(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
DÖNEM: 23 CİLT: 65 YASAMA YILI: 4  T Ü R K I Y E B U Y U K M I L L E T M E C L I S I  T U T A N A K D E R G I S I  81'inci Birleşim  1 Nisan 2010 Perşembe  (Bu Tutanak Dergisi 'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 400  II. - GELEN KÂĞITLAR 402  III. - YOKLAMALAR 404,405,442  IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 405,407  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 405:406,407:410  1.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat'ın, su kaynakları ve  kullanımına ilişkin gündem dışı konuşması 405:406  2.- Karabük Milletvekili Cumhur Ünal'ın, Karabük Demir Çelik  Fabrikalarının ve Karabük'ün kuruluşunun 73'üncü yıl dönümüne ilişkin  gündem dışı konuşması 407:409  3.- Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya'nm, Kocaeli Şekerpınar'da  yaşayan bir kısım vatandaşların imarla ilgili sorunlarına ilişkin gündem dışı  konuşması 409:410
Sayfa 2 -
DÖNEM: 23 CİLT: 65 YASAMA YILI: 4  T Ü R K I Y E B U Y U K M I L L E T M E C L I S I  T U T A N A K D E R G I S I  81'inci Birleşim  1 Nisan 2010 Perşembe  (Bu Tutanak Dergisi 'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 400  II. - GELEN KÂĞITLAR 402  III. - YOKLAMALAR 404,405,442  IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 405,407  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 405:406,407:410  1.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat'ın, su kaynakları ve  kullanımına ilişkin gündem dışı konuşması 405:406  2.- Karabük Milletvekili Cumhur Ünal'ın, Karabük Demir Çelik  Fabrikalarının ve Karabük'ün kuruluşunun 73'üncü yıl dönümüne ilişkin  gündem dışı konuşması 407:409  3.- Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya'nm, Kocaeli Şekerpınar'da  yaşayan bir kısım vatandaşların imarla ilgili sorunlarına ilişkin gündem dışı  konuşması 409:410  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  Sayfa  V.- AÇIKLAMALAR 407  1.- Van Milletvekili Kerem Altun'un, Van'ın düşman işgalinden  kurtuluşunun 92'nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 407  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 410  A) TEZKERELER 410  1.- Moldova Cumhuriyeti Gökoğuz Halk Toplusu heyetinin ülkemizi  ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1146) 410  B) ÖNERGELER 411  1.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in (6/1912) esas numaralı sözlü  sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/199) 411  C) GENEL GÖRÜŞME ÖNERGELERİ 411:413  1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 milletvekilinin, ekonomi  politikası konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/12) 411:413  D) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 413:418  1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, kadına  yönelik şiddetin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/651) 413:415  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 24 milletvekilinin, İstanbul  Çevre Düzeni Planı'nın olası etkilerinin araştırılması amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/652) 415:416  3.- BDP Grubu adına grup başkan vekilleri Batman milletvekilleri Ayla  Akat Ata ve Bengi Yıldız'm, hayvancılık sektörünün sorunlarının araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/653) 417:418  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER 418,443,472  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 418:442,443:472,472:484  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 418  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 418  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek  Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 418  - 3 9 8 -
Sayfa 3 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  Sayfa  V.- AÇIKLAMALAR 407  1.- Van Milletvekili Kerem Altun'un, Van'ın düşman işgalinden  kurtuluşunun 92'nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 407  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 410  A) TEZKERELER 410  1.- Moldova Cumhuriyeti Gökoğuz Halk Toplusu heyetinin ülkemizi  ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1146) 410  B) ÖNERGELER 411  1.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in (6/1912) esas numaralı sözlü  sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/199) 411  C) GENEL GÖRÜŞME ÖNERGELERİ 411:413  1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 milletvekilinin, ekonomi  politikası konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/12) 411:413  D) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 413:418  1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, kadına  yönelik şiddetin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/651) 413:415  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 24 milletvekilinin, İstanbul  Çevre Düzeni Planı'nın olası etkilerinin araştırılması amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/652) 415:416  3.- BDP Grubu adına grup başkan vekilleri Batman milletvekilleri Ayla  Akat Ata ve Bengi Yıldız'm, hayvancılık sektörünün sorunlarının araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/653) 417:418  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER 418,443,472  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 418:442,443:472,472:484  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 418  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 418  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek  Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 418  - 3 9 8 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  Savfa  4.- Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve  Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) 419:442,443:446  5.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili  Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak  ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi  Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in,  Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki  Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636, 2/123, 2/200,  2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) 447:472,472:484  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 472  1.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Anayasa Komisyonu Başkan Vekili  ve Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün, şahsına sataşması nedeniyle  konuşması 472  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 485  1.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, İzmir İktisat Kongresi'ne  ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz'ın cevabı (7/12861) 485:490  2.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı'nın, Millî Emlak Genel  Müdürlüğünde çalışan bazı personelin sorunlarına ilişkin sorusu ve Maliye  Bakanı Mehmet Şimşek'in cevabı (7/12897) 491:492  3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, kurum içi millî emlak  uzmanlığı sınavı açılmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet  Şimşek'in cevabı (7/12961) 493:494  - 3 9 9 -
Sayfa 4 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  Savfa  4.- Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve  Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) 419:442,443:446  5.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili  Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak  ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi  Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in,  Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki  Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636, 2/123, 2/200,  2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) 447:472,472:484  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 472  1.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Anayasa Komisyonu Başkan Vekili  ve Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün, şahsına sataşması nedeniyle  konuşması 472  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 485  1.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, İzmir İktisat Kongresi'ne  ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz'ın cevabı (7/12861) 485:490  2.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı'nın, Millî Emlak Genel  Müdürlüğünde çalışan bazı personelin sorunlarına ilişkin sorusu ve Maliye  Bakanı Mehmet Şimşek'in cevabı (7/12897) 491:492  3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, kurum içi millî emlak  uzmanlığı sınavı açılmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet  Şimşek'in cevabı (7/12961) 493:494  - 3 9 9 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak üç oturum yaptı.  Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan, Balıkesir ilindeki tarım ve hayvancılık sektörünün  sorunlarına,  Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin kapatılmasına,  Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil, İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl dönümüne,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin bir  açıklamada bulundu.  Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in (6/1759) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına  ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.  Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22 milletvekilinin, töre ve namus cinayetlerinin  nedenlerinin araştırılarak, önlenmesi için (10/647),  Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 milletvekilinin, olumsuz hava koşullarının tarım  sektörüne etkilerinin araştırılarak (10/648),  İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 24 milletvekilinin, organ nakli konusundaki sorunların  araştırılarak (10/649),  İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, hayvancılık sektörünün sorunlarının  araştırılarak (10/650),  Alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön  görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında  yer alan (10/487, 10/535) esas numaralı, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin yol açacağı sorunların  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergelerin görüşmelerinin Genel Kurulun 31/3/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin MHP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  - 4 0 0 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak üç oturum yaptı.  Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan, Balıkesir ilindeki tarım ve hayvancılık sektörünün  sorunlarına,  Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin kapatılmasına,  Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil, İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl dönümüne,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, İnönü Zaferi'nin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin bir  açıklamada bulundu.  Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in (6/1759) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına  ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.  Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22 milletvekilinin, töre ve namus cinayetlerinin  nedenlerinin araştırılarak, önlenmesi için (10/647),  Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 milletvekilinin, olumsuz hava koşullarının tarım  sektörüne etkilerinin araştırılarak (10/648),  İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 24 milletvekilinin, organ nakli konusundaki sorunların  araştırılarak (10/649),  İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, hayvancılık sektörünün sorunlarının  araştırılarak (10/650),  Alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön  görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında  yer alan (10/487, 10/535) esas numaralı, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin yol açacağı sorunların  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergelerin görüşmelerinin Genel Kurulun 31/3/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin MHP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  - 4 0 0 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı  Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) 5'inci maddesine kadar kabul  edildi; 5'inci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.  1 Nisan 2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.04'te son verildi.  Şükran Guidai MUMCU  Başkan Vekili  Fatih METİN YusufCOŞKUN  Bingöl  Kâtip Üye  Bolu  Kâtip Üye  Gülsen ORHAN  Van  Kâtip Üye  •  - 4 0 1 -
Sayfa 6 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı  Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) 5'inci maddesine kadar kabul  edildi; 5'inci maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.  1 Nisan 2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.04'te son verildi.  Şükran Guidai MUMCU  Başkan Vekili  Fatih METİN YusufCOŞKUN  Bingöl  Kâtip Üye  Bolu  Kâtip Üye  Gülsen ORHAN  Van  Kâtip Üye  •  - 4 0 1 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  I I . - G E L E N K Â Ğ I T L A R  1 Nisan 2010 Perşembe  Tasarılar  1.- Türkiye Cumhuriyeti ile Lüksemburg Büyük Dukalığı Arasında Gelir ve Servet Üzerinden  Alman Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasını  Değiştiren Protokol ve İlgili Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  (1/840) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.3.2010)  2.- Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı (1/841) (Avrupa  Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.3.2010)  Teklifler  1.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın; İşsizlik Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi (2/651) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)  (Başkanlığa geliş tarihi: 18.3.2010)  2.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve 22 Milletvekilinin; İstiklal Madalyası Verilmiş  Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunda ve Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/652) (Plan ve Bütçe Komisyonuna)  (Başkanlığa geliş tarihi: 18.3.2010)  3.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/653) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe  Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.3.2010)  4.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Belediye Kanunu ile Doğal Gaz Piyasası Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/654) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi  ve Teknoloji ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.3.2010)  5.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in; Diyarbakır Eski E Tipi Cezaevinin "İnsan Hakları  ve Özgürlük Müzesi" Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/655) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.3.2010)  Raporlar  1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Meksika Devletleri Hükümeti Arasında  Diplomatik ve Konsüler Misyon Üyelerinin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına  Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/677) (S.Sayısı: 491) (Dağıtma tarihi: 01.04.2010) (GÜNDEME)  2.- Bursa Milletvekili Ali Koyuncu ve 4 Milletvekilinin; 5683 Sayılı Yabancıların Türkiye'de  İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçişleri  Komisyonu Raporu (2/644) (S.Sayısı: 492) (Dağıtma tarihi: 01.04.2010) (GÜNDEME)  - 4 0 2 - No.: 113
Sayfa 7 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  I I . - G E L E N K Â Ğ I T L A R  1 Nisan 2010 Perşembe  Tasarılar  1.- Türkiye Cumhuriyeti ile Lüksemburg Büyük Dukalığı Arasında Gelir ve Servet Üzerinden  Alman Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasını  Değiştiren Protokol ve İlgili Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  (1/840) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.3.2010)  2.- Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı (1/841) (Avrupa  Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.3.2010)  Teklifler  1.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın; İşsizlik Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi (2/651) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)  (Başkanlığa geliş tarihi: 18.3.2010)  2.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve 22 Milletvekilinin; İstiklal Madalyası Verilmiş  Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunda ve Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/652) (Plan ve Bütçe Komisyonuna)  (Başkanlığa geliş tarihi: 18.3.2010)  3.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/653) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe  Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.3.2010)  4.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Belediye Kanunu ile Doğal Gaz Piyasası Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/654) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi  ve Teknoloji ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.3.2010)  5.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in; Diyarbakır Eski E Tipi Cezaevinin "İnsan Hakları  ve Özgürlük Müzesi" Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/655) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.3.2010)  Raporlar  1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Meksika Devletleri Hükümeti Arasında  Diplomatik ve Konsüler Misyon Üyelerinin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına  Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/677) (S.Sayısı: 491) (Dağıtma tarihi: 01.04.2010) (GÜNDEME)  2.- Bursa Milletvekili Ali Koyuncu ve 4 Milletvekilinin; 5683 Sayılı Yabancıların Türkiye'de  İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçişleri  Komisyonu Raporu (2/644) (S.Sayısı: 492) (Dağıtma tarihi: 01.04.2010) (GÜNDEME)  - 4 0 2 - No.: 113  TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  Genel Görüşme Önergesi  1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin, ekonomi politikası konusunda  bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/12) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 Milletvekilinin, kadına yönelik şiddetin nedenlerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/651) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 24 Milletvekilinin, İstanbul Çevre Düzeni Planı'nın  olası etkilerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/652)  (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  3.- BDP Grubu adına grup başkanvekilleri Batman Milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Bengi  Yıldız'ın, hayvancılık sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/653) (Başkanlığa geliş tarihi:  22.02.2010)  •  - 4 0 3 -
Sayfa 8 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  Genel Görüşme Önergesi  1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin, ekonomi politikası konusunda  bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/12) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 Milletvekilinin, kadına yönelik şiddetin nedenlerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/651) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 24 Milletvekilinin, İstanbul Çevre Düzeni Planı'nın  olası etkilerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/652)  (Başkanlığa geliş tarihi: 19.02.2010)  3.- BDP Grubu adına grup başkanvekilleri Batman Milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Bengi  Yıldız'ın, hayvancılık sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/653) (Başkanlığa geliş tarihi:  22.02.2010)  •  - 4 0 3 - TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 'inci Birleşimini açıyorum.  III. YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur, on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 13.04  - 4 0 4 - 1 Nisan 2010 Perşembe  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.00  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)
Sayfa 9 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 'inci Birleşimini açıyorum.  III. YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur, on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 13.04  - 4 0 4 - 1 Nisan 2010 Perşembe  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.00  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)  TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 'inci Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  III.- YOKLAMA  Açılışta yapılan yoklamada yeter sayı bulunamamıştı. Şimdi yoklamayı yineliyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz su kaynaklarımız ve kullanımı hakkında söz isteyen Kahramanmaraş  Milletvekili Durdu Özbolat'a aittir.  Buyurunuz Sayın Özbolat.(CHP sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  I.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat 'ın, su kaynakları ve kullanımına ilişkin gündem  dışı konuşması  DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sekiz yıllık AKP  Hükümeti her işin olduğu gibi su meselesinin de ne yazık ki suyunu çıkarmıştır.  Kurulduğu 1954 yılından bu yana su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesi için çok büyük  yatırımlar gerçekleştiren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, AKP İktidarı dönemindeki sürgün ve  görevden alma politikalarıyla içi tamamen boşaltılarak iş göremez hâle getirilmiştir.  AKP Hükümeti, bölge müdürlerinin yüzde 140'ını, daire başkanlarının yüzde 120'sini, şube  müdürlerinin yüzde 95'ini görevden alarak sürgün etmiştir. Sürgün edilen ve emekliliğe zorlanan  yönetici sayısı 3.200'dür. Bunları niye mi yapmıştır; kurumdaki birikim ve ulusal su bilincini yok  etmek, dışa bağımlı, ulusal yarar gözetmeyen küresel su ve enerji politikalarının önünü açmak için.  Neler olmuştur bu dönemde? Sekiz yıllık AKP hükümetleri döneminde sulamaya açılan alan  ancak 666 bin hektardır. Bunların tamamına yakını da AKP İktidarı öncesi başlanmış projelerdir. Bu  hızla gidilirse ekonomik olarak sulanabilecek topraklarımızın tamamı ancak doksan beş yılda  sulanabilecektir.  Küresel güçlerin dayatmasıyla iş yapan AKP Hükümeti, su temini ve dağıtımında işi sulama  birlikleri vasıtasıyla yapmaya çalışmış ve bunun sonucunda özellikle kuyu sulamalarındaki elektrik  bedeli çok artmıştır, öyle ki çiftçinin borcu 80 trilyona ulaşmıştır. Çiftçi, bu borcu ödeyemediği için  birçok yerde toprağını sulayamamaktadır. Ülkemizin en önemli projesi olan GAP'ta sulamalardaki  gerçekleşme oranı sekiz yılda 1,3'tür. Bu hızla gidilirse GAP sulamaları ancak yüz yetmiş üç yılda  bitirilebilecektir.  - 4 0 5 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.23  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)
Sayfa 10 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 'inci Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  III.- YOKLAMA  Açılışta yapılan yoklamada yeter sayı bulunamamıştı. Şimdi yoklamayı yineliyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz su kaynaklarımız ve kullanımı hakkında söz isteyen Kahramanmaraş  Milletvekili Durdu Özbolat'a aittir.  Buyurunuz Sayın Özbolat.(CHP sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  I.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat 'ın, su kaynakları ve kullanımına ilişkin gündem  dışı konuşması  DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sekiz yıllık AKP  Hükümeti her işin olduğu gibi su meselesinin de ne yazık ki suyunu çıkarmıştır.  Kurulduğu 1954 yılından bu yana su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesi için çok büyük  yatırımlar gerçekleştiren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, AKP İktidarı dönemindeki sürgün ve  görevden alma politikalarıyla içi tamamen boşaltılarak iş göremez hâle getirilmiştir.  AKP Hükümeti, bölge müdürlerinin yüzde 140'ını, daire başkanlarının yüzde 120'sini, şube  müdürlerinin yüzde 95'ini görevden alarak sürgün etmiştir. Sürgün edilen ve emekliliğe zorlanan  yönetici sayısı 3.200'dür. Bunları niye mi yapmıştır; kurumdaki birikim ve ulusal su bilincini yok  etmek, dışa bağımlı, ulusal yarar gözetmeyen küresel su ve enerji politikalarının önünü açmak için.  Neler olmuştur bu dönemde? Sekiz yıllık AKP hükümetleri döneminde sulamaya açılan alan  ancak 666 bin hektardır. Bunların tamamına yakını da AKP İktidarı öncesi başlanmış projelerdir. Bu  hızla gidilirse ekonomik olarak sulanabilecek topraklarımızın tamamı ancak doksan beş yılda  sulanabilecektir.  Küresel güçlerin dayatmasıyla iş yapan AKP Hükümeti, su temini ve dağıtımında işi sulama  birlikleri vasıtasıyla yapmaya çalışmış ve bunun sonucunda özellikle kuyu sulamalarındaki elektrik  bedeli çok artmıştır, öyle ki çiftçinin borcu 80 trilyona ulaşmıştır. Çiftçi, bu borcu ödeyemediği için  birçok yerde toprağını sulayamamaktadır. Ülkemizin en önemli projesi olan GAP'ta sulamalardaki  gerçekleşme oranı sekiz yılda 1,3'tür. Bu hızla gidilirse GAP sulamaları ancak yüz yetmiş üç yılda  bitirilebilecektir.  - 4 0 5 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.23  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Çevre ve Orman Bakanına bakacak olursanız, her ay yüz elli büyük tesis açılışı yapmaktadır.  Sayın Bakan, 10 metrelik bentleri tesis diye yutturmakta, bir barajı parça parça 10 defada açmaktadır.  Açılan küçük HES'ler ise özel sektörün yaptığı HES'lerdir. Oysa sekiz yıllık AKP hükümetleri  döneminde sadece Mavi Tünel ve Ilısu Barajı temelleri hariç başka hiçbir temel atılmamıştır. Ilısu  Barajı da Hazine ve Devlet Planlamanın karşı çıkmasına rağmen, yasalara aykırı biçimde ihalesiz  olarak bir konsorsiyuma devredilmiştir. Sekiz yılda HES kurulu gücü ancak 1.355 megavat artmıştır  yani yılda sadece 193 megavat kurulu güç tesis edilmiştir. Oysa eski Enerji Bakanı, 2012 yılından  sonra ülkemizin karanlıkta kalmaması için bunun yılda en az 850 megavat olması gerektiğini basın  önünde anlatmıştır. Buna rağmen, DSİ neden sekiz yılda iki HES dışında başka hiçbir HES temeli  atmamıştır, neden elli iki akarsu santralini özelleştirmeye çıkarmıştır, neden kırk beş adet termik ve  hidrolik santrali satmak için ihale açılmaktadır? Bakan, bilerek devleti zarara uğratmaktadır. Bu  milletin dünyanın en pahalı elektriğini kullanıyor olması Sayın Bakanı hiç rahatsız etmiyor mu?  Doğal gazdan elde edilen elektriğin kilovatsaati 11 sent, HES'lerden elde edilen elektriğin kilovatsaati  ise 3 sent olmasına karşın, AKP doğal gazın önünü açmak için HES'lerdeki kapasite kullanımını  sekiz yıl içerisinde yüzde 65 azaltmıştır. Bu nedenle, barajlardaki türbinler bilerek çalıştırılmamıştır.  Şu an bile Atatürk Barajı'nda sadece üç santral çalıştırılmakta, beş santral ise uzun yıllardan bu yana  çalıştırılmamaktadır.  Son sekiz yılda elektrik üretiminde doğal gazın payı yüzde 22'den yüzde 52'ye yükselmiş, buna  karşılık para ödemeden daha ucuza elde ettiğimiz hidrolik enerjide bu pay yüzde 38'den yüzde 17'ye  düşürülmüştür. Siz değil miydiniz ANAP hükümetlerini imzaladığı doğal gaz anlaşmaları nedeniyle  suçlayan? Şimdi doğal gazın önünü neden açıyorsunuz? Bu işten kârınız ne?  Bir de meşhur Deriner Barajı var, öyküsü ibretlik. 1997 yılında 711 milyon dolara ihale edilen  ve dört yıl önce bitmesi gerekirken sadece yüzde 57'si biten, yüzde 57'si 4 milyar dolara tamamlanan  ve iş kapsamında hiçbir değişiklik olmamasına rağmen yüzde 570 keşif artışıyla rekor kıran ibretlik  bir vaka.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  DURDU ÖZBOLAT (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  İnsanları basit keşif artışlarını bahane göstererek görevden alıp sürgün eden eski DSİ Genel  Müdürü, şimdiki Çevre Bakanı buna nasıl bir açıklama getirecek acaba? Bu baraj neden bitirilmiyor?  Bittiğinde kaç milyar dolara bitecek? Bu barajda elektriğin kilovatsaat maliyeti şimdiden 48 sente  ulaşmıştır. Bu barajla ilgili elimizde bir dosya var, yakında anlatacağız. Böyle bir soygun nasıl  olurmuş, halkımız görecek.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özbolat.  Sayın Altun, sisteme girmişsiniz...  KEREM ALTUN (Van) - Sayın Başkan, Van'ın kurtuluşuyla ilgili kısa bir söz almak istiyorum.  BAŞKAN - Buyurunuz.  - 4 0 6 -
Sayfa 11 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Çevre ve Orman Bakanına bakacak olursanız, her ay yüz elli büyük tesis açılışı yapmaktadır.  Sayın Bakan, 10 metrelik bentleri tesis diye yutturmakta, bir barajı parça parça 10 defada açmaktadır.  Açılan küçük HES'ler ise özel sektörün yaptığı HES'lerdir. Oysa sekiz yıllık AKP hükümetleri  döneminde sadece Mavi Tünel ve Ilısu Barajı temelleri hariç başka hiçbir temel atılmamıştır. Ilısu  Barajı da Hazine ve Devlet Planlamanın karşı çıkmasına rağmen, yasalara aykırı biçimde ihalesiz  olarak bir konsorsiyuma devredilmiştir. Sekiz yılda HES kurulu gücü ancak 1.355 megavat artmıştır  yani yılda sadece 193 megavat kurulu güç tesis edilmiştir. Oysa eski Enerji Bakanı, 2012 yılından  sonra ülkemizin karanlıkta kalmaması için bunun yılda en az 850 megavat olması gerektiğini basın  önünde anlatmıştır. Buna rağmen, DSİ neden sekiz yılda iki HES dışında başka hiçbir HES temeli  atmamıştır, neden elli iki akarsu santralini özelleştirmeye çıkarmıştır, neden kırk beş adet termik ve  hidrolik santrali satmak için ihale açılmaktadır? Bakan, bilerek devleti zarara uğratmaktadır. Bu  milletin dünyanın en pahalı elektriğini kullanıyor olması Sayın Bakanı hiç rahatsız etmiyor mu?  Doğal gazdan elde edilen elektriğin kilovatsaati 11 sent, HES'lerden elde edilen elektriğin kilovatsaati  ise 3 sent olmasına karşın, AKP doğal gazın önünü açmak için HES'lerdeki kapasite kullanımını  sekiz yıl içerisinde yüzde 65 azaltmıştır. Bu nedenle, barajlardaki türbinler bilerek çalıştırılmamıştır.  Şu an bile Atatürk Barajı'nda sadece üç santral çalıştırılmakta, beş santral ise uzun yıllardan bu yana  çalıştırılmamaktadır.  Son sekiz yılda elektrik üretiminde doğal gazın payı yüzde 22'den yüzde 52'ye yükselmiş, buna  karşılık para ödemeden daha ucuza elde ettiğimiz hidrolik enerjide bu pay yüzde 38'den yüzde 17'ye  düşürülmüştür. Siz değil miydiniz ANAP hükümetlerini imzaladığı doğal gaz anlaşmaları nedeniyle  suçlayan? Şimdi doğal gazın önünü neden açıyorsunuz? Bu işten kârınız ne?  Bir de meşhur Deriner Barajı var, öyküsü ibretlik. 1997 yılında 711 milyon dolara ihale edilen  ve dört yıl önce bitmesi gerekirken sadece yüzde 57'si biten, yüzde 57'si 4 milyar dolara tamamlanan  ve iş kapsamında hiçbir değişiklik olmamasına rağmen yüzde 570 keşif artışıyla rekor kıran ibretlik  bir vaka.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  DURDU ÖZBOLAT (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  İnsanları basit keşif artışlarını bahane göstererek görevden alıp sürgün eden eski DSİ Genel  Müdürü, şimdiki Çevre Bakanı buna nasıl bir açıklama getirecek acaba? Bu baraj neden bitirilmiyor?  Bittiğinde kaç milyar dolara bitecek? Bu barajda elektriğin kilovatsaat maliyeti şimdiden 48 sente  ulaşmıştır. Bu barajla ilgili elimizde bir dosya var, yakında anlatacağız. Böyle bir soygun nasıl  olurmuş, halkımız görecek.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özbolat.  Sayın Altun, sisteme girmişsiniz...  KEREM ALTUN (Van) - Sayın Başkan, Van'ın kurtuluşuyla ilgili kısa bir söz almak istiyorum.  BAŞKAN - Buyurunuz.  - 4 0 6 - TBMM B:81 1 . 4 . 2010 O: 2  V.- AÇIKLAMALAR  ].- Van Milletvekili Kerem Altun 'un, Van 'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92 'nciyıl dönümüne  ilişkin açıklaması  KEREM ALTUN (Van) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, nisan ayının ilk günlerinin Van'ımız için ayrı bir önemi vardır.  1 Nisan, Karakoyunlulara başkentlik yapmış Erciş ilçemizin ve Gürpınar ilçemizin; 2 Nisan, Van'ın  ve Muradiye ilçemizin; 3 Nisan, Çaldıran, Saray ve Özalp ilçelerimizin bu yıl işgalci güçlerden  kurtuluşunun 92'nci yıl dönümü. Kadim bir medeniyetin izlerini taşıyan, hoşgörünün, toleransın,  merhametin, faziletin, erdemin timsali olmuş aziz Vanlıların bu güzel günlerini kutluyorum.  Vatan topraklarını özgürlük ve bağımsızlık mücadelesiyle canlarını vererek bize tekrar yurt  yapan isimsiz kahramanları, aziz şehitlerimizi saygıyla, rahmetle anıyorum.  Millî Mücadele, Kurtuluş Savaşı'nda, Çanakkale ve Sarıkamış'tan sonra en fazla şehit veren il  Van ilimizdir. İstiklal Savaşı'ndan sonra istikbal savaşını veren Vanlılar bu toprakları artık ebedî  olarak dostluğa, kardeşliğe ve barışa adamışlardır.  Kine, nefrete, husumete, düşmanlığa yer kalmayacak kadar gönlü insan onuru ve sevgisiyle dolu  Van Gölü çocuklarının bir de mesajları var: Geçmişte yaşanan tarihî hakikatleri emperyalist emelleri  için kimse çarpıtmasın. Milletimiz, insanlığa karşı işlenebilecek en ağır suç olan "soykırım" gibi  kara bir insanlık lekesini tarihin hiçbir döneminde taşımamıştır. Arşivler geçmişin tanığı ve aynasıdır.  Kini, geriletici nefreti diasporalara bırakıyoruz.  Güneşin kutsal bir tören edasıyla battığı, tokmaklı kapıların bir zamanlar hiç kapanmadığı,  gölünün deniz, kedilerinin sevimli, peynirinin otlu olduğu, gerçekle düş arasındaki bir masal kenti  Van'a, saygın Vanlılara selam olsun. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Altun.  Gündem dışı ikinci söz Karabük Demir Çelik Fabrikalarının 73'üncü kuruluş yıl dönümü  münasebetiyle söz isteyen Karabük Milletvekili Cumhur Ünal 'a aittir. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  2.- Karabük Milletvekili Cumhur Ünal 'ın, Karabük Demir Çelik Fabrikalarının ve Karabük un  kuruluşunun 73 'üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması  CUMHUR ÜNAL (Karabük) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Nisan KARDEMİR  (Karabük Demir Çelik Fabrikaları) ve Karabük'ün kuruluşunun 73'üncü yıl dönümü nedeniyle bugün  gündem dışı söz almış bulunmaktayım.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, üniformayla çıkılabilir mi?  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, tebrik ediyoruz ama İç Tüzük'e aykırı.  BAŞKAN - Sayın Ünal, herkes yeterince gördü. Lütfen Karabüksporun şeyini çıkarırsanız...  CUMHUR ÜNAL (Devamla) - Peki, ben bütün arkadaşlarımızın Karabüksporu tebrik ettiğini  düşünerek çıkartıyorum. (Alkışlar)  BAŞKAN - Evet, çok teşekkür ederiz. Karabüksporlulara da basanlar diliyoruz, sağ olun.  CUMHUR ÜNAL (Devamla) - Öncelikli olarak bana bu konuşma fırsatını veren Sayın Başkana  teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  - 4 0 7 -
Sayfa 12 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 O: 2  V.- AÇIKLAMALAR  ].- Van Milletvekili Kerem Altun 'un, Van 'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92 'nciyıl dönümüne  ilişkin açıklaması  KEREM ALTUN (Van) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, nisan ayının ilk günlerinin Van'ımız için ayrı bir önemi vardır.  1 Nisan, Karakoyunlulara başkentlik yapmış Erciş ilçemizin ve Gürpınar ilçemizin; 2 Nisan, Van'ın  ve Muradiye ilçemizin; 3 Nisan, Çaldıran, Saray ve Özalp ilçelerimizin bu yıl işgalci güçlerden  kurtuluşunun 92'nci yıl dönümü. Kadim bir medeniyetin izlerini taşıyan, hoşgörünün, toleransın,  merhametin, faziletin, erdemin timsali olmuş aziz Vanlıların bu güzel günlerini kutluyorum.  Vatan topraklarını özgürlük ve bağımsızlık mücadelesiyle canlarını vererek bize tekrar yurt  yapan isimsiz kahramanları, aziz şehitlerimizi saygıyla, rahmetle anıyorum.  Millî Mücadele, Kurtuluş Savaşı'nda, Çanakkale ve Sarıkamış'tan sonra en fazla şehit veren il  Van ilimizdir. İstiklal Savaşı'ndan sonra istikbal savaşını veren Vanlılar bu toprakları artık ebedî  olarak dostluğa, kardeşliğe ve barışa adamışlardır.  Kine, nefrete, husumete, düşmanlığa yer kalmayacak kadar gönlü insan onuru ve sevgisiyle dolu  Van Gölü çocuklarının bir de mesajları var: Geçmişte yaşanan tarihî hakikatleri emperyalist emelleri  için kimse çarpıtmasın. Milletimiz, insanlığa karşı işlenebilecek en ağır suç olan "soykırım" gibi  kara bir insanlık lekesini tarihin hiçbir döneminde taşımamıştır. Arşivler geçmişin tanığı ve aynasıdır.  Kini, geriletici nefreti diasporalara bırakıyoruz.  Güneşin kutsal bir tören edasıyla battığı, tokmaklı kapıların bir zamanlar hiç kapanmadığı,  gölünün deniz, kedilerinin sevimli, peynirinin otlu olduğu, gerçekle düş arasındaki bir masal kenti  Van'a, saygın Vanlılara selam olsun. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Altun.  Gündem dışı ikinci söz Karabük Demir Çelik Fabrikalarının 73'üncü kuruluş yıl dönümü  münasebetiyle söz isteyen Karabük Milletvekili Cumhur Ünal 'a aittir. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  2.- Karabük Milletvekili Cumhur Ünal 'ın, Karabük Demir Çelik Fabrikalarının ve Karabük un  kuruluşunun 73 'üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması  CUMHUR ÜNAL (Karabük) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Nisan KARDEMİR  (Karabük Demir Çelik Fabrikaları) ve Karabük'ün kuruluşunun 73'üncü yıl dönümü nedeniyle bugün  gündem dışı söz almış bulunmaktayım.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, üniformayla çıkılabilir mi?  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, tebrik ediyoruz ama İç Tüzük'e aykırı.  BAŞKAN - Sayın Ünal, herkes yeterince gördü. Lütfen Karabüksporun şeyini çıkarırsanız...  CUMHUR ÜNAL (Devamla) - Peki, ben bütün arkadaşlarımızın Karabüksporu tebrik ettiğini  düşünerek çıkartıyorum. (Alkışlar)  BAŞKAN - Evet, çok teşekkür ederiz. Karabüksporlulara da basanlar diliyoruz, sağ olun.  CUMHUR ÜNAL (Devamla) - Öncelikli olarak bana bu konuşma fırsatını veren Sayın Başkana  teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  - 4 0 7 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Karabük, Ulu Önder Atatürk'ün ülkemizi çağdaş uygarlık  düzeyine ulaştırmak için ortaya koyduğu sanayileşme hedefinin ilk merkezi, Karabük Demir Çelik  Fabrikaları ise bu sanayileşme hedefinin ilk yapı taşlarından birisidir. 3 Nisan 1937 tarihinde  ülkemizin içinde bulunduğu tüm ekonomik zorluklara rağmen büyük bir öngörüyle temelleri atılarak  iki yıl gibi kısa bir sürede üretime başlayan KARDEMİR (Karabük Demir Çelik Fabrikaları) uzun  yıllar ülkemizdeki endüstrileşme hareketinin lokomotifi olmuş, fabrikalar yapan fabrika unvanına  layık görülecek kadar ülkemiz sanayisine öncülük etmiştir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emeğin potalarda eritilerek çeliğe dönüştürüldüğü bu  fabrika kimi zaman Adana ovalarında çimento, kimi zaman Konya bozkırlarında şeker fabrikası,  kimi zaman da Fırat'ta köprü, Karakaya'da baraj olmuştur. Ülkemizin yazgısında böylesine onurlu  bir görevi üstlenen Karabük Demir Çelik Fabrikalarını ayrıcalıklı kılan başka bir husus ise yöresine  yaptığı hizmetlerdir. 3 Nisan 1937 tarihinde, çeltik tarımının yapıldığı bu alanda kurulan Karabük  Demir Çelik Fabrikaları, on üç hanelik küçücük bir köyden, bugün 225 bin nüfuslu Karabük iline  dönüşmesini sağlamıştır. İşte onun içindir ki 3 Nisan, KARDEMİR'le birlikte, Karabük'ün doğum  günüdür; işte onun içindir ki KARDEMİR ve Karabük bugün aynı coşkuyu ve aynı heyecanı  yaşamaktadır. Bu vesileyle, kuruluşundan bugüne kadar Karabük'e ve KARDEMİR'e emeği  geçenlere bir kez daha minnet ve şükranlarımı sunuyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne mutludur ki yetmiş üç yıl sonra bugün KARDEMİR,  üretimde 2 milyon tonları hedefleyen ve bu hedef doğrultusunda yatırımlarını sürdüren bir şirket  hâline gelmiştir. Ne mutludur ki ülkemizde artık KARDEMİR tarafından 72 metre boya kadar ray  üretilmekte, Devlet Demiryollarımızın en önemli altyapı malzemelerinden biri olan raylar  KARDEMİR tarafından karşılanmaktadır ve ne mutludur ki, yetmiş üç yıl sonra bugün, KARDEMİR  geçmişte olduğu gibi, sadece fabrika içerisinde değil, fabrika dışında da sosyal sorumluluklarını  yerine getirmekte ve bu çerçevede KARDEMİR Karabükspora ve Karabük Üniversitesine önemli  yatırımlarla katkılar vermektedir. Sosyal sorumluluklar çerçevesinde Karabük'ün onuru ve gururu  olan, Türkiye'nin de sevdasını kazanmış olan Karabüksporumuza birinci lig yolunda emin adımlarla  ilerlerken başarılar diliyoruz, desteklerinden dolayı KARDEMİR'e teşekkür ediyoruz ve yine  KARDEMİR geçtiğimiz yıllarda Karabük Üniversitesine 500 kişilik kapalı spor salonu ve  mühendislik fakültesi kazandırdı, iktisadi ve idari bilimler fakültesinin de temelini çok yakında  atacaktır. Böylelikle, Karabük Üniversitemizin fiziki altyapı ihtiyaçlarından birisi daha giderilmiş  olacak ve gelişmesini sürdürebilecektir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; KARDEMİR'in gelecekte daha büyük başarılara imza  atacağına olan inancımı ifade ederek buradan KARDEMİR yönetimini ve tüm çalışanlarını ve Çelik- İş Sendikamızı bir kez daha yürekten kutluyorum.  Karabük 1953 yılında ilçe, 1995 yılında il olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra kurulan ilk  planlı sanayi kentlerinden birisidir. Karabük ilk sanayi şehri olmanın yanında çevresi ve ilçeleriyle  birlikte tarihî, kültürel değerleri ve doğal güzellikleri ile de ön plana çıkmaktadır. Safranbolu'muz bu  kültürel zenginlikler içerisinde UNESCO tarafından dünya miras kentleri listesine alınmış bir kültürel  mirastır. Yenice ilçemiz dünyanın en nadide ağaç türlerini bünyesinde barındıran orman varlığı ile  dikkat çekmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  CUMHUR ÜNAL (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  Hadrianapolis antik şehri ile Eskipazar, kaya mezarları ile Ovacık ilçemiz ve insanları büyüleyen  doğal zenginlikleri ile Eflani ilçemiz Karabük'ün incisi olan ilçelerimizdendir.  - 4 0 8 -
Sayfa 13 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Karabük, Ulu Önder Atatürk'ün ülkemizi çağdaş uygarlık  düzeyine ulaştırmak için ortaya koyduğu sanayileşme hedefinin ilk merkezi, Karabük Demir Çelik  Fabrikaları ise bu sanayileşme hedefinin ilk yapı taşlarından birisidir. 3 Nisan 1937 tarihinde  ülkemizin içinde bulunduğu tüm ekonomik zorluklara rağmen büyük bir öngörüyle temelleri atılarak  iki yıl gibi kısa bir sürede üretime başlayan KARDEMİR (Karabük Demir Çelik Fabrikaları) uzun  yıllar ülkemizdeki endüstrileşme hareketinin lokomotifi olmuş, fabrikalar yapan fabrika unvanına  layık görülecek kadar ülkemiz sanayisine öncülük etmiştir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emeğin potalarda eritilerek çeliğe dönüştürüldüğü bu  fabrika kimi zaman Adana ovalarında çimento, kimi zaman Konya bozkırlarında şeker fabrikası,  kimi zaman da Fırat'ta köprü, Karakaya'da baraj olmuştur. Ülkemizin yazgısında böylesine onurlu  bir görevi üstlenen Karabük Demir Çelik Fabrikalarını ayrıcalıklı kılan başka bir husus ise yöresine  yaptığı hizmetlerdir. 3 Nisan 1937 tarihinde, çeltik tarımının yapıldığı bu alanda kurulan Karabük  Demir Çelik Fabrikaları, on üç hanelik küçücük bir köyden, bugün 225 bin nüfuslu Karabük iline  dönüşmesini sağlamıştır. İşte onun içindir ki 3 Nisan, KARDEMİR'le birlikte, Karabük'ün doğum  günüdür; işte onun içindir ki KARDEMİR ve Karabük bugün aynı coşkuyu ve aynı heyecanı  yaşamaktadır. Bu vesileyle, kuruluşundan bugüne kadar Karabük'e ve KARDEMİR'e emeği  geçenlere bir kez daha minnet ve şükranlarımı sunuyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne mutludur ki yetmiş üç yıl sonra bugün KARDEMİR,  üretimde 2 milyon tonları hedefleyen ve bu hedef doğrultusunda yatırımlarını sürdüren bir şirket  hâline gelmiştir. Ne mutludur ki ülkemizde artık KARDEMİR tarafından 72 metre boya kadar ray  üretilmekte, Devlet Demiryollarımızın en önemli altyapı malzemelerinden biri olan raylar  KARDEMİR tarafından karşılanmaktadır ve ne mutludur ki, yetmiş üç yıl sonra bugün, KARDEMİR  geçmişte olduğu gibi, sadece fabrika içerisinde değil, fabrika dışında da sosyal sorumluluklarını  yerine getirmekte ve bu çerçevede KARDEMİR Karabükspora ve Karabük Üniversitesine önemli  yatırımlarla katkılar vermektedir. Sosyal sorumluluklar çerçevesinde Karabük'ün onuru ve gururu  olan, Türkiye'nin de sevdasını kazanmış olan Karabüksporumuza birinci lig yolunda emin adımlarla  ilerlerken başarılar diliyoruz, desteklerinden dolayı KARDEMİR'e teşekkür ediyoruz ve yine  KARDEMİR geçtiğimiz yıllarda Karabük Üniversitesine 500 kişilik kapalı spor salonu ve  mühendislik fakültesi kazandırdı, iktisadi ve idari bilimler fakültesinin de temelini çok yakında  atacaktır. Böylelikle, Karabük Üniversitemizin fiziki altyapı ihtiyaçlarından birisi daha giderilmiş  olacak ve gelişmesini sürdürebilecektir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; KARDEMİR'in gelecekte daha büyük başarılara imza  atacağına olan inancımı ifade ederek buradan KARDEMİR yönetimini ve tüm çalışanlarını ve Çelik- İş Sendikamızı bir kez daha yürekten kutluyorum.  Karabük 1953 yılında ilçe, 1995 yılında il olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra kurulan ilk  planlı sanayi kentlerinden birisidir. Karabük ilk sanayi şehri olmanın yanında çevresi ve ilçeleriyle  birlikte tarihî, kültürel değerleri ve doğal güzellikleri ile de ön plana çıkmaktadır. Safranbolu'muz bu  kültürel zenginlikler içerisinde UNESCO tarafından dünya miras kentleri listesine alınmış bir kültürel  mirastır. Yenice ilçemiz dünyanın en nadide ağaç türlerini bünyesinde barındıran orman varlığı ile  dikkat çekmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  CUMHUR ÜNAL (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  Hadrianapolis antik şehri ile Eskipazar, kaya mezarları ile Ovacık ilçemiz ve insanları büyüleyen  doğal zenginlikleri ile Eflani ilçemiz Karabük'ün incisi olan ilçelerimizdendir.  - 4 0 8 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kuruluşumuzun 73'üncü yıl dönümünde duble yol, su,  doğal gaz, üniversite, tıp fakültesi, polis meslek yüksekokulu, eğitim yatırımları, sağlık yatırımları,  TOKİ yatırımları, stadyum yatırımları ve teşvik alanlarında AK PARTİ Hükümeti dönemimizde  Karabük'e yaptığımız hizmetler vesilesiyle Meclis Başkanımıza, Hükümetimize, bakanlarımıza ve  Sayın Başbakanımıza Karabük halkı adına teşekkür eder, tüm Karabüklülerin sizlere selam ve  saygılarını iletiyor, hemşehrilerimin kuruluş yıl dönümlerini kutluyorum.  Karabük halkı, şahsım ve milletvekili arkadaşlarım adına bu heyecanı sizlerle paylaşırken, bu güzel  günümüze sizleri de davet eder, yüce Meclisimizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ünal.  Gündem dışı üçüncü söz Kocaeli'de yaşanan sorunlar hakkında söz isteyen Kocaeli Milletvekili  Hikmet Erenkaya...  Buyurunuz Sayın Erenkaya. (CHP sıralarından alkışlar)  3.- Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya 'mn, Kocaeli Şekerpınar'da yaşayan bir kısım  vatandaşların imarla ilgili sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması  HİKMET ERENKAYA (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Kocaeli  iliyle ilgili, sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu çerçevede, şahsım ve  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizin bildiği gibi Kocaeli ili Türkiye'nin en önemli, en  gelişmiş illerinden bir tanesi ancak bu söylev 2002 yılına kadar böyle devam etti ama maalesef 2002  yılından sonra, özellikle Hükümetinizin döneminden sonra yapılan özelleştirmeler nedeniyle  Türkiye'nin gündemindeki Kocaeli maalesef ülkemizin sıradan bir ili hâline gelmiş bulunmaktadır.  Özellikle işsizlik konusunda, yolsuzluk konusunda, yoksulluk konusunda şu anda Kocaeli'nin hangi  durumda olduğunu önümüzdeki dönemlerdeki gündem dışı konuşmalarda sizlerle paylaşacağım.  Kocaeli'yle ilgili önemli bir sorunu sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlar. Biliyorsunuz  Kocaeli, Türkiye'nin en göç alan illerinden bir tanesi. Özellikle Gebze bölgesinde bulunan vatandaşlarımız,  Gebze'sinde, Danca'sında, Çayırova'sında bulunan vatandaşlanmız, genellikle göç eden vatandaşlanmız  memleketlerinde bütün varlıklannı kaybederek ve satarak oraya yerleşip orada hayaönı idame ettirmeye  çalışan insanlann yoğun olduğu bölgelerdir. Özellikle sizlerin belirttiği gibi bir belediyecilik anlayışını da  AKP milletvekillerinin huzurunda, sizlerin huzurunda bazı görüşlerimi paylaşmak istiyorum.  Değerli milletvekilleri, Gebze bölgesinde Şekerpınar köyü 1998 yılına kadar orada köy  statüsünde bulunan köyde muhtarlık aracılığıyla 1.100 vatandaşımıza paralan ödenmek kaydıyla  arsalar tahsis edilmiştir. Sizlerin de bildiği gibi, 1999 yılında o bölgede belde belediyesi kuruldu ve  o belediye olduktan sonra da oradaki vatandaşlanmızın yerleri aynı şekilde korunmaya çalışıldı ama  daha sonraki dönemde bu tapular verilirken vatandaşlanmıza, sizlerin de bildiği gibi, beş yıllık süreç  bir şart konuldu. Beş yıl içerisinde bina yapılabilir mi noktasında bir şerh konuldu. Ancak, yine sizin  bildiğiniz gibi, 1999/17 Ağustosundaki büyük bir depremle karşı karşıya kaldı Kocaeli. Haliyle o  vatandaşlarımız, almış olduğu, edinmiş olduğu bu yerlerle ilgili o beş yıllık süreç içerisinde bina  yapma şansına sahip olamadılar. Çünkü deprem nedeniyle -o dönem ben de belediye başkanıydım o  bölgede- ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Afet İşleri Genel Müdürlüğüyle birlikte o dönem  ruhsatlar durduruldu ve belde belediyesi olan bu Şekerpınar da işlemleri yapma olanağını bulamadı.  Bu noktada, oradaki yer sahibi olan insanlanmız, maalesef, bina yapma şansına da sahip olamadılar.  Ama gelinen noktada, yeni bir düzenlemeyle şu anda orası ilçe belediyesi oldu ve ilçe belediyesi  olmak kaydıyla da şu anda AKP'nin mevcut yönetiminin, o bölgedeki insanlanmızın, o yoksul  vatandaşlarımızın memleketlerindeki bütün varlıklannı yok edip bu bölgeye gelen insanlarımızın o  zor şartlarda aldıkları yerleri ellerinden alma noktasında gayretleri olduğunu görüyoruz.  - 4 0 9 -
Sayfa 14 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kuruluşumuzun 73'üncü yıl dönümünde duble yol, su,  doğal gaz, üniversite, tıp fakültesi, polis meslek yüksekokulu, eğitim yatırımları, sağlık yatırımları,  TOKİ yatırımları, stadyum yatırımları ve teşvik alanlarında AK PARTİ Hükümeti dönemimizde  Karabük'e yaptığımız hizmetler vesilesiyle Meclis Başkanımıza, Hükümetimize, bakanlarımıza ve  Sayın Başbakanımıza Karabük halkı adına teşekkür eder, tüm Karabüklülerin sizlere selam ve  saygılarını iletiyor, hemşehrilerimin kuruluş yıl dönümlerini kutluyorum.  Karabük halkı, şahsım ve milletvekili arkadaşlarım adına bu heyecanı sizlerle paylaşırken, bu güzel  günümüze sizleri de davet eder, yüce Meclisimizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ünal.  Gündem dışı üçüncü söz Kocaeli'de yaşanan sorunlar hakkında söz isteyen Kocaeli Milletvekili  Hikmet Erenkaya...  Buyurunuz Sayın Erenkaya. (CHP sıralarından alkışlar)  3.- Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya 'mn, Kocaeli Şekerpınar'da yaşayan bir kısım  vatandaşların imarla ilgili sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması  HİKMET ERENKAYA (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Kocaeli  iliyle ilgili, sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu çerçevede, şahsım ve  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizin bildiği gibi Kocaeli ili Türkiye'nin en önemli, en  gelişmiş illerinden bir tanesi ancak bu söylev 2002 yılına kadar böyle devam etti ama maalesef 2002  yılından sonra, özellikle Hükümetinizin döneminden sonra yapılan özelleştirmeler nedeniyle  Türkiye'nin gündemindeki Kocaeli maalesef ülkemizin sıradan bir ili hâline gelmiş bulunmaktadır.  Özellikle işsizlik konusunda, yolsuzluk konusunda, yoksulluk konusunda şu anda Kocaeli'nin hangi  durumda olduğunu önümüzdeki dönemlerdeki gündem dışı konuşmalarda sizlerle paylaşacağım.  Kocaeli'yle ilgili önemli bir sorunu sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlar. Biliyorsunuz  Kocaeli, Türkiye'nin en göç alan illerinden bir tanesi. Özellikle Gebze bölgesinde bulunan vatandaşlarımız,  Gebze'sinde, Danca'sında, Çayırova'sında bulunan vatandaşlanmız, genellikle göç eden vatandaşlanmız  memleketlerinde bütün varlıklannı kaybederek ve satarak oraya yerleşip orada hayaönı idame ettirmeye  çalışan insanlann yoğun olduğu bölgelerdir. Özellikle sizlerin belirttiği gibi bir belediyecilik anlayışını da  AKP milletvekillerinin huzurunda, sizlerin huzurunda bazı görüşlerimi paylaşmak istiyorum.  Değerli milletvekilleri, Gebze bölgesinde Şekerpınar köyü 1998 yılına kadar orada köy  statüsünde bulunan köyde muhtarlık aracılığıyla 1.100 vatandaşımıza paralan ödenmek kaydıyla  arsalar tahsis edilmiştir. Sizlerin de bildiği gibi, 1999 yılında o bölgede belde belediyesi kuruldu ve  o belediye olduktan sonra da oradaki vatandaşlanmızın yerleri aynı şekilde korunmaya çalışıldı ama  daha sonraki dönemde bu tapular verilirken vatandaşlanmıza, sizlerin de bildiği gibi, beş yıllık süreç  bir şart konuldu. Beş yıl içerisinde bina yapılabilir mi noktasında bir şerh konuldu. Ancak, yine sizin  bildiğiniz gibi, 1999/17 Ağustosundaki büyük bir depremle karşı karşıya kaldı Kocaeli. Haliyle o  vatandaşlarımız, almış olduğu, edinmiş olduğu bu yerlerle ilgili o beş yıllık süreç içerisinde bina  yapma şansına sahip olamadılar. Çünkü deprem nedeniyle -o dönem ben de belediye başkanıydım o  bölgede- ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Afet İşleri Genel Müdürlüğüyle birlikte o dönem  ruhsatlar durduruldu ve belde belediyesi olan bu Şekerpınar da işlemleri yapma olanağını bulamadı.  Bu noktada, oradaki yer sahibi olan insanlanmız, maalesef, bina yapma şansına da sahip olamadılar.  Ama gelinen noktada, yeni bir düzenlemeyle şu anda orası ilçe belediyesi oldu ve ilçe belediyesi  olmak kaydıyla da şu anda AKP'nin mevcut yönetiminin, o bölgedeki insanlanmızın, o yoksul  vatandaşlarımızın memleketlerindeki bütün varlıklannı yok edip bu bölgeye gelen insanlarımızın o  zor şartlarda aldıkları yerleri ellerinden alma noktasında gayretleri olduğunu görüyoruz.  - 4 0 9 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, hem orada yerel anlamda, aynı zamanda da oradaki  çalışmalarda o vatandaşlarımızın o yerlerinin ellerinden alınmaması noktasında, o yöneticileri uyarma  noktasında olduk. Ama gelinen noktada, mahkemelik duruma geldi vatandaşlarımız ve mahkeme  noktasında da o yerleri devralma noktasına geldiklerini görüyoruz.  Ancak, değerli arkadaşlar, tabii ki bu bir yanlış uygulama. Çünkü deprem nedeniyle, beş yıllık  süreç içerisinde, bu binaları yapamadıkları için bu yerlerin ellerinden alınmasını gayri ciddi olarak  bizler görmekteyiz. On beş gün önce, Sayın Başbakan o bölgeye geldiğinde, bu vatandaşların bu  problemlerini öncelikle yerel anlamda, daha sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisinde çözme  noktasında o vatandaşlarımıza söz verdiğini biliyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  HİKMET ERENKAYA (Devamla) - Şimdi, tabii o bölgedeki arazilerin rantının yüksek olması  nedeniyle, tekrar onların vatandaşların ellerinden alınması noktasında gayretleri vardır. Ama şunu  ifade ediyoruz: Bizler, hem yerel bazda, aynı zamanda da genel bazda, Cumhuriyet Halk Partililer  olarak, hiçbir siyasi kaygı belirtmeden ve siyasi kaygı düşünmeden o vatandaşlarımızın problemlerinin  orada mutlaka halledilmesi gerektiğine inanıyoruz. Eğer, o yoksul vatandaşların oradaki durumlarını  AKP milletvekilleri olarak görseniz vicdanınız sızlar ama sizlerin onu görme noktasında olmadığınızı  da bizler görmekteyiz. Bu anlayış içerisinde, hangi şartlarda olursa olsun, oradaki vatandaşlarımızın  yerlerinin ellerinden alınmaması noktasında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak sonuna kadar  mücadele edeceğimizi de buradan, bu kürsüden ifade etmek istiyorum. Aynı zamanda, Başbakanımızın  vermiş olduğu bu sözü de, o vatandaşlarımızın adına, yerine getirmesini sizlerin huzurunda söylemek  istiyorum.  Bu duygular içerisinde de çalışmalarınızda başarılar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Erenkaya.  Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım:  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) TEZKERELER  1.- Moldova Cumhuriyeti Gökoğuz Halk Toplusu heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun  bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1146)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna  TBMM Başkanlık Divanı'nın 10 Mart 2010 tarih, 66 sayılı Kararı'yla, Moldova Cumhuriyeti  Gökoğuz Halk Toplusu heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak ülkemizi ziyareti  uygun bulunmuştur.  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un  7. maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.  Mehmet Ali Şahin  Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanı  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır, okutuyorum:  - 4 1 0 -
Sayfa 15 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, hem orada yerel anlamda, aynı zamanda da oradaki  çalışmalarda o vatandaşlarımızın o yerlerinin ellerinden alınmaması noktasında, o yöneticileri uyarma  noktasında olduk. Ama gelinen noktada, mahkemelik duruma geldi vatandaşlarımız ve mahkeme  noktasında da o yerleri devralma noktasına geldiklerini görüyoruz.  Ancak, değerli arkadaşlar, tabii ki bu bir yanlış uygulama. Çünkü deprem nedeniyle, beş yıllık  süreç içerisinde, bu binaları yapamadıkları için bu yerlerin ellerinden alınmasını gayri ciddi olarak  bizler görmekteyiz. On beş gün önce, Sayın Başbakan o bölgeye geldiğinde, bu vatandaşların bu  problemlerini öncelikle yerel anlamda, daha sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisinde çözme  noktasında o vatandaşlarımıza söz verdiğini biliyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  HİKMET ERENKAYA (Devamla) - Şimdi, tabii o bölgedeki arazilerin rantının yüksek olması  nedeniyle, tekrar onların vatandaşların ellerinden alınması noktasında gayretleri vardır. Ama şunu  ifade ediyoruz: Bizler, hem yerel bazda, aynı zamanda da genel bazda, Cumhuriyet Halk Partililer  olarak, hiçbir siyasi kaygı belirtmeden ve siyasi kaygı düşünmeden o vatandaşlarımızın problemlerinin  orada mutlaka halledilmesi gerektiğine inanıyoruz. Eğer, o yoksul vatandaşların oradaki durumlarını  AKP milletvekilleri olarak görseniz vicdanınız sızlar ama sizlerin onu görme noktasında olmadığınızı  da bizler görmekteyiz. Bu anlayış içerisinde, hangi şartlarda olursa olsun, oradaki vatandaşlarımızın  yerlerinin ellerinden alınmaması noktasında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak sonuna kadar  mücadele edeceğimizi de buradan, bu kürsüden ifade etmek istiyorum. Aynı zamanda, Başbakanımızın  vermiş olduğu bu sözü de, o vatandaşlarımızın adına, yerine getirmesini sizlerin huzurunda söylemek  istiyorum.  Bu duygular içerisinde de çalışmalarınızda başarılar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Erenkaya.  Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım:  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) TEZKERELER  1.- Moldova Cumhuriyeti Gökoğuz Halk Toplusu heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun  bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1146)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna  TBMM Başkanlık Divanı'nın 10 Mart 2010 tarih, 66 sayılı Kararı'yla, Moldova Cumhuriyeti  Gökoğuz Halk Toplusu heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak ülkemizi ziyareti  uygun bulunmuştur.  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un  7. maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.  Mehmet Ali Şahin  Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanı  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır, okutuyorum:  - 4 1 0 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  B) ÖNERGELER  /.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in (6/1912) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına  ilişkin önergesi (4/199)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Gündemin Sözlü Sorular kısmının 558. sırasında yer alan (6/1912) esas numaralı sözlü soru  önergemi geri alıyorum.  Gereğini saygılarımla arz ederim.  Tayfur Süner  Antalya  BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.  Bir genel görüşme önergesi vardır, okutuyorum:  C) GENEL GÖRÜŞME ÖNERGELERİ  1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 milletvekilinin, ekonomi politikası konusunda  genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/12)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Son 8 yıldır ülkeyi tek başına yöneten AKP'nin uyguladığı ekonomik politikalar, çalışan, üreten,  katma değer ve istihdam yaratan, ihracat yapan kesimleri zor durumda bırakmaktadır  Uygulanan düşük kuryüksek faiz politikası ihracatı zorlaştırmakta, enerji, istihdam gibi üretimin  temel girdilerindeki aşırı vergi yükü Türk sanayisinin uluslararası alanda rekabetçi olmasının önüne  geçmektedir.  AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından dünya ekonomisindeki başlayan olumlu hava ve fınans  bolluğu, 2008'e kadar AKP'nin bir sanayileşme ve ekonomi politikası bulunmayışını hissettirmeydiyse  de, küresel krizin etkisini göstermeye başladığı tarihten itibaren sorunlar son derece can yakıcı biçimde  baş göstermektedir.  Üretim yerine ithalatı körükleyen, Cumhuriyetle yaşıt fabrikalara kepenk kapattıran, bir yılda 1  milyon ilave işsiz yaratan politikasızlık; artık sanayicimizin soluğunu kesmiş bulunmaktadır.  İstanbul Sanayi Odası Başkanı Sayın Tanıl Küçük; Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın  Ali Babacan'ın katıldığı ve basına yansıyan bir toplantıda sanayinin sorunlarını bir kez daha dile  getirmiş, sanayicide önemsenmediği duygusunun geliştiğini ifade etmiştir.  Küçük, sanayinin kârlılığının giderek azaldığı bu süreçte sanayicimizin; krize rağmen küresel  rekabet koşullarında var olmaya çalışmakta olduğunu, elindeki kıt kaynaklarla teknolojiyi yenilemek,  istihdamını korumak, devletin sürekli artan taleplerine yetişmeye çalışmak arasında sıkışıp kaldığını  söylemiştir.  Tanıl Küçük, bir sanayicimizin "Benim şirketime yabancı sermayeli firmalar teklif veriyor. Satıp  çıkabilirim. Ancak devlet bana destek verse, bana teklif veren firmaları rekabete zorlayabilecek  durumdayım. Şimdi 'pes mi edeyim yoksa mücadeleye devam mı edeyim' diye düşünecek duruma  geldim" şeklindeki sözlerini hatırlatmış, sanayicimizin içinde bulunduğu hâli bütün açıklığıyla dile  getirmiştir.  - 4 1 1 -
Sayfa 16 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  B) ÖNERGELER  /.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in (6/1912) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına  ilişkin önergesi (4/199)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Gündemin Sözlü Sorular kısmının 558. sırasında yer alan (6/1912) esas numaralı sözlü soru  önergemi geri alıyorum.  Gereğini saygılarımla arz ederim.  Tayfur Süner  Antalya  BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.  Bir genel görüşme önergesi vardır, okutuyorum:  C) GENEL GÖRÜŞME ÖNERGELERİ  1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 milletvekilinin, ekonomi politikası konusunda  genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/12)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Son 8 yıldır ülkeyi tek başına yöneten AKP'nin uyguladığı ekonomik politikalar, çalışan, üreten,  katma değer ve istihdam yaratan, ihracat yapan kesimleri zor durumda bırakmaktadır  Uygulanan düşük kuryüksek faiz politikası ihracatı zorlaştırmakta, enerji, istihdam gibi üretimin  temel girdilerindeki aşırı vergi yükü Türk sanayisinin uluslararası alanda rekabetçi olmasının önüne  geçmektedir.  AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından dünya ekonomisindeki başlayan olumlu hava ve fınans  bolluğu, 2008'e kadar AKP'nin bir sanayileşme ve ekonomi politikası bulunmayışını hissettirmeydiyse  de, küresel krizin etkisini göstermeye başladığı tarihten itibaren sorunlar son derece can yakıcı biçimde  baş göstermektedir.  Üretim yerine ithalatı körükleyen, Cumhuriyetle yaşıt fabrikalara kepenk kapattıran, bir yılda 1  milyon ilave işsiz yaratan politikasızlık; artık sanayicimizin soluğunu kesmiş bulunmaktadır.  İstanbul Sanayi Odası Başkanı Sayın Tanıl Küçük; Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın  Ali Babacan'ın katıldığı ve basına yansıyan bir toplantıda sanayinin sorunlarını bir kez daha dile  getirmiş, sanayicide önemsenmediği duygusunun geliştiğini ifade etmiştir.  Küçük, sanayinin kârlılığının giderek azaldığı bu süreçte sanayicimizin; krize rağmen küresel  rekabet koşullarında var olmaya çalışmakta olduğunu, elindeki kıt kaynaklarla teknolojiyi yenilemek,  istihdamını korumak, devletin sürekli artan taleplerine yetişmeye çalışmak arasında sıkışıp kaldığını  söylemiştir.  Tanıl Küçük, bir sanayicimizin "Benim şirketime yabancı sermayeli firmalar teklif veriyor. Satıp  çıkabilirim. Ancak devlet bana destek verse, bana teklif veren firmaları rekabete zorlayabilecek  durumdayım. Şimdi 'pes mi edeyim yoksa mücadeleye devam mı edeyim' diye düşünecek duruma  geldim" şeklindeki sözlerini hatırlatmış, sanayicimizin içinde bulunduğu hâli bütün açıklığıyla dile  getirmiştir.  - 4 1 1 - T B M M B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Başta sanayicilerimiz olmak üzere bütün reel kesim kayıt dışı ekonomiyle mücadele, istihdamın  üzerindeki yüklerin azalması, vergi ve sosyal güvenlik primi borçlarında yeniden yapılandırma, enerji  maliyetlerinin düşürülmesi, iç piyasayı canlandırmaya yönelik adımlar, esnek çalışmanın yaygınlaştırılması,  Kredi Garanti Fonu'nun daha etkin hâle getirilmesi, yatırımcıların finansmana ulaşmasının  kolaylaştırılması, kontrolsüz ithalata standart getirilmesi, ARGE faaliyetlerinden küçük işletmelerin  faydalanabilmesi ve daha adil bir teşvik sistemi getirilmesi gibi tedbirler beklerken, hükümet, devlete  borcu olanların banka hesaplarına el konulmasını gündeme getirmiştir.  Ülkeyi 8 yıldır yöneten AKP anlayışı, gerek ülkenin gerekse sanayicinin sorunlarından kopuk,  sadece kendi iktidarını korumayı düşünmektedir. Bunun için uluslararası şirketlerin Türkiye pazarını  ve sanayisini ele geçirme çabalarına da kayıtsız kalmaktadır.  Türk ekonomisinin lokomotifi olması gereken sanayi sektörünün GSYİH içindeki payı, 10 yılda  yüzde 27'den yüzde 19'a düşmüştür. Uzakdoğu ülkelerinde yüzde 35'lerin üzerinde olan bu paydaki  düşüş, sanayi kesiminin sorunlarının çözülmediği, aksine arttığının göstergesidir.  Bu genel görüşme talebinin amacı, ülkeyi oluşturulmak istenen suni gündemler yerine, gerçek  gündemi olan ekonomiye çevirmek, sanayicinin, üretenin, işçinin, işsizin ve çiftçinin sorununu Meclis  gündemine getirmektir.  Tüm bu gelişmelerin değerlendirilmesi için Anayasa'nın 98 ve İç Tüzük'ün 101, 102 ve 103.  maddeleri uyarınca Genel Görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz.  1) Mehmet Ali Susam (İzmir)  2) Ali Kocal (Zonguldak)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Akif Ekici (Gaziantep)  5) Tayfur Süner (Antalya)  6) Hulusi Güvel (Adana)  7) Şevket Köse (Adıyaman)  8) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  9) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  10) Turgut Dibek (Kırklareli)  11) Canan Arıtman (İzmir)  12) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  13) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  14) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  15) Gürol Ergin (Muğla)  16) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  17) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  18) Nevingaye Erbatur (Adana)  19) Orhan Ziya Diren (Tokat)  - 4 1 2 -
Sayfa 17 -
T B M M B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Başta sanayicilerimiz olmak üzere bütün reel kesim kayıt dışı ekonomiyle mücadele, istihdamın  üzerindeki yüklerin azalması, vergi ve sosyal güvenlik primi borçlarında yeniden yapılandırma, enerji  maliyetlerinin düşürülmesi, iç piyasayı canlandırmaya yönelik adımlar, esnek çalışmanın yaygınlaştırılması,  Kredi Garanti Fonu'nun daha etkin hâle getirilmesi, yatırımcıların finansmana ulaşmasının  kolaylaştırılması, kontrolsüz ithalata standart getirilmesi, ARGE faaliyetlerinden küçük işletmelerin  faydalanabilmesi ve daha adil bir teşvik sistemi getirilmesi gibi tedbirler beklerken, hükümet, devlete  borcu olanların banka hesaplarına el konulmasını gündeme getirmiştir.  Ülkeyi 8 yıldır yöneten AKP anlayışı, gerek ülkenin gerekse sanayicinin sorunlarından kopuk,  sadece kendi iktidarını korumayı düşünmektedir. Bunun için uluslararası şirketlerin Türkiye pazarını  ve sanayisini ele geçirme çabalarına da kayıtsız kalmaktadır.  Türk ekonomisinin lokomotifi olması gereken sanayi sektörünün GSYİH içindeki payı, 10 yılda  yüzde 27'den yüzde 19'a düşmüştür. Uzakdoğu ülkelerinde yüzde 35'lerin üzerinde olan bu paydaki  düşüş, sanayi kesiminin sorunlarının çözülmediği, aksine arttığının göstergesidir.  Bu genel görüşme talebinin amacı, ülkeyi oluşturulmak istenen suni gündemler yerine, gerçek  gündemi olan ekonomiye çevirmek, sanayicinin, üretenin, işçinin, işsizin ve çiftçinin sorununu Meclis  gündemine getirmektir.  Tüm bu gelişmelerin değerlendirilmesi için Anayasa'nın 98 ve İç Tüzük'ün 101, 102 ve 103.  maddeleri uyarınca Genel Görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz.  1) Mehmet Ali Susam (İzmir)  2) Ali Kocal (Zonguldak)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Akif Ekici (Gaziantep)  5) Tayfur Süner (Antalya)  6) Hulusi Güvel (Adana)  7) Şevket Köse (Adıyaman)  8) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  9) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  10) Turgut Dibek (Kırklareli)  11) Canan Arıtman (İzmir)  12) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  13) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  14) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  15) Gürol Ergin (Muğla)  16) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  17) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  18) Nevingaye Erbatur (Adana)  19) Orhan Ziya Diren (Tokat)  - 4 1 2 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  20) Sacid Yıldız  21) Kemal Demirel  22) Rasim Çakır  23) Muhammet Rıza Yalçınkaya  24) Ensar Öğüt  25) Hüsnü Çöllü  26) Atila Emek  (İstanbul)  (Bursa)  (Edirne)  (Bartın)  (Ardahan)  (Antalya)  (Antalya)  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önerge gündemde yerini alacak ve genel görüşme açılıp açılması konusundaki ön görüşme,  sırası geldiğinde yapılacaktır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  D) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, kadına yönelik şiddetin nedenlerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/651)  Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de kadın cinayetlerinde 2002'den 2009'a kadar % 1400  oranında artış olmuştur. 2002 yılında 66 kadın öldürülürken bu sayı 2009'un ilk 7 ayında 953'e  ulaşmıştır. Ortaya çıkan tablo kadına bakış açısında toplumsal olarak bir gelişme yaşanmadığını hatta  bir gerilemenin olduğunu ortaya koymaktadır. 2003'te 83, 2004'te 164, 2005'te 317, 2006'da 663,  2007'de 1011, 2008'de ise 806 kadın yaşamını kaybetmiştir. Rakamlar yıldan yıla kadına yönelik  şiddetin yükselen bir periyotta seyrettiğini ortaya koymaktadır. Kamuoyunda uzun bir süre konuşulan  Münevver Karabulut'un vahşice katledilmesi, Adana, Osmaniye'de 6 yıl önce kaybolan Selma  Saçmalı'nın karşılıksız aşk nedeniyle hunharca öldürülmesi, Güldünya Töre'nin namus gerekçesiyle  gencecik yaşta öldürülmesi, Nişantaşı'nda otomobili içinde kıskançlık nedeniyle Esra Karsel'in telle  boğularak öldürülmesi örneklerden sadece birkaç tanesidir. Ancak basında bu tür olayların dile  getirilmesi toplumsal bilinci geliştiren ya da farkındalık yaratan bir etkiye sahip değildir.  Fiziksel şiddetin yanında, evde, işte, hemen hemen toplumsal her ortamda kadına yönelik fiziksel  ve psikolojik şiddetin örneklerine rastlamak mümkündür. Olumsuz bu tablonun giderilmesi, sorunun  çözümlenmesi için öncelikle şiddetin kaynağını, nedenlerini tespit etmek son derece önemlidir. Şiddetin  kaynağını tek bir nedene bağlamak ve sorunun bu şeklide çözülmesini beklemek gerçekle bağdaşacak  bir yaklaşım değildir. Şiddetin ortaya çıkmasında önemli etkenler olarak ekonomik, kültürel, sosyal ve  siyasal nedenlerin tamamının tespiti gereklidir. Aile içinde şiddeti görerek büyüyen çocukların, şiddeti  kanıksaması ve büyüdüklerinde şiddet gören ya da şiddet uygulayan bireyler olmaları yüksek bir  olasılıktır. Bu nedenle öncelikle aile içinde her türlü şiddetin engellenmesi için yasal, toplumsal  mekanizmaların harekete geçirilmesi gerekmektedir. Çünkü mevzuattaki düzenlemeler yeterli olmasına  rağmen bu düzenlemelerin pratikte uygulama bulmaması sadece yasal düzenlemelerle şiddetin ortadan  kaldırılamayacağını ortaya koymaktadır. Toplumsal gelişmelere paralel olarak ekonomik, sosyal ve  siyasal gelişmeler bireyleri de doğrudan etkilemektedir. Günümüzde genel olarak yaşanan sorunlar  içinde kadına yönelik şiddet her yıl artmaktadır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  - 4 1 3 -
Sayfa 18 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  20) Sacid Yıldız  21) Kemal Demirel  22) Rasim Çakır  23) Muhammet Rıza Yalçınkaya  24) Ensar Öğüt  25) Hüsnü Çöllü  26) Atila Emek  (İstanbul)  (Bursa)  (Edirne)  (Bartın)  (Ardahan)  (Antalya)  (Antalya)  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önerge gündemde yerini alacak ve genel görüşme açılıp açılması konusundaki ön görüşme,  sırası geldiğinde yapılacaktır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  D) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, kadına yönelik şiddetin nedenlerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/651)  Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de kadın cinayetlerinde 2002'den 2009'a kadar % 1400  oranında artış olmuştur. 2002 yılında 66 kadın öldürülürken bu sayı 2009'un ilk 7 ayında 953'e  ulaşmıştır. Ortaya çıkan tablo kadına bakış açısında toplumsal olarak bir gelişme yaşanmadığını hatta  bir gerilemenin olduğunu ortaya koymaktadır. 2003'te 83, 2004'te 164, 2005'te 317, 2006'da 663,  2007'de 1011, 2008'de ise 806 kadın yaşamını kaybetmiştir. Rakamlar yıldan yıla kadına yönelik  şiddetin yükselen bir periyotta seyrettiğini ortaya koymaktadır. Kamuoyunda uzun bir süre konuşulan  Münevver Karabulut'un vahşice katledilmesi, Adana, Osmaniye'de 6 yıl önce kaybolan Selma  Saçmalı'nın karşılıksız aşk nedeniyle hunharca öldürülmesi, Güldünya Töre'nin namus gerekçesiyle  gencecik yaşta öldürülmesi, Nişantaşı'nda otomobili içinde kıskançlık nedeniyle Esra Karsel'in telle  boğularak öldürülmesi örneklerden sadece birkaç tanesidir. Ancak basında bu tür olayların dile  getirilmesi toplumsal bilinci geliştiren ya da farkındalık yaratan bir etkiye sahip değildir.  Fiziksel şiddetin yanında, evde, işte, hemen hemen toplumsal her ortamda kadına yönelik fiziksel  ve psikolojik şiddetin örneklerine rastlamak mümkündür. Olumsuz bu tablonun giderilmesi, sorunun  çözümlenmesi için öncelikle şiddetin kaynağını, nedenlerini tespit etmek son derece önemlidir. Şiddetin  kaynağını tek bir nedene bağlamak ve sorunun bu şeklide çözülmesini beklemek gerçekle bağdaşacak  bir yaklaşım değildir. Şiddetin ortaya çıkmasında önemli etkenler olarak ekonomik, kültürel, sosyal ve  siyasal nedenlerin tamamının tespiti gereklidir. Aile içinde şiddeti görerek büyüyen çocukların, şiddeti  kanıksaması ve büyüdüklerinde şiddet gören ya da şiddet uygulayan bireyler olmaları yüksek bir  olasılıktır. Bu nedenle öncelikle aile içinde her türlü şiddetin engellenmesi için yasal, toplumsal  mekanizmaların harekete geçirilmesi gerekmektedir. Çünkü mevzuattaki düzenlemeler yeterli olmasına  rağmen bu düzenlemelerin pratikte uygulama bulmaması sadece yasal düzenlemelerle şiddetin ortadan  kaldırılamayacağını ortaya koymaktadır. Toplumsal gelişmelere paralel olarak ekonomik, sosyal ve  siyasal gelişmeler bireyleri de doğrudan etkilemektedir. Günümüzde genel olarak yaşanan sorunlar  içinde kadına yönelik şiddet her yıl artmaktadır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  - 4 1 3 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Anayasa'nın 56. maddesine göre her birey sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Bu  nedenle devlet yasal düzenlemelerin yanında sivil toplum kuruluşları aracılığıyla toplumsal gelişmişliği  sağlamak için adım atmalıdır. Şiddetin önlenmesi için kişilerin dolayısıyla toplumun bilinçlendirilmesi  gerekmektedir. Şiddetin kanıksanmasının önüne geçilmeli, şiddetin toplumsal bir sorun olarak  algılanmasının yolu açılmalıdır. Eğitimin yükseltilmesi ekonomik ve sosyal koşulların düzeltilmesi  şiddeti engellemede önemli girişimlerdir.  Basın yayın organlarında şiddete karşı bilinçlendirici ve şiddeti önleyici filmlerin yayınlanması  konunun toplumsal olarak da önemsenmesini sağlayacaktır. Şiddete uğrayan kadınlar açısından da  kapsamlı bir çalışma yapılması gerekmektedir.  Çünkü şiddet gören kadın hem ailesi tarafından hem de toplum tarafından dışlanma riskiyle  karşı karşıyadır. Şiddet göreni kınama anlayışı ortadan kaldırılmadığı sürece, şiddet gören kadınlara  devletin sahip çıkması gerekmektedir. Sosyal güvencesinin sağlanması, barınma ve yaşamını idame  ettirmede yeterli desteklerin sağlanması gerekmektedir. Fiziksel ihtiyaçların karşılanmasının yanında  psikolojik olarak da desteklenen ve sahipsiz olmadığını düşünen kadın çok daha güçlü ve sağlıklı bir  birey olacaktır. Tüm bu önlemlerin alınmaması şiddetin daha da arttığı ve günden güne şiddetin  olağanlaştığı bir toplum hâline gelmemiz kaçınılmazdır. Sağlıklı düşünen, üreten, başkalarının  haklarına saygı gösteren ve saygı gören bireylerden oluşan bir toplum olunabilmesi için kadına  yönelik şiddetin engellenmesi için bir an önce harekete geçilmelidir.  Kadına yönelik şiddetin nedenleri ile bu nedenlerin ortadan kaldırılması için yapılacakların  tespiti amacıyla, Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105.  maddeleri gereğince meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 15.02.2010  1) Çetin Soysal (İstanbul)  2) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  3) Tayfur Süner (Antalya)  4) Hulusi Güvel (Adana)  5) Şevket Köse (Adıyaman)  6) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  7) Turgut Dibek (Kırklareli)  8) Mehmet A1İ Özpolat (İstanbul)  9) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  10) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  11) Canan Arıtman (İzmir)  12) Gürol Ergin (Muğla)  13) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  14) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  15) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  16) Nevingaye Erbatur (Adana)  17) Orhan Ziya Diren (Tokat)  18) Sacid Yıldız (İstanbul)  - 4 1 4 -
Sayfa 19 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Anayasa'nın 56. maddesine göre her birey sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Bu  nedenle devlet yasal düzenlemelerin yanında sivil toplum kuruluşları aracılığıyla toplumsal gelişmişliği  sağlamak için adım atmalıdır. Şiddetin önlenmesi için kişilerin dolayısıyla toplumun bilinçlendirilmesi  gerekmektedir. Şiddetin kanıksanmasının önüne geçilmeli, şiddetin toplumsal bir sorun olarak  algılanmasının yolu açılmalıdır. Eğitimin yükseltilmesi ekonomik ve sosyal koşulların düzeltilmesi  şiddeti engellemede önemli girişimlerdir.  Basın yayın organlarında şiddete karşı bilinçlendirici ve şiddeti önleyici filmlerin yayınlanması  konunun toplumsal olarak da önemsenmesini sağlayacaktır. Şiddete uğrayan kadınlar açısından da  kapsamlı bir çalışma yapılması gerekmektedir.  Çünkü şiddet gören kadın hem ailesi tarafından hem de toplum tarafından dışlanma riskiyle  karşı karşıyadır. Şiddet göreni kınama anlayışı ortadan kaldırılmadığı sürece, şiddet gören kadınlara  devletin sahip çıkması gerekmektedir. Sosyal güvencesinin sağlanması, barınma ve yaşamını idame  ettirmede yeterli desteklerin sağlanması gerekmektedir. Fiziksel ihtiyaçların karşılanmasının yanında  psikolojik olarak da desteklenen ve sahipsiz olmadığını düşünen kadın çok daha güçlü ve sağlıklı bir  birey olacaktır. Tüm bu önlemlerin alınmaması şiddetin daha da arttığı ve günden güne şiddetin  olağanlaştığı bir toplum hâline gelmemiz kaçınılmazdır. Sağlıklı düşünen, üreten, başkalarının  haklarına saygı gösteren ve saygı gören bireylerden oluşan bir toplum olunabilmesi için kadına  yönelik şiddetin engellenmesi için bir an önce harekete geçilmelidir.  Kadına yönelik şiddetin nedenleri ile bu nedenlerin ortadan kaldırılması için yapılacakların  tespiti amacıyla, Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105.  maddeleri gereğince meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 15.02.2010  1) Çetin Soysal (İstanbul)  2) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  3) Tayfur Süner (Antalya)  4) Hulusi Güvel (Adana)  5) Şevket Köse (Adıyaman)  6) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  7) Turgut Dibek (Kırklareli)  8) Mehmet A1İ Özpolat (İstanbul)  9) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  10) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  11) Canan Arıtman (İzmir)  12) Gürol Ergin (Muğla)  13) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  14) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  15) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  16) Nevingaye Erbatur (Adana)  17) Orhan Ziya Diren (Tokat)  18) Sacid Yıldız (İstanbul)  - 4 1 4 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  19) Kemal Demirel (Bursa)  20) Rasim Çakır (Edirne)  21) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  22) Ensar Öğüt (Ardahan)  23) Ali Kocal (Zonguldak)  24) Hüsnü Çöllü (Antalya)  25) Atila Emek (Antalya)  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 24 milletvekilinin, İstanbul Çevre Düzeni Planı 'nın  olası etkilerinin araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/652)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, "İstanbul Çevre Düzeni Planı" adında bir plana imza  atmıştır. Bu planla, İstanbul'un kültür, turizm ve üst düzey hizmet merkezi olması hedeflenmektedir.  Bu planla, İstanbul'un taşıdığı gereksiz yüklerin Marmara Bölgesi'nde etkin bir biçimde  dağıtılması hedeflenmektedir. Bunun için de; Bursa ve Kocaeli ovalarını, Tekirdağ'ın uçsuz bucaksız  verimli tarım topraklarını, binlerce sanayi kuruluşunun talanına açılması sonucu ortaya çıkmaktadır.  Yani, İstanbul'a yük olan sanayinin, Bursa Ovası, Tekirdağ, Ergene Havzası, Adapazarı ve  Bilecik illerine taşınması düşünüldüğü ortaya çıkmaktadır. Bu yönde bir çalışma olduğunda; plansız  sanayileşme, tarım alanlarının talan edilmesi, doğal çevrenin korunmaması ve göç yüzünden büyük  sorunlar yaşayan İstanbul dışındaki diğer illerde de birkaç yıl içinde nüfusun birkaç milyon artacağı  ve sahip olduğu doğal zenginlikler, verimli ovaların yapısının bozulacağı görülmektedir.  Burada özellikle dikkat çekmek istediğimiz bir nokta vardır ki, yıllardır kamuoyunu ve basını  sürekli tedirgin eden olası bir Marmara depremi konusu. "İstanbul Çevre Düzeni Planı"nı hazırlamış  olan profesyonel ekibin yaptıkları bu çalışmalarda bu konuyu görmezden gelmeleri ya da göre göre  yok farz etmeleri anlaşılamamaktadır.  Çünkü İstanbul'daki "yüklerin" aktarılacağı iller de yine Marmara Bölgesi'nde ve hepsi de 1. ve  2. derece deprem bölgesi olarak belirlenmiş olan illerdir.  Sözü geçen bu proje uygulanmaya başlanır ve buna paralel olarak İstanbul'dan diğer illere sevk  edilen her şey için yeni baştan yatırımlar düzenlenip bu yönde uygulamalar yapıldıktan sonra, ortaya  çıkabilecek deprem ve/veya doğal afetlerle birlikte, ülkemizin ekonomisi düzeltilmesi imkânsız bir  hâl alabilecektir.  İstanbul ve Marmara Bölgesi'nin mutlaka ve mutlaka bir "Çevre Düzeni Planı"na ihtiyacı olduğu  ortadadır. Ancak bu çalışma yapılırken hem doğal zenginlikler ve sahip olunan verimli yerlerin talan  edilmemesi, sahip olunan ekonomik değerlerin heba edilmemesi ve hem de ileri görüş ve olabilecek  aksaklıklar en ince şekilde gözden geçirilerek ona göre bir çalışma yapılması ve ülkemizin  depremlerden daha az etkilenebilecek yerlerinin yapılandırılması hedef alınmalıdır.  1. İstanbul Çevre Düzeni Planında sanayinin nereye ihracı düşünülmektedir? Bunun sebepleri  nelerdir?  2. Planda bahsedilen; İstanbul'da ileri teknolojili sanayi alanlarının olası depremler de göz önüne  alınarak değerlendirilip değerlendirilmediği?  3. Sanayi kenti hâline dönüşmüş olan İstanbul, Bursa ve diğer illerin neye göre değerlendirildiği  ve bundan sonraki gelişmelerde hangi özelliklerinin ortaya çıkarılarak yapılandırılacağı konusunda,  şimdiye kadar neler planlandığı ve bu planlamaların kimlerle nasıl yapıldığı? İlgili illerden ne düzeyde  görüş alındığı ortaya koyulmalıdır?  - 4 1 5 -
Sayfa 20 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  19) Kemal Demirel (Bursa)  20) Rasim Çakır (Edirne)  21) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  22) Ensar Öğüt (Ardahan)  23) Ali Kocal (Zonguldak)  24) Hüsnü Çöllü (Antalya)  25) Atila Emek (Antalya)  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 24 milletvekilinin, İstanbul Çevre Düzeni Planı 'nın  olası etkilerinin araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/652)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, "İstanbul Çevre Düzeni Planı" adında bir plana imza  atmıştır. Bu planla, İstanbul'un kültür, turizm ve üst düzey hizmet merkezi olması hedeflenmektedir.  Bu planla, İstanbul'un taşıdığı gereksiz yüklerin Marmara Bölgesi'nde etkin bir biçimde  dağıtılması hedeflenmektedir. Bunun için de; Bursa ve Kocaeli ovalarını, Tekirdağ'ın uçsuz bucaksız  verimli tarım topraklarını, binlerce sanayi kuruluşunun talanına açılması sonucu ortaya çıkmaktadır.  Yani, İstanbul'a yük olan sanayinin, Bursa Ovası, Tekirdağ, Ergene Havzası, Adapazarı ve  Bilecik illerine taşınması düşünüldüğü ortaya çıkmaktadır. Bu yönde bir çalışma olduğunda; plansız  sanayileşme, tarım alanlarının talan edilmesi, doğal çevrenin korunmaması ve göç yüzünden büyük  sorunlar yaşayan İstanbul dışındaki diğer illerde de birkaç yıl içinde nüfusun birkaç milyon artacağı  ve sahip olduğu doğal zenginlikler, verimli ovaların yapısının bozulacağı görülmektedir.  Burada özellikle dikkat çekmek istediğimiz bir nokta vardır ki, yıllardır kamuoyunu ve basını  sürekli tedirgin eden olası bir Marmara depremi konusu. "İstanbul Çevre Düzeni Planı"nı hazırlamış  olan profesyonel ekibin yaptıkları bu çalışmalarda bu konuyu görmezden gelmeleri ya da göre göre  yok farz etmeleri anlaşılamamaktadır.  Çünkü İstanbul'daki "yüklerin" aktarılacağı iller de yine Marmara Bölgesi'nde ve hepsi de 1. ve  2. derece deprem bölgesi olarak belirlenmiş olan illerdir.  Sözü geçen bu proje uygulanmaya başlanır ve buna paralel olarak İstanbul'dan diğer illere sevk  edilen her şey için yeni baştan yatırımlar düzenlenip bu yönde uygulamalar yapıldıktan sonra, ortaya  çıkabilecek deprem ve/veya doğal afetlerle birlikte, ülkemizin ekonomisi düzeltilmesi imkânsız bir  hâl alabilecektir.  İstanbul ve Marmara Bölgesi'nin mutlaka ve mutlaka bir "Çevre Düzeni Planı"na ihtiyacı olduğu  ortadadır. Ancak bu çalışma yapılırken hem doğal zenginlikler ve sahip olunan verimli yerlerin talan  edilmemesi, sahip olunan ekonomik değerlerin heba edilmemesi ve hem de ileri görüş ve olabilecek  aksaklıklar en ince şekilde gözden geçirilerek ona göre bir çalışma yapılması ve ülkemizin  depremlerden daha az etkilenebilecek yerlerinin yapılandırılması hedef alınmalıdır.  1. İstanbul Çevre Düzeni Planında sanayinin nereye ihracı düşünülmektedir? Bunun sebepleri  nelerdir?  2. Planda bahsedilen; İstanbul'da ileri teknolojili sanayi alanlarının olası depremler de göz önüne  alınarak değerlendirilip değerlendirilmediği?  3. Sanayi kenti hâline dönüşmüş olan İstanbul, Bursa ve diğer illerin neye göre değerlendirildiği  ve bundan sonraki gelişmelerde hangi özelliklerinin ortaya çıkarılarak yapılandırılacağı konusunda,  şimdiye kadar neler planlandığı ve bu planlamaların kimlerle nasıl yapıldığı? İlgili illerden ne düzeyde  görüş alındığı ortaya koyulmalıdır?  - 4 1 5 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  4. Bu protokol ile Bakanlıkların hangi yetkileri İstanbul Metropoliten Planlama bürosuna  bırakmıştır?  5. Bu protokolün denetim ve takibi için görevlendirilmiş bir birim mevcut mudur? Varsa bu  birimde kimler görev yapacaktır? Yoksa böyle bir denetlemeye gerek duyulmamasının sebepleri  nelerdir?  6. Onaylanan planda Bursa, Tekirdağ, Kocaeli, Balıkesir, Yalova, Çanakkale gibi çevre illere  yüklenen fonksiyonlar nelerdir? Bunlar belirlenirken hangi kriterler göz önünde bulundurulmuştur?  Yukarıda bahsi geçen konular dikkate alınarak sorulan sorulara cevap bulunması ve bölgede  ileriye yönelik sorunlar zincirinin oluşmaması için; İstanbul Çevre Düzeni Planı ile ilgili şimdiye  kadar yapılmış olan çalışmaların yeniden gözden geçirilerek olası sorunlar açısından gereken  önlemlerin alınması ve olası bir Marmara depremine hazırlıklı olması açısından, Marmara Bölgesi  ve İstanbul ilinin bir bütün hâlinde değerlendirilmeye alınmasına ışık tutulması amacıyla Anayasanın  98'inci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması hususunda  gereğini saygılarımızla arz ederiz.  1) Kemal Demirel (Bursa)  2) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  3) Akif Ekici (Gaziantep)  4) Ali Kocal (Zonguldak)  5) Tayfur Süner (Antalya)  6) Hulusi Güvel (Adana)  7) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  8) Şevket Köse (Adıyaman)  9) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  10) Turgut Dibek (Kırklareli)  11) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  12) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  13) Canan Arıtman (İzmir)  14) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  15) Gürol Ergin (Muğla)  16) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  17) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  18) Nevingaye Erbatur (Adana)  19) Orhan Ziya Diren (Tokat)  20) Sacid Yıldız (İstanbul)  21)Rasim Çakır (Edirne)  22) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  23) Ensar Öğüt (Ardahan)  24) Hüsnü Çöllü (Antalya)  25) Atila Emek (Antalya)  - 4 1 6 -
Sayfa 21 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  4. Bu protokol ile Bakanlıkların hangi yetkileri İstanbul Metropoliten Planlama bürosuna  bırakmıştır?  5. Bu protokolün denetim ve takibi için görevlendirilmiş bir birim mevcut mudur? Varsa bu  birimde kimler görev yapacaktır? Yoksa böyle bir denetlemeye gerek duyulmamasının sebepleri  nelerdir?  6. Onaylanan planda Bursa, Tekirdağ, Kocaeli, Balıkesir, Yalova, Çanakkale gibi çevre illere  yüklenen fonksiyonlar nelerdir? Bunlar belirlenirken hangi kriterler göz önünde bulundurulmuştur?  Yukarıda bahsi geçen konular dikkate alınarak sorulan sorulara cevap bulunması ve bölgede  ileriye yönelik sorunlar zincirinin oluşmaması için; İstanbul Çevre Düzeni Planı ile ilgili şimdiye  kadar yapılmış olan çalışmaların yeniden gözden geçirilerek olası sorunlar açısından gereken  önlemlerin alınması ve olası bir Marmara depremine hazırlıklı olması açısından, Marmara Bölgesi  ve İstanbul ilinin bir bütün hâlinde değerlendirilmeye alınmasına ışık tutulması amacıyla Anayasanın  98'inci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması hususunda  gereğini saygılarımızla arz ederiz.  1) Kemal Demirel (Bursa)  2) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  3) Akif Ekici (Gaziantep)  4) Ali Kocal (Zonguldak)  5) Tayfur Süner (Antalya)  6) Hulusi Güvel (Adana)  7) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  8) Şevket Köse (Adıyaman)  9) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  10) Turgut Dibek (Kırklareli)  11) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  12) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  13) Canan Arıtman (İzmir)  14) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  15) Gürol Ergin (Muğla)  16) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  17) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  18) Nevingaye Erbatur (Adana)  19) Orhan Ziya Diren (Tokat)  20) Sacid Yıldız (İstanbul)  21)Rasim Çakır (Edirne)  22) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  23) Ensar Öğüt (Ardahan)  24) Hüsnü Çöllü (Antalya)  25) Atila Emek (Antalya)  - 4 1 6 - T B M M B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  3.- BDP Grubu adına grup başkan vekilleri Batman milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Bengi  Yıldız 'ın, hayvancılık sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/653)  Ülkemizde hayvancılık sektöründe yaşanan temel sorunların ve bu sorunların üreticilere, ülke  ekonomisine olan olumsuz yansımalarının bütün yönleriyle araştırılması ve alınacak tedbirlerin,  uygulanacak yeni politikaların belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98'inci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci  maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ederiz. 22.02.2010  Türkiye, bulunduğu iklim ve arazi koşullan itibarıyla hayvancılık faaliyetlerine oldukça müsait  bir konumdadır. Üzerinde yaşadığımız coğrafya, hem tarihsel hem de konjonktürel olarak  hayvancılığa önem vermiş, bu sektör temel istihdam ve geçim kaynaklarından biri hâline gelmiştir.  Kırsal bölgelerde yoğunluk kazanan bu faaliyetler, modern şartlarda yapılan üretim çiftlikleriyle de  yaygınlık kazanmıştır.  Ülkemizin temel geçim alanlarından biri olan hayvancılık, özellikle 1980 sonrası dönemde  sistematik olarak bir gerileme yaşamış ve geldiğimiz dönem itibarıyla bir çöküşle karşı karşıyadır.  Resmî verilere göre ülkemizdeki büyük ve küçükbaş hayvan sayısı yıldan yıla azalmış ve 2008'de bir  önceki yıla göre, büyükbaş hayvan sayısında %1.58, küçükbaş hayvan sayısında da % 6.87 oranında  gerileme meydana gelmiştir. Özellikle 1980'lerin başından günümüze hayvan sayısı yaklaşık 60  milyon dolayında iken, şimdi bu rakamın yansının da altına inmiştir.  Ülkemizde hayvancılığın kötü gidişatının en önemli nedeni kuşkusuz yıllardır sürdürülen yanlış  hükümet politikalan, yetersiz desteklemeler ve mera yasaklarıdır. Hayvan besiciliğinde yükselen  girdi fiyatları, hayvan sağlığı açısından yeterli eğitim ve desteklemenin yapılmaması ve özellikle de  geniş yayla ve meralara sahip olan ve hayvancılık açısından vazgeçilmez bölgelerden biri olan Doğu  ve Güneydoğu illerinde çatışmalı ortamın ve operasyonlann bahane edilerek buradaki yaylalann ve  meralann yasaklanması, zorunlu göç uygulamalarından kaynaklı bölge illerinin kırsal alanlannın  insansızlaşması, bu yıkımı daha da derinleştirmiştir.  Özellikle son yıllarda, hayvan sayısındaki düşmeye paralel olarak, et ithalatında 5 kattan fazla artış  meydana gelmiş ve bu durumla birlikte et ithalatının olumsuz sonuçlan tüm yakıcılığıyla bu sektörde  hissedilmiştir. Hayvancılığın daha da gerilemesi sonucu günümüzde kırmızı et fiyatlan 30 TL'nin üzerine  çıkmış ve halkımızın zayıf olan alım gücüne bir darbe de yüksek et fiyatlan tarafından vurulmuştur.  AB'deki kişi başına düşen et tüketiminin ancak yarısı oranında et tüketimi gerçekleştirilen  ülkemizde bu durum, halk sağlığı açısından riskli bir ortam yaratmaktadır. Protein ihtiyacının büyük  oranda etten karşılandığı göz önüne alındığında, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde de en büyük engeli  yine bu sorunlar oluşturmaktadır. Özellikle süt sığırcılığının, yüksek yem fiyatlan ve sütün bu maliyetleri  karşılayamaması sonucu yok olmaya yüz tutması, hayvancılığa büyük oranda darbe vururken, süt  ürünleri alanında da ciddi sorunlan doğurmaktadır. Yoğurt ve diğer süt ürünlerinin ithalatını arttıran bu  durum, büyük şirketlerin kâr amacıyla kalitesini düşürdükleri süt ve süt ürünlerinin ülkemize girmesine  neden olmaktadır. Bu durum özellikle gelişme çağındaki nesil üzerinde büyük sağlık riskleri ortaya  çıkarmaktadır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Ayla Akat Ata  Grup Başkan Vekili  Bengi Yıldız  Grup Başkan Vekili  Gerekçe:  - 4 1 7 -
Sayfa 22 -
T B M M B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  3.- BDP Grubu adına grup başkan vekilleri Batman milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Bengi  Yıldız 'ın, hayvancılık sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/653)  Ülkemizde hayvancılık sektöründe yaşanan temel sorunların ve bu sorunların üreticilere, ülke  ekonomisine olan olumsuz yansımalarının bütün yönleriyle araştırılması ve alınacak tedbirlerin,  uygulanacak yeni politikaların belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98'inci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci  maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ederiz. 22.02.2010  Türkiye, bulunduğu iklim ve arazi koşullan itibarıyla hayvancılık faaliyetlerine oldukça müsait  bir konumdadır. Üzerinde yaşadığımız coğrafya, hem tarihsel hem de konjonktürel olarak  hayvancılığa önem vermiş, bu sektör temel istihdam ve geçim kaynaklarından biri hâline gelmiştir.  Kırsal bölgelerde yoğunluk kazanan bu faaliyetler, modern şartlarda yapılan üretim çiftlikleriyle de  yaygınlık kazanmıştır.  Ülkemizin temel geçim alanlarından biri olan hayvancılık, özellikle 1980 sonrası dönemde  sistematik olarak bir gerileme yaşamış ve geldiğimiz dönem itibarıyla bir çöküşle karşı karşıyadır.  Resmî verilere göre ülkemizdeki büyük ve küçükbaş hayvan sayısı yıldan yıla azalmış ve 2008'de bir  önceki yıla göre, büyükbaş hayvan sayısında %1.58, küçükbaş hayvan sayısında da % 6.87 oranında  gerileme meydana gelmiştir. Özellikle 1980'lerin başından günümüze hayvan sayısı yaklaşık 60  milyon dolayında iken, şimdi bu rakamın yansının da altına inmiştir.  Ülkemizde hayvancılığın kötü gidişatının en önemli nedeni kuşkusuz yıllardır sürdürülen yanlış  hükümet politikalan, yetersiz desteklemeler ve mera yasaklarıdır. Hayvan besiciliğinde yükselen  girdi fiyatları, hayvan sağlığı açısından yeterli eğitim ve desteklemenin yapılmaması ve özellikle de  geniş yayla ve meralara sahip olan ve hayvancılık açısından vazgeçilmez bölgelerden biri olan Doğu  ve Güneydoğu illerinde çatışmalı ortamın ve operasyonlann bahane edilerek buradaki yaylalann ve  meralann yasaklanması, zorunlu göç uygulamalarından kaynaklı bölge illerinin kırsal alanlannın  insansızlaşması, bu yıkımı daha da derinleştirmiştir.  Özellikle son yıllarda, hayvan sayısındaki düşmeye paralel olarak, et ithalatında 5 kattan fazla artış  meydana gelmiş ve bu durumla birlikte et ithalatının olumsuz sonuçlan tüm yakıcılığıyla bu sektörde  hissedilmiştir. Hayvancılığın daha da gerilemesi sonucu günümüzde kırmızı et fiyatlan 30 TL'nin üzerine  çıkmış ve halkımızın zayıf olan alım gücüne bir darbe de yüksek et fiyatlan tarafından vurulmuştur.  AB'deki kişi başına düşen et tüketiminin ancak yarısı oranında et tüketimi gerçekleştirilen  ülkemizde bu durum, halk sağlığı açısından riskli bir ortam yaratmaktadır. Protein ihtiyacının büyük  oranda etten karşılandığı göz önüne alındığında, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde de en büyük engeli  yine bu sorunlar oluşturmaktadır. Özellikle süt sığırcılığının, yüksek yem fiyatlan ve sütün bu maliyetleri  karşılayamaması sonucu yok olmaya yüz tutması, hayvancılığa büyük oranda darbe vururken, süt  ürünleri alanında da ciddi sorunlan doğurmaktadır. Yoğurt ve diğer süt ürünlerinin ithalatını arttıran bu  durum, büyük şirketlerin kâr amacıyla kalitesini düşürdükleri süt ve süt ürünlerinin ülkemize girmesine  neden olmaktadır. Bu durum özellikle gelişme çağındaki nesil üzerinde büyük sağlık riskleri ortaya  çıkarmaktadır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Ayla Akat Ata  Grup Başkan Vekili  Bengi Yıldız  Grup Başkan Vekili  Gerekçe:  - 4 1 7 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Azalan et ürünleri ve artan fiyatlarla beraber, özellikle et kaçakçılığı ve sağlıksız ortamlarda  gerçekleştirilen kaçak kesimlerde de artışlar meydana gelmekte ve bu durum, sektörü halk sağlığını tehdit  eden unsurlardan biri halini almaktadır. Kayıt dişiliği ve rant alanlarını arttırıcı bu durum, önlem alınmadığı  taktirde koca bir sektörü tamamen kuralsız ve üretimden kopuk büyük rant alanı haline getirecektir.  Yanlış hükümet politikalarının ortaya çıkarmış olduğu ülkemiz hayvancılığındaki yıkımın  işsizlik, yüksek et fiyatları, kalitesiz süt ürünleri gibi sonuçları göz önüne alındığında buna yol açan  nedenlerden olan mera yasaklan, yanlış ve yetersiz teşvikler ve ithalatın yarattığı sonuçlann bir bütün  olarak Meclis gündemine gelmesi elzem hale gelmiştir.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.  Sayın milletvekilleri, şimdi gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen  Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  1 'inci sırada yer alan Türk Ticaret Kanunu Tasansı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine  kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VIL- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasansı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına ilişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı ile Plan ve Bütçe Komisyonu  Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  - 4 1 8 -
Sayfa 23 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Azalan et ürünleri ve artan fiyatlarla beraber, özellikle et kaçakçılığı ve sağlıksız ortamlarda  gerçekleştirilen kaçak kesimlerde de artışlar meydana gelmekte ve bu durum, sektörü halk sağlığını tehdit  eden unsurlardan biri halini almaktadır. Kayıt dişiliği ve rant alanlarını arttırıcı bu durum, önlem alınmadığı  taktirde koca bir sektörü tamamen kuralsız ve üretimden kopuk büyük rant alanı haline getirecektir.  Yanlış hükümet politikalarının ortaya çıkarmış olduğu ülkemiz hayvancılığındaki yıkımın  işsizlik, yüksek et fiyatları, kalitesiz süt ürünleri gibi sonuçları göz önüne alındığında buna yol açan  nedenlerden olan mera yasaklan, yanlış ve yetersiz teşvikler ve ithalatın yarattığı sonuçlann bir bütün  olarak Meclis gündemine gelmesi elzem hale gelmiştir.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.  Sayın milletvekilleri, şimdi gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen  Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  1 'inci sırada yer alan Türk Ticaret Kanunu Tasansı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine  kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VIL- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasansı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına ilişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı ile Plan ve Bütçe Komisyonu  Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  - 4 1 8 - TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  (x) 486 S. Sayılı Basmayazı 24/3/2010 tarihli 77"nci Birleşim tutanağına eklidir.  - 4 1 9 - 4 - Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet? Yerinde.  Geçen birleşimde tasarının 5'inci maddesi üzerinde gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştı.  Şimdi söz sırası şahsı adına Sinop Milletvekili Engin Altay'a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Altay.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın milletvekilleri, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Geçen haftadan beri Türk-Alman Üniversitesinin kuruluş kanununu görüşüyoruz. Geçen hafta,  malum, Almanya Başbakanı Türkiye'deyken Sayın Başbakan bu Meclisten bu kanunu geçirip ona bir  hediye takdim edecekti ama burada çoğunluk sağlayamadığınız için Meclisi kapatmak durumunda  kaldınız. Başbakan hediyesini veremedi.  AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Postayla yollar!  ENGİN ALTAY (Devamla) - Evet, postayla yollar!  Şimdi, tabii, benim asıl burada merak ettiğim şudur: Bu kanunla ilgili müteaddit defalar çeşitli  milletvekili arkadaşlarım "Bunun muadili, karşılığı olması lazım, Almanya'da da bir Türk-Alman  Üniversitesinin olması lazım." diye söylüyoruz ama benim dikkatimi çeken: Sayın Başbakan bütün  geçen haftayı, Almanya Başbakanının bütün ziyaretini hem kendi programıyla hem medyayla  Almanya'daki Türk lisesine ayırdı. Varsa yoksa Türk lisesi, varsa yoksa Türk lisesi.  Şimdi, bunu, geçen ben bu kanunun tümü üzerinde konuşurken Başbakanın bu konuyla ilgili  çekincelerini de söyledim ama bir şeyi anlamak mümkün değil: Almanya Başbakanı buraya gelmiş,  "imtiyazlı ortaklık" diyor, vize konusunda katı tutumundan vazgeçmiyor, Almanya'daki 3 milyon  Türk'ün sorunlarıyla ilgili dişe dokunur bir şey söylemiyor ve en önemlisi tabii burada imtiyazlı  ortaklıkla ilgili ketum, katı tutumunu sürdürüyor, Başbakan sanki hiç bu konular Türkiye'de  MerkePle konuşulmuyor, varsa yoksa efendim bu Türk lisesi.  Şimdi, sayın milletvekilleri, akla tabii şu geliyor: Niye Türk lisesi diye diretiyor Başbakan, "Türk- Alman Üniversitesi ya da Alman-Türk Üniversitesi orada niye kurmuyorsunuz?" demiyor da?  Başbakanın hâlâ kafasının çok değişmediğini buradan da anlıyoruz. Orta Asya'da, Afrika'da, dünyanın  çeşitli ülkelerindeki o malum liselerin Almanya'da olamayışı belli ki Sayın Başbakanı çok rahatsız  ediyor. Şimdi bu Türk lisesiyle hem içindeki asıl derdi ortaya döküyor hem de Almanya Başbakanının  Türkiye ziyaretinin ana gündemini saptırarak bu Türkiye-Almanya arasındaki ilişkilerde büyük bir  hezimete uğradığımızı, gol yediğimizi de milletten saklıyor. Bunu bir söylemek istiyorum.  Şimdi, sayın milletvekilleri, yükseköğretimi konuşuyoruz. Yükseköğretimin sorunları, sancıları  saatlerce konuşsak bitmez ama çok somut bakın ben size bir şey söyleyeyim: Önümüzdeki hafta da  altı üniversite daha bu Meclisten geçecek, açılacak. Hakkâri Üniversitesine Harvard'dan hoca geldi.  Adam bir iyi niyetle, bir hümanist anlayışla, vatansever yaklaşımla geldi ve 55 öğretim üyesi için ilan  verdi. 2 kişi ancak gitmiş. Sayın milletvekilleri, 2 kişi... Biz burada, yerden mantar biter gibi buradan  üniversite açmakla bir şeyi çözmüyoruz, yükseköğretimin sorununu çözmüyoruz. Yükseköğretimde  istatistiksel olarak okullaşma oranını artırmaya da bir faydası olmuyor bu işin. Bu işin bir tek şeye  belki faydası olur: İşsiz çağ nüfusu üniversiteye saklarsınız, işsizlik oranını düşük gösterirsiniz.
Sayfa 24 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  (x) 486 S. Sayılı Basmayazı 24/3/2010 tarihli 77"nci Birleşim tutanağına eklidir.  - 4 1 9 - 4 - Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet? Yerinde.  Geçen birleşimde tasarının 5'inci maddesi üzerinde gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştı.  Şimdi söz sırası şahsı adına Sinop Milletvekili Engin Altay'a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Altay.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın milletvekilleri, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Geçen haftadan beri Türk-Alman Üniversitesinin kuruluş kanununu görüşüyoruz. Geçen hafta,  malum, Almanya Başbakanı Türkiye'deyken Sayın Başbakan bu Meclisten bu kanunu geçirip ona bir  hediye takdim edecekti ama burada çoğunluk sağlayamadığınız için Meclisi kapatmak durumunda  kaldınız. Başbakan hediyesini veremedi.  AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Postayla yollar!  ENGİN ALTAY (Devamla) - Evet, postayla yollar!  Şimdi, tabii, benim asıl burada merak ettiğim şudur: Bu kanunla ilgili müteaddit defalar çeşitli  milletvekili arkadaşlarım "Bunun muadili, karşılığı olması lazım, Almanya'da da bir Türk-Alman  Üniversitesinin olması lazım." diye söylüyoruz ama benim dikkatimi çeken: Sayın Başbakan bütün  geçen haftayı, Almanya Başbakanının bütün ziyaretini hem kendi programıyla hem medyayla  Almanya'daki Türk lisesine ayırdı. Varsa yoksa Türk lisesi, varsa yoksa Türk lisesi.  Şimdi, bunu, geçen ben bu kanunun tümü üzerinde konuşurken Başbakanın bu konuyla ilgili  çekincelerini de söyledim ama bir şeyi anlamak mümkün değil: Almanya Başbakanı buraya gelmiş,  "imtiyazlı ortaklık" diyor, vize konusunda katı tutumundan vazgeçmiyor, Almanya'daki 3 milyon  Türk'ün sorunlarıyla ilgili dişe dokunur bir şey söylemiyor ve en önemlisi tabii burada imtiyazlı  ortaklıkla ilgili ketum, katı tutumunu sürdürüyor, Başbakan sanki hiç bu konular Türkiye'de  MerkePle konuşulmuyor, varsa yoksa efendim bu Türk lisesi.  Şimdi, sayın milletvekilleri, akla tabii şu geliyor: Niye Türk lisesi diye diretiyor Başbakan, "Türk- Alman Üniversitesi ya da Alman-Türk Üniversitesi orada niye kurmuyorsunuz?" demiyor da?  Başbakanın hâlâ kafasının çok değişmediğini buradan da anlıyoruz. Orta Asya'da, Afrika'da, dünyanın  çeşitli ülkelerindeki o malum liselerin Almanya'da olamayışı belli ki Sayın Başbakanı çok rahatsız  ediyor. Şimdi bu Türk lisesiyle hem içindeki asıl derdi ortaya döküyor hem de Almanya Başbakanının  Türkiye ziyaretinin ana gündemini saptırarak bu Türkiye-Almanya arasındaki ilişkilerde büyük bir  hezimete uğradığımızı, gol yediğimizi de milletten saklıyor. Bunu bir söylemek istiyorum.  Şimdi, sayın milletvekilleri, yükseköğretimi konuşuyoruz. Yükseköğretimin sorunları, sancıları  saatlerce konuşsak bitmez ama çok somut bakın ben size bir şey söyleyeyim: Önümüzdeki hafta da  altı üniversite daha bu Meclisten geçecek, açılacak. Hakkâri Üniversitesine Harvard'dan hoca geldi.  Adam bir iyi niyetle, bir hümanist anlayışla, vatansever yaklaşımla geldi ve 55 öğretim üyesi için ilan  verdi. 2 kişi ancak gitmiş. Sayın milletvekilleri, 2 kişi... Biz burada, yerden mantar biter gibi buradan  üniversite açmakla bir şeyi çözmüyoruz, yükseköğretimin sorununu çözmüyoruz. Yükseköğretimde  istatistiksel olarak okullaşma oranını artırmaya da bir faydası olmuyor bu işin. Bu işin bir tek şeye  belki faydası olur: İşsiz çağ nüfusu üniversiteye saklarsınız, işsizlik oranını düşük gösterirsiniz.  TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 2  - 4 2 0 - Bakın, bir soru önergemize Millî Eğitim Bakanlığının verdiği cevaptan bir şeyi ben size söyleyeyim  vakıf üniversiteleriyle ilgili: 2009 yılında vakıf üniversitelerinde ne kadar boş kontenjan kalmış  biliyor musunuz sayın milletvekilleri? 35.177. Ya zaten bu vakıf üniversitelerinin hepsinde toplam  125 bin, bir rakama göre, bir rakama göre 166 bin öğrenci var, hepsi. 45 tane vakıf üniversitesi, 35 bin  boş kontenjan var -sadece vakfı söylüyorum- devletle beraber bu 103 bin yapıyor. Şimdi önümüzdeki  hafta biz altı tane daha vakıf üniversitesi açacağız. Yani buna tam olarak "Ayranı yok içmeye, atla  gidiyor çeşmeye." derler, başka hiçbir şey demezler. Böyle bir şey olmaz sayın milletvekilleri. Bu  YÖK ne işe yarar, ben bunu anlamıyorum. Benim bildiğim yani YÖK dediğin şey bir planlama yapar  her şeyden önce. Hiçbir planlaması, YÖK'ün yükseköğretimle ilgili bir penceresi, bir bakışı olduğuna  ben inanmıyorum. YÖK'le ilgili bir şey söyleyeyim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Biraz sonra bir önerge var, ondan da konuşacağım.  Şimdi, padişah birini çok sevmiş, "Buna bir iş verin." demiş. Bu adama verecek iş bulamamışlar.  Padişaha sormuşlar, demişler ki: "Efendim, bunun tahsili yok, ufku yok, işte susu yok busu yok.  Buna bir iş bulamıyoruz, hiçbir baş yapamıyoruz bunu." Padişah demiş ki: "Bunu ibrikçibaşı yapın."  Adamı ibrikçibaşı yapmışlar, göndermişler camiye. Millet geliyor, abdestini alıyor falan, adam bir şey  yapmıyor orada. Sonra demiş ki: "Hop, hemşerim, bir dakika, o ibriği bırak." "Niye?" "Şu ibriği  kullan." "Niye?" "Ben burada eşekbaşı değilim ibrikçibaşıyım." demiş.  Şimdi, teşbihte hata olmaz. YÖK, bu ülkede yükseköğretimle ilgili bir paragraf, gelsin, şu  Meclisin önüne bir şey koysun. Bu YÖK'ün ne işe yaradığını ben anlamadım. Allah aşkına, şu  rakamlar ortadayken böyle plansız, altyapısız, piyasa bağlantısından yoksun, hiçbir şekilde işlevi  olmayan üniversite açmak mıdır YÖK'ün görevi?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bağlayınız.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Bunlara vize vermek midir? Birkaç tanesinin arsası yok, ben  biliyorum, arsası yok. Bize diyorlar ki: "Efendim, yirmi tane kriter var. YÖK bu kriterlere göre  üniversite açılmasına vize veriyor." Yani üniversite açılacaksa başta ismi onların hoşuna giden bir isim  olursa hiç mesele yok. Ben geçen de burada söyledim, yine söylüyorum sayın milletvekilleri: Burada  yasama organı olarak ciddi işler yapıyoruz. Yaptığımız iş ciddidir, oyun oynamıyoruz burada. Şimdi,  kanun yapıyoruz. Yaptığımız kanunlardaki sakatlıkları söylemek istemiyorum ama bir şeyi tabii ki  bilmek zorundayız -hep söylersiniz, hep söyleriz, hep inanırız, israf haramdır- bu YÖK Türkiye'de  israfın odağı olmuştur, bununla da kalmamıştır, partinizin strateji geliştirme merkezi olmuştur.  Tekrar devam edeceğim. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Altay, teşekkür ediyoruz efendim.  Şahsı adına Bitlis Milletvekili Cemal Taşar.  Buyurunuz Sayın Taşar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CEMAL TAŞAR (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yükseköğretim  Kurumlan Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasansı'nın 5'inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım.  Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayfa 25 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 2  - 4 2 0 - Bakın, bir soru önergemize Millî Eğitim Bakanlığının verdiği cevaptan bir şeyi ben size söyleyeyim  vakıf üniversiteleriyle ilgili: 2009 yılında vakıf üniversitelerinde ne kadar boş kontenjan kalmış  biliyor musunuz sayın milletvekilleri? 35.177. Ya zaten bu vakıf üniversitelerinin hepsinde toplam  125 bin, bir rakama göre, bir rakama göre 166 bin öğrenci var, hepsi. 45 tane vakıf üniversitesi, 35 bin  boş kontenjan var -sadece vakfı söylüyorum- devletle beraber bu 103 bin yapıyor. Şimdi önümüzdeki  hafta biz altı tane daha vakıf üniversitesi açacağız. Yani buna tam olarak "Ayranı yok içmeye, atla  gidiyor çeşmeye." derler, başka hiçbir şey demezler. Böyle bir şey olmaz sayın milletvekilleri. Bu  YÖK ne işe yarar, ben bunu anlamıyorum. Benim bildiğim yani YÖK dediğin şey bir planlama yapar  her şeyden önce. Hiçbir planlaması, YÖK'ün yükseköğretimle ilgili bir penceresi, bir bakışı olduğuna  ben inanmıyorum. YÖK'le ilgili bir şey söyleyeyim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Biraz sonra bir önerge var, ondan da konuşacağım.  Şimdi, padişah birini çok sevmiş, "Buna bir iş verin." demiş. Bu adama verecek iş bulamamışlar.  Padişaha sormuşlar, demişler ki: "Efendim, bunun tahsili yok, ufku yok, işte susu yok busu yok.  Buna bir iş bulamıyoruz, hiçbir baş yapamıyoruz bunu." Padişah demiş ki: "Bunu ibrikçibaşı yapın."  Adamı ibrikçibaşı yapmışlar, göndermişler camiye. Millet geliyor, abdestini alıyor falan, adam bir şey  yapmıyor orada. Sonra demiş ki: "Hop, hemşerim, bir dakika, o ibriği bırak." "Niye?" "Şu ibriği  kullan." "Niye?" "Ben burada eşekbaşı değilim ibrikçibaşıyım." demiş.  Şimdi, teşbihte hata olmaz. YÖK, bu ülkede yükseköğretimle ilgili bir paragraf, gelsin, şu  Meclisin önüne bir şey koysun. Bu YÖK'ün ne işe yaradığını ben anlamadım. Allah aşkına, şu  rakamlar ortadayken böyle plansız, altyapısız, piyasa bağlantısından yoksun, hiçbir şekilde işlevi  olmayan üniversite açmak mıdır YÖK'ün görevi?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bağlayınız.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Bunlara vize vermek midir? Birkaç tanesinin arsası yok, ben  biliyorum, arsası yok. Bize diyorlar ki: "Efendim, yirmi tane kriter var. YÖK bu kriterlere göre  üniversite açılmasına vize veriyor." Yani üniversite açılacaksa başta ismi onların hoşuna giden bir isim  olursa hiç mesele yok. Ben geçen de burada söyledim, yine söylüyorum sayın milletvekilleri: Burada  yasama organı olarak ciddi işler yapıyoruz. Yaptığımız iş ciddidir, oyun oynamıyoruz burada. Şimdi,  kanun yapıyoruz. Yaptığımız kanunlardaki sakatlıkları söylemek istemiyorum ama bir şeyi tabii ki  bilmek zorundayız -hep söylersiniz, hep söyleriz, hep inanırız, israf haramdır- bu YÖK Türkiye'de  israfın odağı olmuştur, bununla da kalmamıştır, partinizin strateji geliştirme merkezi olmuştur.  Tekrar devam edeceğim. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Altay, teşekkür ediyoruz efendim.  Şahsı adına Bitlis Milletvekili Cemal Taşar.  Buyurunuz Sayın Taşar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CEMAL TAŞAR (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yükseköğretim  Kurumlan Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasansı'nın 5'inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım.  Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 4 2 1 - Değerli arkadaşlar, milletler ve medeniyetler arası yansın tüm hızıyla devam ettiği günümüzde,  bilime, bilimin güvenilir rehberliğine her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır. Bir toplumun başı  dik ve refah içinde yaşayabilmesi, bilim ve teknolojideki gücüne bağlıdır. Bilim ve teknolojideki  güç, tüm dünyada üniversitelerin öncülüğünde meydana gelmektedir. Gelişmiş ülkelerde üniversiteler,  özerkliğe ve akademik özgürlüğe sahip, bilgi ve hizmet üreten fabrikalar olarak tanımlanmaktadır.  Bizim de üniversitelerimiz artık sadece bilgi tüketen kurumlar değil, bilgi üreten yerler hâline yavaş  yavaş gelmektedir.  Değerli arkadaşlar, bilime önem veren ülkeler bugün dünyaya hükmetmektedirler. AK PARTİ  olarak bunun farkında ve bilincindeyiz. Bu nedenle eğitimi önceliklerimizin birinci sırasına aldık,  bugüne kadar İktidarımız döneminde de bütçede en büyük payı her yıl eğitime ayırdık.  Değerli milletvekilleri, tüm dünyada yükseköğretimde okullaşma oranı artmaktadır. Gelişmiş  ülkelerdeki yükseköğretim çağı nüfusunun okullaşma oranlannın ülkemiz oranlarının önünde olduğu  malumdur. Örnek verecek olursak Belçika'da yüzde 56, Fransa'da yüzde 51, ABD'de yüzde 81,  Kanada'da yüzde 88'dir. Bizde açık öğretimle birlikte bu oran yüzde 38'dir. Bunun farkında olan  Hükümetimiz bu alanda ciddi bir çalışma içerisindedir.  AK PARTİ İktidanndan önce Türkiye'de 53'ü devlet, 23'ü vakıf olmak üzere toplam 76  üniversite mevcuttu. İktidara gelirken her ile bir üniversite sözü vermiştik. 2002'den bugüne 41'i  devlet, 22'si vakıf olmak üzere toplam 63 üniversite kurmayı İktidarımız başarmıştır.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Tabela kurdunuz, tabela astınız. Nerede üniversite?  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Bu rakam hedeflerin üzerinde bir sayıdır. Bu bir rekordur. AK  PARTİ olarak halkımıza verdiğimiz sözü tuttuk. Her alanda olduğu gibi bu alanda da yüzümüz aktır,  milletimiz yapılanları takdir etmektedir hamdolsun. AK iktidarlar döneminde kurulan üniversitelerle  birlikte bugün 94'ü devlet, 45 'i vakıf olmak üzere toplam 139 üniversite sayısına ulaşmış bulunmaktayız.  Bu rakamların kesinlikle yeterli olmadığını açık yüreklilikle söyleyebilirim. Gelişmiş ülkelerdeki  yükseköğretim standartlarına ulaşmak için var gücümüzle çalışmaya devam etmekteyiz. Türk-Alman  Üniversitesinin kurulmasıyla bu alandaki hedeflere bir adım daha yaklaşmış bulunmaktayız. Bugün  kurmayı düşündüğümüz bu üniversite, Almanya'yla tarihten gelen kültürel ilişkileri güçlendirecek  ve karşılıklı anlayış geliştirerek iki ülke arasındaki ikili ilişkileri daha da geliştirecek ve  pekiştirecektir. Bu üniversite Türk yükseköğretim mevzuatına tabi olacaktır. Almanya tedrisatlı  programlar sunulacak olup üniversitede lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde Türk yükseköğretim  diplomasıyla birlikte veya tamamlayıcı nitelikte Alman üniversite diploması verilecektir.  Değerli arkadaşlar, eğitimde yapmış olduğumuz devrim niteliğindeki ulusal ve uluslararası  çalışmalar artarak devam edecektir. Böylesine güzel ve hayırlı bir kurumun açılmasında art niyet  aramak doğru değildir.  Ben bu vesileyle, yeni kurulacak Türk-Alman Üniversitesinin ülkemize ve milletimize hayırlı  olmasını temenni ediyorum.  Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Taşar.  Soru-cevap bölümüne geçiyoruz.  Sayın Akkuş ve Sayın Asil dün sisteme girmişler, Sayın Asil girmiş ama Sayın Akkuş'tan rica  edeyim.
Sayfa 26 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 4 2 1 - Değerli arkadaşlar, milletler ve medeniyetler arası yansın tüm hızıyla devam ettiği günümüzde,  bilime, bilimin güvenilir rehberliğine her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır. Bir toplumun başı  dik ve refah içinde yaşayabilmesi, bilim ve teknolojideki gücüne bağlıdır. Bilim ve teknolojideki  güç, tüm dünyada üniversitelerin öncülüğünde meydana gelmektedir. Gelişmiş ülkelerde üniversiteler,  özerkliğe ve akademik özgürlüğe sahip, bilgi ve hizmet üreten fabrikalar olarak tanımlanmaktadır.  Bizim de üniversitelerimiz artık sadece bilgi tüketen kurumlar değil, bilgi üreten yerler hâline yavaş  yavaş gelmektedir.  Değerli arkadaşlar, bilime önem veren ülkeler bugün dünyaya hükmetmektedirler. AK PARTİ  olarak bunun farkında ve bilincindeyiz. Bu nedenle eğitimi önceliklerimizin birinci sırasına aldık,  bugüne kadar İktidarımız döneminde de bütçede en büyük payı her yıl eğitime ayırdık.  Değerli milletvekilleri, tüm dünyada yükseköğretimde okullaşma oranı artmaktadır. Gelişmiş  ülkelerdeki yükseköğretim çağı nüfusunun okullaşma oranlannın ülkemiz oranlarının önünde olduğu  malumdur. Örnek verecek olursak Belçika'da yüzde 56, Fransa'da yüzde 51, ABD'de yüzde 81,  Kanada'da yüzde 88'dir. Bizde açık öğretimle birlikte bu oran yüzde 38'dir. Bunun farkında olan  Hükümetimiz bu alanda ciddi bir çalışma içerisindedir.  AK PARTİ İktidanndan önce Türkiye'de 53'ü devlet, 23'ü vakıf olmak üzere toplam 76  üniversite mevcuttu. İktidara gelirken her ile bir üniversite sözü vermiştik. 2002'den bugüne 41'i  devlet, 22'si vakıf olmak üzere toplam 63 üniversite kurmayı İktidarımız başarmıştır.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Tabela kurdunuz, tabela astınız. Nerede üniversite?  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Bu rakam hedeflerin üzerinde bir sayıdır. Bu bir rekordur. AK  PARTİ olarak halkımıza verdiğimiz sözü tuttuk. Her alanda olduğu gibi bu alanda da yüzümüz aktır,  milletimiz yapılanları takdir etmektedir hamdolsun. AK iktidarlar döneminde kurulan üniversitelerle  birlikte bugün 94'ü devlet, 45 'i vakıf olmak üzere toplam 139 üniversite sayısına ulaşmış bulunmaktayız.  Bu rakamların kesinlikle yeterli olmadığını açık yüreklilikle söyleyebilirim. Gelişmiş ülkelerdeki  yükseköğretim standartlarına ulaşmak için var gücümüzle çalışmaya devam etmekteyiz. Türk-Alman  Üniversitesinin kurulmasıyla bu alandaki hedeflere bir adım daha yaklaşmış bulunmaktayız. Bugün  kurmayı düşündüğümüz bu üniversite, Almanya'yla tarihten gelen kültürel ilişkileri güçlendirecek  ve karşılıklı anlayış geliştirerek iki ülke arasındaki ikili ilişkileri daha da geliştirecek ve  pekiştirecektir. Bu üniversite Türk yükseköğretim mevzuatına tabi olacaktır. Almanya tedrisatlı  programlar sunulacak olup üniversitede lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde Türk yükseköğretim  diplomasıyla birlikte veya tamamlayıcı nitelikte Alman üniversite diploması verilecektir.  Değerli arkadaşlar, eğitimde yapmış olduğumuz devrim niteliğindeki ulusal ve uluslararası  çalışmalar artarak devam edecektir. Böylesine güzel ve hayırlı bir kurumun açılmasında art niyet  aramak doğru değildir.  Ben bu vesileyle, yeni kurulacak Türk-Alman Üniversitesinin ülkemize ve milletimize hayırlı  olmasını temenni ediyorum.  Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Taşar.  Soru-cevap bölümüne geçiyoruz.  Sayın Akkuş ve Sayın Asil dün sisteme girmişler, Sayın Asil girmiş ama Sayın Akkuş'tan rica  edeyim.  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Sayın Taner'e, Sayın Asil 'e, eğer sisteme girerse Sayın Akkuş'a, sırasıyla söz vereceğim.  Buyurunuz Sayın Taner.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakanım, taşımalı eğitim faaliyetini gerçekleştiren şoför  esnafımız zamanında tahakkuk eden ücretlerini alamadıklarından yakınmaktalar. Bu, Bakanlığınızdan  mı, Maliye Bakanlığından mı yoksa il millî eğitim müdürlüklerinden mi kaynaklanmaktadır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Taner.  Sayın Asil...  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, on beş-yirmi dört yaş arası 12,8 milyon genç insandan yüzde 30'u okula gidi­ yor, yüzde 30'u çalışıyor; yüzde 40'ı, yani bir başka deyişle 5,1 milyon genç atıl durumda, ne çalı­ şıyor ne de okula gidiyor.  Yirmi beş-kırk dört yaş grubu çalışma çağındaki 24,2 milyon nüfusun yüzde 6,5'i okuma yazma  bilmiyor, yüzde 2,6'sı da okulu bitirmemiş.  2010 yılına geldiğimizde, bu konuda Bakanlığınızın bu tablolar karşısında hangi çalışmaları  vardır? Bu konuda bilgi verirseniz teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Asil.  Sayın Akkuş...  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, Sayın Bakanım; birçok üniversitemiz maalesef ya­ bancı dille eğitim yapıyor. Ancak bu yabancı dil genellikle İngilizce. Türk-Alman Üniversitesinde ise  Almanca eğitim dili olacak.  Bu üniversitenin açılıyor olması yabancı dilde eğitim yapan üniversitelerimizin İngilizce yerine  Almancayı tercih etmemesinin bir sonucu mudur? Bu üniversitenin kurulması fikri kim tarafından or­ taya atılmıştır? Ülkeler bazında soruyorum tabii.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Akkuş.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Taşımalı eğitimin, taşıma işiyle meşgul esnafın ücretlerini zamanında alamamasına yönelik şi­ kâyetlerin bazı illerde bazı sorunlardan kaynaklandığı söyleyebilirim. Genel olarak Türkiye genelinde  taşıma ücretlerine ilişkin ödenekler bize Maliye Bakanlığı tarafından zamanında aktarılıyor, bizim ta­ rafımızdan da ödenmek üzere illere vaktinde aktarılıyor ama bazen taşıma ücretlerine ilişkin yaşa­ nan sorunlar bazı illere özgü olarak gerçekleşiyor. Gecikmeli de olsa mutlaka ve mutlaka şoförlerimizin  ve bu işi yapanların ücretlerinin zamanında ödendiğini söylemek isterim.  Sayın Asil'in on beş-yirmi dört yaş arası gençlerin eğitimde kalmaları ve iş gücüne katılımla­ rına ilişkin sorunlardan söz eden genel bir değerlendirmesi söz konusu. Ülkemizde gerçekten çok  uzun yıllar boyunca birikmiş eğitim sorunları var. Bir kere bunları göz ardı edemeyiz. Göreve gel­ diğimiz dönemde Türkiye'de eğitimde feda edilecek tek bir ferdimizin bile olmadığı düşüncesinden  hareketle, başta dezavantajlı gruplar olmak üzere kırsal kesimde ve eğitime erişimde problemi olan,  aynı zamanda, bir şekilde ayrımcılığa uğrayan kız çocuklarımız, engellilerimiz gibi eğitim ve öğre­ tim çağında ve bir meslek sahibi olmaları konusunda son derece önemli çalışmalarımız oldu. Sizlerle  birlikte kamuoyu da bunlardan haberdar. Özellikle şartlı nakit transferiyle, eğitime erişiminde güç­ lük çekilen ve dezavantajlı olduğunu düşündüğümüz çocuklarımızın, gençlerimizin eğitime kaza­ nından için çok büyük çalışmalar yapıldı.  - 4 2 2 -
Sayfa 27 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Sayın Taner'e, Sayın Asil 'e, eğer sisteme girerse Sayın Akkuş'a, sırasıyla söz vereceğim.  Buyurunuz Sayın Taner.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakanım, taşımalı eğitim faaliyetini gerçekleştiren şoför  esnafımız zamanında tahakkuk eden ücretlerini alamadıklarından yakınmaktalar. Bu, Bakanlığınızdan  mı, Maliye Bakanlığından mı yoksa il millî eğitim müdürlüklerinden mi kaynaklanmaktadır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Taner.  Sayın Asil...  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, on beş-yirmi dört yaş arası 12,8 milyon genç insandan yüzde 30'u okula gidi­ yor, yüzde 30'u çalışıyor; yüzde 40'ı, yani bir başka deyişle 5,1 milyon genç atıl durumda, ne çalı­ şıyor ne de okula gidiyor.  Yirmi beş-kırk dört yaş grubu çalışma çağındaki 24,2 milyon nüfusun yüzde 6,5'i okuma yazma  bilmiyor, yüzde 2,6'sı da okulu bitirmemiş.  2010 yılına geldiğimizde, bu konuda Bakanlığınızın bu tablolar karşısında hangi çalışmaları  vardır? Bu konuda bilgi verirseniz teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Asil.  Sayın Akkuş...  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, Sayın Bakanım; birçok üniversitemiz maalesef ya­ bancı dille eğitim yapıyor. Ancak bu yabancı dil genellikle İngilizce. Türk-Alman Üniversitesinde ise  Almanca eğitim dili olacak.  Bu üniversitenin açılıyor olması yabancı dilde eğitim yapan üniversitelerimizin İngilizce yerine  Almancayı tercih etmemesinin bir sonucu mudur? Bu üniversitenin kurulması fikri kim tarafından or­ taya atılmıştır? Ülkeler bazında soruyorum tabii.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Akkuş.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Taşımalı eğitimin, taşıma işiyle meşgul esnafın ücretlerini zamanında alamamasına yönelik şi­ kâyetlerin bazı illerde bazı sorunlardan kaynaklandığı söyleyebilirim. Genel olarak Türkiye genelinde  taşıma ücretlerine ilişkin ödenekler bize Maliye Bakanlığı tarafından zamanında aktarılıyor, bizim ta­ rafımızdan da ödenmek üzere illere vaktinde aktarılıyor ama bazen taşıma ücretlerine ilişkin yaşa­ nan sorunlar bazı illere özgü olarak gerçekleşiyor. Gecikmeli de olsa mutlaka ve mutlaka şoförlerimizin  ve bu işi yapanların ücretlerinin zamanında ödendiğini söylemek isterim.  Sayın Asil'in on beş-yirmi dört yaş arası gençlerin eğitimde kalmaları ve iş gücüne katılımla­ rına ilişkin sorunlardan söz eden genel bir değerlendirmesi söz konusu. Ülkemizde gerçekten çok  uzun yıllar boyunca birikmiş eğitim sorunları var. Bir kere bunları göz ardı edemeyiz. Göreve gel­ diğimiz dönemde Türkiye'de eğitimde feda edilecek tek bir ferdimizin bile olmadığı düşüncesinden  hareketle, başta dezavantajlı gruplar olmak üzere kırsal kesimde ve eğitime erişimde problemi olan,  aynı zamanda, bir şekilde ayrımcılığa uğrayan kız çocuklarımız, engellilerimiz gibi eğitim ve öğre­ tim çağında ve bir meslek sahibi olmaları konusunda son derece önemli çalışmalarımız oldu. Sizlerle  birlikte kamuoyu da bunlardan haberdar. Özellikle şartlı nakit transferiyle, eğitime erişiminde güç­ lük çekilen ve dezavantajlı olduğunu düşündüğümüz çocuklarımızın, gençlerimizin eğitime kaza­ nından için çok büyük çalışmalar yapıldı.  - 4 2 2 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Bunlardan kısaca bahsedeceğim ama asıl geldiğimiz noktayı özetlemek istersek: Evet, bugün  artık, çağ nüfusu içerisinde okullaşma oranı yüzde 98'in üzerine çıktı Türkiye'de. Bu gerçekten  övünülecek bir rakam ki bu rakamlar yüzde 85'lerle 90 aralığında ilerliyordu. Kısa bir zamanda, yedi  yıl gibi kısa bir zamanda eğitimde elde edilen sonuçlar ve başarılar gerçekten sadece Türkiye'de değil,  dışarıda da ve birtakım uluslararası kuruluşlarda da karşılaştığımız ve övgüyle söz edilen alanlar.  Türkiye'de yaklaşık 5 milyon civarında, ifade ettiğiniz gibi, okuma yazma bilmeyen insan vardı  ve biz yetişkin insanların da eğitime kazandırılması ve bir meslek sahibi olmalarını öngören  çalışmaları başlattık. Özellikle kız çocuklarının okullaşmasını -okumaz yazmaz nüfusun içerisinde  kadın nüfusunun oranı yüzde 80'e yakın, sizlerin de bildiği gibi- önemli bir hedef olarak aldık ve 2003  yılından bu yana-başlattığımız "Haydi Kızlar Okula!" kampanyasıyla ve yetişkin kadınların eğitime  erişimlerini sağlamak amacıyla başlatılan "Ana Kız Okuldayız." kampanyalarıyla Türkiye'de özellikle  eğitimin ortalamalarının negatife ve olumsuza dönmesine yol açan bu oranların, çok hızlı bir şekilde  ve olumluya dönüştüğünü söylemek isterim. Gerçekten bu kampanyalarla eğitimin dışında, öğretimin  dışında kalmış çağ nüfusu içerisindekiler, eğitim çağı dışında kalmış insanların eğitimiyle ilgili  -okuma yazma kursları da dâhil olmak üzere- çok büyük bir başarı elde edildiğini söyleyebilirim  ama -sizlerin de bildiği gibi- Türkiye'de eğitim alanında son derece birikmiş ve zamana yayılarak  çözülebilecek problemlerden birisi. Özellikle belli bir yaş üstü, elli yaş üstü yetişkin insanların eğitim  ve öğretim sistemine kazandırılmaları bir hayli güç. Ama inanıyorum ki bugün başlatılan bu projeler  sayesinde ve geldiğimiz nokta itibarıyla, çağ nüfusunun okullaşmasının yüzde 98'e yaklaştığını  düşünürsek önümüzdeki dönemde bu ve benzeri sorunlarının minimuma ineceğini söyleyebilirim.  Diğer taraftan, öğrencilerin temel eğitimlerini almalarının yanı sıra gençlerimizin ortaöğretim  kurumlarına devam etmesi, herhangi bir mesleki beceriyle donanmış olarak yetişmesi ve eğitimde daha  fazla kalmaları ve yükseköğrenime kadar taşınmaları da tabii ki eğitimin niteliğinin ve kalitesinin yükselmesi  açısından son derece önemli. Bunları yaparken ve planlarken de elbette, hem ülkemizin ihtiyaçları hem  dünyada iş gücüne katılım dâhil olmak üzere, yeni gelişen meslekler de dâhil olmak üzere, hem mesleki  ortaöğretimde hem de yükseköğrenimde bu planlamalar doğrultusunda hareket ettiğimizi söyleyebilirim.  Dolayısıyla bu alanda yapılan olumlu değişikliklerin de ve eğitim alanında yapılan bu yapısal dönüşümün  de en azından kısa vadede sonuçlarının alınması değil, uzun vadede sonuçlarının alınması mümkün.  Hepinizin de bildiği gibi, eğitim alanında yapılan yatırımlar uzun vadede sonuç veren yatırımlardır.  Sayın Akkuş'un bir sorusu oldu: "Almanca eğitim dili olacak. Acaba bu, liselerde, ortaöğretim  kurumlarında İngilizcenin eğitim dili olarak çok fazla seçiliyor olmasının, Almanca dilinin biraz  geride bırakılmış olmasının bir teşviki, desteği olabilir mi?" dedi. Artık, İngilizce dil olarak, yabancı  dil olarak evrensel normlarda kabul edilmiş bir dil. Dolayısıyla, Türkiye'de ortaöğretim kurumundaki  gençlerimizin de -haklı olarak kendilerini- küresel dünyada rekabet gücü yüksek olan bir yabancı  dili seçmeleri son derece normal. Bu seçimin, bu üniversitenin diliyle herhangi bir bağlantısı yok.  Elbette ki bu üniversite her şeyden önce Türk-Alman Üniversitesi olarak kuruluyor ve dil olarak  sadece Almanca değil, Türkçe ve Almanca eğitim verecek yani her iki dil aynı anda eğitim verecek,  kısmen de İngilizce eğitim verilecek, özellikle master ve doktora programlarında, yüksek lisans ve  doktora programlarında da dil olarak yine İngilizce tercih edilecek.  Sanıyorum soruları cevaplandırdım.  Sayın Başkan, teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.  Madde üzerinde üç önerge vardır.  Önergeleri önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık sıralarına göre de işleme  alacağım.  - 4 2 3 -
Sayfa 28 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Bunlardan kısaca bahsedeceğim ama asıl geldiğimiz noktayı özetlemek istersek: Evet, bugün  artık, çağ nüfusu içerisinde okullaşma oranı yüzde 98'in üzerine çıktı Türkiye'de. Bu gerçekten  övünülecek bir rakam ki bu rakamlar yüzde 85'lerle 90 aralığında ilerliyordu. Kısa bir zamanda, yedi  yıl gibi kısa bir zamanda eğitimde elde edilen sonuçlar ve başarılar gerçekten sadece Türkiye'de değil,  dışarıda da ve birtakım uluslararası kuruluşlarda da karşılaştığımız ve övgüyle söz edilen alanlar.  Türkiye'de yaklaşık 5 milyon civarında, ifade ettiğiniz gibi, okuma yazma bilmeyen insan vardı  ve biz yetişkin insanların da eğitime kazandırılması ve bir meslek sahibi olmalarını öngören  çalışmaları başlattık. Özellikle kız çocuklarının okullaşmasını -okumaz yazmaz nüfusun içerisinde  kadın nüfusunun oranı yüzde 80'e yakın, sizlerin de bildiği gibi- önemli bir hedef olarak aldık ve 2003  yılından bu yana-başlattığımız "Haydi Kızlar Okula!" kampanyasıyla ve yetişkin kadınların eğitime  erişimlerini sağlamak amacıyla başlatılan "Ana Kız Okuldayız." kampanyalarıyla Türkiye'de özellikle  eğitimin ortalamalarının negatife ve olumsuza dönmesine yol açan bu oranların, çok hızlı bir şekilde  ve olumluya dönüştüğünü söylemek isterim. Gerçekten bu kampanyalarla eğitimin dışında, öğretimin  dışında kalmış çağ nüfusu içerisindekiler, eğitim çağı dışında kalmış insanların eğitimiyle ilgili  -okuma yazma kursları da dâhil olmak üzere- çok büyük bir başarı elde edildiğini söyleyebilirim  ama -sizlerin de bildiği gibi- Türkiye'de eğitim alanında son derece birikmiş ve zamana yayılarak  çözülebilecek problemlerden birisi. Özellikle belli bir yaş üstü, elli yaş üstü yetişkin insanların eğitim  ve öğretim sistemine kazandırılmaları bir hayli güç. Ama inanıyorum ki bugün başlatılan bu projeler  sayesinde ve geldiğimiz nokta itibarıyla, çağ nüfusunun okullaşmasının yüzde 98'e yaklaştığını  düşünürsek önümüzdeki dönemde bu ve benzeri sorunlarının minimuma ineceğini söyleyebilirim.  Diğer taraftan, öğrencilerin temel eğitimlerini almalarının yanı sıra gençlerimizin ortaöğretim  kurumlarına devam etmesi, herhangi bir mesleki beceriyle donanmış olarak yetişmesi ve eğitimde daha  fazla kalmaları ve yükseköğrenime kadar taşınmaları da tabii ki eğitimin niteliğinin ve kalitesinin yükselmesi  açısından son derece önemli. Bunları yaparken ve planlarken de elbette, hem ülkemizin ihtiyaçları hem  dünyada iş gücüne katılım dâhil olmak üzere, yeni gelişen meslekler de dâhil olmak üzere, hem mesleki  ortaöğretimde hem de yükseköğrenimde bu planlamalar doğrultusunda hareket ettiğimizi söyleyebilirim.  Dolayısıyla bu alanda yapılan olumlu değişikliklerin de ve eğitim alanında yapılan bu yapısal dönüşümün  de en azından kısa vadede sonuçlarının alınması değil, uzun vadede sonuçlarının alınması mümkün.  Hepinizin de bildiği gibi, eğitim alanında yapılan yatırımlar uzun vadede sonuç veren yatırımlardır.  Sayın Akkuş'un bir sorusu oldu: "Almanca eğitim dili olacak. Acaba bu, liselerde, ortaöğretim  kurumlarında İngilizcenin eğitim dili olarak çok fazla seçiliyor olmasının, Almanca dilinin biraz  geride bırakılmış olmasının bir teşviki, desteği olabilir mi?" dedi. Artık, İngilizce dil olarak, yabancı  dil olarak evrensel normlarda kabul edilmiş bir dil. Dolayısıyla, Türkiye'de ortaöğretim kurumundaki  gençlerimizin de -haklı olarak kendilerini- küresel dünyada rekabet gücü yüksek olan bir yabancı  dili seçmeleri son derece normal. Bu seçimin, bu üniversitenin diliyle herhangi bir bağlantısı yok.  Elbette ki bu üniversite her şeyden önce Türk-Alman Üniversitesi olarak kuruluyor ve dil olarak  sadece Almanca değil, Türkçe ve Almanca eğitim verecek yani her iki dil aynı anda eğitim verecek,  kısmen de İngilizce eğitim verilecek, özellikle master ve doktora programlarında, yüksek lisans ve  doktora programlarında da dil olarak yine İngilizce tercih edilecek.  Sanıyorum soruları cevaplandırdım.  Sayın Başkan, teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.  Madde üzerinde üç önerge vardır.  Önergeleri önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık sıralarına göre de işleme  alacağım.  - 4 2 3 - T B M M B :81 1 . 4 . 2010 0 : 2  - 4 2 4 - TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasa tasarısının 5. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini  arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Ali Rıza Öztürk Şevket Köse  Malatya Mersin Adıyaman  Hüseyin Unsal Orhan Ziya Diren Malik Ecder Özdemir  Amasya Tokat Sivas  Madde 5: Bu kanun yayımı tarihinden 1 ay sonra yürürlüğe girer.  T.B.M. Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasa tasarısının 5. maddesinde geçen yayımı tarihinin,  yayımını takip eden 6 ay sonra biçiminde değiştirilmesini arz ederim.  Kamer Genç  Tunceli  TBMM Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 5. maddesinin "Bu Kanun 31.12.2011 tarihinde yürürlüğe  girer" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil Şenol Bal Reşat Doğru  Eskişehir İzmir Tokat  Hüseyin Yıldız Ahmet Duran Bulut  Antalya Balıkesir  BAŞKAN - Komisyon son okuttuğum önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Beytullah Asil efendim.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Asil. (MHP sıralarından alkışlar)  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ülkemizde,  Alman Federal Cumhuriyeti ile yapılan bir anlaşma sonrasında bugün üzerinde görüştüğümüz Türk-Alman  Üniversitesinin kuruluşunun son yürürlük maddesine gelmiş bulunuyoruz. Yürürlük maddesinin ileri  bir tarihte yürürlüğe girmesindeki muradımız, önergemizin konusu olarak, karşılıklılık ilkesi  çerçevesinde gerek Genel Kurulda gerek komisyonlarda milletvekillerinin böyle bir temayülünün  oluştuğunu görüyoruz, şu ana kadar yapılan müzakereler sonucunda. Bu nedenle de bunun üzerinde  yeteri kadar durduk. Bir süre tanınması, Alman Hükümetiyle yapılacak görüşmelerin ve yapılacak  anlaşma çerçevesinde bir süre tanınması ve iki üniversite kuruluşunun birlikte yürürlüğe girmesini  amaçladığımızdan böyle bir önergeyle huzurlannızdayız. Bu önergemizin kabulünü arz ediyorum.
Sayfa 29 -
T B M M B :81 1 . 4 . 2010 0 : 2  - 4 2 4 - TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasa tasarısının 5. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini  arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Ali Rıza Öztürk Şevket Köse  Malatya Mersin Adıyaman  Hüseyin Unsal Orhan Ziya Diren Malik Ecder Özdemir  Amasya Tokat Sivas  Madde 5: Bu kanun yayımı tarihinden 1 ay sonra yürürlüğe girer.  T.B.M. Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasa tasarısının 5. maddesinde geçen yayımı tarihinin,  yayımını takip eden 6 ay sonra biçiminde değiştirilmesini arz ederim.  Kamer Genç  Tunceli  TBMM Başkanlığına  486 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 5. maddesinin "Bu Kanun 31.12.2011 tarihinde yürürlüğe  girer" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Beytullah Asil Şenol Bal Reşat Doğru  Eskişehir İzmir Tokat  Hüseyin Yıldız Ahmet Duran Bulut  Antalya Balıkesir  BAŞKAN - Komisyon son okuttuğum önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Beytullah Asil efendim.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Asil. (MHP sıralarından alkışlar)  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ülkemizde,  Alman Federal Cumhuriyeti ile yapılan bir anlaşma sonrasında bugün üzerinde görüştüğümüz Türk-Alman  Üniversitesinin kuruluşunun son yürürlük maddesine gelmiş bulunuyoruz. Yürürlük maddesinin ileri  bir tarihte yürürlüğe girmesindeki muradımız, önergemizin konusu olarak, karşılıklılık ilkesi  çerçevesinde gerek Genel Kurulda gerek komisyonlarda milletvekillerinin böyle bir temayülünün  oluştuğunu görüyoruz, şu ana kadar yapılan müzakereler sonucunda. Bu nedenle de bunun üzerinde  yeteri kadar durduk. Bir süre tanınması, Alman Hükümetiyle yapılacak görüşmelerin ve yapılacak  anlaşma çerçevesinde bir süre tanınması ve iki üniversite kuruluşunun birlikte yürürlüğe girmesini  amaçladığımızdan böyle bir önergeyle huzurlannızdayız. Bu önergemizin kabulünü arz ediyorum.  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Değerli arkadaşlarım, konumuz insan, öğrencilerimizin yetişmesi ve topluma birer yararlı fert  olarak bunları topluma kazandırabilmemiz. Bir baba, akşam eve gelirken oğluna, çocuğuna bir yap- boz getiriyor. Yapımı gayet zor, bir hafta, on günde yapabileceği zorlukta bir yapboz alıp geliyor.  Çocuk, bir saat sonra "Yaptım baba." diye babasına yapbozu alıp geliyor. Baba hayret içinde bu kadar  kısa sürede nasıl yaptığını soruyor. Çocuk "Ortasında bir adam vardı, onu düzelttim, ondan sonra  her şey düzeldi." Şimdi, biz iyi insanlar, düzgün insanlar yetiştirirsek sorunları çözmemiz de çok kolay  olur. Bu insanımız gerek yurt içinde olsun gerekse yurt dışında yaşıyor olsun, sonuçta bizim insanı­ mız. Biz, insanımızı düzgün yetiştirmek zorundayız.  Bu nedenle, meslek okulları ve mezunlarının devletten, iş dünyasından ve genelde toplumdan daha  fazla destek almaya ihtiyaçları var; ülke kaynaklarımız kıt. Bir taraftan mesleki ve teknik okullar, diğer  taraftan da sanayi ve hizmet dallarında faaliyet gösteren özel sektör kuruluşları arasında karşılıklı iliş­ kinin yeniden düzenlenmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Sanayi odaları ve organize sanayi bölgesi yöne­ timleri, meslek okullarının kalitesini geliştirme, eğitim malzemelerini, kullanılan araç ve gereçleri  yenileyip modernleştirme konusunda destek olabilirler ancak bu konuda yasal düzenlemelere ihtiyaç var.  Sayın Bakanım, bu yasal düzenlemelerin de mutlaka, bir an önce hayata geçirilmesi lazım.  Değerli arkadaşlarım, eğer okullardan mezun olanlar doğru düzgün okuyup yazamıyorlarsa ve  bugünün dünyasında hayati bir önem taşıyan bilgisayar okuryazarlığı, eleştirel düşünce ve etkin prob­ lem çözümü gibi bazı genel becerilerle donatılmış değillerse bütün çocukların eğitime erişebilmesini  garantilemek de maalesef, sonuç itibarıyla yeterli olamayabiliyor. Bugünün ekonomileri daha hizmete  yönelik, daha bilişim teknolojilerine dayalı ve bu nedenle daha çok bilgisayar becerisine sahip olmayı  gerektiriyor. Bilgisayar okuryazarı olmak artık çalışma hayatında başarının ön koşullarından biri.  Kaliteli bir eğitimin, gençlerin bu tür becerilerle donatılması da gerekiyor.  Değerli arkadaşlarım, İzmir'den lise mezunu genç bir kadın şöyle yazmış...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - "On altı yıl okuyor, birçok aşamadan geçiyor ama onlar bile  iş bulamıyor. Artık bu gençler nasıl düşünsün? Bir insanın mantıklı ve doğru dürüst düşünebilmesi  için koşulların iyi olması lazım. İnsanların kendi sorunlarını düşünmekten ülkeyi kalkındırmak için  proje ve fikirler üretmeye vakti kalmıyor. İnsanın önce bir işi olması lazım. İşi olmayan insanların  kendi sorunlarını düşünmekten ülkeyi kalkındırmak için proje ve fikirler üretmeye vakti kalmıyor."  Değerli arkadaşlarım, "Her okuyana iş bulmak zorunda mıyız?" diyen Başbakana ithaf ediyor,  hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Asil.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, önergenin oylamasında karar yeter sayısı  istiyoruz.  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  (AK PARTİ sıralarından "Vardır" sesleri)  On dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14.39  - 4 2 5 -
Sayfa 30 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 2  Değerli arkadaşlarım, konumuz insan, öğrencilerimizin yetişmesi ve topluma birer yararlı fert  olarak bunları topluma kazandırabilmemiz. Bir baba, akşam eve gelirken oğluna, çocuğuna bir yap- boz getiriyor. Yapımı gayet zor, bir hafta, on günde yapabileceği zorlukta bir yapboz alıp geliyor.  Çocuk, bir saat sonra "Yaptım baba." diye babasına yapbozu alıp geliyor. Baba hayret içinde bu kadar  kısa sürede nasıl yaptığını soruyor. Çocuk "Ortasında bir adam vardı, onu düzelttim, ondan sonra  her şey düzeldi." Şimdi, biz iyi insanlar, düzgün insanlar yetiştirirsek sorunları çözmemiz de çok kolay  olur. Bu insanımız gerek yurt içinde olsun gerekse yurt dışında yaşıyor olsun, sonuçta bizim insanı­ mız. Biz, insanımızı düzgün yetiştirmek zorundayız.  Bu nedenle, meslek okulları ve mezunlarının devletten, iş dünyasından ve genelde toplumdan daha  fazla destek almaya ihtiyaçları var; ülke kaynaklarımız kıt. Bir taraftan mesleki ve teknik okullar, diğer  taraftan da sanayi ve hizmet dallarında faaliyet gösteren özel sektör kuruluşları arasında karşılıklı iliş­ kinin yeniden düzenlenmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Sanayi odaları ve organize sanayi bölgesi yöne­ timleri, meslek okullarının kalitesini geliştirme, eğitim malzemelerini, kullanılan araç ve gereçleri  yenileyip modernleştirme konusunda destek olabilirler ancak bu konuda yasal düzenlemelere ihtiyaç var.  Sayın Bakanım, bu yasal düzenlemelerin de mutlaka, bir an önce hayata geçirilmesi lazım.  Değerli arkadaşlarım, eğer okullardan mezun olanlar doğru düzgün okuyup yazamıyorlarsa ve  bugünün dünyasında hayati bir önem taşıyan bilgisayar okuryazarlığı, eleştirel düşünce ve etkin prob­ lem çözümü gibi bazı genel becerilerle donatılmış değillerse bütün çocukların eğitime erişebilmesini  garantilemek de maalesef, sonuç itibarıyla yeterli olamayabiliyor. Bugünün ekonomileri daha hizmete  yönelik, daha bilişim teknolojilerine dayalı ve bu nedenle daha çok bilgisayar becerisine sahip olmayı  gerektiriyor. Bilgisayar okuryazarı olmak artık çalışma hayatında başarının ön koşullarından biri.  Kaliteli bir eğitimin, gençlerin bu tür becerilerle donatılması da gerekiyor.  Değerli arkadaşlarım, İzmir'den lise mezunu genç bir kadın şöyle yazmış...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - "On altı yıl okuyor, birçok aşamadan geçiyor ama onlar bile  iş bulamıyor. Artık bu gençler nasıl düşünsün? Bir insanın mantıklı ve doğru dürüst düşünebilmesi  için koşulların iyi olması lazım. İnsanların kendi sorunlarını düşünmekten ülkeyi kalkındırmak için  proje ve fikirler üretmeye vakti kalmıyor. İnsanın önce bir işi olması lazım. İşi olmayan insanların  kendi sorunlarını düşünmekten ülkeyi kalkındırmak için proje ve fikirler üretmeye vakti kalmıyor."  Değerli arkadaşlarım, "Her okuyana iş bulmak zorunda mıyız?" diyen Başbakana ithaf ediyor,  hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Asil.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, önergenin oylamasında karar yeter sayısı  istiyoruz.  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  (AK PARTİ sıralarından "Vardır" sesleri)  On dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14.39  - 4 2 5 - TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 'inci Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter  sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı da vardır.  Şimdi 486 sıra sayılı Tasarı'nın görüşmelerine devam ediyoruz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  İkinci önergeyi okutuyorum:  T.B.M. Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasa tasarısının 5. maddesinde geçen yayımı tarihinin,  yayımını takip eden 6 ay sonra biçiminde değiştirilmesini arz ederim.  Kamer Genç  Tunceli  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EYÜP AYAR (Kocaeli) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Genç, buyurunuz efendim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yasa Tasansı'nın  5'inci maddesiyle ilgili verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Sayın milletvekilleri, tabii, ülkemizin çeşitli yerlerinde sorunu olan vatandaşlar her gün geliyor,  en kolay ulaştıkları milletvekili ben olduğum için. Geçenlerde Karaman ilimizden Ekinözü köyünden  bir grup vatandaş gelmişti. Diyorlar ki: "Bu Alarko Elektrik dağıtımı üzerine almış. Maalesef, şimdi  ekim zamanı, kuyuların hepsinin elektrikleri kesik." Bu aynı zamanda Niğde'de var, Konya'da var,  Aksaray'da var, Kırşehir'de var, Nevşehir'de var. Bu vatandaşlara söz verdim "Genel Kurul  Salonu'nda bunları dile getireceğim." diye. Tam tarımın başladığı bu sırada bu insanların kuyularının  elektriğini kesmek kadar vicdana sığmayan bir davranış olamaz.  Şimdi, değerli milletvekilleri, AKP'yle beraber Türkiye'de eğitim medrese eğitimine dönüştü.  Bunu artık görmemek için kör olmak lazım. YÖK'e bir kişi atadılar. Geldi, sanki adamın işi gücü...  Bu memlekete tam medrese eğitimini getirmekten başka bir şey yapmıyor. Yani şurada üniversite  eğitiminin seviyesini yükseltme konusunda hiç ciddi bir hareketi var mı? İşi gücü "Danıştayın,  Anayasa Mahkemesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği kararları nasıl aşarım?" diyor.  Yahu senin görevin o mu? Niye peki bunu Anayasa değişikliği teklifine koymuyorsunuz?  - 4 2 6 - ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 14.51  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)
Sayfa 31 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 'inci Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter  sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı da vardır.  Şimdi 486 sıra sayılı Tasarı'nın görüşmelerine devam ediyoruz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  İkinci önergeyi okutuyorum:  T.B.M. Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasa tasarısının 5. maddesinde geçen yayımı tarihinin,  yayımını takip eden 6 ay sonra biçiminde değiştirilmesini arz ederim.  Kamer Genç  Tunceli  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EYÜP AYAR (Kocaeli) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Genç, buyurunuz efendim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yasa Tasansı'nın  5'inci maddesiyle ilgili verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Sayın milletvekilleri, tabii, ülkemizin çeşitli yerlerinde sorunu olan vatandaşlar her gün geliyor,  en kolay ulaştıkları milletvekili ben olduğum için. Geçenlerde Karaman ilimizden Ekinözü köyünden  bir grup vatandaş gelmişti. Diyorlar ki: "Bu Alarko Elektrik dağıtımı üzerine almış. Maalesef, şimdi  ekim zamanı, kuyuların hepsinin elektrikleri kesik." Bu aynı zamanda Niğde'de var, Konya'da var,  Aksaray'da var, Kırşehir'de var, Nevşehir'de var. Bu vatandaşlara söz verdim "Genel Kurul  Salonu'nda bunları dile getireceğim." diye. Tam tarımın başladığı bu sırada bu insanların kuyularının  elektriğini kesmek kadar vicdana sığmayan bir davranış olamaz.  Şimdi, değerli milletvekilleri, AKP'yle beraber Türkiye'de eğitim medrese eğitimine dönüştü.  Bunu artık görmemek için kör olmak lazım. YÖK'e bir kişi atadılar. Geldi, sanki adamın işi gücü...  Bu memlekete tam medrese eğitimini getirmekten başka bir şey yapmıyor. Yani şurada üniversite  eğitiminin seviyesini yükseltme konusunda hiç ciddi bir hareketi var mı? İşi gücü "Danıştayın,  Anayasa Mahkemesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği kararları nasıl aşarım?" diyor.  Yahu senin görevin o mu? Niye peki bunu Anayasa değişikliği teklifine koymuyorsunuz?  - 4 2 6 - ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 14.51  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)  TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Ben kendi ilimden özellikle söz etmek istiyorum. Maalesef, AKP İktidarıyla beraber benim ilimde  de eğitimin seviyesi çok düştü. Dün konuşan Değerli Arkadaşım Şerafettin Halis Bey de bu konuyu  dile getirdi. Bakın, bir batı ilinde din kültürü öğretmeni olan bir öğretmen hakkında soruşturma açılıyor  ve suçlu bulunuyor. Tabii, suçlu bulunanlar nereye gidiyor? Efendim, Tunceli'ye. Tunceli'ye gidiyor,  vatandaş orada. Soruşturma yapılmış, suçlu bulunmuş. Ondan sonra -zaten Türkiye'de ne kadar kötü  kamu görevlileri varsa sürgün yeri Tunceli- hemen oraya gidiyor, üç ay sonra bir liseye müdür  yardımcısı olarak görevlendiriliyor, arkasından Anadolu lisesine müdür olarak yetkilendiriliyor, daha  üç beş ay sonra da tutuyorlar Millî Eğitim Bakanlığı şube müdürlüğüne atıyorlar.  Bakın, bu kimin zamanında oluyor? Şu andaki Giresun Valisi Mustafa Yaman zamanında. Zaten  Tunceli'de en fazla eğitimin darbe gördüğü dönem de onun dönemi.  Şimdi, bu kişi, hakkında işte kendisi tutuyor Samsun'dan "Vurucu Kobra" diye, o aleyhinde,  Türkiye'deki eğitim seviyesiyle, Tunceli'deki eğitim seviyesiyle ilgili yazı yazan Tunceli Emek  gazetesine bir mail gönderiyor. Bakın, mail'de ne diyor... Sonra, bu mail'in kendisine ait olduğunu  söylüyor. Diyor ki: "Benim gelip buraya göreve başlamama çatladınız, hasedinizden patladınız desenize.  Nasıl olur da bizim olan bir ilde birkaç da olsa din öğretmeni, 3-5 de olsa yabancı birileri idareci olur.  Yüzde 100 bizden, bizim ırkımızdan, inancımızdan olmalıydı desenize... Çekemiyoruz, hasedimizden  içimiz içimize sığmıyor desenize. Siz gerçekten faşistsiniz! Irkçısınız yani. Bilinçaltınızda bu var."  Bakın, Tunceli'de bir... Sonra bunu, isimsiz bir kişi bu mail'i çekiyor fakat sonradan araştırıyorlar,  cumhuriyet başsavcılığınca da bu konu araştırılınca bir Millî Eğitim şube müdürü... Ki o, şube  müdürlüğüne gelmesi mümkün olmayan birisi. Bunu atayan Vali de işte, sizin çok... Tayyip Bey'in  "Ben bunu yedirtmem." dediği kişi v e tutuyor ondan sonra. . . Bu Tunceli halkına karşı beslediği  duygulara bakın! Böyle bir şey olur mu? Bu hâlâ görevinde. Yine getirmişler, Millî Eğitim şube  müdürü ve tayin ve nakilleri de buna şey etmişler.  Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii, beş dakikada ne söyleyebilirim ki. Şimdi bakın, geçen gün...  O "Mustafa Yaman" dediğiniz Vali var ya, oraya giden o paralan o kadar keyfî harcadı ki bunun çok  şeyleri var. Tayyip Bey "Ben bu Valimi yedirtmem." dedi ama bakın, Tunceli mahkemesi bununla ilgili  bir karar veriyor. Tunceli'ye üniversite açıldı. Rektöre bir konut tamiratı yapılıyor. Nereden yapılıyor?  Özel İdare parasıyla, köy yollanna, KÖYDES'e göndermek istediğiniz parayla. Böyle bir şey olur mu?  Kaç liraya yapılsa iyi, bir lojmanın tamiri kaç liraya olsa? Tam 240 milyar liraya, 240 milyar arkadaşlar,  tamirat. Hâlbuki 240 milyar liraya, Tunceli'de, en azından dört tane daire yapılır, yepyeni daire yapılır.  Kime veriyor? Oradaki İl Özel İdaresi ve Vali bunu tutuyor AKP'li bir il yönetim kurulu üyesine veriyor.  Bakın, işte, Tunceli'ye giden paralann nasıl heba edildiğini, nasıl keyfî harcandığını...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Ve bunu da pazarlıkla veriyor sayın milletvekilleri. İşte, bakın, ben  size diyorum ki: Gelin yahu, şu Tunceli'ye gönderdiğiniz paralara hele bakalım, nasıl harcanıyor?  Çünkü Tunceli Valisi olan -o zamanki, şimdiki Giresun Valisi olan- bu Mustafa Yaman'ı, biliyorsunuz  -hakkında- Yargıtay yargıladı ve kendisine ceza verdi. Şimdi niye almıyorsunuz bunu görevden?  Niye Tunceli'yle ilgili yapılan bu keyfî harcamalar hakkında soruşturma açmıyorsunuz? Vilayetin,  bilmem, lojmanlannda yapılan alemleri soruşturmuyorsunuz? Böyle bir şey olmaz arkadaşlar. Bunlar  o kadar keyfî hareket ediyorlar. Ondan sonra arkası da kime dayanıyor? İşte, AKP İktidarına  dayanıyor. Onun için, gerçekten, Tunceli halkına karşı reva görülen... İşte bu yönetici de hâlâ orada  görevde. Bakalım Sayın Bakan alacak mı bunu, onu da göreceğiz.  - 4 2 7 -
Sayfa 32 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Ben kendi ilimden özellikle söz etmek istiyorum. Maalesef, AKP İktidarıyla beraber benim ilimde  de eğitimin seviyesi çok düştü. Dün konuşan Değerli Arkadaşım Şerafettin Halis Bey de bu konuyu  dile getirdi. Bakın, bir batı ilinde din kültürü öğretmeni olan bir öğretmen hakkında soruşturma açılıyor  ve suçlu bulunuyor. Tabii, suçlu bulunanlar nereye gidiyor? Efendim, Tunceli'ye. Tunceli'ye gidiyor,  vatandaş orada. Soruşturma yapılmış, suçlu bulunmuş. Ondan sonra -zaten Türkiye'de ne kadar kötü  kamu görevlileri varsa sürgün yeri Tunceli- hemen oraya gidiyor, üç ay sonra bir liseye müdür  yardımcısı olarak görevlendiriliyor, arkasından Anadolu lisesine müdür olarak yetkilendiriliyor, daha  üç beş ay sonra da tutuyorlar Millî Eğitim Bakanlığı şube müdürlüğüne atıyorlar.  Bakın, bu kimin zamanında oluyor? Şu andaki Giresun Valisi Mustafa Yaman zamanında. Zaten  Tunceli'de en fazla eğitimin darbe gördüğü dönem de onun dönemi.  Şimdi, bu kişi, hakkında işte kendisi tutuyor Samsun'dan "Vurucu Kobra" diye, o aleyhinde,  Türkiye'deki eğitim seviyesiyle, Tunceli'deki eğitim seviyesiyle ilgili yazı yazan Tunceli Emek  gazetesine bir mail gönderiyor. Bakın, mail'de ne diyor... Sonra, bu mail'in kendisine ait olduğunu  söylüyor. Diyor ki: "Benim gelip buraya göreve başlamama çatladınız, hasedinizden patladınız desenize.  Nasıl olur da bizim olan bir ilde birkaç da olsa din öğretmeni, 3-5 de olsa yabancı birileri idareci olur.  Yüzde 100 bizden, bizim ırkımızdan, inancımızdan olmalıydı desenize... Çekemiyoruz, hasedimizden  içimiz içimize sığmıyor desenize. Siz gerçekten faşistsiniz! Irkçısınız yani. Bilinçaltınızda bu var."  Bakın, Tunceli'de bir... Sonra bunu, isimsiz bir kişi bu mail'i çekiyor fakat sonradan araştırıyorlar,  cumhuriyet başsavcılığınca da bu konu araştırılınca bir Millî Eğitim şube müdürü... Ki o, şube  müdürlüğüne gelmesi mümkün olmayan birisi. Bunu atayan Vali de işte, sizin çok... Tayyip Bey'in  "Ben bunu yedirtmem." dediği kişi v e tutuyor ondan sonra. . . Bu Tunceli halkına karşı beslediği  duygulara bakın! Böyle bir şey olur mu? Bu hâlâ görevinde. Yine getirmişler, Millî Eğitim şube  müdürü ve tayin ve nakilleri de buna şey etmişler.  Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii, beş dakikada ne söyleyebilirim ki. Şimdi bakın, geçen gün...  O "Mustafa Yaman" dediğiniz Vali var ya, oraya giden o paralan o kadar keyfî harcadı ki bunun çok  şeyleri var. Tayyip Bey "Ben bu Valimi yedirtmem." dedi ama bakın, Tunceli mahkemesi bununla ilgili  bir karar veriyor. Tunceli'ye üniversite açıldı. Rektöre bir konut tamiratı yapılıyor. Nereden yapılıyor?  Özel İdare parasıyla, köy yollanna, KÖYDES'e göndermek istediğiniz parayla. Böyle bir şey olur mu?  Kaç liraya yapılsa iyi, bir lojmanın tamiri kaç liraya olsa? Tam 240 milyar liraya, 240 milyar arkadaşlar,  tamirat. Hâlbuki 240 milyar liraya, Tunceli'de, en azından dört tane daire yapılır, yepyeni daire yapılır.  Kime veriyor? Oradaki İl Özel İdaresi ve Vali bunu tutuyor AKP'li bir il yönetim kurulu üyesine veriyor.  Bakın, işte, Tunceli'ye giden paralann nasıl heba edildiğini, nasıl keyfî harcandığını...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Ve bunu da pazarlıkla veriyor sayın milletvekilleri. İşte, bakın, ben  size diyorum ki: Gelin yahu, şu Tunceli'ye gönderdiğiniz paralara hele bakalım, nasıl harcanıyor?  Çünkü Tunceli Valisi olan -o zamanki, şimdiki Giresun Valisi olan- bu Mustafa Yaman'ı, biliyorsunuz  -hakkında- Yargıtay yargıladı ve kendisine ceza verdi. Şimdi niye almıyorsunuz bunu görevden?  Niye Tunceli'yle ilgili yapılan bu keyfî harcamalar hakkında soruşturma açmıyorsunuz? Vilayetin,  bilmem, lojmanlannda yapılan alemleri soruşturmuyorsunuz? Böyle bir şey olmaz arkadaşlar. Bunlar  o kadar keyfî hareket ediyorlar. Ondan sonra arkası da kime dayanıyor? İşte, AKP İktidarına  dayanıyor. Onun için, gerçekten, Tunceli halkına karşı reva görülen... İşte bu yönetici de hâlâ orada  görevde. Bakalım Sayın Bakan alacak mı bunu, onu da göreceğiz.  - 4 2 7 - TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 4 2 8 - Tunceli'de taşıma eğitimi doğru dürüst yapılmıyor Sayın Bakanım. Maalesef, oradaki yöneticiler  o fakir çocukların taşıma parasını vermemek için bin tane bahane arıyorlar. Kendileri 4x4 ciplere  biniyorlar ama bir çocuğun taşıma parasını vermiyorlar. Bunları tabii...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen sözlerinizi bağlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bunları kısa zamanda anlatmak mümkün değil sayın  milletvekilleri.  Şimdi, bizim orada bölge yatılı okulları var. Bazı okullar açık ama bu da... Sayın Bakana bir tane  soru sordum. Arkadaşlar, terör nedeniyle Tunceli'de bütün köy okulları yakıldı. Arkasından, şimdi,  yavaş yavaş vatandaş köye dönmek istiyor. Köye dönmek için de köyünde çocuğunu okutacak okul  yok. Birkaç tane yerde... Dün ben Sayın Bakana söyledim, lütfen hep mahallinde bir araştırma yapın,  bu okulları yaptırın. Yani 40 öğrenci, 50 öğrenci bir köyde varsa bu köye bir okul yapmak lazım.  Tunceli'nin birçok köyünde bu dönüş nedeniyle belli bir öğrenci potansiyeli var, dolayısıyla bunu  karşılamak lazım. Bölge yatılı okulları da sağlıklı işlemiyor. İşte orada tabii, altı-yedi yaşındaki  çocuğu on beş gün anasından, babasından ayırarak bölge yatılı okuluna vermek o çocuk için ciddi  sıkıntı yaratıyor. Onun için bunları ileride daha geniş anlatacağım.  Saygılar sunuyorum efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  TBMM Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasa tasarısının 5. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini  arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları  Madde 5: Bu kanun yayımı tarihinden 1 ay sonra yürürlüğe girer.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EYÜP AYAR (Kocaeli) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, buyurunuz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, parlamentoların görevi, kendi ülke halklarının ihtiyacı olan ihtiyaçları  gidermek, ona uygun yasalar yapmaktır yani parlamentolar kendi halkının ihtiyaçları için yasa  yaparlar. Oysa uzunca bir süreden beri bizim Parlamentomuz ya Avrupa Birliği istediği için ya AKP  kendi ihtiyaçlarını gidermek için ya da başkaları için yasa yapıyor. Görüşmekte olduğumuz yasa  tasarısı da Alman Başbakanı -sırf- Merkel istediği nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine  gelmiştir. Oysa halkımızın gündeminde açlık vardır, yokluk vardır, yoksulluk vardır, yolsuzluk vardır  ve bunlarla mücadele vardır, halkımızın gündeminde milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması  vardır. Eğer bu Parlamento gerçekten halkın taleplerini dikkate alacaksa ve siyaset halkın sorunlarına  çözüm üretecekse öncelikle halkın esas gündemi olan konularda çözüm üretmelidir, halkın öncelikli  taleplerini dikkate almalıdır.
Sayfa 33 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 4 2 8 - Tunceli'de taşıma eğitimi doğru dürüst yapılmıyor Sayın Bakanım. Maalesef, oradaki yöneticiler  o fakir çocukların taşıma parasını vermemek için bin tane bahane arıyorlar. Kendileri 4x4 ciplere  biniyorlar ama bir çocuğun taşıma parasını vermiyorlar. Bunları tabii...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen sözlerinizi bağlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bunları kısa zamanda anlatmak mümkün değil sayın  milletvekilleri.  Şimdi, bizim orada bölge yatılı okulları var. Bazı okullar açık ama bu da... Sayın Bakana bir tane  soru sordum. Arkadaşlar, terör nedeniyle Tunceli'de bütün köy okulları yakıldı. Arkasından, şimdi,  yavaş yavaş vatandaş köye dönmek istiyor. Köye dönmek için de köyünde çocuğunu okutacak okul  yok. Birkaç tane yerde... Dün ben Sayın Bakana söyledim, lütfen hep mahallinde bir araştırma yapın,  bu okulları yaptırın. Yani 40 öğrenci, 50 öğrenci bir köyde varsa bu köye bir okul yapmak lazım.  Tunceli'nin birçok köyünde bu dönüş nedeniyle belli bir öğrenci potansiyeli var, dolayısıyla bunu  karşılamak lazım. Bölge yatılı okulları da sağlıklı işlemiyor. İşte orada tabii, altı-yedi yaşındaki  çocuğu on beş gün anasından, babasından ayırarak bölge yatılı okuluna vermek o çocuk için ciddi  sıkıntı yaratıyor. Onun için bunları ileride daha geniş anlatacağım.  Saygılar sunuyorum efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  TBMM Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 486 sıra sayılı yasa tasarısının 5. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini  arz ederiz.  Saygılarımızla.  Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya) ve arkadaşları  Madde 5: Bu kanun yayımı tarihinden 1 ay sonra yürürlüğe girer.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EYÜP AYAR (Kocaeli) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Öztürk, buyurunuz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, parlamentoların görevi, kendi ülke halklarının ihtiyacı olan ihtiyaçları  gidermek, ona uygun yasalar yapmaktır yani parlamentolar kendi halkının ihtiyaçları için yasa  yaparlar. Oysa uzunca bir süreden beri bizim Parlamentomuz ya Avrupa Birliği istediği için ya AKP  kendi ihtiyaçlarını gidermek için ya da başkaları için yasa yapıyor. Görüşmekte olduğumuz yasa  tasarısı da Alman Başbakanı -sırf- Merkel istediği nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine  gelmiştir. Oysa halkımızın gündeminde açlık vardır, yokluk vardır, yoksulluk vardır, yolsuzluk vardır  ve bunlarla mücadele vardır, halkımızın gündeminde milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması  vardır. Eğer bu Parlamento gerçekten halkın taleplerini dikkate alacaksa ve siyaset halkın sorunlarına  çözüm üretecekse öncelikle halkın esas gündemi olan konularda çözüm üretmelidir, halkın öncelikli  taleplerini dikkate almalıdır.  TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Bakın, elimde milletvekillerinin dokunulmazlık dosyalarını gösteren bir çizelge var. Eğer bugün de  artmadıysa bu, şu anda 603 tane dosya var ve halkımız bu milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını  beklediği hâlde AKP milletvekili arkadaşlarımız radyo ve televizyon ekranlarına çıkıyorlar ve bu suçların  genellikle trafik suçlan olduğunu ve Seçim Yasası'na muhalefet suçlan olduğunu, çok önemli suçlar  olmadığını halkın gözünün içine baka baka söyleyebiliyorlar. Bir milletvekili olarak ben bundan  utanıyorum ve inceledim arkadaşlar. Gerçekten, suçun küçüğü büyüğü olmaz. Yani Seçim Yasası'na  muhalefet veya trafik suçu da suçtur ancak gerçekten suçlar öyle midir değil midir diye inceledim ve  elimdeki bu suçlara baktığımda, özel evrakta sahtecilik -isimlerini söylemiyorum- 2886 sayılı İhale  Kanunu'na muhalefet, görevi kötüye kullanmak, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmî  evrak ve kayıtlarda sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, ihaleye fesat kanştırmak, evrakta  sahtecilik ve kamu kurumunu dolandırmak, görevi kötüye kullanmak, müteselsilen görevde yetkiyi  kötüye kullanma suçu, Vergi Usul Kanunu'na aykınlık yani naylon fatura düzenleme suçu ve böyle  gidiyor değerli arkadaşlanm. Yani söylenildiği gibi, o kadar basit, masum görülecek değil. Eğer gerçekten  halkın taleplerine yönelik biz dikkatli yasa çıkaracaksak, işte halkın talebi bu, milletvekili dokunulmazlıklannın  sadece kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandınlması, diğerlerinin kaldınlması.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, yine elimde, bakın burada, Abdullah Gül'ün, yani bugün AKP'de  siyaset yapan ve partinin önde gelen kimi kişilerin Refah Partisi döneminden itibaren söyledikleri  sözler var. Elimde Abdullah Gül'ün sözü var, Salih Kapusuz'un sözü var, Cemil Çiçek Bey'in sözleri  var, Mehmet Ali Şahin Bey'in var.  Şimdi bakın, burada deniliyor ki, Sayın Gül diyor ki: "YÖK statükocu." diyor. Üniversiteler Arası  Kurulun hükümeti eleştiren ve üniversiteler üzerinde hâkimiyet kuracağı iddialarına ilişkin Sayın  Abdullah Gül 2002 tarihinde, YÖK'ün statükocu olduğunu söylemiş. "YÖK'ün statüsü değişecek."  denilmiş. "Hükümet YÖK'e yükleniyor." denilmiş. Yine, Salih Kapusuz'un bir beyanı, bu kürsüde  söylemiş, demiş ki: "Cumhuriyet Halk Partisi seçim bildirgesinde YÖK'ün kaldırılacağını ileri  sürmüştü, YÖK'ün kaldırılması gerekir." demiş. Yine burada bir beyan, YÖK'le ilgili düzenlemenin  pakette yer alacağı yani Anayasa değişikliği paketinde yer alacağını belirtmişler. Kim belirtmiş? Sayın  Mehmet Ali Şahin belirtmiş. "Yeni Anayasa paketinde Anayasa Mahkemesi, Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulu ve Yükseköğrenim Kurumu yani YÖK'le ilgili düzenleme getirilecek." demiş.  Değerli arkadaşlarım, oysa Parlamentoya halkın otuz yıldır beklediği özlem olarak AKP'nin  ileri sürdüğü Anayasa paketinde YÖK'le ilgili bir değişiklik de söz konusu değil, halkın talepleriyle  de ilgili bir değişiklik söz konusu değil. Dün "statükocu" dedikleri, antidemokratik yapıya sahip olan  YÖK'le ilgili bir değişiklik olmadığı gibi, Cumhurbaşkanının YÖK'ten Anayasa Mahkemesine adam  seçme hakkı bile tanınabiliyor.  Şimdi, ben burada yüce Meclise soruyorum: Dün antidemokratik olan YÖK ve gerçekten  statükocu olan YÖK, değiştirilmesi gereken YÖK, bugün ne olmuştur da bu değişiklikten vazgeçilmiştir,  bugün dinamik bir kurum mu olmuştur?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Ve bugün sadece değişen bir tek şey olmuştur, YÖK'ün  statüsü değişmemiştir. YÖK dün olduğu gibi bugün de üniversitelerin bilimsel, akademik ve idari  özerkliğinin önündeki en büyük engellerden birisidir, üniversitelerdeki düşünce özgürlüğünü  kelepçeleyen, kilitleyen kurumlardan bir tanesidir. Bu da 12 Eylül darbe anayasasının ürünüdür ama  AKP'nin buradaki samimiyet sınavı başansızlıkla sonuçlanmıştır. Demek ki 12 Eylül darbe  anayasasında kendilerinin ele geçirdiği kurumlar, ele geçirme işleminin tamamlanmasından sonra  demokratik hâle gelmiştir.  - 4 2 9 -
Sayfa 34 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Bakın, elimde milletvekillerinin dokunulmazlık dosyalarını gösteren bir çizelge var. Eğer bugün de  artmadıysa bu, şu anda 603 tane dosya var ve halkımız bu milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını  beklediği hâlde AKP milletvekili arkadaşlarımız radyo ve televizyon ekranlarına çıkıyorlar ve bu suçların  genellikle trafik suçlan olduğunu ve Seçim Yasası'na muhalefet suçlan olduğunu, çok önemli suçlar  olmadığını halkın gözünün içine baka baka söyleyebiliyorlar. Bir milletvekili olarak ben bundan  utanıyorum ve inceledim arkadaşlar. Gerçekten, suçun küçüğü büyüğü olmaz. Yani Seçim Yasası'na  muhalefet veya trafik suçu da suçtur ancak gerçekten suçlar öyle midir değil midir diye inceledim ve  elimdeki bu suçlara baktığımda, özel evrakta sahtecilik -isimlerini söylemiyorum- 2886 sayılı İhale  Kanunu'na muhalefet, görevi kötüye kullanmak, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmî  evrak ve kayıtlarda sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, ihaleye fesat kanştırmak, evrakta  sahtecilik ve kamu kurumunu dolandırmak, görevi kötüye kullanmak, müteselsilen görevde yetkiyi  kötüye kullanma suçu, Vergi Usul Kanunu'na aykınlık yani naylon fatura düzenleme suçu ve böyle  gidiyor değerli arkadaşlanm. Yani söylenildiği gibi, o kadar basit, masum görülecek değil. Eğer gerçekten  halkın taleplerine yönelik biz dikkatli yasa çıkaracaksak, işte halkın talebi bu, milletvekili dokunulmazlıklannın  sadece kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandınlması, diğerlerinin kaldınlması.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, yine elimde, bakın burada, Abdullah Gül'ün, yani bugün AKP'de  siyaset yapan ve partinin önde gelen kimi kişilerin Refah Partisi döneminden itibaren söyledikleri  sözler var. Elimde Abdullah Gül'ün sözü var, Salih Kapusuz'un sözü var, Cemil Çiçek Bey'in sözleri  var, Mehmet Ali Şahin Bey'in var.  Şimdi bakın, burada deniliyor ki, Sayın Gül diyor ki: "YÖK statükocu." diyor. Üniversiteler Arası  Kurulun hükümeti eleştiren ve üniversiteler üzerinde hâkimiyet kuracağı iddialarına ilişkin Sayın  Abdullah Gül 2002 tarihinde, YÖK'ün statükocu olduğunu söylemiş. "YÖK'ün statüsü değişecek."  denilmiş. "Hükümet YÖK'e yükleniyor." denilmiş. Yine, Salih Kapusuz'un bir beyanı, bu kürsüde  söylemiş, demiş ki: "Cumhuriyet Halk Partisi seçim bildirgesinde YÖK'ün kaldırılacağını ileri  sürmüştü, YÖK'ün kaldırılması gerekir." demiş. Yine burada bir beyan, YÖK'le ilgili düzenlemenin  pakette yer alacağı yani Anayasa değişikliği paketinde yer alacağını belirtmişler. Kim belirtmiş? Sayın  Mehmet Ali Şahin belirtmiş. "Yeni Anayasa paketinde Anayasa Mahkemesi, Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulu ve Yükseköğrenim Kurumu yani YÖK'le ilgili düzenleme getirilecek." demiş.  Değerli arkadaşlarım, oysa Parlamentoya halkın otuz yıldır beklediği özlem olarak AKP'nin  ileri sürdüğü Anayasa paketinde YÖK'le ilgili bir değişiklik de söz konusu değil, halkın talepleriyle  de ilgili bir değişiklik söz konusu değil. Dün "statükocu" dedikleri, antidemokratik yapıya sahip olan  YÖK'le ilgili bir değişiklik olmadığı gibi, Cumhurbaşkanının YÖK'ten Anayasa Mahkemesine adam  seçme hakkı bile tanınabiliyor.  Şimdi, ben burada yüce Meclise soruyorum: Dün antidemokratik olan YÖK ve gerçekten  statükocu olan YÖK, değiştirilmesi gereken YÖK, bugün ne olmuştur da bu değişiklikten vazgeçilmiştir,  bugün dinamik bir kurum mu olmuştur?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Ve bugün sadece değişen bir tek şey olmuştur, YÖK'ün  statüsü değişmemiştir. YÖK dün olduğu gibi bugün de üniversitelerin bilimsel, akademik ve idari  özerkliğinin önündeki en büyük engellerden birisidir, üniversitelerdeki düşünce özgürlüğünü  kelepçeleyen, kilitleyen kurumlardan bir tanesidir. Bu da 12 Eylül darbe anayasasının ürünüdür ama  AKP'nin buradaki samimiyet sınavı başansızlıkla sonuçlanmıştır. Demek ki 12 Eylül darbe  anayasasında kendilerinin ele geçirdiği kurumlar, ele geçirme işleminin tamamlanmasından sonra  demokratik hâle gelmiştir.  - 4 2 9 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Size böyle bir demokrasi hayırlı olsun diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  5'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 5'inci madde kabul  edilmiştir.  6'ncı maddeyi okutuyorum:  MADDE 6- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Hulusi  Güvel. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA HULUSİ GÜVEL (Adana) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; yüce  heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, öncelikle ülkemizde bir Türk-Alman Üniversitesinin kurulmasının getireceği  dinamizm ile üniversite yaşamımıza zenginlik katacağına olan inancımı belirtmek isterim.  Kurulacak üniversitenin iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinde olumlu rol oynayacağı  ortadadır ancak iki konu üzerinde eleştirilerimizi bildirmek istiyorum.  İlk olarak, kurulacak Türk-Alman Üniversitesinde Türkiye'nin yükümlülükleri ve Almanya'nın  yapacağı katkı arasında daha eşit bir denge olması gerekirken, Türkiye'nin katkı ve yükümlülüklerinin  daha ağır bastığı görülmektedir.  İkinci olarak, karşılıklılık ilkesinin yeterince işlemediğini görmekteyiz. Almanya'da açılacak  bir Türk üniversitesinin, hem oradaki vatandaşlarımız için hem Türk öğretim üyelerinin yetiştirilmesi  açısından yararlı olacağı düşüncesini taşımaktayız.  Değerli arkadaşlar, dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişime ayak uydurabilecek nitelikli  cumhuriyet kuşakları yetiştirmekte üniversitelerin rolü tartışılmazdır.  Ülkemizin gelişimine katkıda bulunacak, yaşadığımız sorunlara doğru çözümler üretebilecek  çağdaş insanlar yetiştirmek, ülkemizin geleceğine olan borcumuzdur. Bunları sağlayabilecek yeni  bir öğretim kurumunun açılması elbette çok sevindiricidir.  Cumhuriyet Halk Partisi olarak eğitime katkı sağlayacak her girişimi şükran ile karşılayacağımızı  belirtmek isterim. Bunlar olumlu gelişmelerdir. Ancak sistemle ilgili sorunlar giderilmediği sürece  yapılan bu çabaların yeterince verimli olmayacağını ifade etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, bugün yükseköğrenim sistemine baktığımızda, özerk olmayan, uluslararası  anlamda bilim üretmeyen, kalite yerine sayının öne çıkarıldığı bir yapı görmekteyiz. YÖK'ün eski  başkan vekilinin intihalle suçlandığı, yukarıdan alınan kararlarla üniversitelerde bölümlerin kapaüldığı,  bütün enerjisini katsayı konusuna harcayan bir kurumun yönettiği bir sistemle karşı karşıyayız.  İktidara geldiğinde YÖK'ün başındaki yöneticileri engel olarak gören, her konuda onları sorumlu  tutan İktidar, YÖK Başkanı değiştikten sonra, kadrolaşmak ve üniversiteleri ele geçirmenin telaşına  düşmüştür. Nasıl olsa İktidarın arzu ettiği rektörleri atayan bir Cumhurbaşkanı da Çankaya'da idi,  sorun kalmamıştı. Öğretim üyelerinin oylarıyla birinci sıraya, ikinci sıraya yerleşmiş rektör adayları  görmezden gelinip kendi kadrolarını yerleştirebilecek rektörler seçilmiştir. Böyle bir üniversitenin  özerk davranabileceğini, demokratik bir yapı sergileyeceğini söyleyebilmek olanaksızdır. Yükseköğretim  Kurumunun bugünkü haliyle üniversite sistemine sağlıklı bir yapı kazandırması mümkün değildir.  - 4 3 0 -
Sayfa 35 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Size böyle bir demokrasi hayırlı olsun diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  5'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 5'inci madde kabul  edilmiştir.  6'ncı maddeyi okutuyorum:  MADDE 6- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Hulusi  Güvel. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA HULUSİ GÜVEL (Adana) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; yüce  heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, öncelikle ülkemizde bir Türk-Alman Üniversitesinin kurulmasının getireceği  dinamizm ile üniversite yaşamımıza zenginlik katacağına olan inancımı belirtmek isterim.  Kurulacak üniversitenin iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinde olumlu rol oynayacağı  ortadadır ancak iki konu üzerinde eleştirilerimizi bildirmek istiyorum.  İlk olarak, kurulacak Türk-Alman Üniversitesinde Türkiye'nin yükümlülükleri ve Almanya'nın  yapacağı katkı arasında daha eşit bir denge olması gerekirken, Türkiye'nin katkı ve yükümlülüklerinin  daha ağır bastığı görülmektedir.  İkinci olarak, karşılıklılık ilkesinin yeterince işlemediğini görmekteyiz. Almanya'da açılacak  bir Türk üniversitesinin, hem oradaki vatandaşlarımız için hem Türk öğretim üyelerinin yetiştirilmesi  açısından yararlı olacağı düşüncesini taşımaktayız.  Değerli arkadaşlar, dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişime ayak uydurabilecek nitelikli  cumhuriyet kuşakları yetiştirmekte üniversitelerin rolü tartışılmazdır.  Ülkemizin gelişimine katkıda bulunacak, yaşadığımız sorunlara doğru çözümler üretebilecek  çağdaş insanlar yetiştirmek, ülkemizin geleceğine olan borcumuzdur. Bunları sağlayabilecek yeni  bir öğretim kurumunun açılması elbette çok sevindiricidir.  Cumhuriyet Halk Partisi olarak eğitime katkı sağlayacak her girişimi şükran ile karşılayacağımızı  belirtmek isterim. Bunlar olumlu gelişmelerdir. Ancak sistemle ilgili sorunlar giderilmediği sürece  yapılan bu çabaların yeterince verimli olmayacağını ifade etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, bugün yükseköğrenim sistemine baktığımızda, özerk olmayan, uluslararası  anlamda bilim üretmeyen, kalite yerine sayının öne çıkarıldığı bir yapı görmekteyiz. YÖK'ün eski  başkan vekilinin intihalle suçlandığı, yukarıdan alınan kararlarla üniversitelerde bölümlerin kapaüldığı,  bütün enerjisini katsayı konusuna harcayan bir kurumun yönettiği bir sistemle karşı karşıyayız.  İktidara geldiğinde YÖK'ün başındaki yöneticileri engel olarak gören, her konuda onları sorumlu  tutan İktidar, YÖK Başkanı değiştikten sonra, kadrolaşmak ve üniversiteleri ele geçirmenin telaşına  düşmüştür. Nasıl olsa İktidarın arzu ettiği rektörleri atayan bir Cumhurbaşkanı da Çankaya'da idi,  sorun kalmamıştı. Öğretim üyelerinin oylarıyla birinci sıraya, ikinci sıraya yerleşmiş rektör adayları  görmezden gelinip kendi kadrolarını yerleştirebilecek rektörler seçilmiştir. Böyle bir üniversitenin  özerk davranabileceğini, demokratik bir yapı sergileyeceğini söyleyebilmek olanaksızdır. Yükseköğretim  Kurumunun bugünkü haliyle üniversite sistemine sağlıklı bir yapı kazandırması mümkün değildir.  - 4 3 0 - TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 4 3 1 - Değerli arkadaşlar, YÖK'ün uygulamalarına bakıldığında, bu kurumun giderek siyasallaştığı,  Hükümetin direktifleri doğrultusunda hareket ettiği, akademik özerkliği hiçe saydığı görülmektedir.  Son yıllardaki rektör atamalarına bakıldığında, YÖK'ün, üniversitelerdeki seçimlerde öğretim  üyelerinin oylarıyla birinci olan çok sayıda rektör adayını yok sayıp AKP'ye yakın olduğu bilinen  adayları birinci sıraya yerleştirdiği görülmektedir. Böyle bir sistemin 3 milyona yakın öğrenciye  hizmet eden 100 bin öğretim üyesinin geleceğini belirleme hakkına sahip olması tartışma götürür.  Özerk ve bilimsel üniversite anlayışı olmadan YÖK, sistemin üzerinde bir kambur olmaya  devam edecektir. Giderek siyasallaşan, iktidarın güdümünde davranan bir kurumdan sağlıklı bir  üniversite sistemini yönlendirmesi beklenemez.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz yıl içinde YÖK'ün baskısı ile üniversitelerde,  fakültelerde ana bilim dalları kapatılmıştır. Örneğin Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Roma  hukuku, karşılaştırmalı hukuk, çevre hukuku gibi kürsüler ortadan kaldırılmıştır. Amaç nedir? Amaç  "üniversite reformu" adı altında, çağdaş, bilimsel üniversite yapısının yok edilmesidir. Amaç  üniversiteleri ticarileştirmektir.  Ancak bu kararlar alınırken üniversitelerin bilim üreten yerler olduğu göz ardı edilmektedir.  Üniversite reformunu özerklikten uzak, yalnızca ekonomik bir anlayışla ele alırsak, bilim üretmek,  öğrencileri çağdaş dünyaya uygun yetiştirmek mümkün olmayacaktır.  Yine geçtiğimiz yıl, üniversite araştırma görevlilerinin iş güvencesini ortadan kaldıran, onları  sözleşmeli hâle getiren bir sistem ortaya konuldu. Bu düzenlemeyle, doktora çalışmalarının bitiminde  asistanların üniversiteyle ilişikleri kesilmektedir. Daha önce gerekli akademik ölçütlere sahip  oldukları sürece yükselme yolları açıktı. Bu düzenlemeyle, doktorasını bitiren asistanlar kapının  önüne konulacaktır.  Bu, yalnızca iş güvencesi sorunu değildir. Bu, bilimsel özerklikle doğrudan bağlantılıdır.  Akademisyenlerin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi duran böyle bir düzenleme yapılması,  üniversitelerin bilimsel ölçütlerle değil siyasi tercihlere göre yapılandırılması anlamına gelecektir.  Değerli arkadaşlar, Yükseköğretim Kurumunun uygulamaları iktidarın siyasi tercihleriyle  biçimlenmektedir. Bunun getireceği olumsuzluklar ortadadır. Özerk olmayan yapıların siyasallaşması  kaçınılmazdır. Yıllardan beri, üniversitelerin özerk birer kurum hâline gelmeden verimli olamayacağını  savunuyoruz.  AKP İktidarı ve onun uzantısı gibi davranan bir Yükseköğretim Kurulunun, özerk olmayan  üniversitelerin yaratacağı olumsuzlukları bir kez daha gösterdiği ortadadır. Üniversitelerin birer bilim  yuvası olması isteniyorsa, AKP, üniversitelerden elini çekmelidir, "reform" adı altında yandaş  kurumlar yaratma çabasından vazgeçmelidir.  Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; üniversiteler üzerinde konuşurken Adana'daki durumdan  da biraz söz etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, Çukurova Üniversitesi, 1967 yılında Ankara Üniversitesine  bağlı olarak kurulan Adana Ziraat Fakültesi ile 1972 yılında Atatürk Üniversitesine bağlı olarak  kurulan Çukurova Tıp Fakültesinin yeni bir üniversitenin çatısı altında bir araya getirilmesiyle 1973  yılında kurulmuştur. Kuruluşunun üzerinden geçen otuz yedi yıl içinde üniversiteye 10 fakülte,  1 konservatuvar, 3 yüksekokul, 9 meslek yüksekokulu, 3 enstitü, 29 araştırma ve uygulama merkezi  eklenmiştir. Her yıl 7 bin öğrenci kayıt yaptırmaktadır. 35 bin öğrenci Çukurova Üniversitesinde  öğrenim görmektedir. Bütün bu olumlu özelliklerine rağmen, Çukurova Üniversitesi, nüfusu 2  milyonu aşan Adana'ya yetmemektedir. Nüfusu Adana'nın yansı kadar olan Eskişehir'de iki  üniversite bulunmaktadır. Kurulan ikinci üniversitenin bu ilimize yaptığı katkı ortadadır.
Sayfa 36 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 4 3 1 - Değerli arkadaşlar, YÖK'ün uygulamalarına bakıldığında, bu kurumun giderek siyasallaştığı,  Hükümetin direktifleri doğrultusunda hareket ettiği, akademik özerkliği hiçe saydığı görülmektedir.  Son yıllardaki rektör atamalarına bakıldığında, YÖK'ün, üniversitelerdeki seçimlerde öğretim  üyelerinin oylarıyla birinci olan çok sayıda rektör adayını yok sayıp AKP'ye yakın olduğu bilinen  adayları birinci sıraya yerleştirdiği görülmektedir. Böyle bir sistemin 3 milyona yakın öğrenciye  hizmet eden 100 bin öğretim üyesinin geleceğini belirleme hakkına sahip olması tartışma götürür.  Özerk ve bilimsel üniversite anlayışı olmadan YÖK, sistemin üzerinde bir kambur olmaya  devam edecektir. Giderek siyasallaşan, iktidarın güdümünde davranan bir kurumdan sağlıklı bir  üniversite sistemini yönlendirmesi beklenemez.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz yıl içinde YÖK'ün baskısı ile üniversitelerde,  fakültelerde ana bilim dalları kapatılmıştır. Örneğin Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Roma  hukuku, karşılaştırmalı hukuk, çevre hukuku gibi kürsüler ortadan kaldırılmıştır. Amaç nedir? Amaç  "üniversite reformu" adı altında, çağdaş, bilimsel üniversite yapısının yok edilmesidir. Amaç  üniversiteleri ticarileştirmektir.  Ancak bu kararlar alınırken üniversitelerin bilim üreten yerler olduğu göz ardı edilmektedir.  Üniversite reformunu özerklikten uzak, yalnızca ekonomik bir anlayışla ele alırsak, bilim üretmek,  öğrencileri çağdaş dünyaya uygun yetiştirmek mümkün olmayacaktır.  Yine geçtiğimiz yıl, üniversite araştırma görevlilerinin iş güvencesini ortadan kaldıran, onları  sözleşmeli hâle getiren bir sistem ortaya konuldu. Bu düzenlemeyle, doktora çalışmalarının bitiminde  asistanların üniversiteyle ilişikleri kesilmektedir. Daha önce gerekli akademik ölçütlere sahip  oldukları sürece yükselme yolları açıktı. Bu düzenlemeyle, doktorasını bitiren asistanlar kapının  önüne konulacaktır.  Bu, yalnızca iş güvencesi sorunu değildir. Bu, bilimsel özerklikle doğrudan bağlantılıdır.  Akademisyenlerin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi duran böyle bir düzenleme yapılması,  üniversitelerin bilimsel ölçütlerle değil siyasi tercihlere göre yapılandırılması anlamına gelecektir.  Değerli arkadaşlar, Yükseköğretim Kurumunun uygulamaları iktidarın siyasi tercihleriyle  biçimlenmektedir. Bunun getireceği olumsuzluklar ortadadır. Özerk olmayan yapıların siyasallaşması  kaçınılmazdır. Yıllardan beri, üniversitelerin özerk birer kurum hâline gelmeden verimli olamayacağını  savunuyoruz.  AKP İktidarı ve onun uzantısı gibi davranan bir Yükseköğretim Kurulunun, özerk olmayan  üniversitelerin yaratacağı olumsuzlukları bir kez daha gösterdiği ortadadır. Üniversitelerin birer bilim  yuvası olması isteniyorsa, AKP, üniversitelerden elini çekmelidir, "reform" adı altında yandaş  kurumlar yaratma çabasından vazgeçmelidir.  Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; üniversiteler üzerinde konuşurken Adana'daki durumdan  da biraz söz etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, Çukurova Üniversitesi, 1967 yılında Ankara Üniversitesine  bağlı olarak kurulan Adana Ziraat Fakültesi ile 1972 yılında Atatürk Üniversitesine bağlı olarak  kurulan Çukurova Tıp Fakültesinin yeni bir üniversitenin çatısı altında bir araya getirilmesiyle 1973  yılında kurulmuştur. Kuruluşunun üzerinden geçen otuz yedi yıl içinde üniversiteye 10 fakülte,  1 konservatuvar, 3 yüksekokul, 9 meslek yüksekokulu, 3 enstitü, 29 araştırma ve uygulama merkezi  eklenmiştir. Her yıl 7 bin öğrenci kayıt yaptırmaktadır. 35 bin öğrenci Çukurova Üniversitesinde  öğrenim görmektedir. Bütün bu olumlu özelliklerine rağmen, Çukurova Üniversitesi, nüfusu 2  milyonu aşan Adana'ya yetmemektedir. Nüfusu Adana'nın yansı kadar olan Eskişehir'de iki  üniversite bulunmaktadır. Kurulan ikinci üniversitenin bu ilimize yaptığı katkı ortadadır.  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 3  Adana'da her yıl, genel ve meslek liselerinden mezun olan 70 binin üzerinde gencimiz üniversite  sınavına girmektedir. Bu gençlerimiz, Adana'da yeterli eğitim olanağı bulamadığından başka illerdeki  üniversitelere gitmek zorunda kalmaktadır. Bu gençlerimize daha iyi bir eğitim olanağı sunmak için  Adana'ya ikinci bir üniversite kurulması gerekmektedir.  Değerli arkadaşlar, Adana, kurulacak ikinci bir devlet üniversitesine her şeyiyle hazırdır.  Sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında 8'inci sıradadır Adana ilimiz. Kentleşme oranı yüzde 80  ile ülke ortalamasının üzerindedir. Eğitim anlamında tam bir cazibe merkezi olabilecek niteliklere  sahiptir. Çukurova Üniversitesi gösterdiği başarı ile bunu kanıtlamıştır. Adana'ya kurulacak ikinci bir  devlet üniversitesi bu potansiyellerin kullanılması açısından büyük önem taşımaktadır. Kentin tarım,  sanayi, turizm, sağlık sektörü, enerji sektörü, tarıma dayalı sanayi iş kollarında büyük bir potansiyeli  vardır, ancak bu sektörleri harekete geçirecek temel unsur yetişmiş insan gücüdür.  Şimdiye dek Çukurova Üniversitesi bu konuda üzerine düşeni yerine getirmiştir, ama şimdilerde  kentin gereksinim duyduğu hareketlenmeyi sağlamak için yetersiz kalmaktadır...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  HULUSİ GÜVEL (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkanım.  Bu nedenlerle Adana'ya kurulabilecek ikinci bir devlet üniversitesinin kente büyük katkı  sağlayacağı tartışılmazdır.  Değerli arkadaşlarım, Adana, hazır altyapısı, gelişkin kültür yaşamı, sahip olduğu üniversitelilik  bilinci ve sosyal olanaklarıyla ikinci bir üniversiteye uygun koşullara sahip bir ilimizdir. Adana'nın  ekonomik potansiyelinin doğru kullanılabilmesi için, eğitimli, konusunda uzman ve dünyadaki  değişimleri doğru yorumlayabilecek nitelikli kuşaklara ihtiyaç duyulmaktadır.  İlimizin yaşadığı işsizlik sorunu hepinizin malumudur. Bu durumun aşılmasında Adana'ya  kurulacak üniversitenin büyük fayda sağlayacağı ortadadır.  Bu nedenle Adana'ya ikinci bir üniversite kurulması konusunda vereceğiniz desteğin Adana ili  için büyük önem taşıdığını belirtiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Güvel.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Akif Akkuş.  Buyurunuz Sayın Akkuş. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADESfA AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra  sayılı Kanun Tasarısı'nın 6'ncı maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış  bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, geçen haftadan beri bu tasarıyla ilgili görüşler, birçok milletvekili tarafından  açıkça belirtildi. Ancak, sorulan sorulara verilen cevaplardan ve iktidar mensubu milletvekillerinin  yaptıkları konuşmalardan anlaşılıyor ki, bizim burada Türk millî eğitiminin geleceğine sunmaya  çalıştığımız samimi katkılar dikkate alınmayarak bu yasa da bu şekilde geçirilmek isteniyor. Bu  yüzden, bu üniversitenin bu haliyle kuruluşuna niçin karşı çıktığımız konusunda sizleri biraz daha,  belki de yeniden aydınlatmaya çalışmak doğru olur kanaatindeyim.  - 4 3 2 -
Sayfa 37 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 3  Adana'da her yıl, genel ve meslek liselerinden mezun olan 70 binin üzerinde gencimiz üniversite  sınavına girmektedir. Bu gençlerimiz, Adana'da yeterli eğitim olanağı bulamadığından başka illerdeki  üniversitelere gitmek zorunda kalmaktadır. Bu gençlerimize daha iyi bir eğitim olanağı sunmak için  Adana'ya ikinci bir üniversite kurulması gerekmektedir.  Değerli arkadaşlar, Adana, kurulacak ikinci bir devlet üniversitesine her şeyiyle hazırdır.  Sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında 8'inci sıradadır Adana ilimiz. Kentleşme oranı yüzde 80  ile ülke ortalamasının üzerindedir. Eğitim anlamında tam bir cazibe merkezi olabilecek niteliklere  sahiptir. Çukurova Üniversitesi gösterdiği başarı ile bunu kanıtlamıştır. Adana'ya kurulacak ikinci bir  devlet üniversitesi bu potansiyellerin kullanılması açısından büyük önem taşımaktadır. Kentin tarım,  sanayi, turizm, sağlık sektörü, enerji sektörü, tarıma dayalı sanayi iş kollarında büyük bir potansiyeli  vardır, ancak bu sektörleri harekete geçirecek temel unsur yetişmiş insan gücüdür.  Şimdiye dek Çukurova Üniversitesi bu konuda üzerine düşeni yerine getirmiştir, ama şimdilerde  kentin gereksinim duyduğu hareketlenmeyi sağlamak için yetersiz kalmaktadır...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  HULUSİ GÜVEL (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkanım.  Bu nedenlerle Adana'ya kurulabilecek ikinci bir devlet üniversitesinin kente büyük katkı  sağlayacağı tartışılmazdır.  Değerli arkadaşlarım, Adana, hazır altyapısı, gelişkin kültür yaşamı, sahip olduğu üniversitelilik  bilinci ve sosyal olanaklarıyla ikinci bir üniversiteye uygun koşullara sahip bir ilimizdir. Adana'nın  ekonomik potansiyelinin doğru kullanılabilmesi için, eğitimli, konusunda uzman ve dünyadaki  değişimleri doğru yorumlayabilecek nitelikli kuşaklara ihtiyaç duyulmaktadır.  İlimizin yaşadığı işsizlik sorunu hepinizin malumudur. Bu durumun aşılmasında Adana'ya  kurulacak üniversitenin büyük fayda sağlayacağı ortadadır.  Bu nedenle Adana'ya ikinci bir üniversite kurulması konusunda vereceğiniz desteğin Adana ili  için büyük önem taşıdığını belirtiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Güvel.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Akif Akkuş.  Buyurunuz Sayın Akkuş. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADESfA AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra  sayılı Kanun Tasarısı'nın 6'ncı maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış  bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, geçen haftadan beri bu tasarıyla ilgili görüşler, birçok milletvekili tarafından  açıkça belirtildi. Ancak, sorulan sorulara verilen cevaplardan ve iktidar mensubu milletvekillerinin  yaptıkları konuşmalardan anlaşılıyor ki, bizim burada Türk millî eğitiminin geleceğine sunmaya  çalıştığımız samimi katkılar dikkate alınmayarak bu yasa da bu şekilde geçirilmek isteniyor. Bu  yüzden, bu üniversitenin bu haliyle kuruluşuna niçin karşı çıktığımız konusunda sizleri biraz daha,  belki de yeniden aydınlatmaya çalışmak doğru olur kanaatindeyim.  - 4 3 2 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 3  Değerli milletvekilleri, biraz önce de arkadaşlarımız belirttiler, özellikle iktidar milletvekillerinden  bir arkadaşımız çıktı, üniversitenin bir ülkedeki faziletlerinden bahsetti, üniversitenin gerek kültür  gerek sosyal gerekse ekonomik seviyemizi geliştireceğini belirtti; bunu tabii kimsenin inkâr etmesi  yahut buna "Hayır, böyle değil." demesi mümkün değil, elbette böyle. Yani bir ülkede üniversite  sayısı ne kadar fazla ise o ülkenin kültür seviyesi de o oranda yüksek olacaktır, en azından bilimsel  seviyesi yüksek olacaktır, hatta ekonomik seviyesi yüksek olacaktır ama bizim burada tartıştığımız,  belirttiğimiz, söylemek istediğimiz şu değerli kardeşlerim, değerli milletvekilleri: Burada bir'Türk-Alman  Üniversitesi" adıyla üniversite kuruluyor. Bu üniversitenin yerini biz tahsis ediyoruz, binalarını biz  yapacağız, iç ekipmanını biz tamamlayacağız, ondan sonra da orada görev yapacak bilim elemanlarının,  bilim adamlarının ücretlerini de yine Türkiye olarak biz karşılayacağız. Peki, Almanlar ne yapacak?  Almanlar, sadece, bize "Almanca dili öğretecek olan öğretim görevlisi desteği vereceğiz" diyorlar  ancak onun da ücretlerini yine bize yüklemeye çalışıyorlar; biz buna karşıyız değerli arkadaşlarım,  yoksa üniversiteye karşı değiliz.  Düşünün bir, geçtiğimiz dönemlerde Tarsus'a bir üniversite açılması için yasa teklifi vermiştim  ancak bu dikkate bile alınmadı. Tarsus, gerçekten bir üniversiteye ihtiyacı olan ve üniversiter hayatı  her yönüyle kaldırabilecek bir şehrimiz. Nüfus tabelasında "230 bin" yazıyor ama bunun tabii 230  binden biraz daha yüksek olduğu kanaatindeyiz. Şimdi, biz buraya bir üniversite yapmazken,  üniversite yapılması için verilmiş olan bir teklifi dikkate bile almazken, artık üniversiteye doymuş  bir şehrimiz olan İstanbul'a yeni bir üniversite daha ilave etmekle karşı karşıyayız. 6 tane devlet  üniversitemiz var İstanbul'da. Bu 40 küsur vakıf üniversitesinin de eminim 35 tanesi yine İstanbul'da.  Özellikle vakıf üniversitelerinden bir kısmının İstanbul'un dışındaki illerimize kuruluyor olması  geçtiğimiz günlerde gündeme gelmişti bir üniversitenin kuruluş aşamasında ve bunu belirten  arkadaşımız, sayın milletvekili çok sevindiğini belirtmişti yani İstanbul'un dışına, büyük şehirlerin  dışını da artık üniversite yayılıyor diye. Ama biz bakıyoruz, Türk-Alman Üniversitesi bizi, özellikle  Tarsusluları bu sevinçten mahrum ediyor. Şöyle olsaydı, yani biraz önce belirttiğim bütün fiziki yapım  masrafları, ondan sonra da öğretim üyelerinin gelecekteki maaşları Almanlar tarafından ödense idi  o zaman derdik ki "Almanlar haklı. İstedikleri yerde bu üniversiteyi yapma teklifini bize getirebilirler."  Ama öyle bir şey yok değerli arkadaşlarım. Ne var bunun yerine? Her şeyi biz veriyoruz ama onların  ismini kullanıyoruz, onların artık dünyada pek de itibar görmeyen dillerini o üniversitemizde eğitim  dili hâline getiriyoruz. Sayın Bakan az önce belirtti "Türkçe de öğretilecek. Türkçe de olacak." dedi.  Zaten, şu anda, Türkiye'deki üniversitelerin birçoğunda -ismi Hacettepe olur, Ankara Üniversitesi  olur, falan filan olur- yabancı dil eğitimi var, yabancı dille eğitim var yani İngilizceyle eğitim yapılıyor.  Dolayısıyla, şimdi, tükenmeye yüz tutmuş, itibarı azalmış bir dilde, biz onlara, tabiri caizse, bir kıyak  yapıyoruz. Dolayısıyla, bu kıyağı yaparken masrafın onlardan olması gerektiğini söylüyoruz. Bir  daha belirtiyorum: Kesinlikle, biz, herhangi bir üniversitenin açılışına karşı değiliz. Üniversitenin  açılması bizi hem gururlandırır hem sevindirir ama bu şekilde, bütün masrafları bizim tarafımızdan  yapıldığı hâlde, bizim birilerine -isim olarak da olsa- bu üniversiteyi peşkeş çekmemiz, Milliyetçi  Hareket Partililerin hazmedemedikleri bir meseledir. Onun için, biz, bu Türk-Alman Üniversitesine  karşı çıkıyoruz, aslında karşı da çıkmıyoruz her şeye rağmen. Mütekabiliyet esasına göre,  Almanya'da da bununla eş değer olan, Almanca ve Türkçe eğitim yapacak olan bir üniversite açılması  çalışmaları başlasın ve bu üniversite çalışmaları bugünkü aşamaya gelsin yani onların da yetkili  meclislerinde görüşülecek hâle gelsin, o zaman biz bunu yeniden gündeme getirelim diyoruz.  Soruyorum değerli milletvekilleri: Bunun böyle olması gerekmez mi?  - 4 3 3 -
Sayfa 38 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 3  Değerli milletvekilleri, biraz önce de arkadaşlarımız belirttiler, özellikle iktidar milletvekillerinden  bir arkadaşımız çıktı, üniversitenin bir ülkedeki faziletlerinden bahsetti, üniversitenin gerek kültür  gerek sosyal gerekse ekonomik seviyemizi geliştireceğini belirtti; bunu tabii kimsenin inkâr etmesi  yahut buna "Hayır, böyle değil." demesi mümkün değil, elbette böyle. Yani bir ülkede üniversite  sayısı ne kadar fazla ise o ülkenin kültür seviyesi de o oranda yüksek olacaktır, en azından bilimsel  seviyesi yüksek olacaktır, hatta ekonomik seviyesi yüksek olacaktır ama bizim burada tartıştığımız,  belirttiğimiz, söylemek istediğimiz şu değerli kardeşlerim, değerli milletvekilleri: Burada bir'Türk-Alman  Üniversitesi" adıyla üniversite kuruluyor. Bu üniversitenin yerini biz tahsis ediyoruz, binalarını biz  yapacağız, iç ekipmanını biz tamamlayacağız, ondan sonra da orada görev yapacak bilim elemanlarının,  bilim adamlarının ücretlerini de yine Türkiye olarak biz karşılayacağız. Peki, Almanlar ne yapacak?  Almanlar, sadece, bize "Almanca dili öğretecek olan öğretim görevlisi desteği vereceğiz" diyorlar  ancak onun da ücretlerini yine bize yüklemeye çalışıyorlar; biz buna karşıyız değerli arkadaşlarım,  yoksa üniversiteye karşı değiliz.  Düşünün bir, geçtiğimiz dönemlerde Tarsus'a bir üniversite açılması için yasa teklifi vermiştim  ancak bu dikkate bile alınmadı. Tarsus, gerçekten bir üniversiteye ihtiyacı olan ve üniversiter hayatı  her yönüyle kaldırabilecek bir şehrimiz. Nüfus tabelasında "230 bin" yazıyor ama bunun tabii 230  binden biraz daha yüksek olduğu kanaatindeyiz. Şimdi, biz buraya bir üniversite yapmazken,  üniversite yapılması için verilmiş olan bir teklifi dikkate bile almazken, artık üniversiteye doymuş  bir şehrimiz olan İstanbul'a yeni bir üniversite daha ilave etmekle karşı karşıyayız. 6 tane devlet  üniversitemiz var İstanbul'da. Bu 40 küsur vakıf üniversitesinin de eminim 35 tanesi yine İstanbul'da.  Özellikle vakıf üniversitelerinden bir kısmının İstanbul'un dışındaki illerimize kuruluyor olması  geçtiğimiz günlerde gündeme gelmişti bir üniversitenin kuruluş aşamasında ve bunu belirten  arkadaşımız, sayın milletvekili çok sevindiğini belirtmişti yani İstanbul'un dışına, büyük şehirlerin  dışını da artık üniversite yayılıyor diye. Ama biz bakıyoruz, Türk-Alman Üniversitesi bizi, özellikle  Tarsusluları bu sevinçten mahrum ediyor. Şöyle olsaydı, yani biraz önce belirttiğim bütün fiziki yapım  masrafları, ondan sonra da öğretim üyelerinin gelecekteki maaşları Almanlar tarafından ödense idi  o zaman derdik ki "Almanlar haklı. İstedikleri yerde bu üniversiteyi yapma teklifini bize getirebilirler."  Ama öyle bir şey yok değerli arkadaşlarım. Ne var bunun yerine? Her şeyi biz veriyoruz ama onların  ismini kullanıyoruz, onların artık dünyada pek de itibar görmeyen dillerini o üniversitemizde eğitim  dili hâline getiriyoruz. Sayın Bakan az önce belirtti "Türkçe de öğretilecek. Türkçe de olacak." dedi.  Zaten, şu anda, Türkiye'deki üniversitelerin birçoğunda -ismi Hacettepe olur, Ankara Üniversitesi  olur, falan filan olur- yabancı dil eğitimi var, yabancı dille eğitim var yani İngilizceyle eğitim yapılıyor.  Dolayısıyla, şimdi, tükenmeye yüz tutmuş, itibarı azalmış bir dilde, biz onlara, tabiri caizse, bir kıyak  yapıyoruz. Dolayısıyla, bu kıyağı yaparken masrafın onlardan olması gerektiğini söylüyoruz. Bir  daha belirtiyorum: Kesinlikle, biz, herhangi bir üniversitenin açılışına karşı değiliz. Üniversitenin  açılması bizi hem gururlandırır hem sevindirir ama bu şekilde, bütün masrafları bizim tarafımızdan  yapıldığı hâlde, bizim birilerine -isim olarak da olsa- bu üniversiteyi peşkeş çekmemiz, Milliyetçi  Hareket Partililerin hazmedemedikleri bir meseledir. Onun için, biz, bu Türk-Alman Üniversitesine  karşı çıkıyoruz, aslında karşı da çıkmıyoruz her şeye rağmen. Mütekabiliyet esasına göre,  Almanya'da da bununla eş değer olan, Almanca ve Türkçe eğitim yapacak olan bir üniversite açılması  çalışmaları başlasın ve bu üniversite çalışmaları bugünkü aşamaya gelsin yani onların da yetkili  meclislerinde görüşülecek hâle gelsin, o zaman biz bunu yeniden gündeme getirelim diyoruz.  Soruyorum değerli milletvekilleri: Bunun böyle olması gerekmez mi?  - 4 3 3 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 3  Tabii, burada bir başka şeyi belirtmek istiyorum. Dün bir soru sormuştum bu üniversitenin  kurulacağı yerle ilgili. Kurulacağı yerle ilgili, geçen hafta, Sayın Başbakanımızın bir beyanatları  oldu: "Biz, bu üniversite için, İstanbul Boğazı çevresinde 119 dönümlük bir arazi tahsis ettik." dedi.  Sayın Bakan, dünkü sorduğum soruya verdiğiniz cevapta ise "Henüz yeri net olarak belli değil,  yazışmalar yapılıyor." demiştiniz.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Belli değil demedim. Ben, burayla  ilgili yazı gönderdik Maliye Bakanlığına dedim. Tarım Bakanlığının olumlu görüşü var.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Peki, ben o zaman yazışma safhasında olduğunu anlamışımdır, özür  diliyorum.  Tabii, dün televizyonda, televizyonu şöyle karıştırırken, Beykoz Belediye Başkanı, bu  üniversiteye tahsis edilen yeri gösterdi. Ancak, yine üzüldüğüm bir şey oldu, öyle bir edayla gösterdi  ki yani burası zaten işe yaramaz bir yer gibi gösterdi. Ayrıca, orada bir şey daha belirtti, o kadar  binanın, okulun oraya nasıl sığacağını da bilmiyorum, bu 119 dönümlük yere bir Türk-Alman  Üniversitesi yapılacak, bunun yanında bir de yedi tane teknik okul ve ortaöğretim kurumu yapılacağı  belirtildi. Dolayısıyla...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Üniversite için 120 dönüm az değil mi?  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Zaten onu belirteceğim. 120 dönümlük bir yer, bir üniversite için  fevkalade az yani oraya iki tane...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Teşekkür ederim efendim.  Oraya sadece iki fakülte binası ya sığar ya sığmaz. Şu anda, Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinin  kurulu olduğu alan 110 dönüm yani 10 dönümcük eksik bundan ama orada sadece bir fakülte var ve  o fakültenin kurulmasıyla, öğrencilerin gezeceği, ders aralarında nefes alacağı yerler de son derece  küçük ve sınırlı. Dolayısıyla bu 119 dönümlük yerin, sanki, etrafındaki birtakım hazine arazileri de  ileriki aşamada bu üniversiteye verilecek gibi.  Değerli milletvekilleri, bütün bunlardan sonra şunu diyorum: Biz Türk-Alman Üniversitesinin  kurulmasına da karşı değiliz ama gelin, bunu daha açık bir şekilde ortaya koyalım, her şeyiyle ortaya  koyalım, ondan sonra bunun açılmasına izin verelim diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Akkuş.  Banş ve Demokrasi Partisi Grubu adına Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis. (BDP sıralarından  alkışlar)  Buyurunuz Sayın Halis.  BDP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  ben de Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla  selamlıyorum.  Bu sabah Ankara'ya girmek isteyen Tekel işçileri, Ankara düşmandan korunurcasına, Ankara'ya  sokulmak istenmediler. Tabii, öncelikle biz bunu, AKP her ne kadar antidemokratik uygulamalarıyla  tanınıyorsa da 1 Nisan şakası zannettik ama sonradan öğrendik ki gerçekten Tekel işçileri Ankara'ya  sokulmak istenmiyor. Kızılay'a indik, her taraf polis kuşatmasında, âdeta polis devleti görüntüleri  sergileniyor.  - 4 3 4 -
Sayfa 39 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 3  Tabii, burada bir başka şeyi belirtmek istiyorum. Dün bir soru sormuştum bu üniversitenin  kurulacağı yerle ilgili. Kurulacağı yerle ilgili, geçen hafta, Sayın Başbakanımızın bir beyanatları  oldu: "Biz, bu üniversite için, İstanbul Boğazı çevresinde 119 dönümlük bir arazi tahsis ettik." dedi.  Sayın Bakan, dünkü sorduğum soruya verdiğiniz cevapta ise "Henüz yeri net olarak belli değil,  yazışmalar yapılıyor." demiştiniz.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Belli değil demedim. Ben, burayla  ilgili yazı gönderdik Maliye Bakanlığına dedim. Tarım Bakanlığının olumlu görüşü var.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Peki, ben o zaman yazışma safhasında olduğunu anlamışımdır, özür  diliyorum.  Tabii, dün televizyonda, televizyonu şöyle karıştırırken, Beykoz Belediye Başkanı, bu  üniversiteye tahsis edilen yeri gösterdi. Ancak, yine üzüldüğüm bir şey oldu, öyle bir edayla gösterdi  ki yani burası zaten işe yaramaz bir yer gibi gösterdi. Ayrıca, orada bir şey daha belirtti, o kadar  binanın, okulun oraya nasıl sığacağını da bilmiyorum, bu 119 dönümlük yere bir Türk-Alman  Üniversitesi yapılacak, bunun yanında bir de yedi tane teknik okul ve ortaöğretim kurumu yapılacağı  belirtildi. Dolayısıyla...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Üniversite için 120 dönüm az değil mi?  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Zaten onu belirteceğim. 120 dönümlük bir yer, bir üniversite için  fevkalade az yani oraya iki tane...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Teşekkür ederim efendim.  Oraya sadece iki fakülte binası ya sığar ya sığmaz. Şu anda, Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinin  kurulu olduğu alan 110 dönüm yani 10 dönümcük eksik bundan ama orada sadece bir fakülte var ve  o fakültenin kurulmasıyla, öğrencilerin gezeceği, ders aralarında nefes alacağı yerler de son derece  küçük ve sınırlı. Dolayısıyla bu 119 dönümlük yerin, sanki, etrafındaki birtakım hazine arazileri de  ileriki aşamada bu üniversiteye verilecek gibi.  Değerli milletvekilleri, bütün bunlardan sonra şunu diyorum: Biz Türk-Alman Üniversitesinin  kurulmasına da karşı değiliz ama gelin, bunu daha açık bir şekilde ortaya koyalım, her şeyiyle ortaya  koyalım, ondan sonra bunun açılmasına izin verelim diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Akkuş.  Banş ve Demokrasi Partisi Grubu adına Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis. (BDP sıralarından  alkışlar)  Buyurunuz Sayın Halis.  BDP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  ben de Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla  selamlıyorum.  Bu sabah Ankara'ya girmek isteyen Tekel işçileri, Ankara düşmandan korunurcasına, Ankara'ya  sokulmak istenmediler. Tabii, öncelikle biz bunu, AKP her ne kadar antidemokratik uygulamalarıyla  tanınıyorsa da 1 Nisan şakası zannettik ama sonradan öğrendik ki gerçekten Tekel işçileri Ankara'ya  sokulmak istenmiyor. Kızılay'a indik, her taraf polis kuşatmasında, âdeta polis devleti görüntüleri  sergileniyor.  - 4 3 4 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Tekel işçileri ocak ve şubat aylarında, soğuğun en yoğun olduğu dönemde, hak aramak için  Ankara'ya toplanmışlardı. O dönem yine sistemin baskı ve uygulamalarıyla karşılaştılar; biber  gazıyla, copla bastırılmaya çalışıldılar. Tabii, limon üreticilerini çok etkilemese bile, limon satışlarında  bir artışın yolunu açtılar.  Biz, burada, haklarını arayan, işçi statüsünden 4/C statüsüne düşürülen... 4/C ki, büyük  haklarından yoksun bırakılan bir statü. Bu statünün insanca bir yaşam için doğru olmadığını biliyoruz  ve söylüyoruz. Zaten konu, Anayasa Mahkemesinde. Öyle umuyor ve inanıyorum ki Anayasa  Mahkemesinden gerekli haklı sonuç verilir ve işçilerin haklan alınır.  Ben buradan Tekel işçilerini Barış ve Demokrasi Partisi adına selamlıyorum ve onların haklı  direnişinin yanında olacağımızı söylüyorum.  Tabii, değerli milletvekilleri, Alman üniversitesine geçmeden önce Türkiye'nin kanayan yarası  olan cezaevleri sorununu sizinle paylaşmak istiyorum, Neredeyse 12 Eylül koşullarındaki gibi  cezaevlerinde var olan mevcudun yarım katına yakın bir mevcutla cezaevleri dolmuş durumda.  Yaklaşık 70 bin kapasiteli Türkiye cezaevleri bugün 120 bin kişinin üzerinde mahkûm barındırıyor.  Bugüne kadar her yıl cezaevleri yapıldı, dönem dönem aflar çıkanldı ama her ne hikmetse cezaevlerinin  kısa sürede dolması engellenemedi. Siz bir ülkede temel hak ve özgürlüklerin arayışını terörle  mücadele algısı içinde değerlendirirseniz, yine sizler yoksulluk ve geri bırakılmışlık içinde olan bir  halkın ne yapacağının hesabını tutmazsanız haliyle cezaevleri dolar taşar.  Her şeyden önce Terörle Mücadele Kanunu'nda ve Türk Ceza Kanunu'nda bir değişikliğin  yapılması, kişilere trilyon kazandıran uygulamalardan vazgeçilerek yaşam koşullarının düzeltilmesi  esastır diyoruz. Cezaevlerinde bulunan mahkûmların, tutuklu ve hükümlülerin en ağır sorunu bugün  hasta ve yaşlı mahkûmlann durumudur. Bugüne kadar cezaevi koşullarında tedavi imkânı bulamayan,  bugün, İHD'nin raporlan dahilinde 49 isim vardır. Biz bunu bugüne kadar çeşitli defalarca hem  Adalet Bakanının hem Sayın Cumhurbaşkanının dikkatlerine sunmuştuk ama bizim tüm dikkatlere  sunmamıza rağmen, İHD'nin 2009 raporuna göre, Mustafa Elelçi, Gurbet Mete, Hasan Kert, Beşir  Özer, Recep Çelik, İsmet Ablak adlı hükümlüler, mahkûmlar yaşamlannı yitirmişlerdi. Oysaki bunlar  cezaevi koşullarında olmayıp da dışarıda özgür koşullar içinde tedavi bulmuş olsalardı, bugün, öyle  inanıyorum ki, yaşıyor olacaklardı.  Kamuoyunun gündemine düşer Güler Zere olayı vardı. Hepimiz hassasiyet gösterdik. Güler  Zere Sayın Cumhurbaşkanının hassasiyetiyle son anda cezaevinden çıkanldı, bugün tedavisi devam  etmektedir. Güler Zere'ye gösterilen hassasiyet, bugün cezaevlerinde bulunan, bizim elimizdeki sayısı  49 olan diğer mahkûmlara da gösterilmelidir diye düşünüyoruz.  Ben, 49 mahkûm içinden sadece Taylan Çintay adlı mahkûmun sizinle durumunu paylaşmak  istiyorum: Otuz üç yaşında, on iki yıldır Gaziantep Cezaevi'nde. Yaşına göre çok erken tutulmuş  olduğu bir hastalığı var, mesane kanseri. İki defa ameliyat olmuş. Üç aylık periyotlarla yeniden tıbbi  operasyon görmesi gerekiyor bu hastalığın. Cezaevi koşullannda bunun mümkün olmadığı biliniyor  ve her defasında başvurusu reddediliyor. Durumun kötüleşmesi üzerine Adana Balcalı Hastanesi  Üroloji Servisi'ne getiriliyor, genç bir doktor muhatap ediliyor. Genç doktorun uzman olup olmadığı  da kuşkulu ve "Dosyan kayıp, işlemlere yeni baştan başlayacağız." deniyor kendisine. Bunun üzerine  hasta Çintay "Hastalığım belli, gerekli uygulamaları yapın, raporumu verin, ben gideceğim." diyor.  Dosyasının kaybolduğunu tekrardan söyleyerek, dosyan kayıp, biz sana hiçbir uygulamaya  yapamayız, sana rapor vermemiz için, heyete çıkarmamız için de hastalığın bütün vücuduna yayılması  gerektiği kendilerine söyleniyor ve tedavi yaptırılmadan gerisin geriye cezaevine gönderiliyor.  - 4 3 5 -
Sayfa 40 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Tekel işçileri ocak ve şubat aylarında, soğuğun en yoğun olduğu dönemde, hak aramak için  Ankara'ya toplanmışlardı. O dönem yine sistemin baskı ve uygulamalarıyla karşılaştılar; biber  gazıyla, copla bastırılmaya çalışıldılar. Tabii, limon üreticilerini çok etkilemese bile, limon satışlarında  bir artışın yolunu açtılar.  Biz, burada, haklarını arayan, işçi statüsünden 4/C statüsüne düşürülen... 4/C ki, büyük  haklarından yoksun bırakılan bir statü. Bu statünün insanca bir yaşam için doğru olmadığını biliyoruz  ve söylüyoruz. Zaten konu, Anayasa Mahkemesinde. Öyle umuyor ve inanıyorum ki Anayasa  Mahkemesinden gerekli haklı sonuç verilir ve işçilerin haklan alınır.  Ben buradan Tekel işçilerini Barış ve Demokrasi Partisi adına selamlıyorum ve onların haklı  direnişinin yanında olacağımızı söylüyorum.  Tabii, değerli milletvekilleri, Alman üniversitesine geçmeden önce Türkiye'nin kanayan yarası  olan cezaevleri sorununu sizinle paylaşmak istiyorum, Neredeyse 12 Eylül koşullarındaki gibi  cezaevlerinde var olan mevcudun yarım katına yakın bir mevcutla cezaevleri dolmuş durumda.  Yaklaşık 70 bin kapasiteli Türkiye cezaevleri bugün 120 bin kişinin üzerinde mahkûm barındırıyor.  Bugüne kadar her yıl cezaevleri yapıldı, dönem dönem aflar çıkanldı ama her ne hikmetse cezaevlerinin  kısa sürede dolması engellenemedi. Siz bir ülkede temel hak ve özgürlüklerin arayışını terörle  mücadele algısı içinde değerlendirirseniz, yine sizler yoksulluk ve geri bırakılmışlık içinde olan bir  halkın ne yapacağının hesabını tutmazsanız haliyle cezaevleri dolar taşar.  Her şeyden önce Terörle Mücadele Kanunu'nda ve Türk Ceza Kanunu'nda bir değişikliğin  yapılması, kişilere trilyon kazandıran uygulamalardan vazgeçilerek yaşam koşullarının düzeltilmesi  esastır diyoruz. Cezaevlerinde bulunan mahkûmların, tutuklu ve hükümlülerin en ağır sorunu bugün  hasta ve yaşlı mahkûmlann durumudur. Bugüne kadar cezaevi koşullarında tedavi imkânı bulamayan,  bugün, İHD'nin raporlan dahilinde 49 isim vardır. Biz bunu bugüne kadar çeşitli defalarca hem  Adalet Bakanının hem Sayın Cumhurbaşkanının dikkatlerine sunmuştuk ama bizim tüm dikkatlere  sunmamıza rağmen, İHD'nin 2009 raporuna göre, Mustafa Elelçi, Gurbet Mete, Hasan Kert, Beşir  Özer, Recep Çelik, İsmet Ablak adlı hükümlüler, mahkûmlar yaşamlannı yitirmişlerdi. Oysaki bunlar  cezaevi koşullarında olmayıp da dışarıda özgür koşullar içinde tedavi bulmuş olsalardı, bugün, öyle  inanıyorum ki, yaşıyor olacaklardı.  Kamuoyunun gündemine düşer Güler Zere olayı vardı. Hepimiz hassasiyet gösterdik. Güler  Zere Sayın Cumhurbaşkanının hassasiyetiyle son anda cezaevinden çıkanldı, bugün tedavisi devam  etmektedir. Güler Zere'ye gösterilen hassasiyet, bugün cezaevlerinde bulunan, bizim elimizdeki sayısı  49 olan diğer mahkûmlara da gösterilmelidir diye düşünüyoruz.  Ben, 49 mahkûm içinden sadece Taylan Çintay adlı mahkûmun sizinle durumunu paylaşmak  istiyorum: Otuz üç yaşında, on iki yıldır Gaziantep Cezaevi'nde. Yaşına göre çok erken tutulmuş  olduğu bir hastalığı var, mesane kanseri. İki defa ameliyat olmuş. Üç aylık periyotlarla yeniden tıbbi  operasyon görmesi gerekiyor bu hastalığın. Cezaevi koşullannda bunun mümkün olmadığı biliniyor  ve her defasında başvurusu reddediliyor. Durumun kötüleşmesi üzerine Adana Balcalı Hastanesi  Üroloji Servisi'ne getiriliyor, genç bir doktor muhatap ediliyor. Genç doktorun uzman olup olmadığı  da kuşkulu ve "Dosyan kayıp, işlemlere yeni baştan başlayacağız." deniyor kendisine. Bunun üzerine  hasta Çintay "Hastalığım belli, gerekli uygulamaları yapın, raporumu verin, ben gideceğim." diyor.  Dosyasının kaybolduğunu tekrardan söyleyerek, dosyan kayıp, biz sana hiçbir uygulamaya  yapamayız, sana rapor vermemiz için, heyete çıkarmamız için de hastalığın bütün vücuduna yayılması  gerektiği kendilerine söyleniyor ve tedavi yaptırılmadan gerisin geriye cezaevine gönderiliyor.  - 4 3 5 - TBMM B : 8 1 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 3 6 - Şimdi, burada, suçu her ne olursa olsun cezaevlerine düşmüş her yurttaşımızın can güvenliği  devletin sorumluluğu dahilindedir. Cezaevine düşmüş insanların, yurttaşların can güvenliğini, oraya  düşme nedenleri ve suç tasnifine göre yaparsanız, bu adil bir durum olmaz devlet için. Bu, olsa olsa  öç alma olur ki, bugün hasta ve tutuklular üzerinde yapılmak istenen budur, siyasi tutsaklar üzerinde  yapılmak istenen budur ve öç alma durumudur. Adalet Bakanlığının ve Cumhurbaşkanının bu konuya  biraz daha hassasiyet göstererek, gerçekten cezaevleri koşullarında tedavisi yapılmayan hasta ve  tutukluların tedavi görme olanakları yaratılmalıdır.  Yine, belediye başkanlarımıza yönelik gözaltı sırasında, gözaltına alınıp tutuklanan Diyarbakır  Sur Belediye Başkanımız Sayın Abdullah Demirbaş da yine hasta. Bugün her ne kadar tedavisi Dicle  Hastanesinde sürüyorsa da kısa süre sonra yine cezaevine döndürüleceğini biliyoruz. Ancak Sayın  Demirbaş'ın hastalığının, sürekli tedavi edilmezse, bir kan pıhtılaşmasından dolayı çok daha büyük  bir boyuta taşınacağını ve yaşamını riske edeceğini de biliyoruz. Bu konuda da hassasiyet bekliyoruz.  Tabii, Alman Üniversitesi yapılacak. Değerli milletvekilleri, garip bir durum var: Külfeti bizden,  ne hikmetse bu halkın parasıyla bir Alman Üniversitesi yapılıyor. "Bunun altındaki neden ne  olabilir?" diye düşünüyoruz. Fethullah Gülen okullarına Almanya'da liseler, okullar açtırmanın bir  yolu mu açılmaya çalışılıyor? Bugün haberlere bakıyoruz, 56 milyon euroluk bir tank alımı sözleşmesi  var. Şimdi, burada bakıyoruz, farklı soru işaretleri kafamızda peydahlanıyor. Eğer biz oradan tank  alacaksak kendi tanklarını bize satmaları için onların bize rüşvet vermeleri gerekiyor. Ama ne  hikmetse biz bu Alman Üniversitesini kendi paramızla yaptırarak bir nevi biz onlara rüşvet vermiş  durumuna geliyoruz.  Bu konuda biz Alman Üniversitesini yaparken, yaptırırken mutlaka eşit, dengeli bir ortaklık  temelinde yapılması noktasında bir yapıma karşı değildik ve özellikle de, dünyanın neresinde olursa  olsun her insanın kendi ana dilinde eğitim yapmasının karşısında olmadığımızı söylemiştik. Ama  ondan önce de Türkiye'deki -zamanım daraldı ama- üniversitelerde okuyan öğrenciler üzerindeki  baskıların ne olduğuna bir bakalım.  Ocak, şubat, mart aylarında Ankara, Balıkesir, İstanbul, Elâzığ, Muğla, Antep, yine Ankara,  yine İstanbul, Eskişehir, Kocaeli, Sivas, Antep, yine Eskişehir, yine Adana'da öğrencilere baskılar  yapıldı, sivil gruplarca saldırılar yapıldı. Bu saldırılarda polis ve özel güvenlik dönem dönem destek  oldular saldırılara.  Çok ilginç bir durum var: Bugün haklarını arayan Tekel işçilerine destek sunan Sarıgazi  Mehmetçik Lisesi öğrencilerine polis saldırıyor. Çok ilginçtir, yine Sivas'ta Cumhuriyet Üniversitesinde  Tekel işçilerinin haklı mücadelesini desteklemeye çalışan Cumhuriyet Üniversitesi öğrencileri basın  açıklaması yaptıkları gerekçesiyle soruşturulmaya tabi tutuluyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Çok daha ilginci, Adana'da at ve eşek eti yedirilen  öğrenciler soruşturulmadan geçiriliyor.  Şimdi, burada, her şeyden önce, siyaset yapmaktan önce insani bir vicdan gerekiyor. "At ve eşek  eti yemiyorum." diyen bir öğrenciye soruşturma açmanın, bunu soruşturmaya tabi tutmanın insani bir  boyutu var mıdır? Ben bunu sizlerin takdirlerine sunuyorum ve sizleri tekrardan saygıyla selamlıyorum.  (BDP sıralarından alkışlar)
Sayfa 41 -
TBMM B : 8 1 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 3 6 - Şimdi, burada, suçu her ne olursa olsun cezaevlerine düşmüş her yurttaşımızın can güvenliği  devletin sorumluluğu dahilindedir. Cezaevine düşmüş insanların, yurttaşların can güvenliğini, oraya  düşme nedenleri ve suç tasnifine göre yaparsanız, bu adil bir durum olmaz devlet için. Bu, olsa olsa  öç alma olur ki, bugün hasta ve tutuklular üzerinde yapılmak istenen budur, siyasi tutsaklar üzerinde  yapılmak istenen budur ve öç alma durumudur. Adalet Bakanlığının ve Cumhurbaşkanının bu konuya  biraz daha hassasiyet göstererek, gerçekten cezaevleri koşullarında tedavisi yapılmayan hasta ve  tutukluların tedavi görme olanakları yaratılmalıdır.  Yine, belediye başkanlarımıza yönelik gözaltı sırasında, gözaltına alınıp tutuklanan Diyarbakır  Sur Belediye Başkanımız Sayın Abdullah Demirbaş da yine hasta. Bugün her ne kadar tedavisi Dicle  Hastanesinde sürüyorsa da kısa süre sonra yine cezaevine döndürüleceğini biliyoruz. Ancak Sayın  Demirbaş'ın hastalığının, sürekli tedavi edilmezse, bir kan pıhtılaşmasından dolayı çok daha büyük  bir boyuta taşınacağını ve yaşamını riske edeceğini de biliyoruz. Bu konuda da hassasiyet bekliyoruz.  Tabii, Alman Üniversitesi yapılacak. Değerli milletvekilleri, garip bir durum var: Külfeti bizden,  ne hikmetse bu halkın parasıyla bir Alman Üniversitesi yapılıyor. "Bunun altındaki neden ne  olabilir?" diye düşünüyoruz. Fethullah Gülen okullarına Almanya'da liseler, okullar açtırmanın bir  yolu mu açılmaya çalışılıyor? Bugün haberlere bakıyoruz, 56 milyon euroluk bir tank alımı sözleşmesi  var. Şimdi, burada bakıyoruz, farklı soru işaretleri kafamızda peydahlanıyor. Eğer biz oradan tank  alacaksak kendi tanklarını bize satmaları için onların bize rüşvet vermeleri gerekiyor. Ama ne  hikmetse biz bu Alman Üniversitesini kendi paramızla yaptırarak bir nevi biz onlara rüşvet vermiş  durumuna geliyoruz.  Bu konuda biz Alman Üniversitesini yaparken, yaptırırken mutlaka eşit, dengeli bir ortaklık  temelinde yapılması noktasında bir yapıma karşı değildik ve özellikle de, dünyanın neresinde olursa  olsun her insanın kendi ana dilinde eğitim yapmasının karşısında olmadığımızı söylemiştik. Ama  ondan önce de Türkiye'deki -zamanım daraldı ama- üniversitelerde okuyan öğrenciler üzerindeki  baskıların ne olduğuna bir bakalım.  Ocak, şubat, mart aylarında Ankara, Balıkesir, İstanbul, Elâzığ, Muğla, Antep, yine Ankara,  yine İstanbul, Eskişehir, Kocaeli, Sivas, Antep, yine Eskişehir, yine Adana'da öğrencilere baskılar  yapıldı, sivil gruplarca saldırılar yapıldı. Bu saldırılarda polis ve özel güvenlik dönem dönem destek  oldular saldırılara.  Çok ilginç bir durum var: Bugün haklarını arayan Tekel işçilerine destek sunan Sarıgazi  Mehmetçik Lisesi öğrencilerine polis saldırıyor. Çok ilginçtir, yine Sivas'ta Cumhuriyet Üniversitesinde  Tekel işçilerinin haklı mücadelesini desteklemeye çalışan Cumhuriyet Üniversitesi öğrencileri basın  açıklaması yaptıkları gerekçesiyle soruşturulmaya tabi tutuluyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Çok daha ilginci, Adana'da at ve eşek eti yedirilen  öğrenciler soruşturulmadan geçiriliyor.  Şimdi, burada, her şeyden önce, siyaset yapmaktan önce insani bir vicdan gerekiyor. "At ve eşek  eti yemiyorum." diyen bir öğrenciye soruşturma açmanın, bunu soruşturmaya tabi tutmanın insani bir  boyutu var mıdır? Ben bunu sizlerin takdirlerine sunuyorum ve sizleri tekrardan saygıyla selamlıyorum.  (BDP sıralarından alkışlar)  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 3  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Halis.  Şahsı adına, Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Gülyurt.  MUZAFFER GÜLYURT (Erzurum) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Ülkemizde bir Türk-Alman Üniversitesinin kurulmasına dair kanun tasarısının 6'ncı maddesi  üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım.  Türk-Alman Üniversitesi iki ülke arasında var olan tarihî ve kültürel ilişkileri daha da  güçlendirecek olan bir projedir. Öğrenci ve öğretim üyesi mübadelesi imkânını sağlayacak olan bu  proje daha önceden de ülkeler arasındaki kültürel değişim programı içerisinde uygulanmıştı. Nitekim,  ben de bir üniversite mensubu olarak 1979 yılında Federal Alman Hükümetinin bursunu kazanmış  ve Mainz Üniversitesinde misafir öğretim elemanı olarak görev yapmıştım. Dolayısıyla, iki ülke  arasındaki bilimsel ve kültürel açıdan bu tür ilişkilerin çok faydası olduğunu bizzat müşahede etmiş  bulunmaktayım.  Değerli milletvekilleri, üniversiteler misyon olarak bilimi öğreten, üreten, yorumlayan, eleştirip  zenginleştiren kurumlardır. Bilgi ışıktır, güçtür. Bilgiye, bilimsel ve teknolojik gelişmelere sahip olan  ve bunu üretime dönüştüren ülkeler güçlü ülkelerdir. Biz de bu güce sahip olmak için üniversitelere,  yükseköğretime çok önem vermekteyiz. İşte, bu amaçla Hükümetimiz seksen bir ilde üniversite  kurmuş bulunmaktadır. Şu an sayısı 139 olan üniversitelerimizin bugünkü sizlerin oylarıyla kurulacak  olan yeni üniversiteyle 140'a ve daha sonra yine Hükümetimizin, Bakanlar Kurulumuzun almış  olduğu kararla yeni kurulacak üniversitelerle sayısı daha da artacaktır.  Bu yeni kurulacak üniversiteler içerisinde benim de ilimin içinde bulunmuş olması, Erzurum  Üniversitesinin de ayrıca kurulmuş olması bizi çok büyük bir memnuniyete sevk etmiştir. Yıllardan  beri özlemini çekmiş olduğumuz ikinci üniversitemizin devletimiz tarafından kurulmuş olmasında  başta Sayın Başbakanımız, emeği geçenler ve Sayın Bakanımıza huzurunuzda şükranlarımızı arz  etmek istiyorum.  Değerli milletvekilleri, üniversiteler eğitim-öğretim yanında bilimsel ve teknolojik çalışmalar  yaparak ARGE çalışmalarına önem verirler. Bu amaçla, teknoloji geliştirme bölgeleri oluşturulmaktadır.  2002 yılına kadar sadece 5 adet olan teknoloji geliştirme bölgeleri 2010 yılına kadar 37'ye  çıkarılmıştır ve bunlardan 21 tanesi aktif olarak hizmet vermektedir. Teknoloji geliştirme bölgelerinde  amaç, sanayici ile bilim adamını bir araya getirerek bilimsel çalışmaların üretime dönüşmesini  sağlamaktır. İşte, bu amaçla teknoloji bölgelerinde faaliyet gösteren firma sayıları da gittikçe  artmaktadır. Şöyle ki: 2002 yılında yok denecek kadar az olan firma sayısı 2003 yılında 169, 2010  yılında ise 1.287 firmaya yükselmiştir.  Ayrıca, buralarda istihdam edilen personel sayısında da büyük bir artış olmuş, 2003'te 2.543  personel görev yaparken, 2010 yılında 11.150 personel burada istihdam edilmiş bulunmaktadır.  Ayrıca, 2003 ve 2009 yılları arasında bilim insanı sayısında 9 kattan fazla bir artış olduğu  görülmektedir; bu da Hükümetimizin bilime, ARGE'ye verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır.  ARGE'ye ayrılan para ve harcamalar, 2002 ve 2008 yıllan arasında yüzde 2,9 oranında artırılmıştır.  Bilim ve teknoloji çalışmalannın ticari ürün veya üretime dönüştürülmesi ve bunun sonucunda  da patentle sonuçlandırılması arzu edilen bir sonuçtur.  - 4 3 7 -
Sayfa 42 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 3  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Halis.  Şahsı adına, Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Gülyurt.  MUZAFFER GÜLYURT (Erzurum) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Ülkemizde bir Türk-Alman Üniversitesinin kurulmasına dair kanun tasarısının 6'ncı maddesi  üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım.  Türk-Alman Üniversitesi iki ülke arasında var olan tarihî ve kültürel ilişkileri daha da  güçlendirecek olan bir projedir. Öğrenci ve öğretim üyesi mübadelesi imkânını sağlayacak olan bu  proje daha önceden de ülkeler arasındaki kültürel değişim programı içerisinde uygulanmıştı. Nitekim,  ben de bir üniversite mensubu olarak 1979 yılında Federal Alman Hükümetinin bursunu kazanmış  ve Mainz Üniversitesinde misafir öğretim elemanı olarak görev yapmıştım. Dolayısıyla, iki ülke  arasındaki bilimsel ve kültürel açıdan bu tür ilişkilerin çok faydası olduğunu bizzat müşahede etmiş  bulunmaktayım.  Değerli milletvekilleri, üniversiteler misyon olarak bilimi öğreten, üreten, yorumlayan, eleştirip  zenginleştiren kurumlardır. Bilgi ışıktır, güçtür. Bilgiye, bilimsel ve teknolojik gelişmelere sahip olan  ve bunu üretime dönüştüren ülkeler güçlü ülkelerdir. Biz de bu güce sahip olmak için üniversitelere,  yükseköğretime çok önem vermekteyiz. İşte, bu amaçla Hükümetimiz seksen bir ilde üniversite  kurmuş bulunmaktadır. Şu an sayısı 139 olan üniversitelerimizin bugünkü sizlerin oylarıyla kurulacak  olan yeni üniversiteyle 140'a ve daha sonra yine Hükümetimizin, Bakanlar Kurulumuzun almış  olduğu kararla yeni kurulacak üniversitelerle sayısı daha da artacaktır.  Bu yeni kurulacak üniversiteler içerisinde benim de ilimin içinde bulunmuş olması, Erzurum  Üniversitesinin de ayrıca kurulmuş olması bizi çok büyük bir memnuniyete sevk etmiştir. Yıllardan  beri özlemini çekmiş olduğumuz ikinci üniversitemizin devletimiz tarafından kurulmuş olmasında  başta Sayın Başbakanımız, emeği geçenler ve Sayın Bakanımıza huzurunuzda şükranlarımızı arz  etmek istiyorum.  Değerli milletvekilleri, üniversiteler eğitim-öğretim yanında bilimsel ve teknolojik çalışmalar  yaparak ARGE çalışmalarına önem verirler. Bu amaçla, teknoloji geliştirme bölgeleri oluşturulmaktadır.  2002 yılına kadar sadece 5 adet olan teknoloji geliştirme bölgeleri 2010 yılına kadar 37'ye  çıkarılmıştır ve bunlardan 21 tanesi aktif olarak hizmet vermektedir. Teknoloji geliştirme bölgelerinde  amaç, sanayici ile bilim adamını bir araya getirerek bilimsel çalışmaların üretime dönüşmesini  sağlamaktır. İşte, bu amaçla teknoloji bölgelerinde faaliyet gösteren firma sayıları da gittikçe  artmaktadır. Şöyle ki: 2002 yılında yok denecek kadar az olan firma sayısı 2003 yılında 169, 2010  yılında ise 1.287 firmaya yükselmiştir.  Ayrıca, buralarda istihdam edilen personel sayısında da büyük bir artış olmuş, 2003'te 2.543  personel görev yaparken, 2010 yılında 11.150 personel burada istihdam edilmiş bulunmaktadır.  Ayrıca, 2003 ve 2009 yılları arasında bilim insanı sayısında 9 kattan fazla bir artış olduğu  görülmektedir; bu da Hükümetimizin bilime, ARGE'ye verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır.  ARGE'ye ayrılan para ve harcamalar, 2002 ve 2008 yıllan arasında yüzde 2,9 oranında artırılmıştır.  Bilim ve teknoloji çalışmalannın ticari ürün veya üretime dönüştürülmesi ve bunun sonucunda  da patentle sonuçlandırılması arzu edilen bir sonuçtur.  - 4 3 7 - TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 3 8 - Yine, geçmiş yıllarla mukayese yaparak baktığımız zaman, 2002 ila 2003 yılları arasında,  maalesef patent alan ürün sayısının sıfır olduğunu görüyoruz, ama daha sonraları, 2005 yılında 63  ürün, 2010 yılında ise 297 ürünün patent aldığını görmekteyiz.  Bu bilgiler doğrultusunda, Türk-Alman Üniversitesinin yapacağı eğitim ve öğretim yanında  bilim ve teknoloji alanında da önemli faydalar sağlayacağına inanıyor, hayırlı olması dileğiyle yüce  Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Gülyurt.  Şahsı adına İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi. (MHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Sipahi.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Sayın Başkan, size ve yüce Meclise saygılar sunuyorum.  6'ncı madde üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.  Önce şunu belirtmekte fayda var: Bu Mecliste hiç kimse Türkiye'de üniversite kurulmasına  karşı değil, fanatik Alman düşmanı hiç değil, ancak millî onur ve gururun korunması, dış ilişkilerin  en önemli kuralı olan mütekabiliyet ilkesinin Batı kompleksi veya muhip zihniyetiyle ihlal edilmesine  de hassasiyet göstermek, bu yüce Mecliste siyasi parti ve görüş farkı olmadan her Meclis üyesinin  görevi değil mecburiyeti.  Yasanın dayandığı anlaşmada bir Alman koordinatör var. Rektörlüğün, senatonun ve idari  kurulun faaliyetleri hakkında kendisine bilgi arz ediliyor, danışılıyor. Fakültelerde ise Alman fakülte  koordinatörleri var. Anlayacağınız araziyi, binayı, altyapıyı sağlayıp, sürekli giderlerini karşılayacağımız  bu güya devlet üniversitesinde rektör ve dekanlarımız Alman koordinatörlerin vesayeti altında görev  yapacaklar. Kusura bakmayın, böylesine devlet üniversitesi denmez, koloni üniversitesi denir.  Yıllardır Almanya'da 3 milyona yakın vatandaşımız için entegrasyon, uyum sorunu bahane  edilir. Ne bizler ne oradaki vatandaşlarımız ne yapsak yaranamayız. Sonunda, yabancılar konusunda  güya en yumuşak olan Yeşiller Partisinin eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer kafalarının arkasındakini  söyledi, "Türkler için en iyi entegrasyon asimilasyondur." dedi, kurtuldu. Hiç izaha, yoruma gerek yok.  Alman eğitim sisteminde ortaöğretim üç kategoridir. En üstteki Gymnasium'larda Türk öğrenci  sayısı elin parmaklarını geçmez, yani önleri daha ortaöğretimde tıkanır. İkinci kategoride Realschule'ler  vardır, üç beş Türk öğrenciye lütfen rastlarsınız. En alt kademelerde en vasıfsız Alman öğrenciler için  mevcut Hauptschule'ler ise Alman'dan çok Türk öğrenciyle doludur. Bu da belki bir meslek eğitimine  katılırlarsa, bir işte çırak diplomasını alma imkânını sağlar onlara. Tabii, bu Türk çıraklar Alman iş  yerlerinde iş bulamayacakları için Türk iş yerlerinde çırak olmak için akraba, hemşehri aramaya  başlarlar; sonunda kaderleri Türkiye'deki gençlerle aynıdır: "Ne iş bulsam yaparım." Ama Almanlar  nezdinde, işlerini ellerinden alan, işsizliğin ve ekonomik krizin sorumlusu sadece Türklerdir.  Şimdi, işsizlik konusuna değinelim: AKP sayesinde dünya işsizlik sıralamasında ilk üçte yer almaya  başladık. Son bir araştırma vardı, herhalde izlediniz. Gayriresmî 7 milyona yaklaşan işsizlik 22-25 milyon  insanımızı, yani aile ferdini etkilemekte. İşsizlerin yüzde 42'sini evinde hiç çalışan olmayanlar teşkil  ediyor, yani bu evler aç. İşsizlerin yüzde 25'i üniversite mezunu ve bunların yüzde 36'sı sigortasız, yüzde  32'si ise asgari ücretle çalışmaya razı. İşte, üniversite mezunlarımızdan manzaralar.  Konuya dönelim: Üniversite kurulacaksa neden İstanbul? Neden Boğaz'da Beykoz ve neden  orman arazisi? İstanbul'daki bir avuç ormandan AKP yandaşlarınca yağmalamakla bitmeyen kısmı  da sözde Alman dostluğuna mı peşkeş çekilecek?
Sayfa 43 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 3 8 - Yine, geçmiş yıllarla mukayese yaparak baktığımız zaman, 2002 ila 2003 yılları arasında,  maalesef patent alan ürün sayısının sıfır olduğunu görüyoruz, ama daha sonraları, 2005 yılında 63  ürün, 2010 yılında ise 297 ürünün patent aldığını görmekteyiz.  Bu bilgiler doğrultusunda, Türk-Alman Üniversitesinin yapacağı eğitim ve öğretim yanında  bilim ve teknoloji alanında da önemli faydalar sağlayacağına inanıyor, hayırlı olması dileğiyle yüce  Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Gülyurt.  Şahsı adına İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi. (MHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Sipahi.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Sayın Başkan, size ve yüce Meclise saygılar sunuyorum.  6'ncı madde üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.  Önce şunu belirtmekte fayda var: Bu Mecliste hiç kimse Türkiye'de üniversite kurulmasına  karşı değil, fanatik Alman düşmanı hiç değil, ancak millî onur ve gururun korunması, dış ilişkilerin  en önemli kuralı olan mütekabiliyet ilkesinin Batı kompleksi veya muhip zihniyetiyle ihlal edilmesine  de hassasiyet göstermek, bu yüce Mecliste siyasi parti ve görüş farkı olmadan her Meclis üyesinin  görevi değil mecburiyeti.  Yasanın dayandığı anlaşmada bir Alman koordinatör var. Rektörlüğün, senatonun ve idari  kurulun faaliyetleri hakkında kendisine bilgi arz ediliyor, danışılıyor. Fakültelerde ise Alman fakülte  koordinatörleri var. Anlayacağınız araziyi, binayı, altyapıyı sağlayıp, sürekli giderlerini karşılayacağımız  bu güya devlet üniversitesinde rektör ve dekanlarımız Alman koordinatörlerin vesayeti altında görev  yapacaklar. Kusura bakmayın, böylesine devlet üniversitesi denmez, koloni üniversitesi denir.  Yıllardır Almanya'da 3 milyona yakın vatandaşımız için entegrasyon, uyum sorunu bahane  edilir. Ne bizler ne oradaki vatandaşlarımız ne yapsak yaranamayız. Sonunda, yabancılar konusunda  güya en yumuşak olan Yeşiller Partisinin eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer kafalarının arkasındakini  söyledi, "Türkler için en iyi entegrasyon asimilasyondur." dedi, kurtuldu. Hiç izaha, yoruma gerek yok.  Alman eğitim sisteminde ortaöğretim üç kategoridir. En üstteki Gymnasium'larda Türk öğrenci  sayısı elin parmaklarını geçmez, yani önleri daha ortaöğretimde tıkanır. İkinci kategoride Realschule'ler  vardır, üç beş Türk öğrenciye lütfen rastlarsınız. En alt kademelerde en vasıfsız Alman öğrenciler için  mevcut Hauptschule'ler ise Alman'dan çok Türk öğrenciyle doludur. Bu da belki bir meslek eğitimine  katılırlarsa, bir işte çırak diplomasını alma imkânını sağlar onlara. Tabii, bu Türk çıraklar Alman iş  yerlerinde iş bulamayacakları için Türk iş yerlerinde çırak olmak için akraba, hemşehri aramaya  başlarlar; sonunda kaderleri Türkiye'deki gençlerle aynıdır: "Ne iş bulsam yaparım." Ama Almanlar  nezdinde, işlerini ellerinden alan, işsizliğin ve ekonomik krizin sorumlusu sadece Türklerdir.  Şimdi, işsizlik konusuna değinelim: AKP sayesinde dünya işsizlik sıralamasında ilk üçte yer almaya  başladık. Son bir araştırma vardı, herhalde izlediniz. Gayriresmî 7 milyona yaklaşan işsizlik 22-25 milyon  insanımızı, yani aile ferdini etkilemekte. İşsizlerin yüzde 42'sini evinde hiç çalışan olmayanlar teşkil  ediyor, yani bu evler aç. İşsizlerin yüzde 25'i üniversite mezunu ve bunların yüzde 36'sı sigortasız, yüzde  32'si ise asgari ücretle çalışmaya razı. İşte, üniversite mezunlarımızdan manzaralar.  Konuya dönelim: Üniversite kurulacaksa neden İstanbul? Neden Boğaz'da Beykoz ve neden  orman arazisi? İstanbul'daki bir avuç ormandan AKP yandaşlarınca yağmalamakla bitmeyen kısmı  da sözde Alman dostluğuna mı peşkeş çekilecek?  TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 4 3 9 - Sayın Başbakan Almanya'da Türk lisesinden bahsedince Alman basını haddini bilmezlikle  suçladı. Alman muhalefet sözcüsü "Bu, Almanya'ya hakarettir." dedi. Alman Başbakanı ise "belki"  ile, "bir gün" ile, "fakat" ile savuşturdu. Biz burada neyi tartışıyoruz?  Gelmişken Alman Başbakanına jest yapalım konusunu da aydınlatmakta fayda var. Kime, neyin  jestini yapıyoruz? Şansölye Merkel gayet açık ifadeyle fikirlerini söyledi. "Ankara Protokolü'nü  imzaladınız; liman ve havaalanlannızı Rumlara açın. Vize konusunu aklınıza bile getirmeyin. Avrupa  Birliği için 35 başlıktan 27-28'ini açabilirsek, adı olur 'imtiyazlı ortaklık' işte bizden bu kadar." İşte,  Bayan Merkel'in söyledikleri. Tabii, kapalı kapılar ardındakileri bilemiyoruz. Ziyaret sonucu bizim  açımızdan fiyasko. Kimse allayıp pullamaya kalkmasın.  Tabii, Frau Merkel'in Deniz Feneri'ne açıktan değinmemesi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Evet, Frau Merkel'in Deniz Feneri olayına açıktan  değinmemesi AKP için büyük nezaket ve incelik.  Bir de barış güvercini komedisi var. "Biblo" deseniz değil, bir parça alçıya boyanmış, güvercin  mi tavuk mu belirsiz bir garip mahluk. Bir de yazı eklenmiş; ben ne yazıldığını okudum,  anlayamadım, Sayın Başbakan herhalde bu kuş açılımını anlamıştır.  Karşılığında altın taktık Frau Merkel'e. Her zamanki Batı kompleksi, hacıağa kafası. Güya jest  yaptık; evet, Beykoz ormanlarını yağmalayıp jeste devam edelim.  Yüce Meclise saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sipahi.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, oylamadan evvel yoklama istiyorum.  BAŞKAN - Soru-cevap var efendim. Onu dikkate alacağız.  Sayın Taner...  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, özel ve devlet üniversitelerini açmak için aradığınız  kriterler nelerdir ve bu görüştüğümüz Türk-Alman Üniversitesi bu kriterlere uygun mudur?  Bir diğeri: Anayasa'ya göre ülkemizde kurulan üniversitelerin adil ve dengeli bir şekilde ülkeye  yayılması gerekmektedir. Mevcut üniversitelerimizin yüzde kaçı üç büyük ilimizdedir?  Bir de, son olarak, kaç üniversite için kuruluş kanunu Mecliste beklemektedir?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Taner.  Sayın Çelik...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Çelik yok efendim.  BAŞKAN - Peki, Sayın Çelik yok.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, bu Türk-Alman Üniversitesine 1.200'ün üzerinde akademik, 400'ün üzerinde de  idari olmak üzere çok sayıda kadro verilmiş bulunmaktadır. Acaba bu kadro kullanımı nasıl  planlanmıştır? Örneğin 2010 yılı için bu kadroların kaçma kullanım izni verilmesi düşünülmektedir?
Sayfa 44 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 4 3 9 - Sayın Başbakan Almanya'da Türk lisesinden bahsedince Alman basını haddini bilmezlikle  suçladı. Alman muhalefet sözcüsü "Bu, Almanya'ya hakarettir." dedi. Alman Başbakanı ise "belki"  ile, "bir gün" ile, "fakat" ile savuşturdu. Biz burada neyi tartışıyoruz?  Gelmişken Alman Başbakanına jest yapalım konusunu da aydınlatmakta fayda var. Kime, neyin  jestini yapıyoruz? Şansölye Merkel gayet açık ifadeyle fikirlerini söyledi. "Ankara Protokolü'nü  imzaladınız; liman ve havaalanlannızı Rumlara açın. Vize konusunu aklınıza bile getirmeyin. Avrupa  Birliği için 35 başlıktan 27-28'ini açabilirsek, adı olur 'imtiyazlı ortaklık' işte bizden bu kadar." İşte,  Bayan Merkel'in söyledikleri. Tabii, kapalı kapılar ardındakileri bilemiyoruz. Ziyaret sonucu bizim  açımızdan fiyasko. Kimse allayıp pullamaya kalkmasın.  Tabii, Frau Merkel'in Deniz Feneri'ne açıktan değinmemesi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Evet, Frau Merkel'in Deniz Feneri olayına açıktan  değinmemesi AKP için büyük nezaket ve incelik.  Bir de barış güvercini komedisi var. "Biblo" deseniz değil, bir parça alçıya boyanmış, güvercin  mi tavuk mu belirsiz bir garip mahluk. Bir de yazı eklenmiş; ben ne yazıldığını okudum,  anlayamadım, Sayın Başbakan herhalde bu kuş açılımını anlamıştır.  Karşılığında altın taktık Frau Merkel'e. Her zamanki Batı kompleksi, hacıağa kafası. Güya jest  yaptık; evet, Beykoz ormanlarını yağmalayıp jeste devam edelim.  Yüce Meclise saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sipahi.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, oylamadan evvel yoklama istiyorum.  BAŞKAN - Soru-cevap var efendim. Onu dikkate alacağız.  Sayın Taner...  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, özel ve devlet üniversitelerini açmak için aradığınız  kriterler nelerdir ve bu görüştüğümüz Türk-Alman Üniversitesi bu kriterlere uygun mudur?  Bir diğeri: Anayasa'ya göre ülkemizde kurulan üniversitelerin adil ve dengeli bir şekilde ülkeye  yayılması gerekmektedir. Mevcut üniversitelerimizin yüzde kaçı üç büyük ilimizdedir?  Bir de, son olarak, kaç üniversite için kuruluş kanunu Mecliste beklemektedir?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Taner.  Sayın Çelik...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Çelik yok efendim.  BAŞKAN - Peki, Sayın Çelik yok.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, bu Türk-Alman Üniversitesine 1.200'ün üzerinde akademik, 400'ün üzerinde de  idari olmak üzere çok sayıda kadro verilmiş bulunmaktadır. Acaba bu kadro kullanımı nasıl  planlanmıştır? Örneğin 2010 yılı için bu kadroların kaçma kullanım izni verilmesi düşünülmektedir?  TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 4 0 - Hâlen ülkemizde birçok üniversite olduğu gibi Kütahya'da kurulmuş olan Dumlupınar Üniversitesi  Tıp Fakültesinin iki yıl önce çıkarılan kadro kanununa rağmen bir adet kadrosu dahi bugüne kadar  kullanım izni verilmediği için kullanılamamıştır.  Tekrar soruyorum, Kütahyalılar adına, özellikle bu defa da size sözlü soruyorum: Bu kadroları  niçin serbest bırakmıyorsunuz?  2) Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesi kadroları ne zaman serbest bırakılacak?  3) Bu nedenle kapanmak üzere olan Tıp Fakültesindeki 25 öğrencinin vebalini kim  yüklenecektir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Işık.  Sayın Birdal...  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Sayın Bakanımdan şunu öğrenmek istiyorum: Dün gece Diyarbakır'da, Dicle Üniversitesinde  önceki gün öğrenci grupları arasındaki bir gerilim fırsat bilinerek, dün gece, güvenlik güçleri, ağır  silahlarla Dicle Üniversitesi yurdu kantinini bastılar ve daha sonra, bir olayın çıkacağından kaygı  duyan avukat arkadaşlarımız ve İnsan Haklan Derneği yöneticilerinin araya girmesiyle, gece yarısı  bir sorunun çıkması önlendi. Yani, Alman Üniversitesi, Alman-Türk Üniversitesi veya Türkiye'nin  üniversiteleri... Bu üniversitelerin demokratikliğini, güvenliğini ve özgürlüğünü nasıl sağlayabiliriz?  Bunu öğrenmek istedim.  Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Birdal.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Öncelikle, sorulann başında gelen Türk-Alman Üniversitesinin niçin İstanbul'da kurulduğu...  Aslında bu konuda, hem kanunun sunuşuna ilişkin yaptığım konuşmada hem daha önceki soru-cevap  bölümünde verdiğim cevaplarda, özellikle büyük kentlerimizde yaşayan nüfusun, yükseköğrenime  talebi karşılamaktan çok uzak olduğu, yani her ne kadar üniversitelerimizin Anadolu'ya yayılması ve  her şehirde bir üniversitenin, üniversitenin gelişmesine, sosyokültürel dokusuna katkı sağlamak  amacıyla yayılıyor olsa dahi, hâlihazırda İstanbul, nüfusu itibanyla, mevcut üniversite sayısı itibanyla  çok daha fazla üniversitenin kurulmasını kaldırabilecek bir şehir ve yükseköğrenim görecek genç  nüfusun sayısı itibarıyla de bu açık devam ediyor. Dolayısıyla, üniversitelerin bu büyük illerde  yoğunlaşıyor olmasının bu taleple de doğru orantılı olduğunu ifade etmek isterim.  "Şu anda Mecliste kaç tane daha üniversitenin kuruluşu bekleniyor?" diye bir soru geldi. Vakıf  üniversitelerinin kuruluşuna ilişkin bir düzenleme önümüzdeki hafta itibanyla gelecek ve şu anda  mevcut kuruluş safhasında Mecliste bekleyen üniversite sayısı altı.  Dumlupınar Üniversitesinin kadrosuna ilişkin 2009 yılında... Yani, hiç kadro izni verilmediğini  söylediniz. 2009 yılında izin verilen kadro sayısı 99 öğretim görevlisi izni verilmiş durumda.  ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Bakan, sizi yanıltıyor bürokratlannız, yapmayın lütfen. Dumlupınar  Üniversitesinin diğer fakültelerine verilen kadrolardır bunlar. Bunun yazılı cevabını da verdiniz.
Sayfa 45 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 4 0 - Hâlen ülkemizde birçok üniversite olduğu gibi Kütahya'da kurulmuş olan Dumlupınar Üniversitesi  Tıp Fakültesinin iki yıl önce çıkarılan kadro kanununa rağmen bir adet kadrosu dahi bugüne kadar  kullanım izni verilmediği için kullanılamamıştır.  Tekrar soruyorum, Kütahyalılar adına, özellikle bu defa da size sözlü soruyorum: Bu kadroları  niçin serbest bırakmıyorsunuz?  2) Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesi kadroları ne zaman serbest bırakılacak?  3) Bu nedenle kapanmak üzere olan Tıp Fakültesindeki 25 öğrencinin vebalini kim  yüklenecektir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Işık.  Sayın Birdal...  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Sayın Bakanımdan şunu öğrenmek istiyorum: Dün gece Diyarbakır'da, Dicle Üniversitesinde  önceki gün öğrenci grupları arasındaki bir gerilim fırsat bilinerek, dün gece, güvenlik güçleri, ağır  silahlarla Dicle Üniversitesi yurdu kantinini bastılar ve daha sonra, bir olayın çıkacağından kaygı  duyan avukat arkadaşlarımız ve İnsan Haklan Derneği yöneticilerinin araya girmesiyle, gece yarısı  bir sorunun çıkması önlendi. Yani, Alman Üniversitesi, Alman-Türk Üniversitesi veya Türkiye'nin  üniversiteleri... Bu üniversitelerin demokratikliğini, güvenliğini ve özgürlüğünü nasıl sağlayabiliriz?  Bunu öğrenmek istedim.  Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Birdal.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Öncelikle, sorulann başında gelen Türk-Alman Üniversitesinin niçin İstanbul'da kurulduğu...  Aslında bu konuda, hem kanunun sunuşuna ilişkin yaptığım konuşmada hem daha önceki soru-cevap  bölümünde verdiğim cevaplarda, özellikle büyük kentlerimizde yaşayan nüfusun, yükseköğrenime  talebi karşılamaktan çok uzak olduğu, yani her ne kadar üniversitelerimizin Anadolu'ya yayılması ve  her şehirde bir üniversitenin, üniversitenin gelişmesine, sosyokültürel dokusuna katkı sağlamak  amacıyla yayılıyor olsa dahi, hâlihazırda İstanbul, nüfusu itibanyla, mevcut üniversite sayısı itibanyla  çok daha fazla üniversitenin kurulmasını kaldırabilecek bir şehir ve yükseköğrenim görecek genç  nüfusun sayısı itibarıyla de bu açık devam ediyor. Dolayısıyla, üniversitelerin bu büyük illerde  yoğunlaşıyor olmasının bu taleple de doğru orantılı olduğunu ifade etmek isterim.  "Şu anda Mecliste kaç tane daha üniversitenin kuruluşu bekleniyor?" diye bir soru geldi. Vakıf  üniversitelerinin kuruluşuna ilişkin bir düzenleme önümüzdeki hafta itibanyla gelecek ve şu anda  mevcut kuruluş safhasında Mecliste bekleyen üniversite sayısı altı.  Dumlupınar Üniversitesinin kadrosuna ilişkin 2009 yılında... Yani, hiç kadro izni verilmediğini  söylediniz. 2009 yılında izin verilen kadro sayısı 99 öğretim görevlisi izni verilmiş durumda.  ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Bakan, sizi yanıltıyor bürokratlannız, yapmayın lütfen. Dumlupınar  Üniversitesinin diğer fakültelerine verilen kadrolardır bunlar. Bunun yazılı cevabını da verdiniz.  TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 4 1 - BAŞKAN - Sayın Işık... Sayın Işık, lütfen...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Üniversitelerin dağılımına ilişkin  bir soru soruldu. Diğer illerde 88, Ankara, İstanbul ve İzmir'de toplam 51 olmak üzere toplam şu anda  139 üniversitemiz var.  Sayın Birdal'ın soru olarak yönelttiği Dicle Üniversitesinde yaşanan meseleye ilişkin olarak  yazılı olarak cevaplandırayım Sayın Başkan.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Daha süremiz var.  Sayın Ersin, buyurun.  AHMET ERSİN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana, aracılığınızla sormak istiyorum: Uşak Eşme'deki Yatılı İlköğretim Okulunda iki  ay kadar önce müdür yardımcısı ve bir hizmetlinin adının karıştığı çocuk yaştaki kız öğrencilere  tecavüz ve taciz olayını biliyoruz. Daha sonra 22 Mart günü Umut Balık isimli çocuk, on yaşındaki  Umut Balık kayboldu ve dün gece cesedi bulundu.  Bu okulda üst üste bu tür olayların, sorunların ortaya çıkması ve okulda bir güvenliğin olmaması,  okuldaki güvenlik kameralarının her iki olayda da devre dışı kalmış olması, acaba, Sayın Millî Eğitim  Bakanına bir sorumluluk yüklüyor mu, kendisini sorumlu hissediyor mu?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ersin.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Bakan, özellikle bu konuyu tekrar hatırlatmak istiyorum. Size  verilen cevap söz konusu üniversitenin diğer fakültelerine 2009 yılında verilen kadrolardır. Sizi kim  yanıltıyor ise bunu lütfen araştırınız. Yazılı cevapla da sizi yanıltmışlardır. Ben bu konuyu bizzat  Sayın YÖK Başkanıyla da görüştüm. Dolayısıyla tıp fakültesine verilen bir tane dâhi kadro yoktur.  İki yıla yakın süredir 1 kadronun dâhi kullanım izni verilmemiştir. Lütfen bu konuyu takip ederseniz  Kütahya adına teşekkür edeceğim.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.  Son olarak Sayın Özensoy...  NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Dün konuşmamda dile getirdiğim kantincilerle ilgili hassasiyetiniz sabıka kaydı istemenizle  alakalı... Bunun yanında İŞKUR'la birlikte yapılan çalışmada, bu sizin hassasiyetinizi göstermeyen,  ilkokul diplomasının dışında herhangi bir şey istemeyen, dolayısıyla 1.700 kişinin içerisinde sakıncalı  insanların da olabileceğinden hareketle, bu işle alakalı sorumlular hakkında herhangi bir soruşturma  yapmayı düşünüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özensoy.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayfa 46 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 4 1 - BAŞKAN - Sayın Işık... Sayın Işık, lütfen...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Üniversitelerin dağılımına ilişkin  bir soru soruldu. Diğer illerde 88, Ankara, İstanbul ve İzmir'de toplam 51 olmak üzere toplam şu anda  139 üniversitemiz var.  Sayın Birdal'ın soru olarak yönelttiği Dicle Üniversitesinde yaşanan meseleye ilişkin olarak  yazılı olarak cevaplandırayım Sayın Başkan.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Daha süremiz var.  Sayın Ersin, buyurun.  AHMET ERSİN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana, aracılığınızla sormak istiyorum: Uşak Eşme'deki Yatılı İlköğretim Okulunda iki  ay kadar önce müdür yardımcısı ve bir hizmetlinin adının karıştığı çocuk yaştaki kız öğrencilere  tecavüz ve taciz olayını biliyoruz. Daha sonra 22 Mart günü Umut Balık isimli çocuk, on yaşındaki  Umut Balık kayboldu ve dün gece cesedi bulundu.  Bu okulda üst üste bu tür olayların, sorunların ortaya çıkması ve okulda bir güvenliğin olmaması,  okuldaki güvenlik kameralarının her iki olayda da devre dışı kalmış olması, acaba, Sayın Millî Eğitim  Bakanına bir sorumluluk yüklüyor mu, kendisini sorumlu hissediyor mu?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Ersin.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Bakan, özellikle bu konuyu tekrar hatırlatmak istiyorum. Size  verilen cevap söz konusu üniversitenin diğer fakültelerine 2009 yılında verilen kadrolardır. Sizi kim  yanıltıyor ise bunu lütfen araştırınız. Yazılı cevapla da sizi yanıltmışlardır. Ben bu konuyu bizzat  Sayın YÖK Başkanıyla da görüştüm. Dolayısıyla tıp fakültesine verilen bir tane dâhi kadro yoktur.  İki yıla yakın süredir 1 kadronun dâhi kullanım izni verilmemiştir. Lütfen bu konuyu takip ederseniz  Kütahya adına teşekkür edeceğim.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.  Son olarak Sayın Özensoy...  NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Dün konuşmamda dile getirdiğim kantincilerle ilgili hassasiyetiniz sabıka kaydı istemenizle  alakalı... Bunun yanında İŞKUR'la birlikte yapılan çalışmada, bu sizin hassasiyetinizi göstermeyen,  ilkokul diplomasının dışında herhangi bir şey istemeyen, dolayısıyla 1.700 kişinin içerisinde sakıncalı  insanların da olabileceğinden hareketle, bu işle alakalı sorumlular hakkında herhangi bir soruşturma  yapmayı düşünüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özensoy.  Buyurunuz Sayın Bakan.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 3  Son sorudan başlayayım. Dün, zannediyorum soru-cevap bölümünde eksik bıraktığım bir  konuydu. "Kantincilerle ilgili yaptığınız çalışmanın benzerini İŞKUR'la yürütülen çalışmada  düşünüyor musunuz?" demiştiniz. İŞKUR tarafından düzenlenen Toplum Yararına Çalışma Projesi  çerçevesi içerisinde Bakanlığımız bünyesinde ve diğer bazı bakanlıklarda çalışma yürütülüyor  biliyorsunuz ve bizim istediğimiz belgenin sadece "İlkokul mezunu olmak" olduğunu söylüyorsunuz.  Bu belgeler ve çalışma koşullarına ilişkin tüm belgeler İŞKUR bünyesinde toplanıyor. Dolayısıyla  biz İŞKUR'un düzenlediği ve yürüttüğü personelin uygun olanlarının bize gönderilmesi sonucu bir  çalışma yapıyoruz. Bu belgelerin ve evrakların ben İŞKUR tarafından da temin edildiğini ve  istendiğini biliyorum.  Sayın Ersin bir soru sordu. Uşak Eşme Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda meydana gelen  maalesef elim hadise nedeniyle... Gerçekten Uşak Eşme'de 28/12/2009 tarihinde de meydana gelen  birtakım hadiseler oldu ve bu hadiseler çerçevesinde Bakanlığımız tarafından çok kapsamlı bir  soruşturma yürütüldü ve bu soruşturma neticesinde Eşme Yatılı İlköğretim Bölge Okulu öğretmenleri  ve müdürleri, müdür başyardımcıları hakkında yasal işlem yapıldı ve yöneticileri değişti.  Bu çerçeve içerisinde, yaklaşık on gündür kayıp olan ve maalesef, dün gece itibarıyla cesedine  ulaşılan Umut Balık isimli çocuğumuzun da ölümünden tabii ki çok derin bir üzüntü duymaktayım  ama bunun yanı sıra, her ne söz konusu olursa olsun hiçbir sorumlunun yaptığı ve sorumluluğu  alanına giren hiçbir konunun tarafımdan örtbas edilemeyeceğini ve edilmeyeceğini, bu konuda en  yüksek düzeyde sorumluluk ve hassasiyet gösterdiğimi Genel Kurulla bu vesileyle paylaşmak isterim.  Yürütülen soruşturma neticesinde, ilk etapta, o gece nöbetçi olan ve sorumluluklarını yerine  getirmeme ihtimalleri yüksek gözüken nöbetçi öğretmenlerimiz açığa alındı. Diğer soruşturmalarımız  da ayrıntılı olarak sürüyor. Sonuçlandıktan sonra, sorumlular hakkında durum netleştikten sonra bunu  da kamuoyuyla paylaşmak istiyorum ama her şeyden önce, aileye başsağlığı diliyorum ve sabır  diliyorum.  Bunun dışında, sanıyorum tamamlandı Sayın Başkan.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  BAŞKAN - Yoklama talebinizi yerine getiriyorum efendim.  Sayın Anadol, Sayın Aslanoğlu, Sayın Özdemir, Sayın Ersin, Sayın Güvel, Sayın Keleş, Sayın  Gök, Sayın Kart, Sayın Çöllü, Sayın Oyan, Sayın Süner, Sayın Altay, Sayın Hacaloğlu, Sayın Kesici,  Sayın Unsal, Sayın Günday, Sayın Diren, Sayın Yıldız, Sayın Köktürk.  Üç dakika süre veriyorum efendim.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın İlknur İnceöz? Yok.  Sayın Sabahattin Cevheri? Burada.  Sayın Atilla Koç? Burada.  Sayın Hasan Altan? Burada.  Toplantı yeter sayısı vardır.  - 4 4 2 -
Sayfa 47 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 3  Son sorudan başlayayım. Dün, zannediyorum soru-cevap bölümünde eksik bıraktığım bir  konuydu. "Kantincilerle ilgili yaptığınız çalışmanın benzerini İŞKUR'la yürütülen çalışmada  düşünüyor musunuz?" demiştiniz. İŞKUR tarafından düzenlenen Toplum Yararına Çalışma Projesi  çerçevesi içerisinde Bakanlığımız bünyesinde ve diğer bazı bakanlıklarda çalışma yürütülüyor  biliyorsunuz ve bizim istediğimiz belgenin sadece "İlkokul mezunu olmak" olduğunu söylüyorsunuz.  Bu belgeler ve çalışma koşullarına ilişkin tüm belgeler İŞKUR bünyesinde toplanıyor. Dolayısıyla  biz İŞKUR'un düzenlediği ve yürüttüğü personelin uygun olanlarının bize gönderilmesi sonucu bir  çalışma yapıyoruz. Bu belgelerin ve evrakların ben İŞKUR tarafından da temin edildiğini ve  istendiğini biliyorum.  Sayın Ersin bir soru sordu. Uşak Eşme Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda meydana gelen  maalesef elim hadise nedeniyle... Gerçekten Uşak Eşme'de 28/12/2009 tarihinde de meydana gelen  birtakım hadiseler oldu ve bu hadiseler çerçevesinde Bakanlığımız tarafından çok kapsamlı bir  soruşturma yürütüldü ve bu soruşturma neticesinde Eşme Yatılı İlköğretim Bölge Okulu öğretmenleri  ve müdürleri, müdür başyardımcıları hakkında yasal işlem yapıldı ve yöneticileri değişti.  Bu çerçeve içerisinde, yaklaşık on gündür kayıp olan ve maalesef, dün gece itibarıyla cesedine  ulaşılan Umut Balık isimli çocuğumuzun da ölümünden tabii ki çok derin bir üzüntü duymaktayım  ama bunun yanı sıra, her ne söz konusu olursa olsun hiçbir sorumlunun yaptığı ve sorumluluğu  alanına giren hiçbir konunun tarafımdan örtbas edilemeyeceğini ve edilmeyeceğini, bu konuda en  yüksek düzeyde sorumluluk ve hassasiyet gösterdiğimi Genel Kurulla bu vesileyle paylaşmak isterim.  Yürütülen soruşturma neticesinde, ilk etapta, o gece nöbetçi olan ve sorumluluklarını yerine  getirmeme ihtimalleri yüksek gözüken nöbetçi öğretmenlerimiz açığa alındı. Diğer soruşturmalarımız  da ayrıntılı olarak sürüyor. Sonuçlandıktan sonra, sorumlular hakkında durum netleştikten sonra bunu  da kamuoyuyla paylaşmak istiyorum ama her şeyden önce, aileye başsağlığı diliyorum ve sabır  diliyorum.  Bunun dışında, sanıyorum tamamlandı Sayın Başkan.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  BAŞKAN - Yoklama talebinizi yerine getiriyorum efendim.  Sayın Anadol, Sayın Aslanoğlu, Sayın Özdemir, Sayın Ersin, Sayın Güvel, Sayın Keleş, Sayın  Gök, Sayın Kart, Sayın Çöllü, Sayın Oyan, Sayın Süner, Sayın Altay, Sayın Hacaloğlu, Sayın Kesici,  Sayın Unsal, Sayın Günday, Sayın Diren, Sayın Yıldız, Sayın Köktürk.  Üç dakika süre veriyorum efendim.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın İlknur İnceöz? Yok.  Sayın Sabahattin Cevheri? Burada.  Sayın Atilla Koç? Burada.  Sayın Hasan Altan? Burada.  Toplantı yeter sayısı vardır.  - 4 4 2 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 4 4 3 - VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu  (1/769) (S. Sayısı: 486) (Devam)  BAŞKAN - 6'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 6'ncı  madde kabul edilmiştir.  Tasarının tümünü oylamadan önce oyunun rengini açıklamak üzere, lehte, Tunceli Milletvekili  Kamer Genç.  Buyurunuz Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  486 sıra sayılı Türkiye'de Türk-Alman Üniversitesi Kurulmasına İlişkin Yasa Tasansı'nın tümünün  oylanmasından önce oyumun rengini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar  sunuyorum.  Şimdi, değerli milletvekilleri, geçenlerde Türk-İtalyan Üniversitesini kurma kararını aldık, şimdi  Türk-Alman Üniversitesini kurmak üzere karar aldık, yarına Türk-Amerikan Üniversitesini kurmak  üzere karar alacağız, Türk-Fransız... Herhalde böyle gidiyor! Tayyip Bey, işte herhalde kendisine  gelen bu konudaki istekleri geri çevirecek durumda da değil. Bence bu İstanbul'un... Evvela  Anayasa'nın 130'uncu maddesine aykırı bu tasan. Çünkü Anayasa'nın 130'uncu maddesinde der ki:  "Üniversiteler devlet eliyle kurulur veyahut da özel kanunla vakıf tarafından kurulur." Şimdi devletin  gidip de özel bir kişiyle birlikte ortak üniversite kurması veyahut da yabancı bir devletle kurması  bana göre 130'uncu maddeye aykın. Çok açık bir hüküm yani. Dolayısıyla bana göre 130'uncu  maddeye aykırı bir tasarı. Ama tabii bunun üzerinde durulmuyor. Zaten AKP'nin de Anayasa'nın  pek öyle üzerinde durduğu yok. Şimdi zaten "Anayasa" diye bir kavram da yok kendilerinde.  Değerli milletvekilleri, yeni bir Anayasa değişikliğine giderken gerçekten Türkiye'de yargı  yetkisini gasp etmeye çalışan bir siyasi iktidar var.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Ya bırak Anayasa'yı!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ve burada şimdi ceviz kabuğunu doldurmayan şeyler tartışılıyor:  "Mehmet Ali Şahin Anayasa teklifini imzaladı mı, imzaladı mı?" Yahu Anayasa'ya göre bunu  imzalamasını engelleyen bir şey yok.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Açıklama yaptı bugün.  KAMER GENÇ (Devamla) - Meclis başkanlannın yapamayacağı herhangi bir şey yok. Var  yok, bunu bile tartışma konusu yapmak cehaletin eseri! Yani Mehmet Ali Şahin'in maalesef bu  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçilmesi çok büyük talihsizlik olmuştur.  Soru önergesini veriyoruz sayın milletvekilleri. Diyoruz ki: "Bak, İstanbul'da Birinci Ordu  Komutanını tevkif etmeden önce Adalet Bakanı Müsteşanyla, onu tutuklama kararını veren hâkim  görüşüyor. Hem de beş buçuk saat görüşüyor. Peki, o görüşmeden sonra bu tutuklama kararı  veriliyor." Diyorum ki: "Burada bu kararı veren hâkim tarafsızlığını yitirmiştir. Dolayısıyla hâkimlerin  tayin ve nakil meseleleri Hâkimler ve Savcılar Kuruluna ait olmasına rağmen neden bu hâkimi  görevden almıyorsunuz?" Mehmet Ali Şahin bana diyor ki: "Efendim, bu soru, 96'ncı maddedeki  soru niteliğinde değil." Yahu, şimdi Mehmet Ali Bey, sana özel bir ders mi verelim, hangi sorular  96'ncı maddenin kapsamına giriyor veya girmiyor!  Diyorum ki: "Abdullah Gül, Çankaya'da oturan Abdullah Gül...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - "Sayın", "Sayın."
Sayfa 48 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 4 4 3 - VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu  (1/769) (S. Sayısı: 486) (Devam)  BAŞKAN - 6'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 6'ncı  madde kabul edilmiştir.  Tasarının tümünü oylamadan önce oyunun rengini açıklamak üzere, lehte, Tunceli Milletvekili  Kamer Genç.  Buyurunuz Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  486 sıra sayılı Türkiye'de Türk-Alman Üniversitesi Kurulmasına İlişkin Yasa Tasansı'nın tümünün  oylanmasından önce oyumun rengini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar  sunuyorum.  Şimdi, değerli milletvekilleri, geçenlerde Türk-İtalyan Üniversitesini kurma kararını aldık, şimdi  Türk-Alman Üniversitesini kurmak üzere karar aldık, yarına Türk-Amerikan Üniversitesini kurmak  üzere karar alacağız, Türk-Fransız... Herhalde böyle gidiyor! Tayyip Bey, işte herhalde kendisine  gelen bu konudaki istekleri geri çevirecek durumda da değil. Bence bu İstanbul'un... Evvela  Anayasa'nın 130'uncu maddesine aykırı bu tasan. Çünkü Anayasa'nın 130'uncu maddesinde der ki:  "Üniversiteler devlet eliyle kurulur veyahut da özel kanunla vakıf tarafından kurulur." Şimdi devletin  gidip de özel bir kişiyle birlikte ortak üniversite kurması veyahut da yabancı bir devletle kurması  bana göre 130'uncu maddeye aykın. Çok açık bir hüküm yani. Dolayısıyla bana göre 130'uncu  maddeye aykırı bir tasarı. Ama tabii bunun üzerinde durulmuyor. Zaten AKP'nin de Anayasa'nın  pek öyle üzerinde durduğu yok. Şimdi zaten "Anayasa" diye bir kavram da yok kendilerinde.  Değerli milletvekilleri, yeni bir Anayasa değişikliğine giderken gerçekten Türkiye'de yargı  yetkisini gasp etmeye çalışan bir siyasi iktidar var.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Ya bırak Anayasa'yı!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ve burada şimdi ceviz kabuğunu doldurmayan şeyler tartışılıyor:  "Mehmet Ali Şahin Anayasa teklifini imzaladı mı, imzaladı mı?" Yahu Anayasa'ya göre bunu  imzalamasını engelleyen bir şey yok.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Açıklama yaptı bugün.  KAMER GENÇ (Devamla) - Meclis başkanlannın yapamayacağı herhangi bir şey yok. Var  yok, bunu bile tartışma konusu yapmak cehaletin eseri! Yani Mehmet Ali Şahin'in maalesef bu  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçilmesi çok büyük talihsizlik olmuştur.  Soru önergesini veriyoruz sayın milletvekilleri. Diyoruz ki: "Bak, İstanbul'da Birinci Ordu  Komutanını tevkif etmeden önce Adalet Bakanı Müsteşanyla, onu tutuklama kararını veren hâkim  görüşüyor. Hem de beş buçuk saat görüşüyor. Peki, o görüşmeden sonra bu tutuklama kararı  veriliyor." Diyorum ki: "Burada bu kararı veren hâkim tarafsızlığını yitirmiştir. Dolayısıyla hâkimlerin  tayin ve nakil meseleleri Hâkimler ve Savcılar Kuruluna ait olmasına rağmen neden bu hâkimi  görevden almıyorsunuz?" Mehmet Ali Şahin bana diyor ki: "Efendim, bu soru, 96'ncı maddedeki  soru niteliğinde değil." Yahu, şimdi Mehmet Ali Bey, sana özel bir ders mi verelim, hangi sorular  96'ncı maddenin kapsamına giriyor veya girmiyor!  Diyorum ki: "Abdullah Gül, Çankaya'da oturan Abdullah Gül...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - "Sayın", "Sayın."  TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 4 4 - KAMER GENÇ (Devamla) - ... yurt dışına yaptığı şu seyahatlerde ne kadar para harcamıştır?"  Diyor ki: "Hayır efendim, burada kaba ve yaralayıcı söz var."  Yahu, değerli milletvekilleri, bu Mehmet Ali Şahin'e söyleyin de kaba ve yaralayıcı söz nedir  bir öğrensin bakalım. Yani "Çankaya" söylemekte mi kaba ve yaralayıcı söz? Ayrıca da "Abdullah  Gül" demek de mi kaba ve yaralayıcı söz?  Kaldı ki 96'ncı maddede "kaba ve yaralayıcı söz" diye bir kavram yok. Ama orada oturmuş,  ondan sonra, maalesef kendi aklına esen ve hukukla, mantıkla ilgisi olmayan gerekçelerle sorduğumuz  soruları geri çevirerek, AKP İktidarı ve onun bakanları tarafından yapılan suistimalleri âdeta bir zırh  germek suretiyle engellemeye çalışıyor.  Şimdi, bana göre, Mehmet Ali Şahin'in yaptığı en büyük ihlal Anayasa ihlalidir. Anayasa'nın  4'üncü maddesine göre diyor ki: "Türkiye Cumhuriyetinin işte şu şu maddelerine aykırı, değiştirilmesine  dair teklif verilemez."  Daha önce, biliyorsunuz, 411 oyla kabul edilen Anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi iptal  etti. Şekil değil esasa girdi. Niye esasa girdi? Ben, burada... Anayasa'nın temel ideolojisini, temel  kuruluşunu, devletin, işte laik düzenini, hukuk devleti ilkesini eğer sen ihlal edersen, bu, şekil değil,  Anayasa'nın esasından ihlal edilmesi şeklindedir ve bunu iptal etti. Buna benzer daha Anayasa  Mahkemesinin kararlan var.  Burada da Mehmet Ali Şahin'e düşen, bu teklifi komisyona sevk etmeden, bunun Anayasa'nın  2'nci maddesine aykırı olan maddelerinin tekliften çıkarılması için geriye iade etmesi lazım ama  nerde... Mehmet Ali Bey, Tayyip Bey'in âdeta bir emir eri gibi hareket ediyor. Böyle bir Meclis  Başkanlığı olmaz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Arkadaşlar, bu makamlarda oturmak önemli değil, o makamların  gereğini yapacak dirayeti, basireti göstermek önemli. Yoksa, orada ne emrediliyorsa yapmak... Buna  o zaman gerek de yok, boş sandalye daha iyi yani! Orada boş sandalyeyi bırakalım, orada gelenler  boş geçsin diye! Böyle bir şey olmaz, böyle bir hukuk düzeni olmaz.  Kaldı ki, şu memlekette bu kadar aç, çıplak, yoksul insan varken, bunları bir tarafa iterek,  efendim, Anayasa'yı gündeme getirmek bu milletle alay etmektir, bu milletle eğlenmektir.  Maalesef, AKP'nin bir huyu var "Acaba nerede bir mağduriyeti oynarım da işte o mağduriyet yolunu  bulup seçime giderim." gibi bir oyun içindedir ve işte, efendim, yok "Yargının karşısında aciz kaldık..."  Tayyip Bey diyor ki "En verimli yerde bana iş yaptırmadı." Yahu, Tayyip Bey, sen ne getirdin  de yaptırmadı? Her gün yurt dışındasın, her gün yurt dışındasın. Yahu, biraz vicdanlı ol, gelip şurada  otur! Şu, Allah... Yahu utanır insan bu sıralardan, utanır ya, utanır! Nerede bu bakanlar? Bu  başbakanlar nerede yahu? Nerede? Utanır yahu, utanır. Şu manzara değer vermiyor, bu manzara size  değer vermiyor, böyle şey olur mu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, böyle bir şey olmaz.  BAŞKAN -Sayın Genç Teşekkür ediyoruz.  Aleyhte, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Aslanoğlu.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize  saygılar sunuyorum.
Sayfa 49 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 4 4 - KAMER GENÇ (Devamla) - ... yurt dışına yaptığı şu seyahatlerde ne kadar para harcamıştır?"  Diyor ki: "Hayır efendim, burada kaba ve yaralayıcı söz var."  Yahu, değerli milletvekilleri, bu Mehmet Ali Şahin'e söyleyin de kaba ve yaralayıcı söz nedir  bir öğrensin bakalım. Yani "Çankaya" söylemekte mi kaba ve yaralayıcı söz? Ayrıca da "Abdullah  Gül" demek de mi kaba ve yaralayıcı söz?  Kaldı ki 96'ncı maddede "kaba ve yaralayıcı söz" diye bir kavram yok. Ama orada oturmuş,  ondan sonra, maalesef kendi aklına esen ve hukukla, mantıkla ilgisi olmayan gerekçelerle sorduğumuz  soruları geri çevirerek, AKP İktidarı ve onun bakanları tarafından yapılan suistimalleri âdeta bir zırh  germek suretiyle engellemeye çalışıyor.  Şimdi, bana göre, Mehmet Ali Şahin'in yaptığı en büyük ihlal Anayasa ihlalidir. Anayasa'nın  4'üncü maddesine göre diyor ki: "Türkiye Cumhuriyetinin işte şu şu maddelerine aykırı, değiştirilmesine  dair teklif verilemez."  Daha önce, biliyorsunuz, 411 oyla kabul edilen Anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi iptal  etti. Şekil değil esasa girdi. Niye esasa girdi? Ben, burada... Anayasa'nın temel ideolojisini, temel  kuruluşunu, devletin, işte laik düzenini, hukuk devleti ilkesini eğer sen ihlal edersen, bu, şekil değil,  Anayasa'nın esasından ihlal edilmesi şeklindedir ve bunu iptal etti. Buna benzer daha Anayasa  Mahkemesinin kararlan var.  Burada da Mehmet Ali Şahin'e düşen, bu teklifi komisyona sevk etmeden, bunun Anayasa'nın  2'nci maddesine aykırı olan maddelerinin tekliften çıkarılması için geriye iade etmesi lazım ama  nerde... Mehmet Ali Bey, Tayyip Bey'in âdeta bir emir eri gibi hareket ediyor. Böyle bir Meclis  Başkanlığı olmaz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Arkadaşlar, bu makamlarda oturmak önemli değil, o makamların  gereğini yapacak dirayeti, basireti göstermek önemli. Yoksa, orada ne emrediliyorsa yapmak... Buna  o zaman gerek de yok, boş sandalye daha iyi yani! Orada boş sandalyeyi bırakalım, orada gelenler  boş geçsin diye! Böyle bir şey olmaz, böyle bir hukuk düzeni olmaz.  Kaldı ki, şu memlekette bu kadar aç, çıplak, yoksul insan varken, bunları bir tarafa iterek,  efendim, Anayasa'yı gündeme getirmek bu milletle alay etmektir, bu milletle eğlenmektir.  Maalesef, AKP'nin bir huyu var "Acaba nerede bir mağduriyeti oynarım da işte o mağduriyet yolunu  bulup seçime giderim." gibi bir oyun içindedir ve işte, efendim, yok "Yargının karşısında aciz kaldık..."  Tayyip Bey diyor ki "En verimli yerde bana iş yaptırmadı." Yahu, Tayyip Bey, sen ne getirdin  de yaptırmadı? Her gün yurt dışındasın, her gün yurt dışındasın. Yahu, biraz vicdanlı ol, gelip şurada  otur! Şu, Allah... Yahu utanır insan bu sıralardan, utanır ya, utanır! Nerede bu bakanlar? Bu  başbakanlar nerede yahu? Nerede? Utanır yahu, utanır. Şu manzara değer vermiyor, bu manzara size  değer vermiyor, böyle şey olur mu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, böyle bir şey olmaz.  BAŞKAN -Sayın Genç Teşekkür ediyoruz.  Aleyhte, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Aslanoğlu.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize  saygılar sunuyorum.  TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 4 5 - Değerli arkadaşlarım, hiçbir üniversitenin kurulmasında kimse aleyhte olamaz. Ama, ama.. .(AK  PARTİ sıralarından gürültüler) Bu ülkede bulunan devlet üniversitesinin bütçesini kim yapıyor?  Bütçesi yapılıyor ve buradan geçiyor. Şimdi acaba bu üniversitenin bütçesini kim yapacak? Almanların  yönettiği bir üniversitemin... Bir üniversitemin... Şimdi, devlet üniversitem, devlet üniversitelerim son  derece yokluk içinde, döner sermayeleri maaşa giderken devlet üniversitelerdi bir sürü ödenekten  yoksun iken, acaba bu üniversitede bütçe nasıl yapılacak? Ve Almanların yaptığı bütçeyi acaba YÖK  aynı şekilde onaylayıp ve bir şekilde, Maliye Bakanlığından, Millî Eğitim Bakanlığından aynı şekilde  istedikleri her kuruş para geçecekse, benim devlet üniversitelerim perişan hâlde beklerken acaba bu  üniversitenin her istediği kuruş verilecekse benim gönlüm buna razı olmaz arkadaşlar benim devlet  üniversitelerimle aynı şekilde, aynı ödeneklere sahip değil ama bu üniversiteye Alman yöneticilerin  istediği her türlü ödenek verilecek ve öbür üniversitelerim fakruzaruret içinde olacak.  Değerli arkadaşlarım, buradan YÖK'e sesleniyorum. Millî Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim Genel  Müdürlüğünün elinde, hangi üniversitenin kaç kadro açık olduğunun tek tek rakamı var. Acaba YÖK ne  iş yapar? Bu üniversitelerim yıllarca kadro isterken bu kadrolar verilmiyorsa, acaba ey YÖK ,bunun  hesabını sormak senin görevin değil mi; bu üniversitelerdeki çocuklarımın en iyi öğretimi görmesi senin  görevin değil mi? Ama Türkiye'de her üniversitenin -altını çiziyorum- Yükseköğretim Genel Müdürlüğüne  baksın, orada var. Hangi üniversitede kaç kadro açığı var? Yıllarca istiyorlar. Van Yüzüncü Yıl  Üniversitesi ne zamandan beri kadro istiyor? Ve Türkiye'de her üniversite... Demin Kütahya milletvekilim  söyledi, "Kadro verdik." diyorlar. Hayır arkadaşlar, serbest kadro, serbest bırakılmıyor.  Şunun için buna karşıyım: Bu üniversite her türlü olanağa sahip olacak, varsın olsun. Orada yetişen  çocuklarımla gurur duymak da benim görevim ama aynı şekilde, aynı duyarlılıkla diğer üniversitelere  duyarlılık göstermeyen bir YÖK acaba bu üniversitenin bütçesini, Almanların yönettiği ve onların  gönderdiği bütçeyi onaylayacak ve her istediği parayı verecek arkadaşlar. Ben bunu söylemek istiyorum.  Tabii bir başka konu, yine vakıf üniversitelerinin yerleşkeleri, arkadaşlar. Yine söylüyorum,  komisyonda söyledim. Adı "vakıf üniversitesi", yüksekokul veya fakülte açıyor. Çocuklarımızın  öğrenim gördüğü yerlerin, hepimizin çocuğu girdiği zaman hepimiz ondan rahatsız olmamalıyız ama  öyle yerlerde öyle yüksekokullar açılıyor ki, öyle fakültelere izin veriliyor ki, çocuklarımızın oraya  girmesinde sakıncalar var arkadaşlar. Maalesef, bu konuda YÖK'ün daha duyarlı olması lazım. Bir  fakülte ve yüksekokul izni verirken, açılacak yerin kesinlikle bizim çocuklarımızın gidebileceği yerler  olması lazım ama mezbele, bir şekilde sokak aralarında, giriş çıkışlarda sorunları olan birtakım yerler  var arkadaşlar. Ben bunu bir kez daha uyarıyorum. Artı...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - O yerlerin isimlerini açıklayın.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Efendim size söyledim, YÖK'e de söyledim.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - O üniversiteler ne zaman kuruldu,  nerede kuruldu, lütfen açıklayın.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Söyledim, Komisyonda söyledim.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - İsimlerini söyleyin, kamuoyu  duysun.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben burada okul ismi vermek istemiyorum. Ben  sizi uyarıyorum.  İki, artı... Artık YÖK şunu kitabına yazsın: İlla bina olacak... Hayır arkadaşlar, Türkiye'de  artık... Yani elli yıl işletme hakkı verilen binalar da olabilir, illa tapu yerine... İlla tapu diyor. Yani  çok kötü bir yerde bir tapu olacağına, şehrin göbeğinde, çok iyi bir yerde, elli yıl eğer kullanma hakkı  verilen, vakfa verilen bir yer varsa, YÖK'ün artık bunu kabul etmesi lazım, bu okulda, bu yerleşkede  öğretime izin vermesi lazım. Maalesef...
Sayfa 50 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 3  - 4 4 5 - Değerli arkadaşlarım, hiçbir üniversitenin kurulmasında kimse aleyhte olamaz. Ama, ama.. .(AK  PARTİ sıralarından gürültüler) Bu ülkede bulunan devlet üniversitesinin bütçesini kim yapıyor?  Bütçesi yapılıyor ve buradan geçiyor. Şimdi acaba bu üniversitenin bütçesini kim yapacak? Almanların  yönettiği bir üniversitemin... Bir üniversitemin... Şimdi, devlet üniversitem, devlet üniversitelerim son  derece yokluk içinde, döner sermayeleri maaşa giderken devlet üniversitelerdi bir sürü ödenekten  yoksun iken, acaba bu üniversitede bütçe nasıl yapılacak? Ve Almanların yaptığı bütçeyi acaba YÖK  aynı şekilde onaylayıp ve bir şekilde, Maliye Bakanlığından, Millî Eğitim Bakanlığından aynı şekilde  istedikleri her kuruş para geçecekse, benim devlet üniversitelerim perişan hâlde beklerken acaba bu  üniversitenin her istediği kuruş verilecekse benim gönlüm buna razı olmaz arkadaşlar benim devlet  üniversitelerimle aynı şekilde, aynı ödeneklere sahip değil ama bu üniversiteye Alman yöneticilerin  istediği her türlü ödenek verilecek ve öbür üniversitelerim fakruzaruret içinde olacak.  Değerli arkadaşlarım, buradan YÖK'e sesleniyorum. Millî Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim Genel  Müdürlüğünün elinde, hangi üniversitenin kaç kadro açık olduğunun tek tek rakamı var. Acaba YÖK ne  iş yapar? Bu üniversitelerim yıllarca kadro isterken bu kadrolar verilmiyorsa, acaba ey YÖK ,bunun  hesabını sormak senin görevin değil mi; bu üniversitelerdeki çocuklarımın en iyi öğretimi görmesi senin  görevin değil mi? Ama Türkiye'de her üniversitenin -altını çiziyorum- Yükseköğretim Genel Müdürlüğüne  baksın, orada var. Hangi üniversitede kaç kadro açığı var? Yıllarca istiyorlar. Van Yüzüncü Yıl  Üniversitesi ne zamandan beri kadro istiyor? Ve Türkiye'de her üniversite... Demin Kütahya milletvekilim  söyledi, "Kadro verdik." diyorlar. Hayır arkadaşlar, serbest kadro, serbest bırakılmıyor.  Şunun için buna karşıyım: Bu üniversite her türlü olanağa sahip olacak, varsın olsun. Orada yetişen  çocuklarımla gurur duymak da benim görevim ama aynı şekilde, aynı duyarlılıkla diğer üniversitelere  duyarlılık göstermeyen bir YÖK acaba bu üniversitenin bütçesini, Almanların yönettiği ve onların  gönderdiği bütçeyi onaylayacak ve her istediği parayı verecek arkadaşlar. Ben bunu söylemek istiyorum.  Tabii bir başka konu, yine vakıf üniversitelerinin yerleşkeleri, arkadaşlar. Yine söylüyorum,  komisyonda söyledim. Adı "vakıf üniversitesi", yüksekokul veya fakülte açıyor. Çocuklarımızın  öğrenim gördüğü yerlerin, hepimizin çocuğu girdiği zaman hepimiz ondan rahatsız olmamalıyız ama  öyle yerlerde öyle yüksekokullar açılıyor ki, öyle fakültelere izin veriliyor ki, çocuklarımızın oraya  girmesinde sakıncalar var arkadaşlar. Maalesef, bu konuda YÖK'ün daha duyarlı olması lazım. Bir  fakülte ve yüksekokul izni verirken, açılacak yerin kesinlikle bizim çocuklarımızın gidebileceği yerler  olması lazım ama mezbele, bir şekilde sokak aralarında, giriş çıkışlarda sorunları olan birtakım yerler  var arkadaşlar. Ben bunu bir kez daha uyarıyorum. Artı...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - O yerlerin isimlerini açıklayın.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Efendim size söyledim, YÖK'e de söyledim.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - O üniversiteler ne zaman kuruldu,  nerede kuruldu, lütfen açıklayın.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Söyledim, Komisyonda söyledim.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - İsimlerini söyleyin, kamuoyu  duysun.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben burada okul ismi vermek istemiyorum. Ben  sizi uyarıyorum.  İki, artı... Artık YÖK şunu kitabına yazsın: İlla bina olacak... Hayır arkadaşlar, Türkiye'de  artık... Yani elli yıl işletme hakkı verilen binalar da olabilir, illa tapu yerine... İlla tapu diyor. Yani  çok kötü bir yerde bir tapu olacağına, şehrin göbeğinde, çok iyi bir yerde, elli yıl eğer kullanma hakkı  verilen, vakfa verilen bir yer varsa, YÖK'ün artık bunu kabul etmesi lazım, bu okulda, bu yerleşkede  öğretime izin vermesi lazım. Maalesef...  TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Eskidendi...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Hanımefendi, ben, Sayın Bakan...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Kast ettiğiniz okul çok eski.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - .. .bu olaylar oldu mu olmadı mı, var mı yok mu  onu soruyorum...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen konuşmanıza devam edin.  Sayın Bakan, müdahale etmeyiniz lütfen.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - "Eskiden" diyor da ben bunu soruyorum. (AK  PARTİ sıralarından gürültüler) Bu olaylar var mı, yok mu? Ben bu olaylar oldu mu olmadı mı, oluyor  mu olmuyor mu...  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen Genel Kurula hitap ediniz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ama, siz "eskidendi" diyorsunuz, demek ki var.  Varsa, o zaman ben bunları düzeltin diyorum.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Şu anda yok ama.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Nasıl yok?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Varmış" diyorsun.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - "Varmış" diyor işte, "varmış" diyor.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Kim diyor onu?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Bunu görüp söylüyorsam, uyarıyorsam daha ne  istiyorsunuz?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Doğrulan söyle" diye uyarıyor seni.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Uyarıyorum.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Uyarıyor, "Ben Komisyonda söyledim." diyorsun. Burada da  söyle doğruları.  BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayınız lütfen... Sayın Elitaş...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Vakıf adını, üniversite adını vermek bana  yakışmaz. Sadece diyorum, böyle okullar var mı? Bakın, gezin, göreviniz. Bakın.. . Yani bu  çocuklanmızın yöre olarak, eğitim göremeyeceği yöreler varsa bu okulları taşıttırın. Bunları kapayın  demiyorum, ben size yol gösteriyorum ve bunu söylemek de benim görevim.  Hepinize saygılar sunarım, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aslanoğlu.  Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul  edilmiştir ve kanunlaşmıştır.  Yirmi dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.23  •  - 4 4 6 -
Sayfa 51 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Eskidendi...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Hanımefendi, ben, Sayın Bakan...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Kast ettiğiniz okul çok eski.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - .. .bu olaylar oldu mu olmadı mı, var mı yok mu  onu soruyorum...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen konuşmanıza devam edin.  Sayın Bakan, müdahale etmeyiniz lütfen.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - "Eskiden" diyor da ben bunu soruyorum. (AK  PARTİ sıralarından gürültüler) Bu olaylar var mı, yok mu? Ben bu olaylar oldu mu olmadı mı, oluyor  mu olmuyor mu...  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, lütfen Genel Kurula hitap ediniz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ama, siz "eskidendi" diyorsunuz, demek ki var.  Varsa, o zaman ben bunları düzeltin diyorum.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Şu anda yok ama.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Nasıl yok?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Varmış" diyorsun.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - "Varmış" diyor işte, "varmış" diyor.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Kim diyor onu?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Bunu görüp söylüyorsam, uyarıyorsam daha ne  istiyorsunuz?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Doğrulan söyle" diye uyarıyor seni.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Uyarıyorum.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Uyarıyor, "Ben Komisyonda söyledim." diyorsun. Burada da  söyle doğruları.  BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayınız lütfen... Sayın Elitaş...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Vakıf adını, üniversite adını vermek bana  yakışmaz. Sadece diyorum, böyle okullar var mı? Bakın, gezin, göreviniz. Bakın.. . Yani bu  çocuklanmızın yöre olarak, eğitim göremeyeceği yöreler varsa bu okulları taşıttırın. Bunları kapayın  demiyorum, ben size yol gösteriyorum ve bunu söylemek de benim görevim.  Hepinize saygılar sunarım, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aslanoğlu.  Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul  edilmiştir ve kanunlaşmıştır.  Yirmi dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.23  •  - 4 4 6 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 'inci Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  5'inci sırada yer alan, Ankara Milletvekili Haluk İpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin; Afyonkarahisar  Milletvekili Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli Milletvekili Hasan  Erçelebi ve 10 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin; Şırnak  Milletvekili Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili  Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli  Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa  Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  5.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Sımak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (x)  BAŞKAN -Komisyon ve Hükümet yerinde.  Komisyon raporu 490 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.  Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu teklif İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında  görüşülecektir. Bu nedenle, teklif tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi  kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı  oylanacaktır.  Şimdi teklifin tümü üzerinde, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Hakkâri Milletvekili  Hamit Geylani.  Buyurunuz Sayın Geylani. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Yasa Teklifi'nin tümü üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu  adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  (x) 490 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.  - 4 4 7 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.51  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)
Sayfa 52 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 'inci Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  5'inci sırada yer alan, Ankara Milletvekili Haluk İpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin; Afyonkarahisar  Milletvekili Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli Milletvekili Hasan  Erçelebi ve 10 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin; Şırnak  Milletvekili Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili  Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli  Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa  Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.  5.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Sımak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (x)  BAŞKAN -Komisyon ve Hükümet yerinde.  Komisyon raporu 490 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.  Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu teklif İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında  görüşülecektir. Bu nedenle, teklif tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi  kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı  oylanacaktır.  Şimdi teklifin tümü üzerinde, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Hakkâri Milletvekili  Hamit Geylani.  Buyurunuz Sayın Geylani. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Yasa Teklifi'nin tümü üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu  adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  (x) 490 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.  - 4 4 7 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.51  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Değerli milletvekilleri, AKP Hükümetinin açılım açmazı, başta bu yasa teklifi olmak üzere şu  an Adalet Komisyonunda görüşülen Terörle Mücadele Yasası ve açıklanan Anayasa değişikliği paketi  ile açığa çıkmıştır. Kürt açılımı, demokratik açılım ve eklemeler derken veda kapanışı projesine  dönüşen bu kandırmaca hadise yaşamın her alanında boy göstermektedir. Görüldüğü gibi, açılış yok,  bir ölçüde kapanış var.  Görüşmekte olduğumuz bu yasa teklifi de çözüm noktasında yine gereken demokratik  düzenlemeyi içinde barındırmadığı gibi devletin ve resmî ideolojinin Kürtlere ve de diğer farklı  kültürlere bakış açısını bir kez daha ortaya koymaktadır. Oysaki Anayasa kadar önemli olan Siyasi  Partiler Yasası, Milletvekili Seçilme Yasası ve Seçim Yasası'nın mutlaka önümüzdeki genel seçimlere  kadar yetişecek biçimde, eşit ve demokratik bir yarış temelinde değiştirilmesi kaçınılmaz olmuştur.  Üstelik bu yasaları değiştirmek için anayasal çoğunluğun olmasına da gerek yoktur. AKP  Hükümetinin tek başına bile bu değişiklikleri yapmaya yasal yeterliliği vardır.  Değerli arkadaşlar, kamuoyunda beklenti yaratan ve demokrasi adına değiştirilmesi kaçınılmaz  olan Türkçe dışındaki başka dillerde propagandaya ilişkin Meclise sunulan yasa teklifinde hiçbir  düzenleme yer almazken, alt komisyonda bu maddede değişikliğe gidilerek sadece sözlü  propagandanın yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Üst Komisyon toplantısında bu maddeyle ilgili  verdiğimiz değişiklik önergeleri de reddedilerek hüküm aynen korunmuştur. Yasanın bağlayıcı  hükmünde "Dilde ve bütün propaganda araçlarında -tırnak içinde- Türkçe'nin kullanılması esastır."  denilmektedir. Yapılan değişiklikle "Ancak siyasi partiler ve adaylar seçim döneminde, Cumhuriyetin  Anayasada belirtilen temel niteliklerine, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı  olmamak şartıyla, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları yerel dil  ve lehçelerle de sözlü propaganda yapılır." şekline dönüşmüştür.  Değerli arkadaşlar, bakınız, bu değişiklik bile sistemin, doksan yıllık Kürtlere ve diğer aidiyetlere  bakış açısını çok iyi özetlemektedir. Böyle bir yazım tekniği ya da formülasyonu, tarihsel  hazımsızlığın bir başka biçimi olarak değerlendirmek gerekir. Neden başka bir dilde konuşulunca  hemen "devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı" ezberi gündeme geliyor?  Bölücülük başka dillerde konuşulunca mı ortaya çıkıyor? Bizce asıl bölücülük, diğer dilleri  yasaklamak, başka kültürleri yok saymaktır. Teklifteki bu kırıntı değişiklikte bile onur kırıcı ve dili  küçümseyen, basite alan bir bakış açısı hâkimdir. Ayrıca, 40 milyon insanın konuştuğu ana dili  "günlük dil", "geleneksel lehçe" ve benzeri benzetmeler olarak yasa maddesine dökmek tarihsel,  siyasal ve sosyokültürel bir körlüktür. Bu da, 21 'inci yüzyılda kabul edilmez bir insanlık ayıbıdır.  Bu ayıba rağmen, seçim propagandasında Türkçe dışında başka bir dilin serbest kalmasını  mevcut Anayasa'nın ruhuna aykırı bulanlar bile vardır. Aslında, biz de ironik bir bakışla bu görüşe  katılıyoruz çünkü öncelikle 82 Anayasası'nın ruhu yoktur. O, ruhsuz bir mevtadır, insanın varlığı  bile o ölü ruha aykırıdır. Onun içindir ki, bu Anayasa'nın tümden değişmesi 72 milyon yurttaşımızın  istem ve özlemidir.  Değişime karşı direnen mantıkla, geçmişten bugüne toplumda var olan farklılıkların ve  çoğulculuğun bölünme nedeni olacağı şeklinde bir fobi yaratılmıştır. Oysa, çağımız, insan hak ve  özgürlükleri çağı olarak tanımlanmaktadır. Farklı kültürler ve sosyolojik kategoriler arasında hoşgörü  esasına dayalı uzlaşma kültürü çağımızın gelişen, önemli bir değeridir. Demokratikleşme ve  demokratik standartların yükseltilmesi sonucu bölünmüş, parçalanmış devlet örneği yoktur. Aksine,  demokrasi ve insan haklarıyla zıtlaşan sistemlerde istikrarsızlık, kaos, kargaşa, şiddet ve değişik  biçimlerde çatışmalar olur.  - 4 4 8 -
Sayfa 53 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Değerli milletvekilleri, AKP Hükümetinin açılım açmazı, başta bu yasa teklifi olmak üzere şu  an Adalet Komisyonunda görüşülen Terörle Mücadele Yasası ve açıklanan Anayasa değişikliği paketi  ile açığa çıkmıştır. Kürt açılımı, demokratik açılım ve eklemeler derken veda kapanışı projesine  dönüşen bu kandırmaca hadise yaşamın her alanında boy göstermektedir. Görüldüğü gibi, açılış yok,  bir ölçüde kapanış var.  Görüşmekte olduğumuz bu yasa teklifi de çözüm noktasında yine gereken demokratik  düzenlemeyi içinde barındırmadığı gibi devletin ve resmî ideolojinin Kürtlere ve de diğer farklı  kültürlere bakış açısını bir kez daha ortaya koymaktadır. Oysaki Anayasa kadar önemli olan Siyasi  Partiler Yasası, Milletvekili Seçilme Yasası ve Seçim Yasası'nın mutlaka önümüzdeki genel seçimlere  kadar yetişecek biçimde, eşit ve demokratik bir yarış temelinde değiştirilmesi kaçınılmaz olmuştur.  Üstelik bu yasaları değiştirmek için anayasal çoğunluğun olmasına da gerek yoktur. AKP  Hükümetinin tek başına bile bu değişiklikleri yapmaya yasal yeterliliği vardır.  Değerli arkadaşlar, kamuoyunda beklenti yaratan ve demokrasi adına değiştirilmesi kaçınılmaz  olan Türkçe dışındaki başka dillerde propagandaya ilişkin Meclise sunulan yasa teklifinde hiçbir  düzenleme yer almazken, alt komisyonda bu maddede değişikliğe gidilerek sadece sözlü  propagandanın yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Üst Komisyon toplantısında bu maddeyle ilgili  verdiğimiz değişiklik önergeleri de reddedilerek hüküm aynen korunmuştur. Yasanın bağlayıcı  hükmünde "Dilde ve bütün propaganda araçlarında -tırnak içinde- Türkçe'nin kullanılması esastır."  denilmektedir. Yapılan değişiklikle "Ancak siyasi partiler ve adaylar seçim döneminde, Cumhuriyetin  Anayasada belirtilen temel niteliklerine, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı  olmamak şartıyla, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları yerel dil  ve lehçelerle de sözlü propaganda yapılır." şekline dönüşmüştür.  Değerli arkadaşlar, bakınız, bu değişiklik bile sistemin, doksan yıllık Kürtlere ve diğer aidiyetlere  bakış açısını çok iyi özetlemektedir. Böyle bir yazım tekniği ya da formülasyonu, tarihsel  hazımsızlığın bir başka biçimi olarak değerlendirmek gerekir. Neden başka bir dilde konuşulunca  hemen "devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı" ezberi gündeme geliyor?  Bölücülük başka dillerde konuşulunca mı ortaya çıkıyor? Bizce asıl bölücülük, diğer dilleri  yasaklamak, başka kültürleri yok saymaktır. Teklifteki bu kırıntı değişiklikte bile onur kırıcı ve dili  küçümseyen, basite alan bir bakış açısı hâkimdir. Ayrıca, 40 milyon insanın konuştuğu ana dili  "günlük dil", "geleneksel lehçe" ve benzeri benzetmeler olarak yasa maddesine dökmek tarihsel,  siyasal ve sosyokültürel bir körlüktür. Bu da, 21 'inci yüzyılda kabul edilmez bir insanlık ayıbıdır.  Bu ayıba rağmen, seçim propagandasında Türkçe dışında başka bir dilin serbest kalmasını  mevcut Anayasa'nın ruhuna aykırı bulanlar bile vardır. Aslında, biz de ironik bir bakışla bu görüşe  katılıyoruz çünkü öncelikle 82 Anayasası'nın ruhu yoktur. O, ruhsuz bir mevtadır, insanın varlığı  bile o ölü ruha aykırıdır. Onun içindir ki, bu Anayasa'nın tümden değişmesi 72 milyon yurttaşımızın  istem ve özlemidir.  Değişime karşı direnen mantıkla, geçmişten bugüne toplumda var olan farklılıkların ve  çoğulculuğun bölünme nedeni olacağı şeklinde bir fobi yaratılmıştır. Oysa, çağımız, insan hak ve  özgürlükleri çağı olarak tanımlanmaktadır. Farklı kültürler ve sosyolojik kategoriler arasında hoşgörü  esasına dayalı uzlaşma kültürü çağımızın gelişen, önemli bir değeridir. Demokratikleşme ve  demokratik standartların yükseltilmesi sonucu bölünmüş, parçalanmış devlet örneği yoktur. Aksine,  demokrasi ve insan haklarıyla zıtlaşan sistemlerde istikrarsızlık, kaos, kargaşa, şiddet ve değişik  biçimlerde çatışmalar olur.  - 4 4 8 - T B M M B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Değerli milletvekilleri, seçim propagandası eşit koşullarda olmalıdır. Seçim afişleri, pankartları,  el ilanları, radyo ve televizyonlarla yapılacak her türlü propagandanın da yasaksız dillerle yapılması  bir vazgeçilmezliktir. Ayrıca, başka dillerde propaganda yapmanın önündeki tek engel, Seçim Yasası  da değildir, asıl engeli oluşturan, Siyasi Partiler Yasası'nın ta kendisi. Bu Yasa'nın 43 ve 81 'inci  maddeleri, herkesin ana diliyle propaganda yapması önündeki en büyük engeldir. Onun için, ilgisi ve  zorunlu uyum nedeniyle Komisyon toplantısında, anılan Yasa'daki bu maddelerin değiştirilmesi için  verdiğimiz ek değişiklik önergeleri de görüşme gündemine dahi alınmamıştır.  Seçimlerde temel amaç, aday ile seçmen arasındaki sağlıklı iletişimdir. Bu iletişimin en doğal  yolu, farklı dilleri de kullanabilme olanağıdır ancak bu yasaklayıcı yasa hükümleri nedeniyle  hakkımızda bugüne değin yüzlerce fezleke düzenlenmiştir. Çağımızda ana dilin yasak konusu  yapılması kabul edilemez; Türkiye bu ayıptan bir an önce kurtulmalıdır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim hukuku, ilgili yasalarla birlikte bir bütündür. Başta  Anayasa olmak üzere, Siyasi Partiler Yasası, Milletvekili Seçilme Yasası ve Seçim Yasası ile birlikte  bir bütün olarak ele alınmalıdır. Seçim hukukunun en büyük handikabı ise, yerküresinde rastlanmayan  yüzde 10'luk seçim barajıdır. Gerekçesi de sözüm ona temsilde adaleti ve yönetimde istikrarı  sağlamadır. Ne var ki, gerçek anlamda adaletin olmadığı bir sistemde, yönetimde de demokratik  istikrardan söz etmek mümkün değildir. Nitekim, yaşadığımız son çeyrek yüzyılın şiddet ve çatışma  kültürünün sarmalında tüm acımasızlığıyla toplum olarak hep birlikte ölme ve öldürme iklimini  yaşadık, hâlen de yaşamaya devam ediyoruz. Yaşanan kaotik ortamın temelinde yatan nedenlerden  biri de ret ve inkârla birlikte, işte, seçim sistemlerinde uygulanan yüzde 10'luk barajdır.  Bakınız, son altı milletvekili genel seçimlerinde milyonlarca seçmenin iradesi anılan baraj nedeniyle  Meclise ne yazık ki yansımamıştır. Belirgin bir kanıtı da, 2002 seçiminde, seçmen yurttaşlann yüzde  49'unun oyunun Meclise yansımadığını görüyoruz. Bunun anlamı nedir biliyor musunuz değerli  arkadaşlar? Temsilde toplumu bölen yüzde yanmlık ve istikrarda cehennemi kaos demektir. Seçim  barajının yüzde 2 ile 5 arasında belirlenmesi durumunda, Parlamentonun toplumun daha geniş kesimlerini  kapsayacağı ve temsiliyetini sağlayacağı gerçeğini bütün toplum olarak kabullenmekte ve bilinmekte.  Baraj sistemini öngören ülkelerin demokratik standartları da en fazla bu oranlar arasındadır. İşte  böylesi bir uyum için, Komisyon toplantısında, yine yüzde 10'luk seçim barajının düşürülmesi için  verdiğimiz değişiklik önergesi de kabul görmemiştir. Oysaki biz demokrasiyi toplum için ve her  siyasi görüş için savunuyoruz. Bakınız, şu an, Meclisteki siyasi partiler dâhil -Milliyetçi Hareket  Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve AKP, bütün partiler dâhil- tüm siyasal geleneklerin partileri bu  baraj altında kalmadılar mı değerli arkadaşlar? Bence açmaya gerek yok. Atatürk'ün partisi -İnönü'den  Ecevit'e, Baykal'a kadar- Özal'ın partisi, rahmetli Türkeş'in partisi, Demirel'in partisi, bütün  partilerin devamları bu baraja takılmışlardır. Onun için, sanldığınız hukuksuzluk mutlaka bir gün  sizin de ayağınıza dolanacaktır.  Bizim çağnmız, hukuki eşitlik ortaklaşmasıdır. Böylesi bir konsensüsle demokratik katılımı  güçlendirilmiş bir yasama gücü, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle sorunları çözme kültürünü  geliştirecek ve uluslararası platformlarda da güçlü temsiliyet sağlanacaktır ve ülkenin itibannın da  bu ölçüde demokratik standartlara ulaşacağı bir gerçek. Ama ne hazindir ki sistem bunu anlamakta  zorlanıyor ve çoğulculuğa karşı da âdeta direniyor.  Değerli arkadaşlar, her açıdan eşit koşullarda başlamayan seçim yansının adil bir yarış olduğu  kabul edilemez. Yönetme erkini kullanmaya aday olan siyasal partilerin ekonomik sorunlardan ötürü  herhangi bir ekonomik ve sosyal etki altına girmesinin engellenmesi açısından devlet yardımları  yapılmaktadır ve bu yardımın adil bir şekilde dağılımı öngörülmekte.  - 4 4 9 -
Sayfa 54 -
T B M M B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Değerli milletvekilleri, seçim propagandası eşit koşullarda olmalıdır. Seçim afişleri, pankartları,  el ilanları, radyo ve televizyonlarla yapılacak her türlü propagandanın da yasaksız dillerle yapılması  bir vazgeçilmezliktir. Ayrıca, başka dillerde propaganda yapmanın önündeki tek engel, Seçim Yasası  da değildir, asıl engeli oluşturan, Siyasi Partiler Yasası'nın ta kendisi. Bu Yasa'nın 43 ve 81 'inci  maddeleri, herkesin ana diliyle propaganda yapması önündeki en büyük engeldir. Onun için, ilgisi ve  zorunlu uyum nedeniyle Komisyon toplantısında, anılan Yasa'daki bu maddelerin değiştirilmesi için  verdiğimiz ek değişiklik önergeleri de görüşme gündemine dahi alınmamıştır.  Seçimlerde temel amaç, aday ile seçmen arasındaki sağlıklı iletişimdir. Bu iletişimin en doğal  yolu, farklı dilleri de kullanabilme olanağıdır ancak bu yasaklayıcı yasa hükümleri nedeniyle  hakkımızda bugüne değin yüzlerce fezleke düzenlenmiştir. Çağımızda ana dilin yasak konusu  yapılması kabul edilemez; Türkiye bu ayıptan bir an önce kurtulmalıdır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim hukuku, ilgili yasalarla birlikte bir bütündür. Başta  Anayasa olmak üzere, Siyasi Partiler Yasası, Milletvekili Seçilme Yasası ve Seçim Yasası ile birlikte  bir bütün olarak ele alınmalıdır. Seçim hukukunun en büyük handikabı ise, yerküresinde rastlanmayan  yüzde 10'luk seçim barajıdır. Gerekçesi de sözüm ona temsilde adaleti ve yönetimde istikrarı  sağlamadır. Ne var ki, gerçek anlamda adaletin olmadığı bir sistemde, yönetimde de demokratik  istikrardan söz etmek mümkün değildir. Nitekim, yaşadığımız son çeyrek yüzyılın şiddet ve çatışma  kültürünün sarmalında tüm acımasızlığıyla toplum olarak hep birlikte ölme ve öldürme iklimini  yaşadık, hâlen de yaşamaya devam ediyoruz. Yaşanan kaotik ortamın temelinde yatan nedenlerden  biri de ret ve inkârla birlikte, işte, seçim sistemlerinde uygulanan yüzde 10'luk barajdır.  Bakınız, son altı milletvekili genel seçimlerinde milyonlarca seçmenin iradesi anılan baraj nedeniyle  Meclise ne yazık ki yansımamıştır. Belirgin bir kanıtı da, 2002 seçiminde, seçmen yurttaşlann yüzde  49'unun oyunun Meclise yansımadığını görüyoruz. Bunun anlamı nedir biliyor musunuz değerli  arkadaşlar? Temsilde toplumu bölen yüzde yanmlık ve istikrarda cehennemi kaos demektir. Seçim  barajının yüzde 2 ile 5 arasında belirlenmesi durumunda, Parlamentonun toplumun daha geniş kesimlerini  kapsayacağı ve temsiliyetini sağlayacağı gerçeğini bütün toplum olarak kabullenmekte ve bilinmekte.  Baraj sistemini öngören ülkelerin demokratik standartları da en fazla bu oranlar arasındadır. İşte  böylesi bir uyum için, Komisyon toplantısında, yine yüzde 10'luk seçim barajının düşürülmesi için  verdiğimiz değişiklik önergesi de kabul görmemiştir. Oysaki biz demokrasiyi toplum için ve her  siyasi görüş için savunuyoruz. Bakınız, şu an, Meclisteki siyasi partiler dâhil -Milliyetçi Hareket  Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve AKP, bütün partiler dâhil- tüm siyasal geleneklerin partileri bu  baraj altında kalmadılar mı değerli arkadaşlar? Bence açmaya gerek yok. Atatürk'ün partisi -İnönü'den  Ecevit'e, Baykal'a kadar- Özal'ın partisi, rahmetli Türkeş'in partisi, Demirel'in partisi, bütün  partilerin devamları bu baraja takılmışlardır. Onun için, sanldığınız hukuksuzluk mutlaka bir gün  sizin de ayağınıza dolanacaktır.  Bizim çağnmız, hukuki eşitlik ortaklaşmasıdır. Böylesi bir konsensüsle demokratik katılımı  güçlendirilmiş bir yasama gücü, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle sorunları çözme kültürünü  geliştirecek ve uluslararası platformlarda da güçlü temsiliyet sağlanacaktır ve ülkenin itibannın da  bu ölçüde demokratik standartlara ulaşacağı bir gerçek. Ama ne hazindir ki sistem bunu anlamakta  zorlanıyor ve çoğulculuğa karşı da âdeta direniyor.  Değerli arkadaşlar, her açıdan eşit koşullarda başlamayan seçim yansının adil bir yarış olduğu  kabul edilemez. Yönetme erkini kullanmaya aday olan siyasal partilerin ekonomik sorunlardan ötürü  herhangi bir ekonomik ve sosyal etki altına girmesinin engellenmesi açısından devlet yardımları  yapılmaktadır ve bu yardımın adil bir şekilde dağılımı öngörülmekte.  - 4 4 9 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Son olarak, 1995 yılında, Anayasa'nın 68'inci maddesinde yapılan son değişiklikle siyasi  partilere devlet yardımı yapılması anayasal güvenceye bağlanmıştır. Emredici nitelikteki bu  düzenlemeyle siyasi partilere yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapılması ve bu yardımın tabi  olduğu esasların yasa ile düzenlenmesi öngörülmüştür ancak yapılan yasal düzenlemeler, Anayasa'da  öngörüldüğü gibi hakça devlet yardımı yapılmasına olanak sağlamamıştır.  Yüzde 10 genel seçim barajı nasıl temsilde bir adaletsizliği oluşturuyor ise devlet yardımı  alabilmek için konulan yüzde 7'lik baraj da aynı eşitsizliği destekleyen diğer bir hukuksuzluktur.  Yüzde 7 oy alma zorunluluğu, tıpkı seçim barajı gibi, çoğunluğu oluşturan partilerin desteklenmesini  öngörmekte ve demokrasinin çoğulculuk ilkesini ortadan kaldırmaktadır.  Değerli arkadaşlar, yine, Komisyon çalışmalarımızda, ilgisi nedeniyle Siyasi Partiler Yasası'nın  bu haksız hükmünü düzenleyen ek 1 'inci maddenin beşinci fıkrasının değiştirilmesine ilişkin verdiğimiz  değişiklik önergesi de gerekçesiz suskunlukla gündeme yine alınmamıştır.  Ekonomik sıkıntılar girdabında, örgütsel yapısını geliştiremeyen, siyasi bir etkinlik yapamayan  ve de geniş kitlelere ulaşamayan bir siyasi partinin siyasi yaşamda varlığını sürdürmesi oldukça  zordur, nitekim, hâlen Türkiye'de mevcut olan çoğu parti aynı sıkıntılarla karşı karşıyadır. Ayrıca, bu  durum, en başından siyasi partiler arasında eşitliği ortadan kaldırmakta ve küçük partileri ya yok  olmaya ya da marjinal kalmaya zorlamaktadır. Şu an, tüm yurttaşların siyaseten helal olmayan,  hazineden toplanan, alın teri olan vergilerini, üç parti -trilyonlarca- aralarında bölüşmektedirler; diğer  siyasi partilere karşı devletin bir siyasi silahı olarak kullanmakta da sakınca görülmüyor. Bence bir  empati yaparak bunu gözden geçirmek durumundayız.  Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz yasa teklifi, daha çok seçimlerin yapılış tekniği ile uyulacak  bazı kuralları yeniden düzenlemektedir, kuşkusuz, olumlu bulduğumuz hükümleri de içermektedir.  Bu hukuki teknikler, pratikte yaşanan sorunları ortadan kaldırma adına kuşkusuz yapılması gerekiyor  ancak baştan beri anlattığımız gibi, seçimlerin demokratik ve adil olabilmesi, eşit koşullarda  yürütülmesi ve eşit koşulların tüm seçmenlere ve o seçmenleri temsil eden siyasi partilere dağıtılması  noktasında, sadece o teknik anlamda yapılan değişikliklerle güneşin doğuşu, batışı, saatler ya da  sandık ve pusula ebatlarıyla sınırlı kalması mümkün değildir. Seçimlerin adil olabilmesi için her  şeyden önce eşit koşulların yaratılması kaçınılmazdır. Ayrıca, her seçim bölgesi için propaganda  zamanının 06.00 ile 23.00 arasında olması noktasında -Komisyondaki arkadaşlar da anımsayacaklar- bir ortaklaşma olduğu hâlde, Komisyon kararına değişik yansımasını hiç de doğru bulmuyoruz ve  anlamakta da güçlük çekiyoruz. Zira, güneşin doğuşu, en doğudaki ilde çıkış saati, zamanı ayrıdır,  İstanbul'da batışı ayrıdır ama eşitliği sağlaması açısından 06.00'yı başlangıç saati, 23.00'ü de bitiş  saati olarak belirlemiştik ve öyle bir ortaklaşma da yaşamıştık.  Değerli milletvekilleri, sonuç olarak, Türkçe dışındaki başka dillerde propaganda, seçim barajı,  hazine yardımı gibi çok önemli hadiselerin yanında bu yasa teklifinde yer alan, bağımsız adayların  birleşik oy pusulalarında yer almasının da haksız ve hukuka aykırı bir düzenleme olduğu görüşündeyiz.  Yasa teklifinin 30'uncu maddesi ile düzenlenen birleşik oy pusulası hakkında vermiş olduğumuz  değişiklik önergesi de diğer önergelerde olduğu gibi dikkate alınmadı ve reddedilerek kapsam dışında  bırakıldı. Milletvekili genel seçimlerine katılan bağımsız adayların birleşik oy pusulalarında yer  alması, uygulamada çok ciddi sorunlara neden olmaktadır. Birleşik oy pusulalarında yer alan bağımsız  adayların sadece isim ve soyisimlerinin yanı sıra, kendilerini tanıtıcı hiçbir ibarenin olmaması okuma  yazma bilmeyen seçmen yurttaşlar bakımından da ciddi sorunlar oluşturmaktadır.  - 4 5 0 -
Sayfa 55 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Son olarak, 1995 yılında, Anayasa'nın 68'inci maddesinde yapılan son değişiklikle siyasi  partilere devlet yardımı yapılması anayasal güvenceye bağlanmıştır. Emredici nitelikteki bu  düzenlemeyle siyasi partilere yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapılması ve bu yardımın tabi  olduğu esasların yasa ile düzenlenmesi öngörülmüştür ancak yapılan yasal düzenlemeler, Anayasa'da  öngörüldüğü gibi hakça devlet yardımı yapılmasına olanak sağlamamıştır.  Yüzde 10 genel seçim barajı nasıl temsilde bir adaletsizliği oluşturuyor ise devlet yardımı  alabilmek için konulan yüzde 7'lik baraj da aynı eşitsizliği destekleyen diğer bir hukuksuzluktur.  Yüzde 7 oy alma zorunluluğu, tıpkı seçim barajı gibi, çoğunluğu oluşturan partilerin desteklenmesini  öngörmekte ve demokrasinin çoğulculuk ilkesini ortadan kaldırmaktadır.  Değerli arkadaşlar, yine, Komisyon çalışmalarımızda, ilgisi nedeniyle Siyasi Partiler Yasası'nın  bu haksız hükmünü düzenleyen ek 1 'inci maddenin beşinci fıkrasının değiştirilmesine ilişkin verdiğimiz  değişiklik önergesi de gerekçesiz suskunlukla gündeme yine alınmamıştır.  Ekonomik sıkıntılar girdabında, örgütsel yapısını geliştiremeyen, siyasi bir etkinlik yapamayan  ve de geniş kitlelere ulaşamayan bir siyasi partinin siyasi yaşamda varlığını sürdürmesi oldukça  zordur, nitekim, hâlen Türkiye'de mevcut olan çoğu parti aynı sıkıntılarla karşı karşıyadır. Ayrıca, bu  durum, en başından siyasi partiler arasında eşitliği ortadan kaldırmakta ve küçük partileri ya yok  olmaya ya da marjinal kalmaya zorlamaktadır. Şu an, tüm yurttaşların siyaseten helal olmayan,  hazineden toplanan, alın teri olan vergilerini, üç parti -trilyonlarca- aralarında bölüşmektedirler; diğer  siyasi partilere karşı devletin bir siyasi silahı olarak kullanmakta da sakınca görülmüyor. Bence bir  empati yaparak bunu gözden geçirmek durumundayız.  Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz yasa teklifi, daha çok seçimlerin yapılış tekniği ile uyulacak  bazı kuralları yeniden düzenlemektedir, kuşkusuz, olumlu bulduğumuz hükümleri de içermektedir.  Bu hukuki teknikler, pratikte yaşanan sorunları ortadan kaldırma adına kuşkusuz yapılması gerekiyor  ancak baştan beri anlattığımız gibi, seçimlerin demokratik ve adil olabilmesi, eşit koşullarda  yürütülmesi ve eşit koşulların tüm seçmenlere ve o seçmenleri temsil eden siyasi partilere dağıtılması  noktasında, sadece o teknik anlamda yapılan değişikliklerle güneşin doğuşu, batışı, saatler ya da  sandık ve pusula ebatlarıyla sınırlı kalması mümkün değildir. Seçimlerin adil olabilmesi için her  şeyden önce eşit koşulların yaratılması kaçınılmazdır. Ayrıca, her seçim bölgesi için propaganda  zamanının 06.00 ile 23.00 arasında olması noktasında -Komisyondaki arkadaşlar da anımsayacaklar- bir ortaklaşma olduğu hâlde, Komisyon kararına değişik yansımasını hiç de doğru bulmuyoruz ve  anlamakta da güçlük çekiyoruz. Zira, güneşin doğuşu, en doğudaki ilde çıkış saati, zamanı ayrıdır,  İstanbul'da batışı ayrıdır ama eşitliği sağlaması açısından 06.00'yı başlangıç saati, 23.00'ü de bitiş  saati olarak belirlemiştik ve öyle bir ortaklaşma da yaşamıştık.  Değerli milletvekilleri, sonuç olarak, Türkçe dışındaki başka dillerde propaganda, seçim barajı,  hazine yardımı gibi çok önemli hadiselerin yanında bu yasa teklifinde yer alan, bağımsız adayların  birleşik oy pusulalarında yer almasının da haksız ve hukuka aykırı bir düzenleme olduğu görüşündeyiz.  Yasa teklifinin 30'uncu maddesi ile düzenlenen birleşik oy pusulası hakkında vermiş olduğumuz  değişiklik önergesi de diğer önergelerde olduğu gibi dikkate alınmadı ve reddedilerek kapsam dışında  bırakıldı. Milletvekili genel seçimlerine katılan bağımsız adayların birleşik oy pusulalarında yer  alması, uygulamada çok ciddi sorunlara neden olmaktadır. Birleşik oy pusulalarında yer alan bağımsız  adayların sadece isim ve soyisimlerinin yanı sıra, kendilerini tanıtıcı hiçbir ibarenin olmaması okuma  yazma bilmeyen seçmen yurttaşlar bakımından da ciddi sorunlar oluşturmaktadır.  - 4 5 0 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Özce sunduğumuz bu nedenlerle birlikte maddeler üzerinde arkadaşlarımızla birlikte çekincelerimizi  değişiklik önergeleriyle gündeme getireceğiz. Ancak, yasa teklifinin bu haliyle yasalaşmasına karşı  olduğumuzu belirtiyor, Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum.  Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Geylani.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili İsa Gök. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Gök.  CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra  sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında, tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk  Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Öncelikle arkadaşlar, bunu duyurmakta ciddi fayda var: Türkiye, seçim sürecine girmiştir. Değil  mi Haluk Bey? Türkiye, seçim sürecine girmiştir. Geçtiğimiz günlerde, Anayasa değişikliklerinin  halkoyuna sunulması hakkındaki kanun teklifi yasalaştı. Ardından, Seçim Kanunu, Milletvekili  Seçimi Kanunu'nda değişiklik, bunlann tümü, Türkiye'nin artık seçim sürecine girdiğini gösteriyor.  Bir de zaten, Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulmasında referandum gündeme gelirse demektir  ki tam seçim sathındayız, startı veriyoruz. Hayırlı uğurlu olsun yeni seçim döneminiz.  HALUK İPEK (Ankara) - Sağ olun.  İSA GÖK (Devamla) - Şimdi, bu kanun neden son zamana kaldı? Anayasa'nın 67'nci  maddesinin son fıkrasını arkadaşlar biliyorsunuz: Seçim hukukuna ilişkin değişiklikler seçim  tarihinden bir yıl önceden ilişkin dönemde kullanılamaz. AKP sıkıştı, Haluk Bey çok sıkıştı,  farkındayız, o kadar sıkışıldı ki Komisyon çalışmalarındaki süreler kısmı arkadaşlar çok enteresan  oldu. Bir yıllık sürece girilmesin diye, bakın, Anayasa Komisyonu nasıl çalıştırıldı: 16 Mart tarihinde  Komisyona geldi kanun teklifi, gündem yapıldı, yani salı günü geldi, perşembe günü 18 Martta  toplantıya girdik sabahleyin. Teknik bir kanun, çalışılması lazım. Alt komisyon kararı çıktı. Alt  komisyon hemen akabinde, 23 Martta, hemen salı günü toplandı. Sabahleyin başladık, gecenin bir  saatine kadar çalışıldı.  AHMET YENİ (Samsun) - Çalışacaksınız, çalışacaksınız.  İSA GÖK (Devamla) - Biz çalışmaktan korkmayız ama eğer ki kanunu çıkarmakla görevli ve  istekli olan AKP bunu çıkaracaksa seçimlerden bu tarafa geçen üç yıl uyuyup da son bir yıla bir hafta  on gün kala "Aman, kanunun çıkması lazım!" diye bu kadar hata yapılmasına sebebiyet veren  değişikliklere gitmesi gereksiz. Daha önce yapılabilirdi, altı ay önce yapılabilirdi, bu kanun sindire  sindire çalışılır, bir hataya mahal verilmezdi -teknik bir kanun- ve arkadaşlar, salı günü akşamın bir  saati çalışmamız bitti. Perşembe günü esas komisyona -Anayasa Komisyonuna- çıktı ve perşembe  günü bitti, bu hafta salı da Genel Kurula indi.  Şimdi, sürelere bakarsanız zaten, sıkıştırılmayı görürsünüz. Bu hızlılık var ama bunun dışında,  aslında, bu teklifle beraber yani 16 Martta havaleyle Komisyona gelip bir anda bu kadar telaşla  çalışılırken Mecliste başka milletvekillerine de açıkça saygısızlık yapıldı, açıkça. Nedir biliyor  musunuz arkadaşlar?  - 4 5 1 -
Sayfa 56 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Özce sunduğumuz bu nedenlerle birlikte maddeler üzerinde arkadaşlarımızla birlikte çekincelerimizi  değişiklik önergeleriyle gündeme getireceğiz. Ancak, yasa teklifinin bu haliyle yasalaşmasına karşı  olduğumuzu belirtiyor, Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum.  Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Geylani.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili İsa Gök. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Gök.  CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra  sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında, tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk  Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Öncelikle arkadaşlar, bunu duyurmakta ciddi fayda var: Türkiye, seçim sürecine girmiştir. Değil  mi Haluk Bey? Türkiye, seçim sürecine girmiştir. Geçtiğimiz günlerde, Anayasa değişikliklerinin  halkoyuna sunulması hakkındaki kanun teklifi yasalaştı. Ardından, Seçim Kanunu, Milletvekili  Seçimi Kanunu'nda değişiklik, bunlann tümü, Türkiye'nin artık seçim sürecine girdiğini gösteriyor.  Bir de zaten, Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulmasında referandum gündeme gelirse demektir  ki tam seçim sathındayız, startı veriyoruz. Hayırlı uğurlu olsun yeni seçim döneminiz.  HALUK İPEK (Ankara) - Sağ olun.  İSA GÖK (Devamla) - Şimdi, bu kanun neden son zamana kaldı? Anayasa'nın 67'nci  maddesinin son fıkrasını arkadaşlar biliyorsunuz: Seçim hukukuna ilişkin değişiklikler seçim  tarihinden bir yıl önceden ilişkin dönemde kullanılamaz. AKP sıkıştı, Haluk Bey çok sıkıştı,  farkındayız, o kadar sıkışıldı ki Komisyon çalışmalarındaki süreler kısmı arkadaşlar çok enteresan  oldu. Bir yıllık sürece girilmesin diye, bakın, Anayasa Komisyonu nasıl çalıştırıldı: 16 Mart tarihinde  Komisyona geldi kanun teklifi, gündem yapıldı, yani salı günü geldi, perşembe günü 18 Martta  toplantıya girdik sabahleyin. Teknik bir kanun, çalışılması lazım. Alt komisyon kararı çıktı. Alt  komisyon hemen akabinde, 23 Martta, hemen salı günü toplandı. Sabahleyin başladık, gecenin bir  saatine kadar çalışıldı.  AHMET YENİ (Samsun) - Çalışacaksınız, çalışacaksınız.  İSA GÖK (Devamla) - Biz çalışmaktan korkmayız ama eğer ki kanunu çıkarmakla görevli ve  istekli olan AKP bunu çıkaracaksa seçimlerden bu tarafa geçen üç yıl uyuyup da son bir yıla bir hafta  on gün kala "Aman, kanunun çıkması lazım!" diye bu kadar hata yapılmasına sebebiyet veren  değişikliklere gitmesi gereksiz. Daha önce yapılabilirdi, altı ay önce yapılabilirdi, bu kanun sindire  sindire çalışılır, bir hataya mahal verilmezdi -teknik bir kanun- ve arkadaşlar, salı günü akşamın bir  saati çalışmamız bitti. Perşembe günü esas komisyona -Anayasa Komisyonuna- çıktı ve perşembe  günü bitti, bu hafta salı da Genel Kurula indi.  Şimdi, sürelere bakarsanız zaten, sıkıştırılmayı görürsünüz. Bu hızlılık var ama bunun dışında,  aslında, bu teklifle beraber yani 16 Martta havaleyle Komisyona gelip bir anda bu kadar telaşla  çalışılırken Mecliste başka milletvekillerine de açıkça saygısızlık yapıldı, açıkça. Nedir biliyor  musunuz arkadaşlar?  - 4 5 1 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Bakın, bu Mecliste, hangi gruptan olursa olsun ve bağımsız olursa olsun, milletvekili arkadaşlarımız  var. Sayın Ali Rıza Ertemür, CHP Grubumuzdan, Denizli Vekilimiz ve Halil Ünlütepe, Afyonkarahisar,  bu konuda bir kanun teklifi verdiler, 26 Mart 2008. Sayın Sevahir Bayındır, Sımak Milletvekili, Sevahir  Hanım 2008'in Kasımında bir kanun teklifi verdi. Sayın Hasan Erçelebi, Denizli Milletvekili -Hüseyin  Mert ile beraber ve diğer vekil arkadaşları var- 29 Ocak 2009'da kanun teklifi verdi. Çünkü bu kanun,  herkesin, milletin iradesinin buraya yansımasını düzenleyen kanundur, son derece önemli. Sayın Mehmet  Şandır, Oktay Vural, Mehmet Serdaroğlu; MHP Grubunun bir teklifi var 2008'in Ocak ayında, hiçbirisi  bunların, arkadaşlar, gündeme alınmadı, görüşülmedi dahi. Yine, Mustafa Vural, Hasan Erçelebi, Denizli  Milletvekili; onların teklifi var, 13 Haziran 2008, yine görüşülmedi. Gültan Kışanak, Diyarbakır  Vekilimiz; Gültan Hanım'ın teklifi var 2008'in Temmuz ayında, görüşülmedi bugüne kadar. Oktay Vural  ve Mehmet Şandır'ın teklifleri var 2008'in Aralık ayında, bugüne kadar görüşülmedi ve Kamer Genç,  Tunceli Milletvekili, bağımsız Vekilimiz; arkadaşlar, onun da teklifi var, 2009 Haziran, yine görüşülmedi.  Ama 16 Martta AKP'den Sayın Haluk İpek'in teklifi geldiği an -bu kadar vekil, bu kadar vekilin teklifi  hiç umursanmadı- bir anda Komisyon toplantısı kondu.  Şimdi, işin komik yanı, arkadaşlar, Anayasa Komisyonunda bu teklifler toplantıya sunulmadı  dahi, teklif sahiplerine haber dahi verilmedi. Anayasa Komisyonunda sorun dile getirilip konuşulduktan  sonra -ki bu teklifler o günkü, yani 18 Mart tarihli toplantıda hiç kimseye sunulmadı; bir toplantı oldu  zaten- salı gününe alt komisyon kondu, salı günü alt komisyon zamanı bu tekliflere ulaşıldı. Demek ki  bu Mecliste, AKP'li vekillerin, CHP, BDP, MHP, bağımsızlara göre ayrı bir üstünlüğü var; bizim  teklifler nazara alınmıyor. Ama aslında, bu diğer teklifler incelendiğinde, içinde, adaletin tecellisi,  milletin iradesinin sandığa düzgün yansıması konusunda son derece reel öneriler var, bu da ayrı bir  husus. Alt komisyonda geldi arkadaşlar, alt komisyona kadar bu teklifler incelenemedi. Zaten, salı  gündeminden sonra, çarşamba elimize ulaşan tekliflerle perşembe günü Komisyona geldiğimizde  AKP'li Komisyon üyeleri dahi bu teklifi ilk toplantıda görmemişlerdi, incelememişlerdi, direkt alt  komisyona girdi.  Tabii, esas farklılıklar böyle de bitmedi. Alt komisyonda bir cansiparane çalışıldı, AKP'li teklif  olunca özel bir muameleye tabi tutuldu. Alt komisyona girdiğimizde arkadaşlar, yine bunlar  konuşulmadı. Bakıyorsun ama bunlar konuşulmadı, bunları masaya yatırmadınız. Az önce saydığım  vekil arkadaşlarımın tekliflerini nazarı itibara... Şöyle bir baktınız, Türkçesi bu.  HALUK İPEK (Ankara) - Alt komisyon...  İSA GÖK (Devamla) - O zaman onu da açıklayayım Haluk Bey, peki, siz istediniz,  açıklayacağım o zaman onu da.  Şimdi bakın arkadaşlar, bu teklifin adı Haluk İpek teklifi, Ankara Milletvekili. Bizim Komisyon  toplantımızda önümüze getirilen teklif şu idi, biz de buna çalışarak gelmiştik. Alt komisyon karan  çıktı, ben partim adına görevliydim. Alt komisyona gelirken de ben yine bizim için önemli olan,  Meclisi de ilgilendiren, İç Tüzük'ün de amir olduğu şekli ben Haluk İpek teklifini inceleyerek geldim.  Toplantıya başladık ama başka bir teklifle karşılaştık; bu teklife isim vermek lazım -teklifler  karışacak- ben de buna Ayhan Sefer Üstün teklifi dedim çünkü alt komisyon toplantısı salı günü...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Haluk İpek versiyonunun kötü bir kopyası.  İSA GÖK (Devamla) - Bilemiyorum... Onu demeyelim.  - 4 5 2 -
Sayfa 57 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Bakın, bu Mecliste, hangi gruptan olursa olsun ve bağımsız olursa olsun, milletvekili arkadaşlarımız  var. Sayın Ali Rıza Ertemür, CHP Grubumuzdan, Denizli Vekilimiz ve Halil Ünlütepe, Afyonkarahisar,  bu konuda bir kanun teklifi verdiler, 26 Mart 2008. Sayın Sevahir Bayındır, Sımak Milletvekili, Sevahir  Hanım 2008'in Kasımında bir kanun teklifi verdi. Sayın Hasan Erçelebi, Denizli Milletvekili -Hüseyin  Mert ile beraber ve diğer vekil arkadaşları var- 29 Ocak 2009'da kanun teklifi verdi. Çünkü bu kanun,  herkesin, milletin iradesinin buraya yansımasını düzenleyen kanundur, son derece önemli. Sayın Mehmet  Şandır, Oktay Vural, Mehmet Serdaroğlu; MHP Grubunun bir teklifi var 2008'in Ocak ayında, hiçbirisi  bunların, arkadaşlar, gündeme alınmadı, görüşülmedi dahi. Yine, Mustafa Vural, Hasan Erçelebi, Denizli  Milletvekili; onların teklifi var, 13 Haziran 2008, yine görüşülmedi. Gültan Kışanak, Diyarbakır  Vekilimiz; Gültan Hanım'ın teklifi var 2008'in Temmuz ayında, görüşülmedi bugüne kadar. Oktay Vural  ve Mehmet Şandır'ın teklifleri var 2008'in Aralık ayında, bugüne kadar görüşülmedi ve Kamer Genç,  Tunceli Milletvekili, bağımsız Vekilimiz; arkadaşlar, onun da teklifi var, 2009 Haziran, yine görüşülmedi.  Ama 16 Martta AKP'den Sayın Haluk İpek'in teklifi geldiği an -bu kadar vekil, bu kadar vekilin teklifi  hiç umursanmadı- bir anda Komisyon toplantısı kondu.  Şimdi, işin komik yanı, arkadaşlar, Anayasa Komisyonunda bu teklifler toplantıya sunulmadı  dahi, teklif sahiplerine haber dahi verilmedi. Anayasa Komisyonunda sorun dile getirilip konuşulduktan  sonra -ki bu teklifler o günkü, yani 18 Mart tarihli toplantıda hiç kimseye sunulmadı; bir toplantı oldu  zaten- salı gününe alt komisyon kondu, salı günü alt komisyon zamanı bu tekliflere ulaşıldı. Demek ki  bu Mecliste, AKP'li vekillerin, CHP, BDP, MHP, bağımsızlara göre ayrı bir üstünlüğü var; bizim  teklifler nazara alınmıyor. Ama aslında, bu diğer teklifler incelendiğinde, içinde, adaletin tecellisi,  milletin iradesinin sandığa düzgün yansıması konusunda son derece reel öneriler var, bu da ayrı bir  husus. Alt komisyonda geldi arkadaşlar, alt komisyona kadar bu teklifler incelenemedi. Zaten, salı  gündeminden sonra, çarşamba elimize ulaşan tekliflerle perşembe günü Komisyona geldiğimizde  AKP'li Komisyon üyeleri dahi bu teklifi ilk toplantıda görmemişlerdi, incelememişlerdi, direkt alt  komisyona girdi.  Tabii, esas farklılıklar böyle de bitmedi. Alt komisyonda bir cansiparane çalışıldı, AKP'li teklif  olunca özel bir muameleye tabi tutuldu. Alt komisyona girdiğimizde arkadaşlar, yine bunlar  konuşulmadı. Bakıyorsun ama bunlar konuşulmadı, bunları masaya yatırmadınız. Az önce saydığım  vekil arkadaşlarımın tekliflerini nazarı itibara... Şöyle bir baktınız, Türkçesi bu.  HALUK İPEK (Ankara) - Alt komisyon...  İSA GÖK (Devamla) - O zaman onu da açıklayayım Haluk Bey, peki, siz istediniz,  açıklayacağım o zaman onu da.  Şimdi bakın arkadaşlar, bu teklifin adı Haluk İpek teklifi, Ankara Milletvekili. Bizim Komisyon  toplantımızda önümüze getirilen teklif şu idi, biz de buna çalışarak gelmiştik. Alt komisyon karan  çıktı, ben partim adına görevliydim. Alt komisyona gelirken de ben yine bizim için önemli olan,  Meclisi de ilgilendiren, İç Tüzük'ün de amir olduğu şekli ben Haluk İpek teklifini inceleyerek geldim.  Toplantıya başladık ama başka bir teklifle karşılaştık; bu teklife isim vermek lazım -teklifler  karışacak- ben de buna Ayhan Sefer Üstün teklifi dedim çünkü alt komisyon toplantısı salı günü...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Haluk İpek versiyonunun kötü bir kopyası.  İSA GÖK (Devamla) - Bilemiyorum... Onu demeyelim.  - 4 5 2 - TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 5 3 - Şimdi, salı günü alt komisyona gelirken elimizde Meclis Başkanlığının ve Anayasa Komisyonu  Başkanının havaleli olan teklifiyle ben o kadar çalışma yapmışım, çalışmalarla geldim ama öğrendim  ki cumartesi ve pazar günü, Meclisimiz yokken çalışmıyorken ve Meclis çatısı altında olmaksızın  dışarıda, başka bir yerde -ben merkezi söylemeyeyim- başka bir kanun teklifi çalışılıyor âdeta.  Yepyeni bir metin geldi, bu metne de Ayhan Sefer Üstün teklifi diyoruz.  AHMET YENİ (Samsun) - Kanunla ilgili bir görüşünüz yok mu Sayın Vekilim?  İSA GÖK (Devamla) - Öğreneceksin, ona da geleceğim.  Ama böyle bir teklif havale edilmedi, incelenmedi, bizim önümüzde arkadaşlar otuz üç maddelik  yepyeni bir teklif oluştu. Hangisine çalışacağız? Ama tabii ki AKP Grubunca, Haluk İpek teklifi  değil, Ayhan Sefer Üstün teklifini masaya yatırıp bu maddeler üzerinden tartışacağız dendiği için  bizler de eli mahkûm bu tekliften çalışmaya başladık. Her iki teklif arasında son derece farklı şeyler  var. Bunları sorduğumuzda ise ilk komisyon toplantısında ortaya dökülen görüşlerden feyiz alındığını  -bu feyiz benim kelimem- bu feyzle yeniden teklifin ele alındığını, yeniden yazıldığını söylediler.  Yani alt komisyon aslında Mecliste kurulmuyor, alt komisyon AKP Genel Merkezinde kuruluyor.  Bizim gitmemiz nafile, biz boşuna çabalıyoruz ama gittik.  Arkadaşlar, her iki teklif farklıdır, birçok maddesi farklıdır. Madde ihdası vardır, madde iptali  vardır; iki farklı tekliftir. Bu iki teklifin resmî olan komisyona sunuluş tarih ve saatleri arasında hiçbir  resmî toplantı yoktur. Demek ki bu teklif gayriresmî olarak dışarıda ele alınıp, yeniden pişirilip,  Meclis Başkanlığına sunulmaksızın, bir sıra sayısı, hiçbir numara almaksızın doğrudan alt  komisyonun önüne dayanmıştır. Bu da böyle mi arkadaşlar?  Biz, ona rağmen bu teklif çalışmasında Ayhan Sefer Üstün teklifinin daha makul, milletin iradesinin  sandığa yansıyıp buraya kadar, mahallî idareler seçimleri dâhil... Çünkü bu kanun bir temel kanundur,  yalnızca milletvekili değil mahallî idarelere de uygulanacaktır. Biz grup olarak elimizden geldiğince  bu teklifi düzeltmeye, uygulanabilir kılmaya ve adilliği sağlamaya çalıştık, çalıştık ama yine de bu  teklifte anlaşamadığımız ve o yüzden muhalefet etmek zorunda kaldığımız hususlar ortaya çıktı.  Şimdi, arkadaşlar, l 'inci maddesinde... Ha, bir şey daha söyleyeyim: Bakın, Sayın İpek, seçim  süreci başladı ama yakın çağ tarihimiz bir şey gösteriyor, bir şey diyor: Seçimlere az süre kala seçim  hukukuyla oynayarak, seçim kanunlarıyla oynayarak, seçim hukukunun üstüne bir abluka kurarak  egemenlik sağlamaya çalışan tüm partilerin sonu ilk seçimde hüsran olmuştur. Bu da bir gerçeklik.  Bunu tarihe not düşmek için söylüyorum, en geç bir yıl sonra olacak seçimlerde de bir hüsran bekliyor.  Şimdi, arkadaşlar, bu teklifte iyi şeyler de yok değil, var. Mesela, çerçeve l'inci maddede biz  Yüksek Seçim Kuruluna temsilci olarak, son seçimlerde en çok oyu almış dört siyasi parti ve bir de  -düşünerek- grubu bulunan partinin Yüksek Seçim Kuruluna temsilci vermesini -1 asil, 1 yedek- kabul ettik. Sonuçta bu oylarla buraya tecelli edecek olan, iradeye yansıyacak olan partilerin YSK  nezdinde bu oylarının takibini yapması lazım. Şu anda deniliyor ki, dün bana söylendi, bunun  Anayasa 79'a aykırılık olabileceği... Tüm partilerin ortak kararından geri dönüş sinyalleri veriliyor,  bunu yapmayın. YSK'da her parti mutlaka bir temsilci bulundurmalı, Anayasa 79'a aykırılık yoktur,  üye değiller, oy kullanmayacaklar. İtirazların, denetimin YSK nezdinde daimî kılınmasını sağlamak  istiyoruz. Lütfen bu adımdan geri dönmeyin arkadaşlar.  Ama bununla beraber başka sorunlar da var. Şimdi, bakın, bir ana makine var, HAVELSAN'da  olduğu söyleniyor. Seçim kurullarında manuel olarak "SEÇSİS" dediğimiz, Bilgisayar Destekli Merkezî  Seçmen Kütüğü Sistemi'ne girilen oyların Ankara'ya gelip buradan dağılması sürecinde bir de o ana  makinenin kontrolü gerekiyor. Bu ana makine sebebiyle mutlaka her siyasi parti -o dört parti ve grubu  bulunan partiler buna dâhil olmak üzere- bilgisayar, yazılım, işletimden anlayan bir uzman marifetiyle  orada bulunmalı, sisteme giriş değil, kontrolünü yapmalı. Bizim amacımız, milletin oyunun, sandığa  giren oyun aynen çıkışını sağlamak, arada her türden girişe, oyuna, yasa dışılığa izin vermemek.
Sayfa 58 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 5 3 - Şimdi, salı günü alt komisyona gelirken elimizde Meclis Başkanlığının ve Anayasa Komisyonu  Başkanının havaleli olan teklifiyle ben o kadar çalışma yapmışım, çalışmalarla geldim ama öğrendim  ki cumartesi ve pazar günü, Meclisimiz yokken çalışmıyorken ve Meclis çatısı altında olmaksızın  dışarıda, başka bir yerde -ben merkezi söylemeyeyim- başka bir kanun teklifi çalışılıyor âdeta.  Yepyeni bir metin geldi, bu metne de Ayhan Sefer Üstün teklifi diyoruz.  AHMET YENİ (Samsun) - Kanunla ilgili bir görüşünüz yok mu Sayın Vekilim?  İSA GÖK (Devamla) - Öğreneceksin, ona da geleceğim.  Ama böyle bir teklif havale edilmedi, incelenmedi, bizim önümüzde arkadaşlar otuz üç maddelik  yepyeni bir teklif oluştu. Hangisine çalışacağız? Ama tabii ki AKP Grubunca, Haluk İpek teklifi  değil, Ayhan Sefer Üstün teklifini masaya yatırıp bu maddeler üzerinden tartışacağız dendiği için  bizler de eli mahkûm bu tekliften çalışmaya başladık. Her iki teklif arasında son derece farklı şeyler  var. Bunları sorduğumuzda ise ilk komisyon toplantısında ortaya dökülen görüşlerden feyiz alındığını  -bu feyiz benim kelimem- bu feyzle yeniden teklifin ele alındığını, yeniden yazıldığını söylediler.  Yani alt komisyon aslında Mecliste kurulmuyor, alt komisyon AKP Genel Merkezinde kuruluyor.  Bizim gitmemiz nafile, biz boşuna çabalıyoruz ama gittik.  Arkadaşlar, her iki teklif farklıdır, birçok maddesi farklıdır. Madde ihdası vardır, madde iptali  vardır; iki farklı tekliftir. Bu iki teklifin resmî olan komisyona sunuluş tarih ve saatleri arasında hiçbir  resmî toplantı yoktur. Demek ki bu teklif gayriresmî olarak dışarıda ele alınıp, yeniden pişirilip,  Meclis Başkanlığına sunulmaksızın, bir sıra sayısı, hiçbir numara almaksızın doğrudan alt  komisyonun önüne dayanmıştır. Bu da böyle mi arkadaşlar?  Biz, ona rağmen bu teklif çalışmasında Ayhan Sefer Üstün teklifinin daha makul, milletin iradesinin  sandığa yansıyıp buraya kadar, mahallî idareler seçimleri dâhil... Çünkü bu kanun bir temel kanundur,  yalnızca milletvekili değil mahallî idarelere de uygulanacaktır. Biz grup olarak elimizden geldiğince  bu teklifi düzeltmeye, uygulanabilir kılmaya ve adilliği sağlamaya çalıştık, çalıştık ama yine de bu  teklifte anlaşamadığımız ve o yüzden muhalefet etmek zorunda kaldığımız hususlar ortaya çıktı.  Şimdi, arkadaşlar, l 'inci maddesinde... Ha, bir şey daha söyleyeyim: Bakın, Sayın İpek, seçim  süreci başladı ama yakın çağ tarihimiz bir şey gösteriyor, bir şey diyor: Seçimlere az süre kala seçim  hukukuyla oynayarak, seçim kanunlarıyla oynayarak, seçim hukukunun üstüne bir abluka kurarak  egemenlik sağlamaya çalışan tüm partilerin sonu ilk seçimde hüsran olmuştur. Bu da bir gerçeklik.  Bunu tarihe not düşmek için söylüyorum, en geç bir yıl sonra olacak seçimlerde de bir hüsran bekliyor.  Şimdi, arkadaşlar, bu teklifte iyi şeyler de yok değil, var. Mesela, çerçeve l'inci maddede biz  Yüksek Seçim Kuruluna temsilci olarak, son seçimlerde en çok oyu almış dört siyasi parti ve bir de  -düşünerek- grubu bulunan partinin Yüksek Seçim Kuruluna temsilci vermesini -1 asil, 1 yedek- kabul ettik. Sonuçta bu oylarla buraya tecelli edecek olan, iradeye yansıyacak olan partilerin YSK  nezdinde bu oylarının takibini yapması lazım. Şu anda deniliyor ki, dün bana söylendi, bunun  Anayasa 79'a aykırılık olabileceği... Tüm partilerin ortak kararından geri dönüş sinyalleri veriliyor,  bunu yapmayın. YSK'da her parti mutlaka bir temsilci bulundurmalı, Anayasa 79'a aykırılık yoktur,  üye değiller, oy kullanmayacaklar. İtirazların, denetimin YSK nezdinde daimî kılınmasını sağlamak  istiyoruz. Lütfen bu adımdan geri dönmeyin arkadaşlar.  Ama bununla beraber başka sorunlar da var. Şimdi, bakın, bir ana makine var, HAVELSAN'da  olduğu söyleniyor. Seçim kurullarında manuel olarak "SEÇSİS" dediğimiz, Bilgisayar Destekli Merkezî  Seçmen Kütüğü Sistemi'ne girilen oyların Ankara'ya gelip buradan dağılması sürecinde bir de o ana  makinenin kontrolü gerekiyor. Bu ana makine sebebiyle mutlaka her siyasi parti -o dört parti ve grubu  bulunan partiler buna dâhil olmak üzere- bilgisayar, yazılım, işletimden anlayan bir uzman marifetiyle  orada bulunmalı, sisteme giriş değil, kontrolünü yapmalı. Bizim amacımız, milletin oyunun, sandığa  giren oyun aynen çıkışını sağlamak, arada her türden girişe, oyuna, yasa dışılığa izin vermemek.  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Arkadaşlar, iki: İlçe seçim kurullarında mutlaka ve mutlaka -bunu konuştuk, hüküm altına altık,  geri dönmeyin- ilçe seçim kurullarında manuel olarak sandık seçim sonuçları girilirken, SEÇSİS'e  girilirken, o son tuşa basmadan önce herkes bir ekranda, tüm partiler, müşahitleri gelen sandık  sonuçlarını okurken görebilmeli ilçe seçim kurullarında. Çünkü sandık sonuçlarını alsanız dahi, o  bilgisayar sistemine, iletişim sistemine girerken bir hata olduğunda sonradan bunu giderme imkânı  yok. Mutlaka bir gönderilen... Seçim kurulunun tek makinesinden girilir arkadaşlar, seçim kurulları  görev paylaştırabilir ama bir makine üzerinden SEÇSİS'e veri aktarımı olur. Oraya mutlaka bir ekran  koyarak, büyük ekran koyarak herkesin görmesini sağlamak zorundayız. Yine, bununla beraber,  sandık sonuç listelerinin, tutanaklarının mutlaka imza karşılığı her müşahide verilmesi konusunda  -en alta zaptı mutlaka ve mutlaka yaratılmalı- buna vermeliyiz. Çerçeve 1 'inci madde konusunda  hassasız arkadaşlar, bundan ödün verilmesine razı değiliz.  2'nci maddede, güneş esaslı olarak biz seçim yasaklarını başlatıp bitiriyoruz. Güneş esaslı yani  güneşin doğuşundan, batışından dediğimiz usulde her zaman için fezlekelerle karşılaşılıyor. Bu  davalara son verelim. Güneş battı batmadı, bulut var, erken oldu, yaz oldu, kış oldu, sabit bir saat...  Bunu size anlattık yine bir kez daha anlatıyoruz, sabit saat uygulaması olsun. Herkes bilsin ki açık  yerdeki görüşmelerde bu saat -23.00 demiştik biz 23.00 olarak- bilinsin. Emniyet geldiğinde, güneş  battı batmadı, bugün iki dakika önce sonra, fezleke düzenleniyor, olmasın bunlar. Yani siyasetçinin  önünü açmak lazım, bu konuda kolluğun eline siyasetçiyi vermemek lazım çünkü kolluk yani polis,  bir zaman, özellikle seçim süresinde çok kötü kullanılıyor.  Arkadaşlar, çerçeve madde 3 . . . Burada, ben AKP'nin bu mülki amirlere bu kadar bağlı ve  sevecen olmasını anlayamıyorum. Yine seçim bürolarında ve birçok yerde, o yerin en büyük mülki  amirine birsürü yetki verdik. Arkadaşlar, vermeyin. İlçe seçim kurulları var, orada hâkimler var,  hâkimler muhatap olsun. En büyük mülki amire yetki verdiğinizde ne oluyor arkadaşlar?  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Buzdolabı veriyor!  İSA GÖK (Devamla) - Buzdolabı dağıtıyor, hem de kışın! Suyu olmuyor, çamaşır makinesi  veriyor, çekyat dağıtıyor. Arkadaşlar, bu olmaz. Yalnızca o değil, başka vali çıkıyor "Ben 'One  minute' diyen Başbakan istiyorum." diyor. Seçim işlerini, arkadaşlar, mülki amirlere bıraktığınızda  mutlaka siyasi baskı, siyasi etki çıkıyor. Biz o sebeple çerçeve 3 ve sonrasında mülki amir  saplantısından kurtulunmasını öneriyoruz.  Arkadaşlar, canlı yayın... Bakın, canlı yayında sorun çıkacak. Bunu tekrar uyarıyoruz size. Şu  canlı yayın olayı, çerçeve 4'üncü maddeden vazgeçin.  Çerçeve 5'te 61/3 yasağı, anket yasağı... Bunu son on güne indirdiniz. Bu, seçmeni yönlendirmektir.  Baştan beri bizim söylemimiz ne oldu arkadaşlar? Anket yasağını önceki 61/3 gibi seçim sürecinin  başlangıcına kadar koymak zorundasınız, daraltmayın, daha da alta getirmeyin onu.  Arkadaşlar, telefonla görüşme yasağı... Bunun ele alınması lazım.  Sandık seçmen listesine ilave... Buna "Evet." dediniz AKP olarak. Bu sorunlu. Sandık seçmen  listesine ilave SEÇSİS sistemine uymaz, uymuyor arkadaşlar. Bilgisayar destekli merkezî seçmen  kütük sistemine geçtik, tabii Türkiye'de UYAP var, bunun dışında MERNİS var, bilgisayar ortamında  çalışılıyor. Tabii bu bilgisayarın sorunu ayrı, yani sun microsystem işletim sistemini kullanıyor  Türkiye, burada ciddi sorunlar olduğu söyleniyor. Bu kısma geçmiyorum, yani o sun microsystem,  şuna buna girmiyorum ama sandık seçmen listesine, bilgisayar destekli listeye siz seçim kurullarından  son dakika ilave seçmen göndermeye son verin. Çerçeve 15'inci maddeye, arkadaşlar, dikkatinizi  çekiyorum, bunun acilen düzeltilmesi lazım.  - 4 5 4 -
Sayfa 59 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Arkadaşlar, iki: İlçe seçim kurullarında mutlaka ve mutlaka -bunu konuştuk, hüküm altına altık,  geri dönmeyin- ilçe seçim kurullarında manuel olarak sandık seçim sonuçları girilirken, SEÇSİS'e  girilirken, o son tuşa basmadan önce herkes bir ekranda, tüm partiler, müşahitleri gelen sandık  sonuçlarını okurken görebilmeli ilçe seçim kurullarında. Çünkü sandık sonuçlarını alsanız dahi, o  bilgisayar sistemine, iletişim sistemine girerken bir hata olduğunda sonradan bunu giderme imkânı  yok. Mutlaka bir gönderilen... Seçim kurulunun tek makinesinden girilir arkadaşlar, seçim kurulları  görev paylaştırabilir ama bir makine üzerinden SEÇSİS'e veri aktarımı olur. Oraya mutlaka bir ekran  koyarak, büyük ekran koyarak herkesin görmesini sağlamak zorundayız. Yine, bununla beraber,  sandık sonuç listelerinin, tutanaklarının mutlaka imza karşılığı her müşahide verilmesi konusunda  -en alta zaptı mutlaka ve mutlaka yaratılmalı- buna vermeliyiz. Çerçeve 1 'inci madde konusunda  hassasız arkadaşlar, bundan ödün verilmesine razı değiliz.  2'nci maddede, güneş esaslı olarak biz seçim yasaklarını başlatıp bitiriyoruz. Güneş esaslı yani  güneşin doğuşundan, batışından dediğimiz usulde her zaman için fezlekelerle karşılaşılıyor. Bu  davalara son verelim. Güneş battı batmadı, bulut var, erken oldu, yaz oldu, kış oldu, sabit bir saat...  Bunu size anlattık yine bir kez daha anlatıyoruz, sabit saat uygulaması olsun. Herkes bilsin ki açık  yerdeki görüşmelerde bu saat -23.00 demiştik biz 23.00 olarak- bilinsin. Emniyet geldiğinde, güneş  battı batmadı, bugün iki dakika önce sonra, fezleke düzenleniyor, olmasın bunlar. Yani siyasetçinin  önünü açmak lazım, bu konuda kolluğun eline siyasetçiyi vermemek lazım çünkü kolluk yani polis,  bir zaman, özellikle seçim süresinde çok kötü kullanılıyor.  Arkadaşlar, çerçeve madde 3 . . . Burada, ben AKP'nin bu mülki amirlere bu kadar bağlı ve  sevecen olmasını anlayamıyorum. Yine seçim bürolarında ve birçok yerde, o yerin en büyük mülki  amirine birsürü yetki verdik. Arkadaşlar, vermeyin. İlçe seçim kurulları var, orada hâkimler var,  hâkimler muhatap olsun. En büyük mülki amire yetki verdiğinizde ne oluyor arkadaşlar?  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Buzdolabı veriyor!  İSA GÖK (Devamla) - Buzdolabı dağıtıyor, hem de kışın! Suyu olmuyor, çamaşır makinesi  veriyor, çekyat dağıtıyor. Arkadaşlar, bu olmaz. Yalnızca o değil, başka vali çıkıyor "Ben 'One  minute' diyen Başbakan istiyorum." diyor. Seçim işlerini, arkadaşlar, mülki amirlere bıraktığınızda  mutlaka siyasi baskı, siyasi etki çıkıyor. Biz o sebeple çerçeve 3 ve sonrasında mülki amir  saplantısından kurtulunmasını öneriyoruz.  Arkadaşlar, canlı yayın... Bakın, canlı yayında sorun çıkacak. Bunu tekrar uyarıyoruz size. Şu  canlı yayın olayı, çerçeve 4'üncü maddeden vazgeçin.  Çerçeve 5'te 61/3 yasağı, anket yasağı... Bunu son on güne indirdiniz. Bu, seçmeni yönlendirmektir.  Baştan beri bizim söylemimiz ne oldu arkadaşlar? Anket yasağını önceki 61/3 gibi seçim sürecinin  başlangıcına kadar koymak zorundasınız, daraltmayın, daha da alta getirmeyin onu.  Arkadaşlar, telefonla görüşme yasağı... Bunun ele alınması lazım.  Sandık seçmen listesine ilave... Buna "Evet." dediniz AKP olarak. Bu sorunlu. Sandık seçmen  listesine ilave SEÇSİS sistemine uymaz, uymuyor arkadaşlar. Bilgisayar destekli merkezî seçmen  kütük sistemine geçtik, tabii Türkiye'de UYAP var, bunun dışında MERNİS var, bilgisayar ortamında  çalışılıyor. Tabii bu bilgisayarın sorunu ayrı, yani sun microsystem işletim sistemini kullanıyor  Türkiye, burada ciddi sorunlar olduğu söyleniyor. Bu kısma geçmiyorum, yani o sun microsystem,  şuna buna girmiyorum ama sandık seçmen listesine, bilgisayar destekli listeye siz seçim kurullarından  son dakika ilave seçmen göndermeye son verin. Çerçeve 15'inci maddeye, arkadaşlar, dikkatinizi  çekiyorum, bunun acilen düzeltilmesi lazım.  - 4 5 4 - T B M M B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  16'ncı maddede, ısrarla biz bunu basın açıklamasında söyledik, Türkiye Cumhuriyeti kimlik  numaralı kimliklerin kullanılması... Arkadaşlar, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu var, bunun  47'nci maddesi, açıkça buna aykırı düzenleme getiriyorsunuz. Yani oradaki belediyelerden alınacak  belgelerle dahi -kimlik yerine kullandırıp- oy kullandırma imkânı veriyorsunuz. 5490 sayılı Nüfus  Hizmetleri Kanunu'na aykırı düzenlemeden vazgeçin. Bunu alt komisyonda itirazın yer aldığı şekilde  mutlaka kullanın.  Kolluk güçlerinin ve ulaştırma görevlilerinin oy kullanması... Arkadaşlar, tekrar ediyoruz, bu  çok tehlikeli. Bir yerde mahallî seçimlerde, anlattık, bir oyla belediye başkanlığı değişiyor. O yerde  kolluk güçlerinin ve ulaşım görevlilerinin kendi ilçelerinde oy kullanmasını sağlayamıyor sunuz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  İSA GÖK (Devamla) - Örneklerini verdim ben size arkadaşlar. Bunu sağlayamadığınızda  binlerle ifade edilen kolluğu, polisi yönlendirerek tüm il seçimlerinde yapıyı değiştirirsiniz, seçim  sonucunu belirlersiniz. Bundan vazgeçin, buna girmeyin.  Sandık sonuç tutanağının verilmesi... Arkadaşlar, itirazlarımız çok, o yüzden kanuna muhalif  oluyoruz. Sandık sonuç tutanaklarının -o 26 tane bent saydık- en sonuna mutlaka matbu olarak,  oradaki parti görevlilerine, müşahitlere verilmesi konusunda bir matbu, mutlaka, tutanak sureti  konmak zorunda, imza karşılığı tutanak alınmak zorunda. Aksi hâlde, sandık sonuç tutanaklarının  seçim kurullarına, milletin sandığa attığı iradenin düz olarak yansımasını sağlayamazsınız. Zira, biz  yolda değişen sandık torbaları, değişen sandık sonuç tutanaklarını, bunları biliyoruz.  Arkadaşlar, eğer ki amacımız milletin iradesinin, sandığa atılan iradenin sandıktan çıkmasını  teminse...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bağlayınız.  İSA GÖK (Devamla) - Peki, efendim.  ...arz ettiğim ve daha sonra maddelere gelince arz edeceğimiz konular konusunda da  uyarılarımıza kulak verin. Bu kanunu AKP kanunu, bizim dediğimiz olsun kanunu olmaktan çıkartın,  millî iradenin, milletin iradesinin sandığa yansıdığı şekilde çıkmasını teminen uyanlarımıza kulak  vererek bu değişiklikleri yapın.  Ben yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Gök.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Faruk Bal.  Buyurunuz Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Seçim Kanununda Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak için  huzurunuzdayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlanm, seçim kanunlan seçmen eğiliminin millî iradeye dönüştürülmesine dair usul  kanunlarıdır. Tekrar ediyorum: Seçim kanunlan seçmen eğilimlerinin millî iradeye dönüştürülmesine  dair usul kanunlarıdır. Dolayısıyla, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olarak nitelediğimiz siyasi  partilerin seçim sathı mailinde yanştıklannda aralanndaki yansın demokratik kurallara uygun olması  ve seçme ve seçilme hürriyeti diye tanımladığımız evrensel bir insanlık değeri olan ve demokrasinin de  özünü teşkil eden kurallann uygulanmasını icap ettirir.  - 4 5 5 -
Sayfa 60 -
T B M M B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  16'ncı maddede, ısrarla biz bunu basın açıklamasında söyledik, Türkiye Cumhuriyeti kimlik  numaralı kimliklerin kullanılması... Arkadaşlar, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu var, bunun  47'nci maddesi, açıkça buna aykırı düzenleme getiriyorsunuz. Yani oradaki belediyelerden alınacak  belgelerle dahi -kimlik yerine kullandırıp- oy kullandırma imkânı veriyorsunuz. 5490 sayılı Nüfus  Hizmetleri Kanunu'na aykırı düzenlemeden vazgeçin. Bunu alt komisyonda itirazın yer aldığı şekilde  mutlaka kullanın.  Kolluk güçlerinin ve ulaştırma görevlilerinin oy kullanması... Arkadaşlar, tekrar ediyoruz, bu  çok tehlikeli. Bir yerde mahallî seçimlerde, anlattık, bir oyla belediye başkanlığı değişiyor. O yerde  kolluk güçlerinin ve ulaşım görevlilerinin kendi ilçelerinde oy kullanmasını sağlayamıyor sunuz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  İSA GÖK (Devamla) - Örneklerini verdim ben size arkadaşlar. Bunu sağlayamadığınızda  binlerle ifade edilen kolluğu, polisi yönlendirerek tüm il seçimlerinde yapıyı değiştirirsiniz, seçim  sonucunu belirlersiniz. Bundan vazgeçin, buna girmeyin.  Sandık sonuç tutanağının verilmesi... Arkadaşlar, itirazlarımız çok, o yüzden kanuna muhalif  oluyoruz. Sandık sonuç tutanaklarının -o 26 tane bent saydık- en sonuna mutlaka matbu olarak,  oradaki parti görevlilerine, müşahitlere verilmesi konusunda bir matbu, mutlaka, tutanak sureti  konmak zorunda, imza karşılığı tutanak alınmak zorunda. Aksi hâlde, sandık sonuç tutanaklarının  seçim kurullarına, milletin sandığa attığı iradenin düz olarak yansımasını sağlayamazsınız. Zira, biz  yolda değişen sandık torbaları, değişen sandık sonuç tutanaklarını, bunları biliyoruz.  Arkadaşlar, eğer ki amacımız milletin iradesinin, sandığa atılan iradenin sandıktan çıkmasını  teminse...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözünüzü bağlayınız.  İSA GÖK (Devamla) - Peki, efendim.  ...arz ettiğim ve daha sonra maddelere gelince arz edeceğimiz konular konusunda da  uyarılarımıza kulak verin. Bu kanunu AKP kanunu, bizim dediğimiz olsun kanunu olmaktan çıkartın,  millî iradenin, milletin iradesinin sandığa yansıdığı şekilde çıkmasını teminen uyanlarımıza kulak  vererek bu değişiklikleri yapın.  Ben yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Gök.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Faruk Bal.  Buyurunuz Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Seçim Kanununda Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak için  huzurunuzdayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlanm, seçim kanunlan seçmen eğiliminin millî iradeye dönüştürülmesine dair usul  kanunlarıdır. Tekrar ediyorum: Seçim kanunlan seçmen eğilimlerinin millî iradeye dönüştürülmesine  dair usul kanunlarıdır. Dolayısıyla, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olarak nitelediğimiz siyasi  partilerin seçim sathı mailinde yanştıklannda aralanndaki yansın demokratik kurallara uygun olması  ve seçme ve seçilme hürriyeti diye tanımladığımız evrensel bir insanlık değeri olan ve demokrasinin de  özünü teşkil eden kurallann uygulanmasını icap ettirir.  - 4 5 5 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Bu nitelikleri itibarıyla seçim kanunları uygulandığı ülkelerin siyasi rejiminin rengini ve şeklini  belirler. Yani bir ülke "demokratik bir ülkedir" diye anayasasında yazsa bile eğer seçim mevzuatı  demokratik toplum gereklerine uygun hükümler ihtiva etmiyorsa, o takdirde o ülkenin rejimi demokratik  olarak nitelendirilemez. Bu özelliğini dikkate aldığımızda, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu,  Milletvekili Seçimi Kanunu ve Mahallî İdareler Seçimi Kanunu'yla ilgili değişiklikler Anayasa  değişikliği kadar önemlidir, Anayasa değişikliği kadar özeldir çünkü bir ülkenin demokratik yapısının  uygulanmasıyla ilgili olmak üzere halkın iradesinin belirleneceği sistemi ortaya koymaktadır.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak, gerek Anayasa değişikliğinde gerekse bu özellikleri itibarıyla  seçim mevzuatının değiştirilmesine ilişkin tasan ve tekliflerde, uzlaşma yöntemiyle bu değişikliklerin  gerçekleştirilmesine inanan bir partiyiz.  Görüştüğümüz kanun, maalesef bu felsefeden uzak bir kanundur, dayatmacı bir kanundur,  yasakçı bir kanundur, devlet yetkilerini iktidann emrine vererek seçmen iradesini iktidar istekleri  doğrultusunda gerçekleştirmeyi amaçlamış bir kanundur.  Bu teklif geliş yöntemi itibarıyla böyledir. Bu kadar önemli, bir ülkenin siyasi rejiminin rengini  ortaya koyacak kadar önemli olan bir kanunda, AKP İktidarının demek ki söyleyecek bir sözü yok  ki bunu bir Hükümet tasarısı olarak getirmemiştir, bir milletvekili teklifi olarak getirmiştir ya da  AKP, yaklaşan seçimlerde istediği sonucu alabilecek bir seçim kanununun engellenmesini ortadan  kaldırmak amacıyla, bu konuda söz söyleyebilecek başta Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere, devletin  ilgili kurum ve kuruluşlarının bilgisinden ve onların bu çalışma hakkında katkılanndan korkmuştur  ki bunu bir milletvekili teklifi olarak getirmiştir.  Bu teklif alelacele görüşülmüştür. 16 Mart tarihinde Meclise sunulan teklif, çok süratli bir şekilde  18 Martta Komisyona, 23 Martta alt komisyona gitmiş, 23 Martta alt komisyonda farklı bir metin  üzerinde on bir saat çalışan alt komisyon raporunu verir vermez, 26 Mart tarihinde Anayasa  Komisyonuna gelmiş ve bugün 1 Nisan, bu hızlı turu katederek yüce Meclisin huzuruna gelmiştir. Ne  olmuştur? Acele edilmiştir. Acele işe şeytan karışır. Acele eden ecele gider.  Değerli arkadaşlarım, temenni ederim ki seçmen iradesine bu acele nedeniyle şeytani işler  bulaşmaz, bu aceleden bir şeytani sonuç çıkmaz ve temenni ederim ki, bu acele işin neticesinde,  seçmenin eğilimini belirleyecek, millî iradeye dönüştürecek olan seçim mevzuatımız ciddi bir şekilde  hasar görmez.  Değerli arkadaşlarım, komisyon çalışmalan sırasında bu Seçim Kanunu 'mı uygulayan, başta  Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere, nüfus idaresi olmak üzere, kurum ve kuruluşlann görüşlerine  itibar edilmemiştir. İtibar edilmediği gibi, mütalaalannın alınmasına imkân ve fırsat da sağlanmamıştır.  Dolayısıyla, Hükümet teklifi tek yanlı olarak değerlendirilmiş, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak  uzlaşma kültürünün gereği verdiğimiz katkılann bir kısmı kabul görmüş ama asıl üzerinde  durduğumuz ve seçmen iradesini bir ayna gibi yansıtacak, sandığa giren oyun aynen iradeye dönüşmesini  sağlayacak tedbirler, maalesef, hiç dikkate alınmamıştır.  Bu tedbirlerin başında, yürütme gücünün seçim iş ve işlemlerinde etkisinin daraltılması ve  yürütme gücünün seçim iş ve işlemlerinde kullandığı yetkinin denetlenmesidir. Eğer yürütme, yani  iktidar seçim süreci içerisinde çok geniş bir yetkiyle seçim işlerine müdahale etmeye başlarsa ve bu  müdahalesi denetlenemez bir boyutta olur ise o takdirde, o ülkede seçim demokratik bir seçim  değildir, o ülkedeki rejim de dolayısıyla demokratik bir rejim değildir.  - 4 5 6 -
Sayfa 61 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Bu nitelikleri itibarıyla seçim kanunları uygulandığı ülkelerin siyasi rejiminin rengini ve şeklini  belirler. Yani bir ülke "demokratik bir ülkedir" diye anayasasında yazsa bile eğer seçim mevzuatı  demokratik toplum gereklerine uygun hükümler ihtiva etmiyorsa, o takdirde o ülkenin rejimi demokratik  olarak nitelendirilemez. Bu özelliğini dikkate aldığımızda, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu,  Milletvekili Seçimi Kanunu ve Mahallî İdareler Seçimi Kanunu'yla ilgili değişiklikler Anayasa  değişikliği kadar önemlidir, Anayasa değişikliği kadar özeldir çünkü bir ülkenin demokratik yapısının  uygulanmasıyla ilgili olmak üzere halkın iradesinin belirleneceği sistemi ortaya koymaktadır.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak, gerek Anayasa değişikliğinde gerekse bu özellikleri itibarıyla  seçim mevzuatının değiştirilmesine ilişkin tasan ve tekliflerde, uzlaşma yöntemiyle bu değişikliklerin  gerçekleştirilmesine inanan bir partiyiz.  Görüştüğümüz kanun, maalesef bu felsefeden uzak bir kanundur, dayatmacı bir kanundur,  yasakçı bir kanundur, devlet yetkilerini iktidann emrine vererek seçmen iradesini iktidar istekleri  doğrultusunda gerçekleştirmeyi amaçlamış bir kanundur.  Bu teklif geliş yöntemi itibarıyla böyledir. Bu kadar önemli, bir ülkenin siyasi rejiminin rengini  ortaya koyacak kadar önemli olan bir kanunda, AKP İktidarının demek ki söyleyecek bir sözü yok  ki bunu bir Hükümet tasarısı olarak getirmemiştir, bir milletvekili teklifi olarak getirmiştir ya da  AKP, yaklaşan seçimlerde istediği sonucu alabilecek bir seçim kanununun engellenmesini ortadan  kaldırmak amacıyla, bu konuda söz söyleyebilecek başta Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere, devletin  ilgili kurum ve kuruluşlarının bilgisinden ve onların bu çalışma hakkında katkılanndan korkmuştur  ki bunu bir milletvekili teklifi olarak getirmiştir.  Bu teklif alelacele görüşülmüştür. 16 Mart tarihinde Meclise sunulan teklif, çok süratli bir şekilde  18 Martta Komisyona, 23 Martta alt komisyona gitmiş, 23 Martta alt komisyonda farklı bir metin  üzerinde on bir saat çalışan alt komisyon raporunu verir vermez, 26 Mart tarihinde Anayasa  Komisyonuna gelmiş ve bugün 1 Nisan, bu hızlı turu katederek yüce Meclisin huzuruna gelmiştir. Ne  olmuştur? Acele edilmiştir. Acele işe şeytan karışır. Acele eden ecele gider.  Değerli arkadaşlarım, temenni ederim ki seçmen iradesine bu acele nedeniyle şeytani işler  bulaşmaz, bu aceleden bir şeytani sonuç çıkmaz ve temenni ederim ki, bu acele işin neticesinde,  seçmenin eğilimini belirleyecek, millî iradeye dönüştürecek olan seçim mevzuatımız ciddi bir şekilde  hasar görmez.  Değerli arkadaşlarım, komisyon çalışmalan sırasında bu Seçim Kanunu 'mı uygulayan, başta  Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere, nüfus idaresi olmak üzere, kurum ve kuruluşlann görüşlerine  itibar edilmemiştir. İtibar edilmediği gibi, mütalaalannın alınmasına imkân ve fırsat da sağlanmamıştır.  Dolayısıyla, Hükümet teklifi tek yanlı olarak değerlendirilmiş, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak  uzlaşma kültürünün gereği verdiğimiz katkılann bir kısmı kabul görmüş ama asıl üzerinde  durduğumuz ve seçmen iradesini bir ayna gibi yansıtacak, sandığa giren oyun aynen iradeye dönüşmesini  sağlayacak tedbirler, maalesef, hiç dikkate alınmamıştır.  Bu tedbirlerin başında, yürütme gücünün seçim iş ve işlemlerinde etkisinin daraltılması ve  yürütme gücünün seçim iş ve işlemlerinde kullandığı yetkinin denetlenmesidir. Eğer yürütme, yani  iktidar seçim süreci içerisinde çok geniş bir yetkiyle seçim işlerine müdahale etmeye başlarsa ve bu  müdahalesi denetlenemez bir boyutta olur ise o takdirde, o ülkede seçim demokratik bir seçim  değildir, o ülkedeki rejim de dolayısıyla demokratik bir rejim değildir.  - 4 5 6 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Şimdi, mülki idare amirlerinin bizim Seçim Yasamızda belirli görevleri vardır. Bu Seçim Yasası'nı  1960'lı yıllarda çıkaran Meclis zannetmiş ki hakikaten mülki amirler kamu yararına çalışan ve eşitliği,  adaleti ön planda tutan bir anlayışa sahip. Ama gelin görün ki, 2010 Türkiye'sinde, Tunceli'de AKP  seçim kazansın diye promosyon olarak beyaz eşya dağıtan bir valiyle karşı karşıyadır. Bu Vali bu  suçtan dolayı Yargıtayda mahkûm olmuştur. Bu Vali hâlâ validir ve bu Valinin seçim sırasında seçim  iş ve işlemleriyle ilgili yetkisini nasıl kullanacağından benim gibi herkesin şüphesi vardır.  2010 yılının Türkiye'sinde bir vali çıkmıştır. Rahmetli bir başbakanın bir yabancı ülkeyi ziyareti  ile Sayın başbakanın Davos "One minute" olayını karşılaştırarak "Ben böyle bir başbakan istemiyorum,  böyle bir başbakan istiyorum." şeklinde particilik yapmıştır. Bu Vali hâlâ valilik görevini ifa etmektedir.  Başbakanın "Valiler de kömür dağıtacak." lafını duyan bir vali, kamyon şoförü muavini olarak  binmiş kamyonun başına, vatandaşa kömür dağıtmış, vatandaşa kömürle birlikte AKP'ye oy  devşirmiştir. Bu Vali seçim iş ve işlemlerinde nasıl adaletli olacaktır? O Valinin kullandığı yetkiler  nasıl adil bir şekilde seçmenin iradesini sandığa yansıtacaktır?  Sayın İçişleri Bakanı, haklarında onlarca yolsuzluk suçu, iddiası, ithamı, Danıştaydan verilmiş  yargılanmasına dair karar bulunan İstanbul Belediye Başkanı, Çorum Belediye Başkanı, Malatya  Belediye Başkanı, Ankara Belediye Başkanı, bölücülük suçundan hakkında tahkikat bulunan  Diyarbakır ve sair belediye başkanları dururken Adana Belediye Başkanını Belediyeler Birliği ile  ilgili açtığı davayı kazanması üzerine görevden almıştır. Bu İçişleri Bakanının yetkisindeki ve idari  amirliğindeki vali ve kaymakamlar nasıl adil olabileceklerdir?  Fak Fuk Fon diye bilinen, vatandaşa, yoksula, fakire, garibe, gurebaya devletin imkânlarını eşit, adil  bir şekilde sunmakla görevli bazı mülki idare amirlerinin muhtarları toplayarak "AKP'ye oy vermemeniz  hâlinde bunları keseceğim." tehdidi altında oy devşiriciliğinde bulunması ile değerlendirdiğimizde mülki  idare amirlerinin önemli bir kısmının bugün parti memuru hâline geldiğini anlıyoruz ve dolayısıyla onların  kontrolünde yapılabilecek bir seçimin eşit ve adil bir seçim olmayacağını anlıyoruz.  Değerli arkadaşlanm, söz burada iken, bizim Seçim Kanunu'muzda "Sandık kurulu başkanlan  kura ile belirlenir." diye hüküm vardır. Sandık kurulu başkanları kura ile belirlenir ama uygulamada  hiçbir zaman kura çekilmez, mülki idare amirlerine bir yazı yazılır "Sandıklarda görevlendirilecek  memurlann isimlerini bildirin." diye. İşte, "One minute" valisi, beyaz eşya dağıtan vali, kömürcü vali,  Fak Fuk Fon'dan AKP'ye oy toplayan kaymakam bu listeleri nasıl dolduracaktır? Dolayısıyla sandık  kurulu başkanının AKP tarafından doğrudan atanmış bir başkan olması ihtimali karşımızdadır. Biz  komisyon çalışmalan sırasında böyle bir yazının yazılmaması gerektiğini, ilçede görevli tüm kamu  görevlilerinin listesinin alınması ve bu kamu görevlilerinin bulundukları sandıklarda görevlendirilmesi  ve bu görevlendirmenin de kura çekilme suretiyle gerçekleştirilmesini talep ettik. Eğer demokrasiye  inancı olsaydı AKP Grubuna mensup olan arkadaşlanmız bu temel demokratik talebi kabul ederlerdi.  Değerli arkadaşlanm, demek ki yürütmenin etkisinin azaltılması ve denetlenebilir hâle getirilmesi  gerekirdi bu kanunun düzenlenmesi sırasında ancak yürütmenin yetkisi daraltılmadığı gibi, artınldı;  denetlenmediği gibi, denetsiz bir hâle getirildi.  Bu seçim yasasında teknolojinin seçim hukukuna sokulması için teklifte bulunduk. Özellikle en  büyük kaosun yaşandığı, en büyük seçim usulsüzlüklerinin yapıldığı sandık torbalarının ilçe seçim  kurullarına teslimi sırasında... İki tane talepte bulunduk: Bunlardan bir tanesi, sandık sonuç  tutanağının otomatik olarak bilgisayar tarafından okunabilecek şekilde tanzim edilmesine ilişkin  talep idi. Bu, her türlü hileyi hurdayı ortadan kaldırabilecek bir talepti; bu reddedildi.  - 4 5 7 -
Sayfa 62 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Şimdi, mülki idare amirlerinin bizim Seçim Yasamızda belirli görevleri vardır. Bu Seçim Yasası'nı  1960'lı yıllarda çıkaran Meclis zannetmiş ki hakikaten mülki amirler kamu yararına çalışan ve eşitliği,  adaleti ön planda tutan bir anlayışa sahip. Ama gelin görün ki, 2010 Türkiye'sinde, Tunceli'de AKP  seçim kazansın diye promosyon olarak beyaz eşya dağıtan bir valiyle karşı karşıyadır. Bu Vali bu  suçtan dolayı Yargıtayda mahkûm olmuştur. Bu Vali hâlâ validir ve bu Valinin seçim sırasında seçim  iş ve işlemleriyle ilgili yetkisini nasıl kullanacağından benim gibi herkesin şüphesi vardır.  2010 yılının Türkiye'sinde bir vali çıkmıştır. Rahmetli bir başbakanın bir yabancı ülkeyi ziyareti  ile Sayın başbakanın Davos "One minute" olayını karşılaştırarak "Ben böyle bir başbakan istemiyorum,  böyle bir başbakan istiyorum." şeklinde particilik yapmıştır. Bu Vali hâlâ valilik görevini ifa etmektedir.  Başbakanın "Valiler de kömür dağıtacak." lafını duyan bir vali, kamyon şoförü muavini olarak  binmiş kamyonun başına, vatandaşa kömür dağıtmış, vatandaşa kömürle birlikte AKP'ye oy  devşirmiştir. Bu Vali seçim iş ve işlemlerinde nasıl adaletli olacaktır? O Valinin kullandığı yetkiler  nasıl adil bir şekilde seçmenin iradesini sandığa yansıtacaktır?  Sayın İçişleri Bakanı, haklarında onlarca yolsuzluk suçu, iddiası, ithamı, Danıştaydan verilmiş  yargılanmasına dair karar bulunan İstanbul Belediye Başkanı, Çorum Belediye Başkanı, Malatya  Belediye Başkanı, Ankara Belediye Başkanı, bölücülük suçundan hakkında tahkikat bulunan  Diyarbakır ve sair belediye başkanları dururken Adana Belediye Başkanını Belediyeler Birliği ile  ilgili açtığı davayı kazanması üzerine görevden almıştır. Bu İçişleri Bakanının yetkisindeki ve idari  amirliğindeki vali ve kaymakamlar nasıl adil olabileceklerdir?  Fak Fuk Fon diye bilinen, vatandaşa, yoksula, fakire, garibe, gurebaya devletin imkânlarını eşit, adil  bir şekilde sunmakla görevli bazı mülki idare amirlerinin muhtarları toplayarak "AKP'ye oy vermemeniz  hâlinde bunları keseceğim." tehdidi altında oy devşiriciliğinde bulunması ile değerlendirdiğimizde mülki  idare amirlerinin önemli bir kısmının bugün parti memuru hâline geldiğini anlıyoruz ve dolayısıyla onların  kontrolünde yapılabilecek bir seçimin eşit ve adil bir seçim olmayacağını anlıyoruz.  Değerli arkadaşlanm, söz burada iken, bizim Seçim Kanunu'muzda "Sandık kurulu başkanlan  kura ile belirlenir." diye hüküm vardır. Sandık kurulu başkanları kura ile belirlenir ama uygulamada  hiçbir zaman kura çekilmez, mülki idare amirlerine bir yazı yazılır "Sandıklarda görevlendirilecek  memurlann isimlerini bildirin." diye. İşte, "One minute" valisi, beyaz eşya dağıtan vali, kömürcü vali,  Fak Fuk Fon'dan AKP'ye oy toplayan kaymakam bu listeleri nasıl dolduracaktır? Dolayısıyla sandık  kurulu başkanının AKP tarafından doğrudan atanmış bir başkan olması ihtimali karşımızdadır. Biz  komisyon çalışmalan sırasında böyle bir yazının yazılmaması gerektiğini, ilçede görevli tüm kamu  görevlilerinin listesinin alınması ve bu kamu görevlilerinin bulundukları sandıklarda görevlendirilmesi  ve bu görevlendirmenin de kura çekilme suretiyle gerçekleştirilmesini talep ettik. Eğer demokrasiye  inancı olsaydı AKP Grubuna mensup olan arkadaşlanmız bu temel demokratik talebi kabul ederlerdi.  Değerli arkadaşlanm, demek ki yürütmenin etkisinin azaltılması ve denetlenebilir hâle getirilmesi  gerekirdi bu kanunun düzenlenmesi sırasında ancak yürütmenin yetkisi daraltılmadığı gibi, artınldı;  denetlenmediği gibi, denetsiz bir hâle getirildi.  Bu seçim yasasında teknolojinin seçim hukukuna sokulması için teklifte bulunduk. Özellikle en  büyük kaosun yaşandığı, en büyük seçim usulsüzlüklerinin yapıldığı sandık torbalarının ilçe seçim  kurullarına teslimi sırasında... İki tane talepte bulunduk: Bunlardan bir tanesi, sandık sonuç  tutanağının otomatik olarak bilgisayar tarafından okunabilecek şekilde tanzim edilmesine ilişkin  talep idi. Bu, her türlü hileyi hurdayı ortadan kaldırabilecek bir talepti; bu reddedildi.  - 4 5 7 - TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 4  - 4 5 8 - İkincisi ise, özellikle birden fazla -ki Türkiye'nin tamamına yakını böyledir, muhtarlık bölgeleri  hariç olmak üzere- bilgisayar ile sandık sonuçlarını kabul eden ilçe seçim kurullarında, ilçe seçim  kurulu bir kenarda toplantı hâlinde oturmakta, bilgisayarın başında bir tek memur bulunmaktadır. O  bir tek memur ile bir tek sandık kurulu başkanı karşı karşıya bulunmaktadır; siyasi partiler ortada  yoktur. Dolayısıyla siyasi partilerin bu teslim anında, teslim alan bilgisayar memurunun etrafında,  müşahit olarak, yapılan işlemi gözleyebilmelerine imkân sağlamalarını talep etmiştik, maalesef bu  talep de reddedilmiştir. Dolayısıyla, demek ki, yapılacak birtakım iş ve işlemlerin adım adım, parke  taşı gibi, yolu döşenmektedir.  Değerli arkadaşlarım, iş aceleye getirilmiştir. Aceleyle birlikte, çok ciddi, tehlikeli işler de  yapılmıştır. Bunlardan bir tanesi de sandık alanıyla ilgili düzenlemelerdir. Türkiye demokratik  seçimleri yapmaya başladığı tarihten itibaren sandık alanı 100 metre yarıçaplı bir dairedir ve bu  sandık alanında sandık kurulu, kurul hâlinde görevlidir ve yetkilidir. Acil işlerde sandık kurulu  başkanı müdahale etmeye yetkilidir. Şimdi, bu teklif ile sandık alanının içine 15 metre yarıçaplı bir  daire ile "sandık çevresi" diye bir tanım getirilmekte ve bu sandık kurulunun yetkisi 15 metrelik  dairenin içerisine hapsedilmektedir. Sandık kurulu da kurul olarak yaptığı gibi birtakım işleri, sandık  başkanı ayrıca tek başına yapabilir ya da herhangi bir sandık kurulu üyesi tek başına birtakım iş ve  işlemleri yapabilir hâle gelmiştir. Bunun anlamı kaostur. Bu kaos bir tehlikedir ama sandık kurulu  içerisinde yaratılan kaostan daha vahim, daha tehlikeli bir durum var ki o da şudur: 15 metre yarıçaplı  alandan sandık kurulu alanının bakiye kalan kısmında yani 85 metre yarıçaplı sandık alanına emniyet  güçleri yerleştirilmektedir, güvenlik güçleri. "E, ne olsun? Yerleşsin." E, yerleşsin ama aynı emniyet  güçlerine bu sandıkta oy kullanma imkânı getirilmektedir, ulaşım görevlilerine bu sandıkta oy  kullanma imkânı getirilmektedir ve sandık alanının bu kısmında sandık kurulu değil, kanunen yetkisi  bulunmayan bina sorumlusu görevli hâle getirilmektedir.  Değerli arkadaşlarım, bunun anlamı şu: "Ben, tehlikeli bulunduğunu gördüğüm sandıklara  emrimdeki, iktidarın emrindeki zabıtayı yığarım, ulaştırma elemanlarını yığarım, orada ben seçimi  alırım." Bunun Türkçesi budur. Bu, iktidar yetkisinin suistimalidir, antidemokratiktir ve "Acele eden  ecele gider." lafının bir işaretidir. 1946 yılında da açık oy, gizli sayım kuralı getirilmişti. Bu millet  açık oy, gizli sayıma rağmen "Dur" demesini bilmiştir, size de "Dur" demesini bilecektir.  Değerli arkadaşlarım, bir başka gariplik de alt komisyonda bir teklif üzerine Anayasa'mızda  millî birlik ve bütünlüğü, resmî dili ve Anayasa'nın değiştirilmez maddelerini delen, Türkçeden başka  bir lisanla propaganda yapılmasını yasaklayan hükmü ihlal edilmiştir.  Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türk milletinin bin yıllık kardeşlik hukukunu muhteşem bir  terkip hâline getirdiğine, vatandaşlarımızın hepsinin, birini diğerinden tefrik etmeden, birinci sınıf  vatandaş olduğuna inanmakta ve farklı dilleri olsa da, farklı inanışları olsa da ülkemizi bir çiçek  bahçesine benzetmekteyiz. Bu çiçeklerin elbette farklı renkleri, elbette farklı kokulan olacaktır ancak  bu çiçek bahçesi bütünüyle birlikte güzeldir, bütünüyle birlikte bir anlam ifade etmektedir. O anlam  da bin yıllık kardeşliktir. Bin yıllık kardeşlik süreci içerisinde, aynı Allah'a inanarak, aynı  Peygambere inanarak, aynı Kabe'ye beş vakit namaza durarak, düğünlerimizde oynadığımız halayı  aynı, düğünlerimizde söylediğimiz şarkısı türküsü aynı olmak üzere, kadınlarımızın saç örgüsü aynı  olmak üzere, kilimlerimizin deseni aynı olmak üzere, ağıtlarımız aynı olmak üzere, sevinçlerimiz,  kıvançlarımız aynı olmak üzere bir kardeşlik yarattık. İşte o çiçek bahçesi içerisindeki güllerin  hepsine yer vardır, çiçek bahçesinde ayrılık otlarına gerek yoktur, yer yoktur.
Sayfa 63 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 4  - 4 5 8 - İkincisi ise, özellikle birden fazla -ki Türkiye'nin tamamına yakını böyledir, muhtarlık bölgeleri  hariç olmak üzere- bilgisayar ile sandık sonuçlarını kabul eden ilçe seçim kurullarında, ilçe seçim  kurulu bir kenarda toplantı hâlinde oturmakta, bilgisayarın başında bir tek memur bulunmaktadır. O  bir tek memur ile bir tek sandık kurulu başkanı karşı karşıya bulunmaktadır; siyasi partiler ortada  yoktur. Dolayısıyla siyasi partilerin bu teslim anında, teslim alan bilgisayar memurunun etrafında,  müşahit olarak, yapılan işlemi gözleyebilmelerine imkân sağlamalarını talep etmiştik, maalesef bu  talep de reddedilmiştir. Dolayısıyla, demek ki, yapılacak birtakım iş ve işlemlerin adım adım, parke  taşı gibi, yolu döşenmektedir.  Değerli arkadaşlarım, iş aceleye getirilmiştir. Aceleyle birlikte, çok ciddi, tehlikeli işler de  yapılmıştır. Bunlardan bir tanesi de sandık alanıyla ilgili düzenlemelerdir. Türkiye demokratik  seçimleri yapmaya başladığı tarihten itibaren sandık alanı 100 metre yarıçaplı bir dairedir ve bu  sandık alanında sandık kurulu, kurul hâlinde görevlidir ve yetkilidir. Acil işlerde sandık kurulu  başkanı müdahale etmeye yetkilidir. Şimdi, bu teklif ile sandık alanının içine 15 metre yarıçaplı bir  daire ile "sandık çevresi" diye bir tanım getirilmekte ve bu sandık kurulunun yetkisi 15 metrelik  dairenin içerisine hapsedilmektedir. Sandık kurulu da kurul olarak yaptığı gibi birtakım işleri, sandık  başkanı ayrıca tek başına yapabilir ya da herhangi bir sandık kurulu üyesi tek başına birtakım iş ve  işlemleri yapabilir hâle gelmiştir. Bunun anlamı kaostur. Bu kaos bir tehlikedir ama sandık kurulu  içerisinde yaratılan kaostan daha vahim, daha tehlikeli bir durum var ki o da şudur: 15 metre yarıçaplı  alandan sandık kurulu alanının bakiye kalan kısmında yani 85 metre yarıçaplı sandık alanına emniyet  güçleri yerleştirilmektedir, güvenlik güçleri. "E, ne olsun? Yerleşsin." E, yerleşsin ama aynı emniyet  güçlerine bu sandıkta oy kullanma imkânı getirilmektedir, ulaşım görevlilerine bu sandıkta oy  kullanma imkânı getirilmektedir ve sandık alanının bu kısmında sandık kurulu değil, kanunen yetkisi  bulunmayan bina sorumlusu görevli hâle getirilmektedir.  Değerli arkadaşlarım, bunun anlamı şu: "Ben, tehlikeli bulunduğunu gördüğüm sandıklara  emrimdeki, iktidarın emrindeki zabıtayı yığarım, ulaştırma elemanlarını yığarım, orada ben seçimi  alırım." Bunun Türkçesi budur. Bu, iktidar yetkisinin suistimalidir, antidemokratiktir ve "Acele eden  ecele gider." lafının bir işaretidir. 1946 yılında da açık oy, gizli sayım kuralı getirilmişti. Bu millet  açık oy, gizli sayıma rağmen "Dur" demesini bilmiştir, size de "Dur" demesini bilecektir.  Değerli arkadaşlarım, bir başka gariplik de alt komisyonda bir teklif üzerine Anayasa'mızda  millî birlik ve bütünlüğü, resmî dili ve Anayasa'nın değiştirilmez maddelerini delen, Türkçeden başka  bir lisanla propaganda yapılmasını yasaklayan hükmü ihlal edilmiştir.  Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türk milletinin bin yıllık kardeşlik hukukunu muhteşem bir  terkip hâline getirdiğine, vatandaşlarımızın hepsinin, birini diğerinden tefrik etmeden, birinci sınıf  vatandaş olduğuna inanmakta ve farklı dilleri olsa da, farklı inanışları olsa da ülkemizi bir çiçek  bahçesine benzetmekteyiz. Bu çiçeklerin elbette farklı renkleri, elbette farklı kokulan olacaktır ancak  bu çiçek bahçesi bütünüyle birlikte güzeldir, bütünüyle birlikte bir anlam ifade etmektedir. O anlam  da bin yıllık kardeşliktir. Bin yıllık kardeşlik süreci içerisinde, aynı Allah'a inanarak, aynı  Peygambere inanarak, aynı Kabe'ye beş vakit namaza durarak, düğünlerimizde oynadığımız halayı  aynı, düğünlerimizde söylediğimiz şarkısı türküsü aynı olmak üzere, kadınlarımızın saç örgüsü aynı  olmak üzere, kilimlerimizin deseni aynı olmak üzere, ağıtlarımız aynı olmak üzere, sevinçlerimiz,  kıvançlarımız aynı olmak üzere bir kardeşlik yarattık. İşte o çiçek bahçesi içerisindeki güllerin  hepsine yer vardır, çiçek bahçesinde ayrılık otlarına gerek yoktur, yer yoktur.  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Değerli arkadaşlanm, bu kapsam içerisinde, Milliyetçi Hareket Partisi, biraz önce bir kısmını  sıralayabildiğim müştereklerden hareket ederek millî bütünleşmeyi ve millî birliği savunmaktadır; tek  bir farklılıktan yola çıkarak farklılaştırmayı ve aynştırmayı, Anayasa'nın ortaya koymuş olduğu millî  birlik ve bütünlük kavramına ve Anayasa ilkelerine aykırı görmektedir ancak maalesef, bu adım  atılmıştır, AKP'nin açılımı burada kendisini ortaya çıkarmış, Habur'dan ortaya çıkan sonuçlar,  Habur'dan sonra toplumun ayrışma sürecini ortaya koyan, insanların birbirinin, komşusunun kim  olduğu, fırıncının, kasabın kim olduğu sorusunu aklına getiren ve gelecekte tartışmalara, çatışmalara  ve sosyal kargaşaya yol açabilecek bu maddeye şiddetle karşıdır.  Değerli arkadaşlarım, garip bir şekilde israf hükmü getirilmiştir bu teklifle. Yüksek Seçim  Kurulunun yaptığı hesaplara göre 150 trilyon liraya yakın bir masraf çöpe atılmaktadır. Oy zarflarının,  oy pusulalarının, sandıkların ve kabinlerin yenilenmesi suretiyle getirilen değişiklikler israftan başka,  başka bir mana daha ifade etmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  FARUK BAL (Devamla) - Milimetrik hesaplar, santimetreyle tarif edilen hususlar, kullanılacak  metalin cinsi, şekli bize modern bir seçim sisteminden ziyade, bunlan temin için yapılacak ihalede  bir şartnameyi hatırlatıyor. Acaba bu şartname bir firmayı mı tarif ediyor, burada kaygımız vardır,  burada kuşkumuz bulunmaktadır.  Değerli arkadaşlarım, oy zarflan, oy pusulalannın geçerli, geçersiz olması noktasındaki aynntı  "Şeytan ayrıntıda gizlidir." darbımeselini aklımıza getirmektedir. Bu kadar yoğun bir kazuistik  anlayışla yapılan bu düzenlemenin, bizim, uygulama sırasında görevli olacak seçim görevlilerimize bir  kaos yaşatacağı inancı içerisindeyiz. Bu itibarla bu ayrıntıların da ortadan kaldırılması gerekmektedir.  Değerli arkadaşlarım, tekrar ediyorum: Bunun demokratik ölçülere uygun bir yasa hâline  getirilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  FARUK BAL (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.  ...uzlaşma kültürünün gereği olarak katkılarda bulunmaya hazırdır. Yaklaşık on maddesi  Milliyetçi Hareket Partisinin teklifiyle olgunlaştırılmış olan bu teklifin, daha da olgunlaştırılması  için her maddesinde elimizden gelen katkıyı önergelerle sağlamaya çalışacağız diyor, hepinizi  saygılarla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bal.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Haluk İpek.  Buyurunuz Sayın İpek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA HALUK İPEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili  arkadaşlarım; 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile  2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile ilgili AK  PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Demokratik toplum düzeni gereklerine uygun bir seçimin yapılabilmesi, oy verme gününden önce  siyasi partilerin ve bağımsız adaylann özgür, eşit, serbest biçimde kendilerini seçmene, topluma  tanıtmalanna, program ve projeleriyle rekabet etmelerine imkân sağlayan bir ortamın oluşturulmasına  bağlıdır. Nitekim, demokratik seçim için gerekli ortamın oluşturulabilmesi amacıyla seçimin başlangıcı  olarak belirlenen tarihten oy verme gününe kadar geçen süreyi kapsayan seçim döneminde uygulanacak  usul ve esaslar 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 2839 sayılı  Milletvekili Seçimi Kanunu ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıklan ve İhtiyar Heyetleri  Seçimi Hakkında Kanun ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nda aynntılı biçimde düzenlenmiştir.  - 4 5 9 -
Sayfa 64 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Değerli arkadaşlanm, bu kapsam içerisinde, Milliyetçi Hareket Partisi, biraz önce bir kısmını  sıralayabildiğim müştereklerden hareket ederek millî bütünleşmeyi ve millî birliği savunmaktadır; tek  bir farklılıktan yola çıkarak farklılaştırmayı ve aynştırmayı, Anayasa'nın ortaya koymuş olduğu millî  birlik ve bütünlük kavramına ve Anayasa ilkelerine aykırı görmektedir ancak maalesef, bu adım  atılmıştır, AKP'nin açılımı burada kendisini ortaya çıkarmış, Habur'dan ortaya çıkan sonuçlar,  Habur'dan sonra toplumun ayrışma sürecini ortaya koyan, insanların birbirinin, komşusunun kim  olduğu, fırıncının, kasabın kim olduğu sorusunu aklına getiren ve gelecekte tartışmalara, çatışmalara  ve sosyal kargaşaya yol açabilecek bu maddeye şiddetle karşıdır.  Değerli arkadaşlarım, garip bir şekilde israf hükmü getirilmiştir bu teklifle. Yüksek Seçim  Kurulunun yaptığı hesaplara göre 150 trilyon liraya yakın bir masraf çöpe atılmaktadır. Oy zarflarının,  oy pusulalarının, sandıkların ve kabinlerin yenilenmesi suretiyle getirilen değişiklikler israftan başka,  başka bir mana daha ifade etmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  FARUK BAL (Devamla) - Milimetrik hesaplar, santimetreyle tarif edilen hususlar, kullanılacak  metalin cinsi, şekli bize modern bir seçim sisteminden ziyade, bunlan temin için yapılacak ihalede  bir şartnameyi hatırlatıyor. Acaba bu şartname bir firmayı mı tarif ediyor, burada kaygımız vardır,  burada kuşkumuz bulunmaktadır.  Değerli arkadaşlarım, oy zarflan, oy pusulalannın geçerli, geçersiz olması noktasındaki aynntı  "Şeytan ayrıntıda gizlidir." darbımeselini aklımıza getirmektedir. Bu kadar yoğun bir kazuistik  anlayışla yapılan bu düzenlemenin, bizim, uygulama sırasında görevli olacak seçim görevlilerimize bir  kaos yaşatacağı inancı içerisindeyiz. Bu itibarla bu ayrıntıların da ortadan kaldırılması gerekmektedir.  Değerli arkadaşlarım, tekrar ediyorum: Bunun demokratik ölçülere uygun bir yasa hâline  getirilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  FARUK BAL (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.  ...uzlaşma kültürünün gereği olarak katkılarda bulunmaya hazırdır. Yaklaşık on maddesi  Milliyetçi Hareket Partisinin teklifiyle olgunlaştırılmış olan bu teklifin, daha da olgunlaştırılması  için her maddesinde elimizden gelen katkıyı önergelerle sağlamaya çalışacağız diyor, hepinizi  saygılarla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bal.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Haluk İpek.  Buyurunuz Sayın İpek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA HALUK İPEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili  arkadaşlarım; 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile  2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile ilgili AK  PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Demokratik toplum düzeni gereklerine uygun bir seçimin yapılabilmesi, oy verme gününden önce  siyasi partilerin ve bağımsız adaylann özgür, eşit, serbest biçimde kendilerini seçmene, topluma  tanıtmalanna, program ve projeleriyle rekabet etmelerine imkân sağlayan bir ortamın oluşturulmasına  bağlıdır. Nitekim, demokratik seçim için gerekli ortamın oluşturulabilmesi amacıyla seçimin başlangıcı  olarak belirlenen tarihten oy verme gününe kadar geçen süreyi kapsayan seçim döneminde uygulanacak  usul ve esaslar 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 2839 sayılı  Milletvekili Seçimi Kanunu ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıklan ve İhtiyar Heyetleri  Seçimi Hakkında Kanun ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nda aynntılı biçimde düzenlenmiştir.  - 4 5 9 - T B M M B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 1 'inci maddesine  göre, özel kanunlarına göre yapılacak milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye başkanlığı, belediye  meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa  değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulmasında yine 298 sayılı Kanun uygulanmaktadır.  298 sayılı Kanun, zaman içinde yapılan kimi değişikliklerle bugüne kadar l ' inci maddede  belirtilen tüm seçimlerde ve halk oylamalarında uygulanan usul kanunu olma özelliğini hâlen devam  ettirmektedir. Ancak, yaklaşık elli yıldır uygulanmakta olan bu kanunun, güncel gelişmeler ve  teknolojik ilerlemeler karşısında yetersiz kalması doğal olduğu gibi, bazı hükümleri de özel  kanunlarda yapılan düzenlemeler nedeniyle uygulanamaz hâle gelmiştir.  298 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği yılda yapılan 15 Ekim 1961 milletvekili genel seçimleri  ile 29 Mart 2009 mahallî idareler genel seçimleri il genel meclisi sonuçlarını nüfus, seçmen, geçerli  ve geçersiz oy, sandık sayıları ve katılım oranlan açısından analize tabi tuttuğumuzda şu sonuçlar çok  dikkat çekicidir:  1961'de seçmen sayısı 12.924.395 iken son mahallî seçimlerde seçmen sayısı 48.049.446'dır.  1961 'de seçmenlerin nüfusa oranı yüzde 46 iken son mahallî seçimde seçmenlerin nüfusa oranı yüzde  67 olmuştur. Toplam sandık sayısı 1961'de 56.894 iken bu son mahallî seçimde sandık sayısı  177.43l'dir. Katılım oranı yüzde 81'den yüzde 85'e çıkmış ama yüzde 15 seçmen hâlâ seçimlere  katılmamaktadır. Geçersiz oy sayısı 385.281 iken 1961'de, son seçimde geçersiz oy sayısı 950 bin  olmuştur.  Bu kıyaslamadan şuraya varmak istiyorum: 298 sayılı Yasa yaklaşık elli yıldır uygulamada ve  bu elli yılda Türkiye nüfusu 3 kat, seçmenin nüfusa oranı yaklaşık 1 kat, sandık sayısı 3 kat artarken  buna paralel olarak geçersiz oy sayısı 3 kat artmıştır. Yani, seçmen sayısının hızla artmasından  kaynaklanan problemlere karşı mevcut kanun bazı noktalarda yetersiz kalmıştır. Bu artışın getirdiği  ve getireceği problemleri gideren, vatandaşlann seçme hakkını kullanmasını engelleyen ve güçleştiren  fiilî durundan ortadan kaldıran ve hukuki güvenceler getiren, seçimin şeffaflığı, dürüstlüğü ve seçim  sonuçlarının sağlıklı ve doğru biçimde tespitine dair yeni esaslar getiren bir düzenlemeye ihtiyaç  vardı ve bu vatandaşlann beklentileri, ilerleyen teknoloji, gelişen nüfus yapısı ve eğitimine rağmen  geçersiz oy sayısının 3 kat artması, seçime katılım oranlarının yüzde 85'te kalması gibi sebeplerle ve  bilimsel açıdan yapılan çalışmalarla 298 sayılı Yasa'da değişiklik yapılması ihtiyacı doğdu.  Uygulamayı ve teamülleri standartlara kavuşturmak amacıyla hukuki metinler oluşturmak,  toplumun problemlerine çözüm bulma arayışını kolektif ihtiyaçların karşılanması amacıyla  bütünleştirip toplumun beklentilerine yönelik kanun teklifleri hazırlamak saik ve göreviyle hareket  eden her parlamenter arkadaşımın yaptığı gibi, 298 sayılı bu Yasa'da da çok geniş bir araştırma  yaparak bu konuyla ilgili, seçimle ilgili bugüne kadar birçok alanda çalışmalar yapan kişilerin  görüşlerinden yararlanılmıştır. Yine, İstanbul Milletvekilimiz Mustafa Ataş'ın önemli katkıları  olmuştur, yine Sakarya Milletvekilimiz Ayhan Sefer Üstün'ün önemli katkıları olmuştur bu kanunda.  Yine, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın bu teklifin hazırlanmasında katkılan olmuştur, Çankırı  Milletvekili Sayın Nurettin Akman Bey'in katkıları olmuştur, Konya Milletvekili Kerim Özkul'un  önemli katkıları olmuştur, İstanbul Milletvekili Halide İncekara'nın katkılan olmuştur ve yine seçim  hukukuyla ilgili birçok eseri bulunan Avukat Mehmet Doğan Kubat'ın da birçok katkısı olmuştur.  Kendilerine burada, huzurunuzda teşekkür ediyorum.  - 4 6 0 -
Sayfa 65 -
T B M M B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 1 'inci maddesine  göre, özel kanunlarına göre yapılacak milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye başkanlığı, belediye  meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa  değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulmasında yine 298 sayılı Kanun uygulanmaktadır.  298 sayılı Kanun, zaman içinde yapılan kimi değişikliklerle bugüne kadar l ' inci maddede  belirtilen tüm seçimlerde ve halk oylamalarında uygulanan usul kanunu olma özelliğini hâlen devam  ettirmektedir. Ancak, yaklaşık elli yıldır uygulanmakta olan bu kanunun, güncel gelişmeler ve  teknolojik ilerlemeler karşısında yetersiz kalması doğal olduğu gibi, bazı hükümleri de özel  kanunlarda yapılan düzenlemeler nedeniyle uygulanamaz hâle gelmiştir.  298 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği yılda yapılan 15 Ekim 1961 milletvekili genel seçimleri  ile 29 Mart 2009 mahallî idareler genel seçimleri il genel meclisi sonuçlarını nüfus, seçmen, geçerli  ve geçersiz oy, sandık sayıları ve katılım oranlan açısından analize tabi tuttuğumuzda şu sonuçlar çok  dikkat çekicidir:  1961'de seçmen sayısı 12.924.395 iken son mahallî seçimlerde seçmen sayısı 48.049.446'dır.  1961 'de seçmenlerin nüfusa oranı yüzde 46 iken son mahallî seçimde seçmenlerin nüfusa oranı yüzde  67 olmuştur. Toplam sandık sayısı 1961'de 56.894 iken bu son mahallî seçimde sandık sayısı  177.43l'dir. Katılım oranı yüzde 81'den yüzde 85'e çıkmış ama yüzde 15 seçmen hâlâ seçimlere  katılmamaktadır. Geçersiz oy sayısı 385.281 iken 1961'de, son seçimde geçersiz oy sayısı 950 bin  olmuştur.  Bu kıyaslamadan şuraya varmak istiyorum: 298 sayılı Yasa yaklaşık elli yıldır uygulamada ve  bu elli yılda Türkiye nüfusu 3 kat, seçmenin nüfusa oranı yaklaşık 1 kat, sandık sayısı 3 kat artarken  buna paralel olarak geçersiz oy sayısı 3 kat artmıştır. Yani, seçmen sayısının hızla artmasından  kaynaklanan problemlere karşı mevcut kanun bazı noktalarda yetersiz kalmıştır. Bu artışın getirdiği  ve getireceği problemleri gideren, vatandaşlann seçme hakkını kullanmasını engelleyen ve güçleştiren  fiilî durundan ortadan kaldıran ve hukuki güvenceler getiren, seçimin şeffaflığı, dürüstlüğü ve seçim  sonuçlarının sağlıklı ve doğru biçimde tespitine dair yeni esaslar getiren bir düzenlemeye ihtiyaç  vardı ve bu vatandaşlann beklentileri, ilerleyen teknoloji, gelişen nüfus yapısı ve eğitimine rağmen  geçersiz oy sayısının 3 kat artması, seçime katılım oranlarının yüzde 85'te kalması gibi sebeplerle ve  bilimsel açıdan yapılan çalışmalarla 298 sayılı Yasa'da değişiklik yapılması ihtiyacı doğdu.  Uygulamayı ve teamülleri standartlara kavuşturmak amacıyla hukuki metinler oluşturmak,  toplumun problemlerine çözüm bulma arayışını kolektif ihtiyaçların karşılanması amacıyla  bütünleştirip toplumun beklentilerine yönelik kanun teklifleri hazırlamak saik ve göreviyle hareket  eden her parlamenter arkadaşımın yaptığı gibi, 298 sayılı bu Yasa'da da çok geniş bir araştırma  yaparak bu konuyla ilgili, seçimle ilgili bugüne kadar birçok alanda çalışmalar yapan kişilerin  görüşlerinden yararlanılmıştır. Yine, İstanbul Milletvekilimiz Mustafa Ataş'ın önemli katkıları  olmuştur, yine Sakarya Milletvekilimiz Ayhan Sefer Üstün'ün önemli katkıları olmuştur bu kanunda.  Yine, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın bu teklifin hazırlanmasında katkılan olmuştur, Çankırı  Milletvekili Sayın Nurettin Akman Bey'in katkıları olmuştur, Konya Milletvekili Kerim Özkul'un  önemli katkıları olmuştur, İstanbul Milletvekili Halide İncekara'nın katkılan olmuştur ve yine seçim  hukukuyla ilgili birçok eseri bulunan Avukat Mehmet Doğan Kubat'ın da birçok katkısı olmuştur.  Kendilerine burada, huzurunuzda teşekkür ediyorum.  - 4 6 0 - T B M M B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Anayasa Komisyonunun teklifle ilgili ilk toplantısında son söz olarak bu teklifle ilgili hiçbir  maddeyle ilgili ön yargılarımızın olmadığını, tek amacımızın seçimlerin güvenle yapılması, seçmen  iradesinin tam ve eksiksiz olarak sonuçlara yansımasını amaçladığımı, seçimlerin rekabete dayalı  bir süreç, bir yarış alanı olduğunu, dolayısıyla iktidar ve muhalefetin birlikte katkılar vermesinin  gerekliliğini vurgulayarak alt komisyona havale edilmesini, buradan önemli katkıların alınmasını ve  bu katkılarla oluşacak bir anlamlı konsensüsün bir eseri olması gerektiğini açıkça söyleyerek bir  bakıma partimizin alışılagelmiş uzlaşma kültürünün altını çizmiş ve mülahazalara açık tavrımızı  ortaya koymuştum ki bu husus Anayasa Komisyonunun tutanaklarında da vardır.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Hiç samimi değilsin, doğru söylemiyorsun.  KADİR URAL (Mersin) - "Alışılmış uzlaşma kültürü" nasıl bir şey oluyor? "Alışılmış uzlaşma  kültürü"nü bir açıkla Hocam.  HALUK İPEK (Devamla) - Eğer Anayasa Komisyonunun tutanaklarını incelerseniz, bu  beyanımın öyle olduğunu, özellikle CHP'nin ve MHP'nin de orada katkılarının olduğunu, kendi  taleplerinin metne geçtiğini de göreceksiniz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Şimdi garip olan, uzlaşma o değil Haluk Bey.  HALUK İPEK (Devamla) - Alt komisyonun ve Anayasa Komisyonunun AK PARTİ'li üyeleri  de bu tavrı Komisyon çalışmalarında göstermiş, muhalefet milletvekillerinin görüşleri ve önerileri  metne yansıtılarak seçim mevzuatı açısından önemli katkılar alınmıştır.  KADİR URAL (Mersin) - Kendin bile inanıyorsun!  HALUK İPEK (Devamla) - Muhalefet milletvekillerinin bir kısım teklifleri ise doğru olmadığı  için Anayasa Komisyonunda dikkate alınmamıştır.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Bak sen!  HALUK İPEK (Devamla) - Bütün Komisyon üyelerimizin bu anlamlı katkılarına ayrıca  teşekkür ediyorum.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Kendi yazdığınız komisyonların kararlarını bile çıkaracaksınız.  HALUK İPEK (Devamla) - Bu teklifle neler getirilmiştir? Seçim büroları... Normalde Yüksek  Seçim Kurulunun kararlarında seçim büroları açılıyordu. Ancak, teklifle, seçim kirliliğini ortadan  kaldırmak için, rastgele asılan o bayraklar, o görüntü kirliliği ve israfı yok etmek için şu düzenleme  getirilmiştir: Artık bundan sonra parti genel merkezleri, il binaları, ilçe binaları ve belde binalarına  her zaman ama seçim bürolarında seçimin başlangıcından propaganda süresinin sonuna kadar bayrak  aşılabilecek, onun dışında o yollara, ara sokaklara, direklerin kenarlarına bayraklar asılmayacak. Bu  israfı ve bu kirliliği bu teklifle önlemiş olduk ama seçim büroları bu süreçte çok önemli bir yer  kazanacağı için seçim bürolarını kanunda tanımlayan ve kanunda yeri olan bir hâle getirmek istedik.  Teklifin 1 'inci maddesinde bunun yer almasının sebebi budur.  Bugüne kadar Yüksek Seçim Kurulunun -biraz önce eleştiriler oldu "Niye mülki amirlere  veriliyor?" diye, "Niye mülki amirler inceliyor?" diye- verdiği kararlarda da il seçim büroları, yine  mülki amirlere dilekçeyle müracaat edildiğinde beyan usulüyle yani sadece bildirimle açılabiliyordu.  Bu konudaki muhalefetin eleştirisi YSK kararlarıyla çelişmektedir.  Yine, bilindiği gibi, hava karardıktan sonra propaganda yapılamamaktaydı. Bununla ilgili birçok  milletvekili hakkında veya belediye başkanı hakkında tutanak tutulup haklarında dava açılıyordu.  Hatta, yukarıdaki, Anayasa Komisyonunda da birçok dokunulmazlıkla ilgili dava bununla ilgiliydi.  - 4 6 1 -
Sayfa 66 -
T B M M B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Anayasa Komisyonunun teklifle ilgili ilk toplantısında son söz olarak bu teklifle ilgili hiçbir  maddeyle ilgili ön yargılarımızın olmadığını, tek amacımızın seçimlerin güvenle yapılması, seçmen  iradesinin tam ve eksiksiz olarak sonuçlara yansımasını amaçladığımı, seçimlerin rekabete dayalı  bir süreç, bir yarış alanı olduğunu, dolayısıyla iktidar ve muhalefetin birlikte katkılar vermesinin  gerekliliğini vurgulayarak alt komisyona havale edilmesini, buradan önemli katkıların alınmasını ve  bu katkılarla oluşacak bir anlamlı konsensüsün bir eseri olması gerektiğini açıkça söyleyerek bir  bakıma partimizin alışılagelmiş uzlaşma kültürünün altını çizmiş ve mülahazalara açık tavrımızı  ortaya koymuştum ki bu husus Anayasa Komisyonunun tutanaklarında da vardır.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Hiç samimi değilsin, doğru söylemiyorsun.  KADİR URAL (Mersin) - "Alışılmış uzlaşma kültürü" nasıl bir şey oluyor? "Alışılmış uzlaşma  kültürü"nü bir açıkla Hocam.  HALUK İPEK (Devamla) - Eğer Anayasa Komisyonunun tutanaklarını incelerseniz, bu  beyanımın öyle olduğunu, özellikle CHP'nin ve MHP'nin de orada katkılarının olduğunu, kendi  taleplerinin metne geçtiğini de göreceksiniz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Şimdi garip olan, uzlaşma o değil Haluk Bey.  HALUK İPEK (Devamla) - Alt komisyonun ve Anayasa Komisyonunun AK PARTİ'li üyeleri  de bu tavrı Komisyon çalışmalarında göstermiş, muhalefet milletvekillerinin görüşleri ve önerileri  metne yansıtılarak seçim mevzuatı açısından önemli katkılar alınmıştır.  KADİR URAL (Mersin) - Kendin bile inanıyorsun!  HALUK İPEK (Devamla) - Muhalefet milletvekillerinin bir kısım teklifleri ise doğru olmadığı  için Anayasa Komisyonunda dikkate alınmamıştır.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Bak sen!  HALUK İPEK (Devamla) - Bütün Komisyon üyelerimizin bu anlamlı katkılarına ayrıca  teşekkür ediyorum.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Kendi yazdığınız komisyonların kararlarını bile çıkaracaksınız.  HALUK İPEK (Devamla) - Bu teklifle neler getirilmiştir? Seçim büroları... Normalde Yüksek  Seçim Kurulunun kararlarında seçim büroları açılıyordu. Ancak, teklifle, seçim kirliliğini ortadan  kaldırmak için, rastgele asılan o bayraklar, o görüntü kirliliği ve israfı yok etmek için şu düzenleme  getirilmiştir: Artık bundan sonra parti genel merkezleri, il binaları, ilçe binaları ve belde binalarına  her zaman ama seçim bürolarında seçimin başlangıcından propaganda süresinin sonuna kadar bayrak  aşılabilecek, onun dışında o yollara, ara sokaklara, direklerin kenarlarına bayraklar asılmayacak. Bu  israfı ve bu kirliliği bu teklifle önlemiş olduk ama seçim büroları bu süreçte çok önemli bir yer  kazanacağı için seçim bürolarını kanunda tanımlayan ve kanunda yeri olan bir hâle getirmek istedik.  Teklifin 1 'inci maddesinde bunun yer almasının sebebi budur.  Bugüne kadar Yüksek Seçim Kurulunun -biraz önce eleştiriler oldu "Niye mülki amirlere  veriliyor?" diye, "Niye mülki amirler inceliyor?" diye- verdiği kararlarda da il seçim büroları, yine  mülki amirlere dilekçeyle müracaat edildiğinde beyan usulüyle yani sadece bildirimle açılabiliyordu.  Bu konudaki muhalefetin eleştirisi YSK kararlarıyla çelişmektedir.  Yine, bilindiği gibi, hava karardıktan sonra propaganda yapılamamaktaydı. Bununla ilgili birçok  milletvekili hakkında veya belediye başkanı hakkında tutanak tutulup haklarında dava açılıyordu.  Hatta, yukarıdaki, Anayasa Komisyonunda da birçok dokunulmazlıkla ilgili dava bununla ilgiliydi.  - 4 6 1 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Güneş battıktan iki saat sonrasına kadar propaganda yapılmasıyla ilgili bir düzenleme getirdik.  Muhalefet "23.00'le sınırlayalım." dedi, reddettik. Sebebi şu: Van ile İzmir arasında bir saat yirmi  dakikalık bir saat farkı vardır arkadaşlar, güneşten yararlanma açısından. Eğer aynı saatle bunu  sınırlar, "23.00" derseniz, o zaman batıya kadirlik yapmış olursunuz, İzmir'e kadirlik yapmış  olursunuz, onun hakkını yemiş olursunuz. Ayrıca, seçimler mart ayında ve temmuz ayında  yapılmaktadır. Eğer aynı saat derseniz, 23.00 derseniz, martta yaptığınız seçimlerde, beş altı saat,  hava karardıktan sonra güvenliği sağlayamayabilirsiniz. O nedenle reddettik.  Yine, propaganda yapılmasıyla ilgili düzenlemeler getirdik. Ha, bu arada, katkılardan birisi, dedi  ki: "Şu anda dağıtılıyor, işte anahtarlık, kalem. Bunlara bir sınır getirelim." dedik. Muhalefet "Ya, bu  yanlış anlaşılır, kimi dağıtır kimi dağıtmaz." dedi, çıkardık tekliften. Muhalefetin de teklifiyle,  arkadaşların da teklifiyle bunu çıkardık.  Yine, sabit ilan yerlerinden yararlanmayla ilgili -sabit ilan yerlerinden belediyelerin, biliyorsunuz,  bir sürü billboard'ları var- buradan yararlanmayı çok sıkı kurallara bağladık. Bütün siyasi partilerin...  Bakın, arkadaşlar, bunu iktidardan bir milletvekili teklif ediyor. Muhalefetin haklarını korumak  ve bütün siyasi partilerin seçimde o billboard'lardan eşit yararlanmasıyla ilgili düzenlemeyi biz teklif  ettik ki şeyde...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - O öneri bizim önerimiz.  HALUK İPEK (Devamla) - Hayır, hayır...  SIRRI S AKİK (MUŞ) - Peki, bağımsızlar ne olacak?  HALUK İPEK (Devamla) - Bağımsızlar da dâhil, bağımsızlar da dâhil...  SIRRI SAKIK (Muş) - Birleşin, birleşin yine beğımsızlara...  HALUK İPEK (Devamla) - Yok yok, bağımsızlar da dâhil. İsterseniz okuyayım: "Siyasi partiler  ve bağımsız adaylar." Teklifte böyle yazıyor. Dolayısıyla, hiç eşitlikten taviz vermedik.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Yine vardır bir bildiğiniz.  HALUK İPEK (Devamla) - Yine...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Boşuna iyilik yapmazsınız siz, bir hinlik vardır yine.  HALUK İPEK (Devamla) - Aynaya bir bak aynaya.  LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) - Sizin gibi tuzak kurmayız biz.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Aynaya sen bak.  HALUK İPEK (Devamla) - Seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne  kadar şehir içi veya şehirler arası toplu taşıma amacıyla kamu hizmetlerinde kullanılan hava, kara,  deniz ve raylı sistem gibi taşıtlarda, bu tür yerlerde siyasi partilerle ilgili reklam olmayacağına ilişkin  düzenlemeyi getirdik.  Oy sandıklarıyla ilgili... Oy sandıklarının şeffaf olmasını arzu eden bir teklif getirdik. Sebebi de  şu: Çevremizdeki bütün ülkeler -Irak da dâhil olmak üzere, Batılı devletler de dâhil olmak üzere- artık seçimleri şeffaf sandıklarda yapıyorlar. Ama bu düzenlemeyi getirmemizin asıl sebebi şu: Sadece  sandık değil. Arkadaşlar, bütün ülkelerde oy kabinleri var, bizim ülkemizde yok. Biz bu düzenlemeyle  oy kabinini mecbur hâle getirdik. Şu ana kadar, şöyle, çay kartonlarını kesip küçücük yerlerde,  Anayasa'daki gizlilik ilkesini ihlal edici tarzda oylar kullanılıyordu. Şu an Yüksek Seçim Kurulu oy  kabinini mecbur hâle getirecek.  Biraz hızlı geçiyorum.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Zarflan da şeffaflaştıracak mısınız, zarfları?  - 4 6 2 -
Sayfa 67 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Güneş battıktan iki saat sonrasına kadar propaganda yapılmasıyla ilgili bir düzenleme getirdik.  Muhalefet "23.00'le sınırlayalım." dedi, reddettik. Sebebi şu: Van ile İzmir arasında bir saat yirmi  dakikalık bir saat farkı vardır arkadaşlar, güneşten yararlanma açısından. Eğer aynı saatle bunu  sınırlar, "23.00" derseniz, o zaman batıya kadirlik yapmış olursunuz, İzmir'e kadirlik yapmış  olursunuz, onun hakkını yemiş olursunuz. Ayrıca, seçimler mart ayında ve temmuz ayında  yapılmaktadır. Eğer aynı saat derseniz, 23.00 derseniz, martta yaptığınız seçimlerde, beş altı saat,  hava karardıktan sonra güvenliği sağlayamayabilirsiniz. O nedenle reddettik.  Yine, propaganda yapılmasıyla ilgili düzenlemeler getirdik. Ha, bu arada, katkılardan birisi, dedi  ki: "Şu anda dağıtılıyor, işte anahtarlık, kalem. Bunlara bir sınır getirelim." dedik. Muhalefet "Ya, bu  yanlış anlaşılır, kimi dağıtır kimi dağıtmaz." dedi, çıkardık tekliften. Muhalefetin de teklifiyle,  arkadaşların da teklifiyle bunu çıkardık.  Yine, sabit ilan yerlerinden yararlanmayla ilgili -sabit ilan yerlerinden belediyelerin, biliyorsunuz,  bir sürü billboard'ları var- buradan yararlanmayı çok sıkı kurallara bağladık. Bütün siyasi partilerin...  Bakın, arkadaşlar, bunu iktidardan bir milletvekili teklif ediyor. Muhalefetin haklarını korumak  ve bütün siyasi partilerin seçimde o billboard'lardan eşit yararlanmasıyla ilgili düzenlemeyi biz teklif  ettik ki şeyde...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - O öneri bizim önerimiz.  HALUK İPEK (Devamla) - Hayır, hayır...  SIRRI S AKİK (MUŞ) - Peki, bağımsızlar ne olacak?  HALUK İPEK (Devamla) - Bağımsızlar da dâhil, bağımsızlar da dâhil...  SIRRI SAKIK (Muş) - Birleşin, birleşin yine beğımsızlara...  HALUK İPEK (Devamla) - Yok yok, bağımsızlar da dâhil. İsterseniz okuyayım: "Siyasi partiler  ve bağımsız adaylar." Teklifte böyle yazıyor. Dolayısıyla, hiç eşitlikten taviz vermedik.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Yine vardır bir bildiğiniz.  HALUK İPEK (Devamla) - Yine...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Boşuna iyilik yapmazsınız siz, bir hinlik vardır yine.  HALUK İPEK (Devamla) - Aynaya bir bak aynaya.  LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) - Sizin gibi tuzak kurmayız biz.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Aynaya sen bak.  HALUK İPEK (Devamla) - Seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne  kadar şehir içi veya şehirler arası toplu taşıma amacıyla kamu hizmetlerinde kullanılan hava, kara,  deniz ve raylı sistem gibi taşıtlarda, bu tür yerlerde siyasi partilerle ilgili reklam olmayacağına ilişkin  düzenlemeyi getirdik.  Oy sandıklarıyla ilgili... Oy sandıklarının şeffaf olmasını arzu eden bir teklif getirdik. Sebebi de  şu: Çevremizdeki bütün ülkeler -Irak da dâhil olmak üzere, Batılı devletler de dâhil olmak üzere- artık seçimleri şeffaf sandıklarda yapıyorlar. Ama bu düzenlemeyi getirmemizin asıl sebebi şu: Sadece  sandık değil. Arkadaşlar, bütün ülkelerde oy kabinleri var, bizim ülkemizde yok. Biz bu düzenlemeyle  oy kabinini mecbur hâle getirdik. Şu ana kadar, şöyle, çay kartonlarını kesip küçücük yerlerde,  Anayasa'daki gizlilik ilkesini ihlal edici tarzda oylar kullanılıyordu. Şu an Yüksek Seçim Kurulu oy  kabinini mecbur hâle getirecek.  Biraz hızlı geçiyorum.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Zarflan da şeffaflaştıracak mısınız, zarfları?  - 4 6 2 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 6 3 - HALUK İPEK (Devamla) - Sandık alanı ve sandık çevresiyle...  Ha, ondan önce oy zarfları... Arkadaşlar, İstanbul'da çok büyük oy pusulaları kullanılırdı, ama  sığdırmak istedikleri zarf küçücüktü. Zarfları 2 katına çıkardık, oylar daha rahat kullanılsın, zarftan  çıkarılırken oylar iptal edilmesin diye.  Yine, oy kabinlerini getirdik.  Sandık alanı, sandık çevresi... Arkadaşlar, seçimin en önemli sıkıntılarından birisi güvenlik.  Güvenliğin birçok yerde ne şekilde olduğu biliniyor. Sınıfın içinde oy kullanılırken sandık başkanına  güvenliği sağlamakla ilgili emniyeti çağırma yükümlülüğü getirilmiş. Dolayısıyla, koridorlarda ve  bahçede güvenlikle ilgili sıkıntıyı göremediği için o sandığın başındaki sandık kurulu üyesi onları  çağıramamakta, bu da çok büyük bir güvenlik zafiyetine yol açmakta. Dolayısıyla "sandık alanı ve  sandık çevresi" diye ilk defa seçimlere bir düzenleme getirdik. Sebebi güvenliği daha iyi sağlamak.  Biraz önce muhalefetten bir arkadaşımız dedi ki: "Sandık kurulu üyelerinden bir tanesinin bile  güvenliği çağırmasıyla ilgili düzenleme getiriyorsunuz. Bu doğru değil." dedi. Arkadaşlar, biz bunu  buraya yazmasak bile biz oradaki kurul üyesinin çağırmasıyla ilgili yetkiyi "Cebir, şiddet, tehdit  hâlinde çağırabilir." dedik, diğer sandıkla ilgili uyumsuz davranışlarda değil. Eğer orada birisine  cebir, şiddet, tehdit uygulanıyorsa biz bunu buraya yazmasak bile güvenlik kuvvetlerini çağırma  yetkisi vardı ama bir kısım güvenlikçiler "Sadece sandık kurulu başkanı çağırırsa geliriz." diye  bugüne kadar böyle bir uygulama yaptıkları için buraya açıkça yazma zorunluluğu doğdu.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Muhalefet kimi çağıracak? Bakanınız tehdit ediyor insanları.  Kimi çağıracağız biz?  HALUK İPEK (Devamla) - O kadar çok bağırıyorsun ki sesini duymuyorum!  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Bağırırım, benim sesim gürdür, sesimi kesemezsiniz.  HALUK İPEK (Devamla) - O kadar çok bağırıyorsun ki sesini duymuyorum!  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Duymazsın. Kulaklarınız duymaz, gözleriniz görmez oldu zaten.  HALUK İPEK (Devamla) - Yine, diyelim, sandık seçmen listesinde birisinin ismi var veya ismi  yok. Liste kesinleştiğinde, bakıyorsunuz, listede var olan birisi listeden çıkarılmış veya müracaat  etmiş, dilekçe vermiş ama sandık listesine yazılmamış. Dolayısıyla ilçe seçim kurulu hâkimine  başvurarak Anayasa'da yazılan o kutsal oy hakkını takip etmesi ve alması için ilçe seçim kuruluna  bu konuda yükümlülük yükledik.  Tabii vaktim dar olduğu için ileriki aşamalarda konuşurum.  Özellikle iptal edilen oylara belli bir standart getirmek için kazuistik yöntemi benimsedik. Seçim  Yasası, şu an mevcut 298 sayılı Yasa da yine kazuistik yöntemle yazılmıştır.  Yine, oylar sayılırken iki ayrı tutanak tutulmasını, zarfların iki kez sayılmasını, iki kez tutanak  tutulduğu zaman bu tutanaklardan bir tanesi, yani birbiriyle çeliştiği zaman oyların yeniden  sayılmasını, bunu da hükme bağladık. Yine, ilçe seçim kurullarında oyların tamamı sisteme girildikten  sonra çıktı alınarak orada bulunan siyasi parti temsilcisine çıktının verilip tekrar oradaki ilçe seçim  kurulu hâkimi tarafından bütün sandık sonuçlarının yüksek sesle okunması ve siyasi parti  temsilcilerinin bunu kontrol etmesiyle ilgili bir düzenleme getirdik.  Vaktim dar olduğu için biraz da muhalefetin eleştirilerine de cevap vermek istiyorum. Özellikle  şunu söylemek istiyorum, denildi ki: "Siz, emniyet güçlerine belli bir yerde oy kullanma hakkı  vererek seçim sonuçlarını etkileyeceksiniz." diye bir beyan oldu, özellikle onu söylemem lazım.
Sayfa 68 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 6 3 - HALUK İPEK (Devamla) - Sandık alanı ve sandık çevresiyle...  Ha, ondan önce oy zarfları... Arkadaşlar, İstanbul'da çok büyük oy pusulaları kullanılırdı, ama  sığdırmak istedikleri zarf küçücüktü. Zarfları 2 katına çıkardık, oylar daha rahat kullanılsın, zarftan  çıkarılırken oylar iptal edilmesin diye.  Yine, oy kabinlerini getirdik.  Sandık alanı, sandık çevresi... Arkadaşlar, seçimin en önemli sıkıntılarından birisi güvenlik.  Güvenliğin birçok yerde ne şekilde olduğu biliniyor. Sınıfın içinde oy kullanılırken sandık başkanına  güvenliği sağlamakla ilgili emniyeti çağırma yükümlülüğü getirilmiş. Dolayısıyla, koridorlarda ve  bahçede güvenlikle ilgili sıkıntıyı göremediği için o sandığın başındaki sandık kurulu üyesi onları  çağıramamakta, bu da çok büyük bir güvenlik zafiyetine yol açmakta. Dolayısıyla "sandık alanı ve  sandık çevresi" diye ilk defa seçimlere bir düzenleme getirdik. Sebebi güvenliği daha iyi sağlamak.  Biraz önce muhalefetten bir arkadaşımız dedi ki: "Sandık kurulu üyelerinden bir tanesinin bile  güvenliği çağırmasıyla ilgili düzenleme getiriyorsunuz. Bu doğru değil." dedi. Arkadaşlar, biz bunu  buraya yazmasak bile biz oradaki kurul üyesinin çağırmasıyla ilgili yetkiyi "Cebir, şiddet, tehdit  hâlinde çağırabilir." dedik, diğer sandıkla ilgili uyumsuz davranışlarda değil. Eğer orada birisine  cebir, şiddet, tehdit uygulanıyorsa biz bunu buraya yazmasak bile güvenlik kuvvetlerini çağırma  yetkisi vardı ama bir kısım güvenlikçiler "Sadece sandık kurulu başkanı çağırırsa geliriz." diye  bugüne kadar böyle bir uygulama yaptıkları için buraya açıkça yazma zorunluluğu doğdu.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Muhalefet kimi çağıracak? Bakanınız tehdit ediyor insanları.  Kimi çağıracağız biz?  HALUK İPEK (Devamla) - O kadar çok bağırıyorsun ki sesini duymuyorum!  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Bağırırım, benim sesim gürdür, sesimi kesemezsiniz.  HALUK İPEK (Devamla) - O kadar çok bağırıyorsun ki sesini duymuyorum!  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Duymazsın. Kulaklarınız duymaz, gözleriniz görmez oldu zaten.  HALUK İPEK (Devamla) - Yine, diyelim, sandık seçmen listesinde birisinin ismi var veya ismi  yok. Liste kesinleştiğinde, bakıyorsunuz, listede var olan birisi listeden çıkarılmış veya müracaat  etmiş, dilekçe vermiş ama sandık listesine yazılmamış. Dolayısıyla ilçe seçim kurulu hâkimine  başvurarak Anayasa'da yazılan o kutsal oy hakkını takip etmesi ve alması için ilçe seçim kuruluna  bu konuda yükümlülük yükledik.  Tabii vaktim dar olduğu için ileriki aşamalarda konuşurum.  Özellikle iptal edilen oylara belli bir standart getirmek için kazuistik yöntemi benimsedik. Seçim  Yasası, şu an mevcut 298 sayılı Yasa da yine kazuistik yöntemle yazılmıştır.  Yine, oylar sayılırken iki ayrı tutanak tutulmasını, zarfların iki kez sayılmasını, iki kez tutanak  tutulduğu zaman bu tutanaklardan bir tanesi, yani birbiriyle çeliştiği zaman oyların yeniden  sayılmasını, bunu da hükme bağladık. Yine, ilçe seçim kurullarında oyların tamamı sisteme girildikten  sonra çıktı alınarak orada bulunan siyasi parti temsilcisine çıktının verilip tekrar oradaki ilçe seçim  kurulu hâkimi tarafından bütün sandık sonuçlarının yüksek sesle okunması ve siyasi parti  temsilcilerinin bunu kontrol etmesiyle ilgili bir düzenleme getirdik.  Vaktim dar olduğu için biraz da muhalefetin eleştirilerine de cevap vermek istiyorum. Özellikle  şunu söylemek istiyorum, denildi ki: "Siz, emniyet güçlerine belli bir yerde oy kullanma hakkı  vererek seçim sonuçlarını etkileyeceksiniz." diye bir beyan oldu, özellikle onu söylemem lazım.  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Arkadaşlar, getirilen düzenlemeyle, bir emniyet görevlisi hangi seçim çevresinde oy kullanması  gerekiyorsa orada kullanacak. Milletvekilliğinde, diyelim Yenimahalle'de oturuyor, Keçiören'de de oy  kullanabilecek. Niye? Toplamda aynı seçim çevresinde, aynı milletvekilini seçeceği için. Belediyede  de kendi oturduğu yerde oy kullanabilecek. Bununla ilgili Yüksek Seçim Kurulunun Kararını  okuyorum: "Güvenlik görevlileri ise seçmen bilgi kartları bulunmak şartıyla, görevli oldukları sandıkta  oy kullanabilirler." YSK kararı... Hani, siz yapıyor dediniz ya, biz YSK kararını kanunlaştırıyoruz.  Yine "Sandık kurulu üyeleri, bina sorumluları, güvenlik görevlileri oy kullanmış ise sandık  seçmen listesindeki oy verenlerin toplamına dâhil edilir." Yine Yüksek Seçim Kurulunun kararı.  Dolayısıyla Yüksek Seçim Kurulunun mevcut uygulamalarını burada sanki biz ilk defa getiriyormuşuz  gibi dile getirmek doğru değil.  Yine, şunu da özellikle belirtmek istiyorum; bunu hiçbir ön yargı olmadan, hiçbir kompleks olmadan  söylüyorum: Muhalefet de bu seçimlerde birlikte oynayacağımız bu kuralların belirlenmesinde gerçekten  önemli katkılar vermiştir Komisyonda. Ben burada, gelen sözcülerin, biz şu, şu, şu maddeleri teklif ettik,  Komisyonda da burada geçirildi diye burada beyan etmelerini aslında arzu ediyordum. İnşallah  görüşmelerin devamında söylerler. Birçok hususta mesela anketlerle ilgili hususta görüşleri buraya...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  HALUK İPEK (Devamla) - Anketlerle ilgili hususta görüşleri dile getirilmiştir. Şu anda anket  yayınlanması YSK kararıyla seçimden önceki son yirmi dört saat kalaya göre olabilmektedir. Arkadaşlar,  bunu seçim yasaklarının başladığı o on günle sınırladık. On günden önce eğer bu anket yaymlanacaksa  bu anketi kim yaptırıyor, kaynağını nereden alıyor, parasını, sununu, bununu, her şeyini açıklaması gerekir  diye kural getirdik, şarta bağladık. Dolayısıyla bu kanun yasalaştıktan sonra, bundan sonra seçimler çok  daha sağlıklı olacak, çok daha güvenli yapılabilecek. Seçimin daha güvenli ve seçmen iradesinin tabelaya  düzgün bir şekilde yansıtılmasıyla ilgili çok fazla önlem alındı, çok iyi önlemler alındı.  Oy pusulalarımız renkli olacak arkadaşlar, onu da söyleyeyim. Hani gidiyoruz, siyah beyaz  oluyordu. Bundan sonra oy pusulaları renkli olacak, herkesin İçişleri Bakanlığına verdiği kurumsal  kimlik doğrultusunda. 298 sayılı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  HALUK İPEK (Devamla) - Son, tamamlıyorum eğer uzatırsanız.  BAŞKAN - Evet, tamamlayınız.  Buyurunuz.  HALUK İPEK (Devamla) - 298 sayılı Yasa'yı bundan elli yıl önce yapanları tebrik etmek lazım.  Elli yıldır bu yasalarla seçimler yaptık ama bu değişiklik teklifiyle -iktidar muhalefet hiç fark etmez- herkes seçimlerini çok daha güvenli yapabilecek, -bunu çok iddialı bir şekilde söylüyorum- çok daha  iyi yapabilecek.  Katkı... Mesela biraz önce İsa Bey söyledi: "Tutanak verildikten sonra, bunu, deftere imzasını  alalım." Biraz önce söyledi. Arkadaşlar, ilave edelim. Dolayısıyla hiçbir ön yargımız yok.  Ben tekrar, 298 sayılı Yasa'da yapılacak değişikliklerin milletimize ve demokrasimize hayırlı  olmasını diliyor, katkısı geçen, emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  - 4 6 4 -
Sayfa 69 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Arkadaşlar, getirilen düzenlemeyle, bir emniyet görevlisi hangi seçim çevresinde oy kullanması  gerekiyorsa orada kullanacak. Milletvekilliğinde, diyelim Yenimahalle'de oturuyor, Keçiören'de de oy  kullanabilecek. Niye? Toplamda aynı seçim çevresinde, aynı milletvekilini seçeceği için. Belediyede  de kendi oturduğu yerde oy kullanabilecek. Bununla ilgili Yüksek Seçim Kurulunun Kararını  okuyorum: "Güvenlik görevlileri ise seçmen bilgi kartları bulunmak şartıyla, görevli oldukları sandıkta  oy kullanabilirler." YSK kararı... Hani, siz yapıyor dediniz ya, biz YSK kararını kanunlaştırıyoruz.  Yine "Sandık kurulu üyeleri, bina sorumluları, güvenlik görevlileri oy kullanmış ise sandık  seçmen listesindeki oy verenlerin toplamına dâhil edilir." Yine Yüksek Seçim Kurulunun kararı.  Dolayısıyla Yüksek Seçim Kurulunun mevcut uygulamalarını burada sanki biz ilk defa getiriyormuşuz  gibi dile getirmek doğru değil.  Yine, şunu da özellikle belirtmek istiyorum; bunu hiçbir ön yargı olmadan, hiçbir kompleks olmadan  söylüyorum: Muhalefet de bu seçimlerde birlikte oynayacağımız bu kuralların belirlenmesinde gerçekten  önemli katkılar vermiştir Komisyonda. Ben burada, gelen sözcülerin, biz şu, şu, şu maddeleri teklif ettik,  Komisyonda da burada geçirildi diye burada beyan etmelerini aslında arzu ediyordum. İnşallah  görüşmelerin devamında söylerler. Birçok hususta mesela anketlerle ilgili hususta görüşleri buraya...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  HALUK İPEK (Devamla) - Anketlerle ilgili hususta görüşleri dile getirilmiştir. Şu anda anket  yayınlanması YSK kararıyla seçimden önceki son yirmi dört saat kalaya göre olabilmektedir. Arkadaşlar,  bunu seçim yasaklarının başladığı o on günle sınırladık. On günden önce eğer bu anket yaymlanacaksa  bu anketi kim yaptırıyor, kaynağını nereden alıyor, parasını, sununu, bununu, her şeyini açıklaması gerekir  diye kural getirdik, şarta bağladık. Dolayısıyla bu kanun yasalaştıktan sonra, bundan sonra seçimler çok  daha sağlıklı olacak, çok daha güvenli yapılabilecek. Seçimin daha güvenli ve seçmen iradesinin tabelaya  düzgün bir şekilde yansıtılmasıyla ilgili çok fazla önlem alındı, çok iyi önlemler alındı.  Oy pusulalarımız renkli olacak arkadaşlar, onu da söyleyeyim. Hani gidiyoruz, siyah beyaz  oluyordu. Bundan sonra oy pusulaları renkli olacak, herkesin İçişleri Bakanlığına verdiği kurumsal  kimlik doğrultusunda. 298 sayılı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  HALUK İPEK (Devamla) - Son, tamamlıyorum eğer uzatırsanız.  BAŞKAN - Evet, tamamlayınız.  Buyurunuz.  HALUK İPEK (Devamla) - 298 sayılı Yasa'yı bundan elli yıl önce yapanları tebrik etmek lazım.  Elli yıldır bu yasalarla seçimler yaptık ama bu değişiklik teklifiyle -iktidar muhalefet hiç fark etmez- herkes seçimlerini çok daha güvenli yapabilecek, -bunu çok iddialı bir şekilde söylüyorum- çok daha  iyi yapabilecek.  Katkı... Mesela biraz önce İsa Bey söyledi: "Tutanak verildikten sonra, bunu, deftere imzasını  alalım." Biraz önce söyledi. Arkadaşlar, ilave edelim. Dolayısıyla hiçbir ön yargımız yok.  Ben tekrar, 298 sayılı Yasa'da yapılacak değişikliklerin milletimize ve demokrasimize hayırlı  olmasını diliyor, katkısı geçen, emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  - 4 6 4 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın İpek.  Şahsı adına İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu.  Buyurunuz Sayın Hacaloğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum. Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Yasa Teklifi üzerinde, genelinde şahsım adına söz  almış bulunuyorum.  Esasında, biraz evvel ifade ettiğim gibi, evet, bu bir yasa teklifi ancak arkasında Hükümetin var  olduğu biliniyor ve bu tanımıyla esasında bu bir AKP yasası. Bu teklif de diğer birçok, hemen hemen  tüm AKP yasalarında olduğu gibi öze dokunmuyor, sorunları çözmüyor, sadece çözer gibi yapıyor  ve göz boyuyor. Gerçekten bu. Bu nedenle -uyarıyorum AKP'li arkadaşlarımı, Hükümeti- giderek  halkın önünde itibarınız erimekte, tükenmekte. Yasama organı olarak gerçekten Türkiye'nin sorunlarını  çözmeye yönelik yasa çıkarmak öncelikli görevimiz ve seçimler demokrasinin en temel unsuru,  mekanizması. Ben, şahsen, bürokrasiden ayrıldıktan sonra siyasete girdiğim günden bugüne, 80'li  yılların başından bugüne yedi genel seçimde yönetici olarak bir şekilde ilgilendim, görevim oldu ve  Türkiye, benim kanaatime göre, esasında belirli ülkelerle mukayese edilirse seçim yapmasını halk  olarak öğrendi ama kurumsallaşma açısından zaman zaman çok ciddi müdahaleler nedeniyle  seçimlerin sağlıklı yapılabildiğini söylemek mümkün değil. Tabii, bu yasa kapsamı içinde olmayan  seçmen kütüklerinin hazırlanma meselesinde vatandaşlık kimlik numarasının devreye girmiş olmasını  ciddi bir aşama olarak görüyoruz, doğrudur ancak orada bir taraftan İçişleri Bakanlığının doğrudan  ve dolaylı denetimi altında gelişen Mernis artı ondan üretilen seçmen kütükleri diğer taraftan o  seçmen kütüklerinde düzeltmelere alan açan, kapı açan nüfus müdürlükleri -ki onlar da devlet  memurları, devlet memurlarına bütün saygım içinde ifade ediyorum- ne yazık ki siyasetin son derece  derinine, AKP siyasetinin son derece kapsamlı bir şekilde bürokrasiyi etkilemekte oluşu nedeniyle  yer yer zaaflar, güven boşlukları ve yönlendirmeler olmaktadır.  Bir evvelki seçimde çok ciddi seçmen kaydırmaları olmuştu. Son seçimde, ben, Yüksek Seçim  Kurulu Başkanının son sunuşunda partiyi temsilen bulunduğum toplantıda, seçimlere birkaç hafta  kala "3 milyon seçmenin vatandaşlık kimlik numarası yok." dediğini biliyorum. Sonra, gelinen o  günden bugüne nüfusun nasıl değiştiğini biliyoruz. Bunlar hep sorun alanı. Bu yasa bunları  düzeltmekle yükümlü saymıyor kendisini.  Son genel seçimlerde değerli arkadaşlar, Diyarbakır'da Hava Kuvvetleri Lojmanlarının olduğu  sandık grubunda, dışarıdan hiç kimsenin müdahil olamadığı, oy kullanamadığı kapalı alanda 4.700  oy kullanıldı. Bu 4.700 oyun 3.700'ü AKP'ye çıktı. 875'i MHP'ye çıktı. O sizlerin orduyu  yönlendiriyor, orduyla iş birliği içinde dediğiniz CHP'ye çıkan oy sayısı sadece 4. Burada...  SIRRI SAKIK (Muş) - Bize karşı birleştiler, bize karşı. Orada bütün güvenlik güçleri bize karşı  birleştiler.  ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Ben ne söylediğimi biliyorum, ne söylediğimi biliyorum.  Rakam veriyorum. Bir dakika lütfen.  Ben üç partinin aldığı oylardan bahsettim. Bir başka tespiti de söyleyeyim: O seçimlerde  güvenlik alan ayrımı yapmıştır. Partiler arasında uzlaşma sağlamıştır. Neyi ifade ettiğimi  anlıyorsunuz? "Şuralar bu partiye, buralar bu partiye" denmiştir. Çok net ifade ediyorum. Burada  söylüyorum bunu. Zabıtlara geçiyor. Bunu gidin, inceleyin, bakın, göreceksiniz. O nedenle, esasında,  Türkiye'de, şu anda, özellikle son zamanlarda yargı bağımsızlığına yönelik bunca baskının,  - 4 6 5 -
Sayfa 70 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın İpek.  Şahsı adına İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu.  Buyurunuz Sayın Hacaloğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum. Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Yasa Teklifi üzerinde, genelinde şahsım adına söz  almış bulunuyorum.  Esasında, biraz evvel ifade ettiğim gibi, evet, bu bir yasa teklifi ancak arkasında Hükümetin var  olduğu biliniyor ve bu tanımıyla esasında bu bir AKP yasası. Bu teklif de diğer birçok, hemen hemen  tüm AKP yasalarında olduğu gibi öze dokunmuyor, sorunları çözmüyor, sadece çözer gibi yapıyor  ve göz boyuyor. Gerçekten bu. Bu nedenle -uyarıyorum AKP'li arkadaşlarımı, Hükümeti- giderek  halkın önünde itibarınız erimekte, tükenmekte. Yasama organı olarak gerçekten Türkiye'nin sorunlarını  çözmeye yönelik yasa çıkarmak öncelikli görevimiz ve seçimler demokrasinin en temel unsuru,  mekanizması. Ben, şahsen, bürokrasiden ayrıldıktan sonra siyasete girdiğim günden bugüne, 80'li  yılların başından bugüne yedi genel seçimde yönetici olarak bir şekilde ilgilendim, görevim oldu ve  Türkiye, benim kanaatime göre, esasında belirli ülkelerle mukayese edilirse seçim yapmasını halk  olarak öğrendi ama kurumsallaşma açısından zaman zaman çok ciddi müdahaleler nedeniyle  seçimlerin sağlıklı yapılabildiğini söylemek mümkün değil. Tabii, bu yasa kapsamı içinde olmayan  seçmen kütüklerinin hazırlanma meselesinde vatandaşlık kimlik numarasının devreye girmiş olmasını  ciddi bir aşama olarak görüyoruz, doğrudur ancak orada bir taraftan İçişleri Bakanlığının doğrudan  ve dolaylı denetimi altında gelişen Mernis artı ondan üretilen seçmen kütükleri diğer taraftan o  seçmen kütüklerinde düzeltmelere alan açan, kapı açan nüfus müdürlükleri -ki onlar da devlet  memurları, devlet memurlarına bütün saygım içinde ifade ediyorum- ne yazık ki siyasetin son derece  derinine, AKP siyasetinin son derece kapsamlı bir şekilde bürokrasiyi etkilemekte oluşu nedeniyle  yer yer zaaflar, güven boşlukları ve yönlendirmeler olmaktadır.  Bir evvelki seçimde çok ciddi seçmen kaydırmaları olmuştu. Son seçimde, ben, Yüksek Seçim  Kurulu Başkanının son sunuşunda partiyi temsilen bulunduğum toplantıda, seçimlere birkaç hafta  kala "3 milyon seçmenin vatandaşlık kimlik numarası yok." dediğini biliyorum. Sonra, gelinen o  günden bugüne nüfusun nasıl değiştiğini biliyoruz. Bunlar hep sorun alanı. Bu yasa bunları  düzeltmekle yükümlü saymıyor kendisini.  Son genel seçimlerde değerli arkadaşlar, Diyarbakır'da Hava Kuvvetleri Lojmanlarının olduğu  sandık grubunda, dışarıdan hiç kimsenin müdahil olamadığı, oy kullanamadığı kapalı alanda 4.700  oy kullanıldı. Bu 4.700 oyun 3.700'ü AKP'ye çıktı. 875'i MHP'ye çıktı. O sizlerin orduyu  yönlendiriyor, orduyla iş birliği içinde dediğiniz CHP'ye çıkan oy sayısı sadece 4. Burada...  SIRRI SAKIK (Muş) - Bize karşı birleştiler, bize karşı. Orada bütün güvenlik güçleri bize karşı  birleştiler.  ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Ben ne söylediğimi biliyorum, ne söylediğimi biliyorum.  Rakam veriyorum. Bir dakika lütfen.  Ben üç partinin aldığı oylardan bahsettim. Bir başka tespiti de söyleyeyim: O seçimlerde  güvenlik alan ayrımı yapmıştır. Partiler arasında uzlaşma sağlamıştır. Neyi ifade ettiğimi  anlıyorsunuz? "Şuralar bu partiye, buralar bu partiye" denmiştir. Çok net ifade ediyorum. Burada  söylüyorum bunu. Zabıtlara geçiyor. Bunu gidin, inceleyin, bakın, göreceksiniz. O nedenle, esasında,  Türkiye'de, şu anda, özellikle son zamanlarda yargı bağımsızlığına yönelik bunca baskının,  - 4 6 5 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  yönlendirmenin oluştuğu ortamda, önümüzdeki genel seçimlere yönelik güven ortamının sağlanması,  özellikle yargıya yönelik yaratılan bu güvensizlik süreci gerçekten hepimizi ürkütmektedir. Güvenlik  güçleri, yargının bu şekilde yönlendirilmesi ve tabiatıyla -biraz evvel ifade etti arkadaşlarım- idarenin  yoğun bir şekilde siyasetle iç içeliği -açıkça ifade ediyorum- cumhuriyetin kuruluşunda payı olan  partimin şu andaki gücünü, gerçek gücünü sandıkta siyasi irade olarak yansıtabilmesinin önünde ciddi  engeller oluşturmaktadır. Bunu ne yazık ki ifade ediyorum. Ama biz, yine sandık iradesine saygılıyız,  genel seçimin derhâl, en kısa zamanda yapılmasını istiyoruz ve sonuçlarının da herkes tarafından,  olduğu şekliyle, çıkacak şekliyle kabul edilmesini istiyoruz. Demokrasimizin çıkışı yine sandıktadır.  Burada iki noktada, hatta üç noktada sıkıntı olduğunu ifade ediyoruz. Nedir? Biri, sandıklar.  Orada HAVELSAN'ın yapmış olduğu o prototip elektronik oy kullanma mekanizmalarının bu  seçimlere yetişemeyeceği biliniyor. O zaman ne yapmak lazım? İkinci kademede, insan hatasından  kaynaklanan yönlendirmenin, seçim sonuçlarını etkilemenin en yoğun, kontrolsüz olarak yapıldığı  ilçe seçim kurullarında bazı önlemlerin alınması lazım. Türkiye'de yaklaşık bin tane ilçe seçim kurulu  vardır. Sandıklardan gelen sonuçlan yani imzalı tutanaklan muhakkak ve muhakkak sandık sorumluları  vermekle, muhakkak vermekle, imzalı şekilde partilere, parti temsilcilerine iletmekle yükümlü  olmalıdır. İsterlerse değil, vermekle, ulaştırmakla yükümlü olmalıdır. Bu sandık sonuçlannı kapsayan  mühürlü belgeler güvenli bir şekilde seçim kurullarına, ilçe seçim kurullarına intikal ettirildiğinde,  orada bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin bütün olanaklan kullanılarak, birleştirme süreci doğrudan  bu verilerin bilgisayar ortamına aktanlarak ve eş zamanlı olarak anında büyük ekrana yansıtılarak,  etkin denetimiyle insan hatasından doğacak müdahalelerin önü alınmalıdır. Bunun için bin tane  bilgisayar, bin tane scanner veya benzeri gereç ve bin tane büyük ekrana ihtiyaç vardır. Bu da Türkiye  Cumhuriyeti'nin önümüzdeki dönemde, bir yılsa bir yıl, altı aysa altı ay, ne zaman yapılacaksa genel  seçim o zamana kadar oluşturabileceği bir altyapıdır. Bunun yapılması demokrasimiz için gereklidir,  halkın seçim sonuçlarına güven duyması için şarttır ve ondan sonraki süreçte HAVELSAN'ın  denetiminde, Yüksek Seçim Kurulu adına o süreci denetlemekte olan HAVELSAN'ın denetiminde  devam eden sürecin -benden evvel bir arkadaşım da ifade etti- bir yerde, partilere de direkt sonuçların  anında iletilmesini sağlayacak link kurarak da ayn bir denetim mekanizması oluşturulabilir. Ancak,  ifade ediyorum tekrar, ilçe seçim kurullarına da büyük hatalar dönmekte, olmakta.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bağlıyorum.  Bunun önünü almadan sistemimize, demokrasimize olan güveni artırabilmek kolay değil, olası  değil. Bir de 7'nci maddede -ki 298'de değişiklik öngören 7'nci maddede- işte şöyle deniyor: "Türk  vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları yerel dil ve lehçelerde de sözlü  propaganda yapılabilir." Bu söyleniyor. Peki, ondan evvel ne deniyor? "Ama" diyor "bir şartla":  "Cumhuriyetin Anayasa'da belirtilen temel niteliklerine, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez  bütünlüğüne aykırı olmamak şartıyla." Ya, bunlar zaten yasaya uygun davranışlar mı? Yasanın açık  seçik, Anayasa'nın açık seçik suç olarak kabul ettiği böyle bir tanımı ne diye getiriyorsunuz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi bağlayınız.  ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Yani, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye bir tanım  vardır, aynen budur.  - 4 6 6 -
Sayfa 71 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  yönlendirmenin oluştuğu ortamda, önümüzdeki genel seçimlere yönelik güven ortamının sağlanması,  özellikle yargıya yönelik yaratılan bu güvensizlik süreci gerçekten hepimizi ürkütmektedir. Güvenlik  güçleri, yargının bu şekilde yönlendirilmesi ve tabiatıyla -biraz evvel ifade etti arkadaşlarım- idarenin  yoğun bir şekilde siyasetle iç içeliği -açıkça ifade ediyorum- cumhuriyetin kuruluşunda payı olan  partimin şu andaki gücünü, gerçek gücünü sandıkta siyasi irade olarak yansıtabilmesinin önünde ciddi  engeller oluşturmaktadır. Bunu ne yazık ki ifade ediyorum. Ama biz, yine sandık iradesine saygılıyız,  genel seçimin derhâl, en kısa zamanda yapılmasını istiyoruz ve sonuçlarının da herkes tarafından,  olduğu şekliyle, çıkacak şekliyle kabul edilmesini istiyoruz. Demokrasimizin çıkışı yine sandıktadır.  Burada iki noktada, hatta üç noktada sıkıntı olduğunu ifade ediyoruz. Nedir? Biri, sandıklar.  Orada HAVELSAN'ın yapmış olduğu o prototip elektronik oy kullanma mekanizmalarının bu  seçimlere yetişemeyeceği biliniyor. O zaman ne yapmak lazım? İkinci kademede, insan hatasından  kaynaklanan yönlendirmenin, seçim sonuçlarını etkilemenin en yoğun, kontrolsüz olarak yapıldığı  ilçe seçim kurullarında bazı önlemlerin alınması lazım. Türkiye'de yaklaşık bin tane ilçe seçim kurulu  vardır. Sandıklardan gelen sonuçlan yani imzalı tutanaklan muhakkak ve muhakkak sandık sorumluları  vermekle, muhakkak vermekle, imzalı şekilde partilere, parti temsilcilerine iletmekle yükümlü  olmalıdır. İsterlerse değil, vermekle, ulaştırmakla yükümlü olmalıdır. Bu sandık sonuçlannı kapsayan  mühürlü belgeler güvenli bir şekilde seçim kurullarına, ilçe seçim kurullarına intikal ettirildiğinde,  orada bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin bütün olanaklan kullanılarak, birleştirme süreci doğrudan  bu verilerin bilgisayar ortamına aktanlarak ve eş zamanlı olarak anında büyük ekrana yansıtılarak,  etkin denetimiyle insan hatasından doğacak müdahalelerin önü alınmalıdır. Bunun için bin tane  bilgisayar, bin tane scanner veya benzeri gereç ve bin tane büyük ekrana ihtiyaç vardır. Bu da Türkiye  Cumhuriyeti'nin önümüzdeki dönemde, bir yılsa bir yıl, altı aysa altı ay, ne zaman yapılacaksa genel  seçim o zamana kadar oluşturabileceği bir altyapıdır. Bunun yapılması demokrasimiz için gereklidir,  halkın seçim sonuçlarına güven duyması için şarttır ve ondan sonraki süreçte HAVELSAN'ın  denetiminde, Yüksek Seçim Kurulu adına o süreci denetlemekte olan HAVELSAN'ın denetiminde  devam eden sürecin -benden evvel bir arkadaşım da ifade etti- bir yerde, partilere de direkt sonuçların  anında iletilmesini sağlayacak link kurarak da ayn bir denetim mekanizması oluşturulabilir. Ancak,  ifade ediyorum tekrar, ilçe seçim kurullarına da büyük hatalar dönmekte, olmakta.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bağlıyorum.  Bunun önünü almadan sistemimize, demokrasimize olan güveni artırabilmek kolay değil, olası  değil. Bir de 7'nci maddede -ki 298'de değişiklik öngören 7'nci maddede- işte şöyle deniyor: "Türk  vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları yerel dil ve lehçelerde de sözlü  propaganda yapılabilir." Bu söyleniyor. Peki, ondan evvel ne deniyor? "Ama" diyor "bir şartla":  "Cumhuriyetin Anayasa'da belirtilen temel niteliklerine, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez  bütünlüğüne aykırı olmamak şartıyla." Ya, bunlar zaten yasaya uygun davranışlar mı? Yasanın açık  seçik, Anayasa'nın açık seçik suç olarak kabul ettiği böyle bir tanımı ne diye getiriyorsunuz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi bağlayınız.  ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Yani, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye bir tanım  vardır, aynen budur.  - 4 6 6 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Hacaloğlu.  Anayasa Komisyonu adına Komisyon Başkan Vekili Sakarya Milletvekili Sayın Ayhan Sefer  Üstün konuşacaktır.  Buyurunuz Sayın Üstün. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Sayın  Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 490 sıra sayılı, Ankara Milletvekili Sayın Haluk İpek'in  Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun Teklifi ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Benzer Mahiyetteki Diğer Kanun  Teklifleriyle Anayasa Komisyonu Raporu üzerinde Anayasa Komisyonu adına söz aldım. Bu  vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, üzerinde görüştüğümüz Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun 1961 yılında yapılmış, o zamandan beri bazı değişiklikler görmüş ama esaslı bir  değişikliğe uğramamış. Şimdi ise önümüzde birtakım esaslı değişiklikler getiren bir kanun teklifi ve  Anayasa Komisyonu Raporu var. Ben bu teklifi veren Sayın Haluk İpek'e ve diğer teklifleri  hazırlayan milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.  Yine, değerli arkadaşlar, alt komisyonda ciddi bir çalışma yaptık. AK PARTİ Grubundan Sayın  Hacı Hasan Sönmez, Sayın Canan Candemir Çelik ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan Sayın İsa  Gök, yine, Milliyetçi Hareket Partisi Grubundan Sayın Behiç Çelik vardılar; gerçekten üstün bir  gayret gösterdiler, katkı sağladılar, ben de onlara huzurlarınızda tekrar teşekkür ediyorum.  Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifi Anayasa Komisyonuna geldiğinde Komisyonda değerli  üyelerimiz fikirlerini serdetti ve bir alt komisyon kurulması noktasında bir fikir birliğine varıldı. Burada  tutanaklardan okuyacağım. Anayasa Komisyonu Başkanı Sayın Burhan Kuzu'nun "Bir hafta içerisinde  bunu çözmeniz gerekir ve bir hafta içerisinde raporunuzu hazırlamanız gerekir." diye böyle bir talimatı  oldu bize. Yine, o arada Sayın Faruk Bal da "Biz partimiz açısından tüm gün çalışılacak şekilde yetki  veriyoruz." diyerek bir kesintisiz çalışma yöntemini bize önerdi. Aslında, perşembe günü toplantımız  sona erdi ve hemen ben çalışmaları devam ettirmek istiyordum yani cuma günü, akabinde pazartesi,  salı, çarşamba çalışarak bir hafta sonraki perşembe gününe raporumuzu hazırlamak istiyordum ama  arkadaşlarımız, kendi seçim bölgelerine gideceklerini, dolayısıyla "Cuma ve pazartesi gününe bir  çalışma saati koymayalım ama örneğin salı günü toplanalım ve kesintisiz bir şekilde o günü  değerlendirerek raporumuzu hazırlayalım." diye bir teklif getirdiler. Biz de o teklif doğrultusunda salı  günü toplandık ve gerçekten on saati aşkın bir süreyle, uzun bir çalışmayla bu raporumuzu hazırladık.  Değerli arkadaşlar, burada, tabii işin esasına yönelik fazla da bir itiraz gelmedi. Gerçekten seçim  kanunları, anayasalardan sonra önemli temel kanunlardan bir tanesidir. Uzlaşmayla çıkması gerekir,  buna önem vermek gerekir. Bu kanun teklifini de uzlaşmayla çıkarmaya azami gayret ettik. Nitekim  Sayın İsa Gök, burada, "İşte, bir Haluk İpek teklifi vardı, ardından Sayın Üstün teklifi geldi." dedi.  Biraz da işe magazin katarak söyledi ama biz orada Sayın Haluk İpek'in teklifi üzerinden  çalışmalarımızı devam ettirdik. Yalnız, alt komisyon çalışmaları başlamadan önce, özellikle YSK'nin  komisyonumuza öneri ve teklifleri vardı. Yine, Kanunlar Kararlar Dairesinin birtakım önerileri vardı.  Ayrıca, üst Komisyonda görüşmeler sırasında değerli üyelerimizin önerileri vardı. Yine, bakın burada isimleri  sayılmış: Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili  Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve  - 4 6 7 -
Sayfa 72 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Hacaloğlu.  Anayasa Komisyonu adına Komisyon Başkan Vekili Sakarya Milletvekili Sayın Ayhan Sefer  Üstün konuşacaktır.  Buyurunuz Sayın Üstün. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Sayın  Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 490 sıra sayılı, Ankara Milletvekili Sayın Haluk İpek'in  Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun Teklifi ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Benzer Mahiyetteki Diğer Kanun  Teklifleriyle Anayasa Komisyonu Raporu üzerinde Anayasa Komisyonu adına söz aldım. Bu  vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, üzerinde görüştüğümüz Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun 1961 yılında yapılmış, o zamandan beri bazı değişiklikler görmüş ama esaslı bir  değişikliğe uğramamış. Şimdi ise önümüzde birtakım esaslı değişiklikler getiren bir kanun teklifi ve  Anayasa Komisyonu Raporu var. Ben bu teklifi veren Sayın Haluk İpek'e ve diğer teklifleri  hazırlayan milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.  Yine, değerli arkadaşlar, alt komisyonda ciddi bir çalışma yaptık. AK PARTİ Grubundan Sayın  Hacı Hasan Sönmez, Sayın Canan Candemir Çelik ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan Sayın İsa  Gök, yine, Milliyetçi Hareket Partisi Grubundan Sayın Behiç Çelik vardılar; gerçekten üstün bir  gayret gösterdiler, katkı sağladılar, ben de onlara huzurlarınızda tekrar teşekkür ediyorum.  Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifi Anayasa Komisyonuna geldiğinde Komisyonda değerli  üyelerimiz fikirlerini serdetti ve bir alt komisyon kurulması noktasında bir fikir birliğine varıldı. Burada  tutanaklardan okuyacağım. Anayasa Komisyonu Başkanı Sayın Burhan Kuzu'nun "Bir hafta içerisinde  bunu çözmeniz gerekir ve bir hafta içerisinde raporunuzu hazırlamanız gerekir." diye böyle bir talimatı  oldu bize. Yine, o arada Sayın Faruk Bal da "Biz partimiz açısından tüm gün çalışılacak şekilde yetki  veriyoruz." diyerek bir kesintisiz çalışma yöntemini bize önerdi. Aslında, perşembe günü toplantımız  sona erdi ve hemen ben çalışmaları devam ettirmek istiyordum yani cuma günü, akabinde pazartesi,  salı, çarşamba çalışarak bir hafta sonraki perşembe gününe raporumuzu hazırlamak istiyordum ama  arkadaşlarımız, kendi seçim bölgelerine gideceklerini, dolayısıyla "Cuma ve pazartesi gününe bir  çalışma saati koymayalım ama örneğin salı günü toplanalım ve kesintisiz bir şekilde o günü  değerlendirerek raporumuzu hazırlayalım." diye bir teklif getirdiler. Biz de o teklif doğrultusunda salı  günü toplandık ve gerçekten on saati aşkın bir süreyle, uzun bir çalışmayla bu raporumuzu hazırladık.  Değerli arkadaşlar, burada, tabii işin esasına yönelik fazla da bir itiraz gelmedi. Gerçekten seçim  kanunları, anayasalardan sonra önemli temel kanunlardan bir tanesidir. Uzlaşmayla çıkması gerekir,  buna önem vermek gerekir. Bu kanun teklifini de uzlaşmayla çıkarmaya azami gayret ettik. Nitekim  Sayın İsa Gök, burada, "İşte, bir Haluk İpek teklifi vardı, ardından Sayın Üstün teklifi geldi." dedi.  Biraz da işe magazin katarak söyledi ama biz orada Sayın Haluk İpek'in teklifi üzerinden  çalışmalarımızı devam ettirdik. Yalnız, alt komisyon çalışmaları başlamadan önce, özellikle YSK'nin  komisyonumuza öneri ve teklifleri vardı. Yine, Kanunlar Kararlar Dairesinin birtakım önerileri vardı.  Ayrıca, üst Komisyonda görüşmeler sırasında değerli üyelerimizin önerileri vardı. Yine, bakın burada isimleri  sayılmış: Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili  Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve  - 4 6 7 - TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 6 8 - 10 milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 milletvekilinin, Şırnak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 milletvekilinin olmak üzere, sekiz adet daha ayrı teklifi alt komisyonda görüştük  ve değerlendirdik. Oradan istifade ettiğimiz maddelerle birlikte, elbette, alt komisyonda teklifteki  birtakım madde sayıları arttı. Bunlar ne? Bunlara bakalım. Yani burada eleştirilecek ne var diye  baktığımızda...  Bakın, ilave ettiğimiz maddelerden bir tanesi: Yüksek Seçim Kurulunda, biliyorsunuz siyasi  partilerin temsilcileri yok. Üst Komisyonda, Anayasa Komisyonunda görüşürken aşağı yukarı, neredeyse  eksiksiz bütün partilerin teklifi oldu. Dediler ki: "İl, ilçe seçim kurullarında siyasi partilerin temsilcileri  var da YSK'da niye yok? Orada da olması gerekir. Biz de oralara temsilci verelim ve bu şekilde,  oralardaki işlemleri gözlemleyelim." Mantıklı, doğru bir teklifti ve biz alt komisyon metnine aldık.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Şimdi niye geri çekeceğiz?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Efendim  "Şimdi niye çektiniz?" Oradaki önergenin hesabını ben veremem.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Geri çekilmesine karşı çıkmanız lazım.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Ben, alt  komisyon başkanı olarak yapılan işlemleri izah ediyorum.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Fakat bu görüşten sonra geri çekilmesine karşı çıkmanız  lazım.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Bakın,  bütün buradaki ilave edilen maddeleri tek tek izah edebiliriz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Hem mantıklı hem destekleme!  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Yine,  değerli arkadaşlar, bakın, adaylık için görevden çekilmesi gerekenlerle ilgili bir madde ilave ettik.  Buradaki Milliyetçi Hareket Partisi Grubu Başkan Vekilleri Sayın Oktay Vural ve Sayın Mehmet  Şandır'ın neredeyse teklifini bire bir alt komisyon metnine aldık hatta bunu üst Komisyonda biraz  daha geliştirdik. Yani şimdi "Madde sayısı niye arttı? Haluk İpek teklifi oldu Ayhan Sefer Üstün  teklifi!" Bunun mantığını anlayamıyorum.  Değerli arkadaşlar, bunun yanı sıra, bakın, başka neler ilave etmişiz: Mesela, hesaba katılan ve  katılmayan oy pusulalarıyla ilgili bir madde ilave etmişiz. Sayın Haluk İpek'in metninde geçerli- geçersiz oylarla ilgili bir düzenleme vardı. YSK "Hesaba katılan-katılmayanlarla ilgili de bir madde  düzenler misiniz?" dedi. Elbette, düzenledik biz de burada. Yani bunun neresi kanun tekniğine aykırı,  onu anlayamıyorum.  Değerli arkadaşlar, yine, bakın, mesela 58'inci maddede, seçim zamanlarında yerel dil ve  lehçelerde sözlü propaganda yapılabilmesine ilişkin bir imkân getirdik. Üst Komisyonda birçok  değerli üyemiz -bu konuda bir eksiklik var- bununla ilgili bir düzenleme yapılmasını talep etti. Yine  tekliflerimizde de vardı.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Nerede talep etti efendim?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Üst  Komisyonda talep etti.
Sayfa 73 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 6 8 - 10 milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 milletvekilinin, Şırnak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 milletvekilinin olmak üzere, sekiz adet daha ayrı teklifi alt komisyonda görüştük  ve değerlendirdik. Oradan istifade ettiğimiz maddelerle birlikte, elbette, alt komisyonda teklifteki  birtakım madde sayıları arttı. Bunlar ne? Bunlara bakalım. Yani burada eleştirilecek ne var diye  baktığımızda...  Bakın, ilave ettiğimiz maddelerden bir tanesi: Yüksek Seçim Kurulunda, biliyorsunuz siyasi  partilerin temsilcileri yok. Üst Komisyonda, Anayasa Komisyonunda görüşürken aşağı yukarı, neredeyse  eksiksiz bütün partilerin teklifi oldu. Dediler ki: "İl, ilçe seçim kurullarında siyasi partilerin temsilcileri  var da YSK'da niye yok? Orada da olması gerekir. Biz de oralara temsilci verelim ve bu şekilde,  oralardaki işlemleri gözlemleyelim." Mantıklı, doğru bir teklifti ve biz alt komisyon metnine aldık.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Şimdi niye geri çekeceğiz?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Efendim  "Şimdi niye çektiniz?" Oradaki önergenin hesabını ben veremem.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Geri çekilmesine karşı çıkmanız lazım.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Ben, alt  komisyon başkanı olarak yapılan işlemleri izah ediyorum.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Fakat bu görüşten sonra geri çekilmesine karşı çıkmanız  lazım.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Bakın,  bütün buradaki ilave edilen maddeleri tek tek izah edebiliriz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Hem mantıklı hem destekleme!  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Yine,  değerli arkadaşlar, bakın, adaylık için görevden çekilmesi gerekenlerle ilgili bir madde ilave ettik.  Buradaki Milliyetçi Hareket Partisi Grubu Başkan Vekilleri Sayın Oktay Vural ve Sayın Mehmet  Şandır'ın neredeyse teklifini bire bir alt komisyon metnine aldık hatta bunu üst Komisyonda biraz  daha geliştirdik. Yani şimdi "Madde sayısı niye arttı? Haluk İpek teklifi oldu Ayhan Sefer Üstün  teklifi!" Bunun mantığını anlayamıyorum.  Değerli arkadaşlar, bunun yanı sıra, bakın, başka neler ilave etmişiz: Mesela, hesaba katılan ve  katılmayan oy pusulalarıyla ilgili bir madde ilave etmişiz. Sayın Haluk İpek'in metninde geçerli- geçersiz oylarla ilgili bir düzenleme vardı. YSK "Hesaba katılan-katılmayanlarla ilgili de bir madde  düzenler misiniz?" dedi. Elbette, düzenledik biz de burada. Yani bunun neresi kanun tekniğine aykırı,  onu anlayamıyorum.  Değerli arkadaşlar, yine, bakın, mesela 58'inci maddede, seçim zamanlarında yerel dil ve  lehçelerde sözlü propaganda yapılabilmesine ilişkin bir imkân getirdik. Üst Komisyonda birçok  değerli üyemiz -bu konuda bir eksiklik var- bununla ilgili bir düzenleme yapılmasını talep etti. Yine  tekliflerimizde de vardı.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Nerede talep etti efendim?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Üst  Komisyonda talep etti.  TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 6 9 - S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Esas Komisyonda mı talep ettiler, nerede? Size mi  söylediler?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Efendim, bakın, şimdi, şey yapmayın, yani bir dakika... Sakin olun.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Canım, Komisyon toplantılarında biz de varız.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Yani  sakin olun... Sakin olun...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Alt komisyon başkanı konuşuyor, anlatıyor.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Biz de varız. Bu teklifi kime, ne zaman yapmışlar? Ben  Komisyon üyesiyim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hangi komisyon? Alt komisyon üyesi misiniz?  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Hayır, efendim, esas Komisyonda. Ne zaman söylenmiş bu  teklif?  BAŞKAN -Sayın Üstün, devam ediniz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ama alt komisyondaki olayları anlatıyor.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Değerli  arkadaşlar, şimdi alt komisyondaki olayları anlatıyoruz. Bakın...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Biz Komisyondan gelen teklif zannettik. Nerede konuşuldu  teklif? Ben, o Komisyondayım Mustafa Bey.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Ben  devam edeyim konuşmama. Devam edeceğim zaten.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Üstün.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Ben,  isim vermeden söyleyeceğim sadece, yani kim etmiş, falan filan itirazlarını.  298 sayılı Yasa'nın 58'inci maddesinde "propaganda yayınlarına ilişkin yasalar" demiş bir  arkadaşımız. "Yerel seçim propagandalarında Türkçeden başka dil ve yazı kullanılması yasaktır. Yani  burada özellikle seçim dönemlerinde ana dilde propaganda yapılması noktasında düşüncemi ifade  ediyorum. 58'inci maddenin, bu anlamda, o cümlenin son bölümünü kastediyorum, ilk bölümlerini  kastetmiyorum. Yanlış anlaşılmasın, yanlış bir değerlendirmeye varılmasın. Türkçe dışında başka  dillerle de o halka, seçmen kitlesine doğrudan konuşulabilmesinin gerektiği düşüncesindeyim." diyerek  bir üyemiz görüşlerini serdediyor. Yine sunulan kanun teklifleri içerisinde de buna benzer teklifler var.  Kaldı ki arkadaşlar, bununla ilgili niye bu kadar itiraz ediyorsunuz anlayamıyorum.  OKTAY VURAL (İzmir) - İtiraz etmeyelim mi yani?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Bakın,  şimdi burada daha önce çok önemli bir değişiklik yapılmış 2001 yılında. 2001 yılında, değerli  arkadaşlar, Anayasa'da çok ciddi bir değişiklik yapılmış. Anayasamızın 26'ncı maddesi: Düşünceyi  açıklama ve yayma hürriyeti. Burada diyor ki: "Düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla  yasaklanmış olan herhangi bir dil kullanılamaz." 2001 değişikliğine kadar. Gene bir başka madde,  28'inci madde: Basın ve yayımla ilgili hükümler ve basın hürriyeti. Burada deniyor ki: "Kanunla  yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayım yapılamaz."
Sayfa 74 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 6 9 - S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Esas Komisyonda mı talep ettiler, nerede? Size mi  söylediler?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Efendim, bakın, şimdi, şey yapmayın, yani bir dakika... Sakin olun.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Canım, Komisyon toplantılarında biz de varız.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Yani  sakin olun... Sakin olun...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Alt komisyon başkanı konuşuyor, anlatıyor.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Biz de varız. Bu teklifi kime, ne zaman yapmışlar? Ben  Komisyon üyesiyim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hangi komisyon? Alt komisyon üyesi misiniz?  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Hayır, efendim, esas Komisyonda. Ne zaman söylenmiş bu  teklif?  BAŞKAN -Sayın Üstün, devam ediniz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ama alt komisyondaki olayları anlatıyor.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Değerli  arkadaşlar, şimdi alt komisyondaki olayları anlatıyoruz. Bakın...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Biz Komisyondan gelen teklif zannettik. Nerede konuşuldu  teklif? Ben, o Komisyondayım Mustafa Bey.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Ben  devam edeyim konuşmama. Devam edeceğim zaten.  BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Üstün.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Ben,  isim vermeden söyleyeceğim sadece, yani kim etmiş, falan filan itirazlarını.  298 sayılı Yasa'nın 58'inci maddesinde "propaganda yayınlarına ilişkin yasalar" demiş bir  arkadaşımız. "Yerel seçim propagandalarında Türkçeden başka dil ve yazı kullanılması yasaktır. Yani  burada özellikle seçim dönemlerinde ana dilde propaganda yapılması noktasında düşüncemi ifade  ediyorum. 58'inci maddenin, bu anlamda, o cümlenin son bölümünü kastediyorum, ilk bölümlerini  kastetmiyorum. Yanlış anlaşılmasın, yanlış bir değerlendirmeye varılmasın. Türkçe dışında başka  dillerle de o halka, seçmen kitlesine doğrudan konuşulabilmesinin gerektiği düşüncesindeyim." diyerek  bir üyemiz görüşlerini serdediyor. Yine sunulan kanun teklifleri içerisinde de buna benzer teklifler var.  Kaldı ki arkadaşlar, bununla ilgili niye bu kadar itiraz ediyorsunuz anlayamıyorum.  OKTAY VURAL (İzmir) - İtiraz etmeyelim mi yani?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Bakın,  şimdi burada daha önce çok önemli bir değişiklik yapılmış 2001 yılında. 2001 yılında, değerli  arkadaşlar, Anayasa'da çok ciddi bir değişiklik yapılmış. Anayasamızın 26'ncı maddesi: Düşünceyi  açıklama ve yayma hürriyeti. Burada diyor ki: "Düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla  yasaklanmış olan herhangi bir dil kullanılamaz." 2001 değişikliğine kadar. Gene bir başka madde,  28'inci madde: Basın ve yayımla ilgili hükümler ve basın hürriyeti. Burada deniyor ki: "Kanunla  yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayım yapılamaz."  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Şimdi, bu, tabii, Anayasa'mızda yer almış, yasaklayıcı bir hüküm. Ben şahsen bu yasaklayıcı  hükme katılmıyorum. Nitekim, bu yasaklayıcı hükmü...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Niye getiriyorsunuz ama, katılmadığınız şeyi niye  getiriyorsunuz?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - 2001  yılında, 4700 sayılı Kanun Teklifi'yle birlikte, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul  Milletvekili Rahmetli Sayın Bülent Ecevit'in, yine Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın  Devlet Bahçeli'nin, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Sayın Mesut Yılmaz'ın  teklifleriyle birlikte, bu yasaklar Anayasa maddelerinden çıkartılmış. Son derece doğru bir hareket, son  derece doğru bir teklif. Kesinlikle bundan alınganlık gösterilmemesi lazım, ben bunu önemsiyorum.  Bakın burada, bu teklifin gerekçesinde deniyor ki: "Bu değişiklikle, düşünce ve anlatım  özgürlüğünün sınırlan genişletilmekte, vatandaşlann günlük yaşamlarında farklı dil, lehçe ve ağızlann  kullanılmasına herhangi bir engel bulunmadığı kabul edilmektedir."  Şimdi, Anayasa...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Peki, seçim bir bütün değil mi? Seçim propagandası  yazılı propagandayla birlikte değil mi?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Efendim, bir saniye ya, bir saniye...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Bunu ayırdığınız zaman kalır mı propaganda?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Bakın,  Anayasa'da bir yasak varken bunu kaldırmış o zamanki hükümet, çok da iyi bir iş yapmış. Eğer  bugün Agos gazetesi kapanma tehlikesi yaşamadan bir yayın yapabiliyorsa 2001 'de yapılan bu basın  özgürlüğüyle ilgili bu düzenlemedir. Yani, bu noktada, şimdi almışız bunu, 2001'de yapılan bu  değişiklikle birlikte önümüzü açmış, kanunlarda mademki yerel dil ve lehçelerde artık kullanılmasının  o yasağı kalkmış Anayasa'da, bununla ilgili teklifler de var, getirilmiş, hem Komisyon üyelerimiz  teklif etmiş hem de tekliflerin içerisinde var. Dolayısıyla, seçim zamanlarında siyasi partilerin yerel  dil ve lehçelerde sözlü propaganda yapabileceği noktasında bir hüküm getirmişiz. Şimdi, bunun  neresi eleştirilebilir arkadaşlar? Yani burada eleştirilecek ne var? İşte, ilave ettiğimiz maddelerden bir  tanesi de bu. Yani "Alt komisyon metni değişti." vesaire, falan deniyor ya, ilave ettiğimiz maddelerden  bir tanesi de bu.  Bunun dışında, yine, bir maddeyi çıkarmışız. Neden? O da şu, değerli arkadaşlar: Eksik listeyle  ilgili, seçime girebilmesine yönelik bir teklif gelmişti, teklifin içerisinde bir madde vardı.  Biliyorsunuz, eksik liste verebilirsiniz ama YSK size der ki: "İki gün içerisinde bu adayların tamamını  tamamlayın." Tamamladınız, tamamladınız; tamamlamazsanız şayet, o seçim bölgesinin tamamında  seçime giremiyorsunuz. Bununla ilgili bir düzenleme getirilmiş. Aslında bence, şahsen, mantıklıydı  bu fakat YSK dedi ki: "Bunu çıkaralım tekliften." "Niye?" diye sorduğumuzda: "Örneğin 2  milletvekiliyle girdi bir seçim bölgesinde, bir ilde ama 3 tane, 4 tane -2'den fazla sayıyla- milletvekili  çıkardı. O zaman ne olacak? Bizim bütün hesaplarımız altüst olur." Sırf YSK'nın bu noktadaki  talepleri açısından bunu da metinden çıkardık.  Değerli arkadaşlar, bunun gibi daha onlarca düzenlemeyi alt komisyondaki arkadaşlarımızla  birlikte yaptık, onların teklifleri doğrultusunda geliştirdik. Bakın, "Taşınabilir veya sabit telefonlara  SMS gönderilmesin." dendi. Hem üst Komisyonda görüşler böyle çıktı hem de alt komisyonda,  "Hayhay." dendi. Yani biz kendimize seçim kanunu yapmıyoruz ki! Biz Türkiye'ye seçim kanunu  yapıyoruz.  - 4 7 0 -
Sayfa 75 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Şimdi, bu, tabii, Anayasa'mızda yer almış, yasaklayıcı bir hüküm. Ben şahsen bu yasaklayıcı  hükme katılmıyorum. Nitekim, bu yasaklayıcı hükmü...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Niye getiriyorsunuz ama, katılmadığınız şeyi niye  getiriyorsunuz?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - 2001  yılında, 4700 sayılı Kanun Teklifi'yle birlikte, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul  Milletvekili Rahmetli Sayın Bülent Ecevit'in, yine Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın  Devlet Bahçeli'nin, Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Sayın Mesut Yılmaz'ın  teklifleriyle birlikte, bu yasaklar Anayasa maddelerinden çıkartılmış. Son derece doğru bir hareket, son  derece doğru bir teklif. Kesinlikle bundan alınganlık gösterilmemesi lazım, ben bunu önemsiyorum.  Bakın burada, bu teklifin gerekçesinde deniyor ki: "Bu değişiklikle, düşünce ve anlatım  özgürlüğünün sınırlan genişletilmekte, vatandaşlann günlük yaşamlarında farklı dil, lehçe ve ağızlann  kullanılmasına herhangi bir engel bulunmadığı kabul edilmektedir."  Şimdi, Anayasa...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Peki, seçim bir bütün değil mi? Seçim propagandası  yazılı propagandayla birlikte değil mi?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Efendim, bir saniye ya, bir saniye...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Bunu ayırdığınız zaman kalır mı propaganda?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Bakın,  Anayasa'da bir yasak varken bunu kaldırmış o zamanki hükümet, çok da iyi bir iş yapmış. Eğer  bugün Agos gazetesi kapanma tehlikesi yaşamadan bir yayın yapabiliyorsa 2001 'de yapılan bu basın  özgürlüğüyle ilgili bu düzenlemedir. Yani, bu noktada, şimdi almışız bunu, 2001'de yapılan bu  değişiklikle birlikte önümüzü açmış, kanunlarda mademki yerel dil ve lehçelerde artık kullanılmasının  o yasağı kalkmış Anayasa'da, bununla ilgili teklifler de var, getirilmiş, hem Komisyon üyelerimiz  teklif etmiş hem de tekliflerin içerisinde var. Dolayısıyla, seçim zamanlarında siyasi partilerin yerel  dil ve lehçelerde sözlü propaganda yapabileceği noktasında bir hüküm getirmişiz. Şimdi, bunun  neresi eleştirilebilir arkadaşlar? Yani burada eleştirilecek ne var? İşte, ilave ettiğimiz maddelerden bir  tanesi de bu. Yani "Alt komisyon metni değişti." vesaire, falan deniyor ya, ilave ettiğimiz maddelerden  bir tanesi de bu.  Bunun dışında, yine, bir maddeyi çıkarmışız. Neden? O da şu, değerli arkadaşlar: Eksik listeyle  ilgili, seçime girebilmesine yönelik bir teklif gelmişti, teklifin içerisinde bir madde vardı.  Biliyorsunuz, eksik liste verebilirsiniz ama YSK size der ki: "İki gün içerisinde bu adayların tamamını  tamamlayın." Tamamladınız, tamamladınız; tamamlamazsanız şayet, o seçim bölgesinin tamamında  seçime giremiyorsunuz. Bununla ilgili bir düzenleme getirilmiş. Aslında bence, şahsen, mantıklıydı  bu fakat YSK dedi ki: "Bunu çıkaralım tekliften." "Niye?" diye sorduğumuzda: "Örneğin 2  milletvekiliyle girdi bir seçim bölgesinde, bir ilde ama 3 tane, 4 tane -2'den fazla sayıyla- milletvekili  çıkardı. O zaman ne olacak? Bizim bütün hesaplarımız altüst olur." Sırf YSK'nın bu noktadaki  talepleri açısından bunu da metinden çıkardık.  Değerli arkadaşlar, bunun gibi daha onlarca düzenlemeyi alt komisyondaki arkadaşlarımızla  birlikte yaptık, onların teklifleri doğrultusunda geliştirdik. Bakın, "Taşınabilir veya sabit telefonlara  SMS gönderilmesin." dendi. Hem üst Komisyonda görüşler böyle çıktı hem de alt komisyonda,  "Hayhay." dendi. Yani biz kendimize seçim kanunu yapmıyoruz ki! Biz Türkiye'ye seçim kanunu  yapıyoruz.  - 4 7 0 - TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 7 1 - S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Beraber hazırlasak iyi olmaz mıydı?  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Bakın, bu çalışmalar sırasında bir gazeteci geldi...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Ayhan Bey, madem hepimiz için yapıyoruz, beraber  hazırlasak iyi olmaz mıydı?  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Dinler misiniz.  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - ...dedi ki: "Sayın Başkan, ya, ben baktım, baktım, bu  teklifte iktidara yarayacak bir tane cümle bulamadım."  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Önerge verin.  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Çünkü daha önce iktidarlar seçim kanunları yaparlar  ama kendi menfaatlerini öne çıkarmak için yaparlar. Biz, şimdi... İktidar kendine seçim kanunu  yapmıyor arkadaşlar, Türkiye'ye seçim kanunu yapıyor. Hani, bu kanun değişirse inşallah, bu objektif  düzenlemelerden bütün partiler ortak yararlanacak. O bakımdan, hakikaten bu konuda objektif  birtakım düzenlemeler getirilmiş, ben emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyorum ve nitekim, alt  komisyonda da bütün bu teklifleri, önerileri dikkate aldık.  Bakın, mesela mülki amirlerle ilgili çok eleştiri var. "Mülki amirlere yetki veriyorsunuz, yetki  veriyorsunuz..." falan deniyor. Hayır, mülki amirlere, bu teklifte, bir tek yerde, seçim bürolarının  açılmasıyla alakalı bir yetki veriyoruz, o da zaten uygulamada aslında seçim gününe kadar fiilen  seçim bürosu açtığınızda mülki amirlere müracaat ediyordunuz. Bu düzenlemeyi kanun teklifine  taşıdığımızda dedi ki arkadaşlarımız: "Efendim, bu konuda tek yetkili mülki amir olmasın." "Hayhay,  0 zaman, tamam." dedik, "Propaganda süresinden önce mülki amirler, propaganda süresi başladıktan  sonra ilçe seçim kurulları yetkilidir." diye bir düzenleme yaptık. Bu da bir uzlaşıyla çıktı.  Peki, bu kanunda hiç mi yok, yani "mülki amirler" lafı geçmiyor mu bu kanunda? Birçok yerinde  geçiyor. Bakın, şimdi, biliyorsunuz, mitingler yapıyorsunuz, son on güne kadar bütün mitinglerle  ilgili izni mülki amirlerden alıyorsunuz. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na göre son on...  Bu Kanun'un belki de aksak yönüdür bu ama bu Kanun'da verilmiş daha önce mülki amirlere bu  yetkiler. Dolayısıyla, burada da elbette bazen bu seçim bürolarının açılmasında mülki amirlere de  yetki verildiği hususlar olmuştur.  Yine, bakın, "Promosyonlar çıkarılsın." dendi. "Tamam, elbette çıkarılsın, eyvallah." dedik, bu  kanundan bunları çıkardık.  Yine, bağımsız adaylarla ilgili belki eşitlik ilkesine aykırı birtakım düzenlemeler vardı, onları da  çıkardık arkadaşlar.  En fazla şu anda T C . kimlik numarasına itiraz var "Niye bu sistemi değiştiriyorsunuz?" diye.  Değerli arkadaşlarım, 22 Temmuzdan sonra geldik, Anayasa Komisyonu toplantısında, o zaman  muhalefet partilerindeki söz alan bütün arkadaşlarımız "Bu kimlik numarasını nereden çıkardınız?  1 milyona yakın seçmenimiz oy kullanamadı, niye şimdi bunu böyle getirdiniz?" vesaire diye sitem  ettiler bize. Şimdi bunu birazcık esneten, birazcık daha seçmenin oy kullanmasına imkân getiren bir  düzenleme getiriyoruz, bu sefer de "Bunu niye kaldırıyorsunuz?" diye bir itiraz var. O bakımdan  arkadaşlar genel olarak buraya çıkan, muhalefet adına buraya çıkan konuşmacılar da kanunun içeriği  noktasında fazla eleştiride bulunmadılar, usuli birtakım itirazlarda bulundular.  Kanunun içeriğine baktığımızda bütün siyasi partilere objektif uygulanacak hükümler getirmektedir.  Dolayısıyla bu kanun teklifi inşallah kanunlaşır. Ben bu kanunu hazırlayan herkese tekrar teşekkür  ediyorum. Komisyonda çalışan değerli bürokratlara teşekkür ediyorum çünkü gerçekten on saatten  fazla aralıksız bir çalışmayla bunları hazırladık.  Kanunun şimdiden de hayırlı olmasını diler, saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Üstün.  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan...  BAŞKAN-Efendim. . .
Sayfa 76 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 7 1 - S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Beraber hazırlasak iyi olmaz mıydı?  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Bakın, bu çalışmalar sırasında bir gazeteci geldi...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Ayhan Bey, madem hepimiz için yapıyoruz, beraber  hazırlasak iyi olmaz mıydı?  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Dinler misiniz.  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - ...dedi ki: "Sayın Başkan, ya, ben baktım, baktım, bu  teklifte iktidara yarayacak bir tane cümle bulamadım."  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Önerge verin.  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Çünkü daha önce iktidarlar seçim kanunları yaparlar  ama kendi menfaatlerini öne çıkarmak için yaparlar. Biz, şimdi... İktidar kendine seçim kanunu  yapmıyor arkadaşlar, Türkiye'ye seçim kanunu yapıyor. Hani, bu kanun değişirse inşallah, bu objektif  düzenlemelerden bütün partiler ortak yararlanacak. O bakımdan, hakikaten bu konuda objektif  birtakım düzenlemeler getirilmiş, ben emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyorum ve nitekim, alt  komisyonda da bütün bu teklifleri, önerileri dikkate aldık.  Bakın, mesela mülki amirlerle ilgili çok eleştiri var. "Mülki amirlere yetki veriyorsunuz, yetki  veriyorsunuz..." falan deniyor. Hayır, mülki amirlere, bu teklifte, bir tek yerde, seçim bürolarının  açılmasıyla alakalı bir yetki veriyoruz, o da zaten uygulamada aslında seçim gününe kadar fiilen  seçim bürosu açtığınızda mülki amirlere müracaat ediyordunuz. Bu düzenlemeyi kanun teklifine  taşıdığımızda dedi ki arkadaşlarımız: "Efendim, bu konuda tek yetkili mülki amir olmasın." "Hayhay,  0 zaman, tamam." dedik, "Propaganda süresinden önce mülki amirler, propaganda süresi başladıktan  sonra ilçe seçim kurulları yetkilidir." diye bir düzenleme yaptık. Bu da bir uzlaşıyla çıktı.  Peki, bu kanunda hiç mi yok, yani "mülki amirler" lafı geçmiyor mu bu kanunda? Birçok yerinde  geçiyor. Bakın, şimdi, biliyorsunuz, mitingler yapıyorsunuz, son on güne kadar bütün mitinglerle  ilgili izni mülki amirlerden alıyorsunuz. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na göre son on...  Bu Kanun'un belki de aksak yönüdür bu ama bu Kanun'da verilmiş daha önce mülki amirlere bu  yetkiler. Dolayısıyla, burada da elbette bazen bu seçim bürolarının açılmasında mülki amirlere de  yetki verildiği hususlar olmuştur.  Yine, bakın, "Promosyonlar çıkarılsın." dendi. "Tamam, elbette çıkarılsın, eyvallah." dedik, bu  kanundan bunları çıkardık.  Yine, bağımsız adaylarla ilgili belki eşitlik ilkesine aykırı birtakım düzenlemeler vardı, onları da  çıkardık arkadaşlar.  En fazla şu anda T C . kimlik numarasına itiraz var "Niye bu sistemi değiştiriyorsunuz?" diye.  Değerli arkadaşlarım, 22 Temmuzdan sonra geldik, Anayasa Komisyonu toplantısında, o zaman  muhalefet partilerindeki söz alan bütün arkadaşlarımız "Bu kimlik numarasını nereden çıkardınız?  1 milyona yakın seçmenimiz oy kullanamadı, niye şimdi bunu böyle getirdiniz?" vesaire diye sitem  ettiler bize. Şimdi bunu birazcık esneten, birazcık daha seçmenin oy kullanmasına imkân getiren bir  düzenleme getiriyoruz, bu sefer de "Bunu niye kaldırıyorsunuz?" diye bir itiraz var. O bakımdan  arkadaşlar genel olarak buraya çıkan, muhalefet adına buraya çıkan konuşmacılar da kanunun içeriği  noktasında fazla eleştiride bulunmadılar, usuli birtakım itirazlarda bulundular.  Kanunun içeriğine baktığımızda bütün siyasi partilere objektif uygulanacak hükümler getirmektedir.  Dolayısıyla bu kanun teklifi inşallah kanunlaşır. Ben bu kanunu hazırlayan herkese tekrar teşekkür  ediyorum. Komisyonda çalışan değerli bürokratlara teşekkür ediyorum çünkü gerçekten on saatten  fazla aralıksız bir çalışmayla bunları hazırladık.  Kanunun şimdiden de hayırlı olmasını diler, saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Üstün.  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan...  BAŞKAN-Efendim. . .  TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 7 2 - FARUK BAL (Konya) - Efendim, Sayın Hatip bu dil ile ilgili konuyu anlatırken benim de görev  yaptığım dönemde, 2001 yılında çıkarılan Anayasa değişikliğini gerekçe olarak göstermek suretiyle  yanlış bilgi vermiştir. İzin verirseniz iki dakika içinde açıklayayım.  BAŞKAN - Buyurun.  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  1.-Konya Milletvekili Faruk Bal 'ın, Anayasa Komisyonu Başkan Vekili ve Sakarya Milletvekili  Ayhan Sefer Üstün 'ün, şahsına sataşması nedeniyle konuşması  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nedense, Adalet ve Kalkınma  Partisi yapüğı hataların bir tarafinı Milliyetçi Hareket Partisine bulaştırma gibi bir gayretin içerisindedir.  Bu gayret beyhudedir tabii. Biraz önce Sayın Hatibin ifade ettiği beyhude bir çırpınış gibidir.  2001 yılında yapılan -gerekçesini de kendisinin ifade ettiği gibi- Anayasa değişikliği "gündelik  hayatlarında kullanılan dil ve lehçeler" şeklinde bir sınırlama getirmiştir. Bunun hukuki anlamı  bireysel hakların kullanılmasıdır. Elbette ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamı bireysel  hakların kullanılmasında özgürdür ve evrensel değerlerin tümünden yararlanma hakkına sahiptir.  Ancak bunların kolektif hakka dönüştürülmesi, bir grubun, bir inanç grubunun, bir din grubunun,  bir sosyal zümrenin hakkı hâline getirerek kolektif hakka dönüştürülmesi demek azınlık hakkıdır.  Oysa Türkiye Cumhuriyeti sınırlan içerisinde yaşayan vatandaşlarımızın azınlık hakkı ile diğerlerinin  hakkı 1923 yılında Lozan Anlaşması'yla belirlenmiş ve bu konu kapanmıştır.  Dolayısıyla, Sayın Hatibin ima etmeye çalıştığı gibi, Milliyetçi Hareket Partisi, AKP'nin  açılımlannın doğumunu yaptırmaya çalışan bir parti değildir. Milliyetçi Hareket Partisi, açılımın bir  adımı olarak gördüğü bu kanun teklifinde de bir adım öne götürmek suretiyle kolektif bir hakka  dönüştürmeye çalıştığı ve seçim gibi kamu hukukunun ilgilendiği bir alana bu hakkı sokmaya  çalışması Milliyetçi Hareket Partisinin ortağı bulunduğu koalisyon dönemindeki Anayasa  değişikliğiyle ilgisi, alakası yoktur.  Yüce Kurulun bilgilerine saygıyla sunarım. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bal.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  5.-Ankara Milletvekili Haluk İpek 'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu  Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Ajyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve  Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin,  Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın,  Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri izmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili  Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5  Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636, 2/123,  2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (Devam)  BAŞKAN - Şahsı adına Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Aydın.  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Teşekkür ediyorum.
Sayfa 77 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 4 7 2 - FARUK BAL (Konya) - Efendim, Sayın Hatip bu dil ile ilgili konuyu anlatırken benim de görev  yaptığım dönemde, 2001 yılında çıkarılan Anayasa değişikliğini gerekçe olarak göstermek suretiyle  yanlış bilgi vermiştir. İzin verirseniz iki dakika içinde açıklayayım.  BAŞKAN - Buyurun.  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  1.-Konya Milletvekili Faruk Bal 'ın, Anayasa Komisyonu Başkan Vekili ve Sakarya Milletvekili  Ayhan Sefer Üstün 'ün, şahsına sataşması nedeniyle konuşması  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nedense, Adalet ve Kalkınma  Partisi yapüğı hataların bir tarafinı Milliyetçi Hareket Partisine bulaştırma gibi bir gayretin içerisindedir.  Bu gayret beyhudedir tabii. Biraz önce Sayın Hatibin ifade ettiği beyhude bir çırpınış gibidir.  2001 yılında yapılan -gerekçesini de kendisinin ifade ettiği gibi- Anayasa değişikliği "gündelik  hayatlarında kullanılan dil ve lehçeler" şeklinde bir sınırlama getirmiştir. Bunun hukuki anlamı  bireysel hakların kullanılmasıdır. Elbette ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamı bireysel  hakların kullanılmasında özgürdür ve evrensel değerlerin tümünden yararlanma hakkına sahiptir.  Ancak bunların kolektif hakka dönüştürülmesi, bir grubun, bir inanç grubunun, bir din grubunun,  bir sosyal zümrenin hakkı hâline getirerek kolektif hakka dönüştürülmesi demek azınlık hakkıdır.  Oysa Türkiye Cumhuriyeti sınırlan içerisinde yaşayan vatandaşlarımızın azınlık hakkı ile diğerlerinin  hakkı 1923 yılında Lozan Anlaşması'yla belirlenmiş ve bu konu kapanmıştır.  Dolayısıyla, Sayın Hatibin ima etmeye çalıştığı gibi, Milliyetçi Hareket Partisi, AKP'nin  açılımlannın doğumunu yaptırmaya çalışan bir parti değildir. Milliyetçi Hareket Partisi, açılımın bir  adımı olarak gördüğü bu kanun teklifinde de bir adım öne götürmek suretiyle kolektif bir hakka  dönüştürmeye çalıştığı ve seçim gibi kamu hukukunun ilgilendiği bir alana bu hakkı sokmaya  çalışması Milliyetçi Hareket Partisinin ortağı bulunduğu koalisyon dönemindeki Anayasa  değişikliğiyle ilgisi, alakası yoktur.  Yüce Kurulun bilgilerine saygıyla sunarım. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bal.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  5.-Ankara Milletvekili Haluk İpek 'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu  Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Ajyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve  Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin,  Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın,  Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri izmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili  Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5  Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636, 2/123,  2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (Devam)  BAŞKAN - Şahsı adına Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurunuz Sayın Aydın.  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Teşekkür ediyorum.  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Kanun Teklifî'nin tümü üzerinde şahsım  adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, seçim bir ülkede yönetilenlerin yani vatandaşların kendilerini yönetecek  ve temsil edecek kişileri seçip onları iktidara taşımalarıdır. Bu seçim sadece ve sadece iktidarla sınırlı  kalmamakta, demokrasinin diğer vazgeçilmez unsurları olan parlamento yapısı içerisindeki diğer  kanatları da, diğer siyasi partileri de belirlemektedir. Siyasi partiler de siyasal mücadele yoluyla  mümkün olan en geniş onaya ulaşarak millî iradenin devlete egemen kılınmasını sağlayan hayati  nitelikteki demokratik unsurlardır. Bu anlamda, siyasal partilerin de kuruluş ve çalışmalarının  özgürlük içinde olması temel ilkedir.  Demokratik sistemlerde esas olan, halkın yönetim yetkisinin bizzat kaynağı olmasıdır. Aslolan  da bir bütün olarak vatandaşların hepsinin katılacağı geniş katılımlı bir seçimdir. Gerçek demokrasinin  varlığını işte ancak o zaman hissedebiliriz.  Demokrasi tarihi boyunca seçimler pek çok aşamadan geçmiştir. Günümüz çağdaş demokrasilerine  ulaşıncaya kadarki süreçte önemli değişmeler, gelişmeler kaydedilmiştir. Günümüzde seçim artık  belirli evrensel ilkelere ve değerlere sahip bir demokratik araç olarak karşımıza çıkmaktadır.  Anayasa'nın 67'nci maddesinin 23/7/1995 tarihli ve 4121 sayılı Kanun'la değişik ikinci fıkrasında da  bahsedildiği üzere seçimler serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına  göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılan bir eylem olarak tanımlanmaktadır.  Değerli arkadaşlar, genel oy ilkesi, bir ülkedeki bütün vatandaşların dil, din ayrımı yapılmaksızın,  yaş, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın herkesin oy kullanabilmesidir. Serbest ve rekabetçi seçim ilkesi, seçime  katılacak kişi ve partilere yasak getirilememesi, propaganda serbestliğinin olmasıdır. Eşitlik ilkesi,  herkesin yalnızca bir oya sahip olmasıdır. Dağdaki çobandan tutun cumhurbaşkanına kadar herkesin  yalnızca bir oyu olacak ve o oylar eşit sayılacak. Gizlilik ilkesi, oy vermenin gizli olması ve son  olarak da serbest oy ilkesi de oy verecek kişinin her türlü baskı ve etkiden uzak olarak oy vermesidir.  İşte bu evrensel kavramlar günümüzde demokrasinin vazgeçilmezi olan seçimlerin temel  mantığıdır ve dinamikleridir aynı zamanda. Bu evrensel değerlere sahip olmamış bir seçim ise çok  farklı yönetim yapılarında karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği üzere uluslararası saygınlığını artırmaya  ve rejimini meşrulaştırmaya çalışan çoğu totaliter rejimler de seçim sistemine başvurmaktadır.  Ülkemizde de seçim sistemi ve usulü, seçim dönemi ve zamanları ile seçim çevreleri, aday  olabilme ve seçilme ilkeleriyle seçim propagandası, sayım, döküm ve sonuçların alınması, seçim  yasaklan, yaptırımlar, itirazlar ve bunların karara bağlanması gibi çeşitli konular mevzuatımızda yer  almaktadır. Ancak 298 sayılı Kanun uzun zamandır uygulanmaktadır, yaklaşık elli yıl civarında bir  uygulama süreci var ve zaman içerisinde de kimi değişikliklerle bugüne kadar gelmiş, ancak bu  değişikliklere rağmen hâlen günümüzde usul kanunu olma özelliğini devam ettirmektedir.  Günümüzdeki teknolojik gelişmeler de göz önünde bulundurulduğunda, mevcut Kanun, 298 sayılı  Kanun günümüz şartlannda yetersiz hâle de gelmiş durumdadır. Örneğin, Anayasa Mahkemesine göre  de seçim çalışmaları, özellikle propaganda, Anayasa'nın -67'nci maddesinde- güvencesi altında  bulunmaktadır. Bu manada seçimlerin vazgeçilmezi olan propagandanın demokrasiyle bağdaşmayacak  biçimde sınırlanması, Anayasa'ya da açık bir aykınlık oluşturmaktadır. Uluslararası ve ulusal  mevzuatlara göre de siyasi partilerin serbestçe faaliyette bulunması, programlannı ve görüşlerini  serbestçe vatandaşlara anlatabilmeleri özgürlükçü ve demokratik bir düzenin de gereğidir.  Seçim propagandası 298 sayılı Kanun'un üçüncü bölümün ikinci kısmında 49 ila 66'ncı maddeler  arasında düzenlenmiştir. Bu maddelerde siyasi partilerin açık ve kapalı yer toplantılan, hoparlörlerle  propaganda, el ilanı, duvar ilanı, afiş ve benzeri yöntemlerle propaganda, radyo ve televizyonlarda  - 4 7 3 -
Sayfa 78 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Kanun Teklifî'nin tümü üzerinde şahsım  adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, seçim bir ülkede yönetilenlerin yani vatandaşların kendilerini yönetecek  ve temsil edecek kişileri seçip onları iktidara taşımalarıdır. Bu seçim sadece ve sadece iktidarla sınırlı  kalmamakta, demokrasinin diğer vazgeçilmez unsurları olan parlamento yapısı içerisindeki diğer  kanatları da, diğer siyasi partileri de belirlemektedir. Siyasi partiler de siyasal mücadele yoluyla  mümkün olan en geniş onaya ulaşarak millî iradenin devlete egemen kılınmasını sağlayan hayati  nitelikteki demokratik unsurlardır. Bu anlamda, siyasal partilerin de kuruluş ve çalışmalarının  özgürlük içinde olması temel ilkedir.  Demokratik sistemlerde esas olan, halkın yönetim yetkisinin bizzat kaynağı olmasıdır. Aslolan  da bir bütün olarak vatandaşların hepsinin katılacağı geniş katılımlı bir seçimdir. Gerçek demokrasinin  varlığını işte ancak o zaman hissedebiliriz.  Demokrasi tarihi boyunca seçimler pek çok aşamadan geçmiştir. Günümüz çağdaş demokrasilerine  ulaşıncaya kadarki süreçte önemli değişmeler, gelişmeler kaydedilmiştir. Günümüzde seçim artık  belirli evrensel ilkelere ve değerlere sahip bir demokratik araç olarak karşımıza çıkmaktadır.  Anayasa'nın 67'nci maddesinin 23/7/1995 tarihli ve 4121 sayılı Kanun'la değişik ikinci fıkrasında da  bahsedildiği üzere seçimler serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına  göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılan bir eylem olarak tanımlanmaktadır.  Değerli arkadaşlar, genel oy ilkesi, bir ülkedeki bütün vatandaşların dil, din ayrımı yapılmaksızın,  yaş, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın herkesin oy kullanabilmesidir. Serbest ve rekabetçi seçim ilkesi, seçime  katılacak kişi ve partilere yasak getirilememesi, propaganda serbestliğinin olmasıdır. Eşitlik ilkesi,  herkesin yalnızca bir oya sahip olmasıdır. Dağdaki çobandan tutun cumhurbaşkanına kadar herkesin  yalnızca bir oyu olacak ve o oylar eşit sayılacak. Gizlilik ilkesi, oy vermenin gizli olması ve son  olarak da serbest oy ilkesi de oy verecek kişinin her türlü baskı ve etkiden uzak olarak oy vermesidir.  İşte bu evrensel kavramlar günümüzde demokrasinin vazgeçilmezi olan seçimlerin temel  mantığıdır ve dinamikleridir aynı zamanda. Bu evrensel değerlere sahip olmamış bir seçim ise çok  farklı yönetim yapılarında karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği üzere uluslararası saygınlığını artırmaya  ve rejimini meşrulaştırmaya çalışan çoğu totaliter rejimler de seçim sistemine başvurmaktadır.  Ülkemizde de seçim sistemi ve usulü, seçim dönemi ve zamanları ile seçim çevreleri, aday  olabilme ve seçilme ilkeleriyle seçim propagandası, sayım, döküm ve sonuçların alınması, seçim  yasaklan, yaptırımlar, itirazlar ve bunların karara bağlanması gibi çeşitli konular mevzuatımızda yer  almaktadır. Ancak 298 sayılı Kanun uzun zamandır uygulanmaktadır, yaklaşık elli yıl civarında bir  uygulama süreci var ve zaman içerisinde de kimi değişikliklerle bugüne kadar gelmiş, ancak bu  değişikliklere rağmen hâlen günümüzde usul kanunu olma özelliğini devam ettirmektedir.  Günümüzdeki teknolojik gelişmeler de göz önünde bulundurulduğunda, mevcut Kanun, 298 sayılı  Kanun günümüz şartlannda yetersiz hâle de gelmiş durumdadır. Örneğin, Anayasa Mahkemesine göre  de seçim çalışmaları, özellikle propaganda, Anayasa'nın -67'nci maddesinde- güvencesi altında  bulunmaktadır. Bu manada seçimlerin vazgeçilmezi olan propagandanın demokrasiyle bağdaşmayacak  biçimde sınırlanması, Anayasa'ya da açık bir aykınlık oluşturmaktadır. Uluslararası ve ulusal  mevzuatlara göre de siyasi partilerin serbestçe faaliyette bulunması, programlannı ve görüşlerini  serbestçe vatandaşlara anlatabilmeleri özgürlükçü ve demokratik bir düzenin de gereğidir.  Seçim propagandası 298 sayılı Kanun'un üçüncü bölümün ikinci kısmında 49 ila 66'ncı maddeler  arasında düzenlenmiştir. Bu maddelerde siyasi partilerin açık ve kapalı yer toplantılan, hoparlörlerle  propaganda, el ilanı, duvar ilanı, afiş ve benzeri yöntemlerle propaganda, radyo ve televizyonlarda  - 4 7 3 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  propagandayla ilgili usul ve esaslara yer verilmiş, ayrıca bir kısım propaganda yasaklan da hükme  bağlanmıştır. Günümüz teknolojisi ve şartlannda propaganda araçlan değişmeye yüz tutmuştur. Örneğin  İnternet, örneğin bilboardlar, elektronik bilboardlar, görüntülü yayın yapan dijital reklam panolan gibi  yeni birtakım teknolojik gelişmeler karşısında mevcut Yasa'nın yetersiz kaldığı da aşikârdır.  İşte bu eksiklikler de nazara alınarak, aynı zamanda Yüksek Seçim Kurulunun kararlarıyla,  içtihatlanyla da dercolunan birçok hüküm bu teklife konmuştur. Görüşülmekte olan kanun teklifiyle de  siyasi partilerin ve bağımsız adaylann serbestçe ve günün şartlan çerçevesinde propaganda yapılmasına  imkân verecek nitelikte bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Bugün, gelişen çağdaş demokrasi anlayışının  özgürlükleri genişleten yaklaşımı çerçevesinde yine bu Parlamento TRT Şeş'i yayına açmıştır. Yine şu  anda, günümüzde birçok özel radyo ve televizyon yerel dil ve lehçelerde süresiz yayın yapabilmektedir.  Kaldı ki Anayasa'mızın "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26'ncı maddesi ve "Basın  hürriyeti" başlıklı 28'inci maddesinde de 2001'de 4709 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmıştır. Kanun'da  "Yasaklanmış herhangi bir dil kullanılamayacağı" şeklinde düzenlemeler Anayasa metninden çıkanlarak  düşünce ve anlatım özgürlüklerinin sınırlan genişletilmiş, vatandaşlann günlük yaşamlarında farklı dil  ve lehçeleri kullanmalan ve yayın yapmalan serbestliği, Anayasa'nın temel niteliklerine, devletin ülkesi  ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykın olmamak koşuluyla getirilmiştir.  Seçim zamanlarında siyasi partiler ve bağımsız adayların belli şartlarla seçim büroları açabilmesi  ve modern iletişim teknolojileriyle propaganda yapabilmeleri sağlanmak istenmektedir.  Getirilen diğer bir kolaylık da parti ve adaylann programlarını, görüş ve düşüncelerini daha  etkili ve daha kolay biçimde vatandaşa ulaştırabilmelerine imkân sağlamaktadır.  Siyasi parti ve adayların belediyelere ve özel kişilere ait sabit ilan ve reklam yerlerinden bir  düzen altında faydalanması da sağlanmıştır.  Diğer taraftan, kanunun getirdiği yenilikler ve kolaylıklar yanında propaganda faaliyetlerinin bir  düzen ve disiplin içerisinde yapılması sağlanmış, seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününü  takip eden güne kadar getirilen şartlarla çevre ve görüntü kirliliğinin önlenmesi de amaçlanmıştır.  Yapılan bir başka düzenlemeyle de yine "sandık alanı" ve "sandık çevresi" tabirleri getirilmiş,  sandık alanında ve çevresinde bulunması gereken kimselerle, uyulması gereken hususlar bir esas  altında bağlanmıştır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimizin malumu olduğu üzere özgür, eşit ve dürüst  seçimlerin yapılamadığı bir ülke, demokratik bir ülke değildir. Seçimlerin bu şartlara uygun bir  biçimde tamamlanması devletin en başta gelen yükümlülüğüdür. Seçme, seçilme ve halk oylamasına  katılma hakkı demokratik bir devlet yönetiminin vazgeçilmez koşulları arasında yer almaktadır. Bu  aynı zamanda rejimin sağlıklı yaşamı için temel bir koşuldur.  298 sayılı Kanun'un 86'ncı, 87'nci ve 94'üncü maddelerinde yapılan değişikliklerle de vatandaşlarımızın  seçme hakkını kullanmasını engelleyen fiilî durumlara karşı hukuki güvenceler getirilmiştir.  Yapılan düzenlemeyle, ayrıca, oy sayım ve dökümüne ilişkin yeni esaslar getirilmiştir.  Bu düzenlemelerle özellikle de sandık başında sıkça karşılaşılan sorunların azaltılması da  amaçlanmaktadır.  Seçim sonuçlarının doğru bir biçimde tespiti ve bu sonuçlara parti ve adayların rahatlıkla  kavuşabilmesi de sağlanıyor.  Yine, değerli arkadaşlar, ilçe seçim kuruluna itiraz edebilmek için mevcut Kanun'da sandık  kuruluna şikâyet ve itirazda bulunmuş olma şartı olmamasına rağmen, bu şartın ortadan kaldırılması  adına -Yüksek Seçim Kurulu içtihatlarında da var- sandık kuruluna şikâyet etmeden de ilçe seçim  kurullarına vatandaşlar haklannı aramak adına -seçmenler- şikâyette bulunabilecekler.  - 4 7 4 -
Sayfa 79 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  propagandayla ilgili usul ve esaslara yer verilmiş, ayrıca bir kısım propaganda yasaklan da hükme  bağlanmıştır. Günümüz teknolojisi ve şartlannda propaganda araçlan değişmeye yüz tutmuştur. Örneğin  İnternet, örneğin bilboardlar, elektronik bilboardlar, görüntülü yayın yapan dijital reklam panolan gibi  yeni birtakım teknolojik gelişmeler karşısında mevcut Yasa'nın yetersiz kaldığı da aşikârdır.  İşte bu eksiklikler de nazara alınarak, aynı zamanda Yüksek Seçim Kurulunun kararlarıyla,  içtihatlanyla da dercolunan birçok hüküm bu teklife konmuştur. Görüşülmekte olan kanun teklifiyle de  siyasi partilerin ve bağımsız adaylann serbestçe ve günün şartlan çerçevesinde propaganda yapılmasına  imkân verecek nitelikte bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Bugün, gelişen çağdaş demokrasi anlayışının  özgürlükleri genişleten yaklaşımı çerçevesinde yine bu Parlamento TRT Şeş'i yayına açmıştır. Yine şu  anda, günümüzde birçok özel radyo ve televizyon yerel dil ve lehçelerde süresiz yayın yapabilmektedir.  Kaldı ki Anayasa'mızın "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26'ncı maddesi ve "Basın  hürriyeti" başlıklı 28'inci maddesinde de 2001'de 4709 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmıştır. Kanun'da  "Yasaklanmış herhangi bir dil kullanılamayacağı" şeklinde düzenlemeler Anayasa metninden çıkanlarak  düşünce ve anlatım özgürlüklerinin sınırlan genişletilmiş, vatandaşlann günlük yaşamlarında farklı dil  ve lehçeleri kullanmalan ve yayın yapmalan serbestliği, Anayasa'nın temel niteliklerine, devletin ülkesi  ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykın olmamak koşuluyla getirilmiştir.  Seçim zamanlarında siyasi partiler ve bağımsız adayların belli şartlarla seçim büroları açabilmesi  ve modern iletişim teknolojileriyle propaganda yapabilmeleri sağlanmak istenmektedir.  Getirilen diğer bir kolaylık da parti ve adaylann programlarını, görüş ve düşüncelerini daha  etkili ve daha kolay biçimde vatandaşa ulaştırabilmelerine imkân sağlamaktadır.  Siyasi parti ve adayların belediyelere ve özel kişilere ait sabit ilan ve reklam yerlerinden bir  düzen altında faydalanması da sağlanmıştır.  Diğer taraftan, kanunun getirdiği yenilikler ve kolaylıklar yanında propaganda faaliyetlerinin bir  düzen ve disiplin içerisinde yapılması sağlanmış, seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününü  takip eden güne kadar getirilen şartlarla çevre ve görüntü kirliliğinin önlenmesi de amaçlanmıştır.  Yapılan bir başka düzenlemeyle de yine "sandık alanı" ve "sandık çevresi" tabirleri getirilmiş,  sandık alanında ve çevresinde bulunması gereken kimselerle, uyulması gereken hususlar bir esas  altında bağlanmıştır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimizin malumu olduğu üzere özgür, eşit ve dürüst  seçimlerin yapılamadığı bir ülke, demokratik bir ülke değildir. Seçimlerin bu şartlara uygun bir  biçimde tamamlanması devletin en başta gelen yükümlülüğüdür. Seçme, seçilme ve halk oylamasına  katılma hakkı demokratik bir devlet yönetiminin vazgeçilmez koşulları arasında yer almaktadır. Bu  aynı zamanda rejimin sağlıklı yaşamı için temel bir koşuldur.  298 sayılı Kanun'un 86'ncı, 87'nci ve 94'üncü maddelerinde yapılan değişikliklerle de vatandaşlarımızın  seçme hakkını kullanmasını engelleyen fiilî durumlara karşı hukuki güvenceler getirilmiştir.  Yapılan düzenlemeyle, ayrıca, oy sayım ve dökümüne ilişkin yeni esaslar getirilmiştir.  Bu düzenlemelerle özellikle de sandık başında sıkça karşılaşılan sorunların azaltılması da  amaçlanmaktadır.  Seçim sonuçlarının doğru bir biçimde tespiti ve bu sonuçlara parti ve adayların rahatlıkla  kavuşabilmesi de sağlanıyor.  Yine, değerli arkadaşlar, ilçe seçim kuruluna itiraz edebilmek için mevcut Kanun'da sandık  kuruluna şikâyet ve itirazda bulunmuş olma şartı olmamasına rağmen, bu şartın ortadan kaldırılması  adına -Yüksek Seçim Kurulu içtihatlarında da var- sandık kuruluna şikâyet etmeden de ilçe seçim  kurullarına vatandaşlar haklannı aramak adına -seçmenler- şikâyette bulunabilecekler.  - 4 7 4 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Yine, seçimlerde kullandan araç ve gereçler, materyaller, oy sandıkları, oy pusulaları, aynı  şekilde, oy zarfları ve oy kabinleri için çeşitli standartlar geliştirilmiş, daha objektif, daha dürüst  seçimlerin yapılmasına imkân sağlayacak şekilde geliştirilmiştir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  AHMET AYDIN (Devamla) - Gün batımına ilişkin esaslar geliştirilmiş ve yine gün batımına  ilaveten iki saat daha propaganda serbestisi tanınmıştır.  Değerli arkadaşlar, bizim temel hedefimiz, bu seçimlerin, bu ülkede, bu vatandaşlara, herkese  eşit bir şekilde uygulanmasını sağlamak. Özgür bir seçim ortamını oluşturmak ve daha adil, şaibesiz  seçimleri geliştirmek adına getirilen birçok yeni düzenlemeler var ve bu düzenlemeler de gerçekten  hem uygulamada sıkıntısı yaşanılan birtakım hususların kanuna dercedilmesi hem de uygulamada  YSK içtihatlarında var olup da kanunda olmayan birtakım hususların kanuna konmak suretiyle çok  güzel seçimlerin yapılmasını düşünüyoruz, yapılabileceğini düşünüyoruz. Bu manada çok ciddi  destekler verdi herkes, ben de onu biliyorum, uzun süre de takip ettim.  Hakikaten, teklif sahibi Sayın Haluk İpek Bey'e ben de çok teşekkür etmek istiyorum. İki ayı  aşkın bir süredir üzerinde çalıştığını biliyorum. Anayasa Komisyonunun tüm üyelerine ve  çalışanlarına -Haluk Bey de bahsetti- Avukat Mehmet Doğan Kubat Beyefendi'ye ve bu teklifin  oluşmasında, yine aynı şekilde sizlerin desteğiyle de kanunlaşmasıyla da inşallah...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  AHMET AYDIN (Devamla) - Hepinize teşekkür ediyor, emeği geçen herkese tekrar teşekkür  ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aydın.  Sayın milletvekilleri, İç Tüzük'ün 72'nci maddesine göre görüşmelerin devam etmesine dair  bir önerge gelmiştir.  Önergeyi okutuyorum:  TBMM Başkanlığına  490 sıra sayılı Kanun teklifinin tümünün görüşmelerinin devam etmesini arz ederim.  Faruk Bal Oktay Vural Behiç Çelik  Konya İzmir Mersin  S. Nevzat Korkmaz Alim Işık  İsparta Kütahya  OKTAY VURAL (İzmir) - Gerekçe...  Gerekçe:  Görüşmelerin açıklığa kavuşması için verilmiştir.  BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum...  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Oylamadan evvel karar yeter sayısı istiyoruz.  BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 19.08  •  - 4 7 5 -
Sayfa 80 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 4  Yine, seçimlerde kullandan araç ve gereçler, materyaller, oy sandıkları, oy pusulaları, aynı  şekilde, oy zarfları ve oy kabinleri için çeşitli standartlar geliştirilmiş, daha objektif, daha dürüst  seçimlerin yapılmasına imkân sağlayacak şekilde geliştirilmiştir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.  Buyurunuz.  AHMET AYDIN (Devamla) - Gün batımına ilişkin esaslar geliştirilmiş ve yine gün batımına  ilaveten iki saat daha propaganda serbestisi tanınmıştır.  Değerli arkadaşlar, bizim temel hedefimiz, bu seçimlerin, bu ülkede, bu vatandaşlara, herkese  eşit bir şekilde uygulanmasını sağlamak. Özgür bir seçim ortamını oluşturmak ve daha adil, şaibesiz  seçimleri geliştirmek adına getirilen birçok yeni düzenlemeler var ve bu düzenlemeler de gerçekten  hem uygulamada sıkıntısı yaşanılan birtakım hususların kanuna dercedilmesi hem de uygulamada  YSK içtihatlarında var olup da kanunda olmayan birtakım hususların kanuna konmak suretiyle çok  güzel seçimlerin yapılmasını düşünüyoruz, yapılabileceğini düşünüyoruz. Bu manada çok ciddi  destekler verdi herkes, ben de onu biliyorum, uzun süre de takip ettim.  Hakikaten, teklif sahibi Sayın Haluk İpek Bey'e ben de çok teşekkür etmek istiyorum. İki ayı  aşkın bir süredir üzerinde çalıştığını biliyorum. Anayasa Komisyonunun tüm üyelerine ve  çalışanlarına -Haluk Bey de bahsetti- Avukat Mehmet Doğan Kubat Beyefendi'ye ve bu teklifin  oluşmasında, yine aynı şekilde sizlerin desteğiyle de kanunlaşmasıyla da inşallah...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi bağlayınız.  AHMET AYDIN (Devamla) - Hepinize teşekkür ediyor, emeği geçen herkese tekrar teşekkür  ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aydın.  Sayın milletvekilleri, İç Tüzük'ün 72'nci maddesine göre görüşmelerin devam etmesine dair  bir önerge gelmiştir.  Önergeyi okutuyorum:  TBMM Başkanlığına  490 sıra sayılı Kanun teklifinin tümünün görüşmelerinin devam etmesini arz ederim.  Faruk Bal Oktay Vural Behiç Çelik  Konya İzmir Mersin  S. Nevzat Korkmaz Alim Işık  İsparta Kütahya  OKTAY VURAL (İzmir) - Gerekçe...  Gerekçe:  Görüşmelerin açıklığa kavuşması için verilmiştir.  BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum...  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Oylamadan evvel karar yeter sayısı istiyoruz.  BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 19.08  •  - 4 7 5 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 5  BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 19.23  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 'inci Birleşiminin Beşinci  Oturumunu açıyorum.  490 sıra sayılı Teklifin tümü üzerindeki konuşmaların bitiminde İç Tüzük'ün 72'nci maddesi  uyarınca verilen görüşmelere devam olunması yönündeki önergenin oylanmasında karar yeter sayısı  bulunamamıştı.  Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım. Kabul edenler...  Kabul etmeyenler...  Karar yeter sayısı var mı sayın vekillerimiz?  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Karar yeter sayısı var efendim.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Nerede var?  AHMET YENİ (Samsun) - Bu kadar da gözükmüyorsa...  BAŞKAN - O zaman oylamayı elektronik cihazla yapacağım.  Oylamayı başlattık. İki dakika veriyorum. Böylece, sonucu tartışmasız yapalım.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır; önerge reddedilmiştir.  490 sıra sayılı Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, tutanaklara girmesi açısından, biraz önce, Sayın  Ayhan Sefer Üstün, benim ve Mehmet Şandır Bey'in teklifinin olduğu gibi alt komisyon metnine  alındığını ifade etti.  Efendim, bizim grup başkan vekilleri olarak sunduğumuz kanun teklifinin hiçbir noktası  Komisyonda görüşülmüş değildir. Zannederim Mehmet Serdaroğlu'nun Kanun Teklifı'ndeki imzaları  kastettiniz siz. Dolayısıyla bizim kanun teklifimizin bu Anayasa Komisyonundaki metinde ele  alınmadığını paylaşmak istiyorum. Zaten mümkün değil. Çünkü 11 Ocak 2009'da yapılmasını  istiyorduk biz sayımın. Dolayısıyla ele alınması da mümkün değil. Mehmet Serdaroğlu ve 18  milletvekilinin Kanun Teklifı'ndeki birtakım hususlar alt komisyonda değerlendirilmiştir. Bunun  kayda girmesi açısından söz aldım.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Evet, kayda geçti böylece.  Teşekkür ediyoruz Sayın Vural.  Şimdi, Komisyon ve Hükümet yerinde.  - 4 7 6 -
Sayfa 81 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 5  BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 19.23  BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatih METİN (Bolu)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81 'inci Birleşiminin Beşinci  Oturumunu açıyorum.  490 sıra sayılı Teklifin tümü üzerindeki konuşmaların bitiminde İç Tüzük'ün 72'nci maddesi  uyarınca verilen görüşmelere devam olunması yönündeki önergenin oylanmasında karar yeter sayısı  bulunamamıştı.  Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım. Kabul edenler...  Kabul etmeyenler...  Karar yeter sayısı var mı sayın vekillerimiz?  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Karar yeter sayısı var efendim.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Nerede var?  AHMET YENİ (Samsun) - Bu kadar da gözükmüyorsa...  BAŞKAN - O zaman oylamayı elektronik cihazla yapacağım.  Oylamayı başlattık. İki dakika veriyorum. Böylece, sonucu tartışmasız yapalım.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır; önerge reddedilmiştir.  490 sıra sayılı Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, tutanaklara girmesi açısından, biraz önce, Sayın  Ayhan Sefer Üstün, benim ve Mehmet Şandır Bey'in teklifinin olduğu gibi alt komisyon metnine  alındığını ifade etti.  Efendim, bizim grup başkan vekilleri olarak sunduğumuz kanun teklifinin hiçbir noktası  Komisyonda görüşülmüş değildir. Zannederim Mehmet Serdaroğlu'nun Kanun Teklifı'ndeki imzaları  kastettiniz siz. Dolayısıyla bizim kanun teklifimizin bu Anayasa Komisyonundaki metinde ele  alınmadığını paylaşmak istiyorum. Zaten mümkün değil. Çünkü 11 Ocak 2009'da yapılmasını  istiyorduk biz sayımın. Dolayısıyla ele alınması da mümkün değil. Mehmet Serdaroğlu ve 18  milletvekilinin Kanun Teklifı'ndeki birtakım hususlar alt komisyonda değerlendirilmiştir. Bunun  kayda girmesi açısından söz aldım.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Evet, kayda geçti böylece.  Teşekkür ediyoruz Sayın Vural.  Şimdi, Komisyon ve Hükümet yerinde.  - 4 7 6 - TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 5  - 4 7 7 - Soru-cevap işleminde kalmıştık.  Sayın Yıldız, Sayın Çelik, Sayın Işık, Sayın Coşkunoğlu, Sayın Genç, Sayın Karabaş ve Sayın  Sakık sisteme girmişlerdi. Tekrar girmelerini rica edeceğiz. Çünkü işlem yapılınca sistem siliniyor.  Sayın Yıldız ve Işık sisteme girmişler, diğer arkadaşlarımızın, sayın milletvekillerimizin sisteme  girmelerini rica ediyorum.  Soru-cevap işlemine başlıyoruz.  Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, seçim öncesinde ya da seçim sırasında partilerin ve adayların siyasi propaganda  yapacakları alanlara ulaşımından ve güvenliklerinden kim sorumludur; adaylar mı, partiler mi,  Hükümet ve organları mı?  İkinci sorum: Oy kabinleri ve şeffaf sandıkların temin edilmesi noktasında rekabet ortamının  oluşturulabilmesi için yeterli zaman sağlanacak mıdır; yoksa, adrese teslim ihale mi yapılacaktır;  yoksa, kamu kurumları tarafından mı bunlar temin edilecektir?  Üçüncü sorum: Oy kabinlerinin ve şeffaf sandıkların yaklaşık maliyeti nedir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçimlerde kullanılan oyların değerlendirilmesi  ve analizi için kullanılan bilgisayar programı ya da programlan hangi şirket ya da şirketler tarafından  yazılmıştır? Bu program ya da programlar güvenlik ve geçerlilik testine tabi tutulmuşlar mıdır?  Tutulmuşlarsa bu test kimler tarafından yapılmıştır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Işık.  Sayın Coşkunoğlu...  OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Seçimlerde olası yanlışlıklan veya hileleri önlemeyi eminim herkes istiyor, Hükümet de istiyor.  Bunun için her ne kadar bütün yanlışlıkları, hileleri önleme olanağı olmasa da teknolojiden  olabildiğince yararlanmak gerektiğini kabul ediyor musunuz? Birinci sorum bu.  İkinci sorum: Bunu kabul etme durumunda ama olabildiğince yararlanmak yani teknolojinin  elverdiği tüm olanaklardan yararlanmak için gerekli bütçeyi sağlamaya hazır mı Hükümet? Bunu  sormak istiyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Coşkunoğlu.  Sayın Çelik...
Sayfa 82 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 5  - 4 7 7 - Soru-cevap işleminde kalmıştık.  Sayın Yıldız, Sayın Çelik, Sayın Işık, Sayın Coşkunoğlu, Sayın Genç, Sayın Karabaş ve Sayın  Sakık sisteme girmişlerdi. Tekrar girmelerini rica edeceğiz. Çünkü işlem yapılınca sistem siliniyor.  Sayın Yıldız ve Işık sisteme girmişler, diğer arkadaşlarımızın, sayın milletvekillerimizin sisteme  girmelerini rica ediyorum.  Soru-cevap işlemine başlıyoruz.  Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, seçim öncesinde ya da seçim sırasında partilerin ve adayların siyasi propaganda  yapacakları alanlara ulaşımından ve güvenliklerinden kim sorumludur; adaylar mı, partiler mi,  Hükümet ve organları mı?  İkinci sorum: Oy kabinleri ve şeffaf sandıkların temin edilmesi noktasında rekabet ortamının  oluşturulabilmesi için yeterli zaman sağlanacak mıdır; yoksa, adrese teslim ihale mi yapılacaktır;  yoksa, kamu kurumları tarafından mı bunlar temin edilecektir?  Üçüncü sorum: Oy kabinlerinin ve şeffaf sandıkların yaklaşık maliyeti nedir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçimlerde kullanılan oyların değerlendirilmesi  ve analizi için kullanılan bilgisayar programı ya da programlan hangi şirket ya da şirketler tarafından  yazılmıştır? Bu program ya da programlar güvenlik ve geçerlilik testine tabi tutulmuşlar mıdır?  Tutulmuşlarsa bu test kimler tarafından yapılmıştır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Işık.  Sayın Coşkunoğlu...  OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Seçimlerde olası yanlışlıklan veya hileleri önlemeyi eminim herkes istiyor, Hükümet de istiyor.  Bunun için her ne kadar bütün yanlışlıkları, hileleri önleme olanağı olmasa da teknolojiden  olabildiğince yararlanmak gerektiğini kabul ediyor musunuz? Birinci sorum bu.  İkinci sorum: Bunu kabul etme durumunda ama olabildiğince yararlanmak yani teknolojinin  elverdiği tüm olanaklardan yararlanmak için gerekli bütçeyi sağlamaya hazır mı Hükümet? Bunu  sormak istiyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Coşkunoğlu.  Sayın Çelik...  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 5  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Ben de söz konusu teklifin 2'nci maddesindeki "Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip  ikinci saatin sonundan güneşin doğmasına kadar toplu olarak, sözlü propaganda yapılamaz."  hükmüyle yine teklifin 3'üncü maddesinin son fıkrasındaki "Seçim büroları saat 09.00'dan 23.00'e  kadar halka açık faaliyette bulunabilir." hükmü arasında ileride ihtilafların oluşacağını düşünmekteyim.  O nedenle, bunu aynılaştırma adına, 2'nci maddedeki "güneşin doğması" şeklinde düzenleme değil,  fıks bir saatin verilmesi, "23.00" olarak düzenlemesinin daha uygun olacağını düşünüyorum. Bu  konuda görüş talep ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Çelik.  Sayın Karabaş...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum: Şimdi, kanun teklifinin 7'nci maddesinde,  Türkçenin dışında yerel dillerde sözlü propaganda yapılabileceği ancak yazılı propagandanın yasak  olduğu söyleniyor. Şimdi, Anayasa'da ve yasalarda da bir bütünlük vardır. Siz "propaganda"  dediğiniz zaman, sözlü, her türlü afiş, pankart, CD yani yazılı, hep birlikte yapılabilir. Bunları  çıkardığınız zaman, sözlü propaganda, Seçim Kanunu'nda sözlü propaganda propaganda sayılabilir  mi? Bunu hangi mantıkla bu yasaya koymuşsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Karabaş.  Sayın Sakık...  SIRRI SAKIK (Muş) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Ben de Sayın Bakanıma soruyorum: 2007 seçimleri öncesi, burada bir ittifakla, bağımsızların  birleşik oy pusulasına dâhil edilmesiyle ilgili bir anayasal değişiklik yapıldı. Şimdi, o süreç aşıldı yani  bütün haksızlıklara rağmen, insanlar gidip iradesini özgürce ortaya koydular. Acaba bunu  değiştirmeyi düşünüyorlar mı, bir.  İkincisi de: Dünyanın hiçbir yerinde olmayan yüzde 10'luk barajın değiştirilmesi acaba onların  aklına geliyor mu? Sürekli özgürlüklerden ve demokrasiden bahsedenler, 12 Eylül Anayasası 'na  karşı olduklarını söyleyenler, 12 Eylülün bu tür Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'na sığınmak ne  kadar etiktir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.  Sayın Vural...  OKTAY VURAL (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Bu kabul edilen metnin 7'nci maddesi ile "Radyo ve televizyonda yapılacak propaganda  yayınlarıyla, diğer seçim propagandalarında, Türkçe'nin kullanılması esastır." denmiş, sonra "Ancak"  diyerek bir istisna getirilmiş ve ".. . yerel dil ve lehçelerde de sözlü propaganda yapabilirler." denmiş.  Bu durumda, mesela TRT'de tanımlanan, siyasi partilere verilen o sözlü propaganda yapmak için  kullanılan o sürede bu "Ancak" çerçevesinde farklı dil ve lehçelerde de böyle bir yayın yapılması  mümkün kılınmış olmakta mıdır, olmamakta mıdır? Bu konuda izahat verirseniz memnun olurum.  - 4 7 8 -
Sayfa 83 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 5  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Ben de söz konusu teklifin 2'nci maddesindeki "Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip  ikinci saatin sonundan güneşin doğmasına kadar toplu olarak, sözlü propaganda yapılamaz."  hükmüyle yine teklifin 3'üncü maddesinin son fıkrasındaki "Seçim büroları saat 09.00'dan 23.00'e  kadar halka açık faaliyette bulunabilir." hükmü arasında ileride ihtilafların oluşacağını düşünmekteyim.  O nedenle, bunu aynılaştırma adına, 2'nci maddedeki "güneşin doğması" şeklinde düzenleme değil,  fıks bir saatin verilmesi, "23.00" olarak düzenlemesinin daha uygun olacağını düşünüyorum. Bu  konuda görüş talep ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Çelik.  Sayın Karabaş...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum: Şimdi, kanun teklifinin 7'nci maddesinde,  Türkçenin dışında yerel dillerde sözlü propaganda yapılabileceği ancak yazılı propagandanın yasak  olduğu söyleniyor. Şimdi, Anayasa'da ve yasalarda da bir bütünlük vardır. Siz "propaganda"  dediğiniz zaman, sözlü, her türlü afiş, pankart, CD yani yazılı, hep birlikte yapılabilir. Bunları  çıkardığınız zaman, sözlü propaganda, Seçim Kanunu'nda sözlü propaganda propaganda sayılabilir  mi? Bunu hangi mantıkla bu yasaya koymuşsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Karabaş.  Sayın Sakık...  SIRRI SAKIK (Muş) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Ben de Sayın Bakanıma soruyorum: 2007 seçimleri öncesi, burada bir ittifakla, bağımsızların  birleşik oy pusulasına dâhil edilmesiyle ilgili bir anayasal değişiklik yapıldı. Şimdi, o süreç aşıldı yani  bütün haksızlıklara rağmen, insanlar gidip iradesini özgürce ortaya koydular. Acaba bunu  değiştirmeyi düşünüyorlar mı, bir.  İkincisi de: Dünyanın hiçbir yerinde olmayan yüzde 10'luk barajın değiştirilmesi acaba onların  aklına geliyor mu? Sürekli özgürlüklerden ve demokrasiden bahsedenler, 12 Eylül Anayasası 'na  karşı olduklarını söyleyenler, 12 Eylülün bu tür Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'na sığınmak ne  kadar etiktir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sakık.  Sayın Vural...  OKTAY VURAL (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Bu kabul edilen metnin 7'nci maddesi ile "Radyo ve televizyonda yapılacak propaganda  yayınlarıyla, diğer seçim propagandalarında, Türkçe'nin kullanılması esastır." denmiş, sonra "Ancak"  diyerek bir istisna getirilmiş ve ".. . yerel dil ve lehçelerde de sözlü propaganda yapabilirler." denmiş.  Bu durumda, mesela TRT'de tanımlanan, siyasi partilere verilen o sözlü propaganda yapmak için  kullanılan o sürede bu "Ancak" çerçevesinde farklı dil ve lehçelerde de böyle bir yayın yapılması  mümkün kılınmış olmakta mıdır, olmamakta mıdır? Bu konuda izahat verirseniz memnun olurum.  - 4 7 8 - TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  - 4 7 9 - BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Vural.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, İç Tüzük 26'ncı maddesinde "Komisyonların toplantıya çağrılması" başlıklı bir  madde var. Burada "Komisyon başkanı daha önceden, işte, şuralara şuralara toplantıya çağırır." diyor,  "teklifi komisyon gündemine alınan milletvekilleri de çağrılır." diyor. Burada benim de kanun  teklifim olduğu hâlde Komisyon Başkanı hangi gerekçeyle bizi çağırmıyor? Bu Komisyon Başkanı  zaten İç Tüzük'ü her zaman ihlal ediyor. Geçenlerde Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili benim teklifim  vardı, yine aynı şekilde, yani bu İç Tüzük'ü sanki görmezlikten geliyor. Şimdi, bir komisyon başkanı,  hem de Anayasa Komisyonu Başkanı İç Tüzük'ü bu kadar askıya alabilir mi? Bunu neyle izah  edebilir? Birinci sorum bu.  İkinci sorum: Efendim, geçen seçimlerde bağımsız üyeler için çok büyük bir haksızlık yapıldı.  Yani oy pusulasında bütün partiler baştan aşağı giderken, bağımsızlar, alt bir çizgi çizilmiş bir kısmı  yukarıda bir kısmı altta, sanki üst bağımsıza veren alt bağımsıza veriyor gibi. Böyle bir şey...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Evet, süreniz doldu Sayın Genç. Tekrar sisteme girin, sorunuzu şey yapalım.  Sayın Türkmenoğlu...  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Sayın Başkanım, ben de özellikle bu yasamızın hayırlı  olmasını temenni ediyorum. Aslında hep gönlümüzün arzu ettiği bir yasaydı, ancak geç kalınmış bir  yasa. Gelen yenilikler, özellikle benim seçim bölgem Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde  büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır. Ben özellikle bunu ifade etmek için söz aldım. Bundan dolayı  bu yasada emeği geçen bütün emek sahiplerine sonsuz teşekkür ediyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Türkmenoğlu.  Sayın Mengü...  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Sayın Bakan, geçen seçimlerde uygulanan bilgisayar  programlarıyla ilgili büyük şaibe vardı. Hatta, en son Yunanistan'da yapılan seçimlerde bu  programların reddedildiği ileri sürüldü. Şu anda HAVELSAN çok ciddi bir araştırma ve çalışma  üstünde. Önümüzdeki genel seçimlerde, HAVELSAN'ın hazırladığı bu programdan istifade etmeyi  düşünüyor musunuz? Düşünmüyor iseniz sebebi nedir?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Mengü.  Sayın Genç, lütfen net olarak sorunuzu bitirin.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, bağımsızlarla ilgili. Şimdi, 6 tane bağımsız vardı bizim  seçim bölgemizde. Şimdi, partilerin her birisi bir sütundan geliyor ama bağımsızlara gelince üç tanesi  yukarıda, üç tanesi aşağıda olunca, sanki üstteki ile alttaki birbirine karışıyordu. Bu seçim pusulasında  bağımsızlara da siyasi partiler gibi bir sütun ayrılması düşünülüyor mu?
Sayfa 84 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  - 4 7 9 - BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Vural.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, İç Tüzük 26'ncı maddesinde "Komisyonların toplantıya çağrılması" başlıklı bir  madde var. Burada "Komisyon başkanı daha önceden, işte, şuralara şuralara toplantıya çağırır." diyor,  "teklifi komisyon gündemine alınan milletvekilleri de çağrılır." diyor. Burada benim de kanun  teklifim olduğu hâlde Komisyon Başkanı hangi gerekçeyle bizi çağırmıyor? Bu Komisyon Başkanı  zaten İç Tüzük'ü her zaman ihlal ediyor. Geçenlerde Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili benim teklifim  vardı, yine aynı şekilde, yani bu İç Tüzük'ü sanki görmezlikten geliyor. Şimdi, bir komisyon başkanı,  hem de Anayasa Komisyonu Başkanı İç Tüzük'ü bu kadar askıya alabilir mi? Bunu neyle izah  edebilir? Birinci sorum bu.  İkinci sorum: Efendim, geçen seçimlerde bağımsız üyeler için çok büyük bir haksızlık yapıldı.  Yani oy pusulasında bütün partiler baştan aşağı giderken, bağımsızlar, alt bir çizgi çizilmiş bir kısmı  yukarıda bir kısmı altta, sanki üst bağımsıza veren alt bağımsıza veriyor gibi. Böyle bir şey...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Evet, süreniz doldu Sayın Genç. Tekrar sisteme girin, sorunuzu şey yapalım.  Sayın Türkmenoğlu...  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Sayın Başkanım, ben de özellikle bu yasamızın hayırlı  olmasını temenni ediyorum. Aslında hep gönlümüzün arzu ettiği bir yasaydı, ancak geç kalınmış bir  yasa. Gelen yenilikler, özellikle benim seçim bölgem Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde  büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır. Ben özellikle bunu ifade etmek için söz aldım. Bundan dolayı  bu yasada emeği geçen bütün emek sahiplerine sonsuz teşekkür ediyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Türkmenoğlu.  Sayın Mengü...  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Sayın Bakan, geçen seçimlerde uygulanan bilgisayar  programlarıyla ilgili büyük şaibe vardı. Hatta, en son Yunanistan'da yapılan seçimlerde bu  programların reddedildiği ileri sürüldü. Şu anda HAVELSAN çok ciddi bir araştırma ve çalışma  üstünde. Önümüzdeki genel seçimlerde, HAVELSAN'ın hazırladığı bu programdan istifade etmeyi  düşünüyor musunuz? Düşünmüyor iseniz sebebi nedir?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Mengü.  Sayın Genç, lütfen net olarak sorunuzu bitirin.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, bağımsızlarla ilgili. Şimdi, 6 tane bağımsız vardı bizim  seçim bölgemizde. Şimdi, partilerin her birisi bir sütundan geliyor ama bağımsızlara gelince üç tanesi  yukarıda, üç tanesi aşağıda olunca, sanki üstteki ile alttaki birbirine karışıyordu. Bu seçim pusulasında  bağımsızlara da siyasi partiler gibi bir sütun ayrılması düşünülüyor mu?  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 5  İkincisi, bağımsızların ismi o kadar küçük yazılmıştı ki kendimiz kendi ismimizi okuyamıyorduk.  Bu bağımsızlar için de en azından isim yazılmasında vatandaşın rahatlıkla ismi okuyabileceği bir  büyüklükte yazmayı düşünüyorlar mı?  Bir de bağımsızlar için, icabında oy pusulasında, mesela -masrafı ilgili bağımsız tarafından  ödenmek koşuluyla- fotoğrafının basılmasında bir sakınca var mıdır? Bunu öğrenmek istiyorum  efendim.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.  Buyurunuz Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Yıldız "Propaganda çalışmalarından kim sorumlu,  kim düzenleyecek?" diyor güvenlikle alakalı. Bir defa her şeyden önce o çalışmayı kim yapıyorsa  birinci sorumlu o. Kişi kendisini sorumlu tutmadıkça faaliyetinin elbette ki sağlıklı olduğundan söz  edilemez. Kim eylemi planlıyorsa, projelendiriyorsa önce o önlemleri alacak. Ama bunun yanında,  bizim idari sistemimizde bugüne kadar uyguladığımız uygulamada, yerleşik uygulamada güvenliği  elbette ki güvenlik güçleri alacaktır, emniyet güçleri alacaktır, bunda da yadırganacak herhangi bir  şey yoktur. Birbirimize güvenimizin olması gerekir.  İkinci soru: "Oy kabinlerinin yenilenmesinde rekabet ortamı olacak mı? Yaklaşık maliyet nedir?"  Bir maliyet hesabı yapılıp da bana verilmiş değil. Elbette ki bu kabinlerin yenilenmesini sağlayacak  olan kurum YSK'dır. Bunun planlamasını, projelendirmesini YSK yapacak, ölçüleri, standartları  kanunda belirlenmiştir, planlamayı yapacak, yaklaşık maliyeti belirleyecek, ödenek talep edecek,  Hükümet de ödenek tahsisini yapacaktır. Büyük bir ihtimalle -ki öyledir, öyle olacak- elbette ki  rekabet ortamını oluşturacaktır diye düşünüyorum.  Sayın Işık'ın "Bilgisayar programlarının güvenliği", yine benzer mahiyette Sayın Mengü'nün  "Bilgisayar programlarıyla ilgili sorunlar var, şaibeler var." şeklindeki soruları elbette ki dikkate  alınacak. Türkiye'nin bu Seçim Yasası'yla hedeflediği husus, seçimlerin güvenliğini sağlamak,  oyların sandığa girdiği gibi vatandaş iradesine uygun olarak sandıktan çıkmasını temin etmek, bunun  güvenliğini sağlamak; bütün çaba, gayret bu. Bu noktada da kullanılacak teknolojinin, son derece,  yanılmaları önleyici, şaibelere yer bırakmayan, elbette ki nitelikte ve içerikte olması gözetilecektir.  Sayın Coşkunoğlu, işte, "Olası yanlışlıkları önlemek için teknolojiden faydalanıyor muyuz,  faydalanmayı düşünüyor musunuz? Bütçe hazır mı?" diyor. Aynı çerçevede. Deminki cevabımla bu  soruyu cevaplamış oluyorum. Elbette ki amacımız, en uygun teknolojiyi kullandırmak ve bütün  yanılgıları ortadan kaldıracak bir yöntemi egemen kılmaktır.  Sayın Çelik'in "güneşin batmasından itibaren iki saat sonra açık hava propagandası yapılmaz;  bir diğer maddede de, 3'üncü maddede de, saat 23.00'e kadar toplu propaganda yapılır, bu bir çelişki  değil mi?" Çelişki değil. Bu çok açık. Birincisi güneşin batmasından itibaren iki saat sonra meydan  mitinglerine dönük, diğeri ise kapalı mekânlarda ama kamuya açık alanlarda yapılacak propagandayı  düzenleyen iki ayrı madde. Ben öyle anlıyorum, yani hukukçu kimliğimle bunu ifade ediyorum.  - 4 8 0 -
Sayfa 85 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 5  İkincisi, bağımsızların ismi o kadar küçük yazılmıştı ki kendimiz kendi ismimizi okuyamıyorduk.  Bu bağımsızlar için de en azından isim yazılmasında vatandaşın rahatlıkla ismi okuyabileceği bir  büyüklükte yazmayı düşünüyorlar mı?  Bir de bağımsızlar için, icabında oy pusulasında, mesela -masrafı ilgili bağımsız tarafından  ödenmek koşuluyla- fotoğrafının basılmasında bir sakınca var mıdır? Bunu öğrenmek istiyorum  efendim.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.  Buyurunuz Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Yıldız "Propaganda çalışmalarından kim sorumlu,  kim düzenleyecek?" diyor güvenlikle alakalı. Bir defa her şeyden önce o çalışmayı kim yapıyorsa  birinci sorumlu o. Kişi kendisini sorumlu tutmadıkça faaliyetinin elbette ki sağlıklı olduğundan söz  edilemez. Kim eylemi planlıyorsa, projelendiriyorsa önce o önlemleri alacak. Ama bunun yanında,  bizim idari sistemimizde bugüne kadar uyguladığımız uygulamada, yerleşik uygulamada güvenliği  elbette ki güvenlik güçleri alacaktır, emniyet güçleri alacaktır, bunda da yadırganacak herhangi bir  şey yoktur. Birbirimize güvenimizin olması gerekir.  İkinci soru: "Oy kabinlerinin yenilenmesinde rekabet ortamı olacak mı? Yaklaşık maliyet nedir?"  Bir maliyet hesabı yapılıp da bana verilmiş değil. Elbette ki bu kabinlerin yenilenmesini sağlayacak  olan kurum YSK'dır. Bunun planlamasını, projelendirmesini YSK yapacak, ölçüleri, standartları  kanunda belirlenmiştir, planlamayı yapacak, yaklaşık maliyeti belirleyecek, ödenek talep edecek,  Hükümet de ödenek tahsisini yapacaktır. Büyük bir ihtimalle -ki öyledir, öyle olacak- elbette ki  rekabet ortamını oluşturacaktır diye düşünüyorum.  Sayın Işık'ın "Bilgisayar programlarının güvenliği", yine benzer mahiyette Sayın Mengü'nün  "Bilgisayar programlarıyla ilgili sorunlar var, şaibeler var." şeklindeki soruları elbette ki dikkate  alınacak. Türkiye'nin bu Seçim Yasası'yla hedeflediği husus, seçimlerin güvenliğini sağlamak,  oyların sandığa girdiği gibi vatandaş iradesine uygun olarak sandıktan çıkmasını temin etmek, bunun  güvenliğini sağlamak; bütün çaba, gayret bu. Bu noktada da kullanılacak teknolojinin, son derece,  yanılmaları önleyici, şaibelere yer bırakmayan, elbette ki nitelikte ve içerikte olması gözetilecektir.  Sayın Coşkunoğlu, işte, "Olası yanlışlıkları önlemek için teknolojiden faydalanıyor muyuz,  faydalanmayı düşünüyor musunuz? Bütçe hazır mı?" diyor. Aynı çerçevede. Deminki cevabımla bu  soruyu cevaplamış oluyorum. Elbette ki amacımız, en uygun teknolojiyi kullandırmak ve bütün  yanılgıları ortadan kaldıracak bir yöntemi egemen kılmaktır.  Sayın Çelik'in "güneşin batmasından itibaren iki saat sonra açık hava propagandası yapılmaz;  bir diğer maddede de, 3'üncü maddede de, saat 23.00'e kadar toplu propaganda yapılır, bu bir çelişki  değil mi?" Çelişki değil. Bu çok açık. Birincisi güneşin batmasından itibaren iki saat sonra meydan  mitinglerine dönük, diğeri ise kapalı mekânlarda ama kamuya açık alanlarda yapılacak propagandayı  düzenleyen iki ayrı madde. Ben öyle anlıyorum, yani hukukçu kimliğimle bunu ifade ediyorum.  - 4 8 0 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 5  Sayın Karabaş'ın sözlü propaganda... Yine, benzer şekilde Sayın Sakık'ın da beyanları var. Bu,  Türkiye'de önemli bir aşama. Yani, vatandaşın kullandığı lehçeyle, sözcükle muhatabına amacını,  hedefini anlatmasına yasal imkân sağlanmış olması önemli bir aşama. Sanırım bunu takdir  edeceksiniz, vatandaşlarımız bunu takdir ediyor ama Türkiye Cumhuriyeti...  SEVAHÎR BAYINDIR (Sımak) - Zaten konuşuyoruz, izin almıyoruz ki Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (İstanbul) - Vallahi, karşılıklı böyle monologa girersek  ben sizin sorunuzu cevaplayamam. Ben düşüncelerimi ifade edeyim ama sonra konuşmak isterseniz  buyurun makamıma gelin, başka yerde konuşalım, görüşelim.  Yani bu, Türkiye için önemli bir aşama. Hiç kimse, bu yasa çıktıktan sonra "Ben, muhatabıma,  anneme, babama, teyzeme, komşuma, kardeşime, arkadaşıma, dostuma amacımı anlatamıyorum."  diyemeyecektir. Bu yasal düzenlemeyle bunu sağlıyoruz. Ha, bunu sadece sözlü olarak ifade  edebileceksiniz.  Yine buna bağlantılı olarak Sayın Vural'ın sorusu vardı: "Televizyonda olabilecek mi?"  Olmayacak. Madde açık. Yani maddeyi okuduğunuz zaman, bunun ölçüsü, sınırları nedir belli, maddede  çok net olarak verilmiş. Sözlü olarak bunu yapabileceksiniz. Bu da Türkiye açısından önemli bir  aşama. Sözlü olarak muhatabınıza yapacaksınız. Yani araç-gereçlerle, televizyonda resmen  planlanmış propaganda zamanlaması içerisinde, o araçlarla bunu yapamayacaksınız. Bu çok açık.  Efendim, Sayın Genc'in "Komisyon çalışmalarında Tüzük ihlal ediliyor..." O Komisyon  çalışmalarında kısmen ben de bulundum, Anayasa Komisyonu Başkanımız Sayın Kuzu büyük bir  hassasiyet içerisinde.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben Komisyon Başkanına sordum.  DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (İstanbul) - Nitekim bu yasanın genel görüşmeleri  çerçevesinde 2 arkadaşım, bütün tasarı ve tekliflerin dikkate alındığını ve alt komisyonda ve ana  Komisyonda değerlendirildiğini ifade ettiler.  Bağımsız adaylarla ilgili olarak "Niçin hâlâ listede bağımsız adaylara bir yer öngörülüyor? İşte,  2007 seçimleri öncesinde böyle bir yöntem izlendi, bugün hâlâ niye devam ediliyor?" diye bir soru  var. Bu, çok doğru bir yöntem. Bu, aslında iyi irdelenirse bağımsız adaylarımıza bir katkıdır. Yani  düşünebiliyor musunuz, bağımsız adaylar arasında da seçimlerde çok önemli rekabetler oluşuyor.  Sandık kabinlerinde oy pusulaları bulunduruluyor ya da bulundurulmuyor ama şimdi hiç böyle bir  kaygıya kapılmadan birleşik oy pusulasını seçmen alacak, ister tercih ettiği siyasi partiye, istiyorsa  bağımsız adaya oyunu verecek, bir tane oy pusulası bu seçimlerde işlem görecek.  Efendim, "Baraj değişecek mi?" Barajın değişmeyeceği ortada. Barajın aslında değişmesi  tartışmalarında siyasi partiler görüşlerini daha önce açıkladılar, bu konu Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesine de götürüldü. Şu aşamada Türkiye, barajın bu şekliyle var olmasını siyasal istikrar  bakımından önemsemektedir.  Teşekkür ediyorum Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Komisyon Başkanı, Sayın Kuzu, buyurunuz, söz istediniz.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Evet, şimdi, Sayın  Başkanım...  - 4 8 1 -
Sayfa 86 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010 O: 5  Sayın Karabaş'ın sözlü propaganda... Yine, benzer şekilde Sayın Sakık'ın da beyanları var. Bu,  Türkiye'de önemli bir aşama. Yani, vatandaşın kullandığı lehçeyle, sözcükle muhatabına amacını,  hedefini anlatmasına yasal imkân sağlanmış olması önemli bir aşama. Sanırım bunu takdir  edeceksiniz, vatandaşlarımız bunu takdir ediyor ama Türkiye Cumhuriyeti...  SEVAHÎR BAYINDIR (Sımak) - Zaten konuşuyoruz, izin almıyoruz ki Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (İstanbul) - Vallahi, karşılıklı böyle monologa girersek  ben sizin sorunuzu cevaplayamam. Ben düşüncelerimi ifade edeyim ama sonra konuşmak isterseniz  buyurun makamıma gelin, başka yerde konuşalım, görüşelim.  Yani bu, Türkiye için önemli bir aşama. Hiç kimse, bu yasa çıktıktan sonra "Ben, muhatabıma,  anneme, babama, teyzeme, komşuma, kardeşime, arkadaşıma, dostuma amacımı anlatamıyorum."  diyemeyecektir. Bu yasal düzenlemeyle bunu sağlıyoruz. Ha, bunu sadece sözlü olarak ifade  edebileceksiniz.  Yine buna bağlantılı olarak Sayın Vural'ın sorusu vardı: "Televizyonda olabilecek mi?"  Olmayacak. Madde açık. Yani maddeyi okuduğunuz zaman, bunun ölçüsü, sınırları nedir belli, maddede  çok net olarak verilmiş. Sözlü olarak bunu yapabileceksiniz. Bu da Türkiye açısından önemli bir  aşama. Sözlü olarak muhatabınıza yapacaksınız. Yani araç-gereçlerle, televizyonda resmen  planlanmış propaganda zamanlaması içerisinde, o araçlarla bunu yapamayacaksınız. Bu çok açık.  Efendim, Sayın Genc'in "Komisyon çalışmalarında Tüzük ihlal ediliyor..." O Komisyon  çalışmalarında kısmen ben de bulundum, Anayasa Komisyonu Başkanımız Sayın Kuzu büyük bir  hassasiyet içerisinde.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben Komisyon Başkanına sordum.  DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (İstanbul) - Nitekim bu yasanın genel görüşmeleri  çerçevesinde 2 arkadaşım, bütün tasarı ve tekliflerin dikkate alındığını ve alt komisyonda ve ana  Komisyonda değerlendirildiğini ifade ettiler.  Bağımsız adaylarla ilgili olarak "Niçin hâlâ listede bağımsız adaylara bir yer öngörülüyor? İşte,  2007 seçimleri öncesinde böyle bir yöntem izlendi, bugün hâlâ niye devam ediliyor?" diye bir soru  var. Bu, çok doğru bir yöntem. Bu, aslında iyi irdelenirse bağımsız adaylarımıza bir katkıdır. Yani  düşünebiliyor musunuz, bağımsız adaylar arasında da seçimlerde çok önemli rekabetler oluşuyor.  Sandık kabinlerinde oy pusulaları bulunduruluyor ya da bulundurulmuyor ama şimdi hiç böyle bir  kaygıya kapılmadan birleşik oy pusulasını seçmen alacak, ister tercih ettiği siyasi partiye, istiyorsa  bağımsız adaya oyunu verecek, bir tane oy pusulası bu seçimlerde işlem görecek.  Efendim, "Baraj değişecek mi?" Barajın değişmeyeceği ortada. Barajın aslında değişmesi  tartışmalarında siyasi partiler görüşlerini daha önce açıkladılar, bu konu Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesine de götürüldü. Şu aşamada Türkiye, barajın bu şekliyle var olmasını siyasal istikrar  bakımından önemsemektedir.  Teşekkür ediyorum Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Komisyon Başkanı, Sayın Kuzu, buyurunuz, söz istediniz.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Evet, şimdi, Sayın  Başkanım...  - 4 8 1 - TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  - 4 8 2 - OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Sayın Başkan, çok köşeli bir soru sordum, benim soruma  yuvarlak bir cevap verdi.  BAŞKAN - O zaman, herhalde, Sayın Kuzu da söz istedi, belki o, sizin sorunuzu cevaplayacaktır.  OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Bütçe hazırlanacak mı bunun için? Yani iyi niyetle "Biz her  şeyi yaparız" falan ama teknolojinin tüm olanaklarından yararlanmak için gerekli bütçe hazırlanacak  mı?  BAŞKAN - Evet, Sayın Kuzu, o zaman bu cevabı siz tam net olarak belki verebilirsiniz.  Buyurunuz.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Ben, Kamer Genc 'in  sorusuna cevap vereceğim efendim, bana sorulan sadece o çünkü.  Şimdi, efendim, Kamer Genç her fırsatta İç Tüzük'teki bir aykırılığı ya da ihlal olduğunu kendi  yorumunca yapıyor. İç Tüzük'ü herkesten iyi bildiğini zannediyor. Hiç de bir şey bilmiyor ve kürsüye  çıktığı zaman da sürekli hakaret ediyor. Kendisiyle mahkemede buluşacağız, o ayrı bir mesele, o  günü bekliyoruz.  Şimdi, burada çıkıp bir bilim adamına sürekli hakaret etmek bir defa yaşına başına yakışmıyor  Sayın Genç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Birazcık bu konuda tecrübeli bir insansınız, yaşına  saygımız var. Bak dün burada yaptığın konuşmada, efendim, utanmadan dedin ki: "Kuzu beyinli!"  Allah sana beyin de vermemiş, ne yapacağız o zaman! Böyle bir şey olabilir mi yani!  OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, bu üsluplar yakışmıyor. Meclise yakışmıyor bu üslup.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Yakışmıyorsa, tabii ki  bunu söylediği zaman da söyleseydiniz.  OKTAY VURAL (İzmir) - O da yanlıştır tabii. Yani kişisel konuları buraya taşımayın.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - O da yakışmıyor. Ama  bakın, dün burada Sayın Başkanın huzurunda... Ayıp denen bir şey var. Bilim adamlığımızı  koymuyor, ilim adamlığımızı koymuyor, vekilliğimizi koymuyor.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Güzel de, aynı üslupla konuşulur mu Sayın Başkan?  BAŞKAN-Lüt fen . . .  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Tabii ki konuşulmaz ama  o noktaya getiriyor maalesef.  BAŞKAN - Sayın Kuzu, lütfen cevaplayınız soruyu.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Şimdi 26'ncı maddedeki  konuya gelince. Ben bunu kasten hiçbir zaman yapmadım. Bu bir yorum meselesi. Yanlış da  yorumluyor olabilirim. Ama benim bugüne kadar yapmış olduğum yedi yıllık uygulamam şu olmuştur:  Elimdeki metin... Gelen bir teklifi gündeme alıyorum. Almış olduğum o gündemdeki teklifle alakalı  varsa, onları da çıkarıyorum. Uzmanım burada. Bütün onları çoğaltıyorum. Alt komisyona gitmişse,  alt komisyona gittiği zaman orada dikkate alsın diye alt komisyon başkanından rica ediyorum. Öbür  türlüyse bizzat teklif sahibini çağırıyoruz. Bugüne kadar bakın Cumhurbaşkanlığı oldu, Sayın Genc'in  kendisini çağırdım, teklifini dikkate aldım, birleştirerek...
Sayfa 87 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  - 4 8 2 - OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Sayın Başkan, çok köşeli bir soru sordum, benim soruma  yuvarlak bir cevap verdi.  BAŞKAN - O zaman, herhalde, Sayın Kuzu da söz istedi, belki o, sizin sorunuzu cevaplayacaktır.  OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Bütçe hazırlanacak mı bunun için? Yani iyi niyetle "Biz her  şeyi yaparız" falan ama teknolojinin tüm olanaklarından yararlanmak için gerekli bütçe hazırlanacak  mı?  BAŞKAN - Evet, Sayın Kuzu, o zaman bu cevabı siz tam net olarak belki verebilirsiniz.  Buyurunuz.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Ben, Kamer Genc 'in  sorusuna cevap vereceğim efendim, bana sorulan sadece o çünkü.  Şimdi, efendim, Kamer Genç her fırsatta İç Tüzük'teki bir aykırılığı ya da ihlal olduğunu kendi  yorumunca yapıyor. İç Tüzük'ü herkesten iyi bildiğini zannediyor. Hiç de bir şey bilmiyor ve kürsüye  çıktığı zaman da sürekli hakaret ediyor. Kendisiyle mahkemede buluşacağız, o ayrı bir mesele, o  günü bekliyoruz.  Şimdi, burada çıkıp bir bilim adamına sürekli hakaret etmek bir defa yaşına başına yakışmıyor  Sayın Genç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Birazcık bu konuda tecrübeli bir insansınız, yaşına  saygımız var. Bak dün burada yaptığın konuşmada, efendim, utanmadan dedin ki: "Kuzu beyinli!"  Allah sana beyin de vermemiş, ne yapacağız o zaman! Böyle bir şey olabilir mi yani!  OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, bu üsluplar yakışmıyor. Meclise yakışmıyor bu üslup.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Yakışmıyorsa, tabii ki  bunu söylediği zaman da söyleseydiniz.  OKTAY VURAL (İzmir) - O da yanlıştır tabii. Yani kişisel konuları buraya taşımayın.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - O da yakışmıyor. Ama  bakın, dün burada Sayın Başkanın huzurunda... Ayıp denen bir şey var. Bilim adamlığımızı  koymuyor, ilim adamlığımızı koymuyor, vekilliğimizi koymuyor.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Güzel de, aynı üslupla konuşulur mu Sayın Başkan?  BAŞKAN-Lüt fen . . .  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Tabii ki konuşulmaz ama  o noktaya getiriyor maalesef.  BAŞKAN - Sayın Kuzu, lütfen cevaplayınız soruyu.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Şimdi 26'ncı maddedeki  konuya gelince. Ben bunu kasten hiçbir zaman yapmadım. Bu bir yorum meselesi. Yanlış da  yorumluyor olabilirim. Ama benim bugüne kadar yapmış olduğum yedi yıllık uygulamam şu olmuştur:  Elimdeki metin... Gelen bir teklifi gündeme alıyorum. Almış olduğum o gündemdeki teklifle alakalı  varsa, onları da çıkarıyorum. Uzmanım burada. Bütün onları çoğaltıyorum. Alt komisyona gitmişse,  alt komisyona gittiği zaman orada dikkate alsın diye alt komisyon başkanından rica ediyorum. Öbür  türlüyse bizzat teklif sahibini çağırıyoruz. Bugüne kadar bakın Cumhurbaşkanlığı oldu, Sayın Genc'in  kendisini çağırdım, teklifini dikkate aldım, birleştirerek...  T B M M B :81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  - 4 8 3 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Sen çağırmadın.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Hayır efendim, çağırdım.  Nasıl çağırmadım?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır efendim, sen çağırmadın, ben geldim kendi kendime.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Yahu, hoş geldin safa  geldin de, çağırdım. Biliyorum çağırdığımı. Bak, uzman...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır, çağırmadınız.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Peki, tamam,  çağırmadım.  BAŞKAN - Lütfen bu tartışmayı yapmayalım. Çünkü kayıtlarda vardır çağırıp çağırmadığınız.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Sayın Başkanım, son  cümlemi söyleyeyim.  BAŞKAN - Buyurunuz.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Şimdi ikinci bir husus:  Elimizdeki metinde sekiz adet, burada bu teklifle alakalı, bağlantılı teklifler gelmiş. Bakın hepsi  matbu olarak geçmiş. Yani tarihe not olarak bu düşmüştür ve şu tekliflerin tamamı, bizim Komisyonda,  hepsi burada dikkate alınmıştır. "Ama, efendim, tabii, benim teklif çok yansımamıştır." denebilir, o  ayrı bir mesele, o başka bir mesele. Tabii dikkate alınma demek... Şimdi o zaman şu ortaya çıkıyor  değerli arkadaşlar: İç Tüzük'ümüz bunu da düşünerek ve haklı olarak 37'nci maddeye bir hüküm  koymuş. Diyor ki: Milletvekili, kırk beş gün içinde görüşülmezse teklifi komisyonda, kendisi,  efendim, dilekçe verir, Genel Kurula indirir. Bu da bir yöntem, o zaman bunu kullanacağız, başka çare  yok. Ben bu sekiz teklifi tek tek nasıl inceleyip de her birini ayrı ayrı buraya getireceğim. Mecburen  toplu olarak getireceğim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Geçici madde. İlgisi yok Sayın Başkan.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Hayır, 37'nci madde...  OKTAY VURAL (İzmir) - İlgisi yok.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) -Anlamadım...  OKTAY VURAL (İzmir) - Bizim verdiğimiz teklifin sizin bu teklifle hiçbir alakası yok ki.  Sadece o seçimlerde uygulanmasının önünü kesecek...  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Şimdi, neyse...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen...  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Tabii, ayrıca bu,  panolarda ilan ediliyor, duyuruluyor. Bir de o tarafı da var. Daha dikkatli olmak gerekir. Tamam,  yani bundan sonra uygulamalarımızda bizzat çağırmakta yarar var. Ama bugüne kadar, sizi temin  ederim ki benim komisyonda dikkate almadığım hiçbir teklif olmamıştır. Bunu samimi olarak  söylüyorum, hiçbir aksi yoktur bunu.
Sayfa 88 -
T B M M B :81 1 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  - 4 8 3 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Sen çağırmadın.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Hayır efendim, çağırdım.  Nasıl çağırmadım?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır efendim, sen çağırmadın, ben geldim kendi kendime.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Yahu, hoş geldin safa  geldin de, çağırdım. Biliyorum çağırdığımı. Bak, uzman...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır, çağırmadınız.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Peki, tamam,  çağırmadım.  BAŞKAN - Lütfen bu tartışmayı yapmayalım. Çünkü kayıtlarda vardır çağırıp çağırmadığınız.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Sayın Başkanım, son  cümlemi söyleyeyim.  BAŞKAN - Buyurunuz.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Şimdi ikinci bir husus:  Elimizdeki metinde sekiz adet, burada bu teklifle alakalı, bağlantılı teklifler gelmiş. Bakın hepsi  matbu olarak geçmiş. Yani tarihe not olarak bu düşmüştür ve şu tekliflerin tamamı, bizim Komisyonda,  hepsi burada dikkate alınmıştır. "Ama, efendim, tabii, benim teklif çok yansımamıştır." denebilir, o  ayrı bir mesele, o başka bir mesele. Tabii dikkate alınma demek... Şimdi o zaman şu ortaya çıkıyor  değerli arkadaşlar: İç Tüzük'ümüz bunu da düşünerek ve haklı olarak 37'nci maddeye bir hüküm  koymuş. Diyor ki: Milletvekili, kırk beş gün içinde görüşülmezse teklifi komisyonda, kendisi,  efendim, dilekçe verir, Genel Kurula indirir. Bu da bir yöntem, o zaman bunu kullanacağız, başka çare  yok. Ben bu sekiz teklifi tek tek nasıl inceleyip de her birini ayrı ayrı buraya getireceğim. Mecburen  toplu olarak getireceğim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Geçici madde. İlgisi yok Sayın Başkan.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Hayır, 37'nci madde...  OKTAY VURAL (İzmir) - İlgisi yok.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) -Anlamadım...  OKTAY VURAL (İzmir) - Bizim verdiğimiz teklifin sizin bu teklifle hiçbir alakası yok ki.  Sadece o seçimlerde uygulanmasının önünü kesecek...  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Şimdi, neyse...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen...  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Tabii, ayrıca bu,  panolarda ilan ediliyor, duyuruluyor. Bir de o tarafı da var. Daha dikkatli olmak gerekir. Tamam,  yani bundan sonra uygulamalarımızda bizzat çağırmakta yarar var. Ama bugüne kadar, sizi temin  ederim ki benim komisyonda dikkate almadığım hiçbir teklif olmamıştır. Bunu samimi olarak  söylüyorum, hiçbir aksi yoktur bunu.  TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 5  Kapanma Saati: 19.49  - 4 8 4 - Teşekkür ederim Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kuzu.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Bir daha bu çağırmalar yazılı olarak yapılsa herhalde böyle tartışmalara yol  açmayacak.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz... Efendim, aynı konuda  kendisi de bana hakaret etti... Davetiye gönderme şimdiye kadar hep hatalı yapılmıştır. Uygulamayı  hatalı yaptığından dolayı...  BAŞKAN - Sayın Genç...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, gerektiği zaman konuştu zaten, siz işleme devam  edin efendim.  BAŞKAN - Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - "Kuzu beyinli" çok kötü bir şey değil.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, siz devam edin.  BAŞKAN - Sayın Genç, bu tartışmayı keselim lütfen. Lütfen, yeterince konuşma oldu bu  konuda. Demin de söyledim, yazılı olarak çağnlsa, herhalde bu tür tartışmalara bir daha yol açmayız  bu tür gereklerde.  Şimdi, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldiğimizden, alınan karar gereğince, sözlü  soru önergeleri ile kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek  için 6 Nisan 2010 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.
Sayfa 89 -
TBMM B:81 1 . 4 . 2010 0 : 5  Kapanma Saati: 19.49  - 4 8 4 - Teşekkür ederim Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kuzu.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Bir daha bu çağırmalar yazılı olarak yapılsa herhalde böyle tartışmalara yol  açmayacak.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz... Efendim, aynı konuda  kendisi de bana hakaret etti... Davetiye gönderme şimdiye kadar hep hatalı yapılmıştır. Uygulamayı  hatalı yaptığından dolayı...  BAŞKAN - Sayın Genç...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, gerektiği zaman konuştu zaten, siz işleme devam  edin efendim.  BAŞKAN - Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - "Kuzu beyinli" çok kötü bir şey değil.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, siz devam edin.  BAŞKAN - Sayın Genç, bu tartışmayı keselim lütfen. Lütfen, yeterince konuşma oldu bu  konuda. Demin de söyledim, yazılı olarak çağnlsa, herhalde bu tür tartışmalara bir daha yol açmayız  bu tür gereklerde.  Şimdi, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldiğimizden, alınan karar gereğince, sözlü  soru önergeleri ile kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek  için 6 Nisan 2010 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi 'nin, İzmir İktisat Kongresi 'ne ilişkin sorusu ve Devlet  Bakanı Cevdet Yılmaz'ın cevabı (7/12861)  Aşağıdaki soruların Devlet Bakanı Sayın Cevdet YILMAZ tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını arz ederim. \  TÜRKİYE'de milli ekonominin temellerinin, dana cumhuriyet kurulmadan önce 17  Şubat - 4 Mart 1923 tarihlerinde 1135 katılımcıyla İZMİR İKTİSAT KONGRESl'nde atıldığı  bilinmektedir.  îzmir İktisat Kongresi'nin bir Cumhuriyet geleneği haline getirilerek yaşatılması  konusunda ilk olarak 14 Kasım 2008'de tarafımdan, MHP İzmir Milletvekillerinin katılımıyla  bir soru önergesi verilmiştir. Bu önergeye ancak 16 Şubat 2009'da (3 ay sonra) yetersiz ve  muğlak bir cevap alınmıştır. Bunun üzerine 20 Şubat 2009'da aynı konuda ikinci bir soru  önergesi verilmiş ancak 14 Nisan 2009'da verilen cevapta yetersiz, adeta yasak savma  kabilinden olmuştur.  Son günlerde hükümet yetkilileri, kararlı ısrarlar karşısında konuyu gündeme getirmek  zorunda kalmışlardır. Ancak bu konuda, zaman ve gündem konusunda belirsizlikler olduğu,  kongre yapılacak yer olmadığı gibi bahaneler öne sürüldüğü de bir gerçektir.  Nitekim 1923 yılında 1135 kişinin katılımı için uygun yer varken, 2010 yılında yer yok  bahanesine sığınılması, AKP hükümetinin bu konudaki tutarsızlığının en açık örneğidir.  1 8 - 1 9 Şubat lo lO'da İZMİR'de yapılan İZMÎR İKTİSAT SEMPOZYUMU ise  hükümetin dahil olmadığı yerel bir insiyatiftir.  SORULAR.  1. Adı ve amacı değiştirilmeden, sulandırılmadan, İZMİR İKTİSAT KONGRESÎ'nin bir  Cumhuriyet geleneği olarak yaşatılması konusunda ciddi bir planlama var mıdır?  2. Bu planlamanın takvimi belirlenmiş midir?  3. İZMİR, bu kongre ile milli ekonominin merkezi olarak esas alınacak mıdır?  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  - 4 8 5 -
Sayfa 90 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi 'nin, İzmir İktisat Kongresi 'ne ilişkin sorusu ve Devlet  Bakanı Cevdet Yılmaz'ın cevabı (7/12861)  Aşağıdaki soruların Devlet Bakanı Sayın Cevdet YILMAZ tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını arz ederim. \  TÜRKİYE'de milli ekonominin temellerinin, dana cumhuriyet kurulmadan önce 17  Şubat - 4 Mart 1923 tarihlerinde 1135 katılımcıyla İZMİR İKTİSAT KONGRESl'nde atıldığı  bilinmektedir.  îzmir İktisat Kongresi'nin bir Cumhuriyet geleneği haline getirilerek yaşatılması  konusunda ilk olarak 14 Kasım 2008'de tarafımdan, MHP İzmir Milletvekillerinin katılımıyla  bir soru önergesi verilmiştir. Bu önergeye ancak 16 Şubat 2009'da (3 ay sonra) yetersiz ve  muğlak bir cevap alınmıştır. Bunun üzerine 20 Şubat 2009'da aynı konuda ikinci bir soru  önergesi verilmiş ancak 14 Nisan 2009'da verilen cevapta yetersiz, adeta yasak savma  kabilinden olmuştur.  Son günlerde hükümet yetkilileri, kararlı ısrarlar karşısında konuyu gündeme getirmek  zorunda kalmışlardır. Ancak bu konuda, zaman ve gündem konusunda belirsizlikler olduğu,  kongre yapılacak yer olmadığı gibi bahaneler öne sürüldüğü de bir gerçektir.  Nitekim 1923 yılında 1135 kişinin katılımı için uygun yer varken, 2010 yılında yer yok  bahanesine sığınılması, AKP hükümetinin bu konudaki tutarsızlığının en açık örneğidir.  1 8 - 1 9 Şubat lo lO'da İZMİR'de yapılan İZMÎR İKTİSAT SEMPOZYUMU ise  hükümetin dahil olmadığı yerel bir insiyatiftir.  SORULAR.  1. Adı ve amacı değiştirilmeden, sulandırılmadan, İZMİR İKTİSAT KONGRESÎ'nin bir  Cumhuriyet geleneği olarak yaşatılması konusunda ciddi bir planlama var mıdır?  2. Bu planlamanın takvimi belirlenmiş midir?  3. İZMİR, bu kongre ile milli ekonominin merkezi olarak esas alınacak mıdır?  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  - 4 8 5 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  (Sn. Dr. Cevdet YILMAZ)  özel Kalem Müdürlüğü  Sayı :B.02.0.011/OfcOO Ol/Cif./ 2010  Konu: Yazılı Soru önergesi 7/12861  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: TBMM Başkanlığı Kanunlar ve Kararlar Müdürlüğünün 03.03.2010tarihli  ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/12861-20542/42958 sayılı yazı.  İlgi yazıda, İzmir Milletvekili Sayın Kamil Erdal SİPAHİ'nin Bakanlığıma tevcih  ettiği 7/12861 esas sayılı yazılı soru önergesinin cevaplandırılması istenmektedir.  Soru önergesinde yer alan hususlar ile ilgili bilgiler ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Dr. Cevdet YILMAZ  Devlet Bakanı  EKLER:  1- Soru önergesine ilişkin cevaplar  - 4 8 6 -
Sayfa 91 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  (Sn. Dr. Cevdet YILMAZ)  özel Kalem Müdürlüğü  Sayı :B.02.0.011/OfcOO Ol/Cif./ 2010  Konu: Yazılı Soru önergesi 7/12861  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: TBMM Başkanlığı Kanunlar ve Kararlar Müdürlüğünün 03.03.2010tarihli  ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/12861-20542/42958 sayılı yazı.  İlgi yazıda, İzmir Milletvekili Sayın Kamil Erdal SİPAHİ'nin Bakanlığıma tevcih  ettiği 7/12861 esas sayılı yazılı soru önergesinin cevaplandırılması istenmektedir.  Soru önergesinde yer alan hususlar ile ilgili bilgiler ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Dr. Cevdet YILMAZ  Devlet Bakanı  EKLER:  1- Soru önergesine ilişkin cevaplar  - 4 8 6 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  SORU ÖNERGESİNE CEVAPLAR  1- Adı ve amacı değiştirilmeden, sulandırılmadan, İzmir İktisat Kongresinin bir  Cumhuriyet geleneği olarak yaşatılması konusunda ciddi bir planlama var mıdır?  2- Bu planlamanın takvimi belirlenmiş midir?  İktisat Kongresi, ilk olarak Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla, henüz  Cumhuriyet kurulmadan, 17 Şubat - 4 Mart 1923 tarihlerinde izmir'de düzenlenmiştir. Bu  organizasyonun adı dönemin yazılı kaynaklarında Türkiye İktisat Kongresi olarak anılsa da  İzmir'in bu kadim organizasyona ev sahipliği yapma konusundaki istekliliği takdire şayan ve  memnuniyet vericidir. Bu gerçekten hareketle organizasyonun İzmir İktisat Kongresi olarak  isimlendirilmesi hususuna karşı herhangi bir ön kabulümüzün olması söz konusu değildir. Bu  hususa ilaveten, ilk kongreden başlamak üzere, sırasıyla 1981, 1992 ve 2004 yıllarında  düzenlenen kongrelerin tamamen ülke sorunlarının tartışıldığı platformlar olduğu göz önüne  alındığında hangi isim ile adlandır ılırsa adlandırılsın İktisat Kongrelerinin ülkemiz için  önemli bir işlevi yerine getirmiş olduğu ve dönüm noktalarının mihenk taşı olarak  anılmasının yerinde olacağı aşikârdır.  İktisat Kongreleri, ekonomi politikalarında belirgin değişiklikler görüldüğü dönemlerde,  söz konusu değişiklikleri değerlendirmek, yeni politikalara ihtiyaç duyulduğu durumlarda da  gerekli tartışma ve konsensüs ortamına katkıda bulunmak amacıyla yapılan  organizasyonlardır. İktisat Kongrelerinin gerekli tüm koşullar oluşmadan sıklıkla  yapılmasının bu organizasyonun içeriğini ve anlamını zayıflatacağı, bunun yerine  Kongrelerin tarihi misyonu ile uyumlu olacak bir şekilde ve içerikle ihtiyaç hasıl olduğu  dönemlerde yapılması gerektiği düşünülmektedir.  Bugüne kadar gerçekleştirilen dört kongrenin zamanlamaları incelendiğinde, belirli bir  zaman aralığının gözetilmediği görülmektedir. Nitekim, ikinci İktisat Kongresi, birincisinden  tam 58 yıl sonra, 1981 yılında düzenlenmiştir. Bu dönemde kapsamlı serbestleştirmeler ile  ülkemizin ekonomik ve sosyal politikalarında köklü değişikliklere gidilmesi, İktisat  Kongresinin toplanmasını anlamlı kılmıştır. Kongrede dışa açık büyüme stratejisinin gereği  belirtilerek, bu kapsamda uygulanması gerekli politikalar tartışılmış ve ortaya konulmuştur.  - 4 8 7 -
Sayfa 92 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  SORU ÖNERGESİNE CEVAPLAR  1- Adı ve amacı değiştirilmeden, sulandırılmadan, İzmir İktisat Kongresinin bir  Cumhuriyet geleneği olarak yaşatılması konusunda ciddi bir planlama var mıdır?  2- Bu planlamanın takvimi belirlenmiş midir?  İktisat Kongresi, ilk olarak Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla, henüz  Cumhuriyet kurulmadan, 17 Şubat - 4 Mart 1923 tarihlerinde izmir'de düzenlenmiştir. Bu  organizasyonun adı dönemin yazılı kaynaklarında Türkiye İktisat Kongresi olarak anılsa da  İzmir'in bu kadim organizasyona ev sahipliği yapma konusundaki istekliliği takdire şayan ve  memnuniyet vericidir. Bu gerçekten hareketle organizasyonun İzmir İktisat Kongresi olarak  isimlendirilmesi hususuna karşı herhangi bir ön kabulümüzün olması söz konusu değildir. Bu  hususa ilaveten, ilk kongreden başlamak üzere, sırasıyla 1981, 1992 ve 2004 yıllarında  düzenlenen kongrelerin tamamen ülke sorunlarının tartışıldığı platformlar olduğu göz önüne  alındığında hangi isim ile adlandır ılırsa adlandırılsın İktisat Kongrelerinin ülkemiz için  önemli bir işlevi yerine getirmiş olduğu ve dönüm noktalarının mihenk taşı olarak  anılmasının yerinde olacağı aşikârdır.  İktisat Kongreleri, ekonomi politikalarında belirgin değişiklikler görüldüğü dönemlerde,  söz konusu değişiklikleri değerlendirmek, yeni politikalara ihtiyaç duyulduğu durumlarda da  gerekli tartışma ve konsensüs ortamına katkıda bulunmak amacıyla yapılan  organizasyonlardır. İktisat Kongrelerinin gerekli tüm koşullar oluşmadan sıklıkla  yapılmasının bu organizasyonun içeriğini ve anlamını zayıflatacağı, bunun yerine  Kongrelerin tarihi misyonu ile uyumlu olacak bir şekilde ve içerikle ihtiyaç hasıl olduğu  dönemlerde yapılması gerektiği düşünülmektedir.  Bugüne kadar gerçekleştirilen dört kongrenin zamanlamaları incelendiğinde, belirli bir  zaman aralığının gözetilmediği görülmektedir. Nitekim, ikinci İktisat Kongresi, birincisinden  tam 58 yıl sonra, 1981 yılında düzenlenmiştir. Bu dönemde kapsamlı serbestleştirmeler ile  ülkemizin ekonomik ve sosyal politikalarında köklü değişikliklere gidilmesi, İktisat  Kongresinin toplanmasını anlamlı kılmıştır. Kongrede dışa açık büyüme stratejisinin gereği  belirtilerek, bu kapsamda uygulanması gerekli politikalar tartışılmış ve ortaya konulmuştur.  - 4 8 7 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  Uzun bir aradan sonra kongrenin bir kez daha toplanmış olması, Türkiye'nin ekonomik  bağımsızlığının esaslarım belirleyen "Misak-ı İktisadi" kararlarının alınmış olduğu bir  kurumu, Türk milletinin unutmasının veya önemsememesinin söz konusu olamayacağını  göstermesi bakımından manidardır.  Üçüncü İktisat Kongresi ekonomik ve sosyal değişim ve dönüşümlerin hız kazandığı  1990'h yılların başında, "21. Yüzyıla Doğru Türkiye" teması çerçevesinde, 4-7 Haziran 1992  tarihlerinde İzmir'de gerçekleştirilmiştir. Kongrede ekonomik ve sosyal yapının 1980 sonrası  gösterdiği değişimler irdelenerek ileriye yönelik politika önerileri geliştirilmiş,  makroekonomik istikrarın gereğine ve küreselleşme sürecinde politik entegrasyonların  önemine vurgu yapılmıştır. 2004 yılında düzenlenen Kongre ise, tüm dünyada  küreselleşmenin hız kazandığı, Türkiye'de ise AB sürecinin kritik bir noktaya ulaştığı bir  dönemde, 5-9 Mayıs 2004 tarihlerinde İzmir'de gerçekleştirilmiştir. Kongrede Türkiye'nin  uzun vadede bilgi toplumuna dönüşme amacı ve AB'ye üyelik perspektifi göz önüne alınarak,  istikrarlı ve sürdürülebilir büyümenin sağlanması, girişimcilik ve rekabet gücünün artırılması,  bölgesel gelişme dinamiklerinin harekete geçirilmesi, gelir dağılımının iyileştirilmesi,  yoksullukla mücadele edilmesi ve iyi yönetişim konularında ileriye dönük kalıcı politikalar  oluşturulabilmesi için öneriler geliştirilmiştir.  ilk Kongreden sonra gerçekleştirilen üç kongrenin kapsamı göz önüne alındığında  İktisat Kongresinin bir gelenek haline geldiği ve yaşatıldığı açıktır. Bu süreçlerde  düzenleyicilerin Kongrenin ismine yakışır bir içerikte yapılabilmesi amacıyla gereken her  türlü özeni gösterdiği de görülmüştür. Nitekim, 2004 yılında gerçekleştirilen Kongrenin ön  hazırlık çalışmaları Kongrenin yapılması öngörülen tarihten yaklaşık 1 yıl önce, resmi  çalışmalar ise 27 Haziran 2003 tarih, 2003/38 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile Kongrenin  yapılması öngörülen tarihten yaklaşık 8 ay önce başlamıştır. Bu kapsamda Kongre için 3  trilyon TL'lik bir bütçe ayrılmıştır.  Hazırlıkları 1 yıldan fazla süren 2004 yılındaki Kongre, sonuç bildirgesinin ele alındığı  son gün dışındaki 4 gün boyunca, oldukça yoğun ve doyurucu bir program sunmuştur. Bu  kongredeki en hacimli faaliyeti, 22 başlıkta oluşturulan Çalışma Gruplarının stratejik ve  katılımcı bir yaklaşımla, çalıştaylar ve çeşitli toplantılar düzenleyerek hazırladıkları taslak  raporlarının sunulması ve tartışılması oluşturmuştur. Çalışma Grupları çeşitli kamu kurumlan  ve sivil toplum kuruluşlarınca koordine edilmiş ve 500'ü aşkın akademisyen ve üniversite dışı  kesimden uzman katılmıştır. Çalışma gruplarının konuları ile ilgili olarak Kongrenin  perspektif ve hedeflerini göz önünde bulundurarak hazırladıkları raporlar, Kongrede  - 4 8 8 -
Sayfa 93 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  Uzun bir aradan sonra kongrenin bir kez daha toplanmış olması, Türkiye'nin ekonomik  bağımsızlığının esaslarım belirleyen "Misak-ı İktisadi" kararlarının alınmış olduğu bir  kurumu, Türk milletinin unutmasının veya önemsememesinin söz konusu olamayacağını  göstermesi bakımından manidardır.  Üçüncü İktisat Kongresi ekonomik ve sosyal değişim ve dönüşümlerin hız kazandığı  1990'h yılların başında, "21. Yüzyıla Doğru Türkiye" teması çerçevesinde, 4-7 Haziran 1992  tarihlerinde İzmir'de gerçekleştirilmiştir. Kongrede ekonomik ve sosyal yapının 1980 sonrası  gösterdiği değişimler irdelenerek ileriye yönelik politika önerileri geliştirilmiş,  makroekonomik istikrarın gereğine ve küreselleşme sürecinde politik entegrasyonların  önemine vurgu yapılmıştır. 2004 yılında düzenlenen Kongre ise, tüm dünyada  küreselleşmenin hız kazandığı, Türkiye'de ise AB sürecinin kritik bir noktaya ulaştığı bir  dönemde, 5-9 Mayıs 2004 tarihlerinde İzmir'de gerçekleştirilmiştir. Kongrede Türkiye'nin  uzun vadede bilgi toplumuna dönüşme amacı ve AB'ye üyelik perspektifi göz önüne alınarak,  istikrarlı ve sürdürülebilir büyümenin sağlanması, girişimcilik ve rekabet gücünün artırılması,  bölgesel gelişme dinamiklerinin harekete geçirilmesi, gelir dağılımının iyileştirilmesi,  yoksullukla mücadele edilmesi ve iyi yönetişim konularında ileriye dönük kalıcı politikalar  oluşturulabilmesi için öneriler geliştirilmiştir.  ilk Kongreden sonra gerçekleştirilen üç kongrenin kapsamı göz önüne alındığında  İktisat Kongresinin bir gelenek haline geldiği ve yaşatıldığı açıktır. Bu süreçlerde  düzenleyicilerin Kongrenin ismine yakışır bir içerikte yapılabilmesi amacıyla gereken her  türlü özeni gösterdiği de görülmüştür. Nitekim, 2004 yılında gerçekleştirilen Kongrenin ön  hazırlık çalışmaları Kongrenin yapılması öngörülen tarihten yaklaşık 1 yıl önce, resmi  çalışmalar ise 27 Haziran 2003 tarih, 2003/38 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile Kongrenin  yapılması öngörülen tarihten yaklaşık 8 ay önce başlamıştır. Bu kapsamda Kongre için 3  trilyon TL'lik bir bütçe ayrılmıştır.  Hazırlıkları 1 yıldan fazla süren 2004 yılındaki Kongre, sonuç bildirgesinin ele alındığı  son gün dışındaki 4 gün boyunca, oldukça yoğun ve doyurucu bir program sunmuştur. Bu  kongredeki en hacimli faaliyeti, 22 başlıkta oluşturulan Çalışma Gruplarının stratejik ve  katılımcı bir yaklaşımla, çalıştaylar ve çeşitli toplantılar düzenleyerek hazırladıkları taslak  raporlarının sunulması ve tartışılması oluşturmuştur. Çalışma Grupları çeşitli kamu kurumlan  ve sivil toplum kuruluşlarınca koordine edilmiş ve 500'ü aşkın akademisyen ve üniversite dışı  kesimden uzman katılmıştır. Çalışma gruplarının konuları ile ilgili olarak Kongrenin  perspektif ve hedeflerini göz önünde bulundurarak hazırladıkları raporlar, Kongrede  - 4 8 8 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  sunularak tartışılmış ve yapılan tartışmalar sonucu oluşan nihai raporlar Kongrenin en önemli  çıktılarını oluşturmuştur. Kongredeki bir diğer kapsamlı faaliyet bilimsel tebliğ sunuşları  olmuştur. Kongre kapsamında DPT'ye iletilen 300'ün üzerinde tebliğ arasından, konularında  temayüz etmiş akademisyenler ve uzmanlar tarafından oluşturulan Bilim Komitelerince, 108  tebliğ Kongre dokümanı olarak yayınlanmak üzere seçilmiş ve bunların içerisinden 20 tanesi  de Kongre oturumlarında sunulmuştur. Bunların yanı sıra, yurt içinden ve AB, OECD, Dünya  Bankası gibi kuruluşların temsilcileri başta olmak üzere yurt dışından, konularında temayüz  etmiş kişilerin katılımıyla oluşturulan 7 farklı panel düzenlenmiş ve bu kişilerin Kongrenin  fikir atmosferine katkı yapmaları sağlanmıştır.  Düzenlenen son Kongrenin üzerinden sadece 6 yıl gibi kısa bir süre geçmiş  bulunmaktadır. Bu 6 yıllık dönemde ülkemiz ekonomisinde çok önemli gelişmeler  kaydedilmiş olsa da ekonomik ve sosyal politika tercihlerinde köklü değişiklikler  yaşanmamıştır. Buna bir istisna olarak 2008 yılında başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan  küresel ekonomik kriz gösterilebilirşe de, küresel krizin Türkiye'den ziyade finansal  sistemlerinde sorunlar yaşayan gelişmiş ülkelerde politika değişikliği ihtiyacını ortaya çıkaran  bir süreç olması nedeniyle, bu krizin Kongrenin toplanması için yeterli bir neden olmadığı  düşünülmektedir. Nitekim küresel kriz ve sonuçları 2009 yılında İstanbul'da toplanan  Uluslararası Para Fonu (IMF)-Dünya Bankası yıllık toplantılarında kapsamlı olarak ele  alınmış ve tartışılmıştır. Ayrıca, ülkemizde artık çok sayıda ulusal ve uluslararası iktisat  kongresi düzenlendiği dikkate alındığında, İktisat Kongresinin bu kongrelerden farklı bir  anlam içeren önemli bir platform olarak konumunu koruması gerektiği aşikardır.  Tüm bu bilgiler çerçevesinde Hükümetimiz iktisat Kongrelerini, gelişen ve değişen  büyük Türkiye Cumhuriyeti'nin değerli bir geleneği olarak önemsemekte ve titiz bir çalışma  ile gerçekleştirilmesinde yarar görmektedir. Bu geleneğin yaşatılması konusunda hiçbir  tereddüde mahal olmadığı açıktır. Ancak; zamanlamasının doğru tayin edilmesi  organizasyonun etkinliği açısından büyük bir öneme haizdir ve titiz bir çalışmayı  gerektirmektedir.  3- İzmir, bu kongre ile milli ekonominin merkezi olarak alınacak mıdır?  Köklü bir ticaret geçmişine sahip olan İzmir, Türkiye'nin sosyo-ekonomik gelişmişlik  ve rekabet gücü bakımından üçüncü büyük ilidir. Ülkemizde sanayinin yoğunlaştığı ikinci  bölge olan izmir, ihracatın ithalatı karşılama oranında da ikincidir. Kentte tüm ulaşım  olanakları kullanılabilmekte olup, izmir Limanı Türkiye'nin en önemli ihracat limanlarından  birisidir.  - 4 8 9 -
Sayfa 94 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  sunularak tartışılmış ve yapılan tartışmalar sonucu oluşan nihai raporlar Kongrenin en önemli  çıktılarını oluşturmuştur. Kongredeki bir diğer kapsamlı faaliyet bilimsel tebliğ sunuşları  olmuştur. Kongre kapsamında DPT'ye iletilen 300'ün üzerinde tebliğ arasından, konularında  temayüz etmiş akademisyenler ve uzmanlar tarafından oluşturulan Bilim Komitelerince, 108  tebliğ Kongre dokümanı olarak yayınlanmak üzere seçilmiş ve bunların içerisinden 20 tanesi  de Kongre oturumlarında sunulmuştur. Bunların yanı sıra, yurt içinden ve AB, OECD, Dünya  Bankası gibi kuruluşların temsilcileri başta olmak üzere yurt dışından, konularında temayüz  etmiş kişilerin katılımıyla oluşturulan 7 farklı panel düzenlenmiş ve bu kişilerin Kongrenin  fikir atmosferine katkı yapmaları sağlanmıştır.  Düzenlenen son Kongrenin üzerinden sadece 6 yıl gibi kısa bir süre geçmiş  bulunmaktadır. Bu 6 yıllık dönemde ülkemiz ekonomisinde çok önemli gelişmeler  kaydedilmiş olsa da ekonomik ve sosyal politika tercihlerinde köklü değişiklikler  yaşanmamıştır. Buna bir istisna olarak 2008 yılında başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan  küresel ekonomik kriz gösterilebilirşe de, küresel krizin Türkiye'den ziyade finansal  sistemlerinde sorunlar yaşayan gelişmiş ülkelerde politika değişikliği ihtiyacını ortaya çıkaran  bir süreç olması nedeniyle, bu krizin Kongrenin toplanması için yeterli bir neden olmadığı  düşünülmektedir. Nitekim küresel kriz ve sonuçları 2009 yılında İstanbul'da toplanan  Uluslararası Para Fonu (IMF)-Dünya Bankası yıllık toplantılarında kapsamlı olarak ele  alınmış ve tartışılmıştır. Ayrıca, ülkemizde artık çok sayıda ulusal ve uluslararası iktisat  kongresi düzenlendiği dikkate alındığında, İktisat Kongresinin bu kongrelerden farklı bir  anlam içeren önemli bir platform olarak konumunu koruması gerektiği aşikardır.  Tüm bu bilgiler çerçevesinde Hükümetimiz iktisat Kongrelerini, gelişen ve değişen  büyük Türkiye Cumhuriyeti'nin değerli bir geleneği olarak önemsemekte ve titiz bir çalışma  ile gerçekleştirilmesinde yarar görmektedir. Bu geleneğin yaşatılması konusunda hiçbir  tereddüde mahal olmadığı açıktır. Ancak; zamanlamasının doğru tayin edilmesi  organizasyonun etkinliği açısından büyük bir öneme haizdir ve titiz bir çalışmayı  gerektirmektedir.  3- İzmir, bu kongre ile milli ekonominin merkezi olarak alınacak mıdır?  Köklü bir ticaret geçmişine sahip olan İzmir, Türkiye'nin sosyo-ekonomik gelişmişlik  ve rekabet gücü bakımından üçüncü büyük ilidir. Ülkemizde sanayinin yoğunlaştığı ikinci  bölge olan izmir, ihracatın ithalatı karşılama oranında da ikincidir. Kentte tüm ulaşım  olanakları kullanılabilmekte olup, izmir Limanı Türkiye'nin en önemli ihracat limanlarından  birisidir.  - 4 8 9 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  Okullaşma oranının Türkiye ortalamasından yüksek olduğu izmir'de yedi üniversite  bulunmaktadır, izmir, bilim ve teknoloji altyapısına ve beşeri sermayeye sahiptir. Sosyal ve  ekonomik açıdan Ege Bölgesi 'nin merkezidir.  Ülkemizde uygulanan ekonomi politikalarında, az gelişmiş bölgelere objektif kriterler  dahilinde sağlanan çeşitli ayrıcalıklar dışında, hiçbir bölge ayrımı gözetilmemekte, ülkemizin  her yöresinin gelişmesi için azami çaba ile çalışılmaktadır. Bununla birlikte ekonomi  yönetimimiz, izmir ilimizin sahip olduğu ticari ve ekonomik kapasitesinin geliştirilmesi  yönünde de gerekli politikaları hayata geçirmektedir.  Bu kapsamda, 6 Temmuz 2006 tarih ve 26220 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Bazı  Düzey 2 Bölgelerinde Kalkınma Ajansları Kurulmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı" ile  izmir'de Kalkınma Ajansı kurulmuştur. Kurumsallaşma faaliyetlerini tamamlamasının  ardından izmir Kalkınma Ajansı bölge ekonomisine canlılık kazandıracak ve istihdam artışına  katkıda bulunacak KOBÎ ve Sosyal Kalkınma mali destek programlarını 30 Aralık 2008  tarihinde başlatmıştır. Bu iki program kapsamında, İzmir Kalkınma Ajansı yaklaşık 30  milyon TL kaynak kullandırarak toplam 169 projeye mali destek sağlamıştır.  KOBİ Mali Destek programı çerçevesinde çoğunlukla makine, kimya ve metal  sektöründe faaliyet gösteren firmalara ait 98 projeye destek sağlanmıştır. Söz konusu  projelerin toplam istihdama katkısı 2.727 kişi olacaktır. Bu istihdamın 900 çalışanlık bölümü  projelerin uygulanması esnasında, 854 çalışanlık bölümü projelerin tamamlanmasını takip  eden bir yıl içerisinde, 973 çalışanlık bölümü ise projelerin tamamlanmasının ardından iki yıl  içerisinde yaratılacaktır.  Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında başarılı bulunan 71 projeye mali  destek sağlanmıştır. Bu projelerin 59'u tek ilçede gerçekleştirilirken, 12 proje l 'den fazla  ilçeyi kapsayacak şekilde yürütülecektir. Projelerin hedef kitlesini genellikle çocuklar,  gençler ve engelliler oluştururken, projeler daha ziyade bilinç artırma, mesleki eğitim ve  beceri kazandırma konularını içermektedir. Sosyal Kalkınma Mali Destek programı  çerçevesinde 28.941 kişiye eğitim imkanı sunulurken, yaklaşık 681 kişiye istihdam olanağı  sağlanacaktır.  izmir Kalkınma Ajansı bu yıl için Tarım ve Kırsal Kalkınma ile Turizm ve Çevre  alanlarında yeni mali destek programlarının ilanını resmen yapmıştır. Bu programlar  kapsamında kamu kurumlan, yerel yönetimler, dernekler, vakıflar ve odaların turizm ve çevre  alanındaki projelerine 12,6 milyon TL, KOBllerin ve kar amacı gütmeyen kurum ve  kuruluşların tarım ve kırsal kalkınmaya yönelik projelerine ise 19 milyon TL destek  sağlanması planlanmaktadır.  - 4 9 0 -
Sayfa 95 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  Okullaşma oranının Türkiye ortalamasından yüksek olduğu izmir'de yedi üniversite  bulunmaktadır, izmir, bilim ve teknoloji altyapısına ve beşeri sermayeye sahiptir. Sosyal ve  ekonomik açıdan Ege Bölgesi 'nin merkezidir.  Ülkemizde uygulanan ekonomi politikalarında, az gelişmiş bölgelere objektif kriterler  dahilinde sağlanan çeşitli ayrıcalıklar dışında, hiçbir bölge ayrımı gözetilmemekte, ülkemizin  her yöresinin gelişmesi için azami çaba ile çalışılmaktadır. Bununla birlikte ekonomi  yönetimimiz, izmir ilimizin sahip olduğu ticari ve ekonomik kapasitesinin geliştirilmesi  yönünde de gerekli politikaları hayata geçirmektedir.  Bu kapsamda, 6 Temmuz 2006 tarih ve 26220 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Bazı  Düzey 2 Bölgelerinde Kalkınma Ajansları Kurulmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı" ile  izmir'de Kalkınma Ajansı kurulmuştur. Kurumsallaşma faaliyetlerini tamamlamasının  ardından izmir Kalkınma Ajansı bölge ekonomisine canlılık kazandıracak ve istihdam artışına  katkıda bulunacak KOBÎ ve Sosyal Kalkınma mali destek programlarını 30 Aralık 2008  tarihinde başlatmıştır. Bu iki program kapsamında, İzmir Kalkınma Ajansı yaklaşık 30  milyon TL kaynak kullandırarak toplam 169 projeye mali destek sağlamıştır.  KOBİ Mali Destek programı çerçevesinde çoğunlukla makine, kimya ve metal  sektöründe faaliyet gösteren firmalara ait 98 projeye destek sağlanmıştır. Söz konusu  projelerin toplam istihdama katkısı 2.727 kişi olacaktır. Bu istihdamın 900 çalışanlık bölümü  projelerin uygulanması esnasında, 854 çalışanlık bölümü projelerin tamamlanmasını takip  eden bir yıl içerisinde, 973 çalışanlık bölümü ise projelerin tamamlanmasının ardından iki yıl  içerisinde yaratılacaktır.  Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında başarılı bulunan 71 projeye mali  destek sağlanmıştır. Bu projelerin 59'u tek ilçede gerçekleştirilirken, 12 proje l 'den fazla  ilçeyi kapsayacak şekilde yürütülecektir. Projelerin hedef kitlesini genellikle çocuklar,  gençler ve engelliler oluştururken, projeler daha ziyade bilinç artırma, mesleki eğitim ve  beceri kazandırma konularını içermektedir. Sosyal Kalkınma Mali Destek programı  çerçevesinde 28.941 kişiye eğitim imkanı sunulurken, yaklaşık 681 kişiye istihdam olanağı  sağlanacaktır.  izmir Kalkınma Ajansı bu yıl için Tarım ve Kırsal Kalkınma ile Turizm ve Çevre  alanlarında yeni mali destek programlarının ilanını resmen yapmıştır. Bu programlar  kapsamında kamu kurumlan, yerel yönetimler, dernekler, vakıflar ve odaların turizm ve çevre  alanındaki projelerine 12,6 milyon TL, KOBllerin ve kar amacı gütmeyen kurum ve  kuruluşların tarım ve kırsal kalkınmaya yönelik projelerine ise 19 milyon TL destek  sağlanması planlanmaktadır.  - 4 9 0 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  2.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı 'nın, Millî Emlak Genel Müdürlüğünde çalışan bazı  personelin sorunlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in cevabı (7/12897)  22.02.2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorulanının Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını saygılanmla arz ederim.  Prof.Dr.  Balıkesir Bağımsız Milletvekili  Tarafıma bir vatandaşımız tarafından iletilen bir mektuptaki verilere göre Milli Emlak  Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan personel için Milli Emlak Uzmanlığı öze l Sınavı  açılmamakta ve bu durum söz konusu kurumlarda uzun süredir çalışan ve çalışma alanı  hakkında ileri düzeyde bilgiye sahip personelin mağduriyetine neden olmaktadır. Bu  bağlamda,  1) Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün 2006 senesinde 1 defa kurum içi özel uzmanlık  sınavı yaptığı ve bu tarihten itibaren de kurumda çalışan personel için Milli Emlak  Uzmanlığı öze l Sınavı açılmadığı doğru mudur? Doğru ise söz konusu tarihten bu  yana, kurumda personel için uzmanlık sınavı açılmamasının sebebi nedir?  2) Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün Kamu Personeli Seçme Sınavı ile aldığı Uzman ve  Uzman yardımcılannın, kurumda uzun süredir görev yapan ve konu ile ilgili oldukça  yetkin bilgiye sahip kamu çalışanlarından göreve başladıklan anda çok daha yüksek  maaş almalarının gerekçesi nedir?  3) Bütün Milli Emlak Memurlan ve Şeflerine gerek maaş adaletsizliğini kısmen ortadan  kaldırabilmek gerekse mesleklerinde gösterdikleri Özverinin hakkını vermek adına,  Kurum İçi Uzman ve Uzman Yardımcılığı sınavının açılması hususunda bir çalışma  gerçekleştirmeyi düşünüyor musunuz?  - 4 9 1 -
Sayfa 96 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  2.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı 'nın, Millî Emlak Genel Müdürlüğünde çalışan bazı  personelin sorunlarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in cevabı (7/12897)  22.02.2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorulanının Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından yazılı olarak  cevaplandırılmasını saygılanmla arz ederim.  Prof.Dr.  Balıkesir Bağımsız Milletvekili  Tarafıma bir vatandaşımız tarafından iletilen bir mektuptaki verilere göre Milli Emlak  Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan personel için Milli Emlak Uzmanlığı öze l Sınavı  açılmamakta ve bu durum söz konusu kurumlarda uzun süredir çalışan ve çalışma alanı  hakkında ileri düzeyde bilgiye sahip personelin mağduriyetine neden olmaktadır. Bu  bağlamda,  1) Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün 2006 senesinde 1 defa kurum içi özel uzmanlık  sınavı yaptığı ve bu tarihten itibaren de kurumda çalışan personel için Milli Emlak  Uzmanlığı öze l Sınavı açılmadığı doğru mudur? Doğru ise söz konusu tarihten bu  yana, kurumda personel için uzmanlık sınavı açılmamasının sebebi nedir?  2) Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün Kamu Personeli Seçme Sınavı ile aldığı Uzman ve  Uzman yardımcılannın, kurumda uzun süredir görev yapan ve konu ile ilgili oldukça  yetkin bilgiye sahip kamu çalışanlarından göreve başladıklan anda çok daha yüksek  maaş almalarının gerekçesi nedir?  3) Bütün Milli Emlak Memurlan ve Şeflerine gerek maaş adaletsizliğini kısmen ortadan  kaldırabilmek gerekse mesleklerinde gösterdikleri Özverinin hakkını vermek adına,  Kurum İçi Uzman ve Uzman Yardımcılığı sınavının açılması hususunda bir çalışma  gerçekleştirmeyi düşünüyor musunuz?  - 4 9 1 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  T.C.  MALİYE BAKANLIĞI  Milli Emlak Genel Müdürlüğü  Sayı : B.07.0.MEG.0.02.00.00/3100-2235  Konu :Yazılı Soru önergesi ı  24.03 .2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 08.03.2010 tarihli ve 20597 sayılı yazınız.  Balıkesir Milletvekili Prof. Dr. Hüseyin PAZARCI tarafından Başkanlığınıza verilen  ve tarafımızdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen ilgi yazınız eki 7/12897 Esas No.lu  soru önergesi incelenmiştir.  Yazılı soru önergesinde belirtilen hususlara ilişkin olarak; Milli Emlak Genel  Müdürlüğünce 2006 yılında yapılan özel uzmanlık sınavı sonucunda başarılı olan 400 kişiden  feragat edenler hariç 371 kişinin ataması yapılmıştır. 2007-2008-2009 yıllarında ise Kamu  Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ile A grubu kadrolara açıktan atama yoluyla personel alımı  yapıldığından özel uzmanlık sınavı açılmasına ihtiyaç duyulmamıştır. Soru önergesinde  belirtilen hususlar değerlendirilmekte olup sınav açılması halinde Bakanlığımızca gerekli  duyuru yapılacaktır.  Bilgilerinize arz ederim.  Maliye Bakanı  - 4 9 2 -
Sayfa 97 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2010  T.C.  MALİYE BAKANLIĞI  Milli Emlak Genel Müdürlüğü  Sayı : B.07.0.MEG.0.02.00.00/3100-2235  Konu :Yazılı Soru önergesi ı  24.03 .2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 08.03.2010 tarihli ve 20597 sayılı yazınız.  Balıkesir Milletvekili Prof. Dr. Hüseyin PAZARCI tarafından Başkanlığınıza verilen  ve tarafımızdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen ilgi yazınız eki 7/12897 Esas No.lu  soru önergesi incelenmiştir.  Yazılı soru önergesinde belirtilen hususlara ilişkin olarak; Milli Emlak Genel  Müdürlüğünce 2006 yılında yapılan özel uzmanlık sınavı sonucunda başarılı olan 400 kişiden  feragat edenler hariç 371 kişinin ataması yapılmıştır. 2007-2008-2009 yıllarında ise Kamu  Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ile A grubu kadrolara açıktan atama yoluyla personel alımı  yapıldığından özel uzmanlık sınavı açılmasına ihtiyaç duyulmamıştır. Soru önergesinde  belirtilen hususlar değerlendirilmekte olup sınav açılması halinde Bakanlığımızca gerekli  duyuru yapılacaktır.  Bilgilerinize arz ederim.  Maliye Bakanı  - 4 9 2 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, kurum içi millî emlak uzmanlığı sınavı  açılmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in cevabı (7/12961)  2006 yılından günümüze Gelir İdaresi Başkanlığı 2 kez Gelir Uzmanlığı sınavı  yapmış ve önümüzdeki günlerde 3.kez gelir uzmanlığı sınavı yapacaktır.  Münasebet Genel Müdürlüğü ise 2 kez Muhasebe Uzmanlığı özel sınavı  açarak kurum içi çalışanlardan muhasebe uzmanı almıştır.  Milli Emlak Genele Müdürlüğü 2006 yılından günümüze kadar 1 kez kurum içi  özel sınav ile 600 adet Milli Emlak Uzmanlığı için sınav açmış olup.bunun 370 adedi  Milli Emlak Uzmanı olarak atanmış, 230 adet Milli Emlak Uzman kadrosu  doldurulamamıştır.2006 yılından günümüze Milli emlak'ta çalışan personel için Milli  Emlak Uzmanlığı özel sınavı açılmamıştır.  Milli Emlak Genel Müdürlüğü memur sınavı ile dışardan uzman yardımcısı  almakta ancak çalışan personeller için özel sınav yapmamaktadır.Bu durum kurumda  çalışan personelin moralini bozmakta ve iş verimliliğini düşürmektedir.  Mal Müdürlükleri, Defterdarlık ve Milli Emlak Müdürlüklerinde çalışan Milli  emlak memurları ve şeflerine Milli Emlak Sınavı açılması konusunda bir çalışmanız  var mıdır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıda yazılı olan sorunun Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK taı  olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 16.02.2010  Ahmet Duran BULUT  Balıkesir Milletvekili  - 4 9 3 -
Sayfa 98 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  3.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, kurum içi millî emlak uzmanlığı sınavı  açılmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in cevabı (7/12961)  2006 yılından günümüze Gelir İdaresi Başkanlığı 2 kez Gelir Uzmanlığı sınavı  yapmış ve önümüzdeki günlerde 3.kez gelir uzmanlığı sınavı yapacaktır.  Münasebet Genel Müdürlüğü ise 2 kez Muhasebe Uzmanlığı özel sınavı  açarak kurum içi çalışanlardan muhasebe uzmanı almıştır.  Milli Emlak Genele Müdürlüğü 2006 yılından günümüze kadar 1 kez kurum içi  özel sınav ile 600 adet Milli Emlak Uzmanlığı için sınav açmış olup.bunun 370 adedi  Milli Emlak Uzmanı olarak atanmış, 230 adet Milli Emlak Uzman kadrosu  doldurulamamıştır.2006 yılından günümüze Milli emlak'ta çalışan personel için Milli  Emlak Uzmanlığı özel sınavı açılmamıştır.  Milli Emlak Genel Müdürlüğü memur sınavı ile dışardan uzman yardımcısı  almakta ancak çalışan personeller için özel sınav yapmamaktadır.Bu durum kurumda  çalışan personelin moralini bozmakta ve iş verimliliğini düşürmektedir.  Mal Müdürlükleri, Defterdarlık ve Milli Emlak Müdürlüklerinde çalışan Milli  emlak memurları ve şeflerine Milli Emlak Sınavı açılması konusunda bir çalışmanız  var mıdır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıda yazılı olan sorunun Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK taı  olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 16.02.2010  Ahmet Duran BULUT  Balıkesir Milletvekili  - 4 9 3 - TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  T.C.  MALÎYE BAKANLIĞI  Milli Emlak Genel Müdürlüğü  Sayı : B.07.0.MEG.0.02.00.00/3100-2235  Konu : Yazı lı Soru önergesi  24.03.2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 09.03.2010 tarihli ve 20677 sayılı yazınız.  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran BULUT tarafından Başkanlığınıza verilen ve  tarafımızdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen ilgi yazımz eki 7/12961 Esas No.lu soru  önergesi incelenmiştir.  Yazılı soru önergesinde belirtilen husus Bakanlığımızca değerlendirilmekte olup,  sınav açılması halinde gerekli duyuru yapılacaktır.  Bilgilerinize arz ederim.  leh met ŞİMŞEİ  Malîye Bakanı  - 4 9 4 -
Sayfa 99 -
TBMM B: 81 1 . 4 . 2 0 1 0  T.C.  MALÎYE BAKANLIĞI  Milli Emlak Genel Müdürlüğü  Sayı : B.07.0.MEG.0.02.00.00/3100-2235  Konu : Yazı lı Soru önergesi  24.03.2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 09.03.2010 tarihli ve 20677 sayılı yazınız.  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran BULUT tarafından Başkanlığınıza verilen ve  tarafımızdan yazılı olarak cevaplandırılması istenilen ilgi yazımz eki 7/12961 Esas No.lu soru  önergesi incelenmiştir.  Yazılı soru önergesinde belirtilen husus Bakanlığımızca değerlendirilmekte olup,  sınav açılması halinde gerekli duyuru yapılacaktır.  Bilgilerinize arz ederim.  leh met ŞİMŞEİ  Malîye Bakanı  - 4 9 4 - TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  GÜNDEMİ  D Ö N E M : 2 3 Y A S A M A Y I L I : 4  8 1 İ N C İ B İ R L E Ş İ M  1 N İ S A N 2 0 1 0 P E R Ş E M B E  S A A T : 1 3 . 0 0  KISIMLAR  8  B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K İ Ş L E R  S E Ç I M  O Y L A M A S I Y A P I L A C A K İ Ş L E R  M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  G E N E L G Ö R Ü Ş M E V E M E C L I S A R A Ş T L R M A S I  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  S Ö Z L Ü S O R U L A R  K A N U N T A S A R I V E T E K L İ F L E R İ İ L E  K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R I Ş L E R  E G E M E N L I K K A Y I T S I Z Ş A R T S I Z M I L L E T I N D İ R
Sayfa 100 -
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  GÜNDEMİ  D Ö N E M : 2 3 Y A S A M A Y I L I : 4  8 1 İ N C İ B İ R L E Ş İ M  1 N İ S A N 2 0 1 0 P E R Ş E M B E  S A A T : 1 3 . 0 0  KISIMLAR  8  B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K İ Ş L E R  S E Ç I M  O Y L A M A S I Y A P I L A C A K İ Ş L E R  M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  G E N E L G Ö R Ü Ş M E V E M E C L I S A R A Ş T L R M A S I  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  S Ö Z L Ü S O R U L A R  K A N U N T A S A R I V E T E K L İ F L E R İ İ L E  K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R I Ş L E R  E G E M E N L I K K A Y I T S I Z Ş A R T S I Z M I L L E T I N D İ R  DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye bağ­ ladığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin başında bir saat sü­ re ile sözlü soruların görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimlerin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131 ve 321 Sıra Sayılı Kanun Tasarılarının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünün 631 ilâ 649  uncu maddelerden oluşması,  131 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 19 uncu maddelerden, ikinci bölümünün  20 ilâ 40 ıncı maddelerden, üçüncü bölümünün Çerçeve 41 inci maddedeki 1, 2, 2/alt bentleri ilâ 3 ve 4  üncü fıkralar dahil olmak üzere 41 ilâ 44 üncü maddelerden oluşması,  126 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölümünün  Çerçeve 22 nci maddedeki 1, 2, 3, 4 üncü fıkralar ilâ Geçici 1, 2, 3 ve 4 üncü maddeler dahil olmak üzere  16 ilâ 24 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 28.5.2009 tarihli 95 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  3.- 477 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görü­ şülmesi,  477 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 12 nci maddelerden, ikinci bölümünün  Geçici 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nci maddeler dahil olmak üzere 13 ilâ 16 nci maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 23.3.2010 tarihli 76 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  GRUP ÖNERİLERİ  1.- 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  önerilmiştir.  (Not: İlk 50 bölüm 30'ar maddeden, 51 inci bölüm 1501 ilâ 1520 nci maddelerden, 52 nci bölüm  ise Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 dahil 1521 ilâ 1535 inci maddelerden oluşmaktadır.)  (Genel Kumlun 8.7.2008 tarihli 127 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- Genel Kurulun; 6, 13, 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü sorulan mütea­ kip diğer denetim konulannın görüşülmeyerek gündemin kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 7, 14, 21, 28 Nisan 2010 Çarşamba günkü birle­ şimlerinde sözlü sorulann görüşülmemesi,  Genel Kurulun; 6, 13, 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 20:00 saatleri arasında;  1,7, 8, 14, 15,21,22, 28, 29 Nisan 2010 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13:00-20:00  saatleri arasında çalışmalannı sürdürmesi,  490 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi,  490 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin birinci bölümünün 1 ilâ 17 nci maddelerden, ikinci bölümünün  Geçici Madde dahil olmak üzere 18 ilâ 33 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 30.3.2010 tarihli 79 uncu birleşiminde kabul edilmiştir.)  KOMİSYON TOPLANTILARI  * Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor * Kayıp Çocuklarla İlgili Meclis  Komisyonu Araştırması Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.30 1.4.2010 Perşembe - Saat: 14.00  * Tarım, O r m a n ve Köyişleri Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.30  5.4.2010 Pazartesi - Saat: 10.30  * (10/333, 334, 335-3/1090) Esas Numaral ı  Meclis Araşt ırması Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.00  * Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 14.00
Sayfa 101 -
DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye bağ­ ladığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin başında bir saat sü­ re ile sözlü soruların görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimlerin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131 ve 321 Sıra Sayılı Kanun Tasarılarının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünün 631 ilâ 649  uncu maddelerden oluşması,  131 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 19 uncu maddelerden, ikinci bölümünün  20 ilâ 40 ıncı maddelerden, üçüncü bölümünün Çerçeve 41 inci maddedeki 1, 2, 2/alt bentleri ilâ 3 ve 4  üncü fıkralar dahil olmak üzere 41 ilâ 44 üncü maddelerden oluşması,  126 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölümünün  Çerçeve 22 nci maddedeki 1, 2, 3, 4 üncü fıkralar ilâ Geçici 1, 2, 3 ve 4 üncü maddeler dahil olmak üzere  16 ilâ 24 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 28.5.2009 tarihli 95 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  3.- 477 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görü­ şülmesi,  477 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 12 nci maddelerden, ikinci bölümünün  Geçici 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nci maddeler dahil olmak üzere 13 ilâ 16 nci maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 23.3.2010 tarihli 76 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  GRUP ÖNERİLERİ  1.- 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  önerilmiştir.  (Not: İlk 50 bölüm 30'ar maddeden, 51 inci bölüm 1501 ilâ 1520 nci maddelerden, 52 nci bölüm  ise Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 dahil 1521 ilâ 1535 inci maddelerden oluşmaktadır.)  (Genel Kumlun 8.7.2008 tarihli 127 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- Genel Kurulun; 6, 13, 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü sorulan mütea­ kip diğer denetim konulannın görüşülmeyerek gündemin kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 7, 14, 21, 28 Nisan 2010 Çarşamba günkü birle­ şimlerinde sözlü sorulann görüşülmemesi,  Genel Kurulun; 6, 13, 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 20:00 saatleri arasında;  1,7, 8, 14, 15,21,22, 28, 29 Nisan 2010 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13:00-20:00  saatleri arasında çalışmalannı sürdürmesi,  490 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi,  490 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin birinci bölümünün 1 ilâ 17 nci maddelerden, ikinci bölümünün  Geçici Madde dahil olmak üzere 18 ilâ 33 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 30.3.2010 tarihli 79 uncu birleşiminde kabul edilmiştir.)  KOMİSYON TOPLANTILARI  * Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor * Kayıp Çocuklarla İlgili Meclis  Komisyonu Araştırması Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.30 1.4.2010 Perşembe - Saat: 14.00  * Tarım, O r m a n ve Köyişleri Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.30  5.4.2010 Pazartesi - Saat: 10.30  * (10/333, 334, 335-3/1090) Esas Numaral ı  Meclis Araşt ırması Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 10.00  * Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  Komisyonu  1.4.2010 Perşembe - Saat: 14.00  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GÜNDEMİ  8 1 İ N C İ B İ R L E Ş İ M 1 N İ S A N 2 0 1 0 P E R Ş E M B E S A A T : 1 3 . 0 0  1 - B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  >qS<  2 _ Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K İ Ş L E R  3 - S E Ç I M  4 _ O Y L A M A S I Y A P Ì L A C A K İ Ş L E R  5 - M E C L İ S S O R U Ş T U R M A S I R A P O R L A R I  6 - G E N E L G Ö R Ü Ş M E V E M E C L I S A R A Ş T I R M A S I  Y A P ı L M A S ı N A D A I R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  7 - S Ö Z L Ü S O R U L A R
Sayfa 102 -
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GÜNDEMİ  8 1 İ N C İ B İ R L E Ş İ M 1 N İ S A N 2 0 1 0 P E R Ş E M B E S A A T : 1 3 . 0 0  1 - B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  >qS<  2 _ Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K İ Ş L E R  3 - S E Ç I M  4 _ O Y L A M A S I Y A P Ì L A C A K İ Ş L E R  5 - M E C L İ S S O R U Ş T U R M A S I R A P O R L A R I  6 - G E N E L G Ö R Ü Ş M E V E M E C L I S A R A Ş T I R M A S I  Y A P ı L M A S ı N A D A I R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  7 - S Ö Z L Ü S O R U L A R  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  (X) Açık oylamaya tâbi işleri gösterir.  (*) Görüşmeleri yarım kalan Kanun Tasarı ve Tekliflerini gösterir.  (**) içtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi kabul edilmiştir.  - 4 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  1. - (S. Sayısı: 96) Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (Dağıtma tarihi: 1.2.2008) (*) (**)  2. - (S. Sayısı: 321) Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (Dağıtma tarihi: 15.1.2009) (*)(**)  3. - (S. Sayısı: 458) Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (*) (X)  4. - (S. Sayısı: 486) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe  Komisyonu Raporu (1/769) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010) (*)  5. - (S. Sayısı: 490) Ankara Milletvekili Haluk İpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin;  Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli  Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19  Milletvekilinin; Sımak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup  Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'm; Tunceli  Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer  Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304,  2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (Dağıtma tarihi: 30.3.2010) (**) (X)  6. - (S. Sayısı: 487) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/808) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010)  7. - (S. Sayısı: 479) Türkiye Cumhuriyeti ile İrlanda Arasında Gelir ve Sermaye Değer  Artış Kazançları Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi  Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/689) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  8. - (S. Sayısı: 477) İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Tasarısı ile 190 Sayılı  Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları  Raporları (1/371, 1/101) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (**) (X)  9. - (S. Sayısı: 114) Asya-Pasifık Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/367) (Dağıtma tarihi: 22.2.2008) (X)  10. - (S. Sayısı: 306) Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2003 Dünya Radyo  Komünikasyon Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (X)  11. - (S. Sayısı: 469) İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) Tüzüğünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/776) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)
Sayfa 103 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  (X) Açık oylamaya tâbi işleri gösterir.  (*) Görüşmeleri yarım kalan Kanun Tasarı ve Tekliflerini gösterir.  (**) içtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi kabul edilmiştir.  - 4 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  1. - (S. Sayısı: 96) Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (Dağıtma tarihi: 1.2.2008) (*) (**)  2. - (S. Sayısı: 321) Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (Dağıtma tarihi: 15.1.2009) (*)(**)  3. - (S. Sayısı: 458) Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (*) (X)  4. - (S. Sayısı: 486) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe  Komisyonu Raporu (1/769) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010) (*)  5. - (S. Sayısı: 490) Ankara Milletvekili Haluk İpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin;  Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli  Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19  Milletvekilinin; Sımak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup  Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'm; Tunceli  Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer  Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304,  2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (Dağıtma tarihi: 30.3.2010) (**) (X)  6. - (S. Sayısı: 487) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/808) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010)  7. - (S. Sayısı: 479) Türkiye Cumhuriyeti ile İrlanda Arasında Gelir ve Sermaye Değer  Artış Kazançları Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi  Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/689) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  8. - (S. Sayısı: 477) İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Tasarısı ile 190 Sayılı  Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları  Raporları (1/371, 1/101) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (**) (X)  9. - (S. Sayısı: 114) Asya-Pasifık Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/367) (Dağıtma tarihi: 22.2.2008) (X)  10. - (S. Sayısı: 306) Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2003 Dünya Radyo  Komünikasyon Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (X)  11. - (S. Sayısı: 469) İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) Tüzüğünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/776) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 5 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  12. - (S. Sayısı: 460) Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/786) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  13. - (S. Sayısı: 417) Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek  Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları  Raporları (2/325) (Dağıtma tarihi: 4.8.2009)  14. - (S. Sayısı: 395) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un; Yenilenebilir Enerji  Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji  Komisyonu Raporu (2/340) (Dağıtma tarihi: 9.6.2009)  15. - (S. Sayısı: 228) Bolu Milletvekili Fatih Metin'in; 491 Sayılı Denizcilik Müsteşarlığının  Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/137) (Dağıtma  tarihi: 16.5.2008)  16. - (S. Sayısı: 375) Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/674) (Dağıtma tarihi: 20.5.2009)  17. - (S. Sayısı: 99) Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun  Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/428) (Dağıtma tarihi: 1.2.2008)  18. - (S. Sayısı: 121) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki  Cetvellerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/518) (Dağıtma tarihi: 25.3.2008)  19. - (S. Sayısı: 126) Darülaceze Müessesesi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/479) (Dağıtma tarihi: 27.3.2008) (**) (X)  20. - (S. Sayısı: 131) Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/487) (Dağıtma tarihi: 4.4.2008) (**)  21 . - (S. Sayısı: 250) Dopingle Mücadele Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik  ve Spor Komisyonu Raporu (1/562) (Dağıtma tarihi: 16.6.2008) (X)  22. - (S. Sayısı: 260) İl İdaresi Kanunu ile Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne  İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu  (1/477) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  23. - (S. Sayısı: 279) Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/623)  (Dağıtma tarihi: 29.7.2008)  24. - (S. Sayısı: 294) Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/613) (Dağıtma  tarihi: 1.10.2008)  25. - (S. Sayısı: 382) Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı ile Milli  Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/582) (Dağıtma tarihi: 21.5.2009)  26. - (S. Sayısı: 338) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/532) (Dağıtma tarihi:  26.2.2009) (X)  27. - (S. Sayısı: 341) Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi ile Türkiye Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Türkiye'de Bir DSÖ Ülke Ofisi Kurulması Üzerine Anlaşmanın
Sayfa 104 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 5 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  12. - (S. Sayısı: 460) Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/786) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  13. - (S. Sayısı: 417) Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek  Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları  Raporları (2/325) (Dağıtma tarihi: 4.8.2009)  14. - (S. Sayısı: 395) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un; Yenilenebilir Enerji  Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji  Komisyonu Raporu (2/340) (Dağıtma tarihi: 9.6.2009)  15. - (S. Sayısı: 228) Bolu Milletvekili Fatih Metin'in; 491 Sayılı Denizcilik Müsteşarlığının  Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/137) (Dağıtma  tarihi: 16.5.2008)  16. - (S. Sayısı: 375) Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/674) (Dağıtma tarihi: 20.5.2009)  17. - (S. Sayısı: 99) Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun  Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/428) (Dağıtma tarihi: 1.2.2008)  18. - (S. Sayısı: 121) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki  Cetvellerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/518) (Dağıtma tarihi: 25.3.2008)  19. - (S. Sayısı: 126) Darülaceze Müessesesi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/479) (Dağıtma tarihi: 27.3.2008) (**) (X)  20. - (S. Sayısı: 131) Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/487) (Dağıtma tarihi: 4.4.2008) (**)  21 . - (S. Sayısı: 250) Dopingle Mücadele Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik  ve Spor Komisyonu Raporu (1/562) (Dağıtma tarihi: 16.6.2008) (X)  22. - (S. Sayısı: 260) İl İdaresi Kanunu ile Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne  İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu  (1/477) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  23. - (S. Sayısı: 279) Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/623)  (Dağıtma tarihi: 29.7.2008)  24. - (S. Sayısı: 294) Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/613) (Dağıtma  tarihi: 1.10.2008)  25. - (S. Sayısı: 382) Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı ile Milli  Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/582) (Dağıtma tarihi: 21.5.2009)  26. - (S. Sayısı: 338) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/532) (Dağıtma tarihi:  26.2.2009) (X)  27. - (S. Sayısı: 341) Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi ile Türkiye Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Türkiye'de Bir DSÖ Ülke Ofisi Kurulması Üzerine Anlaşmanın  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 6 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/614) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  28. - (S. Sayısı: 342) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Elektrik, Petrol, Gaz ve Maden Kaynakları Alanlarında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/615) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  29. - (S. Sayısı: 346) Türkiye Cumhuriyeti ile Yemen Cumhuriyeti Arasında Denizcilik  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/580) (Dağıtma tarihi: 4.3.2009) (X)  30. - (S. Sayısı: 347) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Madencilik ve Jeoloji Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/408) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  3 1 . - (S. Sayısı: 348) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kadının, Ailenin ve Çocukların Statülerinin Geliştirilmesi Üzerine İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/547) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  32. - (S. Sayısı: 349) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Görsel-İşitsel ve Yazılı İletişim ile Belgelendirme Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/634) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  33. - (S. Sayısı: 350) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Tunus Cumhuriyeti Milli Arşivi Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/658) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  34. - (S. Sayısı: 22) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında İktisadi Kalkınma İşbirliği Fonu Kredilerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/288) (Dağıtma tarihi:  10.10.2007) (X)  35. - (S. Sayısı: 78) Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş  Milletler Sözleşmesinin 17 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Deniz Yoluyla Yapılan  Kaçakçılıkla Mücadele Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/295) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  36. - (S. Sayısı: 80) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/302) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  37. - (S. Sayısı: 62) Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/339) (Dağıtma tarihi:  4.12.2007) (X)  38. - (S. Sayısı: 73) Irak'a Komşu Devletler Hükümetleri ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Terörizm, Sınırlardan Yasadışı Sızmalar ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Konularında  Güvenlik İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/347) (Dağıtma tarihi: 7.12.2007) (X)  39. - (S. Sayısı: 136) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Amerika Birleşik  Devletleri Savunma Bakanlığı Arasında Savunma Uzay İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/395) (Dağıtma tarihi:  15.4.2008) (X)
Sayfa 105 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 6 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/614) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  28. - (S. Sayısı: 342) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Elektrik, Petrol, Gaz ve Maden Kaynakları Alanlarında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/615) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  29. - (S. Sayısı: 346) Türkiye Cumhuriyeti ile Yemen Cumhuriyeti Arasında Denizcilik  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/580) (Dağıtma tarihi: 4.3.2009) (X)  30. - (S. Sayısı: 347) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Madencilik ve Jeoloji Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/408) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  3 1 . - (S. Sayısı: 348) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kadının, Ailenin ve Çocukların Statülerinin Geliştirilmesi Üzerine İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/547) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  32. - (S. Sayısı: 349) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Görsel-İşitsel ve Yazılı İletişim ile Belgelendirme Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/634) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  33. - (S. Sayısı: 350) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Tunus Cumhuriyeti Milli Arşivi Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/658) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  34. - (S. Sayısı: 22) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında İktisadi Kalkınma İşbirliği Fonu Kredilerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/288) (Dağıtma tarihi:  10.10.2007) (X)  35. - (S. Sayısı: 78) Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş  Milletler Sözleşmesinin 17 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Deniz Yoluyla Yapılan  Kaçakçılıkla Mücadele Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/295) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  36. - (S. Sayısı: 80) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/302) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  37. - (S. Sayısı: 62) Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/339) (Dağıtma tarihi:  4.12.2007) (X)  38. - (S. Sayısı: 73) Irak'a Komşu Devletler Hükümetleri ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Terörizm, Sınırlardan Yasadışı Sızmalar ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Konularında  Güvenlik İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/347) (Dağıtma tarihi: 7.12.2007) (X)  39. - (S. Sayısı: 136) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Amerika Birleşik  Devletleri Savunma Bakanlığı Arasında Savunma Uzay İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/395) (Dağıtma tarihi:  15.4.2008) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKÜFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 7 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  40. - (S. Sayısı: 38) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi  Başkanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomik İlişkiler Ajansı Arasında İşbirliği  Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/284) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  41. - (S. Sayısı: 39) Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Devletleri Örgütü Genel Sekreterliği  Arasında Çerçeve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/287) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  42. - (S. Sayısı: 59) Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/304) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  43. - (S. Sayısı: 66) Güneydoğu Avrupa Sivil-Asker Acil Durum Planlama Konseyi  Kurulması Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/300) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  44. - (S. Sayısı: 79) Türkiye Cumhuriyeti ile Arjantin Cumhuriyeti Arasında Veterinerlik  Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/299) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  45. - (S. Sayısı: 86) Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve 7 Milletvekilinin;  Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; 24.06.2006 Tarih ve 5522  Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/103, 2/104) (Dağıtma  tarihi: 27.12.2007)  46. - (S. Sayısı: 92) Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 Milletvekilinin;  Muhtar Ödeneklerinin Arttırılmasına ve Sosyal Güvenliklerine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/42) (Dağıtma tarihi: 10.1.2008)  47. - (S. Sayısı: 106) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; Yüksek Öğrenim  Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/47) (Dağıtma tarihi: 11.2.2008)  48. - (S. Sayısı: 107) Zonguldak Milletvekili Koksal Toptan'ın; Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa  Komisyonu Raporu (2/122) (Dağıtma tarihi: 12.2.2008)  49. - (S. Sayısı: 122) İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve 10 Milletvekilinin; Ulusal Bayram  ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/121),  İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (Dağıtma tarihi:  25.3.2008)  50. - (S. Sayısı: 132) Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Devlet Memurları Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan  Gündeme Alınma Önergesi (2/116) (Dağıtma tarihi: 7.4.2008)  5 1 . - (S. Sayısı: 235) Çorum Milletvekili Agah Kafkas ve 6 Milletvekilinin; 2821 Sayılı  Sendikalar Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu  (2/240) (Dağıtma tarihi: 28.5.2008) (X)
Sayfa 106 -
8 - KANUN TASARI VE TEKÜFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 7 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  40. - (S. Sayısı: 38) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi  Başkanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomik İlişkiler Ajansı Arasında İşbirliği  Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/284) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  41. - (S. Sayısı: 39) Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Devletleri Örgütü Genel Sekreterliği  Arasında Çerçeve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/287) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  42. - (S. Sayısı: 59) Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/304) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  43. - (S. Sayısı: 66) Güneydoğu Avrupa Sivil-Asker Acil Durum Planlama Konseyi  Kurulması Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/300) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  44. - (S. Sayısı: 79) Türkiye Cumhuriyeti ile Arjantin Cumhuriyeti Arasında Veterinerlik  Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/299) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  45. - (S. Sayısı: 86) Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve 7 Milletvekilinin;  Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; 24.06.2006 Tarih ve 5522  Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/103, 2/104) (Dağıtma  tarihi: 27.12.2007)  46. - (S. Sayısı: 92) Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 Milletvekilinin;  Muhtar Ödeneklerinin Arttırılmasına ve Sosyal Güvenliklerine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/42) (Dağıtma tarihi: 10.1.2008)  47. - (S. Sayısı: 106) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; Yüksek Öğrenim  Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/47) (Dağıtma tarihi: 11.2.2008)  48. - (S. Sayısı: 107) Zonguldak Milletvekili Koksal Toptan'ın; Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa  Komisyonu Raporu (2/122) (Dağıtma tarihi: 12.2.2008)  49. - (S. Sayısı: 122) İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve 10 Milletvekilinin; Ulusal Bayram  ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/121),  İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (Dağıtma tarihi:  25.3.2008)  50. - (S. Sayısı: 132) Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Devlet Memurları Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan  Gündeme Alınma Önergesi (2/116) (Dağıtma tarihi: 7.4.2008)  5 1 . - (S. Sayısı: 235) Çorum Milletvekili Agah Kafkas ve 6 Milletvekilinin; 2821 Sayılı  Sendikalar Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu  (2/240) (Dağıtma tarihi: 28.5.2008) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 8 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  52. - (S. Sayısı: 245) Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Yemen  Cumhuriyeti Balıkçılık Bakanlığı Arasında Balıkçılık ve Su Ürünleri Alanlarında Teknik, Bilimsel  ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/488) (Dağıtma  tarihi: 11.6.2008) (X)  53. - (S. Sayısı: 286) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Hükümeti Arasında Enerji  Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/317) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008) (X)  54. - (S. Sayısı: 139 ve 139'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/102) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  55. - (S. Sayısı: 140 ve 140'a 1 inci Ek) Amasya Milletvekili Akif Gülle'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/103) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  56. - (S. Sayısı: 141 ve 141'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/104) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  57. - (S. Sayısı: 142 ve 142'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/105) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  58. - (S. Sayısı: 143 ve 143'e 1 inci Ek) Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/106) (Dağıtma  tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  59. - (S. Sayısı: 144 ve 144'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/107) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)
Sayfa 107 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 8 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  52. - (S. Sayısı: 245) Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Yemen  Cumhuriyeti Balıkçılık Bakanlığı Arasında Balıkçılık ve Su Ürünleri Alanlarında Teknik, Bilimsel  ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/488) (Dağıtma  tarihi: 11.6.2008) (X)  53. - (S. Sayısı: 286) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Hükümeti Arasında Enerji  Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/317) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008) (X)  54. - (S. Sayısı: 139 ve 139'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/102) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  55. - (S. Sayısı: 140 ve 140'a 1 inci Ek) Amasya Milletvekili Akif Gülle'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/103) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  56. - (S. Sayısı: 141 ve 141'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/104) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  57. - (S. Sayısı: 142 ve 142'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/105) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  58. - (S. Sayısı: 143 ve 143'e 1 inci Ek) Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/106) (Dağıtma  tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  59. - (S. Sayısı: 144 ve 144'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/107) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 9 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  60. - (S. Sayısı: 145 ve 145'e 1 inci Ek) Denizli Milletvekili Mehmet Salih Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/108) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  6 1 . - (S. Sayısı: 146 ve 146'ya 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Koca'nın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/109) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  62. - (S. Sayısı: 147 ve 147'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/110) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  63. - (S. Sayısı: 148 ve 148'e 1 inci Ek) Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/111) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008,  19.6.2008)  64. - (S. Sayısı: 149 ve 149'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/112) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  65. - (S. Sayısı: 150 ve 150'ye 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/113) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  66. - (S. Sayısı: 151 ve 151'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/114) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008,  19.6.2008)  67. - (S. Sayısı: 152 ve 152'ye 1 inci Ek) Kocaeli Milletvekilleri Nihat Ergün ve Osman  Pepe'nin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve İstanbul  Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/115) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008, 19.6.2008)
Sayfa 108 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 9 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  60. - (S. Sayısı: 145 ve 145'e 1 inci Ek) Denizli Milletvekili Mehmet Salih Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/108) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  6 1 . - (S. Sayısı: 146 ve 146'ya 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Koca'nın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/109) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  62. - (S. Sayısı: 147 ve 147'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/110) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  63. - (S. Sayısı: 148 ve 148'e 1 inci Ek) Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/111) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008,  19.6.2008)  64. - (S. Sayısı: 149 ve 149'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/112) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  65. - (S. Sayısı: 150 ve 150'ye 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/113) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  66. - (S. Sayısı: 151 ve 151'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/114) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008,  19.6.2008)  67. - (S. Sayısı: 152 ve 152'ye 1 inci Ek) Kocaeli Milletvekilleri Nihat Ergün ve Osman  Pepe'nin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve İstanbul  Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/115) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008, 19.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 0 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  68. - (S. Sayısı: 153 ve 153'e 1 inci Ek) Gaziantep Milletvekili Mehmet San'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/116) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  69. - (S. Sayısı: 154 ve 154'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/117) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  70. - (S. Sayısı: 156 ve 156'ya 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/119) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  71. - (S. Sayısı: 157 ve 157'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/120) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  72. - (S. Sayısı: 158 ve 158'e 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında , Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/121) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  73. - (S. Sayısı: 159 ve 159'a 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Er'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/122) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  74. - (S. Sayısı: 160 ve 160'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/123) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  75. - (S. Sayısı: 161 ve 161'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/124) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)
Sayfa 109 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 0 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  68. - (S. Sayısı: 153 ve 153'e 1 inci Ek) Gaziantep Milletvekili Mehmet San'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/116) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  69. - (S. Sayısı: 154 ve 154'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/117) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  70. - (S. Sayısı: 156 ve 156'ya 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/119) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  71. - (S. Sayısı: 157 ve 157'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/120) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  72. - (S. Sayısı: 158 ve 158'e 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında , Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/121) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  73. - (S. Sayısı: 159 ve 159'a 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Er'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/122) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  74. - (S. Sayısı: 160 ve 160'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/123) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  75. - (S. Sayısı: 161 ve 161'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/124) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 1 1 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  76. - (S. Sayısı: 162 ve 162'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve  4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/125) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  77. - (S. Sayısı: 163 ve 163'e 1 inci Ek) Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/126) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008,  20.6.2008)  78. - (S. Sayısı: 164 ve 164'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/127) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  79. - (S. Sayısı: 165 ve 165'e 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/128) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  80. - (S. Sayısı: 166 ve 166'ya 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/129) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008, 20.6.2008)  81. - (S. Sayısı: 167 ve 167'ye 1 inci Ek) Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/130) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  82. - (S. Sayısı: 168 ve 168'e 1 inci Ek) Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve Giresun  Milletvekili Ali Temür'ün Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık  Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun  Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve  Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre  Raporlara İtirazları (3/131) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)  83. - (S. Sayısı: 169 ve 169'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekilleri Recep Tayyip Erdoğan,  İdris Nairn Şahin, Sivas Milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın ve Kırşehir Milletvekili Mikail  Arslan'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Sivas Milletvekili  Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/132) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)
Sayfa 110 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 1 1 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  76. - (S. Sayısı: 162 ve 162'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve  4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/125) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  77. - (S. Sayısı: 163 ve 163'e 1 inci Ek) Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/126) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008,  20.6.2008)  78. - (S. Sayısı: 164 ve 164'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/127) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  79. - (S. Sayısı: 165 ve 165'e 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/128) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  80. - (S. Sayısı: 166 ve 166'ya 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/129) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008, 20.6.2008)  81. - (S. Sayısı: 167 ve 167'ye 1 inci Ek) Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/130) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  82. - (S. Sayısı: 168 ve 168'e 1 inci Ek) Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve Giresun  Milletvekili Ali Temür'ün Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık  Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun  Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve  Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre  Raporlara İtirazları (3/131) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)  83. - (S. Sayısı: 169 ve 169'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekilleri Recep Tayyip Erdoğan,  İdris Nairn Şahin, Sivas Milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın ve Kırşehir Milletvekili Mikail  Arslan'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Sivas Milletvekili  Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/132) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 2 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  84. - (S. Sayısı: 170 ve 170'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/133) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008, 23.6.2008)  85. - (S. Sayısı: 171 ve 171'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/134) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008, 23.6.2008)  86. - (S. Sayısı: 172 ve 172'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/135) (Dağıtma  tarihleri: 22.5.2008, 23.6.2008)  87. - (S. Sayısı: 173 ve 173'e 1 inci Ek) Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/136) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  88. - (S. Sayısı: 174 ve 174'e 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/137) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,23.6.2008)  89. - (S. Sayısı: 175 ve 175'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/138) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  90. - (S. Sayısı: 176 ve 176'ya 1 inci Ek) Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/139) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  9 1 . - (S. Sayısı: 177 ve 177'ye 1 inci Ek) Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/140) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)
Sayfa 111 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 2 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  84. - (S. Sayısı: 170 ve 170'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/133) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008, 23.6.2008)  85. - (S. Sayısı: 171 ve 171'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/134) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008, 23.6.2008)  86. - (S. Sayısı: 172 ve 172'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/135) (Dağıtma  tarihleri: 22.5.2008, 23.6.2008)  87. - (S. Sayısı: 173 ve 173'e 1 inci Ek) Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/136) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  88. - (S. Sayısı: 174 ve 174'e 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/137) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,23.6.2008)  89. - (S. Sayısı: 175 ve 175'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/138) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  90. - (S. Sayısı: 176 ve 176'ya 1 inci Ek) Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/139) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  9 1 . - (S. Sayısı: 177 ve 177'ye 1 inci Ek) Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/140) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 3 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  92. - (S. Sayısı: 178 ve 178'e 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekilleri Ahmet Koca ve Sait  Açba'nın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Nesrin Baytok ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/141) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  93. - (S. Sayısı: 179 ve 179'a 1 inci Ek) Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/142) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  94. - (S. Sayısı: 180 ve 180'e 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/143) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  95. - (S. Sayısı: 181 ve 181'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/144) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  96. - (S. Sayısı: 182 ve 182'ye 1 inci Ek) Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/145) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  97. - (S. Sayısı: 183 ve 183'e 1 inci Ek) Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/146) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  98. - (S. Sayısı: 184 ve 184'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/147) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  99. - (S. Sayısı: 185 ve 185'e 1 inci Ek) Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/148) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)
Sayfa 112 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 3 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  92. - (S. Sayısı: 178 ve 178'e 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekilleri Ahmet Koca ve Sait  Açba'nın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Nesrin Baytok ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/141) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  93. - (S. Sayısı: 179 ve 179'a 1 inci Ek) Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/142) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  94. - (S. Sayısı: 180 ve 180'e 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/143) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  95. - (S. Sayısı: 181 ve 181'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/144) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  96. - (S. Sayısı: 182 ve 182'ye 1 inci Ek) Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/145) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  97. - (S. Sayısı: 183 ve 183'e 1 inci Ek) Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/146) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  98. - (S. Sayısı: 184 ve 184'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/147) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  99. - (S. Sayısı: 185 ve 185'e 1 inci Ek) Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/148) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  8 - K A N U N T A S A R I VE TEKLIFLERI ILE K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İŞLER  - 1 4 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  100. - (S. Sayısı: 186 ve 186'ya 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/149) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  101 . - (S. Sayısı: 187 ve 187'ye 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/150) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  102. - (S. Sayısı: 262) Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya ve 2 Milletvekilinin; Gençlik ve  Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ve Kars Milletvekili Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Çeşitli Kanunlarda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu  Raporu (2/274, 2/272) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  103. - (S. Sayısı: 188 ve 188'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/151) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 9.7.2008)  104. - (S. Sayısı: 189 ve 189'a 1 inci Ek) Ordu Milletvekilleri Eyüp Fatsa ve Enver  Yılmaz'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/152) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  105. - (S. Sayısı: 190 ve 190'a 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/153) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  106. - (S. Sayısı: 191 ve 191'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/155) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)  107. - (S. Sayısı: 192 ve 192'ye 1 inci Ek) İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/156) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)
Sayfa 113 -
8 - K A N U N T A S A R I VE TEKLIFLERI ILE K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İŞLER  - 1 4 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  100. - (S. Sayısı: 186 ve 186'ya 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/149) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  101 . - (S. Sayısı: 187 ve 187'ye 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/150) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  102. - (S. Sayısı: 262) Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya ve 2 Milletvekilinin; Gençlik ve  Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ve Kars Milletvekili Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Çeşitli Kanunlarda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu  Raporu (2/274, 2/272) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  103. - (S. Sayısı: 188 ve 188'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/151) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 9.7.2008)  104. - (S. Sayısı: 189 ve 189'a 1 inci Ek) Ordu Milletvekilleri Eyüp Fatsa ve Enver  Yılmaz'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/152) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  105. - (S. Sayısı: 190 ve 190'a 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/153) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  106. - (S. Sayısı: 191 ve 191'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/155) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)  107. - (S. Sayısı: 192 ve 192'ye 1 inci Ek) İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/156) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 5 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  108. - (S. Sayısı: 193 ve 193'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/157) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  109. - (S. Sayısı: 194 ve 194'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/158) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  110.- (S. Sayısı: 195 ve 195'e 1 inci Ek) Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/159) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  1 1 1 . - (S. Sayısı: 196 ve 196'ya 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/160) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  112.- (S. Sayısı: 197 ve 197'ye 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/161) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  113. - (S. Sayısı: 198 ve 198'e 1 inci Ek) İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/162) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  114. - (S. Sayısı: 199 ve 199'a 1 inci Ek)/Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/163) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  115.- (S. Sayısı: 200 ve 200'e 1 inci Ek) Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Edime Milletvekili Rasim Çakır'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/164) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)
Sayfa 114 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 5 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  108. - (S. Sayısı: 193 ve 193'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/157) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  109. - (S. Sayısı: 194 ve 194'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/158) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  110.- (S. Sayısı: 195 ve 195'e 1 inci Ek) Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kalduılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/159) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  1 1 1 . - (S. Sayısı: 196 ve 196'ya 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/160) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  112.- (S. Sayısı: 197 ve 197'ye 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/161) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  113. - (S. Sayısı: 198 ve 198'e 1 inci Ek) İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/162) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  114. - (S. Sayısı: 199 ve 199'a 1 inci Ek)/Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/163) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  115.- (S. Sayısı: 200 ve 200'e 1 inci Ek) Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Edime Milletvekili Rasim Çakır'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/164) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  8 - K A N U N TASARI VE TEKLIFLERI İLE K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İŞLER  - 1 6 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  116. - (S. Sayısı: 201 ve 201'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/165) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  117.- (S. Sayısı: 202 ve 202'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/166) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  118.- (S. Sayısı: 203 ve 203'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/167) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  119.- (S. Sayısı: 204 ve 204'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/168) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  120. - (S. Sayısı: 205 ve 205'e 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/188) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008,9.7.2008)  121 . - (S. Sayısı: 206 ve 206'ya 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/189) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008, 9.7.2008)  122. - (S. Sayısı: 207 ve 207'ye 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/209) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  123. - (S. Sayısı: 208 ve 208'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/215) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008, 9.7.2008)
Sayfa 115 -
8 - K A N U N TASARI VE TEKLIFLERI İLE K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İŞLER  - 1 6 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  116. - (S. Sayısı: 201 ve 201'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/165) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  117.- (S. Sayısı: 202 ve 202'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/166) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  118.- (S. Sayısı: 203 ve 203'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/167) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  119.- (S. Sayısı: 204 ve 204'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/168) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  120. - (S. Sayısı: 205 ve 205'e 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/188) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008,9.7.2008)  121 . - (S. Sayısı: 206 ve 206'ya 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/189) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008, 9.7.2008)  122. - (S. Sayısı: 207 ve 207'ye 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/209) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  123. - (S. Sayısı: 208 ve 208'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/215) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008, 9.7.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 7 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  124. - (S. Sayısı: 209 ve 209'a 1 inci Ek) Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/217) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  125. - (S. Sayısı: 211 ve 211'e 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/220) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  126. - (S. Sayısı: 212 ve 212'ye 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/221) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008, 9.7.2008)  127. - (S. Sayısı: 213 ve 213'e 1 inci Ek) Niğde Milletvekili Mümin İnan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Atila Emek ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/234) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008,9.7.2008)  128. - (S. Sayısı: 278) Mersin Milletvekili Zafer Üskül ve 21 Milletvekilinin; İnsan Hakları  Komisyonu Kanunu Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/263) (Dağıtma tarihi: 28.7.2008)  129. - (S. Sayısı: 285) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; 26 Şubat 1992  Tarihinde Ermeniler Tarafından Azerbaycan'ın Hocalı Kentinde Gerçekleştirilen Katliamın  "Katliam" Olarak Tanınması, 26 Şubat'ın "Hocalı Katliamını Anma Günü" Olarak Kabul  Edilmesine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme  Alınma Önergesi (2/148) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008)  130. - (S. Sayısı: 355) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında  Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/325) (Dağıtma  tarihi: 24.4.2009) (X)  131 . - (S. Sayısı: 358) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/588) (Dağıtma tarihi:  24.4.2009) (X)  132. - (S. Sayısı: 363) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kırgız Cumhuriyetindeki TIKA Program Koordinasyon Ofisinin Faaliyetine İlişkin  Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/600) (Dağıtma tarihi: 27.4.2009) (X)
Sayfa 116 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 7 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  124. - (S. Sayısı: 209 ve 209'a 1 inci Ek) Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/217) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  125. - (S. Sayısı: 211 ve 211'e 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/220) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  126. - (S. Sayısı: 212 ve 212'ye 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/221) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008, 9.7.2008)  127. - (S. Sayısı: 213 ve 213'e 1 inci Ek) Niğde Milletvekili Mümin İnan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Atila Emek ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/234) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008,9.7.2008)  128. - (S. Sayısı: 278) Mersin Milletvekili Zafer Üskül ve 21 Milletvekilinin; İnsan Hakları  Komisyonu Kanunu Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/263) (Dağıtma tarihi: 28.7.2008)  129. - (S. Sayısı: 285) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; 26 Şubat 1992  Tarihinde Ermeniler Tarafından Azerbaycan'ın Hocalı Kentinde Gerçekleştirilen Katliamın  "Katliam" Olarak Tanınması, 26 Şubat'ın "Hocalı Katliamını Anma Günü" Olarak Kabul  Edilmesine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme  Alınma Önergesi (2/148) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008)  130. - (S. Sayısı: 355) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında  Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/325) (Dağıtma  tarihi: 24.4.2009) (X)  131 . - (S. Sayısı: 358) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/588) (Dağıtma tarihi:  24.4.2009) (X)  132. - (S. Sayısı: 363) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kırgız Cumhuriyetindeki TIKA Program Koordinasyon Ofisinin Faaliyetine İlişkin  Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/600) (Dağıtma tarihi: 27.4.2009) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 8 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  133. - (S. Sayısı: 365) Türkiye Cumhuriyeti ile Slovakya Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/471) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  134.- (S. Sayısı: 367) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Angola Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticari, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/662) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  135. - (S. Sayısı: 368) Karadeniz Çevre Karayolunun Koordineli Olarak Geliştirilmesine  Dair Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/667) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  136.- (S. Sayısı: 369) Karadenize Sahildar Devletlerin Sınır/Sahil Güvenlik Makamları  Arasındaki İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/665) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  137. - (S. Sayısı: 374) Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt'un; 1219 Sayılı Tababet ve  Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve  Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/401) (Dağıtma tarihi: 7.5.2009)  138. - (S. Sayısı: 392) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/650) (Dağıtma tarihi: 3.6.2009) (X)  139. - (S. Sayısı: 393) Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu  (1/574) (Dağıtma tarihi: 10.6.2009)  140. - (S. Sayısı: 396) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/712) (Dağıtma tarihi: 11.6.2009)  141 . - (S. Sayısı: 398) Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/369) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  142. - (S. Sayısı: 399) Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari  ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/370) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  143. - (S. Sayısı: 400) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moğolistan Hükümeti Arasında  Çevre Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Çevre ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/376) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  144. - (S. Sayısı: 401) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile  Moğolistan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Arasında Petrol, Doğal Gaz ve Mineral Kaynaklar  Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/400) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  145. - (S. Sayısı: 402) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında, Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/401) (Dağıtma tarihi:  12.6.2009) (X)  146. - (S. Sayısı: 404) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Slovenya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Diplomatik Misyon ve Konsolosluk Üyelerinin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte  Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/495) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)
Sayfa 117 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 8 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  133. - (S. Sayısı: 365) Türkiye Cumhuriyeti ile Slovakya Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/471) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  134.- (S. Sayısı: 367) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Angola Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticari, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/662) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  135. - (S. Sayısı: 368) Karadeniz Çevre Karayolunun Koordineli Olarak Geliştirilmesine  Dair Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/667) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  136.- (S. Sayısı: 369) Karadenize Sahildar Devletlerin Sınır/Sahil Güvenlik Makamları  Arasındaki İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/665) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  137. - (S. Sayısı: 374) Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt'un; 1219 Sayılı Tababet ve  Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve  Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/401) (Dağıtma tarihi: 7.5.2009)  138. - (S. Sayısı: 392) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/650) (Dağıtma tarihi: 3.6.2009) (X)  139. - (S. Sayısı: 393) Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu  (1/574) (Dağıtma tarihi: 10.6.2009)  140. - (S. Sayısı: 396) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/712) (Dağıtma tarihi: 11.6.2009)  141 . - (S. Sayısı: 398) Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/369) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  142. - (S. Sayısı: 399) Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari  ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/370) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  143. - (S. Sayısı: 400) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moğolistan Hükümeti Arasında  Çevre Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Çevre ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/376) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  144. - (S. Sayısı: 401) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile  Moğolistan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Arasında Petrol, Doğal Gaz ve Mineral Kaynaklar  Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/400) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  145. - (S. Sayısı: 402) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında, Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/401) (Dağıtma tarihi:  12.6.2009) (X)  146. - (S. Sayısı: 404) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Slovenya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Diplomatik Misyon ve Konsolosluk Üyelerinin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte  Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/495) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 9 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  147. - (S. Sayısı: 405) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Haşimi Ürdün Krallığı Kraliyet Dokümantasyon Merkezi Arasında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/555) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  148. - (S. Sayısı: 406) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti  Arasında Deniz Ulaştırması Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/697) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  149. - (S. Sayısı: 422) Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Makedonya  Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Arasında Makedonya Cumhuriyetinde Yer Alan Bazı Osmanlı  Dönemi Eserlerinin Onarımı ve Rekonstrüksiyonuna Yönelik Yapılan Görüşmelere İlişkin  Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/362) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  150.- (S. Sayısı: 425) 2007 Uluslararası Kahve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/741) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  151. - (S. Sayısı: 434) Türkiye Cumhuriyeti ile İsveç Krallığı Arasında 30 Haziran 1978 Tarihinde  İmzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesini Değiştiren Ek Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/270) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  152. - (S. Sayısı: 435) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/352) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  153. - (S. Sayısı: 437) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve  Ekvator Cumhuriyeti Enerji ve Maden Bakanlığı Arasında Enerji Sektöründe İşbirliği  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/403) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  154. - (S. Sayısı: 438) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gelişen Sekiz Ülke Sekretaryası  Arasında Merkez Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/701) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  155.- (S. Sayısı: 439) Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Ulusal Sürücü  Belgelerinin Karşılıklı Tanınması ve Değişimine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/757) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  156.- (S. Sayısı: 440) Muğla Milletvekili Gürol Ergin ve 13 Milletvekilinin; 5179 Sayılı  Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci  Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/316) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  157.- (S. Sayısı: 441) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/758) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  158.- (S. Sayısı: 448) Belediye İmar Planlarında Okul Alanı Olarak Ayrılan  Gayrimenkuller Hakkında İlgili İdari Makamlar Tarafından Yasal Süresinde Kamulaştırma veya  İmar Planında Revizyon İşlemi Yapılmadığı İçin Mülkiyet Haklarının Anayasaya Aykırı Olarak  Sınırlandığı İddiasını İçeren Dilekçelere İlişkin Dilekçe Komisyonu Genel Kurulu Raporu (5/1)  (Dağıtma tarihi: 16.12.2009)  159.- (S. Sayısı: 449) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti  Bakanlar Kurulu Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/365) (Dağıtma Tarihi: 21.12.2009) (X)
Sayfa 118 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 1 9 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  147. - (S. Sayısı: 405) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Haşimi Ürdün Krallığı Kraliyet Dokümantasyon Merkezi Arasında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/555) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  148. - (S. Sayısı: 406) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti  Arasında Deniz Ulaştırması Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/697) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  149. - (S. Sayısı: 422) Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Makedonya  Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Arasında Makedonya Cumhuriyetinde Yer Alan Bazı Osmanlı  Dönemi Eserlerinin Onarımı ve Rekonstrüksiyonuna Yönelik Yapılan Görüşmelere İlişkin  Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/362) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  150.- (S. Sayısı: 425) 2007 Uluslararası Kahve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/741) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  151. - (S. Sayısı: 434) Türkiye Cumhuriyeti ile İsveç Krallığı Arasında 30 Haziran 1978 Tarihinde  İmzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesini Değiştiren Ek Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/270) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  152. - (S. Sayısı: 435) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/352) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  153. - (S. Sayısı: 437) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve  Ekvator Cumhuriyeti Enerji ve Maden Bakanlığı Arasında Enerji Sektöründe İşbirliği  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/403) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  154. - (S. Sayısı: 438) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gelişen Sekiz Ülke Sekretaryası  Arasında Merkez Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/701) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  155.- (S. Sayısı: 439) Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Ulusal Sürücü  Belgelerinin Karşılıklı Tanınması ve Değişimine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/757) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  156.- (S. Sayısı: 440) Muğla Milletvekili Gürol Ergin ve 13 Milletvekilinin; 5179 Sayılı  Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci  Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/316) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  157.- (S. Sayısı: 441) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/758) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  158.- (S. Sayısı: 448) Belediye İmar Planlarında Okul Alanı Olarak Ayrılan  Gayrimenkuller Hakkında İlgili İdari Makamlar Tarafından Yasal Süresinde Kamulaştırma veya  İmar Planında Revizyon İşlemi Yapılmadığı İçin Mülkiyet Haklarının Anayasaya Aykırı Olarak  Sınırlandığı İddiasını İçeren Dilekçelere İlişkin Dilekçe Komisyonu Genel Kurulu Raporu (5/1)  (Dağıtma tarihi: 16.12.2009)  159.- (S. Sayısı: 449) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti  Bakanlar Kurulu Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/365) (Dağıtma Tarihi: 21.12.2009) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 2 0 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  160. - (S. Sayısı: 450) Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ile Arnavutluk Cumhuriyeti  Adalet Bakanlığı Arasında İşbirliği Konusunda Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/405) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  161. - (S. Sayısı: 451) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında Karşılıklı Yardım ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/660) (Dağıtma tarihi:  21.12.2009) (X)  162. - (S. Sayısı: 452) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki  ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/734) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  163. - (S. Sayısı: 454) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Teknik ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/765) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  164. - (S. Sayısı: 459) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Irak Cumhuriyeti  Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat  Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/781) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  165. - (S. Sayısı: 461) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1 /790) (Dağıtma tarihi: 14.1.2010) (X)  166.- (S. Sayısı: 464) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avustralya Hükümeti Arasında  Diplomatik Misyon ve Konsolosluklarda Çalışan Diplomatik ve Konsüler Kadro ile İdari ve Teknik  Personel Yakınlarının İstihdamına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/659) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  167. - (S. Sayısı: 465) Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile  Suriye Arap Cumhuriyeti Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı Arasında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/694) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  168. - (S. Sayısı: 466) Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında  Hükümlülerin Nakline Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/722) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  169.- (S. Sayısı: 467) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Arama ve  Kurtarma Hizmetlerinin Koordinasyonuna Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/723) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  170. - (S. Sayısı: 468) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İspanya Krallığı Arasında Diplomatik  ve Konsüler Misyonlarda Çalışan Diplomatik, Konsüler, İdari ve Teknik Personelin Yakınlarının  Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/724) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  171. - (S. Sayısı: 470) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Konut ve İnşaat Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/791) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  172. - (S. Sayısı: 472) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonları Raporları  (1/772) (Dağıtma tarihi: 08.02.2010) (X)
Sayfa 119 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 2 0 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  160. - (S. Sayısı: 450) Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ile Arnavutluk Cumhuriyeti  Adalet Bakanlığı Arasında İşbirliği Konusunda Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/405) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  161. - (S. Sayısı: 451) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında Karşılıklı Yardım ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/660) (Dağıtma tarihi:  21.12.2009) (X)  162. - (S. Sayısı: 452) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki  ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/734) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  163. - (S. Sayısı: 454) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Teknik ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/765) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  164. - (S. Sayısı: 459) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Irak Cumhuriyeti  Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat  Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/781) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  165. - (S. Sayısı: 461) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1 /790) (Dağıtma tarihi: 14.1.2010) (X)  166.- (S. Sayısı: 464) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avustralya Hükümeti Arasında  Diplomatik Misyon ve Konsolosluklarda Çalışan Diplomatik ve Konsüler Kadro ile İdari ve Teknik  Personel Yakınlarının İstihdamına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/659) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  167. - (S. Sayısı: 465) Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile  Suriye Arap Cumhuriyeti Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı Arasında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/694) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  168. - (S. Sayısı: 466) Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında  Hükümlülerin Nakline Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/722) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  169.- (S. Sayısı: 467) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Arama ve  Kurtarma Hizmetlerinin Koordinasyonuna Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/723) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  170. - (S. Sayısı: 468) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İspanya Krallığı Arasında Diplomatik  ve Konsüler Misyonlarda Çalışan Diplomatik, Konsüler, İdari ve Teknik Personelin Yakınlarının  Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/724) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  171. - (S. Sayısı: 470) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Konut ve İnşaat Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/791) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  172. - (S. Sayısı: 472) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonları Raporları  (1/772) (Dağıtma tarihi: 08.02.2010) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 2 1 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  173. - (S. Sayısı: 474) Tebligat Kanunu ile Adlî Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak'ın; Tebligat Kanunu ile  Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu  Raporu (1/742, 2/546) (Dağıtma tarihi: 18.02.2010)  174.- (S. Sayısı: 475) Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/773) (Dağıtma tarihi: 18.02.2010) (X)  175. - (S. Sayısı: 476) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin  Eki Cetvellerin Dış Ticaret Müsteşarlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/802) (Dağıtma tarihi: 22.02.2010)  176. - (S. Sayısı: 478) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Malavi Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticaret, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/345) (Dağıtma tarihi:  5.3.2010) (X)  177. - (S. Sayısı: 480) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Paraguay Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticari İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/732) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  178. - (S. Sayısı: 481) Türkiye Cumhuriyeti ile Filipinler Cumhuriyeti Arasında Gelir  Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma  Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/738) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  179. - (S. Sayısı: 482) Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna ve Hersek Arasındaki Serbest Ticaret  Anlaşmasının Değiştirilmesi Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/754) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  180. - (S. Sayısı: 483) Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Stratejik  Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/792) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  181. - (S. Sayısı: 488) Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu  Raporu (1/685) (Dağıtma tarihi: 26.3.2010)  182.- (S. Sayısı: 489) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Pakistanda Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TIKA) Tarafından  Program Koordinasyon Ofisi Kurulmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/807) (Dağıtma tarihi:  26.3.2010) (X)
Sayfa 120 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 2 1 - 81 İNCİ BİRLEŞİM  173. - (S. Sayısı: 474) Tebligat Kanunu ile Adlî Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak'ın; Tebligat Kanunu ile  Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu  Raporu (1/742, 2/546) (Dağıtma tarihi: 18.02.2010)  174.- (S. Sayısı: 475) Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/773) (Dağıtma tarihi: 18.02.2010) (X)  175. - (S. Sayısı: 476) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin  Eki Cetvellerin Dış Ticaret Müsteşarlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/802) (Dağıtma tarihi: 22.02.2010)  176. - (S. Sayısı: 478) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Malavi Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticaret, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/345) (Dağıtma tarihi:  5.3.2010) (X)  177. - (S. Sayısı: 480) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Paraguay Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticari İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/732) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  178. - (S. Sayısı: 481) Türkiye Cumhuriyeti ile Filipinler Cumhuriyeti Arasında Gelir  Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma  Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/738) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  179. - (S. Sayısı: 482) Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna ve Hersek Arasındaki Serbest Ticaret  Anlaşmasının Değiştirilmesi Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/754) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  180. - (S. Sayısı: 483) Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Stratejik  Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/792) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  181. - (S. Sayısı: 488) Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu  Raporu (1/685) (Dağıtma tarihi: 26.3.2010)  182.- (S. Sayısı: 489) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Pakistanda Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TIKA) Tarafından  Program Koordinasyon Ofisi Kurulmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/807) (Dağıtma tarihi:  26.3.2010) (X)  Dönem: 23 Yasama Yılı: 4  TBMM (S. Sayısı: 490)  Ankara Milletvekili Haluk tpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin;  Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve Denizli  Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli Milletvekili Hasan  Erçelebi ve 10 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan  Kışanak ve 19 Milletvekilinin; Şırnak Milletvekili Sevahir  Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan vekilleri  İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet  Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli  Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer  Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu  (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596)  Not: Teklifler Başkanlıkça; Esas olarak Anayasa Komisyonuna, 2/288 esas numaralı teklif ayrıca  tali olarak Dışişleri Komisyonuna havale edilmiştir.  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.  Söz konusu Teklifin kanunlaşması için gereğini arz ederim.  Haluk İpek  Ankara  GENEL GEREKÇE  Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 67 nci ve 79 uncu maddelerinde, seçimlerin, yargı  organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılması ilkesi benimsenmiştir. Anayasanın 67 nci  maddesinin 23/7/1995 tarihli ve 4121 sayılı Kanunla değişik ikinci fıkrasında; seçimler ve  halkoylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy ve açık sayım ve döküm esaslarına göre,  yargı yönetim ve denetimi altında yapılacağı hükme bağlanmıştır. Anayasanın 79 uncu maddesinin  birinci fıkrasında ise; "Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır."  denildikten sonra, 31/5/2007 tarihli ve 5678 sayılı Kanunla değişik ikinci fıkrasında; "Seçimlerin  başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri  yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları,
Sayfa 121 -
Dönem: 23 Yasama Yılı: 4  TBMM (S. Sayısı: 490)  Ankara Milletvekili Haluk tpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin;  Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve Denizli  Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli Milletvekili Hasan  Erçelebi ve 10 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan  Kışanak ve 19 Milletvekilinin; Şırnak Milletvekili Sevahir  Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan vekilleri  İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet  Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli  Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer  Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu  (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596)  Not: Teklifler Başkanlıkça; Esas olarak Anayasa Komisyonuna, 2/288 esas numaralı teklif ayrıca  tali olarak Dışişleri Komisyonuna havale edilmiştir.  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.  Söz konusu Teklifin kanunlaşması için gereğini arz ederim.  Haluk İpek  Ankara  GENEL GEREKÇE  Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 67 nci ve 79 uncu maddelerinde, seçimlerin, yargı  organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılması ilkesi benimsenmiştir. Anayasanın 67 nci  maddesinin 23/7/1995 tarihli ve 4121 sayılı Kanunla değişik ikinci fıkrasında; seçimler ve  halkoylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy ve açık sayım ve döküm esaslarına göre,  yargı yönetim ve denetimi altında yapılacağı hükme bağlanmıştır. Anayasanın 79 uncu maddesinin  birinci fıkrasında ise; "Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır."  denildikten sonra, 31/5/2007 tarihli ve 5678 sayılı Kanunla değişik ikinci fıkrasında; "Seçimlerin  başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri  yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları,  - 2 - şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin  seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim  Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz. "  hükmüne yer verilmiş; aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer  seçim kurullarının görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Anayasanın bu  hükümlerine göre; seçim kurullarına, biri seçimlerin yönetimini sağlamak diğeri de itiraz ve  şikayetleri inceleyerek karara bağlamak üzere, iki türlü görev ve yetki verilmiştir. Bunlardan birincisi  idari, ikincisi ise yargısal niteliktedir.  Seçim sistemi ve usulü, seçim dönemi ve zamanları ile seçim çevreleri, aday olabilme ve seçilme  ilkeleri ile seçim propagandası, sayım, döküm ve sonuçların alınması, seçim yasakları, yaptırımlar,  itirazlar ve bunların karara bağlanması gibi çeşitli konular, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu ve 2972 sayılı  Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun ve 2820  sayılı Siyasi Partiler Kanununda ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.  Seçim Kurullarının görev ve yetkileri; 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen  Kütükleri Hakkında Kanun, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu ve 2972 sayılı Mahalli İdareler  ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun ile belirlenmiştir.  298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 1 inci  maddesine göre, "Özel kanunlarına göre yapılacak milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye  başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği  seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında bu Kanun  hükümleri uygulanır."  298 sayılı Kanun, zaman içinde yapılan kimi değişikliklerle, bugüne kadar 1 inci maddede  belirtilen tüm seçimlerde ve halkoylamalarında uygulanan usul kanunu olma özelliğini halen devam  ettirmektedir. Ancak, yaklaşık 50 yıldır uygulanmakta olan bu Kanunun, güncel gelişmeler karşısında  yetersiz kalması doğal olduğu gibi, bazı hükümleri de, özel kanunlarda yapılan düzenlemeler  nedeniyle uygulanamaz hale gelmiştir. (Örneğin 298 sayılı Kanunun 78 inci maddesi gibi)  Seçim zamanında, propaganda ve seçim yasakları konusunda uygulanacak hükümler, 298 sayılı  Kanunda yer almaktadır. Anayasa Mahkemesine göre, "Seçim çalışmalarının, özellikle  propagandanın Anayasanın 67 nci maddesinin güvencesi altında bulunduğu kuşkusuzdur.  Propaganda, seçimin vazgeçilmez bir öğesidir. Propagandanın, demokratik toplum düzeninin  gerekleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlanması, Anayasaya açık bir aykırılık oluşturur." (AYMK.  E.1987/23, K. 1987/27, T. 9/10/1987)  Seçim propagandası, 298 sayılı Kanunun Üçüncü Bölümünün İkinci Kesiminde, 49 ila 66 nci  maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu maddelerde, siyasi partilerin açık ve kapalı yer toplantıları,  hoparlörle propaganda, el ilanı, duvar ilanı, afiş ve benzeri yöntemlerle propaganda, radyo ve  televizyonda propaganda ile ilgili usul ve esaslara yer verilmiş, ayrıca, birkısım propaganda yasaklan  da hükme bağlanmıştır. Ancak örneğin, internet, cep telefonu, sabit reklam panoları (bilboardlar),  görüntülü yayın yapan dijital reklam panoları veya yazılı basın yoluyla propaganda gibi yöntemlere  veya günün teknolojik imkanlarından yararlanılarak yapılabilecek diğer propaganda yöntemlerine  Kanunda yer verilmemiş, bu boşluk Yüksek Seçim Kurulu tarafından doldurulmaya çalışılmıştır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 122 -
- 2 - şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin  seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim  Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz. "  hükmüne yer verilmiş; aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer  seçim kurullarının görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Anayasanın bu  hükümlerine göre; seçim kurullarına, biri seçimlerin yönetimini sağlamak diğeri de itiraz ve  şikayetleri inceleyerek karara bağlamak üzere, iki türlü görev ve yetki verilmiştir. Bunlardan birincisi  idari, ikincisi ise yargısal niteliktedir.  Seçim sistemi ve usulü, seçim dönemi ve zamanları ile seçim çevreleri, aday olabilme ve seçilme  ilkeleri ile seçim propagandası, sayım, döküm ve sonuçların alınması, seçim yasakları, yaptırımlar,  itirazlar ve bunların karara bağlanması gibi çeşitli konular, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu ve 2972 sayılı  Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun ve 2820  sayılı Siyasi Partiler Kanununda ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.  Seçim Kurullarının görev ve yetkileri; 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen  Kütükleri Hakkında Kanun, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu ve 2972 sayılı Mahalli İdareler  ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun ile belirlenmiştir.  298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 1 inci  maddesine göre, "Özel kanunlarına göre yapılacak milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye  başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği  seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında bu Kanun  hükümleri uygulanır."  298 sayılı Kanun, zaman içinde yapılan kimi değişikliklerle, bugüne kadar 1 inci maddede  belirtilen tüm seçimlerde ve halkoylamalarında uygulanan usul kanunu olma özelliğini halen devam  ettirmektedir. Ancak, yaklaşık 50 yıldır uygulanmakta olan bu Kanunun, güncel gelişmeler karşısında  yetersiz kalması doğal olduğu gibi, bazı hükümleri de, özel kanunlarda yapılan düzenlemeler  nedeniyle uygulanamaz hale gelmiştir. (Örneğin 298 sayılı Kanunun 78 inci maddesi gibi)  Seçim zamanında, propaganda ve seçim yasakları konusunda uygulanacak hükümler, 298 sayılı  Kanunda yer almaktadır. Anayasa Mahkemesine göre, "Seçim çalışmalarının, özellikle  propagandanın Anayasanın 67 nci maddesinin güvencesi altında bulunduğu kuşkusuzdur.  Propaganda, seçimin vazgeçilmez bir öğesidir. Propagandanın, demokratik toplum düzeninin  gerekleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlanması, Anayasaya açık bir aykırılık oluşturur." (AYMK.  E.1987/23, K. 1987/27, T. 9/10/1987)  Seçim propagandası, 298 sayılı Kanunun Üçüncü Bölümünün İkinci Kesiminde, 49 ila 66 nci  maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu maddelerde, siyasi partilerin açık ve kapalı yer toplantıları,  hoparlörle propaganda, el ilanı, duvar ilanı, afiş ve benzeri yöntemlerle propaganda, radyo ve  televizyonda propaganda ile ilgili usul ve esaslara yer verilmiş, ayrıca, birkısım propaganda yasaklan  da hükme bağlanmıştır. Ancak örneğin, internet, cep telefonu, sabit reklam panoları (bilboardlar),  görüntülü yayın yapan dijital reklam panoları veya yazılı basın yoluyla propaganda gibi yöntemlere  veya günün teknolojik imkanlarından yararlanılarak yapılabilecek diğer propaganda yöntemlerine  Kanunda yer verilmemiş, bu boşluk Yüksek Seçim Kurulu tarafından doldurulmaya çalışılmıştır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 3 - Propaganda, demokratik iradenin sağlıklı biçimde oluşumuna katkıda bulunan, seçimin  vazgeçilmez bir öğesidir. Öngörülen değişiklikle, siyasi partilerin ve bağımsız adayların serbestçe  propaganda yapabilmesine imkan verecek nitelikte bazı düzenlemeler yapılmaktadır.  Bu bağlamda;  1) Seçim zamanlarında, siyasi partiler ve bağımsız adaylar tarafından belli şartlarla seçim  büroları açılabilmesi imkanı getirilmek suretiyle, siyasi parti ve adayların seçmenlerle zaman zaman  bir araya gelerek, görüş ve düşüncelerini paylaşması, bu sayede demokratik bilincin ve seçmenin  iradesinin oluşumuna katkıda bulunulması, öte yandan, siyasi parti ve adayların seçim çalışmalarını  daha kolay ve serbestçe yürütebilmesi sağlanmıştır.  2) Siyasi parti ve adayların, günün teknolojik imkanlarına göre, modern iletişim teknikleri ile de  propaganda yapabilmeleri, parti ve adayların programlarını, görüş ve düşüncelerini daha etkili ve  kolay biçimde vatandaşlara ulaştırabilmelerine ve böylece seçmen iradesinin sağlıklı biçimde  oluşumuna olumlu katkıda bulunmak amacıyla, siyasi partilerin ve bağımsız adayların oy verme  gününden önceki gün saat 18.00'e kadar gazete, dergi ve benzeri yazılı basın ve yayın araçları veya  internet ortamında kendilerini tanıtıcı, görüş ve düşüncelerini açıklayıcı nitelikte sözlü, yazılı,  görüntülü, sesli veya sair suretlerle propaganda yapabilmesine olanak sağlanmakta, ayrıca,  vatandaşların taşınabilir telefonlarına veya elektronik posta adreslerine sesli, görüntülü veya yazılı  mesaj göndermek suretiyle de seçim propagandası yapılabilmesi öngörülmektedir.  3) Siyasi parti ve adayların, oy verme gününden önceki gün saat 18.00'e kadar kendilerini tanıtıcı  nitelikte broşür, el ilanları, parti bayrağı, poster veya afiş gibi matbuat, ses ve görüntü içeren CD,  DVD gibi taşıyıcı materyaller ile üzerinde kendilerine ait reklam veya ilan bulunan ve her biri için  değeri 5 Türk Lirasını geçmeyen tanıtım malzemelerini dağıtabilecekleri hükme bağlanmaktadır.  4) Siyasi parti ve adayların, belediyeler veya özel kişilere ait sabit ilan ve reklam yerlerinden  yararlanma şartları düzenlenmekte, bu yerlerde propaganda süresi 30 güne çıkarılmaktadır. Ayrıca,  bu süre içinde, vatandaşların da, konutlarına, işyerlerine veya taşıtlarına partilere veya adaylara ait  bayrak, afiş veya poster gibi tanıtıcı dokümanları aşabilme imkanı da getirilmektedir.  5) Seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününü takip eden güne kadar, siyasi partiler,  bağımsız adaylar, vatandaşlar veya herhangi bir kurum veya kuruluş tarafından, 60 ıncı maddede  belirtilen yerlerin dışında, örneğin, cadde ve sokaklara, viyadük, tünel, köprü üstleri, alt veya üstgeçit,  kamu veya özel kişilere ait bina yüzeyleri veya duvarları gibi ilan ve reklam yapmaya elverişli her  türlü kamu veya özel kişilere ait yerlere, ilan ve reklam içeren afiş, poster, pankart veya parti bayrağı  gibi malzemeler asılması, yapıştırılması veya teşhirinin yasak olduğu, bu hükme aykırı biçimde asılan  veya yapıştırılan ilan ve reklamların kaldırılacağı ve masraflarının ilgilisinden tahsil edileceği hükme  bağlanmaktadır. Bu hükümle, çevre ve görüntü kirliliğinin önlenmesi amaçlanmaktadır.  Yapılan düzenlemede, bir diğer yenilik ise, sandık alanı ve sandık çevresi ayrımıdır.  Sandık kurulunun görev yaptığı yer merkez olmak üzere 100 metre yarıçaplı alan sandık alanı;  sandık kurulunun görev yaptığı yer merkez olmak üzere 15 metre yarıçaplı alan ise, sandık çevresi  olarak kabul edilmiştir. 298 sayılı Kanunun 81 inci ve devamı maddelerinde, sandık alanı olarak  belirlenen alanda, sandık başkanının sandık başı düzenini sağlayacağı öngörülmüştür. Ancak  uygulamada görüldüğü üzere, sandıkların çok büyük bir bölümü, okulların derslik veya salonlarına  konulmakta, sandık başkanı doğal olarak, sadece bu dar alandaki düzeni kontrol edebilmekte, buna  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 123 -
- 3 - Propaganda, demokratik iradenin sağlıklı biçimde oluşumuna katkıda bulunan, seçimin  vazgeçilmez bir öğesidir. Öngörülen değişiklikle, siyasi partilerin ve bağımsız adayların serbestçe  propaganda yapabilmesine imkan verecek nitelikte bazı düzenlemeler yapılmaktadır.  Bu bağlamda;  1) Seçim zamanlarında, siyasi partiler ve bağımsız adaylar tarafından belli şartlarla seçim  büroları açılabilmesi imkanı getirilmek suretiyle, siyasi parti ve adayların seçmenlerle zaman zaman  bir araya gelerek, görüş ve düşüncelerini paylaşması, bu sayede demokratik bilincin ve seçmenin  iradesinin oluşumuna katkıda bulunulması, öte yandan, siyasi parti ve adayların seçim çalışmalarını  daha kolay ve serbestçe yürütebilmesi sağlanmıştır.  2) Siyasi parti ve adayların, günün teknolojik imkanlarına göre, modern iletişim teknikleri ile de  propaganda yapabilmeleri, parti ve adayların programlarını, görüş ve düşüncelerini daha etkili ve  kolay biçimde vatandaşlara ulaştırabilmelerine ve böylece seçmen iradesinin sağlıklı biçimde  oluşumuna olumlu katkıda bulunmak amacıyla, siyasi partilerin ve bağımsız adayların oy verme  gününden önceki gün saat 18.00'e kadar gazete, dergi ve benzeri yazılı basın ve yayın araçları veya  internet ortamında kendilerini tanıtıcı, görüş ve düşüncelerini açıklayıcı nitelikte sözlü, yazılı,  görüntülü, sesli veya sair suretlerle propaganda yapabilmesine olanak sağlanmakta, ayrıca,  vatandaşların taşınabilir telefonlarına veya elektronik posta adreslerine sesli, görüntülü veya yazılı  mesaj göndermek suretiyle de seçim propagandası yapılabilmesi öngörülmektedir.  3) Siyasi parti ve adayların, oy verme gününden önceki gün saat 18.00'e kadar kendilerini tanıtıcı  nitelikte broşür, el ilanları, parti bayrağı, poster veya afiş gibi matbuat, ses ve görüntü içeren CD,  DVD gibi taşıyıcı materyaller ile üzerinde kendilerine ait reklam veya ilan bulunan ve her biri için  değeri 5 Türk Lirasını geçmeyen tanıtım malzemelerini dağıtabilecekleri hükme bağlanmaktadır.  4) Siyasi parti ve adayların, belediyeler veya özel kişilere ait sabit ilan ve reklam yerlerinden  yararlanma şartları düzenlenmekte, bu yerlerde propaganda süresi 30 güne çıkarılmaktadır. Ayrıca,  bu süre içinde, vatandaşların da, konutlarına, işyerlerine veya taşıtlarına partilere veya adaylara ait  bayrak, afiş veya poster gibi tanıtıcı dokümanları aşabilme imkanı da getirilmektedir.  5) Seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününü takip eden güne kadar, siyasi partiler,  bağımsız adaylar, vatandaşlar veya herhangi bir kurum veya kuruluş tarafından, 60 ıncı maddede  belirtilen yerlerin dışında, örneğin, cadde ve sokaklara, viyadük, tünel, köprü üstleri, alt veya üstgeçit,  kamu veya özel kişilere ait bina yüzeyleri veya duvarları gibi ilan ve reklam yapmaya elverişli her  türlü kamu veya özel kişilere ait yerlere, ilan ve reklam içeren afiş, poster, pankart veya parti bayrağı  gibi malzemeler asılması, yapıştırılması veya teşhirinin yasak olduğu, bu hükme aykırı biçimde asılan  veya yapıştırılan ilan ve reklamların kaldırılacağı ve masraflarının ilgilisinden tahsil edileceği hükme  bağlanmaktadır. Bu hükümle, çevre ve görüntü kirliliğinin önlenmesi amaçlanmaktadır.  Yapılan düzenlemede, bir diğer yenilik ise, sandık alanı ve sandık çevresi ayrımıdır.  Sandık kurulunun görev yaptığı yer merkez olmak üzere 100 metre yarıçaplı alan sandık alanı;  sandık kurulunun görev yaptığı yer merkez olmak üzere 15 metre yarıçaplı alan ise, sandık çevresi  olarak kabul edilmiştir. 298 sayılı Kanunun 81 inci ve devamı maddelerinde, sandık alanı olarak  belirlenen alanda, sandık başkanının sandık başı düzenini sağlayacağı öngörülmüştür. Ancak  uygulamada görüldüğü üzere, sandıkların çok büyük bir bölümü, okulların derslik veya salonlarına  konulmakta, sandık başkanı doğal olarak, sadece bu dar alandaki düzeni kontrol edebilmekte, buna  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 4 - karşın 100 metre yançaplı alanda, örneğin bu alan içinde kalan okulun bahçesinde meydana  gelebilecek herhangi bir düzensizliğe müdahale edememektedir. Bu nedenle, sandık çevresi kavramı  kabul edilerek, mehaz metinlerde sandık emniyet çevresi olarak da adlandırılan bir alan, fiilen sandık  kurulunun düzeni sağlamasına elverişli hukuki bir altyapıya kavuşturulmaktadır.  Sandık çevresi dışında ancak sandık alanı içinde kalan alanlarda, seçimin düzenini ve güvenliğini  etkileyebilecek olaylara karşı ise, ilçe seçim kurullarınca görevlendirilen bina sorumlularının  müdahale edebilmesine olanak sağlanmaktadır. Kanunun 74 üncü maddesi gereğince bina sorumlusu  üçten fazla sandık kurulan yerlerde görevlendirileceğinden, sandık sayısı üçe kadar olan yerlerde (ki  bu yerlerin çok büyük bir çoğunluğu köy seçim çevreleridir) sandık başkanı veya sandık kurulu, hem  sandık çevresinde hem de sandık alanında yetkili olacaktır.  Yapılan düzenlemeyle, sandık alanı ve sandık çevresinde bulunabilecek kimseler belirlenmekte,  aynca, bu alanlarda uygulanacak yasaklar da hükme bağlanmaktadır.  Öte yandan, seçme hakkı, seçimin dürüstlüğü ve seçim sonuçlarının sağlıklı ve doğru biçimde  tespitine dair yeni esaslar kabul edilmektedir.  Özgürlükçü, çoğulcu parlamenter rejimlerin temelinin özgür seçimlere dayandığı, işleyişinin  özgür, eşit ve dürüst seçimlerden kaynaklandığı bilinen bir gerçektir. Özgür, eşit ve dürüst seçimlerin  yapılamadığı bir ülkede, demokrasinin varlığından söz edilemeyeceği kuşkusuzdur. (O. Aydın, YSK.  Başkanı, 1979, YSK. Kararlar Dergisi, sh.5)  Anayasa Mahkemesine göre, "Özgür ve demokratik yönetimin temeli sayılan serbest seçim  hakkı, her tür etkiden uzak olarak kullanılan oylarla bir anlam ve değer taşır." (AYMK,E. 1986/17;  K. 1987/11; T. 22/5/1987). Yine Anayasa Mahkemesine göre, "Demokrasinin en belirgin özelliği ve  yüz akı olan seçimlerin taşıdığı yadsınmaz önem, oyların kutsal sayılan değerleri, serbestliği  etkileyecek yanlı girişim ve eylemlere karşı önlem alınmasını zorunlu kılmıştır. Seçimlerin dürüstlük  kurallarına uygun biçimde yapılması, Devletin başta gelen yükümlülüğüdür. Bu konuda gösterilecek  özen, rejimin sağlıklı yaşamı için temel koşuldur. Seçimler, demokratik düzenin başlıca kaynağı ve  geçerlik göstergesidir ...Serbest oy ilkesi, seçmenin hiçbir yasa dışı el atmaya, baskıya, tek yanlı  etkiye kapılmadan oyunu kullanmasıdır. Serbest seçim, oyların bu ortamda kullanıldığı seçimdir.  Baskının eylemli olması gerekmez. Oy kullanmayı etkileyecek, seçmenin özgür iradesini  saptırabilecek her tür etkileme baskı sayılır. Seçmeni dolaylı da olsa, olumsuz tek yanlı etkiye açık  tutacak her girişimin önlenmesi gerekir. (AYMK, E. 1987/6; K. 1987/14; T. 22/5/1987)  Seçme hak ve özgürlüğü, demokratik bir devlet yönetiminin vazgeçilmez koşullan arasındadır.  Anayasanın 67 nci maddesinde, bu hak ve özgürlüğü güvence altına alacak ilkeler belirlenmiştir.  Nitekim Anayasa Mahkemesine göre, "Demokrasinin koşullarından birisi olan katılım, seçmen  niteliğini taşıyan her yurttaşın oyunu kullanmasına olanak vermek ve bunu sağlamakla anlam kazanır.  Oy kullanmayı güçleştirme, sınırlama, kimi koşullara bağlama, az ya da tümüyle olanaksız kılarak  yoksun bırakma, hukuksallıkla asla bağdaşmaz." (AYMK, E. 1995/54; K. 1995/59; T. 18/11/1995)  "Demokrasilerde yalnız bir hak değil, görev de sayılan seçme hakkı, bunu, yerine getirme olanağıyla  anlam kazanır... Seçim, demokrasinin kaynağı ve dayanağıdır. Demokrasiye anlam veren, onu değerli  kılan ve yaşama geçiren seçimin, her yönden gölgesiz yapılması, seçmenlerin ve tüm yurttaşlann  yakınacağı yöntemlerden uzak kalınmasıdır .... Seçmen oyu, ulusal iradenin belirlenme aracıdır ve  demokrasinin en doğal, en temel göstergesidir. Bu olguyu, kuşkulu ve tartışmalı duruma düşüren  yöntemlere ve oluşumlara geçerlik tanınamaz." (AYMK, E. 1994/83; K. 1994/78; T. 16/11/1994)  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 124 -
- 4 - karşın 100 metre yançaplı alanda, örneğin bu alan içinde kalan okulun bahçesinde meydana  gelebilecek herhangi bir düzensizliğe müdahale edememektedir. Bu nedenle, sandık çevresi kavramı  kabul edilerek, mehaz metinlerde sandık emniyet çevresi olarak da adlandırılan bir alan, fiilen sandık  kurulunun düzeni sağlamasına elverişli hukuki bir altyapıya kavuşturulmaktadır.  Sandık çevresi dışında ancak sandık alanı içinde kalan alanlarda, seçimin düzenini ve güvenliğini  etkileyebilecek olaylara karşı ise, ilçe seçim kurullarınca görevlendirilen bina sorumlularının  müdahale edebilmesine olanak sağlanmaktadır. Kanunun 74 üncü maddesi gereğince bina sorumlusu  üçten fazla sandık kurulan yerlerde görevlendirileceğinden, sandık sayısı üçe kadar olan yerlerde (ki  bu yerlerin çok büyük bir çoğunluğu köy seçim çevreleridir) sandık başkanı veya sandık kurulu, hem  sandık çevresinde hem de sandık alanında yetkili olacaktır.  Yapılan düzenlemeyle, sandık alanı ve sandık çevresinde bulunabilecek kimseler belirlenmekte,  aynca, bu alanlarda uygulanacak yasaklar da hükme bağlanmaktadır.  Öte yandan, seçme hakkı, seçimin dürüstlüğü ve seçim sonuçlarının sağlıklı ve doğru biçimde  tespitine dair yeni esaslar kabul edilmektedir.  Özgürlükçü, çoğulcu parlamenter rejimlerin temelinin özgür seçimlere dayandığı, işleyişinin  özgür, eşit ve dürüst seçimlerden kaynaklandığı bilinen bir gerçektir. Özgür, eşit ve dürüst seçimlerin  yapılamadığı bir ülkede, demokrasinin varlığından söz edilemeyeceği kuşkusuzdur. (O. Aydın, YSK.  Başkanı, 1979, YSK. Kararlar Dergisi, sh.5)  Anayasa Mahkemesine göre, "Özgür ve demokratik yönetimin temeli sayılan serbest seçim  hakkı, her tür etkiden uzak olarak kullanılan oylarla bir anlam ve değer taşır." (AYMK,E. 1986/17;  K. 1987/11; T. 22/5/1987). Yine Anayasa Mahkemesine göre, "Demokrasinin en belirgin özelliği ve  yüz akı olan seçimlerin taşıdığı yadsınmaz önem, oyların kutsal sayılan değerleri, serbestliği  etkileyecek yanlı girişim ve eylemlere karşı önlem alınmasını zorunlu kılmıştır. Seçimlerin dürüstlük  kurallarına uygun biçimde yapılması, Devletin başta gelen yükümlülüğüdür. Bu konuda gösterilecek  özen, rejimin sağlıklı yaşamı için temel koşuldur. Seçimler, demokratik düzenin başlıca kaynağı ve  geçerlik göstergesidir ...Serbest oy ilkesi, seçmenin hiçbir yasa dışı el atmaya, baskıya, tek yanlı  etkiye kapılmadan oyunu kullanmasıdır. Serbest seçim, oyların bu ortamda kullanıldığı seçimdir.  Baskının eylemli olması gerekmez. Oy kullanmayı etkileyecek, seçmenin özgür iradesini  saptırabilecek her tür etkileme baskı sayılır. Seçmeni dolaylı da olsa, olumsuz tek yanlı etkiye açık  tutacak her girişimin önlenmesi gerekir. (AYMK, E. 1987/6; K. 1987/14; T. 22/5/1987)  Seçme hak ve özgürlüğü, demokratik bir devlet yönetiminin vazgeçilmez koşullan arasındadır.  Anayasanın 67 nci maddesinde, bu hak ve özgürlüğü güvence altına alacak ilkeler belirlenmiştir.  Nitekim Anayasa Mahkemesine göre, "Demokrasinin koşullarından birisi olan katılım, seçmen  niteliğini taşıyan her yurttaşın oyunu kullanmasına olanak vermek ve bunu sağlamakla anlam kazanır.  Oy kullanmayı güçleştirme, sınırlama, kimi koşullara bağlama, az ya da tümüyle olanaksız kılarak  yoksun bırakma, hukuksallıkla asla bağdaşmaz." (AYMK, E. 1995/54; K. 1995/59; T. 18/11/1995)  "Demokrasilerde yalnız bir hak değil, görev de sayılan seçme hakkı, bunu, yerine getirme olanağıyla  anlam kazanır... Seçim, demokrasinin kaynağı ve dayanağıdır. Demokrasiye anlam veren, onu değerli  kılan ve yaşama geçiren seçimin, her yönden gölgesiz yapılması, seçmenlerin ve tüm yurttaşlann  yakınacağı yöntemlerden uzak kalınmasıdır .... Seçmen oyu, ulusal iradenin belirlenme aracıdır ve  demokrasinin en doğal, en temel göstergesidir. Bu olguyu, kuşkulu ve tartışmalı duruma düşüren  yöntemlere ve oluşumlara geçerlik tanınamaz." (AYMK, E. 1994/83; K. 1994/78; T. 16/11/1994)  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 5 - 298 sayılı Kanunun 86 nci, 87 nci ve 94 üncü maddelerinde yapılan değişiklikle, vatandaşların  seçme hakkını kullanmasını engelleyen fiili durumlara karşı, hukuki güvenceler getirilmektedir.  Öte yandan, oyverme işlemlerinde kullanılacak oy sandıklan ile kapalı oyverme kabinlerinin,  çağdaş standartlara uygun hale getirilmesine yönelik düzenlemeler de yapılmaktadır. Kapalı oyverme  kabinleri bakımından, seçmenin, oyunu başkalannın göremeyeceği şekilde uygun bir ortamda  kullanması sağlanarak Anayasanın 67 nci maddesinde öngörülen "gizli oy" ilkesi daha da teminatlı  hale getirilmektedir.  Seçimlerde kullanılacak oy zarflannın ebatlan büyütülerek, seçmenin oyunu daha kolay ve rahat  kullanması sağlanmaktadır.  Yapılan düzenlemeyle aynca, oy sayım ve dökümüne dair ilkeler yeniden düzenlenmekte, 98 inci  maddede yapılan değişiklikle, zarfların iki ve gerektiğinde üç defa sayılması esası benimsenmekte,  100 üncü maddede yapılan değişiklikle de, sayım ve döküm cetvellerinde çelişki olması halinde  ikinci ve gerektiğinde üçüncü sayım yapılması esası kabul edilmektedir. 105 inci ve 106 nci  maddelerde yapılan değişiklikle, sandık sonuç tutanaklarının içeriği yeniden düzenlenmiş ve  müşahitlere verilecek ilan tutanaklannın ne şekilde düzenleneceği hükme bağlanmaktadır.  Bu düzenlemelerle, sandık başı işlemlerinden kaynaklanan sorunlann azaltılması amaçlanmakta,  seçim sonuçlannın doğru biçimde tespiti ve bu sonuçlara parti ve adaylann rahatlıkla ulaşabilmeleri  imkanı getirilmektedir.  108 inci maddede yapılan değişiklikle, sandık kurullarınca düzenlenen sandık sonuç  tutanaklannın, ilçe seçim kurullarınca birleştirilmesi işlemlerine dair usul ve esaslar yeniden  düzenlenerek, ilçe birleştirme tutanağı imzalanmadan önce; ilçe seçim kurulunda bulunan siyasi  partili üyelere birer nüsha çoğaltılarak verildikten sonra, o tutanakta birleştirmesi yapılan sandık  sonuç tutanaklarının ilçe seçim kurulunda, ilçe seçim kurulu başkanının görevlendireceği memur  üyelerden biri tarafından yüksek sesle okunmak suretiyle, ilçe birleştirme tutanağına işlenen bilgilerde  yanlışlık olup olmadığının denetlenmesi usulü getirilmekte, yapılan denetim işlemi sonucunda bir  denetim tutanağı düzenlenerek başkan ve üyelerce imzalanması ve denetim işlemi tamamlandıktan  sonra, varsa düzeltmeler yapılarak hazırlanan ilçe birleştirme tutanağının kurul başkanı ve üyelerince  imzalanması ve sonuçların hazır bulunanlara sözlü olarak ilanı öngörülmektedir. Böylece seçim  sonuçlannın daha sağlıklı tespiti mümkün hale getirilmektedir.  Kanunun 128 inci maddesinde yapılan değişiklikle, sandık kurulu kararlanna itirazlara ait usul  ve esaslar yeniden düzenlenmekte ve itiraz süresi Salı günü saat 15.00 olarak belirlenmekte; ayrıca  sandık başı iş ve işlemlerine karşı ilçe seçim kuruluna itiraz edilebilmesi için, önce sandık kuruluna  şikayet veya itirazda bulunulmuş olmasının şart olmadığı hükme bağlanmaktadır. Dolayısıyla, siyasi  partiler ve adaylar, oyverme günü sandık kuruluna herhangi bir şikayet veya itirazda bulunmamış  olsalar dahi, Salı günü saat 15.00' e kadar doğrudan ilçe seçim kuruluna itirazda bulunabileceklerdir.  Ayrıca, 153 üncü maddede yapılan değişiklikle, seçimin düzenini bozmaya ve seçme hakkının  kullanılmasını engellemeye yönelik suç teşkil eden davranışlara dair yaptınmlar düzenlenmektedir.  Bu amaçlarla işbu Kanun Teklifi hazırlanmıştır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 125 -
- 5 - 298 sayılı Kanunun 86 nci, 87 nci ve 94 üncü maddelerinde yapılan değişiklikle, vatandaşların  seçme hakkını kullanmasını engelleyen fiili durumlara karşı, hukuki güvenceler getirilmektedir.  Öte yandan, oyverme işlemlerinde kullanılacak oy sandıklan ile kapalı oyverme kabinlerinin,  çağdaş standartlara uygun hale getirilmesine yönelik düzenlemeler de yapılmaktadır. Kapalı oyverme  kabinleri bakımından, seçmenin, oyunu başkalannın göremeyeceği şekilde uygun bir ortamda  kullanması sağlanarak Anayasanın 67 nci maddesinde öngörülen "gizli oy" ilkesi daha da teminatlı  hale getirilmektedir.  Seçimlerde kullanılacak oy zarflannın ebatlan büyütülerek, seçmenin oyunu daha kolay ve rahat  kullanması sağlanmaktadır.  Yapılan düzenlemeyle aynca, oy sayım ve dökümüne dair ilkeler yeniden düzenlenmekte, 98 inci  maddede yapılan değişiklikle, zarfların iki ve gerektiğinde üç defa sayılması esası benimsenmekte,  100 üncü maddede yapılan değişiklikle de, sayım ve döküm cetvellerinde çelişki olması halinde  ikinci ve gerektiğinde üçüncü sayım yapılması esası kabul edilmektedir. 105 inci ve 106 nci  maddelerde yapılan değişiklikle, sandık sonuç tutanaklarının içeriği yeniden düzenlenmiş ve  müşahitlere verilecek ilan tutanaklannın ne şekilde düzenleneceği hükme bağlanmaktadır.  Bu düzenlemelerle, sandık başı işlemlerinden kaynaklanan sorunlann azaltılması amaçlanmakta,  seçim sonuçlannın doğru biçimde tespiti ve bu sonuçlara parti ve adaylann rahatlıkla ulaşabilmeleri  imkanı getirilmektedir.  108 inci maddede yapılan değişiklikle, sandık kurullarınca düzenlenen sandık sonuç  tutanaklannın, ilçe seçim kurullarınca birleştirilmesi işlemlerine dair usul ve esaslar yeniden  düzenlenerek, ilçe birleştirme tutanağı imzalanmadan önce; ilçe seçim kurulunda bulunan siyasi  partili üyelere birer nüsha çoğaltılarak verildikten sonra, o tutanakta birleştirmesi yapılan sandık  sonuç tutanaklarının ilçe seçim kurulunda, ilçe seçim kurulu başkanının görevlendireceği memur  üyelerden biri tarafından yüksek sesle okunmak suretiyle, ilçe birleştirme tutanağına işlenen bilgilerde  yanlışlık olup olmadığının denetlenmesi usulü getirilmekte, yapılan denetim işlemi sonucunda bir  denetim tutanağı düzenlenerek başkan ve üyelerce imzalanması ve denetim işlemi tamamlandıktan  sonra, varsa düzeltmeler yapılarak hazırlanan ilçe birleştirme tutanağının kurul başkanı ve üyelerince  imzalanması ve sonuçların hazır bulunanlara sözlü olarak ilanı öngörülmektedir. Böylece seçim  sonuçlannın daha sağlıklı tespiti mümkün hale getirilmektedir.  Kanunun 128 inci maddesinde yapılan değişiklikle, sandık kurulu kararlanna itirazlara ait usul  ve esaslar yeniden düzenlenmekte ve itiraz süresi Salı günü saat 15.00 olarak belirlenmekte; ayrıca  sandık başı iş ve işlemlerine karşı ilçe seçim kuruluna itiraz edilebilmesi için, önce sandık kuruluna  şikayet veya itirazda bulunulmuş olmasının şart olmadığı hükme bağlanmaktadır. Dolayısıyla, siyasi  partiler ve adaylar, oyverme günü sandık kuruluna herhangi bir şikayet veya itirazda bulunmamış  olsalar dahi, Salı günü saat 15.00' e kadar doğrudan ilçe seçim kuruluna itirazda bulunabileceklerdir.  Ayrıca, 153 üncü maddede yapılan değişiklikle, seçimin düzenini bozmaya ve seçme hakkının  kullanılmasını engellemeye yönelik suç teşkil eden davranışlara dair yaptınmlar düzenlenmektedir.  Bu amaçlarla işbu Kanun Teklifi hazırlanmıştır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 6 - MADDE G E R E K Ç E L E R İ  Madde 1- Maddeyle, seçim zamanlarında siyasi partiler ve bağımsız adaylar tarafından  açılabilecek "seçim büroları"nın açılma usul ve esasları düzenlenmektedir.  Uygulamada bu tür büroların seçmenlerle siyasi parti ve adayların zaman zaman bir araya  gelerek görüş ve düşüncelerini paylaşmasına, bu sayede demokratik bilincin ve seçmenin iradesinin  oluşumuna katkıda bulunduğu, öte yandan siyasi parti ve adayların seçim çalışmalarını daha kolay  ve serbestçe yürütülebilmesine katkı sağladığı bilinmektedir.  Nitekim geçmiş yıllarda yapılan seçimlerde, Yüksek Seçim Kurulu tarafından idari prosedüre ve  seçim yasaklarına uymak koşuluyla seçim irtibat bürosu ya da aday irtibat bürosu açılmasında bir  sakınca olmadığı yolunda kararlar verilmiş olmasına rağmen, konunun yasal olarak düzenlenmemiş  olmasından dolayı zaman zaman hukuki sıkıntılar yaşandığı da görülmüştür. Bu nedenle seçim  bürolarının açılma şartları düzenlenmek suretiyle, yaşanabilecek hukuki sıkıntıların giderilmesi aynı  zamanda siyasi parti ve adayların da demokratik seçim yarışında kendi görüş ve düşüncelerini  seçmenlerle paylaşabileceği demokratik platformlar oluşturulması amaçlanmıştır.  Seçimlere katılma yeterliğine sahip olan ve o il, ilçe ve belde seçim çevresinde seçime katılan  siyasi partiler seçimin başlangıç tarihinden itibaren, bağımsız adaylar ise adaylıklarının  kesinleşmesinden itibaren seçime katıldıkları seçim çevresinde seçim bürosu açabileceklerdir.  Madde 2- Maddeyle, 298 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin son fıkrasında yapılan değişiklikle  açık yerlerde yapılacak toplu sözlü propaganda süresi yeniden düzenlenmiştir.  Madde 3- Maddeyle, seçime katılma yeterliğine sahip olan siyasi partilerin seçimin başlangıç  tarihinden itibaren seçim propaganda süresinin sona erdiği ana, yani oy verme gününden önceki gün  saat 18.00' e kadar gazete, dergi vb. yazılı basın ve yayın araçları veya internet ortamında kendilerini  tanıtıcı, görüş ve düşüncelerini açıklayıcı nitelikte sözlü, yazılı, görüntülü sesli veya sair suretlerle  propaganda yapabilmesine olanak sağlanmaktadır. Öte yandan, vatandaşların taşınabilir telefonlarına  veya elektronik posta adreslerine sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle de seçim  propagandası yapılabilmesi öngörülmektedir.  Propaganda, demokratik iradenin sağlıklı biçimde oluşumuna katkıda bulunan, seçimin  vazgeçilmez bir öğesidir. Anayasa Mahkemesinin 9/7/1987 tarihli ve E. 1987/23, K. 1987127 sayılı  kararında da vurgulandığı üzere, seçim çalışmalarının, özellikle propagandanın Anayasa'nın 67 nci  maddesinin güvencesi altında bulunduğu kuşkusuzdur. Propagandanın demokratik toplum düzeninin  gerekleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlanması Anayasaya açık bir aykırılık oluşturur.  Partilerin ve adayların kamuoyu oluşturma bakımından çeşitli propaganda usulleri ile faaliyette  bulunması mümkündür. Siyasi parti ve adayların günün teknolojik imkanlarına göre modern iletişim  teknikleri ile de propaganda yapabilmeleri, parti ve adayların programlarını, görüş ve düşüncelerini  daha etkili ve kolay biçimde vatandaşlara ulaştırabilmelerine ve böylece seçmen iradesinin sağlıklı  biçimde oluşumuna olumlu katkıda bulunacaktır.  Siyasi partilerin kendi üyelerine bilgi veya propaganda amaçlı sesli, görüntülü veya yazılı  mesajlar göndermelerinin seçim zamanı içinde ve dışında her zaman serbest olduğundan ayrıca  düzenlenmesine gerek görülmemiştir.  Madde 4- Partilerin ve adayların kamuoyu oluşturma bakımından çeşitli propaganda usulleri ile  faaliyette bulunması mümkündür. Bunlardan biri de siyasi parti ve adayların kendilerini tanıtıcı,  görüş ve düşüncelerini açıklayıcı veya reklamlarını yapmaya yönelik yayınlar ve malzemeler  dağıtabilmesidir.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 126 -
- 6 - MADDE G E R E K Ç E L E R İ  Madde 1- Maddeyle, seçim zamanlarında siyasi partiler ve bağımsız adaylar tarafından  açılabilecek "seçim büroları"nın açılma usul ve esasları düzenlenmektedir.  Uygulamada bu tür büroların seçmenlerle siyasi parti ve adayların zaman zaman bir araya  gelerek görüş ve düşüncelerini paylaşmasına, bu sayede demokratik bilincin ve seçmenin iradesinin  oluşumuna katkıda bulunduğu, öte yandan siyasi parti ve adayların seçim çalışmalarını daha kolay  ve serbestçe yürütülebilmesine katkı sağladığı bilinmektedir.  Nitekim geçmiş yıllarda yapılan seçimlerde, Yüksek Seçim Kurulu tarafından idari prosedüre ve  seçim yasaklarına uymak koşuluyla seçim irtibat bürosu ya da aday irtibat bürosu açılmasında bir  sakınca olmadığı yolunda kararlar verilmiş olmasına rağmen, konunun yasal olarak düzenlenmemiş  olmasından dolayı zaman zaman hukuki sıkıntılar yaşandığı da görülmüştür. Bu nedenle seçim  bürolarının açılma şartları düzenlenmek suretiyle, yaşanabilecek hukuki sıkıntıların giderilmesi aynı  zamanda siyasi parti ve adayların da demokratik seçim yarışında kendi görüş ve düşüncelerini  seçmenlerle paylaşabileceği demokratik platformlar oluşturulması amaçlanmıştır.  Seçimlere katılma yeterliğine sahip olan ve o il, ilçe ve belde seçim çevresinde seçime katılan  siyasi partiler seçimin başlangıç tarihinden itibaren, bağımsız adaylar ise adaylıklarının  kesinleşmesinden itibaren seçime katıldıkları seçim çevresinde seçim bürosu açabileceklerdir.  Madde 2- Maddeyle, 298 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin son fıkrasında yapılan değişiklikle  açık yerlerde yapılacak toplu sözlü propaganda süresi yeniden düzenlenmiştir.  Madde 3- Maddeyle, seçime katılma yeterliğine sahip olan siyasi partilerin seçimin başlangıç  tarihinden itibaren seçim propaganda süresinin sona erdiği ana, yani oy verme gününden önceki gün  saat 18.00' e kadar gazete, dergi vb. yazılı basın ve yayın araçları veya internet ortamında kendilerini  tanıtıcı, görüş ve düşüncelerini açıklayıcı nitelikte sözlü, yazılı, görüntülü sesli veya sair suretlerle  propaganda yapabilmesine olanak sağlanmaktadır. Öte yandan, vatandaşların taşınabilir telefonlarına  veya elektronik posta adreslerine sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle de seçim  propagandası yapılabilmesi öngörülmektedir.  Propaganda, demokratik iradenin sağlıklı biçimde oluşumuna katkıda bulunan, seçimin  vazgeçilmez bir öğesidir. Anayasa Mahkemesinin 9/7/1987 tarihli ve E. 1987/23, K. 1987127 sayılı  kararında da vurgulandığı üzere, seçim çalışmalarının, özellikle propagandanın Anayasa'nın 67 nci  maddesinin güvencesi altında bulunduğu kuşkusuzdur. Propagandanın demokratik toplum düzeninin  gerekleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlanması Anayasaya açık bir aykırılık oluşturur.  Partilerin ve adayların kamuoyu oluşturma bakımından çeşitli propaganda usulleri ile faaliyette  bulunması mümkündür. Siyasi parti ve adayların günün teknolojik imkanlarına göre modern iletişim  teknikleri ile de propaganda yapabilmeleri, parti ve adayların programlarını, görüş ve düşüncelerini  daha etkili ve kolay biçimde vatandaşlara ulaştırabilmelerine ve böylece seçmen iradesinin sağlıklı  biçimde oluşumuna olumlu katkıda bulunacaktır.  Siyasi partilerin kendi üyelerine bilgi veya propaganda amaçlı sesli, görüntülü veya yazılı  mesajlar göndermelerinin seçim zamanı içinde ve dışında her zaman serbest olduğundan ayrıca  düzenlenmesine gerek görülmemiştir.  Madde 4- Partilerin ve adayların kamuoyu oluşturma bakımından çeşitli propaganda usulleri ile  faaliyette bulunması mümkündür. Bunlardan biri de siyasi parti ve adayların kendilerini tanıtıcı,  görüş ve düşüncelerini açıklayıcı veya reklamlarını yapmaya yönelik yayınlar ve malzemeler  dağıtabilmesidir.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 7 - Maddeyle seçime katılan siyasi partilerin ve adayların seçimin başlangıç tarihinden, seçim  propaganda süresinin sona ermesine yani oyverme gününden önceki gün saat 18.00' e kadar,  kendilerini tanıtıcı veya reklamlarını içeren nitelikte broşür, el ilanları, parti bayrağı, poster veya afiş  gibi matbuat ile ses ve görüntü içeren CD, DVD gibi taşıyıcı materyaller dağıtabilmeleri veya bunları  üçüncü şahıslar vasıtasıyla dağıttırabilmeleri hükme bağlanmaktadır.  Öte yandan, siyasi partiler ve bağımsız adayların, üzerinde kendilerine ait reklam veya ilan  bulunan ve her biri için değeri beş Türk lirasını geçmeyen kalem, anahtarlık, ajanda, şapka, çanta,  tişört ve benzeri tanıtım malzemelerini dağıtabileceği veya dağıttırabilecekleri de düzenlenmiştir.  Maddede belirtilen propaganda amaçlı yayın veya malzemeleri dağıtacak kimselerin onsekiz  yaşını doldurmuş olması şarttır.  Madde 5- Maddeyle siyasi partilerin, genel merkez, il, ilçe ve belde binalarına her zaman, seçim  bürolarına ise seçimin başlangıç tarihinden itibaren seçim propaganda süresinin sona erdiği tarihe  kadar; parti bayrağı, afiş, poster, pankart ve benzeri malzemeleri asabileceği, yapıştırabileceği ve  teşhir edebileceği öngörülmekte, ayrıca siyasi parti ve adayların, miting alanları ve meydanlar gibi  açık veya kapalı yer toplantıları ile taşıtlarında, parti bayrağı, afiş, poster, pankart ve benzeri ilan ve  reklam malzemesi kullanmasının serbest olduğu hükme bağlanmaktadır.  Öte yandan mitinglerin yapıldığı alanların çevresindeki güzergahlarda toplantı bitimine kadar  siyasi parti ve adayların bayrak, poster, afiş vb. tanıtım malzemelerini kullanabilmesine imkan  sağlanmıştır.  Yukarıda belirtilen yerler dışında seçim zamanında propaganda ilan ve reklam malzemeleri,  ancak, maddede teferruatlı olarak belirtilen usul ve esaslara göre seçim kurullarınca gösterilecek  yerlere aşılabilecektir.  Bu maddede belirtilen ilan ve reklam malzemeleri, oyverme gününden önceki otuzuncu günden  itibaren oyverme gününden önceki gün saat 18.00'e kadar aşılabilecek veya yapıştırılabilecek, bu  saatten sonra birinci fıkrada belirtilen yerler dışında hiçbir suretle asılamayacak, yapıştırılmayacak  ve teşhir edilemeyecektir.  Madde 6- Maddede yapılan değişiklikle, çevre ve görüntü kirliliğinin önlenmesi amacıyla,  seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde, siyasi  partiler, bağımsız adaylar, vatandaşlar veya herhangi bir kurum veya kuruluş tarafından, 60 ıncı  maddede belirtilen yerlerin dışında örneğin, cadde ve sokaklara, viyadük, tünel, köprü üstleri, alt  veya üstgeçit, kamu veya özel kişilere ait bina yüzeyleri veya duvarları gibi ilan ve reklam yapmaya  elverişli her türlü kamu veya özel kişilere ait yerlere ilan ve reklam içeren afiş, poster, pankart veya  parti bayrağı gibi malzemeler asılması, yapıştırılması veya teşhirinin yasak olduğu, bu hükme aykırı  biçimde asılan veya yapıştırılan ilan ve reklamların kaldırılacağı ve masraflarının ilgilisinden tahsil  edileceği hükme bağlanmıştır.  Öte yandan, seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar; kamu  hizmetlerinde kullanılan hava, kara, deniz ve raylı şehiriçi veya şehirdışı toplu taşıma taşıtlarının  üzerinde veya bu taşıtların içerisinde yeralan görüntülü veya sesli yayın araçları veya ilan veya reklam  yapıştırılan yerlerde, siyasi propaganda içeren ilan, reklam ve yayın yapılamayacağı ve bu taşıtların  yolcu indirip bindirdiği (metro veya tren istasyonları, otogar, havaalanı, iskelelerin kapalı alanları  gibi) kapalı alanlarda da bu yasağın uygulanacağı hükme bağlanmaktadır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 127 -
- 7 - Maddeyle seçime katılan siyasi partilerin ve adayların seçimin başlangıç tarihinden, seçim  propaganda süresinin sona ermesine yani oyverme gününden önceki gün saat 18.00' e kadar,  kendilerini tanıtıcı veya reklamlarını içeren nitelikte broşür, el ilanları, parti bayrağı, poster veya afiş  gibi matbuat ile ses ve görüntü içeren CD, DVD gibi taşıyıcı materyaller dağıtabilmeleri veya bunları  üçüncü şahıslar vasıtasıyla dağıttırabilmeleri hükme bağlanmaktadır.  Öte yandan, siyasi partiler ve bağımsız adayların, üzerinde kendilerine ait reklam veya ilan  bulunan ve her biri için değeri beş Türk lirasını geçmeyen kalem, anahtarlık, ajanda, şapka, çanta,  tişört ve benzeri tanıtım malzemelerini dağıtabileceği veya dağıttırabilecekleri de düzenlenmiştir.  Maddede belirtilen propaganda amaçlı yayın veya malzemeleri dağıtacak kimselerin onsekiz  yaşını doldurmuş olması şarttır.  Madde 5- Maddeyle siyasi partilerin, genel merkez, il, ilçe ve belde binalarına her zaman, seçim  bürolarına ise seçimin başlangıç tarihinden itibaren seçim propaganda süresinin sona erdiği tarihe  kadar; parti bayrağı, afiş, poster, pankart ve benzeri malzemeleri asabileceği, yapıştırabileceği ve  teşhir edebileceği öngörülmekte, ayrıca siyasi parti ve adayların, miting alanları ve meydanlar gibi  açık veya kapalı yer toplantıları ile taşıtlarında, parti bayrağı, afiş, poster, pankart ve benzeri ilan ve  reklam malzemesi kullanmasının serbest olduğu hükme bağlanmaktadır.  Öte yandan mitinglerin yapıldığı alanların çevresindeki güzergahlarda toplantı bitimine kadar  siyasi parti ve adayların bayrak, poster, afiş vb. tanıtım malzemelerini kullanabilmesine imkan  sağlanmıştır.  Yukarıda belirtilen yerler dışında seçim zamanında propaganda ilan ve reklam malzemeleri,  ancak, maddede teferruatlı olarak belirtilen usul ve esaslara göre seçim kurullarınca gösterilecek  yerlere aşılabilecektir.  Bu maddede belirtilen ilan ve reklam malzemeleri, oyverme gününden önceki otuzuncu günden  itibaren oyverme gününden önceki gün saat 18.00'e kadar aşılabilecek veya yapıştırılabilecek, bu  saatten sonra birinci fıkrada belirtilen yerler dışında hiçbir suretle asılamayacak, yapıştırılmayacak  ve teşhir edilemeyecektir.  Madde 6- Maddede yapılan değişiklikle, çevre ve görüntü kirliliğinin önlenmesi amacıyla,  seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde, siyasi  partiler, bağımsız adaylar, vatandaşlar veya herhangi bir kurum veya kuruluş tarafından, 60 ıncı  maddede belirtilen yerlerin dışında örneğin, cadde ve sokaklara, viyadük, tünel, köprü üstleri, alt  veya üstgeçit, kamu veya özel kişilere ait bina yüzeyleri veya duvarları gibi ilan ve reklam yapmaya  elverişli her türlü kamu veya özel kişilere ait yerlere ilan ve reklam içeren afiş, poster, pankart veya  parti bayrağı gibi malzemeler asılması, yapıştırılması veya teşhirinin yasak olduğu, bu hükme aykırı  biçimde asılan veya yapıştırılan ilan ve reklamların kaldırılacağı ve masraflarının ilgilisinden tahsil  edileceği hükme bağlanmıştır.  Öte yandan, seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar; kamu  hizmetlerinde kullanılan hava, kara, deniz ve raylı şehiriçi veya şehirdışı toplu taşıma taşıtlarının  üzerinde veya bu taşıtların içerisinde yeralan görüntülü veya sesli yayın araçları veya ilan veya reklam  yapıştırılan yerlerde, siyasi propaganda içeren ilan, reklam ve yayın yapılamayacağı ve bu taşıtların  yolcu indirip bindirdiği (metro veya tren istasyonları, otogar, havaalanı, iskelelerin kapalı alanları  gibi) kapalı alanlarda da bu yasağın uygulanacağı hükme bağlanmaktadır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 8 - Maddede belirtilen yasaklarla ilgili işlem yapma yetkisi, seçimin başlangıç tarihinden itibaren  oyverme gününden önceki otuzuncu güne kadar mülki makamlara, son otuz gün içinde ise, ilçe seçim  kurullarına ait olacaktır. Belediyeler, bu maddede belirtilen yetkili mercilerin talebi üzerine, kanuna  aykırı biçimde asılan ilan ve reklamların kaldırılması için gerekli araç, gereç ve personeli sağlamakla  yükümlüdür.  Madde 7- Maddeyle, 298 sayılı Kanunun 68 inci maddesine eklenen fıkralar ile oy verme  işlemlerinde kullanılacak oy sandıkları ile kapalı oy verme kabinlerinin standartları belirlenmektedir.  Seçimlerde halen kullanılmakta olan ahşap oy sandıklan belirli bir standarda sahip olmadığı  gibi, bunların çoğu yıpranmış olup görüntü estetiğinden de yoksundur. Getirilen düzenleme ile oy  sandıklarının maddede belirtilen ve gerekli hallerde Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek  standartlara göre hazırlanarak seçimlerde kullanılması amaçlanmaktadır.  Öte yandan, 298 sayılı Kanunun 75 nci ve 76 nci maddelerinde, sandık kurullarının, oy  serbestliğini ve gizliliğini sağlayacak şekilde, yeteri kadar kapalı oy verme yeri hazırlayacağı; kapalı  oy verme yerinin içerisi dışarıdan gözetlenemeyecek ve oy pusulasını seçmenin inceleyip zarfa  koyabileceği şekil ve nitelikte olması öngörülmüş olmasına rağmen, uygulamada bu hükmün aksine,  kapalı oy verme kabinlerinin bir standardı olmadığı, çoğu sandıkta karton kumlardan yararlanılarak  ve kapalılığı sağlamayacak nitelikte basit kapalı oy verme yerleri kullanıldığı bilinen bir gerçektir.  Oysa kapalı oy verme yerlerinin seçmenin oyunu serbestçe kullanmasına ve oyun gizliliğini  sağlamaya elverişli, dışarıdan müdahalelere imkan vermeyecek nitelikte olması, seçimin düzeni ve  dürüstlüğü açısından da önemlidir. Bu sebeple, getirilen düzenleme ile kapalı oy verme kabinlerinin  maddede belirtilen ve gerekli hallerde Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek standartlara göre  hazırlanarak seçimlerde kullanılması amaçlanmaktadır.  Madde 8- Maddeyle, milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye meclisi üyeliği ve belediye  başkanlığı seçimlerinde, bu Kanun ve özel kanunlarda yer alan hükümlere göre hazırlanacak birleşik  oy pusulalannın kullanılacağı hükme bağlanmakta; seçimlerde kullanılacak oy zarflarının şekil ve  standartları belirlenmektedir.  Seçimlerde kullanılacak oy zarflarının, her seçim için ayrı renkte olmak üzere, eni 15 cm boyu  21 cm olacak şekilde, Yüksek Seçim Kurulu'nca hazırlattınlacağı esası kabul edilmiştir. Örneğin,  büyükşehir belediye seçimlerinde bir zarfa üç oy pusulası konulduğu ve bazı seçim çevrelerinde oy  pusulasının uzunluğu dikkate alındığında, uygulamada kullanılan oy zarflarının ebadının küçük  olması nedeniyle, oy pusulalarının zarflara konulmasında güçlükler yaşandığı veya zarfların veya  oy pusulalannın kazara yırtılması gibi sorunlann ortaya çıktığı görülmektedir. Bu durum yırtılan  zarfın veya oy pusulasının kimi zaman geçersiz sayılmasına yol açabilmektedir. Dolayısıyla bu  sakıncaları gidermek için oy zarflarının ebadı büyütülerek seçmenin oyunu rahat ve kolayca  kullanabilmesine imkan sağlanmıştır.  Ayrıca, oy zarflarının ön yüzünün sol üst köşesinde 4x4 cm ebadında Türkiye Cumhuriyeti  Yüksek Seçim Kurulu amblemi bulunması öngörülerek, seçimin güvenliği açısından da ilave bir  tedbir daha alınmış olmaktadır. Yüksek Seçim Kurulunun zorunlu hallerde bu maddenin amacına  uygun biçimde oy zarflarının standartlarında gerekli değişiklikleri yapabileceği de kabul edilmiştir.  Öte yandan, seçimlerde kullanılacak oy zarflarının, milletvekili, belediye, il genel meclisi ve  muhtarlık seçimleri için ayrı renkte belirlenmesi kabul edilerek, oylama sırasında meydana  gelebilecek kanşıklıkların önlenmesi amaçlanmıştır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 128 -
- 8 - Maddede belirtilen yasaklarla ilgili işlem yapma yetkisi, seçimin başlangıç tarihinden itibaren  oyverme gününden önceki otuzuncu güne kadar mülki makamlara, son otuz gün içinde ise, ilçe seçim  kurullarına ait olacaktır. Belediyeler, bu maddede belirtilen yetkili mercilerin talebi üzerine, kanuna  aykırı biçimde asılan ilan ve reklamların kaldırılması için gerekli araç, gereç ve personeli sağlamakla  yükümlüdür.  Madde 7- Maddeyle, 298 sayılı Kanunun 68 inci maddesine eklenen fıkralar ile oy verme  işlemlerinde kullanılacak oy sandıkları ile kapalı oy verme kabinlerinin standartları belirlenmektedir.  Seçimlerde halen kullanılmakta olan ahşap oy sandıklan belirli bir standarda sahip olmadığı  gibi, bunların çoğu yıpranmış olup görüntü estetiğinden de yoksundur. Getirilen düzenleme ile oy  sandıklarının maddede belirtilen ve gerekli hallerde Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek  standartlara göre hazırlanarak seçimlerde kullanılması amaçlanmaktadır.  Öte yandan, 298 sayılı Kanunun 75 nci ve 76 nci maddelerinde, sandık kurullarının, oy  serbestliğini ve gizliliğini sağlayacak şekilde, yeteri kadar kapalı oy verme yeri hazırlayacağı; kapalı  oy verme yerinin içerisi dışarıdan gözetlenemeyecek ve oy pusulasını seçmenin inceleyip zarfa  koyabileceği şekil ve nitelikte olması öngörülmüş olmasına rağmen, uygulamada bu hükmün aksine,  kapalı oy verme kabinlerinin bir standardı olmadığı, çoğu sandıkta karton kumlardan yararlanılarak  ve kapalılığı sağlamayacak nitelikte basit kapalı oy verme yerleri kullanıldığı bilinen bir gerçektir.  Oysa kapalı oy verme yerlerinin seçmenin oyunu serbestçe kullanmasına ve oyun gizliliğini  sağlamaya elverişli, dışarıdan müdahalelere imkan vermeyecek nitelikte olması, seçimin düzeni ve  dürüstlüğü açısından da önemlidir. Bu sebeple, getirilen düzenleme ile kapalı oy verme kabinlerinin  maddede belirtilen ve gerekli hallerde Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek standartlara göre  hazırlanarak seçimlerde kullanılması amaçlanmaktadır.  Madde 8- Maddeyle, milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye meclisi üyeliği ve belediye  başkanlığı seçimlerinde, bu Kanun ve özel kanunlarda yer alan hükümlere göre hazırlanacak birleşik  oy pusulalannın kullanılacağı hükme bağlanmakta; seçimlerde kullanılacak oy zarflarının şekil ve  standartları belirlenmektedir.  Seçimlerde kullanılacak oy zarflarının, her seçim için ayrı renkte olmak üzere, eni 15 cm boyu  21 cm olacak şekilde, Yüksek Seçim Kurulu'nca hazırlattınlacağı esası kabul edilmiştir. Örneğin,  büyükşehir belediye seçimlerinde bir zarfa üç oy pusulası konulduğu ve bazı seçim çevrelerinde oy  pusulasının uzunluğu dikkate alındığında, uygulamada kullanılan oy zarflarının ebadının küçük  olması nedeniyle, oy pusulalarının zarflara konulmasında güçlükler yaşandığı veya zarfların veya  oy pusulalannın kazara yırtılması gibi sorunlann ortaya çıktığı görülmektedir. Bu durum yırtılan  zarfın veya oy pusulasının kimi zaman geçersiz sayılmasına yol açabilmektedir. Dolayısıyla bu  sakıncaları gidermek için oy zarflarının ebadı büyütülerek seçmenin oyunu rahat ve kolayca  kullanabilmesine imkan sağlanmıştır.  Ayrıca, oy zarflarının ön yüzünün sol üst köşesinde 4x4 cm ebadında Türkiye Cumhuriyeti  Yüksek Seçim Kurulu amblemi bulunması öngörülerek, seçimin güvenliği açısından da ilave bir  tedbir daha alınmış olmaktadır. Yüksek Seçim Kurulunun zorunlu hallerde bu maddenin amacına  uygun biçimde oy zarflarının standartlarında gerekli değişiklikleri yapabileceği de kabul edilmiştir.  Öte yandan, seçimlerde kullanılacak oy zarflarının, milletvekili, belediye, il genel meclisi ve  muhtarlık seçimleri için ayrı renkte belirlenmesi kabul edilerek, oylama sırasında meydana  gelebilecek kanşıklıkların önlenmesi amaçlanmıştır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 9 - Madde 9- Maddeyle, "sandık alanı" ve "sandık çevresi" kavramları tanımlanmıştır. Sandık  kurulunun görev yaptığı yer merkez olmak üzere 100 metre yançaplı alanın "sandık alanı" olduğu,  ancak özel koşullan nedeniyle ceza infaz kurumları ile tutukevlerine konulan sandıklar için sandık  alanının sandık kurulu başkanı tarafından o yer şartlan dikkate alınarak belirlenmesi öngörülmüştür.  Sandık kurulunun görev yaptığı yer merkez olmak üzere 15 metre yançaplı alan "sandık çevresi"  olarak tanımlanmıştır. Sandık alanı sandık çevresini de kapsayan bir kavramdır. Ancak sandık  çevresinde düzenin sağlanması sandık başkanı ve sandık kuruluna aittir.  Madde 10- Maddeyle, sandık çevresinde seçim iş ve işlemlerinin yasalara ve genelgelere uygun  olarak düzen içinde yürütülmesini sağlamak bakımından öngörülen tedbirler hükme bağlanmıştır.  Sandık çevresinde düzeni sağlama yetkisi sandık kurulu başkanına aittir. Ancak sandık  çevresinde alınacak tedbirler, o sandık çevresinde bulunma hakkına sahip kimselerin seçim iş ve  işlemlerini takip etmelerini engelleyici veya zorlaştıncı nitelikte olamayacaktır. Keza bu tedbirler,  seçmenlerin oylannı kolay ve rahat biçimde kullanmasını ve sandık başı iş ve işlemlerinin düzen  içinde yürütülmesini sağlama amacına yönelik olacaktır.  Sandık çevresinde bulunma hakkına sahip olan kimseler maddede belirtilmiştir. Bunlar, sandık  kurulu başkanı ve asıl ve yedek üyeleri, adaylar, milletvekilleri, o sandık seçmen listesinde kayıtlı  seçmenler, o sandıkta görevli müşahitler, bina sorumluları ve çağrı üzerine gelen görevli kolluk  güçleri ile siyasi partilerin seçim kurullanna bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilcilerdir. Seçim  kurulu başkan ve üyeleri ile başkan veya kurul tarafından görevlendirilen kimselerin sandık  çevrelerinde bulunması her zaman mümkün olacağından aynca maddede belirtilmesine gerek  görülmemiştir. Diğer yandan, medya mensuplarının, meslek mensubu olduklarını belgelemeleri  halinde, sandık çevresinde, sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla, haber amacıyla görüntü  ve bilgi elde etmeleri serbest bırakılarak, aynı zamanda seçimlerin şeffaf bir ortamda yapılmasına da  katkı sağlanmış olacaktır. Ancak, medya mensupları da sandık başında alınan tedbirlere ve yasaklara  uymak zorundadır.  Sandık başkanı, sandık çevresinde seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizli şekilde  kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmaya kalkışanlan ya da oy verme,  oylann sayım ve dökümü veya tutanaklara geçirilmesi ve ilanı gibi tüm sandık başı iş ve işlemlerinin  düzenini bozmaya kalkışanları uyararak bu hareketleri derhal önleyecektir. Uyarıyı dinlemeyen  kimse, başkan tarafından kolluk gücü çağırılarak sandık çevresinden uzaklaştırılacaktır.  Sandık kurulu başkanının, maddede belirtilen yasaklara aykın davranarak sandık düzenini bozan  kimselere karşı, uyan görevini yapmaması halinde, sandık kurulu karar alarak yasaklara uymayan  kimseyi uyarabilecek ve bu kişinin davranışını devam ettirmesi halinde kolluk gücünü çağırarak  sandık çevresinden uzaklaştırabilecek ve bu durumu derhal ilçe seçim kurulu başkanına bildirecektir.  Sandık çevresinde, sandık kurulunun oluşumundan itibaren oylama öncesinde, oylama sırasında  veya oylama sonrasında, seçmenlere, sandık kuruluna veya sandık çevresinde bulunan kimselere  karşı cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar, sandık başkanı  veya üyelerden herhangi biri tarafından derhal kolluk güçleri çağrılmak suretiyle sandık çevresinden  uzaklaştınlacak, bu kimseler hakkında cezai işlem yapılmak üzere tutanak tutulacaktır.  Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde yukarıda sayılan tedbirlere uymayanlar cezaevi  idaresinin görüşü alındıktan sonra güvenliği zayıflatmayacak şekilde uygulama yapılarak sandık  çevresinden dışarı çıkanlabilecektir.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 129 -
- 9 - Madde 9- Maddeyle, "sandık alanı" ve "sandık çevresi" kavramları tanımlanmıştır. Sandık  kurulunun görev yaptığı yer merkez olmak üzere 100 metre yançaplı alanın "sandık alanı" olduğu,  ancak özel koşullan nedeniyle ceza infaz kurumları ile tutukevlerine konulan sandıklar için sandık  alanının sandık kurulu başkanı tarafından o yer şartlan dikkate alınarak belirlenmesi öngörülmüştür.  Sandık kurulunun görev yaptığı yer merkez olmak üzere 15 metre yançaplı alan "sandık çevresi"  olarak tanımlanmıştır. Sandık alanı sandık çevresini de kapsayan bir kavramdır. Ancak sandık  çevresinde düzenin sağlanması sandık başkanı ve sandık kuruluna aittir.  Madde 10- Maddeyle, sandık çevresinde seçim iş ve işlemlerinin yasalara ve genelgelere uygun  olarak düzen içinde yürütülmesini sağlamak bakımından öngörülen tedbirler hükme bağlanmıştır.  Sandık çevresinde düzeni sağlama yetkisi sandık kurulu başkanına aittir. Ancak sandık  çevresinde alınacak tedbirler, o sandık çevresinde bulunma hakkına sahip kimselerin seçim iş ve  işlemlerini takip etmelerini engelleyici veya zorlaştıncı nitelikte olamayacaktır. Keza bu tedbirler,  seçmenlerin oylannı kolay ve rahat biçimde kullanmasını ve sandık başı iş ve işlemlerinin düzen  içinde yürütülmesini sağlama amacına yönelik olacaktır.  Sandık çevresinde bulunma hakkına sahip olan kimseler maddede belirtilmiştir. Bunlar, sandık  kurulu başkanı ve asıl ve yedek üyeleri, adaylar, milletvekilleri, o sandık seçmen listesinde kayıtlı  seçmenler, o sandıkta görevli müşahitler, bina sorumluları ve çağrı üzerine gelen görevli kolluk  güçleri ile siyasi partilerin seçim kurullanna bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilcilerdir. Seçim  kurulu başkan ve üyeleri ile başkan veya kurul tarafından görevlendirilen kimselerin sandık  çevrelerinde bulunması her zaman mümkün olacağından aynca maddede belirtilmesine gerek  görülmemiştir. Diğer yandan, medya mensuplarının, meslek mensubu olduklarını belgelemeleri  halinde, sandık çevresinde, sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla, haber amacıyla görüntü  ve bilgi elde etmeleri serbest bırakılarak, aynı zamanda seçimlerin şeffaf bir ortamda yapılmasına da  katkı sağlanmış olacaktır. Ancak, medya mensupları da sandık başında alınan tedbirlere ve yasaklara  uymak zorundadır.  Sandık başkanı, sandık çevresinde seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizli şekilde  kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmaya kalkışanlan ya da oy verme,  oylann sayım ve dökümü veya tutanaklara geçirilmesi ve ilanı gibi tüm sandık başı iş ve işlemlerinin  düzenini bozmaya kalkışanları uyararak bu hareketleri derhal önleyecektir. Uyarıyı dinlemeyen  kimse, başkan tarafından kolluk gücü çağırılarak sandık çevresinden uzaklaştırılacaktır.  Sandık kurulu başkanının, maddede belirtilen yasaklara aykın davranarak sandık düzenini bozan  kimselere karşı, uyan görevini yapmaması halinde, sandık kurulu karar alarak yasaklara uymayan  kimseyi uyarabilecek ve bu kişinin davranışını devam ettirmesi halinde kolluk gücünü çağırarak  sandık çevresinden uzaklaştırabilecek ve bu durumu derhal ilçe seçim kurulu başkanına bildirecektir.  Sandık çevresinde, sandık kurulunun oluşumundan itibaren oylama öncesinde, oylama sırasında  veya oylama sonrasında, seçmenlere, sandık kuruluna veya sandık çevresinde bulunan kimselere  karşı cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar, sandık başkanı  veya üyelerden herhangi biri tarafından derhal kolluk güçleri çağrılmak suretiyle sandık çevresinden  uzaklaştınlacak, bu kimseler hakkında cezai işlem yapılmak üzere tutanak tutulacaktır.  Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde yukarıda sayılan tedbirlere uymayanlar cezaevi  idaresinin görüşü alındıktan sonra güvenliği zayıflatmayacak şekilde uygulama yapılarak sandık  çevresinden dışarı çıkanlabilecektir.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 1 0 - Sandık çevresinde düzeni sağlamak üzere bu madde uyarınca çağrılacak kolluk güçleri, başkanın  talebine veya kurulun kararına uymak ve ilgili hakkında gerekli işlemleri yapmak zorundadırlar.  Sandık kurulunun görev yaptığı ve oylama işlemlerinin yürütüldüğü derslik veya salonda, sandık  kurulu başkan ve üyelerinin görevi gereği yapacağı görüşmeler dışında, cep telefonu ile görüşme  yapılması yasaklanmak suretiyle, seçimin düzeni ve dürüstlüğüne gölge düşürebilecek ve  etkilenmelere veya tartışmalara yol açabilecek davranışlar önlenmiş olacaktır.  Sandık çevresinde herhangi bir suç işlenmesi halinde, sandık kurulu, durumu tutanağa geçirerek  ve ilgili hakkında işlem yapılmak üzere kolluk güçlerini çağıracaktır.  İlçe seçim kurulu başkanı, sandık çevresinde sandık başı iş ve işlemlerinin düzen içinde  yürütülmesini sağlayacak tedbirleri alacaktır. Sandık kurulları, mülki ve idari makamlar bu  hususlarda, İlçe Seçim Kurulu başkanınca verilen talimatlara uymak zorundadır.  Madde 11- Maddeyle, sandık çevresi dışında ancak sandık alanı içinde seçimin düzen içinde  yürütülmesi ve güvenliği amacıyla alınacak önlemler ile uyulacak yasaklar düzenlenmektedir.  Sandık alanı sandık çevresini de kapsamakla birlikte, sandık çevresinde düzenin sağlanması  sandık başkanı ve sandık kuruluna ait olacaktır. Ancak, sandık çevresi dışında ve fakat sandık alanı  içinde bu Kanunda gösterilen yasaklara aykırı davranışlar olması veya suç işlenmesi halinde, bina  sorumlusunun çağıracağı kolluk güçleri tarafından gerekli işlem yapılacaktır. Bina sorumlusunun  bulunmadığı sandık sayısı üçten az olan yerlerde bu yetkiler, sandık başkanı veya sandık başkanının  görevlendireceği sandık kurulu üyesi tarafından kullanılacaktır.  Maddede sandık alanında bulunma hakkına sahip olan kimseler belirtilmiştir. Buna göre, sandık  alanında, sandık çevresinde bulunma hakkına sahip kimseler bulunabilecektir. Bunlar, sandık kurulu  başkanları ile asıl ve yedek üyeleri, adaylar, milletvekilleri, seçmenler müşahitler, bina sorumluları  ve seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri ile siyasi partilerin il ve ilçe seçim  kurullarına bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilcilerdir.  Seçim kurulu başkan ve üyeleri ile başkan veya kurul tarafından görevlendirilen kimselerin  sandık çevrelerinde bulunması her zaman mümkün olacağından ayrıca maddede belirtilmesine gerek  görülmemiştir. Diğer yandan, medya mensuplarının, meslek mensubu olduklarını belgelemeleri  halinde, sandık alanına girmeleri mümkün olacaktır.  Sandık alanına sadece seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri ve bunların amirleri  üniforma ve silahla girebilir. Bunların dışında, seçimin güvenliğini sağlamakla görevli olmayan  kolluk güçleri ile özel güvenlik görevlileri, köy korucusu, belediye zabıtaları gibi görevliler de dahil  resmi üniforma taşıyan hiç kimse sandık alanına giremez. Sandık alanına seçimin güvenliğini  sağlamakla görevli kolluk güçleri dışında, hiç kimse silahla giremez.  Sandık alanında hiç kimse, başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet,  amblem veya benzeri işaretler veya propaganda amaçlı yayınlar taşıyamayacak ve yazılı, sözlü veya  görüntülü propaganda yapamayacaktır. Sandık alanı için öngörülen bu yasağın sandık çevresini de  kapsadığı açıktır. Bu sayede, seçmen iradesinin dolaylı veya doğrudan baskı veya etki altına alınması  önlenmiş olmaktadır.  İlçe seçim kurulu başkanı, seçmenin huzur ve güven içinde sandık başına gitmesi ve oyunu her  türlü baskı ve etkiden uzak olarak kullanmasını sağlamak amacıyla, sandık alanlarında güvenliği ve  bu Kanunda öngörülen yasaklara uyulmasını sağlamak için gerekli her türlü tedbiri alacaktır. Bu  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 130 -
- 1 0 - Sandık çevresinde düzeni sağlamak üzere bu madde uyarınca çağrılacak kolluk güçleri, başkanın  talebine veya kurulun kararına uymak ve ilgili hakkında gerekli işlemleri yapmak zorundadırlar.  Sandık kurulunun görev yaptığı ve oylama işlemlerinin yürütüldüğü derslik veya salonda, sandık  kurulu başkan ve üyelerinin görevi gereği yapacağı görüşmeler dışında, cep telefonu ile görüşme  yapılması yasaklanmak suretiyle, seçimin düzeni ve dürüstlüğüne gölge düşürebilecek ve  etkilenmelere veya tartışmalara yol açabilecek davranışlar önlenmiş olacaktır.  Sandık çevresinde herhangi bir suç işlenmesi halinde, sandık kurulu, durumu tutanağa geçirerek  ve ilgili hakkında işlem yapılmak üzere kolluk güçlerini çağıracaktır.  İlçe seçim kurulu başkanı, sandık çevresinde sandık başı iş ve işlemlerinin düzen içinde  yürütülmesini sağlayacak tedbirleri alacaktır. Sandık kurulları, mülki ve idari makamlar bu  hususlarda, İlçe Seçim Kurulu başkanınca verilen talimatlara uymak zorundadır.  Madde 11- Maddeyle, sandık çevresi dışında ancak sandık alanı içinde seçimin düzen içinde  yürütülmesi ve güvenliği amacıyla alınacak önlemler ile uyulacak yasaklar düzenlenmektedir.  Sandık alanı sandık çevresini de kapsamakla birlikte, sandık çevresinde düzenin sağlanması  sandık başkanı ve sandık kuruluna ait olacaktır. Ancak, sandık çevresi dışında ve fakat sandık alanı  içinde bu Kanunda gösterilen yasaklara aykırı davranışlar olması veya suç işlenmesi halinde, bina  sorumlusunun çağıracağı kolluk güçleri tarafından gerekli işlem yapılacaktır. Bina sorumlusunun  bulunmadığı sandık sayısı üçten az olan yerlerde bu yetkiler, sandık başkanı veya sandık başkanının  görevlendireceği sandık kurulu üyesi tarafından kullanılacaktır.  Maddede sandık alanında bulunma hakkına sahip olan kimseler belirtilmiştir. Buna göre, sandık  alanında, sandık çevresinde bulunma hakkına sahip kimseler bulunabilecektir. Bunlar, sandık kurulu  başkanları ile asıl ve yedek üyeleri, adaylar, milletvekilleri, seçmenler müşahitler, bina sorumluları  ve seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri ile siyasi partilerin il ve ilçe seçim  kurullarına bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilcilerdir.  Seçim kurulu başkan ve üyeleri ile başkan veya kurul tarafından görevlendirilen kimselerin  sandık çevrelerinde bulunması her zaman mümkün olacağından ayrıca maddede belirtilmesine gerek  görülmemiştir. Diğer yandan, medya mensuplarının, meslek mensubu olduklarını belgelemeleri  halinde, sandık alanına girmeleri mümkün olacaktır.  Sandık alanına sadece seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri ve bunların amirleri  üniforma ve silahla girebilir. Bunların dışında, seçimin güvenliğini sağlamakla görevli olmayan  kolluk güçleri ile özel güvenlik görevlileri, köy korucusu, belediye zabıtaları gibi görevliler de dahil  resmi üniforma taşıyan hiç kimse sandık alanına giremez. Sandık alanına seçimin güvenliğini  sağlamakla görevli kolluk güçleri dışında, hiç kimse silahla giremez.  Sandık alanında hiç kimse, başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet,  amblem veya benzeri işaretler veya propaganda amaçlı yayınlar taşıyamayacak ve yazılı, sözlü veya  görüntülü propaganda yapamayacaktır. Sandık alanı için öngörülen bu yasağın sandık çevresini de  kapsadığı açıktır. Bu sayede, seçmen iradesinin dolaylı veya doğrudan baskı veya etki altına alınması  önlenmiş olmaktadır.  İlçe seçim kurulu başkanı, seçmenin huzur ve güven içinde sandık başına gitmesi ve oyunu her  türlü baskı ve etkiden uzak olarak kullanmasını sağlamak amacıyla, sandık alanlarında güvenliği ve  bu Kanunda öngörülen yasaklara uyulmasını sağlamak için gerekli her türlü tedbiri alacaktır. Bu  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 1 1 - çerçevede sandık alanında bulunma hakkına sahip kimselerin sandık alanına serbestçe girmesini  engelleyen veya güçleştiren her türlü hareketleri önleyici tedbirleri de alacaktır. Mülki ve idari  makamlar bu hususlarda, İlçe Seçim Kurulu başkanınca verilen talimatlara uymak zorundadır.  Madde 12- Maddeyle seçimlerde oy verme yetkisi yeniden düzenlenmektedir. Buna göre, ilçe  seçim kurulunca onaylı sandık seçmen listesinde yazılı her seçmen oy verme yetkisine sahiptir. Bu  kanunda sayılan istisnalar dışında, sandık seçmen listesinde kaydı olmayan seçmenlerin oy  kullanmalarına izin verilmeyecektir.  Uygulamada, bazı hallerde seçmen listelerinin güncelleştirilmesi işlemleri tamamlandıktan  sonra, bu listelere kaydedilmesine karar verilen seçmenlerin ihmalen sandık seçmen listelerine  kaydedilmemesi sonucu, anayasal bir hak olan seçme hakkını kullanmadıkları görülmektedir.  Getirilen düzenleme ile kesinleşen muhtarlık bölgesi askı listelerinde adı yazılı olduğu veya bu  listelere yazılması için askı süresi içinde başvurduğu ve listeye kaydedilmesine karar verildiği halde,  çoğaltılarak sandık kurullarına verilen sandık seçmen listelerinde ismi yer almayan seçmenlerin,  muhtarlık bölgesi askı listelerinin kesinleşmesine bakılmaksızın, ilçe seçim kurulundaki liste ile oy  verecekleri sandık seçmen listesine ilave edilmelerine, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından karar  verilir ve seçmene bu yolda verilecek bir yazı ile sandık kuruluna başvurması ve listeye dahil edilmek  suretiyle oy kullanmasının sağlanacağı hükme bağlanarak, seçme hakkı kanuni güvenceye bağlanmış  olmaktadır.  Her seçmen, bu kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise  ancak o sandıkta oy kullanabilecektir.  Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için  oy kullanabilecek, başka bir seçim çevresi için oy kullanamayacaktır. Örneğin bir köy seçim  çevresinde kayıtlı bir seçmen, o köyde yapılan muhtarlık seçimleri ile il genel meclisi üyeliği veya  milletvekili seçimleri için oy kullanabilecek, fakat belediye seçimleri için oy kullanamayacaktır.  Bir seçmen, oy kullanma hakkına sahip olduğu her seçim türü için bir oy kullanabilecektir.  Onaylı seçmen listelerinde kayıtlı olduğu halde, oy verme gününe kadar, haklarında seçme  yeterliğini kaybettiğine dair yetkili mercilerden resmi belge gelmiş bulunan seçmenler ile tutuklu  sandık seçmen listesine kaydedilmiş olup da tahliye edilen veya taksirli suçlar dışında bir suçtan  hüküm giyerek cezası kesinleşenlerin durumlarını gösteren resmi belge gelmiş bulunanlara, oy  kullandırılmayacak ve bu husus sandık kurulunca tutanağa geçirilir.  Madde 13- Maddeyle, 298 sayılı Kanunun 87 nci maddesine eklenen fıkralarla, oy vermek üzere  sandık başına gelen seçmenin kimliğinin tespitine dair ilkeler belirlenmiştir. Getirilen düzenleme ile,  üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan bir kimlik ibraz eden seçmenin oy  kullanabilmesi için seçmen bilgi kağıdını veya resmi makamlarca onaylanmış kimlik numarasını  ispata elverişli bir belgeyi de ayrıca ibraz etmesinin şart olduğu hükme bağlanarak, seçmenin diğer  hukuki imkanlardan da yararlanmak suretiyle Anayasal bir hak olan seçme hakkını kullanması  kolaylaştırılmıştır.  Ceza infaz kurumları ve tutukevindeki taksirli suçlardan hükümlü bulunanlar ile tutuklu  seçmenlerin kimlikleri esasen bu idareler nezdinde tespitli olduğundan, 87 nci maddede sayılan  kimlik belgeleri bulunmayan bu seçmenler için cezaevi idaresince verilmiş belgenin kimlik yerine  geçeceği hükme bağlanmıştır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 131 -
- 1 1 - çerçevede sandık alanında bulunma hakkına sahip kimselerin sandık alanına serbestçe girmesini  engelleyen veya güçleştiren her türlü hareketleri önleyici tedbirleri de alacaktır. Mülki ve idari  makamlar bu hususlarda, İlçe Seçim Kurulu başkanınca verilen talimatlara uymak zorundadır.  Madde 12- Maddeyle seçimlerde oy verme yetkisi yeniden düzenlenmektedir. Buna göre, ilçe  seçim kurulunca onaylı sandık seçmen listesinde yazılı her seçmen oy verme yetkisine sahiptir. Bu  kanunda sayılan istisnalar dışında, sandık seçmen listesinde kaydı olmayan seçmenlerin oy  kullanmalarına izin verilmeyecektir.  Uygulamada, bazı hallerde seçmen listelerinin güncelleştirilmesi işlemleri tamamlandıktan  sonra, bu listelere kaydedilmesine karar verilen seçmenlerin ihmalen sandık seçmen listelerine  kaydedilmemesi sonucu, anayasal bir hak olan seçme hakkını kullanmadıkları görülmektedir.  Getirilen düzenleme ile kesinleşen muhtarlık bölgesi askı listelerinde adı yazılı olduğu veya bu  listelere yazılması için askı süresi içinde başvurduğu ve listeye kaydedilmesine karar verildiği halde,  çoğaltılarak sandık kurullarına verilen sandık seçmen listelerinde ismi yer almayan seçmenlerin,  muhtarlık bölgesi askı listelerinin kesinleşmesine bakılmaksızın, ilçe seçim kurulundaki liste ile oy  verecekleri sandık seçmen listesine ilave edilmelerine, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından karar  verilir ve seçmene bu yolda verilecek bir yazı ile sandık kuruluna başvurması ve listeye dahil edilmek  suretiyle oy kullanmasının sağlanacağı hükme bağlanarak, seçme hakkı kanuni güvenceye bağlanmış  olmaktadır.  Her seçmen, bu kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise  ancak o sandıkta oy kullanabilecektir.  Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için  oy kullanabilecek, başka bir seçim çevresi için oy kullanamayacaktır. Örneğin bir köy seçim  çevresinde kayıtlı bir seçmen, o köyde yapılan muhtarlık seçimleri ile il genel meclisi üyeliği veya  milletvekili seçimleri için oy kullanabilecek, fakat belediye seçimleri için oy kullanamayacaktır.  Bir seçmen, oy kullanma hakkına sahip olduğu her seçim türü için bir oy kullanabilecektir.  Onaylı seçmen listelerinde kayıtlı olduğu halde, oy verme gününe kadar, haklarında seçme  yeterliğini kaybettiğine dair yetkili mercilerden resmi belge gelmiş bulunan seçmenler ile tutuklu  sandık seçmen listesine kaydedilmiş olup da tahliye edilen veya taksirli suçlar dışında bir suçtan  hüküm giyerek cezası kesinleşenlerin durumlarını gösteren resmi belge gelmiş bulunanlara, oy  kullandırılmayacak ve bu husus sandık kurulunca tutanağa geçirilir.  Madde 13- Maddeyle, 298 sayılı Kanunun 87 nci maddesine eklenen fıkralarla, oy vermek üzere  sandık başına gelen seçmenin kimliğinin tespitine dair ilkeler belirlenmiştir. Getirilen düzenleme ile,  üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan bir kimlik ibraz eden seçmenin oy  kullanabilmesi için seçmen bilgi kağıdını veya resmi makamlarca onaylanmış kimlik numarasını  ispata elverişli bir belgeyi de ayrıca ibraz etmesinin şart olduğu hükme bağlanarak, seçmenin diğer  hukuki imkanlardan da yararlanmak suretiyle Anayasal bir hak olan seçme hakkını kullanması  kolaylaştırılmıştır.  Ceza infaz kurumları ve tutukevindeki taksirli suçlardan hükümlü bulunanlar ile tutuklu  seçmenlerin kimlikleri esasen bu idareler nezdinde tespitli olduğundan, 87 nci maddede sayılan  kimlik belgeleri bulunmayan bu seçmenler için cezaevi idaresince verilmiş belgenin kimlik yerine  geçeceği hükme bağlanmıştır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 1 2 - Madde 14- Maddeyle, 298 sayılı Kanunun 92 nci maddesi yeniden düzenlenerek, kapalı oy  verme yerinde seçmenin uyması gereken kurallar hükme bağlanmıştır. Buna göre, oyunu kullanmak  üzere kapalı oy verme yerine giren seçmen, kapalı oy verme yerinden dışarı çıkmadıkça sandık  başkanı veya kurul üyeleri dahil hiç kimse oraya giremez. Ancak, seçmenin oyunu kullanması için  gerekli normal süreden fazla kapalı oy verme yerinde kalması halinde, seçmen, kurul başkanı  tarafından, kapalı oy verme yerine girilmeksizin makul bir süre verilerek seçmenin duyacağı şekilde  uyarılır. Bu uyarıya rağmen, kapalı oy verme yerinden çıkmayan seçmen, oradan çıkarılır. Bu süre  belirlenirken seçmenin yaşlı, özürlü veya hamile olması durumu dikkate alınır.  Anayasanın 67 nci ve 298 sayılı Kanunun 2 nci maddeleri gereğince oyların gizli verilmesi  esastır. Dolayısıyla oyun gizliliğini ihlal edebilecek her türlü davranışın önlenmesi, seçimin  dürüstlüğü bakımından bir zorunluluktur. Bu itibarla, seçmenin, cep telefonu, fotoğraf veya film  makinası gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla kapalı oy verme yerine girmesi  yasaklanmak suretiyle, seçmenin kullandığı oyu belli etmesine yönelik davranışlar önlenmiş  olmaktadır.  Bu tür cihazlar, kapalı oy verme yerine girmeden önce kapatılarak sandık başkanına teslim  edilecek ve oy kullanması bittikten sonra seçmene iade edilecektir. Ancak seçmenin bu cihazları, bir  yakınına veya başka bir seçmene iradesiyle teslim etmesi de mümkündür.  Madde 15- Maddeyle, sandık seçmen listesinde kayıtlı olmayan seçmenlerin oy kullanmasına  dair usul ve esaslar düzenlenmiştir. Kanunun 86 nci maddesine göre, her seçmen, bu kanunda sayılan  istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecektir. 94  üncü maddede yapılan değişiklikle, seçmen niteliğine sahip olan ancak görevi veya yasal durumu  gereği başka bir sandıkta oy kullanma durumunda olan kimseler belirlenmiş, böylece görevi veya  yasal durumları gereği başka sandıklarda bulunmak zorunda kalan bu kimselerin Anayasal hakkı  olan seçme hakkını kullanabilmeleri düzenlenmiştir.  Milletvekilleri ile milletvekili adaylarının da, seçmen kütüğüne kayıtlı oldukları yerin ilçe seçim  kurulu başkanından alacakları oy kullanma belgesini göstermek suretiyle, kayıtlı oldukları seçim  çevresi içinde veya dışında herhangi bir sandıkta oylarını kullanabilecekleri hükme bağlanmıştır.  Madde 16- Maddede yapılan değişiklikle, sandığın açılması ve zarfların sayılmasına ilişkin iş  ve işlemler yeniden düzenlenmiştir.  298 sayılı Kanun gereğince, sandık açılmadan önce yapılması gereken "EVET" mühürlerinin  torbaya konulması, kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarfların sayılıp paketlenmesi ve  mühürlenmesi, seçmen listelerinin kontrolü ve masa üzerinde sandıktan başka araç ve gereçlerin  kaldırılması gibi iş ve işlemler tamamlandıktan sonra, sandık oy verme yerinde hazır bulunanların  gözü önünde ve sandık kurulu başkanı tarafından açılacaktır.  Getirilen düzenlemeyle, sayımın sağlıklı yapılabilmesini temin için zarfların iki defa sayılması  esası benimsenmiştir. Buna göre, sandıktan çıkan zarflar sandık kurulu başkanı tarafından yüksek  sesle iki defa sayılacak, iki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılarak sonucuna göre işlem  yapılacak, böylece o seçimde kullanılan toplam zarf sayısı tespit edilecektir. Bu şekilde tespit edilen  zarf sayısı o seçim türüne ait özel tutanağın ilgili yerine işlenecektir.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 132 -
- 1 2 - Madde 14- Maddeyle, 298 sayılı Kanunun 92 nci maddesi yeniden düzenlenerek, kapalı oy  verme yerinde seçmenin uyması gereken kurallar hükme bağlanmıştır. Buna göre, oyunu kullanmak  üzere kapalı oy verme yerine giren seçmen, kapalı oy verme yerinden dışarı çıkmadıkça sandık  başkanı veya kurul üyeleri dahil hiç kimse oraya giremez. Ancak, seçmenin oyunu kullanması için  gerekli normal süreden fazla kapalı oy verme yerinde kalması halinde, seçmen, kurul başkanı  tarafından, kapalı oy verme yerine girilmeksizin makul bir süre verilerek seçmenin duyacağı şekilde  uyarılır. Bu uyarıya rağmen, kapalı oy verme yerinden çıkmayan seçmen, oradan çıkarılır. Bu süre  belirlenirken seçmenin yaşlı, özürlü veya hamile olması durumu dikkate alınır.  Anayasanın 67 nci ve 298 sayılı Kanunun 2 nci maddeleri gereğince oyların gizli verilmesi  esastır. Dolayısıyla oyun gizliliğini ihlal edebilecek her türlü davranışın önlenmesi, seçimin  dürüstlüğü bakımından bir zorunluluktur. Bu itibarla, seçmenin, cep telefonu, fotoğraf veya film  makinası gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla kapalı oy verme yerine girmesi  yasaklanmak suretiyle, seçmenin kullandığı oyu belli etmesine yönelik davranışlar önlenmiş  olmaktadır.  Bu tür cihazlar, kapalı oy verme yerine girmeden önce kapatılarak sandık başkanına teslim  edilecek ve oy kullanması bittikten sonra seçmene iade edilecektir. Ancak seçmenin bu cihazları, bir  yakınına veya başka bir seçmene iradesiyle teslim etmesi de mümkündür.  Madde 15- Maddeyle, sandık seçmen listesinde kayıtlı olmayan seçmenlerin oy kullanmasına  dair usul ve esaslar düzenlenmiştir. Kanunun 86 nci maddesine göre, her seçmen, bu kanunda sayılan  istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecektir. 94  üncü maddede yapılan değişiklikle, seçmen niteliğine sahip olan ancak görevi veya yasal durumu  gereği başka bir sandıkta oy kullanma durumunda olan kimseler belirlenmiş, böylece görevi veya  yasal durumları gereği başka sandıklarda bulunmak zorunda kalan bu kimselerin Anayasal hakkı  olan seçme hakkını kullanabilmeleri düzenlenmiştir.  Milletvekilleri ile milletvekili adaylarının da, seçmen kütüğüne kayıtlı oldukları yerin ilçe seçim  kurulu başkanından alacakları oy kullanma belgesini göstermek suretiyle, kayıtlı oldukları seçim  çevresi içinde veya dışında herhangi bir sandıkta oylarını kullanabilecekleri hükme bağlanmıştır.  Madde 16- Maddede yapılan değişiklikle, sandığın açılması ve zarfların sayılmasına ilişkin iş  ve işlemler yeniden düzenlenmiştir.  298 sayılı Kanun gereğince, sandık açılmadan önce yapılması gereken "EVET" mühürlerinin  torbaya konulması, kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarfların sayılıp paketlenmesi ve  mühürlenmesi, seçmen listelerinin kontrolü ve masa üzerinde sandıktan başka araç ve gereçlerin  kaldırılması gibi iş ve işlemler tamamlandıktan sonra, sandık oy verme yerinde hazır bulunanların  gözü önünde ve sandık kurulu başkanı tarafından açılacaktır.  Getirilen düzenlemeyle, sayımın sağlıklı yapılabilmesini temin için zarfların iki defa sayılması  esası benimsenmiştir. Buna göre, sandıktan çıkan zarflar sandık kurulu başkanı tarafından yüksek  sesle iki defa sayılacak, iki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılarak sonucuna göre işlem  yapılacak, böylece o seçimde kullanılan toplam zarf sayısı tespit edilecektir. Bu şekilde tespit edilen  zarf sayısı o seçim türüne ait özel tutanağın ilgili yerine işlenecektir.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 1 3 - Bütün zarflar sayıldıktan ve sonucu tutanağa işlendikten sonra, zarflar geçerli olup olmaması  yönünden kontrol edilecektir. Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan zarflar ile üzerinde  ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan zarflar veya bir parçası koparılmış veya  tamamı yırtılmış zarflar ile üzerinde seçmenin kimliğini veya oyunu kesin belli edecek şekilde imza,  mühür, işaret veya yazı bulunan zarflar geçersiz sayılacaktır.  Zarfların kontrolü sırasında, itiraza uğramadan geçersiz sayılan zarflar ile geçerli olmadığı  yönünde itiraza uğrayan zarflar olursa, bu zarflar daha sonra karara bağlanmak üzere başkan  tarafından bir kenara ayrılacaktır. Sandık kurulu, bütün zarflar kontrol edildikten sonra itiraza uğrayan  zarfları inceleyerek geçerli veya geçersiz sayılması yönünde kararını verecek, bu işlemler  tamamlandıktan sonra o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz oy zarflarının toplam sayısı ayrı ayrı o  seçim türüne ait özel tutanağın ilgili yerine işlenecektir.  Geçersiz zarflar paketlenip bağlandıktan sonra paketin üzeri mühürlenerek geçersiz zarf sayısı  yazılacaktır. Bu zarflar saklanacak ve kesinlikle açılmayacaktır.  Yukarıda belirtilen işlemler yapıldıktan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz zarfların  toplam sayısı ile bu zarfların ait olduğu seçim türü için oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırılır.  Toplam zarf sayısı o seçim türü için oy kullanan seçmen sayısına eşit veya eksik ise başkaca bir  işlem yapılmayacak; ancak, zarf sayısı oy kullanan seçmen sayısından fazla ise; eşitliği sağlamak  için önce geçersiz zarf sayısı düşülecek; geçersiz zarf sayısının düşülmesi halinde de eşitlik  sağlanamıyorsa, sandık kurulu başkanı geçerli zarflar arasından eşitliği sağlayacak sayıda zarfı gelişi  güzel çekerek, bu zarflan açılmadan derhal yakarak imha edecektir.  Yukarıda belirtilen işlemler bittikten sonra, geçerli oy zarflan sandığın içine tekrar konularak  sayıma geçilecektir.  Bu madde uyarınca yapılan işlemlerin sonuçlan ayrıca sandık tutanak defterine geçirilerek,  sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanıp, mühürlenecektir.  Oy sandıkları, sayım ve döküm işlemleri bitinceye ve tutanaklar düzenlenip, sandık kurulu  oyverme yerinden aynlıncaya kadar oyverme yerinden çıkanlamayacaktır. Birden fazla seçim yapılan  hallerde, bütün seçimlere ait işlemler yukarıdaki usule göre tamamlanmadan sandıklar muhafaza  altına alınacak ve oyverme yerinde göz önünde muhafaza altına alınarak, dışarı çıkanlmayacaktır.  Madde 17- Maddede yapılan değişiklikle, zarflann açılması ve oylann sayım ve dökümüne dair  usul ve esaslar yeniden düzenlenmiştir. 298 sayılı Kanunun aynı konuyu düzenleyen 99 ncu ve 100  üncü maddelerinde düzenlenen hususlar esas itibariyle korunmuş olmakla birlikte, yeni düzenleme  ile oylann sayım ve dökümünün sağlıklı biçimde yapılması amaçlanmıştır. Zira seçim sonrası yapılan  itirazlann çok büyük bir bölümü, sandık başı işlemlerinden, yani oylann sayım ve dökümü ile sandık  sonuç tutanaklarına geçirilmesine dair işlemlerden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bu işlemlerin  sağlıklı yapılması, sayım sonuçlarının doğru olarak belirlenmesi, seçimin dürüstlüğü ilkesini  gerçekleştirme açısından da zorunludur.  Oylann sayım ve dökümü, aralıksız devam edecek ve sayım ve döküme dair yapılacak itirazlar,  bu işlemleri durdurmayacaktır.  Sandık kurulu başkanı, sayım ve döküm işine başlamadan önce, iki adet sayım ve döküm  cetvelinin boş ve yazısız olduğunu hazır bulunanlara gösterdikten sonra, oy sayım ve dökümünün  düzenini sağlamak bakımından,  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 133 -
- 1 3 - Bütün zarflar sayıldıktan ve sonucu tutanağa işlendikten sonra, zarflar geçerli olup olmaması  yönünden kontrol edilecektir. Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan zarflar ile üzerinde  ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan zarflar veya bir parçası koparılmış veya  tamamı yırtılmış zarflar ile üzerinde seçmenin kimliğini veya oyunu kesin belli edecek şekilde imza,  mühür, işaret veya yazı bulunan zarflar geçersiz sayılacaktır.  Zarfların kontrolü sırasında, itiraza uğramadan geçersiz sayılan zarflar ile geçerli olmadığı  yönünde itiraza uğrayan zarflar olursa, bu zarflar daha sonra karara bağlanmak üzere başkan  tarafından bir kenara ayrılacaktır. Sandık kurulu, bütün zarflar kontrol edildikten sonra itiraza uğrayan  zarfları inceleyerek geçerli veya geçersiz sayılması yönünde kararını verecek, bu işlemler  tamamlandıktan sonra o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz oy zarflarının toplam sayısı ayrı ayrı o  seçim türüne ait özel tutanağın ilgili yerine işlenecektir.  Geçersiz zarflar paketlenip bağlandıktan sonra paketin üzeri mühürlenerek geçersiz zarf sayısı  yazılacaktır. Bu zarflar saklanacak ve kesinlikle açılmayacaktır.  Yukarıda belirtilen işlemler yapıldıktan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz zarfların  toplam sayısı ile bu zarfların ait olduğu seçim türü için oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırılır.  Toplam zarf sayısı o seçim türü için oy kullanan seçmen sayısına eşit veya eksik ise başkaca bir  işlem yapılmayacak; ancak, zarf sayısı oy kullanan seçmen sayısından fazla ise; eşitliği sağlamak  için önce geçersiz zarf sayısı düşülecek; geçersiz zarf sayısının düşülmesi halinde de eşitlik  sağlanamıyorsa, sandık kurulu başkanı geçerli zarflar arasından eşitliği sağlayacak sayıda zarfı gelişi  güzel çekerek, bu zarflan açılmadan derhal yakarak imha edecektir.  Yukarıda belirtilen işlemler bittikten sonra, geçerli oy zarflan sandığın içine tekrar konularak  sayıma geçilecektir.  Bu madde uyarınca yapılan işlemlerin sonuçlan ayrıca sandık tutanak defterine geçirilerek,  sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanıp, mühürlenecektir.  Oy sandıkları, sayım ve döküm işlemleri bitinceye ve tutanaklar düzenlenip, sandık kurulu  oyverme yerinden aynlıncaya kadar oyverme yerinden çıkanlamayacaktır. Birden fazla seçim yapılan  hallerde, bütün seçimlere ait işlemler yukarıdaki usule göre tamamlanmadan sandıklar muhafaza  altına alınacak ve oyverme yerinde göz önünde muhafaza altına alınarak, dışarı çıkanlmayacaktır.  Madde 17- Maddede yapılan değişiklikle, zarflann açılması ve oylann sayım ve dökümüne dair  usul ve esaslar yeniden düzenlenmiştir. 298 sayılı Kanunun aynı konuyu düzenleyen 99 ncu ve 100  üncü maddelerinde düzenlenen hususlar esas itibariyle korunmuş olmakla birlikte, yeni düzenleme  ile oylann sayım ve dökümünün sağlıklı biçimde yapılması amaçlanmıştır. Zira seçim sonrası yapılan  itirazlann çok büyük bir bölümü, sandık başı işlemlerinden, yani oylann sayım ve dökümü ile sandık  sonuç tutanaklarına geçirilmesine dair işlemlerden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bu işlemlerin  sağlıklı yapılması, sayım sonuçlarının doğru olarak belirlenmesi, seçimin dürüstlüğü ilkesini  gerçekleştirme açısından da zorunludur.  Oylann sayım ve dökümü, aralıksız devam edecek ve sayım ve döküme dair yapılacak itirazlar,  bu işlemleri durdurmayacaktır.  Sandık kurulu başkanı, sayım ve döküm işine başlamadan önce, iki adet sayım ve döküm  cetvelinin boş ve yazısız olduğunu hazır bulunanlara gösterdikten sonra, oy sayım ve dökümünün  düzenini sağlamak bakımından,  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 1 4 - a) Bir üyeyi sandıktaki zarflan kendisine vermek,  b) İki üyeyi okunan oy pusulalarını sayım ve döküm cetvellerine işlemek,  c) Bir üyeyi okunan ve dökümü yapılan oy pusulalarını ve açılan zarfları masa üzerine düzenli  biçimde yerleştirip, korumak,  üzere görevlendirecektir.  Sayım ve döküm cetvellerini işlemekle görevli üyeler, sandık başkanının gözetiminde ilk önce  birleşik oy pusulasındaki sıraya göre siyasi partilerin adlarını soldan sağa doğru sütunların  yukarısındaki hanelere yazdıktan sonra, varsa her bağımsız adaya bir sütun ayırarak bağımsız  adayların ad ve soyadlarını da alfabetik sırada yine sütunların yukarısındaki hanelere yazacaktır.  Bundan sonra geçerli zarfların açılıp, içinden çıkan oylann okunması işlemi yapılacaktır. Sandık  kurulu başkanı tarafından görevlendirilen üye, oy zarfını sandıktan teker teker alarak başkana verecek,  başkan zarfı açarak içinden çıkan oy pusulasının partilerin ve bağımsız adayların yeraldığı kısmı  oyverme yerinde hazır bulunanlara göstererek birleşik oy pusulası üzerinde hangi partiye veya  bağımsız adaya ait yere "EVET" mühürü basılmış ise o partinin adı veya bağımsız adaya oy verilmiş  ise o bağımsız adayın ad ve soyadını herkesin işitebileceği şekilde okuyacaktır. Muhtarlık  seçimlerinde ise zarfın içerisinden çıkan oy pusulaları, hangi muhtar veya üyelere ait ise onların adı  ve soyadı okunacaktır.  Siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldığı ve herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan  her oy, okunmasını müteakiben görevli üyeler tarafından aynı anda sayım ve döküm cetvelinde o  siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılmış bulunan sütundaki rakamlar birden başlamak üzere  sırasına göre çizilmek suretiyle ayrı ayrı işaretlenecektir. Sandık kurulu başkanı bu işlemleri sürekli  denetleyecektir.  Okunan geçerli oy pusulaları ve zarfları görevli üye tarafından masa üzerinde düzenli biçimde  yerleştirilip muhafaza edilecektir.  Büyükşehir belediye seçimlerinde, önce büyükşehir belediye başkanlığına ait oy pusulaları,  sonra ilçe belediye başkanlığı ve daha sonra da belediye meclisi üyeliğine ait oy pusulalarının sayım  ve dökümü yapılacaktır. Diğer belediye seçimlerinde ise, önce belediye başkanlığına ait oy pusulaları,  sonra belediye meclisi üyeliğine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacaktır.  Kanuna göre geçersiz sayılan oylar ile hesaba katılmayacak olan oylar veya geçerli olup olmadığı  yönünden itiraza uğrayan oylar aynı şekilde hazır bulunanlara gösterildikten sonra, okunup bir kenara  ayrılacak ve başkan tarafından muhafaza altına alınacaktır.  Aynı zarf içinde birden fazla oy kullanılan belediye ve muhtarlık seçimlerinde, oy zarfı içinden  bir seçim türüne ait eksik oy pusulası çıkmış ise, eksik çıkan oyların hangi seçim türüne ait olduğu  ve toplam sayısı, zarfların açılması bitirilip toplamı belirlendikten sonra sandık sonuç tutanağının  ilgili bölümüne işlenecektir. Keza, içinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı toplamı da aynı  şekilde tutanağa işlenecektir.  Bütün zarfların açılıp okunması bittikten sonra; itiraz edilmeksizin geçerli sayılan ve her iki  sayım ve döküm cetveline işlenen oy sayıları her siyasi parti veya bağımsız adayın sütununda  işaretlenmiş son rakamlar karşılaştırılarak, her siyasi parti veya bağımsız adayın aldığı geçerli oy  sayısının iki cetvelde de aynı olup olmadığı, başkan tarafından kontrol edilecektir. Her siyasi parti ve  bağımsız adayın iki döküm cetvelinde aldıkları oy sayıları aynı ise, her siyasi parti veya bağımsız  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 134 -
- 1 4 - a) Bir üyeyi sandıktaki zarflan kendisine vermek,  b) İki üyeyi okunan oy pusulalarını sayım ve döküm cetvellerine işlemek,  c) Bir üyeyi okunan ve dökümü yapılan oy pusulalarını ve açılan zarfları masa üzerine düzenli  biçimde yerleştirip, korumak,  üzere görevlendirecektir.  Sayım ve döküm cetvellerini işlemekle görevli üyeler, sandık başkanının gözetiminde ilk önce  birleşik oy pusulasındaki sıraya göre siyasi partilerin adlarını soldan sağa doğru sütunların  yukarısındaki hanelere yazdıktan sonra, varsa her bağımsız adaya bir sütun ayırarak bağımsız  adayların ad ve soyadlarını da alfabetik sırada yine sütunların yukarısındaki hanelere yazacaktır.  Bundan sonra geçerli zarfların açılıp, içinden çıkan oylann okunması işlemi yapılacaktır. Sandık  kurulu başkanı tarafından görevlendirilen üye, oy zarfını sandıktan teker teker alarak başkana verecek,  başkan zarfı açarak içinden çıkan oy pusulasının partilerin ve bağımsız adayların yeraldığı kısmı  oyverme yerinde hazır bulunanlara göstererek birleşik oy pusulası üzerinde hangi partiye veya  bağımsız adaya ait yere "EVET" mühürü basılmış ise o partinin adı veya bağımsız adaya oy verilmiş  ise o bağımsız adayın ad ve soyadını herkesin işitebileceği şekilde okuyacaktır. Muhtarlık  seçimlerinde ise zarfın içerisinden çıkan oy pusulaları, hangi muhtar veya üyelere ait ise onların adı  ve soyadı okunacaktır.  Siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldığı ve herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan  her oy, okunmasını müteakiben görevli üyeler tarafından aynı anda sayım ve döküm cetvelinde o  siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılmış bulunan sütundaki rakamlar birden başlamak üzere  sırasına göre çizilmek suretiyle ayrı ayrı işaretlenecektir. Sandık kurulu başkanı bu işlemleri sürekli  denetleyecektir.  Okunan geçerli oy pusulaları ve zarfları görevli üye tarafından masa üzerinde düzenli biçimde  yerleştirilip muhafaza edilecektir.  Büyükşehir belediye seçimlerinde, önce büyükşehir belediye başkanlığına ait oy pusulaları,  sonra ilçe belediye başkanlığı ve daha sonra da belediye meclisi üyeliğine ait oy pusulalarının sayım  ve dökümü yapılacaktır. Diğer belediye seçimlerinde ise, önce belediye başkanlığına ait oy pusulaları,  sonra belediye meclisi üyeliğine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacaktır.  Kanuna göre geçersiz sayılan oylar ile hesaba katılmayacak olan oylar veya geçerli olup olmadığı  yönünden itiraza uğrayan oylar aynı şekilde hazır bulunanlara gösterildikten sonra, okunup bir kenara  ayrılacak ve başkan tarafından muhafaza altına alınacaktır.  Aynı zarf içinde birden fazla oy kullanılan belediye ve muhtarlık seçimlerinde, oy zarfı içinden  bir seçim türüne ait eksik oy pusulası çıkmış ise, eksik çıkan oyların hangi seçim türüne ait olduğu  ve toplam sayısı, zarfların açılması bitirilip toplamı belirlendikten sonra sandık sonuç tutanağının  ilgili bölümüne işlenecektir. Keza, içinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı toplamı da aynı  şekilde tutanağa işlenecektir.  Bütün zarfların açılıp okunması bittikten sonra; itiraz edilmeksizin geçerli sayılan ve her iki  sayım ve döküm cetveline işlenen oy sayıları her siyasi parti veya bağımsız adayın sütununda  işaretlenmiş son rakamlar karşılaştırılarak, her siyasi parti veya bağımsız adayın aldığı geçerli oy  sayısının iki cetvelde de aynı olup olmadığı, başkan tarafından kontrol edilecektir. Her siyasi parti ve  bağımsız adayın iki döküm cetvelinde aldıkları oy sayıları aynı ise, her siyasi parti veya bağımsız  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 1 5 - adayın aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, o  seçim türüne ait sandık kurulunca düzenlenecek özel tutanağa yazı ve rakamla işlenecek, böylece o  sandıkta itiraz edilmeksizin geçerli sayılan toplam oy sayısı tespit edilmiş olacaktır.  Siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldıkları ve iki sayım ve döküm cetveline işlenen geçerli  oy sayılarında farklılık olması halinde, ikinci sayım yapılacaktır. İkinci sayımda, geçerli tüm oy  pusulaları yeniden tek tek okunarak, boş ve yazısız ayrı iki sayım ve döküm cetveline işlenecektir.  Bu cetvellerdeki oy sayıları aynı ise, her siyasi parti veya bağımsız adayın aldığı geçerli oylar  toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı o seçim türüne ait sandık  kurulunca düzenlenecek özel tutanağa yazı ve rakamla işlenecektir.  İkinci sayımda kullanılan sayım ve döküm cetvelinde yeralan oy sayıları da aynı çıkmazsa,  yukarıdaki usulle üçüncü sayım yapılacak ve kurulun varsa siyasi partili olmayan, yoksa başkan  tarafından belirlenecek üyesi tarafından tek sayım ve döküm cetveline işlenmek suretiyle sonucuna  göre işlem yapılacaktır. Birden fazla sayım yapılan hallerde, bu sayımlarda kullanılan sayım ve  döküm cetvellerinin üzerine, hangi sayıma ait olduğu büyük harflerle yazılarak tüm cetveller ilçe  seçim kuruluna teslim edilmek üzere muhafaza edilecektir.  Açılan sandığa ait son geçerli zarf açılıp içindeki oy pusulası okunduktan sonra, sandık başkanı  tarafından o sandığa ait açılmayan geçerli zarf olup olmadığı kontrol edilerek, açılan zarfların sayısı  ile sandıktan çıkan ve tutanağa işlenmiş olan geçerli zarf sayısı ile karşılaştırılıp sonucu tutanak  defterine işlenecektir.  Geçerli oyların sayım ve döküm cetvellerine işlenmesinden ve bunların toplam sayısının sandık  sonuç tutanağına işlenmesinden sonra, hesaba katılıp katılmaması veya geçerli sayılıp sayılmaması  yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları sandık kurulunca ayrı ayrı  değerlendirilerek karara bağlanacak ve bu karar tutanak defterine yazıldıktan sonra başkan ve üyeler  tarafından mühürlenip imzalanacaktır.  Sandık kurulu kararı ile geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulaları sayım ve döküm  cetvelinde ait olduğu siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılmış bulunan sütuna işlendikten sonra,  bu şekilde geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının toplam sayısı, o seçim türüne ait  sandık sonuç tutanağının ilgili yerine işlenecektir.  Geçerli sayılmayan veya hesaba katılmayan oy pusulaları paket yapılarak bağlandıktan sonra,  paketin üzeri mühürlenerek, sayısı yazılacak ve saklanacaktır. Bu oy pusulaları kesinlikle  yakılmayacak, yırtılmayacak ve yok edilmeyecektir. Bunların sayısı o seçim türüne ait sandık sonuç  tutanağının ilgili yerine işlenecektir.  Yukarıda belirtilen işlemler tamamlandıktan sonra, sayım ve döküm cetvelinde siyasi partilerin  ve bağımsız adayların aldığı oyların toplam sayısı, kendi sütununun altına rakamla ve yazı ile  yazılarak, sonuçlar orada bulunanlara başkan tarafından yüksek sesle ilan edilecektir. Bu ilandan  sonra, sayım ve döküm cetvelindeki sonuçlar sandık sonuç tutanağına işlenecek ve bu bilgilerin  doğruluğu, sandık başkanı tarafından sayım ve döküm cetveli sonuçları ile karşılaştırıldıktan sonra,  başkan ve üyeler tarafından tutanak imzalanıp, mühürlenecektir.  Bütün bu işlemler ayrıca tutanak defterine geçirilerek sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından  imzalanıp, mühürlenecektir.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)
Sayfa 135 -
- 1 5 - adayın aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, o  seçim türüne ait sandık kurulunca düzenlenecek özel tutanağa yazı ve rakamla işlenecek, böylece o  sandıkta itiraz edilmeksizin geçerli sayılan toplam oy sayısı tespit edilmiş olacaktır.  Siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldıkları ve iki sayım ve döküm cetveline işlenen geçerli  oy sayılarında farklılık olması halinde, ikinci sayım yapılacaktır. İkinci sayımda, geçerli tüm oy  pusulaları yeniden tek tek okunarak, boş ve yazısız ayrı iki sayım ve döküm cetveline işlenecektir.  Bu cetvellerdeki oy sayıları aynı ise, her siyasi parti veya bağımsız adayın aldığı geçerli oylar  toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı o seçim türüne ait sandık  kurulunca düzenlenecek özel tutanağa yazı ve rakamla işlenecektir.  İkinci sayımda kullanılan sayım ve döküm cetvelinde yeralan oy sayıları da aynı çıkmazsa,  yukarıdaki usulle üçüncü sayım yapılacak ve kurulun varsa siyasi partili olmayan, yoksa başkan  tarafından belirlenecek üyesi tarafından tek sayım ve döküm cetveline işlenmek suretiyle sonucuna  göre işlem yapılacaktır. Birden fazla sayım yapılan hallerde, bu sayımlarda kullanılan sayım ve  döküm cetvellerinin üzerine, hangi sayıma ait olduğu büyük harflerle yazılarak tüm cetveller ilçe  seçim kuruluna teslim edilmek üzere muhafaza edilecektir.  Açılan sandığa ait son geçerli zarf açılıp içindeki oy pusulası okunduktan sonra, sandık başkanı  tarafından o sandığa ait açılmayan geçerli zarf olup olmadığı kontrol edilerek, açılan zarfların sayısı  ile sandıktan çıkan ve tutanağa işlenmiş olan geçerli zarf sayısı ile karşılaştırılıp sonucu tutanak  defterine işlenecektir.  Geçerli oyların sayım ve döküm cetvellerine işlenmesinden ve bunların toplam sayısının sandık  sonuç tutanağına işlenmesinden sonra, hesaba katılıp katılmaması veya geçerli sayılıp sayılmaması  yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları sandık kurulunca ayrı ayrı  değerlendirilerek karara bağlanacak ve bu karar tutanak defterine yazıldıktan sonra başkan ve üyeler  tarafından mühürlenip imzalanacaktır.  Sandık kurulu kararı ile geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulaları sayım ve döküm  cetvelinde ait olduğu siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılmış bulunan sütuna işlendikten sonra,  bu şekilde geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının toplam sayısı, o seçim türüne ait  sandık sonuç tutanağının ilgili yerine işlenecektir.  Geçerli sayılmayan veya hesaba katılmayan oy pusulaları paket yapılarak bağlandıktan sonra,  paketin üzeri mühürlenerek, sayısı yazılacak ve saklanacaktır. Bu oy pusulaları kesinlikle  yakılmayacak, yırtılmayacak ve yok edilmeyecektir. Bunların sayısı o seçim türüne ait sandık sonuç  tutanağının ilgili yerine işlenecektir.  Yukarıda belirtilen işlemler tamamlandıktan sonra, sayım ve döküm cetvelinde siyasi partilerin  ve bağımsız adayların aldığı oyların toplam sayısı, kendi sütununun altına rakamla ve yazı ile  yazılarak, sonuçlar orada bulunanlara başkan tarafından yüksek sesle ilan edilecektir. Bu ilandan  sonra, sayım ve döküm cetvelindeki sonuçlar sandık sonuç tutanağına işlenecek ve bu bilgilerin  doğruluğu, sandık başkanı tarafından sayım ve döküm cetveli sonuçları ile karşılaştırıldıktan sonra,  başkan ve üyeler tarafından tutanak imzalanıp, mühürlenecektir.  Bütün bu işlemler ayrıca tutanak defterine geçirilerek sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından  imzalanıp, mühürlenecektir.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 490)  - 1 6 - Sayım ve döküm iş ve işlemleri sırasında, oy pusulalarını kurulun diğer üyeleri ve parti  müşahitleri de izleyebilecek; aday ve parti müşahitlerine sayım masası başında yer verilecektir.  Ancak, parti müşahitleri beşten fazla olursa, hazır bulunanlar arasından başkan tarafından kurul  önünde ad çekme suretiyle sandık başında kalacak beş parti müşahidi tespit edilecek, diğer  müşahitlerle bağımsız aday müşahitleri için ise sayım işlemini yakından takip edebilecekleri uygun  bir yer ayrılacaktır.  Madde 18- Maddeyle, birleşik oy pusulalarının geçerliliğini etkileyecek hususlar, bazı özel  seçim türleri de göz önünde bulundurularak ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.  Madde 19- Maddeyle, sandığının açılması, zarfların ve oy pusulalarının sayım ve döküm  işlemlerinin yapılmasından sonra, o sandığa ait seçim sonuçlarının ve seçime dair diğer iş ve  işlemlerin sandık sonuç tutanaklarına geçirilmesine dair usul ve esaslar düzenlenmektedir.  Sandık kurulu, her seçim türü için ayrı hazırlanmış sandık sonuç tutanağını iki nüsha olarak  düzenleyecektir. Bu tutanaklara, sayım ve döküm işlemleri sırasında elde edilen bilgiler ile sayım ve  döküm cetvelinde siyasi parti ve bağımsız adayların aldıkları geçerli oylar işlenecek ve bu tutanaklar  başkan ve üyeler tarafından ad ve soyadları yazılarak imzalandıktan sonra sandık kurulu mührü ile  mühürlenecektir.  Getirilen düzenleme ile sandıkta yapılan sayım ve döküm sonuçlarının ayrıntılı biçimde sandık  sonuç tutanaklarına işlenmesi öngörülerek, o sandıktaki seçim sonuçlarının ve yapılan işlemlerin  sağlıklı ve doğru biçimde tespiti amaçlanmaktadır.  Her seçim türü için ayrı ayrı düzenlenmesi zorunlu olan sandık sonuç tutanaklarında yer alması  gereken hususlar maddede sayılmıştır.  Sandık sonuç tutanağının onaylı bir suretinin, sandık kurulu tarafından sandık çevresi içinde  herkesin görebileceği bir yere bir hafta süreyle asılacağı hükme bağlanmıştır.  Madde 20- Maddeyle, müşahitlere verilecek tutanaklar düzenlenmektedir.  Sandık kurulu, sandık sonuç tutanağını düzenledikten sonra, bu tutanakta yer alan bilgilere göre,  o seçim çevresinde seçime katılan ve talep eden siyasi parti ve bağımsız adayların müşahitlerine  verilmek üzere, her seçim türü için özel olarak hazırlanmış müşahit tutanağ