(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)

Türkİye Büyük Mîllet Meclİsİ

YASAMA YILI 5

YASAMA DÖNEMİ 27

SlRA SAYISI: 303

Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 42 Milletvekilinin Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapdmasına Dair Kanun Teklifi (2/4092) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu

İÇİNDEKİLER

Savfa

•    2/4092 Esas Numaralı Teklifin

-    TBMM Başkanlığına Sunuş Yazısı............................................................................................4

-    Katılma Yazılan..........................................................................................................................5

-    Genel Gerekçesi..........................................................................................................................5

-    Madde Gerekçeleri......................................................................................................................6

•    Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu......................................................................8

•    Muhalefet Şerhleri......................................................................................................13

•    Teklif Metni......................................................................................................................46

•    Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin..................................46

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Veıgi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifimiz ve gerekçesi ekte sunulmaktadır.

Gereğini arz ederiz.

Uğur Aydemir

Mehmet Yavuz Demir

Hamdi Uçar

Manisa

Muğla

Zonguldak

Mustafa Levent Karahocagil

Zehra Taşkesenlioğlu Ban

Yaşar Kırkpınar

Amasya

Erzurum

İzmir

Ceyda Bölünmez Çankırı

Mustafa Arslan

Fehmi Alpay Özalan

İzmir

Tokat

İzmir

Recep Özel

Zülfü Demirbağ

Derya Bakbak

İsparta

Elazığ

Gaziantep

Hacı Özkan

Mehmet Habib Soluk

Ahmet Berat Çonkar

Mersin

Sivas

İstanbul

Mustafa Kendirli

Haşan Çilez

Hakan Çavuşoğlu

Kırşehir

Amasya

Bursa

Refik Özen

Zafer Işık

Emine Yavuz Gözgeç

Bursa

Bursa

Bursa

Burhan Çakır

Yavuz Subaşı

Gülay Samancı

Erzincan

Balıkesir

Konya

Polat Türkmen

Necip Nasır

Fuat Köktaş

Zonguldak

İzmir

Samsun

Abdullah Doğru

Semiha Ekinci

Ramazan Can

Adana

Sivas

Kırıkkale

İbrahim Aydemir

Abdullah Nejat Koçer

Tamer Dağlı

Erzurum

Gaziantep

Adana

Oğuzlum Kaya

Feyzi Berdibek

Şahin Tin

Çorum

Bingöl

Denizli

Şamil Ayrım

Haşan Turan

Bahar Ayvazoğlu

İstanbul

İstanbul

Trabzon

Fatma Aksal

Belgin Uygur

Selim Gültekin

Edime

Balıkesir

Tülay Kaynarca İstanbul

Niğde

KATILMA YAZILARI

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine imzamı koyuyorum.

Gereğinin yapılmasını arz ederim.

14.01.2022

Ekrem Çelebi Ağrı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

13.01.2022 tarih ve 2/4092 esas numaralı Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine imzamı koyuyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

14.01.2022

Süleyman Karaman Erzincan

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine imzamı koyuyorum.

Gereğini arz ederim.

Recep Uncuoğlu Sakarya

HAVALE EDİLDİĞİ KOMİSYON (2/4092)

 

Plan ve Bütçe Komisyonu

 

ESAS

 

GENEL GEREKÇE

Mükelleflerin, yeniden değerleme imkânları ve 2004 yılından itibaren enflasyon düzeltmesinin uygulanmaması gerekçeleriyle, şartlar oluşsa bile enflasyon düzeltmesi uygulamasının ertelenmesi taleplerine istinaden, Teklif ile 2023 yılı sonuna kadar enflasyon düzeltmesi yapılmaması amaçlanmaktadır. Ayrıca, 2023 yılı hesap dönemi sonu itibanyla yapılacak enflasyon düzeltmesi neticesinde belirlenen geçmiş yıl kârının vergiye tâbi tutulmaması, geçmiş yıl zararının zarar olarak kabul edilmemesi öngörülmektedir.

Ayrıca Teklif ile, bankacılık sistemindeki toplam mevduat ve katılım fonu büyüklüğü içerisinde Türk Lirasının paymm artırılarak frnansal istikrarın desteklenmesi amacıyla, yabancı paralarım Türk

Lirasma çeviren kurumlar vergisi mükelleflerinin dönüşüm esnasmda oluşan kur farkı kazançları da dâhil olmak üzere bu kapsamda açılan vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarından elde edecekleri faiz ve kâr paylarının vergiden istisna edilmesi amaçlanmaktadır.

MADDE GEREKÇELERİ

Madde 1- Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesine göre enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşması hâlinde, şartların gerçekleştiği hesap dönemlerinde mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması gerekmektedir. Enflasyon düzeltmesi 2003 ve 2004 y ıllarmda uygulanmış ve mezkûr maddenin A fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamındakiler hariç, somaki dönemden günümüze kadar şartların gerçekleşmemesi nedeniyle enflasyon düzeltmesi yapılmamıştır. Bununla birlikte 3/6/2021 tarihli ve 7326 sayılı Kanunla geçici 31 inci maddede yapılan düzenlemeyle 31/12/2021 tarihine kadar mükelleflerin taşınmazlarım ve amortismana tabi diğer iktisadi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutma imkânı getirilmiştir. Yine 2021 yılında aym Kanunda, 14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle de; amortismana tabi iktisadi kıymetler bakımından sürekli yeniden değerleme uygulamasının, enflasyon düzeltmesi koşullannm oluşmadığı dönemlerde tekrar uygulanabilmesi mümkün hâle getirilmiştir.

Mükelleflerin, söz konusu yeniden değerleme imkânları ve 2004 yılından itibaren enflasyon düzeltmesinin uygulanmaması gerekçeleriyle, şartlar oluşsa bile enflasyon düzeltmesi uygulamasının ertelenmesi taleplerine istinaden, yapılan bu düzenlemeyle 2023 yılı sonuna kadar enflasyon düzeltmesi yapılmaması sağlanmaktadır. Ayrıca, 2023 yılı hesap dönemi sonu itibarıyla yapılacak enflasyon düzeltmesi neticesinde belirlenen geçmiş yıl kârının vergiye tâbi tutulmaması, geçmiş yıl zararının zarar olarak kabul edilmemesi öngörülmektedir.

Diğer taraftan, madde hükümleri 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamındaki mükellefler bakımından geçerli olmayıp, bu mükellefler bahse konu fıkra kapsamında, geçici vergi dönemleri ve hesap dönemleri sonlan itibanyla enflasyon düzeltmesi

yapmaya devam edeceklerdir.

Madde 2- Madde ile bankacılık sistemindeki toplam mevduat ve kahlım fonu büyüklüğü içerisinde Türk Lirasmm paymm artnılarak finansal istikramı desteklenmesi amacıyla, yabancı paralanm Türk Lirasına çeviren kurumlar vergisi mükelleflerinin dönüşüm esnasmda oluşan kur farkı kazançlan da dâhil olmak üzere bu kapsamda açılan vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplanndan elde edecekleri faiz ve kâr paylarının vergiden istisna edilmesi amaçlanmaktadır.

Buna göre, kurumlann döviz tevdiat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paralanm dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk Lirasma çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk Lirası varlıkları en az üç ay vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri dummunda, dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlanmn son üç aya isabet eden kısmı istisna edilmektedir. Ayrıca yabancı para emsinden varlıkların Türk Lirasma çevrildiği tarihte oluşan kur farkı kazançları ile vade sonunda elde edilen faiz ve kâr paylan kurumlar vergisinden istisna edilmektedir. Mezkur istisnaya, dönüşümün desteklenmesi kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yapılan destek ödemeleri ve dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan faiz ve kâr paylan da dâhil edilmektedir.

Diğer taraftan maddenin ikinci fıkrası ile 2022 yılı sonuna kadar yabancı paralarını dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk Lirasma çevirmek suretiyle en az üç ay vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplannda değerlendiren kurumlann bu hesaplardan elde edecekleri kazançların da (faiz, kâr payı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca yapılan destek ödemeleri dâhil) kurumlar vergisinden istisna edilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda bir geçici vergi döneminden sonra Türk Lirasına dönüşümün gerçekleşmesi durumunda dönem sonu ile Türk Lirasına çevrildiği tarih aralığına isabet eden kur farkı kazançları da istisna edilmektedir.

Öte yandan, maddenin üçüncü fıkrasında, kurumlarm altın cinsi hesaplarındaki varlıkları ile işlenmiş ve hurda altm karşılığı altm hesabı bakiyelerini dönüşüm fiyatı üzerinden Türk Lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk Lirası varlığı maddede belirtilen asgari süreler dâhilinde değerlendirmeleri durumunda, altının Türk Lirasına çevrildiği tarihte oluşan kurum kazancı ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere bu kapsamda açılan hesaplardan vade sonunda elde edilen faiz ve kâr paylan ile diğer kazançların kurumlar vergisinden istisna edildiği hükmüne yer verilmektedir.

Maddenin son fıkrası ile bu kapsamda açılan hesaplardan vadesinden önce çekim yapılması durumunda istisna edilen tutarlar nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanmak suretiyle tahsil olunacağı hükmüne yer verilmektedir.

Madde 3- Yürürlük maddesidir.

Madde 4- Yürütme maddesidir.

Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Plan ve Bütçe Komisyonu    18/01/2022

Esas No: 2/4092 Karar No: 6

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 2/4092 esas numaralı, “Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” Komisyonumuzun 17/01/2022 tarihinde yaptığı 28 inci birleşiminde görüşülmüş ve kabul edilmiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun onayma sunulmak üzere saygıyla arz olunur.

1.    GİRİŞ

Manisa Milletvekili Uğur AYDEMİR ve 42 Milletvekili tarafından 13/01/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan 2/4092 esas numaralı ‘Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ’ Başkanlıkça 14/01/2022 tarihinde esas komisyon olarak Komisyonumuza havale edilmiştir.

Komisyonumuzun 17/01/2022 tarihinde yaptığı 28 inci birleşiminde 2/4092 esas numaralı Kanun Teklifi, Teklifin ilk imza sahibi Manisa Milletvekili Uğur AYDEMİR ile Hazine ve Mahye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Adalet Bakanlığı, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mah Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB), Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) temsilcilerinin katılımryla görüşülmüştür.

2.    2/4092 ESAS NUMARALI KANUN TEKLİFİNDE ÖNGÖRÜLEN DÜZENLEMELER

2/4092 esas numaralı Teklifin gerekçesi ve metni incelendiğinde, Teklifte;

-    2023 hesap dönemi geçici veıgi dönemleri sonuna kadar enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulmamasma, 31/12/2023 tarihli mali tablolarda yapılacak enflasyon düzeltmesi neticesinde belirlenen geçmiş yıl kârnım vergiye tâbi tutulmamasma ve geçmiş yıl zararının zarar olarak kabul edilmemesine,

-    Kurumlarm 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarım dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda düzenlemede şartlan belirtilen kazançlarının kurumlar vergisinden istisna edilmesine,

-    Kurumlarm 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralannı 2022 yıh sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplanna dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda oluşan kur farkı kazançlarının, geçici vergi dönemi sonu değerlemesiyle Türk lirasına çevrildiği tarih araşma isabet eden kısmı ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr paylan ile diğer kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmesine,

-    Kurumlarm 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan altın hesabı ile bu tarihten sonra açılacak işlenmiş ve hurda altın karşılığı altm hesabı bakiyelerini 2022 yrlr sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplama dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplannda değerlendirmeleri durumunda Türk lirasına çevrildiği tarihte oluşan kazançlar ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr paylan ile diğer kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmesine,

yönelik düzenlemelerin yer aldrğr görülmektedir.

3. KOMİSYONDA KANUN TEKLİFİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER

Kanun Teklifi üzerinde yapılan görüşmelerde milletvekilleri tarafından;

-    Mükelleflerin 2004 yılından itibaren Vergi Usul Kanununda öngörülen şartların oluşmaması nedeniyle uygulanmayan enflasyon düzeltmesinin, gerekli sürede hazırlanmasında yaşanabilecek güçlük nedeniyle ertelenmesi yaklaşımının anlaşılabilir olduğu, fakat bu ertelemenin 2022 yılı sonu yerine 2023 yılı sonuna bırakılmasının anlaşılamadığı,

-    Son dönemde getirilen düzenlemelerin, ekonomide yaşanan sorunların bir yansıması olduğu, ekonomide karşı karşıya kalman sıkıntılı durumun ortadan kaldırılmasına yönelik olarak sürecin iyi analiz edilmesine ve ekonomiye ilişkin köklü ve kapsamlı tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyulduğu, gelmen noktada kur korumalı hesap uygulaması neticesinde döviz mevduatlarında belirgin bir azalmanın henüz görülmediği, diğer taraftan düzenlemeden elinde yabancı para bulunan gerçek ve tüzel kişilerin yararlanabileceği, bu durumun eşitlik ilkesini zedelediği,

-    Kur korumalı hesap uygulamasının döviz kurlarının artmadığı bir konjonktürde Hâzineye ilave yük anlamında herhangi bir sorun oluşturmasının beklenmediği fakat dünya genelinde oluşabilecek bir ekonomik çalkantının hah hazırda yüksek olan CDS risk primi nedeniyle ülkemizi de olumsuz etkilemesi durumunda döviz kurlarında görülmesi muhtemel artış nedeniyle Hâzineye ciddi yük binmesine neden olabileceği, bu tip sistemik riskler nedeniyle söz konusu uygulamanın uzun vadeli olarak sürdürülmesinin mümkün görülmediği,

şeklindeki görüş, eleştiri ve önerilerin ardından Teklifin ilk imza sahibi Manisa Milletvekili Uğur AYDEMİR ve ilgili kamu idarelerinin temsilcileri tarafından yapılan açıklamalarda;

-    Enflasyon düzeltmesine yönelik getirilen düzenlemenin mükelleflerin lehine bir durum olarak görüldüğü, uzun yıllar enflasyon şartlarının oluşmaması sebebiyle uygulama zorunluluğu oluşmadığından mükellefler açısından yeterli teknik altyapının kurulamadığı, bu kapsamda mükellefler tarafından gelen erteleme talebinin karşılanmaya çalışıldığı ve uygulamanın 2023 yılı sonuna ertelenmesinin de mükellefler lehine bir yaklaşım olduğu,

-    20 Aralık 2021 tarihinde açıklanan ekonomik tedbirler kapsamında yapılan düzenlemeler sonucunda, döviz kurlarmda görülen ve ekonomik gerekçelerle açıklanamayan artışların önüne geçildiği ve döviz kurlarmda geri çekilmelerin yaşandığı, yapılan düzenlemelerde amacın hem spekülatif döviz talebinin azaltılması hem de vatandaşların mevduatlarının dövize karşı değerinin korunması olduğu,

-    Şirketlerin de kur korumalı TL mevduat ve katılım sistemi uygulamasına dahil edilmesi ve bu kapsamdaki kazançlarının vergiden istisna tutulmasının Türk lirası mevduat ve katılım hesaplarına dönüşüme katkı sağlayacağının değerlendirildiği, sürecin dinamik yapısı nedeniyle gerekli tedbirlerin yeri geldikçe alınmakta olduğu,

ifade edilmiştir.

4.    KOMİSYONUN MADDELER HAKKINDA KARARI

Teklifin geneli üzerindeki görüşmelerin ardından Teklifin maddelerinin görüşülmesine geçilmesi kararlaştmlmıştrr.

Teklif metni aşağıdaki değişiklikler yapılmak sureliyle Komisyonumuzca kabul edilmiştir.

Madde 1

Teklifin çerçeve 1 inci maddesi; aynen kabul edilmiştir.

Madde 2

Teklifin çerçeve 2 nci maddesi; kazançları bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükelleflerinin de istisna hükümlerinden aym şartlarda yararlanabilmesini temin eden düzenlemenin yeni bir fıkra olarak eklenmesi suretiyle 2 nci madde olarak kabul edilmiştir.

Madde 3 ve 4

Teklifin yürürlüğe ilişkin 3 üncü ve yürütmeye ilişkin 4 üncü maddeleri; aynen kabul edilmiştir. Teklifin maddelerinin kabul edilmesinin ardından Teklifin tümü oylanmış ve kabul edilmiştir. Ayrıca; Komisyondan alman yetki çerçevesinde Teklif metni; kanun dili ve tekniği, anlatıma açıklık kazandırılması ile kanunların hazırlanmasında uygulanan usul ve esaslar doğrultusunda gözden geçirilmiş, bu çerçevede metinde redaksiyon mahiyetinde değişiklikler yapılmıştır.

5.    ÖZEL SÖZCÜLER

İçtüzüğün 45 inci maddesi uyarınca Teklifin Genel Kuruldaki görüşmelerinde Komisyonumuzu temsil etmek üzere;

-    Ankara Milletvekili Orhan YEĞİN,

-    Antalya Milletvekili İbrahim AYDIN,

-    Aydm Milletvekili Bekir Kuvvet ERİM,

-    Denizli Milletvekili Nilgün ÖK,

-    Erzurum Milletvekili İbrahim AYDEMİR,

-    Gaziantep Milletvekili Abdullah Nejat KOÇER,

-    Giresun Milletvekili Cemal ÖZTURK,

-    İstanbul Milletvekili Şirin ÜNAL,

-    İzmir Milletvekili Yaşar KIRKPINAR,

-    Kayseri Milletvekili Mustafa Baki ERSOY,

-    Manisa Milletvekili Uğur AYDEMİR,

-    Trabzon Milletvekili Salih ÇORA özel sözcüler olarak seçilmiştir.

Başkan

Başkanvekili

Sözcü

Cevdet Yılmaz

İsmail Faruk Aksu

Abdullah Nejat Koçer

Bingöl

İstanbul

Gaziantep

(Bu raporun özel sözcüsü)

Kâtip

Üye

Üye

Şirin Ünal

Bülent Kuşoğlu

Orhan Yeğin

İstanbul

Ankara

Ankara

(Bu raporun özel sözcüsü)

(Muhalefet şerhimiz vardır)

(Bu raporun özel sözcüsü)

Üye

Üye

Üye

Bekir Kuvvet Erim

İbrahim Aydın

Nilgün Ök

Aydın

Antalya

Denizli

(Bu raporun özel sözcüsü)

(Bu raporun özel sözcüsü)

(Bu raporun özel sözcüsü)

Üye

Üye

Üye

Garo Paylan

İbrahim Aydemir

Muhammet Naci Cinisli

Diyarbakır

Erzurum

Erzurum

(Muhalefet şerhimiz vardır)

(Bu raporun özel sözcüsü)

(Muhalefet şerhimiz vardır)

Üye

Üye

Üye

Cemal Oztiirk

Mehmet Bekaroğlu

Emine Gülizar Eme can

Giresun

İstanbul

İstanbul

(Bu raporun özel sözcüsü)

(Muhalefet şerhimiz vardır)

(Muhalefet şerhimiz vardır)

Üye

Üye

Üye

Erol Katırcıoğlu

Yaşar Kırkpınar

Mustafa Baki Ersoy

İstanbul

İzmir

Kayseri

(Muhalefet şerhimiz vardır)

(Bu raporun özel sözcüsü)

(Bu raporun özel sözcüsü)

Üye

Üye

Üye

AbdüllatifŞener

Uğur Aydemir

Süleyman Girgin

Konya

Manisa

Muğla

(Muhalefet şerhimiz vardır)

(Bu raporun özel sözcüsü) Üye

Salih Çora Trabzon

(Bu raporun özel sözcüsü)

(Muhalefet şerhimiz vardır)

MUHALEFET ŞERHİ

(2/4092) esas numaralı “Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne karşı olmamızın nedenleri aşağıda belirtilmiştir.

Genel değerlendirme

Türkiye bugün hem devlet krizini, hem de ekonomik krizi iç içe yaşamaktadır. Kur artışını baskılamak için bir nevi örtülü faiz artışı niteliğinde olan kur garantili tasarruf mevduatı uygulamasına başlanmıştır.

TÜİK tarafından ilan edilen 2021 yılı enflasyon oranı (TÜFE artışı) % 36.08, üretici enflasyonu (ÜFE artışı) 79.89 seviyesine ulaşmış bulunmaktadır.

MHP destekli Ak Parti iktidarının 20 yıldır izlemiş bulunduğu ekonomik politikalar sonucunda ülke enflasyon-cari açık-döviz-faiz denklemine sıkışmış vaziyettedir.

Ranta ve inşaata dayalı ekonomi politikaları izleyen iktidar tarafından özellikle 2007’den sonra uygulanan ekonomiyi sıcak parayla şişirme stratejisiyle Türkiye ekonomisi dolarkolik hale gelmiştir. Ekonomi, dış borca batırılmış, bu da vatandaşa “büyüme" olarak sunulmuştur.

İzlenen zikzaklı faiz politikaları neticesinde TL’nin aşırı değer kaybı ile fiili devalüasyon yaşanmaktadır. Ayrıca TL’nin aşırı değer kaybına bağlı olarak artan yoksulluk şiddeti kamuoyunda daha fazla hissedilmektedir. Bu kez örtülü faiz artışları ile Türk parasının dolara endekslenerek değerinin korunmasına çalışılmaktadır.

Ak Parti iktidarının ‘Dövize Endeksli Mevduat’ hamlesinin tüm yükü üzerinde yeterince borç yükü olan ve bu yükü günbegün artan Hazine'ye olacaktır. Bu hamlenin, faize ve fiyatlara olumlu hiçbir etki yapmazken, aksine enflasyonun ve kurun tetiklenmesini de beraberinde getirmesi büyük bir olasılıktır.

Güncel ekonomik problemlerin çözümüne yönelik esaslı düzenlemeler içermeyen (2/4092) esas numaralı “Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” Ak Parti iktidarının uyguladığı yanlış ekonomik politikaların sonucunu teyit eden iki düzenlemeyi içeren 4 maddelik bir kanun teklifidir.

Kanun teklifinde yer alan maddelerden ilki, Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesinde bulunan ancak 2004 yılından beri uygulanmayan, ancak yaşanan enflasyonist koşullar nedeniyle uygulanması gereken (fiyat endeksindeki artışın, içinde bulunulan dönem dahil son üç hesap döneminde %100'den ve içinde bulunulan hesap döneminde %10'dan fazla olması) şartların gerçekleştiği hesap dönemlerinde mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulmasını gerektiren uygulamanın 2023 yılı sonuna kadar uygulanmasının ertelenmesi ile ilgilidir.

Bu düzenleme ile Ak Parti iktidarı ülkeyi enflasyon girdabına soktuğunu enflasyonla mücadele stratejisinin çöktüğünü itiraf etmektedir.

Kanun teklifinde yer alan maddelerden İkincisi ise; artan döviz kurunu dizginlemek için yasal bir temele oturtulmadan acele ile başlatılan mevduata örtülü faiz artışı uygulamasının devamı niteliğinde bulunan; mevduat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paralarını ve altın hesabı bakiyelerini Türk lirasına çeviren bilanço usulü esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerine ve kurumlar vergisi mükelleflerine kur farkı ve faiz gelirleri açısından bazı koşullara uyulması şartıyla vergi istisnası getirilmesi ile ilgilidir.

Bu düzenleme ile de iktidar; döviz krizinin halen devam ettiğini, kur krizini çözmede başarısız olduğunu beyan etmektedir.

Ancak söz konusu düzenleme; yakın geçmişte yaşanan Merkez Bankasına ait 128 Milyar Dolarlık rezervin bazı finans cambazlıkları ile kamu bankaları aracılığıyla arka kapıdan satışı sırasında döviz alanlar ile 2016 yılından beri Kredi Garanti Fonu olanakları çerçevesinde dağıtılan kaynakları yağmalayarak almış bulundukları kredileri yatırıma değil döviz atımında kullanan kesimi ödüllendirici niteliktedir.

Merkez Bankası bilançosunda yer alan hesaplar üzerinde tetkikler; yine Merkez Bankası rezervlerinin bugünlerde de kullanılarak Merkez Bankasına ait 128 Milyar Dolarlık rezervin eritilmesine benzer operasyonların mevduata örtülü faiz artışı uygulamasının algı yönetimiyle desteklenmesi amacıyla yinelendiğini doğrular niteliktedir.

Söz konusu kanun teklifi; geçmiş dönemde benzerlerinde rastlanan özellikleri taşıyan, yaklaşık kırk iki aylık süre boyunca uygulanmaya çalışılan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi (?) olarak adlandırılan sistemin de sakıncalarına ilave olarak, olağan yasa yapma sürecinin de dışına çıkılarak, TBMM'de ilgili komisyonlarda yeteri kadar tartışılmayan kanun teklifleriyle sadece Plan ve Bütçe Komisyonundan geçirilmek suretiyle yasa yapma alışkanlığı tablosunun mahzurlarını içermektedir.

24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra uygulanmaya çalışılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi(?) ile kamu yönetim organizasyonunda yapılan kalıcı değişikler ve “atanmış bakan” müessesesi kamu yönetiminin çalışma tarzım olumsuz yönde etkilemekte, bu durum ayrıca kanun tekliflerinin hazırlanma ve T.B.M.M.’ne, komisyonlara sunum aşamalarında düşük profilli ve belirsiz bir yapının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yasa önerisi aşamasında başlayan yasama zaafı, TBMM’yi nitelikli yasa yapma hak ve yükümlülüğünden alıkoymaktadır.

24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra yürürlüğe giren Anayasa’nın “Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi” başlıklı 88. maddesine göre, kanun teklif etmeye milletvekilleri yetkili kılınmıştır. Ancak T.B.M.M.’nin yasama faaliyetlerinin nasıl gerçekleştirileceği konusunda yaklaşık 42 aydan beri yaşanan problemler güncelliğini korumaktadır.

Temmuz 2018 ortalarından bu yana 89 adet Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kamu yönetim organizasyonunda yapılan kalıcı değişiklerinin, “atanmış bakan” müessesesinin kamu yönetiminin çalışma tarzını olumsuz yönde etkilediği, ayrıca kanun tekliflerinin hazırlanma ve T.B.M.M.’ne, komisyonlara sunum aşamalarında düşük profilli ve belirsiz bir yapının ortaya çıkmasına neden olduğu gözlemlenmektedir.

“İstismarcı anayasa değişikliğinin istismarcı uygulanması”, Türkiye devletini, Anayasal devlet özelliğinden uzaklaştırmış bulunmaktadır.

9 Temmuz 2018’de yürürlüğe giren 6771 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişikliğinin kırk iki aylık uygulaması, “tek adam yönetiminin” sürdürülemez özelliğini teyit etmiş bulunmaktadır.

Söz konusu Anayasa değişikliği ile hükümet ve bakanlar kurulu kaldırılmış, “Cumhurbaşkam’mn yürütme ile özdeşleşmiş olması”, nedeniyle yürütme “tek kişi” yönetimine indirgenmiştir.

Yasama bakımından da; parti başkanı olması nedeniyle TBMM’de Cumhurbaşkam’mn ön onay vermediği yasa önerisi kabul görmemektedir. Bu tutum yasa tekliflerinin yasalaşma sürecini de olumsuz yönde etkilemektedir.

6771 sayılı Kanun ile Anayasa’da yapılan değişiklikle bütçe kanunu dışında bütün yasa önerilerini hazırlama yetkisi, TBMM’ üyelerine aittir. Ne var ki, yaklaşık kırk iki aylık uygulama, değinilen anayasal düzenlemeye rağmen, TBMM’nin yasama yetkisini özerk bir biçimde kullanamadığını teyit etmiş bulunmaktadır. Öncelikle, genellikle TBMM’de birinci parti konumunda olan AK Partili vekillerin imzasını taşıyan yasa önerileri, aslında Saray ve/veya bakanlık bürokratları tarafından hazırlanmakta; bu durum, yasama sürecini inisiyatif aşamasında muvazaalı kılmaktadır. Yasama çalışmalarının mutfağı niteliğindeki komisyonlar, bir tür yasak savma süreci olarak görülmekte; Genel Kuml’da ise, müzakere süreci işletilememekte; genellikle AKP-MHP (Cumhur ittifakı) üyesi vekillerin oyu belirleyici olmaktadır.

Nitekim söz konusu kanun teklifinde yer alan 1. madde ile önerilen düzenlemenin aynısı (ancak 2023 yılı sonu yerine 2022 yılı sonuna kadar erteleme önerilerek) geçen hafta (2/4058) esas numaralı “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” nin Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken tarafımızca verilen önerge ile gündeme getirilmiş ve komisyondaki görüşme sırasında TÜRMOB’un da desteklemesine karşın Ak Parti ve MHP’li komisyon üyelerinin oylarıyla reddedilmiştir.

Çoğunluk dayatması nedeniyle müzakere sürecinin işletilemediği TBMM’de oylanan kanunların çoğunluğu, Anayasa’ya aykırı bir biçimde hazırlanan “torba yasa” tarzına göre çıkarılmaktadır. Bunun sonucunda da yasanın ulaşılabilirlik, anlaşılabilirlik ve öngörülebilirlik özellikleri zedelenmekte veya ortadan kalkmaktadır. Özet olarak, yasa önerisi aşamasında başlayan yasama zaafı, TBMM'yi nitelikli yasa yapma hak ve yükümlülüğünden alıkoymaktadır.

Bütün demokratik ülkelerde temel kuraldır, parlamentolar yasama yetkisi konusunda odaksızdır ve yasama yetkisi sadece parlamentolar tarafından kullanılır.

Yeni sistemde bir nevi Meclisin yasama yetkisi elinden alınmıştır. Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri1 vasıtasıyla Meclisin yasama yetkisinin bir kısmını kullanmaktadır.

24 Haziran 2018 tarihinden itibaren T.B.M.M.'nde yasama faaliyeti açısından gözlemlenen gelişmeler bu sistemin sürdürülemez olduğunu ortaya koymaktadır.

Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ve 42 Milletvekili tarafından verilen ((2/4092) esas numaralı “Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” T.B.M.M.’ne sunulması ve Plan ve Bütçe komisyonunda görüşmesi sırasında gözlemlenen tablo da maalesef yukarıdaki tespitlerimizi bir kez daha doğrular niteliktedir.

1. Anayasa'ya aykırılık savlarımız değerlendirilmemiştir.

Kanun teklifinin görüşülmesi sırasında; teklifin 2. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu görüşü ileri sürülmüş, ancak bu itirazımız Komisyon Başkanlık Divanınca dikkate alınmamıştır.

Teklifin 2. maddesi ile, 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na geçici madde eklenmesi suretiyle mevduat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paralarını ve altın hesabı bakiyelerini Türk lirasına çeviren kurumlar vergisi mükelleflerine kur farkı ve faiz gelirleri açısından bazı koşullara uyulması şartıyla vergi istisnası getirilmektedir.

Madde metninin gerekçesinde;

“Madde ile bankacılık sistemindeki toplam mevduat ve katılım fonu büyüklüğü içerisinde Türk Lirasının payının artırılarak finansal istikrarın desteklenmesi amacıyla, yabancı paralarım Türk Lirasına çeviren kurumlar vergisi mükelleflerinin dönüşüm esnasında oluşan kur farkı kazançları da dâhil olmak üzere bu kapsamda açılan vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarından elde edecekleri faiz ve kar paylarının vergiden istisna edilmesi amaçlanmaktadır."

ifadesi yer almaktadır.

Maddenin komisyonda görüşülmesi sırasında verilen bir önerge ile madde düzenlemesinin aynı şartlarla geçerli olmak üzere bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin kazançları hakkında da uygulanması yönünde değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu düzenlemenin mali portresinin ne olacağı konusunda tam ve kesin bir rakam verilmekten kaçınılmış, sadece 1 Milyar Dolar tutarında bir mevduatın bozdurulması durumunda, hâzinenin vazgeçtiği vergi miktarının 1 milyar 387 milyon olarak ifade eden afaki değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Bozdurulan yabancı döviz mevduatının artması halinde söz konusu düzenlemenin kamu mâliyesinin vazgeçmek zorunda kalacağı vergi miktarını artıracağı anlaşılmaktadır.

Vergi mevzuatında yapılacak değişikliklerle gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine kur farkının vergiden istisna edilmesi, bazı şartlarla dönüşen mevduatlara ilişkin faiz gelirlerinden vergi alınmaması gibi teşviklerle, kuru dizginlemek için mevduata örtülü faiz artışı uygulaması niteliğinde bulunan kur korumalı TL. mevduat düzenlemesinin yaygınlaştırılması ve bu uygulamadan daha fazla sonuç alınmak istenilmektedir.

Ancak söz konusu düzenleme yakın geçmişte yaşanan 128 Milyar Dolarlık Merkez Bankası rezervlerin bazı finans cambazlıkları ile kamu bankaları aracılığıyla arka kapıdan satışı sırasında döviz alanlar ile 2016 yılından beri Kredi Garanti Fonu olanakları çerçevesinde dağıtılan kaynakları yağmalayarak almış bulundukları kredileri yatırıma değil döviz alımında kullanan kesimi ödüllendirici niteliktedir.

Söz konusu madde düzenlemesi değişik açılardan Anayasada yer alan bazı maddelere de aykırılıklar taşımaktadır.

Anayasanın “Vergi ödevi” başlıklı 73. maddesi;

“Madde 73 - Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir. ”

hükmünü taşımaktadır.

Mevduat ve katılma hesaplarının getirilerini kur artışlarına karşı desteklemek amacıyla; kazançları bilanço usulüne göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleriyle kurumlar vergisi mükelleflerine bazı koşullarla kur farkı ve faiz geliri istisnası getirilmesi düzenlemesi“herkesin mali güce göre vergi ödeme ilkesine” ve “Vergiyükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdırhükümlerini içeren Anayasa madde 73'e aykırılık teşkil etmektedir.

Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “hukuk güvenliğr ilkesidir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Hukuk devletinde kanun metinlerinin ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde önceden öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Söz konusu düzenleme yasaların geriye yürümezliği ilkesi açısından sakıncalı olan bazı düzenlemeleri içerdiğinden bu itibarla söz konusu düzenleme Anayasa’nın 2. maddesine de aykırıdır.

Teklifin yukarıda belirtilen 2. maddesi ile getirilen düzenlemeler hakkında Anayasanın yukarıda belirtilen ilgili maddelerine aykırılık yönündeki iddiamız komisyon görüşmeleri sırasında ileri sürülmüş, ancak bu durum dikkate alınmayarak iç tüzük gereği gereken işlem yapılmamıştır.

Oysa Meclis İç Tüzüğünün 38. maddesi “ Komisyonlar, kendilerine havale edilen tasarı veya tekliflerin ilk önce Anayasanın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdürler. Bir komisyon, bir tasarı veya teklifin Anayasaya aykırı olduğunu gördüğü takdirde gerekçesini belirterek maddelerin müzakeresine geçmeden reddeder" hükmünü taşımakta olup bu sorun bu madde uyarınca çözüme bağlanmadan tasarı görüşmelerine geçilemez.

Buna karşın Anayasa’ya aykırılık iddiası karara bağlanmadan maddeler üzerinde görüşmelere geçilmesi İçtüzüğe aykırı bulunmaktadır.

2. Yaklaşık kırk iki aylık süre boyunca uygulanmaya çalışılan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olarak adlandırılan sistemin de sakıncalarına ilave olarak, olağan yasa yapma sürecinin de dışına çıkılarak, TBMM'de ilgili komisyonlarda yeteri kadar tartışılmayan kanun teklifleriyle

sadece Plan ve Bütçe Komisyonundan geçirilmek suretiyle yasa yapma alışkanlığı genel demokratik ilkelere ve TBMM geleneklerine aykırıdır.

T.B.M.M.’nin geçmiş yasama dönemlerinde kanun tasarıları ve tekliflerinin acele ile gündeme getirilerek kamuoyunda ve ilgili komisyonlarda yeterince tartışılmadan aceleyle yasalaştırılması yöntemi bir alışkanlık haline getirilmiş bulunmaktadır.

Bu alışkanlık Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27. Dönemin 5. Yasama döneminde de ısrarla sürdürülmektedir. Daha önce de Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek yasalaştırılan hemen hemen tüm kanun teklifleri torba yasa teklifi niteliğinde olmasına ve TBMM genel kurulunda temel yasa olarak görüşülmesine karşın (2/4092) esas numaralı Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ve 42 Milletvekilinin “Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisinde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Teklifi" yürürlük ve yürütme dahil 4 maddeden oluşan bir yasa teklifi hüviyetinde bulunmaktadır.

Söz konusu kanun teklifi 13.01.2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş, 14.01.2022 tarihinde sadece esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna sevk edilmiştir.

Kanun teklifinin Komisyonun 17.01.2022 günü saat 14.00’da Plan ve Bütçe Komisyonunun yapacağı toplantının gündemine alındığı Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığının yine 14.01.2022 tarih ve Z-13922241 -130.02-948566 sayılı yazıları ile komisyon üyelerine bildirilmiştir.

Kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonunun 17.01.2022 günü saat 14.00’de başlayan toplantısında yaklaşık 5 saatlik aralıksız bir çalışma süreci sonunda kabul edilmiştir.

Söz konusu kanun teklifinin sivil toplum kuruluşlarının, sektör temsilcilerinin ve ilgili kamu kuruluşlarının geniş ölçüde görüşüne başvurulmadan acele ile hazırlandığı anlaşılmaktadır.

Söz konusu kanun teklifi düzenleyici etki analizleri yapılmadan TBMM'ye sunulmuştur.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 02.07.2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik “Gelir ve giderleri etkileyecek kanun teklifleri” başlıklı 14’üncü maddesi, Kamu gelirlerinin azalmasına veya kamu giderlerinin artmasına neden olacak ve kamu idarelerini yükümlülük altına sokacak kanun tekliflerinin getireceği malî yükün, orta vadeli program ve malî plan çerçevesinde, en az üç yıllık dönem için hesaplanıp tekliflere eklenmesi ve sosyal güvenliğe yönelik kanun tekliflerinde ise en az yirmi yıllık aktüeryal hesaplara yer verilmesi zorunluluğunu hüküm altına almıştır.

Söz konusu teklifin görüşülmesi esnasında iki madde ile ilgili kapsamlı bir mali yük tablosu komisyon üyelerinin dikkatine sunulmamıştır. Özellikle kanun teklifinin 2. maddesinde yer alan Kurumlar Vergisi Kanunu’na geçici madde eklenmesi suretiyle mevduat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paralarını ve altın hesabı bakiyelerini Türk lirasına çeviren kurumlar vergisi mükelleflerine kur farkı ve faiz gelirleri açısından bazı koşullara uyulması şartıyla vergi istisnası getiren düzenlemenin, bütçeden ne kadar vergi kaybına neden olacağı konusunda sorduğumuz sorulara ısrarla yanıt vermekten kaçınılmış, sadece 1 Milyar Dolar tutarında bir mevduatın bozdurulması durumunda, hâzinenin vazgeçtiği vergi miktarının 1 milyar 387 milyon olarak ifade eden afaki değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Bozdurulan yabancı döviz mevduatının artması halinde söz konusu düzenlemenin kamu mâliyesinin vazgeçmek zorunda kalacağı vergi miktarını artıracağı anlaşılmaktadır.

5018 sayılı Kanunun 14. maddesinde açıklanan hesaplamalar kanun tekliflerinin ve komisyonlarda görüşülmesine başlanılması yasa yapma sürecinin etkin çalışması ve daha sağlıklı ve uzun ömürlü yasal düzenlemelerin yapılması açısından önemlidir.

Erkler ayrılığı ilkesini zedeleyen TBMM’nin denge ve denetleme mekanizmasını tamamen ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olarak adlandırılan yeni durumda; kanun tekliflerinin bizzat milletvekilleri tarafından hazırlanmış olduğu varsayımıyla (?) kanun teklifleri ve etki analizleri ile ilgili mekanizmanın nasıl kurulacağı, etki analizi için gereken sayısal verilerin yürütme organından ne tür bir yöntemle edinilip komisyon üyelerine sunulacağı konusunda belirsizlikler mevcut bulunmaktadır. Bu sorunun ivedilikle ele alınarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Söz konusu 4 maddelik kanun teklifi toplam 2 ayrı vergi ile ilgili Kanunda değişiklik yapmaktadır. Bu durumu belirtir tablo aşağıda yer almaktadır.

Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun Teklifi (2/4092)

Teklif

Maddesi

Kanun

No.

Düzenleme Yaptığı Kanun

1

1

4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na geçici madde eklenmesi.

2

2

13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na geçici madde eklenmesi.

3

Yürürlük maddesi.

4

Yürütme maddesi.

4 maddeden (yürürlük ve yürütme dahil) oluşan kanun teklifinin, 2 maddesi Hazine ve Maliye Bakanlığını (Gelir İdaresi Başkanlığını) ve bilanço usulü esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerini ve kurumlar vergisi mükelleflerini ilgilendiren hususlardan oluşmaktadır.

4 maddelik Kanun Teklifinde;

-    Enflasyon düzeltmesi uygulamasının 2023 yılı sonuna kadar ertelenmesi,

-    Mevduat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paralarını ve altın hesabı bakiyelerini Türk lirasına çeviren bilanço usulü esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerine ve kurumlar vergisi mükelleflerine kur farkı ve faiz gelirleri açısından bazı koşullara uyulması şartıyla vergi istisnası getirilmesi

konusunda, toplam 2 ayrı Kanunda ayrıntılı değişikliklerin de yer aldığı düzenlemeler bulunmaktadır.

Söz konusu kanun teklifinin sivil toplum kuruluşlarının, sektör temsilcilerinin ve ilgili kamu kuruluşlarının geniş ölçüde görüşüne başvurulmadan acele ile hazırlandığı anlaşılmaktadır.

Örneğin kanun teklifinin 2. maddesinde yer alan düzenleme konu ile ilgili olarak daha önceden yayımlanmış bulunan Merkez Bankası Tebliğindeki bazı düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.Yine komisyondaki görüşmeler sırasında görüşlerine başvurulan TÜRMOB temsilcisi 1. maddedeki düzenlemenin 2022 yılı sonuna kadar geçerli olması gerektiği yönünde fikir beyan etmiştir.

Hızlandırılmış, vizyoner olmayan tepki temeline dayalı yasa yapma mantığı, hukuk literatürümüz ve hukuk kalitesi açısından ciddi sıkıntılar doğurmakta, yetersiz, yeni sorun doğurucu kanunların çıkmasına neden olmakta, bir sonraki "yasa"daki bazı hükümler bir önceki "yasa” ile getirilen bazı hükümlerdeki yanlışlıkların düzeltilmesi veya bazı hükümlerin uygulanmasının ertelenmesini öngören hükümlerle ilintili olmaktadır.

-Yeni bir sisteme geçilmesine rağmen Plan ve Bütçe Komisyonunun çalışma usul ve esasları ile ilgili içtüzük değişikliklerinin yapılmaması dolayısıyla, kanun teklifinin komisyona sunulması ve komisyonda görüşülmesi sırasında, kanun tekliflerinin içeriğinin komisyonda teklif sahipleri tarafından sunulması ve savunulması, yürütmenin ve bürokratik görevlilerin söz konusu komisyon görüşmelerine katılım ve katkı düzeyinin belirsizliği nedeniyle, söz konusu kanun teklifi maddelerinin komisyonda iyice irdelenip değerlendirilmesi mümkün olmamıştır.

-Teklifin hazırlanması aşamasında; teklifteki kanun maddelerinin tümü ile ilgili olarak ilgili tüm meslek kuruluşlarının ve sektör temsilcilerinin görüşleri alınmamıştır.

-Teklifteki kanun maddeleri ile ilgili olarak diğer alakalı kamu kuruluşlarının görüşleri alınmamıştır.

-Teklifteki kanun maddelerinin bazilâa. ile ilgili olarak herhangi bir etki analizi çalışması yapılmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasada öngörülen olağan yasa yapma sürecinin dışına çıkılarak, TBMM'de ilgili komisyonlarda yeteri kadar tartışılmayan kanun teklifleriyle sadece Plan ve Bütçe Komisyonundan geçirilmek suretiyle acele yasa yapma alışkanlığının genel demokratik ilkelere ve TBMM geleneklerine aykırı olduğu kanaatiyle "Kanun Teklifinin" bütününe karşıyız.

3. Kanun teklifinin maddeleri üzerindeki görüşlerimiz.

2 ayrı Kanunda ayrıntılı değişiklik yapan (yürürlük ve yürütme dahil)4 maddelik yasa teklifinin maddeleri üzerindeki görüş ve eleştirilerimize aşağıda yer verilmiştir.

3.1 Teklifin 1. maddesinin değerlendirilmesi:

Teklifin 1. maddesi ile, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na geçici madde eklenmesi suretiyle, enflasyon düzeltmesi uygulaması 2023 yılı sonuna kadar ertelenmektedir.

Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesine göre enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşması halinde, (fiyat endeksindeki artışın, içinde bulunulan dönem dahil son üç hesap döneminde %100'den ve içinde bulunulan hesap döneminde %10'dan fazla olması) şartların gerçekleştiği hesap dönemlerinde mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması gerekmektedir.

2003 yılında söz konusu maddenin yeniden düzenlemesi sırasında; “enflasyon düzeltmesi” işleminin uygulanması halinde, yalnızca amortismana tâbi İktisadî kıymetlerin ve bu kıymetler üzerinden ayrılan amortismanlar toplamının enflasyona karşı korunmasını sağlayan “yeniden değerleme uygulaması” da kaldırılmıştır.

Enflasyon düzeltmesi 2003 ve 2004 yıllarında uygulanmış ve sonraki dönemden günümüze kadar şartların gerçekleşmemesi nedeniyle enflasyon düzeltmesi yapılmamıştır. (Maddenin A fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamındaki “münhasıran sürekli olarak işlenmiş; altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükellefler” hariç)

Bununla birlikte önce 3/6/2021 tarihli ve 7326 sayılı Kanunla yapılan geçici düzenlemeyle 31/12/2021 tarihine kadar mükelleflerin taşınmazların ve amortismana tabi diğer iktisadi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutma imkanı getirilmiştir. (Ancak bu kapsamda yapılan yeniden değerleme sonrası değer artışı tutarı üzerinden %2 oranında vergi ödenmesi gerekmektedir.)(213 sayılı VUK geçici 31)

Yine 2021 yılında aynı Kanunda, 14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle de; amortismana tabi iktisadi kıymetler bakımından sürekli yeniden değerleme uygulamasının, enflasyon düzeltmesi koşullarının oluşmadığı dönemlerde tekrar uygulanabilmesi mümkün hale getirilmiştir. (213 sayılı VUK Mük.298/Ç)

Ancak bununla birlikte yine aynı Kanunla, bu haktan yararlanabilmek için öncelikle %2 oranında vergi ödenerek yeniden değerleme uygulaması yapılması gerekmektedir. (213 sayılı VUK geçici 32)

Teklifteki madde ile mükelleflerin, söz konusu yeniden değerleme imkanları ve 2004 yılından bu yana enflasyon düzeltmesinin uygulanmaması ve zaman sıkışıklığı gerekçeleriyle, şartlar oluşmuş olmasına rağmen uygulamanın ertelenmesi taleplerine istinaden, enflasyon düzeltmesi uygulamasının 2023 yılı sonuna kadar yapılmaması sağlanmaktadır.

Ayrıca, 2023 yılı hesap dönemi sonu itibarıyla yapılacak enflasyon düzeltmesi neticesinde belirlenen geçmiş yıl kârının vergiye tâbi tutulmaması (ve geçmiş yıl zararının zarar olarak kabul edilmemesi) öngörülmektedir.

Diğer taraftan, madde hükümleri “münhasıran sürekli olarak işlenmiş; altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükellefler1’ bakımından geçerli olmayıp, bu mükellefler bahse konu fıkra kapsamında, geçici vergi dönemleri ve hesap dönemleri sonları itibarıyla enflasyon düzeltmesi yapmaya devam edeceklerdir.

Maddenin gerekçesinde düzenlemenin; mükelleflerin , söz konusu yeniden değerleme imkanları(7326 ve 7338 sayılı kanunlarda getirilen düzenlemeler) ve 2004 yılından itibaren enflasyon düzeltmesinin uygulanmaması gerekçeleriyle, şartlar oluşsa bile enflasyon düzeltmesi uygulamasının ertelenmesi taleplerine istinaden yapıldığı ifade edilmektedir.

Maddenin komisyondaki görüşmeleri sırasında görüşlerine başvurulan meslek grubu ve sivil toplum temsilcileri söz konusu düzenlemeyi uygun bulduklarını ifade etmişler, uzun süredir uygulanmayan enflasyon düzeltmesi ile ilgili olarak meslek mensuplarının tam olarak hazır olmadıkları ve uygulamanın ilave eğitim çalışması ve bilgisayar programlarında yeni düzenlemeye ihtiyaç gerektirdiğini belirtmişlerdir. Ancak TÜRMOB temsilcisi uygulamanın 2022 yılı sonuna kadar ertelenmesinin daha uygun olacağı görüşünü belirtmiştir.

Madde ile önerilen düzenlemenin aynısı (ancak 2023 yılı sonu yerine 2022 yılı sonuna kadar erteleme önerilerek) geçen hafta (2/4058) esas numaralı “Bireysel Emeklilik Tasarruf Ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” nin Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken tarafımızca verilen önerge ile gündeme getirilmiş ve komisyondaki görüşme sırasında TÜRMOB’un da desteklemesine karşın Ak Parti ve MHP’li komisyon üyelerinin oylarıyla reddedilmişti.

Söz konusu düzenlemeyi olumlu bulmakla birlikte, enflasyon düzeltmesi uygulamasının 2022 yılı sonu yerine 2023 yılı sonuna kadar ertelenmesini mükelleflerin kazanılmış haklarının korunması bakımından uygun görmemekteyiz.

3.2 Teklifin 2. maddesinin değerlendirilmesi:

Teklifin 2. maddesi ile, 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na geçici madde eklenmesi suretiyle mevduat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paralarını ve altın hesabı bakiyelerini Türk lirasına çeviren kurumlar vergisi mükelleflerine2 kur farkı ve faiz gelirleri açısından bazı koşullara uyulması şartıyla vergi istisnası getirilmektedir.

Madde metninin gerekçesinde;

“Madde ile bankacılık sistemindeki toplam mevduat ve katılım fonu büyüklüğü içerisinde Türk Lirasının payının artırılarak finansal istikrarın desteklenmesi amacıyla, yabancı paralarım Türk Lirasına çeviren kurumlar vergisi mükelleflerinin dönüşüm esnasında oluşan kur farkı kazançları da dâhil olmak üzere bu kapsamda açılan vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarından elde edecekleri faiz ve kar paylarının vergiden istisna edilmesi amaçlanmaktadır. ”

ifadesi yer almaktadır.

Maddede yer alan düzenlemeler ile; kurumların 31/12/2021 itibariyle döviz tevdiat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paralarını dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar (17/2/2022) Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk Lirası varlıkları en az üç ay vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda, dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarının son üç aya isabet eden kısmı istisna edilmektedir.

Ayrıca yabancı para cinsinden varlıkların Türk Lirasına çevrildiği tarihte oluşan kur farkı kazançları ile vade sonunda elde edilen faiz ve kar paylan kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

Bu istisnaya, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yapılan destek ödemeleri ve dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan faiz ve kar payları da dâhil edilmektedir.

Benzer şekilde maddenin ikinci fıkrası ile 31/12/2021 itibariyle hesaplarındaki yabancı paralarını 2022 yılı sonuna kadar dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevirmek suretiyle en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendiren kurumların bu hesaplardan elde edecekleri kazançları da (faiz, kar payı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca yapılan destek ödemeleri dâhil) kurumlar vergisinden istisna edilmektedir. Bu kapsamda bir geçici vergi döneminden sonra Türk lirasına dönüşümün gerçekleşmesi durumunda dönem sonu ile Türk lirasına çevrildiği tarih aralığına isabet eden kur farkı kazançları da istisna edilmektedir.

Diğer taraftan benzer şekilde maddenin üçüncü fıkrasında, kurumların 31/12/2021 itibariyle altın cinsi hesaplarındaki varlıkları ile bu tarihten sonra açılacak islenmiş ve hurda altın karşılığı altın hesabı bakiyelerini 2022 yılı sonuna kadar dönüşüm fiyatı üzerinden Türk Lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk Lirası varlığı maddede belirtilen asgari süreler dâhilinde değerlendirmeleri durumunda, altının Türk Lirasına çevrildiği tarihte oluşan kurum kazancı ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere bu kapsamda açılan hesaplardan vade sonunda elde edilen faiz ve kar payları ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

Maddenin son fıkrası ile bu kapsamda açılan hesaplardan vadesinden önce çekim yapılması durumunda istisna edilen tutarlar nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanmak suretiyle tahsil olunacağı hükmüne yer verilmektedir.

Maddenin komisyonda görüşülmesi sırasında verilen bir önerge ile madde düzenlemesinin aynı şartlarla geçerli olmak üzere bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin kazançları hakkında da uygulanması yönünde değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu düzenlemenin mali portresinin ne olacağı konusunda tam ve kesin bir rakam verilmekten kaçınılmış, sadece 1 Milyar Dolar tutarında bir mevduatın bozdurulması durumunda, hâzinenin vazgeçtiği vergi miktarının 1 milyar 387 milyon olarak ifade eden afaki değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Bozdurulan yabancı döviz mevduatının artması halinde söz konusu düzenlemenin kamu mâliyesinin vazgeçmek zorunda kalacağı vergi miktarını artıracağı anlaşılmaktadır.

Harici hesaplamalara göre bankacılık sisteminde bulunan yerleşik işi ve kurumların toplam 265 Milyar doları bulan döviz tevdiat hesaplarındaki tutarın yaklaşık 92 milyar doları kurumlara ve şirketlere aittir.

Döviz kurlarındaki aşırı dalgalanmaya karşı vatandaşın yatırımlarını korumak için devreye alınan kur korumalı TL mevduatı değişik kaynaklardan kamuoyuna açıklanan bilgilere göre 131 milyar liraya ulaşmıştır.

Bankacılık kaynaklarına göre kur korumalı TL mevduatına daha çok vatandaşların mevcut TL mevduatlarını dönüştürmeyi tercih ettiğini, bireysel döviz tevdiat hesaplarında dönüştürülebilir miktarın ancak yüzde 1-2’sinin kur korumalı TL mevduatına çevrildiği görünmektedir.

BDDK verileri gerçek kişilerin döviz tevdiat hesaplarında ise yükseliş olduğunu ortaya koymaktadır. 22 Aralık 2021 itibariyle gerçek kişilerin 163 milyar 694 milyon dolar olan döviz mevduatları 30 Aralık itibariyle 164 milyar 404 milyon dolara yükselmiştir.

Yine BDDK verilerine göre Türk bankacılık sisteminde 31 Aralık itibarıyla toplam

5.3 trilyon TL mevduat bulunmaktadır. Bunun yaklaşık yüzde 65’i yabancı para mevduatta, geri kalanı ise TL mevduatta tutulmaktadır.

Verilere göre 17 Aralık ile biten haftada gerçek kişilerin yüzde 71’i mevduatını yabancı para cinsinde tutarken, TL’yi destekleyecek önlemlerin açıklandığı 20 Aralık sonrasında 24 Aralık ile biten haftada bu oran yüzde 64’e düşmüştür. Ancak 31 Aralık itibarıyla gerçek kişilerin yabancı para mevduatının toplam mevduatlara oranı tekrar yükselişe geçmiş ve yüzde 67’ye çıkmıştır.

Vergi mevzuatında yapılacak değişikliklerle gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine kur farkının vergiden istisna edilmesi, bazı şartlarla dönüşen mevduatlara ilişkin faiz gelirlerinden vergi alınmaması gibi teşviklerle, kuru dizginlemek için mevduata örtülü faiz artışı uygulaması niteliğinde bulunan kur korumalı TL. mevduat düzenlemesinin yaygınlaştırılması ve bu uygulamadan daha fazla sonuç alınmak istenilmektedir.

Ancak söz konusu düzenleme yakın geçmişte yaşanan 128 Milyar Dolarlık Merkez Bankası rezervlerin bazı finans cambazlıkları ile kamu bankaları aracılığıyla arka kapıdan satışı sırasında döviz alanlar ile 2016 yılından beri Kredi Garanti Fonu olanakları çerçevesinde dağıtılan kaynakları yağmalayarak almış bulundukları kredileri yatırıma değil döviz alımında kullanan kesimi ödüllendirici niteliktedir.

Teklif metninde dönüşüme konu varlıklar “yabancı paralar” olarak ifade edilmesine rağmen, bunun çok geniş yorumlanmaması gerektiği madde gerekçesindeki açıklamalardan anlaşılmaktadır Gerekçeye göre, döviz tevdiat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paralarını TL mevduat ve katılma hesaplarına dönüştürenler istisnalardan yararlanabileceklerdir.

Kurumların ve bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin 31.12.2021 itibariyle kasalarında mevcut yabancı paralar ile yurt dışı hesaplarda bulunan yabancı paraları için bu olanaktan yararlanıp yararlanamayacakları belirsiz bulunmaktadır.

Gerekçede, döviz tevdiat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paraların, yurt içinde mi yoksa yurt dışında mı olduğuna dair bir açıklamaya yer verilmemiş olmakla birlikte; kullanılan ifadeler, Türkiye’deki hesapların kastedildiği şeklinde yorumlamaya müsaittir. Yurtdışında bulunan varlıkların ekonomiye kazandırılması adı altında yapılan düzenlemenin süresinin uzatıldığı da düşünüldüğü takdirde yurt dışındaki dövizlerin Türkiye’ye getirilerek TL’ye dönüştürülmesinin öncelikle teşvik edilip edilmediği madde metnindeki düzenlemelerden anlaşılmamaktadır.

Düzenleme Merkez Bankası tebliğinde yer alan düzenlemelerden de farklılık arz etmektedir.

Merkez Bankasının tebliğinde dönüşüme esas hesaplar ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini ile sınırlandırılmışken, kanun teklifinde “yabancı paralar” şeklinde genel bir ifade yer almaktadır. Tebliğe göre, tüzel kişilerin 6 ay veya 12 ay vadeli hesap açmaları gerekli iken kanun teklifinde en az 3 ay vadeli hesap açılması ve vadeden önce çekim yapılmaması istisna uygulaması için yeterli görülmektedir.. Merkez Bankası tebliğinde kanun teklifine paralel olarak tüzel kişiler için de 3 ay vadeli hesap açılmasına izin verecek şekilde bir değişiklik yapılması gerekmektedir.

Yine Merkez Bankası tebliğine göre bankalar ve diğer mali kuruluşlar kur korumalı mevduat hesabı açamamaktadır. Kanun teklifinde bu kurumlan istisna dışında tutan bir ifade bulunmamaktadır. Merkez Bankası tebliğine göre hesap açamayan kurumlar, bu nedenle istisnadan yararlanamayacaklardır, bu durumun kanun teklifinin bu maddesinde ayrıca belirtilmesi gerekmektedir.

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız bu tespitler bile kanun teklifinin çok aceleden ve diğer kamu kuruluşlarının örneğin Merkez Bankasının görüşünün alınmadan hazırlandığını ortaya koymaktadır.

Söz konusu madde düzenlemesi değişik açılardan Anayasada yer alan bazı maddelere de aykırılıklar taşımaktadır.

Anayasanın “Vergi ödevi” başlıklı 73. maddesi;

“Madde 73 - Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”

hükmünü taşımaktadır.

Mevduat ve katılma hesaplarının getirilerini kur artışlarına karşı desteklemek amacıyla; kazançları bilanço usulüne göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleriyle kurumlar vergisi mükelleflerine bazı koşullarla kur farkı ve faiz geliri istisnası getirilmesi düzenlemesi “herkesin mali güce göre vergi ödeme ilkesine” ve “Vergiyükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır1’, hükümlerini içeren Anayasa madde 73'e aykırılık teşkil etmektedir.

Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “hukuk güvenliği"’ ilkesidir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Hukuk devletinde kanun metinlerinin ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde önceden öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Söz konusu düzenleme yasaların geriye yürümezliği ilkesi açısından sakıncalı olan bazı düzenlemeleri içerdiğinden bu itibarla Anayasa’nın 2. maddesine de aykırıdır.

Yukarıda belirtilen hususlar bakımından mevcut Anayasa’daki çok sayıda düzenlemeye aykırı olan, aynı zamanda mali portresi dahi ortaya konulmayan, bazı kamu kurumlarının görüşü dahi alınmadan aceleyle hazırlanan, kuru dizginlemek için mevduata örtülü faiz artışı uygulamasının devamı niteliğinde de bulunan söz konusu düzenlemenin kanun teklifi metninden çıkartılması gerekmektedir.

Sonuç olarak; genel değerlendirme bölümünde açıklanan sakıncaları ve eksiklikleri içermesi, 1’nci bölümde açıklanan nedenlerle yasa teklifinin kimliği ve bazı maddelerinin Anayasaya aykırılık taşıması, 2’nci bölümünde açıklanan nedenlerle olağan yasa yapma sürecinin dışına çıkılarak, Plan ve Bütçe Komisyonundan acele geçirilmek suretiyle yasa yapma alışkanlığını, genel demokratik ilkelere ve TBMM geleneklerine aykırı bulduğumuzdan teklifin bütününe: 3’üncü bölümde ayrı ayrı açıklanan nedenlerle de (2/4092) esas numaralı “Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” nin bu şekilde kanunlaşmasına karşı olduğumuzu bildiririz.

Bülent Kuşoğlu    Abdüllatif Şener    Mehmet Bekaroğlu

Ankara

Konya

Süleyman Girgin Muğla

İstanbul

Emine Gülizar Emecan İstanbul

MUHALEFET ŞERHİ

2-4092 Esas Numaralı Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifı’ne ilişkin muhalefet şerhimiz ektedir.

Genel Değerlendirme

İki Maddelik Yasa Teklifi Yasama Keyfiyetinin ve Kalitesizliğinin Göstergesi

7 Ocak 2022 Cuma günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 18 maddelik bir torba yasanın görüşmelerine başlanmış ve görüşmeler aynı gün tamamlanmıştır. Bu torba yasanın TBMM Genel Kurulu görüşmeleri de başlamış 13 Ocak Perşembe günü itibariyle de teklifin 10 maddesinin görüşmeleri tamamlanmıştır. Ancak bu kez her ne hikmetse sadece 2 maddelik bir kanun teklifi hazırlanarak bir önceki torba yasa görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda devam ederken komisyon gündemine getirilmiştir. Dolayısıyla 2/4092 Esas Numaralı bu “mini ekonomi paketi”nin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na getirilmesi süreci ilgi çekicidir. Çünkü pekala bu 2 madde, görüşmeleri devam eden torba yasaya hem komisyon aşamasında hem de Genel Kurul aşamasında eklenebilirdi. Kamuoyunda böyle bir beklenti de varken bu maddelerin niçin komisyon ya da genel kurul aşamasında görüşmeleri süren mevcut torba yasaya eklenmeden ayrı bir kanun teklifi olarak getirildiği izaha muhtaçtır. Bu 2 madde için kimler talepkar olmuş ve tabiri caizse düzenlemelerin çıkması için bastırmıştır? Yoksa yine bir yasama kalitesizliğiyle mi karşı karşıyayız? Niçin sadece 2 maddelik aceleci bir yasa teklifi hazırlanmıştır? Bu soruların yanıtlanması gerekmektedir. Yasama süreci keyfiyetle yürütmek halk iradesine saygısızlıktır.

Mükellefler Arasında Eşitsizliği Artıracak Bir Düzenleme

Teklifin ilk maddesiyle enflasyon muhasebesi uygulamasının 2023 yılı sonuna kadar ertelenmesi öngörülüyor. Bilindiği üzere, “enflasyon muhasebesi” 2003’te yasalaşmış ve ilk kez ve bir kereliğine 2004’te uygulama imkanı bulmuştu. 31 Aralık 2021’de de tekrar uygulanabilecek enflasyon muhasebesi konusunda farklı kanunlara atıflar nedeniyle kurumlar ile idare arasında çeşitli ihtilaflar olduğu ifade ediliyor. Bu endişe nedeniyle erteleme talebinin söz konusu olduğu iddia ediliyor.

İşletmelere bünyelerinde bulunan kıymetleri, enflasyona göre yeniden değerleme imkanı getiren enflasyon muhasebesi uygulamasının erteleme gerekçesinde, erteleme taleplerinin mükelleflerden geldiği belirtilerek, ilgili şartlar oluşsa bile 2023 yılı sonuna kadar enflasyon düzeltmesi yapılmayacağı belirtilmiştir. Yani şirketlere 2023 sonunda enflasyon muhasebesi şartlarının oluşup oluşmadığına bakılmaksızın ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) oranında yeniden değerleme imkanı sağlanmış olacaktır. Bu noktada son üç yıllık Yİ-ÜFE’nin (Yurt İçi - Üretici Fiyat Endeksi) yüzde 100’ü geçip yüzde 141 gibi bir orana ulaşmış durumda olduğunu da not etmek gerek.

Dahası, ÜFE oranında yeniden değerlemeden dolayı herhangi bir kar ortaya çıktığı takdirde bu, şirketlerin geçmiş yıl karlan olarak defterde, bilançolannda gözükecek ve herhangi bir vergiye tabi olmayacak. Şayet ertelenme olmazsa, 2021’ de enflasyon muhasebesi uygulamasından dolayı ortaya çıkacak karlann vergiye tabi olacağı ifade edilmektedir.

Esasen bu düzenlemeyle yine palyatif bir çözüm getirilme arayışı söz konusudur. Oysa hem işletmelerden hem de başta TÜRMOB olmak üzere meslek kuruluşlanndan sorunun yapısal bir biçimde çözümüne ilişkin adım atılması talebi vardır. Örneğin bunlardan bir tanesi de zaten uygulanmayan “enflasyon muhasebesi” uygulamasının ertelenmesi yerine kaldırılması ve “yeniden değerleme” uygulaması ile yetinilmesidir. Ancak bunun da ötesinde maddeye ilişkin aşağıdaki değerlendirmede etraflıca ele alındığı gibi, bu uygulama gerektirdiği teknik imkan ve eleman temini nedeniyle büyük sermaye ve küçük esnaflar-işletmeler arasındaki eşitsizliği besleyecek olan bir düzenlemedir.

Şirketlere “Kur Korumalı TL Mevduat Hesabı” Uygulamasına Geçmeleri Karşılığında Vergi İndirimi Getiriliyor

Teklifin ikinci maddesi ise “kur korumalı TL mevduat hesabı” adlı finansal ürünle alakalıdır. Hükümetin dövize ihtiyacı o kadar fazladır ki sadece gerçek kişilerin değil tüzel kişilerin de dövizlerinin bozulup dövize endeksli TL hesabının kapsamını genişletmek istemektedir. Getirilmek istenen bu düzenlemeye göre, “bankacılık sistemi içerisindeki toplam mevduat ve katılım fonu büyüklüğü içerisinde Türk Lirası’nın payının arttırılarak finansal istikrarın desteklenmesi amacıyla, yabancı parasını Türk Lirası’na çeviren kurumlar vergisi mükelleflerinin dönüşüm esnasında oluşan kur farkı kazançları da dahil olmak üzere bu kapsamda açılan vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarından elde edecekleri faiz ve kar paylarının vergiden istisna edilmesi”nin amaçlandığı iddia edilmektedir. Yani tüzel kişiler hükümetin “kur korumalı TL mevduat hesabı” ve benzeri uygulamalarını desteklerlerse onlara vergi indirimi yapmayı önermektedir.

Getirilmek istenen bu düzenleme sadece döviz değil altın hesaplarım da kapsamaktadır. 2. Maddenin üçüncü fıkrasıyla da kuramların altın cinsi hesaplarındaki varlıkları ile işlenmiş/hurda altın hesaplarını 2022 yılı sonuna kadar TL’ye çevirmeleri durumunda, en az üç ay vadeli TL mevduat ve katılım hesaplarında değerlendirmeleri sonucu elde edecekleri kazançlara da vergi muafiyeti uygulanacağı söyleniyor. Öte yandan sisteme girip de pişman olanın da çıkmaması için müeyyideler de getirilmiştir. TL mevduat ve katılma hesabından vadesinden önce çekim yapılması halinde, madde kapsamında sağlanan vergi muafiyeti, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle, gecikme faiziyle birlikte tahsil edileceği belirtilmektedir.

AKP-MHP Koalisyonu, gerçek kişilerin yani yurttaşların “kur korumalı TL mevduat hesabı” adlı finansal ürüne ilgisi olmayınca bu kez gözünü tüzel kişilere yani şirketlere çevirmiş durumdadır. Yakın zamanda Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğe göre şirket ve kurumlar da artık döviz ve altın hesabını TL mevduata dönüştürebilecektir. Tüzel kişiler 6 ay veya 1 yıl vadeli TL mevduat hesabı açabilecektir. Yani özcesi iktidar şirketlerin dövizlerine göz koymuştur. Çünkü ülkenin dövize ihtiyacı vardır. Fakat mesele sadece şirketlerin döviz kaynaklarını “kur korumalı TL mevduat hesabı” adlı finansal ürün kapsamına sokarak dövizi stabilize edip bir başarı hikayesi yazmak değildir. Bu düzenleme aynı zamanda şirketlere aba altından sopa göstermektir. Mevcut politik dengeler ve iktidarın otoriterliği düşünüldüğünde, hükümetin bu uygulamasına katılmayan ya da katılmak istemeyen şirketlerin başına neler gelebileceğini tahmin etmek zor değildir. Bu uygulamanın şirketler ve tüzel kişiler için bir tercih olmadığı hükümetin vergi teftişi, kredi onayı vb. gibi bir baskı aracı olduğunu da söylemek mümkündür.

“Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” Anayasa’nın Ağır Şekilde İhlalidir

“Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” adlı finansal ürünün kapsamının tüzel kişileri yani şirketleri de içerecek şekilde genişletilmesi aynı zamanda Anayasa’ya aykırılığın da tüzel kişilere yani şirketlere doğru genişletilmesi anlamına gelmektedir. “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” adlı finansal ürünü düzenleyen ve halen TBMM Genel Kurulu’nda görüşmelerine devam edilen ilgi kanun teklifine ilişkin muhalefet şerhinde ısrarlar belirttiğimiz gibi bu uygulama tartışmaya yer vermeyecek bir biçimde Anayasa’ya aykırıdır. “Kur korumalı TL vadeli mevduat” düzenlemesi yoruma gerek kalmayacak bir biçimde açıktan öncelikle Anayasa’nın eşitlik ilkesine yani 10. maddesine ve “vergi ödevi”ni düzenleyen 73. maddesine tamamen aykırılık teşkil etmektedir.

Tekraren burada da ifade etmek gerekirse 1982 Anayasası’nın 10. Maddesi, herkesin kanun önünde eşit olduğunu söylemekte ve hiçbir sınıfa, zümreye imtiyaz tanınamayacağını güvence altma almaktadır. Ancak “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” adlı finansal ürünün kendisi bankalarda parası olup bunu vadeli mevduata yatıranların yararına yani onlara imtiyaz tanıyan bir düzenlemedir. Bankalarda parası olmayan yurttaşlar bu düzenlemeden hiçbir yarar elde edemeyecektir. Yani bankalarda parası olanları kayıran bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Bu mini kanun teklifiyle getirilmek istenen düzenleme ise benzer biçimde bazı büyük şirketlerin çok daha fazla işine gelen bir düzenlemedir. Çünkü ülke ekonomisinde özellikle küçük şirketlerin yani KOBİ’lerin ciddi bir borç batağında olduğundan söz etmek mümkündür. Buna karşılık özellikle pandemide karına kar ekleyen rekorlar kıran tekelci sermaye kesimleri de vardır.

1982 Anayasası’nın 73. maddesi ise herkesin “kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlü” olduğunu söylemektedir. Ödenen vergilerin kamu giderlerini karşılamak üzere harcanacağı net bir biçimde ifade edilmektedir. Yurttaşların ödedikleri vergilerin “kamu yaran” için harcanan kamusal giderlere ayrılacağı belirtilmektedir. Ancak “kur korumalı TL vadeli mevduat” hesabı uygulamasında yurttaşların ödedikleri vergiler kamu giderlerini karşılamak üzere değil, özel şahısların mevduat getirileri için kullanılacaktır. Çünkü “kur korumalı TL vadeli mevduat” hesabı açanlar mevduat getirileri şayet dolar getirisinin altında kalırsa aradaki farkı kamusal kaynakların aktarılmasıyla alacaklardır. Yani en basit ifadesiyle bir kişinin bir bankadaki TL mevduat getirisi, aynı süredeki dolar getirisinden daha az olursa aradaki fark hesaplanarak devlet tarafından o kişiye aktarılacaktır. Yurttaşların ödedikleri vergilerin bu şekilde özel şahıs çıkarları için kullanılması yoksuldan alıp zengine vermekle eşdeğerdir. Aksine kamu giderleri öncelikle ve esasen yoksullar, güvencesizler ve dezavantajlı gruplar için kullanılmalıdır. Ancak “kur korumalı TL vadeli mevduat” adlı finansal ürünle birkaç yüz bin kişi için on milyonlarca yurttaşın, emekçinin ödediği vergiler kanalize edilmiş olacaktır. Dolayısıyla, açıkça Anayasa’ya aykırı olan bu uygulama, vicdansız bir kayırmacılık uygulamasıdır.

Hazine’ye Yoksuldan Alıp Sermayeye Aktaran Hortum Bağlanıyor

AKP-MHP Koalisyonu şimdi de “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” adlı finansal ürünü tüzel kişilere yani şirketlere doğru genişleterek halkın vergilerini gerçek kişilerin yanı sıra şirketlerin mevduat getirilerinin finansmanı için kullanacaktır. Pandemide ve kapanma dönemlerinde dahi karları kar katan tekelci sermaye grupları bu kez döviz garantili faizle daha da semirtileeektir.

Getirilmek istenen düzenleme en basit ifadesiyle Hazine’ye bir hortum bağlanmasıdır. Bu hortumun bir ucu emekçilerden, yoksullardan, çiftçilerden, küçük esnaflardan ağır vergiler yoluyla para çekip kasada toplamaktadır. Hazine’de toplanan bu paralar daha sonra bu kez vicdansız bir biçimde hortumun diğer ucuyla zaten vergi indirimleri, teşvikler, imtiyazlar, ballı ihalelerle gürbüzleştirilen sermaye gruplarına aktarılacaktır. Yoksuldan alıp zengine aktaran bu düzenlemenin bahanesi bu kez “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” uygulamasıdır. AKP-MHP Koalisyonu sermayeye kaynak aktarmak için her yolu denemekte, hiçbir fırsatı kaçırmamaktadır.

“Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” adlı fmansal ürünün şu ana kadarki birkaç haftalık performansı eleştirilerimizi doğrular niteliktedir. Hükümetten gelen açıklamalara göre bu uygulamada biriken meblağ 130 milyar TL’yi aşmış durumdadır. Bu da hükümetin beklentisinin oldukça altındadır. Zaten büyük bir gümbürtüyle açıklanan “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” sistemine geçiş beklenenin aksine döviz hesaplarından değil yine TL hesaplarından gerçekleşmiştir. Yine altını çizmek gerekir ki her ne kadar hükümet uygulamada biriken meblağ 130 milyar TL’yi aşmış durumda olduğunu söylese de aynı şekilde bankalardaki dolar ve döviz mevduatlarında da artış söz konusu olmuştur. Dolayısıyla “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat”a ilgi oldukça sınırlıdır.

Öte yandan tekrar vurgulamak istiyoruz ki bu uygulamanın Hazine’ye getireceği olası yük hesaba katılmamıştır. Şayet hükümetin iddia ettiği gibi “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” uygulamasında yüzlerce milyar TLTik bir mevduat birikirse ve söz gelimi dünya konjonktüründe ani bir değişim yaşanıp döviz fiyatları artacak olursa bunun Hazine’ye maliyetinin ne olacağı öngörülmemiştir. Zaten tamtakır olan Hazine’nin bu yüksek maliyeti karşılayacak kapasitesi yoktur. Belli ki bu uygulamayı akıl edenler uygulamayı olası stres testlerini hesaba katarak geliştirmemişlerdir. Bunu böylesi bir uygulama getirirken herhangi bir üst sınır konmamasından da anlamak mümkündür. Bu uygulamanın ne kadarlık bir birikim gerçekleşince ve ne zaman duracağı belli değildir. Üst sınır getirilmediği takdirde Hazine’nin dövizdeki olası bir değer artışında büyük bir yükün altına gireceğini tahmin etmek zor değildir.

Tüm bu nedenlerle Halkların Demokratik Partisi olarak bu mini kanun teklifine onay vermiyoruz. Yoksuldan alıp zenginden veren vicdansız uygulamalara karşı güçlü bir şekilde muhalefet ediyoruz.

Madde Değerlendirmeleri

Madde 1- Vergi Usul Kanunu’na eklenen geçici madde ile geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2021 ve 2022 hesap dönemleri (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2022 ve 2023 yılında biten hesap dönemleri itibarıyla) ile 2023 hesap dönemi geçici vergi dönemlerinde mükerrer 298’ inci madde kapsamındaki enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın mali tablolar enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaması düzenlenmektedir.

31/12/2023 tarihli mali tablolar, enflasyon düzeltmesi şartlarının oluşup oluşmadığma bakılmaksızın enflasyon düzeltmesine tabi tutulur. Yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkı geçmiş yıllar kâr/zaran hesabmda gösterilir. Bu şekilde tespit edilen geçmiş yıl kârı vergiye tâbi tutulmaz, geçmiş yıl zararı zarar olarak kabul edilmez. Ayrıca uygulanmaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkili kılınmaktadır.

Maddeyle AKP-MHP ittifakı enflasyon düzeltmesi adı altında 2023 yılı sonuna kadar şirketlere destek olmaktadır. Bu kapsamda, madde ile şirketlerin ÜFE oranında yeniden değerleme üzerinden ortaya çıkan karları, bilançolarında görünse dahi vergiden muaf olacaktır. Bu düzenlemeyle geçmiş yıllarla ilgili olarak şirketlerin vergiden muaf tutulmasını sağlanmaktadır. Bu sebeple bu madde Türkiye’de var olan iktisadi ve sosyal eşitsizlikleri daha da derinleştireceği için kabul edilebilir bir düzenleme değildir.

Fakat burada göz ardı edilen temel husus, yıl içerisinde birçok şirketin büyük karlar elde etmiş olmasıdır. Örneğin; Erdemir yüzde 627, İsdemir yüzde 472, TELEKOM yüzde 126, Koç Grubu yüzde 95, ENKA yüzde 172, Garanti 73, Şişecam 93, Sabancı yüzde 72 gibi şirketler kârlarını arttırmışlardır. Yani düzenleme ile kurumlar vergisinden muaf tutulmak istenen şirketlerin önemli bir kısmı bu dönem önemli karlar elde etmişlerdir.

Yeri gelmişken AKP’nin ekonomik gidişat konusundaki temel yanılgılanndan birinden de söz etmek gerekmektedir. Türkiye’yi yöneten ekonomi politik akd, ekonomik krizin iş dünyasının yeteri kadar yatırım ve üretim yapmamasından kaynaklandığını düşünmektedir. Bu sebeple de şirketlere vergi, kredi, faiz gibi kalemlerde yeni yeni olanaklar sağlayarak iktisadi krizden kurtulacağını zannetmektedir. Ne var ki reel piyasaların bize gösterdiği şey ise bunun tam tersinin genellikle doğru olduğudur. Bunun en önemli örneği geçmiş dönemde çıkarılan “Aktif Rasyosu” uygulamasıdır. Geçmiş dönemde, yani Mayıs 2020’de, aktif rasyosu uygulaması Merkez Bankası’nın likidite sağlaması yoluyla bankaların kredi vermesini teşvik etmek için çıkarılmıştı. Böylelikle şirketlerin bunu yatırım ve üretime yönlendireceği umulmuştu. Ancak şirketler bu likiditeyi üretime ve yatırıma yöneltmeyi tercih etmediler. Aksine buradan gelen parayı borsaya yatırmayı tercih ettiler. O dönem de bankaların kârı, reel olarak, yüzde 22 iken borsadaki şirketlerin getirisi ise yüzde 29 civarındaydı. Bu iki rakam da dünyada çok az ülkede elde edilmiş getirilerdi.

Dolayısıyla AKP-MHP Koalisyonu, ekonomideki denklemi yanlış kurmaktadır. Sermayeye muafiyetler, kıyaklar, ödünler, teşvikler, vergi indirimleri getirilince ekonominin düzeleceği varsayımım defalarca kez iflas etmesine rağmen canhıraş bir biçimde savunmaktadır. Ancak sermayeye verilen ödünler, teşvikler, vergi indirimleriyle her defasında ortaya çıkan sonuç, sermayenin maliyetlerinin iktidar eliyle toplumun sırtından karşılanmasından, toplumsallaştırılmasından başka bir şey değildir. Ekonomiye sermayenin gözlüğüyle, sermayenin tarafından bakmak vicdansız bir tercihtir. Türkiye tarihinin en büyük iş ve istihdam kaybı yaşanırken hala sermayeye emekçi halkın sırtından kaynak aktarmak vahşi kapitalizmin AKP-MHP Koalisyonu versiyonudur.

Madde 2- Madde ile dövizi bulunan tüzel kişiler, şirketler, dövizlerini 17 Şubat 2022'ye kadar TCMB’de bozdurup ilgili mevduat açtıkları takdirde, 1 Ekim 2021 ile 31 Aralık 2021 arasında ortaya çıkacak kambiyo karlan vergisine tabi olmayacaktır.

Bu düzenleme ile kur korumalı TL vadeli mevduat ürünü kapsamında açtıkları mevduattan dolayı ortaya çıkacak herhangi bir faiz veya elde edilen faiz gelirleri Kurumlar Vergisi’nden istisna tutulacaktır.

Geçtiğimiz günlerde sadece gerçek kişiler için çıkarılan ‘Kur Garantili TL Vadeli Mevduat Sistemi’ karan sonrasında hem kurda meydana gelen ani düşüş küçük tasarruf sahiplerinin büyük mağduriyetler yaşamasına sebep olmuş hem de vadettiği ödeme garantisiyle, halkın vergilerinden finanse edilen Hazine’ye büyük yükler getirecek bir işe kalkışılmıştır. İktidann yüksek talep olduğu iddialarına rağmen dolardan TL hesaplarına geçiş talebi beklenenden az olmuş aksine bu süreçte döviz mevduat hesapları toplamında artış gerçekleşmiştir. Bu sebeple teklif edilen bu düzenleme dolar mevduat hesabından TL vadeli mevduat hesabına geçen şirketlere de kur farkı ve faiz gelirlerinden vergi muafiyeti getirmektedir. Ancak ‘Türkiye Ekonomi Modeliyle’ ihracat odaklı bir büyüme modeli/ekonomi politikası yürüteceğini dile getiren iktidar, ihracat için yüksek kur politikası benimserken, iddiaya göre 20 Aralık 2021’de Kur Garantili TL Mevduat Hesabı adlı finansal ürünü getirerek döviz kurunu kısmen de olsa ‘düşürmüş’ bu da ilan edilen amaca aykırı bir durum oluşturmuştur.

Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu üretimin ithalata bağımlılığının yüksek olmasıdır. Çünkü üretimde ithalata bağımlı olmak hem enflasyonu tetiklemekte hem de dolar kurunu yükseltmektedir. Teklif hem iktidann açıkladığı ekonomik modelle çelişmekte hem örtülü faiz artınını anlamına gelmekte hem de halkın sırtındaki vergi yükünü arttırmaktadır. Çünkü son günlerde temel tüketim maddelerine gelen büyük zamlar emekçileri ve yoksullan geçinemez noktaya getirmiş, yüksek vergiler yaşamı yoksullar ve emekçi sınıflar için daha da zorlu kılmıştır. ‘Hiçbir şekilde kaybettirmeyen’ ve sadece tasarruf yapabilme lüksüne sahip kesimlere ve şirketlere fayda getiren bu teklif çoğunluğu yoksullann vergisiyle finanse edilen Hazine’nin kaynaklarının şirketlere de aktanlmasım beraberinde getirecek, ekonomik eşitsizlikler daha da derinleşecek ve yoksullann sırtındaki vergi yükünü daha da arttıracaktır. Ayrıca kamu kaynaklannın eşitsiz dağıtımına sebep olan bir düzenleme olduğu için Anayasa’ya aykırılık içermekte, ekonomideki farklı birimleri, örneğin KOBİ’leri dikkate almamakta büyük sermayeyi öncelemektedir. Teklif, toplumun çoğunluğunun yararım gözetmediği, belli kişi ve şirketlere imtiyazlar sağladığı için asla onay vermiyoruz.

Garo Paylan    Erol Katırcıoğlu

Diyarbakır    İstanbul

MUHALEFET ŞERHİ

13.01.2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sunulan 2 / 4092 esas numaralı Vergi Usul Kanunu İle Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, yürürlük ve yürütme maddeleri ile birlikte, 17.01.2022 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek 4 madde olarak kabul edilmiştir.

Geneli Üzerine Değerlendirmeler

AK Parti Hükümeti mensuplarınca hazırlanıp TBMM’ye sunulan kanun tekliflerindeki özensizliğin gün geçtikçe arttığı gözlemlenmektedir. Teklifin gerekçesinde, ilgili düzenlemenin tarafı olan mükelleflerin talepleri doğrultusunda hazırlandığı ve bu talepleri yerine getirmek üzere sunulduğu belirtilmektedir. Bu talepler bir günde oluşan ve Hükümete ulaştırılan talepler değildir. Öte yandan kur korumalı Türk lirası mevduat sistemi yaklaşık 1 ay önce Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilmiş ve ilgili kurumlar bununla ilgili çalışmaları 1 ay önceden başlatmışlardır. Bugün görüşülen kanunun 2. maddesi 1 aydır gündemde olan bu düzenlemeye ilave içerik eklemektedir.

Henüz bir hafta önce yine AK Parti tarafından sunulan ayrı bir torba kanun teklifi Komisyonda görüşülmüş ve Genel KuruPa indirilmiştir. Mükellefler tarafından yoğun bir şekilde talep edildiği iddia edilen enflasyon düzeltmesi ile 1 aydır ülkenin gündeminden düşmeyen kur korumalı TL mevduat sistemine yönelik ilave düzenleme bir önceki Teklife yetiştirilememiştir. Bu durum AK Parti’nin gelişi güzel kanun yapma tekniğini ortaya koymaktadır. TBMM, iktidarın bu yaklaşımı neticesinde itibarım yitirmektedir. Hükümet, kanun tekliflerini hazırlarken özen gösterme mecburiyeti hissetmemektedir. Bu özensiz anlayış yalnızca muhalefet milletvekilleri tarafından değil aynı zamanda Cumhur İttifakı milletvekilleri tarafından da kabul görmemelidir. İYİ Parti olarak Yüce Meclisimizin, Hükümet tarafından onay mercii olarak görülmesi karşı olduğumuz en önemli husustur.

Dikkat çekici bir diğer husus ise AK Parti Hükümeti’nin Türkiye’yi yönetebilme kabiliyetinin artık kalmamış olmasıdır. Neredeyse haftada bir TBMM’ye gönderilen kanun tekliflerinin içeriğinden Hükümet mensuplarının haberdar olmadığı açıktır. Sadece iki maddelik düzenleme içeren kanun teklifinin geçtiğimiz hafta görüşülen teklif içerisinde yer almamış olması bunun göstergesidir.

Türkiye ekonomisi AK Parti’nin yanlış siyasal ve ekonomik tercihleri sonucu bugün geldiğimiz noktaya ulaşmıştır. Tüm uyanlarımıza rağmen yapılan yanlışlardan dönülmemiştir. Sonuç olarak döviz kuru çok hızlı şekilde yükselmiş, enflasyon engellenemez hale gelmiştir. Şimdi ise bunların sonuçlarını hafifletebilmek amacıyla arka arkaya düzenlemeler getirilmektedir. Sorunu yaratan AK Parti iktidarının kendisidir. Bu sebeple çözüm için sundukları yeni düzenlemeler ve getirilen istisnalar da bu sorunun ortadan kalkmasına fayda sağlamayacaktır.

Teklifin Maddeleri Üzerine Değerlendirmeler Madde 1

Teklifin l’inci maddesinde işletmecilerin hakkı olan enflasyon muhasebesi yapılmasının iki yıl süreyle ertelenmesi düzenlenmektedir. Bu durum üretim, yatırım ve istihdamı olumsuz yönde etkileyecek, öz sermayesi ile işini yürütebilen şirketler cezalandırılacaktır.

Meri mevzuata göre 2021 yılı dönem sonu bilançolarında enflasyon düzeltmesi uygulanacaktır. Bu uygulama ile doğacak 17 yıllık düzeltmenin kân zaten vergiye tabi değildir. 2022 ve devamındaki yıllarda enflasyon düzeltmesinin şartlarının devam etmesi durumunda yalnızca o yıllarda düzeltilme sonucu doğacak kârlar vergiye tabi olacaktır. Yani işletmelerin yapılacak enflasyon düzeltmesi sebebiyle vergi ödeyeceklerine yönelik oluşturtulan algı doğru değildir.

Enflasyon muhasebesi ile doğacak kârların vergilendirilmemesi için Vergi Usul Kanununun Mükerrer 298’inci maddesinde yapılacak bir değişiklik veya geçici bir madde ihdası ile enflasyon muhasebesi sonucu oluşacak kârlarının sürekli veya geçici bir süreyle vergiye tabi tutulmayacağı düzenlenmesi daha yerinde olacaktır.

Ertelenmesi öngörülen enflasyon düzeltmesinin enflasyonla karşı karşıya kalındığı durumlarda uygulanması gerekmektedir. İş dünyasının aktörlerinin gerçek matrah bildirilmesine teşvik edilmesi gerekmektedir. Öngörülen erteleme ile kayıt dışılığa özendiren bilançolar yerine gerçek bilançoların oluşturulması sağlanmalıdır. Bilançolar şirketlerin aynasıdır. Bu sebeple enflasyon düzeltmesinin yapılması gerekmektedir.

Enflasyon muhasebesine neden ihtiyaç duyulduğu enflasyon muhasebesini ilk defa yürürlüğe koyan 5024 sayılı kanunun genel gerekçesinde çok iyi bir şekilde ortaya konmuştur.

•    Vergi kanunlarımızda enflasyonun etkilerinin giderilmesi ile ilgili çok sayıda hüküm olmakla birlikte, birbirleriyle uyumlu olmamaları ve uluslararası kabul görmüş standartlardan da uzak olmaları bu dağınık yapının tutarlı ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesini zorunlu kılmaktadır.

•    Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli ve önemli artışlar, vergi matrahının oluşmasında bazı mükelleflerin lehine, bazı mükelleflerin de aleyhine sonuçlar doğurmaktadır. Daha açık bir ifade ile borçlanarak çalışanların vergi matrahı suni olarak azalırken, öz sermayesi ile çalışanların vergi matrahı suni olarak artmaktadır. Bu da vergi adaletini ve ticaret hayatındaki rekabet ortamını zedelemektedir.

•    Bunun sonucu olarak da işletmeler öz sermaye ile çalışmaktan uzaklaşıp, borçlanmaya yönelmekte, bu durum, ülkemizin kaynak dağılımını ve işletmelerin malî dengelerini bozmakta ve malî yapının zayıflamasına yol açmaktadır. Bu nedenle katlanılan finansman maliyeti, vergi matrahlarının büyük ölçüde azalmasına sebebiyet vermektedir.

•    Öz sermayesi ile çalışmak zorunda olan veya böyle çalışmayı tercih eden işletmeler kazanç vergisi olmaktan çıkıp servet vergisine dönüşen haksız vergilendirme ile karşılaşmaktadır. Bu husus işletmelerin öz sermayelerini azaltmakta, yatırım ve istihdam politikalarını olumsuz yönde etkilemektedir.

•    Enflasyon düzeltmesi olmaması aynı zamanda, kayıt dışı ekonomiyi teşvik etmekte ve kayıt dışı ekonominin temel sebepleri arasında yer almaktadır.

• Yerli sermayenin zarar görmesinin yanı sıra, yabancı sermaye de bu faktör nedeniyle

ülkeye yeterince gelmemekte, hatta yerli sermaye çeşitli şekillerde yurt dışına

yönelmektedir.

Enflasyon düzeltmesinin vergi mevzuatında yer almaması, halka açık şirketler ile bankalardaki enflasyon düzeltmesi uygulaması ile çelişki oluşturmaktadır.

Bütün bunların yanında, malî tabloların çok yönlü fonksiyonları da işlevsiz kalmaktadır. Yatırımlar, kredi tahsisleri ve kâr dağıtımları açısından hatalı kararlar alınabilmekte, işletmenin yönetimi ile ilgili performans sistemleri anlamsız hale gelmektedir. Büyük emek verilen, büyük kaynaklar aktarılan muhasebe işlemleri anlamsız ve işe yaramaz rakam yığınları üretmekte, bunun işletme ekonomilerinde doğurduğu zararlar, son noktada, vergi potansiyelinin de aşınmasına yol açmaktadır.

Enflasyon düzeltmesi, gelecekte enflasyon tamamen yok olsa dahi geçmişte yaşanan enflasyonun yol açtığı ve malî tablolarda yarattığı tahribatı düzeltmekte, dolayısıyla, işletmelerin öz sermayelerinin gerçek boyutları ile değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır.

Vergi barışının ve ekonomik sağlamlığın işletme bazmda kalıcı olarak sağlanması açısından bu düzenlemeler yapılmaktadır.

Belirtilen bu gerekçeler günümüzde geçerliliğim korumakta ve enflasyon düzeltmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla erteleme yapılması AK Parti Hükümeti’nin ortaya koyduğu aynı gerekçelerle çelişmektedir.

Yİ-ÜFE (2003=100) endeks değeri 2021 Aralık ayı itibarıyla 1022,25 değerine erişmiştir. 2003’de 100 birim olan bir değerin bugün 1022,25 birime yükseldiğini göstermektedir. O tarihten bugüne kadar enflasyon düzeltmesi yapılmamış olması bilançoların gerçekten ne kadar uzak olduğunu ortaya koymaktadır. Bu sebeple enflasyon düzeltmesinin ertelenmesi son derece yanlıştır. Bir an önce firmalarımızın bilançolarının gerçeği yansıtmasını sağlayacak olan enflasyon düzeltmesinin yapılması gerekmektedir.

Madde 2

Teklif ile yabancı paralarını TL’ye çeviren kurumlar vergisi mükelleflerinin, TL mevduat ve katılım hesaplarından elde edecekleri faiz ve kâr payının, kur farkı sebebiyle oluşacak kazançları dahil olarak vergiden istisna edilmesi öngörülmektedir. Benzer bir istisnanın altın hesapları için de uygulanabilmesi, 2022 yılı sonuna kadar herhangi bir altın hesabının bozdurularak, en az üç ay vadeli TL mevduat hesabında değerlendirilmesi ile altının bozdurulmasından kaynaklanan kazancın vergiden istisna tutulması düzenlenmektedir.

Teklif ile getirilen istisna müessesesi, 2021 dönem sonu bilançosunda ve banka hesaplarında döviz mevduatı bulunan şirketlerin mevduatlarındaki dövizi kur korumalı mevduat hesabında en az 3 ay değerlendirilmek üzere Türk Lirasına çevirmeleri halinde 2021 son çeyreğinde elde edilen %46,17 oranındaki değer artışına ilişkin vergilendirmeyi istisna göstererek vergi dışı bırakma imkânı tanımaktadır.

Daha açık şekilde açıklamak gerekirse 01.10.2021 ila 31.12.2021 tarihleri arasında 100.000 $ döviz mevduatı bulunan bir kurum için yalnızca son çeyrekte oluşan kur değerlemesinden kaynaklı kazanç ayrıntılı olarak aşağıda hesaplanmıştır.

Açıklama

Tutar

Döviz Mevduatı

100.000,00 $

Ot.10.2021 Döviz Kuru

8,8X11.

11.12.2021 Döviz Kura

12,98 Tl.

2021/4. Çeyrekte Dövizdeki Değişim

4,1011.

01.10.2021 Döviz Mevduat '11. Karşılığı

888.000,0011.

.11.122021 Döviz Mevduat '11. Karşılat

1.298.000,00 Tl.

2021/4. Donem Kambiyo Kan

410.000,0011.

2021 Yılı Kurumlar Vergi si ( hanı

25%

2021/4. Dönem Kambiyo Katına İsabet tiden Vcıp

102.500,00 TL

1 icsaplanan Verginin Döviz Varlığı İçindeki ( bam

7,90%

Yukarıdaki tablodan açıkça görüldüğü üzere 2021/4. vergilendirme döneminde döviz kurunda yaşanan değişim sonucu 2021 bilançosunda yer alan ve bankada bulunan döviz mevduatının %7,90’ı kadar veya her 100.000 $ dolar için yaklaşık 100.000 TL istisna sağlanacaktır.

Uygulanan yeni ekonomi politikası ile zaten hazine büyük bir yük altına girecektir. Düzenleme ile şirketlerin faiz gelirlerinin vergiden muaf tutulması da yerinde değildir ve bu yükü artırmaktadır. 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun TBMM’den yeni geçmiştir. Bu bütçe hazırlanırken de bu gelirler hesaba katılarak bir denge kurulmuştur. Telifte yer alan düzenleme büyük bir vergi kaybına sebep olacaktır. Bu vergi kaybının ne kadar olacağı da belirlenebilir değildir. Zira uygulanan politika ile ucu açık bir gider oluşturulmaktadır.

Başka bir anlatımla şirketlere yıllık %0,50 ortalama ile döviz vadeli mevduat hesabında kalmaktansa, varlıklarını TL’ye çevrilerek 3 ay vadeli kur korumalı mevduat hesabına yatırılması karşılığında, döviz kurlarının sabit olacağı varsayımıyla dahi minimum %7,90 oranında hesaplanan verginin ödenmemesi suretiyle kazanç elde etme imkânı tanınmaktadır. Bu 3 aylık süre için vergiden istisna olan faiz geliri ile döviz kurunun yukarı yönlü hareket etmesi durumunda yine vergiden istisna olan kur farkı geliri ise bu hesaplamaya dahil olmayıp ayrıca bir kazanç kapısı oluşturacaktır.

Ülkemiz Hükümet’in uyguladığı yanlış politikalar neticesinde 70 sente muhtaç hale getirilmiştir. Buna çözüm olarak sunulan sistem ise Amerikan dolan endeksli, ucu açık faiz garantili Türk lirası mevduat hesabı uygulamasıdır. Bu uygulama ile, millî paramızın kaderi ne yazık ki Amerikan Merkez Bankasına bırakılmıştır.

Yalnızca varlık sahibi kimselere vergi muafiyeti sağlanan bu düzenleme Anayasa’mn eşitlik ve vergide adalet ilkelerine aykmlık oluşturmaktadır. Zenginden alınan verginin istisna tutulması ile dar gelirli vatandaşlarımız daha çok vergi yükü altında bırakılmakta ve zengin daha çok zengin edilmektedir.

Muhammet Naci Cinisli Erzurum

M ANİ S A MİLLETVEKİLİ UĞUR AYDEMİR İLE 42 MİLLETVEKİLİNİN TEKLİFİ

VERGİ USUL KANUNU İLE KURUMLAR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 33- Geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2021 ve 2022 hesap dönemleri (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2022 ve 2023 yılında biten hesap dönemleri itibarıyla) ile 2023 hesap dönemi geçici Vergi dönemlerinde bu Kanunun mükerrer 298 inci maddesi kapsamındaki enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın mali tablolar enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaz.

Bu Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (Ç) fıkrası uygulaması açısından, birinci fıkrada enflasyon düzeltmesi yapılmayacağı belirtilen dönemler enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği dönem olarak değerlendirilir.

31/12/2023 tarihli malı tablolar enflasyon düzeltmesi şartlarmm oluşup oluşmadığına bakılmaksızın, enflasyon düzeltmesine tabı tutulur. Yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kar/zarar farkı geçmiş yıllar kar/ zararı hesabında gösterilir. Bu şekilde tespit edilen geçmiş yıl kân vergiye tâbi tutulmaz, geçmiş yıl zararı zarar olarak kabul edilmez.

Bu maddenin önceki fıkralarında yer alan hükümler, bu Kanunun mükerrer298 inci maddesinin (A) fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamında olan mükellefler bakımından geçerli değildir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslan belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.'5

MADDE 2- 13/6/2006 tarihli ve 5520 say ıh Kurumlar Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 14- (1) 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 4 üncü maddesinin

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNUN KABUL ETTİĞİ METİN

VERGİ USUL KANUNU İLE KURUMLAR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 33- Geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2021 ve 2022 hesap dönemleri (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2022 ve 2023 yılında bitenhesap dönemleri itibarıyla) ile 202 3 hesap dönemi geçici vergi dönemlerinde mükerrer 298 inci madde kapsamındaki enflasyon düzeltmesine ilişkin şartlanır oluşup oluşmadığına bakılmaksızın mali tablolar enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaz.

Mükerrer 298 inci maddenin (Ç) fıkrası uygulaması açısından, birinci fıkrada enflasyon düzeltmesi yapılmayacağı belirtilen dönemler enflasyon düzeltmesi şartlanmn gerçekleşmediği dönem olarak değerlendirilir.

31/12/2023 tarihli mali tablolar, enflasyon düzeltmesi şartlanılın oluşup oluşmadığına bakılmaksızın enflasyon düzeltmesine tabi tutulur. Yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkı geçmiş yıllar kâr/zaran hesabında gösterilir. Bu şekilde tespit edilen geçmiş yıl kân vergiye tabi tutulmaz, geçmiş yıl zararı zarar olarak kabul edilmez.

Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası hükümleri, mükerrer 298 inci maddenin (A) fıkrasının (91 numaralı bendi kapsamında olan mükellefler bakımından geçerli değildir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslan belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

MADDE 2- 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 14- (1) 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 4 üncü maddesinin üçüncü


(Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 42 Milletvekilinin Teklifi)

üçüncü fıkrasının (I) bendinin (g) alt bendi hükmüne istinaden Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarma dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilen hesaplar ile ilgili olarak; kurumlanıl 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralanın dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk Lirasına çevinııeleri ve bu suretle elde edilen Türk Lirası varlığı bu kapsamda açılan en az üç ay vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendimıeleri durumunda aşağıda belirtilen kazançlar kuramlar vergisinden istisnadır:

a)    Söz konusu yabancı paralanıl dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı Kazançlarının 1/10/2021 ila 31/12/2021 tarihleri arasındaki döneme isabet eden kısım,

b)    2021 yılı dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk Lirasına çevrilen hesaplarla ilgili oluşan kur farkı kazançları ile söz konusu hesaplardan dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kar payları ile diğer kazançlar.

(2) Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, kuramların 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını 2022 yılı sonuna kadar Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarma dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk Lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk I İrası varlığı en az üç ay vadeli T ürk Lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda oluşan kur farkı kazançlarının, geçici vergi dönemi sonu değerlemesiyle Türk Lirasına çevrildiği tarih arasına isabet eden kısmı ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kar paylan ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden istisnadır.

(Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin)

fıkrasının (I) numaralı bendinin (g) alt bendi hükmüne istinaden Türk lirası mevduat ve katılma hesaplanna dönüşümün desteklenmesi kapsammda dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilen hesaplar ile ilgili olarak; kurumlanıl 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralanın, dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı, bu kapsamda açılan en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda aşağıda belirtilen kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır:

a)    Bu fıkra kapsamındaki yabancı paralanıl dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarının 1/10/2021 ila 31/12/2021 tarihleri arasındaki döneme isabet eden kısmı,

b)    2021 yılı dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk lirasına çevrilen hesaplarla ilgili oluşan kur farkı kazançlan ile söz konusu hesaplardan dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr paylan ile diğer kazançlar.

(2) Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, kuramların 31/12/2021 tarihli bilan-çolannda yer alan yabancı paralanın 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplanna dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kura üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda oluşan kur farkı kazançlarının, geçici vergi dönemi sonu değerlemesiyle Türk lirasına çevrildiği tarih arasına isabet eden kısmı ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr paylan ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır.


(Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 42 Milletvekilinin Teklifi)

(3)    Kuramların 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan altm hesabı ile bu tarihten sonra açılacak işlenmiş ve hurda altm karşılığı altın hesabı bakiyelerini 2022 yılı sonuna kadar Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplaruıa dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm fiyatı üzerinden Türk Lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk Lirası varlığı eıı az üç ay vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda Türk Lirasına çevrildiği tarihte oluşan kazançlar ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kar payları ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden istisnadır.

(4)    Türk Lirası mevduat veya katılma hesabmdan vadeden önce çekim yapılması durumunda bu madde kapsamında istisna edilen tutarlar nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

(Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin)

(3)    Kuramların 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan altm hesabı ile bu tarihten sonra açılacak işlenmiş ve hurda altm karşılığı altm hesabı bakiyelerini 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda Türk lirasına çevrildiği tarihte oluşan kazançlar ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr paylan ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır.

(4)    Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan istisna hükümleri, aynı şartlarla geçerli olmak üzere bilanço esasma göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin kazançlan hakkmda da uygulanır.

(5)    Türk lirası mevduat veya katılma hesabmdan vadeden önce çekim yapılması duramunda bu madde kapsamında istisna edilen tutarlar nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.”

MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4- Bu Kanım hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.


TBMM Basımevi - 2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 303)

1

Kanun teklifinin komisyonda görüşüldüğü 07.01.20222 tarihine kadar Cumhurbaşkanı tarafından 2541 maddeden oluşan 89 adet Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılmıştır.

2

Maddenin komisyonda görüşülmesi sırasında verilen bir önerge ile madde düzenlemesinin aynı şartlarla geçerli olmak üzere bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin kazançları hakkında da uygulanması yönünde değişiklik yapılmıştır.

Maddeye git
    Dosyalar
    
    
    Kaynak Dosya
    Kaynak Metin (Kaynak: TBMM resmi web sitesi)
    İlgili mevzuat yürürlükte değilse, bu ek/formları da yürürlükte olmayabilir.

    Copyright©2022. Kanunum bir Karakullukçu Dan. A.Ş. (Şirket) servisidir. “Kanunum” Şirket’in tescilli markasıdır ve tüm hakları saklıdır. Kanunum bir resmi kaynak veya hukuk danışmanlık servisi değildir. Kullanıcılar Hizmet Şartlarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Adres: Aytar Cad. 28/4 Levent, 34330, İstanbul