacaklıyı korumakta ekonomik olarak zorda olanı korumamaktadır.
Madde 9/5 te ise satış giderlerinin peşin yatırılmaması halinde satış isteme süresinin devam
edeceği ama öngörülen süre içerisinde yatırılmadığı takdirde sürenin dolması ile haczin
kalkacağı öngörülmüştür. Satış masraflarının eksik olduğu tespit edilirse (15) on beş günlük
süre verileceği bu süre içerisinde yatırılmaması halinde satış talebinin yapılmadığına dair karar
verileceği öngörülmüştür.
Madde değişikliği ile İcra ve İflas Kanununun 106 maddesi tamamen değiştirilmektedir.
Teklif maddesinin 2 fıkrasında "Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı
gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkında satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından
birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar.” hükmüne yer
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 59 ‒
verilmiştir. Yine 15 nolu teklif maddesinin 7 fıkrasında "Artırmada, alıcı çıkmazsa veya bu
maddede yazılı şartlar gerçekleşmezse alacaklı, önceki satış talebinden kalan satış isteme süresi
içinde satış günü verilmesini talep edebilir.” Düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıda yer alan
düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, kanun maddeleri arasında çelişki bulunmaktadır. Bu
çelişkinin giderilmesi gerekmektedir.
Komisyon görüşmelerinde; “Değişiklikle teklifte yer alan muğlaklığın giderilmesi
amaçlanmıştır. Zira, teklif ile vaki olmama müessesesine karar verecek makam konusunda
belirsizlik mevcuttur ve doğuracağı hukuki sonuçlar bakımından bu hususun açıklığa
kavuşturulması önem arz etmektedir; gerekçesi ile Görüşülmekte olan îcra ve İflas Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin çerçeve 9 uncu maddesiyle
değiştirilen kanunun 106 ncı maddesinin 6’ncı fıkrasında yer alan “vaki olmamış sayılır”
ibaresinden önce “icra müdürlüğünce” ifadesi eklenmesi” teklif edilmiş fakat kabul
edilmemiştir.
10. Madde
Teklifin çerçeve 10’uncu maddesi; İcra ve İflas Kanunun 110'uncu maddesinde yapılan
değişikliğe ilişkindir. Madde 106’da yapılması öngörülen değişiklik ile uyumlu olması
açısından giderlerin mevcut İcra ve İflas Kanunun 110’uncu maddesinde belirtilen icra
müdürlüğü tarafından belirlenen gider avansının yatırılmaması halinde haczin kalkacağına dair
hüküm fıkradan çıkarılmıştır. İcra ve İflas Kanunun 106 ile teklifte belirtilen satış muhafaza ve
tüm giderlerin peşin olarak yatırılması ile şartlar daha da alacaklı tarafından ağırlaştırılmıştır.
Bu düzenleme ile kıymet takdir masrafları, satış masrafları peşin yatırılmadığı takdirde
alacaklının satış talebi geçersiz olacak ve hacizler kaldırılacaktır. Alacaklılar bu nedenle hak
kaybına uğrayacak, borçlular korunmuş olacaktır. Teklifte İcra ve İflas Kanunu madde 106'ııcı
maddesi için 5’inci fıkrada peşin yatırılmaması halinde “hacizler kalkacaktır” ibaresi
bulunmaktadır. Hacizlerin kaldırılması borçlu talebi ile mi gerçekleşecek yoksa icra müdürlüğü
re'sen mi hacizleri kaldıracağı hususunda bir açıklama bulunmamaktadır. Re’sen icra
müdürlükleri tarafından hacizlerin kaldırılması halinde alacaklının alacağını tahsil edebilme
olasılığı bile elinden alınmış olacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 60 ‒
11. Madde
Teklifin çerçeve ll’inci maddesi de icra ve iflas Kanunun lll’inci maddesinde düzenlenen
taksitle ödeme hususunda yeni eklenecek fıkra ile alacaklı ile borçluya aralarında bir sözleşme
yapma imkânı verilmiştir. Yapılan bu sözleşmenin ise icra müdürlüğü ile tutanak altına alınması
eklenmiştir. Bu madde gereğince icra müdürlükleri tarafından borçlu tarafından icra
müdürlüğünde bizzat imzalanan taahhüt ve bu taahhüde aykırı davranması halinde alacaklının
şikayeti ile İcra ve İflas Kanunun 340'tncı maddesine göre taahhüdü ihlal suçu nedeni ile
verilecek tazyik hapsinin fiilen ortadan kalkacağı ortadadır. Maalesef ki; bu fıkranın eklenmesi
ile de alacaklının alacağına kavuşması engellenmektedir.
icra ve İflas Kanunu madde 340’da düzenlenen taahhüdü ihlal suçunun halen yürürlükte olduğu
da dikkate alındığında icra ve iflas Kanunun 111 ‘inci maddesindeki düzenlemenin yaptırımının
olup olmadığı, bu sözleşmelerin 340‘111c1 madde anlamında taahhüdü ihlal suçunu oluşturup
oluşturmadığı konusunda açıklamaya yer verilmediğinden, bu düzenleme uygulamada aksaklık
ve kat ışıklıklara neden olacak ve alacaklı ile borçlu zaten bu yolu tercih etmeyecektir.
Yaptırımı olmayan sözleşmenin uygulama alanı olmayacaktır.
12. Madde
Teklif Maddesi ile İcra ve iflas Kanununa yeni bir madde olarak 111 /a maddesi eklenmekte ve
bu madde ile "Borçluya satış yetkisi verilmesi” düzenlenmektedir.
1. Maddenin ilk cümlesinde "haczedilen” ibaresine yer verilmekte, ayrıca ilgili maddenin
4 maddesinde "Bu madde uyarınca yapılacak satışlar hakkında niteliği uygun düştüğü
ölçüde bu kanunun diğer hükümlerine yer hükümleri uygulanır.” Şeklinde düzenleme
yapılmış ise de haczedilen ibaresinden sadece haczi yapılan taşınır ve taşınmaz mal
satışında istenebileceği, ipotek ve rehinli mallarda istenemeyeceği gibi bir izlenim
ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle "haczedilen” ibaresinin "Hacizli, Rehinli ve ipotekli
malın” şeklinde düzeltilmesi daha uygun olacaktır.
2. Yine maddenin ilk cümlesinin sonunda yer alan “kendisine yetki verilmesini talep
edebilir” ibaresinin “Kıymet Takdiri Tebliğ Edilen icra Dairesinden kendisine yetki
verilmesini talep edebilir” şeklinde düzenlenmesi daha uygun olacaktır. Ancak satılacak
malın üzerinde birden fazla haciz, rehin veya ipotek şerhi bulunması ve bu durumda
birden fazla İcra Dairesinden kıymet takdirinin yapılması
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 61 ‒
durumunda hangi îcra Dairesinden yetki verileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer
verilmemiş ve aym zamanda kıymet takdiri ile ilgili olarak farklı dosyalardan yapılacak
değer tespitlerinde farklı bedellerin ortaya çıkması gibi bir durum meydana gelecektir.
Ayrıca borçlu tarafından suni borçlar ortaya çıkartılarak, yapılan muvazaalı takiplerde,
belirlenecek kıymet takdirleri üzerinden hacizli malların
mülkiyetinin düşük bedellerle el değiştirmesinin önü açılabilecektir. Bu durumda borçlu
rızai satış yetkisini kötüye kullanabilecek ve alacaklının haklarına halel getirecektir.
Bu gibi durumların ve sorunların ortaya çıkmasına engel olmak adına, farklı îcra
Dairelerinden kıymet takdiri yapılması halinde, bu kıymet takdirlerinin sicile kayıtlı birimlere
bildirilmesi ve birimler tarafından bunun satışı yapılacak taşınır veya taşınmazın siciline şerh
verilmesi sağlanarak, en yüksek bedel üzerinden satış yetkisi verilmesi daha uygun olacaktır.
Ya da îcra Dairesince kıymet takdiri yapılması halinde, kıymet takdir tutanağının bir suretinin
haciz, rehin, ipotek koyan İcra Dosyasına bildirimi sağlanarak, geçerli ve kesinleşen kıymet
takdirlerinden en yüksek bedel üzerinden satış yetkisi verilmesi şeklinde bir düzenleme daha
uygun ve hakkaniyetli olacaktır. Ya da İcra Mahkemesince birden fazla kıymet takdirinden
hangisi üzerinden satış yetkisi verileceğine yönelik karar vermesine yönelik bir düzenleme
yapılabilecektir. Bu nedenle de anlaşmalı haciz gibi durumlarda olabilecek kötü niyetlerde
ortadan kaldırılacaktır.
3. Yine ilgili madde ile borçluya taşınmazın kıymet takdirini ve satışını istemeye ilişkin
düzenleme gerçekleştirilmiş olup, taşınır veya taşınmazın kaydında birden fazla haciz,
rehin veya ipotek şerhinin bulunması ve aynı anda hem borçlunun hem de diğer haciz,
rehin ve ipotek alacaklısının satış istemesi halinde meydana gelebilecek durumlar
hakkında herhangi bir açıklama da bulunulmamıştır.
Bu nedenle borçluya satış yetkisi verilmesi halinde, bu durumun sicile kayıtlı malın kaydına
şerh olarak verilmesi ve buna bağlı olarak diğer satış işlemlerinin durdurulmasına yönelik bir
düzenleme yapılması daha uygun olacaktır.
4. Borçluya satış yetkisi verilmesi durumunda, satışı yapılan taşınmazın tahliyesine ilişkin
bir düzenlemeye yer verilmemiş olup, borçluya verilecek yetki sonrasında satış halinde
tahliyenin hangi süre de kim tarafından yapılacağına ilişkin bir düzenleme yapılması
gerekmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 62 ‒
5. Borçluya satış yetkisi verilmesi durumunda, satıştan doğacak tapu satım harçlarının kim
tarafından karşılanacağına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu konuda bir
düzenleme yapılması gerekmektedir.
6. Ayrıca borçlu tarafından Tapu Müdürlüklerinden hacizli, ipotekli taşınmazın 3.bir
kişiye devri mümkün olup, bu durumlarda alacaklıların hak kayıplarına neden
olmaktadır. Bu nedenle hacizli veya ipotekli taşınmazın Tapu Müdürlüğünden 3.kişiye
satışı halinde, satış bedelinin ilk haciz koyan îcra Müdürlüğüne ödenmesi halinde satışın
gerçekleşeceğine yönelik bir düzenleme yapılması gerekmektedir.
Teklif ile getirilen yeni bir düzenleme ise îcra ve İflas Kanununda halihazırda yer almayan ve
borçluya haczedilen malın rızaen satış amacı ile yetki verilmesi hususudur. Kıymet takdirinin
kendisinde tebliğinden itibaren (7) yedi gün içinde haczedilen malın sat ışı için kendisine de
yetki verilmesini talep edeceği düzenlenmiştir. Borçluya yetki verilmesi halinde borçlunun da
kıymet takdirini yaptırabilmesi söz konusu olacaktır. Borçlunun alacaklının alacağına
kavuşması sürecini kısaltmaya yönelik bir düzenleme gibi görünse de borçlunun alacaklının
alacağını tahsil etmesini engelleyecek bir süreç haline gelebilmesi olasılığı yüksektir.
Komisyon görüşmelerinde “îcra müdürü muhammen bedele ve diğer şartlara uygunluğu
rahatlıkla tespit edecek durumda olup onayı yeterli görülmelidir. Teklif metninin bir güvence
oluşturmadığı da ortadadır. Değişiklikle icra mahkemeleri gereksiz bir yükten kurtarılmış
olacaktır;” gerekçesi ile İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifinin 12 inci maddesinin üçüncü fıkrasının “Borçluyla anlaşan alıcının
belirlenen bedeli birinci fıkra uyarınca borçluya verilen onbeş günlük süre içinde dosyaya
ödemesi halinde, icra müdürü kanuni şartların gerçekleştiğini tespit ederse satışı onaylar.”
şeklinde değiştirilmesi teklif edilmiş fakat kabul edilmemiştir.
13. Madde
Teklifin çerçeve 13'üncü maddesi ile elektronik ortamda açık artırma sureti ile satışa ilişkin
hükümler düzenlenmektedir. Mevcut durumda elektronik ortam ile başlayan açık artırma fiziki
ortamda verilen teklifler ile son bulmaktadır. Bu karma usulün terk edilerek satışları n tamamen
elektronik ortamda yapılması (mahcuz malın en yüksek bedelle sat ışının yapılması ve teklif
veren say ısının arttırılması amaçlanarak) düzenlenmiştir. İhalenin sadece elektronik ortamda
yapılacağı hususu belirtilmiş ise de elektronik ortamda yapılacak açık artırmanın nasıl
yapılacağı, açık artırmanın şeffaflığı vs. hususunda netlik bulunmamaktadır. Hali hazırda fiziki
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 63 ‒
ortamlarda yapılan açık artırmalarda ihale katılımcıları, pey sürebilmekte ve açık artırma halka
açık olarak, şaibeden uzak yapılmaktadır. Ülkemizdeki internet erişiminin yeterli olmaması da
dikkate alındığında, ihale kat ılımlarda ciddi azalmaya neden olabileceği ve aynı zamanda da
fırsat eşitliğine aykırı olabileceği değerlendirilmektedir
Maddenin ilk cümlesinde "Haczolunan malın satışı” ibaresine yer verilmiş olup, bu madde ile
sadece haczedilen malların elektronik ortamda satışına ilişkin düzenleme yapıldığı ortaya
konulmuştur. Ancak ipotekli ve rehinli mallar ile Satış Memurluğunca yapılacak satışları
kapsamadığı gibi bir izlenim ortaya çıkacaktır. Bu nedenle ilgili maddenin ilk cümlesinde yer
alan “Haczolunan malın satışı” ibaresinin “Bu kanuna göre Taşınır ve Taşınmaz malın satışı”
şeklinde değiştirilmesi daha uygun olacaktır.
Bununla birlikte İcra İflas Kanununda, mezat satışlarının fiziki ortamda yapılmasının amacı
aslında, teklif verenlerin birbirinin teklifini görerek, icra yoluyla satılan malın daha yüksek bir
bedel ile satılmasını sağlamaktır. Bu yol, alıcılar arasında rekabeti arttırarak, ihaleyi
canlandırıp, satılan malın gerçek değerine en yakın şekilde alıcı bularak, borçlunun zarara
uğramamasını ve alacaklı ya da alacaklıların gerçekleşen maksimum tahsilat ile alacağına daha
fazla oranda ulaşmasını sağlamaktadır. Böylece hem borçlunun hem de alacaklının hakları
korunmuş olur. Elektronik ortamda düzenlenen icra yoluyla mal satışlarının da, icra iflas
hukukunun bu temel amacına zarar vermeyecek şekilde düzenlenmesi zorunludur. Kanun
teklifinde icra-iflas hukukun bu temel ilkesinin elektronik satış ortamında da korunup
korunmayacağı anlaşılamamaktadır. Sürecin açık şekilde değil, kapalı ve teklif verenlerinin
birbirinin teklifini görme olanağının kapatıldığı bir şekilde düzenlendiği görülmektedir. Aynı
mezat gibi açık ortamda yapılmalı ve elektronik zeminde bunun ortamı hazırlanmalı ve
katılımcıların peyleri, diğerleri tarafından görülebilmelidir. Aksi düzenleme, kapalı zarf usulü
ile teklif vermeye benzer bir durum yaratacaktır.
14. Madde
İcra İflas Kanunun 114 maddesinde düzenleme yapılmaktadır.
1. Düzenlemenin 5 fıkranın 2 maddesinin sonunda yer alan "23:30‘a kadar yatırılması
gerektiği ibaresine”, İcra Müdürlüğünce paraların haciz mahalli dışında nakit olarak
tahsil edilememesi durumu dikkate alınarak “23:30’a kadar İcra Dairesinin banka
hesabına yatırılması gerektiği ibaresine” şeklinde düzeltilmesi daha uygun olacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı:285)

‒ 64 ‒
2. Düzenlemenin son fıkrasında “İhalenin kesinleşmesine üzerine taşınırın ihale alıcısına
teslimi veya sicile kayıtlı malın ihale alıcısına tescili, damga vergisi ve katma değer
vergisi yatırılmasından sonra gerçekleştirilir. İhale alıcısı ihalenin kesinleşmesi üzerine
icra dairesine müracaatla katma değer vergisi beyannamesi düzenletmek zorundadır.”
Hükmüne yer verilmiştir.
Yapılan düzenleme ile Katma Değer Vergisinin ihalenin kesinleşmesi üzerine ödeneceği ortaya
konulmaktadır. Ancak ihale alıcısının hangi süre içerisinde îcra Dairesine başvuracağı
hususuna yer verilmediği gibi, bahse konu düzenleme Katma Değer Vergisine ilişkin mevzuat
ile çelişmektedir. Katma Değer Vergisine ilişkin mevzuatta KDV’nin ihale bedelinin yatırıldığı
tarihten itibaren en geç ertesi gün ödenmesi hususu düzenlenmektedir. Bu nedenle de KDV’nin
ihalenin kesinleşmesinden sonra ödenmesi halinde Vergi Dairelerince cezalarının kesilmesine
engel olmayacaktır. Ayrıca KDV beyannamesinin sorumluluğu İcra Müdürlüklerine ait olup,
ihale alıcısının beyanname nedeniyle ödemeyi geç yapması halinde de İcra Müdürlüğünün cezai
sorumlulukla karşı karşıya kalmasına neden olacaktır.
Bu nedenle ; İhale nedeniyle alınması gereken Katma Değer Vergisi ile İhale Damga Vergisinin
ihale bedeli ile birlikte tahsil edilerek, KDV ve Damga Vergisi sorumlusu olarak İcra
Müdürlüğünce Vergi Dairesine ödemesinin yapılmasına ilişkin olarak bir düzenleme yapılması
daha uygun olacaktır. Eğer bu şekilde düzenleme yapılmayacak ise İhale alıcısının ihalenin
kesinleşmesi üzerine kaç gün içinde icra dairesine başvuracağı ve ödeme yapacağı hususunda
bir düzenleme yapılması uygun olacaktır.
15. Madde
Teklifinin çerçeve 15 ’ inci maddesinin son fıkrasındaki düzenlemenin hukuken kabulü mümkün
değildir. Teklif çok açık bir şekilde ihaleye fesat karıştırma suçuna benzer bir suçun
işlenmesinin önünü açmaktadır. Düzenlemeye göre, satış gününde, elektronik satış portalından
kaynaklanan teknik sebeplerle arttırmanın son on dakikasında teklif verilemediği tespit edilir
ve icra müdürü, ertesi iş günü bunu tespit eder ise artırma süresini bir gün uzatabilecektir.
Bu durumu icra müdürü elektronik satış portalında açıklayarak, yeni artırma gününü, üç günü
geçmeyen bir tarih olarak ilan edecektir. Bu yeni günde de ilk satışta güya son on dakikada
teknik nedenlerle teklif veremeyen üçüncü kişiler, teminatları ile birlikte yeni tekliflerini
verebileceklerdir. Bu hukuken kabul edilmesi mümkün olmayan, icra yoluyla satılacak olan
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 65 ‒
mala teklif veren dürüst alıcıların, tekliflerinin üçüncü kişiler tarafından bir şekilde
öğrenilebilmesi ihtimaline ve ikinci satış tarihinde, önceki verilen teklifin ya da tekliflerin daha
da üst ünde teklif verilmesine yol açabilecektir.
16. Madde
Bahse konu düzenleme ile îcra ve İflas Kanununun 118 maddesi değiştirilmekte olup, madde
metninde 1 fıkrasının son cümlesinde yer alan “satış bedelini nakden ödemek zorundadır”
ibaresinin “satış bedelini nakden icra Dairesi hesabına ödemek zorundadır” şeklinde
düzeltilmesi uygun olacaktır.
22. Madde
Bahse konu düzenleme ile İcra ve İflas Kanununun 130 maddesi değiştirilmekte olup, madde
metninde yer alan “satış bedelini nakden ödemek zorundadır” ibaresinin “satış bedelini nakden
İcra Dairesi hesabına ödemek zorundadır” şeklinde düzeltilmesi uygun olacaktır.
23. Madde
Bahse konu düzenleme 2’nci paragrafında yer alan "İhale alıcısının talebi üzerine icra
dairesi, satışı yapılan taşınmazda kira sözleşmesine bağlı olarak kişiye kira bedelini, " şeklinde
düzenlemeye yer verilmiştir.
1. Burada yer alan kira sözleşmesinin adi kira sözleşmesi olması halinde, bu kira
sözleşmesi her zaman düzenlenebilmekte ve bu nedenle hak kayıplarına ve kötü niyetle
hareket edilmesine neden olunabilecektir. Örneğin kira bedelinin yüksek olmasına
rağmen, düşük bir kira bedeline ilişkin düzenleme yapılarak ihale alıcısının haklarının
zarar görmesi sağlanabilecektir.
Bu nedenle bu tür kötü niyet ve hak kayıplarına neden olmamak adına “satışı yapılan
taşınmazda kira sözleşmesine bağlı olarak kişiye kira bedelini,” ibaresinin “satışı yapılan
taşınmazda resmi kira sözleşmesine bağlı olarak kişiye kira bedelini” şeklinde düzenlenmesi
daha uygun olacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 66 ‒
2. İlgili kanun maddesi teklifinin son maddesinde "ihale kesinleşmedikçe ve ihale konusu
mal alıcıya teslim edilmedikçe veya teslime hazır hale getirilmedikçe ihale bedeli
alacaklılara ödenmez. İhale konusu malın teslim edilemeyeceği veya teslime hazır hale
getirilemeyeceği durumlarda ihale iptal olunarak ihale bedeli alıcısına ödenir."
şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Ancak iptal kararma kim tarafından karar verileceğine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu
nedenle iptal kararma kim tarafından karar verileceği ve ayrıca teslime hazır hale getirilmedikçe
ibaresinden kastedilen hususun ne olduğuna açıklık getirilmesi daha uygun olacaktır.
Komisyon görüşmelerinde; “Bu süreçte devreye tahsil dairesinin sokulması süreci gereksiz yere
uzatacaktır.” gerekçesi ile îcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifinin 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesinin “Talebin
reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması
halinde, teminat resen hükmedilen para cezasından mahsup edilmek üzere hâzineye irat
kaydedilir.” şeklinde değiştirilmesi teklif edilmiş fakat kabul edilmemiştir.
24. Madde
Düzenleme ile İcra ve İflas Kanununun 135 maddesinde düzenleme yapılmaktadır. Ancak ihale
alıcısının tahliye istemine ilişkin hangi süre içerisinde tahliye isteme hakkı bulunduğu
hususunda bir açıklık getirmemiştir. Bu da uygulama da sorunlara neden olmaktadır. Örneğin
ihale alıcısı tescilden itibaren 1 yıl sonra da gelip tahliye talebinde bulunmaktadır. Bu gibi
durumların önüne geçmek adına, "İhale alıcısı tarafından tescilden itibaren 3 ay içerisinde
tahliye talebinde bulunmak zorundadır” şeklinde bir düzenleme yapılması daha uygun
olacaktır.
25. Madde
Düzenleme ile îcra ve İflas Kanununun 142/a maddesinde düzenleme yapılmaktadır. Bu
düzenleme ile sıra cetvelinin düzenlenmesi üzerine bankanın kesin ve süresin teminat mektubu
sunması halinde kendisine düşen payın ödenebileceği hususunda düzenlemeye yer verilmiştir.
Gerek Anayasa Mahkemesi ve gerekse de son zamanlarda Bölge Adliye Mahkemelerince sıra
cetveline itiraz veya şikayet halinde bedelin nemalandırılması ve bu bedelin ilgilisine
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 67 ‒
ödenmesine karar verildiği görülmekte, bu durumda da uygulama da sorunlara neden
olmaktadır.
Bu nedenle düzenlemenin sonuna “Sıra cetveline itiraz veya şikayet edilmesi halinde ihale
bedeli nemalandırılmaz" hükmüne yer verilmesi sorununu ortadan kaldıracaktır.
32. Madde
Madde düzenlemesi ile 3717 sayılı kanunda düzenleme yapılmaktadır. îcra İflas Kanununda
yapılacak düzenleme ile fiziki satışlar kaldırılmakta ve elektronik satış uygulamasına
geçilmektedir. Bu sayede belediyelere ödenen tellaliye ücretlerinin ödenmesine ve taraflara
getirdiği yük ortadan kaldırılmaktadır. Buradan doğacak bedelin icra Çalışanları arasında
belirlenecek oranlar üzerinden dağıtımı, çalışanlara moral motivasyon sağlayacak ve diğer
kurumlar ile icra çalışanları arasındaki özlük hakları açısından bir katkı sağlayacaktır.
40. Madde
Teklifin 40. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında yer alan "'fiil suç teşkil etse dahi,"
ibaresi, Anayasa’nın 2. ve 90. maddelerine aykırıdır. Teklifte maddelerinde yer alan suç
teşkil etse dahr ibaresi uyarınca, açık şekilde, aynı fiil için iki farklı ceza öngörülmesi mümkün
kılınmaktadır ve hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ne bis in idem ilkesi ihlal edilmektedir.
Komisyon görüşmelerinde Anayasa’ya aykırılık gerekçesiyle Teklifin 40. maddesinin birinci
ve üçüncü fıkralarında yer alan İQfiil suç teşkil etse dahi"' ibaresinin çıkarılması için verilen
önerge kabul edilmemiştir.
44. Madde
Kanun teklifinin 44. maddesiyle 5395 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde 2’nin ilk üç fıkrası
uyarınca; bu Kanun'un dördüncü kısmının uygulanmasına ilişkin yönetmelik, geçici madde 2'yi
ihdas eden kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılacaktır.
Teklifinin 44. maddesiyle öngörülen geçici madde 2; Anayasa’nın, kanun koyma, değiştirme ve
kaldırmanın TBMM'nin yetkisinde olduğunu belirten 87. yasama yetkisinin devredilmezliği
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 68 ‒
ilkesini öngören 7. ve hukuki belirlilik ve güvenlik alt ilkeleri içeren hukuk devleti ilkesini
içeren 2. maddelerine aykırıdır.
Komisyon görüşmelerinde Anayasa’ya aykırılık gerekçesiyle 44. Maddenin teklif metninden
çıkarılması ya da detaylı bir madde ihdas edilmesi teklif edilmiş ancak kabul edilmemiştir.
08/11/2021
Hasan Subaşı
Antalya
Ayhan Erel
Aksaray
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 69 ‒
TOKAT MİLLETVEKİLİ MUSTAFA ARSLAN VE
İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ABDULLAH GÜLER
İLE 37 MİLLETVEKİLİNİN TEKLİFİ
İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI
KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI
HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
MADDE 1- 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı
İcra ve İflas Kanununun 1 inci maddesine ikinci
fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra
eklenmiş ve mevcut dördüncü fıkrasında yer alan
“Bakanlığının” ibaresi “Bakanlığı veya Bakanlığın”
şeklinde değiştirilmiştir.
“İş yoğunluğunun veya personel sayısının fazla
olduğu icra dairelerinde dairenin düzenli, uyumlu ve
verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla
Adalet Bakanlığı tarafından icra müdür ve müdür
yardımcıları arasından, icra müdürünün yetkilerini
haiz bir icra başmüdürü görevlendirilebilir. Bu
fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar,
yönetmelikle düzenlenir.”
MADDE 2- 2004 sayılı Kanuna 3 üncü
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“İcra daireleri başkanlığı:
MADDE 3/a- İş yoğunluğunun veya icra
dairesi sayısının fazla olduğu illerde Adalet
Bakanlığı tarafından, yetki çevresi de belirlenmek
suretiyle bir veya birden fazla icra daireleri
başkanlığı kurulabilir.
Başkanlıkta bir başkan ile yeteri kadar başkan
yardımcısı bulunur. Başkan birinci sınıf olmuş,
başkan yardımcısı ise birinci sınıfa ayrılmış adli
yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından
muvafakatleri alınarak Bakanlıkça atanır. Ayrıca
başkanlıkta, yeteri kadar icra başmüdürü, icra
müdürü, icra müdür yardımcısı, icra kâtibi ve
memur Bakanlık tarafından görevlendirilir.
İcra daireleri başkanı ve başkan yardımcıları
hakkında, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde
24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve
Savcılar Kanununun Bakanlık merkez kuruluşunda
çalışan hâkimlere ilişkin hükümleri uygulanır.
Başkanlık, icra dairelerinin gözetim ve
denetimlerini yapar, idari işlerine bakar; mevzuatla
verilen görevleri yerine getirir.
Bu madde hükmü iflas daireleri ile iflas
dairelerinde çalışan görevliler hakkında da
uygulanır.
ADALET KOMİSYONUNUN
KABUL ETTİĞİ METİN
İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI
KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI
HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
MADDE 1- 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı
İcra ve İflas Kanununun 1 inci maddesine ikinci
fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra
eklenmiş ve mevcut dördüncü fıkrasında yer alan
“Bakanlığının” ibaresi “Bakanlığı veya Bakanlığın”
şeklinde değiştirilmiştir.
“İş yoğunluğunun veya personel sayısının fazla
olduğu icra dairelerinde dairenin düzenli, uyumlu ve
verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla
Adalet Bakanlığı tarafından icra müdür ve müdür
yardımcıları arasından, icra müdürünün yetkilerini
haiz bir icra başmüdürü görevlendirilebilir. Bu
fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar,
yönetmelikle düzenlenir.”
MADDE 2- 2004 sayılı Kanuna 3 üncü
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“İcra daireleri başkanlığı:
MADDE 3/a- İş yoğunluğunun veya icra
dairesi sayısının fazla olduğu illerde Adalet
Bakanlığı tarafından, yetki çevresi de belirlenmek
suretiyle bir veya birden fazla icra daireleri
başkanlığı kurulabilir.
Başkanlıkta bir başkan ile yeteri kadar başkan
yardımcısı bulunur. Başkan birinci sınıf olmuş,
başkan yardımcısı ise birinci sınıfa ayrılmış adli
yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından
muvafakatleri alınarak Bakanlıkça atanır. Ayrıca
başkanlıkta, yeteri kadar icra başmüdürü, icra
müdürü, icra müdür yardımcısı, icra kâtibi ve
memur Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilir.
İcra daireleri başkanı ve başkan yardımcıları
hakkında, bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde
24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar
Kanununun Adalet Bakanlığı merkez kuruluşunda
çalışan hâkimlere ilişkin hükümleri uygulanır.
Başkanlık, icra dairelerinin gözetim ve
denetimlerini yapar, idari işlerine bakar; mevzuatla
verilen görevleri yerine getirir.
Bu madde hükmü iflas daireleri ile iflas
dairelerinde çalışan görevliler hakkında da
uygulanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 70 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan
yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 3- 2004 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının son cümlesine
“itirazları inceler,” ibaresinden sonra gelmek üzere
“icra daireleri başkanlığı kurulmayan yerlerde”
ibaresi eklenmiştir.
MADDE 4- 2004 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine
“esaslara göre” ibaresinden sonra gelmek üzere “icra
daireleri başkanlığının, bu başkanlığın kurulmadığı
yerlerde” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 5- 2004 sayılı Kanunun 36 ncı
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bölge
adliye mahkemesi veya Yargıtaydan” ibaresi
“takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden”
şeklinde ve üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş; beşinci fıkrasının ikinci cümlesine
“verilmeyeceğine” ibaresinden sonra gelmek üzere
“bozma sonrası esası inceleyecek” ibaresi eklenmiş;
altıncı fıkrasının birinci cümlesine “başvurunun”
ibaresinden sonra gelmek üzere “kesin olarak”
ibaresi ve fıkraya ikinci cümlesinden sonra gelmek
üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Ücreti ilgililer tarafından verilirse icra
mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki
karar hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en
uygun vasıtalarla bildirilir.”
“Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan
reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık
olması halinde, temyiz yoluna başvurma süresinin
dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının
etkisi devam eder.”
MADDE 6- 2004 sayılı Kanunun 87 nci
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 87- Haczi yapan memur, sicile
kayıtlı mallar hariç olmak üzere haczettiği malın
kıymetini takdir eder. İcabında bilirkişiye müracaat
edebilir.
Sicile kayıtlı malın kıymet takdirinin bilirkişilik
bölge kurulu listesinde kayıtlı ve bu konuda
Adalet Bakanlığınca izin verilen bilirkişilere,
bunların bulunmaması halinde listede kayıtlı diğer
bilirkişilere yaptırılması zorunludur.
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan
yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 3- 2004 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının son cümlesine
“itirazları inceler,” ibaresinden sonra gelmek üzere
“icra daireleri başkanlığı kurulmayan yerlerde”
ibaresi eklenmiştir.
MADDE 4- 2004 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine
“esaslara göre” ibaresinden sonra gelmek üzere “icra
daireleri başkanlığının, bu başkanlığın kurulmadığı
yerlerde” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 5- 2004 sayılı Kanunun 36 ncı
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bölge
adliye mahkemesi veya Yargıtaydan” ibaresi
“takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden”
şeklinde ve üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş; beşinci fıkrasının ikinci cümlesine
“verilmeyeceğine” ibaresinden sonra gelmek üzere
“bozma sonrası esası inceleyecek” ibaresi eklenmiş;
altıncı fıkrasının birinci cümlesine “başvurunun”
ibaresinden sonra gelmek üzere “kesin olarak”
ibaresi ve fıkraya ikinci cümlesinden sonra gelmek
üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Ücreti ilgililer tarafından verilirse icra
mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki
karar, hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en
uygun vasıtalarla bildirilir.”
“Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan
reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık
olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin
dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının
etkisi devam eder.”
MADDE 6- 2004 sayılı Kanunun 87 nci
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 87- Haczi yapan memur, sicile
kayıtlı mallar hariç olmak üzere haczettiği malın
kıymetini takdir eder. İcabında bilirkişiye müracaat
edebilir.
Sicile kayıtlı malın kıymet takdirinin bilirkişilik
bölge kurulu listesinde kayıtlı ve bu konuda
Adalet Bakanlığınca izin verilen bilirkişilere,
bunların bulunmaması hâlinde listede kayıtlı diğer
bilirkişilere yaptırılması zorunludur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 71 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan
yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 7- 2004 sayılı Kanunun 88 inci
maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle
eklenmiştir.
“Haczedilmiş ancak muhafaza altına alınmamış
mallar satış talebi üzerine muhafaza altına alınır
veya ihale alıcısına teslime hazır hale getirilir, aksi
takdirde satış yapılamaz.”
“Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından 106
ncı madde hükmü saklıdır.”
MADDE 8- 2004 sayılı Kanunun 97/a
maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden
sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
“Bu halde üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği
takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. Ancak
97 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin
devamına karar verilmesi halinde mal muhafaza
altına alınabilir.”
MADDE 9- 2004 sayılı Kanunun 106 ncı
maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Talep için müddetler ve giderlerin yatırılması:
MADDE 106- Alacaklı veya borçlu, hacizden
itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını
isteyebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı
da bu hükme tabidir.
Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma
sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz
hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı
bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona
ermesinden itibaren bir yıl daha uzar.
Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış
giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması
zorunludur.
Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından
muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte
yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının
birlikte ve peşin olarak yatırılması zorunludur.
Kıymet takdiri ve satış giderlerinin, sicile
kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ilaveten
muhafaza giderinin tamamı, satış talebiyle birlikte
peşin olarak yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış
sayılır.
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan
yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 7- 2004 sayılı Kanunun 88 inci
maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle
eklenmiştir.
“Haczedilmiş ancak muhafaza altına alınmamış
mallar satış talebi üzerine muhafaza altına alınır
veya ihale alıcısına teslime hazır hâle getirilir, aksi
takdirde satış yapılamaz.”
“Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından 106
ncı madde hükmü saklıdır.”
MADDE 8- 2004 sayılı Kanunun 97/a
maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden
sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
“Bu hâlde üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği
takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. Ancak
97 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin
devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza
altına alınabilir.”
MADDE 9- 2004 sayılı Kanunun 106 ncı
maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Talep için müddetler ve giderlerin yatırılması:
MADDE 106- Alacaklı veya borçlu, hacizden
itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını
isteyebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı
da bu hükme tabidir.
Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma
sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz
hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı
bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona
ermesinden itibaren bir yıl daha uzar.
Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış
giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması
zorunludur.
Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından
muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte
yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının
birlikte ve peşin olarak yatırılması zorunludur.
Kıymet takdiri ve satış giderlerinin, sicile
kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ilaveten
muhafaza giderinin tamamı, satış talebiyle birlikte
peşin olarak yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış
sayılır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 72 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
Yukarıdaki fıkralar uyarınca satış talebiyle
birlikte peşin olarak yatırılan miktarın satış işlemleri
sırasında yetersiz kaldığı anlaşılırsa icra müdürü
tarafından satış isteyene onbeş günlük süre verilir ve
bu sürede eksik miktar tamamlanmazsa satış talebi
vaki olmamış sayılır.
Bu maddede belirtilen giderler Adalet
Bakanlığınca her yıl yürürlüğe konulan tarifede
belirlenir.”
MADDE 10- 2004 sayılı Kanunun 110 uncu
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “icra müdürü
tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş
gün içinde depo edilmezse veya” ibaresi madde
metninden çıkarılmıştır.
MADDE 11- 2004 sayılı Kanunun 111 inci
maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Borçlunun borcunu muntazam taksitlerle
ödemeyi taahhüdü veya alacaklı ile borçlunun
hacizden önce ya da hacizden sonra borcun
taksitlendirilmesi için yapacakları sözleşme
nedeniyle icra dairesinde düzenlenecek tutanak
veya kâğıt, damga vergisinden istisnadır.”
MADDE 12- 2004 sayılı Kanuna 111 inci
maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Borçluya satış yetkisi verilmesi:
MADDE 111/a- Borçlu, kıymet takdirinin
tebliğinden itibaren yedi gün içinde haczedilen
malının rızaen satışı için kendisine yetki verilmesini
talep edebilir. Kıymet takdiri yapılmadığı durumlarda
borçlu da kıymet takdiri yapılmasını isteyebilir.
İcra müdürü, kıymet takdirinin kesinleşmesinden
sonra cebri satış işlemlerini durdurarak borçluya
onbeş günlük süre verir. Borçluya verilen sürenin
başlangıcından üçüncü fıkra uyarınca verilen icra
mahkemesinin kararına kadar geçen sürede alacaklı
bakımından satış isteme süresi işlemez.
Rızai satışta bedel, malın muhammen
kıymetinin yüzde seksenine karşılık gelen miktarı
ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin
alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından
hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara
ilave olarak bu aşamaya kadar bu mahcuz için
yapılan takip masrafları toplamından az olamaz.
Borçluyla anlaşan alıcının belirlenen bedeli
birinci fıkra uyarınca borçluya verilen onbeş
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
Yukarıdaki fıkralar uyarınca satış talebiyle
birlikte peşin olarak yatırılan miktarın satış işlemleri
sırasında yetersiz kaldığı anlaşılırsa icra müdürü
tarafından satış isteyene on beş günlük süre verilir
ve bu sürede eksik miktar tamamlanmazsa satış
talebi vaki olmamış sayılır.
Bu maddede belirtilen giderler Adalet
Bakanlığınca her yıl yürürlüğe konulan tarifede
belirlenir.”
MADDE 10- 2004 sayılı Kanunun 110 uncu
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “icra müdürü
tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş
gün içinde depo edilmezse veya” ibaresi madde
metninden çıkarılmıştır.
MADDE 11- 2004 sayılı Kanunun 111 inci
maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Borçlunun borcunu muntazam taksitlerle
ödemeyi taahhüdü veya alacaklı ile borçlunun
hacizden önce ya da hacizden sonra borcun
taksitlendirilmesi için yapacakları sözleşme
nedeniyle icra dairesinde düzenlenecek tutanak
veya kâğıt, damga vergisinden istisnadır.”
MADDE 12- 2004 sayılı Kanuna 111 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Borçluya satış yetkisi verilmesi:
MADDE 111/a- Borçlu, kıymet takdirinin
tebliğinden itibaren yedi gün içinde haczedilen
malının rızaen satışı için kendisine yetki verilmesini
talep edebilir. Kıymet takdiri yapılmadığı durumlarda
borçlu da kıymet takdiri yapılmasını isteyebilir.
İcra müdürü, kıymet takdirinin kesinleşmesinden
sonra cebrî satış işlemlerini durdurarak borçluya
on beş günlük süre verir. Borçluya verilen sürenin
başlangıcından üçüncü fıkra uyarınca verilen icra
mahkemesinin kararına kadar geçen sürede alacaklı
bakımından satış isteme süresi işlemez.
Rızai satışta bedel, malın muhammen
kıymetinin yüzde seksenine karşılık gelen miktarı
ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin
alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından
hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara
ilave olarak bu aşamaya kadar bu mahcuz için
yapılan takip masrafları toplamından az olamaz.
Borçluyla anlaşan alıcının belirlenen bedeli
birinci fıkra uyarınca borçluya verilen on beş
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 73 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
günlük süre içinde dosyaya ödemesi halinde icra
müdürü, gerekli bilgi ve belgeleri temin ettikten
sonra yukarıda belirtilen şartların bulunduğunu
tespit ederse satışın onayı ile malın devir ve
teslim işlemlerinin yapılmasına karar verilmesi
için dosyayı derhal icra mahkemesine gönderir.
Mahkeme, en geç on gün içinde yapacağı inceleme
sonucunda dosya üzerinden talebin kabulüne veya
reddine kesin olarak karar verir. Kabul kararıyla
malın mülkiyeti alıcıya geçer ve tüm hacizler
kaldırılarak devir ve teslim işlemleri gerçekleştirilir.
Ret kararı verilmesi halinde yatırdığı bedel alıcıya
iade edilir.
Bu madde uyarınca yapılacak satışlar hakkında
niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu Kanunun diğer
hükümleri uygulanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan
yönetmelikle belirlenir.
MADDE 13- 2004 sayılı Kanuna eklenen
111/a maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki
madde eklenmiştir.
Elektronik ortamda açık artırma suretiyle satış:
MADDE 111/b- Haczolunan malın satışı,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre
elektronik satış portalında açık artırma suretiyle
yapılır.
Açık artırmada teklif verme süresi yedi gündür.
Açık artırma, ilanda belirtilen gün ve saat
aralığında ve teklif verme yoluyla yapılır. Teklif
verenlerin kişisel bilgileri, artırma süresi içinde
bilişim sistemini işleten kamu görevlileri hariç hiç
kimse tarafından görülemez ve bilişim sisteminde
gösterilemez.
Teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın
muhammen kıymetinin binde birinden ve her halde
yüz Türk lirasından az olamaz.
Açık artırmada en yüksek teklifi veren,
artırma süresi içinde kendisinden yüksek bir teklif
verilmedikçe teklifini çekemez ve teminatını
alamaz.
Açık artırma süresinin son on dakikası içinde
yeni bir teklifin verilmesi halinde açık artırma bir
defaya mahsus olmak üzere on dakika uzatılır.
Elektronik satış portalında satış işlemlerinin
güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesini engelleyen
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
günlük süre içinde dosyaya ödemesi hâlinde icra
müdürü, gerekli bilgi ve belgeleri temin ettikten
sonra yukarıda belirtilen şartların bulunduğunu
tespit ederse satışın onayı ile malın devir ve
teslim işlemlerinin yapılmasına karar verilmesi
için dosyayı derhâl icra mahkemesine gönderir.
Mahkeme, en geç on gün içinde yapacağı inceleme
sonucunda dosya üzerinden talebin kabulüne veya
reddine kesin olarak karar verir. Kabul kararıyla
malın mülkiyeti alıcıya geçer ve tüm hacizler
kaldırılarak devir ve teslim işlemleri gerçekleştirilir.
Ret kararı verilmesi hâlinde yatırdığı bedel alıcıya
iade edilir.
Bu madde uyarınca yapılacak satışlar hakkında
niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu Kanunun diğer
hükümleri uygulanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan
yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 13- 2004 sayılı Kanuna 111 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Elektronik ortamda açık artırma suretiyle satış:
MADDE 111/b- Haczolunan malın satışı,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre
elektronik satış portalında açık artırma suretiyle
yapılır.
Açık artırmada teklif verme süresi yedi gündür.
Açık artırma, ilanda belirtilen gün ve saat
aralığında ve teklif verme yoluyla yapılır. Teklif
verenlerin kişisel bilgileri, artırma süresi içinde
bilişim sistemini işleten kamu görevlileri hariç hiç
kimse tarafından görülemez ve bilişim sisteminde
gösterilemez.
Teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın
muhammen kıymetinin binde birinden ve her hâlde
yüz Türk lirasından az olamaz.
Açık artırmada en yüksek teklifi veren,
artırma süresi içinde kendisinden yüksek bir teklif
verilmedikçe teklifini çekemez ve teminatını
alamaz.
Açık artırma süresinin son on dakikası içinde
yeni bir teklifin verilmesi hâlinde açık artırma bir
defaya mahsus olmak üzere on dakika uzatılır.
Elektronik satış portalında satış işlemlerinin
güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesini engelleyen
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 74 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
veya elektronik satış sistemi ile ihale alıcılarının
hak ve menfaatlerine zarar veren internet siteleri
hakkında, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet
Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve
Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele
Edilmesi Hakkında Kanunun 8/A maddesi
hükümleri uygulanır.
Elektronik satış portalının işleyişini ya da
güvenliğini tehlikeye sokan veya satış portalına
erişimi engelleyen ya da zorlaştıran nitelikte
eylemlerde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin,
satış portalına girişi Adalet Bakanlığınca üç ay
süreyle engellenir. Engelleme işlemi, derhal
uygulanmaya başlanır ve satış portalının ilgili
kişilerin görebileceği bir bölümünde duyurulur. Bu
işleme karşı, duyuru tarihinden itibaren onbeş gün
içinde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler
Kanunu hükümleri uyarınca sulh ceza hâkimliğine
başvurulabilir. Hâkim, başvuruyu ivedi olarak
karara bağlar. Başvurunun yapılmış olması ihalenin
tamamlanmasını engellemez.
Teklif verme süresi içinde bilişim sisteminin
bakımı veya iyileştirilmesi için gerekli olan işlemler
yapılabilir. Bu işlemler, ihalenin geçerliliğini etkilemez.
Bu maddenin uygulanmasına ve mahcuzların
elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışına
ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca
yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 14- 2004 sayılı Kanunun 114 üncü
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 114- Satış açık artırma ile yapılır.
Birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı gün
ve saat aralığı, artırmaya başlangıç tarihinden
en az onbeş gün önce ilân edilir. Elektronik satış
portalında yapılacak ilan, artırmanın bitimine kadar
erişime açık tutulur. İkinci artırmanın başlangıç
tarihi, birinci artırmanın bitimi tarihinden itibaren
bir ayı geçmeyecek şekilde belirlenir.
İlanın şekli ve gazete ile yapılıp yapılmayacağı
icra dairesince alakadarların menfaatlerine en
muvafık geleni nazarı dikkate alınarak tayin olunur.
İlânın yurt düzeyinde yayımlanan bir gazete ile
yapılmasına karar verilmesi hâlinde bu ilân satış
talebi tarihinde tirajı ellibinin (50.000) üzerinde olan
ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden
biriyle yapılır.
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
veya elektronik satış sistemi ile ihale alıcılarının
hak ve menfaatlerine zarar veren internet siteleri
hakkında, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet
Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve
Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele
Edilmesi Hakkında Kanunun 8/A maddesi
hükümleri uygulanır.
Elektronik satış portalının işleyişini ya da
güvenliğini tehlikeye sokan veya satış portalına
erişimi engelleyen ya da zorlaştıran nitelikte
eylemlerde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin,
satış portalına girişi Adalet Bakanlığınca üç ay
süreyle engellenir. Engelleme işlemi, derhâl
uygulanmaya başlanır ve satış portalının ilgili
kişilerin görebileceği bir bölümünde duyurulur. Bu
işleme karşı, duyuru tarihinden itibaren on beş gün
içinde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler
Kanunu hükümleri uyarınca sulh ceza hâkimliğine
başvurulabilir. Hâkim, başvuruyu ivedi olarak
karara bağlar. Başvurunun yapılmış olması ihalenin
tamamlanmasını engellemez.
Teklif verme süresi içinde bilişim sisteminin
bakımı veya iyileştirilmesi için gerekli olan işlemler
yapılabilir. Bu işlemler, ihalenin geçerliliğini etkilemez.
Bu maddenin uygulanmasına ve mahcuzların
elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışına
ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca
yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 14- 2004 sayılı Kanunun 114 üncü
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 114- Satış açık artırma ile yapılır.
Birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı gün ve
saat aralığı, artırmaya başlangıç tarihinden en az on
beş gün önce ilan edilir. Elektronik satış portalında
yapılacak ilan, artırmanın bitimine kadar erişime
açık tutulur. İkinci artırmanın başlangıç tarihi,
birinci artırmanın bitimi tarihinden itibaren bir ayı
geçmeyecek şekilde belirlenir.
İlanın şekli ve gazete ile yapılıp yapılmayacağı
icra dairesince alakadarların menfaatlerine en
muvafık geleni nazarı dikkate alınarak tayin olunur.
İlanın yurt düzeyinde yayımlanan bir gazete ile
yapılmasına karar verilmesi hâlinde bu ilan satış
talebi tarihinde tirajı ellibinin (50.000) üzerinde olan
ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden
biriyle yapılır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 75 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
Gazete ile yapılacak ilanlara satış şartnamesi
eklentisiyle geçirilmeyip, satılacak şeyin cinsi,
mahiyeti, önemli vasıfları, muhammen kıymeti
ve bulunduğu yer, birinci ve ikinci artırmanın
yapılacağı gün ve saat aralığı ile artırmaya
ilişkin bilgilerin yer aldığı elektronik satış portalı
yazılmakla iktifa olunur. İcra dairesince yapılması
zaruri ilanlar dışında, taraflar elektronik satış
portalında yer alan ilan metnini, masrafı kendilerine
ait olmak üzere, diledikleri vasıtalarla ilan edebilir.
Ancak hususi mahiyetteki bu ilan resmi muameleye
tesir etmez.
İlan edilen metinler arasında farklılık
bulunması halinde elektronik satış portalında ilan
edilen metin esas alınır. Şu kadar ki, gazetede veya
elektronik satış portalında ilanı yapılan metindeki
hatalar, ihale tarihi değiştirilmeksizin sadece
elektronik satış portalında ilanen düzeltilir. Bu
düzeltme ilanı ilgililere ayrıca tebliğ edilmez.
Elektronik satış portalında yapılacak ilanda
aşağıdaki hususlar yer alır:
1. Satılacak şeyin cinsi, mahiyeti, önemli
vasıfları, muhammen kıymeti, bulunduğu yer ve
varsa görselleri ile artırma şartnamesinde yer alan
diğer bilgileri.
2. Artırmaya katılabilmek için mahcuzun
kıymetinin yüzde onunu karşılayacak tutardaki
teminatın satışı yapan icra dairesinin banka
hesabına yatırılmasının zorunlu olduğu, teminatın
nakit olması durumunda en geç artırma süresinin
bitiminden önceki gün saat 23:30’a kadar yatırılması
gerektiği.
3. Gösterilecek teminatın teminat mektubu
olması halinde, artırmaya katılacakların, en geç
artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai
bitimine kadar satışa konu mahcuzun kıymetinin
yüzde onunu karşılayacak tutarda kesin ve süresiz
banka teminat mektubunu, satışı yapan icra
dairesine tevdi etmelerinin zorunlu olduğu.
4. Temsilci vasıtasıyla artırmaya katılacakların,
en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü
mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine
müracaat etmelerinin zorunlu olduğu.
5. Hisseli satışın mümkün olduğu hallerde açık
artırma konusu malı belirli paylarla satın almak
isteyen müşterek alıcıların, en geç artırma süresinin
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
Gazete ile yapılacak ilanlara satış şartnamesi
eklentisiyle geçirilmeyip, satılacak şeyin cinsi,
mahiyeti, önemli vasıfları, muhammen kıymeti
ve bulunduğu yer, birinci ve ikinci artırmanın
yapılacağı gün ve saat aralığı ile artırmaya
ilişkin bilgilerin yer aldığı elektronik satış portalı
yazılmakla iktifa olunur. İcra dairesince yapılması
zaruri ilanlar dışında, taraflar elektronik satış
portalında yer alan ilan metnini, masrafı kendilerine
ait olmak üzere, diledikleri vasıtalarla ilan edebilir.
Ancak hususi mahiyetteki bu ilan resmî muameleye
tesir etmez.
İlan edilen metinler arasında farklılık
bulunması hâlinde elektronik satış portalında ilan
edilen metin esas alınır. Şu kadar ki, gazetede veya
elektronik satış portalında ilanı yapılan metindeki
hatalar, ihale tarihi değiştirilmeksizin sadece
elektronik satış portalında ilanen düzeltilir. Bu
düzeltme ilanı ilgililere ayrıca tebliğ edilmez.
Elektronik satış portalında yapılacak ilanda
aşağıdaki hususlar yer alır:
1. Satılacak şeyin cinsi, mahiyeti, önemli
vasıfları, muhammen kıymeti, bulunduğu yer ve
varsa görselleri ile artırma şartnamesinde yer alan
diğer bilgileri.
2. Artırmaya katılabilmek için mahcuzun
kıymetinin yüzde onunu karşılayacak tutardaki
teminatın satışı yapan icra dairesinin banka
hesabına yatırılmasının zorunlu olduğu, teminatın
nakit olması durumunda en geç artırma süresinin
bitiminden önceki gün saat 23:30’a kadar yatırılması
gerektiği.
3. Gösterilecek teminatın teminat mektubu
olması hâlinde, artırmaya katılacakların, en geç
artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai
bitimine kadar satışa konu mahcuzun kıymetinin
yüzde onunu karşılayacak tutarda kesin ve süresiz
banka teminat mektubunu, satışı yapan icra dairesine
tevdi etmelerinin zorunlu olduğu.
4. Temsilci vasıtasıyla artırmaya katılacakların,
en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü
mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine
müracaat etmelerinin zorunlu olduğu.
5. Hisseli satışın mümkün olduğu hâllerde açık
artırma konusu malı belirli paylarla satın almak
isteyen müşterek alıcıların, en geç artırma süresinin
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 76 ‒
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar
satışı yapan icra dairesine müracaat etmelerinin
zorunlu olduğu.
6. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen
alacaklı ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde
artırmaya katılmak isteyen pay sahibinin, en geç
artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai
bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat
etmeleri halinde alacağın veya ortaklık payının
teminatı karşıladığı miktar kadar kendilerinden
teminat alınmayacağı.
7. Şartlar yerine gelmişse malın en yüksek
teklif verene ihale edileceği.
8. Elektronik satış portalında verilecek
tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin
yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve
satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların
toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu
miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma
masraflarını geçmesi gerektiği.
9. İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de
süresi içinde ihale bedelini yatırmaması halinde,
alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış
masraflarından düşülmek üzere alacaklarına
mahsuben hak sahiplerine ödeneceği.
10. Asgari ihale bedelinin teklif edilmemesi
nedeniyle ihalenin yapılamadığı veya en yüksek
teklif verenin ihale bedelini yatırmaması sebebiyle
ihalenin iptal edildiği hallerde ikinci artırmanın
ilk açık artırmadaki şartlar çerçevesinde tekrar
yapılacağı.
11. İhale alıcısının, satış bedelinin tamamını
ihalenin gerçekleştiğine ilişkin tutanağın elektronik
satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren en
geç yedi gün içinde icra dairesi hesabına ödemesi
gerektiği.
12. Satışa katılanların bütün ekleriyle birlikte
şartnameyi görmüş ve içeriğini kabul etmiş
sayılacakları.
13. İhalenin kesinleşmesi üzerine malın tescil
ve teslim işlemlerinin yapılacağı.
İhalenin kesinleşmesi üzerine taşınırın ihale
alıcısına teslimi veya sicile kayıtlı malın ihale alıcısı
adına tescili, damga vergisi ve katma değer vergisinin
yatırılmasından sonra gerçekleştirilir. İhale alıcısı
ihalenin kesinleşmesi üzerine icra dairesine müracaatla
katma değer vergisi beyannamesini düzenletmek
zorundadır.”
bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar
satışı yapan icra dairesine müracaat etmelerinin
zorunlu olduğu.
6. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen
alacaklı ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde
artırmaya katılmak isteyen pay sahibinin, en geç
artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai
bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat
etmeleri hâlinde alacağın veya ortaklık payının
teminatı karşıladığı miktar kadar kendilerinden
teminat alınmayacağı.
7. Şartlar yerine gelmişse malın en yüksek
teklif verene ihale edileceği.
8. Elektronik satış portalında verilecek
tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin
yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve
satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların
toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu
miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma
masraflarını geçmesi gerektiği.
9. İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de
süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde,
alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış
masraflarından düşülmek üzere alacaklarına
mahsuben hak sahiplerine ödeneceği.
10. Asgari ihale bedelinin teklif edilmemesi
nedeniyle ihalenin yapılamadığı veya en yüksek
teklif verenin ihale bedelini yatırmaması sebebiyle
ihalenin iptal edildiği hâllerde ikinci artırmanın
ilk açık artırmadaki şartlar çerçevesinde tekrar
yapılacağı.
11. İhale alıcısının, satış bedelinin tamamını
ihalenin gerçekleştiğine ilişkin tutanağın elektronik
satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren en
geç yedi gün içinde icra dairesi hesabına ödemesi
gerektiği.
12. Satışa katılanların bütün ekleriyle birlikte
şartnameyi görmüş ve içeriğini kabul etmiş
sayılacakları.
13. İhalenin kesinleşmesi üzerine malın tescil
ve teslim işlemlerinin yapılacağı.
İhalenin kesinleşmesi üzerine taşınırın ihale
alıcısına teslimi veya sicile kayıtlı malın ihale
alıcısı adına tescili, damga vergisi ve katma değer
vergisinin yatırılmasından sonra gerçekleştirilir.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 77 ‒
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
MADDE 15- 2004 sayılı Kanunun 115 inci
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 115- Birinci ve ikinci ihale, icra
müdürü tarafından, ilanda belirlenen gün ve saatte,
haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi
üzerinden başlatılır. Şartların yerine gelmesi halinde
mal, en yüksek teklif verene ihale edilir. Şu kadar
ki, artırma bedelinin haczedilen malın muhammen
kıymetinin yüzde ellisi ile o malla güvence altına
alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan
alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı
ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve
paylaştırma masraflarını da geçmesi şarttır.
Artırmanın sona erdiği gün ve saatte şartların
bulunması halinde, mal en yüksek teklif verene
ihale edilmiş olur ve malın mülkiyeti ihale alıcısına
geçer.
İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de
süresi içinde ihale bedelini yatırmaması halinde
alınan teminat iade edilmeyip öncelikle satış
masraflarından düşülmek üzere hak sahiplerine
alacaklarına mahsuben ödenir.
İcra müdürü, elektronik satış portalında
artırma bittikten sonraki ilk iş gününde artırmanın
sonucuyla ilgili bir artırma sonuç tutanağı düzenler
ve bu tutanaktaki bilgileri aynı gün satış portalında
ilan eder. Tutanakta; ihalenin hangi gün ve saatte
tamamlandığı, şartlar yerine gelmişse en yüksek
teklifi verene malın ihale edildiği, tutanağın
ilanından itibaren yedi gün içinde ihale bedelinin
icra dairesi hesabına yatırılması gerektiği ve şartlar
yerine gelmediği takdirde ihalenin hangi gerekçeyle
yapılamadığı belirtilir.
Satış talebi teklif verme başladıktan sonra geri
alınamaz. Teklif verme süresinin bitimine kadar
borcun tamamen ödenmesi halinde satış durdurulur.
İcra müdürü, asgari ihale bedelinin teklif
edilmediği, en yüksek teklif verenin ihale
bedelini yatırmadığı veya teklif verme süresinin
bitiminden önce borcun ödendiği hallerde, ihalenin
yapılamadığını veya iptal edildiğini tutanakla tespit
eder. Asgari ihale bedelinin teklif edilmediği veya
en yüksek teklif verenin ihale bedelini yatırmadığı
hallerde ikinci artırma, birinci artırmadaki şartlar
çerçevesinde daha önce ilan edilen tarihte başlar.
MADDE 15- 2004 sayılı Kanunun 115 inci
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 115- Birinci ve ikinci ihale, icra
müdürü tarafından, ilanda belirlenen gün ve saatte,
haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi
üzerinden başlatılır. Şartların yerine gelmesi hâlinde
mal, en yüksek teklif verene ihale edilir. Şu kadar
ki, artırma bedelinin haczedilen malın muhammen
kıymetinin yüzde ellisi ile o malla güvence altına
alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan
alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı
ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve
paylaştırma masraflarını da geçmesi şarttır.
Artırmanın sona erdiği gün ve saatte şartların
bulunması hâlinde, mal en yüksek teklif verene
ihale edilmiş olur ve malın mülkiyeti ihale alıcısına
geçer.
İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de
süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde
alınan teminat iade edilmeyip öncelikle satış
masraflarından düşülmek üzere hak sahiplerine
alacaklarına mahsuben ödenir.
İcra müdürü, elektronik satış portalında
artırma bittikten sonraki ilk iş gününde artırmanın
sonucuyla ilgili bir artırma sonuç tutanağı düzenler
ve bu tutanaktaki bilgileri aynı gün satış portalında
ilan eder. Tutanakta; ihalenin hangi gün ve saatte
tamamlandığı, şartlar yerine gelmişse en yüksek
teklifi verene malın ihale edildiği, tutanağın
ilanından itibaren yedi gün içinde ihale bedelinin
icra dairesi hesabına yatırılması gerektiği ve şartlar
yerine gelmediği takdirde ihalenin hangi gerekçeyle
yapılamadığı belirtilir.
Satış talebi teklif verme başladıktan sonra geri
alınamaz. Teklif verme süresinin bitimine kadar
borcun tamamen ödenmesi hâlinde satış durdurulur.
İcra müdürü, asgari ihale bedelinin teklif
edilmediği, en yüksek teklif verenin ihale
bedelini yatırmadığı veya teklif verme süresinin
bitiminden önce borcun ödendiği hâllerde, ihalenin
yapılamadığını veya iptal edildiğini tutanakla tespit
eder. Asgari ihale bedelinin teklif edilmediği veya
en yüksek teklif verenin ihale bedelini yatırmadığı
hâllerde ikinci artırma, birinci artırmadaki şartlar
çerçevesinde daha önce ilan edilen tarihte başlar.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 78 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
Artırmada, alıcı çıkmazsa veya bu maddede
yazılı şartlar gerçekleşmezse alacaklı, önceki satış
talebinden kalan satış isteme süresi içinde satış günü
verilmesini talep edebilir. Satış isteme süresi satış
talebiyle birlikte durur ve duran bu süre, ihalenin
yapılamadığına veya iptal edildiğine ilişkin tutanak
tarihinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar.
İcra müdürü, artırma bittikten sonraki ilk iş
gününde elektronik satış portalından kaynaklanan
teknik sebeplerle, artırmanın son on dakikası içinde
teklif verilemediğini satış portalı kayıtlarından tespit
ederse artırma süresinin bir gün uzatılmasına karar
verir; kararda artırmanın başlayacağı ve biteceği
tarih ve saatleri gösterir ve tüm bu hususları satış
portalında derhal duyurur. Bu durumda artırmanın
başlangıç tarihi, artırma süresinin uzatılmasına
karar verildiği tarihten itibaren üç günü geçemez.
Bu süre içinde, daha önce en yüksek teklif veren
teklifiyle bağlı olacağı gibi yeni istekliler de teminatı
yatırmak suretiyle artırmaya katılabilir.”
MADDE 16- 2004 sayılı Kanunun 118 inci
maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“İhale bedelinin ödenmesi ve malın teslimi:
MADDE 118- İhale alıcısı, ihalenin feshi
talep edilmiş olsa dahi artırma sonuç tutanağının
ilanından itibaren yedi gün içinde satış bedelini
nakden ödemek zorundadır.
Satılan mal, ihale kesinleşmeden teslim
olunmaz ve resmi sicilde alıcı adına tescil edilmez.”
MADDE 17- 2004 sayılı Kanunun 124
üncü maddesinin başlığı “1 - Şartname:” şeklinde
değiştirilmiş ve maddenin ikinci, üçüncü ve
dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 18- 2004 sayılı Kanunun 126 ncı
maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Artırma hazırlık tedbirleri:
MADDE 126- 114 üncü madde hükmü,
taşınmazın açık artırma hazırlık tedbirleri hakkında
da uygulanır.
Elektronik satış portalında yapılacak satış
ilanında; 114 üncü maddede belirtilen hususlarla
birlikte varsa ipotek sahibi alacaklılar ile diğer
ilgililerin taşınmaz üzerindeki haklarını, hususiyle
faiz ve masrafa dair olan iddialarını evrakı
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
Artırmada, alıcı çıkmazsa veya bu maddede
yazılı şartlar gerçekleşmezse alacaklı, önceki satış
talebinden kalan satış isteme süresi içinde satış günü
verilmesini talep edebilir. Satış isteme süresi satış
talebiyle birlikte durur ve duran bu süre, ihalenin
yapılamadığına veya iptal edildiğine ilişkin tutanak
tarihinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar.
İcra müdürü, artırma bittikten sonraki ilk iş
gününde elektronik satış portalından kaynaklanan
teknik sebeplerle, artırmanın son on dakikası içinde
teklif verilemediğini satış portalı kayıtlarından tespit
ederse artırma süresinin bir gün uzatılmasına karar
verir; kararda artırmanın başlayacağı ve biteceği
tarih ve saatleri gösterir ve tüm bu hususları satış
portalında derhâl duyurur. Bu durumda artırmanın
başlangıç tarihi, artırma süresinin uzatılmasına
karar verildiği tarihten itibaren üç günü geçemez.
Bu süre içinde, daha önce en yüksek teklif veren
teklifiyle bağlı olacağı gibi yeni istekliler de teminatı
yatırmak suretiyle artırmaya katılabilir.”
MADDE 16- 2004 sayılı Kanunun 118 inci
maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“İhale bedelinin ödenmesi ve malın teslimi:
MADDE 118- İhale alıcısı, ihalenin feshi
talep edilmiş olsa dahi artırma sonuç tutanağının
ilanından itibaren yedi gün içinde satış bedelini
nakden ödemek zorundadır.
Satılan mal, ihale kesinleşmeden teslim
olunmaz ve resmî sicilde alıcı adına tescil edilmez.”
MADDE 17- 2004 sayılı Kanunun 124 üncü
maddesinin başlığı “1 – Şartname:” şeklinde
değiştirilmiş ve ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları
yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 18- 2004 sayılı Kanunun 126 ncı
maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Artırma hazırlık tedbirleri:
MADDE 126- 114 üncü madde hükmü,
taşınmazın açık artırma hazırlık tedbirleri hakkında
da uygulanır.
Elektronik satış portalında yapılacak satış
ilanında; 114 üncü maddede belirtilen hususlarla
birlikte varsa ipotek sahibi alacaklılar ile diğer
ilgililerin taşınmaz üzerindeki haklarını, hususiyle
faiz ve masrafa dair olan iddialarını evrakı
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 79 ‒
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
müsbiteleriyle onbeş gün içinde icra dairesine
bildirmeleri gerektiği, aksi halde hakları tapu siciliyle
sabit olmadıkça, satış bedelinin paylaşmasından
hariç kalacakları ve bu hususların irtifak hakkı
sahipleri için de geçerli olacağı belirtilir.”
MADDE 19- 2004 sayılı Kanunun 127 nci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “elektronik
ortamda” ibaresi “elektronik satış portalında”
şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 20- 2004 sayılı Kanunun 128/a
maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “kararı
verir” ibaresi “kararı verir ve masrafını gider
avansından karşılamak suretiyle dosyayı resen
yetkili icra mahkemesine gönderir” şeklinde
değiştirilmiştir.
MADDE 21- 2004 sayılı Kanunun 129 uncu
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 129- 115 inci madde hükmü,
taşınmazın ihale edilmesi hakkında da uygulanır.”
MADDE 22- 2004 sayılı Kanunun 130 uncu
maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“İhale bedelinin ödenmesi:
MADDE 130- İhale alıcısı, ihalenin feshi
talep edilmiş olsa dahi artırma sonuç tutanağının
ilanından itibaren yedi gün içinde satış bedelini
nakden ödemek zorundadır.”
MADDE 23- 2004 sayılı Kanunun 134
üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki
cümleler eklenmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, maddeye ikinci fıkrasından sonra
gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş, mevcut
üçüncü fıkrasında yer alan “ikinci fıkrada” ibaresi
“beşinci fıkrada” şeklinde değiştirilmiş, mevcut
dördüncü fıkrasına “kararı verir” ibaresinden sonra
gelmek üzere “ve masrafını gider avansından
karşılamak suretiyle dosyayı resen görevli veya
yetkili icra mahkemesine gönderir” ibaresi
eklenmiş, mevcut altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, mevcut yedinci fıkrasının ikinci
cümlesinde yer alan “ihaleden” ibaresi “ihalenin
yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında
ilan edildiği tarihten” şeklinde değiştirilmiştir.
“İhale alıcısının talebi üzerine icra dairesi, satışı
yapılan taşınmazda kira sözleşmesine bağlı olarak
oturan kişiye kira bedelini, diğer hallerde ise
müsbiteleriyle on beş gün içinde icra dairesine
bildirmeleri gerektiği, aksi hâlde hakları tapu siciliyle
sabit olmadıkça, satış bedelinin paylaşmasından
hariç kalacakları ve bu hususların irtifak hakkı
sahipleri için de geçerli olacağı belirtilir.”
MADDE 19- 2004 sayılı Kanunun 127 nci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “elektronik
ortamda” ibaresi “elektronik satış portalında”
şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 20- 2004 sayılı Kanunun 128/a
maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “kararı
verir” ibaresi “kararı verir ve masrafını gider
avansından karşılamak suretiyle dosyayı resen
yetkili icra mahkemesine gönderir” şeklinde
değiştirilmiştir.
MADDE 21- 2004 sayılı Kanunun 129 uncu
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 129- 115 inci madde hükmü,
taşınmazın ihale edilmesi hakkında da uygulanır.”
MADDE 22- 2004 sayılı Kanunun 130 uncu
maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“İhale bedelinin ödenmesi:
MADDE 130- İhale alıcısı, ihalenin feshi
talep edilmiş olsa dahi artırma sonuç tutanağının
ilanından itibaren yedi gün içinde satış bedelini
nakden ödemek zorundadır.”
MADDE 23- 2004 sayılı Kanunun 134
üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki
cümleler eklenmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, maddeye ikinci fıkrasından sonra
gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş, mevcut
üçüncü fıkrasında yer alan “ikinci fıkrada” ibaresi
“beşinci fıkrada” şeklinde değiştirilmiş, mevcut
dördüncü fıkrasına “kararı verir” ibaresinden sonra
gelmek üzere “ve masrafını gider avansından
karşılamak suretiyle dosyayı resen görevli veya
yetkili icra mahkemesine gönderir” ibaresi
eklenmiş, mevcut altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, mevcut yedinci fıkrasının ikinci
cümlesinde yer alan “ihaleden” ibaresi “ihalenin
yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında
ilan edildiği tarihten” şeklinde değiştirilmiştir.
“İhale alıcısının talebi üzerine icra dairesi, satışı
yapılan taşınmazda kira sözleşmesine bağlı olarak
oturan kişiye kira bedelini, diğer hâllerde ise
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 80 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
taşınmazı kullanan kişiye bilirkişi marifetiyle
tespit edilen aylık kullanım bedelini icra dairesine
yatırmasını emreder. İlgili, ihtara rağmen kirayı
veya belirlenen bedeli icra dairesine yatırmazsa
hakkında 356 ncı madde hükmü kıyasen uygulanır.
Bu şekilde depo edilen bedel, ihalenin sonucuna
göre hak sahibine ödenir.”
“İhalenin feshini, Türk Borçlar Kanununun
281 inci maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak
üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun
resmi sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni
hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye
iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek
koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale
tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler.
İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden
muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü
ıttıla peyda ettiği kabul edilir.”
“Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmi sicilde
kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında
kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebi, ihale
bedeli üzerinden nispi harca tabidir. Bu harcın
yarısı talepte bulunulurken peşin olarak yatırılmak
zorundadır. Talebin kabulü halinde bu harç başka
bir kimseye yüklenmez ve istem halinde iade edilir.
Talebin reddi halinde ise alınan bu harç iade edilmez
ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden
tahsil edilir.
Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmi sicilde
kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında
kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebinde,
talepte bulunulurken, ilgili kişilerin muhtemel
zararına karşılık olmak üzere ihale bedelinin yüzde
beşi oranında teminat gösterilmesi şarttır. Talebin
reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir
ay içinde genel hükümlere göre tazminat davasının
açılmaması halinde hükmedilen para cezasının
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca
tahsili için durum mahkemece tahsil dairesine
bildirilir. Tahsil dairesi alınan teminattan, bildirimin
yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde para cezasını
tahsil etmezse talep halinde teminat ilgilisine iade
edilir.
İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi
talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
taşınmazı kullanan kişiye bilirkişi marifetiyle
tespit edilen aylık kullanım bedelini icra dairesine
yatırmasını emreder. İlgili, ihtara rağmen kirayı
veya belirlenen bedeli icra dairesine yatırmazsa
hakkında 356 ncı madde hükmü kıyasen uygulanır.
Bu şekilde depo edilen bedel, ihalenin sonucuna
göre hak sahibine ödenir.”
“İhalenin feshini, 11/1/2011 tarihli ve 6098
sayılı Türk Borçlar Kanununun 281 inci maddesinde
yazılı sebepler de dâhil olmak üzere yalnız satış
isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde
kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey
sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde
bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden
şikâyet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün
içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana
kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara
en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir.”
“Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde
kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında
kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebi, ihale
bedeli üzerinden nispi harca tabidir. Bu harcın
yarısı talepte bulunulurken peşin olarak yatırılmak
zorundadır. Talebin kabulü hâlinde bu harç başka
bir kimseye yüklenmez ve istem hâlinde iade edilir.
Talebin reddi hâlinde ise alınan bu harç iade edilmez
ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden
tahsil edilir.
Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde
kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında
kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebinde,
talepte bulunulurken, ilgili kişilerin muhtemel
zararına karşılık olmak üzere ihale bedelinin yüzde
beşi oranında teminat gösterilmesi şarttır. Talebin
reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir
ay içinde genel hükümlere göre tazminat davasının
açılmaması hâlinde hükmedilen para cezasının
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca
tahsili için durum mahkemece tahsil dairesine
bildirilir. Tahsil dairesi alınan teminattan, bildirimin
yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde para cezasını
tahsil etmezse talep hâlinde teminat ilgilisine iade
edilir.
İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi
talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 81 ‒
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı
verir. Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi
gereken hallerde duruşma yapılmadan da karar
verilebilir. İcra mahkemesi;
1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmi
sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri
ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında
kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun
resmi sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni
hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından
feragat nedeniyle,
3. İşin esasına girerek,
talebin reddine karar verirse ihalenin feshini
talep edeni feshi istenilen ihale bedelinin yüzde
onuna kadar para cezasına mahkûm eder.”
“İhale kesinleşmedikçe ve ihale konusu mal
alıcıya teslim edilmedikçe veya teslime hazır hale
getirilmedikçe ihale bedeli alacaklılara ödenmez.
İhale konusu malın teslim edilemeyeceği veya
teslime hazır hale getirilemeyeceği durumlarda
ihale iptal olunarak ihale bedeli alıcısına ödenir.”
MADDE 24- 2004 sayılı Kanunun 135
inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle
eklenmiştir.
“Taşınmazın ihale alıcısı adına tescilinden
sonra henüz tahliye yapılmadan taşınmazı ihale
alıcısından satın alan da bu fıkra gereğince tahliye
isteme hakkına sahiptir.”
MADDE 25- 2004 sayılı Kanunun 142/a
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Sıra
cetveline karşı 142 nci madde uyarınca şikâyet
veya itiraz yapılmışsa,” ibaresi “Sıra cetvelinin
düzenlenmesi üzerine” şeklinde değiştirilmiş ve
fıkraya “bankanın kesin” ibaresinden sonra gelmek
üzere “ve süresiz” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 26- 2004 sayılı Kanunun 242
nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Artırma ilanı ve hazırlık tedbirleri 126 ncı
madde hükmü uyarınca yapılır.”
MADDE 27- 2004 sayılı Kanunun 244 üncü
maddesinin birinci fıkrasına “117” ibaresinden
önce gelmek üzere “111/b,” ibaresi eklenmiş ve
fıkrada yer alan “133,” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.
yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı
verir. Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi
gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar
verilebilir. İcra mahkemesi;
1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî
sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri
ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında
kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun
resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni
hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından
feragat nedeniyle,
3. İşin esasına girerek,
talebin reddine karar verirse ihalenin feshini
talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde
onuna kadar para cezasına mahkûm eder.”
“İhale kesinleşmedikçe ve ihale konusu mal
alıcıya teslim edilmedikçe veya teslime hazır hâle
getirilmedikçe ihale bedeli alacaklılara ödenmez.
İhale konusu malın teslim edilemeyeceği veya
teslime hazır hale getirilemeyeceği durumlarda
ihale iptal olunarak ihale bedeli alıcısına ödenir.”
MADDE 24- 2004 sayılı Kanunun 135
inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle
eklenmiştir.
“Taşınmazın ihale alıcısı adına tescilinden
sonra henüz tahliye yapılmadan taşınmazı ihale
alıcısından satın alan da bu fıkra gereğince tahliye
isteme hakkına sahiptir.”
MADDE 25- 2004 sayılı Kanunun 142/a
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Sıra
cetveline karşı 142 nci madde uyarınca şikâyet
veya itiraz yapılmışsa,” ibaresi “Sıra cetvelinin
düzenlenmesi üzerine” şeklinde değiştirilmiş ve
fıkraya “bankanın kesin” ibaresinden sonra gelmek
üzere “ve süresiz” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 26- 2004 sayılı Kanunun 242
nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Artırma ilanı ve hazırlık tedbirleri 126 ncı
madde hükmü uyarınca yapılır.”
MADDE 27- 2004 sayılı Kanunun 244 üncü
maddesinin birinci fıkrasına “117” ibaresinden
önce gelmek üzere “111/b,” ibaresi eklenmiş ve
fıkrada yer alan “133,” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 82 ‒
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
MADDE 28- 2004 sayılı Kanunun 25, 25/a,
25/b, 133 ve 341 inci maddeleri yürürlükten
kaldırılmıştır.
MADDE 29- 2004 sayılı Kanuna aşağıdaki
geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 18- 111/b maddesinin
uygulanmasına ilişkin yönetmelik ile 106 ncı madde
uyarınca çıkarılması gereken tarife, bu maddeyi
ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren altı ay içinde çıkarılır.
Bu maddeyi ihdas eden Kanunun haczedilen
malların elektronik ortamda satışına ilişkin
hükümlerinin uygulanmasına, Adalet Bakanlığınca
belirlenen il veya ilçelerde, 111/b maddesinin
uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren başlanır ve en geç bir yılın sonunda
Ülke genelinde uygulamaya geçilir. İşbu hükümlerin
hangi il veya ilçede ne zaman uygulanacağı Adalet
Bakanlığının resmi internet sitesinde duyurulur.
Bu hükümler, uygulamaya geçilen il ve ilçelerde
geçiş tarihinden sonra haczedilen malların satışında
uygulanır. Uygulamaya geçilmeyen yerlerdeki
hacizli malların satışı ile uygulamaya geçildiği
halde geçiş tarihinden önce haczedilen malların
satışında ise bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan
değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına
devam olunur.
106 ncı madde uyarınca çıkarılacak tarifenin
yürürlüğe girdiği tarihten önce satış talep edilmiş
olmasına rağmen kıymet takdiri ile muhafaza ve
satış giderlerinin tamamının yatırılmadığı hallerde
bu tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir
yıl içinde tarifede belirlenen giderlerin yatırılması
zorunludur. Bu süre içinde giderler peşin olarak
yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır.
Kanunun 134 üncü maddesinde bu maddeyi
ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece
mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile
Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri
hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde
onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin
hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri
hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi
aşamasında bulunan dosyalar bakımından para
cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek
başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği
uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir.”
MADDE 28- 2004 sayılı Kanunun 25 inci, 25/a,
25/b, 133 üncü ve 341 inci maddeleri yürürlükten
kaldırılmıştır.
MADDE 29- 2004 sayılı Kanuna aşağıdaki
geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 18- 111/b maddesinin
uygulanmasına ilişkin yönetmelik ile 106 ncı madde
uyarınca çıkarılması gereken tarife, bu maddeyi
ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren altı ay içinde çıkarılır.
Bu maddeyi ihdas eden Kanunun haczedilen
malların elektronik ortamda satışına ilişkin
hükümlerinin uygulanmasına, Adalet Bakanlığınca
belirlenen il veya ilçelerde, 111/b maddesinin
uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren başlanır ve en geç bir yılın sonunda
Ülke genelinde uygulamaya geçilir. İşbu hükümlerin
hangi il veya ilçede ne zaman uygulanacağı Adalet
Bakanlığının resmî internet sitesinde duyurulur.
Bu hükümler, uygulamaya geçilen il ve ilçelerde
geçiş tarihinden sonra haczedilen malların satışında
uygulanır. Uygulamaya geçilmeyen yerlerdeki
hacizli malların satışı ile uygulamaya geçildiği
halde geçiş tarihinden önce haczedilen malların
satışında ise bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan
değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına
devam olunur.
106 ncı madde uyarınca çıkarılacak tarifenin
yürürlüğe girdiği tarihten önce satış talep edilmiş
olmasına rağmen kıymet takdiri ile muhafaza ve
satış giderlerinin tamamının yatırılmadığı hâllerde
bu tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir
yıl içinde tarifede belirlenen giderlerin yatırılması
zorunludur. Bu süre içinde giderler peşin olarak
yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır.
134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden
Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve
bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte
olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz.
Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para
cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte
olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır.
Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan
dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin
olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni
yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle
hükmü düzeltebilir.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 83 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
MADDE 30- 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı
Harçlar Kanununa bağlı (1) sayılı tarifenin “(A)
Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III- Karar
ve ilam harcı” başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç”
başlıklı bendinin, (f) alt bendinden sonra gelmek
üzere aşağıdaki alt bent eklenmiştir.
“g) İcra ve İflas Kanununun 134 üncü
maddesi kapsamında satış isteyen alacaklı,
borçlu, resmi sicilde kayıtlı ilgililer ile
sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce
ihalenin feshinin talep edilmesi halinde ihale
bedeli üzerinden Binde 68,31
(Bu harcın yarısı talepte bulunurken peşin
olarak yatırılmak zorundadır. Talebin kabulü
halinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve
istem halinde iade edilir. Talebin reddi halinde ise
alınan harç ihalenin feshini isteyene iade edilmez
ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden
tahsil edilir.)”
MADDE 31- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesinin
(II) numaralı “Tazminatlar” kısmının “G) ADALET
HİZMETLERİ TAZMİNATI” bölümüne aşağıdaki
bent eklenmiştir.
“e) İcra başmüdürlerine ayrıca % 50 sine,”
MADDE 32- 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı
Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere
Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı
Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten
Kaldırılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin
birinci fıkrasına, “keşif ve icra işlemi” ibaresinden
sonra gelmek üzere “ile sosyal çalışmacı, psikolog
ve pedagoglarla sınırlı olmak üzere araştırma,
inceleme ve rapor işlemleri” ibaresi ve “yetkili
kılınan kişilere” ibaresinden sonra gelmek üzere
“ve hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı
üzerine görevlendirilen sosyal çalışmacı, psikolog
ve pedagoglara” ibaresi eklenmiş; fıkrada yer
alan “hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı
üzerine görevlendirilen sosyal çalışmacı, psikolog
ve pedagoglara,” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.
MADDE 33- 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı
Türk Medeni Kanununun 182 nci maddesine birinci
fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
MADDE 30- 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı
Harçlar Kanununa bağlı (1) sayılı tarifenin “(A)
Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III- Karar
ve ilam harcı” başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç”
başlıklı bendinin, (f) alt bendinden sonra gelmek
üzere aşağıdaki alt bent eklenmiştir.
“g) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanununun 134 üncü maddesi kapsamında satış
isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer
ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce
ihalenin feshinin talep edilmesi hâlinde ihale
bedeli üzerinden Binde 68,31
(Bu harcın yarısı talepte bulunurken peşin
olarak yatırılmak zorundadır. Talebin kabulü
hâlinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve
istem hâlinde iade edilir. Talebin reddi hâlinde ise
alınan harç ihalenin feshini isteyene iade edilmez
ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden
tahsil edilir.)”
MADDE 31- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesinin
(II) numaralı “Tazminatlar” kısmının “G) ADALET
HİZMETLERİ TAZMİNATI” bölümüne aşağıdaki
bent eklenmiştir.
“e) İcra başmüdürlerine ayrıca % 50 sine,”
MADDE 32- 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı
Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere
Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı
Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten
Kaldırılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin
birinci fıkrasına, “keşif ve icra işlemi” ibaresinden
sonra gelmek üzere “ile sosyal çalışmacı, psikolog
ve pedagoglarla sınırlı olmak üzere araştırma,
inceleme ve rapor işlemleri” ibaresi ve “yetkili
kılınan kişilere” ibaresinden sonra gelmek üzere
“ve hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı
üzerine görevlendirilen sosyal çalışmacı, psikolog
ve pedagoglara” ibaresi eklenmiş; fıkrada yer
alan “hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı
üzerine görevlendirilen sosyal çalışmacı, psikolog
ve pedagoglara,” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.
MADDE 33- 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı
Türk Medenî Kanununun 182 nci maddesine birinci
fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 84 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
“Mahkeme, kararında kişisel ilişki
düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi
halinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak
kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder.”
MADDE 34- 4721 sayılı Kanunun 324 üncü
maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Velayet kendisine bırakılan ana veya baba,
kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine
getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak
kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel
ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.”
MADDE 35- 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı
Çocuk Koruma Kanununa Üçüncü Kısımdan sonra
gelmek üzere “Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel
İlişki Kurulması” başlıklı Dördüncü Kısım ile
aşağıdaki madde eklenmiş ve mevcut Dördüncü
Kısım, Beşinci Kısım olarak teselsül ettirilmiştir.
“Görevli ve yetkili birim
MADDE 41/A- (1) Çocuk teslimi veya
çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile
mahkemeleri tarafından verilen ilam veya tedbir
kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak,
Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur
hizmetleri müdürlüklerince bu Kısım hükümlerine
göre yerine getirilir.
(2) Müdürlüklerde müdür, müdür yardımcısı ve
personel ile psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı
görevlendirilir.
(3) Müdürlük bulunmayan yerlerde bu Kısım
kapsamında yer alan görevler, Adalet Bakanlığınca
belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü
tarafından yerine getirilir.
(4) İlam ve tedbir kararlarının yerine
getirilmesinde çocuğun yerleşim yeri müdürlüğü
yetkilidir.
(5) İlam ve tedbir kararları müdürlük tarafından
görevlendirilen psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı,
çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanlar,
uzmanın bulunmadığı yerlerde ise öğretmen
marifetiyle yerine getirilir.
(6) İlam ve tedbir kararlarını yerine getirmek
için müdürlüğün talebi üzerine, valilikler tarafından
kamu kurum ve kuruluşlarında görevli, beşinci
fıkrada belirtilen uzmanların yer aldığı bir görevli
listesi oluşturulur. Bu uzmanların yeterli sayıda
olmaması halinde öğretmenler de listeye dâhil edilir.
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
“Mahkeme, kararında kişisel ilişki
düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi
hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak
kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder.”
MADDE 34- 4721 sayılı Kanunun 324 üncü
maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Velayet kendisine bırakılan ana veya baba,
kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine
getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak
kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel
ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.”
MADDE 35- 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı
Çocuk Koruma Kanununa 41 inci maddesinden
sonra gelmek üzere başlığı ile birlikte aşağıdaki
Dördüncü Kısım ve madde eklenmiş, mevcut
Dördüncü Kısım, Beşinci Kısım olarak teselsül
ettirilmiştir.
“DÖRDÜNCÜ KISIM
Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması
Görevli ve yetkili birim
MADDE 41/A- (1) Çocuk teslimi veya
çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile
mahkemeleri tarafından verilen ilam veya tedbir
kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak,
Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur
hizmetleri müdürlüklerince bu Kısım hükümlerine
göre yerine getirilir.
(2) Müdürlüklerde müdür, yeteri kadar müdür
yardımcısı ve personel ile psikolog, pedagog
ve sosyal çalışmacı Adalet Bakanlığı tarafından
görevlendirilir.
(3) Müdürlük bulunmayan yerlerde bu Kısım
kapsamında yer alan görevler, Adalet Bakanlığınca
belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü
tarafından yerine getirilir.
(4) İlam ve tedbir kararlarının yerine
getirilmesinde çocuğun yerleşim yeri müdürlüğü
yetkilidir.
(5) İlam ve tedbir kararları müdürlük tarafından
görevlendirilen psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı,
çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanlar,
uzmanın bulunmadığı yerlerde ise öğretmen
marifetiyle yerine getirilir.
(6) İlam ve tedbir kararlarını yerine getirmek
için müdürlüğün talebi üzerine, valilikler tarafından
kamu kurum ve kuruluşlarında görevli, beşinci
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 85 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
Bu listede yer alan uzman ve öğretmenlerin görev
yapacakları yer ve tarihler müdürlükler tarafından
belirlenir.”
MADDE 36- 5395 sayılı Kanuna eklenen 41/A
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir
kararlarının yerine getirilmesi
MADDE 41/B- (1) Çocuk teslimine dair ilam
veya tedbir kararları, yükümlüsü tarafından rızasıyla
yerine getirilmediği takdirde hak sahibi, ilam veya
tedbir kararının yerine getirilmesi için müdürlüğe
başvurabilir.
(2) Talebi alan müdürlük, her türlü iletişim
vasıtasını kullanarak yükümlüyle irtibata geçer ve
müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte hak
sahibine teslim edilmek üzere çocuğun belirlenen
yere getirilmesini derhal bildirir; bu bildirimin
yapıldığını veya yükümlüyle irtibat kurulamadığını
tutanağa bağlar.
(3) Yükümlüyle irtibat kurulamaz veya
yükümlü çocuğu getirmeyeceğini beyan ederse
yahut yükümlü çocuğu belirlenen yere getirmezse
müdürlük, derhal yükümlüye, çocuğun teslimine
dair bir teslim emri gönderir. Emir, 11/2/1959
tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine
göre yükümlüye tebliğ edilir. Bu emirde aşağıdaki
hususlar yer alır:
a) Müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte
çocuğu emirde belirtilen yere getirmek zorunda
olduğu.
b) Çocuğu emirde belirtilen yere getirmesine
engel teşkil edecek derecede haklı bir mazereti
varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirimde
bulunarak çocuğun müdürlükçe alınmasını talep
etmesi gerektiği.
c) Çocuğu getirmez veya haklı mazereti
nedeniyle müdürlükçe alınmasını talep etmezse,
çocuğun, uzman veya öğretmen marifetiyle gerekirse
kolluktan yardım alınarak ve zor kullanılarak teslim
alınacağı.
d) Emrin gereğinin yerine getirilmemesi
halinde disiplin hapsiyle cezalandırılacağı.
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
fıkrada belirtilen uzmanların yer aldığı bir görevli
listesi oluşturulur. Bu uzmanların yeterli sayıda
olmaması hâlinde öğretmenler de listeye dâhil edilir.
Bu listede yer alan uzman ve öğretmenlerin görev
yapacakları yer ve tarihler müdürlükler tarafından
belirlenir.”
MADDE 36- 5395 sayılı Kanuna 41 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir
kararlarının yerine getirilmesi
MADDE 41/B- (1) Çocuk teslimine dair ilam
veya tedbir kararları, yükümlüsü tarafından rızasıyla
yerine getirilmediği takdirde hak sahibi, ilam veya
tedbir kararının yerine getirilmesi için müdürlüğe
başvurabilir.
(2) Talebi alan müdürlük, her türlü iletişim
vasıtasını kullanarak yükümlüyle irtibata geçer ve
müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte hak
sahibine teslim edilmek üzere çocuğun belirlenen
yere getirilmesini derhâl bildirir; bu bildirimin
yapıldığını veya yükümlüyle irtibat kurulamadığını
tutanağa bağlar.
(3) Yükümlüyle irtibat kurulamaz veya
yükümlü çocuğu getirmeyeceğini beyan ederse
yahut yükümlü çocuğu belirlenen yere getirmezse
müdürlük, derhâl yükümlüye, çocuğun teslimine
dair bir teslim emri gönderir. Emir, 11/2/1959
tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine
göre yükümlüye tebliğ edilir. Bu emirde aşağıdaki
hususlar yer alır:
a) Müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte
çocuğu emirde belirtilen yere getirmek zorunda
olduğu.
b) Çocuğu emirde belirtilen yere getirmesine
engel teşkil edecek derecede haklı bir mazereti
varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirimde
bulunarak çocuğun müdürlükçe alınmasını talep
etmesi gerektiği.
c) Çocuğu getirmez veya haklı mazereti
nedeniyle müdürlükçe alınmasını talep etmezse,
çocuğun, uzman veya öğretmen marifetiyle gerekirse
kolluktan yardım alınarak ve zor kullanılarak teslim
alınacağı.
d) Emrin gereğinin yerine getirilmemesi
hâlinde disiplin hapsiyle cezalandırılacağı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 86 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
e) Müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı,
öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta
içinde, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile
mahkemesine şikâyette bulunabileceği.
(4) Müdürlüğün belirlediği yere getirilen veya
yükümlünün haklı mazereti nedeniyle müdürlükçe
alınan çocuk hak sahibine teslim edilir.
(5) Yükümlü, emrin gereğini yerine getirmezse,
çocuk nerede bulunursa bulunsun müdürlük
tarafından alınarak hak sahibine teslim edilir. Bu
halde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk birimleri,
zor kullanma dâhil bu konudaki talepleri derhal
yerine getirir.
(6) Çocuk hak sahibine teslim edildikten sonra
yükümlü haklı bir sebep olmaksızın çocuğu tekrar
alırsa ayrıca yeni bir hükme veya yükümlüyle
irtibata geçmeye ya da teslim emri tebliğine gerek
olmaksızın çocuk beşinci fıkra uyarınca hak
sahibine teslim edilir.
(7) Çocuğun üstün yararının gerektirdiği
hallerde müdürlük, yükümlüyle irtibata geçmeye
veya teslim emri tebliğine gerek olmaksızın
doğrudan beşinci fıkra hükmünü uygulayabilir.”
MADDE 37- 5395 sayılı Kanuna eklenen 41/B
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam
veya tedbir kararlarının yerine getirilmesi
MADDE 41/C- (1) Çocukla kişisel ilişki
kurulmasına dair ilam veya tedbir kararları,
yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmediği
takdirde hak sahibi, ilam veya tedbir kararının
yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurabilir.
(2) Talebi alan müdürlük, her türlü iletişim
vasıtasını kullanarak yükümlüyle irtibata geçer;
ilam veya tedbir kararında belirtilen gün ve saatte,
gün ve saat belirtilmemişse müdürlük tarafından
belirlenen gün ve saatte hak sahibine teslim edilmek
üzere çocuğun müdürlük tarafından belirlenen
yere getirilmesini derhal bildirir; bu bildirimin
yapıldığını veya yükümlüyle irtibat kurulamadığını
tutanağa bağlar.
(3) Yükümlüyle irtibat kurulamaz veya
yükümlü çocuğu getirmeyeceğini beyan ederse
yahut belirlenen yere getirmezse müdürlük, derhal
yükümlüye, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
e) Müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı,
öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta
içinde, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile
mahkemesine şikâyette bulunabileceği.
(4) Müdürlüğün belirlediği yere getirilen veya
yükümlünün haklı mazereti nedeniyle müdürlükçe
alınan çocuk hak sahibine teslim edilir.
(5) Yükümlü, emrin gereğini yerine getirmezse,
çocuk nerede bulunursa bulunsun müdürlük
tarafından alınarak hak sahibine teslim edilir. Bu
hâlde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk birimleri,
zor kullanma dâhil bu konudaki talepleri derhâl
yerine getirir.
(6) Çocuk hak sahibine teslim edildikten sonra
yükümlü haklı bir sebep olmaksızın çocuğu tekrar
alırsa ayrıca yeni bir hükme veya yükümlüyle
irtibata geçmeye ya da teslim emri tebliğine gerek
olmaksızın çocuk beşinci fıkra uyarınca hak
sahibine teslim edilir.
(7) Çocuğun üstün yararının gerektirdiği
hâllerde müdürlük, yükümlüyle irtibata geçmeye
veya teslim emri tebliğine gerek olmaksızın
doğrudan beşinci fıkra hükmünü uygulayabilir.”
MADDE 37- 5395 sayılı Kanuna 41 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam
veya tedbir kararlarının yerine getirilmesi
MADDE 41/C- (1) Çocukla kişisel ilişki
kurulmasına dair ilam veya tedbir kararları,
yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmediği
takdirde hak sahibi, ilam veya tedbir kararının
yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurabilir.
(2) Talebi alan müdürlük, her türlü iletişim
vasıtasını kullanarak yükümlüyle irtibata geçer;
ilam veya tedbir kararında belirtilen gün ve saatte,
gün ve saat belirtilmemişse müdürlük tarafından
belirlenen gün ve saatte hak sahibine teslim edilmek
üzere çocuğun müdürlük tarafından belirlenen
yere getirilmesini derhâl bildirir; bu bildirimin
yapıldığını veya yükümlüyle irtibat kurulamadığını
tutanağa bağlar.
(3) Yükümlüyle irtibat kurulamaz veya
yükümlü çocuğu getirmeyeceğini beyan ederse
yahut belirlenen yere getirmezse müdürlük, derhâl
yükümlüye, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 87 ‒
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
bir teslim emri gönderir. Emir, 11/2/1959 tarihli
ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre
yükümlüye tebliğ edilir. Bu emirde aşağıdaki
hususlar yer alır:
a) İlam veya tedbir kararında belirtilen gün
ve saatte, gün ve saatin belirtilmemesi halinde
müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte çocuğu
emirde belirtilen yere getirmek zorunda olduğu.
b) Çocuğu emirde belirtilen yere getirmesine
engel teşkil edecek derecede haklı bir mazereti
varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirimde
bulunarak çocuğun müdürlükçe alınmasını talep
etmesi gerektiği.
c) İlam veya tedbir kararı kapsamında
emrin tebliğinden sonraki dönemde de (a) ve (b)
bentlerindeki yükümlülüğünün devam edeceği,
bunun için yeniden emir çıkarılmayacağı.
d) Emrin gereğinin yerine getirilmemesi
halinde disiplin hapsiyle cezalandırılacağı.
e) Yerleşim yeri veya iletişim bilgilerinin
değişmesi halinde yeni adres veya iletişim
bilgilerinin müdürlüğe derhal bildirilmesi gerektiği.
f) Müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı,
öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta
içinde, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile
mahkemesine şikâyette bulunulabileceği.
(4) Müdürlüğün belirlediği yere getirilen
çocuk hak sahibine teslim edilir. Hak sahibine;
ilam veya tedbir kararında belirtilen sürenin
bitiminde çocuğu, belirlenen yere getirmek
zorunda olduğu, çocuğu getirmez veya kendisinden
kaynaklanmayan makul sebepler hariç olmak üzere
geç getirirse disiplin hapsiyle cezalandırılacağı,
hakkında suç duyurusunda bulunulacağı hususu
tutanağa bağlanarak tebliğ edilir. Çocuk, belirlenen
yere getirilmezse hak sahibi hakkında müdürlük
tarafından suç duyurusunda bulunulur ve müteakip
süreç hakkında yükümlü bilgilendirilir.
(5) Kişisel ilişki kurulmasından sonra hak
sahibi tarafından teslim yerine getirilen çocuğun
yükümlüye veya yükümlünün belirlediği kişiye
teslimi mümkün olmazsa çocuk hak sahibinde
bırakılır. Bu da mümkün olmazsa müdürlüğün
talebi üzerine, aile ve sosyal hizmetler il müdürlüğü
tarafından çocuğun geçici olarak barınmasına
yönelik tedbirler alınır.
bir teslim emri gönderir. Emir, 7201 sayılı Kanun
hükümlerine göre yükümlüye tebliğ edilir. Bu
emirde aşağıdaki hususlar yer alır:
a) İlam veya tedbir kararında belirtilen gün
ve saatte, gün ve saatin belirtilmemesi hâlinde
müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte çocuğu
emirde belirtilen yere getirmek zorunda olduğu.
b) Çocuğu emirde belirtilen yere getirmesine
engel teşkil edecek derecede haklı bir mazereti
varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirimde
bulunarak çocuğun müdürlükçe alınmasını talep
etmesi gerektiği.
c) İlam veya tedbir kararı kapsamında
emrin tebliğinden sonraki dönemde de (a) ve (b)
bentlerindeki yükümlülüğünün devam edeceği,
bunun için yeniden emir çıkarılmayacağı.
d) Emrin gereğinin yerine getirilmemesi
hâlinde disiplin hapsiyle cezalandırılacağı.
e) Yerleşim yeri veya iletişim bilgilerinin
değişmesi hâlinde yeni adres veya iletişim
bilgilerinin müdürlüğe derhâl bildirilmesi gerektiği.
f) Müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı,
öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta
içinde, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile
mahkemesine şikâyette bulunulabileceği.
(4) Müdürlüğün belirlediği yere getirilen
çocuk hak sahibine teslim edilir. Hak sahibine;
ilam veya tedbir kararında belirtilen sürenin
bitiminde çocuğu, belirlenen yere getirmek
zorunda olduğu, çocuğu getirmez veya kendisinden
kaynaklanmayan makul sebepler hariç olmak üzere
geç getirirse disiplin hapsiyle cezalandırılacağı,
hakkında suç duyurusunda bulunulacağı hususu
tutanağa bağlanarak tebliğ edilir. Çocuk, belirlenen
yere getirilmezse hak sahibi hakkında müdürlük
tarafından suç duyurusunda bulunulur ve müteakip
süreç hakkında yükümlü bilgilendirilir.
(5) Kişisel ilişki kurulmasından sonra hak
sahibi tarafından teslim yerine getirilen çocuğun
yükümlüye veya yükümlünün belirlediği kişiye
teslimi mümkün olmazsa çocuk hak sahibinde
bırakılır. Bu da mümkün olmazsa müdürlüğün
talebi üzerine, aile ve sosyal hizmetler il müdürlüğü
tarafından çocuğun geçici olarak barınmasına
yönelik tedbirler alınır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 88 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
(6) Yükümlü haklı mazereti nedeniyle çocuğun
müdürlükçe alınmasını talep ederse, gerektiğinde
hak sahibi de hazır bulundurulmak suretiyle çocuk
müdürlük tarafından yükümlüden alınarak hak
sahibine teslim edilir.
(7) Hak sahibi, emrin yükümlüye tebliğinden
sonraki dönemde, teslim saatinden en az kırk
sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini
müdürlüğe yazılı olarak, elektronik ortamda veya
başvuru aşamasında beyan ettiği iletişim kanalıyla
bildirmek zorundadır. Hak sahibinin bildirimde
bulunmadığı veya gelemeyeceğini bildirdiği
hallerde bu husus ve çocuğu emirde belirtilen
yere getirme zorunluluğu bulunmadığı yükümlüye
bildirilir. Tüm bu işlemler tutanak altına alınır.
(8) Çocukla kişisel ilişki kurulması
işlemlerinin çocuğun üstün yararını koruyacak
şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla müdürlüğün
önerisi üzerine aile mahkemesince, çocuk, hak
sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri
uygulanmasına karar verilebilir. Yükümlünün teslim
emrine ilk aykırı hareketinde müdürlük yükümlü
hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasını aile
mahkemesinden talep eder.
(9) İlam veya tedbir kararını rızasıyla yerine
getirdiğini iddia eden yükümlü, ikinci fıkra uyarınca
yapılan bildirimin veya bu bildirim yapılamamışsa
üçüncü fıkra uyarınca gönderilen teslim emrinin
haksız olduğunu süresi içinde şikayet yoluyla ileri
sürebilir.
(10) Çocuğun yerleşim yerinin değişmesi
halinde dosya resen ilgili yer müdürlüğüne
gönderilir ve ilgili müdürlük işlemlere kaldığı
yerden devam eder. Bu müdürlük, dosyadaki teslim
emri kapsamında sadece teslimin gerçekleştirileceği
yeni yeri yükümlüye tebliğ eder. Teslim yeri
değişikliği hak sahibine her türlü iletişim vasıtasıyla
bildirilir.
(11) Hak sahibi veya teslim yükümlüsü
hakkında, 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin
Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine
Dair Kanun uyarınca gizlilik kararı ya da başka bir
tedbire karar verilmesi halinde, teslim işlemleri bu
kararlar dikkate alınarak yerine getirilir.
(12) Hak sahibi, teslim emrinin yükümlüye
tebliğinden sonraki dönemde, teslim saatinden en az
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(6) Yükümlü haklı mazereti nedeniyle çocuğun
müdürlükçe alınmasını talep ederse, gerektiğinde
hak sahibi de hazır bulundurulmak suretiyle çocuk,
müdürlük tarafından yükümlüden alınarak hak
sahibine teslim edilir.
(7) Hak sahibi, emrin yükümlüye tebliğinden
sonraki dönemde, teslim saatinden en az kırk
sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini
müdürlüğe yazılı olarak, elektronik ortamda veya
başvuru aşamasında beyan ettiği iletişim kanalıyla
bildirmek zorundadır. Hak sahibinin bildirimde
bulunmadığı veya gelemeyeceğini bildirdiği
hâllerde bu husus ve çocuğu emirde belirtilen
yere getirme zorunluluğu bulunmadığı yükümlüye
bildirilir. Tüm bu işlemler tutanak altına alınır.
(8) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair
işlemlerin çocuğun üstün yararını koruyacak
şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla müdürlüğün
önerisi üzerine aile mahkemesince, çocuk, hak
sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri
uygulanmasına karar verilebilir. Yükümlünün teslim
emrine aykırı ilk hareketinde müdürlük yükümlü
hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasını aile
mahkemesinden talep eder.
(9) İlam veya tedbir kararını rızasıyla yerine
getirdiğini iddia eden yükümlü, ikinci fıkra uyarınca
yapılan bildirimin veya bu bildirim yapılamamışsa
üçüncü fıkra uyarınca gönderilen teslim emrinin
haksız olduğunu süresi içinde şikâyet yoluyla ileri
sürebilir.
(10) Çocuğun yerleşim yerinin değişmesi
hâlinde dosya resen ilgili yer müdürlüğüne
gönderilir ve ilgili müdürlük işlemlere kaldığı
yerden devam eder. Bu müdürlük, dosyadaki teslim
emri kapsamında sadece teslimin gerçekleştirileceği
yeni yeri yükümlüye tebliğ eder. Teslim yeri
değişikliği hak sahibine her türlü iletişim vasıtasıyla
bildirilir.
(11) Hak sahibi veya teslim yükümlüsü
hakkında, 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin
Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine
Dair Kanun uyarınca gizlilik kararı ya da başka bir
tedbire karar verilmesi hâlinde, teslim işlemleri bu
kararlar dikkate alınarak yerine getirilir.
(12) Hak sahibi, teslim emrinin yükümlüye
tebliğinden sonraki dönemde, teslim saatinden en az
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 89 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
kırk sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini
müdürlüğe bildirdiği halde haklı bir mazeret
olmaksızın art arda iki kez veya bir yılda üç kez
gelmezse müdürlük tarafından dosyanın işlemden
kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hale
gelmesine karar verilir. Bu karar hak sahibi ve
yükümlüye tebliğ edilir.
(13) Teslim emrinin tebliğinden sonraki
dönemde yükümlü en az bir yıl boyunca emrin
gereğini usulüne uygun bir şekilde yerine getirir ve
müteakip dönemde de kişisel ilişki kurulmasına dair
mahkeme kararına uygun olarak hareket edeceğini
taahhüt ederse müdürlük, ilgili uzmanın kanaatini
de alarak dosyanın işlemden kaldırılmasına ve
teslim emrinin hükümsüz hale gelmesine karar
verebilir. Bu karar hak sahibi ve yükümlüye tebliğ
edilir. Yükümlü bu taahhüdünü yerine getirmezse
hak sahibinin talebiyle yükümlüye doğrudan teslim
emri tebliğ edilir.”
MADDE 38- 5395 sayılı Kanuna eklenen 41/C
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Teslim mekânları
MADDE 41/D- (1) Çocuk teslimi ve çocukla
kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir
kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemler,
müdürlükçe belirlenen teslim mekânlarında
gerçekleştirilir.
(2) Teslim işlemleri için müdürlüğün talebi
üzerine, valilikler ve belediyeler tarafından elverişli
teslim mekânları belirlenir, yoksa oluşturulur; araç
tahsis edilir ve sürücü görevlendirilir.
(3) Teslim mekânlarının belirlenmesinde,
oluşturulmasında, tefrişinde, bu mekânların
güvenliğinin sağlanmasında ve teslim hizmetlerinin
sunumunda, kamu kurum ve kuruluşları ile
belediyeler, müdürlüğe her türlü desteği sağlamakla
yükümlüdür.”
MADDE 39- 5395 sayılı Kanuna eklenen 41/D
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Şikâyet ve itiraz
MADDE 41/E- (1) Çocuk teslimi ve çocukla
kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir
kararlarının yerine getirilmesine ilişkin müdürlükçe
yapılan işlem ve verilen kararlara karşı, öğrenme
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
kırk sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini
müdürlüğe bildirdiği hâlde haklı bir mazeret
olmaksızın art arda iki kez veya bir yılda üç kez
gelmezse müdürlük tarafından dosyanın işlemden
kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hâle
gelmesine karar verilir. Bu karar hak sahibi ve
yükümlüye tebliğ edilir.
(13) Teslim emrinin tebliğinden sonraki
dönemde yükümlü en az bir yıl boyunca emrin
gereğini usulüne uygun bir şekilde yerine getirir ve
müteakip dönemde de kişisel ilişki kurulmasına dair
mahkeme kararına uygun olarak hareket edeceğini
taahhüt ederse müdürlük, ilgili uzmanın kanaatini
de alarak dosyanın işlemden kaldırılmasına ve
teslim emrinin hükümsüz hâle gelmesine karar
verebilir. Bu karar hak sahibi ve yükümlüye tebliğ
edilir. Yükümlü bu taahhüdünü yerine getirmezse
hak sahibinin talebiyle yükümlüye doğrudan teslim
emri tebliğ edilir.”
MADDE 38- 5395 sayılı Kanuna 41 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Teslim mekânları
MADDE 41/D- (1) Çocuk teslimi ve çocukla
kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir
kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemler,
müdürlükçe belirlenen teslim mekânlarında
gerçekleştirilir.
(2) Teslim işlemleri için müdürlüğün talebi
üzerine, valilikler ve belediyeler tarafından elverişli
teslim mekânları belirlenir, yoksa oluşturulur; araç
tahsis edilir ve sürücü görevlendirilir.
(3) Teslim mekânlarının belirlenmesinde,
oluşturulmasında, tefrişinde, bu mekânların
güvenliğinin sağlanmasında ve teslim hizmetlerinin
sunumunda, kamu kurum ve kuruluşları ile
belediyeler, müdürlüğe her türlü desteği sağlamakla
yükümlüdür.”
MADDE 39- 5395 sayılı Kanuna 41 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Şikâyet ve itiraz
MADDE 41/E- (1) Çocuk teslimi ve çocukla
kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir
kararlarının yerine getirilmesine ilişkin müdürlükçe
yapılan işlem ve verilen kararlara karşı, öğrenme
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 90 ‒
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde,
işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile
mahkemesine şikâyette bulunulabilir.
(2) Mahkeme, yapılan işlemlerin yerine
getirilmesini durdurabilir ve dosya üzerinden veya
gerektiğinde ilgilileri dinlemek suretiyle ivedilikle
karar verir.
(3) Şikâyet üzerine verilen karara karşı,
tebliğden itibaren bir hafta içinde itiraz edilebilir.
Mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o
yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin
bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen
daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o
yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması
hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi
hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı
hâkim olması hâlinde ise en yakın aile mahkemesine
veya asliye hukuk mahkemesine ivedilikle gönderir.
İtiraz merci, bir hafta içinde kararını verir. Merci,
itirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar
verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.”
MADDE 40- 5395 sayılı Kanuna eklenen 41/E
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki
kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının
yerine getirilmesine muhalefet
MADDE 41/F- (1) Çocuk teslimine dair ilam
veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin
teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin
gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay
içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse
dahi, üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.
(2) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam
veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin
teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin
gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay
içinde yapılacak şikâyet üzerine, üç günden on güne
kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır.
(3) Kişisel ilişki kurulması için kendisine çocuk
teslim edilen hak sahibi, ilam veya tedbir kararında
belirtilen sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere
getirmezse, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar
disiplin hapsi ile cezalandırılır.
(4) Yukarıdaki fıkralar kapsamında şikâyete
bakacak görevli ve yetkili mahkeme, işlemi yapan
müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesidir.
veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde,
işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile
mahkemesine şikâyette bulunulabilir.
(2) Mahkeme, yapılan işlemlerin yerine
getirilmesini durdurabilir ve dosya üzerinden veya
gerektiğinde ilgilileri dinlemek suretiyle ivedilikle
karar verir.
(3) Şikâyet üzerine verilen karara karşı,
tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde itiraz
edilebilir. Mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı
o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin
bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen
daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o
yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması
hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi
hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı
hâkim olması hâlinde ise en yakın aile mahkemesine
veya asliye hukuk mahkemesine ivedilikle gönderir.
İtiraz merci, bir hafta içinde kararını verir. Merci,
itirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar
verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.”
MADDE 40- 5395 sayılı Kanuna 41 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki
kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının
yerine getirilmesine muhalefet
MADDE 41/F- (1) Çocuk teslimine dair ilam
veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin
teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin
gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay
içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse
dahi, üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.
(2) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam
veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin
teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin
gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay
içinde yapılacak şikâyet üzerine, üç günden on güne
kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır.
(3) Kişisel ilişki kurulması için kendisine çocuk
teslim edilen hak sahibi, ilam veya tedbir kararında
belirtilen sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere
getirmezse, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar
disiplin hapsi ile cezalandırılır.
(4) Yukarıdaki fıkralar kapsamında şikâyete
bakacak görevli ve yetkili mahkeme, işlemi yapan
müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 91 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
(5) Şikâyet olunana, şikâyet dilekçesi ile birlikte
duruşma gün ve saatini bildiren davetiye gönderilir.
Davetiyede, savunma ve delillerini duruşma
gününe kadar bildirmesi gerektiği; duruşmaya
gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam
olunarak karar verileceği ihtar olunur. Mahkeme,
duruşmaya gelen şikâyet olunanın, 5271 sayılı
Kanunun 147 nci maddesinde belirtilen haklarını
hatırlatarak savunmasını alır; gerekli araştırmayı
yapar; dosyadaki delilleri değerlendirir; şikâyet
olunanın teslim emrine aykırı hareket ettiğini veya
emrin gereğinin yerine getirilmesini engellediğini
yahut sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere
getirmediğini tespit ederse disiplin hapsi ile
cezalandırılmasına, aksi takdirde şikâyetin reddine
karar verir.
(6) Disiplin hapsi ile cezalandırmaya ilişkin
kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet
başsavcılığı tarafından infaz edilir. Bu kararlar
kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra
yerine getirilemez.
(7) Şikâyetten vazgeçilmesi halinde veya
birinci ve üçüncü fıkralar bakımından çocuğun
velayet hakkı sahibine teslim edilmesi durumunda
dava ve bütün sonuçlarıyla beraber ceza düşer.
(8) Yukarıdaki fıkralar uyarınca aile
mahkemesince verilen kararlara karşı, 41/E
maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca itiraz edilebilir.”
MADDE 41- 5395 sayılı Kanuna eklenen 41/F
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“İçeriğin çıkarılması veya erişimin
engellenmesi
MADDE 41/G- (1) Çocuk teslimi ve çocukla
kişisel ilişki kurulması kapsamında çocuğun uzman
veya öğretmen tarafından yükümlüden ya da hak
sahibinden teslim alındığı veya diğerine teslim
edildiği sırada kayda alınan ses veya görüntülerin
internet ortamında yayınlanması nedeniyle kişilik
haklarının ihlal edildiğini iddia eden ilgililer ve
müdürlük, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet
Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve
Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele
Edilmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesi
uyarınca içeriğin çıkarılması veya erişimin
engellenmesini isteyebilir.”
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(5) Şikâyet olunana, şikâyet dilekçesi ile birlikte
duruşma gün ve saatini bildiren davetiye gönderilir.
Davetiyede, savunma ve delillerini duruşma
gününe kadar bildirmesi gerektiği; duruşmaya
gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam
olunarak karar verileceği ihtar olunur. Mahkeme,
duruşmaya gelen şikâyet olunanın, 5271 sayılı
Kanunun 147 nci maddesinde belirtilen haklarını
hatırlatarak savunmasını alır; gerekli araştırmayı
yapar; dosyadaki delilleri değerlendirir; şikâyet
olunanın teslim emrine aykırı hareket ettiğini veya
emrin gereğinin yerine getirilmesini engellediğini
yahut sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere
getirmediğini tespit ederse disiplin hapsi ile
cezalandırılmasına, aksi takdirde şikâyetin reddine
karar verir.
(6) Disiplin hapsi ile cezalandırmaya ilişkin
kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet
başsavcılığı tarafından infaz edilir. Bu kararlar
kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra
yerine getirilemez.
(7) Şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde veya
birinci ve üçüncü fıkralar bakımından çocuğun
velayet hakkı sahibine teslim edilmesi durumunda
dava ve bütün sonuçlarıyla beraber ceza düşer.
(8) Yukarıdaki fıkralar uyarınca aile
mahkemesince verilen kararlara karşı, 41/E
maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca itiraz edilebilir.”
MADDE 41- 5395 sayılı Kanuna 41 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“İçeriğin çıkarılması veya erişimin
engellenmesi
MADDE 41/G- (1) Çocuk teslimi ve çocukla
kişisel ilişki kurulması kapsamında çocuğun uzman
veya öğretmen tarafından yükümlüden ya da hak
sahibinden teslim alındığı veya diğerine teslim
edildiği sırada kayda alınan ses veya görüntülerin
internet ortamında yayınlanması nedeniyle kişilik
haklarının ihlal edildiğini iddia eden ilgililer,
4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında
Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar
Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi
Hakkında Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca
içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesini
isteyebilir.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 92 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
MADDE 42- 5395 sayılı Kanuna eklenen 41/G
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
Giderlerin karşılanması
MADDE 41/H- (1) Çocuk teslimi ve çocukla
kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir
kararlarının yerine getirilmesine ilişkin yapılacak
işlemler, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar
Kanunu ile diğer kanunlar uyarınca alınması
gereken tüm harçlardan istisnadır. Ayrıca bu iş ve
işlemlerin yürütülmesi için yapılacak tüm masraflar,
avukatlık ücreti hariç Adalet Bakanlığı bütçesinden
karşılanır.
(2) Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki
kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine
getirilmesine ilişkin işlemleri hafta sonu ve resmi tatil
günlerinde yerine getirmek üzere görevlendirilen
uzman ve öğretmenlere bu kapsamda fiilen görev
yaptıkları her teslim işlemi için, görevlendirilen
diğer kişilere ise bu kapsamda görev yaptıkları
her gün için (500) gösterge rakamının memur
aylıklarına uygulanan katsayıyla çarpımı sonucu
bulunacak tutarda ödeme yapılır. Bu kapsamda
uzman ve öğretmenlere bir ayda yapılacak ödeme
tutarı (10000) gösterge rakamının, görevlendirilen
diğer kişilere ise (5000) gösterge rakamının memur
aylıklarına uygulanan katsayıyla çarpımı sonucu
bulunacak tutarı geçemez. Bu ödemeden damga
vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.
Bu fıkra uyarınca yapılacak ödemelerden kadrolu
veya sözleşmeli olup olmadığına bakılmaksızın
görevlendirilen tüm personel yararlanır. Bu fıkranın
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet
Bakanlığınca belirlenir.
MADDE 43- 5395 sayılı Kanuna eklenen
41/H maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki
madde eklenmiştir.
“Yönetmelik
MADDE 4l/İ- (1) Bu Kısmın uygulanmasına
ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından
çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 44- 5395 sayılı Kanuna aşağıdaki
geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanunun Dördüncü
Kısmının uygulanmasına ilişkin yönetmelik, bu
maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılır.
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
MADDE 42- 5395 sayılı Kanuna 41 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Giderlerin karşılanması
MADDE 41/H- (1) Çocuk teslimi ve çocukla
kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir
kararlarının yerine getirilmesine ilişkin yapılacak
işlemler, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar
Kanunu ile diğer kanunlar uyarınca alınması
gereken tüm harçlardan istisnadır. Ayrıca bu iş ve
işlemlerin yürütülmesi için yapılacak tüm masraflar,
avukatlık ücreti hariç, Adalet Bakanlığı bütçesinden
karşılanır.
(2) Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki
kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine
getirilmesine ilişkin işlemleri hafta sonu ve resmî tatil
günlerinde yerine getirmek üzere görevlendirilen
uzman ve öğretmenlere bu kapsamda fiilen görev
yaptıkları her teslim işlemi için, görevlendirilen
diğer kişilere ise bu kapsamda görev yaptıkları
her gün için (500) gösterge rakamının memur
aylıklarına uygulanan katsayıyla çarpımı sonucu
bulunacak tutarda ödeme yapılır. Bu kapsamda
uzman ve öğretmenlere bir ayda yapılacak ödeme
tutarı (10000) gösterge rakamının, görevlendirilen
diğer kişilere ise (5000) gösterge rakamının memur
aylıklarına uygulanan katsayıyla çarpımı sonucu
bulunacak tutarı geçemez. Bu ödemeden damga
vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.
Bu fıkra uyarınca yapılacak ödemelerden kadrolu
veya sözleşmeli olup olmadığına bakılmaksızın
görevlendirilen tüm personel yararlanır. Bu fıkranın
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet
Bakanlığınca belirlenir.”
MADDE 43- 5395 sayılı Kanuna 41 inci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Yönetmelik
MADDE 41/İ- (1) Bu Kısmın uygulanmasına
ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından
çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 44- 5395 sayılı Kanuna aşağıdaki
geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanunun Dördüncü
Kısmının uygulanmasına ilişkin yönetmelik, bu
maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 93 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
(2) Bu Kanunun Dördüncü Kısmının
uygulanmasına, Adalet Bakanlığınca belirlenen
il veya ilçelerde başlanır ve birinci fıkra uyarınca
çıkarılan yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren en geç bir yılın sonunda ülke genelinde
uygulamaya geçilir. Dördüncü Kısmın hangi il veya
ilçede ne zaman uygulanacağı Adalet Bakanlığının
resmî internet sitesinde duyurulur.
(3) İkinci fıkra uyarınca Dördüncü Kısmın
henüz uygulanmadığı yerlerde, 9/6/1932 tarihli ve
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun, bu maddeyi
ihdas eden Kanunla yürürlükten kaldırılan 25, 25/a
ve 25/b maddelerinin uygulanmasına devam olunur.
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
önce gerçekleşen ve 2004 sayılı Kanunun 341
inci maddesi kapsamında kalan eylemlere ilişkin
şikâyetler, icra mahkemelerince sonuçlandırılır.
(5) Bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra;
a) Üçüncü fıkra gereğince 2004 sayılı
Kanunun 25, 25/a ve 25/b maddeleri uyarınca icra
dairelerince,
b) Dördüncü Kısım gereğince müdürlüklerce,
yürütülen çocuk teslimi veya çocukla kişisel
ilişki kurulması sürecindeki emre veya kararın yerine
getirilmesine muhalefet eylemleri bakımından 41/F
maddesi uygulanır.
(6) İkinci fıkra uyarınca Dördüncü Kısmın
uygulanmaya başlandığı il ve ilçelerde, çocuk
teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair
ilamların icrasına ilişkin derdest takip dosyaları, icra
dairesince resen işlemden kaldırılır. Şu kadar ki,
çocuğun, bu tarih itibariyle kişisel ilişki kurulması
kapsamında hak sahibinde bulunduğu haller
bakımından dosya, çocuğun yükümlüye teslim
edilmesinden sonra işlemden kaldırılır.
(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki
kurulmasına dair ilamların icrası için icra daireleri
nezdinde yapılacak takip işlemleri, 492 sayılı
Kanun ile diğer kanunlar uyarınca alınması gereken
tüm harçlardan istisnadır. Bu iş ve işlemler için
yapılacak tüm masraflar, avukatlık ücreti hariç
Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Bu fıkranın
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet
Bakanlığınca belirlenir.
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(2) Bu Kanunun Dördüncü Kısmının
uygulanmasına, Adalet Bakanlığınca belirlenen
il veya ilçelerde başlanır ve birinci fıkra uyarınca
çıkarılan yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren en geç bir yılın sonunda ülke genelinde
uygulamaya geçilir. Dördüncü Kısmın hangi il veya
ilçede ne zaman uygulanacağı Adalet Bakanlığının
resmî internet sitesinde duyurulur.
(3) İkinci fıkra uyarınca Dördüncü Kısmın
henüz uygulanmadığı yerlerde, 9/6/1932 tarihli ve
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun, bu maddeyi
ihdas eden Kanunla yürürlükten kaldırılan 25, 25/a
ve 25/b maddelerinin uygulanmasına devam olunur.
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
önce gerçekleşen ve 2004 sayılı Kanunun mülga 341
inci maddesi kapsamında kalan eylemlere ilişkin
şikâyetler, icra mahkemelerince sonuçlandırılır.
(5) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
sonra;
a) Üçüncü fıkra gereğince 2004 sayılı Kanunun
mülga 25, 25/a, 25/b maddeleri uyarınca icra
dairelerince,
b) Dördüncü Kısım gereğince müdürlüklerce,
yürütülen çocuk teslimi veya çocukla kişisel
ilişki kurulması sürecindeki emre veya kararın yerine
getirilmesine muhalefet eylemleri bakımından 41/F
maddesi uygulanır.
(6) İkinci fıkra uyarınca Dördüncü Kısmın
uygulanmaya başlandığı il ve ilçelerde, çocuk
teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair
ilamların icrasına ilişkin derdest takip dosyaları, icra
dairesince resen işlemden kaldırılır. Şu kadar ki,
çocuğun, bu tarih itibarıyla kişisel ilişki kurulması
kapsamında hak sahibinde bulunduğu hâller
bakımından dosya, çocuğun yükümlüye teslim
edilmesinden sonra işlemden kaldırılır.
(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki
kurulmasına dair ilamların icrası için icra daireleri
nezdinde yapılacak takip işlemleri, 492 sayılı
Kanun ile diğer kanunlar uyarınca alınması gereken
tüm harçlardan istisnadır. Bu iş ve işlemler için
yapılacak tüm masraflar, avukatlık ücreti hariç,
Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Bu fıkranın
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet
Bakanlığınca belirlenir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 94 ‒
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(8) Bu maddede kabul edilen usul ve esaslar,
22/11/2007 tarihli ve 5717 sayılı Uluslararası
Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair
Kanun uyarınca yapılacak çocuk teslim işlemleri
bakımından da uygulanır.”
MADDE 45- 22/11/2007 tarihli ve 5717
sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön
ve Kapsamına Dair Kanunun 18 inci maddesinin
birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(1 ) Çocuğun iadesine veya şahsî ilişki
kurulmasına dair ilâmlar, 3/7/2005 tarihli ve 5395
sayılı Çocuk Koruma Kanununun Dördüncü Kısım
hükümlerine göre teslim emri tebliğ edilmeksizin
yerine getirilir.”
MADDE 46- 5717 sayılı Kanunun 19 uncu
maddesinin başlığı “Adli destek ve mağdur
hizmetleri müdürlüğünün yetkisi” şeklinde ve ikinci
fıkrasında yer alan “icra müdürlüğünün” ibaresi
“adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünün”
şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 47- 5717 sayılı Kanunun 20 nci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “icra
müdürlüğünün” ibaresi “adli destek ve mağdur
hizmetleri müdürlüğünün” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 48- 5717 sayılı Kanunun 21 inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İcra ve İflâs
Kanununun 25/b maddesinde öngörülen hükümler
uygulanır” ibaresi “5395 sayılı Kanunun Dördüncü
Kısım hükümleri uyarınca psikolog, pedagog, sosyal
çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen
gibi uzmanlar, bunların yeterli sayıda olmaması
halinde ise öğretmen hazır bulundurulur” şeklinde
değiştirilmiştir.
MADDE 49- 5717 sayılı Kanunun 22
nci maddesinin başlığı “Teslim işlemlerinin
ertelenmesi” şeklinde, birinci fıkrasında yer alan
“icra müdürü” ibaresi “adli destek ve mağdur
hizmetleri müdürlüğü” ve “icra ertelenir” ibaresi
“teslim işlemleri ertelenir” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 50- 5717 sayılı Kanunun 25 inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İcra ve
İflâs Kanununun 341 inci maddesi hükümleri”
ibaresi “5395 sayılı Kanunun 41/F maddesi hükmü”
şeklinde değiştirilmiştir.
(8) Bu maddede kabul edilen usul ve esaslar,
22/11/2007 tarihli ve 5717 sayılı Uluslararası
Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair
Kanun uyarınca yapılacak çocuk teslim işlemleri
bakımından da uygulanır.”
MADDE 45- 22/11/2007 tarihli ve 5717
sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön
ve Kapsamına Dair Kanunun 18 inci maddesinin
birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(1) Çocuğun iadesine veya şahsî ilişki
kurulmasına dair ilamlar, 3/7/2005 tarihli ve 5395
sayılı Çocuk Koruma Kanununun Dördüncü Kısım
hükümlerine göre teslim emri tebliğ edilmeksizin
yerine getirilir.”
MADDE 46- 5717 sayılı Kanunun 19 uncu
maddesinin başlığı “Adli destek ve mağdur
hizmetleri müdürlüğünün yetkisi” şeklinde ve ikinci
fıkrasında yer alan “icra müdürlüğünün” ibaresi
“adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünün”
şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 47- 5717 sayılı Kanunun 20 nci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “icra
müdürlüğünün” ibaresi “adli destek ve mağdur
hizmetleri müdürlüğünün” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 48- 5717 sayılı Kanunun 21 inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İcra ve İflâs
Kanununun 25/b maddesinde öngörülen hükümler
uygulanır” ibaresi “5395 sayılı Kanunun Dördüncü
Kısım hükümleri uyarınca psikolog, pedagog, sosyal
çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen
gibi uzmanlar, bunların yeterli sayıda olmaması
hâlinde ise öğretmen hazır bulundurulur” şeklinde
değiştirilmiştir.
MADDE 49- 5717 sayılı Kanunun 22
nci maddesinin başlığı “Teslim işlemlerinin
ertelenmesi” şeklinde, birinci fıkrasında yer alan
“icra müdürü” ibaresi “adli destek ve mağdur
hizmetleri müdürlüğü” ve “icra ertelenir” ibaresi
“teslim işlemleri ertelenir” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 50- 5717 sayılı Kanunun 25 inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İcra ve
İflâs Kanununun 341 inci maddesi hükümleri”
ibaresi “5395 sayılı Kanunun 41/F maddesi hükmü”
şeklinde değiştirilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

‒ 95 ‒
(Adalet Komisyonunun
Kabul Ettiği Metin)
(Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ve İstanbul
Milletvekili Abdullah Güler ile 37 Milletvekilinin
Teklifi)
MADDE 51- 5717 sayılı Kanunun 29 uncu
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “9/6/1932
tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu,” ibaresi
madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 52- 6/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para
Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü
Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü
fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “beş” şeklinde
değiştirilmiştir.
MADDE 53- Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
MADDE 54- Bu Kanun hükümlerini
Cumhurbaşkanı yürütür.
MADDE 51- 5717 sayılı Kanunun 29 uncu
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “9/6/1932
tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu,” ibaresi
madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 52- 6/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para
Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü
Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü
fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “beş” şeklinde
değiştirilmiştir.
MADDE 53- Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
MADDE 54- Bu Kanun hükümlerini
Cumhurbaşkanı yürütür.
TBMM Basımevi - 2021
Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 285)

Maddeye git
    Dosyalar
    
    
    Kaynak Dosya
    Kaynak Metin (Kaynak: TBMM resmi web sitesi)
    İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.

    Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul