(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
D Ö N E M : 2 3 CİLT: 65 Y A S A M A Y I L I : 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  83'üncü Birleşim  7 Nisan 2010 Çarşamba  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 805  II. - GELEN KÂĞITLAR 808  III. - YOKLAMALAR 814,884,919  IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 814  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 814:819  1.- Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan'ın, Afyonkarahisar  ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 814:816  2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Özpolat'ın, Avukatlar Günü'ne  ilişkin gündem dışı konuşması 816:817  3.- Hakkâri Milletvekili Rüstem Zeydan'ın, sınır ticareti ve Derecik  beldesinin ilçe olması gerektiğine ilişkin gündem dışı konuşması 817:819  V.- AÇIKLAMALAR 819  1.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci'nin, Türk kadınının seçme ve  seçilme hakkını kazanmasında Türk Kadınlar Birliğinin rolüne ilişkin  açıklaması 819
Sayfa 2 -
D Ö N E M : 2 3 CİLT: 65 Y A S A M A Y I L I : 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  83'üncü Birleşim  7 Nisan 2010 Çarşamba  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar  tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Savfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 805  II. - GELEN KÂĞITLAR 808  III. - YOKLAMALAR 814,884,919  IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 814  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 814:819  1.- Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan'ın, Afyonkarahisar  ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 814:816  2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Özpolat'ın, Avukatlar Günü'ne  ilişkin gündem dışı konuşması 816:817  3.- Hakkâri Milletvekili Rüstem Zeydan'ın, sınır ticareti ve Derecik  beldesinin ilçe olması gerektiğine ilişkin gündem dışı konuşması 817:819  V.- AÇIKLAMALAR 819  1.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci'nin, Türk kadınının seçme ve  seçilme hakkını kazanmasında Türk Kadınlar Birliğinin rolüne ilişkin  açıklaması 819  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  2.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu'nun, Avukatlar Günü'ne iliş­ kin açıklaması 819:820  3.- Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen'in, Avukatlar Günü'ne  ilişkin açıklaması 820  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 820  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 820:828  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  basın, yayın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/658) 820:822  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  balıkçılık sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/659) 822:824  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  pancar üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/660) 824:825  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  Turgut Özal'ın ölümü konusundaki iddiaların araştırılması amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/661) 826:828  VII.- ÖNERİLER 828,862  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 828:858,862:864  1.- (10/480) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşme­ lerinin Genel Kurulun 7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin BDP Grubu önerisi 828:840  2.- (10/348) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşme­ lerinin Genel Kurulun 7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin MHP Grubu önerisi 840:852  3.- (10/654) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşme­ lerinin Genel Kurulun 7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin CHP Grubu önerisi 852:858,862:864  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 858  1.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Tunceli Milletvekili Kamer  Genc'in, AK PARTİ Grubu Başkanına sataşması nedeniyle konuşması 858:859  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Kayseri Milletvekili Mustafa  Elitaş'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 859:861  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON­ LARDAN GELEN DİĞER İŞLER 864,884,919,951,972,1001  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 864:884,884:918,919:943,  951:965,972:1000,1001:1010  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 864  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 865  - 8 0 2 -
Sayfa 3 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  2.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu'nun, Avukatlar Günü'ne iliş­ kin açıklaması 819:820  3.- Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen'in, Avukatlar Günü'ne  ilişkin açıklaması 820  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 820  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 820:828  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  basın, yayın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/658) 820:822  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  balıkçılık sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/659) 822:824  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  pancar üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/660) 824:825  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  Turgut Özal'ın ölümü konusundaki iddiaların araştırılması amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/661) 826:828  VII.- ÖNERİLER 828,862  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 828:858,862:864  1.- (10/480) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşme­ lerinin Genel Kurulun 7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin BDP Grubu önerisi 828:840  2.- (10/348) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşme­ lerinin Genel Kurulun 7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin MHP Grubu önerisi 840:852  3.- (10/654) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşme­ lerinin Genel Kurulun 7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin CHP Grubu önerisi 852:858,862:864  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 858  1.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Tunceli Milletvekili Kamer  Genc'in, AK PARTİ Grubu Başkanına sataşması nedeniyle konuşması 858:859  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Kayseri Milletvekili Mustafa  Elitaş'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 859:861  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON­ LARDAN GELEN DİĞER İŞLER 864,884,919,951,972,1001  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 864:884,884:918,919:943,  951:965,972:1000,1001:1010  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 864  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 865  - 8 0 2 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Ban­ kasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Millet­ lerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 865  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda De­ ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Meh­ met Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışa- nak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Milli­ yetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer  Genc'in, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer  Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636,2/123,  2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) 865:884,884:918,919:943,  951:965,972:1000,1001:1010  X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER 943,965  1.- Kanun teklifine, af niteliği taşıyan yeni madde ihdasına dair öner­ genin oylamasında nitelikli çoğunluk aranıp aranmayacağı hususunda 943:950  2.- Genel Kurulca alınan kararın "7 Nisan 2010 Çarşamba günü 490 sıra  sayılı Kanun Teklifi'nin bitimine kadar görüşülmesi" şeklinde olduğu, saat  24.00'ü geçince 7 Nisanın bittiği ve bu nedenle çalışmalara devam edilip  edilemeyeceği hakkında 965:972  XI.- OYLAMALAR 1001  1.- Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun  ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tek­ lifi'nin 26'ncı maddesinin oylaması 1001:1010  2.- Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun  ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tek­ lifi'nin tümünün oylaması 1001:1010  XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1011  1.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep Çocuk Hasta­ nesindeki sorunlara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/12211) 1011:1012  2.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'te yeni hasta­ neler yapılmasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/12212) 1013:1014  3.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, bir erin ölümü olayına ilişkin  sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül'ün cevabı (7/12235) 1015:1016  - 8 0 3 -
Sayfa 4 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Ban­ kasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Millet­ lerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 865  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve  Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda De­ ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Meh­ met Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışa- nak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Milli­ yetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer  Genc'in, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer  Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636,2/123,  2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) 865:884,884:918,919:943,  951:965,972:1000,1001:1010  X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER 943,965  1.- Kanun teklifine, af niteliği taşıyan yeni madde ihdasına dair öner­ genin oylamasında nitelikli çoğunluk aranıp aranmayacağı hususunda 943:950  2.- Genel Kurulca alınan kararın "7 Nisan 2010 Çarşamba günü 490 sıra  sayılı Kanun Teklifi'nin bitimine kadar görüşülmesi" şeklinde olduğu, saat  24.00'ü geçince 7 Nisanın bittiği ve bu nedenle çalışmalara devam edilip  edilemeyeceği hakkında 965:972  XI.- OYLAMALAR 1001  1.- Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun  ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tek­ lifi'nin 26'ncı maddesinin oylaması 1001:1010  2.- Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun  ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tek­ lifi'nin tümünün oylaması 1001:1010  XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1011  1.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep Çocuk Hasta­ nesindeki sorunlara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/12211) 1011:1012  2.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'te yeni hasta­ neler yapılmasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/12212) 1013:1014  3.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, bir erin ölümü olayına ilişkin  sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül'ün cevabı (7/12235) 1015:1016  - 8 0 3 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  4.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, bir hastanenin tamamlanmasına  ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/12318) 1017:1018  5.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik'in, Mersin'de eğitim ve araştırma  hastanesi açılmasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/12319) 1019:1021  6.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, Bağcılar Devlet Hastanesine  ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/12393) 1022:1023  7.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, Bursa İl Özel İdaresi  yöneticileri hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir  Atalay'ın cevabı (7/12891) 1024:1027  8.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı  (7/13150) 1028:1029  9.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in cevabı  (7/13157) 1030:1032  10.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, 90'ıncı yıl kutlamaları çerçeve­ sinde yapılan bisiklet turunda kullanılan bisikletlere ilişkin sorusu ve Türkiye  Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil'in cevabı (7/13384) 1033:1035  - 8 0 4 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  4.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, bir hastanenin tamamlanmasına  ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/12318) 1017:1018  5.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik'in, Mersin'de eğitim ve araştırma  hastanesi açılmasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı  (7/12319) 1019:1021  6.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, Bağcılar Devlet Hastanesine  ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/12393) 1022:1023  7.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, Bursa İl Özel İdaresi  yöneticileri hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir  Atalay'ın cevabı (7/12891) 1024:1027  8.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı  (7/13150) 1028:1029  9.- Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına  yapılan atamalara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in cevabı  (7/13157) 1030:1032  10.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, 90'ıncı yıl kutlamaları çerçeve­ sinde yapılan bisiklet turunda kullanılan bisikletlere ilişkin sorusu ve Türkiye  Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil'in cevabı (7/13384) 1033:1035  - 8 0 4 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2010  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.03'te açılarak dokuz oturum yaptı.  İzmir Milletvekili Canan Arıtman, Türk kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme  hakkını tanıyan yasanın kabul edilişinin 80'inci yıl dönümüne,  İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Öldürülen Gazeteciler Günü'ne,  Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ve Polis Günü'ne,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Genel Kurulu ziyaret eden Hollanda Senato Başkanı Rene van der Linden'e Başkanlıkça "Hoş  geldiniz" denildi.  Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne, Polis Günü'ne ve Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımının Avrupa ikinciliğine,  Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ve  Polis Günü'ne,  Kütahya Milletvekili Alim Işık, Kütahya'da görevi başında hayatını kaybeden polis memuruna  ve polis teşkilatının kuruluş yıl dönümüne,  Van Milletvekili İkram Dinçer, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, il  kongresi nedeniyle Van'a yaptığı ziyarette meydana gelen olaylara,  İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz  Baykal'a Van'da yapılan saldırının bazı AKP mensupları tarafından organize edildiğine,  Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal'ın,  Van'da kendisine karşı yapılan saldırıyla ilgili olarak, henüz olay araştırılmadan, doğrudan doğruya  AK PARTİ teşkilatına suçlamada bulunmasını yadırgadıklarına,  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Sinop Milletvekili Engin Altay ve 31 milletvekilinin, eğitim fakülteleri mezunlarının  istihdamındaki sorunların (10/654),  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, askerlik hizmetini Doğu ve  Güneydoğu Anadolu'da yapan kişilerin travma geçirdiği iddialarının (10/655),  Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 milletvekilinin, Edirne'de yaşanan su taşkınları  sorununun (10/656),  Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, Bulgaristan Türklerinin ülkemizde ve  Bulgaristan'da yaşadıkları sorunların (10/657),  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemde yerini alacağı  ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Madencilik sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla kurulan (10/67,75,82,122,141,180,193,208,216,229,304,309,320,324,336,337,342,  374, 377,388,404) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev  süresinin bir ay uzatılmasına ilişkin tezkeresi okundu; Komisyona bir ay ek süre verildiği açıklandı.  - 8 0 5 -
Sayfa 6 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.03'te açılarak dokuz oturum yaptı.  İzmir Milletvekili Canan Arıtman, Türk kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme  hakkını tanıyan yasanın kabul edilişinin 80'inci yıl dönümüne,  İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Öldürülen Gazeteciler Günü'ne,  Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ve Polis Günü'ne,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Genel Kurulu ziyaret eden Hollanda Senato Başkanı Rene van der Linden'e Başkanlıkça "Hoş  geldiniz" denildi.  Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne, Polis Günü'ne ve Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımının Avrupa ikinciliğine,  Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ve  Polis Günü'ne,  Kütahya Milletvekili Alim Işık, Kütahya'da görevi başında hayatını kaybeden polis memuruna  ve polis teşkilatının kuruluş yıl dönümüne,  Van Milletvekili İkram Dinçer, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, il  kongresi nedeniyle Van'a yaptığı ziyarette meydana gelen olaylara,  İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz  Baykal'a Van'da yapılan saldırının bazı AKP mensupları tarafından organize edildiğine,  Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal'ın,  Van'da kendisine karşı yapılan saldırıyla ilgili olarak, henüz olay araştırılmadan, doğrudan doğruya  AK PARTİ teşkilatına suçlamada bulunmasını yadırgadıklarına,  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Sinop Milletvekili Engin Altay ve 31 milletvekilinin, eğitim fakülteleri mezunlarının  istihdamındaki sorunların (10/654),  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, askerlik hizmetini Doğu ve  Güneydoğu Anadolu'da yapan kişilerin travma geçirdiği iddialarının (10/655),  Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 20 milletvekilinin, Edirne'de yaşanan su taşkınları  sorununun (10/656),  Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, Bulgaristan Türklerinin ülkemizde ve  Bulgaristan'da yaşadıkları sorunların (10/657),  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemde yerini alacağı  ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Madencilik sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla kurulan (10/67,75,82,122,141,180,193,208,216,229,304,309,320,324,336,337,342,  374, 377,388,404) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev  süresinin bir ay uzatılmasına ilişkin tezkeresi okundu; Komisyona bir ay ek süre verildiği açıklandı.  - 8 0 5 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010  Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında  yer alan (10/589) esas numaralı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da "Hançer Timi" adlı grupların var  olduğu iddialarının belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin  görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP,  Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan  321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010 Salı günkü  birleşiminde yapılmasına, bundan başka bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP,  Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında  yer alan-(10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP,  Grubu önerileri yapılan görüşmelerinden sonra kabul edilmedi.  Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan  476, 472, 474, 475 ve 279 sıra sayılı kanun taşanlarının bu kısmın 8, 13, 14, 15 ve 16'ncı sıralanna  alınmasına; diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun, 6 Nisan 2010 Salı  günkü birleşiminde 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin birinci bölümündeki 17'nci maddenin  görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 7 Nisan 2010 Çarşamba günkü birleşiminde 490 sıra sayılı  Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 8 Nisan 2010 Perşembe günkü birleşiminde  ise 479 sıra sayılı Kanun Tasansı'nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını  sürdürmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.  Konya Milletvekili Özkan Öksüz, Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Cihanbeyli Organize Sanayi  Bölgesinin kurulmasına Sanayi Bakanlığınca izin verilmemesi ve Cihanbeyli Belediyesinin katı atık  borcunun İller Bankası tarafından tahsil edilmesi konusunda yanlış bilgiler verdiğine,  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt  Aslanoğlu'nun, konuşmasında dile getirdiği esnaf, küçük işletme sahiplerinin borçlarına,  İstanbul Milletvekili Ahmet Tan, (10/618) esas numaralı önergeyle faili meçhul siyasi cinayetler  konusunda Meclis araştırması komisyonunun oluşturulmasının, Anayasa tartışmalannın yapıldığı  bugünlerde zamanlaması bakımından da yerinde olacağına,  Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu'nun, Madımak  katliamını kınıyor olmasını teşekkürle karşıladığını ancak Madımak katliamının faili meçhul  cinayetlerden sayılmasının doğru olmadığına, faillerinin belli olduğuna, bu cinayeti işleyenlerin hâlâ  yakalanamamış olmasının Hükümetin aczi olduğuna,  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Konya Milletvekili Faruk Bal, Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün şahsına sataşması nedeniyle  bir konuşma yaptı.  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'nun, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin (2/526) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre  doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  (2/650) esas numaralı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin, bazı üyelerin imzalarını geri almaları sonucu imza sayısı  Anayasa'nın 175'inci maddesinde öngörülen sayının altına düştüğünden, ilk imza sahibine iade  edildiği Genel Kurulun bilgisine sunuldu.  - 8 0 6 -
Sayfa 7 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010  Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında  yer alan (10/589) esas numaralı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da "Hançer Timi" adlı grupların var  olduğu iddialarının belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin  görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP,  Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan  321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin Genel Kurulun 6/4/2010 Salı günkü  birleşiminde yapılmasına, bundan başka bir konunun görüşülmemesine ilişkin MHP,  Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında  yer alan-(10/618) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin görüşmelerinin Genel Kurulun  6/4/2010 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP,  Grubu önerileri yapılan görüşmelerinden sonra kabul edilmedi.  Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan  476, 472, 474, 475 ve 279 sıra sayılı kanun taşanlarının bu kısmın 8, 13, 14, 15 ve 16'ncı sıralanna  alınmasına; diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun, 6 Nisan 2010 Salı  günkü birleşiminde 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin birinci bölümündeki 17'nci maddenin  görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 7 Nisan 2010 Çarşamba günkü birleşiminde 490 sıra sayılı  Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 8 Nisan 2010 Perşembe günkü birleşiminde  ise 479 sıra sayılı Kanun Tasansı'nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını  sürdürmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.  Konya Milletvekili Özkan Öksüz, Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Cihanbeyli Organize Sanayi  Bölgesinin kurulmasına Sanayi Bakanlığınca izin verilmemesi ve Cihanbeyli Belediyesinin katı atık  borcunun İller Bankası tarafından tahsil edilmesi konusunda yanlış bilgiler verdiğine,  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt  Aslanoğlu'nun, konuşmasında dile getirdiği esnaf, küçük işletme sahiplerinin borçlarına,  İstanbul Milletvekili Ahmet Tan, (10/618) esas numaralı önergeyle faili meçhul siyasi cinayetler  konusunda Meclis araştırması komisyonunun oluşturulmasının, Anayasa tartışmalannın yapıldığı  bugünlerde zamanlaması bakımından da yerinde olacağına,  Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu'nun, Madımak  katliamını kınıyor olmasını teşekkürle karşıladığını ancak Madımak katliamının faili meçhul  cinayetlerden sayılmasının doğru olmadığına, faillerinin belli olduğuna, bu cinayeti işleyenlerin hâlâ  yakalanamamış olmasının Hükümetin aczi olduğuna,  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Konya Milletvekili Faruk Bal, Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün şahsına sataşması nedeniyle  bir konuşma yaptı.  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu'nun, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin (2/526) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre  doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  (2/650) esas numaralı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin, bazı üyelerin imzalarını geri almaları sonucu imza sayısı  Anayasa'nın 175'inci maddesinde öngörülen sayının altına düştüğünden, ilk imza sahibine iade  edildiği Genel Kurulun bilgisine sunuldu.  - 8 0 6 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  1 'inci sırasında bulunan (6/914),  128'inci " (6/1395),  136'ncı " " (6/1413),  144'üncü " " (6/1426),  174'üncü " (6/1469),  176'ncı " " (6/1473),  189'uncu J> 55 (6/1494),  190'ıncı " " (6/1495),  191'inci " (6/1496),  192'nci 55 55 (6/1497),  193'üncü " " (6/1498),  194'üncü (6/1500),  195'inci " " (6/1501),  196'ncı " " (6/1503),  230'uncu 55 55 (6/1550),  231 'inci " " (6/1551),  297'nci " " (6/1638),  307'nci " " (6/1650),  309'uncu " " (6/1654),  312'nci " " (6/1658),  314'üncü " " (6/1660),  349'uncu " " (6/1703),  383'üncü " " (6/1748),  389'uncu " " (6/1755),  431'inci " " (6/1806),  432'nci (6/1807),  Esas numaralı sözlü sorulara Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu cevap verdi; soru  sahiplerinden Niğde Milletvekili Mümin İnan ve Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş da  cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar.  Van Milletvekili Özdal Üçer, sözlü sorular cevaplandırılırken zaman aşımına uğrayan konularla  ilgili yapay cevaplar verildiğine, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından atamaları  yapılan Aslan Sinir'le ilgili yolsuzluk iddiasına ve Kızıltepe'deki üniversite sınav uygulamasının  düzeltilmesine gidilip gidilmeyeceğine ilişkin bir açıklamada bulundu.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l 'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  - 8 0 7 -
Sayfa 8 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  1 'inci sırasında bulunan (6/914),  128'inci " (6/1395),  136'ncı " " (6/1413),  144'üncü " " (6/1426),  174'üncü " (6/1469),  176'ncı " " (6/1473),  189'uncu J> 55 (6/1494),  190'ıncı " " (6/1495),  191'inci " (6/1496),  192'nci 55 55 (6/1497),  193'üncü " " (6/1498),  194'üncü (6/1500),  195'inci " " (6/1501),  196'ncı " " (6/1503),  230'uncu 55 55 (6/1550),  231 'inci " " (6/1551),  297'nci " " (6/1638),  307'nci " " (6/1650),  309'uncu " " (6/1654),  312'nci " " (6/1658),  314'üncü " " (6/1660),  349'uncu " " (6/1703),  383'üncü " " (6/1748),  389'uncu " " (6/1755),  431'inci " " (6/1806),  432'nci (6/1807),  Esas numaralı sözlü sorulara Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu cevap verdi; soru  sahiplerinden Niğde Milletvekili Mümin İnan ve Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş da  cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar.  Van Milletvekili Özdal Üçer, sözlü sorular cevaplandırılırken zaman aşımına uğrayan konularla  ilgili yapay cevaplar verildiğine, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından atamaları  yapılan Aslan Sinir'le ilgili yolsuzluk iddiasına ve Kızıltepe'deki üniversite sınav uygulamasının  düzeltilmesine gidilip gidilmeyeceğine ilişkin bir açıklamada bulundu.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l 'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  - 8 0 7 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen ve görüşmelerine devam olunan, Ankara  Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile  Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu  Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin; Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin; Sımak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) 18'inci  maddesine kadar (birinci bölümün tamamı) kabul edildi.  7 Nisan 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  04.01'de son verildi.  Meral AKSENER  Başkan Vekili  Bayram ÖZÇELİK Harun TÜFEKÇİ  Burdur Konya  Kâtip Üye Kâtip Üye •  No.: 117  II.- GELEN KÂĞITLAR  7 Nisan 2010 Çarşamba  Rapor  1.- Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 3 Milletvekilinin; 351 Sayılı Yüksek Öğrenim  Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Bayındırlık,  İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonları Raporları (2/371)  (S. Sayısı: 495) (Dağıtma tarihi: 7.4.2010) (GÜNDEME)  Sözlü Soru Önergeleri  1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, mezun olduğu fakülteye ilişkin Başbakandan sözlü soru  önergesi (6/1974) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, muhtarların çalışma yeri sorununa ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1975) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Et ve Balık Kurumunun et alımına ilişkin Maliye  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1976) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  - 8 0 8 -
Sayfa 9 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen ve görüşmelerine devam olunan, Ankara  Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile  Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu  Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin; Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin; Sımak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) 18'inci  maddesine kadar (birinci bölümün tamamı) kabul edildi.  7 Nisan 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  04.01'de son verildi.  Meral AKSENER  Başkan Vekili  Bayram ÖZÇELİK Harun TÜFEKÇİ  Burdur Konya  Kâtip Üye Kâtip Üye •  No.: 117  II.- GELEN KÂĞITLAR  7 Nisan 2010 Çarşamba  Rapor  1.- Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 3 Milletvekilinin; 351 Sayılı Yüksek Öğrenim  Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Bayındırlık,  İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonları Raporları (2/371)  (S. Sayısı: 495) (Dağıtma tarihi: 7.4.2010) (GÜNDEME)  Sözlü Soru Önergeleri  1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, mezun olduğu fakülteye ilişkin Başbakandan sözlü soru  önergesi (6/1974) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, muhtarların çalışma yeri sorununa ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1975) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Et ve Balık Kurumunun et alımına ilişkin Maliye  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1976) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  - 8 0 8 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta yapılan ihracat ve ithalata ilişkin Devlet  Bakanından (Zafer Çağlayan) sözlü soru önergesi (6/1977) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  5.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan'ın, SGK Teftiş Kurulu Adana Grup Başkanlığının  kapatılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1978)  (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  6.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan'ın, ATAK Helikopter Projesine ilişkin Milli Savunma  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1979) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  7.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan'ın, yangın söndürme hava araçları kiralama ihalesine  ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1980) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  Yazılı Soru Önergeleri  1.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan'ın, yasama dokunulmazlığına ilişkin Türkiye Büyük Millet  Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/13539) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  2.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, karma komisyonla ilgili bir dilekçesine ilişkin Türkiye  Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/13540) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/03/2010)  3.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan'ın, tasarruf genelgelerine ve çiftçilerin borçlarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13541) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  4.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Başbakanlık korumalarına alınacak araçlara ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13542) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  5.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin, GAP Eylem Planı çerçevesinde yapılacak organize  hayvancılık bölgesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13543) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, çiftçilerin bankalara olan borçlarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13544) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  7.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, bir bölgenin kültür ve turizm koruma ve  gelişim bölgesi ilan edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13545) (Başkanlığa geliş  tarihi: 30/03/2010)  8.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, prim borcu olanlara banka kredisi verilmesine  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13546) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  9.- Aydın Milletvekili Recep Taner'in, 17 Ağustos depremiyle ilgili mali verilere ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13547) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  10.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, lokanta işletmelerinden istenen bazı belgelere  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13548) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  11.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, kamu sosyal tesislerinin haksız rekabet  oluşturduğu iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13549) (Başkanlığa geliş tarihi:  30/03/2010)  12.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki TOKİ konutlarının taksit artışlarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13550) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  13.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Devlet sporcusu unvanı alan sporculara ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13551) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  14.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, demokratik açılım toplantılarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13552) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  - 8 0 9 -
Sayfa 10 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0  4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta yapılan ihracat ve ithalata ilişkin Devlet  Bakanından (Zafer Çağlayan) sözlü soru önergesi (6/1977) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  5.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan'ın, SGK Teftiş Kurulu Adana Grup Başkanlığının  kapatılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1978)  (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  6.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan'ın, ATAK Helikopter Projesine ilişkin Milli Savunma  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1979) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  7.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan'ın, yangın söndürme hava araçları kiralama ihalesine  ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1980) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  Yazılı Soru Önergeleri  1.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan'ın, yasama dokunulmazlığına ilişkin Türkiye Büyük Millet  Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/13539) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  2.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, karma komisyonla ilgili bir dilekçesine ilişkin Türkiye  Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/13540) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/03/2010)  3.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan'ın, tasarruf genelgelerine ve çiftçilerin borçlarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13541) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  4.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Başbakanlık korumalarına alınacak araçlara ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13542) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  5.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin, GAP Eylem Planı çerçevesinde yapılacak organize  hayvancılık bölgesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13543) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  6.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, çiftçilerin bankalara olan borçlarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13544) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  7.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, bir bölgenin kültür ve turizm koruma ve  gelişim bölgesi ilan edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13545) (Başkanlığa geliş  tarihi: 30/03/2010)  8.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, prim borcu olanlara banka kredisi verilmesine  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13546) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  9.- Aydın Milletvekili Recep Taner'in, 17 Ağustos depremiyle ilgili mali verilere ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13547) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  10.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, lokanta işletmelerinden istenen bazı belgelere  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13548) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  11.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, kamu sosyal tesislerinin haksız rekabet  oluşturduğu iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13549) (Başkanlığa geliş tarihi:  30/03/2010)  12.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki TOKİ konutlarının taksit artışlarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13550) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  13.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Devlet sporcusu unvanı alan sporculara ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13551) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  14.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, demokratik açılım toplantılarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13552) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  - 8 0 9 - T B M M B: 83 7 . 4 .2010  15.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, turizm sektörünün desteklenmesine ve alman bir ücrete  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13553) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  16.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllümün, Almanya'daki Deniz Feneri davası kapsamında  yapılan istemlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13554) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  17.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, haciz ve keşif işlemlerinde vakıf araçlarının  kullanımına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13555) (Başkanlığa geliş tarihi:  30/03/2010)  18.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, Nevruz kutlamalanndaki bazı eylemlerin soruşturulmasına  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13556) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  19.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, esnafın prim borçlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal  Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13557) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  20.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl'ün, SGK ile TOKİ arasındaki protokole ilişkin Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13558) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  21. - Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, Kuruçaşile'deki ağaç kesimi ve  seyrekleştirmesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13559) (Başkanlığa  geliş tarihi: 29/03/2010)  22.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Kula'da kurulan tehlikeli atık bertaraf tesislerine ilişkin  Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13560) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  23.- Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay'ın, Erzurum'daki HES projelerine ilişkin Çevre ve  Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13561) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  24.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in, bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13562) (Başkan  25.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13563) (Başkan  26.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13564) (Başkan  27.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13565) (Başkan  28.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13566) (Başkan  29.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13567) (Başkan  30.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13568) (Başkan  31. - Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13569) (Başkan  32.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13570) (Başkan  33.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13571) (Başkan  34.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13572) (Başkan  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir baraj yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir baraj yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir baraj yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  - 8 1 0 -
Sayfa 11 -
T B M M B: 83 7 . 4 .2010  15.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, turizm sektörünün desteklenmesine ve alman bir ücrete  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13553) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  16.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllümün, Almanya'daki Deniz Feneri davası kapsamında  yapılan istemlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13554) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  17.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, haciz ve keşif işlemlerinde vakıf araçlarının  kullanımına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13555) (Başkanlığa geliş tarihi:  30/03/2010)  18.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, Nevruz kutlamalanndaki bazı eylemlerin soruşturulmasına  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13556) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  19.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, esnafın prim borçlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal  Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13557) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  20.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl'ün, SGK ile TOKİ arasındaki protokole ilişkin Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13558) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  21. - Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, Kuruçaşile'deki ağaç kesimi ve  seyrekleştirmesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13559) (Başkanlığa  geliş tarihi: 29/03/2010)  22.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Kula'da kurulan tehlikeli atık bertaraf tesislerine ilişkin  Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13560) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  23.- Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay'ın, Erzurum'daki HES projelerine ilişkin Çevre ve  Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13561) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  24.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in, bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13562) (Başkan  25.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13563) (Başkan  26.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13564) (Başkan  27.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13565) (Başkan  28.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13566) (Başkan  29.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13567) (Başkan  30.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13568) (Başkan  31. - Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13569) (Başkan  32.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13570) (Başkan  33.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13571) (Başkan  34.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13572) (Başkan  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir baraj yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir baraj yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir gölet yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  bir baraj yapımına ilişkin Çevre ve Orman  ığa geliş tarihi: 30/03/2010)  - 8 1 0 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010  35.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, bir baraj projesine ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13573) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  36.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'deki bazı sözleşmeli personelin aldığı  ücrete ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi  (7/13574) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  37.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT-2 kanalının TRT Haber olarak  değiştirilmesine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru  önergesi (7/13575) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  38.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Irak'ta tutuklu bulunan Türkmenlere ilişkin Dışişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13576) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  39.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, Suriye Turizm Bakanlığının dağıttığı haritaya  ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13577) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  40.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bazı ihalelerine  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13578) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  41 . - Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, Beykoz'daki bir villanın imar durumuna ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13579) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  42.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, bir cinayet failinin yakalanmasına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13580) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  43.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, bir cinayetin faillerine ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/13581) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  44.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta yakalanan uyuşturucuya ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13582) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  45.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, TEKEL ruhsat bedellerine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13583) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  46.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un, belediyelerin denetlenmesine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13584) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  47.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, Şişli Emniyet Müdürlüğünde yaşanan bir ölüm olayına  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13585) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  48.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı'nın, belediyelere yardım ödeneğine ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13586) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  49.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat Defterdarlığı binasının yıkımına ilişkin  Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13587) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  50.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Simav Gölü arazisinin kullanımına ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13588) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  51.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, bir şube müdürü hakkında basında çıkan haberlere  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13589) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  52.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, ÖSYM'nin sınav merkezi belirlemesinde yaşanan  sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13590) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  53.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, bir ilköğretim okulunun depreme karşı dayanıklılığına  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13591) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  54.- İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın, okula gitmeyen bir çocuğun durumuna ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13592) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  - 8 1 1 -
Sayfa 12 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010  35.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, bir baraj projesine ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13573) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  36.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT'deki bazı sözleşmeli personelin aldığı  ücrete ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi  (7/13574) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  37.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, TRT-2 kanalının TRT Haber olarak  değiştirilmesine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru  önergesi (7/13575) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  38.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Irak'ta tutuklu bulunan Türkmenlere ilişkin Dışişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13576) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  39.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, Suriye Turizm Bakanlığının dağıttığı haritaya  ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13577) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  40.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bazı ihalelerine  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13578) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  41 . - Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, Beykoz'daki bir villanın imar durumuna ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13579) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  42.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın, bir cinayet failinin yakalanmasına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13580) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  43.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, bir cinayetin faillerine ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/13581) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  44.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta yakalanan uyuşturucuya ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13582) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  45.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, TEKEL ruhsat bedellerine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13583) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  46.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un, belediyelerin denetlenmesine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13584) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  47.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, Şişli Emniyet Müdürlüğünde yaşanan bir ölüm olayına  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13585) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  48.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı'nın, belediyelere yardım ödeneğine ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13586) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  49.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat Defterdarlığı binasının yıkımına ilişkin  Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13587) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  50.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Simav Gölü arazisinin kullanımına ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13588) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  51.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, bir şube müdürü hakkında basında çıkan haberlere  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13589) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  52.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, ÖSYM'nin sınav merkezi belirlemesinde yaşanan  sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13590) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  53.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, bir ilköğretim okulunun depreme karşı dayanıklılığına  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13591) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  54.- İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın, okula gitmeyen bir çocuğun durumuna ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13592) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  - 8 1 1 - T B M M B: 83 7 .4 .2010  55.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani'nin, bazı okulların askeri alanlara yakınlığı nedeniyle  yaşanan sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13593) (Başkanlığa geliş  tarihi: 29/03/2010)  56.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, bir Anadolu lisesinin bina ihtiyacına ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13594) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  57.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekicimin, Gaziantep Milli Eğitim İl Müdürüne ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13595) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  58.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, askerlik görevi sırasında intihar ettiği öne sürülen  kişilere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13596) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  59.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, test uçuşunda düşen taarruz helikopterine ilişkin  Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13597) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  60.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, meme kanseri tedavisine ilişkin Sağlık Bakanından  yazılı soru önergesi (7/13598) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  61. - Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, Bartın'daki hava ambulansı  hizmetlerine ve bir olaya ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13599) (Başkanlığa geliş  tarihi: 29/03/2010)  62.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin  kapatılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13600) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  63.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Burhaniye Devlet Hastanesinin ihtiyaçlarına  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13601) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  64.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, saha koordinatörlerine ve ücretlerine ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13602) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  65.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, bir sendika şube başkanı hakkındaki iddialara ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13603) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  66.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Türkiye Jokey Kulübünün damızlık aygır alımına ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13604) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  67.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, mevsimlik tarım işçilerinin desteklenmesine ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13605) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  68.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi'nin, fındık üreticilerinin alan bazlı gelir desteği  başvurularına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13606) (Başkanlığa geliş  tarihi: 29/03/2010)  69.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, zeytin ve zeytinyağı üreticiliği ile ticaretine ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13607) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  70.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, zeytin ve zeytinyağı üretimine ilişkin Tarım ve  Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13608) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  71.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat'ta tarımsal faaliyetlerin desteklenmesine  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13609) (Başkanlığa geliş tarihi:  30/03/2010)  72.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, tarım sektöründe bazı çalışmalar yapılıp  yapılmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13610) (Başkanlığa  geliş tarihi: 30/03/2010)  - 8 1 2 -
Sayfa 13 -
T B M M B: 83 7 .4 .2010  55.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani'nin, bazı okulların askeri alanlara yakınlığı nedeniyle  yaşanan sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13593) (Başkanlığa geliş  tarihi: 29/03/2010)  56.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, bir Anadolu lisesinin bina ihtiyacına ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13594) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  57.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekicimin, Gaziantep Milli Eğitim İl Müdürüne ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13595) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  58.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, askerlik görevi sırasında intihar ettiği öne sürülen  kişilere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13596) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  59.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, test uçuşunda düşen taarruz helikopterine ilişkin  Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13597) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  60.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, meme kanseri tedavisine ilişkin Sağlık Bakanından  yazılı soru önergesi (7/13598) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  61. - Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın, Bartın'daki hava ambulansı  hizmetlerine ve bir olaya ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13599) (Başkanlığa geliş  tarihi: 29/03/2010)  62.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin  kapatılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13600) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  63.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Burhaniye Devlet Hastanesinin ihtiyaçlarına  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13601) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  64.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, saha koordinatörlerine ve ücretlerine ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13602) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  65.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, bir sendika şube başkanı hakkındaki iddialara ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13603) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  66.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Türkiye Jokey Kulübünün damızlık aygır alımına ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13604) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  67.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, mevsimlik tarım işçilerinin desteklenmesine ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13605) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  68.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi'nin, fındık üreticilerinin alan bazlı gelir desteği  başvurularına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13606) (Başkanlığa geliş  tarihi: 29/03/2010)  69.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, zeytin ve zeytinyağı üreticiliği ile ticaretine ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13607) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  70.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, zeytin ve zeytinyağı üretimine ilişkin Tarım ve  Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13608) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  71.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, Yozgat'ta tarımsal faaliyetlerin desteklenmesine  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13609) (Başkanlığa geliş tarihi:  30/03/2010)  72.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, tarım sektöründe bazı çalışmalar yapılıp  yapılmayacağına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13610) (Başkanlığa  geliş tarihi: 30/03/2010)  - 8 1 2 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010  73.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz'ün, Manisa'daki don afetine ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13611) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  74.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, çiftçilerin çeşitli sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13612) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  75.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Siirt-Kurtalan ile Batman Beşiri arasındaki  bölünmüş yola ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13613) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  76.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, Gevaş PTT şubesindeki personel yetersizliğine ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13614) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  77.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir baraj projesinin demiryolu ağına etkilerine ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13615) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  78.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, Ordu ve Giresun illerine yapılacak havaalanına  ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13616) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  79.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, kurulacak küresel lojistik köylerine ilişkin Ulaştırma  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13617) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  80.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği müşavirlerine  ilişkin Devlet Bakanından (Egemen Bağış) yazılı soru önergesi (7/13618) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  81.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin özlük haklarına  yönelik düzenlemelere ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi (7/13619)  (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  82.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, müze olarak kullanılan bazı yerlerin ibadete  açılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13620) (Başkanlığa geliş  tarihi: 30/03/2010)  83.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş'ın, Kars'ta sel felaketine yönelik çalışmalara ilişkin  Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/13621) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  84.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, büyük marketlerin şehir dışına taşınmasına  ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/13622) (Başkanlığa geliş tarihi:  30/03/2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, basın, yayın ve ifade  özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/658) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, balıkçılık sektörünün  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/659) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, pancar üreticilerinin  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/660) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, Turgut Özal'ın ölümü  konusundaki iddiaların araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/661) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  - 8 1 3 -
Sayfa 14 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010  73.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz'ün, Manisa'daki don afetine ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13611) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  74.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, çiftçilerin çeşitli sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13612) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  75.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, Siirt-Kurtalan ile Batman Beşiri arasındaki  bölünmüş yola ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13613) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  76.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, Gevaş PTT şubesindeki personel yetersizliğine ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13614) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  77.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir baraj projesinin demiryolu ağına etkilerine ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13615) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  78.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, Ordu ve Giresun illerine yapılacak havaalanına  ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13616) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  79.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, kurulacak küresel lojistik köylerine ilişkin Ulaştırma  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13617) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  80.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği müşavirlerine  ilişkin Devlet Bakanından (Egemen Bağış) yazılı soru önergesi (7/13618) (Başkanlığa geliş tarihi:  29/03/2010)  81.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin özlük haklarına  yönelik düzenlemelere ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi (7/13619)  (Başkanlığa geliş tarihi: 29/03/2010)  82.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, müze olarak kullanılan bazı yerlerin ibadete  açılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13620) (Başkanlığa geliş  tarihi: 30/03/2010)  83.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş'ın, Kars'ta sel felaketine yönelik çalışmalara ilişkin  Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/13621) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/03/2010)  84.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı'nın, büyük marketlerin şehir dışına taşınmasına  ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/13622) (Başkanlığa geliş tarihi:  30/03/2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, basın, yayın ve ifade  özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/658) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, balıkçılık sektörünün  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/659) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, pancar üreticilerinin  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/660) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, Turgut Özal'ın ölümü  konusundaki iddiaların araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/661) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  - 8 1 3 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşimini açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak sa­ londa bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekilleri­ nin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen  üyelerin ise yoklama pusululanm görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkan­ lığa ulaştırmalarını rica ediyorum.  Yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz, Afyonkarahisar ilinin sorunları hakkında söz isteyen, Afyonkarahisar Mil­ letvekili Sayın Abdülkadir Akcan'a aittir.  Buyurun Sayın Akçan. (MHP sıralarından alkışlar)  Sayın milletvekilleri, çok değerli milletvekilleri; sohbet etmek isteyenler, çay eşliğinde dışarıda  edebilir. Burada oturanlar daha sakin, sessiz bir şekilde dinlerse hepimiz için iyi olacak.  Buyurun Sayın Akçan.  IV- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  /.- Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akçan 'ın, Afyonkarahisar ilinin sorunlarına ilişkin  gündem dışı konuşması  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve televizyon aracılığıyla yüce Türk mil­ letini saygılarımla selamlıyorum ve sözlerime başlarken dün, Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde top­ rağa verdiğimiz 21'inci Dönem Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Doçent Doktor Hüseyin Kalkan'a  şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Allah'tan rahmet, camiamıza ve aile efradına baş­ sağlığı diliyorum.  Değerli milletvekilleri, Afyonkarahisar ilimiz, Anadolu'muzun en önemli kavşak noktalarından  birinde yer almaktadır; cumhuriyetimizin kazanıldığı topraklar üzerinde kurulmuş bir ildir. İnsanla­ rımızın temel geçim kaynağı bitkisel ve hayvansal üretime dayanmaktadır. Hayvansal üretimde yedi  buçuk yıllık AKP İktidarında nelerin yaşandığını, üretimin ne duruma geldiğini, iktidar sözcülerinin  basın önünde, Meclis platformlarında söylediği şirin sözlere rağmen ne durumda olduğunu hem üre­ ticiler hem de tüketiciler daha iyi bilmektedirler.  - 8 1 4 - 7 Nisan 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.04  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
Sayfa 15 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşimini açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak sa­ londa bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekilleri­ nin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen  üyelerin ise yoklama pusululanm görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkan­ lığa ulaştırmalarını rica ediyorum.  Yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz, Afyonkarahisar ilinin sorunları hakkında söz isteyen, Afyonkarahisar Mil­ letvekili Sayın Abdülkadir Akcan'a aittir.  Buyurun Sayın Akçan. (MHP sıralarından alkışlar)  Sayın milletvekilleri, çok değerli milletvekilleri; sohbet etmek isteyenler, çay eşliğinde dışarıda  edebilir. Burada oturanlar daha sakin, sessiz bir şekilde dinlerse hepimiz için iyi olacak.  Buyurun Sayın Akçan.  IV- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  /.- Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akçan 'ın, Afyonkarahisar ilinin sorunlarına ilişkin  gündem dışı konuşması  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve televizyon aracılığıyla yüce Türk mil­ letini saygılarımla selamlıyorum ve sözlerime başlarken dün, Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde top­ rağa verdiğimiz 21'inci Dönem Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Doçent Doktor Hüseyin Kalkan'a  şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Allah'tan rahmet, camiamıza ve aile efradına baş­ sağlığı diliyorum.  Değerli milletvekilleri, Afyonkarahisar ilimiz, Anadolu'muzun en önemli kavşak noktalarından  birinde yer almaktadır; cumhuriyetimizin kazanıldığı topraklar üzerinde kurulmuş bir ildir. İnsanla­ rımızın temel geçim kaynağı bitkisel ve hayvansal üretime dayanmaktadır. Hayvansal üretimde yedi  buçuk yıllık AKP İktidarında nelerin yaşandığını, üretimin ne duruma geldiğini, iktidar sözcülerinin  basın önünde, Meclis platformlarında söylediği şirin sözlere rağmen ne durumda olduğunu hem üre­ ticiler hem de tüketiciler daha iyi bilmektedirler.  - 8 1 4 - 7 Nisan 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.04  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 1 5 - Sekiz yıllık AKP İktidarının ilk yedi yılında, bu zaman zarfında gerçekleşen enflasyonun top­ lam düzeyde yüzde 150'nin üzerine varmasına, çıkmasına rağmen et fiyatlarının sadece yüzde 20  düzeyinde artması, besiciliğin terk edilmesine, süt fiyatlarının reel değeri olan 1 liraya yaklaşırken  birdenbire 35-40 kuruşlara inmesiyle sürdürülebilir bir faaliyet olmaktan çıkmasına ve yetiştiricinin,  doğumuna bir ay kalmış damızlık ineklerini kesime sevk etmek zorunda kalmasına neden olmuştur.  Şimdi et ve süt fiyatlarında yaşanan olumsuz gelişmelerin temel dayanağı budur.  Kendisini bu durumu düzeltmek zorunda hisseden Hükümet kararnameler çıkarmakta ancak,  maalesef bu destekleme kararnameleri hayvancılığın merkezi konumunda olan illerden birisi olan  Afyonkarahisar'ı kapsamamaktadır.  Bitkisel üretimde durum daha vahimdir. 2008-2009 üretim sezonu başında, bitkisel üretimin  temel girdilerinden olan taban gübresi DAP'ın 110 TL'ye kadar daha çıkmasına karşılık daha sonra  30-35 liraya inmesi ve buna karşılık yine, iki ay önce bu fiyatlar seyrederken iki ay sonra, şimdiki  dönemde 60-65 liraya tekrar çıkması üreticiyi ciddi şekilde üretimi terk etme noktasında düşün­ dürmektedir.  Bu girdi fiyatlar eşiğine karşılık üretilen ürünün değer bulmaması başta Sayın Tarım Bakanı  olmak üzere serbest piyasa ekonomisinin hüküm sürmesiyle izah edilmekte, buna karşılık, üreticinin  ürün fiyatı yükseldiği zaman piyasaya Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla müdahale edilebilirken,  her nedense, girdilere müdahale edilmeyerek çiftçi perişan durumda bırakılmaktadır.  Bu durumda olan Türk ve Afyonkarahisar çiftçisi sulamadan kaynaklanan borçlarım TEDAŞ'a  ödeyememekte, Ziraat Bankası, tarım kredi ve TEDAŞ bir önceki yıldan olan borçlarından dolayı ipo­ tek ettiği tarlaları peyderpey satışa sunmakta; bu, en son pazar günü geldiğim Sandıklı ilçemizde de ken­ disini göstermekte, çiftçi tarlasının, ipotek ettirdiği tarlanın icra yoluyla satılmasından şikâyet etmektedir.  Eğer sadece ve yalnızca düşüncesi üretmek ve üretmek olan Türk çiftçisini bu şekilde, serbest  piyasa ekonomisi şartları hüküm sürüyor diye piyasanın kucağına atarsanız ve hiçbir tedbir almaz­ sanız, devletin TEDAŞ'ı marifetiyle de mal varlığını, tarlalarını satışa çıkarırsanız yarın bunların  ürettiği ürünü teker teker başka ülkelerden satın alarak şimdi ödeyebileceğiniz paraları başka ülke­ lerin üreticilerine ödeyerek, onları sübvanse ederek onların ürünlerini sürekli üretilir hâle getirmek  durumunda kalırsınız, Türk çiftçisini perişan edersiniz, bunun sosyal maliyeti de bu ülkeye çok pa­ halıya mal olur.  Değerli milletvekilleri, Afyonkarahisar'ımızın en önemli gelir kaynaklarından bir tanesi de mer­ merdir. Mermerimizi satmak, geçen hafta açıklanan büyüme verilerinde inşaat sektörü yüzde 16,5 ge­ rilemiş iken buna tedbir almak yerine Çin'den getirilen graniti mermerin başkenti Afyon'da Devlet  Hastanesinde kullandırırsanız, o insanlar isyan eder, perişan olduklarını haykırırlar ama maalesef,  1 'i bakan 5 tane AKP milletvekili de bu haykırışa kulak tıkarlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, Afyonkarahisar'ın en önemli so­ runlarından bir tanesi de eğitimdir. En son yapılan 2009 ÖSS sınavı sonuçlanna göre, Afyon, başarı  sıralamasında, 81 ilde 51 'inci sıradadır. Hiçbir doğu şehrinde, imkânsızlıkların hüküm sürdüğü doğu  şehirlerinde bile bu manzaraya gönlümüz razı olmazken batıda Afyonkarahisar'ın böyle bir başarı­ sızlığa, politik nedenlerle, politik baskılarla, öğretmen istihdam etmeyerek, var olan öğretmenlerin  gelir durumunu düzeltip onları aşkla şevkle eğitime hizmet verir hâle getirmeyerek böyle bir başarı­ sızlığa mahkûm etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.
Sayfa 16 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 1 5 - Sekiz yıllık AKP İktidarının ilk yedi yılında, bu zaman zarfında gerçekleşen enflasyonun top­ lam düzeyde yüzde 150'nin üzerine varmasına, çıkmasına rağmen et fiyatlarının sadece yüzde 20  düzeyinde artması, besiciliğin terk edilmesine, süt fiyatlarının reel değeri olan 1 liraya yaklaşırken  birdenbire 35-40 kuruşlara inmesiyle sürdürülebilir bir faaliyet olmaktan çıkmasına ve yetiştiricinin,  doğumuna bir ay kalmış damızlık ineklerini kesime sevk etmek zorunda kalmasına neden olmuştur.  Şimdi et ve süt fiyatlarında yaşanan olumsuz gelişmelerin temel dayanağı budur.  Kendisini bu durumu düzeltmek zorunda hisseden Hükümet kararnameler çıkarmakta ancak,  maalesef bu destekleme kararnameleri hayvancılığın merkezi konumunda olan illerden birisi olan  Afyonkarahisar'ı kapsamamaktadır.  Bitkisel üretimde durum daha vahimdir. 2008-2009 üretim sezonu başında, bitkisel üretimin  temel girdilerinden olan taban gübresi DAP'ın 110 TL'ye kadar daha çıkmasına karşılık daha sonra  30-35 liraya inmesi ve buna karşılık yine, iki ay önce bu fiyatlar seyrederken iki ay sonra, şimdiki  dönemde 60-65 liraya tekrar çıkması üreticiyi ciddi şekilde üretimi terk etme noktasında düşün­ dürmektedir.  Bu girdi fiyatlar eşiğine karşılık üretilen ürünün değer bulmaması başta Sayın Tarım Bakanı  olmak üzere serbest piyasa ekonomisinin hüküm sürmesiyle izah edilmekte, buna karşılık, üreticinin  ürün fiyatı yükseldiği zaman piyasaya Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla müdahale edilebilirken,  her nedense, girdilere müdahale edilmeyerek çiftçi perişan durumda bırakılmaktadır.  Bu durumda olan Türk ve Afyonkarahisar çiftçisi sulamadan kaynaklanan borçlarım TEDAŞ'a  ödeyememekte, Ziraat Bankası, tarım kredi ve TEDAŞ bir önceki yıldan olan borçlarından dolayı ipo­ tek ettiği tarlaları peyderpey satışa sunmakta; bu, en son pazar günü geldiğim Sandıklı ilçemizde de ken­ disini göstermekte, çiftçi tarlasının, ipotek ettirdiği tarlanın icra yoluyla satılmasından şikâyet etmektedir.  Eğer sadece ve yalnızca düşüncesi üretmek ve üretmek olan Türk çiftçisini bu şekilde, serbest  piyasa ekonomisi şartları hüküm sürüyor diye piyasanın kucağına atarsanız ve hiçbir tedbir almaz­ sanız, devletin TEDAŞ'ı marifetiyle de mal varlığını, tarlalarını satışa çıkarırsanız yarın bunların  ürettiği ürünü teker teker başka ülkelerden satın alarak şimdi ödeyebileceğiniz paraları başka ülke­ lerin üreticilerine ödeyerek, onları sübvanse ederek onların ürünlerini sürekli üretilir hâle getirmek  durumunda kalırsınız, Türk çiftçisini perişan edersiniz, bunun sosyal maliyeti de bu ülkeye çok pa­ halıya mal olur.  Değerli milletvekilleri, Afyonkarahisar'ımızın en önemli gelir kaynaklarından bir tanesi de mer­ merdir. Mermerimizi satmak, geçen hafta açıklanan büyüme verilerinde inşaat sektörü yüzde 16,5 ge­ rilemiş iken buna tedbir almak yerine Çin'den getirilen graniti mermerin başkenti Afyon'da Devlet  Hastanesinde kullandırırsanız, o insanlar isyan eder, perişan olduklarını haykırırlar ama maalesef,  1 'i bakan 5 tane AKP milletvekili de bu haykırışa kulak tıkarlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, Afyonkarahisar'ın en önemli so­ runlarından bir tanesi de eğitimdir. En son yapılan 2009 ÖSS sınavı sonuçlanna göre, Afyon, başarı  sıralamasında, 81 ilde 51 'inci sıradadır. Hiçbir doğu şehrinde, imkânsızlıkların hüküm sürdüğü doğu  şehirlerinde bile bu manzaraya gönlümüz razı olmazken batıda Afyonkarahisar'ın böyle bir başarı­ sızlığa, politik nedenlerle, politik baskılarla, öğretmen istihdam etmeyerek, var olan öğretmenlerin  gelir durumunu düzeltip onları aşkla şevkle eğitime hizmet verir hâle getirmeyerek böyle bir başarı­ sızlığa mahkûm etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Değerli milletvekilleri, bir durum da, en önemli gelir kaynaklarımızdan bir tanesi termal turizm.  Termal turizme yurt dışından müşteri getirebilmek için ihtiyaç duyulan havaalanı yılan hikâyesine  döndürülmüştür. Bu Hükümetin sekiz yıllık beceriksiz politikaları sonunda bir askerî havaalanını  sivil amaçlı kullanmaya hazır hâle getirmek bir yana yeni yeni havaalanı arayışına girerek Afyonluyu  perişan etmektesiniz.  Bu düşüncelerle hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akçan.  Gündem dışı ikinci söz 5 Nisan Avukatlar Günü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili  Sayın Mehmet Ali Özpolat'a aittir.  Buyurun Sayın Özpolat. (CHP sıralarından alkışlar)  2.-İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Özpolat 'ın, Avukatlar Günü 'ne ilişkin gündem dışı konuşması  MEHMET ALİ ÖZPOLAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5 Nisan Avukat­ lar Günü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla se­ lamlıyorum.  Bilindiği gibi yargının üç kurucu unsuru vardır: Birisi iddia, savunma ve hükümdür. Savunma  hakkı kutsaldır ve hak arama özgürlüğünün güvencesidir. Ancak bu önemli mesleğin üyeleri bugün  son derece zor koşullarda çalışıyorlar. Sorunlar, hukuk eğitimi sırasında ve mesleğe giriş aşamasında  başlıyor. Siyasal nedenlerle açılan hukuk fakülteleri eğitimin kalitesini düşürüyor. Meslek içi eğitim  sosyal güvenlik ve diğer özlük sorunları yasal güvence gerektiriyor. Stajyer avukatlar sosyal güven­ likten yararlanamıyor. Güç şartlarda büyük yolsuzluk davalarına bakan kamu avukatları yeteri kadar  bağımsızlığa sahip değildir. Avukatın can güvenliği bulunmuyor, meslektaşlarımız kelle koltukta ça­ lışıyorlar. Ceza Muhakemeleri Kanunumdan doğan sorunlar yıllardır çözülemiyor, zorunlu müdafı- lik ücreti bunların başında geliyor. Avukatlar hem alacaklarını zamanında tahsil edemiyorlar hem de  KDV borçlarına faiz yüklenmesinden mağdur durumdular. Avukatlık kimliği bazı kurumlarca resmî  belge olarak sayılmıyor. Avukat dosya incelemek isterken engelleniyor, savunmanın inceleme yet­ kisinin adil yargılama için önemli bir güvence olduğu unutuluyor. Cezaevi ve adliye girişleri daima  sorunlu, müvekkille görüşme koşulları da aynı durumda.  Bütün bunların yanında bir de Ulusal Yargı Projesi var. Avukatlar buna "ayıp" yani "avukata yar­ gıda ızdırap projesi" diyorlar. Örneği sadece İsrail ve Singapur'da bulunan proje, başlı başına hu­ kuksuzluk abidesidir.  Tüm bunların ve süremize sığmayacak onlarca sorunun savunmanın elini kolunu bağladığı or­ tadadır. Bu sorunlara barolarla birlikte çözüm aranması yıllardır söylenen bir şeydir ama kimse buna  kulak asmamaktadır. Çağdaş bir avukatlık yasası hukukumuzun en acil sorunudur. Ancak bugün si­ yasal iktidar hukukun ihtiyaçlarını değil kendi ihtiyaçlarını giderme telaşındadır. Dayatılan Anayasa  değişikliği de bundan dolayıdır.  Bugün, yargı, tarihin en ağır saldırısı altındadır. Yüce Meclisin çatısı altında cumhuriyet tarihi­ nin en kötü niyetli girişimi gerçekleştirilmek üzeredir. Anayasa Mahkemesinin, Hâkimler ve Savcı­ lar Yüksek Kurulunun yapısının değiştirilmesi ve parti kapatılmanın güçleştirilmesi demokrasimizin  değil AKP'nin ihtiyacından doğmuştur. Bu girişimde yargı bağımsızlığı ortadan kalkacaktır, güçler  ayrılığı ve hukukun üstünlüğü bitecektir. Askerî darbe Anayasası yerini AKP anayasasına bıraka­ caktır. Bu girişimle yargı teslim alınıyor, kuşatılıyor, demokrasi ve hukuk ayaklar altına alınıyor.  Hedeflenen, AKP'ye hesap sormayacak bir yargı oluşturmaktır. Yapılmak istenen, yüksek yargı ve  idari yargıyı tümüyle siyasetin emrine vermektir ve bunun sonu da sivil dikta rejimidir.  - 8 1 6 -
Sayfa 17 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Değerli milletvekilleri, bir durum da, en önemli gelir kaynaklarımızdan bir tanesi termal turizm.  Termal turizme yurt dışından müşteri getirebilmek için ihtiyaç duyulan havaalanı yılan hikâyesine  döndürülmüştür. Bu Hükümetin sekiz yıllık beceriksiz politikaları sonunda bir askerî havaalanını  sivil amaçlı kullanmaya hazır hâle getirmek bir yana yeni yeni havaalanı arayışına girerek Afyonluyu  perişan etmektesiniz.  Bu düşüncelerle hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akçan.  Gündem dışı ikinci söz 5 Nisan Avukatlar Günü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili  Sayın Mehmet Ali Özpolat'a aittir.  Buyurun Sayın Özpolat. (CHP sıralarından alkışlar)  2.-İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Özpolat 'ın, Avukatlar Günü 'ne ilişkin gündem dışı konuşması  MEHMET ALİ ÖZPOLAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5 Nisan Avukat­ lar Günü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla se­ lamlıyorum.  Bilindiği gibi yargının üç kurucu unsuru vardır: Birisi iddia, savunma ve hükümdür. Savunma  hakkı kutsaldır ve hak arama özgürlüğünün güvencesidir. Ancak bu önemli mesleğin üyeleri bugün  son derece zor koşullarda çalışıyorlar. Sorunlar, hukuk eğitimi sırasında ve mesleğe giriş aşamasında  başlıyor. Siyasal nedenlerle açılan hukuk fakülteleri eğitimin kalitesini düşürüyor. Meslek içi eğitim  sosyal güvenlik ve diğer özlük sorunları yasal güvence gerektiriyor. Stajyer avukatlar sosyal güven­ likten yararlanamıyor. Güç şartlarda büyük yolsuzluk davalarına bakan kamu avukatları yeteri kadar  bağımsızlığa sahip değildir. Avukatın can güvenliği bulunmuyor, meslektaşlarımız kelle koltukta ça­ lışıyorlar. Ceza Muhakemeleri Kanunumdan doğan sorunlar yıllardır çözülemiyor, zorunlu müdafı- lik ücreti bunların başında geliyor. Avukatlar hem alacaklarını zamanında tahsil edemiyorlar hem de  KDV borçlarına faiz yüklenmesinden mağdur durumdular. Avukatlık kimliği bazı kurumlarca resmî  belge olarak sayılmıyor. Avukat dosya incelemek isterken engelleniyor, savunmanın inceleme yet­ kisinin adil yargılama için önemli bir güvence olduğu unutuluyor. Cezaevi ve adliye girişleri daima  sorunlu, müvekkille görüşme koşulları da aynı durumda.  Bütün bunların yanında bir de Ulusal Yargı Projesi var. Avukatlar buna "ayıp" yani "avukata yar­ gıda ızdırap projesi" diyorlar. Örneği sadece İsrail ve Singapur'da bulunan proje, başlı başına hu­ kuksuzluk abidesidir.  Tüm bunların ve süremize sığmayacak onlarca sorunun savunmanın elini kolunu bağladığı or­ tadadır. Bu sorunlara barolarla birlikte çözüm aranması yıllardır söylenen bir şeydir ama kimse buna  kulak asmamaktadır. Çağdaş bir avukatlık yasası hukukumuzun en acil sorunudur. Ancak bugün si­ yasal iktidar hukukun ihtiyaçlarını değil kendi ihtiyaçlarını giderme telaşındadır. Dayatılan Anayasa  değişikliği de bundan dolayıdır.  Bugün, yargı, tarihin en ağır saldırısı altındadır. Yüce Meclisin çatısı altında cumhuriyet tarihi­ nin en kötü niyetli girişimi gerçekleştirilmek üzeredir. Anayasa Mahkemesinin, Hâkimler ve Savcı­ lar Yüksek Kurulunun yapısının değiştirilmesi ve parti kapatılmanın güçleştirilmesi demokrasimizin  değil AKP'nin ihtiyacından doğmuştur. Bu girişimde yargı bağımsızlığı ortadan kalkacaktır, güçler  ayrılığı ve hukukun üstünlüğü bitecektir. Askerî darbe Anayasası yerini AKP anayasasına bıraka­ caktır. Bu girişimle yargı teslim alınıyor, kuşatılıyor, demokrasi ve hukuk ayaklar altına alınıyor.  Hedeflenen, AKP'ye hesap sormayacak bir yargı oluşturmaktır. Yapılmak istenen, yüksek yargı ve  idari yargıyı tümüyle siyasetin emrine vermektir ve bunun sonu da sivil dikta rejimidir.  - 8 1 6 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 1  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; avukatlar ve onların meslek örgütleri, hukukun katledil­ diği bu Anayasa değişikliğinden endişelidirler. Yargının her türlü tehdit ve etkiden uzak, tam ba­ ğımsızlık içinde görev yapması avukatların temel isteğidir. Avukatlar ve tüm çağdaş hukukçular adına  diyorum ki: Geç değil, gelin, vazgeçin, yargının kodlarıyla oynamayın, altında bulunduğumuz yüce  Meclis çatısını da bu suça vasıta yapmayın; hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını ortadan  kaldırmayın. Unutmayın ki bağımsız mahkemelerde adil yargılama hakkı bir gün gelecek size de  lazım olacaktır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu düşüncelerle ülkenin dört bir yanında laik, demokra­ tik, hukuk devleti için sadakatle görev yapan tüm yargı mensuplarına minnet borçlu olduğumuzu  ifade etmek istiyorum.  Az önce, keşke Adalet Bakanımız... Bildiğim kadarıyla kendisi de bir avukattır. Hep yıllardır  söylüyoruz: Siyaset bir meslek değildir, yarın dönecektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET ALİ ÖZPOLAT (Devamla) - Umarım, tekrar avukatlık yapmak zorunda kalmaz.  Herhalde o zaman meslektaşlarına gittiğinde, o koridorlarda dolaşırken, ben de göğsünü gere gere  "Ya, yargıya, hukuka şu hizmetleri yaptım." der diye düşünüyorum. İnşallah, onları bir gün yüzünün  akıyla söylemek nasip olur kendisine.  Tüm meslektaşlarımın, tüm hukukçuların "Avukatlar Günü"nü kutluyor, yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Gündem dışı üçüncü söz, sınır ticareti ve Derecik beldesi hakkında söz isteyen  Hakkâri Milletvekili Sayın Rüstem Zeydan'a aittir.  Buyurun Sayın Zeydan.  3.- Hakkâri Milletvekili Rüstem Zeydan 'ın, sınır ticareti ve Derecik beldesinin ilçe olması ge­ rektiğine ilişkin gündem dışı konuşması  RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri) - Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; yüce Genel Kurulu  sevgiyle saygıyla selamlıyorum.  Bahse konu olan Derecik beldesi ülkemizin Irak devletiyle sınırının kesiştiği en uç köşede olan  bir yerleşim birimidir. 8.670 nüfusa sahip olan bu ilçemiz hinterlandıyla birlikte 17 bin civarında bir  nüfusa hem yakınlık oluşturmakta hem de hizmet götürmeye çalışmaktadır. 6 tane büyükçe mahal­ lesi, 2 tane ana köyü, 29 tane de mezrası vardır.  Gerçekten de Hakkâri ilimize 195 kilometre uzaklıkta, Şemdinli ilçemize 65 kilometre uzak­ lıkta, Irak sınırına da belde merkezi 4 kilometre uzaklıkta bulunmakta. Beldenin "mezra" diye tabir  ettiğimiz yakınındaki yerleşim birimleri de Irak sınırına sıfır noktadadır.  Maden yatakları, zengin kömür yatakları ve çimentonun ana maddesi olan "klinger" dediğimiz  maden yataklarından zengin bir beldemizdir.  Gerçekten de konumu itibarıyla ilçe olmayı fazlasıyla hak etmektedir. Neden ilçe olmayı hak et­ mektedir? Hem stratejik anlamda hem ekonomik anlamda hem sınai anlamında, bu anlamda eldeki  verilerle de karşılaştırıldığında ve değerlendirildiğinde bölgeye ve orada yaşayan insanlara daha iyi  bir hizmet götürülebilme şansı olacaktır. Bu konuda Millî Savunma Bakanlığımızın, Hakkâri Valili­ ğimizin ve kadirşinas hemşehrilerimizin yoğun istek, arzulan ve teknik kapasiteyi oluşturan, teknik  vasıftaki arkadaşlarımızın da bu anlamda talebi vardır.  - 8 1 7 -
Sayfa 18 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 1  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; avukatlar ve onların meslek örgütleri, hukukun katledil­ diği bu Anayasa değişikliğinden endişelidirler. Yargının her türlü tehdit ve etkiden uzak, tam ba­ ğımsızlık içinde görev yapması avukatların temel isteğidir. Avukatlar ve tüm çağdaş hukukçular adına  diyorum ki: Geç değil, gelin, vazgeçin, yargının kodlarıyla oynamayın, altında bulunduğumuz yüce  Meclis çatısını da bu suça vasıta yapmayın; hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını ortadan  kaldırmayın. Unutmayın ki bağımsız mahkemelerde adil yargılama hakkı bir gün gelecek size de  lazım olacaktır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu düşüncelerle ülkenin dört bir yanında laik, demokra­ tik, hukuk devleti için sadakatle görev yapan tüm yargı mensuplarına minnet borçlu olduğumuzu  ifade etmek istiyorum.  Az önce, keşke Adalet Bakanımız... Bildiğim kadarıyla kendisi de bir avukattır. Hep yıllardır  söylüyoruz: Siyaset bir meslek değildir, yarın dönecektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET ALİ ÖZPOLAT (Devamla) - Umarım, tekrar avukatlık yapmak zorunda kalmaz.  Herhalde o zaman meslektaşlarına gittiğinde, o koridorlarda dolaşırken, ben de göğsünü gere gere  "Ya, yargıya, hukuka şu hizmetleri yaptım." der diye düşünüyorum. İnşallah, onları bir gün yüzünün  akıyla söylemek nasip olur kendisine.  Tüm meslektaşlarımın, tüm hukukçuların "Avukatlar Günü"nü kutluyor, yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Gündem dışı üçüncü söz, sınır ticareti ve Derecik beldesi hakkında söz isteyen  Hakkâri Milletvekili Sayın Rüstem Zeydan'a aittir.  Buyurun Sayın Zeydan.  3.- Hakkâri Milletvekili Rüstem Zeydan 'ın, sınır ticareti ve Derecik beldesinin ilçe olması ge­ rektiğine ilişkin gündem dışı konuşması  RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri) - Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; yüce Genel Kurulu  sevgiyle saygıyla selamlıyorum.  Bahse konu olan Derecik beldesi ülkemizin Irak devletiyle sınırının kesiştiği en uç köşede olan  bir yerleşim birimidir. 8.670 nüfusa sahip olan bu ilçemiz hinterlandıyla birlikte 17 bin civarında bir  nüfusa hem yakınlık oluşturmakta hem de hizmet götürmeye çalışmaktadır. 6 tane büyükçe mahal­ lesi, 2 tane ana köyü, 29 tane de mezrası vardır.  Gerçekten de Hakkâri ilimize 195 kilometre uzaklıkta, Şemdinli ilçemize 65 kilometre uzak­ lıkta, Irak sınırına da belde merkezi 4 kilometre uzaklıkta bulunmakta. Beldenin "mezra" diye tabir  ettiğimiz yakınındaki yerleşim birimleri de Irak sınırına sıfır noktadadır.  Maden yatakları, zengin kömür yatakları ve çimentonun ana maddesi olan "klinger" dediğimiz  maden yataklarından zengin bir beldemizdir.  Gerçekten de konumu itibarıyla ilçe olmayı fazlasıyla hak etmektedir. Neden ilçe olmayı hak et­ mektedir? Hem stratejik anlamda hem ekonomik anlamda hem sınai anlamında, bu anlamda eldeki  verilerle de karşılaştırıldığında ve değerlendirildiğinde bölgeye ve orada yaşayan insanlara daha iyi  bir hizmet götürülebilme şansı olacaktır. Bu konuda Millî Savunma Bakanlığımızın, Hakkâri Valili­ ğimizin ve kadirşinas hemşehrilerimizin yoğun istek, arzulan ve teknik kapasiteyi oluşturan, teknik  vasıftaki arkadaşlarımızın da bu anlamda talebi vardır.  - 8 1 7 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 1 8 - Derecik beldesi aynı zamanda bir sınır ticaret merkezinin yasal olarak kapısının açık olduğu  ama fiilî olarak, güvenlik boyutunun sorunlarından dolayı, sınır ticaretinin daha uygulanamadığı bir  alandadır. Dolayısıyla da bu belde hüviyetinden başka bir hüviyete geçirildiği takdirde, bu altyapı­ sına artı bir değer oluşturulacağı gibi sınır ticaretine de ciddi anlamda bir katkı sağlayacaktır.  Kendi seçim bölgem olan Hakkâri ilinde Esendere Gümrük Kapımızın İran'la ticaret anlamında  bir kapısı mevcuttur. Fakat hepinizin malumları olduğu üzere, kapalı ve sorunlu bir ekonomiye sahip  olan İran'ı tercih etmektense, gerçekten dışa bağımlı bile olsa, ama yüksek bir ticari potansiyeli olan  Irak'la ticaretin geliştirilmesinde ciddi anlamda büyük fayda vardır. Bunun içindir ki, Çukurca ilçe­ mizin Üzümlü köyü ve Şemdinli ilçemizin Derecik beldesinin sınır kapılan yasal olarak bulunma­ sına rağmen fiili olarak faal değildir. Hükümetimizin üstün gayretleri vardır. Bu ayın sonuna doğru  da Sayın Devlet Bakanımız Zafer Çağlayan Bey Kuzey Irak yönetimi ile görüşmelerde bulunmak  üzere, özellikle de bu sınır ticareti anlamında bir istişare toplantısı gerçekleştirecektir. Umarım ki,  ilimdeki bu sınır ticaret kapılanna da bir hayatiyet kazandınlacaktır.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sınır ticareti Irak devletiyle.  RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Irak Devleti ile evet.  OKTAY VURAL (İzmir) - Kuzey Irak diye bir devlet yok, ona göre!  RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Hayır, hayır, Kuzey Irak yönetimi ve Irak devleti ile. Evet,  evet, Irak devleti ile görüşmelerde bulunacak. Oradaki güvenlik boyutu değerlendirilecektir Kuzey  Irak'la.  Dolayısıyla da Derecik beldesinin bu anlamda da önemi çok büyüktür; hem ekonomik anlamda  hem stratejik anlamda hem de gerçekten siyasi anlamda komşulanmızla olan ilişkilerimiz ve müna­ sebetlerimizi bu anlamda da perçinleyecektir.  Zaten Hükümetimizin yaptığı gayretler neticesinde de Van'dan Hakkâri ilimize kadar olan 200  kilometre civarındaki yolumuz bu sene yatırıma girmiştir. Yüksekova Havaalanı yer teslimi bugün­ lerde yapılmaktadır. Bu anlamda da hem ulaşım şartlanmızın daha iyi koşullara getirilmesi bölge­ mizin ekonomisine katkı sağlayacağı gibi, üniversitemiz de bu anlamda yenidir ve üniversitemizin  altyapısına da ciddi anlamda destek olacaktır.  Dolayısıyla da Derecik beldemizin ilçe yapılması hususunda 6 Hazirandan beri benim, yüce  Meclis Başkanlığında bekleyen kanun teklifim vardır. İnanıyorum ki yüce Meclisin vereceği değerli  katkılarıyla hem stratejik hem ticari hem ekonomik katma değer anlamında oluşturulabilecek bir  sonuç itibanyla, ilçe yapılması konusunda, bu anlamda ilin ekonomisine de ciddi katkı sağlayacaktır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Derecik beldesi yoğun kış şartlannın yaşandığı bir belde olmamakla birlikte, Şemdinli'yle olan  65 kilometrelik yol ağı çerçevesinde kışın ulaşım problemi yaşamaktadır. Ciddi kış şartları yoğun­ luk kazanmaktadır. Dolayısıyla da Hükümetimiz döneminde bu 65 kilometrelik yol devlet kara yolu  ağına aldırılmıştır. Bütün bu altyapılar ilçe olmayı hak etmektedir. Bir lisesi mevcuttur, yatılı okulu  mevcuttur, yeterli sayıda derslikleri vardır, sağlık ocağı vardır ve her türlü altyapısı bu işe uygundur.  Dolayısıyla da yüce Meclisin takdirleri mazhar olur ise Derecik beldemizin ülkemize, milleti­ mize, bölgemize ciddi katkıları olacaktır bu anlamda. Şimdiden katkılarınıza teşekkür ediyor ve he­ pinizi sevgi dolu saygılarımla selamlıyorum efendim. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)
Sayfa 19 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 1 8 - Derecik beldesi aynı zamanda bir sınır ticaret merkezinin yasal olarak kapısının açık olduğu  ama fiilî olarak, güvenlik boyutunun sorunlarından dolayı, sınır ticaretinin daha uygulanamadığı bir  alandadır. Dolayısıyla da bu belde hüviyetinden başka bir hüviyete geçirildiği takdirde, bu altyapı­ sına artı bir değer oluşturulacağı gibi sınır ticaretine de ciddi anlamda bir katkı sağlayacaktır.  Kendi seçim bölgem olan Hakkâri ilinde Esendere Gümrük Kapımızın İran'la ticaret anlamında  bir kapısı mevcuttur. Fakat hepinizin malumları olduğu üzere, kapalı ve sorunlu bir ekonomiye sahip  olan İran'ı tercih etmektense, gerçekten dışa bağımlı bile olsa, ama yüksek bir ticari potansiyeli olan  Irak'la ticaretin geliştirilmesinde ciddi anlamda büyük fayda vardır. Bunun içindir ki, Çukurca ilçe­ mizin Üzümlü köyü ve Şemdinli ilçemizin Derecik beldesinin sınır kapılan yasal olarak bulunma­ sına rağmen fiili olarak faal değildir. Hükümetimizin üstün gayretleri vardır. Bu ayın sonuna doğru  da Sayın Devlet Bakanımız Zafer Çağlayan Bey Kuzey Irak yönetimi ile görüşmelerde bulunmak  üzere, özellikle de bu sınır ticareti anlamında bir istişare toplantısı gerçekleştirecektir. Umarım ki,  ilimdeki bu sınır ticaret kapılanna da bir hayatiyet kazandınlacaktır.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sınır ticareti Irak devletiyle.  RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Irak Devleti ile evet.  OKTAY VURAL (İzmir) - Kuzey Irak diye bir devlet yok, ona göre!  RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Hayır, hayır, Kuzey Irak yönetimi ve Irak devleti ile. Evet,  evet, Irak devleti ile görüşmelerde bulunacak. Oradaki güvenlik boyutu değerlendirilecektir Kuzey  Irak'la.  Dolayısıyla da Derecik beldesinin bu anlamda da önemi çok büyüktür; hem ekonomik anlamda  hem stratejik anlamda hem de gerçekten siyasi anlamda komşulanmızla olan ilişkilerimiz ve müna­ sebetlerimizi bu anlamda da perçinleyecektir.  Zaten Hükümetimizin yaptığı gayretler neticesinde de Van'dan Hakkâri ilimize kadar olan 200  kilometre civarındaki yolumuz bu sene yatırıma girmiştir. Yüksekova Havaalanı yer teslimi bugün­ lerde yapılmaktadır. Bu anlamda da hem ulaşım şartlanmızın daha iyi koşullara getirilmesi bölge­ mizin ekonomisine katkı sağlayacağı gibi, üniversitemiz de bu anlamda yenidir ve üniversitemizin  altyapısına da ciddi anlamda destek olacaktır.  Dolayısıyla da Derecik beldemizin ilçe yapılması hususunda 6 Hazirandan beri benim, yüce  Meclis Başkanlığında bekleyen kanun teklifim vardır. İnanıyorum ki yüce Meclisin vereceği değerli  katkılarıyla hem stratejik hem ticari hem ekonomik katma değer anlamında oluşturulabilecek bir  sonuç itibanyla, ilçe yapılması konusunda, bu anlamda ilin ekonomisine de ciddi katkı sağlayacaktır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Derecik beldesi yoğun kış şartlannın yaşandığı bir belde olmamakla birlikte, Şemdinli'yle olan  65 kilometrelik yol ağı çerçevesinde kışın ulaşım problemi yaşamaktadır. Ciddi kış şartları yoğun­ luk kazanmaktadır. Dolayısıyla da Hükümetimiz döneminde bu 65 kilometrelik yol devlet kara yolu  ağına aldırılmıştır. Bütün bu altyapılar ilçe olmayı hak etmektedir. Bir lisesi mevcuttur, yatılı okulu  mevcuttur, yeterli sayıda derslikleri vardır, sağlık ocağı vardır ve her türlü altyapısı bu işe uygundur.  Dolayısıyla da yüce Meclisin takdirleri mazhar olur ise Derecik beldemizin ülkemize, milleti­ mize, bölgemize ciddi katkıları olacaktır bu anlamda. Şimdiden katkılarınıza teşekkür ediyor ve he­ pinizi sevgi dolu saygılarımla selamlıyorum efendim. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 1  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Zeydan.  60'ıncı maddeye göre pek kısa söz talepleri vardır.  Sayın Birinci...  V.- AÇIKLAMALAR  /.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci'nin, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını kazanma­ sında Türk Kadınlar Birliğinin rolüne ilişkin açıklaması  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli Meclis üyeleri; dün, Sayın Canan Arıt­ man, Belediye Seçimlerinde Seçme ve Seçilme Hakkı Yasası'nın çıkmasının 80'inci yılında bir ko­ nuşma yaptı, kendilerine teşekkür ediyorum. Ancak kadınlarımızın seçme ve seçilme hakkını  almasında bazı hareket noktalarını çok iyi bilmek gerekir. Bu ortaöğretim bilgilerine yeni bilgileri­ mizi katmak gerekiyor. Sayıyorum:  1) Cumhuriyetinin kurulmasıyla kadınlarımızın siyasi talepleri arttı. 1923'te kadınlarımız Türk  Kadınlar Halk Fırkasını kurmak istedi fakat bu parti kurdurulmadı.  2) 1924 Anayasamızın 10'uncu maddesi: "Her Türk, milletvekili seçimine katılır." şeklinde dü­ zenlendi. Bu kabul görmedi, "Her erkek Türk" şeklinde değiştirildi.  3) 1924'te kurulan Türk Kadınlar Birliği, kadınlara seçme-seçilme hakkı talep eder ve kabul  görmez 1924'te.  4- 1927'de, Türk Kadınlar Birliği, kadınların yerel seçimlere katılmasını talep eder; cevap ola­ rak, "Kadınlar çocuklarını büyütürler." olur ve kabul görmez.  5- 1935'te, Avrupa'da yükselen Nazi tehlikesi karşısında Türk Kadınlar Birliği bu durum karşı­ sında ortak bir bildiri yayınlamak ister, bu da kabul görmez ve üstelik Türk Kadınlar Birliği kapatılır.  Şimdi, kadınlarımızın bu büyük mücadelesini görmezden gelip, sadece okul dergilerinde gör­ düğünüz 1934'te seçme ve seçilme hakkı demek yanlıştır. Kadınlarımız, Atatürk'ümüzün, Atatürk'ün,  dönemin yönetiminin ne kadar üstünde olduğunu ve dönemin yönetiminin kadınlara bakış tarzını bu  beş, ona doğru sıralar ve gösteririz. Bunların bilinmesi gerekir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TEKİN BİNGÖL (Ankara) - 24'te Atatürk yok muydu?  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Anlamadık ki ne demek istiyorsun!  BAŞKAN - Sayın Türkmenoğlu...  2.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu 'nun, Avukatlar Günü 'ne ilişkin açıklaması  AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Ben de, 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle söz almış bulunuyorum. Tüm avukat meslektaşları­ mın 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutluyorum. Bu vesileyle savunma mesleğinin ne kadar kutsal ol­ duğunun da bir kez daha altını çizmek istiyorum.  Sav, savunma, yargı sacayağının vazgeçilmez unsurlarından birisidir avukatlık mesleğimiz. Avu­ katlarımızın sorunlarını biliyoruz ve bu konuda da çözüm yolları konusunda barolarla iş birliği için­ deyiz. Özellikle baroların meslek örgütleri olarak toplumu yönlendirmede, toplumun temel hak ve  özgürlükler konusundaki duyarlılığı noktasında bir süzgeç ya da bir görünüş olarak baroların da  öne çıktığını düşünüyorum. Bu konuda barolarımızın özellikle çok büyük bir misyon üstlenmeleri  - 8 1 9 -
Sayfa 20 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 1  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Zeydan.  60'ıncı maddeye göre pek kısa söz talepleri vardır.  Sayın Birinci...  V.- AÇIKLAMALAR  /.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci'nin, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını kazanma­ sında Türk Kadınlar Birliğinin rolüne ilişkin açıklaması  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli Meclis üyeleri; dün, Sayın Canan Arıt­ man, Belediye Seçimlerinde Seçme ve Seçilme Hakkı Yasası'nın çıkmasının 80'inci yılında bir ko­ nuşma yaptı, kendilerine teşekkür ediyorum. Ancak kadınlarımızın seçme ve seçilme hakkını  almasında bazı hareket noktalarını çok iyi bilmek gerekir. Bu ortaöğretim bilgilerine yeni bilgileri­ mizi katmak gerekiyor. Sayıyorum:  1) Cumhuriyetinin kurulmasıyla kadınlarımızın siyasi talepleri arttı. 1923'te kadınlarımız Türk  Kadınlar Halk Fırkasını kurmak istedi fakat bu parti kurdurulmadı.  2) 1924 Anayasamızın 10'uncu maddesi: "Her Türk, milletvekili seçimine katılır." şeklinde dü­ zenlendi. Bu kabul görmedi, "Her erkek Türk" şeklinde değiştirildi.  3) 1924'te kurulan Türk Kadınlar Birliği, kadınlara seçme-seçilme hakkı talep eder ve kabul  görmez 1924'te.  4- 1927'de, Türk Kadınlar Birliği, kadınların yerel seçimlere katılmasını talep eder; cevap ola­ rak, "Kadınlar çocuklarını büyütürler." olur ve kabul görmez.  5- 1935'te, Avrupa'da yükselen Nazi tehlikesi karşısında Türk Kadınlar Birliği bu durum karşı­ sında ortak bir bildiri yayınlamak ister, bu da kabul görmez ve üstelik Türk Kadınlar Birliği kapatılır.  Şimdi, kadınlarımızın bu büyük mücadelesini görmezden gelip, sadece okul dergilerinde gör­ düğünüz 1934'te seçme ve seçilme hakkı demek yanlıştır. Kadınlarımız, Atatürk'ümüzün, Atatürk'ün,  dönemin yönetiminin ne kadar üstünde olduğunu ve dönemin yönetiminin kadınlara bakış tarzını bu  beş, ona doğru sıralar ve gösteririz. Bunların bilinmesi gerekir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TEKİN BİNGÖL (Ankara) - 24'te Atatürk yok muydu?  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Anlamadık ki ne demek istiyorsun!  BAŞKAN - Sayın Türkmenoğlu...  2.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu 'nun, Avukatlar Günü 'ne ilişkin açıklaması  AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Ben de, 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle söz almış bulunuyorum. Tüm avukat meslektaşları­ mın 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutluyorum. Bu vesileyle savunma mesleğinin ne kadar kutsal ol­ duğunun da bir kez daha altını çizmek istiyorum.  Sav, savunma, yargı sacayağının vazgeçilmez unsurlarından birisidir avukatlık mesleğimiz. Avu­ katlarımızın sorunlarını biliyoruz ve bu konuda da çözüm yolları konusunda barolarla iş birliği için­ deyiz. Özellikle baroların meslek örgütleri olarak toplumu yönlendirmede, toplumun temel hak ve  özgürlükler konusundaki duyarlılığı noktasında bir süzgeç ya da bir görünüş olarak baroların da  öne çıktığını düşünüyorum. Bu konuda barolarımızın özellikle çok büyük bir misyon üstlenmeleri  - 8 1 9 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 2 0 - gerektiğini düşünüyorum çünkü burada, temel hak ve özgürlükler ve demokrasinin tam olarak yer­ leşmesi noktasında evrensel standartlarda, demokrasinin evrensel standartları noktasında baroların  işlev görmesi gerektiğini düşünüyorum. Kendi kişisel görüş ve düşüncelerimizden arınmış bir şe­ kilde bu örgütleri kullanmamız gerekiyor barolar olarak.  Tekrar, bu vesileyle 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutluyor, tüm meslektaşlarımıza çok daha güzel  yarınlar ve çok daha güzel bir Türkiye temenni ediyorum.  Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Ekmen...  S.- Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen 'in. Avukatlar Günü 'ne ilişkin açıklaması  MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Ben de 5 Nisan Avukatlar Günü kutlaması sebebiyle söz almış bulunuyorum.  Şüphesiz ki yaşanılabilir bir devletin ve mutlu bir vatandaş profilinin en önemli ayağı hukuk dev­ letinin ve demokrasinin tahkim edilmiş olmasıdır. Türkiye'de avukatlar hukuk devleti mücadelesinde,  insan hakları mücadelesinde bir farkındalık oluşturulması ve gerek bürokrasi uygulamalarında ge­ rekse de mevzuatta gerekli değişikliklerin yapılmasında her zaman öncü bir rol oynamışlardır. Hepi­ miz avukatları yargı faaliyetinde bir taraf olarak değil, yargı faaliyetinin bir unsuru olarak görmek  zorundayız ve iddia makamı ile statülerinin eşitlenmesi noktası başta olmak üzere avukatlık mesleği­ nin avukatlık onuruna yakışır bir şekilde icrası noktasında gerekli tüm destekleri vermek zorundayız.  Türkiye'de barolar bazı istisnalara sahip olmakla birlikte demokrasi mücadelesinin, hukuk dev­ leti mücadelesinin, insan hak ve ihlallerine karşı mücadelenin çok önemli bir ayağı olmuşlardır. Belki  de şu anda tartışmakta olduğumuz Anayasa taslağında Barolar Birliğinin, daha doğrusu baro baş­ kanlarının HSYK'ya üye verecek olması da avukatlık mesleğini, yargı faaliyetinin bir karşı tarafı  değil, bir unsuru olarak görme noktasında devrim niteliğinde bir zihniyet değişikliğidir.  Ben bu vesileyle mensubu olmaktan onur duyduğum avukatlık mesleğinin 5 Nisan gününü - bütün meslektaşlarımın- kutluyor, hayırlı günler diliyorum.  BAŞKAN - Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, basın, yayın ve ifade öz­ gürlüğünün önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/658)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Düşünce özgürlüğünün temel koşulu olan ifade özgürlüğü ve basın-yayın özgürlüğü konusunda  yasal ve siyasal olarak önemli ölçüde engel olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte bunun ayrılmaz  bir parçası olarak bu engellerden dolayı önemli sayıda gazetecinin hükümlü ve tutuklu olduğu da bi­ linmektedir. Bu engellerin ve uluslararası anlaşmalara aykırı olarak yürürlükte yasal hükümlerin sap­ tanması ve tutuklu bulunan gazetecilerin durumunun araştırılması için Anayasanın 98'nci, İçtüzük'ün  104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını dilerim. 24.02.2010
Sayfa 21 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 2 0 - gerektiğini düşünüyorum çünkü burada, temel hak ve özgürlükler ve demokrasinin tam olarak yer­ leşmesi noktasında evrensel standartlarda, demokrasinin evrensel standartları noktasında baroların  işlev görmesi gerektiğini düşünüyorum. Kendi kişisel görüş ve düşüncelerimizden arınmış bir şe­ kilde bu örgütleri kullanmamız gerekiyor barolar olarak.  Tekrar, bu vesileyle 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutluyor, tüm meslektaşlarımıza çok daha güzel  yarınlar ve çok daha güzel bir Türkiye temenni ediyorum.  Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Ekmen...  S.- Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen 'in. Avukatlar Günü 'ne ilişkin açıklaması  MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Ben de 5 Nisan Avukatlar Günü kutlaması sebebiyle söz almış bulunuyorum.  Şüphesiz ki yaşanılabilir bir devletin ve mutlu bir vatandaş profilinin en önemli ayağı hukuk dev­ letinin ve demokrasinin tahkim edilmiş olmasıdır. Türkiye'de avukatlar hukuk devleti mücadelesinde,  insan hakları mücadelesinde bir farkındalık oluşturulması ve gerek bürokrasi uygulamalarında ge­ rekse de mevzuatta gerekli değişikliklerin yapılmasında her zaman öncü bir rol oynamışlardır. Hepi­ miz avukatları yargı faaliyetinde bir taraf olarak değil, yargı faaliyetinin bir unsuru olarak görmek  zorundayız ve iddia makamı ile statülerinin eşitlenmesi noktası başta olmak üzere avukatlık mesleği­ nin avukatlık onuruna yakışır bir şekilde icrası noktasında gerekli tüm destekleri vermek zorundayız.  Türkiye'de barolar bazı istisnalara sahip olmakla birlikte demokrasi mücadelesinin, hukuk dev­ leti mücadelesinin, insan hak ve ihlallerine karşı mücadelenin çok önemli bir ayağı olmuşlardır. Belki  de şu anda tartışmakta olduğumuz Anayasa taslağında Barolar Birliğinin, daha doğrusu baro baş­ kanlarının HSYK'ya üye verecek olması da avukatlık mesleğini, yargı faaliyetinin bir karşı tarafı  değil, bir unsuru olarak görme noktasında devrim niteliğinde bir zihniyet değişikliğidir.  Ben bu vesileyle mensubu olmaktan onur duyduğum avukatlık mesleğinin 5 Nisan gününü - bütün meslektaşlarımın- kutluyor, hayırlı günler diliyorum.  BAŞKAN - Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, basın, yayın ve ifade öz­ gürlüğünün önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/658)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Düşünce özgürlüğünün temel koşulu olan ifade özgürlüğü ve basın-yayın özgürlüğü konusunda  yasal ve siyasal olarak önemli ölçüde engel olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte bunun ayrılmaz  bir parçası olarak bu engellerden dolayı önemli sayıda gazetecinin hükümlü ve tutuklu olduğu da bi­ linmektedir. Bu engellerin ve uluslararası anlaşmalara aykırı olarak yürürlükte yasal hükümlerin sap­ tanması ve tutuklu bulunan gazetecilerin durumunun araştırılması için Anayasanın 98'nci, İçtüzük'ün  104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını dilerim. 24.02.2010  T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet UfukUras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15) Özdal Üçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Şırnak)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  İnsan haklan bir insanlık değeri olarak ortaya çıkıp kabul edildiğinden beri düşünce özgürlüğü,  ifade özgürlüğü ve basın-yayın özgürlüğü ile beraber değerlendirilmektedir. Düşüncenin ifade edil­ mesi, açıklanması, basılıp yayılması bir bütündür. Açıklanamayan, basılıp yayılamayan bir düşün­ cenin özgür olması ya da böyle bir durumda düşünce özgürlüğünden söz etmek olası değildir.  Ne yazık ki ülkemiz belirtilen çerçevede yasal olarak anti demokratik bir çerçeveye sahiptir.  Ünlü 301. madde başta olmak üzere her toplumsal soruna ilişkin düşünce açıklamak engellenmiş ve  yasal olarak cezalandırılmaktadır. Kökenini büyük ölçüde 12 eylül anayasasından alan bu durum,  her iktidar tarafından bilinse de basın yayın kuruluşu ve gazeteciler üzerinde sindirme ve bastırma  politikalarının bir aracı olarak kullanılabilmektedir.  Türkiye Gazeteciler Sendikasının Eylül-Aralık dönemine ilişkin izleme sonucuna göre, 31 Ara­ lık 2009 itibariyle, cezaevlerinde 38'i gazeteci, 6'sı basın çalışanı olmak üzere toplam 44 basın emek­ çisi bulunuyor. Cezaevlerindeki basın emekçisi sayısı, 2009 yılının Ocak-Nisan aylannı kapsayan  ilk dört aylık dönemde 29, Mayıs-Ağustos aylannı kapsayan ikinci dört aylık dönemde ise 35 idi.  Eylül-Aralık döneminde medya haberlerinin taranması ve medya kuruluşlarının hukuk müşavirlik­ lerinden doğrudan elde edilen bilgilere göre; halen gazetecilerle ilgili olarak 688 ceza ve tazminat da­ vası dosyası mahkemelerde görülmektedir. Tespitlere göre, bunlardan 70'i beraatle sonuçlandı.  Mahkûmiyetle sonuçlanan 27 dosyadan 15'inde hapis cezası, 12'sinde tazminat cezası verilirken, taz­ minat cezası verilen 2 davada Yargıtay bozma kararı verdi. Bu dönemde gazeteciler ve medya kuru­ luşları hakkında sürdürülen 139 soruşturmadan 54'ü takipsizlikle sonuçlanırken, 85 soruşturma ve  inceleme sürmektedir.  - 8 2 1 -
Sayfa 22 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet UfukUras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15) Özdal Üçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Şırnak)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  İnsan haklan bir insanlık değeri olarak ortaya çıkıp kabul edildiğinden beri düşünce özgürlüğü,  ifade özgürlüğü ve basın-yayın özgürlüğü ile beraber değerlendirilmektedir. Düşüncenin ifade edil­ mesi, açıklanması, basılıp yayılması bir bütündür. Açıklanamayan, basılıp yayılamayan bir düşün­ cenin özgür olması ya da böyle bir durumda düşünce özgürlüğünden söz etmek olası değildir.  Ne yazık ki ülkemiz belirtilen çerçevede yasal olarak anti demokratik bir çerçeveye sahiptir.  Ünlü 301. madde başta olmak üzere her toplumsal soruna ilişkin düşünce açıklamak engellenmiş ve  yasal olarak cezalandırılmaktadır. Kökenini büyük ölçüde 12 eylül anayasasından alan bu durum,  her iktidar tarafından bilinse de basın yayın kuruluşu ve gazeteciler üzerinde sindirme ve bastırma  politikalarının bir aracı olarak kullanılabilmektedir.  Türkiye Gazeteciler Sendikasının Eylül-Aralık dönemine ilişkin izleme sonucuna göre, 31 Ara­ lık 2009 itibariyle, cezaevlerinde 38'i gazeteci, 6'sı basın çalışanı olmak üzere toplam 44 basın emek­ çisi bulunuyor. Cezaevlerindeki basın emekçisi sayısı, 2009 yılının Ocak-Nisan aylannı kapsayan  ilk dört aylık dönemde 29, Mayıs-Ağustos aylannı kapsayan ikinci dört aylık dönemde ise 35 idi.  Eylül-Aralık döneminde medya haberlerinin taranması ve medya kuruluşlarının hukuk müşavirlik­ lerinden doğrudan elde edilen bilgilere göre; halen gazetecilerle ilgili olarak 688 ceza ve tazminat da­ vası dosyası mahkemelerde görülmektedir. Tespitlere göre, bunlardan 70'i beraatle sonuçlandı.  Mahkûmiyetle sonuçlanan 27 dosyadan 15'inde hapis cezası, 12'sinde tazminat cezası verilirken, taz­ minat cezası verilen 2 davada Yargıtay bozma kararı verdi. Bu dönemde gazeteciler ve medya kuru­ luşları hakkında sürdürülen 139 soruşturmadan 54'ü takipsizlikle sonuçlanırken, 85 soruşturma ve  inceleme sürmektedir.  - 8 2 1 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 0 : 1  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  - 8 2 2 - Uluslararası kuruluşların yaptıkları basın özgürlüğü değerlendirmelerinde Türkiye gün geçtikçe  daha da geriye gitmektedir.  TRT'nin Kürtçe yayın yapmaya başlamasından sonra, Kürtçe yayınlar üzerinde baskının kalk­ ması beklenirken tersine sürmüştür. Toplumu doğrudan ilgilendiren davalarda bilgi alma ve kamuo­ yuna aktarma gizlilik kaydı ile engellenmektedir. Sol sosyalist, muhalif basın yayın kuruluşları ve  gazetecileri üzerinde baskı ve engellemeler gittikçe artmaktadır.  Oysa basın özgürlüğü, Birleşmiş Milletler tarafından; İnsan Haklan Evrensel Bildirgesi'nde ilan  edilen, bir çok ülke tarafından kabul edilen bir haktır. Gerek BM gerekse de Avrupa Birliği bünye­ sinde basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü konularında pek çok sözleşme hazırlanmış ve üye ülkelerce  imzalanmıştır. Bu anlamda ülkemizde bu tür pek çok sözleşmeye taraftır. Özgür, tarafsız bir basın  oluşturmada da iç hukukun bu sözleşmelere uygun duruma getirilmesi gerekmektedir.  Özgür Basın, demokratik sistemin korunması ve güçlendirilmesinde son derece önemli bir unsur  olma özelliğini taşımakta olup insan haklarına dayalı barış içinde demokratik bir toplumsal ve siya­ sal düzenin gerçekleşmesi yolunda önemli yapı taşlarından birini oluşturmaktadır.  Bunun yanı sıra demokratik siyasetin oluşturulmasının temel koşullarından biridir. Siyasetin as­ keri vesayetten kurtulmasının, demokratik açılımın çokça kullanıldığı bu günlerde basın özgürlüğü,  ifade özgürlüğü gibi konularda da bir "açılım" yapılması demokratik bir ülke olmanın temel koşulu  olarak durmaktadır.  Bu nedenle basın yayın faaliyetlerinin önündeki engellerin araştırılması, ifade özgürlüğünün  yasal olarak güvenceye alınması ve tutuklu gazetecilerin durumunun ve yasal çerçevelerinin araştı­ rılması için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını dilerim.  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, balıkçılık sektörünün  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/659)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Ülkemizdeki balıkçılık sektöründe yaşanan sorunların araştırılması ve alınması gereken önlem­ lerin belirlenmesi amacıyla Anayasamın 98'inci ve İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince  bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
Sayfa 23 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 0 : 1  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  - 8 2 2 - Uluslararası kuruluşların yaptıkları basın özgürlüğü değerlendirmelerinde Türkiye gün geçtikçe  daha da geriye gitmektedir.  TRT'nin Kürtçe yayın yapmaya başlamasından sonra, Kürtçe yayınlar üzerinde baskının kalk­ ması beklenirken tersine sürmüştür. Toplumu doğrudan ilgilendiren davalarda bilgi alma ve kamuo­ yuna aktarma gizlilik kaydı ile engellenmektedir. Sol sosyalist, muhalif basın yayın kuruluşları ve  gazetecileri üzerinde baskı ve engellemeler gittikçe artmaktadır.  Oysa basın özgürlüğü, Birleşmiş Milletler tarafından; İnsan Haklan Evrensel Bildirgesi'nde ilan  edilen, bir çok ülke tarafından kabul edilen bir haktır. Gerek BM gerekse de Avrupa Birliği bünye­ sinde basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü konularında pek çok sözleşme hazırlanmış ve üye ülkelerce  imzalanmıştır. Bu anlamda ülkemizde bu tür pek çok sözleşmeye taraftır. Özgür, tarafsız bir basın  oluşturmada da iç hukukun bu sözleşmelere uygun duruma getirilmesi gerekmektedir.  Özgür Basın, demokratik sistemin korunması ve güçlendirilmesinde son derece önemli bir unsur  olma özelliğini taşımakta olup insan haklarına dayalı barış içinde demokratik bir toplumsal ve siya­ sal düzenin gerçekleşmesi yolunda önemli yapı taşlarından birini oluşturmaktadır.  Bunun yanı sıra demokratik siyasetin oluşturulmasının temel koşullarından biridir. Siyasetin as­ keri vesayetten kurtulmasının, demokratik açılımın çokça kullanıldığı bu günlerde basın özgürlüğü,  ifade özgürlüğü gibi konularda da bir "açılım" yapılması demokratik bir ülke olmanın temel koşulu  olarak durmaktadır.  Bu nedenle basın yayın faaliyetlerinin önündeki engellerin araştırılması, ifade özgürlüğünün  yasal olarak güvenceye alınması ve tutuklu gazetecilerin durumunun ve yasal çerçevelerinin araştı­ rılması için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını dilerim.  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, balıkçılık sektörünün  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/659)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Ülkemizdeki balıkçılık sektöründe yaşanan sorunların araştırılması ve alınması gereken önlem­ lerin belirlenmesi amacıyla Anayasamın 98'inci ve İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince  bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.  T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 0 : 1  13) Mehmet UfukUras  14) Osman Özçelik  15) Özdal Üçer  16) Pervin Buldan  17) Sebahat Tuncel  18) Sevahir Bayındır  19) Sim Sakık  20) Şerafettin Halis  Gerekçe:  (İstanbul)  (Siirt)  (Van)  (İğdır)  (İstanbul)  (Şırnak)  (Muş)  (Tunceli)  Üç tarafı denizlerle çevrili, gölleri, akarsuları ile zengin, coğrafi olarak stratejik bir konumda;  tarihî, turistik, tarım ürünleri, çeşitli yeraltı-yerüstü zenginlikleri olan ülkemizde balıkçılık sorunları  artmış bulunmaktadır.  Küresel ekonomik kriz sonrası, Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz'e olan 178 bin km kıyı şeridi,  1 milyon hektarın üzerinde 200 göl, 3442 km akarsuları bulunmaktadır. Akdeniz'de 5000, Karadeniz'de  1700 canlı türü, Karadeniz'de 247, Marmara'da 200, Ege'de 300, Akdeniz'de 500 balık türü yaşa­ maktadır.  Dünyada balıkçılık sektörü hızla gelişirken, ülkemiz de AB süreci ile birlikte yapılan mevzuat  değişiklikleri dışında, ulusal bir politika üretemeyen, planlaması olmayan, farklı bakanlık, genel  müdürlük ve müsteşarlıklarla yönetilen sorunlar yaşamaktadır.  Bilinçsiz avlanma, denetimsizlik, plansızlık, kültür balıkçılığında yaşanan sorunlar, kaynakların  hızla tükenmesine yol açmaktadır Tuna nehrinin Karadeniz'e taşıdığı ağır metaller, kirlenme tehdit  oluşturmaktadır.  OECD ülkelerinin balıkçılık için ayırdığı harcamalar ile ülkemizdeki kıyaslandığında arada  uçurum olduğu görülmektedir. Balıkçılık sektöründe Türkiye zenginliklerinin ve değerlerinin far­ kında değil.  Hamsi avında bereketli bir sezon yaşanmasına rağmen balıkçıların yeterince kazanç sağla­ yamadığı, fiyatların düştüğü görülmektedir. Avlanan hamsinin ancak 200 bin tonu tüketilirken, ge­ riye kalan 300 bin tonu aşkın miktarı da balık unu ve yağ fabrikalarına "yok" denecek fiyattan  satılmaktadır.  Büyük bir ihracat potansiyeline rağmen, iç tüketimi karşılayamayan balıkçılık sektörünün ya­ şadığı sorunlar, destek, teşvik ve bilinçli avlanma konularında yeni politikaların hayata geçirilmesini  zorunlu kılıyor.  Kıyı balıkçılığının yanı sıra açık denizlerde yapılan avlanmalarda komşu ülkelerle yaşanan so­ runlar nedeniyle birçok balıkçımız yaşamını yitirmiştir.  Küçük balıkçılığın özendirilmesi, korunması, su ürünleri kooperatiflerinin geliştirilmesi, trol  avcılığının denetlenmesi konusunda mevzuatın geliştirilmesi, üniversitelerde eğitime ağırlık ve­ rilmesi, balık hallerinin, komisyonculuğun, vergi ve kredilerin yeni esaslara bağlanması gerek­ mektedir.  - 8 2 3 -
Sayfa 24 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 0 : 1  13) Mehmet UfukUras  14) Osman Özçelik  15) Özdal Üçer  16) Pervin Buldan  17) Sebahat Tuncel  18) Sevahir Bayındır  19) Sim Sakık  20) Şerafettin Halis  Gerekçe:  (İstanbul)  (Siirt)  (Van)  (İğdır)  (İstanbul)  (Şırnak)  (Muş)  (Tunceli)  Üç tarafı denizlerle çevrili, gölleri, akarsuları ile zengin, coğrafi olarak stratejik bir konumda;  tarihî, turistik, tarım ürünleri, çeşitli yeraltı-yerüstü zenginlikleri olan ülkemizde balıkçılık sorunları  artmış bulunmaktadır.  Küresel ekonomik kriz sonrası, Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz'e olan 178 bin km kıyı şeridi,  1 milyon hektarın üzerinde 200 göl, 3442 km akarsuları bulunmaktadır. Akdeniz'de 5000, Karadeniz'de  1700 canlı türü, Karadeniz'de 247, Marmara'da 200, Ege'de 300, Akdeniz'de 500 balık türü yaşa­ maktadır.  Dünyada balıkçılık sektörü hızla gelişirken, ülkemiz de AB süreci ile birlikte yapılan mevzuat  değişiklikleri dışında, ulusal bir politika üretemeyen, planlaması olmayan, farklı bakanlık, genel  müdürlük ve müsteşarlıklarla yönetilen sorunlar yaşamaktadır.  Bilinçsiz avlanma, denetimsizlik, plansızlık, kültür balıkçılığında yaşanan sorunlar, kaynakların  hızla tükenmesine yol açmaktadır Tuna nehrinin Karadeniz'e taşıdığı ağır metaller, kirlenme tehdit  oluşturmaktadır.  OECD ülkelerinin balıkçılık için ayırdığı harcamalar ile ülkemizdeki kıyaslandığında arada  uçurum olduğu görülmektedir. Balıkçılık sektöründe Türkiye zenginliklerinin ve değerlerinin far­ kında değil.  Hamsi avında bereketli bir sezon yaşanmasına rağmen balıkçıların yeterince kazanç sağla­ yamadığı, fiyatların düştüğü görülmektedir. Avlanan hamsinin ancak 200 bin tonu tüketilirken, ge­ riye kalan 300 bin tonu aşkın miktarı da balık unu ve yağ fabrikalarına "yok" denecek fiyattan  satılmaktadır.  Büyük bir ihracat potansiyeline rağmen, iç tüketimi karşılayamayan balıkçılık sektörünün ya­ şadığı sorunlar, destek, teşvik ve bilinçli avlanma konularında yeni politikaların hayata geçirilmesini  zorunlu kılıyor.  Kıyı balıkçılığının yanı sıra açık denizlerde yapılan avlanmalarda komşu ülkelerle yaşanan so­ runlar nedeniyle birçok balıkçımız yaşamını yitirmiştir.  Küçük balıkçılığın özendirilmesi, korunması, su ürünleri kooperatiflerinin geliştirilmesi, trol  avcılığının denetlenmesi konusunda mevzuatın geliştirilmesi, üniversitelerde eğitime ağırlık ve­ rilmesi, balık hallerinin, komisyonculuğun, vergi ve kredilerin yeni esaslara bağlanması gerek­ mektedir.  - 8 2 3 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15) Özdal Üçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Şırnak)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  Dünya şeker ihtiyacı yüzde 77 oranında şeker kamışından karşılanırken geriye kalan kısmın  büyük bölümü şeker pancarından üretilmektedir. Pancardan elde edilen şekerin maliyeti kamıştan  elde edilene göre daha yüksektir. Ancak ülkemizde ekolojik yapı şeker kamışı tarımına uygun ol­ madığı için şeker üretimi pancara dayalı olarak gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde Şeker pancarı ta­ rımı ve şeker üretimi Cumhuriyetin ilk yıllarında başlamış ve şeker politikalarında kendine yeterlilik  esas alınmıştır. Ülkemiz, pancardan şeker üreten ülkeler arasında dünyada dördüncü, Avrupa'da ise  Almanya ve Fransa'nın ardından üçüncü sırada gelmektedir.  - 8 2 4 - Balıkçılık ile sorunların giderilmesi için "Denizcilik Bakanlığı" kurulması, sorunların bir elden  ve planlı olarak çözülmesi konusunda bir Meclis araştırması açılması, araştırma komisyonu kurulması  yararlı olacaktır.  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, pancar üreticilerinin so­ runlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açıl­ masına ilişkin önergesi (10/660)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığıma  Şeker Kurumu verilerine göre pancar üreten çiftçi sayısı 2003 yılında 460 bin iken 2008 yılında  209 bine gerilemiş ve şekerin ton başına fiyat artışı geçtiğimiz yılın ocak ayına göre yüzde 116 arta­ rak, 2010 yılı şubat ayında 804 $ olmuştur. Pancar tarımı ve pancar üreticilerinin içinde bulunduğu  olumsuz durumun incelenmesi ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasamızın  98, TBMM İçtüzüğümüzün 104 ve 105. maddeleri gereğince Araştırma Komisyonu kurularak soru­ nun araştırılmasını arz ve talep ederiz. 24.02.2010
Sayfa 25 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15) Özdal Üçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Şırnak)  19) Sırrı Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe:  Dünya şeker ihtiyacı yüzde 77 oranında şeker kamışından karşılanırken geriye kalan kısmın  büyük bölümü şeker pancarından üretilmektedir. Pancardan elde edilen şekerin maliyeti kamıştan  elde edilene göre daha yüksektir. Ancak ülkemizde ekolojik yapı şeker kamışı tarımına uygun ol­ madığı için şeker üretimi pancara dayalı olarak gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde Şeker pancarı ta­ rımı ve şeker üretimi Cumhuriyetin ilk yıllarında başlamış ve şeker politikalarında kendine yeterlilik  esas alınmıştır. Ülkemiz, pancardan şeker üreten ülkeler arasında dünyada dördüncü, Avrupa'da ise  Almanya ve Fransa'nın ardından üçüncü sırada gelmektedir.  - 8 2 4 - Balıkçılık ile sorunların giderilmesi için "Denizcilik Bakanlığı" kurulması, sorunların bir elden  ve planlı olarak çözülmesi konusunda bir Meclis araştırması açılması, araştırma komisyonu kurulması  yararlı olacaktır.  3.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, pancar üreticilerinin so­ runlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açıl­ masına ilişkin önergesi (10/660)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığıma  Şeker Kurumu verilerine göre pancar üreten çiftçi sayısı 2003 yılında 460 bin iken 2008 yılında  209 bine gerilemiş ve şekerin ton başına fiyat artışı geçtiğimiz yılın ocak ayına göre yüzde 116 arta­ rak, 2010 yılı şubat ayında 804 $ olmuştur. Pancar tarımı ve pancar üreticilerinin içinde bulunduğu  olumsuz durumun incelenmesi ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasamızın  98, TBMM İçtüzüğümüzün 104 ve 105. maddeleri gereğince Araştırma Komisyonu kurularak soru­ nun araştırılmasını arz ve talep ederiz. 24.02.2010  TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 1  Şeker pancarı tarımı 2000'li yılların başlarında yaklaşık 450 bin çiftçi ailesinin geçim kapısı ol­ masının yanında yarattığı doğrudan ve dolaylı olarak sektörle ilişkilenmiş milyonlarca insanımıza is­ tihdam alanları sağlamaktadır. Ne yazık ki, 2001 yılında çıkarılan Şeker Yasası ile kota kervanına  şeker pancarı da eklenmiş ve pancar çiftçisine sözleşmeli üretim yaptırılmaya başlanmıştır. Şeker  Kurumu verilerine göre 2003 yılında 460 bin çiftçi şirketlerle yaptığı sözleşme sonucunda pancar  ekerken, bu sayı 2004'te 391 bin, 2005'te 348 bin, 2006'da 312 bin, 2007'de 247 bin, 2008 ise 209  bine gerilemiştir. Gerileme sadece çiftçi sayısıyla sınırlı kalmamış, 2003 yılından itibaren günümüze  kadar, 2005 yılı haricinde üretim miktarı, yapılan sözleşme miktarının altında gerçekleşmiştir. Bu  durum atıl kapasite çalışan mevcut şeker fabrikalarından bazılarının kapasitesini iyice düşürerek  zarar etmesine yol açmış ve babalar gibi satan zihniyet için özelleştirme gerekçesini hazırlamıştır.  Şimdilerde ortaya konan senaryo ile planlanan, pancardan üretilen şekerin tüketiciye olan maliyeti­ nin yüksekliği gerekçe gösterilerek şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ve nişasta bazlı şeker üreti­ minin önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Avrupa Birliği'nde Pancar şekerinin ülke ekonomilerine  sağladığı yüksek katma değer nedeniyle tercih ve teşvik edildiği, bu tercih sebebiyle Nişasta Bazlı  Şeker üretiminde ortalama yüzde 2-3'lük kota uygulanırken ülkemizde bu oran yüzde 10 olarak uy­ gulanmaktadır.  Son yıllarda tarımsal üretimde ve üretici sayısındaki düşüşlerin en büyük nedeni çiftçilerimizin  belini büken, dünyanın tartışmasız en pahalı mazotunun yanında gübre fiyatlarının da yüksekliği,  pancar üreticilerinin de en temel sorunudur. Pancar üreticileri, mazot, gübre, tohum, elektrik, sulama  gibi girdilere emsal üretim yapan diğer ülke üreticilerine göre 2,5-3 kat gibi fazla bedel ödemek zo­ runda bırakılmaktadır. Ekim zamanı geldiğinde, başrollerini rantçı ve fırsatçıların paylaştığı oyun bu  sene de sahnelenerek gübre fiyatları yüzde 20 ile 45 arasında arttırıldı. Pancar çiftçisinin kullandığı  DAP gübre fiyatı 10 Kasım 2009'da 670 TL iken 10 Şubat 2010'da yüzde 37'lik artışla 920 TL oldu.  Pancardan şeker üreten ülkeler sıralamasında 17,1 milyon ton ile birinci olan ve toplam bütçesinin  yüzde 38'lik kısmını tarıma destek olarak ayırdığı Avrupa Birliği ile müzakerelere devam eden ül­ kemizde, bütçenin yüzde 2,48'inin tarımsal desteğe ayrılması üzüntü vericidir. Çiftçi başına tarımsal  desteğin, AB ülkelerinde 1.670 € iken ülkemizde 142 € olması çiftçilerimizin nasıl bir açmaz içinde  olduğunun göstergesidir.  Şeker pancarı tarımının ülkemiz ekonomisine sağladığı katma değer oldukça fazladır. Yıllık ola­ rak, yaklaşık 25 milyonluk taşıma hacmi yaratması, gübre tüketiminde yüzde 20'lik payı, münavebe  bitkisi olmasından kaynaklı toprağı verim açısından zenginleştirmesi, çapa ve hasat döneminde 100  gün süreyle 200 bin kişiye istihdam yaratması ve hayvan yemi olarak kullanılması, pancar tarımının  önemini arttırmaktadır. Pancar tarımı, üretilen şekerin yanı sıra ekonomiye, tarıma, tarımsal sanayiye,  hayvancılığa, taşımacılık, alkol, enerji, ilaç sanayine katkı sağlayarak İstihdam yaratmaktadır.  Tarımsal girdi maliyetlerinin yüksekliği ve ithalat seçeneğinin masada tutulması sonucunda ta­ rımdan koparılıp varoşlara yığılan kitlelere belediyeler eliyle yardım yapmak dışında yeni çözümler  üretilmesi ve yeni tarım politikaları oluşturmak zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenle pancar üreticile­ rimizin sorunlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılarak alınması gereken tedbir­ lerin tespit edilmesi yerinde olacaktır.  - 8 2 5 -
Sayfa 26 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 1  Şeker pancarı tarımı 2000'li yılların başlarında yaklaşık 450 bin çiftçi ailesinin geçim kapısı ol­ masının yanında yarattığı doğrudan ve dolaylı olarak sektörle ilişkilenmiş milyonlarca insanımıza is­ tihdam alanları sağlamaktadır. Ne yazık ki, 2001 yılında çıkarılan Şeker Yasası ile kota kervanına  şeker pancarı da eklenmiş ve pancar çiftçisine sözleşmeli üretim yaptırılmaya başlanmıştır. Şeker  Kurumu verilerine göre 2003 yılında 460 bin çiftçi şirketlerle yaptığı sözleşme sonucunda pancar  ekerken, bu sayı 2004'te 391 bin, 2005'te 348 bin, 2006'da 312 bin, 2007'de 247 bin, 2008 ise 209  bine gerilemiştir. Gerileme sadece çiftçi sayısıyla sınırlı kalmamış, 2003 yılından itibaren günümüze  kadar, 2005 yılı haricinde üretim miktarı, yapılan sözleşme miktarının altında gerçekleşmiştir. Bu  durum atıl kapasite çalışan mevcut şeker fabrikalarından bazılarının kapasitesini iyice düşürerek  zarar etmesine yol açmış ve babalar gibi satan zihniyet için özelleştirme gerekçesini hazırlamıştır.  Şimdilerde ortaya konan senaryo ile planlanan, pancardan üretilen şekerin tüketiciye olan maliyeti­ nin yüksekliği gerekçe gösterilerek şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ve nişasta bazlı şeker üreti­ minin önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Avrupa Birliği'nde Pancar şekerinin ülke ekonomilerine  sağladığı yüksek katma değer nedeniyle tercih ve teşvik edildiği, bu tercih sebebiyle Nişasta Bazlı  Şeker üretiminde ortalama yüzde 2-3'lük kota uygulanırken ülkemizde bu oran yüzde 10 olarak uy­ gulanmaktadır.  Son yıllarda tarımsal üretimde ve üretici sayısındaki düşüşlerin en büyük nedeni çiftçilerimizin  belini büken, dünyanın tartışmasız en pahalı mazotunun yanında gübre fiyatlarının da yüksekliği,  pancar üreticilerinin de en temel sorunudur. Pancar üreticileri, mazot, gübre, tohum, elektrik, sulama  gibi girdilere emsal üretim yapan diğer ülke üreticilerine göre 2,5-3 kat gibi fazla bedel ödemek zo­ runda bırakılmaktadır. Ekim zamanı geldiğinde, başrollerini rantçı ve fırsatçıların paylaştığı oyun bu  sene de sahnelenerek gübre fiyatları yüzde 20 ile 45 arasında arttırıldı. Pancar çiftçisinin kullandığı  DAP gübre fiyatı 10 Kasım 2009'da 670 TL iken 10 Şubat 2010'da yüzde 37'lik artışla 920 TL oldu.  Pancardan şeker üreten ülkeler sıralamasında 17,1 milyon ton ile birinci olan ve toplam bütçesinin  yüzde 38'lik kısmını tarıma destek olarak ayırdığı Avrupa Birliği ile müzakerelere devam eden ül­ kemizde, bütçenin yüzde 2,48'inin tarımsal desteğe ayrılması üzüntü vericidir. Çiftçi başına tarımsal  desteğin, AB ülkelerinde 1.670 € iken ülkemizde 142 € olması çiftçilerimizin nasıl bir açmaz içinde  olduğunun göstergesidir.  Şeker pancarı tarımının ülkemiz ekonomisine sağladığı katma değer oldukça fazladır. Yıllık ola­ rak, yaklaşık 25 milyonluk taşıma hacmi yaratması, gübre tüketiminde yüzde 20'lik payı, münavebe  bitkisi olmasından kaynaklı toprağı verim açısından zenginleştirmesi, çapa ve hasat döneminde 100  gün süreyle 200 bin kişiye istihdam yaratması ve hayvan yemi olarak kullanılması, pancar tarımının  önemini arttırmaktadır. Pancar tarımı, üretilen şekerin yanı sıra ekonomiye, tarıma, tarımsal sanayiye,  hayvancılığa, taşımacılık, alkol, enerji, ilaç sanayine katkı sağlayarak İstihdam yaratmaktadır.  Tarımsal girdi maliyetlerinin yüksekliği ve ithalat seçeneğinin masada tutulması sonucunda ta­ rımdan koparılıp varoşlara yığılan kitlelere belediyeler eliyle yardım yapmak dışında yeni çözümler  üretilmesi ve yeni tarım politikaları oluşturmak zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenle pancar üreticile­ rimizin sorunlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılarak alınması gereken tedbir­ lerin tespit edilmesi yerinde olacaktır.  - 8 2 5 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15) Özdal Üçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Şırnak)  19) Sim Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe  Anavatan Partisinin kurucusu, 1983 ve 1987 genel seçimlerinde çoğunluğu elde ederek 45. ve  46. Hükümetin Başbakanlığını yapan devlet adamı merhum Turgut Özal, Türkiye'nin geleceği ve  demokratikleşmesi açısından önemli kararlar almış ve bu kararları istikrarlı bir şekilde hayata ge­ çirme aşamasında günümüz siyasetçilerine örnek teşkil edecek bir cesaret ortaya koymuştu. Ancak  görevi süresince, açık ya da dolaylı tehditlere maruz kalmış ve 17 Nisan 1993 yılında arkasında bin­ lerce soru işareti bırakan ölümü ile aramızdan ayrılmıştı.  - 8 2 6 - 4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, Turgut Özal 'ın ölümü ko­ nusundaki iddiaların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/661)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Türkiye'nin 8. ve aynı zamanda ilk sivil Cumhurbaşkanı, önemli siyaset adamı merhum Turgut  Özal'ın, ölümünün üzerindeki sır perdesinin kaldırılarak, suikasta kurban gittiği yönündeki iddiala­ rın üzerine gidilmesi, ölümünün gerçek nedeninin araştırılarak elde edilen bulguların kamuoyu ile  paylaşılması için Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis  Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Sayfa 27 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  11) M. Nuri Yaman (Muş)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15) Özdal Üçer (Van)  16) Pervin Buldan (İğdır)  17) Sebahat Tuncel (İstanbul)  18) Sevahir Bayındır (Şırnak)  19) Sim Sakık (Muş)  20) Şerafettin Halis (Tunceli)  Gerekçe  Anavatan Partisinin kurucusu, 1983 ve 1987 genel seçimlerinde çoğunluğu elde ederek 45. ve  46. Hükümetin Başbakanlığını yapan devlet adamı merhum Turgut Özal, Türkiye'nin geleceği ve  demokratikleşmesi açısından önemli kararlar almış ve bu kararları istikrarlı bir şekilde hayata ge­ çirme aşamasında günümüz siyasetçilerine örnek teşkil edecek bir cesaret ortaya koymuştu. Ancak  görevi süresince, açık ya da dolaylı tehditlere maruz kalmış ve 17 Nisan 1993 yılında arkasında bin­ lerce soru işareti bırakan ölümü ile aramızdan ayrılmıştı.  - 8 2 6 - 4.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, Turgut Özal 'ın ölümü ko­ nusundaki iddiaların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/661)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Türkiye'nin 8. ve aynı zamanda ilk sivil Cumhurbaşkanı, önemli siyaset adamı merhum Turgut  Özal'ın, ölümünün üzerindeki sır perdesinin kaldırılarak, suikasta kurban gittiği yönündeki iddiala­ rın üzerine gidilmesi, ölümünün gerçek nedeninin araştırılarak elde edilen bulguların kamuoyu ile  paylaşılması için Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis  Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 1  Merhum Özal'ın aldığı açık tehditlerden en barizi, Başbakanlığı döneminde 18 Haziran 1988  tarihinde, partisinin 2.olağan büyük kongresinin düzenlendiği salonda, kürsüde konuşma yaptığı sı­ rada kendisine yönelik gerçekleşen suikast girişimi olmuştur. Bu suikast girişimi sonucu sağ elinden  yaralanan Turgut Özal, ölümden kıl payı kurtulurken, suikastı gerçekleştiren şahsın Kartal Demirağ  adlı kontrgerilla olduğu ortaya çıkmıştı Aynı şekilde merhum Turgut Özal'ın kardeşi Korkut Özal, kar­ deşinin kendisine olayın arkasındaki hangi örgütün olduğunu söylediğini ancak abisine verdiği söz­ den dolayı bu örgütün ismini açıklamayacağını ifade etmişse de bu örgütün Ergenekon Terör Örgütü  olduğuna ilişkin güçlü iddialara ortaya atılmıştı.  Merhum Özal, Başbakanlığı döneminde, varılan aşama itibarı ile kangrenleşen Kürt Sorunu­ nun, sadece güvenlik politikaları ile çözülemeyeceğini anlamış ve bu konudaki niyetini medya ve si­ yaset çevresinden olan yakın dostlarıyla paylaşmıştı. Cumhurbaşkanlığı görevi süresince, bu konudaki  niyetini destekleyen görüşlerini daha açık bir şekilde ifade etmeye başlamış ve Kürt Sorununun çö­ zümüne yönelik "sorunu tüm aktörleri ile ortaklaşan" bir çaba içerisine girmiştir. 1992'de Başdanış­ manı Kaya Toperi ve Başyaveri Albay Arslan Güney'e bir Kürt raporu hazırlatarak, bu raporu MGK  gündemine getirmiş; sorunun çözümüne ilişkin olarak siyasi aktörlerin rol alması gerektiğini belir­ terek, askeri ve güvenlik önlemeleri ile çözülemeyeceğini kesin bir dille belirtmiştir. Türkiye'de bir  zihniyet devrimi ortaya çıkarma çabalarının yanında, başta Kürt sorunu olmak üzere bugün bütün ya­ kıcılığı ile devam eden temel sorunlarla yüzleşmemiz gerektiğini vurgulamış ve çözmek için çaba har­ camıştır. 1993 yılına geldiğimizde ise Gazeteci Yazar Uğur Mumcu cinayeti, Orgeneral Eşref Bitlis'in  uçak kazasında ölmesi, Binbaşı Cem Ersever suikastı ve son olarak "federasyonu tartışabiliriz" diyen  Kürt liderlerle ilişki kuran ve onları Türkiye'ye davet eden Sayın Turgut Özal'ın şüpheli ölümü, Kürt  Sorununun tekrar güvenlik eksenli bir sorun olarak ele alınmasına sebep olmuştur.  Kürt Sorununun barışçıl yöntemlerle çözülebileceğini, çatışmalı ortamın ancak bu şekilde bite­ bileceğim mülakatlarda dile getiren Turgut Özal, Barış için ilk adım olarak operasyonların durması  yönünde ciddi kararlar alacağını belirtmişti. Bu sözler üzerine PKK 17 Mart 1993'te ateşkes ilan et­ mişti. PKK'nin ateşkes kararından sonra merhum Özal "10 yıldır ilk defa rahat kafayla uyudum" di­ yerek ateşkese yüklediği anlamı ifade etmiştir. Kürt Sorununda barışçıl ve demokratik yöntemlerle  çözüme yaklaşıldığı bir dönemde Turgut Özal'ın kuşkulu ölümü gerçekleşmişti.  Turgut Özal'ın eşi Semra Özal, bütün ısrarlara rağmen otopsi yapılmadığını, ABD'de incelenen  saç telinde zehirlendiğine ilişkin bulgulara rastlandığını ileri sürmüştür. Aynı şekilde, oğlu Ahmet  Özal, babasının saç ve kan örneklerinin incelenmesi için Hacettepe Üniversitesi Hastanesine baş­ vuru yaptığını, hastanenin kan örneklerinin kendilerinde mevcut olduğunu ve inceleneceğini bildir­ diğini ancak daha sonra bir hemşirenin örnek tüpleri elinden düşürerek kırdığı yönünde  bilgilendirildiğini öne sürmüştür.  Eski Parlamenter Sayın Fikri Sağlar, konuya ilişkin bir röportajında, Turgut Özal'ın kalp krizi  geçirdiği sırada, GATA yerine Hacettepe Tıp Fakültesine kaldırılması, köşkte ambulans bulunmaması  ve onu taşıyan aracın hastaneye giderken yolda adres değiştirmesi iddialarının ölümün bir suikast  olduğuna dair görüşleri güçlendirdiğini ifade etmiştir.  Bütün bu iddialar göz önünde bulundurulduğunda, 8.Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın  ölüm nedeninin ortaya çıkarılması ve kamuoyu ile paylaşılması için Meclis Araştırma Komisyonu ku­ rulmasını uygun görmekteyiz.  - 8 2 7 -
Sayfa 28 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 1  Merhum Özal'ın aldığı açık tehditlerden en barizi, Başbakanlığı döneminde 18 Haziran 1988  tarihinde, partisinin 2.olağan büyük kongresinin düzenlendiği salonda, kürsüde konuşma yaptığı sı­ rada kendisine yönelik gerçekleşen suikast girişimi olmuştur. Bu suikast girişimi sonucu sağ elinden  yaralanan Turgut Özal, ölümden kıl payı kurtulurken, suikastı gerçekleştiren şahsın Kartal Demirağ  adlı kontrgerilla olduğu ortaya çıkmıştı Aynı şekilde merhum Turgut Özal'ın kardeşi Korkut Özal, kar­ deşinin kendisine olayın arkasındaki hangi örgütün olduğunu söylediğini ancak abisine verdiği söz­ den dolayı bu örgütün ismini açıklamayacağını ifade etmişse de bu örgütün Ergenekon Terör Örgütü  olduğuna ilişkin güçlü iddialara ortaya atılmıştı.  Merhum Özal, Başbakanlığı döneminde, varılan aşama itibarı ile kangrenleşen Kürt Sorunu­ nun, sadece güvenlik politikaları ile çözülemeyeceğini anlamış ve bu konudaki niyetini medya ve si­ yaset çevresinden olan yakın dostlarıyla paylaşmıştı. Cumhurbaşkanlığı görevi süresince, bu konudaki  niyetini destekleyen görüşlerini daha açık bir şekilde ifade etmeye başlamış ve Kürt Sorununun çö­ zümüne yönelik "sorunu tüm aktörleri ile ortaklaşan" bir çaba içerisine girmiştir. 1992'de Başdanış­ manı Kaya Toperi ve Başyaveri Albay Arslan Güney'e bir Kürt raporu hazırlatarak, bu raporu MGK  gündemine getirmiş; sorunun çözümüne ilişkin olarak siyasi aktörlerin rol alması gerektiğini belir­ terek, askeri ve güvenlik önlemeleri ile çözülemeyeceğini kesin bir dille belirtmiştir. Türkiye'de bir  zihniyet devrimi ortaya çıkarma çabalarının yanında, başta Kürt sorunu olmak üzere bugün bütün ya­ kıcılığı ile devam eden temel sorunlarla yüzleşmemiz gerektiğini vurgulamış ve çözmek için çaba har­ camıştır. 1993 yılına geldiğimizde ise Gazeteci Yazar Uğur Mumcu cinayeti, Orgeneral Eşref Bitlis'in  uçak kazasında ölmesi, Binbaşı Cem Ersever suikastı ve son olarak "federasyonu tartışabiliriz" diyen  Kürt liderlerle ilişki kuran ve onları Türkiye'ye davet eden Sayın Turgut Özal'ın şüpheli ölümü, Kürt  Sorununun tekrar güvenlik eksenli bir sorun olarak ele alınmasına sebep olmuştur.  Kürt Sorununun barışçıl yöntemlerle çözülebileceğini, çatışmalı ortamın ancak bu şekilde bite­ bileceğim mülakatlarda dile getiren Turgut Özal, Barış için ilk adım olarak operasyonların durması  yönünde ciddi kararlar alacağını belirtmişti. Bu sözler üzerine PKK 17 Mart 1993'te ateşkes ilan et­ mişti. PKK'nin ateşkes kararından sonra merhum Özal "10 yıldır ilk defa rahat kafayla uyudum" di­ yerek ateşkese yüklediği anlamı ifade etmiştir. Kürt Sorununda barışçıl ve demokratik yöntemlerle  çözüme yaklaşıldığı bir dönemde Turgut Özal'ın kuşkulu ölümü gerçekleşmişti.  Turgut Özal'ın eşi Semra Özal, bütün ısrarlara rağmen otopsi yapılmadığını, ABD'de incelenen  saç telinde zehirlendiğine ilişkin bulgulara rastlandığını ileri sürmüştür. Aynı şekilde, oğlu Ahmet  Özal, babasının saç ve kan örneklerinin incelenmesi için Hacettepe Üniversitesi Hastanesine baş­ vuru yaptığını, hastanenin kan örneklerinin kendilerinde mevcut olduğunu ve inceleneceğini bildir­ diğini ancak daha sonra bir hemşirenin örnek tüpleri elinden düşürerek kırdığı yönünde  bilgilendirildiğini öne sürmüştür.  Eski Parlamenter Sayın Fikri Sağlar, konuya ilişkin bir röportajında, Turgut Özal'ın kalp krizi  geçirdiği sırada, GATA yerine Hacettepe Tıp Fakültesine kaldırılması, köşkte ambulans bulunmaması  ve onu taşıyan aracın hastaneye giderken yolda adres değiştirmesi iddialarının ölümün bir suikast  olduğuna dair görüşleri güçlendirdiğini ifade etmiştir.  Bütün bu iddialar göz önünde bulundurulduğunda, 8.Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın  ölüm nedeninin ortaya çıkarılması ve kamuoyu ile paylaşılması için Meclis Araştırma Komisyonu ku­ rulmasını uygun görmekteyiz.  - 8 2 7 - TBMM B:83 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 2 8 - BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir grup  önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylannıza sunacağım.  VII.- ÖNERİLER  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ  1.- (10/480) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi  07.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 07.04.2010 Çarşamba günü (Bugün) yaptığı toplantısında, oy birliği sağ­ lanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Ku­ rul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Ayla Akat Ata  Batman  Grup Başkan Vekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılma­ sına Dair Ön Görüşmeler Kısmının 384 üncü sırasında yer alan 10/480 Tutuklu ve Hükümlülerin  sağlık sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araş­ tırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesini, Genel Kurulun 07.04.2010 Çarşamba günlü bir­ leşiminde birlikte yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grup önerisinin lehinde ilk söz Diyarbakır Milletvekili  Sayın Akın Birdal'a aittir.  Buyurun Sayın Birdal.  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cezaevlerinde bulunan tu­ tuklu ve hükümlülerin sağlık sorunlarına ilişkin bir Meclis araştırma önergesinde bulunmuştuk, bunun  üzerine söz almış bulunuyorum ve Barış ve Demokrasi Partisi adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, 31 Ocak 2010 tarih itibarıyla cezaevlerinde kalan tutuklu ve hükümlü sa­ yısı 117.547. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı bu denli  yükselmiştir ve bunların 60 bini -yaklaşık- tutuklu ve diğerleri de hükümlü ve tutukluluk süresinin  ne kadar uzun sürdüğünü bilmekteyiz ve bunun cezaya dönüştüğü de bilinmektedir. Örneğin, son bir  yıldır partimizin Genel Başkan yardımcıları, parti meclisi üyelerimiz, Demokratik Toplum Kongresi  üyeleri, insan hakları savunucuları cezaevindeler ve yaklaşık bir hafta sonra bir yıl oluyor. Bir yıl ol­ masına karşın hâlâ iddianameleri hazırlanmış ve mahkemeye çıkmış değiller. Şimdi, belki ilk du­ ruşmada, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında arkadaşlarımızın tahliyesine karar verilecek. O  zaman, bu bir yıl cezaya dönüşmüş tutukluluğun açıklaması nasıl yapılacak?  Ayrıca, cezaevlerinin fiziki koşullan çok ağır. Örneğin, kimi insan hakları kuruluşlarının yap­ tığı açıklamalara ve tespitlere göre vardiya usulüyle yatıyor kalkıyor hükümlü ve tutuklular. Örne­ ğin, 2 kişilik ranzada 4 kişi yatıyor, 3 kişilik ranzada 5 kişi yatıyor ve dönerli, altı saat onlar yatıyor,  kalkıyorlar, diğer altı saat diğer mahkûmlar yatıyor.
Sayfa 29 -
TBMM B:83 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 2 8 - BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir grup  önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylannıza sunacağım.  VII.- ÖNERİLER  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ  1.- (10/480) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi  07.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 07.04.2010 Çarşamba günü (Bugün) yaptığı toplantısında, oy birliği sağ­ lanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Ku­ rul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Ayla Akat Ata  Batman  Grup Başkan Vekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılma­ sına Dair Ön Görüşmeler Kısmının 384 üncü sırasında yer alan 10/480 Tutuklu ve Hükümlülerin  sağlık sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araş­ tırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesini, Genel Kurulun 07.04.2010 Çarşamba günlü bir­ leşiminde birlikte yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grup önerisinin lehinde ilk söz Diyarbakır Milletvekili  Sayın Akın Birdal'a aittir.  Buyurun Sayın Birdal.  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cezaevlerinde bulunan tu­ tuklu ve hükümlülerin sağlık sorunlarına ilişkin bir Meclis araştırma önergesinde bulunmuştuk, bunun  üzerine söz almış bulunuyorum ve Barış ve Demokrasi Partisi adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, 31 Ocak 2010 tarih itibarıyla cezaevlerinde kalan tutuklu ve hükümlü sa­ yısı 117.547. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı bu denli  yükselmiştir ve bunların 60 bini -yaklaşık- tutuklu ve diğerleri de hükümlü ve tutukluluk süresinin  ne kadar uzun sürdüğünü bilmekteyiz ve bunun cezaya dönüştüğü de bilinmektedir. Örneğin, son bir  yıldır partimizin Genel Başkan yardımcıları, parti meclisi üyelerimiz, Demokratik Toplum Kongresi  üyeleri, insan hakları savunucuları cezaevindeler ve yaklaşık bir hafta sonra bir yıl oluyor. Bir yıl ol­ masına karşın hâlâ iddianameleri hazırlanmış ve mahkemeye çıkmış değiller. Şimdi, belki ilk du­ ruşmada, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında arkadaşlarımızın tahliyesine karar verilecek. O  zaman, bu bir yıl cezaya dönüşmüş tutukluluğun açıklaması nasıl yapılacak?  Ayrıca, cezaevlerinin fiziki koşullan çok ağır. Örneğin, kimi insan hakları kuruluşlarının yap­ tığı açıklamalara ve tespitlere göre vardiya usulüyle yatıyor kalkıyor hükümlü ve tutuklular. Örne­ ğin, 2 kişilik ranzada 4 kişi yatıyor, 3 kişilik ranzada 5 kişi yatıyor ve dönerli, altı saat onlar yatıyor,  kalkıyorlar, diğer altı saat diğer mahkûmlar yatıyor.  T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 2 9 - Koğuşların ısınmadığı, havalandırmanın sağlanmadığı, sıcak ve soğuk su gereksinmesinin  yeterli ölçüde karşılanmadığı ve benzeri sorunlardan ötürü bu, ciddi, tutuklu ve hükümlülerin sağlık  sorunlarını tehdit ediyor. Oysa Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası ve bölgesel birtakım belgeler var.  Örneğin, Birleşmiş Milletler tutuklu ve hükümlülere uygulanması gereken minimum standart kurallar  ve Avrupa Konseyi yine tutuklu ve hükümlülere uygulanması gereken minimum standart kurallar  Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından kabul edilmiştir ve insan haklarına dayalı, insanlık onuruna  bağlı düzenlemeler yapılacağı yükümlülük altına girilmiş. Ne yazık ki, böyle bir yükümlülük altına  girilmişken, ne cezaevlerindeki bu sayıyı artıran yasal düzenlemeler yapılmakta ve insanların öz­ gürlüğünden yoksun bırakılmasını gerektiren ağır düzenlemeler giderilmekte ne de cezaevindeki fi­ ziki koşullar düzeltilebilmektedir.  Şimdi, örneğin, geçtiğimiz günlerde gerek insan haklan kuruluşlanna gerekse Türkiye Tabipler Bir­ liğine ve gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklan İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru- lann hızla artmış olması bu soruna dikkat çekmeyi gerektiriyor. Şu anda, örneğin, İnsan Haklan Demeği  Diyarbakır Şubemizin 2009 yılındaki bölge raporuna göre 131 kişinin sağlık sorunlan ciddi şekilde ihlal  edilmiş. 2008 ve 2009 yılında da sağlık koşullan giderilememiş olması nedeniyle 52 kişi yaşamını yi­ tirmiştir. Tutuklu ve hükümlülerin gerek yaşamlan gerekse de sağlıklan devletin sorumluluğu altında ve  demokratik bir devletin yükümlülüğü alandayken ne yazık ki hiçbir önlem alınamamaktadır.  Yine, İnsan Hakları Derneğinin açıklamalarına göre cezaevlerinde şu anda 49 kişinin sağlık du­ rumu ciddi tehdit altındadır ki geçtiğimiz günlerde buna ilişkin bir basın toplantısıyla bu 49 kişinin  durumuna dikkat çekmiş ve özellikle de geçtiğimiz günlerde Sincan F Tipi Cezaevinde ziyaret etti­ ğim Abdulsamet Çelik ile Gaziantep Cezaevinde Taylan Çintay'ın durumuna da dikkat çekmiş ve  bunlann bir an önce tahliye edilmeleri gerektiğini ve bu konuda gerek Cumhuriyet Başsavcılığının  ve gerekse de Sayın Cumhurbaşkanının bu konudaki yetkisini kullanması gerektiğini söylemiştim.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konuda yine en son Türkiye Tabipler Birliği-KanserDAK'ın  (Tabipler Birliği Kanser Danışma Kurulu) hazırladığı bir raporu da özet olarak bilginize sunmak  istiyorum. Devlet, tutuklu ve hükümlülere sağlık hizmetini vermekle ortaya çıkan hastalıkların  tedavisini üstlenmekle yükümlüdür. Devlet bu yükümlülüğünü yerine getirirken cezaevi yönetimi ve  kurum hekimi gibi görevlilerle iş birliği hâlinde olması gerektiğini söyledikten sonra bir dizi öneri­ lerde bulunmaktadır ki bunlardan en son birkaç tanesini sizlere sunmak istiyorum: Terminal dö­ nemdeki hastalann bakımında sağlık otoriteleri bu hastaların topluma sunulan sağlık hizmetinden  yararlanabilmeleri için serbest bırakılmalannı savunmaktadır. F tipi cezaevlerinde tecrit ve izolasyon  ortamı insan ruh ve beden sağlığına zararlıdır. Bu ortamlar kanser ve diğer kronik hastalıkların iler­ lemesine ve nüksetmesine zemin hazırlamaktadır. İnsan haklanna aykırı bu durumlar, bu uygulama­ lar kaldınlmahdır denildikten sonra toplumsal bir denetim için cezaevi sağlık koşulları gizli ve özel  bir alan olmaktan çıkarılarak kamuoyunun denetimine açılmalıdır. Bu raporun Cumhurbaşkanlığı ve  Adalet Bakanlığı nezdinde dikkate alınması gerektiğini ve gereğinin bir an önce yapılması gerekti­ ğini bir kez daha belirtmek istiyoruz. Bu rapora göre cezaevlerinde durumu çok ciddi olan ve ivedi­ likle önlem alınması gereken hastaların sayısına ne yazık ki yeni hastalar eklenmektedir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda, örneğin, yine son KCK operasyonu kapsamında  cezaevine alınan Sur Belediye Başkanımız Abdullah Demirbaş'ın da durumu vahimdir. Bunu ilgili  yerlere sunduk ama bugüne değin başvurulanınızdan ne yazık ki hiçbir yanıt alamadık. Şimdi, bu çer­ çevede neler yapılabileceği konusuna ilişkin, gerek Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve  Uygulama Merkezinin ölümcül bir hastalığa yakalanmış mahkûmlar konusundaki görüşü ve gerek  TTB ve gerekse de İHD'nin ortaklaşa vardığı sonuçlan, ne yapmak gerektiği konusundaki görüşle­ rini sizlere sunmak istiyorum.
Sayfa 30 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 2 9 - Koğuşların ısınmadığı, havalandırmanın sağlanmadığı, sıcak ve soğuk su gereksinmesinin  yeterli ölçüde karşılanmadığı ve benzeri sorunlardan ötürü bu, ciddi, tutuklu ve hükümlülerin sağlık  sorunlarını tehdit ediyor. Oysa Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası ve bölgesel birtakım belgeler var.  Örneğin, Birleşmiş Milletler tutuklu ve hükümlülere uygulanması gereken minimum standart kurallar  ve Avrupa Konseyi yine tutuklu ve hükümlülere uygulanması gereken minimum standart kurallar  Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından kabul edilmiştir ve insan haklarına dayalı, insanlık onuruna  bağlı düzenlemeler yapılacağı yükümlülük altına girilmiş. Ne yazık ki, böyle bir yükümlülük altına  girilmişken, ne cezaevlerindeki bu sayıyı artıran yasal düzenlemeler yapılmakta ve insanların öz­ gürlüğünden yoksun bırakılmasını gerektiren ağır düzenlemeler giderilmekte ne de cezaevindeki fi­ ziki koşullar düzeltilebilmektedir.  Şimdi, örneğin, geçtiğimiz günlerde gerek insan haklan kuruluşlanna gerekse Türkiye Tabipler Bir­ liğine ve gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklan İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru- lann hızla artmış olması bu soruna dikkat çekmeyi gerektiriyor. Şu anda, örneğin, İnsan Haklan Demeği  Diyarbakır Şubemizin 2009 yılındaki bölge raporuna göre 131 kişinin sağlık sorunlan ciddi şekilde ihlal  edilmiş. 2008 ve 2009 yılında da sağlık koşullan giderilememiş olması nedeniyle 52 kişi yaşamını yi­ tirmiştir. Tutuklu ve hükümlülerin gerek yaşamlan gerekse de sağlıklan devletin sorumluluğu altında ve  demokratik bir devletin yükümlülüğü alandayken ne yazık ki hiçbir önlem alınamamaktadır.  Yine, İnsan Hakları Derneğinin açıklamalarına göre cezaevlerinde şu anda 49 kişinin sağlık du­ rumu ciddi tehdit altındadır ki geçtiğimiz günlerde buna ilişkin bir basın toplantısıyla bu 49 kişinin  durumuna dikkat çekmiş ve özellikle de geçtiğimiz günlerde Sincan F Tipi Cezaevinde ziyaret etti­ ğim Abdulsamet Çelik ile Gaziantep Cezaevinde Taylan Çintay'ın durumuna da dikkat çekmiş ve  bunlann bir an önce tahliye edilmeleri gerektiğini ve bu konuda gerek Cumhuriyet Başsavcılığının  ve gerekse de Sayın Cumhurbaşkanının bu konudaki yetkisini kullanması gerektiğini söylemiştim.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konuda yine en son Türkiye Tabipler Birliği-KanserDAK'ın  (Tabipler Birliği Kanser Danışma Kurulu) hazırladığı bir raporu da özet olarak bilginize sunmak  istiyorum. Devlet, tutuklu ve hükümlülere sağlık hizmetini vermekle ortaya çıkan hastalıkların  tedavisini üstlenmekle yükümlüdür. Devlet bu yükümlülüğünü yerine getirirken cezaevi yönetimi ve  kurum hekimi gibi görevlilerle iş birliği hâlinde olması gerektiğini söyledikten sonra bir dizi öneri­ lerde bulunmaktadır ki bunlardan en son birkaç tanesini sizlere sunmak istiyorum: Terminal dö­ nemdeki hastalann bakımında sağlık otoriteleri bu hastaların topluma sunulan sağlık hizmetinden  yararlanabilmeleri için serbest bırakılmalannı savunmaktadır. F tipi cezaevlerinde tecrit ve izolasyon  ortamı insan ruh ve beden sağlığına zararlıdır. Bu ortamlar kanser ve diğer kronik hastalıkların iler­ lemesine ve nüksetmesine zemin hazırlamaktadır. İnsan haklanna aykırı bu durumlar, bu uygulama­ lar kaldınlmahdır denildikten sonra toplumsal bir denetim için cezaevi sağlık koşulları gizli ve özel  bir alan olmaktan çıkarılarak kamuoyunun denetimine açılmalıdır. Bu raporun Cumhurbaşkanlığı ve  Adalet Bakanlığı nezdinde dikkate alınması gerektiğini ve gereğinin bir an önce yapılması gerekti­ ğini bir kez daha belirtmek istiyoruz. Bu rapora göre cezaevlerinde durumu çok ciddi olan ve ivedi­ likle önlem alınması gereken hastaların sayısına ne yazık ki yeni hastalar eklenmektedir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda, örneğin, yine son KCK operasyonu kapsamında  cezaevine alınan Sur Belediye Başkanımız Abdullah Demirbaş'ın da durumu vahimdir. Bunu ilgili  yerlere sunduk ama bugüne değin başvurulanınızdan ne yazık ki hiçbir yanıt alamadık. Şimdi, bu çer­ çevede neler yapılabileceği konusuna ilişkin, gerek Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve  Uygulama Merkezinin ölümcül bir hastalığa yakalanmış mahkûmlar konusundaki görüşü ve gerek  TTB ve gerekse de İHD'nin ortaklaşa vardığı sonuçlan, ne yapmak gerektiği konusundaki görüşle­ rini sizlere sunmak istiyorum.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 3 0 - Birincisi, durumlarının ciddiyeti bu kurumlarca saptanmış olan hastaların derhâl tedavileri için  uygun hastanelere şevki yapılmalıdır. Hastaneye şevkler ayrıca bir işkenceye dönüşmeden ambu­ lansla yapılmalıdır ki örneğin, geçtiğimiz hafta cezaevinde ziyaret ettiğim Abdulsamet Çelik'e -ki kan  kanseri, her yirmi günde bir ünite, üç ünite ve şu anda dört üniteye yükseldi- kan verilmesi gereki­ yor ve hijyenik koşullarda olması gerekirken, ne hijyenik koşullarda oluyor ne de. . . Örneğin sekiz  saat ring aracında bekletildiği günler oluyor. Şimdi, bunları kim düzenleyecek ve bu sorunları kim  giderecek? Hastanelerde gerek bekleme bölümlerinde gerekse de mahkûm koğuşları ivedilikle teda­ viye uygun hijyen koşullara sahip duruma getirilmelidir. Artık hastalığı geri dönüşü olmayan hasta­ ların hiç olmazsa ailesi ve yakınlarıyla beraber olması son derece insani bir istemdir. Bu istem de  yerine getirilmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde derhâl bir araştırma komisyonu oluş­ turularak ne yapılması gerekiyorsa -ki, ne yapılması gerektiği bu raporların sonuçlarında var- bunu  izleyerek ailelerinin yanlarında son günlerini geçirmeleri, ev hapsine alınmaları -ki, bu konuda ör­ nekleri var- bu yollara başvurulması gerekiyor.  Kaldı ki, bunların uluslararası hukukta da gerekçeleri var. Örneğin referans olarak İnsan Hak­ ları Evrensel Bildirgesi'nin 25/1 'inci maddesine göre "Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve re­ fahı için beslenme, giyinme, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes işsizlik, hastalık, sakatlık,  dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda da güvenlik  hakkına sahiptir."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Yine, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin 12'nci madde­ sinde, hastalık hâlinde her türlü sağlık hizmetinin ve bakımının sağlanması için gerekli koşulların ya­ ratılması öngörülmekte. Dünya Tabipler Birliği Hasta Haklan Bildirgesi'nde -ki, 1981 'de kabul edilip  duyuruldu- her hastanın onurlu bir şekilde ölmeye hakkı olduğu belirtilmektedir.  Avrupa'da Hasta Haklarının Geliştirilmesi Bildirgesi de, 1994 yılında yayınlanan Bildirge'de  "Hastalar yaşamlarının son döneminde insanca bakılıp, onurlu bir şekilde ölme hakkına sahiptir."  deniliyor ve insan hakları merkezinin gerekçelendirdiği bu uluslararası hukuka aykırı uygulamalara  da örnekler veriliyor.  O nedenle, sayın milletvekilleri, bu araştırma önergemizin dikkate alınması ve insan onuruna  bağlı bir düzenlemenin yapılması ve hastaların bir an önce tedaviye kavuşturulmasını diliyoruz ve bu  umutla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Birdal.  Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin aleyhinde ilk söz Eskişehir Milletvekili Sayın Tay­ fun İçli'ye aittir.  Buyurun Sayın İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, sizleri saygıyla selamlıyorum.  Banş ve Demokrasi Partisi Grup Başkanlığının önerisi aleyhine söz aldım. Grup önerisinde, tu­ tuklu ve hükümlülerin sağlık sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla bir Meclis araştırması açılması isteniyor. İçerik olarak, evet, mutlaka tutuklu ve hüküm­ lülerin sağlık sorunlarının araştırılması lazım. Benim eksik bulduğum konu, tutuklandıktan sonra,
Sayfa 31 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 3 0 - Birincisi, durumlarının ciddiyeti bu kurumlarca saptanmış olan hastaların derhâl tedavileri için  uygun hastanelere şevki yapılmalıdır. Hastaneye şevkler ayrıca bir işkenceye dönüşmeden ambu­ lansla yapılmalıdır ki örneğin, geçtiğimiz hafta cezaevinde ziyaret ettiğim Abdulsamet Çelik'e -ki kan  kanseri, her yirmi günde bir ünite, üç ünite ve şu anda dört üniteye yükseldi- kan verilmesi gereki­ yor ve hijyenik koşullarda olması gerekirken, ne hijyenik koşullarda oluyor ne de. . . Örneğin sekiz  saat ring aracında bekletildiği günler oluyor. Şimdi, bunları kim düzenleyecek ve bu sorunları kim  giderecek? Hastanelerde gerek bekleme bölümlerinde gerekse de mahkûm koğuşları ivedilikle teda­ viye uygun hijyen koşullara sahip duruma getirilmelidir. Artık hastalığı geri dönüşü olmayan hasta­ ların hiç olmazsa ailesi ve yakınlarıyla beraber olması son derece insani bir istemdir. Bu istem de  yerine getirilmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde derhâl bir araştırma komisyonu oluş­ turularak ne yapılması gerekiyorsa -ki, ne yapılması gerektiği bu raporların sonuçlarında var- bunu  izleyerek ailelerinin yanlarında son günlerini geçirmeleri, ev hapsine alınmaları -ki, bu konuda ör­ nekleri var- bu yollara başvurulması gerekiyor.  Kaldı ki, bunların uluslararası hukukta da gerekçeleri var. Örneğin referans olarak İnsan Hak­ ları Evrensel Bildirgesi'nin 25/1 'inci maddesine göre "Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve re­ fahı için beslenme, giyinme, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes işsizlik, hastalık, sakatlık,  dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda da güvenlik  hakkına sahiptir."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Yine, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin 12'nci madde­ sinde, hastalık hâlinde her türlü sağlık hizmetinin ve bakımının sağlanması için gerekli koşulların ya­ ratılması öngörülmekte. Dünya Tabipler Birliği Hasta Haklan Bildirgesi'nde -ki, 1981 'de kabul edilip  duyuruldu- her hastanın onurlu bir şekilde ölmeye hakkı olduğu belirtilmektedir.  Avrupa'da Hasta Haklarının Geliştirilmesi Bildirgesi de, 1994 yılında yayınlanan Bildirge'de  "Hastalar yaşamlarının son döneminde insanca bakılıp, onurlu bir şekilde ölme hakkına sahiptir."  deniliyor ve insan hakları merkezinin gerekçelendirdiği bu uluslararası hukuka aykırı uygulamalara  da örnekler veriliyor.  O nedenle, sayın milletvekilleri, bu araştırma önergemizin dikkate alınması ve insan onuruna  bağlı bir düzenlemenin yapılması ve hastaların bir an önce tedaviye kavuşturulmasını diliyoruz ve bu  umutla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Birdal.  Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin aleyhinde ilk söz Eskişehir Milletvekili Sayın Tay­ fun İçli'ye aittir.  Buyurun Sayın İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, sizleri saygıyla selamlıyorum.  Banş ve Demokrasi Partisi Grup Başkanlığının önerisi aleyhine söz aldım. Grup önerisinde, tu­ tuklu ve hükümlülerin sağlık sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla bir Meclis araştırması açılması isteniyor. İçerik olarak, evet, mutlaka tutuklu ve hüküm­ lülerin sağlık sorunlarının araştırılması lazım. Benim eksik bulduğum konu, tutuklandıktan sonra,  T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 1  - 8 3 1 - haksız tutuklandıktan sonra onların sağlık sorunlarıyla ilgilenmenin ötesinde, Anayasa ve yasalara ay­ kırı tutuklamalar, keyfî tutuklamalar konusunun da mutlaka ve mutlaka bir Meclis araştırmasıyla  araştırılması lazım. Çünkü, özel yetkili savcıların, özel yetkili mahkemelerin, artık Türkiye'de -işte  birazdan gireceğim o konuya- yaptıkları keyfilikler artık çok ağır kokular vermeye başlamıştır. Bir  yargı mensubu olarak, bir hukukçu olarak, bir milletvekili olarak bundan gerçekten çok büyük üzüntü  duymaktayım. Bu yaşananlar sadece Türkiye'de izlenmiyor değerli arkadaşlarım. Demokrasisi ge­ lişmiş bütün ülkelerde bu kepazelikler gün ve gün takip ediliyor, uluslararası raporlara geçiriliyor. Bir  kere, bunu belirteyim.  Değerli arkadaşlarım, Barış ve Demokrasi Partisi adına konuşan arkadaşımız birtakım örnekle­ melerde bulundu, tutukluların sağlık sorunuyla ilgili. Ne yazık ki doğrudur, gerçekten birçok cezaevi- mizde tutuklu ve hükümlülerin sağlık sorunları çok ağır bir biçimde ihlal edilmektedir. Ama şöyle çok  fazla uzağa gitmemek lazım. "Ergenekon" adı verilen davada, ben burada, Türkiye Büyük Millet  Meclisinde, daha Kuddusi Okkır ölmeden konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getir­ miş ve Sayın Adalet Bakanını göreve davet etmiştim. Göz göre göre, "Ergenekon örgütünün kasası" de­ nilen kişi göz göre göre, devletin kontrolü altında hayatını kaybetmiştir ve eşi bu konuyu Avrupa İnsan  Haklan Mahkemesine götürmüştür. Bu bir rezalettir, bu bir kepazeliktir. O zamanki Adalet Bakanı da  suçludur, bugünkü Adalet Bakanı da suçludur. Bunlar için mutlaka Meclis araştırması açılması gerek­ tiği gibi, bu Hükümetin başı Sayın Başbakan ve Adalet Bakanı da bunun hesabını vermelidir.  Değerli arkadaşlarım, bu soruşturmada içeri giren herkes hasta oluyor. Birileri katakulli diye  alay etmeye çalışıyor ama Türkiye'nin çok değerli bir bilim adamı, Başkent Üniversitesinin Rektörü,  işte gördünüz, mahkeme kararıyla, telekonferansla mahkemeye ifade veriyor. Bir yıldır tutuklu ve has­ tanede tedavi görüyor.  Başka? Profesör Erol Manisalı, hastaneye girdi, kanser tanısıyla, sağlık nedeniyle tahliye oldu.  Ferit İlsever, İşçi Partisi Genel Sekreteri. Profesör Hilmioğlu. Daha ismi aklıma gelmeyen bir sürü  bilim insanı sağlıklı bir şekilde cezaevine girdikten sonra, tutuklandıktan sonra sağlığını yitiriyor,  kanser oluyor. Tabii, kanser bir hastalık tanısı. Peki, ruhsal hastalıklar, yakınlarının geçirdiği trav­ malar? Değerli arkadaşlanm, hukuk devletinde olmaması gereken şeyler oluyor.  Bakın, Anayasa'mızın 38'inci maddesi "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç  saymadığı bir fiilden dolayı cezalandınlamazlar." diyor.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, Türkiye'de bir sürü kepazelik dönüyor, dünkü konuşmamda ifade  ettim. Burada, bir gece yarısı önergesiyle, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 250'nci maddesinin  üçüncü fıkrası değiştirilmeye kalkıldı. Anayasa Mahkemesi iptal etti, yürürlüğü durdurdu. Anaya­ sa'mızın 153'üncü maddesinin son fıkrası gereğince Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme  ve yargı organlannı, idare makamlannı, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Peki, Anayasa Mahkemesi yü­ rürlüğü durdurmuş, iptal etmiş, şu gazetede bugün manşetlere giren olay ne kepazeliktir?  Değerli arkadaşlarım, bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Anayasa teklifi veren  arkadaşlarımız da görmüş ki Anayasa'nın 145'inci maddesine -dün de aktardım- "Devletin güvenli­ ğine ve anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar adliye mahkemelerinde ba­ kılır." diye bir Anayasa hükmü getirmeye çalışıyorlar.  Şimdi, Anayasa'nın 145'inci maddesinde yok, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda yok. Mevcut  Anayasa'da askerlerin ne şekilde yargılanacağına dair Anayasa 145'te hüküm var ama 2003 yılındaki  bir balyoz -ki sahteliği konuşuluyor- olayından dolayı 2005'te yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu ve  Ceza Muhakemeleri Kanunu'ndaki hükümleri 2003'teki olaylara sirayet ettiriyoruz.
Sayfa 32 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 1  - 8 3 1 - haksız tutuklandıktan sonra onların sağlık sorunlarıyla ilgilenmenin ötesinde, Anayasa ve yasalara ay­ kırı tutuklamalar, keyfî tutuklamalar konusunun da mutlaka ve mutlaka bir Meclis araştırmasıyla  araştırılması lazım. Çünkü, özel yetkili savcıların, özel yetkili mahkemelerin, artık Türkiye'de -işte  birazdan gireceğim o konuya- yaptıkları keyfilikler artık çok ağır kokular vermeye başlamıştır. Bir  yargı mensubu olarak, bir hukukçu olarak, bir milletvekili olarak bundan gerçekten çok büyük üzüntü  duymaktayım. Bu yaşananlar sadece Türkiye'de izlenmiyor değerli arkadaşlarım. Demokrasisi ge­ lişmiş bütün ülkelerde bu kepazelikler gün ve gün takip ediliyor, uluslararası raporlara geçiriliyor. Bir  kere, bunu belirteyim.  Değerli arkadaşlarım, Barış ve Demokrasi Partisi adına konuşan arkadaşımız birtakım örnekle­ melerde bulundu, tutukluların sağlık sorunuyla ilgili. Ne yazık ki doğrudur, gerçekten birçok cezaevi- mizde tutuklu ve hükümlülerin sağlık sorunları çok ağır bir biçimde ihlal edilmektedir. Ama şöyle çok  fazla uzağa gitmemek lazım. "Ergenekon" adı verilen davada, ben burada, Türkiye Büyük Millet  Meclisinde, daha Kuddusi Okkır ölmeden konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getir­ miş ve Sayın Adalet Bakanını göreve davet etmiştim. Göz göre göre, "Ergenekon örgütünün kasası" de­ nilen kişi göz göre göre, devletin kontrolü altında hayatını kaybetmiştir ve eşi bu konuyu Avrupa İnsan  Haklan Mahkemesine götürmüştür. Bu bir rezalettir, bu bir kepazeliktir. O zamanki Adalet Bakanı da  suçludur, bugünkü Adalet Bakanı da suçludur. Bunlar için mutlaka Meclis araştırması açılması gerek­ tiği gibi, bu Hükümetin başı Sayın Başbakan ve Adalet Bakanı da bunun hesabını vermelidir.  Değerli arkadaşlarım, bu soruşturmada içeri giren herkes hasta oluyor. Birileri katakulli diye  alay etmeye çalışıyor ama Türkiye'nin çok değerli bir bilim adamı, Başkent Üniversitesinin Rektörü,  işte gördünüz, mahkeme kararıyla, telekonferansla mahkemeye ifade veriyor. Bir yıldır tutuklu ve has­ tanede tedavi görüyor.  Başka? Profesör Erol Manisalı, hastaneye girdi, kanser tanısıyla, sağlık nedeniyle tahliye oldu.  Ferit İlsever, İşçi Partisi Genel Sekreteri. Profesör Hilmioğlu. Daha ismi aklıma gelmeyen bir sürü  bilim insanı sağlıklı bir şekilde cezaevine girdikten sonra, tutuklandıktan sonra sağlığını yitiriyor,  kanser oluyor. Tabii, kanser bir hastalık tanısı. Peki, ruhsal hastalıklar, yakınlarının geçirdiği trav­ malar? Değerli arkadaşlanm, hukuk devletinde olmaması gereken şeyler oluyor.  Bakın, Anayasa'mızın 38'inci maddesi "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç  saymadığı bir fiilden dolayı cezalandınlamazlar." diyor.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, Türkiye'de bir sürü kepazelik dönüyor, dünkü konuşmamda ifade  ettim. Burada, bir gece yarısı önergesiyle, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 250'nci maddesinin  üçüncü fıkrası değiştirilmeye kalkıldı. Anayasa Mahkemesi iptal etti, yürürlüğü durdurdu. Anaya­ sa'mızın 153'üncü maddesinin son fıkrası gereğince Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme  ve yargı organlannı, idare makamlannı, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Peki, Anayasa Mahkemesi yü­ rürlüğü durdurmuş, iptal etmiş, şu gazetede bugün manşetlere giren olay ne kepazeliktir?  Değerli arkadaşlarım, bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Anayasa teklifi veren  arkadaşlarımız da görmüş ki Anayasa'nın 145'inci maddesine -dün de aktardım- "Devletin güvenli­ ğine ve anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar adliye mahkemelerinde ba­ kılır." diye bir Anayasa hükmü getirmeye çalışıyorlar.  Şimdi, Anayasa'nın 145'inci maddesinde yok, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda yok. Mevcut  Anayasa'da askerlerin ne şekilde yargılanacağına dair Anayasa 145'te hüküm var ama 2003 yılındaki  bir balyoz -ki sahteliği konuşuluyor- olayından dolayı 2005'te yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu ve  Ceza Muhakemeleri Kanunu'ndaki hükümleri 2003'teki olaylara sirayet ettiriyoruz.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 3 2 - M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) - Ölen solcuların kemiklerini sızlattın!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - İşte onu söyleyeceğim.  Bakın değerli arkadaşlarım, listede 25 paşa; tutuklananlar var, bilmem neler var. Soruşturulma­ sın demiyoruz ama bakın, sizin o ruh hâliniz dahi neyi ortaya koyduğunu gösteriyor.  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Yargıya müdahale etmeyin!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bakın, şimdi, Zaman gazetesi yazarı Sayın Mümtaz'er Türköne  ne demişti? "Türk ordusunu lağvedelim, Nizamı Cedit kuralım."  Ben önce bunu şaka zannettim ama sizin gibileri buna o kadar çok inanmış ki, sizin gibi, aslında  yargıç olması, savcı, hukuka uygun davranması gereken, sizler gibi -"sizler" derken bütün AKP'li- leri kastetmiyorum, bana laf atanı kastediyorum- öylesine inanmış ki Türk ordusunu lağvetmeye kal­ kıyorsunuz.  Değerli arkadaşlarım, böyle peyderpey, dalga dalga tutuklamayın, hepsini birden alın içeri ve  Türk Silahlı Kuvvetlerini lağvedin, yerine de aklınızdaki Nizamı Cedit gibi bir ordu kurun. Ama  şunu söyleyeyim: Türk Silahlı Kuvvetlerinde bir emir komuta zinciri vardır, böyle 25 generali, 50 ge­ nerali almakla bu işi bitiremezsiniz. Türk Silahlı Kuvvetleri Mustafa Kemal'in ordusu. Türk Silahlı  Kuvvetlerinin fertleri Mustafa Kemal'in askerleri.  SONER AKSOY (Kütahya) - Milletin ordusu!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - İçlerinde yanlış yapanlar olabilir, içlerinde iş birlikçi olabilir, iç­ lerinde korkaklar da olabilir ama Türk Silahlı Kuvvetleri, o şanlı ordu, daha cumhuriyetten önce de  çok büyük şanlı zaferlere imza atmıştır.  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Gene imza atar!  SONER AKSOY (Kütahya) - Milletin ordusu, milletin!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Onun için, karnınızdan konuşarak laf atmayın. Ben bildiğim bir  şeyi söylüyorum, farklı bir düşünceniz varsa buraya çıkarsınız. Bunu ben söylemiyorum.  Hâkim tutukladı; değil mi? Başsavcı ne yaptı? Savcıların yetkisini aldı, başka savcılara verdi.  Başka ne? İmza yetkisi. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu toplanamıyor. Adalet Bakanı Müste­ şarı, önerge verildiği zaman çantasını topluyor, terk edip gidiyor. Böyle bir hukuk devleti olur mu?  Yazık değil mi? Bizim dinimize göre, kul hakkı yemeyeceksiniz, öyle takım tutar gibi yapılan...  SONER AKSOY (Kütahya) - Biz yapmıyoruz, hâkim yapıyor!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Hukukçu değilsiniz, konuşuyorsunuz, laf atıyorsunuz.  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Bırakın hukukçular işini yapsın işte!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Evet, hukukçular... İşte bakın, al, işte sizin hukukçularınız...  Anayasa değişiklik teklifinde 145'inci maddeyi değiştirmeye kalkıyorsunuz!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - ...itiraz etmiyorsunuz, Adalet Bakanı kendisine karşı verilen  önergeye karşı çıkınca itiraz ediyorsunuz!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakın, itiraz etmiyoruz, bakın, suçlu varsa  üstüne gidilsin.  Sayın Aykut Cengiz ne yaptı? İki savcının yetkisini aldı mı? Aldı mı arkadaşlar? ("Aldı" sesleri)  İmza yetkisini aldı mı? Demek ki ne oluyor?  SONER AKSOY (Kütahya) - Niye alıyor?
Sayfa 33 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 3 2 - M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) - Ölen solcuların kemiklerini sızlattın!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - İşte onu söyleyeceğim.  Bakın değerli arkadaşlarım, listede 25 paşa; tutuklananlar var, bilmem neler var. Soruşturulma­ sın demiyoruz ama bakın, sizin o ruh hâliniz dahi neyi ortaya koyduğunu gösteriyor.  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Yargıya müdahale etmeyin!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bakın, şimdi, Zaman gazetesi yazarı Sayın Mümtaz'er Türköne  ne demişti? "Türk ordusunu lağvedelim, Nizamı Cedit kuralım."  Ben önce bunu şaka zannettim ama sizin gibileri buna o kadar çok inanmış ki, sizin gibi, aslında  yargıç olması, savcı, hukuka uygun davranması gereken, sizler gibi -"sizler" derken bütün AKP'li- leri kastetmiyorum, bana laf atanı kastediyorum- öylesine inanmış ki Türk ordusunu lağvetmeye kal­ kıyorsunuz.  Değerli arkadaşlarım, böyle peyderpey, dalga dalga tutuklamayın, hepsini birden alın içeri ve  Türk Silahlı Kuvvetlerini lağvedin, yerine de aklınızdaki Nizamı Cedit gibi bir ordu kurun. Ama  şunu söyleyeyim: Türk Silahlı Kuvvetlerinde bir emir komuta zinciri vardır, böyle 25 generali, 50 ge­ nerali almakla bu işi bitiremezsiniz. Türk Silahlı Kuvvetleri Mustafa Kemal'in ordusu. Türk Silahlı  Kuvvetlerinin fertleri Mustafa Kemal'in askerleri.  SONER AKSOY (Kütahya) - Milletin ordusu!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - İçlerinde yanlış yapanlar olabilir, içlerinde iş birlikçi olabilir, iç­ lerinde korkaklar da olabilir ama Türk Silahlı Kuvvetleri, o şanlı ordu, daha cumhuriyetten önce de  çok büyük şanlı zaferlere imza atmıştır.  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Gene imza atar!  SONER AKSOY (Kütahya) - Milletin ordusu, milletin!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Onun için, karnınızdan konuşarak laf atmayın. Ben bildiğim bir  şeyi söylüyorum, farklı bir düşünceniz varsa buraya çıkarsınız. Bunu ben söylemiyorum.  Hâkim tutukladı; değil mi? Başsavcı ne yaptı? Savcıların yetkisini aldı, başka savcılara verdi.  Başka ne? İmza yetkisi. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu toplanamıyor. Adalet Bakanı Müste­ şarı, önerge verildiği zaman çantasını topluyor, terk edip gidiyor. Böyle bir hukuk devleti olur mu?  Yazık değil mi? Bizim dinimize göre, kul hakkı yemeyeceksiniz, öyle takım tutar gibi yapılan...  SONER AKSOY (Kütahya) - Biz yapmıyoruz, hâkim yapıyor!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Hukukçu değilsiniz, konuşuyorsunuz, laf atıyorsunuz.  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Bırakın hukukçular işini yapsın işte!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Evet, hukukçular... İşte bakın, al, işte sizin hukukçularınız...  Anayasa değişiklik teklifinde 145'inci maddeyi değiştirmeye kalkıyorsunuz!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - ...itiraz etmiyorsunuz, Adalet Bakanı kendisine karşı verilen  önergeye karşı çıkınca itiraz ediyorsunuz!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakın, itiraz etmiyoruz, bakın, suçlu varsa  üstüne gidilsin.  Sayın Aykut Cengiz ne yaptı? İki savcının yetkisini aldı mı? Aldı mı arkadaşlar? ("Aldı" sesleri)  İmza yetkisini aldı mı? Demek ki ne oluyor?  SONER AKSOY (Kütahya) - Niye alıyor?  T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 3 3 - H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Ve bakın değerli arkadaşlar, anlattım size, Anayasamın 38'inci  maddesi, 2003'teki balyoz, sahtecilik var. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  Ya, değerli arkadaşlarım, ayıptır ya, gerçekten, hukukçu değilsiniz, hukukçu olan biri olarak  söylüyorum. Bakın, ben burada taraf tutmuyorum.  MEHMET DOMAÇ (İstanbul) - Ne oluyor hukukçu olunca?  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Ben burada taraf tutmuyorum. Bak, bak, değerli arkadaşlarım,  karnınızdan konuşuyorsunuz, karnınızdan. Açık olacaksınız, net olacaksınız. Yanımda getirmedim.  Bakın, Anayasa Mahkemesinin AKP'nin kapatılmasıyla ilgili davada verdiği kararda bütün bu sizin  attığınız sözle, demokrasi, bu tür ilkelere, yargı bağımsızlığı, bunlara hep işaret etmiş. Gerekçelerinde  şöyle gerekçesi var. Ben sizi bir dost olarak uyarıyorum, ben sizin düşmanınız değilim ki. Türkiye  Büyük Millet Meclisinde bu konular konuşulmayacak da nerede konuşulacak?  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Bizimle ne alakası var?  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bu gazetelerin bütün manşetlerinde, televizyonlarında Türk or­ dusunun içindeki bütün generaller, korgeneraller, paşalar, astsubayı, teğmeni... Değerli arkadaşlarım,  nedir, ne yapıyoruz; bu ordu kimin ordusu? Yarın öbür gün bir savaş çıksa en.. . Bakın manşet:  Ordunun kilit isimleri...  SONER AKSOY (Kütahya) - Ya, kardeşim ne yapalım?  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Biz yapmıyoruz, onu yargı yapıyor!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - 25 general, amiral, 2 korgeneral, 2 koramiral... Değerli arka­ daşlarım, "yargılansın" demek ayrı, "hukuka uygun" demek ayrı. (Gürültüler)  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Yargıyla ne ilgisi var onu söyleyin.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bakın -geliyorum, geliyorum- bu işin arkasında siyasi iktidar  vardır...  SONER AKSOY (Kütahya) - Siz hukukçusunuz, hukukçular...  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Diyorum ki Adalet Bakanı vardır, bu işin arkasında Başbakan  vardır.  OKTAY VURAL (İzmir) - Başbakanı da yargılayacağız, paşaları da.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu... Bakın, nisan ayına gir­ dik daha güz kararnamesi çıkmadı. Neden? Neden çantasını toparlayıp gidiyor Adalet Bakanıyla  Müsteşarı? Bana yanıtlayın bunu. Önerge veriliyor, neden toplamıyor? Hâkimler bir Adalet Bakanı  Müsteşarının keyfî davranışına mı kalacak?  OKTAY VURAL (İzmir) - Hepsini yargılayacağız inşallah; Başbakanı da yargılayacağız, pa­ şaları da yargılayacağız.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Adaleti eğer yargıçlar, savcılar sağlayacaksa, Anayasa'mıza  göre Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu var, onu değiştirmeye kalkıyorsunuz.  SONER AKSOY (Kütahya) - Öyle bir şey yok.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Teşekkür ederim.  Yandaş... Bakın, bir yargıya virüs bulaşırsa o virüs sadece orada kalmaz, sizlere de bulaşır.
Sayfa 34 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 8 3 3 - H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Ve bakın değerli arkadaşlar, anlattım size, Anayasamın 38'inci  maddesi, 2003'teki balyoz, sahtecilik var. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  Ya, değerli arkadaşlarım, ayıptır ya, gerçekten, hukukçu değilsiniz, hukukçu olan biri olarak  söylüyorum. Bakın, ben burada taraf tutmuyorum.  MEHMET DOMAÇ (İstanbul) - Ne oluyor hukukçu olunca?  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Ben burada taraf tutmuyorum. Bak, bak, değerli arkadaşlarım,  karnınızdan konuşuyorsunuz, karnınızdan. Açık olacaksınız, net olacaksınız. Yanımda getirmedim.  Bakın, Anayasa Mahkemesinin AKP'nin kapatılmasıyla ilgili davada verdiği kararda bütün bu sizin  attığınız sözle, demokrasi, bu tür ilkelere, yargı bağımsızlığı, bunlara hep işaret etmiş. Gerekçelerinde  şöyle gerekçesi var. Ben sizi bir dost olarak uyarıyorum, ben sizin düşmanınız değilim ki. Türkiye  Büyük Millet Meclisinde bu konular konuşulmayacak da nerede konuşulacak?  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Bizimle ne alakası var?  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bu gazetelerin bütün manşetlerinde, televizyonlarında Türk or­ dusunun içindeki bütün generaller, korgeneraller, paşalar, astsubayı, teğmeni... Değerli arkadaşlarım,  nedir, ne yapıyoruz; bu ordu kimin ordusu? Yarın öbür gün bir savaş çıksa en.. . Bakın manşet:  Ordunun kilit isimleri...  SONER AKSOY (Kütahya) - Ya, kardeşim ne yapalım?  AHMET AYDIN (Adıyaman) - Biz yapmıyoruz, onu yargı yapıyor!  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - 25 general, amiral, 2 korgeneral, 2 koramiral... Değerli arka­ daşlarım, "yargılansın" demek ayrı, "hukuka uygun" demek ayrı. (Gürültüler)  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Yargıyla ne ilgisi var onu söyleyin.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bakın -geliyorum, geliyorum- bu işin arkasında siyasi iktidar  vardır...  SONER AKSOY (Kütahya) - Siz hukukçusunuz, hukukçular...  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Diyorum ki Adalet Bakanı vardır, bu işin arkasında Başbakan  vardır.  OKTAY VURAL (İzmir) - Başbakanı da yargılayacağız, paşaları da.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu... Bakın, nisan ayına gir­ dik daha güz kararnamesi çıkmadı. Neden? Neden çantasını toparlayıp gidiyor Adalet Bakanıyla  Müsteşarı? Bana yanıtlayın bunu. Önerge veriliyor, neden toplamıyor? Hâkimler bir Adalet Bakanı  Müsteşarının keyfî davranışına mı kalacak?  OKTAY VURAL (İzmir) - Hepsini yargılayacağız inşallah; Başbakanı da yargılayacağız, pa­ şaları da yargılayacağız.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Adaleti eğer yargıçlar, savcılar sağlayacaksa, Anayasa'mıza  göre Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu var, onu değiştirmeye kalkıyorsunuz.  SONER AKSOY (Kütahya) - Öyle bir şey yok.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Teşekkür ederim.  Yandaş... Bakın, bir yargıya virüs bulaşırsa o virüs sadece orada kalmaz, sizlere de bulaşır.  TBMM B: 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 O : 1  - 8 3 4 - AHMET AYDIN (Adıyaman) - Ama yargıya siz de müdahale ediyorsunuz.  H. TAYFUN İÇLÎ (Devamla) - Adalet, adalet, adalet! Kul hakkı yemeyeceksiniz. Neden kor­ kuyorsunuz? Neden Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun toplantısını yapıp güz kararnamesini  çıkartmıyorsunuz? Neden? Bana onu söyleyin. Neden? Bugüne kadar, Türkiye Cumhuriyeti tari­ hinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu hep toplanmış, yaz kararnamesi, güz kararnamesi çıkmış.  Neden toplamıyorsunuz kardeşim? Bu bir suçtur, bu anayasal suçtur, Ceza Kanunu'na göre suçtur.  Ben bunu size söylüyorum, bakın -ya, inşallah haklı çıkmam da- bakın, ağlayacaksınız, ağlayacak­ sınız. Televizyonlara çıkıp böyle gözyaşları dökecek kimileriniz çünkü Türk halkı mağdurun yanında  olur ya, mağdurun yanında olacağını düşünerek öyle gözyaşı dökecek birileriniz, ben buradan dök­ meyin diye söylüyorum.  AVNİ ERDEMİR (Anaysa) - Tehdit mi ediyorsun?  İSMAİL BİLEN (Manisa) - Bu tehditleri çok gördük, çok.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Ben parti kapatma davalarına karşıyım ama şunu da savunuyorum:  Demokratik rejimi ortadan kaldırabilecek işlemlere de karşıyım, demokrasiler buna izin vermez.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayal dünyasmdasın.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Korkuyorsunuz, korkuyorsunuz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hiçbir şeyden korkmuyoruz.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Korkuyorsunuz, korkunun ecele faydası yok.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 2011 seçimlerinde AK PARTİ'nin yine yüzde 50'ye yakın oy  alacağından korkuyorsunuz.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Hadi, göreceğiz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Beceremediğinizden dolayı başkalarını haksız görüyorsunuz.  Meydanda, halkın huzurunda beceremiyorsunuz, başkalarına havale ediyorsunuz. Çıkın halkın hu­ zuruna, sandıkta her şey hesaplaşılır.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin lehinde söz isteyen Denizli Milletvekili  Sayın Ali Rıza Ertemür. (CHP sıralarından alkışlar)  ALİ RIZA ERTEMÜR (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi  Partisi Grubunun vermiş olduğu grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri  ve televizyonları başında bizleri izleyen değerli yurttaşlarımızı saygı ve sevgiyle selamlarım.  Değerli milletvekilleri, insan hakları açısından çok önemli bir konuyu konuşmaktayız. İnsan  Haklan Komisyonunun bir üyesi olarak bu konuya özellikle önem vermemiz gerektiğini söylemeli­ yim. Bu konuya yaklaşırken unutmamamız gereken en önemli olay, insanlann her koşulda insan gibi  davranılmayı hak etmesidir. Başka bir ifadeyle, insan bir ceza aldığında da insandır; onun can sağlı­ ğının, vücut bütünlüğünün ve sağlıklı olarak yaşamasının sağlanması mecburidir, devletin de gör­ evidir. Aksi takdirde, devlet görevini yapmış sayılmaz ve bir insan hakkı ihlali doğar. İşte, insan  haklan ihlallerinin en sık yaşandığı yerlerden biri de cezaevleridir.
Sayfa 35 -
TBMM B: 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 O : 1  - 8 3 4 - AHMET AYDIN (Adıyaman) - Ama yargıya siz de müdahale ediyorsunuz.  H. TAYFUN İÇLÎ (Devamla) - Adalet, adalet, adalet! Kul hakkı yemeyeceksiniz. Neden kor­ kuyorsunuz? Neden Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun toplantısını yapıp güz kararnamesini  çıkartmıyorsunuz? Neden? Bana onu söyleyin. Neden? Bugüne kadar, Türkiye Cumhuriyeti tari­ hinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu hep toplanmış, yaz kararnamesi, güz kararnamesi çıkmış.  Neden toplamıyorsunuz kardeşim? Bu bir suçtur, bu anayasal suçtur, Ceza Kanunu'na göre suçtur.  Ben bunu size söylüyorum, bakın -ya, inşallah haklı çıkmam da- bakın, ağlayacaksınız, ağlayacak­ sınız. Televizyonlara çıkıp böyle gözyaşları dökecek kimileriniz çünkü Türk halkı mağdurun yanında  olur ya, mağdurun yanında olacağını düşünerek öyle gözyaşı dökecek birileriniz, ben buradan dök­ meyin diye söylüyorum.  AVNİ ERDEMİR (Anaysa) - Tehdit mi ediyorsun?  İSMAİL BİLEN (Manisa) - Bu tehditleri çok gördük, çok.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Ben parti kapatma davalarına karşıyım ama şunu da savunuyorum:  Demokratik rejimi ortadan kaldırabilecek işlemlere de karşıyım, demokrasiler buna izin vermez.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayal dünyasmdasın.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Korkuyorsunuz, korkuyorsunuz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hiçbir şeyden korkmuyoruz.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Korkuyorsunuz, korkunun ecele faydası yok.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 2011 seçimlerinde AK PARTİ'nin yine yüzde 50'ye yakın oy  alacağından korkuyorsunuz.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Hadi, göreceğiz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Beceremediğinizden dolayı başkalarını haksız görüyorsunuz.  Meydanda, halkın huzurunda beceremiyorsunuz, başkalarına havale ediyorsunuz. Çıkın halkın hu­ zuruna, sandıkta her şey hesaplaşılır.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin lehinde söz isteyen Denizli Milletvekili  Sayın Ali Rıza Ertemür. (CHP sıralarından alkışlar)  ALİ RIZA ERTEMÜR (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi  Partisi Grubunun vermiş olduğu grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri  ve televizyonları başında bizleri izleyen değerli yurttaşlarımızı saygı ve sevgiyle selamlarım.  Değerli milletvekilleri, insan hakları açısından çok önemli bir konuyu konuşmaktayız. İnsan  Haklan Komisyonunun bir üyesi olarak bu konuya özellikle önem vermemiz gerektiğini söylemeli­ yim. Bu konuya yaklaşırken unutmamamız gereken en önemli olay, insanlann her koşulda insan gibi  davranılmayı hak etmesidir. Başka bir ifadeyle, insan bir ceza aldığında da insandır; onun can sağlı­ ğının, vücut bütünlüğünün ve sağlıklı olarak yaşamasının sağlanması mecburidir, devletin de gör­ evidir. Aksi takdirde, devlet görevini yapmış sayılmaz ve bir insan hakkı ihlali doğar. İşte, insan  haklan ihlallerinin en sık yaşandığı yerlerden biri de cezaevleridir.  T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 3 5 - Değerli milletvekilleri, cezaevlerinde hüküm süren olumsuz koşulların düzeltilmesi amacıyla  maalesef gerekli çalışmaların yapıldığını söyleyemeyiz. Sağlık koşullarının kötülüğü, denetimlerin  gereğince yapılmaması, cezaevlerinde mahkûmların yatacağı yerlerin dahi bitmeye yakın olması,  yemeklerden şikâyetler, kimi yerlerde psikolojik ve fiziksel baskı yapılması ve peşi sıra gelen ölüm­ ler cezaevlerinin içinde bulunduğu olumsuz koşullara örnek olarak gösterilebilir. Bunlar yetmezmiş  gibi, haksız yere tutuklamalar ve yandaş basın yoluyla uygulanan psikolojik baskılar da eklenince du­ rumun vahameti ortaya çıkmaktadır.  Hepimizin bildiği gibi, Ergenekon kasası diye, beş parası olmayan Kuddusi Okkır'ı cezaevine  attılar, hastalığına rağmen tedavisi bile yapılmadı. Yandaş basında, tahliye olmak için mahsus hasta­ landığı iftiraları çekinilmeden söylendi. Sonuçta ne oldu? Okkır tahliye edildi. Ne zaman? Öldükten  sonra. Bundan büyük bir insan hakkı ihlali var mıdır değerli milletvekilleri? Üstelik kasa suçlamasıyla  içeriye alınan Okkır'ın cenazesini kaldıracak parası dahi yoktu. Bunun hesabını şimdi kim verecek?  Değerli milletvekilleri, Okkır'ı içeri alanların, ölümünü seyredenlerin, mahsus hasta olduğunu  söyleyenlerin vicdanları sızlıyor mu çok merak ediyorum, hatta vicdanları var mı bunu da merak  ediyorum. Sivas'ta insan yakanları affedenlerin her nasılsa burada dilleri tutuluyor.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; insan hakları ihlalleri raporlarında cezaevlerinde yaşanan  kimi uygulamaları hayretle görmekteyiz. Örneğin, cezaevi idarelerince mahkûmların bireysel başvuru  ve bilgi edinme hakkından yararlanma haklan engellenmektedir. İletişim hakkı idarece engellenmekte,  mektuplara el konularak imha edilmekte ve sansürlenmektedir. Mahkûmların cezaevinde maruz kal- dıklan sorunlara ilişkin mektupları nedeniyle disiplin suçlan cezalanna maruz kaldıklan öğrenilmiş­ tir. Haklannda mahkemece verilmiş toplatma ve yasaklama kararlan olmamasına rağmen, bazı muhalif  yayınlara cezaevi idaresince keyfî olarak el konulmakta ve mahkûmlara verilmemektedir. Ortak yaşam  alanlanndan mahkûmlann yararlanması konusunda cezaevi idaresince zorluk çıkartılmaktadır. Ceza­ evlerinde mahkûmlara gereken sağlık hizmeti verilmemektedir. Bulaşıcı ve devamlı bakım isteyen  hastalıklar konusunda gerekli hassasiyet gösterilmemektedir. Cezaevi idaresinin mahkûmlann sağlığı  konusundaki duyarsızlık ve keyfiyetleri mahkûmların tedavi edilemez derecede hastalanmasına neden  olmakta ve tedavileri aksatılmaktadır. Cezaevlerinde görevli doktorlann, mahkûmlan tam anlamıyla  muayene etmeden ilaç vermesi ve doktorlar hakkındaki şikâyetlerin sonuçsuz kalması da mahkûmla­ nn dile getirdiği önemli bir husustur. Mahkûmlann içme suyu ve temiz su ihtiyacı yeterince karşılan- mamaktadır. Mahkûmların odalannda üç kitaptan fazlasının bulundurulmasına izin verilmemektedir.  Mahkûmlann spor yaparken boyunlannın altına koydukları gazeteler gardiyanlarca "Amaç dışı kul­ lanılamaz." gerekçesiyle verilmemektedir. Mahkûmların TV sehpası ve çöp kovası olarak kullandığı  pet şişelere cezaevi yönetimince "Amacı dışında kullanılamaz." gerekçesiyle el konulmuştur. Ceza­ evi yönetimince sadece siyah, beyaz ve gri renk iç çamaşırı giyilmesine izin verilmektedir. Kırmızı iç  çamaşın bayrak yapıldığından, yeşil iç çamaşırı asker kıyafetinin rengini çağrıştırdığından, lacivert iç  çamaşın gardiyan kıyafetinin rengi olduğundan, bordo iç çamaşırı ise kırmızıya yakın olduğu için,  kimi cezaevi yönetimlerince sakıncalı iç çamaşırı ilan edilmiştir. Şüphesiz bunlar bütün cezaevlerinde  yaşanan tablolar değildir ancak bizlerin bu konuda sıfır toleranslı olmamız gerekmektedir.  Değerli milletvekilleri, daha önceden ülkemizin gündemine taşıdığım bir konu vardı. Bir paket  sigara çaldığı için yedi buçuk yıl hapis cezasına çarptırılan, Kayseri İncesu Çocuk Cezaevinde tu­ tuklanan on beş yaşındaki Osman Güneş'in yazdığı mektup üzerine harekete geçmiştik. Bu mektup- lann ardı kesilmemekte, her gün onlarca mektup, cezaevlerinden, cezaevleri şartlanyla ilgili konularla  ilgili, tarafımıza gönderilmekte. Ne yapmıştı Osman Güneş? Bir paket sigara çalmıştı ve yedi buçuk  yıl hapis cezası aldı. Adam mı öldürdü, terör mü yaptı, yolsuzluğa mı bulaşmıştı? Hayır, sadece bir  paket sigara çalmıştı. Elbette bunun bir suçu vardı ancak bir de insaf vardır, insan hakkı vardır. Bu  konunun peşini de asla bırakmadan devam edeceğiz.
Sayfa 36 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 3 5 - Değerli milletvekilleri, cezaevlerinde hüküm süren olumsuz koşulların düzeltilmesi amacıyla  maalesef gerekli çalışmaların yapıldığını söyleyemeyiz. Sağlık koşullarının kötülüğü, denetimlerin  gereğince yapılmaması, cezaevlerinde mahkûmların yatacağı yerlerin dahi bitmeye yakın olması,  yemeklerden şikâyetler, kimi yerlerde psikolojik ve fiziksel baskı yapılması ve peşi sıra gelen ölüm­ ler cezaevlerinin içinde bulunduğu olumsuz koşullara örnek olarak gösterilebilir. Bunlar yetmezmiş  gibi, haksız yere tutuklamalar ve yandaş basın yoluyla uygulanan psikolojik baskılar da eklenince du­ rumun vahameti ortaya çıkmaktadır.  Hepimizin bildiği gibi, Ergenekon kasası diye, beş parası olmayan Kuddusi Okkır'ı cezaevine  attılar, hastalığına rağmen tedavisi bile yapılmadı. Yandaş basında, tahliye olmak için mahsus hasta­ landığı iftiraları çekinilmeden söylendi. Sonuçta ne oldu? Okkır tahliye edildi. Ne zaman? Öldükten  sonra. Bundan büyük bir insan hakkı ihlali var mıdır değerli milletvekilleri? Üstelik kasa suçlamasıyla  içeriye alınan Okkır'ın cenazesini kaldıracak parası dahi yoktu. Bunun hesabını şimdi kim verecek?  Değerli milletvekilleri, Okkır'ı içeri alanların, ölümünü seyredenlerin, mahsus hasta olduğunu  söyleyenlerin vicdanları sızlıyor mu çok merak ediyorum, hatta vicdanları var mı bunu da merak  ediyorum. Sivas'ta insan yakanları affedenlerin her nasılsa burada dilleri tutuluyor.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; insan hakları ihlalleri raporlarında cezaevlerinde yaşanan  kimi uygulamaları hayretle görmekteyiz. Örneğin, cezaevi idarelerince mahkûmların bireysel başvuru  ve bilgi edinme hakkından yararlanma haklan engellenmektedir. İletişim hakkı idarece engellenmekte,  mektuplara el konularak imha edilmekte ve sansürlenmektedir. Mahkûmların cezaevinde maruz kal- dıklan sorunlara ilişkin mektupları nedeniyle disiplin suçlan cezalanna maruz kaldıklan öğrenilmiş­ tir. Haklannda mahkemece verilmiş toplatma ve yasaklama kararlan olmamasına rağmen, bazı muhalif  yayınlara cezaevi idaresince keyfî olarak el konulmakta ve mahkûmlara verilmemektedir. Ortak yaşam  alanlanndan mahkûmlann yararlanması konusunda cezaevi idaresince zorluk çıkartılmaktadır. Ceza­ evlerinde mahkûmlara gereken sağlık hizmeti verilmemektedir. Bulaşıcı ve devamlı bakım isteyen  hastalıklar konusunda gerekli hassasiyet gösterilmemektedir. Cezaevi idaresinin mahkûmlann sağlığı  konusundaki duyarsızlık ve keyfiyetleri mahkûmların tedavi edilemez derecede hastalanmasına neden  olmakta ve tedavileri aksatılmaktadır. Cezaevlerinde görevli doktorlann, mahkûmlan tam anlamıyla  muayene etmeden ilaç vermesi ve doktorlar hakkındaki şikâyetlerin sonuçsuz kalması da mahkûmla­ nn dile getirdiği önemli bir husustur. Mahkûmlann içme suyu ve temiz su ihtiyacı yeterince karşılan- mamaktadır. Mahkûmların odalannda üç kitaptan fazlasının bulundurulmasına izin verilmemektedir.  Mahkûmlann spor yaparken boyunlannın altına koydukları gazeteler gardiyanlarca "Amaç dışı kul­ lanılamaz." gerekçesiyle verilmemektedir. Mahkûmların TV sehpası ve çöp kovası olarak kullandığı  pet şişelere cezaevi yönetimince "Amacı dışında kullanılamaz." gerekçesiyle el konulmuştur. Ceza­ evi yönetimince sadece siyah, beyaz ve gri renk iç çamaşırı giyilmesine izin verilmektedir. Kırmızı iç  çamaşın bayrak yapıldığından, yeşil iç çamaşırı asker kıyafetinin rengini çağrıştırdığından, lacivert iç  çamaşın gardiyan kıyafetinin rengi olduğundan, bordo iç çamaşırı ise kırmızıya yakın olduğu için,  kimi cezaevi yönetimlerince sakıncalı iç çamaşırı ilan edilmiştir. Şüphesiz bunlar bütün cezaevlerinde  yaşanan tablolar değildir ancak bizlerin bu konuda sıfır toleranslı olmamız gerekmektedir.  Değerli milletvekilleri, daha önceden ülkemizin gündemine taşıdığım bir konu vardı. Bir paket  sigara çaldığı için yedi buçuk yıl hapis cezasına çarptırılan, Kayseri İncesu Çocuk Cezaevinde tu­ tuklanan on beş yaşındaki Osman Güneş'in yazdığı mektup üzerine harekete geçmiştik. Bu mektup- lann ardı kesilmemekte, her gün onlarca mektup, cezaevlerinden, cezaevleri şartlanyla ilgili konularla  ilgili, tarafımıza gönderilmekte. Ne yapmıştı Osman Güneş? Bir paket sigara çalmıştı ve yedi buçuk  yıl hapis cezası aldı. Adam mı öldürdü, terör mü yaptı, yolsuzluğa mı bulaşmıştı? Hayır, sadece bir  paket sigara çalmıştı. Elbette bunun bir suçu vardı ancak bir de insaf vardır, insan hakkı vardır. Bu  konunun peşini de asla bırakmadan devam edeceğiz.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 3 6 - Değerli milletvekilleri, cezaevlerindeki sağlık sorunu, ülkemiz gündemindeki yerini önemli bir  sorun olarak da korumaya devam ediyor. Tutuklu ve hükümlülerden en zor durumda olanlar ceza­ evlerinde hastalananlardır. Sağlıklı bir insan olarak girdikleri cezaevlerinde olumsuz koşullar nede­ niyle kısa süre içerisinde hastalanan tutuklu ve hükümlülerin, zamanında tedavi edilmedikleri için  hastalıktan ilerlemekte, sonuç olarak da ölümlerine neden olmaktadır.  Değerli milletvekilleri, devlet, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmesini  sağlamak zorundadır. Bu nedenle, devlet, tutuklu ve hükümlülere sağlık hizmeti vererek buralarda or­ taya çıkan hastalıkların tedavisini mutlaka eksiksiz olarak üstlenmelidir. Bunun için de cezaevi yö­ netimleri ve kurum doktorlan duyarlı ve iş birliği içinde olmalıdır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sorun, insan hakkı ve cezaevleri olunca ülkemizde çok  sayıda örnek bulmak olanaklıdır. Konuşma süresi, bunları, bu dönemde, bugünde yetmeyecek, daha  da uzun bir ortam içerisinde bu cezaevleri koşullannın tartışılması gerektiğine inanıyorum.  Bundan dolayı, sözlerime burada son verirken yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıra­ larından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ertemür.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisi aleyhinde son söz Bitlis Milletvekili Sayın Cemal  Taşar'a ait.  Buyurun Sayın Taşar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CEMAL TAŞAR (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, Millî Eğitim Bakanlığı­ nın günümüz şartlarında, yine, globalleşen dünyada meydana gelen sosyal ve ekonomik gelişmele­ rin ışığında, bilim ve teknolojinin gerekleri doğrultusunda ortaya konmuş vizyon çerçevesinde birçok  yenilikleri uygulamaya koyarak yannımızın teminatı sevgili gençlerimize ve çocuklarımıza, gelişmiş  ülkelerdeki akranlarının seviyesinde, hatta daha üst düzeyde imkânlar oluşturmak için birçok ilki  hizmete sunmuş bulunmaktayız.  Bilginin hızlı değişimi, bilim ve teknolojideki gelişmeler, nitelikli insan yetiştirme ihtiyacının  daha yoğun hissedilmesine neden olmuştur.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Elitaş, konumuz cezaevleri değil miydi?  Millî Eğitim Bakanlığı değil konumuz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan...  CEMAL TAŞAR (Devamla) - İktidanmız bu anlayıştan hareketle bütçesinden sekiz yıldır büyük  payı ve önceliği Millî Eğitim Bakanlığına ayırmıştır.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Arkadaşlar, konumuz cezaevleri değil mi?  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Ayrılan bu pay kuruşu kuruşuna yerinde, zamanında, etkin ve  verimli biçimde kullanılmıştır.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Cemal Bey, gençleri cezaevine mi gönderiyor­ sunuz?  OKTAY VURAL (İzmir) - Yanlış oldu galiba.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Okul öncesinden yükseköğretime kadar reform niteliğinde köklü  çalışmalar yapılmıştır.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Yanlış konuda konuşuyorsunuz Cemal Bey.
Sayfa 37 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 3 6 - Değerli milletvekilleri, cezaevlerindeki sağlık sorunu, ülkemiz gündemindeki yerini önemli bir  sorun olarak da korumaya devam ediyor. Tutuklu ve hükümlülerden en zor durumda olanlar ceza­ evlerinde hastalananlardır. Sağlıklı bir insan olarak girdikleri cezaevlerinde olumsuz koşullar nede­ niyle kısa süre içerisinde hastalanan tutuklu ve hükümlülerin, zamanında tedavi edilmedikleri için  hastalıktan ilerlemekte, sonuç olarak da ölümlerine neden olmaktadır.  Değerli milletvekilleri, devlet, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmesini  sağlamak zorundadır. Bu nedenle, devlet, tutuklu ve hükümlülere sağlık hizmeti vererek buralarda or­ taya çıkan hastalıkların tedavisini mutlaka eksiksiz olarak üstlenmelidir. Bunun için de cezaevi yö­ netimleri ve kurum doktorlan duyarlı ve iş birliği içinde olmalıdır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sorun, insan hakkı ve cezaevleri olunca ülkemizde çok  sayıda örnek bulmak olanaklıdır. Konuşma süresi, bunları, bu dönemde, bugünde yetmeyecek, daha  da uzun bir ortam içerisinde bu cezaevleri koşullannın tartışılması gerektiğine inanıyorum.  Bundan dolayı, sözlerime burada son verirken yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıra­ larından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ertemür.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisi aleyhinde son söz Bitlis Milletvekili Sayın Cemal  Taşar'a ait.  Buyurun Sayın Taşar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CEMAL TAŞAR (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, Millî Eğitim Bakanlığı­ nın günümüz şartlarında, yine, globalleşen dünyada meydana gelen sosyal ve ekonomik gelişmele­ rin ışığında, bilim ve teknolojinin gerekleri doğrultusunda ortaya konmuş vizyon çerçevesinde birçok  yenilikleri uygulamaya koyarak yannımızın teminatı sevgili gençlerimize ve çocuklarımıza, gelişmiş  ülkelerdeki akranlarının seviyesinde, hatta daha üst düzeyde imkânlar oluşturmak için birçok ilki  hizmete sunmuş bulunmaktayız.  Bilginin hızlı değişimi, bilim ve teknolojideki gelişmeler, nitelikli insan yetiştirme ihtiyacının  daha yoğun hissedilmesine neden olmuştur.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Elitaş, konumuz cezaevleri değil miydi?  Millî Eğitim Bakanlığı değil konumuz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan...  CEMAL TAŞAR (Devamla) - İktidanmız bu anlayıştan hareketle bütçesinden sekiz yıldır büyük  payı ve önceliği Millî Eğitim Bakanlığına ayırmıştır.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Arkadaşlar, konumuz cezaevleri değil mi?  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Ayrılan bu pay kuruşu kuruşuna yerinde, zamanında, etkin ve  verimli biçimde kullanılmıştır.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Cemal Bey, gençleri cezaevine mi gönderiyor­ sunuz?  OKTAY VURAL (İzmir) - Yanlış oldu galiba.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Okul öncesinden yükseköğretime kadar reform niteliğinde köklü  çalışmalar yapılmıştır.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Yanlış konuda konuşuyorsunuz Cemal Bey.  T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Sayın Taşar, öneriye dönerseniz iyi olacak.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Sayın Başkan, az önce konuşan öneriyle ilgili mi konuştu? Öneriyle  alakası olmayan şeyler söyledi az önce konuşan arkadaş.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, az önce konuşan milletvekilini uyarmanız  gerekirdi. Farklı şeylerle ilgili...  B A Ş K A N - Ş i m d i . . .  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Az önce konuşan sayın milletvekili gazete kupürlerini burada  gösterip hiç alakası olmayan şeylerden bahsetti.  BAŞKAN - Biliyorum, biliyorum, biliyorum, biliyorum...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Burada milletvekilleri özgür şekilde kullanıyor demek ki.  BAŞKAN - Özgürlükleri kısıtlamak...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ya İç Tüzük'e davet edin...  BAŞKAN - Sayın Elitaş... Sayın Elitaş...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Farkında değil, Sayın Elitaş.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Tabii, arkadaşlarımızın konuyla ilgili söyledikleri malumdur ancak  ben burada, bugün çalışmalarımızı özetlemek istiyorum, kürsüyü kullanmak istiyorum değerli dostlar.  İktidarımız, bu anlayıştan hareketle, bütçesinde sekiz yıldır büyük payı ve önceliği Millî Eğitim  Bakanlığına ayırmıştır. Ayrılan bu pay kuruşu kuruşuna yerinde, zamanında, en etkin ve verimli bi­ çimde kullanılmıştır. [CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar (!)]  Okul öncesinden yükseköğretime kadar reform niteliğinde köklü çalışmalar yapılmıştır. [CHP  sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar (!)] Teşekkür ederim.  Elli yılda yapılamayan hizmetler son sekiz yılda yapılmıştır. [CHP sıralarından "Bravo" sesleri,  alkışlar (!)]  Memlekete, millete yapılan hizmetler sizi niye bu kadar kızdırıyor, onu anlamıyorum. [CHP sı­ ralarından "Bravo" sesleri, alkışlar (!)]  ALİ ARSLAN (Muğla) - Kızdırmıyor, alkışlıyoruz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Alkışlıyoruz, alkışlıyoruz...  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Yani, birileri buraya çıkıp sağdan soldan yanlış şeyler anlattı­ ğında, birilerine iftira atıldığında hoşunuza gidiyor ama Hükümetimizin, ama İktidarımızın yapmış  olduğu çalışmalar, güzellikler anlatıldığında da zorunuza gidiyor. Ama vatandaş her defasında san­ dıkta bunu yüzünüze şamar gibi de vuruyor, bunun da farkındasınız. [CHP sıralarından alkışlar (!)]  ABDULLAH ÖZER (Bursa) - O şamarı siz yiyeceksiniz! O şamarı siz yiyeceksiniz!  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Evet, her seferinde o mağlubiyeti, o güzelliği, vatandaşımız size  bu hazzı tattırıyor. Onun için, siz burada bu alkışları çalmaya devam edin, Allah nasip ederse bir  daha bunları yaşayacaksınız.  OKTAY VURAL (İzmir) - Allah aşkına, biz millet iradesiyle geldik, ne şamarı?  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Vallahi, onu kendinize sorun.  OKTAY VURAL (İzmir) - Millet bana oy verdi, geldim. Ben şerefli milletin temsilcisiyim, ne  şamarından bahsediyorsun Allah'ını seversen?  - 8 3 7 -
Sayfa 38 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Sayın Taşar, öneriye dönerseniz iyi olacak.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Sayın Başkan, az önce konuşan öneriyle ilgili mi konuştu? Öneriyle  alakası olmayan şeyler söyledi az önce konuşan arkadaş.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, az önce konuşan milletvekilini uyarmanız  gerekirdi. Farklı şeylerle ilgili...  B A Ş K A N - Ş i m d i . . .  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Az önce konuşan sayın milletvekili gazete kupürlerini burada  gösterip hiç alakası olmayan şeylerden bahsetti.  BAŞKAN - Biliyorum, biliyorum, biliyorum, biliyorum...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Burada milletvekilleri özgür şekilde kullanıyor demek ki.  BAŞKAN - Özgürlükleri kısıtlamak...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ya İç Tüzük'e davet edin...  BAŞKAN - Sayın Elitaş... Sayın Elitaş...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Farkında değil, Sayın Elitaş.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Tabii, arkadaşlarımızın konuyla ilgili söyledikleri malumdur ancak  ben burada, bugün çalışmalarımızı özetlemek istiyorum, kürsüyü kullanmak istiyorum değerli dostlar.  İktidarımız, bu anlayıştan hareketle, bütçesinde sekiz yıldır büyük payı ve önceliği Millî Eğitim  Bakanlığına ayırmıştır. Ayrılan bu pay kuruşu kuruşuna yerinde, zamanında, en etkin ve verimli bi­ çimde kullanılmıştır. [CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar (!)]  Okul öncesinden yükseköğretime kadar reform niteliğinde köklü çalışmalar yapılmıştır. [CHP  sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar (!)] Teşekkür ederim.  Elli yılda yapılamayan hizmetler son sekiz yılda yapılmıştır. [CHP sıralarından "Bravo" sesleri,  alkışlar (!)]  Memlekete, millete yapılan hizmetler sizi niye bu kadar kızdırıyor, onu anlamıyorum. [CHP sı­ ralarından "Bravo" sesleri, alkışlar (!)]  ALİ ARSLAN (Muğla) - Kızdırmıyor, alkışlıyoruz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Alkışlıyoruz, alkışlıyoruz...  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Yani, birileri buraya çıkıp sağdan soldan yanlış şeyler anlattı­ ğında, birilerine iftira atıldığında hoşunuza gidiyor ama Hükümetimizin, ama İktidarımızın yapmış  olduğu çalışmalar, güzellikler anlatıldığında da zorunuza gidiyor. Ama vatandaş her defasında san­ dıkta bunu yüzünüze şamar gibi de vuruyor, bunun da farkındasınız. [CHP sıralarından alkışlar (!)]  ABDULLAH ÖZER (Bursa) - O şamarı siz yiyeceksiniz! O şamarı siz yiyeceksiniz!  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Evet, her seferinde o mağlubiyeti, o güzelliği, vatandaşımız size  bu hazzı tattırıyor. Onun için, siz burada bu alkışları çalmaya devam edin, Allah nasip ederse bir  daha bunları yaşayacaksınız.  OKTAY VURAL (İzmir) - Allah aşkına, biz millet iradesiyle geldik, ne şamarı?  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Vallahi, onu kendinize sorun.  OKTAY VURAL (İzmir) - Millet bana oy verdi, geldim. Ben şerefli milletin temsilcisiyim, ne  şamarından bahsediyorsun Allah'ını seversen?  - 8 3 7 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 3 8 - CEMAL TAŞAR (Devamla) - Onu kendinize sorun, onu kendinize sorun.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sen ne demek istiyorsun?  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Değerli arkadaşlar...  OKTAY VURAL (İzmir) - Bize oy veren millet değil mi? Daha ne o zaman? Ne şamarı? Allah  Allah!  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Şimdi, bize de, size de oy veren millettir ama millete yaptığımız  hizmeti takdir etmeyip farklı yönlere çekmenizi de yadırgıyorum işin doğrusu...  OKTAY VURAL (İzmir) - Allah Allah!  CEMAL TAŞAR (Devamla) - .. .yadırgıyorum işin doğrusu. Onun için kusura bakmayın.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sen gel de konunun üzerinde konuş!  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Kusura bakmayın, ben bugün bu kürsüden İktidarımın yapmış ol­ duğu güzellikleri anlatmak istiyorum.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Cezaevi... Cezaevi...  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Evet, evet.  ABDULLAH ÖZER (Bursa) - Yanlış metin vermişler sana, yanlış metin!  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Ben bugün bunu hazırlamışım, bunu okuyorum, halka bunu an­ latacağım, evet. [CHP ve MHP sıralarından gülüşmeler, alkışlar (!)]  OKTAY VURAL (İzmir) - İmzalar gibi...  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Değerli milletvekilleri, tabii...  BAŞKAN - Sayın Taşar... Sayın Taşar, bir saniye...  Şimdi, gene bunları anlatabilirsiniz ama bu arada da yani verilen önergeye de o konuşmanız  içinde atıf yaparak giderseniz en azından biraz daha iyi olabilir.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan, tabii ki buraya çıkan hatip...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın İçli hiç konuşmadı önergeyle ilgili.  BAŞKAN - Yapmayın ya!  Sayın Taşar, bir saniye, ben size ek süre vereceğim.  Şimdi bakın, konu öyle değil. Sayın İçli'yi ben dikkatle izledim yani her bir cümlesini sonuçta  getirdi, o önergeye bağladı. Çoğu hatip aynı şeyi yapıyor.  MEHMET OCAKDEN (Bursa) - Üçkâğıtçılık yaptı yani.  BAŞKAN - Arkadaşımızı da ben incitmek istemiyorum, kimseyi de incitmiyorum ama...  MEHMET OCAKDEN (Bursa) - Üçkağıtçılık yaptı, işi...  OKTAY VURAL (İzmir) - İmzalar gibi.  BAŞKAN - Yani hem oraya atıf yapıp hem bunları söyleyebilir. Onu söyledim.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan tabii ki. . .  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Genel Kurulu bile selamlamadı.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Ben Genel Kurulu selamladım. Arkadaşlar, tabii ki . . . (MHP sı­ ralarından gürültüler)
Sayfa 39 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 8 3 8 - CEMAL TAŞAR (Devamla) - Onu kendinize sorun, onu kendinize sorun.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sen ne demek istiyorsun?  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Değerli arkadaşlar...  OKTAY VURAL (İzmir) - Bize oy veren millet değil mi? Daha ne o zaman? Ne şamarı? Allah  Allah!  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Şimdi, bize de, size de oy veren millettir ama millete yaptığımız  hizmeti takdir etmeyip farklı yönlere çekmenizi de yadırgıyorum işin doğrusu...  OKTAY VURAL (İzmir) - Allah Allah!  CEMAL TAŞAR (Devamla) - .. .yadırgıyorum işin doğrusu. Onun için kusura bakmayın.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sen gel de konunun üzerinde konuş!  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Kusura bakmayın, ben bugün bu kürsüden İktidarımın yapmış ol­ duğu güzellikleri anlatmak istiyorum.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Cezaevi... Cezaevi...  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Evet, evet.  ABDULLAH ÖZER (Bursa) - Yanlış metin vermişler sana, yanlış metin!  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Ben bugün bunu hazırlamışım, bunu okuyorum, halka bunu an­ latacağım, evet. [CHP ve MHP sıralarından gülüşmeler, alkışlar (!)]  OKTAY VURAL (İzmir) - İmzalar gibi...  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Değerli milletvekilleri, tabii...  BAŞKAN - Sayın Taşar... Sayın Taşar, bir saniye...  Şimdi, gene bunları anlatabilirsiniz ama bu arada da yani verilen önergeye de o konuşmanız  içinde atıf yaparak giderseniz en azından biraz daha iyi olabilir.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan, tabii ki buraya çıkan hatip...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın İçli hiç konuşmadı önergeyle ilgili.  BAŞKAN - Yapmayın ya!  Sayın Taşar, bir saniye, ben size ek süre vereceğim.  Şimdi bakın, konu öyle değil. Sayın İçli'yi ben dikkatle izledim yani her bir cümlesini sonuçta  getirdi, o önergeye bağladı. Çoğu hatip aynı şeyi yapıyor.  MEHMET OCAKDEN (Bursa) - Üçkâğıtçılık yaptı yani.  BAŞKAN - Arkadaşımızı da ben incitmek istemiyorum, kimseyi de incitmiyorum ama...  MEHMET OCAKDEN (Bursa) - Üçkağıtçılık yaptı, işi...  OKTAY VURAL (İzmir) - İmzalar gibi.  BAŞKAN - Yani hem oraya atıf yapıp hem bunları söyleyebilir. Onu söyledim.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan tabii ki. . .  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Genel Kurulu bile selamlamadı.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Ben Genel Kurulu selamladım. Arkadaşlar, tabii ki . . . (MHP sı­ ralarından gürültüler)  TBMM B: 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 O : 1  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Ne zaman?  BAŞKAN - Yok, yok, selamladı. (Gürültüler)  Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Notlarına devam et.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Arkadaşlar, ben...  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lehte ve aleyhte konuşanlar, birbirlerine laf atanlar, lütfen  susar mısınız.  Sayın Hatip, devam edin siz, Genel Kurula konuşun, şahıslarla konuşmayın.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Şimdi, tabii ki ben anlatacaklarımı, ben bu kürsüden Hükümeti­ min yapmış olduğu çalışmaların -her alanda- anlatılmasını gayet doğal görüyorum. Yani bunun bir  başkası tarafından "Niçin bunu anlatıyorsun? Bugün niye buradasın?" denmesini de yadırgıyorum.  Buraya başka zaman çıkan hatip -biraz önce söylendi- hiç alakası olmayan konulan anlatırken  hoşunuza gidiyor, ben de bugünü anlatmak istiyorum.  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Bu bir itiraf yani.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Evet, şimdi, biraz önce söylediğim gibi elli yılda yapılamayan­ ları bizim bu Hükümetimiz -Allah'a şükürler olsun- milletimize verdiği sözü yerine getirmiştir. Bu  demokratik açılımdan, insan haklanndan, temel özgürlüklerden tutun bütün konularda halkımıza ver­ diğimiz sözün arkasında olmuşuz, hizmetimize devam ediyoruz. Bunun için buraya kalkan arkadaş- lanmıza veya bizlere farklı bir şekilde söylemenize gerek yok. Biz bu önergenin karşısındayız.  Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar, CHP sıralanndan alkışlar [!])  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Taşar.  Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  OKTAY VURAL (İzmir) - Karar yeter sayısı istemiştik.  BAŞKAN - Arayacağım.  Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14 . 33  - 8 3 9 -
Sayfa 40 -
TBMM B: 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 O : 1  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Ne zaman?  BAŞKAN - Yok, yok, selamladı. (Gürültüler)  Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Notlarına devam et.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Arkadaşlar, ben...  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lehte ve aleyhte konuşanlar, birbirlerine laf atanlar, lütfen  susar mısınız.  Sayın Hatip, devam edin siz, Genel Kurula konuşun, şahıslarla konuşmayın.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Şimdi, tabii ki ben anlatacaklarımı, ben bu kürsüden Hükümeti­ min yapmış olduğu çalışmaların -her alanda- anlatılmasını gayet doğal görüyorum. Yani bunun bir  başkası tarafından "Niçin bunu anlatıyorsun? Bugün niye buradasın?" denmesini de yadırgıyorum.  Buraya başka zaman çıkan hatip -biraz önce söylendi- hiç alakası olmayan konulan anlatırken  hoşunuza gidiyor, ben de bugünü anlatmak istiyorum.  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Bu bir itiraf yani.  CEMAL TAŞAR (Devamla) - Evet, şimdi, biraz önce söylediğim gibi elli yılda yapılamayan­ ları bizim bu Hükümetimiz -Allah'a şükürler olsun- milletimize verdiği sözü yerine getirmiştir. Bu  demokratik açılımdan, insan haklanndan, temel özgürlüklerden tutun bütün konularda halkımıza ver­ diğimiz sözün arkasında olmuşuz, hizmetimize devam ediyoruz. Bunun için buraya kalkan arkadaş- lanmıza veya bizlere farklı bir şekilde söylemenize gerek yok. Biz bu önergenin karşısındayız.  Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar, CHP sıralanndan alkışlar [!])  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Taşar.  Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  OKTAY VURAL (İzmir) - Karar yeter sayısı istemiştik.  BAŞKAN - Arayacağım.  Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14 . 33  - 8 3 9 - TBMM B:83 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 4 0 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 14.49  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur) •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.  Şimdi, öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Grup önerisi reddedilmiştir, karar yeter sayısı vardır.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:  2.- (10/348) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi  Tarih: 07.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 07.04.2010 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti  Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu  Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.  Saygılarımla.  Oktay Vural  İzmir  MHP Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapıl­ masına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/348 esas numaralı "Kanser hastalığının boyutları­ nın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla" Anayasanın 98. ve İçtüzüğün  104 ve 105. Maddeleri Gereğince Meclis Araştırması önergesinin görüşmelerinin Genel Kurulun  07.04.2010 Çarşamba günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde ilk söz Kastamonu Milletvekili  Sayın Mehmet Serdaroğlu'na ait.  Buyurun Sayın Serdaroğlu. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanser has­ talığıyla ilgili verdiğimiz araştırma önergemiz hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz  aldım. Sizleri en iyi dileklerimle selamlıyorum.  Önergemiz gayet açık ve nettir ancak her zaman olduğu gibi iktidarın ilgisini ne derecede çe­ kecektir bilmemekteyiz. Ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık problemlerinin başında gelen kan­ ser hastalığı her yıl artarak devam etmektedir. Bu vesileyle dün kanser hastalığından hayatını  kaybeden 21 'inci Dönem Balıkesir Milletvekilimiz Hüseyin Kalkan Bey'e Milliyetçi Hareket Par­ tisi ve şahsım adına Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Sayfa 41 -
TBMM B:83 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 4 0 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 14.49  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur) •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.  Şimdi, öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Grup önerisi reddedilmiştir, karar yeter sayısı vardır.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:  2.- (10/348) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi  Tarih: 07.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 07.04.2010 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti  Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu  Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.  Saygılarımla.  Oktay Vural  İzmir  MHP Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapıl­ masına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/348 esas numaralı "Kanser hastalığının boyutları­ nın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla" Anayasanın 98. ve İçtüzüğün  104 ve 105. Maddeleri Gereğince Meclis Araştırması önergesinin görüşmelerinin Genel Kurulun  07.04.2010 Çarşamba günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde ilk söz Kastamonu Milletvekili  Sayın Mehmet Serdaroğlu'na ait.  Buyurun Sayın Serdaroğlu. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanser has­ talığıyla ilgili verdiğimiz araştırma önergemiz hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz  aldım. Sizleri en iyi dileklerimle selamlıyorum.  Önergemiz gayet açık ve nettir ancak her zaman olduğu gibi iktidarın ilgisini ne derecede çe­ kecektir bilmemekteyiz. Ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık problemlerinin başında gelen kan­ ser hastalığı her yıl artarak devam etmektedir. Bu vesileyle dün kanser hastalığından hayatını  kaybeden 21 'inci Dönem Balıkesir Milletvekilimiz Hüseyin Kalkan Bey'e Milliyetçi Hareket Par­ tisi ve şahsım adına Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.  T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  Kanser hastalığının bölgeler ve iller bazında hangi boyutta olduğunun tespiti, hasta sayısı, has­ talığın türleri, tanı, tedavi, ekipman ve hekim ihtiyacı gibi tüm eksikliklerinin giderilmesi gerek­ mektedir ve bu konularda çok ciddi bir yol haritasına ihtiyaç vardır.  Değerli milletvekilleri, ülkemizde her yıl 150 bin civarında kişinin yakalandığı kanser hastalı­ ğıyla ilgili net bilgiler bulunmamaktadır. Kansere yakalanan hasta sayısı her geçen gün artarken has­ taneler dolup taşmaktadır. Dolayısıyla bu hastalıkla ilgili tüm eksiklikleri araştırmak, önlem almak  devletin, hükümetin, milletvekillerinin ve nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi değil  midir? Böylesine önemli bir konuda bir araştırma komisyonunun kurulması neden çok görülebilir?  İlim Kastamonu'dan her gün 10-15 kişi Demetevler'deki Onkoloji Hastanesine hasta ziyaretine  gelmektedir. Bu bile, bu hastalığın ne kadar ileri seviyede olduğunun en basit göstergesidir.  Değerli milletvekilleri, kanser tedavi hizmetlerinin organizasyonunda en çarpıcı ve önemli nokta,  ülkemizdeki tıbbi onkolog ve hematologların sayısal yetersizliğidir. Şu an sayıları milyonlara yak­ laşan kanserli hastaların tedavi ve takibinin yetersiz sayıdaki tıbbi onkolog ve hematologlarla götü­ rülemediği ve sıkıntıların varlığı açıkça ortadadır.  Ülkemizde en sık görülen iki kanser türünden akciğer kanserine yılda 50 bin kişi, meme kanse­ rine yılda 16 bin kişi yakalanmaktadır. Yine, ülkemizde 50 bini aşkın lösemi hastası takip edilmekte,  yılda 15 bini aşkın lenfoma ve 10 bini aşkın yeni lösemi olgusu saptanmaktadır.  Gerekli uzman ihtiyacının karşılanması için de üniversiteler ve tıp fakülteleriyle birlikte ortak  çalışmaların yapılarak tespit ve çözümlerinin belirlenmesi gerekmektedir.  Erken teşhis ile kanserle savaş politikasına yön verilmesi, nüfus tabanlı kanser kayıt sistemleri­ nin kurulması ve daha sağlıklı veri toplanması sağlanmalıdır.  Dünyada kanser hastalığının tedavisinde önemli gelişmelerin olması, bizim de bu gelişmeler  paralelinde çalışmalar yapmamızı gerektirmektedir.  Medikal onkoloji konusunda uzman yetişmesi seneler almaktadır. 11 milyon nüfuslu Yunanis­ tan'da bile medikal onkolog sayısı bizden fazladır. Bu konudaki yetişmiş eleman sayımız gerçekten  yetersizdir. Üstelik sadece onkolog yetiştirmek de yeterli olmamaktadır. Patolojide uzmanınız yoksa  yeterli onkolog olması da bir şey ifade etmemektedir. O nedenle, radyolog, stolog ve patologların ye­ tiştirilmesine de önem verilmelidir ve insan kaynaklan yetersizliği mutlaka giderilmelidir.  Bakınız, bir medikal onkolog ve hematolog, tıp fakültesini bitirdikten sonra on dört-on beş yıl  daha eğitim alarak ancak kırk yaşında göreve başlayabilmektedir. Bu durum ise bu uzmanlığın ter­ cih edilmemesine neden olmaktadır. O yüzden bu uzmanların yetiştirilmesi konusunda yeni idari ve  yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu aşikârdır.  İşte tüm bu nedenlerle ülkemizin en önemli sağlık problemlerinden biri olan kanser hastalığının  hangi boyutlarda olduğunun tespiti, araştırma merkezleri, tıbbi cihaz ve uzman hekim ihtiyacı, hasta  sayısının belirlenmesi, tanı ve tedavi şekilleri dâhil tüm eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlem­ lerin ortaya konulması amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu kurulması mutlaka gerekmektedir.  Değerli milletvekilleri, AKP İktidarı muhalefetin her şeye muhalefet ettiğini ve çözüm üretme­ diğini iddia ederek Türk siyasetine "muhalefete muhalefet" anlayışını yerleştirmiştir. Şimdi ben de  iktidara soruyorum: Muhalefetin önerileri, kanun teklifleri, araştırma önergeleri muhalefet olsun diye  mi veriliyor? Milliyetçi Hareket Partisi olarak gündeme getirdiğimiz hemen hemen her konu bu ül­ kenin ve insanlarının gerçek sorunlandır ve bu sorunlara çözüm önerileridir. Yaratılan sanal gün­ demler değil, vatandaşımızın bizden beklediği gerçek gündemlerdir ama üzülerek ifade ediyorum ki  - 8 4 1 -
Sayfa 42 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  Kanser hastalığının bölgeler ve iller bazında hangi boyutta olduğunun tespiti, hasta sayısı, has­ talığın türleri, tanı, tedavi, ekipman ve hekim ihtiyacı gibi tüm eksikliklerinin giderilmesi gerek­ mektedir ve bu konularda çok ciddi bir yol haritasına ihtiyaç vardır.  Değerli milletvekilleri, ülkemizde her yıl 150 bin civarında kişinin yakalandığı kanser hastalı­ ğıyla ilgili net bilgiler bulunmamaktadır. Kansere yakalanan hasta sayısı her geçen gün artarken has­ taneler dolup taşmaktadır. Dolayısıyla bu hastalıkla ilgili tüm eksiklikleri araştırmak, önlem almak  devletin, hükümetin, milletvekillerinin ve nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi değil  midir? Böylesine önemli bir konuda bir araştırma komisyonunun kurulması neden çok görülebilir?  İlim Kastamonu'dan her gün 10-15 kişi Demetevler'deki Onkoloji Hastanesine hasta ziyaretine  gelmektedir. Bu bile, bu hastalığın ne kadar ileri seviyede olduğunun en basit göstergesidir.  Değerli milletvekilleri, kanser tedavi hizmetlerinin organizasyonunda en çarpıcı ve önemli nokta,  ülkemizdeki tıbbi onkolog ve hematologların sayısal yetersizliğidir. Şu an sayıları milyonlara yak­ laşan kanserli hastaların tedavi ve takibinin yetersiz sayıdaki tıbbi onkolog ve hematologlarla götü­ rülemediği ve sıkıntıların varlığı açıkça ortadadır.  Ülkemizde en sık görülen iki kanser türünden akciğer kanserine yılda 50 bin kişi, meme kanse­ rine yılda 16 bin kişi yakalanmaktadır. Yine, ülkemizde 50 bini aşkın lösemi hastası takip edilmekte,  yılda 15 bini aşkın lenfoma ve 10 bini aşkın yeni lösemi olgusu saptanmaktadır.  Gerekli uzman ihtiyacının karşılanması için de üniversiteler ve tıp fakülteleriyle birlikte ortak  çalışmaların yapılarak tespit ve çözümlerinin belirlenmesi gerekmektedir.  Erken teşhis ile kanserle savaş politikasına yön verilmesi, nüfus tabanlı kanser kayıt sistemleri­ nin kurulması ve daha sağlıklı veri toplanması sağlanmalıdır.  Dünyada kanser hastalığının tedavisinde önemli gelişmelerin olması, bizim de bu gelişmeler  paralelinde çalışmalar yapmamızı gerektirmektedir.  Medikal onkoloji konusunda uzman yetişmesi seneler almaktadır. 11 milyon nüfuslu Yunanis­ tan'da bile medikal onkolog sayısı bizden fazladır. Bu konudaki yetişmiş eleman sayımız gerçekten  yetersizdir. Üstelik sadece onkolog yetiştirmek de yeterli olmamaktadır. Patolojide uzmanınız yoksa  yeterli onkolog olması da bir şey ifade etmemektedir. O nedenle, radyolog, stolog ve patologların ye­ tiştirilmesine de önem verilmelidir ve insan kaynaklan yetersizliği mutlaka giderilmelidir.  Bakınız, bir medikal onkolog ve hematolog, tıp fakültesini bitirdikten sonra on dört-on beş yıl  daha eğitim alarak ancak kırk yaşında göreve başlayabilmektedir. Bu durum ise bu uzmanlığın ter­ cih edilmemesine neden olmaktadır. O yüzden bu uzmanların yetiştirilmesi konusunda yeni idari ve  yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu aşikârdır.  İşte tüm bu nedenlerle ülkemizin en önemli sağlık problemlerinden biri olan kanser hastalığının  hangi boyutlarda olduğunun tespiti, araştırma merkezleri, tıbbi cihaz ve uzman hekim ihtiyacı, hasta  sayısının belirlenmesi, tanı ve tedavi şekilleri dâhil tüm eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlem­ lerin ortaya konulması amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu kurulması mutlaka gerekmektedir.  Değerli milletvekilleri, AKP İktidarı muhalefetin her şeye muhalefet ettiğini ve çözüm üretme­ diğini iddia ederek Türk siyasetine "muhalefete muhalefet" anlayışını yerleştirmiştir. Şimdi ben de  iktidara soruyorum: Muhalefetin önerileri, kanun teklifleri, araştırma önergeleri muhalefet olsun diye  mi veriliyor? Milliyetçi Hareket Partisi olarak gündeme getirdiğimiz hemen hemen her konu bu ül­ kenin ve insanlarının gerçek sorunlandır ve bu sorunlara çözüm önerileridir. Yaratılan sanal gün­ demler değil, vatandaşımızın bizden beklediği gerçek gündemlerdir ama üzülerek ifade ediyorum ki  - 8 4 1 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  AKP İktidarı insanların kafalarını karıştırarak suni kavgalarla yarattığı gündemi bizlere ve vatan­ daşlarımıza dikta ettirmeye çalışmaktadır. İktidar, her konuda ama her konuda icraat, söylem ve suni  gündemleriyle kamuoyunu ikiye bölmekte, insanların kafasını karıştırmaktadır. Böylece de doğrunun  veya yanlışın ne olduğu konusunda tereddütler yaratmaktadır. Özellikle kamuoyunu aylarca meşgul  eden ve insanları ikiye bölen ve fiyaskoyla sonuçlanan domuz gribi aşısı da buna son örnektir. Bu ko­ nuda Sayın Başbakan ve Sayın Sağlık Bakanı bile ikiye bölünmüş, vatandaşın kafası baştan karıştı­ rılmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi başından beri domuz gribi salgını ve aşıları konusunda Sağlık  Bakanlığının yanlış politika izlediğini, vatandaşlarımızın paniğe sevk edildiğini, domuz gribinin  diğer griplerden bir farkının olmadığını ve aşılara verilecek paranın da heba olacağını her platformda  dile getirmiştir. Geldiğimiz noktada Dünya Sağlık Örgütü Başkanı ve Sayın Başbakanın da şahitlik- leriyle domuz gribi meselesinin sadece bir palavradan ibaret olduğu ortaya çıkmıştır.  Domuz gribi olayına değinmemin sebebi ise ülkenin milyonlarca dolan bir palavraya heba edi­ lirken her yıl 150 bin kişinin yakalandığı kanser hastalığı gibi ciddi sorunlarımıza gereken hassasi­ yetin ve önlemlerin mutlaka ve mutlaka alınması içindir. 4 Nisan 2010 tarihinde düzenlenen Kanser  Kongresinde konuşan Sayın Sağlık Bakanı bakınız manşette ne diyor: "Akdağ Türkiye'nin korkunç  kanser raporunu açıkladı: Her yıl 150 bin yeni hasta." Evet, her yıl Türkiye'de 150 bin kişiye kanser  teşhisi konulmaktadır ve bu rakamın -Sayın Bakan tarafından ifade ediliyor ki- 2011 'de hızla arta­ rak 155 bin olacağı söyleniyor.  Sayın Bakanın bu açıklaması bile araştırma önergemizin haklılığını desteklemekte, sizin de oy  vermenizi gerektirmektedir. Umarım bu konuda çelişkiye düşmeyeceksiniz.  Bakınız, Kastamonu'yu da içine alan başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere tüm yurtta kanser  hastalığında ciddi artışlar görülürken şayet reddederseniz, bu amansız hastalıkla ilgili gerekli ön­ lemlerin alınmasında, ciddi bir araştırmanın yapılmasında ne gibi bir sakınca gördüğünüzü açıkla­ manız ve bunu milletimizin bilmesi gerekmektedir.  Milyonlarca insanımızın bugününü ve geleceğini ilgilendiren kanser konusunda verdiğimiz araş­ tırma önergemizin kabul edilmesi ve kurulacak komisyonla bu sorunlara vakit geçirilmeden çare  aranması ve bulunması şarttır. Hiç olmazsa bu araştırma önergemizi bir kerecik olsun muhalefetten  gelen önerge ayrımından vazgeçerek, öncelikle milletin vekilleri olarak, bu hastalığa yakalanmış  veya yakalanabilecek potansiyel hastaların vekilleri olarak önergemizi desteklemenizi umuyor, he­ pinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Serdaroğlu.  Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde ilk söz Hakkâri Milletvekili Sayın Rüstem  Zeydan'a aittir.  Buyurun Sayın Zeydan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla se­ lamlıyorum.  Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu önerinin aleyhinde söz almış bulunmakla birlikte, ko­ nunun özüne muhalefet yapmam söz konusu değildir. Sadece çalışma sürelerimizin bir takvime bağ­ lanmış olmasından ötürü, bu çalışma takvimine uygun olsun diye biz bugün bu önerinin tartışılmasının  tarafgiri olamayacağız. Onun için, yanlış anlaşılmaktan korktuğumdan dolayı bu açıklamayı size arz  etmek istedim. Yoksa çok önemli bir konu, gerçekten çok anlamlı bir konu, çok güncel bir konu.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Evet deyin, araştıralım.  - 8 4 2 -
Sayfa 43 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  AKP İktidarı insanların kafalarını karıştırarak suni kavgalarla yarattığı gündemi bizlere ve vatan­ daşlarımıza dikta ettirmeye çalışmaktadır. İktidar, her konuda ama her konuda icraat, söylem ve suni  gündemleriyle kamuoyunu ikiye bölmekte, insanların kafasını karıştırmaktadır. Böylece de doğrunun  veya yanlışın ne olduğu konusunda tereddütler yaratmaktadır. Özellikle kamuoyunu aylarca meşgul  eden ve insanları ikiye bölen ve fiyaskoyla sonuçlanan domuz gribi aşısı da buna son örnektir. Bu ko­ nuda Sayın Başbakan ve Sayın Sağlık Bakanı bile ikiye bölünmüş, vatandaşın kafası baştan karıştı­ rılmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi başından beri domuz gribi salgını ve aşıları konusunda Sağlık  Bakanlığının yanlış politika izlediğini, vatandaşlarımızın paniğe sevk edildiğini, domuz gribinin  diğer griplerden bir farkının olmadığını ve aşılara verilecek paranın da heba olacağını her platformda  dile getirmiştir. Geldiğimiz noktada Dünya Sağlık Örgütü Başkanı ve Sayın Başbakanın da şahitlik- leriyle domuz gribi meselesinin sadece bir palavradan ibaret olduğu ortaya çıkmıştır.  Domuz gribi olayına değinmemin sebebi ise ülkenin milyonlarca dolan bir palavraya heba edi­ lirken her yıl 150 bin kişinin yakalandığı kanser hastalığı gibi ciddi sorunlarımıza gereken hassasi­ yetin ve önlemlerin mutlaka ve mutlaka alınması içindir. 4 Nisan 2010 tarihinde düzenlenen Kanser  Kongresinde konuşan Sayın Sağlık Bakanı bakınız manşette ne diyor: "Akdağ Türkiye'nin korkunç  kanser raporunu açıkladı: Her yıl 150 bin yeni hasta." Evet, her yıl Türkiye'de 150 bin kişiye kanser  teşhisi konulmaktadır ve bu rakamın -Sayın Bakan tarafından ifade ediliyor ki- 2011 'de hızla arta­ rak 155 bin olacağı söyleniyor.  Sayın Bakanın bu açıklaması bile araştırma önergemizin haklılığını desteklemekte, sizin de oy  vermenizi gerektirmektedir. Umarım bu konuda çelişkiye düşmeyeceksiniz.  Bakınız, Kastamonu'yu da içine alan başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere tüm yurtta kanser  hastalığında ciddi artışlar görülürken şayet reddederseniz, bu amansız hastalıkla ilgili gerekli ön­ lemlerin alınmasında, ciddi bir araştırmanın yapılmasında ne gibi bir sakınca gördüğünüzü açıkla­ manız ve bunu milletimizin bilmesi gerekmektedir.  Milyonlarca insanımızın bugününü ve geleceğini ilgilendiren kanser konusunda verdiğimiz araş­ tırma önergemizin kabul edilmesi ve kurulacak komisyonla bu sorunlara vakit geçirilmeden çare  aranması ve bulunması şarttır. Hiç olmazsa bu araştırma önergemizi bir kerecik olsun muhalefetten  gelen önerge ayrımından vazgeçerek, öncelikle milletin vekilleri olarak, bu hastalığa yakalanmış  veya yakalanabilecek potansiyel hastaların vekilleri olarak önergemizi desteklemenizi umuyor, he­ pinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Serdaroğlu.  Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde ilk söz Hakkâri Milletvekili Sayın Rüstem  Zeydan'a aittir.  Buyurun Sayın Zeydan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla se­ lamlıyorum.  Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu önerinin aleyhinde söz almış bulunmakla birlikte, ko­ nunun özüne muhalefet yapmam söz konusu değildir. Sadece çalışma sürelerimizin bir takvime bağ­ lanmış olmasından ötürü, bu çalışma takvimine uygun olsun diye biz bugün bu önerinin tartışılmasının  tarafgiri olamayacağız. Onun için, yanlış anlaşılmaktan korktuğumdan dolayı bu açıklamayı size arz  etmek istedim. Yoksa çok önemli bir konu, gerçekten çok anlamlı bir konu, çok güncel bir konu.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Evet deyin, araştıralım.  - 8 4 2 - T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 4 3 - RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Ülkemizin her köşesinden, muzdarip olan insanlarımızın karşı  karşıya bulunduğu bir konu. Elbette ki önerinin özüne evet diyoruz, ama zamanlaması itibarıyla...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Şimdi başlamıyoruz zaten, daha sonra başlayacağız.  RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Nevzat Bey, zamanlaması itibarıyla çok zamanında gelmiş bir  öneri olmadığını zannediyoruz.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Hastalığın zamanı mı olur?  RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Yoksa, kanser, sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek ol­ ması nedeniyle gerçekten önemli bir sağlık problemidir. Dünyada her yıl 11 milyon kişi kansere ya­ kalanmakta ve 7 milyon kişi maalesef kanserden ölmektedir. Üstelik gelişmiş ülkelere özgü bir  hastalık olarak bilinse de, kanser vakalarının yüzde 70'i az gelişmiş ülkelerde görülmektedir.  Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2008 yılında tüm dünyada 12,4 milyon yeni kanser vakası,  25 milyon kanserle yaşayan hasta sayısı ve 7,6 milyon kansere bağlı ölüm gerçekleşmektedir.  Kanser vakalarının yandan fazlası ve ölümlerin yüzde 60'ı az gelişmiş ülkelerde meydana gelmektedir.  2000 ve 2007 yılları arasında kanserden ölen kişi sayısında yüzde 32'lik bir artış söz konusudur, bu  da gerçekten ürkütücüdür.  Ülkemizde en son verilen rakamlara ve gerçekten değerlendirilen verilere göre kanser insidan- sımızın her yıl 100 bin kişide 229 olduğu gerçeğiyle maalesef karşı karşıyayız. Yani bunun anlamı,  her 100 bin kişinin 229 kişisi maalesef bu amansız hastalığa yakalanmaktadır.  Genel olarak kanser erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Ülkemizde en sık görü­ len kanser türü akciğer kanserleridir ve yılda 50 bin yeni olguyla karşı karşıya kalmaktayız. Çoğu­ nuzun bildiği gibi tıp alanında yaşanan gelişmeler kanserli kişilerin konuya bakışı üzerinde büyük etki  yaratmıştır. Her zaman iyi sonuçlar alınmasa da, yeni bin yılın başlangıcında eskiden beri çok daha  az korkulan ve diğer pek çok hastalıkla karşılaştırdığında birçok kanserli hasta için gelecek daha  umut vericidir. Bu olumlu gelişmelerin nedenleri arasında erken tanı, daha etkili tedavi olanakları,  daha başarılı destekleyici tedaviler ve daha başarılı sağlık örgütlenmesi bulunmaktadır.  AK PARTİ Hükümeti olarak, kanserle ilgili ulusal politikalann oluşturulmasında, kanserden ko­ runma önlemlerinin alınmasında, kanserli hastalann tanı, tedavi ve izlenmelerinde karşılaşılan so­ runlara çözüm aranmasında, kanserle ilgili konularda toplumun bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi  ve eylem planları hazırlanmasında, tavsiye niteliğinde görüş bildirmek üzere Ulusal Kanser Danışma  Kurulu oluşturulmuştur.  Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanlığımız, ülkemizin önde gelen bilim adamları ve  sivil toplum örgütlerini bir araya getirerek, Dünya Sağlık Örgütünün de katılımı ile birlikte, önü­ müzdeki beş yıl içerisinde uygulanacak olan Ulusal Kanser Kontrol Programı'mızı hazırlamıştır. Bu  program, oldukça geniş kapsamlı olup, kanser kayıtçılığı, önleme, erken teşhis, tedavi ve palyatif  bakım gibi başlıklar altında bir dizi yapılacak eylem planı içermektedir. Kurumlar arası iletişim ve  iş birliği Kanser Kontrol Programı'mızın başarısında oldukça anlamlı ve önemlidir. Ülkemizde kan­ ser konusunda yapılan sağlık harcamaları pek çok Avrupa ülkesinin önünde yer almaktadır.  Değerli milletvekilleri, kanser için yapılan harcama bazında ülkemiz Avrupa Birliği ülkeleri ara­ sında 3'üncü sırada bulunmaktadır. Burada AK PARTİ hükümetleri adına, sosyal devlet anlayışı içe­ risinde kanserli hastaların tüm masraflarını karşılamamızın önemli bir rolü olduğunu bilerek,  kendilerine şükranlanmızı bir insanlık borcu olarak ifade etmek istiyorum. Gelişmiş pek çok Batı top­ lumunda kanserli tüm hastalar tedavi masraflanna aktif katılım göstermekteyken, ülkemizde en ufak
Sayfa 44 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 4 3 - RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Ülkemizin her köşesinden, muzdarip olan insanlarımızın karşı  karşıya bulunduğu bir konu. Elbette ki önerinin özüne evet diyoruz, ama zamanlaması itibarıyla...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Şimdi başlamıyoruz zaten, daha sonra başlayacağız.  RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Nevzat Bey, zamanlaması itibarıyla çok zamanında gelmiş bir  öneri olmadığını zannediyoruz.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Hastalığın zamanı mı olur?  RÜSTEM ZEYDAN (Devamla) - Yoksa, kanser, sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek ol­ ması nedeniyle gerçekten önemli bir sağlık problemidir. Dünyada her yıl 11 milyon kişi kansere ya­ kalanmakta ve 7 milyon kişi maalesef kanserden ölmektedir. Üstelik gelişmiş ülkelere özgü bir  hastalık olarak bilinse de, kanser vakalarının yüzde 70'i az gelişmiş ülkelerde görülmektedir.  Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2008 yılında tüm dünyada 12,4 milyon yeni kanser vakası,  25 milyon kanserle yaşayan hasta sayısı ve 7,6 milyon kansere bağlı ölüm gerçekleşmektedir.  Kanser vakalarının yandan fazlası ve ölümlerin yüzde 60'ı az gelişmiş ülkelerde meydana gelmektedir.  2000 ve 2007 yılları arasında kanserden ölen kişi sayısında yüzde 32'lik bir artış söz konusudur, bu  da gerçekten ürkütücüdür.  Ülkemizde en son verilen rakamlara ve gerçekten değerlendirilen verilere göre kanser insidan- sımızın her yıl 100 bin kişide 229 olduğu gerçeğiyle maalesef karşı karşıyayız. Yani bunun anlamı,  her 100 bin kişinin 229 kişisi maalesef bu amansız hastalığa yakalanmaktadır.  Genel olarak kanser erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Ülkemizde en sık görü­ len kanser türü akciğer kanserleridir ve yılda 50 bin yeni olguyla karşı karşıya kalmaktayız. Çoğu­ nuzun bildiği gibi tıp alanında yaşanan gelişmeler kanserli kişilerin konuya bakışı üzerinde büyük etki  yaratmıştır. Her zaman iyi sonuçlar alınmasa da, yeni bin yılın başlangıcında eskiden beri çok daha  az korkulan ve diğer pek çok hastalıkla karşılaştırdığında birçok kanserli hasta için gelecek daha  umut vericidir. Bu olumlu gelişmelerin nedenleri arasında erken tanı, daha etkili tedavi olanakları,  daha başarılı destekleyici tedaviler ve daha başarılı sağlık örgütlenmesi bulunmaktadır.  AK PARTİ Hükümeti olarak, kanserle ilgili ulusal politikalann oluşturulmasında, kanserden ko­ runma önlemlerinin alınmasında, kanserli hastalann tanı, tedavi ve izlenmelerinde karşılaşılan so­ runlara çözüm aranmasında, kanserle ilgili konularda toplumun bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi  ve eylem planları hazırlanmasında, tavsiye niteliğinde görüş bildirmek üzere Ulusal Kanser Danışma  Kurulu oluşturulmuştur.  Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanlığımız, ülkemizin önde gelen bilim adamları ve  sivil toplum örgütlerini bir araya getirerek, Dünya Sağlık Örgütünün de katılımı ile birlikte, önü­ müzdeki beş yıl içerisinde uygulanacak olan Ulusal Kanser Kontrol Programı'mızı hazırlamıştır. Bu  program, oldukça geniş kapsamlı olup, kanser kayıtçılığı, önleme, erken teşhis, tedavi ve palyatif  bakım gibi başlıklar altında bir dizi yapılacak eylem planı içermektedir. Kurumlar arası iletişim ve  iş birliği Kanser Kontrol Programı'mızın başarısında oldukça anlamlı ve önemlidir. Ülkemizde kan­ ser konusunda yapılan sağlık harcamaları pek çok Avrupa ülkesinin önünde yer almaktadır.  Değerli milletvekilleri, kanser için yapılan harcama bazında ülkemiz Avrupa Birliği ülkeleri ara­ sında 3'üncü sırada bulunmaktadır. Burada AK PARTİ hükümetleri adına, sosyal devlet anlayışı içe­ risinde kanserli hastaların tüm masraflarını karşılamamızın önemli bir rolü olduğunu bilerek,  kendilerine şükranlanmızı bir insanlık borcu olarak ifade etmek istiyorum. Gelişmiş pek çok Batı top­ lumunda kanserli tüm hastalar tedavi masraflanna aktif katılım göstermekteyken, ülkemizde en ufak  T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  bir ücret talebi bu anlamda yapılamamaktadır. Şu an ülkemiz kanser tedavisine doğrudan harcama­ larla yıllık 2,5 milyar dolar ödemektedir. Bu çok önemli bir rakamdır. Eğer hiçbir önlem alınmaz ise  2030'lu yıllarda kansere harcanan para 12 milyar dolara kadar çıkacaktır. Her ne kadar bu tür önlemler  sonuçlarını en az on beş senede gösterecek ise de ülkemizi bekleyen tablo bu tedbirlerin hızla yaşama  geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.  Hükümet olarak bu sene en önemli önleyici tedbir olarak tütün ve pasif içicilikle mücadele ko­ nusunda yeterince gayret gösterilmiş, ülkemiz bu yasayı en önce çıkaran ve uygulayan ülkeler ara­ sına girmiştir. Bu yasa günü kurtarmaya yönelik popülist yaklaşımdan çok, uzun dönem fayda  sağlayacak ve gelecek nesillerimize parlak ve temiz bir gelecek sağlayacak bir atılımdır.  Dünya Sağlık Örgütü tarafından tarama yapılması önerilen kanserlerde toplum tabanlı tarama  programlarını yürütmek üzere kanser erken teşhis, tarama ve eğitim merkezleri, kısacası KETEM'leri  Sağlık Bakanlığımız kurdu. Yurdun dört bir yanında kurduğumuz bu kanser erken teşhis, tarama ve  eğitim merkezlerimiz uluslararası örnek model olarak gösterilmektedir. Şu anda ülkemizde yüz yir­ miye yakın KETEM merkezi bulunmaktadır.  Bu merkezlerde hastalarımıza ücretsiz kanser taraması yapılmakta, kanser ve beslenme eğitim­ leri verilmektedir. Son iki yıl içerisinde ulusal meme, serviks ve kolorektal kanser tarama standart­ larımızı Bakanlığımız yayınladı ve başta gelen eleştirilere rağmen bugün pek çok ülkenin bizim  standartlarımıza yaklaştığını da memnuniyetle müşahede etmiş bulunmaktayız. Bugün her ilimizde  bulunan KETEM'lerimiz toplum bazlı kanser taraması için evlere mektup göndererek halkımızı bi­ linçlendirmekte, bilgilendirmekte ve bu merkezlere davet etmektedir.  2015 yılına kadar toplumun yüzde 70'inin taranması bitmiş olacaktır. 2010 yılı içerisinde ya­ pacağımız eğitimler ve sertifikalandırmalar neticesinde her bir KETEM merkezimizi aynı zamanda  ücretsiz hizmet veren bir sigara bıraktırma merkezi hâline getirmeyi düşünmekteyiz.  Bu sigara içiciliğiyle mücadele konusunda hakkını ödemek adına kıymetli Başkanımız burada, tabii  ki Profesör Doktor Cevdet Erdöl Bey'in Başkanlığındaki çalışmalar ve yüce Meclisin bütün milletve­ killerinin vermiş olduğu destekle gerçekten ülkemiz bir model ülke hâline getirilmiştir. Bu anlamda bir  milletvekili olarak, bir insan olarak ve bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendilerine ve yüce  Meclise içtenlikli şükranlarımızı, yoğun desteğimizi, içimizde sigara içen milletvekili sayımızın her ne  kadar parmakla sayılacak kadar az olsa bile onların da bir an önce bu alışkanlıklarından vazgeçmesini  diliyor, yüce heyeti sevgiyle, saygıyla selamlıyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Zeydan.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde İstanbul Milletvekili Sayın Sacid Yıldız.  (CHP sıralarından alkışlar)  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun kanser konusunda araştırma öner­ gesinin lehinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Benden evvelki değerli konuşmacı "AKP Grubu adına aleyhte söz aldım, ama özünde karşı de­ ğilim." dedi. Gündemin yoğun olması nedeniyle şeklen karşı olduğunu söyledi. Bu yoğun gündemde  mademki gündeme alındı bu konu, yani yoğun gündemin bundan sonra bir şeyi yok, hiç olmazsa ko­ misyonu kuralım geçsin değerli arkadaşlar. Yani zaten gündeme alınmış, bundan sonra fazla bir zaman  harcanmayacak. Yaklaşık bir yıl evvel Milliyetçi Hareket Partisi bu araştırma önergesini vermiş, 20  Nisan 2009 tarihinde ve bu içinde bulunduğumuz hafta da 1-7 Nisan haftası Kanserle Savaş Haftası.  - 8 4 4 -
Sayfa 45 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  bir ücret talebi bu anlamda yapılamamaktadır. Şu an ülkemiz kanser tedavisine doğrudan harcama­ larla yıllık 2,5 milyar dolar ödemektedir. Bu çok önemli bir rakamdır. Eğer hiçbir önlem alınmaz ise  2030'lu yıllarda kansere harcanan para 12 milyar dolara kadar çıkacaktır. Her ne kadar bu tür önlemler  sonuçlarını en az on beş senede gösterecek ise de ülkemizi bekleyen tablo bu tedbirlerin hızla yaşama  geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.  Hükümet olarak bu sene en önemli önleyici tedbir olarak tütün ve pasif içicilikle mücadele ko­ nusunda yeterince gayret gösterilmiş, ülkemiz bu yasayı en önce çıkaran ve uygulayan ülkeler ara­ sına girmiştir. Bu yasa günü kurtarmaya yönelik popülist yaklaşımdan çok, uzun dönem fayda  sağlayacak ve gelecek nesillerimize parlak ve temiz bir gelecek sağlayacak bir atılımdır.  Dünya Sağlık Örgütü tarafından tarama yapılması önerilen kanserlerde toplum tabanlı tarama  programlarını yürütmek üzere kanser erken teşhis, tarama ve eğitim merkezleri, kısacası KETEM'leri  Sağlık Bakanlığımız kurdu. Yurdun dört bir yanında kurduğumuz bu kanser erken teşhis, tarama ve  eğitim merkezlerimiz uluslararası örnek model olarak gösterilmektedir. Şu anda ülkemizde yüz yir­ miye yakın KETEM merkezi bulunmaktadır.  Bu merkezlerde hastalarımıza ücretsiz kanser taraması yapılmakta, kanser ve beslenme eğitim­ leri verilmektedir. Son iki yıl içerisinde ulusal meme, serviks ve kolorektal kanser tarama standart­ larımızı Bakanlığımız yayınladı ve başta gelen eleştirilere rağmen bugün pek çok ülkenin bizim  standartlarımıza yaklaştığını da memnuniyetle müşahede etmiş bulunmaktayız. Bugün her ilimizde  bulunan KETEM'lerimiz toplum bazlı kanser taraması için evlere mektup göndererek halkımızı bi­ linçlendirmekte, bilgilendirmekte ve bu merkezlere davet etmektedir.  2015 yılına kadar toplumun yüzde 70'inin taranması bitmiş olacaktır. 2010 yılı içerisinde ya­ pacağımız eğitimler ve sertifikalandırmalar neticesinde her bir KETEM merkezimizi aynı zamanda  ücretsiz hizmet veren bir sigara bıraktırma merkezi hâline getirmeyi düşünmekteyiz.  Bu sigara içiciliğiyle mücadele konusunda hakkını ödemek adına kıymetli Başkanımız burada, tabii  ki Profesör Doktor Cevdet Erdöl Bey'in Başkanlığındaki çalışmalar ve yüce Meclisin bütün milletve­ killerinin vermiş olduğu destekle gerçekten ülkemiz bir model ülke hâline getirilmiştir. Bu anlamda bir  milletvekili olarak, bir insan olarak ve bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendilerine ve yüce  Meclise içtenlikli şükranlarımızı, yoğun desteğimizi, içimizde sigara içen milletvekili sayımızın her ne  kadar parmakla sayılacak kadar az olsa bile onların da bir an önce bu alışkanlıklarından vazgeçmesini  diliyor, yüce heyeti sevgiyle, saygıyla selamlıyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Zeydan.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde İstanbul Milletvekili Sayın Sacid Yıldız.  (CHP sıralarından alkışlar)  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun kanser konusunda araştırma öner­ gesinin lehinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Benden evvelki değerli konuşmacı "AKP Grubu adına aleyhte söz aldım, ama özünde karşı de­ ğilim." dedi. Gündemin yoğun olması nedeniyle şeklen karşı olduğunu söyledi. Bu yoğun gündemde  mademki gündeme alındı bu konu, yani yoğun gündemin bundan sonra bir şeyi yok, hiç olmazsa ko­ misyonu kuralım geçsin değerli arkadaşlar. Yani zaten gündeme alınmış, bundan sonra fazla bir zaman  harcanmayacak. Yaklaşık bir yıl evvel Milliyetçi Hareket Partisi bu araştırma önergesini vermiş, 20  Nisan 2009 tarihinde ve bu içinde bulunduğumuz hafta da 1-7 Nisan haftası Kanserle Savaş Haftası.  - 8 4 4 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  Kanserin ne kadar önemli olduğunu değerli konuşmacı da söyledi, bütün herkesin de malumu. Bu  kadar bir kanserin çok önemli olduğunu bilmemize rağmen bir yıl içinde niçin gündeme gelmemiş,  buna şaşırmak lazım, bunu anlamak mümkün değil. Onun için, komisyonun kurulmasını... Sonunda,  inşallah, kendi özgür iradeleriyle hareket ederler değerli AKP milletvekilleri, grup baskısı altında  kalmazlar ve bir komisyon kurulur mademki gündeme gelmiş.  Değerli arkadaşlar, içinde bulunduğumuz hafta, 1-7 Nisan, dediğim gibi, Kanserle Savaş Haftası,  7 Nisan (bugün) Dünya Sağlık Günü, 7-13 Nisan Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası. O nedenle, bu  haftalar önemli. Yine önümüzdeki hafta da 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası. O nedenle, bu nisanın  ilk yansı sağlığa aynlmış haftalar olmaktadır.  Değerli milletvekilleri, şimdi, kanserin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz dediğim  gibi. Bu kanserde erkeklerde -bütün dünyada da öyle, bizde de öyle- en fazla akciğer hastalığı, ak­ ciğer kanseri, prostat kanseri, kalın bağırsak kanseri, rektum, mide kanseri, daha sonra pankreas kan­ seri gelmekte; kadınlarda ise meme kanseri, akciğer kanseri, rahim ağzı, kalın bağırsak kanseri,  rektum ve yumurtalık yani över kanserleri gelmekte değerli arkadaşlar.  Bu kanserde üç tane aşama var hepimizin bildiği gibi. Bunlardan bir tanesi korunmadır değerli  milletvekilleri. Neden korunma? Çevre, sağlıklı bir çevre olacak, hava kirliliği olmayacak, su kirliliği  olmayacak, gıda güvenliği olacak. Geçtiğimiz günlerde burada Biyogüvenlik Yasası konuşulurken  GDO'lan tartıştık. Bu GDO'lar da -araştırmalarda, hayvan deneylerinde gösterilmiş- immüniteyi bo­ zarak kansere yol açmaktadır değerli milletvekilleri.  Aynı zamanda, GDO'lar alerjik hastalıklara da yol açmakta, onu da burada belirteyim. Bizim,  eskiden -hepimiz tanığıyız- çocuklarda alerjik olgular olmazdı ama son zamanlarda çocuk alerji ol­ guları çok arttı, bu GDO'lar sayesinde olmakta ve gene dediğim gibi, kanser olgulannı da artırmakta.  Gene, biraz evvel değerli konuşmacı arkadaşımız dedi, "Gündem yoğunluğu." dedi ama sağ­ lıklı yaşam hakkı, daha doğrusu yaşam hakkı, Dünya Sağlık Örgütünün üzerinde durduğu en kutsal  haklardan biri değerli milletvekilleri. Bu gündem ne kadar yoğun olursa olsun sağlıklı yaşam hak­ kına her zaman yer ayırabilmelidir, zaman ayırabilmelidir bu yüce Meclis.  Değerli arkadaşlar, bazı, bu kanserde korunmada katkı maddeleri, özellikle tanmda kullanılan  katkı maddeleri -bunlar böcek öldürücü ilaçlar, gübreler- bunlann da Tanm Bakanlığı tarafından çok  iyi denetlenmesi lazım.  Sigara konusu, tabii bu Meclisin oy birliğiyle geçirdiği bir yasa tasarısıydı, yasalaştı. Sigara çok  önemli, özellikle akciğer kanserinde çok önemli, içenler için önemli, pasif içiciler için önemli. Hatta  son zamanlarda üçüncü grup, pasif içici değil de, işte kahvede sigara içmeye maruz kalmış ama giy­ sileriyle eve götürmüş, o şekilde de geçişten bahsediliyor değerli arkadaşlar. Bu çok önemli. Fakat,  ne yazık ki, İstanbul'da ve Ankara'da benim gözlemlerim -çok kimsenin de gözlemidir- bu yasak­ lara uyulmuyor. Ben sorduğumda -kendim de sordum- işte belediyelerin veya sağlık müdürlükleri­ nin göz yumdukları söyleniyor. Ben gittiğimde lokantalarda sigara yasak olmasına rağmen, diyorlar  ki, burası sigaralı alanımız. Ya nasıl olur, izin çıktı mı? Öyle diyorlar. Bu yasaklara dikkat... Meclis  bir yasa çıkarıyor, ama bunu denetleyemiyor.  Daha birkaç gün evvel Bursa'da bir avukat arkadaşımız kendi iş yerinde sigara içenleri uyardığı  için bıçaklanarak öldürüldü değerli arkadaşlar. Her zaman bu tip tartışmalar çıkıyor, bu konuda da  mutlaka bunun denetlenmesi ve uygulanması lazım ya değilse Meclisin saygınlığına gölge düşmüş  olur değerli arkadaşlar.  - 8 4 5 -
Sayfa 46 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  Kanserin ne kadar önemli olduğunu değerli konuşmacı da söyledi, bütün herkesin de malumu. Bu  kadar bir kanserin çok önemli olduğunu bilmemize rağmen bir yıl içinde niçin gündeme gelmemiş,  buna şaşırmak lazım, bunu anlamak mümkün değil. Onun için, komisyonun kurulmasını... Sonunda,  inşallah, kendi özgür iradeleriyle hareket ederler değerli AKP milletvekilleri, grup baskısı altında  kalmazlar ve bir komisyon kurulur mademki gündeme gelmiş.  Değerli arkadaşlar, içinde bulunduğumuz hafta, 1-7 Nisan, dediğim gibi, Kanserle Savaş Haftası,  7 Nisan (bugün) Dünya Sağlık Günü, 7-13 Nisan Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası. O nedenle, bu  haftalar önemli. Yine önümüzdeki hafta da 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası. O nedenle, bu nisanın  ilk yansı sağlığa aynlmış haftalar olmaktadır.  Değerli milletvekilleri, şimdi, kanserin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz dediğim  gibi. Bu kanserde erkeklerde -bütün dünyada da öyle, bizde de öyle- en fazla akciğer hastalığı, ak­ ciğer kanseri, prostat kanseri, kalın bağırsak kanseri, rektum, mide kanseri, daha sonra pankreas kan­ seri gelmekte; kadınlarda ise meme kanseri, akciğer kanseri, rahim ağzı, kalın bağırsak kanseri,  rektum ve yumurtalık yani över kanserleri gelmekte değerli arkadaşlar.  Bu kanserde üç tane aşama var hepimizin bildiği gibi. Bunlardan bir tanesi korunmadır değerli  milletvekilleri. Neden korunma? Çevre, sağlıklı bir çevre olacak, hava kirliliği olmayacak, su kirliliği  olmayacak, gıda güvenliği olacak. Geçtiğimiz günlerde burada Biyogüvenlik Yasası konuşulurken  GDO'lan tartıştık. Bu GDO'lar da -araştırmalarda, hayvan deneylerinde gösterilmiş- immüniteyi bo­ zarak kansere yol açmaktadır değerli milletvekilleri.  Aynı zamanda, GDO'lar alerjik hastalıklara da yol açmakta, onu da burada belirteyim. Bizim,  eskiden -hepimiz tanığıyız- çocuklarda alerjik olgular olmazdı ama son zamanlarda çocuk alerji ol­ guları çok arttı, bu GDO'lar sayesinde olmakta ve gene dediğim gibi, kanser olgulannı da artırmakta.  Gene, biraz evvel değerli konuşmacı arkadaşımız dedi, "Gündem yoğunluğu." dedi ama sağ­ lıklı yaşam hakkı, daha doğrusu yaşam hakkı, Dünya Sağlık Örgütünün üzerinde durduğu en kutsal  haklardan biri değerli milletvekilleri. Bu gündem ne kadar yoğun olursa olsun sağlıklı yaşam hak­ kına her zaman yer ayırabilmelidir, zaman ayırabilmelidir bu yüce Meclis.  Değerli arkadaşlar, bazı, bu kanserde korunmada katkı maddeleri, özellikle tanmda kullanılan  katkı maddeleri -bunlar böcek öldürücü ilaçlar, gübreler- bunlann da Tanm Bakanlığı tarafından çok  iyi denetlenmesi lazım.  Sigara konusu, tabii bu Meclisin oy birliğiyle geçirdiği bir yasa tasarısıydı, yasalaştı. Sigara çok  önemli, özellikle akciğer kanserinde çok önemli, içenler için önemli, pasif içiciler için önemli. Hatta  son zamanlarda üçüncü grup, pasif içici değil de, işte kahvede sigara içmeye maruz kalmış ama giy­ sileriyle eve götürmüş, o şekilde de geçişten bahsediliyor değerli arkadaşlar. Bu çok önemli. Fakat,  ne yazık ki, İstanbul'da ve Ankara'da benim gözlemlerim -çok kimsenin de gözlemidir- bu yasak­ lara uyulmuyor. Ben sorduğumda -kendim de sordum- işte belediyelerin veya sağlık müdürlükleri­ nin göz yumdukları söyleniyor. Ben gittiğimde lokantalarda sigara yasak olmasına rağmen, diyorlar  ki, burası sigaralı alanımız. Ya nasıl olur, izin çıktı mı? Öyle diyorlar. Bu yasaklara dikkat... Meclis  bir yasa çıkarıyor, ama bunu denetleyemiyor.  Daha birkaç gün evvel Bursa'da bir avukat arkadaşımız kendi iş yerinde sigara içenleri uyardığı  için bıçaklanarak öldürüldü değerli arkadaşlar. Her zaman bu tip tartışmalar çıkıyor, bu konuda da  mutlaka bunun denetlenmesi ve uygulanması lazım ya değilse Meclisin saygınlığına gölge düşmüş  olur değerli arkadaşlar.  - 8 4 5 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) - Nasıl olacak bu?  SACİD YILDIZ (Devamla) - İşte, bu, sıkı denetlenecek, denetlenme eksik, ben onu söylüyo­ rum. Belki seçim veya başka kaygılarla denetlenme eksik.  Değerli arkadaşlar, bu sigara konusu gelmişken sanatsal faaliyetlerde olan -benim şahsi görüşüm- sinema ve tiyatro nedeniyle olan gösterilerde sigaraya sanat anlamında izin verilmesi lazım. Mesela  sigara aleyhinde bir program yapılmış -geçen gün yine basında yer aldı- sigara aleyhinde yapılan  programda sigara gösterilmiş. Yahu, program sigara aleyhine ve ceza yemiş. Bu olmaz.  CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Örtülü reklam.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Yani her neyse. Bu olmaz yani sigara konusunda. Geçtiğimiz yıl­ larda bu sigara yasası çıkmadan evvel film çevrilmiş. Mesela daha evvel de. . . Casablanca filminin  çevrimi, Casablanca filminin her sahnesinde sigara var. Yani "İyi Şanslar İyi Geceler" diye bir film  var, her sahnesinde... Yani bu sanatsal faaliyetlerde bu başka türlü anlatılmaz. Bunlara izin veril­ mesi lazım değerli arkadaşlar.  Kanserde ikinci önemli konu erken tanı. Bu, sağlıkta erken tanı ve sağlıkta normal tanı çok  önemli. İyi bir sağlık hizmetinde hızlı, nitelikli, ulaşılabilir, ücretsiz, eşit sağlık hizmeti sunulmalı­ dır değerli arkadaşlar. Günümüzde, bakalım, eşit sağlık hizmeti sunabiliyor muyuz ülkemizde? Su­ namıyoruz. Nitelikli sağlık hizmeti çok farklı. Bazı yerler nitelikli, bazı yerler değil. Çok heterojen  sağlık hizmetleri sunumu var. Ulaşılabilir mi? Ulaşılamıyor. Helikopterle hasta taşıyoruz ama bir ta­ rafta normal ambulansın lastiği bozuk, şoförü mevcut değil, hasta getirilemiyor, ulaşılamıyor. Ücretsiz  mi? Değil. Daha bu Hükümet zamanında koruyucu sağlık hizmetlerine, birinci basamak sağlık hiz­ metlerine ücret getirildi değerli arkadaşlar. Bu bazı hastalıkların belki ilk basamakta kansere yol aç­ ması mümkün olan bazı hastalıklar önlenecek ama buna ücret getirildi. Onun için bu erken tanı  konusu da çok önemli değerli arkadaşlar.  Diğer üçüncü konu, kanserde tedavi. Tedavi tabii çok önemli ama her nedense Sağlık Bakanlığı,  Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı sık sık tebliğler yayınlıyorlar ve bu vatan­ daşların, tabii bu arada kanserli hastaların da mağduriyetine yol açıyorlar değerli milletvekilleri.  Daha geçtiğimiz günlerde, bir hafta-iki hafta oldu olmadı, meme hastalıklarında kullanılan bir te­ davi ilacı -Sağlık Bakanlığı bir genelge çıkarttı- elli iki haftayken dokuz haftaya indirildi. Bütün dün­ yada elli iki hafta diye uygulanıyor bu ilaç. Bende de ismi, karışık olduğu için söylemiyorum, yazılı.  Ama ülkemizde "Hayır, elli iki hafta değil, dokuz hafta yeter." dedi değerli milletvekilleri. Oysaki bu  belki başlangıç hâlindeki kanser hastalarına dokuz hafta yeter ama orta ve ilerlemiş meme kanserle­ rinde bu ilerlemeye yol açıyor, ondan sonra sürekli kullanmak gerekiyor, tedavide maliyeti artırıyor,  hastanın konforunu da azaltıyor değerli arkadaşlar.  Bir de dünyada çıkan kanser ilaçlarının ülkemize hızla gelemediğinden yakınıyorlar bu onkolojiyle  uğraşan arkadaşlar. Mesela Amerika'da FDA onay veriyor ama ülkemizde hızla onay alamıyorlar. Hatta  şöyle yakınmalar var, doğru mudur bilmiyorum, Sağlık Bakanlığı yetkilileri söylerler: Bazı firmaların  kolay ruhsat aldığı, bazı firmaların ise kolay ruhsat alamadığını söylüyorlar değerli arkadaşlar.  Ülkemizde bazı bölgelerde özellikle bazı kanserler var, bunların üzerine de eğilmek lazım. Me­ sela Doğu Anadolu'da, gene arkadaşlarım söyledi bu arada konuştuğumda, mide, yemek borusu kan­ serleri daha fazla deniyor. Bunların niye olduğunun araştırılması lazım. Orta Anadolu'da asbestozis,  mezotelyomaya yol açan bir vaka. Bunların araştırılması lazım değerli arkadaşlar. Kanser de 1982'den  beri bildirimi zorunlu bir hastalık fakat nedense bu bildirim konusunda da sıkıntılarımız var, yeterli  sayıda bildirim olmuyor değerli arkadaşlar.  - 8 4 6 -
Sayfa 47 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) - Nasıl olacak bu?  SACİD YILDIZ (Devamla) - İşte, bu, sıkı denetlenecek, denetlenme eksik, ben onu söylüyo­ rum. Belki seçim veya başka kaygılarla denetlenme eksik.  Değerli arkadaşlar, bu sigara konusu gelmişken sanatsal faaliyetlerde olan -benim şahsi görüşüm- sinema ve tiyatro nedeniyle olan gösterilerde sigaraya sanat anlamında izin verilmesi lazım. Mesela  sigara aleyhinde bir program yapılmış -geçen gün yine basında yer aldı- sigara aleyhinde yapılan  programda sigara gösterilmiş. Yahu, program sigara aleyhine ve ceza yemiş. Bu olmaz.  CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Örtülü reklam.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Yani her neyse. Bu olmaz yani sigara konusunda. Geçtiğimiz yıl­ larda bu sigara yasası çıkmadan evvel film çevrilmiş. Mesela daha evvel de. . . Casablanca filminin  çevrimi, Casablanca filminin her sahnesinde sigara var. Yani "İyi Şanslar İyi Geceler" diye bir film  var, her sahnesinde... Yani bu sanatsal faaliyetlerde bu başka türlü anlatılmaz. Bunlara izin veril­ mesi lazım değerli arkadaşlar.  Kanserde ikinci önemli konu erken tanı. Bu, sağlıkta erken tanı ve sağlıkta normal tanı çok  önemli. İyi bir sağlık hizmetinde hızlı, nitelikli, ulaşılabilir, ücretsiz, eşit sağlık hizmeti sunulmalı­ dır değerli arkadaşlar. Günümüzde, bakalım, eşit sağlık hizmeti sunabiliyor muyuz ülkemizde? Su­ namıyoruz. Nitelikli sağlık hizmeti çok farklı. Bazı yerler nitelikli, bazı yerler değil. Çok heterojen  sağlık hizmetleri sunumu var. Ulaşılabilir mi? Ulaşılamıyor. Helikopterle hasta taşıyoruz ama bir ta­ rafta normal ambulansın lastiği bozuk, şoförü mevcut değil, hasta getirilemiyor, ulaşılamıyor. Ücretsiz  mi? Değil. Daha bu Hükümet zamanında koruyucu sağlık hizmetlerine, birinci basamak sağlık hiz­ metlerine ücret getirildi değerli arkadaşlar. Bu bazı hastalıkların belki ilk basamakta kansere yol aç­ ması mümkün olan bazı hastalıklar önlenecek ama buna ücret getirildi. Onun için bu erken tanı  konusu da çok önemli değerli arkadaşlar.  Diğer üçüncü konu, kanserde tedavi. Tedavi tabii çok önemli ama her nedense Sağlık Bakanlığı,  Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı sık sık tebliğler yayınlıyorlar ve bu vatan­ daşların, tabii bu arada kanserli hastaların da mağduriyetine yol açıyorlar değerli milletvekilleri.  Daha geçtiğimiz günlerde, bir hafta-iki hafta oldu olmadı, meme hastalıklarında kullanılan bir te­ davi ilacı -Sağlık Bakanlığı bir genelge çıkarttı- elli iki haftayken dokuz haftaya indirildi. Bütün dün­ yada elli iki hafta diye uygulanıyor bu ilaç. Bende de ismi, karışık olduğu için söylemiyorum, yazılı.  Ama ülkemizde "Hayır, elli iki hafta değil, dokuz hafta yeter." dedi değerli milletvekilleri. Oysaki bu  belki başlangıç hâlindeki kanser hastalarına dokuz hafta yeter ama orta ve ilerlemiş meme kanserle­ rinde bu ilerlemeye yol açıyor, ondan sonra sürekli kullanmak gerekiyor, tedavide maliyeti artırıyor,  hastanın konforunu da azaltıyor değerli arkadaşlar.  Bir de dünyada çıkan kanser ilaçlarının ülkemize hızla gelemediğinden yakınıyorlar bu onkolojiyle  uğraşan arkadaşlar. Mesela Amerika'da FDA onay veriyor ama ülkemizde hızla onay alamıyorlar. Hatta  şöyle yakınmalar var, doğru mudur bilmiyorum, Sağlık Bakanlığı yetkilileri söylerler: Bazı firmaların  kolay ruhsat aldığı, bazı firmaların ise kolay ruhsat alamadığını söylüyorlar değerli arkadaşlar.  Ülkemizde bazı bölgelerde özellikle bazı kanserler var, bunların üzerine de eğilmek lazım. Me­ sela Doğu Anadolu'da, gene arkadaşlarım söyledi bu arada konuştuğumda, mide, yemek borusu kan­ serleri daha fazla deniyor. Bunların niye olduğunun araştırılması lazım. Orta Anadolu'da asbestozis,  mezotelyomaya yol açan bir vaka. Bunların araştırılması lazım değerli arkadaşlar. Kanser de 1982'den  beri bildirimi zorunlu bir hastalık fakat nedense bu bildirim konusunda da sıkıntılarımız var, yeterli  sayıda bildirim olmuyor değerli arkadaşlar.  - 8 4 6 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Konum olduğu için o kısmını söyleyeyim, şimdi vakit yetmez belki söyleyemeyebilirim: Pro­ stat kanserinde de erken tanı çok önemli, kendi ülkemizde de önemli, bütün dünyada da. Elli yaşın  üstündeki erkeklerde en fazla görülen kanser türü prostat kanseri değerli arkadaşlar. Ülkemizde de  iki tane Cumhurbaşkanımızda -basına yansıdığı için- prostat kanseri vardı ve gittiler, ameliyat oldu­ lar geldiler. Yani oran yüzde 20 civarında ülkemizde, cumhurbaşkanları arasında dersek. Bu konuda  da PSA taramalarının da önemi çok önemli. Son zamanlarda Türkiye'de on iki ilde yapılan yeni ça­ lışmada, beş yıl öncekine göre prostat kanserli vakalar iki kat artmıştır değerli arkadaşlar. Bu, erken  tanı ve PSA taramasıyla oluyor. Ben bundan evvelki Meclis Başkanımıza, Mecliste de hem millet­ vekilleri hem tüm çalışanlar arasında elli yaşın üstünde böyle bir prostat kanseri taraması yapalım,  PSA bakalım dedim -nasıl ki böbrek sağlığına bakılıyor, kalp sağlığına, tansiyonuna bakılıyor- ama  pek kabul görmedi. Bunu da dikkatlerinize sunuyorum değerli arkadaşlarım.  Şimdi, 1 Nisandan itibaren uygulanmaya başlanan Sağlık Uygulama Tebliği'nde de bazı hiz­ metlerde öğretim üyesi katkı payı kaldırıldı değerli arkadaşlarımız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ederim.  Bunlar acil sağlık hizmetleri, yoğun bakım hizmetleri, yanık tedavisi ve aynı zamanda kanserde  radyoterapi, kemoterapi ve radyoizotop tedavilerinde de kaldırıldı. O zaman öğretim üyeleri bunlara  bakmıyor. Bu, tabii, öğretim üyesi katkısı olmasın demek kolay ama öğretim üyesine de bir şey ol­ madığı zaman bu hastalar mağdur olmakta ve çalışma barışını da bozmakta, bu kanserle uğraşan  kimselerde bu tip şeylerin, katkıların kalkması. Bu tebliğde mesela olumlu bir şey var, onu da burada  söylüyorum bu olumsuzluğu: Bir, organ naklinde uğraşan yerlerde kadavradan nakil alanlara destek  verildi. Eskiden ben bunda, organ nakli konusunda da konuşmuştum gündem dışında, 12 bin lira des­ tek verildi. Bu sayede kadavradan organ nakilleri artacak. Bu olurken kanser tedavisinde görev alan­ ların bir çalışma barışı bozuluyor, onların mağduriyetlerine yol açılıyor değerli arkadaşlar. Zaten  Türkiye'de yeterli hematolog, onkolog sayısı yok, bundan sonra bu kanser vakaları artarsa daha da  güçlük olacak değerli arkadaşlarımız.  Bu düşüncelerle önerinin desteklenmesini canıgönülden istiyorum, AKP Grubundan hele hele  hekim milletvekili arkadaşları burada gözleyeceğim, ne diyecekler.  Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldız.  Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde son söz Trabzon Milletvekili Sayın Cevdet  Erdöl'e aittir.  Buyurun Sayın Erdöl. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selam­ lıyorum. 7 Nisan Dünya Sağlık Günü ve 1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası nedeniyle tüm hastaları­ mıza Allah'tan şifalar diliyorum. Bu vesileyle hepinize sağlık, mutluluk, esenlik dilerken tekrar sizleri  en kalbî duygularımla selamlıyorum.  Tabii, kanser korkulan bir hastalık. Gerek beklenen yaşın, ömrün uzaması, diğer hastalıkların ko­ laylıkla tedavi edilebilmesi ve erişimin, hastaların, hastanelere, hekime ulaşmasının erişiminin ko­ laylaşması kanser insidansını artırmaktadır. Tabii ki genetik faktörler, çevresel faktörler ve hele  beslenme ve tütün faktörleri çok ciddi kanser yapıcı faktörlerdir. Bunlardan özelikle üç kanserden biri  beslenme, bir diğeri sigaraya bağlı olduğunu söyleyecek olursak eğer gerekli tedbirleri aldığımız tak­ dirde üç kanserden ikisini önleyebileceğimiz anlamına gelir, bunu da dikkatlerinize sunuyorum.  - 8 4 7 -
Sayfa 48 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Konum olduğu için o kısmını söyleyeyim, şimdi vakit yetmez belki söyleyemeyebilirim: Pro­ stat kanserinde de erken tanı çok önemli, kendi ülkemizde de önemli, bütün dünyada da. Elli yaşın  üstündeki erkeklerde en fazla görülen kanser türü prostat kanseri değerli arkadaşlar. Ülkemizde de  iki tane Cumhurbaşkanımızda -basına yansıdığı için- prostat kanseri vardı ve gittiler, ameliyat oldu­ lar geldiler. Yani oran yüzde 20 civarında ülkemizde, cumhurbaşkanları arasında dersek. Bu konuda  da PSA taramalarının da önemi çok önemli. Son zamanlarda Türkiye'de on iki ilde yapılan yeni ça­ lışmada, beş yıl öncekine göre prostat kanserli vakalar iki kat artmıştır değerli arkadaşlar. Bu, erken  tanı ve PSA taramasıyla oluyor. Ben bundan evvelki Meclis Başkanımıza, Mecliste de hem millet­ vekilleri hem tüm çalışanlar arasında elli yaşın üstünde böyle bir prostat kanseri taraması yapalım,  PSA bakalım dedim -nasıl ki böbrek sağlığına bakılıyor, kalp sağlığına, tansiyonuna bakılıyor- ama  pek kabul görmedi. Bunu da dikkatlerinize sunuyorum değerli arkadaşlarım.  Şimdi, 1 Nisandan itibaren uygulanmaya başlanan Sağlık Uygulama Tebliği'nde de bazı hiz­ metlerde öğretim üyesi katkı payı kaldırıldı değerli arkadaşlarımız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ederim.  Bunlar acil sağlık hizmetleri, yoğun bakım hizmetleri, yanık tedavisi ve aynı zamanda kanserde  radyoterapi, kemoterapi ve radyoizotop tedavilerinde de kaldırıldı. O zaman öğretim üyeleri bunlara  bakmıyor. Bu, tabii, öğretim üyesi katkısı olmasın demek kolay ama öğretim üyesine de bir şey ol­ madığı zaman bu hastalar mağdur olmakta ve çalışma barışını da bozmakta, bu kanserle uğraşan  kimselerde bu tip şeylerin, katkıların kalkması. Bu tebliğde mesela olumlu bir şey var, onu da burada  söylüyorum bu olumsuzluğu: Bir, organ naklinde uğraşan yerlerde kadavradan nakil alanlara destek  verildi. Eskiden ben bunda, organ nakli konusunda da konuşmuştum gündem dışında, 12 bin lira des­ tek verildi. Bu sayede kadavradan organ nakilleri artacak. Bu olurken kanser tedavisinde görev alan­ ların bir çalışma barışı bozuluyor, onların mağduriyetlerine yol açılıyor değerli arkadaşlar. Zaten  Türkiye'de yeterli hematolog, onkolog sayısı yok, bundan sonra bu kanser vakaları artarsa daha da  güçlük olacak değerli arkadaşlarımız.  Bu düşüncelerle önerinin desteklenmesini canıgönülden istiyorum, AKP Grubundan hele hele  hekim milletvekili arkadaşları burada gözleyeceğim, ne diyecekler.  Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldız.  Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde son söz Trabzon Milletvekili Sayın Cevdet  Erdöl'e aittir.  Buyurun Sayın Erdöl. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selam­ lıyorum. 7 Nisan Dünya Sağlık Günü ve 1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası nedeniyle tüm hastaları­ mıza Allah'tan şifalar diliyorum. Bu vesileyle hepinize sağlık, mutluluk, esenlik dilerken tekrar sizleri  en kalbî duygularımla selamlıyorum.  Tabii, kanser korkulan bir hastalık. Gerek beklenen yaşın, ömrün uzaması, diğer hastalıkların ko­ laylıkla tedavi edilebilmesi ve erişimin, hastaların, hastanelere, hekime ulaşmasının erişiminin ko­ laylaşması kanser insidansını artırmaktadır. Tabii ki genetik faktörler, çevresel faktörler ve hele  beslenme ve tütün faktörleri çok ciddi kanser yapıcı faktörlerdir. Bunlardan özelikle üç kanserden biri  beslenme, bir diğeri sigaraya bağlı olduğunu söyleyecek olursak eğer gerekli tedbirleri aldığımız tak­ dirde üç kanserden ikisini önleyebileceğimiz anlamına gelir, bunu da dikkatlerinize sunuyorum.  - 8 4 7 - TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 2  - 8 4 8 - Karadeniz Bölgesi'ne has olarak, özellikle son zamanlarda, son on yılda en çok iddia edilen  konu Çernobil felaketinin Karadeniz'deki yaptığı etkidir ve bir diğeri de son zamanlarda değerli  mesai arkadaşım Sayın Profesör Tahsin Yomrahoğlu ve arkadaşlarının yapmış olduğu elektrik hat­ larının, yüksek gerilim hattının ve çevresinin insanlara, insanlarda kanser yapıcı etkiye yol açtığına  dair bilimsel çalışmalarıdır. Tabii bizler bilim adamları olarak kanıta dayalı konuşmalıyız, kanaate da­ yalı olarak konuşmamalıyız, kanıtla kanaati birbirinden ayırmamız lazım. Bu vesileyle ben de sizlere  bilimsel kanıtlarla ilgili bir doküman arz edeceğim.  Çernobil vakası, malumunuz, 1986 yılı 26 Nisanında patlayan nükleer santralde, muhtemeldir ki  o zamanki Sovyetler Birliği Hükümeti bunu çok da duyurmak istememiş ve birkaç gün esen rüzgârlarla,  kuzeye doğru esen rüzgârlarla nükleer serpinti ulaşmış, taa İsveç'e kadar ve İsveç'te ve Norveç'te, o ci­ varda yapılan ölçümlerde radyasyon miktarının beklenenin 14 kat yükseğine çıktığı anlaşılınca bir sı­ zıntı olduğu, bir patlama olduğu düşünülmüş ve araştırmalar sonucunda Çemobil'de bir nükleer kaza  olduğu gözlemlenmiş ve ardından 5 Mayısta ikinci bir patlama olmuş fakat rüzgâr bu arada yön değiş­ tirerek güneye doğru dönmüş ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu pek çok ülkeye radyasyon serpiştir- miştir. Bunlardan en çok etkilenen bölge Edirne Havsa bölgesi ve Rize, Hopa, Trabzon bölgesidir. Bu  nedenle, buralarda yapılmış ve yapılmakta olan araştırmalar bizim Çernobil'le ilgili kanaatlerimizi ka­ nıta dökmüş veya dökmemiştir. Bununla ilgili çalışmalar epeyce yapılmıştır.  Nasıl etki ediyor radyasyon? Ya bulutlardan direkt ışınlamayla veya bulutlardan solumayla veya  toprakta olan radyasyonun serpişmesiyle veya radyoaktif maddelerle kontamine yani bulaşan besin­ lerin gıdalarla alınması. İşte, Türkiye'de en çok bu gıdalarla alınması ile bulaşma olduğu söylen­ mektedir ve bununla ilgili maalesef çok kötü örnekler de... Hani, çayı içen "İşte, bak, bir şey  olmuyor." diyen ve işi önemsemeyen, âdeta savsaklayan yetkili kişiler de olmuştur.  Fakat elde edilen bilimsel veriler Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun resmî rakamlarına göre  şöyle diyor, aynen okuyorum 7'nci cildinden: "Türkiye'de Çernobil kazası nedeniyle kazadan en  fazla etkilenen Doğu Karadeniz Bölgesi'nde kırsalda yetişkinlerin yaşam boyu alacakları etkin doz  değerinin ortalaması 4,49 milisievert olarak hesaplanmıştır." Bu değer tek bir akciğer tomografisin­ den alınan dozun yarısı civarındadır. Yani biz Çernobil olayını küçümsemek taraftan değiliz ama bi­ limsel gerçek bu. Hatta ve hatta şunu size söyleyebilirim, ben bir konuşmamda da söylemiştim: Bir  paket sigaradan daha az tesiri vardır bugünkü insanlann üzerinde. Onun için, "Siz mini Çernobilleri  cebinizde gezdirmeyin." diye vatandaşlarımıza söylediğimiz budur.  Bir diğer önemli konu, bununla ilgili pek çok üniversitemizde araştırmalar yapılmıştır. Hacet­ tepe Üniversitesi, bölgedeki üniversitemiz olan, eski bir personeli olarak gurur duyduğum Karade­ niz Teknik Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi  Üniversitesi hep bu konuyu araştırmışlardı ve nihayet Başkanlığını Rize Milletvekili Mustafa Parlak  Bey'in yapmış olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu zaten 1993'te kurulmuş  ve bu konuyu detaylı olarak araştırmıştır.  Bu konuya 2 milletvekilimiz muhalefet şerhi koymuştur. Birisi Mustafa Ünaldı'dır. Geçtiği­ miz dönemde milletvekili arkadaşımızdı Sayın Hocamız. O, içerik olarak değil de teknik olarak bir,  mahiyet olarak ciddi bir eleştirisi olmamış ama diğer muhalefet şerhini de, bugün Cumhuriyet  Halk Partisi Milletvekili olan Sayın Algan Hacaloğlu muhalefet şerhini koymuştur. Onun muhale­ fet şerhinin 7'nci maddesinde diyor ki: "Ancak tüm bunlara rağmen, Hükümetin ihmaline rağmen  -ihmali vurguluyor- Çernobil kazasının ülkemizde sağlık riski yaratabilecek bir radyasyon tehli­ kesi yarattığını söyleyemeyiz. En azından elde bunu kanıtlayacak güvenilir tıbbi veriler yoktur."
Sayfa 49 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 2  - 8 4 8 - Karadeniz Bölgesi'ne has olarak, özellikle son zamanlarda, son on yılda en çok iddia edilen  konu Çernobil felaketinin Karadeniz'deki yaptığı etkidir ve bir diğeri de son zamanlarda değerli  mesai arkadaşım Sayın Profesör Tahsin Yomrahoğlu ve arkadaşlarının yapmış olduğu elektrik hat­ larının, yüksek gerilim hattının ve çevresinin insanlara, insanlarda kanser yapıcı etkiye yol açtığına  dair bilimsel çalışmalarıdır. Tabii bizler bilim adamları olarak kanıta dayalı konuşmalıyız, kanaate da­ yalı olarak konuşmamalıyız, kanıtla kanaati birbirinden ayırmamız lazım. Bu vesileyle ben de sizlere  bilimsel kanıtlarla ilgili bir doküman arz edeceğim.  Çernobil vakası, malumunuz, 1986 yılı 26 Nisanında patlayan nükleer santralde, muhtemeldir ki  o zamanki Sovyetler Birliği Hükümeti bunu çok da duyurmak istememiş ve birkaç gün esen rüzgârlarla,  kuzeye doğru esen rüzgârlarla nükleer serpinti ulaşmış, taa İsveç'e kadar ve İsveç'te ve Norveç'te, o ci­ varda yapılan ölçümlerde radyasyon miktarının beklenenin 14 kat yükseğine çıktığı anlaşılınca bir sı­ zıntı olduğu, bir patlama olduğu düşünülmüş ve araştırmalar sonucunda Çemobil'de bir nükleer kaza  olduğu gözlemlenmiş ve ardından 5 Mayısta ikinci bir patlama olmuş fakat rüzgâr bu arada yön değiş­ tirerek güneye doğru dönmüş ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu pek çok ülkeye radyasyon serpiştir- miştir. Bunlardan en çok etkilenen bölge Edirne Havsa bölgesi ve Rize, Hopa, Trabzon bölgesidir. Bu  nedenle, buralarda yapılmış ve yapılmakta olan araştırmalar bizim Çernobil'le ilgili kanaatlerimizi ka­ nıta dökmüş veya dökmemiştir. Bununla ilgili çalışmalar epeyce yapılmıştır.  Nasıl etki ediyor radyasyon? Ya bulutlardan direkt ışınlamayla veya bulutlardan solumayla veya  toprakta olan radyasyonun serpişmesiyle veya radyoaktif maddelerle kontamine yani bulaşan besin­ lerin gıdalarla alınması. İşte, Türkiye'de en çok bu gıdalarla alınması ile bulaşma olduğu söylen­ mektedir ve bununla ilgili maalesef çok kötü örnekler de... Hani, çayı içen "İşte, bak, bir şey  olmuyor." diyen ve işi önemsemeyen, âdeta savsaklayan yetkili kişiler de olmuştur.  Fakat elde edilen bilimsel veriler Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun resmî rakamlarına göre  şöyle diyor, aynen okuyorum 7'nci cildinden: "Türkiye'de Çernobil kazası nedeniyle kazadan en  fazla etkilenen Doğu Karadeniz Bölgesi'nde kırsalda yetişkinlerin yaşam boyu alacakları etkin doz  değerinin ortalaması 4,49 milisievert olarak hesaplanmıştır." Bu değer tek bir akciğer tomografisin­ den alınan dozun yarısı civarındadır. Yani biz Çernobil olayını küçümsemek taraftan değiliz ama bi­ limsel gerçek bu. Hatta ve hatta şunu size söyleyebilirim, ben bir konuşmamda da söylemiştim: Bir  paket sigaradan daha az tesiri vardır bugünkü insanlann üzerinde. Onun için, "Siz mini Çernobilleri  cebinizde gezdirmeyin." diye vatandaşlarımıza söylediğimiz budur.  Bir diğer önemli konu, bununla ilgili pek çok üniversitemizde araştırmalar yapılmıştır. Hacet­ tepe Üniversitesi, bölgedeki üniversitemiz olan, eski bir personeli olarak gurur duyduğum Karade­ niz Teknik Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi  Üniversitesi hep bu konuyu araştırmışlardı ve nihayet Başkanlığını Rize Milletvekili Mustafa Parlak  Bey'in yapmış olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu zaten 1993'te kurulmuş  ve bu konuyu detaylı olarak araştırmıştır.  Bu konuya 2 milletvekilimiz muhalefet şerhi koymuştur. Birisi Mustafa Ünaldı'dır. Geçtiği­ miz dönemde milletvekili arkadaşımızdı Sayın Hocamız. O, içerik olarak değil de teknik olarak bir,  mahiyet olarak ciddi bir eleştirisi olmamış ama diğer muhalefet şerhini de, bugün Cumhuriyet  Halk Partisi Milletvekili olan Sayın Algan Hacaloğlu muhalefet şerhini koymuştur. Onun muhale­ fet şerhinin 7'nci maddesinde diyor ki: "Ancak tüm bunlara rağmen, Hükümetin ihmaline rağmen  -ihmali vurguluyor- Çernobil kazasının ülkemizde sağlık riski yaratabilecek bir radyasyon tehli­ kesi yarattığını söyleyemeyiz. En azından elde bunu kanıtlayacak güvenilir tıbbi veriler yoktur."  T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  8'inci maddede "Aradan çok uzun zaman geçmiş olduğu için Çernobil olayı nedeniyle yurttaşları­ mızın uğramış olabileceği sağlık riski dışındaki zarar ve mağduriyetleri saptayabilmek mümkün de­ ğildir." Ve nihayet Karadeniz Bölgesi'ne mahsus 2006 yılında yapılan çok büyük bir araştırmada  Rize ve Edirne, en çok radyasyon serpintisini alan bu iki ilimiz, hiç radyasyona maruz kalmadığı dü­ şünülen İsparta ile karşılaştırılmış ve 19.211 hane üzerinde yapılan araştırmalarda 73.470 kişi üze­ rinde çalışma yapılmış -74 bine yakın- ve burada denilmiş ki: "Bu illerimiz arasında kanser görülme  sıklığı bakımından belirgin bir fark yoktur." Şimdi, bu kadar çok çalışma yapılmış. Biz Meclis ola­ rak bunun neyini araştıralım? Araştıralım, araştırılsın ama bilimsel araştırmaların belki devam et­ mesi, genetik çalışmaların devam etmesi doğrudur. Bu çalışılmasın demiyoruz ama bunu, Meclis  olarak araştırmaya... Zaten araştırılmış, her şeyi yapılmış. Ben şunu söylüyorum, bunun da -altını çi­ zerek- akıllarda tutulması gerektiğine inanıyorum; Çernobil'in yapmış olduğu sağlık etkilerinin ya­ nında psikolojik etkileri çok çok çok daha fazladır. Psikolojik olarak Çernobil hâlâ insanları  etkilemektedir. Ama her nedense, kalplerinin üzerine koydukları, ölüm sebeplerinden en birincisi  olan, her satılan müşterisinden yansını öldüren sigarayı ceplerinde insanlar taşımaya devam ediyor.  Bakınız, hiçbir ürün yoktur ki satın alanı, o iki kişiden birini öldürsün. Evet, bu böyle. Onun için bu  mücadeleye devam edeceğiz.  Değerli arkadaşlar, bilinen sebepler içerisinde kalp damar hastalıklan ve kanserler en çok ölüm se­ bebi. Bunlan da önlemede bilinen birinci sebep, dediğimiz gibi sigara. Bununla ilgili 22'nci Dönem ve  23'üncü Dönem milletvekillerini, Sayın Başbakanımızı, Sağlık Bakanımızı başta tabii ki ve değerli  bütün gruplan tebrik ediyorum. Biz milletvekilleri olarak, kanserle mücadelede, kanserle savaşta Mec­ lis olarak üzerimize düşen en büyük görevi yaptık, bundan sonraki nesillerin kurtulması açısından.  Şimdi, tabii ki KETEM'ler kuruldu, çalışıyor, onlarla ilgili gerekli bilgileri arkadaşımız verdi.  Hastanelerin altyapısı, personelinin artırılması, elbette bunlar çok önemli şeyler. Özellikle onkoloji  uzmanlanm Sayın Serdaroğlu söyledi; on dört-on beş yılda yetişiyor, doğrudur. Bunu, on dört-on  beş yıl önce "hekim sayısı fazla, hekim sayısı fazla" diyen insanlara sormamız lazım hep birlikte. Bu  tedbirler alınmamıştır ama bugün, sizlerin, bizlerin sayesinde de sağlık politikalarındaki yapılan ge­ lişmeler ve personel politikaları bu açığı önümüzdeki yıllarda kapatacaktır inşallah.  Kanser araştırma kurumu kurulmasını öneriyor Sayın Serdaroğlu gerekçesinde. Ben gönülden  katılıyorum. Bütün bu çalışmaları koordine edecek kanser araştırma kurumu mutlaka kurulmalıdır.  El birliği yapalım, destek olalım, bunu kuralım.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Gelin yapalım o zaman.  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Kesinlikle yapalım, kesinlikle yapılmalıdır. Bununla ilgili Sağ­ lık Bakanlığı hukuki düzenleme üzerinde çalışıyor. İnşallah önümüze geldiğinde...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Hocam, biz de katkı verelim.  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Tabii ki efendim, tabii ki efendim.  Taslak çalışılıyor. Hep birlikte çalışacağız buna. İnşallah en verimli şekliyle bunu yapacağız.  Yalnız, Serdaroğlu'nun gerekçesinden bir cümleyi tarihe not düşülsün diye okuyorum, şunu söy­ lüyor: "Unutulmaması gereken diğer bir nokta ise, göğüs hastalıklan uzmanlarının akciğer kanseri  takip ve tedavisini üstlenmedikleri, beş altı yıl öncesinde bu hastalara -yani kanser hastalarına- on­ koloji kliniklerinde aylar sonrasına randevu verildiğidir." Şükürler olsun ki bunlar beş altı yıl önce­ sindeki gibi değil. Şu anda daha iyiye gidiyor. Elbette ki eksikler vardır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 8 4 9 -
Sayfa 50 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  8'inci maddede "Aradan çok uzun zaman geçmiş olduğu için Çernobil olayı nedeniyle yurttaşları­ mızın uğramış olabileceği sağlık riski dışındaki zarar ve mağduriyetleri saptayabilmek mümkün de­ ğildir." Ve nihayet Karadeniz Bölgesi'ne mahsus 2006 yılında yapılan çok büyük bir araştırmada  Rize ve Edirne, en çok radyasyon serpintisini alan bu iki ilimiz, hiç radyasyona maruz kalmadığı dü­ şünülen İsparta ile karşılaştırılmış ve 19.211 hane üzerinde yapılan araştırmalarda 73.470 kişi üze­ rinde çalışma yapılmış -74 bine yakın- ve burada denilmiş ki: "Bu illerimiz arasında kanser görülme  sıklığı bakımından belirgin bir fark yoktur." Şimdi, bu kadar çok çalışma yapılmış. Biz Meclis ola­ rak bunun neyini araştıralım? Araştıralım, araştırılsın ama bilimsel araştırmaların belki devam et­ mesi, genetik çalışmaların devam etmesi doğrudur. Bu çalışılmasın demiyoruz ama bunu, Meclis  olarak araştırmaya... Zaten araştırılmış, her şeyi yapılmış. Ben şunu söylüyorum, bunun da -altını çi­ zerek- akıllarda tutulması gerektiğine inanıyorum; Çernobil'in yapmış olduğu sağlık etkilerinin ya­ nında psikolojik etkileri çok çok çok daha fazladır. Psikolojik olarak Çernobil hâlâ insanları  etkilemektedir. Ama her nedense, kalplerinin üzerine koydukları, ölüm sebeplerinden en birincisi  olan, her satılan müşterisinden yansını öldüren sigarayı ceplerinde insanlar taşımaya devam ediyor.  Bakınız, hiçbir ürün yoktur ki satın alanı, o iki kişiden birini öldürsün. Evet, bu böyle. Onun için bu  mücadeleye devam edeceğiz.  Değerli arkadaşlar, bilinen sebepler içerisinde kalp damar hastalıklan ve kanserler en çok ölüm se­ bebi. Bunlan da önlemede bilinen birinci sebep, dediğimiz gibi sigara. Bununla ilgili 22'nci Dönem ve  23'üncü Dönem milletvekillerini, Sayın Başbakanımızı, Sağlık Bakanımızı başta tabii ki ve değerli  bütün gruplan tebrik ediyorum. Biz milletvekilleri olarak, kanserle mücadelede, kanserle savaşta Mec­ lis olarak üzerimize düşen en büyük görevi yaptık, bundan sonraki nesillerin kurtulması açısından.  Şimdi, tabii ki KETEM'ler kuruldu, çalışıyor, onlarla ilgili gerekli bilgileri arkadaşımız verdi.  Hastanelerin altyapısı, personelinin artırılması, elbette bunlar çok önemli şeyler. Özellikle onkoloji  uzmanlanm Sayın Serdaroğlu söyledi; on dört-on beş yılda yetişiyor, doğrudur. Bunu, on dört-on  beş yıl önce "hekim sayısı fazla, hekim sayısı fazla" diyen insanlara sormamız lazım hep birlikte. Bu  tedbirler alınmamıştır ama bugün, sizlerin, bizlerin sayesinde de sağlık politikalarındaki yapılan ge­ lişmeler ve personel politikaları bu açığı önümüzdeki yıllarda kapatacaktır inşallah.  Kanser araştırma kurumu kurulmasını öneriyor Sayın Serdaroğlu gerekçesinde. Ben gönülden  katılıyorum. Bütün bu çalışmaları koordine edecek kanser araştırma kurumu mutlaka kurulmalıdır.  El birliği yapalım, destek olalım, bunu kuralım.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Gelin yapalım o zaman.  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Kesinlikle yapalım, kesinlikle yapılmalıdır. Bununla ilgili Sağ­ lık Bakanlığı hukuki düzenleme üzerinde çalışıyor. İnşallah önümüze geldiğinde...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Hocam, biz de katkı verelim.  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Tabii ki efendim, tabii ki efendim.  Taslak çalışılıyor. Hep birlikte çalışacağız buna. İnşallah en verimli şekliyle bunu yapacağız.  Yalnız, Serdaroğlu'nun gerekçesinden bir cümleyi tarihe not düşülsün diye okuyorum, şunu söy­ lüyor: "Unutulmaması gereken diğer bir nokta ise, göğüs hastalıklan uzmanlarının akciğer kanseri  takip ve tedavisini üstlenmedikleri, beş altı yıl öncesinde bu hastalara -yani kanser hastalarına- on­ koloji kliniklerinde aylar sonrasına randevu verildiğidir." Şükürler olsun ki bunlar beş altı yıl önce­ sindeki gibi değil. Şu anda daha iyiye gidiyor. Elbette ki eksikler vardır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 8 4 9 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Hastaneleri kapattınız Erdöl, göğüs hastalıkları hastanelerini  kapattınız, hepsini kapattınız.  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  CEVDET ERDÖL (Devamla) - İnşallah bununla ilgili diğer eksiklikler de giderilecektir.  Sayın Reşat Doğru Milletvekilimizin verdiği önergede de, gerçekten 250 kilometrelik yüksek ge­ rilim hattının kanser vakalarına etkisini, önemini vurgulamıştır. Bu çok ciddi olarak araştırılması ge­ reken bir konudur. Ancak, bu, Meclis araştırmasından ziyade bilimsel olarak öncelikle araştırılması  gereken bir konudur.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Toplumsal duyarlılığı...  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Toplumsal duyarlılığı artırıyoruz Sayın Başkanım.  Şimdi, elbette ki bununla ilgili Sayın Tahsin Yomralıoğlu ve arkadaşları bir çalışma yapmışlar.  Ama bir çalışmaya bakarak karar vermemek lazım. Bu çok ciddi bir konudur. Bunu diğer bölgeler­ deki elektrik gerilim hatlarıyla kıyaslamak gerekiyor ve ondan sonra, bunu yer altına alırsak bundan  kurtulur muyuz kurtulamaz mıyız gibi risklerini bilim adamlarının araştırması gerekir. Meclisin araş­ tıracağı bir konunun ötesinde olduğunu düşünüyorum.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Sayın Erdöl, Faraday Kafesi'nin neyini araştıra­ caksınız bilimsel olarak?  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bilimsel araştırmalara evet, ulusal kanser ku­ rumu kurulmasına evet ama...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Sayın Başkan, tamamlıyorum müsaade ederseniz.  BAŞKAN - Yani, hiç yapmıyorum.  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Bitiriyorum efendim.  BAŞKAN - Ama şimdi, çok uzun sürecek bugün. Onun için, sizinle başlarsak hepsine devam  eder, çok özür dilerim.  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Peki efendim.  Ben bu vesileyle, hepinizin bu konuda verdiği desteğe teşekkür ediyorum. Bunun bilimsel bir  konu olduğunu ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Erdöl.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım, iktidar partisinin sözcüleri bizim vermiş ol­ duğumuz bu araştırma önergesinin çok doğru ve çok gerekli olduğunu ifade ettiler. Gerçekten, ül­ kemizin sağlık alanında en önemli sorunu bugün kansere yakalanma riski ile kanser hastalarının  yaşadığı sorunlardır, dolayısıyla toplum adına burada siyaset yapan partiler olarak bir toplumsal  duyarlılığı temsilen bir komisyon kurulması, kabul edilen bir gerçektir. Madem böyle bu hadise,  Meclis bünyesinde bir araştırma grubunun kurulmasını ben kabul edecekleri inancındayım arka­ daşlarımın. Bu noktada -Sayın Grup Başkan Vekili, sayın bakanlar burada- bir araştırma grubu ku­ rulsun, toplum adına...  BAŞKAN - Anlaşıldı.  - 8 5 0 -
Sayfa 51 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Hastaneleri kapattınız Erdöl, göğüs hastalıkları hastanelerini  kapattınız, hepsini kapattınız.  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  CEVDET ERDÖL (Devamla) - İnşallah bununla ilgili diğer eksiklikler de giderilecektir.  Sayın Reşat Doğru Milletvekilimizin verdiği önergede de, gerçekten 250 kilometrelik yüksek ge­ rilim hattının kanser vakalarına etkisini, önemini vurgulamıştır. Bu çok ciddi olarak araştırılması ge­ reken bir konudur. Ancak, bu, Meclis araştırmasından ziyade bilimsel olarak öncelikle araştırılması  gereken bir konudur.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Toplumsal duyarlılığı...  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Toplumsal duyarlılığı artırıyoruz Sayın Başkanım.  Şimdi, elbette ki bununla ilgili Sayın Tahsin Yomralıoğlu ve arkadaşları bir çalışma yapmışlar.  Ama bir çalışmaya bakarak karar vermemek lazım. Bu çok ciddi bir konudur. Bunu diğer bölgeler­ deki elektrik gerilim hatlarıyla kıyaslamak gerekiyor ve ondan sonra, bunu yer altına alırsak bundan  kurtulur muyuz kurtulamaz mıyız gibi risklerini bilim adamlarının araştırması gerekir. Meclisin araş­ tıracağı bir konunun ötesinde olduğunu düşünüyorum.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Sayın Erdöl, Faraday Kafesi'nin neyini araştıra­ caksınız bilimsel olarak?  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bilimsel araştırmalara evet, ulusal kanser ku­ rumu kurulmasına evet ama...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Sayın Başkan, tamamlıyorum müsaade ederseniz.  BAŞKAN - Yani, hiç yapmıyorum.  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Bitiriyorum efendim.  BAŞKAN - Ama şimdi, çok uzun sürecek bugün. Onun için, sizinle başlarsak hepsine devam  eder, çok özür dilerim.  CEVDET ERDÖL (Devamla) - Peki efendim.  Ben bu vesileyle, hepinizin bu konuda verdiği desteğe teşekkür ediyorum. Bunun bilimsel bir  konu olduğunu ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Erdöl.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım, iktidar partisinin sözcüleri bizim vermiş ol­ duğumuz bu araştırma önergesinin çok doğru ve çok gerekli olduğunu ifade ettiler. Gerçekten, ül­ kemizin sağlık alanında en önemli sorunu bugün kansere yakalanma riski ile kanser hastalarının  yaşadığı sorunlardır, dolayısıyla toplum adına burada siyaset yapan partiler olarak bir toplumsal  duyarlılığı temsilen bir komisyon kurulması, kabul edilen bir gerçektir. Madem böyle bu hadise,  Meclis bünyesinde bir araştırma grubunun kurulmasını ben kabul edecekleri inancındayım arka­ daşlarımın. Bu noktada -Sayın Grup Başkan Vekili, sayın bakanlar burada- bir araştırma grubu ku­ rulsun, toplum adına...  BAŞKAN - Anlaşıldı.  - 8 5 0 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Bu hastalarımıza ve bu hastalığa karşı yapılan ilmî çalışmaları  da koordine edecek, bir araya getirecek, bunu bir kuruma dönüştürecek bir çalışmayı yapmamız ge­ rekir. Bu duyarlılığı ben iktidar partisi grubundan da bekliyorum. Burada çok sayıda araştırma grubu  kuruldu, faydalı çalışmalar yaptı. Bu, bir iktidar-muhalefet çekişmesi olmanın dışına taşınır ve bugün  burada bir araştırma grubunun kurulması kararı çıkar diye ümit ediyorum.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Sayın Elitaş, buyurun.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Şandır'ın önermelerine katılmamak mümkün değil ama  bizim grup önerimizle değerli milletvekillerinin dün kabul ettiği bu haftanın gündemi var. O gündemi  bitirdikten sonra, gelecek haftalarda, salı günü araştırma önergelerinin görüşülmesi esnasında bu  konu görüşülüp dikkate alınır. Zaten bizim AK PARTİ Grubundan konuşan milletvekili arkadaşları­ mız da bu önergelere itiraz etmediklerini ifade ettiler. Biz, sadece gündem değiştirmek maksatlı ve­ rilmiş bir önergenin gündem değiştirilmemesi amacıyla aleyhinde olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan sadece "Evet", "Hayır" diyeceğiz.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yani efendim, şu anda görüşmeler tamamlandı, bir oylama ya­ pılacak. Bu araştırma grubu kurulsun mu kurulmasın mı, oylama bu.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayır, görüşmeler tamamlanmadı. Görüşme yapmak istiyor­ sunuz, görüşmeler tamamlanmadı.  ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) - Sayın Başkan, kürsüden konuşsunlar da ne dediklerini  duyalım!  BAŞKAN - Sizin duymanız gerekmiyor, ben duyuyorum yetişir. (Gülüşmeler) Şimdi veririm  yarım saat ara, ondan sonra görürsünüz! (AK PARTİ sıralarından "Verin!" sesleri, gülüşmeler)  Tamam, hay hay, hemen veririm. (AK PARTİ sıralarından "Aman Başkan!" sesleri) Oturduğu­ nuz yerden konuşmayın.  Evet, Sayın Şandır.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Dolayısıyla, yani eğer ki, iktidar partisi sözcüleri bu araştırma  konusunun çok değerli ve önemli olduğuna inanıyorlarsa, grup olarak araştırma grubunun kurulma­ sına "evet" oyu vermeleri lazım.  BAŞKAN - Evet, anladım, teşekkür ederim.  Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı...  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - İşte, yani samimiyet göstergesi...  AHMET YENİ (Samsun) - Samimiyetimizi ölçme sen şimdi!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayır hayır Sayın Şandır, biz şimdi bunu kabul ettiğimiz anda  gündem değişir.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Önümüzdeki hafta yapalım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Onu görüşürüz.  - 8 5 1 -
Sayfa 52 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 2  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Bu hastalarımıza ve bu hastalığa karşı yapılan ilmî çalışmaları  da koordine edecek, bir araya getirecek, bunu bir kuruma dönüştürecek bir çalışmayı yapmamız ge­ rekir. Bu duyarlılığı ben iktidar partisi grubundan da bekliyorum. Burada çok sayıda araştırma grubu  kuruldu, faydalı çalışmalar yaptı. Bu, bir iktidar-muhalefet çekişmesi olmanın dışına taşınır ve bugün  burada bir araştırma grubunun kurulması kararı çıkar diye ümit ediyorum.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Sayın Elitaş, buyurun.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Şandır'ın önermelerine katılmamak mümkün değil ama  bizim grup önerimizle değerli milletvekillerinin dün kabul ettiği bu haftanın gündemi var. O gündemi  bitirdikten sonra, gelecek haftalarda, salı günü araştırma önergelerinin görüşülmesi esnasında bu  konu görüşülüp dikkate alınır. Zaten bizim AK PARTİ Grubundan konuşan milletvekili arkadaşları­ mız da bu önergelere itiraz etmediklerini ifade ettiler. Biz, sadece gündem değiştirmek maksatlı ve­ rilmiş bir önergenin gündem değiştirilmemesi amacıyla aleyhinde olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan sadece "Evet", "Hayır" diyeceğiz.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yani efendim, şu anda görüşmeler tamamlandı, bir oylama ya­ pılacak. Bu araştırma grubu kurulsun mu kurulmasın mı, oylama bu.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayır, görüşmeler tamamlanmadı. Görüşme yapmak istiyor­ sunuz, görüşmeler tamamlanmadı.  ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) - Sayın Başkan, kürsüden konuşsunlar da ne dediklerini  duyalım!  BAŞKAN - Sizin duymanız gerekmiyor, ben duyuyorum yetişir. (Gülüşmeler) Şimdi veririm  yarım saat ara, ondan sonra görürsünüz! (AK PARTİ sıralarından "Verin!" sesleri, gülüşmeler)  Tamam, hay hay, hemen veririm. (AK PARTİ sıralarından "Aman Başkan!" sesleri) Oturduğu­ nuz yerden konuşmayın.  Evet, Sayın Şandır.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Dolayısıyla, yani eğer ki, iktidar partisi sözcüleri bu araştırma  konusunun çok değerli ve önemli olduğuna inanıyorlarsa, grup olarak araştırma grubunun kurulma­ sına "evet" oyu vermeleri lazım.  BAŞKAN - Evet, anladım, teşekkür ederim.  Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı...  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - İşte, yani samimiyet göstergesi...  AHMET YENİ (Samsun) - Samimiyetimizi ölçme sen şimdi!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayır hayır Sayın Şandır, biz şimdi bunu kabul ettiğimiz anda  gündem değişir.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Önümüzdeki hafta yapalım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Onu görüşürüz.  - 8 5 1 - TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 2  - 8 5 2 - BAŞKAN - İki Kâtip Üye arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağım.  Üç dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Öneri reddedilmiştir, karar yeter sayısı vardır.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi var­ dır, okutup oylarınıza sunacağım.  3.- (10/654) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun, 07.04.2010 Çarşamba günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti  grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu  maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Kemal Kılıçdaroğlu  İstanbul  Grup Başkan Vekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nun, 06.04.2010 Salı günlü, 82. Birleşiminde oku­ nan (10/654) esas numaralı Meclis Araştırma Önergesinin görüşmesinin, Genel Kurul'un 07.04.2010  Çarşamba günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde ilk söz Sinop Milletvekili Sayın  Engin Altay'a aittir.  Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yaklaşık 1,5 milyon insanımızı  doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen ve maalesef sık sık çok trajik sonuçlar doğuran çok büyük  bir toplumsal sorunumuz var. İktidarı devraldığınız Türkiye'de sayısı 60 bin olan, bugün itibarıyla  300 bine ulaşan atama bekleyen öğretmenlerin, onların ailelerinin mağduriyetinden bahsetmek isti­ yorum. Bu çerçevede verdiğimiz bir Meclis araştırma önergesinin bugün bu Parlamentodan kabul gö­ rerek bu toplumsal trajik sorunun çözümüne katkı sağlayacağınıza da gerçekten yürekten inanıyorum.  Ve yüce Meclisin sayın üyelerine, milletin yetkisini burada kullanan siz saygıdeğer milletvekille­ rine, bugün bu trajik duruma bir son vermeniz için bir öğretmen olarak, geçmişte de beş yıl işsiz kal­ mış, atama beklemiş bir öğretmen olarak yüce heyetinize yalvarıyorum. Gelin, bu trajik sorunu bugün  burada el birliği içinde çözelim sayın milletvekilleri.  Sayın milletvekilleri, tablo şudur: Eğitimdeki tablo, maalesef biraz önce konuşan iktidar partisi  sözcüsünün söylediğinin tam tersidir. Bugün itibarıyla Türkiye'nin 9.439 yerleşim biriminde okul  yoktur. 667 bin öğrencimizi -ki bunların içinde altı yaşında çocuklar da var- her gün taşıyoruz. Öğ­ retmen başına İspanya'da 14, Yunanistan'da 10, Portekiz'de 12 öğrenci düşerken Türkiye'de öğret­ men başına 34 gibi çok büyük bir rakamda öğrenci düşüyor.  Sayın milletvekilleri, bugün okul öncesinde 8.588 kurumda, ilköğretimde 7.540 kurumda, orta­ öğretimde 962 kurumda ikili öğretim yapan bir millî eğitim sistemiyle karşı karşıyayız ve daha va­ himi, 11.349 okulumuzda bugün, birleştirilmiş sınıflı ilköğretim okullarında eğitim öğretim yapılıyor.  Meslek liselerinin, imam-hatipler hariç, derslik başına düşen öğrenci sayısı 40,5'tir.
Sayfa 53 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 2  - 8 5 2 - BAŞKAN - İki Kâtip Üye arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağım.  Üç dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Öneri reddedilmiştir, karar yeter sayısı vardır.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi var­ dır, okutup oylarınıza sunacağım.  3.- (10/654) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun, 07.04.2010 Çarşamba günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti  grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu  maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Kemal Kılıçdaroğlu  İstanbul  Grup Başkan Vekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nun, 06.04.2010 Salı günlü, 82. Birleşiminde oku­ nan (10/654) esas numaralı Meclis Araştırma Önergesinin görüşmesinin, Genel Kurul'un 07.04.2010  Çarşamba günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde ilk söz Sinop Milletvekili Sayın  Engin Altay'a aittir.  Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)  ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yaklaşık 1,5 milyon insanımızı  doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen ve maalesef sık sık çok trajik sonuçlar doğuran çok büyük  bir toplumsal sorunumuz var. İktidarı devraldığınız Türkiye'de sayısı 60 bin olan, bugün itibarıyla  300 bine ulaşan atama bekleyen öğretmenlerin, onların ailelerinin mağduriyetinden bahsetmek isti­ yorum. Bu çerçevede verdiğimiz bir Meclis araştırma önergesinin bugün bu Parlamentodan kabul gö­ rerek bu toplumsal trajik sorunun çözümüne katkı sağlayacağınıza da gerçekten yürekten inanıyorum.  Ve yüce Meclisin sayın üyelerine, milletin yetkisini burada kullanan siz saygıdeğer milletvekille­ rine, bugün bu trajik duruma bir son vermeniz için bir öğretmen olarak, geçmişte de beş yıl işsiz kal­ mış, atama beklemiş bir öğretmen olarak yüce heyetinize yalvarıyorum. Gelin, bu trajik sorunu bugün  burada el birliği içinde çözelim sayın milletvekilleri.  Sayın milletvekilleri, tablo şudur: Eğitimdeki tablo, maalesef biraz önce konuşan iktidar partisi  sözcüsünün söylediğinin tam tersidir. Bugün itibarıyla Türkiye'nin 9.439 yerleşim biriminde okul  yoktur. 667 bin öğrencimizi -ki bunların içinde altı yaşında çocuklar da var- her gün taşıyoruz. Öğ­ retmen başına İspanya'da 14, Yunanistan'da 10, Portekiz'de 12 öğrenci düşerken Türkiye'de öğret­ men başına 34 gibi çok büyük bir rakamda öğrenci düşüyor.  Sayın milletvekilleri, bugün okul öncesinde 8.588 kurumda, ilköğretimde 7.540 kurumda, orta­ öğretimde 962 kurumda ikili öğretim yapan bir millî eğitim sistemiyle karşı karşıyayız ve daha va­ himi, 11.349 okulumuzda bugün, birleştirilmiş sınıflı ilköğretim okullarında eğitim öğretim yapılıyor.  Meslek liselerinin, imam-hatipler hariç, derslik başına düşen öğrenci sayısı 40,5'tir.  T B M M B : 83 7 . 4 . 2010 0 : 2  - 8 5 3 - Sayın milletvekilleri, şimdi, Şubat 2010'da yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İç Denetim Ra- poru'nda sistemde olması gereken öğretmen miktarı 717.824'tür, mevcut 584.507'dir. Millî Eğitim  Bakanlığının kendi İç Denetim Raporu 133.317 öğretmen açığını işaret ediyor ama gelin görün ki  2009 Kamu Personeli Seçme Sınavı öğretmenlik sınavında 243 bin öğretmen adayı, eğitim fakültesi  mezunu genç arkadaşım, meslektaşım sınava giriyor ve bu sistem bunlardan sadece 30.564'ünü sis­ teme dâhil ediyor. 213 bin öğretmeni kapı dışarı bırakan bir sistemle karşı karşıyayız. Tabii ki bu sı­ nava girenler içinde, sistem içinde sözleşmeli ve vekil öğretmenler de var.  Sayın milletvekilleri, aslında söze gerek yok. Şu tabloda gördüğünüz, şu grafikte gördüğünüz  mavi sütunlar Hükümetinizin ve millî eğitim politikanızın iflas çubuklarıdır ve bakın, burada mavi  sütunlarda, sınava giren öğretmen adaylarının oranına ve şu kırmızı, sisteme giren, öğretmenliğe alı­ nan öğretmenlerin oranına. Bunu hiçbir milletvekilinin vicdanen kabul edeceğine ben inanmıyorum.  Çok basit bir örnek vermek istiyorum: Sınıf öğretmenliğinde, 30.395 kişi sınava girmiş, 4.500 kişi  öğretmen olarak alınmış; fizikte, 7.098 kişi girmiş, 152 kişi alınmış. Sınava girenlerden yüzde 2,1 'i  öğretmen olarak alınmış.  Sayın milletvekilleri, bu tablo kabul edilemez. Bu manzarayı, bu 300 bin insanın trajik durumunu  bu Parlamento daha fazla seyredemez.  Şimdi, sayın milletvekilleri, sistem dışında 200 bine yakın öğretmenimiz var. 73 bin sözleşmeli,  55 bin de ücretli öğretmenimiz var. Sistem, okulları fiilen devre dışı bırakmıştır. Pazar günü üniver­ site sınavı var, liselerdeki öğrencilerin kırk beş gündür okula gitmediğini biliyor musunuz? Biliyor­ sunuz. Sistem bunlara diyor ki, millî eğitim bunlara diyor ki: "Biz sana dört yılda veremedik, biz  seni dört yılda üniversiteye hazırlayamadık, sen git kırk beş günde hazırlan." diyor. Böyle bir çarpık  manzara içindeyiz. Öte yandan, ilköğretimde, 6,7, 8'de, dershanelere gitmekten okullar şu anda boş.  Daha vahimi var, eğitim fakülteleri son sınıf öğrencileri de KPSS sınavlarına hazırlandıkları için  okula gitmiyor. İlköğretim boş, ortaöğretim boş, eğitim fakülteleri boş.  Şimdi, gelelim Başbakana ve Başbakanın bu konudaki yaklaşımına. Tarih: 2002 Mayıs. Yer:  İzmit Merkez Mitingi. "Şu sisteme bakın hele, ülkede 72 bin öğretmen açığı var, sen sınavla öğret­ men seçiyorsun. Hangi akla hizmet ediyorsun? Bırak da öğretmenlerimiz okul seçsin, göreve başla­ sınlar, önüne niye engel koyuyorsun?" diyor. "Ama, inşallah, biz hükümetimizi kurduğumuzda, bütün  öğretmenlerimizi göreve başlatacağız ve öncelikli olarak eğitim sorununu çözeceğiz." Recep Tayyip  Erdoğan.  Yer: Gaziantep. Tarih: Haziran 2000. "Yahu -bu 'yahu'yu çok kullanır- bir sürü bölüm öğret­ meniniz boşta geziyor. Resim öğretmeni matematiğe, müzik öğretmeni beden dersine giriyor. Niye?  Öğretmen ihtiyacı var. Ama bakın ki işe bunlar bir de sınavla öğretmen alıyor. O zaman niye okutu­ yorsun bu öğrencileri? Yazık değil mi? 'Öğretmen almıyorum.' de, bu evlatlarım boşuna okumasın.  Biz iktidar olunca inşallah boşta öğretmen adayı olmayacak." Recep Tayyip Erdoğan.  Recep Tayyip Erdoğan iktidar değil mi? Ya da iktidar da, iktidarsız mı?  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Sekiz yıldır.  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Hangi sözünü tuttu ki bunu tutacak?  ENGİN ALTAY (Devamla) - Tarih: 2002. Yer: Samsun Mitingi. "Buradan sözüm -söz veriyor,  sözü er kişi verir, sözünde er kişi durur- tüm genç öğretmen adaylarına. Siz merak etmeyin, biz gel­ diğimizde, üniversiteyi bitirdiğinizde 'Ne yapacağım sınavı, ya kazanamazsam?' korkun olmayacak  çünkü öğretmen sınavı olmayacak." Recep Tayyip Erdoğan.
Sayfa 54 -
T B M M B : 83 7 . 4 . 2010 0 : 2  - 8 5 3 - Sayın milletvekilleri, şimdi, Şubat 2010'da yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İç Denetim Ra- poru'nda sistemde olması gereken öğretmen miktarı 717.824'tür, mevcut 584.507'dir. Millî Eğitim  Bakanlığının kendi İç Denetim Raporu 133.317 öğretmen açığını işaret ediyor ama gelin görün ki  2009 Kamu Personeli Seçme Sınavı öğretmenlik sınavında 243 bin öğretmen adayı, eğitim fakültesi  mezunu genç arkadaşım, meslektaşım sınava giriyor ve bu sistem bunlardan sadece 30.564'ünü sis­ teme dâhil ediyor. 213 bin öğretmeni kapı dışarı bırakan bir sistemle karşı karşıyayız. Tabii ki bu sı­ nava girenler içinde, sistem içinde sözleşmeli ve vekil öğretmenler de var.  Sayın milletvekilleri, aslında söze gerek yok. Şu tabloda gördüğünüz, şu grafikte gördüğünüz  mavi sütunlar Hükümetinizin ve millî eğitim politikanızın iflas çubuklarıdır ve bakın, burada mavi  sütunlarda, sınava giren öğretmen adaylarının oranına ve şu kırmızı, sisteme giren, öğretmenliğe alı­ nan öğretmenlerin oranına. Bunu hiçbir milletvekilinin vicdanen kabul edeceğine ben inanmıyorum.  Çok basit bir örnek vermek istiyorum: Sınıf öğretmenliğinde, 30.395 kişi sınava girmiş, 4.500 kişi  öğretmen olarak alınmış; fizikte, 7.098 kişi girmiş, 152 kişi alınmış. Sınava girenlerden yüzde 2,1 'i  öğretmen olarak alınmış.  Sayın milletvekilleri, bu tablo kabul edilemez. Bu manzarayı, bu 300 bin insanın trajik durumunu  bu Parlamento daha fazla seyredemez.  Şimdi, sayın milletvekilleri, sistem dışında 200 bine yakın öğretmenimiz var. 73 bin sözleşmeli,  55 bin de ücretli öğretmenimiz var. Sistem, okulları fiilen devre dışı bırakmıştır. Pazar günü üniver­ site sınavı var, liselerdeki öğrencilerin kırk beş gündür okula gitmediğini biliyor musunuz? Biliyor­ sunuz. Sistem bunlara diyor ki, millî eğitim bunlara diyor ki: "Biz sana dört yılda veremedik, biz  seni dört yılda üniversiteye hazırlayamadık, sen git kırk beş günde hazırlan." diyor. Böyle bir çarpık  manzara içindeyiz. Öte yandan, ilköğretimde, 6,7, 8'de, dershanelere gitmekten okullar şu anda boş.  Daha vahimi var, eğitim fakülteleri son sınıf öğrencileri de KPSS sınavlarına hazırlandıkları için  okula gitmiyor. İlköğretim boş, ortaöğretim boş, eğitim fakülteleri boş.  Şimdi, gelelim Başbakana ve Başbakanın bu konudaki yaklaşımına. Tarih: 2002 Mayıs. Yer:  İzmit Merkez Mitingi. "Şu sisteme bakın hele, ülkede 72 bin öğretmen açığı var, sen sınavla öğret­ men seçiyorsun. Hangi akla hizmet ediyorsun? Bırak da öğretmenlerimiz okul seçsin, göreve başla­ sınlar, önüne niye engel koyuyorsun?" diyor. "Ama, inşallah, biz hükümetimizi kurduğumuzda, bütün  öğretmenlerimizi göreve başlatacağız ve öncelikli olarak eğitim sorununu çözeceğiz." Recep Tayyip  Erdoğan.  Yer: Gaziantep. Tarih: Haziran 2000. "Yahu -bu 'yahu'yu çok kullanır- bir sürü bölüm öğret­ meniniz boşta geziyor. Resim öğretmeni matematiğe, müzik öğretmeni beden dersine giriyor. Niye?  Öğretmen ihtiyacı var. Ama bakın ki işe bunlar bir de sınavla öğretmen alıyor. O zaman niye okutu­ yorsun bu öğrencileri? Yazık değil mi? 'Öğretmen almıyorum.' de, bu evlatlarım boşuna okumasın.  Biz iktidar olunca inşallah boşta öğretmen adayı olmayacak." Recep Tayyip Erdoğan.  Recep Tayyip Erdoğan iktidar değil mi? Ya da iktidar da, iktidarsız mı?  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Sekiz yıldır.  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Hangi sözünü tuttu ki bunu tutacak?  ENGİN ALTAY (Devamla) - Tarih: 2002. Yer: Samsun Mitingi. "Buradan sözüm -söz veriyor,  sözü er kişi verir, sözünde er kişi durur- tüm genç öğretmen adaylarına. Siz merak etmeyin, biz gel­ diğimizde, üniversiteyi bitirdiğinizde 'Ne yapacağım sınavı, ya kazanamazsam?' korkun olmayacak  çünkü öğretmen sınavı olmayacak." Recep Tayyip Erdoğan.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Daha böyle çok var. Ama Sayın Başbakana buradan sesleniyorum: Sen bu vaatleri millete ver­ din, bu sözleri millete verdin. Sen bu Türkiye'yi devraldığında -bir tane bakan var orada- 60 bin işsiz  öğretmeni vardı bu ülkenin, şimdi 300 bin.  Sayın milletvekilleri, şimdi bu olay trajik bir duruma dönüştü. Vicdanlarınıza seslenmek istiyorum.  Bakın, bir haber: "KPSS'de yine intihar geldi. Bursa'da geçtiğimiz yılki KPSS sınavında başarılı ola­ mayan ve vekil öğretmenlik yapan Fikret Ercan girdiği bunalım sonucu kendini asarak intihar etti.  KPSS'yi kazanamayan öğretmen 'Artık yoruldum, çalışıyorum ama olmuyor.'" Bu hoş bir şey mi?  HÜSEYİN DEVECİOĞLU (Kilis) - Sayın Altay...  ENGİN ALTAY (Devamla) - Böyle bir şeye bir de orada laf atıyorsun! Utanmıyorsun!  Şimdi, başka bir trajik vaka: "Merhabalar. Ben Emre Yılmaz. Müzik öğretmeniyim ve dört yıl­ dır atamam yapılmadı. Ücretli olarak da çalıştırmıyorlar. Bu yüzden böbreğimin tekini satmaya karar  verdim. İlgilenen -falan mail adresiyle- bana ulaşsın." diyor.  Sayın milletvekilleri, burada siyaset yapmıyoruz. Bu tabloyu vicdanınıza sunuyorum.  Daha vahim bir manzara: Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu Başkanı, AYÖP kuru­ cularından Şafak Bay -öğretmen adayı- beş yıldır atama bekliyor, beş yıldır kemik kanseriyle sava­ şıyor, beş yıldır... Hepimizin çoluk çocuğu var sayın milletvekilleri. Günah değil mi bu çocuğa?  Böyle adalet olur mu? Böyle devlet olur mu? Bu çocuğa sahip çıkmayacağız da bu Meclis, bu dev­ let, bu Hükümet, kime sahip çıkacağız? Lütfen, vicdanınıza sesleniyorum. Hepimiz okullardan gel­ dik, hepimiz çocuk okutuyoruz. Birisi kanserle savaşır, birisi intihar eder, birisi böbreğini satışa  çıkarır, daha değişik trajik, ailevi vakalar var. Bu manzaraya...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Lütfen, ben hepinizden... Bir mesai arkadaşı olarak, bir meslek­ taş olarak, milletin vekilleri olarak bu tabloya bu Parlamentonun daha fazla seyirci kalması benim  kabul edebileceğim bir şey değildir. Eminim ve inanıyorum ki siz de bu vahim manzaraya, bu trajik  duruma daha fazla seyirci kalmayacaksınız.  Şunu söylemek istemiyorum... Buna da seyirci kalırsanız şunu da artık söyleyeceğim: Partini­ zin boyası döküldü, Başbakanınızın cilası döküldü, üstünüzdeki pulları da millet silkeler!  Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Altay.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  tarafından verilen öneriyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Aslında bu "lehinde" ve "aleyhinde" kelimesi biraz yanlış bir ifade. Bence "üzerinde" diye bir  ifade kullanmak lazım çünkü bir önerge, işte "aleyhinde" denilince biraz ters anlaşılıyor. Geçenlerde  ben, Barış ve Demokrasi Partisinin sırf konuşmak için önergesinin aleyhine bir söz almıştım, önerge  de aslında aleyhine söz alınacak bir önerge değildi ama gittim baktım vatandaşlar bana diyorlar  "Yahu, sen nasıl o önerge aleyhinde söz aldın?" Yani böyle ilk görüntü maalesef şey değil.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Konuşmak mecburiyetinde değilsin ki.  KAMER GENÇ (Devamla) - Vatandaşlar tabii olayın inceliklerini bilmediği için, "Yahu, haki­ katen niye yani bunun aleyhinde?" diye... Bu, bence, işte vatandaşlar konuyu yakından takip etme­ dikleri için yanlış anlıyorlar.  - 8 5 4 -
Sayfa 55 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Daha böyle çok var. Ama Sayın Başbakana buradan sesleniyorum: Sen bu vaatleri millete ver­ din, bu sözleri millete verdin. Sen bu Türkiye'yi devraldığında -bir tane bakan var orada- 60 bin işsiz  öğretmeni vardı bu ülkenin, şimdi 300 bin.  Sayın milletvekilleri, şimdi bu olay trajik bir duruma dönüştü. Vicdanlarınıza seslenmek istiyorum.  Bakın, bir haber: "KPSS'de yine intihar geldi. Bursa'da geçtiğimiz yılki KPSS sınavında başarılı ola­ mayan ve vekil öğretmenlik yapan Fikret Ercan girdiği bunalım sonucu kendini asarak intihar etti.  KPSS'yi kazanamayan öğretmen 'Artık yoruldum, çalışıyorum ama olmuyor.'" Bu hoş bir şey mi?  HÜSEYİN DEVECİOĞLU (Kilis) - Sayın Altay...  ENGİN ALTAY (Devamla) - Böyle bir şeye bir de orada laf atıyorsun! Utanmıyorsun!  Şimdi, başka bir trajik vaka: "Merhabalar. Ben Emre Yılmaz. Müzik öğretmeniyim ve dört yıl­ dır atamam yapılmadı. Ücretli olarak da çalıştırmıyorlar. Bu yüzden böbreğimin tekini satmaya karar  verdim. İlgilenen -falan mail adresiyle- bana ulaşsın." diyor.  Sayın milletvekilleri, burada siyaset yapmıyoruz. Bu tabloyu vicdanınıza sunuyorum.  Daha vahim bir manzara: Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu Başkanı, AYÖP kuru­ cularından Şafak Bay -öğretmen adayı- beş yıldır atama bekliyor, beş yıldır kemik kanseriyle sava­ şıyor, beş yıldır... Hepimizin çoluk çocuğu var sayın milletvekilleri. Günah değil mi bu çocuğa?  Böyle adalet olur mu? Böyle devlet olur mu? Bu çocuğa sahip çıkmayacağız da bu Meclis, bu dev­ let, bu Hükümet, kime sahip çıkacağız? Lütfen, vicdanınıza sesleniyorum. Hepimiz okullardan gel­ dik, hepimiz çocuk okutuyoruz. Birisi kanserle savaşır, birisi intihar eder, birisi böbreğini satışa  çıkarır, daha değişik trajik, ailevi vakalar var. Bu manzaraya...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ENGİN ALTAY (Devamla) - Lütfen, ben hepinizden... Bir mesai arkadaşı olarak, bir meslek­ taş olarak, milletin vekilleri olarak bu tabloya bu Parlamentonun daha fazla seyirci kalması benim  kabul edebileceğim bir şey değildir. Eminim ve inanıyorum ki siz de bu vahim manzaraya, bu trajik  duruma daha fazla seyirci kalmayacaksınız.  Şunu söylemek istemiyorum... Buna da seyirci kalırsanız şunu da artık söyleyeceğim: Partini­ zin boyası döküldü, Başbakanınızın cilası döküldü, üstünüzdeki pulları da millet silkeler!  Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Altay.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  tarafından verilen öneriyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Aslında bu "lehinde" ve "aleyhinde" kelimesi biraz yanlış bir ifade. Bence "üzerinde" diye bir  ifade kullanmak lazım çünkü bir önerge, işte "aleyhinde" denilince biraz ters anlaşılıyor. Geçenlerde  ben, Barış ve Demokrasi Partisinin sırf konuşmak için önergesinin aleyhine bir söz almıştım, önerge  de aslında aleyhine söz alınacak bir önerge değildi ama gittim baktım vatandaşlar bana diyorlar  "Yahu, sen nasıl o önerge aleyhinde söz aldın?" Yani böyle ilk görüntü maalesef şey değil.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Konuşmak mecburiyetinde değilsin ki.  KAMER GENÇ (Devamla) - Vatandaşlar tabii olayın inceliklerini bilmediği için, "Yahu, haki­ katen niye yani bunun aleyhinde?" diye... Bu, bence, işte vatandaşlar konuyu yakından takip etme­ dikleri için yanlış anlıyorlar.  - 8 5 4 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Onlar çok iyi anlıyorlar.  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Aleyhimizde konuşursan Tunceli'ye sokmazlar seni(!)  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii, AKP'nin iktidara gelmesiyle  beraber devlet tefessüh etti, devletin organları işlemiyor. İşte, millî eğitim neye bağlandı? Otomatik  pilot... Şimdi bir Millî Eğitim Bakanı değişmesi oldu, o giden Millî Eğitim Bakanı dedi ki: "Otomatik  pilota bağladık, gidiyor." Bu otomatik pilot bakalım Türkiye'yi, eğitimi nereye getirecek, göreceğiz;  felakete mi götürecek, devirecek mi uçağı onu da göreceğiz.  Gerçekten, AKP'yle beraber ciddi bir eğitim erozyonu başladı. Âdeta eğitim, ortaöğretimde, li­ sede ve fakültelerde, medrese öğretimine çevrildi. İşte bir YÖK Başkanı, böyle nereden bulunduysa  getirdiler YÖK'ün başına atadılar ve Türkiye'deki belki yükseköğretim kurumlan içinde bin tane  profesör varsa, son sırada dahi o makama gelecek bir durumu yok, ne bilgisiyle ne becerisiyle ne  kültürüyle.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Sende onu ölçecek kapasite var mı?  KAMER GENÇ (Devamla) - Ama hedef millî eğitimi yok etmek olduğuna göre onu yok etmek  için ne yapacaksınız? En kalitesiz kişileri getirip oraya koyacaksınız.  Ben kendi ilimden biraz bahsedeyim: Benim ilim, eskiden özellikle Tunceli ili çok zeki, çalış­ kan, eğitimi seven, okumayı seven çok kaliteli bir bölge, il. Geçmişte hep üniversitelerde, her yerde  girilen imtihanları birincilikle kazanıyordu, kadın-erkek ayrımı yapılmadan kızlarımız okullara se­ verek gidiyorlardı. Gençlerimiz zeki fakat tabii bu bazı çevreleri rahatsız etti ve bu rahatsız etme so­ nucunda eskiden Türkiye'de yirminci sırada yer alan Tunceli'deki eğitim seviyesi, işte yetmiş bir,  yetmiş ikiye gitti. Çünkü, sebebi, doğru dürüst oraya bürokrat atanmıyor, Tunceli'de yerli öğret­ menlerin hakkı verilmiyor, illa yöneticiler dışarıdan getiriliyor. Dışarıdan getirilen yöneticiler de  maalesef bu eğitimin sağlıklı oluşumuna, sağlıklı bir eğitimin gelişmesine katkı sağlamıyor. İşte  okullanmız, birçok köy okullanmız kapalı. Bölge yatılı okullarda sağlıklı bir eğitim yapılmıyor. İşte  genç yaşta, altı yedi yaşında çocuğu alıp da anasından babasından ayınp on beş gün bölge yatılı okul­ larda okutmak da bence çok hatalı bir eğitim sistemi.  Dolayısıyla eğitim sorunu çok ciddi bir sorun. Bu, devletin temel bir sorunu bana göre. Öğret­ menlerin maalesef maaşlan çok düşük. Çok çeşitli kademede öğretmen var. Hâlbuki öğretmen öğ­ retmendir. İlkokul öğretmenine belli bir maaş vereceksin, ortaokul ve liseye ve bir de kıdemlerini  hesaba katarak böyle bir sistem uygulamak gerekirken bir bakıyorsunuz bilmem 4/C imiş, 4/B imiş  veya sözleşmeliymiş, yok çakılı öğretmenmiş derken ve böylece çok tuhaf bir uygulamaya geçildi.  Ayrıca da eş durumundan dolayı birçok öğretmen maalesef kendi ailesinden uzakta kalmak zorunda  kalıyor. İşte bunları tabii araştırmak lazım.  Eğitimin sorununu çözmeyen bir toplumda, o toplumda sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün  müdür? Eğitimi sağlıklı bir eğitime kavuşmuş bir toplum, bana göre, en rahat içinde olan, en hayatı  rahatlıkla geçirebilen bir toplumdur. Ama AKP, tabii bunlarla hiç ilgilenmiyor, işte "Acaba ben bu  devleti nasıl da kendi kafamdaki tahayyül ettiğim veyahut da öteden beri propagandasını yaptığım  bir rejime kavuşturacağım?" O rejim de belli işte. Geçmişte bazı AKP'li, eskiden tabii Saadet Par­ tisi, Fazilet Partisindeki milletvekilleriyle görüşüyorduk. Diyorduk "Ya, biz Müslüman değil miyiz?"  "Kardeşim, Kur'an'a göre yönetilelim." diyorlar, dolayısıyla anayasaya ve hukuka ihtiyaç yok.  - 8 5 5 -
Sayfa 56 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Onlar çok iyi anlıyorlar.  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Aleyhimizde konuşursan Tunceli'ye sokmazlar seni(!)  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii, AKP'nin iktidara gelmesiyle  beraber devlet tefessüh etti, devletin organları işlemiyor. İşte, millî eğitim neye bağlandı? Otomatik  pilot... Şimdi bir Millî Eğitim Bakanı değişmesi oldu, o giden Millî Eğitim Bakanı dedi ki: "Otomatik  pilota bağladık, gidiyor." Bu otomatik pilot bakalım Türkiye'yi, eğitimi nereye getirecek, göreceğiz;  felakete mi götürecek, devirecek mi uçağı onu da göreceğiz.  Gerçekten, AKP'yle beraber ciddi bir eğitim erozyonu başladı. Âdeta eğitim, ortaöğretimde, li­ sede ve fakültelerde, medrese öğretimine çevrildi. İşte bir YÖK Başkanı, böyle nereden bulunduysa  getirdiler YÖK'ün başına atadılar ve Türkiye'deki belki yükseköğretim kurumlan içinde bin tane  profesör varsa, son sırada dahi o makama gelecek bir durumu yok, ne bilgisiyle ne becerisiyle ne  kültürüyle.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Sende onu ölçecek kapasite var mı?  KAMER GENÇ (Devamla) - Ama hedef millî eğitimi yok etmek olduğuna göre onu yok etmek  için ne yapacaksınız? En kalitesiz kişileri getirip oraya koyacaksınız.  Ben kendi ilimden biraz bahsedeyim: Benim ilim, eskiden özellikle Tunceli ili çok zeki, çalış­ kan, eğitimi seven, okumayı seven çok kaliteli bir bölge, il. Geçmişte hep üniversitelerde, her yerde  girilen imtihanları birincilikle kazanıyordu, kadın-erkek ayrımı yapılmadan kızlarımız okullara se­ verek gidiyorlardı. Gençlerimiz zeki fakat tabii bu bazı çevreleri rahatsız etti ve bu rahatsız etme so­ nucunda eskiden Türkiye'de yirminci sırada yer alan Tunceli'deki eğitim seviyesi, işte yetmiş bir,  yetmiş ikiye gitti. Çünkü, sebebi, doğru dürüst oraya bürokrat atanmıyor, Tunceli'de yerli öğret­ menlerin hakkı verilmiyor, illa yöneticiler dışarıdan getiriliyor. Dışarıdan getirilen yöneticiler de  maalesef bu eğitimin sağlıklı oluşumuna, sağlıklı bir eğitimin gelişmesine katkı sağlamıyor. İşte  okullanmız, birçok köy okullanmız kapalı. Bölge yatılı okullarda sağlıklı bir eğitim yapılmıyor. İşte  genç yaşta, altı yedi yaşında çocuğu alıp da anasından babasından ayınp on beş gün bölge yatılı okul­ larda okutmak da bence çok hatalı bir eğitim sistemi.  Dolayısıyla eğitim sorunu çok ciddi bir sorun. Bu, devletin temel bir sorunu bana göre. Öğret­ menlerin maalesef maaşlan çok düşük. Çok çeşitli kademede öğretmen var. Hâlbuki öğretmen öğ­ retmendir. İlkokul öğretmenine belli bir maaş vereceksin, ortaokul ve liseye ve bir de kıdemlerini  hesaba katarak böyle bir sistem uygulamak gerekirken bir bakıyorsunuz bilmem 4/C imiş, 4/B imiş  veya sözleşmeliymiş, yok çakılı öğretmenmiş derken ve böylece çok tuhaf bir uygulamaya geçildi.  Ayrıca da eş durumundan dolayı birçok öğretmen maalesef kendi ailesinden uzakta kalmak zorunda  kalıyor. İşte bunları tabii araştırmak lazım.  Eğitimin sorununu çözmeyen bir toplumda, o toplumda sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün  müdür? Eğitimi sağlıklı bir eğitime kavuşmuş bir toplum, bana göre, en rahat içinde olan, en hayatı  rahatlıkla geçirebilen bir toplumdur. Ama AKP, tabii bunlarla hiç ilgilenmiyor, işte "Acaba ben bu  devleti nasıl da kendi kafamdaki tahayyül ettiğim veyahut da öteden beri propagandasını yaptığım  bir rejime kavuşturacağım?" O rejim de belli işte. Geçmişte bazı AKP'li, eskiden tabii Saadet Par­ tisi, Fazilet Partisindeki milletvekilleriyle görüşüyorduk. Diyorduk "Ya, biz Müslüman değil miyiz?"  "Kardeşim, Kur'an'a göre yönetilelim." diyorlar, dolayısıyla anayasaya ve hukuka ihtiyaç yok.  - 8 5 5 - T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 2  - 8 5 6 - Şimdi, burada, AKP zamanında işletilmeyen en önemli organlardan birisi de yargı görevidir ar­ kadaşlar. Şimdi, düşünebiliyor musunuz, bir memlekette on binlerce, yüz binlerce dava karar bekli­ yor ama Adalet Bakanı Müsteşarı ile Adalet Bakanı Hâkimler ve Savcılar Kurulunu işletemiyor. Niye  işletemiyor? Çünkü onların kafasına göre belirlenmiş bazı hâkim ve savcılar var, bunları -kendi is­ tedikleri- atamak istiyorlar, atamadıkları için de, onların dedikleri ille olsun diye yargıyı etkisiz hâle  getiriyorlar. Geçmişte, sizden önceki bazı bakanları ben biliyordum. İşte, Hâkimler ve Savcılar Ku­ rulunu bir Kıbrıs'ta topluyorlardı, bir Antalya'da topluyorlardı, böyle anlaşıyorlardı, pek de aralarında  bir ihtilaf da yoktu. Ama nedense, demek ki siz... Son Hâkimler ve Savcılar Kuruluna gelen arka­ daşlarımız çok objektif ve iktidarın da emrine girmediği için ve böyle kişisel menfaatlere de tenez­ zül etmedikleri için maalesef böyle bir sıkıntıya giriyorlar. Bence, bu Adalet Bakanının en kısa  zamanda görevden alınması lazım çünkü adaleti işlemez hâle koyan kişinin başında bu kişi geliyor.  Hele, geçen, sizin -dün de burada ifade etmiştim- Sanayi Bakanınız diyor ki: "Çetenin maale­ sef nöbetçi hâkimi ve savcısı var." Yani bu Bakana göre... Yani Bakan demek de bana göre çok yer­ siz bir paye vermektir buna. Bir hâkim eğer objektif bir karar veriyorsa çetenin hâkimi oluyor. Böyle  bir, bakanlık sıfatı altında görev yapan bir kişinin böyle bir pot kırması veyahut da böyle, hâkim ve  savcılara hakaret etmesi bence affedilmez. Çağdaş medeniyetlerde, sorumluluk duygusu gelişmiş  memleketlerde bu kesinlikle affedilecek bir suç değil.  Tabii, Tayyip Bey... Kendisinin nere mezunu olduğunu da ben de hâlâ bilmiyorum. Kendisine  bir soru önergesi verdim: Ya, sen nereyi bitirdin? Hele bu diplomanın tarihini, numarasını ver. Ne  zaman okula gittin, ne zaman çıktın, belli değil. Tutuyor, Yargıtay Başkanıyla, Danıştay Başkanıyla  hukuk tartışmasını yapıyor.  Arkadaşlar, herkes kendi seviyesini bilmeli. Daha senin hukukla ne ilgin var? Sen hangi hukuk tah­ silini yaptın da... Efendim, diyor ki: "Cüppeni çıkar gel." Yahu, yani "Cüppeni çıkar gel . . ." Yargıtay  Başkanı, Danıştay Başkanı, bunun görevi kendi meslek grubuna göre kendi mesleğini korumak, onun  haysiyetini korumak, sağlıklı bir adalet işleyişini sağlamak için oraya gelmiştir. Sen gelmişsin devleti  maalesef çıkmaz hâle getirmişsin, devletin bütün kaynaklarını yok etmişsin, bütün KİT'leri kendi yan­ daşlarına satmışsın, ortada, işte İstanbul Belediyesinde yapılan soygunlar ortada, suistimaller ortada. Bir  korku imparatorluğu yaratmak suretiyle Türkiye'de herkesi tehdit ederek siyasi bir iktidar oluşturmaya  çalışıyorsun, bunun karşısında da yargı pekâlâ diyor ki: "Kardeşim, sizin bu yaptığınız şeyler hukuka  aykırı, Anayasa'ya aykırı. Benim görevimi yapamaz duruma sokuyor." Bir yargı mensubunun yargıya  yapılan bir saldırıya karşı kendi kendisini savunmasından daha doğal ne olabilir? Bununla çıkıp "Cüb- beni çıkar gel." demek kadar seviye itibarıyla düşük bir ifade olur mu? Hayatın gerçeklerinden mah­ rum bir ifade tarzı olabilir mi? Yani yargı demiyor ki: "Ben seninle politika yapacağım. Ben politikayı  konuşacağım." Yargıtay Başkanı diyor ki: "Biz vicdanımızın emrettiği doğrulan söyleyeceğiz." Tayyip  ne diyor? "Yok, vicdanının söylediği doğrulan söyleyemezsin." Yahu, hangi kişi bu lafı edebilir arka­ daşlar? Hangi kişi laf edebilir? Yani bir Yargıtay Başkanı diyor ki: "Biz bundan sonra vicdanımızın ge­ rektirdiği doğrulan söyleyeceğiz." Tayyip Bey diyor ki: "Yok, söyleyemezsin." Ya ne söyleyecek Tayyip  Bey? Senin kafana göre mi konuşacak?  ABDURRAHMAN DODURGALI (Sinop) - Hukuka göre konuşacak!  KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir laf olmaz arkadaşlar.  Bu nitelikteki kişilerin Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetmesi Türkiye için büyük bir talih­ sizlik, büyük bir zaaf.  Bir bakıyorsunuz... Yahu, sen şimdi Amerika'nın dostu musun, düşmanı mısın? Yahu, bir in­ sanda bir istikrar olur, ya bir devlete karşı düşman olursun ya dost olursun.
Sayfa 57 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 2  - 8 5 6 - Şimdi, burada, AKP zamanında işletilmeyen en önemli organlardan birisi de yargı görevidir ar­ kadaşlar. Şimdi, düşünebiliyor musunuz, bir memlekette on binlerce, yüz binlerce dava karar bekli­ yor ama Adalet Bakanı Müsteşarı ile Adalet Bakanı Hâkimler ve Savcılar Kurulunu işletemiyor. Niye  işletemiyor? Çünkü onların kafasına göre belirlenmiş bazı hâkim ve savcılar var, bunları -kendi is­ tedikleri- atamak istiyorlar, atamadıkları için de, onların dedikleri ille olsun diye yargıyı etkisiz hâle  getiriyorlar. Geçmişte, sizden önceki bazı bakanları ben biliyordum. İşte, Hâkimler ve Savcılar Ku­ rulunu bir Kıbrıs'ta topluyorlardı, bir Antalya'da topluyorlardı, böyle anlaşıyorlardı, pek de aralarında  bir ihtilaf da yoktu. Ama nedense, demek ki siz... Son Hâkimler ve Savcılar Kuruluna gelen arka­ daşlarımız çok objektif ve iktidarın da emrine girmediği için ve böyle kişisel menfaatlere de tenez­ zül etmedikleri için maalesef böyle bir sıkıntıya giriyorlar. Bence, bu Adalet Bakanının en kısa  zamanda görevden alınması lazım çünkü adaleti işlemez hâle koyan kişinin başında bu kişi geliyor.  Hele, geçen, sizin -dün de burada ifade etmiştim- Sanayi Bakanınız diyor ki: "Çetenin maale­ sef nöbetçi hâkimi ve savcısı var." Yani bu Bakana göre... Yani Bakan demek de bana göre çok yer­ siz bir paye vermektir buna. Bir hâkim eğer objektif bir karar veriyorsa çetenin hâkimi oluyor. Böyle  bir, bakanlık sıfatı altında görev yapan bir kişinin böyle bir pot kırması veyahut da böyle, hâkim ve  savcılara hakaret etmesi bence affedilmez. Çağdaş medeniyetlerde, sorumluluk duygusu gelişmiş  memleketlerde bu kesinlikle affedilecek bir suç değil.  Tabii, Tayyip Bey... Kendisinin nere mezunu olduğunu da ben de hâlâ bilmiyorum. Kendisine  bir soru önergesi verdim: Ya, sen nereyi bitirdin? Hele bu diplomanın tarihini, numarasını ver. Ne  zaman okula gittin, ne zaman çıktın, belli değil. Tutuyor, Yargıtay Başkanıyla, Danıştay Başkanıyla  hukuk tartışmasını yapıyor.  Arkadaşlar, herkes kendi seviyesini bilmeli. Daha senin hukukla ne ilgin var? Sen hangi hukuk tah­ silini yaptın da... Efendim, diyor ki: "Cüppeni çıkar gel." Yahu, yani "Cüppeni çıkar gel . . ." Yargıtay  Başkanı, Danıştay Başkanı, bunun görevi kendi meslek grubuna göre kendi mesleğini korumak, onun  haysiyetini korumak, sağlıklı bir adalet işleyişini sağlamak için oraya gelmiştir. Sen gelmişsin devleti  maalesef çıkmaz hâle getirmişsin, devletin bütün kaynaklarını yok etmişsin, bütün KİT'leri kendi yan­ daşlarına satmışsın, ortada, işte İstanbul Belediyesinde yapılan soygunlar ortada, suistimaller ortada. Bir  korku imparatorluğu yaratmak suretiyle Türkiye'de herkesi tehdit ederek siyasi bir iktidar oluşturmaya  çalışıyorsun, bunun karşısında da yargı pekâlâ diyor ki: "Kardeşim, sizin bu yaptığınız şeyler hukuka  aykırı, Anayasa'ya aykırı. Benim görevimi yapamaz duruma sokuyor." Bir yargı mensubunun yargıya  yapılan bir saldırıya karşı kendi kendisini savunmasından daha doğal ne olabilir? Bununla çıkıp "Cüb- beni çıkar gel." demek kadar seviye itibarıyla düşük bir ifade olur mu? Hayatın gerçeklerinden mah­ rum bir ifade tarzı olabilir mi? Yani yargı demiyor ki: "Ben seninle politika yapacağım. Ben politikayı  konuşacağım." Yargıtay Başkanı diyor ki: "Biz vicdanımızın emrettiği doğrulan söyleyeceğiz." Tayyip  ne diyor? "Yok, vicdanının söylediği doğrulan söyleyemezsin." Yahu, hangi kişi bu lafı edebilir arka­ daşlar? Hangi kişi laf edebilir? Yani bir Yargıtay Başkanı diyor ki: "Biz bundan sonra vicdanımızın ge­ rektirdiği doğrulan söyleyeceğiz." Tayyip Bey diyor ki: "Yok, söyleyemezsin." Ya ne söyleyecek Tayyip  Bey? Senin kafana göre mi konuşacak?  ABDURRAHMAN DODURGALI (Sinop) - Hukuka göre konuşacak!  KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir laf olmaz arkadaşlar.  Bu nitelikteki kişilerin Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetmesi Türkiye için büyük bir talih­ sizlik, büyük bir zaaf.  Bir bakıyorsunuz... Yahu, sen şimdi Amerika'nın dostu musun, düşmanı mısın? Yahu, bir in­ sanda bir istikrar olur, ya bir devlete karşı düşman olursun ya dost olursun.  T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 5 7 - ABDURRAHM AN DODURGALI (Sinop) - Çarpıtma!  KAMER GENÇ (Devamla) - Bir bakıyorsun, böyle, numaradan Amerika'ya karşı bir cephe  almış gibi oluyor, İsrail'e karşı bir cephe almış gibi görünüyor, arkasından da bir bakıyorsun yel­ kenleri indirmiş, tıpış tıpış oraya gidiyor. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar yahu? Bir devletin bir  haysiyeti var. Bu devleti yöneten insanlarda bir haysiyet olması lazım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Aklının ermediği şeylere karışma.  KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, akıl bende var, benim aklımı kullansaydınız, benim o ak­ lımla bu Türkiye'yi siz çok iyi yere getirecektiniz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, lütfen konuşmacıyı uyarınız. Bakınız, Hükü­ met hakkında, Hükümet üyeleri hakkında haysiyetsizce sözler kullanıyor. Lütfen uyarınız. Biraz önce  bir milletvekiliyle ilgili, gündeme gelmesini davet ettiniz ama şu anda hiç alakası olmadan Hükümeti,  Sayın Başbakanı haysiyetsizlikle itham ediyor. Lütfen sözlerini geri almasını söyleyin.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, sen otur Mustafa Bey, otur, otur! Otur, şimdi, Kayseri'yle  ilgili şeyleri dile getirmediğime şey etme. Bakın, o Kayseri Belediyesine verilen, o Sümerbank ar- salarıyla ilgili bir şeyler söylersem çok utanırsın. Otur bakalım yerine.  BAŞKAN - Sayın Genç.. .  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Lütfen sözlerini geri almasını söyleyiniz.  BAŞKAN - Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, efendim, bakın zamanımızı şey ediyor.  BAŞKAN - Genel Kurula hitap edin.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, sözünü geri alsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, bu Grup Başkanı...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Bu memleketi idare edenlerde haysiyet olması gerekir." dedi.  Haysiyetli konuşsun. Lütfen sözünü geri alsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, bakın, konuşulan lafları anlayacaksınız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Lütfen sözünü geri alsın Sayın Başkan.  KAMER GENÇ (Devamla) - İnsanlar kendi seviyesini bilmezlerse, yönettikleri devletin sevi­ yesine uygun hareket etmezlerse, onun konuşma seviyesinin gerektirdikleri nitelikler kendisine izafe  edilir. Bunu herkes biliyor ama siz çok...  LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) - Sayın Başbakana hakaret ediyor.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Seviyesiz!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben diyorum ki, yani ne yüksekokul okuduğu bile belli olmayan  bir kişi çıkıp da Yargıtay Başkanıyla, ben seninle hukuk tartışmasını yapmak kadar doğru olmayan  bir şey var mıdır?  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Grup önerisiyle ne alakası var Başkanım?  KAMER GENÇ (Devamla) - Benim söylemek istediğim bu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 58 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 8 5 7 - ABDURRAHM AN DODURGALI (Sinop) - Çarpıtma!  KAMER GENÇ (Devamla) - Bir bakıyorsun, böyle, numaradan Amerika'ya karşı bir cephe  almış gibi oluyor, İsrail'e karşı bir cephe almış gibi görünüyor, arkasından da bir bakıyorsun yel­ kenleri indirmiş, tıpış tıpış oraya gidiyor. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar yahu? Bir devletin bir  haysiyeti var. Bu devleti yöneten insanlarda bir haysiyet olması lazım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Aklının ermediği şeylere karışma.  KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, akıl bende var, benim aklımı kullansaydınız, benim o ak­ lımla bu Türkiye'yi siz çok iyi yere getirecektiniz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, lütfen konuşmacıyı uyarınız. Bakınız, Hükü­ met hakkında, Hükümet üyeleri hakkında haysiyetsizce sözler kullanıyor. Lütfen uyarınız. Biraz önce  bir milletvekiliyle ilgili, gündeme gelmesini davet ettiniz ama şu anda hiç alakası olmadan Hükümeti,  Sayın Başbakanı haysiyetsizlikle itham ediyor. Lütfen sözlerini geri almasını söyleyin.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, sen otur Mustafa Bey, otur, otur! Otur, şimdi, Kayseri'yle  ilgili şeyleri dile getirmediğime şey etme. Bakın, o Kayseri Belediyesine verilen, o Sümerbank ar- salarıyla ilgili bir şeyler söylersem çok utanırsın. Otur bakalım yerine.  BAŞKAN - Sayın Genç.. .  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Lütfen sözlerini geri almasını söyleyiniz.  BAŞKAN - Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, efendim, bakın zamanımızı şey ediyor.  BAŞKAN - Genel Kurula hitap edin.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, sözünü geri alsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, bu Grup Başkanı...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Bu memleketi idare edenlerde haysiyet olması gerekir." dedi.  Haysiyetli konuşsun. Lütfen sözünü geri alsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, bakın, konuşulan lafları anlayacaksınız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Lütfen sözünü geri alsın Sayın Başkan.  KAMER GENÇ (Devamla) - İnsanlar kendi seviyesini bilmezlerse, yönettikleri devletin sevi­ yesine uygun hareket etmezlerse, onun konuşma seviyesinin gerektirdikleri nitelikler kendisine izafe  edilir. Bunu herkes biliyor ama siz çok...  LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) - Sayın Başbakana hakaret ediyor.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Seviyesiz!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben diyorum ki, yani ne yüksekokul okuduğu bile belli olmayan  bir kişi çıkıp da Yargıtay Başkanıyla, ben seninle hukuk tartışmasını yapmak kadar doğru olmayan  bir şey var mıdır?  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Grup önerisiyle ne alakası var Başkanım?  KAMER GENÇ (Devamla) - Benim söylemek istediğim bu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ne söylediğin belirsiz.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, ama benim sözümü bırakmadılar...  BAŞKAN - Bakın, bir dakika da ek süre verdim. Lütfen...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, konuşmacı, Grup Başkanımıza, Hükümet Baş­ kanımıza, Genel Başkanımıza hakaret etmiştir. O konuda söz almak istiyorum.  BAŞKAN - Buyurun.  Üç dakika süre veriyorum.  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  1.-Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, AK PARTİ Grubu  Başkanına sataşması nedeniyle konuşması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Aslında her söze cevap vermek, iktidar partisinin söylediği söylemlerle ilgili muhalefetin eleş­ tirilerini, konularını değerlendirmesi kadar olağan bir şey olmaz. Biz burada doğru söyleyebiliriz,  eksik söyleyebiliriz. Söylediklerimiz siyasi hareketimiz. Yaptığımız işin doğru olduğu inancıyla yap­ tığımız işlemin inanç çerçevesinde önünde, arkasında dururuz. Muhalefet partileri de bunu eleştire­ bilirler, yıpratmak adına eleştirebilirler, düzeltmek adına eleştirebilirler. Bunlara cevap vermek,  seçildiğimiz millet adına bunların karşılığını "Yok, sizin söylediğiniz değil, bizim söylediğimiz..."  diye ifade etmek, bizim için bir onurdur, şereftir çünkü milletin seçtiği temsilcilerin burada konuş­ maları hep milletin lehine, menfaatinedir diye düşünüyoruz.  En çok sıkıldığım, en çok haz duymadığım, birine cevap verirken, buraya gelip konuşan mil­ letvekili adına cevap vermek kadar, inanın üzüldüğümü hayatımda hiç hissetmedim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Pek üzülmüyorsun da...  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Her sözün cevabı verilebilir, her sözün muhakkak bir değeri  vardır ama inanın iki buçuk yıldır burada milletvekilliği yapan kişinin yaptığı hakaretler, ağzı dolu  pisliklerle yaptığı işi ifade etmek ve onun seviyesinde bulunabilip onu benimle ilgili bir cevap verme  mahiyetine gelmek kadar sıkıntı içerisinde bulunduğum durumu hissetmiyorum, yaşamıyorum.  Siz, nasıl Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanını... 60 hükümet gelmiş, 60 tane başbakan gelmiş.  Hepsi de haysiyetli, şerefli ve onurludur, hiçbirinin haysiyeti ve şerefi seninle kantara konulacak  kadar değildir! (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bir Başbakana bu şekilde, Hükümetin üyelerine bu  şekilde ağza alınmayacak ifadeleri kullanmak milletvekilliğine yakışmaz.  Öncelikle sen saman duvarlanyla yapmaya çalıştığın, Aksaray'da kurmaya çalıştığın, Tunceli'deki  insanlara ekmek, aş vermek için gayret göstermek yerine, orada, Aksaray'da kuracağın fabrikayı git  Tunceli'de kur. O parayı nasıl aldığınla ilgili hâlâ belge de yok. Alman ortaklardan hissenin sana be­ delsiz olarak devredildiğini ifade ediyorsun ama arkasından hâlâ kalkıp "aç açıkta olan, işsiz olan  Tunceli halkının meseleleri" diye söylüyorsun. Şu günlerde senin şirketinin genel kurulunun yapıl­ ması gerekir. O şirkette Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısısın. Yüzde 5 hisseyle kim kime Yöne­ tim Kurulu Başkan Yardımcılığı verir? Muhakkak senin nüfuzunu kullanarak, senin imtiyazını  kullanarak birileri senin üzerinden tüfek atmak istiyor olabilirler.  Onun için, önce kendini bir temizle. Analarının ak sütü gibi milletin helal oylarıyla seçilmiş ik­ tidar partisinin milletvekillerini burada lekelemeye kalkmak hiç kimseye yakışık almaz ama eleştiri  mubahtır, her türlü eleştiriyi yapabiliriz, ağır olabilir, hakaret yakışmaz.  Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  - 8 5 8 -
Sayfa 59 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ne söylediğin belirsiz.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, ama benim sözümü bırakmadılar...  BAŞKAN - Bakın, bir dakika da ek süre verdim. Lütfen...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, konuşmacı, Grup Başkanımıza, Hükümet Baş­ kanımıza, Genel Başkanımıza hakaret etmiştir. O konuda söz almak istiyorum.  BAŞKAN - Buyurun.  Üç dakika süre veriyorum.  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  1.-Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, AK PARTİ Grubu  Başkanına sataşması nedeniyle konuşması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Aslında her söze cevap vermek, iktidar partisinin söylediği söylemlerle ilgili muhalefetin eleş­ tirilerini, konularını değerlendirmesi kadar olağan bir şey olmaz. Biz burada doğru söyleyebiliriz,  eksik söyleyebiliriz. Söylediklerimiz siyasi hareketimiz. Yaptığımız işin doğru olduğu inancıyla yap­ tığımız işlemin inanç çerçevesinde önünde, arkasında dururuz. Muhalefet partileri de bunu eleştire­ bilirler, yıpratmak adına eleştirebilirler, düzeltmek adına eleştirebilirler. Bunlara cevap vermek,  seçildiğimiz millet adına bunların karşılığını "Yok, sizin söylediğiniz değil, bizim söylediğimiz..."  diye ifade etmek, bizim için bir onurdur, şereftir çünkü milletin seçtiği temsilcilerin burada konuş­ maları hep milletin lehine, menfaatinedir diye düşünüyoruz.  En çok sıkıldığım, en çok haz duymadığım, birine cevap verirken, buraya gelip konuşan mil­ letvekili adına cevap vermek kadar, inanın üzüldüğümü hayatımda hiç hissetmedim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Pek üzülmüyorsun da...  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Her sözün cevabı verilebilir, her sözün muhakkak bir değeri  vardır ama inanın iki buçuk yıldır burada milletvekilliği yapan kişinin yaptığı hakaretler, ağzı dolu  pisliklerle yaptığı işi ifade etmek ve onun seviyesinde bulunabilip onu benimle ilgili bir cevap verme  mahiyetine gelmek kadar sıkıntı içerisinde bulunduğum durumu hissetmiyorum, yaşamıyorum.  Siz, nasıl Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanını... 60 hükümet gelmiş, 60 tane başbakan gelmiş.  Hepsi de haysiyetli, şerefli ve onurludur, hiçbirinin haysiyeti ve şerefi seninle kantara konulacak  kadar değildir! (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bir Başbakana bu şekilde, Hükümetin üyelerine bu  şekilde ağza alınmayacak ifadeleri kullanmak milletvekilliğine yakışmaz.  Öncelikle sen saman duvarlanyla yapmaya çalıştığın, Aksaray'da kurmaya çalıştığın, Tunceli'deki  insanlara ekmek, aş vermek için gayret göstermek yerine, orada, Aksaray'da kuracağın fabrikayı git  Tunceli'de kur. O parayı nasıl aldığınla ilgili hâlâ belge de yok. Alman ortaklardan hissenin sana be­ delsiz olarak devredildiğini ifade ediyorsun ama arkasından hâlâ kalkıp "aç açıkta olan, işsiz olan  Tunceli halkının meseleleri" diye söylüyorsun. Şu günlerde senin şirketinin genel kurulunun yapıl­ ması gerekir. O şirkette Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısısın. Yüzde 5 hisseyle kim kime Yöne­ tim Kurulu Başkan Yardımcılığı verir? Muhakkak senin nüfuzunu kullanarak, senin imtiyazını  kullanarak birileri senin üzerinden tüfek atmak istiyor olabilirler.  Onun için, önce kendini bir temizle. Analarının ak sütü gibi milletin helal oylarıyla seçilmiş ik­ tidar partisinin milletvekillerini burada lekelemeye kalkmak hiç kimseye yakışık almaz ama eleştiri  mubahtır, her türlü eleştiriyi yapabiliriz, ağır olabilir, hakaret yakışmaz.  Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  - 8 5 8 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Elitaş.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, beni itham etti, yani fabrika ortaklığında menfaat sağ­ ladığımı, ayrıca "Ağzı pislik kokuyor." falan dedi. Bu konuda sataşma...  BAŞKAN - "Ağzı pislik kokuyor." demedi.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Öyle dedi efendim.  BAŞKAN - Hayır, hayır, öyle demedi.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Öyle dedi efendim.  BAŞKAN - "Pislik kokuyor." demedi; "Ağzından pislik akıyor." dedi; ben öyle duydum. (Gü­ lüşmeler)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan doğrusunu duymuş.  BAŞKAN - Ben öyle duydum. Öyle mi dediniz?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Doğru söylüyorsunuz Sayın Başkan, tutanaklara bakın.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani, tutanağa da bakacağız efendim. Müsaade ederseniz ben de  cevap vermek istiyorum.  LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) - Ne müsaadesi ya, geç yerine otur!  BAŞKAN-Yapmayın!  Buyurun, üç dakika süre veriyorum, bu sürede tamamlayın.  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'in, şahsına sataşması  nedeniyle konuşması  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, bu Mustafa Bey'i ben  iyi tanırım. Kayserili olduğunu da iyi biliyorum. Benim Kayserililere çok saygım var ama nasıl bir  Kayserili böyle çıkmış, göndermiş buraya, ben onu araştıracağım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Daha araştırmadın mı hâlâ? Her çıktığında "araştıracağım"  diyorsun.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, evvela bu fabrika meselesini konuşayım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 700 milyar lira borcun var.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, ben, bir arkadaşımız... Yani, bu arkadaşlarımız, bazıları  "Niye samandan tuğla yapıyorsunuz?" diye hayıflanıyorlar. Yani, niye hayıflanıyorlar?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayıflanmıyoruz, Tunceli'ye yap, Tunceli'ye.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bizim kışlık yiyeceğimiz diyorlar. Tamam, samanın bir kısmını  tuğla yapacağız ama kışlık yiyeceklerinizi biraz bırakacağız, onu merak etmeyin.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan!..  Önce sen bir atıştır!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, Mustafa Bey, onu hiç şey etme. Yani, bir kısım samanı kışlık  yiyeceğiniz olarak bırakacağız.  Şimdi, bir arkadaşımızla bir şirket...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Sen yansını yiyip yarısını tuğla mı yapıyorsun?  - 8 5 9 -
Sayfa 60 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Elitaş.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, beni itham etti, yani fabrika ortaklığında menfaat sağ­ ladığımı, ayrıca "Ağzı pislik kokuyor." falan dedi. Bu konuda sataşma...  BAŞKAN - "Ağzı pislik kokuyor." demedi.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Öyle dedi efendim.  BAŞKAN - Hayır, hayır, öyle demedi.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Öyle dedi efendim.  BAŞKAN - "Pislik kokuyor." demedi; "Ağzından pislik akıyor." dedi; ben öyle duydum. (Gü­ lüşmeler)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan doğrusunu duymuş.  BAŞKAN - Ben öyle duydum. Öyle mi dediniz?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Doğru söylüyorsunuz Sayın Başkan, tutanaklara bakın.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani, tutanağa da bakacağız efendim. Müsaade ederseniz ben de  cevap vermek istiyorum.  LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) - Ne müsaadesi ya, geç yerine otur!  BAŞKAN-Yapmayın!  Buyurun, üç dakika süre veriyorum, bu sürede tamamlayın.  2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'in, şahsına sataşması  nedeniyle konuşması  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, bu Mustafa Bey'i ben  iyi tanırım. Kayserili olduğunu da iyi biliyorum. Benim Kayserililere çok saygım var ama nasıl bir  Kayserili böyle çıkmış, göndermiş buraya, ben onu araştıracağım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Daha araştırmadın mı hâlâ? Her çıktığında "araştıracağım"  diyorsun.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, evvela bu fabrika meselesini konuşayım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 700 milyar lira borcun var.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, ben, bir arkadaşımız... Yani, bu arkadaşlarımız, bazıları  "Niye samandan tuğla yapıyorsunuz?" diye hayıflanıyorlar. Yani, niye hayıflanıyorlar?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayıflanmıyoruz, Tunceli'ye yap, Tunceli'ye.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bizim kışlık yiyeceğimiz diyorlar. Tamam, samanın bir kısmını  tuğla yapacağız ama kışlık yiyeceklerinizi biraz bırakacağız, onu merak etmeyin.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan!..  Önce sen bir atıştır!  KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, Mustafa Bey, onu hiç şey etme. Yani, bir kısım samanı kışlık  yiyeceğiniz olarak bırakacağız.  Şimdi, bir arkadaşımızla bir şirket...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Sen yansını yiyip yarısını tuğla mı yapıyorsun?  - 8 5 9 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  KAMER GENÇ (Devamla) - Yabancı ortakla bir şirket kurulmuş, ben yüzde 5 hissesini almı­ şım. 12 milyar liraya ben yüzde 5 hissesini almışım. Bir fabrika kuracaktık fakat fabrika olmadı.  Yani, ben sonradan ortak oldum, bedavaya da girmedim. İddianı ispat etmezsen müfterisin! Ben  oraya cebimden para verdim, biz başladık inşaata. Olmadı, fazladan da 30 milyar lira para verdim,  şimdi fabrika iflas etti. Onu da söyleyeyim size. Olmadı. Yani, ondan sonra... Kayıtlar oradadır...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Bir de ülkeyi sen yönetsen nasıl olur!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 700 milyar lira borç var.  KAMER GENÇ (Devamla) - .. .ama yabancı hissedar olduğu için onun da yönetim kuruluna gir­ mesi mümkün değildi.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 1 trilyon borç takmışsın, 1 trilyon.  KAMER GENÇ (Devamla) - Beni rica etti, yönetim kuruluna girdim. Bunda anormal ne var ar­ kadaşlar?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 1 trilyon borç takmışsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Siz her gün devletten o kadar soyguna dayalı ihaleler alıyorsunuz ki,  ben gitmişim bir fabrikaya ortak olmuşum, cebimden para ödemişim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Müteahhit firmayı batırıyormuşsun, müteahhit firmayı.  KAMER GENÇ (Devamla) - Fabrika da... Yani, devletten bir kuruş para almamışım. Alsam da  kredi almak herkesin hakkıdır.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Devletten bedava arsa almışsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla bunu...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Devletten bedava arsa almışsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Yani bak, olayı başka yere çevirme. Bak sen iktidarsın, bütün  inceleme...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tunceli'de de bedava arsa var, niye gittin oraya?  KAMER GENÇ (Devamla) - Benim...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tunceli'deki bedava arsaya niye gitmedin?  KAMER GENÇ (Devamla) - Sonra, bu fabrikanın, saman o bölgede olduğu için orada yapıl­ masına karar vermiş. Daha fabrika da yapılsa keşke...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tunceli'de de bedava arsa vardı, oraya niye gitmedin?  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, seni ilgilendirmez o Mustafa Bey.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)- Tunceli'de bedava arsa vardı.  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tunceli'de de bedava arsa vardı, niye gitmedin oraya?  KAMER GENÇ (Devamla) - Ne davası yahu?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - O arsa bedava değil mi, Aksaray'daki arsa?  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, varsa...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Arsa bedava değil mi?  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, teşvik...  - 8 6 0 -
Sayfa 61 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  KAMER GENÇ (Devamla) - Yabancı ortakla bir şirket kurulmuş, ben yüzde 5 hissesini almı­ şım. 12 milyar liraya ben yüzde 5 hissesini almışım. Bir fabrika kuracaktık fakat fabrika olmadı.  Yani, ben sonradan ortak oldum, bedavaya da girmedim. İddianı ispat etmezsen müfterisin! Ben  oraya cebimden para verdim, biz başladık inşaata. Olmadı, fazladan da 30 milyar lira para verdim,  şimdi fabrika iflas etti. Onu da söyleyeyim size. Olmadı. Yani, ondan sonra... Kayıtlar oradadır...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Bir de ülkeyi sen yönetsen nasıl olur!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 700 milyar lira borç var.  KAMER GENÇ (Devamla) - .. .ama yabancı hissedar olduğu için onun da yönetim kuruluna gir­ mesi mümkün değildi.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 1 trilyon borç takmışsın, 1 trilyon.  KAMER GENÇ (Devamla) - Beni rica etti, yönetim kuruluna girdim. Bunda anormal ne var ar­ kadaşlar?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - 1 trilyon borç takmışsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Siz her gün devletten o kadar soyguna dayalı ihaleler alıyorsunuz ki,  ben gitmişim bir fabrikaya ortak olmuşum, cebimden para ödemişim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Müteahhit firmayı batırıyormuşsun, müteahhit firmayı.  KAMER GENÇ (Devamla) - Fabrika da... Yani, devletten bir kuruş para almamışım. Alsam da  kredi almak herkesin hakkıdır.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Devletten bedava arsa almışsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla bunu...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Devletten bedava arsa almışsın.  KAMER GENÇ (Devamla) - Yani bak, olayı başka yere çevirme. Bak sen iktidarsın, bütün  inceleme...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tunceli'de de bedava arsa var, niye gittin oraya?  KAMER GENÇ (Devamla) - Benim...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tunceli'deki bedava arsaya niye gitmedin?  KAMER GENÇ (Devamla) - Sonra, bu fabrikanın, saman o bölgede olduğu için orada yapıl­ masına karar vermiş. Daha fabrika da yapılsa keşke...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tunceli'de de bedava arsa vardı, oraya niye gitmedin?  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, seni ilgilendirmez o Mustafa Bey.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)- Tunceli'de bedava arsa vardı.  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tunceli'de de bedava arsa vardı, niye gitmedin oraya?  KAMER GENÇ (Devamla) - Ne davası yahu?  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - O arsa bedava değil mi, Aksaray'daki arsa?  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, varsa...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Arsa bedava değil mi?  KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, teşvik...  - 8 6 0 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Arsa bedava değil mi, arsa?  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben, bak...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Arsa bedava mı değil mi?  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bak.. .  Sayın Başkan, devamlı müdahale ediyor ama.  BAŞKAN - Karşılıklı konuşuyorsunuz ama Sayın Genç.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Arsa bedava mı? Cevap ver.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, burada bir suistimal varsa suistimalin üzerine  gitmeyen şerefsiz, namussuzdur!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bursa'daki arsalar, araziler ne oldu?  KAMER GENÇ (Devamla) - İktidar sizin elinizdedir, git hesapları incele ama bu devletin  malını talan eden de şerefsiz oğlu şerefsizdir!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bursa'daki araziler, lokanta ne oluyor?  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, ayrıca da bakın, bu Mustafa Elitaş  çıkıyor, burada ağır konuşuyor. Kendisinin burada kullandığı ifadeden dolayı kendisini mahkemeye  vereceğim. O lafları...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ver, ver.  KAMER GENÇ (Devamla) - Hem burada diyorlar ki "Düzgün konuşun." hem de üzerime ge­ liyor, yani şurada en seviyesiz adamın ağzına almayacağı küfürleri, hakaretleri yapıyor. Ben şimdi  bunun seviyesine nasıl ineyim arkadaşlar? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ALİ TEMÜR (Giresun) - Onu sen yaparsın.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sana seviyeli demek seviyeye hakaret olur.  KAMER GENÇ (Devamla) - İşte, bu kadar seviyen, sana cevap vermeyeceğim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sana bir seviye atfetmek seviyeye hakaret olur.  BAŞKAN - Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.14  - 8 6 1 -
Sayfa 62 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Arsa bedava değil mi, arsa?  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben, bak...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Arsa bedava mı değil mi?  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bak.. .  Sayın Başkan, devamlı müdahale ediyor ama.  BAŞKAN - Karşılıklı konuşuyorsunuz ama Sayın Genç.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Arsa bedava mı? Cevap ver.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, burada bir suistimal varsa suistimalin üzerine  gitmeyen şerefsiz, namussuzdur!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bursa'daki arsalar, araziler ne oldu?  KAMER GENÇ (Devamla) - İktidar sizin elinizdedir, git hesapları incele ama bu devletin  malını talan eden de şerefsiz oğlu şerefsizdir!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bursa'daki araziler, lokanta ne oluyor?  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, ayrıca da bakın, bu Mustafa Elitaş  çıkıyor, burada ağır konuşuyor. Kendisinin burada kullandığı ifadeden dolayı kendisini mahkemeye  vereceğim. O lafları...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ver, ver.  KAMER GENÇ (Devamla) - Hem burada diyorlar ki "Düzgün konuşun." hem de üzerime ge­ liyor, yani şurada en seviyesiz adamın ağzına almayacağı küfürleri, hakaretleri yapıyor. Ben şimdi  bunun seviyesine nasıl ineyim arkadaşlar? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ALİ TEMÜR (Giresun) - Onu sen yaparsın.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sana seviyeli demek seviyeye hakaret olur.  KAMER GENÇ (Devamla) - İşte, bu kadar seviyen, sana cevap vermeyeceğim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sana bir seviye atfetmek seviyeye hakaret olur.  BAŞKAN - Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.14  - 8 6 1 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.27  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşiminin  Üçüncü Oturumunu açıyorum.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/654) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin görüşmelerine kaldığımız yerden devam  edeceğiz.  Şimdi, öneri üzerinde söz sırası, lehinde olmak üzere Eskişehir Milletvekili Sayın Beytullah  Asil'de.  Buyurun Sayın Asil. (MHP sıralarından alkışlar)  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim fakültesini bi­ tirerek Millî Eğitim Bakanlığından hakları olan atamayı bekleyerek ömür tüketen gençlerimizin  içinde bulunduğu olumsuz sosyal, psikolojik ve ekonomik koşulların, eğitim sisteminin öğretmen  gereksiniminin, YÖK'ün insan gücü planlamasının irdelenmesi ve acilen bu sosyal vakaya çözüm  yollarının belirlenmesi amacıyla Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisinin lehinde  görüşlerimizi ifade etmek için söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, bu konunun birinci öncelikli ayağı istihdam. Ülkemizin de en önemli me­ selelerinden birisi istihdam meselesi. Değerli arkadaşlarım, gençliğe istihdam yaratılması kalkınma ve  ekonomik istikrar açısından son derece gerekli. Geçenlerde bir konuşmamda da ifade ettim, bu konuyla  örtüştüğü için tekrar etmek istiyorum, bir lise mezunu bayanın mektubundan bir alıntı. Şöyle diyor:  "On altı yıl okuyor, birçok aşamadan geçiyorlar ama onlar bile iş bulamıyor. Artık bu gençler nasıl dü­ şünsün? Bir insanın mantıklı ve doğru dürüst düşünebilmesi için koşulların iyi olması lazım. İnsanla­ rın kendi sorunlarını düşünmekten ülkeyi kalkındırmak için proje ve fikirler üretmeye vakti kalmıyor."  Değerli arkadaşlarım, insanın ülkesini kalkındırmak için proje ve fikirler üretebilmesi için önce  bir işinin olması lazım. Biz eğitim sistemi içerisinde YÖK'ün insan gücünü, eğitim-öğretimdeki ih­ tiyacı planlayamamasından, eksik planlamasından, yanlış planlamasından kaynaklanan bir sorunla,  Türkiye'nin kalkınmasına, gelişmesine, büyümesine, refah ve huzurunun artmasına destek sağlaya­ cak, katkı sağlayacak gençlerimizi psikolojik sorunlar içerisine gark etmekle meşgulüz. Bu acil ve  çok önemli konunun Meclisin gündemine bir an önce alınıp bunun üzerinde kafa yorulması lazım.  Değerli arkadaşlarım, bakın, bu öğretmen arkadaşlarımızın, ataması yapılmayan, şu anda işsiz,  başka da herhangi bir çaresi bulunmayan üniversite mezunu bu genç kardeşlerimizin feryatlarını  sizlere kendi ağızlarından birkaç örnekle duyurmak istiyorum: "Bizler, yıllardır 'Öğretmen açı­ ğımız yok. ' söylemleriyle bilinçli ve tercihli bir şekilde atamaları yapılmayan öğretmenleriz."  - 8 6 2 -
Sayfa 63 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.27  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşiminin  Üçüncü Oturumunu açıyorum.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/654) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin görüşmelerine kaldığımız yerden devam  edeceğiz.  Şimdi, öneri üzerinde söz sırası, lehinde olmak üzere Eskişehir Milletvekili Sayın Beytullah  Asil'de.  Buyurun Sayın Asil. (MHP sıralarından alkışlar)  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim fakültesini bi­ tirerek Millî Eğitim Bakanlığından hakları olan atamayı bekleyerek ömür tüketen gençlerimizin  içinde bulunduğu olumsuz sosyal, psikolojik ve ekonomik koşulların, eğitim sisteminin öğretmen  gereksiniminin, YÖK'ün insan gücü planlamasının irdelenmesi ve acilen bu sosyal vakaya çözüm  yollarının belirlenmesi amacıyla Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisinin lehinde  görüşlerimizi ifade etmek için söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, bu konunun birinci öncelikli ayağı istihdam. Ülkemizin de en önemli me­ selelerinden birisi istihdam meselesi. Değerli arkadaşlarım, gençliğe istihdam yaratılması kalkınma ve  ekonomik istikrar açısından son derece gerekli. Geçenlerde bir konuşmamda da ifade ettim, bu konuyla  örtüştüğü için tekrar etmek istiyorum, bir lise mezunu bayanın mektubundan bir alıntı. Şöyle diyor:  "On altı yıl okuyor, birçok aşamadan geçiyorlar ama onlar bile iş bulamıyor. Artık bu gençler nasıl dü­ şünsün? Bir insanın mantıklı ve doğru dürüst düşünebilmesi için koşulların iyi olması lazım. İnsanla­ rın kendi sorunlarını düşünmekten ülkeyi kalkındırmak için proje ve fikirler üretmeye vakti kalmıyor."  Değerli arkadaşlarım, insanın ülkesini kalkındırmak için proje ve fikirler üretebilmesi için önce  bir işinin olması lazım. Biz eğitim sistemi içerisinde YÖK'ün insan gücünü, eğitim-öğretimdeki ih­ tiyacı planlayamamasından, eksik planlamasından, yanlış planlamasından kaynaklanan bir sorunla,  Türkiye'nin kalkınmasına, gelişmesine, büyümesine, refah ve huzurunun artmasına destek sağlaya­ cak, katkı sağlayacak gençlerimizi psikolojik sorunlar içerisine gark etmekle meşgulüz. Bu acil ve  çok önemli konunun Meclisin gündemine bir an önce alınıp bunun üzerinde kafa yorulması lazım.  Değerli arkadaşlarım, bakın, bu öğretmen arkadaşlarımızın, ataması yapılmayan, şu anda işsiz,  başka da herhangi bir çaresi bulunmayan üniversite mezunu bu genç kardeşlerimizin feryatlarını  sizlere kendi ağızlarından birkaç örnekle duyurmak istiyorum: "Bizler, yıllardır 'Öğretmen açı­ ğımız yok. ' söylemleriyle bilinçli ve tercihli bir şekilde atamaları yapılmayan öğretmenleriz."  - 8 6 2 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Bu genç kardeşlerimizde algı bu. "Bizler, kendi eğitim alanı dışında iş bulamayan, tam gün kadrolu,  iş güvencesinden yoksun, 'Ücretli öğretmen' adı altında 400-600 lira arasındaki asgari ücretle dev­ let okullarında ve dershanelerde kölece çalıştırılanlarız." Algı bu. "Bizler, kurumsal bir hizmet olan  eğitimin neoliberal politikalar doğrultusunda piyasalaştırılmasının getirdiği esnek çalışma biçimle­ rinin -öğretmenlerdeki sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik mantığı ifade ediliyor- doğrudan muhatap­ larıyız." diyor. Bu genç kardeşlerimizdeki algı maalesef bu.  Değerli arkadaşlarım, yine devam ediyorum: "Bizler yıllarca bin bir emekle okuyan, üniversite  eğitimi sonrasında açıkta bırakılan, yok sayılan, görmezden gelinen genç eğitimcileriz." Bunlara bu  algıyı vermemize sebep olan ortamı ortadan kaldırmak için hiçbir çaba sarf etmeyecek miyiz? "Biz­ ler her yıl hayallerimizi bir başka bahara erteliyoruz. Otuzlu yaşlarımıza gelip evlenemiyor, aileleri­ mizden harçlık almak zorunda kalıyoruz. İş bulamadığımız için işportacılık, inşaat işçiliği, tezgâhtarlık  yapıyoruz. Her şeyden önce sağlık güvencesinden yoksun yaşıyoruz. Atanamadığı için hayatını dü­ zene koyamayan, çeşitli psikolojik, fiziksel sorunlar yaşayan ve çözüm yolu olarak intihan seçen bir  çok arkadaşımız mevcuttur, bu sayı her geçen gün de artmaktadır." Değerli arkadaşlanm tablo bu.  Yine devam ediyorum: "243 bin insan sınava giriyor, 15 bin öğretmen alınıyor, bunun 6 bini  tek branştan, geriye kalan 230 bine yakın insana ne yapmaları öneriliyor?"  Değerli arkadaşlarım, bu konu da son derece üzerinde durulması gereken bir konu. Öğretmen alı­ mını KPS sınavıyla yapıyoruz, fakat sınav sistemi o kadar yanlış, o kadar bozuk bir sistem ki âdeta  eğitim fakültelerinde, liselerde üniversiteye hazırlanacağız diye son sınıfta okula gitmeyen, çaresiz­ lik karşısında tedbir geliştiremeyip, çaresizlik karşısında çocukları izinli saymaktan başka bir tedbir  geliştiremeyen bir millî eğitim camiasına sahibiz. Böyle bir şey olabilir mi? Burada da aynı noktayla  karşı karşıyayız. KPS sınavına girecek; çocuk, eğitim fakültesinde, beden eğitimi öğretmeni ama sı­ navda sorulan sorular matematik, tarih, coğrafya, fizik, kimya, sosyal bilgiler. "Bu okul nasıl olsa bi­ tecek." diyor. "Ne yapmam lazım?" Bu sınavı hayat meselesi görüyor. Ondan sonra da son sınıfa  geldiğinde, çocuk, artık okulun telaşında değil, eğitim ve öğretimin telaşında değil, KPSS'ye hazır­ lanmak için çaba sarf ediyor.  Şimdi, böyle bir eğitim sistemi olmaz. Bunlara mutlaka bir çare bulunması lazım. İşte, bu çareyi  geliştirecek tek yer de burası. Bunlan burada konuşacağız, tartışacağız, verilen bu önergeleri fırsat  sayacağız, komisyonlar oluşturacağız ve bu gençlerimizin hayatlannın baharında iş gücüne katılım­ larını sağlayacak tedbirler geliştirmek zorundayız. Yoksa, az önce Sayın Engin Altay ifade etti Baş­ bakanın 2002'deki bu konu ile ilgili görüşlerini. Tekrara düşmemek için ifade etmiyorum ama o gün  için doğru söylenen bir sözün bugün sekizinci yılındayız, hâlâ bir tedbir geliştirilememiş. Başbakan  tedbiri geliştirmemişse biz geliştirmek zorundayız değerli arkadaşlarım, bu heyet geliştirecek. İşte,  o nedenle, bu fırsatı iyi değerlendirip bu komisyonun kurulmasına lütfen destek verin.  Değerli arkadaşlanm, bu arkadaşlarımızı, bu genç kardeşlerimizi, önce sağlıklı bir birey olarak  yetiştirebilmemiz, onları bir iş sahibi yapabilmemiz noktasında bir çaba gösterilmeyişini de, maale­ sef, buradan esefle karşılıyorum.  Şimdi, tabii, bu noktada hâlâ bir aymazlığın içerisindeyiz, hâlâ öğretmen yetiştirme noktasında...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  - 8 6 3 -
Sayfa 64 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Bu genç kardeşlerimizde algı bu. "Bizler, kendi eğitim alanı dışında iş bulamayan, tam gün kadrolu,  iş güvencesinden yoksun, 'Ücretli öğretmen' adı altında 400-600 lira arasındaki asgari ücretle dev­ let okullarında ve dershanelerde kölece çalıştırılanlarız." Algı bu. "Bizler, kurumsal bir hizmet olan  eğitimin neoliberal politikalar doğrultusunda piyasalaştırılmasının getirdiği esnek çalışma biçimle­ rinin -öğretmenlerdeki sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik mantığı ifade ediliyor- doğrudan muhatap­ larıyız." diyor. Bu genç kardeşlerimizdeki algı maalesef bu.  Değerli arkadaşlarım, yine devam ediyorum: "Bizler yıllarca bin bir emekle okuyan, üniversite  eğitimi sonrasında açıkta bırakılan, yok sayılan, görmezden gelinen genç eğitimcileriz." Bunlara bu  algıyı vermemize sebep olan ortamı ortadan kaldırmak için hiçbir çaba sarf etmeyecek miyiz? "Biz­ ler her yıl hayallerimizi bir başka bahara erteliyoruz. Otuzlu yaşlarımıza gelip evlenemiyor, aileleri­ mizden harçlık almak zorunda kalıyoruz. İş bulamadığımız için işportacılık, inşaat işçiliği, tezgâhtarlık  yapıyoruz. Her şeyden önce sağlık güvencesinden yoksun yaşıyoruz. Atanamadığı için hayatını dü­ zene koyamayan, çeşitli psikolojik, fiziksel sorunlar yaşayan ve çözüm yolu olarak intihan seçen bir  çok arkadaşımız mevcuttur, bu sayı her geçen gün de artmaktadır." Değerli arkadaşlanm tablo bu.  Yine devam ediyorum: "243 bin insan sınava giriyor, 15 bin öğretmen alınıyor, bunun 6 bini  tek branştan, geriye kalan 230 bine yakın insana ne yapmaları öneriliyor?"  Değerli arkadaşlarım, bu konu da son derece üzerinde durulması gereken bir konu. Öğretmen alı­ mını KPS sınavıyla yapıyoruz, fakat sınav sistemi o kadar yanlış, o kadar bozuk bir sistem ki âdeta  eğitim fakültelerinde, liselerde üniversiteye hazırlanacağız diye son sınıfta okula gitmeyen, çaresiz­ lik karşısında tedbir geliştiremeyip, çaresizlik karşısında çocukları izinli saymaktan başka bir tedbir  geliştiremeyen bir millî eğitim camiasına sahibiz. Böyle bir şey olabilir mi? Burada da aynı noktayla  karşı karşıyayız. KPS sınavına girecek; çocuk, eğitim fakültesinde, beden eğitimi öğretmeni ama sı­ navda sorulan sorular matematik, tarih, coğrafya, fizik, kimya, sosyal bilgiler. "Bu okul nasıl olsa bi­ tecek." diyor. "Ne yapmam lazım?" Bu sınavı hayat meselesi görüyor. Ondan sonra da son sınıfa  geldiğinde, çocuk, artık okulun telaşında değil, eğitim ve öğretimin telaşında değil, KPSS'ye hazır­ lanmak için çaba sarf ediyor.  Şimdi, böyle bir eğitim sistemi olmaz. Bunlara mutlaka bir çare bulunması lazım. İşte, bu çareyi  geliştirecek tek yer de burası. Bunlan burada konuşacağız, tartışacağız, verilen bu önergeleri fırsat  sayacağız, komisyonlar oluşturacağız ve bu gençlerimizin hayatlannın baharında iş gücüne katılım­ larını sağlayacak tedbirler geliştirmek zorundayız. Yoksa, az önce Sayın Engin Altay ifade etti Baş­ bakanın 2002'deki bu konu ile ilgili görüşlerini. Tekrara düşmemek için ifade etmiyorum ama o gün  için doğru söylenen bir sözün bugün sekizinci yılındayız, hâlâ bir tedbir geliştirilememiş. Başbakan  tedbiri geliştirmemişse biz geliştirmek zorundayız değerli arkadaşlarım, bu heyet geliştirecek. İşte,  o nedenle, bu fırsatı iyi değerlendirip bu komisyonun kurulmasına lütfen destek verin.  Değerli arkadaşlanm, bu arkadaşlarımızı, bu genç kardeşlerimizi, önce sağlıklı bir birey olarak  yetiştirebilmemiz, onları bir iş sahibi yapabilmemiz noktasında bir çaba gösterilmeyişini de, maale­ sef, buradan esefle karşılıyorum.  Şimdi, tabii, bu noktada hâlâ bir aymazlığın içerisindeyiz, hâlâ öğretmen yetiştirme noktasında...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  - 8 6 3 - TBMM B:83 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 6 4 - BEYTULLAH ASİL (Devamla) - .. .bir planlamanın içerisinde değiliz. İşte, son bir ay içerisinde  yaşanan olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Üniversiteyi kurmak bu yüce heyetin görevi. Ama, şu 487  sıra sayılı gündemin de ilk sırasını alan vakıf üniversitelerinin kurulmasıyla ilgili yasa tasarısı görü­ şülürken, burada da eğitim fakülteleri var bu eğitim fakülteleriyle ilgili bir planlama yapılmış mıdır?  YÖK bunun bir projeksiyonunu çıkarmış mıdır? Bununla ilgili görüşlerini lütfen bizlere iletsin. Bunu  parlamenter olarak bizler de görmek istiyoruz, bizler de duymak istiyoruz, bizler de öğrenmek isti­ yoruz, buna dayanarak da çareler üretmek istiyoruz. Hâlâ YÖK sağır sultan, Millî Eğitim Bakanı  sağır sultan. Böyle bir eğitim planlaması olmaz.  İşte, değerli arkadaşlarım, bunu bir fırsat olarak değerlendirelim ve bu komisyonun kurulmasına  olumlu oy verelim diyor, katkılarınızı bekliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıraların­ dan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Asil.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz Konya Milletvekili Sayın Ali Öz- türk'e aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Öztürk.  ALİ ÖZTÜRK (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi grup  önerisinin aleyhinde söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Aslında gündemimiz çok yoğun. Özgür, eşit ve dürüst seçimler demokrasinin temelidir. Gün­ demimizde Seçim Kanunu var. Gündemimizdeki bu Seçim Kanunu'nun bir an önce gerçekleşmesi  ve Genel Kurul'da görüşülüp sonuçlandırılması bakımından ben Meclisimizin yoğun gündemine bir  an önce dönülmesi dileğiyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sa­ yısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Kâtip üyeler arasında mutabakat olmadığından üç dakika süre veriyorum. İşari oylamayı elek­ tronik cihazla yapacağız ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır, öneri reddedilmiştir.  Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Tek­ lifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  l 'inci sırada yer alan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.
Sayfa 65 -
TBMM B:83 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 6 4 - BEYTULLAH ASİL (Devamla) - .. .bir planlamanın içerisinde değiliz. İşte, son bir ay içerisinde  yaşanan olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Üniversiteyi kurmak bu yüce heyetin görevi. Ama, şu 487  sıra sayılı gündemin de ilk sırasını alan vakıf üniversitelerinin kurulmasıyla ilgili yasa tasarısı görü­ şülürken, burada da eğitim fakülteleri var bu eğitim fakülteleriyle ilgili bir planlama yapılmış mıdır?  YÖK bunun bir projeksiyonunu çıkarmış mıdır? Bununla ilgili görüşlerini lütfen bizlere iletsin. Bunu  parlamenter olarak bizler de görmek istiyoruz, bizler de duymak istiyoruz, bizler de öğrenmek isti­ yoruz, buna dayanarak da çareler üretmek istiyoruz. Hâlâ YÖK sağır sultan, Millî Eğitim Bakanı  sağır sultan. Böyle bir eğitim planlaması olmaz.  İşte, değerli arkadaşlarım, bunu bir fırsat olarak değerlendirelim ve bu komisyonun kurulmasına  olumlu oy verelim diyor, katkılarınızı bekliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıraların­ dan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Asil.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz Konya Milletvekili Sayın Ali Öz- türk'e aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Öztürk.  ALİ ÖZTÜRK (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi grup  önerisinin aleyhinde söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Aslında gündemimiz çok yoğun. Özgür, eşit ve dürüst seçimler demokrasinin temelidir. Gün­ demimizde Seçim Kanunu var. Gündemimizdeki bu Seçim Kanunu'nun bir an önce gerçekleşmesi  ve Genel Kurul'da görüşülüp sonuçlandırılması bakımından ben Meclisimizin yoğun gündemine bir  an önce dönülmesi dileğiyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sa­ yısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Kâtip üyeler arasında mutabakat olmadığından üç dakika süre veriyorum. İşari oylamayı elek­ tronik cihazla yapacağız ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır, öneri reddedilmiştir.  Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Tek­ lifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  l 'inci sırada yer alan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  (x) 490 S. Sayılı Basmayazı 01/4/2010 tarihli 81 'inci Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 8 6 5 - 2'nci sırada yer alan Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleş­ mesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin Hü­ kümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışiş­ leri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan Ankara Milletvekili Sayın Haluk İpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin; Afyonka- rahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Sayın Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli  Milletvekili Sayın Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Sayın Gültan Kı- şanak ve 19 Milletvekilinin; Şırnak Milletvekili Sayın Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Par­ tisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Sayın Mehmet  Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili Sayın Hasan Erçelebi ve  5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  4.- Ankara Milletvekili Haluk ipek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hak­ kında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kasta­ monu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür un, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Mil­ letvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Seva­ hir Bayındır 'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri izmir Milletvekili Oktay Vural ve  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili Hasan  Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu  (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (x)  BAŞKAN - Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Dünkü birleşimde teklifin birinci bölümünde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştı.  Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm geçici madde dâhil olmak üzere 18 ila  33'üncü maddeleri kapsamaktadır.
Sayfa 66 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  (x) 490 S. Sayılı Basmayazı 01/4/2010 tarihli 81 'inci Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 8 6 5 - 2'nci sırada yer alan Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleş­ mesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin Hü­ kümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışiş­ leri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan Ankara Milletvekili Sayın Haluk İpek'in; Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin; Afyonka- rahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Sayın Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli  Milletvekili Sayın Hasan Erçelebi ve 10 Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Sayın Gültan Kı- şanak ve 19 Milletvekilinin; Şırnak Milletvekili Sayın Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Par­ tisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Sayın Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Sayın Mehmet  Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili Sayın Hasan Erçelebi ve  5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  4.- Ankara Milletvekili Haluk ipek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hak­ kında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kasta­ monu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür un, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Mil­ letvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Seva­ hir Bayındır 'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri izmir Milletvekili Oktay Vural ve  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili Hasan  Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu  (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (x)  BAŞKAN - Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Dünkü birleşimde teklifin birinci bölümünde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştı.  Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm geçici madde dâhil olmak üzere 18 ila  33'üncü maddeleri kapsamaktadır.  TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 8 6 6 - İkinci bölüm üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili  Sayın Atila Emek, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İsparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz;  şahıslar adına İsparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Atila Emek. (CHP sıralarından  alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ATİLA EMEK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Se­ çimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Değişiklik Yapılmasına İlişkin 490 sıra  sayılı Teklifin ikinci bölümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.  Grubum ve şahsım adına yüce Meclisi saygıyla selamlarım.  Değerli milletvekilleri, seçim kanunları seçimlerin tam bir güven içinde yapılmasını düzenleyen  temel kanunlardır. Seçim kanunlarında yapılacak değişikliklerin aceleye getirilmemesi, üzerinde  ciddi çalışma yapılması ve ilgili toplum kesimlerinin kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak dü­ zenlenmesi gerekir; ancak görüşmekte olduğumuz bu teklif aceleye getirilmiş, her konuda yaşandığı  üzere seçim kanunu gibi temel bir kanunda AKP anlayışı duruma hâkim olmuş, Anayasa Komisyo­ nunda çok acele bir şekilde görüşülerek Genel Kurul huzuruna getirilmiştir. Oysa, daha geniş bir  zaman dilimi içinde teklif görüşülebilir, ilgili kurum ve kuruluşların katkılarıyla kamuoyunda tartışma  ve endişe yaratan sorunlara çözüm getirilerek daha çağdaş ve demokratik bir seçim kanununa ülke­ miz kavuşmuş olurdu.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna mensup Komisyon üye­ leri olarak Komisyonda ve alt komisyon çalışmalarında teklifin sakıncalı olan maddeleri ve düzen­ lemelerine karşı görüşlerimizi ifade ettik, yanlışların teklif metninden çıkarılması ve düzeltilmesi  yolunda gerekli uyarıları yaptık. Ne var ki AKP tarafından aceleye getirilen bu teklifin eksiklikleri­ nin ve yanlışlarının giderildiğini söylemek olanaklı değildir.  Değerli milletvekilleri, muhalefet şerhimizde de açıkladığımız üzere teklifin çerçeve 18'inci  maddesinde kolluk güçlerinin ve ulaştırma görevlilerinin oy kullanmaları hakkında bu kişilerin ka­ yıtlı oldukları ilçe ya da oy kullanma zorunluluğu netleştirilmemiş olup özellikle seçim sonucunu et­ kileyebilecek seçmen hareketlerinden birinin yaratılma olasılığına karşın özellikle mahallî idareler  seçimlerinde sorun yaratabilme olanağı olan bu yeni düzenlemenin hatalı olduğunu belirtmek iste­ rim. Yerel seçimlerde belediye başkanlarının bir oy farkıyla seçildiğini düşündüğümüzde kolluk güç­ leri ve ulaştırma görevlilerinin kullanacakları oylarla seçim sonuçlarını doğrudan etkileyeceği açıkça  görülmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu sakıncalı durumun çözüme kavuşturulma­ sını öneriyoruz.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin çerçeve 23'üncü maddesinde, müşahitlere veril­ mesi düşünülen sandık sonuç tutanağının verildiğine ilişkin bir zorunlu tutanak örneğinin basılı ola­ rak sandık kurullarına verilmesi hususunun metne dâhil edilmemiş olması eksiklik teşkil etmektedir.  Değerli arkadaşlarım, seçimlerin kamu vicdanında rahatsızlık yaratmadan ve kuşkulara neden  olmadan demokratik bir şekilde gerçekleşmesi esastır. Demokratik seçimlerde her seçmenin oyu altın  değerindedir. Seçimlerde seçmen oyunu her türlü baskıdan uzak, özgürce kullanmalıdır. Seçmenin  kullandığı bu oy sandığa girdiği gibi çıkmalı, seçmenin ortaya koyduğu irade üzerine gölge ve kuşku  düşmemelidir.
Sayfa 67 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 8 6 6 - İkinci bölüm üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili  Sayın Atila Emek, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İsparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz;  şahıslar adına İsparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Atila Emek. (CHP sıralarından  alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ATİLA EMEK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Se­ çimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Değişiklik Yapılmasına İlişkin 490 sıra  sayılı Teklifin ikinci bölümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.  Grubum ve şahsım adına yüce Meclisi saygıyla selamlarım.  Değerli milletvekilleri, seçim kanunları seçimlerin tam bir güven içinde yapılmasını düzenleyen  temel kanunlardır. Seçim kanunlarında yapılacak değişikliklerin aceleye getirilmemesi, üzerinde  ciddi çalışma yapılması ve ilgili toplum kesimlerinin kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak dü­ zenlenmesi gerekir; ancak görüşmekte olduğumuz bu teklif aceleye getirilmiş, her konuda yaşandığı  üzere seçim kanunu gibi temel bir kanunda AKP anlayışı duruma hâkim olmuş, Anayasa Komisyo­ nunda çok acele bir şekilde görüşülerek Genel Kurul huzuruna getirilmiştir. Oysa, daha geniş bir  zaman dilimi içinde teklif görüşülebilir, ilgili kurum ve kuruluşların katkılarıyla kamuoyunda tartışma  ve endişe yaratan sorunlara çözüm getirilerek daha çağdaş ve demokratik bir seçim kanununa ülke­ miz kavuşmuş olurdu.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna mensup Komisyon üye­ leri olarak Komisyonda ve alt komisyon çalışmalarında teklifin sakıncalı olan maddeleri ve düzen­ lemelerine karşı görüşlerimizi ifade ettik, yanlışların teklif metninden çıkarılması ve düzeltilmesi  yolunda gerekli uyarıları yaptık. Ne var ki AKP tarafından aceleye getirilen bu teklifin eksiklikleri­ nin ve yanlışlarının giderildiğini söylemek olanaklı değildir.  Değerli milletvekilleri, muhalefet şerhimizde de açıkladığımız üzere teklifin çerçeve 18'inci  maddesinde kolluk güçlerinin ve ulaştırma görevlilerinin oy kullanmaları hakkında bu kişilerin ka­ yıtlı oldukları ilçe ya da oy kullanma zorunluluğu netleştirilmemiş olup özellikle seçim sonucunu et­ kileyebilecek seçmen hareketlerinden birinin yaratılma olasılığına karşın özellikle mahallî idareler  seçimlerinde sorun yaratabilme olanağı olan bu yeni düzenlemenin hatalı olduğunu belirtmek iste­ rim. Yerel seçimlerde belediye başkanlarının bir oy farkıyla seçildiğini düşündüğümüzde kolluk güç­ leri ve ulaştırma görevlilerinin kullanacakları oylarla seçim sonuçlarını doğrudan etkileyeceği açıkça  görülmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu sakıncalı durumun çözüme kavuşturulma­ sını öneriyoruz.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin çerçeve 23'üncü maddesinde, müşahitlere veril­ mesi düşünülen sandık sonuç tutanağının verildiğine ilişkin bir zorunlu tutanak örneğinin basılı ola­ rak sandık kurullarına verilmesi hususunun metne dâhil edilmemiş olması eksiklik teşkil etmektedir.  Değerli arkadaşlarım, seçimlerin kamu vicdanında rahatsızlık yaratmadan ve kuşkulara neden  olmadan demokratik bir şekilde gerçekleşmesi esastır. Demokratik seçimlerde her seçmenin oyu altın  değerindedir. Seçimlerde seçmen oyunu her türlü baskıdan uzak, özgürce kullanmalıdır. Seçmenin  kullandığı bu oy sandığa girdiği gibi çıkmalı, seçmenin ortaya koyduğu irade üzerine gölge ve kuşku  düşmemelidir.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Sayın milletvekilleri, Yüksek Seçim Kurulunun seçimlerde kullandığı "SEÇSİS" adı verilen bil­ gisayar işletim sistemiyle ilgili kamu vicdanında rahatsızlık yaratan kuşkular nedeniyle toplumda  tartışmalar devam etmektedir. 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde kullanılan bu sistem nedeniyle  seçimlerde hile olduğuna ilişkin iddialar toplumun her kesiminde dile getirilmektedir. Amerika Bir­ leşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkelerinde sakıncalı bulunduğu için yasaklanmış ve uygulamadan  kaldırılmış SEÇSİS işletim sisteminin kamuoyunda yarattığı tartışmaları göz önüne alarak bu siste­ min üzerinde bağımsız bir teknik grup tarafından inceleme yapılması, düzenlenecek raporun ka­ muoyu ile paylaşılması ve sistem üzerinde güvenliğin sağlanması için, görüşmekte olduğumuz teklifte  gerekli düzenlemeler kamu vicdanını rahatlatmak için mutlaka yapılmalıdır.  Değerli arkadaşlarım, bu konu, hepinizce de hatırlanacağı gibi, kamuoyunda tartışması ve özel­ likle yurttaşlarımızın vicdanında rahatsızlık yaratmaktadır. Bununla ilgili olarak bir soru önergesini  Meclis gündemine taşımıştım ama ne acıdır ki verilen cevapta özellikle Adalet Bakanlığı konuyu  Yüksek Seçim Kuruluna göndermiş ve Yüksek Seçim Kurulu da bu konuda, konunun Yüksek Seçim  yargısal niteliği ve konumuyla bağdaşır görülmediğinden cevap verilmemiştir.  Peki, değerli arkadaşlarım, bu konu kamuoyunda tartışılmaya devam edecek, vicdanları rahat­ sız edecek, biz bir milletvekili olarak, milletin vekili olarak bu konuda bir cevap dahi alamayacağız.  Bu kuşku mutlaka giderilmelidir. Bu, seçimin, hem demokratik olması hem de yurttaşın verdiği oyun  yerini bulması bakımından son derece önemlidir.  Değerli arkadaşlarım, bu durumu sağlayacak olan iyi düzenlenmiş ve kuşkuya neden olacak so­ runları ortadan kaldırmış seçim kanunlarıdır. Bunun gerçekleşmesi için, seçim kanunları üzerindeki  çalışmalann aceleye getirilmeden, soğukkanlı ve geniş zaman dilimi içerisinde, ilgili tüm çevrelerin  görüşleri alınarak çalışmaların yapılmasıdır.  Değerli milletvekilleri, zamanla yarışırcasına bir temel kanun üzerinde çalışmalarımızı sürdü­ rüyoruz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da AKP anlayışını, kendisini göstermektedir. AKP, her  geçen gün, milletin gündeminden uzak kendi gündemini yaratmakta; milletin geçimiyle ilgili sorun­ ların çözümü ve tartışılması yerine bunların üstünü örtecek gündem yaratmaktadır. Bu Seçim Kanunu  çalışmaları da AKP gündeminin yansımasıdır. Toplumun bütün kesimleri, yoksulluk ve işsizlik sı­ kıntılarıyla kıvranırken, yolsuzluklar had safhaya çıkmış ve AKP çevrelerini sarmışken, AKP İkti­ darı baskıcı ve yasakçı anlayışıyla toplum üzerinde bir korku imparatorluğu oluşturmuştur.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı yarattığı kendi gündemiyle devletin önemli  kurumlarını yönlendirmiş ve şekillendirmiştir, bu aşamada yargıyı ele geçirmek ve AKP yargısını  yaratmak üzere yola çıkmıştır. Önümüzdeki günlerde bu gündemi değerlendireceğiz. Görüşmekte  olduğumuz seçim kanunu yasalaştığında, yapılacak ilk genel seçimde uygulamaya konulması amaç­ lanmıştır. AKP İktidarı halkın çektiği sıkıntılar karşısında seçim kanunlarından medet umar hâle gel­ miştir. AKP İktidarı, Seçim Kanunumu kendi lehine düzenlemekle milletin kendisi aleyhine vereceği  kararı değiştirmeyi başaramayacaktır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, ülkenin ve mille­ tin gerçek gündemine uygun düşmeyen AKP dayatmalarına ne biz ne de milletimiz izin verecektir.  AKP, milleti canından bezdiren, artarak devam eden yoksulluğa, işsizliğe, aşsızlığa çare bulacağı  yerde her gün yeni sorunlar yaratarak insanımızı umutsuzluğa ve karamsarlığa sevk ediyor. Mille­ timiz bunun cevabını yapılacak ilk seçimde sandıkta verecek, AKP geldiği gibi halkın oylarıyla ik­ tidardan gidecektir.  Bu duygu ve düşüncelerle, yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  - 8 6 7 -
Sayfa 68 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Sayın milletvekilleri, Yüksek Seçim Kurulunun seçimlerde kullandığı "SEÇSİS" adı verilen bil­ gisayar işletim sistemiyle ilgili kamu vicdanında rahatsızlık yaratan kuşkular nedeniyle toplumda  tartışmalar devam etmektedir. 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde kullanılan bu sistem nedeniyle  seçimlerde hile olduğuna ilişkin iddialar toplumun her kesiminde dile getirilmektedir. Amerika Bir­ leşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkelerinde sakıncalı bulunduğu için yasaklanmış ve uygulamadan  kaldırılmış SEÇSİS işletim sisteminin kamuoyunda yarattığı tartışmaları göz önüne alarak bu siste­ min üzerinde bağımsız bir teknik grup tarafından inceleme yapılması, düzenlenecek raporun ka­ muoyu ile paylaşılması ve sistem üzerinde güvenliğin sağlanması için, görüşmekte olduğumuz teklifte  gerekli düzenlemeler kamu vicdanını rahatlatmak için mutlaka yapılmalıdır.  Değerli arkadaşlarım, bu konu, hepinizce de hatırlanacağı gibi, kamuoyunda tartışması ve özel­ likle yurttaşlarımızın vicdanında rahatsızlık yaratmaktadır. Bununla ilgili olarak bir soru önergesini  Meclis gündemine taşımıştım ama ne acıdır ki verilen cevapta özellikle Adalet Bakanlığı konuyu  Yüksek Seçim Kuruluna göndermiş ve Yüksek Seçim Kurulu da bu konuda, konunun Yüksek Seçim  yargısal niteliği ve konumuyla bağdaşır görülmediğinden cevap verilmemiştir.  Peki, değerli arkadaşlarım, bu konu kamuoyunda tartışılmaya devam edecek, vicdanları rahat­ sız edecek, biz bir milletvekili olarak, milletin vekili olarak bu konuda bir cevap dahi alamayacağız.  Bu kuşku mutlaka giderilmelidir. Bu, seçimin, hem demokratik olması hem de yurttaşın verdiği oyun  yerini bulması bakımından son derece önemlidir.  Değerli arkadaşlarım, bu durumu sağlayacak olan iyi düzenlenmiş ve kuşkuya neden olacak so­ runları ortadan kaldırmış seçim kanunlarıdır. Bunun gerçekleşmesi için, seçim kanunları üzerindeki  çalışmalann aceleye getirilmeden, soğukkanlı ve geniş zaman dilimi içerisinde, ilgili tüm çevrelerin  görüşleri alınarak çalışmaların yapılmasıdır.  Değerli milletvekilleri, zamanla yarışırcasına bir temel kanun üzerinde çalışmalarımızı sürdü­ rüyoruz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da AKP anlayışını, kendisini göstermektedir. AKP, her  geçen gün, milletin gündeminden uzak kendi gündemini yaratmakta; milletin geçimiyle ilgili sorun­ ların çözümü ve tartışılması yerine bunların üstünü örtecek gündem yaratmaktadır. Bu Seçim Kanunu  çalışmaları da AKP gündeminin yansımasıdır. Toplumun bütün kesimleri, yoksulluk ve işsizlik sı­ kıntılarıyla kıvranırken, yolsuzluklar had safhaya çıkmış ve AKP çevrelerini sarmışken, AKP İkti­ darı baskıcı ve yasakçı anlayışıyla toplum üzerinde bir korku imparatorluğu oluşturmuştur.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı yarattığı kendi gündemiyle devletin önemli  kurumlarını yönlendirmiş ve şekillendirmiştir, bu aşamada yargıyı ele geçirmek ve AKP yargısını  yaratmak üzere yola çıkmıştır. Önümüzdeki günlerde bu gündemi değerlendireceğiz. Görüşmekte  olduğumuz seçim kanunu yasalaştığında, yapılacak ilk genel seçimde uygulamaya konulması amaç­ lanmıştır. AKP İktidarı halkın çektiği sıkıntılar karşısında seçim kanunlarından medet umar hâle gel­ miştir. AKP İktidarı, Seçim Kanunumu kendi lehine düzenlemekle milletin kendisi aleyhine vereceği  kararı değiştirmeyi başaramayacaktır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, ülkenin ve mille­ tin gerçek gündemine uygun düşmeyen AKP dayatmalarına ne biz ne de milletimiz izin verecektir.  AKP, milleti canından bezdiren, artarak devam eden yoksulluğa, işsizliğe, aşsızlığa çare bulacağı  yerde her gün yeni sorunlar yaratarak insanımızı umutsuzluğa ve karamsarlığa sevk ediyor. Mille­ timiz bunun cevabını yapılacak ilk seçimde sandıkta verecek, AKP geldiği gibi halkın oylarıyla ik­ tidardan gidecektir.  Bu duygu ve düşüncelerle, yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  - 8 6 7 - TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 6 8 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Emek.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İsparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz. (MHP sıra­ larından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletve­ killeri; 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu  adına görüşlerimi açıklamak üzere huzurlarınızdayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Demokrasinin tecellisi için olmazsa olmazlardan birisi ve en önemlisi, serbest, eşit ve adil ya­ rışma şartlarının sağlandığı seçimlerdir. Bu alanda karşılaşılacak yetersizlikler rejimi tehlikeye so­ kacaktır, demokratiklik ve çoğulculuktan uzaklaştıracaktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye  Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü, Seçim Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu gibi Türk siyasi hayatının  bütününü ilgilendiren ve parlamenter demokrasinin vazgeçilmezleri olan siyasi partilerin siyaset  yapma zeminlerini belirleyen yasalar düzenlenirken daha uzlaşımcı, daha katılımcı ve Meclis ço­ ğunluğunun getirdiği kendini beğenmişlikten uzak, daha mütevazı olmak gerekir. Hem hükümet eden  siyasi partilerin hem de sistemin inandırıcılığı ve güvenirliliği buna bağlıdır yani bu düzenlemeleri  yaparken, kendine yontan nalıncı keseri değil, adaletin terazisi olmayı bilmek lazımdır.  Fazla söze gerek yok. Bir zihniyetin demokratik olup olmadığının mihenk taşına vurulduğu nok­ tadır buradaki duruş. "Ben yüzde 47 oy aldım, istediğimi yapar, istediğim düzenlemeyi Meclisten ge­ çiririm." diyemezsiniz. Eğer bu yola tevessül ederseniz -ki şu an itibarıyla öyle görünüyor- yarın bir  başka çoğunluğun size dayatacaklarına da ses çıkarmamanız gerekiyor. Bir başka deyişle, hem Kunta  Kinteliğe hem de nemrutluğa soyunamazsınız. Bu oylar size, barış, huzur, sosyal mutabakat ve kar­ şılıklı anlayış içerisinde ülkeyi idare etmeniz için verilmiştir, yoksa Meclisteki diğer siyasi partileri  ve halkın seçtiği milletvekillerini yok saymanız, kendi görüş ve siyasi tavrınızı onlara dayatmanız için  değil çünkü yarın iktidardan uzaklaştığınızda bu yaptıklarınız bumerang gibi size geri dönecektir.  "Adalet istiyoruz." dediğinizde bugünkü söyledikleriniz önünüze mutlaka konacak ve bugün yap­ tıklarınız size hatırlatılacaktır.  Uzlaşma dendiğinde "Efendim biz teklifimizi Komisyona, hatta alt komisyona getirip tartıştır­ madık mı?" diyorsunuz değerli AKP milletvekilleri. Yanlış biliyorsunuz, bunun adı "uzlaşma" değil;  bu, düşündüğünüzü, tasarladığınızı karşınızdakine dayatmadır, buna "uzlaşma" denmez. Uzlaşmada  gruplar oturur, konuşur, kendi zaviyelerinden eksiklikleri ve ihtiyaçları belirler, ortaya bir metin çı­ karırlar ve bu metin Genel Kurulun görüş ve katkılarına sunulur. Acaba dedim, AKP sürekli "Uzla- şıyoruz, biz de uzlaşmacıyız." derken uzlaşmanın anlamını bilmiyorlar mı diye bu açıklamayı zorunlu  hissettim.  Bakın, Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlük'ünde "uzlaşmak" nasıl tanımlanmış; bu ta­ nımı AKP milletvekillerinin bilgisine sunarken kamuoyu ile de paylaşmak istedim: "Uzlaşmak: Ara­ larındaki düşünce ayrılığını karşılıklı tavizler vererek uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık  kalmak." Sözlük anlamı bu, yani herkes bir adım geri çekilecek ve ortadaki anlaşma zeminini, uz­ laşma alanını büyüteceğiz. AKP, bu seçim kanunu ve bundan sonra Genel Kurula getireceklerini söy­ ledikleri Anayasa değişikliklerini böyle mi yaptı? Hayır. Herhangi bir uzlaşma arayışı içinde olmadan  ya da izlediği tek yönlü görüşme biçiminden en küçük bir rahatsızlık hissetmeden kendi metninin Ko­ misyonda görüşülmesini yeterli gördü. Unutmayalım ki bu seçime AKP gibi diğer partiler de katıla­ cak. Nerede onların hakkı, hukuku? Onların sisteme güvenmesini temin edecek eksikliklerinin  giderilmesi gibi bir kaygıyı neden hissetmiyorsunuz?
Sayfa 69 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 6 8 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Emek.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İsparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz. (MHP sıra­ larından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletve­ killeri; 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu  adına görüşlerimi açıklamak üzere huzurlarınızdayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Demokrasinin tecellisi için olmazsa olmazlardan birisi ve en önemlisi, serbest, eşit ve adil ya­ rışma şartlarının sağlandığı seçimlerdir. Bu alanda karşılaşılacak yetersizlikler rejimi tehlikeye so­ kacaktır, demokratiklik ve çoğulculuktan uzaklaştıracaktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye  Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü, Seçim Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu gibi Türk siyasi hayatının  bütününü ilgilendiren ve parlamenter demokrasinin vazgeçilmezleri olan siyasi partilerin siyaset  yapma zeminlerini belirleyen yasalar düzenlenirken daha uzlaşımcı, daha katılımcı ve Meclis ço­ ğunluğunun getirdiği kendini beğenmişlikten uzak, daha mütevazı olmak gerekir. Hem hükümet eden  siyasi partilerin hem de sistemin inandırıcılığı ve güvenirliliği buna bağlıdır yani bu düzenlemeleri  yaparken, kendine yontan nalıncı keseri değil, adaletin terazisi olmayı bilmek lazımdır.  Fazla söze gerek yok. Bir zihniyetin demokratik olup olmadığının mihenk taşına vurulduğu nok­ tadır buradaki duruş. "Ben yüzde 47 oy aldım, istediğimi yapar, istediğim düzenlemeyi Meclisten ge­ çiririm." diyemezsiniz. Eğer bu yola tevessül ederseniz -ki şu an itibarıyla öyle görünüyor- yarın bir  başka çoğunluğun size dayatacaklarına da ses çıkarmamanız gerekiyor. Bir başka deyişle, hem Kunta  Kinteliğe hem de nemrutluğa soyunamazsınız. Bu oylar size, barış, huzur, sosyal mutabakat ve kar­ şılıklı anlayış içerisinde ülkeyi idare etmeniz için verilmiştir, yoksa Meclisteki diğer siyasi partileri  ve halkın seçtiği milletvekillerini yok saymanız, kendi görüş ve siyasi tavrınızı onlara dayatmanız için  değil çünkü yarın iktidardan uzaklaştığınızda bu yaptıklarınız bumerang gibi size geri dönecektir.  "Adalet istiyoruz." dediğinizde bugünkü söyledikleriniz önünüze mutlaka konacak ve bugün yap­ tıklarınız size hatırlatılacaktır.  Uzlaşma dendiğinde "Efendim biz teklifimizi Komisyona, hatta alt komisyona getirip tartıştır­ madık mı?" diyorsunuz değerli AKP milletvekilleri. Yanlış biliyorsunuz, bunun adı "uzlaşma" değil;  bu, düşündüğünüzü, tasarladığınızı karşınızdakine dayatmadır, buna "uzlaşma" denmez. Uzlaşmada  gruplar oturur, konuşur, kendi zaviyelerinden eksiklikleri ve ihtiyaçları belirler, ortaya bir metin çı­ karırlar ve bu metin Genel Kurulun görüş ve katkılarına sunulur. Acaba dedim, AKP sürekli "Uzla- şıyoruz, biz de uzlaşmacıyız." derken uzlaşmanın anlamını bilmiyorlar mı diye bu açıklamayı zorunlu  hissettim.  Bakın, Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlük'ünde "uzlaşmak" nasıl tanımlanmış; bu ta­ nımı AKP milletvekillerinin bilgisine sunarken kamuoyu ile de paylaşmak istedim: "Uzlaşmak: Ara­ larındaki düşünce ayrılığını karşılıklı tavizler vererek uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık  kalmak." Sözlük anlamı bu, yani herkes bir adım geri çekilecek ve ortadaki anlaşma zeminini, uz­ laşma alanını büyüteceğiz. AKP, bu seçim kanunu ve bundan sonra Genel Kurula getireceklerini söy­ ledikleri Anayasa değişikliklerini böyle mi yaptı? Hayır. Herhangi bir uzlaşma arayışı içinde olmadan  ya da izlediği tek yönlü görüşme biçiminden en küçük bir rahatsızlık hissetmeden kendi metninin Ko­ misyonda görüşülmesini yeterli gördü. Unutmayalım ki bu seçime AKP gibi diğer partiler de katıla­ cak. Nerede onların hakkı, hukuku? Onların sisteme güvenmesini temin edecek eksikliklerinin  giderilmesi gibi bir kaygıyı neden hissetmiyorsunuz?  T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Değerli milletvekilleri, başından beri teklifin geneli ve birinci bölümü üzerinde eleştiri ve endi­ şelerimizi dile getiriyoruz, ikinci bölüm de son derece sıkıntılı maddeler içermektedir. İşte, 18'inci  madde, ilçe seçim kurulu başkanı, seçim çevresi listesinde olduğu hâlde görev yaptığı sandığa ait  seçmen listesinde olmayan güvenlik görevlileri ile sandık kurulu üyelerini getirip götürmekle gö­ revli şoförlerin o sandıkta oy kullanmalarına cevaz veren madde. Bunların sayılan çoğu zaman 60- 70, hatta büyük yerlerde 250-300'ü bulabilmektedir. Şoförlerin sayısı da kabarık. Uygulamada, ilçe  seçim kurulu mülki amire yazar, sandık başlarında gereken güvenlik tedbirlerinin alınmasını ister.  Mülki amir, her sandığın başında yeterli güvenlik elemanı planlaması yapar ama bu görevlilerin isim­ lerini seçim kuruluna bildirmez. Oy verme gününde bu görevlilerin sandık sandık dolaştırılıp oy kul­ landırılması riski her zaman mevcuttur. Siyasi partiler ya da adaylar, işleri güçleri yok da güvenlik  görevlileri sirkülasyonunu mu takip edecekler veya bunu ne kadar denetleyebilecekler? Bu risk, mil­ letvekili seçimlerinde, yerel seçimlerde de var. Bu yoğunluktaki insanlar, görev yaptıkları yerlerde  oylarını kullandıklarında -hepinizin bildiği üzere- sandık sonuçlannı doğrudan etkileyecek, belki de  sonucu değiştirecektir. Bunun, orada yaşayan seçmenlerin iradesine saygısızlık olacağını hepimiz  biliyoruz. Biz demiyoruz ki sandık mahallinde görevli arkadaşlarımız oy kullanmasın. Elbette, her  vatandaş gibi kullanacak, kullanmalılar ancak sandığın kurulduğu mahalde yeni tartışmalara, yeni ger­ ginliklere sebebiyet verilmemelidir. Devletimizin güvenlik güçlerini bu tartışmalann içine itmemek,  sandıklardan istediği sonucu alamayan kesimlerin husumeti ile karşı karşıya getirmemek lazımdır. Bu  yüzden, bunların eskiden olduğu gibi görev yerlerinden dönüşümlü olarak ayrılarak kayıtlı oldukları  kendi sandıklarında oy kullanmaları sağlanmalıdır. Senelerce yönetimler bunu sağlamışlar da siz  neden sağlayamıyorsunuz? Bu, yönetiminizin acizliğinin bir ifadesi midir?  19'uncu madde düzenlemesi, üzülerek söylüyorum ki kargaları bile güldürecek cinstendir, oy- lann 2 defa sayılması şartı getiriliyor, iki sayım arasında fark olursa, 3'üncü sayım yapılacak. "3'üncü  sayımdan elde edilen sonuca göre işlem yapılır." deniyor.  Değerli arkadaşlar, önemli olan oylann 2 ya da 3 kez sayılması değil, doğru sayılmasıdır. Örne­ ğin, sayım yapan görevli 3'üncü kez de saydı ancak hata yaptığı söylendi yahut kendisi de şüpheye  düştü, 4'üncü kere saymayacak mı? Saydı, diyelim ki ikinci sayımdan farklı bir netice ortaya çıktı. Bi­ rileri yargıya gidip "Efendim, Seçim Kanunu'nda 2 kez sayım esastır. Sonraki sayımın değil de 2'nci  sayım sonucunun tescilini istiyorum." diyemez mi? Dese karmaşa ortaya çıkmaz mı? Sayım görevli­ lerine sanki sayma özürlülermiş gibi muamele yapıp bu kadar detaya inmek ne derece işlevseldir?  20'nci maddede getirilen hükümler, Yüksek Seçim Kurulunun 135 ve 138 sayılı genelgelerinde  düzenlenmiş. Eksikler varsa yine orada düzenlenir. Bunu bu kadar aynntılı bir kanun maddesi hâline  getirmek, kanun yapma tekniğine aykırılık, işgüzarlık değil mi? Türkiye Büyük Millet Meclisinin,  Yüksek Seçim Kurulunun hareket alanını bu kadar kısıtlaması doğru mudur?  21 'inci maddede ve 22'nci maddede noksanlıklar var, önergelerimizi vereceğiz.  24'üncü maddede yeni bir düzenleme yapılması gerekiyor. Siyasetin baş aktörleri, siyasi parti  teşkilatları ve onların yöneticileridir. Oyların birden fazla bilgisayarda sayıldığı durumlarda, her bil­ gisayarın yakınında siyasi parti temsilcilerine uygun yer ayrılarak daha sayımın başında onları sürece  katacak rahat bir izleme imkânı getirmek lazımdır. Sayım görevlilerinden ve oy pusulalanndan, âdeta,  fersah fersah uzaklıkta kalan teşkilat yöneticilerini tatmin etmek ve onları sonuçlardan emin kılmak  zor olacaktır. En fazla şikâyet edilen konu budur. Şimdi bunu düzeltmenin tam zamanı. Yeni gergin­ likler ve küskünlükler yaratmanın zamanı değil.  - 8 6 9 -
Sayfa 70 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Değerli milletvekilleri, başından beri teklifin geneli ve birinci bölümü üzerinde eleştiri ve endi­ şelerimizi dile getiriyoruz, ikinci bölüm de son derece sıkıntılı maddeler içermektedir. İşte, 18'inci  madde, ilçe seçim kurulu başkanı, seçim çevresi listesinde olduğu hâlde görev yaptığı sandığa ait  seçmen listesinde olmayan güvenlik görevlileri ile sandık kurulu üyelerini getirip götürmekle gö­ revli şoförlerin o sandıkta oy kullanmalarına cevaz veren madde. Bunların sayılan çoğu zaman 60- 70, hatta büyük yerlerde 250-300'ü bulabilmektedir. Şoförlerin sayısı da kabarık. Uygulamada, ilçe  seçim kurulu mülki amire yazar, sandık başlarında gereken güvenlik tedbirlerinin alınmasını ister.  Mülki amir, her sandığın başında yeterli güvenlik elemanı planlaması yapar ama bu görevlilerin isim­ lerini seçim kuruluna bildirmez. Oy verme gününde bu görevlilerin sandık sandık dolaştırılıp oy kul­ landırılması riski her zaman mevcuttur. Siyasi partiler ya da adaylar, işleri güçleri yok da güvenlik  görevlileri sirkülasyonunu mu takip edecekler veya bunu ne kadar denetleyebilecekler? Bu risk, mil­ letvekili seçimlerinde, yerel seçimlerde de var. Bu yoğunluktaki insanlar, görev yaptıkları yerlerde  oylarını kullandıklarında -hepinizin bildiği üzere- sandık sonuçlannı doğrudan etkileyecek, belki de  sonucu değiştirecektir. Bunun, orada yaşayan seçmenlerin iradesine saygısızlık olacağını hepimiz  biliyoruz. Biz demiyoruz ki sandık mahallinde görevli arkadaşlarımız oy kullanmasın. Elbette, her  vatandaş gibi kullanacak, kullanmalılar ancak sandığın kurulduğu mahalde yeni tartışmalara, yeni ger­ ginliklere sebebiyet verilmemelidir. Devletimizin güvenlik güçlerini bu tartışmalann içine itmemek,  sandıklardan istediği sonucu alamayan kesimlerin husumeti ile karşı karşıya getirmemek lazımdır. Bu  yüzden, bunların eskiden olduğu gibi görev yerlerinden dönüşümlü olarak ayrılarak kayıtlı oldukları  kendi sandıklarında oy kullanmaları sağlanmalıdır. Senelerce yönetimler bunu sağlamışlar da siz  neden sağlayamıyorsunuz? Bu, yönetiminizin acizliğinin bir ifadesi midir?  19'uncu madde düzenlemesi, üzülerek söylüyorum ki kargaları bile güldürecek cinstendir, oy- lann 2 defa sayılması şartı getiriliyor, iki sayım arasında fark olursa, 3'üncü sayım yapılacak. "3'üncü  sayımdan elde edilen sonuca göre işlem yapılır." deniyor.  Değerli arkadaşlar, önemli olan oylann 2 ya da 3 kez sayılması değil, doğru sayılmasıdır. Örne­ ğin, sayım yapan görevli 3'üncü kez de saydı ancak hata yaptığı söylendi yahut kendisi de şüpheye  düştü, 4'üncü kere saymayacak mı? Saydı, diyelim ki ikinci sayımdan farklı bir netice ortaya çıktı. Bi­ rileri yargıya gidip "Efendim, Seçim Kanunu'nda 2 kez sayım esastır. Sonraki sayımın değil de 2'nci  sayım sonucunun tescilini istiyorum." diyemez mi? Dese karmaşa ortaya çıkmaz mı? Sayım görevli­ lerine sanki sayma özürlülermiş gibi muamele yapıp bu kadar detaya inmek ne derece işlevseldir?  20'nci maddede getirilen hükümler, Yüksek Seçim Kurulunun 135 ve 138 sayılı genelgelerinde  düzenlenmiş. Eksikler varsa yine orada düzenlenir. Bunu bu kadar aynntılı bir kanun maddesi hâline  getirmek, kanun yapma tekniğine aykırılık, işgüzarlık değil mi? Türkiye Büyük Millet Meclisinin,  Yüksek Seçim Kurulunun hareket alanını bu kadar kısıtlaması doğru mudur?  21 'inci maddede ve 22'nci maddede noksanlıklar var, önergelerimizi vereceğiz.  24'üncü maddede yeni bir düzenleme yapılması gerekiyor. Siyasetin baş aktörleri, siyasi parti  teşkilatları ve onların yöneticileridir. Oyların birden fazla bilgisayarda sayıldığı durumlarda, her bil­ gisayarın yakınında siyasi parti temsilcilerine uygun yer ayrılarak daha sayımın başında onları sürece  katacak rahat bir izleme imkânı getirmek lazımdır. Sayım görevlilerinden ve oy pusulalanndan, âdeta,  fersah fersah uzaklıkta kalan teşkilat yöneticilerini tatmin etmek ve onları sonuçlardan emin kılmak  zor olacaktır. En fazla şikâyet edilen konu budur. Şimdi bunu düzeltmenin tam zamanı. Yeni gergin­ likler ve küskünlükler yaratmanın zamanı değil.  - 8 6 9 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  25'inci maddede, ilçe seçim kurullarına itiraz etmede önce sandık kuruluna başvurmak şartı kaldı­ rılıyor. Buradaki düşünce, bizce de çok yanlış değil. İtirazların yargı mensubu olmayan sandık kurulu baş­ kanının iki dudağı arasından çıkartılıp bu konuda uzmanlaşmış ve başkanlığının da bir hâkim tarafından  yapıldığı ilçe seçim kuruluna bırakılması doğru bir yöntem. Ancak, buna bir eleme kriteri getirmek lazım.  Her önüne gelen itiraz dilekçesini alıp ilçe seçim kurulunun önüne gittiği zaman -ki bu sayılan binleri,  on binleri bulabilir büyük yerlerde- iki gün içinde bunlara cevap vermek mümkün müdür?  O hâlde, başından beri vurguladığımız mutabakat gerekliliği burada da kendini gösteriyor. Grup­ ların, uygun bir çıkış yolu, bir tercihte bulunması lazım. Ancak, sizin yasa yapmada bulduğunuz yön­ tem, üzülerek söylüyorum ki, deneme yanılma yöntemidir. Denemeden, görüşmeden, illa ki kafanızı  duvara bir çarpacaksınız, Türkiye Büyük Millet Meclisine de hata yaptıracaksınız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Sırası gelmişken, millî teknoloji şirketi HAVELSAN'ın önerisini tekrar değerlendirmenizi isti­ yoruz, gerçekten bu sıkıntıları ortadan kaldırabilecek elektronik bir sistem öngörüyor.  Kıymetli arkadaşlarım, biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak düzeltebileceklerimizi düzeltmek  ve millî iradenin tecellisine verilecek zararı en aza indirgemek adına hem alt komisyonlarda hem de  esas komisyonlarda gerekli katkıyı yaptığımızı düşünüyoruz. Bir kısmını kabul etmiştir AKP ko­ misyon çoğunluğu ama büyük bir kısmını da reddetmiştir.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu gerekçelerle mevcut metnin bu haliyle ülke bütünlüğüne,  millî birliğe, demokrasiye, çoğulculuğa ve seçimlerin eşit ve adil şartlarda yapılmasına hizmet et­ meyeceğini düşündüğümüzden teklifi desteklemediğimizi beyan ediyor, ret oyu vereceğimizi ka­ muoyuyla paylaşıyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.  Barış ve Demokrasi Partisi adına Van Milletvekili Sayın Özdal Üçer. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar;  grubum adına ikinci bölüm üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarım.  Aslında seçim kanunlarında, seçmen kütükleriyle ilgili 298 sayılı Kanun, milletvekilleri seçi­ miyle ilgili Kanun, yerel idarecilerle ilgili kanunlar, Anayasa'nın seçimlerle ilgili hükümlerinde bir­ çok değişiklik yapılması gerekmekte. Şöyle tanımlayabiliriz: Ev ihtiyacı olan birinin ev inşaatına  başlarken terastan başlaması gibi bir şey söz konusu burada.  Şimdi, seçimlerle ilgili anayasal düzenlemeler yapılmaksızın, Siyasi Partiler Kanunu düzeltimi ya­ pılmaksızın, milletvekilleri ve mahalle muhtarlan, yerel, mahallî idarecilerle ilgili seçim kanunlan dü­ zenlemesi yapılmaksızın seçmen kütükleriyle ilgili bir düzenlemeyi çok öncelikli tutmak, bu işin esas,  mihenk noktasıymış gibi kamuoyuna lanse etmek aldatmacı bir yaklaşım olur, kandırmacı bir yaklaşım  olur. Zaten 2002'den bu yana AKP Hükümetinin temelde esas aldığı şey, kamuoyunu yanıltmak, ka­ muoyunun taleplerini istismar etmek, beklentilerini istismar etmek, vizyonu söylemlerle güçlü tutarak ka­ muoyunu müşkül durumda bırakmak, beklentilerini bir istismar aracına dönüştürerek kendi rant alanını  sağlayacak bir iktidar pozisyonu oluşturmak. "Hangi alanda yedi yıllık iktidan boyunca AKP Hükümeti  çözüm getirdi de seçim kanunlanyla ilgili çözüm getirecek?" diye genel bir kanaat söz konusu. Eğitim  alanında, sağlık alanında bugün tartışılan, görüşülen önergeler bile bunun en bariz örneği. Cezaevlerinin  sorunlanyla ilgili, kanser tedavisiyle ilgili araştırma önergelerinin AKP Hükümetinin tamamı tarafından  reddedilmiş olması ve özellikle bu iki önerge aleyhine de, AKP'nin, Erdoğan'ın "Kürt milletvekilleri"  diye basına yansıyan milletvekilleri tarafından aleyhte konuşturulması da ilginç bir nüanstır.  - 8 7 0 -
Sayfa 71 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  25'inci maddede, ilçe seçim kurullarına itiraz etmede önce sandık kuruluna başvurmak şartı kaldı­ rılıyor. Buradaki düşünce, bizce de çok yanlış değil. İtirazların yargı mensubu olmayan sandık kurulu baş­ kanının iki dudağı arasından çıkartılıp bu konuda uzmanlaşmış ve başkanlığının da bir hâkim tarafından  yapıldığı ilçe seçim kuruluna bırakılması doğru bir yöntem. Ancak, buna bir eleme kriteri getirmek lazım.  Her önüne gelen itiraz dilekçesini alıp ilçe seçim kurulunun önüne gittiği zaman -ki bu sayılan binleri,  on binleri bulabilir büyük yerlerde- iki gün içinde bunlara cevap vermek mümkün müdür?  O hâlde, başından beri vurguladığımız mutabakat gerekliliği burada da kendini gösteriyor. Grup­ ların, uygun bir çıkış yolu, bir tercihte bulunması lazım. Ancak, sizin yasa yapmada bulduğunuz yön­ tem, üzülerek söylüyorum ki, deneme yanılma yöntemidir. Denemeden, görüşmeden, illa ki kafanızı  duvara bir çarpacaksınız, Türkiye Büyük Millet Meclisine de hata yaptıracaksınız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Sırası gelmişken, millî teknoloji şirketi HAVELSAN'ın önerisini tekrar değerlendirmenizi isti­ yoruz, gerçekten bu sıkıntıları ortadan kaldırabilecek elektronik bir sistem öngörüyor.  Kıymetli arkadaşlarım, biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak düzeltebileceklerimizi düzeltmek  ve millî iradenin tecellisine verilecek zararı en aza indirgemek adına hem alt komisyonlarda hem de  esas komisyonlarda gerekli katkıyı yaptığımızı düşünüyoruz. Bir kısmını kabul etmiştir AKP ko­ misyon çoğunluğu ama büyük bir kısmını da reddetmiştir.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu gerekçelerle mevcut metnin bu haliyle ülke bütünlüğüne,  millî birliğe, demokrasiye, çoğulculuğa ve seçimlerin eşit ve adil şartlarda yapılmasına hizmet et­ meyeceğini düşündüğümüzden teklifi desteklemediğimizi beyan ediyor, ret oyu vereceğimizi ka­ muoyuyla paylaşıyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.  Barış ve Demokrasi Partisi adına Van Milletvekili Sayın Özdal Üçer. (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar;  grubum adına ikinci bölüm üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarım.  Aslında seçim kanunlarında, seçmen kütükleriyle ilgili 298 sayılı Kanun, milletvekilleri seçi­ miyle ilgili Kanun, yerel idarecilerle ilgili kanunlar, Anayasa'nın seçimlerle ilgili hükümlerinde bir­ çok değişiklik yapılması gerekmekte. Şöyle tanımlayabiliriz: Ev ihtiyacı olan birinin ev inşaatına  başlarken terastan başlaması gibi bir şey söz konusu burada.  Şimdi, seçimlerle ilgili anayasal düzenlemeler yapılmaksızın, Siyasi Partiler Kanunu düzeltimi ya­ pılmaksızın, milletvekilleri ve mahalle muhtarlan, yerel, mahallî idarecilerle ilgili seçim kanunlan dü­ zenlemesi yapılmaksızın seçmen kütükleriyle ilgili bir düzenlemeyi çok öncelikli tutmak, bu işin esas,  mihenk noktasıymış gibi kamuoyuna lanse etmek aldatmacı bir yaklaşım olur, kandırmacı bir yaklaşım  olur. Zaten 2002'den bu yana AKP Hükümetinin temelde esas aldığı şey, kamuoyunu yanıltmak, ka­ muoyunun taleplerini istismar etmek, beklentilerini istismar etmek, vizyonu söylemlerle güçlü tutarak ka­ muoyunu müşkül durumda bırakmak, beklentilerini bir istismar aracına dönüştürerek kendi rant alanını  sağlayacak bir iktidar pozisyonu oluşturmak. "Hangi alanda yedi yıllık iktidan boyunca AKP Hükümeti  çözüm getirdi de seçim kanunlanyla ilgili çözüm getirecek?" diye genel bir kanaat söz konusu. Eğitim  alanında, sağlık alanında bugün tartışılan, görüşülen önergeler bile bunun en bariz örneği. Cezaevlerinin  sorunlanyla ilgili, kanser tedavisiyle ilgili araştırma önergelerinin AKP Hükümetinin tamamı tarafından  reddedilmiş olması ve özellikle bu iki önerge aleyhine de, AKP'nin, Erdoğan'ın "Kürt milletvekilleri"  diye basına yansıyan milletvekilleri tarafından aleyhte konuşturulması da ilginç bir nüanstır.  - 8 7 0 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Aslında, burada CHP ve MHP'yi de değerlendirmek lazım. Seçimlerde sırf DTP milletvekili çı­ karmasın diye zımni uzlaşı alanlarını yapan il, ilçe teşkilatlarının da bunda etkisi vardır. Eğer böyle  bir tutum söz konusu olmamış olsaydı bugün Meclis aritmetiği bu şekilde olmamış olacaktı, bunu he­ pimiz çok iyi biliyoruz.  Güvenlik güçlerinin baskısı, güvenlik güçlerinin sandığa müdahalesi AKP'nin aynı dönemde  idare ettiği, Hükümette bulunduğu idareler çerçevesinde baskılanan bir seçim ortamı olmamış ol­ saydı, antidemokratik bir seçim ortamı olmamış olsaydı, bugün antidemokratik seçim yasaları ol­ mamış olsaydı Meclis aritmetiğinin bugün bu olmayacağını hepimiz çok iyi bilmekteyiz.  Mevcut seçim kanunlarından dolayı birçok ötekileştirilmiş kesim kendi siyasi düşüncesini, sos­ yal politikalarını Meclise yansıtabilme şansına sahip değil. Peki, yerel yönetim seçimlerinden sonra  güç kaybına uğrayan ve emekçiler tarafından dışlanan, kendisine yakın olarak bir gecede kurduğu  sendika konfederasyonu tarafından bile reddedilen AKP Hükümeti, artık muhalefet edilen AKP Hü­ kümeti eğer kamuoyuna karşı çok yürekliyse buyursun, 2010 yılı içerisinde bir erken seçim yapalım  da boyunun ölçüsünü alsın, diye halkın da söylemleri söz konusudur.  ASIM AYKAN (Trabzon) - Acele etme, geliyor, geliyor.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Gelecek, görüşeceğiz o zaman.  ASIM AYKAN (Trabzon) - İnşallah.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - İnşallah, inşallah.  ASIM AYKAN (Trabzon) - Yaz bir tarafa.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Yazacağız ve şunu kesinlikle söyleyeyim ki sizin bu kadar san­ dalyeniz olmayacak. Seçimlerle ilgili... Çok fazlası olmayacak bundan eminim, yani bu kadar ol­ mayacak derken fazlası olabilir anlamında söylemedim.  Şimdi, güvenlik güçlerinin seçim sandık kurulunda görev yapacak kişilerin hangi sandıklarda oy  kullanacağına ait düzenleme gerçekten sorun alanıdır çünkü birçok ilçede birkaç oyla seçimler ka- zanılabiliyor, birçok beldede birkaç oyla seçimler kazanılabiliyor. Bununla ilgili güçlü bir denetim  mekanizması olmazsa sıkıntı yaşanır.  Zarfların sayılması, efendim dökümün yapılması, sayımın yapılması -bundan dün de bahset­ miştik- teknik mevzular. Bunları, hiç, bu Genel Kurulu böyle yormaya da gerek olan şeyler olarak  görmüyoruz. Bununla ilgili komisyonlar vardır, komisyon çalışır ama Meclis yasama faaliyetlerinin  kalitesiyle ilgili sorunu üç yıldır bizatihi gözlemledik. "Ben yaparım, sayım buna yeterlidir, herkes  de buna riayet etmek zorundadır." gibi bir yaklaşım söz konusu. Bunun çok da doğru olmadığını ve  mantıklı olan herkesin bunu eleştireceğini, eleştirmesi gerektiğini ifade etmek isterim.  Önemli bir konu, memurların siyaset hakkının yine bu düzenlemede, Anayasa'da engelleniyor  olması. Şimdi, herkes siyaset yapabiliyor. Memurların ideolojik düşünce geliştirme hakkı var. Tamam,  siyasi partilerin faaliyetlerine ya da memur sorumluluklarını taşımak yükümlülüğü ayrı bir şeydir  ama siyaset yapma hakkı herkes için eşitlikçi olmalıdır. Neden bir memur siyasi partiden aday olmak  için ya da milletvekili adayı, muhtar adayı veyahut da belediye başkanı adayı olmak için görevinden  istifa etmek zorunda kalsın? Bunun için daha makul bir çözüm bulunamaz mı? Bulunabilir ama  "Benim memurum işini bilir." zihniyeti ile bugüne kadar yansıyan "Ben, kendi kadrolaşmamı nasıl  yaparım?" zihniyetinin ortaklaştığı bir alan bürokrasiye bu anlamda çok müdahale ediyor.  - 8 7 1 -
Sayfa 72 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Aslında, burada CHP ve MHP'yi de değerlendirmek lazım. Seçimlerde sırf DTP milletvekili çı­ karmasın diye zımni uzlaşı alanlarını yapan il, ilçe teşkilatlarının da bunda etkisi vardır. Eğer böyle  bir tutum söz konusu olmamış olsaydı bugün Meclis aritmetiği bu şekilde olmamış olacaktı, bunu he­ pimiz çok iyi biliyoruz.  Güvenlik güçlerinin baskısı, güvenlik güçlerinin sandığa müdahalesi AKP'nin aynı dönemde  idare ettiği, Hükümette bulunduğu idareler çerçevesinde baskılanan bir seçim ortamı olmamış ol­ saydı, antidemokratik bir seçim ortamı olmamış olsaydı, bugün antidemokratik seçim yasaları ol­ mamış olsaydı Meclis aritmetiğinin bugün bu olmayacağını hepimiz çok iyi bilmekteyiz.  Mevcut seçim kanunlarından dolayı birçok ötekileştirilmiş kesim kendi siyasi düşüncesini, sos­ yal politikalarını Meclise yansıtabilme şansına sahip değil. Peki, yerel yönetim seçimlerinden sonra  güç kaybına uğrayan ve emekçiler tarafından dışlanan, kendisine yakın olarak bir gecede kurduğu  sendika konfederasyonu tarafından bile reddedilen AKP Hükümeti, artık muhalefet edilen AKP Hü­ kümeti eğer kamuoyuna karşı çok yürekliyse buyursun, 2010 yılı içerisinde bir erken seçim yapalım  da boyunun ölçüsünü alsın, diye halkın da söylemleri söz konusudur.  ASIM AYKAN (Trabzon) - Acele etme, geliyor, geliyor.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Gelecek, görüşeceğiz o zaman.  ASIM AYKAN (Trabzon) - İnşallah.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - İnşallah, inşallah.  ASIM AYKAN (Trabzon) - Yaz bir tarafa.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Yazacağız ve şunu kesinlikle söyleyeyim ki sizin bu kadar san­ dalyeniz olmayacak. Seçimlerle ilgili... Çok fazlası olmayacak bundan eminim, yani bu kadar ol­ mayacak derken fazlası olabilir anlamında söylemedim.  Şimdi, güvenlik güçlerinin seçim sandık kurulunda görev yapacak kişilerin hangi sandıklarda oy  kullanacağına ait düzenleme gerçekten sorun alanıdır çünkü birçok ilçede birkaç oyla seçimler ka- zanılabiliyor, birçok beldede birkaç oyla seçimler kazanılabiliyor. Bununla ilgili güçlü bir denetim  mekanizması olmazsa sıkıntı yaşanır.  Zarfların sayılması, efendim dökümün yapılması, sayımın yapılması -bundan dün de bahset­ miştik- teknik mevzular. Bunları, hiç, bu Genel Kurulu böyle yormaya da gerek olan şeyler olarak  görmüyoruz. Bununla ilgili komisyonlar vardır, komisyon çalışır ama Meclis yasama faaliyetlerinin  kalitesiyle ilgili sorunu üç yıldır bizatihi gözlemledik. "Ben yaparım, sayım buna yeterlidir, herkes  de buna riayet etmek zorundadır." gibi bir yaklaşım söz konusu. Bunun çok da doğru olmadığını ve  mantıklı olan herkesin bunu eleştireceğini, eleştirmesi gerektiğini ifade etmek isterim.  Önemli bir konu, memurların siyaset hakkının yine bu düzenlemede, Anayasa'da engelleniyor  olması. Şimdi, herkes siyaset yapabiliyor. Memurların ideolojik düşünce geliştirme hakkı var. Tamam,  siyasi partilerin faaliyetlerine ya da memur sorumluluklarını taşımak yükümlülüğü ayrı bir şeydir  ama siyaset yapma hakkı herkes için eşitlikçi olmalıdır. Neden bir memur siyasi partiden aday olmak  için ya da milletvekili adayı, muhtar adayı veyahut da belediye başkanı adayı olmak için görevinden  istifa etmek zorunda kalsın? Bunun için daha makul bir çözüm bulunamaz mı? Bulunabilir ama  "Benim memurum işini bilir." zihniyeti ile bugüne kadar yansıyan "Ben, kendi kadrolaşmamı nasıl  yaparım?" zihniyetinin ortaklaştığı bir alan bürokrasiye bu anlamda çok müdahale ediyor.  - 8 7 1 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Ben de memur kökenli biriyim. İşin aslı, memuriyet görevinden istifa edip de salt ekonomik ge­ rekçelerinden dolayı ya da görevime bir daha dönebilir miyim kaygısıyla memuriyet görevinden is­ tifa edip de siyasete girebilme şansına sahip olmayan binlerce insan var. Eğer öyle olursa -biz, tabii o  ikili polemik sürecine dâhil olmak istemiyoruz ama Sayın Erdoğan'ın bahsettiği gibi- böyle AKP po­ litikalarına karşı çıkıp da "Ben, siyasete giriyorum." diyecek binlerce öğretmen vardır, binlerce dok­ tor vardır, binlerce mühendis vardır kamu kuruluşlarında çalışan. O zaman siyaset nasıl yapılır görürdü  aslında ama mevcut yasalar buna müsaade etmiyor. Acaba ben görevimden istifa etsem birkaç ay sonra  görevime dönebilir miyim, hükümet bu konuda beni baskılar mı baskılamaz mı diye tereddüt yaşayan  ve görevinden istifa ettiği için başka bir partiden, hükümet yanlısı olmayan başka bir partiden ya da  bir düşünceden yana tavır geliştirdi diye görevinden olan, soruşturma açılan binlerce insan var.  Şimdi, siyaset ve toplumsal yaşam döngüsü itibarıyla değerlendirdiğimizde, siyasetin temel so­ rumluluğu toplumsal yaşamı düzenlemektir, toplumsal yaşamı kendi çıkarlarına göre monte etmek  rantçı bir anlayıştır. Zaten yedi yıllık AKP Hükümeti süresince en çok üzerinde durulması gereken  şey, bence rant ve hukuktur, haksız rant ve hukuktur. Bu konuda şunu çok iyi bilmekteyim ki ve  bunun takipçisi olacağız: Bugün bu koltuklarda oturup da yarın halka hesap verecek onlarca millet­ vekili vardır ve cezaevlerine ret oyu, cezaevlerinin sorunlarının yerinden tespiti ve sorunlarının gi­ derilmesi için ret oyu verenlerin çoğu, yarın belki yolsuzluk davalarından dolayı cezaevinde kalacaktır  ve birilerinin kendi sorunlarını Mecliste gündeme getirmesini temenni edecektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - AKP'nin yola çıkarken, Sayın Erdoğan'ın söylediği, temelde söy­ lediği iki şey vardı: "Yollan yapacağız, yolsuzluk yaptırmayacağız." Yaptıkları yollar çukurlardan ge­ çilmez oluyor. Yolsuzluk da yaptırmadılar çünkü kimseye yolsuzluk yaptırmadılar, kendi yakınları,  kendi yandaşlarından başka kimseye yolsuzluk yaptırmadılar.  Bunlar, söylenmesi ve seçimlerle ilgili tartışılması gereken çok şeyin, aslında ifade edilmesi gereken  çok şeyin varlığının göstergesidir. Yani bu sefer, değil makama, bulgur, fasulye, nohut, değil çamaşır ma­ kinesi, buzdolabı, Sayın Başbakan oğlunun gemisini de hediye etse insanlara, kimse oy vermeyecektir.  Saygılanmla hepinizi selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Üçer.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Haluk İpek. (AK PARTİ sı­ ralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA HALUK İPEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; he­ pinizi saygıyla selamlıyorum.  Bütün siyasi partiler ve bütün bağımsız adaylarla ilgili seçim yarışını düzenleyen ve bundan ön­ ceki seçimlere göre çok daha sağlıklı, çok daha iyi seçimleri yapacağımız düzenlemeleri getiren  kanun teklifini düzenliyoruz. İlk bölümünü dün tamamladık, şimdi ikinci bölümündeyiz; inşallah  onu da bugün tamamlayacağız ve bundan sonra seçimlerimizi daha güvenilir, daha sağlıklı ve daha  iyi yapacağız. Bunu hep birlikte, bu kanun geçtikten sonra uygulamaya başladığımızda bütün siyasi  partiler ve adaylar bunu hissedecekler.  Esasen 298 sayılı Yasa'yı şöyle bir inceleyebilseydi konuşmacılar, yani bunun felsefesini anla- yabilseydi, kuralları ve kavramları algılayabilselerdi, buradaki konuşmalan, hazırlanan teklifi dikkatli  okuduktan sonra buradaki konuşmaları yapmazlardı. (MHP sıralarından gürültüler)  - 8 7 2 -
Sayfa 73 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Ben de memur kökenli biriyim. İşin aslı, memuriyet görevinden istifa edip de salt ekonomik ge­ rekçelerinden dolayı ya da görevime bir daha dönebilir miyim kaygısıyla memuriyet görevinden is­ tifa edip de siyasete girebilme şansına sahip olmayan binlerce insan var. Eğer öyle olursa -biz, tabii o  ikili polemik sürecine dâhil olmak istemiyoruz ama Sayın Erdoğan'ın bahsettiği gibi- böyle AKP po­ litikalarına karşı çıkıp da "Ben, siyasete giriyorum." diyecek binlerce öğretmen vardır, binlerce dok­ tor vardır, binlerce mühendis vardır kamu kuruluşlarında çalışan. O zaman siyaset nasıl yapılır görürdü  aslında ama mevcut yasalar buna müsaade etmiyor. Acaba ben görevimden istifa etsem birkaç ay sonra  görevime dönebilir miyim, hükümet bu konuda beni baskılar mı baskılamaz mı diye tereddüt yaşayan  ve görevinden istifa ettiği için başka bir partiden, hükümet yanlısı olmayan başka bir partiden ya da  bir düşünceden yana tavır geliştirdi diye görevinden olan, soruşturma açılan binlerce insan var.  Şimdi, siyaset ve toplumsal yaşam döngüsü itibarıyla değerlendirdiğimizde, siyasetin temel so­ rumluluğu toplumsal yaşamı düzenlemektir, toplumsal yaşamı kendi çıkarlarına göre monte etmek  rantçı bir anlayıştır. Zaten yedi yıllık AKP Hükümeti süresince en çok üzerinde durulması gereken  şey, bence rant ve hukuktur, haksız rant ve hukuktur. Bu konuda şunu çok iyi bilmekteyim ki ve  bunun takipçisi olacağız: Bugün bu koltuklarda oturup da yarın halka hesap verecek onlarca millet­ vekili vardır ve cezaevlerine ret oyu, cezaevlerinin sorunlarının yerinden tespiti ve sorunlarının gi­ derilmesi için ret oyu verenlerin çoğu, yarın belki yolsuzluk davalarından dolayı cezaevinde kalacaktır  ve birilerinin kendi sorunlarını Mecliste gündeme getirmesini temenni edecektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - AKP'nin yola çıkarken, Sayın Erdoğan'ın söylediği, temelde söy­ lediği iki şey vardı: "Yollan yapacağız, yolsuzluk yaptırmayacağız." Yaptıkları yollar çukurlardan ge­ çilmez oluyor. Yolsuzluk da yaptırmadılar çünkü kimseye yolsuzluk yaptırmadılar, kendi yakınları,  kendi yandaşlarından başka kimseye yolsuzluk yaptırmadılar.  Bunlar, söylenmesi ve seçimlerle ilgili tartışılması gereken çok şeyin, aslında ifade edilmesi gereken  çok şeyin varlığının göstergesidir. Yani bu sefer, değil makama, bulgur, fasulye, nohut, değil çamaşır ma­ kinesi, buzdolabı, Sayın Başbakan oğlunun gemisini de hediye etse insanlara, kimse oy vermeyecektir.  Saygılanmla hepinizi selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Üçer.  Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Haluk İpek. (AK PARTİ sı­ ralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA HALUK İPEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; he­ pinizi saygıyla selamlıyorum.  Bütün siyasi partiler ve bütün bağımsız adaylarla ilgili seçim yarışını düzenleyen ve bundan ön­ ceki seçimlere göre çok daha sağlıklı, çok daha iyi seçimleri yapacağımız düzenlemeleri getiren  kanun teklifini düzenliyoruz. İlk bölümünü dün tamamladık, şimdi ikinci bölümündeyiz; inşallah  onu da bugün tamamlayacağız ve bundan sonra seçimlerimizi daha güvenilir, daha sağlıklı ve daha  iyi yapacağız. Bunu hep birlikte, bu kanun geçtikten sonra uygulamaya başladığımızda bütün siyasi  partiler ve adaylar bunu hissedecekler.  Esasen 298 sayılı Yasa'yı şöyle bir inceleyebilseydi konuşmacılar, yani bunun felsefesini anla- yabilseydi, kuralları ve kavramları algılayabilselerdi, buradaki konuşmalan, hazırlanan teklifi dikkatli  okuduktan sonra buradaki konuşmaları yapmazlardı. (MHP sıralarından gürültüler)  - 8 7 2 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O : 3  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Vekilim, ayıp oluyor. Algılama sorunumuz yok!  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, bu ne demek? Bizim algımızla ilgili değerlendirme  yapma hakkına sahip değil.  HALUK İPEK (Devamla) - Şimdi, 298 sayılı Yasa'nın ruhunda şu var: Bütün seçimleri siyasi  partilerle birlikte yapmak ve sonuçlandırmak, siyasi partileri, seçimin her aşamasında, siyasi parti­ leri aşama aşama onun içine yerleştirmek.  Teklifi incelediğiniz zaman l'inci maddeden başlayarak...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Senin bildiğin kadar bizim unuttuğumuz var Sayın Vekilim.  HALUK İPEK (Devamla) - ...şöyle bir incelediğiniz zaman, l 'inci maddeden itibaren siyasi  partiler, seçim hukukunun, işleyen seçimin içine dâhil edilmiştir ve bütün maddeleri, dün görüştü­ ğümüz on yedi maddeyi ve bundan sonraki maddeleri incelediğiniz zaman, teklif Anayasa Komis­ yonuna geldiği andan itibaren alt komisyonda ve daha sonraki aşamalarda bütün siyasi partilerin  önergeleriyle aşama aşama bu hâle gelmiştir.  Şimdi sırasıyla tek tek saymak istemiyorum ama bu öğleden sonraki görüşmeye baktığımız  zaman iki tane önerge var, hazırlandı veriliyor. Açın, gidin Anayasa Komisyonunun tutanaklarını, bu  önergelerin, bu hazırlanan önergelerin, bu şekilde olmasını hangi parti arzu etti? Bir tanesi şu...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - O önergeleri de vermesek iyice kötü olacakmış Haluk Bey,  inan bak.  HALUK İPEK (Devamla) - Arkadaşlar, birlikte çok iyi bir aşamaya getirdiğimiz kanunu burada  konuşurken, benim de algılayamadığım -mesela şimdi birazdan ona cevap vereceğim- bir kısım cüm­ leler kullandınız, kanunun içinde yok. Sloganla konuşuyorsunuz, deseniz ki şu maddenin, şu fıkrası  buna yol açıyor, anlarım.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Dediğimizde anlamıyorsunuz, değiştirmiyorsunuz, sonra, ora­ dan "Reddediyoruz, kabul etmiyoruz." diyorsunuz. O zaman yazın bize verin ne konuşacağımızı,  onu konuşalım.  HALUK İPEK (Devamla) - Dolayısıyla, örneğin 23'üncü maddede verilecek önergeyle yine,  Komisyonda gelmişti bu, "Sandık sonuç tutanağı verilen müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve  soyadları ile temsilcileri oldukları siyasi partinin adı veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık ku­ rulu tutanak defterine yazıldıktan sonra tutanağın teslim alındığına dair imzaları alınır..." Arkadaş­ lar, bunu muhalefet partileri önerdi ve şu anda öneri olarak birazdan oylanacak.  Dolayısıyla, arkasından "SEÇSİS'le ilgili sisteme girişleri siyasi partiler takip edemiyor. Bunu  bütün siyasi partilerin takip edeceği bir hâle getirelim" denildi, öyle değil mi? Bu konu, oradaki MHP'li  bir milletvekili arkadaşın önerisi sonucunda şu anda Genel Kurula gelen teklifin içinde var ancak ye­ terli görülmedi, bakın, çok daha iyi bir hâle getirildi. Onu da okuyacağım: "İlçe seçim kurullarından  Yüksek Seçim Kuruluna elektronik ortamda gönderilen sandık ölçekli seçim sonuçlarını talepleri hâ­ linde seçime katılan siyasi parti genel merkezlerinin ve eş zamanlı olarak izleyebilmeleri ve aynı for­ matta bilgisayar ortamında saklayabilmeleri için gerekli her türlü tedbir Yüksek Seçim Kurulu  tarafından alınır. Siyasi parti genel merkezleri bu suretle elde ettikleri seçim sonuçlarını Yüksek Seçim  Kurlunca belirlenen süre bitimine kadar kendi teşkilatlarına veya üçüncü şahıslara gönderemez ve ka­ muoyuna açıklayamaz. Yüksek Seçim Kurulu siyasi parti genel merkezlerinin kullanımına açılacak  veri tabanlarıyla ilgili her türlü güvenlik tedbirlerini alır." Arkadaşlar, talebinizdi bak.  - 8 7 3 -
Sayfa 74 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O : 3  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Vekilim, ayıp oluyor. Algılama sorunumuz yok!  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, bu ne demek? Bizim algımızla ilgili değerlendirme  yapma hakkına sahip değil.  HALUK İPEK (Devamla) - Şimdi, 298 sayılı Yasa'nın ruhunda şu var: Bütün seçimleri siyasi  partilerle birlikte yapmak ve sonuçlandırmak, siyasi partileri, seçimin her aşamasında, siyasi parti­ leri aşama aşama onun içine yerleştirmek.  Teklifi incelediğiniz zaman l'inci maddeden başlayarak...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Senin bildiğin kadar bizim unuttuğumuz var Sayın Vekilim.  HALUK İPEK (Devamla) - ...şöyle bir incelediğiniz zaman, l 'inci maddeden itibaren siyasi  partiler, seçim hukukunun, işleyen seçimin içine dâhil edilmiştir ve bütün maddeleri, dün görüştü­ ğümüz on yedi maddeyi ve bundan sonraki maddeleri incelediğiniz zaman, teklif Anayasa Komis­ yonuna geldiği andan itibaren alt komisyonda ve daha sonraki aşamalarda bütün siyasi partilerin  önergeleriyle aşama aşama bu hâle gelmiştir.  Şimdi sırasıyla tek tek saymak istemiyorum ama bu öğleden sonraki görüşmeye baktığımız  zaman iki tane önerge var, hazırlandı veriliyor. Açın, gidin Anayasa Komisyonunun tutanaklarını, bu  önergelerin, bu hazırlanan önergelerin, bu şekilde olmasını hangi parti arzu etti? Bir tanesi şu...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - O önergeleri de vermesek iyice kötü olacakmış Haluk Bey,  inan bak.  HALUK İPEK (Devamla) - Arkadaşlar, birlikte çok iyi bir aşamaya getirdiğimiz kanunu burada  konuşurken, benim de algılayamadığım -mesela şimdi birazdan ona cevap vereceğim- bir kısım cüm­ leler kullandınız, kanunun içinde yok. Sloganla konuşuyorsunuz, deseniz ki şu maddenin, şu fıkrası  buna yol açıyor, anlarım.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Dediğimizde anlamıyorsunuz, değiştirmiyorsunuz, sonra, ora­ dan "Reddediyoruz, kabul etmiyoruz." diyorsunuz. O zaman yazın bize verin ne konuşacağımızı,  onu konuşalım.  HALUK İPEK (Devamla) - Dolayısıyla, örneğin 23'üncü maddede verilecek önergeyle yine,  Komisyonda gelmişti bu, "Sandık sonuç tutanağı verilen müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve  soyadları ile temsilcileri oldukları siyasi partinin adı veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık ku­ rulu tutanak defterine yazıldıktan sonra tutanağın teslim alındığına dair imzaları alınır..." Arkadaş­ lar, bunu muhalefet partileri önerdi ve şu anda öneri olarak birazdan oylanacak.  Dolayısıyla, arkasından "SEÇSİS'le ilgili sisteme girişleri siyasi partiler takip edemiyor. Bunu  bütün siyasi partilerin takip edeceği bir hâle getirelim" denildi, öyle değil mi? Bu konu, oradaki MHP'li  bir milletvekili arkadaşın önerisi sonucunda şu anda Genel Kurula gelen teklifin içinde var ancak ye­ terli görülmedi, bakın, çok daha iyi bir hâle getirildi. Onu da okuyacağım: "İlçe seçim kurullarından  Yüksek Seçim Kuruluna elektronik ortamda gönderilen sandık ölçekli seçim sonuçlarını talepleri hâ­ linde seçime katılan siyasi parti genel merkezlerinin ve eş zamanlı olarak izleyebilmeleri ve aynı for­ matta bilgisayar ortamında saklayabilmeleri için gerekli her türlü tedbir Yüksek Seçim Kurulu  tarafından alınır. Siyasi parti genel merkezleri bu suretle elde ettikleri seçim sonuçlarını Yüksek Seçim  Kurlunca belirlenen süre bitimine kadar kendi teşkilatlarına veya üçüncü şahıslara gönderemez ve ka­ muoyuna açıklayamaz. Yüksek Seçim Kurulu siyasi parti genel merkezlerinin kullanımına açılacak  veri tabanlarıyla ilgili her türlü güvenlik tedbirlerini alır." Arkadaşlar, talebinizdi bak.  - 8 7 3 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Bunu eleştirmiyoruz.  HALUK İPEK (Devamla) - Şimdi, biraz önce her üç siyasi partinin konuşmacısı şunu söyledi,  okuyorum: "Kolluk güçleri seçimi etkiler." Yine bir başka siyasi parti: "Güvenlik kuvvetlerinin oy  kullanmaları seçimi etkiler." Değil mi? Yine, en son konuşmacı: "Güvenlik kuvvetlerinin durumu se­ çimi etkiler." Yani söylediğiniz şu: Güvenlik kuvvetleri...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Bu sirkülasyonu takip edemeyiz.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sandık kurulunun görevlileri... Algılayamamışsınız Sayın Vekil, algı- layamamışsınız!  HALUK İPEK (Devamla) - Arkadaşlar, dinlemesini bir öğrenirsen...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Ben öğrenmişim, sana öğretirim, senin gibilerine öğretirim!  BAŞKAN - Sayın Üçer, lütfen...  SONER AKSOY (Kütahya) - Ne öğrenmişsin?  HALUK İPEK (Devamla) - Şimdi, iddianız şu: Güvenlik kuvvetleri bu kanun geldiği için oy  kullanmaları gereken yerin dışında oy kullanacaklar. Bu değil mi?  Arkadaşlar, milletvekilliği seçiminde bir güvenlik görevlisi hangi milletvekilliğine seçimde oy  kullanacaksa orada kullanacak, belediye seçimlerinde hangi belediyenin hizmet alanında bulunu­ yorsa orada oy kullanacak. Peki, bu.. .  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Mükerrer oy...  HALUK İPEK (Devamla) - Bir saniye ya.. . Dinleyin arkadaşlar ya.. .  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Senin bahsettiğin güvenlik görevlisi 3 defa yaraladı beni. Milletveki- liydim, soruşturma açtım. İktidar partin yapsaydı madem öyle! Yapsaydı onu...  BAŞKAN - Sayın Üçer... Sayın Üçer, lütfen...  HALUK İPEK (Devamla) - Bir anlayabilsem...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Anlatırım ben. Sen konuşmanı yap. Başkasının söylemi üzerinden  yorum yapma!  BAŞKAN - Sayın Üçer, lütfen...  MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) - Başka bir emrin var mı?  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Var tabii!  MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) - Kimsin sen ya!  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sana ne! Sen kimsin! Kimsin sen!  BAŞKAN - Sayın Üçer, lütfen...  HALUK İPEK (Devamla) - Sayın Başkan, şimdi, bu bizim icat ettiğimiz bir şey mi? Bakın,  şimdi okuyorum: "Güvenlik görevlileri ise seçmen bilgi kartları bulunmak şartıyla görevli oldukları  sandıkta oy kullanabilirler." Tekrar ediyorum: "Güvenlik görevlileri ise seçmen bilgi kartları bulun­ mak şartıyla görevli oldukları sandıkta oy kullanabilirler."  Yine, başka bir kararı: "Sandık kurulu üyeleri, bina sorumluları ve güvenlik görevlileri oy kul­ lanmış ise sandık seçmen listesinde oy verenler toplamına dâhil edilir." Yüksek Seçim Kurulunun  2007 tarihli karan. Karar numarası burada.  - 8 7 4 -
Sayfa 75 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Bunu eleştirmiyoruz.  HALUK İPEK (Devamla) - Şimdi, biraz önce her üç siyasi partinin konuşmacısı şunu söyledi,  okuyorum: "Kolluk güçleri seçimi etkiler." Yine bir başka siyasi parti: "Güvenlik kuvvetlerinin oy  kullanmaları seçimi etkiler." Değil mi? Yine, en son konuşmacı: "Güvenlik kuvvetlerinin durumu se­ çimi etkiler." Yani söylediğiniz şu: Güvenlik kuvvetleri...  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Bu sirkülasyonu takip edemeyiz.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sandık kurulunun görevlileri... Algılayamamışsınız Sayın Vekil, algı- layamamışsınız!  HALUK İPEK (Devamla) - Arkadaşlar, dinlemesini bir öğrenirsen...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Ben öğrenmişim, sana öğretirim, senin gibilerine öğretirim!  BAŞKAN - Sayın Üçer, lütfen...  SONER AKSOY (Kütahya) - Ne öğrenmişsin?  HALUK İPEK (Devamla) - Şimdi, iddianız şu: Güvenlik kuvvetleri bu kanun geldiği için oy  kullanmaları gereken yerin dışında oy kullanacaklar. Bu değil mi?  Arkadaşlar, milletvekilliği seçiminde bir güvenlik görevlisi hangi milletvekilliğine seçimde oy  kullanacaksa orada kullanacak, belediye seçimlerinde hangi belediyenin hizmet alanında bulunu­ yorsa orada oy kullanacak. Peki, bu.. .  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Mükerrer oy...  HALUK İPEK (Devamla) - Bir saniye ya.. . Dinleyin arkadaşlar ya.. .  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Senin bahsettiğin güvenlik görevlisi 3 defa yaraladı beni. Milletveki- liydim, soruşturma açtım. İktidar partin yapsaydı madem öyle! Yapsaydı onu...  BAŞKAN - Sayın Üçer... Sayın Üçer, lütfen...  HALUK İPEK (Devamla) - Bir anlayabilsem...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Anlatırım ben. Sen konuşmanı yap. Başkasının söylemi üzerinden  yorum yapma!  BAŞKAN - Sayın Üçer, lütfen...  MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) - Başka bir emrin var mı?  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Var tabii!  MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) - Kimsin sen ya!  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sana ne! Sen kimsin! Kimsin sen!  BAŞKAN - Sayın Üçer, lütfen...  HALUK İPEK (Devamla) - Sayın Başkan, şimdi, bu bizim icat ettiğimiz bir şey mi? Bakın,  şimdi okuyorum: "Güvenlik görevlileri ise seçmen bilgi kartları bulunmak şartıyla görevli oldukları  sandıkta oy kullanabilirler." Tekrar ediyorum: "Güvenlik görevlileri ise seçmen bilgi kartları bulun­ mak şartıyla görevli oldukları sandıkta oy kullanabilirler."  Yine, başka bir kararı: "Sandık kurulu üyeleri, bina sorumluları ve güvenlik görevlileri oy kul­ lanmış ise sandık seçmen listesinde oy verenler toplamına dâhil edilir." Yüksek Seçim Kurulunun  2007 tarihli karan. Karar numarası burada.  - 8 7 4 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Yine "Sandık kurulu başkan ve üyelerini köye getirip götürmekle görevli şoförler, ilçe seçim  kurulu başkanı tarafından verilecek belgeye istinaden bu köyde oyunu kullanabilir." Yüksek Seçim  Kurulunun kararı. 27/10/1982'ye 405.  Arkadaşlar, Yüksek Seçim Kurulunun kararını kanuna yerleştiriyoruz, yeni bir şey icat etmiyoruz.  Sonra...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Onda problem yok Sayın Vekilim, problem uygulamanızda.  BAŞKAN - Sayın Yıldız, lütfen...  HALUK İPEK (Devamla) - Arkadaşlar, şunu çok iddialı bir şekilde söylüyorum: Bu kanun geç­ tiğinde siyasetin bütün aktörleri için seçimleri çok daha sağlıklı, çok daha güvenli bir şekilde yapa­ bileceğiz.  Mesela, dedi ki: "Sandıktaki oyları niye 2 kere sayıyoruz, niye 3 kere sayıyoruz?" Seçmen ira­ desini tabelaya tam ve net olarak yansıtabilmek için yapıyoruz. Ne olacak yeni gelen düzenlemeyle?  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Şu anda...  BAŞKAN - Sayın Korkmaz, lütfen...  HALUK İPEK (Devamla) - Oylar sayılacak. 2 görevli olacak, oyları sayacak, iki sayım ara­ sında eğer fark varsa oylar bir daha sayılacak arkadaşlar. Bu bir seçim güvenliğidir, seçimin tam ve  sağlıklı olarak tabelaya yansıtılması için bir önlemdir.  Eğer şu teklifi baştan sona bütün arkadaşlarımız net bir şekilde okuduğunda veya her şeyi bir ke­ nara bırakın, bu kanun geçtikten sonra uygulamada hepiniz çok daha rahat edecek, çok daha sağlıklı  bir şekilde seçim neticelerini alabileceksiniz. Seçimin sağlıklı yapılması, daha güvenli yapılması  adına bir sürü önlemler alındı.  Mesela, bütün oylar ilçe seçim kurulunda birleştirildikten sonra çıktılar alınacak ve o çıktılar  orada bulunan siyasi parti temsilcilerine verilecek ve ilçe seçim kurulu hâkimi yüksek sesle birine  seçim sandık sonuçlarını okutacak ve bütün orada bulunan siyasi parti temsilcileri sonuçları tek tek  kontrol edecek ve bir denetim tutanağı düzenlenecek. Bu, ilk defa getirilen bir husus.  O yüzden, ben bu düzenlemenin demokrasimize, seçim sistemimize, seçimlerimize çok iyi uy­ gulamalar getireceğini ve seçimleri bundan sonra hepimizin çok daha sağlıklı, çok daha güvenli ya­ pacağımızı biliyor, inanıyor, milletimize, demokrasimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, hatip siyasi parti grupları adına söz alanların teklifi  algılayamadığını ifade etti. Zannederim konuşmalar iyi algılanamamış, seçimin daha iyi nasıl yapıl­ ması konusundaki görüş ve düşünceleri biz ilettik. Herhalde kimseden icazet alacak değiliz. Seçim­ lerin daha iyi olması konusunda atılması gereken adımları paylaşmışlardır, düşüncelerini  paylaşmışlardır. Bunu çarpıtmanın bir anlamı yoktur.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Şahıslar adına ilk söz İsparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz'da.  Buyurun Sayın Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan  kanun teklifinin ikinci bölümü hakkında şahsım adına görüşlerimi açıklamak üzere yeniden huzur­ larınızdayım. Yüce Meclisi bir kez daha saygıyla selamlıyorum.  - 8 7 5 -
Sayfa 76 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Yine "Sandık kurulu başkan ve üyelerini köye getirip götürmekle görevli şoförler, ilçe seçim  kurulu başkanı tarafından verilecek belgeye istinaden bu köyde oyunu kullanabilir." Yüksek Seçim  Kurulunun kararı. 27/10/1982'ye 405.  Arkadaşlar, Yüksek Seçim Kurulunun kararını kanuna yerleştiriyoruz, yeni bir şey icat etmiyoruz.  Sonra...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Onda problem yok Sayın Vekilim, problem uygulamanızda.  BAŞKAN - Sayın Yıldız, lütfen...  HALUK İPEK (Devamla) - Arkadaşlar, şunu çok iddialı bir şekilde söylüyorum: Bu kanun geç­ tiğinde siyasetin bütün aktörleri için seçimleri çok daha sağlıklı, çok daha güvenli bir şekilde yapa­ bileceğiz.  Mesela, dedi ki: "Sandıktaki oyları niye 2 kere sayıyoruz, niye 3 kere sayıyoruz?" Seçmen ira­ desini tabelaya tam ve net olarak yansıtabilmek için yapıyoruz. Ne olacak yeni gelen düzenlemeyle?  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Şu anda...  BAŞKAN - Sayın Korkmaz, lütfen...  HALUK İPEK (Devamla) - Oylar sayılacak. 2 görevli olacak, oyları sayacak, iki sayım ara­ sında eğer fark varsa oylar bir daha sayılacak arkadaşlar. Bu bir seçim güvenliğidir, seçimin tam ve  sağlıklı olarak tabelaya yansıtılması için bir önlemdir.  Eğer şu teklifi baştan sona bütün arkadaşlarımız net bir şekilde okuduğunda veya her şeyi bir ke­ nara bırakın, bu kanun geçtikten sonra uygulamada hepiniz çok daha rahat edecek, çok daha sağlıklı  bir şekilde seçim neticelerini alabileceksiniz. Seçimin sağlıklı yapılması, daha güvenli yapılması  adına bir sürü önlemler alındı.  Mesela, bütün oylar ilçe seçim kurulunda birleştirildikten sonra çıktılar alınacak ve o çıktılar  orada bulunan siyasi parti temsilcilerine verilecek ve ilçe seçim kurulu hâkimi yüksek sesle birine  seçim sandık sonuçlarını okutacak ve bütün orada bulunan siyasi parti temsilcileri sonuçları tek tek  kontrol edecek ve bir denetim tutanağı düzenlenecek. Bu, ilk defa getirilen bir husus.  O yüzden, ben bu düzenlemenin demokrasimize, seçim sistemimize, seçimlerimize çok iyi uy­ gulamalar getireceğini ve seçimleri bundan sonra hepimizin çok daha sağlıklı, çok daha güvenli ya­ pacağımızı biliyor, inanıyor, milletimize, demokrasimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, hatip siyasi parti grupları adına söz alanların teklifi  algılayamadığını ifade etti. Zannederim konuşmalar iyi algılanamamış, seçimin daha iyi nasıl yapıl­ ması konusundaki görüş ve düşünceleri biz ilettik. Herhalde kimseden icazet alacak değiliz. Seçim­ lerin daha iyi olması konusunda atılması gereken adımları paylaşmışlardır, düşüncelerini  paylaşmışlardır. Bunu çarpıtmanın bir anlamı yoktur.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Şahıslar adına ilk söz İsparta Milletvekili Sayın Nevzat Korkmaz'da.  Buyurun Sayın Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan  kanun teklifinin ikinci bölümü hakkında şahsım adına görüşlerimi açıklamak üzere yeniden huzur­ larınızdayım. Yüce Meclisi bir kez daha saygıyla selamlıyorum.  - 8 7 5 - TBMM B :83 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 7 6 - Değerli milletvekilleri, farkında mısınız bilmiyorum ancak Türk demokrasisinin yönünü tayin  edecek önemde bir yasayı görüşüyoruz, millî iradenin doğru bir biçimde tecellisinin kurallarını ko­ yuyoruz. Milletin gözünden kaçmıyor, yasa teklifi ya da tasarısının olgunlaşarak gelip siyasi değer­ lendirme ve tartışmasının yapıldığı yer olması gereken Genel Kurulda, köşe bucak bir taraflarda hâlâ  daha teklif hakkında pazarlıklar yapılıyor, son dakika değişiklik önergeleri veriliyor ve son döne­ meçte yasa şekillendirilmeye çalışılıyor. Milliyetçi Hareket Partisinin, yasa teklifinin, hem hazırla­ nış hem de görüşülme biçimine muhalefetinin gerekçesini anladınız mı değerli milletvekilleri?  Bu yasa hazırlanırken uzlaşılarak ve tüm siyasi partilerin ve kamu kurum ve kuruluşlarının görüş  ve katkıları alınmalıydı; bu yapılmamıştır. Hukuk alanında yapılan düzenlemelerde, ortalama çö­ zümler, palyatif öneriler olamaz; hele hele, kimilerinin hukuk alanını genişletirken kimilerininkini da­ raltan "Göç yolda düzelir." mantığıyla yasa yapılmaz. "Türk demokrasisinin kilometre taşı." diye  adlandırılabilecek kanunlardan biri olan Seçim Kanunu -bütün iyi niyetlerine rağmen, öyle olduğuna  inanıyorum- Sayın Haluk İpek ve Sayın Ayhan Sefer Üstün'e emanet edilmiş, Türkiye Büyük Mil­ let Meclisi de bu kurguya hizmet ediyor; gerçi, her tarafına dokunula dokunula onların verdiği tek­ life de artık benzemiyor. Ancak, temel kötü, üzerine bina kondurulamıyor, "Devenin boynu" misali,  neresini düzelteceğimizi artık biz de bilemiyoruz.  Değerli milletvekilleri, bu teklifin hem hazırlanış hem de komisyonlarda görüşülme yöntemi, en  basit tanımlama ile Meclis iradesine yönelik bir kabalıktır; yeni marazlara sebep olacaktır. Ya uzlaş­ mayı bu şekilde hayata geçirin yahut da anlamını kaybettirdiğiniz bu kelime ile milleti kandırmak­ tan, uzlaşıyor görünmekten vazgeçin.  Sayın Hükümet, bu metni teklif olarak değil de tasarı olarak getirseydiniz, böylece, Genel Ku­ rula gelmeden önce İçişleri ve Adalet Bakanlıkları, Yüksek Seçim Kurulu gibi birtakım kurumların  yazılı görüş ve katkılarını alıp onların özellikle uygulamada karşılaştığı sıkıntılar ve önerilerini de  metne yansıtsaydiniz -merak ediyorum- bundan kaybınız ne olurdu, neyiniz eksilirdi? Türkiye Cum- huriyeti'nin resmî dili olan Türkçe dışında yerel dil ve lehçelerle propagandayı delikanlıca, millet­ ten kaçırmadan, açık açık tasarıya iliştirseydiniz ve milletin de görüşünü alsaydınız, son dakikada  yangından mal kaçırırcasına alt komisyonda verilen bir önerge ile yapmadan, adam mı ölürdü? Bu  teklifi, Başbakanın isteği, Sayın İçişleri Bakanının işgüzarlığı üzerine Sayın Anayasa Komisyonu  Başkanı Burhan Kuzu'nun "Tiz yedi günde tamamlayıp gelin." talimatıyla gönderdiği alt komis­ yonda ve raporunu sunduğu esas Komisyonda sadece bir oturumda yapılan on-on iki saat toplantı­ larla yeterli tartışma ortamı yaratmadan, katkı ve eleştirileri almadan çıkarmasaydınız, bu kadar  önemli bir yasa teklifini telaşa ve aceleye boğmadan, daha doğru olmaz mıydı? Tüm bunlar, sizin,  milletin gözünden bir şeyler kaçırmak istediğinizi göstermiyor mu? Millî ve üniter devleti yakından  ilgilendiren böyle bir husus, anlaşıldı ki kargaşaya getirilecek ve bir oldubitti yaratılacak ve size bu  antidemokratik yöntemlerinizden dolayı güvenmemizi bekleyeceksiniz.  Değerli milletvekilleri, anlaşılıyor ki AKP gözünü karartmış, siyasi istikbalinin son döneme­ cine girerken peşinden sistemi de kurumlan da kaosa götürmek, milletimizi de birbirine düşürmek  istiyor. Bu teklif ile ilgili olarak seçim yargısıyla ilgili en üst kuruluş olan Yüksek Seçim Kurulunun  da ciddi itiraz ve eleştirileri, hatta Türk demokrasisiyle ilgili gelecek kaygıları vardır. Bu kaygılar ve  eleştiriler mutlaka dikkate alınmalıdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.
Sayfa 77 -
TBMM B :83 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 7 6 - Değerli milletvekilleri, farkında mısınız bilmiyorum ancak Türk demokrasisinin yönünü tayin  edecek önemde bir yasayı görüşüyoruz, millî iradenin doğru bir biçimde tecellisinin kurallarını ko­ yuyoruz. Milletin gözünden kaçmıyor, yasa teklifi ya da tasarısının olgunlaşarak gelip siyasi değer­ lendirme ve tartışmasının yapıldığı yer olması gereken Genel Kurulda, köşe bucak bir taraflarda hâlâ  daha teklif hakkında pazarlıklar yapılıyor, son dakika değişiklik önergeleri veriliyor ve son döne­ meçte yasa şekillendirilmeye çalışılıyor. Milliyetçi Hareket Partisinin, yasa teklifinin, hem hazırla­ nış hem de görüşülme biçimine muhalefetinin gerekçesini anladınız mı değerli milletvekilleri?  Bu yasa hazırlanırken uzlaşılarak ve tüm siyasi partilerin ve kamu kurum ve kuruluşlarının görüş  ve katkıları alınmalıydı; bu yapılmamıştır. Hukuk alanında yapılan düzenlemelerde, ortalama çö­ zümler, palyatif öneriler olamaz; hele hele, kimilerinin hukuk alanını genişletirken kimilerininkini da­ raltan "Göç yolda düzelir." mantığıyla yasa yapılmaz. "Türk demokrasisinin kilometre taşı." diye  adlandırılabilecek kanunlardan biri olan Seçim Kanunu -bütün iyi niyetlerine rağmen, öyle olduğuna  inanıyorum- Sayın Haluk İpek ve Sayın Ayhan Sefer Üstün'e emanet edilmiş, Türkiye Büyük Mil­ let Meclisi de bu kurguya hizmet ediyor; gerçi, her tarafına dokunula dokunula onların verdiği tek­ life de artık benzemiyor. Ancak, temel kötü, üzerine bina kondurulamıyor, "Devenin boynu" misali,  neresini düzelteceğimizi artık biz de bilemiyoruz.  Değerli milletvekilleri, bu teklifin hem hazırlanış hem de komisyonlarda görüşülme yöntemi, en  basit tanımlama ile Meclis iradesine yönelik bir kabalıktır; yeni marazlara sebep olacaktır. Ya uzlaş­ mayı bu şekilde hayata geçirin yahut da anlamını kaybettirdiğiniz bu kelime ile milleti kandırmak­ tan, uzlaşıyor görünmekten vazgeçin.  Sayın Hükümet, bu metni teklif olarak değil de tasarı olarak getirseydiniz, böylece, Genel Ku­ rula gelmeden önce İçişleri ve Adalet Bakanlıkları, Yüksek Seçim Kurulu gibi birtakım kurumların  yazılı görüş ve katkılarını alıp onların özellikle uygulamada karşılaştığı sıkıntılar ve önerilerini de  metne yansıtsaydiniz -merak ediyorum- bundan kaybınız ne olurdu, neyiniz eksilirdi? Türkiye Cum- huriyeti'nin resmî dili olan Türkçe dışında yerel dil ve lehçelerle propagandayı delikanlıca, millet­ ten kaçırmadan, açık açık tasarıya iliştirseydiniz ve milletin de görüşünü alsaydınız, son dakikada  yangından mal kaçırırcasına alt komisyonda verilen bir önerge ile yapmadan, adam mı ölürdü? Bu  teklifi, Başbakanın isteği, Sayın İçişleri Bakanının işgüzarlığı üzerine Sayın Anayasa Komisyonu  Başkanı Burhan Kuzu'nun "Tiz yedi günde tamamlayıp gelin." talimatıyla gönderdiği alt komis­ yonda ve raporunu sunduğu esas Komisyonda sadece bir oturumda yapılan on-on iki saat toplantı­ larla yeterli tartışma ortamı yaratmadan, katkı ve eleştirileri almadan çıkarmasaydınız, bu kadar  önemli bir yasa teklifini telaşa ve aceleye boğmadan, daha doğru olmaz mıydı? Tüm bunlar, sizin,  milletin gözünden bir şeyler kaçırmak istediğinizi göstermiyor mu? Millî ve üniter devleti yakından  ilgilendiren böyle bir husus, anlaşıldı ki kargaşaya getirilecek ve bir oldubitti yaratılacak ve size bu  antidemokratik yöntemlerinizden dolayı güvenmemizi bekleyeceksiniz.  Değerli milletvekilleri, anlaşılıyor ki AKP gözünü karartmış, siyasi istikbalinin son döneme­ cine girerken peşinden sistemi de kurumlan da kaosa götürmek, milletimizi de birbirine düşürmek  istiyor. Bu teklif ile ilgili olarak seçim yargısıyla ilgili en üst kuruluş olan Yüksek Seçim Kurulunun  da ciddi itiraz ve eleştirileri, hatta Türk demokrasisiyle ilgili gelecek kaygıları vardır. Bu kaygılar ve  eleştiriler mutlaka dikkate alınmalıdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  TBMM B: 83 7 .4 .2010 O: 3  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Yüksek Seçim Kurulunun Komisyona gönderdiği bu satırlar da dikkate alınmamıştır. AKP, ken­ disine hizmet edecek ve birçok eksiklik, kayırmacılık içeren ve seçimlerde çatışmayı körükleyecek  bir düzenleme peşindedir. Bu, açıkçası, AKP'nin devleti yönetme anlayışının bir tezahürüdür. Yine  burada yeni bir film vizyona konulmaktadır. Bu filmin adı kaostur, tozun toprağın birbirine karış­ masıdır. İnşallah, bu aziz millet, bu karmaşaya, bu tozun toprağın birbirine karışmasına müsaade et­ meyecektir. İlk yapılan genel seçimlerde de Şark kurnazı, emrivaki üstadına bir emrivaki yapıp  haddini bildirecektir. AKP diğer siyasi partiler için kazdığı mezara kendisi düşecek ve her seçim ka­ nununda görülen son burada da görülecektir.  Bu düşüncelerle, Seçim Kanunumun bu haliyle demokrasimize ve adalete hizmet etmeyeceğini,  bu bakımdan desteklenmemesi gerektiğini düşünüyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sı­ ralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.  Şahıslar adına son söz Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç'te.  Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Seçimlerin  Temel Hükümleri ve Milletvekili Seçimi Kanununda Yapılan Değişikliğe İlişkin Teklif üzerinde  ikinci bölüm üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Değerli milletvekilleri, seçim tabii ki demokrasinin temel direğidir. Seçim, dürüst, tarafsız, ger­ çek halkın iradesini ortaya çıkaracak yöntemlerle yapılırsa, o seçim sonucunda teşekkül eden ku­ rumlar da sağlıklı olur, sağlıklı karar verir, vicdanının sesini dinler ona göre karar verir ama bizim,  getirilen bu kanunla hiç temel sorunlar görüşülmemiş, ele alınmamış. Mesela ön seçim veyahut da  yüzde 10 baraj. Parti genel başkanlarının iradelerini aşan bir seçim sistemi getirilmemiş. Şimdi, hal­ kın karşısına, önce genel başkanlar bir aday çıkarıyorlar, halk da o genel başkanların çıkardığı kişiye  oy veriyor. Ondan sonra, bu seçim sistemiyle gelen milletvekilleri, otuz senedir görüyoruz, devamlı  görüyoruz, burada maalesef kendi vicdanlarının sesi yerine genel başkanlarının iradeleri doğrultu­ sunda oy kullanıyorlar. Bunu herkes için söylüyorum, herhangi bir kimse için de söylemiyorum. Yani  eğer buraya gelen milletvekilleri milletin menfaatinin gerektirdiği doğrultuda oy kullanırlarsa, hal­ kın menfaatinin gerektirdiği doğrultuda oy kullanırlarsa, dürüst hareket ederlerse o memlekete gelen  parlamento o memleketin yönetimini sağlıklı bir zemine taşır ve o memlekette çok ciddi sıkıntılar  olmaz; rejim sıkıntısı da olmaz, soygun da olmaz, hırsızlık da olmaz, hiçbir şey olmaz. Ama bu yön­ den gelmeyen, yani vatandaşın iradesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmeyen bir milletveki­ linin burada sağlıklı hareket ettiğini göremiyoruz. İşte, hep bir gensoru önergesi geliyor, bir  bakıyorsunuz ki iktidar partisindekilerin hepsi yüzde 100 suç teşkil eden o gensoruda tutuyor parmak  kaldırıyor, mesela Tayyip Bey'le ilgili. Gitti bankalardan 750 milyon dolarlık usulsüz kredi aldı, hak­ kında gensoru verildi, bütün herkes "Burada usulsüzlük yok. . ." Ama o milletvekilleri Genel Baş­ kanlıktan korkmasalar da vicdanlarının sesini dinleselerdi yüzde 100'ü o önergeye evet verirdi. Yani  bu gerçek, memleketin gerçekleri.  Şimdi, barajı niye getiriyorsunuz? Barajı bırakın da, yani getirdiğiniz barajın hiç olmazsa nor­ mal bir seviyede olması lazım. Vatandaşın yüzde 30'unun, yüzde 40'ının iradesinin dışarıda kaldığı  bir Meclisten sağlıklı bir Meclis olarak bahsedilebilir mi? Yani yüzde 3 irade bile Meclisin dışında  kalsa orada halkın iradesi doğrultusunda maalesef bir irade beyanı gelişmiyor.  - 8 7 7 -
Sayfa 78 -
TBMM B: 83 7 .4 .2010 O: 3  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Yüksek Seçim Kurulunun Komisyona gönderdiği bu satırlar da dikkate alınmamıştır. AKP, ken­ disine hizmet edecek ve birçok eksiklik, kayırmacılık içeren ve seçimlerde çatışmayı körükleyecek  bir düzenleme peşindedir. Bu, açıkçası, AKP'nin devleti yönetme anlayışının bir tezahürüdür. Yine  burada yeni bir film vizyona konulmaktadır. Bu filmin adı kaostur, tozun toprağın birbirine karış­ masıdır. İnşallah, bu aziz millet, bu karmaşaya, bu tozun toprağın birbirine karışmasına müsaade et­ meyecektir. İlk yapılan genel seçimlerde de Şark kurnazı, emrivaki üstadına bir emrivaki yapıp  haddini bildirecektir. AKP diğer siyasi partiler için kazdığı mezara kendisi düşecek ve her seçim ka­ nununda görülen son burada da görülecektir.  Bu düşüncelerle, Seçim Kanunumun bu haliyle demokrasimize ve adalete hizmet etmeyeceğini,  bu bakımdan desteklenmemesi gerektiğini düşünüyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sı­ ralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.  Şahıslar adına son söz Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç'te.  Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Seçimlerin  Temel Hükümleri ve Milletvekili Seçimi Kanununda Yapılan Değişikliğe İlişkin Teklif üzerinde  ikinci bölüm üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.  Değerli milletvekilleri, seçim tabii ki demokrasinin temel direğidir. Seçim, dürüst, tarafsız, ger­ çek halkın iradesini ortaya çıkaracak yöntemlerle yapılırsa, o seçim sonucunda teşekkül eden ku­ rumlar da sağlıklı olur, sağlıklı karar verir, vicdanının sesini dinler ona göre karar verir ama bizim,  getirilen bu kanunla hiç temel sorunlar görüşülmemiş, ele alınmamış. Mesela ön seçim veyahut da  yüzde 10 baraj. Parti genel başkanlarının iradelerini aşan bir seçim sistemi getirilmemiş. Şimdi, hal­ kın karşısına, önce genel başkanlar bir aday çıkarıyorlar, halk da o genel başkanların çıkardığı kişiye  oy veriyor. Ondan sonra, bu seçim sistemiyle gelen milletvekilleri, otuz senedir görüyoruz, devamlı  görüyoruz, burada maalesef kendi vicdanlarının sesi yerine genel başkanlarının iradeleri doğrultu­ sunda oy kullanıyorlar. Bunu herkes için söylüyorum, herhangi bir kimse için de söylemiyorum. Yani  eğer buraya gelen milletvekilleri milletin menfaatinin gerektirdiği doğrultuda oy kullanırlarsa, hal­ kın menfaatinin gerektirdiği doğrultuda oy kullanırlarsa, dürüst hareket ederlerse o memlekete gelen  parlamento o memleketin yönetimini sağlıklı bir zemine taşır ve o memlekette çok ciddi sıkıntılar  olmaz; rejim sıkıntısı da olmaz, soygun da olmaz, hırsızlık da olmaz, hiçbir şey olmaz. Ama bu yön­ den gelmeyen, yani vatandaşın iradesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmeyen bir milletveki­ linin burada sağlıklı hareket ettiğini göremiyoruz. İşte, hep bir gensoru önergesi geliyor, bir  bakıyorsunuz ki iktidar partisindekilerin hepsi yüzde 100 suç teşkil eden o gensoruda tutuyor parmak  kaldırıyor, mesela Tayyip Bey'le ilgili. Gitti bankalardan 750 milyon dolarlık usulsüz kredi aldı, hak­ kında gensoru verildi, bütün herkes "Burada usulsüzlük yok. . ." Ama o milletvekilleri Genel Baş­ kanlıktan korkmasalar da vicdanlarının sesini dinleselerdi yüzde 100'ü o önergeye evet verirdi. Yani  bu gerçek, memleketin gerçekleri.  Şimdi, barajı niye getiriyorsunuz? Barajı bırakın da, yani getirdiğiniz barajın hiç olmazsa nor­ mal bir seviyede olması lazım. Vatandaşın yüzde 30'unun, yüzde 40'ının iradesinin dışarıda kaldığı  bir Meclisten sağlıklı bir Meclis olarak bahsedilebilir mi? Yani yüzde 3 irade bile Meclisin dışında  kalsa orada halkın iradesi doğrultusunda maalesef bir irade beyanı gelişmiyor.  - 8 7 7 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Değerli milletvekilleri, özellikle bu bağımsız adayların seçilmesinde de büyük bir hata yapılı­ yor. Bu geçen seçimde bağımsız adaylar o kadar küçük harflerle yazılmıştı ki, ben kendi ismimi oku- yamıyordum. Düşünebilir misiniz? Yani Yüksek Seçim Kuruluna da itiraz ettik. Burada gerekirse,  partilerin amblemleri var, bağımsız aday da kendi parasını versin, ya resmini koysunlar oraya, en  azından isimlerin büyüklükleri de partiler gibi büyük olsun. Yani bunu bu kadar bağımsızlığı burada  siyaset yapamaz duruma sokmanın bu memlekete çok büyük sıkıntı yaratacağına inanıyorum. Hiç ol­ mazsa öyle bir sistem uygulayalım ki. . . Partilerde maalesef milletvekilleri, genel başkanları ve genel  merkezlerin iradeleri doğrultusunda geliyorlar ama bağımsız hiç olmazsa buraya geldiği zaman işte  korkmuyor, ülkenin ve milletin menfaatine uygun olan her sorunu burada pervasızca, korkmadan, ge­ lecek korkusunu taşımadan dile getiriyor ve bu, millet için, memleket için, Meclis için çok sağlıklı  bir davranış biçimidir.  Onun için, bağımsızlar için Yüksek Seçim Kuruluna da özellikle rica ediyorum: Mesela, bazen  partileri böyle baştan aşağı yazıyorsunuz, ondan sonra sonuna bir yer getiriyorsunuz, her parti bir  sütun ama bağımsızı... Mesela, bizim Tunceli'de üç tanesini yukarıya almıştı, üç tanesini de altına.  Sanki hangi bağımsıza oy verdiğini vatandaş kestiremiyor, onu yapamıyor. Bu, gerçekten, bağım­ sızların seçim kazanmasının önüne konulan çok önemli bir engel, bana göre haksızlıktır değerli mil­ letvekilleri.  Gerçekten, getirilen bu yasa Anayasa'ya da aykırı. Bakın, Anayasa'nın 79'uncu maddesine göre,  seçimler, başlangıç ve bitimine kadar yargı denetimindedir. Şimdi, burada getirmişsiniz, yasakları  inceleme yetkisini seçim gününe otuz gün kalıncaya kadar mülki amirlere veriyorsunuz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bu, 79'uncu maddeye tamamen aykırı çünkü başlangıcından bi­ timine kadar denetim yetkisi, şikâyet yetkisi hâkimlerde olması lazım.  Şimdi, değerli arkadaşlar, bazı gerçekleri kabul etmemiz lazım. Bakın, bir Anayasa değişikliğini  getirdi, AKP verdi. Önce getirdi, 184'ü aşan bir iradeyle Meclise verdi. Arkasından gitti -tabii, bunda  çok büyük hata yaptıkları için- onun bir kısmını aldılar, 61 kişiyi, "düşürdük" güya dediler ama Ana­ yasa Mahkemesinin bir kararı var. Sayın Suha Okay Bey bugün basın toplantısında da onu söyledi,  yani 61 kişinin oradan imzasını çekmesi bu kolektif iradeyi... Tümüyle çekmesi lazım yoksa bunu  hükümsüz kılar. Mesela, yarın bir cumhurbaşkanı seçimine gidildi, 20 milletvekili imza verdi, mil­ letvekili gitti cumhurbaşkanı adayı oldu. Güçlü olduğu zaman, 2 milletvekili imzasını çekerse, o  zaman, "Senin cumhurbaşkanı adaylığın düştü." mü diyeceğiz? Yani bunun gibi yüzlerce misal ver­ mek lazım. Gerçekten bu konuyu becermediniz ve yarın öbür gün...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Devamla) - Müsaade ederseniz çok...  BAŞKAN - Yani hiç yapmadım.  Çok teşekkür ederim. Bir dakika ek süre vermiştim.  Sağ olun.  Soru-cevap işlemine geçiyorum.  Sayın Yıldız...  - 8 7 8 -
Sayfa 79 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Değerli milletvekilleri, özellikle bu bağımsız adayların seçilmesinde de büyük bir hata yapılı­ yor. Bu geçen seçimde bağımsız adaylar o kadar küçük harflerle yazılmıştı ki, ben kendi ismimi oku- yamıyordum. Düşünebilir misiniz? Yani Yüksek Seçim Kuruluna da itiraz ettik. Burada gerekirse,  partilerin amblemleri var, bağımsız aday da kendi parasını versin, ya resmini koysunlar oraya, en  azından isimlerin büyüklükleri de partiler gibi büyük olsun. Yani bunu bu kadar bağımsızlığı burada  siyaset yapamaz duruma sokmanın bu memlekete çok büyük sıkıntı yaratacağına inanıyorum. Hiç ol­ mazsa öyle bir sistem uygulayalım ki. . . Partilerde maalesef milletvekilleri, genel başkanları ve genel  merkezlerin iradeleri doğrultusunda geliyorlar ama bağımsız hiç olmazsa buraya geldiği zaman işte  korkmuyor, ülkenin ve milletin menfaatine uygun olan her sorunu burada pervasızca, korkmadan, ge­ lecek korkusunu taşımadan dile getiriyor ve bu, millet için, memleket için, Meclis için çok sağlıklı  bir davranış biçimidir.  Onun için, bağımsızlar için Yüksek Seçim Kuruluna da özellikle rica ediyorum: Mesela, bazen  partileri böyle baştan aşağı yazıyorsunuz, ondan sonra sonuna bir yer getiriyorsunuz, her parti bir  sütun ama bağımsızı... Mesela, bizim Tunceli'de üç tanesini yukarıya almıştı, üç tanesini de altına.  Sanki hangi bağımsıza oy verdiğini vatandaş kestiremiyor, onu yapamıyor. Bu, gerçekten, bağım­ sızların seçim kazanmasının önüne konulan çok önemli bir engel, bana göre haksızlıktır değerli mil­ letvekilleri.  Gerçekten, getirilen bu yasa Anayasa'ya da aykırı. Bakın, Anayasa'nın 79'uncu maddesine göre,  seçimler, başlangıç ve bitimine kadar yargı denetimindedir. Şimdi, burada getirmişsiniz, yasakları  inceleme yetkisini seçim gününe otuz gün kalıncaya kadar mülki amirlere veriyorsunuz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bu, 79'uncu maddeye tamamen aykırı çünkü başlangıcından bi­ timine kadar denetim yetkisi, şikâyet yetkisi hâkimlerde olması lazım.  Şimdi, değerli arkadaşlar, bazı gerçekleri kabul etmemiz lazım. Bakın, bir Anayasa değişikliğini  getirdi, AKP verdi. Önce getirdi, 184'ü aşan bir iradeyle Meclise verdi. Arkasından gitti -tabii, bunda  çok büyük hata yaptıkları için- onun bir kısmını aldılar, 61 kişiyi, "düşürdük" güya dediler ama Ana­ yasa Mahkemesinin bir kararı var. Sayın Suha Okay Bey bugün basın toplantısında da onu söyledi,  yani 61 kişinin oradan imzasını çekmesi bu kolektif iradeyi... Tümüyle çekmesi lazım yoksa bunu  hükümsüz kılar. Mesela, yarın bir cumhurbaşkanı seçimine gidildi, 20 milletvekili imza verdi, mil­ letvekili gitti cumhurbaşkanı adayı oldu. Güçlü olduğu zaman, 2 milletvekili imzasını çekerse, o  zaman, "Senin cumhurbaşkanı adaylığın düştü." mü diyeceğiz? Yani bunun gibi yüzlerce misal ver­ mek lazım. Gerçekten bu konuyu becermediniz ve yarın öbür gün...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Devamla) - Müsaade ederseniz çok...  BAŞKAN - Yani hiç yapmadım.  Çok teşekkür ederim. Bir dakika ek süre vermiştim.  Sağ olun.  Soru-cevap işlemine geçiyorum.  Sayın Yıldız...  - 8 7 8 - TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 7 9 - HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, kanunun 86'ncı maddesi ve 94'üncü maddesi birbiriyle çelişmektedir. Bu nedenle  dört sorum olacak.  Çelişen kanun maddelerini değiştirmeyi düşünüyor musunuz?  Seçmen listesinde kayıtlı olduğu yer dışında oy kullanılması seçim sonuçlarını etkilemiyor mu?  2004-2009 yerel seçimlerinde bunu Adalet ve Kalkınma Partisi lehine çok iyi kullandınız, sonucu de­ ğiştirdiniz. Yapılacak seçimlerde yine aynı uygulamayı yapacak mısınız?  Bu yasayı düzeltmeyi düşünüyor musunuz?  298 sayılı Yasa'nın görüşülmesinin başlamasından bu yana pek çok bakan görev yaptı ama ilgili  bakanı yine orada görememekteyiz. Bunu bir tenezzül meselesi olarak değerlendiriyor musunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Ünlütepe...  HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Aracılığınızla Sayın Bakana şu soruyu yöneltmek istiyorum: Yapılan düzenleme ile sandık ku­ rulları iki sefer sayım yapma yükümlülüğü altına sokuluyor. Önemli olan burada sandıkta meydana  gelen iradenin doğru bir şekilde yansıtılmasıdır. Hepimizin de bildiği gibi, seçimlerde açık sayım ve  döküm esası vardır. Yurttaşların önünde yapılan sayımda kurul üyelerinin de o sayım sonucunun  doğru olduğu konusunda hiçbir itirazı olmadığı hâlde ikinci bir sefer sayım yapılmasında beklenen  amaç nedir? Eğer daha doğruyu yakalamak mantığı var ise, o zaman, Türkiye Büyük Millet Mecli­ sinde de yasaları acaba iki sefer görüşmek daha doğru bir yöntem mi. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN-Say ın Birdal...  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Geçtiğimiz 22 Temmuz seçimlerinde birleşik oy pusulasında bağımsız adayların adlarına yer  verilmeyişi nedeniyle yurt dışına çıkanlar ya da yurt dışından gelip sınırda oy kullanmak isteyenler  bağımsız adaylara oy veremediler. O nedenle bu seçimlerin adil ve eşitlikçi olması konusunda da  ciddi bir gölge düşürmüştür. Acaba bunu düzeltmeyi düşünüyorlar mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Güvel...  HULUSİ GÜVEL (Adana) - Teşekkür ediyorum Başkanım.  Sayın Bakan, seçim döneminde açılış yapmak, tapu dağıtmak, temel atmak adı altında devletin  olanaklarının kullanılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu törenlerin hepsinin seçimlerin hemen  öncesine rastlaması tesadüfi midir? Kamu kaynaklarının seçim propagandasında kullanılması nede­ niyle ceza alan belediye başkanı veya kamu kurum yöneticisi var mıdır?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Kaplan...  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, bir tek sorum var: Şu yüzde 10 barajında AK PARTİ, CHP ve MHP çok iyi uyuşuyor­ sunuz, uzlaşıyorsunuz; bunun hikmeti hükümetini bir anlaür mısınız, sizi ne bir araya getiriyor? Çünkü  yüzde 10 barajı demek 4 milyon seçmen demek. 4 milyon seçmenin altında oy alan bir parti, yüzde 3 oy  alan bir parti Mecliste grup kurabiliyor. Neden bu konuda bir değişiklik yapma gereğini duymadınız?  Teşekkür ederim.
Sayfa 80 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 7 9 - HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, kanunun 86'ncı maddesi ve 94'üncü maddesi birbiriyle çelişmektedir. Bu nedenle  dört sorum olacak.  Çelişen kanun maddelerini değiştirmeyi düşünüyor musunuz?  Seçmen listesinde kayıtlı olduğu yer dışında oy kullanılması seçim sonuçlarını etkilemiyor mu?  2004-2009 yerel seçimlerinde bunu Adalet ve Kalkınma Partisi lehine çok iyi kullandınız, sonucu de­ ğiştirdiniz. Yapılacak seçimlerde yine aynı uygulamayı yapacak mısınız?  Bu yasayı düzeltmeyi düşünüyor musunuz?  298 sayılı Yasa'nın görüşülmesinin başlamasından bu yana pek çok bakan görev yaptı ama ilgili  bakanı yine orada görememekteyiz. Bunu bir tenezzül meselesi olarak değerlendiriyor musunuz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Ünlütepe...  HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Aracılığınızla Sayın Bakana şu soruyu yöneltmek istiyorum: Yapılan düzenleme ile sandık ku­ rulları iki sefer sayım yapma yükümlülüğü altına sokuluyor. Önemli olan burada sandıkta meydana  gelen iradenin doğru bir şekilde yansıtılmasıdır. Hepimizin de bildiği gibi, seçimlerde açık sayım ve  döküm esası vardır. Yurttaşların önünde yapılan sayımda kurul üyelerinin de o sayım sonucunun  doğru olduğu konusunda hiçbir itirazı olmadığı hâlde ikinci bir sefer sayım yapılmasında beklenen  amaç nedir? Eğer daha doğruyu yakalamak mantığı var ise, o zaman, Türkiye Büyük Millet Mecli­ sinde de yasaları acaba iki sefer görüşmek daha doğru bir yöntem mi. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN-Say ın Birdal...  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Geçtiğimiz 22 Temmuz seçimlerinde birleşik oy pusulasında bağımsız adayların adlarına yer  verilmeyişi nedeniyle yurt dışına çıkanlar ya da yurt dışından gelip sınırda oy kullanmak isteyenler  bağımsız adaylara oy veremediler. O nedenle bu seçimlerin adil ve eşitlikçi olması konusunda da  ciddi bir gölge düşürmüştür. Acaba bunu düzeltmeyi düşünüyorlar mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Güvel...  HULUSİ GÜVEL (Adana) - Teşekkür ediyorum Başkanım.  Sayın Bakan, seçim döneminde açılış yapmak, tapu dağıtmak, temel atmak adı altında devletin  olanaklarının kullanılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu törenlerin hepsinin seçimlerin hemen  öncesine rastlaması tesadüfi midir? Kamu kaynaklarının seçim propagandasında kullanılması nede­ niyle ceza alan belediye başkanı veya kamu kurum yöneticisi var mıdır?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Kaplan...  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, bir tek sorum var: Şu yüzde 10 barajında AK PARTİ, CHP ve MHP çok iyi uyuşuyor­ sunuz, uzlaşıyorsunuz; bunun hikmeti hükümetini bir anlaür mısınız, sizi ne bir araya getiriyor? Çünkü  yüzde 10 barajı demek 4 milyon seçmen demek. 4 milyon seçmenin altında oy alan bir parti, yüzde 3 oy  alan bir parti Mecliste grup kurabiliyor. Neden bu konuda bir değişiklik yapma gereğini duymadınız?  Teşekkür ederim.  T B M M B:83 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 8 0 - BAŞKAN - Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, seçmen listelerinde kayıtlı olup oy kullanmayan seçmenlere yaptırım miktarı ne  kadardır? Bu ceza bedellerinden tahsilat yapılmış mıdır? Yapılmamışsa neden yapılmamıştır?  2007 ve 2009 seçimlerinde SEÇSİS ile ilgili ciddi şikâyetler olmuştur. Bu şikâyetlerle ilgili bir  araştırmanız olmuş mudur?  Seçmen listelerinde seçmenin istemi dışında yer değişiklikleri yapılmıştır, 2009 seçimlerinde  özellikle bu çok olmuştur.  Bu şikâyetlerle ilgili bir araştırmanız olmuş mudur? Bu uygulamaları devam ettirecek misiniz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Bakan...  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Değerli mil­ letvekili arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum.  Tabii, önemli bir yasa teklifi görüşülüyor. Seçim güvenliğini artırmaya dönük bir kanun, 33  maddeden oluşuyor ve bunun 30 maddesi 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kü­ tükleri Hakkında Kanun'u, 3 maddesi ise 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nu içermektedir.  Çok önemli düzenlemeler dedim. Gerçekten çağdaş araç gereçlerin kullanılması başta olmak üzere,  bugüne kadar seçimlerde aksayan birçok yönlerin, birçok hususların giderilmesi açısından son derece  önemli bir düzenleme. Ayrıca, bildiğiniz gibi, sekiz ayrı teklif de bu teklifle bir arada ele alınmış, bir­ leştirilmiş. Dolayısıyla herkesin görüşü, hemen hemen her siyasi partinin mensubu arkadaşlarımızın  görüşleri de azami ölçüde teklife yansıtılmaya gayret edilmiştir.  Burada sorulan sorular çerçevesinde olaya baktığımız zaman, Sayın Yıldız "86 ve 94'üncü mad­ delerle ilgili bir değişiklik düşünüyor musunuz?" dediler. Bu maddelerle ilgili bir değişiklik düşün­ mediğimizi ifade etmek istiyorum, yerinde bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Kolluk  kuvvetlerinin, güvenlik görevlilerinin oy kullanmalarının bu derece tartışma konusu olmasını, hatta  bu kadar önemli düzenlemeler içeren bu yasayla ilgili bu tartışmaların çok farklı zeminlere çekil­ mesini ben doğrusu anlamakta zorlanıyorum. Bunlar gerekli düzenlemelerdir, gerekli olduğu için  zaten sekiz teklif Komisyona iletilmiş ve orada bunlar birleştirilmiş. Mutlaka hiçbir düzenleme, hiç­ bir çalışma mükemmel değildir, eksikleri vardır. Bunların bir hoşgörü ortam içerisinde burada ele alı­ nıp iyileştirilmesinin mümkün olduğu inancı içerisindeyim. Kolluk güçlerinin oy kullanarak siyasi  dengeleri değiştireceği gibi bir yaklaşım veya seçimlerin güvenliğini ihlal edeceği gibi bir yaklaşım  da doğru olmasa gerektir diye düşünüyorum.  İlgili bakan arkadaşımızın burada olmamasını değerlendirdiniz. Bu eleştirinizi saygıyla karşılı­ yorum fakat çoğu zaman arkadaşımız burada bulunmaya çalıştı, mutlaka çok daha önemli bir gör­ evinden dolayı, bu görev hepsinden önemli onu kabul ediyorum...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Az önce konuştunuz...  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Hayır... Müsaade eder misiniz.  Hepsinden önemli, fakat meşru bir mazeret olmamış olsa mutlaka arkadaşımızın burada olması  gerekir, yani dolayısıyla bu eleştirinize saygıyla baktığımı ifade etmek istiyorum.  Ayrıca yine, Sayın Yıldız, oy kullanamayanlarla ilgili müeyyidelerin güncellendiğini biliyorsu­ nuz. Dolayısıyla ayrıca bir düzenleme burada gerekmiyor.
Sayfa 81 -
T B M M B:83 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 8 0 - BAŞKAN - Sayın Yıldız...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, seçmen listelerinde kayıtlı olup oy kullanmayan seçmenlere yaptırım miktarı ne  kadardır? Bu ceza bedellerinden tahsilat yapılmış mıdır? Yapılmamışsa neden yapılmamıştır?  2007 ve 2009 seçimlerinde SEÇSİS ile ilgili ciddi şikâyetler olmuştur. Bu şikâyetlerle ilgili bir  araştırmanız olmuş mudur?  Seçmen listelerinde seçmenin istemi dışında yer değişiklikleri yapılmıştır, 2009 seçimlerinde  özellikle bu çok olmuştur.  Bu şikâyetlerle ilgili bir araştırmanız olmuş mudur? Bu uygulamaları devam ettirecek misiniz?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Bakan...  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Değerli mil­ letvekili arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum.  Tabii, önemli bir yasa teklifi görüşülüyor. Seçim güvenliğini artırmaya dönük bir kanun, 33  maddeden oluşuyor ve bunun 30 maddesi 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kü­ tükleri Hakkında Kanun'u, 3 maddesi ise 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nu içermektedir.  Çok önemli düzenlemeler dedim. Gerçekten çağdaş araç gereçlerin kullanılması başta olmak üzere,  bugüne kadar seçimlerde aksayan birçok yönlerin, birçok hususların giderilmesi açısından son derece  önemli bir düzenleme. Ayrıca, bildiğiniz gibi, sekiz ayrı teklif de bu teklifle bir arada ele alınmış, bir­ leştirilmiş. Dolayısıyla herkesin görüşü, hemen hemen her siyasi partinin mensubu arkadaşlarımızın  görüşleri de azami ölçüde teklife yansıtılmaya gayret edilmiştir.  Burada sorulan sorular çerçevesinde olaya baktığımız zaman, Sayın Yıldız "86 ve 94'üncü mad­ delerle ilgili bir değişiklik düşünüyor musunuz?" dediler. Bu maddelerle ilgili bir değişiklik düşün­ mediğimizi ifade etmek istiyorum, yerinde bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Kolluk  kuvvetlerinin, güvenlik görevlilerinin oy kullanmalarının bu derece tartışma konusu olmasını, hatta  bu kadar önemli düzenlemeler içeren bu yasayla ilgili bu tartışmaların çok farklı zeminlere çekil­ mesini ben doğrusu anlamakta zorlanıyorum. Bunlar gerekli düzenlemelerdir, gerekli olduğu için  zaten sekiz teklif Komisyona iletilmiş ve orada bunlar birleştirilmiş. Mutlaka hiçbir düzenleme, hiç­ bir çalışma mükemmel değildir, eksikleri vardır. Bunların bir hoşgörü ortam içerisinde burada ele alı­ nıp iyileştirilmesinin mümkün olduğu inancı içerisindeyim. Kolluk güçlerinin oy kullanarak siyasi  dengeleri değiştireceği gibi bir yaklaşım veya seçimlerin güvenliğini ihlal edeceği gibi bir yaklaşım  da doğru olmasa gerektir diye düşünüyorum.  İlgili bakan arkadaşımızın burada olmamasını değerlendirdiniz. Bu eleştirinizi saygıyla karşılı­ yorum fakat çoğu zaman arkadaşımız burada bulunmaya çalıştı, mutlaka çok daha önemli bir gör­ evinden dolayı, bu görev hepsinden önemli onu kabul ediyorum...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Az önce konuştunuz...  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Hayır... Müsaade eder misiniz.  Hepsinden önemli, fakat meşru bir mazeret olmamış olsa mutlaka arkadaşımızın burada olması  gerekir, yani dolayısıyla bu eleştirinize saygıyla baktığımı ifade etmek istiyorum.  Ayrıca yine, Sayın Yıldız, oy kullanamayanlarla ilgili müeyyidelerin güncellendiğini biliyorsu­ nuz. Dolayısıyla ayrıca bir düzenleme burada gerekmiyor.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Bir diğer önemli konu, sayımda, özellikle sandıklar açıldıktan sonra yapılan değerlendirmelerde  sayımda çift, iki tutanak kullanılıyor -Halil Bey'in sorusuydu yanılmıyorsam- iki tutanak kullanıldığı  için meydana gelecek olan farklılıkta yeniden sayım söz konusudur burada. Yoksa sayımda söz ko­ nusu bir farklılık tutanaklarda söz konusu değil ise ikinci bir sayımın zaten gündeme gelmesi müm­ kün değil. Bunu da bu şekilde izah etmeyi uygun buluyorum.  Yurt dışındaki bağımsız adaylarla ilgili bir düzenlemeyi bu teklif içermemektedir. Böyle bir  talep, inanıyorum ki Komisyonda değerlendirilmiştir veya ilgili kurullarda değerlendirilmiş ve tek­ liflerin diğerlerinde de var mı, şu anda bilemiyorum ama...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - İlgili Bakan olsaydı bilirdi Sayın Bakan. Maalesef verdiğiniz  cevaplar da...  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Ona olan saygımızı size ifade ettik Sayın Yıldız.  Yüzde 10 barajına gelince, yüzde 10 barajıyla ilgili uzun bir açıklama istendi bizden. Gerçek­ ten, bu konu çok derin ve herhalde, bu soru-cevap kapsamında ele alınmasının doğru olmayacağını  siz de takdir edersiniz. O genişlikte, belki bir açık oturum konusu, belki bir ciddi tartışma konusu. O  boyutuyla o ortamlarda değerlendirilmesinin daha doğru olacağı inancındayım.  Genelde sorular bu çerçevede fakat yıllardır seçimlere hepimiz giriyoruz, seçimlerde yaşadığı­ mız çok önemli sorunlar var. Bu eksiklikleri giderme açısından bu düzenleme son derece önemli.  Sandık başında bulunan arkadaşlarımız vardır mutlaka -birçok arkadaşımız siyasetin içinden geli­ yor- sandık tutanağını alamazsınız. Dolayısıyla, sandıkların toplamında partinizin oyuyla ilgili merak  ettiğiniz neticede veya sağlamaya çalıştığınız basanda bir güven problemi yaşanıp yaşanmadığı ko­ nusunda öteden beri hep sıkıntı yaşardık ve burada, bu tutanakların verilme zorunluluğunun getiril­ mesini son derece anlamlı ve yerinde bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.  Her şeyin ötesinde, bizim, bu yasayla ilgili birçok düzenlemenin, Yüksek Seçim Kurulu genel­ geleriyle böyle önemli yasanın yürütülmesi, böyle önemli bir işlemin yürütülmesi, inancıma göre  doğru olmasa gerek. Bunun, mutlaka, bir yasal çerçeveye bütünüyle gelişen şartlar çerçevesinde ka­ vuşturulmasının doğru olacağı inancıyla bu genelgelerdeki, YSK genelgelerindeki bu düzenlemele­ rin yasada yer almasının son derece yerinde olduğunu da bu vesileyle ifade ediyorum.  Hepinize çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.  İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptık­ tan sonra ayn ayrı oylarınıza sunacağım.  18'inci madde üzerinde üç önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  18'inci Maddesi ile değiştirilen 94'üncü maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesinde yer alan "meş­ ruhat verilmek" ibaresinin 'açıklama eklenmek" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Ayla Akat Ata  Batman  Özdal Üçer  Van  Pervin Buldan  İğdır  Akın Birdal  Diyarbakır  Osman Özçelik  Siirt  Sim Sakık  Muş  Hamit Geylani  Hakkâri  Şerafettin Halis  Tunceli  - 8 8 1 -
Sayfa 82 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  Bir diğer önemli konu, sayımda, özellikle sandıklar açıldıktan sonra yapılan değerlendirmelerde  sayımda çift, iki tutanak kullanılıyor -Halil Bey'in sorusuydu yanılmıyorsam- iki tutanak kullanıldığı  için meydana gelecek olan farklılıkta yeniden sayım söz konusudur burada. Yoksa sayımda söz ko­ nusu bir farklılık tutanaklarda söz konusu değil ise ikinci bir sayımın zaten gündeme gelmesi müm­ kün değil. Bunu da bu şekilde izah etmeyi uygun buluyorum.  Yurt dışındaki bağımsız adaylarla ilgili bir düzenlemeyi bu teklif içermemektedir. Böyle bir  talep, inanıyorum ki Komisyonda değerlendirilmiştir veya ilgili kurullarda değerlendirilmiş ve tek­ liflerin diğerlerinde de var mı, şu anda bilemiyorum ama...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - İlgili Bakan olsaydı bilirdi Sayın Bakan. Maalesef verdiğiniz  cevaplar da...  DEVLET BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) - Ona olan saygımızı size ifade ettik Sayın Yıldız.  Yüzde 10 barajına gelince, yüzde 10 barajıyla ilgili uzun bir açıklama istendi bizden. Gerçek­ ten, bu konu çok derin ve herhalde, bu soru-cevap kapsamında ele alınmasının doğru olmayacağını  siz de takdir edersiniz. O genişlikte, belki bir açık oturum konusu, belki bir ciddi tartışma konusu. O  boyutuyla o ortamlarda değerlendirilmesinin daha doğru olacağı inancındayım.  Genelde sorular bu çerçevede fakat yıllardır seçimlere hepimiz giriyoruz, seçimlerde yaşadığı­ mız çok önemli sorunlar var. Bu eksiklikleri giderme açısından bu düzenleme son derece önemli.  Sandık başında bulunan arkadaşlarımız vardır mutlaka -birçok arkadaşımız siyasetin içinden geli­ yor- sandık tutanağını alamazsınız. Dolayısıyla, sandıkların toplamında partinizin oyuyla ilgili merak  ettiğiniz neticede veya sağlamaya çalıştığınız basanda bir güven problemi yaşanıp yaşanmadığı ko­ nusunda öteden beri hep sıkıntı yaşardık ve burada, bu tutanakların verilme zorunluluğunun getiril­ mesini son derece anlamlı ve yerinde bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.  Her şeyin ötesinde, bizim, bu yasayla ilgili birçok düzenlemenin, Yüksek Seçim Kurulu genel­ geleriyle böyle önemli yasanın yürütülmesi, böyle önemli bir işlemin yürütülmesi, inancıma göre  doğru olmasa gerek. Bunun, mutlaka, bir yasal çerçeveye bütünüyle gelişen şartlar çerçevesinde ka­ vuşturulmasının doğru olacağı inancıyla bu genelgelerdeki, YSK genelgelerindeki bu düzenlemele­ rin yasada yer almasının son derece yerinde olduğunu da bu vesileyle ifade ediyorum.  Hepinize çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.  İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptık­ tan sonra ayn ayrı oylarınıza sunacağım.  18'inci madde üzerinde üç önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  18'inci Maddesi ile değiştirilen 94'üncü maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesinde yer alan "meş­ ruhat verilmek" ibaresinin 'açıklama eklenmek" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Ayla Akat Ata  Batman  Özdal Üçer  Van  Pervin Buldan  İğdır  Akın Birdal  Diyarbakır  Osman Özçelik  Siirt  Sim Sakık  Muş  Hamit Geylani  Hakkâri  Şerafettin Halis  Tunceli  - 8 8 1 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 18. maddesi ile değiştirilen 298 Sayılı Kanunun 94. mad­ desinin (b) ve (c) bentlerinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural K. Erdal Sipahi  İsparta İzmir İzmir  Ertuğrul Kumcuoğlu  Aydın  BAŞKAN - Şimdi, en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 18. maddesi ile değiştirilen 298 sa­ yılı yasanın 94. maddesinin başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Şahin Mengü Atilla Kart İsa Gök  Manisa Konya Mersin  Abdulaziz Yazar Ali İhsan Köktürk Rahmi Güner  Hatay Zonguldak Ordu  Madde 18- 298 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  Madde 94- İlçe seçim kurulu başkanı, seçimin yapıldığı çevrede oy verme hakkına sahip olduğu  halde, görev yaptığı sandığa ait seçmen listesinde kayıtlı bulunmayan sandık kurulu başkan ve üye­ leri ile bina sorumlularının her birine seçmen olduğunu ve hangi seçimde oy kullanabileceğini gös­ teren ve sandık seçmen listesindeki bilgileri kapsayan bir belge verir. Ayrıca, bu seçmenlerin esas  kayıtlı olduğu sandık seçmen listesine meşruhat verilmek üzere kayıtlı bulunduğu sandık kurulu baş­ kanlığına durumu yazı ile bildirir.  Bu madde uyarınca, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından kendilerine oy kullanma hakkı bulun­ duğuna ilişkin olarak belge verilen görevliler, bu belge ile görevli oldukları sandık bölgesinde oy  verirler.  Milletvekilleri ile milletvekili adayları seçmen bilgi kağıdını göstermek suretiyle kayıtlı olduk­ ları seçim çevresi dışında da oylarını kullanabilirler.  Sandık kurulu, bu madde kapsamında oy kullanan kimselerin ilgili belgelerini, oy verme işle­ minden önce alır. Bu belgeler, diğer seçim evrakı ile birlikte ilçe seçim kuruluna teslim edilir.  Bu madde uyarınca oy kullanan seçmenlerin ad ve soyadları ile kimlik bilgileri, oy kullandık­ ları sandık seçmen listesinin sonuna yazılarak, karşısına imzaları alınır."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  - 8 8 2 -
Sayfa 83 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 18. maddesi ile değiştirilen 298 Sayılı Kanunun 94. mad­ desinin (b) ve (c) bentlerinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural K. Erdal Sipahi  İsparta İzmir İzmir  Ertuğrul Kumcuoğlu  Aydın  BAŞKAN - Şimdi, en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 18. maddesi ile değiştirilen 298 sa­ yılı yasanın 94. maddesinin başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Şahin Mengü Atilla Kart İsa Gök  Manisa Konya Mersin  Abdulaziz Yazar Ali İhsan Köktürk Rahmi Güner  Hatay Zonguldak Ordu  Madde 18- 298 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  Madde 94- İlçe seçim kurulu başkanı, seçimin yapıldığı çevrede oy verme hakkına sahip olduğu  halde, görev yaptığı sandığa ait seçmen listesinde kayıtlı bulunmayan sandık kurulu başkan ve üye­ leri ile bina sorumlularının her birine seçmen olduğunu ve hangi seçimde oy kullanabileceğini gös­ teren ve sandık seçmen listesindeki bilgileri kapsayan bir belge verir. Ayrıca, bu seçmenlerin esas  kayıtlı olduğu sandık seçmen listesine meşruhat verilmek üzere kayıtlı bulunduğu sandık kurulu baş­ kanlığına durumu yazı ile bildirir.  Bu madde uyarınca, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından kendilerine oy kullanma hakkı bulun­ duğuna ilişkin olarak belge verilen görevliler, bu belge ile görevli oldukları sandık bölgesinde oy  verirler.  Milletvekilleri ile milletvekili adayları seçmen bilgi kağıdını göstermek suretiyle kayıtlı olduk­ ları seçim çevresi dışında da oylarını kullanabilirler.  Sandık kurulu, bu madde kapsamında oy kullanan kimselerin ilgili belgelerini, oy verme işle­ minden önce alır. Bu belgeler, diğer seçim evrakı ile birlikte ilçe seçim kuruluna teslim edilir.  Bu madde uyarınca oy kullanan seçmenlerin ad ve soyadları ile kimlik bilgileri, oy kullandık­ ları sandık seçmen listesinin sonuna yazılarak, karşısına imzaları alınır."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  - 8 8 2 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Buyurun Sayın Yazar. (CHP sıralarından alkışlar)  ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 490  sıra sayılı kanunun 18'inci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunu­ yorum. Şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değişiklik için önerge verdiğimiz madde sandık seçmen  listesinde kayıtlı olmayan seçmenlerin oy kullanmasıyla ilişkilidir. Önergemizin amacı, kolluk güç­ leriyle ulaştırma görevlilerinin görevli oldukları sandık bölgesinde oy kullanmaları özellikle büyük  şehirlerde seçim sonuçlarını etkileyecek sonuçlar doğurabilir. Bu açıdan kolluk güçleri ile ulaştırma  görevlilerinin kendi sandıklarında oy kullanması ilkesi getirilmiştir.  Değerli milletvekilleri, bu tasarının demokrasiye, hukukun gelişmesine katkıda bulunmasını  beklemek yanlış olacaktır. Halkın gerçek, doğru, akılcı bir seçim yasası isteği ile getirilmek istenen  bu yasanın uzaktan yakından ilgisi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu değişikliğin demokrasiyle, insan  haklarıyla, özgürlüklerle alakası olmadığı açıktır. İktidarın yapmaya çalıştığı yasaların demokratik ol­ duğunu kabul etmek, bunu beklemek de hayalcilik olacaktır.  Bunun bir örneği de görüştüğümüz Seçim Yasası'dır. Seçim Yasası'nda getirdikleri değişiklik­ ler hangi gerekçeyle, hangi ad altında olursa olsun, getirilen değişikliklerin hiçbirinin toplumun ih­ tiyacını karşılamadığı, ancak ve ancak AKP'nin ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğu çok açıktır.  Seçme ve seçilme hakkı kullanılırken son derece hakkaniyetli olunmalı ve evrensel hukuk kuralla­ rına uyulması temel hedef olmalıdır. Bir ülkenin demokratik bir ülke olabilmesi, o ülkenin seçim ka­ nunlarının demokratik olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Yani bir ülkenin seçim kanunları demokratik  hükümler içermiyorsa, o ülkede demokrasiden söz etmek mümkün olmayacaktır.  Görüştüğümüz kanun teklifi maalesef uzlaşmaktan uzak, dayatmacı bir tekliftir. Devlet yetkile­ rini iktidarın emrine vererek seçmen iradesini iktidar istekleri doğrultusunda gerçekleştirmeyi amaç­ lamıştır. Bu teklif Genel Kurula gelmeden, devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının bilgisinden gerektiği  kadar yararlanı İmamı ştır. Bu teklif Komisyonda da alelacele görüşülmüş, Komisyonda Hükümet tek­ lifi tek yanlı olarak değerlendirilmiştir. Seçmen iradesi maalesef hiç dikkate alınmamıştır. Dolayısıyla  bu teklif, üzerinde fazla çalışılmadan ve bir mutabakat sağlanmadan Genel Kurula indirilmiştir.  AKP İktidarı döneminde yasaların dolambaçlı yollarla kendi çıkarlarına göre oluşturulmasına  birçok kez şahit olduk. Yine bu iktidar döneminde çok sıkça şahit olduğumuz diğer bir konu da bazı  valilerin tutum ve davranışlarıyla AKP il başkanı gibi davranmaları olmuştur. Bunun son örneği  seçim bölgem olan Hatay ili ile ilgili yaşanmıştır. Osmaniye Valisi Sayın Celalettin Cerrah Hatay ili  Dörtyol ilçesine bağlı Yeşilköy beldesine yaptığı ziyaret sırasında yaptığı açıklamada Hatay iline  bağlı bazı ilçelerin Osmaniye iline bağlanmasında fayda gördüğünü belirterek bu konuda ön çalışma  yaptıklarını ifade etmiştir. Yine aynı ziyarette Sayın Cerrah gündemde olan Anayasa değişikliği ko­ nusunda görüşlerini belirtmiş "Mecliste muhalefette olan partiler geçmişte 12 Eylül Anayasası'nın  mutlaka değiştirilmesini ifade ederlerken bugün maalesef sadece muhalefet yapmak adına farklı ha­ reket etmektedirler." diye konuşmuştur. Özellikle Sayın Cerrah yaptığı bu açıklama ve değerlendir­ melerde yetkisini ve haddini aşmıştır. Devletin valisi görev yaptığı ilin sınırları içerisinde kendisine  verilen görevlerden sorumludur. İllerin sınırlarını değiştirmek, ilçeleri istediği illere bağlamak diğer  valilerin görevi olmadığı gibi Sayın Cerrah'ın da görevi değildir. Bazı ilçelerimizin il merkezine  uzak olmasıyla ilgili bir sorun yaşanmakta ise bunun çözümü ilçelerimizin başka illere bağlanması  değil İskenderun ilçemizin il yapılmasıdır.  Sayın Cerrah ayrıca yukarıda belirttiğim gibi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 8 8 3 -
Sayfa 84 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Buyurun Sayın Yazar. (CHP sıralarından alkışlar)  ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 490  sıra sayılı kanunun 18'inci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunu­ yorum. Şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değişiklik için önerge verdiğimiz madde sandık seçmen  listesinde kayıtlı olmayan seçmenlerin oy kullanmasıyla ilişkilidir. Önergemizin amacı, kolluk güç­ leriyle ulaştırma görevlilerinin görevli oldukları sandık bölgesinde oy kullanmaları özellikle büyük  şehirlerde seçim sonuçlarını etkileyecek sonuçlar doğurabilir. Bu açıdan kolluk güçleri ile ulaştırma  görevlilerinin kendi sandıklarında oy kullanması ilkesi getirilmiştir.  Değerli milletvekilleri, bu tasarının demokrasiye, hukukun gelişmesine katkıda bulunmasını  beklemek yanlış olacaktır. Halkın gerçek, doğru, akılcı bir seçim yasası isteği ile getirilmek istenen  bu yasanın uzaktan yakından ilgisi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu değişikliğin demokrasiyle, insan  haklarıyla, özgürlüklerle alakası olmadığı açıktır. İktidarın yapmaya çalıştığı yasaların demokratik ol­ duğunu kabul etmek, bunu beklemek de hayalcilik olacaktır.  Bunun bir örneği de görüştüğümüz Seçim Yasası'dır. Seçim Yasası'nda getirdikleri değişiklik­ ler hangi gerekçeyle, hangi ad altında olursa olsun, getirilen değişikliklerin hiçbirinin toplumun ih­ tiyacını karşılamadığı, ancak ve ancak AKP'nin ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğu çok açıktır.  Seçme ve seçilme hakkı kullanılırken son derece hakkaniyetli olunmalı ve evrensel hukuk kuralla­ rına uyulması temel hedef olmalıdır. Bir ülkenin demokratik bir ülke olabilmesi, o ülkenin seçim ka­ nunlarının demokratik olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Yani bir ülkenin seçim kanunları demokratik  hükümler içermiyorsa, o ülkede demokrasiden söz etmek mümkün olmayacaktır.  Görüştüğümüz kanun teklifi maalesef uzlaşmaktan uzak, dayatmacı bir tekliftir. Devlet yetkile­ rini iktidarın emrine vererek seçmen iradesini iktidar istekleri doğrultusunda gerçekleştirmeyi amaç­ lamıştır. Bu teklif Genel Kurula gelmeden, devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının bilgisinden gerektiği  kadar yararlanı İmamı ştır. Bu teklif Komisyonda da alelacele görüşülmüş, Komisyonda Hükümet tek­ lifi tek yanlı olarak değerlendirilmiştir. Seçmen iradesi maalesef hiç dikkate alınmamıştır. Dolayısıyla  bu teklif, üzerinde fazla çalışılmadan ve bir mutabakat sağlanmadan Genel Kurula indirilmiştir.  AKP İktidarı döneminde yasaların dolambaçlı yollarla kendi çıkarlarına göre oluşturulmasına  birçok kez şahit olduk. Yine bu iktidar döneminde çok sıkça şahit olduğumuz diğer bir konu da bazı  valilerin tutum ve davranışlarıyla AKP il başkanı gibi davranmaları olmuştur. Bunun son örneği  seçim bölgem olan Hatay ili ile ilgili yaşanmıştır. Osmaniye Valisi Sayın Celalettin Cerrah Hatay ili  Dörtyol ilçesine bağlı Yeşilköy beldesine yaptığı ziyaret sırasında yaptığı açıklamada Hatay iline  bağlı bazı ilçelerin Osmaniye iline bağlanmasında fayda gördüğünü belirterek bu konuda ön çalışma  yaptıklarını ifade etmiştir. Yine aynı ziyarette Sayın Cerrah gündemde olan Anayasa değişikliği ko­ nusunda görüşlerini belirtmiş "Mecliste muhalefette olan partiler geçmişte 12 Eylül Anayasası'nın  mutlaka değiştirilmesini ifade ederlerken bugün maalesef sadece muhalefet yapmak adına farklı ha­ reket etmektedirler." diye konuşmuştur. Özellikle Sayın Cerrah yaptığı bu açıklama ve değerlendir­ melerde yetkisini ve haddini aşmıştır. Devletin valisi görev yaptığı ilin sınırları içerisinde kendisine  verilen görevlerden sorumludur. İllerin sınırlarını değiştirmek, ilçeleri istediği illere bağlamak diğer  valilerin görevi olmadığı gibi Sayın Cerrah'ın da görevi değildir. Bazı ilçelerimizin il merkezine  uzak olmasıyla ilgili bir sorun yaşanmakta ise bunun çözümü ilçelerimizin başka illere bağlanması  değil İskenderun ilçemizin il yapılmasıdır.  Sayın Cerrah ayrıca yukarıda belirttiğim gibi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 8 8 3 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ABDULAZİZ YAZAR (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  ...Anayasa değişikliği konusunda yaptığı açıklamada "Muhalefet partileri bugün maalesef sa­ dece muhalefet yapmak adına farklı hareket etmektedirler." diyerek vali olduğu bilincini unutmuş,  siyasi bir partinin üyesi gibi yorum yapmış, haddini aşmıştır.  AKP Hükümeti döneminde sıkça yaşanmaya başlanan bu durumdan vatandaşlarımız rahatsızdır.  Kamu görevlisi yani devlet memuru olan kişiler politik taraf olamazlar. Sayın Cerrah'm açıklamaları  ayrıca devlet geleneklerimize yakışmamıştır. Önümüzde genel bir seçim vardır. Bu seçimlere bu gibi  davranışlarda bulunan bu gibi valilerle nasıl gideceğiz? İllerinde seçimlerin sağlıklı ve güvenli bir şe­ kilde yapılmasını sağlamakla görevli yöneticilerin başında gelen valilerin tarafsız olması gerekmez  midir? Seçim Yasası değiştirilmeden önce bu tür olumsuz davranışların ortadan kaldırılması gereklidir.  Herkesi bir kez daha görev ve sorumluluklannın gereğini yapmaya davet ediyor, Genel Kurula  saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı istiyorsunuz.  Yoklama talebi vardır. İsimleri tespit ediyoruz.  Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Gök, Sayın Bingöl, Sayın Barış, Sayın Yazar, Sayın Diren, Sayın  Küçük, Sayın Paçarız, Sayın Anadol, Sayın Oksal, Sayın Arat, Sayın Emek, Sayın Güner, Sayın  Seçer, Sayın Köktürk, Sayın Öztürk, Sayın Sönmez, Sayın Erten, Sayın Yalçınkaya, Sayın Özkan,  Sayın Tüzün.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Unlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür 'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Millet­ vekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Sevahir  Bayındır 'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri izmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin  Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi  ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636,  2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (Devam)  - 8 8 4 -
Sayfa 85 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ABDULAZİZ YAZAR (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  ...Anayasa değişikliği konusunda yaptığı açıklamada "Muhalefet partileri bugün maalesef sa­ dece muhalefet yapmak adına farklı hareket etmektedirler." diyerek vali olduğu bilincini unutmuş,  siyasi bir partinin üyesi gibi yorum yapmış, haddini aşmıştır.  AKP Hükümeti döneminde sıkça yaşanmaya başlanan bu durumdan vatandaşlarımız rahatsızdır.  Kamu görevlisi yani devlet memuru olan kişiler politik taraf olamazlar. Sayın Cerrah'm açıklamaları  ayrıca devlet geleneklerimize yakışmamıştır. Önümüzde genel bir seçim vardır. Bu seçimlere bu gibi  davranışlarda bulunan bu gibi valilerle nasıl gideceğiz? İllerinde seçimlerin sağlıklı ve güvenli bir şe­ kilde yapılmasını sağlamakla görevli yöneticilerin başında gelen valilerin tarafsız olması gerekmez  midir? Seçim Yasası değiştirilmeden önce bu tür olumsuz davranışların ortadan kaldırılması gereklidir.  Herkesi bir kez daha görev ve sorumluluklannın gereğini yapmaya davet ediyor, Genel Kurula  saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı istiyorsunuz.  Yoklama talebi vardır. İsimleri tespit ediyoruz.  Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Gök, Sayın Bingöl, Sayın Barış, Sayın Yazar, Sayın Diren, Sayın  Küçük, Sayın Paçarız, Sayın Anadol, Sayın Oksal, Sayın Arat, Sayın Emek, Sayın Güner, Sayın  Seçer, Sayın Köktürk, Sayın Öztürk, Sayın Sönmez, Sayın Erten, Sayın Yalçınkaya, Sayın Özkan,  Sayın Tüzün.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile  Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Unlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür 'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Millet­ vekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Sevahir  Bayındır 'ın, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri izmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin  Milletvekili Mehmet Şandır 'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi  ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu (2/636,  2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (Devam)  - 8 8 4 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 18. maddesi ile değiştirilen 298 Sayılı Kanunun 94. mad­ desinin (b) ve (c) bentlerinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 18'inci  maddeyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu önerge hakkında söz almış bulu­ nuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Bu önergemizde (b) ve (c) bentlerinin teklif metninden çıkarılmasını teklif ettik. Açıkçası şudur:  Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin ve ilçe seçim kurulu tarafından sandık ku­ rulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin kayıtlı oldukları sandıklarda oy  kullanmaları; görevlendirildikleri yerlerde oy kullanmalarının özellikle iradenin tecellisine, millî ira­ denin tecellisine zarar verebileceğini düşünerek biz bu öneride bulunduk. Hele büyük şehirleri dü­ şündüğümüzde...  Sayın Başkanım, Genel Kurulda bir uğultu var efendim.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Yoklama sayısı isteyip zorla bizi içeri getiriyorsunuz, sessiz dinle­ yin diyorsunuz.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...  Buyurun Sayın Korkmaz.  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Özellikle büyük şehirleri düşündüğümüz zaman şoförlerin, bazı sandıkların başlarında sayılarının  60'ı, 70'i bulduğunu ve güvenlik güçlerinin 250-300, hatta 500'e kadar çıktığını biliyoruz. Biz bunları  dillendirdiğimiz zaman teklif sahibi Sayın İpek bize sinirleniyor biraz. Yani "Sadece milletvekili se­ çimlerinde oy kullanacaklar, mahallî seçimlerde yine kayıtlı oldukları yerlerde oy kullanacaklar." diyor  ama uygulamada değişen bir şey yok kıymetli arkadaşlarım. Ben, eski bir mülki amir olarak, birkaç se­ çimi yaşamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Güvenliği sağlamak üzere ilçe seçim kumlundan bir yazı  geldiği zaman biz bu güvenlik görevlilerinin planlamasını yapar ve ilçe seçim kuruluna bilgi veririz, ama  bu bilgilendirmede güvenlik görevlilerinin isimleri sayılmaz. Yani, "Şu TC kimlik numaralı, işte filan  polis memuru, feşmekan sandıkta görevlendirilmiştir." denmez. Dolayısıyla, bu sirkülasyonu takip et­ mekte ciddi güçlükler vardır. Ben bunun özellikle düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca, artık  bu klasik yöntemlerden bütün çağdaş ülkeler gibi vazgeçmemiz gerektiğini, bütün yine uygar, medeni  ülkelerde uygulamada olan elektronik oy kullanma sistemlerinin bir şekilde ülkemize adapte edilmesi  gerektiğinin zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Eğer böyle olursa da, özellikle seçim huzurunun sağ­ lanması ve milletin birbirine düşmesinin de önüne geçilecektir diye düşünüyorum.  - 8 8 5 -
Sayfa 86 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 18. maddesi ile değiştirilen 298 Sayılı Kanunun 94. mad­ desinin (b) ve (c) bentlerinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 18'inci  maddeyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu önerge hakkında söz almış bulu­ nuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Bu önergemizde (b) ve (c) bentlerinin teklif metninden çıkarılmasını teklif ettik. Açıkçası şudur:  Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin ve ilçe seçim kurulu tarafından sandık ku­ rulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin kayıtlı oldukları sandıklarda oy  kullanmaları; görevlendirildikleri yerlerde oy kullanmalarının özellikle iradenin tecellisine, millî ira­ denin tecellisine zarar verebileceğini düşünerek biz bu öneride bulunduk. Hele büyük şehirleri dü­ şündüğümüzde...  Sayın Başkanım, Genel Kurulda bir uğultu var efendim.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Yoklama sayısı isteyip zorla bizi içeri getiriyorsunuz, sessiz dinle­ yin diyorsunuz.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...  Buyurun Sayın Korkmaz.  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Özellikle büyük şehirleri düşündüğümüz zaman şoförlerin, bazı sandıkların başlarında sayılarının  60'ı, 70'i bulduğunu ve güvenlik güçlerinin 250-300, hatta 500'e kadar çıktığını biliyoruz. Biz bunları  dillendirdiğimiz zaman teklif sahibi Sayın İpek bize sinirleniyor biraz. Yani "Sadece milletvekili se­ çimlerinde oy kullanacaklar, mahallî seçimlerde yine kayıtlı oldukları yerlerde oy kullanacaklar." diyor  ama uygulamada değişen bir şey yok kıymetli arkadaşlarım. Ben, eski bir mülki amir olarak, birkaç se­ çimi yaşamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Güvenliği sağlamak üzere ilçe seçim kumlundan bir yazı  geldiği zaman biz bu güvenlik görevlilerinin planlamasını yapar ve ilçe seçim kuruluna bilgi veririz, ama  bu bilgilendirmede güvenlik görevlilerinin isimleri sayılmaz. Yani, "Şu TC kimlik numaralı, işte filan  polis memuru, feşmekan sandıkta görevlendirilmiştir." denmez. Dolayısıyla, bu sirkülasyonu takip et­ mekte ciddi güçlükler vardır. Ben bunun özellikle düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca, artık  bu klasik yöntemlerden bütün çağdaş ülkeler gibi vazgeçmemiz gerektiğini, bütün yine uygar, medeni  ülkelerde uygulamada olan elektronik oy kullanma sistemlerinin bir şekilde ülkemize adapte edilmesi  gerektiğinin zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Eğer böyle olursa da, özellikle seçim huzurunun sağ­ lanması ve milletin birbirine düşmesinin de önüne geçilecektir diye düşünüyorum.  - 8 8 5 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Millî teknoloji şirketimiz HAVELSAN, bu seçim kanunu görüşülmeden önce bizleri özellikle zi­ yaret ettiler ve oy kullanmada iradenin tecellisinde mahremiyeti tesis etmede hata payını neredeyse  sıfıra indirecek bir sistemi tanıttılar, elektronik seçim programını tanıttılar. HAVELSAN'ın bu öne­ risi, gerçekten bizlere de çok makul geldi ve birçok sorunu ortadan kaldıracağını düşünüyoruz. Cam  sandıklar, oy verme kabinleri gibi şekle, görüntüye hizmet edecek ancak millî iradenin tecellisinde  dürüstlük ve hakkaniyete belki de hiçbir katkısı olmayacak, yine depolarda bekleyen trilyonlarca li­ ralık malzemenin de kullanılmayacağını düşünürsek, devlete trilyonlarca liralık ek külfet getirecek  bu sistemden vazgeçip bu elektronik seçim programlarını görmek, varsa eksikliklerini birlikte gi­ dermek daha doğrudur diye düşünüyorum.  SEÇSİS'le ilgili önergemizi verdik. Kabul edileceğini düşünüyoruz. SEÇSİS'te zaten büyük bir  şayia, büyük bir dedikodu türemişti. Doğrusu, merak ediyorum, bundan sonra, bu şayialardan sonra  gerek Yüksek Seçim Kurulunun gerekse Adalet Bakanlığının bu konuları araştırıp, bir rapor hâline  getirip getirmediğini merak ediyorum. Böyle bir şey varsa da doğrusu Meclisimizle paylaşmanın,  milleti aydınlatmanın bir gereği olduğunu düşünüyorum.  Önergemize destek vermeniz gerektiğini ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  18'inci Maddesi ile değiştirilen 94'üncü maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesinde yer alan "meş­ ruhat verilmek" ibaresinin 'açıklama eklenmek" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Halis.  ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de görüşülmekte  olan tasarı üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla  selamlıyorum.  Tabii tüm dünyada seçimler, artık hukukun, adaletin ve demokrasinin birer ölçümetresi hâline  gelmiştir ancak Türkiye'ye bakıldığında ne yazık ki bu ölçümetre, toplumsal sorunları konuştuğumuz  her cümlenin başında "ne yazık ki" dedirten bir durumdadır. Özellikle burada konuşan milletvekili  arkadaşlarımızın, halkın iradesinin temsiliyeti üzerinde söz söylemeleri üzerine şunu söyleme ge­ reği duyuyorum: Teknik iyileştirmelerle halkın iradesinin Parlamentoya yansıtılmasının bir yol ve  yöntemi bulunamaz. Halkın iradesinin Parlamentoya yansıtılmasının tek bir yolu var, o da seçim ba­ rajının düşürülmesi.  - 8 8 6 -
Sayfa 87 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 3  Millî teknoloji şirketimiz HAVELSAN, bu seçim kanunu görüşülmeden önce bizleri özellikle zi­ yaret ettiler ve oy kullanmada iradenin tecellisinde mahremiyeti tesis etmede hata payını neredeyse  sıfıra indirecek bir sistemi tanıttılar, elektronik seçim programını tanıttılar. HAVELSAN'ın bu öne­ risi, gerçekten bizlere de çok makul geldi ve birçok sorunu ortadan kaldıracağını düşünüyoruz. Cam  sandıklar, oy verme kabinleri gibi şekle, görüntüye hizmet edecek ancak millî iradenin tecellisinde  dürüstlük ve hakkaniyete belki de hiçbir katkısı olmayacak, yine depolarda bekleyen trilyonlarca li­ ralık malzemenin de kullanılmayacağını düşünürsek, devlete trilyonlarca liralık ek külfet getirecek  bu sistemden vazgeçip bu elektronik seçim programlarını görmek, varsa eksikliklerini birlikte gi­ dermek daha doğrudur diye düşünüyorum.  SEÇSİS'le ilgili önergemizi verdik. Kabul edileceğini düşünüyoruz. SEÇSİS'te zaten büyük bir  şayia, büyük bir dedikodu türemişti. Doğrusu, merak ediyorum, bundan sonra, bu şayialardan sonra  gerek Yüksek Seçim Kurulunun gerekse Adalet Bakanlığının bu konuları araştırıp, bir rapor hâline  getirip getirmediğini merak ediyorum. Böyle bir şey varsa da doğrusu Meclisimizle paylaşmanın,  milleti aydınlatmanın bir gereği olduğunu düşünüyorum.  Önergemize destek vermeniz gerektiğini ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  18'inci Maddesi ile değiştirilen 94'üncü maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesinde yer alan "meş­ ruhat verilmek" ibaresinin 'açıklama eklenmek" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Halis.  ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de görüşülmekte  olan tasarı üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla  selamlıyorum.  Tabii tüm dünyada seçimler, artık hukukun, adaletin ve demokrasinin birer ölçümetresi hâline  gelmiştir ancak Türkiye'ye bakıldığında ne yazık ki bu ölçümetre, toplumsal sorunları konuştuğumuz  her cümlenin başında "ne yazık ki" dedirten bir durumdadır. Özellikle burada konuşan milletvekili  arkadaşlarımızın, halkın iradesinin temsiliyeti üzerinde söz söylemeleri üzerine şunu söyleme ge­ reği duyuyorum: Teknik iyileştirmelerle halkın iradesinin Parlamentoya yansıtılmasının bir yol ve  yöntemi bulunamaz. Halkın iradesinin Parlamentoya yansıtılmasının tek bir yolu var, o da seçim ba­ rajının düşürülmesi.  - 8 8 6 - T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 8 8 7 - Tabii bu yasa tasarılarıyla, yeni düzenlemelerle yeni iyileştirmeler yapılmak isteniyor ancak bu­ güne kadar AKP'nin yapmış olduğu iyileştirmelerde ne yazık ki her iyileştirmeden sonra bir önceki  durum aranır hâle gelmiştir. Örneğin, bu tasarıyla ilçe seçim kurulu başkanı seçimin yapıldığı çev­ rede oy verme hakkına sahip olduğu hâlde, görev yaptığı sandığa ait seçmen listesinde kayıtlı bu­ lunmayan, seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk kuvvetlerinin, yine ilçe seçim kurulu  tarafından sandık kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin ilçe seçim  kurulu başkanının vermiş olduğu imzalı, yazılı bir kartla, bir kâğıtla, bir pusulayla oy kullanmaları  sağlanacak. Şimdi, kimin bir yazısıyla, imzasıyla oy kullanılacak? Yasaların ötesinde, bir ilçe seçim  kurulu başkanı tarafından verilecek. Tabii, bu, yasaya bağlanacak.  Şimdi, değerli milletvekilleri, bugüne kadar Türkiye'de askerin, güvenlik güçlerinin kendisini  toplum üzerinde bir erk gördüğü ve yine bu ülkenin doğusunda, kararnamelerle idare edilen bu ül­ kenin doğusunda askerin ve kolluk güçlerinin kendisini bir baskı gücü hâline getirdiği bir yerde, yine  askerin ve kolluk kuvvetlerinin belli yargı mensuplarıyla bir konsept oluşturduğu bir yerde böyle bir  uygulamanın sonuçları ne olur bir bakalım: Bugüne kadar bu ülkenin doğusunda, özellikle Kürtlerin  Parlamentoya gelmek için 1995 seçimlerinde "HADEP" adıyla seçimlere girmesiyle beraber kolluk  kuvvetleri tarafından uygulanan bir yığın engel vardı. Neydi bunlar? Sandık güvenliğini sağlamakla  görevli olan kolluk kuvvetleri, sandıklara 100 metre dahi yanaşmaması, yaklaşmaması gerekirken  sandıkları zapturapt altına alıyorlardı. Öyle ki sandık bölgesi kuşatılıyordu. Yine karakol komutan­ ları, köy muhtarlarını ve halktan belli kişileri çağırarak kime, nasıl, nerede oy vermeleri ya da ver­ memeleri noktasında telkin ve tehditlerde bulunuyorlardı. Yine sayımlar neredeyse halktan uzak,  gizlilik esası, ilkesi içinde yapılmaya çalışılıyordu ve siyasi partilere mensup ya da bağımsız aday­ ların görevlendirmiş olduğu kişiler sandık başlarından uzaklaştırılıyordu. Yine, kolluk kuvvetleri,  dengeleri bekleyerek seçimin son dakikalarına kadar oy kullandırtmadıklan güvenlik görevlilerine tel­ sizlerle ve sair iletişim araçlarıyla, hangi adaya oy kullanmaları gerektiğinin anonslarını veriyorlardı  ve işine gelmediği siyasi partilerin -ki benim mensup olduğum partinin ya da gelenekten gelmiş ol­ duğum partilerin- ulaşım hakkı engelleniyordu, propaganda hakkı engelleniyordu ve o halkın ana  dili olan -ki en anlaşılır, kendileri için, dil olan- dille propagandası engelleniyordu.  Şimdi, böyle bir durumda, bunlar yaşanmışken, bu yeni düzenlemeyle, sandık güvenliğini sağ­ lamak için, o sandık bölgesine gönderilen ama orada oy kullanma hakkı olmayanlara oy kullanma  hakkı veriliyor. Şimdi, küçük ilçelerde ve Türkiye'nin beldelerinde, büyük oranda, 50 oyun, 40 oyun,  hatta 30 oyun kader belirlediği bu alanlarda, 100 tane, 200 tane güvenlik mensubunun orada oy kul­ lanmış olabileceğini düşünün. Bu hesabın altında biz çok iyimser bir niyetin olduğuna inanmıyoruz.  Bugüne kadar hiç...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Daha önce de küçük beldeleri oy oranı itibarıyla kapatıp  belli beldeleri birleştirerek kendileri üzerine lehte bir denge yaratmak için hesap tutanların da böyle  bir yasa tasarısıyla güvenlik güçleri üzerinden sonuç almaya çalıştığını herkesin bilmesi gerekir.  Ve ben diliyorum ve umuyorum ki halkın iradesini Parlamentoya yansıtabilecek bir seçim ya­ sası olsun ama bu, bundan uzak. Bizim verdiğimiz önergenin de yine bu Meclisten, özellikle AKP  sıralarından reddedileceğini biliyorum ve bu yasa tasarısının, esası itibarıyla, Türkiye demokrasi­ sine, Kürtlere, Alevilere, ötekilere ve emekçilere bir yarar getirmeyeceğine inanıyorum ve bu inan­ çla sizleri tekrardan selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
Sayfa 88 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 8 8 7 - Tabii bu yasa tasarılarıyla, yeni düzenlemelerle yeni iyileştirmeler yapılmak isteniyor ancak bu­ güne kadar AKP'nin yapmış olduğu iyileştirmelerde ne yazık ki her iyileştirmeden sonra bir önceki  durum aranır hâle gelmiştir. Örneğin, bu tasarıyla ilçe seçim kurulu başkanı seçimin yapıldığı çev­ rede oy verme hakkına sahip olduğu hâlde, görev yaptığı sandığa ait seçmen listesinde kayıtlı bu­ lunmayan, seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk kuvvetlerinin, yine ilçe seçim kurulu  tarafından sandık kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin ilçe seçim  kurulu başkanının vermiş olduğu imzalı, yazılı bir kartla, bir kâğıtla, bir pusulayla oy kullanmaları  sağlanacak. Şimdi, kimin bir yazısıyla, imzasıyla oy kullanılacak? Yasaların ötesinde, bir ilçe seçim  kurulu başkanı tarafından verilecek. Tabii, bu, yasaya bağlanacak.  Şimdi, değerli milletvekilleri, bugüne kadar Türkiye'de askerin, güvenlik güçlerinin kendisini  toplum üzerinde bir erk gördüğü ve yine bu ülkenin doğusunda, kararnamelerle idare edilen bu ül­ kenin doğusunda askerin ve kolluk güçlerinin kendisini bir baskı gücü hâline getirdiği bir yerde, yine  askerin ve kolluk kuvvetlerinin belli yargı mensuplarıyla bir konsept oluşturduğu bir yerde böyle bir  uygulamanın sonuçları ne olur bir bakalım: Bugüne kadar bu ülkenin doğusunda, özellikle Kürtlerin  Parlamentoya gelmek için 1995 seçimlerinde "HADEP" adıyla seçimlere girmesiyle beraber kolluk  kuvvetleri tarafından uygulanan bir yığın engel vardı. Neydi bunlar? Sandık güvenliğini sağlamakla  görevli olan kolluk kuvvetleri, sandıklara 100 metre dahi yanaşmaması, yaklaşmaması gerekirken  sandıkları zapturapt altına alıyorlardı. Öyle ki sandık bölgesi kuşatılıyordu. Yine karakol komutan­ ları, köy muhtarlarını ve halktan belli kişileri çağırarak kime, nasıl, nerede oy vermeleri ya da ver­ memeleri noktasında telkin ve tehditlerde bulunuyorlardı. Yine sayımlar neredeyse halktan uzak,  gizlilik esası, ilkesi içinde yapılmaya çalışılıyordu ve siyasi partilere mensup ya da bağımsız aday­ ların görevlendirmiş olduğu kişiler sandık başlarından uzaklaştırılıyordu. Yine, kolluk kuvvetleri,  dengeleri bekleyerek seçimin son dakikalarına kadar oy kullandırtmadıklan güvenlik görevlilerine tel­ sizlerle ve sair iletişim araçlarıyla, hangi adaya oy kullanmaları gerektiğinin anonslarını veriyorlardı  ve işine gelmediği siyasi partilerin -ki benim mensup olduğum partinin ya da gelenekten gelmiş ol­ duğum partilerin- ulaşım hakkı engelleniyordu, propaganda hakkı engelleniyordu ve o halkın ana  dili olan -ki en anlaşılır, kendileri için, dil olan- dille propagandası engelleniyordu.  Şimdi, böyle bir durumda, bunlar yaşanmışken, bu yeni düzenlemeyle, sandık güvenliğini sağ­ lamak için, o sandık bölgesine gönderilen ama orada oy kullanma hakkı olmayanlara oy kullanma  hakkı veriliyor. Şimdi, küçük ilçelerde ve Türkiye'nin beldelerinde, büyük oranda, 50 oyun, 40 oyun,  hatta 30 oyun kader belirlediği bu alanlarda, 100 tane, 200 tane güvenlik mensubunun orada oy kul­ lanmış olabileceğini düşünün. Bu hesabın altında biz çok iyimser bir niyetin olduğuna inanmıyoruz.  Bugüne kadar hiç...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Daha önce de küçük beldeleri oy oranı itibarıyla kapatıp  belli beldeleri birleştirerek kendileri üzerine lehte bir denge yaratmak için hesap tutanların da böyle  bir yasa tasarısıyla güvenlik güçleri üzerinden sonuç almaya çalıştığını herkesin bilmesi gerekir.  Ve ben diliyorum ve umuyorum ki halkın iradesini Parlamentoya yansıtabilecek bir seçim ya­ sası olsun ama bu, bundan uzak. Bizim verdiğimiz önergenin de yine bu Meclisten, özellikle AKP  sıralarından reddedileceğini biliyorum ve bu yasa tasarısının, esası itibarıyla, Türkiye demokrasi­ sine, Kürtlere, Alevilere, ötekilere ve emekçilere bir yarar getirmeyeceğine inanıyorum ve bu inan­ çla sizleri tekrardan selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  TBMM B :83 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 8 8 - BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  19'uncu madde üzerinde üç önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hak­ kında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çer­ çeve 19'uncu Maddesi ile değiştirilen 98'inci maddesinin dördüncü fıkrası birinci cümlesinde yer  alan "...tamamı yırtılmış..." ibaresinin "bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış veya koparılmış" şek­ linde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Osman Özçelik  Batman İğdır Siirt  Sırrı Sakık Akın Birdal Özdal Üçer  Muş Diyarbakır Van  Hamit Geylani Ufuk Uras  Hakkâri İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 19  uncu maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun 98 inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Fehmi Murat Sönmez Hulusi Güvel Ali İhsan Köktürk  Eskişehir Adana Zonguldak  Ali Oksal Turgut Dibek  Mersin Kırklareli  "Sandık, yukarıdaki maddelerde belirtilen iş ve işlemler tamamlandıktan sonra, oy verme yö­ nünde hazır bulunanların gözü önünde, sandık kurulu başkanı ve sandık kurulu üyeleri tarafından  birlikte açılır."  BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 19. maddesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve tek­ lif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Rıdvan Yalçın  Konya Mersin Ordu  Oktay Vural S. Nevzat Korkmaz Behiç Çelik  İzmir İsparta Mersin
Sayfa 89 -
TBMM B :83 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 8 8 - BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  19'uncu madde üzerinde üç önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hak­ kında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çer­ çeve 19'uncu Maddesi ile değiştirilen 98'inci maddesinin dördüncü fıkrası birinci cümlesinde yer  alan "...tamamı yırtılmış..." ibaresinin "bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış veya koparılmış" şek­ linde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Osman Özçelik  Batman İğdır Siirt  Sırrı Sakık Akın Birdal Özdal Üçer  Muş Diyarbakır Van  Hamit Geylani Ufuk Uras  Hakkâri İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 19  uncu maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun 98 inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Fehmi Murat Sönmez Hulusi Güvel Ali İhsan Köktürk  Eskişehir Adana Zonguldak  Ali Oksal Turgut Dibek  Mersin Kırklareli  "Sandık, yukarıdaki maddelerde belirtilen iş ve işlemler tamamlandıktan sonra, oy verme yö­ nünde hazır bulunanların gözü önünde, sandık kurulu başkanı ve sandık kurulu üyeleri tarafından  birlikte açılır."  BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 19. maddesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve tek­ lif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Rıdvan Yalçın  Konya Mersin Ordu  Oktay Vural S. Nevzat Korkmaz Behiç Çelik  İzmir İsparta Mersin  T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 8 8 9 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Yalçın. (MHP sıralarından alkışlar)  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülen tasarının  19'uncu maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu ve­ sileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, önergemizle, maddede yapılan yeni düzenlemenin mahzurlarına dikkat  çekiyoruz. Öncelikle, özellikle oy zarflarının iki defa sayılacağı, bu iki sayım arasında fark olursa  üçüncü kez sayım yapılacağı ve sonucuna göre işlem yapılacağı belirtilmektedir.  Değerli arkadaşlarım, bu ne anlama gelmektedir? Üçüncü kez sayımdan da farklı bir sonuç çı­ karsa, ilk iki sayımı teyit etmeyen bir sonuç çıkarsa hangi sayım esas alınacaktır? Burada itiraz ol­ madan ikinci bir sayım yapılmasını genel hukuk ilkelerine aykırı buluyoruz. Madde metninde de bu  üçüncü sayımın da farklı çıkması hâlinde ne yapılacağı belirlenmiş değildir. Hâlihazır uygulamanın  daha doğru olduğunu, itiraz üzerine tekrar saymanın daha doğru olduğunu düşünüyoruz.  Sayın Başkanım, arkadaşlarımızın sohbet etme hakkına saygı duyuyorum ama dışarıda yapsa­ lar da bizim de konuşma hakkımıza saygı duysalar diyorum, ne dersiniz acaba?  BAŞKAN - Ben de sizinle aynı fikirdeyim.  Sayın milletvekilleri, sükûneti lütfen tesis edelim.  Buyurun Sayın Hatip.  RIDVAN YALÇIN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, ülkemiz bir seçim atmosferine girmiş,  iktidarın kendisi dışındaki hiçbir toplumsal merkezin görüşlerine değer vermediği bir ortamda bu  görüşmeyi yapıyoruz. Seçim kanunları bir Parlamentonun yenilendiği, meşruiyetinin tartışılmadığı  bir dönemde yapılmalıdır diye düşünüyoruz. Bu sebeple bugünkü Parlamento yapısının bir seçim  kanunu yapmaya çok müsait olmadığı inancındayım. Bu görüşmelerin sakin geçiyor olması, seçim  kanunları üzerinde bir değişiklik olmasına rağmen sakin geçiyor olması -bana göre- getirilen tekli­ fin doğruluğundan değil içeriğinin boş olmasından kaynaklanmaktadır. Tasarı uygulamada karşılığı  olmayan bir iki rötuş getirmektedir. Seçim ve siyasi partiler alanında hiçbir tartışma alanı tasarı içe­ risinde yer almamaktadır.  Değerli arkadaşlarım, Anayasa'nın 67'nci maddesinde siyasi haklara işaret edildikten sonra se­ çimler ve halk oylamasının usulü gösterilmektedir. Buna göre seçimler serbest, eşit, gizli, genel oy,  açık sayım esaslarına göre yargı gözetimi altında yapılacaktır. Demokrasi her şeyden önce birey bi­ linciyle başlamaktadır. Cumhuriyetin en önemli turnusolü de bireydir.  Değerli arkadaşlarım, cumhuriyet kitleden, tebaadan, müritten, mensupluktan bireyliğe terfi edi­ len bir rejimin adıdır. Bu anlamıyla demokrasi ise bu terfınin çerçevesini çizecek rejimin adıdır. Bu  noktada her şey yasa yapmak, yasada kazuistik yöntemlerle bunları saymak yerine demokrasiyi iç- selleştirmekle ilgili bir problemle karşı karşıyayız.
Sayfa 90 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 8 8 9 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Yalçın. (MHP sıralarından alkışlar)  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülen tasarının  19'uncu maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu ve­ sileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, önergemizle, maddede yapılan yeni düzenlemenin mahzurlarına dikkat  çekiyoruz. Öncelikle, özellikle oy zarflarının iki defa sayılacağı, bu iki sayım arasında fark olursa  üçüncü kez sayım yapılacağı ve sonucuna göre işlem yapılacağı belirtilmektedir.  Değerli arkadaşlarım, bu ne anlama gelmektedir? Üçüncü kez sayımdan da farklı bir sonuç çı­ karsa, ilk iki sayımı teyit etmeyen bir sonuç çıkarsa hangi sayım esas alınacaktır? Burada itiraz ol­ madan ikinci bir sayım yapılmasını genel hukuk ilkelerine aykırı buluyoruz. Madde metninde de bu  üçüncü sayımın da farklı çıkması hâlinde ne yapılacağı belirlenmiş değildir. Hâlihazır uygulamanın  daha doğru olduğunu, itiraz üzerine tekrar saymanın daha doğru olduğunu düşünüyoruz.  Sayın Başkanım, arkadaşlarımızın sohbet etme hakkına saygı duyuyorum ama dışarıda yapsa­ lar da bizim de konuşma hakkımıza saygı duysalar diyorum, ne dersiniz acaba?  BAŞKAN - Ben de sizinle aynı fikirdeyim.  Sayın milletvekilleri, sükûneti lütfen tesis edelim.  Buyurun Sayın Hatip.  RIDVAN YALÇIN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, ülkemiz bir seçim atmosferine girmiş,  iktidarın kendisi dışındaki hiçbir toplumsal merkezin görüşlerine değer vermediği bir ortamda bu  görüşmeyi yapıyoruz. Seçim kanunları bir Parlamentonun yenilendiği, meşruiyetinin tartışılmadığı  bir dönemde yapılmalıdır diye düşünüyoruz. Bu sebeple bugünkü Parlamento yapısının bir seçim  kanunu yapmaya çok müsait olmadığı inancındayım. Bu görüşmelerin sakin geçiyor olması, seçim  kanunları üzerinde bir değişiklik olmasına rağmen sakin geçiyor olması -bana göre- getirilen tekli­ fin doğruluğundan değil içeriğinin boş olmasından kaynaklanmaktadır. Tasarı uygulamada karşılığı  olmayan bir iki rötuş getirmektedir. Seçim ve siyasi partiler alanında hiçbir tartışma alanı tasarı içe­ risinde yer almamaktadır.  Değerli arkadaşlarım, Anayasa'nın 67'nci maddesinde siyasi haklara işaret edildikten sonra se­ çimler ve halk oylamasının usulü gösterilmektedir. Buna göre seçimler serbest, eşit, gizli, genel oy,  açık sayım esaslarına göre yargı gözetimi altında yapılacaktır. Demokrasi her şeyden önce birey bi­ linciyle başlamaktadır. Cumhuriyetin en önemli turnusolü de bireydir.  Değerli arkadaşlarım, cumhuriyet kitleden, tebaadan, müritten, mensupluktan bireyliğe terfi edi­ len bir rejimin adıdır. Bu anlamıyla demokrasi ise bu terfınin çerçevesini çizecek rejimin adıdır. Bu  noktada her şey yasa yapmak, yasada kazuistik yöntemlerle bunları saymak yerine demokrasiyi iç- selleştirmekle ilgili bir problemle karşı karşıyayız.  TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 9 0 - 1  Şimdi, Anayasa'da yazan ya da yasalarda yazan bu temel ilkelerin pratik hayatta ne kadar kar­ şılığının olduğuna bakmak gerekir. Mesela, oyun gizliliği pratik hayatta ne kadar sağlanabilmekte­ dir? Oyun gizliliği de serbestlikle, seçimlerin serbestliğiyle doğrudan ilgili olmasına rağmen bununla  fiilî yaşamda ne kadar karşılaştığımızı, karşı karşıya kaldığımızı sizlerle paylaşmak istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, oy neden gizlidir diye düşündüğümüzde, bunun sebebi, seçmen iradesini,  seçmen iradesi üzerinde baskı kurmaya meyilli resmî, gayriresmî, legal, illegal yapılara karşı serbest  tutmak ve seçmenin vicdani bireysel kanaatini oyuna yansıtmasını temin etmek adına bu gizlilik  getirilmektedir.  Şimdi, 200 kişinin oy kullandığı sandıklar gizlilik için acaba yeterli midir? Akraba ya da aynı  sitede, aynı apartman içerisinde oturan insanların aynı sandıkta oy kullandığı bir atmosferde bu ki­ şilerin seçim öncesi baskıya maruz kaldıkları hepimizin karşılaştığı bir vakıadır. Köylerde bu baskı  daha barizdir. Bazen gönderilen bir iş makinesinin tulum oy çıkmazsa geri alınacağı tehdidi sonucu  belirlemektedir, bazen tulum oyu çıkmasıyla insanların hayatları tehlike altına girebilmektedir. Birey,  birçok açıdan özgür iradesiyle oyunu kullanamamaktadır. Birey, çoğu zaman iktidarı elinde bulun­ duranların ya da artık ölçüsü kaçmış, sayısız lokal iktidarcıkların baskısı altındadır. Bu nedenle, sa­ mimi bir seçim kanunu ilk önce oyun gizliliğini sağlamaya dönük olmalıdır. Bunun için sandık  seçmen sayıları artırılmalı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  RIDVAN YALÇIN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  ...en azından aynı koridorda kullanılan oyların birlikte büyük bir masa etrafında boşaltılarak  sayımının birlikte yapılması düşünülmelidir. Oy verme işlemi dışında, değerli milletvekilleri, bütün  seçim işlemlerinin mutlaka kamera kaydı altına alınması gerektiğini öneriyoruz. Bu şekilde yapılması  hâlinde vatandaşın oy kullanması dışındaki iradesini etkileyecek bütün unsurlardan uzaklaştığı bir  ortam söz konusu olabilecektir. Tabii bu şekilde yapılan kayıtların partilerin merkezlerinde de oluş­ turulacak sistemle canlı izlenmesi de mümkün olabilecektir.  Yine değerli arkadaşlarım, bir önerimiz daha, oyun gizliliği prensibi doğrultusunda oyların  mutlaka bir optik okuyucuyla okunması ve siyasi parti temsilcilerine bir çıktı verilerek bu gizliliğin  temini hususlarıdır.  Tabii söylenecek birçok husus daha var ama zamanım bitti. Ben bu duygularla yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınızı sunuyorum...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Karar yeter sayısı istiyorum efendim.  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 18.33
Sayfa 91 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 3  - 8 9 0 - 1  Şimdi, Anayasa'da yazan ya da yasalarda yazan bu temel ilkelerin pratik hayatta ne kadar kar­ şılığının olduğuna bakmak gerekir. Mesela, oyun gizliliği pratik hayatta ne kadar sağlanabilmekte­ dir? Oyun gizliliği de serbestlikle, seçimlerin serbestliğiyle doğrudan ilgili olmasına rağmen bununla  fiilî yaşamda ne kadar karşılaştığımızı, karşı karşıya kaldığımızı sizlerle paylaşmak istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, oy neden gizlidir diye düşündüğümüzde, bunun sebebi, seçmen iradesini,  seçmen iradesi üzerinde baskı kurmaya meyilli resmî, gayriresmî, legal, illegal yapılara karşı serbest  tutmak ve seçmenin vicdani bireysel kanaatini oyuna yansıtmasını temin etmek adına bu gizlilik  getirilmektedir.  Şimdi, 200 kişinin oy kullandığı sandıklar gizlilik için acaba yeterli midir? Akraba ya da aynı  sitede, aynı apartman içerisinde oturan insanların aynı sandıkta oy kullandığı bir atmosferde bu ki­ şilerin seçim öncesi baskıya maruz kaldıkları hepimizin karşılaştığı bir vakıadır. Köylerde bu baskı  daha barizdir. Bazen gönderilen bir iş makinesinin tulum oy çıkmazsa geri alınacağı tehdidi sonucu  belirlemektedir, bazen tulum oyu çıkmasıyla insanların hayatları tehlike altına girebilmektedir. Birey,  birçok açıdan özgür iradesiyle oyunu kullanamamaktadır. Birey, çoğu zaman iktidarı elinde bulun­ duranların ya da artık ölçüsü kaçmış, sayısız lokal iktidarcıkların baskısı altındadır. Bu nedenle, sa­ mimi bir seçim kanunu ilk önce oyun gizliliğini sağlamaya dönük olmalıdır. Bunun için sandık  seçmen sayıları artırılmalı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  RIDVAN YALÇIN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  ...en azından aynı koridorda kullanılan oyların birlikte büyük bir masa etrafında boşaltılarak  sayımının birlikte yapılması düşünülmelidir. Oy verme işlemi dışında, değerli milletvekilleri, bütün  seçim işlemlerinin mutlaka kamera kaydı altına alınması gerektiğini öneriyoruz. Bu şekilde yapılması  hâlinde vatandaşın oy kullanması dışındaki iradesini etkileyecek bütün unsurlardan uzaklaştığı bir  ortam söz konusu olabilecektir. Tabii bu şekilde yapılan kayıtların partilerin merkezlerinde de oluş­ turulacak sistemle canlı izlenmesi de mümkün olabilecektir.  Yine değerli arkadaşlarım, bir önerimiz daha, oyun gizliliği prensibi doğrultusunda oyların  mutlaka bir optik okuyucuyla okunması ve siyasi parti temsilcilerine bir çıktı verilerek bu gizliliğin  temini hususlarıdır.  Tabii söylenecek birçok husus daha var ama zamanım bitti. Ben bu duygularla yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınızı sunuyorum...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Karar yeter sayısı istiyorum efendim.  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 18.33  TBMM B:83 7 . 4 . 2010 0 : 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  490 sıra sayılı Teklifin 19'uncu maddesi üzerinde verilen Ordu Milletvekili Sayın Rıdvan Yalçın  ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar  oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.  Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 19  uncu maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun 98 inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Fehmi Murat Sönmez (Eskişehir) ve arkadaşları  "Sandık, yukarıdaki maddelerde belirtilen iş ve işlemler tamamlandıktan sonra, oy verme yö­ nünde hazır bulunanların gözü önünde, sandık kurulu başkanı ve sandık kurulu üyeleri tarafından  birlikte açılır."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, biraz uğultuyu kesersek iyi olacak.  Buyurun Sayın Sönmez. (CHP sıralarından alkışlar)  FEHMİ MURAT SÖNMEZ (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte  olan yasa tasarısının 19'uncu maddesine yönelik önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesi­ leyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibin sözlerini ben duyamıyorum.  Buyurun.  - 8 9 1 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.51  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
Sayfa 92 -
TBMM B:83 7 . 4 . 2010 0 : 4  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  490 sıra sayılı Teklifin 19'uncu maddesi üzerinde verilen Ordu Milletvekili Sayın Rıdvan Yalçın  ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar  oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.  Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 19  uncu maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun 98 inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Fehmi Murat Sönmez (Eskişehir) ve arkadaşları  "Sandık, yukarıdaki maddelerde belirtilen iş ve işlemler tamamlandıktan sonra, oy verme yö­ nünde hazır bulunanların gözü önünde, sandık kurulu başkanı ve sandık kurulu üyeleri tarafından  birlikte açılır."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, biraz uğultuyu kesersek iyi olacak.  Buyurun Sayın Sönmez. (CHP sıralarından alkışlar)  FEHMİ MURAT SÖNMEZ (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte  olan yasa tasarısının 19'uncu maddesine yönelik önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesi­ leyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibin sözlerini ben duyamıyorum.  Buyurun.  - 8 9 1 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.51  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 4  FEHMİ MURAT SÖNMEZ (Devamla) - Herhangi bir nedenle sandık açılımı sırasında başkan  yalnız kalabilir. Bu nedenle sandıkların açılması sırasında muhakkak sandık kurulunun da bulunması  gerektiğini önermekteyiz ve bu önerinin sizin tarafınızdan da desteklenmesini istiyoruz.  Biz seçim kanunlarında düzenlemeler yapıyoruz. Acaba vatandaşın gönül rahatlığıyla oy atma­ sını, oy kullanmasını, kullandığı oyun da bir işe yaradığını hissetmesini sağlayabiliyor muyuz? Va­ tandaş, derdine kulak tıkayan anlayış içindeki iktidara -oy kaybettirecektir bu anlayış iktidara- oyunu  vermeyecektir ama milletvekilliğinin de Parlamentonun da saygınlığını yitirmesine neden olmaya­ cak mıdır acaba? "Biz bu görevleri yaparken aynı zamanda sandıklarda her türlü düzeni sağlamak,  düzenlemeleri yapmak görevini yapıyoruz ama acaba iktidar olarak üzerimize düşen görevleri ya­ pabiliyor muyuz?" diye bir gözden geçiriyor musunuz?  Şimdi, ben Sayın Tarım Bakanımızın Hükümet koltuğunda oturduğunu görünce, fırsat bilerek  bir sorunu, bir durumu kendisine aksettirmek istiyorum: Eskişehir'de Çifteler, Mahmudiye, Alpu,  İnönü, Seyitgazi, Sivrihisar ilçelerindeki çiftçiler aylardır çalmadık kapı bırakmadılar. Eskişehir'de  biliyorsunuz şeker pancarı tarımın lokomotifi durumundadır. 2010 yılında bölge çiftçisi Adapazarı  Şeker Fabrikasıyla pancar ekimi taahhütnamesi yaparak tarlalarını pancar ekimi için hazırlamış, büyük  oranlarda ekim yapacağını düşünerek çoğu kredi kullanmak üzere ekipman almış, birçok çiftçi pan­ car ekmek üzere tarla kiralamış ve icar sözleşmesi yapmış, hatta peşin ve senetli ödemede bulunmuş­ tur. Ancak Adapazarı Şeker Fabrikasının 2009 yılında 60 bin ton olan şeker üretim kotası 2010 yılında  yarı yarıya azaltılarak 30 bin tona düşürülmüştür. Bu yapılırken fabrikayla taahhütname imzalamış  binlerce çiftçinin ekim yapma umuduyla borçlanması, gelecek yıl nasıl geçineceği, tarla icar anlaşması  yapanlar ile tarla sahipleri arasında çıkacak ihtilaflar, pancar ekimi için hazırlanan tarlaların boş  kalacak olması ve daha birçok sakıncalı sonuç hiç düşünülmemiştir. Ayrıca, Eskişehir bölgesinde  Adapazarı Şeker Fabrikasına pancar taşımamasından dolayı birçok şoför esnaf da zarar görecektir.  Bu sıkıntıları yöre çiftçisi, hem iktidar hem biz muhalif milletvekillerine defalarca anlattılar.  Ben -daha çok tabii ki iktidar milletvekillerine düşecek- size de ulaştığına inanıyorum bu sorunun ama  maalesef hiçbir sonuç alınamadı ve biz şimdi bu yörelere gittiğimizde milletvekili olarak "Ya, bizim  en önemli derdimiz buydu. İktidar olarak, muhalefet olarak niye bir araya gelip de bu sorunu çöze­ mediniz?" diye... Ben muhalefet milletvekili olarak bile üzülüyorum oraya gittiğimde, herhalde ik­ tidar milletvekilleri daha çok üzülüyordur ama sorunun size yansıdığına eminim ve şu andaki durum  aynen bu şekildedir ve çiftçi mağdur durumdadır burada. Eğer biz milletvekilliğini hakikaten vatan­ daşın derdine çare olacak makam olarak görüyorsak, parlamentoların özel ve saygınlığını yitirme­ yecek bir şekilde görevini yapmasını istiyorsak bu feryatlara kulak vermemiz lazım ve çare  bulmalarının gerekliliğine de inanıyorum.  Ben sözlerime son verirken hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  19'uncu Maddesi ile değiştirilen 98'inci maddesinin dördüncü fıkrası birinci cümlesinde yer alan  "...tamamı yırtılmış..." ibaresinin "bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış veya koparılmış" şeklinde  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  - 8 9 2 -
Sayfa 93 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 4  FEHMİ MURAT SÖNMEZ (Devamla) - Herhangi bir nedenle sandık açılımı sırasında başkan  yalnız kalabilir. Bu nedenle sandıkların açılması sırasında muhakkak sandık kurulunun da bulunması  gerektiğini önermekteyiz ve bu önerinin sizin tarafınızdan da desteklenmesini istiyoruz.  Biz seçim kanunlarında düzenlemeler yapıyoruz. Acaba vatandaşın gönül rahatlığıyla oy atma­ sını, oy kullanmasını, kullandığı oyun da bir işe yaradığını hissetmesini sağlayabiliyor muyuz? Va­ tandaş, derdine kulak tıkayan anlayış içindeki iktidara -oy kaybettirecektir bu anlayış iktidara- oyunu  vermeyecektir ama milletvekilliğinin de Parlamentonun da saygınlığını yitirmesine neden olmaya­ cak mıdır acaba? "Biz bu görevleri yaparken aynı zamanda sandıklarda her türlü düzeni sağlamak,  düzenlemeleri yapmak görevini yapıyoruz ama acaba iktidar olarak üzerimize düşen görevleri ya­ pabiliyor muyuz?" diye bir gözden geçiriyor musunuz?  Şimdi, ben Sayın Tarım Bakanımızın Hükümet koltuğunda oturduğunu görünce, fırsat bilerek  bir sorunu, bir durumu kendisine aksettirmek istiyorum: Eskişehir'de Çifteler, Mahmudiye, Alpu,  İnönü, Seyitgazi, Sivrihisar ilçelerindeki çiftçiler aylardır çalmadık kapı bırakmadılar. Eskişehir'de  biliyorsunuz şeker pancarı tarımın lokomotifi durumundadır. 2010 yılında bölge çiftçisi Adapazarı  Şeker Fabrikasıyla pancar ekimi taahhütnamesi yaparak tarlalarını pancar ekimi için hazırlamış, büyük  oranlarda ekim yapacağını düşünerek çoğu kredi kullanmak üzere ekipman almış, birçok çiftçi pan­ car ekmek üzere tarla kiralamış ve icar sözleşmesi yapmış, hatta peşin ve senetli ödemede bulunmuş­ tur. Ancak Adapazarı Şeker Fabrikasının 2009 yılında 60 bin ton olan şeker üretim kotası 2010 yılında  yarı yarıya azaltılarak 30 bin tona düşürülmüştür. Bu yapılırken fabrikayla taahhütname imzalamış  binlerce çiftçinin ekim yapma umuduyla borçlanması, gelecek yıl nasıl geçineceği, tarla icar anlaşması  yapanlar ile tarla sahipleri arasında çıkacak ihtilaflar, pancar ekimi için hazırlanan tarlaların boş  kalacak olması ve daha birçok sakıncalı sonuç hiç düşünülmemiştir. Ayrıca, Eskişehir bölgesinde  Adapazarı Şeker Fabrikasına pancar taşımamasından dolayı birçok şoför esnaf da zarar görecektir.  Bu sıkıntıları yöre çiftçisi, hem iktidar hem biz muhalif milletvekillerine defalarca anlattılar.  Ben -daha çok tabii ki iktidar milletvekillerine düşecek- size de ulaştığına inanıyorum bu sorunun ama  maalesef hiçbir sonuç alınamadı ve biz şimdi bu yörelere gittiğimizde milletvekili olarak "Ya, bizim  en önemli derdimiz buydu. İktidar olarak, muhalefet olarak niye bir araya gelip de bu sorunu çöze­ mediniz?" diye... Ben muhalefet milletvekili olarak bile üzülüyorum oraya gittiğimde, herhalde ik­ tidar milletvekilleri daha çok üzülüyordur ama sorunun size yansıdığına eminim ve şu andaki durum  aynen bu şekildedir ve çiftçi mağdur durumdadır burada. Eğer biz milletvekilliğini hakikaten vatan­ daşın derdine çare olacak makam olarak görüyorsak, parlamentoların özel ve saygınlığını yitirme­ yecek bir şekilde görevini yapmasını istiyorsak bu feryatlara kulak vermemiz lazım ve çare  bulmalarının gerekliliğine de inanıyorum.  Ben sözlerime son verirken hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  19'uncu Maddesi ile değiştirilen 98'inci maddesinin dördüncü fıkrası birinci cümlesinde yer alan  "...tamamı yırtılmış..." ibaresinin "bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış veya koparılmış" şeklinde  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  - 8 9 2 - T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 9 3 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN - (Sakarya) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Kaplan.  HASİP KAPLAN (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kere şunu peşinen söyle­ mekte yarar görüyorum: Siyasetçiler iki şeyden kaçamaz: Birisi sandıktır diğeri de mezardır, ikisi de  önündedir. Eğer bunun imkânını bulsalardı onun da yasasını yaparlardı. Bakın, çok açık söylüyorum.  Şimdi, yutturuyoruz halka, 72 milyon insana, 48 milyon seçmene: "Mükemmel bir Seçim Ya­ sası yapıyoruz." Ne yapıyoruz? Ne yapıyoruz ki! Lider sultasını yıkmışız, liderler artık demokratik  seçilecek, parti içi demokrasiyi gerçekleştirmişiz; halk, üye, parti artık adaylarını seçecek, Hazine yar­ dımını getirmişiz, bütün siyasi partiler eşit olacak; seçim barajını yüzde 10'dan düşürmüşüz yüzde  3'lere, 2 milyon oy alan da Parlamentoya girecek. Böyle... Daha da sayabiliriz. Sonra, siyasi parti­ ler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır, siyasi haklar, seçme hakkı, seçilme hakkı temel haklar­ dır. Bunların hepsi yalan, vallahi yalan! Halkı kandırıyoruz burada.  Bir de diyorlar ki: "AK PARTİ, CHP, MHP uzlaşamıyor Mecliste." Bu Seçim Kanunu ortaya çı­ kardı ki bal gibi uzlaşıyorlar, yüzde 10 seçim barajında uzlaşıyorlar. Nasıl uzlaşıyorlar? "99'da Cum­ huriyet Halk Partisi barajın altında kalmıştı, sonra 2002'de MHP kalmıştı. Acaba AK PARTİ'yi de  barajın altına düşürüp bir de onları eşite çekebilir miyiz?" diyorlar. Böyle bir anlayış hangi seçim  mantığıyla olur? 12 Eylül askerî darbesinin getirdiği yüzde 10 barajına herkes sarılmış, Meclisin ço­ ğunluğu sarılmış. Halkın adaletli temsilinin önüne geçmiş, halkın özgür iradesinin seçilmesinin önüne  geçmiş, ondan sonra "Mükemmel bir seçim yasası yapıyoruz."  Arkadaşlar, halkı kandırmayalım ama kendimizi kandırmayalım. Bakın, çoğunluk sistemini de­ nedik, nispi temsili denedik, barajlı d'Hondt usulünü denedik, barajsız d'Hondt usulünü denedik,  millî bakiye sistemini denedik, çifte barajlı d'Hondt sistemini uyguladık, çifte barajlı d'Hondt artı  kontenjan sistemini uyguladık, sonra 91 'de tercih sistemini uyguladık. Geldik geldik Kenan Evren'in  yasasına sarıldık kaldık, yüzde 10 barajının şeyine sarılıyoruz burada.  Bunun izahını yapabilir misiniz halka? Bunun vicdanını, bunun halkın özgür iradesini, halkın  kendi adayını seçme hakkını, eşit olarak seçme hakkını, üstelik de Avrupa Birliğinin demokratik de­ ğerlerini savunuyoruz. AGİT'in seçim denetleme sisteminde yer alan bir ülkeyiz, demokrat bir ül­ keyiz. Müreffeh bir ülke olacağız. Parlamentoda temsil edecek... Bu yalanlar, bu yalanlar biz  siyasilere yakışıyor mu acaba, gerçekten yakışıyor mu? Bundan ne zevk alıyoruz? Yani demokrat  olmanın ölçütü nedir, söyler misiniz? Halkın özgür iradesinin Parlamentoya yansıması.  Bakın, size iki örnek vereceğim: Bu örnekler utandırıcıdır. Şimdi, yüzde 10 barajı. . . Yüzde  10 barajı değil, sadece yüzde 10 değil. Geçtiniz mi yetmiyor. 5-6 milletvekili çıkaran yerde  yüzde 20,4'tür -fiilen böyle- 4 milletvekili çıkaran yerde yüzde 25,3'tür, 3 milletvekili çıkaran  yerde 33,3'tür, 2 milletvekili çıkaran yerde çoğunluktur, yüzde 50'dir. Zaten baraj var. Zaten  Türkiye'nin her tarafında, her şehrinde baraj var ama bu baraj olayını arkadaşlar, Türkiye ge-
Sayfa 94 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 9 3 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN - (Sakarya) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Kaplan.  HASİP KAPLAN (Sımak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kere şunu peşinen söyle­ mekte yarar görüyorum: Siyasetçiler iki şeyden kaçamaz: Birisi sandıktır diğeri de mezardır, ikisi de  önündedir. Eğer bunun imkânını bulsalardı onun da yasasını yaparlardı. Bakın, çok açık söylüyorum.  Şimdi, yutturuyoruz halka, 72 milyon insana, 48 milyon seçmene: "Mükemmel bir Seçim Ya­ sası yapıyoruz." Ne yapıyoruz? Ne yapıyoruz ki! Lider sultasını yıkmışız, liderler artık demokratik  seçilecek, parti içi demokrasiyi gerçekleştirmişiz; halk, üye, parti artık adaylarını seçecek, Hazine yar­ dımını getirmişiz, bütün siyasi partiler eşit olacak; seçim barajını yüzde 10'dan düşürmüşüz yüzde  3'lere, 2 milyon oy alan da Parlamentoya girecek. Böyle... Daha da sayabiliriz. Sonra, siyasi parti­ ler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır, siyasi haklar, seçme hakkı, seçilme hakkı temel haklar­ dır. Bunların hepsi yalan, vallahi yalan! Halkı kandırıyoruz burada.  Bir de diyorlar ki: "AK PARTİ, CHP, MHP uzlaşamıyor Mecliste." Bu Seçim Kanunu ortaya çı­ kardı ki bal gibi uzlaşıyorlar, yüzde 10 seçim barajında uzlaşıyorlar. Nasıl uzlaşıyorlar? "99'da Cum­ huriyet Halk Partisi barajın altında kalmıştı, sonra 2002'de MHP kalmıştı. Acaba AK PARTİ'yi de  barajın altına düşürüp bir de onları eşite çekebilir miyiz?" diyorlar. Böyle bir anlayış hangi seçim  mantığıyla olur? 12 Eylül askerî darbesinin getirdiği yüzde 10 barajına herkes sarılmış, Meclisin ço­ ğunluğu sarılmış. Halkın adaletli temsilinin önüne geçmiş, halkın özgür iradesinin seçilmesinin önüne  geçmiş, ondan sonra "Mükemmel bir seçim yasası yapıyoruz."  Arkadaşlar, halkı kandırmayalım ama kendimizi kandırmayalım. Bakın, çoğunluk sistemini de­ nedik, nispi temsili denedik, barajlı d'Hondt usulünü denedik, barajsız d'Hondt usulünü denedik,  millî bakiye sistemini denedik, çifte barajlı d'Hondt sistemini uyguladık, çifte barajlı d'Hondt artı  kontenjan sistemini uyguladık, sonra 91 'de tercih sistemini uyguladık. Geldik geldik Kenan Evren'in  yasasına sarıldık kaldık, yüzde 10 barajının şeyine sarılıyoruz burada.  Bunun izahını yapabilir misiniz halka? Bunun vicdanını, bunun halkın özgür iradesini, halkın  kendi adayını seçme hakkını, eşit olarak seçme hakkını, üstelik de Avrupa Birliğinin demokratik de­ ğerlerini savunuyoruz. AGİT'in seçim denetleme sisteminde yer alan bir ülkeyiz, demokrat bir ül­ keyiz. Müreffeh bir ülke olacağız. Parlamentoda temsil edecek... Bu yalanlar, bu yalanlar biz  siyasilere yakışıyor mu acaba, gerçekten yakışıyor mu? Bundan ne zevk alıyoruz? Yani demokrat  olmanın ölçütü nedir, söyler misiniz? Halkın özgür iradesinin Parlamentoya yansıması.  Bakın, size iki örnek vereceğim: Bu örnekler utandırıcıdır. Şimdi, yüzde 10 barajı. . . Yüzde  10 barajı değil, sadece yüzde 10 değil. Geçtiniz mi yetmiyor. 5-6 milletvekili çıkaran yerde  yüzde 20,4'tür -fiilen böyle- 4 milletvekili çıkaran yerde yüzde 25,3'tür, 3 milletvekili çıkaran  yerde 33,3'tür, 2 milletvekili çıkaran yerde çoğunluktur, yüzde 50'dir. Zaten baraj var. Zaten  Türkiye'nin her tarafında, her şehrinde baraj var ama bu baraj olayını arkadaşlar, Türkiye ge- TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 4  neline yaymanın anlamı beleş milletvekilliğidir. Bu beleş milletvekilliğini nasıl izah edersiniz?  Çok basit: 2002 Diyarbakır seçimlerini alın. DEHAP, bizim önceki parti 236.689 seçmen oyu almış,  AK PARTİ 67 bin, CHP 24 bin. Sonuç: DEHAP milletvekili çıkaramıyor, AK PARTİ 8 tane çıkarı­ yor. 3 bin oyla milletvekili getirdiniz buraya. 236 bin kişinin temsilcisi gelemedi bu Meclise. CHP  de eşantiyondan, amorti 2 milletvekili çıkardı orada, 2 milletvekili çıkardı, AK PARTİ 8.  Şimdi, vicdanınız, temsiliniz, adaletiniz, eşitliğiniz bu ise demokrat olmanın ölçüsü, halkın özgür  iradesinin önündeki engeli kaldırmaktır. Önce buna başlarsınız, sonra Anayasa...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın arkadaşlar, çok basit bir örnek vereceğim: Yumurta hır­ sızlığı ile oy hırsızlığı arasında bir fark var mıdır? İkisi de hırsızlık. Ama yumurta hırsızlığı gizli ya­ pılıyor, yakalarsa cürmümeşhut mal sahibi hâkimin karşısına çıkarıyor ama oy hırsızlığı alenen  yapılıyor, açık yapılıyor, milletin gözünün içine bakıla bakıla yapılıyor. Bunu artık Türkiye'de 72  milyon insanımıza reva görmek, bu korkular içinde yaşamak, AK PARTİ'nin Saadetten, CHP'nin  Sarıgül'den, MHP'nin Büyük Birlik Partisinden veya Demokrat Partiden veya bir başka partiden  korkarak barajların arkasına sığınması adalet değildir, korkaklıktır, halktan korkmaktır, halktan. Ba­ rajı savunanlar barajın altında kaldılar. O baraj da vız geldi bize vız ve geldik ve yine geleceğiz. Ama  halkla oynamayın, iradesiyle oynamayın, kendinizle oynamış olursunuz. Ha yumurta hırsızlığı ha  oy hırsızlığı; ikisinin farkı yok. Farkı olan çıksın gelsin, televizyonda karşılaşıp konuşalım. (BDP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  20'nci madde üzerinde üç önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hak­ kında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin  çerçeve 20 nci maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütük­ leri Hakkında Kanunun 100 üncü maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz  ve teklif ederiz.  Necla Arat Hulusi Güvel Yaşar Ağyüz  İstanbul Adana Gaziantep  Turgut Dibek Abdulaziz Yazar  Kırklareli Hatay  "Parti müşahitlerinin tamamı, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler."  - 8 9 4 -
Sayfa 95 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 4  neline yaymanın anlamı beleş milletvekilliğidir. Bu beleş milletvekilliğini nasıl izah edersiniz?  Çok basit: 2002 Diyarbakır seçimlerini alın. DEHAP, bizim önceki parti 236.689 seçmen oyu almış,  AK PARTİ 67 bin, CHP 24 bin. Sonuç: DEHAP milletvekili çıkaramıyor, AK PARTİ 8 tane çıkarı­ yor. 3 bin oyla milletvekili getirdiniz buraya. 236 bin kişinin temsilcisi gelemedi bu Meclise. CHP  de eşantiyondan, amorti 2 milletvekili çıkardı orada, 2 milletvekili çıkardı, AK PARTİ 8.  Şimdi, vicdanınız, temsiliniz, adaletiniz, eşitliğiniz bu ise demokrat olmanın ölçüsü, halkın özgür  iradesinin önündeki engeli kaldırmaktır. Önce buna başlarsınız, sonra Anayasa...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın arkadaşlar, çok basit bir örnek vereceğim: Yumurta hır­ sızlığı ile oy hırsızlığı arasında bir fark var mıdır? İkisi de hırsızlık. Ama yumurta hırsızlığı gizli ya­ pılıyor, yakalarsa cürmümeşhut mal sahibi hâkimin karşısına çıkarıyor ama oy hırsızlığı alenen  yapılıyor, açık yapılıyor, milletin gözünün içine bakıla bakıla yapılıyor. Bunu artık Türkiye'de 72  milyon insanımıza reva görmek, bu korkular içinde yaşamak, AK PARTİ'nin Saadetten, CHP'nin  Sarıgül'den, MHP'nin Büyük Birlik Partisinden veya Demokrat Partiden veya bir başka partiden  korkarak barajların arkasına sığınması adalet değildir, korkaklıktır, halktan korkmaktır, halktan. Ba­ rajı savunanlar barajın altında kaldılar. O baraj da vız geldi bize vız ve geldik ve yine geleceğiz. Ama  halkla oynamayın, iradesiyle oynamayın, kendinizle oynamış olursunuz. Ha yumurta hırsızlığı ha  oy hırsızlığı; ikisinin farkı yok. Farkı olan çıksın gelsin, televizyonda karşılaşıp konuşalım. (BDP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  20'nci madde üzerinde üç önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hak­ kında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin  çerçeve 20 nci maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütük­ leri Hakkında Kanunun 100 üncü maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz  ve teklif ederiz.  Necla Arat Hulusi Güvel Yaşar Ağyüz  İstanbul Adana Gaziantep  Turgut Dibek Abdulaziz Yazar  Kırklareli Hatay  "Parti müşahitlerinin tamamı, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler."  - 8 9 4 - T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 4  - 8 9 5 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  20'nci Maddesi ile değiştirilen 100'üncü maddesinin yirmi üçüncü fıkrası birinci cümlesinde yer  alan "Parti müşahitleri..." ibaresinden sonra gelmek üzere "ve bağımsız aday müşahitleri" ibaresi­ nin eklenmesini, ikinci ve üçüncü cümlelerin de madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Osman Özçelik  Batman İğdır Siirt  Özdal Üçer Akın Birdal Sırrı Sakık  Van Diyarbakır Muş  Hamit Geylani  Hakkâri  BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 20. maddesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve tek­ lif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural K. Erdal Sipahi  İsparta İzmir İzmir  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Sipahi...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Sipahi. (MHP sıralarından alkışlar)  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Sayın Başkan, size ve yüce Meclise saygılar sunarım.  490 sıra sayılı Kanun Teklifimin 20'nci maddesiyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi ola­ rak verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunuyorum.  Bu değişiklik önergemiz, görüşülmekte olan kanun teklifinin 20'nci maddesinin metinden ta­ mamen çıkarılmasını içermektedir. Kanunlar ana ilkeleri belirtirler; kısa, öz, açıkça anlaşılır olmalı­ dır. Devlet geleneğinde, kanunlarda belirtilen ana ilkelerin tüzük, yönetmelik, genelge gibi diğer  vasıtalarla teferruatlı olarak açıklanması gibi hususlar vardır. Yüksek Seçim Kurulunun milletve­ kili ve mahallî idareler seçimleri için hazırladığı ve Seçim Sandık Kurullarının Görev ve Yetkile­ rini Gösterir Örnek: 135 ve 138 sayılı Genelgeler yeteri kadar bu konuda açıktır ve teferruatlıdır.
Sayfa 96 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 4  - 8 9 5 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  20'nci Maddesi ile değiştirilen 100'üncü maddesinin yirmi üçüncü fıkrası birinci cümlesinde yer  alan "Parti müşahitleri..." ibaresinden sonra gelmek üzere "ve bağımsız aday müşahitleri" ibaresi­ nin eklenmesini, ikinci ve üçüncü cümlelerin de madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Osman Özçelik  Batman İğdır Siirt  Özdal Üçer Akın Birdal Sırrı Sakık  Van Diyarbakır Muş  Hamit Geylani  Hakkâri  BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 20. maddesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve tek­ lif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural K. Erdal Sipahi  İsparta İzmir İzmir  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Sipahi...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Sipahi. (MHP sıralarından alkışlar)  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Sayın Başkan, size ve yüce Meclise saygılar sunarım.  490 sıra sayılı Kanun Teklifimin 20'nci maddesiyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi ola­ rak verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunuyorum.  Bu değişiklik önergemiz, görüşülmekte olan kanun teklifinin 20'nci maddesinin metinden ta­ mamen çıkarılmasını içermektedir. Kanunlar ana ilkeleri belirtirler; kısa, öz, açıkça anlaşılır olmalı­ dır. Devlet geleneğinde, kanunlarda belirtilen ana ilkelerin tüzük, yönetmelik, genelge gibi diğer  vasıtalarla teferruatlı olarak açıklanması gibi hususlar vardır. Yüksek Seçim Kurulunun milletve­ kili ve mahallî idareler seçimleri için hazırladığı ve Seçim Sandık Kurullarının Görev ve Yetkile­ rini Gösterir Örnek: 135 ve 138 sayılı Genelgeler yeteri kadar bu konuda açıktır ve teferruatlıdır.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Eğer bu teklif yasalaşırsa ve gerekiyorsa Yüksek Seçim Kurulu biraz önce sıraladığım genelgeleri  güncelleştirebilir veya üzerlerinde uygun değişiklikleri yapar. Dolayısıyla ilgili genelgelerde deği­ şiklik yapılmasının bile gerekli olup olmadığının tartışılır olduğu bu durumda bir kanun maddesinin  genelgeleştirilmesi gereksizdir, lüzumsuzdur, fazladır, teferruat içerisine kanunu boğmaktır.  Kanunun bütünü hakkında parti görüşlerimizi açıklayan Sayın Konuşmacımızın ifadesiyle, seçim  kanunları seçmen eğilimlerinin millî irade hâline dönüşmesini sağlayan usul kanunlarıdır. Böylesine  önemli bir konu getirilen teklifle klasik iktidar zihniyetini yani dayatmacı, yasaklayıcı, zorlayıcı, uz­ laşmaya kapalı bir anlayışı yansıtmaktadır. Çok önemli olan bu konu, millet iradesiyle âdeta alay eder­ cesine Hükümetin bir tasarısı olmak yerine, bir AKP'li milletvekilinin teklifi hâlinde Meclise sunulan,  diğer partilerin görüşleri alınmış gibi gösterilmeye çalışılan, aşın bir telaş ve aceleyle, anlaşılmaz ve  art niyetli bir telaşla ve süratle Meclis gündemine taşınmıştır. İktidann seçim anlayışında bağımsız ve  tarafsız seçim kurullarıyla millet iradesinin sandığa ve sandıktan Meclise ve mahallî idarelere yansı­ ması fazla önem arz etmemektedir. AKP, millî irade ve vatandaş eksenli seçimler yerine, yandaş med­ yayla pompalanmış, baskı ve nemayla yönlendirilmiş, sahte anketler, seçmen kaydırmalar, sahte  adreslerde seçmen yaratmalar, beyaz eşya acentesi veya kömür kamyonlarının şoför muavini mülki  amirler, seçim gecesi dağıtılan paketler, bayanlara çeyrek altınlar, bilgisayar oyunları...  AHMET YENİ (Samsun) - Yalan konuşuyorsun, yalan!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yalan ve iftiradan başka hiçbir şey yapmıyorsun!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - ...gece belli saatlerden sonra sadece AKP oylarını artı­ ran bilgisayar seçim programları...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yalan ve iftira!  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - İspatı var, ispatı!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - İspatlayacaksın, vereceksin mahkemeye yalan mı, gerçek mi?  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - ...sandıkta oy verirken cep telefonuyla çekilmiş resim­ ler ve ardından tutanak oyunlan, o da olmadı itirazlar...  AHMET YENİ (Samsun) - İspat edeceksin! Yalan konuşuyorsun, yalan!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Şimdi, ispat edeceğim.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... sayın milletvekilleri, lütfen...  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Her nasılsa AKP'nin itirazlan sonuçta hep haklı, diğer  partilerin itirazları ya geç kalındığı için geçersiz ya da haksız.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Elitaş'a söyler misiniz Hatibe müdahale etmesin!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hatip de iftira atmasın. Yakışıyor mu hiç?  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - 2007 milletvekilleri seçimlerinde seçim bölgem İzmir'de  Karşıyaka ilçesinde elli üç sandıkta, daha sonra elli yedi sandıkta seçim hileleri ve yanlışları tespit  edildi, tescillendi. Tutanaklarla İlçe Seçim Kurulundaki kayıtlar karşılaştırdığında onlarca rakam­ dan bir tane doğru rakam yok. Bir rakam hata olur, iki rakam hata olur; bir tutanaktaki bütün ra­ kamların yanlış olmasını nasıl açıklarsınız?  İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Onun için bu kanun çıkıyor zaten?  - 8 9 6 -
Sayfa 97 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Eğer bu teklif yasalaşırsa ve gerekiyorsa Yüksek Seçim Kurulu biraz önce sıraladığım genelgeleri  güncelleştirebilir veya üzerlerinde uygun değişiklikleri yapar. Dolayısıyla ilgili genelgelerde deği­ şiklik yapılmasının bile gerekli olup olmadığının tartışılır olduğu bu durumda bir kanun maddesinin  genelgeleştirilmesi gereksizdir, lüzumsuzdur, fazladır, teferruat içerisine kanunu boğmaktır.  Kanunun bütünü hakkında parti görüşlerimizi açıklayan Sayın Konuşmacımızın ifadesiyle, seçim  kanunları seçmen eğilimlerinin millî irade hâline dönüşmesini sağlayan usul kanunlarıdır. Böylesine  önemli bir konu getirilen teklifle klasik iktidar zihniyetini yani dayatmacı, yasaklayıcı, zorlayıcı, uz­ laşmaya kapalı bir anlayışı yansıtmaktadır. Çok önemli olan bu konu, millet iradesiyle âdeta alay eder­ cesine Hükümetin bir tasarısı olmak yerine, bir AKP'li milletvekilinin teklifi hâlinde Meclise sunulan,  diğer partilerin görüşleri alınmış gibi gösterilmeye çalışılan, aşın bir telaş ve aceleyle, anlaşılmaz ve  art niyetli bir telaşla ve süratle Meclis gündemine taşınmıştır. İktidann seçim anlayışında bağımsız ve  tarafsız seçim kurullarıyla millet iradesinin sandığa ve sandıktan Meclise ve mahallî idarelere yansı­ ması fazla önem arz etmemektedir. AKP, millî irade ve vatandaş eksenli seçimler yerine, yandaş med­ yayla pompalanmış, baskı ve nemayla yönlendirilmiş, sahte anketler, seçmen kaydırmalar, sahte  adreslerde seçmen yaratmalar, beyaz eşya acentesi veya kömür kamyonlarının şoför muavini mülki  amirler, seçim gecesi dağıtılan paketler, bayanlara çeyrek altınlar, bilgisayar oyunları...  AHMET YENİ (Samsun) - Yalan konuşuyorsun, yalan!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yalan ve iftiradan başka hiçbir şey yapmıyorsun!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - ...gece belli saatlerden sonra sadece AKP oylarını artı­ ran bilgisayar seçim programları...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yalan ve iftira!  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - İspatı var, ispatı!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - İspatlayacaksın, vereceksin mahkemeye yalan mı, gerçek mi?  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - ...sandıkta oy verirken cep telefonuyla çekilmiş resim­ ler ve ardından tutanak oyunlan, o da olmadı itirazlar...  AHMET YENİ (Samsun) - İspat edeceksin! Yalan konuşuyorsun, yalan!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Şimdi, ispat edeceğim.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... sayın milletvekilleri, lütfen...  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Her nasılsa AKP'nin itirazlan sonuçta hep haklı, diğer  partilerin itirazları ya geç kalındığı için geçersiz ya da haksız.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Elitaş'a söyler misiniz Hatibe müdahale etmesin!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hatip de iftira atmasın. Yakışıyor mu hiç?  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - 2007 milletvekilleri seçimlerinde seçim bölgem İzmir'de  Karşıyaka ilçesinde elli üç sandıkta, daha sonra elli yedi sandıkta seçim hileleri ve yanlışları tespit  edildi, tescillendi. Tutanaklarla İlçe Seçim Kurulundaki kayıtlar karşılaştırdığında onlarca rakam­ dan bir tane doğru rakam yok. Bir rakam hata olur, iki rakam hata olur; bir tutanaktaki bütün ra­ kamların yanlış olmasını nasıl açıklarsınız?  İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) - Onun için bu kanun çıkıyor zaten?  - 8 9 6 - T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 9 7 - KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - İtiraz, ispat... Sonuç: Geç kaldınız. Önemli olan, niyet,  seçmenin oyunun millî iradeye doğru yansıması değil. İyi niyet yoksa, kafaların ardında hile, ihtikâr,  yanıltma, sahtekârlık, kazanalım da nasıl olursa olsun, her yol mubah anlayışı varsa siz getirdiğiniz  kanun teklifinin her maddesini pehlivan tefrikasına çevirseniz ne olacak?  20'nci maddede teklif ediyorsunuz: Sandık kurul başkam, 1 üyeyi sandıktan zarfları kendisine  vermek, 2 üyeyi sayım döküm cetvellerini işlemek, 1 üyeyi de okunan pusulaları ve zarflan masa üze­ rine yerleştirmekle görevlendirilmiş. Yani ne demek?  MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Asker dediğin doğru konuşur!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Sen doğru konuş!  Yani biri açar, ikisi yazar, birisi masaya zarf koyar. Aklımıza, ister istemez bir çocuk tekerlemesi  geldi: Biri tutar, biri keser, biri pişirir... İşte, hazırlanan kanun teklifinin mantığı bu çocuk tekerle- mesiyle aynı.  Anayasa değişikliğinin 20'nci maddesiyle ilgili dün bir hususu arz etmiştim. 20'nci maddede kat­ sayılı, gösterge rakamlı bir Anayasa; dünyada bir benzeri yok. Eğer Anayasa değişikliklerinin...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Anayasa maddelerinin göstergeli, katsayılı yazıldığı bir ortamda bu kadar teferruatın bir teker­ leme anlayışıyla Seçim Kanunu'na gelmesine hayret etmemek gerekir. Bu tekerleme maddesinin me­ tinden çıkartılmasını teklif ediyoruz.  Ayrıca, getirilecek Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili olarak dün belirttiğim bir konu vardı. Sü­ rekli olarak yargının "AK yargı" hâline getirilmesi konusu gündeme getirildi ama bir konu hep gün­ demden kaçınlmaya çalışılıyor, o da PKK açılımının, bu Anayasa değişikliğiyle, kapısının açılması  tehlikesidir. Bu konuda yüce milletimizi uyarmakta fayda görüyoruz.  Yüce Meclise saygılar sunanm. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sipahi.  RECEP KORAL (İstanbul) - Ağzından çıkanı kulağın duymuyor!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Sen kendi kulağına bak!  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  20'nci Maddesi ile değiştirilen 100'üncü maddesinin yirmi üçüncü fıkrası birinci cümlesinde yer  alan "Parti müşahitleri..." ibaresinden sonra gelmek üzere "ve bağımsız aday müşahitleri" ibaresi­ nin eklenmesini, ikinci ve üçüncü cümlelerin de madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları
Sayfa 98 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 9 7 - KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - İtiraz, ispat... Sonuç: Geç kaldınız. Önemli olan, niyet,  seçmenin oyunun millî iradeye doğru yansıması değil. İyi niyet yoksa, kafaların ardında hile, ihtikâr,  yanıltma, sahtekârlık, kazanalım da nasıl olursa olsun, her yol mubah anlayışı varsa siz getirdiğiniz  kanun teklifinin her maddesini pehlivan tefrikasına çevirseniz ne olacak?  20'nci maddede teklif ediyorsunuz: Sandık kurul başkam, 1 üyeyi sandıktan zarfları kendisine  vermek, 2 üyeyi sayım döküm cetvellerini işlemek, 1 üyeyi de okunan pusulaları ve zarflan masa üze­ rine yerleştirmekle görevlendirilmiş. Yani ne demek?  MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Asker dediğin doğru konuşur!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Sen doğru konuş!  Yani biri açar, ikisi yazar, birisi masaya zarf koyar. Aklımıza, ister istemez bir çocuk tekerlemesi  geldi: Biri tutar, biri keser, biri pişirir... İşte, hazırlanan kanun teklifinin mantığı bu çocuk tekerle- mesiyle aynı.  Anayasa değişikliğinin 20'nci maddesiyle ilgili dün bir hususu arz etmiştim. 20'nci maddede kat­ sayılı, gösterge rakamlı bir Anayasa; dünyada bir benzeri yok. Eğer Anayasa değişikliklerinin...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Anayasa maddelerinin göstergeli, katsayılı yazıldığı bir ortamda bu kadar teferruatın bir teker­ leme anlayışıyla Seçim Kanunu'na gelmesine hayret etmemek gerekir. Bu tekerleme maddesinin me­ tinden çıkartılmasını teklif ediyoruz.  Ayrıca, getirilecek Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili olarak dün belirttiğim bir konu vardı. Sü­ rekli olarak yargının "AK yargı" hâline getirilmesi konusu gündeme getirildi ama bir konu hep gün­ demden kaçınlmaya çalışılıyor, o da PKK açılımının, bu Anayasa değişikliğiyle, kapısının açılması  tehlikesidir. Bu konuda yüce milletimizi uyarmakta fayda görüyoruz.  Yüce Meclise saygılar sunanm. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sipahi.  RECEP KORAL (İstanbul) - Ağzından çıkanı kulağın duymuyor!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Sen kendi kulağına bak!  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  20'nci Maddesi ile değiştirilen 100'üncü maddesinin yirmi üçüncü fıkrası birinci cümlesinde yer  alan "Parti müşahitleri..." ibaresinden sonra gelmek üzere "ve bağımsız aday müşahitleri" ibaresi­ nin eklenmesini, ikinci ve üçüncü cümlelerin de madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 4  - 8 9 8 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  Buyurun Sayın Buldan.  PERVİN BULDAN (İğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Kanun Tek- lifi'nin 20'nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında konuşmak üzere söz  almış bulunmaktayım. Konuşmama başlarken hepinizi saygıyla selamlarım.  Bildiğiniz gibi, çok önemli ve doğru bir söylem vardır, seçimler masa başında değil, sandık ba­ şında kazanılır diye. Fakat maalesef ki ülkemizde yapılan seçimlerde zarfların açılması esnasında  zarfların değiştirilmesi, oyların sayımında başvurulan hileler, seçim bölgesinde oluşturulan baskı or­ tamı ve siyasi parti müşahitlerinin dikkate alınmaması ve hatta baskı altına alınması gibi olumsuz et­ kiler seçimlerin güvenilirliği üzerinde ciddi şaibeler yaratmıştır ve yaratmaya da devam etmektedir.  Seçimlerin demokratik bir şekilde yapılması önünde ciddi engeller oluşturan bu olumsuzluklar­ dan dolayı özellikle partimizin çok sayıda oyu gasbedildi. "Kapalı oy, açık sayım" ilkesi sıklıkla ihlal  edildi. Seçimler istenilen doğrultuda gitmeyince "açık oy, kapalı sayım" yegâne seçim yöntemi ola­ rak belirlendi. Birçok seçim bölgesinde askerlerin ve korucuların eşliğinde, halkımız tehditler altında  açık oy kullanmaya zorlandı. Seçim bölgelerimizde partimize verilen sayısız oy pusulalarını çöplerde  bulduk, çok sayıda hatalı sayımı tespit ettik, ölüler adına oy kullanıldığına tanık olduk, oy dökümle­ rinde oy kullanması kanunen yasaklanmış durumda olanların oylarına rastladık. En son, 2007 yılında  yapılan seçimlerde Hakkâri'de örneğini yaşadık. Hakkâri il merkezinde partimizin kazandığı millet­ vekilliği seçimi 72 oy farkla kaybettirildi ve anlaşıldı ki sadece bizim belgelediğimiz 80 oy usulsüz kul­ lanıldı. Bu oylar içerisinde yaşamını yitirmiş insanlar adına kullanılmış oylar, askerlerin kullandığı  oylar ve yurt dışında yaşayan insanların oylan vardı. Aynı durum Mersin'de de yaşandı. Birleşik oy  pusulasında kurulan oyun yetmedi, bir önceki seçimlerin tam 4 katı oy iptal edildi. Aslında hak ka­ zanmış olduğumuz hâlde Mersin'den milletvekili çıkarmamız engellendi. Nitekim 1999 yılında Mer­ sin yerel seçimlerini kazanan HADEP'in itirazlannda ne kadar haklı olduğu Ergenekon davasında da  ortaya çıktı. Çete üyesi Sedat Peker, bir mahkemeye verdiği ifadede, 1998 yılında HADEP'in seçimi  kazandığını ve bu sonuçları HADEP'in aleyhine kendilerinin değiştirdiğini itiraf etti.  Sayın milletvekilleri, bu hukuksuzluklan daha yüzlerce örneği ile sıralayabilirim ancak buna ne  süre yeter ne de bu örneklerin sonu gelir. Ne var ki, antidemokratik uygulamalar bu örneklerle sı­ nırlı da değildir. Seçim bölgelerindeki bu antidemokratik uygulamalar makro düzeydeki uygulama­ ların sadece birer tezahürüdür.  Bilirsiniz ki hukuk, yasaların tamamı temel hakları düzenler. Bu nedenle bu kurallarda, yasal dü­ zenlemelerde bir sorun varsa bu direkt olarak hak ihlallerini doğurur ki işte yüzde 10 barajı bu ih­ lallerin en bariz örneğidir ve demokrasi açısından utanç vericidir. Darbeci cunta döneminin bir ürünü  olan yüzde 10 barajının dünyada hiçbir demokraside örneğine rastlayamazsınız. Çünkü demokrasi­ ler, halkın hür iradeleriyle temsilcilerini seçmesi ve parlamentoda adil bir şekilde temsil edilmesini  öngörür. Bizim demokrasimizde bu temsiliyet sorunundan istikrar sağlamayı ümit eden, daha doğ­ rusu istikrar sağladığını iddia eden bir siyasi anlayış var, hatta anlayışlar var. Her konuda çatışma içine  giren bu anlayışlar mesele halkın oylarının adil temsili olunca tam bir uzlaşı içerisine girmektedirler.
Sayfa 99 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 4  - 8 9 8 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  Buyurun Sayın Buldan.  PERVİN BULDAN (İğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Kanun Tek- lifi'nin 20'nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında konuşmak üzere söz  almış bulunmaktayım. Konuşmama başlarken hepinizi saygıyla selamlarım.  Bildiğiniz gibi, çok önemli ve doğru bir söylem vardır, seçimler masa başında değil, sandık ba­ şında kazanılır diye. Fakat maalesef ki ülkemizde yapılan seçimlerde zarfların açılması esnasında  zarfların değiştirilmesi, oyların sayımında başvurulan hileler, seçim bölgesinde oluşturulan baskı or­ tamı ve siyasi parti müşahitlerinin dikkate alınmaması ve hatta baskı altına alınması gibi olumsuz et­ kiler seçimlerin güvenilirliği üzerinde ciddi şaibeler yaratmıştır ve yaratmaya da devam etmektedir.  Seçimlerin demokratik bir şekilde yapılması önünde ciddi engeller oluşturan bu olumsuzluklar­ dan dolayı özellikle partimizin çok sayıda oyu gasbedildi. "Kapalı oy, açık sayım" ilkesi sıklıkla ihlal  edildi. Seçimler istenilen doğrultuda gitmeyince "açık oy, kapalı sayım" yegâne seçim yöntemi ola­ rak belirlendi. Birçok seçim bölgesinde askerlerin ve korucuların eşliğinde, halkımız tehditler altında  açık oy kullanmaya zorlandı. Seçim bölgelerimizde partimize verilen sayısız oy pusulalarını çöplerde  bulduk, çok sayıda hatalı sayımı tespit ettik, ölüler adına oy kullanıldığına tanık olduk, oy dökümle­ rinde oy kullanması kanunen yasaklanmış durumda olanların oylarına rastladık. En son, 2007 yılında  yapılan seçimlerde Hakkâri'de örneğini yaşadık. Hakkâri il merkezinde partimizin kazandığı millet­ vekilliği seçimi 72 oy farkla kaybettirildi ve anlaşıldı ki sadece bizim belgelediğimiz 80 oy usulsüz kul­ lanıldı. Bu oylar içerisinde yaşamını yitirmiş insanlar adına kullanılmış oylar, askerlerin kullandığı  oylar ve yurt dışında yaşayan insanların oylan vardı. Aynı durum Mersin'de de yaşandı. Birleşik oy  pusulasında kurulan oyun yetmedi, bir önceki seçimlerin tam 4 katı oy iptal edildi. Aslında hak ka­ zanmış olduğumuz hâlde Mersin'den milletvekili çıkarmamız engellendi. Nitekim 1999 yılında Mer­ sin yerel seçimlerini kazanan HADEP'in itirazlannda ne kadar haklı olduğu Ergenekon davasında da  ortaya çıktı. Çete üyesi Sedat Peker, bir mahkemeye verdiği ifadede, 1998 yılında HADEP'in seçimi  kazandığını ve bu sonuçları HADEP'in aleyhine kendilerinin değiştirdiğini itiraf etti.  Sayın milletvekilleri, bu hukuksuzluklan daha yüzlerce örneği ile sıralayabilirim ancak buna ne  süre yeter ne de bu örneklerin sonu gelir. Ne var ki, antidemokratik uygulamalar bu örneklerle sı­ nırlı da değildir. Seçim bölgelerindeki bu antidemokratik uygulamalar makro düzeydeki uygulama­ ların sadece birer tezahürüdür.  Bilirsiniz ki hukuk, yasaların tamamı temel hakları düzenler. Bu nedenle bu kurallarda, yasal dü­ zenlemelerde bir sorun varsa bu direkt olarak hak ihlallerini doğurur ki işte yüzde 10 barajı bu ih­ lallerin en bariz örneğidir ve demokrasi açısından utanç vericidir. Darbeci cunta döneminin bir ürünü  olan yüzde 10 barajının dünyada hiçbir demokraside örneğine rastlayamazsınız. Çünkü demokrasi­ ler, halkın hür iradeleriyle temsilcilerini seçmesi ve parlamentoda adil bir şekilde temsil edilmesini  öngörür. Bizim demokrasimizde bu temsiliyet sorunundan istikrar sağlamayı ümit eden, daha doğ­ rusu istikrar sağladığını iddia eden bir siyasi anlayış var, hatta anlayışlar var. Her konuda çatışma içine  giren bu anlayışlar mesele halkın oylarının adil temsili olunca tam bir uzlaşı içerisine girmektedirler.  T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 4  - 8 9 9 - İktidar bir yandan "Anayasa'yı değiştiriyorum, demokratikleşmeyi hedefliyorum." derken diğer ta­ raftan bu Anayasa'yı hazırlayan darbecilerin zihniyetlerini sahiplenmekte, bu konuda en ufak bir deği­ şikliğe yanaşmamaktadır. Şunu söylemek isterim ki, sizler bu tavrınızla en başta Atatürk'ün belirttiği  "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." felsefesine ters düşmektesiniz çünkü bugünün Türkiye'sinde ege­ menlik kayıtsız şartsız milletin değildir. Milletin egemenliği yüzde 10 barajı kaydına bağlı tutulmuştur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  PERVİN BULDAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bunlarla beraber bu yıl içerisinde partimiz milletve­ kili Sayın Ahmet Türk ve Sayın Aysel Tuğluk'a siyaset yasağı getirildi ve Parlamento dışında bıra­ kıldılar. Çok sayıda belediye başkanımız seçildikten sonra senelerini dahi doldurmadan tutuklandılar.  Binin üzerinde parti yöneticimiz ve üyemiz tutuklu bulunmaktadır. Siz deyin ki biz demokratik bir  hukuk devletiyiz. Ne kadar inandırıcı olduğunuz bütün bu antidemokratik uygulamalarla sabittir.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 20  nci maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun 100 üncü maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Necla Arat (İstanbul) ve arkadaşları  "Parti müşahitlerinin tamamı, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sa-karya) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Arat. (CHP sıralarından alkışlar)  NECLA ARAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Teklifi'nin 20'nci maddesine ilişkin önerge üzerinde şahsım adına söz almış bulunmak­ tayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, aslında seçim kanunlarında yapılacak değişiklikler, Siyasî Partiler Kanunu  ile birlikte ele alınmalıdır. Bu tür çalışmalarda teknik ayrıntılardan önce kanunun ruhu, özü, felsefesi,  çağdaş siyasal değerlere uyumu gözetilmelidir. Oysa, gerekçesinde "Elli yıldır uygulanmakta olan bu  kanun, güncel gelişmeler karşısında yetersiz kaldığı için değiştirilmektedir." dendiği hâlde bu teklifte  ön seçim, seçim barajı, kota veya olumlu ayrımcılık yöntemlerine hiç değinilmemektedir.  Sayın milletvekilleri, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, önerge verdiğimiz fıkranın "Parti mü­ şahitlerinin tamamı, sayım masasında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler." şeklinde değişme­ sini öneriyoruz. Çünkü böyle bir değişiklik seçim sırasında lüzumsuz tartışmaları, seçim sonrasında  da yaygın bir şekilde karşılaştığımız olumsuz söylentileri engelleyebilecektir. Ayrıca, parti müşahit­ lerinin 5 kişiyle sınırlanması, kanımızca, hakkaniyet ilkelerine uymamaktadır.
Sayfa 100 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 4  - 8 9 9 - İktidar bir yandan "Anayasa'yı değiştiriyorum, demokratikleşmeyi hedefliyorum." derken diğer ta­ raftan bu Anayasa'yı hazırlayan darbecilerin zihniyetlerini sahiplenmekte, bu konuda en ufak bir deği­ şikliğe yanaşmamaktadır. Şunu söylemek isterim ki, sizler bu tavrınızla en başta Atatürk'ün belirttiği  "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." felsefesine ters düşmektesiniz çünkü bugünün Türkiye'sinde ege­ menlik kayıtsız şartsız milletin değildir. Milletin egemenliği yüzde 10 barajı kaydına bağlı tutulmuştur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  PERVİN BULDAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bunlarla beraber bu yıl içerisinde partimiz milletve­ kili Sayın Ahmet Türk ve Sayın Aysel Tuğluk'a siyaset yasağı getirildi ve Parlamento dışında bıra­ kıldılar. Çok sayıda belediye başkanımız seçildikten sonra senelerini dahi doldurmadan tutuklandılar.  Binin üzerinde parti yöneticimiz ve üyemiz tutuklu bulunmaktadır. Siz deyin ki biz demokratik bir  hukuk devletiyiz. Ne kadar inandırıcı olduğunuz bütün bu antidemokratik uygulamalarla sabittir.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 20  nci maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun 100 üncü maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Necla Arat (İstanbul) ve arkadaşları  "Parti müşahitlerinin tamamı, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sa-karya) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz  Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Arat. (CHP sıralarından alkışlar)  NECLA ARAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Teklifi'nin 20'nci maddesine ilişkin önerge üzerinde şahsım adına söz almış bulunmak­ tayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, aslında seçim kanunlarında yapılacak değişiklikler, Siyasî Partiler Kanunu  ile birlikte ele alınmalıdır. Bu tür çalışmalarda teknik ayrıntılardan önce kanunun ruhu, özü, felsefesi,  çağdaş siyasal değerlere uyumu gözetilmelidir. Oysa, gerekçesinde "Elli yıldır uygulanmakta olan bu  kanun, güncel gelişmeler karşısında yetersiz kaldığı için değiştirilmektedir." dendiği hâlde bu teklifte  ön seçim, seçim barajı, kota veya olumlu ayrımcılık yöntemlerine hiç değinilmemektedir.  Sayın milletvekilleri, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, önerge verdiğimiz fıkranın "Parti mü­ şahitlerinin tamamı, sayım masasında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler." şeklinde değişme­ sini öneriyoruz. Çünkü böyle bir değişiklik seçim sırasında lüzumsuz tartışmaları, seçim sonrasında  da yaygın bir şekilde karşılaştığımız olumsuz söylentileri engelleyebilecektir. Ayrıca, parti müşahit­ lerinin 5 kişiyle sınırlanması, kanımızca, hakkaniyet ilkelerine uymamaktadır.  TBMM B: 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Sayın milletvekilleri, bu vesileyle, yine seçimlerle ilgili olarak cumhuriyet tarihimizin başlan­ gıçlarına ilişkin bir değerlendirme yapan AKP temsilcisi bir arkadaşımızın ileri sürdüğü görüşlerde  bir iki düzeltme yapma ihtiyacını duyuyorum. Bu sayın milletvekili, kadınların yerel seçimlere ka­ tılma hakkını kazanmalarının yıl dönümünde Cumhuriyet Halk Partisi adına gündem dışı bir konuş­ maya gönderme yaparak 1920'li ve 30'lu yıllarda gerçekleştirilen kadın haklarına ilişkin devrimleri  ne yazık ki örtük bir biçimde eleştirmiştir, bunu yaparken de bazı öncü kadınların ve derneklerin ça­ lışmalarını örnek göstermiştir. Hiç kuşkusuz, o somut kadın hakları devrimini önceleyen çalışmalar  vardı. Örneğin daha 1927 yılında Giresun'da yapılan bir toplantıda Süreyya Hulusi Hanım "Kadın­ ların ülke yönetiminde neden söz hakları yok?" diye sorabilmişti. Yine 1928'de Nezihe Muhittin  Hanım başkanı olduğu Türk Kadınlar Birliğinin tüzüğünün amaç maddesine "Devrimler haklı ta­ leplerden doğarlar. Kadınlar seçme ve seçilme haklarını elde etmelidirler." ekini yaptırmıştı. Ayrıca,  Kadınlar Halk Fırkasının yani bir kadın partisinin kurulması için girişimler başlatılmıştı. Ne var ki  1920'li yıllar kadınlarımızın henüz yüzde 90,4'ünün okuryazar olmadığı ve geleneksel kültürün ağır  baskısının hâlâ kadınları ezmekte olduğu yıllardı. Uluslaşma sürecinde yeni bir devlet kurarken bö­ lünmek değil, birleşmek gerekliydi. Bu nedenle bu girişimden kadınlar kendileri vazgeçtiler.  Yapmak istediğim çok önemli bir düzeltme de Türk Kadınlar Birliğinin, kimi ikinci cumhuriyet yan­ lısı sosyal bilimcilerin savunduğu bir tez doğrultusunda kapatıldığı efsanesiyle ilgili. Tek parti hükümeti­ nin böyle bir baskı uyguladığı söylencesi çok yaygın ama dönemin tanığı olan aydın kadınların günümüze  bıraktıkları yazılı belgelerde ve onlardan bir bölümüyle yapılan sözlü tarih çalışmalarında, bu kapatma ola­ yının ne yazık ki o birlik içerisindeki iç çekişmelerden kaynaklandığı doğrultusunda veriler vardır bugün  elimizde. Sabiha Sertel'in anılarına göz attığımızda bu konunun ayrıntılarına değinilmektedir.  Sayın milletvekilleri, AKP temsilcileri, cinsiyet eşitliği politikasının ve siyasete katılımının ön­ cülüğünü Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Cumhuriyet Halk Partisinin yaptığını görmezlikten gel­ mekten vazgeçmeli, tarihsel durum ve verileri saptırmamalıdır.  AKP, ne yazık ki cumhuriyetin değerlerini, yerleşik kurum ve geleneklerini yıkıcı bir yaklaşımı  huy edinmiş bulunuyor. Önce üniversiteleri, sonra silahlı kuvvetlerimizi, şimdi de yargıyı hedef aldı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  NECLA ARAT (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Yaygın bir korkutma ve susturma politikasını uyguluyor AKP.  Değerli milletvekilleri, AKP, kendisini bir milat olarak görmekten, sekiz yılda elli yıldan daha  çok ve başarılı işler yaptığı megalomanisinden kurtulmalıdır çünkü tevazu önemli bir erdemdir.  Sayın milletvekilleri, çoğulculuk demokratik ilkelerden biridir ama demokrasiye öncülük etme  iddiasında olan bir parti liderinin, Sayın Erdoğan'ın "biz" sözcüğünü lügatinden atıp hep "ben" ve  "benim" sözcüğünü kullanması demokrasiyle bağdaşıyor mu? Bu konular üzerinde bir kez daha derin  düşünmemiz gerektiği inancındayım.  Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Arat.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  Saat sekize kadar birleşime ara veriyorum.  Kapanma Saati: 19.26  - 9 0 0 -
Sayfa 101 -
TBMM B: 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Sayın milletvekilleri, bu vesileyle, yine seçimlerle ilgili olarak cumhuriyet tarihimizin başlan­ gıçlarına ilişkin bir değerlendirme yapan AKP temsilcisi bir arkadaşımızın ileri sürdüğü görüşlerde  bir iki düzeltme yapma ihtiyacını duyuyorum. Bu sayın milletvekili, kadınların yerel seçimlere ka­ tılma hakkını kazanmalarının yıl dönümünde Cumhuriyet Halk Partisi adına gündem dışı bir konuş­ maya gönderme yaparak 1920'li ve 30'lu yıllarda gerçekleştirilen kadın haklarına ilişkin devrimleri  ne yazık ki örtük bir biçimde eleştirmiştir, bunu yaparken de bazı öncü kadınların ve derneklerin ça­ lışmalarını örnek göstermiştir. Hiç kuşkusuz, o somut kadın hakları devrimini önceleyen çalışmalar  vardı. Örneğin daha 1927 yılında Giresun'da yapılan bir toplantıda Süreyya Hulusi Hanım "Kadın­ ların ülke yönetiminde neden söz hakları yok?" diye sorabilmişti. Yine 1928'de Nezihe Muhittin  Hanım başkanı olduğu Türk Kadınlar Birliğinin tüzüğünün amaç maddesine "Devrimler haklı ta­ leplerden doğarlar. Kadınlar seçme ve seçilme haklarını elde etmelidirler." ekini yaptırmıştı. Ayrıca,  Kadınlar Halk Fırkasının yani bir kadın partisinin kurulması için girişimler başlatılmıştı. Ne var ki  1920'li yıllar kadınlarımızın henüz yüzde 90,4'ünün okuryazar olmadığı ve geleneksel kültürün ağır  baskısının hâlâ kadınları ezmekte olduğu yıllardı. Uluslaşma sürecinde yeni bir devlet kurarken bö­ lünmek değil, birleşmek gerekliydi. Bu nedenle bu girişimden kadınlar kendileri vazgeçtiler.  Yapmak istediğim çok önemli bir düzeltme de Türk Kadınlar Birliğinin, kimi ikinci cumhuriyet yan­ lısı sosyal bilimcilerin savunduğu bir tez doğrultusunda kapatıldığı efsanesiyle ilgili. Tek parti hükümeti­ nin böyle bir baskı uyguladığı söylencesi çok yaygın ama dönemin tanığı olan aydın kadınların günümüze  bıraktıkları yazılı belgelerde ve onlardan bir bölümüyle yapılan sözlü tarih çalışmalarında, bu kapatma ola­ yının ne yazık ki o birlik içerisindeki iç çekişmelerden kaynaklandığı doğrultusunda veriler vardır bugün  elimizde. Sabiha Sertel'in anılarına göz attığımızda bu konunun ayrıntılarına değinilmektedir.  Sayın milletvekilleri, AKP temsilcileri, cinsiyet eşitliği politikasının ve siyasete katılımının ön­ cülüğünü Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Cumhuriyet Halk Partisinin yaptığını görmezlikten gel­ mekten vazgeçmeli, tarihsel durum ve verileri saptırmamalıdır.  AKP, ne yazık ki cumhuriyetin değerlerini, yerleşik kurum ve geleneklerini yıkıcı bir yaklaşımı  huy edinmiş bulunuyor. Önce üniversiteleri, sonra silahlı kuvvetlerimizi, şimdi de yargıyı hedef aldı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  NECLA ARAT (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Yaygın bir korkutma ve susturma politikasını uyguluyor AKP.  Değerli milletvekilleri, AKP, kendisini bir milat olarak görmekten, sekiz yılda elli yıldan daha  çok ve başarılı işler yaptığı megalomanisinden kurtulmalıdır çünkü tevazu önemli bir erdemdir.  Sayın milletvekilleri, çoğulculuk demokratik ilkelerden biridir ama demokrasiye öncülük etme  iddiasında olan bir parti liderinin, Sayın Erdoğan'ın "biz" sözcüğünü lügatinden atıp hep "ben" ve  "benim" sözcüğünü kullanması demokrasiyle bağdaşıyor mu? Bu konular üzerinde bir kez daha derin  düşünmemiz gerektiği inancındayım.  Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Arat.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  Saat sekize kadar birleşime ara veriyorum.  Kapanma Saati: 19.26  - 9 0 0 - TBMM B:83 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşiminin Be­ şinci Oturumunu açıyorum.  490 sıra sayılı Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon burada.  Hükümet burada.  21 'inci madde üzerinde üç önerge vardır, ilk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 21. maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun 101. mad­ desinin 6. bendinin "Birden fazla siyasi partiye ya da bağımsız adaya ayrılan alana taşacak şekilde  basılan EVET mührü bulunan" şeklinde değiştirilmesini, arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural M. Akif Paksoy  İsparta İzmir Kahramanmaraş  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 21 inci  maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Ka­ nunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (6) nolu bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz  ve teklif ederiz.  Selçuk Ayhan Yaşar Ağyüz Ali Oksal  İzmir Gaziantep Mersin  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Hulusi Güvel  Malatya Adana  "6. Birden fazla siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılan alana taşmış 'EVET' mührü bulunu­ yor ve sandık kurulu 'EVET' mührünün gerçekte nereye basıldığını tespit edemiyor ise "  BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 21 'inci  Maddesi ile değiştirilen 101 'inci maddenin başlığının "Oy pusulalannın geçerlilik ve geçersizlik halleri"  şeklinde değiştirilmesini, dördüncü fıkrasının madde metninden çıkanlmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Osman Özçelik  Batman İğdır Siirt  Özdal Üçer Akın Birdal Sim Sakık  Van Diyarbakır Muş  Hamit Geylani  Hakkâri  - 9 0 1 - BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 20.05  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
Sayfa 102 -
TBMM B:83 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşiminin Be­ şinci Oturumunu açıyorum.  490 sıra sayılı Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon burada.  Hükümet burada.  21 'inci madde üzerinde üç önerge vardır, ilk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 21. maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun 101. mad­ desinin 6. bendinin "Birden fazla siyasi partiye ya da bağımsız adaya ayrılan alana taşacak şekilde  basılan EVET mührü bulunan" şeklinde değiştirilmesini, arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural M. Akif Paksoy  İsparta İzmir Kahramanmaraş  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 21 inci  maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Ka­ nunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (6) nolu bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz  ve teklif ederiz.  Selçuk Ayhan Yaşar Ağyüz Ali Oksal  İzmir Gaziantep Mersin  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Hulusi Güvel  Malatya Adana  "6. Birden fazla siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılan alana taşmış 'EVET' mührü bulunu­ yor ve sandık kurulu 'EVET' mührünün gerçekte nereye basıldığını tespit edemiyor ise "  BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 21 'inci  Maddesi ile değiştirilen 101 'inci maddenin başlığının "Oy pusulalannın geçerlilik ve geçersizlik halleri"  şeklinde değiştirilmesini, dördüncü fıkrasının madde metninden çıkanlmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Osman Özçelik  Batman İğdır Siirt  Özdal Üçer Akın Birdal Sim Sakık  Van Diyarbakır Muş  Hamit Geylani  Hakkâri  - 9 0 1 - BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 20.05  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 5  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz Değerli Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Birdal.  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; birleşik oy pusulasının hangi  durumlarda geçerli ya da değile ilişkin 21 'inci madde üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi say­ gıyla selamlarım.  Yalnız, bugünkü bir üzüntümü izninizle paylaşmak istiyorum. Şimdi, bugün, cezaevlerinde bu­ lunan hasta tutuklu ve hükümlülerin sağlığına nasıl kavuşabileceğine ilişkin bir Meclis araştırma  önergesi verdik ve bu önerge, AKP tarafından gerekçe gösterilmeden... Araştırma önergesi üzerine  söz alan değerli hatip, AKP'nin hizmetlerinden falan söz etti yani biraz ciddi olmak gerekiyor. Bakın,  2008 ve 2009 yıllarında 52 kişinin öldüğünü söylüyoruz cezaevlerinde ve şu anda da 49 kişi, ger­ çekten, ölümcül, ağır hasta. Kanayan bir yara, bunu nasıl sarabilirizi konuşuyoruz, arkadaşımız kal­ kıyor, verdiğimiz önergeyi bile ciddiye alacak bir şeyde değil ve AKP'nin yaptığı hizmetlerden söz  ediyor. Yani şimdi, bence bu ruh hâlinden kurtulmak gerekiyor.  Bunu söyledikten sonra, seçim sisteminde dün ne ise, bence bugün bir nitelik değişikliği var.  Şimdi, anımsayacaktır arkadaşlarımız yaş itibarıyla, yaşı uygun olmayanlar da sonradan okumuşlar­ dır belki birtakım, Türkiye siyasi tarihinin tutanaklarından, anılarından. Örneğin, 1960 sonrası, se­ çimlerde -yeni çıkmıştı düdüklü tencere- tencereyi verdiler, kapağını vermediler. Belediye meclisi  seçimlerinde, muhtarlık seçimlerinde falan, eğer seçilirlerse kapağını da vereceklerdi. Bu, seçmen için  gerçekten bir cazibe oluşturdu. Daha sonra, ayakkabının birini verdiler, diğer ikincisini seçildikten  sonra verdiler. İşte, kâğıt paralar vardı, 5 lira, 10 lira, yarısını verdiler seçmene, geri kalan diğer ya­ rısını seçildikten sonra verdiler. E şimdi de, örneğin Batman Sason ilçesinde geçen seçimlerde buz­ dolabı verdiler elektriği olmayan yere ama dediler ki: "Siz eğer seçerseniz bu elektriği de vereceğiz."  Yine Sason'un başka bir köyünde çamaşır makinesi verdiler ve su yoktu ama...  MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Yok öyle bir şey. Sason'a kim ne dağıtmış?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Hayır, o köylerin adlarını size getirelim, verelim.  MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Sason'a kim ne dağıtmış?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bakın, hayır, o köylerin adını verelim.  Mehmet Emin Bey, yani, şimdi, özellikle o ilin milletvekili olarak, gerçekten yurttaşların ira­ desinin kötüye kullanılmasına önce sizin izin vermemeniz gerekir ve sonra da yüce Meclise getirip  bunu burada hepimizin müdahale etmesi gerekir.  Şimdi, bu nedenle, ayrıca, dün, "Yardımı, muhtaç olanlara verdik." diyorlar. Sosyal devlet an­ layışı seçimlerden önce mi akla geliyor? Eğer gerçekten gereksinmesi varsa halkın, bunları seçim ön­ cesi verirsiniz. Sosyal devlet anlayışını da Kızılay'da Tekel işçilerine karşı tutumunuzdan da gördük  ve tanık olduk.  Şimdi, değerli arkadaşlar, bölgenin, tabii, özellikleri açısından, gerçekten Yargıtay Ceza Genel  Kurulu hukuk dışı kararları verirken, bölgenin özelliklerine ve bölgenin farklılıklarına atfederken,  doğru, yani seçimde de özellikler, farklılıklar var. Örneğin birleşik oy pusulasında, gerçekten,  - 9 0 2 -
Sayfa 103 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 5  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz Değerli Başkan.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Birdal.  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; birleşik oy pusulasının hangi  durumlarda geçerli ya da değile ilişkin 21 'inci madde üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi say­ gıyla selamlarım.  Yalnız, bugünkü bir üzüntümü izninizle paylaşmak istiyorum. Şimdi, bugün, cezaevlerinde bu­ lunan hasta tutuklu ve hükümlülerin sağlığına nasıl kavuşabileceğine ilişkin bir Meclis araştırma  önergesi verdik ve bu önerge, AKP tarafından gerekçe gösterilmeden... Araştırma önergesi üzerine  söz alan değerli hatip, AKP'nin hizmetlerinden falan söz etti yani biraz ciddi olmak gerekiyor. Bakın,  2008 ve 2009 yıllarında 52 kişinin öldüğünü söylüyoruz cezaevlerinde ve şu anda da 49 kişi, ger­ çekten, ölümcül, ağır hasta. Kanayan bir yara, bunu nasıl sarabilirizi konuşuyoruz, arkadaşımız kal­ kıyor, verdiğimiz önergeyi bile ciddiye alacak bir şeyde değil ve AKP'nin yaptığı hizmetlerden söz  ediyor. Yani şimdi, bence bu ruh hâlinden kurtulmak gerekiyor.  Bunu söyledikten sonra, seçim sisteminde dün ne ise, bence bugün bir nitelik değişikliği var.  Şimdi, anımsayacaktır arkadaşlarımız yaş itibarıyla, yaşı uygun olmayanlar da sonradan okumuşlar­ dır belki birtakım, Türkiye siyasi tarihinin tutanaklarından, anılarından. Örneğin, 1960 sonrası, se­ çimlerde -yeni çıkmıştı düdüklü tencere- tencereyi verdiler, kapağını vermediler. Belediye meclisi  seçimlerinde, muhtarlık seçimlerinde falan, eğer seçilirlerse kapağını da vereceklerdi. Bu, seçmen için  gerçekten bir cazibe oluşturdu. Daha sonra, ayakkabının birini verdiler, diğer ikincisini seçildikten  sonra verdiler. İşte, kâğıt paralar vardı, 5 lira, 10 lira, yarısını verdiler seçmene, geri kalan diğer ya­ rısını seçildikten sonra verdiler. E şimdi de, örneğin Batman Sason ilçesinde geçen seçimlerde buz­ dolabı verdiler elektriği olmayan yere ama dediler ki: "Siz eğer seçerseniz bu elektriği de vereceğiz."  Yine Sason'un başka bir köyünde çamaşır makinesi verdiler ve su yoktu ama...  MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Yok öyle bir şey. Sason'a kim ne dağıtmış?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Hayır, o köylerin adlarını size getirelim, verelim.  MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Sason'a kim ne dağıtmış?  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bakın, hayır, o köylerin adını verelim.  Mehmet Emin Bey, yani, şimdi, özellikle o ilin milletvekili olarak, gerçekten yurttaşların ira­ desinin kötüye kullanılmasına önce sizin izin vermemeniz gerekir ve sonra da yüce Meclise getirip  bunu burada hepimizin müdahale etmesi gerekir.  Şimdi, bu nedenle, ayrıca, dün, "Yardımı, muhtaç olanlara verdik." diyorlar. Sosyal devlet an­ layışı seçimlerden önce mi akla geliyor? Eğer gerçekten gereksinmesi varsa halkın, bunları seçim ön­ cesi verirsiniz. Sosyal devlet anlayışını da Kızılay'da Tekel işçilerine karşı tutumunuzdan da gördük  ve tanık olduk.  Şimdi, değerli arkadaşlar, bölgenin, tabii, özellikleri açısından, gerçekten Yargıtay Ceza Genel  Kurulu hukuk dışı kararları verirken, bölgenin özelliklerine ve bölgenin farklılıklarına atfederken,  doğru, yani seçimde de özellikler, farklılıklar var. Örneğin birleşik oy pusulasında, gerçekten,  - 9 0 2 - T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  (x) Bu bölümde Hatip tarafından, Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.  - 9 0 3 - bağımsız adayların adlarını okumak, onlara seçmenin kendi iradesi doğrultusunda oy kullanması o  kadar güçtü ki örneğin, rastlantı sonucu, benim birleşik oy pusulasındaki sıram soldan da saysan sağ­ dan da saysan 9'uncu sıradaydı ve ben o seçmenlerime, yaşlı annelere, babalara anlatmaya başla­ mıştım ". . ."(x) diye. 9'uncu sırayı anlatabilmek için gerçekten sağdan ve soldan saymalarını  söyledim ve kurtardım ama başka sırada olanlar büyük oy kaybına neden oldular.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Kürtçeyi de öğrenmiş oldunuz böylelikle Akın Bey.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bu nedenle, birleşik oy pusulasında, gerçekten, bağımsızların da  kendi seçmeninin iradesi doğrultusunda haklarını kullanabilmesi şeklinde düzenlemeler yapmak ge­ rekir. Herkesin seçme ve seçilme hakkı olduğu kadar yönetme hakkı da vardır. O nedenle, gerçek­ ten, AKP getirdi... Bakın, tanık oluyoruz -umarız Anayasa konusundaki yaklaşım böyle olmaz- dünden beri izliyoruz, ana muhalefet, muhalefet partileri birçok görüş getiriyor.  Sayın milletvekilleri, neden? Yani, bazen bunu değiştirme konusunda acaba muktedir mi deği­ liz ya da örneğin, bu getirilen teklif konusunda "Hayır, aynen böyle çıkacak." diyen bir irade mi var?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Yani, bazen muktedir olmalıyız, tartışmalıyız. Muhalefetin getirdiği konu da toplumun bu se­ çimlerde demokratik, adil, eşit, özgür olması konusunda gerçekten tercihini doğru koyabileceği bir  düzenlemeyse buna dikkat göstermeliyiz. Yoksa, birçok fiziki koşullar var. Örneğin, seçimlerde,  okullarda 3'üncü, 4'üncü kata engellilerin ve yaşlıların çıkmasını istiyoruz. Bu olacak şey değil.  Yani, şimdi... Ya da bölgede... Şunu bir kez daha söylüyorum: Seçimlerin demokratik, adil ve özgür  olması için önce dilin özgür olması gerekiyor, düşüncenin özgür olması gerekiyor ve en önemlisi de  bölgenin çatışma hâlinden kurtulması gerekiyor.  Barış, demokrasi ve bununla ilişkilendirilen demokratik bir toplum projesi. Biz buna varız, o ne­ denle bu doğrultuda gelecek önerilere de açığız ve gerçekten toplumun gereksindiği bu sistemi on­ lara armağan edelim.  Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 21  inci maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (6) nolu bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini  arz ve teklif ederiz.  Selçuk Ayhan (İzmir) ve arkadaşları  "6. Birden fazla siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılan alana taşmış 'EVET' mührü bulunu­ yor ve sandık kurulu 'EVET' mührünün gerçekte nereye basıldığını tespit edemiyor ise "
Sayfa 104 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 5  (x) Bu bölümde Hatip tarafından, Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.  - 9 0 3 - bağımsız adayların adlarını okumak, onlara seçmenin kendi iradesi doğrultusunda oy kullanması o  kadar güçtü ki örneğin, rastlantı sonucu, benim birleşik oy pusulasındaki sıram soldan da saysan sağ­ dan da saysan 9'uncu sıradaydı ve ben o seçmenlerime, yaşlı annelere, babalara anlatmaya başla­ mıştım ". . ."(x) diye. 9'uncu sırayı anlatabilmek için gerçekten sağdan ve soldan saymalarını  söyledim ve kurtardım ama başka sırada olanlar büyük oy kaybına neden oldular.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Kürtçeyi de öğrenmiş oldunuz böylelikle Akın Bey.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Bu nedenle, birleşik oy pusulasında, gerçekten, bağımsızların da  kendi seçmeninin iradesi doğrultusunda haklarını kullanabilmesi şeklinde düzenlemeler yapmak ge­ rekir. Herkesin seçme ve seçilme hakkı olduğu kadar yönetme hakkı da vardır. O nedenle, gerçek­ ten, AKP getirdi... Bakın, tanık oluyoruz -umarız Anayasa konusundaki yaklaşım böyle olmaz- dünden beri izliyoruz, ana muhalefet, muhalefet partileri birçok görüş getiriyor.  Sayın milletvekilleri, neden? Yani, bazen bunu değiştirme konusunda acaba muktedir mi deği­ liz ya da örneğin, bu getirilen teklif konusunda "Hayır, aynen böyle çıkacak." diyen bir irade mi var?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Yani, bazen muktedir olmalıyız, tartışmalıyız. Muhalefetin getirdiği konu da toplumun bu se­ çimlerde demokratik, adil, eşit, özgür olması konusunda gerçekten tercihini doğru koyabileceği bir  düzenlemeyse buna dikkat göstermeliyiz. Yoksa, birçok fiziki koşullar var. Örneğin, seçimlerde,  okullarda 3'üncü, 4'üncü kata engellilerin ve yaşlıların çıkmasını istiyoruz. Bu olacak şey değil.  Yani, şimdi... Ya da bölgede... Şunu bir kez daha söylüyorum: Seçimlerin demokratik, adil ve özgür  olması için önce dilin özgür olması gerekiyor, düşüncenin özgür olması gerekiyor ve en önemlisi de  bölgenin çatışma hâlinden kurtulması gerekiyor.  Barış, demokrasi ve bununla ilişkilendirilen demokratik bir toplum projesi. Biz buna varız, o ne­ denle bu doğrultuda gelecek önerilere de açığız ve gerçekten toplumun gereksindiği bu sistemi on­ lara armağan edelim.  Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 21  inci maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (6) nolu bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini  arz ve teklif ederiz.  Selçuk Ayhan (İzmir) ve arkadaşları  "6. Birden fazla siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılan alana taşmış 'EVET' mührü bulunu­ yor ve sandık kurulu 'EVET' mührünün gerçekte nereye basıldığını tespit edemiyor ise "  TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 5  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Ayhan.  SELÇUK AYHAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan tasarının  ikinci bölümünün 21 'inci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bunuyorum.  Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlarım.  Bir önceki oturumda Sayın Hasip Kaplan bir şey söyledi, dedi ki: "Siyasetçiler iki şeyden kaça­ maz: Birisi sandık, birisi de mezar." Şimdi mezardan kaçmak isterler ama kaçınılmaz son, bu doğru ama  siyasiler sandıktan da kaçabilirler. Eğer ellerindeki mutlak sayısal hâkimiyeti tüm milletin kendilerine  her şeyi yapma yetkisini vermiş gibi algılarlarsa, önlerini tümüyle temizlemeye kalkarlarsa, Anayasa'yı  da istedikleri gibi biçimlemeye kalkarlarsa, yargıyı da biz yapalım, her şeyi biz yapalım derlerse bunun  sonunda siyasette sandığı da ortadan kaldırabilirler, ondan sonra sultanlıklar, krallıklar, padişahlıklar da  oluşabilir. Yani burada bir yanılgıya düşmeyelim diye bu açıklamayı yapma gereği duydum.  Değerli arkadaşlarım, şimdi 2007 seçimlerini kısaca anımsarsak, gerek bilgisayar sistemi gerekse  diğer iddialarla ilgili kuşkular hâlâ halkımızın belleğinden silinmemiştir. Bu dönemde İzmir gibi si­ yasi partilerin ve bizzat seçmenin bile doğrudan seçimleri takip ettiği, sandık sonuçlarını takip ettiği  bir ilin Karşıyaka ilçesinde bile sadece 890 civarında CHP oyuyla bir miktar Demokrat Parti oyunun  birleştirme tutanaklarına AKP oyu olarak eklendiği belgelenmişti, bunu bir anımsatmak istiyorum.  2009 seçimlerine baktığımızda başka bir komediyle karşılaştık. Adrese dayalı olarak hazırlan­ dığı iddia edilen seçmen listelerinde yirmi otuz yıl önce ölen insanların isimlerini gördük. Otuz kırk  yıldır büyük kentlerde yaşayan insanların ve bu illerde oy kullanan insanların son seçimde on beş- yirmi saatlik otobüs mesafesindeki illerde isimlerinin seçmen olarak çıktığına tanık olduk. Halkı  menfaat ile satın alma anlayışının bir sonucu olarak devlet kesesinden elektriksiz köylere buzdolabı,  susuz köylere çamaşır makinesi dağıtılmaya kadar varıldığına tanık olduk. Askerde, gurbette olan ya  da oy kullanma ehliyeti olmayanların oy kullandırıldığı yerler gördük. Seçim gecesi gecenin ilerle­ yen saatlerinde tüm Türkiye'de aynı anda elektriklerin kesildiğine, bilgisayarların kilitlendiğine, sis­ temin çökme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına tanık olduk.  Hâl böyle iken seçimlerle ilgili bu yasa tasarısının gündeme getiriliş biçimi bile apar topar ol­ ması itibarıyla, tüm siyasi partilerin bilgi edinme, araştırma, inceleme zamanı bile bulamaması ne­ deniyle, birçok siyasi parti grubunun verdiği seçimlerle ilgili önergeler olduğu hâlde, siyasi parti  grubu dışındaki milletvekili arkadaşlarımızın verdiği önergeler olduğu hâlde komisyona bile sadece  şu an görüştüğümüz önerge getirilmiş, daha sonraki itirazlarla alt komisyonda diğer önergelerin de  değerlendirilmesi ve kısmen bunların olumlu görüldüğü gözlenmiştir.  Şimdi, işin özü şu değerli arkadaşlar: Niyetimiz bozuksa en iyi kanun bile uygulayanların elinde  yanlış kullanılabiliyor. Türkiye'de bunun ne yazık ki birçok örneğini görmeye devam ediyoruz.  Ben, sözlerimi Mahatma Gandhi'nin yedi ölümcül günah listesiyle bitirmek istiyorum: Birincisi,  ilkesiz siyaset; ikincisi, emeksiz zenginlik; üçüncüsü, vicdansız haz; dördüncüsü, niteliksiz bilgi; be­ şincisi, ahlaksız ticaret; altıncısı, insaniyetsiz bilim ve yedincisi, özverisiz ibadet. Bunun yorumunu,  algılayana ve anlayana bırakıyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum, dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  - 9 0 4 -
Sayfa 105 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 5  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Ayhan.  SELÇUK AYHAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan tasarının  ikinci bölümünün 21 'inci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bunuyorum.  Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlarım.  Bir önceki oturumda Sayın Hasip Kaplan bir şey söyledi, dedi ki: "Siyasetçiler iki şeyden kaça­ maz: Birisi sandık, birisi de mezar." Şimdi mezardan kaçmak isterler ama kaçınılmaz son, bu doğru ama  siyasiler sandıktan da kaçabilirler. Eğer ellerindeki mutlak sayısal hâkimiyeti tüm milletin kendilerine  her şeyi yapma yetkisini vermiş gibi algılarlarsa, önlerini tümüyle temizlemeye kalkarlarsa, Anayasa'yı  da istedikleri gibi biçimlemeye kalkarlarsa, yargıyı da biz yapalım, her şeyi biz yapalım derlerse bunun  sonunda siyasette sandığı da ortadan kaldırabilirler, ondan sonra sultanlıklar, krallıklar, padişahlıklar da  oluşabilir. Yani burada bir yanılgıya düşmeyelim diye bu açıklamayı yapma gereği duydum.  Değerli arkadaşlarım, şimdi 2007 seçimlerini kısaca anımsarsak, gerek bilgisayar sistemi gerekse  diğer iddialarla ilgili kuşkular hâlâ halkımızın belleğinden silinmemiştir. Bu dönemde İzmir gibi si­ yasi partilerin ve bizzat seçmenin bile doğrudan seçimleri takip ettiği, sandık sonuçlarını takip ettiği  bir ilin Karşıyaka ilçesinde bile sadece 890 civarında CHP oyuyla bir miktar Demokrat Parti oyunun  birleştirme tutanaklarına AKP oyu olarak eklendiği belgelenmişti, bunu bir anımsatmak istiyorum.  2009 seçimlerine baktığımızda başka bir komediyle karşılaştık. Adrese dayalı olarak hazırlan­ dığı iddia edilen seçmen listelerinde yirmi otuz yıl önce ölen insanların isimlerini gördük. Otuz kırk  yıldır büyük kentlerde yaşayan insanların ve bu illerde oy kullanan insanların son seçimde on beş- yirmi saatlik otobüs mesafesindeki illerde isimlerinin seçmen olarak çıktığına tanık olduk. Halkı  menfaat ile satın alma anlayışının bir sonucu olarak devlet kesesinden elektriksiz köylere buzdolabı,  susuz köylere çamaşır makinesi dağıtılmaya kadar varıldığına tanık olduk. Askerde, gurbette olan ya  da oy kullanma ehliyeti olmayanların oy kullandırıldığı yerler gördük. Seçim gecesi gecenin ilerle­ yen saatlerinde tüm Türkiye'de aynı anda elektriklerin kesildiğine, bilgisayarların kilitlendiğine, sis­ temin çökme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına tanık olduk.  Hâl böyle iken seçimlerle ilgili bu yasa tasarısının gündeme getiriliş biçimi bile apar topar ol­ ması itibarıyla, tüm siyasi partilerin bilgi edinme, araştırma, inceleme zamanı bile bulamaması ne­ deniyle, birçok siyasi parti grubunun verdiği seçimlerle ilgili önergeler olduğu hâlde, siyasi parti  grubu dışındaki milletvekili arkadaşlarımızın verdiği önergeler olduğu hâlde komisyona bile sadece  şu an görüştüğümüz önerge getirilmiş, daha sonraki itirazlarla alt komisyonda diğer önergelerin de  değerlendirilmesi ve kısmen bunların olumlu görüldüğü gözlenmiştir.  Şimdi, işin özü şu değerli arkadaşlar: Niyetimiz bozuksa en iyi kanun bile uygulayanların elinde  yanlış kullanılabiliyor. Türkiye'de bunun ne yazık ki birçok örneğini görmeye devam ediyoruz.  Ben, sözlerimi Mahatma Gandhi'nin yedi ölümcül günah listesiyle bitirmek istiyorum: Birincisi,  ilkesiz siyaset; ikincisi, emeksiz zenginlik; üçüncüsü, vicdansız haz; dördüncüsü, niteliksiz bilgi; be­ şincisi, ahlaksız ticaret; altıncısı, insaniyetsiz bilim ve yedincisi, özverisiz ibadet. Bunun yorumunu,  algılayana ve anlayana bırakıyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum, dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  - 9 0 4 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 21. maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun 101. mad­ desinin 6. bendinin "Birden fazla siyasi partiye ya da bağımsız adaya ayrılan alana taşacak şekilde  basılan EVET mührü bulunan" şeklinde değiştirilmesini, arz ve teklif ederiz.  Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Paksoy.(MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşül­ mekte olan 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 21'inci maddesi hakkında verdiğimiz değişiklik öner­ gesi hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Kıymetli arkadaşlar, bu teklifin, bir sefer, zamanlaması fevkalade yanlış olmuştur. Öncelikle,  Seçim Kanunu'nda birtakım düzenlemelerin yapılması için bugüne kadar niçin beklendiğini şahsen  ben anlamış değilim. Bunun yanında, yapılmak istenen değişikliklerin ihtiyacı tam olarak karşıla­ madığı noktasında ciddi tenkitlerimiz var. Komisyonlarda gerek bizim arkadaşlarımız gerekse de  diğer muhalefet milletvekilleri tenkitlerini dile getirdiler. Bu tenkitlerin hiçbir şekilde dikkate alın­ madığını görüyoruz.  Mesela, niçin bu kanunu bir temel kanun olarak getirdiniz? Niyetiniz gayet açık: Yeterince tar­ tışılmasın, bizim uygun gördüğümüz düzenlemeler yasalaşsın. Öyle tartışmaya, ilgili kurum ve ku­ ruluşların fikrinin alınmasına ne gerek var? Sizin bakış açınız bu.  Değerli arkadaşlar, kendinizin dışındakilerin varlığına da fikirlerine de, velev ki bu fikirler çok  doğru da olsa toptan karşı çıkıyorsunuz. Yedi buçuk yıllık İktidarınız süresince gerilimden medet  umma, "ben ve öteki" şeklindeki çok tehlikeli ayrıştırmalı politikalarınızdan bir türlü vazgeçmedi­ niz. Ancak bir türlü, bu ülkenin gerçek gündemi olan işsizliği, üretimi, bölücü terörü, hırsızlığı, yol­ suzluğu, hortumu, yandaşı tartışmaya fırsat vermediniz, hep bu gerçek gündemden kaçtınız. Güya  devri İktidarınızda kişi başına millî geliri 10 bin dolara çıkardınız. Peki, böyle bir ülkede kayıt dışı  istihdamı ne kadar düşürdüğünüzü, işsizliği ne kadar azalttığınızı, 15 milyonu bulan yeşil kartlı sa­ yısını, fakruzaruretin nasıl önleneceğini niçin bir kez bile tartışma cesaretini gösteremediniz? Hep  millete cambazı gösterip yandaşlarınıza köşe döndürdünüz. Seçim zamanlarında kamunun kaynak­ larını oy aracı yapmaktan çekinmediniz. Hep merak etmişimdir, acaba Tunceli'ye dağıttığınız buz­ dolapları ve çamaşır makinelerinden Kahramanmaraş'ın fakirlerine, Mersin'in Yörüklerine,  Kastamonu'nun ihtiyaç sahiplerine, büyük kentlerin varoşlarına da dağıttınız mı veya bu beyaz eş­ yaların dağıtımı seçimden sonra da devam etti mi? Bu konuda yetkili ağızdan bir açıklama yaparsa­ nız öğrenmiş olacağız.  - 9 0 5 -
Sayfa 106 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 21. maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun 101. mad­ desinin 6. bendinin "Birden fazla siyasi partiye ya da bağımsız adaya ayrılan alana taşacak şekilde  basılan EVET mührü bulunan" şeklinde değiştirilmesini, arz ve teklif ederiz.  Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Paksoy.(MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşül­ mekte olan 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 21'inci maddesi hakkında verdiğimiz değişiklik öner­ gesi hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Kıymetli arkadaşlar, bu teklifin, bir sefer, zamanlaması fevkalade yanlış olmuştur. Öncelikle,  Seçim Kanunu'nda birtakım düzenlemelerin yapılması için bugüne kadar niçin beklendiğini şahsen  ben anlamış değilim. Bunun yanında, yapılmak istenen değişikliklerin ihtiyacı tam olarak karşıla­ madığı noktasında ciddi tenkitlerimiz var. Komisyonlarda gerek bizim arkadaşlarımız gerekse de  diğer muhalefet milletvekilleri tenkitlerini dile getirdiler. Bu tenkitlerin hiçbir şekilde dikkate alın­ madığını görüyoruz.  Mesela, niçin bu kanunu bir temel kanun olarak getirdiniz? Niyetiniz gayet açık: Yeterince tar­ tışılmasın, bizim uygun gördüğümüz düzenlemeler yasalaşsın. Öyle tartışmaya, ilgili kurum ve ku­ ruluşların fikrinin alınmasına ne gerek var? Sizin bakış açınız bu.  Değerli arkadaşlar, kendinizin dışındakilerin varlığına da fikirlerine de, velev ki bu fikirler çok  doğru da olsa toptan karşı çıkıyorsunuz. Yedi buçuk yıllık İktidarınız süresince gerilimden medet  umma, "ben ve öteki" şeklindeki çok tehlikeli ayrıştırmalı politikalarınızdan bir türlü vazgeçmedi­ niz. Ancak bir türlü, bu ülkenin gerçek gündemi olan işsizliği, üretimi, bölücü terörü, hırsızlığı, yol­ suzluğu, hortumu, yandaşı tartışmaya fırsat vermediniz, hep bu gerçek gündemden kaçtınız. Güya  devri İktidarınızda kişi başına millî geliri 10 bin dolara çıkardınız. Peki, böyle bir ülkede kayıt dışı  istihdamı ne kadar düşürdüğünüzü, işsizliği ne kadar azalttığınızı, 15 milyonu bulan yeşil kartlı sa­ yısını, fakruzaruretin nasıl önleneceğini niçin bir kez bile tartışma cesaretini gösteremediniz? Hep  millete cambazı gösterip yandaşlarınıza köşe döndürdünüz. Seçim zamanlarında kamunun kaynak­ larını oy aracı yapmaktan çekinmediniz. Hep merak etmişimdir, acaba Tunceli'ye dağıttığınız buz­ dolapları ve çamaşır makinelerinden Kahramanmaraş'ın fakirlerine, Mersin'in Yörüklerine,  Kastamonu'nun ihtiyaç sahiplerine, büyük kentlerin varoşlarına da dağıttınız mı veya bu beyaz eş­ yaların dağıtımı seçimden sonra da devam etti mi? Bu konuda yetkili ağızdan bir açıklama yaparsa­ nız öğrenmiş olacağız.  - 9 0 5 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 5  Değerli arkadaşlar, AKP bir gün iktidara geldi, hemen değişti. Acaba sizin bu değişiminiz ikti­ dardan gidince nasıl bir hâl alır, doğrusu çok merak ediyorum. Bir zaman YÖK düşmanıydınız,  YÖK'ün varlığına toptan karşıydınız. Şimdi YÖK sizden oldu, hiç bu konulan konuşmaz oldunuz.  Lise, hatta ilköğretim okulu açmadığınız yerlere tabela üniversiteleri kurduk.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu teklifte biz, SEÇSİS sistemiyle ilgili bir iyileştirme ve  çalışma öngörülmediğini görüyoruz. Her seçimden sonra ifrata varan birtakım iddialardan geçilmi­ yor. Bu sistemin kamuoyunun tam güvenini sağlayacak, şeffaf ve hızlı bir şekilde işlev görecek bir  yapıya kavuşturulması gerekirdi.  Bir başka husus, seçimlere katılmak isteyen devlet memurlarının durumu. Bildiğiniz gibi, seçim  takviminin ilanıyla birlikte, seçimlere katılmak isteyen devlet memurları görevden ayrılmak zorun­ dalar. Bu süre, geçmiş seçimlerde üç ayı geçiyordu. Bu süre zarfında devlet memurlan ve onlann bak­ makla yükümlü oldukları eş ve çocukları sosyal güvenlik sisteminden yararlanamıyorlar. Nasıl olsa  yasal hakları var, seçimler tamamlandıktan sonra görevlerine geri dönebiliyorlar... Seçimlere katıl­ mak amacıyla istifa eden devlet memurlarının seçim döneminde sosyal güvenlik kurumlarıyla kesi­ len ilişkilerinin en azından sağlık yardımından faydalanabilmeleri sağlanmalıdır.  Bunun ötesinde, yoksul vatandaşlarımıza yapılan bir kısım ayni, hatta nakdî yardımların seçim  döneminde dağıtılmasına bir düzen getirilebilirdi çünkü bu konu kamuoyunca çok ciddi tartışmalara  sebep oluyor. Şimdi, bu yardımlan açıkça yasaya aykırı bir şekilde dağıttırdığınızdan dolayı mah­ kemece ceza verilmiş bir valiyi siz ödüllendirdiniz. Valilerimizin, özellikle seçim dönemlerinde hü­ kümetin değil, devletin valisi olduğunu unutmamaları gerekir. Ancak Hükümetin artık herkesçe  malum tavrından biz döneceğini düşünmüyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Teşekkür ederim.  Tıpkı bundan önceki birçok teklif ve tasarıda olduğu gibi, bu teklifin de bir oldubittiyle yüce  Meclisten yasalaştırılmaya çalışılmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Sağduyulu, vicdanının sesini dinle­ yen bütün arkadaşlarımızı da önergemize destek vermeye davet ediyor, yüce heyetinizi saygıyla se­ lamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Paksoy.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 20.26  - 9 0 6 -
Sayfa 107 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 5  Değerli arkadaşlar, AKP bir gün iktidara geldi, hemen değişti. Acaba sizin bu değişiminiz ikti­ dardan gidince nasıl bir hâl alır, doğrusu çok merak ediyorum. Bir zaman YÖK düşmanıydınız,  YÖK'ün varlığına toptan karşıydınız. Şimdi YÖK sizden oldu, hiç bu konulan konuşmaz oldunuz.  Lise, hatta ilköğretim okulu açmadığınız yerlere tabela üniversiteleri kurduk.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu teklifte biz, SEÇSİS sistemiyle ilgili bir iyileştirme ve  çalışma öngörülmediğini görüyoruz. Her seçimden sonra ifrata varan birtakım iddialardan geçilmi­ yor. Bu sistemin kamuoyunun tam güvenini sağlayacak, şeffaf ve hızlı bir şekilde işlev görecek bir  yapıya kavuşturulması gerekirdi.  Bir başka husus, seçimlere katılmak isteyen devlet memurlarının durumu. Bildiğiniz gibi, seçim  takviminin ilanıyla birlikte, seçimlere katılmak isteyen devlet memurları görevden ayrılmak zorun­ dalar. Bu süre, geçmiş seçimlerde üç ayı geçiyordu. Bu süre zarfında devlet memurlan ve onlann bak­ makla yükümlü oldukları eş ve çocukları sosyal güvenlik sisteminden yararlanamıyorlar. Nasıl olsa  yasal hakları var, seçimler tamamlandıktan sonra görevlerine geri dönebiliyorlar... Seçimlere katıl­ mak amacıyla istifa eden devlet memurlarının seçim döneminde sosyal güvenlik kurumlarıyla kesi­ len ilişkilerinin en azından sağlık yardımından faydalanabilmeleri sağlanmalıdır.  Bunun ötesinde, yoksul vatandaşlarımıza yapılan bir kısım ayni, hatta nakdî yardımların seçim  döneminde dağıtılmasına bir düzen getirilebilirdi çünkü bu konu kamuoyunca çok ciddi tartışmalara  sebep oluyor. Şimdi, bu yardımlan açıkça yasaya aykırı bir şekilde dağıttırdığınızdan dolayı mah­ kemece ceza verilmiş bir valiyi siz ödüllendirdiniz. Valilerimizin, özellikle seçim dönemlerinde hü­ kümetin değil, devletin valisi olduğunu unutmamaları gerekir. Ancak Hükümetin artık herkesçe  malum tavrından biz döneceğini düşünmüyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Teşekkür ederim.  Tıpkı bundan önceki birçok teklif ve tasarıda olduğu gibi, bu teklifin de bir oldubittiyle yüce  Meclisten yasalaştırılmaya çalışılmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Sağduyulu, vicdanının sesini dinle­ yen bütün arkadaşlarımızı da önergemize destek vermeye davet ediyor, yüce heyetinizi saygıyla se­ lamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Paksoy.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum...  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 20.26  - 9 0 6 - TBMM B:83 7 . 4 . 2010 0 : 6  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşiminin Al­ tıncı Oturumunu açıyorum.  490 sıra sayılı Teklif in 21'ine i maddesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi,  maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.  Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon burada.  Hükümet burada.  22'nci madde üzerinde üç önerge vardır, önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  22'nci Maddesi ile değiştirilen 102'nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Zarfın içinden..." iba­ resinden sonra gelmek üzere "oy pusulaları haricinde" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Osman Özçelik  Batman İğdır Siirt  Sırrı Sakık Akın Birdal Özdal Üçer  Muş Diyarbakır Van  Hamit Geylani  Hakkâri  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 22 inci  maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanu­ nun 102 nci maddesinin beşinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Yaşar Ağyüz Ali Oksal Turgut Dibek  Gaziantep Mersin Kırklareli  Vahap Seçer Ferit Mevlüt Aslanoğlu  Mersin Malatya  "Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, o zarfta kullanılması gereken oy pu­ sularının dışında başka bir seçim türüne ait oy pusulası çıkmış olması hâlinde, bu zarftan çıkan başka  seçim türüne ait oy pusulası hesaba katılmaz."  - 9 0 7 - ALTINCI OTURUM  Açılma Saati: 20.31  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
Sayfa 108 -
TBMM B:83 7 . 4 . 2010 0 : 6  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83'üncü Birleşiminin Al­ tıncı Oturumunu açıyorum.  490 sıra sayılı Teklif in 21'ine i maddesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi,  maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.  Teklifin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon burada.  Hükümet burada.  22'nci madde üzerinde üç önerge vardır, önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  22'nci Maddesi ile değiştirilen 102'nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Zarfın içinden..." iba­ resinden sonra gelmek üzere "oy pusulaları haricinde" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Osman Özçelik  Batman İğdır Siirt  Sırrı Sakık Akın Birdal Özdal Üçer  Muş Diyarbakır Van  Hamit Geylani  Hakkâri  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 22 inci  maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanu­ nun 102 nci maddesinin beşinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Yaşar Ağyüz Ali Oksal Turgut Dibek  Gaziantep Mersin Kırklareli  Vahap Seçer Ferit Mevlüt Aslanoğlu  Mersin Malatya  "Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, o zarfta kullanılması gereken oy pu­ sularının dışında başka bir seçim türüne ait oy pusulası çıkmış olması hâlinde, bu zarftan çıkan başka  seçim türüne ait oy pusulası hesaba katılmaz."  - 9 0 7 - ALTINCI OTURUM  Açılma Saati: 20.31  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKÇİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)  T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 22. maddesiyle değiştirilen madde 102'nin  1. paragrafının sonuna; "Ancak, oy pusulasının katlanması nedeniyle karşı tarafta belirgin bir iz bı­ rakan EVET mührü, mührün vuruluş yönü dikkate alınarak değerlendirilir." cümlesinin eklenmesini  arz ve teklif ederiz.  Prof. Dr. Alim Işık Prof. Dr. Akif Akkuş Hakan Coşkun  Kütahya Mersin Osmaniye  Recep Taner Necati Özensoy Hamit Homriş  Aydın Bursa Bursa  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)  ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 490 sıra sa­ yılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Ka­ nununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifimin 22'nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz  değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Bu vesileyle, yüce Meclisin siz değerli üyelerini ve bizleri  izleyen aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum.  Biraz önce Sayın Kâtip Üyemizin de okuduğu gibi, bu önerge aslında hepimizin seçim zaman­ larında sandık başında yaşanan kargaşaları bizzat gördüğümüz bir konunun giderilmesine yönelik  bir önerge. Bilindiği gibi, katlanan oy pusulalarında "Evet" mührünün izinin karşı tarafa da çıkması  nedeniyle birçok yerde iptal sebebi sayılıyordu. İşte burada, oy pusulası katlanması hâlinde "Evet"  mührünün karşı tarafa geçmiş olması durumunda sandık başındaki anlaşmazlıklara neden olabile­ cek konunun çözümü amacıyla mührün vurulma yönü dikkate alınarak bu tür durumdaki kargaşanın  önlenmesini amaçlıyor.  Sayın Komisyonun ve Bakanın hangi gerekçeyle bu önergeye katılmadığını gerçekten merak  ediyorum. Ama şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da herhalde birçok önergeye katılmaya­ caklarını, iktidar tavrıyla bir kez daha göstermiş olduğu için de Komisyona ve Bakana şaşırmadığımı  da ifade etmek istiyorum.  Bu vesileyle, seçim zamanlarında sandık başlarında birçok kargaşaya neden olan bu ve benzeri  konuya ek olarak, son seçimlerde, 29 Mart yerel seçimlerinde bir ilde yaşanan ama Türkiye'de bir­ çok ilde de benzerinin yaşandığına inandığım bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum: İlin bir şir­ keti Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından yardıma muhtaç ailelerin listesini ister. 1.200'e  yakın ailenin ismi resmî kanalla bu şirkete iletilir. Şirketin yönetim kurulu ve yetkilisi 1.200 ai­ leyi yetersiz bulur, 6 bin adet, her biri 90 ya da 100 TL'lik paketin hazırlanarak bu yardıma muh­ taç ailelere dağıtılmasını karara bağlar. Ancak dağıtılan paketler -üzülerek ifade ediyorum ve  ismini kullanmak zorundayım- "Türk Kızılay" adında, bu ülkenin resmî kurumu kanalıyla dağıtılır.  - 9 0 8 -
Sayfa 109 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  BAŞKAN - Şimdi en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 22. maddesiyle değiştirilen madde 102'nin  1. paragrafının sonuna; "Ancak, oy pusulasının katlanması nedeniyle karşı tarafta belirgin bir iz bı­ rakan EVET mührü, mührün vuruluş yönü dikkate alınarak değerlendirilir." cümlesinin eklenmesini  arz ve teklif ederiz.  Prof. Dr. Alim Işık Prof. Dr. Akif Akkuş Hakan Coşkun  Kütahya Mersin Osmaniye  Recep Taner Necati Özensoy Hamit Homriş  Aydın Bursa Bursa  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından alkışlar)  ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 490 sıra sa­ yılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Ka­ nununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifimin 22'nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz  değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Bu vesileyle, yüce Meclisin siz değerli üyelerini ve bizleri  izleyen aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum.  Biraz önce Sayın Kâtip Üyemizin de okuduğu gibi, bu önerge aslında hepimizin seçim zaman­ larında sandık başında yaşanan kargaşaları bizzat gördüğümüz bir konunun giderilmesine yönelik  bir önerge. Bilindiği gibi, katlanan oy pusulalarında "Evet" mührünün izinin karşı tarafa da çıkması  nedeniyle birçok yerde iptal sebebi sayılıyordu. İşte burada, oy pusulası katlanması hâlinde "Evet"  mührünün karşı tarafa geçmiş olması durumunda sandık başındaki anlaşmazlıklara neden olabile­ cek konunun çözümü amacıyla mührün vurulma yönü dikkate alınarak bu tür durumdaki kargaşanın  önlenmesini amaçlıyor.  Sayın Komisyonun ve Bakanın hangi gerekçeyle bu önergeye katılmadığını gerçekten merak  ediyorum. Ama şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da herhalde birçok önergeye katılmaya­ caklarını, iktidar tavrıyla bir kez daha göstermiş olduğu için de Komisyona ve Bakana şaşırmadığımı  da ifade etmek istiyorum.  Bu vesileyle, seçim zamanlarında sandık başlarında birçok kargaşaya neden olan bu ve benzeri  konuya ek olarak, son seçimlerde, 29 Mart yerel seçimlerinde bir ilde yaşanan ama Türkiye'de bir­ çok ilde de benzerinin yaşandığına inandığım bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum: İlin bir şir­ keti Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından yardıma muhtaç ailelerin listesini ister. 1.200'e  yakın ailenin ismi resmî kanalla bu şirkete iletilir. Şirketin yönetim kurulu ve yetkilisi 1.200 ai­ leyi yetersiz bulur, 6 bin adet, her biri 90 ya da 100 TL'lik paketin hazırlanarak bu yardıma muh­ taç ailelere dağıtılmasını karara bağlar. Ancak dağıtılan paketler -üzülerek ifade ediyorum ve  ismini kullanmak zorundayım- "Türk Kızılay" adında, bu ülkenin resmî kurumu kanalıyla dağıtılır.  - 9 0 8 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Dağıtımda kullanılan araçlar şirketin özel araçlarıdır ve paketi alan ailelere ertesi günü bir yetkili  gider. Muhtar adayı ya da ilgili partinin yetkilisi, bir gün önce kendilerine ulaştırılan paketin iktidar  partisi belediye başkanı adayı adına (x) şirketi tarafından gönderildiğini ve bu paket karşılığında oy­ larının lütfen iktidar partisinin adayına verilmesini isterler.  Değerli milletvekilleri, bu, bu ülkede yaşanan çok acı gerçeklerden birisidir. Türk Kızılay buna  alet olmuştur ve bu şirket, hayır adı altında bunu dağıtır ve devletten, vergiden de düşer.  Arz ediyorum, bu seçim kanunu keşke bu tür olayların yaşanmasını engelleyebilecek bir deği­ şiklik içerseydi. Bunların hiçbirisi maalesef bu teklifte olmadığı gibi, bundan sonra da hepimizin ya­ şayacağı ve birçok insanımızın oy uğruna istismar edileceği bir konudur.  Şirketin adını ve ili vermeme gerek yok. Ama ben inanıyorum ki, bu yüce Meclis bu tür olay­ ların da önüne geçecek yasal düzenlemeleri önümüzdeki zaman içerisinde yapacaktır.  Bu düşüncelerle, vermiş olduğumuz değişiklik önergesinin yüce Meclis tarafından kabulünü arz  ediyor, tekrar saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler. Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 22 inci  maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanu­ nun 102 nci maddesinin beşinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Yaşar Ağyüz (Gaziantep) ve arkadaşları  "Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, o zarfta kullanılması gereken oy pu­ sularının dışında başka bir seçim türüne ait oy pusulası çıkmış olması hâlinde, bu zarftan çıkan başka  seçim türüne ait oy pusulası hesaba katılmaz."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Sayın Ağyüz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 490 sa­ yılı yasal değişiklik teklifi üzerinde CHP Grubu adına söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.  Bizim önerimiz, çokça zarfın bulunduğu sandıklarda kazara herhangi bir değişik oy pusulası  girmemesi gereken zarfa girmişse asıl oyun kabulü, tesadüfen veya bilinçsizce giren oyun iptali şek­ linde. Buna desteğinizi istiyoruz.  Desteğinizi isterken de bu yasa teklifi, değişiklik teklifi dokuz değişik grup ve kişilerin imzası­ nın bulunduğu teklifler şeklinde sunulmuş. Mesela bir grubun teklifi yerel yönetim seçimlerinden  önce, diğer grupların veya şahısların da öyledir ama ne hikmetse bu değişiklik teklifi AKP Genel  Başkan Yardımcısının 15/3/2010'da verdiği ve Komisyonda... Çok acube bir teklif, Komisyonca de- ğiştirile değiştirile bir şekle getirildi. Bir teklif, hız kazandırmış, ne hikmetse! Bugünlerde siz yasal  değişikliklerle çok uğraşmaya başladınız ya yargıyla... Bu acelenizi de anlamak mümkün değil.  - 9 0 9 -
Sayfa 110 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Dağıtımda kullanılan araçlar şirketin özel araçlarıdır ve paketi alan ailelere ertesi günü bir yetkili  gider. Muhtar adayı ya da ilgili partinin yetkilisi, bir gün önce kendilerine ulaştırılan paketin iktidar  partisi belediye başkanı adayı adına (x) şirketi tarafından gönderildiğini ve bu paket karşılığında oy­ larının lütfen iktidar partisinin adayına verilmesini isterler.  Değerli milletvekilleri, bu, bu ülkede yaşanan çok acı gerçeklerden birisidir. Türk Kızılay buna  alet olmuştur ve bu şirket, hayır adı altında bunu dağıtır ve devletten, vergiden de düşer.  Arz ediyorum, bu seçim kanunu keşke bu tür olayların yaşanmasını engelleyebilecek bir deği­ şiklik içerseydi. Bunların hiçbirisi maalesef bu teklifte olmadığı gibi, bundan sonra da hepimizin ya­ şayacağı ve birçok insanımızın oy uğruna istismar edileceği bir konudur.  Şirketin adını ve ili vermeme gerek yok. Ama ben inanıyorum ki, bu yüce Meclis bu tür olay­ ların da önüne geçecek yasal düzenlemeleri önümüzdeki zaman içerisinde yapacaktır.  Bu düşüncelerle, vermiş olduğumuz değişiklik önergesinin yüce Meclis tarafından kabulünü arz  ediyor, tekrar saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler. Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 22 inci  maddesiyle değiştirilen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanu­ nun 102 nci maddesinin beşinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Yaşar Ağyüz (Gaziantep) ve arkadaşları  "Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, o zarfta kullanılması gereken oy pu­ sularının dışında başka bir seçim türüne ait oy pusulası çıkmış olması hâlinde, bu zarftan çıkan başka  seçim türüne ait oy pusulası hesaba katılmaz."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Sayın Ağyüz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 490 sa­ yılı yasal değişiklik teklifi üzerinde CHP Grubu adına söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.  Bizim önerimiz, çokça zarfın bulunduğu sandıklarda kazara herhangi bir değişik oy pusulası  girmemesi gereken zarfa girmişse asıl oyun kabulü, tesadüfen veya bilinçsizce giren oyun iptali şek­ linde. Buna desteğinizi istiyoruz.  Desteğinizi isterken de bu yasa teklifi, değişiklik teklifi dokuz değişik grup ve kişilerin imzası­ nın bulunduğu teklifler şeklinde sunulmuş. Mesela bir grubun teklifi yerel yönetim seçimlerinden  önce, diğer grupların veya şahısların da öyledir ama ne hikmetse bu değişiklik teklifi AKP Genel  Başkan Yardımcısının 15/3/2010'da verdiği ve Komisyonda... Çok acube bir teklif, Komisyonca de- ğiştirile değiştirile bir şekle getirildi. Bir teklif, hız kazandırmış, ne hikmetse! Bugünlerde siz yasal  değişikliklerle çok uğraşmaya başladınız ya yargıyla... Bu acelenizi de anlamak mümkün değil.  - 9 0 9 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Sonra, Komisyon çok büyük şekilde çalışmış, 16'da Komisyona gelmiş, 25'te alt komisyona  gitmiş, 29'da Anayasa Komisyonundan çıkmış, 2/4'te buraya gelmiş. Kaç gün serüven? Serüven on  beş gün bile değil. Peki, gündemde bekleyen alışveriş merkezleri yasasının ne günahı var? Günde­ minizde bekleyen intibak yasasının, emeklilerin, bekleyen yasanın ne günahı var?  Hepimiz adil, dürüst, katılımcı seçimi istiyoruz. Katılımcılığı artıran özelliği mi var? Adaleti  artıran özelliği mi var? Hayır. Siz öncelikle sosyal dayanışmanın kaynaklarının seçim dönemi kulla­ nılmasını, gerek etik olarak gerek yasal olarak kafanızdan geçirmelisiniz. Seçimlere yakın 200 mil­ yon dağıtılan nakitler, kaymakamların bire bir, kapı kapı dolaşarak yaptığı yardımlar; bunlar adalet  mi? Adaletsizlik. Sizin adınızda adillik var, siz demokrat değilsiniz, siz adil değilsiniz, siz kendinize  demokratsınız.  FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) - Sen kendine bak!  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - O nedenle, bu yasal aldatmacalarla kamuoyunun gündemini dol­ durup oyalamaya çalışıyorsunuz.  Bakın, her iktidarın döneminde özellikler vardır. Bir iktidar gelir, bolluk bereketlik olur, işsiz­ lik ortadan kalkar, yatırım artar. Bir iktidar da gelir, karabasan gibi çöker.  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Tam CHP'yi tarif ediyorsun!  YAŞAR AGYÜZ (Devamla) - Dershane parasını ödeyemeyen analar hapse düşer, dershane pa­ rası ödenmediği için öğrenci intihar eder, onur intiharları artar, işsizlik artar, yatırım eksilir. Ne artar?  Yoksulluk, döneminizde artar; yolsuzluk, döneminizde artar ve siz, Yüce Divana gitmemek için,  Cumhurbaşkanı yaptığınız Sayın Gül'e geniş yetkiler vererek Sayın Gül'den ve Anayasa Mahke­ mesinden, Yüce Divandan kaçmak için düzenlemeler yapıyorsunuz. Varsayalım ki bu divanda Yüce  Divandan kaçtınız, hesap vermediniz, öteki dünyada ne yapacaksınız, öteki dünyada? (CHP sırala­ rından alkışlar) Aranızda çok iyi insanlar var, çok güzel insanlar var aranızda.  MİTHAT EKİCİ (Denizli) - Kendine bak, kendine...  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - Onları tenzih ederek...  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - CHP.. .  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - CHP'nin hiçbir günahı yok. Bugüne kadar, olsa hesap verirdi. Bi­ liyorsan buraya çıkar konuşursun! Yerinden konuşma! Ücretli laf atıcı gibi laf da atma!  Şimdi, böyle bir durumda, siz yargıyla uğraşıyorsunuz. Ekonomi çökmüş, işsizlik, esnaf perişan,  emekli perişan; bu konuları düşünmüyorsunuz. Gündemde, Seçim Kanunu değişikliği, Anayasa de­ ğişikliği; bununla kamuoyundan ana gündemi gizleyerek zaman kazanmaya çalışıyorsunuz, zaman  kazanmaya.  Sizin, iyi niyetli arkadaşlar olarak günahınız yok mu? Sizin de var. Bakın, anneler hapse düştü,  sesiniz çıkmadı. Çocuklar intihar etti, sesiniz çıkmadı. Müslümanlar soyuldu Deniz Feneri kanalıyla,  sesiniz çıkmadı. Deniz Fenerinde ihaleler peşkeş çekildi, 750 milyon dolar. Bir gecede kuralsız, kai­ desiz, sizin yandaşınız, sizin demeyeyim, partinizin yandaşına verildi, sesiniz çıkmadı değerli arka­ daşlar. Sizin günahınız yok mu? Otobüs son durağa geldi. Parmak kaldıranlara söylüyorum, parmak  kaldırmaktan vazgeçin. Bir daha gelme şansınız yok. Bari günahınızı artırmayın, katkınızı artırma- yın değerli arkadaşlarım. Bunları söylerken tabii sizin bunun tersini yapacağınız ve yapmayacağınız  inancındayım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 9 1 0 -
Sayfa 111 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Sonra, Komisyon çok büyük şekilde çalışmış, 16'da Komisyona gelmiş, 25'te alt komisyona  gitmiş, 29'da Anayasa Komisyonundan çıkmış, 2/4'te buraya gelmiş. Kaç gün serüven? Serüven on  beş gün bile değil. Peki, gündemde bekleyen alışveriş merkezleri yasasının ne günahı var? Günde­ minizde bekleyen intibak yasasının, emeklilerin, bekleyen yasanın ne günahı var?  Hepimiz adil, dürüst, katılımcı seçimi istiyoruz. Katılımcılığı artıran özelliği mi var? Adaleti  artıran özelliği mi var? Hayır. Siz öncelikle sosyal dayanışmanın kaynaklarının seçim dönemi kulla­ nılmasını, gerek etik olarak gerek yasal olarak kafanızdan geçirmelisiniz. Seçimlere yakın 200 mil­ yon dağıtılan nakitler, kaymakamların bire bir, kapı kapı dolaşarak yaptığı yardımlar; bunlar adalet  mi? Adaletsizlik. Sizin adınızda adillik var, siz demokrat değilsiniz, siz adil değilsiniz, siz kendinize  demokratsınız.  FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) - Sen kendine bak!  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - O nedenle, bu yasal aldatmacalarla kamuoyunun gündemini dol­ durup oyalamaya çalışıyorsunuz.  Bakın, her iktidarın döneminde özellikler vardır. Bir iktidar gelir, bolluk bereketlik olur, işsiz­ lik ortadan kalkar, yatırım artar. Bir iktidar da gelir, karabasan gibi çöker.  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Tam CHP'yi tarif ediyorsun!  YAŞAR AGYÜZ (Devamla) - Dershane parasını ödeyemeyen analar hapse düşer, dershane pa­ rası ödenmediği için öğrenci intihar eder, onur intiharları artar, işsizlik artar, yatırım eksilir. Ne artar?  Yoksulluk, döneminizde artar; yolsuzluk, döneminizde artar ve siz, Yüce Divana gitmemek için,  Cumhurbaşkanı yaptığınız Sayın Gül'e geniş yetkiler vererek Sayın Gül'den ve Anayasa Mahke­ mesinden, Yüce Divandan kaçmak için düzenlemeler yapıyorsunuz. Varsayalım ki bu divanda Yüce  Divandan kaçtınız, hesap vermediniz, öteki dünyada ne yapacaksınız, öteki dünyada? (CHP sırala­ rından alkışlar) Aranızda çok iyi insanlar var, çok güzel insanlar var aranızda.  MİTHAT EKİCİ (Denizli) - Kendine bak, kendine...  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - Onları tenzih ederek...  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - CHP.. .  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - CHP'nin hiçbir günahı yok. Bugüne kadar, olsa hesap verirdi. Bi­ liyorsan buraya çıkar konuşursun! Yerinden konuşma! Ücretli laf atıcı gibi laf da atma!  Şimdi, böyle bir durumda, siz yargıyla uğraşıyorsunuz. Ekonomi çökmüş, işsizlik, esnaf perişan,  emekli perişan; bu konuları düşünmüyorsunuz. Gündemde, Seçim Kanunu değişikliği, Anayasa de­ ğişikliği; bununla kamuoyundan ana gündemi gizleyerek zaman kazanmaya çalışıyorsunuz, zaman  kazanmaya.  Sizin, iyi niyetli arkadaşlar olarak günahınız yok mu? Sizin de var. Bakın, anneler hapse düştü,  sesiniz çıkmadı. Çocuklar intihar etti, sesiniz çıkmadı. Müslümanlar soyuldu Deniz Feneri kanalıyla,  sesiniz çıkmadı. Deniz Fenerinde ihaleler peşkeş çekildi, 750 milyon dolar. Bir gecede kuralsız, kai­ desiz, sizin yandaşınız, sizin demeyeyim, partinizin yandaşına verildi, sesiniz çıkmadı değerli arka­ daşlar. Sizin günahınız yok mu? Otobüs son durağa geldi. Parmak kaldıranlara söylüyorum, parmak  kaldırmaktan vazgeçin. Bir daha gelme şansınız yok. Bari günahınızı artırmayın, katkınızı artırma- yın değerli arkadaşlarım. Bunları söylerken tabii sizin bunun tersini yapacağınız ve yapmayacağınız  inancındayım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 9 1 0 - TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 6  - 9 1 1 - BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - Bu tür değişiklikleri getiriyorsunuz da toplumun beklentisi olan,  siyasetteki kirlenmeyi önleyecek olan dokunulmazlığı kaldırmayı niye getirmiyorsunuz? Yürek ister,  yürek. Yürek ister. Çünkü, var olan dosyalarınızda yolsuzluk var, irtikâp var, ihaleye fesat karıştırma  var ama gariban vatandaşların yanına gittiğiniz zaman da şeker dağıtarak, buğday dağıtarak, irmik  dağıtarak, para dağıtarak oylarını alıyorsunuz.  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Sen vatandaşımıza hakaret ediyorsun!  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - Bu, siyasi etik değildir ve bu yasada da bu siyasi etiği sağlaya­ cak maddeler yoktur.  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Vatandaşın oyu sapmaz!  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - Otobüs son durağa geldi. Ya kafanızı çalıştıracaksınız, ülke ya­ rarına, halk yararına olanlara öncelik vereceksiniz ya da önümüzdeki seçimde kaybolup tarihin çöp­ lüğüne gideceksiniz.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  22'nci Maddesi ile değiştirilen 102'nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Zarfın içinden..." iba­ resinden sonra gelmek üzere "oy pusulaları haricinde" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Sayın Sakık, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinize iyi akşamlar diliyorum.  Şimdi, aslında nereden başlayacağımızı bilmiyoruz, yani hep "12 Eylülün ürünü." diyoruz, nok­ talarla, virgüllerle, sözcüklerle oynayarak kamuoyuna demokratik bir Seçim Yasası sunmaya çalışı­ yoruz. Aslında, burada 12 Eylülün ürünü olan bu Yasa... 12 Eylülde Kenan Evren ve arkadaşları bir  veto grubu oluşturmuşlardı, 4 general Danışma Meclisini seçiyordu, kurulan, o dönemin partilerin­ den SODEP'ten tutun ANAP'a, Halkçı Partiye kadar bütün partilerin mimarları kendileriydi.  Şimdi, aslında o Konsey gitti, burada 4 tane lider... Bu liderler bu Parlamentoyu oluşturuyor, bu  liderler halkın bütün iradesini elinde bulunduruyor. Şimdi, o günkü Kenan Evren demokrasisiyle  bugünkü bu demokrasi arasında bir fark var mı? İçinde halk var mı? İçinde mahallesinden ilçesine,  beldesine kadar örgütlü bir halkın iradesi var mı? Yok. Adayları kim belirliyor? Siyasi aktörler.
Sayfa 112 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 6  - 9 1 1 - BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - Bu tür değişiklikleri getiriyorsunuz da toplumun beklentisi olan,  siyasetteki kirlenmeyi önleyecek olan dokunulmazlığı kaldırmayı niye getirmiyorsunuz? Yürek ister,  yürek. Yürek ister. Çünkü, var olan dosyalarınızda yolsuzluk var, irtikâp var, ihaleye fesat karıştırma  var ama gariban vatandaşların yanına gittiğiniz zaman da şeker dağıtarak, buğday dağıtarak, irmik  dağıtarak, para dağıtarak oylarını alıyorsunuz.  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Sen vatandaşımıza hakaret ediyorsun!  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - Bu, siyasi etik değildir ve bu yasada da bu siyasi etiği sağlaya­ cak maddeler yoktur.  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Vatandaşın oyu sapmaz!  YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - Otobüs son durağa geldi. Ya kafanızı çalıştıracaksınız, ülke ya­ rarına, halk yararına olanlara öncelik vereceksiniz ya da önümüzdeki seçimde kaybolup tarihin çöp­ lüğüne gideceksiniz.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  22'nci Maddesi ile değiştirilen 102'nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Zarfın içinden..." iba­ resinden sonra gelmek üzere "oy pusulaları haricinde" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Sayın Sakık, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinize iyi akşamlar diliyorum.  Şimdi, aslında nereden başlayacağımızı bilmiyoruz, yani hep "12 Eylülün ürünü." diyoruz, nok­ talarla, virgüllerle, sözcüklerle oynayarak kamuoyuna demokratik bir Seçim Yasası sunmaya çalışı­ yoruz. Aslında, burada 12 Eylülün ürünü olan bu Yasa... 12 Eylülde Kenan Evren ve arkadaşları bir  veto grubu oluşturmuşlardı, 4 general Danışma Meclisini seçiyordu, kurulan, o dönemin partilerin­ den SODEP'ten tutun ANAP'a, Halkçı Partiye kadar bütün partilerin mimarları kendileriydi.  Şimdi, aslında o Konsey gitti, burada 4 tane lider... Bu liderler bu Parlamentoyu oluşturuyor, bu  liderler halkın bütün iradesini elinde bulunduruyor. Şimdi, o günkü Kenan Evren demokrasisiyle  bugünkü bu demokrasi arasında bir fark var mı? İçinde halk var mı? İçinde mahallesinden ilçesine,  beldesine kadar örgütlü bir halkın iradesi var mı? Yok. Adayları kim belirliyor? Siyasi aktörler.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Yani, içinde halkın olmadığı bir yerde demokrasiden bahsedilir mi? Onun için, bir bütün olarak, bu­ rada, halkın içinde olmadığı bir anlayış ve o dönemde, düşünün, Erdal İnönü'yü bile veto eden bir  Konsey vardı, bugün de halkın içerisinden gelenler eğer aktörlere, yani siyasi parti aktörlerine biat  etmiyorsa hepsi veto ediliyor ve bunun adına da "demokrasi" diyoruz.  Şimdi, sevgili arkadaşlar, bu, demokrasi değil. 12 Eylülün demokrasisine, adı neyse, işte ona sı­ ğınarak şeklen demokrasicilik oynanıyor ve burada, geçen dönem, 2002 döneminde halkın yüzde  47'si size oy vermedi ama seçim barajı, bu Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'ndaki hileler, halkın ira­ desi olan yüzde 47 Parlamentoya yansımadı. Arkadaşlarımız belirtti, üç bin oyla insanlar burada par­ lamenter olarak görev yaptılar. Allah aşkına, bu hilelerle, halkın onay vermediği bir şeyi nasıl içinize  sindiriyorsunuz? Buna nasıl demokrasi diyorsunuz?  İsterseniz şöyle bir küme oluşturalım: Gelin, gücünüz var, barajı yüzde 10'dan yüzde 25'e çı­ karalım, şu iki partiyi de içinden çıkaralım, biz bağımsız geleceğiz, sizinle oturalım. Buna demok­ rasi diyebilir miyiz? Var böyle bir gücünüz. Şimdi, üç partinin yaptığı şeyin bundan farkı yok. Siz,  halkın büyük bir iradesini bu sayısal gücünüzle yok sayıyorsunuz.  Bakın, muhalefet size ne diyor: "Gelin, uzlaşalım" diyor, tankıyla, topuyla, yargısıyla, ordu­ suyla siperlere yatıyor "Gelin, teslim olun." diyor ve siz de diyorsunuz ki: "Biz de elimizdeki yüzde  47 oyla, 340 milletvekiliyle elimizdeki gücü acımasız bir silah gibi kullanırız." Şimdi, içinde uzlaşı  yok. Biz de dönüp size diyoruz ki, bu iki uzlaşı da uzlaşı değil, gelin oturalım, halkın ihtiyacına cevap  verecek yasaları, anayasaları yeniden dizayn edelim, korkmayahm, ürkmeyelim. Hâlen burada -dün  gece izledim- bir partinin temsilcisi çıkıp diyor ki: "Dil birliğimize zarar verir." Neymiş? Biz, efen­ dim, Kürtçe konuştuğumuz için bu, kutsal dile zarar veriyormuş. Niye zarar versin Allah aşkına? İn­ gilizce konuşulunca, Fransızca, Almanca, Arapça konuşulunca...  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - İbranice.  SIRRI SAKIK (Devamla) - ...bu Türk diline zarar vermiyor da Kürtçe konuşulunca niye zarar  veriyor? Bunun adı niye zarar oluyor?  Bakın, önümde bir sürü fezlekeler var. "Su istendi" diye dava açılmış, "çok yaşayın" diye dava  açılmış, "biz vatanperveriz, bu ülkenin bölünmesini istemiyoruz" diye dava açılmış. Ama niye? Kürtçe.  Şimdi, bir dile bu kadar düşmanlık edilir mi, bir halk bu kadar yok sayılır mı? Hayatın her ala­ nında birlikten, kardeşlikten bahseden aktörler, sorun Kürtlerin dili ve kültürü olunca niye bu kadar  kıyametler koparılıyor, niye bu kadar demokrasi ayaklar altına alınıyor? Yani, eğer gerçekten kar­ deşlik ve barışla ilgili bir adım atılacaksa, ilk önce birlikte hayatı inşa ettiğiniz, birlikte mücadele et­ tiğiniz, birlikte ülkenin harcında, temelinde emeği ve kanı olan insanların hakkını, hukukunu yerli  yerine oturtmak zorundasınız. Bu bir lütuf değil.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Teşekkür ediyorum, sağ olun Sevgili Başkanım.  Şimdi, onun için diyoruz ki, bu ne Kürtlere ne diğer halklara bir lütuf olarak sunulmamalıdır.  Herkesin doğuştan sahip olduğu haklara bu halk da, bu ülkede yaşayan diğer halklar da sahip olmalı­ dır. Yani bütün yasaların üzerinde bir yasa vardır, o da vicdan yasasıdır. Eğer siz vicdan yasasını yok  sayarsanız, siz bu ülkede hak, hukuk ve adaleti yerli yerine oturtamazsınız. Onun için, herkesin tabi  olacağı bir yasa vicdan yasasıdır. Bu vicdanınızla baş başa kaldığınızda, yanı başınızdaki kardeşleri­ nize ne kadar haksızlık ettiğinizi, Türkiye demokrasi güçlerine ne kadar haksızlık ettiğinizi, 12 Eylül  Anayasası'na, 12 Eylül yasalarına sığınarak kendi iktidarlarınızı ne kadar sürdürdüğünüzü görürsünüz.  Ben hepinizin gece uyurken vicdan muhasebesi yapmanızı diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.  (BDP sıralarından alkışlar)  - 9 1 2 -
Sayfa 113 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Yani, içinde halkın olmadığı bir yerde demokrasiden bahsedilir mi? Onun için, bir bütün olarak, bu­ rada, halkın içinde olmadığı bir anlayış ve o dönemde, düşünün, Erdal İnönü'yü bile veto eden bir  Konsey vardı, bugün de halkın içerisinden gelenler eğer aktörlere, yani siyasi parti aktörlerine biat  etmiyorsa hepsi veto ediliyor ve bunun adına da "demokrasi" diyoruz.  Şimdi, sevgili arkadaşlar, bu, demokrasi değil. 12 Eylülün demokrasisine, adı neyse, işte ona sı­ ğınarak şeklen demokrasicilik oynanıyor ve burada, geçen dönem, 2002 döneminde halkın yüzde  47'si size oy vermedi ama seçim barajı, bu Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'ndaki hileler, halkın ira­ desi olan yüzde 47 Parlamentoya yansımadı. Arkadaşlarımız belirtti, üç bin oyla insanlar burada par­ lamenter olarak görev yaptılar. Allah aşkına, bu hilelerle, halkın onay vermediği bir şeyi nasıl içinize  sindiriyorsunuz? Buna nasıl demokrasi diyorsunuz?  İsterseniz şöyle bir küme oluşturalım: Gelin, gücünüz var, barajı yüzde 10'dan yüzde 25'e çı­ karalım, şu iki partiyi de içinden çıkaralım, biz bağımsız geleceğiz, sizinle oturalım. Buna demok­ rasi diyebilir miyiz? Var böyle bir gücünüz. Şimdi, üç partinin yaptığı şeyin bundan farkı yok. Siz,  halkın büyük bir iradesini bu sayısal gücünüzle yok sayıyorsunuz.  Bakın, muhalefet size ne diyor: "Gelin, uzlaşalım" diyor, tankıyla, topuyla, yargısıyla, ordu­ suyla siperlere yatıyor "Gelin, teslim olun." diyor ve siz de diyorsunuz ki: "Biz de elimizdeki yüzde  47 oyla, 340 milletvekiliyle elimizdeki gücü acımasız bir silah gibi kullanırız." Şimdi, içinde uzlaşı  yok. Biz de dönüp size diyoruz ki, bu iki uzlaşı da uzlaşı değil, gelin oturalım, halkın ihtiyacına cevap  verecek yasaları, anayasaları yeniden dizayn edelim, korkmayahm, ürkmeyelim. Hâlen burada -dün  gece izledim- bir partinin temsilcisi çıkıp diyor ki: "Dil birliğimize zarar verir." Neymiş? Biz, efen­ dim, Kürtçe konuştuğumuz için bu, kutsal dile zarar veriyormuş. Niye zarar versin Allah aşkına? İn­ gilizce konuşulunca, Fransızca, Almanca, Arapça konuşulunca...  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - İbranice.  SIRRI SAKIK (Devamla) - ...bu Türk diline zarar vermiyor da Kürtçe konuşulunca niye zarar  veriyor? Bunun adı niye zarar oluyor?  Bakın, önümde bir sürü fezlekeler var. "Su istendi" diye dava açılmış, "çok yaşayın" diye dava  açılmış, "biz vatanperveriz, bu ülkenin bölünmesini istemiyoruz" diye dava açılmış. Ama niye? Kürtçe.  Şimdi, bir dile bu kadar düşmanlık edilir mi, bir halk bu kadar yok sayılır mı? Hayatın her ala­ nında birlikten, kardeşlikten bahseden aktörler, sorun Kürtlerin dili ve kültürü olunca niye bu kadar  kıyametler koparılıyor, niye bu kadar demokrasi ayaklar altına alınıyor? Yani, eğer gerçekten kar­ deşlik ve barışla ilgili bir adım atılacaksa, ilk önce birlikte hayatı inşa ettiğiniz, birlikte mücadele et­ tiğiniz, birlikte ülkenin harcında, temelinde emeği ve kanı olan insanların hakkını, hukukunu yerli  yerine oturtmak zorundasınız. Bu bir lütuf değil.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SIRRI SAKIK (Devamla) - Teşekkür ediyorum, sağ olun Sevgili Başkanım.  Şimdi, onun için diyoruz ki, bu ne Kürtlere ne diğer halklara bir lütuf olarak sunulmamalıdır.  Herkesin doğuştan sahip olduğu haklara bu halk da, bu ülkede yaşayan diğer halklar da sahip olmalı­ dır. Yani bütün yasaların üzerinde bir yasa vardır, o da vicdan yasasıdır. Eğer siz vicdan yasasını yok  sayarsanız, siz bu ülkede hak, hukuk ve adaleti yerli yerine oturtamazsınız. Onun için, herkesin tabi  olacağı bir yasa vicdan yasasıdır. Bu vicdanınızla baş başa kaldığınızda, yanı başınızdaki kardeşleri­ nize ne kadar haksızlık ettiğinizi, Türkiye demokrasi güçlerine ne kadar haksızlık ettiğinizi, 12 Eylül  Anayasası'na, 12 Eylül yasalarına sığınarak kendi iktidarlarınızı ne kadar sürdürdüğünüzü görürsünüz.  Ben hepinizin gece uyurken vicdan muhasebesi yapmanızı diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.  (BDP sıralarından alkışlar)  - 9 1 2 - TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 6  - 9 1 3 - BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  23'üncü madde üzerinde dört önerge vardır, önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Temel kanun olarak görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 23. maddesi ile  düzenlenen 298 sayılı Kanunun 105'inci maddesinin 4'üncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin ek­ lenmesi arz ve teklif olunur.  Haluk îpek Suat Kılıç Abdullah Çalışkan  Ankara Samsun Kırşehir  D. Mehmet Kastal Hayrettin Çakmak Ünal Kaçır  Osmaniye Bursa İstanbul  "Sandık sonuç tutanağı verilen müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve soyadları ile temsil­ cisi oldukları siyasi partinin adı veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık kurulu tutanak defterine  yazıldıktan sonra tutanağın teslim alındığına dair imzalan alınır."  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 23. maddesi ile değiştirilen 298  sayılı yasanın 105. maddesinin 4. fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif  ederiz.  Şahin Mengü Atilla Kart İsa Gök  Manisa Konya Mersin  Ali İhsan Köktürk Rahmi Güner  Zonguldak Ordu  "Bu maddede öngörülen sandık sonuç tutanağını talepleri halinde sandık kurulunun siyasi parti  üyeleri ya da parti müşahidine vermeyen görevliler hakkında bu Kanunun 138. maddesi uyarınca ce­ zaya hükmolunur."  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 23. maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun 105. mad­ desinin 2. fıkrasına "13. Saklanan zarf sayısı." Bendinin eklenmesini ve bent numaralannın teselsül  ettirilmesini arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural Hüseyin Yıldız  İsparta İzmir Antalya
Sayfa 114 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 6  - 9 1 3 - BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  23'üncü madde üzerinde dört önerge vardır, önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Temel kanun olarak görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 23. maddesi ile  düzenlenen 298 sayılı Kanunun 105'inci maddesinin 4'üncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin ek­ lenmesi arz ve teklif olunur.  Haluk îpek Suat Kılıç Abdullah Çalışkan  Ankara Samsun Kırşehir  D. Mehmet Kastal Hayrettin Çakmak Ünal Kaçır  Osmaniye Bursa İstanbul  "Sandık sonuç tutanağı verilen müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve soyadları ile temsil­ cisi oldukları siyasi partinin adı veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık kurulu tutanak defterine  yazıldıktan sonra tutanağın teslim alındığına dair imzalan alınır."  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 23. maddesi ile değiştirilen 298  sayılı yasanın 105. maddesinin 4. fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif  ederiz.  Şahin Mengü Atilla Kart İsa Gök  Manisa Konya Mersin  Ali İhsan Köktürk Rahmi Güner  Zonguldak Ordu  "Bu maddede öngörülen sandık sonuç tutanağını talepleri halinde sandık kurulunun siyasi parti  üyeleri ya da parti müşahidine vermeyen görevliler hakkında bu Kanunun 138. maddesi uyarınca ce­ zaya hükmolunur."  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 23. maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun 105. mad­ desinin 2. fıkrasına "13. Saklanan zarf sayısı." Bendinin eklenmesini ve bent numaralannın teselsül  ettirilmesini arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır Behiç Çelik  Konya Mersin Mersin  S. Nevzat Korkmaz Oktay Vural Hüseyin Yıldız  İsparta İzmir Antalya  TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  BAŞKAN - Şimdi, son önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  23'üncü Maddesi ile değiştirilen 105'inci maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesini teşkil  eden "Ancak bu halde o parti müşahidine ayrıca tutanak verilmez." ifadesinin madde metninden çı­ karılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Osman Özçelik  Batman İğdır Siirt  Özdal Üçer Akın Birdal Sırrı Sakık  Van Diyarbakır Muş  Hamit Geylani M. Nezir Karabaş  Hakkâri Bitlis  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz Değerli Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Karabaş.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifiyle  ilgili verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, AKP'li hatip Sayın İpek konuşmasında "Kanun teklifinin felsefesini mu­ halefet anlamamış." dedi.  Şimdi, biz de soruyoruz: Bu kanun teklifinin çeşitli maddelerinde yeni düzenlemeler yapılmış.  Kanunun 81'inci maddesinde değişiklik yapan 12'nci maddede "sandık çevresi ve sandık alanı"  diyor. Şimdi, yıllardır, on yıllardır Türkiye'de seçimlerde sandık alanı kullanılıyor; güvenlik güçleri  sandık alanının dışında kalıyor, seçmenler ve sandık görevlileri de sandık alanının içinde. Peki, so­ ruyorum şu anda, bu tasanyı hazırlayanlara, AKP'nin yetkililerine, Sayın Bakana: Bu konuda 2009,  2007,2002, daha önceki seçimlerde güvenlik anlamında güvenlik güçleri 100 metre sandığın dışında  olduğu için hangi güvenlik zafiyeti yaratıldı? Şimdi, biz yıllardır bu konuda polisle, köyde jandar­ mayla cebelleşiyoruz, güvenlik güçlerini yasada olan o belirlenen 100 metrede tutmak için. Şimdi 15  metrelik sandık çevresi var ve iddia ediyorum, yarın öbür gün -zaten sandığın kurulduğu salonların  birçoğu büyük salonlardır-15 metre, oy kullanılan salonun kapısıdır ve özellikle Doğu ve Güneydoğu  Anadolu başta olmak üzere birçok yerde sandığın ağzında insanlar, oy kullanmak için gelen seç­ menlerin geldiği kapının ağzında güvenlik güçleri barikat kuracak, gelip oraya yerleşecektir. Şimdi,  düşünebiliyor musunuz? Peki, bu hangi ihtiyaçtan doğdu? Geçmiş seçimlerde güvenlik güçleri 15  metre değil de 100 metre uzakta olduğu için, güvenlik anlamında sandığın hangi güvenliği sağlana­ madı ki bu sandık çevresini getirdiniz? Bunu soruyoruz işte Sayın İpek. Biz, bu yasanın mantığını  böyle anlıyoruz.  SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (İsparta) - Ne mahzuru var?  - 9 1 4 -
Sayfa 115 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  BAŞKAN - Şimdi, son önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  23'üncü Maddesi ile değiştirilen 105'inci maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesini teşkil  eden "Ancak bu halde o parti müşahidine ayrıca tutanak verilmez." ifadesinin madde metninden çı­ karılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Osman Özçelik  Batman İğdır Siirt  Özdal Üçer Akın Birdal Sırrı Sakık  Van Diyarbakır Muş  Hamit Geylani M. Nezir Karabaş  Hakkâri Bitlis  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz Değerli Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Karabaş.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifiyle  ilgili verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, AKP'li hatip Sayın İpek konuşmasında "Kanun teklifinin felsefesini mu­ halefet anlamamış." dedi.  Şimdi, biz de soruyoruz: Bu kanun teklifinin çeşitli maddelerinde yeni düzenlemeler yapılmış.  Kanunun 81'inci maddesinde değişiklik yapan 12'nci maddede "sandık çevresi ve sandık alanı"  diyor. Şimdi, yıllardır, on yıllardır Türkiye'de seçimlerde sandık alanı kullanılıyor; güvenlik güçleri  sandık alanının dışında kalıyor, seçmenler ve sandık görevlileri de sandık alanının içinde. Peki, so­ ruyorum şu anda, bu tasanyı hazırlayanlara, AKP'nin yetkililerine, Sayın Bakana: Bu konuda 2009,  2007,2002, daha önceki seçimlerde güvenlik anlamında güvenlik güçleri 100 metre sandığın dışında  olduğu için hangi güvenlik zafiyeti yaratıldı? Şimdi, biz yıllardır bu konuda polisle, köyde jandar­ mayla cebelleşiyoruz, güvenlik güçlerini yasada olan o belirlenen 100 metrede tutmak için. Şimdi 15  metrelik sandık çevresi var ve iddia ediyorum, yarın öbür gün -zaten sandığın kurulduğu salonların  birçoğu büyük salonlardır-15 metre, oy kullanılan salonun kapısıdır ve özellikle Doğu ve Güneydoğu  Anadolu başta olmak üzere birçok yerde sandığın ağzında insanlar, oy kullanmak için gelen seç­ menlerin geldiği kapının ağzında güvenlik güçleri barikat kuracak, gelip oraya yerleşecektir. Şimdi,  düşünebiliyor musunuz? Peki, bu hangi ihtiyaçtan doğdu? Geçmiş seçimlerde güvenlik güçleri 15  metre değil de 100 metre uzakta olduğu için, güvenlik anlamında sandığın hangi güvenliği sağlana­ madı ki bu sandık çevresini getirdiniz? Bunu soruyoruz işte Sayın İpek. Biz, bu yasanın mantığını  böyle anlıyoruz.  SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (İsparta) - Ne mahzuru var?  - 9 1 4 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Evet, mahzuru var. Biz diyoruz ki, iddia ediyoruz  ki, polisle, askerle seçim zamanında cebelleşiyoruz, siz bizi daha fazla boğaz boğaza getiriyorsunuz  ve yarın burada seçimler olduğu za-man, o güvenliğin olmadığı, güvenlik gücüyle vatandaşın birbi­ rine girdiği yerde siz de zarar görürsünüz. Orada aday olan, orada seçime giren her parti sıkıntı ya­ şayacaktır diyoruz. Yani, sandık çevresi hangi ihtiyaçtan doğmuştur? Yıllar-dır her seçimde  uygulanan sandık alanı neye yetmemiştir?  Şimdi, yine bu teklifin felsefesine baktığımız zaman, şimdi, daha önce, görev alan güvenlik güç­ leri hangi seçim alanında görev yapıyorken aynı za-manda gidip kendi sandığında oy kullanamadı?  Bunun için bu teklifte "Görev aldığı sandıkta oy kullanır." diyor. Şimdi, şunu söylemek istiyorum:  Gidin, bölgede -ben kendi ilimi örnek veriyorum- polisin, subayın oy kullandığı san-dıklarda dene­ tim sağlanamıyor, o sandıktaki görevli orada görev yapamıyor ve iddia ediyorum, kendi görevli ol­ duğu alanda oy kullanan polis ve subayla-rın, askerlerin yüzde 80 M gidip kendi sandığında da oy  kullanacaktır. Peki, bunu neden getirdiniz? Şimdiye kadar, gerçekten, sandıklarda görev alan gü­ venlik güçlerimiz, yetkililerimiz, polis ve askerler oylarını kullanamadı mı? Yani böyle bir zafiyet mi  doğdu? Biz seçimlere gidiyoruz, defalarca seçim kampanyası yaptık, görevli olduğu için sandığında  oy kullanmayan tek bir tane polise, tek bir tane askere rastlamadık.  Yine, sandık görevlilerini taşımakla görevli olanlar... Zaten şunu diyorsunuz "taşıma" altında  aracı olan, güvenlik görevlisini, oradaki sandık kurulu görevlisini taşıyan kişi, altında da aracı var,  işi bu. Neden gelip oyunun bulunduğu seçmen sandığında oyunu kullanamıyor da siz ayrıca kendi­ sine kâğıt vererek oy kullanmasını istiyorsunuz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkan.  Şimdi bu tür oy kullanmalar yarın öbür gün birçok seçim sandığında ve çevresinde gerçekten  ciddi sıkıntılara, oyların kaydırılmasına ve halkla, siyasi partilerle yetkililer arasında kargaşaya, seçim  sonrasında da ciddi bir şekilde şaibeye neden olacaktır. Bu tür düzenlemelere hiç ihtiyaç yokken -yine  soruyorum- Sayın İpek çıksın, teklif vermiş, Sayın Bakan çıksın, desin ki "Geçen seçimlerde şunları,  şunları yaşadık. Şu sandıklarımızda görevliler, sandık kurulu görevlileri, güvenlik görevlileri 100  metre uzakta olduğu için, yetişemedikleri için bu olaylar yaşandı. Şu görevlilerimiz, şu polisimiz, şu  askerimiz, şu yetkileri taşıyanlar bunun için oylarını kullanmadılar. Bu ilde, bu bölgede bu kadar oy  kullanılmadı." onu kabul edelim ama değilse, burada bu tür niyetler arıyoruz; onun için bu tür mad­ delerin değişmesini istiyoruz.  Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 23. maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun 105. mad­ desinin 2. fıkrasına "13. Saklanan zarf sayısı." bendinin eklenmesini ve bent numaralarının teselsül  ettirilmesini arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal (Konya) ve arkadaşları  - 9 1 5 -
Sayfa 116 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Evet, mahzuru var. Biz diyoruz ki, iddia ediyoruz  ki, polisle, askerle seçim zamanında cebelleşiyoruz, siz bizi daha fazla boğaz boğaza getiriyorsunuz  ve yarın burada seçimler olduğu za-man, o güvenliğin olmadığı, güvenlik gücüyle vatandaşın birbi­ rine girdiği yerde siz de zarar görürsünüz. Orada aday olan, orada seçime giren her parti sıkıntı ya­ şayacaktır diyoruz. Yani, sandık çevresi hangi ihtiyaçtan doğmuştur? Yıllar-dır her seçimde  uygulanan sandık alanı neye yetmemiştir?  Şimdi, yine bu teklifin felsefesine baktığımız zaman, şimdi, daha önce, görev alan güvenlik güç­ leri hangi seçim alanında görev yapıyorken aynı za-manda gidip kendi sandığında oy kullanamadı?  Bunun için bu teklifte "Görev aldığı sandıkta oy kullanır." diyor. Şimdi, şunu söylemek istiyorum:  Gidin, bölgede -ben kendi ilimi örnek veriyorum- polisin, subayın oy kullandığı san-dıklarda dene­ tim sağlanamıyor, o sandıktaki görevli orada görev yapamıyor ve iddia ediyorum, kendi görevli ol­ duğu alanda oy kullanan polis ve subayla-rın, askerlerin yüzde 80 M gidip kendi sandığında da oy  kullanacaktır. Peki, bunu neden getirdiniz? Şimdiye kadar, gerçekten, sandıklarda görev alan gü­ venlik güçlerimiz, yetkililerimiz, polis ve askerler oylarını kullanamadı mı? Yani böyle bir zafiyet mi  doğdu? Biz seçimlere gidiyoruz, defalarca seçim kampanyası yaptık, görevli olduğu için sandığında  oy kullanmayan tek bir tane polise, tek bir tane askere rastlamadık.  Yine, sandık görevlilerini taşımakla görevli olanlar... Zaten şunu diyorsunuz "taşıma" altında  aracı olan, güvenlik görevlisini, oradaki sandık kurulu görevlisini taşıyan kişi, altında da aracı var,  işi bu. Neden gelip oyunun bulunduğu seçmen sandığında oyunu kullanamıyor da siz ayrıca kendi­ sine kâğıt vererek oy kullanmasını istiyorsunuz?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkan.  Şimdi bu tür oy kullanmalar yarın öbür gün birçok seçim sandığında ve çevresinde gerçekten  ciddi sıkıntılara, oyların kaydırılmasına ve halkla, siyasi partilerle yetkililer arasında kargaşaya, seçim  sonrasında da ciddi bir şekilde şaibeye neden olacaktır. Bu tür düzenlemelere hiç ihtiyaç yokken -yine  soruyorum- Sayın İpek çıksın, teklif vermiş, Sayın Bakan çıksın, desin ki "Geçen seçimlerde şunları,  şunları yaşadık. Şu sandıklarımızda görevliler, sandık kurulu görevlileri, güvenlik görevlileri 100  metre uzakta olduğu için, yetişemedikleri için bu olaylar yaşandı. Şu görevlilerimiz, şu polisimiz, şu  askerimiz, şu yetkileri taşıyanlar bunun için oylarını kullanmadılar. Bu ilde, bu bölgede bu kadar oy  kullanılmadı." onu kabul edelim ama değilse, burada bu tür niyetler arıyoruz; onun için bu tür mad­ delerin değişmesini istiyoruz.  Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 23. maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun 105. mad­ desinin 2. fıkrasına "13. Saklanan zarf sayısı." bendinin eklenmesini ve bent numaralarının teselsül  ettirilmesini arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal (Konya) ve arkadaşları  - 9 1 5 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Yıldız. (MHP sıralarından alkışlar)  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Yasa Tek- lifi'nin 23'üncü maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulu­ nuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, demokrasinin temel ilkesi, halkın yöneticilerini seçebilmesi, insan hak ve hür­ riyetlerinin güvence altında olması, bütün partiler ve adaylar için eşit koşulların sağlanarak seçimlerin ger­ çekleştirilmesi, halkın yönetimlere katılmasının temin edilmesi ülkemizdeki demokrasinin en önemli  göstergelerinden bir tanesidir. Bu amaçla da seçim sistemimiz 298, 2839,2972 ve 2820 sayılı kanunlar  ile düzenlenmiştir. 490 sıra sayılı Yasa Teklifi ile 298 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen  Kütükleri Hakkındaki Kanun'da yapılacak değişikliklerle seçmen eğilimlerinin millî iradeye tam yansı­ masını sağlayacağını, daha güvenlikli, daha dürüst, daha adil, sonuçlan itibanyla da daha güvenli ola­ cağını ifade etmektesiniz. Yasa teklifini incelediğimizde kabul edebileceğimiz maddeler olduğu gibi  kabul edemeyeceğimiz, sonuçlan itibarıyla seçmen iradesini engelleyen maddeler bulunduğunu...  Milliyetçi Hareket Partisinin iyi niyetli değişiklik tekliflerini değerlendirmenizi, eksikleri giderilmiş bir  yasanın çıkanlmasını dilemekteyiz ancak şu ana kadar bunu gerçekleştirebilmiş değiliz.  Değerli milletvekilleri, bu yasa teklifi, seçimlerin başlangıcından bitimine kadar seçmenlerin  özgür eğilimlerinin millî iradeye dönüştürülmesini gerçekleştirebilecek şekilde düzenlenmeli ve se­ çimlerin demokratik kurallara uygun olarak yapılmasını, seçim iş ve işlemlerine iktidann müdaha­ lesinin önlenmesini, yürütmenin etkisinin ve yetkisinin azaltılmasını, ülkenin tümünde seçim  güvenliğinin sağlanmasını, seçim sürecinin tüm aday ve partilerle dürüstlük kuralları içinde gerçek­ leştirilmesini, seçim sürecinin tüm aday ve partilere adil olarak uygulanmasını ve ayrıca da en önem­ lisi seçim sonuçlannın güvenilir olmasını sağlamak gerekmektedir. Ancak bu getirdiğiniz yasa bunlan  sağlamaktan uzak, Adalet ve Kalkınma Partisinin gelecek seçimlerde yapılacak başansını amaçlamak  üzere getirilmiş bir seçim yasası teklifidir. AKP'nin sekiz yıllık yasama faaliyetleri sırasında yaşa­ nanlara bakıldığında, bu getirdiğiniz yasadaki gizli amaçları çok iyi araştırmak zorundayız. Her ko­ nuda olduğu gibi Adalet ve Kalkınma Partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasama  faaliyetlerinde çıkardığınız yasalara, 2004, 2007, 2009 seçimleri sürecindeki söylemlerinize, uygu­ lamalarınıza, tehditlerinize ve seçim sonuçlanna baktığımız zaman sosyal konularda da Türk mille­ tini otuz altı etnisiteye ayırmanızı, Kürt, Roman, Alevi, gayrimüslim açılımlannızı hatırladığımızda,  yani sizin çok kullandığınız cemaziyelevvelinize baktığımızda, Adalet ve Kalkınma Partisine gü­ venmememiz gerektiği bunun altında yatmaktadır.  AKP iktidarlan dönemindeki 2004, 2007, 2009 seçimleri, güvenliği sağlanmış, dürüst, adil, so­ nuçlarına güvenilebilir seçimler maalesef olmamıştır. Gerekçenizde siz de zaten bunu kabul etmek­ tesiniz. Adalet ve Kalkınma Partisini iktidara taşıyan 2002 tarihindeki Anayasa, seçim kanunları ve  diğer yasaları, 2011 'de yapılacak seçimlerde sizi tekrar iktidara taşıyacağını umut ederek, AKP'yi tek­ rar iktidara taşıyabilecek yasalan, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde sayısal çoğunluğunuzla  çıkarmaya çalışmaktasınız. Çıkardığınız yasalarla, ülkenin bir bölümünde sekiz yıldır sağlayamadı­ ğınız sandık güvenliğini sağlayıp o yörelere yapacağınız yardımlar, baskılarla oy kayıplarınızın bir  bölümünü telafi edeceğinize inanmaktasınız ya da planlamaktasınız. Aslında, farkınız yok ki, birileri  silah ve tehditle, siz de para ve iktidar gücünüzle seçmen iradesini etkilemeye çalışmaktasınız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 9 1 6 -
Sayfa 117 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Yıldız. (MHP sıralarından alkışlar)  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Yasa Tek- lifi'nin 23'üncü maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulu­ nuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, demokrasinin temel ilkesi, halkın yöneticilerini seçebilmesi, insan hak ve hür­ riyetlerinin güvence altında olması, bütün partiler ve adaylar için eşit koşulların sağlanarak seçimlerin ger­ çekleştirilmesi, halkın yönetimlere katılmasının temin edilmesi ülkemizdeki demokrasinin en önemli  göstergelerinden bir tanesidir. Bu amaçla da seçim sistemimiz 298, 2839,2972 ve 2820 sayılı kanunlar  ile düzenlenmiştir. 490 sıra sayılı Yasa Teklifi ile 298 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen  Kütükleri Hakkındaki Kanun'da yapılacak değişikliklerle seçmen eğilimlerinin millî iradeye tam yansı­ masını sağlayacağını, daha güvenlikli, daha dürüst, daha adil, sonuçlan itibanyla da daha güvenli ola­ cağını ifade etmektesiniz. Yasa teklifini incelediğimizde kabul edebileceğimiz maddeler olduğu gibi  kabul edemeyeceğimiz, sonuçlan itibarıyla seçmen iradesini engelleyen maddeler bulunduğunu...  Milliyetçi Hareket Partisinin iyi niyetli değişiklik tekliflerini değerlendirmenizi, eksikleri giderilmiş bir  yasanın çıkanlmasını dilemekteyiz ancak şu ana kadar bunu gerçekleştirebilmiş değiliz.  Değerli milletvekilleri, bu yasa teklifi, seçimlerin başlangıcından bitimine kadar seçmenlerin  özgür eğilimlerinin millî iradeye dönüştürülmesini gerçekleştirebilecek şekilde düzenlenmeli ve se­ çimlerin demokratik kurallara uygun olarak yapılmasını, seçim iş ve işlemlerine iktidann müdaha­ lesinin önlenmesini, yürütmenin etkisinin ve yetkisinin azaltılmasını, ülkenin tümünde seçim  güvenliğinin sağlanmasını, seçim sürecinin tüm aday ve partilerle dürüstlük kuralları içinde gerçek­ leştirilmesini, seçim sürecinin tüm aday ve partilere adil olarak uygulanmasını ve ayrıca da en önem­ lisi seçim sonuçlannın güvenilir olmasını sağlamak gerekmektedir. Ancak bu getirdiğiniz yasa bunlan  sağlamaktan uzak, Adalet ve Kalkınma Partisinin gelecek seçimlerde yapılacak başansını amaçlamak  üzere getirilmiş bir seçim yasası teklifidir. AKP'nin sekiz yıllık yasama faaliyetleri sırasında yaşa­ nanlara bakıldığında, bu getirdiğiniz yasadaki gizli amaçları çok iyi araştırmak zorundayız. Her ko­ nuda olduğu gibi Adalet ve Kalkınma Partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasama  faaliyetlerinde çıkardığınız yasalara, 2004, 2007, 2009 seçimleri sürecindeki söylemlerinize, uygu­ lamalarınıza, tehditlerinize ve seçim sonuçlanna baktığımız zaman sosyal konularda da Türk mille­ tini otuz altı etnisiteye ayırmanızı, Kürt, Roman, Alevi, gayrimüslim açılımlannızı hatırladığımızda,  yani sizin çok kullandığınız cemaziyelevvelinize baktığımızda, Adalet ve Kalkınma Partisine gü­ venmememiz gerektiği bunun altında yatmaktadır.  AKP iktidarlan dönemindeki 2004, 2007, 2009 seçimleri, güvenliği sağlanmış, dürüst, adil, so­ nuçlarına güvenilebilir seçimler maalesef olmamıştır. Gerekçenizde siz de zaten bunu kabul etmek­ tesiniz. Adalet ve Kalkınma Partisini iktidara taşıyan 2002 tarihindeki Anayasa, seçim kanunları ve  diğer yasaları, 2011 'de yapılacak seçimlerde sizi tekrar iktidara taşıyacağını umut ederek, AKP'yi tek­ rar iktidara taşıyabilecek yasalan, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde sayısal çoğunluğunuzla  çıkarmaya çalışmaktasınız. Çıkardığınız yasalarla, ülkenin bir bölümünde sekiz yıldır sağlayamadı­ ğınız sandık güvenliğini sağlayıp o yörelere yapacağınız yardımlar, baskılarla oy kayıplarınızın bir  bölümünü telafi edeceğinize inanmaktasınız ya da planlamaktasınız. Aslında, farkınız yok ki, birileri  silah ve tehditle, siz de para ve iktidar gücünüzle seçmen iradesini etkilemeye çalışmaktasınız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 9 1 6 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sekiz yıldır hiçbir siyasi partiye olmayan çoğunlukla Türkiye Büyük Millet Meclisindesiniz.  Grup başkan vekilleriniz, milletvekilleriniz, özellikle Sayın Elitaş ve Başbakan, bazı siyasi partile­ rin Sivas'tan öteye gidemediklerini ifade edecek kadar acziyet ve pişkinlik içerisindesiniz. Bu ül­ keyi sekiz yıldır siz yönetmiyor musunuz? Yoksa, bu ülkeyi başkaları mı yönetiyor? Hükümet yani  AKP, her siyasi partinin ve adayın ülkenin her köşesine gidilebilir olmasını sağlamakla görevli değil  midir? Bu nasıl çarpık bir anlayıştır? Siyasi parti temsilcilerinin can güvenliğini sağlamak Hüküme­ tin görevi değil midir? Ülkenin bir bölümüne gidilemiyorsa burada utanması gereken Adalet ve Kal­ kınma Partisi Hükümeti değil midir? Yaptığınız ve yapacağınız yasal değişikliklerle İktidarınızın  devamını sağlayabileceğinizi sanıyorsanız yanıldığınızı erken ya da zamanında yapılacak olan se­ çimde anlayacaksınız.  Bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından "Bravo" sesleri,  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 23. maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  yasanın 105. maddesinin 4. fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Şahin Mengü (Manisa) ve arkadaşları  "Bu maddede öngörülen sandık sonuç tutanağını talepleri halinde sandık kurulunun siyasi parti  üyeleri ya da parti müşahidine vermeyen görevliler hakkında bu Kanunun 138. maddesi uyarınca ce­ zaya hükmolunur."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Köktürk. (CHP sıralarından alkışlar)  ALİ İHSAN KÖKTURK (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte ol­ duğumuz 490 sayılı Yasa Teklifî'nin 23'üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Öncelikle  yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi ve yine bu tasarının genel gerekçesinde ifade edil­ diği üzere, özgürlükçü, çoğulcu parlamenter rejimlerin temeli özgür seçimlere dayanmaktadır. Özgür,  eşit, dürüst seçimlerin yapılamadığı bir ülkede demokrasinin varlığından söz edebilmek olanaklı de­ ğildir ve yine biliyoruz ki özgür ve demokratik yönetimin temeli sayılan serbest seçim hakkı, ancak  her türlü etkiden uzak olarak kullanılan oylarla bir anlam ve değer ifade eder. Bu anlamda, oy kul­ lanmayı tek yanlı olarak etkileyecek, seçmenin özgür iradesini baskılayacak koşulların ve eylemle­ rin varlığı hâlinde, seçimlerin serbest yani özgür iradeyle gerçekleştiğinin kabulü olanaksızdır. Ayrıca,  yine biliyoruz ki hepimiz, seçimlerin serbest ve dürüstlük ilkeleri uyarınca gerçekleştirilmesi devle­ timizin asli görevidir.  - 9 1 7 -
Sayfa 118 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sekiz yıldır hiçbir siyasi partiye olmayan çoğunlukla Türkiye Büyük Millet Meclisindesiniz.  Grup başkan vekilleriniz, milletvekilleriniz, özellikle Sayın Elitaş ve Başbakan, bazı siyasi partile­ rin Sivas'tan öteye gidemediklerini ifade edecek kadar acziyet ve pişkinlik içerisindesiniz. Bu ül­ keyi sekiz yıldır siz yönetmiyor musunuz? Yoksa, bu ülkeyi başkaları mı yönetiyor? Hükümet yani  AKP, her siyasi partinin ve adayın ülkenin her köşesine gidilebilir olmasını sağlamakla görevli değil  midir? Bu nasıl çarpık bir anlayıştır? Siyasi parti temsilcilerinin can güvenliğini sağlamak Hüküme­ tin görevi değil midir? Ülkenin bir bölümüne gidilemiyorsa burada utanması gereken Adalet ve Kal­ kınma Partisi Hükümeti değil midir? Yaptığınız ve yapacağınız yasal değişikliklerle İktidarınızın  devamını sağlayabileceğinizi sanıyorsanız yanıldığınızı erken ya da zamanında yapılacak olan se­ çimde anlayacaksınız.  Bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından "Bravo" sesleri,  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Yasa Tasarısının çerçeve 23. maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  yasanın 105. maddesinin 4. fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Şahin Mengü (Manisa) ve arkadaşları  "Bu maddede öngörülen sandık sonuç tutanağını talepleri halinde sandık kurulunun siyasi parti  üyeleri ya da parti müşahidine vermeyen görevliler hakkında bu Kanunun 138. maddesi uyarınca ce­ zaya hükmolunur."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Köktürk. (CHP sıralarından alkışlar)  ALİ İHSAN KÖKTURK (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte ol­ duğumuz 490 sayılı Yasa Teklifî'nin 23'üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Öncelikle  yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi ve yine bu tasarının genel gerekçesinde ifade edil­ diği üzere, özgürlükçü, çoğulcu parlamenter rejimlerin temeli özgür seçimlere dayanmaktadır. Özgür,  eşit, dürüst seçimlerin yapılamadığı bir ülkede demokrasinin varlığından söz edebilmek olanaklı de­ ğildir ve yine biliyoruz ki özgür ve demokratik yönetimin temeli sayılan serbest seçim hakkı, ancak  her türlü etkiden uzak olarak kullanılan oylarla bir anlam ve değer ifade eder. Bu anlamda, oy kul­ lanmayı tek yanlı olarak etkileyecek, seçmenin özgür iradesini baskılayacak koşulların ve eylemle­ rin varlığı hâlinde, seçimlerin serbest yani özgür iradeyle gerçekleştiğinin kabulü olanaksızdır. Ayrıca,  yine biliyoruz ki hepimiz, seçimlerin serbest ve dürüstlük ilkeleri uyarınca gerçekleştirilmesi devle­ timizin asli görevidir.  - 9 1 7 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Değerli milletvekilleri, bu değerlendirmeler teklifin genel gerekçesinde yer alıyor ve bu değer­ lendirmeler herkesin üzerinde antant kaldığı evrensel ilke ve doğrular içeriyor. Ancak hepimiz bili­ yoruz ve takdir ediyoruz ki bu ilke ve değerlendirmelerin, bu doğruların sadece yasa metinlerinde ve  gerekçelerinde yer alması bir anlam ifade etmemektedir. Aslolan, bu ilkelerin, bu doğruların eylem- sel olarak hayat bulması, eylemsel olarak yaşama geçmesidir. Bu çerçeveden bakıldığında, sadece bu  yasayla getirilen düzenlemelerle, bahsettiğimiz bu ilkelere dayanan bir seçim ortamını yaratabilmek  acaba mümkün müdür?  Değerli milletvekilleri, sosyal devlet anlayışının âdeta oy avcılığına dayalı sadaka devlet anla­ yışına dönüştüğü ve siyasal iktidar tarafından bu anlayışın kalıcılaştırılmaya çalışıldığı bir süreçte  özgür seçimden bahsetmek acaba olanaklı mıdır? Yine, seçim sonucuna bağlı olarak dağıtılacağı sa­ nısı yaratılarak iktidar partisi yöneticileriyle birlikte hazırlanan listelerdeki yüzlerce, binlerce kişinin  seçimden bir gün sonra bir devlet bankası önünde sosyal yardımlaşma bütçesinden dağıtılacak para­ lan almak üzere uzun kuyruklar oluşturması herkesin gözü önünde gerçekleşirken acaba demokra­ tik bir seçimden ve demokratik bir sonuçtan söz etmek olanaklı mıdır?  Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan; yine, Yüksek Seçim Kurulunun karar ve ihtarlarına rağmen  Sayın Başbakan tarafından azmettirilen, teşvik edilen devletin valisinin seçim yasaklannı ihlal et­ mekten ceza aldığı bir ülkede seçimlerin adil bir ortamda gerçekleşmesinin devlet tarafından güvence  altına alındığından acaba bahsedilebilir mi? Her türlü gerçek bilgi kanallannın tıkandığı, dördüncü  güç olan özgür medyanın sansür edildiği, gerçekleri yazan gazetecilerin iktidarın baskısıyla işlerinden  uzaklaştırıldığı, ağır yargılama süreçlerinden geçirildiği, buna karşın medya yandaşı kalemlerin TRT  gibi bütçesinin yüzde 80'ini halktan toplanan vergilerle oluşturulan TRT'de kadrolaştığı ve TRT büt­ çesinden finanse edildiği ve yine -az önce Sayın Yaşar Ağyüz'ün bahsettiği gibi- oğlunun 1.400 TL  dershane ücretini ödeyemeyen annenin cezaevine girdiği ve bu sorumluluğu aslında üzerine almaması  gereken gencecik bir evladımızın yaşamına kıydığı bir süreçte, bu paralarla ölçülemeyecek kadar  büyük miktardaki paralann, tam 750 milyon dolann yandaş medya yaratabilme gayesiyle damat hol­ dinglerine transfer edildiği, peşkeş çekildiği bir süreçten geçerken bu yasayla getirilen düzenlemele­ rin genel gerekçede bahsedilen amaçlan gerçekleştirmesi acaba mümkün müdür?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Devamla) - Yine, din ve dince kutsal sayılan şeyler istismar edilerek  siyasete bulaştınlıyorsa hepimizce ortak değerlerin oya dönüştürülmesi çabası içine giriliyorsa bıra­ kın özgür ve serbest seçimi, kısmi bir demokrasiden söz etmek bile acaba olanaklı mıdır?  Değerli milletvekilleri, sonuç olarak bütün bu yaşananlara iktidar temsilcileri sadece seyirci kal­ makla yetinmeyip aynı zamanda bu sürecin kurucusu ve yöneticisi oluyorlarsa o ülkede yasalar nasıl  çıkarsa çıksın, hangi gerekçeler yer alırsa alsın dürüst, demokratik, adil bir seçim ortamından söz  etmek olanaklı değildir.  Ancak ben yine de katkı sağlayacağı inancıyla önergemizin kabulünü diliyor, yüce Meclisi say­ gıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Köktürk.  - 9 1 8 -
Sayfa 119 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Değerli milletvekilleri, bu değerlendirmeler teklifin genel gerekçesinde yer alıyor ve bu değer­ lendirmeler herkesin üzerinde antant kaldığı evrensel ilke ve doğrular içeriyor. Ancak hepimiz bili­ yoruz ve takdir ediyoruz ki bu ilke ve değerlendirmelerin, bu doğruların sadece yasa metinlerinde ve  gerekçelerinde yer alması bir anlam ifade etmemektedir. Aslolan, bu ilkelerin, bu doğruların eylem- sel olarak hayat bulması, eylemsel olarak yaşama geçmesidir. Bu çerçeveden bakıldığında, sadece bu  yasayla getirilen düzenlemelerle, bahsettiğimiz bu ilkelere dayanan bir seçim ortamını yaratabilmek  acaba mümkün müdür?  Değerli milletvekilleri, sosyal devlet anlayışının âdeta oy avcılığına dayalı sadaka devlet anla­ yışına dönüştüğü ve siyasal iktidar tarafından bu anlayışın kalıcılaştırılmaya çalışıldığı bir süreçte  özgür seçimden bahsetmek acaba olanaklı mıdır? Yine, seçim sonucuna bağlı olarak dağıtılacağı sa­ nısı yaratılarak iktidar partisi yöneticileriyle birlikte hazırlanan listelerdeki yüzlerce, binlerce kişinin  seçimden bir gün sonra bir devlet bankası önünde sosyal yardımlaşma bütçesinden dağıtılacak para­ lan almak üzere uzun kuyruklar oluşturması herkesin gözü önünde gerçekleşirken acaba demokra­ tik bir seçimden ve demokratik bir sonuçtan söz etmek olanaklı mıdır?  Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan; yine, Yüksek Seçim Kurulunun karar ve ihtarlarına rağmen  Sayın Başbakan tarafından azmettirilen, teşvik edilen devletin valisinin seçim yasaklannı ihlal et­ mekten ceza aldığı bir ülkede seçimlerin adil bir ortamda gerçekleşmesinin devlet tarafından güvence  altına alındığından acaba bahsedilebilir mi? Her türlü gerçek bilgi kanallannın tıkandığı, dördüncü  güç olan özgür medyanın sansür edildiği, gerçekleri yazan gazetecilerin iktidarın baskısıyla işlerinden  uzaklaştırıldığı, ağır yargılama süreçlerinden geçirildiği, buna karşın medya yandaşı kalemlerin TRT  gibi bütçesinin yüzde 80'ini halktan toplanan vergilerle oluşturulan TRT'de kadrolaştığı ve TRT büt­ çesinden finanse edildiği ve yine -az önce Sayın Yaşar Ağyüz'ün bahsettiği gibi- oğlunun 1.400 TL  dershane ücretini ödeyemeyen annenin cezaevine girdiği ve bu sorumluluğu aslında üzerine almaması  gereken gencecik bir evladımızın yaşamına kıydığı bir süreçte, bu paralarla ölçülemeyecek kadar  büyük miktardaki paralann, tam 750 milyon dolann yandaş medya yaratabilme gayesiyle damat hol­ dinglerine transfer edildiği, peşkeş çekildiği bir süreçten geçerken bu yasayla getirilen düzenlemele­ rin genel gerekçede bahsedilen amaçlan gerçekleştirmesi acaba mümkün müdür?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Devamla) - Yine, din ve dince kutsal sayılan şeyler istismar edilerek  siyasete bulaştınlıyorsa hepimizce ortak değerlerin oya dönüştürülmesi çabası içine giriliyorsa bıra­ kın özgür ve serbest seçimi, kısmi bir demokrasiden söz etmek bile acaba olanaklı mıdır?  Değerli milletvekilleri, sonuç olarak bütün bu yaşananlara iktidar temsilcileri sadece seyirci kal­ makla yetinmeyip aynı zamanda bu sürecin kurucusu ve yöneticisi oluyorlarsa o ülkede yasalar nasıl  çıkarsa çıksın, hangi gerekçeler yer alırsa alsın dürüst, demokratik, adil bir seçim ortamından söz  etmek olanaklı değildir.  Ancak ben yine de katkı sağlayacağı inancıyla önergemizin kabulünü diliyor, yüce Meclisi say­ gıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Köktürk.  - 9 1 8 - TBMM B:83 7 . 4 . 2010 0 : 6  - 9 1 9 - III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısının...  BAŞKAN - Evet, yoklama talebi var.  Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Aslanoğlu, Sayın Özkan, Sayın Hacaloğlu, Sayın Köktürk, Sayın İçli,  Sayın Ergün, Sayın Kulkuloğlu, Sayın Tütüncü, Sayın Dibek, Sayın Sönmez, Sayın Ağyüz, Sayın Okay,  Sayın Oksal, Sayın Karaibrahim, Sayın Seçer, Sayın Küçük, Sayın Çakır, Sayın Altay, Sayın Kocal.  Üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hak­ kında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kas­ tamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür 'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Mil­ letvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Seva- hir Bayındır 'ın. Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili Hasan  Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu  (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Temel Kanun olarak görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Kanun Teklifinin Çerçeve 23. maddesi  ile düzenlenen 298 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin 4'üncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle­ nin eklenmesi arz ve teklif olunur.  Haluk İpek (Ankara) ve arkadaşları  "Sandık sonuç tutanağı verilen müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve soyadları ile temsil­ cisi oldukları siyasi partinin adı veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık kurulu tutanak defterine  yazıldıktan sonra tutanağın teslim alındığına dair imzaları alınır."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Olumlu  görüşle takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)- Katılıyoruz efendim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Gerekçe okunsun.
Sayfa 120 -
TBMM B:83 7 . 4 . 2010 0 : 6  - 9 1 9 - III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısının...  BAŞKAN - Evet, yoklama talebi var.  Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Aslanoğlu, Sayın Özkan, Sayın Hacaloğlu, Sayın Köktürk, Sayın İçli,  Sayın Ergün, Sayın Kulkuloğlu, Sayın Tütüncü, Sayın Dibek, Sayın Sönmez, Sayın Ağyüz, Sayın Okay,  Sayın Oksal, Sayın Karaibrahim, Sayın Seçer, Sayın Küçük, Sayın Çakır, Sayın Altay, Sayın Kocal.  Üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Ankara Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hak­ kında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kas­ tamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin, Afyonkarahisar Milletvekili Halil  Ünlütepe ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür 'ün, Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10 Mil­ letvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin, Şırnak Milletvekili Seva- hir Bayındır 'ın. Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Denizli Milletvekili Hasan  Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu Raporu  (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) (Devam)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Temel Kanun olarak görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Kanun Teklifinin Çerçeve 23. maddesi  ile düzenlenen 298 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin 4'üncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle­ nin eklenmesi arz ve teklif olunur.  Haluk İpek (Ankara) ve arkadaşları  "Sandık sonuç tutanağı verilen müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve soyadları ile temsil­ cisi oldukları siyasi partinin adı veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık kurulu tutanak defterine  yazıldıktan sonra tutanağın teslim alındığına dair imzaları alınır."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Olumlu  görüşle takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)- Katılıyoruz efendim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Gerekçe okunsun.  T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 6  - 9 2 0 - BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Verilen önerge ile müşahit veya sandık kurulu üyelerine verilecek sandık sonuç tutanaklarının  bu kişilere imza karşılığında verilmesi öngörülerek uygulamada yaşanabilecek problemlerin önlen­ mesi amaçlanmaktadır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmiştir.  Maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul et­ meyenler. .. Kabul edilmiştir.  24'üncü madde üzerinde üç önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  24'üncü Maddesi ile değiştirilen 108'inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  "...almakla beraber..." ibaresinin ".. .almak suretiyle..." şeklinde ve yine aynı cümlede yer alan  ".. .işlemek suretiyle..." ibaresinin ". . .işleyerek..." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Hamit Geylani  Batman İğdır Hakkâri  Sim Sakık Şerafettin Halis Akın Birdal  Muş Tunceli Diyarbakır  01/04/2010  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra nolu yasa teklifinin 24'üncü maddesinde yer alan;  "Kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olmak şartıyla, Yüksek Seçim Kurulu'nca belirle­ necek usul ve esaslar çerçevesinde, bilgisayar ortamında yapılabilir." ifadesinin aşağıdaki şekilde  değiştirilmesi için gereğini arz ederiz.  Osman Coşkunoğlu Algan Hacaloğlu Şevket Köse  Uşak İstanbul Adıyaman  Hulusi Güvel Bilgin Paçarız Tansel Barış  Adana Edime Kırklareli  Değişiklik Metni:  "Kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olmak şartıyla, Yüksek Seçim Kurulu'nca belirle­ necek usul ve esaslar çerçevesinde, bilgisayar ortamında yapılır. Seçim sonuçlarının ilçe seçim ku­ rullarınca birleştirilmesi ve denetlenmesi sürecinde sandık kurullarından gelen sonuç tutanaklarının,  bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin sağladığı tüm olanaklardan yararlanılarak, doğrudan bilgisayar  ortamına aktarılması ve anında büyük elektronik ekranda izlenebilmesi sağlanır. Bu konudaki uygu­ lama esasları Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenir."
Sayfa 121 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 6  - 9 2 0 - BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Verilen önerge ile müşahit veya sandık kurulu üyelerine verilecek sandık sonuç tutanaklarının  bu kişilere imza karşılığında verilmesi öngörülerek uygulamada yaşanabilecek problemlerin önlen­ mesi amaçlanmaktadır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmiştir.  Maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul et­ meyenler. .. Kabul edilmiştir.  24'üncü madde üzerinde üç önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  24'üncü Maddesi ile değiştirilen 108'inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  "...almakla beraber..." ibaresinin ".. .almak suretiyle..." şeklinde ve yine aynı cümlede yer alan  ".. .işlemek suretiyle..." ibaresinin ". . .işleyerek..." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Pervin Buldan Hamit Geylani  Batman İğdır Hakkâri  Sim Sakık Şerafettin Halis Akın Birdal  Muş Tunceli Diyarbakır  01/04/2010  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra nolu yasa teklifinin 24'üncü maddesinde yer alan;  "Kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olmak şartıyla, Yüksek Seçim Kurulu'nca belirle­ necek usul ve esaslar çerçevesinde, bilgisayar ortamında yapılabilir." ifadesinin aşağıdaki şekilde  değiştirilmesi için gereğini arz ederiz.  Osman Coşkunoğlu Algan Hacaloğlu Şevket Köse  Uşak İstanbul Adıyaman  Hulusi Güvel Bilgin Paçarız Tansel Barış  Adana Edime Kırklareli  Değişiklik Metni:  "Kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olmak şartıyla, Yüksek Seçim Kurulu'nca belirle­ necek usul ve esaslar çerçevesinde, bilgisayar ortamında yapılır. Seçim sonuçlarının ilçe seçim ku­ rullarınca birleştirilmesi ve denetlenmesi sürecinde sandık kurullarından gelen sonuç tutanaklarının,  bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin sağladığı tüm olanaklardan yararlanılarak, doğrudan bilgisayar  ortamına aktarılması ve anında büyük elektronik ekranda izlenebilmesi sağlanır. Bu konudaki uygu­ lama esasları Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenir."  TBMM B:83 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 6  - 9 2 1 - BAŞKAN - Şimdi, en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 24. maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun 108. mad­ desinin; 1. fıkrasından sonra gelmek üzere "Sandık kurullarından gelen sonuçların birden fazla bil­ gisayar ile kabul edildiği hallerde ilçe seçim kurulu başkanı her bilgisayar girişinin yapıldığı yerde  siyasi parti temsilcileri veya müşahitleri ile bağımsız aday müşahitlerine seçim sonuçlarının tesli­ mini izlemelerine imkân sağlayacak yeri ayırır." Cümlesinin eklenmesini, arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır S. Nevzat Korkmaz  Konya Mersin İsparta  Rıdvan Yalçın Oktay Vural  Ordu İzmir  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  Buyurun Sayın Yalçın. (MHP sıralarından alkışlar)  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülen teklifin  24'üncü maddesine ilişkin verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce  heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, verdiğimiz değişiklik önergesiyle birinci fıkradan sonra gelmek üzere  "Sandık kurullarından gelen sonuçların birden fazla bilgisayar ile kabul edildiği hallerde ilçe seçim  kurulu başkanı her bilgisayar girişinin yapıldığı yerde siyasi parti temsilcileri veya müşahitleriyle  bağımsız aday müşahitlerine seçim sonuçlarının teslimini izlemelerine imkân sağlayacak yeri ayırır."  ibaresinin eklenmesini önermekteyiz. Şimdi, Komisyonu temsil eden arkadaşımız katılmadı, Hükü­ met önergeye katılmadı.  Değerli arkadaşlarım, bu önerge, bana göre, bu teklife getirilmiş en makul önergelerden bir ta­ nesi. Şunu teklif ediyoruz... Yani seçim sonuçlan birden fazla bilgisayar ile takip edilecekse her bil­ gisayarın başında siyasi partilerin ya da bağımsız adayların bu bilgisayar girişlerini takip etmelerini  istemekten daha doğal ne olabilir ki buna karşı çıkılmaktadır? Açıkçası, arkadaşlarımızın takdirini an­ lamakta zorlanmaktayım.  Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, ülkemizi tekrar kamplaştıran, kutuplaştıran bir Anayasa pa­ keti üzerinde görüşmeler yakın zaman sonra başlayacak. Şimdi, bu pakette Hükümetin temelde yar­ gıyı kuşatma altına almak isteği gözlerden kaçmayan bir gerçektir. Burada acaba yargının kuşatılma  isteği, yargının efendim, daha demokratikleştirilmesi gerektiğine ilişkin iddianız acaba biraz siyaset  kurumuyla karşılaştırıldığında ne ölçüde gerçekçidir diye düşünmek zorunda değil miyiz?  Değerli arkadaşlar, bugün, milletimizin gönlünde en saygın kurum olması gereken yer bu Parla­ mentodur; çünkü milletimizin Türkiye'de belki bürokrasiyi direkt tayin etme imkânı bulunmamakta­ dır ama bu yüce Meclis milletimizin iradesiyle oluşmaktadır. Öyleyse bu milletin gönlünde saygınlığı  en fazla olması gereken kurum da bu Meclis olmalıdır, en başta bu Meclis, en itibarlı kurum olmalıdır.
Sayfa 122 -
TBMM B:83 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 6  - 9 2 1 - BAŞKAN - Şimdi, en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 24. maddesi ile düzenlenen 298 Sayılı Kanunun 108. mad­ desinin; 1. fıkrasından sonra gelmek üzere "Sandık kurullarından gelen sonuçların birden fazla bil­ gisayar ile kabul edildiği hallerde ilçe seçim kurulu başkanı her bilgisayar girişinin yapıldığı yerde  siyasi parti temsilcileri veya müşahitleri ile bağımsız aday müşahitlerine seçim sonuçlarının tesli­ mini izlemelerine imkân sağlayacak yeri ayırır." Cümlesinin eklenmesini, arz ve teklif ederiz.  Faruk Bal Mehmet Şandır S. Nevzat Korkmaz  Konya Mersin İsparta  Rıdvan Yalçın Oktay Vural  Ordu İzmir  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  Buyurun Sayın Yalçın. (MHP sıralarından alkışlar)  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülen teklifin  24'üncü maddesine ilişkin verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce  heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, verdiğimiz değişiklik önergesiyle birinci fıkradan sonra gelmek üzere  "Sandık kurullarından gelen sonuçların birden fazla bilgisayar ile kabul edildiği hallerde ilçe seçim  kurulu başkanı her bilgisayar girişinin yapıldığı yerde siyasi parti temsilcileri veya müşahitleriyle  bağımsız aday müşahitlerine seçim sonuçlarının teslimini izlemelerine imkân sağlayacak yeri ayırır."  ibaresinin eklenmesini önermekteyiz. Şimdi, Komisyonu temsil eden arkadaşımız katılmadı, Hükü­ met önergeye katılmadı.  Değerli arkadaşlarım, bu önerge, bana göre, bu teklife getirilmiş en makul önergelerden bir ta­ nesi. Şunu teklif ediyoruz... Yani seçim sonuçlan birden fazla bilgisayar ile takip edilecekse her bil­ gisayarın başında siyasi partilerin ya da bağımsız adayların bu bilgisayar girişlerini takip etmelerini  istemekten daha doğal ne olabilir ki buna karşı çıkılmaktadır? Açıkçası, arkadaşlarımızın takdirini an­ lamakta zorlanmaktayım.  Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, ülkemizi tekrar kamplaştıran, kutuplaştıran bir Anayasa pa­ keti üzerinde görüşmeler yakın zaman sonra başlayacak. Şimdi, bu pakette Hükümetin temelde yar­ gıyı kuşatma altına almak isteği gözlerden kaçmayan bir gerçektir. Burada acaba yargının kuşatılma  isteği, yargının efendim, daha demokratikleştirilmesi gerektiğine ilişkin iddianız acaba biraz siyaset  kurumuyla karşılaştırıldığında ne ölçüde gerçekçidir diye düşünmek zorunda değil miyiz?  Değerli arkadaşlar, bugün, milletimizin gönlünde en saygın kurum olması gereken yer bu Parla­ mentodur; çünkü milletimizin Türkiye'de belki bürokrasiyi direkt tayin etme imkânı bulunmamakta­ dır ama bu yüce Meclis milletimizin iradesiyle oluşmaktadır. Öyleyse bu milletin gönlünde saygınlığı  en fazla olması gereken kurum da bu Meclis olmalıdır, en başta bu Meclis, en itibarlı kurum olmalıdır.  TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  Peki, biliyorsunuz, birçok kamuoyu araştırmasından çıkan sonuçlar ne yazık ki milletimizin doğru­ dan seçtiği bu Meclis saygınlık sıralamasında çok geri sıralarda kalmaktadır. Parlamento olarak, bu  Parlamentoda milletimizin yüce iradesini temsil eden milletvekilleri olarak ve parlamenter sistemi  partiler eliyle yürüten insanlar olarak acaba bu sonucu hep birlikte tartışmak durumunda olmamalı  mıyız? Neden milletin doğrudan seçtiği bu yüce Parlamento, bu gazi Meclis acaba milletin gönlünde  yeter derecede saygın değildir? Bunun sonuçlarını hep beraber düşünmek durumunda değil miyiz  acaba değerli milletvekilleri?  Değerli arkadaşlarım, seçim kanunları ve siyasi partiler kanunları üzerinde bir değişiklik görü­ şüyoruz. Tabii, bu teklifi biraz da hayretle karşılıyorum. Bu kadar içi boş, bu kadar rötuşlarla dolu  bir teklifle burada Meclisin zamanını harcamak belki milletimize de haksızlık diye değerlendiriyo­ rum. Milliyetçi Hareket Partisinin öteden beri savunduğu, Türkiye'nin en büyük ihtiyacı olan bir si­ yasi etik yasasını burada tartışıyor olmayı arzu ederdim.  Hepiniz taşrada siyaset yaptınız. Bulunduğunuz yerlerde siyasi rakiplerinizin hangi yöntemlerle  mücadele ettiğini görüyorsunuz. Bakıyorsunuz, bazı adayların peşinde olağanüstü paralarla, devasa  bütçelerle yapılan seçim kampanyalarıyla karşılaşıyoruz. Şimdi, bakıyorsunuz televizyonlarda seçim  dönemi siyasi partilerin reklamının yasak olduğunu görüyoruz. Bir yanda bakıyorsunuz haberlerin  reklamlaştırıldığı bir kampanya dönemini hep beraber görüyoruz, gözlemliyoruz. O hâlde değerli  milletvekilleri, bu Meclisin siyaset adına ilk gündem maddelerinden birisi siyasetin finansmanını  gözden geçirmek olmamalı mı diye düşünüyorum.  Burada, bir kısım konuşmacılar da söyledi değerli arkadaşlarım, bir dönem önceki Parlamentoda  gerçekten de milletimizin yarıya yakınının oyunun bu Mecliste temsil edilemediği günler oldu. O  hâlde hep beraber yüce milletimizin temsilcileri olarak seçmen iradesini bu Mecliste temsilde ada­ lete uygun ölçülerle nasıl yapabilirizi oturup daha dingin zamanlarda konuşmayı başarmalı değil  miyiz diye açıkçası sormaktan kendimi alamıyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  RIDVAN YALÇIN (Devamla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlarım, söz almışken bir üzüntümü sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu necip mil­ letin gönlünde, zengininden yoksuluna her kesimdeki insanın çok temel bir anlayışı vardı ve "Oy  namustur." diye tanımlanırdı. Bu benim çok saygı duyduğum bir anlayıştır, kutsanacak bir anlayış­ tır, fakat birçok seçim kampanyasında içim acıyarak müşahede ettiğim durumlarla karşılaştım. Gidip  insanlarımıza, o muhtaç insanlarımıza partimizin propagandalarını anlatmak istediğimizde, mutlaka  o dinleyenlerden bir kısmının "Ya, bu propagandaları geçin, siz ne veriyorsunuz?" dediğine şahit  oldum. Bu benim yüreğimi acıtan bir durumdur, ne Türk siyaseti ne yüce Türk milleti bu aşağılayıcı  duruma layık değildir.  İnşallah milletimizin onurunu hep birlikte yüceltmek bizlere nasip olur diyor, yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  - 9 2 2 -
Sayfa 123 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  Peki, biliyorsunuz, birçok kamuoyu araştırmasından çıkan sonuçlar ne yazık ki milletimizin doğru­ dan seçtiği bu Meclis saygınlık sıralamasında çok geri sıralarda kalmaktadır. Parlamento olarak, bu  Parlamentoda milletimizin yüce iradesini temsil eden milletvekilleri olarak ve parlamenter sistemi  partiler eliyle yürüten insanlar olarak acaba bu sonucu hep birlikte tartışmak durumunda olmamalı  mıyız? Neden milletin doğrudan seçtiği bu yüce Parlamento, bu gazi Meclis acaba milletin gönlünde  yeter derecede saygın değildir? Bunun sonuçlarını hep beraber düşünmek durumunda değil miyiz  acaba değerli milletvekilleri?  Değerli arkadaşlarım, seçim kanunları ve siyasi partiler kanunları üzerinde bir değişiklik görü­ şüyoruz. Tabii, bu teklifi biraz da hayretle karşılıyorum. Bu kadar içi boş, bu kadar rötuşlarla dolu  bir teklifle burada Meclisin zamanını harcamak belki milletimize de haksızlık diye değerlendiriyo­ rum. Milliyetçi Hareket Partisinin öteden beri savunduğu, Türkiye'nin en büyük ihtiyacı olan bir si­ yasi etik yasasını burada tartışıyor olmayı arzu ederdim.  Hepiniz taşrada siyaset yaptınız. Bulunduğunuz yerlerde siyasi rakiplerinizin hangi yöntemlerle  mücadele ettiğini görüyorsunuz. Bakıyorsunuz, bazı adayların peşinde olağanüstü paralarla, devasa  bütçelerle yapılan seçim kampanyalarıyla karşılaşıyoruz. Şimdi, bakıyorsunuz televizyonlarda seçim  dönemi siyasi partilerin reklamının yasak olduğunu görüyoruz. Bir yanda bakıyorsunuz haberlerin  reklamlaştırıldığı bir kampanya dönemini hep beraber görüyoruz, gözlemliyoruz. O hâlde değerli  milletvekilleri, bu Meclisin siyaset adına ilk gündem maddelerinden birisi siyasetin finansmanını  gözden geçirmek olmamalı mı diye düşünüyorum.  Burada, bir kısım konuşmacılar da söyledi değerli arkadaşlarım, bir dönem önceki Parlamentoda  gerçekten de milletimizin yarıya yakınının oyunun bu Mecliste temsil edilemediği günler oldu. O  hâlde hep beraber yüce milletimizin temsilcileri olarak seçmen iradesini bu Mecliste temsilde ada­ lete uygun ölçülerle nasıl yapabilirizi oturup daha dingin zamanlarda konuşmayı başarmalı değil  miyiz diye açıkçası sormaktan kendimi alamıyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  RIDVAN YALÇIN (Devamla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlarım, söz almışken bir üzüntümü sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu necip mil­ letin gönlünde, zengininden yoksuluna her kesimdeki insanın çok temel bir anlayışı vardı ve "Oy  namustur." diye tanımlanırdı. Bu benim çok saygı duyduğum bir anlayıştır, kutsanacak bir anlayış­ tır, fakat birçok seçim kampanyasında içim acıyarak müşahede ettiğim durumlarla karşılaştım. Gidip  insanlarımıza, o muhtaç insanlarımıza partimizin propagandalarını anlatmak istediğimizde, mutlaka  o dinleyenlerden bir kısmının "Ya, bu propagandaları geçin, siz ne veriyorsunuz?" dediğine şahit  oldum. Bu benim yüreğimi acıtan bir durumdur, ne Türk siyaseti ne yüce Türk milleti bu aşağılayıcı  duruma layık değildir.  İnşallah milletimizin onurunu hep birlikte yüceltmek bizlere nasip olur diyor, yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  - 9 2 2 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  Diğer önergeyi okutuyorum:  01/04/2010  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra nolu yasa teklifinin 24'üncü maddesinde yer alan;  "Kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olmak şartıyla, Yüksek Seçim Kurulu'nca belirle­ necek usul ve esaslar çerçevesinde, bilgisayar ortamında yapılabilir." ifadesinin aşağıdaki şekilde  değiştirilmesi için gereğini arz ederiz.  Algan Hacaloğlu (İstanbul) ve arkadaşları  Değişiklik Metni:  "Kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olmak şartıyla, Yüksek Seçim Kurulu'nca belirle­ necek usul ve esaslar çerçevesinde, bilgisayar ortamında yapılır. Seçim sonuçlarının ilçe seçim ku­ rullarınca birleştirilmesi ve denetlenmesi sürecinde sandık kurullarından gelen sonuç tutanaklarının,  bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin sağladığı tüm olanaklardan yararlanılarak, doğrudan bilgisayar  ortamına aktarılması ve anında büyük elektronik ekranda izlenebilmesi sağlanır. Bu konudaki uygu­ lama esaslan Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenir."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Hacaloğlu. (CHP sıralanndan alkışlar)  ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla se­ lamlıyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak vermiş olduğumuz bu değişiklik önergesinde  temel amacımız, seçim sonuçlarının ilçe seçim kurullarında toplaştırılma sürecinde, aşamasında insan  hatasından veya hilesinden kaynaklanan yanlışlıkları giderebilmek amacıyla teknolojiden yararlanı­ larak doğru sonuçları elde edebilmek ve bu çerçeve içinde, halkın iradesinin sandıkta doğru ortaya  çıkmasına katkıda bulunmak.  Ben, tabii, burada, Sayın Bakanın ve Komisyonun "Ret" demesini anlamakta zorlukla karşıla­ şıyorum, "Belki ne olduğu anlaşılmadı." diyorum. O nedenle, bir iki cümleyle bunu açıklamak ve de­ ğerlendirmede bulunmak istiyorum.  Bildiğiniz gibi, sandıklarda sonuçlar tutanaklara yansıtılır. Bu tutanaklar her parti temsilcisine  verilir. Partilerin seçim sonuçlarını sandıklarda takip edebilmesinin tek dayanağı budur. O aşamadan  sonra, bu tutanaklar bir şekilde sandıklarla beraber ilçe seçim kurullarına intikal ettirilir ve orada  partilerin temsilcilerinin nezdinde okunarak ve sonuçlar toplulaştırılarak ilçe seçim kurulları düze­ yinde sonuçlar elde edilir. Biliyoruz ki, yıllardır buralarda son derece vahim hatalar yapılabilmekte­ dir, insani hatalar yapılabilmektedir. Bu sürecin, bir şekilde, ideali, sandıktan başlayarak, sandıkta  elektronik oy tespitiyle ve o sonuçların elektronik ortamda, bilgisayar ortamında, dijital ortamda ilçe  seçim kurullarına yansıtılmasıdır. Ama bunu yapacak noktada değiliz. Dolayısıyla, elden getirilen san­ dık sonuçlarının ilçe seçim kurullarında toplaştınlması amacında, değerli arkadaşlarım, sandıklardaki  tutanakların uygun formatlarda hazırlanarak, bunların "scanner" dediğimiz, optik okuyuculu bilgi­ sayar teknolojisinin olanakları kullanılarak, doğrudan doğruya ilçe seçim kurullarında bilgisayara  aktarılması ve bu sonuçların anında elektronik büyük ekrana yansıtılması.  - 9 2 3 -
Sayfa 124 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  Diğer önergeyi okutuyorum:  01/04/2010  TBMM Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra nolu yasa teklifinin 24'üncü maddesinde yer alan;  "Kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olmak şartıyla, Yüksek Seçim Kurulu'nca belirle­ necek usul ve esaslar çerçevesinde, bilgisayar ortamında yapılabilir." ifadesinin aşağıdaki şekilde  değiştirilmesi için gereğini arz ederiz.  Algan Hacaloğlu (İstanbul) ve arkadaşları  Değişiklik Metni:  "Kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olmak şartıyla, Yüksek Seçim Kurulu'nca belirle­ necek usul ve esaslar çerçevesinde, bilgisayar ortamında yapılır. Seçim sonuçlarının ilçe seçim ku­ rullarınca birleştirilmesi ve denetlenmesi sürecinde sandık kurullarından gelen sonuç tutanaklarının,  bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin sağladığı tüm olanaklardan yararlanılarak, doğrudan bilgisayar  ortamına aktarılması ve anında büyük elektronik ekranda izlenebilmesi sağlanır. Bu konudaki uygu­ lama esaslan Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenir."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Katılmıyoruz efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Hacaloğlu. (CHP sıralanndan alkışlar)  ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla se­ lamlıyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak vermiş olduğumuz bu değişiklik önergesinde  temel amacımız, seçim sonuçlarının ilçe seçim kurullarında toplaştırılma sürecinde, aşamasında insan  hatasından veya hilesinden kaynaklanan yanlışlıkları giderebilmek amacıyla teknolojiden yararlanı­ larak doğru sonuçları elde edebilmek ve bu çerçeve içinde, halkın iradesinin sandıkta doğru ortaya  çıkmasına katkıda bulunmak.  Ben, tabii, burada, Sayın Bakanın ve Komisyonun "Ret" demesini anlamakta zorlukla karşıla­ şıyorum, "Belki ne olduğu anlaşılmadı." diyorum. O nedenle, bir iki cümleyle bunu açıklamak ve de­ ğerlendirmede bulunmak istiyorum.  Bildiğiniz gibi, sandıklarda sonuçlar tutanaklara yansıtılır. Bu tutanaklar her parti temsilcisine  verilir. Partilerin seçim sonuçlarını sandıklarda takip edebilmesinin tek dayanağı budur. O aşamadan  sonra, bu tutanaklar bir şekilde sandıklarla beraber ilçe seçim kurullarına intikal ettirilir ve orada  partilerin temsilcilerinin nezdinde okunarak ve sonuçlar toplulaştırılarak ilçe seçim kurulları düze­ yinde sonuçlar elde edilir. Biliyoruz ki, yıllardır buralarda son derece vahim hatalar yapılabilmekte­ dir, insani hatalar yapılabilmektedir. Bu sürecin, bir şekilde, ideali, sandıktan başlayarak, sandıkta  elektronik oy tespitiyle ve o sonuçların elektronik ortamda, bilgisayar ortamında, dijital ortamda ilçe  seçim kurullarına yansıtılmasıdır. Ama bunu yapacak noktada değiliz. Dolayısıyla, elden getirilen san­ dık sonuçlarının ilçe seçim kurullarında toplaştınlması amacında, değerli arkadaşlarım, sandıklardaki  tutanakların uygun formatlarda hazırlanarak, bunların "scanner" dediğimiz, optik okuyuculu bilgi­ sayar teknolojisinin olanakları kullanılarak, doğrudan doğruya ilçe seçim kurullarında bilgisayara  aktarılması ve bu sonuçların anında elektronik büyük ekrana yansıtılması.  - 9 2 3 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Böylelikle iki yarar ortaya çıkacaktır: Hem ilçe seçim kurullarında mevcut olan parti temsilci­ leri anında bunları izleyebilecekler, denetleyebilecekler. Aynı zamanda, sonuçlar doğrudan doğruya,  insan eli değmeden ve insanların orada okuyarak yanlışlıklar yapabilme olasılığını engelleyerek,  doğrudan doğruya bilgisayar ortamına aktarılması ve HAVELSAN tarafından denetlenen, sürdürü­ len o ortamda doğrudan doğruya Yüksek Seçim Kuruluna aktarılması. Bunun için Türkiye genelinde  bin adet bilgisayara, bin adet optik okuyucu "scanner"a, bin adet de büyük ekrana ihtiyaç vardır. Bu,  son derece kolaylıkla altından kalkılabilecek bir harcamadır. Demokrasimiz bunu hak etmektedir.  Ancak, değerli arkadaşlarım, gerek burada Sayın Bakanın ve Komisyonun otomatikman, yaptı­ ğımız teklife soğuk bakması ve gerekse son zamanlarda genel seçim yaklaşırken iktidarda, AKP'de  genel bir telaş ve tedirginliğin ortaya çıktığını görmekte oluşumuz bizi bu teklif konusunda da ka­ ramsarlığa götürmektedir.  Özellikle son bir yıldır, ülkemizde inanılmaz boyutta kurumların bir çatışma sürecine çekil­ mekte olduğunu görmekteyiz. Artık, yaratmakta olduğunuz, iktidarın yaratmakta olduğu bu kaos ve  çatışma ortamında burada yasa çıkarma çabalarımızın da bir nafile çabaya dönüşmekte olduğunu  görmekteyiz. Biz burada istediğimiz kadar seçimlerin daha adil, daha güvenilir, daha açık ortamda  yapılmasını sağlamak amacıyla yasalar çıkarma çabası içinde olalım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bağlıyorum. Ancak bir şeyi unutmaktayız: Doğru, dürüst  seçimler, halkın iradesini doğru yansıtan seçimler ancak yargı sistemine halkın tam güvendiği or­ tamlarda olabilir. Bunun için de yargıç, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının tam olarak sağlanması  gerekir. Keza, hukuk devleti normlarının eksiksiz bir şekilde uygulanması gereklidir ve onun öte­ sinde, hepsinden önemlisi, sağlıklı seçimler, ancak halkın tüm kurumlara yeterince güven duyması  ile sağlanabilir.  Ne yazık ki iktidarın, özellikle son zamanlardaki davranışlarıyla, özellikle Anayasa üzerinde  getirmek istediği dayatmalarla Türkiye'de demokrasimizi bekleyen kökler kurutulmakta ve halkımı­ zın bu iradesinin önüne engeller çıkartılmaktadır. Ben burada iktidar partisini bir kez daha sağduyuya  çağırıyorum.  Bu duygularla sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Hacaloğlu.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  24'üncü Maddesi ile değiştirilen 108'inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  "...almakla beraber..." ibaresinin ".. .almak suretiyle..." şeklinde ve yine aynı cümlede yer alan  "...işlemek suretiyle..." ibaresinin "...işleyerek..." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  - 9 2 4 -
Sayfa 125 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Böylelikle iki yarar ortaya çıkacaktır: Hem ilçe seçim kurullarında mevcut olan parti temsilci­ leri anında bunları izleyebilecekler, denetleyebilecekler. Aynı zamanda, sonuçlar doğrudan doğruya,  insan eli değmeden ve insanların orada okuyarak yanlışlıklar yapabilme olasılığını engelleyerek,  doğrudan doğruya bilgisayar ortamına aktarılması ve HAVELSAN tarafından denetlenen, sürdürü­ len o ortamda doğrudan doğruya Yüksek Seçim Kuruluna aktarılması. Bunun için Türkiye genelinde  bin adet bilgisayara, bin adet optik okuyucu "scanner"a, bin adet de büyük ekrana ihtiyaç vardır. Bu,  son derece kolaylıkla altından kalkılabilecek bir harcamadır. Demokrasimiz bunu hak etmektedir.  Ancak, değerli arkadaşlarım, gerek burada Sayın Bakanın ve Komisyonun otomatikman, yaptı­ ğımız teklife soğuk bakması ve gerekse son zamanlarda genel seçim yaklaşırken iktidarda, AKP'de  genel bir telaş ve tedirginliğin ortaya çıktığını görmekte oluşumuz bizi bu teklif konusunda da ka­ ramsarlığa götürmektedir.  Özellikle son bir yıldır, ülkemizde inanılmaz boyutta kurumların bir çatışma sürecine çekil­ mekte olduğunu görmekteyiz. Artık, yaratmakta olduğunuz, iktidarın yaratmakta olduğu bu kaos ve  çatışma ortamında burada yasa çıkarma çabalarımızın da bir nafile çabaya dönüşmekte olduğunu  görmekteyiz. Biz burada istediğimiz kadar seçimlerin daha adil, daha güvenilir, daha açık ortamda  yapılmasını sağlamak amacıyla yasalar çıkarma çabası içinde olalım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bağlıyorum. Ancak bir şeyi unutmaktayız: Doğru, dürüst  seçimler, halkın iradesini doğru yansıtan seçimler ancak yargı sistemine halkın tam güvendiği or­ tamlarda olabilir. Bunun için de yargıç, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının tam olarak sağlanması  gerekir. Keza, hukuk devleti normlarının eksiksiz bir şekilde uygulanması gereklidir ve onun öte­ sinde, hepsinden önemlisi, sağlıklı seçimler, ancak halkın tüm kurumlara yeterince güven duyması  ile sağlanabilir.  Ne yazık ki iktidarın, özellikle son zamanlardaki davranışlarıyla, özellikle Anayasa üzerinde  getirmek istediği dayatmalarla Türkiye'de demokrasimizi bekleyen kökler kurutulmakta ve halkımı­ zın bu iradesinin önüne engeller çıkartılmaktadır. Ben burada iktidar partisini bir kez daha sağduyuya  çağırıyorum.  Bu duygularla sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Hacaloğlu.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  24'üncü Maddesi ile değiştirilen 108'inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  "...almakla beraber..." ibaresinin ".. .almak suretiyle..." şeklinde ve yine aynı cümlede yer alan  "...işlemek suretiyle..." ibaresinin "...işleyerek..." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  - 9 2 4 - T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 6  - 9 2 5 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Hayır, ka­ tılmıyoruz.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Geylani. (BDP sıralarından alkışlar)  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; okunan değişiklik öner­ gesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, ülkemizin seçim hukukuna baktığımızda, başta 82 darbe Anayasası  olmak üzere bütün yasal düzenlemelerde antidemokratik hükümlere rastlamaktayız. Seçimlerin de­ mokratik ve adil bir yarış içinde yapılmasına engel Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası ve Milletve­ kili Seçimi Yasası'nın çokça sayıda haksız ve hukuksuz maddeleri ne yazık ki şu an görüşmekte  olduğumuz yasa teklifinde de çözümsüz kalmaktadır. Oysaki en az Anayasa kadar önemli olan bu ya­ saların evrensel hukuk normları standartlarına çekilmesi artık günümüzde kaçınılmaz bir hâl almış­ tır. Görüştüğümüz yasa teklifi, kuşkusuz, az da olsa önemli düzenlemeler de içermektedir. Ancak, az  önce de söz ettiğim yasaların özüne yani antidemokratik ruhuna dokunulmadan yapılacak düzenle­ melerin uzun vadeli hiçbir kıymeti harbiyesi olmayacağı açıktır.  Değerli arkadaşlar, seçim hukuku bir bütündür ve çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Seçme ve  seçilme yeterliği, adaylığa ilişkin kurallar, oy verme yöntemleri, seçim çevreleri, seçim ilkeleri, se­ çimlerin düzenlenmesi, seçimlerin yönetim ve denetimi, seçmenler tarafından kullanılan oyların Mec­ liste sandalyelere bölüştürülmesi veya dönüştürülmesi, seçimlere katılan siyasi partiler ve  özgürlükleri, her dilde propaganda yapma özgürlüğü, baraj sistemi, azınlıkların temsili, siyasi parti­ lere ödenen hazine yardımı, seçim yasaklan, seçimlerin güvenliği ve çokça daha sayacağımız çok sa­ yıda hadise seçim hukukunu bir bütün olarak ortaya koymaktadır. Örnek olarak sunduğumuz bu  konulardan sadece bir tanesinin bile eksik ya da haksız bir şekilde düzenlenmiş olması hâli, haksız  ve adaletsiz bir seçimin yapılmasına neden olacaktır.  Ne yazık ki Türkiye'de hiçbir zaman adil ve demokratik bir seçim bugüne kadar yapılmamıştır.  Seçmenin iradesi sandıklara yansımadığı gibi sandıklardan çıkan sonuçlar da hiçbir zaman demo­ kratik bir şekilde Mecliste temsiliyetini bulamamıştır. Bu anlamda, Türkiye'nin atması gereken çokça  adım ve katetmesi gereken uzun bir yol vardır.  Değerli milletvekilleri, kuşkusuz, seçimlerde kullanılan oy pusulalan sayılmalan ve hesaba ka­ tılmaları ya da geçersiz sayılmaları çok önemli konulardır. Oy pusulalannın düzenlenmesi iki ba­ kımdan çok önemlidir. Oy pusulası, seçmenin seçimlerde yanşan parti ya da adaylar arasında tercihini  rahatlıkla yapabilmesi ve bu tercihini geçerli bir şekilde belirtmesinde tereddüde yer vermeyecek bi­ çimde olmasına olanak sağlamalıdır. Aynca, oy pusulası oy sayımının doğru yapılmasını sağlayacak  nitelikte olmalıdır. Kötü düzenlenmiş, örneğin küçük ve birbirine yakın tercih bölmelerine yer ve­ rilmeyen bir oy pusulasında, seçmenin hangi parti ya da adaya oy verdiğini belirlemekte güçlük çe­ kilmektedir. Oy pusulasında kullanılan yazı biçimi, fotoğraf, işaret ve sembollerin en uygun büyüklük  ve aralıklarla yerleştirilmesi ve pusula baskısının da çok net, kaliteli olması gerekmektedir. Ülke­ mizde çok sayıda partinin seçime katılması karşısında oy pusulasının elverişsiz olması nedeniyle  seçmenlere kullanılmasını güçlendirmekte, hatta geçersiz oyların artmasına bile yol açmaktadır.  99 milletvekili genel seçimlerinde ortaya çıkan geçersiz oy sayısı 1 milyon 470 bin 500'dür, yakla­ şık oylann yüzde 4,5'u demektir. 2002 seçimlerinde ise bu sayı ve oran 1 milyon 270 bin küsurdur...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 126 -
T B M M B : 8 3 7 . 4 . 2 0 1 0 0 : 6  - 9 2 5 - BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Hayır, ka­ tılmıyoruz.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Geylani. (BDP sıralarından alkışlar)  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; okunan değişiklik öner­ gesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, ülkemizin seçim hukukuna baktığımızda, başta 82 darbe Anayasası  olmak üzere bütün yasal düzenlemelerde antidemokratik hükümlere rastlamaktayız. Seçimlerin de­ mokratik ve adil bir yarış içinde yapılmasına engel Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası ve Milletve­ kili Seçimi Yasası'nın çokça sayıda haksız ve hukuksuz maddeleri ne yazık ki şu an görüşmekte  olduğumuz yasa teklifinde de çözümsüz kalmaktadır. Oysaki en az Anayasa kadar önemli olan bu ya­ saların evrensel hukuk normları standartlarına çekilmesi artık günümüzde kaçınılmaz bir hâl almış­ tır. Görüştüğümüz yasa teklifi, kuşkusuz, az da olsa önemli düzenlemeler de içermektedir. Ancak, az  önce de söz ettiğim yasaların özüne yani antidemokratik ruhuna dokunulmadan yapılacak düzenle­ melerin uzun vadeli hiçbir kıymeti harbiyesi olmayacağı açıktır.  Değerli arkadaşlar, seçim hukuku bir bütündür ve çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Seçme ve  seçilme yeterliği, adaylığa ilişkin kurallar, oy verme yöntemleri, seçim çevreleri, seçim ilkeleri, se­ çimlerin düzenlenmesi, seçimlerin yönetim ve denetimi, seçmenler tarafından kullanılan oyların Mec­ liste sandalyelere bölüştürülmesi veya dönüştürülmesi, seçimlere katılan siyasi partiler ve  özgürlükleri, her dilde propaganda yapma özgürlüğü, baraj sistemi, azınlıkların temsili, siyasi parti­ lere ödenen hazine yardımı, seçim yasaklan, seçimlerin güvenliği ve çokça daha sayacağımız çok sa­ yıda hadise seçim hukukunu bir bütün olarak ortaya koymaktadır. Örnek olarak sunduğumuz bu  konulardan sadece bir tanesinin bile eksik ya da haksız bir şekilde düzenlenmiş olması hâli, haksız  ve adaletsiz bir seçimin yapılmasına neden olacaktır.  Ne yazık ki Türkiye'de hiçbir zaman adil ve demokratik bir seçim bugüne kadar yapılmamıştır.  Seçmenin iradesi sandıklara yansımadığı gibi sandıklardan çıkan sonuçlar da hiçbir zaman demo­ kratik bir şekilde Mecliste temsiliyetini bulamamıştır. Bu anlamda, Türkiye'nin atması gereken çokça  adım ve katetmesi gereken uzun bir yol vardır.  Değerli milletvekilleri, kuşkusuz, seçimlerde kullanılan oy pusulalan sayılmalan ve hesaba ka­ tılmaları ya da geçersiz sayılmaları çok önemli konulardır. Oy pusulalannın düzenlenmesi iki ba­ kımdan çok önemlidir. Oy pusulası, seçmenin seçimlerde yanşan parti ya da adaylar arasında tercihini  rahatlıkla yapabilmesi ve bu tercihini geçerli bir şekilde belirtmesinde tereddüde yer vermeyecek bi­ çimde olmasına olanak sağlamalıdır. Aynca, oy pusulası oy sayımının doğru yapılmasını sağlayacak  nitelikte olmalıdır. Kötü düzenlenmiş, örneğin küçük ve birbirine yakın tercih bölmelerine yer ve­ rilmeyen bir oy pusulasında, seçmenin hangi parti ya da adaya oy verdiğini belirlemekte güçlük çe­ kilmektedir. Oy pusulasında kullanılan yazı biçimi, fotoğraf, işaret ve sembollerin en uygun büyüklük  ve aralıklarla yerleştirilmesi ve pusula baskısının da çok net, kaliteli olması gerekmektedir. Ülke­ mizde çok sayıda partinin seçime katılması karşısında oy pusulasının elverişsiz olması nedeniyle  seçmenlere kullanılmasını güçlendirmekte, hatta geçersiz oyların artmasına bile yol açmaktadır.  99 milletvekili genel seçimlerinde ortaya çıkan geçersiz oy sayısı 1 milyon 470 bin 500'dür, yakla­ şık oylann yüzde 4,5'u demektir. 2002 seçimlerinde ise bu sayı ve oran 1 milyon 270 bin küsurdur...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 6  - 9 2 6 - BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HAMİT GEYLANİ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  .. .yani bu da yaklaşık yüzde 4 olarak gerçekleşmiştir. Geçersiz oy oranlarının ülkemiz seçim­ lerinde bu kadar yüksek olmasının oy pusulasının düzenlenmesi ve oy kullanma yöntemindeki so­ runlarla ilişkili olduğu da bir gerçeklik.  Oy pusulalarının doğurduğu sorunların başında, oy pusulalarında partilere ayrılan yerlerin küçük  olması ve mühür kullanılarak oy verilmesi, çok sayıda geçersiz oyun ortaya çıkmasına neden ol­ maktadır. Ayrıca, yapılan haksız bir değişiklikle bağımsız adayların da birleşik oy pusulasında yer al­ ması pusulaların daha karmaşık hâle gelmesine neden olmuştur, bu da çok ciddi bir soruna neden  olmaktadır. Bu konuda da değişiklik önergemiz verilmiştir, ne yazık ki bu ana kadar kabul edildiği  görülmemektedir.  Kısaca arz ettiğim nedenlerle değişiklik önergemizin kabul edilmesini saygıyla dilerim.  Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  25'inci madde üzerinde üç önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  25'inci Maddesi ile değiştirilen 128'inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ". . .  imzalanmasına kadar.. ." ibaresinden sonra gelmek üzere " . . . düzenlenecek bir tutanak i le. . ." ibare­ sinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Akın Birdal Pervin Buldan  Batman Diyarbakır İğdır  Hamit Geylani Şerafettin Halis Osman Özçelik  Hakkâri Tunceli Siirt  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı "Seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında  kanun ile milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun" teklifinin Madde 25'in  1. fıkrasında geçmekte olan "ilçe seçim kuruluna itiraz olunabilir" ibaresinin yerine "il ve ilçe seçim  kuruluna itiraz olunabilir" ibaresinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.  Oktay Vural Hüseyin Yıldız Nevzat Korkmaz  İzmir Antalya İsparta  Kadir Ural M. AkifPaksoy Mustafa Enöz  Mersin Kahramanmaraş Manisa
Sayfa 127 -
TBMM B : 8 3 7 . 4 . 2010 0 : 6  - 9 2 6 - BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HAMİT GEYLANİ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  .. .yani bu da yaklaşık yüzde 4 olarak gerçekleşmiştir. Geçersiz oy oranlarının ülkemiz seçim­ lerinde bu kadar yüksek olmasının oy pusulasının düzenlenmesi ve oy kullanma yöntemindeki so­ runlarla ilişkili olduğu da bir gerçeklik.  Oy pusulalarının doğurduğu sorunların başında, oy pusulalarında partilere ayrılan yerlerin küçük  olması ve mühür kullanılarak oy verilmesi, çok sayıda geçersiz oyun ortaya çıkmasına neden ol­ maktadır. Ayrıca, yapılan haksız bir değişiklikle bağımsız adayların da birleşik oy pusulasında yer al­ ması pusulaların daha karmaşık hâle gelmesine neden olmuştur, bu da çok ciddi bir soruna neden  olmaktadır. Bu konuda da değişiklik önergemiz verilmiştir, ne yazık ki bu ana kadar kabul edildiği  görülmemektedir.  Kısaca arz ettiğim nedenlerle değişiklik önergemizin kabul edilmesini saygıyla dilerim.  Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  25'inci madde üzerinde üç önerge vardır.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  25'inci Maddesi ile değiştirilen 128'inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ". . .  imzalanmasına kadar.. ." ibaresinden sonra gelmek üzere " . . . düzenlenecek bir tutanak i le. . ." ibare­ sinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Akın Birdal Pervin Buldan  Batman Diyarbakır İğdır  Hamit Geylani Şerafettin Halis Osman Özçelik  Hakkâri Tunceli Siirt  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı "Seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında  kanun ile milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun" teklifinin Madde 25'in  1. fıkrasında geçmekte olan "ilçe seçim kuruluna itiraz olunabilir" ibaresinin yerine "il ve ilçe seçim  kuruluna itiraz olunabilir" ibaresinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.  Oktay Vural Hüseyin Yıldız Nevzat Korkmaz  İzmir Antalya İsparta  Kadir Ural M. AkifPaksoy Mustafa Enöz  Mersin Kahramanmaraş Manisa  T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  BAŞKAN - En aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Kanun Teklifinin 25 inci maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  Kanunun 128 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Vahap Seçer Engin Altay Orhan Ziya Diren  Mersin Sinop Tokat  Ali İhsan Köktürk Turgut Dibek Necla Arat  Zonguldak Kırklareli İstanbul  "Bu itirazlar, sandık sonuç tutanağının düzenlenip başkan ve üyeler tarafından imzalanmasına  kadar sözle veya yazıyla, sandık kurulları vasıtasıyla yapılabileceği gibi, oy verme gününden sonraki  Perşembe günü saat 17.00'a kadar doğrudan ilçe seçim kurullarına yapılabilir. Sözle yapılan itiraz­ lar yazı ile yinelenir."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Hayır, ka­ tılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Seçer, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  VAHAP SEÇER (Mersin) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 25'inci maddesinde verdiğimiz değişiklik önergesi hak­ kında söz almış bulunmaktayım.  Değerli arkadaşlarım, verdiğimiz değişiklik önergesi, sandık kurullarının kararlarının, oyların  sayım ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemlerin aleyhine ilçe seçim kuru­ luna itirazlarla ilgili. Verdiğimiz değişiklik önergesi, bu itirazların sandık sonuç tutanağının düzen­ lenip başkan ve üyeler tarafından imzalanmasına kadar sözle veya yazıyla, sandık kurulları vasıtasıyla  yapılabileceği gibi, oy verme gününden sonraki perşembe günü saat 17.00'ye kadar doğrudan ilçe  seçim kurullarına yapılabilir; ayrıca sözle yapılan itirazlar yazıyla yinelenebilir şeklinde. Yasa met­ ninde bu süre, oy verme gününden sonraki salı günü saat 15.00'e kadar. Ancak, biz, bu verdiğimiz  önergeyle, oy verme gününden sonraki perşembe günü saat 17.00'ye kadar bu itirazların yapılmasını  talep ediyoruz. Tabii bunun gerekçesi, seçim sonuçlarının incelenmesi, değerlendirilmesi, edinilen bil­ gilerin tutanaklara geçirilmesi belirli bir süreç alıyor. Bu nedenle, itiraz süresini daha uzun tutarak  seçim sonuçları hakkındaki değerlendirmelerin daha sağlıklı yapılmasını burada amaçlamaktayız.  Ayrıca, sözlü olarak yapılan itirazların da, daha sonra tereddütlere sebebiyet verilmemesi için, yazılı  olarak da ilenmesi amaçlanmıştır.  Değerli arkadaşlarım, tabii burada geçtiğimiz hafta başladı bu yasa değişikliğiyle ilgili çalış­ malarımız. İki gündür de, salı ve çarşamba, bu haftanın çalışma günlerinde bu yasa üzerinde çalış­ malarımız devam ediyor. Buradaki tabii ki temel amaç, seçimlerde, daha adaletli bir seçim, halkın  iradesinin, seçmenin iradesinin sandığa doğru bir şekilde yansımasını, halkın, milletin etki altında ya  da baskı altında kalmadan iradesini sandığın başına giderek, oyunu kullanarak yerine getirmesini  sağlamak.  - 9 2 7 -
Sayfa 128 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  BAŞKAN - En aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Kanun Teklifinin 25 inci maddesi ile değiştirilen 298 sayılı  Kanunun 128 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Vahap Seçer Engin Altay Orhan Ziya Diren  Mersin Sinop Tokat  Ali İhsan Köktürk Turgut Dibek Necla Arat  Zonguldak Kırklareli İstanbul  "Bu itirazlar, sandık sonuç tutanağının düzenlenip başkan ve üyeler tarafından imzalanmasına  kadar sözle veya yazıyla, sandık kurulları vasıtasıyla yapılabileceği gibi, oy verme gününden sonraki  Perşembe günü saat 17.00'a kadar doğrudan ilçe seçim kurullarına yapılabilir. Sözle yapılan itiraz­ lar yazı ile yinelenir."  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Hayır, ka­ tılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Seçer, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  VAHAP SEÇER (Mersin) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Görüşülmekte olan kanun teklifinin 25'inci maddesinde verdiğimiz değişiklik önergesi hak­ kında söz almış bulunmaktayım.  Değerli arkadaşlarım, verdiğimiz değişiklik önergesi, sandık kurullarının kararlarının, oyların  sayım ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemlerin aleyhine ilçe seçim kuru­ luna itirazlarla ilgili. Verdiğimiz değişiklik önergesi, bu itirazların sandık sonuç tutanağının düzen­ lenip başkan ve üyeler tarafından imzalanmasına kadar sözle veya yazıyla, sandık kurulları vasıtasıyla  yapılabileceği gibi, oy verme gününden sonraki perşembe günü saat 17.00'ye kadar doğrudan ilçe  seçim kurullarına yapılabilir; ayrıca sözle yapılan itirazlar yazıyla yinelenebilir şeklinde. Yasa met­ ninde bu süre, oy verme gününden sonraki salı günü saat 15.00'e kadar. Ancak, biz, bu verdiğimiz  önergeyle, oy verme gününden sonraki perşembe günü saat 17.00'ye kadar bu itirazların yapılmasını  talep ediyoruz. Tabii bunun gerekçesi, seçim sonuçlarının incelenmesi, değerlendirilmesi, edinilen bil­ gilerin tutanaklara geçirilmesi belirli bir süreç alıyor. Bu nedenle, itiraz süresini daha uzun tutarak  seçim sonuçları hakkındaki değerlendirmelerin daha sağlıklı yapılmasını burada amaçlamaktayız.  Ayrıca, sözlü olarak yapılan itirazların da, daha sonra tereddütlere sebebiyet verilmemesi için, yazılı  olarak da ilenmesi amaçlanmıştır.  Değerli arkadaşlarım, tabii burada geçtiğimiz hafta başladı bu yasa değişikliğiyle ilgili çalış­ malarımız. İki gündür de, salı ve çarşamba, bu haftanın çalışma günlerinde bu yasa üzerinde çalış­ malarımız devam ediyor. Buradaki tabii ki temel amaç, seçimlerde, daha adaletli bir seçim, halkın  iradesinin, seçmenin iradesinin sandığa doğru bir şekilde yansımasını, halkın, milletin etki altında ya  da baskı altında kalmadan iradesini sandığın başına giderek, oyunu kullanarak yerine getirmesini  sağlamak.  - 9 2 7 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Yasaları yapabiliyorsunuz ama yaşadığınız toplumda, hem toplumsal anlamda hem de bu yasayla  ilgili siyasi anlayış, mantalite farklı boyutlardaysa ne kadar yasa yaparsanız yapın ne kadar bu ko­ nuda ciddi birtakım buraya maddeler de koyarsanız koyun, yine seçimlerde yolsuzlukların, haksız­ lıkların, hukuksuzlukların önünü almanız mümkün değil. Geçtiğimiz son seçimlerde, 2009 yerel  seçimlerinde olsun, daha önce 2007'de yapılan genel seçimlerde olsun, özellikle bu konudaki şaibe­ ler, seçime hile karıştırıldığına dönük birtakım şaibeler ayyuka çıkmıştır. Benden önceki hatip arka­ daşlarım da bu konuya değindiler ama iktidar sıralarından itirazlar yükseldi. Bulunduğumuz seçim  bölgelerinde gerçekten bu konularla karşı karşıya geldik. Oy pusulalarının ya da oy sandıklarının  çöplerden toplandığını biliyoruz ya da seçimlerden hemen önce iktidarda bulunan partinin iktidar  erkini kullanarak, devlet organlarını kullanarak, devletin memurunu kullanarak, devletin kolluk güç­ lerini kullanarak ya da siyasi erkin kendine verdiği yetkiyle, güçle, seçim öncesi halka, millete ya da  toplumun belirli kesimlerine birtakım menfaat sağlayarak şu ya da bu şekilde, oylamaların ya da se­ çimlerin kendi lehine sonuçlandırılmasını sağlama gayreti içerisinde olduğunu görüyoruz.  Daha önceden hep yadırgardık, özellikle 1980'li yıllardan önce toplumun büyük bir kesimini oluş­ turan çiftçi kesiminin oylarını alabilmek için -şimdi adını buradan zikretmeyeceğim- geçmişte de Cum­ hurbaşkanlığı yapmış bir liderimiz, seçimlerin tarihine bakarak hemen o seçim tarihinden önce Türkiye'de  hangi bölgede hangi ürün hasat ediliyorsa onun taban fıyaünı yüksek vererek o kesimin, çiftçilerin, üre­ ticilerin oylarını kendi partisine kanalize etme gayretleri içerisinde olurdu. Ben bunu 2007 seçimlerinde  yaşadım. Bakıyorum, o günleri hatırladığımda, seçim öncesinde Hükümetin, özellikle yine tarım sektö­ rüne dönük birtakım tedbirleri oldu ya da onlara avantaj sağlama yönünde birtakım eylemleri oldu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  VAHAP SEÇER (Devamla) - Hep buradan, kürsüden çıkar bağırırız, üreticilerin destekleme  primlerini ya da verdiğiniz ürün primlerini geciktiriyorsunuz, gübre desteklerini geç ödüyorsunuz,  mazot desteklerini geç ödüyorsunuz diye ama 2007 seçimlerinden önce baktım, ödenmesi gereken ta­ rihten üç ay önce, dört ay önce bu üreticilerimize ait olan primler Hükümet tarafından ödenmiş. Tabii,  herkesin de konuştuğu, gıda paketlerinin dağıtımı, kış ortasında dağıtılan buzdolapları vesaire vesaire.  Gerçekten, 21'inci yüzyılda modern Türkiye'ye, çağdaş Türkiye'ye, hak, hukuk devleti Türki­ ye'ye iktidar iradesiyle gerçekleşen bu tip birtakım tavır ve hareketlerin yakışmadığını ve bunu ya­ dırgadığımı da buradan ifade etmek istiyorum.  Önergemiz konusunda bizlere destek vereceğinizi umut ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Seçer.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Karar yeter sayısı...  BAŞKAN - Karar yeter sayısını arayacağım.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime beş dakika... (AK PARTİ sıralarından "Komisyondakileri saymadınız." sesleri)  Pardon... Tamam... Tamam... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Arkadaşlar, niye bağrışı­ yorsunuz? Saydırıyorum işte.  Sayar mısınız...  Kâtip Üyeler arasında mutabakat olmadığından, üç dakika süre veriyo-rum, işari oylamayı elek­ tronik oylamayla yapıyorum.  Oylamayı da başlatıyorum:  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  - 9 2 8 -
Sayfa 129 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Yasaları yapabiliyorsunuz ama yaşadığınız toplumda, hem toplumsal anlamda hem de bu yasayla  ilgili siyasi anlayış, mantalite farklı boyutlardaysa ne kadar yasa yaparsanız yapın ne kadar bu ko­ nuda ciddi birtakım buraya maddeler de koyarsanız koyun, yine seçimlerde yolsuzlukların, haksız­ lıkların, hukuksuzlukların önünü almanız mümkün değil. Geçtiğimiz son seçimlerde, 2009 yerel  seçimlerinde olsun, daha önce 2007'de yapılan genel seçimlerde olsun, özellikle bu konudaki şaibe­ ler, seçime hile karıştırıldığına dönük birtakım şaibeler ayyuka çıkmıştır. Benden önceki hatip arka­ daşlarım da bu konuya değindiler ama iktidar sıralarından itirazlar yükseldi. Bulunduğumuz seçim  bölgelerinde gerçekten bu konularla karşı karşıya geldik. Oy pusulalarının ya da oy sandıklarının  çöplerden toplandığını biliyoruz ya da seçimlerden hemen önce iktidarda bulunan partinin iktidar  erkini kullanarak, devlet organlarını kullanarak, devletin memurunu kullanarak, devletin kolluk güç­ lerini kullanarak ya da siyasi erkin kendine verdiği yetkiyle, güçle, seçim öncesi halka, millete ya da  toplumun belirli kesimlerine birtakım menfaat sağlayarak şu ya da bu şekilde, oylamaların ya da se­ çimlerin kendi lehine sonuçlandırılmasını sağlama gayreti içerisinde olduğunu görüyoruz.  Daha önceden hep yadırgardık, özellikle 1980'li yıllardan önce toplumun büyük bir kesimini oluş­ turan çiftçi kesiminin oylarını alabilmek için -şimdi adını buradan zikretmeyeceğim- geçmişte de Cum­ hurbaşkanlığı yapmış bir liderimiz, seçimlerin tarihine bakarak hemen o seçim tarihinden önce Türkiye'de  hangi bölgede hangi ürün hasat ediliyorsa onun taban fıyaünı yüksek vererek o kesimin, çiftçilerin, üre­ ticilerin oylarını kendi partisine kanalize etme gayretleri içerisinde olurdu. Ben bunu 2007 seçimlerinde  yaşadım. Bakıyorum, o günleri hatırladığımda, seçim öncesinde Hükümetin, özellikle yine tarım sektö­ rüne dönük birtakım tedbirleri oldu ya da onlara avantaj sağlama yönünde birtakım eylemleri oldu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  VAHAP SEÇER (Devamla) - Hep buradan, kürsüden çıkar bağırırız, üreticilerin destekleme  primlerini ya da verdiğiniz ürün primlerini geciktiriyorsunuz, gübre desteklerini geç ödüyorsunuz,  mazot desteklerini geç ödüyorsunuz diye ama 2007 seçimlerinden önce baktım, ödenmesi gereken ta­ rihten üç ay önce, dört ay önce bu üreticilerimize ait olan primler Hükümet tarafından ödenmiş. Tabii,  herkesin de konuştuğu, gıda paketlerinin dağıtımı, kış ortasında dağıtılan buzdolapları vesaire vesaire.  Gerçekten, 21'inci yüzyılda modern Türkiye'ye, çağdaş Türkiye'ye, hak, hukuk devleti Türki­ ye'ye iktidar iradesiyle gerçekleşen bu tip birtakım tavır ve hareketlerin yakışmadığını ve bunu ya­ dırgadığımı da buradan ifade etmek istiyorum.  Önergemiz konusunda bizlere destek vereceğinizi umut ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Seçer.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Karar yeter sayısı...  BAŞKAN - Karar yeter sayısını arayacağım.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime beş dakika... (AK PARTİ sıralarından "Komisyondakileri saymadınız." sesleri)  Pardon... Tamam... Tamam... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Arkadaşlar, niye bağrışı­ yorsunuz? Saydırıyorum işte.  Sayar mısınız...  Kâtip Üyeler arasında mutabakat olmadığından, üç dakika süre veriyo-rum, işari oylamayı elek­ tronik oylamayla yapıyorum.  Oylamayı da başlatıyorum:  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  - 9 2 8 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı "Seçimlerin Temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında  kanun ile milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun" teklifinin Madde 25'in  1. fıkrasında geçmekte olan "ilçe seçim kuruluna itiraz olunabilir" ibaresinin yerine "il ve ilçe seçim  kurullarına itiraz olunabilir" ibaresinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.  Oktay Vural (İzmir) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Hayır, ka­ tılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Ural, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)  KADİR URAL (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin  25'inci maddesi hakkında vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde konuşmak üzere huzurla­ rınıza gelmiş bulunmaktayım. Genel Kurulda bulunan sayın milletvekillerini ve televizyonları başında  bizleri bu saate kadar dinleyen, izleyen bütün milletimizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.  Her ne kadar vermiş olduğumuz değişiklik önergelerimize uzlaşmacı olmayan tavrınızla ret vere­ ceğinizi tahmin etsek de bıkmadan, usanmadan, kanunu doğru yola getirmek ve düzeltmek için bu de­ ğişiklik önergelerini vermeye devam edeceğiz. Vermiş olduğumuz değişiklik önergesiyle kanunun  bütünlüğüne uyum sağlanması amaçlanmıştır çünkü değiştirdiğiniz 298 sayılı Kanun'un bundan son­ raki maddelerinde il seçim kurullarına da itiraz edilebileceği belirtilmekte, ayrıca itirazlar ilçe seçim ku­ rulunda incelenirken aynı zamanda il seçim kurulu da bu itirazların ve incelemelerin takipçisi olacaktır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; benden önce Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ko­ nuşan ve önergelerle bu kanun değişikliklerini, bu kanun teklifini düzeltmeye çalışan değerli millet- vekillerimizin de belirttiği gibi, bu kanunun çıkmasına ve değişikliklerin yapılmasına karşı bir parti  değiliz hatta birçok maddesinde alt komisyondaki Milliyetçi Hareket Partisi temsilcisi büyüklerimi­ zin, milletvekillerimizin çok büyük katkılarının da olduğunu biliyoruz ve bu katkılarından, iktidar par­ tisi milletvekillerinin de memnuniyetlerini bu kürsüden belirttiklerini müşahede ettik. Biz de bu  çalışmalardan dolayı bütün Komisyon üyelerine ve milletvekillerine teşekkür ediyoruz. Ayrıca, dün  gece Genel Kurulda sabaha karşı saat dörde kadar çalışan milletvekillerimize de teşekkür ediyoruz  fakat sayın iktidar milletvekilleri, bu çalışmalarınıza saygı duymakla birlikte, teklif kamuoyunun  beklentileriyle örtüşen bir kanun teklifi olmadığı için birçok eleştirilerin odağı olma durumuna geli­ yor. Mesela, yürütme gücünün seçim iş ve işlemlerine ilişkin yetkileri bu kanunla genişletilerek yü­ rütmenin yani iktidarın seçim iş ve işlemlerine müdahalesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Yürütme yani  iktidarın seçimlere müdahalesi demokratik toplumlarda ve yönetimlerde olmaması gereken bir durum  iken mülki idare amirlerine verilen yetkilerin bazı iktidar yanlısı kaymakam ve valiler tarafından art  niyetli bir şekilde kullanılabileceği göz ardı edilmemelidir ki bu son dönemlerde, özellikle AKP İk­ tidarı döneminde çok rastlanan bir durum hâline gelmiştir. Bu mülki amirlerin iyi bir şeklide denet­ lenmesi ve gereken cezai işlemlerin de uygulanması gerekmektedir.  - 9 2 9 -
Sayfa 130 -
T B M M B: 83 7 . 4 . 2010 O: 6  BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı "Seçimlerin Temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında  kanun ile milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun" teklifinin Madde 25'in  1. fıkrasında geçmekte olan "ilçe seçim kuruluna itiraz olunabilir" ibaresinin yerine "il ve ilçe seçim  kurullarına itiraz olunabilir" ibaresinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.  Oktay Vural (İzmir) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Hayır, ka­ tılmıyoruz.  BAŞKAN - Sayın Ural, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)  KADİR URAL (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin  25'inci maddesi hakkında vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde konuşmak üzere huzurla­ rınıza gelmiş bulunmaktayım. Genel Kurulda bulunan sayın milletvekillerini ve televizyonları başında  bizleri bu saate kadar dinleyen, izleyen bütün milletimizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.  Her ne kadar vermiş olduğumuz değişiklik önergelerimize uzlaşmacı olmayan tavrınızla ret vere­ ceğinizi tahmin etsek de bıkmadan, usanmadan, kanunu doğru yola getirmek ve düzeltmek için bu de­ ğişiklik önergelerini vermeye devam edeceğiz. Vermiş olduğumuz değişiklik önergesiyle kanunun  bütünlüğüne uyum sağlanması amaçlanmıştır çünkü değiştirdiğiniz 298 sayılı Kanun'un bundan son­ raki maddelerinde il seçim kurullarına da itiraz edilebileceği belirtilmekte, ayrıca itirazlar ilçe seçim ku­ rulunda incelenirken aynı zamanda il seçim kurulu da bu itirazların ve incelemelerin takipçisi olacaktır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; benden önce Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ko­ nuşan ve önergelerle bu kanun değişikliklerini, bu kanun teklifini düzeltmeye çalışan değerli millet- vekillerimizin de belirttiği gibi, bu kanunun çıkmasına ve değişikliklerin yapılmasına karşı bir parti  değiliz hatta birçok maddesinde alt komisyondaki Milliyetçi Hareket Partisi temsilcisi büyüklerimi­ zin, milletvekillerimizin çok büyük katkılarının da olduğunu biliyoruz ve bu katkılarından, iktidar par­ tisi milletvekillerinin de memnuniyetlerini bu kürsüden belirttiklerini müşahede ettik. Biz de bu  çalışmalardan dolayı bütün Komisyon üyelerine ve milletvekillerine teşekkür ediyoruz. Ayrıca, dün  gece Genel Kurulda sabaha karşı saat dörde kadar çalışan milletvekillerimize de teşekkür ediyoruz  fakat sayın iktidar milletvekilleri, bu çalışmalarınıza saygı duymakla birlikte, teklif kamuoyunun  beklentileriyle örtüşen bir kanun teklifi olmadığı için birçok eleştirilerin odağı olma durumuna geli­ yor. Mesela, yürütme gücünün seçim iş ve işlemlerine ilişkin yetkileri bu kanunla genişletilerek yü­ rütmenin yani iktidarın seçim iş ve işlemlerine müdahalesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Yürütme yani  iktidarın seçimlere müdahalesi demokratik toplumlarda ve yönetimlerde olmaması gereken bir durum  iken mülki idare amirlerine verilen yetkilerin bazı iktidar yanlısı kaymakam ve valiler tarafından art  niyetli bir şekilde kullanılabileceği göz ardı edilmemelidir ki bu son dönemlerde, özellikle AKP İk­ tidarı döneminde çok rastlanan bir durum hâline gelmiştir. Bu mülki amirlerin iyi bir şeklide denet­ lenmesi ve gereken cezai işlemlerin de uygulanması gerekmektedir.  - 9 2 9 - TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Ayrıca, bin yıllık kardeşlik hukukumuzu bozacak art niyetli bölücülere fırsat olarak verilmeye  çalışılan yerel dillerde propaganda yapılabilmeye olanak tanıyan madde üzerinde de çok konuşulmuş,  muhalefet partilerinin, özellikle Milliyetçi Hareket Partisinin çekincilerinin anlatılmasına rağmen  madde AKP'li milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmiştir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuoyuna çıktığınız zaman, halkın içerisine girdiğiniz  zaman aslında Mecliste çıkartılan bu tür yasaların vatandaşı pek ilgilendirmediğini de söyleyebiliriz.  Seçim kanunları, Anayasa değişikliği, İller Bankasının şirket olması gibi konular toplumun geneli­ nin ilgisini çekmemektedir. Sanal gündemler yaratılarak Türk milletinin esas gündemi gözden kaçı­ rılmaktadır. Özellikle iktidar partisi AKP, kamuoyu yoklamalarında vatandaşın derdinin işsizlik,  yoksulluk, enflasyon, ücretlerdeki azlık gibi konular olduğunu gördükçe -ki, özellikle "kamuoyu  yoklamaları" diyorum çünkü kendilerinin tuzu kuru olduğu için pek vatandaşın içine girip de derdini  sormadıklarını zannediyorum çünkü sorsalar vatandaşın derdinin işsizlik, yoksulluk, fakirlik oldu­ ğunu göreceklerdir- sanal gündemler yaratarak gerçek gündemle uğraşmıyorlar.  Sayın Hükümet ve iktidar yetkilileri; geçen hafta Mersin ili Aydıncık ilçesinde değişik toplum  kesimleri ile bir araya geldik, özellikle tarımla uğraşan vatandaşlarımızın sıkıntılarını dinledik. Mil­ let ağlıyor sayın yetkililer. Çiftçi, tarım kredisine olan borçlarını ödeyememiş durumda. Almış kre­ diyi vatandaş "inadına üretim" demiş, domatesi, patlıcanı, salatalığı üretmiş fakat tarlasında kalmış,  satamamış, alan yok. Almaya gelen de 1,5 liraya ürettiği malı 70-80 kuruşa almaya çalışıyor. Ne  yapsın vatandaş, 1 liraya ürettiği sebze meyvesini 50-60 kuruşa satıyor. Tabii, sezon sonunda da ne  elektrik parasını ne su parasını ne de bankalardan ve tarım krediden çektiği parayı ödeyemiyor ve  daha sonra da gelsin haciz memurları. Vatandaş, çiftçi haciz kıskacında. Esnaf, siftah yapmadan dük­ kânı kapatıyor. Memur, işçi ay sonunu kredi kartına yüklenerek getirmeye çalışıyor.  Mersin'in Mut ilçesinin Göksu beldesindeki milletimiz sıkıntısını anlatacak iktidar yetkililerini  arıyorlar. Diştaş ve Gökçetaş köylüleri iktidar yetkililerini köylerine bekliyorlar. Muhtarlar kendile­ rini dinleyecek yetkili istiyorlar; velhasıl vatandaşlar işsizliğe, yoksulluklarına, fakirliklerine çare  olacak kanunlar, yasalar istiyorlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  KADİR URAL (Devamla) - Yoksa burada çıkardığınız, yandaş medyayla el ele vererek gündem  değiştirmek için yaptığınız yasa teklifleri, tasanlar falan vatandaşın çok da umurunda değil. Vatan­ daş sizleri seçerken kendi problemlerine çözüm bulacak, işsizliği, yoksulluğu, terörü bitirecek, hu­ zurlu ve mutlu, müreffeh bir Türkiye'yi yaratacak yönetim kadroları olarak seçtiler. HSYK'nın ve  yüksek yargının gücü ile oynayın, Türk Silahlı Kuvvetlerini vatandaşın gözünde yıpratmaya yöne­ lik çalışmalar yapın, çiftçiyi bitirin, işçiye cop ve biber gazı sıkın, terör örgütü mensuplarını kırmızı  halılarla Habur'da karşılayın diye iktidara getirmedi. Herkesle kavga edin diye de seçmediler. Esnafla  kavgalı, memur, işçi, emekliyle kavgalı, çiftçiyle artık kavga etme gereği bile duymayan, devletin üst  kademesinde Anayasa'nın güçler ayrılığı ilkesini çiğneyip bütün yetkileri eline geçirmek için or­ duyla, yargıyla kavga eden, muhalefetin söylediklerini kulak ardı eden "Benim gücüm var, Mecliste  istediğim gibi oylama yapıp kanunları çıkartırım." diyen bir zihniyet, her yeri ele geçirse bile Türk  milletini ele geçiremeyecektir. Bu kanunun uygulanacağı ilk seçimlerde de Türk milleti gereken ce­ vabı verecektir.  Önergeye desteklerinizi bekliyoruz. Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  - 9 3 0 -
Sayfa 131 -
TBMM B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Ayrıca, bin yıllık kardeşlik hukukumuzu bozacak art niyetli bölücülere fırsat olarak verilmeye  çalışılan yerel dillerde propaganda yapılabilmeye olanak tanıyan madde üzerinde de çok konuşulmuş,  muhalefet partilerinin, özellikle Milliyetçi Hareket Partisinin çekincilerinin anlatılmasına rağmen  madde AKP'li milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmiştir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuoyuna çıktığınız zaman, halkın içerisine girdiğiniz  zaman aslında Mecliste çıkartılan bu tür yasaların vatandaşı pek ilgilendirmediğini de söyleyebiliriz.  Seçim kanunları, Anayasa değişikliği, İller Bankasının şirket olması gibi konular toplumun geneli­ nin ilgisini çekmemektedir. Sanal gündemler yaratılarak Türk milletinin esas gündemi gözden kaçı­ rılmaktadır. Özellikle iktidar partisi AKP, kamuoyu yoklamalarında vatandaşın derdinin işsizlik,  yoksulluk, enflasyon, ücretlerdeki azlık gibi konular olduğunu gördükçe -ki, özellikle "kamuoyu  yoklamaları" diyorum çünkü kendilerinin tuzu kuru olduğu için pek vatandaşın içine girip de derdini  sormadıklarını zannediyorum çünkü sorsalar vatandaşın derdinin işsizlik, yoksulluk, fakirlik oldu­ ğunu göreceklerdir- sanal gündemler yaratarak gerçek gündemle uğraşmıyorlar.  Sayın Hükümet ve iktidar yetkilileri; geçen hafta Mersin ili Aydıncık ilçesinde değişik toplum  kesimleri ile bir araya geldik, özellikle tarımla uğraşan vatandaşlarımızın sıkıntılarını dinledik. Mil­ let ağlıyor sayın yetkililer. Çiftçi, tarım kredisine olan borçlarını ödeyememiş durumda. Almış kre­ diyi vatandaş "inadına üretim" demiş, domatesi, patlıcanı, salatalığı üretmiş fakat tarlasında kalmış,  satamamış, alan yok. Almaya gelen de 1,5 liraya ürettiği malı 70-80 kuruşa almaya çalışıyor. Ne  yapsın vatandaş, 1 liraya ürettiği sebze meyvesini 50-60 kuruşa satıyor. Tabii, sezon sonunda da ne  elektrik parasını ne su parasını ne de bankalardan ve tarım krediden çektiği parayı ödeyemiyor ve  daha sonra da gelsin haciz memurları. Vatandaş, çiftçi haciz kıskacında. Esnaf, siftah yapmadan dük­ kânı kapatıyor. Memur, işçi ay sonunu kredi kartına yüklenerek getirmeye çalışıyor.  Mersin'in Mut ilçesinin Göksu beldesindeki milletimiz sıkıntısını anlatacak iktidar yetkililerini  arıyorlar. Diştaş ve Gökçetaş köylüleri iktidar yetkililerini köylerine bekliyorlar. Muhtarlar kendile­ rini dinleyecek yetkili istiyorlar; velhasıl vatandaşlar işsizliğe, yoksulluklarına, fakirliklerine çare  olacak kanunlar, yasalar istiyorlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  KADİR URAL (Devamla) - Yoksa burada çıkardığınız, yandaş medyayla el ele vererek gündem  değiştirmek için yaptığınız yasa teklifleri, tasanlar falan vatandaşın çok da umurunda değil. Vatan­ daş sizleri seçerken kendi problemlerine çözüm bulacak, işsizliği, yoksulluğu, terörü bitirecek, hu­ zurlu ve mutlu, müreffeh bir Türkiye'yi yaratacak yönetim kadroları olarak seçtiler. HSYK'nın ve  yüksek yargının gücü ile oynayın, Türk Silahlı Kuvvetlerini vatandaşın gözünde yıpratmaya yöne­ lik çalışmalar yapın, çiftçiyi bitirin, işçiye cop ve biber gazı sıkın, terör örgütü mensuplarını kırmızı  halılarla Habur'da karşılayın diye iktidara getirmedi. Herkesle kavga edin diye de seçmediler. Esnafla  kavgalı, memur, işçi, emekliyle kavgalı, çiftçiyle artık kavga etme gereği bile duymayan, devletin üst  kademesinde Anayasa'nın güçler ayrılığı ilkesini çiğneyip bütün yetkileri eline geçirmek için or­ duyla, yargıyla kavga eden, muhalefetin söylediklerini kulak ardı eden "Benim gücüm var, Mecliste  istediğim gibi oylama yapıp kanunları çıkartırım." diyen bir zihniyet, her yeri ele geçirse bile Türk  milletini ele geçiremeyecektir. Bu kanunun uygulanacağı ilk seçimlerde de Türk milleti gereken ce­ vabı verecektir.  Önergeye desteklerinizi bekliyoruz. Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  - 9 3 0 - TBMM B:83 7 .4 .2010 0 : 6  - 9 3 1 - BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  25'inci Maddesi ile değiştirilen 128'inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  ".. .imzalanmasına kadar..." ibaresinden sonra gelmek üzere ". . .düzenlenecek bir tutanak i le . . ." iba­ resinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Hayır, ka­ tılmıyoruz.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Özçelik.  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasa  tasarısının çerçeve 25'inci maddesi üzerine verdiğimiz önergeyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  AK PARTİ, içselleştirilmiş bir demokrasi anlayışından yoksundur, bu nedenledir ki darbe Ana­ yasasıyla yaşamaya devam ediyor, yine bu nedenledir ki darbe Anayasası'na uygun hazırlanmış ya­ saları yürürlükte tutmaya devam ediyor. Kimi yasalarda makyaj mahiyetinde teknik düzenlemeler  yaparak demokratikleşmenin sağlanamayacağı çok açıktır.  Söz konusu yasa tasarısı, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun,  teknik konuları ağırlıklı olarak içermekte ve bu tasarıyla kimi, gerçekten küçük de olsa makyaj ma­ hiyetinde teknik düzeltmeler yapılmaktadır. Seçimlerde yurttaşın, seçmenin özgür iradesinin önce  sandığa sonra da Parlamentoya yansımasının -önündeki engel- bu yasadaki kimi teknik düzeltmelerle  sağlanamayacağı açıktır.  AK PARTİ girmiş olduğu bütün seçimlerde darbe Anayasası'nın bu ülkeye demokratikleşme  getiremeyeceğini, sivil, demokratik bir anayasaya ihtiyaç olduğunu ve bunu en kısa zamanda ger­ çekleştireceklerinin sözünü vermişti ancak sekiz yıldır iktidarda olmasına rağmen hâlâ 1982 Anaya­ sası 'yla yaşamaya devam ediyoruz çünkü gerek bu Anayasa gerekse bu Anayasa mantığına uygun  düzenlenmiş yasalar, iktidar partilerine kimi avantajlar, olanaklar sağlıyor. İşte AK PARTİ bu ola­ nakları kullanmak istiyor ve bu olanaklara sığınıyor. Yoksa, demokratikleşme kaygısı olmuş olsaydı  bu halkın beklentisi doğrultusunda Anayasa'yı ve yasaları kökten demokratikleştirme yolunda bir  çaba içinde olurdu ve biz de bu çabalarını sevinçle, istekle desteklerdik.  Seçimlerde seçmenin özgür iradesinin sandığa yansımasının önündeki temel eksikler yasa­ lardaki antidemokratik hükümlerden kaynaklandığı gibi, gerek iktidarın gerekse seçimde görev  alan sandık kurulu başkanlarının, ilçe seçim kurulu başkanlarının, il seçim kurulu başkanlarının
Sayfa 132 -
TBMM B:83 7 .4 .2010 0 : 6  - 9 3 1 - BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 Sıra Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve  25'inci Maddesi ile değiştirilen 128'inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan  ".. .imzalanmasına kadar..." ibaresinden sonra gelmek üzere ". . .düzenlenecek bir tutanak i le . . ." iba­ resinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata (Batman) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Katılmı­ yoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Hayır, ka­ tılmıyoruz.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Özçelik.  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasa  tasarısının çerçeve 25'inci maddesi üzerine verdiğimiz önergeyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  AK PARTİ, içselleştirilmiş bir demokrasi anlayışından yoksundur, bu nedenledir ki darbe Ana­ yasasıyla yaşamaya devam ediyor, yine bu nedenledir ki darbe Anayasası'na uygun hazırlanmış ya­ saları yürürlükte tutmaya devam ediyor. Kimi yasalarda makyaj mahiyetinde teknik düzenlemeler  yaparak demokratikleşmenin sağlanamayacağı çok açıktır.  Söz konusu yasa tasarısı, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun,  teknik konuları ağırlıklı olarak içermekte ve bu tasarıyla kimi, gerçekten küçük de olsa makyaj ma­ hiyetinde teknik düzeltmeler yapılmaktadır. Seçimlerde yurttaşın, seçmenin özgür iradesinin önce  sandığa sonra da Parlamentoya yansımasının -önündeki engel- bu yasadaki kimi teknik düzeltmelerle  sağlanamayacağı açıktır.  AK PARTİ girmiş olduğu bütün seçimlerde darbe Anayasası'nın bu ülkeye demokratikleşme  getiremeyeceğini, sivil, demokratik bir anayasaya ihtiyaç olduğunu ve bunu en kısa zamanda ger­ çekleştireceklerinin sözünü vermişti ancak sekiz yıldır iktidarda olmasına rağmen hâlâ 1982 Anaya­ sası 'yla yaşamaya devam ediyoruz çünkü gerek bu Anayasa gerekse bu Anayasa mantığına uygun  düzenlenmiş yasalar, iktidar partilerine kimi avantajlar, olanaklar sağlıyor. İşte AK PARTİ bu ola­ nakları kullanmak istiyor ve bu olanaklara sığınıyor. Yoksa, demokratikleşme kaygısı olmuş olsaydı  bu halkın beklentisi doğrultusunda Anayasa'yı ve yasaları kökten demokratikleştirme yolunda bir  çaba içinde olurdu ve biz de bu çabalarını sevinçle, istekle desteklerdik.  Seçimlerde seçmenin özgür iradesinin sandığa yansımasının önündeki temel eksikler yasa­ lardaki antidemokratik hükümlerden kaynaklandığı gibi, gerek iktidarın gerekse seçimde görev  alan sandık kurulu başkanlarının, ilçe seçim kurulu başkanlarının, il seçim kurulu başkanlarının  TBMM B :83 7 . 4 . 2010 0 : 6  yanlı tutumu da engel olmaktadır. Yine, vatandaşın, seçmenin özgür iradesini engelleyen diğer bir  husus da: Kimi valiler AK PARTİ min il başkanları gibi, kimi ilçelerde kimi kaymakamlar AK PAR- Tİ'nin ilçe başkanları gibi, hatta kimi güvenlik görevlileri de AK PARTİ'nin komiserleri gibi se­ çimlerde bire bir çalışma yapmaktalar. AK PARTİ'ye oy verilmemesi hâlinde yeşil kartlarının iptal  edileceği tehdidi yapılıyor, AK PARTİ'ye oy verilmemesi hâlinde o köye su götürülmeyeceği, o  köyün yollarının yapılmayacağı tehdidinde bulunuluyor.  ABDULLAH ÇALIŞKAN (Kırşehir) - İspatla!  OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Bunlar bir bakıma sonuç veriyor ama buna rağmen halkımız büyük  ölçüde bu tehditlere kulak asmıyor ve oy vermek istediği siyasi partiye oy vermeye devam ediyor.  Bunlar ispatlanmış şeylerdir, bunlar çok kolay... Defalardır söylüyoruz, bunlar bir polemik ko­ nusu da değildir. Bunu Meclis kürsüsünden defalarca ifade ettik, bunlar tartışılacak konular değildir.  Evet, AK PARTİ, seçim yasalarında ve Anayasa'da değişiklik yapmayarak, seçim barajını dü- şürmeyerek, seçimlerde siyasi partilerin ittifak kurmaları önündeki yasal engelleri kaldırmayarak  temsilde adaletten çok yönetimde istikrar ilkesine sarılmış durumda.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Yönetimde istikrar da sağlanabilmiş değil. Temsilde adaletin  olmadığı bir seçim sisteminde, temsilde adaletin sağlanmadığı bir ülkede demokrasiden bahsetmek  söz konusu değildir.  Sayın milletvekilleri, önümüzde hâlâ bir fırsat var, hâlâ demokratik bir Anayasa yapma imkâ­ nına sahibiz. Böyle değilse bile, bütünüyle demokratik bir Anayasa değilse bile, Anayasa'nın kimi  maddelerinde değişiklik yapma gücü vardır bu Parlamentonun. Eğer gerçekten demokratikleşmeden  yana, eğer gerçekten bu ülkenin barışına, huzuruna, kalkınmasına katkıda bulunabilecek yeni dü­ zenlemeler, hazırlıklarınız varsa bunu hep birlikte gerçekleştirebiliriz.  Böyle umutlarla bu seçim çalışmalarının her şeye rağmen hayırlı olmasını diliyoruz. Umarım  güzel günleri birlikte yaşama umudumuzu korumaya devam ederiz.  Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özçelik.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır.  Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasan veya teklife konu kanunun, komisyon met­ ninde bulunmayan, ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilme­ sini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak  görüşme açılacağı İç Tüzük'ün 87'nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. Bu nedenle, önergeyi  okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 13 üyesiyle katılırsa önerge üze­ rinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise  önergeyi işlemden kaldıracağım.  Şimdi önergeyi okutuyorum:  - 9 3 2 -
Sayfa 133 -
TBMM B :83 7 . 4 . 2010 0 : 6  yanlı tutumu da engel olmaktadır. Yine, vatandaşın, seçmenin özgür iradesini engelleyen diğer bir  husus da: Kimi valiler AK PARTİ min il başkanları gibi, kimi ilçelerde kimi kaymakamlar AK PAR- Tİ'nin ilçe başkanları gibi, hatta kimi güvenlik görevlileri de AK PARTİ'nin komiserleri gibi se­ çimlerde bire bir çalışma yapmaktalar. AK PARTİ'ye oy verilmemesi hâlinde yeşil kartlarının iptal  edileceği tehdidi yapılıyor, AK PARTİ'ye oy verilmemesi hâlinde o köye su götürülmeyeceği, o  köyün yollarının yapılmayacağı tehdidinde bulunuluyor.  ABDULLAH ÇALIŞKAN (Kırşehir) - İspatla!  OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Bunlar bir bakıma sonuç veriyor ama buna rağmen halkımız büyük  ölçüde bu tehditlere kulak asmıyor ve oy vermek istediği siyasi partiye oy vermeye devam ediyor.  Bunlar ispatlanmış şeylerdir, bunlar çok kolay... Defalardır söylüyoruz, bunlar bir polemik ko­ nusu da değildir. Bunu Meclis kürsüsünden defalarca ifade ettik, bunlar tartışılacak konular değildir.  Evet, AK PARTİ, seçim yasalarında ve Anayasa'da değişiklik yapmayarak, seçim barajını dü- şürmeyerek, seçimlerde siyasi partilerin ittifak kurmaları önündeki yasal engelleri kaldırmayarak  temsilde adaletten çok yönetimde istikrar ilkesine sarılmış durumda.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Yönetimde istikrar da sağlanabilmiş değil. Temsilde adaletin  olmadığı bir seçim sisteminde, temsilde adaletin sağlanmadığı bir ülkede demokrasiden bahsetmek  söz konusu değildir.  Sayın milletvekilleri, önümüzde hâlâ bir fırsat var, hâlâ demokratik bir Anayasa yapma imkâ­ nına sahibiz. Böyle değilse bile, bütünüyle demokratik bir Anayasa değilse bile, Anayasa'nın kimi  maddelerinde değişiklik yapma gücü vardır bu Parlamentonun. Eğer gerçekten demokratikleşmeden  yana, eğer gerçekten bu ülkenin barışına, huzuruna, kalkınmasına katkıda bulunabilecek yeni dü­ zenlemeler, hazırlıklarınız varsa bunu hep birlikte gerçekleştirebiliriz.  Böyle umutlarla bu seçim çalışmalarının her şeye rağmen hayırlı olmasını diliyoruz. Umarım  güzel günleri birlikte yaşama umudumuzu korumaya devam ederiz.  Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özçelik.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.  Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır.  Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasan veya teklife konu kanunun, komisyon met­ ninde bulunmayan, ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilme­ sini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak  görüşme açılacağı İç Tüzük'ün 87'nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. Bu nedenle, önergeyi  okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 13 üyesiyle katılırsa önerge üze­ rinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise  önergeyi işlemden kaldıracağım.  Şimdi önergeyi okutuyorum:  - 9 3 2 - T B M M B: 83 7 . 4 . 2 0 1 0 O: 6  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 490 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında  Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin Çerçeve  25 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin yeni madde ihdas edilerek 26 ncı madde  olarak teklif metnine eklenmesini ve sıradaki maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve tek­ lif ederiz.  Suat Kılıç Ahmet Aydın Ali Bayramoğlu  Samsun Adıyaman Rize  Safiye Seymenoğlu Ayşe Nur Bahçekapılı  Trabzon İstanbul  Madde 26 - 298 sayılı Kanunun 151 inci maddesinin 2 nci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  "Bu Kanunun 58 inci maddesinin birinci fıkrası ile 60 ve 61 inci maddelerinde yazılı yasaklara  aykırı hareket edenler, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."  BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?  ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) - Sayın  Başkan, Komisyonumuzun çoğunluğu vardır ve salt çoğunlukla katılıyoruz önergeye.  OKTAY VURAL (İzmir) - Tespit edebilir miyiz efendim?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Var var, 15.. .  BAŞKAN - Evet, vardır.  Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde ola­ rak görüşme açıyorum.  Söz isteyen?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, şahsım adına söz istiyorum.  BAŞKAN - Önce, gruplar adına söz isteyen var mı?  Şahıslar adına Sayın Genç...  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Efendim?  OKTAY VURAL (İzmir) - Şey için söylüyorum, tabii bu, açıkçası belli bir cezai hükmü affe­ den bir şeydir. Dolayısıyla oylamasında 330 milletvekiliyle...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - İlgisi yok Sayın Başkanım.  OKTAY VURAL (İzmir) - . . .kabul edilmesi gerektiği hususunu Yüce Başkanlığınıza arz etmek  istiyorum. Çünkü 60'ıncı maddedeki