(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
DÖNEM: 23 CİLT: 62 YASAMA YILI: 4  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  68'inci Birleşim  3 Mart 2010 Çarşamba  (Bu Tutanak Dergisi 'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 834  II. - GELEN KÂĞITLAR 837  III. - YOKLAMA 881  IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 839  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 839:848  1.- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar'ın, Yeşilay Haftası'na ilişkin  gündem dışı konuşması 839:840  2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Dumlupınar Üniversitesi Tıp  Fakültesinin kadro sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 840:842  3.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, Zonguldak Kozlu'da 263  madencinin vefat ettiği grizu faciasının 18'inci yıl dönümüne ilişkin gündem  dışı konuşması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı 842:848
Sayfa 2 -
DÖNEM: 23 CİLT: 62 YASAMA YILI: 4  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  68'inci Birleşim  3 Mart 2010 Çarşamba  (Bu Tutanak Dergisi 'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 834  II. - GELEN KÂĞITLAR 837  III. - YOKLAMA 881  IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 839  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 839:848  1.- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar'ın, Yeşilay Haftası'na ilişkin  gündem dışı konuşması 839:840  2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Dumlupınar Üniversitesi Tıp  Fakültesinin kadro sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 840:842  3.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, Zonguldak Kozlu'da 263  madencinin vefat ettiği grizu faciasının 18'inci yıl dönümüne ilişkin gündem  dışı konuşması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı 842:848  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Sayfa  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 848  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 848:850,851:855  1.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve 25 milletvekilinin, Çukobirlik'in  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/599) 848:850  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 20 milletvekilinin, küçük esnaf  ve sanatkârların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/600) 851:852  3.- İzmir Milletvekili Şenol Bal ve 20 milletvekilinin, akaryakıt  kaçakçılığı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/601) 852:854  4.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 19 milletvekilinin, kırmızı et  piyasasında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/602) 854:855  B) ÇEŞİTLİ İŞLER 850  1.- Genel Kurulu ziyaret eden Çek Cumhuriyeti Millet Meclisi Güvenlik  Komisyonu Başkanı Frantisek Bublan başkanlığındaki heyete Başkanlıkça  "Hoş geldiniz" denilmesi 850  VI.- SEÇİMLER 855  A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM 855  1.- (10/333, 334, 335-3/1090) esas numaralı Meclis Araştırması  Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim 855  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER 856,881,912,933  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 856:881,881:910,912:932,  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) 933:942  (S. Sayısı: 96) 856  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 856  3.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili  Bekir Bozdağ'ın, Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki  Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu  Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) 856:881,881:910,912:932,  933:942  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 910,932  1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, Şırnak Milletvekili Hasip  Kaplan'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 910:911  2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, İzmir Milletvekili K. Kemal  Anadol'un, söylemediği konuda ifadede bulunarak şahsına sataşması  nedeniyle konuşması 911:912  3.- Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya'nın, Mersin Milletvekili İsa  Gök'ün, yorumundan dolayı şahsına sataşması nedeniyle konuşması 932  - 8 3 2 -
Sayfa 3 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Sayfa  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 848  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 848:850,851:855  1.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve 25 milletvekilinin, Çukobirlik'in  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/599) 848:850  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 20 milletvekilinin, küçük esnaf  ve sanatkârların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/600) 851:852  3.- İzmir Milletvekili Şenol Bal ve 20 milletvekilinin, akaryakıt  kaçakçılığı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/601) 852:854  4.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 19 milletvekilinin, kırmızı et  piyasasında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/602) 854:855  B) ÇEŞİTLİ İŞLER 850  1.- Genel Kurulu ziyaret eden Çek Cumhuriyeti Millet Meclisi Güvenlik  Komisyonu Başkanı Frantisek Bublan başkanlığındaki heyete Başkanlıkça  "Hoş geldiniz" denilmesi 850  VI.- SEÇİMLER 855  A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM 855  1.- (10/333, 334, 335-3/1090) esas numaralı Meclis Araştırması  Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim 855  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER 856,881,912,933  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 856:881,881:910,912:932,  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) 933:942  (S. Sayısı: 96) 856  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 856  3.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili  Bekir Bozdağ'ın, Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki  Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu  Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) 856:881,881:910,912:932,  933:942  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 910,932  1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, Şırnak Milletvekili Hasip  Kaplan'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 910:911  2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, İzmir Milletvekili K. Kemal  Anadol'un, söylemediği konuda ifadede bulunarak şahsına sataşması  nedeniyle konuşması 911:912  3.- Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya'nın, Mersin Milletvekili İsa  Gök'ün, yorumundan dolayı şahsına sataşması nedeniyle konuşması 932  - 8 3 2 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  Savfa  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 943  1.- Sımak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Şırnak ilinin sosyal ve  ekonomik durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet  Yılmaz'ın cevabı (7/12145) 943:952  2.- Muğla Milletvekili Metin Ergun'un, Muğla'daki orman kadastrosuna  ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir'in cevabı  (7/12258) 953:955  3.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, TRT'nin dışarıya yaptırdığı  programlara ve personel alımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet  Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12344) 956:958  4.- Zonguldak Milletvekili Ali Kocal'ın, TRT'nin bir sosyal tesisinin  kullanımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç'ın cevabı (7/12372) 959:961  5.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'nin bir sosyal  tesisinin kullanımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12373) 962:964  6.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız'ın, TRT kanallarında okunan  gazetelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12411) 965:967  7.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'nin TEKEL  işçilerinin eylemiyle ilgili bir habere yer vermemesine ilişkin sorusu ve  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12494) 968:970  8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, bir gazetenin haberlerinin  TRT'de yayınlanmamasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12495) 971:973  9.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, TRT'nin izlenilirlik ölçüm  sisteminden çekilmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12588) 974:976  - 8 3 3 -
Sayfa 4 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  Savfa  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 943  1.- Sımak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Şırnak ilinin sosyal ve  ekonomik durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet  Yılmaz'ın cevabı (7/12145) 943:952  2.- Muğla Milletvekili Metin Ergun'un, Muğla'daki orman kadastrosuna  ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir'in cevabı  (7/12258) 953:955  3.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, TRT'nin dışarıya yaptırdığı  programlara ve personel alımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet  Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12344) 956:958  4.- Zonguldak Milletvekili Ali Kocal'ın, TRT'nin bir sosyal tesisinin  kullanımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç'ın cevabı (7/12372) 959:961  5.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'nin bir sosyal  tesisinin kullanımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12373) 962:964  6.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız'ın, TRT kanallarında okunan  gazetelere ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12411) 965:967  7.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'nin TEKEL  işçilerinin eylemiyle ilgili bir habere yer vermemesine ilişkin sorusu ve  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12494) 968:970  8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, bir gazetenin haberlerinin  TRT'de yayınlanmamasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12495) 971:973  9.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, TRT'nin izlenilirlik ölçüm  sisteminden çekilmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12588) 974:976  - 8 3 3 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak dört oturum yaptı.  İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras'ın, antipersonel kara mayınlarının yasaklanmasına  ilişkin Ottowa Sözleşmesi'nin Türkiye'de yürürlüğe girişinin altıncı yılında gelinen aşamaya ilişkin  gündem dışı konuşmasına Millî Savunma Bakanı Mehmet Vecdi Gönül,  İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam'ın, esnaf ve sanatkârların sorunlarına ilişkin gündem dışı  konuşmasına Devlet Bakanı Faruk Çelik,  Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı'nın, Antalya ilinde yaşanan çevre sorunlarına ilişkin  gündem dışı konuşmasına Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu,  Cevap verdi.  İstanbul Milletvekili Hasan Macit, yapılan düzenlemelere rağmen, esnaflar primlerini  ödeyemiyorsa sistemde bir problem olduğuna, bu nedenle bunların ödenme koşullarının iyileştirilmesi  gerektiğine,  Kütahya Milletvekili Alim Işık, Kütahya ili Simav, Pazarlar ve Şaphane ilçelerinde 2 Mart 2010  günü saat 02.36'dan bu yana 2,7 ile 4,4 arasında farklı şiddetlerde meydana gelen yirmiye yakın  depreme,  İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam, gündem dışı konuşmasına cevap veren Devlet Bakanı  Faruk Çelik'in, dile getirdiği sorunlara değil farklı şeylere cevap verdiğine,  Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, esnaf sayısında artış değil düşüş olduğuna,  Bursa Milletvekili Necati Özensoy, dün yirmi dört yaşında vefat eden, çevreci ve hayvan  korumacı olarak bilinen, engelli Emine Atik'in hayatının hem engellilere hem engelli ailelerine ve  hem de çevre konularına örnek olması açısından incelenmesini önemli bulduğuna,  Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan:  Burdur ili merkez Halıcılar, İnsuyu, Gökpınar, Taşkapı, Kayaaltı köylerinde tarımsal amaçlı  sulamada kullanılan elektrik faturalarının icra kapsamına girdiğine, konunun Enerji Bakanlığınca  veya Hükümet yetkililerince incelenip çözüme kavuşturulması gerektiğine,  Burdur'un Gölhisar ilçesi Yusufça kasabası içerisinden geçen derenin ıslahının ve arıtmasının  bitirilmesine,  Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü, Antalya'da yaşanan sel felaketinde mağdur olan vatandaşlara  yönelik banka mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda devletin katkı sağladığına ancak, özel  bankalardan kredi çeken vatandaşların mağduriyetlerinin devam ettiğine, sel felaketleri nedeniyle  yapılması gerekenlere,  Adana Milletvekili Muharrem Varlı, Ceyhan Nehri üzerindeki Aslantaş Barajı'nın kapaklarının  açılması neticesinde Yumurtalık ve Karataş ilçelerindeki bazı köy ve kasabaların sular altında kalması  nedeniyle şu ana kadar karpuz ekilemediğine,  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, Balıkesir Edremit bölgesinde son günlerde yaşanan  sel felaketlerine,  Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı, Meriç ve Ergene nehir yataklarının ıslahı konusunun  bir an önce gündeme alınmasının Trakya'yı ve Trakya çiftçisini çok rahatlatacağına,  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin:  Telif hakları konusunda yaşanan (10/595),  - 8 3 4 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak dört oturum yaptı.  İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras'ın, antipersonel kara mayınlarının yasaklanmasına  ilişkin Ottowa Sözleşmesi'nin Türkiye'de yürürlüğe girişinin altıncı yılında gelinen aşamaya ilişkin  gündem dışı konuşmasına Millî Savunma Bakanı Mehmet Vecdi Gönül,  İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam'ın, esnaf ve sanatkârların sorunlarına ilişkin gündem dışı  konuşmasına Devlet Bakanı Faruk Çelik,  Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı'nın, Antalya ilinde yaşanan çevre sorunlarına ilişkin  gündem dışı konuşmasına Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu,  Cevap verdi.  İstanbul Milletvekili Hasan Macit, yapılan düzenlemelere rağmen, esnaflar primlerini  ödeyemiyorsa sistemde bir problem olduğuna, bu nedenle bunların ödenme koşullarının iyileştirilmesi  gerektiğine,  Kütahya Milletvekili Alim Işık, Kütahya ili Simav, Pazarlar ve Şaphane ilçelerinde 2 Mart 2010  günü saat 02.36'dan bu yana 2,7 ile 4,4 arasında farklı şiddetlerde meydana gelen yirmiye yakın  depreme,  İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam, gündem dışı konuşmasına cevap veren Devlet Bakanı  Faruk Çelik'in, dile getirdiği sorunlara değil farklı şeylere cevap verdiğine,  Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, esnaf sayısında artış değil düşüş olduğuna,  Bursa Milletvekili Necati Özensoy, dün yirmi dört yaşında vefat eden, çevreci ve hayvan  korumacı olarak bilinen, engelli Emine Atik'in hayatının hem engellilere hem engelli ailelerine ve  hem de çevre konularına örnek olması açısından incelenmesini önemli bulduğuna,  Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan:  Burdur ili merkez Halıcılar, İnsuyu, Gökpınar, Taşkapı, Kayaaltı köylerinde tarımsal amaçlı  sulamada kullanılan elektrik faturalarının icra kapsamına girdiğine, konunun Enerji Bakanlığınca  veya Hükümet yetkililerince incelenip çözüme kavuşturulması gerektiğine,  Burdur'un Gölhisar ilçesi Yusufça kasabası içerisinden geçen derenin ıslahının ve arıtmasının  bitirilmesine,  Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü, Antalya'da yaşanan sel felaketinde mağdur olan vatandaşlara  yönelik banka mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda devletin katkı sağladığına ancak, özel  bankalardan kredi çeken vatandaşların mağduriyetlerinin devam ettiğine, sel felaketleri nedeniyle  yapılması gerekenlere,  Adana Milletvekili Muharrem Varlı, Ceyhan Nehri üzerindeki Aslantaş Barajı'nın kapaklarının  açılması neticesinde Yumurtalık ve Karataş ilçelerindeki bazı köy ve kasabaların sular altında kalması  nedeniyle şu ana kadar karpuz ekilemediğine,  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, Balıkesir Edremit bölgesinde son günlerde yaşanan  sel felaketlerine,  Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı, Meriç ve Ergene nehir yataklarının ıslahı konusunun  bir an önce gündeme alınmasının Trakya'yı ve Trakya çiftçisini çok rahatlatacağına,  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin:  Telif hakları konusunda yaşanan (10/595),  - 8 3 4 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Bal üreticiliğindeki (10/596),  GAP bölgesindeki (10/597),  Basın özgürlüğü konusundaki (10/598),  Sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki  yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanlığının, (1/510) esas numaralı Devlet Memurları  Kanunu ve İş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın, esas komisyon olarak  Plan ve Bütçe Komisyonuna, tali komisyonlar olarak da Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  Komisyonuna ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna havale edildiğine, söz konusu kanun tasarısının  işçilerin ve memurların doğum izinlerine ilişkin ayrımı kaldırarak, uluslararası antlaşmalarla kabul  edilmiş olan fırsat eşitliği ve muamele eşitliğinin hayata geçirilmesini öngörmesi nedeniyle, İç  Tüzük'ün 34'üncü maddesi uyarınca kendi komisyonlarında görüşülmesinin temini için gereğinin  yapılmasına ilişkin tezkeresi okundu; Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun talebi Plan ve Bütçe  Komisyonunca da uygun bulunduğundan, bu istemin İç Tüzük'ün 34'üncü maddesinin dördüncü  fıkrası uyarınca Başkanlıkça yerine getirildiği Genel Kurulun bilgisine sunuldu.  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Muhtarların Sosyal Güvenlikleri Hakkında Kanun  Teklifi'nin (2/229) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin  önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  l'inci sırasında bulunan (6/756),  2'nci " " (6/815),  8'inci " " (6/891),  9'uncu " " (6/892),  10'uncu " " (6/893)  17'nci " " (6/941),  18'inci " " (6/974),  19'uncu " " (6/975),  20'nci " " (6/987),  22'nci " " (6/994),  34'üncü " " (6/1027),  35'inci " " (6/1028),  37'nci " (6/1037),  47'nci (6/1062)  52'nci " " (6/1075),  63'üncü " " (6/1096),  64'üncü " " (6/1097),  67'nci " " (6/1104),  70'inci " " (6/1109),  79'uncu " " (6/1129),  82'nci " " (6/1137),  - 8 3 5 -
Sayfa 6 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Bal üreticiliğindeki (10/596),  GAP bölgesindeki (10/597),  Basın özgürlüğü konusundaki (10/598),  Sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki  yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanlığının, (1/510) esas numaralı Devlet Memurları  Kanunu ve İş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın, esas komisyon olarak  Plan ve Bütçe Komisyonuna, tali komisyonlar olarak da Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  Komisyonuna ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna havale edildiğine, söz konusu kanun tasarısının  işçilerin ve memurların doğum izinlerine ilişkin ayrımı kaldırarak, uluslararası antlaşmalarla kabul  edilmiş olan fırsat eşitliği ve muamele eşitliğinin hayata geçirilmesini öngörmesi nedeniyle, İç  Tüzük'ün 34'üncü maddesi uyarınca kendi komisyonlarında görüşülmesinin temini için gereğinin  yapılmasına ilişkin tezkeresi okundu; Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun talebi Plan ve Bütçe  Komisyonunca da uygun bulunduğundan, bu istemin İç Tüzük'ün 34'üncü maddesinin dördüncü  fıkrası uyarınca Başkanlıkça yerine getirildiği Genel Kurulun bilgisine sunuldu.  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Muhtarların Sosyal Güvenlikleri Hakkında Kanun  Teklifi'nin (2/229) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin  önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  l'inci sırasında bulunan (6/756),  2'nci " " (6/815),  8'inci " " (6/891),  9'uncu " " (6/892),  10'uncu " " (6/893)  17'nci " " (6/941),  18'inci " " (6/974),  19'uncu " " (6/975),  20'nci " " (6/987),  22'nci " " (6/994),  34'üncü " " (6/1027),  35'inci " " (6/1028),  37'nci " (6/1037),  47'nci (6/1062)  52'nci " " (6/1075),  63'üncü " " (6/1096),  64'üncü " " (6/1097),  67'nci " " (6/1104),  70'inci " " (6/1109),  79'uncu " " (6/1129),  82'nci " " (6/1137),  - 8 3 5 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  101 'inci sırasında bulunan (6/1170),  115'inci " (6/1207),  120'nci " (6/1219),  124'üncü " (6/1229),  126'ncı " (6/1234),  134'üncü " (6/1258),  139'uncu " (6/1267),  141'inci " (6/1271)  142'nci " (6/1272),  158'inci " (6/1291),  169'uncu " (6/1303),  178'inci " (6/1314),  192'nci " (6/1343),  199'uncu " (6/1352),  Esas numaralı sözlü sorulara Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu cevap verdi; soru  sahiplerinden Niğde Milletvekili Mümin İnan, Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz, Karaman  Milletvekili Hasan Çalış, Kütahya Milletvekili Alim Işık, Adana Milletvekili Yılmaz Tankut, Van  Milletvekili Özdal Üçer de cevaplara karşı görüşlerini açıkladı.  Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  3'üncü sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan  Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/755) (S. Sayısı: 426) görüşmeleri tamamlanarak  elektronik cihazla yapılan açık oylamadan sonra kabul edildi ve kanunlaştı.  4'üncü sırasında bulunan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili  Bekir Bozdağ'ın, Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun (2/566) (S. Sayısı: 462) tümü  üzerinde bir süre görüşüldü.  3 Mart 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.03'te son verildi.  Nevzat PAKDİL  Başkan Vekili  Fatih METİN Yaşar TÜZÜN  Bolu Bilecik  Kâtip Üye Kâtip Üye  - 8 3 6 -
Sayfa 7 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  101 'inci sırasında bulunan (6/1170),  115'inci " (6/1207),  120'nci " (6/1219),  124'üncü " (6/1229),  126'ncı " (6/1234),  134'üncü " (6/1258),  139'uncu " (6/1267),  141'inci " (6/1271)  142'nci " (6/1272),  158'inci " (6/1291),  169'uncu " (6/1303),  178'inci " (6/1314),  192'nci " (6/1343),  199'uncu " (6/1352),  Esas numaralı sözlü sorulara Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu cevap verdi; soru  sahiplerinden Niğde Milletvekili Mümin İnan, Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz, Karaman  Milletvekili Hasan Çalış, Kütahya Milletvekili Alim Işık, Adana Milletvekili Yılmaz Tankut, Van  Milletvekili Özdal Üçer de cevaplara karşı görüşlerini açıkladı.  Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  3'üncü sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan  Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/755) (S. Sayısı: 426) görüşmeleri tamamlanarak  elektronik cihazla yapılan açık oylamadan sonra kabul edildi ve kanunlaştı.  4'üncü sırasında bulunan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili  Bekir Bozdağ'ın, Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun (2/566) (S. Sayısı: 462) tümü  üzerinde bir süre görüşüldü.  3 Mart 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.03'te son verildi.  Nevzat PAKDİL  Başkan Vekili  Fatih METİN Yaşar TÜZÜN  Bolu Bilecik  Kâtip Üye Kâtip Üye  - 8 3 6 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  No.: 92  I I . - G E L E N K Â Ğ I T L A R  3 Mart 2010 Çarşamba  Tasarılar  1.- Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasansı (1/814) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)  (Başkanlığa geliş tarihi: 25.2.2010)  2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Turizm  İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/815)  (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:  25.2.2010)  3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Altyapı  Projelerinde İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  (1/816) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş  tarihi: 25.2.2010)  Tezkereler  1.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata ve Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak'ın Yasama  Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1102) (Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  2.- Sımak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1103) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  3.- Mardin Milletvekili Emine Ayna'nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1104) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  4.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1105) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  5.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın Yasama Dokunulmaz­ lıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1106) (Anayasa ve Adalet Komisyonları  Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  6.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1107) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  7.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1108) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  8.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1109) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  - 8 3 7 -
Sayfa 8 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  No.: 92  I I . - G E L E N K Â Ğ I T L A R  3 Mart 2010 Çarşamba  Tasarılar  1.- Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasansı (1/814) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)  (Başkanlığa geliş tarihi: 25.2.2010)  2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Turizm  İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/815)  (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:  25.2.2010)  3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Altyapı  Projelerinde İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  (1/816) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş  tarihi: 25.2.2010)  Tezkereler  1.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata ve Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak'ın Yasama  Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1102) (Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  2.- Sımak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1103) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  3.- Mardin Milletvekili Emine Ayna'nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1104) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  4.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1105) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  5.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın Yasama Dokunulmaz­ lıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1106) (Anayasa ve Adalet Komisyonları  Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  6.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1107) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  7.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1108) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  8.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1109) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  - 8 3 7 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  9.- Trabzon Milletvekili Mustafa Cumur'un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1110) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  10.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması  Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1111) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu  Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  11.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1112) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  12.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1113) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  13. - Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1114) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  14.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1115) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve 25 Milletvekilinin, Çukobirlik'in sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/599) (Başkanlığa  geliş tarihi: 3.2.2010)  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 20 Milletvekilinin, küçük esnaf ve sanatkarların  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci,  İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/600) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.2.2010)  3.- İzmir Milletvekili Şenol Bal ve 20 Milletvekilinin, akaryakıt kaçakçılığı sorununun  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/601) (Başkanlığa  geliş tarihi: 3.2.2010)  4.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 19 Milletvekilinin, kırmızı et piyasasında yaşanan  sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci,  İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/602) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.2.2010)  - 8 3 8 -
Sayfa 9 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  9.- Trabzon Milletvekili Mustafa Cumur'un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1110) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  10.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması  Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1111) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu  Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  11.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1112) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  12.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1113) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  13. - Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1114) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  14.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1115) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.03.2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve 25 Milletvekilinin, Çukobirlik'in sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/599) (Başkanlığa  geliş tarihi: 3.2.2010)  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 20 Milletvekilinin, küçük esnaf ve sanatkarların  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci,  İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/600) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.2.2010)  3.- İzmir Milletvekili Şenol Bal ve 20 Milletvekilinin, akaryakıt kaçakçılığı sorununun  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/601) (Başkanlığa  geliş tarihi: 3.2.2010)  4.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 19 Milletvekilinin, kırmızı et piyasasında yaşanan  sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci,  İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/602) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.2.2010)  - 8 3 8 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 68'inci Birleşimini açıyorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Ali Kocal Bey burada mı?  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Buradayım.  BAŞKAN - Sayın Kocal, size, Enerji Bakanımız galiba açıklamalarınızla ilgili olarak katkıda  bulunacak, onun için daha sonra alalım. Önce diğer arkadaşları konuşturalım. Bir mahzuru var mı?  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Tamam.  BAŞKAN - Sayın Necdet Ünüvar, Adana Milletvekilimiz?  Gündem dışı ilk söz, Yeşilay Haftası münasebetiyle söz isteyen Adana Milletvekili Necdet  Ünüvar'a aittir.  Sayın Ünüvar, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  I- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar'ın, Yeşilay Haftası 'na ilişkin gündem dışı konuşması  NECDET ÜNÜVAR (Adana) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Yeşilay Haftası sebe­ biyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Yeşilay 5 Mart 1920'de İstanbul'da kurulmuş bir cemiyet. İlk kuruluşu  dernek olarak kurulmuş bir sivil toplum örgütü. Cumhuriyetimizden önce de kurulmuş bir önemli  kuruluş. Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki karmaşık ortamda gençlerimizin özellikle limanlarımıza  yaklaşan yabancı gemiler vasıtasıyla yurda kaçak olarak sokulan bağımlılık yapıcı maddelerin fazla  olarak kullanılması ve giderek ciddi bir hâl alması üzerine kurulmuş bir teşkilattır. Şu andaki resmî  ismi "Türkiye Yeşilay Cemiyeti"dir. İlk kuruluş ismi "Hilâl-i Ahdar" yani "Yeşil Hilal" daha sonra  "Yeşilay" adını almış. Şu andaki resmî ismi de "Türkiye Yeşilay Cemiyeti"dir. Kuruluşunda  Şeyhülislam Haydarizade İbrahim Efendi'nin teşvikiyle Ordinaryüs Profesör Doktor Mazhar Osman  ve arkadaşları aktif rol almıştır. Ana amacı, milletimizin geleceği olarak görülen çocuk ve  gençlerimizi her türlü kötü alışkanlıklardan korumaktır. İşte, Yeşilay Cemiyetinin kuruluş tarihini de  içine alan 1 -7 Mart arası ülkemizde Yeşilay Haftası olarak kutlanmaktadır. Ben de bu vesileyle hem  Yeşilay hakkında hem de konuyla ilgili kanaatlerimi paylaşmak adına huzurlarınıza çıktım.  Yeşilay, biraz önce de ifade ettiğim gibi, özellikle gençlerimizin zararlı alışkanlıklardan korunması  amacıyla gerçekten çok önemli faaliyetler yapmış bir kuruluşumuzdur ancak kanaatimce günümüzde  bağımlılık yapıcı etkenler oldukça farklılık kazanmıştır, hem boyutu artmıştır hem çeşidi artmıştır.  Örneğin, biz "madde bağımlılığı" dediğimiz zaman aklımıza hemen sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı  veya uçucu maddeler geliyor ama bağımlılık yapan şeyler sadece bunlarla sınırlı değil. Bazen çok  masum gibi gözüken İnternet, bilgisayar oyunları, hatta televizyon bağımlılığı çocuklarımızın hem  beden hem ruh sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir ve ülkemizin gelecekteki umudu olan gençlerle  aramızdaki bağlan da giderek azaltmaktadır. Bu sebeple, aslında bunu bir mesaj olarak da ifade  edebilirim, Yeşilay Cemiyetinin özellikle giderek daha çeşitli ve boyutu yüksek olan bu nevi  problemlere de birazcık daha eğilmesi gereği de açıktır.  - 8 3 9 - 3 Mart 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.00  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Fatih METİN (Bolu)
Sayfa 10 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 68'inci Birleşimini açıyorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Ali Kocal Bey burada mı?  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Buradayım.  BAŞKAN - Sayın Kocal, size, Enerji Bakanımız galiba açıklamalarınızla ilgili olarak katkıda  bulunacak, onun için daha sonra alalım. Önce diğer arkadaşları konuşturalım. Bir mahzuru var mı?  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Tamam.  BAŞKAN - Sayın Necdet Ünüvar, Adana Milletvekilimiz?  Gündem dışı ilk söz, Yeşilay Haftası münasebetiyle söz isteyen Adana Milletvekili Necdet  Ünüvar'a aittir.  Sayın Ünüvar, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  I- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar'ın, Yeşilay Haftası 'na ilişkin gündem dışı konuşması  NECDET ÜNÜVAR (Adana) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Yeşilay Haftası sebe­ biyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Yeşilay 5 Mart 1920'de İstanbul'da kurulmuş bir cemiyet. İlk kuruluşu  dernek olarak kurulmuş bir sivil toplum örgütü. Cumhuriyetimizden önce de kurulmuş bir önemli  kuruluş. Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki karmaşık ortamda gençlerimizin özellikle limanlarımıza  yaklaşan yabancı gemiler vasıtasıyla yurda kaçak olarak sokulan bağımlılık yapıcı maddelerin fazla  olarak kullanılması ve giderek ciddi bir hâl alması üzerine kurulmuş bir teşkilattır. Şu andaki resmî  ismi "Türkiye Yeşilay Cemiyeti"dir. İlk kuruluş ismi "Hilâl-i Ahdar" yani "Yeşil Hilal" daha sonra  "Yeşilay" adını almış. Şu andaki resmî ismi de "Türkiye Yeşilay Cemiyeti"dir. Kuruluşunda  Şeyhülislam Haydarizade İbrahim Efendi'nin teşvikiyle Ordinaryüs Profesör Doktor Mazhar Osman  ve arkadaşları aktif rol almıştır. Ana amacı, milletimizin geleceği olarak görülen çocuk ve  gençlerimizi her türlü kötü alışkanlıklardan korumaktır. İşte, Yeşilay Cemiyetinin kuruluş tarihini de  içine alan 1 -7 Mart arası ülkemizde Yeşilay Haftası olarak kutlanmaktadır. Ben de bu vesileyle hem  Yeşilay hakkında hem de konuyla ilgili kanaatlerimi paylaşmak adına huzurlarınıza çıktım.  Yeşilay, biraz önce de ifade ettiğim gibi, özellikle gençlerimizin zararlı alışkanlıklardan korunması  amacıyla gerçekten çok önemli faaliyetler yapmış bir kuruluşumuzdur ancak kanaatimce günümüzde  bağımlılık yapıcı etkenler oldukça farklılık kazanmıştır, hem boyutu artmıştır hem çeşidi artmıştır.  Örneğin, biz "madde bağımlılığı" dediğimiz zaman aklımıza hemen sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı  veya uçucu maddeler geliyor ama bağımlılık yapan şeyler sadece bunlarla sınırlı değil. Bazen çok  masum gibi gözüken İnternet, bilgisayar oyunları, hatta televizyon bağımlılığı çocuklarımızın hem  beden hem ruh sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir ve ülkemizin gelecekteki umudu olan gençlerle  aramızdaki bağlan da giderek azaltmaktadır. Bu sebeple, aslında bunu bir mesaj olarak da ifade  edebilirim, Yeşilay Cemiyetinin özellikle giderek daha çeşitli ve boyutu yüksek olan bu nevi  problemlere de birazcık daha eğilmesi gereği de açıktır.  - 8 3 9 - 3 Mart 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.00  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Fatih METİN (Bolu)  TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  Şunu da vurgulamalıyım: Bu Meclis, gerçekten, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğiyle  ilgili çok önemli çalışmalar yaptı. 4207 sayılı Yasa gerçekten medyunuşükran olduğumuz bir yasadır.  Çıkaranlardan Allah razı olsun. İki yıl önce sizler bu Yasa'yı revize ettiniz hep beraber ve şu anda  Türkiye âdeta dumansız hava sahası. Bu Yasa çok başarıyla uygulanıyor. Bazı mecralarda ifade  edildiği gibi esasında toplumda çok geniş bir kabul görmüş de bir yasadır. Bazı iş yerleriyle ilgili  birtakım problemler ortaya konuyor, konmaya çalışılıyor ama açık söyleyeyim, ikram sektöründe  gerçekten çok önemli gelişmeler de söz konusu. Artık, insanlarımız dumansız bir ikramın  olabileceğini, eğlencenin dumansız da yapılabileceğini kavradı ve giderek de bu artıyor.  Birtakım çabalar var bu Yasa'yla ilgili ama Sayın Başbakanımız bizzat 4 Şubatta yine Yeşilayın  bir etkinliğinde son noktayı koydu ve artık Yasa'nın herhangi bir revizyona uğramayacağını, bu  Yasa'yla ilgili herhangi bir değişiklik yapılmayacağını da ifade etti. Ben de gerçekten bu Yasa'yla  ilgili Sayın Başbakanımızın çabalarının çok önemli olduğunu düşünüyorum.  Tabii, sadece sigarayla ilgili değil, yine bu Mecliste pek çok araştırma komisyonları kuruldu.  Töre Cinayetlerini Araştırma Komisyonu, okulda şiddet olaylarını inceleyen komisyon, sokak  çocuklarıyla ilgili komisyon, uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığıyla ilgili komisyon ve  nihayet on gün kadar önce kurduğumuz, kayıp çocuklarla ilgili araştırma komisyonu.  Gerçekten, bu çalışmalar, bu Meclisin ülkemizin geleceği olan çocuklar ve gençlerle ilgili ne  kadar önemli çalışmalara imza attığını gösteriyor. Bu vesileyle, ben, Mecliste grubu bulunan bütün  parti yöneticilerimize gerçekten, gönülden teşekkür ediyorum.  Bu vesileyle, sadece Yeşilay Haftası'nı değil, ülkemizin geleceğiyle ilgili çok değerli...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  NECDET ÜNÜVAR (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun efendim.  NECDET UNUVAR (Devamla) - Son cümlemi tekrar alıyorum.  Bu vesileyle, sadece, 1-7 Mart arasında kutlanan Yeşilay Haftası'nı değil, ülkemizin geleceğiyle  ilgili, gençlerimizi, çocuklarımızı her türlü kötü alışkanlıktan uzaklaştırmayı hedefleyen ve toplum  bütünlüğünü, toplumun refahını öne çıkarıcı yasal çalışmalar sebebiyle bizzat siz saygıdeğer  milletvekillerimizi kutluyor, saygılar sunuyor, başarılarınızın devamını diliyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ünüvar.  Gündem dışı ikinci söz, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesinin kadro sorunları hakkında söz  isteyen Kütahya Milletvekili Alim Işık'a aittir.  Sayın Işık, buyurun efendim. (MHP sıralanndan alkışlar)  2.-Kütahya Milletvekili Alim Işık 'ın, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesinin kadro sorunlarına  ilişkin gündem dışı konuşması  ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bugün sizlerle, 1997-2007  yılları arasında, yaklaşık on yıl süreyle, gerek öğretim üyesi olarak gerekse rektörlük dışındaki tüm  idari görevlerde çalışma onurunu yaşadığım, ülkemizin çok güzel bir mimariye sahip ve giderek  gelişen üniversitelerinden birisi olan Dumlupınar Üniversitesinde yaşanan ve duyanlara "Bu kadarına  da pes!" dedirtecek bir konuyu paylaşmak üzere gündem dışı söz aldım. Bu vesileyle hepinizi  saygıyla selamlarım.  - 8 4 0 -
Sayfa 11 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  Şunu da vurgulamalıyım: Bu Meclis, gerçekten, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğiyle  ilgili çok önemli çalışmalar yaptı. 4207 sayılı Yasa gerçekten medyunuşükran olduğumuz bir yasadır.  Çıkaranlardan Allah razı olsun. İki yıl önce sizler bu Yasa'yı revize ettiniz hep beraber ve şu anda  Türkiye âdeta dumansız hava sahası. Bu Yasa çok başarıyla uygulanıyor. Bazı mecralarda ifade  edildiği gibi esasında toplumda çok geniş bir kabul görmüş de bir yasadır. Bazı iş yerleriyle ilgili  birtakım problemler ortaya konuyor, konmaya çalışılıyor ama açık söyleyeyim, ikram sektöründe  gerçekten çok önemli gelişmeler de söz konusu. Artık, insanlarımız dumansız bir ikramın  olabileceğini, eğlencenin dumansız da yapılabileceğini kavradı ve giderek de bu artıyor.  Birtakım çabalar var bu Yasa'yla ilgili ama Sayın Başbakanımız bizzat 4 Şubatta yine Yeşilayın  bir etkinliğinde son noktayı koydu ve artık Yasa'nın herhangi bir revizyona uğramayacağını, bu  Yasa'yla ilgili herhangi bir değişiklik yapılmayacağını da ifade etti. Ben de gerçekten bu Yasa'yla  ilgili Sayın Başbakanımızın çabalarının çok önemli olduğunu düşünüyorum.  Tabii, sadece sigarayla ilgili değil, yine bu Mecliste pek çok araştırma komisyonları kuruldu.  Töre Cinayetlerini Araştırma Komisyonu, okulda şiddet olaylarını inceleyen komisyon, sokak  çocuklarıyla ilgili komisyon, uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığıyla ilgili komisyon ve  nihayet on gün kadar önce kurduğumuz, kayıp çocuklarla ilgili araştırma komisyonu.  Gerçekten, bu çalışmalar, bu Meclisin ülkemizin geleceği olan çocuklar ve gençlerle ilgili ne  kadar önemli çalışmalara imza attığını gösteriyor. Bu vesileyle, ben, Mecliste grubu bulunan bütün  parti yöneticilerimize gerçekten, gönülden teşekkür ediyorum.  Bu vesileyle, sadece Yeşilay Haftası'nı değil, ülkemizin geleceğiyle ilgili çok değerli...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  NECDET ÜNÜVAR (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun efendim.  NECDET UNUVAR (Devamla) - Son cümlemi tekrar alıyorum.  Bu vesileyle, sadece, 1-7 Mart arasında kutlanan Yeşilay Haftası'nı değil, ülkemizin geleceğiyle  ilgili, gençlerimizi, çocuklarımızı her türlü kötü alışkanlıktan uzaklaştırmayı hedefleyen ve toplum  bütünlüğünü, toplumun refahını öne çıkarıcı yasal çalışmalar sebebiyle bizzat siz saygıdeğer  milletvekillerimizi kutluyor, saygılar sunuyor, başarılarınızın devamını diliyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ünüvar.  Gündem dışı ikinci söz, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesinin kadro sorunları hakkında söz  isteyen Kütahya Milletvekili Alim Işık'a aittir.  Sayın Işık, buyurun efendim. (MHP sıralanndan alkışlar)  2.-Kütahya Milletvekili Alim Işık 'ın, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesinin kadro sorunlarına  ilişkin gündem dışı konuşması  ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bugün sizlerle, 1997-2007  yılları arasında, yaklaşık on yıl süreyle, gerek öğretim üyesi olarak gerekse rektörlük dışındaki tüm  idari görevlerde çalışma onurunu yaşadığım, ülkemizin çok güzel bir mimariye sahip ve giderek  gelişen üniversitelerinden birisi olan Dumlupınar Üniversitesinde yaşanan ve duyanlara "Bu kadarına  da pes!" dedirtecek bir konuyu paylaşmak üzere gündem dışı söz aldım. Bu vesileyle hepinizi  saygıyla selamlarım.  - 8 4 0 - TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 4 1 - Umarım, bu konuşmamın ardından sorumlular küçük hesaplan bırakıp kamu adına görevlerini  yerine getirerek daha büyük mağduriyetlerin yaşanmasının önüne geçeceklerdir.  Sizlere, önce, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesinin kısa geçmişini özetleyerek bugüne  gelmek istiyorum. Tarih 2 Aralık 2007, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2007/12785 sayılı  Bakanlar Kurulu Karan'yla Kütahya'da kurulmuştur. 7 Şubat 2008, Üniversite Rektörlüğünün fakülte  bünyesinde bölüm, ana bilim dalı ve bilim dalı açılmasına ilişkin teklifi YÖK Genel Kurulunca kabul  edilmiştir. 22 Mayıs 2008, 5765 sayılı Kanun'la söz konusu Fakülteye 362'si akademik, 498'i de  idari olmak üzere toplam 860 kişilik kadro tahsisi yapılmıştır. Eylül 2008 TUS sonuçlarına göre  Dumlupınar Üniversitesi tıpta uzmanlık programı kontenjanına yerleştirilen 19 tıp doktoru, Tıp  Fakültesi araştırma görevlisi kadrolarına atanmışlardır.  16 Nisan 2009, YÖK Tıp Eğitimi Komisyonu üyelerinin olumlu görüşleri doğrultusunda, YÖK  Genel Kurulunun 11514 sayılı Karan'yla Fakülteye 2009-2010 eğitim öğretim yılında 25 öğrenci  alınması uygun görülmüştür. 21 Ocak-19 Ağustos 2009 tarihleri arası Rektörlük tarafından YÖK  Başkanlığına gönderilen beş farklı resmî yazıyla, toplam 5 profesör, 10 doçent, 32 yardımcı doçent  olmak üzere 47 öğretim üyesi ve 6 TUS araştırma görevlisi kadrosuna kullanım izni istenmiş ancak  bu yazıların hiçbirisine cevap dahi alınamamıştır. 8 Eylül 2009, 22 Ekim 2009 ve 25 Ocak 2010  tarihli Rektörlük yazılarıyla, anılan kadro talepleri ve önemi YÖK Başkanlığına tekrar hatırlatılmış  ancak bugüne kadar bu yazılann da hiçbirisine cevap alınamamıştır.  Bilgi Edinme Yasası gereğince normal bir vatandaşın dahi on beş gün içerisinde bilgilendirildiği  ülkemizde önemli bir kurumun bu tutumunu yüce Meclisin ve vatandaşlarımızın takdirlerine bırakıyorum.  18 Şubat 2009, YÖK Yürütme Kurulunca Fakültede öğretim üyesi bulunmadığı gerekçesiyle Tıp  Fakültesinde daha önce göreve başlayan 19 araştırma görevlisinin eğitim öğretimlerine başka tıp  fakültelerinde devam etmelerine karar verilmiştir. 30 Eylül 2009, 2009 Eylül dönemi tıpta uzmanlık  sınavı için Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesine verilen ve ÖSYM sınav kılavuzunda yayınlanan  6 araştırma görevlisi kontenjanına YÖK Başkanlığınca aynı gerekçeyle kullanım izni verilmemiş,  tercih aşamasında sınav kılavuzunda değişiklik yapılarak Tıp Fakültesinin araştırma görevlisi  kontenjanları kılavuzdan çıkarılmıştır.  5 Ekim 2009, Tıp Fakültesi, tüm bu olumsuzluklara rağmen, 25 öğrencisiyle lisans eğitimine  başlamış ve sağlık yüksekokulunda bulunan 19 yardımcı doçentin katkısıyla ve diğer birimlerdeki  öğretim üyesi desteğiyle bugüne kadar gelmiştir. Aynı zamanda, Tıp Fakültesi uzun yıllardır yüz otuz  yataklı hastanesiyle de Kütahya halkına üçüncü basamak sağlık hizmetleri vermeye devam etmektedir.  Değerli milletvekilleri, Kütahya'da yaşayan herkesin kuruluşundan son derece memnun olduğu  Tıp Fakültesinde yukarıda özetlediğim ve sadece üniversite yönetiminin bildiği bu olaylar Ekim  2009'da Kütahya basınına yansımıştır. Kütahya'nın sorunlarının tartışılması amacıyla Sayın Vali,  milletvekilleri, Rektör, Belediye Başkanı ile Sanayi ve Ticaret Odası yetkililerinin katıldığı bir  toplantıda, Sayın Rektör, basına yansıyan haberler hakkında toplantıya katılanları bilgilendirerek  sorunun çözülmesi gerektiğini belirtmiştir.  Bu toplantının ardından, milletin bir vekili olarak, önce Sayın YÖK Başkanını telefonla aradım,  kendisinin dört gün izinli olduğu bildirildi. İki gün sonra Sayın YÖK Başkan Vekili geri dönerek beni  aradı. Konuyu kendisine anlattım. Kendisi de konuyu bildiğini ancak kadro kullanım izinlerine Sayın  Başkanın kendisinin karar verdiğini ve talebimizin Sayın Başkana iletileceğini ifade etti. Ben de  kendisine teşekkür ederek sorunun çözümünü beklediğimizi belirttim. Aradan geçen yaklaşık iki haftalık  sürede herhangi bir gelişmenin olmadığını öğrenince konuyu, yazılı soru önergesiyle önce Sayın Millî  Eğitim Bakanına, ardından bütçe görüşmeleri sırasında bizzat soru sorarak Meclis gündemine taşıdım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 12 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 4 1 - Umarım, bu konuşmamın ardından sorumlular küçük hesaplan bırakıp kamu adına görevlerini  yerine getirerek daha büyük mağduriyetlerin yaşanmasının önüne geçeceklerdir.  Sizlere, önce, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesinin kısa geçmişini özetleyerek bugüne  gelmek istiyorum. Tarih 2 Aralık 2007, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2007/12785 sayılı  Bakanlar Kurulu Karan'yla Kütahya'da kurulmuştur. 7 Şubat 2008, Üniversite Rektörlüğünün fakülte  bünyesinde bölüm, ana bilim dalı ve bilim dalı açılmasına ilişkin teklifi YÖK Genel Kurulunca kabul  edilmiştir. 22 Mayıs 2008, 5765 sayılı Kanun'la söz konusu Fakülteye 362'si akademik, 498'i de  idari olmak üzere toplam 860 kişilik kadro tahsisi yapılmıştır. Eylül 2008 TUS sonuçlarına göre  Dumlupınar Üniversitesi tıpta uzmanlık programı kontenjanına yerleştirilen 19 tıp doktoru, Tıp  Fakültesi araştırma görevlisi kadrolarına atanmışlardır.  16 Nisan 2009, YÖK Tıp Eğitimi Komisyonu üyelerinin olumlu görüşleri doğrultusunda, YÖK  Genel Kurulunun 11514 sayılı Karan'yla Fakülteye 2009-2010 eğitim öğretim yılında 25 öğrenci  alınması uygun görülmüştür. 21 Ocak-19 Ağustos 2009 tarihleri arası Rektörlük tarafından YÖK  Başkanlığına gönderilen beş farklı resmî yazıyla, toplam 5 profesör, 10 doçent, 32 yardımcı doçent  olmak üzere 47 öğretim üyesi ve 6 TUS araştırma görevlisi kadrosuna kullanım izni istenmiş ancak  bu yazıların hiçbirisine cevap dahi alınamamıştır. 8 Eylül 2009, 22 Ekim 2009 ve 25 Ocak 2010  tarihli Rektörlük yazılarıyla, anılan kadro talepleri ve önemi YÖK Başkanlığına tekrar hatırlatılmış  ancak bugüne kadar bu yazılann da hiçbirisine cevap alınamamıştır.  Bilgi Edinme Yasası gereğince normal bir vatandaşın dahi on beş gün içerisinde bilgilendirildiği  ülkemizde önemli bir kurumun bu tutumunu yüce Meclisin ve vatandaşlarımızın takdirlerine bırakıyorum.  18 Şubat 2009, YÖK Yürütme Kurulunca Fakültede öğretim üyesi bulunmadığı gerekçesiyle Tıp  Fakültesinde daha önce göreve başlayan 19 araştırma görevlisinin eğitim öğretimlerine başka tıp  fakültelerinde devam etmelerine karar verilmiştir. 30 Eylül 2009, 2009 Eylül dönemi tıpta uzmanlık  sınavı için Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesine verilen ve ÖSYM sınav kılavuzunda yayınlanan  6 araştırma görevlisi kontenjanına YÖK Başkanlığınca aynı gerekçeyle kullanım izni verilmemiş,  tercih aşamasında sınav kılavuzunda değişiklik yapılarak Tıp Fakültesinin araştırma görevlisi  kontenjanları kılavuzdan çıkarılmıştır.  5 Ekim 2009, Tıp Fakültesi, tüm bu olumsuzluklara rağmen, 25 öğrencisiyle lisans eğitimine  başlamış ve sağlık yüksekokulunda bulunan 19 yardımcı doçentin katkısıyla ve diğer birimlerdeki  öğretim üyesi desteğiyle bugüne kadar gelmiştir. Aynı zamanda, Tıp Fakültesi uzun yıllardır yüz otuz  yataklı hastanesiyle de Kütahya halkına üçüncü basamak sağlık hizmetleri vermeye devam etmektedir.  Değerli milletvekilleri, Kütahya'da yaşayan herkesin kuruluşundan son derece memnun olduğu  Tıp Fakültesinde yukarıda özetlediğim ve sadece üniversite yönetiminin bildiği bu olaylar Ekim  2009'da Kütahya basınına yansımıştır. Kütahya'nın sorunlarının tartışılması amacıyla Sayın Vali,  milletvekilleri, Rektör, Belediye Başkanı ile Sanayi ve Ticaret Odası yetkililerinin katıldığı bir  toplantıda, Sayın Rektör, basına yansıyan haberler hakkında toplantıya katılanları bilgilendirerek  sorunun çözülmesi gerektiğini belirtmiştir.  Bu toplantının ardından, milletin bir vekili olarak, önce Sayın YÖK Başkanını telefonla aradım,  kendisinin dört gün izinli olduğu bildirildi. İki gün sonra Sayın YÖK Başkan Vekili geri dönerek beni  aradı. Konuyu kendisine anlattım. Kendisi de konuyu bildiğini ancak kadro kullanım izinlerine Sayın  Başkanın kendisinin karar verdiğini ve talebimizin Sayın Başkana iletileceğini ifade etti. Ben de  kendisine teşekkür ederek sorunun çözümünü beklediğimizi belirttim. Aradan geçen yaklaşık iki haftalık  sürede herhangi bir gelişmenin olmadığını öğrenince konuyu, yazılı soru önergesiyle önce Sayın Millî  Eğitim Bakanına, ardından bütçe görüşmeleri sırasında bizzat soru sorarak Meclis gündemine taşıdım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  BAŞKAN - Buyurun Sayın Işık, konuşmanızı tamamlayınız.  ALİM IŞIK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Zamanı içerisinde cevaplanmayan önergeye iki buçuk ay sonra Millî Eğitim Bakanlığınca verilen  cevabi yazıda "Konuya ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının yazısı gereğince 2009 yılı içerisinde  kullanma izni talep edilen 3 profesör, 21 yardımcı doçent, 25 öğretim görevlisi ve diğer yardımcı  kadroların üniversiteye tahsis edildiği, diğer taleplerin değerlendirmede olduğu beyan edilmektedir."  şeklinde yazı geldi. Bu konuyu Rektörle paylaştım ve maalesef verilen kadroların Tıp Fakültesi  kadrolanyla hiç ilgisi olmadığını ve diğer fakültelere verilen kadrolar olduğunu öğrenince gerçekten şok  oldum ve şaşırdım. Elbette ki konu iktidar partisinin değerli yetkililerinin de gündemindedir ve bu konuda  bir öğrenci toplantısında, maalesef bir yetkilinin "Önce Rektörünüzün değişmesi lazım, sonra işler  düzelir." dediğini bir tutanakla ben de aldım, mutlaka diğer yetkililer de almıştır.  Konu vahim ve acildir. Konunun çözümü talebiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.  Gündem dışı üçüncü söz, Kozlu'da 263 madencinin vefat ettiği grizu faciasının 18'inci yıl  dönümü münasebetiyle söz isteyen Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'a aittir.  Sayın Kocal, buyurun efendim.  3.- Zonguldak Milletvekili Ali Kocal 'ın, Zonguldak Kozlu 'da 263 madencinin vefat ettiği grizu  faciasının 18'inciyıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı  Taner Yıldız 'ın cevabı  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, bugün, Zonguldak'ta bundan on sekiz yıl önce yaşanan büyük bir kazanın  yıl dönümüdür, o nedenle söz almış bulunuyorum.  On sekiz yıl önce bugün yani 3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak Türkiye Taşkömüründe yaşanan  grizu faciası sonrası 263 yurttaşımızı şehit ettik. Bu, tabii çok acı bir durum, çok dikkatle izlenmesi  gereken bir durum. O günlerde yani on sekiz yıl önce Zonguldak'ta 263 cenazeyi kaldırmak ve o  insanların acısını paylaşabilmek kolay bir olay olmamıştır. Bu feci kaza sonucunda hayatını kaybeden  263 yurttaşımızı buradan rahmetle anıyorum ve bu uğurda hayatını kaybeden maden şehitlerimizi de  saygıyla anmak istiyorum.  Değerli arkadaşlar, aslında Zonguldak yüz altmış yıllık bir kömür üretimi geçmişine sahiptir.  Yüz altmış yıldır Zonguldak'ta taş kömürü üretiliyor. Elbette bu üretim süresince bu kaza ne ilk  olmuştur ne de son olmuştur. Esas itibarıyla yüz altmış yıllık sürece baktığımız zaman Zonguldak'ta  5 bin civarında madenci şehidimiz vardır, yani Zonguldak'ta savaş falan olmamıştır ama 5 bin  madenci şehit olmuştur orada. Yine 1983 tarihinde de Zonguldak'ta 103 madencimizi şehit ettik.  Değerli milletvekilleri, buna rağmen Zonguldak'ta kömürü üretmek istiyor Zonguldaklılar ve  ekonomiye katmak istiyorlar. Ülkemizin 20 milyon ton taş kömürüne ihtiyacı var ama buna karşılık  Zonguldak'ta 1,5 milyon ton TTK, buna yakın da özel sektör kömür üretmekte, dolayısıyla 3 milyon  ton kömür üretilmekte, diğeri dışarıdan ithal edilmektedir ve yıllık 2 milyar dolar civarında dışarıya  para ödemekteyiz. Bu gerçekten çok üzüntü vericidir. O nedenle de üretimi artırmak için mutlaka  Zonguldak Taşkömürüne üretim işçisi alınması ve üretimin artırılması gerekmektedir. Nitekim 2003  yılında Başbakan'ın Bakanla birlikte Zonguldak'ı ziyaretinde Zonguldak'taki işçi sayısının artırılacağı  ve TTK'nın 5 milyon ton, özel sektörün de 5 milyon ton kömür üreteceği sözü verilmiş olmasına  karşın bugüne kadar bu söz yerine getirilmemiştir, bu sözün arkasında durulmamıştır, aksine 2002  yılında Zonguldak'ta 16 bin işçi varken şu anda 10 bin işçi vardır. O tarihlerde yine Zonguldak'ta 2,5  milyon ton kömür üretilirken şimdi 1,5 milyon ton civarında kömür üretilmektedir.  - 8 4 2 -
Sayfa 13 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  BAŞKAN - Buyurun Sayın Işık, konuşmanızı tamamlayınız.  ALİM IŞIK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Zamanı içerisinde cevaplanmayan önergeye iki buçuk ay sonra Millî Eğitim Bakanlığınca verilen  cevabi yazıda "Konuya ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının yazısı gereğince 2009 yılı içerisinde  kullanma izni talep edilen 3 profesör, 21 yardımcı doçent, 25 öğretim görevlisi ve diğer yardımcı  kadroların üniversiteye tahsis edildiği, diğer taleplerin değerlendirmede olduğu beyan edilmektedir."  şeklinde yazı geldi. Bu konuyu Rektörle paylaştım ve maalesef verilen kadroların Tıp Fakültesi  kadrolanyla hiç ilgisi olmadığını ve diğer fakültelere verilen kadrolar olduğunu öğrenince gerçekten şok  oldum ve şaşırdım. Elbette ki konu iktidar partisinin değerli yetkililerinin de gündemindedir ve bu konuda  bir öğrenci toplantısında, maalesef bir yetkilinin "Önce Rektörünüzün değişmesi lazım, sonra işler  düzelir." dediğini bir tutanakla ben de aldım, mutlaka diğer yetkililer de almıştır.  Konu vahim ve acildir. Konunun çözümü talebiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.  Gündem dışı üçüncü söz, Kozlu'da 263 madencinin vefat ettiği grizu faciasının 18'inci yıl  dönümü münasebetiyle söz isteyen Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'a aittir.  Sayın Kocal, buyurun efendim.  3.- Zonguldak Milletvekili Ali Kocal 'ın, Zonguldak Kozlu 'da 263 madencinin vefat ettiği grizu  faciasının 18'inciyıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı  Taner Yıldız 'ın cevabı  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, bugün, Zonguldak'ta bundan on sekiz yıl önce yaşanan büyük bir kazanın  yıl dönümüdür, o nedenle söz almış bulunuyorum.  On sekiz yıl önce bugün yani 3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak Türkiye Taşkömüründe yaşanan  grizu faciası sonrası 263 yurttaşımızı şehit ettik. Bu, tabii çok acı bir durum, çok dikkatle izlenmesi  gereken bir durum. O günlerde yani on sekiz yıl önce Zonguldak'ta 263 cenazeyi kaldırmak ve o  insanların acısını paylaşabilmek kolay bir olay olmamıştır. Bu feci kaza sonucunda hayatını kaybeden  263 yurttaşımızı buradan rahmetle anıyorum ve bu uğurda hayatını kaybeden maden şehitlerimizi de  saygıyla anmak istiyorum.  Değerli arkadaşlar, aslında Zonguldak yüz altmış yıllık bir kömür üretimi geçmişine sahiptir.  Yüz altmış yıldır Zonguldak'ta taş kömürü üretiliyor. Elbette bu üretim süresince bu kaza ne ilk  olmuştur ne de son olmuştur. Esas itibarıyla yüz altmış yıllık sürece baktığımız zaman Zonguldak'ta  5 bin civarında madenci şehidimiz vardır, yani Zonguldak'ta savaş falan olmamıştır ama 5 bin  madenci şehit olmuştur orada. Yine 1983 tarihinde de Zonguldak'ta 103 madencimizi şehit ettik.  Değerli milletvekilleri, buna rağmen Zonguldak'ta kömürü üretmek istiyor Zonguldaklılar ve  ekonomiye katmak istiyorlar. Ülkemizin 20 milyon ton taş kömürüne ihtiyacı var ama buna karşılık  Zonguldak'ta 1,5 milyon ton TTK, buna yakın da özel sektör kömür üretmekte, dolayısıyla 3 milyon  ton kömür üretilmekte, diğeri dışarıdan ithal edilmektedir ve yıllık 2 milyar dolar civarında dışarıya  para ödemekteyiz. Bu gerçekten çok üzüntü vericidir. O nedenle de üretimi artırmak için mutlaka  Zonguldak Taşkömürüne üretim işçisi alınması ve üretimin artırılması gerekmektedir. Nitekim 2003  yılında Başbakan'ın Bakanla birlikte Zonguldak'ı ziyaretinde Zonguldak'taki işçi sayısının artırılacağı  ve TTK'nın 5 milyon ton, özel sektörün de 5 milyon ton kömür üreteceği sözü verilmiş olmasına  karşın bugüne kadar bu söz yerine getirilmemiştir, bu sözün arkasında durulmamıştır, aksine 2002  yılında Zonguldak'ta 16 bin işçi varken şu anda 10 bin işçi vardır. O tarihlerde yine Zonguldak'ta 2,5  milyon ton kömür üretilirken şimdi 1,5 milyon ton civarında kömür üretilmektedir.  - 8 4 2 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 4 3 - Değerli arkadaşlar, ülkemizde ne yazık ki madenciliğin sahibi yoktur. Önce, madenciliğe,  madenlerimize sahip çıkmamız gerekiyor, kömüre önem vermemiz gerekiyor, dışarıya olan  bağımlılığımızdan kurtulmamız gerekiyor. Zonguldak'ta 1 milyar 300 milyon ton taş kömürü  mevcuttur, bizim de yıllık 20 milyon ton taş kömürüne ihtiyacımız vardır, bunu dışarıdan almamızın  ve dışarıya bağımlı kalmamızın bir anlamı yoktur. Zaten Zonguldak'ta bu kadar yüksek miktarda taş  kömürü olması nedeniyle o bölgeye demir-çelikler ve termik santraller kurulmuştur. Dolayısıyla,  bunu mutlaka dikkate almamız gerekiyor.  Değerli milletvekilleri, esasında söylememiz gereken... Tabii, madencilik, kömür madenciliği  çok zor bir iş koludur. Öyle olunca da kömür madenciliğinde, özellikle son günlerde giderek kazaların  daha da arttığını gözlemliyoruz. Madencilik sektöründe Türkiye dünyada 3'üncü, Avrupa'da l'inci  sıradadır maden kazaları bakımından.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kocal, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun.  ALİ KOCAL (Devamla) - Son yıllarda kaza istatistiklerine baktığımız zaman 2008 yılında 43,  2009 yılında 92 ve 2010 yılının ilk iki ayında da 19 madencimizin şehit olduğunu görüyoruz.  Değerli milletvekilleri, yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine, üretimin  teknik ve altyapı olarak yetersiz deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması,  buna ek olarak denetimin de yeterli ve etkin biçimde yapılmaması iş kazalarının artmasına neden  olmaktadır. Bu nedenle, madencilik sektörü daha yakından izlenmeli, değerlendirilmeli ve kaza önleme  çalışmalarına daha fazla ağırlık verilmelidir. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin  verdiği Meclis araştırma önergeleri ve yasa teklifleri vardır. Bu tekliflerin bir an önce Meclise gelmesi  ve yasalaşması hepimizin arzusudur.  Değerli milletvekilleri, tabii, bu kazaların önlenmesi için...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kocal, son cümlenizi alalım efendim, lütfen.  Buyurun.  ALİ KOCAL (Devamla) - Bu kazaların sonlandınlabilmesi için alınabilecek önlemler vardır,  dünya standartları vardır, bu önlemleri alabilme olanakları vardır ülkemizin. Dolayısıyla, Hükümet  yeniden bu işi ele alıp madencilikte, maden sektöründe yaşanan kazaların önlenmesi için her türlü  yasayı çıkarmalı ve her türlü önlemleri almalıdır.  Ben, tekrar, Zonguldak'ta yaşamını yitiren, maden kazasında yaşamını yitiren yurttaşlarımızı  saygıyla anıyorum. Yüce Meclisi selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Gündem dışı konuşmaya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız cevap  vereceklerdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Sayın Bakanım, buyurun.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Sayın Başkan,  değerli arkadaşlar; gündem dışı konuşan CHP Zonguldak Milletvekili Sayın Ali Koçal'ın, grizu  faciasıyla alakalı konuda aldığı söz üzerine, ben de bu konuyla alakalı birkaç şey bahsetmek  istiyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayfa 14 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 4 3 - Değerli arkadaşlar, ülkemizde ne yazık ki madenciliğin sahibi yoktur. Önce, madenciliğe,  madenlerimize sahip çıkmamız gerekiyor, kömüre önem vermemiz gerekiyor, dışarıya olan  bağımlılığımızdan kurtulmamız gerekiyor. Zonguldak'ta 1 milyar 300 milyon ton taş kömürü  mevcuttur, bizim de yıllık 20 milyon ton taş kömürüne ihtiyacımız vardır, bunu dışarıdan almamızın  ve dışarıya bağımlı kalmamızın bir anlamı yoktur. Zaten Zonguldak'ta bu kadar yüksek miktarda taş  kömürü olması nedeniyle o bölgeye demir-çelikler ve termik santraller kurulmuştur. Dolayısıyla,  bunu mutlaka dikkate almamız gerekiyor.  Değerli milletvekilleri, esasında söylememiz gereken... Tabii, madencilik, kömür madenciliği  çok zor bir iş koludur. Öyle olunca da kömür madenciliğinde, özellikle son günlerde giderek kazaların  daha da arttığını gözlemliyoruz. Madencilik sektöründe Türkiye dünyada 3'üncü, Avrupa'da l'inci  sıradadır maden kazaları bakımından.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kocal, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun.  ALİ KOCAL (Devamla) - Son yıllarda kaza istatistiklerine baktığımız zaman 2008 yılında 43,  2009 yılında 92 ve 2010 yılının ilk iki ayında da 19 madencimizin şehit olduğunu görüyoruz.  Değerli milletvekilleri, yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine, üretimin  teknik ve altyapı olarak yetersiz deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması,  buna ek olarak denetimin de yeterli ve etkin biçimde yapılmaması iş kazalarının artmasına neden  olmaktadır. Bu nedenle, madencilik sektörü daha yakından izlenmeli, değerlendirilmeli ve kaza önleme  çalışmalarına daha fazla ağırlık verilmelidir. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin  verdiği Meclis araştırma önergeleri ve yasa teklifleri vardır. Bu tekliflerin bir an önce Meclise gelmesi  ve yasalaşması hepimizin arzusudur.  Değerli milletvekilleri, tabii, bu kazaların önlenmesi için...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kocal, son cümlenizi alalım efendim, lütfen.  Buyurun.  ALİ KOCAL (Devamla) - Bu kazaların sonlandınlabilmesi için alınabilecek önlemler vardır,  dünya standartları vardır, bu önlemleri alabilme olanakları vardır ülkemizin. Dolayısıyla, Hükümet  yeniden bu işi ele alıp madencilikte, maden sektöründe yaşanan kazaların önlenmesi için her türlü  yasayı çıkarmalı ve her türlü önlemleri almalıdır.  Ben, tekrar, Zonguldak'ta yaşamını yitiren, maden kazasında yaşamını yitiren yurttaşlarımızı  saygıyla anıyorum. Yüce Meclisi selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Gündem dışı konuşmaya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız cevap  vereceklerdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Sayın Bakanım, buyurun.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Sayın Başkan,  değerli arkadaşlar; gündem dışı konuşan CHP Zonguldak Milletvekili Sayın Ali Koçal'ın, grizu  faciasıyla alakalı konuda aldığı söz üzerine, ben de bu konuyla alakalı birkaç şey bahsetmek  istiyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 1  Tabii, öncelikle Zonguldak'taki, Kozlu'daki TTK müessesesinde bulunan ve 3 Mart 1992 yılında  hayatını kaybeden bütün işçi kardeşlerimizi ben de bir kez daha rahmetle anıyorum ve yaralanmış  olanların da sıhhatli bir yaşam sürmesini temenni ediyorum.  Değerli arkadaşlar, tabii ki son derece önemli bir konudan bahsediyoruz, hem işçi sağlığımızla  alakalı, maden ocaklarında çalışan, kömür ocaklarında çalışan kardeşlerimizin sağlığıyla alakalı hem  de Türkiye'deki yerli kaynaklarımızın kullanılabilmesi, yerinde temin edilebilmesi açısından önemli  bir konu.  Tabii ki, özellikle biraz sonra rakamlarını vereceğim, Türkiye Taş Kömürü İşletmelerinin kendi  işletmelerinde bulunan kaza oranlarıyla alakalı sayıları vereceğim, ama bir kazanın dahi olması  hepimizi üzmektedir.  O kadar enteresan bir kaza, 116 tane işçimiz ilk anda vefat ediyor, 147 işçi mahsur kalıyor. 6  Martta başlayan ocaklar kapatılıyor, kısa bir müddet sonra tekrar açılıyor, ama ocakta meydana gelen  yangın sebebiyle tekrar durduruluyor ve yaklaşık 5 milyon metreküp su basılıyor bu yangını  söndürmek için. 28 Haziranda tekrar ocak açılıyor ve 147 kişiye peyderpey ulaşılıyor. Toplam 865  tane işçinin çalıştığı o bölümde aslında kömür tozuyla başlayan bir yangın oluşuyor, çok farklı  sebepleri var tabii ki bunun.  Farklı hükümetler zamanında farklı kazalar oluyor ve Türkiye Taşkömürü İşletmelerinde 1955  yılından bu tarafa olan iş kazalarında gittikçe düşen bir ölü sayısı var, gittikçe düşen bir kaza sayısı  var, kaza oranı var, ama bunların her birinin sıfıra kadar ulaşmasını tabii ki temin etmek zorundayız,  yalnızca kamuda değil, özel sektörle de beraber bunu temin etmek zorundayız. Hem teknolojik  hizmetlere sahip olabilmesi açısından hem de en son yaşadığımız Bükköy Kemalpaşa'daki,  Bursa'daki ve daha sonra yaşadığımız Dursunbey Balıkesir'deki kazalarda da hem teknolojinin  gelişimini, bunların yerinde takip edilmesini, kamu ve özel sektör ayırımı yapmaksızın hem de  denetimlerinin yapılmasını temin etmek durumundayız. Bununla alakalı yapılan çalışmalarda,  bildiğiniz gibi toplam Türkiye'de kömürün de dâhil olduğu ve kıymetli, kıymetsiz, kalker bütün  ruhsatların sayısı şu anda 43.653. Bunların arama ruhsatı yaklaşık 32.595, işletmede bulunan 10.923,  ön işletmede bulunanlar 135 olmak üzere toplam 43.653.  Bir yandan -arama ruhsat sayısının artışının aramaların arttığı manasına gelmediğini bilerek  söylüyorum- hem arama faaliyetlerinin artması hem işletme faaliyetlerinin artmasını temin etmek  zorundayız, çünkü yerli kaynağımıza mutlaka ulaşmak zorundayız.  Türkiye'de yürürlükte olan kömür işletme ruhsatlarının sektörlere göre dağılımı ise; TKİ'de  şu anda fiili çalışan 21 tane, yani 424 tane toplam ruhsat sayısının 21 tanesi TKİ'de çalışıyor.  EÜAŞ'ta 3 tane, özel idarelerde 2 tane, belediyelerde yine 3 tane ve özel sektörde de 217 tane  olmak üzere, toplam 246 tane ruhsatımız var kömürde, bunun 143 tanesi açık, 247 tanesi de kapalı  işletme olmak üzere.  Denetlenen saha sayısı ise, toplam bu verdiğimiz rakamlar içerisinde denetlenen saha sayısı ise,  2003 yılında, yani AK PARTİ hükümetlerinin iktidara geldiği yıldan itibaren 2.168'ten başlıyor ve  şu anda geldiği rakam tedricen artarak, yıllara sari yine söylüyorum: 2004 yılında 2.897, 2005  yılında 4.794, 2006 yılında 3.915, 2007 yılında 4.804, 2008 yılında 5.389 ve en son 2009 yılı  içerisinde ise toplam 6.059 tane denetim yapılıyor. Bunlar son derece önemli, bu sayılar.  - 8 4 4 -
Sayfa 15 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 1  Tabii, öncelikle Zonguldak'taki, Kozlu'daki TTK müessesesinde bulunan ve 3 Mart 1992 yılında  hayatını kaybeden bütün işçi kardeşlerimizi ben de bir kez daha rahmetle anıyorum ve yaralanmış  olanların da sıhhatli bir yaşam sürmesini temenni ediyorum.  Değerli arkadaşlar, tabii ki son derece önemli bir konudan bahsediyoruz, hem işçi sağlığımızla  alakalı, maden ocaklarında çalışan, kömür ocaklarında çalışan kardeşlerimizin sağlığıyla alakalı hem  de Türkiye'deki yerli kaynaklarımızın kullanılabilmesi, yerinde temin edilebilmesi açısından önemli  bir konu.  Tabii ki, özellikle biraz sonra rakamlarını vereceğim, Türkiye Taş Kömürü İşletmelerinin kendi  işletmelerinde bulunan kaza oranlarıyla alakalı sayıları vereceğim, ama bir kazanın dahi olması  hepimizi üzmektedir.  O kadar enteresan bir kaza, 116 tane işçimiz ilk anda vefat ediyor, 147 işçi mahsur kalıyor. 6  Martta başlayan ocaklar kapatılıyor, kısa bir müddet sonra tekrar açılıyor, ama ocakta meydana gelen  yangın sebebiyle tekrar durduruluyor ve yaklaşık 5 milyon metreküp su basılıyor bu yangını  söndürmek için. 28 Haziranda tekrar ocak açılıyor ve 147 kişiye peyderpey ulaşılıyor. Toplam 865  tane işçinin çalıştığı o bölümde aslında kömür tozuyla başlayan bir yangın oluşuyor, çok farklı  sebepleri var tabii ki bunun.  Farklı hükümetler zamanında farklı kazalar oluyor ve Türkiye Taşkömürü İşletmelerinde 1955  yılından bu tarafa olan iş kazalarında gittikçe düşen bir ölü sayısı var, gittikçe düşen bir kaza sayısı  var, kaza oranı var, ama bunların her birinin sıfıra kadar ulaşmasını tabii ki temin etmek zorundayız,  yalnızca kamuda değil, özel sektörle de beraber bunu temin etmek zorundayız. Hem teknolojik  hizmetlere sahip olabilmesi açısından hem de en son yaşadığımız Bükköy Kemalpaşa'daki,  Bursa'daki ve daha sonra yaşadığımız Dursunbey Balıkesir'deki kazalarda da hem teknolojinin  gelişimini, bunların yerinde takip edilmesini, kamu ve özel sektör ayırımı yapmaksızın hem de  denetimlerinin yapılmasını temin etmek durumundayız. Bununla alakalı yapılan çalışmalarda,  bildiğiniz gibi toplam Türkiye'de kömürün de dâhil olduğu ve kıymetli, kıymetsiz, kalker bütün  ruhsatların sayısı şu anda 43.653. Bunların arama ruhsatı yaklaşık 32.595, işletmede bulunan 10.923,  ön işletmede bulunanlar 135 olmak üzere toplam 43.653.  Bir yandan -arama ruhsat sayısının artışının aramaların arttığı manasına gelmediğini bilerek  söylüyorum- hem arama faaliyetlerinin artması hem işletme faaliyetlerinin artmasını temin etmek  zorundayız, çünkü yerli kaynağımıza mutlaka ulaşmak zorundayız.  Türkiye'de yürürlükte olan kömür işletme ruhsatlarının sektörlere göre dağılımı ise; TKİ'de  şu anda fiili çalışan 21 tane, yani 424 tane toplam ruhsat sayısının 21 tanesi TKİ'de çalışıyor.  EÜAŞ'ta 3 tane, özel idarelerde 2 tane, belediyelerde yine 3 tane ve özel sektörde de 217 tane  olmak üzere, toplam 246 tane ruhsatımız var kömürde, bunun 143 tanesi açık, 247 tanesi de kapalı  işletme olmak üzere.  Denetlenen saha sayısı ise, toplam bu verdiğimiz rakamlar içerisinde denetlenen saha sayısı ise,  2003 yılında, yani AK PARTİ hükümetlerinin iktidara geldiği yıldan itibaren 2.168'ten başlıyor ve  şu anda geldiği rakam tedricen artarak, yıllara sari yine söylüyorum: 2004 yılında 2.897, 2005  yılında 4.794, 2006 yılında 3.915, 2007 yılında 4.804, 2008 yılında 5.389 ve en son 2009 yılı  içerisinde ise toplam 6.059 tane denetim yapılıyor. Bunlar son derece önemli, bu sayılar.  - 8 4 4 - TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 4 5 - Tabii, yapılan denetlemeler yaklaşık 217 tane personel aracılığıyla yapılıyor. Özellikle kömürün  bulunduğu 5 tane toplam maden gruplarının içerisinde biliyorsunuz 4'üncü sırada yer alıyor ve bu de­ netim ekiplerine ek olarak bir denetimin mutlaka düzenlenmesi lazım. Bununla alakalı 1985 yılında  yürürlüğe giren Maden Kanunu'nda bir madde var, 48'inci madde bildiğiniz gibi. 48'inci maddede,  yeminli teknik bürolar kurulabileceğiyle alakalı bir madde işlenmiş ama -yine, hepinizin de yakinen  takip ettiği gibi- 1986 yılında, Anayasa Mahkemesinin ilişkili hüküm kararıyla bu iptal edilmiş. Tabii  ki bu, kamunun yerine bir ihdas, bir ikame değil. Normalde bizim düşündüğümüz, kamunun deneti­ minin yanına mutlaka bir özel sektör, yine yeminli mali müşavirlerde olduğu gibi bir denetim me­ kanizmasının daha da profesyonelce yerleştirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Tekraren söylüyorum:  Bu, kamudaki denetim hizmetlerinin yerine ikame edilecek bir hizmet değil, aynı zamanda, kamuyla  beraber bunu yapabilmek açısından son derece önemli. Çünkü, yine bu dönemler arasındaki ithalat  oranına baktığımızda, neredeyse yaklaşık 3 milyar dolarlara varan bir kömür ithalatıyla karşı karşı- yayız. Bunun miktarına baktığımızda 20 ila 22 milyon ton civarında bir kömürden bahsedebiliriz.  Bizim Türkiye Taşkömürlerinin ve özellikle Zonguldak bölgesindeki taş kömürü havzalarına  baktığımızda, mutlaka yerli kaynak olarak bunun çıkartılması lazım ama -dikkat ederseniz, biraz  önce Sayın Milletvekilimiz de bu konuyla alakalı, istihdam ve diğer rakamları da verdiler- kârlılık­ tan vazgeçtik ama zararın mutlaka indirilmesi lazım. Şu anda, Türkiye Taşkömürleri İşletmesiyle  alakalı en son geldiğimiz rakam 386 milyon TL civarındaki zarardır. Yalnızca ekonomi, yalnızca fi­ zibilite açısından baktığınızda, "Bu işletmelerin kapatılması doğrudur." derler ekonomistler ama biz  yalnızca bu gözle bakmıyoruz. Oradaki vatandaşımızın, özellikle istihdamla alakalı dengelerin tut­ turulması ve istihdamın da mutlaka artırılmasına dönük, biliyorsunuz en son, 3 bin kişi civarında  oraya eleman alınmıştı... Eğer, tamamen profesyonelce ve tamamen kömür işleme kotlarını dikkate  aldığınızda, oradaki o kadar işçi kardeşlerimizin çalıştırılması fızibıl görünmüyor ama hem bir yan­ dan yerli kaynaklara ulaşabilmemiz hem de istihdamın orada azaltılmadan devam etmesini teminen  biz şu anda bu stratejiye devam ediyoruz ve edeceğiz de. Oradaki işçi kardeşlerimizin iş güvenli­ ğiyle alakalı konulara bir yandan azami oranda dikkat ederken bir yandan da istihdamla alakalı oran­ lara mutlaka dikkat etmemiz lazım. Çünkü biraz sonra enerjiyle alakalı genel rakamları verdiğimizde,  Türkiye'de 12,3 milyar ton civarında linyitin, 1,34 milyar ton civarında da taş kömürünün rezerv  olarak ve çıkartılabilir bir rezerv olarak olduğunu biliyoruz ve aynı zamanda yine şunu da biliyoruz  ki: Hem doğal taşlarda hem de kömürde bizim bu kaynakları mutlaka ortaya çıkartmamız lazım.  44.342 civarındaki toplam MİGEM'deki ruhsatlar, özellikle hem kamudaki ruhsatlar hem de özel  sektördeki ruhsatlar açısından baktığımızda, bunların işletmeye dönüştüğünü görmemiz gerekiyor.  Biraz önce söylemiştim. Toplam 3,4 milyar dolar civarındaki 2008 yılındaki ithalat miktarımızı,  2009 yılındaki hem fiyatlar itibarıyla hem de miktarlar itibarıyla 3,1 milyar dolara düşürebilmişiz.  Gönül ister ki bunların her biri, Türkiye'deki çıkacak, kalorifık değerleri itibarıyla da çıkacak  kaynaklarla beraber ikame edilmiş olsun.  Linyit ve taş kömürü açısından baktığımızda, EÜAŞ'ın şu anda linyit rezervlerinin dağılımı  açısından 4,8 milyar ton civarında, TKİ'nin 2,5 milyar ton civarında, MTA'nın 2,6 ve özel sektörün  de 2,4 milyar ton civarında bir dağılımının olduğunu görüyoruz. Üretimlere baktığımızda ise, hem  TKİ'nin hem de fakir ailelere kömür dağıtımı yapılan miktara baktığımızda, toplam 2 milyon ton  civarında sırf2009 yılı içerisinde dağıttığımızı ve bunun bedelinin de yaklaşık 600 milyon TL civarında  olduğunu görüyoruz. Kömürün hem yerli olarak çıkartılmasına hem de sosyal amaçlı olarak  kullanılmasına aslında bence güzel bir örnektir diye düşünüyorum. Türkiye Taşkömürleri İşletmesinde  ise üretim miktarı -yine milyon ton olarak söyleyeceğim-1,8 milyon ton civarında 2009 yılı içerisinde  ve 2010 yılı içerisinde hedeflediğimiz miktar da 2,4 milyon ton civarında. Toplam, yaklaşık 23 milyon  ton civarında kömürün kullanıldığını düşünürsek bu sayının mutlaka artırılması gerekmektedir.
Sayfa 16 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 4 5 - Tabii, yapılan denetlemeler yaklaşık 217 tane personel aracılığıyla yapılıyor. Özellikle kömürün  bulunduğu 5 tane toplam maden gruplarının içerisinde biliyorsunuz 4'üncü sırada yer alıyor ve bu de­ netim ekiplerine ek olarak bir denetimin mutlaka düzenlenmesi lazım. Bununla alakalı 1985 yılında  yürürlüğe giren Maden Kanunu'nda bir madde var, 48'inci madde bildiğiniz gibi. 48'inci maddede,  yeminli teknik bürolar kurulabileceğiyle alakalı bir madde işlenmiş ama -yine, hepinizin de yakinen  takip ettiği gibi- 1986 yılında, Anayasa Mahkemesinin ilişkili hüküm kararıyla bu iptal edilmiş. Tabii  ki bu, kamunun yerine bir ihdas, bir ikame değil. Normalde bizim düşündüğümüz, kamunun deneti­ minin yanına mutlaka bir özel sektör, yine yeminli mali müşavirlerde olduğu gibi bir denetim me­ kanizmasının daha da profesyonelce yerleştirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Tekraren söylüyorum:  Bu, kamudaki denetim hizmetlerinin yerine ikame edilecek bir hizmet değil, aynı zamanda, kamuyla  beraber bunu yapabilmek açısından son derece önemli. Çünkü, yine bu dönemler arasındaki ithalat  oranına baktığımızda, neredeyse yaklaşık 3 milyar dolarlara varan bir kömür ithalatıyla karşı karşı- yayız. Bunun miktarına baktığımızda 20 ila 22 milyon ton civarında bir kömürden bahsedebiliriz.  Bizim Türkiye Taşkömürlerinin ve özellikle Zonguldak bölgesindeki taş kömürü havzalarına  baktığımızda, mutlaka yerli kaynak olarak bunun çıkartılması lazım ama -dikkat ederseniz, biraz  önce Sayın Milletvekilimiz de bu konuyla alakalı, istihdam ve diğer rakamları da verdiler- kârlılık­ tan vazgeçtik ama zararın mutlaka indirilmesi lazım. Şu anda, Türkiye Taşkömürleri İşletmesiyle  alakalı en son geldiğimiz rakam 386 milyon TL civarındaki zarardır. Yalnızca ekonomi, yalnızca fi­ zibilite açısından baktığınızda, "Bu işletmelerin kapatılması doğrudur." derler ekonomistler ama biz  yalnızca bu gözle bakmıyoruz. Oradaki vatandaşımızın, özellikle istihdamla alakalı dengelerin tut­ turulması ve istihdamın da mutlaka artırılmasına dönük, biliyorsunuz en son, 3 bin kişi civarında  oraya eleman alınmıştı... Eğer, tamamen profesyonelce ve tamamen kömür işleme kotlarını dikkate  aldığınızda, oradaki o kadar işçi kardeşlerimizin çalıştırılması fızibıl görünmüyor ama hem bir yan­ dan yerli kaynaklara ulaşabilmemiz hem de istihdamın orada azaltılmadan devam etmesini teminen  biz şu anda bu stratejiye devam ediyoruz ve edeceğiz de. Oradaki işçi kardeşlerimizin iş güvenli­ ğiyle alakalı konulara bir yandan azami oranda dikkat ederken bir yandan da istihdamla alakalı oran­ lara mutlaka dikkat etmemiz lazım. Çünkü biraz sonra enerjiyle alakalı genel rakamları verdiğimizde,  Türkiye'de 12,3 milyar ton civarında linyitin, 1,34 milyar ton civarında da taş kömürünün rezerv  olarak ve çıkartılabilir bir rezerv olarak olduğunu biliyoruz ve aynı zamanda yine şunu da biliyoruz  ki: Hem doğal taşlarda hem de kömürde bizim bu kaynakları mutlaka ortaya çıkartmamız lazım.  44.342 civarındaki toplam MİGEM'deki ruhsatlar, özellikle hem kamudaki ruhsatlar hem de özel  sektördeki ruhsatlar açısından baktığımızda, bunların işletmeye dönüştüğünü görmemiz gerekiyor.  Biraz önce söylemiştim. Toplam 3,4 milyar dolar civarındaki 2008 yılındaki ithalat miktarımızı,  2009 yılındaki hem fiyatlar itibarıyla hem de miktarlar itibarıyla 3,1 milyar dolara düşürebilmişiz.  Gönül ister ki bunların her biri, Türkiye'deki çıkacak, kalorifık değerleri itibarıyla da çıkacak  kaynaklarla beraber ikame edilmiş olsun.  Linyit ve taş kömürü açısından baktığımızda, EÜAŞ'ın şu anda linyit rezervlerinin dağılımı  açısından 4,8 milyar ton civarında, TKİ'nin 2,5 milyar ton civarında, MTA'nın 2,6 ve özel sektörün  de 2,4 milyar ton civarında bir dağılımının olduğunu görüyoruz. Üretimlere baktığımızda ise, hem  TKİ'nin hem de fakir ailelere kömür dağıtımı yapılan miktara baktığımızda, toplam 2 milyon ton  civarında sırf2009 yılı içerisinde dağıttığımızı ve bunun bedelinin de yaklaşık 600 milyon TL civarında  olduğunu görüyoruz. Kömürün hem yerli olarak çıkartılmasına hem de sosyal amaçlı olarak  kullanılmasına aslında bence güzel bir örnektir diye düşünüyorum. Türkiye Taşkömürleri İşletmesinde  ise üretim miktarı -yine milyon ton olarak söyleyeceğim-1,8 milyon ton civarında 2009 yılı içerisinde  ve 2010 yılı içerisinde hedeflediğimiz miktar da 2,4 milyon ton civarında. Toplam, yaklaşık 23 milyon  ton civarında kömürün kullanıldığını düşünürsek bu sayının mutlaka artırılması gerekmektedir.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Tabii ki 418 milyon TL civarında 2008 yılında zarar etmiş Türkiye Taşkömürleri İşletmesi ve  2009 yılında 347 milyon TL civarında. İnşallah, hem bu zararın azaltılarak devam etmesi, gittikçe  düşürülmesi ve sübvansiyonla değil, kendi ayaklan üzerinde durabilecek bir işletmenin hem işçi  kardeşlerimiz açısından hem de işletmelerimiz açısından ve kamunun işletmesi açısından son derece  önemli olduğu kanaatindeyim.  Değerli arkadaşlar, bu denetimlerde, yaklaşık 10.923 tane işletme sahasından -bütün kömür, artı  diğer madenlerle alakalı söylüyorum- 2.170 tanesinin faaliyetleri durduruldu bu dönem içerisinde. Bu  az bir rakam değil. Şimdi, bazı açıklamaları görüyorum, deniyor ki: "Riskin sıfır olabilmesinin tek  yolu var." Bizim stratejilerimizde, yerli kömür ve yerli kaynakların kullanılmasında hiç de akılcı  olmayan bir yol. "Riski sıfıra indirmenin tek yolu var: Bütün maden ocaklannı kapatırsınız, ithalatını  getirirsiniz, ithalatınızı artınrsınız." Bu, bizim hiçbir zaman için tercih etmediğimiz bir yol. Bazı  yorumları görüyorum "Bunlar nasıl aza indirilir?" diye.  Değerli arkadaşlar, ister kamu ister özel sektör, hiçbir idareci, hiçbir yönetici bu kazaların  olmasını istemez. En son Dursunbey'deki kaza yerine gittiğimizde, en kaliteli malzemeden, gerek  bilgisayar kontrollü... Önceki ocak için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, Bükköy'deki ocak için ama  Dursunbey'deki ocakta gerek uzaktan kumandalı gerekse manuel olarak bütün gaz seviyelerinin  ölçümleriyle alakalı gerekli tedbirler yerinde alınmış. Yaklaşık bir ay önce Çalışma Bakanlığı  tarafından gönderilen denetimde de bir kısım eksikler tespit edilmiş ama bunlar fonksiyonel eksikler  değil yani oranın çalışmasına, faaliyetini sürdürmesine mâni eksikler değil. Yine, Maden İşlerinden,  MİGEM'den gönderilen denetimlerde de, oranın işletmesine mâni olacak, faaliyetlerini durduracak  herhangi bir eksiklik o anda tespit edilmemiş. Bakıyorsunuz...  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Jeolojik bir sıkıntı var.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Ha, jeolojik olarak,  evet, bazı riskler var.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Valiliğe yazı yazmışsınız.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Bakın, önceki  maden kazasında, aynı işletmede... Çok enteresandır, sosyal yapıyı incelediğimizde, oradaki  vatandaşlarımızla konuştuğumuzda, muhtarıyla, nakliyecisiyle, kamyoncusuyla, kahvede bulunan  kardeşlerimizle konuştuğumuzda şöyle bir gözleme vardık: Her iki kazada da bizzat köyleri dolaştık,  taziyelerimizi verdik, geçmiş olsun dileklerimizi yerinde ilettik. Çok enteresan bir şey; önceki kazada  ölen 17 işçiden sonra, köylü vatandaşımız, nakliyeciler, kamyoncular, muhtarlar hepsi toplanıyor ve  diyorlar ki: "Bu maden ocağını kapatmayın lütfen." Özel sektörün kendisine gidiyorlar: "Lütfen  kapatmayın, burası bizim ekmek kapımız." O anki üzüntüsünden dolayı maden ocağı sahibi diyor ki:  "Hayır, ben kapatacağım, ben de bu acıya dayanamıyorum. Biraz param eksik olsun, ben buradan  kazanmayayım ama ben burayı kapatacağım."  Değerli arkadaşlar, oradaki bütün vatandaşlar toplanıyor ve diyorlar ki: "Hayır, burayı kapatma,  çalışalım." Allah vermesin, böyle bir kaza oldu, şimdi bana orada soruyorlar, bir televizyoncu  arkadaşımız sordu: "Kader mi diyorsunuz bu işe?"  Değerli arkadaşlar, her şey kader içerisinde, ama biz, sebepleriyle alakalı orada incelemeye  gittik. Hangi sebepten kaynaklandığını incelemeye gittik. Burada bir ihmal var mı, herhangi bir  işletmeye dayalı bir sıkıntı var mı? İster kamudan kaynaklansın ister özel sektörden, orada hiçbir işçi  kardeşimizin bir tanesinin bile canına, tırnağına değişmeyeceğimiz bir işletmeden bahsediyoruz ve  üzerinden siyaset yapılmayacak tek konu belki oradaki işçi kardeşlerimizin ölümüyle alakalı konu.  Dikkat ederseniz bu konudaki üslubumuz son derece itinalıdır. Hiçbir konuda, özellikle bu konuda  partiyle alakalı hiçbir laf etmeden tamamen sorumluluklarımızla alakalı çalıştık.  - 8 4 6 -
Sayfa 17 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Tabii ki 418 milyon TL civarında 2008 yılında zarar etmiş Türkiye Taşkömürleri İşletmesi ve  2009 yılında 347 milyon TL civarında. İnşallah, hem bu zararın azaltılarak devam etmesi, gittikçe  düşürülmesi ve sübvansiyonla değil, kendi ayaklan üzerinde durabilecek bir işletmenin hem işçi  kardeşlerimiz açısından hem de işletmelerimiz açısından ve kamunun işletmesi açısından son derece  önemli olduğu kanaatindeyim.  Değerli arkadaşlar, bu denetimlerde, yaklaşık 10.923 tane işletme sahasından -bütün kömür, artı  diğer madenlerle alakalı söylüyorum- 2.170 tanesinin faaliyetleri durduruldu bu dönem içerisinde. Bu  az bir rakam değil. Şimdi, bazı açıklamaları görüyorum, deniyor ki: "Riskin sıfır olabilmesinin tek  yolu var." Bizim stratejilerimizde, yerli kömür ve yerli kaynakların kullanılmasında hiç de akılcı  olmayan bir yol. "Riski sıfıra indirmenin tek yolu var: Bütün maden ocaklannı kapatırsınız, ithalatını  getirirsiniz, ithalatınızı artınrsınız." Bu, bizim hiçbir zaman için tercih etmediğimiz bir yol. Bazı  yorumları görüyorum "Bunlar nasıl aza indirilir?" diye.  Değerli arkadaşlar, ister kamu ister özel sektör, hiçbir idareci, hiçbir yönetici bu kazaların  olmasını istemez. En son Dursunbey'deki kaza yerine gittiğimizde, en kaliteli malzemeden, gerek  bilgisayar kontrollü... Önceki ocak için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, Bükköy'deki ocak için ama  Dursunbey'deki ocakta gerek uzaktan kumandalı gerekse manuel olarak bütün gaz seviyelerinin  ölçümleriyle alakalı gerekli tedbirler yerinde alınmış. Yaklaşık bir ay önce Çalışma Bakanlığı  tarafından gönderilen denetimde de bir kısım eksikler tespit edilmiş ama bunlar fonksiyonel eksikler  değil yani oranın çalışmasına, faaliyetini sürdürmesine mâni eksikler değil. Yine, Maden İşlerinden,  MİGEM'den gönderilen denetimlerde de, oranın işletmesine mâni olacak, faaliyetlerini durduracak  herhangi bir eksiklik o anda tespit edilmemiş. Bakıyorsunuz...  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Jeolojik bir sıkıntı var.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Ha, jeolojik olarak,  evet, bazı riskler var.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Valiliğe yazı yazmışsınız.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Bakın, önceki  maden kazasında, aynı işletmede... Çok enteresandır, sosyal yapıyı incelediğimizde, oradaki  vatandaşlarımızla konuştuğumuzda, muhtarıyla, nakliyecisiyle, kamyoncusuyla, kahvede bulunan  kardeşlerimizle konuştuğumuzda şöyle bir gözleme vardık: Her iki kazada da bizzat köyleri dolaştık,  taziyelerimizi verdik, geçmiş olsun dileklerimizi yerinde ilettik. Çok enteresan bir şey; önceki kazada  ölen 17 işçiden sonra, köylü vatandaşımız, nakliyeciler, kamyoncular, muhtarlar hepsi toplanıyor ve  diyorlar ki: "Bu maden ocağını kapatmayın lütfen." Özel sektörün kendisine gidiyorlar: "Lütfen  kapatmayın, burası bizim ekmek kapımız." O anki üzüntüsünden dolayı maden ocağı sahibi diyor ki:  "Hayır, ben kapatacağım, ben de bu acıya dayanamıyorum. Biraz param eksik olsun, ben buradan  kazanmayayım ama ben burayı kapatacağım."  Değerli arkadaşlar, oradaki bütün vatandaşlar toplanıyor ve diyorlar ki: "Hayır, burayı kapatma,  çalışalım." Allah vermesin, böyle bir kaza oldu, şimdi bana orada soruyorlar, bir televizyoncu  arkadaşımız sordu: "Kader mi diyorsunuz bu işe?"  Değerli arkadaşlar, her şey kader içerisinde, ama biz, sebepleriyle alakalı orada incelemeye  gittik. Hangi sebepten kaynaklandığını incelemeye gittik. Burada bir ihmal var mı, herhangi bir  işletmeye dayalı bir sıkıntı var mı? İster kamudan kaynaklansın ister özel sektörden, orada hiçbir işçi  kardeşimizin bir tanesinin bile canına, tırnağına değişmeyeceğimiz bir işletmeden bahsediyoruz ve  üzerinden siyaset yapılmayacak tek konu belki oradaki işçi kardeşlerimizin ölümüyle alakalı konu.  Dikkat ederseniz bu konudaki üslubumuz son derece itinalıdır. Hiçbir konuda, özellikle bu konuda  partiyle alakalı hiçbir laf etmeden tamamen sorumluluklarımızla alakalı çalıştık.  - 8 4 6 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 4 7 - Çok enteresandır, maden çalışmaya devam ediyor. Tekrar kaza oldu ve tekrar işçi kardeşlerimiz,  en son 14'üncü yaralı olan yoğun bakımdaki kardeşimiz de, Allah rahmet etsin, hayatını kaybetti. Ben  orada cenazedeyken, babası, işletme sahibine "Geçmiş olsun, benim de oğlum burada gitti, diğer oğlumu  işe alır mısın?" diyor, cenaze ortada. Bakın, çok enteresan, acı bir gerçektir bu, çok acı bir tercihtir bu.  FARUK BAL (Konya) - İşsizlik, işsizlik Sayın Bakan, işsizlik.  TACİDAR SEYHAN (Adana) - Bunlar çok kötü bir örnek.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Ha, evet...  Orada, ormanla alakalı, doğru söylüyorsunuz, ormanla alakalı... Geçim kaynağı tamamen hayvancılık  ve ormancılık olan köylerde dolaştık, tek tek dolaştık. "Ben bu maden ocağının hâlâ kapatılmasını  istemiyorum." diyor. Özel sektörle beraber oturduk ne yapabiliriz diye. Adam hüngür hüngür ağlıyor, diyor  ki: "Ben bununla alakalı gece gündüz demedim, en son Bük köy'deki, Kemalpaşa'daki kazadan sonra  dedim ki, buranın tekrar eksiği var mı arkadaşlar?" Takdirdir, Bükköy'deki kazaya ilk müdahale eden de  bu ocak. Kurtarma ekipleri olarak Dursunbey'den, Soma'dan, Tunçbilek'ten ve Zonguldak'tan giden  kurtarma ekiplerinden daha önce, yakın olduğu için, ulaşan bu ekip ve o arkadaşlarımız dediler ki: "Biz bir  tane demir testeresiyle alakalı daha gelişmiş bir eksiğimiz olduğunu gördük ve -ben ambalajıyla beraber  gördüm orada- beraber gittik, ambalajıyla bunu da aldık. Bu da en son aldığımız aletlerden biridir. Hiç  kullanma imkânımız olmadı."  Ocağa bakıyorsunuz, bütün tedbirleri almış ve ama buna rağmen, bilirkişi raporunu bekliyorum.  Yine basına da söyledim, kamuoyuna da söyledim, erken konuşmak istemiyoruz, ihmali, kusuru olan  varsa, tabii ki o cezasını çekecek ama olaya da net bir teşhis koymamız lazım.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Geçen sene nisanda orada bir tespit yapmışsınız Sayın Bakan.  Jeolojik yapısından kaynaklandığını ve üniversiteden bir heyeti...  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Ha, şimdi jeolojik  yapısından kaynaklanan eksik varsa, Ali Bey, bunun da sonucunu hep beraber göreceğiz. Üniversiteden  de, kamudan da, özel sektörden de... Bizim amacımız, oraya net bir teşhis koyup gereğini yapmak.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Valilik görevini yapmamış orada.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Özel sektör kalkmış  okul yapmış oradaki köylere, oradan kazandığı paranın bir kısmıyla. Bir kısmına yardımda bulunmuş.  Oradaki vatandaş bize "Lütfen Sayın Bakanım, burayı kapatmayın." diyor. Biz dedik, "Hayır; biz  teknik incelememizi yapacağız, ondan sonra karar vereceğiz." Bir kahveye gittik. Yaklaşık 120-130  tane genç toplandı. "Arkadaşlar, bütün yetki sizde olsa, imza yetkisi sizde olsa bu maden ocağını  kapatmak isteyenler ile kapatmak istemeyenler bir konuşalım" dedik. Arkadaşın biri dedi ki: "Ben  dayımın oğlunu kaybettim, bu maden ocağı kapatılsın." Daha ben cevap vermeden kalktı bir tanesi dedi  ki: "Bir dakika, ben de kardeşimi kaybettim. Nerede çalışmayı düşünüyorsun? Burası bir ekmek  kapımız." Biz hiç müdahale etmeden yaklaşık yirmi dakika kahvedeki konuşmaları dinledik. Dedik  ki: "Arkadaşlar, imza yetkisi sizde, siz karar verin." Bize dediler ki: "Lütfen burayı kapatmayın."  ALİ RIZA ÖZTURK (Mersin) - Sayın Bakan, kapatmayı savunan yok.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Biliyorum, kapatmayı  savunan yok ama hep beraberce daha iyi işletilmesini sağlamamız lazım. Yapılan denetimler... Bakın,  biraz önce rakamlarını verdim. Yapılan denetimlerde, özellikle bu konuda sayının İktidarımız döneminde  4 kati arttığını görüyoruz.  Artı bir şey daha söylüyoruz. Bu da yetmezse, evet, Anayasa Mahkemesinin 1985 yılında almış  olduğu karan gerekçelendirerek tekrar bunu gündeme getirelim. Nedir o?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bakanım, konuşmanızı tamamlar mısınız lütfen.  Buyurun.
Sayfa 18 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 4 7 - Çok enteresandır, maden çalışmaya devam ediyor. Tekrar kaza oldu ve tekrar işçi kardeşlerimiz,  en son 14'üncü yaralı olan yoğun bakımdaki kardeşimiz de, Allah rahmet etsin, hayatını kaybetti. Ben  orada cenazedeyken, babası, işletme sahibine "Geçmiş olsun, benim de oğlum burada gitti, diğer oğlumu  işe alır mısın?" diyor, cenaze ortada. Bakın, çok enteresan, acı bir gerçektir bu, çok acı bir tercihtir bu.  FARUK BAL (Konya) - İşsizlik, işsizlik Sayın Bakan, işsizlik.  TACİDAR SEYHAN (Adana) - Bunlar çok kötü bir örnek.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Ha, evet...  Orada, ormanla alakalı, doğru söylüyorsunuz, ormanla alakalı... Geçim kaynağı tamamen hayvancılık  ve ormancılık olan köylerde dolaştık, tek tek dolaştık. "Ben bu maden ocağının hâlâ kapatılmasını  istemiyorum." diyor. Özel sektörle beraber oturduk ne yapabiliriz diye. Adam hüngür hüngür ağlıyor, diyor  ki: "Ben bununla alakalı gece gündüz demedim, en son Bük köy'deki, Kemalpaşa'daki kazadan sonra  dedim ki, buranın tekrar eksiği var mı arkadaşlar?" Takdirdir, Bükköy'deki kazaya ilk müdahale eden de  bu ocak. Kurtarma ekipleri olarak Dursunbey'den, Soma'dan, Tunçbilek'ten ve Zonguldak'tan giden  kurtarma ekiplerinden daha önce, yakın olduğu için, ulaşan bu ekip ve o arkadaşlarımız dediler ki: "Biz bir  tane demir testeresiyle alakalı daha gelişmiş bir eksiğimiz olduğunu gördük ve -ben ambalajıyla beraber  gördüm orada- beraber gittik, ambalajıyla bunu da aldık. Bu da en son aldığımız aletlerden biridir. Hiç  kullanma imkânımız olmadı."  Ocağa bakıyorsunuz, bütün tedbirleri almış ve ama buna rağmen, bilirkişi raporunu bekliyorum.  Yine basına da söyledim, kamuoyuna da söyledim, erken konuşmak istemiyoruz, ihmali, kusuru olan  varsa, tabii ki o cezasını çekecek ama olaya da net bir teşhis koymamız lazım.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Geçen sene nisanda orada bir tespit yapmışsınız Sayın Bakan.  Jeolojik yapısından kaynaklandığını ve üniversiteden bir heyeti...  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Ha, şimdi jeolojik  yapısından kaynaklanan eksik varsa, Ali Bey, bunun da sonucunu hep beraber göreceğiz. Üniversiteden  de, kamudan da, özel sektörden de... Bizim amacımız, oraya net bir teşhis koyup gereğini yapmak.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Valilik görevini yapmamış orada.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Özel sektör kalkmış  okul yapmış oradaki köylere, oradan kazandığı paranın bir kısmıyla. Bir kısmına yardımda bulunmuş.  Oradaki vatandaş bize "Lütfen Sayın Bakanım, burayı kapatmayın." diyor. Biz dedik, "Hayır; biz  teknik incelememizi yapacağız, ondan sonra karar vereceğiz." Bir kahveye gittik. Yaklaşık 120-130  tane genç toplandı. "Arkadaşlar, bütün yetki sizde olsa, imza yetkisi sizde olsa bu maden ocağını  kapatmak isteyenler ile kapatmak istemeyenler bir konuşalım" dedik. Arkadaşın biri dedi ki: "Ben  dayımın oğlunu kaybettim, bu maden ocağı kapatılsın." Daha ben cevap vermeden kalktı bir tanesi dedi  ki: "Bir dakika, ben de kardeşimi kaybettim. Nerede çalışmayı düşünüyorsun? Burası bir ekmek  kapımız." Biz hiç müdahale etmeden yaklaşık yirmi dakika kahvedeki konuşmaları dinledik. Dedik  ki: "Arkadaşlar, imza yetkisi sizde, siz karar verin." Bize dediler ki: "Lütfen burayı kapatmayın."  ALİ RIZA ÖZTURK (Mersin) - Sayın Bakan, kapatmayı savunan yok.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Biliyorum, kapatmayı  savunan yok ama hep beraberce daha iyi işletilmesini sağlamamız lazım. Yapılan denetimler... Bakın,  biraz önce rakamlarını verdim. Yapılan denetimlerde, özellikle bu konuda sayının İktidarımız döneminde  4 kati arttığını görüyoruz.  Artı bir şey daha söylüyoruz. Bu da yetmezse, evet, Anayasa Mahkemesinin 1985 yılında almış  olduğu karan gerekçelendirerek tekrar bunu gündeme getirelim. Nedir o?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bakanım, konuşmanızı tamamlar mısınız lütfen.  Buyurun.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 1  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Toparlıyorum  Sayın Başkanım.  Kamunun yerine ikame edilerek değil, denetimin her birini özel sektöre devrederek değil,  kamunun yanında özel sektörün de takviyesiyle beraber bunun daha da artırılması gerekebilir.  Bununla alakalı kanun tasarımızda bunu gündeme getireceğiz, iktidarıyla muhalefetiyle hep beraber  bunu paylaşacağız.  Son kez olarak şunu söylemek isterim: Durdurulma nedenleri arasında teknik nezaretçi  atamamaları... Yani, 2.170 tane ocağın faaliyetini durdurmuştuk. Bunun yaklaşık yüzde 85'i teknik  nezaretçi atamamalarından kaynaklanıyor. İzinlerinin eksik olmasından kaynaklanan sebepler, 7'nci  madde, malum, onu da Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun gündemine getiriyoruz  yakında. Can ve mal güvenliği tehlikesi olması hasebiyle ve faaliyet raporu vermemeleri hasebiyle.  Bunların her birisini tek tek irdeledik ve hem Çalışma Bakanlığımız tarafından, işçi sağlığı ve iş  güvenliğiyle alakalı denetimlerin sıklaştırılması açısından hem de kendi aramızdaki yaptığımız  koordinasyon açısından son derece önemli, ciddi mesafeler katedildi.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bakanım, lütfen...  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Sayın Başkanım,  hemen toparlıyorum.  TKİ'nin -vaktim olmadığı için veremiyorum- kaza oranlarında çok ciddi düşüşler var.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Resmî kurumlarda var, özel sektörde yok.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) -Ama buna rağmen  bizim amacımız, inşallah, kazasız belasız işçi kardeşlerimizin ekmeğini yiyebileceği, Türkiye'nin  yerli kaynaklarından üretimini artıracağı bir noktaya gelmektir.  Ben, bütün bu duygu ve düşünceler içerisinde hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Biz de ölen işçi kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, bir daha da böyle kazaların  olmamasını temenni ediyoruz.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört adet önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  V - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1. - Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve 25 milletvekilinin, ÇUKOBİRLİK 'in sorunlarının araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/599)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Çukurova bölgesinde pamuk üreticilerinin ürünlerini değerlendirmek ve üreticiye destek  sağlanması amacı ile 1940 yılında 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Yasası'na göre kurulan,  1985 yılında yürürlüğe giren 3186 sayılı yasaya göre yeniden yapılandırılan ve 2000 yılında yürürlüğe  giren 4572 sayılı yasayla özerk yapıya kavuşturulan Çukobirlik, günümüzde istihdam ettiği işçi sayısı,  sahip olduğu fabrikalar, üretim kapasitesi ve mal varlığı açısından geçmişinin oldukça gerisindedir.  - 8 4 8 -
Sayfa 19 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 1  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Toparlıyorum  Sayın Başkanım.  Kamunun yerine ikame edilerek değil, denetimin her birini özel sektöre devrederek değil,  kamunun yanında özel sektörün de takviyesiyle beraber bunun daha da artırılması gerekebilir.  Bununla alakalı kanun tasarımızda bunu gündeme getireceğiz, iktidarıyla muhalefetiyle hep beraber  bunu paylaşacağız.  Son kez olarak şunu söylemek isterim: Durdurulma nedenleri arasında teknik nezaretçi  atamamaları... Yani, 2.170 tane ocağın faaliyetini durdurmuştuk. Bunun yaklaşık yüzde 85'i teknik  nezaretçi atamamalarından kaynaklanıyor. İzinlerinin eksik olmasından kaynaklanan sebepler, 7'nci  madde, malum, onu da Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun gündemine getiriyoruz  yakında. Can ve mal güvenliği tehlikesi olması hasebiyle ve faaliyet raporu vermemeleri hasebiyle.  Bunların her birisini tek tek irdeledik ve hem Çalışma Bakanlığımız tarafından, işçi sağlığı ve iş  güvenliğiyle alakalı denetimlerin sıklaştırılması açısından hem de kendi aramızdaki yaptığımız  koordinasyon açısından son derece önemli, ciddi mesafeler katedildi.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bakanım, lütfen...  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) - Sayın Başkanım,  hemen toparlıyorum.  TKİ'nin -vaktim olmadığı için veremiyorum- kaza oranlarında çok ciddi düşüşler var.  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Resmî kurumlarda var, özel sektörde yok.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Devamla) -Ama buna rağmen  bizim amacımız, inşallah, kazasız belasız işçi kardeşlerimizin ekmeğini yiyebileceği, Türkiye'nin  yerli kaynaklarından üretimini artıracağı bir noktaya gelmektir.  Ben, bütün bu duygu ve düşünceler içerisinde hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Biz de ölen işçi kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, bir daha da böyle kazaların  olmamasını temenni ediyoruz.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört adet önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  V - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1. - Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve 25 milletvekilinin, ÇUKOBİRLİK 'in sorunlarının araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/599)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Çukurova bölgesinde pamuk üreticilerinin ürünlerini değerlendirmek ve üreticiye destek  sağlanması amacı ile 1940 yılında 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Yasası'na göre kurulan,  1985 yılında yürürlüğe giren 3186 sayılı yasaya göre yeniden yapılandırılan ve 2000 yılında yürürlüğe  giren 4572 sayılı yasayla özerk yapıya kavuşturulan Çukobirlik, günümüzde istihdam ettiği işçi sayısı,  sahip olduğu fabrikalar, üretim kapasitesi ve mal varlığı açısından geçmişinin oldukça gerisindedir.  - 8 4 8 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 1  Yeniden yapılandırma çabalarına ve kurulması öngörülen özerk yapıya rağmen istenen sonuç  elde edilememiş, Çukobirlik'in hâlihazırda sahip olduğu üretim tesisleri kapanma tehlikesi ile karşı  karşıya kalmıştır.  Bu nedenle, Çukobirlik'in var olan sorunlarının tespiti, bölge ekonomisine katkılarının artırılması  ve üreticilerimizin kooperatifler aracılığı ile desteklenmesine ilişkin sorunların ve alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci İç Tüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri  gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz. 26.01.2010  1) Hulusi Güvel (Adana)  2) Ali Oksal (Mersin)  3) Tekin Bingöl (Ankara)  4) Şevket Köse (Adıyaman)  5) Ergün Aydoğan (Balıkesir)  6) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  7) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  8) Birgen Keleş (İstanbul)  9) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  10) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  11) Ahmet Küçük (Çanakkale)  12) Osman Kaptan (Antalya)  13) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  14) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  15) İsa Gök (Mersin)  16) Canan Arıtman (İzmir)  17) Ensar Öğüt (Ardahan)  18) Atila Emek (Antalya)  19) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  20) Gökhan Durgun (Hatay)  21) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)  22) Turgut Dibek (Kırklareli)  2000'li yılların başında 42 kooperatifin bağlı olduğu ve 3.000'in üzerinde işçinin çalıştığı, gerek  yarattığı istihdam, gerek sağladığı hammadde ile bölge tarımı ve tekstil sanayisinde büyük rol  oynayan Çukobirlik uygulanan yanlış politikalar ve yönetim hataları sonucunda günümüzde varlığını  sürdüremez hale gelmiştir.  23) Tansel Barış  24) Gürol Ergin  25) Ali Kocal  26) Abdulaziz Yazar  Gerekçe;  (Kırklareli)  (Muğla)  (Zonguldak)  (Hatay)  - 8 4 9 -
Sayfa 20 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 1  Yeniden yapılandırma çabalarına ve kurulması öngörülen özerk yapıya rağmen istenen sonuç  elde edilememiş, Çukobirlik'in hâlihazırda sahip olduğu üretim tesisleri kapanma tehlikesi ile karşı  karşıya kalmıştır.  Bu nedenle, Çukobirlik'in var olan sorunlarının tespiti, bölge ekonomisine katkılarının artırılması  ve üreticilerimizin kooperatifler aracılığı ile desteklenmesine ilişkin sorunların ve alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci İç Tüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri  gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz. 26.01.2010  1) Hulusi Güvel (Adana)  2) Ali Oksal (Mersin)  3) Tekin Bingöl (Ankara)  4) Şevket Köse (Adıyaman)  5) Ergün Aydoğan (Balıkesir)  6) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  7) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  8) Birgen Keleş (İstanbul)  9) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  10) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  11) Ahmet Küçük (Çanakkale)  12) Osman Kaptan (Antalya)  13) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  14) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  15) İsa Gök (Mersin)  16) Canan Arıtman (İzmir)  17) Ensar Öğüt (Ardahan)  18) Atila Emek (Antalya)  19) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  20) Gökhan Durgun (Hatay)  21) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)  22) Turgut Dibek (Kırklareli)  2000'li yılların başında 42 kooperatifin bağlı olduğu ve 3.000'in üzerinde işçinin çalıştığı, gerek  yarattığı istihdam, gerek sağladığı hammadde ile bölge tarımı ve tekstil sanayisinde büyük rol  oynayan Çukobirlik uygulanan yanlış politikalar ve yönetim hataları sonucunda günümüzde varlığını  sürdüremez hale gelmiştir.  23) Tansel Barış  24) Gürol Ergin  25) Ali Kocal  26) Abdulaziz Yazar  Gerekçe;  (Kırklareli)  (Muğla)  (Zonguldak)  (Hatay)  - 8 4 9 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 1  On yıl öncesinde iplik, dokuma, boya, basma ve yağ fabrikaları ile faaliyet gösteren Çukobirlik,  4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yasası çerçevesinde 2000 yılından sonra küçülmek  zorunda bırakılmış ve tekstil sektöründe önemli katma değer yaratan fabrika ve ekipmanları ile  arazilerini yok pahasına elden çıkarmak zorunda kalmıştır.  Merkez Entegre Tesisi içerisinde yer alan ve dünyanın üçüncü büyük entegre tekstil tesisi olan  iplik, dokuma ve boya-basma fabrikaları, zarar ettiği gerekçesi ile 4572 Sayılı yasa çerçevesinde  2003 yılında kapatılmış, Çukobirlik'te çalışan personel sayısı 200 kişiye kadar düşürülmüştür.  4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yasası çerçevesinde amaçlanan özerklik  uygulamada gerçekleşememiş, siyasi iktidarın Çukobirlik'in borçlarından kaynaklanan baskıları  sonucunda yeni stratejiler belirlenememiştir. Bölgede önemli bir toplumsal işlev üstlenen birlik, kendi  dışındaki nedenlerle uzun yıllar zarar etmiş ve yolsuzluklara konu olmuştur. Yolsuzluk iddiaları  günümüzde de sürmektedir. Son on yıl içinde Çukobirlik yönetiminin yaptığı iddia edilen yolsuzluklar  nedeniyle açılan dava ve soruşturmalar hâlen devam etmektedir.  Denizli Mahallesinde yer alan kooperatif sahası, İnönü caddesindeki eski Genel Müdürlük binası,  Antakya Kooperatif sahası, İskenderun Fabrikası sahası, Gazipaşa Bulvarındaki gayrimenkul, Tarsus  Kooperatif sahası gibi birçok gayrimenkul satılmış veya satışa çıkarılmıştır. Bu gayrimenkullerin  satışından elde edilen gelirin nerelere harcandığı konusunda soru işaretleri bulunmaktadır.  Hâlihazırda Çukobirlik 10 adet pamuk işleme tesisi ile hizmet vermektedir. Birliğin sahip olduğu  yıllık 120 bin ton işleme kapasiteli yağ işleme fabrikası uygulanan yanlış istihdam politikaları  sonucunda kapanma riski ile karşı karşıya kalmıştır. Yağ fabrikasında çalışan personele ücretsiz izin  verilerek üretim durma noktasına gelmiştir. Bu tesiste çalışan işçilerin gelecekleri konusunda  belirsizlik bulunmaktadır.  Yıllık 44 bin ton üretim kapasitesine sahip olan biyodizel tesisleri 2007 yılında tamamlanmış  olmasına rağmen kullanılmamakta, atıl durumda bekletilmektedir. 8 Milyar TL maliyetle kurulduğu  iddia edilen bu tesisin bitirilmesinin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen işletime geçmemesi  anlaşılır değildir. Biyodizel tesislerinde işlenmek üzere ithal edilen kanolanın tesisin üretime  geçmemesi nedeniyle heba olduğu ve birliğin zarara uğratıldığı iddia edilmektedir.  Ülkemizde doğru ve sürdürülebilir bir ulusal tarım politikası oluşturulabilmesi için gerçek  anlamda özerk üretici birliklerine ihtiyaç duyulduğu ortadadır. Kurulduğu 1940 yılından 1980'li  yıllara kadar Çukobirlik'in tarım ile tarıma bağlı sanayi arasında üstlendiği işlevsel rolün tekrar  canlandırılması, yolsuzluğa olanak vermeyecek biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiği açıktır.  Geçmişte tarımsal sanayinin lokomotif kuruluşu olan Çukobirlik bölge ekonomisi için yarattığı  katma değer açısından büyük önem taşımaktadır.  Bu nedenlerle bölge tarımında ve tarıma bağlı sanayisinde önemli rol oynayan Çukobirlik'e işlev  kazandırılması ve üreticilerimizin kooperatifler aracılığı ile desteklenmesine ilişkin sorunların ve  alınacak tedbirlerin Yüce Meclisimizce tespiti amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasının yerinde  olacağı kanısını taşımaktayız.  B) ÇEŞİTLİ İŞLER  1.- Genel Kurulu ziyaret eden Çek Cumhuriyeti Millet Meclisi Güvenlik Komisyonu Başkanı  Frantisek Bublan başkanlığındaki heyete Başkanlıkça "Hoş geldiniz " denilmesi  BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekilleri, Çek Cumhuriyeti Millet Meclisi Güvenlik Komisyonu  Başkanı Frantisek Bublan ve üyelerinden oluşan bir parlamento heyeti şu anda Genel Kurul  salonumuzu teşrif etmişlerdir, kendilerine hoş geldiniz diyorum. (Alkışlar)  - 8 5 0 -
Sayfa 21 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 1  On yıl öncesinde iplik, dokuma, boya, basma ve yağ fabrikaları ile faaliyet gösteren Çukobirlik,  4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yasası çerçevesinde 2000 yılından sonra küçülmek  zorunda bırakılmış ve tekstil sektöründe önemli katma değer yaratan fabrika ve ekipmanları ile  arazilerini yok pahasına elden çıkarmak zorunda kalmıştır.  Merkez Entegre Tesisi içerisinde yer alan ve dünyanın üçüncü büyük entegre tekstil tesisi olan  iplik, dokuma ve boya-basma fabrikaları, zarar ettiği gerekçesi ile 4572 Sayılı yasa çerçevesinde  2003 yılında kapatılmış, Çukobirlik'te çalışan personel sayısı 200 kişiye kadar düşürülmüştür.  4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yasası çerçevesinde amaçlanan özerklik  uygulamada gerçekleşememiş, siyasi iktidarın Çukobirlik'in borçlarından kaynaklanan baskıları  sonucunda yeni stratejiler belirlenememiştir. Bölgede önemli bir toplumsal işlev üstlenen birlik, kendi  dışındaki nedenlerle uzun yıllar zarar etmiş ve yolsuzluklara konu olmuştur. Yolsuzluk iddiaları  günümüzde de sürmektedir. Son on yıl içinde Çukobirlik yönetiminin yaptığı iddia edilen yolsuzluklar  nedeniyle açılan dava ve soruşturmalar hâlen devam etmektedir.  Denizli Mahallesinde yer alan kooperatif sahası, İnönü caddesindeki eski Genel Müdürlük binası,  Antakya Kooperatif sahası, İskenderun Fabrikası sahası, Gazipaşa Bulvarındaki gayrimenkul, Tarsus  Kooperatif sahası gibi birçok gayrimenkul satılmış veya satışa çıkarılmıştır. Bu gayrimenkullerin  satışından elde edilen gelirin nerelere harcandığı konusunda soru işaretleri bulunmaktadır.  Hâlihazırda Çukobirlik 10 adet pamuk işleme tesisi ile hizmet vermektedir. Birliğin sahip olduğu  yıllık 120 bin ton işleme kapasiteli yağ işleme fabrikası uygulanan yanlış istihdam politikaları  sonucunda kapanma riski ile karşı karşıya kalmıştır. Yağ fabrikasında çalışan personele ücretsiz izin  verilerek üretim durma noktasına gelmiştir. Bu tesiste çalışan işçilerin gelecekleri konusunda  belirsizlik bulunmaktadır.  Yıllık 44 bin ton üretim kapasitesine sahip olan biyodizel tesisleri 2007 yılında tamamlanmış  olmasına rağmen kullanılmamakta, atıl durumda bekletilmektedir. 8 Milyar TL maliyetle kurulduğu  iddia edilen bu tesisin bitirilmesinin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen işletime geçmemesi  anlaşılır değildir. Biyodizel tesislerinde işlenmek üzere ithal edilen kanolanın tesisin üretime  geçmemesi nedeniyle heba olduğu ve birliğin zarara uğratıldığı iddia edilmektedir.  Ülkemizde doğru ve sürdürülebilir bir ulusal tarım politikası oluşturulabilmesi için gerçek  anlamda özerk üretici birliklerine ihtiyaç duyulduğu ortadadır. Kurulduğu 1940 yılından 1980'li  yıllara kadar Çukobirlik'in tarım ile tarıma bağlı sanayi arasında üstlendiği işlevsel rolün tekrar  canlandırılması, yolsuzluğa olanak vermeyecek biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiği açıktır.  Geçmişte tarımsal sanayinin lokomotif kuruluşu olan Çukobirlik bölge ekonomisi için yarattığı  katma değer açısından büyük önem taşımaktadır.  Bu nedenlerle bölge tarımında ve tarıma bağlı sanayisinde önemli rol oynayan Çukobirlik'e işlev  kazandırılması ve üreticilerimizin kooperatifler aracılığı ile desteklenmesine ilişkin sorunların ve  alınacak tedbirlerin Yüce Meclisimizce tespiti amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasının yerinde  olacağı kanısını taşımaktayız.  B) ÇEŞİTLİ İŞLER  1.- Genel Kurulu ziyaret eden Çek Cumhuriyeti Millet Meclisi Güvenlik Komisyonu Başkanı  Frantisek Bublan başkanlığındaki heyete Başkanlıkça "Hoş geldiniz " denilmesi  BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekilleri, Çek Cumhuriyeti Millet Meclisi Güvenlik Komisyonu  Başkanı Frantisek Bublan ve üyelerinden oluşan bir parlamento heyeti şu anda Genel Kurul  salonumuzu teşrif etmişlerdir, kendilerine hoş geldiniz diyorum. (Alkışlar)  - 8 5 0 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  1) Hasan Çalış (Karaman)  2) Oktay Vural (İzmir)  3) İsmet Büyükataman (Bursa)  4) Beytullah Asil (Eskişehir)  5) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)  6) Behiç Çelik (Mersin)  7) Hasan Özdemir (Gaziantep)  8) Osman Durmuş (Kırıkkale)  9) Erkan Akçay (Manisa)  10) Alim Işık (Kütahya)  11) Süleyman Turan Çirkin (Hatay)  12) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)  13) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)  14) Mustafa Enöz (Manisa)  15) Mustafa Kalaycı (Konya)  16) H. Hamit Homriş (Bursa)  17) Zeki Ertugay (Erzurum)  18) D. Ali Torlak (İstanbul)  19) Osman Ertuğrul (Aksaray)  20) Cumali Durmuş (Kocaeli)  21) Hakan Coşkun (Osmaniye)  Gerekçe  Daha önce mevcut eczaneleri tasfiye ederek, marketlerde eczane açmaya çalışan Başbakan  Recep Tayip Erdoğan şimdi de çarşı, mahalle ve sokak aralarında yıllardır hizmet veren bakkallar ve  diğer esnafları hedef almıştır. Bir alışveriş merkezi açılışında Başbakanın, bakkallarla ilgili yapmış  olduğu açıklama toplumun tüm kesimlerini derinden üzmüştür.  Çünkü, dünden bugüne Türk toplumunun günlük hayatında başta bakkal dükkanları olmak üzere,  çarşı, mahalle ve sokak aralarında hizmet veren tüm küçük esnaf ve sanatkarın önemi büyüktür.  Ekmeğiyle ve sütüyle büyüdüğümüz bakkalların devri, ne şimdi ne de gelecek dönemlerde kapanacaktır.  Son 7 yıldır mahalle aralarına kadar giren büyük alışveriş merkezleri ve ekonomik krize karşı çetin bir  mücadele veren bakkal, terzi, berber, ayakkabı tamircisi, kasap, manav gibi toplam sayılan 2 milyonu  bulan ve yaklaşık 60 meslek grubundan oluşan küçük esnaf ve sanatkar kesimi ve ailelerinin karşısına  şimdi Başbakan yeni bir kriz olarak çıkmıştır.  - 8 5 1 - A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ (Devam)  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 20 milletvekilinin, küçük esnaf ve sanatkârların  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/600)  BAŞKAN - Buyurun.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Çarşı, mahalle ve sokak aralarında faaliyet gösteren bakkal gibi küçük esnaf ve sanatkarların  sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'mn 98. ve  TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.
Sayfa 22 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  1) Hasan Çalış (Karaman)  2) Oktay Vural (İzmir)  3) İsmet Büyükataman (Bursa)  4) Beytullah Asil (Eskişehir)  5) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)  6) Behiç Çelik (Mersin)  7) Hasan Özdemir (Gaziantep)  8) Osman Durmuş (Kırıkkale)  9) Erkan Akçay (Manisa)  10) Alim Işık (Kütahya)  11) Süleyman Turan Çirkin (Hatay)  12) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)  13) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)  14) Mustafa Enöz (Manisa)  15) Mustafa Kalaycı (Konya)  16) H. Hamit Homriş (Bursa)  17) Zeki Ertugay (Erzurum)  18) D. Ali Torlak (İstanbul)  19) Osman Ertuğrul (Aksaray)  20) Cumali Durmuş (Kocaeli)  21) Hakan Coşkun (Osmaniye)  Gerekçe  Daha önce mevcut eczaneleri tasfiye ederek, marketlerde eczane açmaya çalışan Başbakan  Recep Tayip Erdoğan şimdi de çarşı, mahalle ve sokak aralarında yıllardır hizmet veren bakkallar ve  diğer esnafları hedef almıştır. Bir alışveriş merkezi açılışında Başbakanın, bakkallarla ilgili yapmış  olduğu açıklama toplumun tüm kesimlerini derinden üzmüştür.  Çünkü, dünden bugüne Türk toplumunun günlük hayatında başta bakkal dükkanları olmak üzere,  çarşı, mahalle ve sokak aralarında hizmet veren tüm küçük esnaf ve sanatkarın önemi büyüktür.  Ekmeğiyle ve sütüyle büyüdüğümüz bakkalların devri, ne şimdi ne de gelecek dönemlerde kapanacaktır.  Son 7 yıldır mahalle aralarına kadar giren büyük alışveriş merkezleri ve ekonomik krize karşı çetin bir  mücadele veren bakkal, terzi, berber, ayakkabı tamircisi, kasap, manav gibi toplam sayılan 2 milyonu  bulan ve yaklaşık 60 meslek grubundan oluşan küçük esnaf ve sanatkar kesimi ve ailelerinin karşısına  şimdi Başbakan yeni bir kriz olarak çıkmıştır.  - 8 5 1 - A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ (Devam)  2.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 20 milletvekilinin, küçük esnaf ve sanatkârların  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/600)  BAŞKAN - Buyurun.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Çarşı, mahalle ve sokak aralarında faaliyet gösteren bakkal gibi küçük esnaf ve sanatkarların  sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'mn 98. ve  TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Çağın gereği olan alış veriş merkezleri elbetteki olacaktır. Hiç kimse bu tip yerlere karşı değildir.  Fakat, bu tip kuruluşlar küçük esnaf ve sanatkarları sıkıntıya sokmayacak yerlere kurulmalıdır. Başbakan  tarafından eleştirilen çarşı, mahalle ve sokak aralarındaki bakkal, manav, kasap, terzi gibi küçük esnaf ve  sanatkar kesimi; toplumun sosyoekonomik yapısı içinde sanayi ve ticaretin temel unsurlarından birisi  haline gelmiştir. Küçük işletmeler, ülkemizde toplam işletmeler içinde yüzde 98, toplam istihdam içinde  yaklaşık yüzde 60, toplam üretim içinde yüzde 37 ve toplam yatırım içinde de yüzde 26'lık bir paya sahiptir.  Esnaf ve sanatkarlarımız, ülkemizin ekonomik, toplumsal ve siyasal hayatında göz ardı  edilemeyecek derecede yere ve öneme sahiptir. Bugün krizin olumsuz etkilerini en fazla hisseden  kesim esnaf ve sanatkar kesimi olmuştur. Tüketimin azalması sonucunda iyice daralan iş hacmi esnafın  iş yerini ayakta tutmasını imkansız hale getirecek boyutlara ulaşmıştır. İş yapamama bugün esnafın en  önemli sorunu olmuştur. İş hacminin daralması ve düşen satışlar, esnafın zorunlu giderlerini bile  karşılayamaz duruma düşmesine neden olmaktadır. Aldığı kredisini ödeyemeyen, vergi ve sosyal  güvenlik primlerini yatıramayan esnaf ve sanatkârların sayısı son yıllarda hızla artmaktadır.  Esnaf ve sanatkâr kesimi ekonomik krize karşı hükümet tarafından yeterince desteklenmemi ştir.  Esnaf kesimi büyük işletmelerin yanında üvey evlat muamelesi görmüştür. Doğrudan esnaf ve  sanatkâra yönelik destek paketleri acilen hayata geçirilmelidir. Hükümet tarafından şimdiye kadar  açıklanan paketler büyük işletmelere yönelik destekleri kapsamaktadır. Elbette büyük işletmelere de  destek verilmelidir. Ancak yanlarında çalışan ve aileleri ile birlikte ülke nüfusunun beşte birini  oluşturan esnaf ve sanatkâr kesimi de unutulmamalıdır.  Ekonominin canlanması ancak yeni işletmelerin açılmasıyla sağlanabilir. Esnaf istihdam yaratır.  İşsizliğe çare olur. İş yeri açtıkları sokağı canlandıran esnaf, o bölgeye hareket katar ve hayat verir.  Sosyalleşmeye ve ekonomiye de katkı sağlayan esnaf, parası olmayan memurun, işçinin, çiftçinin,  öğrencinin ve dar gelirlinin adeta kara gün dostudur. Esnaf, bu camiaya yeri gelir borç para verir, yeri  gelir veresiye mal verir.  Sonuç olarak esnaf ve sanatkârlar hem ekonomik hem de toplumsal olarak bu ülke için  vazgeçilmezdir. Bu gerçekler toplumun tümünün bildiği ve kabul ettiği gerçeklerdir. Bu nedenler, bu  gerçeklere uygun olarak esnaf ve sanatkârları destekleyecek onların gelişimini ve büyümesini  sağlayacak politika üretmek Hükümetin Anayasal görevidir. Çünkü Anayasanın 173. maddesi esnaf  ve sanatkârların desteklenmesini ve korunmasını öngörmektedir.  Bu nedenle, çarşı, mahalle ve sokak aralarında hizmet veren bakkal, manav, kasap, terzi,  ayakkabı tamircisi gibi küçük esnaf ve sanatkârlarının sorunlarının araştırılarak, alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi  uyarınca bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.  3.-İzmir Milletvekili Şenol Bal ve 20 milletvekilinin, akaryakıt kaçakçılığı sorununun araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  Gerekçesini ekte arz ettiğimiz "Son Yıllarda Akaryakıt Kaçakçılığındaki Artış ve Hükümet  Tarafından Alınan Önlemlerin Değerlendirilmesi" amacıyla Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz  ederiz. 02.02.2010  (10/601)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1) Şenol Bal  2) Oktay Vural  3) Osman Çakır  (İzmir)  (İzmir)  (Samsun)  - 8 5 2 -
Sayfa 23 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Çağın gereği olan alış veriş merkezleri elbetteki olacaktır. Hiç kimse bu tip yerlere karşı değildir.  Fakat, bu tip kuruluşlar küçük esnaf ve sanatkarları sıkıntıya sokmayacak yerlere kurulmalıdır. Başbakan  tarafından eleştirilen çarşı, mahalle ve sokak aralarındaki bakkal, manav, kasap, terzi gibi küçük esnaf ve  sanatkar kesimi; toplumun sosyoekonomik yapısı içinde sanayi ve ticaretin temel unsurlarından birisi  haline gelmiştir. Küçük işletmeler, ülkemizde toplam işletmeler içinde yüzde 98, toplam istihdam içinde  yaklaşık yüzde 60, toplam üretim içinde yüzde 37 ve toplam yatırım içinde de yüzde 26'lık bir paya sahiptir.  Esnaf ve sanatkarlarımız, ülkemizin ekonomik, toplumsal ve siyasal hayatında göz ardı  edilemeyecek derecede yere ve öneme sahiptir. Bugün krizin olumsuz etkilerini en fazla hisseden  kesim esnaf ve sanatkar kesimi olmuştur. Tüketimin azalması sonucunda iyice daralan iş hacmi esnafın  iş yerini ayakta tutmasını imkansız hale getirecek boyutlara ulaşmıştır. İş yapamama bugün esnafın en  önemli sorunu olmuştur. İş hacminin daralması ve düşen satışlar, esnafın zorunlu giderlerini bile  karşılayamaz duruma düşmesine neden olmaktadır. Aldığı kredisini ödeyemeyen, vergi ve sosyal  güvenlik primlerini yatıramayan esnaf ve sanatkârların sayısı son yıllarda hızla artmaktadır.  Esnaf ve sanatkâr kesimi ekonomik krize karşı hükümet tarafından yeterince desteklenmemi ştir.  Esnaf kesimi büyük işletmelerin yanında üvey evlat muamelesi görmüştür. Doğrudan esnaf ve  sanatkâra yönelik destek paketleri acilen hayata geçirilmelidir. Hükümet tarafından şimdiye kadar  açıklanan paketler büyük işletmelere yönelik destekleri kapsamaktadır. Elbette büyük işletmelere de  destek verilmelidir. Ancak yanlarında çalışan ve aileleri ile birlikte ülke nüfusunun beşte birini  oluşturan esnaf ve sanatkâr kesimi de unutulmamalıdır.  Ekonominin canlanması ancak yeni işletmelerin açılmasıyla sağlanabilir. Esnaf istihdam yaratır.  İşsizliğe çare olur. İş yeri açtıkları sokağı canlandıran esnaf, o bölgeye hareket katar ve hayat verir.  Sosyalleşmeye ve ekonomiye de katkı sağlayan esnaf, parası olmayan memurun, işçinin, çiftçinin,  öğrencinin ve dar gelirlinin adeta kara gün dostudur. Esnaf, bu camiaya yeri gelir borç para verir, yeri  gelir veresiye mal verir.  Sonuç olarak esnaf ve sanatkârlar hem ekonomik hem de toplumsal olarak bu ülke için  vazgeçilmezdir. Bu gerçekler toplumun tümünün bildiği ve kabul ettiği gerçeklerdir. Bu nedenler, bu  gerçeklere uygun olarak esnaf ve sanatkârları destekleyecek onların gelişimini ve büyümesini  sağlayacak politika üretmek Hükümetin Anayasal görevidir. Çünkü Anayasanın 173. maddesi esnaf  ve sanatkârların desteklenmesini ve korunmasını öngörmektedir.  Bu nedenle, çarşı, mahalle ve sokak aralarında hizmet veren bakkal, manav, kasap, terzi,  ayakkabı tamircisi gibi küçük esnaf ve sanatkârlarının sorunlarının araştırılarak, alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi  uyarınca bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.  3.-İzmir Milletvekili Şenol Bal ve 20 milletvekilinin, akaryakıt kaçakçılığı sorununun araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  Gerekçesini ekte arz ettiğimiz "Son Yıllarda Akaryakıt Kaçakçılığındaki Artış ve Hükümet  Tarafından Alınan Önlemlerin Değerlendirilmesi" amacıyla Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz  ederiz. 02.02.2010  (10/601)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1) Şenol Bal  2) Oktay Vural  3) Osman Çakır  (İzmir)  (İzmir)  (Samsun)  - 8 5 2 - TBMM B: 68  4) Tunca Toskay (Antalya)  5) Faruk Bal (Konya)  6) Mehmet Şandır (Mersin)  7) Hasan Özdemir (Gaziantep)  8) Kadir Ural (Mersin)  9) Necati Özensoy (Bursa)  10) Beytullah Asil (Eskişehir)  11) Akif Akkuş (Mersin)  12) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)  13) Ahmet Bukan (Çankırı)  14) Süleyman Nevzat Korkmaz (İsparta)  15) Hakan Coşkun (Osmaniye)  16) Osman Durmuş (Kırıkkale)  17) Hamza Hamit Homriş (Bursa)  18) Durmuşali Torlak (İstanbul)  19) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)  20) Reşat Doğru (Tokat)  21) Mustafa Kalaycı (Konya)  Gerekçe:  Bilindiği üzere Türkiye muhtelif ülkelerden petrol ithal etmektedir. İthal edilen petrol miktarı ile  Türkiye'deki resmi kayıtlar birbirinden çok büyük farklılık göstermektedir.  Hatırlanacağı üzere, bir Meclis araştırması önergesi ile kurulan "Türkiye Büyük Millet Meclisi  Akaryakıt Kaçakçılığı Araştırma Komisyonu" çalışmalarının sonucunu 16.11.2005 tarihinde genel  kurula bir rapor halinde sunmuştur. 60.000 sayfalı bu raporda akaryakıt kaçakçılığının boyutları,  akaryakıt kaçakçılığının yöntemleri ve bu konuda alınacak önlemler detayları ile ortaya konmuştur.  Başbakan bu açıklamayla ilgili; "rapor açıklandığında Türkiye'de yer yerinden oynayacak, hangi  gruplar ve kişiler olduğunu duyduğunuzda dudağınız uçuklayacak" şeklinde açıklamalarda bulunmuş  ama daha sonra suskunluğa bürünmüştür.  Yine Başbakanın 13 Şubat 2007 tarihli grup toplantısında yaptığı ihbar gibi açıklama hafızalardadır.  Başbakan; "son 2,5 yılda akaryakıtta kaçak 38 milyar dolan buluyor, Dış Ticaret Müsteşarlığımız  petrol ithal ettiğimiz 48 ülkeden kayıtları istedi. Bu ülkelerin 31 'inden cevap geldi. Bu ülkeler Türkiye  bizden son iki buçuk yılda 28 milyar dolarlık petrol ithal etti. Kayıtlarda görünen 9,3 milyar dolar,  arada tam 18,7 milyar dolar açık var, vergilerle bu fark 38 milyar dolara çıkıyor" demiş ve mücadele  edeceklerini, azimle üzerinde duracaklarım beyan etmişti.  Başbakanın bu sözlerinin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen; basına yansıdığı kadanyla  Türkiye genelinde vergi kayıplanyla her yıl 7-8 milyar dolan bulan kaçakçılığın önüne geçilememektedir.  Türkiye'ye yılda 2,5 milyon ton kaçak akaryakıt girdiği, ülke genelinde tüketilen benzinin yüzde 20'sinin  kaçak olduğu iddia edilmektedir.  - 8 5 3 -
Sayfa 24 -
TBMM B: 68  4) Tunca Toskay (Antalya)  5) Faruk Bal (Konya)  6) Mehmet Şandır (Mersin)  7) Hasan Özdemir (Gaziantep)  8) Kadir Ural (Mersin)  9) Necati Özensoy (Bursa)  10) Beytullah Asil (Eskişehir)  11) Akif Akkuş (Mersin)  12) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)  13) Ahmet Bukan (Çankırı)  14) Süleyman Nevzat Korkmaz (İsparta)  15) Hakan Coşkun (Osmaniye)  16) Osman Durmuş (Kırıkkale)  17) Hamza Hamit Homriş (Bursa)  18) Durmuşali Torlak (İstanbul)  19) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)  20) Reşat Doğru (Tokat)  21) Mustafa Kalaycı (Konya)  Gerekçe:  Bilindiği üzere Türkiye muhtelif ülkelerden petrol ithal etmektedir. İthal edilen petrol miktarı ile  Türkiye'deki resmi kayıtlar birbirinden çok büyük farklılık göstermektedir.  Hatırlanacağı üzere, bir Meclis araştırması önergesi ile kurulan "Türkiye Büyük Millet Meclisi  Akaryakıt Kaçakçılığı Araştırma Komisyonu" çalışmalarının sonucunu 16.11.2005 tarihinde genel  kurula bir rapor halinde sunmuştur. 60.000 sayfalı bu raporda akaryakıt kaçakçılığının boyutları,  akaryakıt kaçakçılığının yöntemleri ve bu konuda alınacak önlemler detayları ile ortaya konmuştur.  Başbakan bu açıklamayla ilgili; "rapor açıklandığında Türkiye'de yer yerinden oynayacak, hangi  gruplar ve kişiler olduğunu duyduğunuzda dudağınız uçuklayacak" şeklinde açıklamalarda bulunmuş  ama daha sonra suskunluğa bürünmüştür.  Yine Başbakanın 13 Şubat 2007 tarihli grup toplantısında yaptığı ihbar gibi açıklama hafızalardadır.  Başbakan; "son 2,5 yılda akaryakıtta kaçak 38 milyar dolan buluyor, Dış Ticaret Müsteşarlığımız  petrol ithal ettiğimiz 48 ülkeden kayıtları istedi. Bu ülkelerin 31 'inden cevap geldi. Bu ülkeler Türkiye  bizden son iki buçuk yılda 28 milyar dolarlık petrol ithal etti. Kayıtlarda görünen 9,3 milyar dolar,  arada tam 18,7 milyar dolar açık var, vergilerle bu fark 38 milyar dolara çıkıyor" demiş ve mücadele  edeceklerini, azimle üzerinde duracaklarım beyan etmişti.  Başbakanın bu sözlerinin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen; basına yansıdığı kadanyla  Türkiye genelinde vergi kayıplanyla her yıl 7-8 milyar dolan bulan kaçakçılığın önüne geçilememektedir.  Türkiye'ye yılda 2,5 milyon ton kaçak akaryakıt girdiği, ülke genelinde tüketilen benzinin yüzde 20'sinin  kaçak olduğu iddia edilmektedir.  - 8 5 3 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Bugüne kadar kaçakçılıkla ilgili yasal mevzuatta yapılan değişikliklerin de kaçakçılığın  önlenmesinde, gümrüklerimizin keşmekeşliğinin düzelmesinde yeterli olmadığı açıktır.  2005 tarihli Meclis Araştırma Komisyonunun raporundan hükümet ne şekilde yararlanmış,  alınan önlemler çerçevesinde akaryakıt kaçakçılığının önlenmesinde nasıl bir netice alınmıştır.  Yönetim zafiyeti kurumlar arası koordinasyon eksikliği, uluslararası çeteleşme ve baskı,  birilerinin korunma ve kollanması gibi etkenlerin, kaçakçılığın önlenmesinde engel teşkil edip  etmediği çok yönlü araştırılmalıdır.  4.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 19 milletvekilinin, kırmızı et piyasasında yaşanan  sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/602)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Ülkemizde başta ekonomi olmak üzere, tarım ve hayvancılıkta uygulanan politikalar sıkça  eleştirilerin odak noktası olmuştur. Sonuçta her geçen gün kendi kendine yetebilen bir ülke  konumundan, dışa bağımlı bir ülke konumuna gelmekteyiz. 1980 sonrası atılan her ekonomik adımla  temel gıda maddelerinde dahi dışa bağımlı hale geldiğimiz gerçeği, yaşadığımız son günlerde daha  net ortaya çıkmaktadır. İşin daha üzücü yanı ise gelecek dönemlerde ülkemizin bu konuda daha büyük  güçlüklerle karşılaşacağıdır.  Türkiye Kasaplar, Besiciler, Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu, kırmızı et  konusunda ülkemizin sürüklendiği felâket hakkında bir araştırma yaparak kamuoyunu uyarmaya  çalışmaktadır. Buna göre, Türkiye 10 yıl boyunca kırmızı et ihtiyacının yansını dahi üretemeyecektir.  Kırmızı etin miktarında yaşanan bu azalma doğrudan fiyatlara da etki etmiş, yüksek fiyatlar diğer  sorunları peşi sıra getirmiştir. Mevcut hayvancılık politikasının sonucu olarak kırmızı ette iflasa  sürüklenen ülkemizde, 1970'li yıllarda 40 milyon nüfusa karşılık 50 milyonluk küçükbaş hayvan  varlığı bulunmaktaydı. Günümüzde nüfusumuz 72 milyonu aşmış, küçükbaş hayvan sayısı ise  maalesef 10 milyon civarına azalmıştır. Üretim azlığı nedeniyle artan kırmızı et fiyatları yurttaşların  kırmızı ete ulaşımını engellemekte ve halk sağlığı, gelecek kuşakların sağlıklı yetişmesi konusunda  büyük endişeler doğmaktadır.  Türkiye Kasaplar, Besiciler, Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu, bu konuda  daha önce uyarılarını yaptıklarını; ama, sözlerinin dinlenmediğini belirtmekle birlikte, Türkiye  İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan küçükbaş hayvan sayısının gerçekle örtüşmediğini  vurgulamaktadır. Bakanlığın aşı kayıtlarının, 10 milyon civarı küçükbaş hayvanın varlığını  doğruladığı kaydedilmektedir. Ayrıca Kurban Bayramı'nda küçükbaş hayvan fiyatlarındaki artış  nedeniyle vatandaşların ortaklaşa olarak büyükbaş hayvan kesimi yönünde tercih kullandıkları, besi  tesislerindeki bu boşalmaya karşılık, yerine koyacak hayvan temininde sıkıntı yaşanmıştır.  Kırmızı et konusunda spekülasyonun önlenmesi için küçük ve orta ölçekli işletmelerin sektörde  tutulması bir zorunluluk olarak görülmektedir. Hayvancılık ve besicilik konusunun sadece gıda olarak  değil, işsizlik ve köyden kente göçü önlemek için de bir çare olduğu unutulmamalıdır.  Kırmızı et konusunda ülkemizde bir kaos ortamına doğru gidilmektedir. Toplum sağlığından,  ekonomiye; köyden kente göçten, gelecek kuşakların sağlığına kadar çok sayıda alanı etkileyen  kırmızı et konusunda zaman geçirilmeden önlemlerin alınması mecburidir.  Kırmızı et piyasasında yaşanan sorunların ve bunun topluma olan etkilerinin araştırılması,  sektörün temsilcilerinin ve uzmanların görüşlerinin alınarak çözüm önerilerinin bulunması amacıyla  Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması  açılmasını saygılarımızla arz ederiz.  - 8 5 4 -
Sayfa 25 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Bugüne kadar kaçakçılıkla ilgili yasal mevzuatta yapılan değişikliklerin de kaçakçılığın  önlenmesinde, gümrüklerimizin keşmekeşliğinin düzelmesinde yeterli olmadığı açıktır.  2005 tarihli Meclis Araştırma Komisyonunun raporundan hükümet ne şekilde yararlanmış,  alınan önlemler çerçevesinde akaryakıt kaçakçılığının önlenmesinde nasıl bir netice alınmıştır.  Yönetim zafiyeti kurumlar arası koordinasyon eksikliği, uluslararası çeteleşme ve baskı,  birilerinin korunma ve kollanması gibi etkenlerin, kaçakçılığın önlenmesinde engel teşkil edip  etmediği çok yönlü araştırılmalıdır.  4.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 19 milletvekilinin, kırmızı et piyasasında yaşanan  sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/602)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Ülkemizde başta ekonomi olmak üzere, tarım ve hayvancılıkta uygulanan politikalar sıkça  eleştirilerin odak noktası olmuştur. Sonuçta her geçen gün kendi kendine yetebilen bir ülke  konumundan, dışa bağımlı bir ülke konumuna gelmekteyiz. 1980 sonrası atılan her ekonomik adımla  temel gıda maddelerinde dahi dışa bağımlı hale geldiğimiz gerçeği, yaşadığımız son günlerde daha  net ortaya çıkmaktadır. İşin daha üzücü yanı ise gelecek dönemlerde ülkemizin bu konuda daha büyük  güçlüklerle karşılaşacağıdır.  Türkiye Kasaplar, Besiciler, Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu, kırmızı et  konusunda ülkemizin sürüklendiği felâket hakkında bir araştırma yaparak kamuoyunu uyarmaya  çalışmaktadır. Buna göre, Türkiye 10 yıl boyunca kırmızı et ihtiyacının yansını dahi üretemeyecektir.  Kırmızı etin miktarında yaşanan bu azalma doğrudan fiyatlara da etki etmiş, yüksek fiyatlar diğer  sorunları peşi sıra getirmiştir. Mevcut hayvancılık politikasının sonucu olarak kırmızı ette iflasa  sürüklenen ülkemizde, 1970'li yıllarda 40 milyon nüfusa karşılık 50 milyonluk küçükbaş hayvan  varlığı bulunmaktaydı. Günümüzde nüfusumuz 72 milyonu aşmış, küçükbaş hayvan sayısı ise  maalesef 10 milyon civarına azalmıştır. Üretim azlığı nedeniyle artan kırmızı et fiyatları yurttaşların  kırmızı ete ulaşımını engellemekte ve halk sağlığı, gelecek kuşakların sağlıklı yetişmesi konusunda  büyük endişeler doğmaktadır.  Türkiye Kasaplar, Besiciler, Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu, bu konuda  daha önce uyarılarını yaptıklarını; ama, sözlerinin dinlenmediğini belirtmekle birlikte, Türkiye  İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan küçükbaş hayvan sayısının gerçekle örtüşmediğini  vurgulamaktadır. Bakanlığın aşı kayıtlarının, 10 milyon civarı küçükbaş hayvanın varlığını  doğruladığı kaydedilmektedir. Ayrıca Kurban Bayramı'nda küçükbaş hayvan fiyatlarındaki artış  nedeniyle vatandaşların ortaklaşa olarak büyükbaş hayvan kesimi yönünde tercih kullandıkları, besi  tesislerindeki bu boşalmaya karşılık, yerine koyacak hayvan temininde sıkıntı yaşanmıştır.  Kırmızı et konusunda spekülasyonun önlenmesi için küçük ve orta ölçekli işletmelerin sektörde  tutulması bir zorunluluk olarak görülmektedir. Hayvancılık ve besicilik konusunun sadece gıda olarak  değil, işsizlik ve köyden kente göçü önlemek için de bir çare olduğu unutulmamalıdır.  Kırmızı et konusunda ülkemizde bir kaos ortamına doğru gidilmektedir. Toplum sağlığından,  ekonomiye; köyden kente göçten, gelecek kuşakların sağlığına kadar çok sayıda alanı etkileyen  kırmızı et konusunda zaman geçirilmeden önlemlerin alınması mecburidir.  Kırmızı et piyasasında yaşanan sorunların ve bunun topluma olan etkilerinin araştırılması,  sektörün temsilcilerinin ve uzmanların görüşlerinin alınarak çözüm önerilerinin bulunması amacıyla  Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması  açılmasını saygılarımızla arz ederiz.  - 8 5 4 - TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.  VI.- SEÇİMLER  A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM  /.- (10/333, 334, 335-3/1090) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda açık bulunan  üyeliğe seçim  BAŞKAN - Sivas Milletvekili ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5  kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ve kurtarma çalışmalarının tüm yönleriyle araştırılarak  benzer durumların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla yeniden  kurulan (10/333,334, 335), (3/1090) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda boş bulunan  ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat aday  gösterilmiştir.  Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin  "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  - 8 5 5 - 1) Şevket Köse (Adıyaman)  2) Bilgin Paçarız (Edime)  3) Canan Arıtman (İzmir)  4) Rasim Çakır (Edirne)  5) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  6) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  7) Fevzi Topuz (Muğla)  8) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  9) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  10) Ahmet Küçük (Çanakkale)  11) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  12) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  13) Ensar Öğüt (Ardahan)  14) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  15) Ali Kocal (Zonguldak)  16) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  17) Atıla Emek (Antalya)  18) Akif Ekici (Gaziantep)  19) Hikmet Erenkaya (Kocaeli)  20) Bülent Baratalı (İzmir)
Sayfa 26 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.  VI.- SEÇİMLER  A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM  /.- (10/333, 334, 335-3/1090) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda açık bulunan  üyeliğe seçim  BAŞKAN - Sivas Milletvekili ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5  kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ve kurtarma çalışmalarının tüm yönleriyle araştırılarak  benzer durumların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla yeniden  kurulan (10/333,334, 335), (3/1090) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunda boş bulunan  ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat aday  gösterilmiştir.  Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin  "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  - 8 5 5 - 1) Şevket Köse (Adıyaman)  2) Bilgin Paçarız (Edime)  3) Canan Arıtman (İzmir)  4) Rasim Çakır (Edirne)  5) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  6) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  7) Fevzi Topuz (Muğla)  8) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  9) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  10) Ahmet Küçük (Çanakkale)  11) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  12) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  13) Ensar Öğüt (Ardahan)  14) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  15) Ali Kocal (Zonguldak)  16) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  17) Atıla Emek (Antalya)  18) Akif Ekici (Gaziantep)  19) Hikmet Erenkaya (Kocaeli)  20) Bülent Baratalı (İzmir)  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  1' inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir  Bozdağ'ın; Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız  yerden devam edeceğiz.  3.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ 'ın, Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun  Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Geçen birleşimde teklifin tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisiyle Barış ve Demokrasi Partisi  Grupları adına konuşmalar yapılmıştı.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi adına konuşacak Sayın Faruk  Bal'ın şahsı adına da söz talebi olduğu için onları birleştireceğim.  Bu bakımdan, ilk sözü AK PARTİ Grubu adına Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya'ya  veriyorum.  Sayın İyimaya, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Sayın Kart, sisteme girmişsiniz ama şimdi mi sonra mı konuşacaksınız veya soru-cevap için mi?  ATİLLA KART (Konya) - Soru-cevap için. Zaten sırada varım.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Dünkü sırayı gönderirseniz Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun efendim.  AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli Başkan, yüce Meclisin  saygıdeğer üyeleri; görüşülmekte olan kanun teklifi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisinin görüşlerini  sizlerle paylaşmak üzere huzurunuzdayım. Konuşmamın başında, hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz kanun teklifi, olası Anayasa değişikliklerinin belli oranlarda  kabulü hâlinde millete, halk oylamasına sunulması usulünü zaman bakımından düzenleyen 1 maddelik  tekliftir. Yürürlükteki Yasa'daki yüz yirmi günlük iç seçmenler bakımından var olan süre kırk, dış  seçmenler bakımından var olan kırk günlük süre ona indiriliyor.  (x) 462 S. Sayılı Basmayazı 02.03.2010 tarihli 67'nci Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 8 5 6 -
Sayfa 27 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  1' inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir  Bozdağ'ın; Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız  yerden devam edeceğiz.  3.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ 'ın, Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun  Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.  Geçen birleşimde teklifin tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisiyle Barış ve Demokrasi Partisi  Grupları adına konuşmalar yapılmıştı.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi adına konuşacak Sayın Faruk  Bal'ın şahsı adına da söz talebi olduğu için onları birleştireceğim.  Bu bakımdan, ilk sözü AK PARTİ Grubu adına Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya'ya  veriyorum.  Sayın İyimaya, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Sayın Kart, sisteme girmişsiniz ama şimdi mi sonra mı konuşacaksınız veya soru-cevap için mi?  ATİLLA KART (Konya) - Soru-cevap için. Zaten sırada varım.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Dünkü sırayı gönderirseniz Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun efendim.  AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli Başkan, yüce Meclisin  saygıdeğer üyeleri; görüşülmekte olan kanun teklifi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisinin görüşlerini  sizlerle paylaşmak üzere huzurunuzdayım. Konuşmamın başında, hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz kanun teklifi, olası Anayasa değişikliklerinin belli oranlarda  kabulü hâlinde millete, halk oylamasına sunulması usulünü zaman bakımından düzenleyen 1 maddelik  tekliftir. Yürürlükteki Yasa'daki yüz yirmi günlük iç seçmenler bakımından var olan süre kırk, dış  seçmenler bakımından var olan kırk günlük süre ona indiriliyor.  (x) 462 S. Sayılı Basmayazı 02.03.2010 tarihli 67'nci Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 8 5 6 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 5 7 - Teklifin gerekçesinde veya gerekçesi bakımından partiler arasında herhangi bir uyuşmazlık  yoktur. Tüm sorun, bu teklifin uzantıları olan olası Anayasa projesinin değeri, zamanı, demokrasiye  ve hukukun üstünlüğüne katkı noktalarında ortaya çıkmaktadır. Bir defa, halk oylaması, demokrasi  ve Anayasa geleneğimizde kökleşmemiş yeni bir kurumdur; Anayasa değişikliğinde son sözü halkın  söylediği bir kurumdur. Ancak somut olay bakımından halk oylamasının Anayasa değişikliğindeki  temel işlevi Anayasa'nın, Anayasa teklifi kabul metninin halk oylamasına sunulması hâlinde  Parlamentodaki teklif nisaplarının, görüşme kusurlarının ve karar nisaplarının kendiliğinden tasfiye  olmasıdır. Çünkü sorun, asli kurucu iktidara tevdi edilmiş olmaktadır. Ne halk oylamasının başladığı  süreden sonra ne de kabulü hâlinde halk oylamasının gerçekleşmesi hâlinden, tarihinden sonra kurucu  iktidarın iradesinin denetlenmesi mümkün olmamaktadır.  Değerli arkadaşlar, Türk milleti yüz elli yıldan bu yana, bizzat milletin yaptığı toplumsal  sözleşme niteliğindeki anayasalardan mahrumdur. 1982 Anayasası'nın bu mahrumiyet içindeki birkaç  karakterini, hem millî zabıtlara intikali ve hem de sizlerle paylaşılması bakımından ortaya koymaya  çalışacağım.  Bu Anayasa doğuş dönemi itibarıyla ayıplıdır, olağanüstü dönem anayasasıdır. Tasarım yönüyle  ayıplıdır. Devlet otorite ekseninde bir anayasadır, özgürlük ve insan ekseninde değil. Öyle ki,  başlangıç maddesinde devlete yapılan atıf "kutsal at ı f ibaresiyle ortaya konmuştur. Bu Anayasa,  çıkış garantileriyle doludur -bu terim çok önemli- olağanüstü dönem iradesini olağan dönemlerde de  geçerli kılan mekanizmaları, kurumlan, kuralları bünyesinde taşıyan anayasadır. Sıra yargı reformuna  geldiği zaman, sistem mühendisliğinin yargı bağımsızlığına ve yargı yapılanmasına aktardıklanyla  gerçek demokratik yapılanma noktasını birlikte tartışacağız. Yine bu Anayasa on beş operasyona,  kurucu iktidar yetkisi kullanılarak gerçekleştirilen düzeltime rağmen, devlet otoriter ruh ekseninden  insan özgürlük eksenine yoğunluklu şekilde dönüştürülememiş, bilimsel anlatımla protez anayasadır  yahut çifte ruhlu bir anayasadır.  Değerli arkadaşlar, Türkiye, yoğun şekilde, 1985'ten bu yana, müthiş bir anayasa kritiği yaptı,  ihtiyaçlar kondu, öneriler geliştirdi; en az üç toplumsal sözleşme niteliğinde anayasa üretebileceğimiz  bir düşünsel müktesebatımız var, o hâlde niye olmuyor? Burada siyaset kurumunun algısı sorunuyla  karşı karşıyayız. Bir defa, olağan dönem siyaset kurumunun birinci görevi, ana misyonu olağanüstü  dönem Anayasası'm tek maddeyle ilga ederek yürürlükten kaldırması ve toplumsal sözleşme  niteliğindeki insan, özgürlük, hukukun üstünlüğü, demokrasi kalitesinde bir anayasa üretmesidir. Siyaset  kurumunun bu misyonunu yerine getirememesinin Türkiye otuz yıldır sancısını çekiyor ve millet bu  sancıyı çekiyor. Bu, aslında, bugünün değil, geçmişin, hepimizin ortak bir kusurudur, siyaset kurumunun  kusurudur. Aslında 3 gram tefekkür, 1 gram tebessüm, kökten bir anayasanın yapılmasının, inşa  edilmesinin yegâne zeminini oluşturabilir. Ancak bu tür girişimlerin, kurulu iktidardaki, iktidar kaybının  yol açtığı dirençler, yapay, reel dirençler, maalesef böyle bir büyük projeyi, milletle paylaşılabilecek,  bütün siyaset kurumunun alın akı olan projeyi millete tattıramamanın millî ıstırabını, millî acısını hep  birlikte çekmiş olmamız lazım. Daha öte, "Seçilmiş parlamentolar anayasa yapabilir mi?" Arkadaşlar,  bu bir şehir hurafesidir! Bu bir şehir hurafesidir, anayasal temeldeki kirli bilgidir. Bakın, 1924, seçimle  gelmiş bir Meclis, Anayasa Komisyonu yapıyor anayasa projesini ve Büyük Atatürk döneminde kurucu  iktidar yetkisini, seçilmiş Meclis kullanıyor. 1991, TÜSİAD raporu, en az 10'a yakın profesör, rapor  var, Parlamentonun çalıştırdığı profesörler var, saygın profesörler var, "Kurulu Meclis, iradesini o yönde  kullanarak asli kurucu iktidar yetkisini kullanabilir." diyor. 1978 İspanya... Değerli arkadaşlar, bir  tankın yapabileceğini milletin parmaklannın yapamamasını düşünmek kadar büyük bir paradoks, büyük  bir çelişki düşünülebilir mi! (AK PARTİ ve BDP sıralanndan alkışlar)
Sayfa 28 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 5 7 - Teklifin gerekçesinde veya gerekçesi bakımından partiler arasında herhangi bir uyuşmazlık  yoktur. Tüm sorun, bu teklifin uzantıları olan olası Anayasa projesinin değeri, zamanı, demokrasiye  ve hukukun üstünlüğüne katkı noktalarında ortaya çıkmaktadır. Bir defa, halk oylaması, demokrasi  ve Anayasa geleneğimizde kökleşmemiş yeni bir kurumdur; Anayasa değişikliğinde son sözü halkın  söylediği bir kurumdur. Ancak somut olay bakımından halk oylamasının Anayasa değişikliğindeki  temel işlevi Anayasa'nın, Anayasa teklifi kabul metninin halk oylamasına sunulması hâlinde  Parlamentodaki teklif nisaplarının, görüşme kusurlarının ve karar nisaplarının kendiliğinden tasfiye  olmasıdır. Çünkü sorun, asli kurucu iktidara tevdi edilmiş olmaktadır. Ne halk oylamasının başladığı  süreden sonra ne de kabulü hâlinde halk oylamasının gerçekleşmesi hâlinden, tarihinden sonra kurucu  iktidarın iradesinin denetlenmesi mümkün olmamaktadır.  Değerli arkadaşlar, Türk milleti yüz elli yıldan bu yana, bizzat milletin yaptığı toplumsal  sözleşme niteliğindeki anayasalardan mahrumdur. 1982 Anayasası'nın bu mahrumiyet içindeki birkaç  karakterini, hem millî zabıtlara intikali ve hem de sizlerle paylaşılması bakımından ortaya koymaya  çalışacağım.  Bu Anayasa doğuş dönemi itibarıyla ayıplıdır, olağanüstü dönem anayasasıdır. Tasarım yönüyle  ayıplıdır. Devlet otorite ekseninde bir anayasadır, özgürlük ve insan ekseninde değil. Öyle ki,  başlangıç maddesinde devlete yapılan atıf "kutsal at ı f ibaresiyle ortaya konmuştur. Bu Anayasa,  çıkış garantileriyle doludur -bu terim çok önemli- olağanüstü dönem iradesini olağan dönemlerde de  geçerli kılan mekanizmaları, kurumlan, kuralları bünyesinde taşıyan anayasadır. Sıra yargı reformuna  geldiği zaman, sistem mühendisliğinin yargı bağımsızlığına ve yargı yapılanmasına aktardıklanyla  gerçek demokratik yapılanma noktasını birlikte tartışacağız. Yine bu Anayasa on beş operasyona,  kurucu iktidar yetkisi kullanılarak gerçekleştirilen düzeltime rağmen, devlet otoriter ruh ekseninden  insan özgürlük eksenine yoğunluklu şekilde dönüştürülememiş, bilimsel anlatımla protez anayasadır  yahut çifte ruhlu bir anayasadır.  Değerli arkadaşlar, Türkiye, yoğun şekilde, 1985'ten bu yana, müthiş bir anayasa kritiği yaptı,  ihtiyaçlar kondu, öneriler geliştirdi; en az üç toplumsal sözleşme niteliğinde anayasa üretebileceğimiz  bir düşünsel müktesebatımız var, o hâlde niye olmuyor? Burada siyaset kurumunun algısı sorunuyla  karşı karşıyayız. Bir defa, olağan dönem siyaset kurumunun birinci görevi, ana misyonu olağanüstü  dönem Anayasası'm tek maddeyle ilga ederek yürürlükten kaldırması ve toplumsal sözleşme  niteliğindeki insan, özgürlük, hukukun üstünlüğü, demokrasi kalitesinde bir anayasa üretmesidir. Siyaset  kurumunun bu misyonunu yerine getirememesinin Türkiye otuz yıldır sancısını çekiyor ve millet bu  sancıyı çekiyor. Bu, aslında, bugünün değil, geçmişin, hepimizin ortak bir kusurudur, siyaset kurumunun  kusurudur. Aslında 3 gram tefekkür, 1 gram tebessüm, kökten bir anayasanın yapılmasının, inşa  edilmesinin yegâne zeminini oluşturabilir. Ancak bu tür girişimlerin, kurulu iktidardaki, iktidar kaybının  yol açtığı dirençler, yapay, reel dirençler, maalesef böyle bir büyük projeyi, milletle paylaşılabilecek,  bütün siyaset kurumunun alın akı olan projeyi millete tattıramamanın millî ıstırabını, millî acısını hep  birlikte çekmiş olmamız lazım. Daha öte, "Seçilmiş parlamentolar anayasa yapabilir mi?" Arkadaşlar,  bu bir şehir hurafesidir! Bu bir şehir hurafesidir, anayasal temeldeki kirli bilgidir. Bakın, 1924, seçimle  gelmiş bir Meclis, Anayasa Komisyonu yapıyor anayasa projesini ve Büyük Atatürk döneminde kurucu  iktidar yetkisini, seçilmiş Meclis kullanıyor. 1991, TÜSİAD raporu, en az 10'a yakın profesör, rapor  var, Parlamentonun çalıştırdığı profesörler var, saygın profesörler var, "Kurulu Meclis, iradesini o yönde  kullanarak asli kurucu iktidar yetkisini kullanabilir." diyor. 1978 İspanya... Değerli arkadaşlar, bir  tankın yapabileceğini milletin parmaklannın yapamamasını düşünmek kadar büyük bir paradoks, büyük  bir çelişki düşünülebilir mi! (AK PARTİ ve BDP sıralanndan alkışlar)  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Değerli arkadaşlar, bir de söylem var, kısaca değineceğim, sizlerle paylaşacağım: "Anayasa  Mahkemesinin odak tespitine ilişkin bir kararı var. Bu yaptırıma muhatap bir parti anayasa yapma  girişiminde bulunamaz." Demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan ve hâlen şu anda var olan bir  veya iki veya üç parti bakımından böyle bir değer yargısını ortaya koymak, hele siyaset kurumunun  bir tarafı yönünden böyle bir değer yargısını ortaya koymak, kelimenin veya cümlenin en hafif  anlamıyla, saygısızlıktır!  Bugün, 12 Eylülde, o dönemin siyasal partilerini kapatan felsefe hangi felsefe ise -vesayet  iradesinin kendisi, doğrudan vesayet- şu anda Adalet ve Kalkınma Partimizi odak tespitine mahkûm  eden irade, kişilere, Anayasa Mahkememize büyük saygı içerisinde- üç dakikada ifade edemem- o  irade de aynı iradedir çünkü bir vesayet iradesi. Bakın, Anayasa Mahkemesinin kapatma davasının  gerekçelerini okuyun, davayı redde götürür. Anayasa Mahkememiz, Anayasa'nın 90'ıncı maddesi  yoluyla İnsan Hakları Sözleşmesi'ne yapılan atfı uygulasaydı yine aynı sonuca ulaşamayabilirdi,  Venedik Kriterleri vesaire. Sonra, arkadaşlar, anayasayı yapma yetkisi partilerin değil, milletvekillerinindir,  monopol bir yetkidir, devri mümkün olmayan bir yetkidir. Sayın Faruk Bal kardeşimin millî  egemenliğin kendi parmağına yüklediği özgül ağırlık neyse, Sayın Hakkı Suha Okay'm da parmağının  özgül ağırlığı, Sayın Suat Kılıç'ın da parmağının özgül ağırlığı eşittir ve bu Parlamentoya bu bühtanı,  bu ithamı yakıştıramıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Değerli arkadaşlar, tabii, Anayasa değişikliğiyle ilgili bir proje çalışması var, içeriği henüz belli  değil ama burada yöntem önemli, katılıyorum, keşke uzlaşma zemini, uzlaşma komisyonu olabilse,  katılıyorum ama imkânsızlık hâlinde kurucu iktidar yetkisi ötelenebilecek bir yetki değil. Şahsen biz,  düzenlediğimiz alandaki sorunların yapısını, tabiatını, doğru teşhis yöntemini benimsiyoruz;  müktesebatımızdan, evrimimizden, tecrübelerimizden yararlanıyoruz; dünya bu işi nasıl çözüyor,  nasıl düzenliyor, mukayeseli akıldan faydalanıyoruz ve asla tepkici, reaktif bir anlayış içerisinde  olmayacağız. Eminim ki buradaki bütün arkadaşlar, aziz Türk milleti, proje somutlaştınlıp kurumların  görüşlerine, partilerimizin görüşlerine sunuldukları vakit göreceklerdir ki baştan "hayır" kanaatinde  olanlar dahi vicdanen "evet" noktasına gelebileceklerdir. Şimdi, yargı bağımsızlığından, yargı  tarafsızlığından -olası yargı reformuna yapılan atıf sebebiyle- söz edildi.  Değerli arkadaşlar, vatanı, Kurtuluş Savaşı'yla, kanımızla, canımızla sınırlarını çizdiğimiz bir  toprak parçasından ibaret saymayalım; buna paralel olarak asıl vatan, hukuk ve adalet vatanıdır, haklar  vatanıdır. O adalet ve haklar vatanı konusundaki hassasiyetlere hiçbir milletvekilimizin, hiçbir partimizin  bigâne kalmayacağını ve hassasiyetle üzerinde titrer olacağını düşünüyorum ve bugün bu konuda en  önemli olan, bu temel kabulden sonra, yargı bağımsızlığı, bizim de ilkemiz; yargı tarafsızlığı, tamam,  bizim de ilkemiz; ama bugün bu alanda reform yapılırken üç tane temel bozulmadan bahsetmek isterim:  Bir, bugün Anayasa'mızda yargı erkinin düzenlenmesi sırasında yapılan iki tane temel kurgu, inşa hatası  var. Bir: Tasarımdan doğan bozucu yapı. Bugün, Anayasa Mahkemesinin yapısıyla ilgili, Sayın "Fikret  Eren'e Armağan"da derece alan bir makalem yayınlandı. Çok yakından izledim, mukayeseli vesaire...  Bugün, Anayasa Mahkememizin, kişilere, Mahkememize, Mahkemenin zorunluluğunun gerekliliğine  büyük atıf içerisinde şunu söyleyebilirim: Bugün, Anayasa Mahkememizin yapısı, işlevi tamamen  vesayet iradesini çıkış garantisi olarak mümkün kılacak bir kompozisyonu ortaya çıkarmaktadır. Nasip  olursa o madde değişikliğinde paylaşabiliriz.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Şimdiye kadar yoktu, şimdi niye oldu Sayın İyimaya?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakınız, bütün dünya anayasalarında  genellikle, üyelerde, otoritesi ve şöhreti tartışmasız hukukçu bürokratlar var; bürokratik egemenlik.  - 8 5 8 -
Sayfa 29 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Değerli arkadaşlar, bir de söylem var, kısaca değineceğim, sizlerle paylaşacağım: "Anayasa  Mahkemesinin odak tespitine ilişkin bir kararı var. Bu yaptırıma muhatap bir parti anayasa yapma  girişiminde bulunamaz." Demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan ve hâlen şu anda var olan bir  veya iki veya üç parti bakımından böyle bir değer yargısını ortaya koymak, hele siyaset kurumunun  bir tarafı yönünden böyle bir değer yargısını ortaya koymak, kelimenin veya cümlenin en hafif  anlamıyla, saygısızlıktır!  Bugün, 12 Eylülde, o dönemin siyasal partilerini kapatan felsefe hangi felsefe ise -vesayet  iradesinin kendisi, doğrudan vesayet- şu anda Adalet ve Kalkınma Partimizi odak tespitine mahkûm  eden irade, kişilere, Anayasa Mahkememize büyük saygı içerisinde- üç dakikada ifade edemem- o  irade de aynı iradedir çünkü bir vesayet iradesi. Bakın, Anayasa Mahkemesinin kapatma davasının  gerekçelerini okuyun, davayı redde götürür. Anayasa Mahkememiz, Anayasa'nın 90'ıncı maddesi  yoluyla İnsan Hakları Sözleşmesi'ne yapılan atfı uygulasaydı yine aynı sonuca ulaşamayabilirdi,  Venedik Kriterleri vesaire. Sonra, arkadaşlar, anayasayı yapma yetkisi partilerin değil, milletvekillerinindir,  monopol bir yetkidir, devri mümkün olmayan bir yetkidir. Sayın Faruk Bal kardeşimin millî  egemenliğin kendi parmağına yüklediği özgül ağırlık neyse, Sayın Hakkı Suha Okay'm da parmağının  özgül ağırlığı, Sayın Suat Kılıç'ın da parmağının özgül ağırlığı eşittir ve bu Parlamentoya bu bühtanı,  bu ithamı yakıştıramıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Değerli arkadaşlar, tabii, Anayasa değişikliğiyle ilgili bir proje çalışması var, içeriği henüz belli  değil ama burada yöntem önemli, katılıyorum, keşke uzlaşma zemini, uzlaşma komisyonu olabilse,  katılıyorum ama imkânsızlık hâlinde kurucu iktidar yetkisi ötelenebilecek bir yetki değil. Şahsen biz,  düzenlediğimiz alandaki sorunların yapısını, tabiatını, doğru teşhis yöntemini benimsiyoruz;  müktesebatımızdan, evrimimizden, tecrübelerimizden yararlanıyoruz; dünya bu işi nasıl çözüyor,  nasıl düzenliyor, mukayeseli akıldan faydalanıyoruz ve asla tepkici, reaktif bir anlayış içerisinde  olmayacağız. Eminim ki buradaki bütün arkadaşlar, aziz Türk milleti, proje somutlaştınlıp kurumların  görüşlerine, partilerimizin görüşlerine sunuldukları vakit göreceklerdir ki baştan "hayır" kanaatinde  olanlar dahi vicdanen "evet" noktasına gelebileceklerdir. Şimdi, yargı bağımsızlığından, yargı  tarafsızlığından -olası yargı reformuna yapılan atıf sebebiyle- söz edildi.  Değerli arkadaşlar, vatanı, Kurtuluş Savaşı'yla, kanımızla, canımızla sınırlarını çizdiğimiz bir  toprak parçasından ibaret saymayalım; buna paralel olarak asıl vatan, hukuk ve adalet vatanıdır, haklar  vatanıdır. O adalet ve haklar vatanı konusundaki hassasiyetlere hiçbir milletvekilimizin, hiçbir partimizin  bigâne kalmayacağını ve hassasiyetle üzerinde titrer olacağını düşünüyorum ve bugün bu konuda en  önemli olan, bu temel kabulden sonra, yargı bağımsızlığı, bizim de ilkemiz; yargı tarafsızlığı, tamam,  bizim de ilkemiz; ama bugün bu alanda reform yapılırken üç tane temel bozulmadan bahsetmek isterim:  Bir, bugün Anayasa'mızda yargı erkinin düzenlenmesi sırasında yapılan iki tane temel kurgu, inşa hatası  var. Bir: Tasarımdan doğan bozucu yapı. Bugün, Anayasa Mahkemesinin yapısıyla ilgili, Sayın "Fikret  Eren'e Armağan"da derece alan bir makalem yayınlandı. Çok yakından izledim, mukayeseli vesaire...  Bugün, Anayasa Mahkememizin, kişilere, Mahkememize, Mahkemenin zorunluluğunun gerekliliğine  büyük atıf içerisinde şunu söyleyebilirim: Bugün, Anayasa Mahkememizin yapısı, işlevi tamamen  vesayet iradesini çıkış garantisi olarak mümkün kılacak bir kompozisyonu ortaya çıkarmaktadır. Nasip  olursa o madde değişikliğinde paylaşabiliriz.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Şimdiye kadar yoktu, şimdi niye oldu Sayın İyimaya?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakınız, bütün dünya anayasalarında  genellikle, üyelerde, otoritesi ve şöhreti tartışmasız hukukçu bürokratlar var; bürokratik egemenlik.  - 8 5 8 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 5 9 - ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Kim o ya?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Anayasa Mahkemesi üyelik yapısı. Çok değerli hukukçularımız  var ama bürokratlar var; çok önemli.  ATİLLA KART (Konya) - Hukukçu olmayanlar var.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Muhasebe müdürleri var.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Bu modelleme, yine, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu,  çok zorunlu, çok gerekli ama Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulumuza, yine, kimliğine, kişiliklerine,  her biri, tanıdığım üyelere saygı içinde diyebilirim, bugün, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulumuz,  yapısal olarak Danıştay ve Yargıtay temsilcileri yüksek kuruludur. Burada, Avrupa Birliğindeki, kimi  ülkelerdeki kriterleri, yapılan değerlendirerek bir model oluşturabiliriz.  Yine, yargıyı en fazla bozan, değerli arkadaşlar, koruyucu misyondur. Benim siyaset bilimine  kazandırdığım bir kavram var: Zor zamanlar kararı.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Yargı AKP'li mi olsun?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Zor zamanlar kararı. Bakın, zor zamanlarda, yargının gerçek  tavrı, demokratik tavrı ortaya çıkar. Eğer zor zamanlarda yargı, kararının gerekçesini referans olarak  hukuka dayandırıyorsa, orada yargı bağımsızlığı var demektir, orada erkler aynlığı var demektir,  orada hukukun bürokrasiyi terbiye misyonu işliyor demektir. Şimdi soruyorum: Sayın Mengü makale  yazdılar, 367 kararı kim tarafından benimsendi? Referansı hukuk mu?  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Ne?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Değil, referansı hukuk değil.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Seninle tartışınz onu.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - O kadar kararlar var ki...  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Nedir o?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - .. .tek tek önümde ama saymıyorum.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Anayasa Mahkemesinin kararı...  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Referansı vesayet iradesi, referansı ideoloji, referansı...  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Anayasa Mahkemesinin karannı eleştirme!  AHMET İYİMAYA (Devamla) - ...iktidar kullanma olur ise orada, arkadaşlar, yargı  bağımsızlığı yara alır. O yargı bağımsızlığı, hepimizin yargı bağımsızlığı ve yargımızın tarihsel  misyonu, kötü Anayasa'ya rağmen, Anayasa'yı yorumlarla özgürlükçü ruha kavuşturmaktı. Bu  dönüşümleri yapamadı. Fransa yaptı, İsviçre yaptı, İngiltere yaptı, Almanya yaptı. Bu yargı bizim  yargımız. Biz muhtacız hak ölçümüne ama bu konuda reform kaçınılmaz.  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Tayyip Erdoğan seçmeli.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şimdi, siyasal parti özgürlüğünü bir  teminata bağlayamayan bir anayasa olabilir mi? Siyasal partilerin kapatılmasını, eskimiş olan militan  demokrasi teorisine dayanarak savunan bir siyaset kurumu olabilir mi? Bu sorunların hepsini birlikte  tartışmamız lazım; 3 gram tefekkürle, 1 gram tebessümle tartışmamız lazım.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Hangi siyasi partiler kapatılıyor, hangi? Biraz da siyasi  partilerin kendilerine çeki düzen vermesi gerekmiyor mu Sayın Milletvekilim?
Sayfa 30 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 5 9 - ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Kim o ya?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Anayasa Mahkemesi üyelik yapısı. Çok değerli hukukçularımız  var ama bürokratlar var; çok önemli.  ATİLLA KART (Konya) - Hukukçu olmayanlar var.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Muhasebe müdürleri var.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Bu modelleme, yine, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu,  çok zorunlu, çok gerekli ama Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulumuza, yine, kimliğine, kişiliklerine,  her biri, tanıdığım üyelere saygı içinde diyebilirim, bugün, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulumuz,  yapısal olarak Danıştay ve Yargıtay temsilcileri yüksek kuruludur. Burada, Avrupa Birliğindeki, kimi  ülkelerdeki kriterleri, yapılan değerlendirerek bir model oluşturabiliriz.  Yine, yargıyı en fazla bozan, değerli arkadaşlar, koruyucu misyondur. Benim siyaset bilimine  kazandırdığım bir kavram var: Zor zamanlar kararı.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Yargı AKP'li mi olsun?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Zor zamanlar kararı. Bakın, zor zamanlarda, yargının gerçek  tavrı, demokratik tavrı ortaya çıkar. Eğer zor zamanlarda yargı, kararının gerekçesini referans olarak  hukuka dayandırıyorsa, orada yargı bağımsızlığı var demektir, orada erkler aynlığı var demektir,  orada hukukun bürokrasiyi terbiye misyonu işliyor demektir. Şimdi soruyorum: Sayın Mengü makale  yazdılar, 367 kararı kim tarafından benimsendi? Referansı hukuk mu?  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Ne?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Değil, referansı hukuk değil.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Seninle tartışınz onu.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - O kadar kararlar var ki...  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Nedir o?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - .. .tek tek önümde ama saymıyorum.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Anayasa Mahkemesinin kararı...  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Referansı vesayet iradesi, referansı ideoloji, referansı...  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Anayasa Mahkemesinin karannı eleştirme!  AHMET İYİMAYA (Devamla) - ...iktidar kullanma olur ise orada, arkadaşlar, yargı  bağımsızlığı yara alır. O yargı bağımsızlığı, hepimizin yargı bağımsızlığı ve yargımızın tarihsel  misyonu, kötü Anayasa'ya rağmen, Anayasa'yı yorumlarla özgürlükçü ruha kavuşturmaktı. Bu  dönüşümleri yapamadı. Fransa yaptı, İsviçre yaptı, İngiltere yaptı, Almanya yaptı. Bu yargı bizim  yargımız. Biz muhtacız hak ölçümüne ama bu konuda reform kaçınılmaz.  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Tayyip Erdoğan seçmeli.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şimdi, siyasal parti özgürlüğünü bir  teminata bağlayamayan bir anayasa olabilir mi? Siyasal partilerin kapatılmasını, eskimiş olan militan  demokrasi teorisine dayanarak savunan bir siyaset kurumu olabilir mi? Bu sorunların hepsini birlikte  tartışmamız lazım; 3 gram tefekkürle, 1 gram tebessümle tartışmamız lazım.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Hangi siyasi partiler kapatılıyor, hangi? Biraz da siyasi  partilerin kendilerine çeki düzen vermesi gerekmiyor mu Sayın Milletvekilim?  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 0 - AHMET İYİMAYA (Devamla) - Ve ben sözlerimin sonunda, dün Cumhuriyet Halk Partisi  sözcüsü değerli arkadaşımın, Anayasa'mızın 67'nci maddesinin son fıkrası hükmü sebebiyle bu  altmış günlük referandum hükmünün uygulanamayacağı...  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - 79 da var.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Hepsini, hepsini anlatacağım. Şahin Bey, rahat buyur, ben  yorumu etraflı yaparım, hiç merak etmeyin.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Çok rahatım ben, sıkıntıda olan sensin.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, buradaki mesele şu...  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Siz Anayasa Mahkemesinin kararlarını eleştiriyorsunuz.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Anayasa'mızın 67'nci maddesi, bir, aynen: "Seçim  kanunlarında yapılan değişiklikler -birinci unsur- yayımları tarihinden itibaren bir yıl içerisinde  gerçekleştirilecek seçimlerde uygulanmaz." Bu kuralın mimarı benim, 2001 yılında, mimarı benim.  İzleyen seçimde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın İyimaya, konuşmanızı tamamlayınız, buyurun efendim.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Sayın İyimaya, birlikteydik.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Burada, nedir arkadaşlar? Bir: Bu Anayasa normu. İki: Seçim  kanunları birinci kriter.  Şimdi, atıf hukukuyla seçim hukukunu birbirine karıştırıyoruz. Seçim kanunları... Açıkça,  Anayasa, doğrudan seçim kanunlarıdır. Referandumla seçim kurumsal olarak aynı mı?  Anayasa'mızda ayrı; 175'e bakın, ayrı; 67'ye bakın, birinci fıkraya, ayrı.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Niye 79'u okumuyorsun?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - İki: Demokrasi teorisinde aynı mı? Değil.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - 79'u da oku da anlaşalım.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Birisi yan doğrudan demokrasi aracı, öbürü temsilî demokrasi  aracı.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - 79'u da bir oku.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Üç: Yapı olarak aynı mı? Seçim, partinin veya kişinin yarıştığı  bir halk tasarrufu. Öbürü ne, referandum ne? Obje konusunda, nesne konusundaki görüştür.  Bu yorumun dinlenebilir dayanağı yok. Anayasa'mızın 79'uncu maddesinin son fıkrası, Halk  Oylaması Kanunu'nun l'inci maddesi, 298 sayılı Kanun'un yine l'inci maddesi referandum  bakımından seçim mevzuatına atıf yapıyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın İyimaya, lütfen tamamlayınız konuşmanızı efendim.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Bitti Başkanım.  Kıyas veya yasal analoji, zaten, bir yönüyle benzeyen iki farklı kuruma yapılır. Analojiden  ayniyet üretirseniz hukuk başlangıcında kalırsınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayfa 31 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 0 - AHMET İYİMAYA (Devamla) - Ve ben sözlerimin sonunda, dün Cumhuriyet Halk Partisi  sözcüsü değerli arkadaşımın, Anayasa'mızın 67'nci maddesinin son fıkrası hükmü sebebiyle bu  altmış günlük referandum hükmünün uygulanamayacağı...  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - 79 da var.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Hepsini, hepsini anlatacağım. Şahin Bey, rahat buyur, ben  yorumu etraflı yaparım, hiç merak etmeyin.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Çok rahatım ben, sıkıntıda olan sensin.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, buradaki mesele şu...  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Siz Anayasa Mahkemesinin kararlarını eleştiriyorsunuz.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Anayasa'mızın 67'nci maddesi, bir, aynen: "Seçim  kanunlarında yapılan değişiklikler -birinci unsur- yayımları tarihinden itibaren bir yıl içerisinde  gerçekleştirilecek seçimlerde uygulanmaz." Bu kuralın mimarı benim, 2001 yılında, mimarı benim.  İzleyen seçimde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın İyimaya, konuşmanızı tamamlayınız, buyurun efendim.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Sayın İyimaya, birlikteydik.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Burada, nedir arkadaşlar? Bir: Bu Anayasa normu. İki: Seçim  kanunları birinci kriter.  Şimdi, atıf hukukuyla seçim hukukunu birbirine karıştırıyoruz. Seçim kanunları... Açıkça,  Anayasa, doğrudan seçim kanunlarıdır. Referandumla seçim kurumsal olarak aynı mı?  Anayasa'mızda ayrı; 175'e bakın, ayrı; 67'ye bakın, birinci fıkraya, ayrı.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Niye 79'u okumuyorsun?  AHMET İYİMAYA (Devamla) - İki: Demokrasi teorisinde aynı mı? Değil.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - 79'u da oku da anlaşalım.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Birisi yan doğrudan demokrasi aracı, öbürü temsilî demokrasi  aracı.  ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - 79'u da bir oku.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Üç: Yapı olarak aynı mı? Seçim, partinin veya kişinin yarıştığı  bir halk tasarrufu. Öbürü ne, referandum ne? Obje konusunda, nesne konusundaki görüştür.  Bu yorumun dinlenebilir dayanağı yok. Anayasa'mızın 79'uncu maddesinin son fıkrası, Halk  Oylaması Kanunu'nun l'inci maddesi, 298 sayılı Kanun'un yine l'inci maddesi referandum  bakımından seçim mevzuatına atıf yapıyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın İyimaya, lütfen tamamlayınız konuşmanızı efendim.  AHMET İYİMAYA (Devamla) - Bitti Başkanım.  Kıyas veya yasal analoji, zaten, bir yönüyle benzeyen iki farklı kuruma yapılır. Analojiden  ayniyet üretirseniz hukuk başlangıcında kalırsınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 1 - Değerli arkadaşlar, ben, gerçekten, sosyolojik gelişimi, evrimi, doğrultulan görüyorum. Dünya  dönüyor fakat değişerek ve değiştirerek dönüyor. Bu değişimin dışına kendimizi fırlatmamız mümkün  değil. Zamanın gereklerini yerine getiremeyenler tarih denen zamana göçmek zonanda kalırlar.  Saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsı adına Konya Milletvekili Faruk Bal, buyurun efendim.  (MHP sıralanndan alkışlar)  MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra  sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulmasına İlişkin Kanun Teklifi hakkında Milliyetçi  Hareket Partisinin görüşlerini sunmak üzere huzurunuzdayım. Milliyetçi Hareket Partisi ve şahsım  adına yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, huzurda bulunan ve görüştüğümüz 462 sıra sayılı Kanun Teklifi, Anayasa  değişikliklerinin halkoyuna sunulma usulünü gösteren bir maddesinde değişiklik yapılmasını  öngörmektedir. Bu değişikliğe göre de yüz yirmi günlük halkoyuna sunulma süreci, altmış güne  indirilmektedir. Demek ki bu kanunun özü, bir usul kanunudur. Bu kanun -tabir yerindeyse- bir zarftır.  Zarfın içerisindeki mektup önemlidir. Biz zarfla değil mektupla uğraşacağız.  Değerli arkadaşlarım, eğer yüz yirmi günlük halkoyuna sunulma süresi iktidar partisine mensup  milletvekilleri tarafından fazla gelmiş ise bunun kırk beş güne indirilmesine ilişkin teklife biz Anayasa  Komisyonundayken "Bu bile fazladır, otuz güne indirelim." şeklinde bir beyanda bulunmuştuk ancak  yapılan görüşmeler neticesinde altmış güne çıkanlmıştır. Bu altmış günlük sürenin de fazla olduğu  kanaatimi bir kez daha beyan etmek istiyorum.  Şimdi bu zarfın içine konulacak mektupla ilgili düşüncelerimizi anlatmak istiyorum:  Değerli arkadaşlarım, mektup Anayasa değişikliğidir. Anayasa değişikliği tartışmaları gündeme  geldiğinde ilk akla gelen de 1982 Anayasası'dır. 1982 Anayasası bir ihtilal anayasasıdır. 1982  Anayasası rengini o tarihte yapılan ihtilalin renginden almıştır, o tarihteki ihtilalin ruhuyla da  ayaktadır. Yürürlükte kaldığı on sekiz yıl içerisinde bu Anayasa on dört defa değiştirilmiş ve seksen  dört maddesi de değiştirilmiş olmasına rağmen hâlâ toplumsal bir kabule ulaşamamış, hâlâ tartışılır,  hâlâ Türkiye'nin Anayasa değişikliği açısından gündeminden düşmemiş bir Anayasa'dır.  Milliyetçi Hareket Partisi bu Anayasa'nın değiştirilmesinden yanadır. Milliyetçi Hareket Partisi,  Anayasa'nın üç temel ayak üzerine oturtulması gerektiğine inanmaktadır. Bir, bireyin hak ve hukukunu  evrensel değerlerin geliştirdiği en geniş imkânlara kavuşturabilecek temel hak ve hürriyetlerden her  vatandaşımızın en geniş şekilde istifade etmesine imkân sağlayacak bir Anayasa değişikliği. Diğer  tarafından toplumun birliği, bütünlüğü, genel ahlakı ve sağlığını koruyabilecek nitelikte bir Anayasa  değişikliği ve nihayetinde devleti kurum ve kuruluşlarıyla birlikte iyi işleyen, iyi çalışan bir Anayasa  değişikliği. Böyle bir Anayasa değişikliğine Türkiye'nin 21 'inci yüzyılda ihtiyacı vardır.  Türkiye, 1876 yılından beri Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü engellemek amacıyla Batı'dan  aldığı akla uyarak yapmış olduğu 1876 Anayasası'ndan beri Anayasa tartışmaktadır. Batı'dan alınarak,  akıl alınarak yapılan 1876 Anayasası, Osmanlı İmparatorluğu'nun o tarihte üç kıta coğrafyasında yer  alan bir devlet olmasına rağmen çöküşünü engelleyememiştir. Neticede, 1921 Anayasası'na geldiğimizde,  İmparatorluk'tan geriye Ankara, Kayseri ve Konya'nın bir kısım ilçesi olarak bir avuç toprak kalmıştır.
Sayfa 32 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 1 - Değerli arkadaşlar, ben, gerçekten, sosyolojik gelişimi, evrimi, doğrultulan görüyorum. Dünya  dönüyor fakat değişerek ve değiştirerek dönüyor. Bu değişimin dışına kendimizi fırlatmamız mümkün  değil. Zamanın gereklerini yerine getiremeyenler tarih denen zamana göçmek zonanda kalırlar.  Saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsı adına Konya Milletvekili Faruk Bal, buyurun efendim.  (MHP sıralanndan alkışlar)  MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra  sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulmasına İlişkin Kanun Teklifi hakkında Milliyetçi  Hareket Partisinin görüşlerini sunmak üzere huzurunuzdayım. Milliyetçi Hareket Partisi ve şahsım  adına yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, huzurda bulunan ve görüştüğümüz 462 sıra sayılı Kanun Teklifi, Anayasa  değişikliklerinin halkoyuna sunulma usulünü gösteren bir maddesinde değişiklik yapılmasını  öngörmektedir. Bu değişikliğe göre de yüz yirmi günlük halkoyuna sunulma süreci, altmış güne  indirilmektedir. Demek ki bu kanunun özü, bir usul kanunudur. Bu kanun -tabir yerindeyse- bir zarftır.  Zarfın içerisindeki mektup önemlidir. Biz zarfla değil mektupla uğraşacağız.  Değerli arkadaşlarım, eğer yüz yirmi günlük halkoyuna sunulma süresi iktidar partisine mensup  milletvekilleri tarafından fazla gelmiş ise bunun kırk beş güne indirilmesine ilişkin teklife biz Anayasa  Komisyonundayken "Bu bile fazladır, otuz güne indirelim." şeklinde bir beyanda bulunmuştuk ancak  yapılan görüşmeler neticesinde altmış güne çıkanlmıştır. Bu altmış günlük sürenin de fazla olduğu  kanaatimi bir kez daha beyan etmek istiyorum.  Şimdi bu zarfın içine konulacak mektupla ilgili düşüncelerimizi anlatmak istiyorum:  Değerli arkadaşlarım, mektup Anayasa değişikliğidir. Anayasa değişikliği tartışmaları gündeme  geldiğinde ilk akla gelen de 1982 Anayasası'dır. 1982 Anayasası bir ihtilal anayasasıdır. 1982  Anayasası rengini o tarihte yapılan ihtilalin renginden almıştır, o tarihteki ihtilalin ruhuyla da  ayaktadır. Yürürlükte kaldığı on sekiz yıl içerisinde bu Anayasa on dört defa değiştirilmiş ve seksen  dört maddesi de değiştirilmiş olmasına rağmen hâlâ toplumsal bir kabule ulaşamamış, hâlâ tartışılır,  hâlâ Türkiye'nin Anayasa değişikliği açısından gündeminden düşmemiş bir Anayasa'dır.  Milliyetçi Hareket Partisi bu Anayasa'nın değiştirilmesinden yanadır. Milliyetçi Hareket Partisi,  Anayasa'nın üç temel ayak üzerine oturtulması gerektiğine inanmaktadır. Bir, bireyin hak ve hukukunu  evrensel değerlerin geliştirdiği en geniş imkânlara kavuşturabilecek temel hak ve hürriyetlerden her  vatandaşımızın en geniş şekilde istifade etmesine imkân sağlayacak bir Anayasa değişikliği. Diğer  tarafından toplumun birliği, bütünlüğü, genel ahlakı ve sağlığını koruyabilecek nitelikte bir Anayasa  değişikliği ve nihayetinde devleti kurum ve kuruluşlarıyla birlikte iyi işleyen, iyi çalışan bir Anayasa  değişikliği. Böyle bir Anayasa değişikliğine Türkiye'nin 21 'inci yüzyılda ihtiyacı vardır.  Türkiye, 1876 yılından beri Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü engellemek amacıyla Batı'dan  aldığı akla uyarak yapmış olduğu 1876 Anayasası'ndan beri Anayasa tartışmaktadır. Batı'dan alınarak,  akıl alınarak yapılan 1876 Anayasası, Osmanlı İmparatorluğu'nun o tarihte üç kıta coğrafyasında yer  alan bir devlet olmasına rağmen çöküşünü engelleyememiştir. Neticede, 1921 Anayasası'na geldiğimizde,  İmparatorluk'tan geriye Ankara, Kayseri ve Konya'nın bir kısım ilçesi olarak bir avuç toprak kalmıştır.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 1  Değerli arkadaşlarım, 1876 yılındaki Anayasa, 1921 yılma kadar geliştirdiği süreç içerisinde "Niçin  bu İmparatorluk çökmüştür?", "Niçin bir Kurtuluş Savaşı verilmiştir?" ve "Niçin bir millî devlet, bir  üniter devlet kurulmaktadır?" sorularının cevabını 1921 Anayasası vermektedir. Kurtuluş Savaşı  Kuvayımilliye mhuyla kazanıldıktan ve imparatorluktan, çok hukukluluktan millî bir devlete geçildikten  sonra, 1924 Anayasası ise devletin şeklini bu tecrübenin ışığında "cumhuriyet" olarak belirlemiştir.  1960 Anayasası bir ihtilal anayasasıdır. 1982 Anayasası da bir ihtilal anayasasıdır. Bu son iki anayasadan  ilki, yani 1961 Anayasası, sonradan topluma "bol gelen elbise" olarak takdim edilmiş ancak temel hak  ve hürriyetleri genişleten ve çoğunluk hegemonyasına karşı sivil toplum örgütlerini ve demokratik  denge unsurlarını ortaya koyan bir anayasa olarak anayasa hukukumuzda yer almıştır. 1982 Anayasası  da ortaya çıkan -bol gelen Anayasa'nın yarattığı- toplumsal çatışmalardan güçlü bir devlet ve iktidar  yaratan bir anayasadır ve bu nitelikleri itibarıyla Türkiye, bugün geldiğimiz süreçte, anayasalarını tartışa  tartışa yüz kırk dört yılını harcamış olan bir ülkedir ve 21 'inci yüzyıla geldiğimizde artık bu Anayasa'nın  tartışmasız bir şekilde, toplumun tüm kesimleri tarafından kabul edilebilir hâle gelmesi gerekmektedir.  İşte bu açıdan Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim Anayasa değişikliklerinde belirlediğimiz  ilkeleri yüce heyetin bilgisine sunmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi: Bilimsel değerine uygun olarak  anayasalar bir toplumsal sözleşmedir. Jean Jacques Rousseau'dan beri bu kimliği değişmemiştir ve  değişmeyecektir. O zaman "Anayasa değişikliği" diye ifade ettiğimiz hususların toplumsal bir  sözleşme hâline gelebilmesi gerekir. Bunun için, ikinci paragrafta ifade ettiğimiz toplumsal sözleşmeyi  elde edebilmek için toplumsal bir mutabakata ulaşmamız gerekmektedir.  Değerli arkadaşlarım, toplumsal bir mutabakata 72,5 milyonun ulaşabileceği zemin, 72,5 milletin  mümessili olan, millî iradenin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi zeminidir. Türkiye Büyük  Millet Meclisinde siyasi partiler toplumsal uzlaşmaya ulaşabilmek için bir uzlaşma komisyonu kurmak  ve uzlaşma komisyonunun ortaya koyduğu değerler itibarıyla uzlaşılabilen konulan bir metin hâline  dönüştürmek ve bu metni de kamuoyuna ilan etmek suretiyle hangi konularda milletin temsilcilerinin  Anayasa değişikliği konusunda anlaşabildiğim onlann bilgisine sunmaktır. Kirli bilgilerden millî birliği,  millî düşünceyi, millî iradeyi anndırarak gerçek kimliğine dönüştürmemiz gerekmektedir. İşte bu uzlaşma  komisyonunun ortaya koyacağı metne biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak "Demokratik sözleşme."  diyoruz. Bu demokratik sözleşme topluma anlaülmalı, millete anlatılmalı, millet de hem devletin temeli  hem milletin temeli hem de bireyin temel haklannı düzenleyen Anayasa'da, partiler, ne gibi bir değişiklik  yapılacağını bilmeli ve önümüzdeki seçimde iradesini ona göre koyarak bu Meclisi oluşturmalıdır. İşte,*  belki, AKP'nin anlaması gereken en önemli konu budur. "Kurucu iktidar" dediğimiz -anayasa  hukukunda- "tali kurucu iktidar" dediğimiz, "milletin iradesinin tecellisi" dediğimiz tartışmalan, sorunlan  kökünden çözecek ve ileride anayasa yapıldığı takdirde, bu gibi konular ile sakatlık iddiasında  bulunulmayacak, bu gibi konular ile eleştirilmeyecek bir anayasa ortaya çıkarabileceğiz.  Değerli arkadaşlarım, demek ki son olarak bu bağlam içerisinde bu Anayasa değişikliklerinin, toplumsal  bir mutabakaün sağlanması, demokratik bir sözleşmeye dönüştürülmesi ve halkın iradesinin buna göre tecelli  etmesinden sonra 24'üncü Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yapılması gerekir.  O dönemde de yapılacak işlerde Milliyetçi Hareket Partisinin Anayasa değişikliğiyle ilgili  düşüncelerini sizlerle birkaç cümle içerisinde paylaşmak isterim.  Değerli arkadaşlanm, Milliyetçi Hareket Partisi, biraz önce sıraladığım 1876 Anayasası'nın Osmanlı  İmparatorluğu'nu çökmekten kurtaramayışının sebeplerini tetkik ve tahlil etmiştir. Milliyetçi Hareket  Partisi çok hukuklu, çok uluslu imparatorluk düzeninden 1921 Anayasası ile millî bir devlete geçişi tetkik  etmiştir, incelemiştir, analiz etmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi tebaa düzeninden, Osmanlı tebaası  düzeninden cumhuriyetin vatandaşlık düzenine geçişini incelemiştir, değerlendirmiştir. Milliyetçi Hareket  Partisi 1961 Anayasası'nın sebeplerini ve bol gelen neticelerini incelemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi  1982 Anayasası'nın sebeplerini, toplumsal gerilim ve tartışma ortamlannı incelemiş ve topluma dar gelen  sebeplerini incelemiştir ve netice itibanyla Anayasa değişikliği konusunda şu öz düşüncelere varmıştır:  - 8 6 2 -
Sayfa 33 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 1  Değerli arkadaşlarım, 1876 yılındaki Anayasa, 1921 yılma kadar geliştirdiği süreç içerisinde "Niçin  bu İmparatorluk çökmüştür?", "Niçin bir Kurtuluş Savaşı verilmiştir?" ve "Niçin bir millî devlet, bir  üniter devlet kurulmaktadır?" sorularının cevabını 1921 Anayasası vermektedir. Kurtuluş Savaşı  Kuvayımilliye mhuyla kazanıldıktan ve imparatorluktan, çok hukukluluktan millî bir devlete geçildikten  sonra, 1924 Anayasası ise devletin şeklini bu tecrübenin ışığında "cumhuriyet" olarak belirlemiştir.  1960 Anayasası bir ihtilal anayasasıdır. 1982 Anayasası da bir ihtilal anayasasıdır. Bu son iki anayasadan  ilki, yani 1961 Anayasası, sonradan topluma "bol gelen elbise" olarak takdim edilmiş ancak temel hak  ve hürriyetleri genişleten ve çoğunluk hegemonyasına karşı sivil toplum örgütlerini ve demokratik  denge unsurlarını ortaya koyan bir anayasa olarak anayasa hukukumuzda yer almıştır. 1982 Anayasası  da ortaya çıkan -bol gelen Anayasa'nın yarattığı- toplumsal çatışmalardan güçlü bir devlet ve iktidar  yaratan bir anayasadır ve bu nitelikleri itibarıyla Türkiye, bugün geldiğimiz süreçte, anayasalarını tartışa  tartışa yüz kırk dört yılını harcamış olan bir ülkedir ve 21 'inci yüzyıla geldiğimizde artık bu Anayasa'nın  tartışmasız bir şekilde, toplumun tüm kesimleri tarafından kabul edilebilir hâle gelmesi gerekmektedir.  İşte bu açıdan Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim Anayasa değişikliklerinde belirlediğimiz  ilkeleri yüce heyetin bilgisine sunmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi: Bilimsel değerine uygun olarak  anayasalar bir toplumsal sözleşmedir. Jean Jacques Rousseau'dan beri bu kimliği değişmemiştir ve  değişmeyecektir. O zaman "Anayasa değişikliği" diye ifade ettiğimiz hususların toplumsal bir  sözleşme hâline gelebilmesi gerekir. Bunun için, ikinci paragrafta ifade ettiğimiz toplumsal sözleşmeyi  elde edebilmek için toplumsal bir mutabakata ulaşmamız gerekmektedir.  Değerli arkadaşlarım, toplumsal bir mutabakata 72,5 milyonun ulaşabileceği zemin, 72,5 milletin  mümessili olan, millî iradenin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi zeminidir. Türkiye Büyük  Millet Meclisinde siyasi partiler toplumsal uzlaşmaya ulaşabilmek için bir uzlaşma komisyonu kurmak  ve uzlaşma komisyonunun ortaya koyduğu değerler itibarıyla uzlaşılabilen konulan bir metin hâline  dönüştürmek ve bu metni de kamuoyuna ilan etmek suretiyle hangi konularda milletin temsilcilerinin  Anayasa değişikliği konusunda anlaşabildiğim onlann bilgisine sunmaktır. Kirli bilgilerden millî birliği,  millî düşünceyi, millî iradeyi anndırarak gerçek kimliğine dönüştürmemiz gerekmektedir. İşte bu uzlaşma  komisyonunun ortaya koyacağı metne biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak "Demokratik sözleşme."  diyoruz. Bu demokratik sözleşme topluma anlaülmalı, millete anlatılmalı, millet de hem devletin temeli  hem milletin temeli hem de bireyin temel haklannı düzenleyen Anayasa'da, partiler, ne gibi bir değişiklik  yapılacağını bilmeli ve önümüzdeki seçimde iradesini ona göre koyarak bu Meclisi oluşturmalıdır. İşte,*  belki, AKP'nin anlaması gereken en önemli konu budur. "Kurucu iktidar" dediğimiz -anayasa  hukukunda- "tali kurucu iktidar" dediğimiz, "milletin iradesinin tecellisi" dediğimiz tartışmalan, sorunlan  kökünden çözecek ve ileride anayasa yapıldığı takdirde, bu gibi konular ile sakatlık iddiasında  bulunulmayacak, bu gibi konular ile eleştirilmeyecek bir anayasa ortaya çıkarabileceğiz.  Değerli arkadaşlarım, demek ki son olarak bu bağlam içerisinde bu Anayasa değişikliklerinin, toplumsal  bir mutabakaün sağlanması, demokratik bir sözleşmeye dönüştürülmesi ve halkın iradesinin buna göre tecelli  etmesinden sonra 24'üncü Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yapılması gerekir.  O dönemde de yapılacak işlerde Milliyetçi Hareket Partisinin Anayasa değişikliğiyle ilgili  düşüncelerini sizlerle birkaç cümle içerisinde paylaşmak isterim.  Değerli arkadaşlanm, Milliyetçi Hareket Partisi, biraz önce sıraladığım 1876 Anayasası'nın Osmanlı  İmparatorluğu'nu çökmekten kurtaramayışının sebeplerini tetkik ve tahlil etmiştir. Milliyetçi Hareket  Partisi çok hukuklu, çok uluslu imparatorluk düzeninden 1921 Anayasası ile millî bir devlete geçişi tetkik  etmiştir, incelemiştir, analiz etmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi tebaa düzeninden, Osmanlı tebaası  düzeninden cumhuriyetin vatandaşlık düzenine geçişini incelemiştir, değerlendirmiştir. Milliyetçi Hareket  Partisi 1961 Anayasası'nın sebeplerini ve bol gelen neticelerini incelemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi  1982 Anayasası'nın sebeplerini, toplumsal gerilim ve tartışma ortamlannı incelemiş ve topluma dar gelen  sebeplerini incelemiştir ve netice itibanyla Anayasa değişikliği konusunda şu öz düşüncelere varmıştır:  - 8 6 2 - TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 6 3 - Birincisi: Anayasa değişikliğinde Milliyetçi Hareket Partisi üniter devlet yapısının bozulması,  aşındırılması, zedelenmesiyle ilgili hiçbir düşünceyi tartışma konusu yapmayacaktır, değerlendirmeye  almayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisinin Anayasa değişikliğindeki ilk kırmızı çizgisi üniter devlet  yapısından asla, kat'â taviz verilmeyeceği şeklindedir.  İkincisi: Bin yılda kurduğumuz kardeşlik hukukunu bozacak, millî birliğimizi bozacak, millî  bütünlüğümüzü bozacak, bu değerli kavramları mozaiklere ayrıştıracak, "Türkiyelilik" gibi bir ucube  çerçevesi içerisinde "Türk" kimliğini reddedecek, ikinci sınıf kimlik hâline getirecek tartışmaların  içinde, dışında, kıyısında, ortasında olmayacağız. Bu konuları asla bir Anayasa tartışması olarak  değerlendirmeyeceğiz çünkü bunlar 1921, 1924 anayasalarında ve Lozan'da çözülmüştür.  Değerli arkadaşlarım, Anayasa tartışmalarında cumhuriyetin temel niteliklerini asla tartışmayacağız  çünkü bu devlet bir kurtuluş savaşıyla kurulmuştur. "Kurucu iktidar her şeyi yapar, her şeye kadirdir."  laflan ile cumhuriyetin kuruluş sebepleri tartışılamaz, cumhuriyetin ilkeleri ve nitelikleri değiştirilemez.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, Anayasa değişikliklerinde bunların tamamına karşı olacağız.  Bu devletin siyasi yönetim biçimi parlamenter demokrasidir. Parlamenter demokrasi kuvvetler  aynlığı ilkesine dayanmaktadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesini değiştirecek başkanlık, yarı başkanlık ya  da ucube bir cumhurbaşkanlığı sistemi ya da ucube bir başbakanlık sistemi gibi ucube düşüncelerin  ve tekliflerin tam karşısında olacağız.  Milliyetçi Hareket Partisi, bunun doğal sonucu olarak kuvvetlerin denge ve denetim  mekanizması, yani yasama erkinin, yürütme erkinin denge ve denetim mekanizmalannı bozacak,  yargı bağımsızlığını zedeleyecek, hâkim teminatını zedeleyecek fikirlerin, düşüncelerin, Anayasa  değişikliklerinin tam karşısında olacaktır.  Bu şekilde ilkelerimizi özetle ifade ettikten sonra, Anayasa değişikliğiyle ilgili olmak üzere bugünkü  kanunun içine gireceğini düşündüğümüz ilk mektupla ilgili düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan sanıyorum dün "A'dan Z'ye bir Anayasa değişikliğini  konuşmuyoruz." diyerek, yargı reformunun, yirmi yedi AB ülkesi ve dünya genelindeki düzenlemelerin  benzeri olacağını da kaydetti. Demek ki ilk değişiklik teklifi bir bütün hâlinde gelmeyecektir, sadece  "yargı reformu" adı altında gelecektir.  Değerli arkadaşlarım, bunun adını doğru koyalım. Şu "reform" kelimesi, Fransızların "Niçin  Fransız İhtilali'ni yaptık?" diye pişman olacaklan kadar yanlış kullanılan bir kelimedir. "Reform" ke­ limesi eğer hakikaten yeniden şekillendirme, yani o tarihi, o içi dolu anlamı ile kullanılacak ise bir  diyeceğimiz yok. O takdirde bu değişikliklerin reformla bir alakası yok.  "Yeniden şekillendirme" diye, şu şekli şu şekle dönüştüreceğim anlamında kullanılacaksa, o  zaman bunun adı "reform" olmuyor, "Benim yaptığım, benim yaptığım." şeklinde oluyor.  Değerli arkadaşlanm, şimdi, altı yedi -belki "altı yedi" demek yanlış olur- dört beş yıllık ara­ dan sonra, AKP'nin Avrupa Birliği hayal ticareti yeniden başlamıştır. Ancak bu ticaret iflas etmiştir.  Bu ticaret... Değerli arkadaşlanm, bunu gerçek olarak görelim ve anlayalım.  Şimdi, burada Avrupa Birliğinden sorumlu Sayın Bakan var; o, lütfen şu sorunun cevabını ver­ sin ve bu hayal ticaretini bir düzeltelim.  Birincisi, bütün Avrupa Birliğinin dediklerinin hepsini yapsak, tüm müktesebata uysak, Avrupa  Birliğine girişle ilgili son söz Güney Kıbns Rum kesiminin "evet" lafına bağlı değil midir? Evet.  İkincisi, Fransa, Anayasa'sım değiştirdi, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliğini referanduma  tabi tutacak mıdır? Evet. Fransa'nın köylerini, mahallelerini, caddelerini, sokaklannı gezerek nasıl,  "Ey Fransızlar, bizi üye olarak alın." diyeceğiz de bunu kabul ettirebileceğiz?
Sayfa 34 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 6 3 - Birincisi: Anayasa değişikliğinde Milliyetçi Hareket Partisi üniter devlet yapısının bozulması,  aşındırılması, zedelenmesiyle ilgili hiçbir düşünceyi tartışma konusu yapmayacaktır, değerlendirmeye  almayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisinin Anayasa değişikliğindeki ilk kırmızı çizgisi üniter devlet  yapısından asla, kat'â taviz verilmeyeceği şeklindedir.  İkincisi: Bin yılda kurduğumuz kardeşlik hukukunu bozacak, millî birliğimizi bozacak, millî  bütünlüğümüzü bozacak, bu değerli kavramları mozaiklere ayrıştıracak, "Türkiyelilik" gibi bir ucube  çerçevesi içerisinde "Türk" kimliğini reddedecek, ikinci sınıf kimlik hâline getirecek tartışmaların  içinde, dışında, kıyısında, ortasında olmayacağız. Bu konuları asla bir Anayasa tartışması olarak  değerlendirmeyeceğiz çünkü bunlar 1921, 1924 anayasalarında ve Lozan'da çözülmüştür.  Değerli arkadaşlarım, Anayasa tartışmalarında cumhuriyetin temel niteliklerini asla tartışmayacağız  çünkü bu devlet bir kurtuluş savaşıyla kurulmuştur. "Kurucu iktidar her şeyi yapar, her şeye kadirdir."  laflan ile cumhuriyetin kuruluş sebepleri tartışılamaz, cumhuriyetin ilkeleri ve nitelikleri değiştirilemez.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, Anayasa değişikliklerinde bunların tamamına karşı olacağız.  Bu devletin siyasi yönetim biçimi parlamenter demokrasidir. Parlamenter demokrasi kuvvetler  aynlığı ilkesine dayanmaktadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesini değiştirecek başkanlık, yarı başkanlık ya  da ucube bir cumhurbaşkanlığı sistemi ya da ucube bir başbakanlık sistemi gibi ucube düşüncelerin  ve tekliflerin tam karşısında olacağız.  Milliyetçi Hareket Partisi, bunun doğal sonucu olarak kuvvetlerin denge ve denetim  mekanizması, yani yasama erkinin, yürütme erkinin denge ve denetim mekanizmalannı bozacak,  yargı bağımsızlığını zedeleyecek, hâkim teminatını zedeleyecek fikirlerin, düşüncelerin, Anayasa  değişikliklerinin tam karşısında olacaktır.  Bu şekilde ilkelerimizi özetle ifade ettikten sonra, Anayasa değişikliğiyle ilgili olmak üzere bugünkü  kanunun içine gireceğini düşündüğümüz ilk mektupla ilgili düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan sanıyorum dün "A'dan Z'ye bir Anayasa değişikliğini  konuşmuyoruz." diyerek, yargı reformunun, yirmi yedi AB ülkesi ve dünya genelindeki düzenlemelerin  benzeri olacağını da kaydetti. Demek ki ilk değişiklik teklifi bir bütün hâlinde gelmeyecektir, sadece  "yargı reformu" adı altında gelecektir.  Değerli arkadaşlarım, bunun adını doğru koyalım. Şu "reform" kelimesi, Fransızların "Niçin  Fransız İhtilali'ni yaptık?" diye pişman olacaklan kadar yanlış kullanılan bir kelimedir. "Reform" ke­ limesi eğer hakikaten yeniden şekillendirme, yani o tarihi, o içi dolu anlamı ile kullanılacak ise bir  diyeceğimiz yok. O takdirde bu değişikliklerin reformla bir alakası yok.  "Yeniden şekillendirme" diye, şu şekli şu şekle dönüştüreceğim anlamında kullanılacaksa, o  zaman bunun adı "reform" olmuyor, "Benim yaptığım, benim yaptığım." şeklinde oluyor.  Değerli arkadaşlanm, şimdi, altı yedi -belki "altı yedi" demek yanlış olur- dört beş yıllık ara­ dan sonra, AKP'nin Avrupa Birliği hayal ticareti yeniden başlamıştır. Ancak bu ticaret iflas etmiştir.  Bu ticaret... Değerli arkadaşlanm, bunu gerçek olarak görelim ve anlayalım.  Şimdi, burada Avrupa Birliğinden sorumlu Sayın Bakan var; o, lütfen şu sorunun cevabını ver­ sin ve bu hayal ticaretini bir düzeltelim.  Birincisi, bütün Avrupa Birliğinin dediklerinin hepsini yapsak, tüm müktesebata uysak, Avrupa  Birliğine girişle ilgili son söz Güney Kıbns Rum kesiminin "evet" lafına bağlı değil midir? Evet.  İkincisi, Fransa, Anayasa'sım değiştirdi, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliğini referanduma  tabi tutacak mıdır? Evet. Fransa'nın köylerini, mahallelerini, caddelerini, sokaklannı gezerek nasıl,  "Ey Fransızlar, bizi üye olarak alın." diyeceğiz de bunu kabul ettirebileceğiz?  TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 6 4 - Avusturya, Anayasa'sına bu konuda hüküm koymadı mı? Avusturyalı seçmeni nasıl ikna edeceğiz  "Gelin, bizi Avrupa Birliğine alın." diyeceğiz? Hâlâ beyinlerinde İkinci Viyana Kuşatması'nın izleri  var, yüzde 95'i Türkiye'yi istemiyor! O zaman bu bir hayal ticaretidir ve hayal ticareti iflas etmiştir,  iflastan sonra günü gelindi sıkışıldı, Avrupa Birliğine tekrar sarılınmıştır.  Değerli arkadaşlarım, bu Avrupa Birliği müktesebatı...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Bırakalım mı Avrupa Birliğini?  FARUK BAL (Devamla) - Dinle beni, dinle, öğreneceğiniz çok şey var. Bu "Avrupa Birliği" de­ nilen şey, müktesebatı, evrensel insan haklan ve hukukunun bir parçasıdır, tamamı değildir. Evren­ sel, insanlığın geliştirdiği insan haklarının, hukukun, demokrasinin bir parçasıdır, tamamı değildir.  Türk milleti, inançları, kültürü ve yarattığı değerler itibarıyla bu insani değerlerin, evrensel de­ ğerlerin oluşmasına dünyada en büyük katkıda bulunan millettir; üç kıtada, altı yüz yıl, en hızlı ula­ şım aracının at olduğu bir devirde insanlar arasında din, dil, ırk, soy sop aynmı yapmadan adaleti  sunabilmiş bir millettir. Yarattığımız medeniyetlerden insanlık istifade etmiştir ve İslam ile müşer­ ref olduktan sonra onun değerleriyle de bütünleşen değerlerimiz evrensel değerlere katkıda bulun­ muştur.  İşte, "Avrupa Birliği müktesebatı" dediğiniz ifadelerin önemli bir kısmı 19'uncu ve 20'nci yüz­ yıldan sonra ortaya çıkan metinlerden ibarettir. Özü...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Niye çıkardık uyum paketlerini?  FARUK BAL (Devamla) - Sesini kes ve beni dinle!  Sayın Başkan, siz de bana müdahale ettirmeyin.  BAŞKAN - Sayın Tunç...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Uyum paketlerini niye çıkardık o zaman?  FARUK BAL (Devamla) - Uyum paketinde her şey var.  BAŞKAN - Sayın Tunç, sataşmayın.  Sayın Bal, siz de lütfen ifadelerinizde daha dikkatli olun.  FARUK BAL (Devamla) - Değerli arkadaşlanm, Avrupa Birliğine onurlu bir şekilde gireceksek,  önce, Sayın Bakanın Avrupa Birliğine müracaat ederek Fransa'nın, Avrupa Birliğine müracaat ederek  Avusturya'nın kendi iç hukukunu birlik geleceğine uygun olarak düzenlemesini talep etmesi gerekir,  ondan sonra yürüyecek yolumuz vardır.  Şimdi, Avrupa Birliği müktesebatı budur. Avrupa Birliğinin toplam 27 ülkesinin anayasa  çalışmalannın hepsini toplayın, bakın, bizdeki Anayasa çalışmalarının zekâtı edecek midir?  1876 Anayasamız 7 defa değişmiştir, 36 maddesinde değişiklik yapmışız; bir tecrübedir bu.  1921 Anayasamız 1 defa değişmiş, 6 maddesini değiştirmişiz; bir tecrübedir bu. 1924 Anayasası 5  defa değişmiştir, 21 maddesi değişmiştir; bir tecrübedir. 1961 Anayasası 7 defa değişmiş, 54 maddesi  değişmiştir; bir tecrübedir. 1982 Anayasası 15 defa değişmiş, 84 maddesi değişmiştir; bir tecrübedir.  Yekûn 5 anayasa yapmışız, 35 defa değiştirmişiz ve 199 maddesinde değişiklik yapmışız. Avrupa  Birliği müktesebatını oluşturan 27 ülkenin iç hukuku, dış hukuku, müktesebatı, toplayın bakalım bu  kadar bir tecrübesi var mı? O zaman Avrupa'nın bizden öğreneceği var. Bir adam gibi olalım, bir  devlet yönetmesini öğrenelim ve kendi değerlerimizle birlikte Avrupa'ya da ışık saçabilecek bir millî  anayasa yapmasını becerelim.
Sayfa 35 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 6 4 - Avusturya, Anayasa'sına bu konuda hüküm koymadı mı? Avusturyalı seçmeni nasıl ikna edeceğiz  "Gelin, bizi Avrupa Birliğine alın." diyeceğiz? Hâlâ beyinlerinde İkinci Viyana Kuşatması'nın izleri  var, yüzde 95'i Türkiye'yi istemiyor! O zaman bu bir hayal ticaretidir ve hayal ticareti iflas etmiştir,  iflastan sonra günü gelindi sıkışıldı, Avrupa Birliğine tekrar sarılınmıştır.  Değerli arkadaşlarım, bu Avrupa Birliği müktesebatı...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Bırakalım mı Avrupa Birliğini?  FARUK BAL (Devamla) - Dinle beni, dinle, öğreneceğiniz çok şey var. Bu "Avrupa Birliği" de­ nilen şey, müktesebatı, evrensel insan haklan ve hukukunun bir parçasıdır, tamamı değildir. Evren­ sel, insanlığın geliştirdiği insan haklarının, hukukun, demokrasinin bir parçasıdır, tamamı değildir.  Türk milleti, inançları, kültürü ve yarattığı değerler itibarıyla bu insani değerlerin, evrensel de­ ğerlerin oluşmasına dünyada en büyük katkıda bulunan millettir; üç kıtada, altı yüz yıl, en hızlı ula­ şım aracının at olduğu bir devirde insanlar arasında din, dil, ırk, soy sop aynmı yapmadan adaleti  sunabilmiş bir millettir. Yarattığımız medeniyetlerden insanlık istifade etmiştir ve İslam ile müşer­ ref olduktan sonra onun değerleriyle de bütünleşen değerlerimiz evrensel değerlere katkıda bulun­ muştur.  İşte, "Avrupa Birliği müktesebatı" dediğiniz ifadelerin önemli bir kısmı 19'uncu ve 20'nci yüz­ yıldan sonra ortaya çıkan metinlerden ibarettir. Özü...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Niye çıkardık uyum paketlerini?  FARUK BAL (Devamla) - Sesini kes ve beni dinle!  Sayın Başkan, siz de bana müdahale ettirmeyin.  BAŞKAN - Sayın Tunç...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Uyum paketlerini niye çıkardık o zaman?  FARUK BAL (Devamla) - Uyum paketinde her şey var.  BAŞKAN - Sayın Tunç, sataşmayın.  Sayın Bal, siz de lütfen ifadelerinizde daha dikkatli olun.  FARUK BAL (Devamla) - Değerli arkadaşlanm, Avrupa Birliğine onurlu bir şekilde gireceksek,  önce, Sayın Bakanın Avrupa Birliğine müracaat ederek Fransa'nın, Avrupa Birliğine müracaat ederek  Avusturya'nın kendi iç hukukunu birlik geleceğine uygun olarak düzenlemesini talep etmesi gerekir,  ondan sonra yürüyecek yolumuz vardır.  Şimdi, Avrupa Birliği müktesebatı budur. Avrupa Birliğinin toplam 27 ülkesinin anayasa  çalışmalannın hepsini toplayın, bakın, bizdeki Anayasa çalışmalarının zekâtı edecek midir?  1876 Anayasamız 7 defa değişmiştir, 36 maddesinde değişiklik yapmışız; bir tecrübedir bu.  1921 Anayasamız 1 defa değişmiş, 6 maddesini değiştirmişiz; bir tecrübedir bu. 1924 Anayasası 5  defa değişmiştir, 21 maddesi değişmiştir; bir tecrübedir. 1961 Anayasası 7 defa değişmiş, 54 maddesi  değişmiştir; bir tecrübedir. 1982 Anayasası 15 defa değişmiş, 84 maddesi değişmiştir; bir tecrübedir.  Yekûn 5 anayasa yapmışız, 35 defa değiştirmişiz ve 199 maddesinde değişiklik yapmışız. Avrupa  Birliği müktesebatını oluşturan 27 ülkenin iç hukuku, dış hukuku, müktesebatı, toplayın bakalım bu  kadar bir tecrübesi var mı? O zaman Avrupa'nın bizden öğreneceği var. Bir adam gibi olalım, bir  devlet yönetmesini öğrenelim ve kendi değerlerimizle birlikte Avrupa'ya da ışık saçabilecek bir millî  anayasa yapmasını becerelim.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 5 - Değerli arkadaşlarım, demek ki bu Avrupa Birliği eksenine sarılmak bir mazeretten ibarettir.  Avrupa Birliği ekseni, çerçevesi içerisinde günü geldiğinde müracaat edilecek bir kapı olarak  değerlendirmeyi bırakalım. Milletin kendi iradesine tabi olabilecek, milletin kendi iradesinin  tecelligâhı olan bu Mecliste, bu gazi Mecliste, bu Kurtuluş Savaşı veren Mecliste, 21'inci yüzyıla  bakan, 21 'inci yüzyılı kucaklayan ve bir daha tartışmayı ortadan kaldıran, Anayasa mevzusunda yüz  kırk dört yıllık bir tartışmayı sona erdiren bir çerçeve içerisinde, kendimize yakışan, evrensel  değerlerle buluşan bir anayasa yapalım.  Değerli arkadaşlanm, Sayın Adalet Bakanı da "Avrupa Birliği müktesebatına uygun yapıyoruz." dedi  bu Anayasa'yı ve Adalet Bakanlığı bütçesi görüşülürken -zabıtlardan okuyorum- aynen şunlan söyledi:  "8-10 Haziran 2009 tarihinde -yargı reformuyla ilgili ifade ediyor Sayın Bakan- Anayasa Mahkemesi,  Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, Millî Savunma Bakanlığı, Barolar  Birliği, Noterler Birliği ve Yükseköğretim Kurulu temsilcilerinden oluşan bir çalıştay yapılmıştır. Yargı  reformuyla ilgili bu çalıştayda herkes düşüncesini ortaya koymuştur. Bunlar tartışılmış ve bir mutabakata  vanlmıştır. Bu mutabakat zapü da imzalanmıştır. Buna uygun olarak da bir yargı reformu stratejisi ve eylem  planı oluşturulmuştur." diyerek, burada Adalet Bakanı sıfatıyla değerli milletvekillerine bu bilgiyi vermiştir.  Değerli arkadaşlarım, Adalet Bakanının doğru söylediğini ümit ederdim, hele hele Meclisin  huzurunda doğru söylediğini varsaymak isterdim. Ancak, Barolar Birliğinin kamuoyuna yansıyan  feryadı figanını duyunca, Sayın Yargıtay Başkanının kamuoyuna yansıyan feryadı figanını duyunca,  Sayın Danıştay Başkanının kamuoyuna yansıyan feryadı figanını duyunca, Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulu Sayın Başkanının kamuoyuna yansıyan feryadı ve figanını duyunca bunların doğru  olduğuna ihtimal veremiyorum. Ve Sayın Bakanın, tarlayı sürerek AKP'nin kendi hedefleri  doğrultusunda hazırladığı ve Avrupa Birliğine de "Biz bunu hazırladık, siz de bunu uygun görün."  şeklindeki bir belgeyi onların uygun görmesiyle stratejik bir belge hâline dönüştürmesinin üzerinden  "Yüksek yargı organlarının da bunları kabullendiği ve mutabakat zaptı imzaladığı." şeklinde ortaya  koyduğu düşünce, tarlanın sürgülenmesi meselesidir ve bu, gerçeği yansıtmamaktadır.  Değerli arkadaşlanm, Sayın Bakan, aynı zamanda burada dedi ki: "Biz zaten çok demokratız. Biz,  herkesin istediği, hukukun üstünlüğüne uygun bir şekilde, herkesin istediği şeyi yapmak istiyoruz. Yani  Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bağımsız bir bütçe vermek istiyoruz. Hâkimler ve Savcılar Yüksek  Kuruluna Teftiş Kurulunu bağlamak istiyoruz. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna Personel Genel  Müdürlüğünü bağlamak istiyoruz. Yaptığımız iş budur." dedi ve bu düşüncesiyle birlikte Saym Bakan  kendini ele verdi. Ne zaman? Bunlan yapacaksanız hemen yapın, Anayasa değişikliğine gerek yok.  Bunlann değişikliğiyle ilgili hiçbir kimsenin itirazı da yok. Ha, yapılacak iş şu: Anayasa'yı değiştireceğiz,  Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısını değiştireceğiz, Danıştayın yapısını değiştireceğiz,  Anayasa Mahkemesinin yapısını değiştireceğiz, ondan sonra bağlayacağız. Yani sermayeyi AKP'lileştirdik  yetmedi, devleti AKP'lileştirdik yetmedi, şimdi yargıyı AKP'lileştireceğiz, ondan sonra bağlayacağız.  Değerli arkadaşlanm, bundan sonra bağlayamazsınız. Neden? Dinleyin beni. Değerli arkadaşlanm,  dinleyin beni. Bu ülkede iki tane büyük tepki anayasası oluşmuştur. Bunlardan birisi 1961 Anayasası'dır,  bir tepki anayasasıdır. Neye karşı tepkidir? Çoğunluğun tahakkümüne karşı ihtilal sonucunu doğuran  bir tepki anayasasıdır. Çoğunluk, o zaman "Demokrat Parti yanlış mı yaptı, doğru mu yaptı?" bunu  tartışmıyor, ancak ihtilal yapan gücün bunu böyle varsayarak ihtilal yaptığını kabul ediyor ve bu çerçeve  içerisinde de ona karşı bir tepki anayasası yaptı. Bu tepki Anayasası, tahterevallinin biri yukan çıkarken  diğeri aşağıya indi ve dolayısıyla yaraülan düzen, anayasal düzen topluma bol gelecek bir gömlek hâline  geldi, toplum anarşi süreci içerisinde bir keşmekeşliğe ve yönetilmez bir noktaya sürüklendi. Tepki  Anayasası'nın ömrü sadece yirmi iki yıl sürdü, ikinci bir ihtilalle bu Anayasa'nın ömrü ortadan kalktı.
Sayfa 36 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 5 - Değerli arkadaşlarım, demek ki bu Avrupa Birliği eksenine sarılmak bir mazeretten ibarettir.  Avrupa Birliği ekseni, çerçevesi içerisinde günü geldiğinde müracaat edilecek bir kapı olarak  değerlendirmeyi bırakalım. Milletin kendi iradesine tabi olabilecek, milletin kendi iradesinin  tecelligâhı olan bu Mecliste, bu gazi Mecliste, bu Kurtuluş Savaşı veren Mecliste, 21'inci yüzyıla  bakan, 21 'inci yüzyılı kucaklayan ve bir daha tartışmayı ortadan kaldıran, Anayasa mevzusunda yüz  kırk dört yıllık bir tartışmayı sona erdiren bir çerçeve içerisinde, kendimize yakışan, evrensel  değerlerle buluşan bir anayasa yapalım.  Değerli arkadaşlanm, Sayın Adalet Bakanı da "Avrupa Birliği müktesebatına uygun yapıyoruz." dedi  bu Anayasa'yı ve Adalet Bakanlığı bütçesi görüşülürken -zabıtlardan okuyorum- aynen şunlan söyledi:  "8-10 Haziran 2009 tarihinde -yargı reformuyla ilgili ifade ediyor Sayın Bakan- Anayasa Mahkemesi,  Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, Millî Savunma Bakanlığı, Barolar  Birliği, Noterler Birliği ve Yükseköğretim Kurulu temsilcilerinden oluşan bir çalıştay yapılmıştır. Yargı  reformuyla ilgili bu çalıştayda herkes düşüncesini ortaya koymuştur. Bunlar tartışılmış ve bir mutabakata  vanlmıştır. Bu mutabakat zapü da imzalanmıştır. Buna uygun olarak da bir yargı reformu stratejisi ve eylem  planı oluşturulmuştur." diyerek, burada Adalet Bakanı sıfatıyla değerli milletvekillerine bu bilgiyi vermiştir.  Değerli arkadaşlarım, Adalet Bakanının doğru söylediğini ümit ederdim, hele hele Meclisin  huzurunda doğru söylediğini varsaymak isterdim. Ancak, Barolar Birliğinin kamuoyuna yansıyan  feryadı figanını duyunca, Sayın Yargıtay Başkanının kamuoyuna yansıyan feryadı figanını duyunca,  Sayın Danıştay Başkanının kamuoyuna yansıyan feryadı figanını duyunca, Hâkimler ve Savcılar  Yüksek Kurulu Sayın Başkanının kamuoyuna yansıyan feryadı ve figanını duyunca bunların doğru  olduğuna ihtimal veremiyorum. Ve Sayın Bakanın, tarlayı sürerek AKP'nin kendi hedefleri  doğrultusunda hazırladığı ve Avrupa Birliğine de "Biz bunu hazırladık, siz de bunu uygun görün."  şeklindeki bir belgeyi onların uygun görmesiyle stratejik bir belge hâline dönüştürmesinin üzerinden  "Yüksek yargı organlarının da bunları kabullendiği ve mutabakat zaptı imzaladığı." şeklinde ortaya  koyduğu düşünce, tarlanın sürgülenmesi meselesidir ve bu, gerçeği yansıtmamaktadır.  Değerli arkadaşlanm, Sayın Bakan, aynı zamanda burada dedi ki: "Biz zaten çok demokratız. Biz,  herkesin istediği, hukukun üstünlüğüne uygun bir şekilde, herkesin istediği şeyi yapmak istiyoruz. Yani  Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bağımsız bir bütçe vermek istiyoruz. Hâkimler ve Savcılar Yüksek  Kuruluna Teftiş Kurulunu bağlamak istiyoruz. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna Personel Genel  Müdürlüğünü bağlamak istiyoruz. Yaptığımız iş budur." dedi ve bu düşüncesiyle birlikte Saym Bakan  kendini ele verdi. Ne zaman? Bunlan yapacaksanız hemen yapın, Anayasa değişikliğine gerek yok.  Bunlann değişikliğiyle ilgili hiçbir kimsenin itirazı da yok. Ha, yapılacak iş şu: Anayasa'yı değiştireceğiz,  Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısını değiştireceğiz, Danıştayın yapısını değiştireceğiz,  Anayasa Mahkemesinin yapısını değiştireceğiz, ondan sonra bağlayacağız. Yani sermayeyi AKP'lileştirdik  yetmedi, devleti AKP'lileştirdik yetmedi, şimdi yargıyı AKP'lileştireceğiz, ondan sonra bağlayacağız.  Değerli arkadaşlanm, bundan sonra bağlayamazsınız. Neden? Dinleyin beni. Değerli arkadaşlanm,  dinleyin beni. Bu ülkede iki tane büyük tepki anayasası oluşmuştur. Bunlardan birisi 1961 Anayasası'dır,  bir tepki anayasasıdır. Neye karşı tepkidir? Çoğunluğun tahakkümüne karşı ihtilal sonucunu doğuran  bir tepki anayasasıdır. Çoğunluk, o zaman "Demokrat Parti yanlış mı yaptı, doğru mu yaptı?" bunu  tartışmıyor, ancak ihtilal yapan gücün bunu böyle varsayarak ihtilal yaptığını kabul ediyor ve bu çerçeve  içerisinde de ona karşı bir tepki anayasası yaptı. Bu tepki Anayasası, tahterevallinin biri yukan çıkarken  diğeri aşağıya indi ve dolayısıyla yaraülan düzen, anayasal düzen topluma bol gelecek bir gömlek hâline  geldi, toplum anarşi süreci içerisinde bir keşmekeşliğe ve yönetilmez bir noktaya sürüklendi. Tepki  Anayasası'nın ömrü sadece yirmi iki yıl sürdü, ikinci bir ihtilalle bu Anayasa'nın ömrü ortadan kalktı.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Değerli arkadaşlanm, 1982 Anayasası da bir tepki anayasasıdır. Bu Anayasa'nın ömrü de, miadı  da dolmuştur. Bu Anayasa 2 defa komaya da girmiştir: Birincisi 28 Şubat, ikincisi e-muhtıra.  Şimdi, siz bu iki tarihî tecrübeyi dikkate almadan, İktidarınızda yasama meclisini parti organı  gibi kullanan düşüncenize karşı çıkan, devlet yetkisini ve kaynağını parti yetkisi ve kaynağı gibi  kullanmanıza karşı çıkan Anayasa Mahkemesi ve Danıştayın yetkilerini tırpanlayarak, Anayasa  Mahkemesi için Meclisten, Danıştay için Bakanlar Kurulundan üye seçilebilecek şekilde bir  düzenleme yaparsanız bu tam bir tepki anayasası olur ve ömrü uzun sürmez.  Değerli arkadaşlarım, tabii, AKP bundan ders alabilecek son bir değişikliği de değerlendirmek  durumundadır. Cumhurbaşkanlığı tartışmalannın her süreçte demokrasinin üzerine gölge düşürebilecek  boyutlara ulaştığını Milliyetçi Hareket Partisi sizlerle paylaştı ancak 22'nci Dönemde o sağduyulu  düşünceyi bir kenara bıraktinız, Mecliste erken seçime gitmediniz, Mecliste bir uzlaşmaya yanaşmadınız.  Arkasından, doğan siyasi krizi hukuki bir makamda çözdürmek için başvurulan yol 367 karanyla ortaya  çıkmıştır ve e-muhtıra ile bütünleşen o sürece karşı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bal, konuşmanızı tamamlayınız lütfen.  Buyurun.  FARUK BAL (Devamla) - ..."Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecektir." gibi bir masum  düşünceyle Anayasa değişikliği yaptınız. Bu Anayasa değişikliğiyle devletin parlamenter demokratik  düzeni bozulmuştur, ucube bir cumhurbaşkanlığı sürecine dönüşmüştür.  Değerli arkadaşlanm, ancak buradan bir fayda sağlanmıştır, o fayda da şudur: O süreçte beş yıla  yakın iktidar olan AKP, yarattığı ekonomik sorunlann hesabını seçmene vermemiştir, yarattığı toplumsal  sorunlann hesabını seçmene vermemiştir, yarattığı işsizliğin hesabını vermemiştir ve o seçim süreci  "Müslüman bir Cumhurbaşkanı seçilecekti, seçilmedi." söylemiyle örtülmüş, hesap vermeden...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ne alakası var ya?  FARUK BAL (Devamla) - Alakası şu: Sayın Bülent Annç...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Millet biliyor.  FARUK BAL (Devamla) - Hemen, sordun, cevap vereyim: Sayın Bülent Annç alakayı kuruyor,  ben değil. "Bizim oyumuz yüzde 47 filan değildi, ben söylemedim ama Müslüman bir cumhurbaşkanı  seçilecektir..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Müslüman değil, dindar.  FARUK BAL (Devamla) - Sayın Başkan, bir cümleyle tamamlayayım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bal.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Millet yanlış mı yaptı, ne diyorsun?  FARUK BAL (Devamla) - Sayın Bülent Annç veriyor cevabı, ben değil: "Bizim alacağımız oy  yüzde 47 falan değildi, çok çok altindaydı. Tek başına belki iktidar olabilirdik ama çok daha altında bir  oy oranımız vardı. 'Müslüman bir Cumhurbaşkanı seçmek gerekir' lafı, 'Seçecektik ama seçtirmediler'  lafı bize bunu sağlamıştır." diyen Sayın Bülent Annç'tir.  Şimdi yeni bir seçim dönemi başlamıştır, yine milletin işsizliği, huzursuzluğu, bin yıllık kardeşlik  hukukunu bozan çözülme süreci başlamıştır, yine bir zıtlaşma, inatlaşma sürecini AKP başlatmıştır.  Bu zıtlaşmanın, bu inatlaşmanın sonu ne millete fayda getirecektir ne devlete fayda getirecektir ne  de AKP'ye fayda getirecektir.  - 8 6 6 -
Sayfa 37 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Değerli arkadaşlanm, 1982 Anayasası da bir tepki anayasasıdır. Bu Anayasa'nın ömrü de, miadı  da dolmuştur. Bu Anayasa 2 defa komaya da girmiştir: Birincisi 28 Şubat, ikincisi e-muhtıra.  Şimdi, siz bu iki tarihî tecrübeyi dikkate almadan, İktidarınızda yasama meclisini parti organı  gibi kullanan düşüncenize karşı çıkan, devlet yetkisini ve kaynağını parti yetkisi ve kaynağı gibi  kullanmanıza karşı çıkan Anayasa Mahkemesi ve Danıştayın yetkilerini tırpanlayarak, Anayasa  Mahkemesi için Meclisten, Danıştay için Bakanlar Kurulundan üye seçilebilecek şekilde bir  düzenleme yaparsanız bu tam bir tepki anayasası olur ve ömrü uzun sürmez.  Değerli arkadaşlarım, tabii, AKP bundan ders alabilecek son bir değişikliği de değerlendirmek  durumundadır. Cumhurbaşkanlığı tartışmalannın her süreçte demokrasinin üzerine gölge düşürebilecek  boyutlara ulaştığını Milliyetçi Hareket Partisi sizlerle paylaştı ancak 22'nci Dönemde o sağduyulu  düşünceyi bir kenara bıraktinız, Mecliste erken seçime gitmediniz, Mecliste bir uzlaşmaya yanaşmadınız.  Arkasından, doğan siyasi krizi hukuki bir makamda çözdürmek için başvurulan yol 367 karanyla ortaya  çıkmıştır ve e-muhtıra ile bütünleşen o sürece karşı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bal, konuşmanızı tamamlayınız lütfen.  Buyurun.  FARUK BAL (Devamla) - ..."Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecektir." gibi bir masum  düşünceyle Anayasa değişikliği yaptınız. Bu Anayasa değişikliğiyle devletin parlamenter demokratik  düzeni bozulmuştur, ucube bir cumhurbaşkanlığı sürecine dönüşmüştür.  Değerli arkadaşlanm, ancak buradan bir fayda sağlanmıştır, o fayda da şudur: O süreçte beş yıla  yakın iktidar olan AKP, yarattığı ekonomik sorunlann hesabını seçmene vermemiştir, yarattığı toplumsal  sorunlann hesabını seçmene vermemiştir, yarattığı işsizliğin hesabını vermemiştir ve o seçim süreci  "Müslüman bir Cumhurbaşkanı seçilecekti, seçilmedi." söylemiyle örtülmüş, hesap vermeden...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ne alakası var ya?  FARUK BAL (Devamla) - Alakası şu: Sayın Bülent Annç...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Millet biliyor.  FARUK BAL (Devamla) - Hemen, sordun, cevap vereyim: Sayın Bülent Annç alakayı kuruyor,  ben değil. "Bizim oyumuz yüzde 47 filan değildi, ben söylemedim ama Müslüman bir cumhurbaşkanı  seçilecektir..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Müslüman değil, dindar.  FARUK BAL (Devamla) - Sayın Başkan, bir cümleyle tamamlayayım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bal.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Millet yanlış mı yaptı, ne diyorsun?  FARUK BAL (Devamla) - Sayın Bülent Annç veriyor cevabı, ben değil: "Bizim alacağımız oy  yüzde 47 falan değildi, çok çok altindaydı. Tek başına belki iktidar olabilirdik ama çok daha altında bir  oy oranımız vardı. 'Müslüman bir Cumhurbaşkanı seçmek gerekir' lafı, 'Seçecektik ama seçtirmediler'  lafı bize bunu sağlamıştır." diyen Sayın Bülent Annç'tir.  Şimdi yeni bir seçim dönemi başlamıştır, yine milletin işsizliği, huzursuzluğu, bin yıllık kardeşlik  hukukunu bozan çözülme süreci başlamıştır, yine bir zıtlaşma, inatlaşma sürecini AKP başlatmıştır.  Bu zıtlaşmanın, bu inatlaşmanın sonu ne millete fayda getirecektir ne devlete fayda getirecektir ne  de AKP'ye fayda getirecektir.  - 8 6 6 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 7 - HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Sorunları ne zaman çözeceğiz? O seçim, bu seçim...  FARUK BAL (Devamla) - Aklımızı başımıza alalım, huzur, sükûn içerisinde bir uzlaşma ko­ misyonu kuralım...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Milletin aklı başında.  FARUK BAL (Devamla) - . . .bu Meclisin siyasi ömrü tamamlanmıştır, 24'üncü Döneme hazırlık  olsun diye en son görevi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Milletin aklı başında, sen merak etme.  FARUK BAL (Devamla) - Peki...  Sayın Başkan teşekkür ederim. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  (CHP-MHP ve AK PARTİ sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - İşine gelince, hemen sıkışınca "darbe", başka bir  şey yok.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen sakin olalım.  Sayın Aslanoğlu, lütfen...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, zora gelince "darbe", başka bir  şey yok.  BAŞKAN - Arkadaşlar lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, bana sorulan AB ile ilgili bir  iki soru var, onlara cevap vermek istiyorum.  BAŞKAN - Onlara soru-cevap kısmında cevap verirsiniz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - O zaman bir açıklama yapın, "Sayın Bakan  cevap vermedi." demesinler.  BAŞKAN - Şahsı adına Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün.  Buyurun Sayın Üstün. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Adalet ve Kal­ kınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Sayın Bekir Bozdağ'ın; Anayasa Değişiklikle­ rinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve  Anayasa Komisyonu Raporu üzerinde söz aldım. Bu vesileyle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, üzerinde çalıştığımız 3376 sayılı Kanun 1987 tarihinde yüce Meclisimizden  yasalaşmış.  Bu Kanun'un amacı, Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulmasında uygulanacak  hükümleri içermektedir, düzenlemektedir.  Bu Kanun, aslında, kısa bir kanun. Toplam on maddesi var, beş de geçici maddesi var.  İşte, bu Kanun'un 2'nci maddesi "Anayasa değişikliğinin halkoylaması, ilgili Anayasa Değişikliği  Kanununun Resmî Gazetede yayımını takip eden yüzyirminci günden sonraki ilk pazar günü yapılır."  hükmünü içermektedir. Teklifle birlikte bu sürenin altmış güne indirilmesi düşünülmektedir. Yine,  yurt dışında bulunan vatandaşlanmızın da kırk gün öncesinden değil de, yirmi gün öncesinden oy  kullanmasını düzenlemektedir.
Sayfa 38 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 7 - HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Sorunları ne zaman çözeceğiz? O seçim, bu seçim...  FARUK BAL (Devamla) - Aklımızı başımıza alalım, huzur, sükûn içerisinde bir uzlaşma ko­ misyonu kuralım...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Milletin aklı başında.  FARUK BAL (Devamla) - . . .bu Meclisin siyasi ömrü tamamlanmıştır, 24'üncü Döneme hazırlık  olsun diye en son görevi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Milletin aklı başında, sen merak etme.  FARUK BAL (Devamla) - Peki...  Sayın Başkan teşekkür ederim. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  (CHP-MHP ve AK PARTİ sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - İşine gelince, hemen sıkışınca "darbe", başka bir  şey yok.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen sakin olalım.  Sayın Aslanoğlu, lütfen...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, zora gelince "darbe", başka bir  şey yok.  BAŞKAN - Arkadaşlar lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, bana sorulan AB ile ilgili bir  iki soru var, onlara cevap vermek istiyorum.  BAŞKAN - Onlara soru-cevap kısmında cevap verirsiniz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - O zaman bir açıklama yapın, "Sayın Bakan  cevap vermedi." demesinler.  BAŞKAN - Şahsı adına Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün.  Buyurun Sayın Üstün. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Adalet ve Kal­ kınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Sayın Bekir Bozdağ'ın; Anayasa Değişiklikle­ rinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve  Anayasa Komisyonu Raporu üzerinde söz aldım. Bu vesileyle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, üzerinde çalıştığımız 3376 sayılı Kanun 1987 tarihinde yüce Meclisimizden  yasalaşmış.  Bu Kanun'un amacı, Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulmasında uygulanacak  hükümleri içermektedir, düzenlemektedir.  Bu Kanun, aslında, kısa bir kanun. Toplam on maddesi var, beş de geçici maddesi var.  İşte, bu Kanun'un 2'nci maddesi "Anayasa değişikliğinin halkoylaması, ilgili Anayasa Değişikliği  Kanununun Resmî Gazetede yayımını takip eden yüzyirminci günden sonraki ilk pazar günü yapılır."  hükmünü içermektedir. Teklifle birlikte bu sürenin altmış güne indirilmesi düşünülmektedir. Yine,  yurt dışında bulunan vatandaşlanmızın da kırk gün öncesinden değil de, yirmi gün öncesinden oy  kullanmasını düzenlemektedir.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 8 - Değerli arkadaşlar, Komisyonda yapılan görüşmelerde özellikle bu sürelerin uzun olduğu  konusunda kısmi bir mutabakat sağlanmıştır. Sadece bir muhalefet partimiz bu konuda değişikliğe  sıcak bakmamıştır. Aslında teklifin orijinalinde bu süre kırk beş gün idi ancak orada YSK  temsilcilerinin de önerisiyle süre altmış gün olarak komisyonumuzda değiştirilmiştir.  Şimdi, değerli arkadaşlar, aslında gerekçede de var, gerekçede açık açık anlatılmış. Bu teklifi  vermenin veya bu sürenin yüz yirmi günden altmış güne indirilmesi noktasında değişik gerekçeler  sunabiliriz. Bunlardan bir tanesi: Şu anda üzerinde çalıştığımız kanuna zaman zaman geçici maddeler  eklenerek zaten mevcut süre kısaltılmıştır. Örneğin, geçici maddede bu yüz yirmi günlük süre kırk güne  çekilmiş ve bu şekilde bir halk oylaması yapılabilmiştir. Yani, Sayın Faruk Bal'ın dediği gibi, aslında  otuz günde de, kırk günde de artık halk oylamasını yapabilecek bir altyapıya Türkiye kavuşmuştur.  Bunun dışında, aslında, orijinal metinde de yine bu altmış gün idi, sonradan komisyonlarda  görüşülürken yüz yirmi güne çıkartılmış. Seçim kanunlarına paralellik teşkil etsin diye başlangıçta  yüz yirmi gün yapılmış ama bizim seçim kanunlarımızda hiçbir zaman neredeyse yüz yirmi günde  seçim yapılamamış; işte, seçimler öne alınmış, erken seçim olmuş, genellikle yetmiş günde, seksen  günde artık Türkiye seçime gidebilmiş.  Yine, arkadaşlar, halk oylaması bir seçim değildir. Seçimlerde seçimin doğası gereği var olan ön  seçim gibi, aday tespiti gibi süreler burada yoktur; dolayısıyla, halk oylaması artık kırk günde, altmış  günde yapılabilir bir durumdadır.  Değerli arkadaşlar, burada bir muhalefet partimiz buna karşı çıkmıştır, "Siz böylelikle  propaganda süresini kısaltıyorsunuz." demiştir. Oysa burada halk oylamasına sunulan durum, olay bir  Anayasa değişikliği teklifidir. Anayasa değişikliklerinin Mecliste özel bir görüşme usulü vardır. Zaten  bunlar toplumda uzun süre tartışılır, tartışılır, tartışılır, ondan sonra yüce Meclisimize gelir, burada  özel bir usulle görüşülür, 2 sefer oylanır ve burada herkes sözünü söyler. Belirli bir süreçten geçtikten  sonra, değerli arkadaşlar, kamuoyu zaten bilgilenmiş hâlde halk oylamasına gider. Yani süreyi biz yüz  yirmi günden altmış güne çekmiş olmakla bu tartışma ortamını aslında kısaltmıyoruz.  Bakın, yakın bir zamanda bir Anayasa değişikliği yapıldı. Bu Anayasa değişikliği, bir kanunun  görebileceği bütün süreçleri yaşadı, şu Mecliste 4 sefer oylandı; Sayın Cumhurbaşkanımıza gitti  referanduma, referandumdan önce Anayasa Mahkemesine gitti, orada görüşüldü ve nihayet  referandumda da yüzde 70'e yakın bir oyla kanunlaştı. O bakımdan, Anayasa değişiklikleri zaten  toplumun tartışa tartışa yoğurduğu bir süreçtir.  Değerli arkadaşlar, yine burada değerli bir muhalefet partisi temsilcimiz dün yaptığı konuşmada,  yaptığımız işlemin bu kanun yasalaşsa dahi ancak bir yıl sonra yürürlüğe girebileceğini ve  uygulamasının bir yıl sonra olabileceğini söyledi; bunu da Anayasa'nın 67'nci maddesinin son  fıkrasına dayandırdı. Şimdi Anayasa'nın 67'nci maddesinin son fıkrasına baktığımızda arkadaşlar...  Gerçi biraz önce Sayın İyimaya açıkladı ama... "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe  girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz." Yani burada iki tane şart var:  1) Yapacağınız değişiklik seçim kanunlarında olacak.  2) Bu hükmün bir seçimde uygulanması gerekecek.  Şimdi, değerli arkadaşlar, halk oylaması bir seçim midir? Halk oylaması bir seçim değildir, çok  açık bir şekilde. Halk oylaması, Anayasa'nın 175'inci maddesinde kısmen açıklanmıştır.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Başlangıcını oku.
Sayfa 39 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 8 - Değerli arkadaşlar, Komisyonda yapılan görüşmelerde özellikle bu sürelerin uzun olduğu  konusunda kısmi bir mutabakat sağlanmıştır. Sadece bir muhalefet partimiz bu konuda değişikliğe  sıcak bakmamıştır. Aslında teklifin orijinalinde bu süre kırk beş gün idi ancak orada YSK  temsilcilerinin de önerisiyle süre altmış gün olarak komisyonumuzda değiştirilmiştir.  Şimdi, değerli arkadaşlar, aslında gerekçede de var, gerekçede açık açık anlatılmış. Bu teklifi  vermenin veya bu sürenin yüz yirmi günden altmış güne indirilmesi noktasında değişik gerekçeler  sunabiliriz. Bunlardan bir tanesi: Şu anda üzerinde çalıştığımız kanuna zaman zaman geçici maddeler  eklenerek zaten mevcut süre kısaltılmıştır. Örneğin, geçici maddede bu yüz yirmi günlük süre kırk güne  çekilmiş ve bu şekilde bir halk oylaması yapılabilmiştir. Yani, Sayın Faruk Bal'ın dediği gibi, aslında  otuz günde de, kırk günde de artık halk oylamasını yapabilecek bir altyapıya Türkiye kavuşmuştur.  Bunun dışında, aslında, orijinal metinde de yine bu altmış gün idi, sonradan komisyonlarda  görüşülürken yüz yirmi güne çıkartılmış. Seçim kanunlarına paralellik teşkil etsin diye başlangıçta  yüz yirmi gün yapılmış ama bizim seçim kanunlarımızda hiçbir zaman neredeyse yüz yirmi günde  seçim yapılamamış; işte, seçimler öne alınmış, erken seçim olmuş, genellikle yetmiş günde, seksen  günde artık Türkiye seçime gidebilmiş.  Yine, arkadaşlar, halk oylaması bir seçim değildir. Seçimlerde seçimin doğası gereği var olan ön  seçim gibi, aday tespiti gibi süreler burada yoktur; dolayısıyla, halk oylaması artık kırk günde, altmış  günde yapılabilir bir durumdadır.  Değerli arkadaşlar, burada bir muhalefet partimiz buna karşı çıkmıştır, "Siz böylelikle  propaganda süresini kısaltıyorsunuz." demiştir. Oysa burada halk oylamasına sunulan durum, olay bir  Anayasa değişikliği teklifidir. Anayasa değişikliklerinin Mecliste özel bir görüşme usulü vardır. Zaten  bunlar toplumda uzun süre tartışılır, tartışılır, tartışılır, ondan sonra yüce Meclisimize gelir, burada  özel bir usulle görüşülür, 2 sefer oylanır ve burada herkes sözünü söyler. Belirli bir süreçten geçtikten  sonra, değerli arkadaşlar, kamuoyu zaten bilgilenmiş hâlde halk oylamasına gider. Yani süreyi biz yüz  yirmi günden altmış güne çekmiş olmakla bu tartışma ortamını aslında kısaltmıyoruz.  Bakın, yakın bir zamanda bir Anayasa değişikliği yapıldı. Bu Anayasa değişikliği, bir kanunun  görebileceği bütün süreçleri yaşadı, şu Mecliste 4 sefer oylandı; Sayın Cumhurbaşkanımıza gitti  referanduma, referandumdan önce Anayasa Mahkemesine gitti, orada görüşüldü ve nihayet  referandumda da yüzde 70'e yakın bir oyla kanunlaştı. O bakımdan, Anayasa değişiklikleri zaten  toplumun tartışa tartışa yoğurduğu bir süreçtir.  Değerli arkadaşlar, yine burada değerli bir muhalefet partisi temsilcimiz dün yaptığı konuşmada,  yaptığımız işlemin bu kanun yasalaşsa dahi ancak bir yıl sonra yürürlüğe girebileceğini ve  uygulamasının bir yıl sonra olabileceğini söyledi; bunu da Anayasa'nın 67'nci maddesinin son  fıkrasına dayandırdı. Şimdi Anayasa'nın 67'nci maddesinin son fıkrasına baktığımızda arkadaşlar...  Gerçi biraz önce Sayın İyimaya açıkladı ama... "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe  girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz." Yani burada iki tane şart var:  1) Yapacağınız değişiklik seçim kanunlarında olacak.  2) Bu hükmün bir seçimde uygulanması gerekecek.  Şimdi, değerli arkadaşlar, halk oylaması bir seçim midir? Halk oylaması bir seçim değildir, çok  açık bir şekilde. Halk oylaması, Anayasa'nın 175'inci maddesinde kısmen açıklanmıştır.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Başlangıcını oku.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 9 - AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Bakın, Anayasa'nın 175'inci maddesinin son fıkrasında  yine buna benzer bir hüküm vardır. Diyor ki orada: "Halk oylamasına, milletvekili genel ve ara  seçimlerine ve mahallî genel seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekli her türlü  tedbir alınır." Şimdi, burada çok açık bir şekilde saymış Anayasa koyucu: "Halk oylaması, milletvekili  seçimleri vesaire." Arkadaşlar, yasama meclisi abesle iştigal etmez. Eğer meramı 67'nci maddede  halk oylaması olsaydı, aynı burada olduğu gibi açık şekilde sayardı, "seçimlerde, halk oylamasında"  derdi, demediğine göre biz bunu kıyas yoluyla genişletemeyiz.  Değerli arkadaşlar, kaldı ki bir an bu arkadaşlarımızın doğru düşündüğünü farz edelim. Peki biz  burada ne yapıyoruz? Yani biz burada işin esasına yönelik bir düzenleme mi yapıyoruz? Yani işin  esası nedir burada? Bir seçim barajı olur, seçim sistemini değiştirirsiniz, bunlarla ilgili düzenleme  yaparsanız evet belki haklısınızdır. Burada biz süreyle alakalı bir şey yapıyoruz. Peki süreler  değiştirilemiyor mu? Yani şimdi bazen bu Meclis, işte beş yılı dört yıla, dört yıl olsa dahi erken bir  seçim kararı alabiliyor, yani süreyle ilgili bir tasarrufu var bu Meclisin.  Bunun dışında, bakın, Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 9'uncu maddesinde, çok açık:  "Seçimlerin yenilenmesine veya ara seçimi yapılmasına karar verildiği hallerde, Yüksek Seçim  Kurulu, bu Kanun ile 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun ve 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanununun seçimlere ilişkin olarak tespit ettiği süreleri  kısaltarak uygulayabilir." Yani süreler işin esasına...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Toparlıyorum.  BAŞKAN - Sayın Üstün, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - .. .müteallik olsa Kanun bu yetkiyi YSK'ya verir mi? Yani  YSK süreleri aşağı yukarı çekecek, şu yüce Meclisin bir kanundaki süreyle alakalı bir düzenlemeyi  yapma yetkisi olmayacak! Bu düşünülebilir mi arkadaşlar? "Efendim, orada sandık var..." Arkadaşlar,  burada da sandık vardı. Anayasa değişikliklerini burada biz oylarken sandığa atıyoruz. Her sandık olan  yerde bir seçim olmaz. Oylamadan bahsediyoruz, oylamadan. Şurada biraz sonra kanunun genelini  oylayacağız. Oylama bir seçim midir arkadaşlar? Halk oylaması, çok açık, bakın şu Halk Oylaması  Kanunu'nda hiçbir zaman seçimden bahsetmiyor, hep oylama, oylama, oylama diyor. Öyleyse nasıl  bunu, oylamayı bir seçim olarak kabul ediyoruz, Ahmet'i Mehmet'i mi seçiyoruz? Hayır, bir yasama  sürecinin devamı olarak "evet" veya "hayır" noktasında bir oylama yapıyoruz. Bu oylamayı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Sayın Başkanım, toparlıyorum. Saygı ve selam için...  BAŞKAN - Sayın Üstün, arkadaşlar, bugün süreleri biraz aşar gibi kullanıyor olduk. Bundan  sonra lütfen süreyi tamamlayalım.  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Selamlamak açısından...  BAŞKAN - Mesela, yirmi dakika, otuz dakika konuşan hatipler de sonra sanki cümleleri hep son  dakikaya sığıyor gibi oluyor. Lütfen daha dikkatli olalım.  Buyurun Sayın Üstün.  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayfa 40 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 6 9 - AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Bakın, Anayasa'nın 175'inci maddesinin son fıkrasında  yine buna benzer bir hüküm vardır. Diyor ki orada: "Halk oylamasına, milletvekili genel ve ara  seçimlerine ve mahallî genel seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekli her türlü  tedbir alınır." Şimdi, burada çok açık bir şekilde saymış Anayasa koyucu: "Halk oylaması, milletvekili  seçimleri vesaire." Arkadaşlar, yasama meclisi abesle iştigal etmez. Eğer meramı 67'nci maddede  halk oylaması olsaydı, aynı burada olduğu gibi açık şekilde sayardı, "seçimlerde, halk oylamasında"  derdi, demediğine göre biz bunu kıyas yoluyla genişletemeyiz.  Değerli arkadaşlar, kaldı ki bir an bu arkadaşlarımızın doğru düşündüğünü farz edelim. Peki biz  burada ne yapıyoruz? Yani biz burada işin esasına yönelik bir düzenleme mi yapıyoruz? Yani işin  esası nedir burada? Bir seçim barajı olur, seçim sistemini değiştirirsiniz, bunlarla ilgili düzenleme  yaparsanız evet belki haklısınızdır. Burada biz süreyle alakalı bir şey yapıyoruz. Peki süreler  değiştirilemiyor mu? Yani şimdi bazen bu Meclis, işte beş yılı dört yıla, dört yıl olsa dahi erken bir  seçim kararı alabiliyor, yani süreyle ilgili bir tasarrufu var bu Meclisin.  Bunun dışında, bakın, Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 9'uncu maddesinde, çok açık:  "Seçimlerin yenilenmesine veya ara seçimi yapılmasına karar verildiği hallerde, Yüksek Seçim  Kurulu, bu Kanun ile 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun ve 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanununun seçimlere ilişkin olarak tespit ettiği süreleri  kısaltarak uygulayabilir." Yani süreler işin esasına...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Toparlıyorum.  BAŞKAN - Sayın Üstün, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - .. .müteallik olsa Kanun bu yetkiyi YSK'ya verir mi? Yani  YSK süreleri aşağı yukarı çekecek, şu yüce Meclisin bir kanundaki süreyle alakalı bir düzenlemeyi  yapma yetkisi olmayacak! Bu düşünülebilir mi arkadaşlar? "Efendim, orada sandık var..." Arkadaşlar,  burada da sandık vardı. Anayasa değişikliklerini burada biz oylarken sandığa atıyoruz. Her sandık olan  yerde bir seçim olmaz. Oylamadan bahsediyoruz, oylamadan. Şurada biraz sonra kanunun genelini  oylayacağız. Oylama bir seçim midir arkadaşlar? Halk oylaması, çok açık, bakın şu Halk Oylaması  Kanunu'nda hiçbir zaman seçimden bahsetmiyor, hep oylama, oylama, oylama diyor. Öyleyse nasıl  bunu, oylamayı bir seçim olarak kabul ediyoruz, Ahmet'i Mehmet'i mi seçiyoruz? Hayır, bir yasama  sürecinin devamı olarak "evet" veya "hayır" noktasında bir oylama yapıyoruz. Bu oylamayı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Sayın Başkanım, toparlıyorum. Saygı ve selam için...  BAŞKAN - Sayın Üstün, arkadaşlar, bugün süreleri biraz aşar gibi kullanıyor olduk. Bundan  sonra lütfen süreyi tamamlayalım.  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Selamlamak açısından...  BAŞKAN - Mesela, yirmi dakika, otuz dakika konuşan hatipler de sonra sanki cümleleri hep son  dakikaya sığıyor gibi oluyor. Lütfen daha dikkatli olalım.  Buyurun Sayın Üstün.  AYHAN SEFER ÜSTÜN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Bir kez daha vurguluyorum değerli arkadaşlar: Bu bir seçim değildir, bu bir halk oylamasıdır.  Biraz sonra oylarınızla, inşallah, bu kanunun genelini, maddelerine geçilmesini oylayacaksınız.  Beni dinlediğiniz için hepinize tekrar saygılar sunuyorum, kanunun hayırlı olmasını diliyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Üstün.  Sayın milletvekilleri, şimdi, tümü üzerinde soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Kart, buyurun efendim.  ATİLLA KART (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana şu kapsamda iki soru yöneltmek istiyorum. Görüştüğümüz teklif esas itibarıyla  demokrasi ve temel insan hak ve özgürlüklerini teminat altına almayı hedefleyen bir teklif. Bu  kapsamda soruyorum: 2004 yılında İnsan Haklan Danışma Kurulu Türkiye'de çok önemli bir görevi,  misyonu üstlenmişti; toplumun tüm kesimlerinden, sivil toplumdan çoğulcu bir katılımı sağlayan  Kurul olarak görevini yapıyordu, misyonunu yerine getiriyordu ancak İnsan Haklan Raporu'nun  düzenlenmesinden sonra siyasi iktidarla bir gerginliğin doğduğunu ve sonuçta da bu Kurulun  lağvedildiğini biliyoruz. Şimdi bunun yerine, 11 kişiden oluşan ve doğrudan Başbakana bağlı olan  bir İnsan Haklan Kurumu Kurulmasına Dair Tasarı gündemde. Bunu temel insan hak ve  özgürlükleriyle, çoğulcu demokrasi anlayışıyla ne ölçüde bağdaştınyorsunuz? Bunu sormak istedim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kart.  Evet, dünkü listedeki duruma da dikkat ederek arkadaşlarıma söz veriyorum.  Sayın Aydoğan...  ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, daha önce hazırlanan Anayasa taslağının Türkiye'den önce okyanus ötesinde ve  yabancı ülkelerde görüşülmesinin anlamı nedir? Sekiz yıldır yapmadığınız Anayasa değişikliğini  bugün getiriyor olmanızın son yaşanan olaylarla ilgisi var mıdır? Yüksek yargının verdiği bazı  kararlarla ilgili olumsuz tavrınızın nedeni hukuka olan güvensizliğinizden midir? Verilen kararlara  göre hukuka bazen olumlu bazen olumsuz değerlendirmelerde bulunmanızın anlamı nedir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aydoğan.  Sayın Köse...  ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakan, Hükümetin yargıyı bağımlı hâle getirmeyi, yargının yetki ve görev alanını  daraltmayı hedefleyen Anayasa değişikliklerine zemin hazırlamak için bu değişikliği yaptığı tüm  medyada tartışılmaktadır. Yani ana muhalefet partisi ve diğer muhalefet partileri, yargının tüm  temsilcileri, barolar birliği ve sivil toplum örgütleri ile meslek oda ve başkanlanyla tartışılmamaktadır.  Bu durumda, bu referandum süresinin değişikliğiyle bundan sonraki planladığımız Anayasa  değişikliğine zemin hazırlandığı doğru mudur? Bu, demokrasiyle bağdaşmakta mıdır? Bunu nasıl  açıklarsınız? Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Köse.  - 8 7 0 -
Sayfa 41 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Bir kez daha vurguluyorum değerli arkadaşlar: Bu bir seçim değildir, bu bir halk oylamasıdır.  Biraz sonra oylarınızla, inşallah, bu kanunun genelini, maddelerine geçilmesini oylayacaksınız.  Beni dinlediğiniz için hepinize tekrar saygılar sunuyorum, kanunun hayırlı olmasını diliyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Üstün.  Sayın milletvekilleri, şimdi, tümü üzerinde soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Kart, buyurun efendim.  ATİLLA KART (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana şu kapsamda iki soru yöneltmek istiyorum. Görüştüğümüz teklif esas itibarıyla  demokrasi ve temel insan hak ve özgürlüklerini teminat altına almayı hedefleyen bir teklif. Bu  kapsamda soruyorum: 2004 yılında İnsan Haklan Danışma Kurulu Türkiye'de çok önemli bir görevi,  misyonu üstlenmişti; toplumun tüm kesimlerinden, sivil toplumdan çoğulcu bir katılımı sağlayan  Kurul olarak görevini yapıyordu, misyonunu yerine getiriyordu ancak İnsan Haklan Raporu'nun  düzenlenmesinden sonra siyasi iktidarla bir gerginliğin doğduğunu ve sonuçta da bu Kurulun  lağvedildiğini biliyoruz. Şimdi bunun yerine, 11 kişiden oluşan ve doğrudan Başbakana bağlı olan  bir İnsan Haklan Kurumu Kurulmasına Dair Tasarı gündemde. Bunu temel insan hak ve  özgürlükleriyle, çoğulcu demokrasi anlayışıyla ne ölçüde bağdaştınyorsunuz? Bunu sormak istedim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kart.  Evet, dünkü listedeki duruma da dikkat ederek arkadaşlarıma söz veriyorum.  Sayın Aydoğan...  ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, daha önce hazırlanan Anayasa taslağının Türkiye'den önce okyanus ötesinde ve  yabancı ülkelerde görüşülmesinin anlamı nedir? Sekiz yıldır yapmadığınız Anayasa değişikliğini  bugün getiriyor olmanızın son yaşanan olaylarla ilgisi var mıdır? Yüksek yargının verdiği bazı  kararlarla ilgili olumsuz tavrınızın nedeni hukuka olan güvensizliğinizden midir? Verilen kararlara  göre hukuka bazen olumlu bazen olumsuz değerlendirmelerde bulunmanızın anlamı nedir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aydoğan.  Sayın Köse...  ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakan, Hükümetin yargıyı bağımlı hâle getirmeyi, yargının yetki ve görev alanını  daraltmayı hedefleyen Anayasa değişikliklerine zemin hazırlamak için bu değişikliği yaptığı tüm  medyada tartışılmaktadır. Yani ana muhalefet partisi ve diğer muhalefet partileri, yargının tüm  temsilcileri, barolar birliği ve sivil toplum örgütleri ile meslek oda ve başkanlanyla tartışılmamaktadır.  Bu durumda, bu referandum süresinin değişikliğiyle bundan sonraki planladığımız Anayasa  değişikliğine zemin hazırlandığı doğru mudur? Bu, demokrasiyle bağdaşmakta mıdır? Bunu nasıl  açıklarsınız? Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Köse.  - 8 7 0 - TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 7 1 - Sayın Emek...  ATİLA EMEK (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, son günlerde kamuoyunda, özellikle yargıyla ilgili sivil toplum kuruluşlarında,  özellikle özel yetkili ağır ceza mahkemeleri ve gizli tanıklık kurumu tartışılır hâle gelmiştir. Elimde  bugün kamuoyuna yansıyan Demokrat Yargı Birliğinin bir bildirisi var, burada iki madde başlığı  altında: "Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri düşman ceza yargılama tehdidi yarattıklarından..." diye  başlıyor, gizli tanıklığın da siyasi kontrole müsait olduğu ifade ediliyor. Hiçbir Avrupa Birliği  ülkesinde böylesine gizli tanıklık uygulamasının olmadığı da düşünülürse, Hükümetinizce özel yetkili  ağır ceza mahkemelerinin ve gizli tanıklık kurumunun yeniden gözden geçirilip düzenlenmesi  düşünülmekte midir?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Emek.  Sayın Özdemir...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakana sormak istiyorum: Görünen o ki Meclis şimdi yeni bir Anayasa değişikliği  üzerinde çalışıyor. Hepimiz biliyoruz ki yasalar ve anayasalar uygulanmak için yapılır. Erzurum  Cumhuriyet Başsavcısının düzenlemiş olduğu iddianamede, cumhuriyet tarihimizde ilk defa yaşanan  bir olay Sayın Başkanım, 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ve Erzincan eski Başsavcısı hakkında  düzenlenen iddianamede, Başsavcı, 3. Ordu Komutanının Alevi köyleriyle özel iletişim kurduğu,  onlara özel hizmet götürdüğünü sanki bunun bir suçmuş gibi iddianameye taşıyor olması Anayasa'nın  10'uncu maddesine açıkça aykırılık teşkil etmiyor mu ve yine Başsavcının suçlu diye, sanık diye  iddiada bulunduğu 3. Ordu Komutanı bugün 15 bin kişilik kuvvetle bir askerî tatbikat yapıyor. Bu  çelişkiyi, ülkeyi içine düşürdüğünüz bu kaosu nasıl izah edeceksiniz?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Dibek...  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Şimdi ben de Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: İktidarın, tabii Hükümetin de bir Anayasa  değişikliği planladığı Sayın Başbakanın açıklamalarıyla ortada. Bugün en son Sayın Anayasa  Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bu konuda düşüncelerini açıkladı ve dedi ki: "Mutlaka tam bir  uzlaşma olması gerekir. Tüm kesimlerin içinde olduğu, tüm hassasiyetlerin ele alınacağı bir ekibin, bir  birlikteliğin olması gerekir." dedi. Ben Sayın Bakana, Hükümeti temsilen, şunu sormak istiyorum: Bu  görüşe katılıyor mu yani Anayasa değişikliği için ülkede mutlaka bir toplumsal uzlaşmanın olması,  toplumsal koşulların bu yönde gerçekleşmiş olması gerekli midir? Devamla, bugün Türkiye'de,  ülkemizde böyle bir uzlaşma ortamı var mıdır? Bu konudaki düşüncelerini almak istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Dibek.  Sayın Akkuş...  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, Sayın Bakan; Avrupa Birliğinden sorumlu Bakansınız.  Fransa ve Avusturya Türkiye'nin üyeliğini referanduma sunmuştur. Bu engeli nasıl aşacaksınız?  İki: Mevcut Anayasa, dili ve gelişen dünya şartlan ve sosyal faktörler açısından bir değişikliğe  ihtiyaç duymaktadır ancak 1982 yılında yapılan halk oylamasında yüzde 92 oyla kabul edilmiş bir  anayasadır. Vatandaştan yüzde 92 oy alan bir anayasayı neye dayanarak vesayet anayasası olarak  nitelendiriyorsunuz? AB Anayasası'nın imza töreninin Vatikan'da yapılmasını nasıl karşılıyorsunuz?
Sayfa 42 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 7 1 - Sayın Emek...  ATİLA EMEK (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, son günlerde kamuoyunda, özellikle yargıyla ilgili sivil toplum kuruluşlarında,  özellikle özel yetkili ağır ceza mahkemeleri ve gizli tanıklık kurumu tartışılır hâle gelmiştir. Elimde  bugün kamuoyuna yansıyan Demokrat Yargı Birliğinin bir bildirisi var, burada iki madde başlığı  altında: "Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri düşman ceza yargılama tehdidi yarattıklarından..." diye  başlıyor, gizli tanıklığın da siyasi kontrole müsait olduğu ifade ediliyor. Hiçbir Avrupa Birliği  ülkesinde böylesine gizli tanıklık uygulamasının olmadığı da düşünülürse, Hükümetinizce özel yetkili  ağır ceza mahkemelerinin ve gizli tanıklık kurumunun yeniden gözden geçirilip düzenlenmesi  düşünülmekte midir?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Emek.  Sayın Özdemir...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakana sormak istiyorum: Görünen o ki Meclis şimdi yeni bir Anayasa değişikliği  üzerinde çalışıyor. Hepimiz biliyoruz ki yasalar ve anayasalar uygulanmak için yapılır. Erzurum  Cumhuriyet Başsavcısının düzenlemiş olduğu iddianamede, cumhuriyet tarihimizde ilk defa yaşanan  bir olay Sayın Başkanım, 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ve Erzincan eski Başsavcısı hakkında  düzenlenen iddianamede, Başsavcı, 3. Ordu Komutanının Alevi köyleriyle özel iletişim kurduğu,  onlara özel hizmet götürdüğünü sanki bunun bir suçmuş gibi iddianameye taşıyor olması Anayasa'nın  10'uncu maddesine açıkça aykırılık teşkil etmiyor mu ve yine Başsavcının suçlu diye, sanık diye  iddiada bulunduğu 3. Ordu Komutanı bugün 15 bin kişilik kuvvetle bir askerî tatbikat yapıyor. Bu  çelişkiyi, ülkeyi içine düşürdüğünüz bu kaosu nasıl izah edeceksiniz?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Dibek...  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Şimdi ben de Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: İktidarın, tabii Hükümetin de bir Anayasa  değişikliği planladığı Sayın Başbakanın açıklamalarıyla ortada. Bugün en son Sayın Anayasa  Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bu konuda düşüncelerini açıkladı ve dedi ki: "Mutlaka tam bir  uzlaşma olması gerekir. Tüm kesimlerin içinde olduğu, tüm hassasiyetlerin ele alınacağı bir ekibin, bir  birlikteliğin olması gerekir." dedi. Ben Sayın Bakana, Hükümeti temsilen, şunu sormak istiyorum: Bu  görüşe katılıyor mu yani Anayasa değişikliği için ülkede mutlaka bir toplumsal uzlaşmanın olması,  toplumsal koşulların bu yönde gerçekleşmiş olması gerekli midir? Devamla, bugün Türkiye'de,  ülkemizde böyle bir uzlaşma ortamı var mıdır? Bu konudaki düşüncelerini almak istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Dibek.  Sayın Akkuş...  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, Sayın Bakan; Avrupa Birliğinden sorumlu Bakansınız.  Fransa ve Avusturya Türkiye'nin üyeliğini referanduma sunmuştur. Bu engeli nasıl aşacaksınız?  İki: Mevcut Anayasa, dili ve gelişen dünya şartlan ve sosyal faktörler açısından bir değişikliğe  ihtiyaç duymaktadır ancak 1982 yılında yapılan halk oylamasında yüzde 92 oyla kabul edilmiş bir  anayasadır. Vatandaştan yüzde 92 oy alan bir anayasayı neye dayanarak vesayet anayasası olarak  nitelendiriyorsunuz? AB Anayasası'nın imza töreninin Vatikan'da yapılmasını nasıl karşılıyorsunuz?  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 7 2 - Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Taner...  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız oy kullanma  hakkını tam olarak kullanamamakta iken mevcut kırk günlük süreyi yirmi güne indirerek yurt  dışındaki insanların oy kullanma haklarını gasbetmiş olmuyor musunuz? Bu devamlı bahsettiğiniz  demokrasiyle ne kadar bağdaşmaktadır?  İkincisi: Sayın Başbakan "Kıbrıs'taki askerlerimizi çekebiliriz." açıklamasını yaptı. Bunun  AB'yle ilgisi nedir? Askerlerimiz niçin Kıbrıs'a gitmişlerdi, gerekçeleri ortadan kalkmış mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Gök...  İSA GÖK (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, tabii, hukukçu değilsiniz ama ben ne soracağım şimdi? 67 son, bu engel aşılamazsa,  bu hukuki yanlış düzeltilemezse bir B planı var mı yoksa Hükümet hakikaten sırf gündemi değiştirmek,  iki ay daha bizleri oyalamak, var olan sorunları ötelemek, gizlemek için mi bizi oyalıyor?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın İnan... Yok.  Sayın Öztürk...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, Yargı Reformu Strateji Taslağı'nın çalışmaları  sırasında kamuoyuna "Larry Taman" diye bir kişinin ismi çok sıkça geldi. Lany Taman'm bu  çalışmalar sırasındaki sıfatı sürekli uzman olarak yer aldı ama neyin uzmanı olduğu belli olmadı ve  bu kişinin özellikle geri kalmış ülkelerdeki çalışmalarda katkı verdiği söylenildi.  Şimdi, Larry Taman'la ilgili ben Sayın Bakanlığa bir soru önergesi verdim, orada da neyin uzmanı  olduğu belirtilmemiş. Bunun akademik kariyeri nedir yani bu nasıl bir uzmandır, titri nedir bu adamın?  Bir de, Türkiye'de bu yargı reformunu yapabilecek bilgi birikimine, deneyimine sahip hukukçu  yok mudur da böylesine bir adam getirilip çalıştırılmıştır?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Benim sorum Anayasa Komisyonu Başkanından.  Şimdi, Başkan her gün çıkıyor televizyonlara "Yahu, işte, bu 367 ucubesi..." diyor. Yani Meclisin  Cumhurbaşkanı seçmesi konusunda 367 oyun toplanması gerektiği yolunda bir uygulama var, diyor.  Ben kendisine bir soru soruyorum: 1 Mart tezkeresi bu Mecliste oylandı, 264 kabul, 253 ret ve  19 çekimser kaldı. O zaman İç Tüzük'ü çok iyi bildiğini dünyaya ilan eden ve Meclis Başkan  Vekilinin odasına gidip de tehdit eden Bülent Annç dedi ki: "Bu tezkere kabul edilmiştir." Sonra o  sırada İç Tüzük hükümleri hatırlatılarak "Salt çoğunluk sağlanmadığı için bu tezkere reddedildi."  şeklinde Meclisten bir karar çıktı. Şimdi, o 367'yle özellikle irtibat kurmak istiyorum. Bakın, o  tezkerede ne kabulde ne redde salt çoğunluk yok. Normal olarak Meclis eğer bunu, 367'yi  uygulamadığınız takdirde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 43 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 7 2 - Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Taner...  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız oy kullanma  hakkını tam olarak kullanamamakta iken mevcut kırk günlük süreyi yirmi güne indirerek yurt  dışındaki insanların oy kullanma haklarını gasbetmiş olmuyor musunuz? Bu devamlı bahsettiğiniz  demokrasiyle ne kadar bağdaşmaktadır?  İkincisi: Sayın Başbakan "Kıbrıs'taki askerlerimizi çekebiliriz." açıklamasını yaptı. Bunun  AB'yle ilgisi nedir? Askerlerimiz niçin Kıbrıs'a gitmişlerdi, gerekçeleri ortadan kalkmış mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Gök...  İSA GÖK (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, tabii, hukukçu değilsiniz ama ben ne soracağım şimdi? 67 son, bu engel aşılamazsa,  bu hukuki yanlış düzeltilemezse bir B planı var mı yoksa Hükümet hakikaten sırf gündemi değiştirmek,  iki ay daha bizleri oyalamak, var olan sorunları ötelemek, gizlemek için mi bizi oyalıyor?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın İnan... Yok.  Sayın Öztürk...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, Yargı Reformu Strateji Taslağı'nın çalışmaları  sırasında kamuoyuna "Larry Taman" diye bir kişinin ismi çok sıkça geldi. Lany Taman'm bu  çalışmalar sırasındaki sıfatı sürekli uzman olarak yer aldı ama neyin uzmanı olduğu belli olmadı ve  bu kişinin özellikle geri kalmış ülkelerdeki çalışmalarda katkı verdiği söylenildi.  Şimdi, Larry Taman'la ilgili ben Sayın Bakanlığa bir soru önergesi verdim, orada da neyin uzmanı  olduğu belirtilmemiş. Bunun akademik kariyeri nedir yani bu nasıl bir uzmandır, titri nedir bu adamın?  Bir de, Türkiye'de bu yargı reformunu yapabilecek bilgi birikimine, deneyimine sahip hukukçu  yok mudur da böylesine bir adam getirilip çalıştırılmıştır?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Benim sorum Anayasa Komisyonu Başkanından.  Şimdi, Başkan her gün çıkıyor televizyonlara "Yahu, işte, bu 367 ucubesi..." diyor. Yani Meclisin  Cumhurbaşkanı seçmesi konusunda 367 oyun toplanması gerektiği yolunda bir uygulama var, diyor.  Ben kendisine bir soru soruyorum: 1 Mart tezkeresi bu Mecliste oylandı, 264 kabul, 253 ret ve  19 çekimser kaldı. O zaman İç Tüzük'ü çok iyi bildiğini dünyaya ilan eden ve Meclis Başkan  Vekilinin odasına gidip de tehdit eden Bülent Annç dedi ki: "Bu tezkere kabul edilmiştir." Sonra o  sırada İç Tüzük hükümleri hatırlatılarak "Salt çoğunluk sağlanmadığı için bu tezkere reddedildi."  şeklinde Meclisten bir karar çıktı. Şimdi, o 367'yle özellikle irtibat kurmak istiyorum. Bakın, o  tezkerede ne kabulde ne redde salt çoğunluk yok. Normal olarak Meclis eğer bunu, 367'yi  uygulamadığınız takdirde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 7 3 - BAŞKAN - Kesildi Sayın Genç, süre bitti. Evet, yani o konuyla ilgili görüşünü sordunuz.  Evet, bir arkadaşımız kalmıştı, ona da bir söz vereyim, sonra Sayın Bakana vereceğim.  Sayın Sakık, buyurun.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Ben de Sayın Bakanıma soruyorum: Şimdi, referandum, evet, iyi. Türkiye'nin referanduma  alıştığını Sayın Başbakan da birkaç konuşmasında dile getirdi ve demokratikleşme konusunda bir  türlü adım atmayan... Mesela bu DGM'lerin yerine kurulan özel mahkemeler, Türkiye'deki yüzde  10'luk baraj, bunu da referanduma götürebilir miyiz?  İkincisi: Sürekli, kürsüye çıkan bütün hatipler bin yıllık Kürt ve Türk halkının kardeşliğinden  bahsederler. Bunun adı "meçhul asker" midir yoksa Anayasa'da bu konuda bir belirleme yapmayı  düşünüyor musunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Evet, buyurun Sayın Bakanım.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Vaktin elverdiği ölçüde sayın vekillerimizin sorularına cevap vermeye çalışacağım. Öncelikle  katkılarından dolayı bütün milletvekillerimize teşekkür ediyorum.  Sayın muhalefet milletvekilimiz burada konuşma yaparken Avrupa Birliğiyle ilgili de bazı sorular  sormuştu. Aynı soruya benzer soruyu yine aynı partiden bir arkadaşımızın da sorduğunu gördüm.  "Fransa'nın ve Avusturya'nın referandumu." Arkadaşlar, biz Türkiye'ye güveniyoruz, siz de güvenin.  Korkmayın! (AK PARTİ sıralanndan alkışlar) Türkiye, büyük bir ülkedir, güçlü bir ülkedir.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Cevap ver ya!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Türkiye, rahmetli Menderes'in 1959 yılında ilk  başvuruyu yapmasından tam kırk beş yıl sonra, 2004 17 Aralığında iktidar-muhalefet el ele vererek  burada uyum yasalannı geçirdiği için, Avrupa Birliğini bize tarih vermeye mecbur bıraktığı için bugün  müzakereler devam etmektedir. Eğer biz Türkiye olarak üzerimize düşeni yaparsak, Avrupa Birliği üyesi  27 ülkenin bir veya iki tanesinin birtakım itirazlan olmasına rağmen diğer üye ülkeler Avrupa Birliğinin  itiraz ortaya koyan ülkelerini Türkiye'nin üyeliği konusunda mutlaka ikna edeceklerdir. Bugün, Avrupa  Birliği, kendi ekonomik krizini, enerji krizini, yasadışı göçle mücadele sürecini, uyuşturucuyla mücadele  sürecini Türkiye'nin katkısı olmadan bir noktaya getiremeyecektir. Bu yüzden...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Başkan, Sayın Bakan bize cevap mı verecek, akıl  mı verecek? Sorulara cevap mı verecek, akıl mı verecek?  Sorulara cevap ver Sayın Bakan!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Geleceğim, sabredin. Geleceğim, onlara da  geleceğim. ( CHP sıralanndan gürültüler)  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sorulara açık ve net cevap ver.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Yani "Türkiye tüm müktesebatı yerine  getirse bile Rum kesiminin onayı gerekmeyecek mi?" diye sordunuz...
Sayfa 44 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 7 3 - BAŞKAN - Kesildi Sayın Genç, süre bitti. Evet, yani o konuyla ilgili görüşünü sordunuz.  Evet, bir arkadaşımız kalmıştı, ona da bir söz vereyim, sonra Sayın Bakana vereceğim.  Sayın Sakık, buyurun.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Ben de Sayın Bakanıma soruyorum: Şimdi, referandum, evet, iyi. Türkiye'nin referanduma  alıştığını Sayın Başbakan da birkaç konuşmasında dile getirdi ve demokratikleşme konusunda bir  türlü adım atmayan... Mesela bu DGM'lerin yerine kurulan özel mahkemeler, Türkiye'deki yüzde  10'luk baraj, bunu da referanduma götürebilir miyiz?  İkincisi: Sürekli, kürsüye çıkan bütün hatipler bin yıllık Kürt ve Türk halkının kardeşliğinden  bahsederler. Bunun adı "meçhul asker" midir yoksa Anayasa'da bu konuda bir belirleme yapmayı  düşünüyor musunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Evet, buyurun Sayın Bakanım.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Vaktin elverdiği ölçüde sayın vekillerimizin sorularına cevap vermeye çalışacağım. Öncelikle  katkılarından dolayı bütün milletvekillerimize teşekkür ediyorum.  Sayın muhalefet milletvekilimiz burada konuşma yaparken Avrupa Birliğiyle ilgili de bazı sorular  sormuştu. Aynı soruya benzer soruyu yine aynı partiden bir arkadaşımızın da sorduğunu gördüm.  "Fransa'nın ve Avusturya'nın referandumu." Arkadaşlar, biz Türkiye'ye güveniyoruz, siz de güvenin.  Korkmayın! (AK PARTİ sıralanndan alkışlar) Türkiye, büyük bir ülkedir, güçlü bir ülkedir.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Cevap ver ya!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Türkiye, rahmetli Menderes'in 1959 yılında ilk  başvuruyu yapmasından tam kırk beş yıl sonra, 2004 17 Aralığında iktidar-muhalefet el ele vererek  burada uyum yasalannı geçirdiği için, Avrupa Birliğini bize tarih vermeye mecbur bıraktığı için bugün  müzakereler devam etmektedir. Eğer biz Türkiye olarak üzerimize düşeni yaparsak, Avrupa Birliği üyesi  27 ülkenin bir veya iki tanesinin birtakım itirazlan olmasına rağmen diğer üye ülkeler Avrupa Birliğinin  itiraz ortaya koyan ülkelerini Türkiye'nin üyeliği konusunda mutlaka ikna edeceklerdir. Bugün, Avrupa  Birliği, kendi ekonomik krizini, enerji krizini, yasadışı göçle mücadele sürecini, uyuşturucuyla mücadele  sürecini Türkiye'nin katkısı olmadan bir noktaya getiremeyecektir. Bu yüzden...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Başkan, Sayın Bakan bize cevap mı verecek, akıl  mı verecek? Sorulara cevap mı verecek, akıl mı verecek?  Sorulara cevap ver Sayın Bakan!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Geleceğim, sabredin. Geleceğim, onlara da  geleceğim. ( CHP sıralanndan gürültüler)  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sorulara açık ve net cevap ver.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Yani "Türkiye tüm müktesebatı yerine  getirse bile Rum kesiminin onayı gerekmeyecek mi?" diye sordunuz...  TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Ama biz sorulan sakin sakin sormuştuk.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Arkadaşlarınız sordu, müsaade edin,  sorulanna cevap verelim.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Cevap verin, cevap.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sizinkine de sıra gelecek, merak etmeyin.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Merakla bekliyorum.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Burada saygıdeğer milletvekilleri konuşurken,  Türkiye'nin, bugün, bir darbe ruhu içerisinde hazırlanmış Anayasa'yla yönetilmesinin doğru olmadığını  dile getiriyorlar, bunun değiştirilmesi gerektiğine olan inançlannı dile getiriyorlar ama bunu bu dönem  değil, bir sonraki dönemki Meclis yapsın diye. Siz kendinize güvenmiyor olabilirsiniz ama biz milletin  bize verdiği yetkiye güveniyoruz. (MHP sıralanndan "Size güvenmiyoruz!" sesleri)  Şimdi, arkadaşlar, evrensel bir anayasa yapalım diyorsunuz. Avrupa Birliği süreciyle ilgili  endişelerinizi dile getiriyorsunuz. Ben görevi devraldığımda ziyaret ettiğim Milliyetçi Hareket Partisinin  Genel Başkanı Sayın Bahçeli'nin çok mantıklı bir tavrı vardı, "Avrupa Birliği süreci bir devlet  politikasıdır. Biz iktidardayken de bu sürece sahip çıktık, size de elimizden gelen desteği vereceğiz."  demişti. Ben Sayın Bahçeli'nin sözlerinin arkasında durmasını bütün milletvekillerimizden, özellikle  kendi partisinin üyelerinden bekliyorum.  MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) - Yanlışa hayır!  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Teslimiyet değil, teslimiyet!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Teslimiyete hayır!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Yargı reformu stratejisiyle ilgili burada  birtakım söylemler dile getirildi. Evet, bu, Kızılcahamam'da Hâkimevi'nde yapılan toplantıda, bütün  kurumlanmızm altına imza koyduğu bir gerekçeyle hazırlanmış bir yargı reformu stratejisidir. Altında  bütün kurumlarımızın imzası vardır. Daha sonra o stratejinin gerekçeleri üzerinden Adalet  Bakanlığımız bir eylem planı ortaya koymuştur.  Teftiş Kumlu Başkanlığı ile soruşturmaya izin verme yetkisinin Anayasa değişikliği olmaksızın  Hâkim ve Savcılar Yüksek Kuruluna devri Anayasa'nın 144'üncü maddesine aykındır.  Şimdi, Sayın Kart, bu kurulacak, İnsan Haklan Danışma Kumlunun yerine kurulacağını söylediği...  Hâlbuki bağımsız bir insan haklan kumlu kurulmasına yönelik bir kanun taslağı Meclise sevk edilmiştir.  Bunun Başbakana bağlı olduğunu iddia etmek de abesle iştigaldir, Başbakana bağlı değildir.  ATİLLA KART (Konya) - Kanunda yazıyor Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Hangi üyenin hangi kurumlar tarafından  belirleneceği taslak içerisinde belirlenmiştir. O bağımsız bir insan haklan kurulu olarak kurulacaktır.  ATİLLA KART (Konya) - Tasanda yazıyor Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bütçesi de ayn olacaktır, bağımsız olacaktır.  Atandıktan sonra da hiçbir mesuliyetleri olmayacaktır. Onu bir kez daha gözden geçirmenizi özellikle  tavsiye ederim.  Sayın Aydoğan "Hukuka olan güvensizliğinizden mi bazı endişeler taşıyorsunuz?" dedi. Biz,  Türkiye'de bağımsız olduğu kadar tarafsız olduğundan endişe etmeyeceğimiz bir yargıya kavuşmak  için sizlerle iş birliği yapmaya hazınz. Gerçekten Türkiye'nin Avrupa Birliği standartlannda, evrensel  standartlarda bir yargıya kavuşması için biz iş birliği yapmaya hazırız.  - 8 7 4 -
Sayfa 45 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Ama biz sorulan sakin sakin sormuştuk.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Arkadaşlarınız sordu, müsaade edin,  sorulanna cevap verelim.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Cevap verin, cevap.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sizinkine de sıra gelecek, merak etmeyin.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Merakla bekliyorum.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Burada saygıdeğer milletvekilleri konuşurken,  Türkiye'nin, bugün, bir darbe ruhu içerisinde hazırlanmış Anayasa'yla yönetilmesinin doğru olmadığını  dile getiriyorlar, bunun değiştirilmesi gerektiğine olan inançlannı dile getiriyorlar ama bunu bu dönem  değil, bir sonraki dönemki Meclis yapsın diye. Siz kendinize güvenmiyor olabilirsiniz ama biz milletin  bize verdiği yetkiye güveniyoruz. (MHP sıralanndan "Size güvenmiyoruz!" sesleri)  Şimdi, arkadaşlar, evrensel bir anayasa yapalım diyorsunuz. Avrupa Birliği süreciyle ilgili  endişelerinizi dile getiriyorsunuz. Ben görevi devraldığımda ziyaret ettiğim Milliyetçi Hareket Partisinin  Genel Başkanı Sayın Bahçeli'nin çok mantıklı bir tavrı vardı, "Avrupa Birliği süreci bir devlet  politikasıdır. Biz iktidardayken de bu sürece sahip çıktık, size de elimizden gelen desteği vereceğiz."  demişti. Ben Sayın Bahçeli'nin sözlerinin arkasında durmasını bütün milletvekillerimizden, özellikle  kendi partisinin üyelerinden bekliyorum.  MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) - Yanlışa hayır!  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Teslimiyet değil, teslimiyet!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Teslimiyete hayır!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Yargı reformu stratejisiyle ilgili burada  birtakım söylemler dile getirildi. Evet, bu, Kızılcahamam'da Hâkimevi'nde yapılan toplantıda, bütün  kurumlanmızm altına imza koyduğu bir gerekçeyle hazırlanmış bir yargı reformu stratejisidir. Altında  bütün kurumlarımızın imzası vardır. Daha sonra o stratejinin gerekçeleri üzerinden Adalet  Bakanlığımız bir eylem planı ortaya koymuştur.  Teftiş Kumlu Başkanlığı ile soruşturmaya izin verme yetkisinin Anayasa değişikliği olmaksızın  Hâkim ve Savcılar Yüksek Kuruluna devri Anayasa'nın 144'üncü maddesine aykındır.  Şimdi, Sayın Kart, bu kurulacak, İnsan Haklan Danışma Kumlunun yerine kurulacağını söylediği...  Hâlbuki bağımsız bir insan haklan kumlu kurulmasına yönelik bir kanun taslağı Meclise sevk edilmiştir.  Bunun Başbakana bağlı olduğunu iddia etmek de abesle iştigaldir, Başbakana bağlı değildir.  ATİLLA KART (Konya) - Kanunda yazıyor Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Hangi üyenin hangi kurumlar tarafından  belirleneceği taslak içerisinde belirlenmiştir. O bağımsız bir insan haklan kurulu olarak kurulacaktır.  ATİLLA KART (Konya) - Tasanda yazıyor Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bütçesi de ayn olacaktır, bağımsız olacaktır.  Atandıktan sonra da hiçbir mesuliyetleri olmayacaktır. Onu bir kez daha gözden geçirmenizi özellikle  tavsiye ederim.  Sayın Aydoğan "Hukuka olan güvensizliğinizden mi bazı endişeler taşıyorsunuz?" dedi. Biz,  Türkiye'de bağımsız olduğu kadar tarafsız olduğundan endişe etmeyeceğimiz bir yargıya kavuşmak  için sizlerle iş birliği yapmaya hazınz. Gerçekten Türkiye'nin Avrupa Birliği standartlannda, evrensel  standartlarda bir yargıya kavuşması için biz iş birliği yapmaya hazırız.  - 8 7 4 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Yargının yetkilerini daraltmak gibi bir niyetimiz yok Sayın Köse. Tam aksine, bütün vatandaş­ larımızın güvenebileceği, artık vicdanla cüzdan arasında sıkışıp sıkışmadığı tartışılmayan bir yar­ gıya kavuşmak için hep beraber çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz.  Sayın Emek STK'lann birtakım özel yetkili, ağırlaştırılmış ceza mahkemeleri ve gizli tanıklarla  ilgili tartışmalarını, bildirilerini okudu, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde gizli tanıklık olmadığını söy­ ledi. Herhalde orada bir bilgi eksikliği var, onu bir gözden geçirmesinde fayda var.  ATİLA EMEK (Antalya) - "Uygulama böyle değil." dedim Sayın Bakan. Sayın Bakan, uygu­ lama böyle değil, buradaki gibi değil Avrupa Birliği ülkelerinde.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Özdemir "Yasalar Anayasa'yı uygu­ lamak için yapılır." dedi, "Alevi köylerine özel ilgi gösteren komutanlara herhangi bir şeyiniz mi  var?" dedi.  Bakın, bir şeyi size söyleyeyim: Bugün cumhuriyet tarihinde ilk defa din dersi kitaplarına Al­ evilikle ilgili gerçek bilgileri koyan bir iktidarın mensubu olmaktan onur duyuyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan, benim soruma cevap verin. İddianamede  böyle yazıyor, iddianamede, bu bir anayasal suç mu değil mi?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bugün ilk defa cumhuriyet tarihinde Alevi  vatandaşlarıyla muharrem ayında aynı sofrayı ve kederi paylaşan bir Başbakanın partisinde bulun­ maktan onur duyuyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan, benim soruma cevap verin.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Atatürk'ten bu yana...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Savcının iddianamesinde anayasal suç var mı yok mu,  buna cevap verin.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bakın, ben sizi dinledim, dinlemeyi öğre­ nin. Dinlemeyi öğrenin...  Atatürk'ten bu yana ilk defa bir cemevine giden...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Alevi cemevlerine ne yaptığınızı en iyi Aleviler biliyor  zaten. Onların sizin hakkınızdaki düşünceleri belli.  BAŞKAN - Sayın Özdemir...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) -...Cumhurbaşkanına oy vermiş olmaktan  büyük onur duyuyorum. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Bu iddianame anayasal suç işliyor mu işlemiyor mu?  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Onun için, Alevi vatandaşlanmızı yıllarca  istismar edenlerin, bugün burada onlara destek olmaya çalışan, onlann sorunlannı algılamaya çalışan,  onlara kulak vermeye, empati kurmaya çalışan iktidara Alevi vatandaşlanmızın üzerinden istismar  yapmalannı son derece ayıplıyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan, benim sorum, bu iddianameyi hazırlayan  savcı anayasal suç işliyor mu işlemiyor mu? Bunu anlayamadınız mı hâlâ?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanımızın  bugünkü gazetelerde yer alan düşünceleriyle ilgili görüşlerim soruldu. Anayasa Mahkemesi  Başkanımız da Türkiye'nin Anayasa'sının değişmesi gerektiğini vurguluyor.  - 8 7 5 -
Sayfa 46 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 0 : 1  Yargının yetkilerini daraltmak gibi bir niyetimiz yok Sayın Köse. Tam aksine, bütün vatandaş­ larımızın güvenebileceği, artık vicdanla cüzdan arasında sıkışıp sıkışmadığı tartışılmayan bir yar­ gıya kavuşmak için hep beraber çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz.  Sayın Emek STK'lann birtakım özel yetkili, ağırlaştırılmış ceza mahkemeleri ve gizli tanıklarla  ilgili tartışmalarını, bildirilerini okudu, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde gizli tanıklık olmadığını söy­ ledi. Herhalde orada bir bilgi eksikliği var, onu bir gözden geçirmesinde fayda var.  ATİLA EMEK (Antalya) - "Uygulama böyle değil." dedim Sayın Bakan. Sayın Bakan, uygu­ lama böyle değil, buradaki gibi değil Avrupa Birliği ülkelerinde.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Özdemir "Yasalar Anayasa'yı uygu­ lamak için yapılır." dedi, "Alevi köylerine özel ilgi gösteren komutanlara herhangi bir şeyiniz mi  var?" dedi.  Bakın, bir şeyi size söyleyeyim: Bugün cumhuriyet tarihinde ilk defa din dersi kitaplarına Al­ evilikle ilgili gerçek bilgileri koyan bir iktidarın mensubu olmaktan onur duyuyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan, benim soruma cevap verin. İddianamede  böyle yazıyor, iddianamede, bu bir anayasal suç mu değil mi?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bugün ilk defa cumhuriyet tarihinde Alevi  vatandaşlarıyla muharrem ayında aynı sofrayı ve kederi paylaşan bir Başbakanın partisinde bulun­ maktan onur duyuyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan, benim soruma cevap verin.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Atatürk'ten bu yana...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Savcının iddianamesinde anayasal suç var mı yok mu,  buna cevap verin.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bakın, ben sizi dinledim, dinlemeyi öğre­ nin. Dinlemeyi öğrenin...  Atatürk'ten bu yana ilk defa bir cemevine giden...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Alevi cemevlerine ne yaptığınızı en iyi Aleviler biliyor  zaten. Onların sizin hakkınızdaki düşünceleri belli.  BAŞKAN - Sayın Özdemir...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) -...Cumhurbaşkanına oy vermiş olmaktan  büyük onur duyuyorum. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Bu iddianame anayasal suç işliyor mu işlemiyor mu?  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Onun için, Alevi vatandaşlanmızı yıllarca  istismar edenlerin, bugün burada onlara destek olmaya çalışan, onlann sorunlannı algılamaya çalışan,  onlara kulak vermeye, empati kurmaya çalışan iktidara Alevi vatandaşlanmızın üzerinden istismar  yapmalannı son derece ayıplıyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan, benim sorum, bu iddianameyi hazırlayan  savcı anayasal suç işliyor mu işlemiyor mu? Bunu anlayamadınız mı hâlâ?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanımızın  bugünkü gazetelerde yer alan düşünceleriyle ilgili görüşlerim soruldu. Anayasa Mahkemesi  Başkanımız da Türkiye'nin Anayasa'sının değişmesi gerektiğini vurguluyor.  - 8 7 5 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 7 6 - MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Anayasal suç var mı yok mu?  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Mahkeme kararı o...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Bir paşanın Alevi köylerine gidiyor olması suç mu?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanının  söyledikleri arasında ülkenin ciddi anayasal reforma ihtiyacı yok mu? Var.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Alevi açılımınız ortada işte, belli.  AHMET YENİ (Samsun) - Alet etmeyin o işleri. Alet etmeyin, o iş bitti.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Siz ediyorsunuz, siz.  BAŞKAN - Sayın arkadaşlar, lütfen... Karşılıklı konuşmayın... Lütfen... Sayın Özdemir...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Resmen Anayasa'ya aykırılık suçu işliyorsunuz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Başkanım, ben vakit istiyorum.  BAŞKAN - Vaktinizi veririm Sayın Bakanım, endişe etmeyin.  Sayın Özdemir, Sayın Yeni, lütfen...  Buyurun efendim.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - O mahkeme sizin talimatınızla iddianame hazırlıyor.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Başkan, hangi soruya cevap verdi Sayın Bakan?  AHMET YENİ (Samsun) - Dinlemedin ki!  BAŞKAN - Sayın Özdemir, karşılıklı konuşarak cevap olmaz, lütfen sakince bekleyin.  Verilmeyen cevap varsa Sayın Bakana hatırlatırız, cevabını alırız efendim. Daha konuşmaya  başlamadan itiraz ediyorsunuz. Lütfen...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Efendim, kusara bakmayın ama hangi soruya cevap verdi  Sayın Bakan?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Özdemir, bir müsaade edin bitireyim,  beğenmezseniz yine sorun.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Başkanım, ben Sayın Bakana bir soru sordum...  BAŞKAN - Sayın Bakana hatırlatırız Sayın Özdemir, lütfen buyurun.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - O zaman tekrar, bir kere daha hatırlatmanızı rica  ediyorum. Benim soruma Sayın Bakan açık ve net cevap versin. (AK PARTİ ve CHP sıralarından  gürültüler)  BAŞKAN - Arkadaşlar... Arkadaşlar... Saygıdeğer milletvekilleri...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Bir başsavcı, anayasal ayrımcılık suçu işliyor mu,  işlemiyor mu?  BAŞKAN - Sayın Özdemir, bakınız şu...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ona yargı karar verir, yargı!  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - İşlem yapması gereken bir durum var mı, yok mu?
Sayfa 47 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 7 6 - MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Anayasal suç var mı yok mu?  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Mahkeme kararı o...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Bir paşanın Alevi köylerine gidiyor olması suç mu?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanının  söyledikleri arasında ülkenin ciddi anayasal reforma ihtiyacı yok mu? Var.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Alevi açılımınız ortada işte, belli.  AHMET YENİ (Samsun) - Alet etmeyin o işleri. Alet etmeyin, o iş bitti.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Siz ediyorsunuz, siz.  BAŞKAN - Sayın arkadaşlar, lütfen... Karşılıklı konuşmayın... Lütfen... Sayın Özdemir...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Resmen Anayasa'ya aykırılık suçu işliyorsunuz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Başkanım, ben vakit istiyorum.  BAŞKAN - Vaktinizi veririm Sayın Bakanım, endişe etmeyin.  Sayın Özdemir, Sayın Yeni, lütfen...  Buyurun efendim.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - O mahkeme sizin talimatınızla iddianame hazırlıyor.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Başkan, hangi soruya cevap verdi Sayın Bakan?  AHMET YENİ (Samsun) - Dinlemedin ki!  BAŞKAN - Sayın Özdemir, karşılıklı konuşarak cevap olmaz, lütfen sakince bekleyin.  Verilmeyen cevap varsa Sayın Bakana hatırlatırız, cevabını alırız efendim. Daha konuşmaya  başlamadan itiraz ediyorsunuz. Lütfen...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Efendim, kusara bakmayın ama hangi soruya cevap verdi  Sayın Bakan?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Özdemir, bir müsaade edin bitireyim,  beğenmezseniz yine sorun.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Başkanım, ben Sayın Bakana bir soru sordum...  BAŞKAN - Sayın Bakana hatırlatırız Sayın Özdemir, lütfen buyurun.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - O zaman tekrar, bir kere daha hatırlatmanızı rica  ediyorum. Benim soruma Sayın Bakan açık ve net cevap versin. (AK PARTİ ve CHP sıralarından  gürültüler)  BAŞKAN - Arkadaşlar... Arkadaşlar... Saygıdeğer milletvekilleri...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Bir başsavcı, anayasal ayrımcılık suçu işliyor mu,  işlemiyor mu?  BAŞKAN - Sayın Özdemir, bakınız şu...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ona yargı karar verir, yargı!  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - İşlem yapması gereken bir durum var mı, yok mu?  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 7 7 - BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen efendim...  AYŞENUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Ona yargı karar verir, kimi suçluyorsunuz? Sayın  Bakan bir şey yapamaz.  BAŞKAN - Sayın Özdemir... Sayın Özdemir...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Türkiye Büyük Millet Meclisine soruyorum bunu. (AK  PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen oturun... Arkadaşlar, buyurun, lütfen oturun... (AK PARTİ  ve CHP sıralarından gürültüler)  Saygıdeğer arkadaşlarım, siz soru soruyorsunuz, cevabı Sayın Bakan veriyor, sizin sorma  üslubunuz farklı olabilir...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan, cevap vermiyor ki, Sayın Bakan kendi  kafasındaki konulan...  BAŞKAN - Sayın Bakanın cevap üslubu farklı olabilir yani aynı şey ol-maz. Lütfen, sabırla  bekleyelim.  Buyurun.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, onlar istediği cevabı  alamayınca, işlerine gelmeyen cevabı alınca üzülüyorlar...  BAŞKAN - Sayın Bakanım, lütfen efendim...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Aynı ordu komutanı bugün tatbikat yapıyor. Bir taraftan  savcı "sanık" diyor, bir taraftan da ordu komutanı! Ayıp değil mi? (AK PARTİ sıralarından "Dinle,  cevap veriyor." sesleri)  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sen nasıl Bakansın!  AHMET YENİ (Samsun) - Dinlesene be kardeşim!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Özdemir, bunlara da alışacağız.  Türkiye demokrasiyi gerçekten benimsemeye başladı, ben Sayın Dibek'in...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Nasıl Bakansın, nasıl Meclisiz burada? Savcının "sanık"  dediği komutan, bugün askere komuta ediyor; ortada bir çelişki var, ayıptır, düzeltin. Kim suçluysa,  onun yakasına yapışın!  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen efendim...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Dibek'in sorusuna bir cevap vermek  istiyorum...  AYŞENUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Yargıya müdahale etmeyin.  AHMET YENİ (Samsun) - Alet etmeyin, bitti!  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - İşinize gelmeyince, yargıya müdahale etmeyin  diyorsunuz!  BAŞKAN - Sayın Özdemir lütfen... Lütfen Sayın Özdemir...  AYŞENUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Her zaman diyoruz.
Sayfa 48 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 7 7 - BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen efendim...  AYŞENUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Ona yargı karar verir, kimi suçluyorsunuz? Sayın  Bakan bir şey yapamaz.  BAŞKAN - Sayın Özdemir... Sayın Özdemir...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Türkiye Büyük Millet Meclisine soruyorum bunu. (AK  PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen oturun... Arkadaşlar, buyurun, lütfen oturun... (AK PARTİ  ve CHP sıralarından gürültüler)  Saygıdeğer arkadaşlarım, siz soru soruyorsunuz, cevabı Sayın Bakan veriyor, sizin sorma  üslubunuz farklı olabilir...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan, cevap vermiyor ki, Sayın Bakan kendi  kafasındaki konulan...  BAŞKAN - Sayın Bakanın cevap üslubu farklı olabilir yani aynı şey ol-maz. Lütfen, sabırla  bekleyelim.  Buyurun.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, onlar istediği cevabı  alamayınca, işlerine gelmeyen cevabı alınca üzülüyorlar...  BAŞKAN - Sayın Bakanım, lütfen efendim...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Aynı ordu komutanı bugün tatbikat yapıyor. Bir taraftan  savcı "sanık" diyor, bir taraftan da ordu komutanı! Ayıp değil mi? (AK PARTİ sıralarından "Dinle,  cevap veriyor." sesleri)  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sen nasıl Bakansın!  AHMET YENİ (Samsun) - Dinlesene be kardeşim!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Özdemir, bunlara da alışacağız.  Türkiye demokrasiyi gerçekten benimsemeye başladı, ben Sayın Dibek'in...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Nasıl Bakansın, nasıl Meclisiz burada? Savcının "sanık"  dediği komutan, bugün askere komuta ediyor; ortada bir çelişki var, ayıptır, düzeltin. Kim suçluysa,  onun yakasına yapışın!  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen efendim...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Dibek'in sorusuna bir cevap vermek  istiyorum...  AYŞENUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Yargıya müdahale etmeyin.  AHMET YENİ (Samsun) - Alet etmeyin, bitti!  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - İşinize gelmeyince, yargıya müdahale etmeyin  diyorsunuz!  BAŞKAN - Sayın Özdemir lütfen... Lütfen Sayın Özdemir...  AYŞENUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Her zaman diyoruz.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  BAŞKAN - Lütfen... Sayın Özdemir...  Buyurun Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Özdemir, burası yasama kurumu,  keşke yargıyla ilgili gösterdiğiniz hassasiyeti yasamayla ilgili de gösterip...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Hepsiyle ilgili gösteriyoruz. Kandırmaca yapıp, oyun  oynuyorsunuz. Tablo ortada, ayıptır, utanın!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Türkiye'ye yakışır yargı reformunu  gerçekleştirmeye destek verseniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Keşke, Türkiye'ye yakışır  anayasa reformuna destek verseniz...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Şu tablodan utanmanız gerekir!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Keşke, bu tür tartışmaların ülkemizde  yaşanmasına son verecek anayasa reformunu yapmaya, yargı reformunu yapmaya destek verseniz de  bunları tartışmak zorunda kalmasak.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, lütfen sorulara cevap vermeye devam ediniz siz efendim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Dibek, Anayasa Mahkemesi  Başkanımız Haşim Kılıç'ın görüşlerine katılıp katılmadığımı sordu. Bakın, Anayasa Mahkemesi  Başkanı ne demiş: "Ülkenin ciddi Anayasa reformu ihtiyacı yok mu? Var..." "Türkiye hak ettiği  seviyeye yani bir hukuk ve demokrasi ülkesi olma hedefine er geç varacaktır..."  MEHMET GÜN AL (Antalya) - Atlama atlama, orayı da oku!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "Avrupa'nın, zamanında yaşadığı ve bizim  tecrübe etmediğimiz Rönesans ve reformu şimdi biz geçiriyoruz, tabii, bedeller ödeyerek. Türkiye  bugüne dek modernite ve demokrasiyi hep yukarıdan aldı. Ama şimdi dalga alttan geliyor. Bu, kalıcı,  temelli olacak. Ama bu dalganın hiçbiri diğerini, toplumun diğer katmanlarını yutmamalı."  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Gazeteyi biz de okuruz...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "...artık siyasetin kendi içinde karşılıklı  samimiyetle sorunları çözmeyi ve Türkiye için bir şeyler yapmayı öğrenmesi lazım." demiş.  BİLGİN PAÇARIZ (Edime) - Sayın Başkan, böyle şey olur mu?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bu mesaj, bana olduğu kadar sizedir  arkadaşlar.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Süre doldu Sayın Başkan.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Anayasa Mahkemesi Başkanımız "Avrupa  İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye'yi rahatlatacak bireysel başvuru hakkının önünün açılmasıyla  ilgili adım atılmalı." demiş.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Meclise saygısızlık yapmayın.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, Anayasa Mahkemesi...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "Avrupa'daki gibi bir Anayasa değişikliği  yapılacaksa bence hiçbir mahzuru yok." demiş.  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Uzlaşmayla olur mu olmaz mı...  - 8 7 8 -
Sayfa 49 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  BAŞKAN - Lütfen... Sayın Özdemir...  Buyurun Sayın Bakan.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Özdemir, burası yasama kurumu,  keşke yargıyla ilgili gösterdiğiniz hassasiyeti yasamayla ilgili de gösterip...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Hepsiyle ilgili gösteriyoruz. Kandırmaca yapıp, oyun  oynuyorsunuz. Tablo ortada, ayıptır, utanın!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Türkiye'ye yakışır yargı reformunu  gerçekleştirmeye destek verseniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Keşke, Türkiye'ye yakışır  anayasa reformuna destek verseniz...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Şu tablodan utanmanız gerekir!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Keşke, bu tür tartışmaların ülkemizde  yaşanmasına son verecek anayasa reformunu yapmaya, yargı reformunu yapmaya destek verseniz de  bunları tartışmak zorunda kalmasak.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, lütfen sorulara cevap vermeye devam ediniz siz efendim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Dibek, Anayasa Mahkemesi  Başkanımız Haşim Kılıç'ın görüşlerine katılıp katılmadığımı sordu. Bakın, Anayasa Mahkemesi  Başkanı ne demiş: "Ülkenin ciddi Anayasa reformu ihtiyacı yok mu? Var..." "Türkiye hak ettiği  seviyeye yani bir hukuk ve demokrasi ülkesi olma hedefine er geç varacaktır..."  MEHMET GÜN AL (Antalya) - Atlama atlama, orayı da oku!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "Avrupa'nın, zamanında yaşadığı ve bizim  tecrübe etmediğimiz Rönesans ve reformu şimdi biz geçiriyoruz, tabii, bedeller ödeyerek. Türkiye  bugüne dek modernite ve demokrasiyi hep yukarıdan aldı. Ama şimdi dalga alttan geliyor. Bu, kalıcı,  temelli olacak. Ama bu dalganın hiçbiri diğerini, toplumun diğer katmanlarını yutmamalı."  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Gazeteyi biz de okuruz...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "...artık siyasetin kendi içinde karşılıklı  samimiyetle sorunları çözmeyi ve Türkiye için bir şeyler yapmayı öğrenmesi lazım." demiş.  BİLGİN PAÇARIZ (Edime) - Sayın Başkan, böyle şey olur mu?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bu mesaj, bana olduğu kadar sizedir  arkadaşlar.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Süre doldu Sayın Başkan.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Anayasa Mahkemesi Başkanımız "Avrupa  İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye'yi rahatlatacak bireysel başvuru hakkının önünün açılmasıyla  ilgili adım atılmalı." demiş.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Meclise saygısızlık yapmayın.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, Anayasa Mahkemesi...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "Avrupa'daki gibi bir Anayasa değişikliği  yapılacaksa bence hiçbir mahzuru yok." demiş.  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Uzlaşmayla olur mu olmaz mı...  - 8 7 8 - TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 7 9 - BAŞKAN - Evet, Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "Kapatma dedikodusu sadece demokrasiye  ve ekonomiye zarar verir." demiş.  MEHMET GÜNAL (Antalya) - İşinize gelmeyen yerleri atlamayın Sayın Bakan.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Sayın Bakan, Sayın Başbakan...  BAŞKAN - Sayın Bakan...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - İşinize gelen yerlerini okumayın.  Şimdi, Sayın Dibek demiş ki...  BAŞKAN - Arkadaşlar...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Dibek bana sordu Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - ...dedi ki: "Böyle bir uzlaşma ortamı var  mı?"  "Böyle bir uzlaşma ortamı var mı?" sorusunu ben size soruyorum. Gelin, beraber uzlaşalım;  gelin, Türkiye'ye yakışır anayasayı beraber yapalım.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Bakan, hangi uzlaşma ya? Böylesine uzlaşmayı nere­ den çıkarıyorsun? Orada polemik yapacaksın, sorulara cevap vermeyeceksin, ondan sonra uzlaşma  diyeceksin.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ben Sayın Baykal'a Konya'da Şebiarus tö­ reninde dedim ki: "Sayın Baykal, siz bir anayasa hazırlayın, sizin taslağın üzerinden gidelim." Sayın  Baykal bana hâlâ cevap veremedi. (CHP sıralanndan gürültüler)  BAŞKAN - Sayın Bakanım...  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Bilgisiz bakanları oturtmasınlar, herkes kendi bildiğini söy­ lüyor, sorulara cevap vermiyor.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bana cevap veremeyen Sayın Baykal tarihe  nasıl cevap verecek, onu merak ediyorum. (CHP sıralanndan gürültüler)  Sayın Başkanım, yurt dışında yaşayan vatandaşlanmızın oy kullanma süresini kırk günden yirmi  güne indirmenin, yurt dışındaki vatandaşlarımıza oy kullanma hakkı vermeyle hiçbir alakası yoktur.  Birisi süreyle alakalıdır, birisi de vatandaşlanmızın istedikleri siyasi partiye oy vermesiyle alakalıdır.  Onunla ilgili olarak da gerek Yüksek Seçim Kurulumuz gerek İçişleri Bakanlığımız gerek Dışişleri  Bakanlığımız, vatandaşlanmızın yoğun olarak yaşadığı ülkelerle temas halindedir. Biz, Anayasa'mız  uyannca yurt dışında yaşayan bütün vatandaşlanmıza bütün seçimlerde oy kullandırma hakkının  verilmesini içtenlikle benimsiyoruz ama bunu o ülkelerin kendi iç kuralları çerçevesinde  yapabilmemiz için kendi Anayasa'mızda da değişiklik gerekmektedir.  Yine, Türkiye'nin bir Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyduğu ortadadır. O konuda da sizinle  birlikte çalışmaya hazınz.  BAŞKAN - Tamam, Sayın Bakan...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Gök "B planınız var mı?" dedi.  Türkiye gibi dünyanın 15'inci, Avrupa'nın 6'ncı büyük ekonomisi olan güçlü bir ülkenin her konuda  B planı da vardır, C planı da vardır, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Sayfa 50 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 1  - 8 7 9 - BAŞKAN - Evet, Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - "Kapatma dedikodusu sadece demokrasiye  ve ekonomiye zarar verir." demiş.  MEHMET GÜNAL (Antalya) - İşinize gelmeyen yerleri atlamayın Sayın Bakan.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Sayın Bakan, Sayın Başbakan...  BAŞKAN - Sayın Bakan...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - İşinize gelen yerlerini okumayın.  Şimdi, Sayın Dibek demiş ki...  BAŞKAN - Arkadaşlar...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Dibek bana sordu Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - ...dedi ki: "Böyle bir uzlaşma ortamı var  mı?"  "Böyle bir uzlaşma ortamı var mı?" sorusunu ben size soruyorum. Gelin, beraber uzlaşalım;  gelin, Türkiye'ye yakışır anayasayı beraber yapalım.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Bakan, hangi uzlaşma ya? Böylesine uzlaşmayı nere­ den çıkarıyorsun? Orada polemik yapacaksın, sorulara cevap vermeyeceksin, ondan sonra uzlaşma  diyeceksin.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ben Sayın Baykal'a Konya'da Şebiarus tö­ reninde dedim ki: "Sayın Baykal, siz bir anayasa hazırlayın, sizin taslağın üzerinden gidelim." Sayın  Baykal bana hâlâ cevap veremedi. (CHP sıralanndan gürültüler)  BAŞKAN - Sayın Bakanım...  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Bilgisiz bakanları oturtmasınlar, herkes kendi bildiğini söy­ lüyor, sorulara cevap vermiyor.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bana cevap veremeyen Sayın Baykal tarihe  nasıl cevap verecek, onu merak ediyorum. (CHP sıralanndan gürültüler)  Sayın Başkanım, yurt dışında yaşayan vatandaşlanmızın oy kullanma süresini kırk günden yirmi  güne indirmenin, yurt dışındaki vatandaşlarımıza oy kullanma hakkı vermeyle hiçbir alakası yoktur.  Birisi süreyle alakalıdır, birisi de vatandaşlanmızın istedikleri siyasi partiye oy vermesiyle alakalıdır.  Onunla ilgili olarak da gerek Yüksek Seçim Kurulumuz gerek İçişleri Bakanlığımız gerek Dışişleri  Bakanlığımız, vatandaşlanmızın yoğun olarak yaşadığı ülkelerle temas halindedir. Biz, Anayasa'mız  uyannca yurt dışında yaşayan bütün vatandaşlanmıza bütün seçimlerde oy kullandırma hakkının  verilmesini içtenlikle benimsiyoruz ama bunu o ülkelerin kendi iç kuralları çerçevesinde  yapabilmemiz için kendi Anayasa'mızda da değişiklik gerekmektedir.  Yine, Türkiye'nin bir Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyduğu ortadadır. O konuda da sizinle  birlikte çalışmaya hazınz.  BAŞKAN - Tamam, Sayın Bakan...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Gök "B planınız var mı?" dedi.  Türkiye gibi dünyanın 15'inci, Avrupa'nın 6'ncı büyük ekonomisi olan güçlü bir ülkenin her konuda  B planı da vardır, C planı da vardır, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 8 0 - Sayın Başkanım, zannediyorum vakit doldu, geri kalanlara yazılı cevap göndereceğiz. Bütün  milletvekillerimize katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Uzlaşmacı tavrınıza bakın!  BAŞKAN - Sayın Komisyon Başkanımıza Sayın Genc'in bir sorusu vardı.  Buyurun Sayın Başkan.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Değerli arkadaşlar,  Değerli Başkanım; Sayın Genç, 367'yle alakalı olarak benim her fırsatta "367 ucubesi" dediğimi  söylüyor. Bir daha söylüyorum huzurunuzda: Evet, 367 ucubesidir yapılan husus. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, Türkiye'de, Anayasa hukukçularının ve normal aklın kabul  etmeyeceği bir yorumdur o ama Anayasa Mahkememiz maalesef buna imza attı.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Başbakan 367'den bahsediyor.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Neyse o geçti, şimdi ben  ikinci sorusuna geleyim.  İkinci sorusu: Diyor ki 1 Mart 2003 yılında Irak tezkeresi reddoldu buradan Meclis  Başkanlığımızın buradaki ilanıyla. O zaman da bir tartışma çıkmıştı, önce "kabul" filan dendi. Şimdi,  oradaki husus şu: 264 kabul almış, 261 ret almış. Normalde kabul gibi gözüküyor, ilk etapta da zaten  öyle düşünüldü fakat sonradan Başkanlığın yorumu, 276 salt çoğunluk olması gerekiyor çekimser  oylarla beraber. Çekimser oy kullanmamış olsaydın, o zaman tabii kabul edilmiş sayılacaktı.  Benim şahsi kanaatimi sorarsanız Sayın Genç, o oylamanın yeniden yapılması lazımdı, yanlış  olmuştur. Yanlış olmuştu, yeniden yapılması lazımdı. Gerçi ona itirazı sizin yapmanız lazımdı,  tezkereye kimler karşıysa onların yapması lazımdı esasen, o zaman yapmadınız bunları.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ama niye yapmadıklarını anlamamışsınız.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Çünkü ortada ret yoktu,  yeniden oylamayla kabul çoğunluğu var mı yok mu buna bakılması gerekiyordu, bakılmamıştır.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan... Yanlış bilgi verdi; 367 aranmıyor burada, salt  çoğunluk aranıyor.  BAŞKAN - Evet, diğer sorulara Sayın Bakan yazılı cevap verecekmiş.  Saygıdeğer milletvekilleri, maddelerine geçilmesinin oylamasından önce bir yoklama talebi  vardır.  Şimdi, yoklama talebinde bulunan milletvekili arkadaşlarımın burada olup olmadıklarını  arayacağım:  Sayın Aslanoğlu? Burada.  Sayın Emek? Burada.  Sayın Özdemir? Burada.  Sayın Kart? Burada.  Sayın Aydoğan? Burada.  Sayın Keleş? Burada.  Sayın Köse? Burada. ı
Sayfa 51 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 8 0 - Sayın Başkanım, zannediyorum vakit doldu, geri kalanlara yazılı cevap göndereceğiz. Bütün  milletvekillerimize katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Uzlaşmacı tavrınıza bakın!  BAŞKAN - Sayın Komisyon Başkanımıza Sayın Genc'in bir sorusu vardı.  Buyurun Sayın Başkan.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Değerli arkadaşlar,  Değerli Başkanım; Sayın Genç, 367'yle alakalı olarak benim her fırsatta "367 ucubesi" dediğimi  söylüyor. Bir daha söylüyorum huzurunuzda: Evet, 367 ucubesidir yapılan husus. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, Türkiye'de, Anayasa hukukçularının ve normal aklın kabul  etmeyeceği bir yorumdur o ama Anayasa Mahkememiz maalesef buna imza attı.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Başbakan 367'den bahsediyor.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Neyse o geçti, şimdi ben  ikinci sorusuna geleyim.  İkinci sorusu: Diyor ki 1 Mart 2003 yılında Irak tezkeresi reddoldu buradan Meclis  Başkanlığımızın buradaki ilanıyla. O zaman da bir tartışma çıkmıştı, önce "kabul" filan dendi. Şimdi,  oradaki husus şu: 264 kabul almış, 261 ret almış. Normalde kabul gibi gözüküyor, ilk etapta da zaten  öyle düşünüldü fakat sonradan Başkanlığın yorumu, 276 salt çoğunluk olması gerekiyor çekimser  oylarla beraber. Çekimser oy kullanmamış olsaydın, o zaman tabii kabul edilmiş sayılacaktı.  Benim şahsi kanaatimi sorarsanız Sayın Genç, o oylamanın yeniden yapılması lazımdı, yanlış  olmuştur. Yanlış olmuştu, yeniden yapılması lazımdı. Gerçi ona itirazı sizin yapmanız lazımdı,  tezkereye kimler karşıysa onların yapması lazımdı esasen, o zaman yapmadınız bunları.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ama niye yapmadıklarını anlamamışsınız.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Çünkü ortada ret yoktu,  yeniden oylamayla kabul çoğunluğu var mı yok mu buna bakılması gerekiyordu, bakılmamıştır.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan... Yanlış bilgi verdi; 367 aranmıyor burada, salt  çoğunluk aranıyor.  BAŞKAN - Evet, diğer sorulara Sayın Bakan yazılı cevap verecekmiş.  Saygıdeğer milletvekilleri, maddelerine geçilmesinin oylamasından önce bir yoklama talebi  vardır.  Şimdi, yoklama talebinde bulunan milletvekili arkadaşlarımın burada olup olmadıklarını  arayacağım:  Sayın Aslanoğlu? Burada.  Sayın Emek? Burada.  Sayın Özdemir? Burada.  Sayın Kart? Burada.  Sayın Aydoğan? Burada.  Sayın Keleş? Burada.  Sayın Köse? Burada. ı  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 8 1 - Sayın Ekici? Burada.  Sayın Dibek? Burada.  Sayın Güvel? Burada.  Sayın Tütüncü? Burada.  Sayın Kaptan? Burada.  Sayın Gök? Burada.  Sayın Tınastepe? Burada.  Sayın Süner? Burada.  Sayın Çöllü? Burada.  Sayın Altay? Burada.  Sayın Öztürk? Burada.  Sayın Seçer? Burada.  Sayın Meral? Burada.  İsmini okuduğum bu milletvekili arkadaşlarımın elektronik cihazla yapılacak yoklamaya  katılmamalarını istirham ediyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, eğer ihtiyaç olursa pusula gönderen arkadaşlarımın isimlerini okuyup  burada olup olmadıklarını kontrol edeceğim, lütfen ayrılmasınlar.  III.-Y O K L A M A  BAŞKAN - Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.-Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ 'ın, Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun  Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) (Devam)  BAŞKAN - Teklifin maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 15.46 •
Sayfa 52 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 8 1 - Sayın Ekici? Burada.  Sayın Dibek? Burada.  Sayın Güvel? Burada.  Sayın Tütüncü? Burada.  Sayın Kaptan? Burada.  Sayın Gök? Burada.  Sayın Tınastepe? Burada.  Sayın Süner? Burada.  Sayın Çöllü? Burada.  Sayın Altay? Burada.  Sayın Öztürk? Burada.  Sayın Seçer? Burada.  Sayın Meral? Burada.  İsmini okuduğum bu milletvekili arkadaşlarımın elektronik cihazla yapılacak yoklamaya  katılmamalarını istirham ediyorum.  Saygıdeğer milletvekilleri, eğer ihtiyaç olursa pusula gönderen arkadaşlarımın isimlerini okuyup  burada olup olmadıklarını kontrol edeceğim, lütfen ayrılmasınlar.  III.-Y O K L A M A  BAŞKAN - Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3.-Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ 'ın, Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun  Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) (Devam)  BAŞKAN - Teklifin maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 15.46 •  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 8 2 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 16.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Gülsen ORHAN (Van) •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 68'inci Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  462 sıra sayılı Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  l'inci maddeyi okutuyorum:  ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİN HALKOYUNA SUNULMASI HAKKINDA KANUNDA  DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ  MADDE 1- 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması  Hakkında Kanunun 2'nci maddesinde yer alan "yüzyirminci günden" ibaresi "altmışıncı günden",  6'ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca,  yabancı ülkelerdeki vatandaşlar halkoylamasından 40 gün" ibaresi "Kanun uyarınca yabancı  ülkelerdeki vatandaşlar halkoylamasından yirmi gün" olarak değiştirilmiştir.  BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun ve AK PARTİ  Grubunun talepleri gelmemiştir. Sayın Şandır, şunun için ifade ediyorum: Sayın Kart'ın, şahsı adına  ve grup adına konuşmaları var, birleştirmek istiyorum yani beraberce görüşsün diye. Bunun için rica  ediyorum yani gönderecek misiniz, göndermeyecek misiniz bilmediğim için.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Göndereceğiz efendim. Sayın Behiç Çelik bizim konuşmacımız.  BAŞKAN - Behiç Çelik, evet.  İlk önce, Ufuk Uras Bey'i bir çağırayım.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Sayın Uras, buyurun efendim. (BDP sıralarından  alkışlar)  Buyurun Sayın Uras.  BDP GRUBU ADINA MEHMET UFUK URAS (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nedenleri ve çözüm yolları konusunda farklı düşüncelere  sahip olsak bile Türkiye'nin çok ciddi sorunlarla yüz yüze olduğu hususunda Mecliste ve toplumda  bir fikir birliği olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yalnızca son bir hafta içinde yaşadıklarımız,  hepimize yeterli fikri vermekte, hepimizi gereğinden fazla uyarmaktadır. Kraldan fazla kralcı  davrananların nasıl duvara tosladıklannı, son, askerî, bilirkişi ve savcılığın açıklamaları karşısında  nasıl mahcup olduklarını hep birlikte izliyoruz.  Hatırlatmak istiyorum, 2008 yılında bu Meclis'te "Sankız" ve "Ay Işığı" isimli darbe girişimleri  iddiaları hakkında bir araştırma komisyonu önergesi vermiştik. Şu andaki BDP Grubu dışındaki  grupların hiçbirinden bu konuda en ufak bir destek alamadık. Meclis, kendisine karşı bir girişim  iddiasını araştıracak cesareti, feraseti ve basireti bile gösteremedi.
Sayfa 53 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 8 2 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 16.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Gülsen ORHAN (Van) •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 68'inci Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  462 sıra sayılı Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  l'inci maddeyi okutuyorum:  ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİN HALKOYUNA SUNULMASI HAKKINDA KANUNDA  DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ  MADDE 1- 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması  Hakkında Kanunun 2'nci maddesinde yer alan "yüzyirminci günden" ibaresi "altmışıncı günden",  6'ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca,  yabancı ülkelerdeki vatandaşlar halkoylamasından 40 gün" ibaresi "Kanun uyarınca yabancı  ülkelerdeki vatandaşlar halkoylamasından yirmi gün" olarak değiştirilmiştir.  BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun ve AK PARTİ  Grubunun talepleri gelmemiştir. Sayın Şandır, şunun için ifade ediyorum: Sayın Kart'ın, şahsı adına  ve grup adına konuşmaları var, birleştirmek istiyorum yani beraberce görüşsün diye. Bunun için rica  ediyorum yani gönderecek misiniz, göndermeyecek misiniz bilmediğim için.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Göndereceğiz efendim. Sayın Behiç Çelik bizim konuşmacımız.  BAŞKAN - Behiç Çelik, evet.  İlk önce, Ufuk Uras Bey'i bir çağırayım.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Sayın Uras, buyurun efendim. (BDP sıralarından  alkışlar)  Buyurun Sayın Uras.  BDP GRUBU ADINA MEHMET UFUK URAS (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nedenleri ve çözüm yolları konusunda farklı düşüncelere  sahip olsak bile Türkiye'nin çok ciddi sorunlarla yüz yüze olduğu hususunda Mecliste ve toplumda  bir fikir birliği olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yalnızca son bir hafta içinde yaşadıklarımız,  hepimize yeterli fikri vermekte, hepimizi gereğinden fazla uyarmaktadır. Kraldan fazla kralcı  davrananların nasıl duvara tosladıklannı, son, askerî, bilirkişi ve savcılığın açıklamaları karşısında  nasıl mahcup olduklarını hep birlikte izliyoruz.  Hatırlatmak istiyorum, 2008 yılında bu Meclis'te "Sankız" ve "Ay Işığı" isimli darbe girişimleri  iddiaları hakkında bir araştırma komisyonu önergesi vermiştik. Şu andaki BDP Grubu dışındaki  grupların hiçbirinden bu konuda en ufak bir destek alamadık. Meclis, kendisine karşı bir girişim  iddiasını araştıracak cesareti, feraseti ve basireti bile gösteremedi.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Bugünlerde de Balyoz ve İrticaya Karşı Eylem Planları ile ilgili gelişmeleri hep birlikte izliyo­ ruz. Türkiye demokrasisini, atanmışların ve asker-sivil bürokrasisinin bir kesiminin halk üzerindeki  vesayet heveslerinden ve niyetlerinden bir an önce kurtarmalıyız.  Dünyadaki demokratik evrensel standartlara direnmenin artık bir anlamı kalmamıştır. Hele hele  hâlâ 12 Eylül 1980 darbesinin başımıza tebelleş ettiği bir anayasanın yarattığı olumsuzluklar ile uğ­ raşırken bunu algılamamak kabul edilemez.  Doğru dürüst, özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir rejimde, evrensel ve demokratik hukuk il­ kelerinin geçerli olduğu bir demokraside bu tür darbe ve cunta arayışlarının, askerî vesayet hevesle­ rinin hiçbir yeri yoktur, Türkiye'de de yoktur ve olmamalıdır. Bu tür girişimler bağımsız ve tarafsız  yargı eliyle soruşturulmalı, bu soruşturmalarda demokratik hukuk ilkelerine ve evrensel insan hak­ larına uygun davranılmalıdır.  Evet, yargı bağımsız ve tarafsız olmalıdır, siyasal odak gibi davranmamalıdır, millet iradesi üze­ rinde bir rol oynamamalıdır, demokratik olmalıdır. Siyasi yandaşlık yargısı olmaz, yürütmenin yan  kolu olan yargı da olmaz. Kimse de buna heveslenmemelidir.  Darbe öncesi ve sonrası dönemlerde, bağımsız olmayan ve taraflı davranan yargıdan en fazla dert  çekmiş olanlar, bu ülkede demokrasi, insan hakları, özgürlükler, emeğin hakları için mücadele etmiş  olanlardır yani bizleriz, bu ülkenin devrimcileri ve sosyalistleriyiz. Bu nedenle de bağımsız ve tarafsız  yargının önemini en iyi bizler biliriz.  Bu arada, DTP'nin kapatılması ve siyasi yasaklarla ilgili, mağdurları sorumlu tutan yaklaşımları da  son derece yakışıksız buluyoruz. Yine mahcup duruma düşmemek için AİHM sürecini beklemekte fayda  vardır. Kenan Evren de darbe yapıp partileri kapattığında "Bu partilerin hiç mi kabahati yoktu?" demişti.  Aynı argümanı dün Mecliste duymak bizi çok üzdü. Francolann, Mussolinilerin, Evrenlerin yaklaşımını  benimseyerek mi bu ülkede demokrasi tesis edilecek, darbe hukuku ortadan kaldırılacaktır?  Kimilerinin iddia ettiği gibi, sadece darbe yapanları yargılamakla da yetinilemez, darbe ve cunta  girişimleri de, yani başansız olan girişimler de başarılı olanlar gibi yargılanmalıdır. Şarta dayalı  hukuk olmaz. Hukuk, darbe tehlikesi olup olmadığı varsayımına göre, şartlı işletilemez. Bazı grup  toplantılarında yapılan bu tür yorumları hayretle izliyoruz.  Temelinde anayasal tıkanmanın bulunduğu bir sorunlar yumağı karşısında bulunuyoruz. Dökme  suyla değirmen dönmüyor. Zorla, zoraki demokrat olunmuyor.  Hayatımızı meşgul eden her siyasal, toplumsal, inançsal, ekonomik, emik ve kültürel sorunun  çözümü yönünde ortaya konulan her çaba, her demokratik girişim yıllardan beri Anayasa duvarına  çarpıp geri dönüyor. Meclis, halktan aldığı demokratik iradeyle, pek muteber görülen ve geçici mad­ deyle korunan 12 Eylül darbeci ve cuntacılarının dayattığı 1982 Anayasası'nın antidemokratik, ve- sayetçi ve halka tepeden bakan madde ve kurumlan yüzünden âdeta devre dışı kalmış durumdadır.  40 milyonu aşkın seçmenin şahsında bu toplumun iradesini temsil eden Meclis, sınırlı değişik­ likler dışında, ülkenin ve toplumun ihtiyaçlanna uygun bir anayasanın yapılması için kendini ortaya  koyamıyor. Korku, bahane ve vesayetçi engellemelerle Meclis bundan alıkonuluyor.  Bazılarının bundan yarar umduğu, vesayetçi sistemin devamının Anayasa'yı değiştirmemeye  bağlı olduğunu düşündükleri, bu nedenle de akıl almaz bahaneler ve hukuksal atraksiyonlarla, mili­ tan ya da mutedil bir tarzda bunu önlemeye çalıştıklan aşikârdır. Bu Anayasa'ya bağlılık yemini  edildi diye 12 Eylül Anayasası'nın değiştirilemeyeceğini iddia etmek tamamıyla bir mugalatadır.  - 8 8 3 -
Sayfa 54 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Bugünlerde de Balyoz ve İrticaya Karşı Eylem Planları ile ilgili gelişmeleri hep birlikte izliyo­ ruz. Türkiye demokrasisini, atanmışların ve asker-sivil bürokrasisinin bir kesiminin halk üzerindeki  vesayet heveslerinden ve niyetlerinden bir an önce kurtarmalıyız.  Dünyadaki demokratik evrensel standartlara direnmenin artık bir anlamı kalmamıştır. Hele hele  hâlâ 12 Eylül 1980 darbesinin başımıza tebelleş ettiği bir anayasanın yarattığı olumsuzluklar ile uğ­ raşırken bunu algılamamak kabul edilemez.  Doğru dürüst, özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir rejimde, evrensel ve demokratik hukuk il­ kelerinin geçerli olduğu bir demokraside bu tür darbe ve cunta arayışlarının, askerî vesayet hevesle­ rinin hiçbir yeri yoktur, Türkiye'de de yoktur ve olmamalıdır. Bu tür girişimler bağımsız ve tarafsız  yargı eliyle soruşturulmalı, bu soruşturmalarda demokratik hukuk ilkelerine ve evrensel insan hak­ larına uygun davranılmalıdır.  Evet, yargı bağımsız ve tarafsız olmalıdır, siyasal odak gibi davranmamalıdır, millet iradesi üze­ rinde bir rol oynamamalıdır, demokratik olmalıdır. Siyasi yandaşlık yargısı olmaz, yürütmenin yan  kolu olan yargı da olmaz. Kimse de buna heveslenmemelidir.  Darbe öncesi ve sonrası dönemlerde, bağımsız olmayan ve taraflı davranan yargıdan en fazla dert  çekmiş olanlar, bu ülkede demokrasi, insan hakları, özgürlükler, emeğin hakları için mücadele etmiş  olanlardır yani bizleriz, bu ülkenin devrimcileri ve sosyalistleriyiz. Bu nedenle de bağımsız ve tarafsız  yargının önemini en iyi bizler biliriz.  Bu arada, DTP'nin kapatılması ve siyasi yasaklarla ilgili, mağdurları sorumlu tutan yaklaşımları da  son derece yakışıksız buluyoruz. Yine mahcup duruma düşmemek için AİHM sürecini beklemekte fayda  vardır. Kenan Evren de darbe yapıp partileri kapattığında "Bu partilerin hiç mi kabahati yoktu?" demişti.  Aynı argümanı dün Mecliste duymak bizi çok üzdü. Francolann, Mussolinilerin, Evrenlerin yaklaşımını  benimseyerek mi bu ülkede demokrasi tesis edilecek, darbe hukuku ortadan kaldırılacaktır?  Kimilerinin iddia ettiği gibi, sadece darbe yapanları yargılamakla da yetinilemez, darbe ve cunta  girişimleri de, yani başansız olan girişimler de başarılı olanlar gibi yargılanmalıdır. Şarta dayalı  hukuk olmaz. Hukuk, darbe tehlikesi olup olmadığı varsayımına göre, şartlı işletilemez. Bazı grup  toplantılarında yapılan bu tür yorumları hayretle izliyoruz.  Temelinde anayasal tıkanmanın bulunduğu bir sorunlar yumağı karşısında bulunuyoruz. Dökme  suyla değirmen dönmüyor. Zorla, zoraki demokrat olunmuyor.  Hayatımızı meşgul eden her siyasal, toplumsal, inançsal, ekonomik, emik ve kültürel sorunun  çözümü yönünde ortaya konulan her çaba, her demokratik girişim yıllardan beri Anayasa duvarına  çarpıp geri dönüyor. Meclis, halktan aldığı demokratik iradeyle, pek muteber görülen ve geçici mad­ deyle korunan 12 Eylül darbeci ve cuntacılarının dayattığı 1982 Anayasası'nın antidemokratik, ve- sayetçi ve halka tepeden bakan madde ve kurumlan yüzünden âdeta devre dışı kalmış durumdadır.  40 milyonu aşkın seçmenin şahsında bu toplumun iradesini temsil eden Meclis, sınırlı değişik­ likler dışında, ülkenin ve toplumun ihtiyaçlanna uygun bir anayasanın yapılması için kendini ortaya  koyamıyor. Korku, bahane ve vesayetçi engellemelerle Meclis bundan alıkonuluyor.  Bazılarının bundan yarar umduğu, vesayetçi sistemin devamının Anayasa'yı değiştirmemeye  bağlı olduğunu düşündükleri, bu nedenle de akıl almaz bahaneler ve hukuksal atraksiyonlarla, mili­ tan ya da mutedil bir tarzda bunu önlemeye çalıştıklan aşikârdır. Bu Anayasa'ya bağlılık yemini  edildi diye 12 Eylül Anayasası'nın değiştirilemeyeceğini iddia etmek tamamıyla bir mugalatadır.  - 8 8 3 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Sayın milletvekilleri, düşününüz ki, milyonların iradesiyle bu sıraları dolduran topluluk, örneğin  AKP-CHP ittifakıyla, savaş karan alabiliyor, tezkere çıkanyor, ittifaklara giriyor ve çıkıyor ama dar­ becilerin yaptığı Anayasa'yı değiştiremiyor. Bu, ülke adına, milyonlar adına utanç verici bir durumdur.  Biz bu utancı senelerden beri yaşıyoruz. Dünyanın neresinde anayasa değiştirme yeteneğinden  yoksun bir meclis vardır? Sınırlı bazı değişiklikler dışında, 12 Eylül darbecilerinin bu militarist, ve- sayetçi ve baştan sona antidemokratik Anayasa'sını, tarihte hak ettiği yere, çöpe gönderme becerisini  ne bu dönem Meclisi ne de öncekiler başarabildi. Bu konuda gösterilen uzlaşmazlık ve direncin top­ lumsal hafızada iz bırakmayacağı varsayımının bedelini er geç herkes ödeyecektir, tarih de yaza­ caktır. Deniliyor ki: "Referandum olumsuz çıkarsa Hükümet gitsin." Tamam gitsin. Peki, referandum  sonucu olumlu olursa -ki biz öyle olacağı kanaatindeyiz- bu bahse girenler yerlerinde çakılı kalmaya  devam edecekler mi, etmeyecekler mi?  Değerli milletvekilleri, gelinen nokta itibanyla bütün mağdur yurttaşları koruyucu şemsiyesi al­ tına alması için, demokrasinin tıkanan kanallannı açmak için, toplumsal iradenin üzerindeki varlığını  yıllardır sürdüren vesayet kurumlannı demokratik bir çizgiye getirmek için Anayasa değişikliğine ih­ tiyacımız olduğu ortadadır. Yani özgürlüklerin daha geniş olarak sunulduğu, devlet değil yurttaş mer­ kezli bir anayasadır aradığımız. Bunun için temel yönelimimiz 12 Eylül darbe Anayasası'ndan  kurtulmak olmalıdır. Özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir anayasa yapılmalıdır. Topluma giydiri­ len bu deli gömleği bir kenara atılmalıdır. Deniyor ki: "Suni gündem var." Bu suni gündem iddiası­ nın sahipleri siyaseti suni solunumla sürdürüyorlar. Yurttaşa "Ekmek mi, özgürlük mü?" diye  sorduğunuzda "Her ikisini de isterim, ne gramajı düşük ne de hamuru eksik olsun." diyor.  Türkiye'de sivil anayasalar döneminin başlaması, demokratikleşmenin sağlam, tutarlı ve kalıcı  bir zemin üzerinden gerçekleşmesini sağlayacaktır. Bu konuda atılacak adımın ideali, Türkiye Büyük  Millet Meclisinin kendisinden bekleneni ortaya koyarak bu değişiklikleri uzlaşma yoluyla gerçek­ leştirmesidir çünkü yaşamakta olduğumuz gerilimler bunu gerektirmektedir. Ancak bir süredir Ana­ yasa değişiklikleri konusunda süren tartışmalar, Parlamentonun böyle toplu bir iradeyi yine ortaya  koyamayacağını, Anayasa Uzlaşma Komisyonundan yine kaçılacağım gösteriyor. Bu durumda, aci- liyeti öne çıkmış olan kısmi değişikliklere gidilmesi kaçınılmaz olacaktır.  Umuyoruz ki sınırlı alanlarda da olsa yapılan değişiklikler, demokrasinin tıkanan kanallarını  açar ve daha demokratik bir siyasal ve toplumsal sisteme gidişimize vesile olur.  Değişiklik önerilerimiz şu noktalarda toplanmaktadır:  Özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir anayasa, evrensel olarak kabul edilmiş insan haklarını ve  uluslararası anlaşmalarla teminat altına alınmış bireysel haklan çekincesiz içermelidir. Bu bağlamda  Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı sağlanmalıdır.  145'inci madde askerlerin sivil mahkemelerde yargılanabilmesine imkân verecek şekilde  değiştirilmelidir. Askerî ve sivil yargı ikiliği ortadan kaldırılmalı, disiplin suçları dışında asker kişiler  de yerel ve tabii mahkemelerde yargılanabilmelidir. Askerî mahkemelerin disiplin suçlanna ilişkin  kararlarının temyiz mercisi Yargıtay ve Danıştay olmalıdır. YAŞ kararları yargıya götürülmelidir.  Bazı vekillerimizin "Askerî mahalde işlenen suçlara askerî mahkeme bakar." iddiası asla kabul  edilemez. Siz hiç lunaparkta, hamamda ya da kümeste darbe planı yapıldığını gördünüz mü? Bu  mantıkla Kenan Evreni de yargılamanız mümkün değildir çünkü o da askerî mahalde 12 Eylül askerî  darbesini tasarlamıştır. Bunların hepsi tümüyle demagojidir.  - 8 8 4 -
Sayfa 55 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Sayın milletvekilleri, düşününüz ki, milyonların iradesiyle bu sıraları dolduran topluluk, örneğin  AKP-CHP ittifakıyla, savaş karan alabiliyor, tezkere çıkanyor, ittifaklara giriyor ve çıkıyor ama dar­ becilerin yaptığı Anayasa'yı değiştiremiyor. Bu, ülke adına, milyonlar adına utanç verici bir durumdur.  Biz bu utancı senelerden beri yaşıyoruz. Dünyanın neresinde anayasa değiştirme yeteneğinden  yoksun bir meclis vardır? Sınırlı bazı değişiklikler dışında, 12 Eylül darbecilerinin bu militarist, ve- sayetçi ve baştan sona antidemokratik Anayasa'sını, tarihte hak ettiği yere, çöpe gönderme becerisini  ne bu dönem Meclisi ne de öncekiler başarabildi. Bu konuda gösterilen uzlaşmazlık ve direncin top­ lumsal hafızada iz bırakmayacağı varsayımının bedelini er geç herkes ödeyecektir, tarih de yaza­ caktır. Deniliyor ki: "Referandum olumsuz çıkarsa Hükümet gitsin." Tamam gitsin. Peki, referandum  sonucu olumlu olursa -ki biz öyle olacağı kanaatindeyiz- bu bahse girenler yerlerinde çakılı kalmaya  devam edecekler mi, etmeyecekler mi?  Değerli milletvekilleri, gelinen nokta itibanyla bütün mağdur yurttaşları koruyucu şemsiyesi al­ tına alması için, demokrasinin tıkanan kanallannı açmak için, toplumsal iradenin üzerindeki varlığını  yıllardır sürdüren vesayet kurumlannı demokratik bir çizgiye getirmek için Anayasa değişikliğine ih­ tiyacımız olduğu ortadadır. Yani özgürlüklerin daha geniş olarak sunulduğu, devlet değil yurttaş mer­ kezli bir anayasadır aradığımız. Bunun için temel yönelimimiz 12 Eylül darbe Anayasası'ndan  kurtulmak olmalıdır. Özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir anayasa yapılmalıdır. Topluma giydiri­ len bu deli gömleği bir kenara atılmalıdır. Deniyor ki: "Suni gündem var." Bu suni gündem iddiası­ nın sahipleri siyaseti suni solunumla sürdürüyorlar. Yurttaşa "Ekmek mi, özgürlük mü?" diye  sorduğunuzda "Her ikisini de isterim, ne gramajı düşük ne de hamuru eksik olsun." diyor.  Türkiye'de sivil anayasalar döneminin başlaması, demokratikleşmenin sağlam, tutarlı ve kalıcı  bir zemin üzerinden gerçekleşmesini sağlayacaktır. Bu konuda atılacak adımın ideali, Türkiye Büyük  Millet Meclisinin kendisinden bekleneni ortaya koyarak bu değişiklikleri uzlaşma yoluyla gerçek­ leştirmesidir çünkü yaşamakta olduğumuz gerilimler bunu gerektirmektedir. Ancak bir süredir Ana­ yasa değişiklikleri konusunda süren tartışmalar, Parlamentonun böyle toplu bir iradeyi yine ortaya  koyamayacağını, Anayasa Uzlaşma Komisyonundan yine kaçılacağım gösteriyor. Bu durumda, aci- liyeti öne çıkmış olan kısmi değişikliklere gidilmesi kaçınılmaz olacaktır.  Umuyoruz ki sınırlı alanlarda da olsa yapılan değişiklikler, demokrasinin tıkanan kanallarını  açar ve daha demokratik bir siyasal ve toplumsal sisteme gidişimize vesile olur.  Değişiklik önerilerimiz şu noktalarda toplanmaktadır:  Özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir anayasa, evrensel olarak kabul edilmiş insan haklarını ve  uluslararası anlaşmalarla teminat altına alınmış bireysel haklan çekincesiz içermelidir. Bu bağlamda  Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı sağlanmalıdır.  145'inci madde askerlerin sivil mahkemelerde yargılanabilmesine imkân verecek şekilde  değiştirilmelidir. Askerî ve sivil yargı ikiliği ortadan kaldırılmalı, disiplin suçları dışında asker kişiler  de yerel ve tabii mahkemelerde yargılanabilmelidir. Askerî mahkemelerin disiplin suçlanna ilişkin  kararlarının temyiz mercisi Yargıtay ve Danıştay olmalıdır. YAŞ kararları yargıya götürülmelidir.  Bazı vekillerimizin "Askerî mahalde işlenen suçlara askerî mahkeme bakar." iddiası asla kabul  edilemez. Siz hiç lunaparkta, hamamda ya da kümeste darbe planı yapıldığını gördünüz mü? Bu  mantıkla Kenan Evreni de yargılamanız mümkün değildir çünkü o da askerî mahalde 12 Eylül askerî  darbesini tasarlamıştır. Bunların hepsi tümüyle demagojidir.  - 8 8 4 - TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 8 8 5 - Siyasi partilerin kapatılmasına yol açan maddeler değiştirilmeli, Venedik Kriterleri'ne uygun  hâle getirilerek kapatmalar zorlaştırılmalıdır.  Toplumda farklı dilleri ve kültürleri güvence altına alan bir anayasal zemin yaratılmalıdır.  Türkiye toplumunu oluşturan tüm etnik, kültürel ve dinsel kimliklere devletin eşit mesafede olması  demokratik yaşam açısından elzemdir. "Anayasal yurttaşlık" tanımı bu anlayışla ele alınmalıdır.  Parlamentonun gerçekten bütün seçmenlerin iradelerinin yansıdığı, siyasal meşruiyetin  tartışılmaz asli mekânı ve yürütmeyi denetleme olanağına gerçekten sahip olabilmesi için yüzde 10  barajının kaldırılması elzemdir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Uras, buyurun konuşmanızı tamamlayınız.  MEHMET UFUK URAS (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.  Böyle bir barajın varlığına dayanan bir seçim sistemine "Türkiye milletvekilliği" biçiminde bir  yama yapmak, yasak savmaktan öteye bir anlam taşımayacaktır. Meclisin gerçekten milletin  egemenliğini temsil etmesinin sağlanması, seçim sisteminin yönetimde istikrar adına temsilde adaleti  yok etmesine son verilmesi şartına bağlıdır. Yasada partilerin seçim öncesi siyasi ittifak yapmalarına  imkân tanınmalı, hazine yardımı ve esasları, adil yararlanma ilkesi ile düzenlenmelidir.  Bir Çin bedduası diyor ki: Umarım değişim zamanlarında yaşarsınız. Biz de bu değişim za­ manlarında yaşıyoruz ve bizler siyasetin mutaassıplarına inat, demokrasi ve eşitlikten yana bir deği­ şimin toplumun beklentilerini karşılayacağına inanıyoruz ve desteğimizi sunuyoruz.  Teşekkür ederim. (BDP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Uras.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik.  Buyurun. (MHP sıralanndan alkışlar)  MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra  sayılı Kanun Teklifi'nin 1 'inci maddesi üzerinde konuşmak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce he­ yetinizi saygılarımla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifinin özü 1 'inci maddedir. Diğer iki madde ise yürürlük ve  yürütme maddeleridir. 3376 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde ifadesini bulan, Anayasa değişiklik­ lerinin halkoyuna sunulmasına ilişkin süre yüz yirmi günden altmış güne indirilmektedir. Ayrıca ya­ bancı ülkelerdeki vatandaşlar için öngörülen kırk günlük sürenin de yirmi güne indirilmesi  düzenlenmektedir.  Acaba Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında 3376 sayılı Kanun'da deği­ şiklik talebinin hikmeti nedir? Tabii ki, iktidarın Anayasa değişikliklerine gideceğini göstermektedir.  Kapalı kapılar ardında, milletimizin haynna olmayacak, dayatmacı, otokrat, keyfi bir anlayışın Ana­ yasa değişiklik metni ile karşılaşacağımız anlaşılmaktadır.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz ne istiyoruz? Yeni bir toplum sözleşmesine ihtiyaç var  öncelikle. Millî güvenlikten ve bin yıllık kardeşlik hukukundan asla taviz vermemeyi özellikle ortaya  koyuyoruz. Liyakat sahibi, vizyon sahibi bir zihniyet ancak Anayasa değişikliğini yapabilir. Anayasa  değişiklikleri sicili bozuk olanların, sabıkası kabarıkların işi olmamalıdır. Anayasa değişiklikleri  ülkenin yedi yılını berhava etmiş olanların sığınma vasıtası da olmamalı ve Vakıflar Kanunu'nu,
Sayfa 56 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 8 8 5 - Siyasi partilerin kapatılmasına yol açan maddeler değiştirilmeli, Venedik Kriterleri'ne uygun  hâle getirilerek kapatmalar zorlaştırılmalıdır.  Toplumda farklı dilleri ve kültürleri güvence altına alan bir anayasal zemin yaratılmalıdır.  Türkiye toplumunu oluşturan tüm etnik, kültürel ve dinsel kimliklere devletin eşit mesafede olması  demokratik yaşam açısından elzemdir. "Anayasal yurttaşlık" tanımı bu anlayışla ele alınmalıdır.  Parlamentonun gerçekten bütün seçmenlerin iradelerinin yansıdığı, siyasal meşruiyetin  tartışılmaz asli mekânı ve yürütmeyi denetleme olanağına gerçekten sahip olabilmesi için yüzde 10  barajının kaldırılması elzemdir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Uras, buyurun konuşmanızı tamamlayınız.  MEHMET UFUK URAS (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.  Böyle bir barajın varlığına dayanan bir seçim sistemine "Türkiye milletvekilliği" biçiminde bir  yama yapmak, yasak savmaktan öteye bir anlam taşımayacaktır. Meclisin gerçekten milletin  egemenliğini temsil etmesinin sağlanması, seçim sisteminin yönetimde istikrar adına temsilde adaleti  yok etmesine son verilmesi şartına bağlıdır. Yasada partilerin seçim öncesi siyasi ittifak yapmalarına  imkân tanınmalı, hazine yardımı ve esasları, adil yararlanma ilkesi ile düzenlenmelidir.  Bir Çin bedduası diyor ki: Umarım değişim zamanlarında yaşarsınız. Biz de bu değişim za­ manlarında yaşıyoruz ve bizler siyasetin mutaassıplarına inat, demokrasi ve eşitlikten yana bir deği­ şimin toplumun beklentilerini karşılayacağına inanıyoruz ve desteğimizi sunuyoruz.  Teşekkür ederim. (BDP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Uras.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik.  Buyurun. (MHP sıralanndan alkışlar)  MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra  sayılı Kanun Teklifi'nin 1 'inci maddesi üzerinde konuşmak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce he­ yetinizi saygılarımla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifinin özü 1 'inci maddedir. Diğer iki madde ise yürürlük ve  yürütme maddeleridir. 3376 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde ifadesini bulan, Anayasa değişiklik­ lerinin halkoyuna sunulmasına ilişkin süre yüz yirmi günden altmış güne indirilmektedir. Ayrıca ya­ bancı ülkelerdeki vatandaşlar için öngörülen kırk günlük sürenin de yirmi güne indirilmesi  düzenlenmektedir.  Acaba Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında 3376 sayılı Kanun'da deği­ şiklik talebinin hikmeti nedir? Tabii ki, iktidarın Anayasa değişikliklerine gideceğini göstermektedir.  Kapalı kapılar ardında, milletimizin haynna olmayacak, dayatmacı, otokrat, keyfi bir anlayışın Ana­ yasa değişiklik metni ile karşılaşacağımız anlaşılmaktadır.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz ne istiyoruz? Yeni bir toplum sözleşmesine ihtiyaç var  öncelikle. Millî güvenlikten ve bin yıllık kardeşlik hukukundan asla taviz vermemeyi özellikle ortaya  koyuyoruz. Liyakat sahibi, vizyon sahibi bir zihniyet ancak Anayasa değişikliğini yapabilir. Anayasa  değişiklikleri sicili bozuk olanların, sabıkası kabarıkların işi olmamalıdır. Anayasa değişiklikleri  ülkenin yedi yılını berhava etmiş olanların sığınma vasıtası da olmamalı ve Vakıflar Kanunu'nu,  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 8 6 - Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesini, Mayın Temizleme Yasası'nı Türkiye Büyük Millet  Meclisinden geçiren iradenin Anayasa değişikliği konusunda özürlü ve çarpık anlayışından dolayı  asla iş birliğine gidilemez. Devlet organlarını hırpalayan, birbirine düşüren, kavga ve sürtüşmeyi her  alana yayarak gerilimi tırmandıran bir kafa yapısı tabiatıyla Anayasa değişikliği yapamaz,  yapmamalıdır. Devlette ahenk yaratılmadan yapılmak istenecek değişiklik teşebbüsü yeni rejim  krizlerini ve hatta daha ileri düzeyde devlet krizini getirecektir. Yıpranmış, meşruiyetinin sonuna  yaklaşmış, dökülen bir iktidarın yapacağı en hayırlı iş, Anayasa değişikliklerini 24'üncü Döneme  terk etmek olmalıdır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokrasiyle yönetilen ülkelerde halk oylaması yani  referandum doğrudan demokrasinin en önemli aracı olarak nitelendirilir. Ancak referandum yoluna  başvuran İsviçre ile hiç referandum uygulamayan Almanya da her ikisi birden demokratik ülkelerdir.  Referandum ile demokrasinin doğrudan ve sıkı bir ilişkisini söylemek mümkün değildir. Ünlü siyaset  bilimci Maurice Duverger, dünyada toplum çeşitliliğince yönetim olduğunu iddia eder. Türkiye'ye  uygun, uyumlu ama evrensel standartları benimseyerek bunu içselleştirmiş bir demokrasiyi  oturtmamız önem arz etmektedir. Burada asıl vurgulamak istediğim husus, referandumu iktidar nasıl  ve hangi yönlendirmeyi yaparak halka götürecektir? Yani referandumun halka demokratik ilkelerden  ayrı, sonucu önceden tahmin edilebilecek şekilde sunulması meselesini tartışmamız gerekir.  Değerli arkadaşlar, referandumun AKP'nin otokrat himayesinde plebisite dönüşebilme riski ta­ şıması söz konusudur, yani adı referandum olan plebisit halkı aldatarak bir metni onaylatırken aslında  bir kişiye veya zümreye sınırsız iktidar bahşedebilme yetisi olarak karşımıza çıkabilir. Bu kafa ya­ pısıyla bir halk oylaması muhalefetsiz bir seçim ve rakipsiz bir yarış olacaktır. Bu yola çoğunlukla  kendi otokrat ve keyfi iktidarlarına meşruiyet kazandırmak isteyen diktatör heveslilerinin başvur­ duğu bir yöntem olarak anayasa hukukçularınca ifade edilmektedir. Onun için referandumun yolu ple­ bisite gitmeden halkın özgür iradesini serbestçe ortaya koyabilecek düzenlemeleri içermesi gerektiği  net bir şekilde ortadadır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; halk oylamaları art niyetli ve despot iktidarların elinde bir  silah olarak kullanılır, dolayısıyla biz AKP İktidarını bu anlamda iyi niyetli görmüyoruz. Bunu Sayın  İyimaya'nın dikkatine de sunmak isterim.  Şimdi bakınız, 5678 sayılı Kanun çıkarılmıştır ve şimdi her şey bu Yasa nedeniyle tartışma gün­ demine gelmektedir. Bu Yasa'nın içeriği genel seçimlerin dört yılda bir yapılması, Cumhurbaşkanı  görev süresinin beş yıl olması, 367 demokrasi tıkacının ortadan kaldırılması, bu anlamda iyi bir  hüküm aslında ama bunun yanında 11 'inci Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören  bir -Anayasa'yı değiştiren- yasa fakat bu, şu anda tartışmaya açıktır çünkü bu Kanun'un yürürlük ta­ rihi 21 Ekim 2007 ve Cumhurbaşkanının seçimi daha önce, 28 Ağustos 2007'de olmuştur. Burada,  tabii, tartışmalara açık dediğim, tepkiyle Anayasa değişikliğine giderseniz her şeyi altüst edersiniz  ve tartışmaya açarsınız.  Şimdi, bu konuda hukukçuların, bilim insanlarının, siyasetçilerin ve devlet yetkililerinin hep  tartıştıkları temel mevzu, bu tür, palyatif, önceden öngörülemeyen, Türkiye'nin vizyonu düşünül­ meden hazırlanan metinler yüzünden olmaktadır.  Demek ki tepkiyle, husumetle, öfkeyle ve otokrat yönetim anlayışıyla, muhalefeti baskılayarak,  toplum kesimlerini baskılayarak, birtakım düzenlemelere gitmek, kurumlan çatıştırarak düzenlemelere  gitmek memleketin haynna değildir, bizatihi iktidann hiç haynna değildir, bunu böyle bilmeleri gerekir.
Sayfa 57 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 8 6 - Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesini, Mayın Temizleme Yasası'nı Türkiye Büyük Millet  Meclisinden geçiren iradenin Anayasa değişikliği konusunda özürlü ve çarpık anlayışından dolayı  asla iş birliğine gidilemez. Devlet organlarını hırpalayan, birbirine düşüren, kavga ve sürtüşmeyi her  alana yayarak gerilimi tırmandıran bir kafa yapısı tabiatıyla Anayasa değişikliği yapamaz,  yapmamalıdır. Devlette ahenk yaratılmadan yapılmak istenecek değişiklik teşebbüsü yeni rejim  krizlerini ve hatta daha ileri düzeyde devlet krizini getirecektir. Yıpranmış, meşruiyetinin sonuna  yaklaşmış, dökülen bir iktidarın yapacağı en hayırlı iş, Anayasa değişikliklerini 24'üncü Döneme  terk etmek olmalıdır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokrasiyle yönetilen ülkelerde halk oylaması yani  referandum doğrudan demokrasinin en önemli aracı olarak nitelendirilir. Ancak referandum yoluna  başvuran İsviçre ile hiç referandum uygulamayan Almanya da her ikisi birden demokratik ülkelerdir.  Referandum ile demokrasinin doğrudan ve sıkı bir ilişkisini söylemek mümkün değildir. Ünlü siyaset  bilimci Maurice Duverger, dünyada toplum çeşitliliğince yönetim olduğunu iddia eder. Türkiye'ye  uygun, uyumlu ama evrensel standartları benimseyerek bunu içselleştirmiş bir demokrasiyi  oturtmamız önem arz etmektedir. Burada asıl vurgulamak istediğim husus, referandumu iktidar nasıl  ve hangi yönlendirmeyi yaparak halka götürecektir? Yani referandumun halka demokratik ilkelerden  ayrı, sonucu önceden tahmin edilebilecek şekilde sunulması meselesini tartışmamız gerekir.  Değerli arkadaşlar, referandumun AKP'nin otokrat himayesinde plebisite dönüşebilme riski ta­ şıması söz konusudur, yani adı referandum olan plebisit halkı aldatarak bir metni onaylatırken aslında  bir kişiye veya zümreye sınırsız iktidar bahşedebilme yetisi olarak karşımıza çıkabilir. Bu kafa ya­ pısıyla bir halk oylaması muhalefetsiz bir seçim ve rakipsiz bir yarış olacaktır. Bu yola çoğunlukla  kendi otokrat ve keyfi iktidarlarına meşruiyet kazandırmak isteyen diktatör heveslilerinin başvur­ duğu bir yöntem olarak anayasa hukukçularınca ifade edilmektedir. Onun için referandumun yolu ple­ bisite gitmeden halkın özgür iradesini serbestçe ortaya koyabilecek düzenlemeleri içermesi gerektiği  net bir şekilde ortadadır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; halk oylamaları art niyetli ve despot iktidarların elinde bir  silah olarak kullanılır, dolayısıyla biz AKP İktidarını bu anlamda iyi niyetli görmüyoruz. Bunu Sayın  İyimaya'nın dikkatine de sunmak isterim.  Şimdi bakınız, 5678 sayılı Kanun çıkarılmıştır ve şimdi her şey bu Yasa nedeniyle tartışma gün­ demine gelmektedir. Bu Yasa'nın içeriği genel seçimlerin dört yılda bir yapılması, Cumhurbaşkanı  görev süresinin beş yıl olması, 367 demokrasi tıkacının ortadan kaldırılması, bu anlamda iyi bir  hüküm aslında ama bunun yanında 11 'inci Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören  bir -Anayasa'yı değiştiren- yasa fakat bu, şu anda tartışmaya açıktır çünkü bu Kanun'un yürürlük ta­ rihi 21 Ekim 2007 ve Cumhurbaşkanının seçimi daha önce, 28 Ağustos 2007'de olmuştur. Burada,  tabii, tartışmalara açık dediğim, tepkiyle Anayasa değişikliğine giderseniz her şeyi altüst edersiniz  ve tartışmaya açarsınız.  Şimdi, bu konuda hukukçuların, bilim insanlarının, siyasetçilerin ve devlet yetkililerinin hep  tartıştıkları temel mevzu, bu tür, palyatif, önceden öngörülemeyen, Türkiye'nin vizyonu düşünül­ meden hazırlanan metinler yüzünden olmaktadır.  Demek ki tepkiyle, husumetle, öfkeyle ve otokrat yönetim anlayışıyla, muhalefeti baskılayarak,  toplum kesimlerini baskılayarak, birtakım düzenlemelere gitmek, kurumlan çatıştırarak düzenlemelere  gitmek memleketin haynna değildir, bizatihi iktidann hiç haynna değildir, bunu böyle bilmeleri gerekir.  TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 8 8 7 - Diğer bir konu, bu şartlarda Cumhurbaşkanının halkoyuyla seçilmiş olması Türkiye'de bizim  rejimimizi de tartışma gündemine getirdi. Acaba Türkiye'deki rejim parlamenter rejim mi, yan başkanlık  sistemi mi, başkanlık sistemi mi? Deve kuşu gibi hepsinden alınan ama ne deve olan ne de kuş olan bir  sistemin içerisine Türkiye, AKP İktidanyla sokulmuştur. Bunlan el birliğiyle bu Parlamentonun ele  alarak bir uzlaşı içerisinde tartışıp 24'üncü Döneme hazırlık yapması gerektiğini düşünmekteyiz.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, iktidann en önemli görevi, adalet, huzur,  refah ve kalkınmadır ama AKP yedi yıldır bunu sağlayamıyor, ardından Anayasa değişikliği istiyor  ve sanki Anayasa değişikliği olunca başımıza nur yağacak, bolluk, bereket olacak, yolsuzluklar,  yoksulluklar ortadan kalkacak, terör ve bölücülük son bulacak. Böyle bir şey tabii söz konusu değil.  Saygıdeğer milletvekilleri, Anayasa değişikliği için uzlaşma şarttır, sosyal, siyasal, ekonomik,  hedefsel uzlaşma tam olarak sağlanmalıdır. Şimdi böyle bir ortam mı var, ona bakalım. Şimdi, tabii,  uzlaşmaz ve itici tavırlar, başına buyruk siyaset anlayışı, millî kimliği tahrip uygulamaları, özürlü  demokrasi anlayışı, bölücü terörle girilen sıcak ilişkiler, etnik aynşma projeleri ve farklı düşünceleri  aşağılama, böyle bir ortam yaratılmışken, sonuç itibanyla Anayasa değişikliğini bu iktidann yapması  mümkün değildir. Bu iktidar, aslında...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Çelik, konuşmanızı tamamlayınız.  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Bu yapı içerisinde, bu iktidar aslında ömrünü tamamlamak üzeredir ve kendi makûs kaderine  doğru hızla ilerlemektedir.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sen kendine bak!  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Siz, laf atmadan, arkadaşım, oturamıyor musunuz yerinizde? Niye  böyle sürekli müdahale ediyorsunuz? Susmasını öğrenin.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Siz kendinize bakın!  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Susmasını ve dinlemesini öğrenin. Dinleyin!  BAŞKAN - Sayın Tunç, Sayın Çelik, lütfen...  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Biz, son olarak demekteyiz ki...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sizin söylediğiniz şeyler yenilir yutulur şeyler mi?  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Çıkar konuşursunuz, söz alırsınız konuşursunuz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Söyleyecek lafı yok ki!  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Söz konusu Kanun'da yapılmak istenen süre düzeltmesi elbette  mümkündür, ama Anayasa değişikliği yapmak demokratik değer ve teamüller yönüyle şu anda  mümkün değildir.  Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart. (CHP sı­ ralanndan alkışlar)  Buyuran.  CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görü­ şülmekte olan teklifin 1 'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz  almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayfa 58 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 8 8 7 - Diğer bir konu, bu şartlarda Cumhurbaşkanının halkoyuyla seçilmiş olması Türkiye'de bizim  rejimimizi de tartışma gündemine getirdi. Acaba Türkiye'deki rejim parlamenter rejim mi, yan başkanlık  sistemi mi, başkanlık sistemi mi? Deve kuşu gibi hepsinden alınan ama ne deve olan ne de kuş olan bir  sistemin içerisine Türkiye, AKP İktidanyla sokulmuştur. Bunlan el birliğiyle bu Parlamentonun ele  alarak bir uzlaşı içerisinde tartışıp 24'üncü Döneme hazırlık yapması gerektiğini düşünmekteyiz.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, iktidann en önemli görevi, adalet, huzur,  refah ve kalkınmadır ama AKP yedi yıldır bunu sağlayamıyor, ardından Anayasa değişikliği istiyor  ve sanki Anayasa değişikliği olunca başımıza nur yağacak, bolluk, bereket olacak, yolsuzluklar,  yoksulluklar ortadan kalkacak, terör ve bölücülük son bulacak. Böyle bir şey tabii söz konusu değil.  Saygıdeğer milletvekilleri, Anayasa değişikliği için uzlaşma şarttır, sosyal, siyasal, ekonomik,  hedefsel uzlaşma tam olarak sağlanmalıdır. Şimdi böyle bir ortam mı var, ona bakalım. Şimdi, tabii,  uzlaşmaz ve itici tavırlar, başına buyruk siyaset anlayışı, millî kimliği tahrip uygulamaları, özürlü  demokrasi anlayışı, bölücü terörle girilen sıcak ilişkiler, etnik aynşma projeleri ve farklı düşünceleri  aşağılama, böyle bir ortam yaratılmışken, sonuç itibanyla Anayasa değişikliğini bu iktidann yapması  mümkün değildir. Bu iktidar, aslında...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Çelik, konuşmanızı tamamlayınız.  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Bu yapı içerisinde, bu iktidar aslında ömrünü tamamlamak üzeredir ve kendi makûs kaderine  doğru hızla ilerlemektedir.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sen kendine bak!  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Siz, laf atmadan, arkadaşım, oturamıyor musunuz yerinizde? Niye  böyle sürekli müdahale ediyorsunuz? Susmasını öğrenin.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Siz kendinize bakın!  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Susmasını ve dinlemesini öğrenin. Dinleyin!  BAŞKAN - Sayın Tunç, Sayın Çelik, lütfen...  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Biz, son olarak demekteyiz ki...  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sizin söylediğiniz şeyler yenilir yutulur şeyler mi?  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Çıkar konuşursunuz, söz alırsınız konuşursunuz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Söyleyecek lafı yok ki!  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Söz konusu Kanun'da yapılmak istenen süre düzeltmesi elbette  mümkündür, ama Anayasa değişikliği yapmak demokratik değer ve teamüller yönüyle şu anda  mümkün değildir.  Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart. (CHP sı­ ralanndan alkışlar)  Buyuran.  CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görü­ şülmekte olan teklifin 1 'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz  almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 8 8 - Değerli milletvekilleri, gelinen aşamada, aslında beyhude bir tartışmanın ve görüşmenin içinde  olduğumuzu öncelikle ifade ediyorum. Aradan geçen sekiz yıl bize şunu gösterdi: Adalet ve Kalkınma  Partisi yönetimleri uygulamaya geçirmek istedikleri tasarı veya teklifi, her ne pahasına olursa olsun,  dayatmacı bir anlayışla hep gerçekleştirdiler. Türkiye'nin gerçek gündeminin tartışılmasını  engellemek amacıyla bu uygulama hep yapıldı; Anayasa'nın 10 ve 42'nci maddelerinin değişikliğinde  bunu yaşadık, asker-sivil yargı olayında bunu yaşadık, mayınlı araziler olayında bunu yaşadık,  Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı Yasası'nm görüşmelerinde bunu yaşadık, Tanık Koruma  Yasası da benzeri amaçla düzenlendi, belediyeler mevzuatı ve mektupla oy verme süreçlerinde de  benzeri sonuçlar ortaya çıktı. Yaşanan bu süreçlere rağmen, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak  düşüncelerimizi, uyarılarımızı ve önerilerimizi kararlı bir şekilde anlatmaya devam edeceğiz.  Değerli milletvekilleri, referandum elbette anayasal bir kurumdur, aynı zamanda demokratik bir  yöntemdir de. Bunun dışında, referandumun azınlıkta kalanların haklarıyla ilgili olarak bağlayıcı  kararlar alınmasına yol açmaması gerekir. Referandumda birbirinden farklı konular aynı paket içinde  oya sunulmamalıdır. Seçmenin iradesi bu yolla iğfal edilmemelidir. Seçmenin iradesine değişik yol  ve yöntemlerle baskı oluşturulmamalıdır.  Endişemiz odur ki, iktidar referandum kurumunu da amacı dışında kullanacaktır, tıpkı torba  yasalar, torba soruşturmalar gibi bu kez de karşımıza torba referandum uygulamasının getirileceğini  görüyoruz, ancak buna şaşırmıyoruz. Çünkü, siyasi iktidarın yönetim karakteristiği ve demokrasi  anlayışı bu tabloyu bugüne kadar yarattı. Oysa referandum yoluyla Anayasa yargısı, kuvvetler  ayrılığı, rejimin denge ve denetim mekanizmaları hiçbir şekilde bertaraf edilmemelidir. Zira bu üçlü  mekanizma hukuk devleti ve demokrasinin özüdür, esasıdır.  Demokrasi, çoğunluğun egemen olduğu bir yönetim olmakla beraber, bu durum azınlığın temel  hak ve özgürlüklerinin hiçbir şekilde bertaraf edilmesinin gerekçesi olamaz, olmamalıdır. Bu sebeple  referandum, esas itibanyla, istisnai olarak uygulanması gereken bir yöntemdir. Çoğunluk istiyor diye  belki de yüzde 49'lara ulaşacak büyük bir grubun temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayamazsınız.  Demokrasilerde bunun yeri yoktur. Demokrasilerde asıl olan, azınlık ile çoğunluk çatışmasının  önlenmesidir. Demokrasiler, tahammüllü tartışma ortamlarını yaratan ve adalet duygusunu  zedelemeyen, yok etmeyen rejimlerdir.  Peki, günümüze geliyoruz. Günümüzde nasıl bir tabloyla karşı karşıyayız? Bakıyoruz, toplumsal  ayrışmanın artık her aşamada zirve yaptığı bir ortam, anayasal kurumların kimilerine göre çatışma  içine girdiği, bize göre ise saldırıya manız kaldığı bir ortam, sivil toplumun ayrıştırıldığı ve  Türkiye'nin yönetilemez bir hâle geldiği bir fetret yapılanması. Bunu kimileri bir hafta, on gündür  telaffuz ediyor. Bunu biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak iki yıldan bu yana söylüyoruz. Bu belirsizlik  ortamından yararlanarak birilerinin, fetret ortamının yarattığı belirsizlik ortamından yararlanarak  birilerinin Türkiye'yi yönettiği bir dönemi yaşıyoruz. İşte böyle bir dönemde, bakıyoruz, toplumsal  sözleşme anlamına gelen Anayasa değişikliklerini başlatacak yasal bir sürecin altyapısını hazırlayacak  bir teklifle karşı karşıya geliyoruz. Getirilen teklifle, aslında siyasi iktidarın demokrasiyle, uzlaşma  kültürüyle bağdaşmayan karakteristiği bir kez daha ortaya çıkıyor. Siyasi iktidar her halükârda diyor  ki: "Benim kafamda birtakım Anayasa değişiklikleri var. Ben bunları tek başına yapmayı göze  alıyorum. Bu noktada uzlaşma arayışına gerek görmüyorum. 330-367 aralığında bir oy sağlayarak bu  değişiklikleri gerçekleştireceğim." diyor, "Toplumsal kutuplaşmayı ve gerginliği artırmak pahasına,  gemileri yakmak pahasına bunu yapacağım." diyor. Daha da ötesi, "Ben, beni yargılaması kaçınılmaz  olan yargıç ve mahkemeleri de belirlemek istiyorum." diyor, "Ben, bu noktada ihtiyatlı davranmak  durumundayım." diyor. Bütün bunları yaparken de topluma şirin gelebilecek, sempatik gelebilecek  bazı havuçları araya serpiştirmek istiyor, serpiştirecek; bunu görüyoruz, bunu öngörüyoruz.
Sayfa 59 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 8 8 - Değerli milletvekilleri, gelinen aşamada, aslında beyhude bir tartışmanın ve görüşmenin içinde  olduğumuzu öncelikle ifade ediyorum. Aradan geçen sekiz yıl bize şunu gösterdi: Adalet ve Kalkınma  Partisi yönetimleri uygulamaya geçirmek istedikleri tasarı veya teklifi, her ne pahasına olursa olsun,  dayatmacı bir anlayışla hep gerçekleştirdiler. Türkiye'nin gerçek gündeminin tartışılmasını  engellemek amacıyla bu uygulama hep yapıldı; Anayasa'nın 10 ve 42'nci maddelerinin değişikliğinde  bunu yaşadık, asker-sivil yargı olayında bunu yaşadık, mayınlı araziler olayında bunu yaşadık,  Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı Yasası'nm görüşmelerinde bunu yaşadık, Tanık Koruma  Yasası da benzeri amaçla düzenlendi, belediyeler mevzuatı ve mektupla oy verme süreçlerinde de  benzeri sonuçlar ortaya çıktı. Yaşanan bu süreçlere rağmen, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak  düşüncelerimizi, uyarılarımızı ve önerilerimizi kararlı bir şekilde anlatmaya devam edeceğiz.  Değerli milletvekilleri, referandum elbette anayasal bir kurumdur, aynı zamanda demokratik bir  yöntemdir de. Bunun dışında, referandumun azınlıkta kalanların haklarıyla ilgili olarak bağlayıcı  kararlar alınmasına yol açmaması gerekir. Referandumda birbirinden farklı konular aynı paket içinde  oya sunulmamalıdır. Seçmenin iradesi bu yolla iğfal edilmemelidir. Seçmenin iradesine değişik yol  ve yöntemlerle baskı oluşturulmamalıdır.  Endişemiz odur ki, iktidar referandum kurumunu da amacı dışında kullanacaktır, tıpkı torba  yasalar, torba soruşturmalar gibi bu kez de karşımıza torba referandum uygulamasının getirileceğini  görüyoruz, ancak buna şaşırmıyoruz. Çünkü, siyasi iktidarın yönetim karakteristiği ve demokrasi  anlayışı bu tabloyu bugüne kadar yarattı. Oysa referandum yoluyla Anayasa yargısı, kuvvetler  ayrılığı, rejimin denge ve denetim mekanizmaları hiçbir şekilde bertaraf edilmemelidir. Zira bu üçlü  mekanizma hukuk devleti ve demokrasinin özüdür, esasıdır.  Demokrasi, çoğunluğun egemen olduğu bir yönetim olmakla beraber, bu durum azınlığın temel  hak ve özgürlüklerinin hiçbir şekilde bertaraf edilmesinin gerekçesi olamaz, olmamalıdır. Bu sebeple  referandum, esas itibanyla, istisnai olarak uygulanması gereken bir yöntemdir. Çoğunluk istiyor diye  belki de yüzde 49'lara ulaşacak büyük bir grubun temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayamazsınız.  Demokrasilerde bunun yeri yoktur. Demokrasilerde asıl olan, azınlık ile çoğunluk çatışmasının  önlenmesidir. Demokrasiler, tahammüllü tartışma ortamlarını yaratan ve adalet duygusunu  zedelemeyen, yok etmeyen rejimlerdir.  Peki, günümüze geliyoruz. Günümüzde nasıl bir tabloyla karşı karşıyayız? Bakıyoruz, toplumsal  ayrışmanın artık her aşamada zirve yaptığı bir ortam, anayasal kurumların kimilerine göre çatışma  içine girdiği, bize göre ise saldırıya manız kaldığı bir ortam, sivil toplumun ayrıştırıldığı ve  Türkiye'nin yönetilemez bir hâle geldiği bir fetret yapılanması. Bunu kimileri bir hafta, on gündür  telaffuz ediyor. Bunu biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak iki yıldan bu yana söylüyoruz. Bu belirsizlik  ortamından yararlanarak birilerinin, fetret ortamının yarattığı belirsizlik ortamından yararlanarak  birilerinin Türkiye'yi yönettiği bir dönemi yaşıyoruz. İşte böyle bir dönemde, bakıyoruz, toplumsal  sözleşme anlamına gelen Anayasa değişikliklerini başlatacak yasal bir sürecin altyapısını hazırlayacak  bir teklifle karşı karşıya geliyoruz. Getirilen teklifle, aslında siyasi iktidarın demokrasiyle, uzlaşma  kültürüyle bağdaşmayan karakteristiği bir kez daha ortaya çıkıyor. Siyasi iktidar her halükârda diyor  ki: "Benim kafamda birtakım Anayasa değişiklikleri var. Ben bunları tek başına yapmayı göze  alıyorum. Bu noktada uzlaşma arayışına gerek görmüyorum. 330-367 aralığında bir oy sağlayarak bu  değişiklikleri gerçekleştireceğim." diyor, "Toplumsal kutuplaşmayı ve gerginliği artırmak pahasına,  gemileri yakmak pahasına bunu yapacağım." diyor. Daha da ötesi, "Ben, beni yargılaması kaçınılmaz  olan yargıç ve mahkemeleri de belirlemek istiyorum." diyor, "Ben, bu noktada ihtiyatlı davranmak  durumundayım." diyor. Bütün bunları yaparken de topluma şirin gelebilecek, sempatik gelebilecek  bazı havuçları araya serpiştirmek istiyor, serpiştirecek; bunu görüyoruz, bunu öngörüyoruz.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisinin, demokrasiyi geliştirmek gibi bir çabası  yok, demokrasiyi kurumsallaştırmak gibi bir arayışı yok. Bakıyoruz, demokratikleşmeden söz eden,  millî iradenin gereği olarak partilerin kapatılmasının zorlaştırılması gereğinden söz eden Başbakan,  hemen bunun devamında, tam bu dönemde, Meclisin partileri kapatmasından, Meclisin partileri  kapatmasında söz sahibi olmasının doğru bir yol ve yöntem olabileceğinden söz ediyor.  Değerli arkadaşlarım, bundan daha büyük bir demokrasi faciası olabilir mi? Daha büyük bir  demokrasi cinayeti olabilir mi? Partileri bir diğer parti kapatmaz, kapatamaz. Bu, eşyanın tabiatına  aykırıdır. Partileri seçimde vatandaş kapatır ya da açar. Bu işin esası budur, demokrasinin esası budur.  E peki, bu noktada bile, demokrasiyi kavrayamayan bir zihniyeti görüyoruz. Demokrasiyi Mecliste  katletmeye yönelik vahim bir girişim anlamına gelmez mi bu? Adalet ve Kalkınma Partisini  Cumhuriyet Halk Partisinin kapatması ya da Cumhuriyet Halk Partisini Adalet ve Kalkınma Partisinin  kapatması... Böyle bir şey düşünülebilir mi değerli arkadaşlarım? Böyle bir şey varsayılabilir mi?  AHMET İYİMAYA (Ankara) - Böyle bir şey yok zaten.  ATİLLA KART (Devamla) - Ama bunu öneri olarak ve bu paketin temel bir unsuru olarak  getirmek isteyen bir zihniyetten söz ediyorum.  Bakın, medya patronlarına talimat veren, gelen tepkiler üzerine sözlerini tevil ederken özrü ka­ bahatinden büyük olan bir başbakan zihniyetinden söz ediyorum. Bakıyorsunuz, bu zihniyet, ilçeler  düzeyinde istihbari yapılanmayı devletin tüm birimlerini pasivize ederek belli bir grubun tekeline  bırakıyor ve kurumsal hâle getiriyor, ayrışmayı bu düzeye getirebiliyor. Bakıyorsunuz, 2004 yılında  insan hakları üzerine ciddi çalışmalar yapan, çoğulcu yapıya sahip olan, sivil toplumu temsil eden,  İnsan Hakları Danışma Kurulunu lağveden siyasi iktidar, bu kez demokratikleşme adına "İnsan Hak­ lan Kurumu" adıyla doğrudan Başbakana bağlı, Başbakanın emrinde olan 11 kişilik bir kurumu oluş­ turuyor ve buna da "demokratikleşme" diyor. Bakıyoruz, "Darbe girişimlerini, faili meçhulleri  sorguluyoruz." diyenler, bu konuda bir grubun verdiği, Banş ve Demokrasi Partisinin verdiği Mec­ lis araştırması önergesini oy birliğiyle reddeden bir iktidar grubunu görüyoruz. "Bizim dönemimizde  faili meçhul yoktur." diyenler, Rahip Santoro ve Hrant Dink cinayetlerinin idari anlamda birinci de­ recede sorumlusu olan emniyet amirlerinin görevlerine dönmesi için yargı aşamasında görevlerini kö­ tüye kullanmaktan kaçınmıyorlar.  Değerli arkadaşlarım, bu söylediklerimin hepsi somut olaylardır ve bir siyasi iktidarın yönetim  anlayışını belirleyen temel olaylardır.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Sözcüsü Sayın İyamaya'ya bu noktada kısaca bir cevap ver­ mek istiyorum.  Sayın İyimaya, konuşmanızda teorik olarak, akademik olarak gerçekten mükemmel değerlen­ dirmeler yaptınız. Akademik kavramlara hâkimiyetinizi takdir ediyorum. Son derece yerinde kav­ ramları kullandınız, kullanıyorsunuz, ama kabul etmek gerekir ki bunlar soyut ve teorik olmaktan  öteye gitmiyor. Sorun bu. Burada bu düzenlemelerle, Anayasa düzenlemeleriyle, hukuk reformuyla  tepkici ve reaksiyoner olmaktan kaçınacağınızı ifade ederken biraz evvel dökümünü yaptığım şu  somut olayları da değeriendirseydiniz, bunlara da tatminkâr bir açıklama getirseydiniz o konuşma­ nız daha inandıncı olurdu, daha etkili olurdu. Ama bakın, şu anlatımını yaptığım olayların tamamı,  aslında, Başbakanın ve siyasi iktidarın tamamen tepkici ve reaksiyoner bir anlayışla Türkiye'yi yö­ nettiğini gösteren vahim gelişmeler. Endişemiz işte burada yoğunlaşıyor değerli arkadaşlarım. Bu  tepkici ve reaksiyoner anlayışın bundan sonra giderek daha da hız kazanacağının endişesini yaşıyo­ ruz. Bu sebeple, bu noktada da sağlıklı bir değerlendirmenin yapılmadığını hemen ifade ediyorum.  - 8 8 9 -
Sayfa 60 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisinin, demokrasiyi geliştirmek gibi bir çabası  yok, demokrasiyi kurumsallaştırmak gibi bir arayışı yok. Bakıyoruz, demokratikleşmeden söz eden,  millî iradenin gereği olarak partilerin kapatılmasının zorlaştırılması gereğinden söz eden Başbakan,  hemen bunun devamında, tam bu dönemde, Meclisin partileri kapatmasından, Meclisin partileri  kapatmasında söz sahibi olmasının doğru bir yol ve yöntem olabileceğinden söz ediyor.  Değerli arkadaşlarım, bundan daha büyük bir demokrasi faciası olabilir mi? Daha büyük bir  demokrasi cinayeti olabilir mi? Partileri bir diğer parti kapatmaz, kapatamaz. Bu, eşyanın tabiatına  aykırıdır. Partileri seçimde vatandaş kapatır ya da açar. Bu işin esası budur, demokrasinin esası budur.  E peki, bu noktada bile, demokrasiyi kavrayamayan bir zihniyeti görüyoruz. Demokrasiyi Mecliste  katletmeye yönelik vahim bir girişim anlamına gelmez mi bu? Adalet ve Kalkınma Partisini  Cumhuriyet Halk Partisinin kapatması ya da Cumhuriyet Halk Partisini Adalet ve Kalkınma Partisinin  kapatması... Böyle bir şey düşünülebilir mi değerli arkadaşlarım? Böyle bir şey varsayılabilir mi?  AHMET İYİMAYA (Ankara) - Böyle bir şey yok zaten.  ATİLLA KART (Devamla) - Ama bunu öneri olarak ve bu paketin temel bir unsuru olarak  getirmek isteyen bir zihniyetten söz ediyorum.  Bakın, medya patronlarına talimat veren, gelen tepkiler üzerine sözlerini tevil ederken özrü ka­ bahatinden büyük olan bir başbakan zihniyetinden söz ediyorum. Bakıyorsunuz, bu zihniyet, ilçeler  düzeyinde istihbari yapılanmayı devletin tüm birimlerini pasivize ederek belli bir grubun tekeline  bırakıyor ve kurumsal hâle getiriyor, ayrışmayı bu düzeye getirebiliyor. Bakıyorsunuz, 2004 yılında  insan hakları üzerine ciddi çalışmalar yapan, çoğulcu yapıya sahip olan, sivil toplumu temsil eden,  İnsan Hakları Danışma Kurulunu lağveden siyasi iktidar, bu kez demokratikleşme adına "İnsan Hak­ lan Kurumu" adıyla doğrudan Başbakana bağlı, Başbakanın emrinde olan 11 kişilik bir kurumu oluş­ turuyor ve buna da "demokratikleşme" diyor. Bakıyoruz, "Darbe girişimlerini, faili meçhulleri  sorguluyoruz." diyenler, bu konuda bir grubun verdiği, Banş ve Demokrasi Partisinin verdiği Mec­ lis araştırması önergesini oy birliğiyle reddeden bir iktidar grubunu görüyoruz. "Bizim dönemimizde  faili meçhul yoktur." diyenler, Rahip Santoro ve Hrant Dink cinayetlerinin idari anlamda birinci de­ recede sorumlusu olan emniyet amirlerinin görevlerine dönmesi için yargı aşamasında görevlerini kö­ tüye kullanmaktan kaçınmıyorlar.  Değerli arkadaşlarım, bu söylediklerimin hepsi somut olaylardır ve bir siyasi iktidarın yönetim  anlayışını belirleyen temel olaylardır.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Sözcüsü Sayın İyamaya'ya bu noktada kısaca bir cevap ver­ mek istiyorum.  Sayın İyimaya, konuşmanızda teorik olarak, akademik olarak gerçekten mükemmel değerlen­ dirmeler yaptınız. Akademik kavramlara hâkimiyetinizi takdir ediyorum. Son derece yerinde kav­ ramları kullandınız, kullanıyorsunuz, ama kabul etmek gerekir ki bunlar soyut ve teorik olmaktan  öteye gitmiyor. Sorun bu. Burada bu düzenlemelerle, Anayasa düzenlemeleriyle, hukuk reformuyla  tepkici ve reaksiyoner olmaktan kaçınacağınızı ifade ederken biraz evvel dökümünü yaptığım şu  somut olayları da değeriendirseydiniz, bunlara da tatminkâr bir açıklama getirseydiniz o konuşma­ nız daha inandıncı olurdu, daha etkili olurdu. Ama bakın, şu anlatımını yaptığım olayların tamamı,  aslında, Başbakanın ve siyasi iktidarın tamamen tepkici ve reaksiyoner bir anlayışla Türkiye'yi yö­ nettiğini gösteren vahim gelişmeler. Endişemiz işte burada yoğunlaşıyor değerli arkadaşlarım. Bu  tepkici ve reaksiyoner anlayışın bundan sonra giderek daha da hız kazanacağının endişesini yaşıyo­ ruz. Bu sebeple, bu noktada da sağlıklı bir değerlendirmenin yapılmadığını hemen ifade ediyorum.  - 8 8 9 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 9 0 - Değerli arkadaşlanm, aslında, tabii, sorun büyük ölçüde şuradan kaynaklanıyor: Türkiye, üzülerek  ifade ediyorum, Türkiye'den yönetilmiyor. Bakın, bir ay boyunca Kamu Düzeni ve Güvenliği Müste­ şarlığı Tasansı'nı konuştuk. O konuda Sayın Bakanın bilgisi olmayabilir, görevi sebebiyle bilgisi olma­ yabilir -bunu da aslında kabul etmek mümkün değil de- ama İçişleri Bakanına huzurunuzda defalarca  sorduk, diğer milletvekili arkadaşlanm sordu. 5 Kasım 2007, Amerika'dan -o meşhur görüşmeden sonra- 35 güvenlik görevlisinin Türkiye'ye geldiğini biliyoruz, Amerikalı. Elbette, güvenlik amacıyla, istihba­ rat amacıyla, belli bir konuyla sınırlı olmak kaydıyla, belli bir süre için bu tip iş birlikleri yapılabilir, is- tihbari anlamda bilgi alışverişleri yapılabilir, ama aradan iki yıldan fazla bir süre geçti, o zaman 35 olan,  şimdi belki de 135 olan, belki de 235 olan bu görevlilerin, bu istihbaratçılann hâlen Türkiye'de görev  yaptığına dair bilgilerimiz var. Bunu cevaplandıracak olan kim? Hükümet değil mi, İçişleri Bakanı değil  mi? Israrla soruyoruz İçişleri Bakanına, duymazdan geliyor, cevap vermiyor. En nihayet, ısrarlı sorular  üzerine "Bende bilgi yok." diyor değerli arkadaşlanm. Bunu, 3,4, 5 defa tekrarlıyor.  Şunu da anlayabilirim: Devlet sırn kavramı kapsamında kalıyorsa bunu da bir şekilde ifade  edebilirsiniz ama Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı "Bu konuda bende bilgi yok." diyemez  değerli arkadaşlanm. O zaman, o İçişleri Bakanının Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı olduğu  konusunda kuşkulanınız doğar, endişelerimiz doğar. Daha doğrusu, bu konudaki endişelerimiz daha  da yoğun hâle gelir. O zaman -tutanaklara geçtiği için bir kez daha ifade ediyorum- o bakana sorarlar:  Siz hangi ülkenin bakanısınız? "Siz taşeron bakan mısınız?" diye sorarlar. Bunları soruyoruz, hâlen  cevap alamıyoruz değerli arkadaşlanm.  ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) - Türkiye'nin.  ATİLLA KART (Devamla) - Bu soru... Bu soru...  İşte o cevabı Bakanın vermesi gerekir. O, Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı olan bir  bakan, bu sorumuza cevap vermek zorunda değil mi değerli arkadaşım? Bunu siz sorgulamayacak  mısınız? En başta sizin sorgulamanız gerekir. Bunu bundan sonra sorgulamayı düşünmeyecek  misiniz? Ama öyle anlaşılıyor ki bundan sonra da sorgulamayı düşünmeyeceksiniz, öyle anlaşılıyor.  Değerli arkadaşlanm, bu, referandum süresini kısaltan bu yasa ve devamında yapılacak Anayasa  değişikliklerinin temel amacı şudur: Bir taraftan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Anayasa  Mahkemesinin yapılanmasını doğrudan siyasi iktidara bağlamak, bir taraftan da bu kurumların görev  ve yetki alanını daraltmak. Temel hedef bu.  Bakın, faili meçhulleri neden araştıramıyoruz? "Faili meçhulleri araştınyoruz." diyenler, 1980  öncesine kendilerince uzananlar, 1990'dan sonraki faili meçhullerin araştınlması yolundaki önergeye  neden ret cevabı veriyor? Neden Anayasa'nın geçici 15'inci maddesinin değiştirilmesi noktasında bir  direniş içine giriyor? Bunlan sorgulamamız gerekiyor. Neden oluyor bu biliyor musunuz? Çünkü  Adalet ve Kalkınma Partisi, 12 Eylülün başaramadığını başarma misyonunu üstlenen bir siyasi iktidar.  Maalesef tablo bu değerli arkadaşlarım. Bu anlamda, Adalet ve Kalkınma Partisi, 12 Eylülün ürünü  olan bir siyasi partidir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kart, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun.
Sayfa 61 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 9 0 - Değerli arkadaşlanm, aslında, tabii, sorun büyük ölçüde şuradan kaynaklanıyor: Türkiye, üzülerek  ifade ediyorum, Türkiye'den yönetilmiyor. Bakın, bir ay boyunca Kamu Düzeni ve Güvenliği Müste­ şarlığı Tasansı'nı konuştuk. O konuda Sayın Bakanın bilgisi olmayabilir, görevi sebebiyle bilgisi olma­ yabilir -bunu da aslında kabul etmek mümkün değil de- ama İçişleri Bakanına huzurunuzda defalarca  sorduk, diğer milletvekili arkadaşlanm sordu. 5 Kasım 2007, Amerika'dan -o meşhur görüşmeden sonra- 35 güvenlik görevlisinin Türkiye'ye geldiğini biliyoruz, Amerikalı. Elbette, güvenlik amacıyla, istihba­ rat amacıyla, belli bir konuyla sınırlı olmak kaydıyla, belli bir süre için bu tip iş birlikleri yapılabilir, is- tihbari anlamda bilgi alışverişleri yapılabilir, ama aradan iki yıldan fazla bir süre geçti, o zaman 35 olan,  şimdi belki de 135 olan, belki de 235 olan bu görevlilerin, bu istihbaratçılann hâlen Türkiye'de görev  yaptığına dair bilgilerimiz var. Bunu cevaplandıracak olan kim? Hükümet değil mi, İçişleri Bakanı değil  mi? Israrla soruyoruz İçişleri Bakanına, duymazdan geliyor, cevap vermiyor. En nihayet, ısrarlı sorular  üzerine "Bende bilgi yok." diyor değerli arkadaşlanm. Bunu, 3,4, 5 defa tekrarlıyor.  Şunu da anlayabilirim: Devlet sırn kavramı kapsamında kalıyorsa bunu da bir şekilde ifade  edebilirsiniz ama Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı "Bu konuda bende bilgi yok." diyemez  değerli arkadaşlanm. O zaman, o İçişleri Bakanının Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı olduğu  konusunda kuşkulanınız doğar, endişelerimiz doğar. Daha doğrusu, bu konudaki endişelerimiz daha  da yoğun hâle gelir. O zaman -tutanaklara geçtiği için bir kez daha ifade ediyorum- o bakana sorarlar:  Siz hangi ülkenin bakanısınız? "Siz taşeron bakan mısınız?" diye sorarlar. Bunları soruyoruz, hâlen  cevap alamıyoruz değerli arkadaşlanm.  ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) - Türkiye'nin.  ATİLLA KART (Devamla) - Bu soru... Bu soru...  İşte o cevabı Bakanın vermesi gerekir. O, Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı olan bir  bakan, bu sorumuza cevap vermek zorunda değil mi değerli arkadaşım? Bunu siz sorgulamayacak  mısınız? En başta sizin sorgulamanız gerekir. Bunu bundan sonra sorgulamayı düşünmeyecek  misiniz? Ama öyle anlaşılıyor ki bundan sonra da sorgulamayı düşünmeyeceksiniz, öyle anlaşılıyor.  Değerli arkadaşlanm, bu, referandum süresini kısaltan bu yasa ve devamında yapılacak Anayasa  değişikliklerinin temel amacı şudur: Bir taraftan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Anayasa  Mahkemesinin yapılanmasını doğrudan siyasi iktidara bağlamak, bir taraftan da bu kurumların görev  ve yetki alanını daraltmak. Temel hedef bu.  Bakın, faili meçhulleri neden araştıramıyoruz? "Faili meçhulleri araştınyoruz." diyenler, 1980  öncesine kendilerince uzananlar, 1990'dan sonraki faili meçhullerin araştınlması yolundaki önergeye  neden ret cevabı veriyor? Neden Anayasa'nın geçici 15'inci maddesinin değiştirilmesi noktasında bir  direniş içine giriyor? Bunlan sorgulamamız gerekiyor. Neden oluyor bu biliyor musunuz? Çünkü  Adalet ve Kalkınma Partisi, 12 Eylülün başaramadığını başarma misyonunu üstlenen bir siyasi iktidar.  Maalesef tablo bu değerli arkadaşlarım. Bu anlamda, Adalet ve Kalkınma Partisi, 12 Eylülün ürünü  olan bir siyasi partidir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Kart, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun.  TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 8 9 1 - ATİLLA KART (Devamla) - Bakın, bugüne kadar Türkiye'de yaşanan askerî darbelerin arka­ sında olan zihniyet ve organizasyon bugün bu işlevini mevcut siyasi iktidar üzerinden daha organize  bir şekilde ve daha da maharetli bir şekilde sürdürüyor ve kabul etmek gerekir ki bu konuda da ciddi  bir mesafe almış bir durumda.  Değerli milletvekilleri, umumi manzara budur, Türkiye'nin umumi manzarası budur. Cumhuri­ yet Halk Partisi olarak bu umumi manzarayı değiştireceğimizden hiç kuşkunuz olmasın.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Acınacak hâldesiniz.  ATİLLA KART (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kart.  Şahsı adına Giresun Milletvekili Hasan Sönmez.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  H. HASAN SÖNMEZ (Giresun) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Par­ tisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ'ın; Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna  Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komis­ yonu Raporu üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Bilindiği gibi referandum, halkın iradesinin doğrudan ifadesidir. Doktrinde referandum, doğru­ dan ya da yarı doğrudan, demokrasinin temel araçlarından olup parlamento tarafından kabul edilmiş  veya edilecek olan bir kanun metninin halkın oyuna sunulması şeklinde tanımlanmaktadır.  Bugün görüşülmekte olan bu teklifle bir usul kanunu olan, mevcut referandumu düzenleyen Ka­ nun'da belirlenmiş olan sürelerle ilgili bir yeni düzenleme getirilmektedir. Bu düzenlemede, bilindiği  gibi teklifte, daha doğrusu hâlen yürürlükte bulunan düzenlemede yüz yirmi gün olan süre altmış  güne, keza oy verme süresi kırk günden yirmi güne düşürülmüş bulunmaktadır.  Bu teklifle ilgili benden önce yapılan konuşmalar sırasında, esasen bir usul kanunu olan söz ko­ nusu teklifteki düzenleme üzerine görüşler serdedilmesi gerekirken, teklifle ilgili "torba referan­ dum", "Parlamentonun siyasi ömrü tamamlanmıştır.", "Çoğunluk istiyor diye yüzde 49'un hakkını  kısıtlayanlayız." şeklinde hatip arkadaşların ifadeleri olmuştur. Doğrusu bir milletvekili olarak bun­ lardan üzüldüğümüzü belirtmek istiyorum. Öncelikle "Parlamentonun siyasi ömrü tamamlanmıştır."  ifadesi doğru bir yaklaşım değildir. Parlamentonun ömrü Anayasa ve yasalarda belirlenmiştir. Dola­ yısıyla Parlamento seçim yapılana kadar görevinin başındadır. Son gün bile, Parlamento, kendisine  Anayasa ve yasalarla verilmiş olan görevi yapmakla mükelleftir. Bu bir keyfiyet değil, bu bir mec­ buriyettir. Çünkü Parlamento ve parlamenter bir statüdür ve bu statü içerisinde bulunan her arkada­ şımızın bu görevden kaçınması diye bir şey söz konusu olamaz.  Keza bir hatip arkadaşımız "torba referandum" şeklinde bir kavram kullandı. Doğrusu bunu da  çok yadırgıyorum. Çünkü referandum, halkın bir konuyla ilgili, bir düzenlemeyle ilgili iradesini doğ­ rudan öğrenme yöntemidir. Halkı ilgilendiren, halkın etkileneceği bir konuyla ilgili ne düşündüğünü  halka sormak bence yadırganacak değil, evleviyetle dikkate alınacak bir yöntemdir. Bu nedenle bunu  talihsiz bir açıklama olarak söylemek istiyorum.  Şimdi elimde 1793 yılından bugüne kadar kıtalarda yapılmış olan referandumlarla ilgili  istatistikler var, birkaç rakam vereceğim ve referandumun başka ülkelerde başvuruluş miktarının,  tarzının anlaşılması açısından önemine inandığım bu istatistikleri sizlere arz etmek istiyorum.
Sayfa 62 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 8 9 1 - ATİLLA KART (Devamla) - Bakın, bugüne kadar Türkiye'de yaşanan askerî darbelerin arka­ sında olan zihniyet ve organizasyon bugün bu işlevini mevcut siyasi iktidar üzerinden daha organize  bir şekilde ve daha da maharetli bir şekilde sürdürüyor ve kabul etmek gerekir ki bu konuda da ciddi  bir mesafe almış bir durumda.  Değerli milletvekilleri, umumi manzara budur, Türkiye'nin umumi manzarası budur. Cumhuri­ yet Halk Partisi olarak bu umumi manzarayı değiştireceğimizden hiç kuşkunuz olmasın.  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Acınacak hâldesiniz.  ATİLLA KART (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kart.  Şahsı adına Giresun Milletvekili Hasan Sönmez.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  H. HASAN SÖNMEZ (Giresun) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Par­ tisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ'ın; Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna  Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komis­ yonu Raporu üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Bilindiği gibi referandum, halkın iradesinin doğrudan ifadesidir. Doktrinde referandum, doğru­ dan ya da yarı doğrudan, demokrasinin temel araçlarından olup parlamento tarafından kabul edilmiş  veya edilecek olan bir kanun metninin halkın oyuna sunulması şeklinde tanımlanmaktadır.  Bugün görüşülmekte olan bu teklifle bir usul kanunu olan, mevcut referandumu düzenleyen Ka­ nun'da belirlenmiş olan sürelerle ilgili bir yeni düzenleme getirilmektedir. Bu düzenlemede, bilindiği  gibi teklifte, daha doğrusu hâlen yürürlükte bulunan düzenlemede yüz yirmi gün olan süre altmış  güne, keza oy verme süresi kırk günden yirmi güne düşürülmüş bulunmaktadır.  Bu teklifle ilgili benden önce yapılan konuşmalar sırasında, esasen bir usul kanunu olan söz ko­ nusu teklifteki düzenleme üzerine görüşler serdedilmesi gerekirken, teklifle ilgili "torba referan­ dum", "Parlamentonun siyasi ömrü tamamlanmıştır.", "Çoğunluk istiyor diye yüzde 49'un hakkını  kısıtlayanlayız." şeklinde hatip arkadaşların ifadeleri olmuştur. Doğrusu bir milletvekili olarak bun­ lardan üzüldüğümüzü belirtmek istiyorum. Öncelikle "Parlamentonun siyasi ömrü tamamlanmıştır."  ifadesi doğru bir yaklaşım değildir. Parlamentonun ömrü Anayasa ve yasalarda belirlenmiştir. Dola­ yısıyla Parlamento seçim yapılana kadar görevinin başındadır. Son gün bile, Parlamento, kendisine  Anayasa ve yasalarla verilmiş olan görevi yapmakla mükelleftir. Bu bir keyfiyet değil, bu bir mec­ buriyettir. Çünkü Parlamento ve parlamenter bir statüdür ve bu statü içerisinde bulunan her arkada­ şımızın bu görevden kaçınması diye bir şey söz konusu olamaz.  Keza bir hatip arkadaşımız "torba referandum" şeklinde bir kavram kullandı. Doğrusu bunu da  çok yadırgıyorum. Çünkü referandum, halkın bir konuyla ilgili, bir düzenlemeyle ilgili iradesini doğ­ rudan öğrenme yöntemidir. Halkı ilgilendiren, halkın etkileneceği bir konuyla ilgili ne düşündüğünü  halka sormak bence yadırganacak değil, evleviyetle dikkate alınacak bir yöntemdir. Bu nedenle bunu  talihsiz bir açıklama olarak söylemek istiyorum.  Şimdi elimde 1793 yılından bugüne kadar kıtalarda yapılmış olan referandumlarla ilgili  istatistikler var, birkaç rakam vereceğim ve referandumun başka ülkelerde başvuruluş miktarının,  tarzının anlaşılması açısından önemine inandığım bu istatistikleri sizlere arz etmek istiyorum.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  1793-1900 yılları arasında Avrupa'da 58 defa referandum yapılmıştır. Keza yine Avrupa'da  1941-1950 yılları arasında yani on yıllık süre içerisinde 36,1971-1980 yılları arasında 116,1981-1990  yıllan arasında 129,1991-2000 yılları arasında 245 kez, 2001 ve 2006 yılları arasında ise 105 kez re­ feranduma başvurulmuştur. Referandum, küçümsenecek bir husus değil, halkın kendini ilgilendire­ cek düzenlemeler hususunda doğrudan iradesini öğrenmenin yöntemidir, yoludur. Dolayısıyla, "torba  referandum" şeklinde bir ifade yakışıklı olmamıştır.  Yine, "Çoğunluk istiyor diye yüzde 49'un hakkını kısıtlayamayız." şeklinde bir ifade kullanıldı.  Doğrusunu belirtmek gerekirse bunun tersini mi düşünelim yani yüzde 49 bir düzenleme yapsın,  yüzde 51 mi bundan etkilensin? Böyle bir şey olamaz. Tabii ki çoğulcu demokrasi hepimizin hedef­ lediği, ülkemizde yaşayan bir tek ferdin bile hakkının zayi edilmemesi amaçlanmalıdır. Yani çoğun­ luğun çıkardığı bir mevzuat azınlığın hakkını zayi eden bir mevzuat tabii ki olmamalıdır. Böyle bir  amaçla da zaten mevzuat hazırlanamaz ve uygulanamaz. Dolayısıyla, bu ifade de sanki yüzde 5l' le  kabul edilen bir referandumda yüzde 49 buna hayır derse onların hakkının zayi olacağı şeklinde bir  yaklaşım var ki bunu kabul etmek mümkün değil, doğru da değildir.  Diğer yandan, "Uzlaşma arayışına gerek görmüyorlar." şeklinde bir ifade kullanıldı. Doğrusunu  söylemek gerekirse uzlaşma konuşularak olur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Sönmez.  H. HASAN SÖNMEZ (Devamla) - Uzlaşmak için konuşmamız lazım, konuşmak için iletişim  kurmamız lazım. Elleriniz sıkıysa yani yumruksa nasıl tokalaşacağız, kapılar kapalıysa nasıl bir araya  gelip konuşacağız? Uzlaşmaya partimiz başından beri vardır, bugün de vardır. Uzlaşma konuşularak,  uzlaşılarak olur. Yani "Benim dediğim olsun." şeklinde AK PARTİ'nin bugüne kadar bir dayatması,  bir yaklaşımı olmamıştır. Oturulur, konuşulur. Tabii ki uzlaşma herkesin kendi istediğinin olması  şeklinde bir şekilde algılanıyorsa o zaten mümkün değildir. Peşinen "Benim dediğim olursa uzlaşma  olur." şeklinde bir yaklaşım olur ki bunu görüşmeye bile gerek kalmaz.  Dolayısıyla, burada bulunan bütün siyasi partiler, bütün milletvekilleri milletin yararına olacak  her konuda hiçbir ön şartları olmadan, çekinceleri olmadan görüşebilmeli, konuşabilmeli ve milletin  hayrına olacak düzenlemeleri yapma noktasında gayret içinde olmalıdır diyor, hepinizi saygıyla  selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Madde üzerinde soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Taner, buyurun efendim.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın yaşadıkları  bölgelerde oy kullanabilmeleri için yapılan bir düzenleme var mıdır? Neden Bulgaristan'ın  yapabildiği yurt dışı oy verme işlemlerini biz yapamamaktayız?  İki: Biraz önce Sayın Komisyon Başkanı 367 şartının bir ucube olduğunu söyledi. Sayın  Başbakan da parti kapatmada yetkiyi yargı ile Meclisin paylaşmasını ve 367 şartını gündeme  getirmekte. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  - 8 9 2 -
Sayfa 63 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  1793-1900 yılları arasında Avrupa'da 58 defa referandum yapılmıştır. Keza yine Avrupa'da  1941-1950 yılları arasında yani on yıllık süre içerisinde 36,1971-1980 yılları arasında 116,1981-1990  yıllan arasında 129,1991-2000 yılları arasında 245 kez, 2001 ve 2006 yılları arasında ise 105 kez re­ feranduma başvurulmuştur. Referandum, küçümsenecek bir husus değil, halkın kendini ilgilendire­ cek düzenlemeler hususunda doğrudan iradesini öğrenmenin yöntemidir, yoludur. Dolayısıyla, "torba  referandum" şeklinde bir ifade yakışıklı olmamıştır.  Yine, "Çoğunluk istiyor diye yüzde 49'un hakkını kısıtlayamayız." şeklinde bir ifade kullanıldı.  Doğrusunu belirtmek gerekirse bunun tersini mi düşünelim yani yüzde 49 bir düzenleme yapsın,  yüzde 51 mi bundan etkilensin? Böyle bir şey olamaz. Tabii ki çoğulcu demokrasi hepimizin hedef­ lediği, ülkemizde yaşayan bir tek ferdin bile hakkının zayi edilmemesi amaçlanmalıdır. Yani çoğun­ luğun çıkardığı bir mevzuat azınlığın hakkını zayi eden bir mevzuat tabii ki olmamalıdır. Böyle bir  amaçla da zaten mevzuat hazırlanamaz ve uygulanamaz. Dolayısıyla, bu ifade de sanki yüzde 5l' le  kabul edilen bir referandumda yüzde 49 buna hayır derse onların hakkının zayi olacağı şeklinde bir  yaklaşım var ki bunu kabul etmek mümkün değil, doğru da değildir.  Diğer yandan, "Uzlaşma arayışına gerek görmüyorlar." şeklinde bir ifade kullanıldı. Doğrusunu  söylemek gerekirse uzlaşma konuşularak olur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Sönmez.  H. HASAN SÖNMEZ (Devamla) - Uzlaşmak için konuşmamız lazım, konuşmak için iletişim  kurmamız lazım. Elleriniz sıkıysa yani yumruksa nasıl tokalaşacağız, kapılar kapalıysa nasıl bir araya  gelip konuşacağız? Uzlaşmaya partimiz başından beri vardır, bugün de vardır. Uzlaşma konuşularak,  uzlaşılarak olur. Yani "Benim dediğim olsun." şeklinde AK PARTİ'nin bugüne kadar bir dayatması,  bir yaklaşımı olmamıştır. Oturulur, konuşulur. Tabii ki uzlaşma herkesin kendi istediğinin olması  şeklinde bir şekilde algılanıyorsa o zaten mümkün değildir. Peşinen "Benim dediğim olursa uzlaşma  olur." şeklinde bir yaklaşım olur ki bunu görüşmeye bile gerek kalmaz.  Dolayısıyla, burada bulunan bütün siyasi partiler, bütün milletvekilleri milletin yararına olacak  her konuda hiçbir ön şartları olmadan, çekinceleri olmadan görüşebilmeli, konuşabilmeli ve milletin  hayrına olacak düzenlemeleri yapma noktasında gayret içinde olmalıdır diyor, hepinizi saygıyla  selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Madde üzerinde soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Taner, buyurun efendim.  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın yaşadıkları  bölgelerde oy kullanabilmeleri için yapılan bir düzenleme var mıdır? Neden Bulgaristan'ın  yapabildiği yurt dışı oy verme işlemlerini biz yapamamaktayız?  İki: Biraz önce Sayın Komisyon Başkanı 367 şartının bir ucube olduğunu söyledi. Sayın  Başbakan da parti kapatmada yetkiyi yargı ile Meclisin paylaşmasını ve 367 şartını gündeme  getirmekte. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  - 8 9 2 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Sayın Dibek...  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Eğer Sayın Anayasa Komisyonu Başkanımız uygun görürse ona bir soru sormak istiyorum. Bu  konu... Çünkü hukukçu kimliğiyle ancak o. Sayın Kuzu yanıt verebilir. Şimdi, Erzincan'daki olaydan  sonra bir konu tartışılıyor kamuoyunda. Yani Başsavcının soraşturma konusu yapılması, gözaltına  alınması, ifadesinin alınması... Ben şunu sormak istiyorum: Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun  250'nci maddesine göre özel yetkili bir cumhuriyet savcısı "251 'inci madde bana bu yetkiyi  vermiştir." diyerek Meclisteki bir milletvekili hakkında terör örgütü olduğu iddiasıyla, talebiyle o  milletvekilinin o savcının talebiyle gözaltına alınması, sorgulanması ve soraşturma aşamasına tabi  olması mümkün müdür? Bu konuda Sayın Kuzu'dan bilgi rica ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Öztürk...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum.  Demin de sordum: "Yargı reformu stratejisi taslağı çalışmaları sırasında görev alan bir yabancı  uzman" diye sunulan Larry Taman... Bu kişinin uzmanlığı, akademik kariyeri, titri, doçent mi, prof.  mu nedir, bu konuyu sordum. Fakat benim yaptığım araştırmalarda bu kişinin genellikle az gelişmiş  ülkelerde, Moğolistan, Bangladeş, Bosna-Hersek gibi ülkelerde bu çalışmalara katıldığı söyleniyor.  1) Bu kişinin uzmanlığı nedir?  2) Bu kişinin yapabileceği işi Türkiye'de yapabilecek nitelikte hukukçu bulamamış mıdır? AKP?  3) Bu kişi bu çalışmaların her aşamasında, 16 Nisan 2009 tarihindeki bir seminerde "Çok kısa  süre sonra Türkiye Anayasası'nda çok ciddi değişiklikler olacak, bazı önemli reformlar yolda. Yüksek  yargı organlarına Meclis üye seçecek." diyor. Bu kişi bunları nereden biliyordu o tarihte, müneccim  miydi yoksa kâhin miydi?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Özkan...  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Teşekkür ediyorum efendim.  Sayın Bakana -Avrupa Birliğinden sorumlu olduğu için- geçen günlerde basına yansıyan  Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yapmış olduğu bir açıklamayla ilgili olarak sora sormak  istiyorum.  Efendim, Sayın Annç diyor ki güncel konularla ilgili bir değerlendirmesinde: "Avrupa Birliğiyle  müzakere sürecinin yüzde 50'sini tamamlamış olan bir ülkeye bunları yakıştıramıyorum."  Sayın Bakana soruyorum: Şu anda 35 fasıldan 1 faslın geçici olarak açılıp kapandığı ve  zatıalinizin de her hafta Bakanlar Kuruluna süreç hakkında bilgi verdiğine dair bilgilerim var. Yani  öyle olması gerekiyor, usul o şekilde. Ancak bu açıklamayı yapan Arınç'a siz yanlış mı bilgi  veriyorsunuz, Başbakan Yardımcısı yanlış mı bilgi alıyor, yoksa toplantılara katılmıyor mu, süreci mi  bilmiyor, vatandaşı mı yanlış yönlendiriyor? Bu açıklamanın yapılması sizi ne yönde etkiledi ve siz  doğruyu açıklamak gibi bir...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  - 8 9 3 -
Sayfa 64 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Sayın Dibek...  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Eğer Sayın Anayasa Komisyonu Başkanımız uygun görürse ona bir soru sormak istiyorum. Bu  konu... Çünkü hukukçu kimliğiyle ancak o. Sayın Kuzu yanıt verebilir. Şimdi, Erzincan'daki olaydan  sonra bir konu tartışılıyor kamuoyunda. Yani Başsavcının soraşturma konusu yapılması, gözaltına  alınması, ifadesinin alınması... Ben şunu sormak istiyorum: Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun  250'nci maddesine göre özel yetkili bir cumhuriyet savcısı "251 'inci madde bana bu yetkiyi  vermiştir." diyerek Meclisteki bir milletvekili hakkında terör örgütü olduğu iddiasıyla, talebiyle o  milletvekilinin o savcının talebiyle gözaltına alınması, sorgulanması ve soraşturma aşamasına tabi  olması mümkün müdür? Bu konuda Sayın Kuzu'dan bilgi rica ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Öztürk...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum.  Demin de sordum: "Yargı reformu stratejisi taslağı çalışmaları sırasında görev alan bir yabancı  uzman" diye sunulan Larry Taman... Bu kişinin uzmanlığı, akademik kariyeri, titri, doçent mi, prof.  mu nedir, bu konuyu sordum. Fakat benim yaptığım araştırmalarda bu kişinin genellikle az gelişmiş  ülkelerde, Moğolistan, Bangladeş, Bosna-Hersek gibi ülkelerde bu çalışmalara katıldığı söyleniyor.  1) Bu kişinin uzmanlığı nedir?  2) Bu kişinin yapabileceği işi Türkiye'de yapabilecek nitelikte hukukçu bulamamış mıdır? AKP?  3) Bu kişi bu çalışmaların her aşamasında, 16 Nisan 2009 tarihindeki bir seminerde "Çok kısa  süre sonra Türkiye Anayasası'nda çok ciddi değişiklikler olacak, bazı önemli reformlar yolda. Yüksek  yargı organlarına Meclis üye seçecek." diyor. Bu kişi bunları nereden biliyordu o tarihte, müneccim  miydi yoksa kâhin miydi?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Özkan...  MURAT ÖZKAN (Giresun) - Teşekkür ediyorum efendim.  Sayın Bakana -Avrupa Birliğinden sorumlu olduğu için- geçen günlerde basına yansıyan  Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yapmış olduğu bir açıklamayla ilgili olarak sora sormak  istiyorum.  Efendim, Sayın Annç diyor ki güncel konularla ilgili bir değerlendirmesinde: "Avrupa Birliğiyle  müzakere sürecinin yüzde 50'sini tamamlamış olan bir ülkeye bunları yakıştıramıyorum."  Sayın Bakana soruyorum: Şu anda 35 fasıldan 1 faslın geçici olarak açılıp kapandığı ve  zatıalinizin de her hafta Bakanlar Kuruluna süreç hakkında bilgi verdiğine dair bilgilerim var. Yani  öyle olması gerekiyor, usul o şekilde. Ancak bu açıklamayı yapan Arınç'a siz yanlış mı bilgi  veriyorsunuz, Başbakan Yardımcısı yanlış mı bilgi alıyor, yoksa toplantılara katılmıyor mu, süreci mi  bilmiyor, vatandaşı mı yanlış yönlendiriyor? Bu açıklamanın yapılması sizi ne yönde etkiledi ve siz  doğruyu açıklamak gibi bir...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  - 8 9 3 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 9 4 - Sayın Sakık...  SIRRI SAKIK (Muş) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Son günlerde TÜİK'in yaptırdığı bir araştırmada hava kirliliği konusunda özellikle Hakkâri,  Bitlis, Şırnak, Muş gibi iller en çok hava kirliliğinin olduğu illerdi.  Şimdi, geçmişten günümüze sanayinin olmadığı ve buralar da havanın en temiz olduğu alanlardı.  Son dönemlerde "yardım" adıyla yapılan yardımda dağıtılan kömürlerle bölge bir bütün olarak bir  kirliliğe büründü. Burada bir kasıt var mıdır?  İkincisi: Sürekli soruyoruz... Yani yeri ve zamanı gelince "antidemokratik yasa Anayasa"  diyoruz, "12 Eylülün ürünü" diyoruz ama yüzde 10'luk baraj da 12 Eylülün ürünü. Neden bunu  kaldırmıyorsunuz? İşinize gelenin arkasında duruyorsunuz, işinize gelmeyeni de kamuoyuyla  paylaşıyorsunuz.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Bir kez daha katkıda bulunan, sorularıyla yorumlarıyla katkıda bulunan saygıdeğer milletvekil­ lerine çok çok teşekkür ediyorum.  Şimdi, Sayın Recep Taner "Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili ne gibi çalışmalar  yapılıyor oy kullanabilmeleri için?" diye sordu. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın büyük ölçüde  yaşadıkları ülkenin başında Almanya geliyor. Almanya, şu an itibarıyla yaklaşık 3 milyon vatandaş  ve soydaşımızın yaşadığı bir müttefikimiz. Alman makamları, orada yaşayan vatandaşlarımızın, diğer  birçok ülkenin vatandaşının olduğu gibi, oylarını posta yoluyla kullanmalarını öneriyor. Alman  makamları 3 milyon gibi çok büyük bir nüfusa sahip olan bir milletin, Almanya'nın çok farklı  yerlerinde yaşayan bir ulusun, orada oy kullanma sürecinin Almanya'nın içerisinde yeni bir seçim  kampanyası sürecine dönüşeceğini ve bunun kendi ekonomileri, kendi sosyal hayatları üzerinde  etkileri olacağı düşüncesiyle, ancak oy kullanma sürecinin mektup yoluyla, zarf yoluyla yapılmasını  öneriyor. Bu, bizim bugünkü Anayasa'mıza maalesef aykırı. Bizim Anayasa'mız, bireyin oyunu  kendi gizliliği, mahremiyeti içerisinde kapalı bir mekânda kullanma şartını getirmiş. Biz, yurt dışında  yaşayan vatandaşlarımıza oy kullandırma konusunda farklı alternatifleri gözden geçirirken bu  alternatifi de değerlendiriyoruz ama Anayasa'mıza aykırı olduğu görülüyor. Yüksek Seçim Kurulu  da ancak vatandaşlarımızın kapalı bir mekânda tek başına oy kullanabilme imkânı olursa bunun  Anayasa'ya uygun olacağını söylüyor. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın oy kullanabilmelerini  sağlamak bizim de en büyük arzumuz, Anayasa'mızın da bir gereği. On yedi yıl yurt dışında yaşamış  ve dernekçilik yapmış, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Türk lobisinin kurulmasında görev almış  bir kardeşiniz olarak onun nasıl bir duygu olduğunu ben de çok iyi biliyorum. Bu konuda bizzat  kendim de çok çabalıyorum ama maalesef şu anda henüz bir çözüm bulunabilmiş değil. Ya burada  hep beraber el ele vereceğiz, Anayasa'mızı değiştirip mektupla oy kullanmayı, Amerikan  vatandaşlarının yaptığı gibi, işte İtalyan vatandaşlarının yaptığı gibi, birçok ülkenin vatandaşlarının  başka ülkelerde yapabildiği gibi biz de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın posta yoluyla oy  kullanabilmesini sağlayacağız. Hatta ben geçenlerde, Letonya'da... Letonya Başbakanı kendi  ülkelerinde yaşayan vatandaşlarının yüzde 32'sinin oylarını İnternet üzerinden kullandığını söyledi  ve çok güvenilir bir sisteme kavuştuklarını söyledi ve bunu isteyen bütün ülkelerle de paylaştıklarını  söyledi ama bunu yapabilmemiz için de yani bizim vatandaşlarımızın da İnternet'le veya posta  yoluyla, teknolojiyi kullanarak oy kullanabilmeleri için de burada hep birlikte el ele verip  Anayasa'mızda gerekli değişiklikleri yapmamız lazım, Seçim Kanunu'nda yapmamız lazım.
Sayfa 65 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 9 4 - Sayın Sakık...  SIRRI SAKIK (Muş) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Son günlerde TÜİK'in yaptırdığı bir araştırmada hava kirliliği konusunda özellikle Hakkâri,  Bitlis, Şırnak, Muş gibi iller en çok hava kirliliğinin olduğu illerdi.  Şimdi, geçmişten günümüze sanayinin olmadığı ve buralar da havanın en temiz olduğu alanlardı.  Son dönemlerde "yardım" adıyla yapılan yardımda dağıtılan kömürlerle bölge bir bütün olarak bir  kirliliğe büründü. Burada bir kasıt var mıdır?  İkincisi: Sürekli soruyoruz... Yani yeri ve zamanı gelince "antidemokratik yasa Anayasa"  diyoruz, "12 Eylülün ürünü" diyoruz ama yüzde 10'luk baraj da 12 Eylülün ürünü. Neden bunu  kaldırmıyorsunuz? İşinize gelenin arkasında duruyorsunuz, işinize gelmeyeni de kamuoyuyla  paylaşıyorsunuz.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Bir kez daha katkıda bulunan, sorularıyla yorumlarıyla katkıda bulunan saygıdeğer milletvekil­ lerine çok çok teşekkür ediyorum.  Şimdi, Sayın Recep Taner "Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili ne gibi çalışmalar  yapılıyor oy kullanabilmeleri için?" diye sordu. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın büyük ölçüde  yaşadıkları ülkenin başında Almanya geliyor. Almanya, şu an itibarıyla yaklaşık 3 milyon vatandaş  ve soydaşımızın yaşadığı bir müttefikimiz. Alman makamları, orada yaşayan vatandaşlarımızın, diğer  birçok ülkenin vatandaşının olduğu gibi, oylarını posta yoluyla kullanmalarını öneriyor. Alman  makamları 3 milyon gibi çok büyük bir nüfusa sahip olan bir milletin, Almanya'nın çok farklı  yerlerinde yaşayan bir ulusun, orada oy kullanma sürecinin Almanya'nın içerisinde yeni bir seçim  kampanyası sürecine dönüşeceğini ve bunun kendi ekonomileri, kendi sosyal hayatları üzerinde  etkileri olacağı düşüncesiyle, ancak oy kullanma sürecinin mektup yoluyla, zarf yoluyla yapılmasını  öneriyor. Bu, bizim bugünkü Anayasa'mıza maalesef aykırı. Bizim Anayasa'mız, bireyin oyunu  kendi gizliliği, mahremiyeti içerisinde kapalı bir mekânda kullanma şartını getirmiş. Biz, yurt dışında  yaşayan vatandaşlarımıza oy kullandırma konusunda farklı alternatifleri gözden geçirirken bu  alternatifi de değerlendiriyoruz ama Anayasa'mıza aykırı olduğu görülüyor. Yüksek Seçim Kurulu  da ancak vatandaşlarımızın kapalı bir mekânda tek başına oy kullanabilme imkânı olursa bunun  Anayasa'ya uygun olacağını söylüyor. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın oy kullanabilmelerini  sağlamak bizim de en büyük arzumuz, Anayasa'mızın da bir gereği. On yedi yıl yurt dışında yaşamış  ve dernekçilik yapmış, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Türk lobisinin kurulmasında görev almış  bir kardeşiniz olarak onun nasıl bir duygu olduğunu ben de çok iyi biliyorum. Bu konuda bizzat  kendim de çok çabalıyorum ama maalesef şu anda henüz bir çözüm bulunabilmiş değil. Ya burada  hep beraber el ele vereceğiz, Anayasa'mızı değiştirip mektupla oy kullanmayı, Amerikan  vatandaşlarının yaptığı gibi, işte İtalyan vatandaşlarının yaptığı gibi, birçok ülkenin vatandaşlarının  başka ülkelerde yapabildiği gibi biz de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın posta yoluyla oy  kullanabilmesini sağlayacağız. Hatta ben geçenlerde, Letonya'da... Letonya Başbakanı kendi  ülkelerinde yaşayan vatandaşlarının yüzde 32'sinin oylarını İnternet üzerinden kullandığını söyledi  ve çok güvenilir bir sisteme kavuştuklarını söyledi ve bunu isteyen bütün ülkelerle de paylaştıklarını  söyledi ama bunu yapabilmemiz için de yani bizim vatandaşlarımızın da İnternet'le veya posta  yoluyla, teknolojiyi kullanarak oy kullanabilmeleri için de burada hep birlikte el ele verip  Anayasa'mızda gerekli değişiklikleri yapmamız lazım, Seçim Kanunu'nda yapmamız lazım.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 9 5 - "Parti kapatma konusunda ne düşünüyorsunuz?" diye soruldu yine Sayın Taner tarafından. Ben  bu konuda, bakın, bugün gazetelere yansıyan Anayasa Mahkemesi Başkanımızın sözlerini çok  anlamlı buluyorum. Sayın Haşim Kılıç demiş ki: "Kapatma dedikodusu sadece demokrasiye ve  ekonomiye zarar verir. Bu işlere devletin mekanizmaları bakar, dedikodu mekanizmaları değil; itibar  etmeyin. Biz hep söylüyoruz: Parti kapatmayla ilgili yasal düzenleme yapılmalı, bu tür kapatmalarla  ilgili düzenleme yapılmalı. Siyasiler kendi içinde bunu halletmeli. Ancak 'Hiçbir parti kapatılamaz.'  söylemi de pek doğru değil. Mesela ırkçılık, bölücülük ve ayaklanmalar çıkaran bir parti modern  demokrasilerde de tolere edilmez. Avrupa'da da benzer uygulamalar var. Son kapatılmada Avrupa  kriterlerini esas aldık." demiş. Şimdi, gerçekten de daha bundan iki hafta evvel Çek Cumhuriyeti'nde,  Avrupa Birliğinin üyesi olan Çek Cumhuriyeti'nde de bir siyasi partinin kapatıldığına hep beraber  şahit olduk, Avrupa'da da var. Parti kapatılmasıyla ilgili davanın açılabilmesi için Meclisin onayının  alınması bir alternatif olabilir ama bunları burada sizlerle birlikte değerlendireceğiz. Türkiye  Cumhuriyeti'nin Sayın Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakanı, Adalet Bakanı defalarca siyasi  gruplarımızla bir uzlaşma noktasını aramak için çabalar içerisine girdi ama biz her Anayasa reformu,  her Anayasa değişikliği ile ilgili bir çaba içerisine girdiğimizde "istemezük" tavrıyla karşı karşıya  kalınca üzülüyoruz. O zaman da milletin vekillerine değil, milletin aslına gideriz düşüncesine  kapılıyoruz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Güle güle.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Hâlbuki milleti bu kadar yormadan burada  kendi aramızda oturup...  SIRRI SAKIK (Muş) - Ama yapabilecekleriniz var, yüzde 10'luk barajı siz yapabilirsiniz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Aklın yolu bir, bakın, mantıksızlığın,  saçmalığın çok farklı yollan olabilir ama inanın aklın yolu bir. Onun için biz o bir yolda buluşabiliriz  diye düşünüyorum.  Sayın Öztürk, bir yabancı uzmanla ilgili soru sormuş. "Larry Taman" isimli bu yabancı uzmanı  istihdam eden kurum Adalet Bakanlığımız değildir, Adalet Bakanlığımızla birlikte bir projede ortak  çalışan Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansıdır. Daha evvel bir Cumhuriyet Halk Partisi  milletvekilimizin hep beraber, hepimizin desteğiyle bu Meclisten aynlarak gidip başkanlık yaptığı ve  Türkiye'ye gurur yaşattığı Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansıdır. Sayın Derviş'in, biliyorsunuz,  buradan hepimizin desteğiyle gidip en üst düzey Birleşmiş Milletler yetkilisi olmasını sağlayan  kuruluştur.  Şimdi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın Yargı Reformunun Desteklenmesi Projesi  kapsamında uzman görevlendirilmesi için yaptığı ilan üzerine toplam 75 kişi başvurmuş, UNDP  tarafından yapılan değerlendirme sonucunda bu kişilerden 5 kişi mülakata davet edilmiş, alanındaki  çalışmalan, deneyimleri ve bilgi birikimleri dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonunda soru  önergesinde konu edilen yani sizin biraz evvel sorduğunuz, hatta yazılı olarak da sorup yazılı olarak  da cevap aldığınız şahıs, uluslararası adli reform, demokratikleşme ve şeffaflık konulannda uzmanlığı  bulunan uluslararası bir danışman olduğu Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı tarafından...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Neyin uzmanı Sayın Bakan, profesör mü, doçent mi? Neyin  uzmanı?
Sayfa 66 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 9 5 - "Parti kapatma konusunda ne düşünüyorsunuz?" diye soruldu yine Sayın Taner tarafından. Ben  bu konuda, bakın, bugün gazetelere yansıyan Anayasa Mahkemesi Başkanımızın sözlerini çok  anlamlı buluyorum. Sayın Haşim Kılıç demiş ki: "Kapatma dedikodusu sadece demokrasiye ve  ekonomiye zarar verir. Bu işlere devletin mekanizmaları bakar, dedikodu mekanizmaları değil; itibar  etmeyin. Biz hep söylüyoruz: Parti kapatmayla ilgili yasal düzenleme yapılmalı, bu tür kapatmalarla  ilgili düzenleme yapılmalı. Siyasiler kendi içinde bunu halletmeli. Ancak 'Hiçbir parti kapatılamaz.'  söylemi de pek doğru değil. Mesela ırkçılık, bölücülük ve ayaklanmalar çıkaran bir parti modern  demokrasilerde de tolere edilmez. Avrupa'da da benzer uygulamalar var. Son kapatılmada Avrupa  kriterlerini esas aldık." demiş. Şimdi, gerçekten de daha bundan iki hafta evvel Çek Cumhuriyeti'nde,  Avrupa Birliğinin üyesi olan Çek Cumhuriyeti'nde de bir siyasi partinin kapatıldığına hep beraber  şahit olduk, Avrupa'da da var. Parti kapatılmasıyla ilgili davanın açılabilmesi için Meclisin onayının  alınması bir alternatif olabilir ama bunları burada sizlerle birlikte değerlendireceğiz. Türkiye  Cumhuriyeti'nin Sayın Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakanı, Adalet Bakanı defalarca siyasi  gruplarımızla bir uzlaşma noktasını aramak için çabalar içerisine girdi ama biz her Anayasa reformu,  her Anayasa değişikliği ile ilgili bir çaba içerisine girdiğimizde "istemezük" tavrıyla karşı karşıya  kalınca üzülüyoruz. O zaman da milletin vekillerine değil, milletin aslına gideriz düşüncesine  kapılıyoruz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Güle güle.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Hâlbuki milleti bu kadar yormadan burada  kendi aramızda oturup...  SIRRI SAKIK (Muş) - Ama yapabilecekleriniz var, yüzde 10'luk barajı siz yapabilirsiniz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Aklın yolu bir, bakın, mantıksızlığın,  saçmalığın çok farklı yollan olabilir ama inanın aklın yolu bir. Onun için biz o bir yolda buluşabiliriz  diye düşünüyorum.  Sayın Öztürk, bir yabancı uzmanla ilgili soru sormuş. "Larry Taman" isimli bu yabancı uzmanı  istihdam eden kurum Adalet Bakanlığımız değildir, Adalet Bakanlığımızla birlikte bir projede ortak  çalışan Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansıdır. Daha evvel bir Cumhuriyet Halk Partisi  milletvekilimizin hep beraber, hepimizin desteğiyle bu Meclisten aynlarak gidip başkanlık yaptığı ve  Türkiye'ye gurur yaşattığı Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansıdır. Sayın Derviş'in, biliyorsunuz,  buradan hepimizin desteğiyle gidip en üst düzey Birleşmiş Milletler yetkilisi olmasını sağlayan  kuruluştur.  Şimdi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın Yargı Reformunun Desteklenmesi Projesi  kapsamında uzman görevlendirilmesi için yaptığı ilan üzerine toplam 75 kişi başvurmuş, UNDP  tarafından yapılan değerlendirme sonucunda bu kişilerden 5 kişi mülakata davet edilmiş, alanındaki  çalışmalan, deneyimleri ve bilgi birikimleri dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonunda soru  önergesinde konu edilen yani sizin biraz evvel sorduğunuz, hatta yazılı olarak da sorup yazılı olarak  da cevap aldığınız şahıs, uluslararası adli reform, demokratikleşme ve şeffaflık konulannda uzmanlığı  bulunan uluslararası bir danışman olduğu Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı tarafından...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Neyin uzmanı Sayın Bakan, profesör mü, doçent mi? Neyin  uzmanı?  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 9 6 - DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Onu Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansına  sorun.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Niye sorayım canım? Adalet Bakanlığının işi. Sen yaptırıyorsun  işi, ben niye onu sorayım ki?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - İstiyorsanız telefonlarını vereyim, onlara  bir sorun. Onlar onu istihdam etmişler.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Niye sorayım, siz ne iş yapıyorsunuz?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ama "Bu arkadaş müneccim midir?" diye  sormuşsunuz. Onu ben bilemem. Biz falcılık yapmıyoruz, zihin okumuyoruz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Peki niye söylemiş?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bu maalesef sizin partinize has bir özellik.  İnsanların gizli gündemi olduğunu iddia etmek, insanların başka düşüncelere sahip olduğunu iddia  etmek, müneccimlik yetkisine sahip olduğunu iddia etmek bize has bir özellik değil. Onu, ben, sizin  benden çok daha iyi bileceğinize inanıyorum.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) -Size has bir özellik Sayın Bakan, size has bir özellik. Demagoji  yapıyorsun sen, sen başka hiçbir şey yapmıyorsun.  BAŞKAN -Sayın Öztürk, lütfen.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Özkan, Sayın Başbakan Yardımcımız  Bülent Annç Bey'in bir açıklamasıyla ilgili düşüncemi sormuş. Bakın, Türkiye'nin Avrupa Birliği  süreci, 1959 yılında, rahmetli Menderes'in ilk başvuru yapmasından kırk beş yıl sonra tarih almamızla  başlamıştır. En zor süreç Avrupa Birliğinden tarih alınmasıydı. Kırk beş yıl sürmesinin çok sorumlusu  vardır. Darbe yapıp demokrasiye ara verenler, bu iş olmaz düşüncesiyle "Bu işin yolu Diyarbakır'dan  geçer." deyip hedef saptıranlar, "Onlar ortak, biz pazar oluruz." korkusuyla süreci engelleyenler.  Bunların hepsinin mutlaka hataları olmuştur ama bugüne kadar müzakerelere başlayıp da bitiremeyen  bir ülke olmadığı gibi Türkiye de müzakerelere başlamıştır; şu an itibarıyla 33 faslın 12'sini açmıştır,  birini kapayabilmiştir. Diğer fasılları kapayabilme hakkını elde etsek bile, Konsey kararıyla şu anda  fasıl kapayamıyoruz. Aynı sorunu başka ülkeler de yaşadı. Slovenya'da Hırvatistan'ın üzerine  engeller koyup Hırvatistan'ın fasıl kapamasını engelledi.  BAŞKAN - Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bir buçuk yıl boyunca fasıl kapayamadılar.  Ama bir gün geldi, bir uzlaşma noktası ortaya çıktı ve bir günde 12 fasıl birden kapandı.  BAŞKAN - Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Türkiye'nin de sorunları aşacağından benim  hiçbir şüphem yoktur.  İSA GÖK (Mersin) - Süre bitti, süre bitti, bırakın hikâyeyi.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, son bir soru kaldı. Sayın  Sakık'ın sorusu, hava kirliliğiyle ilgili.
Sayfa 67 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 9 6 - DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Onu Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansına  sorun.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Niye sorayım canım? Adalet Bakanlığının işi. Sen yaptırıyorsun  işi, ben niye onu sorayım ki?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - İstiyorsanız telefonlarını vereyim, onlara  bir sorun. Onlar onu istihdam etmişler.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Niye sorayım, siz ne iş yapıyorsunuz?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ama "Bu arkadaş müneccim midir?" diye  sormuşsunuz. Onu ben bilemem. Biz falcılık yapmıyoruz, zihin okumuyoruz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Peki niye söylemiş?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bu maalesef sizin partinize has bir özellik.  İnsanların gizli gündemi olduğunu iddia etmek, insanların başka düşüncelere sahip olduğunu iddia  etmek, müneccimlik yetkisine sahip olduğunu iddia etmek bize has bir özellik değil. Onu, ben, sizin  benden çok daha iyi bileceğinize inanıyorum.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) -Size has bir özellik Sayın Bakan, size has bir özellik. Demagoji  yapıyorsun sen, sen başka hiçbir şey yapmıyorsun.  BAŞKAN -Sayın Öztürk, lütfen.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Özkan, Sayın Başbakan Yardımcımız  Bülent Annç Bey'in bir açıklamasıyla ilgili düşüncemi sormuş. Bakın, Türkiye'nin Avrupa Birliği  süreci, 1959 yılında, rahmetli Menderes'in ilk başvuru yapmasından kırk beş yıl sonra tarih almamızla  başlamıştır. En zor süreç Avrupa Birliğinden tarih alınmasıydı. Kırk beş yıl sürmesinin çok sorumlusu  vardır. Darbe yapıp demokrasiye ara verenler, bu iş olmaz düşüncesiyle "Bu işin yolu Diyarbakır'dan  geçer." deyip hedef saptıranlar, "Onlar ortak, biz pazar oluruz." korkusuyla süreci engelleyenler.  Bunların hepsinin mutlaka hataları olmuştur ama bugüne kadar müzakerelere başlayıp da bitiremeyen  bir ülke olmadığı gibi Türkiye de müzakerelere başlamıştır; şu an itibarıyla 33 faslın 12'sini açmıştır,  birini kapayabilmiştir. Diğer fasılları kapayabilme hakkını elde etsek bile, Konsey kararıyla şu anda  fasıl kapayamıyoruz. Aynı sorunu başka ülkeler de yaşadı. Slovenya'da Hırvatistan'ın üzerine  engeller koyup Hırvatistan'ın fasıl kapamasını engelledi.  BAŞKAN - Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bir buçuk yıl boyunca fasıl kapayamadılar.  Ama bir gün geldi, bir uzlaşma noktası ortaya çıktı ve bir günde 12 fasıl birden kapandı.  BAŞKAN - Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Türkiye'nin de sorunları aşacağından benim  hiçbir şüphem yoktur.  İSA GÖK (Mersin) - Süre bitti, süre bitti, bırakın hikâyeyi.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, son bir soru kaldı. Sayın  Sakık'ın sorusu, hava kirliliğiyle ilgili.  TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 8 9 7 - BAŞKAN - Evet.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Hava kirliliğiyle ilgili kömürlerin etkisi var  mıdır, yok mudur, onu tabii bilemiyorum. Onunla ilgili bilimsel bir çalışma yapmamız lazımdır. Ama  Sayın Sakık'ın Türkiye'deki bazı gerçekleri ortaya çıkarma konusunda koyduğu cesareti çok takdir  ediyorum. Bunu Avrupa'da muhatap olduğu muadillerin de takdir ettiklerini söylüyorlar.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, teşekkür ediyorum.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Gerçekten Türkiye'de kimin, neyi, ne  yaptığını çok net bir şekilde ortaya koyduğunuz için size teşekkür ediyorum. Bu cesaret önemlidir.  Bakın, kaplumbağalar bile başını dışarı çıkardığı zaman mesafe alırlar. Onun için başımızı kumdan  dışarı çıkarmak lazım. Türkiye'nin sorunlarıyla yüzleşip kendi irademizle çözmemiz lazım.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, teşekkür ederim efendim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ben bütün katkıda bulunan milletvekillerimize  teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Sayın Bakan, hakikaten size Bakanlık yakışmıyor ha! Çok güzel  demagoji yapıyorsunuz. On tane sorudan bir tanesine cevap vermediniz.  BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlanm, Sayın Dibek'in bir sorusu vardı Sayın Komisyon  Başkanına.  Buyurun Sayın Başkanım.  SIRRI SAKIK (Muş) - Ama Sayın Bakanımız, bu baraj kirliliğinden bahsetseydiniz çok iyi  olurdu.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Bir de gülüyorsunuz Sayın Bakan yani! Bakan ciddiyetiyle  gülüyorsun bir de! Sorulara çok güzel yanıt verdin, gülüyorsun! Yakışıyor mu sana! Sana yakışıyor  mu!  BAŞKAN - Sayın Öztürk, lütfen efendim.  Sayın Başkanım, buyurun.  Arkadaşlar, lütfen...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Ayıp ya!  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Değerli arkadaşlar,  Başkanınız konuşuyor, yani Komisyon Başkanınız.  BAŞKAN - Sayın Kuzu, lütfen soruyu cevaplayınız.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Efendim, Sayın Dibek,  Ceza Usul Yasası'yla alakalı 250'nci madde ve 25l'inci madde bağlamında Erzurum-Erzincan  hattında yaşanan bir olayın milletvekilliğiyle bağlantısını anlayamadım, hangi nedenle sordu. Ama  milletvekilleriyle ilgili olarak malum, yargılama şekli 83'üncü maddede çok net olarak bildirilmiş,  dava açılma şekli, yargılanma biçimi. Dolayısıyla dava açma bakımından ben bir engel görmüyorum  ama dokunulmazlık konusu, haliyle, yargılama bakımından bir engel olarak gözüküyor.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Yani soruşturma aşamasında gözaltına alınabilir, ifadesi  alınabilir mi Sayın Başkan?
Sayfa 68 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 8 9 7 - BAŞKAN - Evet.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Hava kirliliğiyle ilgili kömürlerin etkisi var  mıdır, yok mudur, onu tabii bilemiyorum. Onunla ilgili bilimsel bir çalışma yapmamız lazımdır. Ama  Sayın Sakık'ın Türkiye'deki bazı gerçekleri ortaya çıkarma konusunda koyduğu cesareti çok takdir  ediyorum. Bunu Avrupa'da muhatap olduğu muadillerin de takdir ettiklerini söylüyorlar.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, teşekkür ediyorum.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Gerçekten Türkiye'de kimin, neyi, ne  yaptığını çok net bir şekilde ortaya koyduğunuz için size teşekkür ediyorum. Bu cesaret önemlidir.  Bakın, kaplumbağalar bile başını dışarı çıkardığı zaman mesafe alırlar. Onun için başımızı kumdan  dışarı çıkarmak lazım. Türkiye'nin sorunlarıyla yüzleşip kendi irademizle çözmemiz lazım.  BAŞKAN - Sayın Bakanım, teşekkür ederim efendim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ben bütün katkıda bulunan milletvekillerimize  teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Sayın Bakan, hakikaten size Bakanlık yakışmıyor ha! Çok güzel  demagoji yapıyorsunuz. On tane sorudan bir tanesine cevap vermediniz.  BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlanm, Sayın Dibek'in bir sorusu vardı Sayın Komisyon  Başkanına.  Buyurun Sayın Başkanım.  SIRRI SAKIK (Muş) - Ama Sayın Bakanımız, bu baraj kirliliğinden bahsetseydiniz çok iyi  olurdu.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Bir de gülüyorsunuz Sayın Bakan yani! Bakan ciddiyetiyle  gülüyorsun bir de! Sorulara çok güzel yanıt verdin, gülüyorsun! Yakışıyor mu sana! Sana yakışıyor  mu!  BAŞKAN - Sayın Öztürk, lütfen efendim.  Sayın Başkanım, buyurun.  Arkadaşlar, lütfen...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Ayıp ya!  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Değerli arkadaşlar,  Başkanınız konuşuyor, yani Komisyon Başkanınız.  BAŞKAN - Sayın Kuzu, lütfen soruyu cevaplayınız.  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Efendim, Sayın Dibek,  Ceza Usul Yasası'yla alakalı 250'nci madde ve 25l'inci madde bağlamında Erzurum-Erzincan  hattında yaşanan bir olayın milletvekilliğiyle bağlantısını anlayamadım, hangi nedenle sordu. Ama  milletvekilleriyle ilgili olarak malum, yargılama şekli 83'üncü maddede çok net olarak bildirilmiş,  dava açılma şekli, yargılanma biçimi. Dolayısıyla dava açma bakımından ben bir engel görmüyorum  ama dokunulmazlık konusu, haliyle, yargılama bakımından bir engel olarak gözüküyor.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Yani soruşturma aşamasında gözaltına alınabilir, ifadesi  alınabilir mi Sayın Başkan?  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Nasıl alacaksın?  Anayasa'da "alamaz" diyor. Burada yazıyor "alamaz" diyor, nasıl alacaksın? Demeseydi alırdı ama  alamaz.  BAŞKAN - Sayın Kuzu, teşekkür ediyorum.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, madde üzerinde bir adet önerge vardır.  Önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 462 sıra sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında  Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifinin 1. maddesinde yer alan "altmışıncı"  ibaresinin "doksanıncı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Hakkı Suha Okay Ali Rıza Öztürk Atilla Kart  Ankara Mersin Konya  Şahin Mengü Ferit Mevlüt Aslanoğlu İsa Gök  Manisa Malatya Mersin  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Okay, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz  önerge üzerinde söz aldım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlanm, bugün bir maddesini görüştüğümüz 3376 sayılı Yasa'nın 1987 yılında,  Türkiye Büyük Millet Meclisine ilk sunulduğu tarihte de önerilen süre altmış gün. Ancak o tarihteki  koşullar nedeniyle, Yüksek Seçim kurulunun önerisiyle bu süre yüz yirmi güne çıkanlmış. Nitekim  bu Yasa'nın uygulanmasında siyasi yasaklarla ilgili kullanılan referandum süresi yüz altı gün. Daha  sonraki yerel seçimlerin öne çekilmesiyle ilgili süre kırk dokuz gün. Anayasa'nın 67'nci maddesinin  son fıkrasının 2001'deki değişikliğinden sonra referandum bir kez uygulanmış, o da 2007'de,  Cumhurbaşkanlığı seçiminde süre yüz yirmi yedi gün.  Şimdi sorun şu: Bu süreçte yüz yirmi gün altmış güne indirilir ise bir yıl süreyle referandum  uygulanabilir mi, uygulanamaz mı? Biz testi kınlmadan bunu size ikaz ediyoruz, hatırlatıyoruz.  Geçmişte de birçok yasada "Bunlar Anayasa'ya aykırı." dediğimiz hâlde, Anayasa'ya aykın olduğunu  bile bile bu Parlamentodan yasalar geçti, daha sonra Anayasa Mahkemesinden geri döndü.  Şimdi, Anayasa Mahkemesince veyahut da bir başka yüksek yargı organınca veyahut da Yüksek  Seçim Kurulunca, bu yasanın uygulamasıyla ilgili, ileride "Hayır, süre yüz yirmi gündür." veyahut  da "Bir sene süreyle Türkiye'de referandum yapılmaz." denirse o zaman -süreç nasıl gelişir bilinmez- şu ifade edilecek: "Yüksek Seçim Kurulu ideolojik karar verdi. Anayasa Mahkemesi ideolojik karar  verdi. Yargı siyasi iktidarın isteğine uygun davranmıyor, onun için mağdur olduk. Kimi Anayasa  değişikliklerini yapmak istiyorduk buna engel olundu." Bile bile, bir hukuki hatayı göz göre göre  yapacaksınız, ondan sonra da bu hukuki hatadan dolayı nemalanıp mağduru oynayacaksınız.  - 8 9 8 -
Sayfa 69 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Nasıl alacaksın?  Anayasa'da "alamaz" diyor. Burada yazıyor "alamaz" diyor, nasıl alacaksın? Demeseydi alırdı ama  alamaz.  BAŞKAN - Sayın Kuzu, teşekkür ediyorum.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, madde üzerinde bir adet önerge vardır.  Önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 462 sıra sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında  Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifinin 1. maddesinde yer alan "altmışıncı"  ibaresinin "doksanıncı" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Hakkı Suha Okay Ali Rıza Öztürk Atilla Kart  Ankara Mersin Konya  Şahin Mengü Ferit Mevlüt Aslanoğlu İsa Gök  Manisa Malatya Mersin  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Okay, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz  önerge üzerinde söz aldım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlanm, bugün bir maddesini görüştüğümüz 3376 sayılı Yasa'nın 1987 yılında,  Türkiye Büyük Millet Meclisine ilk sunulduğu tarihte de önerilen süre altmış gün. Ancak o tarihteki  koşullar nedeniyle, Yüksek Seçim kurulunun önerisiyle bu süre yüz yirmi güne çıkanlmış. Nitekim  bu Yasa'nın uygulanmasında siyasi yasaklarla ilgili kullanılan referandum süresi yüz altı gün. Daha  sonraki yerel seçimlerin öne çekilmesiyle ilgili süre kırk dokuz gün. Anayasa'nın 67'nci maddesinin  son fıkrasının 2001'deki değişikliğinden sonra referandum bir kez uygulanmış, o da 2007'de,  Cumhurbaşkanlığı seçiminde süre yüz yirmi yedi gün.  Şimdi sorun şu: Bu süreçte yüz yirmi gün altmış güne indirilir ise bir yıl süreyle referandum  uygulanabilir mi, uygulanamaz mı? Biz testi kınlmadan bunu size ikaz ediyoruz, hatırlatıyoruz.  Geçmişte de birçok yasada "Bunlar Anayasa'ya aykırı." dediğimiz hâlde, Anayasa'ya aykın olduğunu  bile bile bu Parlamentodan yasalar geçti, daha sonra Anayasa Mahkemesinden geri döndü.  Şimdi, Anayasa Mahkemesince veyahut da bir başka yüksek yargı organınca veyahut da Yüksek  Seçim Kurulunca, bu yasanın uygulamasıyla ilgili, ileride "Hayır, süre yüz yirmi gündür." veyahut  da "Bir sene süreyle Türkiye'de referandum yapılmaz." denirse o zaman -süreç nasıl gelişir bilinmez- şu ifade edilecek: "Yüksek Seçim Kurulu ideolojik karar verdi. Anayasa Mahkemesi ideolojik karar  verdi. Yargı siyasi iktidarın isteğine uygun davranmıyor, onun için mağdur olduk. Kimi Anayasa  değişikliklerini yapmak istiyorduk buna engel olundu." Bile bile, bir hukuki hatayı göz göre göre  yapacaksınız, ondan sonra da bu hukuki hatadan dolayı nemalanıp mağduru oynayacaksınız.  - 8 9 8 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Süre altmış olur, yüz yirmi olur, onun önemi yok ama biz sizlere, bu kürsüden, tarihe not düşmek  için, Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarında bu düşüncelerimize bir kez daha yer verilmesi için  bunları ifade ediyoruz.  Bir değerli hatip diyor ki: "Yasama meclisi abesle iştigal etmez."  Şimdi, "Birçok yasa Anayasa Mahkemesinden dönüyor. Bu söz, yasama Meclisine bir töhmet  değil mi? Yasama Meclisinin yaptığı yanlışların hepsi abes mi?  Kaldı ki bir kez daha sizlerle Anayasa'nın 67'nci ve 79'uncu maddelerinin önemli fıkralarını  paylaşmak istiyorum. Bakın değerli arkadaşlanm, Anayasa'nın 67'nci maddesinin ikinci fıkrasında  "Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına  göre, yargı yönetim ve denetimi..." diye devam ediyor. "Seçimler ve halk oylaması..." Peki,  Anayasa'nın 67'nci maddesinin başlığı ne: "Seçme, seçilme ve siyasî faaliyette bulunma hakları."  Anayasa'nın 67'nci maddesinin ikinci fıkrası çok açık. Devam ediyorum, 79 sonu bir kez daha  okuyayım. Diyor ki...  MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman) - Millete gidecek.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Ya şimdi bu millete gidip gitmeme, onu konuşmuyoruz,  konuşulanı anlamadan böyle laf atmak bir marifet zannediliyor. Ben diyorum ki, bunu yaparsanız  gidemezsiniz, bir sene süreyle gidemezsiniz, ben bunu anlatmaya çalışıyorum, sen de bunu anlamaya  çalışacaksın, anlamıyorsan bir kez daha anlatacağız bunu.  AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Kafa lazım kafa!  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Şimdi, bakın " Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların  halkoyuna sunulması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi işlemlerinin genel yönetim ve  denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan hükümlere..." tabidir. Anayasa'nın 79 sonu. Ana­ yasa'nın 67 sonu...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Okay, buyurun, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe gir­ diği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz." Yani, açıkçası düzenleme şu:  Halk oylaması işlemi, referandum işlemi, seçim hukukuna tabidir. Seçim hukukundaki düzenleme de  böyledir. Şimdi, bu yasa buradan yüz yirmi gün altmış güne indirilerek çıkar ise bilesiniz ki hukuk  bir yıl süreyle referandum yapılmasına engeldir. Bunun, süslü kelimelerle, seçimle, halk oylaması­ nın farklı şeyler olduğunun ifade edilmesinin hiçbir pratik yaran da bulunmamaktadır. Bu konuda bir­ çok anayasa profesörü de bu hususu ifade etmiştir, bu konuda makaleleri de vardır ama onlara dahi  gerek yok, sadece Anayasa'yı okuyan bunu çok kolay anlar. Bu nedenle, bu yasadan sonra, bir daha  "YSK veya Anayasa Mahkemesi veya bir başka yargısal kurum ideolojik karar verdi." demeyin.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Okay, lütfen, tamamlayınız.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Hemen bitiriyorum efendim.  Hatayı kendinizde arayacaksınız. Mağduriyet edebiyatı da yapmayın diyorum, saygılar sunu­ yorum. (CHP sıralarından alkışlar)  - 8 9 9 -
Sayfa 70 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Süre altmış olur, yüz yirmi olur, onun önemi yok ama biz sizlere, bu kürsüden, tarihe not düşmek  için, Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarında bu düşüncelerimize bir kez daha yer verilmesi için  bunları ifade ediyoruz.  Bir değerli hatip diyor ki: "Yasama meclisi abesle iştigal etmez."  Şimdi, "Birçok yasa Anayasa Mahkemesinden dönüyor. Bu söz, yasama Meclisine bir töhmet  değil mi? Yasama Meclisinin yaptığı yanlışların hepsi abes mi?  Kaldı ki bir kez daha sizlerle Anayasa'nın 67'nci ve 79'uncu maddelerinin önemli fıkralarını  paylaşmak istiyorum. Bakın değerli arkadaşlanm, Anayasa'nın 67'nci maddesinin ikinci fıkrasında  "Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına  göre, yargı yönetim ve denetimi..." diye devam ediyor. "Seçimler ve halk oylaması..." Peki,  Anayasa'nın 67'nci maddesinin başlığı ne: "Seçme, seçilme ve siyasî faaliyette bulunma hakları."  Anayasa'nın 67'nci maddesinin ikinci fıkrası çok açık. Devam ediyorum, 79 sonu bir kez daha  okuyayım. Diyor ki...  MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman) - Millete gidecek.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Ya şimdi bu millete gidip gitmeme, onu konuşmuyoruz,  konuşulanı anlamadan böyle laf atmak bir marifet zannediliyor. Ben diyorum ki, bunu yaparsanız  gidemezsiniz, bir sene süreyle gidemezsiniz, ben bunu anlatmaya çalışıyorum, sen de bunu anlamaya  çalışacaksın, anlamıyorsan bir kez daha anlatacağız bunu.  AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Kafa lazım kafa!  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Şimdi, bakın " Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların  halkoyuna sunulması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi işlemlerinin genel yönetim ve  denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan hükümlere..." tabidir. Anayasa'nın 79 sonu. Ana­ yasa'nın 67 sonu...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Okay, buyurun, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe gir­ diği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz." Yani, açıkçası düzenleme şu:  Halk oylaması işlemi, referandum işlemi, seçim hukukuna tabidir. Seçim hukukundaki düzenleme de  böyledir. Şimdi, bu yasa buradan yüz yirmi gün altmış güne indirilerek çıkar ise bilesiniz ki hukuk  bir yıl süreyle referandum yapılmasına engeldir. Bunun, süslü kelimelerle, seçimle, halk oylaması­ nın farklı şeyler olduğunun ifade edilmesinin hiçbir pratik yaran da bulunmamaktadır. Bu konuda bir­ çok anayasa profesörü de bu hususu ifade etmiştir, bu konuda makaleleri de vardır ama onlara dahi  gerek yok, sadece Anayasa'yı okuyan bunu çok kolay anlar. Bu nedenle, bu yasadan sonra, bir daha  "YSK veya Anayasa Mahkemesi veya bir başka yargısal kurum ideolojik karar verdi." demeyin.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Okay, lütfen, tamamlayınız.  HAKKI SUHA OKAY (Devamla) - Hemen bitiriyorum efendim.  Hatayı kendinizde arayacaksınız. Mağduriyet edebiyatı da yapmayın diyorum, saygılar sunu­ yorum. (CHP sıralarından alkışlar)  - 8 9 9 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 0 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Sayın milletvekilleri, geçici madde eklenmesini öngören bir önerge daha vardır. Önergeyi  okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 462 sıra sayılı yasa teklifine aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve  teklif ederim.  Kamer Genç  Tunceli  Geçici Madde: Bu kanunla kısaltmış olan süreler 23. dönem milletvekillerince yapılacak  Anayasa değişikliğinde nazara alınmaz.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Hükümet?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Genç, siz mi konuşacaksınız?  Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Yasa Teklifi'yle  ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Benim verdiğim geçici madde önergesi, bu dönem, 23'üncü Dönem Parlamentosu tarafından  Anayasa'da yapılacak değişikliğe bu hükmün uygulanmaması biçimindedir. Tabii maddelerde, işte  AKP devamlı önergeleri kapattığı için mecburen, böyle bir konuşma hakkını elde etmek için böyle  bir önerge verdim ve bana göre de yerinde.  Şimdi, değerli arkadaşlar, burada çok ciddi, böyle heyecanlı konuşmalar, cafcaflı konuşmalar  dinliyoruz. Şimdi, sanki Türkiye'de yaşamıyoruz. Bir Anayasa, bakın... Elbette ki bu Meclis Anayasa  değişikliğini yapar, bunu zaten engelleyen kimse yok, ama bu Meclisteki 340 kişinin ağzına baktığı  kişinin düşünceleri ortada. Diyor ki "Efendim, parti kapatmaya Meclis karar versin. Yargı nasıl benim  hakkımda karar verir?" Yani "Yargı, başkanları kendi hakkında karar verir de ben niye kendim hakkında  vermeyeyim?" diyor. Diyor ki patronlara: "Bana bakın, siz emrinizde çalıştırdığınız köşe yazarlarına  gerekli talimatı vereceksiniz, benim aleyhime yazı yazmayacak. Yazarlarsa sizi sorumlu tutarım."  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Öyle demiyor.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, diyor ki: "Ben İstanbul imamıyım. Bir memlekette laikle  Müslüman bir arada gidemez."  SAFFET KAYA (Ardahan) - Yapma.
Sayfa 71 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 0 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Sayın milletvekilleri, geçici madde eklenmesini öngören bir önerge daha vardır. Önergeyi  okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 462 sıra sayılı yasa teklifine aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve  teklif ederim.  Kamer Genç  Tunceli  Geçici Madde: Bu kanunla kısaltmış olan süreler 23. dönem milletvekillerince yapılacak  Anayasa değişikliğinde nazara alınmaz.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Hükümet?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Genç, siz mi konuşacaksınız?  Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Yasa Teklifi'yle  ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Benim verdiğim geçici madde önergesi, bu dönem, 23'üncü Dönem Parlamentosu tarafından  Anayasa'da yapılacak değişikliğe bu hükmün uygulanmaması biçimindedir. Tabii maddelerde, işte  AKP devamlı önergeleri kapattığı için mecburen, böyle bir konuşma hakkını elde etmek için böyle  bir önerge verdim ve bana göre de yerinde.  Şimdi, değerli arkadaşlar, burada çok ciddi, böyle heyecanlı konuşmalar, cafcaflı konuşmalar  dinliyoruz. Şimdi, sanki Türkiye'de yaşamıyoruz. Bir Anayasa, bakın... Elbette ki bu Meclis Anayasa  değişikliğini yapar, bunu zaten engelleyen kimse yok, ama bu Meclisteki 340 kişinin ağzına baktığı  kişinin düşünceleri ortada. Diyor ki "Efendim, parti kapatmaya Meclis karar versin. Yargı nasıl benim  hakkımda karar verir?" Yani "Yargı, başkanları kendi hakkında karar verir de ben niye kendim hakkında  vermeyeyim?" diyor. Diyor ki patronlara: "Bana bakın, siz emrinizde çalıştırdığınız köşe yazarlarına  gerekli talimatı vereceksiniz, benim aleyhime yazı yazmayacak. Yazarlarsa sizi sorumlu tutarım."  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Öyle demiyor.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, diyor ki: "Ben İstanbul imamıyım. Bir memlekette laikle  Müslüman bir arada gidemez."  SAFFET KAYA (Ardahan) - Yapma.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  KAMER GENÇ (Devamla) - "Artık cumhuriyetin sonu gelmiştir." diyor. (AK PARTİ sırala­ rından gürültüler)  Şimdi, bakın, burada...  ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) - İyi sallıyorsun.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bir dinleyin kardeşim, dinleyin...  ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) - Yalanla dolanla şey yapıyorsun. KAMER GENÇ (Devamla)  - Çık da dışarı git. (AK PARTİ sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)  Sayın Başkan, bunları susturacak mısın?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, diyor... İşte, bizim kabul etmediğimiz konu bu: Siz laik  Türkiye Cumhuriyeti devletiyle barışık değilsiniz.  FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Bunu sen söylüyorsun.  KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir zihniyetle, bu cumhuriyetin, bu Türkiye'nin birlik ve bü­ tünlüğünü savunmayan bir zihniyetle yapılan Anayasa değişikliği bu memlekete felaket getirir. Yoksa  elbette ki bu memlekette yargının verdiği, Yüksek Hâkimler Kurulunun verdiği kararlara yargı yolu  açılmalıdır, Askerî Şûranın verdiği kararlara karşı yargı yolu açılmalıdır, Cumhurbaşkanının verdiği  kararlara karşı yargı yolu açılmalıdır. Öyle bir kişi gönderdiniz ki Çankaya Köşkü'ne, üniversitele­ rin iradesini sıfıra indiriyor. Bir yandan üniversiteler... "Efendim, geçmişteki yaptı..." Geçmişteki  yaptıysa yani kötü örnek örnek olur mu sayın milletvekilleri? İzmir Üniversitesindeki Rektör alıyor  yüzde 47 oy, ona göre bir şey ifade etmiyor, rektör seçilme yeteneğine sahip olmayanı atıyor. Bo- lu'daki Baysal Üniversitesinde yapılan o keyfî uygulamalar, her şey ortada, şimdi, sizin geçmişte  getirdiğiniz şeyler ortada.  Burada, bakın Tayyip Bey diyor ki: "Partileri Meclis kapatsın." Yani siz, vicdanınıza, şurada...  Mesela, bir yetkiniz olsa, şimdi deseler ki "Ya şu Kamer Genc'i Meclisten atma yetkisi bu Mecliste  olsun." Siz beni anında atarsınız. Niye? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  M. NURİ YAMAN (Muş) - Aynı gün!  SUAT KILIÇ (Samsun) - Seni millet atacak, millet.  KAMER GENÇ (Devamla) - Çünkü benim burada varlığımdan çok rahatsızsınız. Hatta ateş  döküp diri diri yakarsınız çünkü öyle bir şeysiniz ki bakıyorsunuz, ben orada oturuyorsam, söz hak­ kımı, hepsini kapatıyorsunuz. Siz, evvela laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş, laik, ilerici  bir devlet olmasına alışmalısınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  SUAT KILIÇ (Samsun) - Laikliği telaffuz bile edemiyorsun daha.  KAMER GENÇ (Devamla) - Alışamıyorsunuz.  Bakın, bu devleti... Aslında, Anayasa'yı yaparken bir şeyi eksik bırakmışlar. Özellikle, siyasi  partiler suistimal ve soyguna katılıyorlarsa bence bunu da kapatma sebebi yapmak lazım çünkü ça­ ğımızda en büyük hastalık, özellikle sizin zamanınızda gelen en büyük uygulamayla, devlet kay­ naklarının büyük bir kesimi talan edildi, devlet aşağı yukarı ekonomik yönden çökertildi ve devletin  bütün kaynaklan yandaşlara kanalize edildi, transfer edildi. Aslında, bence Anayasa'da eksik olan kı­ sımlardan birisi de bu, bunu da Anayasa'ya koymak lazım. Hangi iktidar, devleti ekonomik yönden  çöküntüye götürür ve suistimallere katılırsa o partinin de kapatılması lazım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 9 0 1 -
Sayfa 72 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  KAMER GENÇ (Devamla) - "Artık cumhuriyetin sonu gelmiştir." diyor. (AK PARTİ sırala­ rından gürültüler)  Şimdi, bakın, burada...  ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) - İyi sallıyorsun.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bir dinleyin kardeşim, dinleyin...  ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) - Yalanla dolanla şey yapıyorsun. KAMER GENÇ (Devamla)  - Çık da dışarı git. (AK PARTİ sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)  Sayın Başkan, bunları susturacak mısın?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, diyor... İşte, bizim kabul etmediğimiz konu bu: Siz laik  Türkiye Cumhuriyeti devletiyle barışık değilsiniz.  FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Bunu sen söylüyorsun.  KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir zihniyetle, bu cumhuriyetin, bu Türkiye'nin birlik ve bü­ tünlüğünü savunmayan bir zihniyetle yapılan Anayasa değişikliği bu memlekete felaket getirir. Yoksa  elbette ki bu memlekette yargının verdiği, Yüksek Hâkimler Kurulunun verdiği kararlara yargı yolu  açılmalıdır, Askerî Şûranın verdiği kararlara karşı yargı yolu açılmalıdır, Cumhurbaşkanının verdiği  kararlara karşı yargı yolu açılmalıdır. Öyle bir kişi gönderdiniz ki Çankaya Köşkü'ne, üniversitele­ rin iradesini sıfıra indiriyor. Bir yandan üniversiteler... "Efendim, geçmişteki yaptı..." Geçmişteki  yaptıysa yani kötü örnek örnek olur mu sayın milletvekilleri? İzmir Üniversitesindeki Rektör alıyor  yüzde 47 oy, ona göre bir şey ifade etmiyor, rektör seçilme yeteneğine sahip olmayanı atıyor. Bo- lu'daki Baysal Üniversitesinde yapılan o keyfî uygulamalar, her şey ortada, şimdi, sizin geçmişte  getirdiğiniz şeyler ortada.  Burada, bakın Tayyip Bey diyor ki: "Partileri Meclis kapatsın." Yani siz, vicdanınıza, şurada...  Mesela, bir yetkiniz olsa, şimdi deseler ki "Ya şu Kamer Genc'i Meclisten atma yetkisi bu Mecliste  olsun." Siz beni anında atarsınız. Niye? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  M. NURİ YAMAN (Muş) - Aynı gün!  SUAT KILIÇ (Samsun) - Seni millet atacak, millet.  KAMER GENÇ (Devamla) - Çünkü benim burada varlığımdan çok rahatsızsınız. Hatta ateş  döküp diri diri yakarsınız çünkü öyle bir şeysiniz ki bakıyorsunuz, ben orada oturuyorsam, söz hak­ kımı, hepsini kapatıyorsunuz. Siz, evvela laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş, laik, ilerici  bir devlet olmasına alışmalısınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  SUAT KILIÇ (Samsun) - Laikliği telaffuz bile edemiyorsun daha.  KAMER GENÇ (Devamla) - Alışamıyorsunuz.  Bakın, bu devleti... Aslında, Anayasa'yı yaparken bir şeyi eksik bırakmışlar. Özellikle, siyasi  partiler suistimal ve soyguna katılıyorlarsa bence bunu da kapatma sebebi yapmak lazım çünkü ça­ ğımızda en büyük hastalık, özellikle sizin zamanınızda gelen en büyük uygulamayla, devlet kay­ naklarının büyük bir kesimi talan edildi, devlet aşağı yukarı ekonomik yönden çökertildi ve devletin  bütün kaynaklan yandaşlara kanalize edildi, transfer edildi. Aslında, bence Anayasa'da eksik olan kı­ sımlardan birisi de bu, bunu da Anayasa'ya koymak lazım. Hangi iktidar, devleti ekonomik yönden  çöküntüye götürür ve suistimallere katılırsa o partinin de kapatılması lazım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 9 0 1 - TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 9 0 2 - BAŞKAN - Sayın Genç, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun efendim.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, siz partilerin kapatılmasına karşı çıkıyorsunuz da "Ya, par­ tiler hukuk içinde kalsın, demokrasi içinde kalsın, dürüst çalışsın, yasalara saygılı olsun." demiyor­ sunuz, "Efendim, bir suç işleyelim de ondan sonra bizi kapatmayın." Böyle bir mantık olur mu  arkadaşlar?  İSMAİL BİLEN (Manisa) - Sen kendinle karıştırıyorsun!  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bakın, sayın milletvekilleri, bir genel başkanın -bu, faşist  ülkelerde bile yok- bir kişinin 550 milletvekili adayını belirlediği, bir kişinin Cumhurbaşkanını be­ lirlediği, Bakanlar Kurulunu belirlediği, bir kişinin -şimdi onun peşinden koşuyorsunuz- yargıyı ata­ dığı bir ülkede hangi şeyden bahsediyorsunuz, hangi demokrasiden bahsediyorsunuz? Ya, insanlar  biraz vicdanlarının sesini dinler be kardeşim. Böyle bir şey yok. Yani bu, hiçbir akıl ve mantığın  kabul ettiği bir şey değil. Hiçbir akıl ve hiçbir mantık, ver Parlamentoya... "Efendim, partileri par­ tiler kapatsın." Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Yani bunu gitseniz bir çocuğa sorsanız bunu man­ tığı kabul etmez. Ama sizden biriniz bir güne bir gün Tayyip Bey'e "Ya, kardeşim, sen hatalı  yapıyorsun bunu. Bunu hatalı yapıyorsunuz?" diyebiliyor musunuz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Devamla) - Diyemezsiniz çünkü o güç yok kimsede.  BAŞKAN - Sayın Genç, son cümlenizi alayım.  KAMER GENÇ (Devamla) - Karar yeter sayısını da istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Karar yeter sayısını arayacağım.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını  arayacağım:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.  Geçici madde eklenmesini öngören bir önerge daha vardır.  Önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  462 sıra sayılı kanun teklifine 1 geçici madde eklenmesine dair önergemin işleme konulmasını  talep ediyorum.  Geçici madde ve gerekçesi aşağıda sunulmuştur. Saygılarımızla arz ederiz.  Tayftın İçli Kamer Genç Recai Birgün  Eskişehir Tunceli İzmir  Harun Öztürk Hüseyin Pazarcı  İzmir Balıkesir  Geçici Madde 1 - Bu kanunla yapılan değişiklik, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde  yapılacak halkoylamalannda uygulanamaz.
Sayfa 73 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 9 0 2 - BAŞKAN - Sayın Genç, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun efendim.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, siz partilerin kapatılmasına karşı çıkıyorsunuz da "Ya, par­ tiler hukuk içinde kalsın, demokrasi içinde kalsın, dürüst çalışsın, yasalara saygılı olsun." demiyor­ sunuz, "Efendim, bir suç işleyelim de ondan sonra bizi kapatmayın." Böyle bir mantık olur mu  arkadaşlar?  İSMAİL BİLEN (Manisa) - Sen kendinle karıştırıyorsun!  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bakın, sayın milletvekilleri, bir genel başkanın -bu, faşist  ülkelerde bile yok- bir kişinin 550 milletvekili adayını belirlediği, bir kişinin Cumhurbaşkanını be­ lirlediği, Bakanlar Kurulunu belirlediği, bir kişinin -şimdi onun peşinden koşuyorsunuz- yargıyı ata­ dığı bir ülkede hangi şeyden bahsediyorsunuz, hangi demokrasiden bahsediyorsunuz? Ya, insanlar  biraz vicdanlarının sesini dinler be kardeşim. Böyle bir şey yok. Yani bu, hiçbir akıl ve mantığın  kabul ettiği bir şey değil. Hiçbir akıl ve hiçbir mantık, ver Parlamentoya... "Efendim, partileri par­ tiler kapatsın." Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Yani bunu gitseniz bir çocuğa sorsanız bunu man­ tığı kabul etmez. Ama sizden biriniz bir güne bir gün Tayyip Bey'e "Ya, kardeşim, sen hatalı  yapıyorsun bunu. Bunu hatalı yapıyorsunuz?" diyebiliyor musunuz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Devamla) - Diyemezsiniz çünkü o güç yok kimsede.  BAŞKAN - Sayın Genç, son cümlenizi alayım.  KAMER GENÇ (Devamla) - Karar yeter sayısını da istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Karar yeter sayısını arayacağım.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını  arayacağım:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.  Geçici madde eklenmesini öngören bir önerge daha vardır.  Önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  462 sıra sayılı kanun teklifine 1 geçici madde eklenmesine dair önergemin işleme konulmasını  talep ediyorum.  Geçici madde ve gerekçesi aşağıda sunulmuştur. Saygılarımızla arz ederiz.  Tayftın İçli Kamer Genç Recai Birgün  Eskişehir Tunceli İzmir  Harun Öztürk Hüseyin Pazarcı  İzmir Balıkesir  Geçici Madde 1 - Bu kanunla yapılan değişiklik, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde  yapılacak halkoylamalannda uygulanamaz.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 3 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN-Hükümet?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Sayın İçli, buyurun efendim.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; verdiğim önerge üzerinde görüşlerimi  belirteceğim. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlanm, Sayın Bekir Bozdağ'ın verdiği bu kanun teklifi Anayasa Komisyonunda  görüşülürken, 20 Ocak 2010 tarihinde, Anayasa'nın 67'nci maddesinin son fıkrasına aykın olduğunu ifade  etmiştim. O zaman arkadaşım Bekir Bey'in komisyonda yapüğı konuşmadaki niyetini de ben aslında  algılamıştım yani işim benim niyet okuyuculuğu değil. Şimdi, önümüzde bu kanun teklifi görüşülüyor.  Değerli arkadaşlarım, neden Anayasa'yı değiştirmeye kalkıyoruz? Önümüzdeki Anayasa'yı uy­ guluyor muyuz? Anayasa'ya saygı gösteriyor muyuz? Son dönemlerde, Türkiye Büyük Millet Mec­ lisinde özellikle, başta Türkiye Büyük Millet Meclisinde olmak üzere, Anayasa'ya saygı maygı  kalmadı, Anayasa'yı rafa kaldırdık. Yorum yapıyoruz kendimize göre.  Değerli arkadaşlanm, Anayasa'da açıkça yazılı olan hükümleri yorumlamaya gerek var mıdır ve  Türkiye Büyük Millet Meclisinin başladığı bu kötü örnek, birçok yargı organlannda da artık gözle gö­ rülür şekilde Anayasa'yı rafa kaldırmak, Anayasa'yı hiçe saymak şeklinde fiiliyatta uygulanmaktadır.  Değerli arkadaşlarım, şimdi, bakın, Anayasa'nın 67'nci maddesinin başlığı "Seçme, seçilme ve  siyasi faaliyette bulunma haklan" şeklindedir ve Anayasa'nın 67'nci maddesi yedi fıkradan oluş­ maktadır; son iki fıkrası: "Seçim kanunlan, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaş­ tıracak biçimde düzenlenir." şeklindedir altıncı fıkrası. Yedinci fıkrası da "Seçim kanunlannda yapılan  değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz."  şeklinde amir hüküm taşımaktadır.  Sayın İyimaya burada konuşurken AKP Grubu adına "Bunun ben müellifiyim." dedi. Tabii, onu  kendine mal etti ama Değerli Arkadaşım -çok iyi bilir ki- o tarihte Doğruyol Partisinin milletveki­ liyken, ben Demokratik Sol Partinin milletvekiliyken, Partiler Arası Uzlaşma Komisyonunda görü­ şüldü, Anayasa Komisyonundan geçmek suretiyle buraya eklendi. E, peki, 67'nci maddenin ikinci  fıkrasında bakın ne diyor: "Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli..." Sayıyor.  Değerli arkadaşlanm, halk oylaması bir seçim kanunudur. Halk oylamasındaki seçim, Yüksek  Seçim Kurulunun denetim ve gözetimi altında yapılır. İllerde il seçim kurulları, sandık başlannda  siyasi partilerin görevlileri, Yüksek Seçim Kurulunun kararıyla belirlenir. Halk oylaması takvimi  Yüksek Seçim Kurulunun bir seçim hukukudur. Yani, kusura bakmayın, "Bu bir seçim hukuku de­ ğildir." demek keyfiyetinde olamazsınız.  Yann bir gün bu kanun çıkacak, siz nisan veyahut mayıs ayında kafanızdan geçirdiğiniz bazı  konulan halk oylamasına sunacaksınız, topu Yüksek Seçim Kuruluna atacaksınız. Yüksek Seçim  Kurulunun iki seçeneği var: Ya Anayasa'nın 67'nci maddesindeki bu hükmü görmezden gelerek  siyasetin bulaşması şeklinde bir karar verecek ya da bir yıl içinde uygulanamayacağı için mayıs  ayında buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen Anayasa değişikliği 2011'lere kadar  sarkacak. O zaman da bu Anayasa değişikliği, yüce Parlamentonun iradesi tecelli etmeyecek.
Sayfa 74 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 3 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN-Hükümet?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Sayın İçli, buyurun efendim.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; verdiğim önerge üzerinde görüşlerimi  belirteceğim. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlanm, Sayın Bekir Bozdağ'ın verdiği bu kanun teklifi Anayasa Komisyonunda  görüşülürken, 20 Ocak 2010 tarihinde, Anayasa'nın 67'nci maddesinin son fıkrasına aykın olduğunu ifade  etmiştim. O zaman arkadaşım Bekir Bey'in komisyonda yapüğı konuşmadaki niyetini de ben aslında  algılamıştım yani işim benim niyet okuyuculuğu değil. Şimdi, önümüzde bu kanun teklifi görüşülüyor.  Değerli arkadaşlarım, neden Anayasa'yı değiştirmeye kalkıyoruz? Önümüzdeki Anayasa'yı uy­ guluyor muyuz? Anayasa'ya saygı gösteriyor muyuz? Son dönemlerde, Türkiye Büyük Millet Mec­ lisinde özellikle, başta Türkiye Büyük Millet Meclisinde olmak üzere, Anayasa'ya saygı maygı  kalmadı, Anayasa'yı rafa kaldırdık. Yorum yapıyoruz kendimize göre.  Değerli arkadaşlanm, Anayasa'da açıkça yazılı olan hükümleri yorumlamaya gerek var mıdır ve  Türkiye Büyük Millet Meclisinin başladığı bu kötü örnek, birçok yargı organlannda da artık gözle gö­ rülür şekilde Anayasa'yı rafa kaldırmak, Anayasa'yı hiçe saymak şeklinde fiiliyatta uygulanmaktadır.  Değerli arkadaşlarım, şimdi, bakın, Anayasa'nın 67'nci maddesinin başlığı "Seçme, seçilme ve  siyasi faaliyette bulunma haklan" şeklindedir ve Anayasa'nın 67'nci maddesi yedi fıkradan oluş­ maktadır; son iki fıkrası: "Seçim kanunlan, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaş­ tıracak biçimde düzenlenir." şeklindedir altıncı fıkrası. Yedinci fıkrası da "Seçim kanunlannda yapılan  değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz."  şeklinde amir hüküm taşımaktadır.  Sayın İyimaya burada konuşurken AKP Grubu adına "Bunun ben müellifiyim." dedi. Tabii, onu  kendine mal etti ama Değerli Arkadaşım -çok iyi bilir ki- o tarihte Doğruyol Partisinin milletveki­ liyken, ben Demokratik Sol Partinin milletvekiliyken, Partiler Arası Uzlaşma Komisyonunda görü­ şüldü, Anayasa Komisyonundan geçmek suretiyle buraya eklendi. E, peki, 67'nci maddenin ikinci  fıkrasında bakın ne diyor: "Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli..." Sayıyor.  Değerli arkadaşlanm, halk oylaması bir seçim kanunudur. Halk oylamasındaki seçim, Yüksek  Seçim Kurulunun denetim ve gözetimi altında yapılır. İllerde il seçim kurulları, sandık başlannda  siyasi partilerin görevlileri, Yüksek Seçim Kurulunun kararıyla belirlenir. Halk oylaması takvimi  Yüksek Seçim Kurulunun bir seçim hukukudur. Yani, kusura bakmayın, "Bu bir seçim hukuku de­ ğildir." demek keyfiyetinde olamazsınız.  Yann bir gün bu kanun çıkacak, siz nisan veyahut mayıs ayında kafanızdan geçirdiğiniz bazı  konulan halk oylamasına sunacaksınız, topu Yüksek Seçim Kuruluna atacaksınız. Yüksek Seçim  Kurulunun iki seçeneği var: Ya Anayasa'nın 67'nci maddesindeki bu hükmü görmezden gelerek  siyasetin bulaşması şeklinde bir karar verecek ya da bir yıl içinde uygulanamayacağı için mayıs  ayında buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen Anayasa değişikliği 2011'lere kadar  sarkacak. O zaman da bu Anayasa değişikliği, yüce Parlamentonun iradesi tecelli etmeyecek.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 4 - İşimiz kaos yaratmak mı? İşimiz kriz yaratmak mı? İşimiz gerçek gündemi unutturup halkı bu  işlerle meşgul etmek mi? Yapmayın değerli arkadaşlarım.  Anayasa'nın 79'uncu maddesi de -Yüksek Seçim Kurulunun- "Seçimlerin genel yönetim ve  denetimi" başlıklıdır. Bakınız, "Seçimlerin genel yönetim ve denetimi." Peki, 79'uncu maddenin son  fıkrası ne diyor? Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oylamasından bahsediyor.  Kanun'un, 79'uncu maddenin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve son fıkrasını bir bütün olarak  incelemezseniz, kendinize göre bir yorum yaparsanız yanılgıya düşersiniz değerli milletvekilleri.  Açın, elinizdeki Anayasa'nın şu ilgili maddelerine lütfen bakın. Anayasa'nın 175'inci maddesine  bakın. Anayasa'nın 175'inci maddesinin başlığı şudur: "Anayasanın değiştirilmesi, seçimlere ve  halkoylamasına..." Neymiş? ".. .seçimlere ve halk oylamasına..."  Biraz evvel AKP Grubundan arkadaş 175'inci maddenin son fıkrasını okudu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Aslında, okuduğu o son fıkra kendisini bağlıyor. Orada  "Halkoylamasına, milletvekili genel ve ara seçimlerine ve mahallî genel seçimlere iştiraki temin için,  kanunla para cezası dâhil gerekli her türlü tedbir alınır." demek suretiyle, halk oylamasının bir seçim  hukuku olduğunu, seçim kanunu olduğunu söyler.  Ha, bir şey daha söyleyeyim. Anayasa'nın geçici 16'ncı maddesine bakın, geçici 16'ncı  maddesini çok dikkatli okuyun. Bakın, Anayasa'nın halk oylamasına katılmayan kişilerin beş yıl  müddetle genel ve ara seçimlere ve mahallî seçimlere, halk oylamasına katılamayacağına ve  seçimlerde aday olamayacağına dair de amir hüküm vardır. 298 sayılı Yasa'nın 1 'inci maddesine  bakın, "Halk oylamasında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkında Kanun uygulanır." der.  Anayasa Değişikliğinin Halk Oylamasına Götürülmesi Hakkında Yasa'nın 1 'inci maddesinde ".. .bu  Kanun hükümleri uygulanır. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 298 sayılı Seçimlerin Temel  Hükümleri Hakkında Yasa hükmü uygulanır." diyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun efendim.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi  kaos yaratmak değildir, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi halka örnek olmaktır. Şu Anayasa'ya  saygı göstereceğiz. Beğenmiyorsak, usulüne uygun olarak değiştireceğiz. Yani, askerlerin darbe yapıp  Anayasa'yı rafa kaldırmasını burada herkes konuşuyor ama sizlerin Anayasa'yı rafa kaldırması  konusunda da hiç kimse bir şey konuşmuyor diyorum ve saygılarımı sunuyorum.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İçli.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  2'nci maddeyi okutuyorum:  MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Sayfa 75 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 4 - İşimiz kaos yaratmak mı? İşimiz kriz yaratmak mı? İşimiz gerçek gündemi unutturup halkı bu  işlerle meşgul etmek mi? Yapmayın değerli arkadaşlarım.  Anayasa'nın 79'uncu maddesi de -Yüksek Seçim Kurulunun- "Seçimlerin genel yönetim ve  denetimi" başlıklıdır. Bakınız, "Seçimlerin genel yönetim ve denetimi." Peki, 79'uncu maddenin son  fıkrası ne diyor? Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oylamasından bahsediyor.  Kanun'un, 79'uncu maddenin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve son fıkrasını bir bütün olarak  incelemezseniz, kendinize göre bir yorum yaparsanız yanılgıya düşersiniz değerli milletvekilleri.  Açın, elinizdeki Anayasa'nın şu ilgili maddelerine lütfen bakın. Anayasa'nın 175'inci maddesine  bakın. Anayasa'nın 175'inci maddesinin başlığı şudur: "Anayasanın değiştirilmesi, seçimlere ve  halkoylamasına..." Neymiş? ".. .seçimlere ve halk oylamasına..."  Biraz evvel AKP Grubundan arkadaş 175'inci maddenin son fıkrasını okudu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Aslında, okuduğu o son fıkra kendisini bağlıyor. Orada  "Halkoylamasına, milletvekili genel ve ara seçimlerine ve mahallî genel seçimlere iştiraki temin için,  kanunla para cezası dâhil gerekli her türlü tedbir alınır." demek suretiyle, halk oylamasının bir seçim  hukuku olduğunu, seçim kanunu olduğunu söyler.  Ha, bir şey daha söyleyeyim. Anayasa'nın geçici 16'ncı maddesine bakın, geçici 16'ncı  maddesini çok dikkatli okuyun. Bakın, Anayasa'nın halk oylamasına katılmayan kişilerin beş yıl  müddetle genel ve ara seçimlere ve mahallî seçimlere, halk oylamasına katılamayacağına ve  seçimlerde aday olamayacağına dair de amir hüküm vardır. 298 sayılı Yasa'nın 1 'inci maddesine  bakın, "Halk oylamasında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkında Kanun uygulanır." der.  Anayasa Değişikliğinin Halk Oylamasına Götürülmesi Hakkında Yasa'nın 1 'inci maddesinde ".. .bu  Kanun hükümleri uygulanır. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 298 sayılı Seçimlerin Temel  Hükümleri Hakkında Yasa hükmü uygulanır." diyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun efendim.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi  kaos yaratmak değildir, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi halka örnek olmaktır. Şu Anayasa'ya  saygı göstereceğiz. Beğenmiyorsak, usulüne uygun olarak değiştireceğiz. Yani, askerlerin darbe yapıp  Anayasa'yı rafa kaldırmasını burada herkes konuşuyor ama sizlerin Anayasa'yı rafa kaldırması  konusunda da hiç kimse bir şey konuşmuyor diyorum ve saygılarımı sunuyorum.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İçli.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul  edilmemiştir.  2'nci maddeyi okutuyorum:  MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili İsa Gök.  Sayın Gök, buyurun efendim.  CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi  saygıyla selamlıyorum.  Görünen o ki toplumda bir Anayasa değişikliği ihtiyacı pompalanmaya çalışılıyor. Biraz tarihe  gidelim -Sayın İyimaya bakıyor bana- yıl 1995, on beş madde değişti değil mi Sayın İyimaya? On beş  madde değişti. 2001 yılında altıncı uyum paketiydi. İşte hükümette DSP, MHP, ANAP vardı. Avrupa'dan  gözlemciler geldi, incelediler, baktılar taradılar "Bu Anayasa Avrupa'ya uymaz." dediler, doğrudur çünkü  bir ama yasadır bu, her özgürlüğün önünde engeller vardır. Otuz beş kadar madde ayıklandı. Bu otuz beş  madde bu Anayasa'nın demokratik yapısını engelleyen maddelerdi ve 2005 yılında altıncı uyum paketi  olarak otuz beş civan madde değişti arkadaşlar. Değişince Avrupa alkışladı. "Evet, bu Anayasa güzel bir  anayasa oldu, bu Anayasa sivil bir anayasa oldu. Sizi tebrik ediyoruz çocuklar." dedi bize. Biz de  sevindik, hopladık zıpladık, 2001. Derken, 2002 yılından bu tarafa da biz bu kanunda değişiklikler yaptık.  Şimdi son dönemde bir anda "Türkiye'de bütün sorunlann çözümü Anayasa arkadaşlar, Anayasa."  Doğu'da belediye başkanlan kelepçeyle gidiyor, plastik kelepçeyle; çözüm Anayasa. Erzincan; çözüm  Anayasa. Erzurum; çözüm Anayasa. İşsizlik; çözüm Anayasa. Tekel işçileri; çözüm Anayasa. Arkadaşlar,  ne oluyor? Bunlann çözümü Anayasa değil. Demokratik bir zihniyet, insan haklanna saygı, hukuk devleti  bilinci. Bütün toplumda "Anayasa değişikliği" diye bir ihtiyaç pompaladınız ki bunun adı toplum  mühendisliğidir. Bu yann gerçekleşmediğinde ne olacağını göreceğiz ama yapılan bu tespiti dikkatle  dinleyin lütfen, yanlış bir ihtiyaç pompalıyorsunuz. Bu çok yanlıştır.  AKP, bir Anayasa değişikliği düşünüyor gibi görünüyor veya farz ve kabul ediyoruz. Hangi  alanda? Anayasa 145, askerî yargı. 146, Anayasa Mahkemesi. 159, Hâkimler ve Savcılar Yüksek  Kurulu. 68, 69, siyasi partilerin kapatılması ki yargıyla bağlantılı.  Bakın arkadaşlar, herkes her şeyin çözümünü Anayasa'da bekliyor, toplumda böyle bir ihtiyaç  pompalanıyor ama AKP'nin kafasında değişiklik -mini, maksi, ne derseniz deyin- o paketin içinde  yer alan maddelerin hiçbirisi, o toplumdaki Ahmet Amca, Güneydoğu'daki bilmem ne ağa, benim  köydeki Osman Amcamın ihtiyaçlarıyla alakalı değil, hepsi yargı. Üç beş maddede yargıyı dizayn  etmeye çalışıyorlar, yargıyı. Yargı ne? Yasama, yürütme, yargı, en önemli güçlerden birisi. Yargıda  ne yapmaya çalışıyorlar? 146, Anayasa Mahkemesinin dizaynı. Anayasa Mahkemesinin en önemli  işlevlerinden bir tanesi ne? Yüce Divan. Başbakanı, bakanları yargılamak önemli. Anayasa  Mahkemesini yeniden yapılandırmamız lazım... 159, HSYK, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu.  Niye yapılandırmak lazım? Çünkü HSYK'nın ciddi bir işlevi var, Yargıtay ve Danıştay üyelerini  seçer yani yüksek yargıyı belirler. HSYK'yı yeniden yapılandırırsan yüksek yargıyı oluşturursun.  Demek ki AKP'nin kafasının içerisinde, halkın ihtiyacı olan, bizim de destekleyeceğimiz  demokratikleşme, insan haklannın gelişimi, sendikal özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması,  memurlara toplu sözleşmeli, grevli sendika, sendikal hakkı, tarım, ormanlar kalsın... Bu türden  talepler yok, yalnızca yargı var. Neden yargı var? Neden yargı var? Düşünüyorsun o zaman da. İşte,  dediğim maddeleri incelerseniz AKP'nin kendini korumaya çalıştığını görüyorsunuz ve yargıyı  dizayn etme, kendine bağlı kılmaya çalıştığını görüyorsunuz. AKP böyle bir parti.  - 9 0 5 -
Sayfa 76 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili İsa Gök.  Sayın Gök, buyurun efendim.  CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi  saygıyla selamlıyorum.  Görünen o ki toplumda bir Anayasa değişikliği ihtiyacı pompalanmaya çalışılıyor. Biraz tarihe  gidelim -Sayın İyimaya bakıyor bana- yıl 1995, on beş madde değişti değil mi Sayın İyimaya? On beş  madde değişti. 2001 yılında altıncı uyum paketiydi. İşte hükümette DSP, MHP, ANAP vardı. Avrupa'dan  gözlemciler geldi, incelediler, baktılar taradılar "Bu Anayasa Avrupa'ya uymaz." dediler, doğrudur çünkü  bir ama yasadır bu, her özgürlüğün önünde engeller vardır. Otuz beş kadar madde ayıklandı. Bu otuz beş  madde bu Anayasa'nın demokratik yapısını engelleyen maddelerdi ve 2005 yılında altıncı uyum paketi  olarak otuz beş civan madde değişti arkadaşlar. Değişince Avrupa alkışladı. "Evet, bu Anayasa güzel bir  anayasa oldu, bu Anayasa sivil bir anayasa oldu. Sizi tebrik ediyoruz çocuklar." dedi bize. Biz de  sevindik, hopladık zıpladık, 2001. Derken, 2002 yılından bu tarafa da biz bu kanunda değişiklikler yaptık.  Şimdi son dönemde bir anda "Türkiye'de bütün sorunlann çözümü Anayasa arkadaşlar, Anayasa."  Doğu'da belediye başkanlan kelepçeyle gidiyor, plastik kelepçeyle; çözüm Anayasa. Erzincan; çözüm  Anayasa. Erzurum; çözüm Anayasa. İşsizlik; çözüm Anayasa. Tekel işçileri; çözüm Anayasa. Arkadaşlar,  ne oluyor? Bunlann çözümü Anayasa değil. Demokratik bir zihniyet, insan haklanna saygı, hukuk devleti  bilinci. Bütün toplumda "Anayasa değişikliği" diye bir ihtiyaç pompaladınız ki bunun adı toplum  mühendisliğidir. Bu yann gerçekleşmediğinde ne olacağını göreceğiz ama yapılan bu tespiti dikkatle  dinleyin lütfen, yanlış bir ihtiyaç pompalıyorsunuz. Bu çok yanlıştır.  AKP, bir Anayasa değişikliği düşünüyor gibi görünüyor veya farz ve kabul ediyoruz. Hangi  alanda? Anayasa 145, askerî yargı. 146, Anayasa Mahkemesi. 159, Hâkimler ve Savcılar Yüksek  Kurulu. 68, 69, siyasi partilerin kapatılması ki yargıyla bağlantılı.  Bakın arkadaşlar, herkes her şeyin çözümünü Anayasa'da bekliyor, toplumda böyle bir ihtiyaç  pompalanıyor ama AKP'nin kafasında değişiklik -mini, maksi, ne derseniz deyin- o paketin içinde  yer alan maddelerin hiçbirisi, o toplumdaki Ahmet Amca, Güneydoğu'daki bilmem ne ağa, benim  köydeki Osman Amcamın ihtiyaçlarıyla alakalı değil, hepsi yargı. Üç beş maddede yargıyı dizayn  etmeye çalışıyorlar, yargıyı. Yargı ne? Yasama, yürütme, yargı, en önemli güçlerden birisi. Yargıda  ne yapmaya çalışıyorlar? 146, Anayasa Mahkemesinin dizaynı. Anayasa Mahkemesinin en önemli  işlevlerinden bir tanesi ne? Yüce Divan. Başbakanı, bakanları yargılamak önemli. Anayasa  Mahkemesini yeniden yapılandırmamız lazım... 159, HSYK, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu.  Niye yapılandırmak lazım? Çünkü HSYK'nın ciddi bir işlevi var, Yargıtay ve Danıştay üyelerini  seçer yani yüksek yargıyı belirler. HSYK'yı yeniden yapılandırırsan yüksek yargıyı oluşturursun.  Demek ki AKP'nin kafasının içerisinde, halkın ihtiyacı olan, bizim de destekleyeceğimiz  demokratikleşme, insan haklannın gelişimi, sendikal özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması,  memurlara toplu sözleşmeli, grevli sendika, sendikal hakkı, tarım, ormanlar kalsın... Bu türden  talepler yok, yalnızca yargı var. Neden yargı var? Neden yargı var? Düşünüyorsun o zaman da. İşte,  dediğim maddeleri incelerseniz AKP'nin kendini korumaya çalıştığını görüyorsunuz ve yargıyı  dizayn etme, kendine bağlı kılmaya çalıştığını görüyorsunuz. AKP böyle bir parti.  - 9 0 5 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 6 - Bakın, ben size örnek okuyacağım arkadaşlar. Anayasa, devlet memurlarının siyasetle uğraşmasını  yasaklar. Doğrudur, olması gerekir. Ama bakınız, akademik kariyeri de var hazretin: Sayın Doçent Doktor  Hüseyin Çelik, Genel Başkan Yardımcısı. Bir yazı var arkadaşlar. 1 Mart 2010 Pazartesi günü... Basın  müşavirleri, Anayasa'ya ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre devlet memurudur. Bütün  bakanlıkların basın müşavirlerini Hüseyin Çelik -Hükümette yok, bakan değil, devlet görevi yok  kendisinin, AKP içerisinde idari görevi var- bütün basın müşavirlerini antetli -AKP diyeceğim ben, "AK  PARTİ" yazıyor- kağıdıyla AK PARTİ Genel Merkezinde toplantıya çağırıyor: 1 Mart 2010 Pazartesi,  saat 13.30. "AK PARTİ Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Muğla Milletvekili Mehmet Nil Hıdır  koordinasyonunda gerçekleştireceğimiz bakanlıkların basın ve halkla ilişkiler müşavirleri toplantısı 1 Mart  2010 Pazartesi günü saat 13.30'da AK PARTİ Genel Merkezi 6'ncı kat, seminer salonunda yapılacaktir."  Adamlar işi bitirmiş. Devlet memurları AKP Genel Merkezinde toplantıya çağırılıyor. Bakan değil,  hükümet görevlisi değil, yalnızca AKP Genel Başkan Yardımcısı, zihniyet bu. Şimdi, bu zihniyet yargıyı  da kendine bağlamaya çalışıyor, amaç bu. Ama bu Anayasa değişikliğini -şimdi ben bir de kara kara  düşünüyorum- ya, nasıl yapacaklar? Hadi yaptılar, yasa ortada. Bu yasaya göre... Sayın Grup Başkan  Vekilimiz başladı izah etmeye size. Birkaç madde de ben okuyayım, bakın: 79/sonu okundu size, 79/son.  175/son var arkadaşlar. Nasıl uygulayacaksınız bu referandumu, nasıl uygulayacaksınız? Ya bu tam bir  cinlik, toplumda ihtiyaç yaratıp uygulayamamak, mağdur edebiyatı "İşte uygulayamıyoruz." Ağla sızla,  dövün, hüngür hüngür, oy iste. Bırakın artık bunları ya, bırakın. Biraz daha olgun siyaset yapmaya çalışın.  175/son, arkadaşlar, açıkça ne diyor 175/son? Diyor ki: "Halkoylamasına, milletvekili genel ve  ara seçimlerine ve mahallî genel seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekli her  türlü tedbir alınır." Bir ceza hükmü içeriyor. Beraber yorumluyor halk oylamasını, Milletvekili Seçimi  Kanunu'nu ve mahallî seçimleri.  Geçici maddemiz var Anayasa'da, 16... Bakın ne diyor geçici 16'ncı madde: "Anayasanın  halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kullanma yeterliği  bulunduğu halde hukukî veya fiilî herhangi bir mazereti olmaksızın halkoylamasına katılmayanlar,  Anayasanın halkoylamasını takip eden beş yıl içinde yapılacak genel ve ara seçimleri ile mahallî  seçimlere ve diğer halkoylamalarına katılamazlar..." Bir ceza hükmü koyuyor ve hepsini beraber  yorumluyor. Mahallî seçimler, milletvekili seçimleri, halk oylaması, Anayasa değişikliği tek  hükümde: Geçici madde 16. Anayasa beraber yorumluyor.  Geçici madde 17 var: "Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra..." Bakın az önce İyimaya  konuştu, peki, ben bir soru sorayım kendisine: Bir seçim yapıyorsunuz, seçimle alakalı bir şey  değiştirmiyorsunuz, kullanılacak oy pusulası var. Hani geçenlerde "Ya bu Güneydoğuluları nasıl  engelleriz?" diye harıl harıl çalıştınız ya, "Birleşik oy pusulasına bağımsızları koyalım." dediniz ya,  koydunuz ya, bu yalnızca bir birleşik oy pusulası değişikliği.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Beraber koydunuz, beraber. Beraber yürüdünüz o yollarda.  Günahınız çok.  İSA GÖK (Devamla) - Onu bırak. Hasip, sus, dinle.  Oy pusulası değişikliği, bu bir seçim yasası değişikliği mi? Hayır, ama bakın Anayasa geçici  madde 17 ne diyor: "Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak ilk genel seçimde,  Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrası..." Bir yıllık yasak. "...10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı  Milletvekili Seçimi Kanununun bağımsız adayların birleşik oy pusulasında yer almasına ilişkin  hükümleri bakımından uygulanmaz." Demek ki 2007 yılında yalnızca oy pusulasına dâhil etmenin  dahi seçim hukukuna girdiğini görüyorsunuz, geçici madde 17'yi 2007'de koyuyorsunuz Mayıs  ayında, koyarak iş yürütüyorsunuz çünkü biliyorsunuz ki 67/son engel.
Sayfa 77 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 6 - Bakın, ben size örnek okuyacağım arkadaşlar. Anayasa, devlet memurlarının siyasetle uğraşmasını  yasaklar. Doğrudur, olması gerekir. Ama bakınız, akademik kariyeri de var hazretin: Sayın Doçent Doktor  Hüseyin Çelik, Genel Başkan Yardımcısı. Bir yazı var arkadaşlar. 1 Mart 2010 Pazartesi günü... Basın  müşavirleri, Anayasa'ya ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre devlet memurudur. Bütün  bakanlıkların basın müşavirlerini Hüseyin Çelik -Hükümette yok, bakan değil, devlet görevi yok  kendisinin, AKP içerisinde idari görevi var- bütün basın müşavirlerini antetli -AKP diyeceğim ben, "AK  PARTİ" yazıyor- kağıdıyla AK PARTİ Genel Merkezinde toplantıya çağırıyor: 1 Mart 2010 Pazartesi,  saat 13.30. "AK PARTİ Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Muğla Milletvekili Mehmet Nil Hıdır  koordinasyonunda gerçekleştireceğimiz bakanlıkların basın ve halkla ilişkiler müşavirleri toplantısı 1 Mart  2010 Pazartesi günü saat 13.30'da AK PARTİ Genel Merkezi 6'ncı kat, seminer salonunda yapılacaktir."  Adamlar işi bitirmiş. Devlet memurları AKP Genel Merkezinde toplantıya çağırılıyor. Bakan değil,  hükümet görevlisi değil, yalnızca AKP Genel Başkan Yardımcısı, zihniyet bu. Şimdi, bu zihniyet yargıyı  da kendine bağlamaya çalışıyor, amaç bu. Ama bu Anayasa değişikliğini -şimdi ben bir de kara kara  düşünüyorum- ya, nasıl yapacaklar? Hadi yaptılar, yasa ortada. Bu yasaya göre... Sayın Grup Başkan  Vekilimiz başladı izah etmeye size. Birkaç madde de ben okuyayım, bakın: 79/sonu okundu size, 79/son.  175/son var arkadaşlar. Nasıl uygulayacaksınız bu referandumu, nasıl uygulayacaksınız? Ya bu tam bir  cinlik, toplumda ihtiyaç yaratıp uygulayamamak, mağdur edebiyatı "İşte uygulayamıyoruz." Ağla sızla,  dövün, hüngür hüngür, oy iste. Bırakın artık bunları ya, bırakın. Biraz daha olgun siyaset yapmaya çalışın.  175/son, arkadaşlar, açıkça ne diyor 175/son? Diyor ki: "Halkoylamasına, milletvekili genel ve  ara seçimlerine ve mahallî genel seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekli her  türlü tedbir alınır." Bir ceza hükmü içeriyor. Beraber yorumluyor halk oylamasını, Milletvekili Seçimi  Kanunu'nu ve mahallî seçimleri.  Geçici maddemiz var Anayasa'da, 16... Bakın ne diyor geçici 16'ncı madde: "Anayasanın  halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kullanma yeterliği  bulunduğu halde hukukî veya fiilî herhangi bir mazereti olmaksızın halkoylamasına katılmayanlar,  Anayasanın halkoylamasını takip eden beş yıl içinde yapılacak genel ve ara seçimleri ile mahallî  seçimlere ve diğer halkoylamalarına katılamazlar..." Bir ceza hükmü koyuyor ve hepsini beraber  yorumluyor. Mahallî seçimler, milletvekili seçimleri, halk oylaması, Anayasa değişikliği tek  hükümde: Geçici madde 16. Anayasa beraber yorumluyor.  Geçici madde 17 var: "Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra..." Bakın az önce İyimaya  konuştu, peki, ben bir soru sorayım kendisine: Bir seçim yapıyorsunuz, seçimle alakalı bir şey  değiştirmiyorsunuz, kullanılacak oy pusulası var. Hani geçenlerde "Ya bu Güneydoğuluları nasıl  engelleriz?" diye harıl harıl çalıştınız ya, "Birleşik oy pusulasına bağımsızları koyalım." dediniz ya,  koydunuz ya, bu yalnızca bir birleşik oy pusulası değişikliği.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Beraber koydunuz, beraber. Beraber yürüdünüz o yollarda.  Günahınız çok.  İSA GÖK (Devamla) - Onu bırak. Hasip, sus, dinle.  Oy pusulası değişikliği, bu bir seçim yasası değişikliği mi? Hayır, ama bakın Anayasa geçici  madde 17 ne diyor: "Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak ilk genel seçimde,  Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrası..." Bir yıllık yasak. "...10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı  Milletvekili Seçimi Kanununun bağımsız adayların birleşik oy pusulasında yer almasına ilişkin  hükümleri bakımından uygulanmaz." Demek ki 2007 yılında yalnızca oy pusulasına dâhil etmenin  dahi seçim hukukuna girdiğini görüyorsunuz, geçici madde 17'yi 2007'de koyuyorsunuz Mayıs  ayında, koyarak iş yürütüyorsunuz çünkü biliyorsunuz ki 67/son engel.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Devam edelim, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkında Kanun, Madde 1. Arkadaşlar,  ne diyor bu Kanun? "Özel kanunlarına göre yapılacak milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye  başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği  seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında bu Kanun  hükümleri uygulanır." 298 sayılı Kanun.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Gök.  İSA GÖK (Devamla) - Geçelim, 3376 sayılı Kanun'un l'inci maddesi, ad aynı şekilde.  "Anayasa gereğince yapılacak olan halk oylamalarında bu Kanun hükümleri uygulanır. Bu Kanunda  hüküm bulunmayan hallerde 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun bu Kanuna aykın olmayan hükümleri tatbik edilir."  Şimdi, bakın... İyimaya, böyle yapmayacaksın. Bütün kanunları beraber yorumla. Puzzle'ın  parçalarına tek tek bakma, hepsini oturt, resme genel bak.  Geçici madde 16, ceza hükmünü beraber koyuyor. Geçici madde 17, niye koymuşsunuz bunu?  Uygulayamayacağınız için, birleşik oy pusulasını, o yüzden "Bu Yasa, bu seçimde uygulanmaz."  demişsiniz çünkü 67/son engel.  Siz şu anda aslında halkı kandırıyorsunuz. Bir ihtiyaç yaratıyorsunuz, "bir yıl boyu referanduma  götüremeyeceğiniz şeyleri, "Yapacağız, aman Türkiye güllük gülistanlık olacak." diyorsunuz ama  şeytanlıkla, aslında yapamayacağınızı biliyorsunuz çünkü 67/son gayet açık.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  İSA GÖK (Devamla) - Başkanım, bitireyim, bir satır kaldı.  BAŞKAN - Buyurun efendim.  İSA GÖK (Devamla) - Diyor ki: "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler yürürlüğe girdiği  tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz." Seçim hukuku. Seçim hukuku  değişikliğini...  AHMET İYİMAYA (Ankara) - Tarihi ne, tarihi? Bu Anayasa'nın tarihi ne?  İSA GÖK (Devamla) - Bakın, işin kötü yanı şu: Yüz yirmi günlük kanunu az önce iptal ettiniz.  Yüz yirmi günlük süre gitti...  BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen konuşmanızı tamamlayınız.  İSA GÖK (Devamla) - ...altmış günlük süreyi geçirdiniz, bundan sonra artık bu yolun geri  dönüşü yok. Bir yıl süre zarfında, yüz yirmi günlük kanun kalmadı, çöpe attınız az önce, altmış  günlük kanunu da bir yılda uygulayamayacaksınız, elinizde referandum kanunu kalmadı arkadaşlar.  Kolay gelsin.  BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen tamamlayınız.  İSA GÖK (Devamla) - Az sonra da yargı reformunun gerçek boyutunu izah edeceğim sizlere.  Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan. (BDP  sıralarından alkışlar)  - 9 0 7 -
Sayfa 78 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Devam edelim, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkında Kanun, Madde 1. Arkadaşlar,  ne diyor bu Kanun? "Özel kanunlarına göre yapılacak milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye  başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği  seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında bu Kanun  hükümleri uygulanır." 298 sayılı Kanun.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Gök.  İSA GÖK (Devamla) - Geçelim, 3376 sayılı Kanun'un l'inci maddesi, ad aynı şekilde.  "Anayasa gereğince yapılacak olan halk oylamalarında bu Kanun hükümleri uygulanır. Bu Kanunda  hüküm bulunmayan hallerde 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun bu Kanuna aykın olmayan hükümleri tatbik edilir."  Şimdi, bakın... İyimaya, böyle yapmayacaksın. Bütün kanunları beraber yorumla. Puzzle'ın  parçalarına tek tek bakma, hepsini oturt, resme genel bak.  Geçici madde 16, ceza hükmünü beraber koyuyor. Geçici madde 17, niye koymuşsunuz bunu?  Uygulayamayacağınız için, birleşik oy pusulasını, o yüzden "Bu Yasa, bu seçimde uygulanmaz."  demişsiniz çünkü 67/son engel.  Siz şu anda aslında halkı kandırıyorsunuz. Bir ihtiyaç yaratıyorsunuz, "bir yıl boyu referanduma  götüremeyeceğiniz şeyleri, "Yapacağız, aman Türkiye güllük gülistanlık olacak." diyorsunuz ama  şeytanlıkla, aslında yapamayacağınızı biliyorsunuz çünkü 67/son gayet açık.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  İSA GÖK (Devamla) - Başkanım, bitireyim, bir satır kaldı.  BAŞKAN - Buyurun efendim.  İSA GÖK (Devamla) - Diyor ki: "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler yürürlüğe girdiği  tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz." Seçim hukuku. Seçim hukuku  değişikliğini...  AHMET İYİMAYA (Ankara) - Tarihi ne, tarihi? Bu Anayasa'nın tarihi ne?  İSA GÖK (Devamla) - Bakın, işin kötü yanı şu: Yüz yirmi günlük kanunu az önce iptal ettiniz.  Yüz yirmi günlük süre gitti...  BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen konuşmanızı tamamlayınız.  İSA GÖK (Devamla) - ...altmış günlük süreyi geçirdiniz, bundan sonra artık bu yolun geri  dönüşü yok. Bir yıl süre zarfında, yüz yirmi günlük kanun kalmadı, çöpe attınız az önce, altmış  günlük kanunu da bir yılda uygulayamayacaksınız, elinizde referandum kanunu kalmadı arkadaşlar.  Kolay gelsin.  BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen tamamlayınız.  İSA GÖK (Devamla) - Az sonra da yargı reformunun gerçek boyutunu izah edeceğim sizlere.  Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan. (BDP  sıralarından alkışlar)  - 9 0 7 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 8 - BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış  ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Arkadaşlar, Mecliste çözemediklerimizde, beceremiyorsak, birlikte uzlaşamıyorsak,  konuşamıyorsak, çözemiyorsak, o zaman gidecek bir adresimiz var, halka gitmek.  Bu yasayla yüz yirmi gün altmış güne iniyor. Buna karşı olunmaz. Halka gitmek için yollara  mayın konulmaz, barikat konulmaz, halka en kestirmeden gitmek en doğrusudur. Seçim de yakındır,  o kadar uzak değil. Ha sonbahar, ha ilkbahar, bir bahar vakti hep beraber sandığa gideceğiz. Yarını  beklesek de beklemesek de yarın gelecek. O zaman biraz daha makul düşünürsek çok daha iyi olacak  diye düşünüyoruz.  Bakın, bizim bu Anayasa konusunda düşüncemiz çok açık. 5 tane general bir araya geldi, bir  anayasa yaptı, bu Anayasa'yı otuz senedir değiştiremiyoruz. Şu hazin tabloya bakın.  AK PARTİ'nin içinde de o dönemde Mecliste olanlar vardı biliyoruz, Sayın Erbakan döneminde,  Cumhuriyet Halk Partisi de vardı, MHP de vardı. Generaller Meclisi de kapattı -İstiklal Savaşı'ndan  bu yana ilk kez kapandı- partileri de kapattı, Zincirbozan'a götürdü. Şimdi dönmüşüz, o paşaların  darbe Anayasası meşru, bu Meclisin yapacağı anayasa meşru değil diyoruz. Bu ne mantıktır? Bu ne  çelişkidir? Yazık ya! Yazık değil mi? (BDP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Şimdi "Meclis anayasa yapamaz." Demin Sayın Hatip açıkladı, Meclis... İşine gelince siyasi  partiler yapıyorlar ama. Ne yapıyorlar? Bağımsız aday Hasip kaplan, arkadaşları milletvekili olmasın  diye seçim pusulasına adımızı küçük yazıyorlar, listeye alıyorlar. Ama bir şey daha yapıyorlar, bunun  da açıklanması lazım, AK PARTİ'yi de bu konuda sorguluyorum:  Yüzde 10 seçim barajında niye uzlaşıyorsunuz? Ne ihtiyacınız var kardeşim? İktidar partisine  soruyorum: Mademki oylarınıza, tabanınıza güveniyorsunuz, niye yüzde 10 seçim barajına  sığınıyorsunuz? Siyasi Partiler Yasası, Anayasa değişikliği de gerektirmiyor. Ne güzel uzlaşıyorsunuz.  Bak, hiç sesiniz çıkıyor mu? Üç tane parti buradasınız, işte CHP, MHP, AK PARTİ. Demek ki,  uzlaştığınız noktalar var. Bu uzlaştığınız noktalar, adalet, temsil, halkın özgür iradesinin Meclise  yansımasının önündeki nokta. Bu noktada uzlaşıyorsunuz. Bu konuda bununla onur duyuyor  musunuz? Diyebiliyor musunuz ki: "Bu yaptığımız doğru da... Ee, AK PARTİ Anayasa değişikliği  yapamaz veya bir başka parti bu konuda böyle bir şey yapamaz?"  Halk, tabii soruyor: "Kırk yıldır niye liderler değişmiyor?" Kırk yıldır partiler niye değişmiyor?  Değişmez ki kardeşim! Ya şu seçim barajını 3'e indirin. Yüzde 3, 20 kişilik Meclis grubu çıkaran oy  oranıdır, 2 milyon seçmene tekabül ediyor. Ama "Yok, değiştirmeyiz." Niye? AK PARTİ diyor ki:  "Değiştirirsem Saadet Partisi gelir." Gelirse gelir, halk getirirse getirir. Sizin ömrünüz bitmişse halk  başkasını getirir, getiriyor. CHP diyor ki: "Sangül'ün partisi geliyor, aman yüzde 10'da kalalım."  MHP de diyor "Ya Büyük Birlik Partisi gelirse?" DSP de diyor: "Yani bize de bir kapı açılsa."  Ya, arkadaşlar, ne oluyor yani? Şimdi, uzlaştığınız nokta bu. Böyle bir seçim sisteminde  uzlaşıyorsunuz. Uzlaştığınız noktaları koyun ortaya. Şimdi, bunu koymuyorsunuz. Ondan sonra "Biz  ciğeri kediye teslim etmeyiz." Ya, sekiz senedir ciğeri kediye teslim etmişsiniz de yeni mi uyandınız  Allah aşkına? Sekiz senedir kimin sayesinde AK PARTİ iktidar?  Yani bakın, bunları konuşmadığımız zaman Makyavelist bir çizgiye geliyoruz. Makyavel ne  demişti 15'inci yüzyılda: "Evet, politikada amaç, iktidarı ele geçirmek ve korunmasıdır. Bütün araçlar  bunun için uygundur, mubahtır." diyor. Böyle bir anlayış olabilir mi?
Sayfa 79 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 8 - BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış  ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Arkadaşlar, Mecliste çözemediklerimizde, beceremiyorsak, birlikte uzlaşamıyorsak,  konuşamıyorsak, çözemiyorsak, o zaman gidecek bir adresimiz var, halka gitmek.  Bu yasayla yüz yirmi gün altmış güne iniyor. Buna karşı olunmaz. Halka gitmek için yollara  mayın konulmaz, barikat konulmaz, halka en kestirmeden gitmek en doğrusudur. Seçim de yakındır,  o kadar uzak değil. Ha sonbahar, ha ilkbahar, bir bahar vakti hep beraber sandığa gideceğiz. Yarını  beklesek de beklemesek de yarın gelecek. O zaman biraz daha makul düşünürsek çok daha iyi olacak  diye düşünüyoruz.  Bakın, bizim bu Anayasa konusunda düşüncemiz çok açık. 5 tane general bir araya geldi, bir  anayasa yaptı, bu Anayasa'yı otuz senedir değiştiremiyoruz. Şu hazin tabloya bakın.  AK PARTİ'nin içinde de o dönemde Mecliste olanlar vardı biliyoruz, Sayın Erbakan döneminde,  Cumhuriyet Halk Partisi de vardı, MHP de vardı. Generaller Meclisi de kapattı -İstiklal Savaşı'ndan  bu yana ilk kez kapandı- partileri de kapattı, Zincirbozan'a götürdü. Şimdi dönmüşüz, o paşaların  darbe Anayasası meşru, bu Meclisin yapacağı anayasa meşru değil diyoruz. Bu ne mantıktır? Bu ne  çelişkidir? Yazık ya! Yazık değil mi? (BDP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Şimdi "Meclis anayasa yapamaz." Demin Sayın Hatip açıkladı, Meclis... İşine gelince siyasi  partiler yapıyorlar ama. Ne yapıyorlar? Bağımsız aday Hasip kaplan, arkadaşları milletvekili olmasın  diye seçim pusulasına adımızı küçük yazıyorlar, listeye alıyorlar. Ama bir şey daha yapıyorlar, bunun  da açıklanması lazım, AK PARTİ'yi de bu konuda sorguluyorum:  Yüzde 10 seçim barajında niye uzlaşıyorsunuz? Ne ihtiyacınız var kardeşim? İktidar partisine  soruyorum: Mademki oylarınıza, tabanınıza güveniyorsunuz, niye yüzde 10 seçim barajına  sığınıyorsunuz? Siyasi Partiler Yasası, Anayasa değişikliği de gerektirmiyor. Ne güzel uzlaşıyorsunuz.  Bak, hiç sesiniz çıkıyor mu? Üç tane parti buradasınız, işte CHP, MHP, AK PARTİ. Demek ki,  uzlaştığınız noktalar var. Bu uzlaştığınız noktalar, adalet, temsil, halkın özgür iradesinin Meclise  yansımasının önündeki nokta. Bu noktada uzlaşıyorsunuz. Bu konuda bununla onur duyuyor  musunuz? Diyebiliyor musunuz ki: "Bu yaptığımız doğru da... Ee, AK PARTİ Anayasa değişikliği  yapamaz veya bir başka parti bu konuda böyle bir şey yapamaz?"  Halk, tabii soruyor: "Kırk yıldır niye liderler değişmiyor?" Kırk yıldır partiler niye değişmiyor?  Değişmez ki kardeşim! Ya şu seçim barajını 3'e indirin. Yüzde 3, 20 kişilik Meclis grubu çıkaran oy  oranıdır, 2 milyon seçmene tekabül ediyor. Ama "Yok, değiştirmeyiz." Niye? AK PARTİ diyor ki:  "Değiştirirsem Saadet Partisi gelir." Gelirse gelir, halk getirirse getirir. Sizin ömrünüz bitmişse halk  başkasını getirir, getiriyor. CHP diyor ki: "Sangül'ün partisi geliyor, aman yüzde 10'da kalalım."  MHP de diyor "Ya Büyük Birlik Partisi gelirse?" DSP de diyor: "Yani bize de bir kapı açılsa."  Ya, arkadaşlar, ne oluyor yani? Şimdi, uzlaştığınız nokta bu. Böyle bir seçim sisteminde  uzlaşıyorsunuz. Uzlaştığınız noktaları koyun ortaya. Şimdi, bunu koymuyorsunuz. Ondan sonra "Biz  ciğeri kediye teslim etmeyiz." Ya, sekiz senedir ciğeri kediye teslim etmişsiniz de yeni mi uyandınız  Allah aşkına? Sekiz senedir kimin sayesinde AK PARTİ iktidar?  Yani bakın, bunları konuşmadığımız zaman Makyavelist bir çizgiye geliyoruz. Makyavel ne  demişti 15'inci yüzyılda: "Evet, politikada amaç, iktidarı ele geçirmek ve korunmasıdır. Bütün araçlar  bunun için uygundur, mubahtır." diyor. Böyle bir anlayış olabilir mi?  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 9 - Bu Anayasa'nın 74 tane maddesi değişmiş, birlikte de değiştirilmiş. 2001'de mevcut bütün par­ tilerin katılımıyla değişmiş. Daha sonra da değişmiş. 2004'te de değişmiş ve 2004'te bir şeyi daha  değiştirmişsiniz beraber. O zaman tahterevalli siyaseti yapıyordunuz iki parti, AK PARTİ ve CHP. Biri  iktidar, biri ana muhalefet. O zaman bizler yoktuk. Orada Terörle Mücadele Yasası'nı değiştirdiniz  üstelik Avrupa Birliği ilerleme raporlarına dayanarak düşünce özgürlüğü ile ilgili, dernek özgürlüğü,  gösteri özgürlüğü ve bir şey daha yaptınız o günlerde: Çocukları çocuk olmaktan çıkarıp büyüttünüz,  12 Eylül'ün yaşını büyütüp idam ettiği Erdal Eren gibi. Ne yaptınız? Çocukları, terörle mücadele  özel ağır ceza mahkemelerinde yargılamanın insafına bıraktınız. O çocuklar, şimdi yaşlan kadar ceza  alıyor. Ama o zaman buluştunuz, o zaman uzlaştınız. Bu nasıl iştir? Çocuklar bugün yirmi sene ceza  alıyor sayenizde. Ne oluyor da bugün Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu konusunda değişikliğe  hepimiz "Evet" demiyor muyuz? Diyoruz. Peki, niye ortak bir komisyon kurmayalım? Burada bir­ birimizi laflayacağımıza, söyleyeceğimize, o Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili düzen­ lemeyle ilgili, her parti grubu kendi projesiyle gelse ve kamuoyuna dese ki: "AK PARTİ böyle bir  düzenleme getiriyor: Yargıç bağımsızlığının teminatını kaldırıyor. Yargıda kadrolaşmak istiyor.  Benim de projem bu: Ben, yargıçların yeniden, şöyle, şöyle seçilmesini istiyorum. Kendi içlerinden  seçilmesini istiyorum, daha sonra Meclise gelmesini istiyorum." Peki, bu projelerinizi koymanıza  bir engel var mı? Yok. Ne? Bu: "Parti iktidar da olsa, bu Meclis Anayasa değişikliği yapamaz..."  Siyasi Partiler Yasası'na geliyor; her gün parti kapatılıyor, ülke partiler mezarlığına döndü, bütün  partilerin uzlaştığı konular var, "Aman, bu konu da değiştirilemez..." Niye? "E bir yetki tartışması  var. Meclise mi verelim?" Ya, başsavcıların insafına bırakmışsınız bu ülkede parti kapatmayı. Bir  başsavcı, sabah kalkıyor, akşam oturuyor, parti kapatmaktan başka bir şey düşünmüyor ama kafa­ sındaki ve düşüncesindeki partileri kapatmıyor; işi gücü yok, bakıyor: "E, Kürt mü bunlar? Kapata­ lım. E, bunlar farklı mı düşünüyor? Kapatalım." Her gün oturuyor, iddianame yazıyor. Artık,  bilgisayarlannda hazır iddianame var. E, şimdi, bırakın, demokrasilerde halk sandıkta partileri ka­ patsın, halka bırakın, bunu zorlaştınn. Parti kapatma bir idamdır, bir tüzel kişiliğin idamıdır. O zaman,  parti kapatmaları Türkiye gündeminden çıkaralım. Buyurun, projelerinizi koyun, "Biz, böyle, böyle  düşünüyoruz..." Biliyoruz, MHP'nin bir çalışması vardı, bir ara açıklandı da. E, CHP kalkıyor, Sayın  Genel Başkanı diyor ki: "Hukukun kapattığı iki parti..." Allah'tan korkun ya! Barış ve Demokrasi  Partisi adına bu kürsüdeyiz, daha dava açılmadı. Bizi yargılamadan mahkûm bile ilan ettiniz; el insaf,  el insaf!  Hadi bırakalım, hadi bırakalım, o Anayasa Mahkemesi hangi hukuku uyguladı? Kenan Evren  Anayasası'nın hukukunu. Kim o Kenan Evren? O Evren Paşa, darbe yapan paşa. O darbe yapan pa­ şanın hukukuyla yargılanmışız ve bugün 3 Mart, biliyor musunuz, 1994, burada DEP milletvekille­ rinin dokunulmazlığının kaldırıldığı gün? O günleri unutmayın. Şimdi de Ahmet Türk, Aysel  Tuğluk'un milletvekilliği düşürülüyor. Ama diyorsunuz ki: "12 Eylül, Kenan Evren Anayasası'nın  hukukuyla bu partiler kapatıldı." İyi de, o Kenan Evren, o 12 Eylül, o hukuk sizleri kapatmadı mı?  Sizlerin partilerini kapatmadı mı? Sizi Zincirbozan'a götürmedi mi? El insaf! Sayın Anadol, ben biz­ zat avukatken sizi Başsavcı Süleyman Takkeci'ye İstanbul'da teslim etmedim mi? Daha ne diyeyim,  ne diyeyim Allah aşkına? Yani azıcık, darbeler karşısında, azıcık, hukuk karşısında... Sizinle bir gün  kapıda bekledik teslim olmanız esnasında.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Senin stajın yeni bitmişti Hasip.  BAŞKAN - Sayın Kaplan, buyurun.
Sayfa 80 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 0 9 - Bu Anayasa'nın 74 tane maddesi değişmiş, birlikte de değiştirilmiş. 2001'de mevcut bütün par­ tilerin katılımıyla değişmiş. Daha sonra da değişmiş. 2004'te de değişmiş ve 2004'te bir şeyi daha  değiştirmişsiniz beraber. O zaman tahterevalli siyaseti yapıyordunuz iki parti, AK PARTİ ve CHP. Biri  iktidar, biri ana muhalefet. O zaman bizler yoktuk. Orada Terörle Mücadele Yasası'nı değiştirdiniz  üstelik Avrupa Birliği ilerleme raporlarına dayanarak düşünce özgürlüğü ile ilgili, dernek özgürlüğü,  gösteri özgürlüğü ve bir şey daha yaptınız o günlerde: Çocukları çocuk olmaktan çıkarıp büyüttünüz,  12 Eylül'ün yaşını büyütüp idam ettiği Erdal Eren gibi. Ne yaptınız? Çocukları, terörle mücadele  özel ağır ceza mahkemelerinde yargılamanın insafına bıraktınız. O çocuklar, şimdi yaşlan kadar ceza  alıyor. Ama o zaman buluştunuz, o zaman uzlaştınız. Bu nasıl iştir? Çocuklar bugün yirmi sene ceza  alıyor sayenizde. Ne oluyor da bugün Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu konusunda değişikliğe  hepimiz "Evet" demiyor muyuz? Diyoruz. Peki, niye ortak bir komisyon kurmayalım? Burada bir­ birimizi laflayacağımıza, söyleyeceğimize, o Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili düzen­ lemeyle ilgili, her parti grubu kendi projesiyle gelse ve kamuoyuna dese ki: "AK PARTİ böyle bir  düzenleme getiriyor: Yargıç bağımsızlığının teminatını kaldırıyor. Yargıda kadrolaşmak istiyor.  Benim de projem bu: Ben, yargıçların yeniden, şöyle, şöyle seçilmesini istiyorum. Kendi içlerinden  seçilmesini istiyorum, daha sonra Meclise gelmesini istiyorum." Peki, bu projelerinizi koymanıza  bir engel var mı? Yok. Ne? Bu: "Parti iktidar da olsa, bu Meclis Anayasa değişikliği yapamaz..."  Siyasi Partiler Yasası'na geliyor; her gün parti kapatılıyor, ülke partiler mezarlığına döndü, bütün  partilerin uzlaştığı konular var, "Aman, bu konu da değiştirilemez..." Niye? "E bir yetki tartışması  var. Meclise mi verelim?" Ya, başsavcıların insafına bırakmışsınız bu ülkede parti kapatmayı. Bir  başsavcı, sabah kalkıyor, akşam oturuyor, parti kapatmaktan başka bir şey düşünmüyor ama kafa­ sındaki ve düşüncesindeki partileri kapatmıyor; işi gücü yok, bakıyor: "E, Kürt mü bunlar? Kapata­ lım. E, bunlar farklı mı düşünüyor? Kapatalım." Her gün oturuyor, iddianame yazıyor. Artık,  bilgisayarlannda hazır iddianame var. E, şimdi, bırakın, demokrasilerde halk sandıkta partileri ka­ patsın, halka bırakın, bunu zorlaştınn. Parti kapatma bir idamdır, bir tüzel kişiliğin idamıdır. O zaman,  parti kapatmaları Türkiye gündeminden çıkaralım. Buyurun, projelerinizi koyun, "Biz, böyle, böyle  düşünüyoruz..." Biliyoruz, MHP'nin bir çalışması vardı, bir ara açıklandı da. E, CHP kalkıyor, Sayın  Genel Başkanı diyor ki: "Hukukun kapattığı iki parti..." Allah'tan korkun ya! Barış ve Demokrasi  Partisi adına bu kürsüdeyiz, daha dava açılmadı. Bizi yargılamadan mahkûm bile ilan ettiniz; el insaf,  el insaf!  Hadi bırakalım, hadi bırakalım, o Anayasa Mahkemesi hangi hukuku uyguladı? Kenan Evren  Anayasası'nın hukukunu. Kim o Kenan Evren? O Evren Paşa, darbe yapan paşa. O darbe yapan pa­ şanın hukukuyla yargılanmışız ve bugün 3 Mart, biliyor musunuz, 1994, burada DEP milletvekille­ rinin dokunulmazlığının kaldırıldığı gün? O günleri unutmayın. Şimdi de Ahmet Türk, Aysel  Tuğluk'un milletvekilliği düşürülüyor. Ama diyorsunuz ki: "12 Eylül, Kenan Evren Anayasası'nın  hukukuyla bu partiler kapatıldı." İyi de, o Kenan Evren, o 12 Eylül, o hukuk sizleri kapatmadı mı?  Sizlerin partilerini kapatmadı mı? Sizi Zincirbozan'a götürmedi mi? El insaf! Sayın Anadol, ben biz­ zat avukatken sizi Başsavcı Süleyman Takkeci'ye İstanbul'da teslim etmedim mi? Daha ne diyeyim,  ne diyeyim Allah aşkına? Yani azıcık, darbeler karşısında, azıcık, hukuk karşısında... Sizinle bir gün  kapıda bekledik teslim olmanız esnasında.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Senin stajın yeni bitmişti Hasip.  BAŞKAN - Sayın Kaplan, buyurun.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 1 0 - K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Bozkurt Nuhoğlu, Ketenci... Sen de yanındaydın.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Ben yanındaydım, Ketenci de yanımdaydı, tam bir gün başınızda  durduk.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - "Ben ettim." deme.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Teslim bile edemedik sizi, teslim bile almıyorlardı. Teslim bile  almadılar, tam bir gün Süleyman Takkeci'nin kapısında durduk. İnanmıyorsanız da size fotoğraflarını  çekmişlerdi... Deniz Hanım vardı, gazeteci bir bayan, Cumhuriyet gazetesinden, sonra  fotoğraflarımızı bize bir bayram günü hatıra olarak çekip göndermişti.  Şimdi, biz diyoruz ki: Arkadaşlar, değişir, değişime alışacağız. Neye alışacağız? Bu Anayasa,  darbe Anayasası değişecek. Yargıyı güçlendireceğiz, bağımsızlaşacak. Meclis etkin olacak. Bunları  yapacağız. Korkmayacağız, toplum korkmuyor artık, değişimden yana açık. O zaman, elbette ki her  siyasi partinin de çizgileri var, bizim de farklı çizgilerimiz var. Her yasaya, her gelene peşinen "Evet"  diyecek konumda değiliz elbette ki.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bitiriyorum, bağlıyorum Başkanım.  Yani şimdi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluyla ilgili bir değişiklik geliyor ve bu Kurulda  kadrolaşma, partizan bir atama durumu yok. Hakikaten gerekli, o zaman "Evet" diyeceğiz. Buna bir  yeşil ışık yakarız. Diyelim siyasi partiler ve seçim sistemiyle ilgili bir düzenleme geliyor. Seçim  barajında sizler üçünüz uzlaşıyorsunuz parti olarak ama biz uzlaşmıyoruz. Bizim kafamızda bir sarı  ışık yanar. O sarı ışık her zaman da kırmızı ışık olabilir. Biz her şeye külliyen "Evet." demiş durumda  değiliz ama konuşabiliriz, uzlaşabiliriz, tartışabiliriz. Bir şey var ki, bu 12 Eylül askerî darbesini artık  bu Mecliste savunmak siyasetin en büyük günahıdır. Yarın Münker de Nekir de bunun hesabını sizden  sorar. Bu dünyada da sorarlar sandıkta, öbür dünyada da melaikeler de sorar bunun hesabını çünkü  bu darbe Anayasası'nın bu ülkeye faturası çok ağır olmuştu.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralanndan alkışlar)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, ismimden bahsederek sataştı.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sataşmadı, iyi şeyler söyledi.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sataştı.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Çok gençtin, çok yakışıklıydın teslim ettiğimde sizi Sayın Anadol.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Anadol. (CHP sıralarından alkışlar)  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  /.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol 'un, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, şahsına sataşması  nedeniyle konuşması  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, çok teşekkür ederim söz verdiğiniz için.  Yüce Meclisin vaktini fazla işgal etmek istemiyorum. Sayın Hasip Kaplan ismimden bahsederek  ve olay zikrederek burada konuştuğu için açıklama yapmak benim için bir zorunluluk hâline geldi.  Değerli arkadaşlar, Banş Demeği yöneticilerinden, genel başkan yardımcılarından biri olduğum  için, Emekli Büyükelçi merhum Mahmut Dikerdem'in Başkanı bulunduğu Barış Demeği yönetici­ leri olarak gıyabi tutuklama kararı verildiğini öğrenince Ankara'dan İstanbul'a gittim ve o arada ve­ kâletimi hazırladım buradan. Avukatım, baştan aşağıya, duruşmanın başından sonuna kadar  duruşmaları takip eden Sayın Halit Çelenk'ti ve Ahmet Güryüz Ketenci'ydi. Bu arada, Hasip Kap- lan'a da teşekkür ederim, genç bir avukattı, stajı yeni bitmişti...
Sayfa 81 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 1 0 - K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Bozkurt Nuhoğlu, Ketenci... Sen de yanındaydın.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Ben yanındaydım, Ketenci de yanımdaydı, tam bir gün başınızda  durduk.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - "Ben ettim." deme.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Teslim bile edemedik sizi, teslim bile almıyorlardı. Teslim bile  almadılar, tam bir gün Süleyman Takkeci'nin kapısında durduk. İnanmıyorsanız da size fotoğraflarını  çekmişlerdi... Deniz Hanım vardı, gazeteci bir bayan, Cumhuriyet gazetesinden, sonra  fotoğraflarımızı bize bir bayram günü hatıra olarak çekip göndermişti.  Şimdi, biz diyoruz ki: Arkadaşlar, değişir, değişime alışacağız. Neye alışacağız? Bu Anayasa,  darbe Anayasası değişecek. Yargıyı güçlendireceğiz, bağımsızlaşacak. Meclis etkin olacak. Bunları  yapacağız. Korkmayacağız, toplum korkmuyor artık, değişimden yana açık. O zaman, elbette ki her  siyasi partinin de çizgileri var, bizim de farklı çizgilerimiz var. Her yasaya, her gelene peşinen "Evet"  diyecek konumda değiliz elbette ki.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bitiriyorum, bağlıyorum Başkanım.  Yani şimdi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluyla ilgili bir değişiklik geliyor ve bu Kurulda  kadrolaşma, partizan bir atama durumu yok. Hakikaten gerekli, o zaman "Evet" diyeceğiz. Buna bir  yeşil ışık yakarız. Diyelim siyasi partiler ve seçim sistemiyle ilgili bir düzenleme geliyor. Seçim  barajında sizler üçünüz uzlaşıyorsunuz parti olarak ama biz uzlaşmıyoruz. Bizim kafamızda bir sarı  ışık yanar. O sarı ışık her zaman da kırmızı ışık olabilir. Biz her şeye külliyen "Evet." demiş durumda  değiliz ama konuşabiliriz, uzlaşabiliriz, tartışabiliriz. Bir şey var ki, bu 12 Eylül askerî darbesini artık  bu Mecliste savunmak siyasetin en büyük günahıdır. Yarın Münker de Nekir de bunun hesabını sizden  sorar. Bu dünyada da sorarlar sandıkta, öbür dünyada da melaikeler de sorar bunun hesabını çünkü  bu darbe Anayasası'nın bu ülkeye faturası çok ağır olmuştu.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralanndan alkışlar)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, ismimden bahsederek sataştı.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sataşmadı, iyi şeyler söyledi.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sataştı.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Çok gençtin, çok yakışıklıydın teslim ettiğimde sizi Sayın Anadol.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Anadol. (CHP sıralarından alkışlar)  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  /.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol 'un, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, şahsına sataşması  nedeniyle konuşması  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, çok teşekkür ederim söz verdiğiniz için.  Yüce Meclisin vaktini fazla işgal etmek istemiyorum. Sayın Hasip Kaplan ismimden bahsederek  ve olay zikrederek burada konuştuğu için açıklama yapmak benim için bir zorunluluk hâline geldi.  Değerli arkadaşlar, Banş Demeği yöneticilerinden, genel başkan yardımcılarından biri olduğum  için, Emekli Büyükelçi merhum Mahmut Dikerdem'in Başkanı bulunduğu Barış Demeği yönetici­ leri olarak gıyabi tutuklama kararı verildiğini öğrenince Ankara'dan İstanbul'a gittim ve o arada ve­ kâletimi hazırladım buradan. Avukatım, baştan aşağıya, duruşmanın başından sonuna kadar  duruşmaları takip eden Sayın Halit Çelenk'ti ve Ahmet Güryüz Ketenci'ydi. Bu arada, Hasip Kap- lan'a da teşekkür ederim, genç bir avukattı, stajı yeni bitmişti...  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  HASİP KAPLAN (Sımak) - Siz de o zaman gençtiniz Sayın Anadol.  K. KEMAL ANADOL (Devamla) - ... ve ben basın mensuplarıyla beraber, Bozkurt Nuhoğlu,  Ahmet Güryüz Ketenci, Hasip Kaplan da vardı -teşekkür ediyorum tekrar- birlikte Sıkıyönetim  Birinci Ordu Komutanlığına giderek teslim oldum ve Süleyman Takkeci orada bizi teslim alacak  fakat kendisi ortada yok, yardımcılarından birine çıktım, ifade verdik, Mustafa Gül ismi. Süleyman  Takkeci ortalarda yok ve mahkemenin karşısına Ankara'dan gelenlerle beraber çıktık, gıyabi  tutukluluk vicahiye çevrildi ve. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.  K. KEMAL ANADOL (Devamla) - ...altı ay sonra duruşmaya çıkabildik. İddianame  hazırlandıktan altı ay sonra ve duruşmaya çıkar çıkmaz, iddianame ilk duruşmada okunmadan evvel  basına açıkladığı için, basın toplantısı yaptığı için Süleyman Takkeci hakkında suç duyurusunda  bulundum. Sonuna kadar da 12 Eylül yönetimiyle, zihniyetiyle duruşmada mücadele ettim, bir sene  hapis yattım. Şimdi düşünüyorum da, o 12 Eylül'ün adaletsiz adaleti bile beni altı ay sonra duruşmaya  çıkartıyor ama iki senedir içeride yatan insanlar var, Hasip Kaplan da onları alkışlıyor, bu anlayışı.  İki senedir içeride yatan adam var Silivri'de. Silivri'de iki senedir... Ve iddianame hazırlanmadığı  için hakaret kabul eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı intihar  ediyor ve bu işlemleri hukuk adına alkışlayanlar var, çok üzgünüm.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Onu alkışlamıyoruz, her konuşmamızda mahkûm  ediyoruz Sayın Anadol.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Anadol, arkadaşlarımız da bir yıldır yatıyor, iddianameleri  hazırlanmamış.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yanlış, yanlış.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Onlara da sahip çıkın. Sadece oraya göndermede bulunmayın.  BAŞKAN - Sayın Kaplan, şimdi açıklama yaptı ki, iş hatıralara dönüşecek.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, söylemediğim konuda ifadede bulundu.  BAŞKAN-Efendim?  HASİP KAPLAN (Sımak) - 12 Eylül'le bugünkü yargılamayı karşılaştırıp bugünkü yargılamayı  alkışladığımızı söyledi. Bir sataşma var, ona cevap vereceğim.  BAŞKAN-İki dakika...  Buyurun.  2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, söylemediği  konuda ifadede bulunarak şahsına sataşması nedeniyle konuşması  HASİP KAPLAN (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, bir ceza avukatıyım,  uluslararası hukuk çalıştım ve -ne 12 Eylülde ne de şimdi- adil yargılama hakkının ihlal edildiği her  yerde, karşısında durduk.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Ergenekon da dâhil.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Ergenekon dâhil bak, ama hâlâ şunu birileri anlamak istemiyor:  Ergenekon'un suç dosyasının kabarıklığını Fırat'ın ötesindeki dosyalar oluşturuyor, sadece hükümete  yönelik suçlar değil.  - 9 1 1 -
Sayfa 82 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  HASİP KAPLAN (Sımak) - Siz de o zaman gençtiniz Sayın Anadol.  K. KEMAL ANADOL (Devamla) - ... ve ben basın mensuplarıyla beraber, Bozkurt Nuhoğlu,  Ahmet Güryüz Ketenci, Hasip Kaplan da vardı -teşekkür ediyorum tekrar- birlikte Sıkıyönetim  Birinci Ordu Komutanlığına giderek teslim oldum ve Süleyman Takkeci orada bizi teslim alacak  fakat kendisi ortada yok, yardımcılarından birine çıktım, ifade verdik, Mustafa Gül ismi. Süleyman  Takkeci ortalarda yok ve mahkemenin karşısına Ankara'dan gelenlerle beraber çıktık, gıyabi  tutukluluk vicahiye çevrildi ve. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.  K. KEMAL ANADOL (Devamla) - ...altı ay sonra duruşmaya çıkabildik. İddianame  hazırlandıktan altı ay sonra ve duruşmaya çıkar çıkmaz, iddianame ilk duruşmada okunmadan evvel  basına açıkladığı için, basın toplantısı yaptığı için Süleyman Takkeci hakkında suç duyurusunda  bulundum. Sonuna kadar da 12 Eylül yönetimiyle, zihniyetiyle duruşmada mücadele ettim, bir sene  hapis yattım. Şimdi düşünüyorum da, o 12 Eylül'ün adaletsiz adaleti bile beni altı ay sonra duruşmaya  çıkartıyor ama iki senedir içeride yatan insanlar var, Hasip Kaplan da onları alkışlıyor, bu anlayışı.  İki senedir içeride yatan adam var Silivri'de. Silivri'de iki senedir... Ve iddianame hazırlanmadığı  için hakaret kabul eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı intihar  ediyor ve bu işlemleri hukuk adına alkışlayanlar var, çok üzgünüm.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Onu alkışlamıyoruz, her konuşmamızda mahkûm  ediyoruz Sayın Anadol.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Anadol, arkadaşlarımız da bir yıldır yatıyor, iddianameleri  hazırlanmamış.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yanlış, yanlış.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Onlara da sahip çıkın. Sadece oraya göndermede bulunmayın.  BAŞKAN - Sayın Kaplan, şimdi açıklama yaptı ki, iş hatıralara dönüşecek.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, söylemediğim konuda ifadede bulundu.  BAŞKAN-Efendim?  HASİP KAPLAN (Sımak) - 12 Eylül'le bugünkü yargılamayı karşılaştırıp bugünkü yargılamayı  alkışladığımızı söyledi. Bir sataşma var, ona cevap vereceğim.  BAŞKAN-İki dakika...  Buyurun.  2.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un, söylemediği  konuda ifadede bulunarak şahsına sataşması nedeniyle konuşması  HASİP KAPLAN (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, bir ceza avukatıyım,  uluslararası hukuk çalıştım ve -ne 12 Eylülde ne de şimdi- adil yargılama hakkının ihlal edildiği her  yerde, karşısında durduk.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Ergenekon da dâhil.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Ergenekon dâhil bak, ama hâlâ şunu birileri anlamak istemiyor:  Ergenekon'un suç dosyasının kabarıklığını Fırat'ın ötesindeki dosyalar oluşturuyor, sadece hükümete  yönelik suçlar değil.  - 9 1 1 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Bakın, bütün soruşturmalarda sanık haklan kutsaldır, savunma kutsaldır. Benim şu an 9 belediye  başkanım, 1.500 tane parti yöneticim KCK'den yargılanıyor. KCK, silahlı bir örgüt ama bir tek çakı  yok, bir tek silahlı eylem yok ve benim belediye başkanlarım, parti yöneticilerim bir senedir  mahkemeye çıkmadı Sayın Anadol daha.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yanlış.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Şimdi, bu ayrı bir hukuk. Çeteler yargılanmasın demiyoruz,  yargılansın, adil yargılansın diyoruz. Sanık varsa adil yargılansın diyoruz. Bu ülkede hüküm verilip  kesinleşene kadar herkes masumdur diyoruz. Bu çok açık. Bu konuda bir tereddüdümüz yok. 12 Eylül  sıkıyönetiminde nasıl savunma yapmışsak, nasıl hukuk karşısında duruyorsak bugün de aynısını duruyoruz.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Çifte standart yok.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Burada ikisini karşılaştırıp birini savunuyoruz, birini yeriyoruz  gibi değerlendirmek, son derece talihsiz bir duruş olmuştur.  Bu ülke çetelerden kurtulduğu zaman, hukuk gelişecektir. Bu ülke çeteleri bitirdiği zaman,  demokrasi güçlenecektir. Bu ülke çetelerden kurtulduğu zaman, kendini hukukun, yargının ve devletin  yerine koyanlarla hesaplaştıktan sonra, bu ülkede özgürlük, eşitlik ve kardeşlik rüzgârları esecektir.  Buna ben ve partim, hepimiz yürekten inanıyoruz. Bu konuda da hiç kimsenin tereddüdü olmasın.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın Anadol, sizin de zerre kadar tereddüdünüz olmasın.  Ergenekon'da da, başka suçlarda da, adi suçlarda da varsa bir hukuksuzluk, olduğu zaman, bunun  karşısında durmasını biliriz. Ama, insanları stadyumlara toparlayanların da yargılanması gerektiği  hukukunu da herkes teslim edecek.  Teşekkür ederim.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - 15'inci maddeyi kaldıralım dedik.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaplan.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3. - Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ 'ın, Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun  Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İsparta Milletvekili Süleyman Nevzat  Korkmaz... (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, anayasa, devletin teşkilat yapısını, dayandığı ilkeleri, işleyişini,  vatandaşlann hak ve hüniyetlerini içeren toplumsal mutabakat metnidir.  İnsanların huzur, güven ve uyum içerisinde bir arada yaşayabilmesi için genel çerçeveyi, haklar  ve ödevlerin alt ve üst sınırlannı, devletin vatandaşlanna taahhütlerini ve bu yükümlülüklere getirilen  teminatları belirler.  - 9 1 2 -
Sayfa 83 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Bakın, bütün soruşturmalarda sanık haklan kutsaldır, savunma kutsaldır. Benim şu an 9 belediye  başkanım, 1.500 tane parti yöneticim KCK'den yargılanıyor. KCK, silahlı bir örgüt ama bir tek çakı  yok, bir tek silahlı eylem yok ve benim belediye başkanlarım, parti yöneticilerim bir senedir  mahkemeye çıkmadı Sayın Anadol daha.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yanlış.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Şimdi, bu ayrı bir hukuk. Çeteler yargılanmasın demiyoruz,  yargılansın, adil yargılansın diyoruz. Sanık varsa adil yargılansın diyoruz. Bu ülkede hüküm verilip  kesinleşene kadar herkes masumdur diyoruz. Bu çok açık. Bu konuda bir tereddüdümüz yok. 12 Eylül  sıkıyönetiminde nasıl savunma yapmışsak, nasıl hukuk karşısında duruyorsak bugün de aynısını duruyoruz.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Çifte standart yok.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Burada ikisini karşılaştırıp birini savunuyoruz, birini yeriyoruz  gibi değerlendirmek, son derece talihsiz bir duruş olmuştur.  Bu ülke çetelerden kurtulduğu zaman, hukuk gelişecektir. Bu ülke çeteleri bitirdiği zaman,  demokrasi güçlenecektir. Bu ülke çetelerden kurtulduğu zaman, kendini hukukun, yargının ve devletin  yerine koyanlarla hesaplaştıktan sonra, bu ülkede özgürlük, eşitlik ve kardeşlik rüzgârları esecektir.  Buna ben ve partim, hepimiz yürekten inanıyoruz. Bu konuda da hiç kimsenin tereddüdü olmasın.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın Anadol, sizin de zerre kadar tereddüdünüz olmasın.  Ergenekon'da da, başka suçlarda da, adi suçlarda da varsa bir hukuksuzluk, olduğu zaman, bunun  karşısında durmasını biliriz. Ama, insanları stadyumlara toparlayanların da yargılanması gerektiği  hukukunu da herkes teslim edecek.  Teşekkür ederim.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - 15'inci maddeyi kaldıralım dedik.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaplan.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3. - Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ 'ın, Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun  Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İsparta Milletvekili Süleyman Nevzat  Korkmaz... (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, anayasa, devletin teşkilat yapısını, dayandığı ilkeleri, işleyişini,  vatandaşlann hak ve hüniyetlerini içeren toplumsal mutabakat metnidir.  İnsanların huzur, güven ve uyum içerisinde bir arada yaşayabilmesi için genel çerçeveyi, haklar  ve ödevlerin alt ve üst sınırlannı, devletin vatandaşlanna taahhütlerini ve bu yükümlülüklere getirilen  teminatları belirler.  - 9 1 2 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 1 3 - Arzu edilir ki bu temel mutabakat metni günlük değişim ve eğilimlerden en az derecede  etkilensin, kolayca değiştirilmesin, uzun ömürlü olsun, herkes bu metne bakıp hak ve ödevlerini  bilsin. Bu yüzden, bir ülkenin anayasası, o ülkenin demokratik anlayışını ortaya koyan, toplumsal  bakış açısı ve değerlerine ışık tutan kurallar manzumesidir.  Bu gerekçeyle, anayasa, parlamentodaki basit çoğunluk tarafından kolayca değiştirilmesin diye  özel usul ve esasları öngörür; teklif verilmesi ve görüşülmesinde özel yöntemler, nitelikli çoğunluk  tarafından kabul edilmesi, değişikliklerin Anayasa Mahkemesince denetlenmesi gibi.  Anayasa değişikliklerinde özel bir prosedüre tabi olunması tüm ülkelerde rastlanan bir durumdur.  Çoğunluk sık sık anayasa değişikliği yaparsa kendisi gibi düşünmeyenleri rahatsız edebilir, baskı  yapabilir, böylece huzur ve güven tesisi mümkün olmaz diye düşünülmüştür.  Millî iradenin tecellisi elbette çoğunluğun iktidar olması demek ancak, azınlığın dikkate alındığı,  uzlaşılarak sürece katıldığı ve farklı fikirlerin yaşayabilmesi için gerekli ortamın oluşturulduğu ölçüde  demokratlıktan bahsedilebilir. Dünyayı kana bulayan Hitler'in, Mussolini'nin sandıklardan çıktığı koca bir  açık hava hapishanesi olan diktatörlüklerin kendisini "halkın demokrasisi" diye adlandırdığı, bugün AKP'nin  kankası olan birçok Körfez ülkesi şeyhleri ve krallarının dahi kendilerini "demokrat" diye tanımladıkları  unutulmamalıdır. Vatandaşlarını yönetime katmayan, fikirlerini önemsemeyen bu rejimleri gerçek  demokrasilerden ayıran en önemli özellik farklı görüşlere ve muhalefete tahammül göstermemeleridir.  Günümüzde kitle iletişim imkânlarının ulaştığı seviye ile organize grubun çoğunluğu  yönlendirmesi, sanal gündem oluşturması ve hakikatleri çarpıtması kolaylaşmıştır. Artık yoğun medya  bombardımanı ile toplulukları bir noktaya sevk etmeniz ve istediğiniz tepkileri oluşturmanız mümkün  hâle gelmiştir. Hele hele ülkemizdeki gibi iktidarın rant dağıttığı sistemlerde iş dünyası ile göbek  bağı ilişkileri olan medya organlarını kendi saflarınıza çekmeniz ve kullanmanız olağan algılanır  olmuştur. Hatta medyayı tehdit etmeniz, "Ey medya patronları, bana muhalefet eden filan yazarları  kapının önüne koyun." demeniz kendi yandaşlarınız arasında sessizce kabulleniliyorsa, hakikatlerin  üzerini partizanlık, demokrasinin üzerini diktatörlük örtmüş demektir. AKP'nin demokrasi  anlayışının, maalesef, geldiği nokta budur; bütün medyayı elde etmek ve elde tutmak, muhalif  görüşleri dillendiren medyayı tasfiye etmek, çoğulculuğu tesis etmek yerine çoğunluğun  tahakkümünü sağlamak, demokrasi yerine kendi iktidarını ebedî kılmak, muhalefeti kendi önünde bir  ayak bağı hatta ülkenin üzerinde bir yük gibi görmek. Bu süreçte AKP'nin maalesef Anayasa'yı bile  istismar etmeyi göze aldığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin her iptal kararını, Muhalefetin İç  Tüzük'ün cevaz verdiği bütün haklan kullanmasını kendisine yönelik bir tehdit olarak algılamakta,  güçler ayrılığı gibi dengeleri bir tarafa bırakarak, idare gibi yargıyı da kontrol etmeyi siyasetlerinin  başarısı olarak değerlendirmektedir. AKP, Meclisteki çoğunluğunu yeterli bularak muhalefetle  uzlaşmayı boşa çekilen bir kürek gibi görmekte, bu ülkenin, Anayasa'nın, aynı zamanda muhalefetin  ülkesi ve muhalefetin anayasası olduğunu unutmaktadır. Muhalefetin demokrasiye verebileceği katkı  önemsenmemiş, bugüne kadar hiçbir teklifi ve önerisi dikkate alınmamıştır. Milliyetçi Hareket  Partisinin yaptığı haklı eleştirilere hakaretle cevap verilmiş, iftiralar atılmıştır.  Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesi, Vakıflar Kanunu gibi kanunlara "evet" derken, da- marlarımızdaki asil kan hiç akla gelmemiş ama dönüp millete "Kanı bozuk!" denilebilmiştir. Muha­ lefet sıralarına saldırılmıştır. Özür dilemek yerine zeytinyağı gibi mağdur rolüne talip olunmuştur.  "Uzlaşmıyorlar." diye halka şikâyet kolaycılığına kaçılmıştır. Bu yapılırken komisyonlardaki uzlaş- malan neden Genel Kurulda bozduklarını, Anayasa değişikliği mutabakatlarında neden imzalarının  arkasında olmadıklannı, durmadıklarını unutmuşlardır. AKP'nin bu yaman çelişkisinin iki türlü izahı  olabilir: Bir, ya ne yaptığını bilmiyorsun ya da bile bile yapıyorsun, çatışma ve kutuplaştırmayı ma­ haret kabul ediyorsun.
Sayfa 84 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 1 3 - Arzu edilir ki bu temel mutabakat metni günlük değişim ve eğilimlerden en az derecede  etkilensin, kolayca değiştirilmesin, uzun ömürlü olsun, herkes bu metne bakıp hak ve ödevlerini  bilsin. Bu yüzden, bir ülkenin anayasası, o ülkenin demokratik anlayışını ortaya koyan, toplumsal  bakış açısı ve değerlerine ışık tutan kurallar manzumesidir.  Bu gerekçeyle, anayasa, parlamentodaki basit çoğunluk tarafından kolayca değiştirilmesin diye  özel usul ve esasları öngörür; teklif verilmesi ve görüşülmesinde özel yöntemler, nitelikli çoğunluk  tarafından kabul edilmesi, değişikliklerin Anayasa Mahkemesince denetlenmesi gibi.  Anayasa değişikliklerinde özel bir prosedüre tabi olunması tüm ülkelerde rastlanan bir durumdur.  Çoğunluk sık sık anayasa değişikliği yaparsa kendisi gibi düşünmeyenleri rahatsız edebilir, baskı  yapabilir, böylece huzur ve güven tesisi mümkün olmaz diye düşünülmüştür.  Millî iradenin tecellisi elbette çoğunluğun iktidar olması demek ancak, azınlığın dikkate alındığı,  uzlaşılarak sürece katıldığı ve farklı fikirlerin yaşayabilmesi için gerekli ortamın oluşturulduğu ölçüde  demokratlıktan bahsedilebilir. Dünyayı kana bulayan Hitler'in, Mussolini'nin sandıklardan çıktığı koca bir  açık hava hapishanesi olan diktatörlüklerin kendisini "halkın demokrasisi" diye adlandırdığı, bugün AKP'nin  kankası olan birçok Körfez ülkesi şeyhleri ve krallarının dahi kendilerini "demokrat" diye tanımladıkları  unutulmamalıdır. Vatandaşlarını yönetime katmayan, fikirlerini önemsemeyen bu rejimleri gerçek  demokrasilerden ayıran en önemli özellik farklı görüşlere ve muhalefete tahammül göstermemeleridir.  Günümüzde kitle iletişim imkânlarının ulaştığı seviye ile organize grubun çoğunluğu  yönlendirmesi, sanal gündem oluşturması ve hakikatleri çarpıtması kolaylaşmıştır. Artık yoğun medya  bombardımanı ile toplulukları bir noktaya sevk etmeniz ve istediğiniz tepkileri oluşturmanız mümkün  hâle gelmiştir. Hele hele ülkemizdeki gibi iktidarın rant dağıttığı sistemlerde iş dünyası ile göbek  bağı ilişkileri olan medya organlarını kendi saflarınıza çekmeniz ve kullanmanız olağan algılanır  olmuştur. Hatta medyayı tehdit etmeniz, "Ey medya patronları, bana muhalefet eden filan yazarları  kapının önüne koyun." demeniz kendi yandaşlarınız arasında sessizce kabulleniliyorsa, hakikatlerin  üzerini partizanlık, demokrasinin üzerini diktatörlük örtmüş demektir. AKP'nin demokrasi  anlayışının, maalesef, geldiği nokta budur; bütün medyayı elde etmek ve elde tutmak, muhalif  görüşleri dillendiren medyayı tasfiye etmek, çoğulculuğu tesis etmek yerine çoğunluğun  tahakkümünü sağlamak, demokrasi yerine kendi iktidarını ebedî kılmak, muhalefeti kendi önünde bir  ayak bağı hatta ülkenin üzerinde bir yük gibi görmek. Bu süreçte AKP'nin maalesef Anayasa'yı bile  istismar etmeyi göze aldığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin her iptal kararını, Muhalefetin İç  Tüzük'ün cevaz verdiği bütün haklan kullanmasını kendisine yönelik bir tehdit olarak algılamakta,  güçler ayrılığı gibi dengeleri bir tarafa bırakarak, idare gibi yargıyı da kontrol etmeyi siyasetlerinin  başarısı olarak değerlendirmektedir. AKP, Meclisteki çoğunluğunu yeterli bularak muhalefetle  uzlaşmayı boşa çekilen bir kürek gibi görmekte, bu ülkenin, Anayasa'nın, aynı zamanda muhalefetin  ülkesi ve muhalefetin anayasası olduğunu unutmaktadır. Muhalefetin demokrasiye verebileceği katkı  önemsenmemiş, bugüne kadar hiçbir teklifi ve önerisi dikkate alınmamıştır. Milliyetçi Hareket  Partisinin yaptığı haklı eleştirilere hakaretle cevap verilmiş, iftiralar atılmıştır.  Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesi, Vakıflar Kanunu gibi kanunlara "evet" derken, da- marlarımızdaki asil kan hiç akla gelmemiş ama dönüp millete "Kanı bozuk!" denilebilmiştir. Muha­ lefet sıralarına saldırılmıştır. Özür dilemek yerine zeytinyağı gibi mağdur rolüne talip olunmuştur.  "Uzlaşmıyorlar." diye halka şikâyet kolaycılığına kaçılmıştır. Bu yapılırken komisyonlardaki uzlaş- malan neden Genel Kurulda bozduklarını, Anayasa değişikliği mutabakatlarında neden imzalarının  arkasında olmadıklannı, durmadıklarını unutmuşlardır. AKP'nin bu yaman çelişkisinin iki türlü izahı  olabilir: Bir, ya ne yaptığını bilmiyorsun ya da bile bile yapıyorsun, çatışma ve kutuplaştırmayı ma­ haret kabul ediyorsun.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Değerli milletvekilleri, referandum, halkın karar mekanizmasına katılmasının araçlanndandır.  Bazı demokrasilerde de zaman zaman başvurulan yöntemlerden birisidir. Ancak, referandum deyince  uzmanlar şu uyarıları da beraberinde zikretmektedirler.  1) Tüm soruların "evet", "hayır" gibi tek bir cevabı bazen mümkün olmayabilir.  2) Sorulan soruların kamuoyunca nasıl algılandığı son derece önemlidir.  3) Referandum demokrasinin olmazsa olmazı değildir, yani birçok gelişmiş demokrasi bu  yönteme hiç başvurmamaktadır. Örneğin vatandaşa "Vergilerinizi düşürelim mi?" diye sorduğunuzda  alacağınız cevap bellidir, ancak bu cevap ülke yararına mıdır ya da anlamlı bir cevap mıdır, bu tartışılır.  4) Bir doğruyu halkoyuna götürüp medya aracılığıyla kamuoyu algısını değiştirmek her zaman  mümkündür.  Evet, bu kriterlere hassasiyet gösterildiği ölçüde zaman zaman halk oylamasına gidilebilir, ancak  bu müesseseyi kendi yanlış ve yıkıcı düşüncelerini manipülasyonlarla halka mal etmenin bir aracı,  halkı suça bulaştırmanın bir yolu olarak görmemek gerekir. Sayın Başbakan buyurmuş: "Vatandaşın  referanduma alışması lazım." Sanki kendisi demokrasiyi, muhalefeti içine sindirmiş, eleştirilere  alışmış da bunun vatandaşa tavsiyesi hazrete kalmış. Önemli olan zeytinyağı gibi suyun üzerine  çıkmak değil, haklı olmak ve haklı kalmak.  Değerli AKP milletvekilleri, bize verilen yüzde 47 oyu tevazu ile karşılayıp daha fazla çoğulculuk,  daha fazla katılımcılık peşinde koşulmalı, siyasi öç almak, muhalefeti ortadan kaldırmak, AKP  İktidarını ebedi kılmak girişimlerinden uzak durmalıydınız. Şimdi "Sivil ve demokratik bir Anayasa  yapacağım." diye ortaya çıkıyorsunuz. Sokaktaki vatandaş bile bilmektedir ki, AKP'nin niyeti Anayasa  Mahkemesinin, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun yapısını değiştirmek, yıkım projesinin  unsurlarını Anayasa'nın içine serpiştirmek, devletin ve cumhuriyetin ilkelerini ve temel niteliklerini  tartıştırmak. Bu mesele, bu Meclis, bu millet takiyeci, kanuna karşı hileci yaklaşımlarınızı gördüğü için  size itimat etmemektedir, yoksa bu Mecliste, açık yüreklilikle söyleyeyim ki, sivil ve demokratik  Anayasa'yı istemeyen yoktur. Ne diyoruz? Ülke gündemi sıkıştı, yanlışlarınız katmer katmer oldu,  siyaseti ve ülkeyi yönetemiyorsunuz, kurumlar birbirine düştü. Bu yol sandığa gider. Bu ortamda yeni  kavgalara, kutuplaşmalara gerek yok. Üstelik, üstünde uzlaşılacak bütüncül bir Anayasa değişikliği  taslağını hazırlaman bile aylar alır. Yetiştirilse bile sürekli tartışılan bir metnin kime, ne faydası var?  Bugün hazırlanmış ama üzerinde uzlaşma sağlanmamış bir Anayasa mı yoksa seçimlerden sonra  mutabakatla çıkarılmış bir Anayasa mı? Hangisi sivil ve demokratik bir rejime hizmet eder?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı tamamlayınız.  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Bu önerilerimizi lütfen bir kez daha düşünün, eğer bu millete gerçekten hizmet etmek  istiyorsanız.  Ne diyoruz? İç Tüzük hazırlamada yaptığımız gibi grupların temsilcilerinden oluşan bir uzlaşma  komisyonu kuralım. Bu temsilciler grupları adına, Anayasa'nın hangi maddelerini değiştirecekse,  aralarında mutabakat sağlasın, tarihe söz veren bir demokratik sözleşme imzalasın ve seçimlerden  sonra, yani 24'üncü Dönemde de Meclisin ilk yapacağı şey Anayasa değişikliği olsun. Bunun dışındaki  her yöntem, Sayın Genel Başkanımızın da belirttiği gibi, yapay ve zorlama olur, yeni gerginlikler  ortaya çıkarır.  - 9 1 4 -
Sayfa 85 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Değerli milletvekilleri, referandum, halkın karar mekanizmasına katılmasının araçlanndandır.  Bazı demokrasilerde de zaman zaman başvurulan yöntemlerden birisidir. Ancak, referandum deyince  uzmanlar şu uyarıları da beraberinde zikretmektedirler.  1) Tüm soruların "evet", "hayır" gibi tek bir cevabı bazen mümkün olmayabilir.  2) Sorulan soruların kamuoyunca nasıl algılandığı son derece önemlidir.  3) Referandum demokrasinin olmazsa olmazı değildir, yani birçok gelişmiş demokrasi bu  yönteme hiç başvurmamaktadır. Örneğin vatandaşa "Vergilerinizi düşürelim mi?" diye sorduğunuzda  alacağınız cevap bellidir, ancak bu cevap ülke yararına mıdır ya da anlamlı bir cevap mıdır, bu tartışılır.  4) Bir doğruyu halkoyuna götürüp medya aracılığıyla kamuoyu algısını değiştirmek her zaman  mümkündür.  Evet, bu kriterlere hassasiyet gösterildiği ölçüde zaman zaman halk oylamasına gidilebilir, ancak  bu müesseseyi kendi yanlış ve yıkıcı düşüncelerini manipülasyonlarla halka mal etmenin bir aracı,  halkı suça bulaştırmanın bir yolu olarak görmemek gerekir. Sayın Başbakan buyurmuş: "Vatandaşın  referanduma alışması lazım." Sanki kendisi demokrasiyi, muhalefeti içine sindirmiş, eleştirilere  alışmış da bunun vatandaşa tavsiyesi hazrete kalmış. Önemli olan zeytinyağı gibi suyun üzerine  çıkmak değil, haklı olmak ve haklı kalmak.  Değerli AKP milletvekilleri, bize verilen yüzde 47 oyu tevazu ile karşılayıp daha fazla çoğulculuk,  daha fazla katılımcılık peşinde koşulmalı, siyasi öç almak, muhalefeti ortadan kaldırmak, AKP  İktidarını ebedi kılmak girişimlerinden uzak durmalıydınız. Şimdi "Sivil ve demokratik bir Anayasa  yapacağım." diye ortaya çıkıyorsunuz. Sokaktaki vatandaş bile bilmektedir ki, AKP'nin niyeti Anayasa  Mahkemesinin, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun yapısını değiştirmek, yıkım projesinin  unsurlarını Anayasa'nın içine serpiştirmek, devletin ve cumhuriyetin ilkelerini ve temel niteliklerini  tartıştırmak. Bu mesele, bu Meclis, bu millet takiyeci, kanuna karşı hileci yaklaşımlarınızı gördüğü için  size itimat etmemektedir, yoksa bu Mecliste, açık yüreklilikle söyleyeyim ki, sivil ve demokratik  Anayasa'yı istemeyen yoktur. Ne diyoruz? Ülke gündemi sıkıştı, yanlışlarınız katmer katmer oldu,  siyaseti ve ülkeyi yönetemiyorsunuz, kurumlar birbirine düştü. Bu yol sandığa gider. Bu ortamda yeni  kavgalara, kutuplaşmalara gerek yok. Üstelik, üstünde uzlaşılacak bütüncül bir Anayasa değişikliği  taslağını hazırlaman bile aylar alır. Yetiştirilse bile sürekli tartışılan bir metnin kime, ne faydası var?  Bugün hazırlanmış ama üzerinde uzlaşma sağlanmamış bir Anayasa mı yoksa seçimlerden sonra  mutabakatla çıkarılmış bir Anayasa mı? Hangisi sivil ve demokratik bir rejime hizmet eder?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı tamamlayınız.  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Bu önerilerimizi lütfen bir kez daha düşünün, eğer bu millete gerçekten hizmet etmek  istiyorsanız.  Ne diyoruz? İç Tüzük hazırlamada yaptığımız gibi grupların temsilcilerinden oluşan bir uzlaşma  komisyonu kuralım. Bu temsilciler grupları adına, Anayasa'nın hangi maddelerini değiştirecekse,  aralarında mutabakat sağlasın, tarihe söz veren bir demokratik sözleşme imzalasın ve seçimlerden  sonra, yani 24'üncü Dönemde de Meclisin ilk yapacağı şey Anayasa değişikliği olsun. Bunun dışındaki  her yöntem, Sayın Genel Başkanımızın da belirttiği gibi, yapay ve zorlama olur, yeni gerginlikler  ortaya çıkarır.  - 9 1 4 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 1 5 - Bugün, halkoyunun yüz yirmi günde mi, kırk beş günde mi yapılması gerektiği hususu gerçekten  teknik bir detaydır, teferruattır. Kaldı ki bu Meclis ne derse desin, Yüksek Seçim Kurulunun  halkoyuna hazırlanabileceği asgari bir süre var, bunun altına da inemezsiniz ya.  Bu vesileyle, Anayasa değişikliğiyle ilgili temel öneri ve prensiplerimizi sizlere bir kez daha  aktarmak istedim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Selamlamak istiyorum Başkanım.  Bu vesileyle, Anayasa değişikliğiyle ilgili önerilerimizi bir kez daha sizlere hatırlatmak istedim.  Önemli olan, kıymetli arkadaşlanm, mazruftur, zarf değil. Halk oylamasından da kaçan, göçen yok,  hepimiz buradayız.  Süre ne olursa olsun -yetiştirilebilecekse hatta, Yüksek Seçim Kurulu, on beş gün bile olabilir- yeter ki Anayasa değişiklikleri bu milletin haynna olsun, Türkiye'nin ve Türk milletinin önünü açsın  diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına, Adana Milletvekili Sayın Fatoş Gürkan, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralanndan  alkışlar)  FATOŞ GÜRKAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun  Teklifi'nin yürürlük maddesi olan 2'nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım.  Bizi izleyen aziz milletimizi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, Türkiye'de referandumun uygulanma sürecine  kısaca değinmek istiyorum.  Halk oylaması yani "referandum" kavramı Türk hukuk sistemine ilk kez 1961 Anayasası'yla  girmiş, Türkiye'de bugüne kadar 5 kez referandum yapılmıştır.  27 Mayıs 1960 müdahalesinden sonra oluşturulan Kumcu Meclis tarafından hazırlanan Anayasa  için cumhuriyet tarihinde ilk kez halk oylaması yapılmıştır. 9 Temmuz 1961 'de gerçekleştirilen halk  oylamasıyla 1961 Anayasası yüzde 38,3 "hayır" oyuna karşılık yüzde 61,7 "evet" oyuyla kabul  edilmiştir.  İkinci halk oylamasına 1982 Anayasası için gidilmiştir. 7 Kasım 1982'de yapılan halk  oylamasında seçmenlerin yüzde 91,37'si kabul, yüzde 8,63'ü ret oyu kullanmıştır.  Türkiye'de üçüncü halk oylaması, 1982 Anayasası'nın geçici 4'üncü maddesiyle getirilen "on  ve beş yıllık siyasal haklann kalkıp kalkmaması" konusunda düzenlenmiştir. 6 Eylül 1987'de yapılan  halk oylamasında, "evet" oylan fazla çıkmış, böylece geçici 4'üncü madde yürürlükten kaldınlmıştır.  Dördüncü halk oylaması "yerel seçimlerin bir yıl erkene alınıp alınmaması" konusunda  düzenlenmiştir. Bu halk oylaması 25 Eylül 1988'de gerçekleştirilmiştir. Seçmenlerin yüzde 65'i  "hayır" yüzde 35'i "evet" oyu kullanmış, değişiklik kabul edilmediğinden erken yerel seçimler  yapılamamıştır.  Beşinci halk oylaması, hepimizin bildiği gibi, 21 Ekim 2007'de Cumhurbaşkanının halk  tarafından seçilmesini öngören kanunun halkoyuna sunulmasına ilişkin olup büyük oranda "evet"  oyuyla kanun kabul edilmiştir.
Sayfa 86 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 1 5 - Bugün, halkoyunun yüz yirmi günde mi, kırk beş günde mi yapılması gerektiği hususu gerçekten  teknik bir detaydır, teferruattır. Kaldı ki bu Meclis ne derse desin, Yüksek Seçim Kurulunun  halkoyuna hazırlanabileceği asgari bir süre var, bunun altına da inemezsiniz ya.  Bu vesileyle, Anayasa değişikliğiyle ilgili temel öneri ve prensiplerimizi sizlere bir kez daha  aktarmak istedim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Selamlamak istiyorum Başkanım.  Bu vesileyle, Anayasa değişikliğiyle ilgili önerilerimizi bir kez daha sizlere hatırlatmak istedim.  Önemli olan, kıymetli arkadaşlanm, mazruftur, zarf değil. Halk oylamasından da kaçan, göçen yok,  hepimiz buradayız.  Süre ne olursa olsun -yetiştirilebilecekse hatta, Yüksek Seçim Kurulu, on beş gün bile olabilir- yeter ki Anayasa değişiklikleri bu milletin haynna olsun, Türkiye'nin ve Türk milletinin önünü açsın  diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına, Adana Milletvekili Sayın Fatoş Gürkan, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralanndan  alkışlar)  FATOŞ GÜRKAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun  Teklifi'nin yürürlük maddesi olan 2'nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım.  Bizi izleyen aziz milletimizi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, Türkiye'de referandumun uygulanma sürecine  kısaca değinmek istiyorum.  Halk oylaması yani "referandum" kavramı Türk hukuk sistemine ilk kez 1961 Anayasası'yla  girmiş, Türkiye'de bugüne kadar 5 kez referandum yapılmıştır.  27 Mayıs 1960 müdahalesinden sonra oluşturulan Kumcu Meclis tarafından hazırlanan Anayasa  için cumhuriyet tarihinde ilk kez halk oylaması yapılmıştır. 9 Temmuz 1961 'de gerçekleştirilen halk  oylamasıyla 1961 Anayasası yüzde 38,3 "hayır" oyuna karşılık yüzde 61,7 "evet" oyuyla kabul  edilmiştir.  İkinci halk oylamasına 1982 Anayasası için gidilmiştir. 7 Kasım 1982'de yapılan halk  oylamasında seçmenlerin yüzde 91,37'si kabul, yüzde 8,63'ü ret oyu kullanmıştır.  Türkiye'de üçüncü halk oylaması, 1982 Anayasası'nın geçici 4'üncü maddesiyle getirilen "on  ve beş yıllık siyasal haklann kalkıp kalkmaması" konusunda düzenlenmiştir. 6 Eylül 1987'de yapılan  halk oylamasında, "evet" oylan fazla çıkmış, böylece geçici 4'üncü madde yürürlükten kaldınlmıştır.  Dördüncü halk oylaması "yerel seçimlerin bir yıl erkene alınıp alınmaması" konusunda  düzenlenmiştir. Bu halk oylaması 25 Eylül 1988'de gerçekleştirilmiştir. Seçmenlerin yüzde 65'i  "hayır" yüzde 35'i "evet" oyu kullanmış, değişiklik kabul edilmediğinden erken yerel seçimler  yapılamamıştır.  Beşinci halk oylaması, hepimizin bildiği gibi, 21 Ekim 2007'de Cumhurbaşkanının halk  tarafından seçilmesini öngören kanunun halkoyuna sunulmasına ilişkin olup büyük oranda "evet"  oyuyla kanun kabul edilmiştir.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 1 6 - Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun'un 2'nci maddesine göre,  Anayasa değişikliklerinin halk oylaması, ilgili Anayasa değişiklik kanununun Resmî Gazete'de  yayımını takip eden yüz yirminci günden sonraki ilk pazar günü yapılır. Anayasa değişikliklerinin  halkoyuna sunulması için öngörülen bu süre, kitle iletişim araçlarının oldukça geliştiği günümüzde  değişiklik konusunda doğru ve çoğul bilgilere erişim ve kanaat oluşumu için gerekli olan sürelerin  hayli üstündedir ve halk oylamasının güncelliğini eskitecek kadar da uzundur. Toplumu bu kadar  uzun süre halk oylamasına yoğunlaştırmanın rasyonel demokrasi ilkeleriyle bağdaşır yanı da yoktur.  Halk oylaması için öngörülmüş yüz yirmi günlük süre, seçim kanunlarına paralellik sağlamak  amacıyla konulmuş olsa da halk oylaması klasik anlamda bir seçim değildir. Burada, bir seçim  sürecinde olduğu gibi, ön seçim, aday tespiti, itiraz süreleri gibi zaman alan süreler de işin doğası  gereği yoktur. Kaldı ki Anayasa değişikliği teklifleri özel bir usule tabi olup, Türkiye Büyük Millet  Meclisinde yeteri kadar tartışılıp kamuoyunda lehte ve aleyhte kanaatlerin oluştuğu ve olgunlaştığı  bir dönemde referandumdan beklenen, amaca uygun ve en kısa sürede yapılması gerekmektedir. Süre  kısaldığı takdirde tartışmalar güncelliğini ve sıcaklığını koruyacağından daha sağlıklı bir halk  oylaması olacaktır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; arz edilen nedenlerle Anayasa değişikliklerinin halkoyuna  sunulması için öngörülmüş olan yüz yirmi günlük süre çok uzun olduğundan altmış gün olarak  değiştirilmiş ve böylelikle halk oylaması süresi kısaltılmıştır. Yabancı ülkelerdeki vatandaşların halk  oylamasından kırk gün önce başlayan oy verme süreleri de kanunun 2'nci maddesindeki değişikliğe  paralel olarak yirmi güne indirilmiştir. Teklifte belirtilen süreler, gerçekleştirilen seçimler  gözetildiğinde, oylama işlemleri için de yeterlidir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 2'nci maddesi yürürlüğü düzenlemekte olup  tasarı kanunlaştığında yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.  Çağdaş demokrasinin gereği, gerektiğinde halkın hakemliğine başvurulmalıdır. Millete  gitmekten, milletin görüşünü almaktan ve sonuçta milletin iradesine uymaktan kimse korkmamalıdır.  Bu duygu ve düşüncelerle, kanunun ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, yüce  heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gürkan.  Şahsı adına, Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk.  Sayın Öztürk, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Bugün Türkiye'de esas olarak açlık, yokluk, yolsuzluk ve yoksulluk hâkim iken ve insanlar inim  inim inlerken, biz burada Anayasa değişikliğinin altyapısına ilişkin bir kanun teklifini görüşüyoruz.  Bu nereden çıktı değerli arkadaşlarım? Bu, AKP, öyle anlaşılıyor ki, Anayasa değişikliği yapar gibi  bir görüntü içerisine girip bir tasarı gündeme getirmiştir. Aslında AKP'nin de Anayasa'yı değiştirip,  gerçekten çağdaş, demokrat, özgürlükleri geliştirici, insan haklarını güvence altına alan bir Anayasa  yapmaktan yana olmadığı, ancak böylesine bir kanunla Türkiye kamuoyunu işgal edip ve ileride,  akabinde Anayasa değişiklikleriyle boşuna kamuoyunu tartıştırmaktan ibarettir.
Sayfa 87 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 1 6 - Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun'un 2'nci maddesine göre,  Anayasa değişikliklerinin halk oylaması, ilgili Anayasa değişiklik kanununun Resmî Gazete'de  yayımını takip eden yüz yirminci günden sonraki ilk pazar günü yapılır. Anayasa değişikliklerinin  halkoyuna sunulması için öngörülen bu süre, kitle iletişim araçlarının oldukça geliştiği günümüzde  değişiklik konusunda doğru ve çoğul bilgilere erişim ve kanaat oluşumu için gerekli olan sürelerin  hayli üstündedir ve halk oylamasının güncelliğini eskitecek kadar da uzundur. Toplumu bu kadar  uzun süre halk oylamasına yoğunlaştırmanın rasyonel demokrasi ilkeleriyle bağdaşır yanı da yoktur.  Halk oylaması için öngörülmüş yüz yirmi günlük süre, seçim kanunlarına paralellik sağlamak  amacıyla konulmuş olsa da halk oylaması klasik anlamda bir seçim değildir. Burada, bir seçim  sürecinde olduğu gibi, ön seçim, aday tespiti, itiraz süreleri gibi zaman alan süreler de işin doğası  gereği yoktur. Kaldı ki Anayasa değişikliği teklifleri özel bir usule tabi olup, Türkiye Büyük Millet  Meclisinde yeteri kadar tartışılıp kamuoyunda lehte ve aleyhte kanaatlerin oluştuğu ve olgunlaştığı  bir dönemde referandumdan beklenen, amaca uygun ve en kısa sürede yapılması gerekmektedir. Süre  kısaldığı takdirde tartışmalar güncelliğini ve sıcaklığını koruyacağından daha sağlıklı bir halk  oylaması olacaktır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; arz edilen nedenlerle Anayasa değişikliklerinin halkoyuna  sunulması için öngörülmüş olan yüz yirmi günlük süre çok uzun olduğundan altmış gün olarak  değiştirilmiş ve böylelikle halk oylaması süresi kısaltılmıştır. Yabancı ülkelerdeki vatandaşların halk  oylamasından kırk gün önce başlayan oy verme süreleri de kanunun 2'nci maddesindeki değişikliğe  paralel olarak yirmi güne indirilmiştir. Teklifte belirtilen süreler, gerçekleştirilen seçimler  gözetildiğinde, oylama işlemleri için de yeterlidir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 2'nci maddesi yürürlüğü düzenlemekte olup  tasarı kanunlaştığında yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.  Çağdaş demokrasinin gereği, gerektiğinde halkın hakemliğine başvurulmalıdır. Millete  gitmekten, milletin görüşünü almaktan ve sonuçta milletin iradesine uymaktan kimse korkmamalıdır.  Bu duygu ve düşüncelerle, kanunun ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, yüce  heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gürkan.  Şahsı adına, Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk.  Sayın Öztürk, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Bugün Türkiye'de esas olarak açlık, yokluk, yolsuzluk ve yoksulluk hâkim iken ve insanlar inim  inim inlerken, biz burada Anayasa değişikliğinin altyapısına ilişkin bir kanun teklifini görüşüyoruz.  Bu nereden çıktı değerli arkadaşlarım? Bu, AKP, öyle anlaşılıyor ki, Anayasa değişikliği yapar gibi  bir görüntü içerisine girip bir tasarı gündeme getirmiştir. Aslında AKP'nin de Anayasa'yı değiştirip,  gerçekten çağdaş, demokrat, özgürlükleri geliştirici, insan haklarını güvence altına alan bir Anayasa  yapmaktan yana olmadığı, ancak böylesine bir kanunla Türkiye kamuoyunu işgal edip ve ileride,  akabinde Anayasa değişiklikleriyle boşuna kamuoyunu tartıştırmaktan ibarettir.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Değerli arkadaşlanm, bugün AKP'nin savunduğu Anayasa değişikliğinin aslında temel eksenini,  belkemiğini oluşturan, HSYK'dan duyduğu rahatsızlıktır. Yani bunun temeli, AKP'nin yargı  denetiminden duyduğu rahatsızlıktır. Yasama ve yürütmenin yargı denetimine tabi olması hukuk  devletinin olmazsa olmaz koşuludur. Bugün bu Anayasa'nın, 12 Eylül Anayasası'nın taşıdığı  antidemokratik hükümleri, değiştirilmemesini savunan, bu Mecliste hiç kimsenin olduğunu ben  sanmıyorum. Cumhuriyet Halk Partililer olarak bizler, 12 Eylül'ün en fazla mağduru olan kesim  olarak bunu herkesten daha fazla istediğimizi düşünüyorum. Ancak bu bugünkü aşamada bir  toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanmamıştır, demin de söylediğim gibi AKP'nin HSYK'yı hizaya  getirme, yargıyı teslim alma ihtiyacından kaynaklandığı çok açıktır.  Değerli arkadaşlarım, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu, demokrat ve çağdaş bir anayasa  yapabilecek anlayışın öncelikle demokrat ve çağdaş kişilerden oluşması gerektiğini düşünüyoruz.  Bugün özgür basını susturan, üniversiteleri susturan, toplumsal muhalefeti sindiren, insanları  korkutan, Tekel işçilerini kışın ortasında Ankara'da havuzun içerisine döken, 1 Mayıs'ı Taksim  alanında kutlamak isteyen işçilerin üzerine polisi saldırtan bir siyasal anlayışın demokrat, çağdaş,  insan haklarını ve demokrasinin güvencesi olan özgürlükçü bir anayasayı yapabileceğine inanacak  kadar da saf olmadığımızı burada herkese ilan etmek istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin  Anayasa'yı değiştirebileceği bir çoğunluğa eriştiğinde gerçekten demokrat, özgür ve çağdaş bir  anayasanın yapılacağını da biz herkese söylüyoruz.  Değerli arkadaşlanm, AKP'nin yapmak istediği şey gerçekten HSYK'yı teslim almaktır ve yargı  reformu strateji çalışmalarının esasını bütün HSYK oluşturmaktadır. Şimdi, AKP Anayasa  değişikliğinde neden bu HSYK'ya odaklanmıştır, neden siyasi parti kapatmalarına odaklanmıştır?  Yani "Anayasa'da HSYK'nın yapısını AKP'nin istediği gibi değiştirdiğimizde Türkiye'de demokratik  hak ve özgürlükler gelişecek midir, insan haklan daha üst düzeye taşınacak mıdır?" bu değildir; tüm  mesele AKP'nin kısmen de olsa teslim alamadığı yargıyı tamamen teslim alarak, hatta ve hatta  HSYK'yı gerçekten tek kişi olan Sayın Başbakanın emir ve talimatı altına sokma girişimleridir.  Bugün, Türkiye'de yaşanan bu olayları demokrasinin gelişimi, demokratik hukuk devletinin  gereklerinin yerine getirilmesi olarak açıklamamız mümkün değildir değerli arkadaşlanm. Gerçekten  demokrat bir anayasa isteyen anlayış, 12 Eylülde 12 Eylül'ü yapan darbecilerin yargılanmasını  öngören Anayasa kuralının kaldırılması konusunda samimi olurlardı, onun kaldırılmasını  savunurlardı. Gerçekten, 12 Eylül Anayasası'na karşı olan bir anlayış, darbelere karşı olan bir anlayış,  darbecilerle ilgili araştırma yapılmasına ilişkin Meclis araştırma önergelerini reddetmezdi değerli  arkadaşlanm ama AKP bir yandan demokrasi türkülerini çağırıyor ama bir yandan da kendisi gibi  düşünmeyeni ve tanımadığı, sevmediği insanları gerçekten korkutma, sindirme operasyonlarına  girişiyor. Böyle bir antidemokratik anlayışın yapabileceği demokrat bir anayasa olamaz. Zaten AKP  de bunu kendisi çok iyi bilmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Öztürk.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakın, Adalet Bakanı, Stratejik  Düşünce Enstitüsü toplantısında yaptığı bir konuşmada, siyasi partilere gittiği veyahut da yüksek  yargı organlarına gittiği, sözüm ona, uzlaşma ziyaretlerinin aslında uzlaşmayı taşımadığını çok açık  bir şekilde söylemektedir. Orada aynen şunu söylüyor Sayın Bakan: "Taraflı bir yargı bağımlı bir  yargıdan daha kötü sonuçlar doğurur." Bu düşüncenin vardığı sonuç şudur: Türkiye'de yargı taraflı  olduğuna göre yargıyı tarafsız yapabilmek için yargının bağımsızlığından taviz vermek gerekir.  Adalet Bakanının sahip olduğu anlayış budur.  - 9 1 7 -
Sayfa 88 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Değerli arkadaşlanm, bugün AKP'nin savunduğu Anayasa değişikliğinin aslında temel eksenini,  belkemiğini oluşturan, HSYK'dan duyduğu rahatsızlıktır. Yani bunun temeli, AKP'nin yargı  denetiminden duyduğu rahatsızlıktır. Yasama ve yürütmenin yargı denetimine tabi olması hukuk  devletinin olmazsa olmaz koşuludur. Bugün bu Anayasa'nın, 12 Eylül Anayasası'nın taşıdığı  antidemokratik hükümleri, değiştirilmemesini savunan, bu Mecliste hiç kimsenin olduğunu ben  sanmıyorum. Cumhuriyet Halk Partililer olarak bizler, 12 Eylül'ün en fazla mağduru olan kesim  olarak bunu herkesten daha fazla istediğimizi düşünüyorum. Ancak bu bugünkü aşamada bir  toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanmamıştır, demin de söylediğim gibi AKP'nin HSYK'yı hizaya  getirme, yargıyı teslim alma ihtiyacından kaynaklandığı çok açıktır.  Değerli arkadaşlarım, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu, demokrat ve çağdaş bir anayasa  yapabilecek anlayışın öncelikle demokrat ve çağdaş kişilerden oluşması gerektiğini düşünüyoruz.  Bugün özgür basını susturan, üniversiteleri susturan, toplumsal muhalefeti sindiren, insanları  korkutan, Tekel işçilerini kışın ortasında Ankara'da havuzun içerisine döken, 1 Mayıs'ı Taksim  alanında kutlamak isteyen işçilerin üzerine polisi saldırtan bir siyasal anlayışın demokrat, çağdaş,  insan haklarını ve demokrasinin güvencesi olan özgürlükçü bir anayasayı yapabileceğine inanacak  kadar da saf olmadığımızı burada herkese ilan etmek istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin  Anayasa'yı değiştirebileceği bir çoğunluğa eriştiğinde gerçekten demokrat, özgür ve çağdaş bir  anayasanın yapılacağını da biz herkese söylüyoruz.  Değerli arkadaşlanm, AKP'nin yapmak istediği şey gerçekten HSYK'yı teslim almaktır ve yargı  reformu strateji çalışmalarının esasını bütün HSYK oluşturmaktadır. Şimdi, AKP Anayasa  değişikliğinde neden bu HSYK'ya odaklanmıştır, neden siyasi parti kapatmalarına odaklanmıştır?  Yani "Anayasa'da HSYK'nın yapısını AKP'nin istediği gibi değiştirdiğimizde Türkiye'de demokratik  hak ve özgürlükler gelişecek midir, insan haklan daha üst düzeye taşınacak mıdır?" bu değildir; tüm  mesele AKP'nin kısmen de olsa teslim alamadığı yargıyı tamamen teslim alarak, hatta ve hatta  HSYK'yı gerçekten tek kişi olan Sayın Başbakanın emir ve talimatı altına sokma girişimleridir.  Bugün, Türkiye'de yaşanan bu olayları demokrasinin gelişimi, demokratik hukuk devletinin  gereklerinin yerine getirilmesi olarak açıklamamız mümkün değildir değerli arkadaşlanm. Gerçekten  demokrat bir anayasa isteyen anlayış, 12 Eylülde 12 Eylül'ü yapan darbecilerin yargılanmasını  öngören Anayasa kuralının kaldırılması konusunda samimi olurlardı, onun kaldırılmasını  savunurlardı. Gerçekten, 12 Eylül Anayasası'na karşı olan bir anlayış, darbelere karşı olan bir anlayış,  darbecilerle ilgili araştırma yapılmasına ilişkin Meclis araştırma önergelerini reddetmezdi değerli  arkadaşlanm ama AKP bir yandan demokrasi türkülerini çağırıyor ama bir yandan da kendisi gibi  düşünmeyeni ve tanımadığı, sevmediği insanları gerçekten korkutma, sindirme operasyonlarına  girişiyor. Böyle bir antidemokratik anlayışın yapabileceği demokrat bir anayasa olamaz. Zaten AKP  de bunu kendisi çok iyi bilmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Öztürk.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakın, Adalet Bakanı, Stratejik  Düşünce Enstitüsü toplantısında yaptığı bir konuşmada, siyasi partilere gittiği veyahut da yüksek  yargı organlarına gittiği, sözüm ona, uzlaşma ziyaretlerinin aslında uzlaşmayı taşımadığını çok açık  bir şekilde söylemektedir. Orada aynen şunu söylüyor Sayın Bakan: "Taraflı bir yargı bağımlı bir  yargıdan daha kötü sonuçlar doğurur." Bu düşüncenin vardığı sonuç şudur: Türkiye'de yargı taraflı  olduğuna göre yargıyı tarafsız yapabilmek için yargının bağımsızlığından taviz vermek gerekir.  Adalet Bakanının sahip olduğu anlayış budur.  - 9 1 7 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 1 8 - Değerli arkadaşlanm, Anayasa'yı değiştirmeden önce, mevcut kanunlarımızda gerçekten  antidemokratik bir sürü hüküm var; Anayasa değişikliğine ihtiyaç olmaksızın bunların hepsi  değişebilir. Ancak bunlann değişebilmesi için Sayın Bakanın öncelikle kendi anlayışını gözden  geçirmesi gerekmektedir.  Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Saygıdeğer milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Emek...  ATİLA EMEK (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, biraz önce size sormuştum. Bu gizli tanıklık müessesesi ve özel yetkili ağır ceza  mahkemeleriyle ilgili "bilgi eksikliği" gibi bir ifadeyi kullandınız. Hukukçu kimliğimle, Avrupa Bir­ liği ülkelerinde de, Amerika Birleşik Devletleri'nde de bu uygulamanın olduğunu biliyorum. Her­ halde siz soruyu anlama eksikliği içinde oldunuz. Ben onun için şunu ifade ediyorum: Özellikle  kamuoyunda istismara açık hâle gelen ve ciddi hukuk sivil toplum örgütlerinin ki, Demokrat Yargı  Birliği olarak vasıflandırdığımız bu arkadaşlann da incelemesinde ortaya koyduklan durum nede­ niyle, bu, hiç olmazsa Avrupa Birliği standartlarında veya Amerika Birleşik Devletleri'nde uygu­ landığı gibi, bunu yeniden Hükümet olarak gözden geçirip düzeltme düşüncesinde olup olmadığınızı  sormuştum. Bu konuda sorumu bu şekilde yeniliyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Yaman...  M. NURİ YAMAN (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, AKP İktidarı gerek 2002 seçimleri programında ve gerekse 2007 seçimleri  programında da 12 Eylül darbe Anayasası'nı değiştireceğini deklare etti ve hatta Sayın Başbakanımız  2007 seçimi akşamı, bu vesayet Anayasası'nın değiştirileceğini bildirirken hemen yeni bir anayasa  taslağı da hazırladı ve şu anda raflannızda duruyor.  1) Neden şimdi Anayasa'da böyle, tümden bir değişiklik değil de parça parça bir değişikliğe  gidiyorsunuz? Bunun gerekçesini nasıl izah ediyorsunuz?  2) Bu değişiklik, referandum durumunu ortaya getireceği kesin. Öyle anlaşılıyor ki 330'u da  bulmanız ve referanduma gitmeniz de tehlikede. Bu durumda, bu parça parça değişikliği yaptığınız  takdirde, diyalog kurmayı CHP ve MHP düşünmediğine göre, diğer partilerle ve Banş ve Demokrasi  Partisinin de öngördüğü birtakım değişiklikleri yaparak...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Kaplan...  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Bakan, 2001 Anayasa değişiklikleri sonucu Milletvekili  Seçim Kanunu'yla seçim kanunlarında zorunlu değişiklik yapılması gerekirken bugüne kadar  yapılmadı; düşünüyor musunuz?  İnsan Haklan Üst Kumlu Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi yerine Avrupa Birliği ülkelerinde  olan halkın hakemi veya halkın avukatı ombudsman kurumunda tek bünyede bir çalışma yapmayı  neden düşünmüyorsunuz? Teşekkür ederim.
Sayfa 89 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 1 8 - Değerli arkadaşlanm, Anayasa'yı değiştirmeden önce, mevcut kanunlarımızda gerçekten  antidemokratik bir sürü hüküm var; Anayasa değişikliğine ihtiyaç olmaksızın bunların hepsi  değişebilir. Ancak bunlann değişebilmesi için Sayın Bakanın öncelikle kendi anlayışını gözden  geçirmesi gerekmektedir.  Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.  Saygıdeğer milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Emek...  ATİLA EMEK (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, biraz önce size sormuştum. Bu gizli tanıklık müessesesi ve özel yetkili ağır ceza  mahkemeleriyle ilgili "bilgi eksikliği" gibi bir ifadeyi kullandınız. Hukukçu kimliğimle, Avrupa Bir­ liği ülkelerinde de, Amerika Birleşik Devletleri'nde de bu uygulamanın olduğunu biliyorum. Her­ halde siz soruyu anlama eksikliği içinde oldunuz. Ben onun için şunu ifade ediyorum: Özellikle  kamuoyunda istismara açık hâle gelen ve ciddi hukuk sivil toplum örgütlerinin ki, Demokrat Yargı  Birliği olarak vasıflandırdığımız bu arkadaşlann da incelemesinde ortaya koyduklan durum nede­ niyle, bu, hiç olmazsa Avrupa Birliği standartlarında veya Amerika Birleşik Devletleri'nde uygu­ landığı gibi, bunu yeniden Hükümet olarak gözden geçirip düzeltme düşüncesinde olup olmadığınızı  sormuştum. Bu konuda sorumu bu şekilde yeniliyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Yaman...  M. NURİ YAMAN (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, AKP İktidarı gerek 2002 seçimleri programında ve gerekse 2007 seçimleri  programında da 12 Eylül darbe Anayasası'nı değiştireceğini deklare etti ve hatta Sayın Başbakanımız  2007 seçimi akşamı, bu vesayet Anayasası'nın değiştirileceğini bildirirken hemen yeni bir anayasa  taslağı da hazırladı ve şu anda raflannızda duruyor.  1) Neden şimdi Anayasa'da böyle, tümden bir değişiklik değil de parça parça bir değişikliğe  gidiyorsunuz? Bunun gerekçesini nasıl izah ediyorsunuz?  2) Bu değişiklik, referandum durumunu ortaya getireceği kesin. Öyle anlaşılıyor ki 330'u da  bulmanız ve referanduma gitmeniz de tehlikede. Bu durumda, bu parça parça değişikliği yaptığınız  takdirde, diyalog kurmayı CHP ve MHP düşünmediğine göre, diğer partilerle ve Banş ve Demokrasi  Partisinin de öngördüğü birtakım değişiklikleri yaparak...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Kaplan...  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Bakan, 2001 Anayasa değişiklikleri sonucu Milletvekili  Seçim Kanunu'yla seçim kanunlarında zorunlu değişiklik yapılması gerekirken bugüne kadar  yapılmadı; düşünüyor musunuz?  İnsan Haklan Üst Kumlu Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi yerine Avrupa Birliği ülkelerinde  olan halkın hakemi veya halkın avukatı ombudsman kurumunda tek bünyede bir çalışma yapmayı  neden düşünmüyorsunuz? Teşekkür ederim.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Dibek..  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Şimdi, Erzincan Cumhuriyet Savcısıyla ilgili bir dava açıldı diğer sanıklarla birlikte. Erzincan  Cumhuriyet Savcısı, daha önce İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin bir kararıyla 2008 Ekim ayından  2009 Kasım ayma kadar Ergenekon terör örgütüyle bağlantısı var diye telefonları dinlenmişti. Bu  dinleme, bu on üç aylık süre içerisinde herhangi bir irtibat, herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı  için de hakkında takipsizlik karan verilmiş ve bu dinleme kayıtlan yok edilmişti. Daha sonra, her ne  kadar bu kayıtlarda bir şey yoksa da gizli tanıklar vasıtasıyla bu dava açıldı, dava devam ediyor.  Benim sormak istediğim şu Sayın Bakan: O telefon kayıtlarının dinlenme sürecinde Kabinenin  bir Bakanı, Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek, bu savcıyı o soruşturma nedeniyle aramıştı.  Baştan bunu kabul etmedi ama geçen hafta Fatih Çekirge'yle yapılan röportajında bunu belirtti. Bu  konu Bakanlar Kurulunda görüşüldü mü hiç? Cemil Çiçek "Ben bu konuda işte şu nedenle aradım."  dedi mi? Görüşülmediyse, siz, Bakanlar Kurulunun, Kabinenin bir üyesi olarak bu konuyu nasıl  değerlendiriyorsunuz, Cemil Çiçek'in aramasını?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Son olarak Sayın Uras...  MEHMET UFUK URAS (İstanbul) - Sayın Bakan, yurt dışındaki yurttaşlarımızın oy kullanma  hakkını kazanması durumunda, 2007 seçimlerindeki sınırlarda kullanılan oylamalarda olduğu gibi  bağımsız adaylan kapsamayarak aynı haksızlık sürdürülecek midir? Bu haksız rekabeti adil buluyor  musunuz?  2007 seçimlerinde yüzde 10 barajıyla ilgili CHP-AKP ittifakı yüzünden, birinci bölgeden solun  ortak adayı olmuştum. 82 bin civarında oy almama karşın arkamdan gelen MHP'li adayla 2.500 oy  farkı vardı. Bağımsız adaylara karşı müthiş bir haksız rekabet oluşuyor, yurt dışındaki oylar onları  kapsamadığı takdirde.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Şimdi, Sayın Emek, benim, sorusuna cevap verirken, yanlış bir algılama veya bilgilendirme  cümlemden yola çıkarak, benim sorusunu yanlış anladığımı belirtti. Çok doğaldır, ben de insanım,  ben de bazı şeyleri yanlış anlayabilirim. Yanlış anladığım şekilde de anladığım kadarıyla cevap  verebilirim. Eğer sorunuz gerçekten buysa, bu gizli tanıklık müessesesinin içerisindeki değişikliklerin  giderilmesiyle ilgili bir çalışmamızın olup olmadığı veya düşüncemizin olup olmadığı ise, o zaman  biz yargı reformunu sizlerle el ele vererek yapmak istiyoruz. Eğer yanlış giden bir şeyler varsa, gelin  burada, birlikte, bu ülkede her birimizin, hangi partiye sempatisi olursa olsun, hangi inanca sahip  olursa olsun, hangi etnik kökene sahip olursa olsun, hangi mesleğe sahip olursa olsun bütün  vatandaşlarımızın huzur içerisinde, güvenebileceği bir yargıya kavuşacak düzenlemeleri beraber  yapalım diyoruz. Biz bütün görüşlere açığız, bütün fikirlere açığız. Bugün bir gerçek var ki bu ülkede  yargıyla ilgili, Anayasa'yla ilgili bir fikir tartışması var, bir görüş aynlığı var. Bütün bu görüş  aynlıklannı toparlayacak, bütün vatandaşlarımıza huzur verecek bir düzenlemeyi yapmak istiyoruz.  Eğer sizi rahatsız eden bir düzenleme varsa şu an yürürlükte olan, onu da görüşmeye hazırız ama  bizim de temsil etmekten büyük onur duyduğumuz, oyunu aldığımız 18 milyon vatandaşımızın da  hassasiyet duyduğu birtakım konular var. Biz gerçekten tarafsız ve bağımsız yargıya bu ülkenin  kavuşmasının vaktinin geldiğine inanıyoruz. O konuda sizlerle de iş birliği yapmaya hazınz.  - 9 1 9 -
Sayfa 90 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Dibek..  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Şimdi, Erzincan Cumhuriyet Savcısıyla ilgili bir dava açıldı diğer sanıklarla birlikte. Erzincan  Cumhuriyet Savcısı, daha önce İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin bir kararıyla 2008 Ekim ayından  2009 Kasım ayma kadar Ergenekon terör örgütüyle bağlantısı var diye telefonları dinlenmişti. Bu  dinleme, bu on üç aylık süre içerisinde herhangi bir irtibat, herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı  için de hakkında takipsizlik karan verilmiş ve bu dinleme kayıtlan yok edilmişti. Daha sonra, her ne  kadar bu kayıtlarda bir şey yoksa da gizli tanıklar vasıtasıyla bu dava açıldı, dava devam ediyor.  Benim sormak istediğim şu Sayın Bakan: O telefon kayıtlarının dinlenme sürecinde Kabinenin  bir Bakanı, Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek, bu savcıyı o soruşturma nedeniyle aramıştı.  Baştan bunu kabul etmedi ama geçen hafta Fatih Çekirge'yle yapılan röportajında bunu belirtti. Bu  konu Bakanlar Kurulunda görüşüldü mü hiç? Cemil Çiçek "Ben bu konuda işte şu nedenle aradım."  dedi mi? Görüşülmediyse, siz, Bakanlar Kurulunun, Kabinenin bir üyesi olarak bu konuyu nasıl  değerlendiriyorsunuz, Cemil Çiçek'in aramasını?  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Son olarak Sayın Uras...  MEHMET UFUK URAS (İstanbul) - Sayın Bakan, yurt dışındaki yurttaşlarımızın oy kullanma  hakkını kazanması durumunda, 2007 seçimlerindeki sınırlarda kullanılan oylamalarda olduğu gibi  bağımsız adaylan kapsamayarak aynı haksızlık sürdürülecek midir? Bu haksız rekabeti adil buluyor  musunuz?  2007 seçimlerinde yüzde 10 barajıyla ilgili CHP-AKP ittifakı yüzünden, birinci bölgeden solun  ortak adayı olmuştum. 82 bin civarında oy almama karşın arkamdan gelen MHP'li adayla 2.500 oy  farkı vardı. Bağımsız adaylara karşı müthiş bir haksız rekabet oluşuyor, yurt dışındaki oylar onları  kapsamadığı takdirde.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Şimdi, Sayın Emek, benim, sorusuna cevap verirken, yanlış bir algılama veya bilgilendirme  cümlemden yola çıkarak, benim sorusunu yanlış anladığımı belirtti. Çok doğaldır, ben de insanım,  ben de bazı şeyleri yanlış anlayabilirim. Yanlış anladığım şekilde de anladığım kadarıyla cevap  verebilirim. Eğer sorunuz gerçekten buysa, bu gizli tanıklık müessesesinin içerisindeki değişikliklerin  giderilmesiyle ilgili bir çalışmamızın olup olmadığı veya düşüncemizin olup olmadığı ise, o zaman  biz yargı reformunu sizlerle el ele vererek yapmak istiyoruz. Eğer yanlış giden bir şeyler varsa, gelin  burada, birlikte, bu ülkede her birimizin, hangi partiye sempatisi olursa olsun, hangi inanca sahip  olursa olsun, hangi etnik kökene sahip olursa olsun, hangi mesleğe sahip olursa olsun bütün  vatandaşlarımızın huzur içerisinde, güvenebileceği bir yargıya kavuşacak düzenlemeleri beraber  yapalım diyoruz. Biz bütün görüşlere açığız, bütün fikirlere açığız. Bugün bir gerçek var ki bu ülkede  yargıyla ilgili, Anayasa'yla ilgili bir fikir tartışması var, bir görüş aynlığı var. Bütün bu görüş  aynlıklannı toparlayacak, bütün vatandaşlarımıza huzur verecek bir düzenlemeyi yapmak istiyoruz.  Eğer sizi rahatsız eden bir düzenleme varsa şu an yürürlükte olan, onu da görüşmeye hazırız ama  bizim de temsil etmekten büyük onur duyduğumuz, oyunu aldığımız 18 milyon vatandaşımızın da  hassasiyet duyduğu birtakım konular var. Biz gerçekten tarafsız ve bağımsız yargıya bu ülkenin  kavuşmasının vaktinin geldiğine inanıyoruz. O konuda sizlerle de iş birliği yapmaya hazınz.  - 9 1 9 - TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 9 2 0 - İSA GÖK (Mersin) - Yani değişikliğin özünün yargı olduğu belli, o kesin.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Yaman "AK PARTİ programı  Anayasa değişikliği sözü verdi, neden parça parça değişiklik yapılıyor?" diye... Biliyorsunuz, 2007  seçimi sonrası, o akşam Sayın Genel Başkanımız ve Başbakanımız bir açıklama yaptı, "Biz bize oy  verenlerin olduğu kadar vermeyenlerin de iktidarıyız. Bu ülkede bütün sorunları hep birlikte çözmek  için çabalayacağız." dedi. Biz kendimiz bir anayasa taslağı hazırlamadık. Türkiye'nin en saygın, bu  konudaki bilgisini herkesin takdir ettiği 10 değişik anayasa profesörünü davet ettik. Onlardan rica  ettik, dedik ki: "Bizim için bir anayasa taslağı hazırlar mısınız? Türkiye'nin bütün sorunlarına cevap  verecek, gerçekten bu ülkeyi demokratik, gerçekten laik, gerçekten sosyal bir hukuk devleti hâline  getirecek bir anayasa için, Anayasa'nın değişmez maddelerini hiçbir şekilde değiştirmeden bizim  için bir taslak çalışması yapar mısınız."  Bu akademisyenlerimiz oturdular, defalarca bir araya geldiler, günlerce, haftalarca çalıştılar ve  sonuçta ortaya bir taslak çıktı. Bu taslak bazı yayın kuruluşlarının, medya kuruluşlarının web  sayfasında da yer aldı ama bu taslağın ülkeye getireceği demokratik ortamı kendileri için tehdit  hissedenler bunun aleyhinde bir kampanya başlattılar. O süreci hep beraber yaşadık. 2007'de bu  ülkede nasıl dört ayrı seçim bu millete yaşatılmak zorunda bırakıldıysa, 2008'de de bu ülkedeki her  iki seçmenden birinin oyunu almış olan iktidar partisine karşı açılan ve aylarca bu ülkeyi kilitleyen  bir kapatma davasının o Anayasa çalışmalarına da nasıl darbe indirdiğine hepiniz şahit oldunuz. Ama  biz, mademki bu konuda hassasiyetler var, o zaman muhalefet partilerimizle de el ele vererek ortak  bir zeminde Anayasa'nın ilgili maddelerini tek tek değiştirelim dedik. Şu anda benim mesuliyetini  üstlendiğim Avrupa Birliği müzakere sürecinde önümüze sık sık gelen bir kamu denetçiliği konusu  var, onunla ilgili de birtakım çalışmaları da yapmak için birtakım adımları atmak istedik -ki Sayın  Kaplan bunu sordu- onda da Anayasa engeline takıldık. Biz bu konularda sizlerle iş birliği yapmak  istiyoruz ama siz "Diyalog kurulması düşünülmediğine göre." diye cümle kurarsanız yani kapıları  baştan kapatırsanız bizim bu millete ancak sizi şikâyet etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.  Sayın Kaplan'ın sorusuna cevap vermiş olduk.  Sayın Dibek "Yargıyla ilgili, Sayın Cemil Çiçek'in görüşmesiyle ilgili Bakanlar Kurulunda  görüşüldü mü?" diye bir şey sordu.  Bakanlar Kurulu görüşmeleri gizlidir. Ben Bakanlar Kurulunda ne görüşüldüğünü söyleyecek  ehliyeti haiz bir insan değilim. Ben kanunlara, Anayasa'ma bağlıyım. Bakanlar Kurulunun tutanakları  vardır, onlar vakti zamanı gelince, belli bir süre sonra zaten paylaşılacaktır.  Ha, benim nasıl değerlendirdiğimi soruyorsanız, Sayın Çiçek o zaman Adalet Bakanı olarak  kendi Bakanlığının...  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Başbakan Yardımcısı...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ya da Başbakan Yardımcısı olarak şahsi  ilişkisi olan bir kişiyle görüşme yapmış mıdır yapmamış mıdır bilmiyorum. Ben kendisine sormadım,  benim bilgim yok.  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Yaptığını beyan etti.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ama yapmışsa da benim de yakınlarım olan,  dostlarım olan, eşim dostum olan insanlar vardır, her meslek grubundan vardır; doktoru vardır, askeri  vardır, savcısı vardır, milletvekili vardır, onlarla telefonla görüşürüm, ara sıra özel günlerde onları  arayabilirim, onlar da beni arayabilirler.
Sayfa 91 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 9 2 0 - İSA GÖK (Mersin) - Yani değişikliğin özünün yargı olduğu belli, o kesin.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Yaman "AK PARTİ programı  Anayasa değişikliği sözü verdi, neden parça parça değişiklik yapılıyor?" diye... Biliyorsunuz, 2007  seçimi sonrası, o akşam Sayın Genel Başkanımız ve Başbakanımız bir açıklama yaptı, "Biz bize oy  verenlerin olduğu kadar vermeyenlerin de iktidarıyız. Bu ülkede bütün sorunları hep birlikte çözmek  için çabalayacağız." dedi. Biz kendimiz bir anayasa taslağı hazırlamadık. Türkiye'nin en saygın, bu  konudaki bilgisini herkesin takdir ettiği 10 değişik anayasa profesörünü davet ettik. Onlardan rica  ettik, dedik ki: "Bizim için bir anayasa taslağı hazırlar mısınız? Türkiye'nin bütün sorunlarına cevap  verecek, gerçekten bu ülkeyi demokratik, gerçekten laik, gerçekten sosyal bir hukuk devleti hâline  getirecek bir anayasa için, Anayasa'nın değişmez maddelerini hiçbir şekilde değiştirmeden bizim  için bir taslak çalışması yapar mısınız."  Bu akademisyenlerimiz oturdular, defalarca bir araya geldiler, günlerce, haftalarca çalıştılar ve  sonuçta ortaya bir taslak çıktı. Bu taslak bazı yayın kuruluşlarının, medya kuruluşlarının web  sayfasında da yer aldı ama bu taslağın ülkeye getireceği demokratik ortamı kendileri için tehdit  hissedenler bunun aleyhinde bir kampanya başlattılar. O süreci hep beraber yaşadık. 2007'de bu  ülkede nasıl dört ayrı seçim bu millete yaşatılmak zorunda bırakıldıysa, 2008'de de bu ülkedeki her  iki seçmenden birinin oyunu almış olan iktidar partisine karşı açılan ve aylarca bu ülkeyi kilitleyen  bir kapatma davasının o Anayasa çalışmalarına da nasıl darbe indirdiğine hepiniz şahit oldunuz. Ama  biz, mademki bu konuda hassasiyetler var, o zaman muhalefet partilerimizle de el ele vererek ortak  bir zeminde Anayasa'nın ilgili maddelerini tek tek değiştirelim dedik. Şu anda benim mesuliyetini  üstlendiğim Avrupa Birliği müzakere sürecinde önümüze sık sık gelen bir kamu denetçiliği konusu  var, onunla ilgili de birtakım çalışmaları da yapmak için birtakım adımları atmak istedik -ki Sayın  Kaplan bunu sordu- onda da Anayasa engeline takıldık. Biz bu konularda sizlerle iş birliği yapmak  istiyoruz ama siz "Diyalog kurulması düşünülmediğine göre." diye cümle kurarsanız yani kapıları  baştan kapatırsanız bizim bu millete ancak sizi şikâyet etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.  Sayın Kaplan'ın sorusuna cevap vermiş olduk.  Sayın Dibek "Yargıyla ilgili, Sayın Cemil Çiçek'in görüşmesiyle ilgili Bakanlar Kurulunda  görüşüldü mü?" diye bir şey sordu.  Bakanlar Kurulu görüşmeleri gizlidir. Ben Bakanlar Kurulunda ne görüşüldüğünü söyleyecek  ehliyeti haiz bir insan değilim. Ben kanunlara, Anayasa'ma bağlıyım. Bakanlar Kurulunun tutanakları  vardır, onlar vakti zamanı gelince, belli bir süre sonra zaten paylaşılacaktır.  Ha, benim nasıl değerlendirdiğimi soruyorsanız, Sayın Çiçek o zaman Adalet Bakanı olarak  kendi Bakanlığının...  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Başbakan Yardımcısı...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ya da Başbakan Yardımcısı olarak şahsi  ilişkisi olan bir kişiyle görüşme yapmış mıdır yapmamış mıdır bilmiyorum. Ben kendisine sormadım,  benim bilgim yok.  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Yaptığını beyan etti.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Ama yapmışsa da benim de yakınlarım olan,  dostlarım olan, eşim dostum olan insanlar vardır, her meslek grubundan vardır; doktoru vardır, askeri  vardır, savcısı vardır, milletvekili vardır, onlarla telefonla görüşürüm, ara sıra özel günlerde onları  arayabilirim, onlar da beni arayabilirler.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Sayın Uras, bağımsız adaylara karşı gümrüklerdeki oyların haksızlığına değindi. Maalesef, tabii,  gümrükte oy kullanan vatandaşlarımızın oyunu hangi seçim bölgesinde kullanmak istediğine dair  bir tercih belirtme imkânı olmadığı için böyle bir sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Ama eğer Seçim  Kanunu'nda değişiklik yaparak yurt dışından gelen seçmenin gümrükte oyunu kullanırken "Ben,  İstanbul birinci bölge adayları arasından bir tercih yapmak istiyorum." diye bir daraltma imkânıyla  ilgili bir tasarı getirirseniz onu da değerlendirebiliriz. Bununla ilgili şahsi fikrim "olabilir" ama biraz  teknik çaba gerektirir ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza oy hakkı verirsek onun sorunlarını  aşabilirsek, yine aynı şekilde onların seçim bölgesine yönelik bir çalışma yapmak gerekir ya da parti  programımızda da olan Türkiye milletvekilliği önerisi var, belki o zaman 550 milletvekilinin 100'ü,  barajı da indirerek yüzde 1 barajına indirerek farklı partilerin az oy alsalar bile Mecliste söz hakkının  olmasını sağlayacak bir düzenleme düşüncemiz var, oraya yönelik olabilir. O, Türkiye milletvekilliği  olacağı için bütün partilerin ortak listesi olabilir. Ama bununla ilgili birlikte tartışıp bu Mecliste  gerekli kararları almamız gerekir diye düşünüyorum.  Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  3'üncü maddeyi okutuyorum:  MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın  Atila Emek. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ATİLA EMEK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin  462 sıra sayılı Teklifin 3'üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış  bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına yüce Meclis saygıyla selamlarım.  Değerli milletvekilleri, teklifin 3'üncü maddesi, yürütme maddesidir. Teklif, Anayasa'da  yapılacak olan değişikliklerin halk oylamasına sunulması hâlinde Yasa'da var olan yüz yirmi günlük  süreyi altmış gün, yabancı ülkelerdeki vatandaşlarımızın halk oylamasına katılması için kırk gün  olan süreyi de yirmi gün olarak değiştirmektedir.  Sayın milletvekilleri, bu teklife ve Komisyon Raporu'na karşı vermiş bulunduğumuz muhalefet  şerhinde açıkladığımız üzere, demokrasi, çoğunluğun egemen olduğu bir yönetim olmakla beraber  bu durum azınlığın temel hak ve özgürlüklerini bertaraf etme gerekçesi olamaz, olmamalıdır.  Demokrasi, belli bir çoğunluğun yönetimi olmakla beraber azınlığın hakları çoğunluğun iyi niyetine  bırakılamaz. Demokrasilerde esas olan, çoğunluk-azınlık çatışmasının önlenmesidir. Demokrasinin  üstün ve bariz olan yönü, tahammüllü tartışma zemini ve adalet duygusunu yaratmaktır.  Değerli milletvekilleri, bu ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, anayasal bir kurum  olan referandumun istisnai olarak uygulanması gerektiği inancındayız. Referandumun çerçevesi,  hangi konu ve amaca hizmet edeceği net olarak ifade edilmelidir. Temel hak ve özgürlüklerin sadece  devlete karşı korunması yetmez, çoğunluğa karşı da korunması gerekir, zira çoğunluğun temel hak  ve özgürlükleri tanımaması, yok etmesi kabul edilemez; bu takdirde, demokrasinin varlığından söz  edilemez.  - 9 2 1 -
Sayfa 92 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Sayın Uras, bağımsız adaylara karşı gümrüklerdeki oyların haksızlığına değindi. Maalesef, tabii,  gümrükte oy kullanan vatandaşlarımızın oyunu hangi seçim bölgesinde kullanmak istediğine dair  bir tercih belirtme imkânı olmadığı için böyle bir sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Ama eğer Seçim  Kanunu'nda değişiklik yaparak yurt dışından gelen seçmenin gümrükte oyunu kullanırken "Ben,  İstanbul birinci bölge adayları arasından bir tercih yapmak istiyorum." diye bir daraltma imkânıyla  ilgili bir tasarı getirirseniz onu da değerlendirebiliriz. Bununla ilgili şahsi fikrim "olabilir" ama biraz  teknik çaba gerektirir ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza oy hakkı verirsek onun sorunlarını  aşabilirsek, yine aynı şekilde onların seçim bölgesine yönelik bir çalışma yapmak gerekir ya da parti  programımızda da olan Türkiye milletvekilliği önerisi var, belki o zaman 550 milletvekilinin 100'ü,  barajı da indirerek yüzde 1 barajına indirerek farklı partilerin az oy alsalar bile Mecliste söz hakkının  olmasını sağlayacak bir düzenleme düşüncemiz var, oraya yönelik olabilir. O, Türkiye milletvekilliği  olacağı için bütün partilerin ortak listesi olabilir. Ama bununla ilgili birlikte tartışıp bu Mecliste  gerekli kararları almamız gerekir diye düşünüyorum.  Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  3'üncü maddeyi okutuyorum:  MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.  BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın  Atila Emek. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ATİLA EMEK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin  462 sıra sayılı Teklifin 3'üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış  bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına yüce Meclis saygıyla selamlarım.  Değerli milletvekilleri, teklifin 3'üncü maddesi, yürütme maddesidir. Teklif, Anayasa'da  yapılacak olan değişikliklerin halk oylamasına sunulması hâlinde Yasa'da var olan yüz yirmi günlük  süreyi altmış gün, yabancı ülkelerdeki vatandaşlarımızın halk oylamasına katılması için kırk gün  olan süreyi de yirmi gün olarak değiştirmektedir.  Sayın milletvekilleri, bu teklife ve Komisyon Raporu'na karşı vermiş bulunduğumuz muhalefet  şerhinde açıkladığımız üzere, demokrasi, çoğunluğun egemen olduğu bir yönetim olmakla beraber  bu durum azınlığın temel hak ve özgürlüklerini bertaraf etme gerekçesi olamaz, olmamalıdır.  Demokrasi, belli bir çoğunluğun yönetimi olmakla beraber azınlığın hakları çoğunluğun iyi niyetine  bırakılamaz. Demokrasilerde esas olan, çoğunluk-azınlık çatışmasının önlenmesidir. Demokrasinin  üstün ve bariz olan yönü, tahammüllü tartışma zemini ve adalet duygusunu yaratmaktır.  Değerli milletvekilleri, bu ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, anayasal bir kurum  olan referandumun istisnai olarak uygulanması gerektiği inancındayız. Referandumun çerçevesi,  hangi konu ve amaca hizmet edeceği net olarak ifade edilmelidir. Temel hak ve özgürlüklerin sadece  devlete karşı korunması yetmez, çoğunluğa karşı da korunması gerekir, zira çoğunluğun temel hak  ve özgürlükleri tanımaması, yok etmesi kabul edilemez; bu takdirde, demokrasinin varlığından söz  edilemez.  - 9 2 1 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 2 2 - Sayın milletvekilleri, günümüz Türkiye'sinde toplumsal ayrışmanın ve çatışmanın her alanda zir­ veye ulaştığı bir yönetim süreci, anayasal kurumların kimilerine göre çatışma içine girdiği ve biz  Cumhuriyet Halk Partisine göre ise anayasal kurumların saldırıya uğradığı bir dönemi yaşıyoruz.  Türkiye'miz AKP İktidarında iyi yönetilmediği için toplumun bütün kesimlerinde siyasi, sosyal ve  ekonomik sıkıntılar had safhaya ulaşmış, işsizlik, yoksulluk insanları canından bezdirmiş, insanımız  geleceğe olan umudunu ve güvenini kaybetmiştir. AKP İktidarı "açılım" adı altında ülkeyi ve top­ lumu çatışmaya, umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklemiştir.  Sayın milletvekilleri, AKP'nin sekiz yılı aşkın iktidar dönemini milletimizle beraber yaşadık.  2002'de "3Y" formülüyle iktidar olan AKP, bugün "3Y" ile bütünleşti; ülkede yoksulluğun, yolsuz­ luğun ve yasakların artarak devam etmesinin nedeni hâline geldi. AKP sözcülerinin ağızlarından  düşmeyen fakir fukara, garip gureba kaderlerine terk edildi. AKP İktidarı, yarattığı kendi zenginleri  ve yandaşlanyla bir mutluluk tablosu sergiledi. Bir eli yağda, bir eli balda olan iktidar çevrelerinin  mutlu yaşamlarındaki kesitler ile halkın günlük yaşamındaki çektiği sıkıntılar ve acı gerçekler giz­ lenemez boyuta geldi.  Değerli milletvekilleri, böyle bir ortamda, AKP İktidarı, halkın sıkıntılarını çözmek yerine top­ lumsal sözleşme olan Anayasa değişiklikleriyle yeni gerginlikler, çatışmalar yaratarak toplumdaki iş­ sizliğin, aşsızlığın, çaresizliğin üstünü örtmek ve gündem değiştirmeye çalışmaktadır, ancak AKP  çevreleri, gidilecek bir referandumda siyasi iktidarın perişan ettiği halkımızdan gerekli desteği bu­ lamayacağını görecektir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anayasalar uzlaşıyla ve toplumun bütün kesimlerinin kat­ kılarıyla düzenlenen toplumsal, ana sözleşmelerdir. AKP İktidarı, uzlaşıdan uzak, kendine göre or­ taya koyduğu gündemleri Parlamentoya ve topluma dayatma anlayışını sürdüregelmiştir, bu teklifin  altında yatan da bu anlayıştır.  AKP, uzlaşmaz tutumunun yanında toplumda ve kurumlarda gerilime neden olmaktadır. AKP  sözcüleri son günlerde yargıya saldırmakta, "Yargı yürütmeye müdahale etmemeli." ifadelerini dil­ lerinden düşürmemektedirler. Oysa yargı, Anayasa'nın 125'inci maddesinde açıkça ifade edildiği  üzere "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." hükmü uyarınca görevini  yapmaktadır.  Sayın milletvekilleri, yargının Anayasa'dan doğan idarenin işlemlerine karşı denetim hakkına  karşı çıkan AKP sözcülerinin, yetkileri olmadığı hâlde, AKP İktidar sorumlularının yargı mensup­ larına yön vermek ve yürütülmekte olan soruşturmalara müdahale etmelerine ne demeli? Devri ikti­ darınızda yargıyı yıprattığınız gibi, siyasallaştırma konusunda da gayretlerinizi sürdürdünüz.  Özelleştirme mağduru Tekel işçilerinin iki ayı aşkın bir zamandan beri Başkentin ortasında, kışın en  soğuk günlerinde, çoluk çocuklarından ayrı, sağlıkları tehdit ve tehlike altında, hak arama uğraşla­ rını görmeyen, haklı taleplerini dikkate almayan AKP İktidarının anlayışına yargı "Dur" demiş, hak  arayan Tekel işçilerine haklarını elde etme yolunda zaman ve umut vermiştir.  Değerli arkadaşlanm, toplumda yoksulluk, yolsuzluk had safhaya ulaşmış, toplumun her ala­ nında AKP İktidannın yanlış uygulamalan ayrışmaya ve çatışmaya zemin hazırlamış, bin bir emekle  okutup yetiştirdiğimiz, ülkenin geleceği olan gençlerimiz işsiz ve çaresiz, geleceğe olan umutlannı  yitirmişlerdir. Böyle bir ortamda, AKP İktidarı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması  Hakkında Kanun'da değişiklik yapan teklifi Parlamento gündemine getirmiştir. Bunun arkasında  yatan dayatmacı bir anlayışla AKP, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, Anayasa Mahkemesi­ nin, Danıştayın yapısında ve üye seçiminde değişiklikleri sağlayacak Anayasa değişikliğini gündeme  getirmeyi amaçlamaktadır.
Sayfa 93 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 2 2 - Sayın milletvekilleri, günümüz Türkiye'sinde toplumsal ayrışmanın ve çatışmanın her alanda zir­ veye ulaştığı bir yönetim süreci, anayasal kurumların kimilerine göre çatışma içine girdiği ve biz  Cumhuriyet Halk Partisine göre ise anayasal kurumların saldırıya uğradığı bir dönemi yaşıyoruz.  Türkiye'miz AKP İktidarında iyi yönetilmediği için toplumun bütün kesimlerinde siyasi, sosyal ve  ekonomik sıkıntılar had safhaya ulaşmış, işsizlik, yoksulluk insanları canından bezdirmiş, insanımız  geleceğe olan umudunu ve güvenini kaybetmiştir. AKP İktidarı "açılım" adı altında ülkeyi ve top­ lumu çatışmaya, umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklemiştir.  Sayın milletvekilleri, AKP'nin sekiz yılı aşkın iktidar dönemini milletimizle beraber yaşadık.  2002'de "3Y" formülüyle iktidar olan AKP, bugün "3Y" ile bütünleşti; ülkede yoksulluğun, yolsuz­ luğun ve yasakların artarak devam etmesinin nedeni hâline geldi. AKP sözcülerinin ağızlarından  düşmeyen fakir fukara, garip gureba kaderlerine terk edildi. AKP İktidarı, yarattığı kendi zenginleri  ve yandaşlanyla bir mutluluk tablosu sergiledi. Bir eli yağda, bir eli balda olan iktidar çevrelerinin  mutlu yaşamlarındaki kesitler ile halkın günlük yaşamındaki çektiği sıkıntılar ve acı gerçekler giz­ lenemez boyuta geldi.  Değerli milletvekilleri, böyle bir ortamda, AKP İktidarı, halkın sıkıntılarını çözmek yerine top­ lumsal sözleşme olan Anayasa değişiklikleriyle yeni gerginlikler, çatışmalar yaratarak toplumdaki iş­ sizliğin, aşsızlığın, çaresizliğin üstünü örtmek ve gündem değiştirmeye çalışmaktadır, ancak AKP  çevreleri, gidilecek bir referandumda siyasi iktidarın perişan ettiği halkımızdan gerekli desteği bu­ lamayacağını görecektir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anayasalar uzlaşıyla ve toplumun bütün kesimlerinin kat­ kılarıyla düzenlenen toplumsal, ana sözleşmelerdir. AKP İktidarı, uzlaşıdan uzak, kendine göre or­ taya koyduğu gündemleri Parlamentoya ve topluma dayatma anlayışını sürdüregelmiştir, bu teklifin  altında yatan da bu anlayıştır.  AKP, uzlaşmaz tutumunun yanında toplumda ve kurumlarda gerilime neden olmaktadır. AKP  sözcüleri son günlerde yargıya saldırmakta, "Yargı yürütmeye müdahale etmemeli." ifadelerini dil­ lerinden düşürmemektedirler. Oysa yargı, Anayasa'nın 125'inci maddesinde açıkça ifade edildiği  üzere "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." hükmü uyarınca görevini  yapmaktadır.  Sayın milletvekilleri, yargının Anayasa'dan doğan idarenin işlemlerine karşı denetim hakkına  karşı çıkan AKP sözcülerinin, yetkileri olmadığı hâlde, AKP İktidar sorumlularının yargı mensup­ larına yön vermek ve yürütülmekte olan soruşturmalara müdahale etmelerine ne demeli? Devri ikti­ darınızda yargıyı yıprattığınız gibi, siyasallaştırma konusunda da gayretlerinizi sürdürdünüz.  Özelleştirme mağduru Tekel işçilerinin iki ayı aşkın bir zamandan beri Başkentin ortasında, kışın en  soğuk günlerinde, çoluk çocuklarından ayrı, sağlıkları tehdit ve tehlike altında, hak arama uğraşla­ rını görmeyen, haklı taleplerini dikkate almayan AKP İktidarının anlayışına yargı "Dur" demiş, hak  arayan Tekel işçilerine haklarını elde etme yolunda zaman ve umut vermiştir.  Değerli arkadaşlanm, toplumda yoksulluk, yolsuzluk had safhaya ulaşmış, toplumun her ala­ nında AKP İktidannın yanlış uygulamalan ayrışmaya ve çatışmaya zemin hazırlamış, bin bir emekle  okutup yetiştirdiğimiz, ülkenin geleceği olan gençlerimiz işsiz ve çaresiz, geleceğe olan umutlannı  yitirmişlerdir. Böyle bir ortamda, AKP İktidarı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması  Hakkında Kanun'da değişiklik yapan teklifi Parlamento gündemine getirmiştir. Bunun arkasında  yatan dayatmacı bir anlayışla AKP, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, Anayasa Mahkemesi­ nin, Danıştayın yapısında ve üye seçiminde değişiklikleri sağlayacak Anayasa değişikliğini gündeme  getirmeyi amaçlamaktadır.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 2 3 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı, devlet imkânlarıyla medya alanında yaptığı  ve yarattığı yandaş medya anlayışını yargıda da mı yapmak istemektedir? İşte, bunu yapamazsınız.  Ne kadar müdahale ederseniz ediniz, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldıramazsınız.  Yargı herkes için güvencedir, Meclisin raflarında duran soruşturma dosyalarında yargılama hakkı  bekleyenler için de bir güvencedir.  Yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak dokunulmazlığın kürsü dokunulmazlığıyla  sınırlandırılmasını milletimize verilmiş bir söz olarak bu yüce Parlamentoda hep dile getirdik, AKP  olarak buna yanaşmadınız. Milletin Meclisinin suçluların sığınak yeri olmaktan çıkartılması için  Meclisteki dokunulmazlık dosyalarının ele alınıp haklarında fezleke bulunan kişilere yargılama  haklarının verilmesini talep ettik, çoğunluğunuza dayanarak bunları reddettiniz. Gün geldi  sözcüleriniz "Yargıya güvenmiyoruz." dediler. Şimdi bütün bunlar için ve gelecekteki yargılama  süreçlerinde güveneceğiniz yargıyı yaratmak, medyada olduğu gibi yandaş yargı oluşturmak için mi  bu teklifin arkasından Anayasa değişiklik paketini gündeme getirmeyi planlıyorsunuz?  Değerli milletvekilleri, 2007 yılında AKP'nin sivil anayasa için oluşturduğu bilim kurulunda  görev alan Sayın Profesör Serap Yazıcı bakın ne diyor: "Türkiye çok karanlık bir tünelden geçiyor.  Toplumdaki hoşgörüsüzlük, kutuplaşma iki yıl öncesine göre çok daha arttı. Bana göre bu ortamda  bırakın yeni anayasayı kira kontratı bile yapılamaz, hatta böyle bir girişim yeni çatışmalar doğurmaya  neden olur."  HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Ne zaman söyledi onu?  ATİLA EMEK (Devamla) - Değerli milletvekilleri, teklifin arkasındaki hesapların ve Anayasa  değişikliği hayallerinin ülkenin ve milletin hayrına değil, AKP'nin özel hesaplarına uygun düştüğü  anlaşılmaktadır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Emek, konuşmanızı tamamlayınız, buyurun.  ATİLA EMEK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak ülkenin ve milletin gerçek  gündemine uygun düşmeyen AKP dayatmalarına ne biz ne de milletimiz izin vermeyecektir. Biz,  ülkenin önemli sorunlarını teşkil eden yolsuzluğa son vermeyi, yoksulluğu ve işsizliği de çözmek  istiyoruz. Siyasal iktidarın ülkeyi ve milleti çatışmadan ve ayrışma ortamından bir an önce  çıkarmasını öneriyoruz.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP, milleti canından bezdiren ve artarak devam eden  işsizliğe, yoksulluğa, aşsızlığa çare bulacağı yerde, her gün yeni sorunlar yaratarak insanımızı  umutsuzluğa sevk ediyor. Milletimiz, bunun cevabını, yapılacak ilk seçimde sandıkta verecek, AKP  geldiği gibi halkın oylarıyla iktidardan gidecektir. (AK PARTİ sıralanndan "Göreceksiniz!" sesleri,  CHP sıralanndan alkışlar)  Bu duygu ve düşüncelerle, yüce Meclise saygılar sunanm.  Göreceğiz, göreceğiz!  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
Sayfa 94 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 2 3 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı, devlet imkânlarıyla medya alanında yaptığı  ve yarattığı yandaş medya anlayışını yargıda da mı yapmak istemektedir? İşte, bunu yapamazsınız.  Ne kadar müdahale ederseniz ediniz, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldıramazsınız.  Yargı herkes için güvencedir, Meclisin raflarında duran soruşturma dosyalarında yargılama hakkı  bekleyenler için de bir güvencedir.  Yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak dokunulmazlığın kürsü dokunulmazlığıyla  sınırlandırılmasını milletimize verilmiş bir söz olarak bu yüce Parlamentoda hep dile getirdik, AKP  olarak buna yanaşmadınız. Milletin Meclisinin suçluların sığınak yeri olmaktan çıkartılması için  Meclisteki dokunulmazlık dosyalarının ele alınıp haklarında fezleke bulunan kişilere yargılama  haklarının verilmesini talep ettik, çoğunluğunuza dayanarak bunları reddettiniz. Gün geldi  sözcüleriniz "Yargıya güvenmiyoruz." dediler. Şimdi bütün bunlar için ve gelecekteki yargılama  süreçlerinde güveneceğiniz yargıyı yaratmak, medyada olduğu gibi yandaş yargı oluşturmak için mi  bu teklifin arkasından Anayasa değişiklik paketini gündeme getirmeyi planlıyorsunuz?  Değerli milletvekilleri, 2007 yılında AKP'nin sivil anayasa için oluşturduğu bilim kurulunda  görev alan Sayın Profesör Serap Yazıcı bakın ne diyor: "Türkiye çok karanlık bir tünelden geçiyor.  Toplumdaki hoşgörüsüzlük, kutuplaşma iki yıl öncesine göre çok daha arttı. Bana göre bu ortamda  bırakın yeni anayasayı kira kontratı bile yapılamaz, hatta böyle bir girişim yeni çatışmalar doğurmaya  neden olur."  HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Ne zaman söyledi onu?  ATİLA EMEK (Devamla) - Değerli milletvekilleri, teklifin arkasındaki hesapların ve Anayasa  değişikliği hayallerinin ülkenin ve milletin hayrına değil, AKP'nin özel hesaplarına uygun düştüğü  anlaşılmaktadır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Emek, konuşmanızı tamamlayınız, buyurun.  ATİLA EMEK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak ülkenin ve milletin gerçek  gündemine uygun düşmeyen AKP dayatmalarına ne biz ne de milletimiz izin vermeyecektir. Biz,  ülkenin önemli sorunlarını teşkil eden yolsuzluğa son vermeyi, yoksulluğu ve işsizliği de çözmek  istiyoruz. Siyasal iktidarın ülkeyi ve milleti çatışmadan ve ayrışma ortamından bir an önce  çıkarmasını öneriyoruz.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP, milleti canından bezdiren ve artarak devam eden  işsizliğe, yoksulluğa, aşsızlığa çare bulacağı yerde, her gün yeni sorunlar yaratarak insanımızı  umutsuzluğa sevk ediyor. Milletimiz, bunun cevabını, yapılacak ilk seçimde sandıkta verecek, AKP  geldiği gibi halkın oylarıyla iktidardan gidecektir. (AK PARTİ sıralanndan "Göreceksiniz!" sesleri,  CHP sıralanndan alkışlar)  Bu duygu ve düşüncelerle, yüce Meclise saygılar sunanm.  Göreceğiz, göreceğiz!  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Bengi Yıldız.  Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben  de hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.  Doğrusu, yeni bir seçime asgarisinden bir yıldan daha fazla zaman olduğunu herkes kabul edi­ yor ve buna baktığımızda da yeni bir Anayasa, yeni yasalar, demokratikleşme noktasında bu Parla­ mentonun bu saatten sonra bir şey yapamayacağı iddiasında olan partiler ve gruplar da var. Bu bir yıl  içerisinde ne yapacaklarını aslında halkımıza anlatmaları gerektiğine inanıyoruz. Parlamentodaki  görevimiz, halkımızın ihtiyacı olan yasaları ve başta da Anayasa'yı yapmak ve bu halkın özlem ve  istemlerine sahip çıkmaktır. Bunu, Barış ve Demokrasi Partisi olarak tekrar halkımızla paylaşmak is­ tiyoruz.  Başta Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere, aslında, Parlamentodaki bütün grupların konuş­ malarından, mevcut Anayasa'nın askeri sistemin bir ürünü olduğu, toplumun ihtiyaçlarını karşıla­ madığı ve yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç duyulduğu noktasında bir görüş birliği de var. Aynı zamanda,  Cumhuriyet Halk Partisinin sadece daha önceki raporlarına değil, aslında 2009'daki raporlarına bak­ tığımızda da demokratikleşme ve hukuk devleti konusunda çok önemli saptamaların olduğunu gö­ rüyoruz ve bunu yüce Meclisle de paylaşma gereğini duyuyoruz.  "1982 Anayasası bir askerî müdahale sonucu hazırlandığından ve hak ve özgürlüklerle ilgili bö­ lümü bir istisnalar rejimine tabi tuttuğundan Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerle ilgili bölümünü  uluslararası taahhütlerle uyumlu hâle getirmemiz gerekir." diyor ve "Kapsamlı bir adli reform ger­ çekleştirerek yargının hızlı, adil ve bağımsız olması sağlanmalıdır." şeklinde tespitleri var Cumhu­ riyet Halk Partisinin.  Yine bu raporun ilerleyen kısmında "Anayasa, özgürlükten yana değildir." diye bir başlık altında  "Çağımızda demokrasinin insan hakları katalogunun giderek genişleme sürecine girdiği, üçüncü  kuşak haklarla giderek teknolojik hakların geldiği, yeni hak ve özgürlüklerin de eklendiği  görülmektedir. Hak ve özgürlüklerimizin temel kaynağı olan Anayasa'mızın ise bu gelişmelerin  uzağında kaldığı..." tespiti yapılıyor.  Bu maddeler ilk bakışta oldukça geniş hak ve özgürlükler listesini ortaya koymakla beraber, 82  Anayasası'nın aslında "ama"larla devam ettiği tespitinden sonra, Anayasa'mızda hak ve özgürlüklerin  kapsamlarının çok dar tutulduğu, getirilmiş olan sınır ve istisnaların da içlerinin boşaltıldığı tespiti  yapılıyor.  Bu belirlemeler ve devam eden belirlemelerden, aslında Parlamentodaki bütün partilerin yeni bir  anayasadan yana tavır koyduklarını, raporlarda ve seçim atmosferinde özgürlükten ve demokrasiden  çokça bahsettiklerini görüyoruz. Temel sıkıntı, zamanı geldiğinde, Parlamento bu görevle karşı  karşıya geldiğinde, siyasi partilerin "Biz yapmazsak diğer partiler de yapmasın." şeklinde Türkiye'de,  aslında Türkiye siyasal tarihinde çok yaygın olan bir hastalıkla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.  Hâlbuki, muhalefet partilerinin özgürleşme ve demokratikleşme konusunda iktidar partisinden çok  daha ileri bir durumda olması gerektiğini söylüyoruz.  - 9 2 4 -
Sayfa 95 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Bengi Yıldız.  Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben  de hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.  Doğrusu, yeni bir seçime asgarisinden bir yıldan daha fazla zaman olduğunu herkes kabul edi­ yor ve buna baktığımızda da yeni bir Anayasa, yeni yasalar, demokratikleşme noktasında bu Parla­ mentonun bu saatten sonra bir şey yapamayacağı iddiasında olan partiler ve gruplar da var. Bu bir yıl  içerisinde ne yapacaklarını aslında halkımıza anlatmaları gerektiğine inanıyoruz. Parlamentodaki  görevimiz, halkımızın ihtiyacı olan yasaları ve başta da Anayasa'yı yapmak ve bu halkın özlem ve  istemlerine sahip çıkmaktır. Bunu, Barış ve Demokrasi Partisi olarak tekrar halkımızla paylaşmak is­ tiyoruz.  Başta Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere, aslında, Parlamentodaki bütün grupların konuş­ malarından, mevcut Anayasa'nın askeri sistemin bir ürünü olduğu, toplumun ihtiyaçlarını karşıla­ madığı ve yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç duyulduğu noktasında bir görüş birliği de var. Aynı zamanda,  Cumhuriyet Halk Partisinin sadece daha önceki raporlarına değil, aslında 2009'daki raporlarına bak­ tığımızda da demokratikleşme ve hukuk devleti konusunda çok önemli saptamaların olduğunu gö­ rüyoruz ve bunu yüce Meclisle de paylaşma gereğini duyuyoruz.  "1982 Anayasası bir askerî müdahale sonucu hazırlandığından ve hak ve özgürlüklerle ilgili bö­ lümü bir istisnalar rejimine tabi tuttuğundan Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerle ilgili bölümünü  uluslararası taahhütlerle uyumlu hâle getirmemiz gerekir." diyor ve "Kapsamlı bir adli reform ger­ çekleştirerek yargının hızlı, adil ve bağımsız olması sağlanmalıdır." şeklinde tespitleri var Cumhu­ riyet Halk Partisinin.  Yine bu raporun ilerleyen kısmında "Anayasa, özgürlükten yana değildir." diye bir başlık altında  "Çağımızda demokrasinin insan hakları katalogunun giderek genişleme sürecine girdiği, üçüncü  kuşak haklarla giderek teknolojik hakların geldiği, yeni hak ve özgürlüklerin de eklendiği  görülmektedir. Hak ve özgürlüklerimizin temel kaynağı olan Anayasa'mızın ise bu gelişmelerin  uzağında kaldığı..." tespiti yapılıyor.  Bu maddeler ilk bakışta oldukça geniş hak ve özgürlükler listesini ortaya koymakla beraber, 82  Anayasası'nın aslında "ama"larla devam ettiği tespitinden sonra, Anayasa'mızda hak ve özgürlüklerin  kapsamlarının çok dar tutulduğu, getirilmiş olan sınır ve istisnaların da içlerinin boşaltıldığı tespiti  yapılıyor.  Bu belirlemeler ve devam eden belirlemelerden, aslında Parlamentodaki bütün partilerin yeni bir  anayasadan yana tavır koyduklarını, raporlarda ve seçim atmosferinde özgürlükten ve demokrasiden  çokça bahsettiklerini görüyoruz. Temel sıkıntı, zamanı geldiğinde, Parlamento bu görevle karşı  karşıya geldiğinde, siyasi partilerin "Biz yapmazsak diğer partiler de yapmasın." şeklinde Türkiye'de,  aslında Türkiye siyasal tarihinde çok yaygın olan bir hastalıkla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.  Hâlbuki, muhalefet partilerinin özgürleşme ve demokratikleşme konusunda iktidar partisinden çok  daha ileri bir durumda olması gerektiğini söylüyoruz.  - 9 2 4 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, cumhuriyet tarihi boyunca, 1921 Anayasası dâhil  olmak üzere, olağan koşullarda ve halkın iradesi olan ve çokça da dillendirildiği gibi bir mutabakat  metni olan bir anayasaya kavuşamadı. 1921 ve 24 anayasaları olağanüstü koşulların ürünü olup resmî  ideolojinin toplumu biçimlendirme ve bir imparatorluğun bakiyesi olan halkları ve inançları  tekleştirme, aynılaştırmanın aracı olarak kullanıldığını görüyoruz. Bu modelin, Avrupa'nın tersine,  "ulus devlet" modelinden çok, "devlet ulus" modeliyle tarihimize cevap verdiğini görüyoruz ve aynı  zamanda, hem 61 Anayasası'nda hem 82 Anayasası'nda bu ideolojinin kendini şu şekilde formüle  ettiğini görüyoruz: Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğu şeklinde. Yani, önce bir  devlet var, sonra bu devletin bir ülkesi, sonra da bu devletin bir milleti olduğunu görüyoruz.  1960 darbesinin ürünü olan ve başbakanı asanlar tarafından hazırlanmış 61 Anayasası ile 80  darbesinin ürünü olan 82 Anayasası'nın, topluma zorla kabul ettirilen ve şeklî olarak referanduma  sunulan metinler olduğu Bilinen bir gerçektir. Bu anayasaların meşruiyeti o darbeyi yapanların  meşruiyetiyle orantılıdır. "Bu Anayasa'yı değiştiremezsiniz çünkü bu Anayasa'ya bağlılık yemini  ettiniz." diyenlere soruyoruz: 1960 darbesini yapanlar ve o zamanki Parlamento, 1924 Anayasası'na  bağlılık yemini etmemişler miydi? 1980 darbesini yapanlar ve o dönemin Parlamentosu, 1961  Anayasası üzerine yemin etmemişler miydi? O yeminlerin gereğini o parlamentolar yaptı mı? Darbeyi  yapanları, ortadan o Anayasa'yı kaldıranların hesabını sordular mı? Bugün bu Anayasa'nın  Parlamento tarafından değiştirilme taleplerine karşı ayaklananlar "Bu Parlamento bunu yapamaz,  seçime bir yıl kala olmaz." diyenler kendi varlık nedenleri olan ve halk egemenliğinin tecelli yeri olan  kurumu güçten düşülmüyorlar mı? Kekliğe sormuşlar "Ayakların neden kırmızı?" diye. Mevsim  kişmiş. Keklik "Kardan, kıştan" demiş. Bu cevabı duyanlar itiraz etmişler "Ama biz seni yazın  ortasında da gördük yine ayakların kırmızıydı." demişler. Mesele, seçime bir yıl kala meselesi değil,  hemen seçimin sonrasında da aynı yaklaşım söz konusuydu. Mesele, bu askerî rejim ürünü olan  Anayasa'dan hoşnut olmadır. Mesele, bu Parlamento değil, askerî, sivil seçkinci kesimin bu ülkeyi  yöneteceğine olan sadakattir. Mesele, Parlamentonun saygınlığının yüzde 40, 50'lerde  seyretmesinden gocunmayanlann, askerlerin saygınlığının yüzde 70'lerde olması karşısında "Rejim  elden gidiyor." yaygarasını koparma meselesidir.  "Bu Parlamento anayasa yapamaz." diyenler bir ayıp içerisindedirler ama sekiz yıldır bu  Anayasa'yı değiştirmeyen Adalet ve Kalkınma Partisi benzer bir ayıbın içerisindedir. Bu iradesizliğin  sebebi Parlamento değil, kendilerinin beceriksizliğidir. Bu Parlamento her şeyi yapmaya muktedirdir.  Parlamento halktır. Halkın iradesini tanımayan hiçbir kurum ve kuruluş saygıyı hak etmez.  Parlamentonun gücüne, kudretine inanmayanların Parlamentoda bulunma hakları yoktur.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Hükümeti, eğer devlet seçkinlerine "Bugüne kadar  siz yönettiniz, nimetlerden siz faydalandınız, biraz da biz yönetelim, biraz da biz faydalanalım."  diyorlarsa -ki şimdiye kadar icraatlarından bu anlaşılıyor- bu arayışın karşısında en sert muhalefeti  Barış ve Demokrasi Partisi yapacaktır.  Kürtler ve Türkler, ezilenler, farklılıklarından dolayı zulme uğrayanlar...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Yıldız, konuşmanızı tamamlayınız.  - 9 2 5 -
Sayfa 96 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, cumhuriyet tarihi boyunca, 1921 Anayasası dâhil  olmak üzere, olağan koşullarda ve halkın iradesi olan ve çokça da dillendirildiği gibi bir mutabakat  metni olan bir anayasaya kavuşamadı. 1921 ve 24 anayasaları olağanüstü koşulların ürünü olup resmî  ideolojinin toplumu biçimlendirme ve bir imparatorluğun bakiyesi olan halkları ve inançları  tekleştirme, aynılaştırmanın aracı olarak kullanıldığını görüyoruz. Bu modelin, Avrupa'nın tersine,  "ulus devlet" modelinden çok, "devlet ulus" modeliyle tarihimize cevap verdiğini görüyoruz ve aynı  zamanda, hem 61 Anayasası'nda hem 82 Anayasası'nda bu ideolojinin kendini şu şekilde formüle  ettiğini görüyoruz: Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğu şeklinde. Yani, önce bir  devlet var, sonra bu devletin bir ülkesi, sonra da bu devletin bir milleti olduğunu görüyoruz.  1960 darbesinin ürünü olan ve başbakanı asanlar tarafından hazırlanmış 61 Anayasası ile 80  darbesinin ürünü olan 82 Anayasası'nın, topluma zorla kabul ettirilen ve şeklî olarak referanduma  sunulan metinler olduğu Bilinen bir gerçektir. Bu anayasaların meşruiyeti o darbeyi yapanların  meşruiyetiyle orantılıdır. "Bu Anayasa'yı değiştiremezsiniz çünkü bu Anayasa'ya bağlılık yemini  ettiniz." diyenlere soruyoruz: 1960 darbesini yapanlar ve o zamanki Parlamento, 1924 Anayasası'na  bağlılık yemini etmemişler miydi? 1980 darbesini yapanlar ve o dönemin Parlamentosu, 1961  Anayasası üzerine yemin etmemişler miydi? O yeminlerin gereğini o parlamentolar yaptı mı? Darbeyi  yapanları, ortadan o Anayasa'yı kaldıranların hesabını sordular mı? Bugün bu Anayasa'nın  Parlamento tarafından değiştirilme taleplerine karşı ayaklananlar "Bu Parlamento bunu yapamaz,  seçime bir yıl kala olmaz." diyenler kendi varlık nedenleri olan ve halk egemenliğinin tecelli yeri olan  kurumu güçten düşülmüyorlar mı? Kekliğe sormuşlar "Ayakların neden kırmızı?" diye. Mevsim  kişmiş. Keklik "Kardan, kıştan" demiş. Bu cevabı duyanlar itiraz etmişler "Ama biz seni yazın  ortasında da gördük yine ayakların kırmızıydı." demişler. Mesele, seçime bir yıl kala meselesi değil,  hemen seçimin sonrasında da aynı yaklaşım söz konusuydu. Mesele, bu askerî rejim ürünü olan  Anayasa'dan hoşnut olmadır. Mesele, bu Parlamento değil, askerî, sivil seçkinci kesimin bu ülkeyi  yöneteceğine olan sadakattir. Mesele, Parlamentonun saygınlığının yüzde 40, 50'lerde  seyretmesinden gocunmayanlann, askerlerin saygınlığının yüzde 70'lerde olması karşısında "Rejim  elden gidiyor." yaygarasını koparma meselesidir.  "Bu Parlamento anayasa yapamaz." diyenler bir ayıp içerisindedirler ama sekiz yıldır bu  Anayasa'yı değiştirmeyen Adalet ve Kalkınma Partisi benzer bir ayıbın içerisindedir. Bu iradesizliğin  sebebi Parlamento değil, kendilerinin beceriksizliğidir. Bu Parlamento her şeyi yapmaya muktedirdir.  Parlamento halktır. Halkın iradesini tanımayan hiçbir kurum ve kuruluş saygıyı hak etmez.  Parlamentonun gücüne, kudretine inanmayanların Parlamentoda bulunma hakları yoktur.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Hükümeti, eğer devlet seçkinlerine "Bugüne kadar  siz yönettiniz, nimetlerden siz faydalandınız, biraz da biz yönetelim, biraz da biz faydalanalım."  diyorlarsa -ki şimdiye kadar icraatlarından bu anlaşılıyor- bu arayışın karşısında en sert muhalefeti  Barış ve Demokrasi Partisi yapacaktır.  Kürtler ve Türkler, ezilenler, farklılıklarından dolayı zulme uğrayanlar...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Yıldız, konuşmanızı tamamlayınız.  - 9 2 5 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 2 6 - Buyurun.  BENGİ YILDIZ (Devamla) - .. .bu cumhuriyetin gerçekten halkın cumhuriyeti, demokratik bir  cumhuriyet, hukukun üstünlüğüne dayanan bir cumhuriyet olması için mücadelelerini sürdürecek­ lerdir ve her yerde ve sonuçta daima hakikat zafer kazanacaktır. Tarihe dönüp baktığımızda hiçbir  yerde hiç kimsenin diktatörleri ve otoriter rejimleri saygıyla andığı görülmemiştir. En kutsal değer­ ler uğruna yapıldığı söylenen haçlı seferlerinin dahi insanlığın vicdanında nasıl mahkûm olduğu bi­ linmektedir.  Dolayısıyla, bu yüce Parlamento, bugünden başlayarak seçimlere kadar, başta Anayasa ve ya­ salarda olmak üzere, temel hak ve özgürlükler alanında bütün çalışmaları, yasal düzenlemeleri yap­ mak kudreti ve gücüne sahiptir. Adalet ve Kalkınma Partisi ve muhalefet partileri, Parlamentonun bu  iradesine sahip çıkmak zorundadırlar ve durumundadırlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BENGİ YILDIZ (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle yüce Parlamentoyu sevgi ve saygıyla  selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldız.  Şahsı adına Manisa Milletvekili Sayın İsmail Bilen.  Buyurun Sayın Bilen.  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, grup adına konuşmamız vardı.  BAŞKAN - AK PARTİ Grubu adına Sayın Bekir Bozdağ, buyurun. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, değerli milletvekil­ leri; Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanun'da değişiklik öngören tek­ lifin 3'üncü maddesi üzerinde AK PARTİ grubu adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Saygıdeğer arkadaşlar, bu görüşmeler yapılırken, görüşmelerin başından beri bir tartışma yapı­ lıyor. "Bu teklif Anayasa'nın 67'nci maddesindeki engele takılır ve uygulanmayabilir yani dört ay  uygulanabilir veyahut da bir sene uygulanmaz, bir seneden sonra uygulanabilir." şeklinde değerlen­ dirmeler yapıldı. Bu değerlendirmeler yapılırken de Anayasa'dan birtakım hükümler burada okundu  ve yorumlandı.  Şimdi müsaadenizle, bunu bir de ben değerlendirmek istiyorum. Tabii bunun takdirini bizi iz­ leyen siz değerli milletvekilleri ve milletimiz yapacaktır, bu konuları inceleyenler de ileride bunla­ rın üzerinde gerekli değerlendirmeleri yapacaktır. Şimdi Anayasa'nın 67'nci maddesinin son fıkrasını  beraber bir okuyalım: "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler..." Çok net, seçim kanunlarında  yapılan değişiklikler, "...yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uy­ gulanmaz." Burası da çok net, seçimlerde uygulanmaz.  Peki, şimdi soru şu: Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanun bir  seçim kanunu mu? Önce bu sorunun cevabını aramamız lazım. Şimdi, bunun için gene Anayasa'ya  bir müracaat etmekte fayda var. Bakıyoruz Anayasa'nın 67'nci maddesinin birinci fıkrasına, diyor ki:  "Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir  siyasî parti içerisinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir." Dikkat  edin, virgül virgül ayırıyor, ayrı ayrı; o ayrı, o ayrı, o ayrı, ondan sonra halk oylamasını da ayrıca  zikrediyor. Bunlar aynı olsa niye ayrı ayrı zikretme gereği duydu.
Sayfa 97 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 2 6 - Buyurun.  BENGİ YILDIZ (Devamla) - .. .bu cumhuriyetin gerçekten halkın cumhuriyeti, demokratik bir  cumhuriyet, hukukun üstünlüğüne dayanan bir cumhuriyet olması için mücadelelerini sürdürecek­ lerdir ve her yerde ve sonuçta daima hakikat zafer kazanacaktır. Tarihe dönüp baktığımızda hiçbir  yerde hiç kimsenin diktatörleri ve otoriter rejimleri saygıyla andığı görülmemiştir. En kutsal değer­ ler uğruna yapıldığı söylenen haçlı seferlerinin dahi insanlığın vicdanında nasıl mahkûm olduğu bi­ linmektedir.  Dolayısıyla, bu yüce Parlamento, bugünden başlayarak seçimlere kadar, başta Anayasa ve ya­ salarda olmak üzere, temel hak ve özgürlükler alanında bütün çalışmaları, yasal düzenlemeleri yap­ mak kudreti ve gücüne sahiptir. Adalet ve Kalkınma Partisi ve muhalefet partileri, Parlamentonun bu  iradesine sahip çıkmak zorundadırlar ve durumundadırlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BENGİ YILDIZ (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle yüce Parlamentoyu sevgi ve saygıyla  selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldız.  Şahsı adına Manisa Milletvekili Sayın İsmail Bilen.  Buyurun Sayın Bilen.  BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, grup adına konuşmamız vardı.  BAŞKAN - AK PARTİ Grubu adına Sayın Bekir Bozdağ, buyurun. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, değerli milletvekil­ leri; Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanun'da değişiklik öngören tek­ lifin 3'üncü maddesi üzerinde AK PARTİ grubu adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Saygıdeğer arkadaşlar, bu görüşmeler yapılırken, görüşmelerin başından beri bir tartışma yapı­ lıyor. "Bu teklif Anayasa'nın 67'nci maddesindeki engele takılır ve uygulanmayabilir yani dört ay  uygulanabilir veyahut da bir sene uygulanmaz, bir seneden sonra uygulanabilir." şeklinde değerlen­ dirmeler yapıldı. Bu değerlendirmeler yapılırken de Anayasa'dan birtakım hükümler burada okundu  ve yorumlandı.  Şimdi müsaadenizle, bunu bir de ben değerlendirmek istiyorum. Tabii bunun takdirini bizi iz­ leyen siz değerli milletvekilleri ve milletimiz yapacaktır, bu konuları inceleyenler de ileride bunla­ rın üzerinde gerekli değerlendirmeleri yapacaktır. Şimdi Anayasa'nın 67'nci maddesinin son fıkrasını  beraber bir okuyalım: "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler..." Çok net, seçim kanunlarında  yapılan değişiklikler, "...yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uy­ gulanmaz." Burası da çok net, seçimlerde uygulanmaz.  Peki, şimdi soru şu: Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanun bir  seçim kanunu mu? Önce bu sorunun cevabını aramamız lazım. Şimdi, bunun için gene Anayasa'ya  bir müracaat etmekte fayda var. Bakıyoruz Anayasa'nın 67'nci maddesinin birinci fıkrasına, diyor ki:  "Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir  siyasî parti içerisinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir." Dikkat  edin, virgül virgül ayırıyor, ayrı ayrı; o ayrı, o ayrı, o ayrı, ondan sonra halk oylamasını da ayrıca  zikrediyor. Bunlar aynı olsa niye ayrı ayrı zikretme gereği duydu.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 2 7 - Öte yandan, devam ediyoruz, ikinci fıkra: "Seçimler ve halk oylaması serbest, eşit, gizli, tek  dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre..." devam ediyor. Ne diyor? "Buna göre  yapılır." Seçimler böyle yapılır diyor. Bakın, daha ne yapılır? Halk oylaması da böyle yapılır, diyor.  Oy kullanılırken şöyle şöyle olur. Hani seçimlerde diyordu ya 67'ye son, eğer seçimlerden kasıt halk  oylamasını da içerisine alıyor ise Anayasa koyucu ve Anayasa, o zaman burada seçimler ve halk  oylamasında oy şöyle kullanılır diye oyla ilgili birtakım nitelikleri zikrederken ayrı ayrı zikretme  gereği neden duyuyor?  Devam ediyoruz, üçüncü fıkra: "Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme -dikkat edin,  seçme- ve halk oylamasına katılma haklarına sahiptir" diyor. Demek ki seçme ayrı bir hak, halk  oylamasına katılma ayrı bir hak.  Hepsini okumayacağım. Bunları sayıyor, sondan bir önceki fıkraya gelip diyor ki orada... Hep  yukarıda bir bir, beraber, yan yana kullanıyor, "Seçim kanunları..." diye başlıyor, "temsilde adalet,  yönetimde istikrar ilkesini bağdaştıracak şekilde yapılır..." Son fıkrasında da diyor ki... seçim  kanunlarında eğer mantığa baktığınızda, silsileye baktığınızda, seçimle halk oylamasını bu son fıkra  ayırmamış olsaydı aynen şunu derdi yukarıdaki silsile gibi: "Seçimlerde ve halk oylamasında" veya  "seçim kanunlarında veya halk oylaması kanunlarında" diye başlaması lazım ama bakıyorsunuz  Anayasa koyucu bunu söylemiyor. Neden? Çünkü seçim kanunları ayrı şey, halk oylaması ayrı şey.  Bir defa, bu kanunun adı seçim kanunu değil.  Bir başka şeye bakıyoruz: Anayasa'nın 175'inci maddesi, maddenin başlığına bakıyoruz:  Anayasa'nın değiştirilmesi, -daha- seçimlere ve halkoylamasına katılma" diyor. Anayasa'nın  değiştirilmesi, seçimlere ve halk oylamasına katılmadan bahsediyor. Demek ki seçimlere katılma  ayrı şey, halk oylamasına katılma ayrı şey.  Yine bunun son fıkrasında da: "Halkoylamasına, milletvekili genel ve ara seçimlerine ve mahallî  genel seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekli her türlü tedbir alınır." Şimdi,  burada da ayrı ayrı sayıyor. Aynı şey olsa bu kadar ayrı saymasının ne gereği var.  Gelelim Anayasa'nın 79'uncu maddesine, o da çok önemli bir madde. Bu madde de maalesef,  farklı değerlendirmelere tabi tutuldu. Nedir maddenin başlığı: "Seçimlerin genel yönetim ve  denetimi" Birinci fıkra aynen şöyle söylüyor: "Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi  altında yapılır." İkinci fıkra bunu biraz daha açıyor, ne manaya geldiğini söylüyor, seçimlerin yargı  organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapıldığını söylüyor.  Şimdi son fıkrasını beraber okuyup bir kez daha değerlendirelim. Ne diyor: "Anayasa  değişikliklerine ilişkin kanunlann halkoyuna sunulması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi  işlemlerinin -dikkat buyurun- genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan  hükümlere göre yapılır." Ne yapılırmış ona göre? Genel yönetim ve denetimi; sandıkların oluşumu,  listelerin olması, oraya kurulların atanması, sayım, döküm ve benzeri gibi konular oradan uygulanır  diyor. Bunlar aynı olsaydı, bu "de" vurgusu yaparak, ayrı bir fıkrada zikrederek, önceki burada da  uygulanırdı mantığı olabilir mi? Olamaz. Anayasa'nın hükümleri çok açık. Halk oylaması ayrı şeydir,  seçim kanunları ayrı bir şeydir, Halk Oylaması Kanunu ayrı bir şeydir. Bir defa bunu açık ve net  olarak ortaya koyalım. Anayasa açık.
Sayfa 98 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 2 7 - Öte yandan, devam ediyoruz, ikinci fıkra: "Seçimler ve halk oylaması serbest, eşit, gizli, tek  dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre..." devam ediyor. Ne diyor? "Buna göre  yapılır." Seçimler böyle yapılır diyor. Bakın, daha ne yapılır? Halk oylaması da böyle yapılır, diyor.  Oy kullanılırken şöyle şöyle olur. Hani seçimlerde diyordu ya 67'ye son, eğer seçimlerden kasıt halk  oylamasını da içerisine alıyor ise Anayasa koyucu ve Anayasa, o zaman burada seçimler ve halk  oylamasında oy şöyle kullanılır diye oyla ilgili birtakım nitelikleri zikrederken ayrı ayrı zikretme  gereği neden duyuyor?  Devam ediyoruz, üçüncü fıkra: "Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme -dikkat edin,  seçme- ve halk oylamasına katılma haklarına sahiptir" diyor. Demek ki seçme ayrı bir hak, halk  oylamasına katılma ayrı bir hak.  Hepsini okumayacağım. Bunları sayıyor, sondan bir önceki fıkraya gelip diyor ki orada... Hep  yukarıda bir bir, beraber, yan yana kullanıyor, "Seçim kanunları..." diye başlıyor, "temsilde adalet,  yönetimde istikrar ilkesini bağdaştıracak şekilde yapılır..." Son fıkrasında da diyor ki... seçim  kanunlarında eğer mantığa baktığınızda, silsileye baktığınızda, seçimle halk oylamasını bu son fıkra  ayırmamış olsaydı aynen şunu derdi yukarıdaki silsile gibi: "Seçimlerde ve halk oylamasında" veya  "seçim kanunlarında veya halk oylaması kanunlarında" diye başlaması lazım ama bakıyorsunuz  Anayasa koyucu bunu söylemiyor. Neden? Çünkü seçim kanunları ayrı şey, halk oylaması ayrı şey.  Bir defa, bu kanunun adı seçim kanunu değil.  Bir başka şeye bakıyoruz: Anayasa'nın 175'inci maddesi, maddenin başlığına bakıyoruz:  Anayasa'nın değiştirilmesi, -daha- seçimlere ve halkoylamasına katılma" diyor. Anayasa'nın  değiştirilmesi, seçimlere ve halk oylamasına katılmadan bahsediyor. Demek ki seçimlere katılma  ayrı şey, halk oylamasına katılma ayrı şey.  Yine bunun son fıkrasında da: "Halkoylamasına, milletvekili genel ve ara seçimlerine ve mahallî  genel seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekli her türlü tedbir alınır." Şimdi,  burada da ayrı ayrı sayıyor. Aynı şey olsa bu kadar ayrı saymasının ne gereği var.  Gelelim Anayasa'nın 79'uncu maddesine, o da çok önemli bir madde. Bu madde de maalesef,  farklı değerlendirmelere tabi tutuldu. Nedir maddenin başlığı: "Seçimlerin genel yönetim ve  denetimi" Birinci fıkra aynen şöyle söylüyor: "Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi  altında yapılır." İkinci fıkra bunu biraz daha açıyor, ne manaya geldiğini söylüyor, seçimlerin yargı  organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapıldığını söylüyor.  Şimdi son fıkrasını beraber okuyup bir kez daha değerlendirelim. Ne diyor: "Anayasa  değişikliklerine ilişkin kanunlann halkoyuna sunulması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi  işlemlerinin -dikkat buyurun- genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan  hükümlere göre yapılır." Ne yapılırmış ona göre? Genel yönetim ve denetimi; sandıkların oluşumu,  listelerin olması, oraya kurulların atanması, sayım, döküm ve benzeri gibi konular oradan uygulanır  diyor. Bunlar aynı olsaydı, bu "de" vurgusu yaparak, ayrı bir fıkrada zikrederek, önceki burada da  uygulanırdı mantığı olabilir mi? Olamaz. Anayasa'nın hükümleri çok açık. Halk oylaması ayrı şeydir,  seçim kanunları ayrı bir şeydir, Halk Oylaması Kanunu ayrı bir şeydir. Bir defa bunu açık ve net  olarak ortaya koyalım. Anayasa açık.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  Peki, şimdi "seçimlerde uygulanır" diyor, dikkat buyurun. Yani bu seçim kanunu olmadığına  göre... Adı da üzerinde. Ne adı? Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanun.  Seçimlerin Temel Hükümleri veya Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, Mahallî İdarelerle İlgili  Seçim Kanunu, Milletvekili Seçim Kanunu değil, Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması  Hakkındaki Kanun. Bir defa kanunun adı başka. Bu nedenle buraya girmez; bu bir.  İki, ne diyor: "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdikten sonraki bir yıl  içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz." Ben şimdi soruyorum değerli arkadaşlar: Seçimlerden  kasıt nedir? Siz seçimden... Adı üstünde, seçim yapıyorsunuz, ya milletvekili seçiyorsunuz ya bele­ diye başkanı seçiyorsunuz veyahut da il genel meclisi seçiyorsunuz veya belediye meclisi üyesi se­ çiyorsunuz. Seçimden murat birini seçmektir, "evet" oyunu herhangi birine basmaktır, reddetmek  yoktur orada ama halk oylamasında bir seçim yoktur, ne vekil seçimi vardır ne belediye başkanı se­ çimi vardır ne muhtar seçimi ne ihtiyar heyeti seçimi; kimseyi seçmez halk oylamasında. Ne vardır?  "Kabul" veya "ret" vardır. Bir nevi millet kabulüne sunuluyor, vatandaş "kabul ediyorum" diyorsa  kabul ediliyor, Anayasa'nın aradığı çoğunluk varsa, reddediliyorsa ret yapıyor. Seçim yok, birilerini  seçme yok ve burada da çok açık.  Öte yandan, bakın, bu, 2001 'de yapılan düzenlemeyle Anayasa'ya konulan bir hüküm. Bunun  gerekçesi de aynı şekilde. 24'üncü maddeyle ekleniyor, orada diyor ki: Yeni eklenen bir fıkra ile  konjonktürel değişikliklerle seçim kanunları açısından yer verilmemesi amaçlanmıştır. Amaç ne?  Çok basit. Seçime yakın Parlamento çoğunluğunu elinde bulunduranlar seçimde kendilerine avantaj  sağlayacak seçim kanunlarını değiştirerek, birtakım düzenlemeler yaparak seçime gitmesinler diye  konulan bir engeldir yoksa halk oylaması lazım olduğu zaman milletin oyuna müracaat edilmesin diye  konulmuş bir düzenleme değildir.  Şimdi, deniyor ki, şöyle bir şey söyleniyor, ben de size sormak isterim: Şimdi, altmış güne indi,  yürürlüğe girdi; halk oylaması için süre altmış gün, doğru. Peki, Anayasa'nın 67'nci maddesini  uyguladı, buna da getirdiler uyguladılar; uygulayamazlar, uygulamalan mümkün değil ama işte hukuku  eğdiler, büktüler uyguladılar, o zaman hangisi uygulanacak? Yüz yirmi gün de yürürlükten kalktı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Başkanım, bitiriyorum.  BAŞKAN - Buyurun efendim, tamamlayın konuşmanızı.  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bir kısım diyor ki: "Efendim, eskisi kalktığı için, yenisi de  uygulanmayacağı için bir sene sonra uygulanır." veya bir kısım diyor ki: "Burada boşluk doğar, o  zaman YSK kendi doldurur." Peki, sorum şu: Milletvekili seçimleri 17 Temmuz 2011 'de yapılacak  Kanun'a göre. Şimdi, 17 Temmuza yakın -çok net söylüyorum- Milletvekili Seçimi Kanunu'nda  veya Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'da biz bir değişiklik  yapsak, bu mantığa göre Yüksek Seçim Kumlu seçimlerin bir yıl uzatılmasına mı karar verecek?  Yani dört yılda değil de beşinci yılda mı yapacak? Ne kadar mantıklı bir iş bu, olabilir mi?  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Yani o değişiklik uygulanmayacak; seçim olacak ama o  değişiklik uygulanmayacak. Sizinki nasıl bir mantık!  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - İki: Bakın, burada açık hüküm, ne diyor: "Milletvekili seçimi  kanunlarında hüküm uygulanır." Biz, Milletvekili Seçimi Kanunu'nda bir değişiklik mi yapıyoruz?  Seçmen Kütükleri Kanunu'nda bir değişiklik mi yapıyoruz? Seçimle ilgili herhangi bir kanunun  virgülüne mi dokunuyoruz? Yok öyle bir şey.  Konuyu doğru okumak, doğru anlatmak gerektiğini ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.  (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  - 9 2 8 -
Sayfa 99 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  Peki, şimdi "seçimlerde uygulanır" diyor, dikkat buyurun. Yani bu seçim kanunu olmadığına  göre... Adı da üzerinde. Ne adı? Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanun.  Seçimlerin Temel Hükümleri veya Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, Mahallî İdarelerle İlgili  Seçim Kanunu, Milletvekili Seçim Kanunu değil, Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması  Hakkındaki Kanun. Bir defa kanunun adı başka. Bu nedenle buraya girmez; bu bir.  İki, ne diyor: "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdikten sonraki bir yıl  içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz." Ben şimdi soruyorum değerli arkadaşlar: Seçimlerden  kasıt nedir? Siz seçimden... Adı üstünde, seçim yapıyorsunuz, ya milletvekili seçiyorsunuz ya bele­ diye başkanı seçiyorsunuz veyahut da il genel meclisi seçiyorsunuz veya belediye meclisi üyesi se­ çiyorsunuz. Seçimden murat birini seçmektir, "evet" oyunu herhangi birine basmaktır, reddetmek  yoktur orada ama halk oylamasında bir seçim yoktur, ne vekil seçimi vardır ne belediye başkanı se­ çimi vardır ne muhtar seçimi ne ihtiyar heyeti seçimi; kimseyi seçmez halk oylamasında. Ne vardır?  "Kabul" veya "ret" vardır. Bir nevi millet kabulüne sunuluyor, vatandaş "kabul ediyorum" diyorsa  kabul ediliyor, Anayasa'nın aradığı çoğunluk varsa, reddediliyorsa ret yapıyor. Seçim yok, birilerini  seçme yok ve burada da çok açık.  Öte yandan, bakın, bu, 2001 'de yapılan düzenlemeyle Anayasa'ya konulan bir hüküm. Bunun  gerekçesi de aynı şekilde. 24'üncü maddeyle ekleniyor, orada diyor ki: Yeni eklenen bir fıkra ile  konjonktürel değişikliklerle seçim kanunları açısından yer verilmemesi amaçlanmıştır. Amaç ne?  Çok basit. Seçime yakın Parlamento çoğunluğunu elinde bulunduranlar seçimde kendilerine avantaj  sağlayacak seçim kanunlarını değiştirerek, birtakım düzenlemeler yaparak seçime gitmesinler diye  konulan bir engeldir yoksa halk oylaması lazım olduğu zaman milletin oyuna müracaat edilmesin diye  konulmuş bir düzenleme değildir.  Şimdi, deniyor ki, şöyle bir şey söyleniyor, ben de size sormak isterim: Şimdi, altmış güne indi,  yürürlüğe girdi; halk oylaması için süre altmış gün, doğru. Peki, Anayasa'nın 67'nci maddesini  uyguladı, buna da getirdiler uyguladılar; uygulayamazlar, uygulamalan mümkün değil ama işte hukuku  eğdiler, büktüler uyguladılar, o zaman hangisi uygulanacak? Yüz yirmi gün de yürürlükten kalktı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Başkanım, bitiriyorum.  BAŞKAN - Buyurun efendim, tamamlayın konuşmanızı.  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bir kısım diyor ki: "Efendim, eskisi kalktığı için, yenisi de  uygulanmayacağı için bir sene sonra uygulanır." veya bir kısım diyor ki: "Burada boşluk doğar, o  zaman YSK kendi doldurur." Peki, sorum şu: Milletvekili seçimleri 17 Temmuz 2011 'de yapılacak  Kanun'a göre. Şimdi, 17 Temmuza yakın -çok net söylüyorum- Milletvekili Seçimi Kanunu'nda  veya Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'da biz bir değişiklik  yapsak, bu mantığa göre Yüksek Seçim Kumlu seçimlerin bir yıl uzatılmasına mı karar verecek?  Yani dört yılda değil de beşinci yılda mı yapacak? Ne kadar mantıklı bir iş bu, olabilir mi?  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Yani o değişiklik uygulanmayacak; seçim olacak ama o  değişiklik uygulanmayacak. Sizinki nasıl bir mantık!  BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - İki: Bakın, burada açık hüküm, ne diyor: "Milletvekili seçimi  kanunlarında hüküm uygulanır." Biz, Milletvekili Seçimi Kanunu'nda bir değişiklik mi yapıyoruz?  Seçmen Kütükleri Kanunu'nda bir değişiklik mi yapıyoruz? Seçimle ilgili herhangi bir kanunun  virgülüne mi dokunuyoruz? Yok öyle bir şey.  Konuyu doğru okumak, doğru anlatmak gerektiğini ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.  (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  - 9 2 8 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bozdağ.  Şahsı adına Manisa Milletvekili İsmail Bilen.  Buyurun Sayın Bilen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  İSMAİL BİLEN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunuyorum,  Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, konu yeterince vuzuha kavuştu. Birçok değerli parlamenter arkadaşım ve  teklifi veren Grup Başkan Vekilimiz konuyu izah ettiler. Burada Anayasa değişikliklerinin halk  oylamasına götürülmesiyle ilgili bir düzenleme söz konusu. Sayın Bekir Bozdağ bu süreyi kırk güne  indirmeyi teklif etmişti, Komisyonumuzda bu süre YSK'nın da talebi üzerine altmış güne çıkarıldı.  Burada önemli olan halk oylamasına gidilirken bu sürelere riayet edilmesi. Benim de şahsi kanaatim,  Sayın Bekir Bozdağ gibi bunun bir seçim kanununda değişiklik teklifi olmadığı yönünde ve  dolayısıyla da bunun Anayasa Mahkemesinden dönmesi de söz konusu değil.  Değerli arkadaşlar, bu teklifle bağlantılı birçok arkadaşım Anayasa değişiklikleri üzerinde de  konuşmalar yaptılar. Bu Anayasa değişikliği uzun yıllardır, partimiz kurulduğu günden bu güne bizim  de gündemimizde olan bir konu. Toplumda buna hiç sanki ihtiyaç yokmuş gibi, durup dururken böyle  bir taleple Parlamentonun ve milletin huzuruna çıkmışız gibi birtakım iddialar ortaya atıldı. Ben  mesleğim gereği de takip ettiğim kadarıyla Barolar Birliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği,  TÜSİAD, birçok sivil toplum kuruluşu, kurumu, hatta hatta siyasi partilerimiz Anayasa değişikliği  taslağı hazırladılar, kimileri İnternet sayfalarında da bunları yayınladılar. Bu Anayasa değişikliği  teklifleri veya taslakları belki daha önce gündemimize gelmesi gerekirdi ancak konjonktürün de  elvermemesi nedeniyle zamanında kamuoyunun da, Parlamentonun da gündemine gelemedi.  Kanaatimce bundan sonra gelecek. Ama bir kısım arkadaşımız burada konuşma yaparken, bir kısım  kurum ve kuruluşların da yapısının Anayasa'da değiştirilmesi veya Anayasa değişiklikleriyle  değiştirilmesi planlandığı yönünde endişelerini veya şikâyetlerini dile getirdiler, o kurum ve  kuruluşların saygınlığına gölge düşürülmemesini özellikle ifade ettiler. Ben de onlarla aynı  fikirdeyim. Bu kurum ve kuruluşların saygınlığını elbette hepimiz korumalıyız ancak bizden önce,  o kurum ve kuruluşların içerisinde bulunan arkadaşlarımız bizden daha hassas olmalılar.  Bir başka şeyi daha ifade ediyorum: Parlamento da bu kurum ve kuruluşlardan bir tanesidir ve  bunun da saygınlığının mutlaka korunması gerekir. Parlamentonun süresinin azlığı veya dolması  bahane edilerek bu Parlamentonun yasa veya Anayasa değişikliği yapamayacağı yönündeki eleştiriler  kanaatimce siyaset kurumunu da yıpratmıştır, yıpratmaya yönelik de bir faaliyettir.  Düşünün, ilanihaye AK PARTİ iktidarda kalmayacak. Bir gün belki, ihtimal, sizler de iktidara  geleceksiniz, partileriniz de iktidar olacak. Bu eleştiriler sizin gerekçelerinizle... (CHP sıralarından  gürültüler) Zor bir ihtimal ama ben muhali söylüyorum, hayali söylüyorum.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sizin gibi düşünenleri çok gördük.  BAŞKAN - Sayın Bilen, lütfen...  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Yani size de bu eleştiriler getirilecek. Parlamentonun...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Çok gördük sizin gibi, tepetaklak gittiler.  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Ben de çok gördüm.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Tepetaklak gittiler.  - 9 2 9 -
Sayfa 100 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bozdağ.  Şahsı adına Manisa Milletvekili İsmail Bilen.  Buyurun Sayın Bilen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  İSMAİL BİLEN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Anayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunuyorum,  Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, konu yeterince vuzuha kavuştu. Birçok değerli parlamenter arkadaşım ve  teklifi veren Grup Başkan Vekilimiz konuyu izah ettiler. Burada Anayasa değişikliklerinin halk  oylamasına götürülmesiyle ilgili bir düzenleme söz konusu. Sayın Bekir Bozdağ bu süreyi kırk güne  indirmeyi teklif etmişti, Komisyonumuzda bu süre YSK'nın da talebi üzerine altmış güne çıkarıldı.  Burada önemli olan halk oylamasına gidilirken bu sürelere riayet edilmesi. Benim de şahsi kanaatim,  Sayın Bekir Bozdağ gibi bunun bir seçim kanununda değişiklik teklifi olmadığı yönünde ve  dolayısıyla da bunun Anayasa Mahkemesinden dönmesi de söz konusu değil.  Değerli arkadaşlar, bu teklifle bağlantılı birçok arkadaşım Anayasa değişiklikleri üzerinde de  konuşmalar yaptılar. Bu Anayasa değişikliği uzun yıllardır, partimiz kurulduğu günden bu güne bizim  de gündemimizde olan bir konu. Toplumda buna hiç sanki ihtiyaç yokmuş gibi, durup dururken böyle  bir taleple Parlamentonun ve milletin huzuruna çıkmışız gibi birtakım iddialar ortaya atıldı. Ben  mesleğim gereği de takip ettiğim kadarıyla Barolar Birliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği,  TÜSİAD, birçok sivil toplum kuruluşu, kurumu, hatta hatta siyasi partilerimiz Anayasa değişikliği  taslağı hazırladılar, kimileri İnternet sayfalarında da bunları yayınladılar. Bu Anayasa değişikliği  teklifleri veya taslakları belki daha önce gündemimize gelmesi gerekirdi ancak konjonktürün de  elvermemesi nedeniyle zamanında kamuoyunun da, Parlamentonun da gündemine gelemedi.  Kanaatimce bundan sonra gelecek. Ama bir kısım arkadaşımız burada konuşma yaparken, bir kısım  kurum ve kuruluşların da yapısının Anayasa'da değiştirilmesi veya Anayasa değişiklikleriyle  değiştirilmesi planlandığı yönünde endişelerini veya şikâyetlerini dile getirdiler, o kurum ve  kuruluşların saygınlığına gölge düşürülmemesini özellikle ifade ettiler. Ben de onlarla aynı  fikirdeyim. Bu kurum ve kuruluşların saygınlığını elbette hepimiz korumalıyız ancak bizden önce,  o kurum ve kuruluşların içerisinde bulunan arkadaşlarımız bizden daha hassas olmalılar.  Bir başka şeyi daha ifade ediyorum: Parlamento da bu kurum ve kuruluşlardan bir tanesidir ve  bunun da saygınlığının mutlaka korunması gerekir. Parlamentonun süresinin azlığı veya dolması  bahane edilerek bu Parlamentonun yasa veya Anayasa değişikliği yapamayacağı yönündeki eleştiriler  kanaatimce siyaset kurumunu da yıpratmıştır, yıpratmaya yönelik de bir faaliyettir.  Düşünün, ilanihaye AK PARTİ iktidarda kalmayacak. Bir gün belki, ihtimal, sizler de iktidara  geleceksiniz, partileriniz de iktidar olacak. Bu eleştiriler sizin gerekçelerinizle... (CHP sıralarından  gürültüler) Zor bir ihtimal ama ben muhali söylüyorum, hayali söylüyorum.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sizin gibi düşünenleri çok gördük.  BAŞKAN - Sayın Bilen, lütfen...  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Yani size de bu eleştiriler getirilecek. Parlamentonun...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Çok gördük sizin gibi, tepetaklak gittiler.  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Ben de çok gördüm.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Tepetaklak gittiler.  - 9 2 9 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 3 0 - İSMAİL BİLEN (Devamla) - Bir grup başkan vekiliniz aynı şeyi bana ifade etmişti, "Siz  gelemeyeceksiniz, CDMerinizle büronuzda bunları izleyeceksiniz." demişti...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Cemil Çiçek ANAP'ın kudretli adamıydı.  İSMAİL BİLEN (Devamla) - ...ama o bahseden grup başkan vekili arkadaşım, 2 tane  milletvekiliniz gelemedi biliyor musunuz?  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Cemil Çiçek ANAP'ın kudretli adamıydı.  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, millet iradesi değil mi, aslolan millet iradesi  değil mi? Milletin iradesine saygı göstereceğiz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Tabii "Kabul" oyu vereceksiniz, ondan sonra burada  değiştiremeyeceksiniz.  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlar, hiç sataşma yapmadım, sizleri de  nezaketle dinledim.  Birçok hukukçu arkadaşım Anayasa ve kanunlarımıza saygılı olmayı, üzerine yemin ettiğimiz  şu Anayasa'ya da sadakatle bağlı olmamızı ifade ettiler. Anayasa'nın 138'inci maddesinin üçüncü  fıkrasını, amir hükmünü okuyorum: "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı  yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda  bulunulamaz." Bu Anayasa hepimizi bağlıyor mu? Eğer hepimizi bağlıyorsa ve buna sadakati bize  tavsiye ediyorsanız önce kendinizin riayet etmesi lazım. Gerek Silivri'de gerekse Erzurum ve  Erzincan'da yaşanan hadiselerle ilgili burada konuşma yapmak şu Anayasa'ya aykın. Sizi de bu  sadakate, bu dürüstlüğe davet ediyorum.  Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, siyaset kurumunu yıpratmak ne size bir şey kazandınr ne millete.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Sayın Başkanım, tamamlıyorum.  BAŞKAN - Tamamlayınız konuşmanızı lütfen.  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Siyaset kurumunun güçlenpıesi milletimizin lehinedir.  Değiştirilmesi düşünülen veya getirilmesi muhtemel olan birçok kurumun yapısında veya mevcut  bünyesinde bulunan, yüksek yargı mensupları da dâhil olmak üzere, bu kurumların Avrupa  standartlarında değiştirilmesini, en azından kararlarının yargıya açık hâle getirilmesini ve yapısının  genişletilmesini bizatihi kendileri istemektedirler. Onlardan daha fazla taassup içerisinde olmayı ben  doğrusunu isterseniz bir parlamenter olarak içime sindiremiyorum.  Bu kanunun ülkemize, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum, yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Bilen, teşekkür ederim.  Şahsı adına Mersin Milletvekili Sayın İsa Gök.  Sayın Gök, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  İSA GÖK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sayın Bozdağ, zaten, biz, bugünkü konuşmalarla, yarın eğilip bükülmek zorunda kalmayın,  hatanın altında ezilmeyin diye, tarihe not düşmek için, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu bu yanlışlığı  izah ediyor, testiyi kırmadan siz, izah ediyor. Yann bu sorunla karşı karşıya kalırsanız bu kanunu  tam okuyamayan Sayın Bekir Bozdağ bunun sorumlusu olacaktır, peşinen söylüyoruz. Yine bu  kanunu yanlış yorumlayan Ahmet İyimaya bu sorunun sorumlusu olacaktır. Sakın ha mazlum  edebiyatına girmeyin o tarihte.
Sayfa 101 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 3 0 - İSMAİL BİLEN (Devamla) - Bir grup başkan vekiliniz aynı şeyi bana ifade etmişti, "Siz  gelemeyeceksiniz, CDMerinizle büronuzda bunları izleyeceksiniz." demişti...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Cemil Çiçek ANAP'ın kudretli adamıydı.  İSMAİL BİLEN (Devamla) - ...ama o bahseden grup başkan vekili arkadaşım, 2 tane  milletvekiliniz gelemedi biliyor musunuz?  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Cemil Çiçek ANAP'ın kudretli adamıydı.  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, millet iradesi değil mi, aslolan millet iradesi  değil mi? Milletin iradesine saygı göstereceğiz.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Tabii "Kabul" oyu vereceksiniz, ondan sonra burada  değiştiremeyeceksiniz.  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlar, hiç sataşma yapmadım, sizleri de  nezaketle dinledim.  Birçok hukukçu arkadaşım Anayasa ve kanunlarımıza saygılı olmayı, üzerine yemin ettiğimiz  şu Anayasa'ya da sadakatle bağlı olmamızı ifade ettiler. Anayasa'nın 138'inci maddesinin üçüncü  fıkrasını, amir hükmünü okuyorum: "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı  yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda  bulunulamaz." Bu Anayasa hepimizi bağlıyor mu? Eğer hepimizi bağlıyorsa ve buna sadakati bize  tavsiye ediyorsanız önce kendinizin riayet etmesi lazım. Gerek Silivri'de gerekse Erzurum ve  Erzincan'da yaşanan hadiselerle ilgili burada konuşma yapmak şu Anayasa'ya aykın. Sizi de bu  sadakate, bu dürüstlüğe davet ediyorum.  Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, siyaset kurumunu yıpratmak ne size bir şey kazandınr ne millete.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Sayın Başkanım, tamamlıyorum.  BAŞKAN - Tamamlayınız konuşmanızı lütfen.  İSMAİL BİLEN (Devamla) - Siyaset kurumunun güçlenpıesi milletimizin lehinedir.  Değiştirilmesi düşünülen veya getirilmesi muhtemel olan birçok kurumun yapısında veya mevcut  bünyesinde bulunan, yüksek yargı mensupları da dâhil olmak üzere, bu kurumların Avrupa  standartlarında değiştirilmesini, en azından kararlarının yargıya açık hâle getirilmesini ve yapısının  genişletilmesini bizatihi kendileri istemektedirler. Onlardan daha fazla taassup içerisinde olmayı ben  doğrusunu isterseniz bir parlamenter olarak içime sindiremiyorum.  Bu kanunun ülkemize, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum, yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Bilen, teşekkür ederim.  Şahsı adına Mersin Milletvekili Sayın İsa Gök.  Sayın Gök, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  İSA GÖK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sayın Bozdağ, zaten, biz, bugünkü konuşmalarla, yarın eğilip bükülmek zorunda kalmayın,  hatanın altında ezilmeyin diye, tarihe not düşmek için, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu bu yanlışlığı  izah ediyor, testiyi kırmadan siz, izah ediyor. Yann bu sorunla karşı karşıya kalırsanız bu kanunu  tam okuyamayan Sayın Bekir Bozdağ bunun sorumlusu olacaktır, peşinen söylüyoruz. Yine bu  kanunu yanlış yorumlayan Ahmet İyimaya bu sorunun sorumlusu olacaktır. Sakın ha mazlum  edebiyatına girmeyin o tarihte.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Sayın Bakan -az önce ayrıldı gerçi ama, ha, tekrar gelmiş, ne güzel- dedi ki: "Daha önce bir  Anayasa değişikliği oldu işte, İnternet'ten görüldü, konuşuldu.." falan. Hemen aklımıza geldi,  arkadaşlar, evet, bir Ergun Özbudun tasarısı ortaya çıktı. Ergun Özbudun tasarısını siz AKP'li vekiller  siz de göremediniz, biz de göremedik -Komisyon üyesi- ama önce Amerika'da brifingi verilmeye  gidildi, Amerika'dan bu tasarı için onay alınmaya, icazet alınmaya gidildi.  Sayın Bakan Egemen Bağış acaba brifinge giden heyette var mıydı soruyorum; Amerika'da yeni  tasarımızı şirin gösterecek heyette acaba var mıydı? Bir cevaplandırsın onu.  Diğer taraftan, hiçbir mutabakat yok bu kanunda arkadaşlar; yargıda mutabakat yok, Danıştay  karşı bu yapılanmaya, HSYK karşı, Yargıtay karşı, Mecliste mutabakat yok ama işte Sayın Başba­ kan fetva verdi, ardından da Sayın Bülent Annç hazretleri dedi ki: "Mutabakat aramayacağız, biz ka­ nunu geçireceğiz." E kolay gelsin, buyurun geçirin! Eğer ki amacınız hakikaten yargının sorunlarını  çözmek ise arkadaşlar hemen biz söyleyelim: Bakın, Anayasa değişikliğine biz vanz. Hemen madde  83, yasama dokunulmazlığını kaldırın, kürsüye bunu hasredin, hemen varız, hemen! Gitmiyorsunuz  buna, buna gelmiyorsunuz. Niye? E çünkü suçlar ortada. Birkaçını okuyayım: "Özel evrakta sahte­ cilik, Devlet İhale Kanunu'na muhalefet, ihaleye fesat karıştırmak, evrakta sahtekârlıkla kamu ku­ rumunu dolandırmak, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmî evrak ve kayıtlarda  sahtecilik ile cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, ihaleye fesat  karıştırmak, ihtilasen (nitelikli) zimmet, sahte belge düzenlemek, ihaleye fesat karıştırmak, Karapa- ranın Aklanması Kanunu'na muhalefet, kaçakçılık ve sahtecilik -bir de yine özel bir şahıs var, arka­ daşımız var- geçici ithalat ve dâhilde işleme rejimine tabi eşyayı sahte belgeyle yurt dışına çıkarmış  gibi gösterme ve resmî belgede sahtecilik..." Yani sabıka bu, fezleke bu. Tabii ki dokunulmazlığın  kaldırılmasına gelmiyorsunuz. Buyurun, gelin!  HASAN KARA (Kilis) - İddianameye işinize geldiği zaman inanıyorsunuz, işinize gelmediği  zaman inanmıyorsunuz.  İSA GÖK (Devamla) - Hepsi arkadaşlarınız, isim isim bende var.  Başka bir şeye gelin: Geçici madde 15. Hakikaten darbecileri yargılamak istiyorsanız -baştan beri  söylüyoruz- Millî Güvenlik Konseyi, Anayasa geçici madde 15, gelin kaldıralım; yargılansın darbeyi  yaptıran. Ona da yoksunuz. Neye varsınız? Diyor ki işte Bakan: "Yalnızca yargı..." Herkese ilan  ediyorum. Ey benim güzel Türkiye'm, düşünülen şey yalnızca yargı! Tasarıları elimizde, taslak  elimizde. Yalnızca 159'uncu madde arkadaşlar "Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır." aynen diyor.  Oylama sistemini değiştiriyorsunuz Yargıtaya üye seçiminde. Bunların hepsini değiştiriyorsunuz.  Kurul Başkanına özel yetkiler veriyorsunuz. Bakın ama, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunu o kadar  çok ele geçirmek istiyorlar ki, bir de geçici madde icat ediyorlar. Bakın arkadaşlar, bu maddeyi size  okuyorum: "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 159'uncu maddesinde yapılan değişikliğin yani  Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunda yapılan değişikliğin Hükümetçe belirlenmesinden sonra,  yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde ilgili kanunda değişiklik yapılır." Evet. İlgili kanunun  yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içinde kurul üyeliği seçimleri yapılır ve bu sürenin  sonunda mevcut üyelerin görevi sona erer. Mevcut üyelerin görevi sona erer. Bütün cinlik, bütün  şeytanlık, Anayasa madde 159; yargı, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu... Tüm tasan bu arkadaşlar,  başka bir şey değil. Bunun içerisine... Anayasa 175'te yedinci fıkra var arkadaşlar. Der ki  Anayasa'mızın, yedinci fıkrası, 175'in: Anlam bütünlüğü... "Referanduma götürülecek maddeler  arasında birlikte veya ayn ayn götürme kararını Meclis verir."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Gök, konuşmanızı tamamlayınız.  - 9 3 1 -
Sayfa 102 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  Sayın Bakan -az önce ayrıldı gerçi ama, ha, tekrar gelmiş, ne güzel- dedi ki: "Daha önce bir  Anayasa değişikliği oldu işte, İnternet'ten görüldü, konuşuldu.." falan. Hemen aklımıza geldi,  arkadaşlar, evet, bir Ergun Özbudun tasarısı ortaya çıktı. Ergun Özbudun tasarısını siz AKP'li vekiller  siz de göremediniz, biz de göremedik -Komisyon üyesi- ama önce Amerika'da brifingi verilmeye  gidildi, Amerika'dan bu tasarı için onay alınmaya, icazet alınmaya gidildi.  Sayın Bakan Egemen Bağış acaba brifinge giden heyette var mıydı soruyorum; Amerika'da yeni  tasarımızı şirin gösterecek heyette acaba var mıydı? Bir cevaplandırsın onu.  Diğer taraftan, hiçbir mutabakat yok bu kanunda arkadaşlar; yargıda mutabakat yok, Danıştay  karşı bu yapılanmaya, HSYK karşı, Yargıtay karşı, Mecliste mutabakat yok ama işte Sayın Başba­ kan fetva verdi, ardından da Sayın Bülent Annç hazretleri dedi ki: "Mutabakat aramayacağız, biz ka­ nunu geçireceğiz." E kolay gelsin, buyurun geçirin! Eğer ki amacınız hakikaten yargının sorunlarını  çözmek ise arkadaşlar hemen biz söyleyelim: Bakın, Anayasa değişikliğine biz vanz. Hemen madde  83, yasama dokunulmazlığını kaldırın, kürsüye bunu hasredin, hemen varız, hemen! Gitmiyorsunuz  buna, buna gelmiyorsunuz. Niye? E çünkü suçlar ortada. Birkaçını okuyayım: "Özel evrakta sahte­ cilik, Devlet İhale Kanunu'na muhalefet, ihaleye fesat karıştırmak, evrakta sahtekârlıkla kamu ku­ rumunu dolandırmak, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmî evrak ve kayıtlarda  sahtecilik ile cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, ihaleye fesat  karıştırmak, ihtilasen (nitelikli) zimmet, sahte belge düzenlemek, ihaleye fesat karıştırmak, Karapa- ranın Aklanması Kanunu'na muhalefet, kaçakçılık ve sahtecilik -bir de yine özel bir şahıs var, arka­ daşımız var- geçici ithalat ve dâhilde işleme rejimine tabi eşyayı sahte belgeyle yurt dışına çıkarmış  gibi gösterme ve resmî belgede sahtecilik..." Yani sabıka bu, fezleke bu. Tabii ki dokunulmazlığın  kaldırılmasına gelmiyorsunuz. Buyurun, gelin!  HASAN KARA (Kilis) - İddianameye işinize geldiği zaman inanıyorsunuz, işinize gelmediği  zaman inanmıyorsunuz.  İSA GÖK (Devamla) - Hepsi arkadaşlarınız, isim isim bende var.  Başka bir şeye gelin: Geçici madde 15. Hakikaten darbecileri yargılamak istiyorsanız -baştan beri  söylüyoruz- Millî Güvenlik Konseyi, Anayasa geçici madde 15, gelin kaldıralım; yargılansın darbeyi  yaptıran. Ona da yoksunuz. Neye varsınız? Diyor ki işte Bakan: "Yalnızca yargı..." Herkese ilan  ediyorum. Ey benim güzel Türkiye'm, düşünülen şey yalnızca yargı! Tasarıları elimizde, taslak  elimizde. Yalnızca 159'uncu madde arkadaşlar "Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır." aynen diyor.  Oylama sistemini değiştiriyorsunuz Yargıtaya üye seçiminde. Bunların hepsini değiştiriyorsunuz.  Kurul Başkanına özel yetkiler veriyorsunuz. Bakın ama, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunu o kadar  çok ele geçirmek istiyorlar ki, bir de geçici madde icat ediyorlar. Bakın arkadaşlar, bu maddeyi size  okuyorum: "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 159'uncu maddesinde yapılan değişikliğin yani  Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunda yapılan değişikliğin Hükümetçe belirlenmesinden sonra,  yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde ilgili kanunda değişiklik yapılır." Evet. İlgili kanunun  yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içinde kurul üyeliği seçimleri yapılır ve bu sürenin  sonunda mevcut üyelerin görevi sona erer. Mevcut üyelerin görevi sona erer. Bütün cinlik, bütün  şeytanlık, Anayasa madde 159; yargı, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu... Tüm tasan bu arkadaşlar,  başka bir şey değil. Bunun içerisine... Anayasa 175'te yedinci fıkra var arkadaşlar. Der ki  Anayasa'mızın, yedinci fıkrası, 175'in: Anlam bütünlüğü... "Referanduma götürülecek maddeler  arasında birlikte veya ayn ayn götürme kararını Meclis verir."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Gök, konuşmanızı tamamlayınız.  - 9 3 1 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 3 2 - İSA GÖK (Devamla) - Ne yapacaklar şimdi bu maddeyi aşmak için arkadaşlar? Anayasa'nın  değiştirilen hükümlerinden hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlar  Meclis. Karara bağlayacaklar. Neyi? Ne kadar yargıyı etki altına alacak, bağlayacak madde varsa  bunları bir, içine iki tane de güzel madde koyacaklar.  Arkadaşlar, yargı reformu kolay, Anayasa'yı değiştirmeye gerek yok. Hemen söyleyeyim ben  size: 2992 sayılı Kanun, Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Madde 15 Teftiş  Kurulu Başkanlığı, Madde 18 Personel Genel Müdürlüğü... Anayasa 144'e gerek yok. Değiştirin şu  kanunu, yarın getirin, sorunu çözelim. Kanun değişikliği bu.  Yine, 2802 sayılı Yasa, Hâkimler ve Savcılar Kanunu... Sorun ne? Mülakatta çocukları eliyor­ sunuz, günahsız çocukları; mezhebinden dolayı, ailesinin demokratlığından dolayı, şundan bundan  dolayı. (AK PARTİ sıralarından "Yapma!" sesleri)  Arkadaşlar, kolay, Madde 9/A... Getirin madde 9/A'yı değiştirelim. Hâkimler Savcılar Kanunu  madde 9/A... Madde 99, Teftiş Kurulu, getirin değiştirelim. Madde 100, adalet müfettişleri... Bunlar  yargının sorunlarını çözmek için, Anayasa değişikliğine gitmeden...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  İSA GÖK (Devamla) -Başkanım, bitiriyorum, bir cümle. Zaten son konuşmacıyım, bitti artık.  BAŞKAN - Hayır, bütün görüşmelerin son cümleleri son dakikaya geliyor. Kanunu yetiştirelim  bugün ve bitirelim.  Buyurun.  İSA GÖK (Devamla) - Şimdi arkadaşlar, bakın, yargının acil sorunlarının çözümü, iki tane  kanun; 2992 sayılı Yasa, 2802 sayılı Yasa; bu yasalarda dört tane madde değişikliğidir. Dört maddeyi  siz isterseniz bir saatte değiştiririz burada, bir saatte. Var mısınız buna? Hayır, yok. Çünkü sizin so­ rununuz yargıdaki sorunu çözmek değil yargıyı valiliklerdeki bayındırlık il müdürlüğü gibi, köy hiz­ metleri gibi bir daireye çevirmek, size bağlamak, başka bir şey değil ama tarih bunu asla affetmeyecektir  çünkü yargıyla oynamak enteresandır, mutlaka geri dönen bir silahtır.  Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gök.  AHMET İYİMAYA (Ankara) - Sayın Başkanım, 69'a göre söz istiyorum efendim.  BAŞKAN - Efendim Sayın İyimaya... Ne söyledi Sayın İyimaya, ben kaçırmış olabilirim?  AHMET İYİMAYA (Ankara) - Hayır efendim, benim yorumumu bir sorumluluğun nedeni  sayarak bir defa değil bundan önceki konuşmalarda da... İki veya üç cümle cevap vereceğim.  BAŞKAN - Buyurun bakalım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Yani size atfedilmeyen bir söz mü söyledi Sayın İyimaya?  Buyurun.  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  3.- Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya 'nın, Mersin Milletvekili ha Gök 'ün, yorumundan dolayı  şahsına sataşması nedeniyle konuşması  AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli arkadaşlar, bir hukuk sorununun teşhisi, hukuk kuralının  yorumu elbette ki bir liyakat ister. Özenle yaptığım yorumun doğrulukları eleştiriye açıktır ancak liyakat  terazisi herhalde o eleştiriler olmamak gerekir. Yorumumun arkasındayım, yorumumun sorumluluğu  hangi noktada icap ediyorsa mert bir şekilde onu üstlenmeye hazırım ama burada yasa koyucu,  yorumlayıcı, kural üretici İyimaya değil yüksek Genel Kuruldur. Reddeden parmaklar da, kabul eden  parmaklar da bu sonucun ortak mimarlarıdır, yönleri değişiktir ama ben şahsen yorumumu tekrarlayarak  değil, doğruluğuna vurguyla işaret ederek saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayfa 103 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 3 2 - İSA GÖK (Devamla) - Ne yapacaklar şimdi bu maddeyi aşmak için arkadaşlar? Anayasa'nın  değiştirilen hükümlerinden hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlar  Meclis. Karara bağlayacaklar. Neyi? Ne kadar yargıyı etki altına alacak, bağlayacak madde varsa  bunları bir, içine iki tane de güzel madde koyacaklar.  Arkadaşlar, yargı reformu kolay, Anayasa'yı değiştirmeye gerek yok. Hemen söyleyeyim ben  size: 2992 sayılı Kanun, Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Madde 15 Teftiş  Kurulu Başkanlığı, Madde 18 Personel Genel Müdürlüğü... Anayasa 144'e gerek yok. Değiştirin şu  kanunu, yarın getirin, sorunu çözelim. Kanun değişikliği bu.  Yine, 2802 sayılı Yasa, Hâkimler ve Savcılar Kanunu... Sorun ne? Mülakatta çocukları eliyor­ sunuz, günahsız çocukları; mezhebinden dolayı, ailesinin demokratlığından dolayı, şundan bundan  dolayı. (AK PARTİ sıralarından "Yapma!" sesleri)  Arkadaşlar, kolay, Madde 9/A... Getirin madde 9/A'yı değiştirelim. Hâkimler Savcılar Kanunu  madde 9/A... Madde 99, Teftiş Kurulu, getirin değiştirelim. Madde 100, adalet müfettişleri... Bunlar  yargının sorunlarını çözmek için, Anayasa değişikliğine gitmeden...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  İSA GÖK (Devamla) -Başkanım, bitiriyorum, bir cümle. Zaten son konuşmacıyım, bitti artık.  BAŞKAN - Hayır, bütün görüşmelerin son cümleleri son dakikaya geliyor. Kanunu yetiştirelim  bugün ve bitirelim.  Buyurun.  İSA GÖK (Devamla) - Şimdi arkadaşlar, bakın, yargının acil sorunlarının çözümü, iki tane  kanun; 2992 sayılı Yasa, 2802 sayılı Yasa; bu yasalarda dört tane madde değişikliğidir. Dört maddeyi  siz isterseniz bir saatte değiştiririz burada, bir saatte. Var mısınız buna? Hayır, yok. Çünkü sizin so­ rununuz yargıdaki sorunu çözmek değil yargıyı valiliklerdeki bayındırlık il müdürlüğü gibi, köy hiz­ metleri gibi bir daireye çevirmek, size bağlamak, başka bir şey değil ama tarih bunu asla affetmeyecektir  çünkü yargıyla oynamak enteresandır, mutlaka geri dönen bir silahtır.  Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gök.  AHMET İYİMAYA (Ankara) - Sayın Başkanım, 69'a göre söz istiyorum efendim.  BAŞKAN - Efendim Sayın İyimaya... Ne söyledi Sayın İyimaya, ben kaçırmış olabilirim?  AHMET İYİMAYA (Ankara) - Hayır efendim, benim yorumumu bir sorumluluğun nedeni  sayarak bir defa değil bundan önceki konuşmalarda da... İki veya üç cümle cevap vereceğim.  BAŞKAN - Buyurun bakalım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Yani size atfedilmeyen bir söz mü söyledi Sayın İyimaya?  Buyurun.  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  3.- Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya 'nın, Mersin Milletvekili ha Gök 'ün, yorumundan dolayı  şahsına sataşması nedeniyle konuşması  AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli arkadaşlar, bir hukuk sorununun teşhisi, hukuk kuralının  yorumu elbette ki bir liyakat ister. Özenle yaptığım yorumun doğrulukları eleştiriye açıktır ancak liyakat  terazisi herhalde o eleştiriler olmamak gerekir. Yorumumun arkasındayım, yorumumun sorumluluğu  hangi noktada icap ediyorsa mert bir şekilde onu üstlenmeye hazırım ama burada yasa koyucu,  yorumlayıcı, kural üretici İyimaya değil yüksek Genel Kuruldur. Reddeden parmaklar da, kabul eden  parmaklar da bu sonucun ortak mimarlarıdır, yönleri değişiktir ama ben şahsen yorumumu tekrarlayarak  değil, doğruluğuna vurguyla işaret ederek saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3. - Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan vekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ 'ın, A nayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun  Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) (Devam)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Köse, buyurun efendim.  ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, Sayın Malik Ecder Özdemir soru sormuştu, cevap vermediniz, soruyu tekrar  ediyorum.  Sayın Bakanım, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısının düzenlemiş olduğu iddianamede 3. Ordu  Komutanı Saldıray Berk ve Erzincan eski Başsavcısı hakkında düzenlenen iddianamede, Başsavcı,  3. Ordu Komutanının Alevi köyleriyle özel iletişim kurduğunu, onlara özel hizmet götürdüğünü,  sanki bunun bir suçmuş gibi iddianameye taşıyor olması Anayasa'nın 10'uncu maddesine açıkça  aykırılık teşkil etmiyor mu ve yine Başsavcının "suçlu" diye, "sanık" diye iddiada bulunduğu 3. Ordu  Komutanı bugün 15 bin kişilik kuvvetle bir askerî tatbikat yapıyor. Bu çelişkiyi, ülkeyi içine  düşürdüğünüz bu kaosu nasıl izah edeceksiniz, açıklar mısınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Aslında, ben, biraz önce Anayasa Komisyonu Başkanına sorduğum soru tabii zaman yetmediği  için şey edemedim fakat isterse o konuyu kendisiyle bir televizyonda tartışırım. Ben şimdi Egemen  Bey'den bir şey soracağım.  Şimdi, Sayın Bakan, Tayyip Bey Amerika'ya gittiği zaman, Amerika Cumhurbaşkanıyla  görüştüğü zaman maalesef oradaki elçileri almıyor, yalnız sizi yanına alıyor. Son görüşmesinde de  ne görüşüldüyse birdenbire sizi Bakan tayin etti. Şimdi, dışarıya akseden şeylerde Obama Tayyip  Bey'e ekonomik durumuyla ilgili özel birtakım sorular sormuş ve siz buna da vâkıf olduğunuz için  sizi Bakan tayin etmiş. Acaba böyle bir şey var mıdır, yok mudur? Hakikaten Tayyip Bey'in servetiyle  ilgili bir konuşma geçti mi, bunu öğrenmek istiyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Gök...  İSA GÖK (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Çok net bir şey soracağım: Ola ki Anayasa değişikliğini getirdiniz. Anayasa değişikliğinin re­ ferandumu sırasında, götürdüğünüzde, tek paket hâlinde mi oylayacaksınız, yani bu vatanın, bu mil­ letin, bu insanların, bu yargının geleceğini karartan maddelerin yanına iyi olabilecek olan, sendikal  özgürlükle sununla bununla alakalı birkaç tane güzel maddeyi sos olarak koyup tek maddede mi  "evet", "hayır" diyeceksiniz, yoksa yüreklilik gösterip iyileri ayrı, kötüleri ayrı bir anlam bütünlü­ ğünde ayırıp ona göre mi "evet", "hayır" diyeceksiniz?  - 9 3 3 -
Sayfa 104 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010 O: 2  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  3. - Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan vekili Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ 'ın, A nayasa  Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun  Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (S. Sayısı: 462) (Devam)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Köse, buyurun efendim.  ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, Sayın Malik Ecder Özdemir soru sormuştu, cevap vermediniz, soruyu tekrar  ediyorum.  Sayın Bakanım, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısının düzenlemiş olduğu iddianamede 3. Ordu  Komutanı Saldıray Berk ve Erzincan eski Başsavcısı hakkında düzenlenen iddianamede, Başsavcı,  3. Ordu Komutanının Alevi köyleriyle özel iletişim kurduğunu, onlara özel hizmet götürdüğünü,  sanki bunun bir suçmuş gibi iddianameye taşıyor olması Anayasa'nın 10'uncu maddesine açıkça  aykırılık teşkil etmiyor mu ve yine Başsavcının "suçlu" diye, "sanık" diye iddiada bulunduğu 3. Ordu  Komutanı bugün 15 bin kişilik kuvvetle bir askerî tatbikat yapıyor. Bu çelişkiyi, ülkeyi içine  düşürdüğünüz bu kaosu nasıl izah edeceksiniz, açıklar mısınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Aslında, ben, biraz önce Anayasa Komisyonu Başkanına sorduğum soru tabii zaman yetmediği  için şey edemedim fakat isterse o konuyu kendisiyle bir televizyonda tartışırım. Ben şimdi Egemen  Bey'den bir şey soracağım.  Şimdi, Sayın Bakan, Tayyip Bey Amerika'ya gittiği zaman, Amerika Cumhurbaşkanıyla  görüştüğü zaman maalesef oradaki elçileri almıyor, yalnız sizi yanına alıyor. Son görüşmesinde de  ne görüşüldüyse birdenbire sizi Bakan tayin etti. Şimdi, dışarıya akseden şeylerde Obama Tayyip  Bey'e ekonomik durumuyla ilgili özel birtakım sorular sormuş ve siz buna da vâkıf olduğunuz için  sizi Bakan tayin etmiş. Acaba böyle bir şey var mıdır, yok mudur? Hakikaten Tayyip Bey'in servetiyle  ilgili bir konuşma geçti mi, bunu öğrenmek istiyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Gök...  İSA GÖK (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Çok net bir şey soracağım: Ola ki Anayasa değişikliğini getirdiniz. Anayasa değişikliğinin re­ ferandumu sırasında, götürdüğünüzde, tek paket hâlinde mi oylayacaksınız, yani bu vatanın, bu mil­ letin, bu insanların, bu yargının geleceğini karartan maddelerin yanına iyi olabilecek olan, sendikal  özgürlükle sununla bununla alakalı birkaç tane güzel maddeyi sos olarak koyup tek maddede mi  "evet", "hayır" diyeceksiniz, yoksa yüreklilik gösterip iyileri ayrı, kötüleri ayrı bir anlam bütünlü­ ğünde ayırıp ona göre mi "evet", "hayır" diyeceksiniz?  - 9 3 3 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 3 4 - Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Sakık...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Biraz önce bir hatip buradan sesleniyordu, ben de odamda izledim. Efendim, anayasal değişiklik  yapılırken 2007 seçimlerinde şunu unutmuşlardı, yani burada bir konsensüs sağlandığını ve o süreç  içerisinde kendi siyasi partilerinin de bulunduğunu unutmuştu ve şöyle diyordu: "Doğu ve  Güneydoğu'ya uygulanan..." Yani orada "Doğu ve Güneydoğu" derken hâlen Kürt halkının ismini  bile anmaktan korkanların nasıl bir demokrasi mücadelesi vereceklerini merak ediyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.  Şimdi, Sayın Gök burada konuşurken, "ABD'de bir Anayasa değişikliğiyle ilgili brifinge  gidildi." diye bir iddiada bulundu, ithamda bulundu ve benim de bu brifinge gidip gitmediğimi sordu.  Sayın Başkanım, ben daha evvel Amerika Birleşik Devletleri-Türkiye Parlamentolararası Dost­ luk Grubu Başkanlığı görevini yürütürken her sene birkaç defa Amerikan Kongresinde gündeme  gelen sözde Ermeni soykırım iddialarıyla mücadele etmek için Meclis Başkanımızın ve Hükümetin,  o zamanki Bakanlar Kurulunun verdiği görevleri yerine getirmek kapsamında defalarca Amerika  Birleşik Devletleri'ne gittim. Daha evvel de on yedi yıl o ülkede yaşadığım için, o ülkenin siyasile- riyle şahsi ilişkiler kurabilme imkânım olduğu için, onları değerlendirerek ülkemizin lobi çalışma­ larına katkıda bulunmak istedim. Şu anda nasıl Meclisimizin Dışişleri Komisyonu Başkanı Sayın  Mercan'ın Başkanlığında Amerika Dostluk Grubu Başkanı Sayın Kınıklıoğlu'nun da içerisinde bu­ lunduğu, Başkan Yardımcısı Sayın Elekdağ'ın da içinde bulunduğu bir heyet, yarın Amerikan Kon­ gresinin Dışişleri Komisyonunda gündeme gelme ihtimali yüksek olan Ermeni soykırım tasarısıyla  mücadele etmek için nasıl canhıraş bir şekilde, hiçbir parti ayrımı yapmadan mücadele ediyorlarsa,  aynı şekilde bir mücadeleyi ben de o zaman arkadaşlarımla birlikte yaptım.  İSA GÖK (Mersin) - Anayasa konusunda mı?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Hayır, Ermeni soykırım iddialarına cevap  konusunda.  İSA GÖK (Mersin) - Ama ben Anayasa'yı sordum. Bizden önce Hollanda'yı anlattınız.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Amerika Birleşik Devletleri'nde Türkiye  Cumhuriyeti'nin Anayasası'yla ilgili hiçbir çalışma içerisinde ben bulunmadığım gibi bulunan kim­ seyi de ben tanımıyorum.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Tamam, bunu söyle!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Siz birtakım haberlerin etkisi altında kalmış  olabilirsiniz ama böyle bir şey yoktur.  İSA GÖK (Mersin) - "Tasarıyı hazırladık." Hocanızın kendi beyanı bu.  BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen dinleyelim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Köse, şimdi bir iddianameyle ilgili bir  som sordu. Dedi ki: "Oradaki, işte, bir komutanımız Alevi köylerine hizmet götürdüğü sanki suçmuş  gibi gösterilerek iddianameyle ilgili ne düşünüyorsunuz?"
Sayfa 105 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 3 4 - Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Sakık...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Biraz önce bir hatip buradan sesleniyordu, ben de odamda izledim. Efendim, anayasal değişiklik  yapılırken 2007 seçimlerinde şunu unutmuşlardı, yani burada bir konsensüs sağlandığını ve o süreç  içerisinde kendi siyasi partilerinin de bulunduğunu unutmuştu ve şöyle diyordu: "Doğu ve  Güneydoğu'ya uygulanan..." Yani orada "Doğu ve Güneydoğu" derken hâlen Kürt halkının ismini  bile anmaktan korkanların nasıl bir demokrasi mücadelesi vereceklerini merak ediyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.  Şimdi, Sayın Gök burada konuşurken, "ABD'de bir Anayasa değişikliğiyle ilgili brifinge  gidildi." diye bir iddiada bulundu, ithamda bulundu ve benim de bu brifinge gidip gitmediğimi sordu.  Sayın Başkanım, ben daha evvel Amerika Birleşik Devletleri-Türkiye Parlamentolararası Dost­ luk Grubu Başkanlığı görevini yürütürken her sene birkaç defa Amerikan Kongresinde gündeme  gelen sözde Ermeni soykırım iddialarıyla mücadele etmek için Meclis Başkanımızın ve Hükümetin,  o zamanki Bakanlar Kurulunun verdiği görevleri yerine getirmek kapsamında defalarca Amerika  Birleşik Devletleri'ne gittim. Daha evvel de on yedi yıl o ülkede yaşadığım için, o ülkenin siyasile- riyle şahsi ilişkiler kurabilme imkânım olduğu için, onları değerlendirerek ülkemizin lobi çalışma­ larına katkıda bulunmak istedim. Şu anda nasıl Meclisimizin Dışişleri Komisyonu Başkanı Sayın  Mercan'ın Başkanlığında Amerika Dostluk Grubu Başkanı Sayın Kınıklıoğlu'nun da içerisinde bu­ lunduğu, Başkan Yardımcısı Sayın Elekdağ'ın da içinde bulunduğu bir heyet, yarın Amerikan Kon­ gresinin Dışişleri Komisyonunda gündeme gelme ihtimali yüksek olan Ermeni soykırım tasarısıyla  mücadele etmek için nasıl canhıraş bir şekilde, hiçbir parti ayrımı yapmadan mücadele ediyorlarsa,  aynı şekilde bir mücadeleyi ben de o zaman arkadaşlarımla birlikte yaptım.  İSA GÖK (Mersin) - Anayasa konusunda mı?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Hayır, Ermeni soykırım iddialarına cevap  konusunda.  İSA GÖK (Mersin) - Ama ben Anayasa'yı sordum. Bizden önce Hollanda'yı anlattınız.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Amerika Birleşik Devletleri'nde Türkiye  Cumhuriyeti'nin Anayasası'yla ilgili hiçbir çalışma içerisinde ben bulunmadığım gibi bulunan kim­ seyi de ben tanımıyorum.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Tamam, bunu söyle!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Siz birtakım haberlerin etkisi altında kalmış  olabilirsiniz ama böyle bir şey yoktur.  İSA GÖK (Mersin) - "Tasarıyı hazırladık." Hocanızın kendi beyanı bu.  BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen dinleyelim.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Köse, şimdi bir iddianameyle ilgili bir  som sordu. Dedi ki: "Oradaki, işte, bir komutanımız Alevi köylerine hizmet götürdüğü sanki suçmuş  gibi gösterilerek iddianameyle ilgili ne düşünüyorsunuz?"  TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - İddianamede geçiyor.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Şimdi, ben de daha evvel bunu cevaplan­ dırmıştım, herhalde duyamadılar, bir kez daha söyleyeyim: Cumhuriyet tarihinde ilk defa, ders ki­ taplarına Alevilikle ilgili bilgileri koyan bir Hükümetin üyesi olmaktan onur duyuyorum. Cumhuriyet  tarihinde ilk defa Alevi vatandaşlarıyla muharrem ayı iftarında onların kederini paylaşarak...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan, iddianameye cevap ver, iddianameye!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Oraya geleceğim, geleceğim.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Aynı şeyi söyleyip duruyorsun, ayıp!  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - ...aynı sofrayı paylaşan bir Başbakanının  Hükümetinin üyesi olmaktan onur duyuyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - İddianame burada, soru da açık. İki defa sordum, cevap  vermiyorsun.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - İddianameye geleceğiz, geleceğiz, sabret.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Ne zaman geleceksiniz?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Dur, geliyoruz. Sabret, sabret!  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Soruyorum: Bu iddianame suç mu, değil mi; Anayasa'ya  aykırı mı, değil mi?  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Atatürk'ten, cumhuriyetimizin kurucusu  Büyük Önder Atatürk'ten bu yana ilk defa, bir cemevine giden bir Cumhurbaşkanını desteklemiş  olmaktan büyük onur duyuyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Hâlâ Alevilere yaptıklarınızdan bahsediyorsunuz. Ayıp be!  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen...  Sayın Bakanım... Arkadaşlar...  Sayın Bakanım... Sayın Bakanım... Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Alevi kardeşlerimizin sıkıntılarını, Alevi  vatandaşlarımızın hassasiyetlerini buradan istismar etme çabalarını da ayıplıyorum.  MEHMET GÜN AL (Antalya) - Asıl sen istismar ediyorsun be!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bunları söyledikten sonra, şimdi, bu  Cumhuriyet Başsavcısının iddianamesine yazdığı konuya gelelim.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Evet, lütfen. Çok şükür!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Cumhuriyet Başsavcısının iddianamesinde  yer alan konularla ilgili yorum yapmak ne benim haddimdir ne sizin haddinizdir. Burası Türkiye  Cumhuriyeti'nin yasama kurumudur, yargı kurumu değil. Hatları karıştırmayın. Bu ülkede yargı  yasamanın işini yapmaya kalkarsa, yasama da yargının işini yapmaya kalkarsa işte o zaman  memlekette sıkıntı olur.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Anayasa'yı ihlal ettiriyorsunuz, Anayasa'yı Sayın Bakan.  Ortada ne Anayasa kaldı ne yasa kaldı, sayende!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bu mahkeme iddianamesiyle ilgili karar  vermesi gereken hâkim kararını vermiştir, iddianameyi kabul etmiştir. Orada bir yargı karan vardır.  - 9 3 5 -
Sayfa 106 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - İddianamede geçiyor.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Şimdi, ben de daha evvel bunu cevaplan­ dırmıştım, herhalde duyamadılar, bir kez daha söyleyeyim: Cumhuriyet tarihinde ilk defa, ders ki­ taplarına Alevilikle ilgili bilgileri koyan bir Hükümetin üyesi olmaktan onur duyuyorum. Cumhuriyet  tarihinde ilk defa Alevi vatandaşlarıyla muharrem ayı iftarında onların kederini paylaşarak...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan, iddianameye cevap ver, iddianameye!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Oraya geleceğim, geleceğim.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Aynı şeyi söyleyip duruyorsun, ayıp!  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - ...aynı sofrayı paylaşan bir Başbakanının  Hükümetinin üyesi olmaktan onur duyuyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - İddianame burada, soru da açık. İki defa sordum, cevap  vermiyorsun.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - İddianameye geleceğiz, geleceğiz, sabret.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Ne zaman geleceksiniz?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Dur, geliyoruz. Sabret, sabret!  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Soruyorum: Bu iddianame suç mu, değil mi; Anayasa'ya  aykırı mı, değil mi?  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Atatürk'ten, cumhuriyetimizin kurucusu  Büyük Önder Atatürk'ten bu yana ilk defa, bir cemevine giden bir Cumhurbaşkanını desteklemiş  olmaktan büyük onur duyuyorum.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Hâlâ Alevilere yaptıklarınızdan bahsediyorsunuz. Ayıp be!  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen...  Sayın Bakanım... Arkadaşlar...  Sayın Bakanım... Sayın Bakanım... Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Alevi kardeşlerimizin sıkıntılarını, Alevi  vatandaşlarımızın hassasiyetlerini buradan istismar etme çabalarını da ayıplıyorum.  MEHMET GÜN AL (Antalya) - Asıl sen istismar ediyorsun be!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bunları söyledikten sonra, şimdi, bu  Cumhuriyet Başsavcısının iddianamesine yazdığı konuya gelelim.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Evet, lütfen. Çok şükür!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Cumhuriyet Başsavcısının iddianamesinde  yer alan konularla ilgili yorum yapmak ne benim haddimdir ne sizin haddinizdir. Burası Türkiye  Cumhuriyeti'nin yasama kurumudur, yargı kurumu değil. Hatları karıştırmayın. Bu ülkede yargı  yasamanın işini yapmaya kalkarsa, yasama da yargının işini yapmaya kalkarsa işte o zaman  memlekette sıkıntı olur.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Anayasa'yı ihlal ettiriyorsunuz, Anayasa'yı Sayın Bakan.  Ortada ne Anayasa kaldı ne yasa kaldı, sayende!  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bu mahkeme iddianamesiyle ilgili karar  vermesi gereken hâkim kararını vermiştir, iddianameyi kabul etmiştir. Orada bir yargı karan vardır.  - 9 3 5 - TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 3 6 - MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - "Suçlu" dediği komutan hâlâ bugün görevde, gereğini yap.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bırakın yargı bağımsız kalsın. Yargıya baskı  yapmayın, alışkanlıklarınızdan lütfen vazgeçin.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Komutan suçluysa komutan hakkında gereğini yap, savcı  suçluysa savcı hakkında gereğini yap. Lafazanlık yapma!  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Siz böyle baskı yaptığınız sürece ben  Türkiye'yi Avrupa Birliği standartlarına yükseltmekte çok sıkıntı yaşarım. Bunu Avrupalılara  anlatamam. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Lafazanlık yapma, gereğini yap, iktidarsınız!  BAŞKAN - Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Avrupalılar, siz siyasilerin işinize geldiği  zaman yargı mensuplarına sahip çıkıp, işinize geldiği zaman da onları eleştirmenizi anlamakta  zorlanıyorlar.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Aynı şeyi sen yapıyorsun, aynı şeyi siz yapıyorsunuz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Lütfen, böyle yapıp ülkemizin imajına zarar  vermeyin.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Başbakan yaptığı için zorlanıyorsunuz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Kamer Genç bir ithamda bulundu.  Sayın Genç, sizin ithamlarınıza aslında cevap bile vermemek lazım ama bu Meclisin yüce üyeleri­ nin hatırına ben çok açık ve net bir şey söyleyeyim: Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep  Tayyip Erdoğan'ın dört buçuk yıl danışmanlığını, iki yıl partisinin Genel Başkan Yardımcılığını yap­ tıktan sonra Bakanlar Kurulu üyesi olmuş bir kişiyim. Ben geldiğim konuma öyle paraşütle gelme­ dim. On yedi yıl yurt dışında ülkemin lobiciliğini yaptıktan sonra geldim ülkeme, siyasete girdim,  önce milletvekili oldum, sonra partimin Genel Başkanının ve Başbakanın danışmanı oldum, daha  sonra Merkez Karar ve Yürütme Kurulu üyesi oldum, ondan sonra MYK üyesi oldum, Genel Baş­ kan Yardımcısı oldum, ondan sonra da Bakanlık görevi verildi, onu da gücümün yettiği kadar yap­ maya çalışıyorum. Ama bütün bu süre zarfında, sekiz yıldır siyasette bulunduğum süre zarfında Sayın  Recep Tayyip Erdoğan'ın yakın çalışma arkadaşı olmaktan büyük onur duydum. (AK PARTİ sırala­ rından alkışlar, CHP sıralarından alkışlar [!]) Onun bütün toplantılarında sadece ülkemizin ve mille­ timizin çıkarlarını koruduğuna şahit oldum. Hiçbir yerde, hiçbir zaman kendi şahsi çıkarları veyahut  da herhangi bir şahsın çıkarları için bir girişimde bulunmadığı gibi, hiçbir şekilde birinden bir ta­ lepte bulunmadığına şahit oldum. Tek talebi olmuştur, milletimizin refahı, ülkemizin kalkınması, bu  ülkenin gerçekten adalete ve kalkınmaya kavuşması. Onun için, bu ithamlarınızı çok ayıp karşıladı­ ğımı özellikle vurgulamak istiyorum ama sizden de bunun dışında bir şey bekleyemeyeceğimizi artık  öğrendik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Bakanım... Lütfen arkadaşlar...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Gök "Referandum sırasında bir tek oy­ lamama mı olacak yoksa her madde için ayrı ayrı oylama mı olacak?" diye sordu.  İSA GÖK (Mersin) - Konu birliği, iyi anlamamışsın.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Yani "Tek paket mi yoksa her farklı şey için  ayrı bir oylama mı olur?" diye sordu.
Sayfa 107 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 3 6 - MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - "Suçlu" dediği komutan hâlâ bugün görevde, gereğini yap.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Bırakın yargı bağımsız kalsın. Yargıya baskı  yapmayın, alışkanlıklarınızdan lütfen vazgeçin.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Komutan suçluysa komutan hakkında gereğini yap, savcı  suçluysa savcı hakkında gereğini yap. Lafazanlık yapma!  BAŞKAN - Sayın Özdemir, lütfen...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Siz böyle baskı yaptığınız sürece ben  Türkiye'yi Avrupa Birliği standartlarına yükseltmekte çok sıkıntı yaşarım. Bunu Avrupalılara  anlatamam. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Lafazanlık yapma, gereğini yap, iktidarsınız!  BAŞKAN - Sayın Bakanım...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Avrupalılar, siz siyasilerin işinize geldiği  zaman yargı mensuplarına sahip çıkıp, işinize geldiği zaman da onları eleştirmenizi anlamakta  zorlanıyorlar.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Aynı şeyi sen yapıyorsun, aynı şeyi siz yapıyorsunuz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Lütfen, böyle yapıp ülkemizin imajına zarar  vermeyin.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Başbakan yaptığı için zorlanıyorsunuz.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Kamer Genç bir ithamda bulundu.  Sayın Genç, sizin ithamlarınıza aslında cevap bile vermemek lazım ama bu Meclisin yüce üyeleri­ nin hatırına ben çok açık ve net bir şey söyleyeyim: Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep  Tayyip Erdoğan'ın dört buçuk yıl danışmanlığını, iki yıl partisinin Genel Başkan Yardımcılığını yap­ tıktan sonra Bakanlar Kurulu üyesi olmuş bir kişiyim. Ben geldiğim konuma öyle paraşütle gelme­ dim. On yedi yıl yurt dışında ülkemin lobiciliğini yaptıktan sonra geldim ülkeme, siyasete girdim,  önce milletvekili oldum, sonra partimin Genel Başkanının ve Başbakanın danışmanı oldum, daha  sonra Merkez Karar ve Yürütme Kurulu üyesi oldum, ondan sonra MYK üyesi oldum, Genel Baş­ kan Yardımcısı oldum, ondan sonra da Bakanlık görevi verildi, onu da gücümün yettiği kadar yap­ maya çalışıyorum. Ama bütün bu süre zarfında, sekiz yıldır siyasette bulunduğum süre zarfında Sayın  Recep Tayyip Erdoğan'ın yakın çalışma arkadaşı olmaktan büyük onur duydum. (AK PARTİ sırala­ rından alkışlar, CHP sıralarından alkışlar [!]) Onun bütün toplantılarında sadece ülkemizin ve mille­ timizin çıkarlarını koruduğuna şahit oldum. Hiçbir yerde, hiçbir zaman kendi şahsi çıkarları veyahut  da herhangi bir şahsın çıkarları için bir girişimde bulunmadığı gibi, hiçbir şekilde birinden bir ta­ lepte bulunmadığına şahit oldum. Tek talebi olmuştur, milletimizin refahı, ülkemizin kalkınması, bu  ülkenin gerçekten adalete ve kalkınmaya kavuşması. Onun için, bu ithamlarınızı çok ayıp karşıladı­ ğımı özellikle vurgulamak istiyorum ama sizden de bunun dışında bir şey bekleyemeyeceğimizi artık  öğrendik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Bakanım... Lütfen arkadaşlar...  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Sayın Gök "Referandum sırasında bir tek oy­ lamama mı olacak yoksa her madde için ayrı ayrı oylama mı olacak?" diye sordu.  İSA GÖK (Mersin) - Konu birliği, iyi anlamamışsın.  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Yani "Tek paket mi yoksa her farklı şey için  ayrı bir oylama mı olur?" diye sordu.  TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 3 7 - Arkadaşlar, biz referanduma giderken Anayasa'yı değiştirmek için gideceğiz. Anayasa'yı  değiştirecek olan Meclistir, sizsiniz. Burada onun kararını hep beraber verelim. Gelin, burada Anayasa  değişikliğini de beraber geçirelim, referanduma bile gitmemize gerek kalmaz. Gidilecekse de hangi  ölçüde gidileceğine bu Meclis karar verecektir, bunu Hükümetin bir üyesi olarak ben niye  cevaplandırayım. Ona ben karar vermeyeceğim, siz karar vereceksiniz, Türk milletinin yüce  temsilcileri karar verecekler. Onun için, burada, böyle, istismar yapıp insanların kafasını karıştırmanın  bir anlamı yok.  Sayın Sakık'ın da yorumuna bir cevap vermek istiyorum. Sayın Sakık'ın, Sayın Kaplan'ın bugün  yaptığı açıklamaların çok anlamlı olduğuna ben de inanıyorum. Ben de Türkiye'nin güneydoğusunda  doğmuş, o bölgenin insanı olan bir kişi olarak bu ülkenin Kürt'ü, Türk'ü, Çerkez'i, Laz'ı Alevi'si  Sünni'si, askeri, sivili, genci, yaşlısı, kadını, erkeği artık birbirimizle uğraşmaktansa ortak  paydalarımızda kenetlenmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden, bütün milletvekillerimizin  Türkiye'ye yakışır yasaları değiştirmek için, Anayasa'yı değiştirmek için iş birliği yapmasını ümit  ettiğimi belirterek saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Madde üzerinde bir adet önerge vardır.  Önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 462 Sıra Sayılı yasa teklifinin 3. maddesindeki "Bakanlar Kurulu" ibaresinin  "Adalet Bakanı" olarak değiştirilmesini arz ederiz.  Kamer Genç Tayftın İçli Vahap Seçer  Tunceli Eskişehir Mersin  Metin Arifağaoğlu Yaşar Ağyüz  Artvin Gaziantep  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Genç, buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Yasa Teklifı'nin  3'üncü maddesi üzerinde verdiğim önergeyle ilgili görüşlerimi bildirmek üzere söz aldım. Hepinize  saygılar sunuyorum.  Şimdi, sabahtan beri burada çok şeyler dinledik. Tabii, beş dakikalık bir zaman içinde bir şey  söyleyemezsiniz.  Şimdi, değerli arkadaşlar, aklın yolu birdir, eğer akıllı olanlar varsa onların aklının yolu da birdir.  Şimdi, eğer demokratikleşmek istiyorsanız, evvela şu barajları bir indirin. Şimdi, çıktınız, AKP'liler  dediniz ki, "barış ve kardeşlik projesini getirdik." Peki "barış ve kardeşlik projesi"ni getirdikten sonra  Doğu ve Güneydoğu'da o kadar belediye başkanını kelepçelerle tek sıra hâlinde mahkemelere  getirmek, barış ve kardeşlik konusu mudur? Bilakis, o konuya darbe vurdunuz. (BDP sıralarından  alkışlar) Yani, şimdi, söylediğiniz şeylere siz hiç riayet etmiyorsunuz.
Sayfa 108 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2 0 1 0 0 : 2  - 9 3 7 - Arkadaşlar, biz referanduma giderken Anayasa'yı değiştirmek için gideceğiz. Anayasa'yı  değiştirecek olan Meclistir, sizsiniz. Burada onun kararını hep beraber verelim. Gelin, burada Anayasa  değişikliğini de beraber geçirelim, referanduma bile gitmemize gerek kalmaz. Gidilecekse de hangi  ölçüde gidileceğine bu Meclis karar verecektir, bunu Hükümetin bir üyesi olarak ben niye  cevaplandırayım. Ona ben karar vermeyeceğim, siz karar vereceksiniz, Türk milletinin yüce  temsilcileri karar verecekler. Onun için, burada, böyle, istismar yapıp insanların kafasını karıştırmanın  bir anlamı yok.  Sayın Sakık'ın da yorumuna bir cevap vermek istiyorum. Sayın Sakık'ın, Sayın Kaplan'ın bugün  yaptığı açıklamaların çok anlamlı olduğuna ben de inanıyorum. Ben de Türkiye'nin güneydoğusunda  doğmuş, o bölgenin insanı olan bir kişi olarak bu ülkenin Kürt'ü, Türk'ü, Çerkez'i, Laz'ı Alevi'si  Sünni'si, askeri, sivili, genci, yaşlısı, kadını, erkeği artık birbirimizle uğraşmaktansa ortak  paydalarımızda kenetlenmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden, bütün milletvekillerimizin  Türkiye'ye yakışır yasaları değiştirmek için, Anayasa'yı değiştirmek için iş birliği yapmasını ümit  ettiğimi belirterek saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.  Madde üzerinde bir adet önerge vardır.  Önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 462 Sıra Sayılı yasa teklifinin 3. maddesindeki "Bakanlar Kurulu" ibaresinin  "Adalet Bakanı" olarak değiştirilmesini arz ederiz.  Kamer Genç Tayftın İçli Vahap Seçer  Tunceli Eskişehir Mersin  Metin Arifağaoğlu Yaşar Ağyüz  Artvin Gaziantep  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet?  DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ (İstanbul) - Katılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Genç, buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Yasa Teklifı'nin  3'üncü maddesi üzerinde verdiğim önergeyle ilgili görüşlerimi bildirmek üzere söz aldım. Hepinize  saygılar sunuyorum.  Şimdi, sabahtan beri burada çok şeyler dinledik. Tabii, beş dakikalık bir zaman içinde bir şey  söyleyemezsiniz.  Şimdi, değerli arkadaşlar, aklın yolu birdir, eğer akıllı olanlar varsa onların aklının yolu da birdir.  Şimdi, eğer demokratikleşmek istiyorsanız, evvela şu barajları bir indirin. Şimdi, çıktınız, AKP'liler  dediniz ki, "barış ve kardeşlik projesini getirdik." Peki "barış ve kardeşlik projesi"ni getirdikten sonra  Doğu ve Güneydoğu'da o kadar belediye başkanını kelepçelerle tek sıra hâlinde mahkemelere  getirmek, barış ve kardeşlik konusu mudur? Bilakis, o konuya darbe vurdunuz. (BDP sıralarından  alkışlar) Yani, şimdi, söylediğiniz şeylere siz hiç riayet etmiyorsunuz.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Şimdi, bakınız değerli arkadaşlar, eğer bir ülkede ciddi bir sıkıntı varsa, o ülkenin insanları,  parlamentoları rizikoyu göze alır, gerekirse belirli bir problemin çözümü için hukuku bile askıya alır.  Mesela, Habur konusunda yapılan eleştirileri ben şahsen çok fazla da yerinde görmüyorum. Neden  yerinde görmüyorum? Eğer, o tür olaylar silahlı eylemleri sonlandıracaksa, belli bir süre için bu gibi  uygulamaları yaparak o silah taşıyan insanları getirelim, silahı bırakırlarsa... Burada memleketin  menfaati var. Amaç nedir? Amaç, yeni kan dökülmesini önlemektir. (BDP sıralarından alkışlar)  Devlet yönetiminde sorumlu olan kişiler, sorumluluk alan kişiler gerektiği zaman rizikoyu göze alır,  problemini çözer ve onun sonucuna da katlanır. Devlet adamlığının vasfı budur. Böyle olmadan,  şimdi çıkıp da burada... Ben sabahtan beri dinliyorum.  Bakın değerli arkadaşlanm, şimdi, ben 1980'den beri bu Meclisteyim, gördüğüm olay şu: Birileri  çıkıyor hep yani böyle, işte kimisi darbelere vuruyor, kimisi işte partilere vuruyor, işte o Danışma  Meclisinde de ondan önceki partileri kuruluyorlardı, siz de biliyorsunuz. Yani şimdi mesele şu: Mesele,  biz ne yapıyoruz? Biz bu memleketi hakikaten sağlıklı yönetebiliyor muyuz? Bir adım ileriye  götürebiliyor muyuz? Türkiye Cumhuriyeti devletine bir itibar kazandırabiliyor muyuz? Bu memleketin  kaynaklannı en iyi şekilde kullanabiliyor muyuz? Bu memlekette işsizliği halledebiliyor muyuz? Bu  memlekette yapılan soygunları cezalandırabiliyor muyuz? Bütün mesele bu. Bütün mesele, bu  memleketi sağlıklı yönetebiliyor muyuz? Burada bizim meselelerin üzerine gitmemiz lazım.  Şimdi, burada, bir Anayasa değişikliğini getirecekseniz, bir getirin bakalım neyi getireceksiniz,  evvela onun üzerinde konuşalım. Şimdi havanda su dövüyoruz.  Ben size bir eşek meselesini anlatayım arkadaşlar. Şimdi, kervanın birinde bir deve ile bir eşek  çok zayıflamış. Kervancı "Bunlan bir dağa bırakalım, gitsin." demiş. Gelmişler, bir yerde dağa bı­ rakmışlar o eşekle deveyi. Bir süre sonra, eşekle deve dağda yemiş, içmiş, semirmiş. Bir gün o yol­ dan geçerken yine bir gürültü kopmuş, çok gürültü kopunca, eşek "Ben anıracağım." demiş. Deve  demiş ki: "Anırma, bak, bizim yerimiz rahat, anırmaya gerek yok, burada güzel güzel geçinip gidi­ yoruz." "Yok, anıracağım." demiş. "Peki." Anınnca, bu defa, gelmişler, bakmışlar ki böyle semirmiş  eşekle bir deve orada. Almışlar deveyle eşeği götürmüşler, eşeğin sırtına palansız yük yüklemişler,  devenin de sırtına yük yüklemişler. Bir süre sonra, eşek bakmış ki yükü taşıyacak durumda değil. "Bu  eşek bu yükü taşımıyor. Ne yapalım? Bu eşeği devenin sırtına bindirelim." demişler. Onu da bindir­ mişler fakat deve de bir yarın başına gelince "Vallahi benim canım oynamak istiyor. Ne yapalım?"  demiş. Eşek "Ya, oynama, bizi tehlikeye atarsın." demiş. "Yok, ben oynayacağım." demiş. Oyna­ yınca, deveyle eşek yardan düşmüşler. Aşağı gidince eşek sormuş: "Ne yaptık biz?" "Ya, sen anır- dın gereksiz yere, ben de gereksiz yere oynadım, işte bu hâle geldik." Bundan herkesin kendisine bir  ders alması lazım. Bakın, bu memleket elden gidiyor, bu memlekette çok ciddi sıkıntılar yaratıyor­ sunuz. Bu memleketi ciddi ciddi yönetseniz, 340 milletvekilisiniz, bu memlekette...  Bakın, sabahtan beri burada birtakım şeyler söyleniyor. Yahu Allah nzası için, sizin İktidannız  zamanında, sizin belirli makamlara getirdiğiniz insanlar doğru dürüst bir atama yaptılar mı? Sol  düşünceli insanların hepsini ezdiler. İmtihanlara giriyor, hâkimlik imtihanına giriyor, savcılık  imtihanına giriyor...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun efendim.  KAMER GENÇ (Devamla) - . . .ve bu insanlar yazılıda en büyük puanları aldıkları hâlde,  gidiyorlar... En fazla mağdur olan bizim Tuncelililer. "Neresi memleketin?" "Tunceli" "Git kardeşim,  bizim seninle işimiz yok." diyorlar. Bunlan defalarca burada dile getirdim. Onun için, değerli  milletvekilleri, bakın, bu memleket hepimizin memleketi. Bu kürsüden çok gelen giden oldu.  - 9 3 8 -
Sayfa 109 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Şimdi, bakınız değerli arkadaşlar, eğer bir ülkede ciddi bir sıkıntı varsa, o ülkenin insanları,  parlamentoları rizikoyu göze alır, gerekirse belirli bir problemin çözümü için hukuku bile askıya alır.  Mesela, Habur konusunda yapılan eleştirileri ben şahsen çok fazla da yerinde görmüyorum. Neden  yerinde görmüyorum? Eğer, o tür olaylar silahlı eylemleri sonlandıracaksa, belli bir süre için bu gibi  uygulamaları yaparak o silah taşıyan insanları getirelim, silahı bırakırlarsa... Burada memleketin  menfaati var. Amaç nedir? Amaç, yeni kan dökülmesini önlemektir. (BDP sıralarından alkışlar)  Devlet yönetiminde sorumlu olan kişiler, sorumluluk alan kişiler gerektiği zaman rizikoyu göze alır,  problemini çözer ve onun sonucuna da katlanır. Devlet adamlığının vasfı budur. Böyle olmadan,  şimdi çıkıp da burada... Ben sabahtan beri dinliyorum.  Bakın değerli arkadaşlanm, şimdi, ben 1980'den beri bu Meclisteyim, gördüğüm olay şu: Birileri  çıkıyor hep yani böyle, işte kimisi darbelere vuruyor, kimisi işte partilere vuruyor, işte o Danışma  Meclisinde de ondan önceki partileri kuruluyorlardı, siz de biliyorsunuz. Yani şimdi mesele şu: Mesele,  biz ne yapıyoruz? Biz bu memleketi hakikaten sağlıklı yönetebiliyor muyuz? Bir adım ileriye  götürebiliyor muyuz? Türkiye Cumhuriyeti devletine bir itibar kazandırabiliyor muyuz? Bu memleketin  kaynaklannı en iyi şekilde kullanabiliyor muyuz? Bu memlekette işsizliği halledebiliyor muyuz? Bu  memlekette yapılan soygunları cezalandırabiliyor muyuz? Bütün mesele bu. Bütün mesele, bu  memleketi sağlıklı yönetebiliyor muyuz? Burada bizim meselelerin üzerine gitmemiz lazım.  Şimdi, burada, bir Anayasa değişikliğini getirecekseniz, bir getirin bakalım neyi getireceksiniz,  evvela onun üzerinde konuşalım. Şimdi havanda su dövüyoruz.  Ben size bir eşek meselesini anlatayım arkadaşlar. Şimdi, kervanın birinde bir deve ile bir eşek  çok zayıflamış. Kervancı "Bunlan bir dağa bırakalım, gitsin." demiş. Gelmişler, bir yerde dağa bı­ rakmışlar o eşekle deveyi. Bir süre sonra, eşekle deve dağda yemiş, içmiş, semirmiş. Bir gün o yol­ dan geçerken yine bir gürültü kopmuş, çok gürültü kopunca, eşek "Ben anıracağım." demiş. Deve  demiş ki: "Anırma, bak, bizim yerimiz rahat, anırmaya gerek yok, burada güzel güzel geçinip gidi­ yoruz." "Yok, anıracağım." demiş. "Peki." Anınnca, bu defa, gelmişler, bakmışlar ki böyle semirmiş  eşekle bir deve orada. Almışlar deveyle eşeği götürmüşler, eşeğin sırtına palansız yük yüklemişler,  devenin de sırtına yük yüklemişler. Bir süre sonra, eşek bakmış ki yükü taşıyacak durumda değil. "Bu  eşek bu yükü taşımıyor. Ne yapalım? Bu eşeği devenin sırtına bindirelim." demişler. Onu da bindir­ mişler fakat deve de bir yarın başına gelince "Vallahi benim canım oynamak istiyor. Ne yapalım?"  demiş. Eşek "Ya, oynama, bizi tehlikeye atarsın." demiş. "Yok, ben oynayacağım." demiş. Oyna­ yınca, deveyle eşek yardan düşmüşler. Aşağı gidince eşek sormuş: "Ne yaptık biz?" "Ya, sen anır- dın gereksiz yere, ben de gereksiz yere oynadım, işte bu hâle geldik." Bundan herkesin kendisine bir  ders alması lazım. Bakın, bu memleket elden gidiyor, bu memlekette çok ciddi sıkıntılar yaratıyor­ sunuz. Bu memleketi ciddi ciddi yönetseniz, 340 milletvekilisiniz, bu memlekette...  Bakın, sabahtan beri burada birtakım şeyler söyleniyor. Yahu Allah nzası için, sizin İktidannız  zamanında, sizin belirli makamlara getirdiğiniz insanlar doğru dürüst bir atama yaptılar mı? Sol  düşünceli insanların hepsini ezdiler. İmtihanlara giriyor, hâkimlik imtihanına giriyor, savcılık  imtihanına giriyor...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun efendim.  KAMER GENÇ (Devamla) - . . .ve bu insanlar yazılıda en büyük puanları aldıkları hâlde,  gidiyorlar... En fazla mağdur olan bizim Tuncelililer. "Neresi memleketin?" "Tunceli" "Git kardeşim,  bizim seninle işimiz yok." diyorlar. Bunlan defalarca burada dile getirdim. Onun için, değerli  milletvekilleri, bakın, bu memleket hepimizin memleketi. Bu kürsüden çok gelen giden oldu.  - 9 3 8 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Geçen, Kandil gecesiydi, hiç olmazsa o gün... Hasip Bey çıktı, burada bir konuşma yaptı, ben  de bir on dakika konuşmak istedim, konuşmalarımı kestiniz. O gün o kanunu çıkarmanız lazımdı  -sırf beni konuşturmamak için- karar yeter sayısı da yoktu, Meclis Başkan Vekili de sizden yanaydı.  Hâlbuki benim gönlüm de istiyordu ki o gün, hakikaten o günün anlamına uygun bir konuşma  yapayım çünkü ben yılların deneyimini taşıyan bir insanım. Sizin icraatlarınıza karşı bir saygı  duymadığım için ben burada gerçek anlamda kendi düşüncelerimi söylemek istemiyorum çünkü  neden söylemek istemiyorum? Siz o düşüncede insanlar olmadığınız için -iktidar grubu- onun için  böyle hareket ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, burada, bu memleket hepimizin. Burada bir yerde  birleşmemiz lazım ama maalesef sizin işte çoğunluğunuz var, işte böyle gülüyorsunuz, hâlbuki  ağlanacak hâlimize gülüyoruz. Ben burada gülünecek şeyler söylemiyorum.  Bakın, bu memlekette... İşte, sabahtan beri havanda su dövüyoruz. Şimdi, Bekir Bey çıkmış,  kasaba avukatlığından gelmiş, bana Anayasa dersi veriyor. Böyle şey olmaz ki ya. Kardeşim, sen  bunları bilmiyorsun. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  SUAT KILIÇ (Samsun) - Sen kasaba avukatlığı bile yapamazsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Tamam, kasaba avukatları içinde çok kaliteli insanlarımız var.  Hukuk bilgisi karşısında saygı duyduğumuz şeyler var ama...  SUAT KILIÇ (Samsun) - Sende hukukun "h"si yok.  KAMER GENÇ (Devamla) - ...Bekir Bey'in orada çıkıp da bize Anayasa dersi vermesi  yakışmıyor çünkü...  SUAT KILIÇ (Samsun) - Seni kim Danışma Meclisi üyesi yaptı Meclise? Seni Danışma Meclisi  üyesi yapan kim?  KAMER GENÇ (Devamla) - ...doğru şeyler söylemiyor arkadaşlar. Onun için, bilgiyi bilgi  sahibinden öğrenmek lazım ama herkes çıkıyor burada kendi yetkisi, bilgisi, kabiliyeti içinde olmayan  konulan burada dile getiriyor.  BAŞKAN - Sayın Genç...  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Cevap ver, cevap.  KAMER GENÇ (Devamla) - Onun için, burada deneyime, bilgiye bir saygı duymamız lazım.  Bu huyunuz devam edebilir ama şunu bilesiniz ki yakında seçime gidiyoruz, o seçimden sonra  bu sıralarda sizin olmayacağınız kesin.  Saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Saygıdeğer arkadaşlanm, Sayın Genç, bakınız, siz de söylediniz, Cumhuriyet Halk Partisi  sıralannda, Milliyetçi Hareket Partisi sıralannda, AK PARTİ sıralannda da illerden, ilçelerden gelmiş  olan avukat arkadaşlanmız var yani "Kasabadan gelmiş bir avukat." sözü hepimizin gönlünü incitir.  Öncelikle, avukat arkadaşlann doğrusu bu hususu sükûnetle karşılamalan benim de garibime gitti.  Onu da takdirlerinize sunanm.  - 9 3 9 -
Sayfa 110 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Geçen, Kandil gecesiydi, hiç olmazsa o gün... Hasip Bey çıktı, burada bir konuşma yaptı, ben  de bir on dakika konuşmak istedim, konuşmalarımı kestiniz. O gün o kanunu çıkarmanız lazımdı  -sırf beni konuşturmamak için- karar yeter sayısı da yoktu, Meclis Başkan Vekili de sizden yanaydı.  Hâlbuki benim gönlüm de istiyordu ki o gün, hakikaten o günün anlamına uygun bir konuşma  yapayım çünkü ben yılların deneyimini taşıyan bir insanım. Sizin icraatlarınıza karşı bir saygı  duymadığım için ben burada gerçek anlamda kendi düşüncelerimi söylemek istemiyorum çünkü  neden söylemek istemiyorum? Siz o düşüncede insanlar olmadığınız için -iktidar grubu- onun için  böyle hareket ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen tamamlayınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, burada, bu memleket hepimizin. Burada bir yerde  birleşmemiz lazım ama maalesef sizin işte çoğunluğunuz var, işte böyle gülüyorsunuz, hâlbuki  ağlanacak hâlimize gülüyoruz. Ben burada gülünecek şeyler söylemiyorum.  Bakın, bu memlekette... İşte, sabahtan beri havanda su dövüyoruz. Şimdi, Bekir Bey çıkmış,  kasaba avukatlığından gelmiş, bana Anayasa dersi veriyor. Böyle şey olmaz ki ya. Kardeşim, sen  bunları bilmiyorsun. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  SUAT KILIÇ (Samsun) - Sen kasaba avukatlığı bile yapamazsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Tamam, kasaba avukatları içinde çok kaliteli insanlarımız var.  Hukuk bilgisi karşısında saygı duyduğumuz şeyler var ama...  SUAT KILIÇ (Samsun) - Sende hukukun "h"si yok.  KAMER GENÇ (Devamla) - ...Bekir Bey'in orada çıkıp da bize Anayasa dersi vermesi  yakışmıyor çünkü...  SUAT KILIÇ (Samsun) - Seni kim Danışma Meclisi üyesi yaptı Meclise? Seni Danışma Meclisi  üyesi yapan kim?  KAMER GENÇ (Devamla) - ...doğru şeyler söylemiyor arkadaşlar. Onun için, bilgiyi bilgi  sahibinden öğrenmek lazım ama herkes çıkıyor burada kendi yetkisi, bilgisi, kabiliyeti içinde olmayan  konulan burada dile getiriyor.  BAŞKAN - Sayın Genç...  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Cevap ver, cevap.  KAMER GENÇ (Devamla) - Onun için, burada deneyime, bilgiye bir saygı duymamız lazım.  Bu huyunuz devam edebilir ama şunu bilesiniz ki yakında seçime gidiyoruz, o seçimden sonra  bu sıralarda sizin olmayacağınız kesin.  Saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Saygıdeğer arkadaşlanm, Sayın Genç, bakınız, siz de söylediniz, Cumhuriyet Halk Partisi  sıralannda, Milliyetçi Hareket Partisi sıralannda, AK PARTİ sıralannda da illerden, ilçelerden gelmiş  olan avukat arkadaşlanmız var yani "Kasabadan gelmiş bir avukat." sözü hepimizin gönlünü incitir.  Öncelikle, avukat arkadaşlann doğrusu bu hususu sükûnetle karşılamalan benim de garibime gitti.  Onu da takdirlerinize sunanm.  - 9 3 9 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilme­ miştir.  3'üncümaddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Oyunun rengini belirtmek üzere, lehte Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.  Sayın Genç, buyurun efendim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Yasa Teklifi'nin  oylanmasından önce, 86'ncı maddeye göre oyumun rengini belirtmek üzere, önergelerimin işleme  girmeyeceği hesabıyla, daha önce de aleyhte söz alan arkadaşımız olduğu için, lehte söz aldım.  Tabii ki bence, bu kanunla referandumun altmış gün içinde yapılmasında bir sakınca yok çünkü  aslında, hakikaten, yüz yirmi gün, devamlı, halkın bu konularla ilgilenmesi ülkede birtakım sıkıntılar  da yaratabilir ama bence yine de altmış gün az çünkü bugün, iktidar partisinin elinde bir güç var.  Bakın, şimdi, Tayyip Bey konuşmaya başladığı zaman, bütün televizyonlar yayını kesiyor, Tayyip  Bey konuşuyor. Şimdi, dünyanın hiçbir tarafında böyle bir şey yok. Bakın, ben bir televizyon  programına çıktım, Tayyip Bey'le, Cemil Çiçek'le ilgili birtakım olayları dile getirdim. Dile  getirdiğim olaylardan birisi şu: Efendim, Cemil Çiçek'in damadı TOKİ'den bir iş almış 1 trilyon 800  milyar liraya, 300 milyar liraya birisine vermiş ve 1,5 trilyonu cebine koymuş. Söylediğim olay şu,  yine Tayyip Bey ile ilgili söyledim: İşte bu -biliyorsunuz- iki bankadan 750 milyon dolar aldı, kendi  damadının başında bulunduğu şirkete...  HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Bu kanunla alakalı ne diyorsun?  KAMER GENÇ (Devamla) - Bir dakika canım, sen ne sabırsızlanıyorsun, olaya geleceğim.  HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Sabah akşam konuşuyorsun!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra, o 750 milyon lirayı getirip de kendi damadının  şirketine vermesi konusunu dile getirdim.  HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Bu Meclisle dalga mı geçiyorsun sen?  KAMER GENÇ (Devamla) - Ayrıca da Deniz Feneri meselesini dile getirdim. Deniz Fenerinde  arkadaşlar yayın yasağı getirmişler. Ben dedim ki: "Niye yayın yasağı getiriyorsun?"  Ya, arkadaşlar, şimdi, bu Deniz Feneri olayından dolayı Almanya'daki Frankfurt Vakıflar  Bankasından 1 milyon 700 bin euro alınmış. Bu 1 milyon 750 bin euronun 400 bin eurosu Tayyip  Bey'in oğlunun bacanağının hesabına gönderilmiş, 400 bin eurosu. Yani işte, Haliç Limitet Şirketi  hesabına gönderilmiş. Yani TV8'de konuştum ben bunu, dedim ki: "Ya, acaba, bu 400 bin euro ne  amaçla Frankfurt'taki Vakıflar Bankası şubesinden alınmış da Tayyip Bey'in oğlunun bacanağının  Haliç Limitet Şirketi hesabına gönderilmiş? Bunu bana izah etsinler." Yani bunu birkaç defa söyledim.  Şimdi, hani diyorsunuz ya: "Meclis seçsin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu." Meclisin  seçtiği bir RTÜK var.  HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Seni Danışma Meclisine nasıl seçtiler?  KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, RTÜK ne yapmış? Hemen, benim bu konuşmamdan dolayı  tutmuş TV8'e ceza vermiş.  Sayın milletvekilleri, bir milletvekili, bir vatandaş bir televizyon kanalına çıkar da oradaki olayları  dile getirirse, hem de gerçek olan olayları dile getirirse Tayyip Bey'den korkan o RTÜK üyeleri hemen  oraya ceza verir mi? İşte sizin yaptığınız, seçtiğiniz kurumların, AKP'nin seçtiği ve tarafsız olması  gereken kurumların uygulamaları ortada. Yani tamamen Tayyip Bey'in gözüne girmek için "Aman ben  ne yaparım!" diye... Böyle bir ceza verilir mi? Peki, şimdi o cezayı televizyon kanalına verdiğin  zaman yann hangi televizyon kanalı beni kanalına çıkarır? Çünkü ben bu AKP İktidarı zamanında  yapılan birtakım soygunları, keyfilikleri dile getiriyorum, ihale yolsuzluklannı dile getiriyorum.  - 9 4 0 -
Sayfa 111 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilme­ miştir.  3'üncümaddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Oyunun rengini belirtmek üzere, lehte Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.  Sayın Genç, buyurun efendim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 462 sıra sayılı Yasa Teklifi'nin  oylanmasından önce, 86'ncı maddeye göre oyumun rengini belirtmek üzere, önergelerimin işleme  girmeyeceği hesabıyla, daha önce de aleyhte söz alan arkadaşımız olduğu için, lehte söz aldım.  Tabii ki bence, bu kanunla referandumun altmış gün içinde yapılmasında bir sakınca yok çünkü  aslında, hakikaten, yüz yirmi gün, devamlı, halkın bu konularla ilgilenmesi ülkede birtakım sıkıntılar  da yaratabilir ama bence yine de altmış gün az çünkü bugün, iktidar partisinin elinde bir güç var.  Bakın, şimdi, Tayyip Bey konuşmaya başladığı zaman, bütün televizyonlar yayını kesiyor, Tayyip  Bey konuşuyor. Şimdi, dünyanın hiçbir tarafında böyle bir şey yok. Bakın, ben bir televizyon  programına çıktım, Tayyip Bey'le, Cemil Çiçek'le ilgili birtakım olayları dile getirdim. Dile  getirdiğim olaylardan birisi şu: Efendim, Cemil Çiçek'in damadı TOKİ'den bir iş almış 1 trilyon 800  milyar liraya, 300 milyar liraya birisine vermiş ve 1,5 trilyonu cebine koymuş. Söylediğim olay şu,  yine Tayyip Bey ile ilgili söyledim: İşte bu -biliyorsunuz- iki bankadan 750 milyon dolar aldı, kendi  damadının başında bulunduğu şirkete...  HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Bu kanunla alakalı ne diyorsun?  KAMER GENÇ (Devamla) - Bir dakika canım, sen ne sabırsızlanıyorsun, olaya geleceğim.  HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Sabah akşam konuşuyorsun!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra, o 750 milyon lirayı getirip de kendi damadının  şirketine vermesi konusunu dile getirdim.  HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Bu Meclisle dalga mı geçiyorsun sen?  KAMER GENÇ (Devamla) - Ayrıca da Deniz Feneri meselesini dile getirdim. Deniz Fenerinde  arkadaşlar yayın yasağı getirmişler. Ben dedim ki: "Niye yayın yasağı getiriyorsun?"  Ya, arkadaşlar, şimdi, bu Deniz Feneri olayından dolayı Almanya'daki Frankfurt Vakıflar  Bankasından 1 milyon 700 bin euro alınmış. Bu 1 milyon 750 bin euronun 400 bin eurosu Tayyip  Bey'in oğlunun bacanağının hesabına gönderilmiş, 400 bin eurosu. Yani işte, Haliç Limitet Şirketi  hesabına gönderilmiş. Yani TV8'de konuştum ben bunu, dedim ki: "Ya, acaba, bu 400 bin euro ne  amaçla Frankfurt'taki Vakıflar Bankası şubesinden alınmış da Tayyip Bey'in oğlunun bacanağının  Haliç Limitet Şirketi hesabına gönderilmiş? Bunu bana izah etsinler." Yani bunu birkaç defa söyledim.  Şimdi, hani diyorsunuz ya: "Meclis seçsin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu." Meclisin  seçtiği bir RTÜK var.  HAYDAR KEMAL KURT (İsparta) - Seni Danışma Meclisine nasıl seçtiler?  KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, RTÜK ne yapmış? Hemen, benim bu konuşmamdan dolayı  tutmuş TV8'e ceza vermiş.  Sayın milletvekilleri, bir milletvekili, bir vatandaş bir televizyon kanalına çıkar da oradaki olayları  dile getirirse, hem de gerçek olan olayları dile getirirse Tayyip Bey'den korkan o RTÜK üyeleri hemen  oraya ceza verir mi? İşte sizin yaptığınız, seçtiğiniz kurumların, AKP'nin seçtiği ve tarafsız olması  gereken kurumların uygulamaları ortada. Yani tamamen Tayyip Bey'in gözüne girmek için "Aman ben  ne yaparım!" diye... Böyle bir ceza verilir mi? Peki, şimdi o cezayı televizyon kanalına verdiğin  zaman yann hangi televizyon kanalı beni kanalına çıkarır? Çünkü ben bu AKP İktidarı zamanında  yapılan birtakım soygunları, keyfilikleri dile getiriyorum, ihale yolsuzluklannı dile getiriyorum.  - 9 4 0 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Geçenlerde burada mesela, TOKİ Kanunu çıktı. TOKİ Kanunu çıkınca benim Çemişgezek il­ çemizde 100 metrekarelik bir inşaatı 162 milyar liraya yapıyorlar. Ben burada dile getirince müte­ ahhit gitmiş, oradaki işçileri kovmuş "Kamer Genç sizin aleyhinize konuştu." demiş. Yahu ben niye  aleyhine konuştum?  AHMET YENİ (Samsun) - Aleyhinde konuştun tabii.  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben diyorum ki arkadaş, sen benim ilimde 162 milyar liraya TOKİ  olarak bir ev yapamazsın, o vatandaşlar bu parayı vermez. Hâlbuki Çemişgezek merkezinde de 50  milyara yapıyorsunuz, onu da 50 milyara yap.  AHMET YENİ (Samsun) - İşçilerin ekmeğiyle oynadın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, o vatandaşlara kazık atma çünkü senin ihale verdi­ ğin kişi, ondan sonra, senin Küçükçekmece Belediye Meclis Üyesi. Dolayısıyla, 6-7 trilyon liraya mal  olan bir inşaatı sen 16 trilyon 250 milyara mal ediyorsun. E bu günah değil mi arkadaşlar? Bu günah  diyorum. Bunları söylediğimiz zaman milletin hoşuna gitmiyor. Dolayısıyla, sizden...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, süreniz tekrar başladı, bakın süre uzatıldı. Şimdi, kanunun görüşülmesi  için çok az bir zaman kaldı, lütfen tamamlayınız.  Buyurun.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bunları dile getirmek bizim parlamenterlik görevimiz sayın  milletvekilleri. Yarın siz de bunları... Yarın siz muhalefete düştükten sonra zaten bu sıralara da gel­ mezsiniz çünkü çok keyfî ve inanınız, halk nazarında... Ben halkın içindeyim her gün, sizinle ilgili  o kadar çok övücü laflar söylüyorlar ki şimdi ben bunları burada söylemeyeyim ama sizi yarına se­ çimde sandığa gömerler, hiç merak etmeyin.  Saygılar sunuyorum.  Ben çekimser oy veriyorum, kabul vermiyorum efendim.  BAŞKAN - Oyunuzun rengini belirtmek üzere lehte almıştınız, onu kamuoyunun takdirine...  Evet, saygıdeğer arkadaşlarım... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  Sayın milletvekilleri, lütfen...  Bir arkadaşımız daha oyunun rengini belirtmek üzere konuşma yapacak. O bakımdan, zamanı­ mız az kaldı.  Teklifin görüşmelerinin bitimine kadar çalışma süremizin uzatılmasını oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Oyunun rengini belirtmek üzere, aleyhte Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart.  Buyurun efendim.  ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İç Tüzük'ün 86'ncı maddesi ge­ reğince teklifin tümü üzerinde ne yönde oy kullanacağımı ifade etmek üzere söz almış bulunmakta­ yım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, bu teklife neden karşıyım? Bunu hemen ana başlıklarla ifade etmek  istiyorum. Çünkü siyasi iktidann gündeminde dokunulmazlıklar ve geçici 15'inci madde düzenlemesi  yok; seçim barajı yok; Siyasi Partiler Yasası yok; başbakan ve cumhurbaşkanının görev, yetki ve  - 9 4 1 -
Sayfa 112 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0 O: 2  Geçenlerde burada mesela, TOKİ Kanunu çıktı. TOKİ Kanunu çıkınca benim Çemişgezek il­ çemizde 100 metrekarelik bir inşaatı 162 milyar liraya yapıyorlar. Ben burada dile getirince müte­ ahhit gitmiş, oradaki işçileri kovmuş "Kamer Genç sizin aleyhinize konuştu." demiş. Yahu ben niye  aleyhine konuştum?  AHMET YENİ (Samsun) - Aleyhinde konuştun tabii.  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben diyorum ki arkadaş, sen benim ilimde 162 milyar liraya TOKİ  olarak bir ev yapamazsın, o vatandaşlar bu parayı vermez. Hâlbuki Çemişgezek merkezinde de 50  milyara yapıyorsunuz, onu da 50 milyara yap.  AHMET YENİ (Samsun) - İşçilerin ekmeğiyle oynadın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, o vatandaşlara kazık atma çünkü senin ihale verdi­ ğin kişi, ondan sonra, senin Küçükçekmece Belediye Meclis Üyesi. Dolayısıyla, 6-7 trilyon liraya mal  olan bir inşaatı sen 16 trilyon 250 milyara mal ediyorsun. E bu günah değil mi arkadaşlar? Bu günah  diyorum. Bunları söylediğimiz zaman milletin hoşuna gitmiyor. Dolayısıyla, sizden...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, süreniz tekrar başladı, bakın süre uzatıldı. Şimdi, kanunun görüşülmesi  için çok az bir zaman kaldı, lütfen tamamlayınız.  Buyurun.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bunları dile getirmek bizim parlamenterlik görevimiz sayın  milletvekilleri. Yarın siz de bunları... Yarın siz muhalefete düştükten sonra zaten bu sıralara da gel­ mezsiniz çünkü çok keyfî ve inanınız, halk nazarında... Ben halkın içindeyim her gün, sizinle ilgili  o kadar çok övücü laflar söylüyorlar ki şimdi ben bunları burada söylemeyeyim ama sizi yarına se­ çimde sandığa gömerler, hiç merak etmeyin.  Saygılar sunuyorum.  Ben çekimser oy veriyorum, kabul vermiyorum efendim.  BAŞKAN - Oyunuzun rengini belirtmek üzere lehte almıştınız, onu kamuoyunun takdirine...  Evet, saygıdeğer arkadaşlarım... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  Sayın milletvekilleri, lütfen...  Bir arkadaşımız daha oyunun rengini belirtmek üzere konuşma yapacak. O bakımdan, zamanı­ mız az kaldı.  Teklifin görüşmelerinin bitimine kadar çalışma süremizin uzatılmasını oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Oyunun rengini belirtmek üzere, aleyhte Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart.  Buyurun efendim.  ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İç Tüzük'ün 86'ncı maddesi ge­ reğince teklifin tümü üzerinde ne yönde oy kullanacağımı ifade etmek üzere söz almış bulunmakta­ yım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, bu teklife neden karşıyım? Bunu hemen ana başlıklarla ifade etmek  istiyorum. Çünkü siyasi iktidann gündeminde dokunulmazlıklar ve geçici 15'inci madde düzenlemesi  yok; seçim barajı yok; Siyasi Partiler Yasası yok; başbakan ve cumhurbaşkanının görev, yetki ve  - 9 4 1 - TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 9 4 2 - sorumluluklarıyla ilgili bir çalışma yok; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yargı tabanlı olarak  yeniden oluşturulmasına dair bir çalışma yok; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun idari ve mali  özerkliğinin sağlanmasına dair bir çalışma yok; yine, adalet müfettişliği kurumunun adalet bakanının  emrinden çıkarılmasına dair bir çalışma yok; keza, bununla bağlantılı olarak bütüncül bir şekilde  Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve YAŞ kararlarının yargı denetimine tabi tutulmasına dair bir  bütüncül çalışma yok. Yine, askerî ve sivil yargının ayrımının objektif ve evrensel ölçülere uygun bir  şekilde yapılmasına dair hiçbir çalışmanın olmadığını görüyoruz; keza, adli kolluk çalışmasının  yapıldığına dair hiçbir öneri ve çalışmanın olmadığını biliyoruz; toplu sözleşme ve genel grev  hakkının düzenlenmesine dair hiçbir çalışmanın olmadığını biliyoruz; yine, sendikal haklara dair,  örgütlenme özgürlüğüne dair bir çalışmanın olmadığını biliyoruz; bağlantılı olarak, Adli Tıp  Kurumunun özerkliğinin sağlanmasına dair hiçbir çalışmanın olmadığını biliyoruz.  Değerli milletvekilleri, 1982 Anayasası'nın yarattığı en büyük tahribat şudur: 1982 Anayasası  yargıyı ve yargıcı bürokratlaştırmıştır. Bu noktada, yapılan bu tahribata rağmen, yargı, kendi  kazanımlarıyla yargı hizmetlerini vermeye çalışmıştır. Ancak siyasi iktidarın bu yapısal zorluklan,  yapısal zorluklann yarattığı bu engelleri gidermesi gerekirken, siyasi iktidann bu yapısal zorluklan  kalıcı hâle getirdiğini ve kurumsal hâle getirdiğini, bütün gayretinin bu yöne yönelik olduğunu  görüyoruz. Bu teklif ile yargıya yönelik bu yapının kalıcı ve kurumsal hâle getirilmesinin altyapısının  ön düzenlemesinin yapılmak istenildiğini görüyoruz değerli milletvekilleri.  Tüm bu sebeplerle, bu düzenlemeler konusunda, anayasal düzenlemeler konusunda ve anayasal  düzenlemelerin esasını teşkil edecek ön düzenlemeler konusunda siyasi iktidar güven vermediği için,  toplumsal uzlaşmayı önemsemediği için bu teklife karşı olduğumu beyan ediyor, Genel Kurulu  saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Kart, teşekkür ediyorum.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, teklifin tümünü oylannıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Teklifin hayırlı olmasını diliyorum.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlanm, kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer  işleri sırasıyla görüşmek için 4 Mart 2010 Perşembe günü, alman karar gereğince, saat 13.00'te  toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Size ve bizleri izleyen vatandaşlanmıza hayırlı akşamlar diliyorum.  Kapanma Saati: 20.02 •
Sayfa 113 -
TBMM B:68 3 . 3 . 2010 0 : 2  - 9 4 2 - sorumluluklarıyla ilgili bir çalışma yok; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yargı tabanlı olarak  yeniden oluşturulmasına dair bir çalışma yok; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun idari ve mali  özerkliğinin sağlanmasına dair bir çalışma yok; yine, adalet müfettişliği kurumunun adalet bakanının  emrinden çıkarılmasına dair bir çalışma yok; keza, bununla bağlantılı olarak bütüncül bir şekilde  Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve YAŞ kararlarının yargı denetimine tabi tutulmasına dair bir  bütüncül çalışma yok. Yine, askerî ve sivil yargının ayrımının objektif ve evrensel ölçülere uygun bir  şekilde yapılmasına dair hiçbir çalışmanın olmadığını görüyoruz; keza, adli kolluk çalışmasının  yapıldığına dair hiçbir öneri ve çalışmanın olmadığını biliyoruz; toplu sözleşme ve genel grev  hakkının düzenlenmesine dair hiçbir çalışmanın olmadığını biliyoruz; yine, sendikal haklara dair,  örgütlenme özgürlüğüne dair bir çalışmanın olmadığını biliyoruz; bağlantılı olarak, Adli Tıp  Kurumunun özerkliğinin sağlanmasına dair hiçbir çalışmanın olmadığını biliyoruz.  Değerli milletvekilleri, 1982 Anayasası'nın yarattığı en büyük tahribat şudur: 1982 Anayasası  yargıyı ve yargıcı bürokratlaştırmıştır. Bu noktada, yapılan bu tahribata rağmen, yargı, kendi  kazanımlarıyla yargı hizmetlerini vermeye çalışmıştır. Ancak siyasi iktidarın bu yapısal zorluklan,  yapısal zorluklann yarattığı bu engelleri gidermesi gerekirken, siyasi iktidann bu yapısal zorluklan  kalıcı hâle getirdiğini ve kurumsal hâle getirdiğini, bütün gayretinin bu yöne yönelik olduğunu  görüyoruz. Bu teklif ile yargıya yönelik bu yapının kalıcı ve kurumsal hâle getirilmesinin altyapısının  ön düzenlemesinin yapılmak istenildiğini görüyoruz değerli milletvekilleri.  Tüm bu sebeplerle, bu düzenlemeler konusunda, anayasal düzenlemeler konusunda ve anayasal  düzenlemelerin esasını teşkil edecek ön düzenlemeler konusunda siyasi iktidar güven vermediği için,  toplumsal uzlaşmayı önemsemediği için bu teklife karşı olduğumu beyan ediyor, Genel Kurulu  saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Kart, teşekkür ediyorum.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, teklifin tümünü oylannıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Teklifin hayırlı olmasını diliyorum.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlanm, kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer  işleri sırasıyla görüşmek için 4 Mart 2010 Perşembe günü, alman karar gereğince, saat 13.00'te  toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Size ve bizleri izleyen vatandaşlanmıza hayırlı akşamlar diliyorum.  Kapanma Saati: 20.02 •  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Şırnak ilinin sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin  Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz 'ın cevabı (7/12145)  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından Anayasa'nın  98. ve İçtüzüğün 99. Maddesi gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz  ederim.  Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB) tarafından yaptırılan ve bölge ile  ilgili en kapsamlı çalışmalardan biri olan "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Sosyo-Ekonomik  Sorunlar ve Çözüm önerileri" başlıklı araştırma raporu, bölgeye yönelik negatif ayrımcılığın  2002-2007 yıllan arasında daha da derinleştiğini ortaya koymaktadır. Raporda Güneydoğu  Anadolu Projesi'nin gelişmiş batı illeri için enerji üretiminin dışında bölgeye bir getirişinin  olmadığı belirtilirken, KÖYDEŞ ve BELDES gibi projelerin de "ayrımcı bir şekilde  uygulandığı" ifade edilmektedir. Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında bölgesel eşitsizlik  açısından ilk sırada yer aldığı belirtilen rapora göre, Türkiye'nin, AB'ye katılımında önemli  koşullardan biri olan bölgeler arası farklılıkları kabul edilebilir düzeye indirmesi  gerekmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki illerde kişi başına düşen GSMH. AB'ye  aday ülkeler arasında en düşük değeri oluşturmaktadır. Nüfusun yüzde 15-16*sının yaşadığı  Doğu ve Güneydoğu'daki 21 ilin Türkiye milli geliri içindeki payının 1970'lerden başlayarak  2000'lere kadar hızla gerilediği belirtilmektedir. Bölge illeri 1965'te Türkiye toplamında  yüzde 10.5'e yakın pay sahibi iken, 1987'de yüzde 7.7'ye, 2001'de de yüzde 7.2'ye  gerilemiştir. Rapora göre bölgesel eşitsizlik piyasa dalgalanmalarının açık hale geldiği  1980'lerden 2000'lere kadar güçlü bölgeler lehine ilerleme sağlarken, azgelişmiş bölgelerin  aleyhinde değişmiştir.Türkiye'nin en gelişmiş bölgesi olan Mannara Bölgesi'nin 1987'den  2001 yılına kadar Türkiye milli gelirindeki payı yüzde 35'ten yüzde 38'e çıkarken, Doğu ve  Güneydoğu'nun payı düşmüştür. Yüzde 5 olarak kayıtlara geçen Güneydoğu milli gelirinin,  yüzde 1.5'inin tek başına Gaziantep'e ait olduğu, bu ilin dışarıda tutulması halinde  Güneydoğu'nun payının yüzde 3.5, Doğu Anadolu ile birlikte ise bu pay yüzde 6.5'ta  kalmaktadır.  Hazine Müsteşarlığı tarafından verilen yatırım teşviklerinden yapılan hesaplamaya göre,  2002-2006 döneminin teşvikli yatırımlarından Mannara Bölgesi tek başına yüzde 39 pay  almıştır. Yüzde 14 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 12 ile F.ge Bölgesi Marmara'yı takip  etmektedir. Nüfusun yüzde 16'sının yaşadığı Doğu vc Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin  toplamda aldığı payın ise sadece yüzde 9'da kaldığı belirtilmektedir. Raporda, Doğu ve  Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 21 ile aktarılan kaynakların ise çatışmalar gerekçe  gösterilerek bölgedeki savunma-güvenlik harcamalarında ve bölgenin kullanmadığı enerji  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞPNA  Sevahir BAYINDIR  Şırnak Milletvekili  - 9 4 3 -
Sayfa 114 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Şırnak ilinin sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin  Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz 'ın cevabı (7/12145)  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından Anayasa'nın  98. ve İçtüzüğün 99. Maddesi gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz  ederim.  Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB) tarafından yaptırılan ve bölge ile  ilgili en kapsamlı çalışmalardan biri olan "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Sosyo-Ekonomik  Sorunlar ve Çözüm önerileri" başlıklı araştırma raporu, bölgeye yönelik negatif ayrımcılığın  2002-2007 yıllan arasında daha da derinleştiğini ortaya koymaktadır. Raporda Güneydoğu  Anadolu Projesi'nin gelişmiş batı illeri için enerji üretiminin dışında bölgeye bir getirişinin  olmadığı belirtilirken, KÖYDEŞ ve BELDES gibi projelerin de "ayrımcı bir şekilde  uygulandığı" ifade edilmektedir. Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında bölgesel eşitsizlik  açısından ilk sırada yer aldığı belirtilen rapora göre, Türkiye'nin, AB'ye katılımında önemli  koşullardan biri olan bölgeler arası farklılıkları kabul edilebilir düzeye indirmesi  gerekmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki illerde kişi başına düşen GSMH. AB'ye  aday ülkeler arasında en düşük değeri oluşturmaktadır. Nüfusun yüzde 15-16*sının yaşadığı  Doğu ve Güneydoğu'daki 21 ilin Türkiye milli geliri içindeki payının 1970'lerden başlayarak  2000'lere kadar hızla gerilediği belirtilmektedir. Bölge illeri 1965'te Türkiye toplamında  yüzde 10.5'e yakın pay sahibi iken, 1987'de yüzde 7.7'ye, 2001'de de yüzde 7.2'ye  gerilemiştir. Rapora göre bölgesel eşitsizlik piyasa dalgalanmalarının açık hale geldiği  1980'lerden 2000'lere kadar güçlü bölgeler lehine ilerleme sağlarken, azgelişmiş bölgelerin  aleyhinde değişmiştir.Türkiye'nin en gelişmiş bölgesi olan Mannara Bölgesi'nin 1987'den  2001 yılına kadar Türkiye milli gelirindeki payı yüzde 35'ten yüzde 38'e çıkarken, Doğu ve  Güneydoğu'nun payı düşmüştür. Yüzde 5 olarak kayıtlara geçen Güneydoğu milli gelirinin,  yüzde 1.5'inin tek başına Gaziantep'e ait olduğu, bu ilin dışarıda tutulması halinde  Güneydoğu'nun payının yüzde 3.5, Doğu Anadolu ile birlikte ise bu pay yüzde 6.5'ta  kalmaktadır.  Hazine Müsteşarlığı tarafından verilen yatırım teşviklerinden yapılan hesaplamaya göre,  2002-2006 döneminin teşvikli yatırımlarından Mannara Bölgesi tek başına yüzde 39 pay  almıştır. Yüzde 14 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 12 ile F.ge Bölgesi Marmara'yı takip  etmektedir. Nüfusun yüzde 16'sının yaşadığı Doğu vc Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin  toplamda aldığı payın ise sadece yüzde 9'da kaldığı belirtilmektedir. Raporda, Doğu ve  Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 21 ile aktarılan kaynakların ise çatışmalar gerekçe  gösterilerek bölgedeki savunma-güvenlik harcamalarında ve bölgenin kullanmadığı enerji  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞPNA  Sevahir BAYINDIR  Şırnak Milletvekili  - 9 4 3 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  yatıranlarında kullanıldığı belirtilmektedir. Buna göre harcamaların yüzde 18*i "kamu düzeni  ve güvenlik", yüzde 11'i "savunma" olmak üzere yüzde 29'u "asker-polis" harcaması olarak  dikkat çekmektedir. Rapor, 2006'da Türkiye genelinde savunmanın yüzde 7, güvenlik  hizmetlerinin ise yüzde 6 pay aldığı dolayısıyla Doğu ve Güneydoğu'da yüzde 29'u bulan bu  harcamaların Türkiye genelinden 16 puan daha fazla olduğu belirtilmektedir.  Bölgenin kamu harcamalarında ve mahalli idare harcamalarında nüfus başına Türkiye  ortalamalarının çok altında pay aldığı belirtilmektedir. Kentleşme oranının bölgenin bazı  illerinde Türkiye ortalamasını geçmesine karşın, kent sorunlarının hızla büyüdüğü ancak  sorunları çözmeye dönük altyapı yatırımları ve mahalli idarelere merkezden aktarılan payların  ise düşük kaldığını ifade edilmektedir. Merkezi bütçenin katkısının, ilden ile değiştiği  belirtilen raporda, nüfus başına Merkez'den aktarılan kaynaklar illere göre incelendiğinde  Batı'nın büyük illerine aktarılanların, Türkiye ortalamasının çok üstünde olduğu Doğu ve  Güneydoğu Bölgesi'nde yer alan illerin ise ortalamanın altında kaldığı belirtilmektedir.  Yine raporda belirtilen önemli bir konuda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde tarım  dışı işsizlikte büyük artışın olduğu, yeşil kartlı yoksul nüfusun bazı illerde yüzde 56'y 1 geçtiği  belirtilmektedir. 2008 yılı başında 9 milyonu aşan yeşil kartlı yoksul nüfusun yaklaşık yüzde  46'sını Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayan nüfusun oluşturduğuna dikkat  çekilmektedir.  Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB) tarafından hazırlanan raporda da  belirtilen yoksulluk ve işsizlik son ekonomik krizle birlikte daha da artış göstermiştir. Bu  durum, ülkemizin bütün bölgelerinde hissedilir olmakla birlikte, özellikle gelişmişlik endeksi  en düşük bölgelerimizden olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde ve kentlerinde  daha da yoğun hissedilmekte, var olan sorunlar daha da artmaktadır.Geçmiş dönemlerde  hükümetler tarafından, bölgeler arası gelişmişlik farklarını gidermeye yönelik atılan adımlar  çoğu kez sonuç almamadan bitirilmiştir. Yine mevcut hükümet tarafından benzer nitelikte  atılan adımlardan da bir sonuç alınmadığı gibi, 4 Haziran 2009 tarihinde çıkarılan yatırım  teşvik paketi sonuçları merakla beklenmektedir. Bu teşvik paketinin sonuçlarının orta ve  uzun vadede alınacağı düşünüldüğünde, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde  varolan işsizlik ve yoksulluğun son ekonomik krizle birlikte daha da kronik bir hal alacağı  gözükmektedir.  Bu çerçevede konuyla ilgili olarak;  1. Şırnak İlimizde 2007-2008 ve 2009 yıllarındaki işsizlik verileri nedir?  2. Sımak İlinde 18-65 yaş arası nüfusun işgücüne katılım oranı nedir? İşsiz olupta iş  aramayan, çalışabilir nüfusta göz önüne alındığında işsizlik oranı nasıl değişmektedir?  3. Şımak'ta 2007 - 2008 ve 2009 yılarında kişi başı milli gelir düzeyi nedir? Şırnak  İlinde kişi başına düşen milli gelirin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile diğer  bölgelere oranı nedir?  4. 2007-2008 ve 2009 yıllarında Şırnak İlimizde kişi başına düşen savunma ve kamu  güvenliği giderleri ne kadardır?  - 9 4 4 -
Sayfa 115 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  yatıranlarında kullanıldığı belirtilmektedir. Buna göre harcamaların yüzde 18*i "kamu düzeni  ve güvenlik", yüzde 11'i "savunma" olmak üzere yüzde 29'u "asker-polis" harcaması olarak  dikkat çekmektedir. Rapor, 2006'da Türkiye genelinde savunmanın yüzde 7, güvenlik  hizmetlerinin ise yüzde 6 pay aldığı dolayısıyla Doğu ve Güneydoğu'da yüzde 29'u bulan bu  harcamaların Türkiye genelinden 16 puan daha fazla olduğu belirtilmektedir.  Bölgenin kamu harcamalarında ve mahalli idare harcamalarında nüfus başına Türkiye  ortalamalarının çok altında pay aldığı belirtilmektedir. Kentleşme oranının bölgenin bazı  illerinde Türkiye ortalamasını geçmesine karşın, kent sorunlarının hızla büyüdüğü ancak  sorunları çözmeye dönük altyapı yatırımları ve mahalli idarelere merkezden aktarılan payların  ise düşük kaldığını ifade edilmektedir. Merkezi bütçenin katkısının, ilden ile değiştiği  belirtilen raporda, nüfus başına Merkez'den aktarılan kaynaklar illere göre incelendiğinde  Batı'nın büyük illerine aktarılanların, Türkiye ortalamasının çok üstünde olduğu Doğu ve  Güneydoğu Bölgesi'nde yer alan illerin ise ortalamanın altında kaldığı belirtilmektedir.  Yine raporda belirtilen önemli bir konuda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde tarım  dışı işsizlikte büyük artışın olduğu, yeşil kartlı yoksul nüfusun bazı illerde yüzde 56'y 1 geçtiği  belirtilmektedir. 2008 yılı başında 9 milyonu aşan yeşil kartlı yoksul nüfusun yaklaşık yüzde  46'sını Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayan nüfusun oluşturduğuna dikkat  çekilmektedir.  Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB) tarafından hazırlanan raporda da  belirtilen yoksulluk ve işsizlik son ekonomik krizle birlikte daha da artış göstermiştir. Bu  durum, ülkemizin bütün bölgelerinde hissedilir olmakla birlikte, özellikle gelişmişlik endeksi  en düşük bölgelerimizden olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde ve kentlerinde  daha da yoğun hissedilmekte, var olan sorunlar daha da artmaktadır.Geçmiş dönemlerde  hükümetler tarafından, bölgeler arası gelişmişlik farklarını gidermeye yönelik atılan adımlar  çoğu kez sonuç almamadan bitirilmiştir. Yine mevcut hükümet tarafından benzer nitelikte  atılan adımlardan da bir sonuç alınmadığı gibi, 4 Haziran 2009 tarihinde çıkarılan yatırım  teşvik paketi sonuçları merakla beklenmektedir. Bu teşvik paketinin sonuçlarının orta ve  uzun vadede alınacağı düşünüldüğünde, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde  varolan işsizlik ve yoksulluğun son ekonomik krizle birlikte daha da kronik bir hal alacağı  gözükmektedir.  Bu çerçevede konuyla ilgili olarak;  1. Şırnak İlimizde 2007-2008 ve 2009 yıllarındaki işsizlik verileri nedir?  2. Sımak İlinde 18-65 yaş arası nüfusun işgücüne katılım oranı nedir? İşsiz olupta iş  aramayan, çalışabilir nüfusta göz önüne alındığında işsizlik oranı nasıl değişmektedir?  3. Şımak'ta 2007 - 2008 ve 2009 yılarında kişi başı milli gelir düzeyi nedir? Şırnak  İlinde kişi başına düşen milli gelirin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile diğer  bölgelere oranı nedir?  4. 2007-2008 ve 2009 yıllarında Şırnak İlimizde kişi başına düşen savunma ve kamu  güvenliği giderleri ne kadardır?  - 9 4 4 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  5. 2007-2008 ve 2009 yıllarında Şırnak İlinde ekonomik işler ve hizmetler ile genel  kamu hizmetlerine ayrılan pay ne kadardır?  6. 2007-2008 ve 2009 yıllarında Merkezi bütçeden Şırnak tüne ayrılan yerel yönetim  payı oransal olarak nedir ve 81 il sıralamasında kaçıncı sırada yer almaktadır?  7. 2007-2008 ve 2009 yıllarında Türkiye genelinde kişi başına düşen yerel yönetim  harcamaları ne kadardır? Bu yıllarda Şırnak tlinde kişi başına düşen yerel yönetim  harcaması ne kadardır?  8. 2007- 2008 ve 2009 yıllarında Sımak tlinde Türkiye İş Kurumu'na yapılan başvuru  sayısı nedir? Yapılan başvuruların cinsiyet ve yaş dağılımına ilişkin bilgiler nelerdir?  Başvurular sonucunda iş bulunan kişi sayısı ve bunların cinsiyet dağılımı nedir?  9. 2007-2008 ve 2009 yıllarında Şırnak tlinde işsizlik sigortasından yararlanan kişi sayısı  nedir?  10.2007- 2008 ve 2009 yılarında Şırnak İlimizde yoksullukla mücadele amaçlı yapılan  sosyal yardımlardan yararlanan aile sayısı kaçtır? Bu yardımların türü nedir ve toplam  parasal karşılığı ne kadardır? ;  11. Yoksulluk ve işsizlikle mücadele amaçlı daha etkin bir sosyal ve ekonomik  politikanız var mıdır? Varsa bu politikalarınız nelerdir?  - 9 4 5 -
Sayfa 116 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  5. 2007-2008 ve 2009 yıllarında Şırnak İlinde ekonomik işler ve hizmetler ile genel  kamu hizmetlerine ayrılan pay ne kadardır?  6. 2007-2008 ve 2009 yıllarında Merkezi bütçeden Şırnak tüne ayrılan yerel yönetim  payı oransal olarak nedir ve 81 il sıralamasında kaçıncı sırada yer almaktadır?  7. 2007-2008 ve 2009 yıllarında Türkiye genelinde kişi başına düşen yerel yönetim  harcamaları ne kadardır? Bu yıllarda Şırnak tlinde kişi başına düşen yerel yönetim  harcaması ne kadardır?  8. 2007- 2008 ve 2009 yıllarında Sımak tlinde Türkiye İş Kurumu'na yapılan başvuru  sayısı nedir? Yapılan başvuruların cinsiyet ve yaş dağılımına ilişkin bilgiler nelerdir?  Başvurular sonucunda iş bulunan kişi sayısı ve bunların cinsiyet dağılımı nedir?  9. 2007-2008 ve 2009 yıllarında Şırnak tlinde işsizlik sigortasından yararlanan kişi sayısı  nedir?  10.2007- 2008 ve 2009 yılarında Şırnak İlimizde yoksullukla mücadele amaçlı yapılan  sosyal yardımlardan yararlanan aile sayısı kaçtır? Bu yardımların türü nedir ve toplam  parasal karşılığı ne kadardır? ;  11. Yoksulluk ve işsizlikle mücadele amaçlı daha etkin bir sosyal ve ekonomik  politikanız var mıdır? Varsa bu politikalarınız nelerdir?  - 9 4 5 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  (Sn. Dr. Cevdet YILMAZ)  Say» : B . 0 2 . 0 . 0 1 1 / O 4 l O OS/03/2010  Konu: Yazılı Soru Önergesi 7/12145  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 08/02/2010 tarihli ve  KAN.KAR.MD.A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/12145-19565/41224 sayılı yazısı.  b) Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 11 Şubat 2010  tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-185-40/569 sayılı yazısı.  İlgi (a)'da kayıtlı yazıyla Başbakanlığa iletilen, ilgi (b)'de kayıtlı yazıyla  Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması talep edilen Şırnak Milletvekili Sayın  Sevahir BAYINDIR'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/12145 esas sayılı yazılı soru  önergesinde yer alan hususlar ile ilgili bilgiler ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Dr. Cevdet YILMAZ  Devlet Bakanı  EKLER:  1) Soru önergesine ilişkin cevap  - 9 4 6 -
Sayfa 117 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  (Sn. Dr. Cevdet YILMAZ)  Say» : B . 0 2 . 0 . 0 1 1 / O 4 l O OS/03/2010  Konu: Yazılı Soru Önergesi 7/12145  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 08/02/2010 tarihli ve  KAN.KAR.MD.A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/12145-19565/41224 sayılı yazısı.  b) Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 11 Şubat 2010  tarih ve B.02.0.KKG.0.12/106-185-40/569 sayılı yazısı.  İlgi (a)'da kayıtlı yazıyla Başbakanlığa iletilen, ilgi (b)'de kayıtlı yazıyla  Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması talep edilen Şırnak Milletvekili Sayın  Sevahir BAYINDIR'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/12145 esas sayılı yazılı soru  önergesinde yer alan hususlar ile ilgili bilgiler ekte sunulmaktadır.  Bilgilerinize arz ederim.  Dr. Cevdet YILMAZ  Devlet Bakanı  EKLER:  1) Soru önergesine ilişkin cevap  - 9 4 6 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  EK: ŞIRNAK MİLLETVEKİLİ SAYIN SEVAHİR BAYINDIR'A AİT SORU  ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR  Soru-1: Şırnak ilimizde 2007-2008 ve 2009 yıllarındaki işsizlik verileri nelerdir?  Cevap-1: Ülkemizde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanmakta olan  Hanehalkı İşgücü Anketleri (HİA) 2004 yılından bu tarafa Düzey-1 ve Düzey-2 İstatistik:  Bölge Sınıflamasına göre de yayınlanmaktadır. Ancak, TÜİK tarafından HİA'ya ilişkin  verilerin oluşturulmasında kullanılan örneklem hacmi, daha alt coğrafi alanlar için örnekleme  dayalı bilgi derlenmesi için yeterli olmamaktadır. Bu durum, il bazında HİA'ya ilişkin bilgi  üretilmesini mümkün kılmamaktadır. Buna karşın, birçok ülke alt coğrafi alanlar için bilgi  üretebilmek amacıyla örnekleme dayalı araştırmalardan elde edilen sonuçlarla birlikte, idari  kayıtlar ve farklı veri kaynaklarını kullanarak çeşitli modelleme çalışmaları yapmakta ve daha  alt coğrafi alanlar için ihtiyaç duyulan veriler bu yolla üretilmektedir. TÜİK ise ülkemizde il  düzeyinde temel işgücü göstergelerini üretebilmek amacıyla küçük alan tahminleri yöntemini  kullanarak sadece 2008 yılı için il bazında işsizlik verisi üretmiştir. 2007 ve 2009 yılları için il  bazında işsizlik verisi mevcut değildir.  Tablo 1: İşgücüne katılma oranı, işsizlik oranı, istihdam oranı (%)  2008 YILI İşgücüne Katılma Oranı İşsizlik Oranı İstihdam Oranı  ŞIRNAK 29,8 22,1 23,2  TÜRKİYE 46,9 11 41,7  Sofu-2: Şırnak ilinde 18-65 yaş arası nüfusun işgücüne katılma oranı nedir? İşsiz olup da iş  aramayan, çalışabilir nüfusta göz önüne alındığında işsizlik oranı nasıl değişmektedir?  Cevap-2: TÜİK tarafından hesaplanan işgücü verileri içerisinde 18-65 arası gibi bir yaş  aralığı bulunmamakta olup, 15 ve üzeri yaş için işgücüne katılma oranı yukarıda da  belirtildiği üzere Şırnak ili için 2008 yılında yüzde 29,8'dir. İl bazında TÜİK tarafından  sadece işgücüne katılma oranı, işsizlik oranı ve istihdam oranı verileri üretilmekte olup  mevcut verilerden işsiz olup iş aramayan kişi sayısına ulaşmak mümkün olmamaktadır.  Soru-3: Şırnak' ta 2007-2008 ve 2009 yıllarında kişi başı milli gelir düzeyi nedir? Şırnak  ilinde kişi başına düşen milli gelirin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile diğer bölgelere  oranı nedir?  - 9 4 7 -
Sayfa 118 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  EK: ŞIRNAK MİLLETVEKİLİ SAYIN SEVAHİR BAYINDIR'A AİT SORU  ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR  Soru-1: Şırnak ilimizde 2007-2008 ve 2009 yıllarındaki işsizlik verileri nelerdir?  Cevap-1: Ülkemizde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanmakta olan  Hanehalkı İşgücü Anketleri (HİA) 2004 yılından bu tarafa Düzey-1 ve Düzey-2 İstatistik:  Bölge Sınıflamasına göre de yayınlanmaktadır. Ancak, TÜİK tarafından HİA'ya ilişkin  verilerin oluşturulmasında kullanılan örneklem hacmi, daha alt coğrafi alanlar için örnekleme  dayalı bilgi derlenmesi için yeterli olmamaktadır. Bu durum, il bazında HİA'ya ilişkin bilgi  üretilmesini mümkün kılmamaktadır. Buna karşın, birçok ülke alt coğrafi alanlar için bilgi  üretebilmek amacıyla örnekleme dayalı araştırmalardan elde edilen sonuçlarla birlikte, idari  kayıtlar ve farklı veri kaynaklarını kullanarak çeşitli modelleme çalışmaları yapmakta ve daha  alt coğrafi alanlar için ihtiyaç duyulan veriler bu yolla üretilmektedir. TÜİK ise ülkemizde il  düzeyinde temel işgücü göstergelerini üretebilmek amacıyla küçük alan tahminleri yöntemini  kullanarak sadece 2008 yılı için il bazında işsizlik verisi üretmiştir. 2007 ve 2009 yılları için il  bazında işsizlik verisi mevcut değildir.  Tablo 1: İşgücüne katılma oranı, işsizlik oranı, istihdam oranı (%)  2008 YILI İşgücüne Katılma Oranı İşsizlik Oranı İstihdam Oranı  ŞIRNAK 29,8 22,1 23,2  TÜRKİYE 46,9 11 41,7  Sofu-2: Şırnak ilinde 18-65 yaş arası nüfusun işgücüne katılma oranı nedir? İşsiz olup da iş  aramayan, çalışabilir nüfusta göz önüne alındığında işsizlik oranı nasıl değişmektedir?  Cevap-2: TÜİK tarafından hesaplanan işgücü verileri içerisinde 18-65 arası gibi bir yaş  aralığı bulunmamakta olup, 15 ve üzeri yaş için işgücüne katılma oranı yukarıda da  belirtildiği üzere Şırnak ili için 2008 yılında yüzde 29,8'dir. İl bazında TÜİK tarafından  sadece işgücüne katılma oranı, işsizlik oranı ve istihdam oranı verileri üretilmekte olup  mevcut verilerden işsiz olup iş aramayan kişi sayısına ulaşmak mümkün olmamaktadır.  Soru-3: Şırnak' ta 2007-2008 ve 2009 yıllarında kişi başı milli gelir düzeyi nedir? Şırnak  ilinde kişi başına düşen milli gelirin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile diğer bölgelere  oranı nedir?  - 9 4 7 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Cevap-3: Milli gelir istatistikleri 2001 yılına kadar mevcuttur. Şırnak İli için kişi başı milli  gelir düzeyi 2001 yılı verilerine göre 638 dolardır. Şırnak İlinin dâhil olduğu TRC3 düzey 2  bölgesi için ise bu rakam 993 dolar düzeyindedir.  Soru- 4 ve 5: 2007-2008 ve 2009 yıllarında Şırnak ilimizde kişi başına düşen savunma ve  kamu giderleri ne kadardır? 2007-2008 ve 2009 yıllarında Şırnak ilinde ekonomik işler ve  hizmetler ile genel kamu hizmetlerine ayrılan pay ne kadardır?  Cevap- 4 ve 5: Şırnak ilinde savunma hizmetlerine merkezi yönetim bütçe harcamalarından  ayrılan pay 2007-2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla 74.917.000, 99.946.000 ve 122.653.000  TL olurken, genel kamu hizmetleri,, kamu düzeni ve güvenlik, ekonomik işler ve hizmetler  ve diğer hizmetlere ayrılan toplam pay ise 2007-2008 ve 2009 yılları için sırası ile  483.881.000, 617.239.000 ve 680.397.000 TL olarak gerçekleşmiştir.  Tablo 2: Şırnak ili merkezi yönetim bütçe harcamaları (*) (Bin TL)  Savunma Hizmetleri Şırnak İli To plamı  74.917 13% 558.798 100%  99.946 14% 717.185 100%  122.653 15% 803.050 100%  Kaynak: Maliye Bakanlığı (muhascbat.gov.tr)  (*) Merkezi Yönetim Bütçesi giderlerinin önemli bir kısmı iller bazında aynştırılnıayıp "Merkez" adı altında toplanmaktadır.  İllerin bu kapsamda olabilecek harcamaları dâhil değildir.  Soru-6: 2007-2008 ve 2009 yıllarında Merkezi bütçeden Şırnak iline ayrılan yerel yönetim  payı oransal olarak nedir ve 81 il sıralamasında kaçıncı sırada yer almaktadır?  Cevap 6: Merkezi bütçeden Şırnak iline ayrılan yerel yönetim payının 2007-2008 ve 2009  yılları için Merkezi bütçeden yerel yönetimlere ayrılan toplam kaynağa oranı sırasıyla yüzde  0,3-0,35 ve 0,46 olmuştur. 2008 yılı için Şırnak ili yerel yönetimlere ayrılan kaynak miktarına  göre tüm iller arasında 46. sırada yer almıştır. Şırnak ili nüfusunun Türkiye'deki toplam  nüfusa oranı 2007 yılında binde 5.89, 2008 yılında binde 6 ve 2009 yılında ise binde 5.93  olmuştur.  Soru-7: 2007-2008 ve 2009 yıllarında Türkiye genelinde kişi başına düşen yerel yönetim  harcamaları ne kadardır? Bu yıllarda Şırnak ilinde kişi başına düşen yerel yönetim harcaması  ne kadardır?  Cevap 7: 2007 ve 2008 yılı kişi başı mahalli idare bütçe giderlerinin Türkiye ortalaması  sırasıyla 557,9 ve 642,4 TL olurken, Şırnak ilinde bu miktar sırasıyla 300,8 ve 288,1 TL  olarak gerçekleşmiştir. 2009 Ocak-Eylül dönemi için ise kişi başı mahalli idare bütçe  - 9 4 8 -
Sayfa 119 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Cevap-3: Milli gelir istatistikleri 2001 yılına kadar mevcuttur. Şırnak İli için kişi başı milli  gelir düzeyi 2001 yılı verilerine göre 638 dolardır. Şırnak İlinin dâhil olduğu TRC3 düzey 2  bölgesi için ise bu rakam 993 dolar düzeyindedir.  Soru- 4 ve 5: 2007-2008 ve 2009 yıllarında Şırnak ilimizde kişi başına düşen savunma ve  kamu giderleri ne kadardır? 2007-2008 ve 2009 yıllarında Şırnak ilinde ekonomik işler ve  hizmetler ile genel kamu hizmetlerine ayrılan pay ne kadardır?  Cevap- 4 ve 5: Şırnak ilinde savunma hizmetlerine merkezi yönetim bütçe harcamalarından  ayrılan pay 2007-2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla 74.917.000, 99.946.000 ve 122.653.000  TL olurken, genel kamu hizmetleri,, kamu düzeni ve güvenlik, ekonomik işler ve hizmetler  ve diğer hizmetlere ayrılan toplam pay ise 2007-2008 ve 2009 yılları için sırası ile  483.881.000, 617.239.000 ve 680.397.000 TL olarak gerçekleşmiştir.  Tablo 2: Şırnak ili merkezi yönetim bütçe harcamaları (*) (Bin TL)  Savunma Hizmetleri Şırnak İli To plamı  74.917 13% 558.798 100%  99.946 14% 717.185 100%  122.653 15% 803.050 100%  Kaynak: Maliye Bakanlığı (muhascbat.gov.tr)  (*) Merkezi Yönetim Bütçesi giderlerinin önemli bir kısmı iller bazında aynştırılnıayıp "Merkez" adı altında toplanmaktadır.  İllerin bu kapsamda olabilecek harcamaları dâhil değildir.  Soru-6: 2007-2008 ve 2009 yıllarında Merkezi bütçeden Şırnak iline ayrılan yerel yönetim  payı oransal olarak nedir ve 81 il sıralamasında kaçıncı sırada yer almaktadır?  Cevap 6: Merkezi bütçeden Şırnak iline ayrılan yerel yönetim payının 2007-2008 ve 2009  yılları için Merkezi bütçeden yerel yönetimlere ayrılan toplam kaynağa oranı sırasıyla yüzde  0,3-0,35 ve 0,46 olmuştur. 2008 yılı için Şırnak ili yerel yönetimlere ayrılan kaynak miktarına  göre tüm iller arasında 46. sırada yer almıştır. Şırnak ili nüfusunun Türkiye'deki toplam  nüfusa oranı 2007 yılında binde 5.89, 2008 yılında binde 6 ve 2009 yılında ise binde 5.93  olmuştur.  Soru-7: 2007-2008 ve 2009 yıllarında Türkiye genelinde kişi başına düşen yerel yönetim  harcamaları ne kadardır? Bu yıllarda Şırnak ilinde kişi başına düşen yerel yönetim harcaması  ne kadardır?  Cevap 7: 2007 ve 2008 yılı kişi başı mahalli idare bütçe giderlerinin Türkiye ortalaması  sırasıyla 557,9 ve 642,4 TL olurken, Şırnak ilinde bu miktar sırasıyla 300,8 ve 288,1 TL  olarak gerçekleşmiştir. 2009 Ocak-Eylül dönemi için ise kişi başı mahalli idare bütçe  - 9 4 8 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  giderlerinin Türkiye ortalaması 443,4 Tl. olarak gerçekleşirken, Şırnak ilinde hu miktar 238,7  TL olmuştur.  Soru-8: 2007- 2008 ve 2009 yıllarında Şırnak ilinde Türkiye İş Kurumu'na yapılan başvuru  sayısı nedir? Yapılan başvuruların cinsiyet ve yaş dağılımına ilişkin bilgiler nelerdir?  Başvurular sonucunda iş bulunan kişi sayısı ve bunların cinsiyet dağılımı nedir?  Cevap-8: İŞKUR 2007, 2008 ve 2009 yılı için yapılan başvuru sayısını, başvuruların  cinsiyet ve yaş dağılımını vc başvurular sonucu iş bulunan kişi sayısını yayınlamış olup bu  veriler aşağıdaki tablolarda gösterilmektedir.  Tablo: 3 İŞKUR'a yapılan başvuru sayıları  Erkek Kadın Toplam  2007 1565 163 1728  2008 1605 394 1999  2009 1842 1080 2922  Tablo 4: İŞKUR tarafından işe yerleştirilen kişi sayısı  Erkek Kadın Toplam  2007 39 0 39  2008 206 64 270  2009 107 13 120  Tablo 5: İŞKUR'a yapılan başvuruların cinsiyet ye yaş dağılımına ilişkin bilgiler  2007  2008_  2009  15-19  E  28  84  208  K  48  108  287  20-24  137  396  539  K  37  127  315  25-29  235  437  406  K  27  80  181  30-34  E  296  258  214  K  19  30  109  35-39  427  158  151  20  70  40-44  206  138  128  K  12  45-64  229  126  159 48  65+  K  37 51  E; Erkek K; Kadın  Soru 9: 2007,2008 ve 2009 yıllarında Şırnak ilinde tşsizlik Sigortasından yararlanan kişi  sayısı nedir?  Cevap 9: Sımak ilinde 2007, 2008 ve 2009 yıllarında İşsizlik Sigortasından yararlanmak  amacıyla sırasıyla 69, 92 ve 184 kişi başvurmuştur. Ayrıca, söz konusu yıllarda ise sırasıyla  65, 81 ve 132 kişi İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yararlanmıştır.  - 9 4 9 -
Sayfa 120 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  giderlerinin Türkiye ortalaması 443,4 Tl. olarak gerçekleşirken, Şırnak ilinde hu miktar 238,7  TL olmuştur.  Soru-8: 2007- 2008 ve 2009 yıllarında Şırnak ilinde Türkiye İş Kurumu'na yapılan başvuru  sayısı nedir? Yapılan başvuruların cinsiyet ve yaş dağılımına ilişkin bilgiler nelerdir?  Başvurular sonucunda iş bulunan kişi sayısı ve bunların cinsiyet dağılımı nedir?  Cevap-8: İŞKUR 2007, 2008 ve 2009 yılı için yapılan başvuru sayısını, başvuruların  cinsiyet ve yaş dağılımını vc başvurular sonucu iş bulunan kişi sayısını yayınlamış olup bu  veriler aşağıdaki tablolarda gösterilmektedir.  Tablo: 3 İŞKUR'a yapılan başvuru sayıları  Erkek Kadın Toplam  2007 1565 163 1728  2008 1605 394 1999  2009 1842 1080 2922  Tablo 4: İŞKUR tarafından işe yerleştirilen kişi sayısı  Erkek Kadın Toplam  2007 39 0 39  2008 206 64 270  2009 107 13 120  Tablo 5: İŞKUR'a yapılan başvuruların cinsiyet ye yaş dağılımına ilişkin bilgiler  2007  2008_  2009  15-19  E  28  84  208  K  48  108  287  20-24  137  396  539  K  37  127  315  25-29  235  437  406  K  27  80  181  30-34  E  296  258  214  K  19  30  109  35-39  427  158  151  20  70  40-44  206  138  128  K  12  45-64  229  126  159 48  65+  K  37 51  E; Erkek K; Kadın  Soru 9: 2007,2008 ve 2009 yıllarında Şırnak ilinde tşsizlik Sigortasından yararlanan kişi  sayısı nedir?  Cevap 9: Sımak ilinde 2007, 2008 ve 2009 yıllarında İşsizlik Sigortasından yararlanmak  amacıyla sırasıyla 69, 92 ve 184 kişi başvurmuştur. Ayrıca, söz konusu yıllarda ise sırasıyla  65, 81 ve 132 kişi İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yararlanmıştır.  - 9 4 9 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Tablo'6: Şırnak İlinde İşsizlik Sigortasına Başvuran vc Hak Eden Sayısı  Başvuran Sayısı Hak Eden Sayısı  2007 69 65  2008 92 81  2009 184 132  Kaynak: İŞKUR  Soru 10: 2007,2008 vc 2009 yıllarında Şırnak ilimizde yoksullukla mücadele amaçlı yapılan  sosyal yardımlardan yaralanan aile sayısı kaçtır? Bu yardımların türü nedir ve toplam parasal  karşılığı ne kadardır?  Cevap 10: 2009 yılında Şırnak ili ve ilçelerindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma  Vakıfları tarafından yapılan toplam sosyal yardım tutarı yaklaşık 39 milyon TL'dir. Kişi  sayısına ilişkin yeterli veri bulunmamaktadır.  Tablo 7: Sımak ili ve ilçelerindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından  yapılan toplam sosyal yardım miktarları  Yardım Türü Yardım Miktarı (TL)  Eğitim Yardımı 1.998.800  Gıda Yardımı 3.997.600  Diğer Yardım 2.450.730  Periyodik Yardım 4.605.900  Şartlı Sağlık Yardımı 10.986.086  Şartlı Eğitim Yardımı 14.760.979  Toplam 38.800.095  Soru 11: Yoksulluk ve işsizlikle mücadele amaçlı daha etkin bir sosyal ve ekonomik  politikanız var mıdır? Varsa bu politikalarınız nelerdir?  Cevap 11: Son yıllarda özellikle küresel krizin de etkisiyle, işsizlik ve yoksulluk önemli  sorun alanları olarak ortaya çıkmakta ve dolayısıyla bu sorunun çözümüne yönelik çalışmalar  ülkemiz önceliklerinin başında yer almaktadır. Bu kapsamda, Türkiye'de işsizliği azaltmaya,  istihdamı artırmaya ve yoksulluğu önlemeye yönelik çeşitli politikalar uygulanmaktadır.  Yapısal işsizlikle mücadelede en etkin çözüm sürdürülebilir ekonomik büyümedir.  Yoksulluğun kalıcı bir şekilde azaltılması kapsamında ise; sosyal politikaların ekonomik  büyüme ve 'istihdamla ilişkisinin kurulması gerekmektedir. Makro ekonomik istikrar ve  büyümenin yanı sıra; eğitim, sağlık, çalışma hayatı, sosyal güvenlik gibi sektörel politikalarla  da kişilerin refah düzeyi yükseltilmeye çalışılmaktadır.  - 9 5 0 -
Sayfa 121 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Tablo'6: Şırnak İlinde İşsizlik Sigortasına Başvuran vc Hak Eden Sayısı  Başvuran Sayısı Hak Eden Sayısı  2007 69 65  2008 92 81  2009 184 132  Kaynak: İŞKUR  Soru 10: 2007,2008 vc 2009 yıllarında Şırnak ilimizde yoksullukla mücadele amaçlı yapılan  sosyal yardımlardan yaralanan aile sayısı kaçtır? Bu yardımların türü nedir ve toplam parasal  karşılığı ne kadardır?  Cevap 10: 2009 yılında Şırnak ili ve ilçelerindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma  Vakıfları tarafından yapılan toplam sosyal yardım tutarı yaklaşık 39 milyon TL'dir. Kişi  sayısına ilişkin yeterli veri bulunmamaktadır.  Tablo 7: Sımak ili ve ilçelerindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından  yapılan toplam sosyal yardım miktarları  Yardım Türü Yardım Miktarı (TL)  Eğitim Yardımı 1.998.800  Gıda Yardımı 3.997.600  Diğer Yardım 2.450.730  Periyodik Yardım 4.605.900  Şartlı Sağlık Yardımı 10.986.086  Şartlı Eğitim Yardımı 14.760.979  Toplam 38.800.095  Soru 11: Yoksulluk ve işsizlikle mücadele amaçlı daha etkin bir sosyal ve ekonomik  politikanız var mıdır? Varsa bu politikalarınız nelerdir?  Cevap 11: Son yıllarda özellikle küresel krizin de etkisiyle, işsizlik ve yoksulluk önemli  sorun alanları olarak ortaya çıkmakta ve dolayısıyla bu sorunun çözümüne yönelik çalışmalar  ülkemiz önceliklerinin başında yer almaktadır. Bu kapsamda, Türkiye'de işsizliği azaltmaya,  istihdamı artırmaya ve yoksulluğu önlemeye yönelik çeşitli politikalar uygulanmaktadır.  Yapısal işsizlikle mücadelede en etkin çözüm sürdürülebilir ekonomik büyümedir.  Yoksulluğun kalıcı bir şekilde azaltılması kapsamında ise; sosyal politikaların ekonomik  büyüme ve 'istihdamla ilişkisinin kurulması gerekmektedir. Makro ekonomik istikrar ve  büyümenin yanı sıra; eğitim, sağlık, çalışma hayatı, sosyal güvenlik gibi sektörel politikalarla  da kişilerin refah düzeyi yükseltilmeye çalışılmaktadır.  - 9 5 0 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Ekonomik büyüme sabit sermaye yatırımları yoluyla istihdamı artırmakladır.  Ülkemizin istihdam politikasının odağında da yüksek ve sürdürülebilir ekonomik büyüme yer  almaktadır. Bu kapsamda, yapılacak yatırımlar ve bu yatırımları teşvik etmeye yönelik  çalışmalar yeni istihdam olanakları yaratarak işsizliğin ve dolayısıyla yoksulluğun  azalmasında etkili olacaktır. Ancak, büyüme uzun vadeli bir seçenektir. Büyüme için  yatırımların artması gerektiğinden güvenli bir ekonomik ortama ihtiyaç vardır. Piyasalarda  oluşan olumlu havanın ardından enflasyon çok büyük bir gerileme göstermiş ve faizler  istikrarlı bir biçimde düşmüştür. Tüm bunlar yerli ve yabancı yatırımları artırmakta vc  yatırımların artmasıyla birlikte istihdam da artmaktadır. Ancak, 2008 yılının son  dönemlerinde etkisini göstcnneye başlayan küresel kriz işgücü piyasasını olumsuz yönde  etkilemiş, işsizlik ve yoksullukla mücadelede ilave tedbirlerin alınmasını gereğini ortaya  koymuştur.  Küresel kriz tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de işgücü piyasasını ciddi şekilde  etkilemiştir. İç ve dış talepteki daralmaya bağlı olarak üretimde yaşanan azalma ile birlikte  istihdam azalmış ve işsizlik artmıştır. Bu durum, özellikle istihdam piyasasına girişte zorluk  yaşayan vasıfsız işgücünün niteliklerinin ve kazançlarının artırılmasını amaçlayan ve kamu  istihdam hizmetlerini, iş yaratmayı ve işgücünün eğitimini içeren aktif işgücü politikalannın  önemini artırmıştır. Krizden etkilenen AB ve OECD ülkelerinde işsizlikle mücadelede aktif  işgücü programlarına öncelik verilmiş ve bu programlara ayrılan kaynaklar artırılmıştır.  Ülkemizde de 2008 yılında yürürlüğe giren istihdam paketi ile İŞKUR tarafından uygulanan  aktif işgücü politikalarına ayrılan kaynaklar artırılmıştır. Nitekim İŞKUR tarafından yürütülen  aktif işgücü programlarına ayrılan kaynak 2008 yılında 35.601.907 TL, 2009 yılında ise  144.736.22 ITL'dir. Ayrıca, küresel krizin etkisiyle yaşanan yoğun işten çıkarmaları önlemek  amacıyla 5838 sayılı Kanun ile kısa çalışma ödeneğinin süresi ve ödeme miktarı artırılmıştır.  Bununla birlikte, içinde bulunduğumuz dönem içerisinde işsizliği önlemek ve yeni istihdam  olanakları yaratmak amacıyla istihdam teşvikleri getirilmiştir. Nitekim 5921 sayılı Kanun ile  işverenlerin ilave istihdam yaratmaları halinde işveren sigorta primleri altı ay boyunca İşsizlik  Sigortası Fonundan karşılanacaktır.  Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, ekonomik büyümeyi vc beşeri sermaye gelişimini  destekleyerek refah, huzur ve mutluluğu artırmayı amaçlayan GAP projesinin, 2008-2012  yılları arasında büyük ölçüde tamamlanmasını hedefleyen GAP Eylem Planının en önemli  hedefleri; göç, yoksulluk ve işsizlik gibi alanlarda yaşanan sorunlar ile değişen sosyal yapının  doğurduğu yeni ihtiyaçlara cevap verebilmek üzere sosyal yatırım ihtiyacını karşılayabilmek  ve bölgenin sosyal göstergeler bakımından ülke ortalamalarını yakalayabilmesini sağlamaktır.  - 9 5 1 -
Sayfa 122 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Ekonomik büyüme sabit sermaye yatırımları yoluyla istihdamı artırmakladır.  Ülkemizin istihdam politikasının odağında da yüksek ve sürdürülebilir ekonomik büyüme yer  almaktadır. Bu kapsamda, yapılacak yatırımlar ve bu yatırımları teşvik etmeye yönelik  çalışmalar yeni istihdam olanakları yaratarak işsizliğin ve dolayısıyla yoksulluğun  azalmasında etkili olacaktır. Ancak, büyüme uzun vadeli bir seçenektir. Büyüme için  yatırımların artması gerektiğinden güvenli bir ekonomik ortama ihtiyaç vardır. Piyasalarda  oluşan olumlu havanın ardından enflasyon çok büyük bir gerileme göstermiş ve faizler  istikrarlı bir biçimde düşmüştür. Tüm bunlar yerli ve yabancı yatırımları artırmakta vc  yatırımların artmasıyla birlikte istihdam da artmaktadır. Ancak, 2008 yılının son  dönemlerinde etkisini göstcnneye başlayan küresel kriz işgücü piyasasını olumsuz yönde  etkilemiş, işsizlik ve yoksullukla mücadelede ilave tedbirlerin alınmasını gereğini ortaya  koymuştur.  Küresel kriz tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de işgücü piyasasını ciddi şekilde  etkilemiştir. İç ve dış talepteki daralmaya bağlı olarak üretimde yaşanan azalma ile birlikte  istihdam azalmış ve işsizlik artmıştır. Bu durum, özellikle istihdam piyasasına girişte zorluk  yaşayan vasıfsız işgücünün niteliklerinin ve kazançlarının artırılmasını amaçlayan ve kamu  istihdam hizmetlerini, iş yaratmayı ve işgücünün eğitimini içeren aktif işgücü politikalannın  önemini artırmıştır. Krizden etkilenen AB ve OECD ülkelerinde işsizlikle mücadelede aktif  işgücü programlarına öncelik verilmiş ve bu programlara ayrılan kaynaklar artırılmıştır.  Ülkemizde de 2008 yılında yürürlüğe giren istihdam paketi ile İŞKUR tarafından uygulanan  aktif işgücü politikalarına ayrılan kaynaklar artırılmıştır. Nitekim İŞKUR tarafından yürütülen  aktif işgücü programlarına ayrılan kaynak 2008 yılında 35.601.907 TL, 2009 yılında ise  144.736.22 ITL'dir. Ayrıca, küresel krizin etkisiyle yaşanan yoğun işten çıkarmaları önlemek  amacıyla 5838 sayılı Kanun ile kısa çalışma ödeneğinin süresi ve ödeme miktarı artırılmıştır.  Bununla birlikte, içinde bulunduğumuz dönem içerisinde işsizliği önlemek ve yeni istihdam  olanakları yaratmak amacıyla istihdam teşvikleri getirilmiştir. Nitekim 5921 sayılı Kanun ile  işverenlerin ilave istihdam yaratmaları halinde işveren sigorta primleri altı ay boyunca İşsizlik  Sigortası Fonundan karşılanacaktır.  Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, ekonomik büyümeyi vc beşeri sermaye gelişimini  destekleyerek refah, huzur ve mutluluğu artırmayı amaçlayan GAP projesinin, 2008-2012  yılları arasında büyük ölçüde tamamlanmasını hedefleyen GAP Eylem Planının en önemli  hedefleri; göç, yoksulluk ve işsizlik gibi alanlarda yaşanan sorunlar ile değişen sosyal yapının  doğurduğu yeni ihtiyaçlara cevap verebilmek üzere sosyal yatırım ihtiyacını karşılayabilmek  ve bölgenin sosyal göstergeler bakımından ülke ortalamalarını yakalayabilmesini sağlamaktır.  - 9 5 1 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Bu çerçevede, Eylem Planında Sosyal Gelişmenin Sağlanması önemli bir bileşen olarak  kurgulanmış ve bunun altında insan odaklı bir bakış açısıyla Sosyal Destek Programı  (SODES) oluşturulmuştur. Yaşam kalitesinin yükseltilerek toplumsal dayanışma ve  bütünleşmenin sağlanmasını amaçlayan SODES ile bölgede istihdam edilebilirlik artırılmakta,  toplumun dezavantajlı kesimlerinin ekonomik ve sosyal hayata katılımları desteklenmekte ve  kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetler yaygınlaştırılmaktadır. SODES kapsamında, 2008 yılı  için toplam bütçesi 42 milyon TL tutarında olan 398 adet proje, 2009 yılı için ise toplam tutarı  92 milyon TL olan 778 adet projenin finanse edilmiştir.  Tüm bu çabalara ilave olarak Tarım Bakanlığı tarafından sağlanan kırsal kalkınma  destekleri, hayvancılığın geliştirilmesine dönük destekler ve diğer çabalar mevcuttur. Ayrıca,  Mardin, Siirt, Sımak ve Batman illerini kapsayan Dicle Kalkınma Ajansı kurulmuş, eleman  alımını gerçekleştirmiş ve 2010 yılı içinde kalkınmaya dönük projelere hibe desteği sunacak  altyapıyı tamamlama aşamasına gelmiştir. Yerel potansiyeli harekete geçirmeyi hedefleyen bu  çabaların işsizliğin kalıcı bir şekilde azaltılmasına önemli katkılar sağlayacağı  değerlendirilmektedir.  - 9 5 2 -
Sayfa 123 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  Bu çerçevede, Eylem Planında Sosyal Gelişmenin Sağlanması önemli bir bileşen olarak  kurgulanmış ve bunun altında insan odaklı bir bakış açısıyla Sosyal Destek Programı  (SODES) oluşturulmuştur. Yaşam kalitesinin yükseltilerek toplumsal dayanışma ve  bütünleşmenin sağlanmasını amaçlayan SODES ile bölgede istihdam edilebilirlik artırılmakta,  toplumun dezavantajlı kesimlerinin ekonomik ve sosyal hayata katılımları desteklenmekte ve  kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetler yaygınlaştırılmaktadır. SODES kapsamında, 2008 yılı  için toplam bütçesi 42 milyon TL tutarında olan 398 adet proje, 2009 yılı için ise toplam tutarı  92 milyon TL olan 778 adet projenin finanse edilmiştir.  Tüm bu çabalara ilave olarak Tarım Bakanlığı tarafından sağlanan kırsal kalkınma  destekleri, hayvancılığın geliştirilmesine dönük destekler ve diğer çabalar mevcuttur. Ayrıca,  Mardin, Siirt, Sımak ve Batman illerini kapsayan Dicle Kalkınma Ajansı kurulmuş, eleman  alımını gerçekleştirmiş ve 2010 yılı içinde kalkınmaya dönük projelere hibe desteği sunacak  altyapıyı tamamlama aşamasına gelmiştir. Yerel potansiyeli harekete geçirmeyi hedefleyen bu  çabaların işsizliğin kalıcı bir şekilde azaltılmasına önemli katkılar sağlayacağı  değerlendirilmektedir.  - 9 5 2 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  2.- Muğla Milletvekili Metin Ergun'un, Muğla 'daki orman kadastrosuna ilişkin sorusu ve  Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir 'in cevabı (7/12258)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskan Bakanı Sayın Mustafa  DEMİR tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz  ederim.22.01.2010  Prof.Dr.Metin ERGUN  Muğla Milletvekili  Muğla ilimiz sınırlan içerisinde bulunan köylerimizde 1960'lı yıllarda yapılan  orman kadastro tespit çalışmalarından sonra, 2004'lü yıllardan itibaren  başlayarak yeniden yapılan orman kadastro tespit çalışmaları, kadastro tespit  çalışmalarından sonra yapıldığı için köylümüzün mülkiyetinde bulunan araziler  büyük oranda orman sınırları içerisine dahil edilmiştir. Bu bağlamda;  -Orman kadastrosu yapılmadan kadastro işleminin yapılması nedeniyle  köylünün mülkiyetinde bulunan arazi orman sınırları içerisine dahil edilmiştir.  Bu yanlış işlemin düzeltilmesi için Orman Bakanlığı ile temas kurularak yeni  bir çalışma yapılamaz mı?  -Köylümüz bu sorunun aşılması için defalarca mahkemeye başvurmuş ancak  bilirkişilerce verilen raporlardaki farklılıklar nedeniyle takipsizlik kararı  alınmıştır. 6 yıla yakın bir zamandır yanlışlığı sürdürülen bu uygulama ile ilgili  neden bir şey yapılmamaktadır?  - 9 5 3 -
Sayfa 124 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  2.- Muğla Milletvekili Metin Ergun'un, Muğla 'daki orman kadastrosuna ilişkin sorusu ve  Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir 'in cevabı (7/12258)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Bayındırlık ve İskan Bakanı Sayın Mustafa  DEMİR tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz  ederim.22.01.2010  Prof.Dr.Metin ERGUN  Muğla Milletvekili  Muğla ilimiz sınırlan içerisinde bulunan köylerimizde 1960'lı yıllarda yapılan  orman kadastro tespit çalışmalarından sonra, 2004'lü yıllardan itibaren  başlayarak yeniden yapılan orman kadastro tespit çalışmaları, kadastro tespit  çalışmalarından sonra yapıldığı için köylümüzün mülkiyetinde bulunan araziler  büyük oranda orman sınırları içerisine dahil edilmiştir. Bu bağlamda;  -Orman kadastrosu yapılmadan kadastro işleminin yapılması nedeniyle  köylünün mülkiyetinde bulunan arazi orman sınırları içerisine dahil edilmiştir.  Bu yanlış işlemin düzeltilmesi için Orman Bakanlığı ile temas kurularak yeni  bir çalışma yapılamaz mı?  -Köylümüz bu sorunun aşılması için defalarca mahkemeye başvurmuş ancak  bilirkişilerce verilen raporlardaki farklılıklar nedeniyle takipsizlik kararı  alınmıştır. 6 yıla yakın bir zamandır yanlışlığı sürdürülen bu uygulama ile ilgili  neden bir şey yapılmamaktadır?  - 9 5 3 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  T.C.  BAYINDIRLIK VE tSKAN BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı g 2 2010  Sayı : B.09.0.SGB.0.00.21.610 /İ33  Konu :Muğla Milletvekili  Prof.Dr.Metin ERGUN'un  Yazılı Soru önergesi.  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 08.02.2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-19543 sayılı yazınız.  Muğla Milletvekili Prof.Dr.Metin ERGUN'un Bakanlığıma yöneltmiş olduğu,  T.B.M.M. 7/12258 Esas No.lu yazılı soru önergesine ilişkin cevabımız ekte sunulmuştur.  Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.  Bakan  E K :  Cevap Yazısı  - 9 5 4 -
Sayfa 125 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  T.C.  BAYINDIRLIK VE tSKAN BAKANLIĞI  Strateji Geliştirme Başkanlığı g 2 2010  Sayı : B.09.0.SGB.0.00.21.610 /İ33  Konu :Muğla Milletvekili  Prof.Dr.Metin ERGUN'un  Yazılı Soru önergesi.  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: 08.02.2010 tarihli ve A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-19543 sayılı yazınız.  Muğla Milletvekili Prof.Dr.Metin ERGUN'un Bakanlığıma yöneltmiş olduğu,  T.B.M.M. 7/12258 Esas No.lu yazılı soru önergesine ilişkin cevabımız ekte sunulmuştur.  Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.  Bakan  E K :  Cevap Yazısı  - 9 5 4 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  M U Ğ L A M İ L L E T V E K İ L İ  S A Y I N P R O F . D R . M E T İ N E R G U N ' U N  T . B . M . M . 7 / 1 2 2 5 8 E S A S S A Y I L I  Y A Z I L I S O R U Ö N E R G E S İ N E A İ T  S O R U L A R V E C E V A B I  S O R U L A R :  Muğla İl imiz sınırlan içerisinde bulunan köylerimizde 1960' l ı yıllarda yapılan orman  kadastro tespit çalışmalarından sonra, 2 0 0 4 ' l ü yıllardan itibaren başlayarak yeniden yapılan  orman kadastro tespit çalışmaları, kadastro tespit çalışmalarından sonra yapıldığı için  köylümüzün mülkiyet inde bulunan araziler büyük oranda orman sınırları içerisine dahil  edilmiştir. B u bağlamda;  - Orman kadastrosu yapılmadan kadastro iş leminin yapılması nedeniyle köylünün  mülkiyet inde bulunan arazi orman sınırları içerisine dahil edilmiştir. B u yanlış iş lemin  düzelt i lmesi için Orman Bakanlığı ile temas kurularak yeni bir çal ı şma yapı lamaz rai?  - K ö y l ü m ü z bu sorunun aşılması için defalarca mahkemeye başvurmuş ancak  bilirkişilerce verilen raporlardaki farklılıklar nedeniyle takipsizlik kararı alınmıştır. 6 y ı la  yakın bir zamandır yanlışl ığı sürdürülen bu uygulama ile ilgili neden bir şey yapılmamaktadır?  C E V A P :  3 4 0 2 sayılı Kadastro Kanununun 10 .11 .1987 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce ,  orman kadastrosu (tahdidi) yapı lmamış olan çal ışma alanlarındaki ( k ö y v e y a mahal (elerdeki)  ormanlar, Tapu v e Kadastro Genel Müdürlüğümüzce yapılan kadastro çalışmaları sırasında  yasa gereği kadastro iş lemine tabi tutulmayıp tespit dışı bırakılmak sureliyle i ş lem  yapılıyordu.  3402 sayılı Kadastro Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra ise, orman kadastrosu  (tahdidi) yapı lmayan çal ı şma alanlarındaki (köy veya mahallelerdeki) ormanlar, 2 aylık süre  içerisinde Orman Genel Müdürlüğünce (orman kadastro komisyonlarınca) sınırlandırılıp,  tutanak v e eklerinin Tapu v e Kadastro Genel Müdürlüğüne tes l im edi lmesi durumunda; bu  tutanak v e eklerine göre, tes l im edi lmemesi durumunda da, re'sen ormanların ö lçü v e tespiti  anılan Genel Müdürlüğümüzce yapılarak 3 0 günlük askı ilanına alınmak suretiyle kadastro  iş lemine tabi tutulmakta idi.  3 4 0 2 sayılı Kadastro Kanununun 4 üncü maddesinde 2 2 . 0 2 . 2 0 0 5 tarihli v e 5304 sayılı  Kanun ile yapılan değiş ikl ik ile, kadastrosu yapılacak çal ışma alanlarındaki (köy v e y a  mahallelerdeki) ormanların kadastrosunun, en az bir orman yüksek mühendisi veya orman  mühendisi i le bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendis inin katılımı i le oluşan  kadastro ekibince yapılması yönünde hüküm getirilmiştir.  Yukarıda da belirtildiği üzere Tapu v e Kadastro Genel Müdürlüğümüzce yapılan  kadastro çalışmaları sırasında ormanın tespit dışı bırakıldığı çal ışma alanlarında (köy veya  mahallelerde), daha sonra Orman Genel Müdürlüğünce orman kadastrosu yapılarak  taesinleştirildiğinde ve anılan Genel Müdürlüğümüze intikal ettirildiğinde ormanların tescil i  yapılmaktadır. Orman kadastrosu sonucu, ormanda kalan gerçek veya Hazine dışındaki tüzel  kişilere ait yerlerin tescillerinin yargı kararı veya kamulaştırma olmadığı müddetçe re'sen idari  yoldan iptali mümkün o lmayıp , mevzuat gereği bu yerlerin tapu kütüğünde "ormanda kaldığı"  yönünde şerh düşülmektcdir.  Diğer taraftan, 2 5 . 0 2 . 2 0 0 9 tarihti v c S841 sayılı Kanunla, kadastrosu kesinleşen  taşınmazlar için kes in leşme tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açı lamayacağı  hükmü getirilmiştir. B u hüküm, iddia v c taşınmazın niteliğine yahut D e v l e t veya diğer kamu  tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanacak olup, aynı hüküm Devlet in  hüküm v e tasarrufu altında olduğu iddiası i le yürürlük tarihinden önce açı lmış ve henüz kesin  hükme bağlanmamış olan davalarda da uygulanacaktır.  Sonuç olarak, tesis (mülkiyet) kadastrosu ile orman kadastrosu farklı zamanlarda  yapılmakta iken 1987 yıl ından itibaren aynı zaman dil iminde, 2 0 0 5 yıl ından itibaren de  birlikte yapı lmaya başlanılmıştır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yapılan kadastro  sonucu gerçek kişiler adına tescilli o lup da daha sonra Orman Genel Müdürlüğünce yapılan  orman kadastrosu sonucunda orman sınırları içerisinde kalan yerlerde Tapu v c Kadastro Genel  Müdürlüğünce yasal olarak çal ışma yapılamamaktadır. Söz konusu alanların kadastro tespiti  esnasında belirlenen kişilere yasal düzenleme yapılmadan verilmesi de mümkün  bulunmamaktadır.  - 9 5 5 -
Sayfa 126 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  M U Ğ L A M İ L L E T V E K İ L İ  S A Y I N P R O F . D R . M E T İ N E R G U N ' U N  T . B . M . M . 7 / 1 2 2 5 8 E S A S S A Y I L I  Y A Z I L I S O R U Ö N E R G E S İ N E A İ T  S O R U L A R V E C E V A B I  S O R U L A R :  Muğla İl imiz sınırlan içerisinde bulunan köylerimizde 1960' l ı yıllarda yapılan orman  kadastro tespit çalışmalarından sonra, 2 0 0 4 ' l ü yıllardan itibaren başlayarak yeniden yapılan  orman kadastro tespit çalışmaları, kadastro tespit çalışmalarından sonra yapıldığı için  köylümüzün mülkiyet inde bulunan araziler büyük oranda orman sınırları içerisine dahil  edilmiştir. B u bağlamda;  - Orman kadastrosu yapılmadan kadastro iş leminin yapılması nedeniyle köylünün  mülkiyet inde bulunan arazi orman sınırları içerisine dahil edilmiştir. B u yanlış iş lemin  düzelt i lmesi için Orman Bakanlığı ile temas kurularak yeni bir çal ı şma yapı lamaz rai?  - K ö y l ü m ü z bu sorunun aşılması için defalarca mahkemeye başvurmuş ancak  bilirkişilerce verilen raporlardaki farklılıklar nedeniyle takipsizlik kararı alınmıştır. 6 y ı la  yakın bir zamandır yanlışl ığı sürdürülen bu uygulama ile ilgili neden bir şey yapılmamaktadır?  C E V A P :  3 4 0 2 sayılı Kadastro Kanununun 10 .11 .1987 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce ,  orman kadastrosu (tahdidi) yapı lmamış olan çal ışma alanlarındaki ( k ö y v e y a mahal (elerdeki)  ormanlar, Tapu v e Kadastro Genel Müdürlüğümüzce yapılan kadastro çalışmaları sırasında  yasa gereği kadastro iş lemine tabi tutulmayıp tespit dışı bırakılmak sureliyle i ş lem  yapılıyordu.  3402 sayılı Kadastro Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra ise, orman kadastrosu  (tahdidi) yapı lmayan çal ı şma alanlarındaki (köy veya mahallelerdeki) ormanlar, 2 aylık süre  içerisinde Orman Genel Müdürlüğünce (orman kadastro komisyonlarınca) sınırlandırılıp,  tutanak v e eklerinin Tapu v e Kadastro Genel Müdürlüğüne tes l im edi lmesi durumunda; bu  tutanak v e eklerine göre, tes l im edi lmemesi durumunda da, re'sen ormanların ö lçü v e tespiti  anılan Genel Müdürlüğümüzce yapılarak 3 0 günlük askı ilanına alınmak suretiyle kadastro  iş lemine tabi tutulmakta idi.  3 4 0 2 sayılı Kadastro Kanununun 4 üncü maddesinde 2 2 . 0 2 . 2 0 0 5 tarihli v e 5304 sayılı  Kanun ile yapılan değiş ikl ik ile, kadastrosu yapılacak çal ışma alanlarındaki (köy v e y a  mahallelerdeki) ormanların kadastrosunun, en az bir orman yüksek mühendisi veya orman  mühendisi i le bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendis inin katılımı i le oluşan  kadastro ekibince yapılması yönünde hüküm getirilmiştir.  Yukarıda da belirtildiği üzere Tapu v e Kadastro Genel Müdürlüğümüzce yapılan  kadastro çalışmaları sırasında ormanın tespit dışı bırakıldığı çal ışma alanlarında (köy veya  mahallelerde), daha sonra Orman Genel Müdürlüğünce orman kadastrosu yapılarak  taesinleştirildiğinde ve anılan Genel Müdürlüğümüze intikal ettirildiğinde ormanların tescil i  yapılmaktadır. Orman kadastrosu sonucu, ormanda kalan gerçek veya Hazine dışındaki tüzel  kişilere ait yerlerin tescillerinin yargı kararı veya kamulaştırma olmadığı müddetçe re'sen idari  yoldan iptali mümkün o lmayıp , mevzuat gereği bu yerlerin tapu kütüğünde "ormanda kaldığı"  yönünde şerh düşülmektcdir.  Diğer taraftan, 2 5 . 0 2 . 2 0 0 9 tarihti v c S841 sayılı Kanunla, kadastrosu kesinleşen  taşınmazlar için kes in leşme tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açı lamayacağı  hükmü getirilmiştir. B u hüküm, iddia v c taşınmazın niteliğine yahut D e v l e t veya diğer kamu  tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanacak olup, aynı hüküm Devlet in  hüküm v e tasarrufu altında olduğu iddiası i le yürürlük tarihinden önce açı lmış ve henüz kesin  hükme bağlanmamış olan davalarda da uygulanacaktır.  Sonuç olarak, tesis (mülkiyet) kadastrosu ile orman kadastrosu farklı zamanlarda  yapılmakta iken 1987 yıl ından itibaren aynı zaman dil iminde, 2 0 0 5 yıl ından itibaren de  birlikte yapı lmaya başlanılmıştır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yapılan kadastro  sonucu gerçek kişiler adına tescilli o lup da daha sonra Orman Genel Müdürlüğünce yapılan  orman kadastrosu sonucunda orman sınırları içerisinde kalan yerlerde Tapu v c Kadastro Genel  Müdürlüğünce yasal olarak çal ışma yapılamamaktadır. Söz konusu alanların kadastro tespiti  esnasında belirlenen kişilere yasal düzenleme yapılmadan verilmesi de mümkün  bulunmamaktadır.  - 9 5 5 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  3.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol 'un, TRT'nin dışarıya yaptırdığı programlara ve personel  alımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 'ın cevabı  (7/12344)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın sayın Başbakan tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gerekli  işlemin yapılmasını saygılarımla arz ederim.  izmir Milletvekili  CHP Grup Başkanvekilî  1) 2005 Ağustos'undan 2010 Ocak ayına kadar geçen süre içerisinde TRT televizyon  kanallarında, kadrolu TRT personeli dışında kaç kişiye program yaptırılmıştır?  2) Söz konusu tarihlerde kaç kişi, yorumcu, konuk gibi çeşitli sıfatlarla ücret karşılığı  programlarda yer almıştır?  3) TRT'de program yapan ya da konuk/yorumcu olarak programlarda yer alan TRT  personeli olmayan bu kişiler kimlerdir, meslekleri ve uzmanlık alanları nedir?  4) Kadrolu TRT personeli olmayan bu kişilerin her birine ne kadar ücret ödenmiştir?  5) 2007 yılından bu yana yeni kurulan ya da mevcut TRT kanallarının her birine kaç yeni  personel alınmıştır?  6) Bu kişilerin işe başlama tarihleri nedir?  7) Bunlar TRT'nin hangi kanallarında, hangi kadro statüsünde ve hangi unvanla işe  başlamışlardır?  8) Bu kişilerin her birinin TRT'de işe başlamadan önce çalıştıkları özel ya da kamu  kurumunun adı nedir?  - 9 5 6 -
Sayfa 127 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  3.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol 'un, TRT'nin dışarıya yaptırdığı programlara ve personel  alımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 'ın cevabı  (7/12344)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın sayın Başbakan tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gerekli  işlemin yapılmasını saygılarımla arz ederim.  izmir Milletvekili  CHP Grup Başkanvekilî  1) 2005 Ağustos'undan 2010 Ocak ayına kadar geçen süre içerisinde TRT televizyon  kanallarında, kadrolu TRT personeli dışında kaç kişiye program yaptırılmıştır?  2) Söz konusu tarihlerde kaç kişi, yorumcu, konuk gibi çeşitli sıfatlarla ücret karşılığı  programlarda yer almıştır?  3) TRT'de program yapan ya da konuk/yorumcu olarak programlarda yer alan TRT  personeli olmayan bu kişiler kimlerdir, meslekleri ve uzmanlık alanları nedir?  4) Kadrolu TRT personeli olmayan bu kişilerin her birine ne kadar ücret ödenmiştir?  5) 2007 yılından bu yana yeni kurulan ya da mevcut TRT kanallarının her birine kaç yeni  personel alınmıştır?  6) Bu kişilerin işe başlama tarihleri nedir?  7) Bunlar TRT'nin hangi kanallarında, hangi kadro statüsünde ve hangi unvanla işe  başlamışlardır?  8) Bu kişilerin her birinin TRT'de işe başlamadan önce çalıştıkları özel ya da kamu  kurumunun adı nedir?  - 9 5 6 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı :B.02.0.002-031-M Ol /03/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLET MECLİSt BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'nın 11/02/2010 tarihli ve KAN.KAR.MD.  A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/12344-19777/41656 sayılı yazısı.  b) Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü'nün 17/02/2010 tarihli ve B.02.  O.KKG.0.12/106-186-10/645 sayılı yazısı.  c) 02/03/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1014 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınız gereği, İzmir Milletvekili Sayın Kemal ANADOL tarafından Saym  Başbakanımıza tevcih edilen, Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım  koordinatörlüğünde cevaplandırılmasını tensip ettikleri 7/12344 esas sayılı yazılı soru  önergesi ile ilgili Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel  Müdürlüğü'nden alınan ilgi (c) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1- İlgi (c) cevabi yazı  - 9 5 7 -
Sayfa 128 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı :B.02.0.002-031-M Ol /03/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLET MECLİSt BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'nın 11/02/2010 tarihli ve KAN.KAR.MD.  A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/12344-19777/41656 sayılı yazısı.  b) Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü'nün 17/02/2010 tarihli ve B.02.  O.KKG.0.12/106-186-10/645 sayılı yazısı.  c) 02/03/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1014 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınız gereği, İzmir Milletvekili Sayın Kemal ANADOL tarafından Saym  Başbakanımıza tevcih edilen, Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım  koordinatörlüğünde cevaplandırılmasını tensip ettikleri 7/12344 esas sayılı yazılı soru  önergesi ile ilgili Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel  Müdürlüğü'nden alınan ilgi (c) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1- İlgi (c) cevabi yazı  - 9 5 7 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/ < °V M  Konu : 7/12344 Sayılı Soru önergesi Cevabı.  O&../&3/2010  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  İlgi : 19.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/244 sayılı yazı.  İzmir Milletvekili Sayın Kemal ANADOL tarafından tevcih edilen 7/12344 esas sayılı  yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Kurumsal hizmet ihtiyaçları göz önünde bulundurularak 2007 yılından bu yana yeni  kurulan ya da mevcut TRT kanallarına asgari düzeyde açıktan ve naklen personel alınmıştır.  Kurumumuzun haber, program ve yayıncılık konusunda deneyime sahip bazı personelinin  Star Gazetesi, Zaman Gazetesi, STAR TV, BRT, KANAL D, Lig TV, SKY TÜRK, FOX TV,  TV 8, KANAL B, NTV, FLASH TV, SHOW TV, CHA, İHA, CNN, SAMANYOLU TV, ATV,  HBB, ATA TV, OLAY TV, KANAL A, ve KANAL T gibi bazı basın yayın kuruluşlarında  görev yaptıkları bilinmektedir.  Kurum personeli olmayan kişilere yaptırılan programlarda, programın niteliği, yayın saati  ve sunucunun tanınır olmasının programa katkısı gibi hususlar göz önünde bulundurularak, farklı  ücret uygulaması yapılabilmektedir.  Arz ederim.  /  - 9 5 8 -
Sayfa 129 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/ < °V M  Konu : 7/12344 Sayılı Soru önergesi Cevabı.  O&../&3/2010  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  İlgi : 19.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/244 sayılı yazı.  İzmir Milletvekili Sayın Kemal ANADOL tarafından tevcih edilen 7/12344 esas sayılı  yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Kurumsal hizmet ihtiyaçları göz önünde bulundurularak 2007 yılından bu yana yeni  kurulan ya da mevcut TRT kanallarına asgari düzeyde açıktan ve naklen personel alınmıştır.  Kurumumuzun haber, program ve yayıncılık konusunda deneyime sahip bazı personelinin  Star Gazetesi, Zaman Gazetesi, STAR TV, BRT, KANAL D, Lig TV, SKY TÜRK, FOX TV,  TV 8, KANAL B, NTV, FLASH TV, SHOW TV, CHA, İHA, CNN, SAMANYOLU TV, ATV,  HBB, ATA TV, OLAY TV, KANAL A, ve KANAL T gibi bazı basın yayın kuruluşlarında  görev yaptıkları bilinmektedir.  Kurum personeli olmayan kişilere yaptırılan programlarda, programın niteliği, yayın saati  ve sunucunun tanınır olmasının programa katkısı gibi hususlar göz önünde bulundurularak, farklı  ücret uygulaması yapılabilmektedir.  Arz ederim.  /  - 9 5 8 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  4.- Zonguldak Milletvekili Ali Kocal 'ın, TRT'nin bir sosyal tesisinin kullanımına ilişkin sorusu  ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/123 72)  Aşağıda yer alan soruların Başbakan Yardımcısı Sn. Bülent ARINÇ tarafından  yazılı olarak yanıtlandırılması için gereğini arz ederim.  1- Antalya'nın Lara semtinde bulunan TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek  ve Eğitim Tesisleri Ocak ayında Genel Müdür İbrahim Şahin'in kızı ve arkadaşları için  açılmış mıdır?  2- Tesislerde Genel Müdür İbrahim Şahin'in kızı ile birlikte kaç kişi kaç gün kalmıştır?  3-Tesis Genel Müdür İbrahim Şahin'in kızı ve arkadaşlarına kaç gün için tahsis  edilmiştir? Bu tahsisin gerekçesi nedir?  4-Genel Müdür ibrahim Şahin'in kızı ve arkadaşlarından ücret alınmış mıdır? Ücret  alındı ise hangi hizmetler için alınmıştır ve hangi tarife uygulanmıştır?  5-Genel Müdür İbrahim Şahin'in kızı ve arkadaşlarına hizmet vermek için kaç kişi  görevlendirilmiştir?  6-Bu tahsisin TRT'ye maliyeti kaç lira olmuştur?  7-Genel Müdür İbrahim Şahin'in kızı ve arkadaşları kamu görevlileri midir?  8-TRT'deki akraba ve hemşeri kadrolaşması göz önüne alındığında, kamu  olanaklarının kişisel ihtiyaçlar için kullanılması TRT Genel Müdürü için bir alışkanlık  haline mi gelmiştir?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  - 9 5 9 -
Sayfa 130 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  4.- Zonguldak Milletvekili Ali Kocal 'ın, TRT'nin bir sosyal tesisinin kullanımına ilişkin sorusu  ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/123 72)  Aşağıda yer alan soruların Başbakan Yardımcısı Sn. Bülent ARINÇ tarafından  yazılı olarak yanıtlandırılması için gereğini arz ederim.  1- Antalya'nın Lara semtinde bulunan TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek  ve Eğitim Tesisleri Ocak ayında Genel Müdür İbrahim Şahin'in kızı ve arkadaşları için  açılmış mıdır?  2- Tesislerde Genel Müdür İbrahim Şahin'in kızı ile birlikte kaç kişi kaç gün kalmıştır?  3-Tesis Genel Müdür İbrahim Şahin'in kızı ve arkadaşlarına kaç gün için tahsis  edilmiştir? Bu tahsisin gerekçesi nedir?  4-Genel Müdür ibrahim Şahin'in kızı ve arkadaşlarından ücret alınmış mıdır? Ücret  alındı ise hangi hizmetler için alınmıştır ve hangi tarife uygulanmıştır?  5-Genel Müdür İbrahim Şahin'in kızı ve arkadaşlarına hizmet vermek için kaç kişi  görevlendirilmiştir?  6-Bu tahsisin TRT'ye maliyeti kaç lira olmuştur?  7-Genel Müdür İbrahim Şahin'in kızı ve arkadaşları kamu görevlileri midir?  8-TRT'deki akraba ve hemşeri kadrolaşması göz önüne alındığında, kamu  olanaklarının kişisel ihtiyaçlar için kullanılması TRT Genel Müdürü için bir alışkanlık  haline mi gelmiştir?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  - 9 5 9 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı :B.02.0.002-031-<22*  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : a) 11/02/2010 tarihli ve A.01.0.GNS 0.10.00.02-19747 sayılı yazı.  b) 26/02/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/938 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınızla Bakanlığıma intikal eden Zonguldak Milletvekili Saym Ali KOCAL  tarafından cevaplandırılması istenen 7/12372 esas sayılı yazılı soru önergesi ile ilgili olarak,  Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü'nden alınan  ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1- İlgi (b) yazı  - 9 6 0 -
Sayfa 131 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı :B.02.0.002-031-<22*  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : a) 11/02/2010 tarihli ve A.01.0.GNS 0.10.00.02-19747 sayılı yazı.  b) 26/02/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/938 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınızla Bakanlığıma intikal eden Zonguldak Milletvekili Saym Ali KOCAL  tarafından cevaplandırılması istenen 7/12372 esas sayılı yazılı soru önergesi ile ilgili olarak,  Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü'nden alınan  ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1- İlgi (b) yazı  - 9 6 0 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/ 93B  Konu : 7/12372 Sayılı Soru Önergesi Cevabı.  -&./.S./2010  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  îlgi : 12.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/226 sayılı yazı.  Zonguldak Milletvekili Sayın Ali KOCAL tarafindan tevcih edilen 7/12372 esas numaralı  yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Antalya'nın Lara semtimde bulunan TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve  Eğitim Tesisleri, TRT Antalya Müdürlüğü tarafindan işletilmekte olup, bu tesislerimiz, emekli ve  halen çalışmakta olan Kurum personeli ile yakınları öncelikli olmak üzere, ücreti karşılığında ve  12 ay süreyle herkese açık bir tesistir.  önergede sözü edilen kişilere de özel bir tahsis yapılmamış olup, talepleri üzerine ve  ücreti karşılığında, tesislerden yararlanan diğer konuklara verilen hizmetlerin aynısından  yararlanmışlardır.  Kış döneminde kapalı ve açık alanların balam onarım, güvenlik ve sair diğer hizmetleri  için tesislerimizde belli oranda personel görevlendirilmekte olduğundan, özel bir görevlendirme  yapılmamıştır. Kış dönemi boyuncu konuklara az sayıdaki görevli personel tarafından hizmet  verilmektedir.  Başbakanlık Genelgesinde de belirtildiği üzere, bu tür tesislerden kamu çalışanları zaten  yararlanabilmekte olup, ayrıca tesislerimizin kamuya açık olduğu, isteyen herkesin ücreti  karşılığında bu tesislerimizden yararlanabileceğine dair en son duyuru Mart 2009 ile Eylül 2009  tarihleri arasında TRT Kurumsal sitesinde sezon öncesinden ilan edilmiştir.  Arz ederim.  - 9 6 1 -
Sayfa 132 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/ 93B  Konu : 7/12372 Sayılı Soru Önergesi Cevabı.  -&./.S./2010  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  îlgi : 12.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/226 sayılı yazı.  Zonguldak Milletvekili Sayın Ali KOCAL tarafindan tevcih edilen 7/12372 esas numaralı  yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Antalya'nın Lara semtimde bulunan TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve  Eğitim Tesisleri, TRT Antalya Müdürlüğü tarafindan işletilmekte olup, bu tesislerimiz, emekli ve  halen çalışmakta olan Kurum personeli ile yakınları öncelikli olmak üzere, ücreti karşılığında ve  12 ay süreyle herkese açık bir tesistir.  önergede sözü edilen kişilere de özel bir tahsis yapılmamış olup, talepleri üzerine ve  ücreti karşılığında, tesislerden yararlanan diğer konuklara verilen hizmetlerin aynısından  yararlanmışlardır.  Kış döneminde kapalı ve açık alanların balam onarım, güvenlik ve sair diğer hizmetleri  için tesislerimizde belli oranda personel görevlendirilmekte olduğundan, özel bir görevlendirme  yapılmamıştır. Kış dönemi boyuncu konuklara az sayıdaki görevli personel tarafından hizmet  verilmektedir.  Başbakanlık Genelgesinde de belirtildiği üzere, bu tür tesislerden kamu çalışanları zaten  yararlanabilmekte olup, ayrıca tesislerimizin kamuya açık olduğu, isteyen herkesin ücreti  karşılığında bu tesislerimizden yararlanabileceğine dair en son duyuru Mart 2009 ile Eylül 2009  tarihleri arasında TRT Kurumsal sitesinde sezon öncesinden ilan edilmiştir.  Arz ederim.  - 9 6 1 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  5.-Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'nin bir sosyal tesisinin kullanımına ilişkin  sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/123 73)  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç  tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını dilerim. , f~\  "TRT'nin kışları kapalı olan Antalya'daki Lara kampı. Genel Müdür İbrahim Şahin 'in  yarıyıl tatiline gelen kızı ve arkadaşları için açıldı.** başlıklı habere yönelik olarak TRT  tarafından yapılan açıklamada:  "TRT'nin Antalya Lara'da bulunan ve atıl biçimde çalıştırılan dinlenme kampı Sayın  İbrahim Şahin döneminde yenilenmiş ve işleyişinde büyük bir dinamik kazanmıştır.  Kamp sadece TRT çalışanlarının yararlandığı zarar eden bir işletme olmaktan çıkmış;  dinamik olarak bütün yıl hizmet veren ve kamuya zarar oluşturmayacak seviyeye gelen  bir işletme olmuştur. Yakın zamana kadar yılın büyük kısmı boş duran TRT Lara  Dinlenme Kampı, talep olursa kışın da hizmet vermekte ve bu hizmet karşılığında belirli  bir ücret almaktadır. Hal böyleyken Lara kampında kış aylarında ücretli olarak tatil  yapan Öğrencileri Sayın İbrahim Şahin'in yakınlığıyla ilişkilendirmek çirkin bir  yakıştırmadır. TRT Lara kampı herkese ve her kesime açıktır. Ücreti karşılığında bu  kampı herkes kullanabilir. Basın yoluyla bir işletmecilik başarısını gölgelemek ve iftira  atmak isteyenler; kamu mallarını nasıl etkin, verimli ve dinamik işlettiğimizi daha iyi  araştırmalıdırlar..." deni lmiştir.  Bu bilgiler ışığında;  1. TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve Eğitim Tesisleri'nin kamuya  açılmasına ve ücretini ödeyen herkesin bu tesislerinden yararlanmasına ilişkin bir  yönetim kurulu karan alınmış mıdır? Alınmış ise bu kararın tarih ve sayısı nedir?  2. TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve Eğitim Tesisleri'nden Kurum ve  kamu personeli olmayanların yararlanmasını düzenleyen bir yönetmelik çıkarılmış  mıdır? Çıkarılmış ise bu yönetmelik resmi gazetede yayınlanmış mıdır?  3. TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve Eğitim Tesisleri'nin kamuya  açıldığı isteyen herkesin ücreti karşılığında bu tesislerden yararlanabileceğine ilişkin  bir açıklama ya da duyuru yapılmış mıdır? Yapılmış ise bu duyuru hangi tarihte  nerelerde yapılmıştır?  4. TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve Eğitim Tesisleri'nin kamuya  açılmasına ilişkin uygulamadan sonra tesisin ilk konukları Genel Müdür İbrahim  Şahin'in kızı ve arkadaşları mıdır?  5. TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin'in kızı ve arkadaşlarından önce bu tesislerden  yararlanan vatandaşlar olmuş mudur? Olmuş ise hangi tarihlerde kimler yararlanmıştır  ve ne kadar ücret ödemişlerdir?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Ali İhsan Köktttrk  CHP Zonguldak Milletvekili  - 9 6 2 -
Sayfa 133 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  5.-Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'nin bir sosyal tesisinin kullanımına ilişkin  sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/123 73)  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç  tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını dilerim. , f~\  "TRT'nin kışları kapalı olan Antalya'daki Lara kampı. Genel Müdür İbrahim Şahin 'in  yarıyıl tatiline gelen kızı ve arkadaşları için açıldı.** başlıklı habere yönelik olarak TRT  tarafından yapılan açıklamada:  "TRT'nin Antalya Lara'da bulunan ve atıl biçimde çalıştırılan dinlenme kampı Sayın  İbrahim Şahin döneminde yenilenmiş ve işleyişinde büyük bir dinamik kazanmıştır.  Kamp sadece TRT çalışanlarının yararlandığı zarar eden bir işletme olmaktan çıkmış;  dinamik olarak bütün yıl hizmet veren ve kamuya zarar oluşturmayacak seviyeye gelen  bir işletme olmuştur. Yakın zamana kadar yılın büyük kısmı boş duran TRT Lara  Dinlenme Kampı, talep olursa kışın da hizmet vermekte ve bu hizmet karşılığında belirli  bir ücret almaktadır. Hal böyleyken Lara kampında kış aylarında ücretli olarak tatil  yapan Öğrencileri Sayın İbrahim Şahin'in yakınlığıyla ilişkilendirmek çirkin bir  yakıştırmadır. TRT Lara kampı herkese ve her kesime açıktır. Ücreti karşılığında bu  kampı herkes kullanabilir. Basın yoluyla bir işletmecilik başarısını gölgelemek ve iftira  atmak isteyenler; kamu mallarını nasıl etkin, verimli ve dinamik işlettiğimizi daha iyi  araştırmalıdırlar..." deni lmiştir.  Bu bilgiler ışığında;  1. TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve Eğitim Tesisleri'nin kamuya  açılmasına ve ücretini ödeyen herkesin bu tesislerinden yararlanmasına ilişkin bir  yönetim kurulu karan alınmış mıdır? Alınmış ise bu kararın tarih ve sayısı nedir?  2. TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve Eğitim Tesisleri'nden Kurum ve  kamu personeli olmayanların yararlanmasını düzenleyen bir yönetmelik çıkarılmış  mıdır? Çıkarılmış ise bu yönetmelik resmi gazetede yayınlanmış mıdır?  3. TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve Eğitim Tesisleri'nin kamuya  açıldığı isteyen herkesin ücreti karşılığında bu tesislerden yararlanabileceğine ilişkin  bir açıklama ya da duyuru yapılmış mıdır? Yapılmış ise bu duyuru hangi tarihte  nerelerde yapılmıştır?  4. TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve Eğitim Tesisleri'nin kamuya  açılmasına ilişkin uygulamadan sonra tesisin ilk konukları Genel Müdür İbrahim  Şahin'in kızı ve arkadaşları mıdır?  5. TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin'in kızı ve arkadaşlarından önce bu tesislerden  yararlanan vatandaşlar olmuş mudur? Olmuş ise hangi tarihlerde kimler yararlanmıştır  ve ne kadar ücret ödemişlerdir?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Ali İhsan Köktttrk  CHP Zonguldak Milletvekili  - 9 6 2 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı :B.02.0.002-031-2*> O2/Ö5/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : a) 11/02/2010 tarihli ve A.01.0.GNS 0.10.00.02-19747 sayılı yazı.  b) 26/02/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/939 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınızla Bakanlığıma intikal eden Zonguldak Milletvekili Sayın Ali İhsan  KÖK TÜRK tarafindan cevaplandırılması istenen 7/12373 esas sayılı yazılı soru önergesi ile  ilgili olarak, Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel  Müdürlüğü'nden alman ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1- İlgi (b) yazı  - 9 6 3 -
Sayfa 134 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı :B.02.0.002-031-2*> O2/Ö5/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : a) 11/02/2010 tarihli ve A.01.0.GNS 0.10.00.02-19747 sayılı yazı.  b) 26/02/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/939 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınızla Bakanlığıma intikal eden Zonguldak Milletvekili Sayın Ali İhsan  KÖK TÜRK tarafindan cevaplandırılması istenen 7/12373 esas sayılı yazılı soru önergesi ile  ilgili olarak, Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel  Müdürlüğü'nden alman ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1- İlgi (b) yazı  - 9 6 3 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/  Konu : 7/12373 Sayılı Soru önergesi Cevabı.  -&. / .&2010  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  İlgi : 12.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/227 sayılı yazı.  Zonguldak Milletvekili Sayın Ali ihsan KÖKTÜRK tarafından tevcih edilen 7/12373 esas  numaralı yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Antalya'nın Lara semtimde bulunan TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve  Eğitim Tesisleri, TRT Antalya Müdürlüğü tarafından işletilmekte olup, bu tesislerimiz, emekli ve  halen çalışmakta olan Kurum personeli ile yakınları öncelikli olmak üzere, ücreti karşılığında ve  12 ay süreyle herkese açık bir tesistir.  önergede sözü edilen kişilere de özel bir tahsis yapılmamış olup, talepleri üzerine ve  ücreti karşılığında, tesislerden yararlanan diğer konuklara verilen hizmetlerin aynısından  yararlanmışlardır.  Kış döneminde kapalı ve açık alanların bakım onarım, güvenlik ve sair diğer hizmetleri  için tesislerimizde belli oranda personel görevlendirilmekte olduğundan, özel bir görevlendirme  yapılmamıştır. Kış dönemi boyuncu konuklara az sayıdaki görevli personel tarafından hizmet  verilmektedir.  Başbakanlık Genelgesinde de belirtildiği üzere, bu tür tesislerden kamu çalışanları zaten  yararlanabilmekte olup, ayrıca tesislerimizin kamuya açık olduğu, isteyen herkesin ücreti  karşılığında bu tesislerimizden yararlanabileceğine dair en son duyuru Mart 2009 ile Eylül 2009  tarihleri arasında TRT Kurumsal sitesinde sezon öncesinden ilan edilmiştir.  Arz ederim.  - 9 6 4 -
Sayfa 135 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/  Konu : 7/12373 Sayılı Soru önergesi Cevabı.  -&. / .&2010  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  İlgi : 12.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/227 sayılı yazı.  Zonguldak Milletvekili Sayın Ali ihsan KÖKTÜRK tarafından tevcih edilen 7/12373 esas  numaralı yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Antalya'nın Lara semtimde bulunan TRT Tunca Toskay Film Çekim Platosu Destek ve  Eğitim Tesisleri, TRT Antalya Müdürlüğü tarafından işletilmekte olup, bu tesislerimiz, emekli ve  halen çalışmakta olan Kurum personeli ile yakınları öncelikli olmak üzere, ücreti karşılığında ve  12 ay süreyle herkese açık bir tesistir.  önergede sözü edilen kişilere de özel bir tahsis yapılmamış olup, talepleri üzerine ve  ücreti karşılığında, tesislerden yararlanan diğer konuklara verilen hizmetlerin aynısından  yararlanmışlardır.  Kış döneminde kapalı ve açık alanların bakım onarım, güvenlik ve sair diğer hizmetleri  için tesislerimizde belli oranda personel görevlendirilmekte olduğundan, özel bir görevlendirme  yapılmamıştır. Kış dönemi boyuncu konuklara az sayıdaki görevli personel tarafından hizmet  verilmektedir.  Başbakanlık Genelgesinde de belirtildiği üzere, bu tür tesislerden kamu çalışanları zaten  yararlanabilmekte olup, ayrıca tesislerimizin kamuya açık olduğu, isteyen herkesin ücreti  karşılığında bu tesislerimizden yararlanabileceğine dair en son duyuru Mart 2009 ile Eylül 2009  tarihleri arasında TRT Kurumsal sitesinde sezon öncesinden ilan edilmiştir.  Arz ederim.  - 9 6 4 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  6- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız 'ın, TRT kanallarında okunan gazetelere ilişkin Başbakandan  sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12411)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorulan mm, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan  tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım.  1- Sabahlan, TRT televizyonlarının hangi kanallarında, hangi gazetelerin ilk  sayfalarındaki manşetleri veya seçme haberleri okunmaktadır?  2- Bu okumalarda gazeteler ve haberleri hangi kriterlere göre  belirlenmektedir?  3- Hiç okunmayan ya da arada bir okunan gazete var mıdır? Varsa bunlar  hangi gazetelerdir?  4- Bazı gazetelerin ilk sayfaları yerine üçüncü sayfalarındaki haberlerinin  okunduğu ve manşetlerinden hiç bahsedilmediği, hatta ilk sayfalarının  ekrana bile getirilmediği, TRT seyircileri tarafından belirtilmektedir. Bu  gazeteler hangileridir?  5- Böyle bir ayrım yapmaya neden ihtiyaç duyulmaktadır?  6- Bu uygulama, TRT'nin tarafsızlık ilkesine aykırı değil midir?  7- TRT'nin böyle bir keyfî ve yanlı uygulama yapmaya hakkı var mıdır?  6- Uygulamayı, adına "demokratik'* denilen "açılım" süreciyle  bağdaştırabilmek mümkün müdür?  9- Bu konuda, hükümetin veya TRT'den sorumlu bakanın herhangi bir baskısı  söz konusu mudur?  10-Bu tür uygulamaların, bir bakıma sansür anlamı taşıdığı görüşü ileri  sürülmektedir. Bu görüşü, nasıl değerlendiriyorsunuz?  Saygılarımla. 29 Ocak 2010  Süleyman Yağız  DSP İstanbul Milletvekili  - 9 6 5
Sayfa 136 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  6- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız 'ın, TRT kanallarında okunan gazetelere ilişkin Başbakandan  sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12411)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorulan mm, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan  tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım.  1- Sabahlan, TRT televizyonlarının hangi kanallarında, hangi gazetelerin ilk  sayfalarındaki manşetleri veya seçme haberleri okunmaktadır?  2- Bu okumalarda gazeteler ve haberleri hangi kriterlere göre  belirlenmektedir?  3- Hiç okunmayan ya da arada bir okunan gazete var mıdır? Varsa bunlar  hangi gazetelerdir?  4- Bazı gazetelerin ilk sayfaları yerine üçüncü sayfalarındaki haberlerinin  okunduğu ve manşetlerinden hiç bahsedilmediği, hatta ilk sayfalarının  ekrana bile getirilmediği, TRT seyircileri tarafından belirtilmektedir. Bu  gazeteler hangileridir?  5- Böyle bir ayrım yapmaya neden ihtiyaç duyulmaktadır?  6- Bu uygulama, TRT'nin tarafsızlık ilkesine aykırı değil midir?  7- TRT'nin böyle bir keyfî ve yanlı uygulama yapmaya hakkı var mıdır?  6- Uygulamayı, adına "demokratik'* denilen "açılım" süreciyle  bağdaştırabilmek mümkün müdür?  9- Bu konuda, hükümetin veya TRT'den sorumlu bakanın herhangi bir baskısı  söz konusu mudur?  10-Bu tür uygulamaların, bir bakıma sansür anlamı taşıdığı görüşü ileri  sürülmektedir. Bu görüşü, nasıl değerlendiriyorsunuz?  Saygılarımla. 29 Ocak 2010  Süleyman Yağız  DSP İstanbul Milletvekili  - 9 6 5  TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B . 0 2 . 0 . 0 0 2 - 0 3 1 - 2 ^ Oİ/03/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 11/02/2010 tarihli ve KAN.KAR.MD.  A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/12411-19864/41720 sayılı yazısı.  b) Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü'nün 17/02/2010 tarihli ve B.02.  O.KKG.0.12/106-187-10/646 sayılı yazısı.  c) 02/03/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1015 sayılı yazı.  ligi (a) yazınız gereği, İstanbul Milletvekili Sayın Süleyman YAĞIZ tarafından Sayın  Başbakanımıza tevcih edilen, Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım  koordinatörlüğünde cevaplandırılmasını tensip ettikleri 7/12411 esas sayılı yazılı soru  önergesi ile ilgili Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel  Müdürlüğü'nden alınan ilgi (c) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1-ilgi (c) cevabi yazı  - 9 6 6 -
Sayfa 137 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B . 0 2 . 0 . 0 0 2 - 0 3 1 - 2 ^ Oİ/03/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi: a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 11/02/2010 tarihli ve KAN.KAR.MD.  A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/12411-19864/41720 sayılı yazısı.  b) Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü'nün 17/02/2010 tarihli ve B.02.  O.KKG.0.12/106-187-10/646 sayılı yazısı.  c) 02/03/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1015 sayılı yazı.  ligi (a) yazınız gereği, İstanbul Milletvekili Sayın Süleyman YAĞIZ tarafından Sayın  Başbakanımıza tevcih edilen, Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım  koordinatörlüğünde cevaplandırılmasını tensip ettikleri 7/12411 esas sayılı yazılı soru  önergesi ile ilgili Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel  Müdürlüğü'nden alınan ilgi (c) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1-ilgi (c) cevabi yazı  - 9 6 6 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1Oİ5"  Konu : 7/12411 Sayılı Soru önergesi Cevabı.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  İlgi : 19.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/245 sayılı yazı.  İstanbul Milletvekili Sayın Süleyman YAĞIZ tarafından tevcih edilen 7/12411 esas sayılı  yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Bir kamu yayın kuruluşu olan TRT, diğer yayınlarında olduğu gibi gazete haber  başlıklarım aktarırken de Anayasa, ilgili kanun hükümleri ve yayın ilke ve esaslarım  gözetmektedir.  2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun Yayın Esaslarına ilişkin 5'inci  maddesine göre yayınlarda; genel .ahlakın gerekleri, milli gelenekler ve manevi değerlerin  gözetilmesi, kolayca anlaşılabilir, doğru, temiz ve güzel bir Türkçe kullanılması, toplumun beden  ve ruh sağlığına zarar verecek hususlara yer verilmemesi, karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa,  dehşet, saldırganlık gibi olumsuz duygular uyandırmak ve telkin etmek amacına yönelik yaym  yapılmaması vurgulanmış olup, TRT kanallarında okunacak gazetelerin ve manşetlerinin  seçilmesinde bu hususlara azami ölçüde riayet edilmektedir.  Arz ederim.  - 9 6 7 -
Sayfa 138 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1Oİ5"  Konu : 7/12411 Sayılı Soru önergesi Cevabı.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  İlgi : 19.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/245 sayılı yazı.  İstanbul Milletvekili Sayın Süleyman YAĞIZ tarafından tevcih edilen 7/12411 esas sayılı  yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Bir kamu yayın kuruluşu olan TRT, diğer yayınlarında olduğu gibi gazete haber  başlıklarım aktarırken de Anayasa, ilgili kanun hükümleri ve yayın ilke ve esaslarım  gözetmektedir.  2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun Yayın Esaslarına ilişkin 5'inci  maddesine göre yayınlarda; genel .ahlakın gerekleri, milli gelenekler ve manevi değerlerin  gözetilmesi, kolayca anlaşılabilir, doğru, temiz ve güzel bir Türkçe kullanılması, toplumun beden  ve ruh sağlığına zarar verecek hususlara yer verilmemesi, karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa,  dehşet, saldırganlık gibi olumsuz duygular uyandırmak ve telkin etmek amacına yönelik yaym  yapılmaması vurgulanmış olup, TRT kanallarında okunacak gazetelerin ve manşetlerinin  seçilmesinde bu hususlara azami ölçüde riayet edilmektedir.  Arz ederim.  - 9 6 7 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  7.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk 'ün, TRT'nin TEKEL işçilerinin eylemiyle ilgili bir  habere yer vermemesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 'ın  cevabı (7/12494)  A ş a ğ ı d a k i s o r u l a r ı m ı n D e v l e t B a k a n ı v e B a ş b a k a n Y a r d ı m c ı s ı S a y ı n B ü l e n t A r ı n ç  tara f ından yaz ı l ı o l a r a k y a n ı t l a n m a s ı n ı d i l e r i m . . —  "Canl ı y a y ı n l a n a n bas ın t o p l a n t ı s ı n d a ; B a ş b a k a n E r d o ğ a n b i r k â ğ ı d a y a z d ı ğ ı n o t u  ye tk i l i l e rden b ir ine u z a t ı y o r . Yetk i l i b e m e n k o ş u p notu a l ı y o r , not ta " B a n a d o ğ a l g a z  z a m m ı n ı s o r s u n l a r " y a z ı y o r . Yetk i l i B a ş b a k a n ' ı n ta l imat ın ı i lgi l i T R T " m u h a b i r i n e "  i le t iyor . T R T " m u h a b i r i " ' S a y ı n B o r i s o v T ü r k i y e ' y e sa t t ığ ın ız d o ğ a l g a z a z a m y a p a c a k  m ı s ı n ı z ? ' d iye s o r u y o r . T ü r k ç e s o r u n u n çevr i lmes in in a r d ı n d a n B u l g a r B a ş b a k a n  ş a ş k ı n a d ö n ü y o r , ç ü n k ü T ü r k i y e ' y e d o ğ a l g a z s a t m ı y o r l a r . D o ğ a l o l a r a k d a v e r i l e c e k b ir  c e v a b ı y o k . B i r s e s s i z l ik t en s o n r a T a y y i p E r d o ğ a n h e m e n d e v r e y e g i r m e k z o r u n d a  k a l ı y o r . " S o r u y a n l ı ş o l d u " d i y o r . V e B a ş b a k a n E r d o ğ a n , t ü m b u s k a n d a l a r a ğ m e n  " s o r u y u " c e v a p l ı y o r . . . " ( 1 . 2 . 2 0 1 0 O d a t v . C o m )  Açıklamayı gönderen T R T ' n i n Basbakan'a "doğalgaz sorusunu" soran muhabiri. Adı , tlhan  Atasoy . Atasoy Odatv 'ye gönderdiği açıklamasından "avnen" ş ö y l e diyor: "Konuyla ilgili bir  ayrıntı çok önemli. Doğrudan Başbakan'ın notu bize iletilmedi, üçüncü şahıs tarafından  bize sözle bu bilgi aktarıldı ve "Konuk Basbakan'a" sorulması vurgusu yapıldı. Çok açık ve  net ifade ediyorum. Başbakanlık Basın Ofisi'nin sorulmasını istediği soruyu sordum, yanlış  anlama söz konusu değildir. " ( 3 . 2 . 2 0 1 0 O d a t v . c o m )  Y i n e : T ü r k i y e ' n i n e n b ü y ü k işçi e y l e m l e r i n d e n biri b u g ü n (3 .2 .20101 tar ih inde  gerçek leş t i r i lmiş t i r . TEKlf^,, i şç i l er ine d e s t e k a m a c ı y l a gerçek le ş t i r i l en b u e v l e m e  ü l k e m i z i n en b ü y ü k isç i v e m e m u r s e n d i k a l a r ı n d a n ; T O r k - l s . K e s k . H a k İs . Disk ,  M e m u r S e n . T ü r k i y e K a m u S e n ' i n y a n ı n d a T ü r k T a b i p l e r Bir l iğ i d e aci l sağl ık  m ü d a h a l e l e r i n i n d ı ş ında d e s t e k o l m a k t a d ı r .  B u b ü y ü k e y l e m i ç i n d e T ü r k İ ş B a ş k a n ı M u s t a f a K u m l u n u n e y l e m i n a m a c ı n ı a n l a t m a k  için d ü z e n l e d i ğ i bas ın t o p l a n t ı s ı n ı baz ı Özel k a n a l l a r v e r m e s i n e karş ın T R T ' n i n h içbir  k a n a l ı canl ı o l a r a k y a y ı n l a m a m ı ş t ı r .  B u n a karş ın aynı s a a t l e r d e B a ş b a k a n R e c e p T a y i p E r d o ğ a n ' ı n bir b a ş k a top lant ıda  y a p t ı ğ ı k o n u ş m a T R T 2 ' d e n canl ı o l a r a k y a y ı n l a n m ı ş t ı r :  1. T R T T e k e l İ ş ç i l e r i n e d e s t e k a m a c ı y l a y a p ı l a n , ü l k e m i z i n b ü y ü k işçi v e m e m u r  send ika lar ı t a r a f ı n d a n gerçek leş t i r i l en v e m i l y o n l a r c a i n s a n ı m ı z ı n kat ı ld ığ ı b ir  ey lemi v e m i l y o n l a r c a üye ler i o lan s e n d i k a l a r ı n a ç ı k l a m a l a r ı n ı h a b e r değer i  o larak g ö r m e m e k t e m i d i r ?  2 . Say ın B a ş b a k a n ı n v e s iyas i ik t idar temsi lc i ler in in ü l k e n i n i n en k ü ç ü k y e r l e ş i m  yer l er indek i yo l aç ı l ı ş lar ını v c toplant ı lar ın ı ç o ğ u z a m a n n a k l e n y a y ı n l a y a n  T R T ' n i n , ü l k e m i z d e m i l y o n l a r c a m e m u r u n işçinin kat ı ld ığ ı b ir e y l e m e h a b e r  değer i a t f e t m e m e s i ve n a k l e n y a y ı n l a m a m a s ı T R T ' n i n a n a y a s a d a ö n g ö r ü l e n  tarafsız l ığı v e özerkl iğ i i lke ler iy le b a ğ d a ş m a k t a m ı d ı r ?  3 . O d a t v C o m ' d a y e r a lan v e y u k a r ı d a bilgi leri ver i l en o lay a n a y a s a n ı n 1 3 3 .  m a d d e s i n e g ö r e tarafs ız y a y ı n y a p m a s ı gereken T R T ' n i n , s iyasa l i k t i d a r c a  is teni ldiği g ibi ku l lan ı lan bir k u r u m hal ine ge t i r i ld iğ in in b ir ö r n e ğ i n i m i  o l u ş t u r m a k t a d ı r ?  4 . T R T v e m u h a b i r l e r i n i n görev i B a ş b a k a n ı n istediği soru lar ı s o r m a k m ı d ı r ? Y o k s a  verg i l er iy le bütçes i o l u ş t u r u l a n k u r u m d a halkın ç ıkar lar ı d o ğ r u l t u s u n d a s o r u l a r  s o r m a k m ı d ı r ?  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  Al i İ h s a n K ö k t ü r k  C H P Z o n g u l d a k Mi l l e tvek i l i  B u n a göre ;  - 9 6 8 -
Sayfa 139 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  7.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk 'ün, TRT'nin TEKEL işçilerinin eylemiyle ilgili bir  habere yer vermemesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 'ın  cevabı (7/12494)  A ş a ğ ı d a k i s o r u l a r ı m ı n D e v l e t B a k a n ı v e B a ş b a k a n Y a r d ı m c ı s ı S a y ı n B ü l e n t A r ı n ç  tara f ından yaz ı l ı o l a r a k y a n ı t l a n m a s ı n ı d i l e r i m . . —  "Canl ı y a y ı n l a n a n bas ın t o p l a n t ı s ı n d a ; B a ş b a k a n E r d o ğ a n b i r k â ğ ı d a y a z d ı ğ ı n o t u  ye tk i l i l e rden b ir ine u z a t ı y o r . Yetk i l i b e m e n k o ş u p notu a l ı y o r , not ta " B a n a d o ğ a l g a z  z a m m ı n ı s o r s u n l a r " y a z ı y o r . Yetk i l i B a ş b a k a n ' ı n ta l imat ın ı i lgi l i T R T " m u h a b i r i n e "  i le t iyor . T R T " m u h a b i r i " ' S a y ı n B o r i s o v T ü r k i y e ' y e sa t t ığ ın ız d o ğ a l g a z a z a m y a p a c a k  m ı s ı n ı z ? ' d iye s o r u y o r . T ü r k ç e s o r u n u n çevr i lmes in in a r d ı n d a n B u l g a r B a ş b a k a n  ş a ş k ı n a d ö n ü y o r , ç ü n k ü T ü r k i y e ' y e d o ğ a l g a z s a t m ı y o r l a r . D o ğ a l o l a r a k d a v e r i l e c e k b ir  c e v a b ı y o k . B i r s e s s i z l ik t en s o n r a T a y y i p E r d o ğ a n h e m e n d e v r e y e g i r m e k z o r u n d a  k a l ı y o r . " S o r u y a n l ı ş o l d u " d i y o r . V e B a ş b a k a n E r d o ğ a n , t ü m b u s k a n d a l a r a ğ m e n  " s o r u y u " c e v a p l ı y o r . . . " ( 1 . 2 . 2 0 1 0 O d a t v . C o m )  Açıklamayı gönderen T R T ' n i n Basbakan'a "doğalgaz sorusunu" soran muhabiri. Adı , tlhan  Atasoy . Atasoy Odatv 'ye gönderdiği açıklamasından "avnen" ş ö y l e diyor: "Konuyla ilgili bir  ayrıntı çok önemli. Doğrudan Başbakan'ın notu bize iletilmedi, üçüncü şahıs tarafından  bize sözle bu bilgi aktarıldı ve "Konuk Basbakan'a" sorulması vurgusu yapıldı. Çok açık ve  net ifade ediyorum. Başbakanlık Basın Ofisi'nin sorulmasını istediği soruyu sordum, yanlış  anlama söz konusu değildir. " ( 3 . 2 . 2 0 1 0 O d a t v . c o m )  Y i n e : T ü r k i y e ' n i n e n b ü y ü k işçi e y l e m l e r i n d e n biri b u g ü n (3 .2 .20101 tar ih inde  gerçek leş t i r i lmiş t i r . TEKlf^,, i şç i l er ine d e s t e k a m a c ı y l a gerçek le ş t i r i l en b u e v l e m e  ü l k e m i z i n en b ü y ü k isç i v e m e m u r s e n d i k a l a r ı n d a n ; T O r k - l s . K e s k . H a k İs . Disk ,  M e m u r S e n . T ü r k i y e K a m u S e n ' i n y a n ı n d a T ü r k T a b i p l e r Bir l iğ i d e aci l sağl ık  m ü d a h a l e l e r i n i n d ı ş ında d e s t e k o l m a k t a d ı r .  B u b ü y ü k e y l e m i ç i n d e T ü r k İ ş B a ş k a n ı M u s t a f a K u m l u n u n e y l e m i n a m a c ı n ı a n l a t m a k  için d ü z e n l e d i ğ i bas ın t o p l a n t ı s ı n ı baz ı Özel k a n a l l a r v e r m e s i n e karş ın T R T ' n i n h içbir  k a n a l ı canl ı o l a r a k y a y ı n l a m a m ı ş t ı r .  B u n a karş ın aynı s a a t l e r d e B a ş b a k a n R e c e p T a y i p E r d o ğ a n ' ı n bir b a ş k a top lant ıda  y a p t ı ğ ı k o n u ş m a T R T 2 ' d e n canl ı o l a r a k y a y ı n l a n m ı ş t ı r :  1. T R T T e k e l İ ş ç i l e r i n e d e s t e k a m a c ı y l a y a p ı l a n , ü l k e m i z i n b ü y ü k işçi v e m e m u r  send ika lar ı t a r a f ı n d a n gerçek leş t i r i l en v e m i l y o n l a r c a i n s a n ı m ı z ı n kat ı ld ığ ı b ir  ey lemi v e m i l y o n l a r c a üye ler i o lan s e n d i k a l a r ı n a ç ı k l a m a l a r ı n ı h a b e r değer i  o larak g ö r m e m e k t e m i d i r ?  2 . Say ın B a ş b a k a n ı n v e s iyas i ik t idar temsi lc i ler in in ü l k e n i n i n en k ü ç ü k y e r l e ş i m  yer l er indek i yo l aç ı l ı ş lar ını v c toplant ı lar ın ı ç o ğ u z a m a n n a k l e n y a y ı n l a y a n  T R T ' n i n , ü l k e m i z d e m i l y o n l a r c a m e m u r u n işçinin kat ı ld ığ ı b ir e y l e m e h a b e r  değer i a t f e t m e m e s i ve n a k l e n y a y ı n l a m a m a s ı T R T ' n i n a n a y a s a d a ö n g ö r ü l e n  tarafsız l ığı v e özerkl iğ i i lke ler iy le b a ğ d a ş m a k t a m ı d ı r ?  3 . O d a t v C o m ' d a y e r a lan v e y u k a r ı d a bilgi leri ver i l en o lay a n a y a s a n ı n 1 3 3 .  m a d d e s i n e g ö r e tarafs ız y a y ı n y a p m a s ı gereken T R T ' n i n , s iyasa l i k t i d a r c a  is teni ldiği g ibi ku l lan ı lan bir k u r u m hal ine ge t i r i ld iğ in in b ir ö r n e ğ i n i m i  o l u ş t u r m a k t a d ı r ?  4 . T R T v e m u h a b i r l e r i n i n görev i B a ş b a k a n ı n istediği soru lar ı s o r m a k m ı d ı r ? Y o k s a  verg i l er iy le bütçes i o l u ş t u r u l a n k u r u m d a halkın ç ıkar lar ı d o ğ r u l t u s u n d a s o r u l a r  s o r m a k m ı d ı r ?  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  Al i İ h s a n K ö k t ü r k  C H P Z o n g u l d a k Mi l l e tvek i l i  B u n a göre ;  - 9 6 8 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B.02.0.002-031-2.35 ol /03/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : a) 16/02/2010 tarihli ve A.01.0.GNS 0.10.00.02-19957 sayılı yazı.  b) 02/03/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1016 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınızla Bakanlığıma intikal eden Zonguldak Milletvekili Sayın Ali İhsan  KÖKTÜRK tarafından cevaplandırılması istenen 7/12494 esas sayılı yazılı soru önergesi ile  ilgili olarak, Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel  Müdürlüğünden alınan ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  I Bülent ARINÇ  / Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı  EKLER:  1-İlgi (b) yazı  - 9 6 9 -
Sayfa 140 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B.02.0.002-031-2.35 ol /03/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : a) 16/02/2010 tarihli ve A.01.0.GNS 0.10.00.02-19957 sayılı yazı.  b) 02/03/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1016 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınızla Bakanlığıma intikal eden Zonguldak Milletvekili Sayın Ali İhsan  KÖKTÜRK tarafından cevaplandırılması istenen 7/12494 esas sayılı yazılı soru önergesi ile  ilgili olarak, Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel  Müdürlüğünden alınan ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  I Bülent ARINÇ  / Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı  EKLER:  1-İlgi (b) yazı  - 9 6 9 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/ 4©l C  Konu : 7/12494 Sayılı Soru Önergesi Cevabı.  Ö.3../B&2010  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  ilgi : 19.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/238 sayılı yazı.  Zonguldak Milletvekili Sayın Ali İhsan KÖKTÜRK tarafından tevcih edilen 7/12494 esas  sayılı yazılı soru Önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  TEKEL işçUerinin 03.02.2010 tarihli eylemi dâhil diğer eylemlerine ve sendika  yetkililerinin konu ile ilgili açıklamalarına Kurumumuzun haber bültenlerinde geniş bir şekilde  yer verilmiştir.  önergede bahsedilen basın toplantısındaki haberde adı geçen muhabirin, özel sektörde  (NTV) görev yaptığı dönemde edinmiş olduğu çalışma usulü ve haber kaynaklarıyla güvene  dayalı ilişkisi nedeniyle maksadım aşarak bir yanlış anlamaya sebep olduğu  değerlendirilmektedir.  TRT, 2954 sayılı Kanun'un Yayın Esaslarına dair hükümleri çerçevesinde tarafsız yayın  yapmakta olan bir kamu yayın kuruluşu olup, yayınlarında herhangi bir kişi, kurum veya  kuruluşun telkini söz konusu değildir.  Arz ederim.  - 9 7 0 -
Sayfa 141 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/ 4©l C  Konu : 7/12494 Sayılı Soru Önergesi Cevabı.  Ö.3../B&2010  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  ilgi : 19.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/238 sayılı yazı.  Zonguldak Milletvekili Sayın Ali İhsan KÖKTÜRK tarafından tevcih edilen 7/12494 esas  sayılı yazılı soru Önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  TEKEL işçUerinin 03.02.2010 tarihli eylemi dâhil diğer eylemlerine ve sendika  yetkililerinin konu ile ilgili açıklamalarına Kurumumuzun haber bültenlerinde geniş bir şekilde  yer verilmiştir.  önergede bahsedilen basın toplantısındaki haberde adı geçen muhabirin, özel sektörde  (NTV) görev yaptığı dönemde edinmiş olduğu çalışma usulü ve haber kaynaklarıyla güvene  dayalı ilişkisi nedeniyle maksadım aşarak bir yanlış anlamaya sebep olduğu  değerlendirilmektedir.  TRT, 2954 sayılı Kanun'un Yayın Esaslarına dair hükümleri çerçevesinde tarafsız yayın  yapmakta olan bir kamu yayın kuruluşu olup, yayınlarında herhangi bir kişi, kurum veya  kuruluşun telkini söz konusu değildir.  Arz ederim.  - 9 7 0 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, bir gazetenin haberlerinin TRT'de yayınlanmamasına  ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12495)  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Bülent ARINÇ tarafından yazılı olarak  cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.3.02.2010  Hergün TRT de satışları düşük olmasına rağmen çeşitli gazetelerden günlük haberler ve  yorumlan izleyicilerle paylaşılmaktadır.' Günlük ortalama 149 binin üzerinde £ atış yapan  Sözcü Gazetesinde çıkan haberler ve yorumlar TRT de izleyiciyle paylaşılmıyor.  1- Türkiye 'de Günlük yayın yapan ve hergün ortalama 149 binin üzerinde satış yaparak  okuyucusuna ulaşan Sözcü Gazetesi TRT de yayınlanan program da yok sayılmasının  nedeni nedir?  T Ü R K I Y E B Ü Y Ü K MÎLLET MECLISI B A Ş K A N L I Ğ I N A  - 9 7 1 -
Sayfa 142 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, bir gazetenin haberlerinin TRT'de yayınlanmamasına  ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12495)  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Bülent ARINÇ tarafından yazılı olarak  cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.3.02.2010  Hergün TRT de satışları düşük olmasına rağmen çeşitli gazetelerden günlük haberler ve  yorumlan izleyicilerle paylaşılmaktadır.' Günlük ortalama 149 binin üzerinde £ atış yapan  Sözcü Gazetesinde çıkan haberler ve yorumlar TRT de izleyiciyle paylaşılmıyor.  1- Türkiye 'de Günlük yayın yapan ve hergün ortalama 149 binin üzerinde satış yaparak  okuyucusuna ulaşan Sözcü Gazetesi TRT de yayınlanan program da yok sayılmasının  nedeni nedir?  T Ü R K I Y E B Ü Y Ü K MÎLLET MECLISI B A Ş K A N L I Ğ I N A  - 9 7 1 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B . 0 2 . 0 . 0 0 2 - 0 3 1 - ^ 02 /03/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : a) 16/02/2010 tarihli ve A.01.0.GNS 0.10.00.02-19957 sayılı yazı.  b) 02/03/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1017 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınızla Bakanlığıma intikal eden Ardahan Milletvekili Sayın Ensar ÖĞÜT  tarafından cevaplandınlması istenen 7/12495 esas sayılı yazılı soru önergesi ile ilgili olarak,  Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü'nden alınan  ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1-ilgi (b)yazı  - 9 7 2 -
Sayfa 143 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B . 0 2 . 0 . 0 0 2 - 0 3 1 - ^ 02 /03/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : a) 16/02/2010 tarihli ve A.01.0.GNS 0.10.00.02-19957 sayılı yazı.  b) 02/03/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1017 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınızla Bakanlığıma intikal eden Ardahan Milletvekili Sayın Ensar ÖĞÜT  tarafından cevaplandınlması istenen 7/12495 esas sayılı yazılı soru önergesi ile ilgili olarak,  Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü'nden alınan  ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1-ilgi (b)yazı  - 9 7 2 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCHJĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  ilgi : 19.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/237 sayılı yazı.  Ardahan Milletvekili Sayın Ensar QĞÜT tarafından tevcih edilen 7/12495 esas sayılı  yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Bir kamu yayın kuruluşu olan TRT, diğer yayınlarında olduğu gibi gazete haber  başlıklarım aktarırken de Anayasa, ilgili kanun hükümleri ve yayın ilke ve esaslarım  gözetmektedir.  2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun Yayın Esaslarına ilişkin 5'inci  maddesine göre yayınlarda; genel ahlakın gerekleri, milli gelenekler ve manevi değerlerin  gözetilmesi, kolayca anlaşılabilir, doğru, temiz ve güzel bir Türkçe kullanılması, toplumun beden  ve ruh sağlığına zarar verecek hususlara yer verilmemesi, karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa,  dehşet, saldırganlık gibi olumsuz duygular uyandırmak ve telkin etmek amacına yönelik yayın  yapılmaması vurgulanmış olup, TRT kanallarında okunacak gazetelerin ve manşetlerinin  seçilmesinde bu hususlara azami ölçüde riayet edilmektedir.  Arz ederim.  - 9 7 3 - Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/ i oK>  Konu : 7/12495 Sayılı Soru Önergesi Cevabı.
Sayfa 144 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCHJĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  ilgi : 19.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/237 sayılı yazı.  Ardahan Milletvekili Sayın Ensar QĞÜT tarafından tevcih edilen 7/12495 esas sayılı  yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Bir kamu yayın kuruluşu olan TRT, diğer yayınlarında olduğu gibi gazete haber  başlıklarım aktarırken de Anayasa, ilgili kanun hükümleri ve yayın ilke ve esaslarım  gözetmektedir.  2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun Yayın Esaslarına ilişkin 5'inci  maddesine göre yayınlarda; genel ahlakın gerekleri, milli gelenekler ve manevi değerlerin  gözetilmesi, kolayca anlaşılabilir, doğru, temiz ve güzel bir Türkçe kullanılması, toplumun beden  ve ruh sağlığına zarar verecek hususlara yer verilmemesi, karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa,  dehşet, saldırganlık gibi olumsuz duygular uyandırmak ve telkin etmek amacına yönelik yayın  yapılmaması vurgulanmış olup, TRT kanallarında okunacak gazetelerin ve manşetlerinin  seçilmesinde bu hususlara azami ölçüde riayet edilmektedir.  Arz ederim.  - 9 7 3 - Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/ i oK>  Konu : 7/12495 Sayılı Soru Önergesi Cevabı.  TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  9.-Zonguldak Milletvekili Ali Kocal 'ın, TRT'nin izlenilirlik ölçüm sisteminden çekilmesine ilişkin  sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12588)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıda yer alan soruların Başbakan Yardımcısı Sn. Bülent ARINÇ tarafından  yazılı olarak yanıtlandırılması için gereğini arz ederim.  13 Ocak 2010 tarihinde TRT Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada  "Kamuoyunun, yargının, RTÜK'ün ve Rekabet Kurulu'nun televizyon  izlenlrlik ölçüm sistemi üzerindeki kanaatleri ortaya çıkmış iken; TRT  yönetimi olarak, kurumumuzun bundan böyle TİAK yapısı İçinde temsil  edilmesini ve ihaleyi kaybetmiş bir şirket tarafindan ölçümlenmesini  sağlıklı görmediğimizi ifade etmek istiyoruz.  Halkın güveniyle tam 42 yıldır yayınlarını sürdüren TRT, yanlıştan  yana taraf olmayacak ve bugün itibariyle reyting sisteminden çekilecektir."  denilmiştir.  Bu bağlamda;  1-TRT Genel Müdürlüğü reyting sisteminden çekildiğine ilişkin olarak AGB Nielsen  Media Research (AGB Anadolu) ve Televizyon izleme Araştırma Komitesi (TİAK) 'ne  resmi bir bildirimde bulunmuş mudur? Bulunmuş ise bu bildirim hangi tarihte ve  hangi yolla yapılmıştır?  2-13 Ocak 2010 tarihinden bu soru önergesine yanıt verildiği tarihe kadar TRT'nin  televizyon kanallarının reyting ölçümü hangi yöntemlerle ve hangi kurum tarafından  yapılmıştır?  - 9 7 4 -
Sayfa 145 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  9.-Zonguldak Milletvekili Ali Kocal 'ın, TRT'nin izlenilirlik ölçüm sisteminden çekilmesine ilişkin  sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı (7/12588)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıda yer alan soruların Başbakan Yardımcısı Sn. Bülent ARINÇ tarafından  yazılı olarak yanıtlandırılması için gereğini arz ederim.  13 Ocak 2010 tarihinde TRT Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada  "Kamuoyunun, yargının, RTÜK'ün ve Rekabet Kurulu'nun televizyon  izlenlrlik ölçüm sistemi üzerindeki kanaatleri ortaya çıkmış iken; TRT  yönetimi olarak, kurumumuzun bundan böyle TİAK yapısı İçinde temsil  edilmesini ve ihaleyi kaybetmiş bir şirket tarafindan ölçümlenmesini  sağlıklı görmediğimizi ifade etmek istiyoruz.  Halkın güveniyle tam 42 yıldır yayınlarını sürdüren TRT, yanlıştan  yana taraf olmayacak ve bugün itibariyle reyting sisteminden çekilecektir."  denilmiştir.  Bu bağlamda;  1-TRT Genel Müdürlüğü reyting sisteminden çekildiğine ilişkin olarak AGB Nielsen  Media Research (AGB Anadolu) ve Televizyon izleme Araştırma Komitesi (TİAK) 'ne  resmi bir bildirimde bulunmuş mudur? Bulunmuş ise bu bildirim hangi tarihte ve  hangi yolla yapılmıştır?  2-13 Ocak 2010 tarihinden bu soru önergesine yanıt verildiği tarihe kadar TRT'nin  televizyon kanallarının reyting ölçümü hangi yöntemlerle ve hangi kurum tarafından  yapılmıştır?  - 9 7 4 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B . 0 2 . 0 . 0 0 2 - 0 3 1 - ^ 1 - 02/03/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : a) 18/02/2010 tarihli ve A.01.0.GNS 0.10.00.02-7/12588-20088/42134 sayılı yazı.  b) 02/03/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1018 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınızla Bakanlığıma intikal eden Zonguldak Milletvekili Sayın Ali KOCAL  tarafından cevaplandırılması istenen 7/12588 esas sayılı yazılı soru önergesi ile ilgili olarak,  Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü'nden alınan  ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1- İlgi (b) yazı  - 9 7 5 -
Sayfa 146 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B . 0 2 . 0 . 0 0 2 - 0 3 1 - ^ 1 - 02/03/2010  Konu : Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : a) 18/02/2010 tarihli ve A.01.0.GNS 0.10.00.02-7/12588-20088/42134 sayılı yazı.  b) 02/03/2010 tarihli ve B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/1018 sayılı yazı.  İlgi (a) yazınızla Bakanlığıma intikal eden Zonguldak Milletvekili Sayın Ali KOCAL  tarafından cevaplandırılması istenen 7/12588 esas sayılı yazılı soru önergesi ile ilgili olarak,  Bakanlığım ilgili kurumu Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü'nden alınan  ilgi (b) cevabi yazı ekte gönderilmektedir.  Bilgilerinize arz ederim.  EKLER:  1- İlgi (b) yazı  - 9 7 5 - TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  İlgi : 19.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/262 sayılı yazı.  Zonguldak Milletvekili Sayın Ali KOCAL tarafından tevcih edilen 7/12588 esas sayılı  yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Kurumumuzun AGB Türkiye tarafından yapılmakta olan reyting ölçümleme sisteminden  çıkma karan, sözleşmenin taraflanna resmi yollarla bildirilmiş olup, televizyon kanallarımızın  ölçümlenmesine yönelik çalışmalar halen devam etmektedir.  Arz ederim.  - 9 7 6 - Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/ ° £ . / # / 2 0 1 0  Konu : 7/12588 Sayılı Soru önergesi Cevabı.
Sayfa 147 -
TBMM B: 68 3 . 3 . 2010  TÜRKİYE RADYO - TELEVİZYON KURUMU  GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  Hukuk Müşavirliği  DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA  (Sayın Bülent ARINÇ)  İlgi : 19.02.2010 tarih ve B.02.0.002-031/262 sayılı yazı.  Zonguldak Milletvekili Sayın Ali KOCAL tarafından tevcih edilen 7/12588 esas sayılı  yazılı soru önergesi ile ilgili Kurumumuz cevabı aşağıda sunulmuştur.  Kurumumuzun AGB Türkiye tarafından yapılmakta olan reyting ölçümleme sisteminden  çıkma karan, sözleşmenin taraflanna resmi yollarla bildirilmiş olup, televizyon kanallarımızın  ölçümlenmesine yönelik çalışmalar halen devam etmektedir.  Arz ederim.  - 9 7 6 - Sayı : B.02.2.TRT.0.61.00.00/090.04/ ° £ . / # / 2 0 1 0  Konu : 7/12588 Sayılı Soru önergesi Cevabı.  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ  G Ü N D E M İ  DONEM: 23 YASAMA YILI: 4  68 İNCİ BİRLEŞİM  3 MART 2010 ÇARŞAMBA  SAAT: 13.00  K I S I M L A R  B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K İ Ş L E R  S E Ç İ M  5 â  O Y L A M A S I Y A P I L A C A K İ Ş L E R  M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  G E N E L G Ö R Ü Ş M E VE M E C L I S ARAŞTIRMASI  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  S Ö Z L Ü S O R U L A R  8  K A N U N TASARI VE TEKL İFLER İ İ L E  K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R IŞLER  E g e m e n l i k K a y i t s i z Ş a r t s i z M İ l l e t i n d İ r
Sayfa 148 -
T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ  G Ü N D E M İ  DONEM: 23 YASAMA YILI: 4  68 İNCİ BİRLEŞİM  3 MART 2010 ÇARŞAMBA  SAAT: 13.00  K I S I M L A R  B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K İ Ş L E R  S E Ç İ M  5 â  O Y L A M A S I Y A P I L A C A K İ Ş L E R  M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  G E N E L G Ö R Ü Ş M E VE M E C L I S ARAŞTIRMASI  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  S Ö Z L Ü S O R U L A R  8  K A N U N TASARI VE TEKL İFLER İ İ L E  K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R IŞLER  E g e m e n l i k K a y i t s i z Ş a r t s i z M İ l l e t i n d İ r  DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye  bağladığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasarı ve teklifleri ile komis­ yonlardan gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin ba­ şında bir saat süre ile sözlü soruların görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimle­ rin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131 ve 321 Sıra Sayılı Kanun Tasarılarının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel  Kanun olarak görüşülmesi,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünün 631  ilâ 649 uncu maddelerden oluşması,  131 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 19 uncu maddelerden, ikinci bölü­ münün 20 ilâ 40 ıncı maddelerden, üçüncü bölümünün Çerçeve 41 inci maddedeki 1, 2, 2/alt bent­ leri ilâ 3 ve 4 üncü fıkralar dahil olmak üzere 41 ilâ 44 üncü maddelerden oluşması,  126 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölü­ münün Çerçeve 22 nci maddedeki 1 ,2 ,3 ,4 üncü fıkralar ilâ Geçici 1, 2, 3 ve 4 üncü maddeler dahil  olmak üzere 16 ilâ 24 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 28.5.2009 tarihli 95 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  3.- 471 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak  görüşülmesi; birinci bölümünün 1 ila 10 uncu maddelerden, ikinci bölümünün Geçici 1 inci madde  dahil olmak üzere 11 ila 20 nci maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 16.2.2010 tarihli 61 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  GRUP ÖNERİLERİ  1.- 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel  Kanun olarak görüşülmesi,  önerilmiştir.  (Not: İlk 50 bölüm 30'ar maddeden, 51 inci bölüm 1501 ilâ 1520 nci maddelerden, 52 nci  bölüm ise Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 dahil 1521 ilâ 1535 inci maddelerden oluşmaktadır.)  (Genel Kurulun 8.7.2008 tarihli 127 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- Genel Kurulun; 9, 16, 23, 30 Mart 2010 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü sorular­ dan sonra diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin kanun tasarı ve teklifleri ile komis­ yonlardan gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 3, 10, 17, 24, 31 Mart 2010 Çar­ şamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesi,  Genel Kurulun; 9, 16, 23, 30 Mart 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 20:00 saatleri arasın­ da, 3, 4, 10, 11, 17, 18, 24, 25 ,31 Mart 2010 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise  13:00 - 20:00 saatleri arasında çalışmalarına devam etmesi,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 4.2.2010 tarihli 57 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  KOMİSYON TOPLANTILARI  * Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor * Madencilik Sektörü ile İlgili Meclis  Komisyonu Araştırması Komisyonu  03.03.2010 Çarşamba - Saat: 10.30 03.03.2010 Çarşamba - Saat: 10.30  * Plan ve Bütçe Komisyonu * (10/333, 334, 335-3/1090) Esas Numaralı  04.03.2010 Perşembe - Saat: 10.00 Meclis Araştırması Komisyonu  04.03.2010 Perşembe - Saat: 10.30  * Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu  04.03.2010 Perşembe - Saat: 10.30
Sayfa 149 -
DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye  bağladığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasarı ve teklifleri ile komis­ yonlardan gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin ba­ şında bir saat süre ile sözlü soruların görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimle­ rin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131 ve 321 Sıra Sayılı Kanun Tasarılarının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel  Kanun olarak görüşülmesi,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünü