(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
DÖNEM: 23 CİLT: 65 YASAMA YILI: 4  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  82'nci Birleşim  6 Nisan 2010 Sah  (Bu Tutanak Dergisinde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşma- cdar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 504  II. - GELEN KÂĞITLAR 506  III. - YOKLAMALAR 516, 555, 565, 621  IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 516, 518  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 516:517, 518:521  1.- İzmir Milletvekili Canan Antman'ın, Türk kadınına belediye  seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını tanıyan yasanın kabul edilişinin  80'inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 516:517  2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Öldürülen Gazeteciler  Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması 518:519  3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ve Polis Günü'ne ilişkin gündem dışı  konuşması 519:521
Sayfa 2 -
DÖNEM: 23 CİLT: 65 YASAMA YILI: 4  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  82'nci Birleşim  6 Nisan 2010 Sah  (Bu Tutanak Dergisinde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşma- cdar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 504  II. - GELEN KÂĞITLAR 506  III. - YOKLAMALAR 516, 555, 565, 621  IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 516, 518  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 516:517, 518:521  1.- İzmir Milletvekili Canan Antman'ın, Türk kadınına belediye  seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını tanıyan yasanın kabul edilişinin  80'inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 516:517  2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Öldürülen Gazeteciler  Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması 518:519  3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ve Polis Günü'ne ilişkin gündem dışı  konuşması 519:521  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  Savfa  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 518, 524, 576  A) ÇEŞİTLİ İŞLER 518  1.- Genel Kurulu ziyaret eden Hollanda Senato Başkanı Rene van der  Linden'e Başkanlıkça "Hoş geldiniz" denilmesi 518  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 524:531  1.- Sinop Milletvekili Engin Altay ve 31 milletvekilinin, eğitim  fakülteleri mezunlarının istihdamındaki sorunların araştırılarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/654) 524:526  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  askerlik hizmetini Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yapan kişilerin travma  geçirdiği iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/655) 526:528  3.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 milletvekilinin,  Edirne'de yaşanan su taşkınları sorununun araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/656) 528:530  4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, Bulgaristan  Türklerinin ülkemizde ve Bulgaristan'da yaşadıkları sorunların araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/657) 530:531  C) TEZKERELER 532  1.- (10/67, 75, 82, 122, 141, 180, 193, 208, 216, 229, 304, 309, 320,  324, 336, 337, 342, 374, 377, 388, 404) esas numaralı Meclis Araştırması  Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin bir ay uzatılmasına  ilişkin tezkeresi (3/1154) 532  D) ÖNERGELER 576:579  1.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'nun, (2/526) esas numa­ ralı Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/200) 576:579  E) DUYURULAR 579  1.- (2/650) esas numaralı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı  Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin, bazı  üyelerin imzalarını geri almaları sonucu imza sayısı Anayasa'nın 175'inci  maddesinde öngörülen sayının altına düştüğünden, ilk imza sahibine iade  edildiğine ilişkin duyuru (4/201) 579  VI.- AÇIKLAMALAR 521, 543, 548, 561,  565, 598  1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Türk polis  teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne, Polis Günü'ne ve  Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımının Avrupa ikinciliğine ilişkin  açıklaması 521  - 4 9 6 -
Sayfa 3 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  Savfa  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 518, 524, 576  A) ÇEŞİTLİ İŞLER 518  1.- Genel Kurulu ziyaret eden Hollanda Senato Başkanı Rene van der  Linden'e Başkanlıkça "Hoş geldiniz" denilmesi 518  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 524:531  1.- Sinop Milletvekili Engin Altay ve 31 milletvekilinin, eğitim  fakülteleri mezunlarının istihdamındaki sorunların araştırılarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/654) 524:526  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  askerlik hizmetini Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yapan kişilerin travma  geçirdiği iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/655) 526:528  3.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 milletvekilinin,  Edirne'de yaşanan su taşkınları sorununun araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/656) 528:530  4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, Bulgaristan  Türklerinin ülkemizde ve Bulgaristan'da yaşadıkları sorunların araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/657) 530:531  C) TEZKERELER 532  1.- (10/67, 75, 82, 122, 141, 180, 193, 208, 216, 229, 304, 309, 320,  324, 336, 337, 342, 374, 377, 388, 404) esas numaralı Meclis Araştırması  Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin bir ay uzatılmasına  ilişkin tezkeresi (3/1154) 532  D) ÖNERGELER 576:579  1.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'nun, (2/526) esas numa­ ralı Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/200) 576:579  E) DUYURULAR 579  1.- (2/650) esas numaralı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı  Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin, bazı  üyelerin imzalarını geri almaları sonucu imza sayısı Anayasa'nın 175'inci  maddesinde öngörülen sayının altına düştüğünden, ilk imza sahibine iade  edildiğine ilişkin duyuru (4/201) 579  VI.- AÇIKLAMALAR 521, 543, 548, 561,  565, 598  1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Türk polis  teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne, Polis Günü'ne ve  Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımının Avrupa ikinciliğine ilişkin  açıklaması 521  - 4 9 6 - TBMM B:82 6 . 4 . 2010  Savfa  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ve Polis Günü'ne ilişkin açıklaması 521:522  3.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya'da görevi başında  hayatını kaybeden polis memuruna ve polis teşkilatının kuruluş yıl  dönümüne ilişkin açıklaması 522  4.- Van Milletvekili İkram Dinçer'in, Cumhuriyet Halk Partisi Genel  Başkanı Deniz Baykal'ın, il kongresi nedeniyle Van'a yaptığı ziyarette  meydana gelen olaylara ilişkin açıklaması 522:523  5.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Cumhuriyet Halk  Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal'a Van'da yapılan saldırının bazı AKP  mensupları tarafından organize edildiğine ilişkin açıklaması 523  6.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Cumhuriyet Halk Partisi  Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Van'da kendisine karşı yapılan saldırıyla  ilgili olarak, henüz olay araştırılmadan, doğrudan doğruya AK PARTİ  teşkilatına suçlamada bulunmasını yadırgadıklarına ilişkin açıklaması 523:524  7.- Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün, Konya Milletvekili Faruk  Bal'ın, Cihanbeyli Organize Sanayi Bölgesinin kurulmasına Sanayi  Bakanlığınca izin verilmemesi ve Cihanbeyli Belediyesinin katı atık  borcunun İller Bankası tarafından tahsil edilmesi konusunda yanlış bilgiler  verdiğine ilişkin açıklaması 543:544  8.- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in, Malatya  Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, konuşmasında dile getirdiği esnaf,  küçük işletme sahiplerinin borçlarına ilişkin açıklaması 548:550  9.- İstanbul Milletvekili Ahmet Tan'ın, (10/618) esas numaralı  önergeyle faili meçhul siyasi cinayetler konusunda Meclis araştırması  komisyonunun oluşturulmasının, Anayasa tartışmalarının yapıldığı  bugünlerde zamanlaması bakımından da yerinde olacağına ilişkin açıklaması 561  10.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in, Konya Milletvekili  Ayşe Türkmenoğlu'nun, Madımak katliamını kınıyor olmasını teşekkürle  karşıladığını ancak Madımak katliamının faili meçhul cinayetlerden  sayılmasının doğru olmadığına, faillerinin belli olduğuna, bu cinayeti  işleyenlerin hâlâ yakalanamamış olmasının Hükümetin aczi olduğuna ilişkin  açıklaması 565  11.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, sözlü sorular cevaplandırılırken  zaman aşımına uğrayan konularla ilgili yapay cevaplar verildiğine, dönemin  Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından atamaları yapılan Aslan  Sinir'le ilgili yolsuzluk iddiasına ve Kızıltepe'deki üniversite sınav  uygulamasının düzeltilmesine gidilip gidilmeyeceğine ilişkin açıklaması 598:599  - 4 9 7 -
Sayfa 4 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010  Savfa  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ve Polis Günü'ne ilişkin açıklaması 521:522  3.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya'da görevi başında  hayatını kaybeden polis memuruna ve polis teşkilatının kuruluş yıl  dönümüne ilişkin açıklaması 522  4.- Van Milletvekili İkram Dinçer'in, Cumhuriyet Halk Partisi Genel  Başkanı Deniz Baykal'ın, il kongresi nedeniyle Van'a yaptığı ziyarette  meydana gelen olaylara ilişkin açıklaması 522:523  5.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Cumhuriyet Halk  Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal'a Van'da yapılan saldırının bazı AKP  mensupları tarafından organize edildiğine ilişkin açıklaması 523  6.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Cumhuriyet Halk Partisi  Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Van'da kendisine karşı yapılan saldırıyla  ilgili olarak, henüz olay araştırılmadan, doğrudan doğruya AK PARTİ  teşkilatına suçlamada bulunmasını yadırgadıklarına ilişkin açıklaması 523:524  7.- Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün, Konya Milletvekili Faruk  Bal'ın, Cihanbeyli Organize Sanayi Bölgesinin kurulmasına Sanayi  Bakanlığınca izin verilmemesi ve Cihanbeyli Belediyesinin katı atık  borcunun İller Bankası tarafından tahsil edilmesi konusunda yanlış bilgiler  verdiğine ilişkin açıklaması 543:544  8.- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in, Malatya  Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, konuşmasında dile getirdiği esnaf,  küçük işletme sahiplerinin borçlarına ilişkin açıklaması 548:550  9.- İstanbul Milletvekili Ahmet Tan'ın, (10/618) esas numaralı  önergeyle faili meçhul siyasi cinayetler konusunda Meclis araştırması  komisyonunun oluşturulmasının, Anayasa tartışmalarının yapıldığı  bugünlerde zamanlaması bakımından da yerinde olacağına ilişkin açıklaması 561  10.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in, Konya Milletvekili  Ayşe Türkmenoğlu'nun, Madımak katliamını kınıyor olmasını teşekkürle  karşıladığını ancak Madımak katliamının faili meçhul cinayetlerden  sayılmasının doğru olmadığına, faillerinin belli olduğuna, bu cinayeti  işleyenlerin hâlâ yakalanamamış olmasının Hükümetin aczi olduğuna ilişkin  açıklaması 565  11.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, sözlü sorular cevaplandırılırken  zaman aşımına uğrayan konularla ilgili yapay cevaplar verildiğine, dönemin  Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından atamaları yapılan Aslan  Sinir'le ilgili yolsuzluk iddiasına ve Kızıltepe'deki üniversite sınav  uygulamasının düzeltilmesine gidilip gidilmeyeceğine ilişkin açıklaması 598:599  - 4 9 7 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  Sayfa  VII.- ÖNERİLER 532, 545, 550, 555,  562,565, 566  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ j32:543, 545:548,  550:555, 555:561,  562:564, 565, 566:576  1.- (10/589) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön  görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin BDP Grubu önerisi 532:540  2.- 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin  Genel Kurulun 6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına, bundan başka  bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP Grubu önerisi 540:543, 545:548,  550:555,555  3.- (10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön  görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin CHP Grubu önerisi 556:561,562:564,565,566  4.- Gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden  düzenlenmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi 567:576  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 544  1.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Konya Milletvekili Özkan  Öksüz'ün şahsına sataşması nedeniyle konuşması 544:545  IX.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI 580  1.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, RTÜK'e alman personele  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan sözlü soru  önergesi (6/914) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  2.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz'ün, yönetici atamalarıyla ilgili  iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1395) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 580:598  3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, iptal edilen öğretim  programlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1413) ve Millî Eğitim Bakanı  Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya'daki okul eksikliklerine  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1426) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 580:598  5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, üniversite-sanayi işbirliğinin  geliştirilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1469) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  6.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bilgisayar öğretmenlerinin  sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1473) ve Millî Eğitim Bakanı  Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  7.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Şırnak'taki okul ihtiyacına  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1494) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 580:598  8.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Şırnak'taki öğretmenlerin ek  ödenek ve lojman sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1495) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  - 4 9 8 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  Sayfa  VII.- ÖNERİLER 532, 545, 550, 555,  562,565, 566  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ j32:543, 545:548,  550:555, 555:561,  562:564, 565, 566:576  1.- (10/589) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön  görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin BDP Grubu önerisi 532:540  2.- 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin  Genel Kurulun 6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına, bundan başka  bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP Grubu önerisi 540:543, 545:548,  550:555,555  3.- (10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön  görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin CHP Grubu önerisi 556:561,562:564,565,566  4.- Gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden  düzenlenmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi 567:576  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 544  1.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Konya Milletvekili Özkan  Öksüz'ün şahsına sataşması nedeniyle konuşması 544:545  IX.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI 580  1.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, RTÜK'e alman personele  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan sözlü soru  önergesi (6/914) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  2.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz'ün, yönetici atamalarıyla ilgili  iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1395) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 580:598  3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, iptal edilen öğretim  programlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1413) ve Millî Eğitim Bakanı  Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya'daki okul eksikliklerine  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1426) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 580:598  5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, üniversite-sanayi işbirliğinin  geliştirilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1469) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  6.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bilgisayar öğretmenlerinin  sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1473) ve Millî Eğitim Bakanı  Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  7.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Şırnak'taki okul ihtiyacına  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1494) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 580:598  8.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Şırnak'taki öğretmenlerin ek  ödenek ve lojman sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1495) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  - 4 9 8 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  - 4 9 9 - Savfa  9.- Sımak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Şımak'taki öğretmen açığına  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1496) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 580:598  10.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Güçlükonak-Fındık  beldesindeki okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1497) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  11.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Beytüşşebap'taki okul  ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1498) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu' nun cevabı 580:598  12.- Sımak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, İdil'deki okul ihtiyacına ilişkin  sözlü soru önergesi (6/1500) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun  cevabı 580:598  13.- Sımak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Uludere'deki okul ihtiyacına  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1501) Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun  cevabı 580:598  14.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş'ın, bir sendika şube  başkanı hakkında soruşturma açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1503)  ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  15.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, bir okulun sosyal tesis  ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1550) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 581:598  16.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, taşımalı eğitim yapılan  okullardaki bazı ihtiyaçlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1551) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  17.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan'ın, öğretmenlik mesleğine  münhasır yasa yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1638) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, öğretmen atamalarına ilişkin  sözlü soru önergesi (6/1650) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun  cevabı 581:598  19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Açık Öğretim Fakültesi  öğrencilerine tek ders sınav hakkı tanınmasına ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1654) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, sözleşmeli öğretmenlerin  durumuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/1658) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 581:598  21. - İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, anadil eğitimi veren  üniversitelere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1660) Millî Eğitim  B akanı Nimet Çubukçu' nun cevabı 581:598  22.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, İLKSAN'ın bir ihalesine  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1703) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu' nun cevabı 581:598
Sayfa 6 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  - 4 9 9 - Savfa  9.- Sımak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Şımak'taki öğretmen açığına  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1496) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 580:598  10.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Güçlükonak-Fındık  beldesindeki okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1497) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  11.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Beytüşşebap'taki okul  ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1498) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu' nun cevabı 580:598  12.- Sımak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, İdil'deki okul ihtiyacına ilişkin  sözlü soru önergesi (6/1500) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun  cevabı 580:598  13.- Sımak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Uludere'deki okul ihtiyacına  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1501) Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun  cevabı 580:598  14.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş'ın, bir sendika şube  başkanı hakkında soruşturma açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1503)  ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 580:598  15.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, bir okulun sosyal tesis  ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1550) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 581:598  16.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, taşımalı eğitim yapılan  okullardaki bazı ihtiyaçlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1551) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  17.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan'ın, öğretmenlik mesleğine  münhasır yasa yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1638) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, öğretmen atamalarına ilişkin  sözlü soru önergesi (6/1650) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun  cevabı 581:598  19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Açık Öğretim Fakültesi  öğrencilerine tek ders sınav hakkı tanınmasına ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1654) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, sözleşmeli öğretmenlerin  durumuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/1658) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu'nun cevabı 581:598  21. - İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, anadil eğitimi veren  üniversitelere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1660) Millî Eğitim  B akanı Nimet Çubukçu' nun cevabı 581:598  22.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, İLKSAN'ın bir ihalesine  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1703) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu' nun cevabı 581:598  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  Savfa  23.- Niğde Milletvekili Mümin İnan'ın, Niğde'deki okul ve öğretmen  ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1748) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu' nun cevabı 581:598  24.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, bir grup üniversite  öğrencisi hakkında açılan soruşturmaya ilişkin sözlü soru önergesi (6/1755)  ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  25.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ın bazı ilçelerindeki  yeni okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1806) ve Millî Eğitim  Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  26.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, okullarda madde bağımlılığına  karşı yürütülen çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1807) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLAR­ DAN GELEN DİĞER İŞLER 599, 621  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 599:621, 621:684  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 599  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 599  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek  Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 599  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili  Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan  Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın,  Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay  Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer  Genc'in, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer  Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636, 2/123,  2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) 600:621, 621:684  XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 685  1.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi  Başkanına yönelik komplo iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet  Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı (7/11459) (Ek cevap) 685:686  - 5 0 0 -
Sayfa 7 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  Savfa  23.- Niğde Milletvekili Mümin İnan'ın, Niğde'deki okul ve öğretmen  ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1748) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu' nun cevabı 581:598  24.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, bir grup üniversite  öğrencisi hakkında açılan soruşturmaya ilişkin sözlü soru önergesi (6/1755)  ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  25.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ın bazı ilçelerindeki  yeni okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1806) ve Millî Eğitim  Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  26.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, okullarda madde bağımlılığına  karşı yürütülen çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1807) ve Millî  Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı 581:598  X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLAR­ DAN GELEN DİĞER İŞLER 599, 621  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 599:621, 621:684  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 599  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 599  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek  Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 599  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili  Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan  Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın,  Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay  Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer  Genc'in, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer  Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636, 2/123,  2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) 600:621, 621:684  XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 685  1.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi  Başkanına yönelik komplo iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet  Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı (7/11459) (Ek cevap) 685:686  - 5 0 0 - TBMM B: 82  2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Tekirdağ F Tipi  Cezaevindeki uygulamalara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah  Ergin'in cevabı (7/12146)  3.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, bir suç  duyurusuna ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı  (7/12147)  4.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, ceza ve infaz kurumlarındaki  sağlık hizmetlerine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı  (7/12252)  5.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, İğdır'da bir operasyon sonrası  hazırlanan dava dosyasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in  cevabı(7/12255)  6.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, görevden uzaklaştırma  kararlarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı (7/12493)  7.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer'in, Bursa Adli Tıp Kurumunun  yerinin değiştirilmesine ve personel ihtiyacına ilişkin sorusu ve Adalet  Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı (7/12690)  8.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Tekel işçilerinin  okullarda yardımcı hizmetler kadrosunda değerlendirilmesine ilişkin  Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı  (7/12866)  9.- Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız'ın, Edirne'de su taşkınlarının  önlenmesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun  cevabı(7/12883)  10.- Sımak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, bir öğretmenin durumuna  ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı (7/12901)  11.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, TRT'nin kurum dışına  yaptırdığı programlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Annç' ın cevabı (7/12920)  12.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, Edirne'deki taşkın  önleme çalışmalarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel  Eroğlu'nun cevabı (7/12942)  13.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, DSİ'de çalışan ziraat  mühendislerinin bazı sorunlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı  Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/12944)  14.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Boyabat'ta afet konutu yapımı  işine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı  Cemil Çiçek'in cevabı (7/13006)  15.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy'un,  Elbistan'daki TOKİ konutlarının yönetimi ile TOKİ'nin konut üretimi ve  satışına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13013)  6 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  687:693  694:695  695:699  699:703  703:705  705:706  707  708:709  710:711  711:713  713:716  716:718  719:722  722:730  - 5 0 1 -
Sayfa 8 -
TBMM B: 82  2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Tekirdağ F Tipi  Cezaevindeki uygulamalara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah  Ergin'in cevabı (7/12146)  3.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, bir suç  duyurusuna ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı  (7/12147)  4.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, ceza ve infaz kurumlarındaki  sağlık hizmetlerine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı  (7/12252)  5.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, İğdır'da bir operasyon sonrası  hazırlanan dava dosyasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in  cevabı(7/12255)  6.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, görevden uzaklaştırma  kararlarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı (7/12493)  7.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer'in, Bursa Adli Tıp Kurumunun  yerinin değiştirilmesine ve personel ihtiyacına ilişkin sorusu ve Adalet  Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı (7/12690)  8.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Tekel işçilerinin  okullarda yardımcı hizmetler kadrosunda değerlendirilmesine ilişkin  Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı  (7/12866)  9.- Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız'ın, Edirne'de su taşkınlarının  önlenmesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun  cevabı(7/12883)  10.- Sımak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, bir öğretmenin durumuna  ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı (7/12901)  11.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, TRT'nin kurum dışına  yaptırdığı programlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Annç' ın cevabı (7/12920)  12.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, Edirne'deki taşkın  önleme çalışmalarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel  Eroğlu'nun cevabı (7/12942)  13.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, DSİ'de çalışan ziraat  mühendislerinin bazı sorunlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı  Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/12944)  14.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Boyabat'ta afet konutu yapımı  işine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı  Cemil Çiçek'in cevabı (7/13006)  15.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy'un,  Elbistan'daki TOKİ konutlarının yönetimi ile TOKİ'nin konut üretimi ve  satışına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13013)  6 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  687:693  694:695  695:699  699:703  703:705  705:706  707  708:709  710:711  711:713  713:716  716:718  719:722  722:730  - 5 0 1 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  16.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, emekli aylıklarından bazı  derneklere para kesilmesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13025) 731:733  17.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman'ın, İşsizlik Sigortası Fonunun  kullanımına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer  Dinçer'in cevabı (7/13026) 734:739  18.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, emekli aylıklarından bir  derneğe yapılan kesintiye ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13027) 740:742  19.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'deki bazı  personel hareketlerine,  TRT'nin iptal ve ihdas edilen kadrolarına,  İlişkin soruları ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç'm cevabı (7/13028), (7/13029) 742:746  20.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, Tüketici Sorunları  Hakem Heyeti kararlarının tebliğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi  ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'ün cevabı (7/13085) 747:748  21. - Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin, emekli aylıklarından  yapılan bir kesintiye ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal  Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13088) 748:751  22.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl'ün, emekli maaşlarından bir  derneğe yapılan kesintiye ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13106) 752:754  23.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in, emekli maaşlarından bir  derneğe yapılan kesintiye ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13107) 755:757  24.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, emekli maaşlarından bir derneğe  yapılan kesintiye ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer  Dinçer'in cevabı (7/13108) 758:760  25.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, çevre görevlisi uygulamasına  ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı  (7/13111) 761:763  26.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Samsat Pompaj Sulama  Projesi'ne ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun  cevabı(7/13112) 763:764  27.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, TRT'nin Parlamento  bürosundaki elemanlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Annç' ın cevabı (7/13114) 765:766  28.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı  Bülent Annç' ın cevabı (7/13115) 767:768  - 5 0 2 -
Sayfa 9 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  16.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, emekli aylıklarından bazı  derneklere para kesilmesine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13025) 731:733  17.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman'ın, İşsizlik Sigortası Fonunun  kullanımına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer  Dinçer'in cevabı (7/13026) 734:739  18.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, emekli aylıklarından bir  derneğe yapılan kesintiye ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13027) 740:742  19.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'deki bazı  personel hareketlerine,  TRT'nin iptal ve ihdas edilen kadrolarına,  İlişkin soruları ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent  Arınç'm cevabı (7/13028), (7/13029) 742:746  20.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, Tüketici Sorunları  Hakem Heyeti kararlarının tebliğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi  ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'ün cevabı (7/13085) 747:748  21. - Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin, emekli aylıklarından  yapılan bir kesintiye ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal  Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13088) 748:751  22.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl'ün, emekli maaşlarından bir  derneğe yapılan kesintiye ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13106) 752:754  23.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in, emekli maaşlarından bir  derneğe yapılan kesintiye ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13107) 755:757  24.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, emekli maaşlarından bir derneğe  yapılan kesintiye ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer  Dinçer'in cevabı (7/13108) 758:760  25.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, çevre görevlisi uygulamasına  ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı  (7/13111) 761:763  26.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Samsat Pompaj Sulama  Projesi'ne ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun  cevabı(7/13112) 763:764  27.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, TRT'nin Parlamento  bürosundaki elemanlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Bülent Annç' ın cevabı (7/13114) 765:766  28.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı  Bülent Annç' ın cevabı (7/13115) 767:768  - 5 0 2 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  29.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Egemen Bağış'ın cevabı  (7/13153) 768:769  30.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa  Demir'in cevabı (7/13156) 770:771  31 . - Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'nun, Çatalzeytin  TOKİ afet konutlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13167) 772:776  32.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, işçi emeklilerinin  maaşından yapılan bir kesintiye ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13189) 776:778  33.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Medula Reçete  Provizyon Sistemine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ömer Dinçer'in cevabı (7/13192) 779:780  34.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, bir taş ocağı için verilen  ÇED raporuna ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun  cevabı(7/13195) 781:782  35.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, Tekirdağ Kültür  Merkezinin yapımına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul  Günay'ın cevabı (7/13216) 782:783  36.- Edime Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, Çimpe Kalesi'nin  restorasyonuna ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın  cevabı (7/13217) 784:785  37.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'te tarih ve  kültür varlıklarına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm  Bakanı Ertuğrul Günay'ın cevabı (7/13218) 786:789  38.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, OSBTere bedelsiz arsa  tahsisine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'ün cevabı  (7/13239) 789:790  39.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, Kemalpaşa OSB'nin  genişleme alanındaki kamulaştırmalara ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret  Bakanı Nihat Ergün'ün cevabı (7/13240) 791:793  40.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, AB fonlarının  kullanımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Egemen Bağış'ın cevabı  (7/13256) 793:800  - 5 0 3 -
Sayfa 10 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  29.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Egemen Bağış'ın cevabı  (7/13153) 768:769  30.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa  Demir'in cevabı (7/13156) 770:771  31 . - Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'nun, Çatalzeytin  TOKİ afet konutlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13167) 772:776  32.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, işçi emeklilerinin  maaşından yapılan bir kesintiye ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/13189) 776:778  33.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Medula Reçete  Provizyon Sistemine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ömer Dinçer'in cevabı (7/13192) 779:780  34.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, bir taş ocağı için verilen  ÇED raporuna ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun  cevabı(7/13195) 781:782  35.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, Tekirdağ Kültür  Merkezinin yapımına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul  Günay'ın cevabı (7/13216) 782:783  36.- Edime Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, Çimpe Kalesi'nin  restorasyonuna ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın  cevabı (7/13217) 784:785  37.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'te tarih ve  kültür varlıklarına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm  Bakanı Ertuğrul Günay'ın cevabı (7/13218) 786:789  38.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, OSBTere bedelsiz arsa  tahsisine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'ün cevabı  (7/13239) 789:790  39.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, Kemalpaşa OSB'nin  genişleme alanındaki kamulaştırmalara ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret  Bakanı Nihat Ergün'ün cevabı (7/13240) 791:793  40.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, AB fonlarının  kullanımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Egemen Bağış'ın cevabı  (7/13256) 793:800  - 5 0 3 - TBMM B: 82  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  6 . 4 . 2010  TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak beş oturum yaptı.  Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat, su kaynakları ve kullanımına,  Karabük Milletvekili Cumhur Ünal, Karabük Demir Çelik Fabrikalarının ve Karabük'ün  kuruluşunun 73'üncü yıl dönümüne,  Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya, Kocaeli Şekerpınar'da yaşayan bir kısım vatandaşların  imarla ilgili sorunlarına,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Van Milletvekili Kerem Altun, Van'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92'nci yıl dönümüne  ilişkin bir açıklamada bulundu.  Moldova Cumhuriyeti Gökoğuz Halk Toplusu heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun  bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.  Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in (6/1912) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin  önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.  İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 milletvekilinin, ekonomi politikası konusunda genel  görüşme (8/12),  İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, kadına yönelik şiddetin nedenlerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/651),  Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 24 milletvekilinin, İstanbul Çevre Düzeni Planı'nın olası  etkilerinin araştırılması (10/652),  BDP Grubu adına grup başkan vekilleri Batman milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Bengi Yıldız'ın,  hayvancılık sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/653),  Amacıyla birer Meclis araştırması;  Açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemde yerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l 'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasansı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  - 5 0 4 -
Sayfa 11 -
TBMM B: 82  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  6 . 4 . 2010  TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak beş oturum yaptı.  Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat, su kaynakları ve kullanımına,  Karabük Milletvekili Cumhur Ünal, Karabük Demir Çelik Fabrikalarının ve Karabük'ün  kuruluşunun 73'üncü yıl dönümüne,  Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya, Kocaeli Şekerpınar'da yaşayan bir kısım vatandaşların  imarla ilgili sorunlarına,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Van Milletvekili Kerem Altun, Van'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 92'nci yıl dönümüne  ilişkin bir açıklamada bulundu.  Moldova Cumhuriyeti Gökoğuz Halk Toplusu heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun  bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.  Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in (6/1912) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin  önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.  İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 milletvekilinin, ekonomi politikası konusunda genel  görüşme (8/12),  İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 24 milletvekilinin, kadına yönelik şiddetin nedenlerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/651),  Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 24 milletvekilinin, İstanbul Çevre Düzeni Planı'nın olası  etkilerinin araştırılması (10/652),  BDP Grubu adına grup başkan vekilleri Batman milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Bengi Yıldız'ın,  hayvancılık sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/653),  Amacıyla birer Meclis araştırması;  Açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemde yerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l 'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasansı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  - 5 0 4 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı  Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) kabul edildi ve kanunlaştı.  5'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Ankara Milletvekili Haluk İpek'in,  Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Mehmet  Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili  Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin, Diyarbakır  Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Sımak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi  Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet  Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5  Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu'nun (2/636,  2/123,2/200,2/288,2/304,2/342,2/364,2/474,2/596) (S. Sayısı: 490) tümü üzerindeki görüşmeler  tamamlandı; maddelerine geçilmesi kabul edildi.  Konya Milletvekili Faruk Bal, Anayasa Komisyonu Başkan Vekili ve Sakarya Milletvekili  Ayhan Sefer Üstün'ün, şahsına sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.  6 Nisan 2010 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere birleşime 19.49'da son verildi.  Şükran Guidai MUMCU  Başkan Vekili  YusufCOŞKUN  Bingöl  Kâtip Üye  Fatih METİN  Bolu  Kâtip Üye  - 5 0 5 -
Sayfa 12 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı  Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/769) (S. Sayısı: 486) kabul edildi ve kanunlaştı.  5'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Ankara Milletvekili Haluk İpek'in,  Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Mehmet  Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili  Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin, Diyarbakır  Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Sımak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi  Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet  Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5  Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu'nun (2/636,  2/123,2/200,2/288,2/304,2/342,2/364,2/474,2/596) (S. Sayısı: 490) tümü üzerindeki görüşmeler  tamamlandı; maddelerine geçilmesi kabul edildi.  Konya Milletvekili Faruk Bal, Anayasa Komisyonu Başkan Vekili ve Sakarya Milletvekili  Ayhan Sefer Üstün'ün, şahsına sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.  6 Nisan 2010 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere birleşime 19.49'da son verildi.  Şükran Guidai MUMCU  Başkan Vekili  YusufCOŞKUN  Bingöl  Kâtip Üye  Fatih METİN  Bolu  Kâtip Üye  - 5 0 5 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  II.- GELEN KÂĞITLAR  2 Nisan 2010 Cuma  Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, vergi ve prim borçlarının yeniden  yapılandırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12810)  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kredi kullanımına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12812)  3.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Bursa Büyükşehir Belediyesinin kredi kullanımına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12813)  4.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Ankara Büyükşehir Belediyesinin kredi kullanımına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12814)  5.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, TEKEL'e ait bir binanın kiralanmasına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12815)  6.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız'ın, demokratik açılım projesine ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12817)  7.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Rize Belediyesinin kredi kullanımına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12818)  8.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Sakarya Büyükşehir Belediyesinin kredi kullanımına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12819)  9.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, valilerle yapılan bir toplantıya ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12820)  10.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, kayıp çocuklara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı  soru önergesi (7/12837)  11.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yardım kuponları  ile ilgili bir iddiaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12838)  12.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in, valiliklerde dağıtılan kitap ve broşürler ile  makam odalarındaki resimlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12839)  13.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı hakkındaki bir  soruşturmaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12840)  14.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, misyonerlerin faaliyetlerine ve çocuk kaçırma  olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12841)  15.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, kayıp ve kaçak enerji sorununa ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12842)  16.- İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek'in, TEKEL'in bir binasının tahsisine ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12843)  - 5 0 6 - No.: 114
Sayfa 13 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  II.- GELEN KÂĞITLAR  2 Nisan 2010 Cuma  Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, vergi ve prim borçlarının yeniden  yapılandırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12810)  2.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kredi kullanımına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12812)  3.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Bursa Büyükşehir Belediyesinin kredi kullanımına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12813)  4.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Ankara Büyükşehir Belediyesinin kredi kullanımına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12814)  5.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, TEKEL'e ait bir binanın kiralanmasına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12815)  6.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız'ın, demokratik açılım projesine ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12817)  7.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Rize Belediyesinin kredi kullanımına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12818)  8.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Sakarya Büyükşehir Belediyesinin kredi kullanımına  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12819)  9.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, valilerle yapılan bir toplantıya ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12820)  10.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, kayıp çocuklara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı  soru önergesi (7/12837)  11.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yardım kuponları  ile ilgili bir iddiaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12838)  12.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in, valiliklerde dağıtılan kitap ve broşürler ile  makam odalarındaki resimlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12839)  13.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı hakkındaki bir  soruşturmaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12840)  14.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, misyonerlerin faaliyetlerine ve çocuk kaçırma  olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12841)  15.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, kayıp ve kaçak enerji sorununa ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12842)  16.- İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek'in, TEKEL'in bir binasının tahsisine ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12843)  - 5 0 6 - No.: 114  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  17.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tannkulu'nun, İzmir'deki okulların elektrik ve su  borçlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12844)  18.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Van'daki ikili eğitime ve sınıflardaki ortalama  öğrenci sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12845)  19.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Şanlıurfa'daki ikili eğitime ve sınıflardaki ortalama  öğrenci sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12846)  20.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, öğretmenlerin il içi yer değiştirmeleriyle ilgili  bir yazıya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12847)  21.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, taşımalı eğitimde yaşanan trafik kazalarına ve diğer  sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12848)  22.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, bir köydeki kapatılan ilköğretim okuluna ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12849)  23.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü'nün, tutuklu bulunan subay ve astsubayların bazı özlük  haklarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12850)  24.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, sınır ve iç güvenlik iskan tesislerinin TOKİ  tarafından inşa edilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12851)  25.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, bazı askeri personelin özlük hakları sorunlarına  ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12852)  26.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş'ın, Kars'ta kış sporları müsabakaları düzenlenmesine  ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) yazılı soru önergesi (7/12858)  27.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Ankara-Yozgat-Sivas Hızlı Tren Projesine ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12859)  No.: 115  5 Nisan 2010 Pazartesi  Teklif  1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan ve  264 Milletvekilinin; 7/11/1982 Tarihli ve 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı  Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/656) (Anayasa Komisyonuna)  (Başkanlığa geliş tarihi: 5.4.2010)  Raporlar  1.- Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma  ve Sosyal İşler Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/439) (S. Sayısı: 493) (Dağıtma  tarihi: 5.4.2010) (GÜNDEME)  2.- Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyinin Kurulmasına Dair Nahçıvan Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/800)  (S. Sayısı: 494) (Dağıtma tarihi: 5.4.2010) (GÜNDEME)  - 5 0 7 -
Sayfa 14 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  17.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tannkulu'nun, İzmir'deki okulların elektrik ve su  borçlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12844)  18.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Van'daki ikili eğitime ve sınıflardaki ortalama  öğrenci sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12845)  19.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Şanlıurfa'daki ikili eğitime ve sınıflardaki ortalama  öğrenci sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12846)  20.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, öğretmenlerin il içi yer değiştirmeleriyle ilgili  bir yazıya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12847)  21.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, taşımalı eğitimde yaşanan trafik kazalarına ve diğer  sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12848)  22.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, bir köydeki kapatılan ilköğretim okuluna ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12849)  23.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü'nün, tutuklu bulunan subay ve astsubayların bazı özlük  haklarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12850)  24.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, sınır ve iç güvenlik iskan tesislerinin TOKİ  tarafından inşa edilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12851)  25.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, bazı askeri personelin özlük hakları sorunlarına  ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12852)  26.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş'ın, Kars'ta kış sporları müsabakaları düzenlenmesine  ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) yazılı soru önergesi (7/12858)  27.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Ankara-Yozgat-Sivas Hızlı Tren Projesine ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12859)  No.: 115  5 Nisan 2010 Pazartesi  Teklif  1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan ve  264 Milletvekilinin; 7/11/1982 Tarihli ve 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı  Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/656) (Anayasa Komisyonuna)  (Başkanlığa geliş tarihi: 5.4.2010)  Raporlar  1.- Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma  ve Sosyal İşler Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (1/439) (S. Sayısı: 493) (Dağıtma  tarihi: 5.4.2010) (GÜNDEME)  2.- Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyinin Kurulmasına Dair Nahçıvan Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/800)  (S. Sayısı: 494) (Dağıtma tarihi: 5.4.2010) (GÜNDEME)  - 5 0 7 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  Sözlü Soru Önergeleri  1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt'te battaniye üretiminin teşvikine ilişkin Tarım ve  Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1956) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt'teki köy yollarının asfaltlanmasına ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1957) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt şehirlerarası otobüs terminaline ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1958) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt-Kurtalan'a Halkbank şubesi açılmasına ilişkin  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/1959) (Başkanlığa  geliş tarihi: 22/03/2010)  5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt'teki öğretmen açığına ilişkin Milli Eğitim  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1960) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt'teki camilerin bakım ve onarımına ilişkin Devlet  Bakanından (Faruk Çelik) sözlü soru önergesi (6/1961) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, bazı atıl konutların yurt olarak değerlendirilmesine  ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1962) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt Devlet Hastanesindeki personel açığına ilişkin  Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1963) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt'teki altyapı yetersizliğine ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1964) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  10.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış'ın, Sanveliler ilçesinde Ziraat Bankası şubesi açılmasına  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/1965)  (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  11.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, muhtarların özlük haklarına ilişkin İçişleri Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1966) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  12.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, kayısıdaki tarım sigortası uygulamasına  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1967) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  13.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya'da don olayının oluşturduğu  hasara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1968) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  14.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya'daki don olayına ilişkin Tarım  ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1969) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün bütçesine ilişkin  Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) sözlü soru önergesi (6/1970) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, çok amaçlı bir lisenin bina ihtiyacına ilişkin Milli  Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1971) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  17.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'daki internet evine ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1972) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  18.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kura nehri projesine ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1973) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  - 5 0 8 -
Sayfa 15 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  Sözlü Soru Önergeleri  1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt'te battaniye üretiminin teşvikine ilişkin Tarım ve  Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1956) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt'teki köy yollarının asfaltlanmasına ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1957) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt şehirlerarası otobüs terminaline ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1958) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt-Kurtalan'a Halkbank şubesi açılmasına ilişkin  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/1959) (Başkanlığa  geliş tarihi: 22/03/2010)  5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt'teki öğretmen açığına ilişkin Milli Eğitim  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1960) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt'teki camilerin bakım ve onarımına ilişkin Devlet  Bakanından (Faruk Çelik) sözlü soru önergesi (6/1961) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, bazı atıl konutların yurt olarak değerlendirilmesine  ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1962) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt Devlet Hastanesindeki personel açığına ilişkin  Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1963) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Siirt'teki altyapı yetersizliğine ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1964) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  10.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış'ın, Sanveliler ilçesinde Ziraat Bankası şubesi açılmasına  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/1965)  (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  11.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, muhtarların özlük haklarına ilişkin İçişleri Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1966) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  12.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, kayısıdaki tarım sigortası uygulamasına  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1967) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  13.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya'da don olayının oluşturduğu  hasara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1968) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  14.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya'daki don olayına ilişkin Tarım  ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1969) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün bütçesine ilişkin  Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) sözlü soru önergesi (6/1970) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, çok amaçlı bir lisenin bina ihtiyacına ilişkin Milli  Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1971) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  17.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'daki internet evine ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1972) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  18.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kura nehri projesine ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1973) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  - 5 0 8 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  Yazılı Soru Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, muayene ve ilaç katılım paylarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13464) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  2.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin'in, Ziraat Bankasının halka arzına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13465) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  3.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, ülkemizde bulunduğu iddia edilen nükleer silahlara  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13466) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Bulgaristan'dan gelen bazı soydaşların  durumuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13467) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  5.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT adına yapılan bir röportaja ve TRT'nin  yayın politikasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13468) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  6.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, keçi yetiştiriciliğine ve hayvancılıktaki bazı sorunlara  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13469) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  7.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, MTA Tabiat Tarihi Müzesine ilişkin Başbakandan yazılı  soru önergesi (7/13470) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  8.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, Kalkınma Bankasında hizmet alımıyla çalıştırılan  personele ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13471) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  9.- Amasya Milletvekili Hüseyin Ünsal'ın, TOKİ ve iştiraklerinin emlak satışlarını gerçekleştiren  firmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13472) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  10.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, bir toplantıyı izlemek isteyen bazı muhabirlerin  engellendiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13473) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  11.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı'nın, bir köyün bazı sorunlarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13474) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  12.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ın bazı  ifadelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13475) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  13.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, bir şirketin katıldığı ihalelere ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13476) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  14.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın, bir cezaevinde yaşandığı iddia edilen bir olaya ilişkin  Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13477) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  15.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, Almanya'daki Deniz Feneri Davası kapsamındaki  bir isteme ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13478) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  16.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, Van F Tipi Cezaevinde yapıldığı iddia edilen uygulamalara  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13479) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/03/2010)  17.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer'in, Bursa'daki bir hastanenin SGK mevzuatına aykın  işlemler yaptığı iddialarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi  (7/13480) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  - 5 0 9 -
Sayfa 16 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  Yazılı Soru Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, muayene ve ilaç katılım paylarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13464) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  2.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin'in, Ziraat Bankasının halka arzına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13465) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  3.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, ülkemizde bulunduğu iddia edilen nükleer silahlara  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13466) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Bulgaristan'dan gelen bazı soydaşların  durumuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13467) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  5.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT adına yapılan bir röportaja ve TRT'nin  yayın politikasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13468) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  6.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, keçi yetiştiriciliğine ve hayvancılıktaki bazı sorunlara  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13469) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  7.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in, MTA Tabiat Tarihi Müzesine ilişkin Başbakandan yazılı  soru önergesi (7/13470) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  8.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, Kalkınma Bankasında hizmet alımıyla çalıştırılan  personele ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13471) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  9.- Amasya Milletvekili Hüseyin Ünsal'ın, TOKİ ve iştiraklerinin emlak satışlarını gerçekleştiren  firmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13472) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  10.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, bir toplantıyı izlemek isteyen bazı muhabirlerin  engellendiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13473) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  11.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı'nın, bir köyün bazı sorunlarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13474) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  12.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ın bazı  ifadelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13475) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  13.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, bir şirketin katıldığı ihalelere ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13476) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  14.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın, bir cezaevinde yaşandığı iddia edilen bir olaya ilişkin  Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13477) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  15.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, Almanya'daki Deniz Feneri Davası kapsamındaki  bir isteme ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13478) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  16.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, Van F Tipi Cezaevinde yapıldığı iddia edilen uygulamalara  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13479) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/03/2010)  17.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer'in, Bursa'daki bir hastanenin SGK mevzuatına aykın  işlemler yaptığı iddialarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi  (7/13480) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  - 5 0 9 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  18.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, toplum yararına çalışma programı kapsamında  çalıştırılan bazı işçilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13481)  (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  19.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın, istifa eden memurların emekli ikramiyelerine ilişkin Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13482) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  20.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'nin Medya Derneğindeki konumuna  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/13483)  (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  21.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, RTÜK'ün bazı üyeleri hakkındaki  iddialara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi  (7/13484) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  22.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'deki bazı programlar için ödenen  ücretlere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi  (7/13485) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  23.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, TRT'deki insan kaynakları yönetimine ilişkin Devlet  Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/13486) (Başkanlığa geliş  tarihi: 25/03/2010)  24.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/13487)  (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  25.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, kadınlara yönelik şiddet olaylarına ilişkin Devlet  Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/13488) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  26.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, medyadaki cinsiyetçi yaklaşımlara ve bir reklama  ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/13489) (Başkanlığa geliş  tarihi: 26/03/2010)  27.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, Tekirdağ'daki belediyelerin ihalelerine ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13490) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  28.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, Tekirdağ toptancı halindeki dükkan  yetersizliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13491) (Başkanlığa geliş tarihi:  23/03/2010)  29.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Edremit Belediyesi eski Başkanı hakkındaki  yolsuzluk iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13492) (Başkanlığa geliş  tarihi: 23/03/2010)  30.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, basında yer alan bazı illerde "İstiklal Marşı"  okunmadığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13493) (Başkanlığa geliş  tarihi: 23/03/2010)  31.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, bir köy yolunun asfaltlanmasına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13494) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  32.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, Boğaziçi öngörünümündeki kaçak yapılaşmaya  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13495) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  - 5 1 0 -
Sayfa 17 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0  18.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, toplum yararına çalışma programı kapsamında  çalıştırılan bazı işçilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13481)  (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  19.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın, istifa eden memurların emekli ikramiyelerine ilişkin Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13482) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  20.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'nin Medya Derneğindeki konumuna  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/13483)  (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  21.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, RTÜK'ün bazı üyeleri hakkındaki  iddialara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi  (7/13484) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  22.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'deki bazı programlar için ödenen  ücretlere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi  (7/13485) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  23.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, TRT'deki insan kaynakları yönetimine ilişkin Devlet  Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/13486) (Başkanlığa geliş  tarihi: 25/03/2010)  24.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/13487)  (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  25.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, kadınlara yönelik şiddet olaylarına ilişkin Devlet  Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/13488) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  26.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, medyadaki cinsiyetçi yaklaşımlara ve bir reklama  ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/13489) (Başkanlığa geliş  tarihi: 26/03/2010)  27.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, Tekirdağ'daki belediyelerin ihalelerine ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13490) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  28.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, Tekirdağ toptancı halindeki dükkan  yetersizliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13491) (Başkanlığa geliş tarihi:  23/03/2010)  29.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Edremit Belediyesi eski Başkanı hakkındaki  yolsuzluk iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13492) (Başkanlığa geliş  tarihi: 23/03/2010)  30.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, basında yer alan bazı illerde "İstiklal Marşı"  okunmadığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13493) (Başkanlığa geliş  tarihi: 23/03/2010)  31.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, bir köy yolunun asfaltlanmasına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13494) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  32.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, Boğaziçi öngörünümündeki kaçak yapılaşmaya  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13495) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  - 5 1 0 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  33.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Osmaniye Belediyesinin taraf olduğu davalara ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13496) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  34.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Osmaniye'deki trafik suçlarına ve kazalarına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13497) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  35.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Osmaniye İl Genel Meclisince tahsis edilen ve satılan  taşınmazlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13498) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  36.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, gözaltındaki kötü muamele iddialarına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13499) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  37.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, doğal afetten zarar gören bazı köylere ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13500) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  38.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, İstanbul Çevre Düzeni Planına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13501) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  39.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Adıyaman'da kullandırılan mikro kredilere ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13502) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  40.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, Şişli'deki bir arsanın imar durumunda yapılan  değişikliklere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13503) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  41. - Ankara Milletvekili Tekin Bingöl'ün, Ankara Büyükşehir Belediyesiyle ilgili yolsuzluk ve  usulsüzlük iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13504) (Başkanlığa geliş  tarihi: 25/03/2010)  42.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, kaybolan bir YİBO öğrencisine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13505) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/03/2010)  43.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, kamu taşınmazlarının turizm yatırımlarına  tahsisine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13506) (Başkanlığa geliş tarihi:  22/03/2010)  44.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, bandrol işlemlerinde istenen banka dekontuna ilişkin  Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13507) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  45.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat'ın, Londra'da bulunan bir müzedeki Atatürk  heykeline ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13508) (Başkanlığa geliş  tarihi: 25/03/2010)  46.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kars'ta kamu kuruluşlarının esnaftan et almasına  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13509) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  47.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, KİT'lerde çalışan bazı personelin özlük haklarına  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13510) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  48.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, Bartın'daki elektrik kesintilerine  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13511) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  49.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, Kırklareli'ndeki TEKEL taşınmazlarına ilişkin  Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13512) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  - 5 1 1 -
Sayfa 18 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  33.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Osmaniye Belediyesinin taraf olduğu davalara ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13496) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  34.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Osmaniye'deki trafik suçlarına ve kazalarına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13497) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  35.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Osmaniye İl Genel Meclisince tahsis edilen ve satılan  taşınmazlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13498) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  36.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, gözaltındaki kötü muamele iddialarına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13499) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  37.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, doğal afetten zarar gören bazı köylere ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13500) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  38.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, İstanbul Çevre Düzeni Planına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13501) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  39.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Adıyaman'da kullandırılan mikro kredilere ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13502) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  40.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, Şişli'deki bir arsanın imar durumunda yapılan  değişikliklere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13503) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  41. - Ankara Milletvekili Tekin Bingöl'ün, Ankara Büyükşehir Belediyesiyle ilgili yolsuzluk ve  usulsüzlük iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13504) (Başkanlığa geliş  tarihi: 25/03/2010)  42.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, kaybolan bir YİBO öğrencisine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13505) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/03/2010)  43.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, kamu taşınmazlarının turizm yatırımlarına  tahsisine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13506) (Başkanlığa geliş tarihi:  22/03/2010)  44.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, bandrol işlemlerinde istenen banka dekontuna ilişkin  Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13507) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  45.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat'ın, Londra'da bulunan bir müzedeki Atatürk  heykeline ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13508) (Başkanlığa geliş  tarihi: 25/03/2010)  46.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kars'ta kamu kuruluşlarının esnaftan et almasına  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13509) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  47.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, KİT'lerde çalışan bazı personelin özlük haklarına  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13510) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  48.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, Bartın'daki elektrik kesintilerine  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13511) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  49.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, Kırklareli'ndeki TEKEL taşınmazlarına ilişkin  Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13512) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  - 5 1 1 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010  50.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, Devlet Memurları Kanununun 76. maddesine göre  yapılan personel atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13513)  (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  51.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, yazarlık yazılım ihalelerine ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13514) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  52.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, açılan soruşturmalara ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13515) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  53.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, bazı personele ödenmesi gereken ücretlere  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı som önergesi (7/13516) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  54.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, bir beldedeki taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı som önergesi (7/13517) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  55.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Ders Aletleri Yapım Merkezinin yönetimine  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı som önergesi (7/13518) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  56.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, ilköğretim müfettişlerinin sorunlarına ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı som önergesi (7/13519) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  57.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, Uşak Eşme Yatılı Bölge İlköğretim Okulunun  yönetimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı som önergesi (7/13520) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  58.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, kaybolan bir YİBO öğrencisine ve okullardaki şiddet  iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı som önergesi (7/13521) (Başkanlığa geliş tarihi:  26/03/2010)  59.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Çukurova Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi  hakkındaki iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı som önergesi (7/13522) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  60.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, bazı genel müdürlerin farklı yerlerde görevlendirildiği  iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı som önergesi (7/13523) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  61.- Manisa Milletvekili Ahmet Orhan'ın, tarım sigortası uygulamalarının değerlendirilmesine  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı som önergesi (7/13524) (Başkanlığa geliş tarihi:  23/03/2010)  62.- Manisa Milletvekili Ahmet Orhan'ın, Manisa'da don afeti mağdum çiftçilerin durumuna  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı som önergesi (7/13525) (Başkanlığa geliş tarihi:  23/03/2010)  63.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, don afetinin oluşturduğu mağduriyete  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı som önergesi (7/13526) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  64.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan'ın, tarım dışı kullanıma açılan tarım arazilerine ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı som önergesi (7/13527) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  65.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, PTT personelinin çalışma saatlerine ve  taşeronlaşmaya ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı som önergesi (7/13528) (Başkanlığa geliş tarihi:  23/03/2010)  - 5 1 2 -
Sayfa 19 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010  50.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, Devlet Memurları Kanununun 76. maddesine göre  yapılan personel atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13513)  (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  51.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, yazarlık yazılım ihalelerine ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13514) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  52.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, açılan soruşturmalara ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13515) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/03/2010)  53.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, bazı personele ödenmesi gereken ücretlere  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı som önergesi (7/13516) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  54.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, bir beldedeki taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı som önergesi (7/13517) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  55.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Ders Aletleri Yapım Merkezinin yönetimine  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı som önergesi (7/13518) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  56.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, ilköğretim müfettişlerinin sorunlarına ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı som önergesi (7/13519) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/03/2010)  57.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, Uşak Eşme Yatılı Bölge İlköğretim Okulunun  yönetimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı som önergesi (7/13520) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  58.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, kaybolan bir YİBO öğrencisine ve okullardaki şiddet  iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı som önergesi (7/13521) (Başkanlığa geliş tarihi:  26/03/2010)  59.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Çukurova Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi  hakkındaki iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı som önergesi (7/13522) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  60.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, bazı genel müdürlerin farklı yerlerde görevlendirildiği  iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı som önergesi (7/13523) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  61.- Manisa Milletvekili Ahmet Orhan'ın, tarım sigortası uygulamalarının değerlendirilmesine  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı som önergesi (7/13524) (Başkanlığa geliş tarihi:  23/03/2010)  62.- Manisa Milletvekili Ahmet Orhan'ın, Manisa'da don afeti mağdum çiftçilerin durumuna  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı som önergesi (7/13525) (Başkanlığa geliş tarihi:  23/03/2010)  63.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, don afetinin oluşturduğu mağduriyete  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı som önergesi (7/13526) (Başkanlığa geliş tarihi:  24/03/2010)  64.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan'ın, tarım dışı kullanıma açılan tarım arazilerine ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı som önergesi (7/13527) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  65.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, PTT personelinin çalışma saatlerine ve  taşeronlaşmaya ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı som önergesi (7/13528) (Başkanlığa geliş tarihi:  23/03/2010)  - 5 1 2 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  66.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, ulaştırma sektörü kaynaklı karbondioksit şahmına ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13529) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  67.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in, Antalya Havalimanında yabancı turistlerden alınan  bir ücrete ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13530) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  68.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat'ın, bir televizyon kanalında yayından  kaldırılan diziye ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi (7/13531) (Başkanlığa  geliş tarihi: 22/03/2010)  69.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş'ın, Kars'ın Yapı Denetim Kanunu kapsamına alınmasına  ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/13532) (Başkanlığa geliş tarihi:  22/03/2010)  70.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Cemil Çiçek) yazılı soru önergesi (7/13533)  (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  71.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanından (Cevdet Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/13534) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  72.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) yazılı soru önergesi (7/13535) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  73.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/13536) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  74.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru önergesi (7/13537) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  75.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, yanan orman alanlarının ağaçlandırılması projesine  ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13538) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri  1.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, Kayseri Eğitim ve Araştırma  Hastanesindeki kadro fazlalığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12035)  2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, sigara yasağının yeniden düzenlenmesine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12058)  3.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, yardımcı sağlık hizmetlerinin taşeron şirketlere  yaptırılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12096)  4.- Bursa Milletvekili Hamza Hamit Homriş'in, boş kalan kadrolara sözleşmeli personel  atamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12097)  5.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, yaptırılan hastanelere ilişkin Sağlık Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12098)  - 5 1 3 -
Sayfa 20 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  66.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, ulaştırma sektörü kaynaklı karbondioksit şahmına ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13529) (Başkanlığa geliş tarihi: 23/03/2010)  67.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in, Antalya Havalimanında yabancı turistlerden alınan  bir ücrete ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13530) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  68.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat'ın, bir televizyon kanalında yayından  kaldırılan diziye ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi (7/13531) (Başkanlığa  geliş tarihi: 22/03/2010)  69.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş'ın, Kars'ın Yapı Denetim Kanunu kapsamına alınmasına  ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/13532) (Başkanlığa geliş tarihi:  22/03/2010)  70.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Cemil Çiçek) yazılı soru önergesi (7/13533)  (Başkanlığa geliş tarihi: 25/03/2010)  71.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanından (Cevdet Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/13534) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  72.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) yazılı soru önergesi (7/13535) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  73.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/13536) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  74.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru önergesi (7/13537) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  75.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, yanan orman alanlarının ağaçlandırılması projesine  ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13538) (Başkanlığa geliş tarihi:  25/03/2010)  Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri  1.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu'nun, Kayseri Eğitim ve Araştırma  Hastanesindeki kadro fazlalığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12035)  2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, sigara yasağının yeniden düzenlenmesine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12058)  3.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, yardımcı sağlık hizmetlerinin taşeron şirketlere  yaptırılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12096)  4.- Bursa Milletvekili Hamza Hamit Homriş'in, boş kalan kadrolara sözleşmeli personel  atamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12097)  5.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, yaptırılan hastanelere ilişkin Sağlık Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12098)  - 5 1 3 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  - 5 1 4 - 6.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Bakanlıkta çalışan mimar ve mühendisler ile  avukatlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12099)  7.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, diyabet hastalarına yönelik çalışmalara ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12100)  8.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, verem hastalığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı  som önergesi (7/12101)  9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bazı personele yapıldığı iddia edilen uygulamalara ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı som önergesi (7/12102)  10.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Simav Devlet Hastanesindeki uzman doktor ihtiyacına  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı som önergesi (7/12103)  11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, anti-depresan ilaç kullanımına ilişkin Sağlık Bakanından  yazılı som önergesi (7/12104)  12.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız'ın, anayasa değişikliği çalışmalarına ilişkin  Başbakandan yazılı som önergesi (7/12128)  13.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Batman Cezaevindeki şartlara ilişkin Adalet  Bakanından yazılı som önergesi (7/12251)  14.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, bir soruşturmaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı  som önergesi (7/12253) •  No.: 116  6 Nisan 2010 Salı  Tasarı  1.- Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile  Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı (1/842) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Dışişleri  Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  Teklifler  1.- Yalova Milletvekili İlhan Evcin'in; Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Mülkiyetindeki Bir  Kısım Arazinin Yalova Üniversitesi ve İl Özel İdaresine Tahsis Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/657)  (Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.3.2010)  2.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Ayaş Organik Tarım Destekleme ve Geliştirme Enstitüsü  Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/658) (Plan ve Bütçe; Avrupa Birliği Uyum ile Tarım, Orman  ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.3.2010)  3.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir  Milletvekili Oktay Vural ile 3 Milletvekilinin; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/659) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve  Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.3.2010)
Sayfa 21 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010  - 5 1 4 - 6.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Bakanlıkta çalışan mimar ve mühendisler ile  avukatlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12099)  7.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, diyabet hastalarına yönelik çalışmalara ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12100)  8.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, verem hastalığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı  som önergesi (7/12101)  9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bazı personele yapıldığı iddia edilen uygulamalara ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı som önergesi (7/12102)  10.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Simav Devlet Hastanesindeki uzman doktor ihtiyacına  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı som önergesi (7/12103)  11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, anti-depresan ilaç kullanımına ilişkin Sağlık Bakanından  yazılı som önergesi (7/12104)  12.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız'ın, anayasa değişikliği çalışmalarına ilişkin  Başbakandan yazılı som önergesi (7/12128)  13.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Batman Cezaevindeki şartlara ilişkin Adalet  Bakanından yazılı som önergesi (7/12251)  14.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, bir soruşturmaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı  som önergesi (7/12253) •  No.: 116  6 Nisan 2010 Salı  Tasarı  1.- Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile  Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı (1/842) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Dışişleri  Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.3.2010)  Teklifler  1.- Yalova Milletvekili İlhan Evcin'in; Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Mülkiyetindeki Bir  Kısım Arazinin Yalova Üniversitesi ve İl Özel İdaresine Tahsis Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/657)  (Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.3.2010)  2.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Ayaş Organik Tarım Destekleme ve Geliştirme Enstitüsü  Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/658) (Plan ve Bütçe; Avrupa Birliği Uyum ile Tarım, Orman  ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.3.2010)  3.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir  Milletvekili Oktay Vural ile 3 Milletvekilinin; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/659) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve  Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.3.2010)  TBMM B: 82  Tezkereler  6 . 4 . 2 0 1 0  1.- Mardin Milletvekili Emine Ayna'nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1147) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  2.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik ve Mardin Milletvekili Emine Ayna'nın Yasama  Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1148) (Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  3.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Mardin Milletvekili Emine Ayna'nın Yasama  Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1149) (Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  4.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1150) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  5.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata ve Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in Yasama  Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1151) (Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  6.- Batman Milletvekilleri Bengi Yıldız ve Ayla Akat Ata'nın Yasama Dokunulmazlıklarının  Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1152) (Anayasa ve Adalet Komisyonları  Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  7.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1153) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Sinop Milletvekili Engin Altay ve 31 Milletvekilinin, eğitim fakülteleri mezunlarının  istihdamındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/654) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.03.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, askerlik hizmetini Doğu  ve Güneydoğu Anadolu'da yapan kişilerin travma geçirdiği iddialarının araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/655)  (Başkanlığa geliş tarihi: 23.02.2010)  3.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 Milletvekilinin, Edirne'de yaşanan su taşkınları  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/656) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 Milletvekilinin, Bulgaristan Türklerinin ülkemizde ve  Bulgaristan'da yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/657) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  - 5 1 5 -
Sayfa 22 -
TBMM B: 82  Tezkereler  6 . 4 . 2 0 1 0  1.- Mardin Milletvekili Emine Ayna'nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1147) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  2.- Siirt Milletvekili Osman Özçelik ve Mardin Milletvekili Emine Ayna'nın Yasama  Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1148) (Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  3.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Mardin Milletvekili Emine Ayna'nın Yasama  Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1149) (Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  4.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1150) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  5.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata ve Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in Yasama  Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1151) (Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  6.- Batman Milletvekilleri Bengi Yıldız ve Ayla Akat Ata'nın Yasama Dokunulmazlıklarının  Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1152) (Anayasa ve Adalet Komisyonları  Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  7.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında  Başbakanlık Tezkeresi (3/1153) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma  Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 01.04.2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Sinop Milletvekili Engin Altay ve 31 Milletvekilinin, eğitim fakülteleri mezunlarının  istihdamındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/654) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.03.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, askerlik hizmetini Doğu  ve Güneydoğu Anadolu'da yapan kişilerin travma geçirdiği iddialarının araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/655)  (Başkanlığa geliş tarihi: 23.02.2010)  3.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 Milletvekilinin, Edirne'de yaşanan su taşkınları  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/656) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 Milletvekilinin, Bulgaristan Türklerinin ülkemizde ve  Bulgaristan'da yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/657) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  - 5 1 5 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82'nci Birleşimini açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda  bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin  salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen  üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa  ulaştırmalarını rica ediyorum.  Yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz kadınların belediye meclislerine seçme ve seçilme hakkını kazanmalarının  80'inci yıldönümü münasebetiyle söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Canan Antman'a aittir.  Buyurun Sayın Arıtman. (CHP sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  1.-İzmir Milletvekili Canan Arıtman 'ın, Türk kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme  hakkını tanıyan yasanın kabul edilişinin 80'inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması  CANAN ARITMAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Nisan 2010 tarihi, Türk  kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını tanıyan yasanın kabul edilişinin 80'inci  yıl dönümüdür.  Atatürk gerçek anlamda çağdaş, demokratik ve sürdürülebilir kalkınması olan bir ülke  hedeflediği için kadın-erkek eşitliğini bir devlet politikası olarak yaşama geçirdi. Cumhuriyetin daha  ilk on yılında yapılan devrimler aslında bir kadın devrimidir ve bu nedenledir ki Atatürk, yüzyılın en  büyük kadın hakları savunucusu olmuştur. Atatürk, Türk kadınını cumhuriyet devriminin odağı,  öznesi yaptı, kadınları yükselterek cumhuriyeti kurdu. Dünyada kadının statüsünün yükseltilmesinin  bir uygarlık aşaması olduğunu görebilen nadir liderlerden biri Atatürk'tür. Ünlü ozanımız Nazım  Hikmet'in dizelerindeki gibi, "Sofradaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve sanki hiç yaşamamışçasına  ölen kadınlarımız..." Bizim kadınlarımız Atatürk'ün sayesinde bir neslin kafeslerin ardından Millet  Meclisi kürsüsüne çıkışını gördü. Kadınlarımız 1930'larda yerel seçimlerde, 1934'te milletvekili  seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kazandığında dünyada sadece on yedi ülke kadınının siyasal  - 5 1 6 - 6 Nisan 2010 Salı  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 15.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun Tüfekçi (Konya)
Sayfa 23 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82'nci Birleşimini açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda  bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin  salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen  üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa  ulaştırmalarını rica ediyorum.  Yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz kadınların belediye meclislerine seçme ve seçilme hakkını kazanmalarının  80'inci yıldönümü münasebetiyle söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Canan Antman'a aittir.  Buyurun Sayın Arıtman. (CHP sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  1.-İzmir Milletvekili Canan Arıtman 'ın, Türk kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme  hakkını tanıyan yasanın kabul edilişinin 80'inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması  CANAN ARITMAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Nisan 2010 tarihi, Türk  kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını tanıyan yasanın kabul edilişinin 80'inci  yıl dönümüdür.  Atatürk gerçek anlamda çağdaş, demokratik ve sürdürülebilir kalkınması olan bir ülke  hedeflediği için kadın-erkek eşitliğini bir devlet politikası olarak yaşama geçirdi. Cumhuriyetin daha  ilk on yılında yapılan devrimler aslında bir kadın devrimidir ve bu nedenledir ki Atatürk, yüzyılın en  büyük kadın hakları savunucusu olmuştur. Atatürk, Türk kadınını cumhuriyet devriminin odağı,  öznesi yaptı, kadınları yükselterek cumhuriyeti kurdu. Dünyada kadının statüsünün yükseltilmesinin  bir uygarlık aşaması olduğunu görebilen nadir liderlerden biri Atatürk'tür. Ünlü ozanımız Nazım  Hikmet'in dizelerindeki gibi, "Sofradaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve sanki hiç yaşamamışçasına  ölen kadınlarımız..." Bizim kadınlarımız Atatürk'ün sayesinde bir neslin kafeslerin ardından Millet  Meclisi kürsüsüne çıkışını gördü. Kadınlarımız 1930'larda yerel seçimlerde, 1934'te milletvekili  seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kazandığında dünyada sadece on yedi ülke kadınının siyasal  - 5 1 6 - 6 Nisan 2010 Salı  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 15.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun Tüfekçi (Konya)  TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 1 7 - hakkı vardı ve kadın parlamenter oranıyla dünyada 2'nci sıradaydık, bugün ise 136'ncı sıradayız.  Avrupa sıralamasında ise liste sonuncusuyuz. Yerel parlamentolardaki kadın oranlarımızla, dünya  sıralamasında sondan 8'inci sıradayız, kadın belediye başkanı oranıyla sondan 3'üncü sıradayız,  Avrupa sıralamasında ise yine liste sonuncusuyuz.  Değerli milletvekilleri, siz kadınları yok saydığınız içindir ki biz burada onların derdini,  sorununu dile getirmeye çalışıyoruz. Bir kadın parlamenteri, kadının siyasal hakları konusunda,  bugün siyasette olmaması konusunda burada derdini anlatmaya çalışırken dinlememeniz büyük bir  saygısızlıktır, sizleri kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  Bakın, yerel parlamentolar için şahsi katılım hakkını kazandıktan seksen yıl sonra geldiğimiz  nokta hazindir. Kadın belediye başkanı oranımız sadece binde 8'dir. Seksen yılda yüzde 1 bile  olamadık, bir arpa boyu bile yol alamadık.  Belediye meclislerindeki kadın üye oranı yüzde 4,5; il genel meclislerinde yüzde 3,5'tur. 81  ilimizin 39'unun il genel meclisinde hiç kadın üye yoktur. Meclislerimiz erkek meclisidir. Dolayısıyla  demokrasimiz de erkek demokrasisidir, dolayısıyla da ayıplı demokrasidir. Bu ayıp gözüküyor burada  ama 21 'inci yüzyılın Türkiye'si bu ayıptan bir an önce kurtulmalıdır.  Bakın, ülkemizde kadın belediye başkanı oranı yüzde 1 bile değilken AB ülkelerinde her 5 yerel  yöneticiden l ' i kadındır. Komşumuz Yunanistan'da yerel parlamentoda kadın oranı yüzde 47 iken  Kostarika'da, örneğin, yüzde 72,5'tur, bizde sadece yüzde 4'tür. 2007 seçimlerinde kadın oranının  yüzde 4,5'tan yüzde 9'a çıkmasıyla sevinenler, övünenler sadece iki yıl sonraki yerel seçimde yine  yüzde 4 'e düşen oranlarla umarım ayılmışlardır. Bugün dünyadaki cinsiyet eşitliği raporlarında liste  sonlarında yer alan Türkiye'nin kadına yönelik şiddette liste başı olması tesadüfi değildir. Aile içi  şiddet nedeniyle öldürülen kadın sayısının AKP İktidarında yüzde 1.400 oranında artmış olması da  nedensiz değildir. Kadın-erkek eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadan, nüfusun ve  seçmenlerin yarısını oluşturan kadınların siyasete adil ve eşit katılımı sağlanmadan çağdaş demokrasi  ve kalkınma hedefine ulaşılamaz. Günümüzde kadınların talep ettiği salt eşitlik değildir. Bu bir  demokrasi talebidir. AKP İktidarı, yok "Demokratik açılım.", yok "Demokratik Anayasa.",  "Hazmettireceğim.", "Hap yapıp yutturacağım." diyor. Kadını hedeflemeyen, odağında kadın  olmayan açılımların hiçbirisinin demokrasiyle alakası yoktur. Tüm bunlar koskoca bir aldatmacadan  ibarettir. Zaten demokrasiyi amaç değil araç olarak görenlerin hedefi de demokrasi değildir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  CANAN ARITMAN (Devamla) - Cumhuriyet tarihimiz boyunca gerçek anlamdaki tek  demokratik açılım Atatürk'ün yaptığı cumhuriyet devrimidir. Onu yıkmak isteyenlerin yaptığı  Anayasa hapını bu millet yutmayacaktır. Kadınlarımız, "Ananı da al, git." diyenlere "Erkek  meclislerde yaptığın anayasanı da al, git." diyeceklerdir.  Saygılar sunanm. Sayın Başkana teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Arıtman.
Sayfa 24 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 1 7 - hakkı vardı ve kadın parlamenter oranıyla dünyada 2'nci sıradaydık, bugün ise 136'ncı sıradayız.  Avrupa sıralamasında ise liste sonuncusuyuz. Yerel parlamentolardaki kadın oranlarımızla, dünya  sıralamasında sondan 8'inci sıradayız, kadın belediye başkanı oranıyla sondan 3'üncü sıradayız,  Avrupa sıralamasında ise yine liste sonuncusuyuz.  Değerli milletvekilleri, siz kadınları yok saydığınız içindir ki biz burada onların derdini,  sorununu dile getirmeye çalışıyoruz. Bir kadın parlamenteri, kadının siyasal hakları konusunda,  bugün siyasette olmaması konusunda burada derdini anlatmaya çalışırken dinlememeniz büyük bir  saygısızlıktır, sizleri kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  Bakın, yerel parlamentolar için şahsi katılım hakkını kazandıktan seksen yıl sonra geldiğimiz  nokta hazindir. Kadın belediye başkanı oranımız sadece binde 8'dir. Seksen yılda yüzde 1 bile  olamadık, bir arpa boyu bile yol alamadık.  Belediye meclislerindeki kadın üye oranı yüzde 4,5; il genel meclislerinde yüzde 3,5'tur. 81  ilimizin 39'unun il genel meclisinde hiç kadın üye yoktur. Meclislerimiz erkek meclisidir. Dolayısıyla  demokrasimiz de erkek demokrasisidir, dolayısıyla da ayıplı demokrasidir. Bu ayıp gözüküyor burada  ama 21 'inci yüzyılın Türkiye'si bu ayıptan bir an önce kurtulmalıdır.  Bakın, ülkemizde kadın belediye başkanı oranı yüzde 1 bile değilken AB ülkelerinde her 5 yerel  yöneticiden l ' i kadındır. Komşumuz Yunanistan'da yerel parlamentoda kadın oranı yüzde 47 iken  Kostarika'da, örneğin, yüzde 72,5'tur, bizde sadece yüzde 4'tür. 2007 seçimlerinde kadın oranının  yüzde 4,5'tan yüzde 9'a çıkmasıyla sevinenler, övünenler sadece iki yıl sonraki yerel seçimde yine  yüzde 4 'e düşen oranlarla umarım ayılmışlardır. Bugün dünyadaki cinsiyet eşitliği raporlarında liste  sonlarında yer alan Türkiye'nin kadına yönelik şiddette liste başı olması tesadüfi değildir. Aile içi  şiddet nedeniyle öldürülen kadın sayısının AKP İktidarında yüzde 1.400 oranında artmış olması da  nedensiz değildir. Kadın-erkek eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadan, nüfusun ve  seçmenlerin yarısını oluşturan kadınların siyasete adil ve eşit katılımı sağlanmadan çağdaş demokrasi  ve kalkınma hedefine ulaşılamaz. Günümüzde kadınların talep ettiği salt eşitlik değildir. Bu bir  demokrasi talebidir. AKP İktidarı, yok "Demokratik açılım.", yok "Demokratik Anayasa.",  "Hazmettireceğim.", "Hap yapıp yutturacağım." diyor. Kadını hedeflemeyen, odağında kadın  olmayan açılımların hiçbirisinin demokrasiyle alakası yoktur. Tüm bunlar koskoca bir aldatmacadan  ibarettir. Zaten demokrasiyi amaç değil araç olarak görenlerin hedefi de demokrasi değildir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  CANAN ARITMAN (Devamla) - Cumhuriyet tarihimiz boyunca gerçek anlamdaki tek  demokratik açılım Atatürk'ün yaptığı cumhuriyet devrimidir. Onu yıkmak isteyenlerin yaptığı  Anayasa hapını bu millet yutmayacaktır. Kadınlarımız, "Ananı da al, git." diyenlere "Erkek  meclislerde yaptığın anayasanı da al, git." diyeceklerdir.  Saygılar sunanm. Sayın Başkana teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Arıtman.  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 1 8 - V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) ÇEŞİTLİ İŞLER  I.- Genel Kurulu ziyaret eden Hollanda Senato Başkanı Rene van der Linden 'e Başkanlıkça  "Hoş geldiniz " denilmesi  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali  Şahin'in resmî davetlisi olarak ülkemizi ziyaret etmekte olan Hollanda Senato Başkanı Sayın Rene  van der Linden Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir. Kendilerine yüce Meclisimiz adına hoş geldiniz  diyorum. (Alkışlar)  Gündem dışı ikinci söz Öldürülen Gazeteciler Günü münasebetiyle söz isteyen İstanbul  Milletvekili Sayın Sebahat Tuncel'e aittir.  Buyurun Sayın Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel 'in, Öldürülen Gazeteciler Günü 'ne ilişkin gündem dışı  konuşması  SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 6 Nisan Öldürülen  Gazeteciler Günü vesilesiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  1909 yılının 6 Nisan'ında Serbesti gazetesinin hem Başyazarı olan hem de Yazı İşleri Müdürü  olan Hasan Fehmi İstanbul'da Galata Köprüsü'nde kurşunlanarak yaşamını yitirmiştir. Ölümüne  neden olan şey, dönemin iktidarını eleştirmek, İttihat ve Terakkiye karşı eleştirileri sunmak olan bu  gazeteci ilk öldürülen kişi olması vesilesiyle 6 Nisan, Öldürülen Gazeteciler Günü olarak ilan  edilmiştir. Ama ne yazık ki bu ilk olarak kalmamış, Türkiye'de 1909'dan bugüne 83 gazeteci, muhalif  gazeteci öldürülmüştür. Bugüne kadar birçok gazetecinin failleri de yakalanmış değildir.  Sabahattin Ali, Adem Yavuz, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Musa  Anter, Hüseyin Deniz, Ferhat Tepe, Muzaffer Akkuş, Metin Göktepe, Ayşe Sağlam, Ahmet Taner  Kışlalı, Hrant Dink, Engin Ceber bu 83 arkadaştan, 83 gazeteciden bir kısmıdır. Ne yazık ki bu  gazetecilerin bugüne kadar ne failleri ortaya çıkartılmış ne de yargılanmıştır. Özellikle muhalif olması  itibarıyla bir yandan Türkiye siyasetine muhalif olan kişiler 90'h yıllara kadar sol, sosyalist olduğu  için ya da komünist olduğu için eleştirilmiş ve ölüm fermanları çıkartılmıştır bir şekilde ne yazık ki,  90'h yıllarda da özellikle Kürt coğrafyasında yoğun bir baskıyla karşı karşıya kalmıştır. Otuz yıldır  yaşanan savaşın belki de en büyük bedelini bu dönemde yaşamıştır gazeteciler. Sadece gazeteciler  değil, aslında o dönem dağıtım yapan birçok kişi de ne yazık ki yaşamından olmuştur. En son Azadiya  Welat gazetesi Adana çalışanı Adana'da portakal ağacına asılı olarak bulunmuş. Metin Alataş aslında  daha önce tehdit edildiğini, gözaltına alındığını, dövüldüğünü ifade etmiş, savcılığa da başvurmuş  ama ne yazık ki gereken işlemler yapılmamış, birkaç gün sonra da ölüsü bulunmuştur.  Türkiye'de basın özgürlüğü, ne yazık ki bu gösterilen örneklerle de ciddi problem yaşamaktadır.  Ne zaman ki muhalif olan bir basın varsa onlar kapatılmış, baskı altına alınmış, siyaseten iş yapamaz  noktaya getirilmiş. Özellikle Kürt basını bundan nasibini alanlardan birisidir. Özgür Gündem, Özgür  Ülke, Gündem gazeteleri çok sık aralıklarla kapatılmış, Türkiye'de tek Kürtçe yayın yapan günlük  gazete Azadiya Welat da 2006'dan bugüne 7 kez kapatılmıştır, yayın yönetmenine de beş yüz yirmi  beş yıl ceza istenmektedir. Daha önceki yayın yönetmenlerinin birçoğu da ceza almış durumdadır. Bu
Sayfa 25 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 1 8 - V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) ÇEŞİTLİ İŞLER  I.- Genel Kurulu ziyaret eden Hollanda Senato Başkanı Rene van der Linden 'e Başkanlıkça  "Hoş geldiniz " denilmesi  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali  Şahin'in resmî davetlisi olarak ülkemizi ziyaret etmekte olan Hollanda Senato Başkanı Sayın Rene  van der Linden Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir. Kendilerine yüce Meclisimiz adına hoş geldiniz  diyorum. (Alkışlar)  Gündem dışı ikinci söz Öldürülen Gazeteciler Günü münasebetiyle söz isteyen İstanbul  Milletvekili Sayın Sebahat Tuncel'e aittir.  Buyurun Sayın Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel 'in, Öldürülen Gazeteciler Günü 'ne ilişkin gündem dışı  konuşması  SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 6 Nisan Öldürülen  Gazeteciler Günü vesilesiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  1909 yılının 6 Nisan'ında Serbesti gazetesinin hem Başyazarı olan hem de Yazı İşleri Müdürü  olan Hasan Fehmi İstanbul'da Galata Köprüsü'nde kurşunlanarak yaşamını yitirmiştir. Ölümüne  neden olan şey, dönemin iktidarını eleştirmek, İttihat ve Terakkiye karşı eleştirileri sunmak olan bu  gazeteci ilk öldürülen kişi olması vesilesiyle 6 Nisan, Öldürülen Gazeteciler Günü olarak ilan  edilmiştir. Ama ne yazık ki bu ilk olarak kalmamış, Türkiye'de 1909'dan bugüne 83 gazeteci, muhalif  gazeteci öldürülmüştür. Bugüne kadar birçok gazetecinin failleri de yakalanmış değildir.  Sabahattin Ali, Adem Yavuz, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Musa  Anter, Hüseyin Deniz, Ferhat Tepe, Muzaffer Akkuş, Metin Göktepe, Ayşe Sağlam, Ahmet Taner  Kışlalı, Hrant Dink, Engin Ceber bu 83 arkadaştan, 83 gazeteciden bir kısmıdır. Ne yazık ki bu  gazetecilerin bugüne kadar ne failleri ortaya çıkartılmış ne de yargılanmıştır. Özellikle muhalif olması  itibarıyla bir yandan Türkiye siyasetine muhalif olan kişiler 90'h yıllara kadar sol, sosyalist olduğu  için ya da komünist olduğu için eleştirilmiş ve ölüm fermanları çıkartılmıştır bir şekilde ne yazık ki,  90'h yıllarda da özellikle Kürt coğrafyasında yoğun bir baskıyla karşı karşıya kalmıştır. Otuz yıldır  yaşanan savaşın belki de en büyük bedelini bu dönemde yaşamıştır gazeteciler. Sadece gazeteciler  değil, aslında o dönem dağıtım yapan birçok kişi de ne yazık ki yaşamından olmuştur. En son Azadiya  Welat gazetesi Adana çalışanı Adana'da portakal ağacına asılı olarak bulunmuş. Metin Alataş aslında  daha önce tehdit edildiğini, gözaltına alındığını, dövüldüğünü ifade etmiş, savcılığa da başvurmuş  ama ne yazık ki gereken işlemler yapılmamış, birkaç gün sonra da ölüsü bulunmuştur.  Türkiye'de basın özgürlüğü, ne yazık ki bu gösterilen örneklerle de ciddi problem yaşamaktadır.  Ne zaman ki muhalif olan bir basın varsa onlar kapatılmış, baskı altına alınmış, siyaseten iş yapamaz  noktaya getirilmiş. Özellikle Kürt basını bundan nasibini alanlardan birisidir. Özgür Gündem, Özgür  Ülke, Gündem gazeteleri çok sık aralıklarla kapatılmış, Türkiye'de tek Kürtçe yayın yapan günlük  gazete Azadiya Welat da 2006'dan bugüne 7 kez kapatılmıştır, yayın yönetmenine de beş yüz yirmi  beş yıl ceza istenmektedir. Daha önceki yayın yönetmenlerinin birçoğu da ceza almış durumdadır. Bu  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 1 9 - bile aslında Türkiye'de basın özgürlüğünün ne durumda olduğunu gösteriyor. Siyasi iktidarın da bu  konudaki yaklaşımları ciddi bir problemdir. Geçenlerde Sayın Başbakanın İstanbul'da sanatçılara  verdiği yemekte bütün basın, ulusal basından herkes davet edilirken, Dicle Haber Ajansının  muhabirleri özellikle seçilerek "Siz bu toplantıyı izleyemezsiniz" diyerek dışarı çıkartılmıştır. Sayın  Başbakana sorduk, bunun nedeni nedir, neden Dicle Haber Ajansına yönelik böyle bir saldırı vardır?  Henüz cevabını ifade etmedi ama bu bile aslında hâlâ günümüzde bile Kürt basınına yönelik, özgür  basına yönelik saldırıların boyutunu göstermektedir. Ne zaman ki iktidarın, muhalefetin basını  olmayan, bu konuda özgür basıncılıkta ısrar eden, özellikle dürüst, etik, halkın doğru haber alma  hakkını savunan ve bunun için mücadele eden birçok gazetecinin ne yazık ki bu ya hayatına mal  olmuş ya da onlarca yıl cezaevinde kalmak durumunda kalmışlardır. Bunun bir kader olmadığım,  özellikle burada görevli bulunan siyasi partilerin mensuplarının bu işe dur demesi gerekiyor. Eğer  bugün, işte iktidar partisinin, basın iktidarın yayın organı olacaksa ya da bir grup, siyasi grubun yayın  organı olacaksa basın özgürlüğünden nasıl bahsedeceğiz, demokrasiden nasıl bahsedeceğiz?  Basının tabii ki görevi halkın haber alma, dürüst, etik haber alma ihtiyacını karşılamaktır. Bu  yapılmadığı sürece de Türkiye'de gerçek anlamda bir demokrasinin, gerçek anlamda bir özgürlüğün  olması mümkün değildir. Hele bugünlerde, demokratikleşme tartışmasını yaptığımız bir dönemde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SEBAHAT TUNCEL (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Demokratikleşme tartışmalarının olduğu bir dönemde basın özgürlüğü mutlaka ele alınması  gereken bir durumdur. Ben, 6 Nisan vesilesiyle, bugüne kadar gazetecilik alanında mücadele eden ve  mücadele ederken yaşamını yitiren bütün gazetecileri bir kez daha anıyorum ve umuyorum ki Hrant  Dink'ten Musa Anter'e, Engin Ceber'e, Abdi İpekçi'ye, bunların sorumluları bir an önce yargılanır.  Ama ne yazık ki Türkiye'de tuhaf bir durum var; katilleri kahraman ilan eden bir ülke! Bu anlayıştan  vazgeçilmediği sürece Türkiye'de çok değişim olmayacaktır. Türkiye'de katiller yargılanmalıdır,  katiller kahraman ilan edilmemelidir.  Bu, Türkiye toplumunun vicdanın da bir görevidir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tuncel.  Gündem dışı üçüncü söz, 10 Nisan Polis Günü münasebetiyle söz isteyen Gaziantep Milletvekili  Sayın Hasan Özdemir'e aittir.  Buyurun Sayın Özdemir. (MHP sıralarından alkışlar)  3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ve Polis Günü 'ne ilişkin gündem dışı konuşması  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mensubu olmaktan  gurur duyduğum Türk polis teşkilatımızın kuruluşunun 165'inci yıl dönümü nedeniyle şahsım adına  gündem dışı söz almış bulunuyorum.  Dün Kütahya'da görevi başında şehit edilen polis memuru kardeşim Melih Çimen'e Allah'tan  rahmet diliyorum ve kederli ailesine ve emniyet teşkilatına başsağlığı diliyorum.  Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayfa 26 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 1 9 - bile aslında Türkiye'de basın özgürlüğünün ne durumda olduğunu gösteriyor. Siyasi iktidarın da bu  konudaki yaklaşımları ciddi bir problemdir. Geçenlerde Sayın Başbakanın İstanbul'da sanatçılara  verdiği yemekte bütün basın, ulusal basından herkes davet edilirken, Dicle Haber Ajansının  muhabirleri özellikle seçilerek "Siz bu toplantıyı izleyemezsiniz" diyerek dışarı çıkartılmıştır. Sayın  Başbakana sorduk, bunun nedeni nedir, neden Dicle Haber Ajansına yönelik böyle bir saldırı vardır?  Henüz cevabını ifade etmedi ama bu bile aslında hâlâ günümüzde bile Kürt basınına yönelik, özgür  basına yönelik saldırıların boyutunu göstermektedir. Ne zaman ki iktidarın, muhalefetin basını  olmayan, bu konuda özgür basıncılıkta ısrar eden, özellikle dürüst, etik, halkın doğru haber alma  hakkını savunan ve bunun için mücadele eden birçok gazetecinin ne yazık ki bu ya hayatına mal  olmuş ya da onlarca yıl cezaevinde kalmak durumunda kalmışlardır. Bunun bir kader olmadığım,  özellikle burada görevli bulunan siyasi partilerin mensuplarının bu işe dur demesi gerekiyor. Eğer  bugün, işte iktidar partisinin, basın iktidarın yayın organı olacaksa ya da bir grup, siyasi grubun yayın  organı olacaksa basın özgürlüğünden nasıl bahsedeceğiz, demokrasiden nasıl bahsedeceğiz?  Basının tabii ki görevi halkın haber alma, dürüst, etik haber alma ihtiyacını karşılamaktır. Bu  yapılmadığı sürece de Türkiye'de gerçek anlamda bir demokrasinin, gerçek anlamda bir özgürlüğün  olması mümkün değildir. Hele bugünlerde, demokratikleşme tartışmasını yaptığımız bir dönemde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SEBAHAT TUNCEL (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Demokratikleşme tartışmalarının olduğu bir dönemde basın özgürlüğü mutlaka ele alınması  gereken bir durumdur. Ben, 6 Nisan vesilesiyle, bugüne kadar gazetecilik alanında mücadele eden ve  mücadele ederken yaşamını yitiren bütün gazetecileri bir kez daha anıyorum ve umuyorum ki Hrant  Dink'ten Musa Anter'e, Engin Ceber'e, Abdi İpekçi'ye, bunların sorumluları bir an önce yargılanır.  Ama ne yazık ki Türkiye'de tuhaf bir durum var; katilleri kahraman ilan eden bir ülke! Bu anlayıştan  vazgeçilmediği sürece Türkiye'de çok değişim olmayacaktır. Türkiye'de katiller yargılanmalıdır,  katiller kahraman ilan edilmemelidir.  Bu, Türkiye toplumunun vicdanın da bir görevidir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tuncel.  Gündem dışı üçüncü söz, 10 Nisan Polis Günü münasebetiyle söz isteyen Gaziantep Milletvekili  Sayın Hasan Özdemir'e aittir.  Buyurun Sayın Özdemir. (MHP sıralarından alkışlar)  3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ve Polis Günü 'ne ilişkin gündem dışı konuşması  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mensubu olmaktan  gurur duyduğum Türk polis teşkilatımızın kuruluşunun 165'inci yıl dönümü nedeniyle şahsım adına  gündem dışı söz almış bulunuyorum.  Dün Kütahya'da görevi başında şehit edilen polis memuru kardeşim Melih Çimen'e Allah'tan  rahmet diliyorum ve kederli ailesine ve emniyet teşkilatına başsağlığı diliyorum.  Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  TBMM B : 82 6 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 2 0 - Emniyet teşkilatımızın kuruluşunun 165'inci yıl dönümü nedeniyle tüm meslektaşlarımın Polis  Bayramı'nı kutluyor, yuvalarında aileleriyle birlikte sağlıklı ve mutlu bir yaşam, meslek hayatlarında  üstün başarılar diliyorum. Bu vesileyle, şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize ve  emeklilerimize uzun ömür diliyorum.  Türk polis teşkilatı 10 Nisan 1845 yılında kurulduktan sonra şan ve şerefle yazdığı mazisi,  yasalardan aldığı güç ve milletimizden aldığı destekle birleşerek ülkemizin birliği, huzur ve  güvenliğini korumayı başarmış büyük, güçlü bir teşkilattır. Bu amacını gerçekleştirmek için "insan  odaklı hizmet" anlayışını benimseyerek güvenlik hizmetlerini çağın teknolojisiyle donatmıştır. Bu  konumuyla sadece Türkiye sınırları içerisinde değil dünyada saygın yerini almış olmanın haklı  gururunu taşımaktadır.  Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte bilişim suçları da yaygınlaşmış, çağımızda mali suçlar, kredi  kartıyla ilgili İnternet üzerinden işlenen suçlar, terörle mücadele, organize suçlar, asayiş, narkotik  suç ve suçlularla mücadeledeki üstün araştırmalarda polisimizin modern teknolojinin gereklerine  uygun donanıma kavuşturulması büyük önem taşımıştır. Bu konuda destek olanlara Meclis huzurunda  teşekkür ediyorum. Hizmet anlayışı, eğitim kalitesi, nitelikli personeli, MOBESE sisteminin  kullanımı, bilgi teknolojisi kullanımı emniyet teşkilatımızın başarısını daha da artırmıştır ancak yeterli  değildir, vatandaşımızın huzur ve güvenliği için emniyet teşkilatına ayrılan kaynakların daha da  güçlenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, suç işlenmesinin önlenmesi ve suçluların  yakalanabilmesinde halk desteğinin önemi büyüktür. Daha güzel günler için polis-vatandaş daha  fazla el ele olmalıdır. Tüm bunların yanında, yasama ve yürütmenin de böylesine önemli bir görevi  üstlenmiş polislerimizin gerek görevleriyle ilgili yasal düzenlemelerde gerekse özlük haklanna ilişkin  olarak destek olması şarttır.  Eski bir polis müdürü, vali ve Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili olarak bu kürsüden üçüncü  kez Polis Bayramı nedeniyle sesleniyomm: Artık polisimizin zor çalışma koşullarından, ekonomik  zorluklardan bahsetmeyeceğim, bunlar bilinmektedir. Tedbir almak ve problemleri acilen çözmek  gerekir, bu da Hükümetin görevidir, bu konuda biz kendilerine tamamen destek oluruz.  Bu amaçla, emniyet teşkilatı mensuplarımızın çalışma koşullarındaki zorluklar ve özlük haklan  bakımından alınacak önlemleri tespit etmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  sunmuş olduğum Meclis araştırma önergesi de bu hafta perşembe günü Meclis Genel Kumlunda  görüşülecek olup kabulü yönünde tüm milletvekillerimizden destek bekliyomz.  Bununla birlikte, bugün bu kürsüden, polislerimizin özlük haklan ve maaşlarının iyileştirilmesi  için vermiş olduğum ve ana komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna, tali komisyon olarak  İçişleri Komisyonuna sevk edilen Devlet Memurları Kanunu, Emniyet Teşkilatı Kanunu ile  Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında  Kanun Teklifi'min bir an önce Meclis gündemine alınması için çağrıda bulunmak istiyorum. İktidarı  ve muhalefetiyle el birliği içerisinde polisimizin mali problemlerini çözmeliyiz; bu basan ise Türkiye  Büyük Millet Meclisindeki tüm milletvekillerinin olacaktır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HASAN ÖZDEMİR (Devamla) - Değerli milletvekilleri, böylece Hükümetin terörden,  ekonomik kriz ve işsizlikten bunalmış bir toplumun huzur ve güvenliğini sağlamak için gece gündüz  görevi başındaki polislere verdiği desteği göstereceğini bekliyomm.
Sayfa 27 -
TBMM B : 82 6 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 2 0 - Emniyet teşkilatımızın kuruluşunun 165'inci yıl dönümü nedeniyle tüm meslektaşlarımın Polis  Bayramı'nı kutluyor, yuvalarında aileleriyle birlikte sağlıklı ve mutlu bir yaşam, meslek hayatlarında  üstün başarılar diliyorum. Bu vesileyle, şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize ve  emeklilerimize uzun ömür diliyorum.  Türk polis teşkilatı 10 Nisan 1845 yılında kurulduktan sonra şan ve şerefle yazdığı mazisi,  yasalardan aldığı güç ve milletimizden aldığı destekle birleşerek ülkemizin birliği, huzur ve  güvenliğini korumayı başarmış büyük, güçlü bir teşkilattır. Bu amacını gerçekleştirmek için "insan  odaklı hizmet" anlayışını benimseyerek güvenlik hizmetlerini çağın teknolojisiyle donatmıştır. Bu  konumuyla sadece Türkiye sınırları içerisinde değil dünyada saygın yerini almış olmanın haklı  gururunu taşımaktadır.  Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte bilişim suçları da yaygınlaşmış, çağımızda mali suçlar, kredi  kartıyla ilgili İnternet üzerinden işlenen suçlar, terörle mücadele, organize suçlar, asayiş, narkotik  suç ve suçlularla mücadeledeki üstün araştırmalarda polisimizin modern teknolojinin gereklerine  uygun donanıma kavuşturulması büyük önem taşımıştır. Bu konuda destek olanlara Meclis huzurunda  teşekkür ediyorum. Hizmet anlayışı, eğitim kalitesi, nitelikli personeli, MOBESE sisteminin  kullanımı, bilgi teknolojisi kullanımı emniyet teşkilatımızın başarısını daha da artırmıştır ancak yeterli  değildir, vatandaşımızın huzur ve güvenliği için emniyet teşkilatına ayrılan kaynakların daha da  güçlenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, suç işlenmesinin önlenmesi ve suçluların  yakalanabilmesinde halk desteğinin önemi büyüktür. Daha güzel günler için polis-vatandaş daha  fazla el ele olmalıdır. Tüm bunların yanında, yasama ve yürütmenin de böylesine önemli bir görevi  üstlenmiş polislerimizin gerek görevleriyle ilgili yasal düzenlemelerde gerekse özlük haklanna ilişkin  olarak destek olması şarttır.  Eski bir polis müdürü, vali ve Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili olarak bu kürsüden üçüncü  kez Polis Bayramı nedeniyle sesleniyomm: Artık polisimizin zor çalışma koşullarından, ekonomik  zorluklardan bahsetmeyeceğim, bunlar bilinmektedir. Tedbir almak ve problemleri acilen çözmek  gerekir, bu da Hükümetin görevidir, bu konuda biz kendilerine tamamen destek oluruz.  Bu amaçla, emniyet teşkilatı mensuplarımızın çalışma koşullarındaki zorluklar ve özlük haklan  bakımından alınacak önlemleri tespit etmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  sunmuş olduğum Meclis araştırma önergesi de bu hafta perşembe günü Meclis Genel Kumlunda  görüşülecek olup kabulü yönünde tüm milletvekillerimizden destek bekliyomz.  Bununla birlikte, bugün bu kürsüden, polislerimizin özlük haklan ve maaşlarının iyileştirilmesi  için vermiş olduğum ve ana komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna, tali komisyon olarak  İçişleri Komisyonuna sevk edilen Devlet Memurları Kanunu, Emniyet Teşkilatı Kanunu ile  Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında  Kanun Teklifi'min bir an önce Meclis gündemine alınması için çağrıda bulunmak istiyorum. İktidarı  ve muhalefetiyle el birliği içerisinde polisimizin mali problemlerini çözmeliyiz; bu basan ise Türkiye  Büyük Millet Meclisindeki tüm milletvekillerinin olacaktır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HASAN ÖZDEMİR (Devamla) - Değerli milletvekilleri, böylece Hükümetin terörden,  ekonomik kriz ve işsizlikten bunalmış bir toplumun huzur ve güvenliğini sağlamak için gece gündüz  görevi başındaki polislere verdiği desteği göstereceğini bekliyomm.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 1  Sözlerime son verirken, emniyet teşkilatımızın 165'inci kuruluş yıl dönümünü tekrar kutluyor,  tüm polislerimizin bayramını tebrik ediyor, üstün basanlar diliyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi  tekrar saygıyla selamlıyorum.  Teşekkür ederim. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özdemir.  60'ıncı maddeye göre iki söz talebi vardır.  Sayın Aslanoğlu, iki dakikanız var; buyurun.  VI.- AÇIKLAMALAR  Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu 'nun, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165 'inci  yıl dönümüne, Polis Günü 'ne ve Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımının Avrupa ikinciliğine ilişkin  açıklaması  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Efendim, tabii polis teşkilatımızı yürekten  kutluyorum.  Ayrıca, Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımını Avrupa ikinciliğinden dolayı yürekten  kutluyorum. Aynca, Acıbadem Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mehmet Ali Aydınlar, ciddi  ve tutarlı bir şekilde takımlanmızın desteklenmesinden dolayı büyük başanlann geleceğini görmüş.  Bu nedenle kendisine teşekkürlerimi iletiyor, başarılarının devamını diliyorum. Bir Beşiktaşlı olarak  herhangi bir kulübümüz Avrupa'da basan elde ederse hepimiz buna seviniriz.  Ben tekrar Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımını yürekten kutluyorum. (CHP ve AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Genç.. .  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ve Polis Günü 'ne ilişkin açıklaması  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Ben de polisimizin 10 Nisan Polis Günü'nü kutluyorum. Gerçekten çok zor görev gören bu  kitleye görevlerinde başarılar diliyorum. Bu uğurda görevini yaparken şehit olan polislerimize  Allah'tan rahmet diliyorum.  Ancak, AKP iktidara geldiği zaman, polisimiz, maalesef o Atatürkçülük düşüncesine bağlı, insan  sevgisine bağlı davranış ve görev yapma anlayışından uzaklaşünlmaya çalışılmaktadır. Bir defa,  kendileri, polisin maaşını artıracaklanna dair daha ilk geldiğinden beri söz verdiler, daha bugüne  kadar ciddi bir şey yapmadılar polise karşı. Ayrıca da polisin gerçek düşüncesinden saptınlıp  Atatürkçülüğe ve cumhuriyetin kuruluş felsefesine aykın davranışlar içinde olması için maalesef  başta İçişleri Bakanlığından kaynaklanan saptırmalar var. Özellikle polis kolejlerinin başına getirilen  kişilerin eğitim gördükleri yerler ve kimlerin talimatıyla buraya geldikleri de ortada. Ben AKP Tileri  özellikle ikaz ediyorum. Polisimizi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, kapandı efendim.  BAŞKAN - Sayın Genç, şimdi açıyorlar. İkişer dakika vermiştim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Devam edebilir miyim efendim?  - 5 2 1 -
Sayfa 28 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 1  Sözlerime son verirken, emniyet teşkilatımızın 165'inci kuruluş yıl dönümünü tekrar kutluyor,  tüm polislerimizin bayramını tebrik ediyor, üstün basanlar diliyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi  tekrar saygıyla selamlıyorum.  Teşekkür ederim. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özdemir.  60'ıncı maddeye göre iki söz talebi vardır.  Sayın Aslanoğlu, iki dakikanız var; buyurun.  VI.- AÇIKLAMALAR  Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu 'nun, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165 'inci  yıl dönümüne, Polis Günü 'ne ve Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımının Avrupa ikinciliğine ilişkin  açıklaması  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Efendim, tabii polis teşkilatımızı yürekten  kutluyorum.  Ayrıca, Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımını Avrupa ikinciliğinden dolayı yürekten  kutluyorum. Aynca, Acıbadem Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mehmet Ali Aydınlar, ciddi  ve tutarlı bir şekilde takımlanmızın desteklenmesinden dolayı büyük başanlann geleceğini görmüş.  Bu nedenle kendisine teşekkürlerimi iletiyor, başarılarının devamını diliyorum. Bir Beşiktaşlı olarak  herhangi bir kulübümüz Avrupa'da basan elde ederse hepimiz buna seviniriz.  Ben tekrar Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımını yürekten kutluyorum. (CHP ve AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Genç.. .  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ve Polis Günü 'ne ilişkin açıklaması  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Ben de polisimizin 10 Nisan Polis Günü'nü kutluyorum. Gerçekten çok zor görev gören bu  kitleye görevlerinde başarılar diliyorum. Bu uğurda görevini yaparken şehit olan polislerimize  Allah'tan rahmet diliyorum.  Ancak, AKP iktidara geldiği zaman, polisimiz, maalesef o Atatürkçülük düşüncesine bağlı, insan  sevgisine bağlı davranış ve görev yapma anlayışından uzaklaşünlmaya çalışılmaktadır. Bir defa,  kendileri, polisin maaşını artıracaklanna dair daha ilk geldiğinden beri söz verdiler, daha bugüne  kadar ciddi bir şey yapmadılar polise karşı. Ayrıca da polisin gerçek düşüncesinden saptınlıp  Atatürkçülüğe ve cumhuriyetin kuruluş felsefesine aykın davranışlar içinde olması için maalesef  başta İçişleri Bakanlığından kaynaklanan saptırmalar var. Özellikle polis kolejlerinin başına getirilen  kişilerin eğitim gördükleri yerler ve kimlerin talimatıyla buraya geldikleri de ortada. Ben AKP Tileri  özellikle ikaz ediyorum. Polisimizi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, kapandı efendim.  BAŞKAN - Sayın Genç, şimdi açıyorlar. İkişer dakika vermiştim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Devam edebilir miyim efendim?  - 5 2 1 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 1  BAŞKAN - Evet, şimdi bir dakikalık süreniz var.  Buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Peki.  Sayın Başkanım, özellikle polisin ekonomik durumunun düzeltilmesi için kendisine gerekli katkı  sağlanmalıdır. Ayrıca da polisin görev yapması için de siyasi iktidarın polisi rahat bırakması lazımdır.  Bana göre, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına karşı Van'da girişilen, özellikle polisin de  içinde olduğu aşağı yukarı izlenimini yaratan hareketlere polisin karıştırılmaması gerekir. Siyasi  iktidar da gücü varsa kendisi bu işlere girişsin. Maalesef, kendi çirkin aletlere polisi alet etmemesi  için de AKP'yi uyarıyorum efendim.  Yine, polisimizin 10 Nisan Günü'nü kutluyorum, başarılar diliyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Işık...  3.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya'da görevi başında hayatını kaybeden polis  memuruna ve polis teşkilatının kuruluş yıl dönümüne ilişkin açıklaması  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Ben de Kütahya'da görevi başında dün hayatını kaybederek bugün defnedilen değerli polisimize  Allah'tan rahmet dilerken, ailesine ve polis camiasına başsağlığı diliyor, polis teşkilatının  kuruluşunun yıl dönümü vesilesiyle tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Dinçer...  4.- Van Milletvekili İkram Dinçer 'in, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal 'ın,  il kongresi nedeniyle Van 'a yaptığı ziyarette meydana gelen olaylara ilişkin açıklaması  İKRAM DİNÇER (Van) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; geçtiğimiz cuma günü, Cumhuriyet Halk Partisi Genel  Başkanı Sayın Deniz Baykal partisinin il kongresi nedeniyle Van ilimize bir ziyaret  gerçekleştirmişlerdir. Bu ziyaret sırasında, hepinizin bildiği gibi, ne yazık ki istenmeyen olaylar  meydana gelmiştir.  Değerli arkadaşlarım, siyasetçileri tasvip etmemek veya herhangi bir konuda düşüncelerini ifade  etmek, demokrasilerde son derece normaldir ama bu protestoların amacını aşarak saldırıya dönüşmesi  de kabul edilemez bir tutumdur. Bunun için, Sayın Baykal'a yapılan saldırılar bizleri son derece  üzmüştür ama bizleri üzen bir diğer tutum ise CHP tarafından partimize yönelik amacını aşan  açıklamalardır. Burada Sayın Baykal'a yapılan saldırılar bizleri ne kadar üzdüyse, bu olaydan AK  PARTİ Genel Başkan Yardımcısı ve Van Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Çelik ve şahsımın ve ayrıca  teşkilatlarımızın da sorumlu tutulması bizleri aynı şekilde üzmüştür. Olaydan hemen sonra, Sayın  Çelik başta olmak üzere, benimle birlikte diğer Van milletvekili arkadaşlarımız Sayın Baykal'a  yapılan saldırıyı kınayarak üzüntülerimizi belirtmiştik. Yaşananların partimiz mensuplarıyla uzaktan  yakından bir ilgisi olmadığını ifade ettik. Kaldı ki protesto edenlerin büyük bir çoğunluğu Cumhuriyet  Halk Partisine oy veren vatandaşlarımızda cebinde CHP üye kartı bulunan vatandaşlarımız bu  protestonun içindeydiler. Bütün bu gerçeklere rağmen, bu üzücü olaydan dolayı partimizin...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 2 2 -
Sayfa 29 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 1  BAŞKAN - Evet, şimdi bir dakikalık süreniz var.  Buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Peki.  Sayın Başkanım, özellikle polisin ekonomik durumunun düzeltilmesi için kendisine gerekli katkı  sağlanmalıdır. Ayrıca da polisin görev yapması için de siyasi iktidarın polisi rahat bırakması lazımdır.  Bana göre, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına karşı Van'da girişilen, özellikle polisin de  içinde olduğu aşağı yukarı izlenimini yaratan hareketlere polisin karıştırılmaması gerekir. Siyasi  iktidar da gücü varsa kendisi bu işlere girişsin. Maalesef, kendi çirkin aletlere polisi alet etmemesi  için de AKP'yi uyarıyorum efendim.  Yine, polisimizin 10 Nisan Günü'nü kutluyorum, başarılar diliyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Işık...  3.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kütahya'da görevi başında hayatını kaybeden polis  memuruna ve polis teşkilatının kuruluş yıl dönümüne ilişkin açıklaması  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Ben de Kütahya'da görevi başında dün hayatını kaybederek bugün defnedilen değerli polisimize  Allah'tan rahmet dilerken, ailesine ve polis camiasına başsağlığı diliyor, polis teşkilatının  kuruluşunun yıl dönümü vesilesiyle tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Dinçer...  4.- Van Milletvekili İkram Dinçer 'in, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal 'ın,  il kongresi nedeniyle Van 'a yaptığı ziyarette meydana gelen olaylara ilişkin açıklaması  İKRAM DİNÇER (Van) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; geçtiğimiz cuma günü, Cumhuriyet Halk Partisi Genel  Başkanı Sayın Deniz Baykal partisinin il kongresi nedeniyle Van ilimize bir ziyaret  gerçekleştirmişlerdir. Bu ziyaret sırasında, hepinizin bildiği gibi, ne yazık ki istenmeyen olaylar  meydana gelmiştir.  Değerli arkadaşlarım, siyasetçileri tasvip etmemek veya herhangi bir konuda düşüncelerini ifade  etmek, demokrasilerde son derece normaldir ama bu protestoların amacını aşarak saldırıya dönüşmesi  de kabul edilemez bir tutumdur. Bunun için, Sayın Baykal'a yapılan saldırılar bizleri son derece  üzmüştür ama bizleri üzen bir diğer tutum ise CHP tarafından partimize yönelik amacını aşan  açıklamalardır. Burada Sayın Baykal'a yapılan saldırılar bizleri ne kadar üzdüyse, bu olaydan AK  PARTİ Genel Başkan Yardımcısı ve Van Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Çelik ve şahsımın ve ayrıca  teşkilatlarımızın da sorumlu tutulması bizleri aynı şekilde üzmüştür. Olaydan hemen sonra, Sayın  Çelik başta olmak üzere, benimle birlikte diğer Van milletvekili arkadaşlarımız Sayın Baykal'a  yapılan saldırıyı kınayarak üzüntülerimizi belirtmiştik. Yaşananların partimiz mensuplarıyla uzaktan  yakından bir ilgisi olmadığını ifade ettik. Kaldı ki protesto edenlerin büyük bir çoğunluğu Cumhuriyet  Halk Partisine oy veren vatandaşlarımızda cebinde CHP üye kartı bulunan vatandaşlarımız bu  protestonun içindeydiler. Bütün bu gerçeklere rağmen, bu üzücü olaydan dolayı partimizin...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 2 2 - TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 2 3 - BAŞKAN - Bitti, iki dakika vermiştim.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Kılıçdaroğlu.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, Van'da yapılan saldırının bazı AKP  mensupları tarafından yapıldığını, organize edildiğini...  BAŞKAN - Şimdi siz oturun, ben açacağım, sisteme girin.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yazıklar olsun yahu! Ayıp yahu!  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu...  Buyurun Sayın Kılıçdaroğlu.  5.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'nun, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz  Baykal 'a Van 'da yapılan saldırının bazı AKP mensupları tarafından organize edildiğine ilişkin  açıklaması  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Van'da yapılan saldırının bazı AKP mensupları tarafından yapıldığını -elimizde fotoğraflar var- kimlerin olduğunu biliyoruz ama biz istiyorduk ki bu işi doğrudan doğruya Van Emniyeti alsın,  çözsün, kimin kim olduğunu açıklasın ama şu ana kadar hiçbir açıklama yapılmadı. Biz hem  kimliklerini, isimlerini, olay mahallinde çekilen fotoğrafları ve videoları önümüzdeki günlerde basın  toplantısıyla açıklayacağız.  Sayın Başbakanın dün yaptığı açıklamayı da yadırgadığımızı ifade edelim. Kim olursa olsun,  hangi siyasal parti olursa olsun şiddete başvurulan bir protestonun doğru olmadığını hepimizin kabul  etmesi gerekir ama Sayın Başbakan, sanki CHP'ye karşı yapılan bir eylemi CHP bilinçli olarak  AKP'nin üstüne atıyormuş gibi bir görüntü verdi. Bu görüntü kesinlikle doğru değil.  Eğer Sayın Dinçer merak ediyorsa elimizdeki fotoğrafları veririz. AKP gençlik kollarının oradaki  başkan yardımcısı kimdir, başkanı kimdir, orada parti yöneticileri kimdir, onların ikinci başkanı  kimdir isimleriyle ve fotoğraflarıyla, olay mahallinde çekilmiş gazetecilerin fotoğraflarıyla verebiliriz.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Elitaş...  6.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz  Baykal 'ın, Van 'da kendisine karşı yapılan saldırıyla ilgili olarak, henüz olay araştırılmadan,  doğrudan doğruya AK PARTİ teşkilatına suçlamada bulunmasını yadırgadıklarına ilişkin açıklaması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Biraz önce Sayın İkram Dinçer, Van'a gelen Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına karşı  yapılan olayı hem Van milletvekilleri olarak kınadıklarını, genel başkan yardımcısını da bu konuda  kınadıklarını ifade ettiler. Ama henüz olay araştırılmadan, sıcağı sıcağına Sayın Cumhuriyet Halk  Partisi Genel Başkanının doğrudan doğruya AK PARTİ milletvekillerini ve AK PARTİ teşkilatını  karşı karşı duruma getirerek bir ithamda, bir suçlamada bulunması yadırganacak bir durum. Bunu  araştırıp, inceleyip ellerinde bir şey varsa, o belgelerde varsa, kimse, AK PARTİ'li hüviyetini üzerinde  taşıyan şahıs da bu yanlışlığı yapıyorsa cezasını çekmelidir. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Tamam, öyle söyleyin.
Sayfa 30 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 2 3 - BAŞKAN - Bitti, iki dakika vermiştim.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Kılıçdaroğlu.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, Van'da yapılan saldırının bazı AKP  mensupları tarafından yapıldığını, organize edildiğini...  BAŞKAN - Şimdi siz oturun, ben açacağım, sisteme girin.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yazıklar olsun yahu! Ayıp yahu!  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu...  Buyurun Sayın Kılıçdaroğlu.  5.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'nun, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz  Baykal 'a Van 'da yapılan saldırının bazı AKP mensupları tarafından organize edildiğine ilişkin  açıklaması  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Van'da yapılan saldırının bazı AKP mensupları tarafından yapıldığını -elimizde fotoğraflar var- kimlerin olduğunu biliyoruz ama biz istiyorduk ki bu işi doğrudan doğruya Van Emniyeti alsın,  çözsün, kimin kim olduğunu açıklasın ama şu ana kadar hiçbir açıklama yapılmadı. Biz hem  kimliklerini, isimlerini, olay mahallinde çekilen fotoğrafları ve videoları önümüzdeki günlerde basın  toplantısıyla açıklayacağız.  Sayın Başbakanın dün yaptığı açıklamayı da yadırgadığımızı ifade edelim. Kim olursa olsun,  hangi siyasal parti olursa olsun şiddete başvurulan bir protestonun doğru olmadığını hepimizin kabul  etmesi gerekir ama Sayın Başbakan, sanki CHP'ye karşı yapılan bir eylemi CHP bilinçli olarak  AKP'nin üstüne atıyormuş gibi bir görüntü verdi. Bu görüntü kesinlikle doğru değil.  Eğer Sayın Dinçer merak ediyorsa elimizdeki fotoğrafları veririz. AKP gençlik kollarının oradaki  başkan yardımcısı kimdir, başkanı kimdir, orada parti yöneticileri kimdir, onların ikinci başkanı  kimdir isimleriyle ve fotoğraflarıyla, olay mahallinde çekilmiş gazetecilerin fotoğraflarıyla verebiliriz.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Elitaş...  6.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz  Baykal 'ın, Van 'da kendisine karşı yapılan saldırıyla ilgili olarak, henüz olay araştırılmadan,  doğrudan doğruya AK PARTİ teşkilatına suçlamada bulunmasını yadırgadıklarına ilişkin açıklaması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Biraz önce Sayın İkram Dinçer, Van'a gelen Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına karşı  yapılan olayı hem Van milletvekilleri olarak kınadıklarını, genel başkan yardımcısını da bu konuda  kınadıklarını ifade ettiler. Ama henüz olay araştırılmadan, sıcağı sıcağına Sayın Cumhuriyet Halk  Partisi Genel Başkanının doğrudan doğruya AK PARTİ milletvekillerini ve AK PARTİ teşkilatını  karşı karşı duruma getirerek bir ithamda, bir suçlamada bulunması yadırganacak bir durum. Bunu  araştırıp, inceleyip ellerinde bir şey varsa, o belgelerde varsa, kimse, AK PARTİ'li hüviyetini üzerinde  taşıyan şahıs da bu yanlışlığı yapıyorsa cezasını çekmelidir. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Tamam, öyle söyleyin.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 1  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ama Cumhuriyet Halk Partili, Cumhuriyet Halk Partisinin  içerisinde olup da üye sıfatını cebinde taşıyıp o eylem içerisinde bulunan varsa onlar da cezasını  çekmelidir.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Tabii, tabii.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Biz yapılan yanlışlıklara ortak karar ve kanaat bildirmek  durumundayız. Dün Sayın Başbakanın söylediği de odur. Bugün herkes her şeye farklı tepkilerde  bulunabilir, amacını aşan tepkilerde bulunabilir ama bizim burada yapmamız gereken, ortak  kanaatlerimizi oluşturup yanlışa gidenleri hep birlikte deşifre etmeliyiz ve dışlamalıyız.  Bunu belirtmek istedim.  Teşekkür ediyomm.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu, gündemin "Sözlü  Somlar" kısmında yer alan somlardan 1, 128,136,144,174, 176,189, 190, 191, 192,193,194, 195,  196,230, 231,297, 307, 309,312, 314, 349, 383, 389,431 ve 432'nci sıralarındaki soruları birlikte  cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.  Gündeme geçiyomz.  Başkanlığın Genel Kumla sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, önergeleri ayrı ayrı okutacağım.  İkinci sırada okutacağım Meclis araştırması önergesi beş yüz kelimeden fazla olduğu için  önergenin özeti okunacaktır ancak önergenin tam metni Tutanak Dergisi'nde yer alacaktır.  Önergeleri okutuyorum:  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Sinop Milletvekili Engin Altay ve 31 milletvekilinin, eğitim fakülteleri mezunlarının  istihdamındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/654)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Anayasanın 42. maddesinin ilk fıkrasında "kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun  bırakılamaz" hükmü yer almaktadır. Toplumun eğitim-öğretim talebine, kamunun arz sürecinin  öğretmen boyutu karşılanamamaktadır. Eğitim sistemimizin ana omurgası olan öğretmenlerimize  Cumhuriyetin kuruluş sürecinde verilen değer ve önem Türk toplumunun hafızalarında derin yer  bulmuştur.  Ancak özellikle 1980 sonrası gerek uygulanan yapısal programlar gerekse öğretmen yetiştirme  sürecinde yapılan eksiklikler ve hataların sonucunda bir eğitim planlaması hayata geçirilememiştir.  Eğitim sisteminde söz sahibi olan kurumların öğretmen yetiştirme süreci, zamanı, müfredatı,  istihdamı ve sorumluluk paylaşım eksikliği ile birlikte, kurumlar arası koordinasyonsuzluk yıllardır  süregelmektedir. Bunun en güzel örneğini sistemde derin yaralar açan lisans mezunu herkesin  öğretmen yapılması ile kendini göstermiştir. Buna karşın öğretmenlik mesleğinin kanunla belirlenmiş  bir özel ihtisas mesleği olduğu geri planda kalmış, AKP hükümetleri döneminde istihdam  şekillerindeki çeşitlilik arttırılarak mesleğin saygınlığı da büyük darbe almıştır.  - 5 2 4 -
Sayfa 31 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 1  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ama Cumhuriyet Halk Partili, Cumhuriyet Halk Partisinin  içerisinde olup da üye sıfatını cebinde taşıyıp o eylem içerisinde bulunan varsa onlar da cezasını  çekmelidir.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Tabii, tabii.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Biz yapılan yanlışlıklara ortak karar ve kanaat bildirmek  durumundayız. Dün Sayın Başbakanın söylediği de odur. Bugün herkes her şeye farklı tepkilerde  bulunabilir, amacını aşan tepkilerde bulunabilir ama bizim burada yapmamız gereken, ortak  kanaatlerimizi oluşturup yanlışa gidenleri hep birlikte deşifre etmeliyiz ve dışlamalıyız.  Bunu belirtmek istedim.  Teşekkür ediyomm.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu, gündemin "Sözlü  Somlar" kısmında yer alan somlardan 1, 128,136,144,174, 176,189, 190, 191, 192,193,194, 195,  196,230, 231,297, 307, 309,312, 314, 349, 383, 389,431 ve 432'nci sıralarındaki soruları birlikte  cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.  Gündeme geçiyomz.  Başkanlığın Genel Kumla sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, önergeleri ayrı ayrı okutacağım.  İkinci sırada okutacağım Meclis araştırması önergesi beş yüz kelimeden fazla olduğu için  önergenin özeti okunacaktır ancak önergenin tam metni Tutanak Dergisi'nde yer alacaktır.  Önergeleri okutuyorum:  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Sinop Milletvekili Engin Altay ve 31 milletvekilinin, eğitim fakülteleri mezunlarının  istihdamındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/654)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Anayasanın 42. maddesinin ilk fıkrasında "kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun  bırakılamaz" hükmü yer almaktadır. Toplumun eğitim-öğretim talebine, kamunun arz sürecinin  öğretmen boyutu karşılanamamaktadır. Eğitim sistemimizin ana omurgası olan öğretmenlerimize  Cumhuriyetin kuruluş sürecinde verilen değer ve önem Türk toplumunun hafızalarında derin yer  bulmuştur.  Ancak özellikle 1980 sonrası gerek uygulanan yapısal programlar gerekse öğretmen yetiştirme  sürecinde yapılan eksiklikler ve hataların sonucunda bir eğitim planlaması hayata geçirilememiştir.  Eğitim sisteminde söz sahibi olan kurumların öğretmen yetiştirme süreci, zamanı, müfredatı,  istihdamı ve sorumluluk paylaşım eksikliği ile birlikte, kurumlar arası koordinasyonsuzluk yıllardır  süregelmektedir. Bunun en güzel örneğini sistemde derin yaralar açan lisans mezunu herkesin  öğretmen yapılması ile kendini göstermiştir. Buna karşın öğretmenlik mesleğinin kanunla belirlenmiş  bir özel ihtisas mesleği olduğu geri planda kalmış, AKP hükümetleri döneminde istihdam  şekillerindeki çeşitlilik arttırılarak mesleğin saygınlığı da büyük darbe almıştır.  - 5 2 4 - TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 1  Saygılanmızla.  1) Engin Altay (Sinop)  2) Suat Binici (Samsun)  3) Şevket Köse (Adıyaman)  4) Hulusi Güvel (Adana)  5) Metin Arifağaoğlu (Artvin)  6) Ali Topuz (İstanbul)  7) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  8) Akif Ekici (Gaziantep)  9) Necla Arat (İstanbul)  10) Abdunezzak Erten (İzmir)  11) Rasim Çakır (Edirne)  12) Orhan Ziya Diren (Tokat)  13) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  14) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)  - 5 2 5 - Sistemde yaşanan plansızlık sonucu eğitim fakültesi mezunlarının sayısı hızla artmış, kamu,  mezunları sisteme dâhil edememiştir. 2009 yılı KPSS öğretmenlik sınavına giren mezun eğitimci  sayısı 243 569'dur. Buna karşın 2003-2009 yıllan arasında 147 702 öğretmen sisteme dâhil edilmiştir.  2009 yılında KPSS sonrası alınan öğretmen sayısı ise 30 464'dür. Bu durumda sadece 2009 yılı KPSS  sınavına göre 213 105 eğitim fakültesi mezunu açıkta kalmıştır. Aynca Bakanlığın çeşitli branşlarda  öğretmen almaması, bazı branşlan kapatması gibi nedenlerle yaklaşık 70 000 mezun sınava başvuru  bile yapmamıştır.  Oysa Millî Eğitim Bakanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığının Şubat 2010 tarihinde yayımladığı  faaliyet raporunda "Mevcut norm hesaplama kriterlerine göre sistemde olması gereken öğretmen  sayısı 717 824'tür. Buna rağmen mevcut öğretmen sayısı 584 507'dir. Öğretmen açığı 133 317'dir"  ibaresi yer almaktadır.  Bu durum, gerek 2009 KPSS sınavına girenler gerekse sınav dışı bekleyen eğitim fakültesi  mezunları ve sistemde sözleşmeli, ücretli ve vekil olarak çalışan 300.000'i aşkın mezun aileleriyle  birlikte 1.500.000 yurttaşımızı olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Güç koşullarda hazırlanarak  girdikleri ve büyük sıkıntılarla okudukları üniversite eğitimleri sonucunda yaklaşık 10 yıldır atama  bekleyen, yaşamlarının baharındaki gençlerimiz büyük bir ekonomik sıkıntı ve sosyal çöküntü  içerisindedirler. Anne-babalarının, eşlerinin ve hatta çocuklarının nezdinde bozulan psikolojileri her  geçen gün değişik şekillerde topluma yansımaktadır.  Eğitim fakültesini bitirerek Millî Eğitim Bakanlığından haklan olan atamayı bekleyerek ömür  tüketen gençlerimizin, içinde bulunduğu olumsuz sosyal, psikolojik ve ekonomik koşullann, eğitim  sisteminin öğretmen gereksiniminin, YÖK'ün insan gücü planlamasının irdelenmesi ve acilen bu  sosyal vakaya çözüm yollarının belirlenmesi gerekmektedir.  Belirtilen nedenlerden dolayı Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 104. ve 105. maddelerine  göre bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Sayfa 32 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 1  Saygılanmızla.  1) Engin Altay (Sinop)  2) Suat Binici (Samsun)  3) Şevket Köse (Adıyaman)  4) Hulusi Güvel (Adana)  5) Metin Arifağaoğlu (Artvin)  6) Ali Topuz (İstanbul)  7) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  8) Akif Ekici (Gaziantep)  9) Necla Arat (İstanbul)  10) Abdunezzak Erten (İzmir)  11) Rasim Çakır (Edirne)  12) Orhan Ziya Diren (Tokat)  13) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  14) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)  - 5 2 5 - Sistemde yaşanan plansızlık sonucu eğitim fakültesi mezunlarının sayısı hızla artmış, kamu,  mezunları sisteme dâhil edememiştir. 2009 yılı KPSS öğretmenlik sınavına giren mezun eğitimci  sayısı 243 569'dur. Buna karşın 2003-2009 yıllan arasında 147 702 öğretmen sisteme dâhil edilmiştir.  2009 yılında KPSS sonrası alınan öğretmen sayısı ise 30 464'dür. Bu durumda sadece 2009 yılı KPSS  sınavına göre 213 105 eğitim fakültesi mezunu açıkta kalmıştır. Aynca Bakanlığın çeşitli branşlarda  öğretmen almaması, bazı branşlan kapatması gibi nedenlerle yaklaşık 70 000 mezun sınava başvuru  bile yapmamıştır.  Oysa Millî Eğitim Bakanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığının Şubat 2010 tarihinde yayımladığı  faaliyet raporunda "Mevcut norm hesaplama kriterlerine göre sistemde olması gereken öğretmen  sayısı 717 824'tür. Buna rağmen mevcut öğretmen sayısı 584 507'dir. Öğretmen açığı 133 317'dir"  ibaresi yer almaktadır.  Bu durum, gerek 2009 KPSS sınavına girenler gerekse sınav dışı bekleyen eğitim fakültesi  mezunları ve sistemde sözleşmeli, ücretli ve vekil olarak çalışan 300.000'i aşkın mezun aileleriyle  birlikte 1.500.000 yurttaşımızı olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Güç koşullarda hazırlanarak  girdikleri ve büyük sıkıntılarla okudukları üniversite eğitimleri sonucunda yaklaşık 10 yıldır atama  bekleyen, yaşamlarının baharındaki gençlerimiz büyük bir ekonomik sıkıntı ve sosyal çöküntü  içerisindedirler. Anne-babalarının, eşlerinin ve hatta çocuklarının nezdinde bozulan psikolojileri her  geçen gün değişik şekillerde topluma yansımaktadır.  Eğitim fakültesini bitirerek Millî Eğitim Bakanlığından haklan olan atamayı bekleyerek ömür  tüketen gençlerimizin, içinde bulunduğu olumsuz sosyal, psikolojik ve ekonomik koşullann, eğitim  sisteminin öğretmen gereksiniminin, YÖK'ün insan gücü planlamasının irdelenmesi ve acilen bu  sosyal vakaya çözüm yollarının belirlenmesi gerekmektedir.  Belirtilen nedenlerden dolayı Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 104. ve 105. maddelerine  göre bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.  TBMM B: 82 6  15) Tekin Bingöl (Ankara)  16) Muharrem İnce (Yalova)  17) Atila Emek (Antalya)  18) Mehmet Fatih Atay (Aydın)  19) Ergün Aydoğan (Balıkesir)  20) Erol Tınastepe (Erzincan)  21) Turgut Dibek (Kırklareli)  22) Yaşar Ağyüz (Gaziantep)  23) Hüseyin Unsal (Amasya)  24) Ali Kocal (Zonguldak)  25) Fatma Nur Serter (İstanbul)  26) Nesrin Baytok (Ankara)  27) Ali Oksal (Mersin)  28) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  29) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  30) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  3) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  32) Nevingaye Erbatur (Adana)  2.-Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, askerlik hizmetini Doğu ve  Güneydoğu Anadolu 'da yapan kişilerin travma geçirdiği iddialarının araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/655) (x)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde askerlik hizmetini yapmış kişilerin görev başında  yaşamış olduğu travma ve bu travmanın görev sonrası sivil yaşamlarına ve topluma etkilerinin  araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105' inci Maddeleri gereğince Meclis  Araştırması açılmasını arz ederim.  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  (x) (10/655) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi 'nin tam metni tutanağa eklidir.  - 5 2 6 -
Sayfa 33 -
TBMM B: 82 6  15) Tekin Bingöl (Ankara)  16) Muharrem İnce (Yalova)  17) Atila Emek (Antalya)  18) Mehmet Fatih Atay (Aydın)  19) Ergün Aydoğan (Balıkesir)  20) Erol Tınastepe (Erzincan)  21) Turgut Dibek (Kırklareli)  22) Yaşar Ağyüz (Gaziantep)  23) Hüseyin Unsal (Amasya)  24) Ali Kocal (Zonguldak)  25) Fatma Nur Serter (İstanbul)  26) Nesrin Baytok (Ankara)  27) Ali Oksal (Mersin)  28) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  29) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  30) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  3) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  32) Nevingaye Erbatur (Adana)  2.-Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, askerlik hizmetini Doğu ve  Güneydoğu Anadolu 'da yapan kişilerin travma geçirdiği iddialarının araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/655) (x)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde askerlik hizmetini yapmış kişilerin görev başında  yaşamış olduğu travma ve bu travmanın görev sonrası sivil yaşamlarına ve topluma etkilerinin  araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105' inci Maddeleri gereğince Meclis  Araştırması açılmasını arz ederim.  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  (x) (10/655) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi 'nin tam metni tutanağa eklidir.  - 5 2 6 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  9) Hamit Geylani  10) İbrahim Binici  11) M. Nuri Yaman  (Hakkâri)  (Şanlıurfa)  12) Mehmet Nezir Karabaş  13) Mehmet UfukUras  (Muş)  (Bitlis)  (İstanbul)  14) Osman Özçelik  15) Özdal Üçer  (Siirt)  (Van)  (İğdır) 16) Pervin Buldan  17) Sebahat Tuncel  18) Sevahir Bayındır  19) Sırrı Sakık  (İstanbul)  (Şırnak)  (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe Özet  Dünya Psikoloji literatüründe Travma Sonrası Stres Bozukluğu olarak bilinen TSSB, olağan  insan deneyimlerinin çok dışında yaşanan ve bu deneyimden geçen, hemen herkes için sıkıntı kaynağı  olabilecek bir olayın ardından gelişen psikiyatrik belirtiler olarak tanımlamaktadır. TSSB'nin bu  tanımından yola çıkarak, en önemli belirleyicisinin yaşanan travmatik deneyim olduğu ve bu  deneyimin kişinin yaşamını veya fizik bütünlüğünü tehdit eden durumlara yol açtığıdır. Bu durumun  özellikle savaş ya da çatışma bölgelerinde bulunan kişilerde yoğun olarak görüldüğü yapılan  çalışmalarla ortaya konmuştur.  Kısa bir süre önce, Dağlıca Tabur Komutanlığı'nda askerliğini yapan eski komando Şafak  Köksal'ın Zonguldak Çaycuma'da gerçekleştirdiği aile katliamı dikkatleri, askerlik görevini Doğu  ve Güneydoğu gibi çatışmalı bölgelerde yapan kişilerin üzerine çekmiştir. Zonguldak Çaycuma'da  yaşanan olayının en önemli nedenlerinden birisi olarak görülen ve "güneydoğu sendromu" olarak da  tanımlanan bu olay, bölgede yaşanan olaylara tanık olan, çatışmalara katılan kişilerin yaşamış olduğu  travmanın askerlik sonrası da devam ettiğinin göstergesi olarak kabul edilmektedir. Son otuz yıldır  yaşanan çatışmanın bölgede görev yapan askerlerin üzerinde bıraktığı etki sınırlı sayıdaki  araştırmalarla da ortaya konmuştur.  Bu araştırmalardan biri, 1992 yılında GATA bünyesinde ikisi asker kökenli biri sivil üç  psikiyatrist tarafından gerçekleştirilen ve 1995 yılında Nöropsikiyatri Arşivi dergisinde yayımlanan  "Güneydoğu'da Görev Yapan Askeri Popülasyonda Görülen Travma Sonrası Stress Bozukluğu  Üzerine Bir Çalışma" başlıklı araştırmadır. Araştırma 1992'den önceki son üç yılda, Güneydoğu'da  görev yapan askerlerde "Travma Sonrası Stress Bozukluğu"nun görülme sıklığının üç kat arttığını  göstermektedir.  GATA'da yapılan bir başka araştırma ise, Doktor Ulvi Reha Yılmaz'm 'Çatışma bölgesinde görev  yapan ve GATA Psikiyatri Anabilim Dah'na başvuran askeri personelde, silahlı çatışmaya katılacak  olmanın stresi ile silahlı çatışmaya katılmış olmanın psikopatolojik etkilerinin araştırılması ve çatışma  sonrası psikolojik durumun incelenmesi' başlıklı uzmanlık tezidir. Yapılan bu çalışmanın önemli  sonuçlarından biri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan askerlerde TSBB  belirtilerine yüzde 27.8 oranında rastlanmış olmasıdır. Diğer ilginç bir saptama ise psikolojik  - 5 2 7 -
Sayfa 34 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  9) Hamit Geylani  10) İbrahim Binici  11) M. Nuri Yaman  (Hakkâri)  (Şanlıurfa)  12) Mehmet Nezir Karabaş  13) Mehmet UfukUras  (Muş)  (Bitlis)  (İstanbul)  14) Osman Özçelik  15) Özdal Üçer  (Siirt)  (Van)  (İğdır) 16) Pervin Buldan  17) Sebahat Tuncel  18) Sevahir Bayındır  19) Sırrı Sakık  (İstanbul)  (Şırnak)  (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe Özet  Dünya Psikoloji literatüründe Travma Sonrası Stres Bozukluğu olarak bilinen TSSB, olağan  insan deneyimlerinin çok dışında yaşanan ve bu deneyimden geçen, hemen herkes için sıkıntı kaynağı  olabilecek bir olayın ardından gelişen psikiyatrik belirtiler olarak tanımlamaktadır. TSSB'nin bu  tanımından yola çıkarak, en önemli belirleyicisinin yaşanan travmatik deneyim olduğu ve bu  deneyimin kişinin yaşamını veya fizik bütünlüğünü tehdit eden durumlara yol açtığıdır. Bu durumun  özellikle savaş ya da çatışma bölgelerinde bulunan kişilerde yoğun olarak görüldüğü yapılan  çalışmalarla ortaya konmuştur.  Kısa bir süre önce, Dağlıca Tabur Komutanlığı'nda askerliğini yapan eski komando Şafak  Köksal'ın Zonguldak Çaycuma'da gerçekleştirdiği aile katliamı dikkatleri, askerlik görevini Doğu  ve Güneydoğu gibi çatışmalı bölgelerde yapan kişilerin üzerine çekmiştir. Zonguldak Çaycuma'da  yaşanan olayının en önemli nedenlerinden birisi olarak görülen ve "güneydoğu sendromu" olarak da  tanımlanan bu olay, bölgede yaşanan olaylara tanık olan, çatışmalara katılan kişilerin yaşamış olduğu  travmanın askerlik sonrası da devam ettiğinin göstergesi olarak kabul edilmektedir. Son otuz yıldır  yaşanan çatışmanın bölgede görev yapan askerlerin üzerinde bıraktığı etki sınırlı sayıdaki  araştırmalarla da ortaya konmuştur.  Bu araştırmalardan biri, 1992 yılında GATA bünyesinde ikisi asker kökenli biri sivil üç  psikiyatrist tarafından gerçekleştirilen ve 1995 yılında Nöropsikiyatri Arşivi dergisinde yayımlanan  "Güneydoğu'da Görev Yapan Askeri Popülasyonda Görülen Travma Sonrası Stress Bozukluğu  Üzerine Bir Çalışma" başlıklı araştırmadır. Araştırma 1992'den önceki son üç yılda, Güneydoğu'da  görev yapan askerlerde "Travma Sonrası Stress Bozukluğu"nun görülme sıklığının üç kat arttığını  göstermektedir.  GATA'da yapılan bir başka araştırma ise, Doktor Ulvi Reha Yılmaz'm 'Çatışma bölgesinde görev  yapan ve GATA Psikiyatri Anabilim Dah'na başvuran askeri personelde, silahlı çatışmaya katılacak  olmanın stresi ile silahlı çatışmaya katılmış olmanın psikopatolojik etkilerinin araştırılması ve çatışma  sonrası psikolojik durumun incelenmesi' başlıklı uzmanlık tezidir. Yapılan bu çalışmanın önemli  sonuçlarından biri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan askerlerde TSBB  belirtilerine yüzde 27.8 oranında rastlanmış olmasıdır. Diğer ilginç bir saptama ise psikolojik  - 5 2 7 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 0 : 1  bozuklukların, bölgede çatışmaya katılan askerlerden çok çatışmaya katılmamış askerler arasında  görülmüş olmasıdır. Yine Güneydoğu' da görev yapan askerlerin yüzde 21.19'unun uykuya dalma  güçlüğü, yüzde 18.61'inin çabuk sinirlenme ve öfke patlamaları gösterdiği, yüzde 14.14'ünün  kendisini her an tetikte gibi hissettiği, yüzde 13.05'inin suçluluk duygusu hissettiği, yüzde 12.8'inin  olayları hatırlatan durumlarda otonom belirtiler gördüğü, yüzde 12.78'inin düşüncelerini  yoğunlaştırmada zorluk çektiği, yüzde 12.76'sının aşın irkilme tepkisi gösterdiği, yüzde 11.18'inin  olayı tekrar tekrar hatırladığı, yüzde 10.8'inin olayı rüyasında gördüğü, yüzde 10.54'ünün olayı  hatırlatan durumlarda psikolojik sıkıntı çektiği, yüzde 10.31'inin olayı yeniden yaşıyormuş gibi  hissettiği ve davrandığı, yüzde 10.23' ünün olayı hatırlatan ortamlardan uzaklaştığı, yüzde 10'unun  etrafı ile eskisi gibi ilgilenmediği, yüzde 9.55'inin geleceğinin kalmadığı duygusuna kapıldığı, yüzde  9.26'sının insanlardan uzaklaştığı, yüzde 8.66'sının ise olayın en önemli bir bölümünü  hatırlayamadıkları tespit edilmiştir.  Yine Nadire Mater'in yazmış olduğu ve hakkında toplatma kararı verilen Mehmedin Kitabı,  Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde askerlik yapmış kişilerin yaşamış olduğu travmayı ortaya  koyan önemli diğer bir çalışmadır.  Konu ile ilgili yapılmış araştırmalar, çatışmanın neden olduğu travmanın etkilerinin, travmayı  doğrudan yaşayan kişiden başlayarak, kişinin ailesini, arkadaşlarını, yakınlarını ve giderek bütün  toplumu etkileyen değişik boyutları ve sonuçları karşısında yetersiz kalmaktadır.  3.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 milletvekilinin, Edirne'de yaşanan su taşkınları  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/656)  Edirne ilimizde Meriç ve Tunca Nehirlerinde taşkın önlemesi amacıyla yapılması planlanan  projelerin zamanında bitirilmemesi nedeniyle her yıl sel taşkınları yaşanmaktadır. Bu taşkınlar  sonucu, geçimlerini büyük oranda tarımsal faaliyetlerden sağlayan bir çok insan arazilerinin ve  evlerinin sular altında kalması sonucu zarara uğramaktadır. Her yıl yaşanır hâle gelen bu su taşkınları  nedeniyle bir çok vatandaşımızın yaşamakta oldukları ekli gerekçede belirtilen sorunlarının  araştırılarak, alınabilecek önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasamızın 98 ve İç Tüzüğün 104  ve 105 maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  23/02/2010  1) Cemaleddin Uslu  2) Oktay Vural  3) Rıdvan Yalçın  4) Mümin İnan  5) Ertuğrul Kumcuoğlu  6) Mustafa Kalaycı  7) Mehmet Akif Paksoy  8) İzzettin Yılmaz  9) Kamil Erdal Sipahi  10) Atila Kaya  (Hatay)  (İzmir)  (İstanbul)  (Edime)  (İzmir)  (Ordu)  (Niğde)  (Aydın)  (Konya)  (Kahramanmaraş)  - 5 2 8 -
Sayfa 35 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 0 : 1  bozuklukların, bölgede çatışmaya katılan askerlerden çok çatışmaya katılmamış askerler arasında  görülmüş olmasıdır. Yine Güneydoğu' da görev yapan askerlerin yüzde 21.19'unun uykuya dalma  güçlüğü, yüzde 18.61'inin çabuk sinirlenme ve öfke patlamaları gösterdiği, yüzde 14.14'ünün  kendisini her an tetikte gibi hissettiği, yüzde 13.05'inin suçluluk duygusu hissettiği, yüzde 12.8'inin  olayları hatırlatan durumlarda otonom belirtiler gördüğü, yüzde 12.78'inin düşüncelerini  yoğunlaştırmada zorluk çektiği, yüzde 12.76'sının aşın irkilme tepkisi gösterdiği, yüzde 11.18'inin  olayı tekrar tekrar hatırladığı, yüzde 10.8'inin olayı rüyasında gördüğü, yüzde 10.54'ünün olayı  hatırlatan durumlarda psikolojik sıkıntı çektiği, yüzde 10.31'inin olayı yeniden yaşıyormuş gibi  hissettiği ve davrandığı, yüzde 10.23' ünün olayı hatırlatan ortamlardan uzaklaştığı, yüzde 10'unun  etrafı ile eskisi gibi ilgilenmediği, yüzde 9.55'inin geleceğinin kalmadığı duygusuna kapıldığı, yüzde  9.26'sının insanlardan uzaklaştığı, yüzde 8.66'sının ise olayın en önemli bir bölümünü  hatırlayamadıkları tespit edilmiştir.  Yine Nadire Mater'in yazmış olduğu ve hakkında toplatma kararı verilen Mehmedin Kitabı,  Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde askerlik yapmış kişilerin yaşamış olduğu travmayı ortaya  koyan önemli diğer bir çalışmadır.  Konu ile ilgili yapılmış araştırmalar, çatışmanın neden olduğu travmanın etkilerinin, travmayı  doğrudan yaşayan kişiden başlayarak, kişinin ailesini, arkadaşlarını, yakınlarını ve giderek bütün  toplumu etkileyen değişik boyutları ve sonuçları karşısında yetersiz kalmaktadır.  3.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 milletvekilinin, Edirne'de yaşanan su taşkınları  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/656)  Edirne ilimizde Meriç ve Tunca Nehirlerinde taşkın önlemesi amacıyla yapılması planlanan  projelerin zamanında bitirilmemesi nedeniyle her yıl sel taşkınları yaşanmaktadır. Bu taşkınlar  sonucu, geçimlerini büyük oranda tarımsal faaliyetlerden sağlayan bir çok insan arazilerinin ve  evlerinin sular altında kalması sonucu zarara uğramaktadır. Her yıl yaşanır hâle gelen bu su taşkınları  nedeniyle bir çok vatandaşımızın yaşamakta oldukları ekli gerekçede belirtilen sorunlarının  araştırılarak, alınabilecek önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasamızın 98 ve İç Tüzüğün 104  ve 105 maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  23/02/2010  1) Cemaleddin Uslu  2) Oktay Vural  3) Rıdvan Yalçın  4) Mümin İnan  5) Ertuğrul Kumcuoğlu  6) Mustafa Kalaycı  7) Mehmet Akif Paksoy  8) İzzettin Yılmaz  9) Kamil Erdal Sipahi  10) Atila Kaya  (Hatay)  (İzmir)  (İstanbul)  (Edime)  (İzmir)  (Ordu)  (Niğde)  (Aydın)  (Konya)  (Kahramanmaraş)  - 5 2 8 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 0 : 1  11) Ahmet Orhan  12) Hüseyin Yıldız  13) Gürcan Dağdaş  14) Bekir Aksoy  (Manisa)  (Antalya)  (Kars)  (Ankara)  (Erzurum)  (Kayseri)  (Gaziantep)  (Tekirdağ)  (Adana)  (Kırıkkale)  (Kütahya)  15) Zeki Ertugay  16) Sabahattin Çakmakoğlu  17) Hasan Özdemir  18) Kemalettin Nalcı  19) Yılmaz Tankut  20) Osman Durmuş  21) Alim Işık  Gerekçe:  Her yıl olduğu gibi Edime İlimiz son günlerde basın yayın organlarında yine sel taşkınları ile  gündeme gelmektedir. Trakya Bölgesi ve Edime İlimizde yaşayan vatandaşlarımızın büyük  çoğunluğunun tarımsal faaliyetlerden geçimlerini sağladıkları gerçeği göz önüne alındığında su  taşkınları en çok ekili alanları etkilemekte ve çiftçilerimizin bir yıllık emeğinin heba olmasına sebep  olmaktadır. Yaşanan bu olumsuz durum insanımızı hem ekonomik hem de psikolojik olarak  etkilemekte, arazileri ve evlen sular altında kalan vatandaşlarımızın büyük zarara uğramasına sebep  olmaktadır. Bu su taşkınlarının yaşanmasında Meriç ve Tunca Nehirlerinde taşkın önlemesi amacıyla  yapılması planlanan projelerin zamanında bitirilmemesi, yaşanan bu sel felaketlerinde en büyük  etkendir. Ayrıca, komşumuz Bulgaristan ile bu nehirler üzerinde bulunan Barajların işletilmesi  konusunda koordinasyon eksikliğinin olması, enerji üretimi ve taşkın önlenmesi amacı ile Bulgaristan  sınırında yapılması planlanan Su Akacağı Barajının henüz hayata geçirilememiş olması da bu sel  felaketinin etkisini artırmaktadır. Bu nedenle Komşumuz Bulgaristan ile bu konuda sıkı bir işbirliği  yapılması isabetli olacaktır. Türkiye-Bulgaristan sınırına yapılması düşünülen baraj inşaatının bir an  önce hayata geçirilmesi hem ülke hem de bölge ekonomisine büyük katkılar sağlayacaktır. Türkiye- Bulgaristan sınırına yapılacak baraj inşaatının bir an önce hayata geçirilebilmesi, işlerin  hızlandırılması için tüm diplomatik çabaların zaman kaybedilmeden olumlu olarak sonuçlandırılması  gerekmektedir. Çünkü meydana gelen su taşkınlarından binlerce dekar arazisi sular altında kalan  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları zarar görmekte, mağdur olmaktadır. Ancak; öncelikle yıkılan  şeddelerin yapılması yanında, Meriç ve Tunca nehirleri üzerinde yeni geniş açıklıklı köprüler  yapılması, Meriç Nehri yatağının derinleştirilip genişletilmesi, nehir çevresine yeni şeddeler yapılması  su taşkınlarının sebep olduğu zararların azalmasına ve bölgede yaşayan insanımızın yaşadığı  mağduriyetlerin kısmen önlenmesine fayda sağlayacağı aşikardır. Ülkemizin Yunanistan ile  bağlantısını sağlayan Pazarkule Sınır Kapısına giden yolun da su taşkınları nedeniyle trafiğe  kapandığı gerçeği dikkate alındığında, buraya su taşkınlarından etkilenmeyecek ve TEM oto yoluna  bağlantı sağlayacak bir köprünün acilen yapılması gerekmektedir. Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinde  meydana gelen su taşkınları nedeniyle bölgede yaşanan manzara Ülkemize yakışmamaktadır. Biran  önce su taşkınlarının bir daha yaşanmaması konusunda, gelişen teknolojinin imkanlarından  yararlanarak acilen yapılabilecek yatırımların neler olduğu ve vakit geçirilmeden nelerin  yapılabileceği konularında etkin ve ivedi bir çalışma yapılmalıdır.  - 5 2 9 -
Sayfa 36 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 0 : 1  11) Ahmet Orhan  12) Hüseyin Yıldız  13) Gürcan Dağdaş  14) Bekir Aksoy  (Manisa)  (Antalya)  (Kars)  (Ankara)  (Erzurum)  (Kayseri)  (Gaziantep)  (Tekirdağ)  (Adana)  (Kırıkkale)  (Kütahya)  15) Zeki Ertugay  16) Sabahattin Çakmakoğlu  17) Hasan Özdemir  18) Kemalettin Nalcı  19) Yılmaz Tankut  20) Osman Durmuş  21) Alim Işık  Gerekçe:  Her yıl olduğu gibi Edime İlimiz son günlerde basın yayın organlarında yine sel taşkınları ile  gündeme gelmektedir. Trakya Bölgesi ve Edime İlimizde yaşayan vatandaşlarımızın büyük  çoğunluğunun tarımsal faaliyetlerden geçimlerini sağladıkları gerçeği göz önüne alındığında su  taşkınları en çok ekili alanları etkilemekte ve çiftçilerimizin bir yıllık emeğinin heba olmasına sebep  olmaktadır. Yaşanan bu olumsuz durum insanımızı hem ekonomik hem de psikolojik olarak  etkilemekte, arazileri ve evlen sular altında kalan vatandaşlarımızın büyük zarara uğramasına sebep  olmaktadır. Bu su taşkınlarının yaşanmasında Meriç ve Tunca Nehirlerinde taşkın önlemesi amacıyla  yapılması planlanan projelerin zamanında bitirilmemesi, yaşanan bu sel felaketlerinde en büyük  etkendir. Ayrıca, komşumuz Bulgaristan ile bu nehirler üzerinde bulunan Barajların işletilmesi  konusunda koordinasyon eksikliğinin olması, enerji üretimi ve taşkın önlenmesi amacı ile Bulgaristan  sınırında yapılması planlanan Su Akacağı Barajının henüz hayata geçirilememiş olması da bu sel  felaketinin etkisini artırmaktadır. Bu nedenle Komşumuz Bulgaristan ile bu konuda sıkı bir işbirliği  yapılması isabetli olacaktır. Türkiye-Bulgaristan sınırına yapılması düşünülen baraj inşaatının bir an  önce hayata geçirilmesi hem ülke hem de bölge ekonomisine büyük katkılar sağlayacaktır. Türkiye- Bulgaristan sınırına yapılacak baraj inşaatının bir an önce hayata geçirilebilmesi, işlerin  hızlandırılması için tüm diplomatik çabaların zaman kaybedilmeden olumlu olarak sonuçlandırılması  gerekmektedir. Çünkü meydana gelen su taşkınlarından binlerce dekar arazisi sular altında kalan  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları zarar görmekte, mağdur olmaktadır. Ancak; öncelikle yıkılan  şeddelerin yapılması yanında, Meriç ve Tunca nehirleri üzerinde yeni geniş açıklıklı köprüler  yapılması, Meriç Nehri yatağının derinleştirilip genişletilmesi, nehir çevresine yeni şeddeler yapılması  su taşkınlarının sebep olduğu zararların azalmasına ve bölgede yaşayan insanımızın yaşadığı  mağduriyetlerin kısmen önlenmesine fayda sağlayacağı aşikardır. Ülkemizin Yunanistan ile  bağlantısını sağlayan Pazarkule Sınır Kapısına giden yolun da su taşkınları nedeniyle trafiğe  kapandığı gerçeği dikkate alındığında, buraya su taşkınlarından etkilenmeyecek ve TEM oto yoluna  bağlantı sağlayacak bir köprünün acilen yapılması gerekmektedir. Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinde  meydana gelen su taşkınları nedeniyle bölgede yaşanan manzara Ülkemize yakışmamaktadır. Biran  önce su taşkınlarının bir daha yaşanmaması konusunda, gelişen teknolojinin imkanlarından  yararlanarak acilen yapılabilecek yatırımların neler olduğu ve vakit geçirilmeden nelerin  yapılabileceği konularında etkin ve ivedi bir çalışma yapılmalıdır.  - 5 2 9 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  1) Reşat Doğru (Tokat)  2) Beytullah Asil (Eskişehir)  3) Oktay Vural (İzmir)  4) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)  5) Hüseyin Yıldız (Antalya)  6) Mustafa Enöz (Manisa)  7) Muharrem Varlı (Adana)  8) Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu)  9) Hakan Coşkun (Osmaniye)  10) Hasan Özdemir (Gaziantep)  11) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)  12) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)  13) Mümin İnan (Niğde)  14)Recep Taner (Aydın)  15) Süleyman Nevzat Korkmaz (İsparta)  16) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)  17) Rıdvan Yalçın (Ordu)  18) Alım Işık (Kütahya)  19) Metin Ergun (Muğla)  20) Meral Akşener (İstanbul)  21) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  Gerekçe:  Ülkemizin pek çok bölgesinde yüz binlerce soydaş ve bunların yakınları bulunmaktadır. Bu  soydaşlarımızdan biri de Bulgaristan'dan yurdumuza gelen vatandaşlarımızdır.  - 5 3 0 - Bu çerçevede, hem ülke ekonomisi, hem de bölge ekonomisini olumsuz etkileyen su  taşkınlarının bir daha yaşanmaması, yaşanan bu olumsuzlukların son bulması ve bölgemiz insanının  tarımsal faaliyetlerine olumlu katkı sağlayabilmek amacıyla yaşanmakta olan sorunların tespiti ve  çözüm önerilerinin belirlenmesi ve taşkınların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla,  Anayasamızın 98. ve İç Tüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu  kurulması uygun olacaktır.  4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, Bulgaristan Türklerinin ülkemizde ve  Bulgaristan 'da yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/657)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Bulgaristan Türklerinin gerek ülkemizde gerekse Bulgaristan'da karşılaştıkları sorunların  giderilmesi ve alınması gereken tedbirler konusunda Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri  gereğince Meclis araştırması yapılmasını arz ve teklif ederiz.
Sayfa 37 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  1) Reşat Doğru (Tokat)  2) Beytullah Asil (Eskişehir)  3) Oktay Vural (İzmir)  4) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)  5) Hüseyin Yıldız (Antalya)  6) Mustafa Enöz (Manisa)  7) Muharrem Varlı (Adana)  8) Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu)  9) Hakan Coşkun (Osmaniye)  10) Hasan Özdemir (Gaziantep)  11) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)  12) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)  13) Mümin İnan (Niğde)  14)Recep Taner (Aydın)  15) Süleyman Nevzat Korkmaz (İsparta)  16) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)  17) Rıdvan Yalçın (Ordu)  18) Alım Işık (Kütahya)  19) Metin Ergun (Muğla)  20) Meral Akşener (İstanbul)  21) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  Gerekçe:  Ülkemizin pek çok bölgesinde yüz binlerce soydaş ve bunların yakınları bulunmaktadır. Bu  soydaşlarımızdan biri de Bulgaristan'dan yurdumuza gelen vatandaşlarımızdır.  - 5 3 0 - Bu çerçevede, hem ülke ekonomisi, hem de bölge ekonomisini olumsuz etkileyen su  taşkınlarının bir daha yaşanmaması, yaşanan bu olumsuzlukların son bulması ve bölgemiz insanının  tarımsal faaliyetlerine olumlu katkı sağlayabilmek amacıyla yaşanmakta olan sorunların tespiti ve  çözüm önerilerinin belirlenmesi ve taşkınların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla,  Anayasamızın 98. ve İç Tüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu  kurulması uygun olacaktır.  4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, Bulgaristan Türklerinin ülkemizde ve  Bulgaristan 'da yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/657)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Bulgaristan Türklerinin gerek ülkemizde gerekse Bulgaristan'da karşılaştıkları sorunların  giderilmesi ve alınması gereken tedbirler konusunda Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri  gereğince Meclis araştırması yapılmasını arz ve teklif ederiz.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 1 - Bulgaristan Türklerinin gerek ülkemizde gerekse bulundukları yerlerde karşılaştıkları sorunlar  her geçen yıl artmaktadır. Bulgaristan'da siyasilerin vaatleri üzerine oy kullanarak bir partiyi iktidar  ortağı yaptıkları hâlde yine aynı eza ve cefaya maruz bırakılmaktadırlar.  Soydaşlarımız ikilem içinde bırakılmıştır. Bulgaristan'da iş imkânları verilmemektedir. Gizli ve  derinden bir asimilasyon uygulanmaktadır. Öncelikle Türk isimleri değiştirilmekte, değiştirmeyenler  işsiz ve aşsız bırakılmaktadır. Bu yüzden çoğu soydaşımız yaşamlarını idame ettirebilmek için bu  baskılara boyun eğmiştir.  Aynı şekilde oradaki vatandaşlıklarını devam ettirmek isteyenler, dil ile birlikte milli ve manevi  eğitimlerini de sağlamakta zorlanmaktadırlar.  1921/1922 Eğitim Öğretim yılında Bulgaristan'da 1.673 ilkokul, 39 ortaokul, 2.013 Türk  öğretmen ve 60.481 Türk öğrenci vardı. Yani Türk çocukları kendi dillerine örf ve adetlerine göre  yetişmişlerdir. Bu esaslara göre yetişen Türk öğrenciler Bulgaristan'da "Türk Milli Kimliği'nin"  korunmasını sağlamışlardır hatta bunu bir adım daha ileri götürerek Bulgaristan Türklerinin  aydınlanmasını da sağlamışlardır.  Bulgaristan'daki Türk eğitiminin günümüzdeki dummuna göz atacak olursak dumm son derce  vahimdir. Türk okullarını, Türk öğretmenlerini bir tarafa bırakın Türkçe dersi bile yok denilebilir.  Belki tam anlamı ile yok değil, ama aldatmacadan göz boyamadan ileri gidebilecek bir dumm da söz  konusu değil. Bulgaristan Anayasası'na göre azınlıkların ana dilde eğitimlerine hakkı var. Fakat  yasanın uygulanma şekli tam anlamı ile bir aldatmacadan ibarettir.  Vakıf malları Bulgaristan'da çok olmasına rağmen tam tespiti yapılmış değildir. Mevcut olan  vakıf mallarının bir kısmı bazı şahıslar tarafından satılmış veya peşkeş çekilmiştir. Kiraya verilen  malların gelirleri ise menfaat odaklarına gitmektedir. Bunların tespiti ve Türk Ulusuna kazandırılması  gerekmektedir. Bulgaristan'daki vakıf mallarının büyük bir çoğunluğu ise hala elde edilememiştir.  Bulgaristan Türklerinin bütün sorunlarının temelinde Milli Bilinç yoksunluğu yatmaktadır. Bu  da ancak başta eğitim olmak üzere yukarıda saydığımız diğer çözümlerin çözümü ile mümkün  olacaktır.  Somnlar gerçekçi olarak tespit edilmeli başkalarının çözüm getirmesi beklenmemelidir. Çünkü  Avrupa Birliği ve Avrupa, İnsan Haklarını, söz konusu Türkler olunca amaç olarak değil araç olarak  kullanmaktadır. Batı Trakya, Kıbrıs ve Bosna bunun en güzel örneğidir. Buralarda hangi somna hangi  çözüm getirilmiştir?  Ülkemizde yaşayan Bulgaristan Türklerinin ve yakınlarının ikametleri 11.02.2002 tarihinde  yayınlanan genelgede 2 yıl süre ile uzatıldığı halde bu gün 3 'er aylık dönemlerde ikamet hakkı  verilmektedir. İkamet işlemleri bedel karşılığında yapılmaktadır. Çalışma haklan ve sosyal  güvenceleri yoktur.  Konunun Meclis tarafından araştırılması bu sorunlarının giderilmesi ve çözüme kavuşturulması  bu soydaşlarımızı daha rahat bir yaşam seviyesine kavuşturacaktır.  Araştırma önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön  görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.
Sayfa 38 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 1 - Bulgaristan Türklerinin gerek ülkemizde gerekse bulundukları yerlerde karşılaştıkları sorunlar  her geçen yıl artmaktadır. Bulgaristan'da siyasilerin vaatleri üzerine oy kullanarak bir partiyi iktidar  ortağı yaptıkları hâlde yine aynı eza ve cefaya maruz bırakılmaktadırlar.  Soydaşlarımız ikilem içinde bırakılmıştır. Bulgaristan'da iş imkânları verilmemektedir. Gizli ve  derinden bir asimilasyon uygulanmaktadır. Öncelikle Türk isimleri değiştirilmekte, değiştirmeyenler  işsiz ve aşsız bırakılmaktadır. Bu yüzden çoğu soydaşımız yaşamlarını idame ettirebilmek için bu  baskılara boyun eğmiştir.  Aynı şekilde oradaki vatandaşlıklarını devam ettirmek isteyenler, dil ile birlikte milli ve manevi  eğitimlerini de sağlamakta zorlanmaktadırlar.  1921/1922 Eğitim Öğretim yılında Bulgaristan'da 1.673 ilkokul, 39 ortaokul, 2.013 Türk  öğretmen ve 60.481 Türk öğrenci vardı. Yani Türk çocukları kendi dillerine örf ve adetlerine göre  yetişmişlerdir. Bu esaslara göre yetişen Türk öğrenciler Bulgaristan'da "Türk Milli Kimliği'nin"  korunmasını sağlamışlardır hatta bunu bir adım daha ileri götürerek Bulgaristan Türklerinin  aydınlanmasını da sağlamışlardır.  Bulgaristan'daki Türk eğitiminin günümüzdeki dummuna göz atacak olursak dumm son derce  vahimdir. Türk okullarını, Türk öğretmenlerini bir tarafa bırakın Türkçe dersi bile yok denilebilir.  Belki tam anlamı ile yok değil, ama aldatmacadan göz boyamadan ileri gidebilecek bir dumm da söz  konusu değil. Bulgaristan Anayasası'na göre azınlıkların ana dilde eğitimlerine hakkı var. Fakat  yasanın uygulanma şekli tam anlamı ile bir aldatmacadan ibarettir.  Vakıf malları Bulgaristan'da çok olmasına rağmen tam tespiti yapılmış değildir. Mevcut olan  vakıf mallarının bir kısmı bazı şahıslar tarafından satılmış veya peşkeş çekilmiştir. Kiraya verilen  malların gelirleri ise menfaat odaklarına gitmektedir. Bunların tespiti ve Türk Ulusuna kazandırılması  gerekmektedir. Bulgaristan'daki vakıf mallarının büyük bir çoğunluğu ise hala elde edilememiştir.  Bulgaristan Türklerinin bütün sorunlarının temelinde Milli Bilinç yoksunluğu yatmaktadır. Bu  da ancak başta eğitim olmak üzere yukarıda saydığımız diğer çözümlerin çözümü ile mümkün  olacaktır.  Somnlar gerçekçi olarak tespit edilmeli başkalarının çözüm getirmesi beklenmemelidir. Çünkü  Avrupa Birliği ve Avrupa, İnsan Haklarını, söz konusu Türkler olunca amaç olarak değil araç olarak  kullanmaktadır. Batı Trakya, Kıbrıs ve Bosna bunun en güzel örneğidir. Buralarda hangi somna hangi  çözüm getirilmiştir?  Ülkemizde yaşayan Bulgaristan Türklerinin ve yakınlarının ikametleri 11.02.2002 tarihinde  yayınlanan genelgede 2 yıl süre ile uzatıldığı halde bu gün 3 'er aylık dönemlerde ikamet hakkı  verilmektedir. İkamet işlemleri bedel karşılığında yapılmaktadır. Çalışma haklan ve sosyal  güvenceleri yoktur.  Konunun Meclis tarafından araştırılması bu sorunlarının giderilmesi ve çözüme kavuşturulması  bu soydaşlarımızı daha rahat bir yaşam seviyesine kavuşturacaktır.  Araştırma önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön  görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi  Amacıyla Kurulan (10/67, 75, 82, 122, 141, 180, 193, 208, 216, 229, 304, 309, 320, 324, 336, 337,  342, 374,377,388,404) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının Komisyonun  görev süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır, okutuyorum:  C) TEZKERELER  ].- (10/67, 75, 82, 122, 141, 180, 193, 208, 216, 229, 304, 309, 320, 324, 336, 337, 342, 374,  377, 388, 404) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev  süresinin bir ay uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1154)  05/04/2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi  Amacıyla Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince kurulan (10/67, 75, 82, 122,  141,180,193,208,216, 229,304,309, 320,324,336,337,342,374, 377,388,404) Esas Numaralı  Meclis Araştırması Komisyonu 13.01 2010 tarihinde göreve başlamıştır.  Anayasa ve İçtüzük gereği kendisine verilen 3 aylık süre içerisinde çalışmalarını  tamamlayamayan Komisyonumuz 13 Nisan 2010 tarihinden itibaren 1 aylık ek sure istenmesine  karar vermiştir.  Gereğini bilgilerinize arz ederim.  Mehmet Altan Karapaşaoğlu  Bursa  Komisyon Başkanı  BAŞKAN - İç Tüzük'ün 105'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Araştırmasını üç ay  içinde bitiremeyen komisyona bir aylık kesin süre verilir." hükmü gereğince Komisyona bir aylık ek  süre verilmiştir.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  VII.- ÖNERİLER  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ  1.- (10/589) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi  06.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 06.04.2010 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında, oy birliği  sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel  Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Ayla Akat Ata  Batman  Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına  Dair Ön Görüşmeler Kısmının 477 inci sırasında yer alan 10/589 Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da  - 5 3 2 -
Sayfa 39 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi  Amacıyla Kurulan (10/67, 75, 82, 122, 141, 180, 193, 208, 216, 229, 304, 309, 320, 324, 336, 337,  342, 374,377,388,404) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının Komisyonun  görev süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır, okutuyorum:  C) TEZKERELER  ].- (10/67, 75, 82, 122, 141, 180, 193, 208, 216, 229, 304, 309, 320, 324, 336, 337, 342, 374,  377, 388, 404) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev  süresinin bir ay uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1154)  05/04/2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi  Amacıyla Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince kurulan (10/67, 75, 82, 122,  141,180,193,208,216, 229,304,309, 320,324,336,337,342,374, 377,388,404) Esas Numaralı  Meclis Araştırması Komisyonu 13.01 2010 tarihinde göreve başlamıştır.  Anayasa ve İçtüzük gereği kendisine verilen 3 aylık süre içerisinde çalışmalarını  tamamlayamayan Komisyonumuz 13 Nisan 2010 tarihinden itibaren 1 aylık ek sure istenmesine  karar vermiştir.  Gereğini bilgilerinize arz ederim.  Mehmet Altan Karapaşaoğlu  Bursa  Komisyon Başkanı  BAŞKAN - İç Tüzük'ün 105'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Araştırmasını üç ay  içinde bitiremeyen komisyona bir aylık kesin süre verilir." hükmü gereğince Komisyona bir aylık ek  süre verilmiştir.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  VII.- ÖNERİLER  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ  1.- (10/589) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi  06.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 06.04.2010 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında, oy birliği  sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel  Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Ayla Akat Ata  Batman  Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına  Dair Ön Görüşmeler Kısmının 477 inci sırasında yer alan 10/589 Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da  - 5 3 2 - TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 3 3 - "Hançer Timi" adlı grupların var olduğu iddialarının belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergenin görüşülmesini, Genel Kurulun 06.04.2010 Salı günlü birleşiminde  birlikte yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin lehinde, Sımak Milletvekili Sayın  Sevahir Bayındır. (BDP sıralarından alkışlar)  SEVAHİR BAYINDIR (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "Hançer Timi"nin  araştırılması için vermiş olduğumuz araştırma önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi  saygıyla selamlıyorum.  Türkiye, kayıplarını arıyor, kayıt dışı iş yapanları arıyor. Türkiye, yıllardır hukuksuzca işlenen  cinayetlerin sorumlularını arıyor. Türkiye, yıllardır darbelerle kesintiye uğramış demokrasisini arıyor.  Türkiye, özellikle 90Tı yıllar itibarıyla 17 bin faili meçhul cinayetin sorumlusunu arıyor ve bu hukuk  dışı örgütlenmeler aracılığıyla işlenen cinayetlerin sommluları sorgulanmadığı gibi, binlerce ailenin  kardeşi, eşi, annesi, babası, yetim çocuğu hâlâ kaybedilen yakınının kemiklerini arıyor, mezarını  arıyor ve yerini arıyor.  Dolayısıyla, şu anda demokrasi havarisi kesilen AKP Hükümetine: Siz Kenan Evren yasasının,  Anayasası'nın zaten kamu vicdanında yargılanmış bu Anayasa'nın kâğıt üzerinde, usulen  değişikliğiyle uğraşacağınıza, gelin, yaşamı doğrudan ilgilendiren, yaşama müdahale eden hâlâ canlı  organizmaların, canlı örgütlenmelerin ve demokratik kültürü sınırlandıran, engelleyen, yok sayan,  bastıran kafanızı değiştirmeye çalışın diyoruz.  Binlerce insan bar bar bağırıyor: "Ben kaybolan yakınımı istiyorum." Adres de gösteriyor;  biliniyor da bunların, bu kayıpları kimlerin kaybettiğini.  Daha önce de bu kürsüde defalarca grubumuz aracılığıyla ifade ettik, bizzat da ifade ettik ve  dedik ki: Soğuk savaş döneminin hukuk dışı "gladio" örgütlenmeleri, Türkiye'de "Özel Harp Dairesi"  olarak, "kontrgerilla" olarak örgütlendi, "JİTEM" olarak örgütlendi ve "Ergenekon" olarak şu an  sözde yargılanmaya çalışılıyor. Aynı zamanda bu hukuk dışı örgütlenmelerden biri olan "Hançer  Timi"nin de sorgulanarak bu örgütlenmenin tüm mekanizmalarının, yasal, hukuksal, fiilî tüm  mekanizmalarının bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu son yarım asırda, özellikle de son  çeyrek asırda yoğunlaşmış kayıt dışı örgütlenme, hukuk dışı örgütlenmelerin yaptıklarının bir an  önce artık yargılanması, faillerin gerekli cezayı alması lazım.  Biliyorsunuz, geçen yıl temmuz ayında Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinin festivalinin yapıldığı  bir zamanda 2 tane DTP Ti yurttaşımız, üyemiz Necman Ölmez ve Ferhat Ediş bir anda kayboldular,  sır oldular ve kayboldukları andan itibaren aileler ve bizler, başta Vali, İçişleri Bakanı, bölgedeki  jandarma komutanlarına başvurmamıza rağmen bu kayıplar hakkında kıllarını bile kıpırdatmadılar,  yine kayıplarını aramak ailelere düştü. Bütün aile seferber oldu, 25 Temmuz akşamı saat beşten gece  on bir buçuğa kadar arazi taradılar ve sonuçta kaybedilerek öldürülen 2 insanımızın cesedini buldular.  Bu arada bizim, gerek Vali gerek İçişleri Bakanlığı nezdinde yaptığımız temaslar sonucu bölgede ne  komcu aracılığıyla ne de askerî güçler aracılığıyla bir arama yapılmadı ve sonunda biz olayın üzerine  gittik, gördük, aileler kayıplarını buldular. O anda gece saat on bir buçukta biz kayıpları öğrendik.  Gece saat on ikide Sımak Valisi Sayın Ali Yerlikaya beni arayarak "2 ceset bulundu ama sebebi  ticariymiş." dedi ve ben o gün -o kayıtlardan, telefonlardan aranıp çıkarılabilir- dedim ki: "Bu olayın  işlendiği yer, işlendiği zaman ve koşullan ele aldığımızda bu hiç de ticari bir cinayet değildir. Ticari  cinayet kılıfına ustaca büründürülmek istenen siyasi cinayetlerdir." Ve akabinde, ertesi gün aileler,  bu kayıplannın faillerini bulmak için dedektif gibi iş başına düştüler ve sonunda -şu an, ses kayıtlan
Sayfa 40 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 3 3 - "Hançer Timi" adlı grupların var olduğu iddialarının belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergenin görüşülmesini, Genel Kurulun 06.04.2010 Salı günlü birleşiminde  birlikte yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin lehinde, Sımak Milletvekili Sayın  Sevahir Bayındır. (BDP sıralarından alkışlar)  SEVAHİR BAYINDIR (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "Hançer Timi"nin  araştırılması için vermiş olduğumuz araştırma önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi  saygıyla selamlıyorum.  Türkiye, kayıplarını arıyor, kayıt dışı iş yapanları arıyor. Türkiye, yıllardır hukuksuzca işlenen  cinayetlerin sorumlularını arıyor. Türkiye, yıllardır darbelerle kesintiye uğramış demokrasisini arıyor.  Türkiye, özellikle 90Tı yıllar itibarıyla 17 bin faili meçhul cinayetin sorumlusunu arıyor ve bu hukuk  dışı örgütlenmeler aracılığıyla işlenen cinayetlerin sommluları sorgulanmadığı gibi, binlerce ailenin  kardeşi, eşi, annesi, babası, yetim çocuğu hâlâ kaybedilen yakınının kemiklerini arıyor, mezarını  arıyor ve yerini arıyor.  Dolayısıyla, şu anda demokrasi havarisi kesilen AKP Hükümetine: Siz Kenan Evren yasasının,  Anayasası'nın zaten kamu vicdanında yargılanmış bu Anayasa'nın kâğıt üzerinde, usulen  değişikliğiyle uğraşacağınıza, gelin, yaşamı doğrudan ilgilendiren, yaşama müdahale eden hâlâ canlı  organizmaların, canlı örgütlenmelerin ve demokratik kültürü sınırlandıran, engelleyen, yok sayan,  bastıran kafanızı değiştirmeye çalışın diyoruz.  Binlerce insan bar bar bağırıyor: "Ben kaybolan yakınımı istiyorum." Adres de gösteriyor;  biliniyor da bunların, bu kayıpları kimlerin kaybettiğini.  Daha önce de bu kürsüde defalarca grubumuz aracılığıyla ifade ettik, bizzat da ifade ettik ve  dedik ki: Soğuk savaş döneminin hukuk dışı "gladio" örgütlenmeleri, Türkiye'de "Özel Harp Dairesi"  olarak, "kontrgerilla" olarak örgütlendi, "JİTEM" olarak örgütlendi ve "Ergenekon" olarak şu an  sözde yargılanmaya çalışılıyor. Aynı zamanda bu hukuk dışı örgütlenmelerden biri olan "Hançer  Timi"nin de sorgulanarak bu örgütlenmenin tüm mekanizmalarının, yasal, hukuksal, fiilî tüm  mekanizmalarının bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu son yarım asırda, özellikle de son  çeyrek asırda yoğunlaşmış kayıt dışı örgütlenme, hukuk dışı örgütlenmelerin yaptıklarının bir an  önce artık yargılanması, faillerin gerekli cezayı alması lazım.  Biliyorsunuz, geçen yıl temmuz ayında Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinin festivalinin yapıldığı  bir zamanda 2 tane DTP Ti yurttaşımız, üyemiz Necman Ölmez ve Ferhat Ediş bir anda kayboldular,  sır oldular ve kayboldukları andan itibaren aileler ve bizler, başta Vali, İçişleri Bakanı, bölgedeki  jandarma komutanlarına başvurmamıza rağmen bu kayıplar hakkında kıllarını bile kıpırdatmadılar,  yine kayıplarını aramak ailelere düştü. Bütün aile seferber oldu, 25 Temmuz akşamı saat beşten gece  on bir buçuğa kadar arazi taradılar ve sonuçta kaybedilerek öldürülen 2 insanımızın cesedini buldular.  Bu arada bizim, gerek Vali gerek İçişleri Bakanlığı nezdinde yaptığımız temaslar sonucu bölgede ne  komcu aracılığıyla ne de askerî güçler aracılığıyla bir arama yapılmadı ve sonunda biz olayın üzerine  gittik, gördük, aileler kayıplarını buldular. O anda gece saat on bir buçukta biz kayıpları öğrendik.  Gece saat on ikide Sımak Valisi Sayın Ali Yerlikaya beni arayarak "2 ceset bulundu ama sebebi  ticariymiş." dedi ve ben o gün -o kayıtlardan, telefonlardan aranıp çıkarılabilir- dedim ki: "Bu olayın  işlendiği yer, işlendiği zaman ve koşullan ele aldığımızda bu hiç de ticari bir cinayet değildir. Ticari  cinayet kılıfına ustaca büründürülmek istenen siyasi cinayetlerdir." Ve akabinde, ertesi gün aileler,  bu kayıplannın faillerini bulmak için dedektif gibi iş başına düştüler ve sonunda -şu an, ses kayıtlan  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 1  da dâhil- bu faili meçhullerin faillerini buldular; kendi vicdanlarında ve kendi çabalarıyla buldular.  Aile taziye için oturmadı, bire bir bu olayların peşine düştü ve sonuçta, bu olayı işleyenler arasında,  daha önce Beşağaç köyünde 11 insanın minibüste taranmasına katıldığı düşünülen o köyün, Beşağaç  köyünün korucu başının da içinde olduğu bir grup insan göz altında ve 16 Nisanda da bunların  mahkemeleri görülecek. Eğer, aileler kayıplarının cesetlerini bulmamış olsaydı, eğer aile dedektif  gibi işin peşine girmiş olmasaydı, bugün, bu olayın da üstü örtülmüş olacaktı.  Bu olayla birlikte, "Hançer Timi" denen olgu, artık, soyut, hayalî dolaşan bir hortlak olmaktan  çıkmış, suç üstünde yakalamış bir organize suç şebekesi olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır.  Meclisimizin, bu olayla, olay şahsında, özellikle JİTEM'le başlayıp daha sonra "Hançer Timi" olarak  örgütlenen bu hukuk dışı örgütlenmelerinin, nerede, hangi merkezde örgütlendiği, kimlerin buna  katıldığı, nasıl icra ettiğini bir an önce açığa çıkarması gerekiyor ve yine bu Meclisin, o Beşağaç  köyünde kaybolan, öldürülen 11 kişiye karşı sorumluluğu var. İnsan Hakları Komisyonu oluşturulup  gidildi ama İnsan Hakları Komisyonu, insanların özgürce, rahatça kendisini ifade edip olaylara  tanıklık etmesi için gerekli zemin yaratılmadığı için olay örtbas edildi, o zaman PKK'nin üzerine  atılmaya çalışıldı ve aynı yerde işlenen bu iki cinayeti aslında bir çorap söküğü gibi geriye doğru  eğer doğru bir şekilde ele alabilirsek, bugüne kadar ister JİTEM ister "Hançer Timi" aracılığıyla  öldürülmüş, katledilmiş, kaybedilmiş binlerce insanın hem cesetlerine ulaşabileceğiz hem de bu  suçlan işleyenlerin failleri gerçek anlamda hukuksal karşılığı bulan cezayla karşılaşacak ve insanların  vicdanında en azından adalet tecelli edilmiş olacaktır. Dolayısıyla eğer AKP bir demokrasi sınavı  vermek istiyorsa gerçek anlamda, buyursun gelsin, bu organize örgütlerinin, bu işte korucunun da  içinde olduğu, askerî bağlantıları olduğu, itirafçılann da içinde yer aldığı bu organize suç örgütlerinin  tasfiye edilmesini sağlasın. Anayasa'yı yazı üzerinde değiştirmek, sadece "Şu hâkim gelsin. CHP'li  hâkim mi gelsin, AKP'li hâkim mi gelsin?" derdi bizim derdimiz değildir. Bizim derdimiz, hâlâ,  hangi hâkim-savcı gelirse gelsin, var olan Anayasa, var olan ceza yasalarının düşünceye, düşünce  özgürlüğüne, insan hak ve özgürlüklerine karşı nasıl yine ceza yağdırmaya çalıştığını görmesi lazım,  biz bunu görüyoruz. Dolayısıyla üsten iktidar erklerini değiştirmek hiçbir şeyi değiştirmez hayatın  akışı içinde, insanlar yine yargılanmış olacak, yine yargısız infazlara sebep olmuş olacak, yine yok  yere öldürülmüş olacak.  Yine bu sebeple dikkatinizi bir şeye daha çekmek istiyorum: Özellikle son bir ay içinde Şırnak'ın  Uludere ilçesine bağlı köylerinde, yine Şenoba beldesinde Hazım Babat'ı hepiniz bilirsiniz, bir cinayet  şebekesidir tek başına. Bulunduğu köyde, o köyden başka bir yere gitmek isteyen sivil insanlanmız  "bir paket sigara taşıyor" diye askerler tarafından öldürüldü. Bir paket sigarayı taşımanın bedeli ölümse  yolsuzluklarla hortum hortum götürenler, sizlerin ya da bunu yapanların cezası ne olacak?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Bir paket sigarayı çalmanın bedeli ölümse, kamu  bankalarını, yine hazinenin parasını hortumlayıp çalanlara ne kâr edecek, hangi cezayı  öngöreceksiniz? Nasıl 90Tı yıllarda insanlara "Ya korucu olacaksınız ya burayı terk edeceksiniz."  diye bir politika dayatılıyordu ise bugün de "Ya koruculuğu kabul edersin ya da öldürülürsün."  ikilemiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle, özellikle kaçakçılık gerekçe yapılarak "Dur!"  demeden, "Dur!" dese bile duyulmadan öldürmeyi kendine hak gören ve bu kanunu çıkaran AKP,  eğer adım atacaksa kendi bozduğunu yapmakla adım atsın. Polis vazife ve salahiyetlerini öldürmek  üzerine değil de toplumu yaşatmak üzerine dönüştürsün ki, bilelim ki evrenin evrensel yasaları  olmayan, adı evren kendisi zulüm olan yasaların devamcısıdır ya da değildir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 3 4 -
Sayfa 41 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 1  da dâhil- bu faili meçhullerin faillerini buldular; kendi vicdanlarında ve kendi çabalarıyla buldular.  Aile taziye için oturmadı, bire bir bu olayların peşine düştü ve sonuçta, bu olayı işleyenler arasında,  daha önce Beşağaç köyünde 11 insanın minibüste taranmasına katıldığı düşünülen o köyün, Beşağaç  köyünün korucu başının da içinde olduğu bir grup insan göz altında ve 16 Nisanda da bunların  mahkemeleri görülecek. Eğer, aileler kayıplarının cesetlerini bulmamış olsaydı, eğer aile dedektif  gibi işin peşine girmiş olmasaydı, bugün, bu olayın da üstü örtülmüş olacaktı.  Bu olayla birlikte, "Hançer Timi" denen olgu, artık, soyut, hayalî dolaşan bir hortlak olmaktan  çıkmış, suç üstünde yakalamış bir organize suç şebekesi olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır.  Meclisimizin, bu olayla, olay şahsında, özellikle JİTEM'le başlayıp daha sonra "Hançer Timi" olarak  örgütlenen bu hukuk dışı örgütlenmelerinin, nerede, hangi merkezde örgütlendiği, kimlerin buna  katıldığı, nasıl icra ettiğini bir an önce açığa çıkarması gerekiyor ve yine bu Meclisin, o Beşağaç  köyünde kaybolan, öldürülen 11 kişiye karşı sorumluluğu var. İnsan Hakları Komisyonu oluşturulup  gidildi ama İnsan Hakları Komisyonu, insanların özgürce, rahatça kendisini ifade edip olaylara  tanıklık etmesi için gerekli zemin yaratılmadığı için olay örtbas edildi, o zaman PKK'nin üzerine  atılmaya çalışıldı ve aynı yerde işlenen bu iki cinayeti aslında bir çorap söküğü gibi geriye doğru  eğer doğru bir şekilde ele alabilirsek, bugüne kadar ister JİTEM ister "Hançer Timi" aracılığıyla  öldürülmüş, katledilmiş, kaybedilmiş binlerce insanın hem cesetlerine ulaşabileceğiz hem de bu  suçlan işleyenlerin failleri gerçek anlamda hukuksal karşılığı bulan cezayla karşılaşacak ve insanların  vicdanında en azından adalet tecelli edilmiş olacaktır. Dolayısıyla eğer AKP bir demokrasi sınavı  vermek istiyorsa gerçek anlamda, buyursun gelsin, bu organize örgütlerinin, bu işte korucunun da  içinde olduğu, askerî bağlantıları olduğu, itirafçılann da içinde yer aldığı bu organize suç örgütlerinin  tasfiye edilmesini sağlasın. Anayasa'yı yazı üzerinde değiştirmek, sadece "Şu hâkim gelsin. CHP'li  hâkim mi gelsin, AKP'li hâkim mi gelsin?" derdi bizim derdimiz değildir. Bizim derdimiz, hâlâ,  hangi hâkim-savcı gelirse gelsin, var olan Anayasa, var olan ceza yasalarının düşünceye, düşünce  özgürlüğüne, insan hak ve özgürlüklerine karşı nasıl yine ceza yağdırmaya çalıştığını görmesi lazım,  biz bunu görüyoruz. Dolayısıyla üsten iktidar erklerini değiştirmek hiçbir şeyi değiştirmez hayatın  akışı içinde, insanlar yine yargılanmış olacak, yine yargısız infazlara sebep olmuş olacak, yine yok  yere öldürülmüş olacak.  Yine bu sebeple dikkatinizi bir şeye daha çekmek istiyorum: Özellikle son bir ay içinde Şırnak'ın  Uludere ilçesine bağlı köylerinde, yine Şenoba beldesinde Hazım Babat'ı hepiniz bilirsiniz, bir cinayet  şebekesidir tek başına. Bulunduğu köyde, o köyden başka bir yere gitmek isteyen sivil insanlanmız  "bir paket sigara taşıyor" diye askerler tarafından öldürüldü. Bir paket sigarayı taşımanın bedeli ölümse  yolsuzluklarla hortum hortum götürenler, sizlerin ya da bunu yapanların cezası ne olacak?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Bir paket sigarayı çalmanın bedeli ölümse, kamu  bankalarını, yine hazinenin parasını hortumlayıp çalanlara ne kâr edecek, hangi cezayı  öngöreceksiniz? Nasıl 90Tı yıllarda insanlara "Ya korucu olacaksınız ya burayı terk edeceksiniz."  diye bir politika dayatılıyordu ise bugün de "Ya koruculuğu kabul edersin ya da öldürülürsün."  ikilemiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle, özellikle kaçakçılık gerekçe yapılarak "Dur!"  demeden, "Dur!" dese bile duyulmadan öldürmeyi kendine hak gören ve bu kanunu çıkaran AKP,  eğer adım atacaksa kendi bozduğunu yapmakla adım atsın. Polis vazife ve salahiyetlerini öldürmek  üzerine değil de toplumu yaşatmak üzerine dönüştürsün ki, bilelim ki evrenin evrensel yasaları  olmayan, adı evren kendisi zulüm olan yasaların devamcısıdır ya da değildir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 3 4 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 5 3 5 - SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Bu nedenle, bir sınavla karşı karşıyaysa AKP, her şeyden  önce bu cinayetleri ve bunu yapan örgütleri tasfiye etmek, açığa çıkarmakla sorumludur.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Umuyorum ki bu araştırma önergeme oy vereceksiniz. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bayındır.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin aleyhinde, Bursa Milletvekili Sayın Canan  Candemir Çelik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CANAN CANDEMİR ÇELİK (Bursa) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Barış ve  Demokrasi Partisinin grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde "Hançer Timi" olarak  adlandırılan grupların var olup olmadığı, varsa kime bağlı oldukları, hangi yasal mevzuat  çerçevesinde faaliyette bulundukları, görev alanlanna ilişkin bilgilerin ne olduğu ve bu tim grubunun  bölgede karıştığı iddia edilen olaylardaki misyonlarının araştırılarak, bundan sonraki süreçlerde bu  tür insan hakları ihlallerinin ve hukuk dışı uygulamaların yaşanmaması için Meclis araştırmasının  açılması gerekliliği önem arz etmekte olup, ancak Genel Kuml gündeminin önceden belirlenmiş  olması ve yoğunluğu nedeniyle ileri bir tarihte görüşülmesi gerektiği düşüncesiyle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin lehinde Sımak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.  (BDP sıralarından alkışlar)  HASİP KAPLAN (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi  Grubu adına, "Hançer Timi"yle ilgili araştırma önergesi lehinde söz almış bulunmaktayım.  Aslında, hukukun rafa kaldırıldığı ve yargının işlemediği dönemlerde faili meçhul cinayetlerin  pervasızca nasıl işlendiğine yakın tarihimizde tanık olduk. Bizim araştırma önergemizin konusu olan  "Hançer Timi"yle ilgili vakanın çok yakın bir tarihte olması ve olayların yaşandığı bölge dikkate  alındığı zaman, özellikle askerî yasak bölge kapsamında olan bir alan, korucuların yoğun olduğu bir  alan ve bu alanda işlenen cinayetler dikkate alındığı zaman -Sımak Milletvekilimiz Sayın Sevahir  Bayındır'ın da belirttiği gibi- bu tür olaylar konusunda eğer çok ciddi üzerinde durulmazsa ve bu  olayların failleri ve sommluları aydınlığa kavuşturulmazsa, bunun, maalesef daha büyük olaylara  sebebiyet verdiği, yaşam hakkının, insan hak ve özgürlüklerinin en başında gelen yaşam hakkının  ayaklar altına alındığı bilinmektedir.  Aslında, faili meçhul cinayet derken çok uzaklara gitmeye gerek yok, yakın bir zaman kesitini  alarak bu olaya baktığımız zaman bugün Meclis olarak üzerimize düşen görev ve sorumlulukların  nasıl da arttığını görebiliriz. Özellikle 90Tı yıllarda başlayan faili meçhul cinayetleri JİTEM'in  kuruluşuyla birlikte ele almakta, o dönem oluşturulan yasa dışı suç organizasyonlarının, çetelerinin  durumunu ele almakta büyük yarar vardır. Yüksekova çetesi, derken, İstanbul'da Kocaeli çetesi,  değişik çetelerin, organizasyonların içine baktığımız zaman güvenlik güçlerinin, orada bulunan yerel  güçlerin, korucuların, çetelerin ve itirafçıların bir ekip oluşturduğu ve bu ekiplerin zaman zaman devlet  ve ülkeyi koruma adı altında kendilerini gerçek koruyucu ve hukukun üstünde gördüğü ve cinayetleri  işlediği ama asıl gerçek kazındığında bunların hepsinin kaçakçılık yaptığı, rüşvet aldığı, başkalarından  zorla para tahsil ettiği, gasbettiği, mallarına mülklerine el koyduğu gerçeğiyle karşılaşırsınız.
Sayfa 42 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 5 3 5 - SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Bu nedenle, bir sınavla karşı karşıyaysa AKP, her şeyden  önce bu cinayetleri ve bunu yapan örgütleri tasfiye etmek, açığa çıkarmakla sorumludur.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Umuyorum ki bu araştırma önergeme oy vereceksiniz. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bayındır.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin aleyhinde, Bursa Milletvekili Sayın Canan  Candemir Çelik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CANAN CANDEMİR ÇELİK (Bursa) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Barış ve  Demokrasi Partisinin grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde "Hançer Timi" olarak  adlandırılan grupların var olup olmadığı, varsa kime bağlı oldukları, hangi yasal mevzuat  çerçevesinde faaliyette bulundukları, görev alanlanna ilişkin bilgilerin ne olduğu ve bu tim grubunun  bölgede karıştığı iddia edilen olaylardaki misyonlarının araştırılarak, bundan sonraki süreçlerde bu  tür insan hakları ihlallerinin ve hukuk dışı uygulamaların yaşanmaması için Meclis araştırmasının  açılması gerekliliği önem arz etmekte olup, ancak Genel Kuml gündeminin önceden belirlenmiş  olması ve yoğunluğu nedeniyle ileri bir tarihte görüşülmesi gerektiği düşüncesiyle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin lehinde Sımak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.  (BDP sıralarından alkışlar)  HASİP KAPLAN (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi  Grubu adına, "Hançer Timi"yle ilgili araştırma önergesi lehinde söz almış bulunmaktayım.  Aslında, hukukun rafa kaldırıldığı ve yargının işlemediği dönemlerde faili meçhul cinayetlerin  pervasızca nasıl işlendiğine yakın tarihimizde tanık olduk. Bizim araştırma önergemizin konusu olan  "Hançer Timi"yle ilgili vakanın çok yakın bir tarihte olması ve olayların yaşandığı bölge dikkate  alındığı zaman, özellikle askerî yasak bölge kapsamında olan bir alan, korucuların yoğun olduğu bir  alan ve bu alanda işlenen cinayetler dikkate alındığı zaman -Sımak Milletvekilimiz Sayın Sevahir  Bayındır'ın da belirttiği gibi- bu tür olaylar konusunda eğer çok ciddi üzerinde durulmazsa ve bu  olayların failleri ve sommluları aydınlığa kavuşturulmazsa, bunun, maalesef daha büyük olaylara  sebebiyet verdiği, yaşam hakkının, insan hak ve özgürlüklerinin en başında gelen yaşam hakkının  ayaklar altına alındığı bilinmektedir.  Aslında, faili meçhul cinayet derken çok uzaklara gitmeye gerek yok, yakın bir zaman kesitini  alarak bu olaya baktığımız zaman bugün Meclis olarak üzerimize düşen görev ve sorumlulukların  nasıl da arttığını görebiliriz. Özellikle 90Tı yıllarda başlayan faili meçhul cinayetleri JİTEM'in  kuruluşuyla birlikte ele almakta, o dönem oluşturulan yasa dışı suç organizasyonlarının, çetelerinin  durumunu ele almakta büyük yarar vardır. Yüksekova çetesi, derken, İstanbul'da Kocaeli çetesi,  değişik çetelerin, organizasyonların içine baktığımız zaman güvenlik güçlerinin, orada bulunan yerel  güçlerin, korucuların, çetelerin ve itirafçıların bir ekip oluşturduğu ve bu ekiplerin zaman zaman devlet  ve ülkeyi koruma adı altında kendilerini gerçek koruyucu ve hukukun üstünde gördüğü ve cinayetleri  işlediği ama asıl gerçek kazındığında bunların hepsinin kaçakçılık yaptığı, rüşvet aldığı, başkalarından  zorla para tahsil ettiği, gasbettiği, mallarına mülklerine el koyduğu gerçeğiyle karşılaşırsınız.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 1  Şimdi, bu olayları bu bütün içinde ele aldığımız zaman şu ortaya çıkıyor: "Çatışmalı ortamlarda,  özellikle 93 ve 97 arası 17 bin faili meçhul cinayet Türkiye'de nasıl işlendi?" dediğimiz zaman  Susurluk raporuna biraz göz atmakta yarar var. Susurluk raporundaki şu dehşet cümleler cinayet  işlemenin uzatmalı çavuş düzeyine kadar düştüğü, hatta ve hatta itirafçı ekiplerin bu konuda nasıl  görev aldığı, daha sonra itirafçıların beyanları, beyanlarıyla ortaya çıkan delillerin varlığı, Aygan  gibi diğer itirafçıların da birlikte katıldığı cinayetlerden, Musa Anter'den, Vedat Aydın'dan günümüze  Uludere ve Beytüşşebap'ta işlenen cinayetlere kadar gelirsiniz. Bu tehlike geçmiş değildir. Bunu çok  açıklıkla ifade ediyorum.  Şu an, daha yeni bölgeden geldik ve Şırnak'ta üç kocaman askerî yasak bölge var. Bu yasak  bölgelerde güvenlik güçleri hareket hâlinde ve burada zaten polis görev yapmıyor. Burada görev yapan  askerî birlikler var. Askerî birliklerle beraber korucu olarak görev yapan ekipler var. Şimdi, bu korucu  olarak görev yapan 80 binin -ki bunun 20 bini gönüllü, 60 bini de kadrolu korucudur- içinde bir nüve,  bir çekirdek "Hançer Timi" oluşturulmuş ve bu "Hançer Timi", bir dönem, işlediği cinayetlerin  karşılığında para alan bir ekip olarak bu işleri meslek hâline getirmiş ve bu faili meçhul cinayetlerin  -dosyalarının- bir kısmının Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinde de davası devam etmektedir.  Şimdi, bakıyoruz, bölgede bir yığılma var, bir askerî birlik yığılması var, bir güç yığılması var.  İşte, dün, bugün televizyonda okuduk: Cizre Tank Taburundan -tutun- tank atışlarının yapıldığını,  İkizce Taburundan tankların Gabar Dağı'na doğru harekete geçtiğini ve Gabar Dağı'nda büyük bir  operasyonun olduğu söylenmektedir.  Şimdi, orada yaşayan birimlerdeki, Güçlükonak ve orada yaşayan yetmişe yakın köylerdeki  vatandaşlarımız, bir tek, oradaki güvenlik güçlerinin insafı ve vicdanıyla karşı karşıya kalmaktan  başka hiçbir güvenceye sahip değildir. Burada yargı gidemiyor, savcı bir cinayet olayının arkasından  bir keşfe, bir otopsiye gidemiyor. Oradaki hukuki deliller toplanamıyor ve bu tür yasa dışı oluşumların  cinayetlerine de açık kapı aralanıyor. Eğer günümüz süreci, Türkiye'deki siyasi atmosfer, Ergenekon  soruşturmaları dikkate alınacak olursa çok rahat provokasyon ortamlarının yaratılması, bu "Hançer  Timi"nin çok daha büyük tehlikeli işlerde kullanılması kaçınılmazdır. Buna karşı Hükümetin son  derece uyanık ve dikkatli olması gerekiyor. Sonuçta bunun siyasi sorumluluğu elbette ki siyasi  iktidara aittir, Hükümete aittir. Şimdi soruyoruz: Ne oldu da bahar günü, bu baharda, nisan ayında  hiçbir yerde çatışma yokken, tek taraflı ateşkes varken neden şu an her tarafta bir operasyon ihtiyacı  duyuluyor? Neden operasyona çıkılıyor? Neden çatışma ortamı yaratılıyor? Neden korucular, hepsi,  bu görevlendirmenin içinde fiilen yer alıyor? Bu alınan görevlendirmelerin tek tek tespiti hâlinde  aslında bu tehlikelerin önüne de geçmiş olunacaktır.  Türkiye'de insan haklarının başında gelen yaşama hakkını, yaşam hakkını garanti altına almadan  bir hukuk devletinin kurulması mümkün değildir. Yakın tarihimiz siyasi cinayetlerle doludur. 12  Eylül öncesinin siyasi cinayetlerini alın, 12 Eylül sonrası yaşanan olayları alın ve günümüze kadar...  Yakınlarda, biliyorsunuz, 12 Eylül öncesi siyasi cinayetlerde kurban giden ve 12 Eylül sonrası  da işlenen cinayetlere kurban gidenlerin aileleri Meclise geldi, bizlerle de görüştüler. Bizim  önergemizden sonra siyasi cinayetlerle ilgili Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi gelecek. O önerge  üzerinde, elbette ki, konuşma hakkımız söz konusu değil çünkü orada bir görevlendirme gereği...  Ancak şunu ifade etmek istiyoruz: Kemal Türkler'in, Uğur Mumcu'nun, Doğan Öz'ün ve ismi  bilinen, tanınan yazarlarımızın, siyasetçilerin, gazetecilerin hepsinin aileleri Meclise geldi, bizleri  de grubumuzu da ziyaret etti ve "Bu siyasi cinayetleri aydınlatın." diyorlar. Eğer Türkiye önünü  görmek istiyorsa, Türkiye gerçekten bir hukuk devleti olmak istiyorsa, Türkiye'de can ve mal  - 5 3 6 -
Sayfa 43 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 1  Şimdi, bu olayları bu bütün içinde ele aldığımız zaman şu ortaya çıkıyor: "Çatışmalı ortamlarda,  özellikle 93 ve 97 arası 17 bin faili meçhul cinayet Türkiye'de nasıl işlendi?" dediğimiz zaman  Susurluk raporuna biraz göz atmakta yarar var. Susurluk raporundaki şu dehşet cümleler cinayet  işlemenin uzatmalı çavuş düzeyine kadar düştüğü, hatta ve hatta itirafçı ekiplerin bu konuda nasıl  görev aldığı, daha sonra itirafçıların beyanları, beyanlarıyla ortaya çıkan delillerin varlığı, Aygan  gibi diğer itirafçıların da birlikte katıldığı cinayetlerden, Musa Anter'den, Vedat Aydın'dan günümüze  Uludere ve Beytüşşebap'ta işlenen cinayetlere kadar gelirsiniz. Bu tehlike geçmiş değildir. Bunu çok  açıklıkla ifade ediyorum.  Şu an, daha yeni bölgeden geldik ve Şırnak'ta üç kocaman askerî yasak bölge var. Bu yasak  bölgelerde güvenlik güçleri hareket hâlinde ve burada zaten polis görev yapmıyor. Burada görev yapan  askerî birlikler var. Askerî birliklerle beraber korucu olarak görev yapan ekipler var. Şimdi, bu korucu  olarak görev yapan 80 binin -ki bunun 20 bini gönüllü, 60 bini de kadrolu korucudur- içinde bir nüve,  bir çekirdek "Hançer Timi" oluşturulmuş ve bu "Hançer Timi", bir dönem, işlediği cinayetlerin  karşılığında para alan bir ekip olarak bu işleri meslek hâline getirmiş ve bu faili meçhul cinayetlerin  -dosyalarının- bir kısmının Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinde de davası devam etmektedir.  Şimdi, bakıyoruz, bölgede bir yığılma var, bir askerî birlik yığılması var, bir güç yığılması var.  İşte, dün, bugün televizyonda okuduk: Cizre Tank Taburundan -tutun- tank atışlarının yapıldığını,  İkizce Taburundan tankların Gabar Dağı'na doğru harekete geçtiğini ve Gabar Dağı'nda büyük bir  operasyonun olduğu söylenmektedir.  Şimdi, orada yaşayan birimlerdeki, Güçlükonak ve orada yaşayan yetmişe yakın köylerdeki  vatandaşlarımız, bir tek, oradaki güvenlik güçlerinin insafı ve vicdanıyla karşı karşıya kalmaktan  başka hiçbir güvenceye sahip değildir. Burada yargı gidemiyor, savcı bir cinayet olayının arkasından  bir keşfe, bir otopsiye gidemiyor. Oradaki hukuki deliller toplanamıyor ve bu tür yasa dışı oluşumların  cinayetlerine de açık kapı aralanıyor. Eğer günümüz süreci, Türkiye'deki siyasi atmosfer, Ergenekon  soruşturmaları dikkate alınacak olursa çok rahat provokasyon ortamlarının yaratılması, bu "Hançer  Timi"nin çok daha büyük tehlikeli işlerde kullanılması kaçınılmazdır. Buna karşı Hükümetin son  derece uyanık ve dikkatli olması gerekiyor. Sonuçta bunun siyasi sorumluluğu elbette ki siyasi  iktidara aittir, Hükümete aittir. Şimdi soruyoruz: Ne oldu da bahar günü, bu baharda, nisan ayında  hiçbir yerde çatışma yokken, tek taraflı ateşkes varken neden şu an her tarafta bir operasyon ihtiyacı  duyuluyor? Neden operasyona çıkılıyor? Neden çatışma ortamı yaratılıyor? Neden korucular, hepsi,  bu görevlendirmenin içinde fiilen yer alıyor? Bu alınan görevlendirmelerin tek tek tespiti hâlinde  aslında bu tehlikelerin önüne de geçmiş olunacaktır.  Türkiye'de insan haklarının başında gelen yaşama hakkını, yaşam hakkını garanti altına almadan  bir hukuk devletinin kurulması mümkün değildir. Yakın tarihimiz siyasi cinayetlerle doludur. 12  Eylül öncesinin siyasi cinayetlerini alın, 12 Eylül sonrası yaşanan olayları alın ve günümüze kadar...  Yakınlarda, biliyorsunuz, 12 Eylül öncesi siyasi cinayetlerde kurban giden ve 12 Eylül sonrası  da işlenen cinayetlere kurban gidenlerin aileleri Meclise geldi, bizlerle de görüştüler. Bizim  önergemizden sonra siyasi cinayetlerle ilgili Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi gelecek. O önerge  üzerinde, elbette ki, konuşma hakkımız söz konusu değil çünkü orada bir görevlendirme gereği...  Ancak şunu ifade etmek istiyoruz: Kemal Türkler'in, Uğur Mumcu'nun, Doğan Öz'ün ve ismi  bilinen, tanınan yazarlarımızın, siyasetçilerin, gazetecilerin hepsinin aileleri Meclise geldi, bizleri  de grubumuzu da ziyaret etti ve "Bu siyasi cinayetleri aydınlatın." diyorlar. Eğer Türkiye önünü  görmek istiyorsa, Türkiye gerçekten bir hukuk devleti olmak istiyorsa, Türkiye'de can ve mal  - 5 3 6 - TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 3 7 - güvenliğinin sağlanması isteniyorsa Türkiye'de Meclisin bu siyasi cinayetleri araştırma basiretini ve  kudretini göstermesi gerekiyor. Biz buradan açık destek veriyoruz. Bu siyasi cinayetlerin  araştırılmasını, bu önergelerin araştırılmasını biz de destekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği  siyasi cinayetlerin araştırılmasıyla ilgili önerge, yine bizim destek vereceğimiz bir önerge olduğu  gibi, bizim bahsettiğimiz "Hançer Timi"yle ilgili cinayetlerle ilgili önerge de bunun bir benzeridir.  Bu açıdan baktığımız zaman Meclisin duyarlı olması gerektiğini düşünüyoruz.  Evet, siyasi cinayetleri aydınlatamayan, faili meçhul cinayetlerini aydınlatamayan, yasalarla güç  alan, silah kullanma yetkisini kendinde bulan, delilleri karartan ve sorgusuz sualsiz insanların canına  kasteden eğer yasa dışı çete ve örgütlenmeler, oluşumlar varsa, eğer bunlan kullanan, provoke eden  güçler varsa bunları tespit etmek en başta gelen görevlerimizden birisidir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayınız lütfen.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bitiriyomm efendim.  Değerli milletvekilleri, eğer Şımak'ta veya Hakkâri'de veya Van'da siyasi cinayetlerin, "Hançer  Timi" gibi karanlık örgütlenmelerin işledikleri cinayetlerin üzerine gidilmezse, o bölgede görev yapan  komutanlar, valiler, görevliler, adliye, herkes ve bütün siyasi partiler zan altındadır çünkü bizim  birinci derecede görevimiz, insanların yaşam hakkını savunmaktır, bu yaşam hakkı doğrultusunda  çalışma yapmaktır, üstüne gitmektir. Susurluk raporunda yaşadığımız dehşetleri bir daha Türkiye'nin  yaşamaması için, Türkiye'de faili meçhul cinayetlerin, siyasi cinayetlerin, çete cinayetlerinin, rant  cinayetlerinin olmaması için duyarlılık göstermek gerekiyor.  Evet, bu şekilde gelen önergelerin iktidar partisi tarafından reddedildiğini biliyoruz ancak tarih  ve tutanaklar bunu yazıyor. Sizi vicdanlarınızla baş başa bırakıyorum ve hepinizi saygıyla  selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önerisinin aleyhinde Eskişehir Milletvekili Sayın Tayfun İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Çok teşekkür ediyomm Sayın Başkanım.  Çok saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, sizleri saygıyla selamlıyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin aleyhinde söz aldım. Değerli arkadaşlarım, hem Barış  ve Demokrasi Partisinin grup önerisi içerik olarak hem Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi içerik olarak  faili meçhul cinayetlerle ilgili, daha doğrusu, Anayasa'ya aykırı, yasalara aykırı birtakım oluşumların  araştırılmasıyla ilgili. İçerik olarak sonuna kadar kanlıyorum. Bunu öncelikle belirtmek istiyorum.  Değerli arkadaşlanm, mutlaka bu konular araştırılmalı ve gizli kalan konular açıklığa  kavuşturulmalıdır ama burada da tabii ki çok dikkatli davranılmalıdır. Eğer bir olay araştırılırken  ifrata kaçılır, evrensel birtakım haklara, anayasal birtakım haklara aykırı davranışlar içerisine girilirse  bu araştırma da amacından sapar.  Değerli arkadaşlanm, faili meçhul cinayetler, daha doğrusu cinayetler, insanın en temel hakkı  olan yaşam hakkına yapılan en ağır ihlallerdir. İnsanın en temel hakkı olan yaşam hakkına saldırıyı  sadece, değerli arkadaşlarım, cinayetler oluşturmamaktadır. Yaşam hakkı, İnsan Hakları Evrensel  Bildirgesi'nde, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi'nde ve Anayasa'mızda güvence altına alınmıştır.  Değerli arkadaşlanm, Anayasa'mızın 17'nci maddesinin başlığı "Kişinin dokunulmazlığı, maddî  ve manevî varlığı" başlıklıdır ve orada "Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve  geliştirme hakkına sahiptir." dedikten sonra üçüncü fıkrasında "Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;  kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz." demiştir.
Sayfa 44 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 3 7 - güvenliğinin sağlanması isteniyorsa Türkiye'de Meclisin bu siyasi cinayetleri araştırma basiretini ve  kudretini göstermesi gerekiyor. Biz buradan açık destek veriyoruz. Bu siyasi cinayetlerin  araştırılmasını, bu önergelerin araştırılmasını biz de destekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği  siyasi cinayetlerin araştırılmasıyla ilgili önerge, yine bizim destek vereceğimiz bir önerge olduğu  gibi, bizim bahsettiğimiz "Hançer Timi"yle ilgili cinayetlerle ilgili önerge de bunun bir benzeridir.  Bu açıdan baktığımız zaman Meclisin duyarlı olması gerektiğini düşünüyoruz.  Evet, siyasi cinayetleri aydınlatamayan, faili meçhul cinayetlerini aydınlatamayan, yasalarla güç  alan, silah kullanma yetkisini kendinde bulan, delilleri karartan ve sorgusuz sualsiz insanların canına  kasteden eğer yasa dışı çete ve örgütlenmeler, oluşumlar varsa, eğer bunlan kullanan, provoke eden  güçler varsa bunları tespit etmek en başta gelen görevlerimizden birisidir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayınız lütfen.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bitiriyomm efendim.  Değerli milletvekilleri, eğer Şımak'ta veya Hakkâri'de veya Van'da siyasi cinayetlerin, "Hançer  Timi" gibi karanlık örgütlenmelerin işledikleri cinayetlerin üzerine gidilmezse, o bölgede görev yapan  komutanlar, valiler, görevliler, adliye, herkes ve bütün siyasi partiler zan altındadır çünkü bizim  birinci derecede görevimiz, insanların yaşam hakkını savunmaktır, bu yaşam hakkı doğrultusunda  çalışma yapmaktır, üstüne gitmektir. Susurluk raporunda yaşadığımız dehşetleri bir daha Türkiye'nin  yaşamaması için, Türkiye'de faili meçhul cinayetlerin, siyasi cinayetlerin, çete cinayetlerinin, rant  cinayetlerinin olmaması için duyarlılık göstermek gerekiyor.  Evet, bu şekilde gelen önergelerin iktidar partisi tarafından reddedildiğini biliyoruz ancak tarih  ve tutanaklar bunu yazıyor. Sizi vicdanlarınızla baş başa bırakıyorum ve hepinizi saygıyla  selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önerisinin aleyhinde Eskişehir Milletvekili Sayın Tayfun İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Çok teşekkür ediyomm Sayın Başkanım.  Çok saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, sizleri saygıyla selamlıyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin aleyhinde söz aldım. Değerli arkadaşlarım, hem Barış  ve Demokrasi Partisinin grup önerisi içerik olarak hem Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi içerik olarak  faili meçhul cinayetlerle ilgili, daha doğrusu, Anayasa'ya aykırı, yasalara aykırı birtakım oluşumların  araştırılmasıyla ilgili. İçerik olarak sonuna kadar kanlıyorum. Bunu öncelikle belirtmek istiyorum.  Değerli arkadaşlanm, mutlaka bu konular araştırılmalı ve gizli kalan konular açıklığa  kavuşturulmalıdır ama burada da tabii ki çok dikkatli davranılmalıdır. Eğer bir olay araştırılırken  ifrata kaçılır, evrensel birtakım haklara, anayasal birtakım haklara aykırı davranışlar içerisine girilirse  bu araştırma da amacından sapar.  Değerli arkadaşlanm, faili meçhul cinayetler, daha doğrusu cinayetler, insanın en temel hakkı  olan yaşam hakkına yapılan en ağır ihlallerdir. İnsanın en temel hakkı olan yaşam hakkına saldırıyı  sadece, değerli arkadaşlarım, cinayetler oluşturmamaktadır. Yaşam hakkı, İnsan Hakları Evrensel  Bildirgesi'nde, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi'nde ve Anayasa'mızda güvence altına alınmıştır.  Değerli arkadaşlanm, Anayasa'mızın 17'nci maddesinin başlığı "Kişinin dokunulmazlığı, maddî  ve manevî varlığı" başlıklıdır ve orada "Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve  geliştirme hakkına sahiptir." dedikten sonra üçüncü fıkrasında "Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;  kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz." demiştir.  T B M M B : 8 2 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 8 - Anayasa'mızın 15'irıci maddesine 2004 yüında yapılan değişiklikle de çok önemli bir  düzenleme getirilmiştir değerli arkadaşlarım. Bakın, burada "...kişinin yaşama hakkına, maddî ve  manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya  zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu  mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." der.  Konuşmamın başında ifade ettiğim gibi, yaşam hakkına saldırı sadece cinayetlerle olmuyor,  yaşam hakkına saldırı başka türlü de olabiliyor. Onun için, evrensel hukuk kurallarında ve  Anayasa'mızda yaşam hakkıyla ilgili, kişinin maddi ve manevi varlığıyla ilgili birtakım koruyucu  tedbirler alınmış ve bu haklar garantiye bağlanmıştır.  Değerli arkadaşlarım, bunu ifade ettikten sonra güncel konularla bu işin biraz bağlantısını  kurmak da gerekiyor. Şimdi, AKP'nin, hepinizin bildiği gibi, gündeme getirdiği bir Anayasa  değişiklik teklifi var. Çok değerli arkadaşlarımız Anayasa'nın 145'inci maddesiyle ilgili birtakım  değişiklikler yapmışlar, onu öngörmüşler. Şimdi, öngördükleri bu madde değişikliğinden okuyorum,  onların verdiği metinden. Bu madde askerî yargıyı düzenlemektedir: "Askerî yargı, askerî  mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişilerin sadece  askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri askerî suçlara ait davalara bakmakla  görevlidir." dedikten sonra, bu fıkranın son cümlesinde "Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve  bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her hâlde adliye mahkemelerinde bakılır." diye de bir  hüküm getirmişler.  Değerli arkadaşlarım, hepimizin çok iyi bildiği gibi, son dönemlerde, adına "balyoz", "kafes"  denilen birtakım operasyonlar yapılıyor. Geçtiğimiz günlerde de İstanbul özel yetkili savcıları ve  özel yetkili mahkemesinin tasarruflarına, garip tasarruflarına tanıklık ettik. İlginçti, 1 Nisana denk  geldi tahliyeler ve birtakım köşe yazarları, siyasetçiler bu asker kişilerin tahliyelerine ve  tutuklanmasına "1 Nisan şakası" olarak baktılar ve böyle değerlendirdiler.  Değerli arkadaşlarım, İstanbul'daki özel yetkili savcıların ve özel yetkili yargıçların Anayasa ve  kanunları hiçe sayarak, kendi tasarruflarından ve düşüncelerinden kaynaklanan 1 Nisan şakası yapma  haklan yoktur. Bakın, daha, AKP, bu Anayasa değişiklik teklifiyle, Anayasa'nın 145'inci maddesini  yeniden düzenleyip adliye mahkemelerine yetki vermekle ilgili çaba içindedir. Hatırlayın, yine  AKP'li arkadaşlarımız, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan bir değişikliğe gece yarısı  önergesiyle "dâhil", "dahi" gibi birtakım kelime oyunlarıyla değişiklik getirmiş ve Anayasa  Mahkemesi, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan bu değişikliği iptal etmiş ve yürürlüğü  durdurmuş idi. Anayasa'yı beğenmeyebilirsiniz, işte böyle değişiklik teklifleriyle değiştirebilirsiniz.  Anayasa Mahkemesinin kararlarını da beğenmeyebilirsiniz, onu da eleştirebilirsiniz ama Anayasa'ya  ve Anayasa Mahkemesinin kararlarına uymakla yükümlüsünüz. Anayasa, hiçbir şekilde, hiçbir  savcıya, hiçbir yargıca, hiçbir milletvekiline Anayasa'yı, evrensel hukuk kurallanm keyfi yorumlama  hakkını vermemektedir ve insanın yaşam hakkıyla ilgili olan konularda insanlara, yakınlarına eziyet  etme, işkence olarak algılanabilecek bir muamelede bulunma yetkisi de vermemektedir.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu olaya baktığınız zaman, Anayasa Mahkemesi, özel yetkili  savcıların, asker kişilerin askerî mahallerde asker olarak yaptıkları suçlarla ilgili bir düzenlemeyi  iptal etmiş ama bakıyorsunuz, 2003 yılındaki bir harekât planıyla ilgili ordu komutanları, subaylar,  muvazzaf subaylar, emekli subaylar paldır küldür gece yarısı sabaha karşı alınıp götürülüyor. Hemen  bir parantez açayım, yanlış anlaşılmasın, ben suç işleyen kişileri korumuyorum burada. Suç işleyen  kişilerin üzerine gidilsin ama giderken yine faili meçhul, Atlantik ötesinden veyahut başka yerlerden
Sayfa 45 -
T B M M B : 8 2 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 8 - Anayasa'mızın 15'irıci maddesine 2004 yüında yapılan değişiklikle de çok önemli bir  düzenleme getirilmiştir değerli arkadaşlarım. Bakın, burada "...kişinin yaşama hakkına, maddî ve  manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya  zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu  mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." der.  Konuşmamın başında ifade ettiğim gibi, yaşam hakkına saldırı sadece cinayetlerle olmuyor,  yaşam hakkına saldırı başka türlü de olabiliyor. Onun için, evrensel hukuk kurallarında ve  Anayasa'mızda yaşam hakkıyla ilgili, kişinin maddi ve manevi varlığıyla ilgili birtakım koruyucu  tedbirler alınmış ve bu haklar garantiye bağlanmıştır.  Değerli arkadaşlarım, bunu ifade ettikten sonra güncel konularla bu işin biraz bağlantısını  kurmak da gerekiyor. Şimdi, AKP'nin, hepinizin bildiği gibi, gündeme getirdiği bir Anayasa  değişiklik teklifi var. Çok değerli arkadaşlarımız Anayasa'nın 145'inci maddesiyle ilgili birtakım  değişiklikler yapmışlar, onu öngörmüşler. Şimdi, öngördükleri bu madde değişikliğinden okuyorum,  onların verdiği metinden. Bu madde askerî yargıyı düzenlemektedir: "Askerî yargı, askerî  mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişilerin sadece  askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri askerî suçlara ait davalara bakmakla  görevlidir." dedikten sonra, bu fıkranın son cümlesinde "Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve  bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her hâlde adliye mahkemelerinde bakılır." diye de bir  hüküm getirmişler.  Değerli arkadaşlarım, hepimizin çok iyi bildiği gibi, son dönemlerde, adına "balyoz", "kafes"  denilen birtakım operasyonlar yapılıyor. Geçtiğimiz günlerde de İstanbul özel yetkili savcıları ve  özel yetkili mahkemesinin tasarruflarına, garip tasarruflarına tanıklık ettik. İlginçti, 1 Nisana denk  geldi tahliyeler ve birtakım köşe yazarları, siyasetçiler bu asker kişilerin tahliyelerine ve  tutuklanmasına "1 Nisan şakası" olarak baktılar ve böyle değerlendirdiler.  Değerli arkadaşlarım, İstanbul'daki özel yetkili savcıların ve özel yetkili yargıçların Anayasa ve  kanunları hiçe sayarak, kendi tasarruflarından ve düşüncelerinden kaynaklanan 1 Nisan şakası yapma  haklan yoktur. Bakın, daha, AKP, bu Anayasa değişiklik teklifiyle, Anayasa'nın 145'inci maddesini  yeniden düzenleyip adliye mahkemelerine yetki vermekle ilgili çaba içindedir. Hatırlayın, yine  AKP'li arkadaşlarımız, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan bir değişikliğe gece yarısı  önergesiyle "dâhil", "dahi" gibi birtakım kelime oyunlarıyla değişiklik getirmiş ve Anayasa  Mahkemesi, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan bu değişikliği iptal etmiş ve yürürlüğü  durdurmuş idi. Anayasa'yı beğenmeyebilirsiniz, işte böyle değişiklik teklifleriyle değiştirebilirsiniz.  Anayasa Mahkemesinin kararlarını da beğenmeyebilirsiniz, onu da eleştirebilirsiniz ama Anayasa'ya  ve Anayasa Mahkemesinin kararlarına uymakla yükümlüsünüz. Anayasa, hiçbir şekilde, hiçbir  savcıya, hiçbir yargıca, hiçbir milletvekiline Anayasa'yı, evrensel hukuk kurallanm keyfi yorumlama  hakkını vermemektedir ve insanın yaşam hakkıyla ilgili olan konularda insanlara, yakınlarına eziyet  etme, işkence olarak algılanabilecek bir muamelede bulunma yetkisi de vermemektedir.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu olaya baktığınız zaman, Anayasa Mahkemesi, özel yetkili  savcıların, asker kişilerin askerî mahallerde asker olarak yaptıkları suçlarla ilgili bir düzenlemeyi  iptal etmiş ama bakıyorsunuz, 2003 yılındaki bir harekât planıyla ilgili ordu komutanları, subaylar,  muvazzaf subaylar, emekli subaylar paldır küldür gece yarısı sabaha karşı alınıp götürülüyor. Hemen  bir parantez açayım, yanlış anlaşılmasın, ben suç işleyen kişileri korumuyorum burada. Suç işleyen  kişilerin üzerine gidilsin ama giderken yine faili meçhul, Atlantik ötesinden veyahut başka yerlerden  TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 9 - gelen imzasız elektronik postaları kanıt olarak alıp, generalleri, askerleri, başsavcıları, bilim  adamlarını, profesörleri, gazetecileri birkaç kişinin keyfî yorumlarına terk edip ondan sonra onlara  1 Nisan şakası yapma fırsatı verilmemelidir çünkü eğer bu fırsat verilirse, bu kötü emsal emsal olursa,  suiemsal emsal olursa yarın bir gün yine birileri "Ben böyle yommluyomm." diyerek, Anayasa'yı  hiçe sayarak, Anayasa Mahkemesinin, yüksek yargı organlarının kararlarını hiçe sayarak yarın bir gün  sizler hakkında da aynı işlemi yapabilir. O zaman, sizler, tabii ki bizler milletvekili olarak yasama  dokunulmazlığına sahibiz ama değerli arkadaşlarım, evrensel hukuk kuralları hiçe sayılır, birtakım  işler, faili meçhul kişiler tarafından... İlla silahla öldürülmesi lazım değil. Faili meçhul dediğiniz, kim  olduğu belli olmayan kişiler tarafından bir insanın maddi ve manevi varlığına yapılan saldırıdır,  yaşam hakkına yapılan saldırıdır. Bir insanın, suçsuz bir insanın bir gün polis karakolunda gözaltında  tutulması bile evrensel hukuk normlarına göre suçtur ama siz dört gün gözaltı süresinde sabaha kadar  insanlık haysiyetiyle bağdaşmayan muamelelere tabi tutacaksınız profesörleri, aydınlan, gazetecileri,  birtakım insanlan, ondan sonra bir bakıyorsunuz tahliyeler gelmeye başlıyor. Mahkemenin başkanı  muhalefet şerhi veriyor ama iki üye nedense farklı düşünüyor. Bir mahkeme tahliye ediyor, üç gün  sonra, o kadar insanın savunmasını, değerli arkadaşlarım, olağanüstü zeki de olsalar, olağanüstü  birikimleri de olsa, ya, arkadaşlar, bir iki saatte bunlar klasörlerce dosyayı inceleyip de böyle birbirine  aykın karan nasıl verebilir?  İşte, değerli arkadaşlarım, bunun adı faili meçhul cinayettir. Cinayet illa insan öldürmek değildir,  insanın yakınlarını kirletmektir, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleye tabi tutmaktır. Bu, biraz  evvel okuduğum gibi, Anayasa'mıza göre suçtur, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ne göre suçtur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Teşekkür ediyomm Sayın Başkanım.  Avmpa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre suçtur, Anayasa'mızın 90'ıncı maddesine göre, artık  bizim yasalanmızdan da üstün olan, yasalanmızla çatıştığı zaman onu uygulamamız gereken evrensel,  uluslararası sözleşmelere göre suçtur değerli arkadaşlarım. Eğer bunları biz yasama organı olarak  dikkate almazsak, bu konulan araştırmazsak, insanlar keyfî davranmaya devam edeceklerdir. Devleti  devlet yapan, devlet gücünü kullanan insanların yarın bir gün adaletin yakalanna yapışacağından  emin olmasından, ondan korkmasıyla devlet oluruz. Bir demokratik devlet, kabile toplumundan ancak  böyle ayrılır; bir demokratik toplum, diktatörlükten sınırını böyle ayırabilir.  Evet, millet bize vekâlet vermiştir, biz burada milleti temsil ediyoruz. Milletin çoğunluğunun  görüşü budur. Belirli konular karartılmış olsa dahi, millet artık uyanmaktadır. Onun için, vekiller  olarak işin gereğini yapmak bizim üzerimize düşüyor diyorum.  Sabırlannız için hepinize teşekkür ediyomm, saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İçli.  Barış ve Demokrasi Partisi Grup önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyomm.  Kapanma Saati: 16.37
Sayfa 46 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 9 - gelen imzasız elektronik postaları kanıt olarak alıp, generalleri, askerleri, başsavcıları, bilim  adamlarını, profesörleri, gazetecileri birkaç kişinin keyfî yorumlarına terk edip ondan sonra onlara  1 Nisan şakası yapma fırsatı verilmemelidir çünkü eğer bu fırsat verilirse, bu kötü emsal emsal olursa,  suiemsal emsal olursa yarın bir gün yine birileri "Ben böyle yommluyomm." diyerek, Anayasa'yı  hiçe sayarak, Anayasa Mahkemesinin, yüksek yargı organlarının kararlarını hiçe sayarak yarın bir gün  sizler hakkında da aynı işlemi yapabilir. O zaman, sizler, tabii ki bizler milletvekili olarak yasama  dokunulmazlığına sahibiz ama değerli arkadaşlarım, evrensel hukuk kuralları hiçe sayılır, birtakım  işler, faili meçhul kişiler tarafından... İlla silahla öldürülmesi lazım değil. Faili meçhul dediğiniz, kim  olduğu belli olmayan kişiler tarafından bir insanın maddi ve manevi varlığına yapılan saldırıdır,  yaşam hakkına yapılan saldırıdır. Bir insanın, suçsuz bir insanın bir gün polis karakolunda gözaltında  tutulması bile evrensel hukuk normlarına göre suçtur ama siz dört gün gözaltı süresinde sabaha kadar  insanlık haysiyetiyle bağdaşmayan muamelelere tabi tutacaksınız profesörleri, aydınlan, gazetecileri,  birtakım insanlan, ondan sonra bir bakıyorsunuz tahliyeler gelmeye başlıyor. Mahkemenin başkanı  muhalefet şerhi veriyor ama iki üye nedense farklı düşünüyor. Bir mahkeme tahliye ediyor, üç gün  sonra, o kadar insanın savunmasını, değerli arkadaşlarım, olağanüstü zeki de olsalar, olağanüstü  birikimleri de olsa, ya, arkadaşlar, bir iki saatte bunlar klasörlerce dosyayı inceleyip de böyle birbirine  aykın karan nasıl verebilir?  İşte, değerli arkadaşlarım, bunun adı faili meçhul cinayettir. Cinayet illa insan öldürmek değildir,  insanın yakınlarını kirletmektir, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleye tabi tutmaktır. Bu, biraz  evvel okuduğum gibi, Anayasa'mıza göre suçtur, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ne göre suçtur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Teşekkür ediyomm Sayın Başkanım.  Avmpa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre suçtur, Anayasa'mızın 90'ıncı maddesine göre, artık  bizim yasalanmızdan da üstün olan, yasalanmızla çatıştığı zaman onu uygulamamız gereken evrensel,  uluslararası sözleşmelere göre suçtur değerli arkadaşlarım. Eğer bunları biz yasama organı olarak  dikkate almazsak, bu konulan araştırmazsak, insanlar keyfî davranmaya devam edeceklerdir. Devleti  devlet yapan, devlet gücünü kullanan insanların yarın bir gün adaletin yakalanna yapışacağından  emin olmasından, ondan korkmasıyla devlet oluruz. Bir demokratik devlet, kabile toplumundan ancak  böyle ayrılır; bir demokratik toplum, diktatörlükten sınırını böyle ayırabilir.  Evet, millet bize vekâlet vermiştir, biz burada milleti temsil ediyoruz. Milletin çoğunluğunun  görüşü budur. Belirli konular karartılmış olsa dahi, millet artık uyanmaktadır. Onun için, vekiller  olarak işin gereğini yapmak bizim üzerimize düşüyor diyorum.  Sabırlannız için hepinize teşekkür ediyomm, saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İçli.  Barış ve Demokrasi Partisi Grup önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyomm.  Kapanma Saati: 16.37  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82'nci Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.  Şimdi, öneriyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:  2.- 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010  Salı günkü birleşiminde yapılmasına, bundan başka bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP  Grubu önerisi  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 06.04.2010 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti Grupları  arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu Maddesi  gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.  Saygılarımla.  Oktay Vural  İzmir  MHP Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Sözlü Sorulardan sonra Kanun Tasarı ve  Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer işler Kısmında yer alan 321 Sıra Sayılı "Türk Borçlar  Kanunu Tasarısı" görüşmelerinin Genel Kurulun 06.04.2010 Salı, 07.04.2010 Çarşamba ve  08.04.2010 Perşembe günlü birleşimlerinde yapılması, bundan başka bir konunun görüşülmemesi  önerilmiştir.  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde Konya Milletvekili Sayın Faruk  Bal. (MHP sıralarından alkışlar)  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi grup  önerisini sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Sayın Başkan, zatıalinizi ve Türkiye  Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.  Bilindiği gibi, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı 2009 yılı Kasım ayında yapılan görüşmeler  sırasında yanm kalmıştı. Milliyetçi Hareket Partisi, Borçlar Kanunu Tasarısı'nın...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Başkan, çok uğultu var, Hatibi duyamıyoruz.  FARUK BAL (Devamla) - Sayın Başkanım, sayın milletvekillerini lütfen uyarır mısınız, gürültü  olması nedeniyle duyulmuyor.  - 5 4 0 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 16.49  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)
Sayfa 47 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82'nci Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.  Şimdi, öneriyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:  2.- 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010  Salı günkü birleşiminde yapılmasına, bundan başka bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP  Grubu önerisi  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 06.04.2010 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti Grupları  arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu Maddesi  gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.  Saygılarımla.  Oktay Vural  İzmir  MHP Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Sözlü Sorulardan sonra Kanun Tasarı ve  Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer işler Kısmında yer alan 321 Sıra Sayılı "Türk Borçlar  Kanunu Tasarısı" görüşmelerinin Genel Kurulun 06.04.2010 Salı, 07.04.2010 Çarşamba ve  08.04.2010 Perşembe günlü birleşimlerinde yapılması, bundan başka bir konunun görüşülmemesi  önerilmiştir.  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde Konya Milletvekili Sayın Faruk  Bal. (MHP sıralarından alkışlar)  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi grup  önerisini sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Sayın Başkan, zatıalinizi ve Türkiye  Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.  Bilindiği gibi, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı 2009 yılı Kasım ayında yapılan görüşmeler  sırasında yanm kalmıştı. Milliyetçi Hareket Partisi, Borçlar Kanunu Tasarısı'nın...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Başkan, çok uğultu var, Hatibi duyamıyoruz.  FARUK BAL (Devamla) - Sayın Başkanım, sayın milletvekillerini lütfen uyarır mısınız, gürültü  olması nedeniyle duyulmuyor.  - 5 4 0 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 16.49  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sükûneti tesis edersek iyi olacak.  Buyurun Sayın Bal.  FARUK BAL (Devamla) - Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi, Borçlar Kanunu  Tasarısı'nı gündelik hayatı ilgilendiren, doğumumuzdan ölümümüze kadar her gün pek çok  maddesinin gündelik hayatımızda bize uygulandığını ve ekonomik ilişkilerde Borçlar Kanunu'nun  temel bir kanun olması nedeniyle pek çok uygulama alanı bulunduğunu ifade ederek bir uzlaşma  kanunu, bir genel mutabakat sağlama kanunu hâline getirilebilmesi için görüşlerini yüce Meclise arz  etmişti ve tasarının şu gerekçelerle eksik ve yanlış olduğunu ilan etmişti:  1) Yarım bırakılan Borçlar Kanunu akademik ve yargı çevrelerinde yeterince tartışılmamıştı.  2) Yarım bırakılan Borçlar Kanunu'nun sivil toplumun görüşü alınmadan Meclisin huzuruna  getirildiğini ifade etmişti.  3) Yarım bırakılan Borçlar Kanunu Tasansı'nın siyasi partilerin görüşü alınmadan, AKP görüşü  olarak Meclisin gündemine getirildiğini ifade etmişti.  Diğer taraftan, Kanun'un tamamen değiştirilmesinin seksen altı yıllık hukuk uygulamasını,  hukuk hafızasını ve hukuk kültürünü tahrip edeceğini ileri sürmüş, hukuki terim ve terminoloji  kargaşası yaratacağını ilan etmiş, kullanılan dilin anlaşılmaz olduğunu, ilgili yasalar ile uyum,  bağlantı ve yeterli bağın sağlanmadığını, pek çok maddesinde fahiş hukuki hatalar bulunduğunu ilan  etmişti. Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisinin bu görüşleri kabul görmedi yüce Mecliste, ancak  AKP'nin de bunu kanunlaştırmaya gücü yetmedi.  Kasım ayında yapılan görüşmelerde eğer Milliyetçi Hareket Partisinin önerdiği, AKPTi  yetkililerle yapılan görüşmelerde eğer Milliyetçi Hareket Partisinin düşünceleri müzakere  edilebilseydi, bugün nisan ayına geldik, Borçlar Kanunu'na, Türkiye, yeni bir Borçlar Kanunu'na  kavuşmuş olurdu. 21'inci yüzyılda Türkiye'nin gelişen dünya şartları içerisinde değişen ekonomik  şartlara cevap verebilen modem bir Borçlar Kanunu'na kavuşması mümkündü ancak bu olmadı.  Milliyetçi Hareket Partisini, TÜSİAD, MÜSİAD, TİM, TOBB gibi ekonomiyle doğmdan ilgili  reel sektörün temsilcileri ziyaret etmek suretiyle yaşadıkları sıkıntıları anlattılar; toplumsal ve  ekonomik hayatta içinden çıkılmaz hâle gelen ekonominin açıklığa kavuşturulabilmesi için Borçlar  Kanunu'nda düzenleme yapılması ihtiyacım ifade ettiler. Milliyetçi Hareket Partisi, bu görüşleri  dikkate almak suretiyle, içinde bulunduğumuz ekonomik çöküntünün 21'inci yüzyılda Türk  müteşebbislerinin, 21'inci yüzyılda bütün vatandaşlarımızın, modem ve teknolojinin gelişmesine  uyumlu bir Borçlar Kanunu'na kavuşturulması için hazırdır ve kararlıdır. Buna katkıda bulunmaya  da gayretli olacaktır. Ancak AKP, sıcak gündemden kaçan AKP, yarattığı dış politikadaki  teslimiyetçilik anlayışının yarattığı Türkiye'nin üçüncü sınıf özürlü bir ülke görüntüsünden kaçan,  ekonomideki çöküşten kaçan, çiftçinin derdinden kaçan, esnafın derdinden kaçan, tüccarın derdinden  kaçan, sanayicinin ithalata bağımlı hâle gelmiş ve üretimsiz, verimsiz görüntüsünden kaçan AKP,  sanal gündemler ile milletin gözünü boyatmakta ve ekonomide akan kanın üstünü sanal gündemlerle  örtmeye çalışmaktadır. İşte bu sanal gündemlerle örtülemeyecek kadar, çiftçinin, işsizin, köylünün,  tarımla meşgul olanların dertlerini birkaç örnekle sizlerle paylaşmak istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, Cihanbeyli'nin Taşpınar beldesi vardır. Taşpınar beldesinde 2004 yılında  900 aileye toprak dağıtımı yapılmıştır. Dağıtılan bu toprakların bedelini çiftçi ödeyemez hâldedir.  Ödeyemez hâle düştüğü içindir ki AKP idaresindeki kamu gücü çiftçilerin ensesine Demoklesin kılıcı  gibi binmiştir, koyunundan kuzusuna, traktöründen pulluğuna kadar, bu çiftçilerin yüzde 80'ini  - 5 4 1 -
Sayfa 48 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sükûneti tesis edersek iyi olacak.  Buyurun Sayın Bal.  FARUK BAL (Devamla) - Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi, Borçlar Kanunu  Tasarısı'nı gündelik hayatı ilgilendiren, doğumumuzdan ölümümüze kadar her gün pek çok  maddesinin gündelik hayatımızda bize uygulandığını ve ekonomik ilişkilerde Borçlar Kanunu'nun  temel bir kanun olması nedeniyle pek çok uygulama alanı bulunduğunu ifade ederek bir uzlaşma  kanunu, bir genel mutabakat sağlama kanunu hâline getirilebilmesi için görüşlerini yüce Meclise arz  etmişti ve tasarının şu gerekçelerle eksik ve yanlış olduğunu ilan etmişti:  1) Yarım bırakılan Borçlar Kanunu akademik ve yargı çevrelerinde yeterince tartışılmamıştı.  2) Yarım bırakılan Borçlar Kanunu'nun sivil toplumun görüşü alınmadan Meclisin huzuruna  getirildiğini ifade etmişti.  3) Yarım bırakılan Borçlar Kanunu Tasansı'nın siyasi partilerin görüşü alınmadan, AKP görüşü  olarak Meclisin gündemine getirildiğini ifade etmişti.  Diğer taraftan, Kanun'un tamamen değiştirilmesinin seksen altı yıllık hukuk uygulamasını,  hukuk hafızasını ve hukuk kültürünü tahrip edeceğini ileri sürmüş, hukuki terim ve terminoloji  kargaşası yaratacağını ilan etmiş, kullanılan dilin anlaşılmaz olduğunu, ilgili yasalar ile uyum,  bağlantı ve yeterli bağın sağlanmadığını, pek çok maddesinde fahiş hukuki hatalar bulunduğunu ilan  etmişti. Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisinin bu görüşleri kabul görmedi yüce Mecliste, ancak  AKP'nin de bunu kanunlaştırmaya gücü yetmedi.  Kasım ayında yapılan görüşmelerde eğer Milliyetçi Hareket Partisinin önerdiği, AKPTi  yetkililerle yapılan görüşmelerde eğer Milliyetçi Hareket Partisinin düşünceleri müzakere  edilebilseydi, bugün nisan ayına geldik, Borçlar Kanunu'na, Türkiye, yeni bir Borçlar Kanunu'na  kavuşmuş olurdu. 21'inci yüzyılda Türkiye'nin gelişen dünya şartları içerisinde değişen ekonomik  şartlara cevap verebilen modem bir Borçlar Kanunu'na kavuşması mümkündü ancak bu olmadı.  Milliyetçi Hareket Partisini, TÜSİAD, MÜSİAD, TİM, TOBB gibi ekonomiyle doğmdan ilgili  reel sektörün temsilcileri ziyaret etmek suretiyle yaşadıkları sıkıntıları anlattılar; toplumsal ve  ekonomik hayatta içinden çıkılmaz hâle gelen ekonominin açıklığa kavuşturulabilmesi için Borçlar  Kanunu'nda düzenleme yapılması ihtiyacım ifade ettiler. Milliyetçi Hareket Partisi, bu görüşleri  dikkate almak suretiyle, içinde bulunduğumuz ekonomik çöküntünün 21'inci yüzyılda Türk  müteşebbislerinin, 21'inci yüzyılda bütün vatandaşlarımızın, modem ve teknolojinin gelişmesine  uyumlu bir Borçlar Kanunu'na kavuşturulması için hazırdır ve kararlıdır. Buna katkıda bulunmaya  da gayretli olacaktır. Ancak AKP, sıcak gündemden kaçan AKP, yarattığı dış politikadaki  teslimiyetçilik anlayışının yarattığı Türkiye'nin üçüncü sınıf özürlü bir ülke görüntüsünden kaçan,  ekonomideki çöküşten kaçan, çiftçinin derdinden kaçan, esnafın derdinden kaçan, tüccarın derdinden  kaçan, sanayicinin ithalata bağımlı hâle gelmiş ve üretimsiz, verimsiz görüntüsünden kaçan AKP,  sanal gündemler ile milletin gözünü boyatmakta ve ekonomide akan kanın üstünü sanal gündemlerle  örtmeye çalışmaktadır. İşte bu sanal gündemlerle örtülemeyecek kadar, çiftçinin, işsizin, köylünün,  tarımla meşgul olanların dertlerini birkaç örnekle sizlerle paylaşmak istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, Cihanbeyli'nin Taşpınar beldesi vardır. Taşpınar beldesinde 2004 yılında  900 aileye toprak dağıtımı yapılmıştır. Dağıtılan bu toprakların bedelini çiftçi ödeyemez hâldedir.  Ödeyemez hâle düştüğü içindir ki AKP idaresindeki kamu gücü çiftçilerin ensesine Demoklesin kılıcı  gibi binmiştir, koyunundan kuzusuna, traktöründen pulluğuna kadar, bu çiftçilerin yüzde 80'ini  - 5 4 1 - TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 4 2 - haczettirmiştir. Dolayısıyla, borcunu ödeyemeyecek kadar acze düşmüş olan Taşpınar beldesinin  değerli sakinlerinin bugünkü durumu kanayan yaraya bir örnektir. Bu kanayan yaraya derman olmak  sizin görevinizdir. Bu güncel bir olaydır. Bu güncel olaya cevap vermeniz gerekirken, sanal  gündemlerle konuyu farklı alanlarda tartışmaya açıyorsunuz.  Yine, söz Cihanbeyli'den açılmışken, Cihanbeyli Belediye Başkanının -Taşpınar Belediyesi de  tabii ki Milliyetçi Hareket Partisinde, Milliyetçi Hareket Partisi kazanmıştır- Milliyetçi Hareket Partili  Belediye Başkanının belediye hizmetlerini sunmasını engellemek için elinizden geleni arkanıza  koymamaktasınız. Organize sanayi bölgesi kurulmasına ilişkin talepleri reddedilmiştir ve İller  Bankasıyla ilgili... Katı atık dağıtımıyla ilgili olmak üzere, İller Bankası, bütün AKP'li belediyelere  uyguladığı toleransı Cihanbeyli Belediyesine uygulamamakta, onun yerine, İller Bankasındaki  gelirlerine haciz uygulamaktadır ki bu, yanlı ve yandaş bir uygulamadır.  Diğer taraftan, MEDAŞ aylık elektrik borçlarını tahsil etme kararını almıştır. Elimde Karapınar  Ziraat Odası Başkanlığının yazısı vardır. Yunak, Çeltik, Tuzlukçu, Akşehir, Ereğli, Halkapınar ve  güneydeki Bozkır, Taşkent, Hadim velhasıl Türkiye'nin her yerinde özelleştirilen elektrik idareleri,  aylık borç tahsili nedeniyle, aylık geliri olmayan çiftçinin karşısında icralarla bir zebella gibi  dikilmektedir. Bu kanayan bir yaradır. Bu yaraya derman bulmak sizin boynunuzun borcudur. Bu  borcu ödemenizin zamanı gelmiştir.  "Esnaf perişandır." demiştik. Esnafın 2002 yılında -"Nereden nereye!" söylemiyle ifade  ediyorsunuz- 499 bin protestolu senedi vardı, iki depreme rağmen, iki krize rağmen 499 bin protestolu  senet 2009 yılında 1 milyon 600 bin protestolu senede yükselmiştir. Deprem yok, kriz yok ama bir  başka felaket var. Bu ülkenin başına AKP'nin teslimiyetçi ekonomik uygulamaları büyük bir felaket  olarak karabasan gibi çökmüştür.  Karşılıksız çek sayısı 2002 yılının sonu itibarıyla iki depreme, iki krize rağmen 748 bin idi. 2009  yılında bu yaklaşık 3,5 kat artmıştır, 1 milyon 910 bin 700'e yükselmiştir. Çağın afeti dediğimiz  deprem yok, kriz yok ama 3,5 kat artan bu karşılıksız çek sayısı, ekonomide taraflı, yanlı, yandaş  zengin üreten AKP'nin bir felaket olarak uygulamış olduğu teslimiyet politikalarının ürünüdür.  Dönün gerçek gündeme, dönün milletin kanayan yarasına, sanal gündemlerle milleti meşgul  ederek hesap vermekten kaçmanın size hiçbir faydası olmayacaktır çünkü hesap gününden kaçış  yoktur. Nasıl Cenabı Zülcelal'in bir hesap günü var ise siyasi partilerin de bir hesap günü vardır.  Sizin hesap gününüz yaklaşan seçimdir. Erken de olsa, zamanında da olsa o hesabı vereceksiniz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FARUK BAL (Devamla) - Sanal gündemlerle hesap gününün üstünü örtmek mümkün değildir.  Sanal gündemler yaratarak milleti kutuplaştırmanın bir anlamı yoktur. Sanal gündemlerle Habur'da  yaşanan milleti bölme politikalarına alet olmanın bir anlamı yoktur. Bu yaratılan sanal gündemle,  Anayasa değişikliğiyle önümüzdeki günlerde milleti meşgul edeceksiniz ancak milletin kanayan  yarası devam edecektir. Her kanayan yaradan akan kan sizin hesap gününüzde verilecek birer ciddi,  zor gün olarak karşınıza çıkacaktır diyor, önergemizi yüce Meclisin takdirlerine sunuyor, Meclisi  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bal.  Sayın Öksüz, niçin, nedir?
Sayfa 49 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 4 2 - haczettirmiştir. Dolayısıyla, borcunu ödeyemeyecek kadar acze düşmüş olan Taşpınar beldesinin  değerli sakinlerinin bugünkü durumu kanayan yaraya bir örnektir. Bu kanayan yaraya derman olmak  sizin görevinizdir. Bu güncel bir olaydır. Bu güncel olaya cevap vermeniz gerekirken, sanal  gündemlerle konuyu farklı alanlarda tartışmaya açıyorsunuz.  Yine, söz Cihanbeyli'den açılmışken, Cihanbeyli Belediye Başkanının -Taşpınar Belediyesi de  tabii ki Milliyetçi Hareket Partisinde, Milliyetçi Hareket Partisi kazanmıştır- Milliyetçi Hareket Partili  Belediye Başkanının belediye hizmetlerini sunmasını engellemek için elinizden geleni arkanıza  koymamaktasınız. Organize sanayi bölgesi kurulmasına ilişkin talepleri reddedilmiştir ve İller  Bankasıyla ilgili... Katı atık dağıtımıyla ilgili olmak üzere, İller Bankası, bütün AKP'li belediyelere  uyguladığı toleransı Cihanbeyli Belediyesine uygulamamakta, onun yerine, İller Bankasındaki  gelirlerine haciz uygulamaktadır ki bu, yanlı ve yandaş bir uygulamadır.  Diğer taraftan, MEDAŞ aylık elektrik borçlarını tahsil etme kararını almıştır. Elimde Karapınar  Ziraat Odası Başkanlığının yazısı vardır. Yunak, Çeltik, Tuzlukçu, Akşehir, Ereğli, Halkapınar ve  güneydeki Bozkır, Taşkent, Hadim velhasıl Türkiye'nin her yerinde özelleştirilen elektrik idareleri,  aylık borç tahsili nedeniyle, aylık geliri olmayan çiftçinin karşısında icralarla bir zebella gibi  dikilmektedir. Bu kanayan bir yaradır. Bu yaraya derman bulmak sizin boynunuzun borcudur. Bu  borcu ödemenizin zamanı gelmiştir.  "Esnaf perişandır." demiştik. Esnafın 2002 yılında -"Nereden nereye!" söylemiyle ifade  ediyorsunuz- 499 bin protestolu senedi vardı, iki depreme rağmen, iki krize rağmen 499 bin protestolu  senet 2009 yılında 1 milyon 600 bin protestolu senede yükselmiştir. Deprem yok, kriz yok ama bir  başka felaket var. Bu ülkenin başına AKP'nin teslimiyetçi ekonomik uygulamaları büyük bir felaket  olarak karabasan gibi çökmüştür.  Karşılıksız çek sayısı 2002 yılının sonu itibarıyla iki depreme, iki krize rağmen 748 bin idi. 2009  yılında bu yaklaşık 3,5 kat artmıştır, 1 milyon 910 bin 700'e yükselmiştir. Çağın afeti dediğimiz  deprem yok, kriz yok ama 3,5 kat artan bu karşılıksız çek sayısı, ekonomide taraflı, yanlı, yandaş  zengin üreten AKP'nin bir felaket olarak uygulamış olduğu teslimiyet politikalarının ürünüdür.  Dönün gerçek gündeme, dönün milletin kanayan yarasına, sanal gündemlerle milleti meşgul  ederek hesap vermekten kaçmanın size hiçbir faydası olmayacaktır çünkü hesap gününden kaçış  yoktur. Nasıl Cenabı Zülcelal'in bir hesap günü var ise siyasi partilerin de bir hesap günü vardır.  Sizin hesap gününüz yaklaşan seçimdir. Erken de olsa, zamanında da olsa o hesabı vereceksiniz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FARUK BAL (Devamla) - Sanal gündemlerle hesap gününün üstünü örtmek mümkün değildir.  Sanal gündemler yaratarak milleti kutuplaştırmanın bir anlamı yoktur. Sanal gündemlerle Habur'da  yaşanan milleti bölme politikalarına alet olmanın bir anlamı yoktur. Bu yaratılan sanal gündemle,  Anayasa değişikliğiyle önümüzdeki günlerde milleti meşgul edeceksiniz ancak milletin kanayan  yarası devam edecektir. Her kanayan yaradan akan kan sizin hesap gününüzde verilecek birer ciddi,  zor gün olarak karşınıza çıkacaktır diyor, önergemizi yüce Meclisin takdirlerine sunuyor, Meclisi  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bal.  Sayın Öksüz, niçin, nedir?  TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Sayın Başkanım, Sayın Bal'a bu Cihanbeyli Belediyesiyle ilgili  gerçeği söylemek istiyorum.  BAŞKAN - Hangi gerçeği?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Şimdi, OSB'yle ilgili...  BAŞKAN - Hayır, siz şimdi ne nedenle istediniz?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Efendim, ben Konya milletvekiliyim.  BAŞKAN - Anladım.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Cihanbeyli'den sorumlu olan bir milletvekili olarak, Sayın Bal bu  konuda yanlış bilgi vermiştir, doğru bilgi vermek istiyorum.  OKTAY VURAL (İzmir) - Şahsa sataşma yok ki.  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - OSB'nin yazmış olduğu yazı burada, okumak istiyorum.  BAŞKAN - Siz neye göre söz...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Yani şu anda yanlış...  BAŞKAN - Bakın, ben başka bir şey soruyorum size. Siz neye göre istiyorsunuz söz?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sataşma yok.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - 62'ye göre söz istiyorum.  BAŞKAN - Kaça?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - 62'ye göre söz istiyorum.  BAŞKAN - 62'ye göre yok.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - 63 . . .  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, 60'a göre kısa bir açıklama yapmak istiyor.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Nereye uyarsa oraya göre Başkan.  OKTAY VURAL (İzmir) - 63'e göre efendim, sataşmadan dolayı.  BAŞKAN - 60'ıncı maddeye göre pek kısa söz talebiniz mi var?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Evet.  BAŞKAN - Buyurun, açtım mikrofonunuzu.  VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)  7.- Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün, Konya Milletvekili Faruk Bal 'ın, Cihanbeyli Organize  Sanayi Bölgesinin kurulmasına Sanayi Bakanlığınca izin verilmemesi ve Cihanbeyli Belediyesinin  katı atık borcunun İller Bankası tarafından tahsil edilmesi konusunda yanlış bilgiler verdiğine ilişkin  açıklaması  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Teşekkür ediyorum.  Sayın Başkanım, Cihanbeyli Belediye Başkanımız organize sanayi bölgesi için Sanayi  Bakanlığımıza başvurmuştur. Sanayi Bakanlığının göndermiş olduğu yazının bir paragrafını  okuyacağım: "Yatırım programında yer alacak OSB ve küçük sanayi siteleri alt projelerinin seçimi  ve ödenek tahsisinde uyulacak usul ve esasların 8'inci maddenin dördüncü fıkrasındaki 'Yeni bir  - 5 4 3 -
Sayfa 50 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Sayın Başkanım, Sayın Bal'a bu Cihanbeyli Belediyesiyle ilgili  gerçeği söylemek istiyorum.  BAŞKAN - Hangi gerçeği?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Şimdi, OSB'yle ilgili...  BAŞKAN - Hayır, siz şimdi ne nedenle istediniz?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Efendim, ben Konya milletvekiliyim.  BAŞKAN - Anladım.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Cihanbeyli'den sorumlu olan bir milletvekili olarak, Sayın Bal bu  konuda yanlış bilgi vermiştir, doğru bilgi vermek istiyorum.  OKTAY VURAL (İzmir) - Şahsa sataşma yok ki.  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - OSB'nin yazmış olduğu yazı burada, okumak istiyorum.  BAŞKAN - Siz neye göre söz...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Yani şu anda yanlış...  BAŞKAN - Bakın, ben başka bir şey soruyorum size. Siz neye göre istiyorsunuz söz?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sataşma yok.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - 62'ye göre söz istiyorum.  BAŞKAN - Kaça?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - 62'ye göre söz istiyorum.  BAŞKAN - 62'ye göre yok.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - 63 . . .  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, 60'a göre kısa bir açıklama yapmak istiyor.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Nereye uyarsa oraya göre Başkan.  OKTAY VURAL (İzmir) - 63'e göre efendim, sataşmadan dolayı.  BAŞKAN - 60'ıncı maddeye göre pek kısa söz talebiniz mi var?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Evet.  BAŞKAN - Buyurun, açtım mikrofonunuzu.  VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)  7.- Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün, Konya Milletvekili Faruk Bal 'ın, Cihanbeyli Organize  Sanayi Bölgesinin kurulmasına Sanayi Bakanlığınca izin verilmemesi ve Cihanbeyli Belediyesinin  katı atık borcunun İller Bankası tarafından tahsil edilmesi konusunda yanlış bilgiler verdiğine ilişkin  açıklaması  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Teşekkür ediyorum.  Sayın Başkanım, Cihanbeyli Belediye Başkanımız organize sanayi bölgesi için Sanayi  Bakanlığımıza başvurmuştur. Sanayi Bakanlığının göndermiş olduğu yazının bir paragrafını  okuyacağım: "Yatırım programında yer alacak OSB ve küçük sanayi siteleri alt projelerinin seçimi  ve ödenek tahsisinde uyulacak usul ve esasların 8'inci maddenin dördüncü fıkrasındaki 'Yeni bir  - 5 4 3 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  OSB projesine başlanabilmesi için il genelinde mevcut OSB'lerde bulunan toplam parsellerin en az  yüzde 75'inde üretim veya inşaata geçilmiş olması ve yer seçimini tamamlaması gerekmektedir.'  hükmü gereğince, Bakanlığımız kayıtlarında yapılan incelemelerde, Konya ili OSB'lerindeki parsel  üretim ve istihdam bilgileri doğrultusunda, il genelinde üretim ve inşaat safhasındaki sanayi  parsellerinin toplam parsellere göre doluluk oranı yaklaşık yüzde 34'tür. Bu itibarla, Cihanbeyli  ilçesindeki sanayi sitesi, tuz fabrikaları, ticaret borsası, plastik boru fabrikasının içerisinde bulunduğu  alanın yukarıda adı geçen kanun kapsamında ve mevcut OSB'lerde bulunan toplam parsellerin en az  yüzde 75'inde üretim veya inşaata geçilmemiş olması nedeniyle OSB olarak değerlendirilmesi ve  OSB kurulması amacıyla çalışmaların başlaması mümkün değildir." deniyor. Yani Sayın Bakanımız  yanlış bilgilendirmiştir.  Diğer konuya gelince: Katı atıkla ilgili her belediyenin ödemesi gereken bir miktar var.  Cihanbeyli Belediyemiz bu miktarı şu ana kadar ödememiş, bundan dolayı katı atık projesinden  mesul olan Başkan İller Bankasına başvurmuş ve İller Bankasındaki kesintilerinden kesilmiştir. Daha  sonra Belediye Başkanımız bir dilekçeyle başvurarak bu, taksite bağlanmıştır ve taksite bağlanarak  ödeme yapılmaktadır.  BAŞKAN - Evet, bakın, 60'ıncı maddeye göre iki dakika söz verdim. Tamam.  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Buyurun.  FARUK BAL (Konya) - Sayın Hatip, benim yanlış bilgi verdiğimi ifade ederek konuşmuştur,  sataşmıştır. Söz istiyorum lütfen.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Hayır, bir sataşma yok ki. Ben bilgi verdim sadece.  FARUK BAL (Konya) - Yanlış bilgi verdiğimi ifade etmedin mi?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Başkanım, Bakanlığın göndermiş olduğu yazıyı okudum, ben  sataşma yapmadım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 60'a göre yerinden söz talep ediyor Sayın Başkanım.  OKTAY VURAL (İzmir) - 63'e göre istiyoruz biz efendim.  BAŞKAN - Şimdi her kafadan bir ses çıkarsa olmaz.  Siz de yeni bir sataşmaya mahal vermeden, yeni bir eklentiye mahal vermeden... Size de iki  dakika veriyorum.  Buyurun.  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  1.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Konya Milletvekili Özkan Öksüz un şahsına sataşması  nedeniyle konuşması  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hiçbir zaman polemiğe girmeyi  arzu etmem, doğruları söylerim.  Cihanbeyli Belediye Başkanının organize sanayi bölgesi talebi reddedilmiştir, sonuç budur.  Bürokrasi "olmaz"ı on kelimeyle de anlatabilir, bürokrasi "olmaz"ı zatıalinizin okuduğu yazıda  olduğu gibi on sayfada da anlatabilir ama yapmaya karar verdiği zaman da hizmet etmeye karar  verdiği zaman da onu olduracak başka kanunları da bulur.  - 5 4 4 -
Sayfa 51 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  OSB projesine başlanabilmesi için il genelinde mevcut OSB'lerde bulunan toplam parsellerin en az  yüzde 75'inde üretim veya inşaata geçilmiş olması ve yer seçimini tamamlaması gerekmektedir.'  hükmü gereğince, Bakanlığımız kayıtlarında yapılan incelemelerde, Konya ili OSB'lerindeki parsel  üretim ve istihdam bilgileri doğrultusunda, il genelinde üretim ve inşaat safhasındaki sanayi  parsellerinin toplam parsellere göre doluluk oranı yaklaşık yüzde 34'tür. Bu itibarla, Cihanbeyli  ilçesindeki sanayi sitesi, tuz fabrikaları, ticaret borsası, plastik boru fabrikasının içerisinde bulunduğu  alanın yukarıda adı geçen kanun kapsamında ve mevcut OSB'lerde bulunan toplam parsellerin en az  yüzde 75'inde üretim veya inşaata geçilmemiş olması nedeniyle OSB olarak değerlendirilmesi ve  OSB kurulması amacıyla çalışmaların başlaması mümkün değildir." deniyor. Yani Sayın Bakanımız  yanlış bilgilendirmiştir.  Diğer konuya gelince: Katı atıkla ilgili her belediyenin ödemesi gereken bir miktar var.  Cihanbeyli Belediyemiz bu miktarı şu ana kadar ödememiş, bundan dolayı katı atık projesinden  mesul olan Başkan İller Bankasına başvurmuş ve İller Bankasındaki kesintilerinden kesilmiştir. Daha  sonra Belediye Başkanımız bir dilekçeyle başvurarak bu, taksite bağlanmıştır ve taksite bağlanarak  ödeme yapılmaktadır.  BAŞKAN - Evet, bakın, 60'ıncı maddeye göre iki dakika söz verdim. Tamam.  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Buyurun.  FARUK BAL (Konya) - Sayın Hatip, benim yanlış bilgi verdiğimi ifade ederek konuşmuştur,  sataşmıştır. Söz istiyorum lütfen.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Hayır, bir sataşma yok ki. Ben bilgi verdim sadece.  FARUK BAL (Konya) - Yanlış bilgi verdiğimi ifade etmedin mi?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Başkanım, Bakanlığın göndermiş olduğu yazıyı okudum, ben  sataşma yapmadım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 60'a göre yerinden söz talep ediyor Sayın Başkanım.  OKTAY VURAL (İzmir) - 63'e göre istiyoruz biz efendim.  BAŞKAN - Şimdi her kafadan bir ses çıkarsa olmaz.  Siz de yeni bir sataşmaya mahal vermeden, yeni bir eklentiye mahal vermeden... Size de iki  dakika veriyorum.  Buyurun.  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  1.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Konya Milletvekili Özkan Öksüz un şahsına sataşması  nedeniyle konuşması  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hiçbir zaman polemiğe girmeyi  arzu etmem, doğruları söylerim.  Cihanbeyli Belediye Başkanının organize sanayi bölgesi talebi reddedilmiştir, sonuç budur.  Bürokrasi "olmaz"ı on kelimeyle de anlatabilir, bürokrasi "olmaz"ı zatıalinizin okuduğu yazıda  olduğu gibi on sayfada da anlatabilir ama yapmaya karar verdiği zaman da hizmet etmeye karar  verdiği zaman da onu olduracak başka kanunları da bulur.  - 5 4 4 - T B M M B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 4 5 - Buradaki fark şudur: Cihanbeyli Belediye Başkanı Milliyetçi Hareket Partilidir, oraya hizmet  gitmemesi gerekir.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Hiç alakası yok.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Kanun var ortada.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Hiç alakası yok.  FARUK BAL (Devamla) - ...çünkü seçimler sırasında "Milliyetçi Hareket Partisine oy  verirseniz size hizmet gelmeyecektir." denilmiştir. Verilmiştir Milliyetçi Hareket Partisine oy,  hizmetin gitmesi engellenmektedir. Ne kadar engellerseniz engelleyin, oraya hizmet gidecektir.  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Polemik bunlar.  FARUK BAL (Devamla) - Diğer taraftan, katı atıkla ilgili... Katı Atık Toplama Projesi'ne dâhil  olan belediyelerden bir tek Cihanbeyli Belediye Başkanlığına bu ceza verilmiştir. Niçin diğerlerine  verilmemiştir?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Öbürleri taksitlerini ödüyor, Cihanbeyli ödememiş.  BAŞKAN - Sayın Öksüz, lütfen...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Ama yanlış bilgi veriyor.  BAŞKAN-Lütfen. . .  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Cihanbeyli ödememiş.  FARUK BAL (Devamla) - Niçin AKPTi belediyelere verilmemiştir? Onun hesabını vermeniz  gerekmektedir diyor, teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı 'nın görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010  Salı günkü birleşiminde yapılmasına, bundan başka bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP  Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde Malatya Milletvekili Sayın  Ferit Mevlüt Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  OKTAY VURAL (İzmir) - Bak, doğru bilgilendirdi.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Yanlış bilgi.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Öksüz ikna olmuş!  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Burada, burada... Gazeteler de burada, hepsi burada.  OKTAY VURAL (İzmir) - Olsaydı konuşurdunuz.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Yanlış bilgi... Sayın Bakanım, yapmayın, yanlış bilgi veriyorsunuz.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Okuduğunu anlamıyorsun Sayın Özkan.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Anlıyor da Başkan ondan yana değil.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibin konuşmasını sakinlikle dinlememizi rica ediyomm.  Buyurun.
Sayfa 52 -
T B M M B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 4 5 - Buradaki fark şudur: Cihanbeyli Belediye Başkanı Milliyetçi Hareket Partilidir, oraya hizmet  gitmemesi gerekir.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Hiç alakası yok.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Kanun var ortada.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Hiç alakası yok.  FARUK BAL (Devamla) - ...çünkü seçimler sırasında "Milliyetçi Hareket Partisine oy  verirseniz size hizmet gelmeyecektir." denilmiştir. Verilmiştir Milliyetçi Hareket Partisine oy,  hizmetin gitmesi engellenmektedir. Ne kadar engellerseniz engelleyin, oraya hizmet gidecektir.  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Polemik bunlar.  FARUK BAL (Devamla) - Diğer taraftan, katı atıkla ilgili... Katı Atık Toplama Projesi'ne dâhil  olan belediyelerden bir tek Cihanbeyli Belediye Başkanlığına bu ceza verilmiştir. Niçin diğerlerine  verilmemiştir?  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Öbürleri taksitlerini ödüyor, Cihanbeyli ödememiş.  BAŞKAN - Sayın Öksüz, lütfen...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Ama yanlış bilgi veriyor.  BAŞKAN-Lütfen. . .  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Cihanbeyli ödememiş.  FARUK BAL (Devamla) - Niçin AKPTi belediyelere verilmemiştir? Onun hesabını vermeniz  gerekmektedir diyor, teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı 'nın görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010  Salı günkü birleşiminde yapılmasına, bundan başka bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP  Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde Malatya Milletvekili Sayın  Ferit Mevlüt Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  OKTAY VURAL (İzmir) - Bak, doğru bilgilendirdi.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Yanlış bilgi.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Öksüz ikna olmuş!  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Burada, burada... Gazeteler de burada, hepsi burada.  OKTAY VURAL (İzmir) - Olsaydı konuşurdunuz.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Yanlış bilgi... Sayın Bakanım, yapmayın, yanlış bilgi veriyorsunuz.  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Okuduğunu anlamıyorsun Sayın Özkan.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Anlıyor da Başkan ondan yana değil.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibin konuşmasını sakinlikle dinlememizi rica ediyomm.  Buyurun.  TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 4 6 - FERÎT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;  Milliyetçi Hareket Partisinin verdiği Borçlar Kanunu'yla ilgili önergenin aleyhinde şunun için söz  aldım: Çoktan geçti bu. Neden bugüne kadar getirmedik bunu? Neden getirmedik bugüne kadar?  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Daha önce gelmesi lazımdı.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Siz karşı çıktınız.  OKTAY VURAL (İzmir) - Elitaş'a sorun.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Burada, Borçlar Kanunu'nu yarın değil, dün  çıkarmamız lazımdı. Bunun için aleyhte söz aldım.  Değerli arkadaşlarım, Borçlar Kanunu yaşamın bir parçasıdır, herkesi ilgilendiren bir yasadır  ancak birkaç örnek vereceğim, birkaç anekdot vereceğim. Bir gecikme faizi var biliyorsunuz,  "temerrüt faizi" diyoruz, toplumun her kesimini ilgilendiriyor arkadaşlar. Eğer, devlet hâlâ temerrüt  faizini çiftçiden, elektrik borcu olandan ve krizde krize yakalanan, 2009 krizinde krize yakalanıp bu  vergi borçlarını, sigorta borçlarını ödeyemeyen, her bankanın ittiği... Bugün bu gerçekleri konuşalım  arkadaşlar. 2009 yılının Ağustosundan yıl sonuna kadar gerek ticari kesime gerek esnafa gerek küçük  sanayiciye tüm krediler kesilmiştir. Ondan sonra da bazı bankalar çıktı, şakır şakır "Biz şu kadar kâr  ettik." dediler ve ihtarname çekerek o küçük esnafa "İki gün içinde ödemezsen haczedeceğim."  dediler. Bu gerçekleri hepimiz unutmayalım. Ama bu insanlar o bankaların borçlarını mı ödesinler,  bu insanlar vergi borçlarını, sigorta borçlarını mı ödesinler? Birçoğu yok oldu. Hâlâ bir sürü, vergi  ve sigorta borcu olan bir sürü esnaf var. Sayın Çalışma Bakanı, Sayın Maliye Bakanı bu konuda  açıklama yaptılar, dediler ki: "Krizden etkilenen esnafın, küçük esnafın vergi ve sigorta borçlarını..."  Affedin demiyorum, ödeyene yazık olur. Bak, bunu da söylüyorum ama krizden etkilenen, bir şekilde  her türlü mali olanağı zayıflayan insanları da korumamız, kollamamız lazım. Bu insanlar özellikle  Anadolu'da istihdam yaratan, özellikle Anadolu'da "küçük e sna f dediğimiz, "küçük sanayici"  dediğimiz... Eğer insan çalıştırıyorsa bu insanlara yardımcı olmamız lazım ama arkadaşlar, devlet  hâlâ yüzde 2 temerrüt faizi uyguluyor, aylık yüzde 2. Aylık yüzde 2 ne demek arkadaşlar, biliyor  musunuz? Enflasyonun nereye geldiği... Aylık yüzde 2 temerrüt faizi demek o esnafın sırtına bir  hançer daha vurmaktır. Zaten ödeyemiyor, zaten yok olmuş, siz hâlâ sigorta ve vergi borçlan için aylık  yüzde 2 temerrüt faizini devam ettirirseniz onları idam ettirmiş olursunuz. Gelin, önce buradan  başlayalım. Borçlar Kanunu'nu getirelim, çok gecikti ama yapılması gereken daha şeyler var.  Temerrüt faizini indirmek Borçlar Kanunu'na bağlı değil. Temerrüt faizini düşürmek için ilgili  kurumlar, Sosyal Güvenlik Kurumu, Maliye Bakanlığı der ki: "Ben, bundan sonra 6183'e göre  uygulayacağımız temerrüt faizini aylık l ' e düşürüyorum." Aylık 1 demek yüzde 12 demektir.  Arkadaşlar, bunun kümülatifı yüzde 16'ya gelir.  Değerli arkadaşlarım, bazı gerçekleri de bilmemiz lazım. Bugün Sayın Bakan açıklama yaptı  sigorta prim borçlarıyla ilgili. İnsanların kafası karışık. Bir daha söylüyorum: Çalışma ve Sosyal  Güvenlik Bakanımız bir açıklama yaptı. Bu borçlarla ilgili herkesin kafası karışık. Özellikle krizden  etkilenen ve borçlarını ödemeyen insanlara çok net bir şekilde bizim bunu izah etmemiz lazım. Hâlâ  bu insanlar bekliyor.  Değerli arkadaşlarım, bu Meclis, Türkiye'de 1 kişi çalıştıran, istihdam yaratan, hâlâ üretimini  devam ettirmeye çalışan herkese şükran borçlu olmalıdır. Dürüstçe, namusluca çalışan, insanlara  ekmek veren ve insana istihdam yaratan küçük esnafın sorununu hep beraber çözmeliyiz. Bu  hepimizin görevi.
Sayfa 53 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 4 6 - FERÎT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;  Milliyetçi Hareket Partisinin verdiği Borçlar Kanunu'yla ilgili önergenin aleyhinde şunun için söz  aldım: Çoktan geçti bu. Neden bugüne kadar getirmedik bunu? Neden getirmedik bugüne kadar?  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Daha önce gelmesi lazımdı.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Siz karşı çıktınız.  OKTAY VURAL (İzmir) - Elitaş'a sorun.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Burada, Borçlar Kanunu'nu yarın değil, dün  çıkarmamız lazımdı. Bunun için aleyhte söz aldım.  Değerli arkadaşlarım, Borçlar Kanunu yaşamın bir parçasıdır, herkesi ilgilendiren bir yasadır  ancak birkaç örnek vereceğim, birkaç anekdot vereceğim. Bir gecikme faizi var biliyorsunuz,  "temerrüt faizi" diyoruz, toplumun her kesimini ilgilendiriyor arkadaşlar. Eğer, devlet hâlâ temerrüt  faizini çiftçiden, elektrik borcu olandan ve krizde krize yakalanan, 2009 krizinde krize yakalanıp bu  vergi borçlarını, sigorta borçlarını ödeyemeyen, her bankanın ittiği... Bugün bu gerçekleri konuşalım  arkadaşlar. 2009 yılının Ağustosundan yıl sonuna kadar gerek ticari kesime gerek esnafa gerek küçük  sanayiciye tüm krediler kesilmiştir. Ondan sonra da bazı bankalar çıktı, şakır şakır "Biz şu kadar kâr  ettik." dediler ve ihtarname çekerek o küçük esnafa "İki gün içinde ödemezsen haczedeceğim."  dediler. Bu gerçekleri hepimiz unutmayalım. Ama bu insanlar o bankaların borçlarını mı ödesinler,  bu insanlar vergi borçlarını, sigorta borçlarını mı ödesinler? Birçoğu yok oldu. Hâlâ bir sürü, vergi  ve sigorta borcu olan bir sürü esnaf var. Sayın Çalışma Bakanı, Sayın Maliye Bakanı bu konuda  açıklama yaptılar, dediler ki: "Krizden etkilenen esnafın, küçük esnafın vergi ve sigorta borçlarını..."  Affedin demiyorum, ödeyene yazık olur. Bak, bunu da söylüyorum ama krizden etkilenen, bir şekilde  her türlü mali olanağı zayıflayan insanları da korumamız, kollamamız lazım. Bu insanlar özellikle  Anadolu'da istihdam yaratan, özellikle Anadolu'da "küçük e sna f dediğimiz, "küçük sanayici"  dediğimiz... Eğer insan çalıştırıyorsa bu insanlara yardımcı olmamız lazım ama arkadaşlar, devlet  hâlâ yüzde 2 temerrüt faizi uyguluyor, aylık yüzde 2. Aylık yüzde 2 ne demek arkadaşlar, biliyor  musunuz? Enflasyonun nereye geldiği... Aylık yüzde 2 temerrüt faizi demek o esnafın sırtına bir  hançer daha vurmaktır. Zaten ödeyemiyor, zaten yok olmuş, siz hâlâ sigorta ve vergi borçlan için aylık  yüzde 2 temerrüt faizini devam ettirirseniz onları idam ettirmiş olursunuz. Gelin, önce buradan  başlayalım. Borçlar Kanunu'nu getirelim, çok gecikti ama yapılması gereken daha şeyler var.  Temerrüt faizini indirmek Borçlar Kanunu'na bağlı değil. Temerrüt faizini düşürmek için ilgili  kurumlar, Sosyal Güvenlik Kurumu, Maliye Bakanlığı der ki: "Ben, bundan sonra 6183'e göre  uygulayacağımız temerrüt faizini aylık l ' e düşürüyorum." Aylık 1 demek yüzde 12 demektir.  Arkadaşlar, bunun kümülatifı yüzde 16'ya gelir.  Değerli arkadaşlarım, bazı gerçekleri de bilmemiz lazım. Bugün Sayın Bakan açıklama yaptı  sigorta prim borçlarıyla ilgili. İnsanların kafası karışık. Bir daha söylüyorum: Çalışma ve Sosyal  Güvenlik Bakanımız bir açıklama yaptı. Bu borçlarla ilgili herkesin kafası karışık. Özellikle krizden  etkilenen ve borçlarını ödemeyen insanlara çok net bir şekilde bizim bunu izah etmemiz lazım. Hâlâ  bu insanlar bekliyor.  Değerli arkadaşlarım, bu Meclis, Türkiye'de 1 kişi çalıştıran, istihdam yaratan, hâlâ üretimini  devam ettirmeye çalışan herkese şükran borçlu olmalıdır. Dürüstçe, namusluca çalışan, insanlara  ekmek veren ve insana istihdam yaratan küçük esnafın sorununu hep beraber çözmeliyiz. Bu  hepimizin görevi.  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 4 7 - Değerli arkadaşlarım, onun için, vergi ve sigorta borçları konusunda, başta, "aylık temerrüt faizi"  dediğimiz faizi mutlaka ödenebilir bir seviyeye çekmemiz lazım ve bu insanların borçlarını yeniden  yapılandırmamız lazım ki bu insanlar üretimlerine devam etsin, bu insanlar istihdam yaratmaya  devam etsinler.  Ben bu konuda Hükümeti bir kez daha uyarıyorum. Özellikle temerrüt faizleri konusunda,  krizden etkilenip sigorta ve vergi borçlarını ödeyemeyen insanlarla ilgili mutlaka, acilen, bir tedbir  getirmemiz lazım. Hatta bunların elektrik borçlarıyla ilgili... Ben "Kimsenin borcunu affedin."  demiyorum -altını çiziyorum- ama ödenebilir bir borç yapılandırması yapmamız lazım arkadaşlar ve  bu faizlerle değil. Gene aylık yüzde 2 temerrüt faiziyle beraber, minimum, basit faiz olarak yüzde 24  dediğimiz olay, yüzde 36'yı buluyor arkadaşlar. Zaten yok olmuş bir esnafın bu faizin altından  kalkmasının imkânı yok.  Ben, bir kez daha, temerrüt faizleri konusunda Hükümeti uyarıyorum. Özellikle biriken vergi ve  sigorta borçlan konusunda ve elektrik borçları konusunda mutlaka ve mutlaka bir çözüm getirmemiz  lazım değerli arkadaşlar. Bunu yapmamız lazım. Borçlar Kanunu, toplumun... Yani aleyhte değil  aslında konuşmamın şeyi ama bu gerçekleri de görmemiz gerekiyor.  Değerli arkadaşlarım, bir başka konu var, özellikle yine Borçlar Kanunu'yla ilintili, bir şekilde  piyasayı direkt etkileyen Çek Kanunu var. Yani bu, Borçlar Kanunu'yla direkt ilintili. Burada yine  geçici olarak bir yıllık bu Meclis... O zaman hepimiz... Ben özellikle çok üzerinde durdum. Yani  hakikaten krizde, 2009 yılı Eylül ayında defalarca söylememe rağmen nihayet değiştirdiniz Aralık  ayında. Özellikle krizin piyasaları daha derin etkilememesi yönünde -küçük esnafımızı- Çek  Kanunu'nda yapılan iki değişiklikten bahsedeceğim. Bunları bir yıl süreyle yaptık arkadaşlar.  Bunlann bir yılı dolmak üzere. Eğer biz bunu normal Borçlar Kanunu'na göre ve Çek Kanunu'na göre  tekrar değiştirmezsek piyasada yeniden sorunlar doğar özellikle küçük esnaf yönünden. Bir: Çekten  caymayı, biliyorsunuz, borçlunun talebiyle değil, borçlunun ispat etmesi gerekir. Yani iki satır yazı  yazıyordu eskiden bankaya: "Ben bu çekten caydım, çekim çalınmıştır." Hâlbuki böyle bir şey yok.  Yani kötü niyetli borçluyu korumak yerine, iyi niyetli alacaklıyı korumak istedik. Doğrusu da buydu  ve bu Meclisten öyle bir karar çıkardık ama bunun süresi bitiyor. Doğrudur, uygulama piyasaya bir  itibar getirmiştir, uygulama piyasada dürüst borçluyu korumuştur ama dürüst alacaklıyı da  korumuştur. Mutlaka bu uygulamanın... Yani her önüne gelen "Ben çekten caydım, bu çek  çalınmıştır..." On tane, elli tane ciro geçirmiş, hâlâ "Çek çalınmıştır." diyor, altı ay önce vermiş çeki,  son gününe geldiği gün. Böyle bir şey olmaz. Bu doğru bir uygulamaydı ama bir şekilde artık bu  uygulamanın tekrar sabit kalması lazım.  Bir diğer konu ise: Çekte vade olmaz, doğrudur ama piyasa gerçeğidir, vadeden önce takasa...  Özellikle krizde bankalar -biliyor bir banka- bir borçludan, kredi verdiği bir insandan çek alıyor, "Bu  krediyi bu çeklerle ödeyeceksin." demesine rağmen -üç aylık, dört aylık, beş aylık çeklerle- ama  maalesef o "anlı şanlı" dediğimiz -ismini veremiyorum- bazı bankalar, o borçluya ait, kendisini bırak,  ciro edilmiş, yedi sekiz cirolu çeklerin tümünü takasa sürdü. Kendisini yok ettiği gibi yedi sekiz tane  ciro geçiren insanları da yok etti.  Değerli arkadaşlarım, bu uygulamada... Ama ben bunu ta eylül ayında Plan-Bütçede  söyleyememe rağmen -2009 veya bütçe geldiğinde ama- herhalde şubat ayında falan buradan  geçirdik. O altı ayda bunlann çanlarına ot tıkadılar ve nitekim bu uygulamayla kredi kuruluşlan artık  o çekin üzerinde yazılı tarihten önce takasa ibraz edemediler, kimsenin üzerine gidemediler.  Vadesinde geldi, vadesinde çekler ödendi, paralannı aldılar ama maalesef hem bunu yap, ondan sonra
Sayfa 54 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 4 7 - Değerli arkadaşlarım, onun için, vergi ve sigorta borçları konusunda, başta, "aylık temerrüt faizi"  dediğimiz faizi mutlaka ödenebilir bir seviyeye çekmemiz lazım ve bu insanların borçlarını yeniden  yapılandırmamız lazım ki bu insanlar üretimlerine devam etsin, bu insanlar istihdam yaratmaya  devam etsinler.  Ben bu konuda Hükümeti bir kez daha uyarıyorum. Özellikle temerrüt faizleri konusunda,  krizden etkilenip sigorta ve vergi borçlarını ödeyemeyen insanlarla ilgili mutlaka, acilen, bir tedbir  getirmemiz lazım. Hatta bunların elektrik borçlarıyla ilgili... Ben "Kimsenin borcunu affedin."  demiyorum -altını çiziyorum- ama ödenebilir bir borç yapılandırması yapmamız lazım arkadaşlar ve  bu faizlerle değil. Gene aylık yüzde 2 temerrüt faiziyle beraber, minimum, basit faiz olarak yüzde 24  dediğimiz olay, yüzde 36'yı buluyor arkadaşlar. Zaten yok olmuş bir esnafın bu faizin altından  kalkmasının imkânı yok.  Ben, bir kez daha, temerrüt faizleri konusunda Hükümeti uyarıyorum. Özellikle biriken vergi ve  sigorta borçlan konusunda ve elektrik borçları konusunda mutlaka ve mutlaka bir çözüm getirmemiz  lazım değerli arkadaşlar. Bunu yapmamız lazım. Borçlar Kanunu, toplumun... Yani aleyhte değil  aslında konuşmamın şeyi ama bu gerçekleri de görmemiz gerekiyor.  Değerli arkadaşlarım, bir başka konu var, özellikle yine Borçlar Kanunu'yla ilintili, bir şekilde  piyasayı direkt etkileyen Çek Kanunu var. Yani bu, Borçlar Kanunu'yla direkt ilintili. Burada yine  geçici olarak bir yıllık bu Meclis... O zaman hepimiz... Ben özellikle çok üzerinde durdum. Yani  hakikaten krizde, 2009 yılı Eylül ayında defalarca söylememe rağmen nihayet değiştirdiniz Aralık  ayında. Özellikle krizin piyasaları daha derin etkilememesi yönünde -küçük esnafımızı- Çek  Kanunu'nda yapılan iki değişiklikten bahsedeceğim. Bunları bir yıl süreyle yaptık arkadaşlar.  Bunlann bir yılı dolmak üzere. Eğer biz bunu normal Borçlar Kanunu'na göre ve Çek Kanunu'na göre  tekrar değiştirmezsek piyasada yeniden sorunlar doğar özellikle küçük esnaf yönünden. Bir: Çekten  caymayı, biliyorsunuz, borçlunun talebiyle değil, borçlunun ispat etmesi gerekir. Yani iki satır yazı  yazıyordu eskiden bankaya: "Ben bu çekten caydım, çekim çalınmıştır." Hâlbuki böyle bir şey yok.  Yani kötü niyetli borçluyu korumak yerine, iyi niyetli alacaklıyı korumak istedik. Doğrusu da buydu  ve bu Meclisten öyle bir karar çıkardık ama bunun süresi bitiyor. Doğrudur, uygulama piyasaya bir  itibar getirmiştir, uygulama piyasada dürüst borçluyu korumuştur ama dürüst alacaklıyı da  korumuştur. Mutlaka bu uygulamanın... Yani her önüne gelen "Ben çekten caydım, bu çek  çalınmıştır..." On tane, elli tane ciro geçirmiş, hâlâ "Çek çalınmıştır." diyor, altı ay önce vermiş çeki,  son gününe geldiği gün. Böyle bir şey olmaz. Bu doğru bir uygulamaydı ama bir şekilde artık bu  uygulamanın tekrar sabit kalması lazım.  Bir diğer konu ise: Çekte vade olmaz, doğrudur ama piyasa gerçeğidir, vadeden önce takasa...  Özellikle krizde bankalar -biliyor bir banka- bir borçludan, kredi verdiği bir insandan çek alıyor, "Bu  krediyi bu çeklerle ödeyeceksin." demesine rağmen -üç aylık, dört aylık, beş aylık çeklerle- ama  maalesef o "anlı şanlı" dediğimiz -ismini veremiyorum- bazı bankalar, o borçluya ait, kendisini bırak,  ciro edilmiş, yedi sekiz cirolu çeklerin tümünü takasa sürdü. Kendisini yok ettiği gibi yedi sekiz tane  ciro geçiren insanları da yok etti.  Değerli arkadaşlarım, bu uygulamada... Ama ben bunu ta eylül ayında Plan-Bütçede  söyleyememe rağmen -2009 veya bütçe geldiğinde ama- herhalde şubat ayında falan buradan  geçirdik. O altı ayda bunlann çanlarına ot tıkadılar ve nitekim bu uygulamayla kredi kuruluşlan artık  o çekin üzerinde yazılı tarihten önce takasa ibraz edemediler, kimsenin üzerine gidemediler.  Vadesinde geldi, vadesinde çekler ödendi, paralannı aldılar ama maalesef hem bunu yap, ondan sonra  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 4 8 - çık anlı şanlı "Ben şöyle bankaydım, ben böyle kâr ettim..." Lanet olsun senin kârına! Bir sürü insanı  yok ettin. Onun için bu iki uygulamanın devam etmesi lazım piyasadaki istikrar açısından, özellikle  istihdam açısından, üretim açısından, üretimin devamı açısından. Ben, bir kez daha Borçlar  Kanunu'na paralel bunu söylemek isterim arkadaşlar. Yani bu açıdan bu iki tane, iki gerçeği bir an  önce, süre dolmadan getirmemiz lazım.  Değerli arkadaşlarım, bir kez daha buradan Sayın Maliye Bakanına ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanına, özellikle küçük esnaf ve küçük sanayicinin vergi ve sigorta borçlan konusunda ve. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.  ...temerrüt faizinin hâlâ aylık yüzde 2 seviyesinde kalmaması konusunda bir kez daha piyasa  adına... İşçi çalıştıran, istihdam yaratan insanlara hepimizin bir şükran borcu olması lazım. 50 kişi  çalıştınyorsa, 20 kişi çalıştırıyorsa, 10 kişi çalıştınyorsa bu insanlara hepimizin bu ülkede... Benim  anlayışım budur. Ülkede artık ekmek çok önemli.  Ben, bir kez daha sigorta, sosyal güvenlik primleri konusunda krizden etkilenen, elektrik borçlan  konusunda -özellikle sulama birliklerinin, ödenemez bir boyuta gelmiştir- ve yine krizden etkilenen  vergi borçları konusunda bir kez daha küçük esnafımız adına, küçük sanayicimiz adına bu Meclisten  önemli bir uygulama bekliyorum. Aksi hâlde biz bugün üreten insanları yok ederiz.  Hepinize teşekkür ederim, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Dinçer, 60'ıncı maddeye göre söz istediniz.  Size iki dakika süre veriyorum.  Buyurun.  VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)  8.- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakam Ömer Dinçer'in, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt  Aslanoğlu 'nun, konuşmasında dile getirdiği esnaf, küçük işletme sahiplerinin borçlarına ilişkin  açıklaması  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Çok teşekkür  ederim Sayın Başkan.  Çok değerli arkadaşlar, Sayın Milletvekilinin az önce dile getirdiği esnaf, küçük işletme  sahiplerinin prim borçlarıyla alakalı husus konusunda bir açıklama yapmak istiyomm.  Gerçekten de 2009 yılında sanayici, esnaf, küçük işletme sahibi, çiftçi olarak çok zor bir yıl  yaşadık. Sadece işverenlerimiz değil, aynı zamanda işçilerimiz de çok sıkıntılı ve zor günler  geçirdiler. 2010 yılında inşallah bunlan aşacağımızı da ümit ediyoruz.  Tabii, bizim kurumlarımızın yaşayabilir olması için primlerini sağlıklı ve etkin bir şekilde  toplaması gerekiyor. Kriz döneminde iş adamlarımızın karşı karşıya kaldığı sorunları göz önünde  bulundurarak yeni tedbirler almak da bizim görevimiz. Ancak şunu söylemek isterim: Özellikle  yeniden yapılandırma gibi veya af gibi hususlar bu zamana kadar çoğu kere hem beklenen sonuçları  vermemiş hem de Türkiye'de bu sistemlerin yerleşik ve ciddi bir nitelik kazanmasına mâni olmuştur.  Bu açıdan bakıldığında biz ne affı -kesinlikle- düşünüyomz ne de borçların yeniden yapılandınl-
Sayfa 55 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 4 8 - çık anlı şanlı "Ben şöyle bankaydım, ben böyle kâr ettim..." Lanet olsun senin kârına! Bir sürü insanı  yok ettin. Onun için bu iki uygulamanın devam etmesi lazım piyasadaki istikrar açısından, özellikle  istihdam açısından, üretim açısından, üretimin devamı açısından. Ben, bir kez daha Borçlar  Kanunu'na paralel bunu söylemek isterim arkadaşlar. Yani bu açıdan bu iki tane, iki gerçeği bir an  önce, süre dolmadan getirmemiz lazım.  Değerli arkadaşlarım, bir kez daha buradan Sayın Maliye Bakanına ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanına, özellikle küçük esnaf ve küçük sanayicinin vergi ve sigorta borçlan konusunda ve. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.  ...temerrüt faizinin hâlâ aylık yüzde 2 seviyesinde kalmaması konusunda bir kez daha piyasa  adına... İşçi çalıştıran, istihdam yaratan insanlara hepimizin bir şükran borcu olması lazım. 50 kişi  çalıştınyorsa, 20 kişi çalıştırıyorsa, 10 kişi çalıştınyorsa bu insanlara hepimizin bu ülkede... Benim  anlayışım budur. Ülkede artık ekmek çok önemli.  Ben, bir kez daha sigorta, sosyal güvenlik primleri konusunda krizden etkilenen, elektrik borçlan  konusunda -özellikle sulama birliklerinin, ödenemez bir boyuta gelmiştir- ve yine krizden etkilenen  vergi borçları konusunda bir kez daha küçük esnafımız adına, küçük sanayicimiz adına bu Meclisten  önemli bir uygulama bekliyorum. Aksi hâlde biz bugün üreten insanları yok ederiz.  Hepinize teşekkür ederim, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Dinçer, 60'ıncı maddeye göre söz istediniz.  Size iki dakika süre veriyorum.  Buyurun.  VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)  8.- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakam Ömer Dinçer'in, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt  Aslanoğlu 'nun, konuşmasında dile getirdiği esnaf, küçük işletme sahiplerinin borçlarına ilişkin  açıklaması  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Çok teşekkür  ederim Sayın Başkan.  Çok değerli arkadaşlar, Sayın Milletvekilinin az önce dile getirdiği esnaf, küçük işletme  sahiplerinin prim borçlarıyla alakalı husus konusunda bir açıklama yapmak istiyomm.  Gerçekten de 2009 yılında sanayici, esnaf, küçük işletme sahibi, çiftçi olarak çok zor bir yıl  yaşadık. Sadece işverenlerimiz değil, aynı zamanda işçilerimiz de çok sıkıntılı ve zor günler  geçirdiler. 2010 yılında inşallah bunlan aşacağımızı da ümit ediyoruz.  Tabii, bizim kurumlarımızın yaşayabilir olması için primlerini sağlıklı ve etkin bir şekilde  toplaması gerekiyor. Kriz döneminde iş adamlarımızın karşı karşıya kaldığı sorunları göz önünde  bulundurarak yeni tedbirler almak da bizim görevimiz. Ancak şunu söylemek isterim: Özellikle  yeniden yapılandırma gibi veya af gibi hususlar bu zamana kadar çoğu kere hem beklenen sonuçları  vermemiş hem de Türkiye'de bu sistemlerin yerleşik ve ciddi bir nitelik kazanmasına mâni olmuştur.  Bu açıdan bakıldığında biz ne affı -kesinlikle- düşünüyomz ne de borçların yeniden yapılandınl- TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  masıyla ilgili bir teşebbüsümüz var. Böyle bir şey yapmayı istemiyoruz. Ancak iki konuda açıklama  yapmak yerinde olur kanaatindeyim. Onlardan bir tanesi şu: Kurum olarak bizim, esnafımızın, işletme  sahiplerimizin borçlarını otuz altı ay süreyle taksitlendirme imkânımız var. Herhangi bir hukuki  düzenleme yapmaya gerek kalmaksızın kendi inisiyatifimizle bunu yapabilme imkânımız var.  Dolayısıyla zor durumda olan esnaf ve işverenlerimizin bize müracaat etmeleri hâlinde bu  inisiyatiflerimizi kendi lehlerine kullanıyoruz.  İkincisi ise belki güzel, iyi bir haber: Bu prim borçlarının ödenmemesinden dolayı karşı karşıya  kaldıkları faiz yükleriyle ilgili yeni bir düzenleme yapıldı, yakında ilan edeceğiz. Biliyorsunuz, ilk  üç ayda -yüzde 3, yüzde 3, yüzde 3 olmak üzere- çok ağır bir faiz yükü vardı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Dolayısıyla ilk  üç aydaki çok ağır faiz yükünü yüzde 2'ye indirerek oradan 3 puanlık bir indirim sağlanacak. Belki  daha fazla indirmemiz mümkündü ancak Maliye Bakanlığının vergi gelirinin tahsiliyle ilgili  düzenlemece de uygunluk sağlansın diye Maliye Bakanlığının faiz oranlarında da yüzde yarımlık  bir indirim sağlanacak aylık olarak ama üç aydan sonraki dönemde oldukça düşük bir faiz oranı  bindiriliyor. Bu açıdan bakıldığında, esnafımıza da bir kolaylık sağlamış bulunuyoruz. Yakında bu  da kamuoyuyla paylaşılacak.  Hepinize teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, nedir konu?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Efendim, 60'a göre tek bir kelime.. . Bilgi  vereceğim, bilgi vermek açısından.  BAŞKAN - Sürekli bir bilgi hâli gidiyoruz yalnız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, İç Tüzük'te bu grup önerilerinde 60'a göre cevap  vermek, kısa bir açıklama yok efendim.  BAŞKAN - Şimdi, İç Tüzük'e göre Sayın Bakanın da yok, burada bütün gruplara verdiğim...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Öksüz konuştuğu zaman bir şey demedin  de şimdi bana niye söylüyorsun Sayın Elitaş?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Efendim, biraz önce Değerli Konuşmacı...  B A Ş K A N - B i r saniye...  O Başkanın inisiyatifinde olan 60'ıncı maddeye göre... Mesela Sayın Öksüz'ünki de aynıydı.  62'nci maddeye göre isteyemez, 69'a göre hiç isteyemez, 60'a göre verdik ama söylemeye çalıştığım  şey şu...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkanım, vazgeçtim, istemiyorum.  BAŞKAN - Peki, tamam.  Şimdi, iyi niyetle... Ben, bütün grup başkan vekilleri açısından söylüyorum: İyi niyetle ben  60'ıncı maddeyi işletiyorum yani milletvekillerimiz dertlerini anlatabilsin diye. Bunu istismar  etmemek tabii ki sizlerin inisiyatifinde. Bütün grup başkan vekilleri ve milletvekili arkadaşlarımız  açısından söylüyorum. İyi niyetle, milletvekillerinin lehine olmak üzere 60'ıncı maddeyi işletiyorum,  bugüne kadar öyle yaptım ama siz de bunu istismar etmeyin, tamam.  Vazgeçtiniz. Ne yapalım...  - 5 4 9 -
Sayfa 56 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  masıyla ilgili bir teşebbüsümüz var. Böyle bir şey yapmayı istemiyoruz. Ancak iki konuda açıklama  yapmak yerinde olur kanaatindeyim. Onlardan bir tanesi şu: Kurum olarak bizim, esnafımızın, işletme  sahiplerimizin borçlarını otuz altı ay süreyle taksitlendirme imkânımız var. Herhangi bir hukuki  düzenleme yapmaya gerek kalmaksızın kendi inisiyatifimizle bunu yapabilme imkânımız var.  Dolayısıyla zor durumda olan esnaf ve işverenlerimizin bize müracaat etmeleri hâlinde bu  inisiyatiflerimizi kendi lehlerine kullanıyoruz.  İkincisi ise belki güzel, iyi bir haber: Bu prim borçlarının ödenmemesinden dolayı karşı karşıya  kaldıkları faiz yükleriyle ilgili yeni bir düzenleme yapıldı, yakında ilan edeceğiz. Biliyorsunuz, ilk  üç ayda -yüzde 3, yüzde 3, yüzde 3 olmak üzere- çok ağır bir faiz yükü vardı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) - Dolayısıyla ilk  üç aydaki çok ağır faiz yükünü yüzde 2'ye indirerek oradan 3 puanlık bir indirim sağlanacak. Belki  daha fazla indirmemiz mümkündü ancak Maliye Bakanlığının vergi gelirinin tahsiliyle ilgili  düzenlemece de uygunluk sağlansın diye Maliye Bakanlığının faiz oranlarında da yüzde yarımlık  bir indirim sağlanacak aylık olarak ama üç aydan sonraki dönemde oldukça düşük bir faiz oranı  bindiriliyor. Bu açıdan bakıldığında, esnafımıza da bir kolaylık sağlamış bulunuyoruz. Yakında bu  da kamuoyuyla paylaşılacak.  Hepinize teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, nedir konu?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Efendim, 60'a göre tek bir kelime.. . Bilgi  vereceğim, bilgi vermek açısından.  BAŞKAN - Sürekli bir bilgi hâli gidiyoruz yalnız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, İç Tüzük'te bu grup önerilerinde 60'a göre cevap  vermek, kısa bir açıklama yok efendim.  BAŞKAN - Şimdi, İç Tüzük'e göre Sayın Bakanın da yok, burada bütün gruplara verdiğim...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Öksüz konuştuğu zaman bir şey demedin  de şimdi bana niye söylüyorsun Sayın Elitaş?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Efendim, biraz önce Değerli Konuşmacı...  B A Ş K A N - B i r saniye...  O Başkanın inisiyatifinde olan 60'ıncı maddeye göre... Mesela Sayın Öksüz'ünki de aynıydı.  62'nci maddeye göre isteyemez, 69'a göre hiç isteyemez, 60'a göre verdik ama söylemeye çalıştığım  şey şu...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkanım, vazgeçtim, istemiyorum.  BAŞKAN - Peki, tamam.  Şimdi, iyi niyetle... Ben, bütün grup başkan vekilleri açısından söylüyorum: İyi niyetle ben  60'ıncı maddeyi işletiyorum yani milletvekillerimiz dertlerini anlatabilsin diye. Bunu istismar  etmemek tabii ki sizlerin inisiyatifinde. Bütün grup başkan vekilleri ve milletvekili arkadaşlarımız  açısından söylüyorum. İyi niyetle, milletvekillerinin lehine olmak üzere 60'ıncı maddeyi işletiyorum,  bugüne kadar öyle yaptım ama siz de bunu istismar etmeyin, tamam.  Vazgeçtiniz. Ne yapalım...  - 5 4 9 - TBMM B :82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 5 0 - FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkanım, teminat istiyorlar. Sayın Bakan  teminatı çözsün ama bunlar da bilsin, onlar da bilsin.  BAŞKAN - Orada o zaman beraber gidip bir konuşun, sonra onunla konuşun.  Peki, teşekkür ederim.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı 'nın görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010  Salı günkü birleşiminde yapılmasına, bundan başka bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP  Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde Afyonkarahisar Milletvekili Sayın  Halil Ünlütepe. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler; Türk Borçlar Kanunu  Tasarısı'nın öncelikle gündeme alınması yönündeki Milliyetçi Hareket Partisinin önerisinin lehinde  söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, Türk Borçlar Kanunu 1926 yılında yürürlüğe girmiştir. Seksen beş yıllık bir  uygulama alanına sahiptir. Günün ekonomik koşullan, küreselleşme, sanayileşmenin getirdiği  sorunlar, işçi-işveren ilişkileri, kiracı-kiralayan ilişkileri, yani ekonominin temel konulan seksen beş  yıl önce çıkarılan bir yasayla giderilmeye çalışılmaktadır.  Bu Yasa'nın değiştirilmesi yönündeki ihtiyaç 1990'lı yıllarda kendisini göstermiş ve 1998  yılından itibaren Adalet Bakanlığında yapılan çalışmalarla Borçlar Kanunu'nun değiştirilmesi  yönünde ciddi çabalar harcanmıştır. 1998 yılında yapılan bu çalışmalar 2008 yılında bir tasarı hâlinde  Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmiştir. İki yıllık bir zaman dilimi içinde Türk Borçlar Kanunu  Adalet Komisyonunda tartışılmış, yeterli düzenlemeler yapılmış ve bu düzenlemelerin sonucunda  da Genel Kumlun gündemine gelmiştir.  Değerli arkadaşlar, bu yasal düzenlemenin ivedilikle Türk Parlamentosunda görüşülerek  yasalaşması yönünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin, TÜSİAD Sayın Başkanının ve TÜSİAD  yöneticilerinin, her ildeki ticaret ve sanayi odası başkanlarımızın devamlı istekleriyle karşı karşıya  kalıyoruz. Günün ekonomik koşullarının giderilebilmesi amacıyla bu Yasa'daki değişikliklerin  yapılması iş alemince talep edilmektedir.  Ayrıca, siyasi iktidar da 2009 yılı içinde adli yargı stratejisinin oluşturulması yönünde Avmpa  Birliğine sunduğu belgede şu gerekçeleri koymaktadır: Son hazırlanan yargı reformu stratejisinde  ülkenin ihtiyaçları, Avmpa Birliği müktesebatına uyum sürecinin gerektirdiği mevzuat çalışmaları  içinde Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın kısa dönemde Parlamentodan çıkartılması Bakanlık  tarafından da Avmpa Birliğine ulaştırılmıştır. Elbette, Avmpa Birliği müktesebatında bu yasal  düzenlemelerin yapılması gerekirken asıl olan Türk halkının bu yasaya dünden daha fazla ihtiyaç  duyduğudur.  Ekonomiyle uğraşanlar, bu yasanın bir an önce çıkmasını istemektedir. Hatta zaman zaman  Parlamentoda, Meclis araştırması konulannı ve denetim yollarından olan som önergelerini belirli  dönemlerde iktidar partisinin oylarıyla gündeme almayarak bu Parlamentonun, bu dönem Türk  Ticaret Yasası ve Türk Borçlar Yasası'nın çıkartılmasını ısrarla istemiştir.
Sayfa 57 -
TBMM B :82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 5 0 - FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkanım, teminat istiyorlar. Sayın Bakan  teminatı çözsün ama bunlar da bilsin, onlar da bilsin.  BAŞKAN - Orada o zaman beraber gidip bir konuşun, sonra onunla konuşun.  Peki, teşekkür ederim.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı 'nın görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010  Salı günkü birleşiminde yapılmasına, bundan başka bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP  Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde Afyonkarahisar Milletvekili Sayın  Halil Ünlütepe. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler; Türk Borçlar Kanunu  Tasarısı'nın öncelikle gündeme alınması yönündeki Milliyetçi Hareket Partisinin önerisinin lehinde  söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, Türk Borçlar Kanunu 1926 yılında yürürlüğe girmiştir. Seksen beş yıllık bir  uygulama alanına sahiptir. Günün ekonomik koşullan, küreselleşme, sanayileşmenin getirdiği  sorunlar, işçi-işveren ilişkileri, kiracı-kiralayan ilişkileri, yani ekonominin temel konulan seksen beş  yıl önce çıkarılan bir yasayla giderilmeye çalışılmaktadır.  Bu Yasa'nın değiştirilmesi yönündeki ihtiyaç 1990'lı yıllarda kendisini göstermiş ve 1998  yılından itibaren Adalet Bakanlığında yapılan çalışmalarla Borçlar Kanunu'nun değiştirilmesi  yönünde ciddi çabalar harcanmıştır. 1998 yılında yapılan bu çalışmalar 2008 yılında bir tasarı hâlinde  Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmiştir. İki yıllık bir zaman dilimi içinde Türk Borçlar Kanunu  Adalet Komisyonunda tartışılmış, yeterli düzenlemeler yapılmış ve bu düzenlemelerin sonucunda  da Genel Kumlun gündemine gelmiştir.  Değerli arkadaşlar, bu yasal düzenlemenin ivedilikle Türk Parlamentosunda görüşülerek  yasalaşması yönünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin, TÜSİAD Sayın Başkanının ve TÜSİAD  yöneticilerinin, her ildeki ticaret ve sanayi odası başkanlarımızın devamlı istekleriyle karşı karşıya  kalıyoruz. Günün ekonomik koşullarının giderilebilmesi amacıyla bu Yasa'daki değişikliklerin  yapılması iş alemince talep edilmektedir.  Ayrıca, siyasi iktidar da 2009 yılı içinde adli yargı stratejisinin oluşturulması yönünde Avmpa  Birliğine sunduğu belgede şu gerekçeleri koymaktadır: Son hazırlanan yargı reformu stratejisinde  ülkenin ihtiyaçları, Avmpa Birliği müktesebatına uyum sürecinin gerektirdiği mevzuat çalışmaları  içinde Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın kısa dönemde Parlamentodan çıkartılması Bakanlık  tarafından da Avmpa Birliğine ulaştırılmıştır. Elbette, Avmpa Birliği müktesebatında bu yasal  düzenlemelerin yapılması gerekirken asıl olan Türk halkının bu yasaya dünden daha fazla ihtiyaç  duyduğudur.  Ekonomiyle uğraşanlar, bu yasanın bir an önce çıkmasını istemektedir. Hatta zaman zaman  Parlamentoda, Meclis araştırması konulannı ve denetim yollarından olan som önergelerini belirli  dönemlerde iktidar partisinin oylarıyla gündeme almayarak bu Parlamentonun, bu dönem Türk  Ticaret Yasası ve Türk Borçlar Yasası'nın çıkartılmasını ısrarla istemiştir.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  Şimdi, siyasi iktidar, dün bu yasanın öncelikle konuşulması, öncelikle çıkması için çaba  harcarken hiçbir neden gösterilmeden bunu Parlamentonun gündeminden çekmiştir. Bunu ben şuna  yorumluyorum: Bir şeylere iyi başlıyorsunuz ama sonunu getiremiyorsunuz. Nedir? Avrupa Birliği  açılımı, sonu gelmedi. Nedir? Alevi açılımı, sonu gelmedi. Ermeni açılımı, sonu gelmedi. Kürt  açılımı, elinize yüzünüze bulaştırdınız. Roman açılımı, onun da ne olacağı belli değil. Yahu siz açıkça  ne yapmak istiyorsunuz! Bunu ben anlamakta ciddi olarak zorlanıyorum.  Adalet Komisyonunda bu yasanın öncelikle çıkması için Cumhuriyet Halk Partisi olarak olumlu  katkılarda bulunduk. Bu yasa bir temel yasadır. Türk Ceza Kanunu'nu 22'nci Dönemde bu  Parlamento çıkarttı. Ceza Muhakemeleri Kanunu'nu çıkarttık. Türk Medeni Kanunu 21 'nci Dönemde  çıktı. Bu temel yasalardaki en önemli faktörlerden birisi, öncelikle ve ivedilikle Borçlar Kanunu  görüşülmeli. Elbette çekince koyduğumuz yerler var ama bunlar, sayın grup başkan vekillerinin,  Sayın Bakanın birbiriyle diyalog içinde olmalarının sonucunda gruplar arasında bir uzlaşma  sağlanarak bu temel yasayı çıkartabiliriz diye düşünüyorum.  Türkiye'nin gündemi bana göre ekonomidir. Ekonomik sorunların ve ekonomik sorunları  düzenleyen yasaların öncelikle Parlamentoda görüşülmesi gerekir. Türkiye'nin bana göre en önemli  sorunlarından birisi işsizlik, yoksulluk. Günden güne bu işsiz insan sayısı artıyor, yoksul insan sayısı  artıyor. Sanayici fabrikasının elektrik ücretini ödeyemiyor. Sanayici işveren çalıştırdığı insanların  ücretini gününde, zamanında ödeyemiyor. Hâl böyleyken biz gündemi devamlı değiştiren ve  Türkiye'de gündemi saptırmaya yönelik çalışmaların içine giriyoruz. Elbet buna siyasi iktidar girebilir  ama Parlamento bu konuda öncelikle Türkiye'nin önemli konularını yasalaştırmak, yasama organında  tartışmak zorundadır. Gündemin yürütme organının istediği doğrultuda tespiti bizi atıl bir duruma  düşürür, yasama organını verimsiz bir çalışma yönteminin içine çeker.  Esnaf, borcunu borçla ödüyor bugün, banka kredisini başka bir bankadan aldığı krediyle ödüyor.  Eğitim sistemi felç olmuş. Geçen hafta içinde Eşme'deki, devlete teslim edilmiş olan küçücük bir  çocuğun can hayatının sona erdirilmesi bence Parlamentonun öncelikle yaşam hakkı üzerinde  ekonomik olan yasal düzenlemelere eğilmesi gerektiğini düşünüyorum.  İki üç gün önce Fethiye'de olan bir olay. Gencecik bir çocuğun annesinin cezaevine girmesinden  sonra, eğitimin özelleştirilmesi sonucunun getirdiği sonuçlan da dikkate alırsak, bunda hiçbir  vebaliniz veya vebalimiz yok mu yasama olarak? Bunları niçin düzenleme yönteminin içine  girmiyoruz? Niçin bir temel yasa olan Borçlar Kanunu'nu tartışmanın içine girmiyoruz? Elbette bu  tür bir yasal düzenlemeyi bırakarak, Türkiye'nin gündeminde olmayan bir Anayasa değişikliğinin  Türk toplumuna getirebileceği yararlar nedir? Halk bir Anayasa değişikliğiyle ilgilenmiyor. Halk  işsiz, halk aç, halk yoksul. Bu sorunlann çözümlenmesini ve bu sorunların üzerine gidilmesini istiyor.  Halk yolsuzluklardan dolayı utanır bir duruma gelmiş. Siyasilerin yolsuzluklarını tartışıyor. Kimseye  güven bırakılmamış. Böyle bir ortamda Anayasa değişikliği yapsanız ne olur, yapmasanız ne olur?  Neyi çözecektir ki?  Sayın Başbakanın birtakım sorunlannın çözümünün önüne geçmek için bir kişiye endeksli bir  Parlamento çalışmasını yönlendirmek bu yüce Meclise yakışmaz. Bu yüce Meclis gündemindeki  konuları tespit edebilmeli ve gündemine hâkim olmalıdır.  Bu nedenle, Borçlar Yasası'nda temel özelliklerde bir iki başlığa farklı boyutta Cumhuriyet Halk  Partisi olarak bakıyoruz, ama onun dışında biraz önce de söylediğim gibi temel konularda  uzlaşılmıştır.  - 5 5 1 -
Sayfa 58 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  Şimdi, siyasi iktidar, dün bu yasanın öncelikle konuşulması, öncelikle çıkması için çaba  harcarken hiçbir neden gösterilmeden bunu Parlamentonun gündeminden çekmiştir. Bunu ben şuna  yorumluyorum: Bir şeylere iyi başlıyorsunuz ama sonunu getiremiyorsunuz. Nedir? Avrupa Birliği  açılımı, sonu gelmedi. Nedir? Alevi açılımı, sonu gelmedi. Ermeni açılımı, sonu gelmedi. Kürt  açılımı, elinize yüzünüze bulaştırdınız. Roman açılımı, onun da ne olacağı belli değil. Yahu siz açıkça  ne yapmak istiyorsunuz! Bunu ben anlamakta ciddi olarak zorlanıyorum.  Adalet Komisyonunda bu yasanın öncelikle çıkması için Cumhuriyet Halk Partisi olarak olumlu  katkılarda bulunduk. Bu yasa bir temel yasadır. Türk Ceza Kanunu'nu 22'nci Dönemde bu  Parlamento çıkarttı. Ceza Muhakemeleri Kanunu'nu çıkarttık. Türk Medeni Kanunu 21 'nci Dönemde  çıktı. Bu temel yasalardaki en önemli faktörlerden birisi, öncelikle ve ivedilikle Borçlar Kanunu  görüşülmeli. Elbette çekince koyduğumuz yerler var ama bunlar, sayın grup başkan vekillerinin,  Sayın Bakanın birbiriyle diyalog içinde olmalarının sonucunda gruplar arasında bir uzlaşma  sağlanarak bu temel yasayı çıkartabiliriz diye düşünüyorum.  Türkiye'nin gündemi bana göre ekonomidir. Ekonomik sorunların ve ekonomik sorunları  düzenleyen yasaların öncelikle Parlamentoda görüşülmesi gerekir. Türkiye'nin bana göre en önemli  sorunlarından birisi işsizlik, yoksulluk. Günden güne bu işsiz insan sayısı artıyor, yoksul insan sayısı  artıyor. Sanayici fabrikasının elektrik ücretini ödeyemiyor. Sanayici işveren çalıştırdığı insanların  ücretini gününde, zamanında ödeyemiyor. Hâl böyleyken biz gündemi devamlı değiştiren ve  Türkiye'de gündemi saptırmaya yönelik çalışmaların içine giriyoruz. Elbet buna siyasi iktidar girebilir  ama Parlamento bu konuda öncelikle Türkiye'nin önemli konularını yasalaştırmak, yasama organında  tartışmak zorundadır. Gündemin yürütme organının istediği doğrultuda tespiti bizi atıl bir duruma  düşürür, yasama organını verimsiz bir çalışma yönteminin içine çeker.  Esnaf, borcunu borçla ödüyor bugün, banka kredisini başka bir bankadan aldığı krediyle ödüyor.  Eğitim sistemi felç olmuş. Geçen hafta içinde Eşme'deki, devlete teslim edilmiş olan küçücük bir  çocuğun can hayatının sona erdirilmesi bence Parlamentonun öncelikle yaşam hakkı üzerinde  ekonomik olan yasal düzenlemelere eğilmesi gerektiğini düşünüyorum.  İki üç gün önce Fethiye'de olan bir olay. Gencecik bir çocuğun annesinin cezaevine girmesinden  sonra, eğitimin özelleştirilmesi sonucunun getirdiği sonuçlan da dikkate alırsak, bunda hiçbir  vebaliniz veya vebalimiz yok mu yasama olarak? Bunları niçin düzenleme yönteminin içine  girmiyoruz? Niçin bir temel yasa olan Borçlar Kanunu'nu tartışmanın içine girmiyoruz? Elbette bu  tür bir yasal düzenlemeyi bırakarak, Türkiye'nin gündeminde olmayan bir Anayasa değişikliğinin  Türk toplumuna getirebileceği yararlar nedir? Halk bir Anayasa değişikliğiyle ilgilenmiyor. Halk  işsiz, halk aç, halk yoksul. Bu sorunlann çözümlenmesini ve bu sorunların üzerine gidilmesini istiyor.  Halk yolsuzluklardan dolayı utanır bir duruma gelmiş. Siyasilerin yolsuzluklarını tartışıyor. Kimseye  güven bırakılmamış. Böyle bir ortamda Anayasa değişikliği yapsanız ne olur, yapmasanız ne olur?  Neyi çözecektir ki?  Sayın Başbakanın birtakım sorunlannın çözümünün önüne geçmek için bir kişiye endeksli bir  Parlamento çalışmasını yönlendirmek bu yüce Meclise yakışmaz. Bu yüce Meclis gündemindeki  konuları tespit edebilmeli ve gündemine hâkim olmalıdır.  Bu nedenle, Borçlar Yasası'nda temel özelliklerde bir iki başlığa farklı boyutta Cumhuriyet Halk  Partisi olarak bakıyoruz, ama onun dışında biraz önce de söylediğim gibi temel konularda  uzlaşılmıştır.  - 5 5 1 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  O yasanın komisyonda görüşülmesinde Sayın Bakanın söylediklerini çok iyi hatırlıyorum: "Bir  an önce çıkmalı, işverenler bunu bekliyor." demişti. İşveren temsilcilerinin konuşmalarını çok iyi  hatırlıyorum. Türkiye'de ekonomik hayatın yeniden düzenlenmesi, ekonominin canlılıkla  dönüşebilmesi için Borçlar Yasası'nın ve daha sonra da Türk Ticaret Yasası'nın gündeme gelmesi  gerektiğini ısrarla söylüyorlardı. Bunu getiren sizsiniz. Avrupa'ya bu Adli Yargı Strateji Belgesi'nin  raporunu sunarken, bunu sunan Sayın Adalet Bakanı, tahmin ediyorum, Meclis Başkanımızdı. Bir  bakan bir kuruma bir rapom sunuyorsa ve o rapomn gereğinde de "Borçlar Yasası kısa sürede  çıkarılacak." diyorsa o sözü yerine getirmelidir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) - Tamamlamaya çalışıyorum Sayın Başkanım.  Yani Sayın Bakan bir rapom dış temsilciliklerden birisine sunuyorsa o Türkiye'yi bağlar. Sayın  Bakan sözünün arkasında durmuyor. Gmp günlük olaylara kendisini kaptırmış durumda. Parlamento  verimli bir çalışmanın içine giremiyor. Açıkçası, Cumhuriyet Halk Partisi olarak düşüncemiz,  Türkiye'nin gündemi ekonomik yasalardır, ekonominin düzenlenmesidir, ekonomide çıkışın  bulunmasıdır. Bu çıkışı bulacak olan da yüce Parlamentodur.  Ben bu düşüncelerle, Milliyetçe Hareket Partisi tarafından öncelikle görüşülmesi istenen Borçlar  Kanunu Tasarısı'nın öncelikle görüşülmesi yönündeki teklifin lehinde düşüncelerimi belirttim.  Yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ünlütepe.  Milliyetçi Hareket Partisi gmp önerisinin aleyhinde Kayseri Milletvekili Sayın Mustafa Elitaş.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Elitaş, şu temerrüt faizlerine de biraz değinin.  MUSTAFA ELİTAŞ ((Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Öncelikle Sayın Ünlütepe burada bir ifade kullandı, herhalde amacını da aşan bir ifadedir diye  tahmin ediyomm. Şu anda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bugün, yarın ve öbür gün gündemini  belirlemek üzere Parlamentomuzun değerli üyelerinin görüşlerine sunulmak üzere Barış ve  Demokrasi Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve biraz sonra da Cumhuriyet Halk Partisi, en sonda da  Adalet ve Kalkınma Partisinin gmp önerilerinin değerlendirilmesi değerli milletvekillerimizin  onayına sunulacak. Milletvekillerimiz kabul ettiği takdirde, o gündem çerçevesinde devam edeceğiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine hâkim olduğunu ifade etmek istiyomm.  İkinci konu, biraz önce, ismini zikrederek söyleyeceğim, ama Sayın Bal, benim ismini  zikretmemin, tahmin ediyomm iyi niyetli olduğunu düşünecek ve karşılığında "Sataşma vardır." diye  söz almayacaktır diye ümit ediyomm.  Biraz önce, bir bilgilendirme konusunda, Cihanbeyli ile ilgili bilgilendirme, organize sanayi  bölgeleri konusunda haksızlık olduğunu iddia eden bir konuşması vardı.  Biz AK PARTİ'li milletvekilleri, AK PARTİ Gmbu ve AK PARTİTi İktidar Hükümeti olarak  hiçbir siyasi partiye karşı farklı davranmamayı ilke edinmişiz. Hiçbir siyasi partiden seçilmiş belediye  başkanını veya herhangi bir göreve gelmiş kişi, kurum ve kumluşları o partiye oy vermiş diye  dışlamak değil, onlara da o bölge insanına da hizmet etmek, seçilen bir belediye başkanının kendi  bölgesindeki insanına hizmet ettiğinin bilinciyle, biz bu kanaatimizi ifade ediyomz.  - 5 5 2 -
Sayfa 59 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  O yasanın komisyonda görüşülmesinde Sayın Bakanın söylediklerini çok iyi hatırlıyorum: "Bir  an önce çıkmalı, işverenler bunu bekliyor." demişti. İşveren temsilcilerinin konuşmalarını çok iyi  hatırlıyorum. Türkiye'de ekonomik hayatın yeniden düzenlenmesi, ekonominin canlılıkla  dönüşebilmesi için Borçlar Yasası'nın ve daha sonra da Türk Ticaret Yasası'nın gündeme gelmesi  gerektiğini ısrarla söylüyorlardı. Bunu getiren sizsiniz. Avrupa'ya bu Adli Yargı Strateji Belgesi'nin  raporunu sunarken, bunu sunan Sayın Adalet Bakanı, tahmin ediyorum, Meclis Başkanımızdı. Bir  bakan bir kuruma bir rapom sunuyorsa ve o rapomn gereğinde de "Borçlar Yasası kısa sürede  çıkarılacak." diyorsa o sözü yerine getirmelidir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) - Tamamlamaya çalışıyorum Sayın Başkanım.  Yani Sayın Bakan bir rapom dış temsilciliklerden birisine sunuyorsa o Türkiye'yi bağlar. Sayın  Bakan sözünün arkasında durmuyor. Gmp günlük olaylara kendisini kaptırmış durumda. Parlamento  verimli bir çalışmanın içine giremiyor. Açıkçası, Cumhuriyet Halk Partisi olarak düşüncemiz,  Türkiye'nin gündemi ekonomik yasalardır, ekonominin düzenlenmesidir, ekonomide çıkışın  bulunmasıdır. Bu çıkışı bulacak olan da yüce Parlamentodur.  Ben bu düşüncelerle, Milliyetçe Hareket Partisi tarafından öncelikle görüşülmesi istenen Borçlar  Kanunu Tasarısı'nın öncelikle görüşülmesi yönündeki teklifin lehinde düşüncelerimi belirttim.  Yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ünlütepe.  Milliyetçi Hareket Partisi gmp önerisinin aleyhinde Kayseri Milletvekili Sayın Mustafa Elitaş.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Elitaş, şu temerrüt faizlerine de biraz değinin.  MUSTAFA ELİTAŞ ((Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Öncelikle Sayın Ünlütepe burada bir ifade kullandı, herhalde amacını da aşan bir ifadedir diye  tahmin ediyomm. Şu anda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bugün, yarın ve öbür gün gündemini  belirlemek üzere Parlamentomuzun değerli üyelerinin görüşlerine sunulmak üzere Barış ve  Demokrasi Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve biraz sonra da Cumhuriyet Halk Partisi, en sonda da  Adalet ve Kalkınma Partisinin gmp önerilerinin değerlendirilmesi değerli milletvekillerimizin  onayına sunulacak. Milletvekillerimiz kabul ettiği takdirde, o gündem çerçevesinde devam edeceğiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine hâkim olduğunu ifade etmek istiyomm.  İkinci konu, biraz önce, ismini zikrederek söyleyeceğim, ama Sayın Bal, benim ismini  zikretmemin, tahmin ediyomm iyi niyetli olduğunu düşünecek ve karşılığında "Sataşma vardır." diye  söz almayacaktır diye ümit ediyomm.  Biraz önce, bir bilgilendirme konusunda, Cihanbeyli ile ilgili bilgilendirme, organize sanayi  bölgeleri konusunda haksızlık olduğunu iddia eden bir konuşması vardı.  Biz AK PARTİ'li milletvekilleri, AK PARTİ Gmbu ve AK PARTİTi İktidar Hükümeti olarak  hiçbir siyasi partiye karşı farklı davranmamayı ilke edinmişiz. Hiçbir siyasi partiden seçilmiş belediye  başkanını veya herhangi bir göreve gelmiş kişi, kurum ve kumluşları o partiye oy vermiş diye  dışlamak değil, onlara da o bölge insanına da hizmet etmek, seçilen bir belediye başkanının kendi  bölgesindeki insanına hizmet ettiğinin bilinciyle, biz bu kanaatimizi ifade ediyomz.  - 5 5 2 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Maliye Bakanlığı da dâhil mi Mustafa Bey?  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bakınız, Cihanbeyli Belediye Başkanımız bir ilan vermiş.  "Saygıdeğer hemşehrilerime saygıyla duyurulur..."  Bu ilan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına yazdığı, Cihanbeyli'de hâlen mevcut olan tuz  fabrikalarının bulunduğu ve ticaret borsasının da inşa edilip faaliyet gösterdiği, plastik boru fabrikaları  veya fabrikasının bulunduğu bir bölgeyi uzun yıllardır sanayi alanı olarak veya küçük sanayi sitesi  olarak faaliyet hâlinde bulunan bir bölgeyi organize sanayi bölgesi kapsamına alıp imar planı içerisine  sokmak istemektedir.  Bizim 22'nci Dönemde yaptığımız Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nda, sizin 21 'inci  Dönemde yaptığınız Organize Sanayi Siteleri Kanunu'nda maalesef böyle bir hüküm mevcut değildir.  Sadece sizin 21'inci Dönemde yaptığınız Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nda ki, Sanayi  Bakanlığının Kuruluş Kanunu'nun l 'nci maddesine göre kurulmuş, 1969 yılından beri bu ülkede  faaliyet gösteren organize sanayi bölgeleri yönetmeliklerle ve Sanayi Bakanlığının 1 'inci maddesiyle  ilgili düzenlemeyle idare ediliyordu. Sizin döneminizde yapılan düzenlemeyle organize sanayi  bölgeleri bir yasal statü kazanmıştır. Ama orada da organize sanayi bölgelerinin kurulmasıyla ilgili  düzenlemede mevcut yapılanmanın olduğu bölgelerde organize sanayi bölgesi oluşmasıyla ilgili  herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.  Yine sizin koyduğunuz, bizim de 23'üncü Dönemde birlikte yaptığımız kanunda "Bir ilde  organize sanayi bölgelerinin yüzde 75'inin yapılaşmaya geçmesiyle birlikte yeni bir organize sanayi  bölgesine imkân verilebilir." hükmü çerçevesinde maalesef Cihanbeyli'ye organize sanayi bölgesi  kurulmasına imkân verilmemiş, bulunamamıştır.  Konya'da, alınan bilgiler çerçevesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığının yazdığı yazı  doğrultusunda mevcut organize sanayi bölgelerinin yapılaşma ve işletmeye açılma oranı yüzde 34  bulunmaktadır. Yüzde 34'ten de öte, mevcut yapılanmış, yapılaşmış, uzun yıllardır faaliyet gösteren  tuz fabrikalarının, plastik fabrikalarının ve ticaret borsasının bulunduğu bir yeri organize sanayi  bölgesi kapsamına almak, nitelikli bir bölgeyi ve organize edilmiş bir bölge içerisinde daha aktif,  daha uygun, olumlu şartlarla çağın imkânlarına daha paralel bir şekilde çalışacak Organize Sanayi  Bölgeleri Kanunu'na yapılan bir yanlıştır diye düşünüyorum.  Öte yandan, atık suyla ilgili, sizin Belediye Başkanınızın bir yazısı var, biraz önce Değerli Konya  Milletvekilimiz Sayın Özkan Öksüz getirdi. Atık su arıtmayla ilgili Cihanbeyli, Kulu, Altınekin İlçe,  Belde ve Köyleri Çevre Koruma Birliği Başkanlığı var, atık suya hepsi ortaklar. Cihanbeyli Belediye  Başkanlığının 72.921 Türk lirası buraya borcu var. Bu Kalkınma, Çevre Koruma Birliği İller  Bankasına müracaat eder, der ki: "Ben Cihanbeyli Belediye Başkanlığından alacağımı tahsil  edemiyorum, tahsil edemediğimden dolayı İller Bankasındaki Cihanbeyli Belediyesinin istihkaklanna  haciz konulmasını talep ediyorum." Cihanbeyli Belediye Başkanlığı 12 Ocak 2010 tarihinde biraz  önce söylediğim Birliğe yazı yazar, der ki: "Bakınız, ben bu şartlarda taahhüdümü yerine  getiremedim. Eğer uygun görürseniz on bir taksitte ödemek istiyorum, İller Bankası üzerindeki  haczimi kaldırın." Ve Birlikten bunlara yazı yazarlar, derler ki: "75.272 lira olan İller Bankası  tarafından kesilen paranızın iptali mümkün olmadığından ve isteğiniz doğrultusunda bundan sonraki  borcunuzun 4.567 lira her ay olmak üzere on bir ayda ödenmesini kooperatif taahhüt etmiş ve  Belediye Başkanlığına bildirilmiştir." Bu konuya açıklık getirmek istedim.  - 5 5 3 -
Sayfa 60 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Maliye Bakanlığı da dâhil mi Mustafa Bey?  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bakınız, Cihanbeyli Belediye Başkanımız bir ilan vermiş.  "Saygıdeğer hemşehrilerime saygıyla duyurulur..."  Bu ilan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına yazdığı, Cihanbeyli'de hâlen mevcut olan tuz  fabrikalarının bulunduğu ve ticaret borsasının da inşa edilip faaliyet gösterdiği, plastik boru fabrikaları  veya fabrikasının bulunduğu bir bölgeyi uzun yıllardır sanayi alanı olarak veya küçük sanayi sitesi  olarak faaliyet hâlinde bulunan bir bölgeyi organize sanayi bölgesi kapsamına alıp imar planı içerisine  sokmak istemektedir.  Bizim 22'nci Dönemde yaptığımız Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nda, sizin 21 'inci  Dönemde yaptığınız Organize Sanayi Siteleri Kanunu'nda maalesef böyle bir hüküm mevcut değildir.  Sadece sizin 21'inci Dönemde yaptığınız Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nda ki, Sanayi  Bakanlığının Kuruluş Kanunu'nun l 'nci maddesine göre kurulmuş, 1969 yılından beri bu ülkede  faaliyet gösteren organize sanayi bölgeleri yönetmeliklerle ve Sanayi Bakanlığının 1 'inci maddesiyle  ilgili düzenlemeyle idare ediliyordu. Sizin döneminizde yapılan düzenlemeyle organize sanayi  bölgeleri bir yasal statü kazanmıştır. Ama orada da organize sanayi bölgelerinin kurulmasıyla ilgili  düzenlemede mevcut yapılanmanın olduğu bölgelerde organize sanayi bölgesi oluşmasıyla ilgili  herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.  Yine sizin koyduğunuz, bizim de 23'üncü Dönemde birlikte yaptığımız kanunda "Bir ilde  organize sanayi bölgelerinin yüzde 75'inin yapılaşmaya geçmesiyle birlikte yeni bir organize sanayi  bölgesine imkân verilebilir." hükmü çerçevesinde maalesef Cihanbeyli'ye organize sanayi bölgesi  kurulmasına imkân verilmemiş, bulunamamıştır.  Konya'da, alınan bilgiler çerçevesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığının yazdığı yazı  doğrultusunda mevcut organize sanayi bölgelerinin yapılaşma ve işletmeye açılma oranı yüzde 34  bulunmaktadır. Yüzde 34'ten de öte, mevcut yapılanmış, yapılaşmış, uzun yıllardır faaliyet gösteren  tuz fabrikalarının, plastik fabrikalarının ve ticaret borsasının bulunduğu bir yeri organize sanayi  bölgesi kapsamına almak, nitelikli bir bölgeyi ve organize edilmiş bir bölge içerisinde daha aktif,  daha uygun, olumlu şartlarla çağın imkânlarına daha paralel bir şekilde çalışacak Organize Sanayi  Bölgeleri Kanunu'na yapılan bir yanlıştır diye düşünüyorum.  Öte yandan, atık suyla ilgili, sizin Belediye Başkanınızın bir yazısı var, biraz önce Değerli Konya  Milletvekilimiz Sayın Özkan Öksüz getirdi. Atık su arıtmayla ilgili Cihanbeyli, Kulu, Altınekin İlçe,  Belde ve Köyleri Çevre Koruma Birliği Başkanlığı var, atık suya hepsi ortaklar. Cihanbeyli Belediye  Başkanlığının 72.921 Türk lirası buraya borcu var. Bu Kalkınma, Çevre Koruma Birliği İller  Bankasına müracaat eder, der ki: "Ben Cihanbeyli Belediye Başkanlığından alacağımı tahsil  edemiyorum, tahsil edemediğimden dolayı İller Bankasındaki Cihanbeyli Belediyesinin istihkaklanna  haciz konulmasını talep ediyorum." Cihanbeyli Belediye Başkanlığı 12 Ocak 2010 tarihinde biraz  önce söylediğim Birliğe yazı yazar, der ki: "Bakınız, ben bu şartlarda taahhüdümü yerine  getiremedim. Eğer uygun görürseniz on bir taksitte ödemek istiyorum, İller Bankası üzerindeki  haczimi kaldırın." Ve Birlikten bunlara yazı yazarlar, derler ki: "75.272 lira olan İller Bankası  tarafından kesilen paranızın iptali mümkün olmadığından ve isteğiniz doğrultusunda bundan sonraki  borcunuzun 4.567 lira her ay olmak üzere on bir ayda ödenmesini kooperatif taahhüt etmiş ve  Belediye Başkanlığına bildirilmiştir." Bu konuya açıklık getirmek istedim.  - 5 5 3 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  İkinci konu, değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi grup başkan vekili ve diğer siyasi  parti grup başkan vekilleri, dün haftalık olarak yaptığımız telefon konuşmasında... İlk önce  Cumhuriyet Halk Partisinden, Milliyetçi Hareket Partisinden ve Barış ve Demokrasi Partisinden  başlayarak bu haftanın bütün gündemiyle ilgili, arkadaşlarımızla fikir teatisinde bulunuyoruz. Diyoruz  ki: "Bizim gündemimizdeki konular şudur. Bu çerçevede bilgileriniz olsun." Ki biraz sonra Sayın  Nimet Çubukçu sözlü sorulara cevap verecekler. İlk, Cumhuriyet Halk Partisinden arkadaşlarımızla  görüşme imkânımız olamadı, en son görüşmemiz gerekirken Barış ve Demokrasi Partisi milletvekili,  sayın grup başkan vekiliyle konuştuk. Dedik ki: "Diğer partilerle görüşemedik ama bizim  kanaatimizce şudur, şunları şunları görüşmeyi düşünüyoruz." "Bizce bir problem yok." dediler.  Arkasından Sayın ŞandırTa görüştüm. Sayın Şandır, gmp önerisi getireceklerini, Türk Ticaret  Kanunu'nun çok önemli olduğunu, Borçlar Kanunu'nun görüşülmesi gerektiğini ifade ettiler. "Gmp  önerisi gelecek." dediler. "Uygun." dedik, "Bakarız." dedik. Sonra da Sayın Kılıçdaroğlu'yla bu  telefon görüşmesini yaptık çünkü sizden aldığım bilgiyi de ona aktarmak mecburiyetindeydik; aynı  silsile farklı şekilde devam ediyordu.  Bakınız, bugün Meclis Başkanımızın Başkanlığındaki yaptığımız Danışma Kumlunda da şunu  ifade ettik: "Eğer Milliyetçi Hareket Partisi bu teklifinde samimiyse; Sayın Bal ve Sayın Yalçın bu  konuyla ilgili önemli çalışmalar katettiler, Cumhuriyet Halk Partisinden de Sayın Ünlütepe ve diğer  arkadaşlarımız bu konuyla ilgili önemli çalışmalar katettiler, bizim de hukukçu milletvekili  arkadaşlarımız, bu konuda emek vermiş, ter dökmüş, zaman ayırmış, hakikaten iyi olması için gayret  göstermiş arkadaşlarımız komisyon oluştursunlar, önergeleri birlikte değerlendirelim ve önergelerle  birlikte, gelecek hafta bir anda bu işi bitirelim, geçelim." Ama Milliyetçi Hareket Partisi Gmp Başkan  Vekili Sayın Vural'ın ifadesi şu: "Biz önergelerimizi veririz; bu önergeler doğrultusunda -kabul  edersiniz veya etmezsiniz- devam ederiz."  Bakın, değerli arkadaşlar, Türk Ticaret Kanunu 1.539 madde. 1.539 maddenin 76 maddesini  bitirmişiz. 26 Kasım, 27 Kasım, 3 Aralık ve 4 Aralık günleri çalışmışız. Toplam çalışma saatimiz  çerçevesinde baktığımızda, 1.539 maddenin her birine yarım saat ayırmışız. Bu yarım saatlik süreyi  biz çarptığımızda, 3.100 saate yakın bir süre ediyor, çalışma süresini yaptığımızda. 3.100 saatlik bir  çalışma süresini böldüğümüzde günde 8 saat çalışırsak 400 güne yakın bir süre. Borçlar Kanunu 649  madde, 649 maddeyle ilgili 8 tam gün çalışmışız. 7 Ekimde başlamışız, 11 Kasımda bırakmışız. Eğer  böyle devam ederse biz yaklaşık 500 saatlik bir zamanı bu çerçevede devam edeceğiz. 500 günlük  çalıma süresinin, şu anda Parlamentonun seçimlerinin yenilenmesi 17 Temmuz 2011 dediğimize göre  14 aylık süre var. Cumartesi, pazarı da dâhil olmak üzere hiç gmp önerisi vermeseniz, hiç yoklama  istemeseniz, hiç karar yeter sayısı istemeseniz, normal çalışma şartları dâhilinde devam ettiğimiz  sürece 24'üncü Dönem de bu kanunun bitmesine imkân vermeyecek. Onun için biz şunu diyomz:  Eğer Milliyetçi Hareket Partisi... Biraz önce Sayın Bal'ın söylediği gibi, Odalar Birliğinin,  MÜSİAD'ın, TÜSİAD'ın ve sivil toplum örgütlerinin, Sayın Mevlüt Bey'in söylediği gibi Türk  Ticaret Kanunu'nda çok önemli bir madde önergesini kabul ettik. Kimlerle ilgili? Kefaletlerle ilgili.  "O kefaletin faizine katlanabilmesi için kendisine tebligat yapıldığı andan itibaren" diye önergesini  kabul ettik. Ne zaman? 2008 yılında. Bugün 2010 yılındayız. Eğer bu şekilde bir samimiyetimiz  varsa sadece Borçlar Kanunu değil, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Borçlar Kanunu ve Türk  Ticaret Kanunu'na uyum yasalarıyla birlikte komisyon oluşturalım, bu komisyon çerçevesinde  değerlendirelim ve önümüzdeki hafta 10'undan başlayan, herhalde 8'inden veya 10'undan  başlayan...  - 5 5 4 -
Sayfa 61 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  İkinci konu, değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi grup başkan vekili ve diğer siyasi  parti grup başkan vekilleri, dün haftalık olarak yaptığımız telefon konuşmasında... İlk önce  Cumhuriyet Halk Partisinden, Milliyetçi Hareket Partisinden ve Barış ve Demokrasi Partisinden  başlayarak bu haftanın bütün gündemiyle ilgili, arkadaşlarımızla fikir teatisinde bulunuyoruz. Diyoruz  ki: "Bizim gündemimizdeki konular şudur. Bu çerçevede bilgileriniz olsun." Ki biraz sonra Sayın  Nimet Çubukçu sözlü sorulara cevap verecekler. İlk, Cumhuriyet Halk Partisinden arkadaşlarımızla  görüşme imkânımız olamadı, en son görüşmemiz gerekirken Barış ve Demokrasi Partisi milletvekili,  sayın grup başkan vekiliyle konuştuk. Dedik ki: "Diğer partilerle görüşemedik ama bizim  kanaatimizce şudur, şunları şunları görüşmeyi düşünüyoruz." "Bizce bir problem yok." dediler.  Arkasından Sayın ŞandırTa görüştüm. Sayın Şandır, gmp önerisi getireceklerini, Türk Ticaret  Kanunu'nun çok önemli olduğunu, Borçlar Kanunu'nun görüşülmesi gerektiğini ifade ettiler. "Gmp  önerisi gelecek." dediler. "Uygun." dedik, "Bakarız." dedik. Sonra da Sayın Kılıçdaroğlu'yla bu  telefon görüşmesini yaptık çünkü sizden aldığım bilgiyi de ona aktarmak mecburiyetindeydik; aynı  silsile farklı şekilde devam ediyordu.  Bakınız, bugün Meclis Başkanımızın Başkanlığındaki yaptığımız Danışma Kumlunda da şunu  ifade ettik: "Eğer Milliyetçi Hareket Partisi bu teklifinde samimiyse; Sayın Bal ve Sayın Yalçın bu  konuyla ilgili önemli çalışmalar katettiler, Cumhuriyet Halk Partisinden de Sayın Ünlütepe ve diğer  arkadaşlarımız bu konuyla ilgili önemli çalışmalar katettiler, bizim de hukukçu milletvekili  arkadaşlarımız, bu konuda emek vermiş, ter dökmüş, zaman ayırmış, hakikaten iyi olması için gayret  göstermiş arkadaşlarımız komisyon oluştursunlar, önergeleri birlikte değerlendirelim ve önergelerle  birlikte, gelecek hafta bir anda bu işi bitirelim, geçelim." Ama Milliyetçi Hareket Partisi Gmp Başkan  Vekili Sayın Vural'ın ifadesi şu: "Biz önergelerimizi veririz; bu önergeler doğrultusunda -kabul  edersiniz veya etmezsiniz- devam ederiz."  Bakın, değerli arkadaşlar, Türk Ticaret Kanunu 1.539 madde. 1.539 maddenin 76 maddesini  bitirmişiz. 26 Kasım, 27 Kasım, 3 Aralık ve 4 Aralık günleri çalışmışız. Toplam çalışma saatimiz  çerçevesinde baktığımızda, 1.539 maddenin her birine yarım saat ayırmışız. Bu yarım saatlik süreyi  biz çarptığımızda, 3.100 saate yakın bir süre ediyor, çalışma süresini yaptığımızda. 3.100 saatlik bir  çalışma süresini böldüğümüzde günde 8 saat çalışırsak 400 güne yakın bir süre. Borçlar Kanunu 649  madde, 649 maddeyle ilgili 8 tam gün çalışmışız. 7 Ekimde başlamışız, 11 Kasımda bırakmışız. Eğer  böyle devam ederse biz yaklaşık 500 saatlik bir zamanı bu çerçevede devam edeceğiz. 500 günlük  çalıma süresinin, şu anda Parlamentonun seçimlerinin yenilenmesi 17 Temmuz 2011 dediğimize göre  14 aylık süre var. Cumartesi, pazarı da dâhil olmak üzere hiç gmp önerisi vermeseniz, hiç yoklama  istemeseniz, hiç karar yeter sayısı istemeseniz, normal çalışma şartları dâhilinde devam ettiğimiz  sürece 24'üncü Dönem de bu kanunun bitmesine imkân vermeyecek. Onun için biz şunu diyomz:  Eğer Milliyetçi Hareket Partisi... Biraz önce Sayın Bal'ın söylediği gibi, Odalar Birliğinin,  MÜSİAD'ın, TÜSİAD'ın ve sivil toplum örgütlerinin, Sayın Mevlüt Bey'in söylediği gibi Türk  Ticaret Kanunu'nda çok önemli bir madde önergesini kabul ettik. Kimlerle ilgili? Kefaletlerle ilgili.  "O kefaletin faizine katlanabilmesi için kendisine tebligat yapıldığı andan itibaren" diye önergesini  kabul ettik. Ne zaman? 2008 yılında. Bugün 2010 yılındayız. Eğer bu şekilde bir samimiyetimiz  varsa sadece Borçlar Kanunu değil, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Borçlar Kanunu ve Türk  Ticaret Kanunu'na uyum yasalarıyla birlikte komisyon oluşturalım, bu komisyon çerçevesinde  değerlendirelim ve önümüzdeki hafta 10'undan başlayan, herhalde 8'inden veya 10'undan  başlayan...  - 5 5 4 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Anayasa'yı bırak da oraya bak!  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - . . .10'undan başlayan hafta çerçevesinde biz bir hafta  içerisinde Ceza Kanunu'nda yaptığımız, 699 maddelik kanunda 99 maddeye verdiğimiz önergede  olduğu gibi çok kısa zamanda bitiririz diye düşünüyorum.  Bakınız değerli arkadaşlar, Mevlüt Bey'in oradan lafıyla ifade etmek istiyorum. Anayasa  değişikliğini önlemek kastıyla bunu bize getiriyorsanız, açıkçası niyetiniz samimi değildir demektir.  Ama tekrar açıkça ifade ediyorum: Şu andan itibaren konuyla ilgili hukukçu arkadaşlarımız  toplansınlar, önergelerini hazırlasınlar, önergelerle birlikte biz önümüzdeki hafta, hatta cumartesi,  pazar günü de çalışabiliriz bu hafta, bu seçim yasalarını bitirip üniversitelerle ilgili yasayı bitirdikten  sonra, cumartesi, pazar, pazartesi, salı günü Türk ticareti kanununu, borçlar kanununu bitirebiliriz diye  ümit ediyorum.  Değerli heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Elitaş.  Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza...  III.- Y O K L A M A  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.  BAŞKAN - Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın  Kılıçdaroğlu, Sayın Öztürk, Sayın Aslanoğlu, Sayın Ünlütepe, Sayın Bingöl, Sayın Güvel, Sayın  Çöllü, Sayın Arat, Sayın Oksal, Sayın Köse, Sayın Emek, Sayın Güner, Sayın Köktürk, Sayın  Özdemir, Sayın Anadol, Sayın Unsal, Sayın Kart, Sayın Yalçınkaya, Sayın Sevigen, Sayın Hacaloğlu.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  Yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010  Salı günkü birleşiminde yapılmasına, bundan başka bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP  Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup oylarınıza sunacağım.  - 5 5 5 -
Sayfa 62 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Anayasa'yı bırak da oraya bak!  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - . . .10'undan başlayan hafta çerçevesinde biz bir hafta  içerisinde Ceza Kanunu'nda yaptığımız, 699 maddelik kanunda 99 maddeye verdiğimiz önergede  olduğu gibi çok kısa zamanda bitiririz diye düşünüyorum.  Bakınız değerli arkadaşlar, Mevlüt Bey'in oradan lafıyla ifade etmek istiyorum. Anayasa  değişikliğini önlemek kastıyla bunu bize getiriyorsanız, açıkçası niyetiniz samimi değildir demektir.  Ama tekrar açıkça ifade ediyorum: Şu andan itibaren konuyla ilgili hukukçu arkadaşlarımız  toplansınlar, önergelerini hazırlasınlar, önergelerle birlikte biz önümüzdeki hafta, hatta cumartesi,  pazar günü de çalışabiliriz bu hafta, bu seçim yasalarını bitirip üniversitelerle ilgili yasayı bitirdikten  sonra, cumartesi, pazar, pazartesi, salı günü Türk ticareti kanununu, borçlar kanununu bitirebiliriz diye  ümit ediyorum.  Değerli heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Elitaş.  Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza...  III.- Y O K L A M A  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.  BAŞKAN - Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın  Kılıçdaroğlu, Sayın Öztürk, Sayın Aslanoğlu, Sayın Ünlütepe, Sayın Bingöl, Sayın Güvel, Sayın  Çöllü, Sayın Arat, Sayın Oksal, Sayın Köse, Sayın Emek, Sayın Güner, Sayın Köktürk, Sayın  Özdemir, Sayın Anadol, Sayın Unsal, Sayın Kart, Sayın Yalçınkaya, Sayın Sevigen, Sayın Hacaloğlu.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  Yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010  Salı günkü birleşiminde yapılmasına, bundan başka bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP  Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup oylarınıza sunacağım.  - 5 5 5 - TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 5 6 - 3.- (10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  06.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun, 06.04.2010 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları  arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük'ün 19'uncu  maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Kemal Kılıçdaroğlu  İstanbul  Grup Başkan Vekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araşttrması Yapılmasına  Dair Öngörüşmeler kısmında yer alan (10/618) esas numaralı Meclis Araştırma Önergesinin  görüşmesinin, Genel Kuml'un, 06.04.2010 Salı günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi gmp önerisinin lehinde ilk söz Mersin Milletvekili Sayın  Ali Rıza Öztürk'e aittir.  Buyurun Sayın Öztürk. (CHP sıralarından alkışlar)  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi Cumhuriyet  Halk Partisi Gmbu adına saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce Van'da Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal'a yönelik saldırıyı  şiddetle kınıyorum. Umuyomm ve diliyomm ki siyasi iktidar kendisinden beklenilen görevi yerine  getirir, bu saldırının sorumlularını bir an önce açığa çıkarır ve adalete teslim eder. Yoksa bu da  Türkiye cumhuriyet tarihinde birtakım siyasi olayların failleri gibi meçhul hâle bırakılmaz diye  düşünüyomm.  Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihine baktığımız zaman çok sayıda faili  meçhul bırakılan cinayetlerle doludur. Aslında Türkiye Cumhuriyeti âdeta faili meçhul bırakılan  siyasi cinayetlerin mezarlığı hâline getirilmiştir. 1948 yılında Sabahattin Ali ile başlayan faili meçhul  cinayetler serisi devam etmiş, 12 Eylül öncesi ve 12 Eylül sonrası had safhaya çıkmıştır.  Değerli arkadaşlarım, öncelikle şunu belirtmek lazım: Faili meçhul olan olay ya da cinayet söz  konusu değildir, faili meçhul bırakılan olaylar ya da cinayetler söz konusudur. Devletin görevi, bu  cinayetlerin faillerini ortaya çıkarmaktır, şu veya bu nedenle olayların üzerini örtmek, failleri  gizlemek değildir. Devlet sim diyerek hiçbir siyasi cinayet aydınlatılmaktan bırakılamaz çünkü hiçbir  sır, katilleri saklama onursuzluğunu, aşağılamayı taşıyacak kadar önemli değildir.  Türkiye'de 12 Eylülü hazırlayan koşullara baktığımız zaman, 12 Eylül dikta yönetiminin  getirilmesi sürecindeki bütün siyasi cinayetlerin failleri aradan kırk yıla yakın bir süre geçmiş  olmasına rağmen hâlâ bulunamamıştır.  Sabahattin Ali neden öldürüldü? Sabahattin Ali'nin öldürülüş nedeni neydi? Bunu Sabahattin  Ali'nin yakınlarının bilme hakkı vardır. Yine, Sabahattin Ali'nin mezarının dahi bugün nerede  olduğunun bilinmemiş olması, demokratik hukuk devleti olduğunu iddia eden bir ülke açısından  utanılacak kara bir lekedir değerli arkadaşlarım.
Sayfa 63 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 5 6 - 3.- (10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  06.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun, 06.04.2010 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları  arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük'ün 19'uncu  maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Kemal Kılıçdaroğlu  İstanbul  Grup Başkan Vekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araşttrması Yapılmasına  Dair Öngörüşmeler kısmında yer alan (10/618) esas numaralı Meclis Araştırma Önergesinin  görüşmesinin, Genel Kuml'un, 06.04.2010 Salı günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi gmp önerisinin lehinde ilk söz Mersin Milletvekili Sayın  Ali Rıza Öztürk'e aittir.  Buyurun Sayın Öztürk. (CHP sıralarından alkışlar)  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi Cumhuriyet  Halk Partisi Gmbu adına saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlamadan önce Van'da Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal'a yönelik saldırıyı  şiddetle kınıyorum. Umuyomm ve diliyomm ki siyasi iktidar kendisinden beklenilen görevi yerine  getirir, bu saldırının sorumlularını bir an önce açığa çıkarır ve adalete teslim eder. Yoksa bu da  Türkiye cumhuriyet tarihinde birtakım siyasi olayların failleri gibi meçhul hâle bırakılmaz diye  düşünüyomm.  Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihine baktığımız zaman çok sayıda faili  meçhul bırakılan cinayetlerle doludur. Aslında Türkiye Cumhuriyeti âdeta faili meçhul bırakılan  siyasi cinayetlerin mezarlığı hâline getirilmiştir. 1948 yılında Sabahattin Ali ile başlayan faili meçhul  cinayetler serisi devam etmiş, 12 Eylül öncesi ve 12 Eylül sonrası had safhaya çıkmıştır.  Değerli arkadaşlarım, öncelikle şunu belirtmek lazım: Faili meçhul olan olay ya da cinayet söz  konusu değildir, faili meçhul bırakılan olaylar ya da cinayetler söz konusudur. Devletin görevi, bu  cinayetlerin faillerini ortaya çıkarmaktır, şu veya bu nedenle olayların üzerini örtmek, failleri  gizlemek değildir. Devlet sim diyerek hiçbir siyasi cinayet aydınlatılmaktan bırakılamaz çünkü hiçbir  sır, katilleri saklama onursuzluğunu, aşağılamayı taşıyacak kadar önemli değildir.  Türkiye'de 12 Eylülü hazırlayan koşullara baktığımız zaman, 12 Eylül dikta yönetiminin  getirilmesi sürecindeki bütün siyasi cinayetlerin failleri aradan kırk yıla yakın bir süre geçmiş  olmasına rağmen hâlâ bulunamamıştır.  Sabahattin Ali neden öldürüldü? Sabahattin Ali'nin öldürülüş nedeni neydi? Bunu Sabahattin  Ali'nin yakınlarının bilme hakkı vardır. Yine, Sabahattin Ali'nin mezarının dahi bugün nerede  olduğunun bilinmemiş olması, demokratik hukuk devleti olduğunu iddia eden bir ülke açısından  utanılacak kara bir lekedir değerli arkadaşlarım.  TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 5 7 - 12 Eylülden sonra, özellikle 1990'lı ydlarda faili meçhul cinayetler serisi giderek artmıştır. Gerek  öncesi gerek sonrası faili meçhul cinayetlere baktığımız zaman, bunların hem fiil hem de failleri  bakımından bunların belirli ellerden işlendiği izlenimi, kuşkusu toplumda var olmaktadır. HEP  Milletvekili Mehmet Sincar Batman'da neden öldürülmüştür? Yine, Diyarbakır HEP İl Başkanı Vedat  Aydın evinden alınarak öldürülmüştür. Bu öldürülenlerin failleri belli değil midir?  Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin geçmişinde karanlık bir tünel vardır. Bu karanlık tüneli  aydınlatmak ve buna ışık saçmak öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir çünkü Türkiye  Büyük Millet Meclisi, geçmişindeki karanlıkları aydınlatacak yegâne ışık kaynağıdır diye düşülüyorum.  Aradan otuz yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, Abdi İpekçi'nin kızı Nükhet İpekçi babasının  kanlı gömleğini televizyon ekranlarından göstererek "Ben hâlâ adalet arıyorum." diyebiliyor ise bu,  demokratik hukuk devletinde olmaması gereken bir manzaradır.  Yine, daha dün Hrant Dink'i katledenlerin... Gerçekten katledilişin arkasındaki organizasyonlar  açığa çıkarılmamışsa ve bu Hrant Dink'in kardeşi "Ben adalete güvenmiyorum." diye haykırıyor ise  bu da üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur diye düşünüyorum.  Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar faili meçhul cinayetlerin araştırılması, soruşturulması,  yargılanması yapılamamıştır. Yargılanıyormuş gibi yapılmıştır. Mahkemelerin önü tıkanmıştır. Devlet  sırrı kavramı adı altında birtakım bilgiler demokratik hukuk devletinin en temelini oluşturan  mahkemelerden gizlenmiştir. Bu mahkemelerin ısrarlı taleplerine rağmen bu bilgiler gönderilmemiştir.  12 Eylül öncesinin baş olayları olan 16 Mart 1978 İstanbul öğrencilerinin bombayla ve tüfeklerle  taranmasının failleri bir türlü bulunamamıştır.  Yine 1 Mayıs 1977'deki olayı düzenleyen katiller bulunamamıştır.  Yine Abdi İpekçilerin, Uğur Mumcuların, Bedrettin Cömertlerin, Ümit Kaftanların, Tarık  Dursunlann... Gerçekten bu olayları örgütleyenlerin gerçek kimlikleri ortaya çıkarılamamıştır ve bu  insanlar hâlâ daha bu olayların ortaya çıkarılması için koşturmaktadırlar.  Bakın, geçenlerde, bundan bir iki ay önce, şubat ayının içerisinde bu faali meçhul bırakılan  cinayetlerde yakınlarını kaybeden gruplar kendi arasında Toplumsal Bellek Platformunu  oluşturmuşlar ve 11 Şubat günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin  olmak üzere başta, tüm milletvekillerini, tüm grupların grup başkan vekillerini ziyaret etmişler ve bu  faali meçhul bırakılan cinayetlerin aydınlatılması için, yargı sürecinin zaman aşımı ya da başka  manevralarla kapatılmaması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin araştırma komisyonu kurma  talebini iletmişlerdir. Bu yakınlarını bu toplumsal, siyasi cinayetlerde kaybeden bu kişiler, Türkiye  Büyük Millet Meclisine gezmeye gelmemişlerdir, piknik yapmaya da gelmemişlerdir, millî iradenin  temsilcisi olduğunu gösteren Türkiye Büyük Millet Meclisinden artık Türkiye'nin karanlık  noktalarının aydınlatılması için Türkiye Büyük Millet Meclisini göreve çağırmak için gelmişlerdir  ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin'e de verdikleri dilekçede açıkça  şunu söylemektedirler: "Dava süreçlerimizin altında yatan gerçekleri ve ardındaki güçleri öğrenmek  istiyoruz." demektedirler. "Yakınlarımızın neden katledildiklerini bilmek zorundayız ve bu konuda  somut kanıtlarla bizi aydınlatmanın devletin görevi olduğunu düşünüyoruz, bu görevin yerine  getirilmesi benzeri olayların bir daha yaşanmaması için bir gerekliliktir." diyorlar.  Değerli arkadaşlarım, bu talepten daha doğru, daha haklı bir talep olabilir mi ve bu kişiler bu  taleplerini tüm partilerin grup başkan vekillerine iletmişlerdir ancak aradan üç aya yakın bir süre  geçtiği hâlde bu taleplerine karşı bir duyarlılık gösterilmemiştir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
Sayfa 64 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 5 7 - 12 Eylülden sonra, özellikle 1990'lı ydlarda faili meçhul cinayetler serisi giderek artmıştır. Gerek  öncesi gerek sonrası faili meçhul cinayetlere baktığımız zaman, bunların hem fiil hem de failleri  bakımından bunların belirli ellerden işlendiği izlenimi, kuşkusu toplumda var olmaktadır. HEP  Milletvekili Mehmet Sincar Batman'da neden öldürülmüştür? Yine, Diyarbakır HEP İl Başkanı Vedat  Aydın evinden alınarak öldürülmüştür. Bu öldürülenlerin failleri belli değil midir?  Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin geçmişinde karanlık bir tünel vardır. Bu karanlık tüneli  aydınlatmak ve buna ışık saçmak öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir çünkü Türkiye  Büyük Millet Meclisi, geçmişindeki karanlıkları aydınlatacak yegâne ışık kaynağıdır diye düşülüyorum.  Aradan otuz yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, Abdi İpekçi'nin kızı Nükhet İpekçi babasının  kanlı gömleğini televizyon ekranlarından göstererek "Ben hâlâ adalet arıyorum." diyebiliyor ise bu,  demokratik hukuk devletinde olmaması gereken bir manzaradır.  Yine, daha dün Hrant Dink'i katledenlerin... Gerçekten katledilişin arkasındaki organizasyonlar  açığa çıkarılmamışsa ve bu Hrant Dink'in kardeşi "Ben adalete güvenmiyorum." diye haykırıyor ise  bu da üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur diye düşünüyorum.  Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar faili meçhul cinayetlerin araştırılması, soruşturulması,  yargılanması yapılamamıştır. Yargılanıyormuş gibi yapılmıştır. Mahkemelerin önü tıkanmıştır. Devlet  sırrı kavramı adı altında birtakım bilgiler demokratik hukuk devletinin en temelini oluşturan  mahkemelerden gizlenmiştir. Bu mahkemelerin ısrarlı taleplerine rağmen bu bilgiler gönderilmemiştir.  12 Eylül öncesinin baş olayları olan 16 Mart 1978 İstanbul öğrencilerinin bombayla ve tüfeklerle  taranmasının failleri bir türlü bulunamamıştır.  Yine 1 Mayıs 1977'deki olayı düzenleyen katiller bulunamamıştır.  Yine Abdi İpekçilerin, Uğur Mumcuların, Bedrettin Cömertlerin, Ümit Kaftanların, Tarık  Dursunlann... Gerçekten bu olayları örgütleyenlerin gerçek kimlikleri ortaya çıkarılamamıştır ve bu  insanlar hâlâ daha bu olayların ortaya çıkarılması için koşturmaktadırlar.  Bakın, geçenlerde, bundan bir iki ay önce, şubat ayının içerisinde bu faali meçhul bırakılan  cinayetlerde yakınlarını kaybeden gruplar kendi arasında Toplumsal Bellek Platformunu  oluşturmuşlar ve 11 Şubat günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin  olmak üzere başta, tüm milletvekillerini, tüm grupların grup başkan vekillerini ziyaret etmişler ve bu  faali meçhul bırakılan cinayetlerin aydınlatılması için, yargı sürecinin zaman aşımı ya da başka  manevralarla kapatılmaması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin araştırma komisyonu kurma  talebini iletmişlerdir. Bu yakınlarını bu toplumsal, siyasi cinayetlerde kaybeden bu kişiler, Türkiye  Büyük Millet Meclisine gezmeye gelmemişlerdir, piknik yapmaya da gelmemişlerdir, millî iradenin  temsilcisi olduğunu gösteren Türkiye Büyük Millet Meclisinden artık Türkiye'nin karanlık  noktalarının aydınlatılması için Türkiye Büyük Millet Meclisini göreve çağırmak için gelmişlerdir  ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin'e de verdikleri dilekçede açıkça  şunu söylemektedirler: "Dava süreçlerimizin altında yatan gerçekleri ve ardındaki güçleri öğrenmek  istiyoruz." demektedirler. "Yakınlarımızın neden katledildiklerini bilmek zorundayız ve bu konuda  somut kanıtlarla bizi aydınlatmanın devletin görevi olduğunu düşünüyoruz, bu görevin yerine  getirilmesi benzeri olayların bir daha yaşanmaması için bir gerekliliktir." diyorlar.  Değerli arkadaşlarım, bu talepten daha doğru, daha haklı bir talep olabilir mi ve bu kişiler bu  taleplerini tüm partilerin grup başkan vekillerine iletmişlerdir ancak aradan üç aya yakın bir süre  geçtiği hâlde bu taleplerine karşı bir duyarlılık gösterilmemiştir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  olarak, demokratik hukuk devleti olduğunu iddia eden bir devlette geçmişinde karanlık noktaların  olmaması için ve geçmişteki siyasi cinayetlerde yakınlarını kaybeden ve faili meçhul olarak bırakılan  bu cinayetlerin neden işlendiğini, neden bu kişilerin öldürüldüğünü bunların yakınlarının bilme  haklarına duyduğumuz saygıdan dolayı, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak, Sabahattin  Ali'den başlayarak bütün siyasi cinayetlerin meçhul bırakılan faillerinin gün ışığına çıkarılması  nedeniyle bu Meclis araştırma önergemizi verdik. Biz, Türkiye'nin artık gelecek kuşaklarda,  geçmişinde faili meçhul bırakılan cinayetlerle dolu bir Türkiye olmaması için, gelecek kuşaklarımıza  gerçekten faili meçhul cinayetleri aydınlatılmış, demokratik bir hukuk devleti bırakmak adına bu  önergemizi verdik. Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu cinayetlerde yakınlarını kaybedenlerin bu  taleplerinin yerine getirilmesine ilişkin dilekçeyi bir yazı ekinde tüm gruplara göndermiştir. Bizim  grubumuza da gelmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının gereği takdir edilmek üzere  gönderdiği bu talebe biz de uyuyoruz. Bu nedenle, bu olayların araştırılması, incelenmesi için Meclis  gündemine getirdik değerli arkadaşlarım.  Gerçekten artık bugün gelinen aşamada faili meçhul bırakılan olaylara devletin seyirci kalması  ve devletin bizzat bu olayları örtbas etmekte olduğu konusundaki toplumdaki kuşkuların ortadan  kaldırılması adına önergemizin desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Zaten Türkiye Büyük Millet Meclisini ziyaret eden bu  insanlara hem AKP grup başkan vekilleri hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı hem de  diğer grup başkan vekillerinin bu araştırma önergesinin yapılması gerektiği konusunda en azından  söylemleriyle umut verdiklerini düşünüyorum ben.  Değerli arkadaşlarım, gelinen aşamada devleti faili meçhul cinayetlere seyirci kalmaktan çıkarıp,  gerçekten devletin görevini yerine getirmesi adına kurulacak bir Meclis araştırma komisyonu aslında  tarihsel görev yapacaktır. Bu komisyon, kurulmuş olmak için kurulmamalı. Bugün gerçekten  demokratikleşme iddialarının had safhaya çıktığı bir süreçte bu komisyona tarihsel görevler düşebilir,  düşmektedir. Dün kumlan komisyonlar, dünkü koşullar içerisinde değerlendirildiğinde, belki kuruluş  amaçlarını gerçekleştirmemiş olabilirler. Eğer bugün Türkiye'nin gerçekten demokratikleşme  konusunda daha da ileri gittiğini düşünüyorsak bu komisyon görevini yapabilir diye düşünüyomm.  Bu nedenle, önergemizi desteklemenizi talep ediyomm.  Hepinize saygılar sunuyomm. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde, Eskişehir Milletvekili Sayın Tayfun İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Teşekkür ediyomm Sayın Başkanım.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, sizleri tekrar saygıyla selamlıyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz aldım. Bir önceki konuşmamda belirttiğim  gibi hem Cumhuriyet Halk Partisinin hem Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerilerine karşı  değilim, prensip olarak bunu destekliyomm ancak hepimizin bildiği gibi, burada sayısal çoğunluk  AKP'de olduğu için bu grup önerileri reddedilecek ve Meclisin asli görevlerinden biri olan denetleme  yetkisi bir şekilde de ihmal edilecek.  - 5 5 8 -
Sayfa 65 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  olarak, demokratik hukuk devleti olduğunu iddia eden bir devlette geçmişinde karanlık noktaların  olmaması için ve geçmişteki siyasi cinayetlerde yakınlarını kaybeden ve faili meçhul olarak bırakılan  bu cinayetlerin neden işlendiğini, neden bu kişilerin öldürüldüğünü bunların yakınlarının bilme  haklarına duyduğumuz saygıdan dolayı, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak, Sabahattin  Ali'den başlayarak bütün siyasi cinayetlerin meçhul bırakılan faillerinin gün ışığına çıkarılması  nedeniyle bu Meclis araştırma önergemizi verdik. Biz, Türkiye'nin artık gelecek kuşaklarda,  geçmişinde faili meçhul bırakılan cinayetlerle dolu bir Türkiye olmaması için, gelecek kuşaklarımıza  gerçekten faili meçhul cinayetleri aydınlatılmış, demokratik bir hukuk devleti bırakmak adına bu  önergemizi verdik. Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu cinayetlerde yakınlarını kaybedenlerin bu  taleplerinin yerine getirilmesine ilişkin dilekçeyi bir yazı ekinde tüm gruplara göndermiştir. Bizim  grubumuza da gelmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının gereği takdir edilmek üzere  gönderdiği bu talebe biz de uyuyoruz. Bu nedenle, bu olayların araştırılması, incelenmesi için Meclis  gündemine getirdik değerli arkadaşlarım.  Gerçekten artık bugün gelinen aşamada faili meçhul bırakılan olaylara devletin seyirci kalması  ve devletin bizzat bu olayları örtbas etmekte olduğu konusundaki toplumdaki kuşkuların ortadan  kaldırılması adına önergemizin desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Zaten Türkiye Büyük Millet Meclisini ziyaret eden bu  insanlara hem AKP grup başkan vekilleri hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı hem de  diğer grup başkan vekillerinin bu araştırma önergesinin yapılması gerektiği konusunda en azından  söylemleriyle umut verdiklerini düşünüyorum ben.  Değerli arkadaşlarım, gelinen aşamada devleti faili meçhul cinayetlere seyirci kalmaktan çıkarıp,  gerçekten devletin görevini yerine getirmesi adına kurulacak bir Meclis araştırma komisyonu aslında  tarihsel görev yapacaktır. Bu komisyon, kurulmuş olmak için kurulmamalı. Bugün gerçekten  demokratikleşme iddialarının had safhaya çıktığı bir süreçte bu komisyona tarihsel görevler düşebilir,  düşmektedir. Dün kumlan komisyonlar, dünkü koşullar içerisinde değerlendirildiğinde, belki kuruluş  amaçlarını gerçekleştirmemiş olabilirler. Eğer bugün Türkiye'nin gerçekten demokratikleşme  konusunda daha da ileri gittiğini düşünüyorsak bu komisyon görevini yapabilir diye düşünüyomm.  Bu nedenle, önergemizi desteklemenizi talep ediyomm.  Hepinize saygılar sunuyomm. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde, Eskişehir Milletvekili Sayın Tayfun İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Teşekkür ediyomm Sayın Başkanım.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, sizleri tekrar saygıyla selamlıyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz aldım. Bir önceki konuşmamda belirttiğim  gibi hem Cumhuriyet Halk Partisinin hem Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerilerine karşı  değilim, prensip olarak bunu destekliyomm ancak hepimizin bildiği gibi, burada sayısal çoğunluk  AKP'de olduğu için bu grup önerileri reddedilecek ve Meclisin asli görevlerinden biri olan denetleme  yetkisi bir şekilde de ihmal edilecek.  - 5 5 8 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  Değerli arkadaşlarım, birazdan AKP'nin grup önerisi oylanacak ve sayısal çoğunluk olduğu için  bu öneri kabul edilecek. AKP'nin her grup önerisi, aslında Türkiye Büyük Millet Meclisinin  gündemini bir yazboz tahtasına çeviriyor. Bunu her seferinde, her konuşma fırsatı bulduğumda ifade  etmeye çalıştım.  Değerli arkadaşlarım, demokratik ülkelerde parlamentoları, meclisleri saygın yapan, o  parlamentoların aldığı kararların hukuka uygunluğu kadar, o parlamentodaki kararlara iradesini koyan  milletvekillerinin saygınlığı da önemli yani kararların istikrarı da önemli.  Biraz evvel AKP Grup Başkan Vekili arkadaşımız Milliyetçi Hareket Partisinin önerisinin  aleyhinde söz aldığı zaman kendince haklı nedenler ileri sürdü.  Değerli arkadaşlarım, şu elimdeki -vatandaşlarımızın görmesi açısından söylüyorum- dağıtılan  Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini bu yüce Meclis belirliyor. Tabii ki sayısal çoğunluk  AKP'de olduğu için onların oyları belirliyor.  Bakın, onların oylarıyla yani AKP'li milletvekillerinin oylarıyla gündemin 1 'inci sırasına hangi  kanun tasarısı getirilmiş? Türk Ticaret Kanunu. Ne zaman getirilmiş? 8 Temmuz 2008 tarihli Danışma  Kurulu önerisi gelmiş, burada bütün milletvekillerinin iradesiyle 2008 tarihinde bu birinci sıraya  getirilmiş ve konuşulmaya başlanmış. Türkiye Büyük Millet Meclisi bunu bölümler hâlinde  görüşüyor fakat Hükümet oturmuyor sıraya, Türk Ticaret Kanunu görüşülmüyor. İki: Borçlar Kanunu,  hangi tarihte gelmiş? 25/8/2009 tarihli Danışma Kurulunun önerisiyle, yani sizlerin oyuyla, iradesiyle  gelmiş. Şimdi ne olmuş? Ona da Hükümet oturmuş ama kalkmış.  Değerli arkadaşlarım, "Bu iki temel kanun önemlidir." diye Hükümet bunları bizim önümüze  getirmedi mi? E, peki, biz "önemlidir" diye buna oy vermedik mi? Peki, Türkiye'de ne değişti de  bunları artık -Hükümet sıralarına oturmadan- görüşmüyoruz da, sürekli, AKP grup önerisiyle başka  başka, gündemi saptıracak birtakım konulan gündeme getiriyoruz?  Değerli arkadaşlanm, biraz evvel söylediğim gibi, parlamentoları saygın yapan, kendi aldığı  kararlara uymasıdır. Hukuka uygun kararlar alma tabii öncelikli. Bunu öncelikle bir belirteyim.  Değerli arkadaşlarım, gerçek gündem -hep bunu söylüyorum- açlık, işsizlik, yoksulluk, yokluk,  gerçek gündem bu. Ama Türkiye'de biz neyi konuşuyoruz? İşte, son günlerin en moda olayı Anayasa.  Anayasa, nedir? Bir anayasa teklifi. Ama teklife bakıyoruz, şimdi AKP'li milletvekili arkadaşlarımız  imzaladıkları imzayı geri çekiyorlar, çarşamba günü yapılması gereken Anayasa Komisyonu  toplantısı iptal ediliyor. Evet, burada da aynı şeyi söylüyorum: Parlamentoları saygın yapan,  milletvekillerinin davranışıdır. Eğer bu Parlamento "sahtekârlık" iddiasıyla zan altında kalıyorsa,  buna sebep olanların bunun bedelini ödemesi lazım. Yani, imza veririm, imzayı çekerim, ıslak imza,  kuru imza... Bu yüce Meclisi hiçbir milletvekilinin bu davranışıyla lekelemeye hakkı yoktur. Bunu  da ifade edeyim. Demek ki, bizler, bu Parlamentonun saygın olmasını istiyor isek davranışlarımızla  ve aldığımız kararla da saygın insanlar gibi davranmalıyız. Ama ne acıdır ki son dönemlerde bunlara  özen gösterilmiyor.  Değerli arkadaşlarım, "Anayasa" dedim, Anayasa çok önemli bir olay, bugünü bağlamayacak.  Anayasa değiştirmek o kadar kolay iş değil. Gelecek kuşakları, torunlanmızı belki bağlayacak temel  hukuk kurallan, tepe kurallar, kanunların üzerinde kurallar; bunlan değiştirirken belirli bir yöntemle  hareket etmemiz lazım, belirli özeni göstermemiz lazım, belirli hassasiyeti göstermemiz lazım. Ne  yapmak lazım, nasıl yapmak lazım? Bunun örnekleri Avrupa'da, işte Avrupa bunu yapmış diye  Avrupa'ya gitmeye gerek yok değerli arkadaşlarım. Bunun örneği elimdeki bu kanun teklifinde var.  Yıl 2001 . . . 2001'de teklif geliyor Türkiye Büyük Millet Meclisine ve bakın elimdeki tekliften  okuyorum: "Teklif, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin eşit şekilde  - 5 5 9 -
Sayfa 66 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  Değerli arkadaşlarım, birazdan AKP'nin grup önerisi oylanacak ve sayısal çoğunluk olduğu için  bu öneri kabul edilecek. AKP'nin her grup önerisi, aslında Türkiye Büyük Millet Meclisinin  gündemini bir yazboz tahtasına çeviriyor. Bunu her seferinde, her konuşma fırsatı bulduğumda ifade  etmeye çalıştım.  Değerli arkadaşlarım, demokratik ülkelerde parlamentoları, meclisleri saygın yapan, o  parlamentoların aldığı kararların hukuka uygunluğu kadar, o parlamentodaki kararlara iradesini koyan  milletvekillerinin saygınlığı da önemli yani kararların istikrarı da önemli.  Biraz evvel AKP Grup Başkan Vekili arkadaşımız Milliyetçi Hareket Partisinin önerisinin  aleyhinde söz aldığı zaman kendince haklı nedenler ileri sürdü.  Değerli arkadaşlarım, şu elimdeki -vatandaşlarımızın görmesi açısından söylüyorum- dağıtılan  Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini bu yüce Meclis belirliyor. Tabii ki sayısal çoğunluk  AKP'de olduğu için onların oyları belirliyor.  Bakın, onların oylarıyla yani AKP'li milletvekillerinin oylarıyla gündemin 1 'inci sırasına hangi  kanun tasarısı getirilmiş? Türk Ticaret Kanunu. Ne zaman getirilmiş? 8 Temmuz 2008 tarihli Danışma  Kurulu önerisi gelmiş, burada bütün milletvekillerinin iradesiyle 2008 tarihinde bu birinci sıraya  getirilmiş ve konuşulmaya başlanmış. Türkiye Büyük Millet Meclisi bunu bölümler hâlinde  görüşüyor fakat Hükümet oturmuyor sıraya, Türk Ticaret Kanunu görüşülmüyor. İki: Borçlar Kanunu,  hangi tarihte gelmiş? 25/8/2009 tarihli Danışma Kurulunun önerisiyle, yani sizlerin oyuyla, iradesiyle  gelmiş. Şimdi ne olmuş? Ona da Hükümet oturmuş ama kalkmış.  Değerli arkadaşlarım, "Bu iki temel kanun önemlidir." diye Hükümet bunları bizim önümüze  getirmedi mi? E, peki, biz "önemlidir" diye buna oy vermedik mi? Peki, Türkiye'de ne değişti de  bunları artık -Hükümet sıralarına oturmadan- görüşmüyoruz da, sürekli, AKP grup önerisiyle başka  başka, gündemi saptıracak birtakım konulan gündeme getiriyoruz?  Değerli arkadaşlanm, biraz evvel söylediğim gibi, parlamentoları saygın yapan, kendi aldığı  kararlara uymasıdır. Hukuka uygun kararlar alma tabii öncelikli. Bunu öncelikle bir belirteyim.  Değerli arkadaşlarım, gerçek gündem -hep bunu söylüyorum- açlık, işsizlik, yoksulluk, yokluk,  gerçek gündem bu. Ama Türkiye'de biz neyi konuşuyoruz? İşte, son günlerin en moda olayı Anayasa.  Anayasa, nedir? Bir anayasa teklifi. Ama teklife bakıyoruz, şimdi AKP'li milletvekili arkadaşlarımız  imzaladıkları imzayı geri çekiyorlar, çarşamba günü yapılması gereken Anayasa Komisyonu  toplantısı iptal ediliyor. Evet, burada da aynı şeyi söylüyorum: Parlamentoları saygın yapan,  milletvekillerinin davranışıdır. Eğer bu Parlamento "sahtekârlık" iddiasıyla zan altında kalıyorsa,  buna sebep olanların bunun bedelini ödemesi lazım. Yani, imza veririm, imzayı çekerim, ıslak imza,  kuru imza... Bu yüce Meclisi hiçbir milletvekilinin bu davranışıyla lekelemeye hakkı yoktur. Bunu  da ifade edeyim. Demek ki, bizler, bu Parlamentonun saygın olmasını istiyor isek davranışlarımızla  ve aldığımız kararla da saygın insanlar gibi davranmalıyız. Ama ne acıdır ki son dönemlerde bunlara  özen gösterilmiyor.  Değerli arkadaşlarım, "Anayasa" dedim, Anayasa çok önemli bir olay, bugünü bağlamayacak.  Anayasa değiştirmek o kadar kolay iş değil. Gelecek kuşakları, torunlanmızı belki bağlayacak temel  hukuk kurallan, tepe kurallar, kanunların üzerinde kurallar; bunlan değiştirirken belirli bir yöntemle  hareket etmemiz lazım, belirli özeni göstermemiz lazım, belirli hassasiyeti göstermemiz lazım. Ne  yapmak lazım, nasıl yapmak lazım? Bunun örnekleri Avrupa'da, işte Avrupa bunu yapmış diye  Avrupa'ya gitmeye gerek yok değerli arkadaşlarım. Bunun örneği elimdeki bu kanun teklifinde var.  Yıl 2001 . . . 2001'de teklif geliyor Türkiye Büyük Millet Meclisine ve bakın elimdeki tekliften  okuyorum: "Teklif, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin eşit şekilde  - 5 5 9 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  temsil edildiği Partilerarası Uzlaşma Komisyonunca hazırlanmıştır." diyor. Zaman dar olduğu için  bunun hikâyesini anlatmayacağım. Bu teklif Anayasa Komisyonuna geliyor. Anayasa Komisyonunda  o tarihte altı siyasi parti var. O zaman Fazilet Partisinden dolayı Saadet ve AKP diye iki parti  kurulmuş, onların iki temsilcisi de Partilerarası Uzlaşma Komisyonunda olduğu gibi Anayasa  Komisyonunda da var ve Anayasa Komisyonunda bu teklifteki maddeler bütün arkadaşlarımızın oy  birliğiyle Genel Kumla getiriliyor. Değerli arkadaşlarım, sadece bu mu, teklifin oy birliğiyle gelmesi  mi? Biz o tarihte Partilerarası Uzlaşma Komisyonu olarak çalışırken ilgili tüm tarafları dinledik. Eğer  bir madde siyasi partilerle ilgiliyse siyasi partilerin görüşlerini aldık, zaten temsilcileri vardı. Başka?  Üniversitelerden görüş geldi, sivil toplum kuruluşlarından, yargıdan. Eğer yargıyla ilgili bir  düzenleme yapıyorsak Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtaydan görüşler geldi. Sendikal haklarla  ilgili yapıyorsak bütün sendikalardan, memur ve işçi sendikalarından geldi. Biz bunları harmanladık,  geceli gündüzlü çalıştık ve böyle bir metin getirdik. İşte saygın bir Anayasa yöntemi yapma olayı  budur, ama değerli arkadaşlarım, bir hafta önce veriliyor Anayasa teklifi, imzalar çekiliyor, yeniden  veriliyor. Değerli arkadaşlarım, anayasa yapmak çocuk oyuncağı değil. Anayasa yapmak, ciddi bir  iş. Anayasa yapmak, toplumun her kesimiyle uzlaşmak demektir; anayasa yapmak, kendinizi  kurtarmak... Kişiye özel, bir partiye özel, bir zümreye özel anayasa değişikliği yapamazsınız.  Yaptığınız takdirde bu, bir kere ahlak, insan vicdanında yerini bulmayacağı gibi, evrensel hukuk  kuralları nezdinde itibar bulmaz, saygınlık kazanmaz. Şimdi bakıyorsunuz, bunlar yapılıyor.  Bakın, bir de bu Anayasa teklifinde -hep söylüyorum- arkadaşlar, yapılması gerekenler  yapılmamış, hiç yapılmaması gerekenler yapılıyor. Zaman çok dar ama bakın, yapılması gerekenlerle  ilgili, bizim üye olmak istediğimiz aslında Avmpa Birliği Komisyonu -hep diyomm- istişare ziyaret  raporları ve fasıl var yargıyla ilgili. Bakın, orada diyor ki: "Yargıçlar ve savcılar idari yönden Adalet  Bakanına bağlıdırlar. Bu, Anayasa'nın 140'ıncı maddesinde düzenlenmiş, bunu çıkartın." diyorlar.  "Adalet Bakanı ve Müsteşarının Hâkim Savcılar Yüksek Kumlunda olması olmaz." diyorlar,  "Çıkartın." diyorlar; sadece bir raporda değil, dünya kadar... Çıkartılmıyor. Cumhurbaşkanının üye  seçimi konusunda "Cumhurbaşkanı yürütmedir, bunu çıkartın." diyorlar, bakıyorsunuz, o çıkmamış.  Değerli arkadaşlarım, on iki tane başlık var burada çok önemli. Hâkim ve savcıların mesleğe  kabulü, hâkim ve savcıların denetlenmesiyle, somşturmasıyla ilgili... Teftiş kurullarının Adalet  Bakanına bağlı olmasını çok ciddi eleştiriyorlar ve üç uluslararası sözleşmeye, taraf olduğumuz  sözleşmeye atıflar yapılıyor. Peki, bu.. .  Değerli arkadaşlarım, elimdeki metin Adalet Bakanlığının metni, ben kafamdan uydurmuyorum  ama bakıyorsunuz, bu taslakta bu yok. Bu taslakta hiç yapılmaması gerekenler yapılıyor değerli  arkadaşlarım.  Bakın, en vahim olayı... Tabii ki yargı bağımsızlığında Anayasa Mahkemesinin yapısı tartışılır,  Hâkim-Savcılar Yüksek Kumlunun yapısı tartışılır. Bakıyomm, televizyonlarda hep bunlar  tartışılıyor. Evet, bu çok önemli. Bu, Anayasa'nın başlangıç hükmüne ve cumhuriyetin nitelikleriyle  ilgili yargı bağımsızlığı, hukuk devleti ilkesine aykırı ama çok daha vahim bir şey söyleyeceğim  sizlere: Anayasa'nın 69'uncu maddesinin beşinci fıkrasını yürürlükten kaldırıyor bir cümleyle.  Anayasa'nın 69'uncu maddesinin beşinci fıkrası, Anayasa'nın 68'inci maddesinin dördüncü  fıkrasındaki eylemlerin, tüzük ve programdakileriyle ilgili.  Değerli arkadaşlar, ben inanıyomm ki bırakın burada bir parti ayrımı... AKP içindeki sağduyulu  arkadaşlarımızın bilgisine sunuyomm çünkü birçok milletvekili arkadaşımla konuştuğumda bu  konudan bilgisi yok arkadaşların. Anayasa'nın 68'inci maddesinin dördüncü fıkrası şudur: Hiçbir  - 5 6 0 -
Sayfa 67 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  temsil edildiği Partilerarası Uzlaşma Komisyonunca hazırlanmıştır." diyor. Zaman dar olduğu için  bunun hikâyesini anlatmayacağım. Bu teklif Anayasa Komisyonuna geliyor. Anayasa Komisyonunda  o tarihte altı siyasi parti var. O zaman Fazilet Partisinden dolayı Saadet ve AKP diye iki parti  kurulmuş, onların iki temsilcisi de Partilerarası Uzlaşma Komisyonunda olduğu gibi Anayasa  Komisyonunda da var ve Anayasa Komisyonunda bu teklifteki maddeler bütün arkadaşlarımızın oy  birliğiyle Genel Kumla getiriliyor. Değerli arkadaşlarım, sadece bu mu, teklifin oy birliğiyle gelmesi  mi? Biz o tarihte Partilerarası Uzlaşma Komisyonu olarak çalışırken ilgili tüm tarafları dinledik. Eğer  bir madde siyasi partilerle ilgiliyse siyasi partilerin görüşlerini aldık, zaten temsilcileri vardı. Başka?  Üniversitelerden görüş geldi, sivil toplum kuruluşlarından, yargıdan. Eğer yargıyla ilgili bir  düzenleme yapıyorsak Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtaydan görüşler geldi. Sendikal haklarla  ilgili yapıyorsak bütün sendikalardan, memur ve işçi sendikalarından geldi. Biz bunları harmanladık,  geceli gündüzlü çalıştık ve böyle bir metin getirdik. İşte saygın bir Anayasa yöntemi yapma olayı  budur, ama değerli arkadaşlarım, bir hafta önce veriliyor Anayasa teklifi, imzalar çekiliyor, yeniden  veriliyor. Değerli arkadaşlarım, anayasa yapmak çocuk oyuncağı değil. Anayasa yapmak, ciddi bir  iş. Anayasa yapmak, toplumun her kesimiyle uzlaşmak demektir; anayasa yapmak, kendinizi  kurtarmak... Kişiye özel, bir partiye özel, bir zümreye özel anayasa değişikliği yapamazsınız.  Yaptığınız takdirde bu, bir kere ahlak, insan vicdanında yerini bulmayacağı gibi, evrensel hukuk  kuralları nezdinde itibar bulmaz, saygınlık kazanmaz. Şimdi bakıyorsunuz, bunlar yapılıyor.  Bakın, bir de bu Anayasa teklifinde -hep söylüyorum- arkadaşlar, yapılması gerekenler  yapılmamış, hiç yapılmaması gerekenler yapılıyor. Zaman çok dar ama bakın, yapılması gerekenlerle  ilgili, bizim üye olmak istediğimiz aslında Avmpa Birliği Komisyonu -hep diyomm- istişare ziyaret  raporları ve fasıl var yargıyla ilgili. Bakın, orada diyor ki: "Yargıçlar ve savcılar idari yönden Adalet  Bakanına bağlıdırlar. Bu, Anayasa'nın 140'ıncı maddesinde düzenlenmiş, bunu çıkartın." diyorlar.  "Adalet Bakanı ve Müsteşarının Hâkim Savcılar Yüksek Kumlunda olması olmaz." diyorlar,  "Çıkartın." diyorlar; sadece bir raporda değil, dünya kadar... Çıkartılmıyor. Cumhurbaşkanının üye  seçimi konusunda "Cumhurbaşkanı yürütmedir, bunu çıkartın." diyorlar, bakıyorsunuz, o çıkmamış.  Değerli arkadaşlarım, on iki tane başlık var burada çok önemli. Hâkim ve savcıların mesleğe  kabulü, hâkim ve savcıların denetlenmesiyle, somşturmasıyla ilgili... Teftiş kurullarının Adalet  Bakanına bağlı olmasını çok ciddi eleştiriyorlar ve üç uluslararası sözleşmeye, taraf olduğumuz  sözleşmeye atıflar yapılıyor. Peki, bu.. .  Değerli arkadaşlarım, elimdeki metin Adalet Bakanlığının metni, ben kafamdan uydurmuyorum  ama bakıyorsunuz, bu taslakta bu yok. Bu taslakta hiç yapılmaması gerekenler yapılıyor değerli  arkadaşlarım.  Bakın, en vahim olayı... Tabii ki yargı bağımsızlığında Anayasa Mahkemesinin yapısı tartışılır,  Hâkim-Savcılar Yüksek Kumlunun yapısı tartışılır. Bakıyomm, televizyonlarda hep bunlar  tartışılıyor. Evet, bu çok önemli. Bu, Anayasa'nın başlangıç hükmüne ve cumhuriyetin nitelikleriyle  ilgili yargı bağımsızlığı, hukuk devleti ilkesine aykırı ama çok daha vahim bir şey söyleyeceğim  sizlere: Anayasa'nın 69'uncu maddesinin beşinci fıkrasını yürürlükten kaldırıyor bir cümleyle.  Anayasa'nın 69'uncu maddesinin beşinci fıkrası, Anayasa'nın 68'inci maddesinin dördüncü  fıkrasındaki eylemlerin, tüzük ve programdakileriyle ilgili.  Değerli arkadaşlar, ben inanıyomm ki bırakın burada bir parti ayrımı... AKP içindeki sağduyulu  arkadaşlarımızın bilgisine sunuyomm çünkü birçok milletvekili arkadaşımla konuştuğumda bu  konudan bilgisi yok arkadaşların. Anayasa'nın 68'inci maddesinin dördüncü fıkrası şudur: Hiçbir  - 5 6 0 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  siyasi partinin tüzüğünde ve programında şunlar olamaz, bunlar olamaz; ne olamaz? " . . . Devletin  bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti  ilkelerine, millet egemenliğine..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bitireceğim Sayın Başkanım.  "...demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü  veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz, suç işlenmesini teşvik  edemez." diyor.  Şimdi, siz bunu kaldırırsanız bütün partilerin programında, tüzüğünde bunlar olacak. Gerekirse  faşizmi öven... Ülkeyi bölme, federalizm, hepsi olacak bunun içinde. Diktatörlüğü savunmayla ilgili  tüzük, programlarında koyacaklar. Bu bir barış, bir özgürlük anayasası değil. Bakın, faşizm,  Almanya'da, Alman Anayasası'na bakın, değişmez, değiştirilmesini teklif edilemez hükümlere...  Değiştiremezsiniz. Almanya'da nasyonal sosyalist bir parti kuramazsınız. Bırakın parti kapatmayı,  kuramazsınız. Alman Anayasası'nın 20'nci maddesinde anayasal rejimi değiştirmeye karşı  vatandaşların direnme hakkı vardır, birçok Avrupa anayasasında vardır. Nereye gidiyoruz arkadaşlar?  Bölünmeye mi gidiyoruz, parçalanmaya mı gidiyoruz, sevgisizliğe mi gidiyoruz? Birileri bizi  bölmeye çalışıyor ama bizlerin kaynaşmamız lazım...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - .. .etnik kimlikle uğraşmamamız lazım diyorum.  Sürem de bitti, hepinize saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İçli.  Sayın Tan, buyurun.  VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)  9.- İstanbul Milletvekili Ahmet Tan 'ın, (10/618) esas numaralı önergeyle faili meçhul siyasi  cinayetler konusunda Meclis araştırması komisyonunun oluşturulmasının, Anayasa tartışmalarının  yapıldığı bugünlerde zamanlaması bakımından da yerinde olacağına ilişkin açıklaması  AHMET TAN (İstanbul) - Bu araştırma önergesiyle ilgili bir iki cümle de ben söylemek istiyorum  yakınları öldürülen ailelerin feryatları konusunda. O öldürülen, şehit olan aydınların birçoğuyla  arkadaşlığımız, beraber çalışmışlığımız, meslektaşlığımız var. Eğer uygun görürseniz bu konuda...  BAŞKAN - Ben açtım işte, konuşun.  AHMET TAN (İstanbul) - Peki efendim, çok teşekkür ederim.  Şimdi, efendim, 1982 Anayasası'nın izleri silinmek isteniyor yeni anayasa değişikliğiyle, bir  anlamda geçmişle hesaplaşma iradesi ortaya konmak isteniyor. Tam zamanlaması bakımından bu  araştırma önergesinin kabulü son derece önemli çünkü o darbe ortamını hazırlayan kaosta bu  aydınlarımız halktan koparılıp öldürüldüler ve o günden bu yana da doğru dürüst üzerinde durulmadı  bu konunun. O yüzden, bu ailelerin çığlığına Büyük Millet Meclisinin bir karşılık vermesi gerekiyor.  Böyle bir komisyonun oluşturulması, son derece, zamanlaması bakımından da Anayasa tartışmaları  bakımından da yerinde olacaktır.  Bu konudaki görüşlerimi ifade etme fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  - 5 6 1 -
Sayfa 68 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  siyasi partinin tüzüğünde ve programında şunlar olamaz, bunlar olamaz; ne olamaz? " . . . Devletin  bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti  ilkelerine, millet egemenliğine..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bitireceğim Sayın Başkanım.  "...demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü  veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz, suç işlenmesini teşvik  edemez." diyor.  Şimdi, siz bunu kaldırırsanız bütün partilerin programında, tüzüğünde bunlar olacak. Gerekirse  faşizmi öven... Ülkeyi bölme, federalizm, hepsi olacak bunun içinde. Diktatörlüğü savunmayla ilgili  tüzük, programlarında koyacaklar. Bu bir barış, bir özgürlük anayasası değil. Bakın, faşizm,  Almanya'da, Alman Anayasası'na bakın, değişmez, değiştirilmesini teklif edilemez hükümlere...  Değiştiremezsiniz. Almanya'da nasyonal sosyalist bir parti kuramazsınız. Bırakın parti kapatmayı,  kuramazsınız. Alman Anayasası'nın 20'nci maddesinde anayasal rejimi değiştirmeye karşı  vatandaşların direnme hakkı vardır, birçok Avrupa anayasasında vardır. Nereye gidiyoruz arkadaşlar?  Bölünmeye mi gidiyoruz, parçalanmaya mı gidiyoruz, sevgisizliğe mi gidiyoruz? Birileri bizi  bölmeye çalışıyor ama bizlerin kaynaşmamız lazım...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - .. .etnik kimlikle uğraşmamamız lazım diyorum.  Sürem de bitti, hepinize saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İçli.  Sayın Tan, buyurun.  VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)  9.- İstanbul Milletvekili Ahmet Tan 'ın, (10/618) esas numaralı önergeyle faili meçhul siyasi  cinayetler konusunda Meclis araştırması komisyonunun oluşturulmasının, Anayasa tartışmalarının  yapıldığı bugünlerde zamanlaması bakımından da yerinde olacağına ilişkin açıklaması  AHMET TAN (İstanbul) - Bu araştırma önergesiyle ilgili bir iki cümle de ben söylemek istiyorum  yakınları öldürülen ailelerin feryatları konusunda. O öldürülen, şehit olan aydınların birçoğuyla  arkadaşlığımız, beraber çalışmışlığımız, meslektaşlığımız var. Eğer uygun görürseniz bu konuda...  BAŞKAN - Ben açtım işte, konuşun.  AHMET TAN (İstanbul) - Peki efendim, çok teşekkür ederim.  Şimdi, efendim, 1982 Anayasası'nın izleri silinmek isteniyor yeni anayasa değişikliğiyle, bir  anlamda geçmişle hesaplaşma iradesi ortaya konmak isteniyor. Tam zamanlaması bakımından bu  araştırma önergesinin kabulü son derece önemli çünkü o darbe ortamını hazırlayan kaosta bu  aydınlarımız halktan koparılıp öldürüldüler ve o günden bu yana da doğru dürüst üzerinde durulmadı  bu konunun. O yüzden, bu ailelerin çığlığına Büyük Millet Meclisinin bir karşılık vermesi gerekiyor.  Böyle bir komisyonun oluşturulması, son derece, zamanlaması bakımından da Anayasa tartışmaları  bakımından da yerinde olacaktır.  Bu konudaki görüşlerimi ifade etme fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  - 5 6 1 - T B M M B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 2 - VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde ikinci söz hakkı Van Milletvekili  Sayın Özdal Üçer'e aittir.  Buyurun Sayın Üçer. (BDP sıralarından alkışlar)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; Cumhuriyet Halk  Partisinin araştırma önergesinin lehinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgi ve saygıyla  selamlıyorum.  Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu günden bugüne insanların belleğinde yer edinmiş birçok  karanlık olay vardır. Bunların birçoğunda istiklal mahkemelerinin ismi geçer, birçoğunda güvenlik  güçlerinin ismi geçer, birçoğunda farklı örgütlenmelerin ismi geçer. Anılan güçler ne olursa olsun  sonuç ortadadır. Sonuçta, ya bir siyasetçi ya bir yazar ya bir akademisyen ya da geleceği farklı bir  şekilde yönlenebilecek bir genç ya da bir çocuk yaşamını kaybetmiş ve bunların yakınlarının yüreği  yanmış. Bunlara yakın olsun ya da olmasın, insani duyarlılığı kendi vicdanında hisseden herkesin  yüreği yanmış. İster siyasi düşüncesiyle ortak olsun ister olmasın, bir insanın canını kaybediyor  olmasından dolayı bir siyasetçi için çok farklı görüşteki insanlar üzülmüş. Çok farklı gazete  çalışanları, sırf bir gazetede yayın yönetmenliği ya da habercilik yaptığı için yaşamını kaybeden  başka bir gazeteci için üzülmüş. Analar başka insanların çocukları için üzülmüş ama hükümet ya da  devlet politikalarına baktığımızda, birçoğunun yüreğinin yangısını hafifletecek, biraz da "Bu ülkede  adalet oluştu, adalet var, adalet yerini buldu, bu suçu işleyenler hak ettiği cezayı aldı, bu ülkede  bundan sonra bu olay bir ibret olur, kimse kolay kolay suç işleyemez" diye, hiçbir yakınını  kaybedenin yüreğine su serpmedik. Serpmedik diyorum, sanki biz sommlusuymuşuz gibi  değerlendirme yapılabilir. Eğer Mecliste görev alıyorsak, eğer bu ülkenin çok değişik yerlerinde çok  değişik söylemlerle de olsa bu ülkede yaşanmışlıkları paylaşma arzusundaysak, bundan önce  yaşanmış bütün olumsuzluklardan kendimize bir sommluluk biçmek, bundan sonra yaşanabilecek  bütün olumsuzluklar için kendimize bir sommluluk biçmek durumundayız.  Bu Meclis, kendinden önce yaşanmış bütün olumsuzlukların açığa çıkarılması ve kendi  döneminden sonra gelişebilecek bütün olumsuzlukların bir nevi sorumluluğunu taşıyor. Geçmişi  aydınlatabilme gücü, kudretini kendinde bulabilirse bu sorumluluğunu yerine getirebilir. Gereken  dirayetli duruşu sergileyip demokrasi için, tam demokrasi için gereken insan haklarını muhafaza  altına alabilecek yasaları çıkartabilirse geleceğin de teminatı olmuş olur. Ya bu dönem  milletvekillerinin tamamı da, diğer önceki dönemlerdeki gibi, karanlıkta kalmış bütün cinayetler için  sessiz kalacaktır ya da bundan önce işlenmiş bütün karanlık cinayetlerin açığa çıkartılması için bir  misyon üstlenecektir ve gereken yasal tedbirleri alıp bundan sonra siyasetçilerin, akademisyenlerin,  gazetecilerin, yazarların, din adamlarının, çocukların, gençlerin öldürülmesine ilişkin tedbirler  alınacaktır. Evet, siyasetçiler dedik, taa Mustafa Suphiler olayından bugüne birçok siyasetçi karanlık  bir şekilde canından olmuştur. Abdi İpekçiler, Uğur Mumcular gibi gazeteci, araştırmacı yazarlar  canından olmuştur. En son, gazeteci olarak, belki birileri tasvip etmiyor olabilir, belki bu ülkede  Kürtçe basın yayın yapan bir kumlusu çok içine sindirmemiş insanlar bile Metin Alataş'ın ölümüne  ilişkin söyleyebilecek bir cümle bulabiliyorsa -yani sahiplenme ya da bunun gerekliliğine dair- bizim  söyleyecek hiçbir şeyimiz yoktur. Çalıştığı gazete hangisi olursa olsun ya da siyasi düşüncesi ne  olursa olsun, hiçbir şey, hiç kimsenin ölüm gerekçesi olamaz.
Sayfa 69 -
T B M M B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 2 - VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde ikinci söz hakkı Van Milletvekili  Sayın Özdal Üçer'e aittir.  Buyurun Sayın Üçer. (BDP sıralarından alkışlar)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; Cumhuriyet Halk  Partisinin araştırma önergesinin lehinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgi ve saygıyla  selamlıyorum.  Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu günden bugüne insanların belleğinde yer edinmiş birçok  karanlık olay vardır. Bunların birçoğunda istiklal mahkemelerinin ismi geçer, birçoğunda güvenlik  güçlerinin ismi geçer, birçoğunda farklı örgütlenmelerin ismi geçer. Anılan güçler ne olursa olsun  sonuç ortadadır. Sonuçta, ya bir siyasetçi ya bir yazar ya bir akademisyen ya da geleceği farklı bir  şekilde yönlenebilecek bir genç ya da bir çocuk yaşamını kaybetmiş ve bunların yakınlarının yüreği  yanmış. Bunlara yakın olsun ya da olmasın, insani duyarlılığı kendi vicdanında hisseden herkesin  yüreği yanmış. İster siyasi düşüncesiyle ortak olsun ister olmasın, bir insanın canını kaybediyor  olmasından dolayı bir siyasetçi için çok farklı görüşteki insanlar üzülmüş. Çok farklı gazete  çalışanları, sırf bir gazetede yayın yönetmenliği ya da habercilik yaptığı için yaşamını kaybeden  başka bir gazeteci için üzülmüş. Analar başka insanların çocukları için üzülmüş ama hükümet ya da  devlet politikalarına baktığımızda, birçoğunun yüreğinin yangısını hafifletecek, biraz da "Bu ülkede  adalet oluştu, adalet var, adalet yerini buldu, bu suçu işleyenler hak ettiği cezayı aldı, bu ülkede  bundan sonra bu olay bir ibret olur, kimse kolay kolay suç işleyemez" diye, hiçbir yakınını  kaybedenin yüreğine su serpmedik. Serpmedik diyorum, sanki biz sommlusuymuşuz gibi  değerlendirme yapılabilir. Eğer Mecliste görev alıyorsak, eğer bu ülkenin çok değişik yerlerinde çok  değişik söylemlerle de olsa bu ülkede yaşanmışlıkları paylaşma arzusundaysak, bundan önce  yaşanmış bütün olumsuzluklardan kendimize bir sommluluk biçmek, bundan sonra yaşanabilecek  bütün olumsuzluklar için kendimize bir sommluluk biçmek durumundayız.  Bu Meclis, kendinden önce yaşanmış bütün olumsuzlukların açığa çıkarılması ve kendi  döneminden sonra gelişebilecek bütün olumsuzlukların bir nevi sorumluluğunu taşıyor. Geçmişi  aydınlatabilme gücü, kudretini kendinde bulabilirse bu sorumluluğunu yerine getirebilir. Gereken  dirayetli duruşu sergileyip demokrasi için, tam demokrasi için gereken insan haklarını muhafaza  altına alabilecek yasaları çıkartabilirse geleceğin de teminatı olmuş olur. Ya bu dönem  milletvekillerinin tamamı da, diğer önceki dönemlerdeki gibi, karanlıkta kalmış bütün cinayetler için  sessiz kalacaktır ya da bundan önce işlenmiş bütün karanlık cinayetlerin açığa çıkartılması için bir  misyon üstlenecektir ve gereken yasal tedbirleri alıp bundan sonra siyasetçilerin, akademisyenlerin,  gazetecilerin, yazarların, din adamlarının, çocukların, gençlerin öldürülmesine ilişkin tedbirler  alınacaktır. Evet, siyasetçiler dedik, taa Mustafa Suphiler olayından bugüne birçok siyasetçi karanlık  bir şekilde canından olmuştur. Abdi İpekçiler, Uğur Mumcular gibi gazeteci, araştırmacı yazarlar  canından olmuştur. En son, gazeteci olarak, belki birileri tasvip etmiyor olabilir, belki bu ülkede  Kürtçe basın yayın yapan bir kumlusu çok içine sindirmemiş insanlar bile Metin Alataş'ın ölümüne  ilişkin söyleyebilecek bir cümle bulabiliyorsa -yani sahiplenme ya da bunun gerekliliğine dair- bizim  söyleyecek hiçbir şeyimiz yoktur. Çalıştığı gazete hangisi olursa olsun ya da siyasi düşüncesi ne  olursa olsun, hiçbir şey, hiç kimsenin ölüm gerekçesi olamaz.  T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  Dünyadaki, yeryüzündeki insanlık tarihinin başından bu yana en kutsal hak, yaşam hakkı olarak  tanımlanmıştır, bütün hukuk sistemlerinde, bütün inanç sistemlerinde. Ama yaşam hakkı ihlallerine  baktığımız zaman, 1959'dan bu yana -ki 1987'den itibaren AİHM başvuruları Türkiye'nin kabul  edilmektedir- mevcut yaşam hakkı ihlali davalarının, yani cinayet olaylarının devlet güçlerince ya da  direkt ya da endirekt, dolaylı ya da doğrudan cinayetlerin, devlet sorumluluğunda olan olayların üçte  1 'i Türkiye'nindir. Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi 217 karar vermiş o süreçten bugüne, 76'sında  Türkiye'yi direkt ya da endirekt, insanların ölümünden sorumlu olarak tuttuğu için ceza vermiş. Yani  devlet güçlerince öldürülmüş her 3 insandan 1 'i bizim yurttaşımız. Bütün Avrupa toplumlannın oranı  bizimkilerin üçte l ' i kadar. Keşke bizim ekonomimiz de bu orantıya sahip olmuş olsaydı, keşke  Türkiye'nin demokrasisi de. . . Bunlar benim söylediğim şeyler değil, AİHM'deki resmî dosya  sayılarıdır ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu davalardan dolayı tazminat ödediği dosyalardır.  Evet, sayısını burada net bir şekilde belirleyemeyeceğimiz ya da belki de kayıplarda ismi bile  bilinmeyen faili meçhul cinayetler olmuştur.  "Fırat'ın öte yakası" deniyor. Siyasi, idari yapılanma olarak değil, Osmanlı döneminde bile  Kürdistan olarak tanımlanan bölgede 20 bini aşkın sivil insan yaşamından olmuş. Bunların  araştırmalara tabi tutulması lazım. Asit çukurlarında, ölüm çukurlarında insanlara ölüm hükmü  verilmiş ve yargısız infazlar yaşanmış. Belki ölenler için bunun zorluğunu ifade etmek çok mümkün  değildir ama yaşayanlann kaybettiklerinin ardından yaşadığı acıyı tanımlamak için gidip yakınlarım  kaybedenlerin dinlenmesi gerekiyor, onların görgü ve tanıklıklarına başvurulması gerekiyor,  ifadelerine başvurulması gerekiyor.  Evet, devlet güçleri tarafından işlenmiş suçlar kapsamında yaşamını kaybedenler, Uğur  Kaymazlar , Ceylan Önkol la r belki bir siyasetçi değillerdi, belki akademisyen değillerdi, belki gazeteci  değillerdi, en son Van'ın Çaldıran ilçesinde on dört yaşında yaşamını kaybeden lise öğrencisi Mehmet  Nuri Tançoban belki iyi bir siyasetçi değildi, herhangi bir etiketi yoktu ama Uğur Kaymazlara, Ceylan  Önkollara, Mehmet Nuri Tonçobanlara bu şans tanınmış olsaydı, on yıl sonra, on beş yıl sonra belki  karşımıza çok büyük siyasetçiler, çok büyük sanatçılar veyahut da yaşamın herhangi bir yerinde  büyük insanlar olarak karşımıza çıkabilirlerdi.  İnsan Hakları Komisyonunun bu konuda sorumluluğu olduğunu ifade etmek isterim özellikle  bahsettiğim Çaldıran'daki ölümle ilgili çünkü İnsan Hakları...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  İnsan Hakları Komisyonun bu konuyla ilgili sorumluluğunun olduğunu ifade etmek isterim. Bu  konuyla ilgili daha evvel başvuruda bulunduğumuz hâlde, "Sınırda kaçakçılık yapıyor gerekçesiyle  kırka yakın vatandaşımız bizzat güvenlik güçleri tarafından katledildi." dediğimizde, bizim  yaptığımız başvuru sonucunda lütfetmişler de kaymakamlıklara yazı yazmışlar, kaymakamlıklar da  şöyle cevap vermişler. Çaldırın Kaymakamının resmî cevabını okuyorum size: "...hususlarla ilgili  olarak işkence yapılmadığı gibi son bir yıl içerisinde sınırlarımızda ölüm hadisesinin yaşanmadığı,  iddiaların aksine vatandaşlarımızla güvenlik güçlerimizin ilişkilerinin son derece iyi olduğu ve bu  hususta köylülerimizin güvenlik güçleriyle bir sorun yaşamadıklan tespit edilmiştir."  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ne güzel!  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Keşke böyle olsaydı, keşke bir bidon mazot taşıdığı için güvenlik  güçlerince Nuri Tançoban öldürülmemiş olsaydı ama bunun acısını sonsuza kadar yüreğimizde taşıyacağız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 6 3 -
Sayfa 70 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  Dünyadaki, yeryüzündeki insanlık tarihinin başından bu yana en kutsal hak, yaşam hakkı olarak  tanımlanmıştır, bütün hukuk sistemlerinde, bütün inanç sistemlerinde. Ama yaşam hakkı ihlallerine  baktığımız zaman, 1959'dan bu yana -ki 1987'den itibaren AİHM başvuruları Türkiye'nin kabul  edilmektedir- mevcut yaşam hakkı ihlali davalarının, yani cinayet olaylarının devlet güçlerince ya da  direkt ya da endirekt, dolaylı ya da doğrudan cinayetlerin, devlet sorumluluğunda olan olayların üçte  1 'i Türkiye'nindir. Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi 217 karar vermiş o süreçten bugüne, 76'sında  Türkiye'yi direkt ya da endirekt, insanların ölümünden sorumlu olarak tuttuğu için ceza vermiş. Yani  devlet güçlerince öldürülmüş her 3 insandan 1 'i bizim yurttaşımız. Bütün Avrupa toplumlannın oranı  bizimkilerin üçte l ' i kadar. Keşke bizim ekonomimiz de bu orantıya sahip olmuş olsaydı, keşke  Türkiye'nin demokrasisi de. . . Bunlar benim söylediğim şeyler değil, AİHM'deki resmî dosya  sayılarıdır ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu davalardan dolayı tazminat ödediği dosyalardır.  Evet, sayısını burada net bir şekilde belirleyemeyeceğimiz ya da belki de kayıplarda ismi bile  bilinmeyen faili meçhul cinayetler olmuştur.  "Fırat'ın öte yakası" deniyor. Siyasi, idari yapılanma olarak değil, Osmanlı döneminde bile  Kürdistan olarak tanımlanan bölgede 20 bini aşkın sivil insan yaşamından olmuş. Bunların  araştırmalara tabi tutulması lazım. Asit çukurlarında, ölüm çukurlarında insanlara ölüm hükmü  verilmiş ve yargısız infazlar yaşanmış. Belki ölenler için bunun zorluğunu ifade etmek çok mümkün  değildir ama yaşayanlann kaybettiklerinin ardından yaşadığı acıyı tanımlamak için gidip yakınlarım  kaybedenlerin dinlenmesi gerekiyor, onların görgü ve tanıklıklarına başvurulması gerekiyor,  ifadelerine başvurulması gerekiyor.  Evet, devlet güçleri tarafından işlenmiş suçlar kapsamında yaşamını kaybedenler, Uğur  Kaymazlar , Ceylan Önkol la r belki bir siyasetçi değillerdi, belki akademisyen değillerdi, belki gazeteci  değillerdi, en son Van'ın Çaldıran ilçesinde on dört yaşında yaşamını kaybeden lise öğrencisi Mehmet  Nuri Tançoban belki iyi bir siyasetçi değildi, herhangi bir etiketi yoktu ama Uğur Kaymazlara, Ceylan  Önkollara, Mehmet Nuri Tonçobanlara bu şans tanınmış olsaydı, on yıl sonra, on beş yıl sonra belki  karşımıza çok büyük siyasetçiler, çok büyük sanatçılar veyahut da yaşamın herhangi bir yerinde  büyük insanlar olarak karşımıza çıkabilirlerdi.  İnsan Hakları Komisyonunun bu konuda sorumluluğu olduğunu ifade etmek isterim özellikle  bahsettiğim Çaldıran'daki ölümle ilgili çünkü İnsan Hakları...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  İnsan Hakları Komisyonun bu konuyla ilgili sorumluluğunun olduğunu ifade etmek isterim. Bu  konuyla ilgili daha evvel başvuruda bulunduğumuz hâlde, "Sınırda kaçakçılık yapıyor gerekçesiyle  kırka yakın vatandaşımız bizzat güvenlik güçleri tarafından katledildi." dediğimizde, bizim  yaptığımız başvuru sonucunda lütfetmişler de kaymakamlıklara yazı yazmışlar, kaymakamlıklar da  şöyle cevap vermişler. Çaldırın Kaymakamının resmî cevabını okuyorum size: "...hususlarla ilgili  olarak işkence yapılmadığı gibi son bir yıl içerisinde sınırlarımızda ölüm hadisesinin yaşanmadığı,  iddiaların aksine vatandaşlarımızla güvenlik güçlerimizin ilişkilerinin son derece iyi olduğu ve bu  hususta köylülerimizin güvenlik güçleriyle bir sorun yaşamadıklan tespit edilmiştir."  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ne güzel!  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Keşke böyle olsaydı, keşke bir bidon mazot taşıdığı için güvenlik  güçlerince Nuri Tançoban öldürülmemiş olsaydı ama bunun acısını sonsuza kadar yüreğimizde taşıyacağız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 6 3 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Umarım, İnsan Hakları Komisyonu Başkanımız Sayın Zafer Üskül  de bu acıyı taşır.  Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Konya Milletvekili Sayın Ayşe  Türkmenoğlu... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi  Grubu önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Bilindiği gibi, ülkemizde maalesef yıllardır pek çok değerli insanımız faili meçhul cinayetlere  kurban gitmiştir. Sabahattin Ali'den Abdi İpekçi'ye, Uğur Mumcu'dan Hrant Dink'e, 1 Mayıs  katliamından Madımak katliamına kadar suikasta ve katliama uğrayan onlarca değerli insanımız vardır.  Faili meçhul cinayetlerin nihai amacı devleti çalışamaz hâle getirmek, toplumda yılgınlık ve  bezginlik yaratmak ve kargaşa ortamından yararlanmaktır. Demokratik bir Türkiye'ye kavuşmak için  söz konusu bu cinayetlerin aydınlatılması gerekmektedir. Bu faili meçhul cinayetlerin üzerindeki sır  perdesinin kaldırılması ve somut adımlar atılması gerekmektedir. Halkımızda, Meclis araştırma  komisyonlarının kurulmasıyla, bu komisyonların faili meçhul cinayetleri aydınlatıp failleri  yakalayacağı konusunda bir beklenti oluşturulmaktadır. Ancak Meclis araştırma komisyonlarının  görevi, yetkileri itibarıyla, faili meçhul siyasal cinayetleri işleyen kişileri ortaya çıkarmak ve  yakalatmak değildir. Meclis araştırma komisyonları hükümeti denetlemek görevini yapmakta, bu  konuda hükümetin bir ihmal ve kastının bulunup bulunmadığını tespit ile alınması gereken önlemlerin  alınmasını tavsiye etmektedir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi faili meçhul cinayetler  konusunda şimdiye kadar altı tane komisyon kurmuştur. Kurulan Meclis araştırma komisyonları 19 ve  20'nci Dönemlerde ağırlığını göstermektedir. 22'nci Dönemde ise milletvekili lojmanlarında Mustafa  Güngör'ün öldürülmesinin aydınlatılması amacıyla bir Meclis araştırması komisyonu kurulmuştur.  Bizler de tabii ki AK PARTİ Grubu olarak bu tip cinayetlerin aydınlatılması ve bunların önlenmesi  ve bu konuda ne tedbir alınması gerektiği konusunda hemfikiriz fakat bunun gibi önemli bir konunun  bu şekilde oldubittiye getirilerek, herhangi bir görüşme, Meclis grup başkan vekilleriyle görüşme  yapılmaksızın direkt Meclis Genel Kuruluna getirilip komisyonla bu iş halledilebilirmiş gibi bir  pozisyona sokulmasına karşıyız. Bizler de tabii ki bu cinayetlerin aydınlatılmasını istiyoruz. Bu  konuda da Hükümet olarak da grup olarak da elimizden geleni yapmaktayız.  Görüldüğü gibi, mevcut Tüzük'le, bu tip araştırma komisyonlarında tam olarak kayda değer bir  sonuç elde edilmesi mümkün değildir. Bu komisyonlardan daha etkin bir sonuç alabilmek için  Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü'nde de değişiklik yapılması gerekmektedir.  PERVtN BULDAN (İğdır) - Yapalım değişikliği Sayın Hatip.  AYŞE TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Hükümetimiz döneminde faili meçhul cinayetlerin  üstüne daha cesaretle gidilmekte olup Meclis İç Tüzüğü'nde yapılacak değişikliklerle Meclis  araştırma komisyonlarında etkinlik sağlandığı zaman bir faili meçhul siyasi cinayetler komisyonunun  kurulmasının daha faydalı olacağını düşünüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Özdemir, buyurun.  - 5 6 4 -
Sayfa 71 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Umarım, İnsan Hakları Komisyonu Başkanımız Sayın Zafer Üskül  de bu acıyı taşır.  Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Konya Milletvekili Sayın Ayşe  Türkmenoğlu... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi  Grubu önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Bilindiği gibi, ülkemizde maalesef yıllardır pek çok değerli insanımız faili meçhul cinayetlere  kurban gitmiştir. Sabahattin Ali'den Abdi İpekçi'ye, Uğur Mumcu'dan Hrant Dink'e, 1 Mayıs  katliamından Madımak katliamına kadar suikasta ve katliama uğrayan onlarca değerli insanımız vardır.  Faili meçhul cinayetlerin nihai amacı devleti çalışamaz hâle getirmek, toplumda yılgınlık ve  bezginlik yaratmak ve kargaşa ortamından yararlanmaktır. Demokratik bir Türkiye'ye kavuşmak için  söz konusu bu cinayetlerin aydınlatılması gerekmektedir. Bu faili meçhul cinayetlerin üzerindeki sır  perdesinin kaldırılması ve somut adımlar atılması gerekmektedir. Halkımızda, Meclis araştırma  komisyonlarının kurulmasıyla, bu komisyonların faili meçhul cinayetleri aydınlatıp failleri  yakalayacağı konusunda bir beklenti oluşturulmaktadır. Ancak Meclis araştırma komisyonlarının  görevi, yetkileri itibarıyla, faili meçhul siyasal cinayetleri işleyen kişileri ortaya çıkarmak ve  yakalatmak değildir. Meclis araştırma komisyonları hükümeti denetlemek görevini yapmakta, bu  konuda hükümetin bir ihmal ve kastının bulunup bulunmadığını tespit ile alınması gereken önlemlerin  alınmasını tavsiye etmektedir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi faili meçhul cinayetler  konusunda şimdiye kadar altı tane komisyon kurmuştur. Kurulan Meclis araştırma komisyonları 19 ve  20'nci Dönemlerde ağırlığını göstermektedir. 22'nci Dönemde ise milletvekili lojmanlarında Mustafa  Güngör'ün öldürülmesinin aydınlatılması amacıyla bir Meclis araştırması komisyonu kurulmuştur.  Bizler de tabii ki AK PARTİ Grubu olarak bu tip cinayetlerin aydınlatılması ve bunların önlenmesi  ve bu konuda ne tedbir alınması gerektiği konusunda hemfikiriz fakat bunun gibi önemli bir konunun  bu şekilde oldubittiye getirilerek, herhangi bir görüşme, Meclis grup başkan vekilleriyle görüşme  yapılmaksızın direkt Meclis Genel Kuruluna getirilip komisyonla bu iş halledilebilirmiş gibi bir  pozisyona sokulmasına karşıyız. Bizler de tabii ki bu cinayetlerin aydınlatılmasını istiyoruz. Bu  konuda da Hükümet olarak da grup olarak da elimizden geleni yapmaktayız.  Görüldüğü gibi, mevcut Tüzük'le, bu tip araştırma komisyonlarında tam olarak kayda değer bir  sonuç elde edilmesi mümkün değildir. Bu komisyonlardan daha etkin bir sonuç alabilmek için  Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü'nde de değişiklik yapılması gerekmektedir.  PERVtN BULDAN (İğdır) - Yapalım değişikliği Sayın Hatip.  AYŞE TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Hükümetimiz döneminde faili meçhul cinayetlerin  üstüne daha cesaretle gidilmekte olup Meclis İç Tüzüğü'nde yapılacak değişikliklerle Meclis  araştırma komisyonlarında etkinlik sağlandığı zaman bir faili meçhul siyasi cinayetler komisyonunun  kurulmasının daha faydalı olacağını düşünüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Özdemir, buyurun.  - 5 6 4 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)  10.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in, Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu 'nun,  Madımak katliamını kınıyor olmasını teşekkürle karşıladığını ancak Madımak katliamının faili  meçhul cinayetlerden sayılmasının doğru olmadığına, faillerinin belli olduğuna, bu cinayeti  işleyenlerin hâlâ yakalanamamış olmasının Hükümetin aczi olduğuna ilişkin açıklaması  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Milletvekilimizin Madımak katliamını kınıyor olmasını teşekkürle karşılıyorum ancak  Madımak katliamının faili meçhul cinayetler sıralamasında sayılması doğru değil. Madımak  katliamının failleri belli, cinayetleri yapanlar belli.  PERVİN BULDAN (İğdır) - Hepsinin belli, hepsinin.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Ancak bu cinayeti işleyenlerin hâlâ yakalanamamış  olması bence iktidarın, Hükümetin aczidir.  Bunu arz etmek istiyorum, teşekkür ediyorum. Sağ olun.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Sizin zamanınızda yapıldı, siz yakalasaydınız.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum...  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Yoklama talebinde bulunan arkadaşların isimlerini tespit edeceğim...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Cinayet işlendiği zaman siz iktidardınız. Siz iktidardaydınız, niye  yakalamadınız? SHP sizdeydi, bakanlık sizdeydi.  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Öztürk...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Hadi kaldıralım. Söz verdiniz, ne oldu? Şimdi birazdan  göreceğim.  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, Sayın Özdemir...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Zamanında yapmadınız, başkasına yüklemeyim  BAŞKAN - Sayın Köse, Sayın Güvel...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Oyları göreceğim birazdan, göreceğim oyları.  BAŞKAN-Sayın İçli...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Başkasına yüklemeyim  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Meclis Başkanı olarak söz verdiniz, grup başkan vekilleriniz  söz verdi. Şimdi birazdan oylarınızı göreceğim. Ne kadar samimi olduğunuz ortaya çıkacak.  BAŞKAN - Sayın Oksal, Sayın Güner...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - İşine bak sen!  BAŞKAN - Sayın Çöllü, Sayın Arat...  - 5 6 5 -
Sayfa 72 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 2  VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)  10.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in, Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu 'nun,  Madımak katliamını kınıyor olmasını teşekkürle karşıladığını ancak Madımak katliamının faili  meçhul cinayetlerden sayılmasının doğru olmadığına, faillerinin belli olduğuna, bu cinayeti  işleyenlerin hâlâ yakalanamamış olmasının Hükümetin aczi olduğuna ilişkin açıklaması  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Milletvekilimizin Madımak katliamını kınıyor olmasını teşekkürle karşılıyorum ancak  Madımak katliamının faili meçhul cinayetler sıralamasında sayılması doğru değil. Madımak  katliamının failleri belli, cinayetleri yapanlar belli.  PERVİN BULDAN (İğdır) - Hepsinin belli, hepsinin.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Ancak bu cinayeti işleyenlerin hâlâ yakalanamamış  olması bence iktidarın, Hükümetin aczidir.  Bunu arz etmek istiyorum, teşekkür ediyorum. Sağ olun.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Sizin zamanınızda yapıldı, siz yakalasaydınız.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum...  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Yoklama talebinde bulunan arkadaşların isimlerini tespit edeceğim...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Cinayet işlendiği zaman siz iktidardınız. Siz iktidardaydınız, niye  yakalamadınız? SHP sizdeydi, bakanlık sizdeydi.  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Öztürk...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Hadi kaldıralım. Söz verdiniz, ne oldu? Şimdi birazdan  göreceğim.  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, Sayın Özdemir...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Zamanında yapmadınız, başkasına yüklemeyim  BAŞKAN - Sayın Köse, Sayın Güvel...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Oyları göreceğim birazdan, göreceğim oyları.  BAŞKAN-Sayın İçli...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Başkasına yüklemeyim  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Meclis Başkanı olarak söz verdiniz, grup başkan vekilleriniz  söz verdi. Şimdi birazdan oylarınızı göreceğim. Ne kadar samimi olduğunuz ortaya çıkacak.  BAŞKAN - Sayın Oksal, Sayın Güner...  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - İşine bak sen!  BAŞKAN - Sayın Çöllü, Sayın Arat...  - 5 6 5 - TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 6 6 - ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sen bak işine!  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Niye zamanında yapmadınız?  BAŞKAN - Sayın Emek, Sayın Tütüncü, Sayın Paçanz.. .  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Ne kadar samimi olduğun görülecek şimdi. Samimi misin,  gayrisamimi misin, göreceğiz. Siz, darbenin edebiyatını yaparsınız, darbeden beslenirsiniz, karşı  çıkamazsınız ki.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Darbeden nemalanan sizsiniz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Bingöl, Sayın Sönmez...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Karşı çıkamazsınız. Faili meçhullerin aydınlanmasını  istemezsiniz.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Darbeyle iktidar oldunuz, başka zaman iktidar olmadınız zaten.  BAŞKAN - Sayın Karaibrahim, Sayın Ağyüz, Sayın Anadol...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Siz faili meçhullerin aydınlanmasını istemezsiniz. Göreceğiz şimdi.  MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Şimdiye kadar siz aydınlattınız herhalde!  BAŞKAN - Sayın Unsal, Sayın Okay, Sayın Kart.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Biz iktidara gelseydik aydınlatırdık.  MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Şimdiye kadar aydılatılanlan siz mi yaptınız?  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Aydınlatırdık. Sekiz yıldır iktidardasınız, niye aydınlatmadınız?  Hablemitoğlu ne oldu, ne zaman oldu?  MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Bizim zamanımızda faili meçhul yok.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Yok, tabii yok! Hablemitoğlu hangi dönemde öldü? Darbeye  karşılarmış! Edebiyat yapıyorlar sadece, halkı kandırıyorlar.  BAŞKAN - Yoklama için üç dakika süre veriyomm ve başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi gmp önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Öneri reddedilmiştir.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkanım, AKP oylarıyla reddedildiğini yazarsanız daha  iyi olur. AKP oylarıyla reddedildi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Halk bilsin, halk bilsin.  BAŞKAN - Birleşime on dakika ara veriyomm.  Kapanma Saati: 18.40
Sayfa 73 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 6 6 - ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sen bak işine!  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Niye zamanında yapmadınız?  BAŞKAN - Sayın Emek, Sayın Tütüncü, Sayın Paçanz.. .  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Ne kadar samimi olduğun görülecek şimdi. Samimi misin,  gayrisamimi misin, göreceğiz. Siz, darbenin edebiyatını yaparsınız, darbeden beslenirsiniz, karşı  çıkamazsınız ki.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Darbeden nemalanan sizsiniz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Bingöl, Sayın Sönmez...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Karşı çıkamazsınız. Faili meçhullerin aydınlanmasını  istemezsiniz.  ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Darbeyle iktidar oldunuz, başka zaman iktidar olmadınız zaten.  BAŞKAN - Sayın Karaibrahim, Sayın Ağyüz, Sayın Anadol...  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Siz faili meçhullerin aydınlanmasını istemezsiniz. Göreceğiz şimdi.  MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Şimdiye kadar siz aydınlattınız herhalde!  BAŞKAN - Sayın Unsal, Sayın Okay, Sayın Kart.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Biz iktidara gelseydik aydınlatırdık.  MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Şimdiye kadar aydılatılanlan siz mi yaptınız?  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Aydınlatırdık. Sekiz yıldır iktidardasınız, niye aydınlatmadınız?  Hablemitoğlu ne oldu, ne zaman oldu?  MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Bizim zamanımızda faili meçhul yok.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Yok, tabii yok! Hablemitoğlu hangi dönemde öldü? Darbeye  karşılarmış! Edebiyat yapıyorlar sadece, halkı kandırıyorlar.  BAŞKAN - Yoklama için üç dakika süre veriyomm ve başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi gmp önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Öneri reddedilmiştir.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkanım, AKP oylarıyla reddedildiğini yazarsanız daha  iyi olur. AKP oylarıyla reddedildi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Halk bilsin, halk bilsin.  BAŞKAN - Birleşime on dakika ara veriyomm.  Kapanma Saati: 18.40  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.58  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82'nci Birleşiminin Üçüncü  Omrumunu açıyorum.  4.- Gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin  AK PARTİ Grubu önerisi  BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun îç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre  verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Danışma Kurulu 06.04.2010 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti grupları arasında  oybirliği sağlanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki  önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.  Mustafa Elitaş  Kayseri  AK PARTİ Grubu Başkan Vekili  Öneri:  Gündemin kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler kısmında yer alan 476,  472, 474, 475 ve 279 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 8, 13, 14, 15 ve 16 ncı sıralanna  alınması, diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi.  Genel Kurulun; 06 Nisan 2010 Salı günkü birleşiminde 490 sıra sayılı kanun teklifinin 1 inci  bölümündeki 17 nci maddenin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 07 Nisan 2010 Çarşamba  günkü birleşiminde 490 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 08 Nisan  2010 Perşembe günkü birleşimde ise 479 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin  tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi.  Önerilmiştir.  BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin lehinde ilk söz Samsun Milletvekili  Sayın Ahmet Yeni'ye aittir.  Buyurun Sayın Yeni. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi  Grubunun Meclise sunduğu gündemle alakalı önerinin lehinde söz almış bulunmaktayım. Yüce  Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, bu öneri ile çalışma sürelerini yeniden belirliyoruz, ayrıca görüşeceğimiz  kanunların gündemdeki sıralarını yeniden düzenliyoruz. Yaptığımız iş budur, bunun dışında herhangi  bir konu burada yok. Bu önerimize Mecliste bulunan tüm parti gruplarının ve milletvekillerimizin destek  vermesini bekliyorum. Bir an önce Genel Kurulun kanunların görüşmesine geçmesini de diliyorum.  - 5 6 7 -
Sayfa 74 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.58  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82'nci Birleşiminin Üçüncü  Omrumunu açıyorum.  4.- Gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin  AK PARTİ Grubu önerisi  BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun îç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre  verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Danışma Kurulu 06.04.2010 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti grupları arasında  oybirliği sağlanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki  önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.  Mustafa Elitaş  Kayseri  AK PARTİ Grubu Başkan Vekili  Öneri:  Gündemin kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler kısmında yer alan 476,  472, 474, 475 ve 279 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 8, 13, 14, 15 ve 16 ncı sıralanna  alınması, diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi.  Genel Kurulun; 06 Nisan 2010 Salı günkü birleşiminde 490 sıra sayılı kanun teklifinin 1 inci  bölümündeki 17 nci maddenin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 07 Nisan 2010 Çarşamba  günkü birleşiminde 490 sıra sayılı kanun teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 08 Nisan  2010 Perşembe günkü birleşimde ise 479 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin  tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi.  Önerilmiştir.  BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin lehinde ilk söz Samsun Milletvekili  Sayın Ahmet Yeni'ye aittir.  Buyurun Sayın Yeni. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi  Grubunun Meclise sunduğu gündemle alakalı önerinin lehinde söz almış bulunmaktayım. Yüce  Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, bu öneri ile çalışma sürelerini yeniden belirliyoruz, ayrıca görüşeceğimiz  kanunların gündemdeki sıralarını yeniden düzenliyoruz. Yaptığımız iş budur, bunun dışında herhangi  bir konu burada yok. Bu önerimize Mecliste bulunan tüm parti gruplarının ve milletvekillerimizin destek  vermesini bekliyorum. Bir an önce Genel Kurulun kanunların görüşmesine geçmesini de diliyorum.  - 5 6 7 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 3  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Mersin Milletvekili Sayın  Mehmet Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum. Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.  Yeni bir haftanın ilk günündeyiz. Meclisimizin, Genel Kurulun çalışma saatlerini ve gündemini  belirleme görüşmelerine üç saattir devam ediyoruz -hatta dört saat olmuş, devam ediyoruz- dolayısıyla bunu her hafta da yaşıyoruz. Maalesef bunu bir türlü aşamadık.  Tabii, her hafta aynı şeyleri söylemekten gına geldi gerçekten. Geçen hafta da söyledik, dedik  ki: "Bakınız, aylık getiriyorsunuz grup önerisini ama önümüzdeki hafta yeniden geleceksiniz, yeni  bir gündem getireceksiniz." Yani Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi getirmemiş olsaydı, AKP,  grup önerisi getirmeyecek diye bir şey yok. O noktada Sayın Elitaş'ın "sorduk, ona göre düzenledik."  demesi çok doğru değil. Kendi kararlan, bu Seçim Kanunu'nun tamamlanması için bitimine kadar  çalışmayı bir zorunluluk gördüklerini biliyorum, onu kendileri de söylediler. Milliyetçi Hareket Partisi  olarak biz geçen haftadan zaten söylemiştik, denizcilik sektörünün sorunlarının Meclis Genel  Kurulunda hiç olmazsa kırk dakika konuşulmuş olması gerekiyor, sektör temsilcileri bunu bizden  talep ettiler: "Bu sorunlara Genel Kurul toplumun dikkatini çeksin." diye. Biz bunu söyledik,  arkadaşlanmız, diğer gruplar katılmayınca, diğer gruplar grup önerisi vermeyince saatleri değiştirmek  gereğini duymadılar ama bu hafta yine böyle bir şeyi, yine "Ülke gündemindeki, toplumun  gündemindeki bir konunun Meclis Genel Kurulunda hiç olmazsa kırk dakika gruplann katılımıyla  görüşülmesinde bir gereklilik var, bir ihtiyaç var." dememiz tabii ki iktidarı da bu yönde bir tedbir  almaya mecbur bıraktı.  Ancak itiraz ettiğimiz hadise şu: Sayın Elitaş konuşurken birkaç defa "samimiyseniz" diye  tekrarladı. Gerçekten, değerli arkadaşlar, bu samimiyet sorgulamasını yapmak gerekiyor. Eğer burada  yaptığımız yeminin gereği, milletten aldığımız yetkinin sorumluluğu doğrultusunda samimiysek, bu  Meclisi, bu ülkenin çıkarları doğrultusunda, ihtiyaçları doğrultusunda çalıştırmak gibi bir  mecburiyetimiz var. Bu mecburiyet hepimizin, buna hiç itiraz etmiyorum, iktidarıyla muhalefetiyle  Türkiye Büyük Millet Meclisini, komisyonları ve Genel Kuruluyla toplumun beklentileri, ülkenin  ihtiyaçlan doğrultusunda hukuk oluşturmak amacıyla çalıştırmak hepimizin sorumluluğu ama şunu  milletlin huzurunda ifade ediyorum: Bu sorumluluk öncelikle siyasi iktidarın çünkü bu millet,  halkımız, takdiri kendine, sebebi kendine ait olmak üzere ülkeyi yönetmek sorumluluğunu AKP'ye  bırakmıştır. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletin takdirine saygı duyuyoruz ama Adalet ve  Kalkınma Partisi yüklendiği bu sorumluluğun gereğini de yerine getirmek mecburiyetinde, mazeret  üretmek, bahane üretmek, birilerini samimi olmak veya olmamakla suçlamak hakkına sahip değil.  "Samimi iseniz" diye başlayan cümle, AKP'ye, AKP Grubuna, Sayın Hükümete çok önemli bir  sorumluluk yüklemektedir.  Değerli arkadaşlar, uzlaşma, bu Meclisin, uzlaşmayla çalışma, katılımcı bir müzakere bu  Meclisin sorunlara çözüm üretmek noktasındaki tek imkânıdır; başka bir yol yok. Eğer Meclis  grupları, parti grupları kendi aralarında uzlaşır, birlikte karar verir, gündemi belirlerlerse, "Hangi  kanunları öne alalım, ne şekilde görüşelim." diye birlikte karar verirlerse; yani biz burada  harcadığımız bu dört saatin bir saatini Danışma Kurulunda birbirimizi ikna etmek için harcasak bu  kör dövüşünden bu ülkeyi de, bu Meclisi de kurtarmış oluruz. Ama "uzlaşma" dediğimiz hadise,  önde olanın ikna etmesi mecburiyetini beraberinde getirir.  - 5 6 8 -
Sayfa 75 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 3  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Mersin Milletvekili Sayın  Mehmet Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum. Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.  Yeni bir haftanın ilk günündeyiz. Meclisimizin, Genel Kurulun çalışma saatlerini ve gündemini  belirleme görüşmelerine üç saattir devam ediyoruz -hatta dört saat olmuş, devam ediyoruz- dolayısıyla bunu her hafta da yaşıyoruz. Maalesef bunu bir türlü aşamadık.  Tabii, her hafta aynı şeyleri söylemekten gına geldi gerçekten. Geçen hafta da söyledik, dedik  ki: "Bakınız, aylık getiriyorsunuz grup önerisini ama önümüzdeki hafta yeniden geleceksiniz, yeni  bir gündem getireceksiniz." Yani Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi getirmemiş olsaydı, AKP,  grup önerisi getirmeyecek diye bir şey yok. O noktada Sayın Elitaş'ın "sorduk, ona göre düzenledik."  demesi çok doğru değil. Kendi kararlan, bu Seçim Kanunu'nun tamamlanması için bitimine kadar  çalışmayı bir zorunluluk gördüklerini biliyorum, onu kendileri de söylediler. Milliyetçi Hareket Partisi  olarak biz geçen haftadan zaten söylemiştik, denizcilik sektörünün sorunlarının Meclis Genel  Kurulunda hiç olmazsa kırk dakika konuşulmuş olması gerekiyor, sektör temsilcileri bunu bizden  talep ettiler: "Bu sorunlara Genel Kurul toplumun dikkatini çeksin." diye. Biz bunu söyledik,  arkadaşlanmız, diğer gruplar katılmayınca, diğer gruplar grup önerisi vermeyince saatleri değiştirmek  gereğini duymadılar ama bu hafta yine böyle bir şeyi, yine "Ülke gündemindeki, toplumun  gündemindeki bir konunun Meclis Genel Kurulunda hiç olmazsa kırk dakika gruplann katılımıyla  görüşülmesinde bir gereklilik var, bir ihtiyaç var." dememiz tabii ki iktidarı da bu yönde bir tedbir  almaya mecbur bıraktı.  Ancak itiraz ettiğimiz hadise şu: Sayın Elitaş konuşurken birkaç defa "samimiyseniz" diye  tekrarladı. Gerçekten, değerli arkadaşlar, bu samimiyet sorgulamasını yapmak gerekiyor. Eğer burada  yaptığımız yeminin gereği, milletten aldığımız yetkinin sorumluluğu doğrultusunda samimiysek, bu  Meclisi, bu ülkenin çıkarları doğrultusunda, ihtiyaçları doğrultusunda çalıştırmak gibi bir  mecburiyetimiz var. Bu mecburiyet hepimizin, buna hiç itiraz etmiyorum, iktidarıyla muhalefetiyle  Türkiye Büyük Millet Meclisini, komisyonları ve Genel Kuruluyla toplumun beklentileri, ülkenin  ihtiyaçlan doğrultusunda hukuk oluşturmak amacıyla çalıştırmak hepimizin sorumluluğu ama şunu  milletlin huzurunda ifade ediyorum: Bu sorumluluk öncelikle siyasi iktidarın çünkü bu millet,  halkımız, takdiri kendine, sebebi kendine ait olmak üzere ülkeyi yönetmek sorumluluğunu AKP'ye  bırakmıştır. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletin takdirine saygı duyuyoruz ama Adalet ve  Kalkınma Partisi yüklendiği bu sorumluluğun gereğini de yerine getirmek mecburiyetinde, mazeret  üretmek, bahane üretmek, birilerini samimi olmak veya olmamakla suçlamak hakkına sahip değil.  "Samimi iseniz" diye başlayan cümle, AKP'ye, AKP Grubuna, Sayın Hükümete çok önemli bir  sorumluluk yüklemektedir.  Değerli arkadaşlar, uzlaşma, bu Meclisin, uzlaşmayla çalışma, katılımcı bir müzakere bu  Meclisin sorunlara çözüm üretmek noktasındaki tek imkânıdır; başka bir yol yok. Eğer Meclis  grupları, parti grupları kendi aralarında uzlaşır, birlikte karar verir, gündemi belirlerlerse, "Hangi  kanunları öne alalım, ne şekilde görüşelim." diye birlikte karar verirlerse; yani biz burada  harcadığımız bu dört saatin bir saatini Danışma Kurulunda birbirimizi ikna etmek için harcasak bu  kör dövüşünden bu ülkeyi de, bu Meclisi de kurtarmış oluruz. Ama "uzlaşma" dediğimiz hadise,  önde olanın ikna etmesi mecburiyetini beraberinde getirir.  - 5 6 8 - TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 6 9 - Şimdi, Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve diğer kanunlar yani -ben, burada şöyle  inceledim buraya gelirken- her hafta yeni bir sıralamayla getirdiğiniz kanunlarla, ötelediğiniz,  görüşmesini ertelediğiniz kanunlara bir bakınız. Bunlar ülkemizin ihtiyacı değil mi, bunlar öncelikli  olmak durumunda değil mi? Yenilenebilir enerji kaynaklarının hukukunu komisyonlarda tüm partilerin  katılımıyla birlikte hazırladınız, şimdi niye öteliyorsunuz? Her hafta biraz daha geriye giden veya hiç  girilmeyen bu kanun tasan veya teklifleri bu ülkenin ihtiyacı, bu toplumun beklentisi değil mi?  Sayın Elitaş, kısacası şu: Uzlaşma sorumluluğunu, uzlaşmayı temin etmek sorumluluğunun  üzerinizde olduğunu bilerek samimiyetle buna emek vermeniz gerekiyor. Her defasında, varılan  uzlaşmayı bozarak "Ben iktidanm sayısal çoğunluğum var, önemli değil biraz zaman harcanmış olur,  çıkmasa da olur" diyerek samimiyet sorgulaması yapamazsınız.  Bakın, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu, bu ülkenin, inanınız ki Anayasa'dan da Seçim  Kanunu'ndan da çok daha önemli, öncelikli, ivedilikli sorunları. Yani, Türkiye ekonomisi  insanlarımızın hayatını belirleyen hususlardaki hukuk eğer ihtiyaca cevap vermiyorsa ve bunu bu  konunun tarafları olan sektörler, örgütlü güçler, yani Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, TÜSİAD'ı,  MÜSİAD'ı , tüm ekonomik kurullan, "Türk Ticaret Kanunu çıkmalı, Borçlar Kanunu çıkmalı,  bununla ilgili uygulama kanunlan çıkmalı." diye feryat ediyorlarsa, bunu temin etmek sorumluluğu  sizin, iktidarın. Diyemezsiniz ki efendim muhalefet bizimle uzlaşmıyor; uzlaşın muhalefetle.  Şimdi, Borçlar Kanunu'nda, başlarken bir itiraz koyduk. Dedik ki; arkadaşlar, Medeni Kanun'da  21'inci Dönemde yapılan yanlışlığı Türk Ticaret Kanunu'nda yaptınız. Kanunun sistematiğini  bozdunuz, hiyerarşik yapılanmasını bozdunuz, dilini bozdunuz, yargıyı bir kargaşaya ittiniz; bir  çıkmaza soktunuz yargıyı, zaten üzerindeki yük çok fazla. Bu yeni sistem içerisinde de karar vermeyi  öyle zor hâle getirdiniz ki, tanımları değiştirdiniz, dili değiştirdiniz, madde sistematiğini değiştirdiniz,  bir kaosa sebep oldunuz. Aynı yanlış Türk Medeni Kanunu'nda 21'inci Dönemde yapılan yanlışın  devamı, ama şimdi aynı yanlışı Borçlar Kanunu'nda da yapmaya kalkarsanız bu doğru olmaz. Bizim  söylediğimiz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak ısrarla söylediğimiz şey bu. Dilini değiştirmeyelim bu  kanunun, bu bir temel kanundur. Bu, hem sektörler tarafından, yani ticaret erbabı tarafından bilinen  bir dildir hem de bu konuda çıkacak ihtilafları çözecek mahkemelerin karar vermesi için bilinen bir  dildir. Bunu değiştirmeyelim. Madde sistematiğini de değiştirmeyelim.  Ama yani bu noktada benim gösterdiğim uzlaşma gayretini siz göstermediniz. Benim talebim  doğrultusunda Sayın Adalet Komisyonu Başkanının danışmanlarıyla bizim bu konuda  görevlendirdiğimiz Sayın Faruk Bal'ın danışmanlan bir araya geldiler ama bir saat bir araya geldiler.  Bir ısrarınız yok, ikna etmek için bir özel gayretiniz yok. Şimdi nasıl çıkartacaksınız 2.500 maddelik  kanunu? "Muhalefet uzlaşmıyor." diyerek bu milletin önünde iktidar olmak sommluluğunuzu,  çözmek sommluluğunuzu nasıl ifade edeceksiniz? Demek ki ikna etme kabiliyetiniz yok! Böyle bir  niyetiniz yok çünkü!  Değerli dostlar, değerli milletvekili arkadaşlarım, gerçekten çelik çomak oyunu oynamıyoruz.  Ülkemiz zor dummda, vatandaşımız zor dummda. Siyaset için söylemiyomm. Kendi bölgelerinizde  gittiğinizde bunu görmüyor musunuz? Sabah televizyonları seyredemez hâle geldik. Köy muhtarı  diyor ki: "Ya, köyü sattık, icra memumnun biri geliyor biri gidiyor."  İşte biraz önce arkadaşlar söyledi, yani borcunu ödeyemediği için intihar eden insanlar, cinnet  geçiren aileler, çocuğunu katleden...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 76 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 6 9 - Şimdi, Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve diğer kanunlar yani -ben, burada şöyle  inceledim buraya gelirken- her hafta yeni bir sıralamayla getirdiğiniz kanunlarla, ötelediğiniz,  görüşmesini ertelediğiniz kanunlara bir bakınız. Bunlar ülkemizin ihtiyacı değil mi, bunlar öncelikli  olmak durumunda değil mi? Yenilenebilir enerji kaynaklarının hukukunu komisyonlarda tüm partilerin  katılımıyla birlikte hazırladınız, şimdi niye öteliyorsunuz? Her hafta biraz daha geriye giden veya hiç  girilmeyen bu kanun tasan veya teklifleri bu ülkenin ihtiyacı, bu toplumun beklentisi değil mi?  Sayın Elitaş, kısacası şu: Uzlaşma sorumluluğunu, uzlaşmayı temin etmek sorumluluğunun  üzerinizde olduğunu bilerek samimiyetle buna emek vermeniz gerekiyor. Her defasında, varılan  uzlaşmayı bozarak "Ben iktidanm sayısal çoğunluğum var, önemli değil biraz zaman harcanmış olur,  çıkmasa da olur" diyerek samimiyet sorgulaması yapamazsınız.  Bakın, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu, bu ülkenin, inanınız ki Anayasa'dan da Seçim  Kanunu'ndan da çok daha önemli, öncelikli, ivedilikli sorunları. Yani, Türkiye ekonomisi  insanlarımızın hayatını belirleyen hususlardaki hukuk eğer ihtiyaca cevap vermiyorsa ve bunu bu  konunun tarafları olan sektörler, örgütlü güçler, yani Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, TÜSİAD'ı,  MÜSİAD'ı , tüm ekonomik kurullan, "Türk Ticaret Kanunu çıkmalı, Borçlar Kanunu çıkmalı,  bununla ilgili uygulama kanunlan çıkmalı." diye feryat ediyorlarsa, bunu temin etmek sorumluluğu  sizin, iktidarın. Diyemezsiniz ki efendim muhalefet bizimle uzlaşmıyor; uzlaşın muhalefetle.  Şimdi, Borçlar Kanunu'nda, başlarken bir itiraz koyduk. Dedik ki; arkadaşlar, Medeni Kanun'da  21'inci Dönemde yapılan yanlışlığı Türk Ticaret Kanunu'nda yaptınız. Kanunun sistematiğini  bozdunuz, hiyerarşik yapılanmasını bozdunuz, dilini bozdunuz, yargıyı bir kargaşaya ittiniz; bir  çıkmaza soktunuz yargıyı, zaten üzerindeki yük çok fazla. Bu yeni sistem içerisinde de karar vermeyi  öyle zor hâle getirdiniz ki, tanımları değiştirdiniz, dili değiştirdiniz, madde sistematiğini değiştirdiniz,  bir kaosa sebep oldunuz. Aynı yanlış Türk Medeni Kanunu'nda 21'inci Dönemde yapılan yanlışın  devamı, ama şimdi aynı yanlışı Borçlar Kanunu'nda da yapmaya kalkarsanız bu doğru olmaz. Bizim  söylediğimiz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak ısrarla söylediğimiz şey bu. Dilini değiştirmeyelim bu  kanunun, bu bir temel kanundur. Bu, hem sektörler tarafından, yani ticaret erbabı tarafından bilinen  bir dildir hem de bu konuda çıkacak ihtilafları çözecek mahkemelerin karar vermesi için bilinen bir  dildir. Bunu değiştirmeyelim. Madde sistematiğini de değiştirmeyelim.  Ama yani bu noktada benim gösterdiğim uzlaşma gayretini siz göstermediniz. Benim talebim  doğrultusunda Sayın Adalet Komisyonu Başkanının danışmanlarıyla bizim bu konuda  görevlendirdiğimiz Sayın Faruk Bal'ın danışmanlan bir araya geldiler ama bir saat bir araya geldiler.  Bir ısrarınız yok, ikna etmek için bir özel gayretiniz yok. Şimdi nasıl çıkartacaksınız 2.500 maddelik  kanunu? "Muhalefet uzlaşmıyor." diyerek bu milletin önünde iktidar olmak sommluluğunuzu,  çözmek sommluluğunuzu nasıl ifade edeceksiniz? Demek ki ikna etme kabiliyetiniz yok! Böyle bir  niyetiniz yok çünkü!  Değerli dostlar, değerli milletvekili arkadaşlarım, gerçekten çelik çomak oyunu oynamıyoruz.  Ülkemiz zor dummda, vatandaşımız zor dummda. Siyaset için söylemiyomm. Kendi bölgelerinizde  gittiğinizde bunu görmüyor musunuz? Sabah televizyonları seyredemez hâle geldik. Köy muhtarı  diyor ki: "Ya, köyü sattık, icra memumnun biri geliyor biri gidiyor."  İşte biraz önce arkadaşlar söyledi, yani borcunu ödeyemediği için intihar eden insanlar, cinnet  geçiren aileler, çocuğunu katleden...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 3  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.  Yani bunları söylemek bana keyif vermiyor ama kendi ülkemizin gerçeğini kimden saklıyoruz?  Bu gerçeğin gereği burada hukuk oluşturmak sorumlususunuz. Hiç kimsenin kimseyi suçlamak gibi  bir hakkı yok ama tekrar ediyorum, iktidar olduğunuzun farkına varın lütfen ya. Bu millet sizi iktidar  olarak seçti. Bu ülkenin sorunlarını muhalefete rağmen çözmek mecburiyetindesiniz, muhalefeti ikna  ederek çözmek mecburiyetindesiniz. "Ben yaptım oldu, ben böyle düşünüyorum, sayısal çoğunluğum  var; önemli değil, zaman geçsin, kanunu erteleyelim." diye bir yaklaşımla siz bu Meclisi  çalıştıramazsınız. Çalıştıramayacağınız bugüne kadar ortaya çıktı, bundan sonra da aynı süreci yaşamak  hiç akıl kân bir davranış değil. Dolayısıyla biz, AKP'yi bir daha bir sorgulamaya, samimiyet sorgulaması  yapmaya davet ediyoruz. Muhalefet partileriyle uzlaşmadan bu Genel Kurulu çalıştırmak ısrarınızdan  ve inadınızdan vazgeçmeye sizi davet ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şandır.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin lehinde ikinci söz Kayseri Milletvekili Sayın  Mustafa Elitaş'a aittir.  Buyurun Sayın Elitaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Milliyetçi Hareket Partisinin Değerli Grup Başkan Vekili Sayın Şandır aslında önemli şeyler  söyledi, uzlaşma adına çok önemli şeyler söyledi. Samimi olma konusunda ben incitmek amacıyla  söylemedim ama hep bu getirdiğiniz önerge doğrultusundaki görüşlerinizin hangi noktada hız  alabileceği konusunu değerlendirmek adına söylüyorum.  Sayın Şandır'ın söylediğinden şu andaki çıkarımlarımız, bizim bugünden itibaren veya yarın bu  konuyla ilgili, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu'yla ilgili Sayın Genel Başkan Yardımcısı Faruk  Bal, bizden milletvekili arkadaşlarımız, bu konuyla ilgili çalışan arkadaşlarımız, Cumhuriyet Halk  Partisinden Sayın Ünlütepe, Barış ve Demokrasi Partisinden herhalde Sayın Kaplan veya bir  arkadaşımız bir an önce bir araya gelebilirler, bununla ilgili düzenlemeleri çalışırlar; katkı  sağlayacağımızı ümit ediyoruz.  "Uzlaşmak için gayret göstermeniz gerekir." dedi. Sayın Şandır'a teşekkür ediyorum.  FERİT MEVLÜT ASLANOGLU (Malatya) - Bizden isim veriyorsun da sizden niye isim  vermiyorsun Sayın Elitaş?  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Uzlaşmak için elimizi uzatıyoruz ama lütfen kolsuz, elsiz  numarası yapmayın bize.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Nasıl?  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Uzattığımız eli, ellerinizi saklayarak, elsiz numarası yaparak  göstermeyin. Biz...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Bu Mecliste çok net bir şey var, aldatılmışlık duygusunu  yerleştirdiniz. Her defasında söz vererek sözünüzde durmadınız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Sayın Şandır, biz kimseyi bugüne kadar aldatmadık, kimseyi  de aldatma zafiyeti içerisinde bulunduğunu itham etmedik, söylemedik.  - 5 7 0 -
Sayfa 77 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 3  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.  Yani bunları söylemek bana keyif vermiyor ama kendi ülkemizin gerçeğini kimden saklıyoruz?  Bu gerçeğin gereği burada hukuk oluşturmak sorumlususunuz. Hiç kimsenin kimseyi suçlamak gibi  bir hakkı yok ama tekrar ediyorum, iktidar olduğunuzun farkına varın lütfen ya. Bu millet sizi iktidar  olarak seçti. Bu ülkenin sorunlarını muhalefete rağmen çözmek mecburiyetindesiniz, muhalefeti ikna  ederek çözmek mecburiyetindesiniz. "Ben yaptım oldu, ben böyle düşünüyorum, sayısal çoğunluğum  var; önemli değil, zaman geçsin, kanunu erteleyelim." diye bir yaklaşımla siz bu Meclisi  çalıştıramazsınız. Çalıştıramayacağınız bugüne kadar ortaya çıktı, bundan sonra da aynı süreci yaşamak  hiç akıl kân bir davranış değil. Dolayısıyla biz, AKP'yi bir daha bir sorgulamaya, samimiyet sorgulaması  yapmaya davet ediyoruz. Muhalefet partileriyle uzlaşmadan bu Genel Kurulu çalıştırmak ısrarınızdan  ve inadınızdan vazgeçmeye sizi davet ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şandır.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin lehinde ikinci söz Kayseri Milletvekili Sayın  Mustafa Elitaş'a aittir.  Buyurun Sayın Elitaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Milliyetçi Hareket Partisinin Değerli Grup Başkan Vekili Sayın Şandır aslında önemli şeyler  söyledi, uzlaşma adına çok önemli şeyler söyledi. Samimi olma konusunda ben incitmek amacıyla  söylemedim ama hep bu getirdiğiniz önerge doğrultusundaki görüşlerinizin hangi noktada hız  alabileceği konusunu değerlendirmek adına söylüyorum.  Sayın Şandır'ın söylediğinden şu andaki çıkarımlarımız, bizim bugünden itibaren veya yarın bu  konuyla ilgili, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu'yla ilgili Sayın Genel Başkan Yardımcısı Faruk  Bal, bizden milletvekili arkadaşlarımız, bu konuyla ilgili çalışan arkadaşlarımız, Cumhuriyet Halk  Partisinden Sayın Ünlütepe, Barış ve Demokrasi Partisinden herhalde Sayın Kaplan veya bir  arkadaşımız bir an önce bir araya gelebilirler, bununla ilgili düzenlemeleri çalışırlar; katkı  sağlayacağımızı ümit ediyoruz.  "Uzlaşmak için gayret göstermeniz gerekir." dedi. Sayın Şandır'a teşekkür ediyorum.  FERİT MEVLÜT ASLANOGLU (Malatya) - Bizden isim veriyorsun da sizden niye isim  vermiyorsun Sayın Elitaş?  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Uzlaşmak için elimizi uzatıyoruz ama lütfen kolsuz, elsiz  numarası yapmayın bize.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Nasıl?  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Uzattığımız eli, ellerinizi saklayarak, elsiz numarası yaparak  göstermeyin. Biz...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Bu Mecliste çok net bir şey var, aldatılmışlık duygusunu  yerleştirdiniz. Her defasında söz vererek sözünüzde durmadınız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Sayın Şandır, biz kimseyi bugüne kadar aldatmadık, kimseyi  de aldatma zafiyeti içerisinde bulunduğunu itham etmedik, söylemedik.  - 5 7 0 - T B M M B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 7 1 - MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yani ben size çok örnek veririm burada.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Elitaş, aldattığınızı ispat edebilirim o kürsüden.  Doğruyu söylemiyorsunuz, kusura bakmayınız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Açıkçası biz iyi niyet çerçevesi içerisinde yapmaya gayret ediyoruz.  Bakınız, ben örneklerden hareketle söylüyomm: Ceza Kanunu Uyum Yasası tahmin ediyorum 700  madde civarındaydı. Bu 700 maddeyi biz gruplar olarak, konuyla alakalı arkadaşlarımız bir araya geldiler,  99 tane önerge hazırladık. 99 tane önergeyi ortak imzalarla yaptık ve bir hafta içerisinde 700 maddelik  Ceza Uyum Yasası'nı bu Genel Kumldan çıkardık. Şu anda 2.500 madde olduğunu ifade ettiğimiz Türk  Ticaret Kanunu'yla ilgili kısım... Bakın, Türk Ticaret Kanunu'nda 76 madde çıkarmışız. 76'ncı maddeyle  ilgili çalışma zamanımız, her bir maddede, temel yasa olmasına rağmen, yarım saat. 1.600 maddelik  yasada 800 saate ihtiyacımız var. 800 saat günde hiç yemeden, içmeden 8 saat çalıştığımızı varsayarsak  100 gün eder. Borçlar Kanunu ve Uyum Yasası'yla ilgili olan kısım da bin madde.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yine aynı şeyleri söylüyorsun.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Yine o bin maddeyle ilgili 45 dakika sürmüş Borçlar  Kanunu'ndaki her bir madde. Biz buna 1.500 saat dersek, 8 saat çalışsak yemeden içmeden yaklaşık  1.700 saat eder. Bu 1.700 saatin geliş zamanı 300 gün eder. Hiç zaman ayırmasak, cumartesi pazar  demesek 300 gün eder. Ben bu teklifi, uzlaşma teklifini önemli bir mesaj olarak alıyorum Sayın  Şandır'dan. Sayın Kılıçdaroğlu da oradan işaret ediyor...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - "Aldattın" dedi.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bu arada Sayın Aslanoğlu'na teşekkür ediyomm konuşma  hakkını bana verdiği için.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - "Aldattın" dedi, "Aldattın", onu duymadın.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Ben bugüne kadar hiç kimseyi aldatmadım.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Dedi.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bugüne kadar hiç kimseyi aldatmadım. Yani, bazı  arkadaşlarımızın da aldatılmışlık hisleri de varsa o konuyu da tartışırız. Hangi konuda aldattığımızı  da ortaya çıkarırız, en azından içimiz rahatlamış olur.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Aldattınız, söz verdiniz yapmadınız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Şahsınız demedi.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Parti dedim, parti.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Hiçbir konuda aldatmadık. Aldattığımızı da ifade etmek  istemiyomz, çünkü aldatmak da hoş değil, aldanılmak da hoş değil. Biz ne aldatan olmak istiyomz  ne aldatılan olmak istiyomz.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Verilen sözün arkasında durulmadı Sayın Elitaş.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, biz Türkiye Büyük Millet Meclisinin  gündemi yazboz tahtası hâline getirmedik. Geçen haftadan konuşmaya başladığımız Seçimlerin  Temel Hükümleri Yasası'ndaki değişiklik için yaptığımız 34 maddelik bir teklif var. Bu teklifle ilgili  iki siyasi parti gmbumuzdan milletvekili arkadaşlarımız, Barış ve Demokrasi Partisinden de  milletvekili arkadaşlarımız bu konuyla ilgili teklif vermişler, birleştirildi. Başladığımız işi bitirmek  adına bunu yapmaya gayret ediyomz.
Sayfa 78 -
T B M M B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 7 1 - MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yani ben size çok örnek veririm burada.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Elitaş, aldattığınızı ispat edebilirim o kürsüden.  Doğruyu söylemiyorsunuz, kusura bakmayınız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Açıkçası biz iyi niyet çerçevesi içerisinde yapmaya gayret ediyoruz.  Bakınız, ben örneklerden hareketle söylüyomm: Ceza Kanunu Uyum Yasası tahmin ediyorum 700  madde civarındaydı. Bu 700 maddeyi biz gruplar olarak, konuyla alakalı arkadaşlarımız bir araya geldiler,  99 tane önerge hazırladık. 99 tane önergeyi ortak imzalarla yaptık ve bir hafta içerisinde 700 maddelik  Ceza Uyum Yasası'nı bu Genel Kumldan çıkardık. Şu anda 2.500 madde olduğunu ifade ettiğimiz Türk  Ticaret Kanunu'yla ilgili kısım... Bakın, Türk Ticaret Kanunu'nda 76 madde çıkarmışız. 76'ncı maddeyle  ilgili çalışma zamanımız, her bir maddede, temel yasa olmasına rağmen, yarım saat. 1.600 maddelik  yasada 800 saate ihtiyacımız var. 800 saat günde hiç yemeden, içmeden 8 saat çalıştığımızı varsayarsak  100 gün eder. Borçlar Kanunu ve Uyum Yasası'yla ilgili olan kısım da bin madde.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yine aynı şeyleri söylüyorsun.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Yine o bin maddeyle ilgili 45 dakika sürmüş Borçlar  Kanunu'ndaki her bir madde. Biz buna 1.500 saat dersek, 8 saat çalışsak yemeden içmeden yaklaşık  1.700 saat eder. Bu 1.700 saatin geliş zamanı 300 gün eder. Hiç zaman ayırmasak, cumartesi pazar  demesek 300 gün eder. Ben bu teklifi, uzlaşma teklifini önemli bir mesaj olarak alıyorum Sayın  Şandır'dan. Sayın Kılıçdaroğlu da oradan işaret ediyor...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - "Aldattın" dedi.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bu arada Sayın Aslanoğlu'na teşekkür ediyomm konuşma  hakkını bana verdiği için.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - "Aldattın" dedi, "Aldattın", onu duymadın.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Ben bugüne kadar hiç kimseyi aldatmadım.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Dedi.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bugüne kadar hiç kimseyi aldatmadım. Yani, bazı  arkadaşlarımızın da aldatılmışlık hisleri de varsa o konuyu da tartışırız. Hangi konuda aldattığımızı  da ortaya çıkarırız, en azından içimiz rahatlamış olur.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Aldattınız, söz verdiniz yapmadınız.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Şahsınız demedi.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Parti dedim, parti.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Hiçbir konuda aldatmadık. Aldattığımızı da ifade etmek  istemiyomz, çünkü aldatmak da hoş değil, aldanılmak da hoş değil. Biz ne aldatan olmak istiyomz  ne aldatılan olmak istiyomz.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Verilen sözün arkasında durulmadı Sayın Elitaş.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, biz Türkiye Büyük Millet Meclisinin  gündemi yazboz tahtası hâline getirmedik. Geçen haftadan konuşmaya başladığımız Seçimlerin  Temel Hükümleri Yasası'ndaki değişiklik için yaptığımız 34 maddelik bir teklif var. Bu teklifle ilgili  iki siyasi parti gmbumuzdan milletvekili arkadaşlarımız, Barış ve Demokrasi Partisinden de  milletvekili arkadaşlarımız bu konuyla ilgili teklif vermişler, birleştirildi. Başladığımız işi bitirmek  adına bunu yapmaya gayret ediyomz.  TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 7 2 - Şunu ifade etmek istiyorum: Sayın Şandır'la dünkü görüşmemizde dedim ki: "Eğer birinci  bölümü bitirirsek... Saat 19.00'da bitirelim, gidelim; 19.30'da bitirelim, gidelim. Çarşamba günü de  13.00'te başlıyoruz, 15.00'te bitirelim, 17.00'de bitirelim, gidelim. Perşembe günkü program da bu  şekilde olsun." diye ifade ettim. Yani bitimiyle ilgili karar gece yansı, sabahlara kadar olma anlamında  değil. Çünkü bununla ilgili uzlaşmayı, anlaşmayı biz hep birlikte yaptık; üç siyasi parti grubuyla  birlikte, muhalefette olan arkadaşlanmızla birlikte bu uzlaşmayı, anlaşmayı yaptık.  Biz, hemen hemen iki buçuk senedir burada milletvekilliği görevini yapıyoruz, grup başkan  vekili arkadaşlanmızla büyük oranda da mutabık kaldığımıza inanıyoruz. Bazı önemli konularda  mutabakat olmadığı, mutabakat sağlayamadığımız durumlar oluyordu, her bir siyasi partinin kendi  siyasi tercihleri çerçevesinde de onu da makul karşılamak lazım, uygun karşılamak lazım. Bunu da  eleştiri anlamında söylemiyorum ama ben, şu anda Sayın Şandır'ın söylediğini, samimi bir şekilde  ifade ettiğini alıyorum, algılıyorum... Yine bir televizyon programında kendisiyle karşı karşıya  geldiğimizde -herhalde iki aylık süre olmuştu- orada da karşılıklı tekliflerimiz olmuştu. İnşallah grup  başkan vekilleri olarak burada bizler bir araya geliriz, ilgili arkadaşlarımızı tespit ederiz, en yakın  zamanda önergelerini hazırlarlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu iki önemli yasayı, bağlantılı  olan iki yasayla birlikte dört yasayı en kısa zamanda çıkaracağımızı ümit ediyorum, yüce Meclisi  saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Elitaş.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz Tunceli Milletvekili Sayın Kamer  Genc'e aittir.  Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Adalet ve Kalkınma Partisinin getirdiği grup önerisinin her zaman karşısında da oldum, yine de  olacağım çünkü bu memlekete, millete faydalı hiçbir şey getirmediler.  Şimdi, biraz önce dinledik Mustafa Bey'i, diyor ki: "Burada dört grup var, anlaşalım." Yahu  burada bir Kamer Genç partisi var, bilmiyor musun sen daha! Burada bağımsız arkadaşlar var, onlar  milletvekili değil mi! Daha hâlâ kafanız bu! Yani, ben dört tane... Anlaş bakalım, hadi bakalım, nasıl  çıkaracaksın? Nasıl çıkaracaksın? Biz burada bağımsız varız, milletvekili vanz. Burada herkese  saygılı olmak zorundasın.  Şimdi diyor ki: "Efendim, gelelim dört grup anlaşalım. Yani 13.30'da başlayalım 15.30'da  bitirelim." Yahu burası düğün salonu mu arkadaşlar! Burası ne acaba yahu! Burası Türkiye Büyük  Millet Meclisi salonu. Burada memleketin sorunları çözülecek, burada ülkenin sorunlarına çare  bulunacak. Sizin rahatınız yerinde! Devletin bütün kaynaklarını almışsınız elinize, efendime  söyleyeyim, istediğiniz malı istediğinize satıyorsunuz, istediğiniz yerde müteahhitleri kendi  yandaşlannızı tayin ediyorsunuz, ondan sonra karşınızda bir güç bırakmıyorsunuz; ee anlaşalım!  Yahu ne kadar güzel! Bu memlekette bu kadar işsiz insan var, açlıktan intihar edenler var, işsizlikten  intihar edenler var, hiç mi kulağınız duymuyor yahu, siz nerede yaşıyorsunuz!  Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, Türkiye AKP'yle beraber dünyadaki saygınlığını kaybetti.  Şimdi, Tayyip Bey Genel Başkanları. Yahu Allah rızası için bunun yüzünde bir güne bir  gülümseme gördünüz mü, gülücük? Kin dolu, nefret dolu, karşısında âdeta bir düşman gibi.. . Yani  bu Türkiye devletinde kendisiyle düşüncelerini paylaşmayan insanları âdeta bir düşman gibi gören,  bir Yunanlıyla gidip sarmaş dolaş olan ama Türkiye'de bu memleketin menfaatini koruyan insanlara
Sayfa 79 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 7 2 - Şunu ifade etmek istiyorum: Sayın Şandır'la dünkü görüşmemizde dedim ki: "Eğer birinci  bölümü bitirirsek... Saat 19.00'da bitirelim, gidelim; 19.30'da bitirelim, gidelim. Çarşamba günü de  13.00'te başlıyoruz, 15.00'te bitirelim, 17.00'de bitirelim, gidelim. Perşembe günkü program da bu  şekilde olsun." diye ifade ettim. Yani bitimiyle ilgili karar gece yansı, sabahlara kadar olma anlamında  değil. Çünkü bununla ilgili uzlaşmayı, anlaşmayı biz hep birlikte yaptık; üç siyasi parti grubuyla  birlikte, muhalefette olan arkadaşlanmızla birlikte bu uzlaşmayı, anlaşmayı yaptık.  Biz, hemen hemen iki buçuk senedir burada milletvekilliği görevini yapıyoruz, grup başkan  vekili arkadaşlanmızla büyük oranda da mutabık kaldığımıza inanıyoruz. Bazı önemli konularda  mutabakat olmadığı, mutabakat sağlayamadığımız durumlar oluyordu, her bir siyasi partinin kendi  siyasi tercihleri çerçevesinde de onu da makul karşılamak lazım, uygun karşılamak lazım. Bunu da  eleştiri anlamında söylemiyorum ama ben, şu anda Sayın Şandır'ın söylediğini, samimi bir şekilde  ifade ettiğini alıyorum, algılıyorum... Yine bir televizyon programında kendisiyle karşı karşıya  geldiğimizde -herhalde iki aylık süre olmuştu- orada da karşılıklı tekliflerimiz olmuştu. İnşallah grup  başkan vekilleri olarak burada bizler bir araya geliriz, ilgili arkadaşlarımızı tespit ederiz, en yakın  zamanda önergelerini hazırlarlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu iki önemli yasayı, bağlantılı  olan iki yasayla birlikte dört yasayı en kısa zamanda çıkaracağımızı ümit ediyorum, yüce Meclisi  saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Elitaş.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz Tunceli Milletvekili Sayın Kamer  Genc'e aittir.  Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Adalet ve Kalkınma Partisinin getirdiği grup önerisinin her zaman karşısında da oldum, yine de  olacağım çünkü bu memlekete, millete faydalı hiçbir şey getirmediler.  Şimdi, biraz önce dinledik Mustafa Bey'i, diyor ki: "Burada dört grup var, anlaşalım." Yahu  burada bir Kamer Genç partisi var, bilmiyor musun sen daha! Burada bağımsız arkadaşlar var, onlar  milletvekili değil mi! Daha hâlâ kafanız bu! Yani, ben dört tane... Anlaş bakalım, hadi bakalım, nasıl  çıkaracaksın? Nasıl çıkaracaksın? Biz burada bağımsız varız, milletvekili vanz. Burada herkese  saygılı olmak zorundasın.  Şimdi diyor ki: "Efendim, gelelim dört grup anlaşalım. Yani 13.30'da başlayalım 15.30'da  bitirelim." Yahu burası düğün salonu mu arkadaşlar! Burası ne acaba yahu! Burası Türkiye Büyük  Millet Meclisi salonu. Burada memleketin sorunları çözülecek, burada ülkenin sorunlarına çare  bulunacak. Sizin rahatınız yerinde! Devletin bütün kaynaklarını almışsınız elinize, efendime  söyleyeyim, istediğiniz malı istediğinize satıyorsunuz, istediğiniz yerde müteahhitleri kendi  yandaşlannızı tayin ediyorsunuz, ondan sonra karşınızda bir güç bırakmıyorsunuz; ee anlaşalım!  Yahu ne kadar güzel! Bu memlekette bu kadar işsiz insan var, açlıktan intihar edenler var, işsizlikten  intihar edenler var, hiç mi kulağınız duymuyor yahu, siz nerede yaşıyorsunuz!  Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, Türkiye AKP'yle beraber dünyadaki saygınlığını kaybetti.  Şimdi, Tayyip Bey Genel Başkanları. Yahu Allah rızası için bunun yüzünde bir güne bir  gülümseme gördünüz mü, gülücük? Kin dolu, nefret dolu, karşısında âdeta bir düşman gibi.. . Yani  bu Türkiye devletinde kendisiyle düşüncelerini paylaşmayan insanları âdeta bir düşman gibi gören,  bir Yunanlıyla gidip sarmaş dolaş olan ama Türkiye'de bu memleketin menfaatini koruyan insanlara  TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 7 3 - ve bu devletin kurucularına karşı kin ve nefret dolu, yargısına karşı kin ve nefret dolu, bu memlekette  doğruyu söyleyen kişilere karşı böyle acayip bir kin içinde. Böyle bir yönetim olur mu, böyle bir  lider olur mu arkadaşlar! Olmaz. Ne diyor? "Cübbeni çıkar gel.", efendim "İyot gibi açığa çıktın."  diyor, "İnandığını söyleyemezsin." diyor. Kime söylüyor bunu? Yargıtay Başkanına diyor. Şimdi,  senin okuma yazman yok mu Tayyip Bey yahu! Şu Anayasa'yı aç oku! Sen buraya hangi kurala göre  iktidar olmaya geldin? Sen buraya Anayasa'ya göre geldin. O Anayasa'da ne diyor? "Kuvvetler  ayrılığı" diyor. Kuvvetler ayrılığında yasama kime ait? Meclise ait. Yargı kime ait? Yargıya ait. Şimdi  senin diploman ne yahu, sen nereden mezunsun? Ben onun diplomasını sordum: Hangi sene, hangi  okula girdi? Nerede, ne diploma, ne hukuk bilgisi var? Şimdi bu memlekette Yargıtay Başkanı,  Danıştay Başkanı olmak o kadar kolay değil ki, yılların deneyimini kazanmış bu insanlara karşı "Sen  cübbeni çıkar..." Adam sana cübbe çıkarma peşinde değil ki. Diyor ki: "Ey yasama organı, sen  Anayasa'ya sadakat yemini yapmışsın, bu sadakat yeminine uygun işlem tesis et, kanun çıkar." Yani  "Getirdiğin kanunla beni yok edemezsiniz." diyor.  Değerli milletvekilleri, 80'lerde biz bu kürsülerde işkence yapan güvenlik görevlileriyle  uğraşıyorduk. Bugün şu anda -maalesef başta ordu mensupları olmak üzere- AKP iktidarı zamanında  en büyük işkenceyi gören ordu mensupları maalesef, bunların içinde de bir grup. Şimdi, nasıl olur da  bir memlekette, bir günde 86 tane asker, 2 tane savcı -ve belli nasıl karar verdikleri de- birdenbire içeri  alınıyor. Arkasından bir başsavcı çıkıyor bunları görevden alıyor.  Şimdi sayın milletvekilleri, bu bir sivil darbedir, bir Fethullah Gülen darbesidir bu memlekette.  Şimdi bu Meclis bunlarla uğraşmayacak da neyle uğraşacak? Yani bir memlekette... Yani bir olay  oluyor, bir ordu yok edilmeye çalışılıyor. Peki bu ordunun hakikaten, gerçekten böyle bir suçlama var  mıdır, yok mudur? Bu, Meclisin görevidir. Bu bir nevi ihtilaldir.  İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Ona yargı karar verecek, yargı, yargı...  KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, bunu burada Meclis nazara almak zomndadır.  Bakın bir bakanınız ne diyor: "Maalesef çete reisleri rektörler var, profesörler var, dekanlar var,  bu da yetmiyormuş gibi nöbetçi hâkim ve nöbetçi savcılar oluyor, böylesine derin çevreye nüfuz  ettiğini görüyorsunuz." Yani aklı başında olan bir kişi, bir hâkim bir karar verdi diye bunu çetenin  hâkimi der mi? Böyle bir şey der mi arkadaşlar? Bu memlekette görev yapan hâkim acaba böyle bir  şey söyleyebilir mi? Anlamıyorum. Yani siz... Şimdi bu Tayyip Erdoğan çıkıp da bu laflan söylediği  zaman sizin hoşunuza gidiyor mu? Gidiyor mu yani? Efendim diyor: "Cübbeni çıkar." Yahu insana  "Sen öyle inandığın gibi düşünemezsin." demek hakkını kimden buluyor bu Tayyip Erdoğan ya,  kimden buluyor?  İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Cübbeyle siyaset yapılmaz.  KAMER GENÇ (Devamla) - Beyler bu, bu memlekete karşı yapılan en büyük zulümdür. "Benim  karşımda konuşma..." Sen kimsin yahu? Sen kimsin, senin karşında konuşmayacağız? Sen gel, hesap  ver, hesap! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Anayasa'nın 3'üncü maddesini kaldıralım, Meclis  soruşturmasını bakanlar ve başbakanlar hakkında kaldıralım, o zaman mahkeme karşısına gidelim,  yiğitliğiniz varsa yargılayalım.  Tayyip Bey, sen 750 milyon doları bankalardan alıp da kendi bilmem şeyine verdiğin zaman,  damadına, onun hesabını vermeyecek misin? Senin Cemil Çiçek'in gidip de bilmem TOKİ'den o bir  günde 1,5 trilyon lira damadı kazanırken neredeydin?
Sayfa 80 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 7 3 - ve bu devletin kurucularına karşı kin ve nefret dolu, yargısına karşı kin ve nefret dolu, bu memlekette  doğruyu söyleyen kişilere karşı böyle acayip bir kin içinde. Böyle bir yönetim olur mu, böyle bir  lider olur mu arkadaşlar! Olmaz. Ne diyor? "Cübbeni çıkar gel.", efendim "İyot gibi açığa çıktın."  diyor, "İnandığını söyleyemezsin." diyor. Kime söylüyor bunu? Yargıtay Başkanına diyor. Şimdi,  senin okuma yazman yok mu Tayyip Bey yahu! Şu Anayasa'yı aç oku! Sen buraya hangi kurala göre  iktidar olmaya geldin? Sen buraya Anayasa'ya göre geldin. O Anayasa'da ne diyor? "Kuvvetler  ayrılığı" diyor. Kuvvetler ayrılığında yasama kime ait? Meclise ait. Yargı kime ait? Yargıya ait. Şimdi  senin diploman ne yahu, sen nereden mezunsun? Ben onun diplomasını sordum: Hangi sene, hangi  okula girdi? Nerede, ne diploma, ne hukuk bilgisi var? Şimdi bu memlekette Yargıtay Başkanı,  Danıştay Başkanı olmak o kadar kolay değil ki, yılların deneyimini kazanmış bu insanlara karşı "Sen  cübbeni çıkar..." Adam sana cübbe çıkarma peşinde değil ki. Diyor ki: "Ey yasama organı, sen  Anayasa'ya sadakat yemini yapmışsın, bu sadakat yeminine uygun işlem tesis et, kanun çıkar." Yani  "Getirdiğin kanunla beni yok edemezsiniz." diyor.  Değerli milletvekilleri, 80'lerde biz bu kürsülerde işkence yapan güvenlik görevlileriyle  uğraşıyorduk. Bugün şu anda -maalesef başta ordu mensupları olmak üzere- AKP iktidarı zamanında  en büyük işkenceyi gören ordu mensupları maalesef, bunların içinde de bir grup. Şimdi, nasıl olur da  bir memlekette, bir günde 86 tane asker, 2 tane savcı -ve belli nasıl karar verdikleri de- birdenbire içeri  alınıyor. Arkasından bir başsavcı çıkıyor bunları görevden alıyor.  Şimdi sayın milletvekilleri, bu bir sivil darbedir, bir Fethullah Gülen darbesidir bu memlekette.  Şimdi bu Meclis bunlarla uğraşmayacak da neyle uğraşacak? Yani bir memlekette... Yani bir olay  oluyor, bir ordu yok edilmeye çalışılıyor. Peki bu ordunun hakikaten, gerçekten böyle bir suçlama var  mıdır, yok mudur? Bu, Meclisin görevidir. Bu bir nevi ihtilaldir.  İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Ona yargı karar verecek, yargı, yargı...  KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, bunu burada Meclis nazara almak zomndadır.  Bakın bir bakanınız ne diyor: "Maalesef çete reisleri rektörler var, profesörler var, dekanlar var,  bu da yetmiyormuş gibi nöbetçi hâkim ve nöbetçi savcılar oluyor, böylesine derin çevreye nüfuz  ettiğini görüyorsunuz." Yani aklı başında olan bir kişi, bir hâkim bir karar verdi diye bunu çetenin  hâkimi der mi? Böyle bir şey der mi arkadaşlar? Bu memlekette görev yapan hâkim acaba böyle bir  şey söyleyebilir mi? Anlamıyorum. Yani siz... Şimdi bu Tayyip Erdoğan çıkıp da bu laflan söylediği  zaman sizin hoşunuza gidiyor mu? Gidiyor mu yani? Efendim diyor: "Cübbeni çıkar." Yahu insana  "Sen öyle inandığın gibi düşünemezsin." demek hakkını kimden buluyor bu Tayyip Erdoğan ya,  kimden buluyor?  İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Cübbeyle siyaset yapılmaz.  KAMER GENÇ (Devamla) - Beyler bu, bu memlekete karşı yapılan en büyük zulümdür. "Benim  karşımda konuşma..." Sen kimsin yahu? Sen kimsin, senin karşında konuşmayacağız? Sen gel, hesap  ver, hesap! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Anayasa'nın 3'üncü maddesini kaldıralım, Meclis  soruşturmasını bakanlar ve başbakanlar hakkında kaldıralım, o zaman mahkeme karşısına gidelim,  yiğitliğiniz varsa yargılayalım.  Tayyip Bey, sen 750 milyon doları bankalardan alıp da kendi bilmem şeyine verdiğin zaman,  damadına, onun hesabını vermeyecek misin? Senin Cemil Çiçek'in gidip de bilmem TOKİ'den o bir  günde 1,5 trilyon lira damadı kazanırken neredeydin?  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 7 4 - Arkadaşlar, İstanbul Belediye Başkanınız -bakın, daha işte Danıştay karan burada, 10/3/2010'da  çıkmış- İstanbul'daki bütün köprü, alt geçit gibi ihaleleri kendi adamlarına pazarlık usulüyle vermiş.  Hakkında... 4734 sayılı Kanun'a göre görevini ihmal etmiş. Hatta, bir tane şey yapmış, bir tane  kavşak yapmış. Kavşak 4,5 milyar -trilyon- liraya mal olduktan sonra gitmiş, o zaman rahmetli Hasan  Doğan diyor ki: "Ya, bu benim evin manzarasını kapatıyor Tayyip Bey. " Tabii, yani hukuk devletinde  sorumluluk taşıyan bir adam böyle der mi? "Ya, o kavşağı kaldırın." diyor, oradan hemen kaldırıyor.  4,5 trilyon... Bunun hesabını kim verecek? Bakın, bunun günahı, vebali hep size; bunun sorumluluğu  size çünkü siz bu memlekette yapılan soyguna, talana "Dur" demeniz yerine destek veriyorsunuz.  İşte, size söylüyorum, bak, Danıştay diyor ki: "İçişleri Bakanınız var bir tane, her türlü suistimal  üzerine soruşturma izni vermiyor." İşte, "Soruşturma izni vermemesine ilişkin işlemin kaldırılmasına  ve dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine..."  Ben İstanbul Cumhuriyet Başsavcısını her gün bundan sonra çıktığımda söyleyeceğim: Sen,  İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ı görevden aldırıyor musunuz aldırmıyor musun arkadaş?  Hakkında, işte nasıl ki. . .  Ondan sonra, o en büyük çete, en büyük Ergenekon, aslında, devletin malını talan eden insanların  yaptıkları eylemdir. Yoksa ki efendim, şimdi 1900, 2000 yıllarında, 2002 yıllarında birileri kendi  aralannda konuşmuş, "Vay efendim, ihtilal yapıyoruz." Yahu, herkes çıkıyor diyor ki: "İhtilal yok."  Peki, niye bu kadar bu memlekette şey ediyorsunuz?  Şimdi, siz, Türkiye Cumhuriyeti devleti çağdaş, laik bir ülke, bunu nasıl bir Araplaştırmaya  çalışıyorsunuz? (AK PARTİ sıralanndan gürültüler) Burada bir Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu...  Nereden geldiği belli değil, ne politika yaptığı belli değil...  İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Hadi oradan be, hadi oradan be!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra, ben, diyor ki . . .  AHMET YENİ (Samsun) - Senin nereden geldiğin belli değil.  KAMER GENÇ (Devamla) - Komşularla sıfır, sıfır... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  "Komşularla sıfır problem" diyor, başarısı sıfır! Hangi komşuyla sıfır problem yaratmış, hangi  başarıyı kazanmış?  İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Hepsi sıfır, hiçbir problem yok.  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, her gün... Bütün adamlarınız, tutuyor uçaklara biniyor,  Allah haram etsin. O benim vergimle yedikleri yemekleri, Allah'a dua ediyorum, burunlanndan cayır  cayır getirsin. (AK PARTİ sıralanndan gürültüler) Yahu böyle bir memleket olur mu? Türkiye'nin en  büyük uçaklarını alıyorlar, Tayyip Bey'in keyfi istediği zaman yandaşlarını dolduruyor götürüyor,  Abdullah Beyi götürüyor, efendime söyleyeyim, onlar da yetmiyor karıları getiriyorlar. Devletin  uçaklarını benim verdiğim vergiyle karılarını alıyor, gidiyor başkalannın düğünlerine gidiyorlar. (AK  PARTİ sıralarından gürültüler)  AHMET YENİ (Samsun) - Şu ağzından çıkana bak.  KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir memleket olur mu arkadaşlar yahu? Böyle bir memleket  olur mu yahu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu memlekette insanlar aç, çıplakken, iş  bulmazken, kendilerini intihar ederken bunun günahını kim şey ediyor? Bu paralar nereye? Devleti  ekonomik yönden yok ettiniz arkadaşlar, ekonomik yönden yok ettiniz; tanmı bitirdiniz, vergi  almıyorsunuz, yandaşların hesabını incelemiyorsunuz, yandaş belediyelerinizin hesaplarını  inceletemiyorsunuz. Dolayısıyla her şeyi örtbas etmeye çalışıyorsunuz. Şimdi de getirdiğiniz kapkara  bir rejim, kapkara bir dikta rejimi.
Sayfa 81 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 7 4 - Arkadaşlar, İstanbul Belediye Başkanınız -bakın, daha işte Danıştay karan burada, 10/3/2010'da  çıkmış- İstanbul'daki bütün köprü, alt geçit gibi ihaleleri kendi adamlarına pazarlık usulüyle vermiş.  Hakkında... 4734 sayılı Kanun'a göre görevini ihmal etmiş. Hatta, bir tane şey yapmış, bir tane  kavşak yapmış. Kavşak 4,5 milyar -trilyon- liraya mal olduktan sonra gitmiş, o zaman rahmetli Hasan  Doğan diyor ki: "Ya, bu benim evin manzarasını kapatıyor Tayyip Bey. " Tabii, yani hukuk devletinde  sorumluluk taşıyan bir adam böyle der mi? "Ya, o kavşağı kaldırın." diyor, oradan hemen kaldırıyor.  4,5 trilyon... Bunun hesabını kim verecek? Bakın, bunun günahı, vebali hep size; bunun sorumluluğu  size çünkü siz bu memlekette yapılan soyguna, talana "Dur" demeniz yerine destek veriyorsunuz.  İşte, size söylüyorum, bak, Danıştay diyor ki: "İçişleri Bakanınız var bir tane, her türlü suistimal  üzerine soruşturma izni vermiyor." İşte, "Soruşturma izni vermemesine ilişkin işlemin kaldırılmasına  ve dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine..."  Ben İstanbul Cumhuriyet Başsavcısını her gün bundan sonra çıktığımda söyleyeceğim: Sen,  İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ı görevden aldırıyor musunuz aldırmıyor musun arkadaş?  Hakkında, işte nasıl ki. . .  Ondan sonra, o en büyük çete, en büyük Ergenekon, aslında, devletin malını talan eden insanların  yaptıkları eylemdir. Yoksa ki efendim, şimdi 1900, 2000 yıllarında, 2002 yıllarında birileri kendi  aralannda konuşmuş, "Vay efendim, ihtilal yapıyoruz." Yahu, herkes çıkıyor diyor ki: "İhtilal yok."  Peki, niye bu kadar bu memlekette şey ediyorsunuz?  Şimdi, siz, Türkiye Cumhuriyeti devleti çağdaş, laik bir ülke, bunu nasıl bir Araplaştırmaya  çalışıyorsunuz? (AK PARTİ sıralanndan gürültüler) Burada bir Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu...  Nereden geldiği belli değil, ne politika yaptığı belli değil...  İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Hadi oradan be, hadi oradan be!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra, ben, diyor ki . . .  AHMET YENİ (Samsun) - Senin nereden geldiğin belli değil.  KAMER GENÇ (Devamla) - Komşularla sıfır, sıfır... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  "Komşularla sıfır problem" diyor, başarısı sıfır! Hangi komşuyla sıfır problem yaratmış, hangi  başarıyı kazanmış?  İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Hepsi sıfır, hiçbir problem yok.  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, her gün... Bütün adamlarınız, tutuyor uçaklara biniyor,  Allah haram etsin. O benim vergimle yedikleri yemekleri, Allah'a dua ediyorum, burunlanndan cayır  cayır getirsin. (AK PARTİ sıralanndan gürültüler) Yahu böyle bir memleket olur mu? Türkiye'nin en  büyük uçaklarını alıyorlar, Tayyip Bey'in keyfi istediği zaman yandaşlarını dolduruyor götürüyor,  Abdullah Beyi götürüyor, efendime söyleyeyim, onlar da yetmiyor karıları getiriyorlar. Devletin  uçaklarını benim verdiğim vergiyle karılarını alıyor, gidiyor başkalannın düğünlerine gidiyorlar. (AK  PARTİ sıralarından gürültüler)  AHMET YENİ (Samsun) - Şu ağzından çıkana bak.  KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir memleket olur mu arkadaşlar yahu? Böyle bir memleket  olur mu yahu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu memlekette insanlar aç, çıplakken, iş  bulmazken, kendilerini intihar ederken bunun günahını kim şey ediyor? Bu paralar nereye? Devleti  ekonomik yönden yok ettiniz arkadaşlar, ekonomik yönden yok ettiniz; tanmı bitirdiniz, vergi  almıyorsunuz, yandaşların hesabını incelemiyorsunuz, yandaş belediyelerinizin hesaplarını  inceletemiyorsunuz. Dolayısıyla her şeyi örtbas etmeye çalışıyorsunuz. Şimdi de getirdiğiniz kapkara  bir rejim, kapkara bir dikta rejimi.  T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 3  LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) - Tam senin gibi, için gibi kapkaranlık.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bu kapkara dikta rejimi altında zannediyorsunuz ki yargıyı da  susturmak suretiyle biz bu işin altından kalkacağız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Göreceksiniz,  referanduma da gideceğiz, referandumda kimin ne olduğunu görecek bu millet. Yani görecek, ondan  sonra...  ALİ TEMÜR (Giresun) - İstifa edecek misin?  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben istiyorum. Niye ben size... Referanduma giderim, o zaman  göreceğim sizi, o zaman orada göreceğim sizi. Hodri meydan!  Şimdi, sizin bir tane Bakanınız var; Bülent Annç, "tuu ulan" diyor basın mensuplarına "tuu sizin  üzerinize." O tükürdüğü kişilere getiriyor, yemeğin içine tükürüyor onları yediriyor. Böyle bir şey olur  mu ya? Ya böyle bir şey olur mu ya?  AHMET YENİ (Samsun) - Hadi oradan be!  KAMER GENÇ (Devamla) - "Tuu" diyor, ondan sonra gelin size yemek yedireyim, bunun  anlamı odur, "Tükürdüğüm yemekleri yeyin." diyor.  AHMET YENİ (Samsun) - Ne kadar yalan konuşuyorsun.  KAMER GENÇ (Devamla) - İşte sizin desteklediğiniz, sizin bu memlekete yapmak istediğiniz,  yaptığınız görüntüler bu. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  Değerli milletvekilleri...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ALİ TEMÜR (Giresun) - Başımızı ağrıttın.  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, ben, sizin o Sanayi Bakanınızı istifaya davet ediyomm. Bir  memleketin hâkimine ve savcısına görevini yaptı diye buna "çete" diyemezsin sen, buna "çete"  diyemezsin. Bu memlekette eğer siz hakikaten o Anayasa'ya göre yaptığınız yemine sadakat  gösteriyorsanız, bakın, bu memleketi keyfi yönetenleri, bu memleketin malını talan edenlerden hesap  sorun; sormazsanız yarın sizden sorarlar.  Şimdi, Hazreti Peygamber Efendimiz diyor ki: "Sakın münafıklara inanmayın." diyor. Diyorlar  ki: "Münafık kim?" Diyor ki: "Verdiği sözü tutmayan, yalan söyleyen ve devletin malına el  uzatandır." diyor.  AHMET YENİ (Samsun) - Evet, işte yalan söyleyen, iftira eden, yalan konuşan!  KAMER GENÇ (Devamla) - İşte en büyük münafık sizlerden geliyor maalesef.  AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Münafık görmek istiyorsan aynaya bak.  SONER AKSOY (Kütahya) - Münafık sensin.  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben burada, bakın, size bazı gerçekleri söylüyomm. Bu gerçeklere  riayet edin. Yani şurada bir seneniz kaldı. Bence siz de vicdanınıza danışın. Bu memleketi bu kadar  tehlikeye götürüyorsunuz, memleketi bir kardeş kavgasına doğm götürüyorsunuz, bunun önünü  önleyin.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  SONER AKSOY (Kütahya) - Kardeş kavgası olsa sen göbek atarsın.  - 5 7 5 -
Sayfa 82 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 3  LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) - Tam senin gibi, için gibi kapkaranlık.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bu kapkara dikta rejimi altında zannediyorsunuz ki yargıyı da  susturmak suretiyle biz bu işin altından kalkacağız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Göreceksiniz,  referanduma da gideceğiz, referandumda kimin ne olduğunu görecek bu millet. Yani görecek, ondan  sonra...  ALİ TEMÜR (Giresun) - İstifa edecek misin?  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben istiyorum. Niye ben size... Referanduma giderim, o zaman  göreceğim sizi, o zaman orada göreceğim sizi. Hodri meydan!  Şimdi, sizin bir tane Bakanınız var; Bülent Annç, "tuu ulan" diyor basın mensuplarına "tuu sizin  üzerinize." O tükürdüğü kişilere getiriyor, yemeğin içine tükürüyor onları yediriyor. Böyle bir şey olur  mu ya? Ya böyle bir şey olur mu ya?  AHMET YENİ (Samsun) - Hadi oradan be!  KAMER GENÇ (Devamla) - "Tuu" diyor, ondan sonra gelin size yemek yedireyim, bunun  anlamı odur, "Tükürdüğüm yemekleri yeyin." diyor.  AHMET YENİ (Samsun) - Ne kadar yalan konuşuyorsun.  KAMER GENÇ (Devamla) - İşte sizin desteklediğiniz, sizin bu memlekete yapmak istediğiniz,  yaptığınız görüntüler bu. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  Değerli milletvekilleri...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ALİ TEMÜR (Giresun) - Başımızı ağrıttın.  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, ben, sizin o Sanayi Bakanınızı istifaya davet ediyomm. Bir  memleketin hâkimine ve savcısına görevini yaptı diye buna "çete" diyemezsin sen, buna "çete"  diyemezsin. Bu memlekette eğer siz hakikaten o Anayasa'ya göre yaptığınız yemine sadakat  gösteriyorsanız, bakın, bu memleketi keyfi yönetenleri, bu memleketin malını talan edenlerden hesap  sorun; sormazsanız yarın sizden sorarlar.  Şimdi, Hazreti Peygamber Efendimiz diyor ki: "Sakın münafıklara inanmayın." diyor. Diyorlar  ki: "Münafık kim?" Diyor ki: "Verdiği sözü tutmayan, yalan söyleyen ve devletin malına el  uzatandır." diyor.  AHMET YENİ (Samsun) - Evet, işte yalan söyleyen, iftira eden, yalan konuşan!  KAMER GENÇ (Devamla) - İşte en büyük münafık sizlerden geliyor maalesef.  AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Münafık görmek istiyorsan aynaya bak.  SONER AKSOY (Kütahya) - Münafık sensin.  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben burada, bakın, size bazı gerçekleri söylüyomm. Bu gerçeklere  riayet edin. Yani şurada bir seneniz kaldı. Bence siz de vicdanınıza danışın. Bu memleketi bu kadar  tehlikeye götürüyorsunuz, memleketi bir kardeş kavgasına doğm götürüyorsunuz, bunun önünü  önleyin.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  SONER AKSOY (Kütahya) - Kardeş kavgası olsa sen göbek atarsın.  - 5 7 5 - TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 7 6 - KAMER GENÇ (Devamla) - Bunun için maalesef bu memleket sizin zamanınızda büyük bir  sıkıntıya düştü.  Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.  Grup önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmiştir.  İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır,  okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)  D) ÖNERGELER  1.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'nun, (2/526) esas numaralı Kanun Teklifi'nin  doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/200)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  2/526 esas numaralı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında  Kanun Teklifim, süresi içinde ilgili komisyonda görüşülmediğinden İçtüzüğümüzün 37. maddesi  gereğince doğrudan gündeme alınmasını saygılarımla arz ederim. 26/10/2010  Mehmet Serdaroğlu  Kastamonu  BAŞKAN - Teklif sahibi Kastamonu Milletvekili Sayın Mehmet Serdaroğlu, buyurun. (MHP  sıralarından alkışlar)  MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; kredi  kartı borçlarının tüketici kredisine çevrilmesiyle ilgili kanun teklifimin doğrudan gündeme alınması  için söz aldım. Sizleri en iyi dileklerimle selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, yüzde 50'sinden fazlası yabancıların elinde olan bankacılık sistemimiz  şeytanın dahi aklına gelmeyecek türlü türlü oyunlarla, Sülün Osman'ı bile gölgede bırakacak  taktiklerle vatandaşlarımıza bir kredi kartı cehennemi yaşatmaktadırlar.  Değerli milletvekilleri, kredi kartı cehenneminin zebaniliğini yapan bankalar yüzünden kararan  hayatları, dağılan yuvaları, borç içinde yarınından ümidini kesmiş vatandaşlarımızı görmezden  gelemeyiz. Hemen hemen her gün, aile facialarına neden olan bir kredi kartı mağduru haberini  duymaktayız. Bakın, daha birkaç gün önce "kredi kartı faciası" adıyla, bir polisimiz eşini iki  çocuğunun önünde öldürmüş ve intihar etmiştir.  Bankalar, kanunen yasak olmasına rağmen, aklınıza gelemeyecek her yerde kredi kartı  dağıtıyorlar. Kart dağıtırken vahşi kapitalizmin binbir pazarlama taktiğini ve tekniğini uyguluyorlar.  Kart verdikleri müşterilerinin ödeme güçlerine, maaşlarına, yaşına başına bakmadan, yediden yetmişe  yakaladıkları herkese kredi kartı dağıtıyorlar. İktidarınız sayesinde kazancıyla geçinemeyen  vatandaşlarımız da maalesef bankaların tuzağına düşüyor.  Değerli milletvekilleri, ülkemizde 26 milyon kişi, toplam 36 milyon kredi kartı kullanıyor. Kredi  kartlarıyla 36 katrilyon liralık harcama yapılıyor. Bu rakamın 3 katrilyonu takipli olan, bankaların  ümit kestikleri alacaklardır. İktidar, bankalara bu alacaklarını tahsil etme imkânını sağlamak için bir  kanun çıkardı ama o zaman da söylediğimiz gibi, bu kanun hiçbir işe yaramadı. Sorun her geçen gün  artarak büyümektedir.
Sayfa 83 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 7 6 - KAMER GENÇ (Devamla) - Bunun için maalesef bu memleket sizin zamanınızda büyük bir  sıkıntıya düştü.  Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.  Grup önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmiştir.  İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır,  okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:  V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)  D) ÖNERGELER  1.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'nun, (2/526) esas numaralı Kanun Teklifi'nin  doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/200)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  2/526 esas numaralı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında  Kanun Teklifim, süresi içinde ilgili komisyonda görüşülmediğinden İçtüzüğümüzün 37. maddesi  gereğince doğrudan gündeme alınmasını saygılarımla arz ederim. 26/10/2010  Mehmet Serdaroğlu  Kastamonu  BAŞKAN - Teklif sahibi Kastamonu Milletvekili Sayın Mehmet Serdaroğlu, buyurun. (MHP  sıralarından alkışlar)  MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; kredi  kartı borçlarının tüketici kredisine çevrilmesiyle ilgili kanun teklifimin doğrudan gündeme alınması  için söz aldım. Sizleri en iyi dileklerimle selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, yüzde 50'sinden fazlası yabancıların elinde olan bankacılık sistemimiz  şeytanın dahi aklına gelmeyecek türlü türlü oyunlarla, Sülün Osman'ı bile gölgede bırakacak  taktiklerle vatandaşlarımıza bir kredi kartı cehennemi yaşatmaktadırlar.  Değerli milletvekilleri, kredi kartı cehenneminin zebaniliğini yapan bankalar yüzünden kararan  hayatları, dağılan yuvaları, borç içinde yarınından ümidini kesmiş vatandaşlarımızı görmezden  gelemeyiz. Hemen hemen her gün, aile facialarına neden olan bir kredi kartı mağduru haberini  duymaktayız. Bakın, daha birkaç gün önce "kredi kartı faciası" adıyla, bir polisimiz eşini iki  çocuğunun önünde öldürmüş ve intihar etmiştir.  Bankalar, kanunen yasak olmasına rağmen, aklınıza gelemeyecek her yerde kredi kartı  dağıtıyorlar. Kart dağıtırken vahşi kapitalizmin binbir pazarlama taktiğini ve tekniğini uyguluyorlar.  Kart verdikleri müşterilerinin ödeme güçlerine, maaşlarına, yaşına başına bakmadan, yediden yetmişe  yakaladıkları herkese kredi kartı dağıtıyorlar. İktidarınız sayesinde kazancıyla geçinemeyen  vatandaşlarımız da maalesef bankaların tuzağına düşüyor.  Değerli milletvekilleri, ülkemizde 26 milyon kişi, toplam 36 milyon kredi kartı kullanıyor. Kredi  kartlarıyla 36 katrilyon liralık harcama yapılıyor. Bu rakamın 3 katrilyonu takipli olan, bankaların  ümit kestikleri alacaklardır. İktidar, bankalara bu alacaklarını tahsil etme imkânını sağlamak için bir  kanun çıkardı ama o zaman da söylediğimiz gibi, bu kanun hiçbir işe yaramadı. Sorun her geçen gün  artarak büyümektedir.  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 7 7 - Çok değerli milletvekilleri, asıl tehlike 3 katrilyonluk temerrütteki kart alacakları değil, asıl  tehlike 14-15 katrilyonluk asgari tutan ödenerek çevrilmeye çalışılan kredi kartı borçlarıdır.  Tefecilere, taklacılara borçlanarak, o karttan çekip başka bir karta yatırarak borcun asgarisini ödemeye  çalışanların sayısı maalesef inanılmaz bir hızla artmaktadır. Hepsi bir bir, bunların, temerrüde  düşmektedir. Eğer bunlara bir ödeme kolaylığı sağlanmaz ise 3 katrilyonluk kredi kartı batağı 20  katrilyon liraya çıkacak, esas bomba da işte o zaman patlayacaktır. Kredi kartı bombası hem bankaları  hem vatandaşlanmızı hem de bütün ekonomimizi vuracaktır. Bu çöküş sadece ekonomide olmayacak  sosyal patlamalarla toplumsal sorunlara neden olacaktır.  Çok değerli milletvekilleri, Ekonomiden Sommlu Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan da  ve bankacılık sektörünün önde gelen yöneticileri de kredi kartı borçlarının tüketici kredisi çekilerek  kapatılmasını öneriyorlar ama onlar da bilmiyorlar mı ki bankalar bu durumda olan vatandaşlanmıza  maalesef tüketici kredisi vermiyor. Böylece bankalar borcunu ödeyemeyen kart sahibinin limitini  artırarak vatandaşın kanını son damlasına kadar emmeye devam ediyorlar.  Her geçen gün büyüyen kredi kartı borçlannın yeni intiharlara, aile facialanna, cinayetlere neden  olmaması için yeniden yapılandınlarak tüketici kredisine çevrilmesi mutlaka gerekmektedir. İşte,  kanun teklifimiz ile temerrüde düşsün veya düşmesin bütün kredi kartı borçlannı bankalann ortalama  tüketici kredisi faizi üzerinden yirmi dört ay vade ile tüketici kredisine çevrilmesini istemekteyiz.  Değerli milletvekilleri, buradan iktidarın siz sayın milletvekillerine sesleniyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET SERDAROĞLU (Devamla) - Vatandaşlarımızı içine düştükleri kredi kartı  cehenneminden kurtarmak için böyle bir ödeme kolaylığına şiddetle ihtiyaç vardır. Teklifimizin  gündeme alınması ve yasallaşması vatandaşlanmız için bir umut olacaktır. Vereceğiniz her "Evet."  oyu belki de bir can kurtaracaktır, "Hayır." oylannız ise cehennem ateşini daha da harlandıracaktır.  Sizleri bankalann yanında değil, kredi kartı mağdurlarının yani vatandaşın yanında olmaya davet  ediyor, bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Serdaroğlu.  Denizli Milletvekili Sayın Emin Haluk Ayhan. (MHP sıralanndan alkışlar)  EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyomm Sayın Başkan.  Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre, Kastamonu  Milletvekili Sayın Mehmet Serdaroğlu'nun, Banka Kartlan ve Kredi Kartlan Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin gündeme alınmasına ilişkin önerge hakkında söz almış  bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Kredi kartları borçlarının tüketici kredisine çevrilerek yapılandınlması ve yirmi dört aya  uzatılmasını teklif istiyor.  Şimdi bakalım: 2005 yılından bu yana ferdi kredi borcunu ödememiş kişi sayısı 704.658. Bu sayı  2005 yılında 7.781 imiş, 2009 yılında 436.907'ye yükselmiş. Kredi kartlanna gelince: 2005 yılından bu  yana 1 milyon 390 bin 827 kişi kredi kartı borcunu ödememiş, 2005 yılında kredi kartlannı ödememiş  kişi sayısı 82.635,2009 yılında ise 645.733 kişi. Hem ferdî kredi hem de kredi kartlan ödemeyenlerin  sayısı 2 milyon 95 bin 485. Bu sayı 2005 yılında 90 bin 416,2009 yılında 1 milyon 82 bin 640 kişi. Bu  sonuçlar neyi gösteriyor? AKP İktidannın ülkeyi, bireyleri ne hâle getirdiğini gösteriyor.
Sayfa 84 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 7 7 - Çok değerli milletvekilleri, asıl tehlike 3 katrilyonluk temerrütteki kart alacakları değil, asıl  tehlike 14-15 katrilyonluk asgari tutan ödenerek çevrilmeye çalışılan kredi kartı borçlarıdır.  Tefecilere, taklacılara borçlanarak, o karttan çekip başka bir karta yatırarak borcun asgarisini ödemeye  çalışanların sayısı maalesef inanılmaz bir hızla artmaktadır. Hepsi bir bir, bunların, temerrüde  düşmektedir. Eğer bunlara bir ödeme kolaylığı sağlanmaz ise 3 katrilyonluk kredi kartı batağı 20  katrilyon liraya çıkacak, esas bomba da işte o zaman patlayacaktır. Kredi kartı bombası hem bankaları  hem vatandaşlanmızı hem de bütün ekonomimizi vuracaktır. Bu çöküş sadece ekonomide olmayacak  sosyal patlamalarla toplumsal sorunlara neden olacaktır.  Çok değerli milletvekilleri, Ekonomiden Sommlu Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan da  ve bankacılık sektörünün önde gelen yöneticileri de kredi kartı borçlarının tüketici kredisi çekilerek  kapatılmasını öneriyorlar ama onlar da bilmiyorlar mı ki bankalar bu durumda olan vatandaşlanmıza  maalesef tüketici kredisi vermiyor. Böylece bankalar borcunu ödeyemeyen kart sahibinin limitini  artırarak vatandaşın kanını son damlasına kadar emmeye devam ediyorlar.  Her geçen gün büyüyen kredi kartı borçlannın yeni intiharlara, aile facialanna, cinayetlere neden  olmaması için yeniden yapılandınlarak tüketici kredisine çevrilmesi mutlaka gerekmektedir. İşte,  kanun teklifimiz ile temerrüde düşsün veya düşmesin bütün kredi kartı borçlannı bankalann ortalama  tüketici kredisi faizi üzerinden yirmi dört ay vade ile tüketici kredisine çevrilmesini istemekteyiz.  Değerli milletvekilleri, buradan iktidarın siz sayın milletvekillerine sesleniyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET SERDAROĞLU (Devamla) - Vatandaşlarımızı içine düştükleri kredi kartı  cehenneminden kurtarmak için böyle bir ödeme kolaylığına şiddetle ihtiyaç vardır. Teklifimizin  gündeme alınması ve yasallaşması vatandaşlanmız için bir umut olacaktır. Vereceğiniz her "Evet."  oyu belki de bir can kurtaracaktır, "Hayır." oylannız ise cehennem ateşini daha da harlandıracaktır.  Sizleri bankalann yanında değil, kredi kartı mağdurlarının yani vatandaşın yanında olmaya davet  ediyor, bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Serdaroğlu.  Denizli Milletvekili Sayın Emin Haluk Ayhan. (MHP sıralanndan alkışlar)  EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyomm Sayın Başkan.  Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre, Kastamonu  Milletvekili Sayın Mehmet Serdaroğlu'nun, Banka Kartlan ve Kredi Kartlan Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin gündeme alınmasına ilişkin önerge hakkında söz almış  bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Kredi kartları borçlarının tüketici kredisine çevrilerek yapılandınlması ve yirmi dört aya  uzatılmasını teklif istiyor.  Şimdi bakalım: 2005 yılından bu yana ferdi kredi borcunu ödememiş kişi sayısı 704.658. Bu sayı  2005 yılında 7.781 imiş, 2009 yılında 436.907'ye yükselmiş. Kredi kartlanna gelince: 2005 yılından bu  yana 1 milyon 390 bin 827 kişi kredi kartı borcunu ödememiş, 2005 yılında kredi kartlannı ödememiş  kişi sayısı 82.635,2009 yılında ise 645.733 kişi. Hem ferdî kredi hem de kredi kartlan ödemeyenlerin  sayısı 2 milyon 95 bin 485. Bu sayı 2005 yılında 90 bin 416,2009 yılında 1 milyon 82 bin 640 kişi. Bu  sonuçlar neyi gösteriyor? AKP İktidannın ülkeyi, bireyleri ne hâle getirdiğini gösteriyor.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi, bu tablo, mutluluk tablosu mudur? AKP bu tablodan zevk mi almaktadır? Ülkemizde  hane halklarının yüzde 53'ü elde ettiği gelirlerle geçimini zor karşılamaktadır. Araştırmalarda hane  halklarının yüzde 10'u kazançlarıyla kolay geçindiğini söylüyor. O zaman yüzde 90'ı zor geçiniyor.  2009 yılında bireyler daha ucuz ürün tüketmeye başlamış, yüzde 34'ü borçlanmış. Hane halkı  faiz ödemeleri artıyor, hane halkı borcu artıyor. Faiz ödemelerinin hane halkı harcanabilir geliri  içindeki payı artıyor. Hane halkı borçlarının hane halkı harcanabilir geliri içindeki payı da artıyor.  Bireysel kredilerin hane halkı tüketim harcamaları içindeki payı artıyor. Firmaların temerrüde düşme  oranlan artıyor.  İşsizlerin sayısı 6 milyona dayanmış. İşsizlerin yüzde 75'inin sosyal güvencesi yok. İşsizlerin  yüzde 23'ü altı ay, yüzde 40'ı son bir yıl içinde işsiz kalmış. 100 işsizin evinde 40'ı kirada oturuyor.  100 işsizin evinin 40'ında çalışanı yok. 100 işsizin 50'si yirmi-otuz yaş grubu arasında. 100 işsizin  93'ünün başka geliri yok. 100 işsizden 75'i vasıflı. 3 milyon kişi kredi takibinde.  Takipteki krediler arttı mı? Arttı. Döneminizde ülkenin borçları ikiye katlandı mı? Katlandı.  İşsizliği artırdınız mı? Artırdınız. 10 milyar TL olacak, dediğiniz bütçe açığı 50 milyar TL'nin üzerine  çıktı mı? Çıktı. 50 milyar, dediğiniz cari açık 13 milyar dolar olunca sevinebildiniz mi?  Sevinemediniz. Sosyal güvenlik açıkları arttı mı? Arttı. Mahalli idarelerin açıklan arttı mı? Arttı.  Şimdi, bunda istismar var mı? Var. Yapıyor musunuz? Yapıyorsunuz. 2010 yılı programında  yazmışsınız seçim öncesi lüzumsuz mahalli idareler harcamalarının olduğunu, hem de Bakanlar  Kurulu kararı eklerinde.  İhracat şubat ayının ilk beş gününde yüzde 400 arttı diyorsunuz, ilk iki ayda yüzde 1 azalıyor.  İthalat aldı başını gidiyor. Dış ticaret açığı artışı şubatta yüzde 400'leri aşıyor. Çiftçinin ürünü para  etmiyor. Desteklemelerde verilen sözler birbirini tutmuyor. Para eden et, vatandaşın iflası pahasına.  Daha hedefler bu çatıda görüşülürken, hedeflerin...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - ...yüzde 25 altında gerçekleşecek diye bir sayın bakan  söylüyor.  Bankalardan krediyi kimler alıyor? Hükümete yakınlar alıyor. Çocuğunu dershaneye gönderip  bin lirayı ödeyemeyen anne hapse giriyor, çocuğu buna dayanamayıp intihar ediyor. Bunda hiç mi  uyguladığınız politikaların etkisi yok? Bundan hiç mi vicdanınız rahatsız olmuyor?  Tabii ki önce Kürt, sonra demokratik, daha sonra millî birlik, ondan sonra Roman ve geleceği  ne olduğu bilinmeyen açılım teraneleri var. Hükümet ne yaptığını bilmiyor, ne dediğini bilmiyor.  Açılımı, Habur'daki olayları gördükten sonra her tarafınıza bulaştırdınız ve vazgeçtiniz. Rezillik diz  boyu. Emekliye açılım yok, memura açılım yok, tüccara açılım yok, KOBİ'ye açılım yok, sanayiciye  açılım yok, öğrenciye açılım yok, başörtülüye açılım yok, çiftçiye açılım yok.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Hedefi yüzde 4 büyüme koyup, sonra "Yüzde 6 küçü­ leceğiz." deyip, daha sonra "Yüzde 4,7 küçüldük." diye sevinenlere ne demeli?  AHMET YENİ (Samsun) - Ne zaman bitecek Sayın Başkan?  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Ayhan, bir dakikalık ek süre de bitti.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Daha bir dakika var. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  - 5 7 8 -
Sayfa 85 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi, bu tablo, mutluluk tablosu mudur? AKP bu tablodan zevk mi almaktadır? Ülkemizde  hane halklarının yüzde 53'ü elde ettiği gelirlerle geçimini zor karşılamaktadır. Araştırmalarda hane  halklarının yüzde 10'u kazançlarıyla kolay geçindiğini söylüyor. O zaman yüzde 90'ı zor geçiniyor.  2009 yılında bireyler daha ucuz ürün tüketmeye başlamış, yüzde 34'ü borçlanmış. Hane halkı  faiz ödemeleri artıyor, hane halkı borcu artıyor. Faiz ödemelerinin hane halkı harcanabilir geliri  içindeki payı artıyor. Hane halkı borçlarının hane halkı harcanabilir geliri içindeki payı da artıyor.  Bireysel kredilerin hane halkı tüketim harcamaları içindeki payı artıyor. Firmaların temerrüde düşme  oranlan artıyor.  İşsizlerin sayısı 6 milyona dayanmış. İşsizlerin yüzde 75'inin sosyal güvencesi yok. İşsizlerin  yüzde 23'ü altı ay, yüzde 40'ı son bir yıl içinde işsiz kalmış. 100 işsizin evinde 40'ı kirada oturuyor.  100 işsizin evinin 40'ında çalışanı yok. 100 işsizin 50'si yirmi-otuz yaş grubu arasında. 100 işsizin  93'ünün başka geliri yok. 100 işsizden 75'i vasıflı. 3 milyon kişi kredi takibinde.  Takipteki krediler arttı mı? Arttı. Döneminizde ülkenin borçları ikiye katlandı mı? Katlandı.  İşsizliği artırdınız mı? Artırdınız. 10 milyar TL olacak, dediğiniz bütçe açığı 50 milyar TL'nin üzerine  çıktı mı? Çıktı. 50 milyar, dediğiniz cari açık 13 milyar dolar olunca sevinebildiniz mi?  Sevinemediniz. Sosyal güvenlik açıkları arttı mı? Arttı. Mahalli idarelerin açıklan arttı mı? Arttı.  Şimdi, bunda istismar var mı? Var. Yapıyor musunuz? Yapıyorsunuz. 2010 yılı programında  yazmışsınız seçim öncesi lüzumsuz mahalli idareler harcamalarının olduğunu, hem de Bakanlar  Kurulu kararı eklerinde.  İhracat şubat ayının ilk beş gününde yüzde 400 arttı diyorsunuz, ilk iki ayda yüzde 1 azalıyor.  İthalat aldı başını gidiyor. Dış ticaret açığı artışı şubatta yüzde 400'leri aşıyor. Çiftçinin ürünü para  etmiyor. Desteklemelerde verilen sözler birbirini tutmuyor. Para eden et, vatandaşın iflası pahasına.  Daha hedefler bu çatıda görüşülürken, hedeflerin...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - ...yüzde 25 altında gerçekleşecek diye bir sayın bakan  söylüyor.  Bankalardan krediyi kimler alıyor? Hükümete yakınlar alıyor. Çocuğunu dershaneye gönderip  bin lirayı ödeyemeyen anne hapse giriyor, çocuğu buna dayanamayıp intihar ediyor. Bunda hiç mi  uyguladığınız politikaların etkisi yok? Bundan hiç mi vicdanınız rahatsız olmuyor?  Tabii ki önce Kürt, sonra demokratik, daha sonra millî birlik, ondan sonra Roman ve geleceği  ne olduğu bilinmeyen açılım teraneleri var. Hükümet ne yaptığını bilmiyor, ne dediğini bilmiyor.  Açılımı, Habur'daki olayları gördükten sonra her tarafınıza bulaştırdınız ve vazgeçtiniz. Rezillik diz  boyu. Emekliye açılım yok, memura açılım yok, tüccara açılım yok, KOBİ'ye açılım yok, sanayiciye  açılım yok, öğrenciye açılım yok, başörtülüye açılım yok, çiftçiye açılım yok.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Hedefi yüzde 4 büyüme koyup, sonra "Yüzde 6 küçü­ leceğiz." deyip, daha sonra "Yüzde 4,7 küçüldük." diye sevinenlere ne demeli?  AHMET YENİ (Samsun) - Ne zaman bitecek Sayın Başkan?  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Ayhan, bir dakikalık ek süre de bitti.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Daha bir dakika var. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  - 5 7 8 - T B M M B:82 6 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 7 9 - MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bir dakika bitti.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Bakın, hepimiz gerek kamu gerekse özel yatırımların  nasıl azaldığını görüyoruz. Bu işsizliği çözecek mi? Yatırım olmayınca iş imkânı olur mu?  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Ayhan, süre bitti.  AHMET YENİ (Samsun) - İkinci dakikan da bitti.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Söylediklerimden çok mu rahatsız oluyorsunuz?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Yıldız da uyarıyor sizi!  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum. Sağ olun.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  E) DUYURULAR  1.- (2/650) esas numaralı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi 'nin, bazı üyelerin imzalarını geri almaları sonucu imza sayısı  Anayasa'nın 175'inci maddesinde öngörülen sayının altına düştüğünden, ilk imza sahibine iade  edildiğine ilişkin duyuru (4/201)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, (2/650) esas numaralı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının  Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, bazı üyelerin imzalarını geri  almaları sonucu imza sayısı Anayasa'nın 175'inci maddesinde öngörülen sayının altına düştüğünden  ilk imza sahibine iade edilmiştir.  Bilgilerinize sunulur.  Birleşime yarım saat ara veriyomm.  Kapanma Saati: 19.47
Sayfa 86 -
T B M M B:82 6 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 7 9 - MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bir dakika bitti.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Bakın, hepimiz gerek kamu gerekse özel yatırımların  nasıl azaldığını görüyoruz. Bu işsizliği çözecek mi? Yatırım olmayınca iş imkânı olur mu?  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Ayhan, süre bitti.  AHMET YENİ (Samsun) - İkinci dakikan da bitti.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Söylediklerimden çok mu rahatsız oluyorsunuz?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Yıldız da uyarıyor sizi!  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum. Sağ olun.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  E) DUYURULAR  1.- (2/650) esas numaralı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi 'nin, bazı üyelerin imzalarını geri almaları sonucu imza sayısı  Anayasa'nın 175'inci maddesinde öngörülen sayının altına düştüğünden, ilk imza sahibine iade  edildiğine ilişkin duyuru (4/201)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, (2/650) esas numaralı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının  Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, bazı üyelerin imzalarını geri  almaları sonucu imza sayısı Anayasa'nın 175'inci maddesinde öngörülen sayının altına düştüğünden  ilk imza sahibine iade edilmiştir.  Bilgilerinize sunulur.  Birleşime yarım saat ara veriyomm.  Kapanma Saati: 19.47  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82'nci Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.  IX.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI  1.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, RTÜK'e alınan personele ilişkin Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan sözlü soru önergesi (6/914) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu 'nun cevabı  2.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz 'ün, yönetici atamalarıyla ilgili iddialara ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1395) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz 'ün, iptal edilen öğretim programlarına ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1413) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık 'ın, Kütahya 'daki okul eksikliklerine ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1426) ve Millî Eğitim Bakam Nimet Çubukçu 'nun cevabı  5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesine ilişkin  Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1469) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  6. - Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bilgisayar öğretmenlerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1473) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  7.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Sırnak'taki okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1494) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  8.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Sırnak'taki öğretmenlerin ek ödenek ve lojman  sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1495) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  9.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Şırnak 'taki öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1496) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  10.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Güçlükonak-Findik beldesindeki okul ihtiyacına ilişkin  sözlü soru önergesi (6/1497) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  11.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Beytüşşebap 'taki okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1498) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  12.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, İdil'deki okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1500) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  13.-Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Uludere 'deki okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1501) Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı  14.-Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş 'ın, bir sendika şube başkanı hakkında soruşturma  açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1503) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  - 5 8 0 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 20.31  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)
Sayfa 87 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82'nci Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.  IX.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI  1.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, RTÜK'e alınan personele ilişkin Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan sözlü soru önergesi (6/914) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet  Çubukçu 'nun cevabı  2.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz 'ün, yönetici atamalarıyla ilgili iddialara ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1395) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz 'ün, iptal edilen öğretim programlarına ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1413) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık 'ın, Kütahya 'daki okul eksikliklerine ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1426) ve Millî Eğitim Bakam Nimet Çubukçu 'nun cevabı  5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesine ilişkin  Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1469) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  6. - Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, bilgisayar öğretmenlerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1473) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  7.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Sırnak'taki okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1494) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  8.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Sırnak'taki öğretmenlerin ek ödenek ve lojman  sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1495) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  9.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Şırnak 'taki öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1496) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  10.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Güçlükonak-Findik beldesindeki okul ihtiyacına ilişkin  sözlü soru önergesi (6/1497) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  11.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Beytüşşebap 'taki okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1498) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  12.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, İdil'deki okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1500) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  13.-Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Uludere 'deki okul ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1501) Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun cevabı  14.-Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş 'ın, bir sendika şube başkanı hakkında soruşturma  açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1503) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  - 5 8 0 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 20.31  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  75 . - Tokat Milletvekili Reşat Doğru 'nun, bir okulun sosyal tesis ihtiyacına ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1550) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  16.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru 'nun, taşımalı eğitim yapılan okullardaki bazı ihtiyaçlara  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1551) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  17.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan'ın, öğretmenlik mesleğine münhasır yasa yapılmasına  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1638) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık 'ın, öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1650)  ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  19.-Kütahya Milletvekili Alim Işık 'ın, Açık Öğretim Fakültesi öğrencilerine tek ders sınav hakkı  tanınmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1654) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, sözleşmeli öğretmenlerin durumuna ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1658) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  21.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, anadil eğitimi veren üniversitelere ilişkin  Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1660) Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  22.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, İLKSAN'ın bir ihalesine ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1703) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  23.-Niğde Milletvekili Mümin İnan 'ın, Niğde 'deki okul ve öğretmen ihtiyacına ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1748) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  24.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, bir grup üniversite öğrencisi hakkında açılan  soruşturmaya ilişkin sözlü soru önergesi (6/1755) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  25.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru 'nun, Tokat 'ın bazı ilçelerindeki yeni okul ihtiyacına ilişkin  sözlü soru önergesi (6/1806) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  26.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, okullarda madde bağımlılığına karşı yürütülen  çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1807) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu gündemin "Sözlü  Somlar" kısmında yer alan somlardan 1 ,128,136,144,174,176,189,190,191,192,193,194,195,  196, 230, 231, 297, 307, 309, 312, 314, 349, 383, 389, 431 ve 432'nci sıralardaki soruları birlikte  cevaplandırmak istemişlerdir.  Şimdi soruları sırasıyla okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Prof. Dr. Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.  Yaşar Ağyüz  Gaziantep  1. Radyo ve Televizyon Üst Kumlunun göreve başladığı 15.07.2005 tarihinden bugüne kadar var  olan personele ilaveten kaç personel alınmıştır?  Naklen alınan personel hangi kurumlardan alınmış ve özellikleri nedir?  2. Bölge Müdürlüğü atamaları "Kurum içinde 5 yıl çalışmış olmak" koşuluna uygun olarak mı  yapılmaktadır?  - 5 8 1 -
Sayfa 88 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  75 . - Tokat Milletvekili Reşat Doğru 'nun, bir okulun sosyal tesis ihtiyacına ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1550) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  16.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru 'nun, taşımalı eğitim yapılan okullardaki bazı ihtiyaçlara  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1551) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  17.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan'ın, öğretmenlik mesleğine münhasır yasa yapılmasına  ilişkin sözlü soru önergesi (6/1638) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık 'ın, öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1650)  ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  19.-Kütahya Milletvekili Alim Işık 'ın, Açık Öğretim Fakültesi öğrencilerine tek ders sınav hakkı  tanınmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1654) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, sözleşmeli öğretmenlerin durumuna ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1658) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  21.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter'in, anadil eğitimi veren üniversitelere ilişkin  Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1660) Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  22.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, İLKSAN'ın bir ihalesine ilişkin sözlü soru önergesi  (6/1703) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  23.-Niğde Milletvekili Mümin İnan 'ın, Niğde 'deki okul ve öğretmen ihtiyacına ilişkin sözlü soru  önergesi (6/1748) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  24.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, bir grup üniversite öğrencisi hakkında açılan  soruşturmaya ilişkin sözlü soru önergesi (6/1755) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  25.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru 'nun, Tokat 'ın bazı ilçelerindeki yeni okul ihtiyacına ilişkin  sözlü soru önergesi (6/1806) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  26.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, okullarda madde bağımlılığına karşı yürütülen  çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1807) ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 'nun cevabı  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu gündemin "Sözlü  Somlar" kısmında yer alan somlardan 1 ,128,136,144,174,176,189,190,191,192,193,194,195,  196, 230, 231, 297, 307, 309, 312, 314, 349, 383, 389, 431 ve 432'nci sıralardaki soruları birlikte  cevaplandırmak istemişlerdir.  Şimdi soruları sırasıyla okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Prof. Dr. Mehmet Aydın tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.  Yaşar Ağyüz  Gaziantep  1. Radyo ve Televizyon Üst Kumlunun göreve başladığı 15.07.2005 tarihinden bugüne kadar var  olan personele ilaveten kaç personel alınmıştır?  Naklen alınan personel hangi kurumlardan alınmış ve özellikleri nedir?  2. Bölge Müdürlüğü atamaları "Kurum içinde 5 yıl çalışmış olmak" koşuluna uygun olarak mı  yapılmaktadır?  - 5 8 1 - TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 5 8 2 - Görevden alınan ve yeni atananlar kimlerdir? Özellikleri nedir?  3. Başkanlık Müşavirliğine atananların meslek, öğrenim ve tecrübe özellikleri nedir?  4. İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanlığı'nca dinleme ve kayıttan çıkarılan Radyolar var mıdır?  Var ise hangi kriterlere göre çıkarılmıştır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Mustafa Enöz  Manisa  Millî Eğitim Bakanlığında 657 sayılı DMK 76. maddesine dayanılarak onlarca eğitim kurumu  yöneticisi ataması yapılmıştır.  Tamamen keyfî olarak yapılan bu atamalar, eğitim kurumlarında büyük infial uyandırmış;  öğrenci, veli ve öğretmenlerin tepkisine neden olmuştur.  Sorular:  1) Haksız ve liyakatsiz olarak yapılan bu atamalar sizce doğru mudur? Bu atamaları iptal etmeyi  düşünüyor musunuz?  2) 2005 ve 2006 yılında müdür yardımcılığı sınavını kazanıp, atama başvuruları alınan aday  idarecilerin atamalarını ne zaman yapmayı planlıyorsunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.  Yaşar Ağyüz  Gaziantep  Danıştay 8. Dairesi Bakanlığınız döneminde değiştirilen öğretim programlarından bir kısmını  iptal etti.  Türkçe (1.2.4.5.Sınıflar) Hayat Bilgisi (1.2.3.Sınıflar) programlarının iptal edilmesi, Talim ve  Terbiye Kurulu onay kararlarının iptali anlamına gelen bu yargı kararı,  1) Öğretim programlarınızın yargıya taşınması ve iptali Bakanlığınız kadrolarının yaptığı  yanlışlık sonucu mudur?  2) Yaklaşık 5 milyon öğrenciyi ilgilendiren bu iptal üzerine yeni Eğitim-Öğretim döneminde  aynı kitapları mı dağıtacaksınız?  3) Yargı kararma uyup aynı kitapları dağıtmayacaksanız nasıl bir karar alacaksınız?  4) Talim-Terbiye Kurulu Başkanlarının ve İlköğretim Genel Müdürünün yaşanan istifalarının bu  konuyla ilgisi var mıdır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen sorularımın, Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü  olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim Işık  Kütahya
Sayfa 89 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 5 8 2 - Görevden alınan ve yeni atananlar kimlerdir? Özellikleri nedir?  3. Başkanlık Müşavirliğine atananların meslek, öğrenim ve tecrübe özellikleri nedir?  4. İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanlığı'nca dinleme ve kayıttan çıkarılan Radyolar var mıdır?  Var ise hangi kriterlere göre çıkarılmıştır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Mustafa Enöz  Manisa  Millî Eğitim Bakanlığında 657 sayılı DMK 76. maddesine dayanılarak onlarca eğitim kurumu  yöneticisi ataması yapılmıştır.  Tamamen keyfî olarak yapılan bu atamalar, eğitim kurumlarında büyük infial uyandırmış;  öğrenci, veli ve öğretmenlerin tepkisine neden olmuştur.  Sorular:  1) Haksız ve liyakatsiz olarak yapılan bu atamalar sizce doğru mudur? Bu atamaları iptal etmeyi  düşünüyor musunuz?  2) 2005 ve 2006 yılında müdür yardımcılığı sınavını kazanıp, atama başvuruları alınan aday  idarecilerin atamalarını ne zaman yapmayı planlıyorsunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.  Yaşar Ağyüz  Gaziantep  Danıştay 8. Dairesi Bakanlığınız döneminde değiştirilen öğretim programlarından bir kısmını  iptal etti.  Türkçe (1.2.4.5.Sınıflar) Hayat Bilgisi (1.2.3.Sınıflar) programlarının iptal edilmesi, Talim ve  Terbiye Kurulu onay kararlarının iptali anlamına gelen bu yargı kararı,  1) Öğretim programlarınızın yargıya taşınması ve iptali Bakanlığınız kadrolarının yaptığı  yanlışlık sonucu mudur?  2) Yaklaşık 5 milyon öğrenciyi ilgilendiren bu iptal üzerine yeni Eğitim-Öğretim döneminde  aynı kitapları mı dağıtacaksınız?  3) Yargı kararma uyup aynı kitapları dağıtmayacaksanız nasıl bir karar alacaksınız?  4) Talim-Terbiye Kurulu Başkanlarının ve İlköğretim Genel Müdürünün yaşanan istifalarının bu  konuyla ilgisi var mıdır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen sorularımın, Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü  olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim Işık  Kütahya  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 4  - 5 8 3 - Birçok ilimizde olduğu gibi Kütahya ilimizde de okullaşma oranı ne yazık ki beklenen düzeyde  değildir. Kütahya ilinde ilköğretim ve ortaöğretimde ihtiyaç duyulan okulların yapımına yönelik  olarak;  1. Bakanlığınız 2009 yılı programında Kütahya ilinde hangi ilköğretim ve ortaöğretim  okullarının yapımına başlanacaktır? Bu okul inşaatlarının muhtemel tamamlanma tarihleri nasıldır?  2. Aslanapa ilçesinde aynı binada eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüren ilköğretim ve  ortaöğretim okullarının ayrılarak kendi binalarında eğitim öğretim yapmaları ne zaman  sağlanabilecektir?  3. Çavdarhisar ilçemizde ihtiyaç duyulan ortaöğretim binası ne zaman yapılabilecektir?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak  cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim Işık  Kütahya  Ülkemizde uzun yıllardır oluşturulmaya çalışılan üniversite-sanayi işbirliği konusunda hâlâ  istenen düzeyde bir işbirliği kurulamamıştır. Bu konuda yaşanan en önemli sıkıntılardan başında,  sanayi kuruluşlarıyla ortak araştırma yapan üniversite öğretim üyelerinin Döner Sermaye  gelirlerinden yapılan kesintinin fazla olması ve birçok teknoparkın faaliyete geçirilememesi  gelmektedir. Bu konuyla ilgili olarak;  1. Sanayi işletmelerimizle ortak araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan üniversite öğretim  elemanlarının Döner Sermaye gelirlerinden yapılan kesintinin azaltılması konusunda bir çalışmanız  var mıdır? Varsa çalışma ne aşamadadır ve ne zaman uygulamaya geçebilecektir?  2. Üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi ve yaşanan sorunların giderilmesi konusunda  Hükümetinizin eylem planı nasıldır? Bu konuda hangi tedbirler alınmış ya da alınmaktadır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen somlarımın, Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü  olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim Işık  Kütahya  Bakanlığınıza bağlı okullarda bilgisayar öğretmeni olarak görev yapan öğretmenlerin diğer  öğretmenler gibi yaz tatili yapamadıkları, okul döneminde yoğun olarak çalıştırıldıkları halde yaz  döneminde de formatör olarak görevlendirildikleri yönünde iddialar ve rahatsızlıklar söz konusudur.  Bu konuyla ilgili olarak;  1. Bakanlığınız bünyesinde bilgisayar öğretmeni olarak görev yapan kaç kişi bulunmaktadır?  Bunların ortalama aylık ders yükü ne kadardır?  2. Bilgisayar öğretmenlerinin yazın tatil dönemlerinde de formatör, laboratuvar memurluğu vb.  gibi işlerde görevlendirildikleri iddiaları doğru mudur? Doğm ise bu tür görevlendirmeler normal  midir?  3. Bilgisayar öğretmenlerinin sorunlarının çözümüne yönelik olarak bakanlığınızca alman  tedbirler nelerdir? Bu konuda bir çalışmanız olmuş mudur?
Sayfa 90 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 4  - 5 8 3 - Birçok ilimizde olduğu gibi Kütahya ilimizde de okullaşma oranı ne yazık ki beklenen düzeyde  değildir. Kütahya ilinde ilköğretim ve ortaöğretimde ihtiyaç duyulan okulların yapımına yönelik  olarak;  1. Bakanlığınız 2009 yılı programında Kütahya ilinde hangi ilköğretim ve ortaöğretim  okullarının yapımına başlanacaktır? Bu okul inşaatlarının muhtemel tamamlanma tarihleri nasıldır?  2. Aslanapa ilçesinde aynı binada eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüren ilköğretim ve  ortaöğretim okullarının ayrılarak kendi binalarında eğitim öğretim yapmaları ne zaman  sağlanabilecektir?  3. Çavdarhisar ilçemizde ihtiyaç duyulan ortaöğretim binası ne zaman yapılabilecektir?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak  cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim Işık  Kütahya  Ülkemizde uzun yıllardır oluşturulmaya çalışılan üniversite-sanayi işbirliği konusunda hâlâ  istenen düzeyde bir işbirliği kurulamamıştır. Bu konuda yaşanan en önemli sıkıntılardan başında,  sanayi kuruluşlarıyla ortak araştırma yapan üniversite öğretim üyelerinin Döner Sermaye  gelirlerinden yapılan kesintinin fazla olması ve birçok teknoparkın faaliyete geçirilememesi  gelmektedir. Bu konuyla ilgili olarak;  1. Sanayi işletmelerimizle ortak araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan üniversite öğretim  elemanlarının Döner Sermaye gelirlerinden yapılan kesintinin azaltılması konusunda bir çalışmanız  var mıdır? Varsa çalışma ne aşamadadır ve ne zaman uygulamaya geçebilecektir?  2. Üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi ve yaşanan sorunların giderilmesi konusunda  Hükümetinizin eylem planı nasıldır? Bu konuda hangi tedbirler alınmış ya da alınmaktadır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen somlarımın, Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü  olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim Işık  Kütahya  Bakanlığınıza bağlı okullarda bilgisayar öğretmeni olarak görev yapan öğretmenlerin diğer  öğretmenler gibi yaz tatili yapamadıkları, okul döneminde yoğun olarak çalıştırıldıkları halde yaz  döneminde de formatör olarak görevlendirildikleri yönünde iddialar ve rahatsızlıklar söz konusudur.  Bu konuyla ilgili olarak;  1. Bakanlığınız bünyesinde bilgisayar öğretmeni olarak görev yapan kaç kişi bulunmaktadır?  Bunların ortalama aylık ders yükü ne kadardır?  2. Bilgisayar öğretmenlerinin yazın tatil dönemlerinde de formatör, laboratuvar memurluğu vb.  gibi işlerde görevlendirildikleri iddiaları doğru mudur? Doğm ise bu tür görevlendirmeler normal  midir?  3. Bilgisayar öğretmenlerinin sorunlarının çözümüne yönelik olarak bakanlığınızca alman  tedbirler nelerdir? Bu konuda bir çalışmanız olmuş mudur?  TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 5 8 4 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasa'nın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Şırnak  Şırnak ilinde Anadolu Öğretmen Lisesi IMKB tarafından yapıldı, Şırnak Üniversitesine verildi.  Şu anki bina fiziki şartları yetersiz, pansiyonu da yok.  Soru:  1) Anadolu Öğretmen Lisesi ile hâlâ binası olmayan İmam Hatip Lisesi, Ticaret Meslek Lisesi  ve ihtiyaç duyulan Kumçatı ile Balveren belde liseleri ile ihtiyacı olan Bahçelievler, Yeni ve  Gündoğdu mahalleleri, Yeniaslanbaşer köyünün okulları ne zaman yapılacak?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasa'nın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Şırnak  Şırnak ilinde 2184 kadrolu, 1476 sözleşmeli, 198 asker öğretmen çalışmaktadır. Toplam 3858  öğretmen çalışırken mevcut açık 1485'tir. Gelen öğretmen sayısı 1482 olup ayrılan öğretmen sayısı  882'dir.  Soru:  1) İlköğretimde en büyük sorun öğretmen sirkülasyonu, ek ödeme yapılmayan öğretmenlerin en  büyük sorunu konut sorunu. Öğretmenlere lojman çalışması ve ek ödeme için bir çalışma yapılmakta  mıdır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasa'nın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Şırnak  Şırnak ilinde 2184 kadrolu, 1476 sözleşmeli, 198 asker öğretmen çalışmaktadır. Toplam 3858  öğretmen çalışırken mevcut açık 1485'tir.  Soru:  1) Şırnak ilinde 1485 öğretmen açığı bulunmasına rağmen, neden öğretmen tayinleri  yapılamamaktadır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasa'nın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Şırnak
Sayfa 91 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 5 8 4 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasa'nın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Şırnak  Şırnak ilinde Anadolu Öğretmen Lisesi IMKB tarafından yapıldı, Şırnak Üniversitesine verildi.  Şu anki bina fiziki şartları yetersiz, pansiyonu da yok.  Soru:  1) Anadolu Öğretmen Lisesi ile hâlâ binası olmayan İmam Hatip Lisesi, Ticaret Meslek Lisesi  ve ihtiyaç duyulan Kumçatı ile Balveren belde liseleri ile ihtiyacı olan Bahçelievler, Yeni ve  Gündoğdu mahalleleri, Yeniaslanbaşer köyünün okulları ne zaman yapılacak?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasa'nın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Şırnak  Şırnak ilinde 2184 kadrolu, 1476 sözleşmeli, 198 asker öğretmen çalışmaktadır. Toplam 3858  öğretmen çalışırken mevcut açık 1485'tir. Gelen öğretmen sayısı 1482 olup ayrılan öğretmen sayısı  882'dir.  Soru:  1) İlköğretimde en büyük sorun öğretmen sirkülasyonu, ek ödeme yapılmayan öğretmenlerin en  büyük sorunu konut sorunu. Öğretmenlere lojman çalışması ve ek ödeme için bir çalışma yapılmakta  mıdır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasa'nın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Şırnak  Şırnak ilinde 2184 kadrolu, 1476 sözleşmeli, 198 asker öğretmen çalışmaktadır. Toplam 3858  öğretmen çalışırken mevcut açık 1485'tir.  Soru:  1) Şırnak ilinde 1485 öğretmen açığı bulunmasına rağmen, neden öğretmen tayinleri  yapılamamaktadır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasa'nın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Şırnak  T B M M B : 8 2 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 5 8 5 - Güçlükonak ilçesinde Fındık beldesinde bir genel lise ihtiyacı bulunmakta, ayrıca ilçe  merkezinde iki ilköğretim okuluna ihtiyaç vardır.  Soru:  1) Bu okulların açılması için bir çalışma yapılmakta mıdır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasanın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Sımak  Beytüşşebap ilçesinde genel lise binası yeni yapıldı, ancak Başaran köyü civarında bir pansiyonlu  genel lise açılırsa çevre köylerdeki öğrencilerin ihtiyacı karşılanacak. İlçe merkezinde de bir  ilköğretim okuluna ihtiyaç var.  Som:  1- İhtiyaç duyulan okulların açılması düşünülmekte midir?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki somlarımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasanın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Sımak  İdil ilçesinde Anadolu Lisesi binası yok, Endüstri Meslek Lisesi laboratuvar-atölye ve bölümleri  eksik. İlçenin bir kız meslek lisesine ihtiyacı var. Öğrenci sayısı fazla ve iki İlkokula daha ihtiyaç var.  Som:  1- Söz konusu okulları ne zaman açmayı düşünüyorsunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki somlarımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasanın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Sımak  Uludere ilçesinde Lise eskimiş ve ihtiyaca cevap vermiyor, yeni bir ilköğretim okuluna ihtiyaç var.  Som:  1- Uludere ihtiyacı olan okulları ne zaman yapmayı düşünüyorsunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki somlarımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 23.06.2009  Mehmet Nezir Karabaş  Bitlis  Bitlis Eğitim-Sen şubesinin 17.03.2009 tarihinde düzenlediği etkinlikten dolayı Bitlis Valiliğince  şube başkanı hakkında soruşturma açılmıştır.
Sayfa 92 -
T B M M B : 8 2 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 5 8 5 - Güçlükonak ilçesinde Fındık beldesinde bir genel lise ihtiyacı bulunmakta, ayrıca ilçe  merkezinde iki ilköğretim okuluna ihtiyaç vardır.  Soru:  1) Bu okulların açılması için bir çalışma yapılmakta mıdır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasanın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Sımak  Beytüşşebap ilçesinde genel lise binası yeni yapıldı, ancak Başaran köyü civarında bir pansiyonlu  genel lise açılırsa çevre köylerdeki öğrencilerin ihtiyacı karşılanacak. İlçe merkezinde de bir  ilköğretim okuluna ihtiyaç var.  Som:  1- İhtiyaç duyulan okulların açılması düşünülmekte midir?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki somlarımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasanın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Sımak  İdil ilçesinde Anadolu Lisesi binası yok, Endüstri Meslek Lisesi laboratuvar-atölye ve bölümleri  eksik. İlçenin bir kız meslek lisesine ihtiyacı var. Öğrenci sayısı fazla ve iki İlkokula daha ihtiyaç var.  Som:  1- Söz konusu okulları ne zaman açmayı düşünüyorsunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki somlarımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından, Anayasanın ve  İçtüzüğün 98 nci maddesi uyarınca sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 23.06.2009  Hasip Kaplan  Sımak  Uludere ilçesinde Lise eskimiş ve ihtiyaca cevap vermiyor, yeni bir ilköğretim okuluna ihtiyaç var.  Som:  1- Uludere ihtiyacı olan okulları ne zaman yapmayı düşünüyorsunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki somlarımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 23.06.2009  Mehmet Nezir Karabaş  Bitlis  Bitlis Eğitim-Sen şubesinin 17.03.2009 tarihinde düzenlediği etkinlikten dolayı Bitlis Valiliğince  şube başkanı hakkında soruşturma açılmıştır.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Soru 1- Etkinliğe, DTP il başkanı, il yöneticisi ve belediye başkan adayının katılımı konusunda  yasalarımızda herhangi bir kısıtlama var mıdır?  Soru 2- Şube başkanının yaptığı açılış konuşmasında, demokratik ve hukuk sınırları içinde  kalmak koşulu ile toplumu ilgilendiren konularda görüş beyan etmesi ve yerel yönetim  uygulamalarından memnuniyetsizliğini belirtmesi, yasal mevzuatımıza göre sakıncalı mıdır?  Soru 3 - Adalet ve Kalkınma Partisini, kısaltılmış olarak AKP diye telaffuz eden şube başkanının  bu söylemi "Edepsizlik" olarak nitelendirilmesi dışında yasal mevzuatımızda bir müeyyideye tabi midir?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplan­ dırılmasını arz ederim.  Dr. Reşat Doğru  Tokat  Soru: Tokat ili Merkez Mehmet Özgün İlköğretim Olculu taşıma uygulanan okullardandır.  Buraya öğrenciler için sosyal tesisler yapmayı düşünüyor musunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet ÇUBUKÇU tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Dr. Reşat Doğru  Tokat  Soru: Millî Eğitim Bakanlığı olarak verilen karar gereği ilköğretim öğrencileri taşıma ile öğretim  yapılmaktadır. Ancak taşıma yapılan okullarda öğrenciler sosyal ihtiyaçlarını gidermek için bir yer  tespit edilmemiştir. Öğrenciler yemeklerini sınıflarda yemekte, dinlenmek için bir yer  bulunmamaktadır. Bu da mağduriyete sebep olmaktadır. Bu konuda ülke genelinde bütün okullarda  bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Kürşat Atılgan  Adana  Soru: 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü ne yazık ki içimiz buruk olarak kutlayacağız. Çünkü  öğretmenlerimizin sorunları her geçen gün katlanarak artmaktadır. Öğretmenlerin aldıkları ücretler  onların görev harici işler yapmalarına neden olmaktadır. Bu sebeple öğretmenlerimizin gerek sayı  olarak kamu içindeki hatırı sayılır oranları ve gerekse öğretmenlik mesleğinin kutsiyeti bakımından  içinde bulundukları durumdan kurtarılmaları için çalışma esaslarını ve özlük haklarını düzenleyecek  ayrı ve müstakil bir yasanın çıkartılması düşünülmekte midir?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü  olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim Işık  Kütahya  - 5 8 6 -
Sayfa 93 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Soru 1- Etkinliğe, DTP il başkanı, il yöneticisi ve belediye başkan adayının katılımı konusunda  yasalarımızda herhangi bir kısıtlama var mıdır?  Soru 2- Şube başkanının yaptığı açılış konuşmasında, demokratik ve hukuk sınırları içinde  kalmak koşulu ile toplumu ilgilendiren konularda görüş beyan etmesi ve yerel yönetim  uygulamalarından memnuniyetsizliğini belirtmesi, yasal mevzuatımıza göre sakıncalı mıdır?  Soru 3 - Adalet ve Kalkınma Partisini, kısaltılmış olarak AKP diye telaffuz eden şube başkanının  bu söylemi "Edepsizlik" olarak nitelendirilmesi dışında yasal mevzuatımızda bir müeyyideye tabi midir?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak cevaplan­ dırılmasını arz ederim.  Dr. Reşat Doğru  Tokat  Soru: Tokat ili Merkez Mehmet Özgün İlköğretim Olculu taşıma uygulanan okullardandır.  Buraya öğrenciler için sosyal tesisler yapmayı düşünüyor musunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet ÇUBUKÇU tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Dr. Reşat Doğru  Tokat  Soru: Millî Eğitim Bakanlığı olarak verilen karar gereği ilköğretim öğrencileri taşıma ile öğretim  yapılmaktadır. Ancak taşıma yapılan okullarda öğrenciler sosyal ihtiyaçlarını gidermek için bir yer  tespit edilmemiştir. Öğrenciler yemeklerini sınıflarda yemekte, dinlenmek için bir yer  bulunmamaktadır. Bu da mağduriyete sebep olmaktadır. Bu konuda ülke genelinde bütün okullarda  bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.  Kürşat Atılgan  Adana  Soru: 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü ne yazık ki içimiz buruk olarak kutlayacağız. Çünkü  öğretmenlerimizin sorunları her geçen gün katlanarak artmaktadır. Öğretmenlerin aldıkları ücretler  onların görev harici işler yapmalarına neden olmaktadır. Bu sebeple öğretmenlerimizin gerek sayı  olarak kamu içindeki hatırı sayılır oranları ve gerekse öğretmenlik mesleğinin kutsiyeti bakımından  içinde bulundukları durumdan kurtarılmaları için çalışma esaslarını ve özlük haklarını düzenleyecek  ayrı ve müstakil bir yasanın çıkartılması düşünülmekte midir?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü  olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim Işık  Kütahya  - 5 8 6 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Ülke genelinde çalıştırılmak üzere Bakanlığınızca 2009 yılı içinde 10.000 öğretmen atanacağına  ilişkin basın ve medyada yer alan haberlerle ilgili olarak;  1. Söz konusu atamalar için hangi dallara kaçar kişilik kontenjan ayrılmıştır? Bu dallara  yapılacak atamalara sözleşmeli mi yoksa daimi kadrolu mu olacaktır?  2. Atamaların yapılacağı kadrolardan bir kısmının daha önce sözleşmeli olarak atanmış  öğretmenlerin daimi kadroya aktarılması için kullanılacağı iddiaları doğru mudur? Doğru ise kaç  adet kadro bu amaçla kullanılacaktır?  3. Halen ülkemizde toplam kaç öğretmen adayı gencimiz bulunmaktadır? Bu gençlerimizin  branşlara göre dağılımı nasıldır? Ülkemizin öğretmen ihtiyacının branşlara göre dağılımı nasıldır?  4. Bakanlığınızca sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamasına ne zaman son verilecektir?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen somlarımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü  olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim IŞIK  Kütahya  Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesinde okuyan ve mezuniyet aşamasına gelmiş çok  sayıda öğrencimizin, öğrenim sürelerinin uzamaması ve normal suresi içerisinde kayıtlı oldukları ön  lisans veya lisans programlarından mezun olarak diplomalarını alabilmeleri için diğer örgün Yüksek  Öğretim Kurumlarında olduğu gibi tek ders sınavı hakkının tanınması yönünde talepleri  bulunmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak;  1. Halen A.Ü. Açık Öğretim Fakültelerine kayıtlı öğrencilerimizden kaçı tek dersten dolayı  normal öğrenim sürelerini uzatmış durumdadırlar?  2. Bu dummdaki öğrencilerimize örgün öğretim programlanndaki uygulamaya benzer şekilde  tek ders sınav hakkı tanınabilir mi?  3. Bu konuda bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır? Varsa çalışma ne aşamadadır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen somlarımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü  olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim IŞIK  Kütahya  Bakanlığınız bünyesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre istihdam  edilen Sözleşmeli Öğretmenlerin kadroya geçirileceği yönünde yapılan açıklamaların ardından bu  dummdaki çalışanların beklenti içine girdikleri bilinmektedir. Bu konuyla ilgili olarak;  1. Hâlen Bakanlığımız Merkez ve Taşra Teşkilatında sözleşmeli olarak görev yapan kaç  öğretmen bulunmaktadır?  2. Bu öğretmenlerin kadrolu eşdeğerlerine göre mali, özlük ve sosyal haklar açısından hangi  kayıpları veya mağduriyetleri söz konusudur?  3. Sözleşmeli öğretmenlerin kayıp veya mağduriyetlerinin giderilmesi ve daimi kadrolara  atanmaları yönünde Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır? Varsa çalışmanın içeriği ve  uygulama planı nasıldır?  - 5 8 7 -
Sayfa 94 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Ülke genelinde çalıştırılmak üzere Bakanlığınızca 2009 yılı içinde 10.000 öğretmen atanacağına  ilişkin basın ve medyada yer alan haberlerle ilgili olarak;  1. Söz konusu atamalar için hangi dallara kaçar kişilik kontenjan ayrılmıştır? Bu dallara  yapılacak atamalara sözleşmeli mi yoksa daimi kadrolu mu olacaktır?  2. Atamaların yapılacağı kadrolardan bir kısmının daha önce sözleşmeli olarak atanmış  öğretmenlerin daimi kadroya aktarılması için kullanılacağı iddiaları doğru mudur? Doğru ise kaç  adet kadro bu amaçla kullanılacaktır?  3. Halen ülkemizde toplam kaç öğretmen adayı gencimiz bulunmaktadır? Bu gençlerimizin  branşlara göre dağılımı nasıldır? Ülkemizin öğretmen ihtiyacının branşlara göre dağılımı nasıldır?  4. Bakanlığınızca sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamasına ne zaman son verilecektir?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen somlarımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü  olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim IŞIK  Kütahya  Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesinde okuyan ve mezuniyet aşamasına gelmiş çok  sayıda öğrencimizin, öğrenim sürelerinin uzamaması ve normal suresi içerisinde kayıtlı oldukları ön  lisans veya lisans programlarından mezun olarak diplomalarını alabilmeleri için diğer örgün Yüksek  Öğretim Kurumlarında olduğu gibi tek ders sınavı hakkının tanınması yönünde talepleri  bulunmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak;  1. Halen A.Ü. Açık Öğretim Fakültelerine kayıtlı öğrencilerimizden kaçı tek dersten dolayı  normal öğrenim sürelerini uzatmış durumdadırlar?  2. Bu dummdaki öğrencilerimize örgün öğretim programlanndaki uygulamaya benzer şekilde  tek ders sınav hakkı tanınabilir mi?  3. Bu konuda bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır? Varsa çalışma ne aşamadadır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıda belirtilen somlarımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü  olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.  Prof. Dr. Alim IŞIK  Kütahya  Bakanlığınız bünyesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre istihdam  edilen Sözleşmeli Öğretmenlerin kadroya geçirileceği yönünde yapılan açıklamaların ardından bu  dummdaki çalışanların beklenti içine girdikleri bilinmektedir. Bu konuyla ilgili olarak;  1. Hâlen Bakanlığımız Merkez ve Taşra Teşkilatında sözleşmeli olarak görev yapan kaç  öğretmen bulunmaktadır?  2. Bu öğretmenlerin kadrolu eşdeğerlerine göre mali, özlük ve sosyal haklar açısından hangi  kayıpları veya mağduriyetleri söz konusudur?  3. Sözleşmeli öğretmenlerin kayıp veya mağduriyetlerinin giderilmesi ve daimi kadrolara  atanmaları yönünde Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır? Varsa çalışmanın içeriği ve  uygulama planı nasıldır?  - 5 8 7 - TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 5 8 8 - 25.11.2009  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,  Aşağıda yer alan sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak  yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.  Fatma Nur Serter  İstanbul  1. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına resmi dilimiz olan Türkçe yanında seçmelik ders olarak  anadil eğitimi veren YÖK kapsamında kaç tane üniversite ya da üniversiteye bağlı kuruluş vardır?  2. Bu eğitimi veren hangi üniversitelerdir ya da üniversitelere bağlı hangi kuruluşlardır?  3. Bu eğitimin yasal dayanakları nedir?  4. Bu üniversite ya da bağlı kuruluşlarda anadil eğitimi veren kaç öğretim üyesi vardır, bunlar  kimlerdir?  5. Bu üniversitelerde ya da bağlı kuruluşlarda anadil eğitimi veren öğretim üyeleri hangi yasa  kapsamında istihdam edilmişlerdir.  6. Bu üniversitelerde ya da bağlı kuruluşlarda anadil eğitimi alan kaç öğrenci vardır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Millî Eğitim Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandı­ rılmasını arz ederim.31.12.2009  Kamer Genç  Tunceli  İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı (İLKSAN) tarafından 20.10.2009  tarihinde ihaleye çıkarılan Sosyal Tesis Binası Yapım İşine iştirak eden Zy İnş. Taah. Turz. San. ve  Tic. Ltd. Şti. ve Çözüm Mühendislik Mim. İnş. Ltd. Şti. tarafından en uygun teklif verilmiştir.  Söz konusu yapım işi, en uygun teklif rakamı 2.952.002,41- TL olmasına rağmen altıncı sıradaki  3.698.000,00- TL teklif veren bir İnş. A.Ş.'ne verilmiştir. Aradaki sandığın zararı olan rakam ise  880.272,20- TL'dir.  1- İhale en ucuz ve uygun fiyatı veren firma yerine neden daha pahalı fiyat veren firmaya  verilmiştir?  2- Burada kurumu zarara sokan yöneticiler hakkında ne gibi işlem yapmayı düşünüyorsunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki yazılı sorumun Millî Eğitim Bakanı Sn. Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını arz ederim.  Mümin İnan  Niğde  Soru 1- Ülkemizde kaç kişiye bir kütüphane düşmektedir?  Soru 2- Niğde ilimizin 2010 yılı, Okul ve Öğretmen ihtiyacı ne kadardır? Okul ihtiyacının  karşılanması için bütçeden ne kadar ödenek ayrılmıştır?
Sayfa 95 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 5 8 8 - 25.11.2009  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,  Aşağıda yer alan sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak  yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.  Fatma Nur Serter  İstanbul  1. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına resmi dilimiz olan Türkçe yanında seçmelik ders olarak  anadil eğitimi veren YÖK kapsamında kaç tane üniversite ya da üniversiteye bağlı kuruluş vardır?  2. Bu eğitimi veren hangi üniversitelerdir ya da üniversitelere bağlı hangi kuruluşlardır?  3. Bu eğitimin yasal dayanakları nedir?  4. Bu üniversite ya da bağlı kuruluşlarda anadil eğitimi veren kaç öğretim üyesi vardır, bunlar  kimlerdir?  5. Bu üniversitelerde ya da bağlı kuruluşlarda anadil eğitimi veren öğretim üyeleri hangi yasa  kapsamında istihdam edilmişlerdir.  6. Bu üniversitelerde ya da bağlı kuruluşlarda anadil eğitimi alan kaç öğrenci vardır?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Millî Eğitim Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandı­ rılmasını arz ederim.31.12.2009  Kamer Genç  Tunceli  İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı (İLKSAN) tarafından 20.10.2009  tarihinde ihaleye çıkarılan Sosyal Tesis Binası Yapım İşine iştirak eden Zy İnş. Taah. Turz. San. ve  Tic. Ltd. Şti. ve Çözüm Mühendislik Mim. İnş. Ltd. Şti. tarafından en uygun teklif verilmiştir.  Söz konusu yapım işi, en uygun teklif rakamı 2.952.002,41- TL olmasına rağmen altıncı sıradaki  3.698.000,00- TL teklif veren bir İnş. A.Ş.'ne verilmiştir. Aradaki sandığın zararı olan rakam ise  880.272,20- TL'dir.  1- İhale en ucuz ve uygun fiyatı veren firma yerine neden daha pahalı fiyat veren firmaya  verilmiştir?  2- Burada kurumu zarara sokan yöneticiler hakkında ne gibi işlem yapmayı düşünüyorsunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki yazılı sorumun Millî Eğitim Bakanı Sn. Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını arz ederim.  Mümin İnan  Niğde  Soru 1- Ülkemizde kaç kişiye bir kütüphane düşmektedir?  Soru 2- Niğde ilimizin 2010 yılı, Okul ve Öğretmen ihtiyacı ne kadardır? Okul ihtiyacının  karşılanması için bütçeden ne kadar ödenek ayrılmıştır?  TBIVIM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 4  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sn. Nimet Çubukçu tarafından Anayasanın 98 ve  İçtüzüğün 98. maddeleri gereğince, sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.  19.01.2010  Şerafettin Halis  Tunceli  17.11.2009 tarihinde, İstanbul - Mecidiyeköy metrobüs durağında otobüs zamlarını protesto  eden grubun arasında oldukları iddiasıyla, Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine okul idaresi  tarafından soruşturma açılmıştır.  Ulaşım temel insan haklarından biridir. Bu hakka sahip çıkmak, hakkı engelleyen aşın bir zammı  protesto etmek de, her insanın hakkı ve görevidir. Bu hakkı kullanmak, kısıtlı olanaklar içindeki  öğrenciler ve yoksullar için daha da önem arz eder.  Kaldı ki, İstanbul 10. İdare Mahkemesi de, protesto edilen yüzde 33Tük zammı "Sosyal adalete  aykın" bularak iptal etmiştir.  Bu bilgiler ışığında;  1) Okul kampusu dışında demokratik bir eyleme katılan öğrencilere, okul idaresi hangi hakla,  hangi yasaya göre soruşturma açabilir?  2) Bunun bir hukuksuzluk olduğunu kabul ediyor musunuz? Konuyla ilgili ne yapmayı  düşünüyorsunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorumun Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasının teminini arz ederim.  Dr. Reşat Doğru  Tokat  Som: Tokat ili Erbaa, Niksar, Turhal, Zile ilçelerindeki okullarda sınıflar aşın kalabalık olup  eğitim ve öğretim sağlıklı bir şekilde yapılamamaktadır. Bu ilçelerde yeni okullar açmayı planlıyor  musunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorumun Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandınlmasının teminini arz ederim.  Dr. Reşat Doğru  Tokat  Som: Ülkemizde madde bağımlılığı ve uyuşturucu kullanımı günden güne artmaktadır. Konunun  öneminden dolayı Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda bu konu ile ilgili öğrenciler ve velileri  aydınlatıcı, uyancı çalışmalar yaptırılmakta mıdır? Okullardaki madde bağımlılığı ve uyuşturucu  kullanımı ile ilgili istatistiki bilgi var mıdır?  BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  Otuz bir dakika süre veriyorum size.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  - 5 8 9 -
Sayfa 96 -
TBIVIM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 4  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Aşağıdaki sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sn. Nimet Çubukçu tarafından Anayasanın 98 ve  İçtüzüğün 98. maddeleri gereğince, sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.  19.01.2010  Şerafettin Halis  Tunceli  17.11.2009 tarihinde, İstanbul - Mecidiyeköy metrobüs durağında otobüs zamlarını protesto  eden grubun arasında oldukları iddiasıyla, Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine okul idaresi  tarafından soruşturma açılmıştır.  Ulaşım temel insan haklarından biridir. Bu hakka sahip çıkmak, hakkı engelleyen aşın bir zammı  protesto etmek de, her insanın hakkı ve görevidir. Bu hakkı kullanmak, kısıtlı olanaklar içindeki  öğrenciler ve yoksullar için daha da önem arz eder.  Kaldı ki, İstanbul 10. İdare Mahkemesi de, protesto edilen yüzde 33Tük zammı "Sosyal adalete  aykın" bularak iptal etmiştir.  Bu bilgiler ışığında;  1) Okul kampusu dışında demokratik bir eyleme katılan öğrencilere, okul idaresi hangi hakla,  hangi yasaya göre soruşturma açabilir?  2) Bunun bir hukuksuzluk olduğunu kabul ediyor musunuz? Konuyla ilgili ne yapmayı  düşünüyorsunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorumun Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandırılmasının teminini arz ederim.  Dr. Reşat Doğru  Tokat  Som: Tokat ili Erbaa, Niksar, Turhal, Zile ilçelerindeki okullarda sınıflar aşın kalabalık olup  eğitim ve öğretim sağlıklı bir şekilde yapılamamaktadır. Bu ilçelerde yeni okullar açmayı planlıyor  musunuz?  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Aşağıdaki sorumun Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından sözlü olarak  cevaplandınlmasının teminini arz ederim.  Dr. Reşat Doğru  Tokat  Som: Ülkemizde madde bağımlılığı ve uyuşturucu kullanımı günden güne artmaktadır. Konunun  öneminden dolayı Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda bu konu ile ilgili öğrenciler ve velileri  aydınlatıcı, uyancı çalışmalar yaptırılmakta mıdır? Okullardaki madde bağımlılığı ve uyuşturucu  kullanımı ile ilgili istatistiki bilgi var mıdır?  BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  Otuz bir dakika süre veriyorum size.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  - 5 8 9 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Gaziantep Milletvekili Sayın Yaşar Ağyüz'ün sözlü olarak cevaplandırılmasını istediği (6/914)  esas numaralı soru önergesini cevaplandırmak üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna 2005 ve 2010 tarihleri arasında açıktan ve naklen toplam 108  kişinin ataması yapılmış olup bu sayı hâlen görev yapan personeli kapsamamaktadır. Bu kişilerden  60'ını 2007 yılında gerçekleştirilen sınav sonucu ataması yapılan uzman yardımcıları oluşturmaktadır.  Uzman yardımcıları dışında kalan 48 kişi ise kamu kurum ve kuruluşlarından naklen ve açıktan atama  suretiyle Üst Kurulun çeşitli kadrolarına atanmışlardır.  Bölge müdürlerinden İzmir Bölge Müdürü Cengiz Karakaşoğlu'nun bu göreve ilk atanması  2001 tarihinde yapılmış olup atama tarihi itibarıyla Üst Kuruldaki hizmeti yaklaşık yedi yıldır.  İstanbul Bölge Müdürü Ebubekir Akkaymak'ın ise 2005 tarihinde Üst Kurula daire başkan yardımcısı  olarak, boş bulunan müdür kadrosuna bölge müdürü olarak ataması yapılmıştır. Söz konusu atamalar  3984 sayılı Kanun'un 2002 tarih ve 4756 sayılı KanunTa değişik 15'inci maddesinin beşinci  fıkrasındaki "Daire başkanları ve daha üst düzeydeki görevliler Kurul Başkanının önerisi ve Üst  Kurulun kararı ile atanır." hükmü uyarınca Üst Kurul ve Üst Kurul Personel Yönetmeliği'nin 62'nci  maddesi esasları göz önünde bulundurularak yapılmıştır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Manisa Milletvekili Sayın Mustafa Enöz'ün (6/1395) esas  numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 13/8/2009 tarihli ve 27318 sayılı Resmî Gazete'de  yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlan Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine  İlişkin Yönetmelik'in geçici 2'nci maddesinde "Bu Yönetmeliğin 34'üncü maddesiyle yürürlükten  kaldınlan yönetmelik çerçevesinde müdür yardımcılığı seçme sınavında başarılı olanlardan herhangi  bir eğitim kurumu müdür yardımcılığına atanamayanlann kazanılmış hakları saklıdır." hükmüne yer  verilmiştir. Bu hüküm çerçevesinde Yönetmelik'in uygulama kılavuzunda yöneticilikleri boş bulunan  ve eğitim kurumlarına atamaya ilişkin takvim belirlenmiş, söz konusu takvime göre ülke genelinde  2005 yılında yapılan müdür yardımcılığı seçme sınavında söz konusu yargı kararlarına bağlı kalarak  2008 yılında yapılan son değerlendirmelerde başarılı olup bugüne kadar herhangi bir nedenle  yöneticiliğe asaleten atanamayanlar ile 2009 yılında müdür yardımcılığı sınavında başanlı olanlann  başvuruları birlikte alınarak puan üstünlüğüne göre atamaları gerçekleştirilmiştir. Diğer taraftan,  2006 yılında yapılan müdür yardımcılığı seçme sınavının geçerlilik süresi bittiğinden bu sınava dayalı  müdür atamaları gerçekleştirilememektedir.  Gaziantep Milletvekili Sayın Yaşar Ağyüz'ün (6/1413) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bir öğrenci velisince yeni öğretim programlarından dolayı öğrencisinin başarısız  olduğu iddiasıyla ilköğretim hayat bilgisi, matematik, sosyal bilgiler, Türkçe ve fen-teknoloji dersleri  hakkında açılan dava kapsamında söz konusu öğrencinin not ortalamasının 4.66 olduğu, dolayısıyla  programlarla ilgili iddia edilen hususun teyit edilmediği de mahkeme kararından anlaşılmaktadır.  2009-2010 eğitim öğretim yılı için dağıtılan ders kitaplarında hazırlanan bu yeni programla  uyumlu programlardır.  Konuya ilişkin durum belirtilenlerden ibaret olup, bunun dışındaki değerlendirmelerin gerçekle  ilgisi bulunmamaktadır.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık'ın (6/1426) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bu ilimizde yürütülen soruya konu projeler kapsamında 21 okul, 4 ilköğretim  okuluna ek derslik yapımı yer almakta olup, 2009 yılı programlarında bunların ikisi hariç tamam­ lanma tarihleri 2009 ve 2010'dur.  - 5 9 0 -
Sayfa 97 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Gaziantep Milletvekili Sayın Yaşar Ağyüz'ün sözlü olarak cevaplandırılmasını istediği (6/914)  esas numaralı soru önergesini cevaplandırmak üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna 2005 ve 2010 tarihleri arasında açıktan ve naklen toplam 108  kişinin ataması yapılmış olup bu sayı hâlen görev yapan personeli kapsamamaktadır. Bu kişilerden  60'ını 2007 yılında gerçekleştirilen sınav sonucu ataması yapılan uzman yardımcıları oluşturmaktadır.  Uzman yardımcıları dışında kalan 48 kişi ise kamu kurum ve kuruluşlarından naklen ve açıktan atama  suretiyle Üst Kurulun çeşitli kadrolarına atanmışlardır.  Bölge müdürlerinden İzmir Bölge Müdürü Cengiz Karakaşoğlu'nun bu göreve ilk atanması  2001 tarihinde yapılmış olup atama tarihi itibarıyla Üst Kuruldaki hizmeti yaklaşık yedi yıldır.  İstanbul Bölge Müdürü Ebubekir Akkaymak'ın ise 2005 tarihinde Üst Kurula daire başkan yardımcısı  olarak, boş bulunan müdür kadrosuna bölge müdürü olarak ataması yapılmıştır. Söz konusu atamalar  3984 sayılı Kanun'un 2002 tarih ve 4756 sayılı KanunTa değişik 15'inci maddesinin beşinci  fıkrasındaki "Daire başkanları ve daha üst düzeydeki görevliler Kurul Başkanının önerisi ve Üst  Kurulun kararı ile atanır." hükmü uyarınca Üst Kurul ve Üst Kurul Personel Yönetmeliği'nin 62'nci  maddesi esasları göz önünde bulundurularak yapılmıştır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Manisa Milletvekili Sayın Mustafa Enöz'ün (6/1395) esas  numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: 13/8/2009 tarihli ve 27318 sayılı Resmî Gazete'de  yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlan Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine  İlişkin Yönetmelik'in geçici 2'nci maddesinde "Bu Yönetmeliğin 34'üncü maddesiyle yürürlükten  kaldınlan yönetmelik çerçevesinde müdür yardımcılığı seçme sınavında başarılı olanlardan herhangi  bir eğitim kurumu müdür yardımcılığına atanamayanlann kazanılmış hakları saklıdır." hükmüne yer  verilmiştir. Bu hüküm çerçevesinde Yönetmelik'in uygulama kılavuzunda yöneticilikleri boş bulunan  ve eğitim kurumlarına atamaya ilişkin takvim belirlenmiş, söz konusu takvime göre ülke genelinde  2005 yılında yapılan müdür yardımcılığı seçme sınavında söz konusu yargı kararlarına bağlı kalarak  2008 yılında yapılan son değerlendirmelerde başarılı olup bugüne kadar herhangi bir nedenle  yöneticiliğe asaleten atanamayanlar ile 2009 yılında müdür yardımcılığı sınavında başanlı olanlann  başvuruları birlikte alınarak puan üstünlüğüne göre atamaları gerçekleştirilmiştir. Diğer taraftan,  2006 yılında yapılan müdür yardımcılığı seçme sınavının geçerlilik süresi bittiğinden bu sınava dayalı  müdür atamaları gerçekleştirilememektedir.  Gaziantep Milletvekili Sayın Yaşar Ağyüz'ün (6/1413) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bir öğrenci velisince yeni öğretim programlarından dolayı öğrencisinin başarısız  olduğu iddiasıyla ilköğretim hayat bilgisi, matematik, sosyal bilgiler, Türkçe ve fen-teknoloji dersleri  hakkında açılan dava kapsamında söz konusu öğrencinin not ortalamasının 4.66 olduğu, dolayısıyla  programlarla ilgili iddia edilen hususun teyit edilmediği de mahkeme kararından anlaşılmaktadır.  2009-2010 eğitim öğretim yılı için dağıtılan ders kitaplarında hazırlanan bu yeni programla  uyumlu programlardır.  Konuya ilişkin durum belirtilenlerden ibaret olup, bunun dışındaki değerlendirmelerin gerçekle  ilgisi bulunmamaktadır.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık'ın (6/1426) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bu ilimizde yürütülen soruya konu projeler kapsamında 21 okul, 4 ilköğretim  okuluna ek derslik yapımı yer almakta olup, 2009 yılı programlarında bunların ikisi hariç tamam­ lanma tarihleri 2009 ve 2010'dur.  - 5 9 0 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Aslanapa İlköğretim Okulu 12 derslik olarak 2009 yılı İl İlköğretim Yapım Programı'na alınmış  olup 2011 yılında tamamlanmasını müteakip ilköğretim ve ortaöğretim ayrılarak kendi binalarında  eğitim ve öğretime devam edeceklerdir.  Diğer taraftan, her yıl, Kütahya ili de dâhil olmak üzere bütün illerimizin yatırım ihtiyaçları  ihtiyaç ödeneklerine göre değerlendirilecektir.  2010 yılı devlet yatırım programında Çavdarhisar ilçesinde konuya soru bir yatırım programımız  da yer almamaktadır.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık'ın (6/1469) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Konuya ilişkin Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığınca verilen bilgiye göre,  sanayi işletmelerimizde ortak araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan üniversitelerimiz  elemanlarının döner sermaye gelirleriyle ilgili düzenlemeler Maliye Bakanlığı tarafından  yapılmaktadır. Üniversite ve sanayi iş birliğinin geliştirilmesi için, yaşanan sorunların giderilmesi  için Bakanlar Kurulu ekinde KOBİTere sağlanan ARGE destekleri etkinleştiriliyor ve  yaygınlaştırılmaktadır.  Yine Sayın Alim Işık'ın (6/1473) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Resmî  eğitim kurumlarımızda bilişim teknolojileri alanında, 10.309 kadrolu, 1.350 sözleşmeli olmak üzere  11.659 bilişim teknolojileri öğretmeni görev yapmaktadır. Bilişim teknolojileri öğretmenleri, görev  yaptıkları okulların özelliği, alanları itibarıyla genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni, atölye ve  laboratuvar öğretmeni olarak görev yapmaktadırlar ve bilişim teknolojileri formatör öğretmenleri  illerde altışar aylık görevlendirmelerle çalışmaktadırlar, kurs ve seminerler düzenlemekle de  yükümlüdürler. Okulların gerekli tedbirleri almak kaydıyla bu öğretmenlerin yarıyıl ve yaz  tatillerinden yararlandırılmalarında herhangi bir sakınca görülmemektedir. Bunların laboratuvar  memuru olarak görevlendirilmesi gibi bir durum da söz konusu değildir.  Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1494) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Şırnak  Anadolu Öğretmen Lisesi binası, üniversitenin yeni açılmış olması ve acil ihtiyacı bulunması  nedeniyle geçici olarak tahsis edilmiştir ve merkez imam- hatip lisesi, mahallî imkânlarla on altı  derslikli bir hizmet binası yapılarak geçici olarak kabulü yapılmıştır. Ticaret meslek lisesi için  Valilikten Bakanlığımıza intikal eden bir yatırım programı yer almamaktadır, böyle bir talep yoktur.  Valilikten alınan bir başka bilgiye göre Bahçelievler ve Yeni Mahalle'de yapımına başlanan birer  ilköğretim okulunun inşaatları da bitirilmiş olup geçici kabul aşamasındadır. Ayrıca Gündoğdu  Mahallesi'nde mevcut on iki derslikli prefabrik okul yıkılarak yerine yirmi dört derslikli ilköğretim  okulu yapılması kararlaştırılmış, ihale sürecindedir. Yeniaslanbaşar köyünde ise bir adet sekiz derslikli  okul mevcut iken ikinci bir sekiz derslikli ilköğretim okul inşaatı bitirilmiş, geçici kabul  aşamasındadır.  Sımak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1495) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarının ihtiyacı kadrolu, sözleşmeli,  ücretli ve vekil öğretmenler kanalıyla giderilmektedir. Zorunlu hizmet bölgesi kapsamında bulunan  Sımak ilinin öğretmen ihtiyacı da her yıl Bakanlığımızca gerçekleştirilen ilk defa öğretmen alımları,  isteğe bağlı ve zomnlu nakil dönemlerinde ve yer değiştirmelerle karşılanmaya çalışılmaktadır.  Bakanlığımızca 2010 yılı ilköğretim yapım programında yer alan Sımak Valiliğine toplam  6 milyon 538 bin TL ödenek tahsis edilmiş olup bütün eğitim giderleri İlköğretim ve Eğitim  Kanunu'nun 76'ncı maddesi gereği oluşturulan bütçeden karşılanmak üzere planlanmakta ve  - 5 9 1 -
Sayfa 98 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Aslanapa İlköğretim Okulu 12 derslik olarak 2009 yılı İl İlköğretim Yapım Programı'na alınmış  olup 2011 yılında tamamlanmasını müteakip ilköğretim ve ortaöğretim ayrılarak kendi binalarında  eğitim ve öğretime devam edeceklerdir.  Diğer taraftan, her yıl, Kütahya ili de dâhil olmak üzere bütün illerimizin yatırım ihtiyaçları  ihtiyaç ödeneklerine göre değerlendirilecektir.  2010 yılı devlet yatırım programında Çavdarhisar ilçesinde konuya soru bir yatırım programımız  da yer almamaktadır.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık'ın (6/1469) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Konuya ilişkin Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığınca verilen bilgiye göre,  sanayi işletmelerimizde ortak araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan üniversitelerimiz  elemanlarının döner sermaye gelirleriyle ilgili düzenlemeler Maliye Bakanlığı tarafından  yapılmaktadır. Üniversite ve sanayi iş birliğinin geliştirilmesi için, yaşanan sorunların giderilmesi  için Bakanlar Kurulu ekinde KOBİTere sağlanan ARGE destekleri etkinleştiriliyor ve  yaygınlaştırılmaktadır.  Yine Sayın Alim Işık'ın (6/1473) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Resmî  eğitim kurumlarımızda bilişim teknolojileri alanında, 10.309 kadrolu, 1.350 sözleşmeli olmak üzere  11.659 bilişim teknolojileri öğretmeni görev yapmaktadır. Bilişim teknolojileri öğretmenleri, görev  yaptıkları okulların özelliği, alanları itibarıyla genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni, atölye ve  laboratuvar öğretmeni olarak görev yapmaktadırlar ve bilişim teknolojileri formatör öğretmenleri  illerde altışar aylık görevlendirmelerle çalışmaktadırlar, kurs ve seminerler düzenlemekle de  yükümlüdürler. Okulların gerekli tedbirleri almak kaydıyla bu öğretmenlerin yarıyıl ve yaz  tatillerinden yararlandırılmalarında herhangi bir sakınca görülmemektedir. Bunların laboratuvar  memuru olarak görevlendirilmesi gibi bir durum da söz konusu değildir.  Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1494) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum: Şırnak  Anadolu Öğretmen Lisesi binası, üniversitenin yeni açılmış olması ve acil ihtiyacı bulunması  nedeniyle geçici olarak tahsis edilmiştir ve merkez imam- hatip lisesi, mahallî imkânlarla on altı  derslikli bir hizmet binası yapılarak geçici olarak kabulü yapılmıştır. Ticaret meslek lisesi için  Valilikten Bakanlığımıza intikal eden bir yatırım programı yer almamaktadır, böyle bir talep yoktur.  Valilikten alınan bir başka bilgiye göre Bahçelievler ve Yeni Mahalle'de yapımına başlanan birer  ilköğretim okulunun inşaatları da bitirilmiş olup geçici kabul aşamasındadır. Ayrıca Gündoğdu  Mahallesi'nde mevcut on iki derslikli prefabrik okul yıkılarak yerine yirmi dört derslikli ilköğretim  okulu yapılması kararlaştırılmış, ihale sürecindedir. Yeniaslanbaşar köyünde ise bir adet sekiz derslikli  okul mevcut iken ikinci bir sekiz derslikli ilköğretim okul inşaatı bitirilmiş, geçici kabul  aşamasındadır.  Sımak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1495) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarının ihtiyacı kadrolu, sözleşmeli,  ücretli ve vekil öğretmenler kanalıyla giderilmektedir. Zorunlu hizmet bölgesi kapsamında bulunan  Sımak ilinin öğretmen ihtiyacı da her yıl Bakanlığımızca gerçekleştirilen ilk defa öğretmen alımları,  isteğe bağlı ve zomnlu nakil dönemlerinde ve yer değiştirmelerle karşılanmaya çalışılmaktadır.  Bakanlığımızca 2010 yılı ilköğretim yapım programında yer alan Sımak Valiliğine toplam  6 milyon 538 bin TL ödenek tahsis edilmiş olup bütün eğitim giderleri İlköğretim ve Eğitim  Kanunu'nun 76'ncı maddesi gereği oluşturulan bütçeden karşılanmak üzere planlanmakta ve  - 5 9 1 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  uygulanmaktadır. Sımak Valiliğinden alınan bilgiye göre beş ayrı yerleşim yerine ikişer daireli lojman  inşaatı da yapılmış ve TOKİ tarafından ilin merkez ilçe bünyesinde yapımına başlanan konutlardan  100'ünün öğretmenlerin hizmetlerinde kullanılmak üzere tahsisi talebinde bulunuldu.  Kumçatı beldesinde İstanbul Sanayi ve Ticaret Odası tarafından sekiz daireli öğretmen lojmanın  yapımının da proje aşamasında olduğunu ifade etmek isterim.  Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan'm (6/1496) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bakanlığımıza bağlı öğretmen ihtiyacı, az önce de söylediğim gibi, İLSİS norm  kadro modülündeki bilgiler de dikkate alınarak dengeli bir şekilde giderilmeye çalışılmaktadır.  Yine, Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1497) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Fındık beldesi, genel lise açılması şartlarını taşımamaktadır. Beldede ilköğretim  okulu son sınıfların öğrenci sayısı 17'dir. Öğrencilerin istemesi hâlinde pansiyonlu liselere  yerleştirilecektir.  Yine, Güçlükonak ilçe merkezinde biri 10, diğeri 8 derslikli olmak üzere toplam öğrenci sayısı  480 olan iki ilköğretim okulu bulunduğu ve ilköğretim okuluna bu bölgelerde de ihtiyaç olmadığı  belirtilmiştir.  Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1498) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Şırnak ili Beytüşşebap ilçesinin okul ve derslik ihtiyacını karşılamak üzere devlet  yatırım programı kapsamında yaptırılan lise tamamlanmış, eğitim ve öğretime açılmıştır. İlçede  derslik ihtiyacı bulunmamaktadır. Ancak, Başaran köyü de lise açılması kapsamında uygun şartlan  taşımıyor ama yirmi dört derslikli bir ilköğretim okulu tamamlanmıştır.  Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1500) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bu ilçede de yirmi dört derslikli eğitim öğretim binası ve atölyeden oluşan  Endüstri Meslek Lisesinin inşaatı devam etmektedir.  İdil Anadolu Lisesi 2006-2007 yılında hizmete açılmış olup şu anda bir bina ihtiyacı  bulunmamaktadır. Çok Programlı Lise, Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğüne göre faaliyette  bulunmakta olup erken çocukluk eğitim dalıyla ilgili genel lise programı bulunmaktadır zaten.  Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1501) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum:  Bakanlığımızca liselerin onarımında kullanılmak üzere Şırnak Valiliğine ödenek gönderilmiş olup,  Bakanlığımıza intikal eden herhangi bir yeni lise yapılması teklifi de bulunmamaktadır.  Valilikten alınan bilgiden, yine ilçe merkezindeki dört ilköğretim okulu ve lisede eğitim ve  öğretimin sürdürüldüğü, eğitime engel bir durumun bulunmadığı, ilçenin coğrafi durumu nedeniyle  de arsa problemi bulunduğu ve arsa sorununun çözümü durumunda da ilköğretim okulunun yapılacağı  anlaşılmaktadır.  Bitlis Milletvekili Sayın Mehmet Nezir Karabaş'ın (6/1503) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bitlis Valiliğinden alınan bilgiye göre 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalan  Kanunu'nda, düzenlenen etkinliklere siyasi parti temsilcilerinin katılamayacağı hususunda bir  düzenleme bulunmadığını ancak söz konusu kişinin Eğitim-Sen Şube Başkanlığının yanı sıra fiilen  öğretmenlik de yaptığı ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olduğu, dolayısıyla hakkında  gerçekleştirilen soruşturmanın 657 sayılı Devlet Memurlan Kanunu'na uygun olduğu ve eyleminin  sübuta erdiği anlaşılmaktadır.  - 5 9 2 -
Sayfa 99 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  uygulanmaktadır. Sımak Valiliğinden alınan bilgiye göre beş ayrı yerleşim yerine ikişer daireli lojman  inşaatı da yapılmış ve TOKİ tarafından ilin merkez ilçe bünyesinde yapımına başlanan konutlardan  100'ünün öğretmenlerin hizmetlerinde kullanılmak üzere tahsisi talebinde bulunuldu.  Kumçatı beldesinde İstanbul Sanayi ve Ticaret Odası tarafından sekiz daireli öğretmen lojmanın  yapımının da proje aşamasında olduğunu ifade etmek isterim.  Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan'm (6/1496) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bakanlığımıza bağlı öğretmen ihtiyacı, az önce de söylediğim gibi, İLSİS norm  kadro modülündeki bilgiler de dikkate alınarak dengeli bir şekilde giderilmeye çalışılmaktadır.  Yine, Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1497) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Fındık beldesi, genel lise açılması şartlarını taşımamaktadır. Beldede ilköğretim  okulu son sınıfların öğrenci sayısı 17'dir. Öğrencilerin istemesi hâlinde pansiyonlu liselere  yerleştirilecektir.  Yine, Güçlükonak ilçe merkezinde biri 10, diğeri 8 derslikli olmak üzere toplam öğrenci sayısı  480 olan iki ilköğretim okulu bulunduğu ve ilköğretim okuluna bu bölgelerde de ihtiyaç olmadığı  belirtilmiştir.  Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1498) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Şırnak ili Beytüşşebap ilçesinin okul ve derslik ihtiyacını karşılamak üzere devlet  yatırım programı kapsamında yaptırılan lise tamamlanmış, eğitim ve öğretime açılmıştır. İlçede  derslik ihtiyacı bulunmamaktadır. Ancak, Başaran köyü de lise açılması kapsamında uygun şartlan  taşımıyor ama yirmi dört derslikli bir ilköğretim okulu tamamlanmıştır.  Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1500) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bu ilçede de yirmi dört derslikli eğitim öğretim binası ve atölyeden oluşan  Endüstri Meslek Lisesinin inşaatı devam etmektedir.  İdil Anadolu Lisesi 2006-2007 yılında hizmete açılmış olup şu anda bir bina ihtiyacı  bulunmamaktadır. Çok Programlı Lise, Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğüne göre faaliyette  bulunmakta olup erken çocukluk eğitim dalıyla ilgili genel lise programı bulunmaktadır zaten.  Sayın Hasip Kaplan'ın (6/1501) esas numaralı soru önergesini cevaplandırıyorum:  Bakanlığımızca liselerin onarımında kullanılmak üzere Şırnak Valiliğine ödenek gönderilmiş olup,  Bakanlığımıza intikal eden herhangi bir yeni lise yapılması teklifi de bulunmamaktadır.  Valilikten alınan bilgiden, yine ilçe merkezindeki dört ilköğretim okulu ve lisede eğitim ve  öğretimin sürdürüldüğü, eğitime engel bir durumun bulunmadığı, ilçenin coğrafi durumu nedeniyle  de arsa problemi bulunduğu ve arsa sorununun çözümü durumunda da ilköğretim okulunun yapılacağı  anlaşılmaktadır.  Bitlis Milletvekili Sayın Mehmet Nezir Karabaş'ın (6/1503) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bitlis Valiliğinden alınan bilgiye göre 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalan  Kanunu'nda, düzenlenen etkinliklere siyasi parti temsilcilerinin katılamayacağı hususunda bir  düzenleme bulunmadığını ancak söz konusu kişinin Eğitim-Sen Şube Başkanlığının yanı sıra fiilen  öğretmenlik de yaptığı ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olduğu, dolayısıyla hakkında  gerçekleştirilen soruşturmanın 657 sayılı Devlet Memurlan Kanunu'na uygun olduğu ve eyleminin  sübuta erdiği anlaşılmaktadır.  - 5 9 2 - T B M M B : 8 2 6 . 4 . 2010 0 : 4  - 5 9 3 - Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru'nun (6/1550) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: 222 sayılı İlköğretim Kanunu gereği ilköğretim yatırımları valiliklerin  sorumlulukları ve yetkisinde planlanmakta ve gerçekleştirilmektedir. Tokat Valiliğinden alman bilgiye  göre ilde doksan taşıma merkezi bulunduğu, okullarda öğle yemeği için oluşturulan uygun ortamlarda  yemek verildiği, bütçe imkânları doğrultusunda öncelikle derslik alanların iyileştirilmesi ve daha  sonra sosyal alanların iyileştirilmesi yönünde çalışmaların sürdüğü bildirilmektedir.  Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru'nun (6/1551) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Yine ilköğretim yatırımları valiliklerin yetki ve sorumluluklarında planlanıyor ve  gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda sosyal tesis yapımından ziyade -soru biraz birbirinin benzeri- bütçemizi derslik yapımına ayırdık. Bunların tamamlanması durumunda elbette sosyal tesisler için  de bu harcamalar yapılacaktır.  Adana Milletvekili Sayın Kürşat Atılgan'ın (6/1638) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bakanlığımız personelinin çalışma şartlan, emek-ücret ilişkisi, ek ders ve özlük  haklarında personelin kıdem ve öğrenim niteliğinin yanı sıra görevin önemi, görevi çerçeveleyen  şartlardaki zorluk, personelin sorumluluk durumu ve başarı derecesi ölçüt alınarak iyileştirmeye  yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.  Aynca, öğretmenlerin çalışma ve özlük haklannın düzenlenmesine yönelik hâlihazırda yürütülen  bir çalışma bulunmamaktadır.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık'ın (6/1650) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: 2009 yılında yapılması düşünülen 10 bin atamaya ilişkin bir somydu. Bu atama  gerçekleştirildi. 10 Aralık 2009 tarihinde gerçekleşen bu atamaya sözleşmeli kadrolardan 6.122  pozisyona denk, 165 kadroya ise kadrolu öğretmen ataması ile ilgili başvuruya ilişkin kılavuz  Personel Genel Müdürlüğümüz tarafından web sitesinde yayınlanmış, başvurular yapılmıştır.  Bir diğer som: 89 farklı alandan sözleşmeli öğretmenliğe başvurabilecek potansiyel aday sayısı  247.988, kadrolu öğretmenliğe başvurabilecek aday sayısı ise potansiyel olarak 299.259'dur.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık'ın (6/1654) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: Yükseköğretim Kumlu Başkanlığından alınan bilgiye göre, uzaktan eğitim  sisteminde eğitim öğretim veren açık öğretim iktisat ve işletme fakültelerinde eğitim öğretim süresine  yönelik herhangi bir kısıtlama olmadığından, aynca hiçbir süreye bağlı olmaksızın öğrenimlerine  devam ettiklerinden, 44'üncü maddede bu dumm "Açık öğretim öğrencileri, öğrencilik haklanndan  yararlanmamak kaydı ile bu sürelerle kısıtlı değildirler." hükmüyle mevcuttur. Bu nedenle, açık  öğretim sistemine göre öğrenim yapan fakültelerde herhangi bir şekilde birer kez ara, yıl sonu ve  bütünleme sınavı yapılacağı belirtilmiş olup, ek sınav ve tek ders sınavı öngörülmemektedir.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık'ın (6/1658) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: Sözleşmeli öğretmenlerde devlet memurlarında aranacak şartlar bakımından  öğretmen olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar arandığından bunların ödev, hak ve  yükümlülükleri de kadrolu öğretmenlerle aynıdır. Öğretmenlerin atama, yer değiştirme işlemleri,  hepinizin bildiği gibi, norm kadro kriterleri çerçevesinde yanyıl ve yaz tatillerinde gerçekleştiriliyor.  Eş ve sağlık dummu özrü nedeniyle görev yeri değişikliğine ilişkin istekler de, kadrolu öğretmenlerde  olduğu gibi, sözleşmeli öğretmenler için de uygulanıyor ve yanyıl ve yaz tatillerinde eş dummu özrü  ile eşinin ve bakmakla yükümlü olduklan çocuklannın herhangi bir hastalığı nedeniyle sağlık kumlu
Sayfa 100 -
T B M M B : 8 2 6 . 4 . 2010 0 : 4  - 5 9 3 - Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru'nun (6/1550) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: 222 sayılı İlköğretim Kanunu gereği ilköğretim yatırımları valiliklerin  sorumlulukları ve yetkisinde planlanmakta ve gerçekleştirilmektedir. Tokat Valiliğinden alman bilgiye  göre ilde doksan taşıma merkezi bulunduğu, okullarda öğle yemeği için oluşturulan uygun ortamlarda  yemek verildiği, bütçe imkânları doğrultusunda öncelikle derslik alanların iyileştirilmesi ve daha  sonra sosyal alanların iyileştirilmesi yönünde çalışmaların sürdüğü bildirilmektedir.  Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru'nun (6/1551) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Yine ilköğretim yatırımları valiliklerin yetki ve sorumluluklarında planlanıyor ve  gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda sosyal tesis yapımından ziyade -soru biraz birbirinin benzeri- bütçemizi derslik yapımına ayırdık. Bunların tamamlanması durumunda elbette sosyal tesisler için  de bu harcamalar yapılacaktır.  Adana Milletvekili Sayın Kürşat Atılgan'ın (6/1638) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Bakanlığımız personelinin çalışma şartlan, emek-ücret ilişkisi, ek ders ve özlük  haklarında personelin kıdem ve öğrenim niteliğinin yanı sıra görevin önemi, görevi çerçeveleyen  şartlardaki zorluk, personelin sorumluluk durumu ve başarı derecesi ölçüt alınarak iyileştirmeye  yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.  Aynca, öğretmenlerin çalışma ve özlük haklannın düzenlenmesine yönelik hâlihazırda yürütülen  bir çalışma bulunmamaktadır.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık'ın (6/1650) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: 2009 yılında yapılması düşünülen 10 bin atamaya ilişkin bir somydu. Bu atama  gerçekleştirildi. 10 Aralık 2009 tarihinde gerçekleşen bu atamaya sözleşmeli kadrolardan 6.122  pozisyona denk, 165 kadroya ise kadrolu öğretmen ataması ile ilgili başvuruya ilişkin kılavuz  Personel Genel Müdürlüğümüz tarafından web sitesinde yayınlanmış, başvurular yapılmıştır.  Bir diğer som: 89 farklı alandan sözleşmeli öğretmenliğe başvurabilecek potansiyel aday sayısı  247.988, kadrolu öğretmenliğe başvurabilecek aday sayısı ise potansiyel olarak 299.259'dur.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık'ın (6/1654) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: Yükseköğretim Kumlu Başkanlığından alınan bilgiye göre, uzaktan eğitim  sisteminde eğitim öğretim veren açık öğretim iktisat ve işletme fakültelerinde eğitim öğretim süresine  yönelik herhangi bir kısıtlama olmadığından, aynca hiçbir süreye bağlı olmaksızın öğrenimlerine  devam ettiklerinden, 44'üncü maddede bu dumm "Açık öğretim öğrencileri, öğrencilik haklanndan  yararlanmamak kaydı ile bu sürelerle kısıtlı değildirler." hükmüyle mevcuttur. Bu nedenle, açık  öğretim sistemine göre öğrenim yapan fakültelerde herhangi bir şekilde birer kez ara, yıl sonu ve  bütünleme sınavı yapılacağı belirtilmiş olup, ek sınav ve tek ders sınavı öngörülmemektedir.  Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık'ın (6/1658) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: Sözleşmeli öğretmenlerde devlet memurlarında aranacak şartlar bakımından  öğretmen olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar arandığından bunların ödev, hak ve  yükümlülükleri de kadrolu öğretmenlerle aynıdır. Öğretmenlerin atama, yer değiştirme işlemleri,  hepinizin bildiği gibi, norm kadro kriterleri çerçevesinde yanyıl ve yaz tatillerinde gerçekleştiriliyor.  Eş ve sağlık dummu özrü nedeniyle görev yeri değişikliğine ilişkin istekler de, kadrolu öğretmenlerde  olduğu gibi, sözleşmeli öğretmenler için de uygulanıyor ve yanyıl ve yaz tatillerinde eş dummu özrü  ile eşinin ve bakmakla yükümlü olduklan çocuklannın herhangi bir hastalığı nedeniyle sağlık kumlu  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  raporu ibraz etmeleri durumunda da boş pozisyon olması hâlinde kadrolu öğretmenlerle aynı  dönemde yer değişiklikleri gerçekleştirilmektedir. Söz konusu sözleşmeli öğretmenlerimizin kadroya  geçirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülmekte olup, çalışmalarımız sonuçlandığında Bakanlığımızın  İnternet sitesinde duyuracağız.  İstanbul Milletvekili Sayın Fatma Nur Serter'in (6/1660) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan bilgiye göre, yükseköğrenim  kurumlarımızda seçmeli ve zorunlu olarak Türkçe dışında diller öğretilmekle birlikte bu dillerin  hiçbirisi öğrencilerin ana dili olması nedeniyle okutulmamaktadır.  Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genc'in (6/1703) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Konuya ilişkin Sandık tarafından yapılan açıklamaya göre, ihalenin açık ihale  usulüyle yapıldığını, ihaleye on üç firmanın teklif sunduğunu, Kamu İhale Kurumunun en düşük  maliyeti belirlediğini ve bu maliyetin altında teklif verenin Çözüm Mühendislik Mimarlık Taahhüt  Şirketi olduğunu, aşın düşük teklif değerin altında kalan üç firmadan açıklama yapmalan istendiğini,  isteklilerin ihale komisyonuna gerekli açıklamaları yaptığını ve ihale süreci sonucunda düşük sınır  değer tutarına ekonomik açıdan en avantajlı teklife verildiğini, kamu ihale mevzuatı gereğince  teklifleri uygun bulunmayan isteklilerin önce idareye şikâyet başvurusunda bulunma hakları olduğu,  idare tarafından bu şikâyetin reddedilmesi hâlinde Kamu İhale Kurumuna şikâyet başvurusunda  bulunma hakları olduğu, soru önergesinde belirtilen iş ortaklığının idareye şikâyet başvurusunda  bulunduğu ve istekliye 11/1/2010 tarih, 490 sayılı yazıyla şikâyet başvurusunun reddedildiğinin  bildirildiğini, ancak isteklinin Kamu İhale Kurumuna idare tarafından belirtilen eksiklikler nedeniyle  süresi içerisinde itiraz başvurusunda bulunmadığı belirtilmektedir.  Niğde Milletvekili Sayın Mümin İnan'ın (6/1748) esas numaralı soru önergesini  cevaplandınyorum: Söz konusu kütüphaneler Bakanlığımızın değil Kültür ve Turizm Bakanlığının  uhdesinde bulunmaktadır. Niğde ilinde Bakanlığımız kayıtlanna göre bir dersliğe 30, 35 ve 40 öğrenci  hedefine göre, ilköğretimde sadece 30 hedefine göre 8, ortaöğretimde ise 59,41 ve 29 dersliğe ihtiyaç  bulunmaktadır. Bu ilimizde Bakanlığımızın bütçesinden 2010 yılı için ortaöğretim okullannın onanmı  için 658.285, devlet yatırım programında yer alan projeler için 1,5 milyon, ilköğretim ve okul öncesi  okulların yapım ve onarımı için 1 milyon 743 bin olmak üzere toplam 3 milyon 901 bin 285 TL  ödenek tahsis edilmesi planlanmıştır.  Yine Bakanlığımızca bütün illerimizdeki öğretmen ihtiyacı Maliye Bakanlığınca Bakanlığımıza  verilen kadro kullanımı izni sınırlılığında kadrolu ya da sözleşmeli pozisyon çerçevesinde il millî  eğitim müdürlüklerimizce, İLSİS kontenjan modülüne yansıtılan alanlar ve eğitim kurumu bilgileri  doğrultusunda kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler ataması, görevlendirmesi yapılarak karşılanmaya  çalışılmaktadır. Bu şekilde karşılanamayan eğitim kurumlarımızın öğretmen ihtiyacı ise vekil ve  ücretli öğretmen görevlendirmeleriyle karşılanmaktadır.  Tunceli Milletvekili Sayın Şerafettin Halis'in (6/1755) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Konuya ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca verilen bilgiye göre, Şişli  Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün ilgili yazıları üzerine, olaya  karıştıkları tespit edilen 2 öğrenci hakkında idari yönden işlem yapılmak üzere idari birimlere  rektörlük tarafından bildirim yapılmıştır. İlgili idari birimler tarafından da Yükseköğretim Kanunu,  Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği ve mevzuat hükümlerine uygun olarak  disiplin soruşturması başlatılmıştır.  - 5 9 4 -
Sayfa 101 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  raporu ibraz etmeleri durumunda da boş pozisyon olması hâlinde kadrolu öğretmenlerle aynı  dönemde yer değişiklikleri gerçekleştirilmektedir. Söz konusu sözleşmeli öğretmenlerimizin kadroya  geçirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülmekte olup, çalışmalarımız sonuçlandığında Bakanlığımızın  İnternet sitesinde duyuracağız.  İstanbul Milletvekili Sayın Fatma Nur Serter'in (6/1660) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan bilgiye göre, yükseköğrenim  kurumlarımızda seçmeli ve zorunlu olarak Türkçe dışında diller öğretilmekle birlikte bu dillerin  hiçbirisi öğrencilerin ana dili olması nedeniyle okutulmamaktadır.  Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genc'in (6/1703) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Konuya ilişkin Sandık tarafından yapılan açıklamaya göre, ihalenin açık ihale  usulüyle yapıldığını, ihaleye on üç firmanın teklif sunduğunu, Kamu İhale Kurumunun en düşük  maliyeti belirlediğini ve bu maliyetin altında teklif verenin Çözüm Mühendislik Mimarlık Taahhüt  Şirketi olduğunu, aşın düşük teklif değerin altında kalan üç firmadan açıklama yapmalan istendiğini,  isteklilerin ihale komisyonuna gerekli açıklamaları yaptığını ve ihale süreci sonucunda düşük sınır  değer tutarına ekonomik açıdan en avantajlı teklife verildiğini, kamu ihale mevzuatı gereğince  teklifleri uygun bulunmayan isteklilerin önce idareye şikâyet başvurusunda bulunma hakları olduğu,  idare tarafından bu şikâyetin reddedilmesi hâlinde Kamu İhale Kurumuna şikâyet başvurusunda  bulunma hakları olduğu, soru önergesinde belirtilen iş ortaklığının idareye şikâyet başvurusunda  bulunduğu ve istekliye 11/1/2010 tarih, 490 sayılı yazıyla şikâyet başvurusunun reddedildiğinin  bildirildiğini, ancak isteklinin Kamu İhale Kurumuna idare tarafından belirtilen eksiklikler nedeniyle  süresi içerisinde itiraz başvurusunda bulunmadığı belirtilmektedir.  Niğde Milletvekili Sayın Mümin İnan'ın (6/1748) esas numaralı soru önergesini  cevaplandınyorum: Söz konusu kütüphaneler Bakanlığımızın değil Kültür ve Turizm Bakanlığının  uhdesinde bulunmaktadır. Niğde ilinde Bakanlığımız kayıtlanna göre bir dersliğe 30, 35 ve 40 öğrenci  hedefine göre, ilköğretimde sadece 30 hedefine göre 8, ortaöğretimde ise 59,41 ve 29 dersliğe ihtiyaç  bulunmaktadır. Bu ilimizde Bakanlığımızın bütçesinden 2010 yılı için ortaöğretim okullannın onanmı  için 658.285, devlet yatırım programında yer alan projeler için 1,5 milyon, ilköğretim ve okul öncesi  okulların yapım ve onarımı için 1 milyon 743 bin olmak üzere toplam 3 milyon 901 bin 285 TL  ödenek tahsis edilmesi planlanmıştır.  Yine Bakanlığımızca bütün illerimizdeki öğretmen ihtiyacı Maliye Bakanlığınca Bakanlığımıza  verilen kadro kullanımı izni sınırlılığında kadrolu ya da sözleşmeli pozisyon çerçevesinde il millî  eğitim müdürlüklerimizce, İLSİS kontenjan modülüne yansıtılan alanlar ve eğitim kurumu bilgileri  doğrultusunda kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler ataması, görevlendirmesi yapılarak karşılanmaya  çalışılmaktadır. Bu şekilde karşılanamayan eğitim kurumlarımızın öğretmen ihtiyacı ise vekil ve  ücretli öğretmen görevlendirmeleriyle karşılanmaktadır.  Tunceli Milletvekili Sayın Şerafettin Halis'in (6/1755) esas numaralı soru önergesini  cevaplandırıyorum: Konuya ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca verilen bilgiye göre, Şişli  Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün ilgili yazıları üzerine, olaya  karıştıkları tespit edilen 2 öğrenci hakkında idari yönden işlem yapılmak üzere idari birimlere  rektörlük tarafından bildirim yapılmıştır. İlgili idari birimler tarafından da Yükseköğretim Kanunu,  Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği ve mevzuat hükümlerine uygun olarak  disiplin soruşturması başlatılmıştır.  - 5 9 4 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  2547 sayılı Kanun ve yönetmelik maddelerine göre yükseköğretim öğrencilerinin kanun, tüzük  ve yönergelerin öğrencilere yüklediği görevleri yerine getirmeleri, öğrencilik onur ve erdemlerine  aykırı davranışta bulunmaları hâlinde ise bu fiil ve davranışlarının yükseköğrenim kurumu dışında  gerçekleşmesi disiplin cezası verilmesine bir engel oluşturmamaktadır ancak, ayrıca, Danıştaym 8.  Dairesinin 24/12/98 gün ve 98/4045 esas sayılı ve 98/4564 karar sayılı karan da yine aynı zamanda İdari  Dava Dairelerinin 20/3/92 gün ve 1992/68 esas sayılı karan da bu hususa dayanak teşkil etmektedir.  Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğm'nun (6/1806) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: Tokat Valiliğinden alınan konuya ilişkin bilgiden, ilçe merkezleri bazında  ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısının Erbaa'da 28, Niksar'da 24, Turhal'da 26 ve  Zile'de 22, ortaöğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısının Erbaa ve Niksar'da 28, Turhal'da  29 ve Zile'de 34 olduğu anlaşılmaktadır. Bu oranlar Türkiye ortalamasının altında olup bütün  illerimizde olduğu gibi Tokat ilinde de her yıl, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu gereğince  mahallinde valiliklerce planlanan ve uygulanan ilköğretim kummları yapım programlarında yer alan  yatırımlar ve Bakanlığımızca merkezden planlanan yatırımlarla mevcut dummun daha da  iyileştirilmesine çalışılmaktadır.  Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğm'nun (6/1807) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: Çocuk ve gençlerimizin risklerden komnmasını sağlamak ve onları psikososyal  anlamda daha sağlıklı ortamlarda yetiştirmek amacıyla Bakanlığımızın 2006 yılı Ağustos ayında  yürürlüğe koyduğu Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı  2006-2011 çalışmaları sürdürülmektedir. Bu kapsamda sigara, alkol ve diğer madde kullanımını  önlemeye yönelik olarak 2008-2009 eğitim öğretim yılında seksen bir il bazında eğitim ve öğretim  faaliyetleri uygulanmıştır. Sigara, alkol ve diğer madde kullanımını önlemeye yönelik olarak  gerçekleşen eğitim, seminer ve konferanslar sonucunda toplam 1 milyon 806 bin 950 öğrenci,  474.838 veli ve 129.284 öğretmen bilgilendirilmiştir. "Gelişimsel rehberlik" anlayışıyla hazırlanan  İlköğretim ve Ortaöğretim Kummları Sınıf Rehberlik Programı, 2006-2007 eğitim öğretim yılında  uygulanmaya konulmuş olup, Program'ın genel amacı öğrencilerin sağlıklı psikososyal gelişimlerini  desteklemektir.  Aynca, Bakanlığımız, Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde Avmpa  Birliğinin mali katkısı ve UNICEF'in teknik desteğinde başlayan Önce Çocuklar, Çocuk Komma  Mekanizmalarının İl Düzeyinde Modüllenmesi Projesi kapsamında Bakanlığımız tarafından  geliştirilen 7-19 Yaş Aile Eğitimi Programı ve Yaşam Becerileri Eğitimi Programı çerçevesinde  madde bağımlılığı ve kullanımıyla ilgili devam eden eğitim ve önleme çalışmaları da bu kapsamda  kullanılmaktadır.  Diğer taraftan, Bakanlığımız, çocuk ve gençlerimizi risklerden komma amaçlı önleme  faaliyetleri yürütmekte olup okullarda madde kullanımı ve bağımlılığıyla ilgili istatistiki bilgiler  tutulmamaktadır.  Saygıyla sunulur. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  2 -som soran- arkadaşımız var, zamanımız da var, onun için üçer dakika veriyomm.  Sayın İnan...  MÜMİN İNAN (Niğde) - Teşekkür ediyomm Sayın Başkanım.  - 5 9 5 -
Sayfa 102 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  2547 sayılı Kanun ve yönetmelik maddelerine göre yükseköğretim öğrencilerinin kanun, tüzük  ve yönergelerin öğrencilere yüklediği görevleri yerine getirmeleri, öğrencilik onur ve erdemlerine  aykırı davranışta bulunmaları hâlinde ise bu fiil ve davranışlarının yükseköğrenim kurumu dışında  gerçekleşmesi disiplin cezası verilmesine bir engel oluşturmamaktadır ancak, ayrıca, Danıştaym 8.  Dairesinin 24/12/98 gün ve 98/4045 esas sayılı ve 98/4564 karar sayılı karan da yine aynı zamanda İdari  Dava Dairelerinin 20/3/92 gün ve 1992/68 esas sayılı karan da bu hususa dayanak teşkil etmektedir.  Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğm'nun (6/1806) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: Tokat Valiliğinden alınan konuya ilişkin bilgiden, ilçe merkezleri bazında  ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısının Erbaa'da 28, Niksar'da 24, Turhal'da 26 ve  Zile'de 22, ortaöğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısının Erbaa ve Niksar'da 28, Turhal'da  29 ve Zile'de 34 olduğu anlaşılmaktadır. Bu oranlar Türkiye ortalamasının altında olup bütün  illerimizde olduğu gibi Tokat ilinde de her yıl, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu gereğince  mahallinde valiliklerce planlanan ve uygulanan ilköğretim kummları yapım programlarında yer alan  yatırımlar ve Bakanlığımızca merkezden planlanan yatırımlarla mevcut dummun daha da  iyileştirilmesine çalışılmaktadır.  Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğm'nun (6/1807) esas numaralı som önergesini  cevaplandırıyorum: Çocuk ve gençlerimizin risklerden komnmasını sağlamak ve onları psikososyal  anlamda daha sağlıklı ortamlarda yetiştirmek amacıyla Bakanlığımızın 2006 yılı Ağustos ayında  yürürlüğe koyduğu Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı  2006-2011 çalışmaları sürdürülmektedir. Bu kapsamda sigara, alkol ve diğer madde kullanımını  önlemeye yönelik olarak 2008-2009 eğitim öğretim yılında seksen bir il bazında eğitim ve öğretim  faaliyetleri uygulanmıştır. Sigara, alkol ve diğer madde kullanımını önlemeye yönelik olarak  gerçekleşen eğitim, seminer ve konferanslar sonucunda toplam 1 milyon 806 bin 950 öğrenci,  474.838 veli ve 129.284 öğretmen bilgilendirilmiştir. "Gelişimsel rehberlik" anlayışıyla hazırlanan  İlköğretim ve Ortaöğretim Kummları Sınıf Rehberlik Programı, 2006-2007 eğitim öğretim yılında  uygulanmaya konulmuş olup, Program'ın genel amacı öğrencilerin sağlıklı psikososyal gelişimlerini  desteklemektir.  Aynca, Bakanlığımız, Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde Avmpa  Birliğinin mali katkısı ve UNICEF'in teknik desteğinde başlayan Önce Çocuklar, Çocuk Komma  Mekanizmalarının İl Düzeyinde Modüllenmesi Projesi kapsamında Bakanlığımız tarafından  geliştirilen 7-19 Yaş Aile Eğitimi Programı ve Yaşam Becerileri Eğitimi Programı çerçevesinde  madde bağımlılığı ve kullanımıyla ilgili devam eden eğitim ve önleme çalışmaları da bu kapsamda  kullanılmaktadır.  Diğer taraftan, Bakanlığımız, çocuk ve gençlerimizi risklerden komma amaçlı önleme  faaliyetleri yürütmekte olup okullarda madde kullanımı ve bağımlılığıyla ilgili istatistiki bilgiler  tutulmamaktadır.  Saygıyla sunulur. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  2 -som soran- arkadaşımız var, zamanımız da var, onun için üçer dakika veriyomm.  Sayın İnan...  MÜMİN İNAN (Niğde) - Teşekkür ediyomm Sayın Başkanım.  - 5 9 5 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Sayın Bakanım, geçtiğimiz hafta Fethiye'de annesi dershane parasını ödeyemedi diye hapse  giren ve bunalıma girip intihar eden Soner gencin acısı, Soner gencin kaybı Türk eğitim sistemi için  bir ayıp olsa gerek diye düşünüyorum. Bugün ekonomik kriz içerisinde sadece esnafta, sanayicide ve  diğer sosyal kesimlerde değil, maalesef dershanelere de borcunu ödeyemeyip sıkıntıya düşen birçok  velimiz bulunmaktadır. Dolayısıyla bu konunun dikkatli bir biçimde ele alınması gerektiği de apaçık  bir gerçek olarak ortada durmaktadır.  Diğer taraftan, Ankara'ya 300 kilometre olan Niğde'de, bir bağırma mesafesinde olan Niğde'de  hâlâ öğretmen açıklarımız devam etmektedir. Niğde şehir merkezinde şu anda sekiz okulda ikili  sistem eğitim yapılmaktadır ve şiddetle okula ve dersliğe ihtiyaç vardır. Ayrıca bugün aldığımız  bilgiler de, vilayetten ve Millî Eğitimden, diğer ilçelerimizde de, Bor'da, Altunhisar'da, Çiftlik'te,  Ulukışla'da, Çamardı ve diğer ilçelerimizde derslik ihtiyaçlarının olduğu apaçık bir gerçektir.  Özellikle şehir merkezinde sıkışık durumdan dolayı Anadolu lisesi, fen lisesi ve diğer öğretmen  lisesini çıkardığımız zaman, liselerden üniversiteye geçme oranı, üniversite kazanma oranının da son  yıllarda ciddi bir biçimde düştüğünü ve eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini de  ifade etmek istiyorum çünkü yıllardan beri yükseköğrenime büyük oranda öğrenci kazandıran,  aydınlar kenti olarak anılan Niğde'nin son zamanlarda -bu saymış olduğum liseleri kenara koyarsak- maalesef liselerinden üniversiteye giden öğrenci sayısı hızlı bir biçimde düşmektedir. Bunlara nasıl  bir tedbir almayı düşünüyorsunuz? Ve Niğde'deki eğitim yatırımına bu yıl ayırdığınız paranın yeterli  olup olmadığını da bir kez daha gözden geçirmenizi istirham ediyor ve saygılar sunuyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Karabaş...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Teşekkür ederim Başkan.  Şimdi, öncelikle benim soruma tam cevap verilmedi. Eğitim-Sen Bitlis Şube Başkanı hakkında,  1) Eğitim-Sen'in etkinliğine DTP yöneticilerinin katılması,  2) Eğitim-Sen Şube Başkanının, Belediye Başkanının icraatlarını eleştirmesi,  3) Eğitim-Sen Şube Başkanının AK PARTİ'ye "AKP" diye hitap etmesinden kaynaklı soruştur­ ma açılmıştı.  Şimdi, Valinin verdiği cevapta şöyle diyor; diyor ki: "Sendikanın etkinliğine siyasi partiler  katılabilir. Zaten Eğitim-Sen Şube Başkanı olarak soruşturma açılmamış, 657 sayılı devlet memuru  olduğu için soruşturma açılmış." diyor. Peki, şimdi, kamu emekçilerinin, memurların sendikaları var.  İşte, KESK, Memur-Sen, Kamu-Sen ve bunların da hepsinin genel merkez yöneticileri, şube  başkanları, şube yöneticileri memurlardan oluşur. O zaman, soruşturma açılmaması için, sendikaların,  şube başkanlarını ve yöneticilerini memur olmayanlardan, kendilerinden olmayanlardan alması  gerekiyor. Bu nedenle, hem Valinin verdiği cevap aslında şeye denk gelmiyor. Eğer sendikalar  etkinliklerine siyasi partileri davet edebiliyorsa, siyasi partilerin sendikaların etkinliklerine  katılmasında yasal bir sakınca ve engel yoksa, bu konuda Valiliğin açtığı soruşturma da haksızdır ve  yine, en ilginç olanı, işte, AK PARTİ'ye "AKP" dediği için...  Ben Sayın Bakanlığa soruyu sorduğum zaman, soruşturma gerekçesini de iliştirmiştim. Bunların  hepsi vardı, bunlar birlikte verilmedi.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Üçer, siz girdiniz ama sorunuz olmadığı için siz soru soramıyorsunuz İç  Tüzük'e göre.  - 5 9 6 -
Sayfa 103 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Sayın Bakanım, geçtiğimiz hafta Fethiye'de annesi dershane parasını ödeyemedi diye hapse  giren ve bunalıma girip intihar eden Soner gencin acısı, Soner gencin kaybı Türk eğitim sistemi için  bir ayıp olsa gerek diye düşünüyorum. Bugün ekonomik kriz içerisinde sadece esnafta, sanayicide ve  diğer sosyal kesimlerde değil, maalesef dershanelere de borcunu ödeyemeyip sıkıntıya düşen birçok  velimiz bulunmaktadır. Dolayısıyla bu konunun dikkatli bir biçimde ele alınması gerektiği de apaçık  bir gerçek olarak ortada durmaktadır.  Diğer taraftan, Ankara'ya 300 kilometre olan Niğde'de, bir bağırma mesafesinde olan Niğde'de  hâlâ öğretmen açıklarımız devam etmektedir. Niğde şehir merkezinde şu anda sekiz okulda ikili  sistem eğitim yapılmaktadır ve şiddetle okula ve dersliğe ihtiyaç vardır. Ayrıca bugün aldığımız  bilgiler de, vilayetten ve Millî Eğitimden, diğer ilçelerimizde de, Bor'da, Altunhisar'da, Çiftlik'te,  Ulukışla'da, Çamardı ve diğer ilçelerimizde derslik ihtiyaçlarının olduğu apaçık bir gerçektir.  Özellikle şehir merkezinde sıkışık durumdan dolayı Anadolu lisesi, fen lisesi ve diğer öğretmen  lisesini çıkardığımız zaman, liselerden üniversiteye geçme oranı, üniversite kazanma oranının da son  yıllarda ciddi bir biçimde düştüğünü ve eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini de  ifade etmek istiyorum çünkü yıllardan beri yükseköğrenime büyük oranda öğrenci kazandıran,  aydınlar kenti olarak anılan Niğde'nin son zamanlarda -bu saymış olduğum liseleri kenara koyarsak- maalesef liselerinden üniversiteye giden öğrenci sayısı hızlı bir biçimde düşmektedir. Bunlara nasıl  bir tedbir almayı düşünüyorsunuz? Ve Niğde'deki eğitim yatırımına bu yıl ayırdığınız paranın yeterli  olup olmadığını da bir kez daha gözden geçirmenizi istirham ediyor ve saygılar sunuyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Karabaş...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Teşekkür ederim Başkan.  Şimdi, öncelikle benim soruma tam cevap verilmedi. Eğitim-Sen Bitlis Şube Başkanı hakkında,  1) Eğitim-Sen'in etkinliğine DTP yöneticilerinin katılması,  2) Eğitim-Sen Şube Başkanının, Belediye Başkanının icraatlarını eleştirmesi,  3) Eğitim-Sen Şube Başkanının AK PARTİ'ye "AKP" diye hitap etmesinden kaynaklı soruştur­ ma açılmıştı.  Şimdi, Valinin verdiği cevapta şöyle diyor; diyor ki: "Sendikanın etkinliğine siyasi partiler  katılabilir. Zaten Eğitim-Sen Şube Başkanı olarak soruşturma açılmamış, 657 sayılı devlet memuru  olduğu için soruşturma açılmış." diyor. Peki, şimdi, kamu emekçilerinin, memurların sendikaları var.  İşte, KESK, Memur-Sen, Kamu-Sen ve bunların da hepsinin genel merkez yöneticileri, şube  başkanları, şube yöneticileri memurlardan oluşur. O zaman, soruşturma açılmaması için, sendikaların,  şube başkanlarını ve yöneticilerini memur olmayanlardan, kendilerinden olmayanlardan alması  gerekiyor. Bu nedenle, hem Valinin verdiği cevap aslında şeye denk gelmiyor. Eğer sendikalar  etkinliklerine siyasi partileri davet edebiliyorsa, siyasi partilerin sendikaların etkinliklerine  katılmasında yasal bir sakınca ve engel yoksa, bu konuda Valiliğin açtığı soruşturma da haksızdır ve  yine, en ilginç olanı, işte, AK PARTİ'ye "AKP" dediği için...  Ben Sayın Bakanlığa soruyu sorduğum zaman, soruşturma gerekçesini de iliştirmiştim. Bunların  hepsi vardı, bunlar birlikte verilmedi.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Üçer, siz girdiniz ama sorunuz olmadığı için siz soru soramıyorsunuz İç  Tüzük'e göre.  - 5 9 6 - T B M M B : 8 2 6 . 4 . 2010 0 : 4  - 5 9 7 - ÖZDAL ÜÇER (Van) - Soru sormuyorum da, yerimden kısa bir açıklama yapmak istiyorum.  BAŞKAN - İşte o olmuyor.  Şimdi, soru-cevap işleminde soru soran arkadaşlar yeniden soru sorabiliyorlar. Ha iş bittikten  sonra 60'ıncı maddeye göre olabilir.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Ben işlem bitti diye...  BAŞKAN - Hayır, soru-cevap meselesinde olamıyor. Yani İç Tüzük olarak söylüyorum.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, şimdi, ben zaten soru-cevap esnasında söz talebinde  bulunmadım. Arkadaşlarımın söz talebinden sonra, soru-cevap işlemi bittikten sonra...  BAŞKAN - Daha bitmedi, bitsin o zaman vereceğim.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - .. .yerimden eğitim sorunlarıyla ilgili kısa bir söz hakkı talep ediyorum.  BAŞKAN - O zaman vereceğim. Şimdi, Sayın Bakan yani onu izah etmek için...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Tamam, teşekkür ederim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli  milletvekilleri; Sayın İnan'ın sorusu... Bu geçtiğimiz günlerde Muğla'nın Fethiye ilçesinde dershane  borcunu ödeyemediği için annesinin cezaevine girdiğini ve intihar eden bir gencimizin dramını hep  birlikte okuduk. Gerçekten her şeyden önce eğitim ve öğretim çerçevesi içerisinde bir konuyla ilişkili  bir intiharın olması, bir aile dramının yaşanmış olması hepimiz adına, hepimiz için de son derece  üzüntü vericidir. Elbette ki ben Millî Eğitim Bakanı olarak bu olaydan çok daha büyük bir üzüntü  duydum ve meseleye... Fethiye İlçe Millî Eğitim Müdürlüğümüz devreye girdi ve borcu ödedi ama  şu olması gerekirdi: Keşke böyle bir olaydan biz çok daha önce haberdar olsaydık. Bugüne kadar  bizlere yansıyan, mümkün olduğu kadar, hepiniz, eğitim ve öğretim adına, Millî Eğitim Bakanlığı  olarak çocuklarımızın zaruri ihtiyaçları, ders kitapları, giyim kuşamları, öğle yemekleri, taşıma  ücretleri gibi eğitim ve öğretim adına, gençlerimizi en iyi şekilde yetiştirmeye, korumaya ve  kollamaya çalışıyoruz. Tabii ki dershaneler de bizim eğitim sistemimizin bu anlamda bir parçası.  Yaptıkları iş her ne kadar ticari bir yönü olsa dahi her şeyden önce bir eğitim öğretim faaliyeti  olduğunun farkına varılması, özellikle alacakların tahsilinde bu kadar belki de hoyrat bir yöntemin  kullanılmaması gerekir. Bu vesileyle bunu belirtmek isterim ve ölen gencimize Allah'tan rahmet,  ailesine de sabır temenni ediyorum.  Niğde'de derslik ihtiyacına ilişkin bir som ilave etti Sayın İnan ve son yıllarda üniversiteye  giren öğrenci sayısında bir düşüş olduğu...  Niğde'de derslik ihtiyacının giderilmesi bütün illerimizde olduğu gibi ihtiyaçlar doğrultusunda  illerden aldığımız bilgiler, o ilin gelişimine uygun ve Maliye Bakanlığı tarafından tarafımıza tahsis  edilen ödenekler çerçevesinde eşit, objektif, adil bir şekilde dağıtılıyor. Dolayısıyla Niğde iline özel  bir muamele yapılmadığı gibi olumsuz özel bir muamele de yapılmıyor. Niğde de -benim bilgim  dâhilinde olan çerçevede- derslik ihtiyacı bakımından somnlu illerimiz sıralamasında yer almıyor.  Üniversiteye girme konusundaki il sıralamaları konusu çok mevzu ediliyor. Özellikle iller bu  konuda, üniversiteye öğrenci yerleştirme konusunda "Son sıradayız." veya "Gerilerdeyiz." diye  şikâyetçi oluyorlar ama üniversiteye giriş sınavı merkezî bir sınav, hepinizin de bildiği gibi bir  sıralama sınavı her şeyden önce. Türkiye bir sıralamaya tabi tutulduğunda da l'inci il ile 81'inci il  arasında biz Bakanlık olarak ne kadarlık bir puan farkı var, öğrencilerin ortaöğretimdeki öğrenme
Sayfa 104 -
T B M M B : 8 2 6 . 4 . 2010 0 : 4  - 5 9 7 - ÖZDAL ÜÇER (Van) - Soru sormuyorum da, yerimden kısa bir açıklama yapmak istiyorum.  BAŞKAN - İşte o olmuyor.  Şimdi, soru-cevap işleminde soru soran arkadaşlar yeniden soru sorabiliyorlar. Ha iş bittikten  sonra 60'ıncı maddeye göre olabilir.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Ben işlem bitti diye...  BAŞKAN - Hayır, soru-cevap meselesinde olamıyor. Yani İç Tüzük olarak söylüyorum.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, şimdi, ben zaten soru-cevap esnasında söz talebinde  bulunmadım. Arkadaşlarımın söz talebinden sonra, soru-cevap işlemi bittikten sonra...  BAŞKAN - Daha bitmedi, bitsin o zaman vereceğim.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - .. .yerimden eğitim sorunlarıyla ilgili kısa bir söz hakkı talep ediyorum.  BAŞKAN - O zaman vereceğim. Şimdi, Sayın Bakan yani onu izah etmek için...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Tamam, teşekkür ederim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli  milletvekilleri; Sayın İnan'ın sorusu... Bu geçtiğimiz günlerde Muğla'nın Fethiye ilçesinde dershane  borcunu ödeyemediği için annesinin cezaevine girdiğini ve intihar eden bir gencimizin dramını hep  birlikte okuduk. Gerçekten her şeyden önce eğitim ve öğretim çerçevesi içerisinde bir konuyla ilişkili  bir intiharın olması, bir aile dramının yaşanmış olması hepimiz adına, hepimiz için de son derece  üzüntü vericidir. Elbette ki ben Millî Eğitim Bakanı olarak bu olaydan çok daha büyük bir üzüntü  duydum ve meseleye... Fethiye İlçe Millî Eğitim Müdürlüğümüz devreye girdi ve borcu ödedi ama  şu olması gerekirdi: Keşke böyle bir olaydan biz çok daha önce haberdar olsaydık. Bugüne kadar  bizlere yansıyan, mümkün olduğu kadar, hepiniz, eğitim ve öğretim adına, Millî Eğitim Bakanlığı  olarak çocuklarımızın zaruri ihtiyaçları, ders kitapları, giyim kuşamları, öğle yemekleri, taşıma  ücretleri gibi eğitim ve öğretim adına, gençlerimizi en iyi şekilde yetiştirmeye, korumaya ve  kollamaya çalışıyoruz. Tabii ki dershaneler de bizim eğitim sistemimizin bu anlamda bir parçası.  Yaptıkları iş her ne kadar ticari bir yönü olsa dahi her şeyden önce bir eğitim öğretim faaliyeti  olduğunun farkına varılması, özellikle alacakların tahsilinde bu kadar belki de hoyrat bir yöntemin  kullanılmaması gerekir. Bu vesileyle bunu belirtmek isterim ve ölen gencimize Allah'tan rahmet,  ailesine de sabır temenni ediyorum.  Niğde'de derslik ihtiyacına ilişkin bir som ilave etti Sayın İnan ve son yıllarda üniversiteye  giren öğrenci sayısında bir düşüş olduğu...  Niğde'de derslik ihtiyacının giderilmesi bütün illerimizde olduğu gibi ihtiyaçlar doğrultusunda  illerden aldığımız bilgiler, o ilin gelişimine uygun ve Maliye Bakanlığı tarafından tarafımıza tahsis  edilen ödenekler çerçevesinde eşit, objektif, adil bir şekilde dağıtılıyor. Dolayısıyla Niğde iline özel  bir muamele yapılmadığı gibi olumsuz özel bir muamele de yapılmıyor. Niğde de -benim bilgim  dâhilinde olan çerçevede- derslik ihtiyacı bakımından somnlu illerimiz sıralamasında yer almıyor.  Üniversiteye girme konusundaki il sıralamaları konusu çok mevzu ediliyor. Özellikle iller bu  konuda, üniversiteye öğrenci yerleştirme konusunda "Son sıradayız." veya "Gerilerdeyiz." diye  şikâyetçi oluyorlar ama üniversiteye giriş sınavı merkezî bir sınav, hepinizin de bildiği gibi bir  sıralama sınavı her şeyden önce. Türkiye bir sıralamaya tabi tutulduğunda da l'inci il ile 81'inci il  arasında biz Bakanlık olarak ne kadarlık bir puan farkı var, öğrencilerin ortaöğretimdeki öğrenme  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  becerileri ve başarılan arasındaki bir vasatın arasında bir uçurum var mı, doğrusu biz buna bakıyoruz.  Bu anlamda çok büyük bir puan farkı yok 1 'inci il ile sonuncu il arasında ama üniversiteye yerleşme  konusunda... Her şeyden önce üniversiteye yerleşme bir başarı ölçme değerlendirme değil, bir  sıralama sınavı. Dolayısıyla kontenjanların sınırlı olduğu ve yükseköğrenim görme talebinde bulunan  genç sayısının yüksek olduğu sürece böylesi bir merkezî sıralama sınavına ihtiyaç olduğu ortada.  Sayın Nezir Karabaş'ın sorusunu ben tam anlamıyla açıklıkla cevapladığımı düşünüyorum. Bir  kez daha... Her şeyden önce AK PARTİ'ye "AKP" dediği için bir soruşturma geçilmemiştir kendisi.  Bir siyasi faaliyetlerle ilgili, Eğitim-Sen'in etkinliğine katıldığı için de, Eğitim-Sen'in sendikal  faaliyeti çerçevesinde olduğu için de değildir bu. Tekrar hakkında gerçekleştirilen soruşturma 657  sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 7'nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan -açmak için  söylüyorum- "Devlet memurları siyasi bir partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya  zümrenin yararını veya zarannı hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirken  dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiç bir şekilde  siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar." hükmüne  aykın hareket ettiği ve buna sübut bulduğu...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - İktidarlan eleştiremezler mi Sayın Bakanım?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) - Dolayısıyla, tabii ki detaylan var.  Sadece AK PARTİ'ye "AKP" dediği için değil, bir memurun herhangi bir şekilde kullanmasının  mümkün olmadığı ifadeler var. Soruşturma bu çerçevede tamamlanmış ve sonuçlandınlmıştır.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.  Sayın milletvekilleri, gündemin "Sözlü Sorular" kısmında yer alan sorulardan 1, 128, 136,144,  174, 176, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 230, 231, 297, 307, 309, 312, 314, 349, 383, 389,  431 ve 432'nci sıralarındaki sorular cevaplandırılmıştır.  Sayın Üçer, iki dakikalık süre veriyorum.  Buyurun.  VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)  //.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, sözlü sorular cevaplandırılırken zaman aşımına uğrayan  konularla ilgili yapay cevaplar verildiğine, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından  atamaları yapılan Aslan Sinir'le ilgili yolsuzluk iddiasına ve Kızıltepe'deki üniversite sınav  uygulamasının düzeltilmesine gidilip gidilmeyeceğine ilişkin açıklaması  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, teşekkürler.  Birkaç yıldır soru önergeleri verdiğimiz hâlde sözlü soru önergelerinin hikâyesini biliyoruz  zaten. Zaman aşımına uğrayan konularla ilgili yapay cevaplar verilmekte.  Bir yolsuzluk olayını dile getirmiştik bizzat öğretmen, müdür yardımcısı tarafından... İktidar  tarafından korunan, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından atamaları yapılan Aslan  Sinir'le ilgili yolsuzluk iddiasında bulunmuştuk. Her nedense ceza verilmiş olmasına rağmen habire  terfi eden bir öğretmen bu. En son, tekrar, başka birinin yerine, hak etmediği bir yere ataması  yapılmış. Yani Müdür Yardımcılığına atanmış biri, Orhan Okay Lisesine ataması yapılan Sinan  İmamoğlu belli bir gerekçe olmadan Proje Müdürlüğüne alınıyor, onun yerine Aslan Sinir atanıyor.  - 5 9 8 -
Sayfa 105 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  becerileri ve başarılan arasındaki bir vasatın arasında bir uçurum var mı, doğrusu biz buna bakıyoruz.  Bu anlamda çok büyük bir puan farkı yok 1 'inci il ile sonuncu il arasında ama üniversiteye yerleşme  konusunda... Her şeyden önce üniversiteye yerleşme bir başarı ölçme değerlendirme değil, bir  sıralama sınavı. Dolayısıyla kontenjanların sınırlı olduğu ve yükseköğrenim görme talebinde bulunan  genç sayısının yüksek olduğu sürece böylesi bir merkezî sıralama sınavına ihtiyaç olduğu ortada.  Sayın Nezir Karabaş'ın sorusunu ben tam anlamıyla açıklıkla cevapladığımı düşünüyorum. Bir  kez daha... Her şeyden önce AK PARTİ'ye "AKP" dediği için bir soruşturma geçilmemiştir kendisi.  Bir siyasi faaliyetlerle ilgili, Eğitim-Sen'in etkinliğine katıldığı için de, Eğitim-Sen'in sendikal  faaliyeti çerçevesinde olduğu için de değildir bu. Tekrar hakkında gerçekleştirilen soruşturma 657  sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 7'nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan -açmak için  söylüyorum- "Devlet memurları siyasi bir partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya  zümrenin yararını veya zarannı hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirken  dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiç bir şekilde  siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar." hükmüne  aykın hareket ettiği ve buna sübut bulduğu...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - İktidarlan eleştiremezler mi Sayın Bakanım?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) - Dolayısıyla, tabii ki detaylan var.  Sadece AK PARTİ'ye "AKP" dediği için değil, bir memurun herhangi bir şekilde kullanmasının  mümkün olmadığı ifadeler var. Soruşturma bu çerçevede tamamlanmış ve sonuçlandınlmıştır.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.  Sayın milletvekilleri, gündemin "Sözlü Sorular" kısmında yer alan sorulardan 1, 128, 136,144,  174, 176, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 230, 231, 297, 307, 309, 312, 314, 349, 383, 389,  431 ve 432'nci sıralarındaki sorular cevaplandırılmıştır.  Sayın Üçer, iki dakikalık süre veriyorum.  Buyurun.  VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)  //.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, sözlü sorular cevaplandırılırken zaman aşımına uğrayan  konularla ilgili yapay cevaplar verildiğine, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından  atamaları yapılan Aslan Sinir'le ilgili yolsuzluk iddiasına ve Kızıltepe'deki üniversite sınav  uygulamasının düzeltilmesine gidilip gidilmeyeceğine ilişkin açıklaması  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, teşekkürler.  Birkaç yıldır soru önergeleri verdiğimiz hâlde sözlü soru önergelerinin hikâyesini biliyoruz  zaten. Zaman aşımına uğrayan konularla ilgili yapay cevaplar verilmekte.  Bir yolsuzluk olayını dile getirmiştik bizzat öğretmen, müdür yardımcısı tarafından... İktidar  tarafından korunan, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından atamaları yapılan Aslan  Sinir'le ilgili yolsuzluk iddiasında bulunmuştuk. Her nedense ceza verilmiş olmasına rağmen habire  terfi eden bir öğretmen bu. En son, tekrar, başka birinin yerine, hak etmediği bir yere ataması  yapılmış. Yani Müdür Yardımcılığına atanmış biri, Orhan Okay Lisesine ataması yapılan Sinan  İmamoğlu belli bir gerekçe olmadan Proje Müdürlüğüne alınıyor, onun yerine Aslan Sinir atanıyor.  - 5 9 8 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Aslan Sinir kimdir? Hangi yetkiyle bütün bakanları bile farklı bilgiler vermeye sevk edebiliyor?  Gülen cemaatinin yakını olan KÖY-DER'in ve VÖDER'in başkanlığını yapmış olması onun siyasi  etkisinin ana sebebi midir? Biz öyle düşünmekteyiz. Fakat bunun resmî bir açıklamasının yapılması  gerektiğine inanıyoruz. Öğrenciler için ayrılmış iaşeyi kendi zimmetine geçiren ve bu sebepten dolayı  okul idaresi tarafından disiplin cezası verilen bir kişi neden bu kadar çok korunmakta, kollanmakta  ve atamasına yardımcı olunmaktadır?  Ayrıca Kızıltepe'yle ilgili, Kızıltepe'deki üniversite sınav uygulamasının düzeltilmesine  gidilecek midir?  Başka bir sorun da Aslan Sinir hakkında soruşturma talebinde bulunan öğretmenler hangi  gerekçelerle cezalandırılmışlardır? Bunlara neden disiplin cezası verilmiştir? Birini şikâyet etmek  suç mudur? Gülen cemaatinin kontrolünde olan Van Öğretmen Demeğinin...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Alman karar gereğince, diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin "Kanun  Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyomz.  l ' inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  I.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Rapom'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Rapom'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Ankara Milletvekili Sayın Haluk İpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Sayın Mehmet Serdaroğlu ve 18 milletvekilinin,  - 5 9 9 -
Sayfa 106 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Aslan Sinir kimdir? Hangi yetkiyle bütün bakanları bile farklı bilgiler vermeye sevk edebiliyor?  Gülen cemaatinin yakını olan KÖY-DER'in ve VÖDER'in başkanlığını yapmış olması onun siyasi  etkisinin ana sebebi midir? Biz öyle düşünmekteyiz. Fakat bunun resmî bir açıklamasının yapılması  gerektiğine inanıyoruz. Öğrenciler için ayrılmış iaşeyi kendi zimmetine geçiren ve bu sebepten dolayı  okul idaresi tarafından disiplin cezası verilen bir kişi neden bu kadar çok korunmakta, kollanmakta  ve atamasına yardımcı olunmaktadır?  Ayrıca Kızıltepe'yle ilgili, Kızıltepe'deki üniversite sınav uygulamasının düzeltilmesine  gidilecek midir?  Başka bir sorun da Aslan Sinir hakkında soruşturma talebinde bulunan öğretmenler hangi  gerekçelerle cezalandırılmışlardır? Bunlara neden disiplin cezası verilmiştir? Birini şikâyet etmek  suç mudur? Gülen cemaatinin kontrolünde olan Van Öğretmen Demeğinin...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Alman karar gereğince, diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin "Kanun  Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyomz.  l ' inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  I.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Rapom'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Rapom'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Ankara Milletvekili Sayın Haluk İpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Sayın Mehmet Serdaroğlu ve 18 milletvekilinin,  - 5 9 9 - T B M M B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  (x) 490 S. Sayılı Basmayazı 01/04/2010 tarihli 81 'inci Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 6 0 0 - Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Sayın Ali Rıza Ertemür'ün,  Denizli Milletvekili Sayın Hasan Erçelebi ve 10 milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Sayın Gültan  Kışanak ve 19 milletvekilinin, Sımak Milletvekili Sayın Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi Hareket  Partisi Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Sayın  Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genc'in, Denizli Milletvekili Sayın Hasan  Erçelebi ve 5 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür 'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (x)  BAŞKAN - Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Geçen birleşimde, İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin  tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmış ve maddelerine geçilmesi kabul edilmişti.  Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.  Birinci bölüm 1 ila 17'nci maddeleri kapsamaktadır.  Birinci bölüm üzerinde söz isteyen bütün grupları okuyorum: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  adına Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak  Milletvekili Sayın Sevahir Bayındır, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın  Behiç Çelik, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Ataş.  Şahıslan adına: Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik, Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart, buyurun. (CHP  sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;  görüşülmekte olan yasal düzenlemenin birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına  söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu şahsım ve grubum adına saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, sekiz yıla yakın bir süreden bu yana Türkiye'yi yönetmekte olan Adalet  ve Kalkınma Partisi İktidarı, seçimlerin dürüst ve güvenilir olmasını sağlamak amacıyla bu yasal  düzenlemenin getirildiğini ifade ve iddia etmektedir.  Öncelikle ve önemle ifade ediyoruz: Getirilen bu teklif, esas itibanyla Hükümetin bilgi, talimat  ve yönlendirmesiyle hazırlanmış olması sebebiyle, özü itibanyla tasarı niteliğindedir. Hükümet, ilgili  kurumların görüşlerini almak istememiştir, bu kurumların muhtemel aykırı görüşlerinin resmî  kayıtlara intikal etmesini istememiştir.
Sayfa 107 -
T B M M B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  (x) 490 S. Sayılı Basmayazı 01/04/2010 tarihli 81 'inci Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 6 0 0 - Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Sayın Ali Rıza Ertemür'ün,  Denizli Milletvekili Sayın Hasan Erçelebi ve 10 milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Sayın Gültan  Kışanak ve 19 milletvekilinin, Sımak Milletvekili Sayın Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi Hareket  Partisi Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Sayın  Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genc'in, Denizli Milletvekili Sayın Hasan  Erçelebi ve 5 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür 'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (x)  BAŞKAN - Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Geçen birleşimde, İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin  tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmış ve maddelerine geçilmesi kabul edilmişti.  Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.  Birinci bölüm 1 ila 17'nci maddeleri kapsamaktadır.  Birinci bölüm üzerinde söz isteyen bütün grupları okuyorum: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  adına Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak  Milletvekili Sayın Sevahir Bayındır, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın  Behiç Çelik, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Ataş.  Şahıslan adına: Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik, Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart, buyurun. (CHP  sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;  görüşülmekte olan yasal düzenlemenin birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına  söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu şahsım ve grubum adına saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, sekiz yıla yakın bir süreden bu yana Türkiye'yi yönetmekte olan Adalet  ve Kalkınma Partisi İktidarı, seçimlerin dürüst ve güvenilir olmasını sağlamak amacıyla bu yasal  düzenlemenin getirildiğini ifade ve iddia etmektedir.  Öncelikle ve önemle ifade ediyoruz: Getirilen bu teklif, esas itibanyla Hükümetin bilgi, talimat  ve yönlendirmesiyle hazırlanmış olması sebebiyle, özü itibanyla tasarı niteliğindedir. Hükümet, ilgili  kurumların görüşlerini almak istememiştir, bu kurumların muhtemel aykırı görüşlerinin resmî  kayıtlara intikal etmesini istememiştir.  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 4  - 6 0 1 - Seçim sathı mailine girildiği bir dönemde böylesine önem arz eden bir teklifin komisyona intikali  ve görüşülmesinde de -en hafif deyimiyle ifade ediyomm- tuhaflıklar yaşanmıştır.  298 sayılı Yasa'yla ilgili olarak sekiz adet kanun teklifinin varlığı, mevcut olduğu Komisyon  Başkanı tarafından bilinmekte olmasına rağmen bu teklif sahiplerine duyum yapılmadan emrivaki ve  oldubittiyle komisyon çalışmaları sürdürülmüştür. Bu konudaki değerlendirmelerimizi ve uyarılarımızı  komisyon aşamasında ayrıntılı olarak yaptık. Bu tablonun alt komisyon çalışmaları esnasında da  yaşanmış olması, devam etmiş olması bu tasarıya yönelik kuşkularımızı daha da artırmıştır.  Değerli milletvekilleri, teklif artı tasarı niteliğinde olan bu düzenlemede bir taraftan mülki  idarenin etkinliği artırılmakta, diğer taraftan ise bu anlayışla bağlantılı olarak kolluk gücünün, polisin  oy kullanma sürecine müdahalesini sağlayacak, bu ortamı yaratacak bir altyapı hazırlanmaktadır.  Özellikle 2007 seçimlerinde bu yönde çalışmaların, bu yönde müdahalelerin yapıldığına dair ciddi  endişelerimiz var, bilgilerimiz var. Seçimlerde kolluk gücünün ve polisin her türlü usulsüzlüğü  yaptığına dair ciddi bulgular söz konusu oldu, 2007 seçimlerinde bunları yaşadık. Bunları ifade  ederken elbette belli bir sayıdaki grubu kastediyomm, güvenlik güçleri bünyesindeki belli bir grubu  kastediyomm. Burada görev ve sommluluk anlayışı içinde üstün bir görev ve sommluluk anlayışıyla  görevini yapan emniyet camiasını, tüzel kimliğini ayırarak bu değerlendirmeyi yapıyomm.  Bu süreçte şunları biliyomz: Bazı haber ajansları mensuplarının tüm Türkiye'de tüm sandıklarda  görev üstlendiklerini, âdeta ikinci bir görev üstlendiklerini, parti memum anlayışı içinde görev yapan  emniyet mensuplarıyla, belli bir bölüm emniyet mensuplarıyla iş birliği içinde oldukları bilinmektedir.  Polisin ve valilerin bir bölümünün parti memum, parti komiseri disipliniyle görev yaptığı bir ortamda  seçim güvenliği denetiminde zorlukların yaşanacağı bir gerçektir.  Yine, bu süreçlerde sandık sonuçlarına ilişkin tutanakların ilçe seçim kurullarına nakli esnasında  ekip arabalarında sahte imzalarla ve hazır oy torbalarıyla değiştirmelerin yapıldığı, itirazlarda  gerçeğin ortaya çıkmaması için gerçek oy torbalarının belirlenmiş ve kontrol altındaki bazı yerlere  atıldığı, gizlendiği ya da yok edildiği, ilçe ve il seçim sonuçlarının Yüksek Seçim Kumluna elektronik  olarak aktarılması esnasında da dijital oynamaların yapıldığına dair ciddi kuşkular hâlen varlığını  korumaktadır.  Bu kuşkular, geldiğimiz dönemde, geldiğimiz süreçte daha da artmıştır. Siyasi iktidarın seçimi  kaybedeceği endişesi ve paniğiyle kamu gücünü kötüye kullanmak suretiyle sandığa her türlü  müdahaleyi göze alacağından endişe ediyomz. Böyle bir tablonun yaratabileceği vahim sonuçlan  ise aynca ifade etmeyi gerek görmüyorum.  Değerli milletvekilleri, bu kuşkular kamuoyu vicdanını tatmin edecek bir şekilde mutlaka  giderilmelidir. Bu tasarı bu kuşkuların giderilmesi için bir fırsat ve imkândı ancak bu kuşkular  giderilememiştir, giderilememiş dummdadır. Gelinen aşamada emin bir şekilde ifade ediyomz ki  muhalefet partilerinin bu süreçte yapmaları gereken şudur: Âdeta gölge il ve ilçe seçim kurulları  oluştururcasına belli bir disiplin içerisinde sandıklan takip etmeleri zomnluluğu vardır. İlçe seçim  kumlunda manuel sonuçlann tutanağa bağlanması mutlaka takip edilmelidir. Ancak bu takdirde  yapılan usulsüzlüklerin seçim anında eş zamanlı olarak tespiti mümkün olabilecektir. Siyasi partilerin  kendi örgüt ve temsilcilerini bu anlamda mutlaka eğitmeleri zorunluluğu vardır.  Bu tespitlerimizi yaptıktan sonra bir diğer konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum değerli  milletvekilleri. Geldiğimiz aşamada şöyle bir tabloyla karşı karşıyayız: Türkiye, kurumlar arasında  nüfus ve seçmen sayısı farklılığını hâlen yaşıyor. Bu noktada, Sayın Bakan ve ilgili bürokratlar
Sayfa 108 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 4  - 6 0 1 - Seçim sathı mailine girildiği bir dönemde böylesine önem arz eden bir teklifin komisyona intikali  ve görüşülmesinde de -en hafif deyimiyle ifade ediyomm- tuhaflıklar yaşanmıştır.  298 sayılı Yasa'yla ilgili olarak sekiz adet kanun teklifinin varlığı, mevcut olduğu Komisyon  Başkanı tarafından bilinmekte olmasına rağmen bu teklif sahiplerine duyum yapılmadan emrivaki ve  oldubittiyle komisyon çalışmaları sürdürülmüştür. Bu konudaki değerlendirmelerimizi ve uyarılarımızı  komisyon aşamasında ayrıntılı olarak yaptık. Bu tablonun alt komisyon çalışmaları esnasında da  yaşanmış olması, devam etmiş olması bu tasarıya yönelik kuşkularımızı daha da artırmıştır.  Değerli milletvekilleri, teklif artı tasarı niteliğinde olan bu düzenlemede bir taraftan mülki  idarenin etkinliği artırılmakta, diğer taraftan ise bu anlayışla bağlantılı olarak kolluk gücünün, polisin  oy kullanma sürecine müdahalesini sağlayacak, bu ortamı yaratacak bir altyapı hazırlanmaktadır.  Özellikle 2007 seçimlerinde bu yönde çalışmaların, bu yönde müdahalelerin yapıldığına dair ciddi  endişelerimiz var, bilgilerimiz var. Seçimlerde kolluk gücünün ve polisin her türlü usulsüzlüğü  yaptığına dair ciddi bulgular söz konusu oldu, 2007 seçimlerinde bunları yaşadık. Bunları ifade  ederken elbette belli bir sayıdaki grubu kastediyomm, güvenlik güçleri bünyesindeki belli bir grubu  kastediyomm. Burada görev ve sommluluk anlayışı içinde üstün bir görev ve sommluluk anlayışıyla  görevini yapan emniyet camiasını, tüzel kimliğini ayırarak bu değerlendirmeyi yapıyomm.  Bu süreçte şunları biliyomz: Bazı haber ajansları mensuplarının tüm Türkiye'de tüm sandıklarda  görev üstlendiklerini, âdeta ikinci bir görev üstlendiklerini, parti memum anlayışı içinde görev yapan  emniyet mensuplarıyla, belli bir bölüm emniyet mensuplarıyla iş birliği içinde oldukları bilinmektedir.  Polisin ve valilerin bir bölümünün parti memum, parti komiseri disipliniyle görev yaptığı bir ortamda  seçim güvenliği denetiminde zorlukların yaşanacağı bir gerçektir.  Yine, bu süreçlerde sandık sonuçlarına ilişkin tutanakların ilçe seçim kurullarına nakli esnasında  ekip arabalarında sahte imzalarla ve hazır oy torbalarıyla değiştirmelerin yapıldığı, itirazlarda  gerçeğin ortaya çıkmaması için gerçek oy torbalarının belirlenmiş ve kontrol altındaki bazı yerlere  atıldığı, gizlendiği ya da yok edildiği, ilçe ve il seçim sonuçlarının Yüksek Seçim Kumluna elektronik  olarak aktarılması esnasında da dijital oynamaların yapıldığına dair ciddi kuşkular hâlen varlığını  korumaktadır.  Bu kuşkular, geldiğimiz dönemde, geldiğimiz süreçte daha da artmıştır. Siyasi iktidarın seçimi  kaybedeceği endişesi ve paniğiyle kamu gücünü kötüye kullanmak suretiyle sandığa her türlü  müdahaleyi göze alacağından endişe ediyomz. Böyle bir tablonun yaratabileceği vahim sonuçlan  ise aynca ifade etmeyi gerek görmüyorum.  Değerli milletvekilleri, bu kuşkular kamuoyu vicdanını tatmin edecek bir şekilde mutlaka  giderilmelidir. Bu tasarı bu kuşkuların giderilmesi için bir fırsat ve imkândı ancak bu kuşkular  giderilememiştir, giderilememiş dummdadır. Gelinen aşamada emin bir şekilde ifade ediyomz ki  muhalefet partilerinin bu süreçte yapmaları gereken şudur: Âdeta gölge il ve ilçe seçim kurulları  oluştururcasına belli bir disiplin içerisinde sandıklan takip etmeleri zomnluluğu vardır. İlçe seçim  kumlunda manuel sonuçlann tutanağa bağlanması mutlaka takip edilmelidir. Ancak bu takdirde  yapılan usulsüzlüklerin seçim anında eş zamanlı olarak tespiti mümkün olabilecektir. Siyasi partilerin  kendi örgüt ve temsilcilerini bu anlamda mutlaka eğitmeleri zorunluluğu vardır.  Bu tespitlerimizi yaptıktan sonra bir diğer konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum değerli  milletvekilleri. Geldiğimiz aşamada şöyle bir tabloyla karşı karşıyayız: Türkiye, kurumlar arasında  nüfus ve seçmen sayısı farklılığını hâlen yaşıyor. Bu noktada, Sayın Bakan ve ilgili bürokratlar  TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  yanlışımız varsa bizi lütfen uyarsınlar çünkü son derece vahim rakamlardan ve tablolardan söz  edeceğim. Temenni ederim ki yanılmış olalım ama aradan geçen yedi yıla rağmen nüfus sayısında ve  seçmen sayısında 4 milyon civarında bir boşluk varsa ve bu boşluk hâlen giderilemiyorsa, bu konuda  tatminkâr bir açıklama yapılamıyorsa orada seçim güvenliğinden hiçbir şart altında söz etmek  mümkün değildir.  Bakın, değerli milletvekilleri, TÜİK rakamlarına dayanarak söylüyorum ve Nüfus ve Vatandaşlık  İşleri Genel Müdürlüğü kayıtlarına dayanarak söylüyorum: Teknik bir devlet yapılanmasında, ciddi  bir devlet yapılanmasında, takdir edersiniz ki bu iki kurumun gerek nüfus sayımı bilgilerinin gerekse  seçmen sayımı bilgilerinin birbirlerini tamamlaması gerekir ama neyi görüyoruz? Bakın, tablo şu  değerli arkadaşlarım, TÜİK rakamlarına göre söylüyorum, 29 Mart 2009 tarihi itibanyla söylüyorum:  Kayıtlı seçmen sayısı 48 milyon 49 bin 446 -bunların kayıtlara intikal etmesi gerekiyor- oy kullanan  seçmen sayısı 40 milyon 932 bin 260. 31 Aralık 2009 itibarıyla, TÜİK kayıtlarına göre nüfus  72 milyon 561 bin 312 değerli milletvekilleri.  Peki, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kayıtları nasıl bir tabloyu gösteriyor? Orada  da bakıyoruz ki değerli arkadaşlarım, on sekiz yaş üstü seçmen sayısı 52 milyon 510 bin 835. Nüfus  ne kadar? Nüfus, 76 milyon 175 bin 83 değer l i mi l le tveki l le r i . B u n u n aç ık l amas ı , b u n u n an lamı  nedir? Bakıyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti'nin iki kurumunun hesapladığı seçmen sayısı arasında  4 milyon 461 bin 389 kişilik bir fark vardır. Değerli arkadaşlarım, 50-100 bin kişilik bir farktan söz  etmiyorum, aşağı yukarı 5 milyona yakın bir farktan söz ediyorum.  Peki, aradan geçen yedi yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarına rağmen bu fark neden  giderilemiyor, bu farkın giderilmesi noktasında bugüne kadar yapılan çalışmalardan neden sonuç  alınamıyor; bunun açıklık kazanması gerekiyor değerli arkadaşlarım. Siz Hükümet olarak, Türkiye  Cumhuriyeti devletinin yönetim sorumluluğunu üstlenen idari birimler olarak, siyasi güç olarak,  siyasi erk olarak böylesine fahiş bir aykırılığı bugüne kadar giderememiş iseniz orada ciddi bir soru  işareti var demektir, orada...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ATİLLA KART (Devamla) - ...seçim güvenliğine yönelik olarak cevaplandırılması gereken  ciddi sorular vardır. Burada seçim güvenliğini, seçimlerin dürüst bir şekilde yapılmasını sağlamaya  yönelik olarak getirildiği ifade edilen, iddia edilen bu teklif artı tasarının görüşmelerinde, Hükümetin  en başta bu konuya açıklama getirmesi gerekiyor. Burada neyi görüyoruz? Türkiye Cumhuriyeti  yönetiminin, yönetilmesi aşamasında, ekonomide ve siyasetin finansmanında yaratılan kayıt dışı  yapılanmanın seçmen sayısında ve nüfus sayısında da hâlen sürdürüldüğünü görüyoruz. Bu konuda,  Hükümet, hem kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi sorumluluğu adına hem de yasama denetiminin  gereğinin yapılması adına gerekli açıklamaları yapmak zorundadır. İlerleyen aşamalarda bu konuları  anlatmaya devam edeceğiz ve bu konuda bilgilendirilme talebimizi ısrarla dile getireceğiz.  Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kart.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Sevahir Bayındır. (BDP  sıralarından alkışlar)  - 6 0 2 -
Sayfa 109 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  yanlışımız varsa bizi lütfen uyarsınlar çünkü son derece vahim rakamlardan ve tablolardan söz  edeceğim. Temenni ederim ki yanılmış olalım ama aradan geçen yedi yıla rağmen nüfus sayısında ve  seçmen sayısında 4 milyon civarında bir boşluk varsa ve bu boşluk hâlen giderilemiyorsa, bu konuda  tatminkâr bir açıklama yapılamıyorsa orada seçim güvenliğinden hiçbir şart altında söz etmek  mümkün değildir.  Bakın, değerli milletvekilleri, TÜİK rakamlarına dayanarak söylüyorum ve Nüfus ve Vatandaşlık  İşleri Genel Müdürlüğü kayıtlarına dayanarak söylüyorum: Teknik bir devlet yapılanmasında, ciddi  bir devlet yapılanmasında, takdir edersiniz ki bu iki kurumun gerek nüfus sayımı bilgilerinin gerekse  seçmen sayımı bilgilerinin birbirlerini tamamlaması gerekir ama neyi görüyoruz? Bakın, tablo şu  değerli arkadaşlarım, TÜİK rakamlarına göre söylüyorum, 29 Mart 2009 tarihi itibanyla söylüyorum:  Kayıtlı seçmen sayısı 48 milyon 49 bin 446 -bunların kayıtlara intikal etmesi gerekiyor- oy kullanan  seçmen sayısı 40 milyon 932 bin 260. 31 Aralık 2009 itibarıyla, TÜİK kayıtlarına göre nüfus  72 milyon 561 bin 312 değerli milletvekilleri.  Peki, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kayıtları nasıl bir tabloyu gösteriyor? Orada  da bakıyoruz ki değerli arkadaşlarım, on sekiz yaş üstü seçmen sayısı 52 milyon 510 bin 835. Nüfus  ne kadar? Nüfus, 76 milyon 175 bin 83 değer l i mi l le tveki l le r i . B u n u n aç ık l amas ı , b u n u n an lamı  nedir? Bakıyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti'nin iki kurumunun hesapladığı seçmen sayısı arasında  4 milyon 461 bin 389 kişilik bir fark vardır. Değerli arkadaşlarım, 50-100 bin kişilik bir farktan söz  etmiyorum, aşağı yukarı 5 milyona yakın bir farktan söz ediyorum.  Peki, aradan geçen yedi yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarına rağmen bu fark neden  giderilemiyor, bu farkın giderilmesi noktasında bugüne kadar yapılan çalışmalardan neden sonuç  alınamıyor; bunun açıklık kazanması gerekiyor değerli arkadaşlarım. Siz Hükümet olarak, Türkiye  Cumhuriyeti devletinin yönetim sorumluluğunu üstlenen idari birimler olarak, siyasi güç olarak,  siyasi erk olarak böylesine fahiş bir aykırılığı bugüne kadar giderememiş iseniz orada ciddi bir soru  işareti var demektir, orada...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ATİLLA KART (Devamla) - ...seçim güvenliğine yönelik olarak cevaplandırılması gereken  ciddi sorular vardır. Burada seçim güvenliğini, seçimlerin dürüst bir şekilde yapılmasını sağlamaya  yönelik olarak getirildiği ifade edilen, iddia edilen bu teklif artı tasarının görüşmelerinde, Hükümetin  en başta bu konuya açıklama getirmesi gerekiyor. Burada neyi görüyoruz? Türkiye Cumhuriyeti  yönetiminin, yönetilmesi aşamasında, ekonomide ve siyasetin finansmanında yaratılan kayıt dışı  yapılanmanın seçmen sayısında ve nüfus sayısında da hâlen sürdürüldüğünü görüyoruz. Bu konuda,  Hükümet, hem kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi sorumluluğu adına hem de yasama denetiminin  gereğinin yapılması adına gerekli açıklamaları yapmak zorundadır. İlerleyen aşamalarda bu konuları  anlatmaya devam edeceğiz ve bu konuda bilgilendirilme talebimizi ısrarla dile getireceğiz.  Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kart.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Sevahir Bayındır. (BDP  sıralarından alkışlar)  - 6 0 2 - TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 3 - BDP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  görüşülmekte olan 490 sıra sayılı yasa değişikliği üzerine Barış, Demokrasi, Barış ve Demokrasi  Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Bildiğiniz gibi, Barış Demokrasi Partisi diyemedim, Demokratik Barış Partisi dedim. Sebebi de  bu Siyasi Partiler Yasası ve Anayasa sorunudur. Eğer 23'üncü Dönem AKP Hükümeti değişimde,  siyasal temsilde, adaleti sağlamada bütün düşüncelerin bu Meclise yansımasını isteseydi, her şeyden  önce partilerin kapatılmasını engeller ve bunun devamında da yapılacak olan seçimde eşit, adil  temsiliyetin önünü açardı. Bu, alfabenin a, b, c'sinin a'sı gibidir. Eğer siz demokrasiden  bahsederseniz, demokrasiden dem vurduğunuzu varsayıyorsanız, bunun birinci şartı, demokrasinin  birinci şartı temsilde adalettir. Eğer temsilde adaleti sağlamak size bu kadar aykırı geliyorsa lütfen,  Adalet ve Kalkınma Partisinin o "adalet" bölümünü ortadan kaldırın. Adınıza yakışmıyor, adınız gibi  temsil edilmiyorsunuz, adınızı taşımıyorsunuz, yani o kavramları, o değerleri taşımıyorsunuz. Biz  isterdik ki ta 2008 yılında Siyasi Partiler Yasası'nda ve yine seçim yasalarında değişiklik yapılmasına  dair verdiğimiz kanun değişikliği tekliflerini de sadece bu hazırlanan kitapçığa yapıştırıp işte "Şöyle  bir hazırlık da yapılmıştı, onu da yapıştırdık..." Böyle bir zahmete girmeden gerçek anlamda bizim  verdiğimiz kanun değişikliği tekliflerinin biraz üzerinde düşünerek, biraz gereklerini yaparak bu  konuda adım atmalıydınız. O zaman sormazlar mı, "Siz neyi değiştirmeye çalışıyorsunuz?" Siyasi  Partiler Yasası'nda barajı olduğu gibi tutuyorsunuz, baraj değişmiyor, cinsler arası eşitliği sağlayacak  kota sistemi getirmiyorsunuz, cinsler arası bu ayrımcılığa devam ediyorsunuz. Yine ne yapıyorsunuz?  Sadece sandığa giderken... Zaten bizler, bizim gibi partiler seçim sürecinde o güvenlik güçleriyle  cebelleşmekten hâlimiz viran, perişan oluyor. Sanırım bu da yetmedi size, sandık alanında, işte 100  metre uzakta kalmayacak, durmayacak güvenlik görevlisi, 15 metre yakınında hatta sandık başkanının  yanında giderek yer alacak. Bu kadar sivil demokrasiden bahsediyorken bu kadar güvenlik gücünü  getirip sandığın içine koymanın bir izahı var mıdır Allah aşkına! Bunun demokrasiyle bağdaşır bir yanı  var mıdır? Yani bu nedenle biz, usulen yapılmış ve daha da geriye götüren bu değişimin niçin ele  alındığını ve niye bu değişikliğe ihtiyaç duyulduğunu merak ediyoruz ve sorgulamak durumunda  kalıyoruz. Yani sizin değiştirmeniz gereken Siyasi Partiler Yasası 'ndaki baraj olması gerekirken, bu erkek  temsiliyetini sınırlandırıp kadın temsiliyetini artırmaya dönük eşitlikçi ve demokratik adım atmanızı  bekliyorken, siz, tam tersine, bu temsiliyetin önünü engellemeye çalışmış oluyorsunuz bu adımlarınızla.  Dolayısıyla, eğer demokrasinin havarisi olarak kendinizi ifade ediyorsanız bunu mutlaka  pratikleştirmek zorundasınız. Bunun pratik adımları da belirttiğimiz gibi, temsilde adalet, cinsler  arası eşitliği sağlamak, farklı inançların, farklı kültürlerin, farklı siyasal düşüncelerin bu Meclis çatısı  altında birlikte var olmasını sağlamaktan geçer. Ama ne hikmetse, her iktidar seçim barajını koruyor  ve en son kendisi barajın altında kalıyor. Biliyorsunuz, DSP de çok direndi, Anavatan Partisi de çok  direndi, 2002 seçimi öncesinde barajı tutmakta çok kararlı ve ısrarlıydılar. Yani, kendi imhasına,  kendi intiharına dahi tercih edilen bu barajın adı nedir? Bu baraj kime konmuş bir barajdır? İşte,  Kürtlerin, farklı kesimlerin, özgürce buraya gelip hakkaniyetçi bir ölçüde burada yeterli sayıda  kendisini temsil etmesinden korkuluyor, bu sesten korkuluyor. Özgürlük sesinden, eşitlik sesinden,  demokrasi sesinden korkulduğu için, barajla bu ses sınırlandırılmaya çalışılıyor. Bu, oy hırsızlığıdır  aslında. Eğer siz usulsüz ve demokratik olmayan yöntemlerle hak etmediğiniz kadar oy alıyorsanız  ya da vekil alıyorsanız, bu âdeta, açık açık hırsızlıktır, oy hırsızlığıdır, vekillik hırsızlığıdır, halkın  iradesinin temsili değil, teslimiyeti çabasıdır. Yani, bu kadar teslim olmaya ve teslim almaya dönük  bir işleyiş hiç kimseye hayır getirmemiştir, sizlere de hayır getirmeyecek. Bunun hayırsızlığını bu  dönem belki kurtarmaya çalışacaksınız ama asla ebedî olmayacaktır. Bunu da bilmeniz lazım.
Sayfa 110 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 3 - BDP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  görüşülmekte olan 490 sıra sayılı yasa değişikliği üzerine Barış, Demokrasi, Barış ve Demokrasi  Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Bildiğiniz gibi, Barış Demokrasi Partisi diyemedim, Demokratik Barış Partisi dedim. Sebebi de  bu Siyasi Partiler Yasası ve Anayasa sorunudur. Eğer 23'üncü Dönem AKP Hükümeti değişimde,  siyasal temsilde, adaleti sağlamada bütün düşüncelerin bu Meclise yansımasını isteseydi, her şeyden  önce partilerin kapatılmasını engeller ve bunun devamında da yapılacak olan seçimde eşit, adil  temsiliyetin önünü açardı. Bu, alfabenin a, b, c'sinin a'sı gibidir. Eğer siz demokrasiden  bahsederseniz, demokrasiden dem vurduğunuzu varsayıyorsanız, bunun birinci şartı, demokrasinin  birinci şartı temsilde adalettir. Eğer temsilde adaleti sağlamak size bu kadar aykırı geliyorsa lütfen,  Adalet ve Kalkınma Partisinin o "adalet" bölümünü ortadan kaldırın. Adınıza yakışmıyor, adınız gibi  temsil edilmiyorsunuz, adınızı taşımıyorsunuz, yani o kavramları, o değerleri taşımıyorsunuz. Biz  isterdik ki ta 2008 yılında Siyasi Partiler Yasası'nda ve yine seçim yasalarında değişiklik yapılmasına  dair verdiğimiz kanun değişikliği tekliflerini de sadece bu hazırlanan kitapçığa yapıştırıp işte "Şöyle  bir hazırlık da yapılmıştı, onu da yapıştırdık..." Böyle bir zahmete girmeden gerçek anlamda bizim  verdiğimiz kanun değişikliği tekliflerinin biraz üzerinde düşünerek, biraz gereklerini yaparak bu  konuda adım atmalıydınız. O zaman sormazlar mı, "Siz neyi değiştirmeye çalışıyorsunuz?" Siyasi  Partiler Yasası'nda barajı olduğu gibi tutuyorsunuz, baraj değişmiyor, cinsler arası eşitliği sağlayacak  kota sistemi getirmiyorsunuz, cinsler arası bu ayrımcılığa devam ediyorsunuz. Yine ne yapıyorsunuz?  Sadece sandığa giderken... Zaten bizler, bizim gibi partiler seçim sürecinde o güvenlik güçleriyle  cebelleşmekten hâlimiz viran, perişan oluyor. Sanırım bu da yetmedi size, sandık alanında, işte 100  metre uzakta kalmayacak, durmayacak güvenlik görevlisi, 15 metre yakınında hatta sandık başkanının  yanında giderek yer alacak. Bu kadar sivil demokrasiden bahsediyorken bu kadar güvenlik gücünü  getirip sandığın içine koymanın bir izahı var mıdır Allah aşkına! Bunun demokrasiyle bağdaşır bir yanı  var mıdır? Yani bu nedenle biz, usulen yapılmış ve daha da geriye götüren bu değişimin niçin ele  alındığını ve niye bu değişikliğe ihtiyaç duyulduğunu merak ediyoruz ve sorgulamak durumunda  kalıyoruz. Yani sizin değiştirmeniz gereken Siyasi Partiler Yasası 'ndaki baraj olması gerekirken, bu erkek  temsiliyetini sınırlandırıp kadın temsiliyetini artırmaya dönük eşitlikçi ve demokratik adım atmanızı  bekliyorken, siz, tam tersine, bu temsiliyetin önünü engellemeye çalışmış oluyorsunuz bu adımlarınızla.  Dolayısıyla, eğer demokrasinin havarisi olarak kendinizi ifade ediyorsanız bunu mutlaka  pratikleştirmek zorundasınız. Bunun pratik adımları da belirttiğimiz gibi, temsilde adalet, cinsler  arası eşitliği sağlamak, farklı inançların, farklı kültürlerin, farklı siyasal düşüncelerin bu Meclis çatısı  altında birlikte var olmasını sağlamaktan geçer. Ama ne hikmetse, her iktidar seçim barajını koruyor  ve en son kendisi barajın altında kalıyor. Biliyorsunuz, DSP de çok direndi, Anavatan Partisi de çok  direndi, 2002 seçimi öncesinde barajı tutmakta çok kararlı ve ısrarlıydılar. Yani, kendi imhasına,  kendi intiharına dahi tercih edilen bu barajın adı nedir? Bu baraj kime konmuş bir barajdır? İşte,  Kürtlerin, farklı kesimlerin, özgürce buraya gelip hakkaniyetçi bir ölçüde burada yeterli sayıda  kendisini temsil etmesinden korkuluyor, bu sesten korkuluyor. Özgürlük sesinden, eşitlik sesinden,  demokrasi sesinden korkulduğu için, barajla bu ses sınırlandırılmaya çalışılıyor. Bu, oy hırsızlığıdır  aslında. Eğer siz usulsüz ve demokratik olmayan yöntemlerle hak etmediğiniz kadar oy alıyorsanız  ya da vekil alıyorsanız, bu âdeta, açık açık hırsızlıktır, oy hırsızlığıdır, vekillik hırsızlığıdır, halkın  iradesinin temsili değil, teslimiyeti çabasıdır. Yani, bu kadar teslim olmaya ve teslim almaya dönük  bir işleyiş hiç kimseye hayır getirmemiştir, sizlere de hayır getirmeyecek. Bunun hayırsızlığını bu  dönem belki kurtarmaya çalışacaksınız ama asla ebedî olmayacaktır. Bunu da bilmeniz lazım.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  O yüzden, demokrasi, her zaman herkese lazım, AKP'ye de lazım, CHP'ye de lazım, MHP'ye de  lazım ve bugün bu demokrasiyi getirmeyip de kendisi tarihin dışına, yaşamın dışına atılmış, sadece adı  anılan bütün partilere gerekliydi, size de gerekli olacak, bundan sonra gelecek olanlara da gerekli olacak.  Dolayısıyla Siyasi Partiler Yasası'nı tartışırken aynı zamanda Anayasa değişikliğinden  bahsediliyor ve Anayasa değişikliğinde kadınlara pozitif ayrımcılıktan bahsediliyor.  Anayasa'nın 10'uncu maddesi zaten eşitliklerden bahsediyor, 90'ıncı madde zaten uluslararası  evrensel haklardan, hukuktan bahsediyor. Sorun bu değil ki. Sorun, yasalarda bunun müeyyidelerini  getirmek, bunun yükümlülüğünü ilgili taraflara yüklemektir. Bu da nasıl olur? Eğer siz cinsiyetçi  yaklaşımdan vazgeçtiğinizi varsayıyorsanız ya da pozitif ayrımcılığı uygulayacağınızı taahhüt  ediyorsanız bunun somut göstergesi ancak kotayla olabilir. Çünkü dünya deneyimleri göstermiştir ki  ancak kota uygulandığında kadınların temsiliyeti artabilmiştir. Yani 1990'larda dünya parlamentolarında  kadınların temsil oranı yüzde 10 iken 2000'li yıllarda yüzde 17'lere yükselmiştir. Nasıl yükselmiştir?  İşte, ilgili parlamentolar kota sistemini getirerek bunun önünü açmıştır, buna vesile olmuştur.  Dolayısıyla toplumsal cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmanın, cinsler arası eşitliği sağlamanın  tek yolu, her şeyden önce, bu iktidarın erkek egemenliğinden, erkek zihniyetinden, erkek erkinden  alınıp seyreltilmesi ve kadın temsiliyetinin katılmasıyla, katılımının önünün açılmasıyla mümkün  olur. Bunun, işte, iktidar ilişkileri üzerinde ötekileştirilmiş, iktidar ilişkilerinin erkek lehine  kullanılmasından kaynaklı, kadının üzerinde ekonomik, siyasal, özel, her türlü şiddetin  uygulanmasının da sebebi olduğu belirtilmiştir. Uluslararası toplantılarda, kadın konferanslarında ve  Birleşmiş Milletlerin toplantılarında da bu teyit edilmiştir yani kadına karşı ayrımcılık ve şiddetin,  özellikle iktidarın erkek eliyle uygulanmasından kaynaklı olduğu tespit edilmiştir ve bu tespitten  yola çıkılarak Birleşmiş Milletlere üye olan tüm devletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın  Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi'ni taahhüt etmiştir ve bu taahhüdün gereği olarak da tüm bu üye  devletler ve hükümetler kendi önlerine kısa, orta, uzun vadeli programlar koyarak bu ayrımcılığı  ortadan kaldıracağını taahhüt ediyor ve Türkiye de bu sözleşmeye imza atmıştır ve yükümlülük altına  girdiğini beyan etmiştir.  Yine, siyasi partilerde, bakıyoruz, erkekler hâkim. Dolayısıyla biz verdiğimiz yasa değişikliği  teklifinde eş başkanlık sistemini öngördük. Yani bu zorunlu olmayabilir ama eş başkanlık sistemi de  bir yasal sistem olarak, bir hukuk sistemi olarak kabul edilmelidir. Biz parti olarak bütün bu  deneyimlerimizden... Yani kadınlar belediyelerde, Parlamentoda, partinin ilgili kurullarında ve  hayatın her yerinde eğer bugün özgün, özerk örgütlenebiliyorlarsa, eğer bugün bu kadar bir temsiliyeti  geliştirebiliyorlarsa bunun tek yolu kadınların tabii ki mücadelesi, aynı zamanda bu mücadelenin bir  hukuk zemininde güvenceye kavuşturulmasıyla mümkündür.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Teşekkürler.  Bizim partimizde yüzde 40 cinsiyet kotası vardır. Dolayısıyla her iki cinsten en az yüzde  40 temsiliyet zorunlu görülmüştür. Yine, eş başkanlık sistemini getirerek o tekçi ve erkekçi zihniyete  en merkezinden müdahale etmişizdir. Dolayısıyla, toplumsal iş bölümü, rol paylaşımı tekçi ve erkekçi  yaklaşımdan alınıp -orada yeni bir imaj yaratıyorsun- cinsler arası eşit temsil, cinsler arası eşit  sorumluluk ve cinsler arası bu sorumluluktan kaynaklı, kadının hem görünür kılınması ve rol model  olması açısından önemli mihenk taşı rolünü görmüştür.  - 6 0 4 -
Sayfa 111 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  O yüzden, demokrasi, her zaman herkese lazım, AKP'ye de lazım, CHP'ye de lazım, MHP'ye de  lazım ve bugün bu demokrasiyi getirmeyip de kendisi tarihin dışına, yaşamın dışına atılmış, sadece adı  anılan bütün partilere gerekliydi, size de gerekli olacak, bundan sonra gelecek olanlara da gerekli olacak.  Dolayısıyla Siyasi Partiler Yasası'nı tartışırken aynı zamanda Anayasa değişikliğinden  bahsediliyor ve Anayasa değişikliğinde kadınlara pozitif ayrımcılıktan bahsediliyor.  Anayasa'nın 10'uncu maddesi zaten eşitliklerden bahsediyor, 90'ıncı madde zaten uluslararası  evrensel haklardan, hukuktan bahsediyor. Sorun bu değil ki. Sorun, yasalarda bunun müeyyidelerini  getirmek, bunun yükümlülüğünü ilgili taraflara yüklemektir. Bu da nasıl olur? Eğer siz cinsiyetçi  yaklaşımdan vazgeçtiğinizi varsayıyorsanız ya da pozitif ayrımcılığı uygulayacağınızı taahhüt  ediyorsanız bunun somut göstergesi ancak kotayla olabilir. Çünkü dünya deneyimleri göstermiştir ki  ancak kota uygulandığında kadınların temsiliyeti artabilmiştir. Yani 1990'larda dünya parlamentolarında  kadınların temsil oranı yüzde 10 iken 2000'li yıllarda yüzde 17'lere yükselmiştir. Nasıl yükselmiştir?  İşte, ilgili parlamentolar kota sistemini getirerek bunun önünü açmıştır, buna vesile olmuştur.  Dolayısıyla toplumsal cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmanın, cinsler arası eşitliği sağlamanın  tek yolu, her şeyden önce, bu iktidarın erkek egemenliğinden, erkek zihniyetinden, erkek erkinden  alınıp seyreltilmesi ve kadın temsiliyetinin katılmasıyla, katılımının önünün açılmasıyla mümkün  olur. Bunun, işte, iktidar ilişkileri üzerinde ötekileştirilmiş, iktidar ilişkilerinin erkek lehine  kullanılmasından kaynaklı, kadının üzerinde ekonomik, siyasal, özel, her türlü şiddetin  uygulanmasının da sebebi olduğu belirtilmiştir. Uluslararası toplantılarda, kadın konferanslarında ve  Birleşmiş Milletlerin toplantılarında da bu teyit edilmiştir yani kadına karşı ayrımcılık ve şiddetin,  özellikle iktidarın erkek eliyle uygulanmasından kaynaklı olduğu tespit edilmiştir ve bu tespitten  yola çıkılarak Birleşmiş Milletlere üye olan tüm devletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın  Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi'ni taahhüt etmiştir ve bu taahhüdün gereği olarak da tüm bu üye  devletler ve hükümetler kendi önlerine kısa, orta, uzun vadeli programlar koyarak bu ayrımcılığı  ortadan kaldıracağını taahhüt ediyor ve Türkiye de bu sözleşmeye imza atmıştır ve yükümlülük altına  girdiğini beyan etmiştir.  Yine, siyasi partilerde, bakıyoruz, erkekler hâkim. Dolayısıyla biz verdiğimiz yasa değişikliği  teklifinde eş başkanlık sistemini öngördük. Yani bu zorunlu olmayabilir ama eş başkanlık sistemi de  bir yasal sistem olarak, bir hukuk sistemi olarak kabul edilmelidir. Biz parti olarak bütün bu  deneyimlerimizden... Yani kadınlar belediyelerde, Parlamentoda, partinin ilgili kurullarında ve  hayatın her yerinde eğer bugün özgün, özerk örgütlenebiliyorlarsa, eğer bugün bu kadar bir temsiliyeti  geliştirebiliyorlarsa bunun tek yolu kadınların tabii ki mücadelesi, aynı zamanda bu mücadelenin bir  hukuk zemininde güvenceye kavuşturulmasıyla mümkündür.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Teşekkürler.  Bizim partimizde yüzde 40 cinsiyet kotası vardır. Dolayısıyla her iki cinsten en az yüzde  40 temsiliyet zorunlu görülmüştür. Yine, eş başkanlık sistemini getirerek o tekçi ve erkekçi zihniyete  en merkezinden müdahale etmişizdir. Dolayısıyla, toplumsal iş bölümü, rol paylaşımı tekçi ve erkekçi  yaklaşımdan alınıp -orada yeni bir imaj yaratıyorsun- cinsler arası eşit temsil, cinsler arası eşit  sorumluluk ve cinsler arası bu sorumluluktan kaynaklı, kadının hem görünür kılınması ve rol model  olması açısından önemli mihenk taşı rolünü görmüştür.  - 6 0 4 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Bu nedenle, Siyasi Partiler Yasası'nın mutlaka, bir an önce, bizim de sunduğumuz, hem barajı  içeren... Yine siyasi partilerde kadınlara ekonomik bütçenin ayrılması lazım. Yani nasıl ki evde evin  reisi kadına istediği zaman istediği parayı veriyor ve kadını her dakika kendine mecbur bırakıyorsa  Siyasi Partiler Yasası'nda eğer bu değişiklik yapılmazsa erkek egemenliği kadını sadece mutfakta arka  planda çalıştıran bir pozisyondan çıkamayacaktır.  Bu duygu, düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum, basanlar diliyorum. (BDP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bayındır.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik. (MHP  sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra  sayılı, 298 sayılı Kanun ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifi  üzerinde MHP Grubu adına birinci bölüm hakkında konuşmak için söz aldım. Hepinizi saygılanmla  selamlıyorum.  Anayasa'mız uyarınca seçimler yargının genel yönetim ve denetimi altında yapılır ve Türk  demokrasisinin de kapısı şüphesiz ki seçimdir. Burada Türk demokrasisi dediğimiz zaman aklımıza  ilk gelecek metin sanırım 298 sayılı Kanun'dur. İşte bu kadar önemli bir kanun üzerinde değişiklikleri  görüşüyoruz ve bu kanun ve değişiklik hükümlerine baktığımız zaman, öncelikle l 'inci maddeden  başlayarak en çok oy alan ilk dört siyasi partinin Yüksek Seçim Kumlunda temsilci bulundurabilmesi,  açık yerlerde, güneşin b a t m a s ı n d a n sonra sözlü propaganda yapılamaması, seçim bürolanna ilişkin  düzenlemeler, özellikle bürolann devlet ve kamuya ait bina ve tesislerde açılamaması ve diğer yandan  da büro adresi ve sommlusunun kimlik bildiriminin mülki amire, daha sonraki süreçte de ilçe seçim  kumluna vermesiyle açılmış olması ve seçim bürolarının sözlü propaganda amacı dışında da  kullanılabilmesine imkân tanınması, diğer yandan siyasi partilerin açık ve kapalı yer toplantılannın  radyo ve televizyonlardan canlı yaymlanabilmesine imkân tanıması ama burada "açıklık ilkesi  gözetilerek" şeklinde bir hükmü ne yazık ki içermemesi nedeniyle bir eksiklik olarak görüyoruz.  Vatandaşın e-posta adreslerine gönderi yapılmaması ve vatandaşın elektronik saldırıya  uğramaması konusunda bir düzenleme ve medya araçlan ile kamuoyu araştırmaları, anketler,  tahminler, bilgi ve iletişim telefonlan yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya  adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılmasının ve  herhangi bir surette dağıtımının yasaklanması.  El ilanlan ve her türlü matbualar üzerinde Türk Bayrağı ve dinî ibarelerin kullanılmaması ve  radyo ve televizyonlarda ve diğer seçim propagandalarında Türkçenin kullanılması zorunluluğu gibi  birtakım hükümler içermekte ve bunun yanında 60'ıncı maddeyi düzenleyen 8'inci madde hükmü de  yine madde başlığını değiştirerek seçimin başlangıç tarihinden itibaren sona erdiği tarihe kadar  bayrak, afiş, poster, pankart ve benzeri malzemelerin asılabilmesi hükmünü getiriyor ve seçimin son  otuz gününde sabit ilan ve reklam yerlerinden yararlanma -parasız ya da ücretli, ticari amaçlı- billboard'ların tahsisinin düzenlenmesi hususu, seçimin son gününden kırk gün öncesine kadar ilan  ve reklam yerlerinin ilçe seçim kumllannca belirleneceği ve üç gün içinde de ilçe seçim kurullarınca  siyasi partilere bunun duyurulacağı ve kiralama amaçlı duyurulacağını düzenliyor.  İlan ve reklam yerleriyle ilgili yasaklar getiriliyor ve burada mülki makam yetkili kılınıyor.  Seçim takviminin son otuz günlük süresi dışında mülki amir, son otuz gün içinde de ilçe seçim kumlu  - 6 0 5 -
Sayfa 112 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Bu nedenle, Siyasi Partiler Yasası'nın mutlaka, bir an önce, bizim de sunduğumuz, hem barajı  içeren... Yine siyasi partilerde kadınlara ekonomik bütçenin ayrılması lazım. Yani nasıl ki evde evin  reisi kadına istediği zaman istediği parayı veriyor ve kadını her dakika kendine mecbur bırakıyorsa  Siyasi Partiler Yasası'nda eğer bu değişiklik yapılmazsa erkek egemenliği kadını sadece mutfakta arka  planda çalıştıran bir pozisyondan çıkamayacaktır.  Bu duygu, düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum, basanlar diliyorum. (BDP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bayındır.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik. (MHP  sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra  sayılı, 298 sayılı Kanun ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifi  üzerinde MHP Grubu adına birinci bölüm hakkında konuşmak için söz aldım. Hepinizi saygılanmla  selamlıyorum.  Anayasa'mız uyarınca seçimler yargının genel yönetim ve denetimi altında yapılır ve Türk  demokrasisinin de kapısı şüphesiz ki seçimdir. Burada Türk demokrasisi dediğimiz zaman aklımıza  ilk gelecek metin sanırım 298 sayılı Kanun'dur. İşte bu kadar önemli bir kanun üzerinde değişiklikleri  görüşüyoruz ve bu kanun ve değişiklik hükümlerine baktığımız zaman, öncelikle l 'inci maddeden  başlayarak en çok oy alan ilk dört siyasi partinin Yüksek Seçim Kumlunda temsilci bulundurabilmesi,  açık yerlerde, güneşin b a t m a s ı n d a n sonra sözlü propaganda yapılamaması, seçim bürolanna ilişkin  düzenlemeler, özellikle bürolann devlet ve kamuya ait bina ve tesislerde açılamaması ve diğer yandan  da büro adresi ve sommlusunun kimlik bildiriminin mülki amire, daha sonraki süreçte de ilçe seçim  kumluna vermesiyle açılmış olması ve seçim bürolarının sözlü propaganda amacı dışında da  kullanılabilmesine imkân tanınması, diğer yandan siyasi partilerin açık ve kapalı yer toplantılannın  radyo ve televizyonlardan canlı yaymlanabilmesine imkân tanıması ama burada "açıklık ilkesi  gözetilerek" şeklinde bir hükmü ne yazık ki içermemesi nedeniyle bir eksiklik olarak görüyoruz.  Vatandaşın e-posta adreslerine gönderi yapılmaması ve vatandaşın elektronik saldırıya  uğramaması konusunda bir düzenleme ve medya araçlan ile kamuoyu araştırmaları, anketler,  tahminler, bilgi ve iletişim telefonlan yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya  adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılmasının ve  herhangi bir surette dağıtımının yasaklanması.  El ilanlan ve her türlü matbualar üzerinde Türk Bayrağı ve dinî ibarelerin kullanılmaması ve  radyo ve televizyonlarda ve diğer seçim propagandalarında Türkçenin kullanılması zorunluluğu gibi  birtakım hükümler içermekte ve bunun yanında 60'ıncı maddeyi düzenleyen 8'inci madde hükmü de  yine madde başlığını değiştirerek seçimin başlangıç tarihinden itibaren sona erdiği tarihe kadar  bayrak, afiş, poster, pankart ve benzeri malzemelerin asılabilmesi hükmünü getiriyor ve seçimin son  otuz gününde sabit ilan ve reklam yerlerinden yararlanma -parasız ya da ücretli, ticari amaçlı- billboard'ların tahsisinin düzenlenmesi hususu, seçimin son gününden kırk gün öncesine kadar ilan  ve reklam yerlerinin ilçe seçim kumllannca belirleneceği ve üç gün içinde de ilçe seçim kurullarınca  siyasi partilere bunun duyurulacağı ve kiralama amaçlı duyurulacağını düzenliyor.  İlan ve reklam yerleriyle ilgili yasaklar getiriliyor ve burada mülki makam yetkili kılınıyor.  Seçim takviminin son otuz günlük süresi dışında mülki amir, son otuz gün içinde de ilçe seçim kumlu  - 6 0 5 - TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 6 - ve bu 10'uncu maddede de seçim sandıklarıyla oy verme kabinlerinin boyutları ifade edilmekte.  Ayrıca 11 'de birleşik oy pusulası ve zarflara bir standart getirilmesi düzenlenmiş ama bu arada  Yüksek Seçim Kurulunun o 16 Mart 2010 tarihli yazısının gereğinin de yerine getirilmediği netlikle  görülmektedir ve yeni bir kavram olarak da "sandık çevresi" getirilmekte ve sandık çevresinde çağrı  üzerine gelen "kolluk güçleri" şeklinde bir kavram geliştirilmekte. Medya mensuplarının sağlık  çevresinde sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla haber amacıyla görüntü ve bilgi elde  etmelerinin serbestiyeti tanınmakta, bunun da nasıl uygulanacağı ve nasıl kullanılacağı konusunda  tereddütler içermektedir.  Yine, sandık alanında alınacak güvenlik önlemleri ve yasaklar konusunda özellikle sandık  alanında bina sorumlusunun kolluk güçlerini çağıracağı hükmünü amir bir düzenleme yapılmakta.  Bina sorumlusu yoksa sandık kurulu başkanı veya sandık kurulu üyesinin de çağırabileceğini  düzenlemektedir.  15'inci madde de, onaylı sandık seçmen listelerinde kayıtlı olmayanların oy kullanması, seçme  yeterliliğini bu esnada kaybetmiş olanların, tutuklu sandık seçmen listesine kayıtlıyken tahliye olanların  ve hüküm giymiş olanların oy kullanamayacağını düzenlerken, diğer yandan, Türkiye Cumhuriyeti  kimlik no.su olmayanların oy kullanabileceğine ilişkin yeni bir düzenleme getiriliyor. Burada, seçmen  bilgi kâğıdı ya da Yüksek Seçim Kurulunca kabul edilen kimlikle oy vermeye işaret ediyor.  Yine 17'nci madde de ayrıca kapalı oy verme yerinde uyulması gereken hususları düzenle­ mektedir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 298 sayılı Yasa'nın ilk 17'nci maddesinde, yani birinci  bölümünde yapılmakta olan bu düzenlemelerin çok önemli bir kısmının Yüksek Seçim Kurulunun  ilgili genelgeleri uyarınca zaten uygulanageldiğini bilgilerinize sunmak isterim ancak 298 sayılı  Kanun'da yeni bir düzenlemeye gidilmesinin zamanlamasının şu aşamada yanlış olduğunu  düşünmekteyiz. Çünkü zaten uygulanmakta olan ve şu ana kadar en ufak sorun çıkarmayan seçim  uygulamalarının 298 olarak bugünlerde getirilmesinin başka anlamlar taşıdığını biz ciddiyetle  düşündük ve bunların, özellikle başta da ifade ettiğim gibi, demokrasinin kapısının özellikle seçim  olduğuna ve seçim düzenlemelerinde hakkaniyeti, adaleti, eşitliği en iyi şekilde korumamız  gerektiğine biz gerek alt komisyonda gerekse Anayasa Komisyonunda vurgu yapmıştık. Ancak biz,  her şeye rağmen, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Anayasa Komisyonu üyeleri olarak komisyon  çalışmalarında -gerek Sayın Faruk Bal gerek şahsım gerekse Nevzat Korkmaz- birlikte söz konusu  kanun teklifinin içeriğinin birçok bölümünün yanlış olduğunu belirterek, bu bölümlere katkı yaparak  hiç olmazsa düzeltilmesi yönünde katkılarımızı ifade ettik ama bunların iktidar partisi mensupları  tarafından kısmen dikkate alındığını ve bizim uyarılarımızın tamamıyla dikkate alınmadığını burada  özellikle dikkatlerinize sunuyoruz.  Güvenlik güçlerinin kullanılması seçimde fevkalade önemlidir. Güvenlik güçlerini olur olmaz,  alelusul ya da farklı şekillerde istihdam ederek, farklı yerlere kaydırarak ya da onların görev anlayışını  ve intizamını bozacak şekilde kullanmak ve sandık ve çevresinde görevli olanların dürüstlüğünün ve  bütün partilere aynı mesafede olmasının çizgisini bozmuş olursak Türk demokrasisi için en büyük  yarayı açmış oluruz. Buna özellikle dikkat etmek gerekiyor.  Bunun dışında şunu ifade edebilirim, toplarsam: Aslında, kanun teklifi olarak gelen bu metnin,  demokrasimiz için fevkalade önemli olan bu kanun teklifinin tasarı olarak Genel Kurula sunulması  çok daha anlamlı ve uygun olurdu. Buna dikkat edilmemiştir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 113 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 6 - ve bu 10'uncu maddede de seçim sandıklarıyla oy verme kabinlerinin boyutları ifade edilmekte.  Ayrıca 11 'de birleşik oy pusulası ve zarflara bir standart getirilmesi düzenlenmiş ama bu arada  Yüksek Seçim Kurulunun o 16 Mart 2010 tarihli yazısının gereğinin de yerine getirilmediği netlikle  görülmektedir ve yeni bir kavram olarak da "sandık çevresi" getirilmekte ve sandık çevresinde çağrı  üzerine gelen "kolluk güçleri" şeklinde bir kavram geliştirilmekte. Medya mensuplarının sağlık  çevresinde sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla haber amacıyla görüntü ve bilgi elde  etmelerinin serbestiyeti tanınmakta, bunun da nasıl uygulanacağı ve nasıl kullanılacağı konusunda  tereddütler içermektedir.  Yine, sandık alanında alınacak güvenlik önlemleri ve yasaklar konusunda özellikle sandık  alanında bina sorumlusunun kolluk güçlerini çağıracağı hükmünü amir bir düzenleme yapılmakta.  Bina sorumlusu yoksa sandık kurulu başkanı veya sandık kurulu üyesinin de çağırabileceğini  düzenlemektedir.  15'inci madde de, onaylı sandık seçmen listelerinde kayıtlı olmayanların oy kullanması, seçme  yeterliliğini bu esnada kaybetmiş olanların, tutuklu sandık seçmen listesine kayıtlıyken tahliye olanların  ve hüküm giymiş olanların oy kullanamayacağını düzenlerken, diğer yandan, Türkiye Cumhuriyeti  kimlik no.su olmayanların oy kullanabileceğine ilişkin yeni bir düzenleme getiriliyor. Burada, seçmen  bilgi kâğıdı ya da Yüksek Seçim Kurulunca kabul edilen kimlikle oy vermeye işaret ediyor.  Yine 17'nci madde de ayrıca kapalı oy verme yerinde uyulması gereken hususları düzenle­ mektedir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 298 sayılı Yasa'nın ilk 17'nci maddesinde, yani birinci  bölümünde yapılmakta olan bu düzenlemelerin çok önemli bir kısmının Yüksek Seçim Kurulunun  ilgili genelgeleri uyarınca zaten uygulanageldiğini bilgilerinize sunmak isterim ancak 298 sayılı  Kanun'da yeni bir düzenlemeye gidilmesinin zamanlamasının şu aşamada yanlış olduğunu  düşünmekteyiz. Çünkü zaten uygulanmakta olan ve şu ana kadar en ufak sorun çıkarmayan seçim  uygulamalarının 298 olarak bugünlerde getirilmesinin başka anlamlar taşıdığını biz ciddiyetle  düşündük ve bunların, özellikle başta da ifade ettiğim gibi, demokrasinin kapısının özellikle seçim  olduğuna ve seçim düzenlemelerinde hakkaniyeti, adaleti, eşitliği en iyi şekilde korumamız  gerektiğine biz gerek alt komisyonda gerekse Anayasa Komisyonunda vurgu yapmıştık. Ancak biz,  her şeye rağmen, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Anayasa Komisyonu üyeleri olarak komisyon  çalışmalarında -gerek Sayın Faruk Bal gerek şahsım gerekse Nevzat Korkmaz- birlikte söz konusu  kanun teklifinin içeriğinin birçok bölümünün yanlış olduğunu belirterek, bu bölümlere katkı yaparak  hiç olmazsa düzeltilmesi yönünde katkılarımızı ifade ettik ama bunların iktidar partisi mensupları  tarafından kısmen dikkate alındığını ve bizim uyarılarımızın tamamıyla dikkate alınmadığını burada  özellikle dikkatlerinize sunuyoruz.  Güvenlik güçlerinin kullanılması seçimde fevkalade önemlidir. Güvenlik güçlerini olur olmaz,  alelusul ya da farklı şekillerde istihdam ederek, farklı yerlere kaydırarak ya da onların görev anlayışını  ve intizamını bozacak şekilde kullanmak ve sandık ve çevresinde görevli olanların dürüstlüğünün ve  bütün partilere aynı mesafede olmasının çizgisini bozmuş olursak Türk demokrasisi için en büyük  yarayı açmış oluruz. Buna özellikle dikkat etmek gerekiyor.  Bunun dışında şunu ifade edebilirim, toplarsam: Aslında, kanun teklifi olarak gelen bu metnin,  demokrasimiz için fevkalade önemli olan bu kanun teklifinin tasarı olarak Genel Kurula sunulması  çok daha anlamlı ve uygun olurdu. Buna dikkat edilmemiştir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Ayrıca, seçimin dürüst ve hakkaniyete uygun yapılmasını sağlayacak tedbirler ve hükümler  içermeliydi. Bu konuda birtakım soru işaretleri mevcuttur ve Yüksek Seçim Kurulunun 16 Mart 2010  tarihli yazısının gereği yerine getirilmeliydi, buna da uyulmamıştır. O nedenle, bu eksiklikleri yüce  heyetinize özellikle bildirmek ve vurgulamak isterim.  Şahsım adına alacağım bundan sonraki konuşmamda kalan bölümü ifade etmeye çalışacağım.  Hepinize saygılarımı sunuyorum.  Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Ataş.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; 490 sıra sayılı ve Ankara Milletvekilimiz Sayın Haluk İpek Bey'in Seçimlerin Temel  Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair, Meclisimizde bulunan siyasi partilerin temsilcilerinin de bir kısmı arkadaşlarla  birlikte verdikleri, ayrıca bağımsız milletvekillerimizden yine bazılarının bu değişiklikle ilgili verdiği  kanun teklifi üzerinde grubumuz adına birinci bölüm hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle  yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, 298 sayılı Kanun'da zaman içerisinde bazı değişiklikler yapılmış ancak  elli yıldan beridir uygulamalarda -eski bir kanun olması münasebetiyle- yapılan değişiklikler bugün  yetersiz hâle geldiği için ve bazı hükümler de özel kanunlarla yapılan değişikliklerle uygulanamaz  hâle gelmiştir.  Şimdi, Mecliste grubu bulunan siyasi partiler olsun, Meclisin dışındaki tüm siyasi partiler olsun,  seçimlerde özellikle arzu edilen şey üç temel başlıkta toplanabilir.  Her siyasi parti ve kamuoyu, öncelikle, seçimlerin güvenli olmasını ve demokratik bir ortamda  olmasını arzu ederler.  Yine, bütün siyasi partiler ve kamuoyu, seçim sonuçlarının kontrol edilebilir bir pozisyonda  olmasını arzu ederler.  Yine, bütün siyasi partiler ve kamuoyu, seçim sonuçlarının en hızlı şekilde sonuçlanmasını arzu  ederler.  Bu ortamlar sağlandığı zaman, herhalde seçim kanunlarıyla ilgili diğer teknik konular  kamuoyunda ve siyasi partiler nezdinde güvenilir olmak, hızlı sonuç alınabilir olmak ve kontrol  edilebilir olmak yani tekrar sayılabilir olmak herkesin ortak arzusudur diye düşünüyorum.  Şimdi, yapılan değişikliklerle, benden önceki konuşmacı arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi - her siyasi partinin- il seçim kurullarında ve ilçe seçim kurullarında mutlaka en çok oy alan dört siyasi  partinin birer temsilcisi bulunur. Ancak Yüksek Seçim Kurulunda bugüne kadar Yüksek Seçim  Kurulu üyelerinin dışında belirlenen bu dört en çok oy alan siyasi partinin temsilcilerinin  bulunmaması bir eksiklik olarak görülmüş ve böyle bir teklif Meclisimize gelmiştir. Tabii, buraya  gönderilen siyasi partilerin temsilcilerinin oy kullanmadan sadece temsilci sıfatıyla orada  bulunmaları, demokrasimizin gelişmesi ve kamuoyunun daha güvenilir bir pozisyon olarak görmesi  açısından önemli bir değişikliktir diye düşünüyorum.  - 6 0 7 -
Sayfa 114 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Ayrıca, seçimin dürüst ve hakkaniyete uygun yapılmasını sağlayacak tedbirler ve hükümler  içermeliydi. Bu konuda birtakım soru işaretleri mevcuttur ve Yüksek Seçim Kurulunun 16 Mart 2010  tarihli yazısının gereği yerine getirilmeliydi, buna da uyulmamıştır. O nedenle, bu eksiklikleri yüce  heyetinize özellikle bildirmek ve vurgulamak isterim.  Şahsım adına alacağım bundan sonraki konuşmamda kalan bölümü ifade etmeye çalışacağım.  Hepinize saygılarımı sunuyorum.  Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Ataş.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; 490 sıra sayılı ve Ankara Milletvekilimiz Sayın Haluk İpek Bey'in Seçimlerin Temel  Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair, Meclisimizde bulunan siyasi partilerin temsilcilerinin de bir kısmı arkadaşlarla  birlikte verdikleri, ayrıca bağımsız milletvekillerimizden yine bazılarının bu değişiklikle ilgili verdiği  kanun teklifi üzerinde grubumuz adına birinci bölüm hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle  yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, 298 sayılı Kanun'da zaman içerisinde bazı değişiklikler yapılmış ancak  elli yıldan beridir uygulamalarda -eski bir kanun olması münasebetiyle- yapılan değişiklikler bugün  yetersiz hâle geldiği için ve bazı hükümler de özel kanunlarla yapılan değişikliklerle uygulanamaz  hâle gelmiştir.  Şimdi, Mecliste grubu bulunan siyasi partiler olsun, Meclisin dışındaki tüm siyasi partiler olsun,  seçimlerde özellikle arzu edilen şey üç temel başlıkta toplanabilir.  Her siyasi parti ve kamuoyu, öncelikle, seçimlerin güvenli olmasını ve demokratik bir ortamda  olmasını arzu ederler.  Yine, bütün siyasi partiler ve kamuoyu, seçim sonuçlarının kontrol edilebilir bir pozisyonda  olmasını arzu ederler.  Yine, bütün siyasi partiler ve kamuoyu, seçim sonuçlarının en hızlı şekilde sonuçlanmasını arzu  ederler.  Bu ortamlar sağlandığı zaman, herhalde seçim kanunlarıyla ilgili diğer teknik konular  kamuoyunda ve siyasi partiler nezdinde güvenilir olmak, hızlı sonuç alınabilir olmak ve kontrol  edilebilir olmak yani tekrar sayılabilir olmak herkesin ortak arzusudur diye düşünüyorum.  Şimdi, yapılan değişikliklerle, benden önceki konuşmacı arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi - her siyasi partinin- il seçim kurullarında ve ilçe seçim kurullarında mutlaka en çok oy alan dört siyasi  partinin birer temsilcisi bulunur. Ancak Yüksek Seçim Kurulunda bugüne kadar Yüksek Seçim  Kurulu üyelerinin dışında belirlenen bu dört en çok oy alan siyasi partinin temsilcilerinin  bulunmaması bir eksiklik olarak görülmüş ve böyle bir teklif Meclisimize gelmiştir. Tabii, buraya  gönderilen siyasi partilerin temsilcilerinin oy kullanmadan sadece temsilci sıfatıyla orada  bulunmaları, demokrasimizin gelişmesi ve kamuoyunun daha güvenilir bir pozisyon olarak görmesi  açısından önemli bir değişikliktir diye düşünüyorum.  - 6 0 7 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Yine, Meclisimizin gündeminde bulunan bir başka husus: Milletvekillerimizin birçoğu, siyasi  olarak, gün batımını aşan ve seçimlerdeki siyasi konuşmalarından dolayı suçlu olarak görülmekte  ve dokunulmazlıklarından dolayı da bu davalara bakılamamaktadır. Bunun önüne geçmek için gün  batımını aşan iki saatlik süre içerisine kadar bu yasak süresi uzatılmıştır. Bu da önemli bir değişiklik  diye düşünüyorum.  Yine, seçim bürolanyla ilgili düzenlemeler talep edilmiş. Tabii, gerek bağımsız adaylar açısından  gerek milletvekili adayları açısından gerekse siyasi partilerin halkla bire bir ilişkilerini kurma  noktasında halkla temas sağlamak için açılan seçim irtibat bürolarının daha düzenli ve kamuoyuyla  daha iyi ilişkiler sağlaması noktasında, çevreye rahatsızlık vermeden, vatandaşlara rahatsızlık  vermeden bir düzenleme içermektedir, bununla ilgili açıklamalar yapılmıştır.  Tabii, her şey kanunla düzenlenemeyebilir. Seçim irtibat bürolanyla ilgili en önemli hususlardan  birisi, siyasi partilerin bu irtibat bürolarını denetleyebilir şekilde bir hassasiyet içerisinde olmaları,  çevreye zarar vermeden, gerek gürültüsüyle gerekse orada yapılan propagandalarla çevreyi rahatsız  etmeden bir düzen içerisinde bu çalışmalann yürütülmesi siyasi partilerin de görevidir diye  düşünüyorum.  Bir diğer husus: Bu düzenlemede önemli olan hususlardan birisi de, seçim başlangıç tarihinden  itibaren oy verme saatinin yirmi dört saat öncesine kadar radyo ve televizyonlarda propaganda  serbestliğidir. Biliyorsunuz, son on gün bu propaganda yapılamıyordu. Bu propaganda süresinin son  yirmi dört saate kadar uzatılması da yine demokrasimiz açısından uygun bir tekliftir diye düşünüyorum.  İnternet ve cep telefonuyla propaganda yapılmasının yasaklanması... Evet, ilgisiz insanlann bu  anlamda siyasi partiler tarafından rahatsız edilmesi de yine doğru bulunmayan bir davranıştır diye  düşünüyorum. Ancak, siyasi partiler kendi üyelerine, kendi taraftarlanna istediği kadar mesaj  çekebilir, seçim propagandası yönünde çalışma yapabilir ama A siyasi partisinin B siyasi partisinin  mensuplarına böyle bir mesaj göndermesi ve o insanları rahatsız edici bir şekilde davranış sergilemesi  doğru değildir diye düşünüyorum.  Bir başka husus: Yine kamuoyunu etkileme anlamında seçimlerden on gün öncesinde, yani oy  verme gününden on gün öncesine kadarki süre içerisinde herhangi bir kamuoyu yoklamasının gerek  yazılı basında veya gerekse görsel basında halkın yanlış yönlendirici ve yanlış kanaatlerle  kamuoyunun yanıltıcı bilgilerden uzak tutulması için böyle bir yasak getirilmesi de yine doğru bir  tekliftir diye düşünüyorum.  Yine, özellikle bu teklif içerisinde de belirtilen bir husus, siyasi partilerimizi yakından, yakinen  ilgilendiren bir husustur. O da siyasi partilerin, propaganda amaçlı, caddeleri ve sokakları, çevreyi  kirletici ve toplumu rahatsız edici bir şekilde bayraklarla, reklam amaçlı propaganda malzemeleriyle  süslemesi artık gerilerde kalmalıdır diye düşünüyorum. Dolayısıyla siyasi parti il, ilçe binaları, teşkilat  binaları ve seçim irtibat bürolarının dışında kalan yerler seçim kurullarının öngördüğü ve belirlediği  yerlerin dışındaki alanlann çevreyi kirletecek şekilde bayraklarla, malzemelerle donatılmasının doğru  olmadığını düşünüyoruz ve bu anlamda da bu teklifte yer almıştır, ama bunun uygulanabilirlik  noktasında siyasi partilerin de gerekli hassasiyeti göstererek bu anlamda bir gayret içinde olmaları,  gelişen dünyamızda propaganda malzemelerinin değiştiği bilişim dünyasında artık bunlann  kullanılmaması doğru bir davranıştır diye düşünüyorum.  Değerli milletvekillerimiz, yine oy sandıkları... Hâlâ tahta sandıklarla oy kullanılması gelişen  dünyamızda Türkiye için bir ayıptır diye düşünüyorum. Bunun şeffaf sandıklar hâline dönüştürülmesi,  böyle bir değişikliğin yapılması da, aynı zamanda, oy kullanma mahallindeki oy verme kabinlerinin  - 6 0 8 -
Sayfa 115 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Yine, Meclisimizin gündeminde bulunan bir başka husus: Milletvekillerimizin birçoğu, siyasi  olarak, gün batımını aşan ve seçimlerdeki siyasi konuşmalarından dolayı suçlu olarak görülmekte  ve dokunulmazlıklarından dolayı da bu davalara bakılamamaktadır. Bunun önüne geçmek için gün  batımını aşan iki saatlik süre içerisine kadar bu yasak süresi uzatılmıştır. Bu da önemli bir değişiklik  diye düşünüyorum.  Yine, seçim bürolanyla ilgili düzenlemeler talep edilmiş. Tabii, gerek bağımsız adaylar açısından  gerek milletvekili adayları açısından gerekse siyasi partilerin halkla bire bir ilişkilerini kurma  noktasında halkla temas sağlamak için açılan seçim irtibat bürolarının daha düzenli ve kamuoyuyla  daha iyi ilişkiler sağlaması noktasında, çevreye rahatsızlık vermeden, vatandaşlara rahatsızlık  vermeden bir düzenleme içermektedir, bununla ilgili açıklamalar yapılmıştır.  Tabii, her şey kanunla düzenlenemeyebilir. Seçim irtibat bürolanyla ilgili en önemli hususlardan  birisi, siyasi partilerin bu irtibat bürolarını denetleyebilir şekilde bir hassasiyet içerisinde olmaları,  çevreye zarar vermeden, gerek gürültüsüyle gerekse orada yapılan propagandalarla çevreyi rahatsız  etmeden bir düzen içerisinde bu çalışmalann yürütülmesi siyasi partilerin de görevidir diye  düşünüyorum.  Bir diğer husus: Bu düzenlemede önemli olan hususlardan birisi de, seçim başlangıç tarihinden  itibaren oy verme saatinin yirmi dört saat öncesine kadar radyo ve televizyonlarda propaganda  serbestliğidir. Biliyorsunuz, son on gün bu propaganda yapılamıyordu. Bu propaganda süresinin son  yirmi dört saate kadar uzatılması da yine demokrasimiz açısından uygun bir tekliftir diye düşünüyorum.  İnternet ve cep telefonuyla propaganda yapılmasının yasaklanması... Evet, ilgisiz insanlann bu  anlamda siyasi partiler tarafından rahatsız edilmesi de yine doğru bulunmayan bir davranıştır diye  düşünüyorum. Ancak, siyasi partiler kendi üyelerine, kendi taraftarlanna istediği kadar mesaj  çekebilir, seçim propagandası yönünde çalışma yapabilir ama A siyasi partisinin B siyasi partisinin  mensuplarına böyle bir mesaj göndermesi ve o insanları rahatsız edici bir şekilde davranış sergilemesi  doğru değildir diye düşünüyorum.  Bir başka husus: Yine kamuoyunu etkileme anlamında seçimlerden on gün öncesinde, yani oy  verme gününden on gün öncesine kadarki süre içerisinde herhangi bir kamuoyu yoklamasının gerek  yazılı basında veya gerekse görsel basında halkın yanlış yönlendirici ve yanlış kanaatlerle  kamuoyunun yanıltıcı bilgilerden uzak tutulması için böyle bir yasak getirilmesi de yine doğru bir  tekliftir diye düşünüyorum.  Yine, özellikle bu teklif içerisinde de belirtilen bir husus, siyasi partilerimizi yakından, yakinen  ilgilendiren bir husustur. O da siyasi partilerin, propaganda amaçlı, caddeleri ve sokakları, çevreyi  kirletici ve toplumu rahatsız edici bir şekilde bayraklarla, reklam amaçlı propaganda malzemeleriyle  süslemesi artık gerilerde kalmalıdır diye düşünüyorum. Dolayısıyla siyasi parti il, ilçe binaları, teşkilat  binaları ve seçim irtibat bürolarının dışında kalan yerler seçim kurullarının öngördüğü ve belirlediği  yerlerin dışındaki alanlann çevreyi kirletecek şekilde bayraklarla, malzemelerle donatılmasının doğru  olmadığını düşünüyoruz ve bu anlamda da bu teklifte yer almıştır, ama bunun uygulanabilirlik  noktasında siyasi partilerin de gerekli hassasiyeti göstererek bu anlamda bir gayret içinde olmaları,  gelişen dünyamızda propaganda malzemelerinin değiştiği bilişim dünyasında artık bunlann  kullanılmaması doğru bir davranıştır diye düşünüyorum.  Değerli milletvekillerimiz, yine oy sandıkları... Hâlâ tahta sandıklarla oy kullanılması gelişen  dünyamızda Türkiye için bir ayıptır diye düşünüyorum. Bunun şeffaf sandıklar hâline dönüştürülmesi,  böyle bir değişikliğin yapılması da, aynı zamanda, oy kullanma mahallindeki oy verme kabinlerinin  - 6 0 8 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  de o çirkin görüntülerden, karton kutularla oy kullanma kabini yapılan görüntülerden kurtarılarak  belirli standartları olan paravanların içerisinde oy kullanma sistemine geçiş de, evet Türkiye'nin  modem bir ülke olduğunu şeffaf sandıklarla birlikte ortaya koyacaktır diye, katkı sağlayacaktır diye  düşünüyorum. Ayrıca oy zarflarının ve oy pusulalarının da bu anlamdaki gelişen teknolojiye ve  gelişen dünyaya ayak uydurması noktasında hem renkli oy pusulalarının basımı hem de oy  pusulalarının zarflara sığamama gibi bir çirkinlik içerisinde olması...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MUSTAFA ATAŞ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Oy pusulalarının zarflara sığamamasından dolayı yaşanan sıkıntıların da oy pusulalarındaki  ebatların değişikliğiyle giderileceğini düşünüyorum.  Sandık çevresindeki düzenin sağlanmasıyla ilgili siyasi partilerin görevlendirdiği ve ilçe seçim  kurullarının görevli olduklarına dair verilen belgelerle sandık başında görevlilerinin dışında görevleri  olmayanların sandık alanında, sandık bölgesinde bulunmaması da herhalde hepimizin arzusudur diye  düşünüyorum. Maalesef, 29 Mart yerel seçimlerinde, bazı bölgelerde, görevi olmayan kişilerin,  kimliklerin sandık bölgesinde bir tahakküm kurarak seçmen üzerinde âdeta "yaptırıcı ve onlara baskı  uygulayarak oy kullandırma" gibi bir eyleme hepimizin şahit olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, sandık  başında görevli olmayanların oy verme işlemi bittikten sonra bölgeyi terk etmelerinin doğru bir  davranış olduğunu düşünüyorum.  Bu kanunun ülkemize, milletimize ve siyasi partilerimize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi  saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ataş.  Şahıslar adına ilk söz, Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik'te.  Buyurun Sayın Çelik. (MHP sıralarından alkışlar)  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Kanun Teklifi  üzerinde, tekrar, şahsım adına söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.  Grubum adına yapmış olduğum konuşmada ifade ve arz etmiş olduğum hususlar dışında birkaç  konuya değineceğim, bir hatırlatmada bulunmak isterim.  Öncelikle, tabii "Demokrasinin kapısı seçimdir." derken, bu kapıyı iyi muhafaza etmemiz,  birilerine kırdırtmamamız, demokrasimizin sonsuza dek yaşaması açısından fevkalade önemlidir.  Ancak burada görünün husus şu: Özelikle sandığın güvenliği, sandık kurulunun, başkanın ve üyelerin  müşahitlerin bulunmasının yanında orada malum medyadan mı acaba birileri olacak? Bir.  İkincisi, sandık çevresi ve alanı ayrımına niçin ihtiyaç duyuldu ve sandık çevresi içine kadar ve  sandık alanında da sürekli hangi güvenlik güçleri objektif ve sübjektif iyi niyet kuralına göre  bulunacak?  Bu soruların cevabı şu anda boşlukta ancak ben şunu ifade etmek isterim söz seçimden  açılmışken: Bugün, medya, toplumları doğrudan olumlu ya da olumsuz etkileyebilen en önemli kitle  iletişim araçlarının başında gelmekte ama bugün sürekli hepimize bilgi bombardımanı şeklinde gelen  bilgilere baktığımız zaman artık bir yandaş medya kavramıyla karşı karşıyayız. Medyayı bu duruma  getiren AKP İktidarıdır. AKP İktidarı, Türkiye'de medya üzerinden kontrolü sağlamak için  demokrasinin âdeta kalbine hançeri saplamıştır. Medyada kötü işler olmuştur, olmaktadır ve AKP  iktidarda kaldığı sürece de olmaya devam edecek.  - 6 0 9 -
Sayfa 116 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  de o çirkin görüntülerden, karton kutularla oy kullanma kabini yapılan görüntülerden kurtarılarak  belirli standartları olan paravanların içerisinde oy kullanma sistemine geçiş de, evet Türkiye'nin  modem bir ülke olduğunu şeffaf sandıklarla birlikte ortaya koyacaktır diye, katkı sağlayacaktır diye  düşünüyorum. Ayrıca oy zarflarının ve oy pusulalarının da bu anlamdaki gelişen teknolojiye ve  gelişen dünyaya ayak uydurması noktasında hem renkli oy pusulalarının basımı hem de oy  pusulalarının zarflara sığamama gibi bir çirkinlik içerisinde olması...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MUSTAFA ATAŞ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Oy pusulalarının zarflara sığamamasından dolayı yaşanan sıkıntıların da oy pusulalarındaki  ebatların değişikliğiyle giderileceğini düşünüyorum.  Sandık çevresindeki düzenin sağlanmasıyla ilgili siyasi partilerin görevlendirdiği ve ilçe seçim  kurullarının görevli olduklarına dair verilen belgelerle sandık başında görevlilerinin dışında görevleri  olmayanların sandık alanında, sandık bölgesinde bulunmaması da herhalde hepimizin arzusudur diye  düşünüyorum. Maalesef, 29 Mart yerel seçimlerinde, bazı bölgelerde, görevi olmayan kişilerin,  kimliklerin sandık bölgesinde bir tahakküm kurarak seçmen üzerinde âdeta "yaptırıcı ve onlara baskı  uygulayarak oy kullandırma" gibi bir eyleme hepimizin şahit olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, sandık  başında görevli olmayanların oy verme işlemi bittikten sonra bölgeyi terk etmelerinin doğru bir  davranış olduğunu düşünüyorum.  Bu kanunun ülkemize, milletimize ve siyasi partilerimize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi  saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ataş.  Şahıslar adına ilk söz, Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik'te.  Buyurun Sayın Çelik. (MHP sıralarından alkışlar)  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Kanun Teklifi  üzerinde, tekrar, şahsım adına söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.  Grubum adına yapmış olduğum konuşmada ifade ve arz etmiş olduğum hususlar dışında birkaç  konuya değineceğim, bir hatırlatmada bulunmak isterim.  Öncelikle, tabii "Demokrasinin kapısı seçimdir." derken, bu kapıyı iyi muhafaza etmemiz,  birilerine kırdırtmamamız, demokrasimizin sonsuza dek yaşaması açısından fevkalade önemlidir.  Ancak burada görünün husus şu: Özelikle sandığın güvenliği, sandık kurulunun, başkanın ve üyelerin  müşahitlerin bulunmasının yanında orada malum medyadan mı acaba birileri olacak? Bir.  İkincisi, sandık çevresi ve alanı ayrımına niçin ihtiyaç duyuldu ve sandık çevresi içine kadar ve  sandık alanında da sürekli hangi güvenlik güçleri objektif ve sübjektif iyi niyet kuralına göre  bulunacak?  Bu soruların cevabı şu anda boşlukta ancak ben şunu ifade etmek isterim söz seçimden  açılmışken: Bugün, medya, toplumları doğrudan olumlu ya da olumsuz etkileyebilen en önemli kitle  iletişim araçlarının başında gelmekte ama bugün sürekli hepimize bilgi bombardımanı şeklinde gelen  bilgilere baktığımız zaman artık bir yandaş medya kavramıyla karşı karşıyayız. Medyayı bu duruma  getiren AKP İktidarıdır. AKP İktidarı, Türkiye'de medya üzerinden kontrolü sağlamak için  demokrasinin âdeta kalbine hançeri saplamıştır. Medyada kötü işler olmuştur, olmaktadır ve AKP  iktidarda kaldığı sürece de olmaya devam edecek.  - 6 0 9 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Diğer bir konu, devletin ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının Anayasa'ya göre sosyal devlet  ilkesinin gereği olarak yapılmakta olan yardımların yani hazinenin yani beytülmalın yardımlarının  âdeta bir siyasi partinin mensuplarının kendi cebinden yaptığı yardımlar gibi sunularak  yoksullarımıza, fakirlerimize dağıtılması ve bunun üzerinden oy devşiriciliği yapılması iktidar partisi  tarafından demokrasinin kapısının kırıldığına en önemli işarettir.  Yeşil kart uygulaması... 2007 seçimlerinde yaşadık arkadaşlar. Ne yapıldı burada? 15 milyon  sayısına kadar çıkan bir yeşil kart dağıtımı yapıldı. Seçim biter bitmez bizim aziz vatandaşlarımızın  yeşil kartları elinden alındı. Aşağı yukarı 7 milyon civarında yeşil kart alındı ve böylece oy  simsarlığının en bayat, en bayağı örneklerini 2007 seçimlerinde de yaşadık ve kamunun tören ve  açılışları yapıldı. Tutuldu, TOKİ açılışları adı altında bütün iktidar mensupları giderek, oraya insanları  zorla getirterek yoğun ve yanlı, partizan ve eşitliksiz, adaletsiz, dürüst olmayan bir propaganda  faaliyetini icra ettiler. Böylece devletin imkânları tarumar edildi ve böylece medyada, kamu kurum  ve kuruluşlarında sosyal devlet ilkesinin gereği olarak yapılan bütün aktivitelerde insanlarımız  istismar edildi. Bürokratlara dayatıldı ve bunun yanında, geçici işçiler zorla getirilerek oy kullandırıldı  ve atılmakla tehdit edildiler ve siyaset böylece, beytülmalin maalesef iktidar partisi tarafından kötü  kullanımı sonucu soyuldu, dağıtıldı ve bunun sonucu olarak da haramın içerisine gark olmuş bir  siyasal iktidarı ne yazık ki Türk milleti gördü, yaşadı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Artık, bu Seçim Kanunu görüşülürken bu tür şeyleri hatırlatmak  lazım ki, aynı hatalara düşmemek ve demokrasinin hepimiz için gerekli olduğuna inanmak gerekiyor.  Demokrasiyle kumar oynamak, millî iradeyi istismar etmemek gerekir.  Değerli arkadaşlar, ekonomi şu anda çökmüş durumda ve halk çaresiz, perişan. Devlet  kurumlarıyla kavga şiddetlenmiş dummda. Tam bir fetret ve başıbozukluk dönemini hep birlikte  idrak ediyoruz ama biz Anayasa'yla, Seçim Kanunu'yla burada uğraşıyoruz yani bir anlamda  demokrasinin kapısını kırıyoruz, kırılan kapıdan kimler girer onu hep birlikte göreceğiz. Her şeye  rağmen güzel şeyler olsun istiyomz Milliyetçi Hareket Partisi olarak.  Bu duygularla hepinizi tekrar saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.  Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart. (CHP sıralarından alkışlar)  ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan düzenlemenin  birinci bölümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kumlu saygıyla  selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, seçim güvenliğini sağlamaya yönelik olarak Bilgisayar Destekli Merkezî  Seçmen Kütüğü Sistemi yani SEÇSİS sisteminin bir müddetten bu yana uygulamaya girdiğini  biliyomz ancak bu sisteme yönelik olarak da 2007 seçimlerinden itibaren çok ciddi endişelerin olduğu  da bir gerçek. Bu sebepledir ki tüm muhalefet partileri bu konudaki kuşkularını muhtelif som  önergeleriyle Hükümete hep yönelttiler ancak burada hiçbir aşamada Hükümetten tatminkâr cevapların  alınmadığını, daha doğmsu cevap alınmamanın ötesinde cevap verilmediğini biliyor ve görüyoruz.  Bakın, bu somlarda, som önergelerinde neler somluyor: Yüksek Seçim Kumlunda seçim amaçlı  kullanılan, SEÇSİS Projesi'nde kullanılan işletim sisteminin özellikleri, bunların yarattığı güvensizlik  ve bazı Avmpa Birliği ülkelerinde bu sistemin yasaklanıp yasaklanmadığı somluyor. Bu projenin  - 6 1 0 -
Sayfa 117 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Diğer bir konu, devletin ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının Anayasa'ya göre sosyal devlet  ilkesinin gereği olarak yapılmakta olan yardımların yani hazinenin yani beytülmalın yardımlarının  âdeta bir siyasi partinin mensuplarının kendi cebinden yaptığı yardımlar gibi sunularak  yoksullarımıza, fakirlerimize dağıtılması ve bunun üzerinden oy devşiriciliği yapılması iktidar partisi  tarafından demokrasinin kapısının kırıldığına en önemli işarettir.  Yeşil kart uygulaması... 2007 seçimlerinde yaşadık arkadaşlar. Ne yapıldı burada? 15 milyon  sayısına kadar çıkan bir yeşil kart dağıtımı yapıldı. Seçim biter bitmez bizim aziz vatandaşlarımızın  yeşil kartları elinden alındı. Aşağı yukarı 7 milyon civarında yeşil kart alındı ve böylece oy  simsarlığının en bayat, en bayağı örneklerini 2007 seçimlerinde de yaşadık ve kamunun tören ve  açılışları yapıldı. Tutuldu, TOKİ açılışları adı altında bütün iktidar mensupları giderek, oraya insanları  zorla getirterek yoğun ve yanlı, partizan ve eşitliksiz, adaletsiz, dürüst olmayan bir propaganda  faaliyetini icra ettiler. Böylece devletin imkânları tarumar edildi ve böylece medyada, kamu kurum  ve kuruluşlarında sosyal devlet ilkesinin gereği olarak yapılan bütün aktivitelerde insanlarımız  istismar edildi. Bürokratlara dayatıldı ve bunun yanında, geçici işçiler zorla getirilerek oy kullandırıldı  ve atılmakla tehdit edildiler ve siyaset böylece, beytülmalin maalesef iktidar partisi tarafından kötü  kullanımı sonucu soyuldu, dağıtıldı ve bunun sonucu olarak da haramın içerisine gark olmuş bir  siyasal iktidarı ne yazık ki Türk milleti gördü, yaşadı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Artık, bu Seçim Kanunu görüşülürken bu tür şeyleri hatırlatmak  lazım ki, aynı hatalara düşmemek ve demokrasinin hepimiz için gerekli olduğuna inanmak gerekiyor.  Demokrasiyle kumar oynamak, millî iradeyi istismar etmemek gerekir.  Değerli arkadaşlar, ekonomi şu anda çökmüş durumda ve halk çaresiz, perişan. Devlet  kurumlarıyla kavga şiddetlenmiş dummda. Tam bir fetret ve başıbozukluk dönemini hep birlikte  idrak ediyoruz ama biz Anayasa'yla, Seçim Kanunu'yla burada uğraşıyoruz yani bir anlamda  demokrasinin kapısını kırıyoruz, kırılan kapıdan kimler girer onu hep birlikte göreceğiz. Her şeye  rağmen güzel şeyler olsun istiyomz Milliyetçi Hareket Partisi olarak.  Bu duygularla hepinizi tekrar saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.  Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart. (CHP sıralarından alkışlar)  ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan düzenlemenin  birinci bölümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kumlu saygıyla  selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, seçim güvenliğini sağlamaya yönelik olarak Bilgisayar Destekli Merkezî  Seçmen Kütüğü Sistemi yani SEÇSİS sisteminin bir müddetten bu yana uygulamaya girdiğini  biliyomz ancak bu sisteme yönelik olarak da 2007 seçimlerinden itibaren çok ciddi endişelerin olduğu  da bir gerçek. Bu sebepledir ki tüm muhalefet partileri bu konudaki kuşkularını muhtelif som  önergeleriyle Hükümete hep yönelttiler ancak burada hiçbir aşamada Hükümetten tatminkâr cevapların  alınmadığını, daha doğmsu cevap alınmamanın ötesinde cevap verilmediğini biliyor ve görüyoruz.  Bakın, bu somlarda, som önergelerinde neler somluyor: Yüksek Seçim Kumlunda seçim amaçlı  kullanılan, SEÇSİS Projesi'nde kullanılan işletim sisteminin özellikleri, bunların yarattığı güvensizlik  ve bazı Avmpa Birliği ülkelerinde bu sistemin yasaklanıp yasaklanmadığı somluyor. Bu projenin  - 6 1 0 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  hangi yazılım dili ya da dilleriyle gerçekleştirildiği soruluyor. Bu projenin hangi veri tabanını  kullandığı soruluyor. Seçimlerde aday olamayacakların tespiti amacıyla Adli Sicil ve İstatistik Genel  Müdürlüğüyle on-line sisteminin, iletişiminin kurulup kurulmadığı soruluyor. Seçmen  olamayacakların tespiti için Millî Savunma Bakanlığı Askeralma Dairesi Başkanlığı ile bu iletişimin,  bu bağlantının kurulup kurulmadığı soruluyor. Siyasi partilerin seçime katılıp katılmayacağını ve  ülke genelinde teşkilatlanma düzeylerini tespit amacıyla Yargıtayla gerekli iletişimin kurulup  kurulmadığı soruluyor.  Değerli milletvekilleri, bu sözünü ettiğim soruların tamamı, takdir olunur ki tamamen idari  çalışmaya yönelik, idari sürece ilişkin ve seçim güvenliğini doğrudan ilgilendiren konular. Ancak  neyi görüyoruz? Burada Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin imzasıyla Yüksek Seçim Kurulunun  cevabı esas alınarak şu cevabın verildiğini görüyoruz: Verilen bütün cevaplarda, Yüksek Seçim  Kurulunun yaptığı çalışmaların yargı çalışması niteliğinde olduğu, yargı yetkisinin kullanılmasına  yönelik olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir denetim görevinin yapılamayacağı gerekçesiyle  bu konulara cevap verilmediği ve bundan böyle de verilmeyeceği ifade ediliyor. Sayın Adalet Bakanı  da bunları esas alarak, soru önergesine cevap olarak ilgili milletvekillerine cevaben iletiyor.  Değerli arkadaşlarım, şu çok açıktır ki, Yüksek Seçim Kurulunun hem idari işlevi vardır hem adli  işlevi vardır. Burada Yüksek Seçim Kurulunun ilke kararının neden o yönde kullanıldığına dair bir  soru yöneltmiyoruz, doğrudan idari nitelikte ve seçim güvenliğine yönelik olarak sorular yöneltiliyor  ama burada Adalet Bakanının, ilgili Bakanın Yüksek Seçim Kurulunun bu cevabını esas alarak, soru  önergesine cevap verilmediğini, ısrarla cevap verilmediğini görüyoruz. Bunun yasama denetimiyle  bağdaşır bir yönü olabilir mi değerli milletvekilleri? Bu durum, biraz evvel konuşmamda sözünü  ettiğim nüfus ve seçmen sayısı belirsizliği yanında bir başka boyutu, bir başka belirsizliği, bir başka  kuşkuyu doğrulayan çok önemli, çok somut bir belirsizliği beraberinde getiriyor. Burada Hükümet  bu konuya mutlaka açıklama getirmeli, mutlaka cevap vermelidir. Normal şartlarda seçime bir yıldan  fazla bir sürenin bulunduğu bir dönemdeyiz. Bir yıl içinde bu konulara mutlaka açıklama  getirilmelidir. Bu açıklama getirilmediği takdirde, Hükümetin bu belirsizlikten yarar sağladığı  yönündeki kuşkularımız, endişelerimiz bir kez daha doğrulanmış olacaktır.  Bir seçimde seçmen sayısına yönelik olarak, nüfus sayısına yönelik olarak iki ana kurumun,  TÜİK ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün verileri arasında 5 milyona yakın bir fark  varsa burada gerçekten vahim bir tablo var demektir. Bunu hiçbir şekilde görmezden gelemeyiz,  geçiştiremeyiz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ATİLLA KART (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Düşünebiliyor musunuz, toplam seçmen sayısının yüzde 10'u seviyesindeki bir belirsizlikten  söz ediyorum değerli milletvekilleri. Bunun anlamı şudur: Seçimlerin meşruiyeti konusunda ciddi bir  kuşkuyu sürdürmeye devam ediyoruz. Bunun başka açıklaması olamaz. Bu sebeple, henüz zaman  müsait iken, henüz zaman yeterli iken Hükümetin bu konuda da mutlaka kamuoyunu tatmin edecek  bir çalışma içine girmesi ve yasama denetimi görevini engelleyen bir tavır içinde olmaması  gerektiğini bir kez daha ifade ediyor, bu değerlendirmelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kart.  - 6 1 1 -
Sayfa 118 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  hangi yazılım dili ya da dilleriyle gerçekleştirildiği soruluyor. Bu projenin hangi veri tabanını  kullandığı soruluyor. Seçimlerde aday olamayacakların tespiti amacıyla Adli Sicil ve İstatistik Genel  Müdürlüğüyle on-line sisteminin, iletişiminin kurulup kurulmadığı soruluyor. Seçmen  olamayacakların tespiti için Millî Savunma Bakanlığı Askeralma Dairesi Başkanlığı ile bu iletişimin,  bu bağlantının kurulup kurulmadığı soruluyor. Siyasi partilerin seçime katılıp katılmayacağını ve  ülke genelinde teşkilatlanma düzeylerini tespit amacıyla Yargıtayla gerekli iletişimin kurulup  kurulmadığı soruluyor.  Değerli milletvekilleri, bu sözünü ettiğim soruların tamamı, takdir olunur ki tamamen idari  çalışmaya yönelik, idari sürece ilişkin ve seçim güvenliğini doğrudan ilgilendiren konular. Ancak  neyi görüyoruz? Burada Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin imzasıyla Yüksek Seçim Kurulunun  cevabı esas alınarak şu cevabın verildiğini görüyoruz: Verilen bütün cevaplarda, Yüksek Seçim  Kurulunun yaptığı çalışmaların yargı çalışması niteliğinde olduğu, yargı yetkisinin kullanılmasına  yönelik olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir denetim görevinin yapılamayacağı gerekçesiyle  bu konulara cevap verilmediği ve bundan böyle de verilmeyeceği ifade ediliyor. Sayın Adalet Bakanı  da bunları esas alarak, soru önergesine cevap olarak ilgili milletvekillerine cevaben iletiyor.  Değerli arkadaşlarım, şu çok açıktır ki, Yüksek Seçim Kurulunun hem idari işlevi vardır hem adli  işlevi vardır. Burada Yüksek Seçim Kurulunun ilke kararının neden o yönde kullanıldığına dair bir  soru yöneltmiyoruz, doğrudan idari nitelikte ve seçim güvenliğine yönelik olarak sorular yöneltiliyor  ama burada Adalet Bakanının, ilgili Bakanın Yüksek Seçim Kurulunun bu cevabını esas alarak, soru  önergesine cevap verilmediğini, ısrarla cevap verilmediğini görüyoruz. Bunun yasama denetimiyle  bağdaşır bir yönü olabilir mi değerli milletvekilleri? Bu durum, biraz evvel konuşmamda sözünü  ettiğim nüfus ve seçmen sayısı belirsizliği yanında bir başka boyutu, bir başka belirsizliği, bir başka  kuşkuyu doğrulayan çok önemli, çok somut bir belirsizliği beraberinde getiriyor. Burada Hükümet  bu konuya mutlaka açıklama getirmeli, mutlaka cevap vermelidir. Normal şartlarda seçime bir yıldan  fazla bir sürenin bulunduğu bir dönemdeyiz. Bir yıl içinde bu konulara mutlaka açıklama  getirilmelidir. Bu açıklama getirilmediği takdirde, Hükümetin bu belirsizlikten yarar sağladığı  yönündeki kuşkularımız, endişelerimiz bir kez daha doğrulanmış olacaktır.  Bir seçimde seçmen sayısına yönelik olarak, nüfus sayısına yönelik olarak iki ana kurumun,  TÜİK ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün verileri arasında 5 milyona yakın bir fark  varsa burada gerçekten vahim bir tablo var demektir. Bunu hiçbir şekilde görmezden gelemeyiz,  geçiştiremeyiz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ATİLLA KART (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Düşünebiliyor musunuz, toplam seçmen sayısının yüzde 10'u seviyesindeki bir belirsizlikten  söz ediyorum değerli milletvekilleri. Bunun anlamı şudur: Seçimlerin meşruiyeti konusunda ciddi bir  kuşkuyu sürdürmeye devam ediyoruz. Bunun başka açıklaması olamaz. Bu sebeple, henüz zaman  müsait iken, henüz zaman yeterli iken Hükümetin bu konuda da mutlaka kamuoyunu tatmin edecek  bir çalışma içine girmesi ve yasama denetimi görevini engelleyen bir tavır içinde olmaması  gerektiğini bir kez daha ifade ediyor, bu değerlendirmelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kart.  - 6 1 1 - TBMM B :82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 2 - Soru-cevap işlemine geçiyorum.  Soru için giren bütün arkadaşlarımıza, cevap verebilmek için, birer dakika süre vereceğim. Ama  hızlı hızlı sorarsak herkese sıra gelir.  Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, seçim işlerinden Millî Eğitim Bakanı mı sorumludur? Değilse, ilgili bakanın  burada bulunmaması Meclise ve milletvekillerine saygısızlık değil midir?  Sayın Bakan, 4'üncü maddeyle, siyasi partilerin ve adayların, televizyonlarda, ayrı ayrı, açık  oturumlara, ya da birlikte katılabileceği ifade edilmektedir. Burada TV'lerden yararlanmada bir eşit  zaman kullanma söz konusu olacak mıdır? Seçim döneminde AKP para gücüyle ve yandaş  medyasıyla televizyon ekranlarından AKP'lilerle yüz yüze akraba mı olacağız?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN-Say ın Kart...  ATİLLA KART (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, biraz evvel yaptığım her iki konuşmada da TÜİK ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri  Genel Müdürlüğünün nüfus ve seçmen sayısına yönelik kayıtları arasında 4 milyon 461 bin 389  kişilik bir farkın olduğunu ifade ettim. Bunları, aslında daha evvelki süreçlerde, Cumhuriyet Halk  Partisi sözcüleri muhtelif aşamalarda dile getirdiler. Ancak Hükümetin bu konuya gerekli ciddiyet ve  sorumlulukla yaklaşmadığını görüyoruz. Takdir olunur ki seçmen sayısının yüzde 10'u seviyesindeki  bir rakama isabet eden bu belirsizlik, beraberinde "demokratik meşruiyet" kavramını da "seçimlerin  geçerliliği" kavramını da tartışmaları da belirsizlikleri de ve daha da ötesi bu sürdüğü takdirde  şaibeleri de getirecektir. Bu konuda açıklama istiyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Uslu...  CEMALEDDİN USLU (Edirne) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, bu kanun tasarısıyla, sandık çevresini 15 metre yan çaplı, sandık alanını ise 100  metre yan çaplı alan olarak tanımlıyorsunuz. Bundan kastınız nedir? En çok oy alan dört partiye  Yüksek Seçim Kurulunda 1 asil, 1 yedek temsilci hakkı tanıyorsunuz. Yüksek Seçim Kurulunda söz  konusu temsilcilerin Anayasa değiştirilerek üye sıfatıyla görevlendirilmeleri mümkün değil midir?  Teşekkür ederim.  B A Ş K A N - S a y ı n İnan...  MÜMİN İNAN (Niğde) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım, kanunun gerekçesinde "Özgürlükçü, çoğulcu parlamenter rejimlerin temelinin  özgür seçimlere dayandığı, işleyişinin özgür ve eşit, dürüst seçimlerden kaynaklandığı bilinen bir  gerçektir. Özgür, eşit ve dürüst seçimlerin yapılmadığı bir ülkede demokrasinin varlığından söz  edilemeyeceği kuşkusuzdur" diye 1979 yılında YSK Başkanının söylediği bir söz yer almaktadır.  Fakat görüyoruz ki son seçimlerde, devlet eliyle iktidar partisinin kendisine birçok avantajlar  sağladığı apaçık bir gerçektir.
Sayfa 119 -
TBMM B :82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 2 - Soru-cevap işlemine geçiyorum.  Soru için giren bütün arkadaşlarımıza, cevap verebilmek için, birer dakika süre vereceğim. Ama  hızlı hızlı sorarsak herkese sıra gelir.  Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, seçim işlerinden Millî Eğitim Bakanı mı sorumludur? Değilse, ilgili bakanın  burada bulunmaması Meclise ve milletvekillerine saygısızlık değil midir?  Sayın Bakan, 4'üncü maddeyle, siyasi partilerin ve adayların, televizyonlarda, ayrı ayrı, açık  oturumlara, ya da birlikte katılabileceği ifade edilmektedir. Burada TV'lerden yararlanmada bir eşit  zaman kullanma söz konusu olacak mıdır? Seçim döneminde AKP para gücüyle ve yandaş  medyasıyla televizyon ekranlarından AKP'lilerle yüz yüze akraba mı olacağız?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN-Say ın Kart...  ATİLLA KART (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, biraz evvel yaptığım her iki konuşmada da TÜİK ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri  Genel Müdürlüğünün nüfus ve seçmen sayısına yönelik kayıtları arasında 4 milyon 461 bin 389  kişilik bir farkın olduğunu ifade ettim. Bunları, aslında daha evvelki süreçlerde, Cumhuriyet Halk  Partisi sözcüleri muhtelif aşamalarda dile getirdiler. Ancak Hükümetin bu konuya gerekli ciddiyet ve  sorumlulukla yaklaşmadığını görüyoruz. Takdir olunur ki seçmen sayısının yüzde 10'u seviyesindeki  bir rakama isabet eden bu belirsizlik, beraberinde "demokratik meşruiyet" kavramını da "seçimlerin  geçerliliği" kavramını da tartışmaları da belirsizlikleri de ve daha da ötesi bu sürdüğü takdirde  şaibeleri de getirecektir. Bu konuda açıklama istiyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Uslu...  CEMALEDDİN USLU (Edirne) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, bu kanun tasarısıyla, sandık çevresini 15 metre yan çaplı, sandık alanını ise 100  metre yan çaplı alan olarak tanımlıyorsunuz. Bundan kastınız nedir? En çok oy alan dört partiye  Yüksek Seçim Kurulunda 1 asil, 1 yedek temsilci hakkı tanıyorsunuz. Yüksek Seçim Kurulunda söz  konusu temsilcilerin Anayasa değiştirilerek üye sıfatıyla görevlendirilmeleri mümkün değil midir?  Teşekkür ederim.  B A Ş K A N - S a y ı n İnan...  MÜMİN İNAN (Niğde) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım, kanunun gerekçesinde "Özgürlükçü, çoğulcu parlamenter rejimlerin temelinin  özgür seçimlere dayandığı, işleyişinin özgür ve eşit, dürüst seçimlerden kaynaklandığı bilinen bir  gerçektir. Özgür, eşit ve dürüst seçimlerin yapılmadığı bir ülkede demokrasinin varlığından söz  edilemeyeceği kuşkusuzdur" diye 1979 yılında YSK Başkanının söylediği bir söz yer almaktadır.  Fakat görüyoruz ki son seçimlerde, devlet eliyle iktidar partisinin kendisine birçok avantajlar  sağladığı apaçık bir gerçektir.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Dün Niğde-Bor ilçesini bir ziyaretimde Sosyal Yardımlaşma Fonu'nun yönetimine, oradaki  idaresine AKP Gençlik Kollarından bir kardeşimizin atandığını gördüm ve AKP Kadın Kollarında  görev yapan kadın kardeşlerimizin ev ev dolaşarak, Sosyal Yardımlaşma Fonu'ndan, eğer kendilerine  oy verilirse destek vereceklerini ifade ettiklerini gördüm. Bunları seçimde kullanacak mısınız,  kullanmayacak mısınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Genç.. .  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  AKP Grubu maalesef bu Parlamentonun karşısına, milletvekillerinin soracağı sorulara bilgiyle  cevap verecek kişilikte, nitelikte ne hükümet çıkarıyor ne komisyon çıkarıyor.  Bir: Anayasa'nın 78'inci maddesinde, bir seçim döneminde ara seçim yapılır deniliyor,  Anayasa'nın kesin hükmü. Niye ara seçim yapmıyorsunuz?  İki: Bu Seçim Kanunu'na bir tane fıkra ilave edelim: "Her kim ki -siyasi parti ve bağımsız- seçimlerde para dağıtarak, kömür dağıtarak, herhangi menfaat dağıtarak oy alan olursa şerefsizdir,  namussuzdur. Vatandaşın oyu namus ve şereftir. Vatandaşın namusunu ve şerefini satın almaya  çalışanlar da şerefsiz oğlu şerefsizdir." Bunu bir fıkra olarak ilave etmeyi düşünüyorlar mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN-Say ın Üçer...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sanırım Sayın Bakan seçimlerle ilgili, yetkili bakanımız olmadığı için  ben eğitimle ilgili sorular soracağım.  Van'daki proje geliştirme bölümüne atanan 18 öğretmenin neden 15'i Gülen cemaatine bağlı  VÖDER derneğindendir? Maaşla ödüllendirilen öğretmen ve idarecilerin kaç tanesi VÖDER'lidir?  Sandık görevlileri belirlenirken son iki seçimde neden özellikle Memur-Sen temsilcileri sandık  kurul görevine ya da sandık kurul başkanlığına atanmıştır?  Seçim Yasası'yla ilgili, dille ilgili... Zaten insanlar doğallığında konuşuyorlar. Kendi dilini  konuşma hakkını çok ilkel bir yaklaşım olarak değerlendiriyor musunuz?  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakan, bu tasanda, seçimlerde hediye  dağıtan aday ve partilere ceza uygulaması getiriyor musunuz?  İki: Hediye dağıtan kamu görevlilerine kim suç duyurusunda bulunacak? Bu kamu görevlileriyle  ilgili bir ceza getiriyor musunuz?  Üç: Sosyal yardımlaşma vakıflannın yaptığı yardımlan seçimlerden belli bir süre önce durdurup  seçimler bitince tekrar dağıtmayı ve buna göre de bir uygulama getirmeyi düşünüyor musunuz?  BAŞKAN-Say ın Sakık...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Bilindiği gibi 2007 seçimleri öncesi burada ulusal bir ittifak yapılarak bağımsızlara karşı bir  hile yapılmış, birleşik oy pusulasına bağımsızlann ismi dâhil edilmişti. Burada tabii biz bağımsız  olarak seçimlere katıldık ama isimlerimizi mercekle arayarak öyle buluyorduk, büyüteçle.  - 6 1 3 -
Sayfa 120 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  Dün Niğde-Bor ilçesini bir ziyaretimde Sosyal Yardımlaşma Fonu'nun yönetimine, oradaki  idaresine AKP Gençlik Kollarından bir kardeşimizin atandığını gördüm ve AKP Kadın Kollarında  görev yapan kadın kardeşlerimizin ev ev dolaşarak, Sosyal Yardımlaşma Fonu'ndan, eğer kendilerine  oy verilirse destek vereceklerini ifade ettiklerini gördüm. Bunları seçimde kullanacak mısınız,  kullanmayacak mısınız?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Genç.. .  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  AKP Grubu maalesef bu Parlamentonun karşısına, milletvekillerinin soracağı sorulara bilgiyle  cevap verecek kişilikte, nitelikte ne hükümet çıkarıyor ne komisyon çıkarıyor.  Bir: Anayasa'nın 78'inci maddesinde, bir seçim döneminde ara seçim yapılır deniliyor,  Anayasa'nın kesin hükmü. Niye ara seçim yapmıyorsunuz?  İki: Bu Seçim Kanunu'na bir tane fıkra ilave edelim: "Her kim ki -siyasi parti ve bağımsız- seçimlerde para dağıtarak, kömür dağıtarak, herhangi menfaat dağıtarak oy alan olursa şerefsizdir,  namussuzdur. Vatandaşın oyu namus ve şereftir. Vatandaşın namusunu ve şerefini satın almaya  çalışanlar da şerefsiz oğlu şerefsizdir." Bunu bir fıkra olarak ilave etmeyi düşünüyorlar mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN-Say ın Üçer...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sanırım Sayın Bakan seçimlerle ilgili, yetkili bakanımız olmadığı için  ben eğitimle ilgili sorular soracağım.  Van'daki proje geliştirme bölümüne atanan 18 öğretmenin neden 15'i Gülen cemaatine bağlı  VÖDER derneğindendir? Maaşla ödüllendirilen öğretmen ve idarecilerin kaç tanesi VÖDER'lidir?  Sandık görevlileri belirlenirken son iki seçimde neden özellikle Memur-Sen temsilcileri sandık  kurul görevine ya da sandık kurul başkanlığına atanmıştır?  Seçim Yasası'yla ilgili, dille ilgili... Zaten insanlar doğallığında konuşuyorlar. Kendi dilini  konuşma hakkını çok ilkel bir yaklaşım olarak değerlendiriyor musunuz?  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakan, bu tasanda, seçimlerde hediye  dağıtan aday ve partilere ceza uygulaması getiriyor musunuz?  İki: Hediye dağıtan kamu görevlilerine kim suç duyurusunda bulunacak? Bu kamu görevlileriyle  ilgili bir ceza getiriyor musunuz?  Üç: Sosyal yardımlaşma vakıflannın yaptığı yardımlan seçimlerden belli bir süre önce durdurup  seçimler bitince tekrar dağıtmayı ve buna göre de bir uygulama getirmeyi düşünüyor musunuz?  BAŞKAN-Say ın Sakık...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Bilindiği gibi 2007 seçimleri öncesi burada ulusal bir ittifak yapılarak bağımsızlara karşı bir  hile yapılmış, birleşik oy pusulasına bağımsızlann ismi dâhil edilmişti. Burada tabii biz bağımsız  olarak seçimlere katıldık ama isimlerimizi mercekle arayarak öyle buluyorduk, büyüteçle.  - 6 1 3 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 4 - Şimdi, o dönem bölge milletvekilleri, AKP'lisi, CHP'lisi ve diğer siyasi partiler bir bütün olarak  "Biz bu hileyi yaparsak Kürt halkı zaten okuryazar değil. . ." Böyle hukuken bir hile yaptılar. Bütün  yasaların üzerinde bir yasa vardır, o da vicdan yasasıdır. Acaba bu vicdan yasası ne zaman harekete  geçecek? Bu antidemokratik uygulamaları ne zaman ortadan kaldıracaksınız? Yani bu hilelere  başvurmadan demokratik bir seçim yapma şansımız var mıdır yok mudur? Onu öğrenmek istiyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Bakan, sekiz dakikanız var.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok teşekkür  ediyorum.  Öncelikle, bu kanunun görüşmeleri esnasında burada oturuyor olduğuma ve Millî Eğitim Bakanı  olarak bu konulara ilişkin sorumluluğum olmadığına dair bir değerlendirme yapıldı.  Hükümetin bir üyesi olarak, bir hukukçu olarak, eski bir Anayasa Komisyonu üyesi olarak,  yapılan bu kanun hakkında yeteri kadar bilgi sahibiyim, bu konuda sorulan tüm sorulara da cevap  verebilecek düzeydeyim, dolayısıyla Hükümeti temsilen burada bulunmamda herhangi bir sakınca  olmadığı gibi, Genel Kurulun sorularına da cevap verebilecek durumdayım.  "Seçim Kanunu" veya "Seçimlere yönelik çalışmalar" denildiği zaman, genellikle soruların  niteliği, AK PARTİ'nin siyasi kampanya esnasındaki kullanacağı gücü veya propaganda araçları  üzerinde yoğunlaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin belki de en büyük kazanımlarından bir tanesi, kırk  elli yıldır demokratik seçimlerini gizli ve düzenli bir şekilde yapabiliyor olmasıdır. Dolayısıyla,  Türkiye'de seçimler, her ne kadar seçimi kaybeden partiler veya arzu ettikleri düzeyde oy almayan  partiler tarafından seçime yönelik şaibe iddiaları olmuş ise de, Türkiye Cumhuriyeti, hem Yüksek  Seçim Kuruluyla hem de tüm kurum ve kurullarıyla demokratik bir seçim yapma, yönetimlerini  seçimle değiştirme gücüne ve olgunluğuna sahip bir ülkedir. Dolayısıyla, AK PARTİ de seçimlerde,  seçim kanunlarında kendisine tanınan ve Siyasi Partiler Kanunu çerçevesindeki propaganda  araçlarından yararlanmak suretiyle ve bu propaganda araçlarından istifade etmek suretiyle seçimleri  götürmüştür. Bugüne kadar partimiz AK PARTİ hakkında seçim kanunlarına aykırı bir propaganda  aracı kullandığına dair de herhangi bir işlem yapılmamıştır.  ATİLLA KART (Konya) - Tunceli Valisi mahkûm olmuştur!  KAMER GENÇ (Tunceli) - Giresun Valisi mahkûm oldu!  ATİLA EMEK (Antalya) - Giresun Valisi mahkûm oldu Sayın Bakan, haberiniz yok mu?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Israrla vurgulanan... (CHP ve MHP  sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Israrla vurgulanan, yardımlar,  özellikle, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu çerçevesinde yardıma muhtaç vatandaşlarımıza  yapılan yardımlar, her nedense, seçimle ilişkilendirilmiştir. Oysaki, 2002 yılından bugüne kadar  Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu, belki de ilk kez, kuruluş amacına uygun olarak, sosyal  desteğe ihtiyacı olan dezavantajlı kesimlerin ihtiyaçları doğrultusunda yardım yapmaktadır. Bu,  elbette ki sosyal adalet duygusu, sosyal devlet ilkesi çerçevesi içerisinde gerçekleştiriliyor. Öyle ki,
Sayfa 121 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 4 - Şimdi, o dönem bölge milletvekilleri, AKP'lisi, CHP'lisi ve diğer siyasi partiler bir bütün olarak  "Biz bu hileyi yaparsak Kürt halkı zaten okuryazar değil. . ." Böyle hukuken bir hile yaptılar. Bütün  yasaların üzerinde bir yasa vardır, o da vicdan yasasıdır. Acaba bu vicdan yasası ne zaman harekete  geçecek? Bu antidemokratik uygulamaları ne zaman ortadan kaldıracaksınız? Yani bu hilelere  başvurmadan demokratik bir seçim yapma şansımız var mıdır yok mudur? Onu öğrenmek istiyorum.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Bakan, sekiz dakikanız var.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok teşekkür  ediyorum.  Öncelikle, bu kanunun görüşmeleri esnasında burada oturuyor olduğuma ve Millî Eğitim Bakanı  olarak bu konulara ilişkin sorumluluğum olmadığına dair bir değerlendirme yapıldı.  Hükümetin bir üyesi olarak, bir hukukçu olarak, eski bir Anayasa Komisyonu üyesi olarak,  yapılan bu kanun hakkında yeteri kadar bilgi sahibiyim, bu konuda sorulan tüm sorulara da cevap  verebilecek düzeydeyim, dolayısıyla Hükümeti temsilen burada bulunmamda herhangi bir sakınca  olmadığı gibi, Genel Kurulun sorularına da cevap verebilecek durumdayım.  "Seçim Kanunu" veya "Seçimlere yönelik çalışmalar" denildiği zaman, genellikle soruların  niteliği, AK PARTİ'nin siyasi kampanya esnasındaki kullanacağı gücü veya propaganda araçları  üzerinde yoğunlaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin belki de en büyük kazanımlarından bir tanesi, kırk  elli yıldır demokratik seçimlerini gizli ve düzenli bir şekilde yapabiliyor olmasıdır. Dolayısıyla,  Türkiye'de seçimler, her ne kadar seçimi kaybeden partiler veya arzu ettikleri düzeyde oy almayan  partiler tarafından seçime yönelik şaibe iddiaları olmuş ise de, Türkiye Cumhuriyeti, hem Yüksek  Seçim Kuruluyla hem de tüm kurum ve kurullarıyla demokratik bir seçim yapma, yönetimlerini  seçimle değiştirme gücüne ve olgunluğuna sahip bir ülkedir. Dolayısıyla, AK PARTİ de seçimlerde,  seçim kanunlarında kendisine tanınan ve Siyasi Partiler Kanunu çerçevesindeki propaganda  araçlarından yararlanmak suretiyle ve bu propaganda araçlarından istifade etmek suretiyle seçimleri  götürmüştür. Bugüne kadar partimiz AK PARTİ hakkında seçim kanunlarına aykırı bir propaganda  aracı kullandığına dair de herhangi bir işlem yapılmamıştır.  ATİLLA KART (Konya) - Tunceli Valisi mahkûm olmuştur!  KAMER GENÇ (Tunceli) - Giresun Valisi mahkûm oldu!  ATİLA EMEK (Antalya) - Giresun Valisi mahkûm oldu Sayın Bakan, haberiniz yok mu?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Israrla vurgulanan... (CHP ve MHP  sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Israrla vurgulanan, yardımlar,  özellikle, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu çerçevesinde yardıma muhtaç vatandaşlarımıza  yapılan yardımlar, her nedense, seçimle ilişkilendirilmiştir. Oysaki, 2002 yılından bugüne kadar  Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu, belki de ilk kez, kuruluş amacına uygun olarak, sosyal  desteğe ihtiyacı olan dezavantajlı kesimlerin ihtiyaçları doğrultusunda yardım yapmaktadır. Bu,  elbette ki sosyal adalet duygusu, sosyal devlet ilkesi çerçevesi içerisinde gerçekleştiriliyor. Öyle ki,  T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  insanlara sadece gıda yardımı değil, bazen evinde yardıma muhtaç, bakıma muhtaç bir çocuğun  bakımı için görevli tutulmasına kadar, bazı ailelerin giyim kuşam ihtiyacı olabilir, bazı ailelerin beyaz  eşya ihtiyacı olabilir, bazı ailelerin her ay belli nakit bir paraya ihtiyacı olabilir.  ALİM IŞIK (Kütahya) - Vali mi dağıtır bunları Sayın Bakan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Dolayısıyla, bu çerçevede yapılan  yardımlardır.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Seçimden sonra da ihtiyacı olabilir!  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma  Fonu'nun kaynakları sadece seçim döneminde değil, hükümet olduğumuz günden bugüne kadar,  2002 yılından bugüne kadar, eşit, adil, objektif kurallara bağlı olarak uygulanıyor. Bunların seçimlerle  hiçbir ilgisi yok fakat Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'nun.. . (Gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma  Fonu'nun.. . (Gürültüler)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Seçimden önceki iki ay içinde ve seçimden sonraki iki ay içinde...  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Sayın Bakana soru sordunuz, cevabını dinlemiyorsunuz.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Cevapların soruyla ilgili olması lazım.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Soruya doğru cevap vermiyor.  BAŞKAN - Ben de duyamıyorum.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma  Fonu'nun kaynakları genellikle bütçe açıklarının kapatılmasında ve fonlanmasında kullanıldığı için,  bugüne kadar da gerçek amacına uygun hiçbir zaman kullanılmadığı için, bu, mutlaka bununla  ilişkilendiriliyor. Ama AK PARTİ, sosyal devlet olma ilkesini gerçekleştirmiş ve özellikle toplumun  muhtaç kesimlerinin, dezavantajlı kesimlerinin yoksulluk sınırından kurtulmaları için gerekli  destekleri yapmıştır. Şimdi, bu konunun sürekli bununla ilişkilendirilmesi karşısında...  "Bu hediye verme yasaklanacak mı?" deniyor. Birçok muhalefet partisinin de seçim  meydanlarında baş örtüsü dağıtmaktan tutun da her şeyi dağıttıklarına biz de şahit olduk. Bu seçim  kampanyalarına iki dönemdir milletvekili olarak biz de tanığız ama bunların özellikle devlet politikası  olarak, sosyal devlet ilkesinin gerçekleşmesi çerçevesinde yapılan sosyal yardımlarla  ilişkilendirilmesi tamamen, AK PARTİ'nin sosyal devlet olma ilkesi yolunda uygulamış olduğu bu  olumlu politikaların halk üzerindeki olumlu izlerini silmek, bunu seçimle ilişkilendirmek şeklinde  gerçekleşiyor. Hiçbir şekilde de böyle bir propagandaya AK PARTİ'nin ne ihtiyacı vardır ne de böyle  bir şeye tevessül eder.  TEKİN BİNGÖL (Ankara) - Bak sen!  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Tunceli Valisi niye mahkûm oldu Sayın Bakan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Özdal Üçer "Sandık  görevlileri belirlenirken Memur-Sen üyeleri niye görevlendiriliyor?" diyor. Hiçbir sendika mensubuna  bir özellik gösterilmiyor ve seçimlerde görev alacak memurların görevlendirme kuralları ve koşulları  da önceden belli. Bunlara uygun bir şekilde görevlendirme yapılıyor.  - 6 1 5 -
Sayfa 122 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 4  insanlara sadece gıda yardımı değil, bazen evinde yardıma muhtaç, bakıma muhtaç bir çocuğun  bakımı için görevli tutulmasına kadar, bazı ailelerin giyim kuşam ihtiyacı olabilir, bazı ailelerin beyaz  eşya ihtiyacı olabilir, bazı ailelerin her ay belli nakit bir paraya ihtiyacı olabilir.  ALİM IŞIK (Kütahya) - Vali mi dağıtır bunları Sayın Bakan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Dolayısıyla, bu çerçevede yapılan  yardımlardır.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Seçimden sonra da ihtiyacı olabilir!  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma  Fonu'nun kaynakları sadece seçim döneminde değil, hükümet olduğumuz günden bugüne kadar,  2002 yılından bugüne kadar, eşit, adil, objektif kurallara bağlı olarak uygulanıyor. Bunların seçimlerle  hiçbir ilgisi yok fakat Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'nun.. . (Gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma  Fonu'nun.. . (Gürültüler)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Seçimden önceki iki ay içinde ve seçimden sonraki iki ay içinde...  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Sayın Bakana soru sordunuz, cevabını dinlemiyorsunuz.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Cevapların soruyla ilgili olması lazım.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Soruya doğru cevap vermiyor.  BAŞKAN - Ben de duyamıyorum.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma  Fonu'nun kaynakları genellikle bütçe açıklarının kapatılmasında ve fonlanmasında kullanıldığı için,  bugüne kadar da gerçek amacına uygun hiçbir zaman kullanılmadığı için, bu, mutlaka bununla  ilişkilendiriliyor. Ama AK PARTİ, sosyal devlet olma ilkesini gerçekleştirmiş ve özellikle toplumun  muhtaç kesimlerinin, dezavantajlı kesimlerinin yoksulluk sınırından kurtulmaları için gerekli  destekleri yapmıştır. Şimdi, bu konunun sürekli bununla ilişkilendirilmesi karşısında...  "Bu hediye verme yasaklanacak mı?" deniyor. Birçok muhalefet partisinin de seçim  meydanlarında baş örtüsü dağıtmaktan tutun da her şeyi dağıttıklarına biz de şahit olduk. Bu seçim  kampanyalarına iki dönemdir milletvekili olarak biz de tanığız ama bunların özellikle devlet politikası  olarak, sosyal devlet ilkesinin gerçekleşmesi çerçevesinde yapılan sosyal yardımlarla  ilişkilendirilmesi tamamen, AK PARTİ'nin sosyal devlet olma ilkesi yolunda uygulamış olduğu bu  olumlu politikaların halk üzerindeki olumlu izlerini silmek, bunu seçimle ilişkilendirmek şeklinde  gerçekleşiyor. Hiçbir şekilde de böyle bir propagandaya AK PARTİ'nin ne ihtiyacı vardır ne de böyle  bir şeye tevessül eder.  TEKİN BİNGÖL (Ankara) - Bak sen!  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Tunceli Valisi niye mahkûm oldu Sayın Bakan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Özdal Üçer "Sandık  görevlileri belirlenirken Memur-Sen üyeleri niye görevlendiriliyor?" diyor. Hiçbir sendika mensubuna  bir özellik gösterilmiyor ve seçimlerde görev alacak memurların görevlendirme kuralları ve koşulları  da önceden belli. Bunlara uygun bir şekilde görevlendirme yapılıyor.  - 6 1 5 - TBMM B :82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 6 - ÖZDAL ÜÇER (Van) - Hayır yani öyle değil. Sendikalara göre yüzdeliği kaçtır Sayın Bakan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sanıyorum cevaplandırdım.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Başkan, sizin aracılığınızla Sayın Bakana soru soruyorum.  Sorum gayet net ama cevaplarım dolambaçlı. Böyle bir şey olabilir mi Sayın Başkanım? Sizin  aracılığınızla soruyoruz. Sorularıma doğru cevap vermek zorunda Sayın Bakan. Veremeyecekse o  zaman bir başka verebilecek bakan gelip oraya oturacak. Kendisi ifade ediyor, diyor ki "Ben  Hükümetin üyesiyim. Hükümetin faaliyetlerinden sorumluyum, konuya da hâkimim." Soru  soruyorum, diyorum ki: " 'Siyasi partiler ve adaylar, radyo ve televizyonlarda birlikte ya da ayrı ayrı  programlara katılabilirler, röportajlar yapabilirler.' diyor kanunun 4'üncü maddesinde. Bu maddede  siyasi partiler bu televizyonları eşit oranda mı kullanacak?" diyorum. Hiç o tarafa basmıyor Sayın  Bakan; anlatıyor bana Sosyal Yardımlaşma Fonu'nun faaliyetlerinden, meziyetlerinden, bunu nasıl  kullandığından. Sayın Bakanım, bunu size sordum.  AGÂH KAFKAS (Çorum) - Böyle bir yöntem var mı Sayın Başkan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkan, bu kanuni düzenleme  çerçevesi içerisinde yer almayan hususlar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenecektir ve Yüksek  Seçim Kurulunun belirleyeceği bir hususu bana soruyorsunuz.  Teşekkür ederim.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Böyle bir, kanunun üzerinde Yüksek Seçim Kurulu olur mu  Sayın Bakan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Böyle bir usul var mı Sayın  Başkan?  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Yüksek Seçim Kurulu kanunu uygular Sayın Bakanım.  BAŞKAN - Evet, teşekkür ederim.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Böyle bir usul var mı Sayın  Milletvekilim?  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Derebeylik değil orası.  BAŞKAN - Soru-cevap işlemini bitirdik.  Birleşime on beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 22.52
Sayfa 123 -
TBMM B :82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 6 - ÖZDAL ÜÇER (Van) - Hayır yani öyle değil. Sendikalara göre yüzdeliği kaçtır Sayın Bakan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sanıyorum cevaplandırdım.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Başkan, sizin aracılığınızla Sayın Bakana soru soruyorum.  Sorum gayet net ama cevaplarım dolambaçlı. Böyle bir şey olabilir mi Sayın Başkanım? Sizin  aracılığınızla soruyoruz. Sorularıma doğru cevap vermek zorunda Sayın Bakan. Veremeyecekse o  zaman bir başka verebilecek bakan gelip oraya oturacak. Kendisi ifade ediyor, diyor ki "Ben  Hükümetin üyesiyim. Hükümetin faaliyetlerinden sorumluyum, konuya da hâkimim." Soru  soruyorum, diyorum ki: " 'Siyasi partiler ve adaylar, radyo ve televizyonlarda birlikte ya da ayrı ayrı  programlara katılabilirler, röportajlar yapabilirler.' diyor kanunun 4'üncü maddesinde. Bu maddede  siyasi partiler bu televizyonları eşit oranda mı kullanacak?" diyorum. Hiç o tarafa basmıyor Sayın  Bakan; anlatıyor bana Sosyal Yardımlaşma Fonu'nun faaliyetlerinden, meziyetlerinden, bunu nasıl  kullandığından. Sayın Bakanım, bunu size sordum.  AGÂH KAFKAS (Çorum) - Böyle bir yöntem var mı Sayın Başkan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkan, bu kanuni düzenleme  çerçevesi içerisinde yer almayan hususlar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenecektir ve Yüksek  Seçim Kurulunun belirleyeceği bir hususu bana soruyorsunuz.  Teşekkür ederim.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Böyle bir, kanunun üzerinde Yüksek Seçim Kurulu olur mu  Sayın Bakan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Böyle bir usul var mı Sayın  Başkan?  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Yüksek Seçim Kurulu kanunu uygular Sayın Bakanım.  BAŞKAN - Evet, teşekkür ederim.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Böyle bir usul var mı Sayın  Milletvekilim?  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Derebeylik değil orası.  BAŞKAN - Soru-cevap işlemini bitirdik.  Birleşime on beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 22.52  TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 5  - 6 1 7 - BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 23.09  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82'nci Birleşiminin Beşinci  Oturumunu açıyorum.  490 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan  sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.  1 'inci madde üzerinde iki önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 1. maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  yasanın 17. maddesinin 1. fıkrasına 3. cümle olarak aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Şahin Mengü Atilla Kart İsa Gök  Manisa Konya Mersin  Ali İhsan Köktürk Rahmi Güner Ali Rıza Öztürk  Zonguldak Ordu Mersin  "Bilgisayar ortamında veri akışının güvenli ve aleniyet içerisinde sağlanmasını teminen, yukarıda  belirtilen partilerce, ayrıca bilgisayar ya da elektronik uzmanı görevlendirilebilir."  BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 1. Mad­ desinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Akın Birdal Hamit Geylani  Batman Diyarbakır Hakkâri  Hasip Kaplan Sebahat Tuncel Pervin Buldan  Sımak İstanbul İğdır  M. Nezir Karabaş Osman Özçelik  Bitlis Siirt
Sayfa 124 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 5  - 6 1 7 - BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 23.09  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  1  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82'nci Birleşiminin Beşinci  Oturumunu açıyorum.  490 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan  sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.  1 'inci madde üzerinde iki önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 1. maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  yasanın 17. maddesinin 1. fıkrasına 3. cümle olarak aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Şahin Mengü Atilla Kart İsa Gök  Manisa Konya Mersin  Ali İhsan Köktürk Rahmi Güner Ali Rıza Öztürk  Zonguldak Ordu Mersin  "Bilgisayar ortamında veri akışının güvenli ve aleniyet içerisinde sağlanmasını teminen, yukarıda  belirtilen partilerce, ayrıca bilgisayar ya da elektronik uzmanı görevlendirilebilir."  BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 1. Mad­ desinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Akın Birdal Hamit Geylani  Batman Diyarbakır Hakkâri  Hasip Kaplan Sebahat Tuncel Pervin Buldan  Sımak İstanbul İğdır  M. Nezir Karabaş Osman Özçelik  Bitlis Siirt  TBMM B : 8 2 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  - 6 1 8 - Madde 1- 26/4/1961 tarihli ve 298 Saydı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanunun 17 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.  "Seçime katılan siyasi partiler, o siyasi parti genel başkanları tarafından yazılı olarak yetki  verilmiş olması şartıyla Yüksek Seçim Kumlunda da bir asıl bir yedek temsilci bulundurabilir."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet Katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Birdal. (BDP sıralarından alkışlar)  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Yasa Teklifi  üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Şimdi, bu tartışmalar yapılırken bence bu yasadan murat edilen neyse, eğer gerçekten eşitlikçi,  özgürlükçü bir yasa olacaksa, buna felsefi olarak bakmak gerekiyor ve demokras i k a p s a m ı n d a ele  alınması gerekiyor. Şimdi, bizim bu yasadan anladığımız, önce, dilin özgür olması gerekiyor;  düşüncenin özgür olması gerekiyor; propagandanın eşit ve özgür olması gerekiyor; ülkenin batısında  ve doğusunda, serbest, güvenli ve adil olması gerekiyor; seçimlerin güvenliği kadar seçilmişlerin de  güvenliğinin olması gerekiyor; temsilde adaleti engelleyecek yasal, ekonomik ve sosyal engellerin  ve barajların kaldırılmış olması gerekiyor ki bu seçim demokratik olsun, eşit olsun, adil olsun ve  seçmenlerin iradesini ve halkın iradesini yansıtabilmiş olması gerekiyor.  Şimdi, önce düşünce özgür değil. Gerçekten, eğer seçimlerin adil, serbest yapılabilmesi için  herkesin düşüncelerini özgürce dile getirmesi gerekiyor. Bakın şimdi paradoksa, örneğin, Demokratik  Toplum Partisinin Genel Başkanı Sayın Ahmet Türk'ün ve daha önceki Eş Başkanımız Sayın  Tuğluk'un, seçimlerde yaptıkları konuşmalardan ötürü partinin kapatılmasına gerekçe oluşturuldu  ve sonra da milletvekillikleri ellerinden alındı. O nedenle, sadece, bu seçimlerde, gerçekten nasıl  böyle bir kürsünün özgürlüğü varsa seçimlerde kürsüler, konuşmalar özgür olmalı. İkincisi çok  önemli, seçimlerde dilin özgür olması gerekiyor. Yani, şimdi örneğin, sözlü propaganda serbest ama  yazılı, görsel, broşür ve benzeri bütün araçlar yasak. E, şimdi bu nasıl eşit oluyor? O nedenle,  propagandada, gerçekten, dil üzerindeki yasakların bütünüyle kaldırılması gerekiyor. Herkesin  istediği gibi, istediği şekilde kendi diliyle propaganda yapması gerekiyor, yazılı ve sözlü olarak.  Hazine yardımı zaten baştan aşağı adaletsiz.  Baraja gelince: Zaten burada bütün maddeler üzerinde ayrıntılı konuşulacak ama işte, üyesi  bulunduğumuz topluluklarda en yüksek baraj bizde. Yüzde 7 ile de hemen komşumuz, kuzeyimizde  Rusya... Diğer ülkeleri de, sırası geldiği zaman hangi ülkede ne kadar baraj olduğunu da konuşacağız.  Ayrıca, bu darbelerin... Örneğin darbe Anayasa'sına karşı olunduğu söyleniyor ki doğrudur,  15'inci maddenin de kaldırılması isteniyor -geçici madde- ama ne yazık ki yine darbenin getirdiği  yasaklara, barikatlara sığınılıyor. İşte, yüzde 10 baraj da bunun bir örneği.  Bağımsız adaylar konusu, gerçekten bu seçimlerin adil ve eşit olmasının önünde büyük bir engel.  Birleşik oy pusulasında bağımsız adayların adlarının yer almış olması ve de çok küçük olması, ayrıca,  yine, bu seçimlerin demokratik olmadığının önemli örneği.
Sayfa 125 -
TBMM B : 8 2 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  - 6 1 8 - Madde 1- 26/4/1961 tarihli ve 298 Saydı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanunun 17 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.  "Seçime katılan siyasi partiler, o siyasi parti genel başkanları tarafından yazılı olarak yetki  verilmiş olması şartıyla Yüksek Seçim Kumlunda da bir asıl bir yedek temsilci bulundurabilir."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet Katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Birdal. (BDP sıralarından alkışlar)  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Yasa Teklifi  üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Şimdi, bu tartışmalar yapılırken bence bu yasadan murat edilen neyse, eğer gerçekten eşitlikçi,  özgürlükçü bir yasa olacaksa, buna felsefi olarak bakmak gerekiyor ve demokras i k a p s a m ı n d a ele  alınması gerekiyor. Şimdi, bizim bu yasadan anladığımız, önce, dilin özgür olması gerekiyor;  düşüncenin özgür olması gerekiyor; propagandanın eşit ve özgür olması gerekiyor; ülkenin batısında  ve doğusunda, serbest, güvenli ve adil olması gerekiyor; seçimlerin güvenliği kadar seçilmişlerin de  güvenliğinin olması gerekiyor; temsilde adaleti engelleyecek yasal, ekonomik ve sosyal engellerin  ve barajların kaldırılmış olması gerekiyor ki bu seçim demokratik olsun, eşit olsun, adil olsun ve  seçmenlerin iradesini ve halkın iradesini yansıtabilmiş olması gerekiyor.  Şimdi, önce düşünce özgür değil. Gerçekten, eğer seçimlerin adil, serbest yapılabilmesi için  herkesin düşüncelerini özgürce dile getirmesi gerekiyor. Bakın şimdi paradoksa, örneğin, Demokratik  Toplum Partisinin Genel Başkanı Sayın Ahmet Türk'ün ve daha önceki Eş Başkanımız Sayın  Tuğluk'un, seçimlerde yaptıkları konuşmalardan ötürü partinin kapatılmasına gerekçe oluşturuldu  ve sonra da milletvekillikleri ellerinden alındı. O nedenle, sadece, bu seçimlerde, gerçekten nasıl  böyle bir kürsünün özgürlüğü varsa seçimlerde kürsüler, konuşmalar özgür olmalı. İkincisi çok  önemli, seçimlerde dilin özgür olması gerekiyor. Yani, şimdi örneğin, sözlü propaganda serbest ama  yazılı, görsel, broşür ve benzeri bütün araçlar yasak. E, şimdi bu nasıl eşit oluyor? O nedenle,  propagandada, gerçekten, dil üzerindeki yasakların bütünüyle kaldırılması gerekiyor. Herkesin  istediği gibi, istediği şekilde kendi diliyle propaganda yapması gerekiyor, yazılı ve sözlü olarak.  Hazine yardımı zaten baştan aşağı adaletsiz.  Baraja gelince: Zaten burada bütün maddeler üzerinde ayrıntılı konuşulacak ama işte, üyesi  bulunduğumuz topluluklarda en yüksek baraj bizde. Yüzde 7 ile de hemen komşumuz, kuzeyimizde  Rusya... Diğer ülkeleri de, sırası geldiği zaman hangi ülkede ne kadar baraj olduğunu da konuşacağız.  Ayrıca, bu darbelerin... Örneğin darbe Anayasa'sına karşı olunduğu söyleniyor ki doğrudur,  15'inci maddenin de kaldırılması isteniyor -geçici madde- ama ne yazık ki yine darbenin getirdiği  yasaklara, barikatlara sığınılıyor. İşte, yüzde 10 baraj da bunun bir örneği.  Bağımsız adaylar konusu, gerçekten bu seçimlerin adil ve eşit olmasının önünde büyük bir engel.  Birleşik oy pusulasında bağımsız adayların adlarının yer almış olması ve de çok küçük olması, ayrıca,  yine, bu seçimlerin demokratik olmadığının önemli örneği.  T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  Seçimlerin güvenliği kuşkusuz çok önemli. Örneğin bölgedeki seçimlerin -özellikle çatışma  hâlinde- eğer gerçekten demokratik, eşit, adil ve demokrasiye, evrensel hukuka uygun olması  isteniyorsa bu Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü sağlanmalı. Çatışmalı değil, serbest bir  ortamda seçimleri mümkün kılmak gerekiyor. Aksi takdirde bu çatışmalı ortam, seçimlerin güvenliği  gerekçesiyle gerçekten birçok hilenin karışmasına neden oluyor ki biz bunları somut olarak yaşıyoruz.  Şimdi, seçimlerin gerçekten adil ve demokratikliği ne kadar önemliyse seçildikten sonra  insanların güvenliği de önemli. Bakın şimdi, örneğin -yine onu tartışamadık- son bir haftada  Büyükşehir Belediye Başkanımız Osman Baydemir üzerindeki tehditler. Tam bir paradoks.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Örneğin, dört kez tehdit alıyor, beşinci kez şimdi birisi geliyor, 19 Mart, "nevroz"dan iki gün  önce Osman Baydemir'i öldürmek için geldiğini ama sonradan "Neden buradayım?" diye kendisine  soru sorup gidip karakola teslim olduğunu... Bu hikâyeyi de ayrıca bir Genel Kurulunuzda yüce  Meclisle paylaşacağız. O nedenle, seçimlerin demokratikliği, güvenliği ne kadar önemliyse  seçilenlerin de güvenliği o kadar önemli. Seçim anketlerinin, kararsız seçmen kitlesinin nasıl  etkilendiği... O nedenle, hukuka, gerçekten seçmenin iradesine dayalı bir seçim ancak adil ve  demokratik olur ve temsilde adaleti sağlayabilir. Aksi takdirde egemen güçlerin otoritesine,  militarizmin demeçlerine, medyanın tayin edici gücüne bağlı seçim sonuçları olur ki bunun da  demokrasiyle ilişkisi olamaz.  Hepinizi bu duygularla saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 1. maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  yasanın 17. maddesinin 1. fıkrasına 3. cümle olarak aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Şahin Mengü (Manisa) ve arkadaşları  "Bilgisayar ortamında veri akışının güvenli ve aleniyet içerisinde sağlanmasını teminen, yukarıda  belirtilen partilerce, ayrıca bilgisayar ya da elektronik uzmanı görevlendirilebilir."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Öztürk.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge üzerinde  Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  - 6 1 9 -
Sayfa 126 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  Seçimlerin güvenliği kuşkusuz çok önemli. Örneğin bölgedeki seçimlerin -özellikle çatışma  hâlinde- eğer gerçekten demokratik, eşit, adil ve demokrasiye, evrensel hukuka uygun olması  isteniyorsa bu Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü sağlanmalı. Çatışmalı değil, serbest bir  ortamda seçimleri mümkün kılmak gerekiyor. Aksi takdirde bu çatışmalı ortam, seçimlerin güvenliği  gerekçesiyle gerçekten birçok hilenin karışmasına neden oluyor ki biz bunları somut olarak yaşıyoruz.  Şimdi, seçimlerin gerçekten adil ve demokratikliği ne kadar önemliyse seçildikten sonra  insanların güvenliği de önemli. Bakın şimdi, örneğin -yine onu tartışamadık- son bir haftada  Büyükşehir Belediye Başkanımız Osman Baydemir üzerindeki tehditler. Tam bir paradoks.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Örneğin, dört kez tehdit alıyor, beşinci kez şimdi birisi geliyor, 19 Mart, "nevroz"dan iki gün  önce Osman Baydemir'i öldürmek için geldiğini ama sonradan "Neden buradayım?" diye kendisine  soru sorup gidip karakola teslim olduğunu... Bu hikâyeyi de ayrıca bir Genel Kurulunuzda yüce  Meclisle paylaşacağız. O nedenle, seçimlerin demokratikliği, güvenliği ne kadar önemliyse  seçilenlerin de güvenliği o kadar önemli. Seçim anketlerinin, kararsız seçmen kitlesinin nasıl  etkilendiği... O nedenle, hukuka, gerçekten seçmenin iradesine dayalı bir seçim ancak adil ve  demokratik olur ve temsilde adaleti sağlayabilir. Aksi takdirde egemen güçlerin otoritesine,  militarizmin demeçlerine, medyanın tayin edici gücüne bağlı seçim sonuçları olur ki bunun da  demokrasiyle ilişkisi olamaz.  Hepinizi bu duygularla saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 1. maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  yasanın 17. maddesinin 1. fıkrasına 3. cümle olarak aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Şahin Mengü (Manisa) ve arkadaşları  "Bilgisayar ortamında veri akışının güvenli ve aleniyet içerisinde sağlanmasını teminen, yukarıda  belirtilen partilerce, ayrıca bilgisayar ya da elektronik uzmanı görevlendirilebilir."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Öztürk.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge üzerinde  Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  - 6 1 9 - T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  Hepimizin bildiği gibi, seçimler demokrasinin başlangıcıdır, ilk çıkış noktasıdır. Millî iradenin  tam, özgür olarak yansıtılması için seçim sürecinin başlangıcından sonuna kadar olan tüm sürecinin  doğru ve dürüstlük kurallarına uygun olarak yürütülmesi, yönetilmesi gerekmektedir. Bunun için de  seçim güvenliğinin sağlanması ve seçmen iradesinin sakatlanmaması asıldır. Bir ülkede yaşayan  insanların tümünün seçme hakkını kullanırken bu seçme hakkını özgürce kullanmaları asıldır.  Seçmenin oyunu alabilmek için seçmen iradesinin sakatlanması aslında oy hırsızlığından, oy  avcılığından başka bir şey değildir. Sayın Bakanımız -az önceki oturumda- AKP'nin seçimler öncesi  yapılan yardımlarına ilişkin açıklamasında dedi ki: "Bu, sosyal devlet olma ilkesinin bir gereğidir."  Her nedense AKP ve yöneticilerinin aklına sosyal devlet seçimlerden önce geliyor. Oysa seçimlerin  dışında da sosyal devletin görevleri vardır.  Sosyal devlet olan bir ülkede, sosyal devlet ilkesinin hâkim olduğu bir ülkede herhalde gazileri  sokakta açlıktan ölmez. Sosyal devlet ilkesinin geçerli olduğu bir ülkede o ülkenin memurları pazarlar  dağıldıktan sonra pazar yerlerinden artık toplamak durumunda kalmaz. Emeklileri yine çöplüklerden  ekmek toplamak durumunda kalmaz değerli arkadaşlarım.  Sosyal devlet süreklilik ister, sadece seçimlerde olmaz. Eğer siz bir ülkede nohut kamyonlarının,  kömür kamyonlarının, buzdolabı ve çamaşır makinesi kamyonlarının şoför mahalline devletin valisini  ve kaymakamını oturtarak devletin tüm olanaklarıyla edinilen bu nohutları, kömürleri, çamaşır  makinelerini ve buzdolaplarını dağıttırıyor iseniz, burada seçimlerin doğru dürüst yapıldığından söz  etmemiz mümkün değildir. Bu nohut kamyonlarının, bu kömür kamyonlarının, buzdolabı ve çamaşır  makinesi kamyonlarının şoför mahalline kim oturuyor? Devletin kaymakamını, devletin valisini  buraya onartan irade kimdir? Bu kişiler Sayın Başbakanın emir ve talimatıyla buraya oturmuyorlar  mı? Demin söylenildi, efendim, AKP'nin hukuka aykırı hiçbir işlemi olamazmış. Tunceli Valisi Sayın  Mustafa Yaman, Yargıtay 8. Ceza Dairesince yedi ay on beş gün hapse neden mahkûm edildi? Hangi  suçu işledi de mahkûm edildi? Seçim Kanunu'nda.. . Buzdolabı dağıttığı için, çamaşır makinesi  dağıttığı için mahkûm edilmedi mi? Bu eylemi yaparken bu kişi kendiliğinden mi yaptı? Sayın  Başbakan televizyonlara çıkıp "Benim valim, benim kaymakamım elbette ki bu kömür kamyonlarının  şoför mahallinde gidecek, ev ev dolaşacak." demedi mi?  Şimdi, şu anda ve seçimlerden sonra acaba Sayın Başbakanın valisi, Sayın Başbakanın  kaymakamı bu kamyonların şoför muhalline binip niye kömür dağıtmıyor, niye buzdolabı dağıtmıyor,  niye çamaşır makinesi dağıtmıyor? Niye seçim zamanları bu dağıtma olayı akıllara geliyor?  Değerli arkadaşlarım, bakın, ülkede hukuksuzluğu, keyfîliği gerçekten egemen, olağan bir  yönetim biçimi hâline getirdiniz. Siz, yaptığınız her eyleme, kendinizce doğm olduğunu saydığınız  her eyleme doğm diyenlere sadece saygı gösteriyorsunuz. Yapılan işlemlerin hukuka, yasaya aykırı  olup olmadığına bakmıyorsunuz bile. Bu ülkede gerçekten halkımızın en temel taleplerinden bir  tanesi, Türkiye'deki herkesin düşüncesinin özgür olarak Parlamentoya yansımasıdır, yani temsilde  adalet ilkesinin gerçekleştirilmesidir. Bir yandan darbe edebiyatı yaparak 12 Eylül darbesi ürünü  olan yasalara, Anayasa'ya karşı çıktığınızı belirtiyorsunuz ama işinize gelen darbe ürününün  yasalarını, Anayasasındaki maddeleri, hangileri işinize geliyorsa onlara da sıkı sıkı sarılıyorsunuz  değerli arkadaşlarım.  Böyle bir çifte standartla demokrasi anlayışı olmaz. Demokrasi, kişilere göre, kişilerin kendi  yararlarına göre olmamalıdır. Gerçekten bu konuda çifte standart olmamalıdır. Dolayısıyla bu seçim  kanunu, bugün halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir kanun değildir, halkımızın beklentilerini  - 6 2 0 -
Sayfa 127 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  Hepimizin bildiği gibi, seçimler demokrasinin başlangıcıdır, ilk çıkış noktasıdır. Millî iradenin  tam, özgür olarak yansıtılması için seçim sürecinin başlangıcından sonuna kadar olan tüm sürecinin  doğru ve dürüstlük kurallarına uygun olarak yürütülmesi, yönetilmesi gerekmektedir. Bunun için de  seçim güvenliğinin sağlanması ve seçmen iradesinin sakatlanmaması asıldır. Bir ülkede yaşayan  insanların tümünün seçme hakkını kullanırken bu seçme hakkını özgürce kullanmaları asıldır.  Seçmenin oyunu alabilmek için seçmen iradesinin sakatlanması aslında oy hırsızlığından, oy  avcılığından başka bir şey değildir. Sayın Bakanımız -az önceki oturumda- AKP'nin seçimler öncesi  yapılan yardımlarına ilişkin açıklamasında dedi ki: "Bu, sosyal devlet olma ilkesinin bir gereğidir."  Her nedense AKP ve yöneticilerinin aklına sosyal devlet seçimlerden önce geliyor. Oysa seçimlerin  dışında da sosyal devletin görevleri vardır.  Sosyal devlet olan bir ülkede, sosyal devlet ilkesinin hâkim olduğu bir ülkede herhalde gazileri  sokakta açlıktan ölmez. Sosyal devlet ilkesinin geçerli olduğu bir ülkede o ülkenin memurları pazarlar  dağıldıktan sonra pazar yerlerinden artık toplamak durumunda kalmaz. Emeklileri yine çöplüklerden  ekmek toplamak durumunda kalmaz değerli arkadaşlarım.  Sosyal devlet süreklilik ister, sadece seçimlerde olmaz. Eğer siz bir ülkede nohut kamyonlarının,  kömür kamyonlarının, buzdolabı ve çamaşır makinesi kamyonlarının şoför mahalline devletin valisini  ve kaymakamını oturtarak devletin tüm olanaklarıyla edinilen bu nohutları, kömürleri, çamaşır  makinelerini ve buzdolaplarını dağıttırıyor iseniz, burada seçimlerin doğru dürüst yapıldığından söz  etmemiz mümkün değildir. Bu nohut kamyonlarının, bu kömür kamyonlarının, buzdolabı ve çamaşır  makinesi kamyonlarının şoför mahalline kim oturuyor? Devletin kaymakamını, devletin valisini  buraya onartan irade kimdir? Bu kişiler Sayın Başbakanın emir ve talimatıyla buraya oturmuyorlar  mı? Demin söylenildi, efendim, AKP'nin hukuka aykırı hiçbir işlemi olamazmış. Tunceli Valisi Sayın  Mustafa Yaman, Yargıtay 8. Ceza Dairesince yedi ay on beş gün hapse neden mahkûm edildi? Hangi  suçu işledi de mahkûm edildi? Seçim Kanunu'nda.. . Buzdolabı dağıttığı için, çamaşır makinesi  dağıttığı için mahkûm edilmedi mi? Bu eylemi yaparken bu kişi kendiliğinden mi yaptı? Sayın  Başbakan televizyonlara çıkıp "Benim valim, benim kaymakamım elbette ki bu kömür kamyonlarının  şoför mahallinde gidecek, ev ev dolaşacak." demedi mi?  Şimdi, şu anda ve seçimlerden sonra acaba Sayın Başbakanın valisi, Sayın Başbakanın  kaymakamı bu kamyonların şoför muhalline binip niye kömür dağıtmıyor, niye buzdolabı dağıtmıyor,  niye çamaşır makinesi dağıtmıyor? Niye seçim zamanları bu dağıtma olayı akıllara geliyor?  Değerli arkadaşlarım, bakın, ülkede hukuksuzluğu, keyfîliği gerçekten egemen, olağan bir  yönetim biçimi hâline getirdiniz. Siz, yaptığınız her eyleme, kendinizce doğm olduğunu saydığınız  her eyleme doğm diyenlere sadece saygı gösteriyorsunuz. Yapılan işlemlerin hukuka, yasaya aykırı  olup olmadığına bakmıyorsunuz bile. Bu ülkede gerçekten halkımızın en temel taleplerinden bir  tanesi, Türkiye'deki herkesin düşüncesinin özgür olarak Parlamentoya yansımasıdır, yani temsilde  adalet ilkesinin gerçekleştirilmesidir. Bir yandan darbe edebiyatı yaparak 12 Eylül darbesi ürünü  olan yasalara, Anayasa'ya karşı çıktığınızı belirtiyorsunuz ama işinize gelen darbe ürününün  yasalarını, Anayasasındaki maddeleri, hangileri işinize geliyorsa onlara da sıkı sıkı sarılıyorsunuz  değerli arkadaşlarım.  Böyle bir çifte standartla demokrasi anlayışı olmaz. Demokrasi, kişilere göre, kişilerin kendi  yararlarına göre olmamalıdır. Gerçekten bu konuda çifte standart olmamalıdır. Dolayısıyla bu seçim  kanunu, bugün halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir kanun değildir, halkımızın beklentilerini  - 6 2 0 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  karşılamaktan çok uzaktır. Halkımız, bugün, gerçekten demokratik temsiliyet ilkesine uygun olarak,  gerçekten temsilde adalet ilkesini gerçekleştirecek bir seçim kanunu istemektedir. Herkes düşüncesini  özgürce, seçme hakkını özgürce kullanabilmeyi istemektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Bunun da yolunu, yöntemini bulmak, bu konudaki kuralları  koymak Parlamentonun görevidir ama, bunları uygulamak da siyasi iktidar olarak AKP'nin görevidir.  Siyasi iktidar bu ülkede seçim güvenliğini sağlamak durumundadır. Her seçimden sonra seçimlerde  hile yapıldığı konusundaki tüm kuşkular, tartışmalar toplumda yükselmiyor mu değerli arkadaşlarım?  Yani, bir seçimin dürüstlüğü tartışılıyorsa, o toplumda gerçekten bu kuşkular giderilmemişse, üstünde  Parlamentonun düşünmesi gerekmiyor mu diye düşünüyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  III.-YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyoruz efendim.  BAŞKAN - Yoklama talebi vardır.  ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Oylamaya geçtiniz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Gök, Sayın Aslanoğlu, Sayın Öğüt, Sayın Kulkuloğlu,  Sayın Emek, Sayın İçli, Sayın Ünlütepe, Sayın Güner, Sayın Kart, Sayın Hacaloğlu, Sayın Susam,  Sayın Tüzün, Sayın Köktürk, Sayın Öztürk, Sayın Bingöl, Sayın Oksal, Sayın Okay, Sayın Ertemür,  Sayın Genç, Sayın Mengü.  Yoklama için üç dakika veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür un, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  reddedilmiştir.  - 6 2 1 -
Sayfa 128 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  karşılamaktan çok uzaktır. Halkımız, bugün, gerçekten demokratik temsiliyet ilkesine uygun olarak,  gerçekten temsilde adalet ilkesini gerçekleştirecek bir seçim kanunu istemektedir. Herkes düşüncesini  özgürce, seçme hakkını özgürce kullanabilmeyi istemektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Bunun da yolunu, yöntemini bulmak, bu konudaki kuralları  koymak Parlamentonun görevidir ama, bunları uygulamak da siyasi iktidar olarak AKP'nin görevidir.  Siyasi iktidar bu ülkede seçim güvenliğini sağlamak durumundadır. Her seçimden sonra seçimlerde  hile yapıldığı konusundaki tüm kuşkular, tartışmalar toplumda yükselmiyor mu değerli arkadaşlarım?  Yani, bir seçimin dürüstlüğü tartışılıyorsa, o toplumda gerçekten bu kuşkular giderilmemişse, üstünde  Parlamentonun düşünmesi gerekmiyor mu diye düşünüyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  III.-YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyoruz efendim.  BAŞKAN - Yoklama talebi vardır.  ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Oylamaya geçtiniz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Gök, Sayın Aslanoğlu, Sayın Öğüt, Sayın Kulkuloğlu,  Sayın Emek, Sayın İçli, Sayın Ünlütepe, Sayın Güner, Sayın Kart, Sayın Hacaloğlu, Sayın Susam,  Sayın Tüzün, Sayın Köktürk, Sayın Öztürk, Sayın Bingöl, Sayın Oksal, Sayın Okay, Sayın Ertemür,  Sayın Genç, Sayın Mengü.  Yoklama için üç dakika veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür un, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  reddedilmiştir.  - 6 2 1 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  l'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  2'nci madde üzerinde üç önerge vardır, ilk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 2. maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  yasanın 50. maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Şahin Mengü Atilla Kart îsa Gök  Manisa Konya Mersin  Ali İhsan Kökrürk Rahmi Güner  Zonguldak Ordu  "Açık yerlerde saat 23.00'ten saat 06.00'ya kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılamaz."  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 2. Maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun  50. Maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  "Açık yerlerde, akşam saat 23.00'ten sonra ertesi gün saat 08.00'e kadar toplu olarak sözlü  propaganda yapılamaz."  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural  İsparta İzmir  BAŞKAN - Şimdi son önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekil i Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin  2. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Akın Birdal Hamit Geylani  Batman Diyarbakır Hakkâri  Pervin Buldan Osman Özçelik M. Nezir Karabaş  İğdır Siirt Bitlis  Hasip Kaplan Sebahat Tuncel  Sımak İstanbul  Madde 2 - 26/4/1961 tarihli ve 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanunun 50 inci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  "Açık yerlerde, gece saat 23:00'ten, sabah saat 08:00'e kadar toplu olarak, sözlü propaganda  yapılamaz."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  - 6 2 2 -
Sayfa 129 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  l'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  2'nci madde üzerinde üç önerge vardır, ilk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 2. maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  yasanın 50. maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Şahin Mengü Atilla Kart îsa Gök  Manisa Konya Mersin  Ali İhsan Kökrürk Rahmi Güner  Zonguldak Ordu  "Açık yerlerde saat 23.00'ten saat 06.00'ya kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılamaz."  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 2. Maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun  50. Maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  "Açık yerlerde, akşam saat 23.00'ten sonra ertesi gün saat 08.00'e kadar toplu olarak sözlü  propaganda yapılamaz."  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural  İsparta İzmir  BAŞKAN - Şimdi son önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekil i Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin  2. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Akın Birdal Hamit Geylani  Batman Diyarbakır Hakkâri  Pervin Buldan Osman Özçelik M. Nezir Karabaş  İğdır Siirt Bitlis  Hasip Kaplan Sebahat Tuncel  Sımak İstanbul  Madde 2 - 26/4/1961 tarihli ve 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanunun 50 inci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  "Açık yerlerde, gece saat 23:00'ten, sabah saat 08:00'e kadar toplu olarak, sözlü propaganda  yapılamaz."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  - 6 2 2 - TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 5  - 6 2 3 - BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Buldan. (BDP sıralarından alkışlar)  PERVİN BULDAN (İğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 490 sıra  sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifı'nin 2'nci maddesinde değişiklik önergesi  üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Verdiğimiz değişiklik önerisiyle "Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip iki saatin sonundan  güneşin doğmasına kadar toplu olarak, sözlü propaganda yapılamaz." ifadesine açıklık kazandırmayı  amaçladık. Bildiğiniz üzere, Türkiye'nin doğusu ile batısı arasında yetmiş altı dakikalık bir zaman  farkı bulunmaktadır. Dolayısıyla güneş her seçim bölgesinde farklı saatlerde doğmakta ve farklı  saatlerde batmaktadır. Bu durum ülke geneli üzerinde mutabık olunan bir zaman belirlenmesinde  muğlaklık oluşturmaktadır. Bu nedenle, saatlerin net olarak belirlenmesi meydana gelebilecek  karışıklıktan önleyecektir. Değişiklik önergemizi bu niteliği sağlamak amacıyla vermiş  bulunmaktayız. Ne var ki Seçim Kanunu'nun tek ve en önemli handikabı bu maddeyle sınırlı değildir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz üzere, yurdumuzun her bölgesinde güneş aynı  saatte doğup aynı saatte batmadığı gibi, her bölgemizde aynı diller de konuşulmamaktadır. Özellikle  Doğu ve Güneydoğu bölgesinde halkın büyük bir çoğunluğu Kürtçe konuşmakta ve yine önemli bir  çoğunluğu da Türkçe bilmemektedir. Kürtçenin cumhuriyet tarihi kadar uzun bir süredir yasaklanmış  olması bu gerçekliği değiştirmemiştir. Değişen dünyada bu yasakçı zihniyetin Türkiye yasalarına  hâlâ hâkim olması ve siyasal alanın da bu yasakçı anlayışla düzenlenmesi bir demokrasi ayıbıdır ve  bu konuda hiçbir girişimde bulunmayan Hükümet üyeleri de bu ayıbın sahipliğini üstlenmekte, resmî  ideolojinin bu yasakçı uygulamalarına devam etmektedirler, üstelik "demokrasi", "demokratik  açılım", "insan haklan" sözcükleri Hükümet tarafından son süreçte çokça telaffuz edilmesine rağmen.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Seçim Yasası'nda mevcut bulunan Türkçe dışında başka  dil ve lehçelerde propaganda yapmanın yasaklanmış olması da bu noktadaki en önemli sorunlarımızın  başında gelmektedir. Hepimizin bildiği gibi, propaganda, anlatma ve anlama sürecini kapsayan bir  iletişim süreci içerisinde gerçekleşir. Yani seçmen sizin ifade ettiklerinizi anlıyorsa propaganda  yapmış olursunuz ve aynı zamanda siz de kendinizi en iyi ifade edebileceğiniz dilde konuşursunuz.  Tabii, eğer, kendinizi halka anlatmak ve halkın hangi düşünceye oy verdiğini bilmesini amaçlamak  gibi bir kaygıya sahipseniz.  Başta Kürtler olmak üzere farklı etnik aidiyetleri olan halklar bu antidemokratik yasal  uygulamalardan dolayı yıllardır mağdur edilmektedirler. Çok sayıda parti üyemiz ve partimizin seçim  çalışmalanna katılan arkadaşlanmız bu nedenle sayısız cezalara çarptırıldılar. Seçim çalışmasına  katılmamış dahi olsa birçok yurttaşımız sadece Kürtçe konuştuğu için Kürtçe propaganda yapmak  suçu kapsamında yargı önüne çıkanlmış, cezalandırmışlardır.  Şimdi soruyorum size: Dünyanın neresinde olursa olsun bir dili konuşmak suç sayılabilir mi?  Sizi empati yapmaya çağınyorum. Türkçeden başka bir dil bilmeyen bir halka, Fransızca dışında bir  dille seslenmenin yasaklanması kabul edilebilir bir durum mudur? İngilizce, Türkçe, Kürtçe fark  etmez, hangi faktörler bir dilin yasak ilan edilmesine yeterli gerekçeyi oluşturabilir? Uygarlık tarihi  cahiliye dönemlerini, Orta Çağ'ı , bu dönemlerin baskı ve zorbalıklarını geride bırakmıştır.
Sayfa 130 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2010 0 : 5  - 6 2 3 - BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Buldan. (BDP sıralarından alkışlar)  PERVİN BULDAN (İğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 490 sıra  sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifı'nin 2'nci maddesinde değişiklik önergesi  üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Verdiğimiz değişiklik önerisiyle "Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip iki saatin sonundan  güneşin doğmasına kadar toplu olarak, sözlü propaganda yapılamaz." ifadesine açıklık kazandırmayı  amaçladık. Bildiğiniz üzere, Türkiye'nin doğusu ile batısı arasında yetmiş altı dakikalık bir zaman  farkı bulunmaktadır. Dolayısıyla güneş her seçim bölgesinde farklı saatlerde doğmakta ve farklı  saatlerde batmaktadır. Bu durum ülke geneli üzerinde mutabık olunan bir zaman belirlenmesinde  muğlaklık oluşturmaktadır. Bu nedenle, saatlerin net olarak belirlenmesi meydana gelebilecek  karışıklıktan önleyecektir. Değişiklik önergemizi bu niteliği sağlamak amacıyla vermiş  bulunmaktayız. Ne var ki Seçim Kanunu'nun tek ve en önemli handikabı bu maddeyle sınırlı değildir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz üzere, yurdumuzun her bölgesinde güneş aynı  saatte doğup aynı saatte batmadığı gibi, her bölgemizde aynı diller de konuşulmamaktadır. Özellikle  Doğu ve Güneydoğu bölgesinde halkın büyük bir çoğunluğu Kürtçe konuşmakta ve yine önemli bir  çoğunluğu da Türkçe bilmemektedir. Kürtçenin cumhuriyet tarihi kadar uzun bir süredir yasaklanmış  olması bu gerçekliği değiştirmemiştir. Değişen dünyada bu yasakçı zihniyetin Türkiye yasalarına  hâlâ hâkim olması ve siyasal alanın da bu yasakçı anlayışla düzenlenmesi bir demokrasi ayıbıdır ve  bu konuda hiçbir girişimde bulunmayan Hükümet üyeleri de bu ayıbın sahipliğini üstlenmekte, resmî  ideolojinin bu yasakçı uygulamalarına devam etmektedirler, üstelik "demokrasi", "demokratik  açılım", "insan haklan" sözcükleri Hükümet tarafından son süreçte çokça telaffuz edilmesine rağmen.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Seçim Yasası'nda mevcut bulunan Türkçe dışında başka  dil ve lehçelerde propaganda yapmanın yasaklanmış olması da bu noktadaki en önemli sorunlarımızın  başında gelmektedir. Hepimizin bildiği gibi, propaganda, anlatma ve anlama sürecini kapsayan bir  iletişim süreci içerisinde gerçekleşir. Yani seçmen sizin ifade ettiklerinizi anlıyorsa propaganda  yapmış olursunuz ve aynı zamanda siz de kendinizi en iyi ifade edebileceğiniz dilde konuşursunuz.  Tabii, eğer, kendinizi halka anlatmak ve halkın hangi düşünceye oy verdiğini bilmesini amaçlamak  gibi bir kaygıya sahipseniz.  Başta Kürtler olmak üzere farklı etnik aidiyetleri olan halklar bu antidemokratik yasal  uygulamalardan dolayı yıllardır mağdur edilmektedirler. Çok sayıda parti üyemiz ve partimizin seçim  çalışmalanna katılan arkadaşlanmız bu nedenle sayısız cezalara çarptırıldılar. Seçim çalışmasına  katılmamış dahi olsa birçok yurttaşımız sadece Kürtçe konuştuğu için Kürtçe propaganda yapmak  suçu kapsamında yargı önüne çıkanlmış, cezalandırmışlardır.  Şimdi soruyorum size: Dünyanın neresinde olursa olsun bir dili konuşmak suç sayılabilir mi?  Sizi empati yapmaya çağınyorum. Türkçeden başka bir dil bilmeyen bir halka, Fransızca dışında bir  dille seslenmenin yasaklanması kabul edilebilir bir durum mudur? İngilizce, Türkçe, Kürtçe fark  etmez, hangi faktörler bir dilin yasak ilan edilmesine yeterli gerekçeyi oluşturabilir? Uygarlık tarihi  cahiliye dönemlerini, Orta Çağ'ı , bu dönemlerin baskı ve zorbalıklarını geride bırakmıştır.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  Yeryüzündeki bütün insanlar için insan haklarına dayalı evrensel bir hukuk sistemi oluşturulmuştur.  Gelin, baskı ve zorbalık zihniyetinin bir ürünü olan bu yasaları değiştirelim. Açık söylemek gerekirse,  bu yasa bu haliyle kalsa da şimdiye kadar olduğu gibi biz bu suçu işlemeye devam ederiz. Bundan  en ufak bir çekincemiz yoktur. Nitekim Kürt kökenli AKP milletvekilleri de bu suçu bölgede sıklıkla  işlemek zomnda kalmaktadırlar. Lakin biz, kardeşliğin, eşitliğin, her şeyden önemlisi insan haklarının  bir gereği olarak adil bir hukuk sistemi ile hiçbir ilgisi olmayan bu yasanın bir an önce değiştirilmesini  talep ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Buldan.  Önergeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 2. Maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun  50. Maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  "Açık yerlerde, akşam saat 23.00'ten sonra ertesi gün saat 08.00'e kadar toplu olarak sözlü  propaganda yapılamaz."  Faruk Bal ( K onya ) ve arkadaş lar ı  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Komisyonun ve Sayın  Bakanlığın katılmadığı önerge şu anlama geliyor: Seçimlerde propaganda saatleri "gün batımı" ve  "gün doğumu" ile ifade ediliyor, tanımlanıyor. "Gün batımı" ve "gün doğumu" tanımı... Dünyanın  "meridyenler" diye ifade ettiğimiz çizgilerinin arasındaki 100 kilometre aralıktaki iki meridyen dört  dakikalık bir zaman dilimine tekabül etmekte ve bu zaman dilimi doğudan batıya doğm geldikçe her  dakika seçim bölgeleri içerisinde propaganda yasağının başladığı veya başlamadığı tartışmasının  sebebini oluşturmaktadır. Seçimler açık, şeffaf olsun, kurallar önceden belli olsun, herkes ne zaman  propagandanın yasak olduğunu, ne zaman serbest olduğunu bilsin ve bu açıklık ve şeffaflık içerisinde  meramını ifade edebilsin, propagandasını yapabilsin. Bu kadar basit, bu kadar net, bu kadar samimi  ve masum bir önergenin Sayın Bakan ve Sayın Komisyon tarafından reddedilmesine bir türlü anlam  veremiyorum. Eğer şöyle düşünürsek bir anlamı var tabii: Propaganda yasağına tekabül eden fiil bir  suçtur. Bu suçu kim tespit edecektir? Bu suçu emniyet güçleri tespit edecektir. Emniyet güçleri  hükümetin, iktidarın, yürütme organının emir ve komutasındadır. Dolayısıyla, yürütmenin emir ve  komutasındaki güç bugün iktidar için o suçu tespit etmez ise iktidar bu suçun müeyyidesinden,  iktidara mensup adayların bu suçun müeyyidesinden beri olabilecek bir sığınacak limanı bulabilir.  Ama muhalefete geldiğinde bu madde muhalefet partilerinin ensesinde Demokles'in kılıcı gibi  sallandırılır! İşte buna işaretle Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, seçimlerin şeffaf, açık,  denetlenebilirliği yönünde ve yürütme organının yetkilerini daraltan teklifler verdik. Ancak, her  nedense, bu tekliflerin özellikle yürütme organının yetkilerini denetleyen ve kısıtlayan hükümleri  bilinçli bir şekilde reddedilmiştir.  - 6 2 4 -
Sayfa 131 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  Yeryüzündeki bütün insanlar için insan haklarına dayalı evrensel bir hukuk sistemi oluşturulmuştur.  Gelin, baskı ve zorbalık zihniyetinin bir ürünü olan bu yasaları değiştirelim. Açık söylemek gerekirse,  bu yasa bu haliyle kalsa da şimdiye kadar olduğu gibi biz bu suçu işlemeye devam ederiz. Bundan  en ufak bir çekincemiz yoktur. Nitekim Kürt kökenli AKP milletvekilleri de bu suçu bölgede sıklıkla  işlemek zomnda kalmaktadırlar. Lakin biz, kardeşliğin, eşitliğin, her şeyden önemlisi insan haklarının  bir gereği olarak adil bir hukuk sistemi ile hiçbir ilgisi olmayan bu yasanın bir an önce değiştirilmesini  talep ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Buldan.  Önergeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 2. Maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun  50. Maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  "Açık yerlerde, akşam saat 23.00'ten sonra ertesi gün saat 08.00'e kadar toplu olarak sözlü  propaganda yapılamaz."  Faruk Bal ( K onya ) ve arkadaş lar ı  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)  FARUK BAL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Komisyonun ve Sayın  Bakanlığın katılmadığı önerge şu anlama geliyor: Seçimlerde propaganda saatleri "gün batımı" ve  "gün doğumu" ile ifade ediliyor, tanımlanıyor. "Gün batımı" ve "gün doğumu" tanımı... Dünyanın  "meridyenler" diye ifade ettiğimiz çizgilerinin arasındaki 100 kilometre aralıktaki iki meridyen dört  dakikalık bir zaman dilimine tekabül etmekte ve bu zaman dilimi doğudan batıya doğm geldikçe her  dakika seçim bölgeleri içerisinde propaganda yasağının başladığı veya başlamadığı tartışmasının  sebebini oluşturmaktadır. Seçimler açık, şeffaf olsun, kurallar önceden belli olsun, herkes ne zaman  propagandanın yasak olduğunu, ne zaman serbest olduğunu bilsin ve bu açıklık ve şeffaflık içerisinde  meramını ifade edebilsin, propagandasını yapabilsin. Bu kadar basit, bu kadar net, bu kadar samimi  ve masum bir önergenin Sayın Bakan ve Sayın Komisyon tarafından reddedilmesine bir türlü anlam  veremiyorum. Eğer şöyle düşünürsek bir anlamı var tabii: Propaganda yasağına tekabül eden fiil bir  suçtur. Bu suçu kim tespit edecektir? Bu suçu emniyet güçleri tespit edecektir. Emniyet güçleri  hükümetin, iktidarın, yürütme organının emir ve komutasındadır. Dolayısıyla, yürütmenin emir ve  komutasındaki güç bugün iktidar için o suçu tespit etmez ise iktidar bu suçun müeyyidesinden,  iktidara mensup adayların bu suçun müeyyidesinden beri olabilecek bir sığınacak limanı bulabilir.  Ama muhalefete geldiğinde bu madde muhalefet partilerinin ensesinde Demokles'in kılıcı gibi  sallandırılır! İşte buna işaretle Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, seçimlerin şeffaf, açık,  denetlenebilirliği yönünde ve yürütme organının yetkilerini daraltan teklifler verdik. Ancak, her  nedense, bu tekliflerin özellikle yürütme organının yetkilerini denetleyen ve kısıtlayan hükümleri  bilinçli bir şekilde reddedilmiştir.  - 6 2 4 - TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  - 6 2 5 - Değerli arkadaşlarım, yürütme organının emir ve komutasındaki emniyet güçlerinin benim  şahsımla ilgili yaptığı bir işlemi sizlerle paylaşacağım, ondan sonra da sözlerime devam edeceğim.  Adana seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisinin propagandasını yapmak üzere gittim:  Sayın Bakan dinliyor musunuz beni?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Dinliyorum.  FARUK BAL (Devamla) - Lütfen... Çok önemli çünkü.  Bu seçimlerde televizyon konuşması yaptım. Yürütme organının emrindeki polisler "Faruk Bal,  tarafsız yayın yapmıştır." diye hakkımda zabıt tuttular ve bunu Cumhuriyet Savcılığına bildirdiler.  Cumhuriyet Savcısı üç ay beklettikten sonra "Böyle bir suç olmaz." diye takipsizlik kararı verdi. İşte  bu, yürütme organının denetlenebilir nitelikte olmayışının en vahim örneğidir. Bu, bugün benim  başıma gelebilir, Milliyetçi Hareket Partisinin başına gelebilir, ama yarın sizin başınıza gelecektir.  Böyle dengesiz ve denetimsiz bir organın, seçimlerin niçin bağımsız yargı organı gözetimi altında  yapılması gerektiğine dair Anayasa ilkesini bir kez daha hatırlamamıza vesile olmalıdır.  Değerli arkadaşlarım, bunun gibi, yürütme organının emrindeki şu kaymakam, bu Gönen  Kaymakamı, seçim yetkilerini nasıl adil kullanacaktır? Seçimde kendisine verilen görevleri nasıl adil  kullanacaktır, nasıl eşit kullanacaktır? Bu kaymakam ne yapmış? AK PARTİ İl Danışma Kurulu  toplantısı yapılıyor Gönen'de. AKP Genel Başkan Yardımcısı bu toplantıya gidiyor. Pazar günü bu  toplantıya katılacak olan AKP Genel Başkan Yardımcısını kaymakam, emniyet müdürünü, jandarma  komutanını ve ilin, ilçenin bütün...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FARUK BAL (Devamla) - ...daire amirlerini manga gibi esas duruşa geçiriyor, AKP Genel  Başkan Yardımcısını kendisini denetlenmesine imkân sağlıyor. Bu kaymakam, seçimlerde eşit, dürüst  nasıl davranacak Sayın Bakanım? Dolayısıyla bunun gibi teklifin geneli üzerinde yaptığımız  görüşmede Tunceli'de beyaz eşya dağıtarak AKP'ye oy devşiriciliği yapan, Elâzığ'da "one minute"  tercihinde bulunan Vali, buralarda yapılacak seçimlerde nasıl vatandaşa eşit davranacaktır, nasıl adil  davranacaktır? Elindeki devlet yetkisini ve kamu gücünü ve kamu kaynağını nasıl eşit bir şekilde  kullanacaktır? Bizim, işte, bu yasada "Yürütmenin yetkileri daraltılsın ve denetlenebilir hâle  getirilsin." derken ifade ettiğimiz budur, anlatmak istediğimiz budur.  Sayın Bakan, şahsınıza değil sözüm, ancak biraz önce sizin yerinizde oturan Sayın Bakan,  özellikle Fak-Fuk-Fon'u konusunda yapılan eleştirilere Hükümetin bir temsilcisi gibi değil de  AKP'nin bir temsilcisi gibi cevap vermiştir. Onlarla ilgili fikirlerimizi ileride önergelerimizde sizlere  ifade edeceğiz.  Saygı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 2. maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  yasanın 50. maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Rahmi Güner (Ordu) ve arkadaşları
Sayfa 132 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  - 6 2 5 - Değerli arkadaşlarım, yürütme organının emir ve komutasındaki emniyet güçlerinin benim  şahsımla ilgili yaptığı bir işlemi sizlerle paylaşacağım, ondan sonra da sözlerime devam edeceğim.  Adana seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisinin propagandasını yapmak üzere gittim:  Sayın Bakan dinliyor musunuz beni?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Dinliyorum.  FARUK BAL (Devamla) - Lütfen... Çok önemli çünkü.  Bu seçimlerde televizyon konuşması yaptım. Yürütme organının emrindeki polisler "Faruk Bal,  tarafsız yayın yapmıştır." diye hakkımda zabıt tuttular ve bunu Cumhuriyet Savcılığına bildirdiler.  Cumhuriyet Savcısı üç ay beklettikten sonra "Böyle bir suç olmaz." diye takipsizlik kararı verdi. İşte  bu, yürütme organının denetlenebilir nitelikte olmayışının en vahim örneğidir. Bu, bugün benim  başıma gelebilir, Milliyetçi Hareket Partisinin başına gelebilir, ama yarın sizin başınıza gelecektir.  Böyle dengesiz ve denetimsiz bir organın, seçimlerin niçin bağımsız yargı organı gözetimi altında  yapılması gerektiğine dair Anayasa ilkesini bir kez daha hatırlamamıza vesile olmalıdır.  Değerli arkadaşlarım, bunun gibi, yürütme organının emrindeki şu kaymakam, bu Gönen  Kaymakamı, seçim yetkilerini nasıl adil kullanacaktır? Seçimde kendisine verilen görevleri nasıl adil  kullanacaktır, nasıl eşit kullanacaktır? Bu kaymakam ne yapmış? AK PARTİ İl Danışma Kurulu  toplantısı yapılıyor Gönen'de. AKP Genel Başkan Yardımcısı bu toplantıya gidiyor. Pazar günü bu  toplantıya katılacak olan AKP Genel Başkan Yardımcısını kaymakam, emniyet müdürünü, jandarma  komutanını ve ilin, ilçenin bütün...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FARUK BAL (Devamla) - ...daire amirlerini manga gibi esas duruşa geçiriyor, AKP Genel  Başkan Yardımcısını kendisini denetlenmesine imkân sağlıyor. Bu kaymakam, seçimlerde eşit, dürüst  nasıl davranacak Sayın Bakanım? Dolayısıyla bunun gibi teklifin geneli üzerinde yaptığımız  görüşmede Tunceli'de beyaz eşya dağıtarak AKP'ye oy devşiriciliği yapan, Elâzığ'da "one minute"  tercihinde bulunan Vali, buralarda yapılacak seçimlerde nasıl vatandaşa eşit davranacaktır, nasıl adil  davranacaktır? Elindeki devlet yetkisini ve kamu gücünü ve kamu kaynağını nasıl eşit bir şekilde  kullanacaktır? Bizim, işte, bu yasada "Yürütmenin yetkileri daraltılsın ve denetlenebilir hâle  getirilsin." derken ifade ettiğimiz budur, anlatmak istediğimiz budur.  Sayın Bakan, şahsınıza değil sözüm, ancak biraz önce sizin yerinizde oturan Sayın Bakan,  özellikle Fak-Fuk-Fon'u konusunda yapılan eleştirilere Hükümetin bir temsilcisi gibi değil de  AKP'nin bir temsilcisi gibi cevap vermiştir. Onlarla ilgili fikirlerimizi ileride önergelerimizde sizlere  ifade edeceğiz.  Saygı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 2. maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  yasanın 50. maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Rahmi Güner (Ordu) ve arkadaşları  T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  "Açık yerlerde saat 23.00'ten saat 06.00'ya kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılamaz."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Güner. (CHP sıralarından alkışlar)  RAHMİ GÜNER (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 490 sıra sayılı  yasa tasarısının çerçeve 2'nci maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Yasa'nın 50'nci maddesinin son  fıkrasının değiştirilmesini arz ve teklif ediyomz.  Değerli arkadaşlarım, 298 sayılı Yasa, gerçekten demokrasinin ve demokratik düzenin en önemli  kanunlarını düzenleyen kanunlardan birisidir. Değerli arkadaşlarım, kişilerin haklarını, kişilerin  özgürlüklerini en iyi şekilde belirleyen yine 298 sayılı Yasa'ya göre yapılan seçimlerdir.  Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin en ücra köşesinde üreticilik yapan, çiftçilik yapan,  Türkiye'nin en ücra köşesinde işçi olarak çalışan, emeğinin hakkını isteyen ve Türkiye'de yaşayan  kamu kesimindeki vatandaşlarımızın, emeklilerimizin, bu devletin millî hasıladan ve yaşama hakkını  en iyi şekilde düzenleyecek olan yasaların çıktığı Mecliste ve o Meclisten çıkan Hükümetin bu  vatandaşlarımızın hakkını komması ve komyabilmesi için ve koruyup korumadığının da belirlenmesi  için işte 298 sayılı Yasa'nın getirmiş olduğu kurallara göre yapılan demokratik seçimdir.  Değerli arkadaşlarım, 1973 senesinden beri seçim geçirmekteyim. Bu seçimlerden son yapılan  2007 seçimi ve 2009 yılı seçimlerinde uygulanan antidemokratik uygulamaları gördüm. Nasıl o  seçmenin özgür iradesinin baskı altına alındığı, o özgür iradenin nasıl yönlendirildiğini bu seçimlerde  gördük. Çünkü -demin bir arkadaşım anlattı- seçim zamanı beyaz eşya dağıtımları, seçim zamanı  başka türlü hediyeler, seçim zamanı başka türlü baskılar yapılmıştır.  Değerli arkadaşlarım, o halkın oyunu almak için nasıl ki 2007 yılında 16 milyon kişiye yeşil  kart veriliyor, seçimin akabinde bunun 7 milyonu iptal ediliyor değerli arkadaşlarım, işte seçimde  yapılan antidemokratik uygulamalar bunlardır.  Değerli arkadaşlarım, işte Türkiye'de seçimlerin daha adil olması için, seçimlerin daha  baskılardan komnması için, halkın sorunlarım çözecek olan Parlamentoyu teşkil etmek için, daha  onun menfaatini komyan parlamenterleri seçmesi için, işte özgür iradenin komnması gerekli. İşte  onun için, bu seçim yasaları da bu yönden çok önemli.  Değerli arkadaşlarım, işte bu özgür olarak seçimin yapılması için, özgür iradenin temsili için  bağımsız yargı çok da önemli. Güncel konumuz bugün, kuvvetler ayrılığı sisteminin korunmasını  istiyomz. En büyük nedenlerinden birisi de halkın özgür iradesini en iyi şekilde temsil edecek  parlamenterlerin ve seçilecek olan kişilerin seçimde güven içinde olmaları için, işte, yargı  bağımsızlığı gereklidir, hukukun üstünlüğü gereklidir ve bu yönden güncel bir konu olan şu andaki  kanun tasarıları Meclise gelmek üzere. O bakımdan çok önemli değerli arkadaşlarım. Türkiye'nin  demokratik, çok daha özgür ve Türkiye'de halkın sorunlarına çok daha eğilen parlamenterlerin bu  Meclise gelmesi için, işte bu seçim yasasının ve bu seçim yasasında maddeleri uygulayacak olan  kişilerin bağımsız yargıdan olması düşüncesinde olduğumuzu ayrıca belirtmek istiyomm.  - 6 2 6 -
Sayfa 133 -
T B M M B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  "Açık yerlerde saat 23.00'ten saat 06.00'ya kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılamaz."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Güner. (CHP sıralarından alkışlar)  RAHMİ GÜNER (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 490 sıra sayılı  yasa tasarısının çerçeve 2'nci maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Yasa'nın 50'nci maddesinin son  fıkrasının değiştirilmesini arz ve teklif ediyomz.  Değerli arkadaşlarım, 298 sayılı Yasa, gerçekten demokrasinin ve demokratik düzenin en önemli  kanunlarını düzenleyen kanunlardan birisidir. Değerli arkadaşlarım, kişilerin haklarını, kişilerin  özgürlüklerini en iyi şekilde belirleyen yine 298 sayılı Yasa'ya göre yapılan seçimlerdir.  Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin en ücra köşesinde üreticilik yapan, çiftçilik yapan,  Türkiye'nin en ücra köşesinde işçi olarak çalışan, emeğinin hakkını isteyen ve Türkiye'de yaşayan  kamu kesimindeki vatandaşlarımızın, emeklilerimizin, bu devletin millî hasıladan ve yaşama hakkını  en iyi şekilde düzenleyecek olan yasaların çıktığı Mecliste ve o Meclisten çıkan Hükümetin bu  vatandaşlarımızın hakkını komması ve komyabilmesi için ve koruyup korumadığının da belirlenmesi  için işte 298 sayılı Yasa'nın getirmiş olduğu kurallara göre yapılan demokratik seçimdir.  Değerli arkadaşlarım, 1973 senesinden beri seçim geçirmekteyim. Bu seçimlerden son yapılan  2007 seçimi ve 2009 yılı seçimlerinde uygulanan antidemokratik uygulamaları gördüm. Nasıl o  seçmenin özgür iradesinin baskı altına alındığı, o özgür iradenin nasıl yönlendirildiğini bu seçimlerde  gördük. Çünkü -demin bir arkadaşım anlattı- seçim zamanı beyaz eşya dağıtımları, seçim zamanı  başka türlü hediyeler, seçim zamanı başka türlü baskılar yapılmıştır.  Değerli arkadaşlarım, o halkın oyunu almak için nasıl ki 2007 yılında 16 milyon kişiye yeşil  kart veriliyor, seçimin akabinde bunun 7 milyonu iptal ediliyor değerli arkadaşlarım, işte seçimde  yapılan antidemokratik uygulamalar bunlardır.  Değerli arkadaşlarım, işte Türkiye'de seçimlerin daha adil olması için, seçimlerin daha  baskılardan komnması için, halkın sorunlarım çözecek olan Parlamentoyu teşkil etmek için, daha  onun menfaatini komyan parlamenterleri seçmesi için, işte özgür iradenin komnması gerekli. İşte  onun için, bu seçim yasaları da bu yönden çok önemli.  Değerli arkadaşlarım, işte bu özgür olarak seçimin yapılması için, özgür iradenin temsili için  bağımsız yargı çok da önemli. Güncel konumuz bugün, kuvvetler ayrılığı sisteminin korunmasını  istiyomz. En büyük nedenlerinden birisi de halkın özgür iradesini en iyi şekilde temsil edecek  parlamenterlerin ve seçilecek olan kişilerin seçimde güven içinde olmaları için, işte, yargı  bağımsızlığı gereklidir, hukukun üstünlüğü gereklidir ve bu yönden güncel bir konu olan şu andaki  kanun tasarıları Meclise gelmek üzere. O bakımdan çok önemli değerli arkadaşlarım. Türkiye'nin  demokratik, çok daha özgür ve Türkiye'de halkın sorunlarına çok daha eğilen parlamenterlerin bu  Meclise gelmesi için, işte bu seçim yasasının ve bu seçim yasasında maddeleri uygulayacak olan  kişilerin bağımsız yargıdan olması düşüncesinde olduğumuzu ayrıca belirtmek istiyomm.  - 6 2 6 - T B M M B : 8 2 6 . 4 . 2010 0 : 5  - 6 2 7 - Değerli arkadaşlarım, işte Türkiye'nin en büyük sorunlarından birisi bu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  RAHMİ GÜNER (Devamla) - Bugün yasa tasarısında görüyoruz, yürütme organının mensubu  olan valilerin, kaymakamların ve diğer kamu kesimlerinde çalışanların köy muhtarlarına, mahalle  muhtarlarına, kamu kesiminde çalışanlara nasıl baskı yaptıklarını, nasıl onları etkilediklerini, tehdit  ettiklerini açıkça görmekteyiz.  Değerli arkadaşlarım, esasında sorun budur. Bu kutsal Meclise seçilecek olan milletvekillerinin  ve ayrıca bu Meclise gelen milletvekillerinin o saydığım işçinin, esnafın, üreticinin, halkın, emeklinin  hakkını koruyacak olan bu Meclisin teşekkül etmesi için özgür iradeyle, özgür düşünceyle, özgür  takdir etme hakkıyla seçmenlerin oyunu kullanması gereklidir. Ben, sunmuş olduğumuz önergenin  daha çok idari yöneticilerin ve kolluk güçlerinin baskısından...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  RAHMİ GÜNER (Devamla) - ... daha çok yargı mensuplarının denetiminde bir seçimin  yapılmasını istiyor, önergemin kabul edilmesini istiyor saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  3'üncü madde üzerinde üç önerge vardır, ilk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  3. Maddesi ile eklenen MADDE 5 l/A hükmünün son fıkrasında yer alan "09.00" ile "23.00" ibareleri  "08.00" ve "24.00" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Akın Birdal Hamit Geylani  Batman Diyarbakır Hakkâri  Hasip Kaplan M. Nezir Karabaş Sebahat Tuncel  Sımak Bitlis İstanbul  Osman Özçelik Sun Sakık  Siirt Muş  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 3. Maddesi ile 298 Sayılı Kanuna eklenen 5l /A Maddesinin  birinci fıkrasında yer alan "bankalar ve sendikalara ait bina ve tesisler" ibaresinden sonra gelmek üzere  "ve bu gibi kamu hizmeti görülen binalar" ibaresinin eklenmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural Akif Akkuş  İsparta İzmir Mersin
Sayfa 134 -
T B M M B : 8 2 6 . 4 . 2010 0 : 5  - 6 2 7 - Değerli arkadaşlarım, işte Türkiye'nin en büyük sorunlarından birisi bu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  RAHMİ GÜNER (Devamla) - Bugün yasa tasarısında görüyoruz, yürütme organının mensubu  olan valilerin, kaymakamların ve diğer kamu kesimlerinde çalışanların köy muhtarlarına, mahalle  muhtarlarına, kamu kesiminde çalışanlara nasıl baskı yaptıklarını, nasıl onları etkilediklerini, tehdit  ettiklerini açıkça görmekteyiz.  Değerli arkadaşlarım, esasında sorun budur. Bu kutsal Meclise seçilecek olan milletvekillerinin  ve ayrıca bu Meclise gelen milletvekillerinin o saydığım işçinin, esnafın, üreticinin, halkın, emeklinin  hakkını koruyacak olan bu Meclisin teşekkül etmesi için özgür iradeyle, özgür düşünceyle, özgür  takdir etme hakkıyla seçmenlerin oyunu kullanması gereklidir. Ben, sunmuş olduğumuz önergenin  daha çok idari yöneticilerin ve kolluk güçlerinin baskısından...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  RAHMİ GÜNER (Devamla) - ... daha çok yargı mensuplarının denetiminde bir seçimin  yapılmasını istiyor, önergemin kabul edilmesini istiyor saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  3'üncü madde üzerinde üç önerge vardır, ilk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  3. Maddesi ile eklenen MADDE 5 l/A hükmünün son fıkrasında yer alan "09.00" ile "23.00" ibareleri  "08.00" ve "24.00" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Akın Birdal Hamit Geylani  Batman Diyarbakır Hakkâri  Hasip Kaplan M. Nezir Karabaş Sebahat Tuncel  Sımak Bitlis İstanbul  Osman Özçelik Sun Sakık  Siirt Muş  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 3. Maddesi ile 298 Sayılı Kanuna eklenen 5l /A Maddesinin  birinci fıkrasında yer alan "bankalar ve sendikalara ait bina ve tesisler" ibaresinden sonra gelmek üzere  "ve bu gibi kamu hizmeti görülen binalar" ibaresinin eklenmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural Akif Akkuş  İsparta İzmir Mersin  TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  - 6 2 8 - BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Teklifinin çerçeve 3. maddesi ile 298 sayılı Yasaya  eklenen 5 l/A maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif  ederiz.  Şahin Mengü Atilla Kart İsa Gök  Manisa Konya Mersin  Ali İhsan Köktürk Rahmi Güner Halil Ünlütepe  Zonguldak Ordu Afyonkarahisar  "Seçim bürosu, siyasi partilerin il ve ilçe başkanlıkları ile bağımsız adayların, büronun adresini  ve en az bir sorumlusunun kimlik ve iletişim bilgilerini içeren bildirimi ilçe seçim kuruluna  vermeleriyle açılmış sayılır.  Açılma şartlarını taşımayan seçim bürolarının ilgilisine bu eksikliklerin üç gün içinde  tamamlanması için süre verilir. Bu süreye uyulmaması halinde bürolar, şartlan tamamlanıncaya kadar  seçim kurulunca kapatılır."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Ünlütepe konuşacak Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Ünlütepe.  HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler; seçimlerin temel  hükümleriyle ilgili yasa tasarısının 3'üncü maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde  söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Düzenlemede seçim bürolarının açılmalarında siyasi parti il ve ilçe başkanlıkları ve bağımsız  adayların büronun adresini ve en az bir sorumlusunu seçimin başlangıcından itibaren en büyük mülki  amire bildirilmesi esas alınmaktadır. Bizim değişiklik önergemizde ise buradaki "mülki amiri" yerine  ilçe seçim kurullannın görevlendirilmesi esas alınmıştır. Niçin böyle bir yönteme gidiyoruz?  Hepinizin de bildiği gibi seçimlerin yapımı ve yöntemi Anayasa teminatı altındadır. Anayasa'nın  79'uncu maddesinde yargı organlarının yönetim ve denetimi altında yapılmaktadır. Seçimlerin yargı  denetimi altında yapılmasının asıl sebebi, seçmen iradesinin doğru ve düzgün bir şekilde tespitini  sağlamaktır. Zaten demokrasinin temel öğelerinden birisi de halk iradesinin doğru olarak tespit  edilmesidir. Böyle bir ortamda mülki amirlere seçim bürolarının açılışıyla ilgili olarak bir başvuruda  bulunulmasının getirebileceği sakıncaları uygulamalardan çok iyi görmekte ve bilmekteyiz. Elbette  sayın valiler, mülki amirler devleti temsil etmesine rağmen zaman zaman mülki amirlerin seçimin  sonucunu etkileyebilecek olan davranışlarda bulunduklarını hepimiz görmekteyiz, bilmekteyiz ve  üzüntüyle de karşılamaktayız.
Sayfa 135 -
TBMM B:82 6 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  - 6 2 8 - BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Teklifinin çerçeve 3. maddesi ile 298 sayılı Yasaya  eklenen 5 l/A maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif  ederiz.  Şahin Mengü Atilla Kart İsa Gök  Manisa Konya Mersin  Ali İhsan Köktürk Rahmi Güner Halil Ünlütepe  Zonguldak Ordu Afyonkarahisar  "Seçim bürosu, siyasi partilerin il ve ilçe başkanlıkları ile bağımsız adayların, büronun adresini  ve en az bir sorumlusunun kimlik ve iletişim bilgilerini içeren bildirimi ilçe seçim kuruluna  vermeleriyle açılmış sayılır.  Açılma şartlarını taşımayan seçim bürolarının ilgilisine bu eksikliklerin üç gün içinde  tamamlanması için süre verilir. Bu süreye uyulmaması halinde bürolar, şartlan tamamlanıncaya kadar  seçim kurulunca kapatılır."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Ünlütepe konuşacak Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Ünlütepe.  HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler; seçimlerin temel  hükümleriyle ilgili yasa tasarısının 3'üncü maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde  söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Düzenlemede seçim bürolarının açılmalarında siyasi parti il ve ilçe başkanlıkları ve bağımsız  adayların büronun adresini ve en az bir sorumlusunu seçimin başlangıcından itibaren en büyük mülki  amire bildirilmesi esas alınmaktadır. Bizim değişiklik önergemizde ise buradaki "mülki amiri" yerine  ilçe seçim kurullannın görevlendirilmesi esas alınmıştır. Niçin böyle bir yönteme gidiyoruz?  Hepinizin de bildiği gibi seçimlerin yapımı ve yöntemi Anayasa teminatı altındadır. Anayasa'nın  79'uncu maddesinde yargı organlarının yönetim ve denetimi altında yapılmaktadır. Seçimlerin yargı  denetimi altında yapılmasının asıl sebebi, seçmen iradesinin doğru ve düzgün bir şekilde tespitini  sağlamaktır. Zaten demokrasinin temel öğelerinden birisi de halk iradesinin doğru olarak tespit  edilmesidir. Böyle bir ortamda mülki amirlere seçim bürolarının açılışıyla ilgili olarak bir başvuruda  bulunulmasının getirebileceği sakıncaları uygulamalardan çok iyi görmekte ve bilmekteyiz. Elbette  sayın valiler, mülki amirler devleti temsil etmesine rağmen zaman zaman mülki amirlerin seçimin  sonucunu etkileyebilecek olan davranışlarda bulunduklarını hepimiz görmekteyiz, bilmekteyiz ve  üzüntüyle de karşılamaktayız.  TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  Bu nedenle buradan amaçladığımız asıl konu, seçimlerle ilgili işlemlerin seçimin başlangıç  tarihinden itibaren tamamen seçim kurullarına yönlendirilmesidir. Artık mülki idare amirlerinin,  kaymakamların bu konuda devre dışı bırakılmasının uygun olacağı kanaatindeyiz. Hatta zaman zaman  kamuoyunda tartışıldığı gibi fukara, yoksul kişilere seçim dönemlerinde yapılacak olan sosyal  yardımların da mülki amirlerden alınarak, bunların da seçim kurulları eliyle yurttaşlara  ulaştırılmasının çok daha doğru bir karar olacağına yürekten inanıyomm. Bununla ilgili, bu son  seçimlerde, Vakıflar Genel Müdürlüğü elemanlarının seçimlerden bir gün önce pek çok ilçelerimizde  sosyal yardımları dağıttıklarını gördük. Elbette bu insanların sosyal ihtiyaçları karşılansın ama  seçimlerdeki seçmen iradesini etkilememek amacıyla, dağıtılacak olan kişilerin tespitinden de ilçe  seçim kurullarının sommlu hâle getirilmesi bence hem hakkaniyete hem de seçmen iradesinin daha  uygun bir şekilde tespitine daha yararlı olacağı kanaatindeyim. Bu nedenle, seçim bürolarının  açılması, kapatılması konusunda idareye yetki verilmesi konusunda Komisyonda yapmış olduğumuz  eleştiriler dikkate alınmamış. Bu önergemizle bu konudaki duyarlılığımızı Genel Kurulla paylaşma  ihtiyacı bulmuş bulunuyomz. Kuşkusuz siyasi iktidarın güdümünde bir seçim süreci yaşanmasını  istemiyomz. Demokrasinin gerçekten seçmen iradesini yansıtması için yasal düzenlemelerde daha  dikkatli ve daha özenli davranılması gerektiği inancındayız.  Bu nedenle, vermiş olduğumuz, seçim bürolarının açılışının parti il ve ilçe başkanlıklarınca  mülki idareden alınarak ilçe seçim kurullarına bildirilmesi yönündeki önergemizin Genel Kumlca  dikkate alınmasını ve bu konudaki önergemizin kabulü yönünde oy vermenizi diler, yüce heyetinizi  saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ünlütepe.  Önergeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 3. Maddesi ile 298 Sayılı Kanuna eklenen 5 l/A Maddesinin  birinci fıkrasında yer alan "bankalar ve sendikalara ait bina ve tesisler" ibaresinden sonra gelmek üzere  "ve bu gibi kamu hizmeti görülen binalar" ibaresinin eklenmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.  Akif Akkuş (Mersin) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Akkuş. (MHP sıralarından alkışlar)  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel  Hükümleri ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın  3'üncü maddesinde yapılması istediğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyomm. Yüce  Meclisi saygıyla selamlarım.  Değerli milletvekilleri, 298 sayılı Kanun'un 51 'inci maddesine eklenen 5 l/A maddesi ile  seçimler sırasında açılacak olan seçim bürolarının açılması ve çalışma prensipleri düzenlenmektedir.  Ancak, bu büroların daha önceki seçim yasalarında da olduğu malumunuz. Bu bakımdan ele  - 6 2 9 -
Sayfa 136 -
TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  Bu nedenle buradan amaçladığımız asıl konu, seçimlerle ilgili işlemlerin seçimin başlangıç  tarihinden itibaren tamamen seçim kurullarına yönlendirilmesidir. Artık mülki idare amirlerinin,  kaymakamların bu konuda devre dışı bırakılmasının uygun olacağı kanaatindeyiz. Hatta zaman zaman  kamuoyunda tartışıldığı gibi fukara, yoksul kişilere seçim dönemlerinde yapılacak olan sosyal  yardımların da mülki amirlerden alınarak, bunların da seçim kurulları eliyle yurttaşlara  ulaştırılmasının çok daha doğru bir karar olacağına yürekten inanıyomm. Bununla ilgili, bu son  seçimlerde, Vakıflar Genel Müdürlüğü elemanlarının seçimlerden bir gün önce pek çok ilçelerimizde  sosyal yardımları dağıttıklarını gördük. Elbette bu insanların sosyal ihtiyaçları karşılansın ama  seçimlerdeki seçmen iradesini etkilememek amacıyla, dağıtılacak olan kişilerin tespitinden de ilçe  seçim kurullarının sommlu hâle getirilmesi bence hem hakkaniyete hem de seçmen iradesinin daha  uygun bir şekilde tespitine daha yararlı olacağı kanaatindeyim. Bu nedenle, seçim bürolarının  açılması, kapatılması konusunda idareye yetki verilmesi konusunda Komisyonda yapmış olduğumuz  eleştiriler dikkate alınmamış. Bu önergemizle bu konudaki duyarlılığımızı Genel Kurulla paylaşma  ihtiyacı bulmuş bulunuyomz. Kuşkusuz siyasi iktidarın güdümünde bir seçim süreci yaşanmasını  istemiyomz. Demokrasinin gerçekten seçmen iradesini yansıtması için yasal düzenlemelerde daha  dikkatli ve daha özenli davranılması gerektiği inancındayız.  Bu nedenle, vermiş olduğumuz, seçim bürolarının açılışının parti il ve ilçe başkanlıklarınca  mülki idareden alınarak ilçe seçim kurullarına bildirilmesi yönündeki önergemizin Genel Kumlca  dikkate alınmasını ve bu konudaki önergemizin kabulü yönünde oy vermenizi diler, yüce heyetinizi  saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ünlütepe.  Önergeyi oylarınıza sunuyomm: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 3. Maddesi ile 298 Sayılı Kanuna eklenen 5 l/A Maddesinin  birinci fıkrasında yer alan "bankalar ve sendikalara ait bina ve tesisler" ibaresinden sonra gelmek üzere  "ve bu gibi kamu hizmeti görülen binalar" ibaresinin eklenmesini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.  Akif Akkuş (Mersin) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Akkuş. (MHP sıralarından alkışlar)  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel  Hükümleri ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın  3'üncü maddesinde yapılması istediğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyomm. Yüce  Meclisi saygıyla selamlarım.  Değerli milletvekilleri, 298 sayılı Kanun'un 51 'inci maddesine eklenen 5 l/A maddesi ile  seçimler sırasında açılacak olan seçim bürolarının açılması ve çalışma prensipleri düzenlenmektedir.  Ancak, bu büroların daha önceki seçim yasalarında da olduğu malumunuz. Bu bakımdan ele  - 6 2 9 - TBMM B: 82 6 . 4 . 2010 O: 5  aldığımızda, böyle bir kanuna gerçekten ihtiyaç var mıydı, yok muydu; bu da pek anlaşılmıyor.  Elbette teknolojinin değişmesi, bilgisayar ve İnternetin hayatımıza girmesi bazı yenilikler yapmamızı  gerektiriyor. Ancak, burada belirtilen maddelerin her birinin uygulanmasının Yüksek Seçim  Kurulunun yeni kural ve kaideler koymasına bağlı olduğu da gözlemlenmektedir. Bu yüzden, seçim  sonuçlarının kaydedilmesi ve iletilmesinde, propagandada İnternetin kullanılması konusu da YSK'nın  bir önergesiyle gerçekleştirilebilirdi çünkü bu maddede belirtilen seçim büroları daha önceki yasa  maddesinde de hemen hemen aynı idi. Kısaca, zihniyet değişmedikçe kanunu ne kadar değiştirirsek  değiştirelim fazla bir değişiklik olmayacağı kanaatindeyim.  Buna göre, daha önceki seçimlerde olduğu gibi, seçime katılan aday ve partiler kendi seçim  çevrelerinde seçim çalışmalarını yürütmek üzere seçim büroları açabilmektedirler. Ancak, devlete  ait binalar, vakıflar, üretici birlikleri, kooperatif birlikleri, bankalar ve sendikalara ait bina ve tesisler  bu amaçla kullanılamıyor.  Seçim büroları, adayın vatandaşla iç içe olduğu, seçimlerin en hareketli mekânlarından birisidir;  seçmenlerin kolayca ulaşabildiği, bazı istek ve sorunlarını dile getirdiği birinci basamak teşkilat  organlarıdır. Büroların parti teşkilatının kontrolünde olması ve partinin belirleyeceği bir görevli  tarafından açılıp kapanması ve çevreden talep edilen araç ve gereçlerin il ve ilçe teşkilatlarına  bildirilmesi için, il ve ilçe başkanlarının seçim bürosunun adresini ve bürodaki görevliyi mahallin en  büyük mülki amirine bildirmesiyle açılmaktadır fakat seçim büroları seçimin süresinin başlamasından  sonra da açılabilmektedir.  Seçim bürosu açılışıyla ilgili belgelerin mahallin en büyük mülki amirine verilmesi ve bu belge  ve bilginin mülki amir tarafından ilçe seçim kurullarına gönderilmesi bazen gecikebiliyor. Bu sırada  da özellikle emniyet güçleri ile büro görevlisi arasında bazı olumsuzluklar yaşanabiliyor. Bu yüzden  büroyla ilgili bilgi ve belgelerin bir nüshasının seçim bürosu görevlisi tarafından ilçe seçim kumluna  iletilmesi uygun olur kanaatindeyim. Seçim bürolarının geçici yerler olmasından dolayı kısa zamanda  açılması ve çalışmalarına başlaması gerekiyor. Seçim bürolarının açıldığı yerlerde bulunan karşı  seçmenlerin şikâyeti sık karşılaşılan olaylardandır. Açılma şartları arasında yer alan büro açılacak  yerin sahibinden izin alınması, açılışı geciktiren konulann başında gelmektedir.  Bunun yanında sesli propaganda da seçim bürosu çalışmalarında dikkat edilmesi gereken bir  konudur. Nadiren olsa da bu konuda da anlaşmazlıklar çıkabilmektedir.  Değerli milletvekilleri, seçim bürolarının çalışma sürelerini "09.00'dan 23.00'e kadar açık."  diye belirtiyoruz ancak seçim büroları etrafı rahatsız etmeyecek şekilde bu saatler dışında da  açılabilmeli ve vatandaş buralarda oturup seçim kritikleri yapabilmelidir. Aksi takdirde bazı seçim  büroları açık kalırken bazılarına "Kapatın." uyarısı gelebilir çünkü bunları daha önceki dönemlerde  de sık sık gördük. Yani bakıyomz, özellikle iktidar partisinin seçim büroları açıkken bizim bürolara  geliyorlar, diyorlar ki: "Geç oldu, artık kapatın." Özellikle gece 23.00'ten sonra sesli propagandanın  büro dışından duyulacak şekilde olması yasaklanabilir ancak içeride, etrafı rahatsız etmeden  çalışmaların devam etmesi gerektiği kanaatindeyim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Teşekkür ederim efendim.  Seçim bürolarının seçimlerin vazgeçilmez unsurları olduğunu yukarıda belirtmiştim. Ancak  buraların dikkat edilmediği takdirde birtakım olaylara da sebep olabileceği kanaatindeyim çünkü  buralar kenarda, kıyıda olabilir. Böyle yerlere birtakım saldırıların gerçekleşmesi de söz konusu.  - 6 3 0 -