(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
D Ö N E M : 2 3 Y A S A M A Y I L I : 4  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  CİLT : 66  84'üncü Birleşim  8 Nisan 2010 Perşembe  1  (Bu Tutanak Dergisi 'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile  konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak  yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R fovfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 5  II. - GELEN KÂĞITLAR 8  m.-YOKLAMALAR 16,43,44,53,54,101,102,  IV. - OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI 16  1.- TBMM Başkan Vekili Meral Akşener'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin konuşması 16  V. - AÇIKLAMALAR 16,26,69  1.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 16:17  2.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 17  3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 17  4.- Bursa Milletvekili Ali Koyuncu'nun, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 18  5.- Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 18
Sayfa 2 -
D Ö N E M : 2 3 Y A S A M A Y I L I : 4  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  CİLT : 66  84'üncü Birleşim  8 Nisan 2010 Perşembe  1  (Bu Tutanak Dergisi 'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile  konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak  yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R fovfa  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 5  II. - GELEN KÂĞITLAR 8  m.-YOKLAMALAR 16,43,44,53,54,101,102,  IV. - OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI 16  1.- TBMM Başkan Vekili Meral Akşener'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin konuşması 16  V. - AÇIKLAMALAR 16,26,69  1.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 16:17  2.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 17  3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 17  4.- Bursa Milletvekili Ali Koyuncu'nun, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 18  5.- Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 18  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  - 2 - Savfa  6.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 18:19  7.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 19  8.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık'ın, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 19:20  9.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, Sağlık ve Sosyal Güvenlik  Haftası'na ilişkin açıklaması 20  10.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 20:21  11.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl'ün, milletvekilleri, Genel  Kurulda, ülkenin çok önemli sorunlarını dile getirirken Hükümetin bir  yetkilisinin bulunmamasına ve iktidar grubuna mensup çok az sayıda  milletvekilinin bulunmasına ilişkin açıklaması 26  12.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, Mersin Milletvekili Kürşad  Tüzmen'in, bayrakla ilgili ifadelerine ilişkin açıklaması 69  VI. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 21  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 21:25  1.- Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Emin Önen'in, Şanlıurfa'nın  kurtuluşunun 90'ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 21:22  2.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne, Dünya Romanlar Günü'ne ve süt  üreticilerinin sorunları ve süt fiyatlarına ilişkin gündem dışı konuşması 22:24  3.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan'ın, Denizli ilinin ekonomik  sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 24:25  VII. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 26  A) TEZKERELER 26  1.- Senegal Ulusal Meclisi Dışişleri, Afrika Birliği ve Yurtdışındaki  Senegalliler Komisyonu Başkanı Bocar Sedikh Kane ve beraberindeki  Parlamento heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin 26  Başkanlık tezkeresi (3/1155)  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 26:33  1.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve 21 milletvekilinin, sokak  hayvanlarının ıslahı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/662) 26:28  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  televizyon programlarının çocukların gelişimi üzerindeki etkilerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/663) 28:30  3.- Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve 22 milletvekilinin,  tütün sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/664) 30:31
Sayfa 3 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  - 2 - Savfa  6.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 18:19  7.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 19  8.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık'ın, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 19:20  9.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, Sağlık ve Sosyal Güvenlik  Haftası'na ilişkin açıklaması 20  10.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik'in, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması 20:21  11.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl'ün, milletvekilleri, Genel  Kurulda, ülkenin çok önemli sorunlarını dile getirirken Hükümetin bir  yetkilisinin bulunmamasına ve iktidar grubuna mensup çok az sayıda  milletvekilinin bulunmasına ilişkin açıklaması 26  12.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, Mersin Milletvekili Kürşad  Tüzmen'in, bayrakla ilgili ifadelerine ilişkin açıklaması 69  VI. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 21  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 21:25  1.- Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Emin Önen'in, Şanlıurfa'nın  kurtuluşunun 90'ıncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması 21:22  2.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, Türk polis teşkilatının  kuruluşunun 165'inci yıl dönümüne, Dünya Romanlar Günü'ne ve süt  üreticilerinin sorunları ve süt fiyatlarına ilişkin gündem dışı konuşması 22:24  3.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan'ın, Denizli ilinin ekonomik  sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 24:25  VII. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 26  A) TEZKERELER 26  1.- Senegal Ulusal Meclisi Dışişleri, Afrika Birliği ve Yurtdışındaki  Senegalliler Komisyonu Başkanı Bocar Sedikh Kane ve beraberindeki  Parlamento heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin 26  Başkanlık tezkeresi (3/1155)  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 26:33  1.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve 21 milletvekilinin, sokak  hayvanlarının ıslahı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/662) 26:28  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin,  televizyon programlarının çocukların gelişimi üzerindeki etkilerinin  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/663) 28:30  3.- Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve 22 milletvekilinin,  tütün sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/664) 30:31  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  Savfa  4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 25 milletvekilinin, sokak  hayvanlarının ıslahı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/665) 31:33  VIII.- ÖNERİLER 33,44,54,72  A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 33:43,44:53,54:68,72  1.- (10/449) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön  görüşmelerinin Genel Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde  yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi 33:43,44  2.- (10/489) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön  görüşmelerinin Genel Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde  yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi 44:53,54  3.- (10/515, 10/606) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin ön  görüşmelerinin Genel Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde  birlikte yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi 54:68,72  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 69,90  1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Şırnak Milletvekili Hasip  Kaplan'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 69:70  2.- Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen'in, Şırnak Milletvekili Hasip  Kaplan'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 70:71  3.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, Mersin Milletvekili Kürşad  Tüzmen'in, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 71:72  4.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Eskişehir Milletvekili  Beytullah Asil'in, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 90:91  5.- İstanbul Milletvekili Kemal Kıhçdaroğlu'nun, Kayseri Milletvekili  Mustafa Elitaş'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 91:92  6.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Kayseri Milletvekili Mustafa  Elitaş'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 92:93  X - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER 73,93  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 73:90,93:101  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 73  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 73  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek  Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 73  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor  Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) 73:90,93:101  - 3 -
Sayfa 4 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  Savfa  4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 25 milletvekilinin, sokak  hayvanlarının ıslahı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/665) 31:33  VIII.- ÖNERİLER 33,44,54,72  A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 33:43,44:53,54:68,72  1.- (10/449) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön  görüşmelerinin Genel Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde  yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi 33:43,44  2.- (10/489) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön  görüşmelerinin Genel Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde  yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi 44:53,54  3.- (10/515, 10/606) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin ön  görüşmelerinin Genel Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde  birlikte yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi 54:68,72  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 69,90  1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Şırnak Milletvekili Hasip  Kaplan'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 69:70  2.- Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen'in, Şırnak Milletvekili Hasip  Kaplan'ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 70:71  3.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, Mersin Milletvekili Kürşad  Tüzmen'in, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 71:72  4.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Eskişehir Milletvekili  Beytullah Asil'in, şahsına sataşması nedeniyle konuşması 90:91  5.- İstanbul Milletvekili Kemal Kıhçdaroğlu'nun, Kayseri Milletvekili  Mustafa Elitaş'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 91:92  6.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Kayseri Milletvekili Mustafa  Elitaş'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 92:93  X - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER 73,93  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 73:90,93:101  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 73  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 73  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek  Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 73  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor  Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) 73:90,93:101  - 3 - TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0  - 4 - Savfa  XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 103  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki kamu binalarının  jeolojik etütlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13163) 103:104  2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, bazı illerde depreme  yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13173) 105:109  3.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, TOKİ'nin konut üretimine  ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil  Çiçek'in cevabı (7/13261) 110:160  4.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, Elâzığ depremindeki afet  yönetimine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13270) 161:168  5.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, Ege Bölgesinde depreme yönelik  çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13272) 169:172
Sayfa 5 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0  - 4 - Savfa  XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 103  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki kamu binalarının  jeolojik etütlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13163) 103:104  2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, bazı illerde depreme  yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13173) 105:109  3.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, TOKİ'nin konut üretimine  ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil  Çiçek'in cevabı (7/13261) 110:160  4.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, Elâzığ depremindeki afet  yönetimine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13270) 161:168  5.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, Ege Bölgesinde depreme yönelik  çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan  Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13272) 169:172  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 13.04'te açılarak sekiz oturum yaptı.  Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı Oturum  Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akçan, Afyonkarahisar ilinin sorunlarına,  İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Özpolat, Avukatlar Günü'ne,  Hakkâri Milletvekili Rüstem Zeydan, sınır ticareti ve Derecik beldesinin ilçe olması gerektiğine,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  İstanbul Milletvekili Necat Birinci, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını kazanmasında  Türk Kadınlar Birliğinin rolüne;  Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu,  Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen,  Avukatlar Günü'ne;  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin:  Basın, yayın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi (10/658),  Balıkçılık sektörünün sorunlarının araştırılarak almması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/659),  Pancar üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/660),  Turgut Özal'rn ölümü konusundaki iddiaların araştırılması (10/661),  Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu;  önergelerin gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında  yer alan:  (10/480) esas numaralı, tutuklu ve hükümlülerin sağlık sorunlarının araştırılarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin  görüşmelerinin Genel Kurulun 7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP,  (10/348) esas numaralı, kanser hastalığının boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin görüşmelerinin Genel Kurulun  7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP,  (10/654) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin görüşmelerinin Genel Kurulun 7/4/2010  Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP,  Grubu önerileri yapılan görüşmelerinden sonra kabul edilmedi.  Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, AK PARTİ Grubu  Başkanına,  - 5 -
Sayfa 6 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 13.04'te açılarak sekiz oturum yaptı.  Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı Oturum  Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akçan, Afyonkarahisar ilinin sorunlarına,  İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Özpolat, Avukatlar Günü'ne,  Hakkâri Milletvekili Rüstem Zeydan, sınır ticareti ve Derecik beldesinin ilçe olması gerektiğine,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  İstanbul Milletvekili Necat Birinci, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını kazanmasında  Türk Kadınlar Birliğinin rolüne;  Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu,  Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen,  Avukatlar Günü'ne;  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin:  Basın, yayın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi (10/658),  Balıkçılık sektörünün sorunlarının araştırılarak almması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/659),  Pancar üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/660),  Turgut Özal'rn ölümü konusundaki iddiaların araştırılması (10/661),  Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu;  önergelerin gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında  yer alan:  (10/480) esas numaralı, tutuklu ve hükümlülerin sağlık sorunlarının araştırılarak alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin  görüşmelerinin Genel Kurulun 7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP,  (10/348) esas numaralı, kanser hastalığının boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin görüşmelerinin Genel Kurulun  7/4/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP,  (10/654) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin görüşmelerinin Genel Kurulun 7/4/2010  Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP,  Grubu önerileri yapılan görüşmelerinden sonra kabul edilmedi.  Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, AK PARTİ Grubu  Başkanına,  - 5 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, şahsına,  Sataşması nedeniyle birer konuşma yaptılar.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen ve görüşmelerine devam olunan, Ankara  Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile  Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu  Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin; Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin; Şırnak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu'nun (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) ikinci  bölümünün 26'ncı maddesine kadar kabul edildi; yeni madde ihdasına dair önerge okundu.  Yeni madde ihdasına dair önergenin cezai hükmü affedip affetmediği konusunu görüşmek üzere  birleşime 22.17'de ara verildi.  Meral AKŞENER  Başkan Vekili  Harun TÜFEKÇİ  Konya  Kâtip Üye  Bayram ÖZÇELİK  Burdur  Kâtip Üye  - 6 -
Sayfa 7 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, şahsına,  Sataşması nedeniyle birer konuşma yaptılar.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma  Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  4'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen ve görüşmelerine devam olunan, Ankara  Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile  Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu  Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin; Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin; Şırnak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu'nun (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) ikinci  bölümünün 26'ncı maddesine kadar kabul edildi; yeni madde ihdasına dair önerge okundu.  Yeni madde ihdasına dair önergenin cezai hükmü affedip affetmediği konusunu görüşmek üzere  birleşime 22.17'de ara verildi.  Meral AKŞENER  Başkan Vekili  Harun TÜFEKÇİ  Konya  Kâtip Üye  Bayram ÖZÇELİK  Burdur  Kâtip Üye  - 6 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  Yedinci, Sekizinci Oturum  Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  4'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen ve görüşmelerine devam olunan, Ankara  Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile  Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu  Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin; Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin; Şırnak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) elektronik  cihazla yapılan açık oylamadan sonra kabul edildi ve kanunlaştı.  Kanun teklifine, af niteliği taşıyan yeni madde ihdasına dair önergenin oylamasında nitelikli  çoğunluk aranıp aranmayacağı hususunda açılan usul tartışması sonucunda, Oturum Başkanı,  tutumunda bir değişiklik olmadığını açıkladı; yapılan oylamayla da getirilen düzenlemenin af  niteliğinde olmadığı kabul edildi.  Genel Kurulca alınan kararın "7 Nisan 2010 Çarşamba günü 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin  bitimine kadar" görüşülmesi şeklinde olduğu, saat 24.00'ü geçince 7 Nisanın bittiği ve bu nedenle  çalışmalara devam edilip edilemeyeceği konusunda açılan usul tartışması sonucunda, Oturum  Başkanı, tutumunda bir değişiklik olmadığını açıkladı.  8 Nisan 2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  02.41 'de son verildi.  Sadık YAKUT  Başkan Vekili  Harun TÜFEKÇİ Bayram ÖZÇELİK  Konya  Kâtip Üye Kâtip Üye  Burdur
Sayfa 8 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  Yedinci, Sekizinci Oturum  Gündemin "Kanun Tasan ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  4'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen ve görüşmelerine devam olunan, Ankara  Milletvekili Haluk İpek'in, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile  Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kastamonu  Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 18 Milletvekilinin; Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün; Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve 10  Milletvekilinin; Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak ve 19 Milletvekilinin; Şırnak Milletvekili  Sevahir Bayındır'ın; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural  ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in; Denizli Milletvekili  Hasan Erçelebi ve 5 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile Anayasa Komisyonu  Raporu (2/636, 2/123, 2/200, 2/288, 2/304, 2/342, 2/364, 2/474, 2/596) (S. Sayısı: 490) elektronik  cihazla yapılan açık oylamadan sonra kabul edildi ve kanunlaştı.  Kanun teklifine, af niteliği taşıyan yeni madde ihdasına dair önergenin oylamasında nitelikli  çoğunluk aranıp aranmayacağı hususunda açılan usul tartışması sonucunda, Oturum Başkanı,  tutumunda bir değişiklik olmadığını açıkladı; yapılan oylamayla da getirilen düzenlemenin af  niteliğinde olmadığı kabul edildi.  Genel Kurulca alınan kararın "7 Nisan 2010 Çarşamba günü 490 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin  bitimine kadar" görüşülmesi şeklinde olduğu, saat 24.00'ü geçince 7 Nisanın bittiği ve bu nedenle  çalışmalara devam edilip edilemeyeceği konusunda açılan usul tartışması sonucunda, Oturum  Başkanı, tutumunda bir değişiklik olmadığını açıkladı.  8 Nisan 2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  02.41 'de son verildi.  Sadık YAKUT  Başkan Vekili  Harun TÜFEKÇİ Bayram ÖZÇELİK  Konya  Kâtip Üye Kâtip Üye  Burdur  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  No.: 118  II.- GELEN KÂĞITLAR  8 Nisan 2010 Perşembe  Rapor  1.- Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik  yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri  Milletvekili Mustafa Elitaş'ın; Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi  ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonları Raporları  (1/811,2/633) (S. Sayısı: 496) (Dağıtma tarihi: 8.4.2010) (GÜNDEME)  Yazılı Soru Önergeleri  1.- Eskişehir Milletvekili F. Murat Sönmez'in, milletvekillerinin yurt dışı ziyaretlerine ilişkin  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/13623) (Başkanlığa geliş tarihi:  12/02/2010)  2.- Adana Milletvekili Mustafa Vural'ın, susam ürününde teşvik uygulanmasına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13624) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  3.- Adana Milletvekili Mustafa Vural'ın, SGK Teftiş Kurulu Adana Grup Başkanlığının  kapatılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13625) (Başkanlığa geliş tarihi:  31/03/2010)  4.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, çocuğa yönelik şiddete ilişkin Başbakandan yazılı  soru önergesi (7/13626) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  5.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, istisnai memuriyet kadrolarına yapılan atamalara  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13627) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  6.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, TÜİK'in endeks ve enflasyon verilerine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13628) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  7.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı'nın, Balıkesir'de tarım, hayvancılık ve sanayinin  desteklenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13629) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  8.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü'nün, TEKEL işçilerinin eyleminin engellenmesine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13630) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  9.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Bodrum'daki TOKİ projesi hazırlığına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13631) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  10.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli'deki kredi kullanımına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13632) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  11.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Çardak Havaalanına ve uçak seferlerine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13633) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  12.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, 1995'teki Gazi olaylarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13634) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  13.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın, bir cezaevinde yapıldığı iddia edilen uygulamalara  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13635) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  - 8 -
Sayfa 9 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  No.: 118  II.- GELEN KÂĞITLAR  8 Nisan 2010 Perşembe  Rapor  1.- Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik  yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri  Milletvekili Mustafa Elitaş'ın; Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi  ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonları Raporları  (1/811,2/633) (S. Sayısı: 496) (Dağıtma tarihi: 8.4.2010) (GÜNDEME)  Yazılı Soru Önergeleri  1.- Eskişehir Milletvekili F. Murat Sönmez'in, milletvekillerinin yurt dışı ziyaretlerine ilişkin  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/13623) (Başkanlığa geliş tarihi:  12/02/2010)  2.- Adana Milletvekili Mustafa Vural'ın, susam ürününde teşvik uygulanmasına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13624) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  3.- Adana Milletvekili Mustafa Vural'ın, SGK Teftiş Kurulu Adana Grup Başkanlığının  kapatılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13625) (Başkanlığa geliş tarihi:  31/03/2010)  4.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, çocuğa yönelik şiddete ilişkin Başbakandan yazılı  soru önergesi (7/13626) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  5.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, istisnai memuriyet kadrolarına yapılan atamalara  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13627) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  6.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, TÜİK'in endeks ve enflasyon verilerine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13628) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  7.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı'nın, Balıkesir'de tarım, hayvancılık ve sanayinin  desteklenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13629) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  8.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü'nün, TEKEL işçilerinin eyleminin engellenmesine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13630) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  9.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Bodrum'daki TOKİ projesi hazırlığına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13631) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  10.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli'deki kredi kullanımına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13632) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  11.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Çardak Havaalanına ve uçak seferlerine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13633) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  12.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, 1995'teki Gazi olaylarına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13634) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  13.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın, bir cezaevinde yapıldığı iddia edilen uygulamalara  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13635) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  - 8 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  14.- Kırklareli Milletvekili Tansel Banş'ın, HSYK'nın yapısıyla ilgili basında çıkan açıklamaya  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13636) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'daki sulama kanallarına ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13637) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van Gölündeki kirliliğe ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13638) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  17.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, RTÜK ve TRT yöneticilerine ilişkin Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/13639) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  18.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, TRT'de yönetim kademesinde görev yapan iki  personele ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi  (7/13640) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  19.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, TAPDK yöneticilerine ilişkin Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13641) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  20.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, BDDK yöneticilerine ilişkin Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13642) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  21.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir kişinin öldüğü olaya ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/13643) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  22.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, kaybolan bir öğretmeni arama çalışmalarına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13644) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  23.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, turizm bölgelerinde alınan tedbirlere ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13645) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  24.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, mobese cihazlarının kurulumuna ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13646) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  25.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, Şanlıurfa'daki bir köy yoluna ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13647) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  26.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'daki altyapı çalışmalarına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13648) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  27.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin bir yatırımına  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13649) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  28.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer'in, bir köyün adının değiştirilmesine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13650) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  29.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanına  suikast iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13651) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  30.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal'ın, Akdamar Kilisesinin ibadete açılmasına ilişkin  Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13652) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  31.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'da turizmin geliştirilmesine ilişkin Kültür ve  Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13653) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  - 9 -
Sayfa 10 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  14.- Kırklareli Milletvekili Tansel Banş'ın, HSYK'nın yapısıyla ilgili basında çıkan açıklamaya  ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13636) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'daki sulama kanallarına ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13637) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van Gölündeki kirliliğe ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13638) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  17.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, RTÜK ve TRT yöneticilerine ilişkin Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/13639) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  18.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal'ın, TRT'de yönetim kademesinde görev yapan iki  personele ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi  (7/13640) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  19.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, TAPDK yöneticilerine ilişkin Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13641) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  20.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, BDDK yöneticilerine ilişkin Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13642) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  21.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir kişinin öldüğü olaya ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/13643) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  22.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, kaybolan bir öğretmeni arama çalışmalarına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13644) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  23.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, turizm bölgelerinde alınan tedbirlere ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13645) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  24.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, mobese cihazlarının kurulumuna ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13646) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  25.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, Şanlıurfa'daki bir köy yoluna ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13647) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  26.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'daki altyapı çalışmalarına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13648) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  27.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin bir yatırımına  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13649) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  28.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer'in, bir köyün adının değiştirilmesine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13650) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  29.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanına  suikast iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13651) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  30.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal'ın, Akdamar Kilisesinin ibadete açılmasına ilişkin  Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13652) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  31.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'da turizmin geliştirilmesine ilişkin Kültür ve  Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13653) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  - 9 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  32.- Aydın Milletvekili Mehmet Fatih Atay'ın, turistlerle ilgili bir açıklamaya ilişkin Kültür ve  Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13654) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  33.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, fındıktaki gelir desteğine uygulanan vergiye ilişkin  Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13655) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  34.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, özelleştirilen kuruluşların faaliyetlerine ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13656) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  35.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, özelleştirilecek şeker fabrikalarının işçilerinin  kadrolarının değiştirilmesine çalışıldığı iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi  (7/13657) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  36.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir köydeki işitme ve konuşma engelli çocukların  durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13658) (Başkanlığa geliş tarihi:  31/03/2010)  37.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, kaybolan bir öğretmene ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13659) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  38.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, Ankara Üniversitesi bünyesindeki Oyuncak  Müzesine başörtülü velilerin alınmamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi  (7/13660) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  39.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesinde  Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü açılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi  (7/13661) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  40.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, bir dalda doçentlik kriterlerinde yapılan değişikliklere  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13662) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  41. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Yüzüncü Yıl Üniversitesinin bazı ihtiyaçlarına ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13663) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'daki derslik ve öğretmen ihtiyacına ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13664) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  43.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, Gaziantep'te okul arsası teminine ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13665) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  44.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, okullardaki kantin işletmecileri ve servis şoförlerine  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13666) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  45.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, iç denetim faaliyet raporundaki bulgulara ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13667) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  46.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Yüzüncü Yıl Üniversitesindeki soruşturmalara ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13668) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  47.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir köydeki konuşma ve işitme engellilere ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13669) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  48.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Pandemi Kurulu üyelerinden ilaç firmalarında  danışmanlık yapan bulunup bulunmadığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13670)  (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  49.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, kiralanan binalara ve sağlık evlerine ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13671) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  - 1 0 -
Sayfa 11 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  32.- Aydın Milletvekili Mehmet Fatih Atay'ın, turistlerle ilgili bir açıklamaya ilişkin Kültür ve  Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13654) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  33.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, fındıktaki gelir desteğine uygulanan vergiye ilişkin  Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13655) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  34.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, özelleştirilen kuruluşların faaliyetlerine ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13656) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  35.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, özelleştirilecek şeker fabrikalarının işçilerinin  kadrolarının değiştirilmesine çalışıldığı iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi  (7/13657) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  36.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir köydeki işitme ve konuşma engelli çocukların  durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13658) (Başkanlığa geliş tarihi:  31/03/2010)  37.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, kaybolan bir öğretmene ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13659) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  38.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, Ankara Üniversitesi bünyesindeki Oyuncak  Müzesine başörtülü velilerin alınmamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi  (7/13660) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  39.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesinde  Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü açılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi  (7/13661) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  40.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, bir dalda doçentlik kriterlerinde yapılan değişikliklere  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13662) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  41. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Yüzüncü Yıl Üniversitesinin bazı ihtiyaçlarına ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13663) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'daki derslik ve öğretmen ihtiyacına ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13664) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  43.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, Gaziantep'te okul arsası teminine ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13665) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  44.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, okullardaki kantin işletmecileri ve servis şoförlerine  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13666) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  45.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, iç denetim faaliyet raporundaki bulgulara ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13667) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  46.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Yüzüncü Yıl Üniversitesindeki soruşturmalara ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13668) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  47.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir köydeki konuşma ve işitme engellilere ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13669) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  48.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, Pandemi Kurulu üyelerinden ilaç firmalarında  danışmanlık yapan bulunup bulunmadığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13670)  (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  49.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, kiralanan binalara ve sağlık evlerine ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13671) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  - 1 0 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010  50.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa Devlet Hastanesindeki uzman doktor açığına  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13672) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  51.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'daki sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13673) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  52.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinin  kapatılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13674) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  53.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, bir grup kamu görevlisinin yaptırdığı alerji testine  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13675) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  54.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, sigara üretiminde kullanılan maddelere ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13676) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  55.- Aydın Milletvekili Recep Taner'in, Aydın'ın bazı dağ köylerindeki tarla faresi istilasına  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13677) (Başkanlığa geliş tarihi:  31/03/2010)  56.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, Edirne'de dağıtılacak toprak normunun  düşürüldüğü iddiasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13678)  (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  57.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, canlı hayvan ve et ithalatına ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13679) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  58.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Osmaniye'deki tarım arazilerine ve toplulaştırma  projelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13680) (Başkanlığa geliş  tarihi: 01/04/2010)  59.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Adana'daki tarım arazilerine ve toplulaştırma  projelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13681) (Başkanlığa geliş  tarihi: 01/04/2010)  60.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, satın alınan damızlık atlara ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13682) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  61.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, at yarışlarını izlemek üzere Dubai'ye yapılan seyahate  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13683) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  62.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli'de tarım sektörünün durumuna ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13684) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  63.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, TMO yöneticilerine ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13685) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  64.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'a ulaşan demiryolu ağına ilişkin Ulaştırma  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13686) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  65.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, OGS'deki bazı uygulamalara ilişkin Ulaştırma  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13687) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  66.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, KOSGEB Başkanı olarak atanan kişiye ilişkin Sanayi  ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/13688) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  - 1 1 -
Sayfa 12 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010  50.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa Devlet Hastanesindeki uzman doktor açığına  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13672) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  51.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'daki sağlık personeli ihtiyacına ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13673) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  52.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinin  kapatılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13674) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  53.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, bir grup kamu görevlisinin yaptırdığı alerji testine  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13675) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  54.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, sigara üretiminde kullanılan maddelere ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13676) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  55.- Aydın Milletvekili Recep Taner'in, Aydın'ın bazı dağ köylerindeki tarla faresi istilasına  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13677) (Başkanlığa geliş tarihi:  31/03/2010)  56.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, Edirne'de dağıtılacak toprak normunun  düşürüldüğü iddiasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13678)  (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  57.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, canlı hayvan ve et ithalatına ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13679) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  58.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Osmaniye'deki tarım arazilerine ve toplulaştırma  projelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13680) (Başkanlığa geliş  tarihi: 01/04/2010)  59.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, Adana'daki tarım arazilerine ve toplulaştırma  projelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13681) (Başkanlığa geliş  tarihi: 01/04/2010)  60.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, satın alınan damızlık atlara ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13682) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  61.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, at yarışlarını izlemek üzere Dubai'ye yapılan seyahate  ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13683) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  62.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, Denizli'de tarım sektörünün durumuna ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13684) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  63.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, TMO yöneticilerine ilişkin Tarım ve Köyişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13685) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  64.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'a ulaşan demiryolu ağına ilişkin Ulaştırma  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13686) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  65.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, OGS'deki bazı uygulamalara ilişkin Ulaştırma  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13687) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  66.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, KOSGEB Başkanı olarak atanan kişiye ilişkin Sanayi  ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/13688) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/03/2010)  - 1 1 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  67.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'daki cami ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından  (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi (7/13689) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  68.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'da serbest bölge kurulması ve sınır ticaretine  ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/13690) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  69.- Samsun Milletvekili Suat Binici'nin, bir enerji nakil hattına ilişkin Enerji ve Tabii  Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13691) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  70.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, Balıkesir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün bir  ihalesine ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) yazılı soru önergesi (7/13692) (Başkanlığa  geliş tarihi: 01/04/2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve 21 Milletvekilinin, sokak hayvanlarının ıslahı  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/662) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, televizyon programlarının  çocukların gelişimi üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/663) (Başkanlığa geliş tarihi:  25.02.2010)  3.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi ve 22 Milletvekilinin, tütün sektöründe yaşanan  sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/664) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 25 Milletvekilinin, sokak hayvanlarının ıslahı  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/665) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, bir derneğin kiracısı olduğu araziden tahliyesine  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12864)  2.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, yabancı mimar ve mühendislerin çalışmasına imkan  veren düzenlemeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12867)  3.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, Milas-Güllük Dalyan Bölgesindeki balık üreticilerinin  sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12868)  4.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, bir şirketin vergi ödemelerine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12869)  5.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan'ın, cemevlerinin ibadet yeri sayılmasına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12870)  6.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, geçici güvenlik bölgesi uygulamasına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12875)  7.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı'nın, maden ocaklarında yaşanan grizu patlamalarının  önlenmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12881)  8.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, madenlerdeki iş güvenliğine ilişkin Çalışma ve  Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12882)  - 1 2 -
Sayfa 13 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  67.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'daki cami ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından  (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi (7/13689) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  68.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van'da serbest bölge kurulması ve sınır ticaretine  ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/13690) (Başkanlığa geliş tarihi:  01/04/2010)  69.- Samsun Milletvekili Suat Binici'nin, bir enerji nakil hattına ilişkin Enerji ve Tabii  Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13691) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/04/2010)  70.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, Balıkesir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün bir  ihalesine ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) yazılı soru önergesi (7/13692) (Başkanlığa  geliş tarihi: 01/04/2010)  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve 21 Milletvekilinin, sokak hayvanlarının ıslahı  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/662) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.02.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, televizyon programlarının  çocukların gelişimi üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/663) (Başkanlığa geliş tarihi:  25.02.2010)  3.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi ve 22 Milletvekilinin, tütün sektöründe yaşanan  sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/664) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 25 Milletvekilinin, sokak hayvanlarının ıslahı  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/665) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, bir derneğin kiracısı olduğu araziden tahliyesine  ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12864)  2.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, yabancı mimar ve mühendislerin çalışmasına imkan  veren düzenlemeye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12867)  3.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, Milas-Güllük Dalyan Bölgesindeki balık üreticilerinin  sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12868)  4.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, bir şirketin vergi ödemelerine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12869)  5.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan'ın, cemevlerinin ibadet yeri sayılmasına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12870)  6.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, geçici güvenlik bölgesi uygulamasına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12875)  7.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı'nın, maden ocaklarında yaşanan grizu patlamalarının  önlenmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12881)  8.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın, madenlerdeki iş güvenliğine ilişkin Çalışma ve  Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12882)  - 1 2 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  9.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani'nin, Hakkari'de yapımı devam eden barajlara ilişkin  Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12884)  10.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi'nin, Yanbolu Deresine yapılması planlanan  hidroelektrik santrale ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12887)  11.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, Muş'taki bir intihar vakasına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12889)  12.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, bir Ermeni kilisesinin internet sitesindeki bir  duruma ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12892)  13.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, bir köyün bazı sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12894)  14.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, Antalya Valiliğinin bir davayı etkilemeye çalıştığı  iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12895)  15.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir ölüm olayına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru  önergesi (7/12896)  16.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, sipariş verildiği iddia edilen çelik gömleklere ilişkin  Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12898)  17.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin kredi  kullanımına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12899)  18.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin kredi kullanımına  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12900)  19.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, ana dilde eğitim taleplerine ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12902)  20.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, Marmaris İlçe Milli Eğitim Müdürü hakkındaki  iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12903)  21.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, sağlık kurumları yöneticiliği yüksek lisans  programına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12904)  22.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal'ın, bir yatılı ilköğretim bölge okulunun sorunlarına  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12905)  23.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, tren kazalarına ilişkin Ulaştırma Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12914)  24.- Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız'ın, Edirne merkezindeki yeni köprü ihtiyacına ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12915)  25.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, askerlik görevi esnasında hayatını kaybedenlere ilişkin  Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12916)  26.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, 2016 UEFA Avrupa Şampiyonası için  Gaziantep'in aday gösterilmemesine ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) yazılı soru  önergesi (7/12918)  27.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, yabancı yatırımcıların para ve sermaye piyasasında  yaptıkları işlemlere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru  önergesi (7/12919)  - 1 3 -
Sayfa 14 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  9.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani'nin, Hakkari'de yapımı devam eden barajlara ilişkin  Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12884)  10.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi'nin, Yanbolu Deresine yapılması planlanan  hidroelektrik santrale ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12887)  11.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, Muş'taki bir intihar vakasına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12889)  12.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, bir Ermeni kilisesinin internet sitesindeki bir  duruma ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12892)  13.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, bir köyün bazı sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12894)  14.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, Antalya Valiliğinin bir davayı etkilemeye çalıştığı  iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12895)  15.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir ölüm olayına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru  önergesi (7/12896)  16.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, sipariş verildiği iddia edilen çelik gömleklere ilişkin  Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12898)  17.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin kredi  kullanımına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12899)  18.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin kredi kullanımına  ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12900)  19.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, ana dilde eğitim taleplerine ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12902)  20.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un, Marmaris İlçe Milli Eğitim Müdürü hakkındaki  iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12903)  21.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın, sağlık kurumları yöneticiliği yüksek lisans  programına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12904)  22.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal'ın, bir yatılı ilköğretim bölge okulunun sorunlarına  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12905)  23.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, tren kazalarına ilişkin Ulaştırma Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12914)  24.- Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız'ın, Edirne merkezindeki yeni köprü ihtiyacına ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12915)  25.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, askerlik görevi esnasında hayatını kaybedenlere ilişkin  Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12916)  26.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, 2016 UEFA Avrupa Şampiyonası için  Gaziantep'in aday gösterilmemesine ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) yazılı soru  önergesi (7/12918)  27.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, yabancı yatırımcıların para ve sermaye piyasasında  yaptıkları işlemlere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru  önergesi (7/12919)  - 1 3 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  28.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, maden ocaklarının denetimine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12924)  29.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, maden kazalarına ve sağlık hizmetlerine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12925)  30.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı medya şirketleri  yönetimleriyle ilişkisi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12926)  31.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü'nün, kamudaki personel istihdamına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12929)  32.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, bir şube müdürünün tayinine ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12931)  33.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in, fişleme iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru  önergesi (7/12932)  34.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12934)  35.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kolon Operasyonuna ilişkin Başbakandan yazılı soru  önergesi (7/12935)  36.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, kamu çalışanlarına toplu sözleşme ve grev hakkı  tanınmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12939)  37.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, işçilere yönelik vergi düzenlemelerine ilişkin Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12940)  38.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman'ın, Murat Nehri üzerindeki barajlara ilişkin Çevre ve  Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12941)  39.- Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin, Ankara'da ilan panolarına asılan bazı afişlere  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12950)  40.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, karayollarındaki hız sınırı aşımı cezalarına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12951)  41. - Muş Milletvekili M. Nuri Yaman'ın, bir köyün kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12952)  42.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12953)  43.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, Meriç Nehrinden yapılan yasal olmayan  geçişlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12954)  44.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, İstanbul'da İsrail Konsolosluğunun bulunduğu  sokakta yaşandığı iddia edilen bazı olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12955)  45.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, terör olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı  soru önergesi (7/12956)  46.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Ankara'daki kent içi ulaşım projelerine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12957)  47.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Mardin-Nusaybin Belediye Meclisinin basında çıkan bir  kararına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12958)  - 1 4 -
Sayfa 15 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  28.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan'ın, maden ocaklarının denetimine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12924)  29.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, maden kazalarına ve sağlık hizmetlerine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12925)  30.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı medya şirketleri  yönetimleriyle ilişkisi olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12926)  31.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü'nün, kamudaki personel istihdamına ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12929)  32.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, bir şube müdürünün tayinine ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/12931)  33.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in, fişleme iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru  önergesi (7/12932)  34.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12934)  35.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Kolon Operasyonuna ilişkin Başbakandan yazılı soru  önergesi (7/12935)  36.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, kamu çalışanlarına toplu sözleşme ve grev hakkı  tanınmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12939)  37.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, işçilere yönelik vergi düzenlemelerine ilişkin Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12940)  38.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman'ın, Murat Nehri üzerindeki barajlara ilişkin Çevre ve  Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12941)  39.- Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin, Ankara'da ilan panolarına asılan bazı afişlere  ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12950)  40.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, karayollarındaki hız sınırı aşımı cezalarına ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12951)  41. - Muş Milletvekili M. Nuri Yaman'ın, bir köyün kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12952)  42.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12953)  43.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu'nun, Meriç Nehrinden yapılan yasal olmayan  geçişlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12954)  44.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, İstanbul'da İsrail Konsolosluğunun bulunduğu  sokakta yaşandığı iddia edilen bazı olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12955)  45.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, terör olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı  soru önergesi (7/12956)  46.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Ankara'daki kent içi ulaşım projelerine ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12957)  47.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Mardin-Nusaybin Belediye Meclisinin basında çıkan bir  kararına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12958)  - 1 4 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  48.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, uyuşturucu kaçakçılığına ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12959)  49.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12960)  50.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, özürlü çocukların eğitimlerine ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12962)  51.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, anadilde eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı  soru önergesi (7/12964)  52.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın, öğrenci devamsızlığıyla ilgili bir genelgeye ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12965)  53.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, atıl bir okul binasına ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12966)  54.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, özel rehabilitasyon merkezlerine verilmeyen  ödeneklere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12967)  55.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, onur üyesi kartının öğretmenler dışındaki  çalışanlara verilmemesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12968)  56.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, yapılan dersliklere ilişkin Milli Eğitim Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12969)  57.- İstanbul Milletvekili Bayram Ali Meral'in, TEKEL işçilerinin eylemiyle ilgili açıklamasına  ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/12987)  58.- Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim'in, Giresun'daki bazı ulaşım projelerine ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12988)  59.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş'ın, Kars'ta düzenlenebilecek yaz spor organizasyonlarına  ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) yazılı soru önergesi (7/12991)  60.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, İstanbul'da İsrail Konsolosluğunun bulunduğu  sokakta yaşandığı iddia edilen bazı olaylara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi  (7/12992)  - 1 5 -
Sayfa 16 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  48.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, uyuşturucu kaçakçılığına ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12959)  49.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, belediyelere yapılan yardımlara ilişkin Maliye  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12960)  50.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, özürlü çocukların eğitimlerine ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12962)  51.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, anadilde eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı  soru önergesi (7/12964)  52.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın, öğrenci devamsızlığıyla ilgili bir genelgeye ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12965)  53.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, atıl bir okul binasına ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/12966)  54.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, özel rehabilitasyon merkezlerine verilmeyen  ödeneklere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12967)  55.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, onur üyesi kartının öğretmenler dışındaki  çalışanlara verilmemesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12968)  56.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, yapılan dersliklere ilişkin Milli Eğitim Bakanından  yazılı soru önergesi (7/12969)  57.- İstanbul Milletvekili Bayram Ali Meral'in, TEKEL işçilerinin eylemiyle ilgili açıklamasına  ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/12987)  58.- Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim'in, Giresun'daki bazı ulaşım projelerine ilişkin  Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12988)  59.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş'ın, Kars'ta düzenlenebilecek yaz spor organizasyonlarına  ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafiz Özak) yazılı soru önergesi (7/12991)  60.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, İstanbul'da İsrail Konsolosluğunun bulunduğu  sokakta yaşandığı iddia edilen bazı olaylara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi  (7/12992)  - 1 5 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşimini açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre vereceğim.  Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak solanda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre  içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden  yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulularını görevli  personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.  Yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın Seyit Eyyüpoğlu, Şanlıurfa Milletvekili? Burada.  Sayın Zeki Ergezen, Bitlis Milletvekili? Burada.  Sayın Erdoğan Yetenç? Burada.  Sayın Hüsnü Tuna, Konya Milletvekili?  Sayın Hüsnü Tuna burada mı?  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Onlar sonradan geldi.  BAŞKAN - Hayır, bunları ben gördüm, sonra olanları almadım yani ona çok dikkat ediyorum.  Sayın Cevdet Erdöl? Burada.  Sayın Ali Koyuncu? Burada.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI  /.- TBMM Başkan Vekili Meral Akşener 'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin konuşması  BAŞKAN - Bu hafta Türk polis teşkilatımızın 165'inci kuruluş yılını kutlamaktayız. Özverili  ve cefakâr polislerimizi ve emniyet teşkilatı mensuplarımızı güvenliğimiz ve asayişi sağlama adına  gösterdikleri gayretli çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum. Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi  şükranla anıyor, tüm teşkilatımıza ve şehit ailelerimize sağlık, sıhhat ve basanlar diliyorum.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, gruplara da bu anlamda söz verseniz, bizler de  gruplar olarak konuşsak.  BAŞKAN - Tamam, sisteme girin.  Sayın Elitaş...  V.- AÇIKLAMALAR  1.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Bugün Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yılını kutluyoruz. Güvenliğimizin teminatı,  hakikaten vatandaşına karşı yakın davranışlarıyla birlikte son zamanlarda milletimizin büyük  - 1 6 - 8 Nisan 2010 Perşembe  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.05  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)
Sayfa 17 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşimini açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre vereceğim.  Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak solanda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre  içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden  yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulularını görevli  personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.  Yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın Seyit Eyyüpoğlu, Şanlıurfa Milletvekili? Burada.  Sayın Zeki Ergezen, Bitlis Milletvekili? Burada.  Sayın Erdoğan Yetenç? Burada.  Sayın Hüsnü Tuna, Konya Milletvekili?  Sayın Hüsnü Tuna burada mı?  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Onlar sonradan geldi.  BAŞKAN - Hayır, bunları ben gördüm, sonra olanları almadım yani ona çok dikkat ediyorum.  Sayın Cevdet Erdöl? Burada.  Sayın Ali Koyuncu? Burada.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI  /.- TBMM Başkan Vekili Meral Akşener 'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin konuşması  BAŞKAN - Bu hafta Türk polis teşkilatımızın 165'inci kuruluş yılını kutlamaktayız. Özverili  ve cefakâr polislerimizi ve emniyet teşkilatı mensuplarımızı güvenliğimiz ve asayişi sağlama adına  gösterdikleri gayretli çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum. Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi  şükranla anıyor, tüm teşkilatımıza ve şehit ailelerimize sağlık, sıhhat ve basanlar diliyorum.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, gruplara da bu anlamda söz verseniz, bizler de  gruplar olarak konuşsak.  BAŞKAN - Tamam, sisteme girin.  Sayın Elitaş...  V.- AÇIKLAMALAR  1.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Bugün Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yılını kutluyoruz. Güvenliğimizin teminatı,  hakikaten vatandaşına karşı yakın davranışlarıyla birlikte son zamanlarda milletimizin büyük  - 1 6 - 8 Nisan 2010 Perşembe  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.05  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 7 - teveccühüne mazhar olmuş polis teşkilatımızın çalışanlarına, mensuplarına görevlerinde başarılar  dilerken, görev şehidi olmuş polis teşkilatımızın bütün mensuplarını rahmetle anıyorum. Tekrar, polis  teşkilatımızın 165'inci kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, kutluyor ve basanlar diliyorum.  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu...  2.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'nun, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165 'inci  yıl dönümüne ilişkin açıklaması  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Polis teşkilatımız özveriyle görev yapan, köklü gelenekleri, kendine özgü kültürü olan bir  kuruluşumuz. Biz, polis arkadaşlarımızın Parlamentoda görev yaptıkları süre içerisinde gerek  Türkiye'de görev yaptıkları süre içerisinde, gittiğimiz, gezdiğimiz, gördüğümüz yerlerde özveriyle  görev yaptıklannı biliyoruz. Kendilerinin pek çok sorunu olmasına karşın görevden, görev aşkından  çekinmiyorlar, bu görevlerini özveriyle yerine getiriyorlar. Biz kendilerini yürekten kutluyoruz.  Parlamentoya düşen görevlerden birisi de özveriyle görev yapan bu polis arkadaşlarımızın sorunlanm  çözmek, onlann beklentilerine uygun politikalan geliştirmektir. Ben kendilerini yürekten kutluyorum.  Görev sırasında şehit olan polislerimize Allah'tan rahmet, onların yakınlarına başsağlığı  diliyoruz ve onlann her zaman, her ortamda acılarını paylaşıyoruz. Onların şehitlikleri kendi  ailelerinin göğüslerine taktıkları birer onurdur, şeref belgesidir.  Ben, polis arkadaşlanmızı tekrar yürekten kutluyorum. Onlann sorunlarını çözme konusundaki  Parlamentonun iradesinin de bundan sonra daha güçlü olarak dillendirilmesi gerektiği kanısındayım.  Saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Sayın Şandır...  3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'm, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi  Grubu olarak biz de Türk polis teşkilatının, emniyet teşkilatımızın, güvenlik güçlerimizin yıl  dönümünü yürekten, candan kutluyoruz, basanlar diliyoruz, hizmetlerine teşekkür ediyoruz,  şükranlanmızı sunuyoruz.  Görevlerini yaparken şehit düşen, hayatını kaybeden tüm güvenlik güçlerimize, polislerimize  yüce Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarına sabır diliyorum.  Türk emniyet teşkilatı, polis teşkilatımız, gerçekten toplum hayatımız için, ülkemiz için çok  hayati değerde bir görev yapmaktadır, her türlü takdirin üzerindedir. Çok kötü şartlarda, çok ağır  şartlar altında görev yapmaktadırlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Parlamento olarak, başta  Hükümet olmak üzere güvenlik güçlerimize olan görevimizi yerine getirmemiz gerektiği  kanaatindeyim. Özellikle Sayın Hükümeti ve Hükümet partisinin sayın grubunu tekrar buradan  uyanyorum: Polislere verilen söz yerine getirilsin, seçimden önce seyyanen ödenmesine söz verilen  miktar ödensin; polis teşkilatımız bunu beklemektedir, polislerimiz buna layıktır, haklandır; bu yerine  getirilmeli, kuru kuru bir polis günü kutlamakla yetinilmemelidir. Bugünün anısına, bugünün hatınna  -size de çok teşekkür ediyorum, söz verdiniz Sayın Başkanım ama- bunun da takipçisi olmalıyız.  Polislere verilen sözler yerine getirilmelidir.  Tekrar emniyet teşkilatımıza başarılar diliyorum, hizmetlerinden dolayı şükranlarımızı  sunuyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak onları kutluyoruz, onlara şükranlarımızı  sunuyoruz efendim.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Koyuncu...
Sayfa 18 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 1 7 - teveccühüne mazhar olmuş polis teşkilatımızın çalışanlarına, mensuplarına görevlerinde başarılar  dilerken, görev şehidi olmuş polis teşkilatımızın bütün mensuplarını rahmetle anıyorum. Tekrar, polis  teşkilatımızın 165'inci kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, kutluyor ve basanlar diliyorum.  BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu...  2.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'nun, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165 'inci  yıl dönümüne ilişkin açıklaması  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Polis teşkilatımız özveriyle görev yapan, köklü gelenekleri, kendine özgü kültürü olan bir  kuruluşumuz. Biz, polis arkadaşlarımızın Parlamentoda görev yaptıkları süre içerisinde gerek  Türkiye'de görev yaptıkları süre içerisinde, gittiğimiz, gezdiğimiz, gördüğümüz yerlerde özveriyle  görev yaptıklannı biliyoruz. Kendilerinin pek çok sorunu olmasına karşın görevden, görev aşkından  çekinmiyorlar, bu görevlerini özveriyle yerine getiriyorlar. Biz kendilerini yürekten kutluyoruz.  Parlamentoya düşen görevlerden birisi de özveriyle görev yapan bu polis arkadaşlarımızın sorunlanm  çözmek, onlann beklentilerine uygun politikalan geliştirmektir. Ben kendilerini yürekten kutluyorum.  Görev sırasında şehit olan polislerimize Allah'tan rahmet, onların yakınlarına başsağlığı  diliyoruz ve onlann her zaman, her ortamda acılarını paylaşıyoruz. Onların şehitlikleri kendi  ailelerinin göğüslerine taktıkları birer onurdur, şeref belgesidir.  Ben, polis arkadaşlanmızı tekrar yürekten kutluyorum. Onlann sorunlarını çözme konusundaki  Parlamentonun iradesinin de bundan sonra daha güçlü olarak dillendirilmesi gerektiği kanısındayım.  Saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Sayın Şandır...  3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır 'm, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi  Grubu olarak biz de Türk polis teşkilatının, emniyet teşkilatımızın, güvenlik güçlerimizin yıl  dönümünü yürekten, candan kutluyoruz, basanlar diliyoruz, hizmetlerine teşekkür ediyoruz,  şükranlanmızı sunuyoruz.  Görevlerini yaparken şehit düşen, hayatını kaybeden tüm güvenlik güçlerimize, polislerimize  yüce Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarına sabır diliyorum.  Türk emniyet teşkilatı, polis teşkilatımız, gerçekten toplum hayatımız için, ülkemiz için çok  hayati değerde bir görev yapmaktadır, her türlü takdirin üzerindedir. Çok kötü şartlarda, çok ağır  şartlar altında görev yapmaktadırlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Parlamento olarak, başta  Hükümet olmak üzere güvenlik güçlerimize olan görevimizi yerine getirmemiz gerektiği  kanaatindeyim. Özellikle Sayın Hükümeti ve Hükümet partisinin sayın grubunu tekrar buradan  uyanyorum: Polislere verilen söz yerine getirilsin, seçimden önce seyyanen ödenmesine söz verilen  miktar ödensin; polis teşkilatımız bunu beklemektedir, polislerimiz buna layıktır, haklandır; bu yerine  getirilmeli, kuru kuru bir polis günü kutlamakla yetinilmemelidir. Bugünün anısına, bugünün hatınna  -size de çok teşekkür ediyorum, söz verdiniz Sayın Başkanım ama- bunun da takipçisi olmalıyız.  Polislere verilen sözler yerine getirilmelidir.  Tekrar emniyet teşkilatımıza başarılar diliyorum, hizmetlerinden dolayı şükranlarımızı  sunuyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak onları kutluyoruz, onlara şükranlarımızı  sunuyoruz efendim.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Koyuncu...  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 8 - 4.- Bursa Milletvekili Ali Koyuncu'nun, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  ALİ KOYUNCU (Bursa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Öncelikle Türk polis teşkilatının kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz. Polis arkadaşlarımıza, polis  teşkilatımıza da başarılar diliyorum.  Ayrıca bugün Dünya Romanlar Günü. Bugün bütün dünyada Romanlar kendilerine yönelik ön  yargıları ortadan kaldırmak için, her yurttaş gibi birinci sınıf vatandaş olduklarını haykırmak için  kutlamalar yapıyorlar.  Dünya Romanlar Günü Nisan 1971 'de Romanların sorunlarını tartışmak üzere ilk kez Londra'da  toplanmış olan Uluslararası Roman Kongresi'ne atfen 1990'dan itibaren her 8 Nisanda bütün dünyada  kutlanmaktadır. Ben de bu vesileyle buradan hem dünyadaki hem de ülkemizdeki bütün Roman  kardeşlerimin 8 Nisan Dünya Romanlar Günü'nü kutluyorum.  Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir başbakan, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan  14 Mart 2010 tarihinde 15 bin Roman yurttaşla bir araya gelerek bir tarih yazdı. Bütün dünyada  Romanlara karşı ırkçılığın yükseldiği, İtalya'da Romanların parmak izinin alındığı, Slovakya'nın bir  kasabasında Romanlarla Roman olmayanlar arasında 150 metrelik bir duvarın inşa edildiği, Çek  Cumhuriyeti'nde "Roman kadınlar kısırlaştınlsm." diye önlemlerin alındığı bir dönemde Türkiye'de,  etnik kökeninden, dilinden, kültüründen dolayı bütün dünyada ayrımcılığa uğrayan bütün dünya  Romanlarını kucaklayan 14 Mart buluşması ile tüm dünyaya Türkiye örnek olmuştur. Ayrıca Roman  çalıştayında Roman temsilcileriyle birlikte barınma, eğitim, istihdam konularında alınan kararlar ve. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ALİ KOYUNCU (Bursa) - .. .çözümlerde de tek tek uygulama başlatılmıştır.  BAŞKAN - Sayın Ergin...  ALİ KOYUNCU (Bursa) - Tek bir cümleyle bitirecektim.  BAŞKAN - İkişer dakika veriyorum. İki dakika da doldu.  5. - Muğla Milletvekili Gürol Ergin 'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165 'inci yıl dönümüne  ilişkin açıklaması  GÜROL ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Ben de Polis Günü nedeniyle söz aldım. Her zaman iftihar duyguları içerisinde ve herkese polis  çocuğu olduğumu söylemekten gurur duydum. Bu bakımdan, özellikle babamın görevi sırasında  yaşadıklarım bana polislerin görevlerini hangi koşullar altında yaptığını çok güzel gösterdi. Onların  o zor koşullar altında kendilerine karşı her türlü yanlışı yapabilecek kanun dışı yaşayan insanlara  karşı verdikleri mücadelede gösterdikleri özverileri biliyorum. Bu nedenle ben bütün polislerimizi  burada saygıyla selamlıyorum. Ebediyete göçenleri rahmetle anıyorum.  Ayrıca, polislerin hiçbir mesai kavramı yoktur. Bu bakımdan da iktidar hangi iktidar olursa olsun,  özellikle bu konuya dikkat edilmesi, hiç olmazsa fazla mesai ücreti konusunda polislerin dikkate  alınması ama diğer sosyal haklarının verilmesinde de cömert davranılması gerektiğini ifade ediyorum.  Tekrar, polislerimizin bu mutlu gününü kutluyorum. Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Sayın Genç.. .  6.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Ben de polis teşkilatımızın kuruluş yıl dönümünü candan kutluyorum, kendilerine, aile  efratlarına mutluluklar, esenlikler diliyorum.
Sayfa 19 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 1 8 - 4.- Bursa Milletvekili Ali Koyuncu'nun, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  ALİ KOYUNCU (Bursa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Öncelikle Türk polis teşkilatının kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz. Polis arkadaşlarımıza, polis  teşkilatımıza da başarılar diliyorum.  Ayrıca bugün Dünya Romanlar Günü. Bugün bütün dünyada Romanlar kendilerine yönelik ön  yargıları ortadan kaldırmak için, her yurttaş gibi birinci sınıf vatandaş olduklarını haykırmak için  kutlamalar yapıyorlar.  Dünya Romanlar Günü Nisan 1971 'de Romanların sorunlarını tartışmak üzere ilk kez Londra'da  toplanmış olan Uluslararası Roman Kongresi'ne atfen 1990'dan itibaren her 8 Nisanda bütün dünyada  kutlanmaktadır. Ben de bu vesileyle buradan hem dünyadaki hem de ülkemizdeki bütün Roman  kardeşlerimin 8 Nisan Dünya Romanlar Günü'nü kutluyorum.  Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir başbakan, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan  14 Mart 2010 tarihinde 15 bin Roman yurttaşla bir araya gelerek bir tarih yazdı. Bütün dünyada  Romanlara karşı ırkçılığın yükseldiği, İtalya'da Romanların parmak izinin alındığı, Slovakya'nın bir  kasabasında Romanlarla Roman olmayanlar arasında 150 metrelik bir duvarın inşa edildiği, Çek  Cumhuriyeti'nde "Roman kadınlar kısırlaştınlsm." diye önlemlerin alındığı bir dönemde Türkiye'de,  etnik kökeninden, dilinden, kültüründen dolayı bütün dünyada ayrımcılığa uğrayan bütün dünya  Romanlarını kucaklayan 14 Mart buluşması ile tüm dünyaya Türkiye örnek olmuştur. Ayrıca Roman  çalıştayında Roman temsilcileriyle birlikte barınma, eğitim, istihdam konularında alınan kararlar ve. . .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ALİ KOYUNCU (Bursa) - .. .çözümlerde de tek tek uygulama başlatılmıştır.  BAŞKAN - Sayın Ergin...  ALİ KOYUNCU (Bursa) - Tek bir cümleyle bitirecektim.  BAŞKAN - İkişer dakika veriyorum. İki dakika da doldu.  5. - Muğla Milletvekili Gürol Ergin 'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165 'inci yıl dönümüne  ilişkin açıklaması  GÜROL ERGİN (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Ben de Polis Günü nedeniyle söz aldım. Her zaman iftihar duyguları içerisinde ve herkese polis  çocuğu olduğumu söylemekten gurur duydum. Bu bakımdan, özellikle babamın görevi sırasında  yaşadıklarım bana polislerin görevlerini hangi koşullar altında yaptığını çok güzel gösterdi. Onların  o zor koşullar altında kendilerine karşı her türlü yanlışı yapabilecek kanun dışı yaşayan insanlara  karşı verdikleri mücadelede gösterdikleri özverileri biliyorum. Bu nedenle ben bütün polislerimizi  burada saygıyla selamlıyorum. Ebediyete göçenleri rahmetle anıyorum.  Ayrıca, polislerin hiçbir mesai kavramı yoktur. Bu bakımdan da iktidar hangi iktidar olursa olsun,  özellikle bu konuya dikkat edilmesi, hiç olmazsa fazla mesai ücreti konusunda polislerin dikkate  alınması ama diğer sosyal haklarının verilmesinde de cömert davranılması gerektiğini ifade ediyorum.  Tekrar, polislerimizin bu mutlu gününü kutluyorum. Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Sayın Genç.. .  6.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Ben de polis teşkilatımızın kuruluş yıl dönümünü candan kutluyorum, kendilerine, aile  efratlarına mutluluklar, esenlikler diliyorum.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  - 1 9 - Sayın Başkan, hakikaten polislerimiz çok zor şartlar altında görev yapıyorlar. Güvenlik  görevlileri arasında her koşulda ağır şartlar altında görev yapıyorlar. Ben, siyasi iktidarın polis  teşkilatına geçmişte verdikleri sözlerin üzerinde durmasını ve polislerimizin çağdaş bir yaşamda  insanca yaşanabilir bir ücret seviyesine kavuşturulmasını diliyorum.  Ayrıca, son zamanlarda AKP ile beraber polis teşkilatımız üzerinde oyun oynanmaya başlanıyor.  AKP'nin özellikle polis teşkilatı içinden elini çekmesini kendilerine dostça tavsiye ediyorum. Polis  teşkilatımızı bir Hamas, bir Taliban örgütleri biçimine dönüştürme yönünde birtakım çalışmalar  olduğunu da biliyoruz; bunu şiddetle kınıyorum. Polislere çok büyük saygı duyuyorum ve polis  teşkilatının da bu oyuna gelmeyeceğine inanıyorum.  Ayrıca, polis akademilerindeki eğitimin de çağdaş olmasını diliyorum. Buraya atanacak kişilerin  laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesine uygun yetiştirilmeleri gerektiğine inanıyorum  ve tekrar polislerimize başarılar diliyorum.  Siyasi iktidarın da geçmişte yaptığı, özellikle polis teşkilatı üzerinde kendi emellerine uygun olarak  yapmak istedikleri bu davranışlardan vazgeçmesini, hele son zamanlarda Tekel işçilerine karşı, gidip  de gözlerine gaz sıkması veya bazı yerlerde, bu gibi konularda çok güç kullanarak polisimizin itibarının  sarsılmamasını diliyorum. Siyasi iktidarın kendi hain emellerine polisi alet etmemesini diliyorum.  Saygılar sunuyorum efendim.  BAŞKAN - Sayın Kaplan...  7.- Sırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Üniformalı emekçilerimizin, polisimizin toplu sözleşmeli grev hakkını savunan bir parti olarak,  polis teşkilatının kuruluş yıl dönümünü biz de Bans ve Demokrasi Partisi olarak kutluyor ve bugün  görüşülecek Anayasa değişiklikleri kapsamında bu hakkın da inşallah yasaya girmesini umut ediyoruz.  Umuyoruz ve inanıyoruz ki sayıları 200 bini aşkın polis teşkilatımızın siyasi iktidarların  vesayetinden kurtularak bağımsız ve tarafsız görevini yapacağı, modernize edileceği günler ve yeni  yapılanması yakın olacaktır.  Hâlâ askerlik görevleri çözülmeyen, parası olanların Burdur'da yirmi bir gün askerlik yaptığı  bugünde, Şırnak'ta, Uludere'de, her yerde en ağır koşullarda görev yapan polislerin tekrar bu görevi  yapması gibi olumsuzlukların da bir an önce giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz.  Yine, bugün 8 Nisan, Roman vatandaşlarımızın Dünya Romanlar Günü'nü kutluyor ve bu  konuda araştırma önergesi vermiş Barış ve Demokrasi Partisi olarak bir Roman atasözünü burada,  Mecliste dile getirmek istiyorum. Tek atasözüdür, derler ki: "Evde yalnız kalan ölür." Onun için,  hakları için, mücadeleleri için, dayanışmaları için "Alanlara, meydanlara..." demişler. Ne zaman ki  Türkiye'de Roman kardeşlerimiz de eşit yurttaş ve özgür yurttaş oldukları gün Türkiye'de de hukuk  devleti, insan hakları ve demokrasi gelişecektir diyorum.  Tekrar bu iki önemli, anlamlı günü kutluyoruz.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Çalık.  8.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık'ın, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Polis teşkilatımızın, emniyet teşkilatımızın 165'inci yıl dönümünü ben de canı gönülden  kutluyorum. Can dostumuz polislerimiz, canımızı, malımızı emanet ettiğimiz polislerimiz biliyoruz ki
Sayfa 20 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  - 1 9 - Sayın Başkan, hakikaten polislerimiz çok zor şartlar altında görev yapıyorlar. Güvenlik  görevlileri arasında her koşulda ağır şartlar altında görev yapıyorlar. Ben, siyasi iktidarın polis  teşkilatına geçmişte verdikleri sözlerin üzerinde durmasını ve polislerimizin çağdaş bir yaşamda  insanca yaşanabilir bir ücret seviyesine kavuşturulmasını diliyorum.  Ayrıca, son zamanlarda AKP ile beraber polis teşkilatımız üzerinde oyun oynanmaya başlanıyor.  AKP'nin özellikle polis teşkilatı içinden elini çekmesini kendilerine dostça tavsiye ediyorum. Polis  teşkilatımızı bir Hamas, bir Taliban örgütleri biçimine dönüştürme yönünde birtakım çalışmalar  olduğunu da biliyoruz; bunu şiddetle kınıyorum. Polislere çok büyük saygı duyuyorum ve polis  teşkilatının da bu oyuna gelmeyeceğine inanıyorum.  Ayrıca, polis akademilerindeki eğitimin de çağdaş olmasını diliyorum. Buraya atanacak kişilerin  laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesine uygun yetiştirilmeleri gerektiğine inanıyorum  ve tekrar polislerimize başarılar diliyorum.  Siyasi iktidarın da geçmişte yaptığı, özellikle polis teşkilatı üzerinde kendi emellerine uygun olarak  yapmak istedikleri bu davranışlardan vazgeçmesini, hele son zamanlarda Tekel işçilerine karşı, gidip  de gözlerine gaz sıkması veya bazı yerlerde, bu gibi konularda çok güç kullanarak polisimizin itibarının  sarsılmamasını diliyorum. Siyasi iktidarın kendi hain emellerine polisi alet etmemesini diliyorum.  Saygılar sunuyorum efendim.  BAŞKAN - Sayın Kaplan...  7.- Sırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Üniformalı emekçilerimizin, polisimizin toplu sözleşmeli grev hakkını savunan bir parti olarak,  polis teşkilatının kuruluş yıl dönümünü biz de Bans ve Demokrasi Partisi olarak kutluyor ve bugün  görüşülecek Anayasa değişiklikleri kapsamında bu hakkın da inşallah yasaya girmesini umut ediyoruz.  Umuyoruz ve inanıyoruz ki sayıları 200 bini aşkın polis teşkilatımızın siyasi iktidarların  vesayetinden kurtularak bağımsız ve tarafsız görevini yapacağı, modernize edileceği günler ve yeni  yapılanması yakın olacaktır.  Hâlâ askerlik görevleri çözülmeyen, parası olanların Burdur'da yirmi bir gün askerlik yaptığı  bugünde, Şırnak'ta, Uludere'de, her yerde en ağır koşullarda görev yapan polislerin tekrar bu görevi  yapması gibi olumsuzlukların da bir an önce giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz.  Yine, bugün 8 Nisan, Roman vatandaşlarımızın Dünya Romanlar Günü'nü kutluyor ve bu  konuda araştırma önergesi vermiş Barış ve Demokrasi Partisi olarak bir Roman atasözünü burada,  Mecliste dile getirmek istiyorum. Tek atasözüdür, derler ki: "Evde yalnız kalan ölür." Onun için,  hakları için, mücadeleleri için, dayanışmaları için "Alanlara, meydanlara..." demişler. Ne zaman ki  Türkiye'de Roman kardeşlerimiz de eşit yurttaş ve özgür yurttaş oldukları gün Türkiye'de de hukuk  devleti, insan hakları ve demokrasi gelişecektir diyorum.  Tekrar bu iki önemli, anlamlı günü kutluyoruz.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Çalık.  8.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık'ın, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Polis teşkilatımızın, emniyet teşkilatımızın 165'inci yıl dönümünü ben de canı gönülden  kutluyorum. Can dostumuz polislerimiz, canımızı, malımızı emanet ettiğimiz polislerimiz biliyoruz ki  TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 0 - canlan pahasına, vatan uğruna çok ciddi mücadeleler veriyorlar ve bu vesileyle şehit polislerimizi  rahmetle anıyorum ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı dileklerimi iletiyorum ve polislerimizin  bugüne kadar yapmış olduğu bütün hizmetlerden dolayı da onlara minnet duygularımızı, şükran  duygularımızı bir kez daha ifade ediyorum ve emniyet teşkilatımızın kuruluşunun 165'inci yılı  yeniden kutlu olsun diyorum.  Sağ olun Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Yıldız...  9.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız 'ın, Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası 'na ilişkin açıklaması  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Bilindiği gibi, içinde bulunduğumuz hafta, 7-13 Nisan haftası aynı zamanda Sağlık ve Sosyal  Güvenlik Haftası'dır. Sağlıklı ve güvenli bir ortamda yaşamak tüm yurttaşlarımızın doğuştan  kazanmış olduğu bir hak olsa da Hükümet tarafından "sağlıkta dönüşüm" adı altında çıkanlan yasalar  sağlığı bir hak olmaktan çıkarmıştır. Oysaki yurttaşlannın sağlıklı ve güvenli bir ortamda yaşamalannı  sağlamak sosyal devlet olmanın bir gereğidir.  Türkiye giderek kayıt dışı istihdamın arttığı bir ülke hâline gelmiştir. Aslında bu kayıt dışı  istihdam aynı zamanda sağlıktan yararlanamayan insanları da temsil etmektedir, yani sosyal güvencesi  olmayan, sosyal güvenlikten yoksun insanlardır bunlar. Hükümetin sosyal güvenlik uygulamaları  hakkında birkaç tane örnek vermek istiyorum. Mesela, evlenmemiş kız çocuklan, yaşı ne olursa olsun,  çalışmadıkları sürece anne ve babasının sigortasından yararlanarak tedavi olabilmekteydi, 5510 sayılı  Yasa'yla bu kaldırıldı. Sosyal güvenlik sistemindeki açığı bahane eden AKP Hükümeti tedavileri  nedeniyle hastanelere yatan hastalardan "katılım payı" adı altında para almaya başladı. Ölen  sigortalının dul eşine hiçbir şart aranmadan sigortalının aylığının yüzde 75'i oranında bağlanan ölüm  aylığı yasayla yüzde 50'ye indirildi. Bunlan çoğaltmak mümkün değerli arkadaşlar.  Sizce sağlığı özelleşmiş bir ülkede sosyal güvenlikten söz edilebilir mi? Tedavi hizmetleri için  alınan katkı payları konusunda yurttaşlarımızın kafası netleşmemiştir. Tüm bu düzenlemeler  Hükümetin yurttaşlarımıza ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir. Bu düzenlemeler yüzünden  yurttaşlarımız Hükümete olan inancını yitirmişlerdir. Daha geçtiğimiz günlerde Fethiye'de bir dram  yaşandı. Dershane parasını veremediği için hapse düşen annenin oğlu intihar etti ve bu anne altı kez  kaymakamlığa ve sosyal yardımlaşmaya başvurduğunu ve yardım istediğini söyledi. Yardım istediği  şey eğitim hakkıdır, eğitim güvenliğidir. Bu, sosyal devlet olmanın da gereği değildir.  Bunları da dikkatlerinize sunuyorum, teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın İnal... Sayın İnal yok mu?  YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) - Kifayeti müzakere talebinde bulunuyorum Sayın Başkanım.  Yani 10 kişiye söz verdiniz.  BAŞKAN-Say ın Çelik...  10.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Ben de 10 Nisan münasebetiyle uzun yıllar birlikte ülkenin huzur ve güveni için çalıştığımız  kahraman emniyet teşkilatımızın gününü kutluyorum, onlara sağlık ve afiyetler diliyorum. Bu  vesileyle İçişleri Bakanlığına bağlı olan emniyet teşkilatımızın, İçişleri Bakanlığı bünyesinde  güvenlik politikalan oluşturulurken bu Bakanlığın şehitler bakanlığı olduğunu oradaki Sayın Bakanın  ve diğer bürokratların asla unutmaması gerektiğini bu gün vesilesiyle hatırlatırım. Açılım politikaları
Sayfa 21 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 0 - canlan pahasına, vatan uğruna çok ciddi mücadeleler veriyorlar ve bu vesileyle şehit polislerimizi  rahmetle anıyorum ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı dileklerimi iletiyorum ve polislerimizin  bugüne kadar yapmış olduğu bütün hizmetlerden dolayı da onlara minnet duygularımızı, şükran  duygularımızı bir kez daha ifade ediyorum ve emniyet teşkilatımızın kuruluşunun 165'inci yılı  yeniden kutlu olsun diyorum.  Sağ olun Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Yıldız...  9.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız 'ın, Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası 'na ilişkin açıklaması  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Bilindiği gibi, içinde bulunduğumuz hafta, 7-13 Nisan haftası aynı zamanda Sağlık ve Sosyal  Güvenlik Haftası'dır. Sağlıklı ve güvenli bir ortamda yaşamak tüm yurttaşlarımızın doğuştan  kazanmış olduğu bir hak olsa da Hükümet tarafından "sağlıkta dönüşüm" adı altında çıkanlan yasalar  sağlığı bir hak olmaktan çıkarmıştır. Oysaki yurttaşlannın sağlıklı ve güvenli bir ortamda yaşamalannı  sağlamak sosyal devlet olmanın bir gereğidir.  Türkiye giderek kayıt dışı istihdamın arttığı bir ülke hâline gelmiştir. Aslında bu kayıt dışı  istihdam aynı zamanda sağlıktan yararlanamayan insanları da temsil etmektedir, yani sosyal güvencesi  olmayan, sosyal güvenlikten yoksun insanlardır bunlar. Hükümetin sosyal güvenlik uygulamaları  hakkında birkaç tane örnek vermek istiyorum. Mesela, evlenmemiş kız çocuklan, yaşı ne olursa olsun,  çalışmadıkları sürece anne ve babasının sigortasından yararlanarak tedavi olabilmekteydi, 5510 sayılı  Yasa'yla bu kaldırıldı. Sosyal güvenlik sistemindeki açığı bahane eden AKP Hükümeti tedavileri  nedeniyle hastanelere yatan hastalardan "katılım payı" adı altında para almaya başladı. Ölen  sigortalının dul eşine hiçbir şart aranmadan sigortalının aylığının yüzde 75'i oranında bağlanan ölüm  aylığı yasayla yüzde 50'ye indirildi. Bunlan çoğaltmak mümkün değerli arkadaşlar.  Sizce sağlığı özelleşmiş bir ülkede sosyal güvenlikten söz edilebilir mi? Tedavi hizmetleri için  alınan katkı payları konusunda yurttaşlarımızın kafası netleşmemiştir. Tüm bu düzenlemeler  Hükümetin yurttaşlarımıza ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir. Bu düzenlemeler yüzünden  yurttaşlarımız Hükümete olan inancını yitirmişlerdir. Daha geçtiğimiz günlerde Fethiye'de bir dram  yaşandı. Dershane parasını veremediği için hapse düşen annenin oğlu intihar etti ve bu anne altı kez  kaymakamlığa ve sosyal yardımlaşmaya başvurduğunu ve yardım istediğini söyledi. Yardım istediği  şey eğitim hakkıdır, eğitim güvenliğidir. Bu, sosyal devlet olmanın da gereği değildir.  Bunları da dikkatlerinize sunuyorum, teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın İnal... Sayın İnal yok mu?  YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) - Kifayeti müzakere talebinde bulunuyorum Sayın Başkanım.  Yani 10 kişiye söz verdiniz.  BAŞKAN-Say ın Çelik...  10.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik'in, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne ilişkin açıklaması  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Ben de 10 Nisan münasebetiyle uzun yıllar birlikte ülkenin huzur ve güveni için çalıştığımız  kahraman emniyet teşkilatımızın gününü kutluyorum, onlara sağlık ve afiyetler diliyorum. Bu  vesileyle İçişleri Bakanlığına bağlı olan emniyet teşkilatımızın, İçişleri Bakanlığı bünyesinde  güvenlik politikalan oluşturulurken bu Bakanlığın şehitler bakanlığı olduğunu oradaki Sayın Bakanın  ve diğer bürokratların asla unutmaması gerektiğini bu gün vesilesiyle hatırlatırım. Açılım politikaları  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  İçişleri Bakanlığına hiç yakışmamıştır. Bunu özellikle vurgulamak istedim. Günlerini tekraren  kutluyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz Şanlıurfa ilinin kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Şanlıurfa  Milletvekili Sayın Abdulkadir Emin Önen'e aittir.  Buyurun Sayın Önen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  /.- Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Emin Önen 'in, Şanlıurfa'nın kurtuluşunun 90'ıncı yıl  dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması  ABDULKADİR EMİN ÖNEN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  Şanlıurfa'mızın kurtuluşunun 90'ıncı yılı münasebetiyle söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce  heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Vatan, uğruna şehit kanlarının aktığı topraktır. Esareti yaşamayan milletler, hürriyetin tadını  bilemezler. Bilindiği gibi, ülkeler ve bilhassa şehirler, kültür ve sanatları, tarihî geçmişleri, mazide  bıraktığı izler dolayısıyla bir hüviyet kazanırlar. Şanlıurfa'mız bunların hepsini en güzel bir şekilde  yaşayıp yaşattığı için Şanlıurfa olmuştur.  Osmanlı Devleti'nin Birinci Cihan Savaşı'nda yenilmesiyle şehrimiz de düşman işgaline uğramış  fakat esareti bir türlü hazmedemeyen Urfalılar, el ele vererek köylüsüyle şehirlisiyle birlik ve  beraberlik içerisinde Fransızlara karşı tek vücut olmuşlardır. Bu birlik ve beraberlik neticesinde 11  Nisan 1920'da Fransızlara son darbe vurulmuş ve kurtuluş gerçekleşmiştir.  Şanlıurfa, 1920'den bu yana tarihine yakışır bir şekilde geçmişindeki yerini tekrar almak için  çalışmaya başlamış, eski tarihî yerler olan Balıklı Göl'e, dünyanın ilk üniversitesinin kurulduğu  Harran'a ve harabelerine, Hazreti Eyyüp makamına, Şuayp Peygamberin şehrine, şehir içinde bir  benzeri bulunmayan mimari eserlere sahip çıkmış, folkloruyla, edebiyatıyla, ortaya koyduğu  eserleriyle dünya çapında bir üne kavuşmuştur.  Şanlıurfa, tarihin gelişen süreci içerisinde birçok uygarlığa beşiklik etmiş bir şehir olarak ülke  ve dünya coğrafyasında müstesna bir yere gelmiştir. Maddi ve manevi alandaki kültürlerin  oluşumunda, gelişiminde ve yaşatılmasında önemli bir mekândır. Coğrafi özelliği nedeniyle de  üzerinde birçok bağımsız devlet ve beyliğin kurulmuş olduğu, değişik kültürlerin, oluşumların  kaynaştığı bir yerleşim merkezi olmuştur. Gerek tarihin başladığı ilk çağlarda ve gerekse diğer  devirlerde doğu ile batı kültürü arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Şanlıurfa, tarih boyunca hep  çekim merkezi olmuş "bereketli hilal" diye tabir edilen Dicle ve Fırat arasındaki en önemli tarım ve  su şehridir. Tarım, ilk olarak bu topraklarda başlamıştır. Türkiye'de sulanabilir arazi miktarının önemli  bir kısmı Şanlıurfa sınırlan dahilindedir. Şehrin bu birikimini göz önünde bulunduran hükümetler,  tarihin sürdürülebilir en büyük projesi GAP'ı uygulamaya sokmuş ve Atatürk Barajı'yla Şanlıurfa'yı  kültürün yanında bir de ticaret ve tanm şehri yapmıştır. Fırat'ın sulan ile bölge banşına katkı sağlayan  Şanlıurfa, bölgenin en büyük uluslararası hava limanına da sahip bir şehirdir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şanlıurfa, Irak'a ve Suriye'ye komşu olması yani Şam ve  Bağdat'a ve dolayısıyla Kudüs'e açılan kapı olması sebebiyle de stratejik öneme sahiptir.  Anadolu'nun Orta Doğu'ya, Mezopotamya'ya açılan kapısıdır. Tarih boyunca medeniyetlerin  buluştuğu bir kent olarak uygarlıkların doğduğu ve yeşerdiği ilim ve irfan merkezi ve peygamberler  şehridir. Birçok peygamberi bağrından çıkarmış, birçok peygamberin uğrak yeri olmuş ve bir arada  - 2 1 -
Sayfa 22 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  İçişleri Bakanlığına hiç yakışmamıştır. Bunu özellikle vurgulamak istedim. Günlerini tekraren  kutluyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz Şanlıurfa ilinin kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Şanlıurfa  Milletvekili Sayın Abdulkadir Emin Önen'e aittir.  Buyurun Sayın Önen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  /.- Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Emin Önen 'in, Şanlıurfa'nın kurtuluşunun 90'ıncı yıl  dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması  ABDULKADİR EMİN ÖNEN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  Şanlıurfa'mızın kurtuluşunun 90'ıncı yılı münasebetiyle söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce  heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Vatan, uğruna şehit kanlarının aktığı topraktır. Esareti yaşamayan milletler, hürriyetin tadını  bilemezler. Bilindiği gibi, ülkeler ve bilhassa şehirler, kültür ve sanatları, tarihî geçmişleri, mazide  bıraktığı izler dolayısıyla bir hüviyet kazanırlar. Şanlıurfa'mız bunların hepsini en güzel bir şekilde  yaşayıp yaşattığı için Şanlıurfa olmuştur.  Osmanlı Devleti'nin Birinci Cihan Savaşı'nda yenilmesiyle şehrimiz de düşman işgaline uğramış  fakat esareti bir türlü hazmedemeyen Urfalılar, el ele vererek köylüsüyle şehirlisiyle birlik ve  beraberlik içerisinde Fransızlara karşı tek vücut olmuşlardır. Bu birlik ve beraberlik neticesinde 11  Nisan 1920'da Fransızlara son darbe vurulmuş ve kurtuluş gerçekleşmiştir.  Şanlıurfa, 1920'den bu yana tarihine yakışır bir şekilde geçmişindeki yerini tekrar almak için  çalışmaya başlamış, eski tarihî yerler olan Balıklı Göl'e, dünyanın ilk üniversitesinin kurulduğu  Harran'a ve harabelerine, Hazreti Eyyüp makamına, Şuayp Peygamberin şehrine, şehir içinde bir  benzeri bulunmayan mimari eserlere sahip çıkmış, folkloruyla, edebiyatıyla, ortaya koyduğu  eserleriyle dünya çapında bir üne kavuşmuştur.  Şanlıurfa, tarihin gelişen süreci içerisinde birçok uygarlığa beşiklik etmiş bir şehir olarak ülke  ve dünya coğrafyasında müstesna bir yere gelmiştir. Maddi ve manevi alandaki kültürlerin  oluşumunda, gelişiminde ve yaşatılmasında önemli bir mekândır. Coğrafi özelliği nedeniyle de  üzerinde birçok bağımsız devlet ve beyliğin kurulmuş olduğu, değişik kültürlerin, oluşumların  kaynaştığı bir yerleşim merkezi olmuştur. Gerek tarihin başladığı ilk çağlarda ve gerekse diğer  devirlerde doğu ile batı kültürü arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Şanlıurfa, tarih boyunca hep  çekim merkezi olmuş "bereketli hilal" diye tabir edilen Dicle ve Fırat arasındaki en önemli tarım ve  su şehridir. Tarım, ilk olarak bu topraklarda başlamıştır. Türkiye'de sulanabilir arazi miktarının önemli  bir kısmı Şanlıurfa sınırlan dahilindedir. Şehrin bu birikimini göz önünde bulunduran hükümetler,  tarihin sürdürülebilir en büyük projesi GAP'ı uygulamaya sokmuş ve Atatürk Barajı'yla Şanlıurfa'yı  kültürün yanında bir de ticaret ve tanm şehri yapmıştır. Fırat'ın sulan ile bölge banşına katkı sağlayan  Şanlıurfa, bölgenin en büyük uluslararası hava limanına da sahip bir şehirdir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şanlıurfa, Irak'a ve Suriye'ye komşu olması yani Şam ve  Bağdat'a ve dolayısıyla Kudüs'e açılan kapı olması sebebiyle de stratejik öneme sahiptir.  Anadolu'nun Orta Doğu'ya, Mezopotamya'ya açılan kapısıdır. Tarih boyunca medeniyetlerin  buluştuğu bir kent olarak uygarlıkların doğduğu ve yeşerdiği ilim ve irfan merkezi ve peygamberler  şehridir. Birçok peygamberi bağrından çıkarmış, birçok peygamberin uğrak yeri olmuş ve bir arada  - 2 1 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 2 2 - yaşama kültürünü en iyi biçimde örneklemiş bu yüce insanlara da ev sahipliği yapmıştır. Maddi ve  manevi alandaki kültürlerin oluşumunda, gelişiminde ve yaşatılmasında insanlık kültürüne büyük  katkı sağlamıştır. Farklı inançlar ve bu inançlarla bağlantılı kültürlerin yüzyıllar boyu sergilendiği bir  şehir unvanıyla, ülke ve dünya coğrafyasında önemli bir hoşgörü şehri olmuştur.  Sahip olduğu kültür ve turizm potansiyeli ile ve tarihî mirası on bir bin beş yüz yıllık bir maziye  sahiptir. Günümüzden on bir bin beş yüz yıl öncesinde bu bölgede yerleşik bir hayatın olduğu  Göbeklitepe kazılarıyla bilimsel olarak kanıtlanmıştır. İl genelinde yapılan otuz beş arkeolojik kazı  sayısı ile Türkiye'de en çok arkeolojik kazı yapılan il olma özelliğin hâlâ korumaktadır. Bu bağlamda  şehir merkezi ve iki ilçe merkezi kentsel sit alanı olarak ilan edilmiştir. Bundan dolayı Şanlıurfa  "müze şehri" olarak da anılmaktadır.  Şanlıurfa turizm alanında bir çeşitliliktir. Peygamberler şehri, bu peygamberlere ait makam ve  türbeler ile inanç ve kültür turizmi, Karacadağ Kayak Merkezi ile kış turizmi, Karaali Kaplıcaları ile  termal turizmi, Karacadağ ve Tektek Dağlan'ndaki bitki örtüsüyle yayla turizmi, Atatürk Barajı ve  Halfeti ilçesiyle su sporları turizmi ile önemli bir potansiyele sahip bir şehirdir.  Urfalıların şanlı direnişinden dolayı şehrimize 1984 yılında Meclisimizce "Şanlı" unvanı  verilmiştir. Bu kararı verenleri de bu vesileyle minnetle anıyoruz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Bir de Şanlıurfa'yı büyükşehir belediyesi  yapabilirsek ne mutlu bize!  ABDULKADİR EMİN ÖNEN (Devamla) - İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif ne  güzel ifade etmiş...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ABDULKADİR EMİN ÖNEN (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkanım.  "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,  Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez "  Düşmanlanmızı korkutan aziz milletimizin birlik beraberliği ve kardeşlik duygulandır. Bu haslet  milletimizde dün de vardı, bugün de vardır. Şehitlerimizin ve gazilerimizin kanları ve canlanyla bize  teslim ettiği emaneti gelecek nesillere aktarmak bizim asli vazifemizdir.  11 Nisan Şanlıurfa'da önemli bir gündür. Bu önemli gün Şanlıurfa kültüründe bir beldeye, bir  mahalleye, bir spor salonuna, bir futbol takımına, bir parka, cadde ve sokağa, kimi zaman şiirlere,  kimi zaman da türkülere ilham kaynağı olmuştur.  Son söz olarak bu millî günümüz vesilesiyle Fransız işgaline karşı çarpışmış ve gazi olmuş bir  dedenin torunu olarak kahraman Şanlıurfalı şehit ve gazilerimizi rahmetle anar, tüm Şanlıurfalı  hemşehrilerimin kurtuluş bayramlarını canıgönülden kutlanm.  Hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Önen.  Gündem dışı ikinci söz, süt üreticilerinin sorunları ve süt fiyatları hakkında söz isteyen  Çanakkale Milletvekili Sayın Ahmet Küçük'e aittir.  Buyurun Sayın Küçük.  2.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük un, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne, Dünya Romanlar Günü 'ne ve süt üreticilerinin sorunları ve süt fiyatlarına ilişkin gündem  dışı konuşması  AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle  sözlerime başlamadan önce ben de -bugün 8 Nisan Polis Haftası kutlamaları var- bu vesileyle tüm  polis teşkilatımızın bu önemli günü kutluyor, onların özlük haklarının bir an önce Meclisimiz
Sayfa 23 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 2 2 - yaşama kültürünü en iyi biçimde örneklemiş bu yüce insanlara da ev sahipliği yapmıştır. Maddi ve  manevi alandaki kültürlerin oluşumunda, gelişiminde ve yaşatılmasında insanlık kültürüne büyük  katkı sağlamıştır. Farklı inançlar ve bu inançlarla bağlantılı kültürlerin yüzyıllar boyu sergilendiği bir  şehir unvanıyla, ülke ve dünya coğrafyasında önemli bir hoşgörü şehri olmuştur.  Sahip olduğu kültür ve turizm potansiyeli ile ve tarihî mirası on bir bin beş yüz yıllık bir maziye  sahiptir. Günümüzden on bir bin beş yüz yıl öncesinde bu bölgede yerleşik bir hayatın olduğu  Göbeklitepe kazılarıyla bilimsel olarak kanıtlanmıştır. İl genelinde yapılan otuz beş arkeolojik kazı  sayısı ile Türkiye'de en çok arkeolojik kazı yapılan il olma özelliğin hâlâ korumaktadır. Bu bağlamda  şehir merkezi ve iki ilçe merkezi kentsel sit alanı olarak ilan edilmiştir. Bundan dolayı Şanlıurfa  "müze şehri" olarak da anılmaktadır.  Şanlıurfa turizm alanında bir çeşitliliktir. Peygamberler şehri, bu peygamberlere ait makam ve  türbeler ile inanç ve kültür turizmi, Karacadağ Kayak Merkezi ile kış turizmi, Karaali Kaplıcaları ile  termal turizmi, Karacadağ ve Tektek Dağlan'ndaki bitki örtüsüyle yayla turizmi, Atatürk Barajı ve  Halfeti ilçesiyle su sporları turizmi ile önemli bir potansiyele sahip bir şehirdir.  Urfalıların şanlı direnişinden dolayı şehrimize 1984 yılında Meclisimizce "Şanlı" unvanı  verilmiştir. Bu kararı verenleri de bu vesileyle minnetle anıyoruz.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Bir de Şanlıurfa'yı büyükşehir belediyesi  yapabilirsek ne mutlu bize!  ABDULKADİR EMİN ÖNEN (Devamla) - İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif ne  güzel ifade etmiş...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ABDULKADİR EMİN ÖNEN (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkanım.  "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,  Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez "  Düşmanlanmızı korkutan aziz milletimizin birlik beraberliği ve kardeşlik duygulandır. Bu haslet  milletimizde dün de vardı, bugün de vardır. Şehitlerimizin ve gazilerimizin kanları ve canlanyla bize  teslim ettiği emaneti gelecek nesillere aktarmak bizim asli vazifemizdir.  11 Nisan Şanlıurfa'da önemli bir gündür. Bu önemli gün Şanlıurfa kültüründe bir beldeye, bir  mahalleye, bir spor salonuna, bir futbol takımına, bir parka, cadde ve sokağa, kimi zaman şiirlere,  kimi zaman da türkülere ilham kaynağı olmuştur.  Son söz olarak bu millî günümüz vesilesiyle Fransız işgaline karşı çarpışmış ve gazi olmuş bir  dedenin torunu olarak kahraman Şanlıurfalı şehit ve gazilerimizi rahmetle anar, tüm Şanlıurfalı  hemşehrilerimin kurtuluş bayramlarını canıgönülden kutlanm.  Hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Önen.  Gündem dışı ikinci söz, süt üreticilerinin sorunları ve süt fiyatları hakkında söz isteyen  Çanakkale Milletvekili Sayın Ahmet Küçük'e aittir.  Buyurun Sayın Küçük.  2.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük un, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl  dönümüne, Dünya Romanlar Günü 'ne ve süt üreticilerinin sorunları ve süt fiyatlarına ilişkin gündem  dışı konuşması  AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle  sözlerime başlamadan önce ben de -bugün 8 Nisan Polis Haftası kutlamaları var- bu vesileyle tüm  polis teşkilatımızın bu önemli günü kutluyor, onların özlük haklarının bir an önce Meclisimiz  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  tarafından, iktidar tarafından, Hükümet tarafından verilmesi ve kendilerine layık özlük haklarına  uygun bir şekilde çalışmalarının sağlanması ve sosyal konumlarının iyileştirilmesi gereğini ifade  ediyorum.  Aynı zamanda bugün Dünya Romanlar Günü. Romanlar bu ülkenin önemli bir parçası ve bu  ülkenin en mağdur insanları. Biraz önce arkadaşlarımızın bazıları bu konuda da görüşlerini ifade  ettiler, 14 Martta büyük buluşmalarla ve kavuşmalarla Romanların çok mutlu edildiğini söylediler.  Hâlbuki Romanların açılımlara değil, ekmeğe ihtiyacı var, Romanların işe ihtiyacı var; en önemlisi,  Romanların, insan olduğunun ifade edilmesine ve insan gibi davranılmasına ihtiyacı var. Bugün  vesilesiyle ben bunu ifade ediyor, saygılar sunuyorum, Roman kardeşlerimin bu güzel gününü  kutluyorum.  Değerli arkadaşlarım, bugün esas konumuz süt. Biga'da, Çanakkale'de, Balıkesir'de, Bursa'da,  Ege'de, Trakya'da, İç Anadolu'da, Türkiye'de sütü konuşmaya çalışacağım, süt üreticisini,  sorunlarını ve onların üretim araçları inekleri, onların sorunlarını ifade etmeye çalışacağım.  Değerli arkadaşlarım, süt, insanın gelişmesinde en önemli yapı taşlarını içinde barındıran en  önemli besin maddesi ve önemli vitaminleri barındırıyor. En büyük sorunumuz bugün, Avrupa'nın  beşte 1 'i, altıda 1 'i kadar süt tüketiyor olmak. Yani yetersiz süt üretiyoruz, yetersiz süt tüketiyoruz.  Dolayısıyla daha çok süt üretmemiz ve daha çok tüketmenin önünü açacak politikaları oluşturmamız  gerekiyor değerli arkadaşlarım.  Yani bugün, değerli arkadaşlarım, çocuklarımızın maması, büyüklerimizin gıdası yoğurdu,  peyniri velhasıl sütle ilgili her şeyi ifade etmeye çalışacağım üç dakika içinde. Üretici için de  çocukların istikbali, düğün parası, dershane parası, kısacacı sağlığı, her şeyi olan sütü konuşmaya  çalışacağım.  En büyük sorunu sütün, istikrarsız süt fiyatları ve değerli arkadaşlarım, tabii hayvancılığın en  büyük sorunu olan girdi maliyetleri, yani yem fiyatları, yani kaba yem sorunu yıllardır çözülemeyen.  Bakın, değerli arkadaşlarım, bunu nasıl tespit ederiz? Bu İktidarın, yani AKP İktidarının iktidara  geldiğinden bugüne fiyat karşılaştırmalarını kısaca yaparsak içinde bulundukları tabloyu sanıyorum  görmüş oluruz.  2003 yılı itibarıyla süt fiyatları Türkiye'de -inek sütü olarak söylüyorum- 40 kuruş, yani 400 bin  lira eski parayla, yem fiyatı 9 milyon lira. Değerli arkadaşlarım, 2003 yılında 40 kuruş olan fiyatlar  uzun bir süre aynı devam etmiş ve arkadaşlar, 2009 yılında 40 kuruş olan süt fiyatları 52 kuruş, daha  sonra 67 kuruşa çıkmış 2009'un son dört ayında ve 2010'da yapılan ihalede de 86 kuruşa çıkmış  fiyatlar.  İşte, ne olduysa ondan sonra olmuş. Süte olan talebin Türkiye'deki hayvan azalmasından  kaynaklanan nedenlerle artmasından dolayı süt fiyatları yükselmiş ve bu, ihaleye de yansımış ama  mart ayı süt fiyatlarının ödemesiyle ilgili sanayici maalesef yan kıvırmış ve bu işin bir hukuki altyapısı  olmadığı için mart ayı süt fiyatlarını 72,5 kuruştan ödeme talebinde bulunmuş ve bu durumda da  tabii anlaşmazlık ortaya çıkmış ve bazı birlikler, kooperatifler de direnişe geçme ihtiyacı hissetmişler  ve bir anlaşmazlık ortaya çıkmıştır.  Değerli arkadaşlarım, süt fiyatlarının düştüğünde 1.500-2.000 liraya ineğini kestirmek için  mezbahada sıraya giren köylüler süt fiyatları 86 kuruşa çıkınca birden 5 bin liraya, 10 bin liraya,  açığa, yani vadeli olarak inek almışlar ve bir sürü borca girmişler ve maalesef şimdi süt fiyatları 72,5  kuruşa inmiştir.  Değerli arkadaşlarım, köylü direnmek istiyor ama direnmek için önce bir mevzinizin olması  lazım, direnebilecek yapınızın, teşkilatınızın, kurumlarınızın olması lazım ama maalesef bunların  - 2 3 -
Sayfa 24 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  tarafından, iktidar tarafından, Hükümet tarafından verilmesi ve kendilerine layık özlük haklarına  uygun bir şekilde çalışmalarının sağlanması ve sosyal konumlarının iyileştirilmesi gereğini ifade  ediyorum.  Aynı zamanda bugün Dünya Romanlar Günü. Romanlar bu ülkenin önemli bir parçası ve bu  ülkenin en mağdur insanları. Biraz önce arkadaşlarımızın bazıları bu konuda da görüşlerini ifade  ettiler, 14 Martta büyük buluşmalarla ve kavuşmalarla Romanların çok mutlu edildiğini söylediler.  Hâlbuki Romanların açılımlara değil, ekmeğe ihtiyacı var, Romanların işe ihtiyacı var; en önemlisi,  Romanların, insan olduğunun ifade edilmesine ve insan gibi davranılmasına ihtiyacı var. Bugün  vesilesiyle ben bunu ifade ediyor, saygılar sunuyorum, Roman kardeşlerimin bu güzel gününü  kutluyorum.  Değerli arkadaşlarım, bugün esas konumuz süt. Biga'da, Çanakkale'de, Balıkesir'de, Bursa'da,  Ege'de, Trakya'da, İç Anadolu'da, Türkiye'de sütü konuşmaya çalışacağım, süt üreticisini,  sorunlarını ve onların üretim araçları inekleri, onların sorunlarını ifade etmeye çalışacağım.  Değerli arkadaşlarım, süt, insanın gelişmesinde en önemli yapı taşlarını içinde barındıran en  önemli besin maddesi ve önemli vitaminleri barındırıyor. En büyük sorunumuz bugün, Avrupa'nın  beşte 1 'i, altıda 1 'i kadar süt tüketiyor olmak. Yani yetersiz süt üretiyoruz, yetersiz süt tüketiyoruz.  Dolayısıyla daha çok süt üretmemiz ve daha çok tüketmenin önünü açacak politikaları oluşturmamız  gerekiyor değerli arkadaşlarım.  Yani bugün, değerli arkadaşlarım, çocuklarımızın maması, büyüklerimizin gıdası yoğurdu,  peyniri velhasıl sütle ilgili her şeyi ifade etmeye çalışacağım üç dakika içinde. Üretici için de  çocukların istikbali, düğün parası, dershane parası, kısacacı sağlığı, her şeyi olan sütü konuşmaya  çalışacağım.  En büyük sorunu sütün, istikrarsız süt fiyatları ve değerli arkadaşlarım, tabii hayvancılığın en  büyük sorunu olan girdi maliyetleri, yani yem fiyatları, yani kaba yem sorunu yıllardır çözülemeyen.  Bakın, değerli arkadaşlarım, bunu nasıl tespit ederiz? Bu İktidarın, yani AKP İktidarının iktidara  geldiğinden bugüne fiyat karşılaştırmalarını kısaca yaparsak içinde bulundukları tabloyu sanıyorum  görmüş oluruz.  2003 yılı itibarıyla süt fiyatları Türkiye'de -inek sütü olarak söylüyorum- 40 kuruş, yani 400 bin  lira eski parayla, yem fiyatı 9 milyon lira. Değerli arkadaşlarım, 2003 yılında 40 kuruş olan fiyatlar  uzun bir süre aynı devam etmiş ve arkadaşlar, 2009 yılında 40 kuruş olan süt fiyatları 52 kuruş, daha  sonra 67 kuruşa çıkmış 2009'un son dört ayında ve 2010'da yapılan ihalede de 86 kuruşa çıkmış  fiyatlar.  İşte, ne olduysa ondan sonra olmuş. Süte olan talebin Türkiye'deki hayvan azalmasından  kaynaklanan nedenlerle artmasından dolayı süt fiyatları yükselmiş ve bu, ihaleye de yansımış ama  mart ayı süt fiyatlarının ödemesiyle ilgili sanayici maalesef yan kıvırmış ve bu işin bir hukuki altyapısı  olmadığı için mart ayı süt fiyatlarını 72,5 kuruştan ödeme talebinde bulunmuş ve bu durumda da  tabii anlaşmazlık ortaya çıkmış ve bazı birlikler, kooperatifler de direnişe geçme ihtiyacı hissetmişler  ve bir anlaşmazlık ortaya çıkmıştır.  Değerli arkadaşlarım, süt fiyatlarının düştüğünde 1.500-2.000 liraya ineğini kestirmek için  mezbahada sıraya giren köylüler süt fiyatları 86 kuruşa çıkınca birden 5 bin liraya, 10 bin liraya,  açığa, yani vadeli olarak inek almışlar ve bir sürü borca girmişler ve maalesef şimdi süt fiyatları 72,5  kuruşa inmiştir.  Değerli arkadaşlarım, köylü direnmek istiyor ama direnmek için önce bir mevzinizin olması  lazım, direnebilecek yapınızın, teşkilatınızın, kurumlarınızın olması lazım ama maalesef bunların  - 2 3 - TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 4 - var olanları da süt endüstri kurumlarının özelleştirilmesiyle ortadan kalkmış ve dolayısıyla  direnebilecek bir imkân hiçbir şekilde kalmamıştır.  Peki, ne yapmalıyız arkadaşlar? Şimdi, süt fiyatlarının biraz artması neticesinde arkadaşlar,  ithalat konuşulmaya başlamıştır süt ve ette. Kesinlikle ithalatın önü açılmamalıdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AHMET KÜÇÜK (Devamla) - Ne sütte ne ette ne de damızlıkta kesinlikle ithalat  yapılmamalıdır. Direnebilme gücüyle ilgili olarak değerli arkadaşlarım, mutlaka 5 bin ton kapasiteli  süt tozu fabrikaları kurulmalıdır. Bu çok büyük bir maliyet değildir. Özellikle Marmara'da, İç  Anadolu'da ve Ege'de üç tane ikişer bin tonluk süt tozu fabrikası kurulursa bunlar çalıştırılmasa bile  böyle direniş gerektiren durumlarda direniş mevzisi olarak değerlendirilip sanayici karşısında köylüye  güç kazandırılabilir. Derhâl destekleme primleri 4 kuruştan 12 kuruşa çıkarılmalı ve süt üreticisinin  bozulan şartları düzeltilmelidir.  Kısacası, değerli arkadaşlarım, gündem süttür, geçinmedir; halkın derdi, üreticinin en büyük  derdi budur ama koyun can derdindedir, maalesef kasap et derdinde. İktidar kendisini yargıdan  kurtarma anlayışı içinde anayasa değişikliği tartışmaları içerisinde Türkiye'nin gündemini tıkamaya  çalışmaktadır. Hâlbuki, bugün için iktidarın gündemi bu iken, değerli arkadaşlanm, köyde insanlar  süt fiyatlarının nasıl artırılacağını, geçimlerini nasıl temin edeceklerini, çocuklarının geleceğini...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  AHMET KÜÇÜK (Devamla) - Bir selam vereyim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Öyle yapmıyoruz işte, verin selam şimdi, tamamdır. Hiç yapmadım.  AHMET KÜÇÜK (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Gündem dışı üçüncü söz, Denizli ilinin ekonomik sorunları hakkında söz isteyen Denizli  Milletvekili Sayın Emin Haluk Ayhan'a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Ayhan.  3.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan 'ın, Denizli ilinin ekonomik sorunlarına ilişkin gündem  dışı konuşması  EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; periyodik aralıklarla Denizli'nin ekonomik durumuna ilişkin  görüşlerimi sizlerle paylaşıyorum. Bu nedenle söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Öncelikle müjdeli bir haber vermek istiyorum. Denizli'de ihracat arttı, hem de AKP'ye rağmen,  ancak Ocak-Mart döneminin ihracatı daha 2008 yılının gerisinde.  Denizli 'de resmî kayıtlara göre yaklaşık 30 bin kişi işini kaybetti. Her üç evden birine icra  dosyası düşüyor. 7. İcra Dairesi açıldı. Yatırım taahhütleri 440 milyondan 137 milyon TL'ye düştü.  İstihdam taahhüdü 4.500'den 765'e düştü. İnşaat ve mermer sektörü sıkıntı içinde.  Tarım yanıyor, üzüm, tütün, kekik, diğerleri. Ürün para etmiyor, maliyetler artıyor, kota daralıyor,  hacizler kol geziyor. Hayvancılık perişan, et pahalı, hayvanın sahibine faydası yok.  Toplam krediler içinde tekstil sektörünün payı yüzde 40'dan 16'ya düştü. İstihdam 162 binden  130 binlere düştü. Tekstilin payı istihdamda yüzde 51'den yüzde 27'ye geriledi. Elektrik tüketimi  azaldı, doğal gaz tüketimi azaldı. AKP'nin teşviki "Fabrikaları güneydoğuya götürürseniz veririz."  dediği bir il oldu Denizli.
Sayfa 25 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 2 4 - var olanları da süt endüstri kurumlarının özelleştirilmesiyle ortadan kalkmış ve dolayısıyla  direnebilecek bir imkân hiçbir şekilde kalmamıştır.  Peki, ne yapmalıyız arkadaşlar? Şimdi, süt fiyatlarının biraz artması neticesinde arkadaşlar,  ithalat konuşulmaya başlamıştır süt ve ette. Kesinlikle ithalatın önü açılmamalıdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AHMET KÜÇÜK (Devamla) - Ne sütte ne ette ne de damızlıkta kesinlikle ithalat  yapılmamalıdır. Direnebilme gücüyle ilgili olarak değerli arkadaşlarım, mutlaka 5 bin ton kapasiteli  süt tozu fabrikaları kurulmalıdır. Bu çok büyük bir maliyet değildir. Özellikle Marmara'da, İç  Anadolu'da ve Ege'de üç tane ikişer bin tonluk süt tozu fabrikası kurulursa bunlar çalıştırılmasa bile  böyle direniş gerektiren durumlarda direniş mevzisi olarak değerlendirilip sanayici karşısında köylüye  güç kazandırılabilir. Derhâl destekleme primleri 4 kuruştan 12 kuruşa çıkarılmalı ve süt üreticisinin  bozulan şartları düzeltilmelidir.  Kısacası, değerli arkadaşlarım, gündem süttür, geçinmedir; halkın derdi, üreticinin en büyük  derdi budur ama koyun can derdindedir, maalesef kasap et derdinde. İktidar kendisini yargıdan  kurtarma anlayışı içinde anayasa değişikliği tartışmaları içerisinde Türkiye'nin gündemini tıkamaya  çalışmaktadır. Hâlbuki, bugün için iktidarın gündemi bu iken, değerli arkadaşlanm, köyde insanlar  süt fiyatlarının nasıl artırılacağını, geçimlerini nasıl temin edeceklerini, çocuklarının geleceğini...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  AHMET KÜÇÜK (Devamla) - Bir selam vereyim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Öyle yapmıyoruz işte, verin selam şimdi, tamamdır. Hiç yapmadım.  AHMET KÜÇÜK (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Gündem dışı üçüncü söz, Denizli ilinin ekonomik sorunları hakkında söz isteyen Denizli  Milletvekili Sayın Emin Haluk Ayhan'a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Ayhan.  3.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan 'ın, Denizli ilinin ekonomik sorunlarına ilişkin gündem  dışı konuşması  EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; periyodik aralıklarla Denizli'nin ekonomik durumuna ilişkin  görüşlerimi sizlerle paylaşıyorum. Bu nedenle söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Öncelikle müjdeli bir haber vermek istiyorum. Denizli'de ihracat arttı, hem de AKP'ye rağmen,  ancak Ocak-Mart döneminin ihracatı daha 2008 yılının gerisinde.  Denizli 'de resmî kayıtlara göre yaklaşık 30 bin kişi işini kaybetti. Her üç evden birine icra  dosyası düşüyor. 7. İcra Dairesi açıldı. Yatırım taahhütleri 440 milyondan 137 milyon TL'ye düştü.  İstihdam taahhüdü 4.500'den 765'e düştü. İnşaat ve mermer sektörü sıkıntı içinde.  Tarım yanıyor, üzüm, tütün, kekik, diğerleri. Ürün para etmiyor, maliyetler artıyor, kota daralıyor,  hacizler kol geziyor. Hayvancılık perişan, et pahalı, hayvanın sahibine faydası yok.  Toplam krediler içinde tekstil sektörünün payı yüzde 40'dan 16'ya düştü. İstihdam 162 binden  130 binlere düştü. Tekstilin payı istihdamda yüzde 51'den yüzde 27'ye geriledi. Elektrik tüketimi  azaldı, doğal gaz tüketimi azaldı. AKP'nin teşviki "Fabrikaları güneydoğuya götürürseniz veririz."  dediği bir il oldu Denizli.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  Sosyal travma çok yoğun yaşanıyor. İntiharlar yaşanıyor. Kiralar ödenemiyor. Denizlili  vatandaşlar krediden korkar hâle geldiler.  Mevcut yollardan arabalarda parça, takım kalmadı. 5084 sayılı Yasa ve diğer teşvik  düzenlemeleri Denizli'yi ikinci sınıf saydı. Enerji maliyetleri bel büküyor. İl makine çöplüğüne  dönüyor, Van ilinin onda l ' i kadar yatırım alıyor. On milyonlarca dolarlık yatırımlar, hacizler  nedeniyle milyon dolar etmiyor. Müşteri yok. Yarım asırlık işletmeler AKP döneminde kapanıyor.  Kredi takipleri artıyor. Sendikacılar sürülüyor.  Bir süre önce Ekonomik Koordinasyon Kurulu toplandı. Muhalefet milletvekilleri davet  edilmedi, iktidar milletvekilleri oradaydı. Muhalefetin çağrılmamasının mevzuattan kaynaklandığı  ifade edilecekse onlar hangi mevzuata göre çağrıldı?  Denizli'de Sayın Başbakan Yardımcısı, bir bölgenin çözülemeyen sorununun diğer bölgeleri  etkilediğini söyledi, doğu illerindeki işsizlik ve yoksulluğun terörü tetiklediğini, Denizli'yi  Diyarbakır'dan ayrı tutmanın mümkün olmadığını söyledi. Söylüyor da Denizli'deki işsizliği AKP  Hükümetinin teşvik ettiğini söylemiyor, "Denizli'ye açılım yapacağız." diyemiyor.  Denizlili sanayiciler ne demiş 2010 Görünüm Anketinde? Bakın, 2009 sarsıcı gelişmelere sahne  olmuş. Bu anket bugüne kadar yapılan anketler içinde en olumsuzu. Peki bu AKP'nin eseri değil  mi? Krizin en derin izi istihdamda Denizli'de. Önümüzdeki dönemin en önemli meselesi istihdam.  Sağlanabilecek büyümenin istihdam yaratmaması hayal kırıklığına yol açacak. Üretim, satış ve  siparişlerde düşüş beklentileri de aştı. Kârlılık azalışı damgasını vurdu. Maliyetler yüksek, tahsilat  vadeleri uzun, teneşir vade var. Yatırımlar başka bahara kaldı. Firmaların yüzde 7'si kapasitelerinin  yüzde 25'ini kullanıyor, yüzde 14'ü kapasitelerini yüzde 26-50 arasında kullanıyor, yüzde 37'sinin  kapasite kullanım oranı yüzde 51 ile 75 arasında. "Üretim azaldı." diyenler tekstilde yüzde 67,"İç satış  azaldı." diyenler yüzde 52, "Dış satış azaldı." diyenler yüzde 60, "Siparişler azaldı." diyenler yüzde  56, "İstihdam azaldı." diyenler yüzde 51, yatırım yapmayacakların oranı yüzde 77, tarımda yapacaklar  yüzde 12. Gerisini siz düşünün. Hükümetten iş dünyasının basit talepleri var. Lojistik destek istiyorlar.  Limana ulaşım, Kaklık İstasyonu'nda konteyner rampalarının tamamlanması, havaalanının bakım  ve tamir esnasında kapanmaması. Ankara'ya uçak seferleri yeni başladı. Şimdi, belli sürelerde  uçamayacak. Sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu platform bu işin düzenlenmesini ve  zamanlamasının değiştirilmesini istiyor.  Biz bu problemleri dile getiriyoruz. Yetkililere ulaştırmaya gayret gösteriyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Denizli'nin derdi karnını doyurmak. Biz bu problemleri  dile getiriyoruz. Yetkililere ulaştırmaya da gayret gösteriyoruz. Bunlar biran önce tamamlansın  diyoruz. Sayın Ulaştırma Bakanından ve Bakanlığından bu problemin çözülmesini istiyoruz. Sivil  toplum örgütlerinin oluşturduğu platformlar da bunu istiyor. Denizli'ye iş lazım, Denizli'ye açılım  lazım, Denizli'ye proaktif tedbirler lazım.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Denizli büyükşehir olmuyor mu?  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Denizli'ye iş lazım, yatırım lazım. AKP'liler Denizli'de  Kürt açılımı anlatıyorlar ama Habur'u anlatmıyorlar. Denizli'ye gerçekten iş lazım, aş lazım, yatırım  lazım. Bunun için bir tek şey gerekli: AKP'nin gitmesi. Ülkenin motoru ekonomi çok zor duruma  sokuldu maalesef.  Bunları dile getirmek istedim.Hepinize saygılar sunuyorum.  Teşekkür ederim Sayın Başkan. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.  Sayın Bingöl.  - 2 5 -
Sayfa 26 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  Sosyal travma çok yoğun yaşanıyor. İntiharlar yaşanıyor. Kiralar ödenemiyor. Denizlili  vatandaşlar krediden korkar hâle geldiler.  Mevcut yollardan arabalarda parça, takım kalmadı. 5084 sayılı Yasa ve diğer teşvik  düzenlemeleri Denizli'yi ikinci sınıf saydı. Enerji maliyetleri bel büküyor. İl makine çöplüğüne  dönüyor, Van ilinin onda l ' i kadar yatırım alıyor. On milyonlarca dolarlık yatırımlar, hacizler  nedeniyle milyon dolar etmiyor. Müşteri yok. Yarım asırlık işletmeler AKP döneminde kapanıyor.  Kredi takipleri artıyor. Sendikacılar sürülüyor.  Bir süre önce Ekonomik Koordinasyon Kurulu toplandı. Muhalefet milletvekilleri davet  edilmedi, iktidar milletvekilleri oradaydı. Muhalefetin çağrılmamasının mevzuattan kaynaklandığı  ifade edilecekse onlar hangi mevzuata göre çağrıldı?  Denizli'de Sayın Başbakan Yardımcısı, bir bölgenin çözülemeyen sorununun diğer bölgeleri  etkilediğini söyledi, doğu illerindeki işsizlik ve yoksulluğun terörü tetiklediğini, Denizli'yi  Diyarbakır'dan ayrı tutmanın mümkün olmadığını söyledi. Söylüyor da Denizli'deki işsizliği AKP  Hükümetinin teşvik ettiğini söylemiyor, "Denizli'ye açılım yapacağız." diyemiyor.  Denizlili sanayiciler ne demiş 2010 Görünüm Anketinde? Bakın, 2009 sarsıcı gelişmelere sahne  olmuş. Bu anket bugüne kadar yapılan anketler içinde en olumsuzu. Peki bu AKP'nin eseri değil  mi? Krizin en derin izi istihdamda Denizli'de. Önümüzdeki dönemin en önemli meselesi istihdam.  Sağlanabilecek büyümenin istihdam yaratmaması hayal kırıklığına yol açacak. Üretim, satış ve  siparişlerde düşüş beklentileri de aştı. Kârlılık azalışı damgasını vurdu. Maliyetler yüksek, tahsilat  vadeleri uzun, teneşir vade var. Yatırımlar başka bahara kaldı. Firmaların yüzde 7'si kapasitelerinin  yüzde 25'ini kullanıyor, yüzde 14'ü kapasitelerini yüzde 26-50 arasında kullanıyor, yüzde 37'sinin  kapasite kullanım oranı yüzde 51 ile 75 arasında. "Üretim azaldı." diyenler tekstilde yüzde 67,"İç satış  azaldı." diyenler yüzde 52, "Dış satış azaldı." diyenler yüzde 60, "Siparişler azaldı." diyenler yüzde  56, "İstihdam azaldı." diyenler yüzde 51, yatırım yapmayacakların oranı yüzde 77, tarımda yapacaklar  yüzde 12. Gerisini siz düşünün. Hükümetten iş dünyasının basit talepleri var. Lojistik destek istiyorlar.  Limana ulaşım, Kaklık İstasyonu'nda konteyner rampalarının tamamlanması, havaalanının bakım  ve tamir esnasında kapanmaması. Ankara'ya uçak seferleri yeni başladı. Şimdi, belli sürelerde  uçamayacak. Sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu platform bu işin düzenlenmesini ve  zamanlamasının değiştirilmesini istiyor.  Biz bu problemleri dile getiriyoruz. Yetkililere ulaştırmaya gayret gösteriyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Denizli'nin derdi karnını doyurmak. Biz bu problemleri  dile getiriyoruz. Yetkililere ulaştırmaya da gayret gösteriyoruz. Bunlar biran önce tamamlansın  diyoruz. Sayın Ulaştırma Bakanından ve Bakanlığından bu problemin çözülmesini istiyoruz. Sivil  toplum örgütlerinin oluşturduğu platformlar da bunu istiyor. Denizli'ye iş lazım, Denizli'ye açılım  lazım, Denizli'ye proaktif tedbirler lazım.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Denizli büyükşehir olmuyor mu?  EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Denizli'ye iş lazım, yatırım lazım. AKP'liler Denizli'de  Kürt açılımı anlatıyorlar ama Habur'u anlatmıyorlar. Denizli'ye gerçekten iş lazım, aş lazım, yatırım  lazım. Bunun için bir tek şey gerekli: AKP'nin gitmesi. Ülkenin motoru ekonomi çok zor duruma  sokuldu maalesef.  Bunları dile getirmek istedim.Hepinize saygılar sunuyorum.  Teşekkür ederim Sayın Başkan. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.  Sayın Bingöl.  - 2 5 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 2 6 - V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  11.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl'ün, milletvekilleri, Genel Kurulda, ülkenin çok önemli  sorunlarını dile getirirken Hükümetin bir yetkilisinin bulunmamasına ve iktidar grubuna mensup  çok az sayıda milletvekilinin bulunmasına ilişkin açıklaması  TEKİN BİNGÖL (Ankara) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Maalesef şu andaki Parlamentonun görünümüne dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Siz yoklama  yaptınız ama maalesef milletvekili arkadaşlarımız ülkenin çok önemli sorunlarını, işsizliği,  yoksulluğu Parlamento kürsüsünden dile getiriyorlar, hiçbir Hükümet yetkilisi yok. Bırakınız  Hükümet yetkilisini, İktidar Partisi milletvekillerinin oturduğu sıralara baktığımızda, sadece 16 kişi  var. Bu, İktidar Partisinin aczinin en önemli göstergesidir. Sabahlara kadar yağmadan mal kaçırır  gibi Parlamentoyu çalıştırmaya çalışan zihniyetin sonucu budur, ürünü budur. Dikkatlerinize sunmak  istiyorum.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.  VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) TEZKERELER  1.- Senegal Ulusal Meclisi Dışişleri, Afrika Birliği ve Yurtdışındaki Senegalliler Komisyonu  Başkanı Bocar Sedikh Kane ve beraberindeki Parlamento heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun  bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1155)  07 Nisan 2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna  Senegal Ulusal Meclisi Dışişleri, Afrika Birliği ve Yurtdışındaki Senegalliler Komisyonu  Başkanı Bocar Sedikh Kane ve beraberindeki parlamento heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin  konuğu olarak resmi temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyaretleri TBMM Başkanlık Divanı'nın  22 Mart 2010 tarih ve 67 sayılı Karan ile uygun bulunmuştur.  Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un  7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgisine sunulur.  Mehmet Ali Şahin  Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanı  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve 21 milletvekilinin, sokak hayvanlarının ıslahı sorununun  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/662)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Sokak hayvanlarının ıslahı sorununun araştınlması amacıyla Anayasa'nın 98 ve Türkiye Büyük  Millet Meclisi İç Tüzük'ünün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını  saygılarımızla arz ederiz.
Sayfa 27 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 2 6 - V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  11.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl'ün, milletvekilleri, Genel Kurulda, ülkenin çok önemli  sorunlarını dile getirirken Hükümetin bir yetkilisinin bulunmamasına ve iktidar grubuna mensup  çok az sayıda milletvekilinin bulunmasına ilişkin açıklaması  TEKİN BİNGÖL (Ankara) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Maalesef şu andaki Parlamentonun görünümüne dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Siz yoklama  yaptınız ama maalesef milletvekili arkadaşlarımız ülkenin çok önemli sorunlarını, işsizliği,  yoksulluğu Parlamento kürsüsünden dile getiriyorlar, hiçbir Hükümet yetkilisi yok. Bırakınız  Hükümet yetkilisini, İktidar Partisi milletvekillerinin oturduğu sıralara baktığımızda, sadece 16 kişi  var. Bu, İktidar Partisinin aczinin en önemli göstergesidir. Sabahlara kadar yağmadan mal kaçırır  gibi Parlamentoyu çalıştırmaya çalışan zihniyetin sonucu budur, ürünü budur. Dikkatlerinize sunmak  istiyorum.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.  VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) TEZKERELER  1.- Senegal Ulusal Meclisi Dışişleri, Afrika Birliği ve Yurtdışındaki Senegalliler Komisyonu  Başkanı Bocar Sedikh Kane ve beraberindeki Parlamento heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun  bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1155)  07 Nisan 2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna  Senegal Ulusal Meclisi Dışişleri, Afrika Birliği ve Yurtdışındaki Senegalliler Komisyonu  Başkanı Bocar Sedikh Kane ve beraberindeki parlamento heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin  konuğu olarak resmi temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyaretleri TBMM Başkanlık Divanı'nın  22 Mart 2010 tarih ve 67 sayılı Karan ile uygun bulunmuştur.  Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un  7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgisine sunulur.  Mehmet Ali Şahin  Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanı  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  B) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve 21 milletvekilinin, sokak hayvanlarının ıslahı sorununun  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/662)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Sokak hayvanlarının ıslahı sorununun araştınlması amacıyla Anayasa'nın 98 ve Türkiye Büyük  Millet Meclisi İç Tüzük'ünün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını  saygılarımızla arz ederiz.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  1) Necati Özensoy (Bursa)  2) Hamza Hamit Homriş (Bursa)  3) İsmet Büyükataman (Bursa)  4) Beytullah Asil (Eskişehir)  5) Şenol Bal (İzmir)  6) Hasan Çalış (Karaman)  7) Oktay Vural (İzmir)  8) Mustafa Enöz (Manisa)  9) Abdülkadir Akçan (Afyonkarahisar)  10) Cemaleddin Uslu (Edirne)  11) Hasan Özdemir (Gaziantep)  12) Mümin İnan (Niğde)  13) Behiç Çelik (Mersin) '  14) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)  15) Gürcan Dağdaş (Kars)  16) Rıdvan Yalçın (Ordu)  17) Mehmet Günal (Antalya)  18) Murat Özkan (Giresun)  19) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  20) Yılmaz Tankut (Adana)  21) Cumali Durmuş (Kocaeli)  22) Muharrem Varlı (Adana)  Gerekçe:  Sokak hayvanları, ülkemizde, toplum sağlığını tehdit etmenin yanında uğradığı kötü muameleyle  kamuoyu vicdanını sızlatan, yıllardır çözülememiş bir sorundur.  5199 sayılı Kanun, içeriği ve uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle yetersiz kalmaktadır.  Kısırlaştırma, sokaktaki hayvan popülasyonunun azaltılmasında bilimsel ve vicdanı yönden en  uygun yöntemdir fakat tek başına yeterli değildir. Sokak hayvanı sorununun en temel nedeni, yurt  dışından kaçak olarak getirilip pet-shoplarda satılan ve istatistiklere göre yüzde 70'i sokağa atılan  hayvanlardır. Bu hayvanların üremesiyle caddeler, barınaklar binlerce hayvana kucak açmak zorunda  kalmıştır. Ayrıca, pet-shoplar, sattıkları hayvanların aşı ve tedavilerini gerektiği şekilde  yapmadığından ve yeterince denetlenmediğinden, halk sağlığını tehdit etmektedir.  Dolayısıyla, yurt çapında belediyelerce yapılacak etkin kısırlaştırma çalışmalarının yanında,  tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi pet-shoplarda hayvan satışı yasaklanmalı, gümrüklerin denetimi  artırılmalı, süs hayvanı ithalatına bir süre yasak getirilmelidir. Aksi takdirde belediyeler kısırlaştırma  için seferber ettikleri iş gücü ve maddi kaynağa rağmen çözümsüzlükten kurtulamayacaklardır.  Sorunun bir ayağını da vatandaşların bilinçsizliği oluşturmaktadır. Eğitim çalışmalarıyla  vatandaşlar bilinçlendirilmen, barınaklardan ve sokaklardan hayvan sahiplenmeleri teşvik edilmelidir.  Okullarda STK ve MEB iş birliğiyle eğitim programları düzenlenmeli, çocuklara hem kendilerini  korumaları hem de sokak hayvanlarına zarar vermemeleri için, hayvanlara nasıl davranmaları  gerektiği anlatılmalıdır.  Bunun yanında, terk etmelere karşı caydırıcı olması açısından hayvanlara çiplenme zorunluluğu  getirilmeli, terk edilen hayvanların sahiplerine, hayvanların kimlik ve sağlık bilgilerinin yer aldığı bu  cipler vasıtasıyla ulaşılarak yüksek cezalar ödetilmeli, bir daha hayvan edinmeleri yasaklanmalıdır.  - 2 7 -
Sayfa 28 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  1) Necati Özensoy (Bursa)  2) Hamza Hamit Homriş (Bursa)  3) İsmet Büyükataman (Bursa)  4) Beytullah Asil (Eskişehir)  5) Şenol Bal (İzmir)  6) Hasan Çalış (Karaman)  7) Oktay Vural (İzmir)  8) Mustafa Enöz (Manisa)  9) Abdülkadir Akçan (Afyonkarahisar)  10) Cemaleddin Uslu (Edirne)  11) Hasan Özdemir (Gaziantep)  12) Mümin İnan (Niğde)  13) Behiç Çelik (Mersin) '  14) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)  15) Gürcan Dağdaş (Kars)  16) Rıdvan Yalçın (Ordu)  17) Mehmet Günal (Antalya)  18) Murat Özkan (Giresun)  19) Emin Haluk Ayhan (Denizli)  20) Yılmaz Tankut (Adana)  21) Cumali Durmuş (Kocaeli)  22) Muharrem Varlı (Adana)  Gerekçe:  Sokak hayvanları, ülkemizde, toplum sağlığını tehdit etmenin yanında uğradığı kötü muameleyle  kamuoyu vicdanını sızlatan, yıllardır çözülememiş bir sorundur.  5199 sayılı Kanun, içeriği ve uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle yetersiz kalmaktadır.  Kısırlaştırma, sokaktaki hayvan popülasyonunun azaltılmasında bilimsel ve vicdanı yönden en  uygun yöntemdir fakat tek başına yeterli değildir. Sokak hayvanı sorununun en temel nedeni, yurt  dışından kaçak olarak getirilip pet-shoplarda satılan ve istatistiklere göre yüzde 70'i sokağa atılan  hayvanlardır. Bu hayvanların üremesiyle caddeler, barınaklar binlerce hayvana kucak açmak zorunda  kalmıştır. Ayrıca, pet-shoplar, sattıkları hayvanların aşı ve tedavilerini gerektiği şekilde  yapmadığından ve yeterince denetlenmediğinden, halk sağlığını tehdit etmektedir.  Dolayısıyla, yurt çapında belediyelerce yapılacak etkin kısırlaştırma çalışmalarının yanında,  tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi pet-shoplarda hayvan satışı yasaklanmalı, gümrüklerin denetimi  artırılmalı, süs hayvanı ithalatına bir süre yasak getirilmelidir. Aksi takdirde belediyeler kısırlaştırma  için seferber ettikleri iş gücü ve maddi kaynağa rağmen çözümsüzlükten kurtulamayacaklardır.  Sorunun bir ayağını da vatandaşların bilinçsizliği oluşturmaktadır. Eğitim çalışmalarıyla  vatandaşlar bilinçlendirilmen, barınaklardan ve sokaklardan hayvan sahiplenmeleri teşvik edilmelidir.  Okullarda STK ve MEB iş birliğiyle eğitim programları düzenlenmeli, çocuklara hem kendilerini  korumaları hem de sokak hayvanlarına zarar vermemeleri için, hayvanlara nasıl davranmaları  gerektiği anlatılmalıdır.  Bunun yanında, terk etmelere karşı caydırıcı olması açısından hayvanlara çiplenme zorunluluğu  getirilmeli, terk edilen hayvanların sahiplerine, hayvanların kimlik ve sağlık bilgilerinin yer aldığı bu  cipler vasıtasıyla ulaşılarak yüksek cezalar ödetilmeli, bir daha hayvan edinmeleri yasaklanmalıdır.  - 2 7 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  Bugün 5199 sayılı Kanun'da yasak olmasına karşın, Zabıta Kanunu'yla belediyelere, kuduzdan  sadece şüphe duyulması hâlinde bile zehirleme imkânı verilmesi büyük bir çelişkidir. Oysa bilimsel  çalışmalar göstermektedir ki zehirlemelerle hayvan nüfusu ilk anda azalmakla birlikte, geride kalan  hayvanlar daha kolay beslenme ve üreme imkânı bulduğu için hayvan nüfusu en kısa zamanda  eskisinden çok daha büyük bir miktara ulaşmaktadır. Bir çift köpekten beş yılda 60 bin köpek ürediği  göz önüne alındığında, belediyelerde ve belediye sınırlan dışındaki, tarım ve hayvancılıkla geçinen  il, ilçe ve köylerde etkin kısırlaştırma uygulanması, şimdiye kadar sokak hayvanı sorununu çözmekte  hiçbir şekilde etkili olmayan, aynı zamanda millî medeniyet düzeyimiz açısından bir yüz karası olan  zehirlemelerin acilen durdurulması gerektiği çok net bir şekilde görülmektedir.  Diğer taraftan, otoyollarda veya şehir içinde trafik kazasına uğramış veya hasta ruhlu kişiler  tarafından işkence edilmiş hayvan görüntüleri kamuoyunda tedirginlik yaratmaktadır. Birçok ünlü sen  katil ilk cinayetlerini hayvan öldürerek işlemişlerdir. Hayvana tecavüz eden birinin, fırsatını  bulduğunda engelli bir insana veya bir çocuğa tecavüz etmesi an meselesidir. Dolayısıyla toplum  huzuru ve güvenliği için hayvanlara karşı işlenen suçlar, tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi,  Kabahatler Kanunu kapsamından çıkanlmah, Ceza Kanunu kapsamına alınmalıdır  Vatandaşların sokak hayvanlarıyla ilgili en büyük iki sıkıntısı hayvanlara karşı duydukları  tedirginlik ve idari mekanizmaların görevlerini yerine getirmemeleri sebebiyle zor durumdaki yaralı  hayvanlann tedavilerini kendilerinin üstlenmek zorunda kalışlandır. Bu nedenle belediyelerin hayvan  ambulansı, bakımevi ve tedavi merkezlerine kavuşturulması, acil bilgi ve destek alınması gereken  durumlar için çağn merkezleri ve yerel hayvan koruma görevlilerinin istihdam edildiği mahallî bilgi  gişeleri kurulması gerekmektedir. Yine, çevreyi kirleten, vatandaşları rahatsız eden veya köpeklerini  dövüştüren hayvan sahiplerine yüksek cezalar uygulanmalı, bunun için gerekirse kolluk güçleri  yetkilendirilmelidir  Gönüllülerin yardım ve gözetiminde yavru ve sakat hayvanlara hizmet vermesi gereken  bakımevlerine ödenekleri verilmeli, hayvanlar belediye üzerine kaydedilerek veteriner işleri  müdürlüklerinden sorgulanabilmelidir.  2.-Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, televizyon programlarının  çocukların gelişimi üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/663)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Televizyonda yayınlanan dizi, reklam, haber vb. bütün programların çocukların psikolojik,  sosyolojik ve kişisel gelişimlerini olumsuz yönde etkileyen temalardan arındırılması, gözden  geçirilmesi ve TV programlarının çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin ortadan kaldınlması için  Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  - 2 8 -
Sayfa 29 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  Bugün 5199 sayılı Kanun'da yasak olmasına karşın, Zabıta Kanunu'yla belediyelere, kuduzdan  sadece şüphe duyulması hâlinde bile zehirleme imkânı verilmesi büyük bir çelişkidir. Oysa bilimsel  çalışmalar göstermektedir ki zehirlemelerle hayvan nüfusu ilk anda azalmakla birlikte, geride kalan  hayvanlar daha kolay beslenme ve üreme imkânı bulduğu için hayvan nüfusu en kısa zamanda  eskisinden çok daha büyük bir miktara ulaşmaktadır. Bir çift köpekten beş yılda 60 bin köpek ürediği  göz önüne alındığında, belediyelerde ve belediye sınırlan dışındaki, tarım ve hayvancılıkla geçinen  il, ilçe ve köylerde etkin kısırlaştırma uygulanması, şimdiye kadar sokak hayvanı sorununu çözmekte  hiçbir şekilde etkili olmayan, aynı zamanda millî medeniyet düzeyimiz açısından bir yüz karası olan  zehirlemelerin acilen durdurulması gerektiği çok net bir şekilde görülmektedir.  Diğer taraftan, otoyollarda veya şehir içinde trafik kazasına uğramış veya hasta ruhlu kişiler  tarafından işkence edilmiş hayvan görüntüleri kamuoyunda tedirginlik yaratmaktadır. Birçok ünlü sen  katil ilk cinayetlerini hayvan öldürerek işlemişlerdir. Hayvana tecavüz eden birinin, fırsatını  bulduğunda engelli bir insana veya bir çocuğa tecavüz etmesi an meselesidir. Dolayısıyla toplum  huzuru ve güvenliği için hayvanlara karşı işlenen suçlar, tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi,  Kabahatler Kanunu kapsamından çıkanlmah, Ceza Kanunu kapsamına alınmalıdır  Vatandaşların sokak hayvanlarıyla ilgili en büyük iki sıkıntısı hayvanlara karşı duydukları  tedirginlik ve idari mekanizmaların görevlerini yerine getirmemeleri sebebiyle zor durumdaki yaralı  hayvanlann tedavilerini kendilerinin üstlenmek zorunda kalışlandır. Bu nedenle belediyelerin hayvan  ambulansı, bakımevi ve tedavi merkezlerine kavuşturulması, acil bilgi ve destek alınması gereken  durumlar için çağn merkezleri ve yerel hayvan koruma görevlilerinin istihdam edildiği mahallî bilgi  gişeleri kurulması gerekmektedir. Yine, çevreyi kirleten, vatandaşları rahatsız eden veya köpeklerini  dövüştüren hayvan sahiplerine yüksek cezalar uygulanmalı, bunun için gerekirse kolluk güçleri  yetkilendirilmelidir  Gönüllülerin yardım ve gözetiminde yavru ve sakat hayvanlara hizmet vermesi gereken  bakımevlerine ödenekleri verilmeli, hayvanlar belediye üzerine kaydedilerek veteriner işleri  müdürlüklerinden sorgulanabilmelidir.  2.-Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, televizyon programlarının  çocukların gelişimi üzerindeki etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/663)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Televizyonda yayınlanan dizi, reklam, haber vb. bütün programların çocukların psikolojik,  sosyolojik ve kişisel gelişimlerini olumsuz yönde etkileyen temalardan arındırılması, gözden  geçirilmesi ve TV programlarının çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin ortadan kaldınlması için  Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.  1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Ayla Akat Ata (Batman)  4) Bengi Yıldız (Batman)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Emine Ayna (Mardin)  7) Fatma Kurtulan (Van)  8) Hasip Kaplan (Şırnak)  9) Hamit Geylani (Hakkâri)  10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  - 2 8 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  11) M. Nuri Yaman  12) Mehmet Nezir Karabaş  13) Mehmet Ufuk Uras  14) Osman Özçelik  15) Özdal Üçer  16) Pervin Buldan  17) Sebahat Tuncel  18) Sevahir Bayındır  19) Sırrı Sakık  20) Şerafettin Halis  Gerekçe:  (Muş)  (Bitlis)  (İstanbul)  (Siirt)  (Van)  (İğdır)  (İstanbul)  (Sımak)  (Muş)  (Tunceli)  Günümüzde kitle iletişim araçlarının başında televizyon gelmektedir. Pek çok ülkede  televizyonun olumlu veya olumsuz etkileri tartışılmaktadır. Ülkelerin toplumsal yapıları ve buna  bağlı olarak televizyon yayınlarının biçim ve içeriğine göre bu etkilenmeler farklılıklar  gösterebilmektedir. Kitle iletişim araçları genelde bilgilendirme, haber verme, eğlendirme , reklam  gibi amaçlar içerse de televizyonun çocuklar üzerinde olumsuz etkileri de olmaktadır. Özellikle TV  programlarındaki şiddet içerikli yayınlar, çocuklar açısından olumsuz etkiler yaratmaktadır.  Ayrıca gerek ülkemizde, gerekse dünyada yapılan tüm araştırmalar göstermiştir ki, istisnai  durumların dışında çocukların televizyon izleme sıklığı ve alışkanlığı, televizyonun bu özellikleri de  göz önüne alındığında, kişiliğinin oluşması ve başarısı için önemli sorunlar teşkil etmektedir.  Çocuklar büyük bir zamanını televizyon izlemekle geçirmektedir. Reklamlar, sadece yetişkin bireyleri  değil, toplumda önemli bir çoğunluk olan çocukları da ekran karşısına çekmektedir.  TV programlarında çizilen kadın ve erkek rolleri, yetişkinlere yönelik tüm programlarda olduğu  gibi, çocuk programlarında, reklamlarda ve hatta çizgi filmlerde bile karşımıza çıkmaktadır. Bu  durum, küçük yaştan itibaren çocukların kadınlık ve erkeklik rolleri öğretilmesini ve yetişkin bir  birey olma yolunda cinsiyet eşitsizliğini pekiştirmektedir. Özellikle çizgi filmlerde dikkati çeken  cinsiyet rol tanımlamaları çocuklara, bir kadın ya da erkek olarak nasıl olmaları gerektiğine ilişkin  oluşturulmuş ideal tipleri göstermektedir. Oluşturulan bu tiplere bakıldığında kadınların zayıf, pasif,  her zaman erkekten yardım talep eden, kurtarılmayı bekleyen taraf, erkeklerin ise evin geçimini  sağlayan, aktif, kurtarıcı, güçlü, hizmet talep eden olarak gösterilmektedir. Aynı şekilde, programlarda  yer alan mesajlarda erkek çocukların daha fazla şiddete başvuran taraf olarak, kız çocukları ise, sessiz,  sakin, edilgen bir taraf olduğu gösterilmektedir.  Tüm programların içeriğinde aktarılan anne tipinde olduğu gibi iyi ve ideal anne, evin tüm  işlerini yapan, babaya ve çocuklara sürekli hizmet eden, onların her dediğini yerine getiren sorun  yaratan, baba ise sorun çözen güçlü olarak yansıtılmaktadır. Yine bir üst bölümde tanımlanan cinsiyet  rolleri anne gibi babayı da iki anlamda etkilemektedir. Birincisi baba dışarıda çalışır, para kazanır,  evin tüm ihtiyaçlarını sağlar ve hatta onun da ötesinde karısının ve çocuklarının en iyi biçimde rahat  ve konforlu yaşamalarını sağlamakla yükümlüdür.  Bu konuların dışında televizyon programlarının çocuklar üzerindeki en olumsuz etkisi şiddet  içeren yayınlar olduğu bilinmektedir. Televizyon programlarında şiddet, haberlerden, filmlere,  dizilerden çizgi filmlere kadar her yerde her an hayatın bir parçası olarak sunulmaktadır. Bu da  şiddetin sıradanlaştınlması gibi çok tehlikeli bir olguyu beraberinde getirmektedir. Görüldüğü gibi,  televizyon şiddetin de ötesinde çocuğun kişisel gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Çocuklar,  kendini izlediği programlardaki kişilerin veya daha yoğun olarak filmlerdeki karakterlerin yerine  - 2 9 -
Sayfa 30 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  11) M. Nuri Yaman  12) Mehmet Nezir Karabaş  13) Mehmet Ufuk Uras  14) Osman Özçelik  15) Özdal Üçer  16) Pervin Buldan  17) Sebahat Tuncel  18) Sevahir Bayındır  19) Sırrı Sakık  20) Şerafettin Halis  Gerekçe:  (Muş)  (Bitlis)  (İstanbul)  (Siirt)  (Van)  (İğdır)  (İstanbul)  (Sımak)  (Muş)  (Tunceli)  Günümüzde kitle iletişim araçlarının başında televizyon gelmektedir. Pek çok ülkede  televizyonun olumlu veya olumsuz etkileri tartışılmaktadır. Ülkelerin toplumsal yapıları ve buna  bağlı olarak televizyon yayınlarının biçim ve içeriğine göre bu etkilenmeler farklılıklar  gösterebilmektedir. Kitle iletişim araçları genelde bilgilendirme, haber verme, eğlendirme , reklam  gibi amaçlar içerse de televizyonun çocuklar üzerinde olumsuz etkileri de olmaktadır. Özellikle TV  programlarındaki şiddet içerikli yayınlar, çocuklar açısından olumsuz etkiler yaratmaktadır.  Ayrıca gerek ülkemizde, gerekse dünyada yapılan tüm araştırmalar göstermiştir ki, istisnai  durumların dışında çocukların televizyon izleme sıklığı ve alışkanlığı, televizyonun bu özellikleri de  göz önüne alındığında, kişiliğinin oluşması ve başarısı için önemli sorunlar teşkil etmektedir.  Çocuklar büyük bir zamanını televizyon izlemekle geçirmektedir. Reklamlar, sadece yetişkin bireyleri  değil, toplumda önemli bir çoğunluk olan çocukları da ekran karşısına çekmektedir.  TV programlarında çizilen kadın ve erkek rolleri, yetişkinlere yönelik tüm programlarda olduğu  gibi, çocuk programlarında, reklamlarda ve hatta çizgi filmlerde bile karşımıza çıkmaktadır. Bu  durum, küçük yaştan itibaren çocukların kadınlık ve erkeklik rolleri öğretilmesini ve yetişkin bir  birey olma yolunda cinsiyet eşitsizliğini pekiştirmektedir. Özellikle çizgi filmlerde dikkati çeken  cinsiyet rol tanımlamaları çocuklara, bir kadın ya da erkek olarak nasıl olmaları gerektiğine ilişkin  oluşturulmuş ideal tipleri göstermektedir. Oluşturulan bu tiplere bakıldığında kadınların zayıf, pasif,  her zaman erkekten yardım talep eden, kurtarılmayı bekleyen taraf, erkeklerin ise evin geçimini  sağlayan, aktif, kurtarıcı, güçlü, hizmet talep eden olarak gösterilmektedir. Aynı şekilde, programlarda  yer alan mesajlarda erkek çocukların daha fazla şiddete başvuran taraf olarak, kız çocukları ise, sessiz,  sakin, edilgen bir taraf olduğu gösterilmektedir.  Tüm programların içeriğinde aktarılan anne tipinde olduğu gibi iyi ve ideal anne, evin tüm  işlerini yapan, babaya ve çocuklara sürekli hizmet eden, onların her dediğini yerine getiren sorun  yaratan, baba ise sorun çözen güçlü olarak yansıtılmaktadır. Yine bir üst bölümde tanımlanan cinsiyet  rolleri anne gibi babayı da iki anlamda etkilemektedir. Birincisi baba dışarıda çalışır, para kazanır,  evin tüm ihtiyaçlarını sağlar ve hatta onun da ötesinde karısının ve çocuklarının en iyi biçimde rahat  ve konforlu yaşamalarını sağlamakla yükümlüdür.  Bu konuların dışında televizyon programlarının çocuklar üzerindeki en olumsuz etkisi şiddet  içeren yayınlar olduğu bilinmektedir. Televizyon programlarında şiddet, haberlerden, filmlere,  dizilerden çizgi filmlere kadar her yerde her an hayatın bir parçası olarak sunulmaktadır. Bu da  şiddetin sıradanlaştınlması gibi çok tehlikeli bir olguyu beraberinde getirmektedir. Görüldüğü gibi,  televizyon şiddetin de ötesinde çocuğun kişisel gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Çocuklar,  kendini izlediği programlardaki kişilerin veya daha yoğun olarak filmlerdeki karakterlerin yerine  - 2 9 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 0 - koymaktadırlar. Özellikle şiddet içeren dizi, haber ve çizgi filmleri izleyen çocuklarda model alma  yoluyla saldırgan davranışlar ve şiddet eğilimi ortaya çıkarabileceği uzmanlar tarafından  belirtilmektedir.  Program yapımcıları tarafından, çocuklara yönelik programlar hazırlanırken, çocukların  özellikleri dikkate alınmalı ve gelişimin en hızlı olduğu okul öncesi dönemde onların dış uyanlardan  çok fazla etkilenebilecekleri düşünülmelidir. Çocukların uzun süre televizyon karşısında kalmaları,  çocuğun sosyalleşmesini ve yaratıcılığını olumsuz yönde etkileyeceği bilinmektedir. Bu nedenle,  televizyon programlannın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin tespit edilip, çocuklann psikolojik,  sosyolojik ve kişisel gelişimlerini olumlu yönde etkileyecek programların yapılması, var olan TV  programlarının gözden geçirilmesi gerekmektedir.  3.- Trabzon Milletvekili Mehmet AkifHamzaçebi ve 22 milletvekilinin, tütün sektöründe yaşanan  sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/664)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  17'nci yüzyılda İngiliz ve Venedik gemicileri tarafından ilk kez İstanbul'a getirilen tütün,  19'uncu yüzyıldan itibaren Anadolu topraklarında üretilmeye başlanmıştır. Türkiye'de yetiştirilen  tütünler, kuru yapraklarının renklerinin çok güzel olması, yaprak boyutu, dokusu, yanıcılık ve  aromatik özellikleri nedeniyle dünyada yetiştirilen diğer tütünlerden ayrı değerlendirilmiş, "Türk  Tütünü" adıyla dünya pazannda önemli bir yer edinmiştir.  Cumhuriyetin ilk yıllanndan itibaren yüz binlerce aileye geçim kaynağı olan Türk Tütünü, 2008  yılındaki özelleştirmeye kadar TEKEL'in bağlı ortaklığı olan Sigara Sanayi İşletmeleri ve Ticareti  A.Ş. tarafından ülkemize ve dünyaya pazarlanmaktaydı. TEKEL'in sigara bölümünün özelleştirme  çalışmaları 2003 yılında başlatıldı. Aynı yıl gerçekleştirilen ihalede, Özelleştirme Yüksek Kurulu,  teklifin beklentileri karşılamadığı gerekçesiyle ihaleyi iptal etti. Daha sonra, TEKEL'in yeniden  yapılandırma çalışmalarına başlandı. Bazı müesseseler ile pazarlama ve dağıtım müdürlüklerinin bir  bölümü kapatılırken, tütün stokları da azaltıldı. TEKEL'in ikinci kez özelleştirme ihalesi  çalışmalarında marka satışı da gündeme geldi. Ancak, yapılan çalışmalar sonucunda TEKEL'in sigara  işletmelerinin "varlık satışı" bağlamında yeniden bir bütün halinde satışına karar verildi. İkinci ihale  teklif gelmemesi nedeniyle iptal edildi Üçüncü kez 22.02.2008 tarihinde yapılan ihalede TEKEL'in  Sigara Üretim ile Sigara Pazarlama ve Dağıtım kısmı BAT (British American Tobacco) Tütün  Mamulleri Sanayi ve Ticaret AŞ'ye 1.720 milyon ABD Doları bedelle satıldı.  Özelleştirme çalışmalarının başlatıldığı 2003 yılından itibaren gerek TEKEL markalarının pazar  payı gerekse Türkiye'de tütün üretici sayısı, üretim alanları ve üretiminde ciddi bir düşüş başlamıştır.  TEKEL markalannın pazar payı 2003 yılında yüzde 55,8 iken, satışın yapılığı 2008 yılında yüzde 30  civarına, 2009 yılında ise yüzde 20,6'ya düşmüştür. 2002 üretim yılında 406.000 kişi olan tütün  üreticisi 2008 üretim yılı sonunda yüzde 55 oranında azalarak 181.000, tütün üretimi ise 2002 üretim  yılında 160 bin ton düzeyindeyken 2008 üretim yılında 93 bin tona, 2002 üretim yılında üretim alanı  199 bin hektarken 2008 üretim yılında 146 bin hektara düşmüştür. Öte yandan en son 03.04.2008  tarihli 5752 sayılı Kanun ile 2008 yılı ürünü için yapılan sözleşmeli üretim uygulaması yeni bir  düzenleme yapılmadığı için 2009 yılından itibaren sona ermiştir.  Sektörde bu gelişmeler olurken 31.12.2009 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan bir Bakanlar  Kurulu Kararı ile sigara ithalatında paket başına 40 cent, homojenize (işlenmiş) tütün ithalatında kg  başına 3 ABD doları olarak öteden beri alınmakta olan Tütün Fonu 1 Ocak 2010'dan itibaren  kaldırılmıştır. Bu karar ile yabancı sigara şirketlerinin önündeki bütün engeller kaldırılmış, Türk
Sayfa 31 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 0 - koymaktadırlar. Özellikle şiddet içeren dizi, haber ve çizgi filmleri izleyen çocuklarda model alma  yoluyla saldırgan davranışlar ve şiddet eğilimi ortaya çıkarabileceği uzmanlar tarafından  belirtilmektedir.  Program yapımcıları tarafından, çocuklara yönelik programlar hazırlanırken, çocukların  özellikleri dikkate alınmalı ve gelişimin en hızlı olduğu okul öncesi dönemde onların dış uyanlardan  çok fazla etkilenebilecekleri düşünülmelidir. Çocukların uzun süre televizyon karşısında kalmaları,  çocuğun sosyalleşmesini ve yaratıcılığını olumsuz yönde etkileyeceği bilinmektedir. Bu nedenle,  televizyon programlannın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin tespit edilip, çocuklann psikolojik,  sosyolojik ve kişisel gelişimlerini olumlu yönde etkileyecek programların yapılması, var olan TV  programlarının gözden geçirilmesi gerekmektedir.  3.- Trabzon Milletvekili Mehmet AkifHamzaçebi ve 22 milletvekilinin, tütün sektöründe yaşanan  sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/664)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  17'nci yüzyılda İngiliz ve Venedik gemicileri tarafından ilk kez İstanbul'a getirilen tütün,  19'uncu yüzyıldan itibaren Anadolu topraklarında üretilmeye başlanmıştır. Türkiye'de yetiştirilen  tütünler, kuru yapraklarının renklerinin çok güzel olması, yaprak boyutu, dokusu, yanıcılık ve  aromatik özellikleri nedeniyle dünyada yetiştirilen diğer tütünlerden ayrı değerlendirilmiş, "Türk  Tütünü" adıyla dünya pazannda önemli bir yer edinmiştir.  Cumhuriyetin ilk yıllanndan itibaren yüz binlerce aileye geçim kaynağı olan Türk Tütünü, 2008  yılındaki özelleştirmeye kadar TEKEL'in bağlı ortaklığı olan Sigara Sanayi İşletmeleri ve Ticareti  A.Ş. tarafından ülkemize ve dünyaya pazarlanmaktaydı. TEKEL'in sigara bölümünün özelleştirme  çalışmaları 2003 yılında başlatıldı. Aynı yıl gerçekleştirilen ihalede, Özelleştirme Yüksek Kurulu,  teklifin beklentileri karşılamadığı gerekçesiyle ihaleyi iptal etti. Daha sonra, TEKEL'in yeniden  yapılandırma çalışmalarına başlandı. Bazı müesseseler ile pazarlama ve dağıtım müdürlüklerinin bir  bölümü kapatılırken, tütün stokları da azaltıldı. TEKEL'in ikinci kez özelleştirme ihalesi  çalışmalarında marka satışı da gündeme geldi. Ancak, yapılan çalışmalar sonucunda TEKEL'in sigara  işletmelerinin "varlık satışı" bağlamında yeniden bir bütün halinde satışına karar verildi. İkinci ihale  teklif gelmemesi nedeniyle iptal edildi Üçüncü kez 22.02.2008 tarihinde yapılan ihalede TEKEL'in  Sigara Üretim ile Sigara Pazarlama ve Dağıtım kısmı BAT (British American Tobacco) Tütün  Mamulleri Sanayi ve Ticaret AŞ'ye 1.720 milyon ABD Doları bedelle satıldı.  Özelleştirme çalışmalarının başlatıldığı 2003 yılından itibaren gerek TEKEL markalarının pazar  payı gerekse Türkiye'de tütün üretici sayısı, üretim alanları ve üretiminde ciddi bir düşüş başlamıştır.  TEKEL markalannın pazar payı 2003 yılında yüzde 55,8 iken, satışın yapılığı 2008 yılında yüzde 30  civarına, 2009 yılında ise yüzde 20,6'ya düşmüştür. 2002 üretim yılında 406.000 kişi olan tütün  üreticisi 2008 üretim yılı sonunda yüzde 55 oranında azalarak 181.000, tütün üretimi ise 2002 üretim  yılında 160 bin ton düzeyindeyken 2008 üretim yılında 93 bin tona, 2002 üretim yılında üretim alanı  199 bin hektarken 2008 üretim yılında 146 bin hektara düşmüştür. Öte yandan en son 03.04.2008  tarihli 5752 sayılı Kanun ile 2008 yılı ürünü için yapılan sözleşmeli üretim uygulaması yeni bir  düzenleme yapılmadığı için 2009 yılından itibaren sona ermiştir.  Sektörde bu gelişmeler olurken 31.12.2009 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan bir Bakanlar  Kurulu Kararı ile sigara ithalatında paket başına 40 cent, homojenize (işlenmiş) tütün ithalatında kg  başına 3 ABD doları olarak öteden beri alınmakta olan Tütün Fonu 1 Ocak 2010'dan itibaren  kaldırılmıştır. Bu karar ile yabancı sigara şirketlerinin önündeki bütün engeller kaldırılmış, Türk  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Tütünü ve üreticisi sahipsiz bırakılmıştır. Son karardan sonra kalan üretim alanları da ortadan  kalkacak ve dünyaca ünlü Türk Tütünü tarihe gömülmüş olacaktır.  AKP Hükümetlerinin göreve başladığı tarihten bu yana izlediği politikalar nedeniyle, ağır  darbelere maruz kalmış olan Türk Tütününün ve tütün üreticisinin sorunları ile son Bakanlar Kurulu  Karan'nın Türkiye'deki sigara üretimi ile Türk Tütünü üretimine ve üreticisine etkilerinin araştırılarak,  çözüm yollarının tespiti amacıyla Anayasa'nın 98, İç Tüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca  Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.  Saygılarımızla.  1) Mehmet Akif Hamzaçebi (Trabzon)  2) Şevket Köse (Adıyaman)  3) Sacid Yıldız (İstanbul)  4) Osman Kaptan (Antalya)  5) Birgen Keleş (İstanbul)  6) Bihlun Tamaylıgil (İstanbul)  7) Abdulaziz Yazar (Hatay)  8) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  9) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  10) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  11) Ahmet Küçük (Çanakkale)  12) Nevingaye Erbatur (Adana)  13) Ensar Öğüt (Ardahan)  14) Tekin Bingöl (Ankara)  15) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  16) İsa Gök (Mersin)  17) Abdullah Özer (Bursa)  18) Mehmet Şevki Kulkuloğlu (Kayseri)  19) Canan Arıtman (İzmir)  20) Nesrin Baytok (Ankara)  21) Ali Kocal (Zonguldak)  22) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  23) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 25 mil  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/665)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Sokak hayvanlarının ıslahı sorununun araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98 ve Türkiye Büyük  Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını  saygılarımızla arz ederiz.  1) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  2) Ahmet Küçük (Çanakkale)  3) Şahin Mengü (Manisa)  4) Hüseyin Unsal (Amasya)  5) Hüsnü Çöllü (Antalya)  - 3 1 -
Sayfa 32 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Tütünü ve üreticisi sahipsiz bırakılmıştır. Son karardan sonra kalan üretim alanları da ortadan  kalkacak ve dünyaca ünlü Türk Tütünü tarihe gömülmüş olacaktır.  AKP Hükümetlerinin göreve başladığı tarihten bu yana izlediği politikalar nedeniyle, ağır  darbelere maruz kalmış olan Türk Tütününün ve tütün üreticisinin sorunları ile son Bakanlar Kurulu  Karan'nın Türkiye'deki sigara üretimi ile Türk Tütünü üretimine ve üreticisine etkilerinin araştırılarak,  çözüm yollarının tespiti amacıyla Anayasa'nın 98, İç Tüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca  Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.  Saygılarımızla.  1) Mehmet Akif Hamzaçebi (Trabzon)  2) Şevket Köse (Adıyaman)  3) Sacid Yıldız (İstanbul)  4) Osman Kaptan (Antalya)  5) Birgen Keleş (İstanbul)  6) Bihlun Tamaylıgil (İstanbul)  7) Abdulaziz Yazar (Hatay)  8) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  9) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  10) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  11) Ahmet Küçük (Çanakkale)  12) Nevingaye Erbatur (Adana)  13) Ensar Öğüt (Ardahan)  14) Tekin Bingöl (Ankara)  15) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  16) İsa Gök (Mersin)  17) Abdullah Özer (Bursa)  18) Mehmet Şevki Kulkuloğlu (Kayseri)  19) Canan Arıtman (İzmir)  20) Nesrin Baytok (Ankara)  21) Ali Kocal (Zonguldak)  22) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  23) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 25 mil  sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/665)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Sokak hayvanlarının ıslahı sorununun araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98 ve Türkiye Büyük  Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını  saygılarımızla arz ederiz.  1) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  2) Ahmet Küçük (Çanakkale)  3) Şahin Mengü (Manisa)  4) Hüseyin Unsal (Amasya)  5) Hüsnü Çöllü (Antalya)  - 3 1 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  6) Metin Arifağaoğlu  7) Hikmet Erenkaya  8) Atila Emek  9) Vahap Seçer  10) Birgen Keleş  11) Fevzi Topuz  12) Bihlun Tamaylıgil  13) Rahmi Güner  14) Yaşar Ağyüz  15) Yaşar Tüzün  16) Nevingaye Erbatur  17) Canan Arıtman  18) Nesrin Baytok  19) Ali Kocal  20) Durdu Özbolat  21) Ramazan Kerim Özkan  22) Mevlüt Coşkuner  23) Mehmet Ali Özpolat  24) Ali Rıza Ertemür  25) Ensar Öğüt  (Artvin)  (Kocaeli)  (Antalya)  (Mersin)  (İstanbul)  (Muğla)  (İstanbul)  (Ordu)  (Gaziantep)  (Bilecik)  (Adana)  (İzmir)  (Ankara)  (Zonguldak)  (Kahramanmaraş)  (Burdur)  (İsparta)  (İstanbul)  (Denizli)  (Ardahan)  26) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  Gerekçe:  Sokak hayvanları, ülkemizde, toplum sağlığını tehdit etmenin yanında uğradığı kötü muameleyle  kamuoyu vicdanını sızlatan, yıllardır çözülememiş bir sorundur.  5199 sayılı Kanun, içeriği ve uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle yetersiz kalmaktadır.  Kısırlaştırma, sokaktaki hayvan popülasyonunun azaltılmasında bilimsel ve vicdanı yönden en uygun  yöntemdir fakat tek başına yeterli değildir. Sokak hayvanı sorununun en temel nedeni, yurt dışından  kaçak olarak getirilip pet-shoplarda satılan ve istatistiklere göre yüzde 70'i sokağa atılan hayvanlardır.  Bu hayvanların üremesiyle caddeler, barınaklar binlerce hayvana kucak açmak zorunda kalmıştır.  Ayrıca, pet-shoplar, sattıkları hayvanların aşı ve tedavilerini gerektiği şekilde yapmadığından ve  yeterince denetlenmediğinden, halk sağlığını tehdit etmektedir.  Dolayısıyla, yurt çapında belediyelerce yapılacak etkin kısırlaştırma çalışmalarının yanında,  tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi pet-shoplarda hayvan satışı yasaklanmalı, gümrüklerin denetimi  artırılmalı, süs hayvanı ithalatına bir süre yasak getirilmelidir. Aksi takdirde belediyeler kısırlaştırma  için seferber ettikleri iş gücü ve maddi kaynağa rağmen çözümsüzlükten kurtulamayacaklardır.  Sorunun bir ayağını da vatandaşların bilinçsizliği oluşturmaktadır. Eğitim çalışmalarıyla  vatandaşlar bilinçlendirilmen, barınaklardan ve sokaklardan hayvan sahiplenmeleri teşvik edilmelidir.  Okullarda STK ve MEB iş birliğiyle eğitim programları düzenlenmeli, çocuklara hem kendilerini  korumaları hem de sokak hayvanlarına zarar vermemeleri için, hayvanlara nasıl davranmaları  gerektiği anlatılmalıdır.  Bunun yanında, terk etmelere karşı caydırıcı olması açısından hayvanlara çiplenme zorunluluğu  getirilmeli, terk edilen hayvanların sahiplerine, hayvanların kimlik ve sağlık bilgilerinin yer aldığı  bu cipler vasıtasıyla ulaşılarak yüksek cezalar ödetilmeli, bir daha hayvan edinmeleri  yasaklanmalıdır.  - 3 2 -
Sayfa 33 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  6) Metin Arifağaoğlu  7) Hikmet Erenkaya  8) Atila Emek  9) Vahap Seçer  10) Birgen Keleş  11) Fevzi Topuz  12) Bihlun Tamaylıgil  13) Rahmi Güner  14) Yaşar Ağyüz  15) Yaşar Tüzün  16) Nevingaye Erbatur  17) Canan Arıtman  18) Nesrin Baytok  19) Ali Kocal  20) Durdu Özbolat  21) Ramazan Kerim Özkan  22) Mevlüt Coşkuner  23) Mehmet Ali Özpolat  24) Ali Rıza Ertemür  25) Ensar Öğüt  (Artvin)  (Kocaeli)  (Antalya)  (Mersin)  (İstanbul)  (Muğla)  (İstanbul)  (Ordu)  (Gaziantep)  (Bilecik)  (Adana)  (İzmir)  (Ankara)  (Zonguldak)  (Kahramanmaraş)  (Burdur)  (İsparta)  (İstanbul)  (Denizli)  (Ardahan)  26) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  Gerekçe:  Sokak hayvanları, ülkemizde, toplum sağlığını tehdit etmenin yanında uğradığı kötü muameleyle  kamuoyu vicdanını sızlatan, yıllardır çözülememiş bir sorundur.  5199 sayılı Kanun, içeriği ve uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle yetersiz kalmaktadır.  Kısırlaştırma, sokaktaki hayvan popülasyonunun azaltılmasında bilimsel ve vicdanı yönden en uygun  yöntemdir fakat tek başına yeterli değildir. Sokak hayvanı sorununun en temel nedeni, yurt dışından  kaçak olarak getirilip pet-shoplarda satılan ve istatistiklere göre yüzde 70'i sokağa atılan hayvanlardır.  Bu hayvanların üremesiyle caddeler, barınaklar binlerce hayvana kucak açmak zorunda kalmıştır.  Ayrıca, pet-shoplar, sattıkları hayvanların aşı ve tedavilerini gerektiği şekilde yapmadığından ve  yeterince denetlenmediğinden, halk sağlığını tehdit etmektedir.  Dolayısıyla, yurt çapında belediyelerce yapılacak etkin kısırlaştırma çalışmalarının yanında,  tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi pet-shoplarda hayvan satışı yasaklanmalı, gümrüklerin denetimi  artırılmalı, süs hayvanı ithalatına bir süre yasak getirilmelidir. Aksi takdirde belediyeler kısırlaştırma  için seferber ettikleri iş gücü ve maddi kaynağa rağmen çözümsüzlükten kurtulamayacaklardır.  Sorunun bir ayağını da vatandaşların bilinçsizliği oluşturmaktadır. Eğitim çalışmalarıyla  vatandaşlar bilinçlendirilmen, barınaklardan ve sokaklardan hayvan sahiplenmeleri teşvik edilmelidir.  Okullarda STK ve MEB iş birliğiyle eğitim programları düzenlenmeli, çocuklara hem kendilerini  korumaları hem de sokak hayvanlarına zarar vermemeleri için, hayvanlara nasıl davranmaları  gerektiği anlatılmalıdır.  Bunun yanında, terk etmelere karşı caydırıcı olması açısından hayvanlara çiplenme zorunluluğu  getirilmeli, terk edilen hayvanların sahiplerine, hayvanların kimlik ve sağlık bilgilerinin yer aldığı  bu cipler vasıtasıyla ulaşılarak yüksek cezalar ödetilmeli, bir daha hayvan edinmeleri  yasaklanmalıdır.  - 3 2 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 3 3 - Bugün 5199 sayılı Kanun'da yasak olmasına karşın, Zabıta Kanunu'yla belediyelere, kuduzdan  sadece şüphe duyulması hâlinde bile zehirleme imkânı verilmesi büyük bir çelişkidir. Oysa bilimsel  çalışmalar göstermektedir ki zehirlemelerle hayvan nüfusu ilk anda azalmakla birlikte, geride kalan  hayvanlar daha kolay beslenme ve üreme imkânı bulduğu için hayvan nüfusu en kısa zamanda  eskisinden çok daha büyük bir miktara ulaşmaktadır. Bir çift köpekten beş yılda 60 bin köpek ürediği  göz önüne alındığında, belediyelerde ve belediye sınırlan dışındaki, tanm ve hayvancılıkla geçinen  il, ilçe ve köylerde etkin kısırlaştırma uygulanması, şimdiye kadar sokak hayvanı sorununu çözmekte  hiçbir şekilde etkili olmayan, aynı zamanda millî medeniyet düzeyimiz açısından bir yüz karası olan  zehirlemelerin acilen durdurulması gerektiği çok net bir şekilde görülmektedir.  Diğer taraftan, otoyollarda veya şehir içinde trafik kazasına uğramış veya hasta ruhlu kişiler  tarafından işkence edilmiş hayvan görüntüleri kamuoyunda tedirginlik yaratmaktadır. Birçok ünlü seri  katil ilk cinayetlerini hayvan öldürerek işlemişlerdir. Hayvana tecavüz eden birinin, fırsatını  bulduğunda engelli bir insana veya bir çocuğa tecavüz etmesi an meselesidir. Dolayısıyla toplum  huzuru ve güvenliği için hayvanlara karşı işlenen suçlar, tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi,  Kabahatler Kanunu kapsamından çıkarılmalı, Ceza Kanunu kapsamına alınmalıdır.  Vatandaşların sokak hayvanlarıyla ilgili en büyük iki sıkıntısı hayvanlara karşı duydukları  tedirginlik ve idari mekanizmaların görevlerini yerine getirmemeleri sebebiyle zor durumdaki yaralı  hayvanlann tedavilerini kendilerinin üstlenmek zorunda kalışlandır. Bu nedenle belediyelerin hayvan  ambulansı, bakımevi ve tedavi merkezlerine kavuşturulması, acil bilgi ve destek alınması gereken  durumlar için çağrı merkezleri ve yerel hayvan koruma görevlilerinin istihdam edildiği mahallî bilgi  gişeleri kurulması gerekmektedir. Yine, çevreyi kirleten, vatandaşlan rahatsız eden veya köpeklerini  dövüştüren hayvan sahiplerine yüksek cezalar uygulanmalı, bunun için gerekirse kolluk güçleri  yetkilendirilmelidir.  Gönüllülerin yardım ve gözetiminde yavru ve sakat hayvanlara hizmet vermesi gereken  bakımevlerine ödenekleri verilmeli, hayvanlar belediye üzerine kaydedilerek veteriner işleri  müdürlüklerinden sorgulanabilmelidir.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Banş ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:  VIII.- ÖNERİLER  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ  1.- (10/449) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi  08.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 08.04.2010 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantıda oy birliği  sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel  Kurul'un onayına sunulmasını saygılanmla arz ederim.  Ayla Akat Ata  Batman  Grup Başkan Vekili
Sayfa 34 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 3 3 - Bugün 5199 sayılı Kanun'da yasak olmasına karşın, Zabıta Kanunu'yla belediyelere, kuduzdan  sadece şüphe duyulması hâlinde bile zehirleme imkânı verilmesi büyük bir çelişkidir. Oysa bilimsel  çalışmalar göstermektedir ki zehirlemelerle hayvan nüfusu ilk anda azalmakla birlikte, geride kalan  hayvanlar daha kolay beslenme ve üreme imkânı bulduğu için hayvan nüfusu en kısa zamanda  eskisinden çok daha büyük bir miktara ulaşmaktadır. Bir çift köpekten beş yılda 60 bin köpek ürediği  göz önüne alındığında, belediyelerde ve belediye sınırlan dışındaki, tanm ve hayvancılıkla geçinen  il, ilçe ve köylerde etkin kısırlaştırma uygulanması, şimdiye kadar sokak hayvanı sorununu çözmekte  hiçbir şekilde etkili olmayan, aynı zamanda millî medeniyet düzeyimiz açısından bir yüz karası olan  zehirlemelerin acilen durdurulması gerektiği çok net bir şekilde görülmektedir.  Diğer taraftan, otoyollarda veya şehir içinde trafik kazasına uğramış veya hasta ruhlu kişiler  tarafından işkence edilmiş hayvan görüntüleri kamuoyunda tedirginlik yaratmaktadır. Birçok ünlü seri  katil ilk cinayetlerini hayvan öldürerek işlemişlerdir. Hayvana tecavüz eden birinin, fırsatını  bulduğunda engelli bir insana veya bir çocuğa tecavüz etmesi an meselesidir. Dolayısıyla toplum  huzuru ve güvenliği için hayvanlara karşı işlenen suçlar, tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi,  Kabahatler Kanunu kapsamından çıkarılmalı, Ceza Kanunu kapsamına alınmalıdır.  Vatandaşların sokak hayvanlarıyla ilgili en büyük iki sıkıntısı hayvanlara karşı duydukları  tedirginlik ve idari mekanizmaların görevlerini yerine getirmemeleri sebebiyle zor durumdaki yaralı  hayvanlann tedavilerini kendilerinin üstlenmek zorunda kalışlandır. Bu nedenle belediyelerin hayvan  ambulansı, bakımevi ve tedavi merkezlerine kavuşturulması, acil bilgi ve destek alınması gereken  durumlar için çağrı merkezleri ve yerel hayvan koruma görevlilerinin istihdam edildiği mahallî bilgi  gişeleri kurulması gerekmektedir. Yine, çevreyi kirleten, vatandaşlan rahatsız eden veya köpeklerini  dövüştüren hayvan sahiplerine yüksek cezalar uygulanmalı, bunun için gerekirse kolluk güçleri  yetkilendirilmelidir.  Gönüllülerin yardım ve gözetiminde yavru ve sakat hayvanlara hizmet vermesi gereken  bakımevlerine ödenekleri verilmeli, hayvanlar belediye üzerine kaydedilerek veteriner işleri  müdürlüklerinden sorgulanabilmelidir.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Banş ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:  VIII.- ÖNERİLER  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ  1.- (10/449) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi  08.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 08.04.2010 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantıda oy birliği  sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel  Kurul'un onayına sunulmasını saygılanmla arz ederim.  Ayla Akat Ata  Batman  Grup Başkan Vekili  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 4 - Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına  Dair Ön Görüşmeler Kısmının 354 üncü sırasında yer alan 10/449 Kamudaki geçici personelin  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması  açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesini, Genel Kurulun 08.04.2010 Perşembe günlü birleşiminde  birlikte yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisi lehinde ilk söz Tunceli Milletvekili Sayın  Halis'e aittir.  Buyurun Sayın Halis. (BDP sıralarından alkışlar)  ŞERAFETTÎN HALİS (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri Barış ve  Demokrasi Partisi adına saygıyla selamlıyorum.  Tabii, 25 Haziran 2009 tarihinde bir araştırma önergesi vermiştik. Bilindiği üzere 4/C olarak  adlandırılan ama diğer devlet ya da kamu çalışanlarından çok farklı özlük haklarına sahip olan bir nevi  mağduriyet yasasının görüşülmesi ve Mecliste çözüm bulunması önergesiydi. 2007 yılında  özelleştirmelerin mağduru hâline getirilen 215 bin işçi çeşitli yerlere, çeşitli çalışma alanlarına  dağıtılarak mağduriyetleri giderilmişti ancak ne yazık ki 22 bine yakın işçinin mağduriyeti  giderilmemiş ve gerçekten bunların mağduriyeti bugüne kadar devam etmişti. Bunlar yetmiyormuş  gibi bugüne kadar bu mağduriyetlere yenileri eklenmeye başlandı.  Her şeyden önce, 4/C olarak bilinen bu mağduriyet yasası, mağduriyet kanunu dediğimiz duruma  bir bakalım. 4/C nedir? Devlet Memurları Yasası'nın 4'üncü maddesinin (C) bendinin tanıma ve  tanımlaması, çalışanları. Ne söylüyor bu maddenin (C) bendi? "Bir yıldan daha az süreli veya  mevsimlik hizmet olduğunda Bakanlar Kurulunca karar verilen görevler ve belirtilen ücret ve adet  sınırları içinde sözleşmeyle çalıştırılan işçi olmayan kişiler." Burada özellikle işçi olmadığı çok açık  ve net belirtiliyor.  Şimdi, Bakanlar Kurulu kararıyla her yıl bir düzenleme yapılmaya çalışılıyor, yıllık geçici  personel kararnamesi deniyor buna. Her yılın başında bu düzenlemeler Resmî Gazete'de yayınlanıyor,  yıllık uygulamalar böylece kamuoyuyla paylaşılıyor. En son 4 Şubat 2010 yılında -yani bu yıl- iyileştirmeler yapılmıştı. En son yapılan iyileştirmeler dâhilinde bakıldığında bile, hâlâ 4/C'li  çalışanların bir mağduriyet içinde olduğunu çok açık ve net görürüz.  4/C'lilere bakıyoruz, yani bu geçici personele, bunların kıdem ve ihbar tazminatları yok; böyle,  bu tazminatlardan yararlanamıyorlar. Bugüne kadar, son düzenlemenin yapıldığı güne kadar yılda  on ay çalışıyorlardı, bunu on bir aya çıkarmışlar ama biraz sonra açıklayacağım aldığı ücret, aldıkları  ücret on iki aya bölündüğünde, bu ücretin asgari ücretin altında olduğunu da görmüş olacağız.  Ücretler son derece düşük. Yani kendilerini sosyal yaşam koşullarında idame etmelerine yetecek bir  ücret değil. Yüksekokulu bitirmiş bir 4/C'li 875 lira alıyor, yine ortaokul ve dengi okullardan mezun  olan çalışanlar 793 lira alıyor, ilkokul mezunu çalışanlar 711 lira alıyor. Bugün piyasadaki enflasyona  ve pahalılığa bakıldığında, bu ücretlerle değil yaşamak, ev kirası ödendikten sonra elektrik su parası  dahi ödemeye yetmeyecek kadar bir ücret. Oysaki bu ücreti alan insanlar devlet memurlarıyla, kendi  çalışma arkadaşlarıyla aynı yerde, aynı zaman süresi içinde bir günde aynı işi yapmaktalar. İşte,  Anayasa'nın eşitlik ilkesine de denk düşmeyen, ters düşen bu durumun mutlaka giderilmesi  gerekiyordu, bugün bunu tartışıyoruz. Kaldı ki, aynı yerde, aynı süre içinde, aynı işi yapan sadece  4/C'liler değil, eğitim camiasına da bakıldığında öğretmenler, kadrolu, sözleşmeli, vekil, ücretli ve  usta öğretici olarak gamlandırılmış ve bunlar farklı özlük haklarına sahip ve farklı ücret almaktalar.
Sayfa 35 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 4 - Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına  Dair Ön Görüşmeler Kısmının 354 üncü sırasında yer alan 10/449 Kamudaki geçici personelin  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması  açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesini, Genel Kurulun 08.04.2010 Perşembe günlü birleşiminde  birlikte yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisi lehinde ilk söz Tunceli Milletvekili Sayın  Halis'e aittir.  Buyurun Sayın Halis. (BDP sıralarından alkışlar)  ŞERAFETTÎN HALİS (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri Barış ve  Demokrasi Partisi adına saygıyla selamlıyorum.  Tabii, 25 Haziran 2009 tarihinde bir araştırma önergesi vermiştik. Bilindiği üzere 4/C olarak  adlandırılan ama diğer devlet ya da kamu çalışanlarından çok farklı özlük haklarına sahip olan bir nevi  mağduriyet yasasının görüşülmesi ve Mecliste çözüm bulunması önergesiydi. 2007 yılında  özelleştirmelerin mağduru hâline getirilen 215 bin işçi çeşitli yerlere, çeşitli çalışma alanlarına  dağıtılarak mağduriyetleri giderilmişti ancak ne yazık ki 22 bine yakın işçinin mağduriyeti  giderilmemiş ve gerçekten bunların mağduriyeti bugüne kadar devam etmişti. Bunlar yetmiyormuş  gibi bugüne kadar bu mağduriyetlere yenileri eklenmeye başlandı.  Her şeyden önce, 4/C olarak bilinen bu mağduriyet yasası, mağduriyet kanunu dediğimiz duruma  bir bakalım. 4/C nedir? Devlet Memurları Yasası'nın 4'üncü maddesinin (C) bendinin tanıma ve  tanımlaması, çalışanları. Ne söylüyor bu maddenin (C) bendi? "Bir yıldan daha az süreli veya  mevsimlik hizmet olduğunda Bakanlar Kurulunca karar verilen görevler ve belirtilen ücret ve adet  sınırları içinde sözleşmeyle çalıştırılan işçi olmayan kişiler." Burada özellikle işçi olmadığı çok açık  ve net belirtiliyor.  Şimdi, Bakanlar Kurulu kararıyla her yıl bir düzenleme yapılmaya çalışılıyor, yıllık geçici  personel kararnamesi deniyor buna. Her yılın başında bu düzenlemeler Resmî Gazete'de yayınlanıyor,  yıllık uygulamalar böylece kamuoyuyla paylaşılıyor. En son 4 Şubat 2010 yılında -yani bu yıl- iyileştirmeler yapılmıştı. En son yapılan iyileştirmeler dâhilinde bakıldığında bile, hâlâ 4/C'li  çalışanların bir mağduriyet içinde olduğunu çok açık ve net görürüz.  4/C'lilere bakıyoruz, yani bu geçici personele, bunların kıdem ve ihbar tazminatları yok; böyle,  bu tazminatlardan yararlanamıyorlar. Bugüne kadar, son düzenlemenin yapıldığı güne kadar yılda  on ay çalışıyorlardı, bunu on bir aya çıkarmışlar ama biraz sonra açıklayacağım aldığı ücret, aldıkları  ücret on iki aya bölündüğünde, bu ücretin asgari ücretin altında olduğunu da görmüş olacağız.  Ücretler son derece düşük. Yani kendilerini sosyal yaşam koşullarında idame etmelerine yetecek bir  ücret değil. Yüksekokulu bitirmiş bir 4/C'li 875 lira alıyor, yine ortaokul ve dengi okullardan mezun  olan çalışanlar 793 lira alıyor, ilkokul mezunu çalışanlar 711 lira alıyor. Bugün piyasadaki enflasyona  ve pahalılığa bakıldığında, bu ücretlerle değil yaşamak, ev kirası ödendikten sonra elektrik su parası  dahi ödemeye yetmeyecek kadar bir ücret. Oysaki bu ücreti alan insanlar devlet memurlarıyla, kendi  çalışma arkadaşlarıyla aynı yerde, aynı zaman süresi içinde bir günde aynı işi yapmaktalar. İşte,  Anayasa'nın eşitlik ilkesine de denk düşmeyen, ters düşen bu durumun mutlaka giderilmesi  gerekiyordu, bugün bunu tartışıyoruz. Kaldı ki, aynı yerde, aynı süre içinde, aynı işi yapan sadece  4/C'liler değil, eğitim camiasına da bakıldığında öğretmenler, kadrolu, sözleşmeli, vekil, ücretli ve  usta öğretici olarak gamlandırılmış ve bunlar farklı özlük haklarına sahip ve farklı ücret almaktalar.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 5 - Dolayısıyla aynı yerde aynı işi yapıp farklı ücreti almak, hem iş yerinin verimliliği açısından hem de  çalışanlar arasındaki psikoloji ve dayanışma açısından çok ciddi zaaflara yol açıyor.  4/C'lilerin çalışma saatlerine bakıyoruz. 4/C'lilerin çalışma sürelerinin belirlenmesinde "Devlet  memurları için tespit edilen çalışma saat ve süreleri dikkate alınır." deniyor.  Yine, 4/C'lilerin iş yapma yasağı konusunda "Çalıştıkları süre dâhilinde bir başka iş  yapamazlar." hükmüyle hükme bağlanıyor.  Yine, 4/C'lilere suç sayılan fiiller devlet memurlarıyla aynı değerlendiriliyor. "Devlet memurları  için suç sayılan fiil ve hareketler ve yaptırımlar bu karar gereğince geçici personel için de geçerlidir."  deniyor.  İzinlere bakıyoruz. "Karar gereği çalışanları her ay için azami bir gün ücretli izin alınır." Şimdi,  değerli milletvekilleri, "azami bir gün" ne demektir? Acaba bunun asgarisi ne kadardır? Bunu da  doğrusu anlamış değilim.  "Yıl içinde tabip raporuyla kanıtlanan hastalıklar çalıştıkları her dört ay için iki günü geçmemek  üzere ücretli izin sayılır." ve bu iki ayda bir gün demektir.  Yine "Rapor süresi içinde iki gün ücretli izin verilir." deniyor. Şu demektir: İki günün dışında  hasta yatağında da olsa ihtiyaç sının ne olursa olsun ücret verilmeyecek demektir.  Sözleşmenin feshine gelince. Sözleşmenin feshi tam bir kişinin tasarrufuna sunulmuş ve bir  kişinin vicdanına, merhametine bırakılmayacak kadar değerli olan bu iş akdi feshedilmeye müsait  hâle getiriliyor ve sözleşmenin bitiminde, ihbar kıdemi vesair adlar altında herhangi bir tazminat  ödemesi yapılmıyor, yapılamıyor.  Geçen aylarda, daha doğrusu soğukların sıfırın altında olduğu günlerde yetmiş sekiz gün süren  Tekel işçilerinin burada direnişi vardı. İşte, kendi haklanndan yoksun bırakılan 12 bin Tekel işçisi bu  koşulları kabul etmemek için direnmişti. Çoğunun emeklilik vakti gelmişti ve biliyorlardı ki bu  sözleşme ya da bu statü dâhilinde bir çalışmayla emeklilik haklarını dahi kaybedecekleriydi. Bu  yüzden direndiler ama AKP İktidarı bir iyileştirmeye yönelik adım atma yerine ya da uzlaşma  arayışları yerine dünya kamuoyunun gözünden kaçmayan 12 Eylül koşullarının vahşetini uyguladılar.  Ne yaptılar? Polis ablukasıyla, polis işgaliyle, coplarla, biber gazlarıyla sindirmeye çalıştılar. Daha  sonra geldiler, yetmiş sekiz günün sonrasında geldiler yine aynı durum. Oysaki Tekel işçilerinin  yetmiş sekiz günlük mücadelesi dâhilinde tek bir esnafın dahi camı kırılmamış, tek bir insanın canı  yanmamış ve üstüne üstlük esnaflardan takdir ve övgü görmüşlerdi.  4/C'yle çalıştırılanlar sadece Tekel işçileri değil. Kendi Parlamentomuzda da, sayısını tam  bilemeyeceğim, çok sayıda 4/C'li çalışan var. Yani bir yasama organının çalışanlarının Anayasa'nın  eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde çalıştırılmasının mantığını anlamak gerçekten çok zor.  Biz, başta 4/C'liler olmak üzere Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı duran, aynı yerde aynı  zamanda aynı işi yapan aynı bağlayıcı hükümlere tabi olan çalışanlar arasında bir eşitliğin sağlanması  ve 4/C'lilerin yaşamış olduğu mağduriyetin giderilmesini istiyoruz.  Değerli milletvekilleri, yine, Mecliste ben bir başka konuyu dikkatlerinize sunmaya çalışacağım.  Ofislerimizin bulunduğu A Blok'ta bir restoran var, yemekhane. Dikkat ettiyseniz, biz oraya girerken  cakalı bir şekilde geçip gidiyoruz ama onlarca metre kuyrukta bekleyen Meclis personeli var. Biz  yemeğimizi yiyip geri döndükten sonra dahi onların ancak 1 ya da 2 metre kuyrukta yol almış  olduğunu görüyoruz. Nasıl ki milletvekilleri için kolaylaştıncı düzenlemeler yapılıyorsa, nasıl ki  milletvekilleri için Ana Bina'nın alt katındaki restorana personel ya da başkaları alınmıyorsa A  Blok'taki yemekhanenin de.. .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 36 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 5 - Dolayısıyla aynı yerde aynı işi yapıp farklı ücreti almak, hem iş yerinin verimliliği açısından hem de  çalışanlar arasındaki psikoloji ve dayanışma açısından çok ciddi zaaflara yol açıyor.  4/C'lilerin çalışma saatlerine bakıyoruz. 4/C'lilerin çalışma sürelerinin belirlenmesinde "Devlet  memurları için tespit edilen çalışma saat ve süreleri dikkate alınır." deniyor.  Yine, 4/C'lilerin iş yapma yasağı konusunda "Çalıştıkları süre dâhilinde bir başka iş  yapamazlar." hükmüyle hükme bağlanıyor.  Yine, 4/C'lilere suç sayılan fiiller devlet memurlarıyla aynı değerlendiriliyor. "Devlet memurları  için suç sayılan fiil ve hareketler ve yaptırımlar bu karar gereğince geçici personel için de geçerlidir."  deniyor.  İzinlere bakıyoruz. "Karar gereği çalışanları her ay için azami bir gün ücretli izin alınır." Şimdi,  değerli milletvekilleri, "azami bir gün" ne demektir? Acaba bunun asgarisi ne kadardır? Bunu da  doğrusu anlamış değilim.  "Yıl içinde tabip raporuyla kanıtlanan hastalıklar çalıştıkları her dört ay için iki günü geçmemek  üzere ücretli izin sayılır." ve bu iki ayda bir gün demektir.  Yine "Rapor süresi içinde iki gün ücretli izin verilir." deniyor. Şu demektir: İki günün dışında  hasta yatağında da olsa ihtiyaç sının ne olursa olsun ücret verilmeyecek demektir.  Sözleşmenin feshine gelince. Sözleşmenin feshi tam bir kişinin tasarrufuna sunulmuş ve bir  kişinin vicdanına, merhametine bırakılmayacak kadar değerli olan bu iş akdi feshedilmeye müsait  hâle getiriliyor ve sözleşmenin bitiminde, ihbar kıdemi vesair adlar altında herhangi bir tazminat  ödemesi yapılmıyor, yapılamıyor.  Geçen aylarda, daha doğrusu soğukların sıfırın altında olduğu günlerde yetmiş sekiz gün süren  Tekel işçilerinin burada direnişi vardı. İşte, kendi haklanndan yoksun bırakılan 12 bin Tekel işçisi bu  koşulları kabul etmemek için direnmişti. Çoğunun emeklilik vakti gelmişti ve biliyorlardı ki bu  sözleşme ya da bu statü dâhilinde bir çalışmayla emeklilik haklarını dahi kaybedecekleriydi. Bu  yüzden direndiler ama AKP İktidarı bir iyileştirmeye yönelik adım atma yerine ya da uzlaşma  arayışları yerine dünya kamuoyunun gözünden kaçmayan 12 Eylül koşullarının vahşetini uyguladılar.  Ne yaptılar? Polis ablukasıyla, polis işgaliyle, coplarla, biber gazlarıyla sindirmeye çalıştılar. Daha  sonra geldiler, yetmiş sekiz günün sonrasında geldiler yine aynı durum. Oysaki Tekel işçilerinin  yetmiş sekiz günlük mücadelesi dâhilinde tek bir esnafın dahi camı kırılmamış, tek bir insanın canı  yanmamış ve üstüne üstlük esnaflardan takdir ve övgü görmüşlerdi.  4/C'yle çalıştırılanlar sadece Tekel işçileri değil. Kendi Parlamentomuzda da, sayısını tam  bilemeyeceğim, çok sayıda 4/C'li çalışan var. Yani bir yasama organının çalışanlarının Anayasa'nın  eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde çalıştırılmasının mantığını anlamak gerçekten çok zor.  Biz, başta 4/C'liler olmak üzere Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı duran, aynı yerde aynı  zamanda aynı işi yapan aynı bağlayıcı hükümlere tabi olan çalışanlar arasında bir eşitliğin sağlanması  ve 4/C'lilerin yaşamış olduğu mağduriyetin giderilmesini istiyoruz.  Değerli milletvekilleri, yine, Mecliste ben bir başka konuyu dikkatlerinize sunmaya çalışacağım.  Ofislerimizin bulunduğu A Blok'ta bir restoran var, yemekhane. Dikkat ettiyseniz, biz oraya girerken  cakalı bir şekilde geçip gidiyoruz ama onlarca metre kuyrukta bekleyen Meclis personeli var. Biz  yemeğimizi yiyip geri döndükten sonra dahi onların ancak 1 ya da 2 metre kuyrukta yol almış  olduğunu görüyoruz. Nasıl ki milletvekilleri için kolaylaştıncı düzenlemeler yapılıyorsa, nasıl ki  milletvekilleri için Ana Bina'nın alt katındaki restorana personel ya da başkaları alınmıyorsa A  Blok'taki yemekhanenin de.. .  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 6 - BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  ...sadece personele ayrılarak personelin kuyruğa girmeden, daha uygun koşullar içinde, daha  uygun bir ortamda yemek yemelerinin olanağını yaratmak bizim görevimizdir diye düşünüyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Barış ve Demokrasi Partisi Grup önerisinin aleyhinde ilk söz Kayseri Milletvekili Sayın Mustafa  Elitaş'a aittir.  Buyurun Sayın Elitaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Barış ve Demokrasi Partisinin, Danışma Kurulunda çoğunluk sağlanamadığından dolayı İç  Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre getirdiği grup önerisinin, 4/C'li çalışanların sorunlarının  araştırılmasıyla ilgili komisyon kurulmasına dair grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.  Değerli milletvekilleri, 4/C hepinizin de bildiği gibi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun  4'üncü maddesindeki (C) fıkrası hükmü kapsamında kamuda çalışan personeli ifade etmektedir. Kısa  dönemli çalışmayı ifade eden, kamunun kısa dönemli, sürekli olmayan işlerinde ihtiyaç duyduğu  personeli çalıştırmak amacıyla ihdas edilmiş ve uzun zamandır uygulanmakta olan bir kanun fıkrası  ama Türkiye'de 1980 yılından itibaren başlayan özelleştirmeler ve verimsiz çalışan tesislerin  kapatılması sorunuyla karşı karşıya kalınmış, 2004 yılına kadar hem 1980 yılından başlayan  özelleştirmeler ve AK PARTİ iktidarları dönemine kadar gelen özelleştirmeler çerçevesinde toplam  40 bin kişi kamuda çalışmadan dolayı ya özelleştirme veya kapatmadan dolayı tazminatlarını ve  bütün hak ve imkânlarını alarak işsiz kalma ile karşı karşıya kalmıştır.  Kamuda çalışan personelin yaşlarının belli bir seviyeye ulaşması, özel sektörde de iş imkânı  bulamaması ve özellikle de kamuda çalışan personelin özel sektörde iş imkânı bulamamasından  dolayı ortaya çıkan emeklilik hakları-nı elde edebilmek ve sigortalılıklarını devam ettirmek gibi  sorunlarla, olumsuz meselelerle karşı karşıya kalınmış. Biz bu dönemi 2002 yılı seçimlerine gider­ ken ilimizde, hepinizin de illerinde, özelleştirme olan illerde değerli milletvekil-lerinin bu konunun  büyük bir sorun olduğunu, bu sorunun çözülmesini en azın-dan kendilerine emeklilik hakkının  verilmesiyle ilgili özelleştirmeden dolayı iş-siz kalmış, ama emeklilik hakkını elde edememiş  insanların haklı talepleriyle karşı karşıya kaldık.  Muhakkak ki, bizden önceki, 1980 yılından itibaren özelleştirmeyle ilgili bu konuda mağdur  olan insanların haklarını alabilmek, emeklilik imkânlarını sağlayabilmek için hükümetler de elinden  gelen gayreti göstermeye çalışmış-lar, ama bir sonuç elde edilememiş. Ne zaman ki, 2004 yılında  Bakanlar Kuru-lunun aldığı bir karar gereğince 4/C'nin yapısı değiştirilerek kamuda özelleş-tirmeden  dolayı işsiz kalmış, ama bütün hak ve imkânlarını almış, emeklilik hakkını elde edememiş kişilerin  emeklilik haklarını sağlayabilmek kastı ve amacıyla 4/C'deki Bakanlar Kurulu kararıyla bir  değişikliğe gidilmiş, o günden bu tarafa yaklaşık 1980 yılından itibaren özelleştirmelerden dolayı  işsiz kal-mış, emeklilik imkânını elde edememiş 17.774 kişi 4/C kapsamında istihdam edilmiş. Bu  4/C kapsamının oluşmasındaki en büyük etken de şu anda Türk-İş yönetiminde olan o zamanki  Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkanının tekli-fı ve Türk-İş Başkanı, o dönemdeki Türk-İş Başkanı  Hükümetimize gelerek "Böyle bir talebi yerine getirdiğimiz takdirde bu insanların uzun yıllardır or­ taya çıkan mağduriyetlerinin giderilmesine bir imkân sağlanır." diye beya-natta bulunmuş ve bu da  Hükümet tarafından uygun görülerek Bakanlar Ku-rulu kararıyla kabul edilmiş. Ve önemli olan nokta
Sayfa 37 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 6 - BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  ...sadece personele ayrılarak personelin kuyruğa girmeden, daha uygun koşullar içinde, daha  uygun bir ortamda yemek yemelerinin olanağını yaratmak bizim görevimizdir diye düşünüyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Barış ve Demokrasi Partisi Grup önerisinin aleyhinde ilk söz Kayseri Milletvekili Sayın Mustafa  Elitaş'a aittir.  Buyurun Sayın Elitaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Barış ve Demokrasi Partisinin, Danışma Kurulunda çoğunluk sağlanamadığından dolayı İç  Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre getirdiği grup önerisinin, 4/C'li çalışanların sorunlarının  araştırılmasıyla ilgili komisyon kurulmasına dair grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.  Değerli milletvekilleri, 4/C hepinizin de bildiği gibi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun  4'üncü maddesindeki (C) fıkrası hükmü kapsamında kamuda çalışan personeli ifade etmektedir. Kısa  dönemli çalışmayı ifade eden, kamunun kısa dönemli, sürekli olmayan işlerinde ihtiyaç duyduğu  personeli çalıştırmak amacıyla ihdas edilmiş ve uzun zamandır uygulanmakta olan bir kanun fıkrası  ama Türkiye'de 1980 yılından itibaren başlayan özelleştirmeler ve verimsiz çalışan tesislerin  kapatılması sorunuyla karşı karşıya kalınmış, 2004 yılına kadar hem 1980 yılından başlayan  özelleştirmeler ve AK PARTİ iktidarları dönemine kadar gelen özelleştirmeler çerçevesinde toplam  40 bin kişi kamuda çalışmadan dolayı ya özelleştirme veya kapatmadan dolayı tazminatlarını ve  bütün hak ve imkânlarını alarak işsiz kalma ile karşı karşıya kalmıştır.  Kamuda çalışan personelin yaşlarının belli bir seviyeye ulaşması, özel sektörde de iş imkânı  bulamaması ve özellikle de kamuda çalışan personelin özel sektörde iş imkânı bulamamasından  dolayı ortaya çıkan emeklilik hakları-nı elde edebilmek ve sigortalılıklarını devam ettirmek gibi  sorunlarla, olumsuz meselelerle karşı karşıya kalınmış. Biz bu dönemi 2002 yılı seçimlerine gider­ ken ilimizde, hepinizin de illerinde, özelleştirme olan illerde değerli milletvekil-lerinin bu konunun  büyük bir sorun olduğunu, bu sorunun çözülmesini en azın-dan kendilerine emeklilik hakkının  verilmesiyle ilgili özelleştirmeden dolayı iş-siz kalmış, ama emeklilik hakkını elde edememiş  insanların haklı talepleriyle karşı karşıya kaldık.  Muhakkak ki, bizden önceki, 1980 yılından itibaren özelleştirmeyle ilgili bu konuda mağdur  olan insanların haklarını alabilmek, emeklilik imkânlarını sağlayabilmek için hükümetler de elinden  gelen gayreti göstermeye çalışmış-lar, ama bir sonuç elde edilememiş. Ne zaman ki, 2004 yılında  Bakanlar Kuru-lunun aldığı bir karar gereğince 4/C'nin yapısı değiştirilerek kamuda özelleş-tirmeden  dolayı işsiz kalmış, ama bütün hak ve imkânlarını almış, emeklilik hakkını elde edememiş kişilerin  emeklilik haklarını sağlayabilmek kastı ve amacıyla 4/C'deki Bakanlar Kurulu kararıyla bir  değişikliğe gidilmiş, o günden bu tarafa yaklaşık 1980 yılından itibaren özelleştirmelerden dolayı  işsiz kal-mış, emeklilik imkânını elde edememiş 17.774 kişi 4/C kapsamında istihdam edilmiş. Bu  4/C kapsamının oluşmasındaki en büyük etken de şu anda Türk-İş yönetiminde olan o zamanki  Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkanının tekli-fı ve Türk-İş Başkanı, o dönemdeki Türk-İş Başkanı  Hükümetimize gelerek "Böyle bir talebi yerine getirdiğimiz takdirde bu insanların uzun yıllardır or­ taya çıkan mağduriyetlerinin giderilmesine bir imkân sağlanır." diye beya-natta bulunmuş ve bu da  Hükümet tarafından uygun görülerek Bakanlar Ku-rulu kararıyla kabul edilmiş. Ve önemli olan nokta  TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 3 7 - şu: Bugün, meydanlardan Tekel işçilerinin sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu ifade edip onları eyleme  sürükleyen insanlar, Sayın Başbakana ve Hükümete bu konuda teşekkür plaketi vermiştir.  Değerli arkadaşlar, 4/C ile ilgili 2009 yılına kadar sendikanın ve işçilerin bizden talepleri,  Hükümetten talepleri şuydu: On ay çalışıp bir ay gezmek, arkasından -sonra tekrar iş akitlerinin  devamıyla ilgili sorun vardı- on ay çalışıp on iki ayda on aylık ücret alma durumuyla karşı karşıyaydı  yani bir yılda aldıkları ücreti on iki aya böldüğünüz takdirde asgari ücretin çok az miktar üzerinde  bir ücret elde etme imkânları sağlanmıştı. Sendika ve diğer yetkililerle yapılan görüşmeler  çerçevesinde bu çalışma zamanının on bir aya çıkarılması ve izin haklarının, yılda on günlük olan izin  haklarının daha da artırılması şeklinde talep Hükümet tarafından kabul edilmiş ve 4/C'nin maaşlanna  da bir iyileştirme yapılmıştır. 4/C'nin maaşlarına reel olarak ortalama yüzde 15 iyileştirme yapılmıştır  ve bütün 4/C'lilerin on aylık aldıkları ücreti on bir aya çıkardığımız takdirde, yüzde 10 da aldıkları  reel ücretin eskiden on ay alırken on bir aya çıkmasıyla birlikte 4/C kapsamında olan işçi  kardeşlerimizin şu anda aldıkları maaşlara 2009 yılının başı itibarıyla baktığımızda yüzde 25 ile  yüzde 30 arasında zam yapıldığı ortaya çıkmaktadır.  Tekel işçilerinin durumuna gelince: Şu anda 4/C kapsamına giren 8.367 Tekel işçisi var. Bunların  illere göre dağılımını ifade etmek istiyorum: İzmir 1.738, Tokat 1.171, Diyarbakır 1.067, Ankara  982, Samsun 881, Manisa 802, Adıyaman 754, Hatay 592, diğer iller de var, toplamı 10.818 kişi ama  bunların 8.367'si 4/C kapsamına girecek, geriye kalan kısmı da zaten nakle tabi personel. Bu 8.367  kişiden hemen hemen 2 bin civarında olan şahıslar, haziran ve temmuz aylarında, Tekel depolarının  kapanma süreci o güne denk geldiğinden, işlerine devam edecekler.  Değerli arkadaşlar, bu süreç içerisinde, Tekelin özelleştirilmesinden bugüne kadarki geçen süreç  içerisinde özelleştirme ile özelleştirilen kuruluş sahibi olan firma 4/C kapsamındaki işçilere iş  garantisi, ücret garantisi, maaş artış garantisi vermek üzere işçi talebinde bulunmuş ama maalesef,  sadece 300 işçi, özel sektörün bu yüksek oranlardaki maaşlarına, üç yıl iş garantisi olmak kaydıyla  ve ikramiyeler de dâhil olmak üzere taleplerine, isteklerine cevap verebilmiş. Şimdi, bir buçuk yıl  olmuş özelleştirme gerçekleştirileli ki, Tekelin özelleştirilmesi 2000 ve 2001 yılında yapılan Bakanlar  Kurulu kararıyla ortaya çıkmış ve 2 bakan eskitmiş. Bir bakan, Tekelin özelleştirilmesi konusunda,  Tekelin sadece isim ve üzerindeki taşınabilir mallarının özelleştirilmesini iddia ederken, ısrar ederken  maalesef görevinden istifa etmek zorunda kalmış, yerine gelen bakan 2001 yılında alınan Bakanlar  Kurulu kararıyla Tekelin bütün mamelekiyle birlikte özelleştirilmesine fırsat tanıyacak kararı almıştır.  Tekel, çeşitli zamanlarda ihaleye çıkarılmış, alıcı bulamamış ama 2008 yılında özelleştirmeyle  birlikte, bir buçuk yıldır 4/C kapsamında Tekelde çalışan işçi arkadaşlarımıza toplam aylık 40 milyon  liralık yani 40 trilyon liralık ücret ve maaş ödenmiş. Bunların aldıkları, kendilerine, iş akitleri  feshedildiği takdirde, kıdem ve ihbar tazminatlarıyla birlikte, bütün haklarıyla birlikte, ortalama 40  bin lira yani 40 milyar lira kıdem ve ihbar tazminatı ödenmiş, hesaplarına yatırılmış. En az alan 20  milyar lira, en fazla alan 80 milyar lira, hesaplarına yatırılmış, ödenmiş. 1 Şubat 2010 tarihi itibarıyla  gerçekleşmiş.  Ama burada, ne yazık ki farklı bir durumla karşı karşıya kaldık. Hükümetin 1 Şubattan itibaren  4/C kapsamında müracaat ettikleri takdirde işe yerleştirileceklerini ifade etmesiyle birlikte, 2.500- 3.000 civarındaki işçi kardeşimiz istihdam edilmek üzere müracaat etmişler Devlet Personel  Başkanlığına, bir kısım işçiler de eylemlerine devam etmişler ama acı bir gerçek, maalesef, Danıştay,  Hükümetin aldığı kararın yürütmesini durdurarak 4/C'li işçilerin eylem yapmalarına fırsat verici yeni  bir karara imza atmıştır.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Çok üzüldük öyle bir karar alındığı için!
Sayfa 38 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 3 7 - şu: Bugün, meydanlardan Tekel işçilerinin sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu ifade edip onları eyleme  sürükleyen insanlar, Sayın Başbakana ve Hükümete bu konuda teşekkür plaketi vermiştir.  Değerli arkadaşlar, 4/C ile ilgili 2009 yılına kadar sendikanın ve işçilerin bizden talepleri,  Hükümetten talepleri şuydu: On ay çalışıp bir ay gezmek, arkasından -sonra tekrar iş akitlerinin  devamıyla ilgili sorun vardı- on ay çalışıp on iki ayda on aylık ücret alma durumuyla karşı karşıyaydı  yani bir yılda aldıkları ücreti on iki aya böldüğünüz takdirde asgari ücretin çok az miktar üzerinde  bir ücret elde etme imkânları sağlanmıştı. Sendika ve diğer yetkililerle yapılan görüşmeler  çerçevesinde bu çalışma zamanının on bir aya çıkarılması ve izin haklarının, yılda on günlük olan izin  haklarının daha da artırılması şeklinde talep Hükümet tarafından kabul edilmiş ve 4/C'nin maaşlanna  da bir iyileştirme yapılmıştır. 4/C'nin maaşlarına reel olarak ortalama yüzde 15 iyileştirme yapılmıştır  ve bütün 4/C'lilerin on aylık aldıkları ücreti on bir aya çıkardığımız takdirde, yüzde 10 da aldıkları  reel ücretin eskiden on ay alırken on bir aya çıkmasıyla birlikte 4/C kapsamında olan işçi  kardeşlerimizin şu anda aldıkları maaşlara 2009 yılının başı itibarıyla baktığımızda yüzde 25 ile  yüzde 30 arasında zam yapıldığı ortaya çıkmaktadır.  Tekel işçilerinin durumuna gelince: Şu anda 4/C kapsamına giren 8.367 Tekel işçisi var. Bunların  illere göre dağılımını ifade etmek istiyorum: İzmir 1.738, Tokat 1.171, Diyarbakır 1.067, Ankara  982, Samsun 881, Manisa 802, Adıyaman 754, Hatay 592, diğer iller de var, toplamı 10.818 kişi ama  bunların 8.367'si 4/C kapsamına girecek, geriye kalan kısmı da zaten nakle tabi personel. Bu 8.367  kişiden hemen hemen 2 bin civarında olan şahıslar, haziran ve temmuz aylarında, Tekel depolarının  kapanma süreci o güne denk geldiğinden, işlerine devam edecekler.  Değerli arkadaşlar, bu süreç içerisinde, Tekelin özelleştirilmesinden bugüne kadarki geçen süreç  içerisinde özelleştirme ile özelleştirilen kuruluş sahibi olan firma 4/C kapsamındaki işçilere iş  garantisi, ücret garantisi, maaş artış garantisi vermek üzere işçi talebinde bulunmuş ama maalesef,  sadece 300 işçi, özel sektörün bu yüksek oranlardaki maaşlarına, üç yıl iş garantisi olmak kaydıyla  ve ikramiyeler de dâhil olmak üzere taleplerine, isteklerine cevap verebilmiş. Şimdi, bir buçuk yıl  olmuş özelleştirme gerçekleştirileli ki, Tekelin özelleştirilmesi 2000 ve 2001 yılında yapılan Bakanlar  Kurulu kararıyla ortaya çıkmış ve 2 bakan eskitmiş. Bir bakan, Tekelin özelleştirilmesi konusunda,  Tekelin sadece isim ve üzerindeki taşınabilir mallarının özelleştirilmesini iddia ederken, ısrar ederken  maalesef görevinden istifa etmek zorunda kalmış, yerine gelen bakan 2001 yılında alınan Bakanlar  Kurulu kararıyla Tekelin bütün mamelekiyle birlikte özelleştirilmesine fırsat tanıyacak kararı almıştır.  Tekel, çeşitli zamanlarda ihaleye çıkarılmış, alıcı bulamamış ama 2008 yılında özelleştirmeyle  birlikte, bir buçuk yıldır 4/C kapsamında Tekelde çalışan işçi arkadaşlarımıza toplam aylık 40 milyon  liralık yani 40 trilyon liralık ücret ve maaş ödenmiş. Bunların aldıkları, kendilerine, iş akitleri  feshedildiği takdirde, kıdem ve ihbar tazminatlarıyla birlikte, bütün haklarıyla birlikte, ortalama 40  bin lira yani 40 milyar lira kıdem ve ihbar tazminatı ödenmiş, hesaplarına yatırılmış. En az alan 20  milyar lira, en fazla alan 80 milyar lira, hesaplarına yatırılmış, ödenmiş. 1 Şubat 2010 tarihi itibarıyla  gerçekleşmiş.  Ama burada, ne yazık ki farklı bir durumla karşı karşıya kaldık. Hükümetin 1 Şubattan itibaren  4/C kapsamında müracaat ettikleri takdirde işe yerleştirileceklerini ifade etmesiyle birlikte, 2.500- 3.000 civarındaki işçi kardeşimiz istihdam edilmek üzere müracaat etmişler Devlet Personel  Başkanlığına, bir kısım işçiler de eylemlerine devam etmişler ama acı bir gerçek, maalesef, Danıştay,  Hükümetin aldığı kararın yürütmesini durdurarak 4/C'li işçilerin eylem yapmalarına fırsat verici yeni  bir karara imza atmıştır.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Çok üzüldük öyle bir karar alındığı için!  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bununla birlikte ne olmuştur? Bununla birlikte ne olmuştur?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.  Bakınız, şu anda 4/C kapsamındaki işçiler, sekiz aya kadar asgari ücretin 2 katı kadar ücret  almayı hak edecekler ve sekiz aya kadar da bu eylemlerini sürdürme imkânı bulacaklar. Bakınız,  Danıştayın bu aldığı kararın Türkiye ekonomisine maliyeti yaklaşık 100 milyon lira, 100 trilyon lira.  ALİ ARSLAN (Muğla) - Alkollü İçkilerin özelleştirilmesinden kaybınız ne kadar biliyor  musun?  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Hazineyi boşalttılar, doğru mu?  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bunu siz eğer 4/C kapsamındaki işçilere iş akdi verilirken,  onlara iş imkânı sağlanırken Danıştayın sadece Hükümetin yaptığı işlemlere karşı bir direnişi, bir  eylemi desteklemek, teşvik etmek amacıyla yapılan işin, hukukun temel kavramlarına ve kurallarına  aykırı olduğunu düşünüyorum. Açıkçası, aç ve açıkta kalmıyor insanlar.  ALİ ARSLAN (Muğla) - İşçiye hakkını vermiyorsunuz, peşkeş çekiyorsunuz!  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bugün aldıkları ücretler: Ortalama 900 lira ücret alıyorlar.  ALİ ARSLAN (Muğla) - Yazıklar olsun!  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Asgari ücretin 577 lira olduğu bir yerde 900 lira ortalama  ücret alındığını düşünürsek...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Onlara sor, ne sebeple gidiyorlar.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - ...Hükümet bu insanları geçmiş dönemdeki gibi mağdur  etmemiş, emeklilik haklarını ve evine aş götürme imkânını vermiştir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Siz talepte bulunan işçilerin hepsine "terörist" damgasını vurdunuz;  kadınlar terörist, işçiler terörist, emekçiler terörist!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Sayın Üçer...  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bu önergenin zamansız getirilmiş bir talep olduğunu ifade  ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Elitaş.  Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin lehinde, Kocaeli Milletvekili Sayın Cevdet Selvi.  (CHP sıralarından alkışlar)  M. CEVDET SELVİ (Kocaeli) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 4/C'li çalıştırılanlar  hakkında verilmiş olan Meclis araştırması önergesi konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına  görüş ve düşüncelerimizi söylemek üzere huzurunuzdayım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.  Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin genelinde var olan huzursuzluğun, yoksulluğun,  rahatsızlığın, tedirginliğin asgariye indirilmesi için, ortadan kaldırılması için iktidarlar tarafından her  türlü gayretin, çalışmanın, çabanın gösterilmesi gerektiği açıktır ancak ne yazık ki yıllardan beri o  genel huzursuzluğu, değişik açılardan ve değişik sosyal grupları daha da mağdur ederek, mağduriyeti  yaygınlaştırarak gerginliği, kaygıyı, huzursuzluğu artırmayı maalesef Hükümetimiz bir yöntem olarak  benimsemiştir. O nedenle, artık toplumun tahammülü kalmamıştır. Bunların en önemlilerinden bir  tanesi de: "4/C" diye tanınan, bilinen, gerçekten çağımıza uygun olmayan, demokratik olmayan,  hukuka uygun olmayan bir problem kangren hâline getirilmiştir. Sayıları hakkında ciddi bir bilgi  almak mümkün değildir. Ancak bu sayılar ne olursa olsun geleceğe dönük bu mağduriyetin, bu  haksızlığın yaygınlaştırılması için de bu 4/C'nin düzeltilmemesi için gayret gösterilmektedir. O  - 3 8 -
Sayfa 39 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 1  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bununla birlikte ne olmuştur? Bununla birlikte ne olmuştur?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.  Bakınız, şu anda 4/C kapsamındaki işçiler, sekiz aya kadar asgari ücretin 2 katı kadar ücret  almayı hak edecekler ve sekiz aya kadar da bu eylemlerini sürdürme imkânı bulacaklar. Bakınız,  Danıştayın bu aldığı kararın Türkiye ekonomisine maliyeti yaklaşık 100 milyon lira, 100 trilyon lira.  ALİ ARSLAN (Muğla) - Alkollü İçkilerin özelleştirilmesinden kaybınız ne kadar biliyor  musun?  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Hazineyi boşalttılar, doğru mu?  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bunu siz eğer 4/C kapsamındaki işçilere iş akdi verilirken,  onlara iş imkânı sağlanırken Danıştayın sadece Hükümetin yaptığı işlemlere karşı bir direnişi, bir  eylemi desteklemek, teşvik etmek amacıyla yapılan işin, hukukun temel kavramlarına ve kurallarına  aykırı olduğunu düşünüyorum. Açıkçası, aç ve açıkta kalmıyor insanlar.  ALİ ARSLAN (Muğla) - İşçiye hakkını vermiyorsunuz, peşkeş çekiyorsunuz!  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bugün aldıkları ücretler: Ortalama 900 lira ücret alıyorlar.  ALİ ARSLAN (Muğla) - Yazıklar olsun!  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Asgari ücretin 577 lira olduğu bir yerde 900 lira ortalama  ücret alındığını düşünürsek...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Onlara sor, ne sebeple gidiyorlar.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - ...Hükümet bu insanları geçmiş dönemdeki gibi mağdur  etmemiş, emeklilik haklarını ve evine aş götürme imkânını vermiştir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Siz talepte bulunan işçilerin hepsine "terörist" damgasını vurdunuz;  kadınlar terörist, işçiler terörist, emekçiler terörist!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Sayın Üçer...  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bu önergenin zamansız getirilmiş bir talep olduğunu ifade  ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Elitaş.  Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin lehinde, Kocaeli Milletvekili Sayın Cevdet Selvi.  (CHP sıralarından alkışlar)  M. CEVDET SELVİ (Kocaeli) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 4/C'li çalıştırılanlar  hakkında verilmiş olan Meclis araştırması önergesi konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına  görüş ve düşüncelerimizi söylemek üzere huzurunuzdayım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.  Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin genelinde var olan huzursuzluğun, yoksulluğun,  rahatsızlığın, tedirginliğin asgariye indirilmesi için, ortadan kaldırılması için iktidarlar tarafından her  türlü gayretin, çalışmanın, çabanın gösterilmesi gerektiği açıktır ancak ne yazık ki yıllardan beri o  genel huzursuzluğu, değişik açılardan ve değişik sosyal grupları daha da mağdur ederek, mağduriyeti  yaygınlaştırarak gerginliği, kaygıyı, huzursuzluğu artırmayı maalesef Hükümetimiz bir yöntem olarak  benimsemiştir. O nedenle, artık toplumun tahammülü kalmamıştır. Bunların en önemlilerinden bir  tanesi de: "4/C" diye tanınan, bilinen, gerçekten çağımıza uygun olmayan, demokratik olmayan,  hukuka uygun olmayan bir problem kangren hâline getirilmiştir. Sayıları hakkında ciddi bir bilgi  almak mümkün değildir. Ancak bu sayılar ne olursa olsun geleceğe dönük bu mağduriyetin, bu  haksızlığın yaygınlaştırılması için de bu 4/C'nin düzeltilmemesi için gayret gösterilmektedir. O  - 3 8 - TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 9 - nedenle bu önergenin bugün bir kere daha Meclisimizin önüne gelmesi büyük önem taşımaktadır ve  bu kangren olan, bu çözümsüzlükten yarar umanlara yarar sağlayacağı düşünülen olay çözülmelidir.  Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi bu sorununun çözülmesi için 12/6/2009'da araştırma önergesi  vermiştir.  Değerli milletvekillerimiz bu yanlışlığın düzeltilmesi, bu haksızlığın giderilmesi için yine bu  kürsüde samimiyetle ayrıntılı bir biçimde konunun çözümünü açıklamıştır, anlatmıştır ama ne yazık  ki her zaman olduğu gibi halkın sorunlarının reddedildiği, çözümlerinin kabul edilmediği gibi bu  öneri de 2009 yılında maalesef reddedilmiş, daha büyük kanayan yara hâline gelmiştir.  Yine, bu sorunun çözülmesinden yana olan ve önerilerini her vesileyle -soru önergeleriyle,  gündem dışıyla- Meclisimize getiren ve toplumsal huzursuzluğa ilave, ek olmaması gayretinde, bu  adaletsizliğin giderilmesi gayretinde olan Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri Sayın Tekin Bingöl  ve arkadaşları tarafından 21 Aralık 2009'da bir yasa teklifi verilmiştir, daha somutlaştırılmıştır,  sorunun çözümü için yardımcı olunmaya uğraşılmıştır.  Yine, 4 Şubat 2010'da son derece ciddiyetle bir teklif, yasa teklifi daha hazırlanmıştır. Orada da  bu sorunun ayrıntılı nedenleri, haksızlıkları, hukuki yönü, sosyal ve ekonomik boyutu ayrıca  belirtilerek gerekçelerinde, bu yasanın çıkması için Sayın Oğuz Oyan ve Cumhuriyet Halk Partisi  milletvekilleri ciddiyetle, sorumluluk içerisinde gündeme getirdiği hâlde bir samimi cevap  alamamıştır laftan başka. Bunun dışında, soru önergelerine, ne yazık ki ucundan tutulabilecek ciddi,  gerçekçi yorumlar yapılabilecek rakamlar ve sayılar maalesef Hükümetimiz tarafından da -soru  önergelerine- böyle bir cevap, ciddi bir cevap verilmemiştir. Ancak seçim yaklaştığı zaman, 29 Mart  seçiminden önce 2007 yılında 218 bin tane işçi alelacele... Pek çok geçici işçi, 4/C de dâhil yıllarca  emek vermiş olmasına rağmen, hepimizi rahatsız eden, sonradan buna oy verenleri de rahatsız eden,  altı ay çalışanları kadroya geçirme konusunda böyle bir adaletsizlik de yapılmıştır. On beş yıldır  geçici çalışanlar kadroya alınmamış ama altı ay geçici çalışanlar -onun nedeni de o zaman  açıklanmıştı- belediyelere alınanlar hesap edilmiş, altı ay olanlar yabancı olmadığı için, Hükümetten  yana olduğu için kadroya geçirilmiş 218 bin işçi ama yıllarca 4/C'li geçici işçiler maalesef yine  askıda bırakılmıştır. Bu ve bunun gibi olaylar çok fazladır.  657 sayılı Yasa'nın o 4/C'si -eğer yasa geçmişi de- değişiklikten önce bakıldığında "yevmiyeli  işçi" demektedir yani günlük çalışan, ertesi gün çalışıp çalışmayacağı belli olmayan bir statüdür;  sonradan değişmiştir, "geçici işçi" statüsüne alınmıştır. Ancak, işte görüldüğü gibi, Anayasa'ya  aykırıdır, eşitlik ilkesine aykırıdır. Yıllarca alın teriyle ülke ekonomisine vergisiyle, primiyle katkıda  bulunan, üretimiyle katkıda bulunan, on beş- yirmi yılını veren kalifiye elemanlar işte, bu 4/C diye  yerlerinden edilmiş, -geçici olarak da 4/C'li olarak da alınmıştır- pek çok tornacı, tesviyeci, kalifiye  eleman; bahçıvan olarak, çaycı olarak, açıkça söyleyeyim, işten ayrılması için baskılar yapılacak,  onurunu dahi zedeleyecek işlerde çalıştırılır hâle gelmiş ama derdini anlatacak yer bulamamışlardır.  Değerli arkadaşlarım, bu olay, sadece, bizim söylediğimiz, yıllarca sendikaların ve 4/C'lilerin  söylediğiyle sınırlı değildir. Tekel işçileri, o çalıştıkları ve sonradan özelleştirilen yerlerde belirli  kesimler zengin edilirken, oraya yıllarca emek vermiş insanlar derhâl işten atılır ve 4/C'ye zorlanır  hâle gelmiştir.  4/C nedir? 4/C, adaletsizlik, haksızlık, insanları güç durumda bırakan bir çalışma düzenidir.  Kıdem tazminatı yoktur, emeklilik yoktur, fazla mesaisi yoktur, verilen her işi yapmak zorundadır,  yıllık izni yoktur ve iktidarın söyleyivereceği bir rakamla yıllarca çalışanların oralarda baskı altında  tutularak işten uzaklaştırılması âdeta zorunlu hâle getirilmiştir.
Sayfa 40 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 3 9 - nedenle bu önergenin bugün bir kere daha Meclisimizin önüne gelmesi büyük önem taşımaktadır ve  bu kangren olan, bu çözümsüzlükten yarar umanlara yarar sağlayacağı düşünülen olay çözülmelidir.  Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi bu sorununun çözülmesi için 12/6/2009'da araştırma önergesi  vermiştir.  Değerli milletvekillerimiz bu yanlışlığın düzeltilmesi, bu haksızlığın giderilmesi için yine bu  kürsüde samimiyetle ayrıntılı bir biçimde konunun çözümünü açıklamıştır, anlatmıştır ama ne yazık  ki her zaman olduğu gibi halkın sorunlarının reddedildiği, çözümlerinin kabul edilmediği gibi bu  öneri de 2009 yılında maalesef reddedilmiş, daha büyük kanayan yara hâline gelmiştir.  Yine, bu sorunun çözülmesinden yana olan ve önerilerini her vesileyle -soru önergeleriyle,  gündem dışıyla- Meclisimize getiren ve toplumsal huzursuzluğa ilave, ek olmaması gayretinde, bu  adaletsizliğin giderilmesi gayretinde olan Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri Sayın Tekin Bingöl  ve arkadaşları tarafından 21 Aralık 2009'da bir yasa teklifi verilmiştir, daha somutlaştırılmıştır,  sorunun çözümü için yardımcı olunmaya uğraşılmıştır.  Yine, 4 Şubat 2010'da son derece ciddiyetle bir teklif, yasa teklifi daha hazırlanmıştır. Orada da  bu sorunun ayrıntılı nedenleri, haksızlıkları, hukuki yönü, sosyal ve ekonomik boyutu ayrıca  belirtilerek gerekçelerinde, bu yasanın çıkması için Sayın Oğuz Oyan ve Cumhuriyet Halk Partisi  milletvekilleri ciddiyetle, sorumluluk içerisinde gündeme getirdiği hâlde bir samimi cevap  alamamıştır laftan başka. Bunun dışında, soru önergelerine, ne yazık ki ucundan tutulabilecek ciddi,  gerçekçi yorumlar yapılabilecek rakamlar ve sayılar maalesef Hükümetimiz tarafından da -soru  önergelerine- böyle bir cevap, ciddi bir cevap verilmemiştir. Ancak seçim yaklaştığı zaman, 29 Mart  seçiminden önce 2007 yılında 218 bin tane işçi alelacele... Pek çok geçici işçi, 4/C de dâhil yıllarca  emek vermiş olmasına rağmen, hepimizi rahatsız eden, sonradan buna oy verenleri de rahatsız eden,  altı ay çalışanları kadroya geçirme konusunda böyle bir adaletsizlik de yapılmıştır. On beş yıldır  geçici çalışanlar kadroya alınmamış ama altı ay geçici çalışanlar -onun nedeni de o zaman  açıklanmıştı- belediyelere alınanlar hesap edilmiş, altı ay olanlar yabancı olmadığı için, Hükümetten  yana olduğu için kadroya geçirilmiş 218 bin işçi ama yıllarca 4/C'li geçici işçiler maalesef yine  askıda bırakılmıştır. Bu ve bunun gibi olaylar çok fazladır.  657 sayılı Yasa'nın o 4/C'si -eğer yasa geçmişi de- değişiklikten önce bakıldığında "yevmiyeli  işçi" demektedir yani günlük çalışan, ertesi gün çalışıp çalışmayacağı belli olmayan bir statüdür;  sonradan değişmiştir, "geçici işçi" statüsüne alınmıştır. Ancak, işte görüldüğü gibi, Anayasa'ya  aykırıdır, eşitlik ilkesine aykırıdır. Yıllarca alın teriyle ülke ekonomisine vergisiyle, primiyle katkıda  bulunan, üretimiyle katkıda bulunan, on beş- yirmi yılını veren kalifiye elemanlar işte, bu 4/C diye  yerlerinden edilmiş, -geçici olarak da 4/C'li olarak da alınmıştır- pek çok tornacı, tesviyeci, kalifiye  eleman; bahçıvan olarak, çaycı olarak, açıkça söyleyeyim, işten ayrılması için baskılar yapılacak,  onurunu dahi zedeleyecek işlerde çalıştırılır hâle gelmiş ama derdini anlatacak yer bulamamışlardır.  Değerli arkadaşlarım, bu olay, sadece, bizim söylediğimiz, yıllarca sendikaların ve 4/C'lilerin  söylediğiyle sınırlı değildir. Tekel işçileri, o çalıştıkları ve sonradan özelleştirilen yerlerde belirli  kesimler zengin edilirken, oraya yıllarca emek vermiş insanlar derhâl işten atılır ve 4/C'ye zorlanır  hâle gelmiştir.  4/C nedir? 4/C, adaletsizlik, haksızlık, insanları güç durumda bırakan bir çalışma düzenidir.  Kıdem tazminatı yoktur, emeklilik yoktur, fazla mesaisi yoktur, verilen her işi yapmak zorundadır,  yıllık izni yoktur ve iktidarın söyleyivereceği bir rakamla yıllarca çalışanların oralarda baskı altında  tutularak işten uzaklaştırılması âdeta zorunlu hâle getirilmiştir.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  İşte bu nedenledir ki Tekel işçilerinin namuslu, haklı mücadelelerinin sonunda Danıştay bir karar  vermiş: "Verilen sürenin durdurulmasına." Burada umutlu olmamıza rağmen, Hükümet daha da  aksine davranışlar içerisinde bunu bir fırsat olarak bu yarayı onarma ihtiyacı hissetmemiş ve  dolayısıyla yaşanan diğer şiddet, o çağımıza uygun olmayan, Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentinin  ortasındaki herkesin yüreğini sızlatan olaylar meydana gelmiştir. Danıştayın otuz günlük süreyi  uzatması, durdurmasının sonunda, Anayasa Mahkemesine de bu 4/C konusunu intikal ettirmiştir.  4/C insanlık dışı bir çalışma anlayışıdır. 4/C kölelik anlayışıyla istihdam anlayışıdır.  Eğer bir devlet, kendi çalıştırdığı insanını ekonomik ve demokratik haklarından yoksun bırakıp  bu haksızlığa karşı gelenlere de gazla, biber gazıyla, copla, pis suyla en büyük şiddeti gösteriyorsa  buna söylenecek bir şey yoktur.  Değerli arkadaşlarım, ne kadar söylersek söyleyelim bugüne kadar pek çok duyarlı milletvekili  4/C'lilerin ailelerinin hangi mağduriyet ve bunalım içinde olduğunu bu kürsüden getirip anlattılar.  Cinnetlerin, intiharlann, o yarını ne olacak yaşam standardından birdenbire ücretlerini düşürerek,  sosyal haklarını yok sayarak geleceğini karartan durumu elbette ciddiyetle ele almak gerekir. Bunların  sayısı artmaktadır. Bakın, "babalar gibi" satmaya devam edeceksiniz. Topun ucunda şeker işçileri  vardır. Binlerce işçi hayatı boyunca çalışmış, verilen işi günü gününe yapan bu insanları da mağdur  etmek için bunun üstünde inatlaşılmaktadır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum. Tamamlayın lütfen.  M. CEVDET SELVİ (Devamla) - Ama şunu açıkça söyleyeyim ki, bu baskılar, bu şiddet ne  yazık ki, Türkiye'deki bunalımı artıracak önemli bir boyuta ulaşmıştır. Asgari ücretin durumu bellidir.  Bunlara yapılan iyileştirmeler ortadır, anlam ifade etmemektedir.  O nedenle, bir an önce Türkiye'de iktidarlar görevlerini yerine getirmek mecburiyetindedir.  Sorunları kangren hâline getirmek, sorunları daha da yaygınlaştırmak yerine çözümü bulmak  zorundadır ama ne yazık ki sadece 4/C değil sekiz yılın muhasebesi yapıldığında hiçbir sorun -dış  ilişkilerden, ekonomik, sosyal, siyasal sorunlara- çözülememiş, o sorunlar kangren hâline getirilmiş,  yeni sorunlar yaratılmıştır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  M. CEVDET SELVİ (Devamla) - Biz, bu konuda milletvekillerimizi, iktidar milletvekilleri  Anayasa'ya da intikal eden bu konunun çözümü konusunda eğer daha samimi, gerçekçi davranırsa  ancak bundan memnun olur, teşekkür ederiz, çünkü bu yarayı çözmüş olurlar. Ve biz, bu önergenin...  Tabii ki sınırlı süre içerisinde daha gerçekçi, daha rakamsal olarak birtakım şeyleri anlatmak mümkün  değil, ama istenen nedir? Bu toplumsal bir yaradır, bu çalışma hayatının yarasıdır, bir partimiz de, bu  konuyu gelin Mecliste, iktidarıyla muhalefetiyle, bu sorunu, bu toplumsal yarayı çözelim diye  Tüzük'ün verdiği bir yetkiyi istemiştir. Gelin, bir komisyon kuralım, bunu nasıl çözeriz Türkiye'nin  gerçekleri içerisinde diye. Buna her zaman olduğu gibi tepki göstermek, reddetmek yerine bu  çalışmaya imkân verirseniz bundan ancak mutlu oluruz.  BAŞKAN - Sayın Selvi, teşekkür ediyorum.  M. CEVDET SELVİ (Devamla) - Biz, bu önergenin lehine oy vereceğiz.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin aleyhinde, Konya Milletvekili Sayın  Mustafa Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)  MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 657 sayılı Devlet  Memurları Kanunu'nun 4'üncü maddesinin (C) bendi kapsamında çalıştırılan personelin sorunları ve  - 4 0 -
Sayfa 41 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  İşte bu nedenledir ki Tekel işçilerinin namuslu, haklı mücadelelerinin sonunda Danıştay bir karar  vermiş: "Verilen sürenin durdurulmasına." Burada umutlu olmamıza rağmen, Hükümet daha da  aksine davranışlar içerisinde bunu bir fırsat olarak bu yarayı onarma ihtiyacı hissetmemiş ve  dolayısıyla yaşanan diğer şiddet, o çağımıza uygun olmayan, Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentinin  ortasındaki herkesin yüreğini sızlatan olaylar meydana gelmiştir. Danıştayın otuz günlük süreyi  uzatması, durdurmasının sonunda, Anayasa Mahkemesine de bu 4/C konusunu intikal ettirmiştir.  4/C insanlık dışı bir çalışma anlayışıdır. 4/C kölelik anlayışıyla istihdam anlayışıdır.  Eğer bir devlet, kendi çalıştırdığı insanını ekonomik ve demokratik haklarından yoksun bırakıp  bu haksızlığa karşı gelenlere de gazla, biber gazıyla, copla, pis suyla en büyük şiddeti gösteriyorsa  buna söylenecek bir şey yoktur.  Değerli arkadaşlarım, ne kadar söylersek söyleyelim bugüne kadar pek çok duyarlı milletvekili  4/C'lilerin ailelerinin hangi mağduriyet ve bunalım içinde olduğunu bu kürsüden getirip anlattılar.  Cinnetlerin, intiharlann, o yarını ne olacak yaşam standardından birdenbire ücretlerini düşürerek,  sosyal haklarını yok sayarak geleceğini karartan durumu elbette ciddiyetle ele almak gerekir. Bunların  sayısı artmaktadır. Bakın, "babalar gibi" satmaya devam edeceksiniz. Topun ucunda şeker işçileri  vardır. Binlerce işçi hayatı boyunca çalışmış, verilen işi günü gününe yapan bu insanları da mağdur  etmek için bunun üstünde inatlaşılmaktadır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum. Tamamlayın lütfen.  M. CEVDET SELVİ (Devamla) - Ama şunu açıkça söyleyeyim ki, bu baskılar, bu şiddet ne  yazık ki, Türkiye'deki bunalımı artıracak önemli bir boyuta ulaşmıştır. Asgari ücretin durumu bellidir.  Bunlara yapılan iyileştirmeler ortadır, anlam ifade etmemektedir.  O nedenle, bir an önce Türkiye'de iktidarlar görevlerini yerine getirmek mecburiyetindedir.  Sorunları kangren hâline getirmek, sorunları daha da yaygınlaştırmak yerine çözümü bulmak  zorundadır ama ne yazık ki sadece 4/C değil sekiz yılın muhasebesi yapıldığında hiçbir sorun -dış  ilişkilerden, ekonomik, sosyal, siyasal sorunlara- çözülememiş, o sorunlar kangren hâline getirilmiş,  yeni sorunlar yaratılmıştır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  M. CEVDET SELVİ (Devamla) - Biz, bu konuda milletvekillerimizi, iktidar milletvekilleri  Anayasa'ya da intikal eden bu konunun çözümü konusunda eğer daha samimi, gerçekçi davranırsa  ancak bundan memnun olur, teşekkür ederiz, çünkü bu yarayı çözmüş olurlar. Ve biz, bu önergenin...  Tabii ki sınırlı süre içerisinde daha gerçekçi, daha rakamsal olarak birtakım şeyleri anlatmak mümkün  değil, ama istenen nedir? Bu toplumsal bir yaradır, bu çalışma hayatının yarasıdır, bir partimiz de, bu  konuyu gelin Mecliste, iktidarıyla muhalefetiyle, bu sorunu, bu toplumsal yarayı çözelim diye  Tüzük'ün verdiği bir yetkiyi istemiştir. Gelin, bir komisyon kuralım, bunu nasıl çözeriz Türkiye'nin  gerçekleri içerisinde diye. Buna her zaman olduğu gibi tepki göstermek, reddetmek yerine bu  çalışmaya imkân verirseniz bundan ancak mutlu oluruz.  BAŞKAN - Sayın Selvi, teşekkür ediyorum.  M. CEVDET SELVİ (Devamla) - Biz, bu önergenin lehine oy vereceğiz.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin aleyhinde, Konya Milletvekili Sayın  Mustafa Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)  MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 657 sayılı Devlet  Memurları Kanunu'nun 4'üncü maddesinin (C) bendi kapsamında çalıştırılan personelin sorunları ve  - 4 0 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 0 : 1  Milliyetçi Hareket Partisi olarak önerilerimizi ifade etmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Bu  vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  10 Nisan Polis Günü. Türk milletini koruma görevini hiçbir karşı eylem ve tehditten korkmadan  canı pahasına sürdüreceğine duyduğum inançla, Türk polis teşkilatının 165'inci kuruluş yıl dönümünü  en samimi dileklerimle kutluyorum.  10 Nisan 1845 tarihinde kurulmuş bulunan ve bugüne kadar ülkemizde güvenlik ve düzeni  sağlamak ve korumakla görevli Türk polisi, çok zor çalışma koşullarına karşın halkın gurur kaynağı  olmuştur. Her şeyden önce bir fedakârlık mesleği olan polis teşkilatımız, hem vatandaşlarımızın can,  mal ve namusunun korunmasında hem de adaletin tecellisinde önemli bir görev üstlenmiştir. Türk  polisi bu görevlerini üstün bir gayretle yerine getirirken bölücü terör örgütleriyle mücadelede de  takdire şayan basanlar elde etmiştir. Polisin bu meşakkatli görevinde en büyük desteği, milletimizin  kendisine olan güven ve sevgisidir.  Bu duygularla, emniyet teşkilatımızın bugünkü seviyesine gelmesinde emeği geçenlere teşekkür  ediyor, bu vatan ve Türk milleti uğruna canını vermiş aziz şehit polislerimize rahmet, gazilerimize  şükranlarımızı sunuyor ve tüm polis teşkilatına da sevgi ve saygılarımı sunuyorum.  Değerli milletvekilleri, 657 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin (C) bendi kapsamında geçici  personel istihdamı bir yıldan az süreli veya mevsimsel hizmetler için öngörüldüğü hâlde, asli ve  süreklilik arz eden kamu hizmetlerinde her yıl yenilenen sözleşmelerle çalıştırılan geçici personel,  geçici olmaktan uzaklaşmış, sürekli istihdam edilir hâle gelmiştir. Mevcut uygulama kanunun lafzına  da ruhuna da aykındır.  4/C mağduru arkadaşlann hangi hizmetlerde çalıştıklarını siz de biliyorsunuz, içinizde 4/C'lilerin  geçici hizmetlerde, mevsimsel hizmetlerde çalıştınldığını iddia edebilecek bir milletvekili var mı? Bu  arkadaşların hepsi devletin asli ve süreklilik arz eden hizmetlerini ifa etmektedir. Bu nasıl geçicidir?  Üç yıldır gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse Genel Kurulda yaptığım konuşmalarda ilgili  bakanlarımıza ve kurumlarımıza soruyorum, ama cevap alamadım. Allah aşkına, bu insanlar bu  statüde çalışarak emekli oluyor, buna nasıl "geçici" diyebiliyorsunuz? AKP Hükümetinin yaptığı  uygulama açık bir biçimde kanuna aykırıdır. Hukuka aykın uygulamanın yanında, bu insanlar, 4/C  mağdurlan kamuda çalışan emsallerinin sahip oldukları mali ve sosyal haklara sahip olmaksızın  düşük ücretli istihdama zorlanarak yıllardır mağdur edilmektedir. Şimdi soruyorum: Hani eşit iş  yapana eşit ücret verecektiniz? Hani ücret reformunu, personel rejimi reformunu  gerçekleştirecektiniz? Tam yedi buçuk yıl oldu, maalesef bugüne kadar bu konuda hiçbir adım  atmadınız. Bu arkadaşlar 4/C mağdurları olarak anılmaktadır. AKP hükümetlerinin yaptığı uygulama  hukuka da vicdana da insafa da sığmamaktadır.  AKP Hükümeti Tekel işçilerinin haksız olduğunu ileri sürmüştür. Haksız olan bir insan bu kadar  tepki verebilir mi? Hakkını aramayan biri bu kadar zulme, eziyete katlanabilir mi? Haklannı arıyorlar,  haklanm alabilmek için de her şeye katlanıyorlar. Siz işçilere eziyet etmekten, acı çektirmekten zevk  mi alıyorsunuz? Siz Danıştayı, işçileri suçlayacağınıza, Tekelin içki bölümünün deposundaki  mallarından düşük bir fiyatla konsorsiyuma nasıl devredildiğinin, o konsorsiyumun, söz konusu  bölümü 518 milyon dolar havadan kazançla bir Amerikan şirketine nasıl sattığının, Tekelin bütün  birimleriyle yabancılara devredilmiş olmasının ve ardından sigara fabrikalarının kapanışına seyirci  kalmanızın bir hesabını verin. Daha bu yılın başında ithal tütün ve sigaradan alınan fonu kaldırıp,  yabancı şirketlere nasıl kaynak aktardığınızın, yerli üreticiyi nasıl perişan ettiğinizin öncelikle bir  hesabını verin.  - 4 1 -
Sayfa 42 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 0 : 1  Milliyetçi Hareket Partisi olarak önerilerimizi ifade etmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Bu  vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  10 Nisan Polis Günü. Türk milletini koruma görevini hiçbir karşı eylem ve tehditten korkmadan  canı pahasına sürdüreceğine duyduğum inançla, Türk polis teşkilatının 165'inci kuruluş yıl dönümünü  en samimi dileklerimle kutluyorum.  10 Nisan 1845 tarihinde kurulmuş bulunan ve bugüne kadar ülkemizde güvenlik ve düzeni  sağlamak ve korumakla görevli Türk polisi, çok zor çalışma koşullarına karşın halkın gurur kaynağı  olmuştur. Her şeyden önce bir fedakârlık mesleği olan polis teşkilatımız, hem vatandaşlarımızın can,  mal ve namusunun korunmasında hem de adaletin tecellisinde önemli bir görev üstlenmiştir. Türk  polisi bu görevlerini üstün bir gayretle yerine getirirken bölücü terör örgütleriyle mücadelede de  takdire şayan basanlar elde etmiştir. Polisin bu meşakkatli görevinde en büyük desteği, milletimizin  kendisine olan güven ve sevgisidir.  Bu duygularla, emniyet teşkilatımızın bugünkü seviyesine gelmesinde emeği geçenlere teşekkür  ediyor, bu vatan ve Türk milleti uğruna canını vermiş aziz şehit polislerimize rahmet, gazilerimize  şükranlarımızı sunuyor ve tüm polis teşkilatına da sevgi ve saygılarımı sunuyorum.  Değerli milletvekilleri, 657 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin (C) bendi kapsamında geçici  personel istihdamı bir yıldan az süreli veya mevsimsel hizmetler için öngörüldüğü hâlde, asli ve  süreklilik arz eden kamu hizmetlerinde her yıl yenilenen sözleşmelerle çalıştırılan geçici personel,  geçici olmaktan uzaklaşmış, sürekli istihdam edilir hâle gelmiştir. Mevcut uygulama kanunun lafzına  da ruhuna da aykındır.  4/C mağduru arkadaşlann hangi hizmetlerde çalıştıklarını siz de biliyorsunuz, içinizde 4/C'lilerin  geçici hizmetlerde, mevsimsel hizmetlerde çalıştınldığını iddia edebilecek bir milletvekili var mı? Bu  arkadaşların hepsi devletin asli ve süreklilik arz eden hizmetlerini ifa etmektedir. Bu nasıl geçicidir?  Üç yıldır gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse Genel Kurulda yaptığım konuşmalarda ilgili  bakanlarımıza ve kurumlarımıza soruyorum, ama cevap alamadım. Allah aşkına, bu insanlar bu  statüde çalışarak emekli oluyor, buna nasıl "geçici" diyebiliyorsunuz? AKP Hükümetinin yaptığı  uygulama açık bir biçimde kanuna aykırıdır. Hukuka aykın uygulamanın yanında, bu insanlar, 4/C  mağdurlan kamuda çalışan emsallerinin sahip oldukları mali ve sosyal haklara sahip olmaksızın  düşük ücretli istihdama zorlanarak yıllardır mağdur edilmektedir. Şimdi soruyorum: Hani eşit iş  yapana eşit ücret verecektiniz? Hani ücret reformunu, personel rejimi reformunu  gerçekleştirecektiniz? Tam yedi buçuk yıl oldu, maalesef bugüne kadar bu konuda hiçbir adım  atmadınız. Bu arkadaşlar 4/C mağdurları olarak anılmaktadır. AKP hükümetlerinin yaptığı uygulama  hukuka da vicdana da insafa da sığmamaktadır.  AKP Hükümeti Tekel işçilerinin haksız olduğunu ileri sürmüştür. Haksız olan bir insan bu kadar  tepki verebilir mi? Hakkını aramayan biri bu kadar zulme, eziyete katlanabilir mi? Haklannı arıyorlar,  haklanm alabilmek için de her şeye katlanıyorlar. Siz işçilere eziyet etmekten, acı çektirmekten zevk  mi alıyorsunuz? Siz Danıştayı, işçileri suçlayacağınıza, Tekelin içki bölümünün deposundaki  mallarından düşük bir fiyatla konsorsiyuma nasıl devredildiğinin, o konsorsiyumun, söz konusu  bölümü 518 milyon dolar havadan kazançla bir Amerikan şirketine nasıl sattığının, Tekelin bütün  birimleriyle yabancılara devredilmiş olmasının ve ardından sigara fabrikalarının kapanışına seyirci  kalmanızın bir hesabını verin. Daha bu yılın başında ithal tütün ve sigaradan alınan fonu kaldırıp,  yabancı şirketlere nasıl kaynak aktardığınızın, yerli üreticiyi nasıl perişan ettiğinizin öncelikle bir  hesabını verin.  - 4 1 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 4 2 - Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, daha önce bazı torba kanunlarda ve  bütçe kanunlarıyla ilgili görüşmelerde sürekli önergeler verdik. Bu önergelerimizle, 657 sayılı  Kanun'un 4'üncü maddesinin (C) fıkrası kapsamında sözleşmeyle çalıştırılan mevcut geçici  personelin durumlarına uygun memur ya da işçi kadrolarına atanmalarını teklif ettik.  Ayrıca, bu statüde çalışan mevcut personele durumlarına uygun kadroya atama yapılıncaya kadar  kamu kurumlarında çalışan emsallerine ödenen aylık ek gösterge ve tazminatlar dâhil ele geçen  ücretleri almaları hususunu teklif ettik ancak AKP Grubunun oylarıyla reddedildi.  Yine aynı konuda verilmiş kanun teklifleri var, Milliyetçi Hareket Partisi olarak verdiğimiz  kanun teklifi var; komisyon gündeminde görüşülmeyi beklemektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak  verdiğimiz kanun teklifi şu an elimde. 12 Ocak 2010 tarih, 2010/4965 sayı ile Türkiye Büyük Millet  Meclisi Başkanlığına bu kanun teklifini verdik. Bu kanun teklifinde öngördüğümüz hususları kısaca  ifade etmek istiyorum:  Öncelikle bu "4/C fıkrası" dediğimiz 657 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin (C) fıkrası  hükümlerinin yürürlükten kaldırılmasını teklif ettik. Bu yürürlükten kaldırıldıktan sonra da geçici  personelin bir yıl içerisinde durumlarına uygun memur ya da işçi kadrolarına atanmalarını teklif ettik,  ayrıca bunlara da yeni kadrolara atanıncaya kadar emsallerine ödenen ücretlerin ödenmesini  öngördük.  Esasen bu uygulamaya baktığımız zaman, 2004 yılı öncesi 657 sayılı Kanun'un 4/C maddesi  hükümlerine göre geçici personel çalıştırmanın sık uygulanan bir çalışma statüsü olmadığı, çok az  sayıda ve özellik arz eden kısa süreli bazı işlerde uygulandığı anlaşılmakta. Günümüzde hizmet alımı  uygulaması geniş bir alana yaygınlaşmış olup ortaya çıkabilecek geçici işler için böyle bir uygulama  yapılabileceği düşünülmektedir. O nedenle 657 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin (C) fıkrası  hükümlerine ihtiyaç kalmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle bu fıkranın yürürlükten çıkarılmasını  kanun teklifimizde öngörüyoruz.  Değerli milletvekilleri, AKP İktidarı döneminde kamu yönetiminde kadrolaşma, kayırmacılık,  yolsuzluk ve yozlaşma anlayışı hâkimdir. Kamu kurumlarına müdahale edilerek kamu yönetimi  geleneği yok edilmiş, kamu yönetimi, kurum, kural ve çalışanlar bakımından her yönüyle tahrip  edilmiştir. Bugüne kadar kamu yönetimi alanında yapılan, kamu yönetiminde birlik ve bütünlük  ilkesinden tamamen uzak, temel dengeleri tahrip eden, eşitliği zedeleyen, adaletsizliğe yol açan  düzenlemelerdir. Yedi yıldır Hükümet, hatta yedi buçuk yıldır Hükümet, bir yandan kamu  yönetimindeki dengesizlik, verimsizlik ve kalitesizlikten, bürokratik oligarşiden şikâyet etmiş, bir  yandan da bu düzensizlikleri gidermek yerine kullanmak, bu yolla kayırmacılık yapmak tercih  edilmiştir. Kamu hizmetine girişte liyakati ve hakkaniyeti temin maksadıyla çıkarılan merkezî sınav  ve görevde yükselme uygulaması sübjektif değerlendirmelere açık hâle getirilmiş, ana sistemden  uzaklaşılarak sözleşmeli ve geçici istihdam yöntemleri, amacı dışında, istenilen kişiyi işe yerleştirme  aracı olarak kullanılmıştır.  Kamu yönetimindeki yolsuzluk ve yozlaşma büyük boyutlara ulaşmış, işler çoğu zaman meşru  zeminde yürür hâle gelmiştir. Hükümetin vücut dilinden anlamayan personel taciz edilmiş, yıldırma  politikası uygulanmıştır. Terfilerde kayırma esas olmuş, hizmet ihtiyacına bağlı olmaksızın çok sayıda  yeni personel alınmış ve idari görevler siyasi yandaşlarla doldurulmuştur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MUSTAFA KALAYCI (Devamla) - Değerli milletvekilleri, tabii, bir araştırma açılması teklifi  var. Yalnız, konu o kadar açık ki yani verdiğimiz iki maddelik kanun teklifi bu sorunu çözecek
Sayfa 43 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 4 2 - Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, daha önce bazı torba kanunlarda ve  bütçe kanunlarıyla ilgili görüşmelerde sürekli önergeler verdik. Bu önergelerimizle, 657 sayılı  Kanun'un 4'üncü maddesinin (C) fıkrası kapsamında sözleşmeyle çalıştırılan mevcut geçici  personelin durumlarına uygun memur ya da işçi kadrolarına atanmalarını teklif ettik.  Ayrıca, bu statüde çalışan mevcut personele durumlarına uygun kadroya atama yapılıncaya kadar  kamu kurumlarında çalışan emsallerine ödenen aylık ek gösterge ve tazminatlar dâhil ele geçen  ücretleri almaları hususunu teklif ettik ancak AKP Grubunun oylarıyla reddedildi.  Yine aynı konuda verilmiş kanun teklifleri var, Milliyetçi Hareket Partisi olarak verdiğimiz  kanun teklifi var; komisyon gündeminde görüşülmeyi beklemektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak  verdiğimiz kanun teklifi şu an elimde. 12 Ocak 2010 tarih, 2010/4965 sayı ile Türkiye Büyük Millet  Meclisi Başkanlığına bu kanun teklifini verdik. Bu kanun teklifinde öngördüğümüz hususları kısaca  ifade etmek istiyorum:  Öncelikle bu "4/C fıkrası" dediğimiz 657 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin (C) fıkrası  hükümlerinin yürürlükten kaldırılmasını teklif ettik. Bu yürürlükten kaldırıldıktan sonra da geçici  personelin bir yıl içerisinde durumlarına uygun memur ya da işçi kadrolarına atanmalarını teklif ettik,  ayrıca bunlara da yeni kadrolara atanıncaya kadar emsallerine ödenen ücretlerin ödenmesini  öngördük.  Esasen bu uygulamaya baktığımız zaman, 2004 yılı öncesi 657 sayılı Kanun'un 4/C maddesi  hükümlerine göre geçici personel çalıştırmanın sık uygulanan bir çalışma statüsü olmadığı, çok az  sayıda ve özellik arz eden kısa süreli bazı işlerde uygulandığı anlaşılmakta. Günümüzde hizmet alımı  uygulaması geniş bir alana yaygınlaşmış olup ortaya çıkabilecek geçici işler için böyle bir uygulama  yapılabileceği düşünülmektedir. O nedenle 657 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin (C) fıkrası  hükümlerine ihtiyaç kalmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle bu fıkranın yürürlükten çıkarılmasını  kanun teklifimizde öngörüyoruz.  Değerli milletvekilleri, AKP İktidarı döneminde kamu yönetiminde kadrolaşma, kayırmacılık,  yolsuzluk ve yozlaşma anlayışı hâkimdir. Kamu kurumlarına müdahale edilerek kamu yönetimi  geleneği yok edilmiş, kamu yönetimi, kurum, kural ve çalışanlar bakımından her yönüyle tahrip  edilmiştir. Bugüne kadar kamu yönetimi alanında yapılan, kamu yönetiminde birlik ve bütünlük  ilkesinden tamamen uzak, temel dengeleri tahrip eden, eşitliği zedeleyen, adaletsizliğe yol açan  düzenlemelerdir. Yedi yıldır Hükümet, hatta yedi buçuk yıldır Hükümet, bir yandan kamu  yönetimindeki dengesizlik, verimsizlik ve kalitesizlikten, bürokratik oligarşiden şikâyet etmiş, bir  yandan da bu düzensizlikleri gidermek yerine kullanmak, bu yolla kayırmacılık yapmak tercih  edilmiştir. Kamu hizmetine girişte liyakati ve hakkaniyeti temin maksadıyla çıkarılan merkezî sınav  ve görevde yükselme uygulaması sübjektif değerlendirmelere açık hâle getirilmiş, ana sistemden  uzaklaşılarak sözleşmeli ve geçici istihdam yöntemleri, amacı dışında, istenilen kişiyi işe yerleştirme  aracı olarak kullanılmıştır.  Kamu yönetimindeki yolsuzluk ve yozlaşma büyük boyutlara ulaşmış, işler çoğu zaman meşru  zeminde yürür hâle gelmiştir. Hükümetin vücut dilinden anlamayan personel taciz edilmiş, yıldırma  politikası uygulanmıştır. Terfilerde kayırma esas olmuş, hizmet ihtiyacına bağlı olmaksızın çok sayıda  yeni personel alınmış ve idari görevler siyasi yandaşlarla doldurulmuştur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MUSTAFA KALAYCI (Devamla) - Değerli milletvekilleri, tabii, bir araştırma açılması teklifi  var. Yalnız, konu o kadar açık ki yani verdiğimiz iki maddelik kanun teklifi bu sorunu çözecek  TBMM B:84 8 . 4 . 2010 0 : 1  - 4 3 - niteliktedir. Ayrıca, araştırma yaparak zaman kaybına meydan vermemek açısından, bir an önce,  komisyonda gündemde bekleyen Milliyetçi Hareket Partisi kanun teklifinin, 4/C'li mağdurların  durumlarına uygun memur ve işçi kadrolarına alınmasını öngören kanun teklifimizin hızla  komisyonda görüşülüp Genel Kurula indirilmesiyle ve sizlerin vereceği destekle bu sorunun  çözüleceğine yürekten inanıyorum. Bu vesileyle desteklerinizi bekliyorum.  Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.  Grup önerisini oylarınıza sunuyorum...  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyoruz.  BAŞKAN - Yoklama talebi vardır.  Sayın Kıhçdaroğlu, Sayın Selvi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Oksal, Sayın Öğüt, Sayın Köse, Sayın  Arat, Sayın Çakır, Sayın Yalçınkaya, Sayın Barış, Sayın Tütüncü, Sayın Paçarız, Sayın Diren, Sayın  Bingöl, Sayın Seçer, Sayın Hacaloğlu, Sayın Aydoğan, Sayın Unsal, Sayın Karaibrahim, Sayın  Günday, Sayın Altay.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 15.02
Sayfa 44 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2010 0 : 1  - 4 3 - niteliktedir. Ayrıca, araştırma yaparak zaman kaybına meydan vermemek açısından, bir an önce,  komisyonda gündemde bekleyen Milliyetçi Hareket Partisi kanun teklifinin, 4/C'li mağdurların  durumlarına uygun memur ve işçi kadrolarına alınmasını öngören kanun teklifimizin hızla  komisyonda görüşülüp Genel Kurula indirilmesiyle ve sizlerin vereceği destekle bu sorunun  çözüleceğine yürekten inanıyorum. Bu vesileyle desteklerinizi bekliyorum.  Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.  Grup önerisini oylarınıza sunuyorum...  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyoruz.  BAŞKAN - Yoklama talebi vardır.  Sayın Kıhçdaroğlu, Sayın Selvi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Oksal, Sayın Öğüt, Sayın Köse, Sayın  Arat, Sayın Çakır, Sayın Yalçınkaya, Sayın Barış, Sayın Tütüncü, Sayın Paçarız, Sayın Diren, Sayın  Bingöl, Sayın Seçer, Sayın Hacaloğlu, Sayın Aydoğan, Sayın Unsal, Sayın Karaibrahim, Sayın  Günday, Sayın Altay.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 15.02  TBMM B:84 8 . 4 . 2010 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisinin, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş  önerisinin oylanmasına geçmeden önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı  bulunamamıştı.  Şimdi elektronik cihazla tekrar yoklama yapacağım.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VIII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  /.- (10/449) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi ( Devam)  BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri  reddedilmiştir.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  2.- (10/489) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi  Tarih: 08.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 08.04.2010 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti  Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu  Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.  Saygılarımla.  Mehmet Şandır  Mersin  MHP Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması  Yapılmasına Dair Öngörüşmeler kısmında yer alan 10/489 esas numaralı, "Emniyet Teşkilatı  mensuplarının çalışma şartlarındaki ve özlük haklarındaki sorunların araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla" Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince  Meclis araştırması önergelerinin görüşmelerinin Genel Kurulun 08.04.2010 Perşembe günkü  birleşiminde yapılması önerilmiştir.  - 4 4 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 15.17  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)
Sayfa 45 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2010 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisinin, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş  önerisinin oylanmasına geçmeden önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı  bulunamamıştı.  Şimdi elektronik cihazla tekrar yoklama yapacağım.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VIII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  /.- (10/449) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi ( Devam)  BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri  reddedilmiştir.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  2.- (10/489) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi  Tarih: 08.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 08.04.2010 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti  Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu  Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.  Saygılarımla.  Mehmet Şandır  Mersin  MHP Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması  Yapılmasına Dair Öngörüşmeler kısmında yer alan 10/489 esas numaralı, "Emniyet Teşkilatı  mensuplarının çalışma şartlarındaki ve özlük haklarındaki sorunların araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla" Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince  Meclis araştırması önergelerinin görüşmelerinin Genel Kurulun 08.04.2010 Perşembe günkü  birleşiminde yapılması önerilmiştir.  - 4 4 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 15.17  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde ilk söz, Mersin Milletvekili Sayın  Behiç Çelik'e aittir.  Buyurun Sayın Çelik. (MHP sıralarından alkışlar)  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu  tarafından (10/489) esas numaralı emniyet teşkilatı mensuplarının çalışma şartlan ve özlük haklan  sorunlannın araştınlarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılması için söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Kahraman Türk polisi, kuruluş tarihi olan 10 Nisan 1845'ten bu yana ülkenin dirlik ve düzeni,  huzur ve güveni, asayişin temini bakımından oldukça önemli hizmetler ifa etmiş, savaşta cephede  savaşmış, terör, isyan ve aynlıkçılık hareketlerinde antiterör mücadelesini yürütmüş, suç ve suçlu  ile canını dişine takarak mücadele vermiş, bunu yaparken de şehitler ve gaziler vermiş bir ocağın  mensuplarıdır. Polis marşında dediği gibi: "Hudutta ordu bekler, dahilde biz bekleriz. Biz kanunu,  rejimi koruyan polisleriz."  Değerli milletvekilleri, Türk polis teşkilatı 165 yıldır ülkesine ve milletine çok zor şartlar altında  şerefle hizmet etmektedir, etmiştir. Geçen zaman içerisinde hizmet kalitesinin ve eğitim seviyesinin  yükselmesi amacıyla Polis Akademisine bağlı Güvenlik Bilimleri Fakültesi kurulmuştur. Polis  okulları iki yıllık meslek yüksekokulu hâline dönüştürülmüştür. Bugün polisimizin yüzde 70'inin  eğitim seviyesi üniversite düzeyine gelmiştir. Bu, çok sevindiricidir. Mevcut polislerimizin yüzde  P i ortaokul, yüzde 21'i lise, yüzde 52'si ön lisans ve yüzde 26'sı ise lisans mezunu durumuna  gelmiştir. Devletimizin en köklü kuruluşundan olan polis teşkilatımız bugün 200 bini aşan  personeliyle ülkemizin huzur ve güvenliği için çalışmalannı başanyla sürdürmektedir.  Avrupa ülkelerinde ortalama 250 kişiye bir 1 polis düşmektedir. Ülkemizde ise bu rakam 313'tür.  Emniyet teşkilatımızın da hedefi, 250 vatandaşımıza 1 polis düşmesi şeklinde kadrolaşmaktır. 20  bini İstanbul için olmak üzere 45 bin polisin derhâl alınmasında, güvenliğimiz açısından fayda  mülahaza etmekteyiz.  Avrupa Birliğine giriş sürecinde polisin ve jandarmanın temel insan haklarına saygılı,  nezarethane koşullarının mümkün olduğunca iyi, sanık haklannın gözetiliyor olması önemli bir  gelişmedir ancak bu iyi uygulamalann devamı istenirken âdeta suçluyu daha güçlü konuma getirme  çabaları, asayişsizliğin özendirilmesi, devlete olan güven duygusunun sarsılması, bilinçli olarak,  gelen her AB heyetinin soluğu hassas bölgelerde alması polisin göreve olan aşkının şiddetini  azaltmakta ve maneviyatını bozmaktadır.  İğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batınrsak, teşkilat içerisinde çok az da olsa çürük elmaların  olduğu da bir gerçektir. İmajı ve makamı koruma telaşında olan birtakım amirler, teşkilatın yetki,  imkân ve gücünü tehlikeli bir şekilde dönüştürmeye tevessül edebiliyorlar. Bu sebeple disiplinsizlik  egemen olmaya başlıyor. Disiplinsiz ve keyfî polis, hukuk devleti için en büyük tehdit unsuru hâline  gelebiliyor. Bunlann önlemi de derhâl alınmalıdır.  Değerli milletvekilleri, polisin moral, etik, insani değerleri yüceltilerek güç kullanma yetki ve  imkânları artırılmalıdır. Polis, Türk devletinin varoluş simgesidir. Asla caydıncılığı  gölgelendirilmemelidir. Gerek Ceza Kanunu gerek Ceza Muhakemeleri Kanunu ile polisin elinden  alınan yetkiler tekrar verilmeli, önleyici zabıta güç ve kudreti sağlanmalıdır.  Soruşturma ve kovuşturmada şahsi kusur dışında polise mutlaka sahip çıkılacak sistemler  kurulmalıdır. Polisin maaş imkânları artırılmalı, polis çocuklarının okumalarında kolaylıklar  sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.  - 4 5 -
Sayfa 46 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde ilk söz, Mersin Milletvekili Sayın  Behiç Çelik'e aittir.  Buyurun Sayın Çelik. (MHP sıralarından alkışlar)  BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu  tarafından (10/489) esas numaralı emniyet teşkilatı mensuplarının çalışma şartlan ve özlük haklan  sorunlannın araştınlarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılması için söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Kahraman Türk polisi, kuruluş tarihi olan 10 Nisan 1845'ten bu yana ülkenin dirlik ve düzeni,  huzur ve güveni, asayişin temini bakımından oldukça önemli hizmetler ifa etmiş, savaşta cephede  savaşmış, terör, isyan ve aynlıkçılık hareketlerinde antiterör mücadelesini yürütmüş, suç ve suçlu  ile canını dişine takarak mücadele vermiş, bunu yaparken de şehitler ve gaziler vermiş bir ocağın  mensuplarıdır. Polis marşında dediği gibi: "Hudutta ordu bekler, dahilde biz bekleriz. Biz kanunu,  rejimi koruyan polisleriz."  Değerli milletvekilleri, Türk polis teşkilatı 165 yıldır ülkesine ve milletine çok zor şartlar altında  şerefle hizmet etmektedir, etmiştir. Geçen zaman içerisinde hizmet kalitesinin ve eğitim seviyesinin  yükselmesi amacıyla Polis Akademisine bağlı Güvenlik Bilimleri Fakültesi kurulmuştur. Polis  okulları iki yıllık meslek yüksekokulu hâline dönüştürülmüştür. Bugün polisimizin yüzde 70'inin  eğitim seviyesi üniversite düzeyine gelmiştir. Bu, çok sevindiricidir. Mevcut polislerimizin yüzde  P i ortaokul, yüzde 21'i lise, yüzde 52'si ön lisans ve yüzde 26'sı ise lisans mezunu durumuna  gelmiştir. Devletimizin en köklü kuruluşundan olan polis teşkilatımız bugün 200 bini aşan  personeliyle ülkemizin huzur ve güvenliği için çalışmalannı başanyla sürdürmektedir.  Avrupa ülkelerinde ortalama 250 kişiye bir 1 polis düşmektedir. Ülkemizde ise bu rakam 313'tür.  Emniyet teşkilatımızın da hedefi, 250 vatandaşımıza 1 polis düşmesi şeklinde kadrolaşmaktır. 20  bini İstanbul için olmak üzere 45 bin polisin derhâl alınmasında, güvenliğimiz açısından fayda  mülahaza etmekteyiz.  Avrupa Birliğine giriş sürecinde polisin ve jandarmanın temel insan haklarına saygılı,  nezarethane koşullarının mümkün olduğunca iyi, sanık haklannın gözetiliyor olması önemli bir  gelişmedir ancak bu iyi uygulamalann devamı istenirken âdeta suçluyu daha güçlü konuma getirme  çabaları, asayişsizliğin özendirilmesi, devlete olan güven duygusunun sarsılması, bilinçli olarak,  gelen her AB heyetinin soluğu hassas bölgelerde alması polisin göreve olan aşkının şiddetini  azaltmakta ve maneviyatını bozmaktadır.  İğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batınrsak, teşkilat içerisinde çok az da olsa çürük elmaların  olduğu da bir gerçektir. İmajı ve makamı koruma telaşında olan birtakım amirler, teşkilatın yetki,  imkân ve gücünü tehlikeli bir şekilde dönüştürmeye tevessül edebiliyorlar. Bu sebeple disiplinsizlik  egemen olmaya başlıyor. Disiplinsiz ve keyfî polis, hukuk devleti için en büyük tehdit unsuru hâline  gelebiliyor. Bunlann önlemi de derhâl alınmalıdır.  Değerli milletvekilleri, polisin moral, etik, insani değerleri yüceltilerek güç kullanma yetki ve  imkânları artırılmalıdır. Polis, Türk devletinin varoluş simgesidir. Asla caydıncılığı  gölgelendirilmemelidir. Gerek Ceza Kanunu gerek Ceza Muhakemeleri Kanunu ile polisin elinden  alınan yetkiler tekrar verilmeli, önleyici zabıta güç ve kudreti sağlanmalıdır.  Soruşturma ve kovuşturmada şahsi kusur dışında polise mutlaka sahip çıkılacak sistemler  kurulmalıdır. Polisin maaş imkânları artırılmalı, polis çocuklarının okumalarında kolaylıklar  sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.  - 4 5 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  Arkadaşlar, polis gerek önleyici ve gerekse adli görevler yapar. Kamu düzenini bozucu bir suç  işlendiğinde adli polis delilleri toplamak, suç işleyen şahıslan yakalamak, cumhuriyet savcısı adına  soruşturmayı yürütmek ve suçlulan adalete teslim etmekle mükelleftir. Nitekim 2559 sayılı Kanun  da bu keyfiyeti düzenlemektedir.  Sosyal ve genel düzenle ilgili kanun, nizam ve emirlerin yapılmasını sağlayan, suçu oluşundan  evvel önleyici tedbirleri alan polis ise önleyici polistir, idari polistir. İdari kolluğun en belirgin özelliği  önleyici nitelikte olmasıdır. İdare, kanunlann suç saydığı fiillerin oluşmaması için önceden bazı  önlemler alır ve uygular, emir ve yasaklar koyar, gerektiğinde kuvvet kullanarak bu faaliyetleri  engeller. İdari kolluk, kural olarak suçlulan izleyici, delilleri toplayıcı değil; düzenleyici, önleyici ve  durdurucudur.  Değerli milletvekilleri, İçişleri Bakanlığına bağlı olmasına rağmen Emniyet Genel  Müdürlüğünün ayrı bir bütçeye sahip olması teşkilata verilen önemin bir göstergesidir. Kurumsal  gelişim için gösterilen çabalar, polisimizin çalışma koşulları ve aldıkları ücrete maalesef  yansımamaktadır. Polisimiz diğer devlet memurlanndan daha fazla çalışmaktadır ve ne taşıdığı riskin  ne de verdiği hizmetin karşılığını tam olarak alamamaktadır. Polislik zorlu ve sıkıntılı bir meslektir,  risk mesleğidir. Bu sebeple son on yılda 276 polisimiz ne yazık ki intihar etmiştir; 102 polis şehit  olmuş, toplam 1.556 polis görev sırasında veya görevin yarattığı meslek hastalığından vefat etmiştir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakan tarafından 2007 yılı genel seçimleri öncesi maaş  artışlarıyla ilgili polislerimize söz verilmiştir. Üzülerek söylüyorum, şu ana kadar, 2007'den bu yana  polisimizin maaşında ve özlük haklarında kayda değer bir gelişme olmamıştır.  Ülkemizde cezaevlerinin 100 bini aşan rakamla son otuz yıldaki en yüksek doluluk oranına  ulaşmış olması da ayrıca dikkat çekicidir. Bu durum polisimizin suça karşı etkin mücadelesindeki  başarısını göstermekle birlikte, bu rakamların AKP İktidarının ekonomide basiretsiz politikalarının  sonucunda ekonomik sıkıntılar içerisinde suç işlemeye yönelinmesi bir etkendir. AKP'nin ekonomide  çeteleşme, kayırmacılık, soygun, vurgun, talan, yolsuzluk gibi toplumsal vahamet yansımaları bunun  en önemli sonucudur.  Arkadaşlar, öte yandan, özellikle büyük kent merkezleri ve bilhassa Doğu ve Güneydoğu  Anadolu'da terör faaliyetlerinde görülen artış yine AKP'nin iç ve dış güvenlik politikalarında ve  işbirlikçi politikalannın bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. AKP'nin takip ettiği yanlış güvenlik  politikaları bir yandan Türk milletinin millî birliğini zedelerken, diğer taraftan da terör eylemlerinin  tırmanmasına elverişli iklimi oluşturmuştur. MHP olarak büyük Türk milletine kurulan tuzağın  farkındayız.  Değerli milletvekilleri, tüm bu tablolara rağmen, karanlık tabloya rağmen, yinelersem, Başbakan  tarafından söz verilmesine rağmen, polisimizin özlük hakları, çalışma saatleri ve koşulları gibi  alanlarda diğer devlet memurlarına sağlanan imkânlar mutlaka sağlanmalıdır. İktidarın polise verdiği  söz havada kalmasın. Namusumuzu, canımızı emanet ettiğimiz polisimizi ortada bırakmayalım, yoksa  yanlış yapmış oluruz.  Emniyet teşkilatı gece gündüz, üstün gayret ve fedakârlıklarla çalışmasına rağmen, özlük hakları  maalesef, tekrar ediyorum, iç açıcı değildir. Polisler 657 sayılı Kanun kapsamında özlük haklanndan  yararlanmakta ama diğer memurlardan...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  ...çok zor ve riskli bir görev yapmaktadır. Bu itibarla emniyet müdürleri olsun, diğer emniyet  görevlileri olsun kendileriyle eş değer diğer kamu görevlilerine eşit maaşa kavuşturulması  - 4 6 -
Sayfa 47 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  Arkadaşlar, polis gerek önleyici ve gerekse adli görevler yapar. Kamu düzenini bozucu bir suç  işlendiğinde adli polis delilleri toplamak, suç işleyen şahıslan yakalamak, cumhuriyet savcısı adına  soruşturmayı yürütmek ve suçlulan adalete teslim etmekle mükelleftir. Nitekim 2559 sayılı Kanun  da bu keyfiyeti düzenlemektedir.  Sosyal ve genel düzenle ilgili kanun, nizam ve emirlerin yapılmasını sağlayan, suçu oluşundan  evvel önleyici tedbirleri alan polis ise önleyici polistir, idari polistir. İdari kolluğun en belirgin özelliği  önleyici nitelikte olmasıdır. İdare, kanunlann suç saydığı fiillerin oluşmaması için önceden bazı  önlemler alır ve uygular, emir ve yasaklar koyar, gerektiğinde kuvvet kullanarak bu faaliyetleri  engeller. İdari kolluk, kural olarak suçlulan izleyici, delilleri toplayıcı değil; düzenleyici, önleyici ve  durdurucudur.  Değerli milletvekilleri, İçişleri Bakanlığına bağlı olmasına rağmen Emniyet Genel  Müdürlüğünün ayrı bir bütçeye sahip olması teşkilata verilen önemin bir göstergesidir. Kurumsal  gelişim için gösterilen çabalar, polisimizin çalışma koşulları ve aldıkları ücrete maalesef  yansımamaktadır. Polisimiz diğer devlet memurlanndan daha fazla çalışmaktadır ve ne taşıdığı riskin  ne de verdiği hizmetin karşılığını tam olarak alamamaktadır. Polislik zorlu ve sıkıntılı bir meslektir,  risk mesleğidir. Bu sebeple son on yılda 276 polisimiz ne yazık ki intihar etmiştir; 102 polis şehit  olmuş, toplam 1.556 polis görev sırasında veya görevin yarattığı meslek hastalığından vefat etmiştir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakan tarafından 2007 yılı genel seçimleri öncesi maaş  artışlarıyla ilgili polislerimize söz verilmiştir. Üzülerek söylüyorum, şu ana kadar, 2007'den bu yana  polisimizin maaşında ve özlük haklarında kayda değer bir gelişme olmamıştır.  Ülkemizde cezaevlerinin 100 bini aşan rakamla son otuz yıldaki en yüksek doluluk oranına  ulaşmış olması da ayrıca dikkat çekicidir. Bu durum polisimizin suça karşı etkin mücadelesindeki  başarısını göstermekle birlikte, bu rakamların AKP İktidarının ekonomide basiretsiz politikalarının  sonucunda ekonomik sıkıntılar içerisinde suç işlemeye yönelinmesi bir etkendir. AKP'nin ekonomide  çeteleşme, kayırmacılık, soygun, vurgun, talan, yolsuzluk gibi toplumsal vahamet yansımaları bunun  en önemli sonucudur.  Arkadaşlar, öte yandan, özellikle büyük kent merkezleri ve bilhassa Doğu ve Güneydoğu  Anadolu'da terör faaliyetlerinde görülen artış yine AKP'nin iç ve dış güvenlik politikalarında ve  işbirlikçi politikalannın bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. AKP'nin takip ettiği yanlış güvenlik  politikaları bir yandan Türk milletinin millî birliğini zedelerken, diğer taraftan da terör eylemlerinin  tırmanmasına elverişli iklimi oluşturmuştur. MHP olarak büyük Türk milletine kurulan tuzağın  farkındayız.  Değerli milletvekilleri, tüm bu tablolara rağmen, karanlık tabloya rağmen, yinelersem, Başbakan  tarafından söz verilmesine rağmen, polisimizin özlük hakları, çalışma saatleri ve koşulları gibi  alanlarda diğer devlet memurlarına sağlanan imkânlar mutlaka sağlanmalıdır. İktidarın polise verdiği  söz havada kalmasın. Namusumuzu, canımızı emanet ettiğimiz polisimizi ortada bırakmayalım, yoksa  yanlış yapmış oluruz.  Emniyet teşkilatı gece gündüz, üstün gayret ve fedakârlıklarla çalışmasına rağmen, özlük hakları  maalesef, tekrar ediyorum, iç açıcı değildir. Polisler 657 sayılı Kanun kapsamında özlük haklanndan  yararlanmakta ama diğer memurlardan...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  ...çok zor ve riskli bir görev yapmaktadır. Bu itibarla emniyet müdürleri olsun, diğer emniyet  görevlileri olsun kendileriyle eş değer diğer kamu görevlilerine eşit maaşa kavuşturulması  - 4 6 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  gerekmektedir. Özellikle emniyet mensuplarının, emeklilerinin aldığı emekli maaşının yüzde 40  oranında, emekli olunca, asli maaşından daha az olduğunu görmekteyiz.  Bu duygularla, sayısı 200 bini geçen emniyet teşkilatımıza saygılar sunuyoruz, 10 Nisan Polis  Günü'nü kutluyoruz ve Meclis araştırma önergemizin yüce heyetinizce kabulünü arz ve talep  ediyoruz. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Malatya Milletvekili Sayın Öznur Çalık.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kahraman polis teşkilatımızın  kuruluşunun 165'inci yıl dönümü ve Polis Haftası nedeniyle şahsım adına söz almış bulunuyorum.  Konuşmama başlamadan önce yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Polis teşkilatımız kendisini sürekli geliştirerek çağın gereksinimlerine uygun biçimde kendini  yenilemiş ve bugün uluslararası alanda saygı duyulan bir teşkilat hâlini almıştır. Asya ile Avrupa  arasında bir köprü vazifesi gören ülkemizin karşılaştığı, başta terör olmak üzere, yasa dışı pek çok  sorunla mücadelede tecrübeli idarecilerimiz ve teşkilatıyla sayısız başarılara imza atmıştır polis  teşkilatımız. Yine polis teşkilatımız, ülkemizin eğitim düzeyine uygun olarak eğitim çıtasını çok  ciddi manada yükseltmiştir. 1913 Polis Nizamnamesi'ne göre polis adayının seçiminde okuma ve  yazmasının olması, yazısının okunaklı olması, imlasının düzgün olması, okuduğunu anlayacak ve  tekrar edecek zekâ gücüne sahip olması özelliği aranmaktaydı. Şimdi ise yüksekokul şartı  aranmaktadır.  Değerli milletvekilleri, Emniyet Genel Müdürlüğümüz bugünkü yapısıyla 81 il emniyet  müdürlüğü, 408 ilçe emniyet müdürlüğü, 476 ilçe emniyet amirliği, 1.313 adet polis merkeziyle,  kendi görev alanlarında yaklaşık 210 bin personeliyle iç güvenlik hizmeti sunmaktadır.  Polisimizin ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak AK PARTİ İktidarları döneminde çok  önemli adımlar atıldı. Bu bağlamda, polis teşkilatının hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerine büyük  önem verdik. Polis meslek yüksekokullarının sayısını artırdık. Ayrıca, dört yıllık fakülte mezunlarının  altı aylık eğitimden sonra polis memuru olarak teşkilata katılmasını sağlayan yasal düzenlemeyi  yaptık. Bu amaçla 9 polis meslek eğitim merkezi açtık. Polis meslek eğitim merkezi müdürlüklerinden  bugüne kadar 14 bin dolayında polis memurumuz mezun olmuştur.  Polis okullarının polis meslek yüksekokullarına dönüştürülmesi ve üniversite mezunlarının polis  meslek eğitim merkezlerine alınmasıyla üniversite mezunu polis memurlarımızın oranı teşkilatta  yüzde 75'e ulaşmıştır.  Geçtiğimiz yıl iki yüz elli farklı konuda düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetlerine yaklaşık  100 bin polisimiz katılmış ve bu, her yıl devam etmektedir.  Dış temsilciliklerimizin koruma misyonlarında, Birleşmiş Milletlerin barış misyonlarında,  Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi çeşitli görevlerde 730 bin polisimiz ülkemizi  başarıyla uluslararası alanlarda temsil etmektedir. Bununla beraber, polisimiz, suçla mücadeledeki  etkinlik ve başarısını uluslararası eğitimlerle diğer ülke polis teşkilatlarına da aktarmaktadır. Gerek  hizmet öncesi gerek hizmet içi eğitimlerle öyle bir noktaya ulaşıldı ki, bugün polisimiz birçok yabancı  ülke polisini eğitir düzeye gelmiştir.  2008 yılı içerisinde 16 ülkeden 1.621 yabancı ülke polisine kendi ülkelerinde eğitimler  verilmiştir. Ayrıca, yine bu yıl içerisinde 19 ülkeden 646 yabancı ülke polisi ülkemizde Türk polisi  tarafından eğitilmiştir. Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültemizde hâlen 20 ülkeden 291  - 4 7 -
Sayfa 48 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  gerekmektedir. Özellikle emniyet mensuplarının, emeklilerinin aldığı emekli maaşının yüzde 40  oranında, emekli olunca, asli maaşından daha az olduğunu görmekteyiz.  Bu duygularla, sayısı 200 bini geçen emniyet teşkilatımıza saygılar sunuyoruz, 10 Nisan Polis  Günü'nü kutluyoruz ve Meclis araştırma önergemizin yüce heyetinizce kabulünü arz ve talep  ediyoruz. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çelik.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Malatya Milletvekili Sayın Öznur Çalık.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kahraman polis teşkilatımızın  kuruluşunun 165'inci yıl dönümü ve Polis Haftası nedeniyle şahsım adına söz almış bulunuyorum.  Konuşmama başlamadan önce yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Polis teşkilatımız kendisini sürekli geliştirerek çağın gereksinimlerine uygun biçimde kendini  yenilemiş ve bugün uluslararası alanda saygı duyulan bir teşkilat hâlini almıştır. Asya ile Avrupa  arasında bir köprü vazifesi gören ülkemizin karşılaştığı, başta terör olmak üzere, yasa dışı pek çok  sorunla mücadelede tecrübeli idarecilerimiz ve teşkilatıyla sayısız başarılara imza atmıştır polis  teşkilatımız. Yine polis teşkilatımız, ülkemizin eğitim düzeyine uygun olarak eğitim çıtasını çok  ciddi manada yükseltmiştir. 1913 Polis Nizamnamesi'ne göre polis adayının seçiminde okuma ve  yazmasının olması, yazısının okunaklı olması, imlasının düzgün olması, okuduğunu anlayacak ve  tekrar edecek zekâ gücüne sahip olması özelliği aranmaktaydı. Şimdi ise yüksekokul şartı  aranmaktadır.  Değerli milletvekilleri, Emniyet Genel Müdürlüğümüz bugünkü yapısıyla 81 il emniyet  müdürlüğü, 408 ilçe emniyet müdürlüğü, 476 ilçe emniyet amirliği, 1.313 adet polis merkeziyle,  kendi görev alanlarında yaklaşık 210 bin personeliyle iç güvenlik hizmeti sunmaktadır.  Polisimizin ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak AK PARTİ İktidarları döneminde çok  önemli adımlar atıldı. Bu bağlamda, polis teşkilatının hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerine büyük  önem verdik. Polis meslek yüksekokullarının sayısını artırdık. Ayrıca, dört yıllık fakülte mezunlarının  altı aylık eğitimden sonra polis memuru olarak teşkilata katılmasını sağlayan yasal düzenlemeyi  yaptık. Bu amaçla 9 polis meslek eğitim merkezi açtık. Polis meslek eğitim merkezi müdürlüklerinden  bugüne kadar 14 bin dolayında polis memurumuz mezun olmuştur.  Polis okullarının polis meslek yüksekokullarına dönüştürülmesi ve üniversite mezunlarının polis  meslek eğitim merkezlerine alınmasıyla üniversite mezunu polis memurlarımızın oranı teşkilatta  yüzde 75'e ulaşmıştır.  Geçtiğimiz yıl iki yüz elli farklı konuda düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetlerine yaklaşık  100 bin polisimiz katılmış ve bu, her yıl devam etmektedir.  Dış temsilciliklerimizin koruma misyonlarında, Birleşmiş Milletlerin barış misyonlarında,  Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi çeşitli görevlerde 730 bin polisimiz ülkemizi  başarıyla uluslararası alanlarda temsil etmektedir. Bununla beraber, polisimiz, suçla mücadeledeki  etkinlik ve başarısını uluslararası eğitimlerle diğer ülke polis teşkilatlarına da aktarmaktadır. Gerek  hizmet öncesi gerek hizmet içi eğitimlerle öyle bir noktaya ulaşıldı ki, bugün polisimiz birçok yabancı  ülke polisini eğitir düzeye gelmiştir.  2008 yılı içerisinde 16 ülkeden 1.621 yabancı ülke polisine kendi ülkelerinde eğitimler  verilmiştir. Ayrıca, yine bu yıl içerisinde 19 ülkeden 646 yabancı ülke polisi ülkemizde Türk polisi  tarafından eğitilmiştir. Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültemizde hâlen 20 ülkeden 291  - 4 7 - T B M M B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 4 8 - yabancı uyruklu öğrenci eğitim görmektedir ve biz, polis teşkilatımızın bu uluslararası imajı ve  prestijiyle gerçekten övünüyoruz.  Kıymetli arkadaşlar, büyük fedakârlıklarla hizmet sunan emniyet mensuplarımıza sağladığımız  imkânların onların çabalarının tam karşılığı olmadığını tabii ki biliyoruz. Geçtiğimiz süreçte,  Hükümetimiz döneminde bazı iyileştirmeler yapılmış olmakla birlikte bunun da yeterli olmadığını  tabii ki biliyoruz. Yine, imkân ve fırsatlar elverdiğinde bu konuda Hükümet olarak, AK PARTİ  İktidarı olarak gerekenin yapılacağından hiç endişeniz olmasın.  Nitekim, 2008 yılı içerisinde yapılan ayarlamalarla, polis memurlarımız -yeni atamayla, memur  maaşlarına- yaklaşık 2 milyon maaş almaktadır. Diğer yandan, TOKİ Başkanlığıyla imzalanan  protokol gereği, 2005-2008 yılları arasında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ağırlıklı olmak  üzere, 6.658 adet lojman teslim edilmiştir. Emniyet personelimize, yine TOKİ aracılığıyla lojmanları  tahsis ederek hizmet sunmaktayız. TOKİ'nin bu konudaki çalışmaları artarak devam etmektedir.  Yine, iç güvenlik hizmetlerinde teşkilatlarımızın modernizasyonunu, en son araç gereçleri ve  teknolojiyi kullanmasını çok önemli görüyoruz. Ama modernizasyonu sadece araç ve gereçle ve  binayla değil, bu modernleşme sürecinde zihinsel dönüşümün aktif rol almasını da gerekli görüyoruz.  Güvenlik alanında olması gereken zihinsel dönüşümün en önemli noktası da "hukukun üstünlüğü"  ilkesinin benimsenmiş olmasıdır. Bununla birlikte sivil katılım ve denetime açıklık, şeffaflık, hesap  verilebilirlik gibi çağdaş niteliklere sahip bir güvenlik teşkilatı oluşturmayı da amaç edindik. Bu  vesileyle de teşkilatımıza tekrar teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz.  Polis ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak AK PARTİ döneminde, İktidarımız döneminde  yine çok önemli atılımlar yaptık. Bu yapılan atılımlar ve çalışmalarla birlikte, verilen bu önergenin  aleyhinde söz almış olmamla birlikte bizim bu çalışmaları memnuniyetle desteklediğimizin ve ileriye  dönük yapılacak polis memurlarımızın ve emniyet teşkilatımızın özlük haklarının iyileştirilmesiyle  ilgili olarak çalışmalarımızın devam edeceğinin bilinmesini gönülden arzu etmekteyiz.  Ayrıca, teknoloji olarak yine MOBESE sisteminin bütün şehirlerimizde yaygınlaştırılması  yönündeki çalışmalarımız da hızla devam etmektedir. MOBESE sistemimiz özellikle turizm  bölgelerimizdeki ilçelerimize çok ciddi ve çok güçlü hizmetler sunmaktadır.  Yunuslarımız çok önemli hizmetleri milletimize sunmaktadır.  Canıyla, malıyla ülkeye fedakârlıkta bulunan emniyet teşkilatımızın yapmış olduğu mücadeleyi  hepimiz takdirle karşılamaktayız. Bu vesileyle, bu önergenin aleyhinde olmakla birlikte, bir kez daha  emniyet teşkilatımızın vermiş olduğu mücadelede biz bütün emniyet mensuplarımıza teşekkürlerimizi  sunuyoruz. Halka hizmet aşkıyla gece-gündüz demeden görev yapan, çağın teknolojilerine uyum  sağlayan, yenilikçi vizyonuyla daima daha iyi hizmet verebilmenin gayreti içerisinde olan, canımızı,  malımızı ve sevdiklerimizi emanet ettiğimiz, huzur ve güvenliğimizin savunucu Türk polis  teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl dönümünü en içten dileklerimle kutluyorum.  Bu vesileyle, görevi başında şehit olan polislerimizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyorum.  Suçluların amansız takipçisi, günün yirmi dört saatinde, günün her saatinde karşı karşıya kaldığımız  ve canımızı, malımızı emanet ettiğimiz bu halkm dostu polislerimizin 165'inci kuruluş yıl dönümünü  bir kez daha kutluyorum ve polislerimize en derin saygılarımı sunuyor, yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çalık.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde Malatya Milletvekili Sayın Mevlüt  Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Aslanoğlu.
Sayfa 49 -
T B M M B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 4 8 - yabancı uyruklu öğrenci eğitim görmektedir ve biz, polis teşkilatımızın bu uluslararası imajı ve  prestijiyle gerçekten övünüyoruz.  Kıymetli arkadaşlar, büyük fedakârlıklarla hizmet sunan emniyet mensuplarımıza sağladığımız  imkânların onların çabalarının tam karşılığı olmadığını tabii ki biliyoruz. Geçtiğimiz süreçte,  Hükümetimiz döneminde bazı iyileştirmeler yapılmış olmakla birlikte bunun da yeterli olmadığını  tabii ki biliyoruz. Yine, imkân ve fırsatlar elverdiğinde bu konuda Hükümet olarak, AK PARTİ  İktidarı olarak gerekenin yapılacağından hiç endişeniz olmasın.  Nitekim, 2008 yılı içerisinde yapılan ayarlamalarla, polis memurlarımız -yeni atamayla, memur  maaşlarına- yaklaşık 2 milyon maaş almaktadır. Diğer yandan, TOKİ Başkanlığıyla imzalanan  protokol gereği, 2005-2008 yılları arasında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ağırlıklı olmak  üzere, 6.658 adet lojman teslim edilmiştir. Emniyet personelimize, yine TOKİ aracılığıyla lojmanları  tahsis ederek hizmet sunmaktayız. TOKİ'nin bu konudaki çalışmaları artarak devam etmektedir.  Yine, iç güvenlik hizmetlerinde teşkilatlarımızın modernizasyonunu, en son araç gereçleri ve  teknolojiyi kullanmasını çok önemli görüyoruz. Ama modernizasyonu sadece araç ve gereçle ve  binayla değil, bu modernleşme sürecinde zihinsel dönüşümün aktif rol almasını da gerekli görüyoruz.  Güvenlik alanında olması gereken zihinsel dönüşümün en önemli noktası da "hukukun üstünlüğü"  ilkesinin benimsenmiş olmasıdır. Bununla birlikte sivil katılım ve denetime açıklık, şeffaflık, hesap  verilebilirlik gibi çağdaş niteliklere sahip bir güvenlik teşkilatı oluşturmayı da amaç edindik. Bu  vesileyle de teşkilatımıza tekrar teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz.  Polis ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak AK PARTİ döneminde, İktidarımız döneminde  yine çok önemli atılımlar yaptık. Bu yapılan atılımlar ve çalışmalarla birlikte, verilen bu önergenin  aleyhinde söz almış olmamla birlikte bizim bu çalışmaları memnuniyetle desteklediğimizin ve ileriye  dönük yapılacak polis memurlarımızın ve emniyet teşkilatımızın özlük haklarının iyileştirilmesiyle  ilgili olarak çalışmalarımızın devam edeceğinin bilinmesini gönülden arzu etmekteyiz.  Ayrıca, teknoloji olarak yine MOBESE sisteminin bütün şehirlerimizde yaygınlaştırılması  yönündeki çalışmalarımız da hızla devam etmektedir. MOBESE sistemimiz özellikle turizm  bölgelerimizdeki ilçelerimize çok ciddi ve çok güçlü hizmetler sunmaktadır.  Yunuslarımız çok önemli hizmetleri milletimize sunmaktadır.  Canıyla, malıyla ülkeye fedakârlıkta bulunan emniyet teşkilatımızın yapmış olduğu mücadeleyi  hepimiz takdirle karşılamaktayız. Bu vesileyle, bu önergenin aleyhinde olmakla birlikte, bir kez daha  emniyet teşkilatımızın vermiş olduğu mücadelede biz bütün emniyet mensuplarımıza teşekkürlerimizi  sunuyoruz. Halka hizmet aşkıyla gece-gündüz demeden görev yapan, çağın teknolojilerine uyum  sağlayan, yenilikçi vizyonuyla daima daha iyi hizmet verebilmenin gayreti içerisinde olan, canımızı,  malımızı ve sevdiklerimizi emanet ettiğimiz, huzur ve güvenliğimizin savunucu Türk polis  teşkilatının kuruluşunun 165'inci yıl dönümünü en içten dileklerimle kutluyorum.  Bu vesileyle, görevi başında şehit olan polislerimizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyorum.  Suçluların amansız takipçisi, günün yirmi dört saatinde, günün her saatinde karşı karşıya kaldığımız  ve canımızı, malımızı emanet ettiğimiz bu halkm dostu polislerimizin 165'inci kuruluş yıl dönümünü  bir kez daha kutluyorum ve polislerimize en derin saygılarımı sunuyor, yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çalık.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde Malatya Milletvekili Sayın Mevlüt  Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Aslanoğlu.  TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 4 9 - FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;  Milliyetçi Hareket Partisinin, Polis Günü dolayısıyla verdiği bu araştırma önergesinde grubum adına  söz almış bulunuyorum. Öncelikle, tüm polislerimize basan dileklerimizi iletiyoruz, tüm polislerimize  sağlık ve sıhhat dileklerimizi iletiyoruz ve görevi başında şehit olan polis arkadaşlarımız yüce  Tann'dan rahmetler diliyorum.  Değerli arkadaşlarım, tabii, polis teşkilatımızın 165'inci yıl dönümü. Öncelikle polis  teşkilatımızın huzurlu ve mutlu olması lazım ki, vatandaşımız da huzurlu ve mutlu olsun.  Değerli arkadaşlanm, can güvenli ve mal güvenliği, yani can güvenliği, vatandaşın can  güvenliği, vatandaşın mal güvenliği; bu, çok önemli bir olgu. Tabii, ülkemizde bunu temin etmekte  en etkin görev yapan insanlar polis teşkilatımız. Polis teşkilatına vatandaş inanmalı, vatandaş polisine  inanmalı ve eğer vatandaş polis teşkilatına inanıyorsa, polis teşkilatının ülkede huzuru, ülkedeki can  ve mal güvenliğini yansız, tarafsız ve yasaların emrettiği şekilde yaptığına inanırsa, o ülkede huzur  ve mutluluk mutlaka olur. Öncelikle, vatandaşın can ve mal güvenliğinin en büyük sigortası olan  polis teşkilatımızın mutlaka bu yapıda olması lazım. Hepimizin, bu ülkede yaşayan herkesin can  güvenliği, bu ülkede yaşayan herkesin mal güvenliğini eşit koşullarda yansız ve tarafsız sağlamak  polis teşkilatımızın birinci görevidir. Bu bir kere olmazsa olmazdır. Eğer vatandaş, polis teşkilatımızın  yanlı ve taraflı olduğunu hissederse o ülkede can ve mal güvenliğinin temininde sorunlar doğar  değerli arkadaşlanm.  Değerli arkadaşlanm, tabii mutlaka polis teşkilatı bu yapıda olmalı ama bunu yaparken polis  teşkilatımızın da polis arkadaşlanmızın da özellikle ekonomik ve can güvenliklerinin mutlaka olması  lazım. Aynı şekilde, ekonomik bağımsızlığı olmayan bir teşkilata, can güvenliği olmayan bir teşkilata  bir şekilde her türlü riske karşı yaptığı görevde, canını her türlü riske atarak yapılan görevde mutlaka  polislerimize her türlü olanak ve imkânları vermeliyiz. Bu nedenle değerli arkadaşlarım, başta  polislerimizin ücreti konusunda sorun vardır, dert vardır, bunu herkes böyle bilsin, hiç kimse "Bu  böyledir." demesin.  Bir kere polis teşkilatımızın yaptığı göreve karşı, yaptığı mesaiye karşı aldığı fazla mesai ücreti  son derece yetersizdir. Mesai günü yok, haftanın yedi günü çalışıyor! Hangi saatte nerede olacağı belli  değil. Hangi saatte nerede olacağı, nerede görev yapacağı belli değil. "Haydi şurada sorun var, şurada  maç var, şurada toplumsal olay var." diye hiçbir gün evinde yatamayan polis arkadaşlarımızın bu  emeğinin hakkını biz veremiyoruz arkadaşlar. Özellikle fazla mesai konusunda verilen aylık 180'le  210 lira arasındaki bir ücret... Polis arkadaşlanmızın Devlet Memurları Kanunu'ndaki. . . Devlet  memuru haftada kırk saat çalışıyor ama polis arkadaşlanmızdan haftada seksen saat çalışan polis  arkadaşlanmız var. Verilen 200 lirayla 180 lira arasındaki bir fazla mesai ücreti arkadaşlar, onlann  emeklerine karşı değildir, bir kere bunun altını çizelim. İki, tabii bunun getirdiği başka bir sorun var.  "Tazminat" dediğimiz olgular maaşa yansımıyor. Belki şu anda çok yetersiz olan ücret birimi emekli  olduğu zaman bir faciaya dönüşüyor arkadaşlar. Çünkü emekli maaşlan düşük, tazminatlan yetersiz.  Bu tazminatları yetersiz olmasına rağmen, maaş kısmına girmediği için, emekliliklerinde, polis  arkadaşlarımızın ve emniyet müdürü arkadaşlarımızın emekliliklerinde çok önemli bir şekilde  emeklilik maaşlan çok geriye düşüyor. Çünkü niye? Verilen çok yetersiz olsa da bu tazminatlar maaş  kısmını kapsamadığı için, tazminat kısmı olduğu için, onlar emekli maaşlarının hesaplanmasında  dikkate alınmadığı için emekli olan bir polis arkadaşımızın aldığı emekli ücreti çok çok çok komik  duruma düşüyor. Bu nedenle, arkadaşlanm, özellikle polis arkadaşlanmızın emeklilikleri de dikkate  alınarak şu anda verilen tazminatlann, yetersiz tazminatlann önemli bir kısmı, tazminat olarak, maaş  olarak ilave edilerek özellikle emekliliklerinde bunun dikkate alınmasında büyük yarar var.
Sayfa 50 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 4 9 - FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;  Milliyetçi Hareket Partisinin, Polis Günü dolayısıyla verdiği bu araştırma önergesinde grubum adına  söz almış bulunuyorum. Öncelikle, tüm polislerimize basan dileklerimizi iletiyoruz, tüm polislerimize  sağlık ve sıhhat dileklerimizi iletiyoruz ve görevi başında şehit olan polis arkadaşlarımız yüce  Tann'dan rahmetler diliyorum.  Değerli arkadaşlarım, tabii, polis teşkilatımızın 165'inci yıl dönümü. Öncelikle polis  teşkilatımızın huzurlu ve mutlu olması lazım ki, vatandaşımız da huzurlu ve mutlu olsun.  Değerli arkadaşlanm, can güvenli ve mal güvenliği, yani can güvenliği, vatandaşın can  güvenliği, vatandaşın mal güvenliği; bu, çok önemli bir olgu. Tabii, ülkemizde bunu temin etmekte  en etkin görev yapan insanlar polis teşkilatımız. Polis teşkilatına vatandaş inanmalı, vatandaş polisine  inanmalı ve eğer vatandaş polis teşkilatına inanıyorsa, polis teşkilatının ülkede huzuru, ülkedeki can  ve mal güvenliğini yansız, tarafsız ve yasaların emrettiği şekilde yaptığına inanırsa, o ülkede huzur  ve mutluluk mutlaka olur. Öncelikle, vatandaşın can ve mal güvenliğinin en büyük sigortası olan  polis teşkilatımızın mutlaka bu yapıda olması lazım. Hepimizin, bu ülkede yaşayan herkesin can  güvenliği, bu ülkede yaşayan herkesin mal güvenliğini eşit koşullarda yansız ve tarafsız sağlamak  polis teşkilatımızın birinci görevidir. Bu bir kere olmazsa olmazdır. Eğer vatandaş, polis teşkilatımızın  yanlı ve taraflı olduğunu hissederse o ülkede can ve mal güvenliğinin temininde sorunlar doğar  değerli arkadaşlanm.  Değerli arkadaşlanm, tabii mutlaka polis teşkilatı bu yapıda olmalı ama bunu yaparken polis  teşkilatımızın da polis arkadaşlanmızın da özellikle ekonomik ve can güvenliklerinin mutlaka olması  lazım. Aynı şekilde, ekonomik bağımsızlığı olmayan bir teşkilata, can güvenliği olmayan bir teşkilata  bir şekilde her türlü riske karşı yaptığı görevde, canını her türlü riske atarak yapılan görevde mutlaka  polislerimize her türlü olanak ve imkânları vermeliyiz. Bu nedenle değerli arkadaşlarım, başta  polislerimizin ücreti konusunda sorun vardır, dert vardır, bunu herkes böyle bilsin, hiç kimse "Bu  böyledir." demesin.  Bir kere polis teşkilatımızın yaptığı göreve karşı, yaptığı mesaiye karşı aldığı fazla mesai ücreti  son derece yetersizdir. Mesai günü yok, haftanın yedi günü çalışıyor! Hangi saatte nerede olacağı belli  değil. Hangi saatte nerede olacağı, nerede görev yapacağı belli değil. "Haydi şurada sorun var, şurada  maç var, şurada toplumsal olay var." diye hiçbir gün evinde yatamayan polis arkadaşlarımızın bu  emeğinin hakkını biz veremiyoruz arkadaşlar. Özellikle fazla mesai konusunda verilen aylık 180'le  210 lira arasındaki bir ücret... Polis arkadaşlanmızın Devlet Memurları Kanunu'ndaki. . . Devlet  memuru haftada kırk saat çalışıyor ama polis arkadaşlanmızdan haftada seksen saat çalışan polis  arkadaşlanmız var. Verilen 200 lirayla 180 lira arasındaki bir fazla mesai ücreti arkadaşlar, onlann  emeklerine karşı değildir, bir kere bunun altını çizelim. İki, tabii bunun getirdiği başka bir sorun var.  "Tazminat" dediğimiz olgular maaşa yansımıyor. Belki şu anda çok yetersiz olan ücret birimi emekli  olduğu zaman bir faciaya dönüşüyor arkadaşlar. Çünkü emekli maaşlan düşük, tazminatlan yetersiz.  Bu tazminatları yetersiz olmasına rağmen, maaş kısmına girmediği için, emekliliklerinde, polis  arkadaşlarımızın ve emniyet müdürü arkadaşlarımızın emekliliklerinde çok önemli bir şekilde  emeklilik maaşlan çok geriye düşüyor. Çünkü niye? Verilen çok yetersiz olsa da bu tazminatlar maaş  kısmını kapsamadığı için, tazminat kısmı olduğu için, onlar emekli maaşlarının hesaplanmasında  dikkate alınmadığı için emekli olan bir polis arkadaşımızın aldığı emekli ücreti çok çok çok komik  duruma düşüyor. Bu nedenle, arkadaşlanm, özellikle polis arkadaşlanmızın emeklilikleri de dikkate  alınarak şu anda verilen tazminatlann, yetersiz tazminatlann önemli bir kısmı, tazminat olarak, maaş  olarak ilave edilerek özellikle emekliliklerinde bunun dikkate alınmasında büyük yarar var.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  Değerli arkadaşlarım, bir başka konu, tabii, polis arkadaşlarımızın, emniyet teşkilatımızın  mutlaka araç, gereç; modern araç, çağdaş araç gereçlerin... Mutlaka onlara bir şekilde her türlü  olanağı ve imkânı vermek zorundayız. Çünkü can ve mal güvenliğinin korunmasında, kollanmasında  eğer araç ve gereç olanağı varsa, teknolojik araç ve gereçleri bu arkadaşlarımıza verebiliyorsak  suçluların yakalanmasında son derece başarılı...  Bu ülkede, arkadaşlar, suçluyu hiç kimse koruyamaz. Eğer biz bu ülkede suçluyu korur ve  kollarsak bu ülkede her türlü sorun doğar. Bu nedenle, suçu kim işliyorsa, suçu kim yapıyorsa polis  teşkilatımızın hiç kimseyi ayırmadan suçluyu suçlu gibi görerek herkese eşit muamele yapıyorsa o  zaman emniyetimizin çok başarılı olduğunu anlarız. Arkadaşlar, hiç kimseyi korumak, kollamak bu  ülkede, hukuk devletinde kimsenin haddi değildir. Eğer hukuk devletiysek, suçluyu suçlu olarak  görüyorsak, suçluyu korursak, kollarsak yarın daha büyük bir şekilde başımıza felaketler gelir. Bu  nedenle, hukuk devletinde suçlu suçludur, kim olursa olsun ne olursa olsun. Bu nedenle, polis  teşkilatımızın kendinden emin, gücünü sadece yasalardan alan, gücünü kimseden almayan, gücünü  yasalara dayandıran ve onları sadece yasaları uygulayan insan olarak görürsek hepimizin buna saygı  duyması lazım. Kim olursa olsun, yasayı uygulayan polis arkadaşlarımıza saygıyı göstermek  hepimizin görevidir.  Ben şahsen, trafik polisine yakalandığımda, eğer radara düşmüşsem, vatandaşım, gidiyorum,  önümü ilikliyorum "Ben de suç işledim." diyorum. Orada vatandaşlar bekliyorsa, onlar eğer radara  yakalandı ise, ceza ödeyecekse benim onlardan farkım yok ki. Önümü ilikliyorum "Ben de radara  düştüm." diyorum ve görevimi yapıp çıkıyorum. Yani, benim korunmam, milletvekili olmam hiçbir  şey ifade etmez, suçsa suç işlemişimdir. Eğer vatandaşa ceza kesiyorsa ben de o cezayı ödemek  zorundayım.  Bu nedenle, biz olaya böyle bakarsak, suçluya eşit bir şekilde davranırsak, bir şekilde ve polis  arkadaşlarımız da suçluyu suçlu olarak gören herkesi cezalandırıyorsa, onlara eşit muamele yapıyorsa,  onlara saygı duymak lazım. Ama, kişileri ayırıyorsa...  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Savcılara yazmıyor, ne olacak? Savcılara yazmıyor,  hâkimlere yazmıyor, ne olacak o zaman?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben görüşümü söylüyorum, ben bir vatandaşım,  vatandaşla benim farkım yoktur. Vatandaşla benim farkım yoktur, ben bir vatandaşım, ceza işlediysem  cezamı öderim. Benim etik görüşüm budur ve nitekim de bugüne kadar, ne kadar trafik suçu  işlediysem hep cezamı ödemişimdir. Çünkü, ben bir vatandaşım, önce bir vatandaşım, bir ayrıcalığım  yok. Orada vatandaşım ceza öderken "Ben milletvekiliyim, hadi bana ceza kesme." demek önce  benim için ayıptır.  AHMET YENİ (Samsun) - Suç işlemeyeceksin, suç!  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - O zaman suç işleme kardeşim.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Olur, olur Ahmet Bey, radara bir daha düşmem.  Hemen geçtiğim zaman, Ahmet Bey demişti ki işte, hemen frene basarım Ahmet Bey, merak etmeyin.  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - O zaman suç işleme.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Merak etmeyin, merak etmeyin.  TEKİN BİNGÖL (Ankara) - Kalpazanlık yapma suçu olanlar orada konuşamazlar.  Kalpazanlıkla yargılananlar var.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bir de mahalle ve köy  bekçileri var. Arkadaşlar, mahalle, köy bekçileri var. Bu insanlar yıllarca... Bu insanlara hepimiz  vefa göstermemiz lazım. Özellikle yıllar yılı mahallelerimizde, köylerimizde bekçilik yapan, şu anda  - 5 0 -
Sayfa 51 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  Değerli arkadaşlarım, bir başka konu, tabii, polis arkadaşlarımızın, emniyet teşkilatımızın  mutlaka araç, gereç; modern araç, çağdaş araç gereçlerin... Mutlaka onlara bir şekilde her türlü  olanağı ve imkânı vermek zorundayız. Çünkü can ve mal güvenliğinin korunmasında, kollanmasında  eğer araç ve gereç olanağı varsa, teknolojik araç ve gereçleri bu arkadaşlarımıza verebiliyorsak  suçluların yakalanmasında son derece başarılı...  Bu ülkede, arkadaşlar, suçluyu hiç kimse koruyamaz. Eğer biz bu ülkede suçluyu korur ve  kollarsak bu ülkede her türlü sorun doğar. Bu nedenle, suçu kim işliyorsa, suçu kim yapıyorsa polis  teşkilatımızın hiç kimseyi ayırmadan suçluyu suçlu gibi görerek herkese eşit muamele yapıyorsa o  zaman emniyetimizin çok başarılı olduğunu anlarız. Arkadaşlar, hiç kimseyi korumak, kollamak bu  ülkede, hukuk devletinde kimsenin haddi değildir. Eğer hukuk devletiysek, suçluyu suçlu olarak  görüyorsak, suçluyu korursak, kollarsak yarın daha büyük bir şekilde başımıza felaketler gelir. Bu  nedenle, hukuk devletinde suçlu suçludur, kim olursa olsun ne olursa olsun. Bu nedenle, polis  teşkilatımızın kendinden emin, gücünü sadece yasalardan alan, gücünü kimseden almayan, gücünü  yasalara dayandıran ve onları sadece yasaları uygulayan insan olarak görürsek hepimizin buna saygı  duyması lazım. Kim olursa olsun, yasayı uygulayan polis arkadaşlarımıza saygıyı göstermek  hepimizin görevidir.  Ben şahsen, trafik polisine yakalandığımda, eğer radara düşmüşsem, vatandaşım, gidiyorum,  önümü ilikliyorum "Ben de suç işledim." diyorum. Orada vatandaşlar bekliyorsa, onlar eğer radara  yakalandı ise, ceza ödeyecekse benim onlardan farkım yok ki. Önümü ilikliyorum "Ben de radara  düştüm." diyorum ve görevimi yapıp çıkıyorum. Yani, benim korunmam, milletvekili olmam hiçbir  şey ifade etmez, suçsa suç işlemişimdir. Eğer vatandaşa ceza kesiyorsa ben de o cezayı ödemek  zorundayım.  Bu nedenle, biz olaya böyle bakarsak, suçluya eşit bir şekilde davranırsak, bir şekilde ve polis  arkadaşlarımız da suçluyu suçlu olarak gören herkesi cezalandırıyorsa, onlara eşit muamele yapıyorsa,  onlara saygı duymak lazım. Ama, kişileri ayırıyorsa...  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Savcılara yazmıyor, ne olacak? Savcılara yazmıyor,  hâkimlere yazmıyor, ne olacak o zaman?  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben görüşümü söylüyorum, ben bir vatandaşım,  vatandaşla benim farkım yoktur. Vatandaşla benim farkım yoktur, ben bir vatandaşım, ceza işlediysem  cezamı öderim. Benim etik görüşüm budur ve nitekim de bugüne kadar, ne kadar trafik suçu  işlediysem hep cezamı ödemişimdir. Çünkü, ben bir vatandaşım, önce bir vatandaşım, bir ayrıcalığım  yok. Orada vatandaşım ceza öderken "Ben milletvekiliyim, hadi bana ceza kesme." demek önce  benim için ayıptır.  AHMET YENİ (Samsun) - Suç işlemeyeceksin, suç!  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - O zaman suç işleme kardeşim.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Olur, olur Ahmet Bey, radara bir daha düşmem.  Hemen geçtiğim zaman, Ahmet Bey demişti ki işte, hemen frene basarım Ahmet Bey, merak etmeyin.  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - O zaman suç işleme.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Merak etmeyin, merak etmeyin.  TEKİN BİNGÖL (Ankara) - Kalpazanlık yapma suçu olanlar orada konuşamazlar.  Kalpazanlıkla yargılananlar var.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bir de mahalle ve köy  bekçileri var. Arkadaşlar, mahalle, köy bekçileri var. Bu insanlar yıllarca... Bu insanlara hepimiz  vefa göstermemiz lazım. Özellikle yıllar yılı mahallelerimizde, köylerimizde bekçilik yapan, şu anda  - 5 0 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  artık biliyorsunuz yok, kalktı bunlar ama hâlâ daha eskiden gelen ve bir şekilde, şu anda kadrolu  olan mahalle ve köy bekçilerimiz var. Maalesef, bunların emeğinin hakkını ödeyemedik. Burada  mahalle ve köy bekçileriyle ilgili bir yasa çıkardık geçen dönem, bazı haklarını vermeye çalıştık -ha,  yeterli değildi- ama maalesef Emniyet Genel Müdürlüğü uygulamıyor arkadaşlar. Ben, Emniyet  Genel Müdürlüğünden, özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen dönem çıkan yasanın  mahalle ve köy bekçilerimize uygulanmasını istiyorum, onların sosyal haklarının verilmesini talep  ediyorum.  Değerli arkadaşlanm, tabii, emniyet teşkilatı hepimizin göz bebeği, vatandaşımızın can ve mal  güvenliğini sağlayan kurum olduğuna göre onun hakkında tek bir soru işareti olmaması lazım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Her şeyin şeffaf olması lazım, açık olması lazım.  Onun hakkında yaratılan en küçük bir soru işareti toplumu üzer, hepimizi üzer. Özellikle geçen dönem  polis teşkilatımızın giriş sınavlarında yaşanan soru çalma olayı bana göre polis teşkilatını derinden  yaralamıştır, buna yürekten inanıyorum ama böyle bir olgunun vatandaş içinde "Acaba polis  teşkilatında da mı soru çalınıyor?" diye yüreklerde tartışılması hepimizi üzer arkadaşlar. Onun için,  polis teşkilatının, şaibesiz, açık, şeffaf ve herkesin inanacağı ve güveneceği bir teşkilat olması lazım.  Ben, bir kez daha... Türk polisi, emniyet teşkilatı herkesin emniyet teşkilatıdır, can ve mal  güvenliğini sağlayan kurum herkesin kurumudur ama bu kurumun mensuplannın onurlu, şerefli  görevlerini yapması için onların ekonomik özgürlüklerinin olması lazım. Bir kez daha bunu dile  getiriyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.  Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde Eskişehir Milletvekili Sayın Tayfun İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Milliyetçi Hareket Partisi  grup önerisi hakkında görüşlerimi belirteceğim.  Değerli arkadaşlarım, bugün Türk polis teşkilatının 165'inci kuruluş yıl dönümü. Diğer  arkadaşlarım gibi ben de bu önemli günü kutluyorum. Emniyet teşkilatında çalışan emniyet  mensuplarının ve emeklilerinin gerçekten çok ciddi sorunları var. Benden önce söz alan arkadaşlanm  bunları sizlere aktardılar. Ben de çok kısa başlıklarda bu konulara değinmek istiyorum.  Değerli arkadaşlanm, birçok konuda Avrupa Birliği standartları arandığı hâlde emniyet  mensuplanyla ilgili ne yazık ki Avrupa Birliği standartlarına riayet edilmiyor. Emniyet mensupları  neredeyse yirmi dört saat, yedi gün çalışıyor, benden önceki arkadaşlarım da bunu ifade etti.  Terfi ve yükselmelerde, değerli arkadaşlanm, liyakate önem verilmediği emniyet mensuplarının  en büyük itirazlarından birisi. Liyakate önem verilmiyor da neye önem veriliyor? Değerli  arkadaşlarım, tarikat ve cemaatlere yakınlığına, kim daha yakınsa, terfi ve yükselmelerde bu tür  kriterlere önem veriliyor. Bu, bir emniyet teşkilatı için çok sakıncalı bir yaklaşımdır. Bu konuda  mutlaka -Meclis araştırması kabul edildiği takdirde- ciddi bir araştırmanın yapılması lazım. Fazla  mesai konusunda -değerli arkadaşlarım da ifade etti- ücretler çok yetersiz. Cumartesi, pazar günleri,  konser, maçta her ne kadar yasal düzenleme yapılmış olmasına rağmen bunlara uyulmadığı ve polis  arkadaşlarımızın, neredeyse bir angarya, her yerde her şekilde görevlendirme şeklinde çok ciddi  birtakım eksiklikleri olduğu hepimizce biliniyor.  Bir başka konu: Sayın Başbakanın, 2007 seçimleri öncesinde polis mensuplarına seyyanen 400  TL -eski parayla 400 milyon lira- verileceğine dair taahhüdü vardı. Polis arkadaşlarımız, Sayın  - 5 1 -
Sayfa 52 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  artık biliyorsunuz yok, kalktı bunlar ama hâlâ daha eskiden gelen ve bir şekilde, şu anda kadrolu  olan mahalle ve köy bekçilerimiz var. Maalesef, bunların emeğinin hakkını ödeyemedik. Burada  mahalle ve köy bekçileriyle ilgili bir yasa çıkardık geçen dönem, bazı haklarını vermeye çalıştık -ha,  yeterli değildi- ama maalesef Emniyet Genel Müdürlüğü uygulamıyor arkadaşlar. Ben, Emniyet  Genel Müdürlüğünden, özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen dönem çıkan yasanın  mahalle ve köy bekçilerimize uygulanmasını istiyorum, onların sosyal haklarının verilmesini talep  ediyorum.  Değerli arkadaşlanm, tabii, emniyet teşkilatı hepimizin göz bebeği, vatandaşımızın can ve mal  güvenliğini sağlayan kurum olduğuna göre onun hakkında tek bir soru işareti olmaması lazım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Her şeyin şeffaf olması lazım, açık olması lazım.  Onun hakkında yaratılan en küçük bir soru işareti toplumu üzer, hepimizi üzer. Özellikle geçen dönem  polis teşkilatımızın giriş sınavlarında yaşanan soru çalma olayı bana göre polis teşkilatını derinden  yaralamıştır, buna yürekten inanıyorum ama böyle bir olgunun vatandaş içinde "Acaba polis  teşkilatında da mı soru çalınıyor?" diye yüreklerde tartışılması hepimizi üzer arkadaşlar. Onun için,  polis teşkilatının, şaibesiz, açık, şeffaf ve herkesin inanacağı ve güveneceği bir teşkilat olması lazım.  Ben, bir kez daha... Türk polisi, emniyet teşkilatı herkesin emniyet teşkilatıdır, can ve mal  güvenliğini sağlayan kurum herkesin kurumudur ama bu kurumun mensuplannın onurlu, şerefli  görevlerini yapması için onların ekonomik özgürlüklerinin olması lazım. Bir kez daha bunu dile  getiriyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.  Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin aleyhinde Eskişehir Milletvekili Sayın Tayfun İçli.  H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Milliyetçi Hareket Partisi  grup önerisi hakkında görüşlerimi belirteceğim.  Değerli arkadaşlarım, bugün Türk polis teşkilatının 165'inci kuruluş yıl dönümü. Diğer  arkadaşlarım gibi ben de bu önemli günü kutluyorum. Emniyet teşkilatında çalışan emniyet  mensuplarının ve emeklilerinin gerçekten çok ciddi sorunları var. Benden önce söz alan arkadaşlanm  bunları sizlere aktardılar. Ben de çok kısa başlıklarda bu konulara değinmek istiyorum.  Değerli arkadaşlanm, birçok konuda Avrupa Birliği standartları arandığı hâlde emniyet  mensuplanyla ilgili ne yazık ki Avrupa Birliği standartlarına riayet edilmiyor. Emniyet mensupları  neredeyse yirmi dört saat, yedi gün çalışıyor, benden önceki arkadaşlarım da bunu ifade etti.  Terfi ve yükselmelerde, değerli arkadaşlanm, liyakate önem verilmediği emniyet mensuplarının  en büyük itirazlarından birisi. Liyakate önem verilmiyor da neye önem veriliyor? Değerli  arkadaşlarım, tarikat ve cemaatlere yakınlığına, kim daha yakınsa, terfi ve yükselmelerde bu tür  kriterlere önem veriliyor. Bu, bir emniyet teşkilatı için çok sakıncalı bir yaklaşımdır. Bu konuda  mutlaka -Meclis araştırması kabul edildiği takdirde- ciddi bir araştırmanın yapılması lazım. Fazla  mesai konusunda -değerli arkadaşlarım da ifade etti- ücretler çok yetersiz. Cumartesi, pazar günleri,  konser, maçta her ne kadar yasal düzenleme yapılmış olmasına rağmen bunlara uyulmadığı ve polis  arkadaşlarımızın, neredeyse bir angarya, her yerde her şekilde görevlendirme şeklinde çok ciddi  birtakım eksiklikleri olduğu hepimizce biliniyor.  Bir başka konu: Sayın Başbakanın, 2007 seçimleri öncesinde polis mensuplarına seyyanen 400  TL -eski parayla 400 milyon lira- verileceğine dair taahhüdü vardı. Polis arkadaşlarımız, Sayın  - 5 1 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  Başbakanın bu taahhüdünü yerine getirmesini bekliyor, bunu da bu vesileyle iletmiş oluyorum. Özlük  haklarını, değerli arkadaşlarım, belirttim.  Şimdi, Anayasa'mızın 18'inci maddesine göre angarya yasak. Ne diyor Anayasa'mızın 18'inci  maddesi:"Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır." Peki, Anayasa hükmü karşımızda  dururken, polislerimizin yirmi dört saat, yedi gün çalıştırılmasının adı nedir? Bunun adı angaryadır  ve anayasal suçtur.  Şimdi, birazdan bu önerge oylanacak. Barış ve Demokrasi Partisinin önergesi reddedildi. Bu  önerge de AKP'nin sayısal çoğunluğuyla reddedilecek ve bu önergeden sonra Milliyetçi Hareket  Partisinin önergesi gündeme gelecek, o da AKP'nin sayısal çoğunluğuyla reddedilecek.  Değerli arkadaşlarım, bu doğru bir yaklaşım değil. Anayasa'mızın 87'nci maddesine göre  Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevleri sayılırken, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak,  Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevleri arasındadır.  Peki, bu denetim görevini nasıl yapacak milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi? İşte o da  Anayasa'mızın 98'inci maddesinde belirtildiği gibi, İç Tüzük'ümüzün 96 ila 114'üncü maddeleri  arasında belirtilmiş. Değerli arkadaşlarım, bu denetleme görevini Türkiye Büyük Millet Meclisi  yapamıyor. Bakın, elimde gündem var, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının dağıttığı gündem.  İlk aldığı karar 2007 seçimlerinden sonra, 3/10/2007 tarihli karan şu şekilde: "Genel Kurulun toplantı  günlerinden Salı gününün denetim konulanna..." Yani denetim konusu derken, bu AKP'nin oylanyla  reddedilen Meclis araştırması, genel görüşme gibi konulara ayrılması konusunda, çarşamba ve  perşembe günleri de soru, sözlü soruların görüşülmesi konusunda Genel Kurulun bir karan var.  Değerli arkadaşlarım, İç Tüzük sayısal çoğunlukla değiştirilemez. Sayısal çoğunlukla  değiştirmeye kalkarsanız bu değişiklik, bu işlemler Anayasa'ya aykın olur. Anayasa Mahkemesinin  bu konuda, değerli arkadaşlanm, çok önemli kararları vardır. Sayısal gücünü eline alan bir kişi İç  Tüzük kurallarını değiştirmeye teşebbüs edemez. "Böyle bir teşebbüs İç Tüzük'e ve Anayasa'ya  aykındır." der Anayasa Mahkemesi.  Şimdi Anayasa Mahkemesi kararlan demişken bugün Anayasa Komisyonu yukanda toplantısına  devam ediyor. Şimdi, huzurunuzda şunları ifade etmek isterim: Anayasa hükümlerinin bağlayıcılığı  Anayasa'mızın 11 'inci maddesinde çok açık bir şekilde ifade edilmektedir. "Anayasa hükümleri,  yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel  hukuk kurallarıdır." der 11 'inci madde. Anayasa'mızın 153 'üncü maddesinin son fıkrası da Anayasa  Mahkemesi kararlarının -yine aynı şekilde 11'de belirtildiği gibi- yasama, yürütme ve yargı  organlannı bağlayacağını açık bir şekilde ifade eder.  Peki, biz neye uyacağız değerli arkadaşlanm? Anayasa hükümlerine. Şimdi, Anayasa  hükümlerine uyacağız da son dönemlerde Anayasa hükümlerinin rafa kaldınldığını gördüğümüz gibi,  Anayasa Mahkemesi kararlarının da rafa kaldınldığını, hiç dikkate alınmadığını görüyoruz. Anayasa  Mahkemesinin kararlarını eleştirmek herkesin hakkıdır ama Anayasa Mahkemesi kararlanna uymak  her kişinin görevidir, bir zorunluluktur.  Şimdi, Anayasa değişiklik teklifi konusunda yukanda birtakım görüşmeler yapılacak, sanıyorum  birçok milletvekilinin de bilgisi var ama ben burada şunu açıkça ifade etmek istiyorum: Değerli  arkadaşlarım, Anayasa'nın 68'inci maddesi dördüncü fıkrası çok çok önemlidir. Bu son teklifle  Anayasa'nın 69'uncu maddesinin beşinci fıkrası yürürlükten kaldırılıyor ve Anayasa'nın 68'inci  maddesinin dördüncü fıkrasının ortadan kalkması sağlanıyor.  Bakın, elimde -dün laf atmalar nedeniyle giremedim, yanımda da yoktu- Resmî Gazete var. Bu  Resmî Gazete AKP'nin kapatılmasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi karan, tam 701 sayfa. Burada,  hepimizi ve Türk toplumunu ilgilendiren bir bölümü sizlere aktarmak isterim, 68'inci maddeyle ilgili  Anayasa Mahkemesinin vurgusu ama sadece Anayasa Mahkemesi bu vurgusunu AKP kapatma  - 5 2 -
Sayfa 53 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  Başbakanın bu taahhüdünü yerine getirmesini bekliyor, bunu da bu vesileyle iletmiş oluyorum. Özlük  haklarını, değerli arkadaşlarım, belirttim.  Şimdi, Anayasa'mızın 18'inci maddesine göre angarya yasak. Ne diyor Anayasa'mızın 18'inci  maddesi:"Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır." Peki, Anayasa hükmü karşımızda  dururken, polislerimizin yirmi dört saat, yedi gün çalıştırılmasının adı nedir? Bunun adı angaryadır  ve anayasal suçtur.  Şimdi, birazdan bu önerge oylanacak. Barış ve Demokrasi Partisinin önergesi reddedildi. Bu  önerge de AKP'nin sayısal çoğunluğuyla reddedilecek ve bu önergeden sonra Milliyetçi Hareket  Partisinin önergesi gündeme gelecek, o da AKP'nin sayısal çoğunluğuyla reddedilecek.  Değerli arkadaşlarım, bu doğru bir yaklaşım değil. Anayasa'mızın 87'nci maddesine göre  Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevleri sayılırken, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak,  Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevleri arasındadır.  Peki, bu denetim görevini nasıl yapacak milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi? İşte o da  Anayasa'mızın 98'inci maddesinde belirtildiği gibi, İç Tüzük'ümüzün 96 ila 114'üncü maddeleri  arasında belirtilmiş. Değerli arkadaşlarım, bu denetleme görevini Türkiye Büyük Millet Meclisi  yapamıyor. Bakın, elimde gündem var, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının dağıttığı gündem.  İlk aldığı karar 2007 seçimlerinden sonra, 3/10/2007 tarihli karan şu şekilde: "Genel Kurulun toplantı  günlerinden Salı gününün denetim konulanna..." Yani denetim konusu derken, bu AKP'nin oylanyla  reddedilen Meclis araştırması, genel görüşme gibi konulara ayrılması konusunda, çarşamba ve  perşembe günleri de soru, sözlü soruların görüşülmesi konusunda Genel Kurulun bir karan var.  Değerli arkadaşlarım, İç Tüzük sayısal çoğunlukla değiştirilemez. Sayısal çoğunlukla  değiştirmeye kalkarsanız bu değişiklik, bu işlemler Anayasa'ya aykın olur. Anayasa Mahkemesinin  bu konuda, değerli arkadaşlanm, çok önemli kararları vardır. Sayısal gücünü eline alan bir kişi İç  Tüzük kurallarını değiştirmeye teşebbüs edemez. "Böyle bir teşebbüs İç Tüzük'e ve Anayasa'ya  aykındır." der Anayasa Mahkemesi.  Şimdi Anayasa Mahkemesi kararlan demişken bugün Anayasa Komisyonu yukanda toplantısına  devam ediyor. Şimdi, huzurunuzda şunları ifade etmek isterim: Anayasa hükümlerinin bağlayıcılığı  Anayasa'mızın 11 'inci maddesinde çok açık bir şekilde ifade edilmektedir. "Anayasa hükümleri,  yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel  hukuk kurallarıdır." der 11 'inci madde. Anayasa'mızın 153 'üncü maddesinin son fıkrası da Anayasa  Mahkemesi kararlarının -yine aynı şekilde 11'de belirtildiği gibi- yasama, yürütme ve yargı  organlannı bağlayacağını açık bir şekilde ifade eder.  Peki, biz neye uyacağız değerli arkadaşlanm? Anayasa hükümlerine. Şimdi, Anayasa  hükümlerine uyacağız da son dönemlerde Anayasa hükümlerinin rafa kaldınldığını gördüğümüz gibi,  Anayasa Mahkemesi kararlarının da rafa kaldınldığını, hiç dikkate alınmadığını görüyoruz. Anayasa  Mahkemesinin kararlarını eleştirmek herkesin hakkıdır ama Anayasa Mahkemesi kararlanna uymak  her kişinin görevidir, bir zorunluluktur.  Şimdi, Anayasa değişiklik teklifi konusunda yukanda birtakım görüşmeler yapılacak, sanıyorum  birçok milletvekilinin de bilgisi var ama ben burada şunu açıkça ifade etmek istiyorum: Değerli  arkadaşlarım, Anayasa'nın 68'inci maddesi dördüncü fıkrası çok çok önemlidir. Bu son teklifle  Anayasa'nın 69'uncu maddesinin beşinci fıkrası yürürlükten kaldırılıyor ve Anayasa'nın 68'inci  maddesinin dördüncü fıkrasının ortadan kalkması sağlanıyor.  Bakın, elimde -dün laf atmalar nedeniyle giremedim, yanımda da yoktu- Resmî Gazete var. Bu  Resmî Gazete AKP'nin kapatılmasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi karan, tam 701 sayfa. Burada,  hepimizi ve Türk toplumunu ilgilendiren bir bölümü sizlere aktarmak isterim, 68'inci maddeyle ilgili  Anayasa Mahkemesinin vurgusu ama sadece Anayasa Mahkemesi bu vurgusunu AKP kapatma  - 5 2 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  davasında yapmadı. 11/12/2009 tarihli DTP kapatma davasının gerekçesinde de bu okuduğum  paragraf en can alıcı paragraftır.  Der ki: "Bu çerçevede bir siyasi partinin tüzüğü ve programı ile eylemlerinin Anayasa'nın  68'inci maddesinin dördüncü fıkrasında korunan ilkelere aykırılığı değerlendirilirken, Anayasa'nın  siyasi partilere verdiği özel önemi vurgulayan diğer kurallarının da göz önünde bulundurulması  gerekir. Bu nedenle, Anayasa'nın 69'uncu maddesi uyannca tüzük ve programlarındaki söylemleri  ya da eylemlerinin, ancak -bakın, burası çok önemli- Anayasa'nın 68'inci maddesinin dördüncü  fıkrasında korunan ilkelere temel esasları itibarıyla aykırı olamaz. Bu ilkeleri ortadan kaldırmayı  amaçlaması, bakın, bu ilkeleri ortadan kaldırmayı amaçlaması ve bu nitelikleriyle demokratik yaşam  için doğrudan açık ve yakın tehlike oluşturması durumunda siyasi partilerin kapatılmasına elverişli  ağırlıkta olduğu kabul edilir." dedikten sonra Fazilet Partisi kararına değinmiştir. Son, DTP  kapatmasında Venedik Komisyonunun kararlarından da atıf yapmak suretiyle İspanya'daki Batasuna  kararını değerlendirmiştir, o da çok kapsamlıdır.  Buradan şunu söylemek istiyorum: Şu yukarıda görüşülecek Anayasa değişiklik teklifinde  Anayasa'nın 69/5, 68/4'le ilgili teşebbüsü hukuk devleti ilkesini ortadan kaldıracak bir nedendir ve  bu Anayasa Mahkemesinin her iki içtihadı çok çok önemli içtihatlardır. Onun için değerli  arkadaşlarım, bunu bilginize sunuyorum çünkü komisyondan geçtiği zaman Genel Kurula gelecek,  bizlerin oylarıyla bir şekilde yasalaşacak bu Anayasa değişiklik teklifi.  Burada, bir milletvekili olarak kendi görüşlerimi ifade ettim. Bu çok önemli bir konudur.  Nereden geldik? Anayasa'nın bağlayıcılığı meselesi, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı  meselesi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.  .. .bunlara mutlaka uymak durumundayız çünkü burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Çıkartılan,  uyulması gereken bütün hususlar da aslında buranın iradesiyle oluşmuş hususlardır.  Onun için, İç Tüzük ihlalleri, Anayasa ihlalleri gibi konularda Türkiye Büyük Millet Meclisinin  çok ama çok özenli davranması gerekir diyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  III.- Y O K L A M A  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyoruz.  BAŞKAN - Peki.  Yoklama talebi vardır.  Sayın Kıhçdaroğlu, Sayın Bingöl, Sayın Selvi, Sayın Oksal, Sayın Ünlü, Sayın İçli, Sayın Arat,  Sayın Seçer, Sayın Barış, Sayın Kocal, Sayın Ağyüz, Sayın Serter, Sayın Arslan, Sayın Hacaloğlu,  Sayın Ergün, Sayın Günday, Sayın Öztrak, Sayın Diren, Sayın Öztürk, Sayın Mert.  Yoklamayı başlatıyorum, üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.10  - 5 3 -
Sayfa 54 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 2  davasında yapmadı. 11/12/2009 tarihli DTP kapatma davasının gerekçesinde de bu okuduğum  paragraf en can alıcı paragraftır.  Der ki: "Bu çerçevede bir siyasi partinin tüzüğü ve programı ile eylemlerinin Anayasa'nın  68'inci maddesinin dördüncü fıkrasında korunan ilkelere aykırılığı değerlendirilirken, Anayasa'nın  siyasi partilere verdiği özel önemi vurgulayan diğer kurallarının da göz önünde bulundurulması  gerekir. Bu nedenle, Anayasa'nın 69'uncu maddesi uyannca tüzük ve programlarındaki söylemleri  ya da eylemlerinin, ancak -bakın, burası çok önemli- Anayasa'nın 68'inci maddesinin dördüncü  fıkrasında korunan ilkelere temel esasları itibarıyla aykırı olamaz. Bu ilkeleri ortadan kaldırmayı  amaçlaması, bakın, bu ilkeleri ortadan kaldırmayı amaçlaması ve bu nitelikleriyle demokratik yaşam  için doğrudan açık ve yakın tehlike oluşturması durumunda siyasi partilerin kapatılmasına elverişli  ağırlıkta olduğu kabul edilir." dedikten sonra Fazilet Partisi kararına değinmiştir. Son, DTP  kapatmasında Venedik Komisyonunun kararlarından da atıf yapmak suretiyle İspanya'daki Batasuna  kararını değerlendirmiştir, o da çok kapsamlıdır.  Buradan şunu söylemek istiyorum: Şu yukarıda görüşülecek Anayasa değişiklik teklifinde  Anayasa'nın 69/5, 68/4'le ilgili teşebbüsü hukuk devleti ilkesini ortadan kaldıracak bir nedendir ve  bu Anayasa Mahkemesinin her iki içtihadı çok çok önemli içtihatlardır. Onun için değerli  arkadaşlarım, bunu bilginize sunuyorum çünkü komisyondan geçtiği zaman Genel Kurula gelecek,  bizlerin oylarıyla bir şekilde yasalaşacak bu Anayasa değişiklik teklifi.  Burada, bir milletvekili olarak kendi görüşlerimi ifade ettim. Bu çok önemli bir konudur.  Nereden geldik? Anayasa'nın bağlayıcılığı meselesi, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı  meselesi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.  .. .bunlara mutlaka uymak durumundayız çünkü burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Çıkartılan,  uyulması gereken bütün hususlar da aslında buranın iradesiyle oluşmuş hususlardır.  Onun için, İç Tüzük ihlalleri, Anayasa ihlalleri gibi konularda Türkiye Büyük Millet Meclisinin  çok ama çok özenli davranması gerekir diyorum.  Hepinize saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  III.- Y O K L A M A  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyoruz.  BAŞKAN - Peki.  Yoklama talebi vardır.  Sayın Kıhçdaroğlu, Sayın Bingöl, Sayın Selvi, Sayın Oksal, Sayın Ünlü, Sayın İçli, Sayın Arat,  Sayın Seçer, Sayın Barış, Sayın Kocal, Sayın Ağyüz, Sayın Serter, Sayın Arslan, Sayın Hacaloğlu,  Sayın Ergün, Sayın Günday, Sayın Öztrak, Sayın Diren, Sayın Öztürk, Sayın Mert.  Yoklamayı başlatıyorum, üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.10  - 5 3 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.23  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşiminin  Üçüncü Oturumunu açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş  önerisinin oylamasına geçmeden önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı  bulunamamıştı.  Şimdi, elektronik cihazla tekrar yoklama yapacağım.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VIII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- (10/489) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri  reddedilmiştir.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  3.- (10/515, 10/606) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin ön görüşmelerinin Genel  Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde birlikte yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  08.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun, 08.04.2010 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti  grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu  maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Kemal Kılıçdaroğlu  İstanbul  Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına  Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/515 ile 10/606 esas numaralı Meclis Araştırma  Önergelerinin görüşmelerinin, Genel Kurul'un, 08.04.2010 Perşembe günlü birleşiminde birlikte  yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde ilk söz, Kırklareli Milletvekili  Sayın Turgut Dibek'e aittir.  Buyurun Sayın Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)  - 5 4 -
Sayfa 55 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 16.23  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşiminin  Üçüncü Oturumunu açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş  önerisinin oylamasına geçmeden önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı  bulunamamıştı.  Şimdi, elektronik cihazla tekrar yoklama yapacağım.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VIII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- (10/489) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri  reddedilmiştir.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi  vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  3.- (10/515, 10/606) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin ön görüşmelerinin Genel  Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde birlikte yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  08.04.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun, 08.04.2010 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti  grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu  maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Kemal Kılıçdaroğlu  İstanbul  Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına  Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/515 ile 10/606 esas numaralı Meclis Araştırma  Önergelerinin görüşmelerinin, Genel Kurul'un, 08.04.2010 Perşembe günlü birleşiminde birlikte  yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde ilk söz, Kırklareli Milletvekili  Sayın Turgut Dibek'e aittir.  Buyurun Sayın Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)  - 5 4 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, grup önerimiz üzerine, TRT'nin özerkliğinin araştırılmasına yönelik  vermiş olduğumuz Meclis araştırmasının gündeme alınması için verdiğimiz bu önergeyle ilgili olarak  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Öncelikle tüm Meclisi saygılarımla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, tabii, TRT'nin son dönemde, özellikle 2007 yılında Sayın Şahin göreve  atandıktan sonra bugün hangi noktaya geldiğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bununla ilgili olarak  birazdan ayrıntılı bilgileri sizlere vereceğim ama "TRT, bizim Anayasa'mızda ve kendi Yasası'nda  nasıl tarif ediliyor, yasal olarak hukuksal tanımı nedir?" önce onu sizlerle bir paylaşmak istiyorum.  Anayasa'mızın 133'üncü maddesi şunu diyor değerli arkadaşlar: "Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak  kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının  özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır." Tabii bu ifade, aynı zamanda 2954 sayılı Radyo ve  Televizyon Kanunu yani TRT'nin Kanunu'nun da 1 'inci maddesinde, paralel olarak yer almış; orada  da TRT'nin özerkliği ve tarafsızlığı hüküm altına alınmış. Tabii, yasal mevzuat bu. Anayasa'da da,  Yasa'sında da "Özerktir ve tarafsızdır TRT" diyor. Niye böyle diyor? Çünkü TRT bir kamu kurumu  niteliğinde. Devlet orada, vergilerle, vatandaşlarımızın vergileriyle, toplanan o kaynakla faaliyetini  sürdürüyor; ona göre de görev yapması yasalarla düzenlenmiş.  Gelin görün ki gerçek nasıl? Değerli arkadaşlar, bunları sizlerle paylaşalım: Şimdi, 2007 yılında  İbrahim Şahin Genel Müdür oldu biliyorsunuz. Israrla uğraşlardan sonra kendisi o makama atandı.  Değerli arkadaşlar, kendisi göreve atandıktan sonra bir beyanı var, önce ondan başlamak istiyorum.  Zaman gazetesine bir mülakat yapmış, orada kendisi şöyle bir şey söylemiş göreve geldikten sonra,  demiş ki: "TRT'de aşırı derecede bir personel şişkinliği var." demiş ve bunun göz ardı  edilemeyeceğini söylemiş ve şunu da iddialı bir şekilde belirtmiş: "Ben, bu personel ile kırk tane  kanalı yönetirim." demiş Sayın İbrahim Şahin. Tabii "Bunu söyleyen İbrahim Şahin ne yapmış 28  ayda?" diye düşündüğünüzde veya soranlar varsa, değerli arkadaşlar, tam 1.260 kişiyi, bu yirmi sekiz  aylık sürede yani "Kırk tane kanalı -geldiği zamanki- mevcut kadroyla yönetirim." diyen Şahin, 1.260  kişiyi istihdam etmiş, işe almış, aldırmış. Tabii, bu konuya aslında medyada bakıyorum, en son 26  Martta Star gazetesinde bir haber çıkmıştı bununla ilgili olarak. Çarpıtılmak... Yani bu gerçekler  burada gösterilmek de istenmiyor. Orada "Bu dönemde 1.260 kişi değil de 560 kişi alınmıştır." gibi  de bir haber var, bunu da bilgilerinize sunmak istiyorum.  Değerli arkadaşlar, bu özerklik, bu kadrolaşma... Bu kadar kişi oraya nasıl alınmıştır? Yasal  mevzuat nasıl düzenlenmiştir? Öncelikle bununla ilgili sizlerle yaşananları paylaşayım. Önce ne  yapıldı? Geçtiğimiz dönemde bir TRT Kanunu'nda değişiklik yapıldı ve sözleşmeli personel  alınmasının yolu açıldı biliyorsunuz. Burada TRT'deki, o Kanun'daki değişiklikler yapıldı. Onun  dışında, 2009'un 14 Nisanında Resmî Gazete'de yayınlanan TRT'nin Atama Yönetmeli'ğinde bir  değişiklik yapıldı. O değişiklikte de bu personel alımlarının önü açıldı. Orada ne yapıldı? Yani burada,  TRT'de sözleşmeli program, haber personeli için mutlaka üniversite mezunu olması yani yüksekokul  ve üniversite mezunu olması gerekiyordu, fakülte mezunu olması gerekiyordu. Ama ne yapıldı? İşte,  onun önüne geçmek için "Yurt içi veya yurt dışı yayın kuruluşlarında, yayın, yapım, program veya  haber hizmetlerinde en az iki yıl çalışmış olanlarda bu şart aranmaz." diye bir hüküm koydu. Hani  her zaman başarılı bir şekilde yaptığınız dolanma işi burada da yapıldı ve işin ilginç tarafı da bu  Yönetmelik değişikliği, değerli arkadaşlar, 14 Nisan 2009'da yapıldı ama 2 Şubat 2009 tarihinden  itibaren geçerli olmak üzere yani "geçmişte yürür" diye böyle bir hüküm kondu. Ne yapıldı? Önce  alımlar yapıldı, daha sonra, alımlardan sonra Yönetmelik bu alımlara uyduruldu. Yani o personel  Yönetmelik'e uygun alınmadı, Yönetmelik'i alımlara uydurdular. Mevzuat böyle değiştirildi. Tabii,  - 5 5 -
Sayfa 56 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, grup önerimiz üzerine, TRT'nin özerkliğinin araştırılmasına yönelik  vermiş olduğumuz Meclis araştırmasının gündeme alınması için verdiğimiz bu önergeyle ilgili olarak  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Öncelikle tüm Meclisi saygılarımla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, tabii, TRT'nin son dönemde, özellikle 2007 yılında Sayın Şahin göreve  atandıktan sonra bugün hangi noktaya geldiğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bununla ilgili olarak  birazdan ayrıntılı bilgileri sizlere vereceğim ama "TRT, bizim Anayasa'mızda ve kendi Yasası'nda  nasıl tarif ediliyor, yasal olarak hukuksal tanımı nedir?" önce onu sizlerle bir paylaşmak istiyorum.  Anayasa'mızın 133'üncü maddesi şunu diyor değerli arkadaşlar: "Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak  kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının  özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır." Tabii bu ifade, aynı zamanda 2954 sayılı Radyo ve  Televizyon Kanunu yani TRT'nin Kanunu'nun da 1 'inci maddesinde, paralel olarak yer almış; orada  da TRT'nin özerkliği ve tarafsızlığı hüküm altına alınmış. Tabii, yasal mevzuat bu. Anayasa'da da,  Yasa'sında da "Özerktir ve tarafsızdır TRT" diyor. Niye böyle diyor? Çünkü TRT bir kamu kurumu  niteliğinde. Devlet orada, vergilerle, vatandaşlarımızın vergileriyle, toplanan o kaynakla faaliyetini  sürdürüyor; ona göre de görev yapması yasalarla düzenlenmiş.  Gelin görün ki gerçek nasıl? Değerli arkadaşlar, bunları sizlerle paylaşalım: Şimdi, 2007 yılında  İbrahim Şahin Genel Müdür oldu biliyorsunuz. Israrla uğraşlardan sonra kendisi o makama atandı.  Değerli arkadaşlar, kendisi göreve atandıktan sonra bir beyanı var, önce ondan başlamak istiyorum.  Zaman gazetesine bir mülakat yapmış, orada kendisi şöyle bir şey söylemiş göreve geldikten sonra,  demiş ki: "TRT'de aşırı derecede bir personel şişkinliği var." demiş ve bunun göz ardı  edilemeyeceğini söylemiş ve şunu da iddialı bir şekilde belirtmiş: "Ben, bu personel ile kırk tane  kanalı yönetirim." demiş Sayın İbrahim Şahin. Tabii "Bunu söyleyen İbrahim Şahin ne yapmış 28  ayda?" diye düşündüğünüzde veya soranlar varsa, değerli arkadaşlar, tam 1.260 kişiyi, bu yirmi sekiz  aylık sürede yani "Kırk tane kanalı -geldiği zamanki- mevcut kadroyla yönetirim." diyen Şahin, 1.260  kişiyi istihdam etmiş, işe almış, aldırmış. Tabii, bu konuya aslında medyada bakıyorum, en son 26  Martta Star gazetesinde bir haber çıkmıştı bununla ilgili olarak. Çarpıtılmak... Yani bu gerçekler  burada gösterilmek de istenmiyor. Orada "Bu dönemde 1.260 kişi değil de 560 kişi alınmıştır." gibi  de bir haber var, bunu da bilgilerinize sunmak istiyorum.  Değerli arkadaşlar, bu özerklik, bu kadrolaşma... Bu kadar kişi oraya nasıl alınmıştır? Yasal  mevzuat nasıl düzenlenmiştir? Öncelikle bununla ilgili sizlerle yaşananları paylaşayım. Önce ne  yapıldı? Geçtiğimiz dönemde bir TRT Kanunu'nda değişiklik yapıldı ve sözleşmeli personel  alınmasının yolu açıldı biliyorsunuz. Burada TRT'deki, o Kanun'daki değişiklikler yapıldı. Onun  dışında, 2009'un 14 Nisanında Resmî Gazete'de yayınlanan TRT'nin Atama Yönetmeli'ğinde bir  değişiklik yapıldı. O değişiklikte de bu personel alımlarının önü açıldı. Orada ne yapıldı? Yani burada,  TRT'de sözleşmeli program, haber personeli için mutlaka üniversite mezunu olması yani yüksekokul  ve üniversite mezunu olması gerekiyordu, fakülte mezunu olması gerekiyordu. Ama ne yapıldı? İşte,  onun önüne geçmek için "Yurt içi veya yurt dışı yayın kuruluşlarında, yayın, yapım, program veya  haber hizmetlerinde en az iki yıl çalışmış olanlarda bu şart aranmaz." diye bir hüküm koydu. Hani  her zaman başarılı bir şekilde yaptığınız dolanma işi burada da yapıldı ve işin ilginç tarafı da bu  Yönetmelik değişikliği, değerli arkadaşlar, 14 Nisan 2009'da yapıldı ama 2 Şubat 2009 tarihinden  itibaren geçerli olmak üzere yani "geçmişte yürür" diye böyle bir hüküm kondu. Ne yapıldı? Önce  alımlar yapıldı, daha sonra, alımlardan sonra Yönetmelik bu alımlara uyduruldu. Yani o personel  Yönetmelik'e uygun alınmadı, Yönetmelik'i alımlara uydurdular. Mevzuat böyle değiştirildi. Tabii,  - 5 5 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  bu değiştirildikten sonra çok ciddi... Birazdan bazılarının isimlerini de sizlerle paylaşacağım. Yani  kamuoyu bunları biliyor ama bu isimleri de paylaştığımı da göreceksiniz. Çok ciddi usulsüzlüklerle  beraber müthiş bir kadrolaşma yapıldı orada. Fakat önce, Sayın Genel Müdürün memleketinden,  köyünden, Amasya'dan bahsetmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, şimdi, Amasya ilinin merkez ilçesine bağlı bir Akyazı köyü var, Sayın Genel  Müdürün köyü, memleketi. Şimdi, oraya baktım ben, 2000 yılı verilerine göre burada yalnızca 116  kişi yaşıyor nüfus kayıt tespitlerinde yani 116 kişilik bir köy. Ama değerli arkadaşlar, son dönemde,  kendisi genel müdür olduktan sonra, Amasya'dan ve Akyazı doğumlu olarak oradan müthiş bir  şekilde İstanbul, Ankara, İzmir ve TRT'ye göçler yaşandığını tespit ettim. Çok yoğun bir göç  yaşanıyor değerli arkadaşlar oraya.  Değerli arkadaşlar, kimler var bu köyden? Bakın, Selami Karanfil, Amasya Akyazı, İçişleri  Bakanlığında kontrolör iken TRT'ye Satın Alma Dairesi Başkanı yapılmış; Hakan Kutlu, Amasya  Akyazı, Özel Kalem Müdürü, Türk Telekom Genel Müdür Yardımcısı ve Devlet Demiryolları Genel  Müdür Yardımcısı Şükrü Kutlu'nun akrabası; Metin Yıldırım, Amasya Akyazı, TRT'de İnsan  Kaynaklan Daire Başkan Yardımcısı olarak atanmış; Osman Oğuz Darçın, Amasya Akyazı, MKE'de  mühendis olarak çalışırken TRT'ye alınmış; Ömer Avcı, Amasya Akyazı, kendisi PTT'de memurmuş,  TRT Satın Alma Dairesi Başkanlığında müdür olarak atanmış; Ali Güney, Amasya Akyazı, aynı  şekilde ASKİ'de görev yapıyormuş özel kalemde, 3 Mart 2009'da TRT'ye geçmiş; Gökhan  Günaydın, Amasya'da PTT'de uzman kadrosunda çalışırken genel müdür uzmanı olarak TRT'ye  atanmış; Mustafa Binici, Hasan Bahçıvan, Murat Şimşek, Uğur Alıcı, Ahmet Torun, Anda Ayva,  Ümit Sezgin, Kadir Gökhan Tunçel; hepsi Amasyalı, hemşehriler. Sayın Genel Müdür, önce kendi  hemşehrilerinden ve köylülerinden başlamış -orada gerçekten görevini de layıkıyla yapmış  gözüküyor- TRT'ye bu kişileri almış değerli arkadaşlar.  "Bununla yetinmiş mi?" derseniz, ne yapmış ondan sonra? Bir de şunu yapmış: Bakanlıklann  basın müşavirliği ve özel kalem müdürlüğü kadroları da TRT'ye geçiş için bir köprü olarak  kullanılmış. Burada da değerli arkadaşlar, isimlerini saymam mümkün değil -yani bitmez, sürem de  yetmez, zaten üç dakika süre kalmış burada-120 kişiyi başka kurumlardan TRT'ye almış. Yani burada  bakanlıklann basın müşavirliği ve özel kalem müdürlüğünde çalışan kişiler, AKP yandaşı medyada  çalışanlar, önce bunlar değerli arkadaşlar, buralara, bakanlıklara, o kadrolara atanmışlar, daha sonra  da, birkaç ay sonra TRT'ye transfer edilmişler değerli arkadaşlar.  Şimdi, az önce bahsetmiştim, bu sözleşmeli personel alımı burada yasayla değiştirilmişti. Orada  da değerli arkadaşlar, bir liste var, onu da burada okuyamam. Bakın, bu listedekiler sözleşmeli  personel olarak alınan kişiler. İsimlerini tek tek okuyamam ama nereden alındıklarını ben size onlann  belirteyim: Samanyolu, Samanyolu, Samanyolu, devam ediyor, Cihan Haber, Kanal 7, Cihan Haber,  Zaman gazetesi, Aksiyon dergisi, Kanal 7, Yurt Haber Ajansı, Kanal 24, Kanal A. . . Yaklaşık 40 kişi,  sözleşmeli olarak, tamamı, ama buradan. En nitelikli personeller demek ki burada çalışıyor değerli  arkadaşlar. Yani yandaş medyadaki bu arkadaşlar gerçekten liyakat unsurlan açısından en üst noktada,  onlann oraya tamamını hemen hemen almışlar. İsimlerini okumam mümkün değil arkadaşlar.  Şimdi, bir de bunlara verilen maaşlar var, ödemeler var değerli arkadaşlar. Şimdi, bu sözleşmeli  personellere... Bakın, bir tane isim vereyim: Sefer Turan, Kanal 7'de kendisi program personeliymiş,  Arapça Kanal Koordinatörü olarak şu anda görev yapıyor, lise mezunu, 5.770 lira alıyor değerli  arkadaşlar, sözleşmeli personel. Aynı görevi TRT Türk'de yapan kadrolu üniversite mezunu -isim  vermeyeyim, isim verirsem orada da o kişiyle ilgili sıkıntı çıkmasın ama üniversite mezunu- ve  TRT'nin kendi personeli, kadrolu personeli 3.471 lira alıyor. Böyle de bir tezat var değerli arkadaşlar.  Bunu da sizlerin bilgisine sunuyorum.  - 5 6 -
Sayfa 57 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  bu değiştirildikten sonra çok ciddi... Birazdan bazılarının isimlerini de sizlerle paylaşacağım. Yani  kamuoyu bunları biliyor ama bu isimleri de paylaştığımı da göreceksiniz. Çok ciddi usulsüzlüklerle  beraber müthiş bir kadrolaşma yapıldı orada. Fakat önce, Sayın Genel Müdürün memleketinden,  köyünden, Amasya'dan bahsetmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, şimdi, Amasya ilinin merkez ilçesine bağlı bir Akyazı köyü var, Sayın Genel  Müdürün köyü, memleketi. Şimdi, oraya baktım ben, 2000 yılı verilerine göre burada yalnızca 116  kişi yaşıyor nüfus kayıt tespitlerinde yani 116 kişilik bir köy. Ama değerli arkadaşlar, son dönemde,  kendisi genel müdür olduktan sonra, Amasya'dan ve Akyazı doğumlu olarak oradan müthiş bir  şekilde İstanbul, Ankara, İzmir ve TRT'ye göçler yaşandığını tespit ettim. Çok yoğun bir göç  yaşanıyor değerli arkadaşlar oraya.  Değerli arkadaşlar, kimler var bu köyden? Bakın, Selami Karanfil, Amasya Akyazı, İçişleri  Bakanlığında kontrolör iken TRT'ye Satın Alma Dairesi Başkanı yapılmış; Hakan Kutlu, Amasya  Akyazı, Özel Kalem Müdürü, Türk Telekom Genel Müdür Yardımcısı ve Devlet Demiryolları Genel  Müdür Yardımcısı Şükrü Kutlu'nun akrabası; Metin Yıldırım, Amasya Akyazı, TRT'de İnsan  Kaynaklan Daire Başkan Yardımcısı olarak atanmış; Osman Oğuz Darçın, Amasya Akyazı, MKE'de  mühendis olarak çalışırken TRT'ye alınmış; Ömer Avcı, Amasya Akyazı, kendisi PTT'de memurmuş,  TRT Satın Alma Dairesi Başkanlığında müdür olarak atanmış; Ali Güney, Amasya Akyazı, aynı  şekilde ASKİ'de görev yapıyormuş özel kalemde, 3 Mart 2009'da TRT'ye geçmiş; Gökhan  Günaydın, Amasya'da PTT'de uzman kadrosunda çalışırken genel müdür uzmanı olarak TRT'ye  atanmış; Mustafa Binici, Hasan Bahçıvan, Murat Şimşek, Uğur Alıcı, Ahmet Torun, Anda Ayva,  Ümit Sezgin, Kadir Gökhan Tunçel; hepsi Amasyalı, hemşehriler. Sayın Genel Müdür, önce kendi  hemşehrilerinden ve köylülerinden başlamış -orada gerçekten görevini de layıkıyla yapmış  gözüküyor- TRT'ye bu kişileri almış değerli arkadaşlar.  "Bununla yetinmiş mi?" derseniz, ne yapmış ondan sonra? Bir de şunu yapmış: Bakanlıklann  basın müşavirliği ve özel kalem müdürlüğü kadroları da TRT'ye geçiş için bir köprü olarak  kullanılmış. Burada da değerli arkadaşlar, isimlerini saymam mümkün değil -yani bitmez, sürem de  yetmez, zaten üç dakika süre kalmış burada-120 kişiyi başka kurumlardan TRT'ye almış. Yani burada  bakanlıklann basın müşavirliği ve özel kalem müdürlüğünde çalışan kişiler, AKP yandaşı medyada  çalışanlar, önce bunlar değerli arkadaşlar, buralara, bakanlıklara, o kadrolara atanmışlar, daha sonra  da, birkaç ay sonra TRT'ye transfer edilmişler değerli arkadaşlar.  Şimdi, az önce bahsetmiştim, bu sözleşmeli personel alımı burada yasayla değiştirilmişti. Orada  da değerli arkadaşlar, bir liste var, onu da burada okuyamam. Bakın, bu listedekiler sözleşmeli  personel olarak alınan kişiler. İsimlerini tek tek okuyamam ama nereden alındıklarını ben size onlann  belirteyim: Samanyolu, Samanyolu, Samanyolu, devam ediyor, Cihan Haber, Kanal 7, Cihan Haber,  Zaman gazetesi, Aksiyon dergisi, Kanal 7, Yurt Haber Ajansı, Kanal 24, Kanal A. . . Yaklaşık 40 kişi,  sözleşmeli olarak, tamamı, ama buradan. En nitelikli personeller demek ki burada çalışıyor değerli  arkadaşlar. Yani yandaş medyadaki bu arkadaşlar gerçekten liyakat unsurlan açısından en üst noktada,  onlann oraya tamamını hemen hemen almışlar. İsimlerini okumam mümkün değil arkadaşlar.  Şimdi, bir de bunlara verilen maaşlar var, ödemeler var değerli arkadaşlar. Şimdi, bu sözleşmeli  personellere... Bakın, bir tane isim vereyim: Sefer Turan, Kanal 7'de kendisi program personeliymiş,  Arapça Kanal Koordinatörü olarak şu anda görev yapıyor, lise mezunu, 5.770 lira alıyor değerli  arkadaşlar, sözleşmeli personel. Aynı görevi TRT Türk'de yapan kadrolu üniversite mezunu -isim  vermeyeyim, isim verirsem orada da o kişiyle ilgili sıkıntı çıkmasın ama üniversite mezunu- ve  TRT'nin kendi personeli, kadrolu personeli 3.471 lira alıyor. Böyle de bir tezat var değerli arkadaşlar.  Bunu da sizlerin bilgisine sunuyorum.  - 5 6 - TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 7 - Kanal Haber, bizim hepimizin TRT 2 diye bildiği ama daha sonra ismi değiştirilerek sanki yeni  bir kanalmış gibi açılan bir TRT 2 var haber kanalı olarak. Oraya alınanlar arkadaşlar, bir sayarsam  size Ahmet Böken, Ahmet Torun, Cavit Atasever, Bertan Golal, Özcan Keser, Mehmet Çığın,  Meryem Özkurt, Hakan Aksel, Hülya Hökenek, Seyid Kılıç, Sefer Turan, Cumali Çaygeç, Savaş  Genç.  Değerli arkadaşlar, bu kişiler, tümü yandaş medya dediğimiz, az önce bahsettiğim Samanyolu,  Kanal 7, Zaman gazetesi ve diğerlerinden alınmış ve TRT'de şu anda sözleşmeli olarak görev  yaptırılıyor. Yasalara göre aslında bunların bu görevleri yapmaları mümkün değil. Yani orada mutlaka  yönetici olarak şu andaki konumlarına atanmaları mümkün değil ama onlara da bir dolanma yolu  bulunmuş değerli arkadaşlar, orada da bu arkadaşlar görev yapıyorlar.  Tabii, süre yetmediği için, aslında o kadar çok şey var ki TRT'yle ilgili sizlerin bilgisine sunmam  ve halkımızın bilgisine sunmam gereken şey... Bu Euronews var, oraya da üye oldu biliyorsunuz 30  Ocak2010'da.  Değerli arkadaşlar, orayla ilgili ilginç bir şey var: Şimdi, İstanbul'da bir tören yapılmıştı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Şimdi, orada, değerli arkadaşlar, Euronews'te, Tekelle ilgili  burada günlerce insanlar eylem yaptılar, bir tek haber yok, Yunanistan'da grev yapan memur ve  işçiler var bizim TRT kanalında. Bunu da sizin dikkatlerinize çekiyorum.  İhaleler var. Bu ihaleler, değerli arkadaşlar, hep aynı adrese veriliyor: Yapal inşaat, Demirel  inşaat, Birbey inşaat. İsimleri farklı ama hepsinde Amasyalı ortak var, adresleri de aynı. Yani bunlar  hangi yerleri almışlar? Bunları da burada belirtecek zamanım yok ama şunu söyleyeyim değerli  arkadaşlar: Yani Cumhurbaşkanlığı danışmanlarının programlan, yandaş medyadan yine görev yapan,  program yapan kişiler ama en önemlisi şu: TRT dışanya program yaptınyor, yandaş medyadan çok  sayıda insana program yaptırıyor, kaç para ödendiğini bilmiyoruz değerli arkadaşlar. Bu vatandaş  Cumhurbaşkanının maaşını, milletvekilinin maaşını, Başbakanın maaşını biliyor ama TRT'de  program yapan o yandaş medyadaki kişilerin maaşlarını bilmiyor.  Arkadaşlar, TRT özel bir kanal olsa anlayacağım, gizleyecektir, patron der ki: "Ya, size ne benim  verdiğim paradan?" Ama TRT, kamunun malı, halkın malı, vatandaşın elektrik faturalarındaki  ödemelerle o finanse ediliyor. O maaşları, daha doğrusu ne kadar verildiğini vatandaşın bilmesi  gerekiyor değerli arkadaşlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TURGUT DİBEK (Devamla) - Başkanım, kısa bir süre vermek mümkün mü?  BAŞKAN - Yok, teşekkür ederim, sağ olun.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Evet, değerli arkadaşlar, TRT'yle ilgili söylenecek o kadar çok  şey var ki çoğunu atladım aslında burada... Bu Meclis araştırma önergesini kabul edersek bu  TRT'deki özerkliğin sağlanması için bir adım atarız diye düşünüyorum ve sizlerden destek  bekliyorum.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Dibek.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Samsun Milletvekili Sayın Suat Kılıç. (AK  PARTİ sıralanndan alkışlar)  SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkanım, çok saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk  Partisi grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.
Sayfa 58 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 7 - Kanal Haber, bizim hepimizin TRT 2 diye bildiği ama daha sonra ismi değiştirilerek sanki yeni  bir kanalmış gibi açılan bir TRT 2 var haber kanalı olarak. Oraya alınanlar arkadaşlar, bir sayarsam  size Ahmet Böken, Ahmet Torun, Cavit Atasever, Bertan Golal, Özcan Keser, Mehmet Çığın,  Meryem Özkurt, Hakan Aksel, Hülya Hökenek, Seyid Kılıç, Sefer Turan, Cumali Çaygeç, Savaş  Genç.  Değerli arkadaşlar, bu kişiler, tümü yandaş medya dediğimiz, az önce bahsettiğim Samanyolu,  Kanal 7, Zaman gazetesi ve diğerlerinden alınmış ve TRT'de şu anda sözleşmeli olarak görev  yaptırılıyor. Yasalara göre aslında bunların bu görevleri yapmaları mümkün değil. Yani orada mutlaka  yönetici olarak şu andaki konumlarına atanmaları mümkün değil ama onlara da bir dolanma yolu  bulunmuş değerli arkadaşlar, orada da bu arkadaşlar görev yapıyorlar.  Tabii, süre yetmediği için, aslında o kadar çok şey var ki TRT'yle ilgili sizlerin bilgisine sunmam  ve halkımızın bilgisine sunmam gereken şey... Bu Euronews var, oraya da üye oldu biliyorsunuz 30  Ocak2010'da.  Değerli arkadaşlar, orayla ilgili ilginç bir şey var: Şimdi, İstanbul'da bir tören yapılmıştı.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Şimdi, orada, değerli arkadaşlar, Euronews'te, Tekelle ilgili  burada günlerce insanlar eylem yaptılar, bir tek haber yok, Yunanistan'da grev yapan memur ve  işçiler var bizim TRT kanalında. Bunu da sizin dikkatlerinize çekiyorum.  İhaleler var. Bu ihaleler, değerli arkadaşlar, hep aynı adrese veriliyor: Yapal inşaat, Demirel  inşaat, Birbey inşaat. İsimleri farklı ama hepsinde Amasyalı ortak var, adresleri de aynı. Yani bunlar  hangi yerleri almışlar? Bunları da burada belirtecek zamanım yok ama şunu söyleyeyim değerli  arkadaşlar: Yani Cumhurbaşkanlığı danışmanlarının programlan, yandaş medyadan yine görev yapan,  program yapan kişiler ama en önemlisi şu: TRT dışanya program yaptınyor, yandaş medyadan çok  sayıda insana program yaptırıyor, kaç para ödendiğini bilmiyoruz değerli arkadaşlar. Bu vatandaş  Cumhurbaşkanının maaşını, milletvekilinin maaşını, Başbakanın maaşını biliyor ama TRT'de  program yapan o yandaş medyadaki kişilerin maaşlarını bilmiyor.  Arkadaşlar, TRT özel bir kanal olsa anlayacağım, gizleyecektir, patron der ki: "Ya, size ne benim  verdiğim paradan?" Ama TRT, kamunun malı, halkın malı, vatandaşın elektrik faturalarındaki  ödemelerle o finanse ediliyor. O maaşları, daha doğrusu ne kadar verildiğini vatandaşın bilmesi  gerekiyor değerli arkadaşlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TURGUT DİBEK (Devamla) - Başkanım, kısa bir süre vermek mümkün mü?  BAŞKAN - Yok, teşekkür ederim, sağ olun.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Evet, değerli arkadaşlar, TRT'yle ilgili söylenecek o kadar çok  şey var ki çoğunu atladım aslında burada... Bu Meclis araştırma önergesini kabul edersek bu  TRT'deki özerkliğin sağlanması için bir adım atarız diye düşünüyorum ve sizlerden destek  bekliyorum.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Dibek.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Samsun Milletvekili Sayın Suat Kılıç. (AK  PARTİ sıralanndan alkışlar)  SUAT KILIÇ (Samsun) - Sayın Başkanım, çok saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk  Partisi grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.  TBMM B :84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 8 - Çok değerli arkadaşlar, Türkiye Radyo Televizyon Kurumundaki personel politikaları ve yayın  politikaları müteaddit kereler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna getirilmiş ve bu  kürsüden defalarca bu konular görüşülmüştür. Bir defasında yine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  tarafından TRT'deki personel politikaları ve yayın politikaları gensoru konusu hâline de getirilmiştir  Sayın Mehmet Aydın'ın sorumlu devlet bakanı olduğu dönemde ve bütün bu konular Meclis Genel  Kurulunda bu kürsüden defalarca konuşulmuş konulardır. Yeni yeni keşifler yapmaya, yeniden  malumu ortaya koymaya esasında çok gerek yok. Ancak, bu kadar yıpratıcı bir politikanın TRT  üzerinde uygulanıyor olmasını doğrusu biraz maksatlı bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum. Bütün  iddialar tek tek ele alındığı zaman rakamların da tutmadığı, söylenenlerin de gerçeği yansıtmadığı,  verilen her isim karşısında farklı cepheden onlarca ayrı ismin ortaya konulabileceği apaçık görülüyor.  Ama hemen ifade etmek isterim: Bu kürsüye gelmeden önce TRT yetkilileriyle görüşmek suretiyle...  Muhalefete özellikle TRT yayınlarında haber programlarında, haber bültenlerinde yeterince yer  verilmediği iddiası var...  İSMET BÜYÜKATAMAN (Bursa) - Hiç görmüyoruz zaten, hiç yok.  SUAT KILIÇ (Devamla) - . . .muhalefet liderlerinin, sözcülerinin, genel başkan yardımcılarının  ve grup başkan vekillerinin TRT yayınlarına yeterince çıkarılmadığı noktasında iddialar var. Burada  hemen ifade edeyim, Milliyetçi Hareket Partisiyle ilgili olarak değil ama özellikle Cumhuriyet Halk  Partisiyle alakalı olarak söylenen şey şudur: Başta Genel Başkan Sayın Deniz Baykal olmak üzere  Cumhuriyet Halk Partisinin yöneticilerine, grup sözcülerine defalarca canlı yayın davetinde  bulunulduğu hâlde CHP'nin bilinçli ve sistemli bir karşı duruşla TRT Radyo ve Televizyon  Kurumunun değişik kanallarından gelen yayın davetlerini ısrarla geri çevirdiği bilgisi verilmiştir.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Doğrudur.  SUAT KILIÇ (Devamla) - TRT 1 'in yayınlarına da CHP'li arkadaşlarımız davet aldıkları hâlde  çıkmamaktadır.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Doğrudur.  SUAT KILIÇ (Devamla) - TRT 2'nin yayınlarına da, TRT Haber kanalının yayınlarına da, diğer  TRT kanallarının yayınlarına da bilinçli bir tavırla karşı koymaktasınız.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Doğrudur.  TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Neden acaba, neden?  SUAT KILIÇ (Devamla) - Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi de TRT 3 üzerinden yayınlanıyor,  burada da biraz rezerv koysanız aslında, kanun tasarıları ve teklifleri belki daha hızlı görüşülmüş  olur.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Niye bize hiç teklif bile gelmiyor?  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Yasaklayabilirsiniz! Zaten bir o eksikti, onu da  yasaklayın!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakınız, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu  milletin vergileriyle yayınlarına devam eden bir kurum.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Bu anlayışın sergilenmesi bile ne kadar dramatik bir  olay.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Devletin televizyonunda yayınlara çıkmalısınız, meramınızı  anlatmalısınız, konulan enine boyuna tartışmalısınız, oradaki yayınlara katılmalısınız...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Yasağı savunuyorsunuz kürsüden.  SUAT KILIÇ (Devamla) - . . .ama hem TRT'nin yayınlanna katılmayıp hem de TRT'nin tarafsız  olmadığını iddia etmek bana biraz aykırı bir durum gibi geliyor. Yani bu yayınlara çıkın, Enine
Sayfa 59 -
TBMM B :84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 8 - Çok değerli arkadaşlar, Türkiye Radyo Televizyon Kurumundaki personel politikaları ve yayın  politikaları müteaddit kereler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna getirilmiş ve bu  kürsüden defalarca bu konular görüşülmüştür. Bir defasında yine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  tarafından TRT'deki personel politikaları ve yayın politikaları gensoru konusu hâline de getirilmiştir  Sayın Mehmet Aydın'ın sorumlu devlet bakanı olduğu dönemde ve bütün bu konular Meclis Genel  Kurulunda bu kürsüden defalarca konuşulmuş konulardır. Yeni yeni keşifler yapmaya, yeniden  malumu ortaya koymaya esasında çok gerek yok. Ancak, bu kadar yıpratıcı bir politikanın TRT  üzerinde uygulanıyor olmasını doğrusu biraz maksatlı bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum. Bütün  iddialar tek tek ele alındığı zaman rakamların da tutmadığı, söylenenlerin de gerçeği yansıtmadığı,  verilen her isim karşısında farklı cepheden onlarca ayrı ismin ortaya konulabileceği apaçık görülüyor.  Ama hemen ifade etmek isterim: Bu kürsüye gelmeden önce TRT yetkilileriyle görüşmek suretiyle...  Muhalefete özellikle TRT yayınlarında haber programlarında, haber bültenlerinde yeterince yer  verilmediği iddiası var...  İSMET BÜYÜKATAMAN (Bursa) - Hiç görmüyoruz zaten, hiç yok.  SUAT KILIÇ (Devamla) - . . .muhalefet liderlerinin, sözcülerinin, genel başkan yardımcılarının  ve grup başkan vekillerinin TRT yayınlarına yeterince çıkarılmadığı noktasında iddialar var. Burada  hemen ifade edeyim, Milliyetçi Hareket Partisiyle ilgili olarak değil ama özellikle Cumhuriyet Halk  Partisiyle alakalı olarak söylenen şey şudur: Başta Genel Başkan Sayın Deniz Baykal olmak üzere  Cumhuriyet Halk Partisinin yöneticilerine, grup sözcülerine defalarca canlı yayın davetinde  bulunulduğu hâlde CHP'nin bilinçli ve sistemli bir karşı duruşla TRT Radyo ve Televizyon  Kurumunun değişik kanallarından gelen yayın davetlerini ısrarla geri çevirdiği bilgisi verilmiştir.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Doğrudur.  SUAT KILIÇ (Devamla) - TRT 1 'in yayınlarına da CHP'li arkadaşlarımız davet aldıkları hâlde  çıkmamaktadır.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Doğrudur.  SUAT KILIÇ (Devamla) - TRT 2'nin yayınlarına da, TRT Haber kanalının yayınlarına da, diğer  TRT kanallarının yayınlarına da bilinçli bir tavırla karşı koymaktasınız.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Doğrudur.  TANSEL BARIŞ (Kırklareli) - Neden acaba, neden?  SUAT KILIÇ (Devamla) - Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi de TRT 3 üzerinden yayınlanıyor,  burada da biraz rezerv koysanız aslında, kanun tasarıları ve teklifleri belki daha hızlı görüşülmüş  olur.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Niye bize hiç teklif bile gelmiyor?  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Yasaklayabilirsiniz! Zaten bir o eksikti, onu da  yasaklayın!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakınız, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu  milletin vergileriyle yayınlarına devam eden bir kurum.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Bu anlayışın sergilenmesi bile ne kadar dramatik bir  olay.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Devletin televizyonunda yayınlara çıkmalısınız, meramınızı  anlatmalısınız, konulan enine boyuna tartışmalısınız, oradaki yayınlara katılmalısınız...  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Yasağı savunuyorsunuz kürsüden.  SUAT KILIÇ (Devamla) - . . .ama hem TRT'nin yayınlanna katılmayıp hem de TRT'nin tarafsız  olmadığını iddia etmek bana biraz aykırı bir durum gibi geliyor. Yani bu yayınlara çıkın, Enine  T B M M B:84 8 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 9 - Boyuna yayınına çıkın, diğer programlarına çıkın TRT'nin reytinginden Cumhuriyet Halk Partisinin  de kendi mesajını kamuoyuna anlatmasına imkân sağlayın.  Az önce muhalefet grubunun önergesi adına konuşan milletvekili arkadaşımız isim isim saymak  suretiyle pek çok ismi buradan zikretti. Esasında bu isimler kriminal vakalar değil, hiçbiri suçlu değil,  zanlı değil, sanık değil, davalı değil, davacı değil Türkiye'nin değişik radyo ve televizyonlarında,  gazetelerinde çalışan, sonrasında mesleki birikimlerini, bilgilerini, deneyimlerini, tecrübelerini,  tahsillerini devletin televizyonu olan TRT'ye aktarmak üzere kendilerine giden iş talebini kabul eden  isimler. Ama siz zannediyorsunuz ki, TRT Televizyonu sadece yelpazenin bir tarafından personel  alır yelpazenin öbür tarafına hiç bakmaz, ortadaki isimler realitenin bu olmadığını gösteriyor değerli  arkadaşlarım. Bu şu demektir: TRT'nin yayınlarına çıkmadığınız gibi TRT'nin yayınlarını izlememe  noktasında da kararlı bir tutumunuz var.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Aynen öyle.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Oysaki TRT Haber Türk yayın hayatına önemli bir kalite kattı,  TRT'nin çocuk kanalı Türkiye'ye önemli bir güzellik getirmiş oldu, TRT'nin Euronews kanalı,  TRT'nin İngilizce haber yayını yapan kanalını bugün bütün dünya izliyor.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Kimse izlemiyor.  SUAT KILIÇ (Devamla) - TRT'nin Avaz kanalını bütün Türk dünyası, Balkanlar ve Orta Doğu  Türkiye'nin sesini soluğunu, Türk milletinin mesajını, Anadolu coğrafyasının ısısını, hissiyatını TRT  Avaz bütün dünyaya taşıyor. TRT'nin Arapça kanalı geçtiğimiz günlerde yayına girdi. Bu kanal bütün  Orta Doğu'ya yayın yapıyor ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin büyük ve iddialı bir devlet olduğunun  kanıtı olarak yayınlarına devam ediyor. TRT Şeş yayın hayatına girdi, Türkiye devletinin ne kadar  güçlü, ne kadar demokratik, kendine güvenen, özgüveni yüksek bir devlet anlayışıyla idare edildiğini  TRT'nin Şeş kanalı ortaya koymuş oldu.  Şimdi, çeşitlilik noktasında birkaç isim zikretmek istiyorum, esasında isimlere hiç  girmeyecektim ama arkadaşımız isimlerden bahsettiği için ifade ediyorum. Halkımızın CNN Türk  ekranından yakinen tanıdığı Tayfun Talipoğlu programlarına TRT'de devam ediyor. Milliyet  gazetesinin köşe yazarı, yazılarını herkesin takip ettiği Sayın Taha Akyol programlarına, TRT'de  yayınlarına devam ediyor.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Taha Akyol bıraktı.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Radikal gazetesinden Avni Özgürel devam ediyor. Yine Radikal'den  Oral Çalışlar TRT Haber'de yeni dönemde yayın hayatının içinde.  TRT Türk'ün Genel Yayın Yönetmeni, senelerce NTV'de ve CNBC-e kanalında yayın  yönetmenliği yapan Ümit Sezgin. Bunlar hep tanıdığınız, yakinen tanıdığınız isimler.  Yine TRT Türk'ün Haber Müdürü Taşkın Şenol; çok iyi bildiğiniz bir isim. NTV kökenli Ece  Özbek, Dilara Koçak, yine Cüneyt Özdemir, CNN Türk kökenli Mete Belovacıklı, İlber Ortaylı gibi  isimler, hepinizin yakından bildiği isimler.  Kadir Çöpdemir, sokaktaki mikrofon operasyonlarını NTV adına gerçekleştiriyordu, şimdi  TRT'nin yayınında.  Yani baktığınız zaman, o yandaş -tırnak içinde- sözcüğünün uygulamalar noktasında karşılığının  bulunmadığını, değerli arkadaşlarım, göreceksiniz. TRT'nin bugünkü yönetimi, aksi yöndeki  eleştirileri de farklı kesimlerden alıyor.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Nerede yaşıyorsun, Türkiye'de mi yaşıyorsun, uzayda mı  yaşıyorsun?
Sayfa 60 -
T B M M B:84 8 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 9 - Boyuna yayınına çıkın, diğer programlarına çıkın TRT'nin reytinginden Cumhuriyet Halk Partisinin  de kendi mesajını kamuoyuna anlatmasına imkân sağlayın.  Az önce muhalefet grubunun önergesi adına konuşan milletvekili arkadaşımız isim isim saymak  suretiyle pek çok ismi buradan zikretti. Esasında bu isimler kriminal vakalar değil, hiçbiri suçlu değil,  zanlı değil, sanık değil, davalı değil, davacı değil Türkiye'nin değişik radyo ve televizyonlarında,  gazetelerinde çalışan, sonrasında mesleki birikimlerini, bilgilerini, deneyimlerini, tecrübelerini,  tahsillerini devletin televizyonu olan TRT'ye aktarmak üzere kendilerine giden iş talebini kabul eden  isimler. Ama siz zannediyorsunuz ki, TRT Televizyonu sadece yelpazenin bir tarafından personel  alır yelpazenin öbür tarafına hiç bakmaz, ortadaki isimler realitenin bu olmadığını gösteriyor değerli  arkadaşlarım. Bu şu demektir: TRT'nin yayınlarına çıkmadığınız gibi TRT'nin yayınlarını izlememe  noktasında da kararlı bir tutumunuz var.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Aynen öyle.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Oysaki TRT Haber Türk yayın hayatına önemli bir kalite kattı,  TRT'nin çocuk kanalı Türkiye'ye önemli bir güzellik getirmiş oldu, TRT'nin Euronews kanalı,  TRT'nin İngilizce haber yayını yapan kanalını bugün bütün dünya izliyor.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Kimse izlemiyor.  SUAT KILIÇ (Devamla) - TRT'nin Avaz kanalını bütün Türk dünyası, Balkanlar ve Orta Doğu  Türkiye'nin sesini soluğunu, Türk milletinin mesajını, Anadolu coğrafyasının ısısını, hissiyatını TRT  Avaz bütün dünyaya taşıyor. TRT'nin Arapça kanalı geçtiğimiz günlerde yayına girdi. Bu kanal bütün  Orta Doğu'ya yayın yapıyor ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin büyük ve iddialı bir devlet olduğunun  kanıtı olarak yayınlarına devam ediyor. TRT Şeş yayın hayatına girdi, Türkiye devletinin ne kadar  güçlü, ne kadar demokratik, kendine güvenen, özgüveni yüksek bir devlet anlayışıyla idare edildiğini  TRT'nin Şeş kanalı ortaya koymuş oldu.  Şimdi, çeşitlilik noktasında birkaç isim zikretmek istiyorum, esasında isimlere hiç  girmeyecektim ama arkadaşımız isimlerden bahsettiği için ifade ediyorum. Halkımızın CNN Türk  ekranından yakinen tanıdığı Tayfun Talipoğlu programlarına TRT'de devam ediyor. Milliyet  gazetesinin köşe yazarı, yazılarını herkesin takip ettiği Sayın Taha Akyol programlarına, TRT'de  yayınlarına devam ediyor.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Taha Akyol bıraktı.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Radikal gazetesinden Avni Özgürel devam ediyor. Yine Radikal'den  Oral Çalışlar TRT Haber'de yeni dönemde yayın hayatının içinde.  TRT Türk'ün Genel Yayın Yönetmeni, senelerce NTV'de ve CNBC-e kanalında yayın  yönetmenliği yapan Ümit Sezgin. Bunlar hep tanıdığınız, yakinen tanıdığınız isimler.  Yine TRT Türk'ün Haber Müdürü Taşkın Şenol; çok iyi bildiğiniz bir isim. NTV kökenli Ece  Özbek, Dilara Koçak, yine Cüneyt Özdemir, CNN Türk kökenli Mete Belovacıklı, İlber Ortaylı gibi  isimler, hepinizin yakından bildiği isimler.  Kadir Çöpdemir, sokaktaki mikrofon operasyonlarını NTV adına gerçekleştiriyordu, şimdi  TRT'nin yayınında.  Yani baktığınız zaman, o yandaş -tırnak içinde- sözcüğünün uygulamalar noktasında karşılığının  bulunmadığını, değerli arkadaşlarım, göreceksiniz. TRT'nin bugünkü yönetimi, aksi yöndeki  eleştirileri de farklı kesimlerden alıyor.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Nerede yaşıyorsun, Türkiye'de mi yaşıyorsun, uzayda mı  yaşıyorsun?  T B M M B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 0 - SUAT KILIÇ (Devamla) - "Sizin kapılarınız hep yelpazenin bu tarafına mı açık, öbür tarafından  hiç isim almaz mısınız?" eleştirileri geliyor.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Yaşadığın yer neresi? Sanki Türkiye'de değil, uzaydasın...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Kadrolaşma iddialarıyla ilgili hemen size rakamları konuşturayım.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Uzaydan bahsetme, gerçeklerden bahset, palavra söyleme.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bakınız, İbrahim Şahin, TRT'yi kuran, bugüne kadar görevini devam  ettiren bir genel müdür değil. İbrahim Şahin iki senedir görevi başında. Ondan önce Şenol Demiröz  vardı; Şenol Demiröz'ün Genel Müdürlük yaptığı dönemde TRT'ye alınan personel sayısı 17 kişi.  Yani iki elin parmaklarını koyun, iki elin parmaklarını bir sefer daha üstüne ilave ettiğiniz zaman  aldığı sayıyı 3 aşıyor; 17 kişi Şenol Demiröz'ün istihdam ettiği personel.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Az kaldı, az; bir sene kaldı.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Önceki genel müdürlerden bir örnek vereyim.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Bir sene sonra mevtasınız, mevta!  SUAT KILIÇ (Devamla) - 1997-2003 yıllan arasında Yücel Yener TRT'de Genel Müdürlük  yapmış.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Çoğu gitti, azı kaldı.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Aldığı personel sayısı altı senede 2.362 kişi.  84-88 yıllan arasında Anavatan Partisi İktidan döneminde Tunca Toskay TRT Genel Müdürlüğü  yapmış. Dört senede TRT'nin istihdam ettiği personel sayısı 2.702 kişi.  Bakın, Devlet Denetleme Kurulunun raporunun gazetelerde yer aldığı haber...  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Hikâye okuma, hikâye...  SUAT KILIÇ (Devamla) - "TRT personel politikaları konusunda Yücel Yener döneminde  çiftliğe döndürülmüş." diyor, Devlet Denetleme Kurulunun raporu.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Bunlar araştırma önergesinde...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Diğer bir şey, ben isimler noktasında yorumlar yapmayı çok doğru  bulmuyorum. İnsanların aileleriyle, yakınlarıyla ilgili yorumlar getirmeyi, bunu gene ifade  etmeyeceğim. Bunu gene ifade etmiyorum ama şuradan hemen listeler üzerinde...  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Çünkü senin yaşın müsait değil.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Arkadaşlar, bu listelerden arzu ettiğiniz takdirde alıp  inceleyebilirsiniz. DSP'den, CHP'den, MHP'den, diğer siyasi partilerden insanların yakınları  çalışabilir. İletişim fakültesi mezunudur bir milletvekilinin yakını. KPSS'ye girer, puanını alır,  mülakatına girer. CHP milletvekilinin yakını olması girmesine mâni değildir, listede isim var. İsim  zikrettirmeyin, doğru bulmuyorum. MHP'den milletvekili arkadaşlarımızın yakınları içinde TRT'de  çalışanlar var. Son dönemde istihdam edilenler de var. Diğer siyasi partilerden aynı şekilde var. Bunlar  yasak, yanlış şeyler değil.  MEHMET GÜNAL (Antalya) - At, işten at.  OSMAN ERTUĞRUL (Aksaray) - Onları da işten atın o zaman. Ayıp ya!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, isim zikretmiyorum, bakın, isim  zikretmeyeceğim, zorlamayın.  Diğer bir konu, eğer ki bu TRT Kurumuna ve Genel Müdürüne tarafsız olamadığı için laf  söylenecekse, arkadaşlar, siz kendinizi yormayın. TRT'ye ve Genel Müdürüne laf söylenecekse  tarafsız olamadığı için bırakın biz söyleyelim.  MEHMET GÜNAL (Antalya) - Aferin mi diyeceksin?
Sayfa 61 -
T B M M B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 0 - SUAT KILIÇ (Devamla) - "Sizin kapılarınız hep yelpazenin bu tarafına mı açık, öbür tarafından  hiç isim almaz mısınız?" eleştirileri geliyor.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Yaşadığın yer neresi? Sanki Türkiye'de değil, uzaydasın...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Kadrolaşma iddialarıyla ilgili hemen size rakamları konuşturayım.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Uzaydan bahsetme, gerçeklerden bahset, palavra söyleme.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bakınız, İbrahim Şahin, TRT'yi kuran, bugüne kadar görevini devam  ettiren bir genel müdür değil. İbrahim Şahin iki senedir görevi başında. Ondan önce Şenol Demiröz  vardı; Şenol Demiröz'ün Genel Müdürlük yaptığı dönemde TRT'ye alınan personel sayısı 17 kişi.  Yani iki elin parmaklarını koyun, iki elin parmaklarını bir sefer daha üstüne ilave ettiğiniz zaman  aldığı sayıyı 3 aşıyor; 17 kişi Şenol Demiröz'ün istihdam ettiği personel.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Az kaldı, az; bir sene kaldı.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Önceki genel müdürlerden bir örnek vereyim.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Bir sene sonra mevtasınız, mevta!  SUAT KILIÇ (Devamla) - 1997-2003 yıllan arasında Yücel Yener TRT'de Genel Müdürlük  yapmış.  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Çoğu gitti, azı kaldı.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Aldığı personel sayısı altı senede 2.362 kişi.  84-88 yıllan arasında Anavatan Partisi İktidan döneminde Tunca Toskay TRT Genel Müdürlüğü  yapmış. Dört senede TRT'nin istihdam ettiği personel sayısı 2.702 kişi.  Bakın, Devlet Denetleme Kurulunun raporunun gazetelerde yer aldığı haber...  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Hikâye okuma, hikâye...  SUAT KILIÇ (Devamla) - "TRT personel politikaları konusunda Yücel Yener döneminde  çiftliğe döndürülmüş." diyor, Devlet Denetleme Kurulunun raporu.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Bunlar araştırma önergesinde...  SUAT KILIÇ (Devamla) - Diğer bir şey, ben isimler noktasında yorumlar yapmayı çok doğru  bulmuyorum. İnsanların aileleriyle, yakınlarıyla ilgili yorumlar getirmeyi, bunu gene ifade  etmeyeceğim. Bunu gene ifade etmiyorum ama şuradan hemen listeler üzerinde...  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Çünkü senin yaşın müsait değil.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Arkadaşlar, bu listelerden arzu ettiğiniz takdirde alıp  inceleyebilirsiniz. DSP'den, CHP'den, MHP'den, diğer siyasi partilerden insanların yakınları  çalışabilir. İletişim fakültesi mezunudur bir milletvekilinin yakını. KPSS'ye girer, puanını alır,  mülakatına girer. CHP milletvekilinin yakını olması girmesine mâni değildir, listede isim var. İsim  zikrettirmeyin, doğru bulmuyorum. MHP'den milletvekili arkadaşlarımızın yakınları içinde TRT'de  çalışanlar var. Son dönemde istihdam edilenler de var. Diğer siyasi partilerden aynı şekilde var. Bunlar  yasak, yanlış şeyler değil.  MEHMET GÜNAL (Antalya) - At, işten at.  OSMAN ERTUĞRUL (Aksaray) - Onları da işten atın o zaman. Ayıp ya!  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, isim zikretmiyorum, bakın, isim  zikretmeyeceğim, zorlamayın.  Diğer bir konu, eğer ki bu TRT Kurumuna ve Genel Müdürüne tarafsız olamadığı için laf  söylenecekse, arkadaşlar, siz kendinizi yormayın. TRT'ye ve Genel Müdürüne laf söylenecekse  tarafsız olamadığı için bırakın biz söyleyelim.  MEHMET GÜNAL (Antalya) - Aferin mi diyeceksin?  TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 1 - BİLGİN PAÇARIZ (Edime) - Ona Genel Başkanın izin vermez. Daha yaşın ufak. O kadar  konuşamazsın sen daha.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bakın, partiler bağlamında yayın süreleri: AK PARTİ'ye ilişkin  haberler, 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009; AK PARTİ konulu haberler 120,5 dakika, MHP konulu  haberler 193 dakika, CHP konulu haberler 372 dakika, 1 Ocak-31 Aralık tarihleri arasında.  SIRRI SAKIK (Muş) - Suat Bey, peki BDP kaç dakika?  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Demokratik Toplum Partisi olarak söylüyorum,  2 saat 18 dakika 54 saniye.  SIRRI SAKIK (Muş) - Allah için bir saniye bile yok.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Milletvekili sayısıyla orantılı olarak düşünürseniz çok adaletsizlik  yok.  SIRRI SAKIK (Muş) - Nasıl milletvekili sayısıyla! Böyle bir demokrasi olur mu ya?  SUAT KILIÇ (Devamla) - Ama gene bizden sonra en büyük adaletsizliği TRT size yapmış  diyebilirim.  Diğer bir konu, değerli arkadaşlarım, TRT'nin idari tasarruf bağlamında mecburiyetten dolayı  aldığı bazı isimleri TRT'nin sanki listeler AK PARTİ'de hazırlanıp gönderilmiş gibi bir yaklaşımla  burada sunulması doğru değil, etik de değil, siyasi olabilir ama etik değil.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Deniliyor k: "1.348 kişi alındı." Bakınız, 2954 sayılı TRT  Kanunu'nun geçici 11'inci maddesinden kaynaklanan mecburiyet sebebiyle 621 kişiyle sözleşme  yapma zarureti doğmuştur. 1.348'ten 621 'i düşeceksiniz. 459 kişi KPSS sınavı sonuçlarıyla alınmış  ve bunların mülakatları kamerayla kaydedilmiş. Yani burada bir taraf olma, tarafgirlik olma, yandaş  olma, yanlı davranma gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil ama TRT'nin uygulamaları  konusunda şaşırmakta haklısınız. TRT'nin uygulamalarının yarattığı şaşırmışlık haliyle,  hâletiruhiyesiyle TRT'yi eleştirmekte de haklısınız. Biz de doğrusu çok şaşırıyoruz. Geçmişte bu  kadar politik tercihler yapan bir kurum son yedi senede politikadan bu kadar nasıl uzaklaşabilmiştir,  bunu takdire şayan bir durum olarak takdirlerinize havale ediyorum.  Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kılıç.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisi...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, yalnız, BDP ile ilgili açıklamalar doğru değil. Demokratik  Toplum Partisinde bu konuyu onlarca kez buraya taşıdık. Hiçbir dönem bize yer verilmedi ama şunu  da unutuyor: Ben TRT Genel Müdürünü ziyaret ettim. TRT'de o kadar çok bankamatik eleman var  ki. Bunların büyük bir çoğunluğu askerî elemanların çocukları, Yargıtayın, emekli valilerin çocukları.  Bunlar geçmiş dönemden bugüne kadar gidip oradan sadece maaş alıyorlardı ve yüzlercesi var, bunu  biliyoruz ama bize de haksızlık yapıldığını bütün Türkiye de biliyor. Lütfen TRT'yi de savunmayın.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde, Antalya Milletvekili Sayın  Mehmet Günah.. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET GÜNAL (Antalya) - Teşekkürler Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Dilekçe verelim, bize ayırdıkları süreyi de size ayırsınlar. CHP,  siz de verin AKP'ye.  SUAT KILIÇ (Samsun) - Hakikaten adaletsizlik var, gerçekten adaletsizlik var.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...
Sayfa 62 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 1 - BİLGİN PAÇARIZ (Edime) - Ona Genel Başkanın izin vermez. Daha yaşın ufak. O kadar  konuşamazsın sen daha.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Bakın, partiler bağlamında yayın süreleri: AK PARTİ'ye ilişkin  haberler, 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009; AK PARTİ konulu haberler 120,5 dakika, MHP konulu  haberler 193 dakika, CHP konulu haberler 372 dakika, 1 Ocak-31 Aralık tarihleri arasında.  SIRRI SAKIK (Muş) - Suat Bey, peki BDP kaç dakika?  SUAT KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Demokratik Toplum Partisi olarak söylüyorum,  2 saat 18 dakika 54 saniye.  SIRRI SAKIK (Muş) - Allah için bir saniye bile yok.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Milletvekili sayısıyla orantılı olarak düşünürseniz çok adaletsizlik  yok.  SIRRI SAKIK (Muş) - Nasıl milletvekili sayısıyla! Böyle bir demokrasi olur mu ya?  SUAT KILIÇ (Devamla) - Ama gene bizden sonra en büyük adaletsizliği TRT size yapmış  diyebilirim.  Diğer bir konu, değerli arkadaşlarım, TRT'nin idari tasarruf bağlamında mecburiyetten dolayı  aldığı bazı isimleri TRT'nin sanki listeler AK PARTİ'de hazırlanıp gönderilmiş gibi bir yaklaşımla  burada sunulması doğru değil, etik de değil, siyasi olabilir ama etik değil.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SUAT KILIÇ (Devamla) - Deniliyor k: "1.348 kişi alındı." Bakınız, 2954 sayılı TRT  Kanunu'nun geçici 11'inci maddesinden kaynaklanan mecburiyet sebebiyle 621 kişiyle sözleşme  yapma zarureti doğmuştur. 1.348'ten 621 'i düşeceksiniz. 459 kişi KPSS sınavı sonuçlarıyla alınmış  ve bunların mülakatları kamerayla kaydedilmiş. Yani burada bir taraf olma, tarafgirlik olma, yandaş  olma, yanlı davranma gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil ama TRT'nin uygulamaları  konusunda şaşırmakta haklısınız. TRT'nin uygulamalarının yarattığı şaşırmışlık haliyle,  hâletiruhiyesiyle TRT'yi eleştirmekte de haklısınız. Biz de doğrusu çok şaşırıyoruz. Geçmişte bu  kadar politik tercihler yapan bir kurum son yedi senede politikadan bu kadar nasıl uzaklaşabilmiştir,  bunu takdire şayan bir durum olarak takdirlerinize havale ediyorum.  Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kılıç.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisi...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, yalnız, BDP ile ilgili açıklamalar doğru değil. Demokratik  Toplum Partisinde bu konuyu onlarca kez buraya taşıdık. Hiçbir dönem bize yer verilmedi ama şunu  da unutuyor: Ben TRT Genel Müdürünü ziyaret ettim. TRT'de o kadar çok bankamatik eleman var  ki. Bunların büyük bir çoğunluğu askerî elemanların çocukları, Yargıtayın, emekli valilerin çocukları.  Bunlar geçmiş dönemden bugüne kadar gidip oradan sadece maaş alıyorlardı ve yüzlercesi var, bunu  biliyoruz ama bize de haksızlık yapıldığını bütün Türkiye de biliyor. Lütfen TRT'yi de savunmayın.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde, Antalya Milletvekili Sayın  Mehmet Günah.. (MHP sıralarından alkışlar)  MEHMET GÜNAL (Antalya) - Teşekkürler Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Dilekçe verelim, bize ayırdıkları süreyi de size ayırsınlar. CHP,  siz de verin AKP'ye.  SUAT KILIÇ (Samsun) - Hakikaten adaletsizlik var, gerçekten adaletsizlik var.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 3  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Suat Bey'in konuşması yetmemiş galiba, biraz daha süre  istiyor. Grup Başkan Vekili olarak onun her zaman hakkı var, müsaade buyururlarsa...  SUAT KILIÇ (Samsun)- Devam et, dinliyoruz Mehmet Bey.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Teşekkür ederim.  Değerli arkadaşlar, ben bu sözleri duyunca Suat Bey'den, şaşırdım. Sayın Kılıç sanki hiç.. .  TRT'yi izliyor musunuz?  SUAT KILIÇ (Samsun) - İzliyorum beğeniyle.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Kaç saat izliyorsunuz?  SUAT KILIÇ (Samsun) - Günde fazla televizyon izleyemiyorum zaten.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - TRT Genel Müdüründen gelen notları okudu.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Evet.  Tabii, şimdi, galiba izlemiyorsunuz, bir süredir biz de izlemez olduk. Eskiden TRT açtığımız  zaman en azından TRT 2'yi açıyorduk. Yayınların kalitesi -bu teknik kaliteyle ilgili değildir, yayının  içeriğiyle ilgili kaliteden bahsediyorum- gerçekten son dönemde biraz daha tam bir... Ben size böyle  kaldırıp göstermiştim, şimdi hazırlamadım. TRT Kanunu görüşülürken "AKRT oldu TRT" demiştim.  Şimdi tamamıyla bu söylediğimiz o günkü ironik olarak, durumu izafe etmek üzere söylediğim şey,  AKRT olmuş yani.  Şimdi, değerli arkadaşlar, böyle bir devlet televizyonculuğu anlayışı olabilir mi? Yani "Veriyor."  diyorsunuz... Yani ne zaman, ben, o söylediğiniz şeyleri nerede görüyorsunuz? Kaç saat? O aldığınız  rakamları bir de bize gönderin videolarını, biz bir izleyelim bakalım MHP'yle ilgili ne haberi  vermişsiniz, nasıl vermişsiniz? Sayın Başbakanı nasıl vermişsiniz, sayın bakanları nasıl vermişsiniz?  SUAT KILIÇ (Samsun) - Vermişler, TRT veriyor, biz vermiyoruz yayını.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Hayır, bizi ayrı tuttunuz ona teşekkür ediyorum. "MHP'liler  geliyor." dediniz ama kaç saniye gelmişler? Gerçekten bize gönderin bir aylık şeyin dokümanını.  Log dosyalarını istiyorum, Sayın Genel Müdür bizi dinliyorsa, belki TBMM TV'den önünde açıksa  izlesin. Siz de alabilirsiniz daha rahat bir şekilde. Log dosyalarını istiyorum -yayının içerisinde ne  geçmiş bütün haberlerin- otuz günlük, fazla değil, bir tane bir aylık bir araştırma yapın. Bir ayın  görüntülerini getirin bize ama montaj lamadan -diğerlerinde olduğu gibi olmasın- ham haliyle, biz  onun üzerinden çalışalım.  Değerli arkadaşlarım, gerçekten Anayasa'nın 133'üncü maddesi "Devletçe kamu tüzelkişiliği  olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber  ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır." diyor. Önce kuralı hatırlatalım. Şimdi, TRT  Kanunu'nda ne diyoruz: "Bu kanunun amacı radyo ve televizyon ile tüm medya araçlarından yapılan  yayınların düzenlenmesine ve özerkliği ve tarafsızlığı Anayasa'da hükme bağlanan Türkiye Radyo  Televizyon Kurumunun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri  belirlemektir." diyoruz.  Değerli arkadaşlar, size bir tane Anayasa Mahkemesi kararından, 1990'daki bir kararından bir  pasaj okuyacağım. Bakalım, hiçbirini yerine getirebiliyor musunuz?  "Siyasal iktidarların müdahalelerine açık olan kurumlar, çalışmalarında başarılı olamaz ve hızlı  bir bozulmaya uğrarlar. Hukuksal gereklerin yerini siyasal istemlerin alması durumunda bu sonuç  kaçınılmazdır. Hukuk devletinde ise adaletin, hak ve özgürlüklerin gereklerine uyulması  savsaklanamayacağı gibi yöneticilerin kişisel tutumlarına, gelişigüzel isteklerine bırakılamaz.  Anayasa'nın radyo-televizyon yayınlarının çok yönlü etkinliği gereği sağladığı güvencenin anlamına  ters düşen düzenlemeler uygun karşılanamaz. Burada temel amaç, radyo-televizyon yönetiminin  - 6 2 -
Sayfa 63 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 3  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Suat Bey'in konuşması yetmemiş galiba, biraz daha süre  istiyor. Grup Başkan Vekili olarak onun her zaman hakkı var, müsaade buyururlarsa...  SUAT KILIÇ (Samsun)- Devam et, dinliyoruz Mehmet Bey.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Teşekkür ederim.  Değerli arkadaşlar, ben bu sözleri duyunca Suat Bey'den, şaşırdım. Sayın Kılıç sanki hiç.. .  TRT'yi izliyor musunuz?  SUAT KILIÇ (Samsun) - İzliyorum beğeniyle.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Kaç saat izliyorsunuz?  SUAT KILIÇ (Samsun) - Günde fazla televizyon izleyemiyorum zaten.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - TRT Genel Müdüründen gelen notları okudu.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Evet.  Tabii, şimdi, galiba izlemiyorsunuz, bir süredir biz de izlemez olduk. Eskiden TRT açtığımız  zaman en azından TRT 2'yi açıyorduk. Yayınların kalitesi -bu teknik kaliteyle ilgili değildir, yayının  içeriğiyle ilgili kaliteden bahsediyorum- gerçekten son dönemde biraz daha tam bir... Ben size böyle  kaldırıp göstermiştim, şimdi hazırlamadım. TRT Kanunu görüşülürken "AKRT oldu TRT" demiştim.  Şimdi tamamıyla bu söylediğimiz o günkü ironik olarak, durumu izafe etmek üzere söylediğim şey,  AKRT olmuş yani.  Şimdi, değerli arkadaşlar, böyle bir devlet televizyonculuğu anlayışı olabilir mi? Yani "Veriyor."  diyorsunuz... Yani ne zaman, ben, o söylediğiniz şeyleri nerede görüyorsunuz? Kaç saat? O aldığınız  rakamları bir de bize gönderin videolarını, biz bir izleyelim bakalım MHP'yle ilgili ne haberi  vermişsiniz, nasıl vermişsiniz? Sayın Başbakanı nasıl vermişsiniz, sayın bakanları nasıl vermişsiniz?  SUAT KILIÇ (Samsun) - Vermişler, TRT veriyor, biz vermiyoruz yayını.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Hayır, bizi ayrı tuttunuz ona teşekkür ediyorum. "MHP'liler  geliyor." dediniz ama kaç saniye gelmişler? Gerçekten bize gönderin bir aylık şeyin dokümanını.  Log dosyalarını istiyorum, Sayın Genel Müdür bizi dinliyorsa, belki TBMM TV'den önünde açıksa  izlesin. Siz de alabilirsiniz daha rahat bir şekilde. Log dosyalarını istiyorum -yayının içerisinde ne  geçmiş bütün haberlerin- otuz günlük, fazla değil, bir tane bir aylık bir araştırma yapın. Bir ayın  görüntülerini getirin bize ama montaj lamadan -diğerlerinde olduğu gibi olmasın- ham haliyle, biz  onun üzerinden çalışalım.  Değerli arkadaşlarım, gerçekten Anayasa'nın 133'üncü maddesi "Devletçe kamu tüzelkişiliği  olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber  ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır." diyor. Önce kuralı hatırlatalım. Şimdi, TRT  Kanunu'nda ne diyoruz: "Bu kanunun amacı radyo ve televizyon ile tüm medya araçlarından yapılan  yayınların düzenlenmesine ve özerkliği ve tarafsızlığı Anayasa'da hükme bağlanan Türkiye Radyo  Televizyon Kurumunun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri  belirlemektir." diyoruz.  Değerli arkadaşlar, size bir tane Anayasa Mahkemesi kararından, 1990'daki bir kararından bir  pasaj okuyacağım. Bakalım, hiçbirini yerine getirebiliyor musunuz?  "Siyasal iktidarların müdahalelerine açık olan kurumlar, çalışmalarında başarılı olamaz ve hızlı  bir bozulmaya uğrarlar. Hukuksal gereklerin yerini siyasal istemlerin alması durumunda bu sonuç  kaçınılmazdır. Hukuk devletinde ise adaletin, hak ve özgürlüklerin gereklerine uyulması  savsaklanamayacağı gibi yöneticilerin kişisel tutumlarına, gelişigüzel isteklerine bırakılamaz.  Anayasa'nın radyo-televizyon yayınlarının çok yönlü etkinliği gereği sağladığı güvencenin anlamına  ters düşen düzenlemeler uygun karşılanamaz. Burada temel amaç, radyo-televizyon yönetiminin  - 6 2 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 3  siyasal iktidarın etkisinden uzak tutulmasıdır. Dışlanan etki, yalnız siyasal iktidarla sınırlı olmayıp  tüm yönetim makamlarının, siyasal partilerin, gerçek ve tüzelkişilerin de yansızlığını gölgeleyecek  tutum ve davranışlarına kapalılığı anlatır. Yansızlığı olumsuz yönde etkileyecek sınırlama ve  kayıtlamalar da yerinde görülemez." Bu söylediğim 1990 yılındaki karar. Özellikle eski bir şey  okudum ki, demek ki esas olarak yapılacak atamalarda uyulması gereken husus ve yapılan yayınlarda  uyulması gereken husus, özerkliği ve yansızlığı zedelememek.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, az önce Sayın Kılıç bahsetti, arkadaşlarımız da değindiler. "TRT  haber kanalıdır." diyor Sayın Şahin, "Onun için biz her yere önceden gideriz." diyor. Bakın, arka  arkaya birkaç tane tarih. 8 Ocak 2009, "Yargıtay Onursal Başkanı Sabih Kanadoğlu'nun evinde arama  var." haberi geliyor. Henüz daha tam arama yapılmamış.  22 Şubat 2010, yine, 1. Ordu Komutanının tutuklandığı haberi hemen, ilk önce TRT 2'de. Çok  güzel habercilik... Yine Sayın Şahin'in açıklaması, "Her yere eleman gönderiyoruz." diyor.  SONER AKSOY (Kütahya) - Rahatsız mı oldunuz?  MEHMET GÜNAL (Devamla) - 10 Mart 2010 saat 19.17, TRT 2 flaş haber geçiyor:  "Ankara'da büyük operasyon. Patlayıcı ve silah yüklü kamyon ele geçti." Henüz daha kamyon kenara  çekilip üzeri aranmadan içindeki silahların dökümü veriliyor, sayısı veriliyor.  Şimdi...  SONER AKSOY (Kütahya) - Verilmesin mi?  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Onu savcılık açıklar. Verilmesin mi? Tabii ki, nereden geliyor?  Şimdi, TRT habercilik mi yapıyor, yoksa bir yönlendirme, manipülasyon, istihbarat biriminin yan  kuruluşu olarak kamuoyunu mu yönlendiriyor, onu soruyoruz. Tabii ki versin. Bunların hiçbirisini  vermemesi gerekir hiçbir televizyon kanalının. Açıklanmamış, henüz daha savcılığa intikal  etmeyen... AKP döneminde böyle bir şey yaygınlaştı, daha polisten savcılığa intikal etmeden bütün  bilgiler çarşaf çarşaf gazetelerde yer alıyor. Bu nasıl bir hukuk devletidir ben anlamıyorum, yani  henüz daha... Bazen de savcılıktan sızıyor.  CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Şeffaflaştı.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Önce kendiniz bir şeffaflasın. Şeffaflaşacaksanız şu  dokunulmazlık dosyalarını kaldırın, bir görelim bakalım nasıl şeffaflaşıyoruz, ondan sonra biz de. . .  Hukuk herkese lazımdır. Hukuk sadece, o anda siz iktidardasınız, istediğinizi yapabilmek için  bir araç değildir. Bunun dışında daha çok şey var.  İlginç bir tane haber, bunlara bakarken elime geçti. Bu haberleri kim yapıyor diye bir İnternet  sitesinde gördüm. Sürekli o işlerle görevlendirilen kişinin adını söylemeyeyim de nasıl TRT'ye  girdiğini söyleyeyim. Sesçi diye kadro almış, sesçi sınavında yedekten ışıkçı olarak başlamış,  muhabirlik yapıyormuş. Bu nasıl bir anlayıştır? Profesyonel, dijital teknoloji, güncel yayın yapacağız  derken... Yani demek ki bu adamın bir mahareti var ki zorla TRT'nin kadrosuna sokulmuş! Bunların  ispatlandığı zaman yayınlanması da, savcılık süreci hukuki olarak belli olduğu zaman her türlü  sonucun yayınlanması da normaldir, herkes de hukuk devletinde cezasını çeker. Ama böyle bir  manipülasyona bunları aracı kılmak... Sonradan özür dilemek zorunda kalıyorsunuz.  Hadi onu söylediniz, "yayınlansın" dediniz, peki. Şimdi, TRT tekrar haber veriyor, yine alt yazı  geçiyor, üst yazı geçiyor ve ne diyor biliyor musunuz arkasından, yakalanan kişiyle ilgili, Sabih  Kanadoğlu'ndan sonra o kişi de. . . "Kendisi de Reşadiyeli olur ha!" diye altına bir dipnot düşüyor.  Reşadiye'deki o katliamın arkasından öyle bir haberi üst üste koyuyorsunuz ki, ilkokuldaki çocuklar  bile ne demek istediğinizi gayet net anlar. Bunun habercilikle falan alakası yoktur. Operasyonel bir  birim hâline gelmiştir o zaman TRT. AKP'nin kamuoyunda imajını düzeltmek, reklamını yapmak,  - 6 3 -
Sayfa 64 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 3  siyasal iktidarın etkisinden uzak tutulmasıdır. Dışlanan etki, yalnız siyasal iktidarla sınırlı olmayıp  tüm yönetim makamlarının, siyasal partilerin, gerçek ve tüzelkişilerin de yansızlığını gölgeleyecek  tutum ve davranışlarına kapalılığı anlatır. Yansızlığı olumsuz yönde etkileyecek sınırlama ve  kayıtlamalar da yerinde görülemez." Bu söylediğim 1990 yılındaki karar. Özellikle eski bir şey  okudum ki, demek ki esas olarak yapılacak atamalarda uyulması gereken husus ve yapılan yayınlarda  uyulması gereken husus, özerkliği ve yansızlığı zedelememek.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, az önce Sayın Kılıç bahsetti, arkadaşlarımız da değindiler. "TRT  haber kanalıdır." diyor Sayın Şahin, "Onun için biz her yere önceden gideriz." diyor. Bakın, arka  arkaya birkaç tane tarih. 8 Ocak 2009, "Yargıtay Onursal Başkanı Sabih Kanadoğlu'nun evinde arama  var." haberi geliyor. Henüz daha tam arama yapılmamış.  22 Şubat 2010, yine, 1. Ordu Komutanının tutuklandığı haberi hemen, ilk önce TRT 2'de. Çok  güzel habercilik... Yine Sayın Şahin'in açıklaması, "Her yere eleman gönderiyoruz." diyor.  SONER AKSOY (Kütahya) - Rahatsız mı oldunuz?  MEHMET GÜNAL (Devamla) - 10 Mart 2010 saat 19.17, TRT 2 flaş haber geçiyor:  "Ankara'da büyük operasyon. Patlayıcı ve silah yüklü kamyon ele geçti." Henüz daha kamyon kenara  çekilip üzeri aranmadan içindeki silahların dökümü veriliyor, sayısı veriliyor.  Şimdi...  SONER AKSOY (Kütahya) - Verilmesin mi?  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Onu savcılık açıklar. Verilmesin mi? Tabii ki, nereden geliyor?  Şimdi, TRT habercilik mi yapıyor, yoksa bir yönlendirme, manipülasyon, istihbarat biriminin yan  kuruluşu olarak kamuoyunu mu yönlendiriyor, onu soruyoruz. Tabii ki versin. Bunların hiçbirisini  vermemesi gerekir hiçbir televizyon kanalının. Açıklanmamış, henüz daha savcılığa intikal  etmeyen... AKP döneminde böyle bir şey yaygınlaştı, daha polisten savcılığa intikal etmeden bütün  bilgiler çarşaf çarşaf gazetelerde yer alıyor. Bu nasıl bir hukuk devletidir ben anlamıyorum, yani  henüz daha... Bazen de savcılıktan sızıyor.  CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Şeffaflaştı.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Önce kendiniz bir şeffaflasın. Şeffaflaşacaksanız şu  dokunulmazlık dosyalarını kaldırın, bir görelim bakalım nasıl şeffaflaşıyoruz, ondan sonra biz de. . .  Hukuk herkese lazımdır. Hukuk sadece, o anda siz iktidardasınız, istediğinizi yapabilmek için  bir araç değildir. Bunun dışında daha çok şey var.  İlginç bir tane haber, bunlara bakarken elime geçti. Bu haberleri kim yapıyor diye bir İnternet  sitesinde gördüm. Sürekli o işlerle görevlendirilen kişinin adını söylemeyeyim de nasıl TRT'ye  girdiğini söyleyeyim. Sesçi diye kadro almış, sesçi sınavında yedekten ışıkçı olarak başlamış,  muhabirlik yapıyormuş. Bu nasıl bir anlayıştır? Profesyonel, dijital teknoloji, güncel yayın yapacağız  derken... Yani demek ki bu adamın bir mahareti var ki zorla TRT'nin kadrosuna sokulmuş! Bunların  ispatlandığı zaman yayınlanması da, savcılık süreci hukuki olarak belli olduğu zaman her türlü  sonucun yayınlanması da normaldir, herkes de hukuk devletinde cezasını çeker. Ama böyle bir  manipülasyona bunları aracı kılmak... Sonradan özür dilemek zorunda kalıyorsunuz.  Hadi onu söylediniz, "yayınlansın" dediniz, peki. Şimdi, TRT tekrar haber veriyor, yine alt yazı  geçiyor, üst yazı geçiyor ve ne diyor biliyor musunuz arkasından, yakalanan kişiyle ilgili, Sabih  Kanadoğlu'ndan sonra o kişi de. . . "Kendisi de Reşadiyeli olur ha!" diye altına bir dipnot düşüyor.  Reşadiye'deki o katliamın arkasından öyle bir haberi üst üste koyuyorsunuz ki, ilkokuldaki çocuklar  bile ne demek istediğinizi gayet net anlar. Bunun habercilikle falan alakası yoktur. Operasyonel bir  birim hâline gelmiştir o zaman TRT. AKP'nin kamuoyunda imajını düzeltmek, reklamını yapmak,  - 6 3 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 3  her şeyi tozpembe göstermek, bu arada da ona hasım olan bütün kurumları, kuruluştan manipüle  edip sindirebilmek için bir araç hâline gelmiştir. Yapılan kadrolaşma da bunun örneklerinden bir  tanesidir. En vahimi ne biliyor musunuz? "Efendim, Tuncay Güney'i televizyona çıkarmışsınız,  falanca var onu da çıkarır mısınız?" diyor. Sayın Genel Müdür ne diyor? Bu konuda hiç cevap da  gelmedi, "Osman Öcalan'la yapılmış röportajımız var." diye gülüyor, "kasamda" diyor. Yani soruyu  soran muhabire gülerek "Kasamda duruyor." diyor. Bu ne biçim bir yayıncılıktır arkadaşlar? Böyle  bir röportaj yapılmışsa bir amacı... Ne diyor arkasından da? Sayın Başbakanın dediği gibi, "Zamanı  gelince yayınlanz." Ne zaman? "Belki bizimle ilgili bir sıkıntı olur -örneğin, geçen gün yaptığınız  gibi, imzaları eksik koyarsınız, sahte imza koyarsınız- gündemi değiştirmek üzere haydi çekmeceden  bir tane haber çıkaralım." O zaman mı gelecek zaman? Ne zaman gelecek? Böyle önemli bir haber  varsa niye tutuyorsunuz? Aldığınız gün, o röportajı yaptığınız gün yayınlayın.  Şimdi, değerli arkadaşlar, bu işlerde hiçbirinizin vicdanının rahat olmadığını biliyoruz ama  maalesef artık hiçbiriniz ses çıkaramaz duruma geldiniz. İki kişi ses çıkardığı zaman ne olacağını  sizler de biliyorsunuz. Dolayısıyla buradaki sonuç tamamıyla...  SONER AKSOY (Kütahya) - Fazla personel alımı bakımından...  CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Fazla personel almışlar.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Vicdanınızda rahat olmadığınızı biliyorum. Onun için böyle  sataşma yapıyorsunuz, yoksa söylediklerimizde yanlış bir şey yok. TRT Genel Müdürünün kendisi  bunlara açıklama gönderiyor, daha yeni, konuşulan şeylerle ilgili, personelle filan alakası yok.  Değerli arkadaşlanm, bizler TRT'nin radyo ve televizyon yayınlanyla büyüyen bir nesiliz. Bizim  zihnimizde TRT'nin ayn bir yeri var. O kıt imkânlarla TRT'nin yaptığı yayıncılığı biliyoruz. Hâlâ  kulağımızda bir Türk sanat müziği, Türk halk müziği ezgisi varsa ve Türk kültüründen esintiler varsa  haftada bir sabahleyin dinlediğimiz "Arkası Yann"daki Dede Korkut hikâyelerinden kalmıştır. Şimdi  ne veriyorsunuz siz? Allah nzası için bu dökümü bana... Sayın Kılıç'tan istiyorum, TRT'nin program  dökümünde ne kadar geliyormuş o, göstermelikler değil ama. Ondan sonra tekrar bunları  değerlendirme şansımız olacak.  SUAT KILIÇ (Samsun) - Avaz'ı seyret Avaz'ı.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Maalesef burada ciddi bir sıkıntı var, sizin de bunu kabul  etmeniz gerekiyor. Ha, sizin istediğinizi yapıyor, pembe tablolar çiziyor, sizin istemediğiniz  kurumlara sataşıyor, o yönlerden manipülasyon yapıyor...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapaüldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  Bu yönlerde yayın yapıyor diye sizin için şu anda amaca uygun çalışıyor olabilir. Ben, az önce  arkadaşlanm personelle ilgili şeylere değindiği için söylemedim ama en son çıkan haberlerde, yine  az önce övünerek söylediğiniz TRT Şeş'le ilgili de soruşturmanın başladığı, 5 kişinin de açığa alındığı  söyleniyor. Onlan som önergesi olarak da kısmen soran arkadaşlarımız var, onlara da Sayın Bakandan  ve Sayın Genel Müdürden bir an önce cevap bekliyoruz.  Biz özlediğimiz TRT'yi istiyoruz. Özlediğimiz TRT'den kastımız teknik anlamdaki gelişmeler  değildir, yayın kalitesi anlamında, Türk millî kültürüne hizmet etme, özerk ve yayın yaparken de  tarafsız olma özelliklerine kavuşmasını bekliyoruz. Siz her ne kadar araştırma önergelerimizi de grup  önerilerimizi de dikkate almıyorsunuz ama inşallah, bu vesileyle vicdanlannıza seslenmiş oluruz,  birileri çıkar da doğru dürüst bir şeyler yapar, TRT de özlediğimiz kurum hâline gelir diye düşünüyor,  hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  - 6 4 -
Sayfa 65 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 3  her şeyi tozpembe göstermek, bu arada da ona hasım olan bütün kurumları, kuruluştan manipüle  edip sindirebilmek için bir araç hâline gelmiştir. Yapılan kadrolaşma da bunun örneklerinden bir  tanesidir. En vahimi ne biliyor musunuz? "Efendim, Tuncay Güney'i televizyona çıkarmışsınız,  falanca var onu da çıkarır mısınız?" diyor. Sayın Genel Müdür ne diyor? Bu konuda hiç cevap da  gelmedi, "Osman Öcalan'la yapılmış röportajımız var." diye gülüyor, "kasamda" diyor. Yani soruyu  soran muhabire gülerek "Kasamda duruyor." diyor. Bu ne biçim bir yayıncılıktır arkadaşlar? Böyle  bir röportaj yapılmışsa bir amacı... Ne diyor arkasından da? Sayın Başbakanın dediği gibi, "Zamanı  gelince yayınlanz." Ne zaman? "Belki bizimle ilgili bir sıkıntı olur -örneğin, geçen gün yaptığınız  gibi, imzaları eksik koyarsınız, sahte imza koyarsınız- gündemi değiştirmek üzere haydi çekmeceden  bir tane haber çıkaralım." O zaman mı gelecek zaman? Ne zaman gelecek? Böyle önemli bir haber  varsa niye tutuyorsunuz? Aldığınız gün, o röportajı yaptığınız gün yayınlayın.  Şimdi, değerli arkadaşlar, bu işlerde hiçbirinizin vicdanının rahat olmadığını biliyoruz ama  maalesef artık hiçbiriniz ses çıkaramaz duruma geldiniz. İki kişi ses çıkardığı zaman ne olacağını  sizler de biliyorsunuz. Dolayısıyla buradaki sonuç tamamıyla...  SONER AKSOY (Kütahya) - Fazla personel alımı bakımından...  CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Fazla personel almışlar.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Vicdanınızda rahat olmadığınızı biliyorum. Onun için böyle  sataşma yapıyorsunuz, yoksa söylediklerimizde yanlış bir şey yok. TRT Genel Müdürünün kendisi  bunlara açıklama gönderiyor, daha yeni, konuşulan şeylerle ilgili, personelle filan alakası yok.  Değerli arkadaşlanm, bizler TRT'nin radyo ve televizyon yayınlanyla büyüyen bir nesiliz. Bizim  zihnimizde TRT'nin ayn bir yeri var. O kıt imkânlarla TRT'nin yaptığı yayıncılığı biliyoruz. Hâlâ  kulağımızda bir Türk sanat müziği, Türk halk müziği ezgisi varsa ve Türk kültüründen esintiler varsa  haftada bir sabahleyin dinlediğimiz "Arkası Yann"daki Dede Korkut hikâyelerinden kalmıştır. Şimdi  ne veriyorsunuz siz? Allah nzası için bu dökümü bana... Sayın Kılıç'tan istiyorum, TRT'nin program  dökümünde ne kadar geliyormuş o, göstermelikler değil ama. Ondan sonra tekrar bunları  değerlendirme şansımız olacak.  SUAT KILIÇ (Samsun) - Avaz'ı seyret Avaz'ı.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Maalesef burada ciddi bir sıkıntı var, sizin de bunu kabul  etmeniz gerekiyor. Ha, sizin istediğinizi yapıyor, pembe tablolar çiziyor, sizin istemediğiniz  kurumlara sataşıyor, o yönlerden manipülasyon yapıyor...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapaüldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET GÜNAL (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.  Bu yönlerde yayın yapıyor diye sizin için şu anda amaca uygun çalışıyor olabilir. Ben, az önce  arkadaşlanm personelle ilgili şeylere değindiği için söylemedim ama en son çıkan haberlerde, yine  az önce övünerek söylediğiniz TRT Şeş'le ilgili de soruşturmanın başladığı, 5 kişinin de açığa alındığı  söyleniyor. Onlan som önergesi olarak da kısmen soran arkadaşlarımız var, onlara da Sayın Bakandan  ve Sayın Genel Müdürden bir an önce cevap bekliyoruz.  Biz özlediğimiz TRT'yi istiyoruz. Özlediğimiz TRT'den kastımız teknik anlamdaki gelişmeler  değildir, yayın kalitesi anlamında, Türk millî kültürüne hizmet etme, özerk ve yayın yaparken de  tarafsız olma özelliklerine kavuşmasını bekliyoruz. Siz her ne kadar araştırma önergelerimizi de grup  önerilerimizi de dikkate almıyorsunuz ama inşallah, bu vesileyle vicdanlannıza seslenmiş oluruz,  birileri çıkar da doğru dürüst bir şeyler yapar, TRT de özlediğimiz kurum hâline gelir diye düşünüyor,  hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralanndan alkışlar)  - 6 4 - T B M M B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 5 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Günal.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.  (BDP sıralarından alkışlar)  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi  Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Grup adına değil kişisel söz aldın.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Ben, Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun sözlerini anlatacağım.  Siz de çok parazit yapıyorsunuz Sayın Kamer Genç, biraz sakin olursan, akıllı olursan iyi olur.  KAMER GENÇ (Tunceli) -Grup adına söz almadın, kişisel söz aldın.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Fazla parazit yapmasan iyi olur.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Seni doğru konuşmaya davet ediyorum.  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Doğru konuşmaya sen mi davet ediyorsun?  HASİP KAPLAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, TRT'ye, aslında, on iki televizyon  kanalıyla -altı ulusal altı bölgesel, yerel- uluslararası radyolanyla, İnternet'iyle otuz dilde yayın yapan  en büyük medya grubu diyebiliriz. Ama kimin grubu? Gelirlerine baktığımız zaman, gelirleri  belirlenmiş, işte, elektrik faturalarından ödüyoruz -bütün halk ödüyor- kim ki elektriği yakıyorsa  TRT'nin bütçesine para katıyor, kim ki bandrollü bir işlem yapıyorsa TRT'nin bütçesine para katıyor.  Yani halkın geliri ile ayakta duran bir kurum.  Bir kere, peşin olarak, TRT halkın malıdır, yurttaşın malıdır, yani siyasi iktidarların malı değildir.  Temel ölçüt, fark bu ama ne yazık ki TRT'yi bugüne kadar bütün siyasi iktidarlar, istisnasız kendi  borazanı olarak kullanmış, kendi sesi olarak kullanmış, kendi siyasi hesapları için kullanmış, kendi  siyasi kadrolarını yerleştirmiş ve çok acımasız davranmışlar. Onun sonucudur ki yayın politikası da,  onun kadrolaşması da, onun çalışması da maalesef tarafsızlık, doğruluk, çabukluk ilkelerine uygun  değildir. Bunu tespit etmemiz gerekiyor. Eğer araştırılması gereken bir durum varsa, çağdaş  habercilik, teknik ve metotlarla 72 milyon Türkiye halkının hizmetine bunu nasıl sokabiliriz? Bence  Meclisin dört grubunun ve hatta bağımsız milletvekillerinin de katılımıyla bu konuda bir konsensüs  kurulursa, yani öyle bir sistem geliştirilirse ki, hem özerk hem de medya alanında gerçekten çokça  özel ulusal kanalın açıldığı ve halkın güven duyacağı, bağımsız bir habercilik kanalına, bir sanat  kanalına, bir kültür kanalına son derece ihtiyaç duyulduğu bir zamanda böyle bir televizyonu  yaratabilir miyiz? Meclisin gündemi asli olarak bu olmalı. Yani bunu yapmadığınız zaman yarın AK  PARTİ yerine herhangi bir parti gelse aynısını yapacaktır. Şu an Meclisteki durum, gidişat geçmişten  bugüne bu. O zaman burada "Tencere dibin kara, seninki daha kara." gibi bir duruşun bir anlamı yok.  Şimdi, elbette ki doğru olan her adıma da doğru deriz. El TRT, Arapça yayın yapmış. Gecikmiş  bir adım. Doğru, otuz dilde yayın yapılıyorsa, Osmanlı tarihinden bugüne Türkiye'de Arapça konuşan  yurttaşlarımız da dikkate alınarak bunun çoktan yapılması gerekirdi. Sabiha şarkıları çoktan  söylenmeliydi, ya leyi şarkıları bugüne bırakılmamalıydı çünkü öyle bir Türkiye'de yaşıyoruz.  Antakyalı da Mardinli de Mezopotamya'nın renkleri de bunu çok güzel ifade ediyor. Evet ama TRT  6 gibi olmasın. TRT Şeş gibi yaptığınız zaman, eğer bir çerçevede, gözlükte bakıp kadrolaşmaya  baktığınız zaman, 20 milyonun üstünde farklı düşünen, farklı kültürel grupların, vakıfların,  merkezlerin, şirketlerin, sanatın, sinemanın, müziğin olduğu kanalların da olduğunu görmezlikten  gelirseniz, TRT Şeş'i tekdüze bir resmî yayın politikası düzeyine çekerseniz, işte TRT Şeş, kendi  eserlerinde, kendi dizilerinde, kendi programlarında, kendi sinemasında, dünyada değil hiçbir  etkinlikte ödül alamaz, hiçbir etkinlikte ödül alamaz. Bugüne kadar, Kürt sanatında, türküsünde,  sinemasında, yapılan sanatında, tiyatrosunda, TRT Şeş bir yıldır faaliyet yapıyor, bana bir tane eser
Sayfa 66 -
T B M M B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 5 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Günal.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.  (BDP sıralarından alkışlar)  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi  Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Grup adına değil kişisel söz aldın.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Ben, Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun sözlerini anlatacağım.  Siz de çok parazit yapıyorsunuz Sayın Kamer Genç, biraz sakin olursan, akıllı olursan iyi olur.  KAMER GENÇ (Tunceli) -Grup adına söz almadın, kişisel söz aldın.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Fazla parazit yapmasan iyi olur.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Seni doğru konuşmaya davet ediyorum.  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Doğru konuşmaya sen mi davet ediyorsun?  HASİP KAPLAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, TRT'ye, aslında, on iki televizyon  kanalıyla -altı ulusal altı bölgesel, yerel- uluslararası radyolanyla, İnternet'iyle otuz dilde yayın yapan  en büyük medya grubu diyebiliriz. Ama kimin grubu? Gelirlerine baktığımız zaman, gelirleri  belirlenmiş, işte, elektrik faturalarından ödüyoruz -bütün halk ödüyor- kim ki elektriği yakıyorsa  TRT'nin bütçesine para katıyor, kim ki bandrollü bir işlem yapıyorsa TRT'nin bütçesine para katıyor.  Yani halkın geliri ile ayakta duran bir kurum.  Bir kere, peşin olarak, TRT halkın malıdır, yurttaşın malıdır, yani siyasi iktidarların malı değildir.  Temel ölçüt, fark bu ama ne yazık ki TRT'yi bugüne kadar bütün siyasi iktidarlar, istisnasız kendi  borazanı olarak kullanmış, kendi sesi olarak kullanmış, kendi siyasi hesapları için kullanmış, kendi  siyasi kadrolarını yerleştirmiş ve çok acımasız davranmışlar. Onun sonucudur ki yayın politikası da,  onun kadrolaşması da, onun çalışması da maalesef tarafsızlık, doğruluk, çabukluk ilkelerine uygun  değildir. Bunu tespit etmemiz gerekiyor. Eğer araştırılması gereken bir durum varsa, çağdaş  habercilik, teknik ve metotlarla 72 milyon Türkiye halkının hizmetine bunu nasıl sokabiliriz? Bence  Meclisin dört grubunun ve hatta bağımsız milletvekillerinin de katılımıyla bu konuda bir konsensüs  kurulursa, yani öyle bir sistem geliştirilirse ki, hem özerk hem de medya alanında gerçekten çokça  özel ulusal kanalın açıldığı ve halkın güven duyacağı, bağımsız bir habercilik kanalına, bir sanat  kanalına, bir kültür kanalına son derece ihtiyaç duyulduğu bir zamanda böyle bir televizyonu  yaratabilir miyiz? Meclisin gündemi asli olarak bu olmalı. Yani bunu yapmadığınız zaman yarın AK  PARTİ yerine herhangi bir parti gelse aynısını yapacaktır. Şu an Meclisteki durum, gidişat geçmişten  bugüne bu. O zaman burada "Tencere dibin kara, seninki daha kara." gibi bir duruşun bir anlamı yok.  Şimdi, elbette ki doğru olan her adıma da doğru deriz. El TRT, Arapça yayın yapmış. Gecikmiş  bir adım. Doğru, otuz dilde yayın yapılıyorsa, Osmanlı tarihinden bugüne Türkiye'de Arapça konuşan  yurttaşlarımız da dikkate alınarak bunun çoktan yapılması gerekirdi. Sabiha şarkıları çoktan  söylenmeliydi, ya leyi şarkıları bugüne bırakılmamalıydı çünkü öyle bir Türkiye'de yaşıyoruz.  Antakyalı da Mardinli de Mezopotamya'nın renkleri de bunu çok güzel ifade ediyor. Evet ama TRT  6 gibi olmasın. TRT Şeş gibi yaptığınız zaman, eğer bir çerçevede, gözlükte bakıp kadrolaşmaya  baktığınız zaman, 20 milyonun üstünde farklı düşünen, farklı kültürel grupların, vakıfların,  merkezlerin, şirketlerin, sanatın, sinemanın, müziğin olduğu kanalların da olduğunu görmezlikten  gelirseniz, TRT Şeş'i tekdüze bir resmî yayın politikası düzeyine çekerseniz, işte TRT Şeş, kendi  eserlerinde, kendi dizilerinde, kendi programlarında, kendi sinemasında, dünyada değil hiçbir  etkinlikte ödül alamaz, hiçbir etkinlikte ödül alamaz. Bugüne kadar, Kürt sanatında, türküsünde,  sinemasında, yapılan sanatında, tiyatrosunda, TRT Şeş bir yıldır faaliyet yapıyor, bana bir tane eser  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  gösterin, Türkiye'de ödül aldı, uluslararası sanat festivallerinde ödül aldı. Alamaz. TRT Türk için de  bu geçerli, Azerice yayın yapılıyor, Türki cumhuriyetlere yayın yapılıyor. Orada kaç tane ödül ölçüt?  Ölçütlere bakacaksınız. Bir başarının sırn, o başarının mükafatlandırılması, taçlandırılması, aldığı  ödüllerle belirlenir ama bunu maalesef görmüyoruz.  Şimdi, ben yayın politikasını neresinden alıp eleştireyim ki? Sağ olsun Suat Kılıç -Allah razı  olsun- öyle bir konuştu ki benim yerime de, itiraf gibi açıklamalar, itiraf, itiraf! Ne diyor, TRT ne  yapmış? Yayın yapmış. Kim? Mecliste dört, grubu olan, parti var. AK PARTİ 120,5 saat, güzel. Yani,  "Bize ilişkin yayın az" diyor. Fakat burada bir hata, bir hesap hatası var. Herhalde Başbakanın ve  bakanların konuşmalarını ve faaliyetlerini bu saate almamışlar. MHP'nin 193 saat. Şimdi, bakın, ana  muhalefet CHP'nin 372 saat.  Şimdi, saatleri birbirinin karşısında aldığınız zaman, bu Mecliste grubu bulunan Demokratik  Toplum Partisi ve şimdiki Barış ve Demokrasi Partisinin 2 saat, 2! 2 saat beyler! ". . ."(x)  ".. ."(x)".. ."(x) Fransızcası. Bunu anlayacaksınız ki burada şunu anlayacaksınız: CHP'ye 180 katı  fazla konuşma veriyorsunuz. Üstelik de CHP, iktidar TRT'yi bu nedenle de boykot etmiş, gitmiyorlar  programlara.  Şimdi, bakın, bizim 180 katımız CHP, 100 katımız MHP konuşuyor, maşallah siz de 60 katımız  konuşuyorsunuz. Böyle eşitlik, böyle.. . Adaletinize hayranım! Vallahi billahi size ödül vermek  gerekiyor. Bu TRT'yi yönetenlere ödül vermek gerekiyor. Ama neydi, ne ödülüydü? Sayın Tüzmen,  siz iyi biliyorsunuz.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bana hiç bulaşma bak.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın Tüzmen, en kötü ödülün ismi neydi? Bamya Ödülü  müydü? En kötü ödül neydi?  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Onu bilmem. Sen bir, Türk Bayrağı'nı söyle, "Bu bizim  bayrağımız." de, bitsin bu iş ya!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın Kürşad Tüzmen, şov yapıyorsun, şov.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Gel şunu söyle ya, gel şunu söyle!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bak, bak, rozete bak. Sen miyopsun, bak görmüyorsun. Altın  yıldıza bizim...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Arkandaki bayrağa, de ki: "Türk Bayrağı, bu bizim  bayrağımız." Bir onu de, her şey bitecek.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın, sizi Altın Bamya Ödülü'ne layık gösterebilirim.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Rahat ol, rahat! "Bizim bayrağımız." de, "Bizim.. ."  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın, Altın Bamya Ödülü'nü, En Kötü Eser Ödülü'nü alırsınız.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - "Bizim bayrağımız." de, "Türk Bayrağı bizim bayrağımız."  de.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Siz şovmenlikten başka bir şey yapmazsınız.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bir söyle be! Bir söyle be!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın, siz öyle konuşuyorsunuz ki, o kadar yanlış yapıyorsunuz  ki. . .  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bir söyle be!  HASİP KAPLAN (Devamla) - İlla da bir konuşacaksınız, illa da konuşacaksınız.  Bayrağa karşı saygımız sonsuz. Bakın, rozetini taşıyoruz.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Tamam.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Burada Türkiye Büyük Millet Meclisi rozeti var, bak.  - 6 6 -
Sayfa 67 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  gösterin, Türkiye'de ödül aldı, uluslararası sanat festivallerinde ödül aldı. Alamaz. TRT Türk için de  bu geçerli, Azerice yayın yapılıyor, Türki cumhuriyetlere yayın yapılıyor. Orada kaç tane ödül ölçüt?  Ölçütlere bakacaksınız. Bir başarının sırn, o başarının mükafatlandırılması, taçlandırılması, aldığı  ödüllerle belirlenir ama bunu maalesef görmüyoruz.  Şimdi, ben yayın politikasını neresinden alıp eleştireyim ki? Sağ olsun Suat Kılıç -Allah razı  olsun- öyle bir konuştu ki benim yerime de, itiraf gibi açıklamalar, itiraf, itiraf! Ne diyor, TRT ne  yapmış? Yayın yapmış. Kim? Mecliste dört, grubu olan, parti var. AK PARTİ 120,5 saat, güzel. Yani,  "Bize ilişkin yayın az" diyor. Fakat burada bir hata, bir hesap hatası var. Herhalde Başbakanın ve  bakanların konuşmalarını ve faaliyetlerini bu saate almamışlar. MHP'nin 193 saat. Şimdi, bakın, ana  muhalefet CHP'nin 372 saat.  Şimdi, saatleri birbirinin karşısında aldığınız zaman, bu Mecliste grubu bulunan Demokratik  Toplum Partisi ve şimdiki Barış ve Demokrasi Partisinin 2 saat, 2! 2 saat beyler! ". . ."(x)  ".. ."(x)".. ."(x) Fransızcası. Bunu anlayacaksınız ki burada şunu anlayacaksınız: CHP'ye 180 katı  fazla konuşma veriyorsunuz. Üstelik de CHP, iktidar TRT'yi bu nedenle de boykot etmiş, gitmiyorlar  programlara.  Şimdi, bakın, bizim 180 katımız CHP, 100 katımız MHP konuşuyor, maşallah siz de 60 katımız  konuşuyorsunuz. Böyle eşitlik, böyle.. . Adaletinize hayranım! Vallahi billahi size ödül vermek  gerekiyor. Bu TRT'yi yönetenlere ödül vermek gerekiyor. Ama neydi, ne ödülüydü? Sayın Tüzmen,  siz iyi biliyorsunuz.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bana hiç bulaşma bak.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın Tüzmen, en kötü ödülün ismi neydi? Bamya Ödülü  müydü? En kötü ödül neydi?  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Onu bilmem. Sen bir, Türk Bayrağı'nı söyle, "Bu bizim  bayrağımız." de, bitsin bu iş ya!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın Kürşad Tüzmen, şov yapıyorsun, şov.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Gel şunu söyle ya, gel şunu söyle!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bak, bak, rozete bak. Sen miyopsun, bak görmüyorsun. Altın  yıldıza bizim...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Arkandaki bayrağa, de ki: "Türk Bayrağı, bu bizim  bayrağımız." Bir onu de, her şey bitecek.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın, sizi Altın Bamya Ödülü'ne layık gösterebilirim.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Rahat ol, rahat! "Bizim bayrağımız." de, "Bizim.. ."  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın, Altın Bamya Ödülü'nü, En Kötü Eser Ödülü'nü alırsınız.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - "Bizim bayrağımız." de, "Türk Bayrağı bizim bayrağımız."  de.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Siz şovmenlikten başka bir şey yapmazsınız.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bir söyle be! Bir söyle be!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın, siz öyle konuşuyorsunuz ki, o kadar yanlış yapıyorsunuz  ki. . .  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bir söyle be!  HASİP KAPLAN (Devamla) - İlla da bir konuşacaksınız, illa da konuşacaksınız.  Bayrağa karşı saygımız sonsuz. Bakın, rozetini taşıyoruz.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Tamam.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Burada Türkiye Büyük Millet Meclisi rozeti var, bak.  - 6 6 - T B M M B : 8 4 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 7 - KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bir şuradan söyle ya!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bak Sayın Tüzmen, bak...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bir söyle be! Bir söyle be!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bir dakika...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bir söyle!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Şu cüzdanı aldığında üstünde Rus bayrağı yok.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Hah... Türk Bayrağı var, hah...  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bak, bak, bak, bak...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Haydi be, söyle şunu! Söyle alkışlayayım. Söyle alkışlayayım.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bunun uğrunda Çanakkale'de şehitlerimiz yatıyor.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Söyle alkışlayayım, söyle!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Dumlupınar şehitliğine git, orada Cizreli, Şırnaklı şehitleri  görürsün ama...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Söyle! Söyle alkışlayacağım, söyle!  HASİP KAPLAN (Devamla) - .. .iki saat, bu vatandaşa zulüm eder gibi iki saat TRT'de yayın  yaparsan...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Zulüm falan yok.  HASİP KAPLAN (Devamla) - ...burada adaletten, eşitlikten bahsedemezsin.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bu millet hiç kimseye zulüm yapmaz, Türk milleti kimseye  zulüm yapmaz.  SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, müdahale eder misiniz, hatip konuşsun.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sen buraya artistlik yapmaya mı geldin?  HASİP KAPLAN (Devamla) - Burada şov yaptırtmam. Ben bu kürsüde konuştuğum zaman  birilerine kalkıp bayrak ticareti yaptırmam. Bayrak bu ulusun değeridir.  Bakın, kaçakçı da bayrağı eline alıyor, çeteler de bayrağı eline alıyor, katiller de bayrağı eline  alıyor, herkes bayrağı eline alıyor, bu ortak değerimizi kirletiyor. (BDP sıralarından alkışlar) Bu ortak  değer karşısında herkesi, bir kere, saygıya davet ediyoruz. Türk Bayrağı Kanunu var. Herkes buna  saygılı olur.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - "Bizim bayrağımız." de, "Türk Bayrağı bizim bayrağımız."  de.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bayrağı da, Kur'an'ı da, Atatürk'ü de kullanan siyaset, siyaset  etiğinin dışındadır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bayrak, Kur'an, Atatürk kullanılacak değerler değildir. Kim ki  bunların üstünde siyaset yapıyorsa ayıp ediyor, yanlış ediyor.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - "Türk Bayrağı bizim bayrağımız." de, "Bizim bayrağımız."  de, "Bizim.. ."  HASİP KAPLAN (Devamla) - Biz böyle şeyler yapmıyoruz. Gelin, halk dilinde siyaset yapalım,  halk gibi siyaset yapalım.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Hah... Onu söyle, onu! "Türk Bayrağı bizim bayrağımız." de.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, Tüzmen şov yapıyor!  BAŞKAN - Sayın Tüzmen... Sayın Tüzmen...  SIRRI SAKIK (Muş) - Mevki, makam kaybettiğin için sığınacağın tek liman bayrak mı? Ayıp,
Sayfa 68 -
T B M M B : 8 4 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 7 - KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bir şuradan söyle ya!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bak Sayın Tüzmen, bak...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bir söyle be! Bir söyle be!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bir dakika...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bir söyle!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Şu cüzdanı aldığında üstünde Rus bayrağı yok.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Hah... Türk Bayrağı var, hah...  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bak, bak, bak, bak...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Haydi be, söyle şunu! Söyle alkışlayayım. Söyle alkışlayayım.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bunun uğrunda Çanakkale'de şehitlerimiz yatıyor.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Söyle alkışlayayım, söyle!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Dumlupınar şehitliğine git, orada Cizreli, Şırnaklı şehitleri  görürsün ama...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Söyle! Söyle alkışlayacağım, söyle!  HASİP KAPLAN (Devamla) - .. .iki saat, bu vatandaşa zulüm eder gibi iki saat TRT'de yayın  yaparsan...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Zulüm falan yok.  HASİP KAPLAN (Devamla) - ...burada adaletten, eşitlikten bahsedemezsin.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bu millet hiç kimseye zulüm yapmaz, Türk milleti kimseye  zulüm yapmaz.  SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, müdahale eder misiniz, hatip konuşsun.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sen buraya artistlik yapmaya mı geldin?  HASİP KAPLAN (Devamla) - Burada şov yaptırtmam. Ben bu kürsüde konuştuğum zaman  birilerine kalkıp bayrak ticareti yaptırmam. Bayrak bu ulusun değeridir.  Bakın, kaçakçı da bayrağı eline alıyor, çeteler de bayrağı eline alıyor, katiller de bayrağı eline  alıyor, herkes bayrağı eline alıyor, bu ortak değerimizi kirletiyor. (BDP sıralarından alkışlar) Bu ortak  değer karşısında herkesi, bir kere, saygıya davet ediyoruz. Türk Bayrağı Kanunu var. Herkes buna  saygılı olur.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - "Bizim bayrağımız." de, "Türk Bayrağı bizim bayrağımız."  de.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bayrağı da, Kur'an'ı da, Atatürk'ü de kullanan siyaset, siyaset  etiğinin dışındadır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Bayrak, Kur'an, Atatürk kullanılacak değerler değildir. Kim ki  bunların üstünde siyaset yapıyorsa ayıp ediyor, yanlış ediyor.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - "Türk Bayrağı bizim bayrağımız." de, "Bizim bayrağımız."  de, "Bizim.. ."  HASİP KAPLAN (Devamla) - Biz böyle şeyler yapmıyoruz. Gelin, halk dilinde siyaset yapalım,  halk gibi siyaset yapalım.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Hah... Onu söyle, onu! "Türk Bayrağı bizim bayrağımız." de.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, Tüzmen şov yapıyor!  BAŞKAN - Sayın Tüzmen... Sayın Tüzmen...  SIRRI SAKIK (Muş) - Mevki, makam kaybettiğin için sığınacağın tek liman bayrak mı? Ayıp,  TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 8 - HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın Tüzmen, seninle denizlere de dalarız, seninle denizlere de  dalarız ama şovmenlikte... Şu davranış biçimini de yakıştıramadım Hükümetin eski bir bakanına.  Türkiye Cumhuriyeti'nin birliği ve bütünlüğünün yegâne sigortası Barış ve Demokrasi Partisidir.  Daha dün 15 milletvekili -2 MHP'den, 2 CHP'den, 10 tane AK PARTİ'den- Cudi Dağı'nın tepesine  çıkmadık mı Halil Bey?  HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) - Çıktık.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Cudi Dağı'nın tepesine çıktık, Şırnak'a gittik, Midyat'a gittik,  Deyrül Umur'a gittik, Mardin'e gittik, Kırklar Kilisesi'nde paskalya kutladık. Biz böyle bir ülkenin  birliğini, bütünlüğünü, bütün renklerin kardeşliğini, bütün seslerin kardeşliğini...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  HASİP KAPLAN (Devamla) - ...eşitliğini, eşit ve özgür yurttaşı, özgür bireyin özgürlüğünü  savunuyoruz, hukuku ve demokrasiyi...  Siz, böyle yanlışlarınıza devam edin!  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sen beni çok iyi bilirsin!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Biz halk gibi düşünüyoruz.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Ben sana diyorum ki: "Bu bayrağa sahip çık, bitecek bu iş."  BAŞKAN - Sayın Tüzmen... Sayın Tüzmen...  HASİP KAPLAN (Devamla) - Hepinizi bu duygularla selamlıyorum ve "Terk et bu yanlışı!"  diye sizi uyarıyorum Sayın Tüzmen.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Hiç yanlış yok. Bu bayrak sizin bayrağınız, hepimizin bayrağı.  BAŞKAN - Sayın Tüzmen...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - "Türk Bayrağı bizim bayrağımız." de. Onu istiyorum ben  senden, onu istiyorum.  BAŞKAN - Sayın Tüzmen...  HASİP KAPLAN (Devamla) - Sana kazandırmaz, AK PARTİ'ye kazandırmaz. Senin partinin  korkutması da o değil...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Onu istiyorum ben senden, onu istiyorum.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Senin partinin...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Söyleyemiyor musun? Söyle!  SIRRI S AKİK (MUŞ) - Ya, sen kimsin? Sen kimsin?  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Söyle!  SIRRI SAKIK (Muş) - Kimsin sen? Yani kaybettiğin mevki, makamı şimdi bayrağa sarılarak  mı kutsamaya çalışıyorsun? (BDP sıralarından alkışlar)  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Yazık olur sana yazık! Onları karıştırma ha! Başkalarıyla  karıştırırsan...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Konuşmacı bana "parazit yapıyorsunuz" dedi. (Gülüşmeler)  BAŞKAN - Bir dakika... Bir dakika... Şimdi sizden evvel Sayın Sakık...  Sayın Sakık sisteme girdiniz, hayrola?  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, bu konuda bir açıklama yapmak istiyorum.  BAŞKAN - Hangi konuda?  SIRRI SAKIK (Muş) - Bayrakla ilgili bir bütünümüzü töhmet altında tutan bir açıklama...  BAŞKAN - Peki, iki dakika süre veriyorum.  Buyurun.
Sayfa 69 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 8 - HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın Tüzmen, seninle denizlere de dalarız, seninle denizlere de  dalarız ama şovmenlikte... Şu davranış biçimini de yakıştıramadım Hükümetin eski bir bakanına.  Türkiye Cumhuriyeti'nin birliği ve bütünlüğünün yegâne sigortası Barış ve Demokrasi Partisidir.  Daha dün 15 milletvekili -2 MHP'den, 2 CHP'den, 10 tane AK PARTİ'den- Cudi Dağı'nın tepesine  çıkmadık mı Halil Bey?  HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) - Çıktık.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Cudi Dağı'nın tepesine çıktık, Şırnak'a gittik, Midyat'a gittik,  Deyrül Umur'a gittik, Mardin'e gittik, Kırklar Kilisesi'nde paskalya kutladık. Biz böyle bir ülkenin  birliğini, bütünlüğünü, bütün renklerin kardeşliğini, bütün seslerin kardeşliğini...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  HASİP KAPLAN (Devamla) - ...eşitliğini, eşit ve özgür yurttaşı, özgür bireyin özgürlüğünü  savunuyoruz, hukuku ve demokrasiyi...  Siz, böyle yanlışlarınıza devam edin!  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sen beni çok iyi bilirsin!  HASİP KAPLAN (Devamla) - Biz halk gibi düşünüyoruz.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Ben sana diyorum ki: "Bu bayrağa sahip çık, bitecek bu iş."  BAŞKAN - Sayın Tüzmen... Sayın Tüzmen...  HASİP KAPLAN (Devamla) - Hepinizi bu duygularla selamlıyorum ve "Terk et bu yanlışı!"  diye sizi uyarıyorum Sayın Tüzmen.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Hiç yanlış yok. Bu bayrak sizin bayrağınız, hepimizin bayrağı.  BAŞKAN - Sayın Tüzmen...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - "Türk Bayrağı bizim bayrağımız." de. Onu istiyorum ben  senden, onu istiyorum.  BAŞKAN - Sayın Tüzmen...  HASİP KAPLAN (Devamla) - Sana kazandırmaz, AK PARTİ'ye kazandırmaz. Senin partinin  korkutması da o değil...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Onu istiyorum ben senden, onu istiyorum.  HASİP KAPLAN (Devamla) - Senin partinin...  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Söyleyemiyor musun? Söyle!  SIRRI S AKİK (MUŞ) - Ya, sen kimsin? Sen kimsin?  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Söyle!  SIRRI SAKIK (Muş) - Kimsin sen? Yani kaybettiğin mevki, makamı şimdi bayrağa sarılarak  mı kutsamaya çalışıyorsun? (BDP sıralarından alkışlar)  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Yazık olur sana yazık! Onları karıştırma ha! Başkalarıyla  karıştırırsan...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Konuşmacı bana "parazit yapıyorsunuz" dedi. (Gülüşmeler)  BAŞKAN - Bir dakika... Bir dakika... Şimdi sizden evvel Sayın Sakık...  Sayın Sakık sisteme girdiniz, hayrola?  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, bu konuda bir açıklama yapmak istiyorum.  BAŞKAN - Hangi konuda?  SIRRI SAKIK (Muş) - Bayrakla ilgili bir bütünümüzü töhmet altında tutan bir açıklama...  BAŞKAN - Peki, iki dakika süre veriyorum.  Buyurun.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  12.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen'in, bayrakla ilgili  ifadelerine ilişkin açıklaması  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Şimdi, ne gereği var? Burada TRT'yle ilgili bir konuşma var. Bütün siyasi partiler düşüncelerini  ifade ettiler. Hepimiz, burada, bu kürsüde her gün, hemen hemen bütün konuşmalarımızda bizim,  hiçbirimizin bayrakla, ülkenin birliğiyle ilgili tek bir sorunumuzun olmadığını söylüyoruz.  Şimdi sayın zat, uzun süredir bulunduğu mevki ve makamları kaybedince sığınabileceği bir  liman arıyor, bu liman biz değiliz. Nereden ararsanız arayın, bizim üzerimizden size siyaset  yaptırtmayız. Yıllardır bunu yaptınız, bunu yapmayınız, bu ülkeye haksızlık etmeyiniz. Bu ülke  kimsenin babasının yurdu değil, kimse de burada sığıntı bir şekilde yaşamıyor, hepimizin ortak  anayurdudur. Bayrak da hepimizindir, ülke de hepimizindir ama herkes de haddini bilmelidir.  Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Genç, buyurun.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sayın Başkan, ben de söz istiyorum.  BAŞKAN - Size de geleceğim.  Üç dakika süre veriyorum. Üç dakikayı uzatmadığımı biliyorsunuz. Yeni bir sataşmaya mahal  vermeden, buyurun Sayın Genç.  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, şahsına sataşması  nedeniyle konuşması  KAMER GENÇ (Tunceli) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın milletvekilleri, şimdi, Hasip Bey söz aldı "Burada grubum adına konuşuyorum." dedi.  Ben de dedim ki grup adına değil, kişisel konuşuyorsunuz. Yani İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine  göre milletvekillerinin aldıkları söz kişisel sözdür, grup adına değildir. Fakat bu arkadaşlarımızdan  bazıları zaman zaman bana karşı çok büyük tepki gösteriyorlar.  SIRRI SAKIK (Muş) - Hepimiz seni seviyoruz.  KAMER GENÇ (Devamla) - Dün konuşmamın birisinde ben burada konuşurken, efendim, seni  Tunceli'ye sokmayız... Yahu, siz beni nereden... Gücünüz varsa sokmayın. Hasip Bey bilir, biz daha  2007 seçimlerinden önce kendisiyle bir televizyon kanalına çıktık, dedi ki: "Seni Tunceli 'de,  Dersim'de sandığa gömeceğiz." Bak, gördünüz ki boğulmadık. Tunceli halkı, çok soylu ve asil bir  halktır, insanın hakkını verir.  Ben, yıllarca bu Parlamentoda görev yapmışım. Kürsüye çıkan bazı arkadaşlarımız eğer yanlış  bir ifade kullanıyorsa onlara bir ağabeylik görevini yaparak diyorum ki yani doğru konuşun. (AK  PARTİ sıralarından gürültüler)  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Sen dede olursun, dede!  KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu bu eğitim, öğreteceğiz size. Yani diyoruz ki bundan sonra  grup adına çıktığınız zaman grup adına çıkın, kişisel olarak çıktığınız zaman kişisel sözden bahsedin.  Yani efendim, parazit... Neye parazit etmiş oluyorum ki?  BENGİ YILDIZ (Batman) - Araya girdiğiniz için söyledi Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Devamla) - Sizin bilakis bana teşekkür etmeniz lazım. Yani yanlış kullandığı  bir ifadeyi düzelttiğim için teşekkür etmesi gerekirken "Parazit yapıyorsunuz." demek ne demek?  Yani şimdi, bazı arkadaşlarımız kendilerini...  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Kamer Bey, teşekkür ediyorum.  - 6 9 -
Sayfa 70 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  12.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen'in, bayrakla ilgili  ifadelerine ilişkin açıklaması  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Şimdi, ne gereği var? Burada TRT'yle ilgili bir konuşma var. Bütün siyasi partiler düşüncelerini  ifade ettiler. Hepimiz, burada, bu kürsüde her gün, hemen hemen bütün konuşmalarımızda bizim,  hiçbirimizin bayrakla, ülkenin birliğiyle ilgili tek bir sorunumuzun olmadığını söylüyoruz.  Şimdi sayın zat, uzun süredir bulunduğu mevki ve makamları kaybedince sığınabileceği bir  liman arıyor, bu liman biz değiliz. Nereden ararsanız arayın, bizim üzerimizden size siyaset  yaptırtmayız. Yıllardır bunu yaptınız, bunu yapmayınız, bu ülkeye haksızlık etmeyiniz. Bu ülke  kimsenin babasının yurdu değil, kimse de burada sığıntı bir şekilde yaşamıyor, hepimizin ortak  anayurdudur. Bayrak da hepimizindir, ülke de hepimizindir ama herkes de haddini bilmelidir.  Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Genç, buyurun.  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sayın Başkan, ben de söz istiyorum.  BAŞKAN - Size de geleceğim.  Üç dakika süre veriyorum. Üç dakikayı uzatmadığımı biliyorsunuz. Yeni bir sataşmaya mahal  vermeden, buyurun Sayın Genç.  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  1.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, şahsına sataşması  nedeniyle konuşması  KAMER GENÇ (Tunceli) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın milletvekilleri, şimdi, Hasip Bey söz aldı "Burada grubum adına konuşuyorum." dedi.  Ben de dedim ki grup adına değil, kişisel konuşuyorsunuz. Yani İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine  göre milletvekillerinin aldıkları söz kişisel sözdür, grup adına değildir. Fakat bu arkadaşlarımızdan  bazıları zaman zaman bana karşı çok büyük tepki gösteriyorlar.  SIRRI SAKIK (Muş) - Hepimiz seni seviyoruz.  KAMER GENÇ (Devamla) - Dün konuşmamın birisinde ben burada konuşurken, efendim, seni  Tunceli'ye sokmayız... Yahu, siz beni nereden... Gücünüz varsa sokmayın. Hasip Bey bilir, biz daha  2007 seçimlerinden önce kendisiyle bir televizyon kanalına çıktık, dedi ki: "Seni Tunceli 'de,  Dersim'de sandığa gömeceğiz." Bak, gördünüz ki boğulmadık. Tunceli halkı, çok soylu ve asil bir  halktır, insanın hakkını verir.  Ben, yıllarca bu Parlamentoda görev yapmışım. Kürsüye çıkan bazı arkadaşlarımız eğer yanlış  bir ifade kullanıyorsa onlara bir ağabeylik görevini yaparak diyorum ki yani doğru konuşun. (AK  PARTİ sıralarından gürültüler)  MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Sen dede olursun, dede!  KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu bu eğitim, öğreteceğiz size. Yani diyoruz ki bundan sonra  grup adına çıktığınız zaman grup adına çıkın, kişisel olarak çıktığınız zaman kişisel sözden bahsedin.  Yani efendim, parazit... Neye parazit etmiş oluyorum ki?  BENGİ YILDIZ (Batman) - Araya girdiğiniz için söyledi Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Devamla) - Sizin bilakis bana teşekkür etmeniz lazım. Yani yanlış kullandığı  bir ifadeyi düzelttiğim için teşekkür etmesi gerekirken "Parazit yapıyorsunuz." demek ne demek?  Yani şimdi, bazı arkadaşlarımız kendilerini...  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Kamer Bey, teşekkür ediyorum.  - 6 9 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 3  KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, Hasip Bey, size yaptığımda bir hata yok diyorum.  BAŞKAN - Sayın Genç... Sayın Genç, bir saniye...  KAMER GENÇ (Devamla) - Doğrusunu söyledim size.  BAŞKAN - Sayın Genç, bir saniyecik...  Hem teşekkür etti hem kusura bakmayın dedi.  KAMER GENÇ (Devamla) - Tamam efendim, ben de yani bir şey... Ama bu vesileyle...  Hayır, yani teşekkür ettiği için ben de kendisine teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Tüzmen, buyurun.  Sataşma nedeniyle söz istediğiniz için buyurun, buradan konuşacaksınız.  Size de üç dakika veriyorum.  Üç dakikalara ekleme yapmadığım için o süre içerisinde...  Buyurun, sataşmaya mahal vermeden... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  2.- Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen'in, Sımak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, şahsına  sataşması nedeniyle konuşması  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında bir noktayı bence  burada bizden sonraki nesillere de örnek olacak şekilde halledip geçmemiz gerekiyor. Burada gelen  arkadaşlarımız güzel konuşmalar yapıyorlar, ben de uslu uslu orada oturuyordum biliyorsunuz. Laf  gelince, oradan dayanamadım, karıştım çünkü şöyle bir şey var, şöyle bir yanılsama var: "Bizim  bayrakla bir problemimiz yok." diyor arkadaşlar. Evet, biz de aynı şeyi söylüyoruz, diyoruz ki: "Tek  devletiz. Tek vatan var. Tek bayrak var." "Bunda da bir problemimiz yok." diyor arkadaşlar. Evet, ben  diyorum ki: "Bu yetmez, bunu benim söylemem de o kadar önemli değil. Bunu Kürt kökenli  kardeşlerim buradan söylediği zaman bir anlamı var." "Türk Bayrağı bizim bayrağımızdır deyin."  diyorum, bunu söyleyin. Ben bunu istiyorum. (BDP sıralarından gürültüler)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Biz ne diyeceğimizi senden mi öğreneceğiz?  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Ben bunu istiyorum.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Kimsin sen, kimsin?  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - "Bayrakla problemimiz yok." demek farklı. (BDP  sıralarından gürültüler)  Ya, arkadaşlar, gelin...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sen kimsin ya!  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Bak, ben hepinizi seviyorum ya! Gelin, gelin siz de bunu  söyleyin. Ben hepinizi seviyorum. (BDP sıralarından gürültüler)  Bak, bir şey söyleyeceğim -Başkanım, izninizle- bir sakin olun, ben size bir şey söyleyeceğim.  (BDP sıralarından gürültüler)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sen ihalelerinden bahset!  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Suat Bey'le beraber biz İstanbul'dan Ankara'ya gidiyoruz.  Ahmet Türk'le Aysel Tuğluk beraber geliyorlar.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sen Mersin'deki ihalelerden bahset! "Vatan, millet, Sakarya" değil...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sen başka şeylerden bahset!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Sayın Üçer, lütfen...  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Aysel Hanım'ın bavulu ağırdı. Çantasını, bir bayan olduğu  için nezaketen çantasını ben aldım.  SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Bizi yok saydığınız için özür dileyin, özür.  - 7 0 -
Sayfa 71 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 3  KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, Hasip Bey, size yaptığımda bir hata yok diyorum.  BAŞKAN - Sayın Genç... Sayın Genç, bir saniye...  KAMER GENÇ (Devamla) - Doğrusunu söyledim size.  BAŞKAN - Sayın Genç, bir saniyecik...  Hem teşekkür etti hem kusura bakmayın dedi.  KAMER GENÇ (Devamla) - Tamam efendim, ben de yani bir şey... Ama bu vesileyle...  Hayır, yani teşekkür ettiği için ben de kendisine teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Tüzmen, buyurun.  Sataşma nedeniyle söz istediğiniz için buyurun, buradan konuşacaksınız.  Size de üç dakika veriyorum.  Üç dakikalara ekleme yapmadığım için o süre içerisinde...  Buyurun, sataşmaya mahal vermeden... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  2.- Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen'in, Sımak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, şahsına  sataşması nedeniyle konuşması  KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında bir noktayı bence  burada bizden sonraki nesillere de örnek olacak şekilde halledip geçmemiz gerekiyor. Burada gelen  arkadaşlarımız güzel konuşmalar yapıyorlar, ben de uslu uslu orada oturuyordum biliyorsunuz. Laf  gelince, oradan dayanamadım, karıştım çünkü şöyle bir şey var, şöyle bir yanılsama var: "Bizim  bayrakla bir problemimiz yok." diyor arkadaşlar. Evet, biz de aynı şeyi söylüyoruz, diyoruz ki: "Tek  devletiz. Tek vatan var. Tek bayrak var." "Bunda da bir problemimiz yok." diyor arkadaşlar. Evet, ben  diyorum ki: "Bu yetmez, bunu benim söylemem de o kadar önemli değil. Bunu Kürt kökenli  kardeşlerim buradan söylediği zaman bir anlamı var." "Türk Bayrağı bizim bayrağımızdır deyin."  diyorum, bunu söyleyin. Ben bunu istiyorum. (BDP sıralarından gürültüler)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Biz ne diyeceğimizi senden mi öğreneceğiz?  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Ben bunu istiyorum.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Kimsin sen, kimsin?  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - "Bayrakla problemimiz yok." demek farklı. (BDP  sıralarından gürültüler)  Ya, arkadaşlar, gelin...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sen kimsin ya!  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Bak, ben hepinizi seviyorum ya! Gelin, gelin siz de bunu  söyleyin. Ben hepinizi seviyorum. (BDP sıralarından gürültüler)  Bak, bir şey söyleyeceğim -Başkanım, izninizle- bir sakin olun, ben size bir şey söyleyeceğim.  (BDP sıralarından gürültüler)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sen ihalelerinden bahset!  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Suat Bey'le beraber biz İstanbul'dan Ankara'ya gidiyoruz.  Ahmet Türk'le Aysel Tuğluk beraber geliyorlar.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sen Mersin'deki ihalelerden bahset! "Vatan, millet, Sakarya" değil...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sen başka şeylerden bahset!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Sayın Üçer, lütfen...  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Aysel Hanım'ın bavulu ağırdı. Çantasını, bir bayan olduğu  için nezaketen çantasını ben aldım.  SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Bizi yok saydığınız için özür dileyin, özür.  - 7 0 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Ben taşıdım. Aysel Tuğluk'un çantasını taşıdım ben, benim  gibi adam. Taşıdım, nezaketen... İçeride de dedim ki: "Bu olmaz. Gelin, biz aynı millet, aynı birlik  beraberlik, aynı devlet, aynı vatan içerisinde, Türk Bayrağı'nın altında yaşıyoruz..."  SEVAHİR BAYINDIR (Sımak) - Aynı millet değil, biz Kürt'üz, siz Türk'sünüz. Biz aynı millet  değiliz.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Aynı millet değiliz. Biz Kürt'üz, sen Türk'sün.  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Tamam, Kürt'sün. Belki ben senden daha fazla Kürt'üm, ne  biliyorsun? Sen belki benden daha fazla Türk'sün, kim biliyor?  HASİP KAPLAN (Sımak) - Ahmet Türk'e o kabalığı yapmayacaktın sen!  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Bakalım kök araştırmasına, Hazreti Adem Türk müydü Kürt  müydü?  HASİP KAPLAN (Sımak) - Ahmet Türk'e karşı saygılı olmak zomndasın!  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Ya, bırakın bunları, geçin.  HASİP KAPLAN (Sımak) - Ahmet Türk'e karşı yaptığın çok ayıp!  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Bunlar tartışma değil. Türkiye'nin çok daha acil meseleleri  var. Biz işsizlikle mücadeleyi çalışalım. Boş verin buradan öyle siyaset yapmayı. Ucuz nutuklar  atmayın, hamaset yapmayın.  HASİP KAPLAN (Sımak) - Milletvekilliği düşmüş bir lidere karşı saygılı olacaksın!  BAŞKAN - Sayın Kaplan, lütfen...  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - "Türk Bayrağı bizim bayrağımız." deyin. (BDP sıralarından  gürültüler)  BAŞKAN - Sayın Kaplan, lütfen...  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Bu bayrak bizim bayrağımız. Benim söylediğim bu.  Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, biz de meramımızı ifade etmek istiyoruz.  BAŞKAN - Buyurun.  Lütfen yeni bir sataşmaya mahal vermeyin ama.  3.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, Mersin Milletvekili Kür şad Tüzmen 'in, grubuna sataşması  nedeniyle konuşması  SIRRI SAKIK (Muş) - Sevgili Başkan, sevgili arkadaşlar; merhaba.  Şimdi, ne gereği vardı? Allah rızası için, burada, bu tartışmalarda gelip burada oturup... Kaç  gündür sevgili arkadaşımızı görüyoruz, her oturduğunda o elindeki çantayı böyle hiddetle, şiddetle  yere vuruyor, çatabileceği bir yer arıyor. Nedir? Zayıf halka Kültlerdir, zayıf halka Türkiye'nin temel  değerleridir. Nedir? Onun için, dönüyor... Arkadaşımız burada düşüncesini ifade ediyor. Bayrak...  Şimdi, bakın bir düşünür diyor ki: "Her alçağın en son sığınacağı limanlar bu kutsal değerlerdir."  Şimdi, hiç kimsenin bu kutsal değerlere sığınarak bir başkasına haksızlık etme hakkı yok. Bu kürsüde  ve hayatın her alanında ortak vatandan bahseden bir halk, ortak bayraktan bahseden... Bu değerleri  kendi değerimiz olarak algılıyoruz ve bu değerler kimsenin tekelinde değil ama birileri de çıkıp bizi  tehdit ederek, beynimizin, bedenimizin efendisi olamazlar. Biz hiç kimseye ne boyun eğeriz ne  kimsenin dayatmasıyla da.. . Siz dayatmayla bayrağı insanlara sevdiremezsiniz. Eğer sevgi bağını  oluşturamazsanız o bayrak çatışmaya dönüşür.  Niye bölgede bayrağa insanlar bu kadar tepki gösterdi? Çünkü o panzerlere bayrakları takıp,  gidip ev yaktılar. O koca metal direklerle bayrakları asarak bu ülkede birliği, bütünlüğü  - 7 1 -
Sayfa 72 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Ben taşıdım. Aysel Tuğluk'un çantasını taşıdım ben, benim  gibi adam. Taşıdım, nezaketen... İçeride de dedim ki: "Bu olmaz. Gelin, biz aynı millet, aynı birlik  beraberlik, aynı devlet, aynı vatan içerisinde, Türk Bayrağı'nın altında yaşıyoruz..."  SEVAHİR BAYINDIR (Sımak) - Aynı millet değil, biz Kürt'üz, siz Türk'sünüz. Biz aynı millet  değiliz.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Aynı millet değiliz. Biz Kürt'üz, sen Türk'sün.  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Tamam, Kürt'sün. Belki ben senden daha fazla Kürt'üm, ne  biliyorsun? Sen belki benden daha fazla Türk'sün, kim biliyor?  HASİP KAPLAN (Sımak) - Ahmet Türk'e o kabalığı yapmayacaktın sen!  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Bakalım kök araştırmasına, Hazreti Adem Türk müydü Kürt  müydü?  HASİP KAPLAN (Sımak) - Ahmet Türk'e karşı saygılı olmak zomndasın!  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Ya, bırakın bunları, geçin.  HASİP KAPLAN (Sımak) - Ahmet Türk'e karşı yaptığın çok ayıp!  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Bunlar tartışma değil. Türkiye'nin çok daha acil meseleleri  var. Biz işsizlikle mücadeleyi çalışalım. Boş verin buradan öyle siyaset yapmayı. Ucuz nutuklar  atmayın, hamaset yapmayın.  HASİP KAPLAN (Sımak) - Milletvekilliği düşmüş bir lidere karşı saygılı olacaksın!  BAŞKAN - Sayın Kaplan, lütfen...  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - "Türk Bayrağı bizim bayrağımız." deyin. (BDP sıralarından  gürültüler)  BAŞKAN - Sayın Kaplan, lütfen...  KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla) - Bu bayrak bizim bayrağımız. Benim söylediğim bu.  Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, biz de meramımızı ifade etmek istiyoruz.  BAŞKAN - Buyurun.  Lütfen yeni bir sataşmaya mahal vermeyin ama.  3.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, Mersin Milletvekili Kür şad Tüzmen 'in, grubuna sataşması  nedeniyle konuşması  SIRRI SAKIK (Muş) - Sevgili Başkan, sevgili arkadaşlar; merhaba.  Şimdi, ne gereği vardı? Allah rızası için, burada, bu tartışmalarda gelip burada oturup... Kaç  gündür sevgili arkadaşımızı görüyoruz, her oturduğunda o elindeki çantayı böyle hiddetle, şiddetle  yere vuruyor, çatabileceği bir yer arıyor. Nedir? Zayıf halka Kültlerdir, zayıf halka Türkiye'nin temel  değerleridir. Nedir? Onun için, dönüyor... Arkadaşımız burada düşüncesini ifade ediyor. Bayrak...  Şimdi, bakın bir düşünür diyor ki: "Her alçağın en son sığınacağı limanlar bu kutsal değerlerdir."  Şimdi, hiç kimsenin bu kutsal değerlere sığınarak bir başkasına haksızlık etme hakkı yok. Bu kürsüde  ve hayatın her alanında ortak vatandan bahseden bir halk, ortak bayraktan bahseden... Bu değerleri  kendi değerimiz olarak algılıyoruz ve bu değerler kimsenin tekelinde değil ama birileri de çıkıp bizi  tehdit ederek, beynimizin, bedenimizin efendisi olamazlar. Biz hiç kimseye ne boyun eğeriz ne  kimsenin dayatmasıyla da.. . Siz dayatmayla bayrağı insanlara sevdiremezsiniz. Eğer sevgi bağını  oluşturamazsanız o bayrak çatışmaya dönüşür.  Niye bölgede bayrağa insanlar bu kadar tepki gösterdi? Çünkü o panzerlere bayrakları takıp,  gidip ev yaktılar. O koca metal direklerle bayrakları asarak bu ülkede birliği, bütünlüğü  - 7 1 - TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  Kapanma Saati: 17.26  - 7 2 - sağlayamazsınız. Onun için, yürekten; onun için, duygu bağıyla hepimizin bağlı olduğu değerleri  birileri kendilerine ait ve dönüp efendi-köle muamelesi yaparcasına, çıkın... Buna hiç kimsenin hakkı  yoktur ve burada tekrar altını çizerek söylüyoruz, bu değerlerle siyaset yapılmaz. Evet, bayrakla,  resmî dille, üniter yapıyla hiçbir sorunumuz yok. Sorunumuz nedir? Tek, ırktır. Evet, biz Türk değiliz.  Burada farklı kavimler var. Anadolu farklı kavimlerin geçtiği bir yerdir. Biz de Kürt kimliğimiz var.  Bakın, dün akşam burada tartışmalar oldu, "Kürt" sözcüğünden dolayı ne kıyametler kopuyor  ve dönüp söylüyorlar: "Efendim, biz kardeşiz." Böyle kardeşlik batsın. Böyle kardeşliği istemiyoruz.  Böyle bir kardeşlik, bizim beklentimiz bu değil. Bize efendi-köle muamelesi kimse yapamaz. Bu  kardeşlik değil, efendi-köle ilişkisidir, bu değerleri dayatmak efendi-köle ilişkileridir.  Onun için, eğer gerçekten kardeşlik diyorsanız, bütün dillere, bütün kültürlere özgürlük  tanınmalıdır. Bir tek "Kürt" sözcüğünün, dün akşam, efendim...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, son sözü söyleyeyim.  BAŞKAN - Ama, bakın, yapmayın...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Peki, teşekkür ediyorum.  VIII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/515, 10/606) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin ön görüşmelerinin Genel  Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde birlikte yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  (Devam)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Öneri reddedilmiştir.  Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Sayfa 73 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  Kapanma Saati: 17.26  - 7 2 - sağlayamazsınız. Onun için, yürekten; onun için, duygu bağıyla hepimizin bağlı olduğu değerleri  birileri kendilerine ait ve dönüp efendi-köle muamelesi yaparcasına, çıkın... Buna hiç kimsenin hakkı  yoktur ve burada tekrar altını çizerek söylüyoruz, bu değerlerle siyaset yapılmaz. Evet, bayrakla,  resmî dille, üniter yapıyla hiçbir sorunumuz yok. Sorunumuz nedir? Tek, ırktır. Evet, biz Türk değiliz.  Burada farklı kavimler var. Anadolu farklı kavimlerin geçtiği bir yerdir. Biz de Kürt kimliğimiz var.  Bakın, dün akşam burada tartışmalar oldu, "Kürt" sözcüğünden dolayı ne kıyametler kopuyor  ve dönüp söylüyorlar: "Efendim, biz kardeşiz." Böyle kardeşlik batsın. Böyle kardeşliği istemiyoruz.  Böyle bir kardeşlik, bizim beklentimiz bu değil. Bize efendi-köle muamelesi kimse yapamaz. Bu  kardeşlik değil, efendi-köle ilişkisidir, bu değerleri dayatmak efendi-köle ilişkileridir.  Onun için, eğer gerçekten kardeşlik diyorsanız, bütün dillere, bütün kültürlere özgürlük  tanınmalıdır. Bir tek "Kürt" sözcüğünün, dün akşam, efendim...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, son sözü söyleyeyim.  BAŞKAN - Ama, bakın, yapmayın...  SIRRI SAKIK (Devamla) - Peki, teşekkür ediyorum.  VIII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/515, 10/606) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin ön görüşmelerinin Genel  Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde birlikte yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  (Devam)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Öneri reddedilmiştir.  Birleşime beş dakika ara veriyorum.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 17.38  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına  geçiyoruz.  l ' inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine  başlayacağız.  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (x)  BAŞKAN - Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Komisyon Raporu 487 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.  (x) 487 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.  - 7 3 -
Sayfa 74 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 17.38  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına  geçiyoruz.  l ' inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine  başlayacağız.  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (x)  BAŞKAN - Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Komisyon Raporu 487 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.  (x) 487 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir.  - 7 3 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  Tasarının tümü üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili  Sayın Oğuz Oyan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Van Milletvekili Sayın Kerem Altun,  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Eskişehir Milletvekili Sayın Beytullah Asil; şahıslar adına  Eskişehir Milletvekili Sayın Beytullah Asil, Konya Milletvekili Sayın Sami Güçlü, bu arkadaşlarımız  olmazsa Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç.  İlk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan'da.  Buyurun Sayın Oyan. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; efendim,  geçen haftalarda bir Türk-Alman Üniversitesi kurduk. Bugün de 4 vakıf üniversitesi kuracağız.  Böylece, birkaç haftada 5 üniversite kuran bir Meclis konumundayız.  Bu durumda Meclisin, üniversite kavramını sorgulaması, üniversitenin işlevlerini sorgulaması,  genel olarak da üniversite sorununu tartışması gerekir. Esasen, bilindiği gibi, Anayasa bu konuda  Meclisi sorumlu ve görevli tutmuştur. Anayasa'ya girmiş kavramlarla üniversite tanımlanmıştır, vakıf  üniversiteleri tanımlanmıştır ve bunların ticari amaçlarla kurulamayacağı da söylenmiştir. Yani  vakfedilecekse bir üniversite için bir kaynak, bunun eğitim amaçlı olması öngörülmüştür.  Şimdi, işler böyle mi yoksa başka türlü mü cereyan ediyor, ona bakmamız lazım. Ama şimdi,  önce bir bilanço çıkaralım: 2002 yılında 76 üniversite söz konusuydu. Yani AKP iktidara gelmeden  önceki döneme baktığımızda, 76 üniversite var, bunun 23'ü vakıf olmak üzere. Aradan zaman geçti,  AKP dönemini yaşadık. Bugün bu 4 vakıf üniversitesi -şimdi tartıştığımız- eğer kurulacak olursa  üniversite sayısı 76'dan 144'e çıkmış olacak, bunun 49'u da vakıf üniversitesi olacak. Aslında 2'ye  yakın bir artış var. Vakıf üniversitesinde 2'den fazla artış var, 23'den 49'a. Vakıf üniversitesi sayısı  49 olacak, 2 kattan fazla.  Şimdi, eğer gelişmeyi sadece nicelik olarak görürseniz, sadece sayıların diliyle konuşursanız,  yani "Sayılar 2'ye katlanmış. Ee, o zaman her şey iyidir, olumludur." derseniz bununla övünebilirsiniz  ama eğer bu gelişme üniversite eğitiminde bir nitelik aşınmasıyla ortaya çıkmışsa o zaman bu sayısal  artışın çok da iyi bir gelişme olup olmadığı konusunu burada sorgulamak gerekir.  Değerli arkadaşlarım, üniversiteler esas itibarıyla düşünce üreten kuruluşlardır ve düşünmeyi  öğreten kurumlardır. Üniversite bir meslek yüksekokulundan farklıdır. Meslek yüksekokulu ne yapar?  Balık tutmasını öğretir ama üniversite bunun doğru olup olmadığını tartışır, bunun tarihini tartışır,  bunun ekosistem üzerindeki etkilerini tartışır, bunun aslında üniversite olarak başka mecralara  taşınmasını, yeni düşünce üretme sistemlerine aracılık etmesini sağlar.  Üniversite ile meslek yüksekokulu bu nedenle de çok farklı yapılardır ama bugün Türkiye'de  gördüğümüz şey, meslek yüksekokulları seviyesinde üniversiteler kurmaktan öteye gitmemektedir.  Ders verme makinesi hâline getirilmiş öğretim üyeleri ve giderek kendi aralarında büyük kalite  farklılıkları ortaya çıkan... Hem devlet üniversitelerinin kendi içinde büyük kalite farklılıkları var  hem vakıf üniversitelerinin kendi arasında büyük kalite farklılıkları var hem de bu ikisi arasında  büyük kalite farklılıkları var.  Sonuç olarak Türkiye'de "üniversite" dediğimiz zaman homojen bir yapıdan bahsetmiyoruz.  Türkiye'deki üniversite sistemi çok birbirinden farklı öğretim birimlerini içinde barındırıyor. Hatta  aynı üniversite içinde iyi fakülte var, kötü fakülte var, iyi bölüm var, kötü bölüm var ve dolayısıyla  bizim her bakımdan iyi diyebileceğimiz üniversite sayısı parmakla sayılacak kadar az. Yani 144 tane  üniversite ama "Hadi bakalım, bunun içinden bir 10 tane say." dediğinizde güçlük çekebiliyorsunuz.  - 7 4 -
Sayfa 75 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  Tasarının tümü üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili  Sayın Oğuz Oyan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Van Milletvekili Sayın Kerem Altun,  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Eskişehir Milletvekili Sayın Beytullah Asil; şahıslar adına  Eskişehir Milletvekili Sayın Beytullah Asil, Konya Milletvekili Sayın Sami Güçlü, bu arkadaşlarımız  olmazsa Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç.  İlk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan'da.  Buyurun Sayın Oyan. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; efendim,  geçen haftalarda bir Türk-Alman Üniversitesi kurduk. Bugün de 4 vakıf üniversitesi kuracağız.  Böylece, birkaç haftada 5 üniversite kuran bir Meclis konumundayız.  Bu durumda Meclisin, üniversite kavramını sorgulaması, üniversitenin işlevlerini sorgulaması,  genel olarak da üniversite sorununu tartışması gerekir. Esasen, bilindiği gibi, Anayasa bu konuda  Meclisi sorumlu ve görevli tutmuştur. Anayasa'ya girmiş kavramlarla üniversite tanımlanmıştır, vakıf  üniversiteleri tanımlanmıştır ve bunların ticari amaçlarla kurulamayacağı da söylenmiştir. Yani  vakfedilecekse bir üniversite için bir kaynak, bunun eğitim amaçlı olması öngörülmüştür.  Şimdi, işler böyle mi yoksa başka türlü mü cereyan ediyor, ona bakmamız lazım. Ama şimdi,  önce bir bilanço çıkaralım: 2002 yılında 76 üniversite söz konusuydu. Yani AKP iktidara gelmeden  önceki döneme baktığımızda, 76 üniversite var, bunun 23'ü vakıf olmak üzere. Aradan zaman geçti,  AKP dönemini yaşadık. Bugün bu 4 vakıf üniversitesi -şimdi tartıştığımız- eğer kurulacak olursa  üniversite sayısı 76'dan 144'e çıkmış olacak, bunun 49'u da vakıf üniversitesi olacak. Aslında 2'ye  yakın bir artış var. Vakıf üniversitesinde 2'den fazla artış var, 23'den 49'a. Vakıf üniversitesi sayısı  49 olacak, 2 kattan fazla.  Şimdi, eğer gelişmeyi sadece nicelik olarak görürseniz, sadece sayıların diliyle konuşursanız,  yani "Sayılar 2'ye katlanmış. Ee, o zaman her şey iyidir, olumludur." derseniz bununla övünebilirsiniz  ama eğer bu gelişme üniversite eğitiminde bir nitelik aşınmasıyla ortaya çıkmışsa o zaman bu sayısal  artışın çok da iyi bir gelişme olup olmadığı konusunu burada sorgulamak gerekir.  Değerli arkadaşlarım, üniversiteler esas itibarıyla düşünce üreten kuruluşlardır ve düşünmeyi  öğreten kurumlardır. Üniversite bir meslek yüksekokulundan farklıdır. Meslek yüksekokulu ne yapar?  Balık tutmasını öğretir ama üniversite bunun doğru olup olmadığını tartışır, bunun tarihini tartışır,  bunun ekosistem üzerindeki etkilerini tartışır, bunun aslında üniversite olarak başka mecralara  taşınmasını, yeni düşünce üretme sistemlerine aracılık etmesini sağlar.  Üniversite ile meslek yüksekokulu bu nedenle de çok farklı yapılardır ama bugün Türkiye'de  gördüğümüz şey, meslek yüksekokulları seviyesinde üniversiteler kurmaktan öteye gitmemektedir.  Ders verme makinesi hâline getirilmiş öğretim üyeleri ve giderek kendi aralarında büyük kalite  farklılıkları ortaya çıkan... Hem devlet üniversitelerinin kendi içinde büyük kalite farklılıkları var  hem vakıf üniversitelerinin kendi arasında büyük kalite farklılıkları var hem de bu ikisi arasında  büyük kalite farklılıkları var.  Sonuç olarak Türkiye'de "üniversite" dediğimiz zaman homojen bir yapıdan bahsetmiyoruz.  Türkiye'deki üniversite sistemi çok birbirinden farklı öğretim birimlerini içinde barındırıyor. Hatta  aynı üniversite içinde iyi fakülte var, kötü fakülte var, iyi bölüm var, kötü bölüm var ve dolayısıyla  bizim her bakımdan iyi diyebileceğimiz üniversite sayısı parmakla sayılacak kadar az. Yani 144 tane  üniversite ama "Hadi bakalım, bunun içinden bir 10 tane say." dediğinizde güçlük çekebiliyorsunuz.  - 7 4 - TBMM B:84 8 . 4 . 2010 0 : 4  - 7 5 - Dolayısıyla değerli arkadaşlarım, üniversiteler bir kere,  1) Düşünce üreten kuruluşlardır, düşünmeyi öğreten kurumlardır, kuruluşlardır.  2) Üniversiteler bir toplumun, bir ülkenin aynasıdır, bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin  göstergesidir. Üniversiteler, dolayısıyla sadece toplumun değil, içinde yer aldıkları bölgenin, ilin  ileriye taşıyıcı unsurlarıdırlar, öyle olmalıdırlar.  3) Üniversiteler aydınlanma geleneğinin ışığıdırlar, meşalesidirler. Ancak bu görevi yerine  getirdikleri takdirde üniversiteler üniversite olurlar. Bu nedenle biz burada üniversite meselesini,  umarım bundan sonraki konuşmacılarla enine boyuna tartışırız.  Değerli arkadaşlarım, Anayasa'mız, kazanç amacına yönelik olmamak şartına bağlı olarak ve  devletin gözetimi, denetimi altında çalışacak şekilde vakıf üniversiteleri de kurulmasına imkân verir.  Şimdi, gerçekten Türkiye'de bu vakıf üniversiteleri ne kadar vakıf, ne kadar ticari amaçlı? Yani, buna  bir bakmak lazım, bir.  İkincisi, vakıf üniversitelerinin dağılımı çok ilginç. Türkiye'de bu sözünü ettiğimiz, şimdi  kurulacak olanlarla birlikte 49 vakıf üniversitesinin 28'i İstanbul'da, 8'i Ankara'da, 4 'ü İzmir'de  yani 49 vakıf üniversitesinden 40'ı üç büyük ilde. Yani, burada bunu söylerken biz demiyoruz ki her  ile bir vakıf üniversitesi, devlet üniversitesinde olduğu gibi. Bu yanlış da anlaşılmasın. Fakat ilginç  bir şey var. Bu vakıf üniversiteleri niye üç büyük ilde ve niye özellikle İstanbul'da? Yani, yüzde 57'si  sadece İstanbul'da. Neden? Çünkü oradaki rekabet vakfedenlerin eğitim sistemi üzerinden bir  rekabeti değil, orada, Türkiye'nin en zengin şehri olan İstanbul'da ödeme gücü olan kitlelere seçenek  sunmaktan ibaret. Esas itibarıyla bu. Tabii cemaat vakıflarının gelişmesi, artışı falan, bu da ayrı bir  mesele olarak var ama esas buradaki kaygımız, bu üniversitelerin, vakıf üniversitelerinin eğitim  amacını ön planda tutmuyor olmalarıdır.  Şimdi, burada, yeni üniversiteler var. Bir tane daha bir Anadolu Üniversitesi -bu dört  üniversiteden biri- kurulacak, Samsun'da bir Canik Başarı Üniversitesi ama gene kurulan dört  üniversiteden şu an üçü İstanbul'da kurulacak olan üniversiteler ve ilginç bir gelişme olarak iki tane  de "yarı kamusal" diyebileceğimiz üniversite tipi ortaya çıkıyor vakıflar içinde. Bunlardan bir tanesi,  Vakıflar Genel Müdürlüğünün öncülük ettiği bir üniversite olacak, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi,  öbürü de Diyanet Vakfının kuracağı bir üniversite olacak. Yani, bu, tabii, yeni bir gelişme ama bu  bizim kaygılarımızı azaltır mı? Yani bu üniversitelerin fınansal gücü açısından, belki daha az sıkıntı  olur bu ikisi açısından. Peki ama diğer kaygılarımız açısından yani bir cemaat vakıflarına doğru gitme  açısından, bir özgür düşünce yuvalan olma işlevi açısından, bir aydınlanma ve cumhuriyet geleneğini  sürdürme açısından acaba bunlar bu işlevleri yerine getirecekler mi? Burada kaygılanınız vardır ve  devam etmektedir. Dünya çapında üniversite oluşturmak acaba bu Fatih Sultan Üniversitesinin içine  konduğu gibi bir "Medeniyetler İttifakı Enstitüsü" kurmakla mı olacak?  Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu tür klişeleri, bu tür "medeniyetler ittifakı" gibi daha çok  siyasetin alanında olan birtakım klişeleri üniversite bünyesi içine taşımak üniversiteleri geliştirmez.  Siyaset bu biçimiyle... Yani bir kere dünyada bir tek medeniyet vardır, tek medeniyet vardır, o da  gelişmişliğin medeniyeti. Bugün dünya öncülüğünde hangisi dünyanın ortak medeniyeti, ortak  aklıdır? Farklı kültürler olabilir ama "medeniyetler arası ittifak" dediğiniz zaman "medeniyetler  arasında çatışma var" tezinden yola çıkıyorsunuz demektir ve bu "medeniyetler arasındaki çatışma"  tezi de bizzat Amerika'nın Huntington'a ısmarladığı tezler üzerinden üretilmiş ve Amerika'nın Yeni  Dünya sahnesinde kendisine yeni çatışma, yeni birtakım -Sovyetlerin çökmesinden sonra- düşman  imgeleri yaratmak için ortaya çıkardığı bir şeydir. Türkiye'nin bunda ne işi var? Türkiye'de bu konuda  üniversitede enstitü mü kurulur? Yani değerli arkadaşlarım, böyle birtakım modalar izlenerek, bilim  dışı siyaset peşine takılarak üniversite geliştirilmez.
Sayfa 76 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2010 0 : 4  - 7 5 - Dolayısıyla değerli arkadaşlarım, üniversiteler bir kere,  1) Düşünce üreten kuruluşlardır, düşünmeyi öğreten kurumlardır, kuruluşlardır.  2) Üniversiteler bir toplumun, bir ülkenin aynasıdır, bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin  göstergesidir. Üniversiteler, dolayısıyla sadece toplumun değil, içinde yer aldıkları bölgenin, ilin  ileriye taşıyıcı unsurlarıdırlar, öyle olmalıdırlar.  3) Üniversiteler aydınlanma geleneğinin ışığıdırlar, meşalesidirler. Ancak bu görevi yerine  getirdikleri takdirde üniversiteler üniversite olurlar. Bu nedenle biz burada üniversite meselesini,  umarım bundan sonraki konuşmacılarla enine boyuna tartışırız.  Değerli arkadaşlarım, Anayasa'mız, kazanç amacına yönelik olmamak şartına bağlı olarak ve  devletin gözetimi, denetimi altında çalışacak şekilde vakıf üniversiteleri de kurulmasına imkân verir.  Şimdi, gerçekten Türkiye'de bu vakıf üniversiteleri ne kadar vakıf, ne kadar ticari amaçlı? Yani, buna  bir bakmak lazım, bir.  İkincisi, vakıf üniversitelerinin dağılımı çok ilginç. Türkiye'de bu sözünü ettiğimiz, şimdi  kurulacak olanlarla birlikte 49 vakıf üniversitesinin 28'i İstanbul'da, 8'i Ankara'da, 4 'ü İzmir'de  yani 49 vakıf üniversitesinden 40'ı üç büyük ilde. Yani, burada bunu söylerken biz demiyoruz ki her  ile bir vakıf üniversitesi, devlet üniversitesinde olduğu gibi. Bu yanlış da anlaşılmasın. Fakat ilginç  bir şey var. Bu vakıf üniversiteleri niye üç büyük ilde ve niye özellikle İstanbul'da? Yani, yüzde 57'si  sadece İstanbul'da. Neden? Çünkü oradaki rekabet vakfedenlerin eğitim sistemi üzerinden bir  rekabeti değil, orada, Türkiye'nin en zengin şehri olan İstanbul'da ödeme gücü olan kitlelere seçenek  sunmaktan ibaret. Esas itibarıyla bu. Tabii cemaat vakıflarının gelişmesi, artışı falan, bu da ayrı bir  mesele olarak var ama esas buradaki kaygımız, bu üniversitelerin, vakıf üniversitelerinin eğitim  amacını ön planda tutmuyor olmalarıdır.  Şimdi, burada, yeni üniversiteler var. Bir tane daha bir Anadolu Üniversitesi -bu dört  üniversiteden biri- kurulacak, Samsun'da bir Canik Başarı Üniversitesi ama gene kurulan dört  üniversiteden şu an üçü İstanbul'da kurulacak olan üniversiteler ve ilginç bir gelişme olarak iki tane  de "yarı kamusal" diyebileceğimiz üniversite tipi ortaya çıkıyor vakıflar içinde. Bunlardan bir tanesi,  Vakıflar Genel Müdürlüğünün öncülük ettiği bir üniversite olacak, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi,  öbürü de Diyanet Vakfının kuracağı bir üniversite olacak. Yani, bu, tabii, yeni bir gelişme ama bu  bizim kaygılarımızı azaltır mı? Yani bu üniversitelerin fınansal gücü açısından, belki daha az sıkıntı  olur bu ikisi açısından. Peki ama diğer kaygılarımız açısından yani bir cemaat vakıflarına doğru gitme  açısından, bir özgür düşünce yuvalan olma işlevi açısından, bir aydınlanma ve cumhuriyet geleneğini  sürdürme açısından acaba bunlar bu işlevleri yerine getirecekler mi? Burada kaygılanınız vardır ve  devam etmektedir. Dünya çapında üniversite oluşturmak acaba bu Fatih Sultan Üniversitesinin içine  konduğu gibi bir "Medeniyetler İttifakı Enstitüsü" kurmakla mı olacak?  Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu tür klişeleri, bu tür "medeniyetler ittifakı" gibi daha çok  siyasetin alanında olan birtakım klişeleri üniversite bünyesi içine taşımak üniversiteleri geliştirmez.  Siyaset bu biçimiyle... Yani bir kere dünyada bir tek medeniyet vardır, tek medeniyet vardır, o da  gelişmişliğin medeniyeti. Bugün dünya öncülüğünde hangisi dünyanın ortak medeniyeti, ortak  aklıdır? Farklı kültürler olabilir ama "medeniyetler arası ittifak" dediğiniz zaman "medeniyetler  arasında çatışma var" tezinden yola çıkıyorsunuz demektir ve bu "medeniyetler arasındaki çatışma"  tezi de bizzat Amerika'nın Huntington'a ısmarladığı tezler üzerinden üretilmiş ve Amerika'nın Yeni  Dünya sahnesinde kendisine yeni çatışma, yeni birtakım -Sovyetlerin çökmesinden sonra- düşman  imgeleri yaratmak için ortaya çıkardığı bir şeydir. Türkiye'nin bunda ne işi var? Türkiye'de bu konuda  üniversitede enstitü mü kurulur? Yani değerli arkadaşlarım, böyle birtakım modalar izlenerek, bilim  dışı siyaset peşine takılarak üniversite geliştirilmez.  TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 7 6 - Türkiye'de üniversitede iki zıt eğilim var değerli arkadaşlarım. Bunlardan bir tanesi üniversite  sayısının hızlı artışıdır, öbürü de üniversite sayısı artarken yüksek öğretimin kalitesinin aynı hızla  düşmesidir. Yani iki zıt eğilim var, bir taraftan nicelik artıyor, öbür taraftan nitelik düşüyor. Yani biz  bir yol ayırımındayız, acilen bir tercih yapmak durumundayız Türkiye'de. Nicelik mi, nitelik mi?  Yani sayıyı mı daha çok artırarak gelişeceğiz, yoksa niteliği artırarak, kaliteyi artırarak mı gelişeceğiz?  Yani Türkiye eğer dünya çapında üniversite üretmek istiyorsa, çağdaş üniversiteler geliştirmek  istiyorsa herhalde sayıdan daha çok niteliğe önem vermek durumunda.  Bugün üniversite eğitimi itibarıyla baktığınızda, yükseköğretim düzeyinin devalüe edilmiş  olduğunu görüyorsunuz, değer yitirmiş olduğunu görüyorsunuz. Bugün birçok alanda verilen  mezunlar, bundan otuz sene önceki lise mezunlarının ayarından daha düşük oluyorsa orada bir sıkıntı  var, üniversite, üniversite fonksiyonunu göremiyor demektir. Bunu da burada büyük çoğunluğu  üniversite mezunu olan milletvekilleri herhalde daha iyi takdir ediyorlardır.  Bu kalite aşınması hızlanarak sürerken YÖK Başkanı daha fazla üniversite açarak üniversite  önündeki yığılmaların önlenebileceği gibi bir faraziye peşinde koşuyor. Şimdi, "Böyle bir YÖK'le  yani yüksek eğitim planlamasını yapan bir YÖK'le nereye kadar gidebiliriz?" sorusunu sormamız  lazım. YÖK Başkanı diyor ki: "Benim dönemimde biz kontenjanları arttırdık, 200 bin kontenjan  arttırdık." Gerçekten, üniversiteler kontenjan bildiriyorlar YÖK'e, YÖK "O yetmez, 100 yerine 200  alın, 300 yerine 450 alın." diye dayatmalar yapıyor, fiziki kapasitelerinin ötesinde, öğretim üyeleri  sayısının ve imkânlarının ötesinde zorlamalar yapıyor. Tabii, ikinci eğitim üzerinden zorlamalar  yapılıyor vesaire. Ama üniversite önündeki yığılmaları önlemenin yolu, üniversitelere bu mevcut  sistem içinde, orta eğitim sistemini değiştirmeden daha fazla öğrenci almak değildir. Bu, sayıyı  artırmak ama niteliği daha da kötüleştirmek demektir. Bunun yolu Cumhuriyet Halk Partisinin  Programı'nda var. Ben size iki satırla özetleyeyim: Bunun yolu, öncelikle, orta eğitimi klasik liseden  büyük ölçüde çıkarmaktan geçiyor. Orta eğitimdeki öğrencilerin en fazla üçte l ' ini üniversite  eğitimine kanalize eden klasik lise eğitimi içinde tutmak, geri kalanını mesleki ve teknik eğitim  üzerinde yoğunlaştırmak ve onların üniversiteye geçiş yani yüksek meslek okullarına geçiş kanalını  açık tutmakla birlikte bu kanalı daha dar tutarak, esas itibarıyla daha orta eğitimden itibaren lisenin  üniversiteye kanalize olmasını sağlamak. Böylece üniversite önündeki yığılmayı önlersiniz ve  piyasada lise mezunu olup da iş arayan milyonlarca gence en azından bir meslek sahibi olarak iş  arama imkânını verirsiniz ve Türkiye'deki işsizliği de önemli bir sorun yumağı olmaktan çıkarırsınız.  Dünya bunu böyle. Yapıyor. Yani bu Almanya'da böyle, başka ülkelerde böyle. Yani Türkiye burada  yeni bir şey yapacak değil.  Üniversite önündeki yığılmayı, daha fazla üniversite açarak, daha fazla üniversitelerde kontenjan  artırarak çözemezsiniz. Çözmek, burada kaliteyi düşürmek üzerinden olsa bile mümkün değil.  Dolayısıyla, tabii bir şeyi daha hatırlatayım: Bakınız, Türkiye'deki üniversitelerin yaklaşık üçte  1 'i vakıf üniversitesi. Peki, vakıf üniversitelerinin toplam öğrenci sayısı içindeki payı nedir? Yüzde  11,7'yle yüzde 9. Yani siz vakıf üniversiteleri açarak bu açığı kapatamazsınız çünkü bunlar paralı  okullardır, Türkiye'de insanların ödeme gücü buna yetmemektedir ve büyük bir bölümü  kontenjanlarını dolduramamaktadır. Birçoğu yüzde 50'ye ulaşamıyor bu vakıf üniversitelerinin.  Bizzat YÖK Başkanı şubat ayında yaptığı bir değerlendirmede bunu kendi belirtti, ama ilginç bir  şey daha söylüyor: "Vakıf üniversiteleri modelinde ticarileşme var" diyor, doğru tespit. "Biz bunu  önlemek için özel üniversite yolunu açalım, bir tarafta vakıflar olsun, yani devlet üniversitesi, vakıf  üniversitesi, bir de özel üniversite yolunu açalım, böylece her şey yerli yerine otursun."
Sayfa 77 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 7 6 - Türkiye'de üniversitede iki zıt eğilim var değerli arkadaşlarım. Bunlardan bir tanesi üniversite  sayısının hızlı artışıdır, öbürü de üniversite sayısı artarken yüksek öğretimin kalitesinin aynı hızla  düşmesidir. Yani iki zıt eğilim var, bir taraftan nicelik artıyor, öbür taraftan nitelik düşüyor. Yani biz  bir yol ayırımındayız, acilen bir tercih yapmak durumundayız Türkiye'de. Nicelik mi, nitelik mi?  Yani sayıyı mı daha çok artırarak gelişeceğiz, yoksa niteliği artırarak, kaliteyi artırarak mı gelişeceğiz?  Yani Türkiye eğer dünya çapında üniversite üretmek istiyorsa, çağdaş üniversiteler geliştirmek  istiyorsa herhalde sayıdan daha çok niteliğe önem vermek durumunda.  Bugün üniversite eğitimi itibarıyla baktığınızda, yükseköğretim düzeyinin devalüe edilmiş  olduğunu görüyorsunuz, değer yitirmiş olduğunu görüyorsunuz. Bugün birçok alanda verilen  mezunlar, bundan otuz sene önceki lise mezunlarının ayarından daha düşük oluyorsa orada bir sıkıntı  var, üniversite, üniversite fonksiyonunu göremiyor demektir. Bunu da burada büyük çoğunluğu  üniversite mezunu olan milletvekilleri herhalde daha iyi takdir ediyorlardır.  Bu kalite aşınması hızlanarak sürerken YÖK Başkanı daha fazla üniversite açarak üniversite  önündeki yığılmaların önlenebileceği gibi bir faraziye peşinde koşuyor. Şimdi, "Böyle bir YÖK'le  yani yüksek eğitim planlamasını yapan bir YÖK'le nereye kadar gidebiliriz?" sorusunu sormamız  lazım. YÖK Başkanı diyor ki: "Benim dönemimde biz kontenjanları arttırdık, 200 bin kontenjan  arttırdık." Gerçekten, üniversiteler kontenjan bildiriyorlar YÖK'e, YÖK "O yetmez, 100 yerine 200  alın, 300 yerine 450 alın." diye dayatmalar yapıyor, fiziki kapasitelerinin ötesinde, öğretim üyeleri  sayısının ve imkânlarının ötesinde zorlamalar yapıyor. Tabii, ikinci eğitim üzerinden zorlamalar  yapılıyor vesaire. Ama üniversite önündeki yığılmaları önlemenin yolu, üniversitelere bu mevcut  sistem içinde, orta eğitim sistemini değiştirmeden daha fazla öğrenci almak değildir. Bu, sayıyı  artırmak ama niteliği daha da kötüleştirmek demektir. Bunun yolu Cumhuriyet Halk Partisinin  Programı'nda var. Ben size iki satırla özetleyeyim: Bunun yolu, öncelikle, orta eğitimi klasik liseden  büyük ölçüde çıkarmaktan geçiyor. Orta eğitimdeki öğrencilerin en fazla üçte l ' ini üniversite  eğitimine kanalize eden klasik lise eğitimi içinde tutmak, geri kalanını mesleki ve teknik eğitim  üzerinde yoğunlaştırmak ve onların üniversiteye geçiş yani yüksek meslek okullarına geçiş kanalını  açık tutmakla birlikte bu kanalı daha dar tutarak, esas itibarıyla daha orta eğitimden itibaren lisenin  üniversiteye kanalize olmasını sağlamak. Böylece üniversite önündeki yığılmayı önlersiniz ve  piyasada lise mezunu olup da iş arayan milyonlarca gence en azından bir meslek sahibi olarak iş  arama imkânını verirsiniz ve Türkiye'deki işsizliği de önemli bir sorun yumağı olmaktan çıkarırsınız.  Dünya bunu böyle. Yapıyor. Yani bu Almanya'da böyle, başka ülkelerde böyle. Yani Türkiye burada  yeni bir şey yapacak değil.  Üniversite önündeki yığılmayı, daha fazla üniversite açarak, daha fazla üniversitelerde kontenjan  artırarak çözemezsiniz. Çözmek, burada kaliteyi düşürmek üzerinden olsa bile mümkün değil.  Dolayısıyla, tabii bir şeyi daha hatırlatayım: Bakınız, Türkiye'deki üniversitelerin yaklaşık üçte  1 'i vakıf üniversitesi. Peki, vakıf üniversitelerinin toplam öğrenci sayısı içindeki payı nedir? Yüzde  11,7'yle yüzde 9. Yani siz vakıf üniversiteleri açarak bu açığı kapatamazsınız çünkü bunlar paralı  okullardır, Türkiye'de insanların ödeme gücü buna yetmemektedir ve büyük bir bölümü  kontenjanlarını dolduramamaktadır. Birçoğu yüzde 50'ye ulaşamıyor bu vakıf üniversitelerinin.  Bizzat YÖK Başkanı şubat ayında yaptığı bir değerlendirmede bunu kendi belirtti, ama ilginç bir  şey daha söylüyor: "Vakıf üniversiteleri modelinde ticarileşme var" diyor, doğru tespit. "Biz bunu  önlemek için özel üniversite yolunu açalım, bir tarafta vakıflar olsun, yani devlet üniversitesi, vakıf  üniversitesi, bir de özel üniversite yolunu açalım, böylece her şey yerli yerine otursun."  T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  Değerli arkadaşlanm, bu da tabii Türkiye'de üniversiter sistemi, akademik dünyayı daha da  herhalde kalite kaybına götürecek bir paralı eğitim olgusu ortaya çıkaracaktır. Bunun doğru bir yol  almadığını buradan şey yapalım.  Tabii, bu arada YÖK Başkanından bahsederken... Kendisini göremiyoruz galiba.  MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET  SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Başkan Vekili burada.  OĞUZ OYAN (Devamla) - Yani Başkan Vekili değil, biz tabii burada Sayın Yusuf Özcan'ı  görmek isterdik. YÖK Başkanının herhalde kendisiyle ilgili dört tane üniversite kurulan bir konuda  burada bizzat olması herhalde kendi sorumluluğu ve kendi yaptığı işe saygısı gereği gerekli olurdu.  Şimdi değerli arkadaşlanm, üniversitelerin gelişmesinin, esas itibanyla, öğretim üyesi dediğimiz  unsurun yaptığı işi özgürce yapabilmesinden geçtiğini, gerek eğitim faaliyeti olarak gerek araştırma  faaliyeti olarak geçtiğini bir kere kabul etmeliyiz. Peki ama acaba bu ticari amaçla büyük ölçüde  çalışan ve öğrenciyi müşteri olarak kabul eden vakıf üniversitelerinde, vakıf üniversitesi mütevelli  heyeti başkanının, yani patronun diğer deyişle karşısında el pençe divan durmaya zorlanmış, zorlanan  öğretim üyelerinin hangi eğitim ve araştırma kalitesi düzeyinde olacağını bana birileri söyleyebilir  mi? Yani bu, büyük ölçüde, bu vakıf üniversitelerinin büyük çoğunluğunda bu biçimde işlemektedir.  O üniversitenin patronunun, mütevelli heyeti başkanının siyasi eğilimleri de tabii birçok şeyi  belirlemektedir ya da o üniversitenin siyasi iktidarla olan bağlantılan ya da siyasi iktidarla iyi geçinme  dürtüleri oradaki eğitimi yönlendirebilmektedir. Oysa bir üniversitenin siyasi iktidarla iyi geçinmek,  kötü geçinmek diye bir kaygısı olmaz. Üniversiteler, kendi söyleyeceği sözleri, kendi araştırmalarını  söyleyebilmek açısından bir yere, bir referans noktasına bakarak konuşmazlar. Bu, bir cemaat de  olmaz, iktidar da olmaz, muhalefet de olmaz. Onların bakacağı yer bilimdir, tek kıstaslan bilimdir ve  bakacaklan başka bir yer olamaz. O nedenle, ben, burada da çok ciddi bir değer aşınması olduğunu  düşünüyorum.  Üniversite öğretim üyelerini özgürleştirmeliyiz değerli arkadaşlanm. Ama bu özgürleştirmenin  de bir yolu da yetişecek yardımcı öğretim elemanlarını özgürleştirmekten geçiyor. Vakıf  üniversitelerinin -söyleyiniz bana- kaç tanesi öğretim üyesi yardımcısı yetiştiriyor, kaç tanesi  araştırma görevlisi yetiştiriyor, kaç tanesi yatınm yapıyor bu alana? Aslında devlet bu alanlara yatınm  yapıyor. Devlet üniversitelerinde yetişiyorlar, doktorasını vesairesini verdikten sonra, belli bir  olgunluğa geldikten sonra bunlar kapışılmaya başlanıyor vakıf üniversiteleri tarafından, yani hazıra  konuyorlar. Güzel de, biraz da ellerini taşın altına sokup onlar da araştırma görevlisine yatırım  yapsalar fena mı olurdu? Bunu zorlayacak hükümleri YÖK Yasası'na koysak kötü mü olurdu? Yani  onlara kadro tahsis edemiyoruz ama en azından zorlama yapabiliriz değil mi? Yani bu konular,  düşünülmesi gereken konular.  Tabii bir başka şey daha var düşünülmesi gereken. Türkiye'de, bugün, araştırma görevlilerinin  üniversiteye girişleri, devlet üniversitesine girişleri iki kanaldan olmaktadır: Bir 33'üncü maddeye  göre, 2547 sayılı YÖK Yasası'nın, bir de 50'nci maddesine göre. Yani iki ayrı kanaldan araştırma  görevlisi alabiliyor üniversiteler ve ilginç bir şey: Bu 50'nci maddenin (d) fıkrası aslında tali bir  yoldur yani yüksek lisans ve doktora yapan öğrencilere geçici olarak tahsis edilen bir burs gibidir,  fakat bu ana yol olmuş durumda. Yani tali yol ana yol durumuna getirilmiş, üniversitelere sadece  50'nci maddenin (d) fıkrasından araştırma görevlisi alınıyor. Dolayısıyla ne oluyor? Yüksek lisans,  doktora bitince "güle, güle" deniyor kendisine çünkü o maddeye göre bu doktoralı çocukları tutmanın  bir anlamı kalmıyor. Belki tıpta bir kısmen geçerli olabilir, her yıl binlerce, on binlerce çocuğun TUS  sınavına girdiği şeyde belki olabilir ama orada dahi tartışılır. Ama bu sosyal bilimlerde, fen  - 7 7 -
Sayfa 78 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  Değerli arkadaşlanm, bu da tabii Türkiye'de üniversiter sistemi, akademik dünyayı daha da  herhalde kalite kaybına götürecek bir paralı eğitim olgusu ortaya çıkaracaktır. Bunun doğru bir yol  almadığını buradan şey yapalım.  Tabii, bu arada YÖK Başkanından bahsederken... Kendisini göremiyoruz galiba.  MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET  SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Başkan Vekili burada.  OĞUZ OYAN (Devamla) - Yani Başkan Vekili değil, biz tabii burada Sayın Yusuf Özcan'ı  görmek isterdik. YÖK Başkanının herhalde kendisiyle ilgili dört tane üniversite kurulan bir konuda  burada bizzat olması herhalde kendi sorumluluğu ve kendi yaptığı işe saygısı gereği gerekli olurdu.  Şimdi değerli arkadaşlanm, üniversitelerin gelişmesinin, esas itibanyla, öğretim üyesi dediğimiz  unsurun yaptığı işi özgürce yapabilmesinden geçtiğini, gerek eğitim faaliyeti olarak gerek araştırma  faaliyeti olarak geçtiğini bir kere kabul etmeliyiz. Peki ama acaba bu ticari amaçla büyük ölçüde  çalışan ve öğrenciyi müşteri olarak kabul eden vakıf üniversitelerinde, vakıf üniversitesi mütevelli  heyeti başkanının, yani patronun diğer deyişle karşısında el pençe divan durmaya zorlanmış, zorlanan  öğretim üyelerinin hangi eğitim ve araştırma kalitesi düzeyinde olacağını bana birileri söyleyebilir  mi? Yani bu, büyük ölçüde, bu vakıf üniversitelerinin büyük çoğunluğunda bu biçimde işlemektedir.  O üniversitenin patronunun, mütevelli heyeti başkanının siyasi eğilimleri de tabii birçok şeyi  belirlemektedir ya da o üniversitenin siyasi iktidarla olan bağlantılan ya da siyasi iktidarla iyi geçinme  dürtüleri oradaki eğitimi yönlendirebilmektedir. Oysa bir üniversitenin siyasi iktidarla iyi geçinmek,  kötü geçinmek diye bir kaygısı olmaz. Üniversiteler, kendi söyleyeceği sözleri, kendi araştırmalarını  söyleyebilmek açısından bir yere, bir referans noktasına bakarak konuşmazlar. Bu, bir cemaat de  olmaz, iktidar da olmaz, muhalefet de olmaz. Onların bakacağı yer bilimdir, tek kıstaslan bilimdir ve  bakacaklan başka bir yer olamaz. O nedenle, ben, burada da çok ciddi bir değer aşınması olduğunu  düşünüyorum.  Üniversite öğretim üyelerini özgürleştirmeliyiz değerli arkadaşlanm. Ama bu özgürleştirmenin  de bir yolu da yetişecek yardımcı öğretim elemanlarını özgürleştirmekten geçiyor. Vakıf  üniversitelerinin -söyleyiniz bana- kaç tanesi öğretim üyesi yardımcısı yetiştiriyor, kaç tanesi  araştırma görevlisi yetiştiriyor, kaç tanesi yatınm yapıyor bu alana? Aslında devlet bu alanlara yatınm  yapıyor. Devlet üniversitelerinde yetişiyorlar, doktorasını vesairesini verdikten sonra, belli bir  olgunluğa geldikten sonra bunlar kapışılmaya başlanıyor vakıf üniversiteleri tarafından, yani hazıra  konuyorlar. Güzel de, biraz da ellerini taşın altına sokup onlar da araştırma görevlisine yatırım  yapsalar fena mı olurdu? Bunu zorlayacak hükümleri YÖK Yasası'na koysak kötü mü olurdu? Yani  onlara kadro tahsis edemiyoruz ama en azından zorlama yapabiliriz değil mi? Yani bu konular,  düşünülmesi gereken konular.  Tabii bir başka şey daha var düşünülmesi gereken. Türkiye'de, bugün, araştırma görevlilerinin  üniversiteye girişleri, devlet üniversitesine girişleri iki kanaldan olmaktadır: Bir 33'üncü maddeye  göre, 2547 sayılı YÖK Yasası'nın, bir de 50'nci maddesine göre. Yani iki ayrı kanaldan araştırma  görevlisi alabiliyor üniversiteler ve ilginç bir şey: Bu 50'nci maddenin (d) fıkrası aslında tali bir  yoldur yani yüksek lisans ve doktora yapan öğrencilere geçici olarak tahsis edilen bir burs gibidir,  fakat bu ana yol olmuş durumda. Yani tali yol ana yol durumuna getirilmiş, üniversitelere sadece  50'nci maddenin (d) fıkrasından araştırma görevlisi alınıyor. Dolayısıyla ne oluyor? Yüksek lisans,  doktora bitince "güle, güle" deniyor kendisine çünkü o maddeye göre bu doktoralı çocukları tutmanın  bir anlamı kalmıyor. Belki tıpta bir kısmen geçerli olabilir, her yıl binlerce, on binlerce çocuğun TUS  sınavına girdiği şeyde belki olabilir ama orada dahi tartışılır. Ama bu sosyal bilimlerde, fen  - 7 7 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  bilimlerinde, edebiyatta, mühendislikte falan... Yani zar zor öğretim üyesi yardımcısı yetiştirmiş  -doktorasını yapmış- ondan sonra onu tutması gerekirken -ki piyasada da müthiş bir talep var  muhtemelen, bir kısmına olabilir, bir kısmına olmayabilir, ayrı ama ne diyorsunuz siz- "güle, güle"  diyorsunuz, pasaportu eline veriyorsunuz.  Değerli arkadaşlarım, bu, üniversitenin öğretim elemanı yetiştirme anlayışına tamamen ters bir  düzenlemedir. O nedenle benim verilmiş bir kanun teklifim var, ta geçen senenin temmuz ayında  verdim, bu 50'nci maddenin (d) fıkrasının kaldırılması, ilga edilmesi... Bu bakımdan onun sadece  bir burs olarak düzenlenmesi mümkündür ama üniversite öğretim üyesini o düzgün, kadrolu bir  biçimde 33'üncü maddeye göre alacaksınız. Eğreti öğretim elemanı yardımcısı üniversitelerin  yapısına, doğasına aykırıdır. Mutlaka araştırma görevlilerini bu biçimde bizim güçlendirmemiz  gerekiyor. Bu teklifin burada görüşülmesi hâlinde, mevcut durumda 50'nci maddeye göre görev  yapanların da 33'üncü maddeye intibaklarının yapılması gerekiyor.  Değerli arkadaşlarım, tekrar edeyim bitirirken: Üniversiteler -ki Avrupa'da 12'nci yüzyıldan bu  yana- aslında özgür düşünce yolunda sürekli ilerlemişlerdir, bir medrese eğitiminden farklı olarak  özgür düşünce yolunda ilerlemişlerdir ve bugün Batı'nın farkını ortaya çıkaran, Batı'yı bugün  gelişmiş ülkeler bloku hâline getiren ana özellik, üniversitelerin bu özgür gelişmesidir. Ve bugün  eğer Batı teknolojik açıdan, yenilikleri, icatları vesaire geliştirme açısından eğer özgün bir noktada  bulunuyorsa...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  OĞUZ OYAN (Devamla) - ...eğer gelişmekte olan ülkeler, bu arada bütün bir İslam dünyası  gelişmiş ülkeleri çok geriden izliyorlarsa ve bağımlı bir biçimde izliyorlarsa, bunun arkasında  üniversitelerin bilim üretme merkezleri olarak buralarda ne yazık ki yeterli bir gelişmeye sahip  olamaması yatar. Özellikle de üniversite-iktidar ilişkilerinin bu gelişmemiş ülkeler ya da gelişmekte  olan ülkeler bloklarında yeterli bir özerklik alanına sahip olmaması üniversitelerin iktidar karşısında  giderek bağımlı bir noktaya gelmeleriyle ilişkilidir. Türkiye'deki gidişat da ne yazık ki bu yöndedir.  Eğer üniversiteler daha özerk olurlarsa, iktidara karşı da daha özerk olurlarsa, siyasete karşı daha  özerk olurlarsa, bu, üniversite içi demokrasinin gelişmesi açısından da çok önemlidir. Türkiye'de  artık üniversitelerde yardımcı öğretim elemanının, araştırma görevlisinin mutlaka ve mutlaka  yönetime katılması şarttır. Üniversite bir bütündür. Sadece profesörlerin, doçentlerin üniversitesi  değildir, herkesin üniversitesidir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika eklemiştim Sayın Oyan.  OĞUZ OYAN (Devamla) - Peki, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Van Milletvekili Sayın Kerem Altun. (AK  PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA KEREM ALTUN (Van) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili  arkadaşlarım; 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı üzerine AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Bugün polis teşkilatımızın kuruluşunun 165'inci yıl dönümü, bu vesileyle emniyet teşkilatımızın  bu güzel haftasını kutluyorum, kendilerine başarılar diliyorum.  Değerli milletvekilleri, ülkemiz çok genç nüfusa sahip bir ülke. Son yıllarda ortaöğretimdeki  okullaşma oranının yükselmesi yükseköğretime olan talebi de sürekli olarak artırmaktadır. Bu talep  karşılanmadığı sürece üniversitelerin önünde yığılmalar devam edecektir.  - 7 8 -
Sayfa 79 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  bilimlerinde, edebiyatta, mühendislikte falan... Yani zar zor öğretim üyesi yardımcısı yetiştirmiş  -doktorasını yapmış- ondan sonra onu tutması gerekirken -ki piyasada da müthiş bir talep var  muhtemelen, bir kısmına olabilir, bir kısmına olmayabilir, ayrı ama ne diyorsunuz siz- "güle, güle"  diyorsunuz, pasaportu eline veriyorsunuz.  Değerli arkadaşlarım, bu, üniversitenin öğretim elemanı yetiştirme anlayışına tamamen ters bir  düzenlemedir. O nedenle benim verilmiş bir kanun teklifim var, ta geçen senenin temmuz ayında  verdim, bu 50'nci maddenin (d) fıkrasının kaldırılması, ilga edilmesi... Bu bakımdan onun sadece  bir burs olarak düzenlenmesi mümkündür ama üniversite öğretim üyesini o düzgün, kadrolu bir  biçimde 33'üncü maddeye göre alacaksınız. Eğreti öğretim elemanı yardımcısı üniversitelerin  yapısına, doğasına aykırıdır. Mutlaka araştırma görevlilerini bu biçimde bizim güçlendirmemiz  gerekiyor. Bu teklifin burada görüşülmesi hâlinde, mevcut durumda 50'nci maddeye göre görev  yapanların da 33'üncü maddeye intibaklarının yapılması gerekiyor.  Değerli arkadaşlarım, tekrar edeyim bitirirken: Üniversiteler -ki Avrupa'da 12'nci yüzyıldan bu  yana- aslında özgür düşünce yolunda sürekli ilerlemişlerdir, bir medrese eğitiminden farklı olarak  özgür düşünce yolunda ilerlemişlerdir ve bugün Batı'nın farkını ortaya çıkaran, Batı'yı bugün  gelişmiş ülkeler bloku hâline getiren ana özellik, üniversitelerin bu özgür gelişmesidir. Ve bugün  eğer Batı teknolojik açıdan, yenilikleri, icatları vesaire geliştirme açısından eğer özgün bir noktada  bulunuyorsa...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  OĞUZ OYAN (Devamla) - ...eğer gelişmekte olan ülkeler, bu arada bütün bir İslam dünyası  gelişmiş ülkeleri çok geriden izliyorlarsa ve bağımlı bir biçimde izliyorlarsa, bunun arkasında  üniversitelerin bilim üretme merkezleri olarak buralarda ne yazık ki yeterli bir gelişmeye sahip  olamaması yatar. Özellikle de üniversite-iktidar ilişkilerinin bu gelişmemiş ülkeler ya da gelişmekte  olan ülkeler bloklarında yeterli bir özerklik alanına sahip olmaması üniversitelerin iktidar karşısında  giderek bağımlı bir noktaya gelmeleriyle ilişkilidir. Türkiye'deki gidişat da ne yazık ki bu yöndedir.  Eğer üniversiteler daha özerk olurlarsa, iktidara karşı da daha özerk olurlarsa, siyasete karşı daha  özerk olurlarsa, bu, üniversite içi demokrasinin gelişmesi açısından da çok önemlidir. Türkiye'de  artık üniversitelerde yardımcı öğretim elemanının, araştırma görevlisinin mutlaka ve mutlaka  yönetime katılması şarttır. Üniversite bir bütündür. Sadece profesörlerin, doçentlerin üniversitesi  değildir, herkesin üniversitesidir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika eklemiştim Sayın Oyan.  OĞUZ OYAN (Devamla) - Peki, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Van Milletvekili Sayın Kerem Altun. (AK  PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA KEREM ALTUN (Van) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili  arkadaşlarım; 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı üzerine AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Bugün polis teşkilatımızın kuruluşunun 165'inci yıl dönümü, bu vesileyle emniyet teşkilatımızın  bu güzel haftasını kutluyorum, kendilerine başarılar diliyorum.  Değerli milletvekilleri, ülkemiz çok genç nüfusa sahip bir ülke. Son yıllarda ortaöğretimdeki  okullaşma oranının yükselmesi yükseköğretime olan talebi de sürekli olarak artırmaktadır. Bu talep  karşılanmadığı sürece üniversitelerin önünde yığılmalar devam edecektir.  - 7 8 - TBMM B : 8 4 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 7 9 - Tüm dünyada yükseköğretimde okullaşma oranı artmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki çağ  nüfusunun okullaşma oranı ise ülkemizin çok üzerinde seyretmektedir. Ülkemizdeki  yükseköğretimdeki okullaşma oranı sürekli olarak artmış olmasına rağmen dünyadaki gelişmeler göz  önüne alındığında gelişmiş ülkelerin gerisinde kalınmıştır.  Ülkemizde yükseköğretime olan yoğun talebin mevcut üniversite ve bu üniversitelere bağlı  yükseköğretim birimleriyle karşılanması ve Dokuzuncu Plan'da yükseköğretim için öngörülen yüzde  48'lik hedefe, özellikle örgün öğretimdeki hedefe ulaşması mümkün görünmemektedir ne yazık ki.  Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de yükseköğretimin amaçları arasında eğitim öğretim işlevini  görmek, bilimsel araştırma yapmak ve topluma hizmet olarak zikredilebilir. Yükseköğretimin planlı  bir şekilde yaygınlaştırılması, nicelik ve niteliğinin yükseltilmesi için gerekli tedbirlerin alınması  Millî Eğitim Bakanlığının görevleri arasında sayılmıştır. Bu amaçla Hükümetimizce 2003 yılından  itibaren toplumumuzun ihtiyaç ve taleplerini karşılamak üzere üniversite bulunmayan tüm illerimizde  birer devlet üniversitesi kurulması yoluna gidilmiş, ayrıca vakıf üniversitelerinin kurulması da teşvik  edilmiştir. Anayasa'mızın 130'uncu maddesine göre vakıflar, kazanç amacına yönelik olmamak  şartıyla, devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurabilmektedir. Vakıf  üniversitelerinin hangi usulle kurulabileceği 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda belirtilmiştir.  Üniversiteler, bilimsel ve mali açıdan özerk kuruluşlardır.  Cumhuriyet döneminde üniversitelerin kuruluş gerekçelerine baktığımızda, bölgelerimizin  ekonomik ve sosyal durumları, illerimizin kalkınmışlık durumları hep göz önüne alınmıştır. Bunları  geriye doğru örneklersek, Atatürk'ün modern bir kültür şehri kurmak için Doğu Anadolu Bölgesi'nde,  Van Gölü sahillerinde üniversite kurma arzuları hayatında gerçekleşmemiştir. Çok sonraları, bu  anlayışa ve amaca uygun Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi kurulmuştur. Keza, bu bölgede sosyal,  kültürel, ekonomik ve teknik açıdan rol oynayacak Erzurum Atatürk Üniversitesi kurulmuştan  Bulunduğu bölgenin kültür hayatını, dolayısıyla, modern yöntemlerle çalıştırma imkânlarını ve  refahını yükseltmede doğrudan etkili olacak Ege Bölgesi'nde İzmir Ege Üniversitesi, uluslararası  bilgiyle yetinmeyip özellikle doğal kaynaklan, mahallî imkânlan incelemek, halkın özel yeteneklerini  de ele alarak şimdiye kadar değinilmemiş ekonomik sorunları çözmeye çalışmak için Karadeniz  Bölgesi'nde Karadeniz Teknik Üniversitesi, çevreyi kültürel ve ekonomik yönde inceleme, çevreyi  laboratuvar olarak kullanmak suretiyle bölge kalkınmasına katkıda bulunacak, Güneydoğu Anadolu  Bölgemizde Diyarbakır Dicle Üniversitesi kurulmuştur.  Değerli milletvekilleri, günümüzde şiddetlenen küresel rekabetle birlikte bilgiye daha yaygın  erişme, bilgiyi yönetme, ülkenin insan ve doğal kaynaklarını teknolojik yeniliklerle destekleme  konusundaki kamuoyunun talebi değişimin itici gücü olmuş, yükseköğretim açısından da yeni şartlar  yaratmıştır.  Ülkeler kendi yükseköğretim sistemini ve bu sistemleri oluşturan kurumları, millî ihtiyaçları  dikkate alarak ulusal kalkınmaya etkin bir biçimde katkıda bulunulmasına yardımcı olacak önlemleri  almak zorundadır. Hükümetimiz, genç bir nüfusun ihtiyaç ve talebini karşılayabilmek amacıyla  yükseköğrenimi nicelik ve nitelikle birlikte bilimsel çalışma ve inceleme, araştırma alanlarında  desteklemektedir. Bu konu, ulusal stratejimizin öncelikleri arasında yer almıştır. Bugün  yükseköğretime olan talebin karşılanması nedeniyle birçok vatandaşımız yurt dışında yükseköğrenim  görme arayışı içine girmiştir. Millî Eğitim Bakanlığının verilerine göre, öğrenciliklerini tanıtmadan  gidenler hariç, hâlen yurt dışında 22 binin üzerinde gencimiz ailelerinin maddi imkânlarını zorlayarak  özel öğrenci statüsünde öğrenimlerini görmektedirler. Hâlbuki, ülkemizin ekonomik ve jeopolitik
Sayfa 80 -
TBMM B : 8 4 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 7 9 - Tüm dünyada yükseköğretimde okullaşma oranı artmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki çağ  nüfusunun okullaşma oranı ise ülkemizin çok üzerinde seyretmektedir. Ülkemizdeki  yükseköğretimdeki okullaşma oranı sürekli olarak artmış olmasına rağmen dünyadaki gelişmeler göz  önüne alındığında gelişmiş ülkelerin gerisinde kalınmıştır.  Ülkemizde yükseköğretime olan yoğun talebin mevcut üniversite ve bu üniversitelere bağlı  yükseköğretim birimleriyle karşılanması ve Dokuzuncu Plan'da yükseköğretim için öngörülen yüzde  48'lik hedefe, özellikle örgün öğretimdeki hedefe ulaşması mümkün görünmemektedir ne yazık ki.  Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de yükseköğretimin amaçları arasında eğitim öğretim işlevini  görmek, bilimsel araştırma yapmak ve topluma hizmet olarak zikredilebilir. Yükseköğretimin planlı  bir şekilde yaygınlaştırılması, nicelik ve niteliğinin yükseltilmesi için gerekli tedbirlerin alınması  Millî Eğitim Bakanlığının görevleri arasında sayılmıştır. Bu amaçla Hükümetimizce 2003 yılından  itibaren toplumumuzun ihtiyaç ve taleplerini karşılamak üzere üniversite bulunmayan tüm illerimizde  birer devlet üniversitesi kurulması yoluna gidilmiş, ayrıca vakıf üniversitelerinin kurulması da teşvik  edilmiştir. Anayasa'mızın 130'uncu maddesine göre vakıflar, kazanç amacına yönelik olmamak  şartıyla, devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurabilmektedir. Vakıf  üniversitelerinin hangi usulle kurulabileceği 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda belirtilmiştir.  Üniversiteler, bilimsel ve mali açıdan özerk kuruluşlardır.  Cumhuriyet döneminde üniversitelerin kuruluş gerekçelerine baktığımızda, bölgelerimizin  ekonomik ve sosyal durumları, illerimizin kalkınmışlık durumları hep göz önüne alınmıştır. Bunları  geriye doğru örneklersek, Atatürk'ün modern bir kültür şehri kurmak için Doğu Anadolu Bölgesi'nde,  Van Gölü sahillerinde üniversite kurma arzuları hayatında gerçekleşmemiştir. Çok sonraları, bu  anlayışa ve amaca uygun Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi kurulmuştur. Keza, bu bölgede sosyal,  kültürel, ekonomik ve teknik açıdan rol oynayacak Erzurum Atatürk Üniversitesi kurulmuştan  Bulunduğu bölgenin kültür hayatını, dolayısıyla, modern yöntemlerle çalıştırma imkânlarını ve  refahını yükseltmede doğrudan etkili olacak Ege Bölgesi'nde İzmir Ege Üniversitesi, uluslararası  bilgiyle yetinmeyip özellikle doğal kaynaklan, mahallî imkânlan incelemek, halkın özel yeteneklerini  de ele alarak şimdiye kadar değinilmemiş ekonomik sorunları çözmeye çalışmak için Karadeniz  Bölgesi'nde Karadeniz Teknik Üniversitesi, çevreyi kültürel ve ekonomik yönde inceleme, çevreyi  laboratuvar olarak kullanmak suretiyle bölge kalkınmasına katkıda bulunacak, Güneydoğu Anadolu  Bölgemizde Diyarbakır Dicle Üniversitesi kurulmuştur.  Değerli milletvekilleri, günümüzde şiddetlenen küresel rekabetle birlikte bilgiye daha yaygın  erişme, bilgiyi yönetme, ülkenin insan ve doğal kaynaklarını teknolojik yeniliklerle destekleme  konusundaki kamuoyunun talebi değişimin itici gücü olmuş, yükseköğretim açısından da yeni şartlar  yaratmıştır.  Ülkeler kendi yükseköğretim sistemini ve bu sistemleri oluşturan kurumları, millî ihtiyaçları  dikkate alarak ulusal kalkınmaya etkin bir biçimde katkıda bulunulmasına yardımcı olacak önlemleri  almak zorundadır. Hükümetimiz, genç bir nüfusun ihtiyaç ve talebini karşılayabilmek amacıyla  yükseköğrenimi nicelik ve nitelikle birlikte bilimsel çalışma ve inceleme, araştırma alanlarında  desteklemektedir. Bu konu, ulusal stratejimizin öncelikleri arasında yer almıştır. Bugün  yükseköğretime olan talebin karşılanması nedeniyle birçok vatandaşımız yurt dışında yükseköğrenim  görme arayışı içine girmiştir. Millî Eğitim Bakanlığının verilerine göre, öğrenciliklerini tanıtmadan  gidenler hariç, hâlen yurt dışında 22 binin üzerinde gencimiz ailelerinin maddi imkânlarını zorlayarak  özel öğrenci statüsünde öğrenimlerini görmektedirler. Hâlbuki, ülkemizin ekonomik ve jeopolitik  TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 0 - yapısı gereği yükseköğretim kurumlarını yaygınlaştırıp çok sayıda ve farklı ülkelerde öğrenciye  hizmet vererek ülke ekonomisine önemli kaynak sağlayabilecek durumdadır.  Değerli milletvekilleri, bütün bunlara rağmen ülkemiz yükseköğretimi dikkate değer bir büyüme  göstermiştir. 1923-2010 yılları arasında üniversite sayısı l 'den -sadecel'den- 139'a yükselmiş ise,  öğrenci sayısı 2 binlerden 2 milyonlara çıkmış ise, yıllık mezun sayısı 321 'den 397 bine ulaşmış ise,  akademik personel sayısı 307'den 97 binlere sıçramış ise bu bir gelişme ve başarı değil mi?  Öğrenci durumu itibarıyla, devlet üniversitelerindeki öğrenci sayısının bütün öğrenciler  içerisindeki payı yüzde 94,2; vakıf üniversitelerindeki öğrenci sayısının bütün öğrenciler içerisindeki  payı sadece yüzde 5,8'dir. 2003 yılından sonra kurulan vakıf üniversitelerinin bir kısmı üç büyük  ilimizin dışında da kurulmuştur.  Bugün görüşülmekte olan üniversitelerden biri de Samsun ilimizde kurulacaktır. Daha önceleri  Kayseri, Mersin, Konya ve Gaziantep illerimizde ikişer vakıf üniversitesi kurulmuştur.  Vakıf üniversiteleri eğitimde verimliliği artıracak, eğitime destek olacak şekilde sorumluluğu  paylaşacaklardır. Devlet üniversiteleri tarafından karşılanması giderek zorlaşan yükseköğretim  yükünü kısmen de olsa devletin üstünden alacaklardır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; insana yapılan yatırım, geleceğe yapılan en büyük  yatırımdır. Zenginlik dediğimiz şey ne yer altındaki madenler ne tarladaki mahsul ne fabrikanın  ürettiği mallardır. Esas sermaye ve zenginlik kaynağı bugün modern toplumda bilgidir, eğitimli  insandır. Türkiye'nin genç nüfusunun iyi eğitilmesi hâlinde inanıyoruz ki 21'inci yüzyılın gerçek  anlamda milletimizin lehine olacağınadır. Karamsar değiliz. Karamsarlık pompalayarak karanlık  tablolarla milletimizin enerjisini ve heyecanını yok etmemeliyiz.  Değerli milletvekilleri, AK PARTİ İktidarı bütün politikalarının merkezine insanı, bireyi  koymuştur. Başta düşünce, ifade, inanç, eğitim, örgütlenme ve teşebbüs özgürlükleri olmak üzere  özgürlükleri çoğulculuğun barış ve uzlaşmanın temel şartı olarak görüyoruz. Tüm bu özgürlükler  Türkiye'yi herkes için yarınlardan emin olacakları büyük bir umut hâline getirmenin de olmazsa  olmaz şartlandır çünkü özgürlükler demokrasinin temelini oluşturur. Toplumda herkes özgür  olmadıkça kimse özgür değildir. Bu anlamda hiçbir bireysel ve kurumsal baskı kabul edilemez. Soğuk  savaş döneminin basmakalıp ideolojileriyle eğitim meselelerine yaklaşmak eğitimi katletmektir. Biz  millî eğitim meselelerine ideolojik değil, pedagojik yaklaşmak zorundayız. Biz yükseköğretimin  meselelerine ideolojik değil, evrensel ölçekte akademik yaklaşmak zorundayız. Avrupa Birliği  İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin son yıllarda kaydettiği gelişmenin takdirle ifade edildiği  belirtilmektedir. Eğitim sistemindeki gelişmelerin en az eleştiri gören alanlardan biri olduğunu  görüyoruz. Bologna İlerleme Raporu'nda, Türkiye'de yükseköğretimin çeşitli açılardan dinamik bir  gelişme içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu raporda, Bologna sürecinde, bütün  üniversitelerimizin yaşam boyu öğrenmeye katkıda bulunan sürekli eğitim merkezleri, ulusal öğrenci  temsilcilikleri ile Bologna destekleyicisi ulusal ekibin oluşturulması, teknoloji geliştirme bölgelerinin  sayısının hızla artmakta olduğunu önemle vurgulamaktadır.  Bunlar sevindirici gelişmelerdir. Ne yazık ki, bugüne kadar bardağın hep boş kısmına bakma  alışkanlığımız, nedense dolu kısmına bakmamızı engelliyor. Karanlıktan şikâyet edeceğimize bir  mum da biz yakarsak daha iyi olmaz mı? Büyük fikir adamı Cemil Meriç "Her aydınlığı yangın sanıp  söndürmeye çalışanlar, karanlığa o kadar alışmışsınız ki, yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi." der. Biz  biliyoruz ki, değişim ve gelişime kapalı olan statükocu anlayış, alışkanlıklannın esiri olarak, çözüm  yerine zihinleri bulandırarak sorun üretirler, iş yerine laf üretirler yüksek perdeden. Aristo "Sözün en  güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür." der. Topluma yol  göstericiler, söylediklerini yapan ve yapabileceklerini söyleyen insanlardır. Ziya Paşa ünlü hicvinde:
Sayfa 81 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 0 - yapısı gereği yükseköğretim kurumlarını yaygınlaştırıp çok sayıda ve farklı ülkelerde öğrenciye  hizmet vererek ülke ekonomisine önemli kaynak sağlayabilecek durumdadır.  Değerli milletvekilleri, bütün bunlara rağmen ülkemiz yükseköğretimi dikkate değer bir büyüme  göstermiştir. 1923-2010 yılları arasında üniversite sayısı l 'den -sadecel'den- 139'a yükselmiş ise,  öğrenci sayısı 2 binlerden 2 milyonlara çıkmış ise, yıllık mezun sayısı 321 'den 397 bine ulaşmış ise,  akademik personel sayısı 307'den 97 binlere sıçramış ise bu bir gelişme ve başarı değil mi?  Öğrenci durumu itibarıyla, devlet üniversitelerindeki öğrenci sayısının bütün öğrenciler  içerisindeki payı yüzde 94,2; vakıf üniversitelerindeki öğrenci sayısının bütün öğrenciler içerisindeki  payı sadece yüzde 5,8'dir. 2003 yılından sonra kurulan vakıf üniversitelerinin bir kısmı üç büyük  ilimizin dışında da kurulmuştur.  Bugün görüşülmekte olan üniversitelerden biri de Samsun ilimizde kurulacaktır. Daha önceleri  Kayseri, Mersin, Konya ve Gaziantep illerimizde ikişer vakıf üniversitesi kurulmuştur.  Vakıf üniversiteleri eğitimde verimliliği artıracak, eğitime destek olacak şekilde sorumluluğu  paylaşacaklardır. Devlet üniversiteleri tarafından karşılanması giderek zorlaşan yükseköğretim  yükünü kısmen de olsa devletin üstünden alacaklardır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; insana yapılan yatırım, geleceğe yapılan en büyük  yatırımdır. Zenginlik dediğimiz şey ne yer altındaki madenler ne tarladaki mahsul ne fabrikanın  ürettiği mallardır. Esas sermaye ve zenginlik kaynağı bugün modern toplumda bilgidir, eğitimli  insandır. Türkiye'nin genç nüfusunun iyi eğitilmesi hâlinde inanıyoruz ki 21'inci yüzyılın gerçek  anlamda milletimizin lehine olacağınadır. Karamsar değiliz. Karamsarlık pompalayarak karanlık  tablolarla milletimizin enerjisini ve heyecanını yok etmemeliyiz.  Değerli milletvekilleri, AK PARTİ İktidarı bütün politikalarının merkezine insanı, bireyi  koymuştur. Başta düşünce, ifade, inanç, eğitim, örgütlenme ve teşebbüs özgürlükleri olmak üzere  özgürlükleri çoğulculuğun barış ve uzlaşmanın temel şartı olarak görüyoruz. Tüm bu özgürlükler  Türkiye'yi herkes için yarınlardan emin olacakları büyük bir umut hâline getirmenin de olmazsa  olmaz şartlandır çünkü özgürlükler demokrasinin temelini oluşturur. Toplumda herkes özgür  olmadıkça kimse özgür değildir. Bu anlamda hiçbir bireysel ve kurumsal baskı kabul edilemez. Soğuk  savaş döneminin basmakalıp ideolojileriyle eğitim meselelerine yaklaşmak eğitimi katletmektir. Biz  millî eğitim meselelerine ideolojik değil, pedagojik yaklaşmak zorundayız. Biz yükseköğretimin  meselelerine ideolojik değil, evrensel ölçekte akademik yaklaşmak zorundayız. Avrupa Birliği  İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin son yıllarda kaydettiği gelişmenin takdirle ifade edildiği  belirtilmektedir. Eğitim sistemindeki gelişmelerin en az eleştiri gören alanlardan biri olduğunu  görüyoruz. Bologna İlerleme Raporu'nda, Türkiye'de yükseköğretimin çeşitli açılardan dinamik bir  gelişme içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu raporda, Bologna sürecinde, bütün  üniversitelerimizin yaşam boyu öğrenmeye katkıda bulunan sürekli eğitim merkezleri, ulusal öğrenci  temsilcilikleri ile Bologna destekleyicisi ulusal ekibin oluşturulması, teknoloji geliştirme bölgelerinin  sayısının hızla artmakta olduğunu önemle vurgulamaktadır.  Bunlar sevindirici gelişmelerdir. Ne yazık ki, bugüne kadar bardağın hep boş kısmına bakma  alışkanlığımız, nedense dolu kısmına bakmamızı engelliyor. Karanlıktan şikâyet edeceğimize bir  mum da biz yakarsak daha iyi olmaz mı? Büyük fikir adamı Cemil Meriç "Her aydınlığı yangın sanıp  söndürmeye çalışanlar, karanlığa o kadar alışmışsınız ki, yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi." der. Biz  biliyoruz ki, değişim ve gelişime kapalı olan statükocu anlayış, alışkanlıklannın esiri olarak, çözüm  yerine zihinleri bulandırarak sorun üretirler, iş yerine laf üretirler yüksek perdeden. Aristo "Sözün en  güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür." der. Topluma yol  göstericiler, söylediklerini yapan ve yapabileceklerini söyleyen insanlardır. Ziya Paşa ünlü hicvinde:  T B M M B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 1 - "Onlar ki laf ile verirler dünyaya nizamat,  Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde." der.  Evet... Eğitim politikaları üzerinde gündelik siyaset yapılmamalıdır çünkü eğitim politikaları  bugünle değil, gelecekle ilgilidir. Günlük kısırdöngüler üzerinde geleceği ipotek altına almaya  kimsenin hakkı olamaz. Eğitim politikalarında başarı da, başarısızlık da, başta yüce Meclis olmak  üzere, sorumluluk makamında bulunan herkese, her kuruma aittir. Başarı mutluluk ve refaha,  başarısızlık ise toplumsal kaosa neden olur. Eğitim politikalarını belirlemek ve yürütmek vergi  politikalarını belirlemeye benzemez. Eğitim politikalarının somut etki ve sonuçları ancak yirmi-yirmi  beş yılda görülebilir. Onun için diyoruz ki: "Bedeli başkalarının ödeyeceği kararlar alırken daha  özenli, daha dikkatli, üzerinde millî uzlaşma sağlanmış kararlar olmalıdır." Eğitim politikaları  süreklilik ve iyi bir planlama gerektirir. Bunun için geçmişin iyi analiz edilerek dersler çıkarılması,  bugünün sorunlarının tespit edilmesi ve gelecekte yaratacağı etkilerin öngörülmesi gerekir.  Eğitim politikaları, bireysel ihtiyaçları belirli bir kesimin taleplerine ya da belirli bir dünya  görüşünün anlayışına bırakılamaz. Bu olduğunda birilerini kurtarabilir veya zirveye çıkarabilirsiniz  ama uluslararası arenaya çıkıldığında şu ya da bu iyi denilmez. Yargılar Türkiye etiketi üzerine yapışır  ve kalır. Hiç kimsenin, bireysel ve zümresel beklenti ve talepleri Türkiye'nin üzerinde değildir. O  bizim evimiz, başka evimiz yok. Onu korumanın, yüceltmenin, sevmenin yollarından birisi de  kapsayıcı, uzlaştırıcı, bilimsel eğitim politikalarını geliştirmektir. Eğitim politikaları ekonomik bir  değer olarak da ciddi ve pahalı yatırımlar gerektirir. Buna harcanan para milletin parasıdır. Bu parayı  en etkin ve verimli şekilde kullanmak sadece ekonomik yatırımlara has bir durum değildir. Eğitim  yatırımlarında da aynı özen ve basiretin gösterilmesi gerekir.  Amerika Birleşik Devletleri'nde, eğitiminde, geçmişte büyük bir şok yaşanmasına sebep olan  olay Sovyetler Birliği'nin 4 Ekim 1957'de uzaya gönderdiği Sputnik 1 roketini göndermesidir.  Amerika bu olaydan sonra eğitim politikalarını geliştirmek için büyük yatırımlara girişmiştir. Bu  yatırımlar, özellikle matematik, pozitif bilimler ve yabancı dil alanında yoğunlaşmıştır. Bu eğitim  politikaları Amerika Birleşik Devletleri'ne "aya yolculuk yapan millet" sıfatını kazandırmıştır. Bir  Afrika atasözünü hatırlatmak isterim: Afrika'da her sabah bir ceylan uyanır, onun tek bir düşüncesi  vardır: En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşmak. Yoksa aslana yem olacağını bilir. Afrika'da her  sabah bir aslan uyanır, onun da tek bir düşüncesi vardır: En yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşmak.  Aksi hâlde aç kalacağını bilir. Aslan ya da ceylan olmamızın bir önemi yoktur, yeter ki güneş  doğduğunda daha çok koşmak zorunda olduğumuzu bilelim.  Değerli milletvekilleri, geliniz, milletimizle birlikte her sabah daha çok, daha çok koşalım  ülkemizin aydınlık yarınlarına; daha mutlu, daha umutlu, daha güzel kalkınmış özgürlükler ülkesi bir  Türkiye için.  Değerli milletvekilleri, iki haftadan beri yeni üniversitelerin kurulmasıyla ilgili yapılan  tartışmaların zaman zaman yüce Meclisin mehabetine uygun düşmeyen bir üslupla sürdüğüne  üzülerek tanık oluyoruz. Devletin ali makamlarının insaf sınırlarını zorlayan bir üslupla yermek, o  makamlara gölge düşürmek, ülkemizin menfaatlerine olmadığı gibi seviyeli bir siyasetin doğasına da  uygun düşmediğini belirtmek istiyorum. Goethe'nin ifade ettiği gibi "Çözüme katkı sağlamayanlar,  çözüme katılmayanlar eğer sadece eleştiriyorlarsa sorunun bir parçası hâline gelirler." İyi niyetlerle  daha iyiye ulaşmak, ülkemiz adına, gelecek nesiller adına daha iyiye ulaşma açısından yapılacak  olan eleştiriler saygıdeğer eleştirilerdir. Bize yanlışlarımızı gösterenlere biz sadece müteşekkir oluruz,  onlara şükranlarımızı ifade ederiz ancak yanlışları göstermek kadar takdir ve teşvik etmenin de  entelektüel ve sorumlu insanların sahip olması gereken meziyetlerden olduğunu vurgulamak isterim.
Sayfa 82 -
T B M M B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 1 - "Onlar ki laf ile verirler dünyaya nizamat,  Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde." der.  Evet... Eğitim politikaları üzerinde gündelik siyaset yapılmamalıdır çünkü eğitim politikaları  bugünle değil, gelecekle ilgilidir. Günlük kısırdöngüler üzerinde geleceği ipotek altına almaya  kimsenin hakkı olamaz. Eğitim politikalarında başarı da, başarısızlık da, başta yüce Meclis olmak  üzere, sorumluluk makamında bulunan herkese, her kuruma aittir. Başarı mutluluk ve refaha,  başarısızlık ise toplumsal kaosa neden olur. Eğitim politikalarını belirlemek ve yürütmek vergi  politikalarını belirlemeye benzemez. Eğitim politikalarının somut etki ve sonuçları ancak yirmi-yirmi  beş yılda görülebilir. Onun için diyoruz ki: "Bedeli başkalarının ödeyeceği kararlar alırken daha  özenli, daha dikkatli, üzerinde millî uzlaşma sağlanmış kararlar olmalıdır." Eğitim politikaları  süreklilik ve iyi bir planlama gerektirir. Bunun için geçmişin iyi analiz edilerek dersler çıkarılması,  bugünün sorunlarının tespit edilmesi ve gelecekte yaratacağı etkilerin öngörülmesi gerekir.  Eğitim politikaları, bireysel ihtiyaçları belirli bir kesimin taleplerine ya da belirli bir dünya  görüşünün anlayışına bırakılamaz. Bu olduğunda birilerini kurtarabilir veya zirveye çıkarabilirsiniz  ama uluslararası arenaya çıkıldığında şu ya da bu iyi denilmez. Yargılar Türkiye etiketi üzerine yapışır  ve kalır. Hiç kimsenin, bireysel ve zümresel beklenti ve talepleri Türkiye'nin üzerinde değildir. O  bizim evimiz, başka evimiz yok. Onu korumanın, yüceltmenin, sevmenin yollarından birisi de  kapsayıcı, uzlaştırıcı, bilimsel eğitim politikalarını geliştirmektir. Eğitim politikaları ekonomik bir  değer olarak da ciddi ve pahalı yatırımlar gerektirir. Buna harcanan para milletin parasıdır. Bu parayı  en etkin ve verimli şekilde kullanmak sadece ekonomik yatırımlara has bir durum değildir. Eğitim  yatırımlarında da aynı özen ve basiretin gösterilmesi gerekir.  Amerika Birleşik Devletleri'nde, eğitiminde, geçmişte büyük bir şok yaşanmasına sebep olan  olay Sovyetler Birliği'nin 4 Ekim 1957'de uzaya gönderdiği Sputnik 1 roketini göndermesidir.  Amerika bu olaydan sonra eğitim politikalarını geliştirmek için büyük yatırımlara girişmiştir. Bu  yatırımlar, özellikle matematik, pozitif bilimler ve yabancı dil alanında yoğunlaşmıştır. Bu eğitim  politikaları Amerika Birleşik Devletleri'ne "aya yolculuk yapan millet" sıfatını kazandırmıştır. Bir  Afrika atasözünü hatırlatmak isterim: Afrika'da her sabah bir ceylan uyanır, onun tek bir düşüncesi  vardır: En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşmak. Yoksa aslana yem olacağını bilir. Afrika'da her  sabah bir aslan uyanır, onun da tek bir düşüncesi vardır: En yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşmak.  Aksi hâlde aç kalacağını bilir. Aslan ya da ceylan olmamızın bir önemi yoktur, yeter ki güneş  doğduğunda daha çok koşmak zorunda olduğumuzu bilelim.  Değerli milletvekilleri, geliniz, milletimizle birlikte her sabah daha çok, daha çok koşalım  ülkemizin aydınlık yarınlarına; daha mutlu, daha umutlu, daha güzel kalkınmış özgürlükler ülkesi bir  Türkiye için.  Değerli milletvekilleri, iki haftadan beri yeni üniversitelerin kurulmasıyla ilgili yapılan  tartışmaların zaman zaman yüce Meclisin mehabetine uygun düşmeyen bir üslupla sürdüğüne  üzülerek tanık oluyoruz. Devletin ali makamlarının insaf sınırlarını zorlayan bir üslupla yermek, o  makamlara gölge düşürmek, ülkemizin menfaatlerine olmadığı gibi seviyeli bir siyasetin doğasına da  uygun düşmediğini belirtmek istiyorum. Goethe'nin ifade ettiği gibi "Çözüme katkı sağlamayanlar,  çözüme katılmayanlar eğer sadece eleştiriyorlarsa sorunun bir parçası hâline gelirler." İyi niyetlerle  daha iyiye ulaşmak, ülkemiz adına, gelecek nesiller adına daha iyiye ulaşma açısından yapılacak  olan eleştiriler saygıdeğer eleştirilerdir. Bize yanlışlarımızı gösterenlere biz sadece müteşekkir oluruz,  onlara şükranlarımızı ifade ederiz ancak yanlışları göstermek kadar takdir ve teşvik etmenin de  entelektüel ve sorumlu insanların sahip olması gereken meziyetlerden olduğunu vurgulamak isterim.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  Bakınız, iletişim teknolojisi açısından biz bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinin önündeyiz  ancak bilgi iletişimi açısından maalesef durumumuz o kadar iyi değil ama şükranla ifade etmeliyim  ki, Hükümetimiz döneminde öğrenci kitlemizin yüzde 90'ına ulaşarak bütün okullarımıza geniş bant  İnternet bağlantısı sağlandı. Özellikle dünyanın en büyük sanal kütüphanesi olan 10 milyar sayfalık  İnternet'in Şemdinli'den İpsala'ya, Sinop'tan Anamur'a kadar yaygınlaştırılmış olması büyük bir  kazanımdır. Yeterli midir? Elbette değil. Geldiğimiz noktayı yeterli bulursak yerimizde donuk kalır,  donuklaşırız.  Önemli bir düşünürün ifade ettiği gibi, akıllı insanlar sadece kendi akıllarını kullanırlar, daha  akıllı insanlar başka insanların aklından da istifade ederler. Biz onun için ortak akıl diyoruz. Ortak  akıl bize yol gösterecektir.  Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmanın yolunun bilgiye ulaşma, bilgiyi yönetme, kısacası bilgi  toplumu olma gerekliliğine dair bir farkındalığın oluşmasıyla gerçekleşebileceği inancıyla, bugün  kurulmasına çalıştığımız yeni vakıf üniversitelerimizin milletimize ve yükseköğretimimize hayırlı  olmasını diliyorum.  Bu duygularla, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Altun.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Van Milletvekili Sayın Özdal Üçer. (BDP sıralarından  alkışlar)  BDP GRUBU ADINA ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar;  487 sıra sayılı Kanun Tasarısı hakkında grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla  selamlarım.  Türkiye'de eğitim sorunlarının, okulöncesi dönemden yükseköğretim sonrası, lisansüstü döneme  kadar çözümü bütün Türkiye yurttaşları için en önemli sorunlardan biridir. Çünkü dünyada eğitim ve  eğitimle ilgili toplumsal sorunlarını çözememiş hiçbir ulus, hiçbir toplum, hiçbir ülke gelişmiş  medeniyetler çerçevesi içerisinde yer alamayacaktır. Yükseköğrenimdeki genç nüfusumuzun çokluğu  ve yükseköğrenimin gerekliliği konusunda herkesin hemfikir olduğunu ifade etmek lazım. Evet,  Türkiye Cumhuriyeti devleti, genç nüfusu çok olan ve bütün bu genç nüfusunun yükseköğrenime  ihtiyacı ve talebi çok olan bir ülke. Fakat yükseköğrenimin diğer okulöncesi, ilköğretim,  ortaöğretimde olduğu gibi yükseköğretimdeki okullaşma ve yükseköğretim hizmetinin sunumlarıyla  ilgili sorunların birçoğunun giderilmediği ve bu sorunu en derinden hisseden en büyük kesimin de  halkın kendisi olduğunu ifade etmek lazım.  Evet, üniversiteler kurulmalıdır, bunların bir kısmı devlet üniversitesi olmalıdır, bunların bir  kısmı vakıf ve bir kısmı özel üniversite olmalıdır. Üniversitelerin gerekliliğiyle ilgili herhangi bir  muhalefetin söz konusu olmadığı bir ortamda, üniversitelerin nitelikleriyle ilgili muhalefete de  hoşgörüyle yaklaşılması gerekmektedir iktidar partisi tarafından. Sayın Grup Sözcüsü Vekilimizin  belirttiği şekilde şairane söylemlerle, eğitimin sorunlarını soyut bir şekilde, üzerini cilalayarak  değerlendirmemizin çok sağlıklı sonuçlara yol açmayacağını da belirtmek isterim. Biz, bu anlamda  Türkiye'de yükseköğrenime olan ihtiyacı ve yükseköğrenimin kurumsallaşmasıyla ilgili sorunları  dile getirirken, vakıf üniversitelerinin kuruluş amaçları, vakıf üniversitelerinin nitelikleri, öğrenci  hizmeti, eğitim hizmeti, öğrencilere olan katkısı, devlet üniversitelerinin niteliği, devlet  üniversitesinde yaşanan sorunlar, akademik kadronun yaşadığı sorunlar, öğrencilerin yaşadığı  sorunlar, hizmet personellerinin yaşamış olduğu sorunlar, topyekûn kurumsal yapının yaşamış olduğu  sorunlar, bunlar ayrı ayrı değerlendirilebilecek şeylerdir. Fakat, mevzunun girift olması itibarıyla  vakıf üniversitelerinden yola çıkarak Türkiye'de yükseköğrenimin niteliğini de değerlendirmek lazım.  - 8 2 -
Sayfa 83 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  Bakınız, iletişim teknolojisi açısından biz bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinin önündeyiz  ancak bilgi iletişimi açısından maalesef durumumuz o kadar iyi değil ama şükranla ifade etmeliyim  ki, Hükümetimiz döneminde öğrenci kitlemizin yüzde 90'ına ulaşarak bütün okullarımıza geniş bant  İnternet bağlantısı sağlandı. Özellikle dünyanın en büyük sanal kütüphanesi olan 10 milyar sayfalık  İnternet'in Şemdinli'den İpsala'ya, Sinop'tan Anamur'a kadar yaygınlaştırılmış olması büyük bir  kazanımdır. Yeterli midir? Elbette değil. Geldiğimiz noktayı yeterli bulursak yerimizde donuk kalır,  donuklaşırız.  Önemli bir düşünürün ifade ettiği gibi, akıllı insanlar sadece kendi akıllarını kullanırlar, daha  akıllı insanlar başka insanların aklından da istifade ederler. Biz onun için ortak akıl diyoruz. Ortak  akıl bize yol gösterecektir.  Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmanın yolunun bilgiye ulaşma, bilgiyi yönetme, kısacası bilgi  toplumu olma gerekliliğine dair bir farkındalığın oluşmasıyla gerçekleşebileceği inancıyla, bugün  kurulmasına çalıştığımız yeni vakıf üniversitelerimizin milletimize ve yükseköğretimimize hayırlı  olmasını diliyorum.  Bu duygularla, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Altun.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Van Milletvekili Sayın Özdal Üçer. (BDP sıralarından  alkışlar)  BDP GRUBU ADINA ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar;  487 sıra sayılı Kanun Tasarısı hakkında grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla  selamlarım.  Türkiye'de eğitim sorunlarının, okulöncesi dönemden yükseköğretim sonrası, lisansüstü döneme  kadar çözümü bütün Türkiye yurttaşları için en önemli sorunlardan biridir. Çünkü dünyada eğitim ve  eğitimle ilgili toplumsal sorunlarını çözememiş hiçbir ulus, hiçbir toplum, hiçbir ülke gelişmiş  medeniyetler çerçevesi içerisinde yer alamayacaktır. Yükseköğrenimdeki genç nüfusumuzun çokluğu  ve yükseköğrenimin gerekliliği konusunda herkesin hemfikir olduğunu ifade etmek lazım. Evet,  Türkiye Cumhuriyeti devleti, genç nüfusu çok olan ve bütün bu genç nüfusunun yükseköğrenime  ihtiyacı ve talebi çok olan bir ülke. Fakat yükseköğrenimin diğer okulöncesi, ilköğretim,  ortaöğretimde olduğu gibi yükseköğretimdeki okullaşma ve yükseköğretim hizmetinin sunumlarıyla  ilgili sorunların birçoğunun giderilmediği ve bu sorunu en derinden hisseden en büyük kesimin de  halkın kendisi olduğunu ifade etmek lazım.  Evet, üniversiteler kurulmalıdır, bunların bir kısmı devlet üniversitesi olmalıdır, bunların bir  kısmı vakıf ve bir kısmı özel üniversite olmalıdır. Üniversitelerin gerekliliğiyle ilgili herhangi bir  muhalefetin söz konusu olmadığı bir ortamda, üniversitelerin nitelikleriyle ilgili muhalefete de  hoşgörüyle yaklaşılması gerekmektedir iktidar partisi tarafından. Sayın Grup Sözcüsü Vekilimizin  belirttiği şekilde şairane söylemlerle, eğitimin sorunlarını soyut bir şekilde, üzerini cilalayarak  değerlendirmemizin çok sağlıklı sonuçlara yol açmayacağını da belirtmek isterim. Biz, bu anlamda  Türkiye'de yükseköğrenime olan ihtiyacı ve yükseköğrenimin kurumsallaşmasıyla ilgili sorunları  dile getirirken, vakıf üniversitelerinin kuruluş amaçları, vakıf üniversitelerinin nitelikleri, öğrenci  hizmeti, eğitim hizmeti, öğrencilere olan katkısı, devlet üniversitelerinin niteliği, devlet  üniversitesinde yaşanan sorunlar, akademik kadronun yaşadığı sorunlar, öğrencilerin yaşadığı  sorunlar, hizmet personellerinin yaşamış olduğu sorunlar, topyekûn kurumsal yapının yaşamış olduğu  sorunlar, bunlar ayrı ayrı değerlendirilebilecek şeylerdir. Fakat, mevzunun girift olması itibarıyla  vakıf üniversitelerinden yola çıkarak Türkiye'de yükseköğrenimin niteliğini de değerlendirmek lazım.  - 8 2 - TBMM B :84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 3 - Genelde AKP Hükümeti "Türkiye'de yükseköğrenimde üniversite sayısını artırdık." diye  övünüyor ama üniversite diye rektörlük verilmiş olan şey... Mesela Hakkâri'den bahsedeceğim.  Hakkâri'de üniversite var, rektörü var. Peki, Hakkâri'de üniversite olan bu kurum daha önceden,  Yüzüncü Yıl Üniversitesine bağlı bir meslek yüksekokuluydu. Oraya bir rektör atandı ve orası  üniversite oldu. Eğer rektör atanmasıyla bir yerin üniversite olması yeterliyse, seksen bir ile vali atar  gibi birer de rektör atayalım, seksen bir ilde birer tane üniversite olsun, eğer niteliği düşünmezsek.  Burada, sadece muhalefet etmek açısından, yani kuru bir muhalefet etmek açısından değil,  üniversite öğrencilerinin yaşamış olduğu sorunu dile getirmek adına, akademisyen kadronun yaşamış  olduğu sorunları dile getirmek adına, ülkemizdeki eğitim sorunlarını... Ki, yaşamış olduğumuz eğitim  sorunlarından dolayı bir beyin göçü yaşanmaktadır. Nitelikli beyinlerin çoğu gidip başka ülkelerde  çalışmak zorunda, başka ülkelerde yükseköğrenimini tamamlamak, lisansüstü eğitimini tamamlamak  durumundadır. Bu neden böyle olur? Siz hiç Amerika'dan "Ben yüksek lisansımı tamamlamak için  Türkiye'ye gidip okuyacağım." diyen bir üniversiteliye rastladınız mı? Neden buradan oraya göç  oluyor da oradan buraya göç olmuyor? Kaç tane gelişmiş ülke akademisyeni "Ben gideyim  Türkiye'de biraz kariyer edineyim." gibi bir amaçla Türkiye'ye geliyor? Burada tek bir gerçeklik  var, demek ki batık bir eğitim sistemi var ve bu batık eğitim sistemi içerisinde en önemli unsurlardan  biri de yükseköğretim sürecinde yaşanan sorunlardır.  Vakıf üniversiteleriyle övünülüyor. İşte, daha önceden 23 olan vakıf üniversite sayısı 45 'e  yükselmiş, 4 daha olacak. Dörder dörder, beşer beşer vakıf üniversiteleri açılıyor. Vakıf  üniversitelerinin açılmasıyla ilgili... "Ülkemizde okuma oranının artmasıyla birlikte üniversite  talebinin arttığı bir dönemde, yasal boşlukların oluşturduğu olanaklar doğrultusunda art arda  kurulmaya başlanan vakıf üniversiteleri, adeta toplumun eğitim ihtiyacının karşılanması gibi lanse  edilmektedir. Özel bir statüde kurulan bu üniversiteler kamu kurumuymuş gibi kamu kaynaklarını  kullanabilmekte, devlet eliyle zengin yaratmaktadır. Fakat devletin eğitim kurumları niteliğindeki  devlet üniversiteleri, büyük ekonomik sıkıntılar içerisinde kıvranmakta ve eğitim gereken düzeyde  verilememektedir. Vakıf üniversiteleri şirket mantığıyla kurulmakta olup gelir gider dengesini de  üniversiteyi kuranların kâr çıkarları doğrultusunda yapmaktadır ki; bu da vakıf üniversitelerinin  toplumun eğitim ihtiyacını karşılamayı hedeflemediğini, tersine toplumun eğitim ihtiyacı üzerinden  zenginleşmeyi hedeflediğini göstermektedir." Bu, bizim muhalefet şerhimizin ana metniydi.  Şimdi, burada vakıflarla ilgili olarak sorulması gereken ve. . . İncelemişseniz eğer, bizzat bu 487  sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın metinlerinde de, komisyon raporlarında da bütün muhalefet partilerinin  ve iktidar partisi mensubu olan milletvekillerinin kısmi eleştirileri de söz konusudur. Vakıflarla ilgili  değerlendirilmesi gereken şeyler: Bu dört vakıf üniversitesinin kurucuları kimlerdir? Bununla ilgili  Komisyona bilgiler verilmemiş. Bu vakıf üniversitelerinin yapısal durumu nedir? Mali durumu nedir?  İnsan gücü yapılanması nedir? Akademik kadrosu nedir? Bununla ilgili eğitim programı nedir?  Üniversite öğrencilerine vereceği burslar nelerdir? Üniversite öğrencilerinden almayı hedeflediği  harçlar ne kadardır? Bunlarla ilgili hiçbir bilgi verilmemiş, ama vakıf üniversitelerinin kuruluşuyla  ilgili temel ilkeler vardır, bu ilkelere uygunluk durumu sadece YÖK Üst Kurulu tarafından  belirlenmiş, Komisyona hiçbir bilgi verilmemiştir. Bilginin gizlenmesinin temel maksadı nedir? Bu  bilgiyi biz şu an Sayın Bakandan ve Sayın Komisyon Başkanından rica ediyoruz. Kurulacak  üniversitelere kamuya ait hangi araziler veriliyor veya verilecek?  Sayın Bakanım, lütfen, dinler misiniz, bu soruları size yöneltiyorum: Vakıfların mali gücü nedir?  Kuracakları üniversitelere ayırdıkları eğitim fonu nedir? Üniversitede çalıştırılacak personel sayısı  kaçtır, hedeflenen personel sayısı kaçtır? Akademik kadroların niteliği ne olacaktır ve sayısı ne kadar
Sayfa 84 -
TBMM B :84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 3 - Genelde AKP Hükümeti "Türkiye'de yükseköğrenimde üniversite sayısını artırdık." diye  övünüyor ama üniversite diye rektörlük verilmiş olan şey... Mesela Hakkâri'den bahsedeceğim.  Hakkâri'de üniversite var, rektörü var. Peki, Hakkâri'de üniversite olan bu kurum daha önceden,  Yüzüncü Yıl Üniversitesine bağlı bir meslek yüksekokuluydu. Oraya bir rektör atandı ve orası  üniversite oldu. Eğer rektör atanmasıyla bir yerin üniversite olması yeterliyse, seksen bir ile vali atar  gibi birer de rektör atayalım, seksen bir ilde birer tane üniversite olsun, eğer niteliği düşünmezsek.  Burada, sadece muhalefet etmek açısından, yani kuru bir muhalefet etmek açısından değil,  üniversite öğrencilerinin yaşamış olduğu sorunu dile getirmek adına, akademisyen kadronun yaşamış  olduğu sorunları dile getirmek adına, ülkemizdeki eğitim sorunlarını... Ki, yaşamış olduğumuz eğitim  sorunlarından dolayı bir beyin göçü yaşanmaktadır. Nitelikli beyinlerin çoğu gidip başka ülkelerde  çalışmak zorunda, başka ülkelerde yükseköğrenimini tamamlamak, lisansüstü eğitimini tamamlamak  durumundadır. Bu neden böyle olur? Siz hiç Amerika'dan "Ben yüksek lisansımı tamamlamak için  Türkiye'ye gidip okuyacağım." diyen bir üniversiteliye rastladınız mı? Neden buradan oraya göç  oluyor da oradan buraya göç olmuyor? Kaç tane gelişmiş ülke akademisyeni "Ben gideyim  Türkiye'de biraz kariyer edineyim." gibi bir amaçla Türkiye'ye geliyor? Burada tek bir gerçeklik  var, demek ki batık bir eğitim sistemi var ve bu batık eğitim sistemi içerisinde en önemli unsurlardan  biri de yükseköğretim sürecinde yaşanan sorunlardır.  Vakıf üniversiteleriyle övünülüyor. İşte, daha önceden 23 olan vakıf üniversite sayısı 45 'e  yükselmiş, 4 daha olacak. Dörder dörder, beşer beşer vakıf üniversiteleri açılıyor. Vakıf  üniversitelerinin açılmasıyla ilgili... "Ülkemizde okuma oranının artmasıyla birlikte üniversite  talebinin arttığı bir dönemde, yasal boşlukların oluşturduğu olanaklar doğrultusunda art arda  kurulmaya başlanan vakıf üniversiteleri, adeta toplumun eğitim ihtiyacının karşılanması gibi lanse  edilmektedir. Özel bir statüde kurulan bu üniversiteler kamu kurumuymuş gibi kamu kaynaklarını  kullanabilmekte, devlet eliyle zengin yaratmaktadır. Fakat devletin eğitim kurumları niteliğindeki  devlet üniversiteleri, büyük ekonomik sıkıntılar içerisinde kıvranmakta ve eğitim gereken düzeyde  verilememektedir. Vakıf üniversiteleri şirket mantığıyla kurulmakta olup gelir gider dengesini de  üniversiteyi kuranların kâr çıkarları doğrultusunda yapmaktadır ki; bu da vakıf üniversitelerinin  toplumun eğitim ihtiyacını karşılamayı hedeflemediğini, tersine toplumun eğitim ihtiyacı üzerinden  zenginleşmeyi hedeflediğini göstermektedir." Bu, bizim muhalefet şerhimizin ana metniydi.  Şimdi, burada vakıflarla ilgili olarak sorulması gereken ve. . . İncelemişseniz eğer, bizzat bu 487  sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın metinlerinde de, komisyon raporlarında da bütün muhalefet partilerinin  ve iktidar partisi mensubu olan milletvekillerinin kısmi eleştirileri de söz konusudur. Vakıflarla ilgili  değerlendirilmesi gereken şeyler: Bu dört vakıf üniversitesinin kurucuları kimlerdir? Bununla ilgili  Komisyona bilgiler verilmemiş. Bu vakıf üniversitelerinin yapısal durumu nedir? Mali durumu nedir?  İnsan gücü yapılanması nedir? Akademik kadrosu nedir? Bununla ilgili eğitim programı nedir?  Üniversite öğrencilerine vereceği burslar nelerdir? Üniversite öğrencilerinden almayı hedeflediği  harçlar ne kadardır? Bunlarla ilgili hiçbir bilgi verilmemiş, ama vakıf üniversitelerinin kuruluşuyla  ilgili temel ilkeler vardır, bu ilkelere uygunluk durumu sadece YÖK Üst Kurulu tarafından  belirlenmiş, Komisyona hiçbir bilgi verilmemiştir. Bilginin gizlenmesinin temel maksadı nedir? Bu  bilgiyi biz şu an Sayın Bakandan ve Sayın Komisyon Başkanından rica ediyoruz. Kurulacak  üniversitelere kamuya ait hangi araziler veriliyor veya verilecek?  Sayın Bakanım, lütfen, dinler misiniz, bu soruları size yöneltiyorum: Vakıfların mali gücü nedir?  Kuracakları üniversitelere ayırdıkları eğitim fonu nedir? Üniversitede çalıştırılacak personel sayısı  kaçtır, hedeflenen personel sayısı kaçtır? Akademik kadroların niteliği ne olacaktır ve sayısı ne kadar  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  olacaktır? Öğrencilerden almayı planladıkları harçların fakültelere göre miktarı nedir? Bunlar eğer  kâr amacı gütmeyeceklerse, öğrenciden düşük bir harç almış olmaları lazım, ama biz burada  "öğrenciye hizmet" diye fakültelerin, üniversitelerin, vakıf üniversitelerinin kuruluşunu  onaylayacağız, bunlar da gidecekler de 30 bin lira harç karşılığında öğrenci okutacaklar! Peki, vakıf  olma niteliği bunun neresinde? Vakfın temel mantığı nedir? Vakfetmenin temel mantığı, bireylerin  birikimini kamuya aktarmaktır, kamunun birikimini bireylere aktarmaksa eğer, burada kamu  olanaklarını birilerine peşkeş çekme durumu söz konusudur, "Vakıf olma özelliği de ortada yoktur."  denir. Eğer vakıfsa bunlar, kendi birikimlerini, kendi mal varlıklarını kamuya, eğitim kurumu yapısı  içerisinde kamuya bir lütuf olarak sunmak istiyorlarsa, kâr amacı gütmeden çalışmak zorundadırlar  ve en azından öğrencilerden alacakları harçların minimize edilmesi için bir teminat sunmak  zorundadırlar. Biz bu teminatı almadan bunların kuruluşunu nasıl onaylayacağız? Ki diğer vakıf  üniversitelerinde olduğu gibi, şu an, Türkiye'de en yüksek harçları alan üniversitelere baktığımızda,  bunların çoğunluğu vakıf üniversiteleridir. Hani kâr amacı güdülmeyecekti? Bunların denetimiyle  ilgili... Bu üniversitelerin ana gelir kalemi ne olacaktır? Vakıf üniversitelerinin hamisi olan vakıfların  kendi ana fonlarından eğitim harcamalarına ayırdıkları ödeneler mi olacaktır, yoksa bir şirket  mantığıyla öğrencilerden alacakları yüksek harçlar mı olacaktır?  Öğrenci sorunlarıyla ilgili sadece harç sorunları yoktur fakat bunları daha sonra -bizim gündeme  getireceğimiz- üniversite öğrencilerinin yaşamış olduğu sorunlarla ilgili araştırma önergelerinde,  soru önergelerinde ve gündemlerde dile getireceğiz.  Şu an Türkiye'de ücret-harcama dengesini vakıf üniversitelerinin yüzde 30 'u ancak  sağlayabilmektedir. Yani üniversitede öğrenciden aldığını öğrenciye harcayan vakıf üniversitelerinin  sayısı üçte 1 'dir. Diğer üçte 2'si ne yapıyor? Öğrenciden aldığını kâr payına dönüştürüyor ve bunu  nereye harcadığı belli değil. Peki bunun neresi vakıf, neresi hizmet? Hani öğrencinin hakları nerede?  Öğrencileri okutan ve büyük bedeller ödeyerek okutan cefakâr, vefakâr ailelerinin yaşadığı sorunlar  nerede, nasıl değerlendirilecek? Yani biz kurduğumuz, kuracağımız, kurmayı hedeflediğimiz bu  üniversiteleri oyladığımızda, ailelerin on binlerce harç parası ödeyip birilerini zengin etmesine mi  vesile olacağız?  Türkiye'de, kâr amacı gütmeme misyonuyla kurulan vakıf üniversitelerinin büyük bir çoğunluğu  üniversite öğrencilerinden aldıkları ücretin yarısını bile öğrenciye harcamıyor. Ki bu vakıf  üniversitelerinden 30 bin liraya kadar harç alan üniversiteler var.  Dünyadaki başarılı örneklerde ise finansman yapısını güçlü ana varlık fonları üzerine oturtuyor  üniversiteler; mesela, Harvard Üniversitesi, Yale, Stanford üniversiteleri gibi. İşte bunlar bu yüzden  başarılıdırlar. Onlar "Biz öğrencinin cebinden kaç kuruş alırız da kendi vakfımıza ya da kendi siyasi  yandaşlarımıza kurumsal kâr olarak dönüştürürüz." hesabını da yapmıyorlar. "Benim mali birikimim  budur, benim emeklerimle kazandığım para budur, ben bu kaynaklarımı kamu hizmetine adıyorum;  ben açtığım üniversitede ülkeme ne kadar bilim adamı kazandırırım, ne kadar bürokrat kazandırırım,  ne kadar aydın insan kazandırırım, ne kadar özgür düşünceli insan kazandırırım, bilim insanı  kazandırırım?" düşüncesiyle hareket ettiği için kendi fonlarından üniversite öğrencilerine yüksek  burslar verip, üniversite öğrencilerini âdeta evlerinden alıp, onlar için ortamlar hazırlayıp eğitimine...  Ama bizde nasıl oluyor? Vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencilerin profiline baktığınız vakit,  ekonomik durumu çok iyi olan ailelerin çocuklarını askere göndermemek amaçlı okuttukları kurumlar  hâline dönüşmüşlerdir. İşte yüksek lisans yapacaktır, hatta çoğu, vakıfların etkileşimli olduğu  -uluslararası sözleşmeler gereği- başka üniversitelerde yüksek lisansını yaptırıp, orada yerleşimini  sağlayıp, orada çalışıyormuş gibi de gösterip daha sonra şey yapıyor. Bu durumda olan acaba kaç  - 8 4 -
Sayfa 85 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  olacaktır? Öğrencilerden almayı planladıkları harçların fakültelere göre miktarı nedir? Bunlar eğer  kâr amacı gütmeyeceklerse, öğrenciden düşük bir harç almış olmaları lazım, ama biz burada  "öğrenciye hizmet" diye fakültelerin, üniversitelerin, vakıf üniversitelerinin kuruluşunu  onaylayacağız, bunlar da gidecekler de 30 bin lira harç karşılığında öğrenci okutacaklar! Peki, vakıf  olma niteliği bunun neresinde? Vakfın temel mantığı nedir? Vakfetmenin temel mantığı, bireylerin  birikimini kamuya aktarmaktır, kamunun birikimini bireylere aktarmaksa eğer, burada kamu  olanaklarını birilerine peşkeş çekme durumu söz konusudur, "Vakıf olma özelliği de ortada yoktur."  denir. Eğer vakıfsa bunlar, kendi birikimlerini, kendi mal varlıklarını kamuya, eğitim kurumu yapısı  içerisinde kamuya bir lütuf olarak sunmak istiyorlarsa, kâr amacı gütmeden çalışmak zorundadırlar  ve en azından öğrencilerden alacakları harçların minimize edilmesi için bir teminat sunmak  zorundadırlar. Biz bu teminatı almadan bunların kuruluşunu nasıl onaylayacağız? Ki diğer vakıf  üniversitelerinde olduğu gibi, şu an, Türkiye'de en yüksek harçları alan üniversitelere baktığımızda,  bunların çoğunluğu vakıf üniversiteleridir. Hani kâr amacı güdülmeyecekti? Bunların denetimiyle  ilgili... Bu üniversitelerin ana gelir kalemi ne olacaktır? Vakıf üniversitelerinin hamisi olan vakıfların  kendi ana fonlarından eğitim harcamalarına ayırdıkları ödeneler mi olacaktır, yoksa bir şirket  mantığıyla öğrencilerden alacakları yüksek harçlar mı olacaktır?  Öğrenci sorunlarıyla ilgili sadece harç sorunları yoktur fakat bunları daha sonra -bizim gündeme  getireceğimiz- üniversite öğrencilerinin yaşamış olduğu sorunlarla ilgili araştırma önergelerinde,  soru önergelerinde ve gündemlerde dile getireceğiz.  Şu an Türkiye'de ücret-harcama dengesini vakıf üniversitelerinin yüzde 30 'u ancak  sağlayabilmektedir. Yani üniversitede öğrenciden aldığını öğrenciye harcayan vakıf üniversitelerinin  sayısı üçte 1 'dir. Diğer üçte 2'si ne yapıyor? Öğrenciden aldığını kâr payına dönüştürüyor ve bunu  nereye harcadığı belli değil. Peki bunun neresi vakıf, neresi hizmet? Hani öğrencinin hakları nerede?  Öğrencileri okutan ve büyük bedeller ödeyerek okutan cefakâr, vefakâr ailelerinin yaşadığı sorunlar  nerede, nasıl değerlendirilecek? Yani biz kurduğumuz, kuracağımız, kurmayı hedeflediğimiz bu  üniversiteleri oyladığımızda, ailelerin on binlerce harç parası ödeyip birilerini zengin etmesine mi  vesile olacağız?  Türkiye'de, kâr amacı gütmeme misyonuyla kurulan vakıf üniversitelerinin büyük bir çoğunluğu  üniversite öğrencilerinden aldıkları ücretin yarısını bile öğrenciye harcamıyor. Ki bu vakıf  üniversitelerinden 30 bin liraya kadar harç alan üniversiteler var.  Dünyadaki başarılı örneklerde ise finansman yapısını güçlü ana varlık fonları üzerine oturtuyor  üniversiteler; mesela, Harvard Üniversitesi, Yale, Stanford üniversiteleri gibi. İşte bunlar bu yüzden  başarılıdırlar. Onlar "Biz öğrencinin cebinden kaç kuruş alırız da kendi vakfımıza ya da kendi siyasi  yandaşlarımıza kurumsal kâr olarak dönüştürürüz." hesabını da yapmıyorlar. "Benim mali birikimim  budur, benim emeklerimle kazandığım para budur, ben bu kaynaklarımı kamu hizmetine adıyorum;  ben açtığım üniversitede ülkeme ne kadar bilim adamı kazandırırım, ne kadar bürokrat kazandırırım,  ne kadar aydın insan kazandırırım, ne kadar özgür düşünceli insan kazandırırım, bilim insanı  kazandırırım?" düşüncesiyle hareket ettiği için kendi fonlarından üniversite öğrencilerine yüksek  burslar verip, üniversite öğrencilerini âdeta evlerinden alıp, onlar için ortamlar hazırlayıp eğitimine...  Ama bizde nasıl oluyor? Vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencilerin profiline baktığınız vakit,  ekonomik durumu çok iyi olan ailelerin çocuklarını askere göndermemek amaçlı okuttukları kurumlar  hâline dönüşmüşlerdir. İşte yüksek lisans yapacaktır, hatta çoğu, vakıfların etkileşimli olduğu  -uluslararası sözleşmeler gereği- başka üniversitelerde yüksek lisansını yaptırıp, orada yerleşimini  sağlayıp, orada çalışıyormuş gibi de gösterip daha sonra şey yapıyor. Bu durumda olan acaba kaç  - 8 4 - TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 5 - milletvekili vardır ya da kaç üst düzey bürokrat vardır veyahut da kaç siyasi yandaş sermayedarları  vardır? İşte bundan dolayıdır ki yoksul aile çocukları eğitim olanağı bulamazken varlıklı aile çocukları  hem eğitim olanağını buluyor hem de belli hizmetlerden kaçma durumu, şansı yakalayabiliyor.  Devlet üniversiteleri de paralı hâle getirilmeye çalışılıyor; harçlar yükseltiliyor, öğrencilere  verilen burslar da daha sonra faiziyle geri alınıyor. Devlet nedense kendi borcunu öderken gıdım faiz  vermezken, mesela konut edindirme yardımlarıyla ilgili kendi borcunu öderken hiç faiz ödeme gereği  duymuyor ama öğrencisine vermiş olduğu bursu yüzde 400, yüzde 500, yüzde 600 faizle geri  alabiliyor. Hani sosyal adalet, hani adalet, hani kalkınma?  Şimdi, bütün bu sorunları üst üste koyduğumuzda şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor: Demek ki  Türkiye'de vakıf kurmak, toplumsal amaçlara hizmet etmek anlamına gelmiyor. Vakıf üniversitesi  kurmak, aydın, özgür düşünceli bilim adamı ve nitelikli insan gücü yetiştirmek anlamı da taşımıyor.  Yasal boşluklardan faydalanıp eğitimin bir ekonomik sektöre dönüştürüldüğü bir ortamda "Eğitime  ihtiyacı olan gençleri ekonomik olarak ne kadar sömürebilirim?" mekanizmasına, sektörüne  dönüşmektedir. Eğer böyle bir işlerlik, böyle bir pratik varsa biz bunun karşısında olacağız. Vakıf  üniversitelerinin denetimi sağlanacaksa, vakıf üniversitelerinin öğrencilere, eğitime aktardığı fonlar  artırılacaksa ve vakıf üniversitesinde kamuya ait mallar vakfa peşkeş çekilmeyecekse biz "evet" deriz  ama peşkeş çekiliyor biliyoruz ama öğrenciye hizmet, eğitim hizmeti verilmiyor biliyoruz. O yüzden  biz, vakıf üniversitelerinin kuruluşuna, üniversitelerin, yükseköğrenimin ihtiyacına binaen kurulması  gerekliliğine olan inancımız mevcut olsa bile bu vakıf üniversitelerinin kuruluşuna bizim bu haliyle  "evet" dememizin beklenmesinin doğru olmadığını, insafsızlık olduğunu ifade etmek isteriz. Bu vakıf  üniversiteleri...  Deniyor ki "Türkiye Diyanet Vakfının 263 milyon lirası var, üniversite kurabilir." Peki, biz  sorarız, bu 263 milyon lirasının kaç lirasını üniversite fonu için ayırmış? Böyle bir bilgi yok.  "Efendim, birinin 45 milyonu var." Bunun, üniversiteye altyapı yatırımı olarak, öğrenci yatırımı  olarak, eğitim yatırımı olarak kaç milyonunu ayırmış? Bunu bilen yok. Ama, biz biliyoruz ki bu 45  milyon, iki sene sonra, öğrencilerden aldıkları harçlarla 145 milyonu bulacaktır.  Biz, toplumsal ihtiyaçların, eğitim alanında olsun, sağlık alanında olsun, sosyal güvenlik alanında  olsun, her anlamda karşılanmasına yönelik adımları destekleyeceğimizi belirtiyoruz. Ben, bir  öğretmen olarak, üniversite öğrencilerinin, okul öncesi çağı öğrencilerinin, öğretmenlerinin,  ilköğretim öğrencisi ve öğretmenlerinin, lise, ortaöğretim düzeyindeki okulların öğrenci ve  öğretmenlerinin, dershane öğrencilerinin, üniversite öğrencilerinin yaşamış oldukları sorunları en iyi  bilenlerden biri olarak kabul ediyorum kendimi çünkü bunu temelde yaşayıp gelen biriyim ve bu  doğrultuda, bir öğretmen duyarlılığıyla, üniversitelerin kurulması gerekliliğini, niteliklerinin  geliştirilmesi gerekliliğini benimsediğim hâlde, bu vakıf üniversitelerinin kuruluşuna vicdanı rahat  bir şekilde evet diyemeyeceğim.  Vakfın kime ait olduğu bizi ilgilendirmiyor, genel amaçlan bizi ilgilendiriyor. Bunların kendi  cemaatlerini kalkındırmaya dönük... Cemaat de bizim cemaate olgusal anlamda şey değil, din  istismarı yapan onlarca cemaat var Türkiye'de.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Yüzlerce, yüzlerce...  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Yüzlerce cemaat var ve bu cemaatler, din adına, hak adına, siyaseti,  kendi dinî amaçlarını, siyasi amaçlarını, kendi ekonomik çıkarlarına heba eder düzeyde  çalışmaktadırlar. Bunun için örnek mi isteniyor: O zaman, eğitimde cemaatleşme sorunlarıyla ilgili  bir eğitim araştırma önergesi vereceğiz, bunu lütfen destekleyin, bizim yorumumuzun gerçekçi olup  olmadığına ilişkin.
Sayfa 86 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 5 - milletvekili vardır ya da kaç üst düzey bürokrat vardır veyahut da kaç siyasi yandaş sermayedarları  vardır? İşte bundan dolayıdır ki yoksul aile çocukları eğitim olanağı bulamazken varlıklı aile çocukları  hem eğitim olanağını buluyor hem de belli hizmetlerden kaçma durumu, şansı yakalayabiliyor.  Devlet üniversiteleri de paralı hâle getirilmeye çalışılıyor; harçlar yükseltiliyor, öğrencilere  verilen burslar da daha sonra faiziyle geri alınıyor. Devlet nedense kendi borcunu öderken gıdım faiz  vermezken, mesela konut edindirme yardımlarıyla ilgili kendi borcunu öderken hiç faiz ödeme gereği  duymuyor ama öğrencisine vermiş olduğu bursu yüzde 400, yüzde 500, yüzde 600 faizle geri  alabiliyor. Hani sosyal adalet, hani adalet, hani kalkınma?  Şimdi, bütün bu sorunları üst üste koyduğumuzda şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor: Demek ki  Türkiye'de vakıf kurmak, toplumsal amaçlara hizmet etmek anlamına gelmiyor. Vakıf üniversitesi  kurmak, aydın, özgür düşünceli bilim adamı ve nitelikli insan gücü yetiştirmek anlamı da taşımıyor.  Yasal boşluklardan faydalanıp eğitimin bir ekonomik sektöre dönüştürüldüğü bir ortamda "Eğitime  ihtiyacı olan gençleri ekonomik olarak ne kadar sömürebilirim?" mekanizmasına, sektörüne  dönüşmektedir. Eğer böyle bir işlerlik, böyle bir pratik varsa biz bunun karşısında olacağız. Vakıf  üniversitelerinin denetimi sağlanacaksa, vakıf üniversitelerinin öğrencilere, eğitime aktardığı fonlar  artırılacaksa ve vakıf üniversitesinde kamuya ait mallar vakfa peşkeş çekilmeyecekse biz "evet" deriz  ama peşkeş çekiliyor biliyoruz ama öğrenciye hizmet, eğitim hizmeti verilmiyor biliyoruz. O yüzden  biz, vakıf üniversitelerinin kuruluşuna, üniversitelerin, yükseköğrenimin ihtiyacına binaen kurulması  gerekliliğine olan inancımız mevcut olsa bile bu vakıf üniversitelerinin kuruluşuna bizim bu haliyle  "evet" dememizin beklenmesinin doğru olmadığını, insafsızlık olduğunu ifade etmek isteriz. Bu vakıf  üniversiteleri...  Deniyor ki "Türkiye Diyanet Vakfının 263 milyon lirası var, üniversite kurabilir." Peki, biz  sorarız, bu 263 milyon lirasının kaç lirasını üniversite fonu için ayırmış? Böyle bir bilgi yok.  "Efendim, birinin 45 milyonu var." Bunun, üniversiteye altyapı yatırımı olarak, öğrenci yatırımı  olarak, eğitim yatırımı olarak kaç milyonunu ayırmış? Bunu bilen yok. Ama, biz biliyoruz ki bu 45  milyon, iki sene sonra, öğrencilerden aldıkları harçlarla 145 milyonu bulacaktır.  Biz, toplumsal ihtiyaçların, eğitim alanında olsun, sağlık alanında olsun, sosyal güvenlik alanında  olsun, her anlamda karşılanmasına yönelik adımları destekleyeceğimizi belirtiyoruz. Ben, bir  öğretmen olarak, üniversite öğrencilerinin, okul öncesi çağı öğrencilerinin, öğretmenlerinin,  ilköğretim öğrencisi ve öğretmenlerinin, lise, ortaöğretim düzeyindeki okulların öğrenci ve  öğretmenlerinin, dershane öğrencilerinin, üniversite öğrencilerinin yaşamış oldukları sorunları en iyi  bilenlerden biri olarak kabul ediyorum kendimi çünkü bunu temelde yaşayıp gelen biriyim ve bu  doğrultuda, bir öğretmen duyarlılığıyla, üniversitelerin kurulması gerekliliğini, niteliklerinin  geliştirilmesi gerekliliğini benimsediğim hâlde, bu vakıf üniversitelerinin kuruluşuna vicdanı rahat  bir şekilde evet diyemeyeceğim.  Vakfın kime ait olduğu bizi ilgilendirmiyor, genel amaçlan bizi ilgilendiriyor. Bunların kendi  cemaatlerini kalkındırmaya dönük... Cemaat de bizim cemaate olgusal anlamda şey değil, din  istismarı yapan onlarca cemaat var Türkiye'de.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Yüzlerce, yüzlerce...  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Yüzlerce cemaat var ve bu cemaatler, din adına, hak adına, siyaseti,  kendi dinî amaçlarını, siyasi amaçlarını, kendi ekonomik çıkarlarına heba eder düzeyde  çalışmaktadırlar. Bunun için örnek mi isteniyor: O zaman, eğitimde cemaatleşme sorunlarıyla ilgili  bir eğitim araştırma önergesi vereceğiz, bunu lütfen destekleyin, bizim yorumumuzun gerçekçi olup  olmadığına ilişkin.  TBMM B :84 8 . 4 . 2010 0 : 4  - 8 6 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Yükseköğrenimin sorunlarının sadece vakıf üniversitelerinin  kurulmasıyla çözülmeyeceğini, devlet üniversitelerinin, özel vakıf üniversitelerinin niteliklerinin  artırılmasına dönük tedbirlerin alınması gerektiğini ifade ediyorum.  Ve son olarak da dershane ücretini ödeyemediği için intihar etmek zorunda kalan öğrenciyi  rahmetle anmak istiyorum. Bir yarış sendromuna kurban ettiğimiz gençlerimizin üniversite sınavında  hepsinin başarılı olmasını istiyorum ama bu bir yarış olduğu için maalesef ki hepsi başarılı  olamayacaktır, kaybedenleri olacaktır ve kaybedenlerin olduğu hiçbir yerde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BENGİ YILDIZ (Batman) - .. .adalet yoktur.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - . . . kazananlar bile sevinemeyecektir.  Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Üçer.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Eskişehir Milletvekili Sayın Beytullah Asil. (MHP  sıralarından alkışlar)  Şimdi, Sayın Asil, sizin bir de şahsınız adına söz talebiniz var, o nedenle birbirine  bağlayabilirsiniz.  Buyurun.  MHP GRUBU ADINA BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Çok teşekkür ederim Sayın  Başkanım.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde Milliyetçi Hareket  Partisinin görüşlerini, son on dakikasında da şahsım adına görüşlerimi ifade edeceğim. Bu vesileyle  yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, yükseköğretimde kapasite artırımı için vakıf üniversitelerinde okuyan  öğrencilerimizin toplam öğrenci sayısı içerisindeki oranını yüzde 20'lere çıkarma hedefini ve bunun  için yapılacak her türlü çalışmaya olumlu destek vereceğimizi ifade ederek sözlerime başlamak  istiyorum.  Bugün kuracağımız üniversitelerimizden biri de güzide ilimiz Samsun'da açılacak. Vakıf  üniversitelerinin büyük şehirler dışında açılmaya başlaması önemli bir gelişmedir ve Milliyetçi  Hareket Partisi olarak fevkalade önemsiyoruz. Vakıf üniversitelerinin çoğalıyor olması, misyonları,  kuruluş gerekçeleri, yönetim tarzları, personel rejimi, içerikleri ve eğitim tarzları alabildiğine farklı  yükseköğretim kurumlarının kurulmasına imkân tanıyacaktır. Ayrıca, hem üniversitede okuyacak  öğrenci sayısının artmasına yardımcı olacak hem de üniversiteler arasındaki rekabetin artmasını da  sağlayacaktır. Bu üniversiteler, mezunlarını piyasada istihdam edebilmek için toplum ve piyasa ile  sağlam ilişkiler kurmak zorunda kalacaklardır. Bu ise Türkiye'de üniversite ile toplum ve piyasa  arasındaki ilişkilerin daha da güçlenmesine zemin hazırlayacaktır.  Bütün bunları ifade ettikten sonra, değerli arkadaşlarım, hepimiz için, yüce Parlamento için çok  önemli bir hususun üzerinde durmak istiyorum. Anayasa'mızın 130'uncu maddesi "Çağdaş eğitim- öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü  yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın  ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu  tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur." diyor.
Sayfa 87 -
TBMM B :84 8 . 4 . 2010 0 : 4  - 8 6 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Yükseköğrenimin sorunlarının sadece vakıf üniversitelerinin  kurulmasıyla çözülmeyeceğini, devlet üniversitelerinin, özel vakıf üniversitelerinin niteliklerinin  artırılmasına dönük tedbirlerin alınması gerektiğini ifade ediyorum.  Ve son olarak da dershane ücretini ödeyemediği için intihar etmek zorunda kalan öğrenciyi  rahmetle anmak istiyorum. Bir yarış sendromuna kurban ettiğimiz gençlerimizin üniversite sınavında  hepsinin başarılı olmasını istiyorum ama bu bir yarış olduğu için maalesef ki hepsi başarılı  olamayacaktır, kaybedenleri olacaktır ve kaybedenlerin olduğu hiçbir yerde...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BENGİ YILDIZ (Batman) - .. .adalet yoktur.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - . . . kazananlar bile sevinemeyecektir.  Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Üçer.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Eskişehir Milletvekili Sayın Beytullah Asil. (MHP  sıralarından alkışlar)  Şimdi, Sayın Asil, sizin bir de şahsınız adına söz talebiniz var, o nedenle birbirine  bağlayabilirsiniz.  Buyurun.  MHP GRUBU ADINA BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Çok teşekkür ederim Sayın  Başkanım.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde Milliyetçi Hareket  Partisinin görüşlerini, son on dakikasında da şahsım adına görüşlerimi ifade edeceğim. Bu vesileyle  yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, yükseköğretimde kapasite artırımı için vakıf üniversitelerinde okuyan  öğrencilerimizin toplam öğrenci sayısı içerisindeki oranını yüzde 20'lere çıkarma hedefini ve bunun  için yapılacak her türlü çalışmaya olumlu destek vereceğimizi ifade ederek sözlerime başlamak  istiyorum.  Bugün kuracağımız üniversitelerimizden biri de güzide ilimiz Samsun'da açılacak. Vakıf  üniversitelerinin büyük şehirler dışında açılmaya başlaması önemli bir gelişmedir ve Milliyetçi  Hareket Partisi olarak fevkalade önemsiyoruz. Vakıf üniversitelerinin çoğalıyor olması, misyonları,  kuruluş gerekçeleri, yönetim tarzları, personel rejimi, içerikleri ve eğitim tarzları alabildiğine farklı  yükseköğretim kurumlarının kurulmasına imkân tanıyacaktır. Ayrıca, hem üniversitede okuyacak  öğrenci sayısının artmasına yardımcı olacak hem de üniversiteler arasındaki rekabetin artmasını da  sağlayacaktır. Bu üniversiteler, mezunlarını piyasada istihdam edebilmek için toplum ve piyasa ile  sağlam ilişkiler kurmak zorunda kalacaklardır. Bu ise Türkiye'de üniversite ile toplum ve piyasa  arasındaki ilişkilerin daha da güçlenmesine zemin hazırlayacaktır.  Bütün bunları ifade ettikten sonra, değerli arkadaşlarım, hepimiz için, yüce Parlamento için çok  önemli bir hususun üzerinde durmak istiyorum. Anayasa'mızın 130'uncu maddesi "Çağdaş eğitim- öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü  yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın  ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu  tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur." diyor.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Şu anda yaptığımız da odur. Üniversite kurmak üzere kanun çıkarıyoruz. Gerek Komisyonda  gerek Türkiye Büyük Millet Meclisinde siz değerli milletvekili arkadaşlarıma, kurulacak  üniversitelerin mütevelli heyetlerinin kimler olduğu... Anayasa'nın amir hükmü olan -yukarıda  saydığım- çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen kurabilecekler mi? Ülkenin  ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirme amacına ulaşmak için ne gibi çalışmalar yapılmış? Açılan  fakülteler bu amaçla yapılan hangi projeksiyonlara dayanıyor? Bunları sağlayacak sermayeye  sahipler mi? Ve buna benzer konularda bu soruları artırmak mümkün.  Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar bu konularda size herhangi bir bilgi verildi mi? Üzülerek  ifade ediyorum ki "hayır." Ne iktidar milletvekillerine ne muhalefet milletvekillerine. Bu konuda  Anayasa'nın yüklediği bu görevi ifa etmek üzere birazdan oy kullanacak bu arkadaşlarıma bununla  ilgili en ufak bir açıklama yapılmış değil.  Bu, şu soruyu akla getirmekte: Kanun koyucudan ne saklanıyor? Bununla ne amaçlanıyor?  Komisyonda sordum, verilen cevap: "Bu konuda YÖK gerekli çalışmayı yaptı, yeterli oldukları  görüldü, biz de bunu tasarıya dönüştürdük, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk ettik."  Değerli arkadaşlarım, biz de bilelim, ne sakıncası var? Bu kanunu burada bizler oylamayacak  mıyız, "evet" veya "hayır" demeyecek miyiz? Bizim bunları bilme hakkımız yok mu? Neye göre  "evet" diyeceksiniz, neye göre "hayır" diyeceksiniz? Böyle bir şey olabilir mi?  Bu konuda, lütfen, iktidar milletvekilleri, Sayın Bakanı bundan sonraki aşamada Parlamentoyu  bilgilendirme noktasında göreve davet etmelisiniz.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Kime söylüyorsunuz!  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Biz ettik, bugüne kadar herhangi bir cevap alamadık.  Bakın, değerli arkadaşlarım, bunlar niçin önemli? Bunu niye bu kadar önemsiyorum, bunun  üzerinde niye bu kadar durdum, şimdi de onu izah edeceğim. 28 Aralık 2009'da göreve gelişinin yıl  dönümü münasebetiyle Sayın YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan bir toplantı yapıyor. Bu toplantıda,  üniversite sayısını iki yüze çıkarmak istediklerini ve 2010'da özel üniversite kurulması için  girişimlerde bulunacaklarını açıkladı. Özel üniversitelerin açılabilmesi için Anayasa değişikliği  gerektiğini belirten Özcan "Şimdiki vakıfların bir kısmı özel üniversite statüsüne geçecek, bir kısmı  da vakıf olarak kalacaktır." dedi. Vakıf üniversitelerinin kâr amacı gütmemesi gerektiğini belirten  YÖK Başkanı "Bazen maalesef para için de bu işi yapmış olabiliyorlar." Bu söz YÖK Başkanının  ifadesi değerli arkadaşlarım. "Onları da zor durumdan kurtarmış olacağız."diye konuştu. YÖK işini  iyi yapmış olsaydı, bütün bu kriterleri ölçüp biçip tartsaydı, bizlerden, kanun koyucudan bu bilgileri  saklamasaydı böyle bir itirafın içerisinde olmasına da gerek kalmayacaktı. Bugün bu işi para için  yapan vakıf üniversitelerinin olduğunu itiraf etmek zorunda da kalmayacaktı. Kanuna karşı hile  yapanları "Zor duruma düşmüş mağdurlar." diye de nitelendirmeyecekti. Buradan Sayın Millî Eğitim  Bakanına soruyorum: Bu YÖK Başkanı bu itirafları yaptıktan sonra, bu üniversitelerin ilgili kuruluş  işlemlerini onaylayan, onları "Zor duruma düşmüş mağdurlar." diye açıklayan YÖK Başkanı  hakkında, bu işlemleri yapanlar hakkında bugüne kadar ne işlem yapılmıştır? Bu üniversiteler  hangileridir? Bunu kamuoyunun bilmesi en doğal hakkı. Vakıf üniversitesi diye çocuklarımızı  gönderdiğimiz ama özel üniversite mantığıyla çalışan bu üniversiteler hangileri? Bunu kamuoyunun  da bilmeye hakkı var, yüce Parlamentonun da bilmeye hakkı var. Az sonra soru olarak Bakana tekrar  tevdi edeceğim, yönelteceğim. Değerli arkadaşlarım, o, YÖK Başkanının itirafları...  Şimdi, Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı Sayın Rıfat Sarıcaoğlu'nun ifadeleriyle bu gerçeği  önünüze getirmek istiyorum. Bu üniversitelerin altyapıları... Uzun, sadece vaktimizi iyi kullanmak,  sabrınızı zorlamamak adına da sadece, küçük alıntılar, önemli, çarpıcı bölümlerinden alıntılar yapmak  - 8 7 -
Sayfa 88 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Şu anda yaptığımız da odur. Üniversite kurmak üzere kanun çıkarıyoruz. Gerek Komisyonda  gerek Türkiye Büyük Millet Meclisinde siz değerli milletvekili arkadaşlarıma, kurulacak  üniversitelerin mütevelli heyetlerinin kimler olduğu... Anayasa'nın amir hükmü olan -yukarıda  saydığım- çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen kurabilecekler mi? Ülkenin  ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirme amacına ulaşmak için ne gibi çalışmalar yapılmış? Açılan  fakülteler bu amaçla yapılan hangi projeksiyonlara dayanıyor? Bunları sağlayacak sermayeye  sahipler mi? Ve buna benzer konularda bu soruları artırmak mümkün.  Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar bu konularda size herhangi bir bilgi verildi mi? Üzülerek  ifade ediyorum ki "hayır." Ne iktidar milletvekillerine ne muhalefet milletvekillerine. Bu konuda  Anayasa'nın yüklediği bu görevi ifa etmek üzere birazdan oy kullanacak bu arkadaşlarıma bununla  ilgili en ufak bir açıklama yapılmış değil.  Bu, şu soruyu akla getirmekte: Kanun koyucudan ne saklanıyor? Bununla ne amaçlanıyor?  Komisyonda sordum, verilen cevap: "Bu konuda YÖK gerekli çalışmayı yaptı, yeterli oldukları  görüldü, biz de bunu tasarıya dönüştürdük, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk ettik."  Değerli arkadaşlarım, biz de bilelim, ne sakıncası var? Bu kanunu burada bizler oylamayacak  mıyız, "evet" veya "hayır" demeyecek miyiz? Bizim bunları bilme hakkımız yok mu? Neye göre  "evet" diyeceksiniz, neye göre "hayır" diyeceksiniz? Böyle bir şey olabilir mi?  Bu konuda, lütfen, iktidar milletvekilleri, Sayın Bakanı bundan sonraki aşamada Parlamentoyu  bilgilendirme noktasında göreve davet etmelisiniz.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Kime söylüyorsunuz!  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Biz ettik, bugüne kadar herhangi bir cevap alamadık.  Bakın, değerli arkadaşlarım, bunlar niçin önemli? Bunu niye bu kadar önemsiyorum, bunun  üzerinde niye bu kadar durdum, şimdi de onu izah edeceğim. 28 Aralık 2009'da göreve gelişinin yıl  dönümü münasebetiyle Sayın YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan bir toplantı yapıyor. Bu toplantıda,  üniversite sayısını iki yüze çıkarmak istediklerini ve 2010'da özel üniversite kurulması için  girişimlerde bulunacaklarını açıkladı. Özel üniversitelerin açılabilmesi için Anayasa değişikliği  gerektiğini belirten Özcan "Şimdiki vakıfların bir kısmı özel üniversite statüsüne geçecek, bir kısmı  da vakıf olarak kalacaktır." dedi. Vakıf üniversitelerinin kâr amacı gütmemesi gerektiğini belirten  YÖK Başkanı "Bazen maalesef para için de bu işi yapmış olabiliyorlar." Bu söz YÖK Başkanının  ifadesi değerli arkadaşlarım. "Onları da zor durumdan kurtarmış olacağız."diye konuştu. YÖK işini  iyi yapmış olsaydı, bütün bu kriterleri ölçüp biçip tartsaydı, bizlerden, kanun koyucudan bu bilgileri  saklamasaydı böyle bir itirafın içerisinde olmasına da gerek kalmayacaktı. Bugün bu işi para için  yapan vakıf üniversitelerinin olduğunu itiraf etmek zorunda da kalmayacaktı. Kanuna karşı hile  yapanları "Zor duruma düşmüş mağdurlar." diye de nitelendirmeyecekti. Buradan Sayın Millî Eğitim  Bakanına soruyorum: Bu YÖK Başkanı bu itirafları yaptıktan sonra, bu üniversitelerin ilgili kuruluş  işlemlerini onaylayan, onları "Zor duruma düşmüş mağdurlar." diye açıklayan YÖK Başkanı  hakkında, bu işlemleri yapanlar hakkında bugüne kadar ne işlem yapılmıştır? Bu üniversiteler  hangileridir? Bunu kamuoyunun bilmesi en doğal hakkı. Vakıf üniversitesi diye çocuklarımızı  gönderdiğimiz ama özel üniversite mantığıyla çalışan bu üniversiteler hangileri? Bunu kamuoyunun  da bilmeye hakkı var, yüce Parlamentonun da bilmeye hakkı var. Az sonra soru olarak Bakana tekrar  tevdi edeceğim, yönelteceğim. Değerli arkadaşlarım, o, YÖK Başkanının itirafları...  Şimdi, Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı Sayın Rıfat Sarıcaoğlu'nun ifadeleriyle bu gerçeği  önünüze getirmek istiyorum. Bu üniversitelerin altyapıları... Uzun, sadece vaktimizi iyi kullanmak,  sabrınızı zorlamamak adına da sadece, küçük alıntılar, önemli, çarpıcı bölümlerinden alıntılar yapmak  - 8 7 - TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 8 - istiyorum: Bu üniversitelerin altyapıları olmadan açılmalarına izin verildiğini, bu nedenle kaliteli  eğitimde gerileme olduğunu kaydetti. "Böyle giderse vakıf üniversitelerinin birkısmı kapatılacak ve  devletin üzerine büyük bir yük binecek." diyen Sarıcaoğlu, üniversite kapandığı takdirde bu yükün  devlete devrolacağını ancak çözüm yolunun bu olmadığını da sözlerine ekledi.  Yine devam ediyor: "Finansal sorunu olmayan yok." Değerli arkadaşlarım, bunu söyleyen Vakıf  Üniversiteleri Birliği Başkanı. "Finansal sorunu olmayan yok. Sadece dayanma gücü bir yerde daha  fazla, bazılarının dayanma gücü daha az." İşte, az önce ifade ettiklerim. "Niçin? Bu kanun koyucudan  ne saklanmak isteniyor?" dememdeki gaye bu. Bundan önce kurulan üniversiteler de aynı mantıkla  kurulduğu için bütün bu sıkıntıları yaşıyor şu anda vakıf üniversiteleri.  Değerli arkadaşlarım, ülkemizde 80 bin araştırmacı var. Bu kadar araştırmacı, öğretim üyesi ve  öğretim görevlisinin bulunduğu ülkemizde bilimsel makalede, yaratıcılıkta, dönüşümde maalesef  son sıralarda yer almaktayız. Dünya bilimine katkımız, nüfus oranımıza göre binde 13 civarında.  Araştıran ve bilim üretmesini beklediğimiz akademisyen, nasıl geçineceğini düşünüyor, çocuğunun  eğitimini nasıl planlayacağı üzerinde kafa yoruyor, pazar, market ihtiyaçlarına kendi koşuyor, gelir  düzeyleri yoksulluk sınırının altında, ek iş peşinde koşuyor.  İyiler değil, zayıf bireyler üniversitelerde akademisyen olma sürecine girmiş durumda. Ülkenin  ciddi bir eğitim politikası yok. Sorun bir tane değil ki . . .  Yüksek lisans ve doktora eğitimi arzu edilenin çok gerisinde. YÖK ve üniversiteler arasındaki  hiyerarşik yapı, üniversitelerde ilerleme heyecanını maalesef kazandıramıyor.  Rektör atamaları hâlâ sorunsa, akademisyenler oy kullanıyor, kullandıkları oyun değeri  olmuyorsa, bu yapı ile öğretim potansiyelini daha yukarılara taşımak maalesef mümkün değildir.  İşte, işe, değerli arkadaşlarım, hep birlikte el ele vermek suretiyle üniversite reformu ile başlamalıyız.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Önce bunları gönderelim, ondan sonra biz yaparız.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Bir bilim ordusu oluşturmalıyız. Bilim ve teknoloji bakanlığı  kurmalıyız. Kendimize yakışan bir bilim, eğitim ve teknoloji politikaları belirlemeliyiz ve bunları da  belirli aralıklarla revize etmeliyiz.  Bugün on binde 72 olan bilim ve araştırmaya ayırdığımız payı başlangıç için gayrisafı millî  hasılamızın yüzde 2'si düzeylerine mutlaka yükseltmeliyiz çünkü değerli arkadaşlarım, modern  hayatın önemli bir özelliği hızlı değişen ihtiyaçlara uyum sağlamak. Ülkelerin ve insanların başarısı  için bu mutlaka gerekli. ARGE alanında yoğun yatırım yapan ülkeler küreselleşme sürecinin getirdiği  fırsatlardan en fazla yararlanan ve küreselleşmenin zararlı etkilerinden en iyi kurtulan, korunan  ülkeler oluyor. Teknoloji insan kapasitesini de güçlendiriyor. Görece küçük yeni yatırımlarla -çünkü  kıt sermayeye sahip, sermaye sıkıntısı çeken ülke ve bireyleriz- büyük istihdam imkânları  yaratmalıyız ve ekonomiyi yücelterek, yükselterek, verimliliği artırarak büyümeyi de sağlamalıyız.  Değerli arkadaşlarım, eğer gayemiz ülkemizi, milletimizi ileriye taşımaksa, fark yaratmaksa  birinci önceliğimizin eğitim olması gerekir. Dünyamız bilim çağında hızlı bir şekilde ilerlerken her  an yeni alanların da oluştuğunu görüyoruz. Eğitim düzeylerini belli bir seviyeye getiren toplumlar  bilgi üretir hâle geldi. Bilim ve eğitim politikası olmayan hiçbir toplumun, hiçbir milletin başarılı  olma şansı yok.  Bir ülkenin kaynaklan, yetişmiş insan gücü varsa o toplum ilerler ama kaynağı olan yetişmiş  insanı olmayan ülkelerin yol alamadığını görüyoruz ama yetişmiş insanı olup kaynağı olmayan pek  çok ülkenin de bu yetişmiş insanlarla kendi kaynağını yarattığını da görüyoruz. Bunun için, her  alanda, iyi donanımlı, dünyayı iyi okuyabilen, uluslararası ölçekte güçlü insanlar yetiştirmemiz  gerekmektedir. Yetişmiş insan gücü, gelişmişliğin de ölçüsüdür. Peki, bizim, geleceğe yönelik, bilim
Sayfa 89 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 8 - istiyorum: Bu üniversitelerin altyapıları olmadan açılmalarına izin verildiğini, bu nedenle kaliteli  eğitimde gerileme olduğunu kaydetti. "Böyle giderse vakıf üniversitelerinin birkısmı kapatılacak ve  devletin üzerine büyük bir yük binecek." diyen Sarıcaoğlu, üniversite kapandığı takdirde bu yükün  devlete devrolacağını ancak çözüm yolunun bu olmadığını da sözlerine ekledi.  Yine devam ediyor: "Finansal sorunu olmayan yok." Değerli arkadaşlarım, bunu söyleyen Vakıf  Üniversiteleri Birliği Başkanı. "Finansal sorunu olmayan yok. Sadece dayanma gücü bir yerde daha  fazla, bazılarının dayanma gücü daha az." İşte, az önce ifade ettiklerim. "Niçin? Bu kanun koyucudan  ne saklanmak isteniyor?" dememdeki gaye bu. Bundan önce kurulan üniversiteler de aynı mantıkla  kurulduğu için bütün bu sıkıntıları yaşıyor şu anda vakıf üniversiteleri.  Değerli arkadaşlarım, ülkemizde 80 bin araştırmacı var. Bu kadar araştırmacı, öğretim üyesi ve  öğretim görevlisinin bulunduğu ülkemizde bilimsel makalede, yaratıcılıkta, dönüşümde maalesef  son sıralarda yer almaktayız. Dünya bilimine katkımız, nüfus oranımıza göre binde 13 civarında.  Araştıran ve bilim üretmesini beklediğimiz akademisyen, nasıl geçineceğini düşünüyor, çocuğunun  eğitimini nasıl planlayacağı üzerinde kafa yoruyor, pazar, market ihtiyaçlarına kendi koşuyor, gelir  düzeyleri yoksulluk sınırının altında, ek iş peşinde koşuyor.  İyiler değil, zayıf bireyler üniversitelerde akademisyen olma sürecine girmiş durumda. Ülkenin  ciddi bir eğitim politikası yok. Sorun bir tane değil ki . . .  Yüksek lisans ve doktora eğitimi arzu edilenin çok gerisinde. YÖK ve üniversiteler arasındaki  hiyerarşik yapı, üniversitelerde ilerleme heyecanını maalesef kazandıramıyor.  Rektör atamaları hâlâ sorunsa, akademisyenler oy kullanıyor, kullandıkları oyun değeri  olmuyorsa, bu yapı ile öğretim potansiyelini daha yukarılara taşımak maalesef mümkün değildir.  İşte, işe, değerli arkadaşlarım, hep birlikte el ele vermek suretiyle üniversite reformu ile başlamalıyız.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Önce bunları gönderelim, ondan sonra biz yaparız.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Bir bilim ordusu oluşturmalıyız. Bilim ve teknoloji bakanlığı  kurmalıyız. Kendimize yakışan bir bilim, eğitim ve teknoloji politikaları belirlemeliyiz ve bunları da  belirli aralıklarla revize etmeliyiz.  Bugün on binde 72 olan bilim ve araştırmaya ayırdığımız payı başlangıç için gayrisafı millî  hasılamızın yüzde 2'si düzeylerine mutlaka yükseltmeliyiz çünkü değerli arkadaşlarım, modern  hayatın önemli bir özelliği hızlı değişen ihtiyaçlara uyum sağlamak. Ülkelerin ve insanların başarısı  için bu mutlaka gerekli. ARGE alanında yoğun yatırım yapan ülkeler küreselleşme sürecinin getirdiği  fırsatlardan en fazla yararlanan ve küreselleşmenin zararlı etkilerinden en iyi kurtulan, korunan  ülkeler oluyor. Teknoloji insan kapasitesini de güçlendiriyor. Görece küçük yeni yatırımlarla -çünkü  kıt sermayeye sahip, sermaye sıkıntısı çeken ülke ve bireyleriz- büyük istihdam imkânları  yaratmalıyız ve ekonomiyi yücelterek, yükselterek, verimliliği artırarak büyümeyi de sağlamalıyız.  Değerli arkadaşlarım, eğer gayemiz ülkemizi, milletimizi ileriye taşımaksa, fark yaratmaksa  birinci önceliğimizin eğitim olması gerekir. Dünyamız bilim çağında hızlı bir şekilde ilerlerken her  an yeni alanların da oluştuğunu görüyoruz. Eğitim düzeylerini belli bir seviyeye getiren toplumlar  bilgi üretir hâle geldi. Bilim ve eğitim politikası olmayan hiçbir toplumun, hiçbir milletin başarılı  olma şansı yok.  Bir ülkenin kaynaklan, yetişmiş insan gücü varsa o toplum ilerler ama kaynağı olan yetişmiş  insanı olmayan ülkelerin yol alamadığını görüyoruz ama yetişmiş insanı olup kaynağı olmayan pek  çok ülkenin de bu yetişmiş insanlarla kendi kaynağını yarattığını da görüyoruz. Bunun için, her  alanda, iyi donanımlı, dünyayı iyi okuyabilen, uluslararası ölçekte güçlü insanlar yetiştirmemiz  gerekmektedir. Yetişmiş insan gücü, gelişmişliğin de ölçüsüdür. Peki, bizim, geleceğe yönelik, bilim  TBMM B :84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 9 - adamı yetiştirme projelerimiz var mıdır? Çok isterdim göğsümü gere gere "var" diyebilmek, bunları  da size izah edebilmek; maalesef bu sorunun cevabı "hayır."  Yetişmiş insan gücünün en üst aşaması olan üniversitenin temel fonksiyonları, araştırma yapmak,  eğitim vermek, toplumu aydınlatmak ve millete hizmet etmektir. Üniversite, akla gelmeyeni görme,  belli bir kalıplar içerisinde düşünmeme, yenilikleri bulma, yaratıcı olabilme, her şeyden önce, hakikati  araştırabilen, kuşkuculuğu ve sorgulayıcılığı en üstte tutabilen ve sürprizlere açık olan, bilim  insanlarının faaliyet gösterdiği, beyin fırtınası için en uygun alanlardır. Hâl böyle iken dünyadaki  başarılı üniversiteler sıralamasında hiçbir üniversitemiz ilk 500 üniversite arasına girememiştir. Bu  durum, dünyanın 17'nci, Avrupa'nın 6'ncı ekonomisi olan bir ülkeye maalesef yakışmamaktadır.  Onun için, bütün bu ifade ettiklerim noktasında yapılacak her türlü çalışmada Milliyetçi Hareket  Partisi olarak sonuna kadar destek vereceğimizi de buradan ifade etmek istiyorum. Her konuda,  ülkeyi daha iyi, daha müreffeh bir toplum yaratma noktasında üniversitelerle ilgili yapacağımız her  türlü çalışmada sonuna kadar destek vermeye hazırız.  Değerli arkadaşlarım, bugün sabah AKP Grup Başkan Vekili Sayın Mustafa Elitaş, bir televizyon  programında soruları cevaplandırırken dün çıkarttığımız Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen  Kütükleri Yasası'nı da örnek göstererek, işte, Parlamentoda muhalefetten şikâyet etti, uzun süre  çalışmaya mecbur bırakıldığı noktasında.  Değerli arkadaşlarım, şimdi, yasalar geliyor. Az önce ifade ettim. Şu vakıf üniversiteleri ile ilgili  komisyon aşamasında bütün bu bilgiler bize gelmiş olsaydı, yeterli bilgilendirme yapılmış olsaydı,  muhalefet olarak bizlerin katkısı alınmış olsaydı -ki Millî Eğitim Komisyonunda bunun örnekleri  son derece fazla- burada çok kısa süreler içerisinde kanunları yasalaştırdığımızı da biliyoruz. Ama  ne hikmetse, komisyonlarda bazı yasalar çıkartılırken, eğitim komisyonlarında, bu birlikteliği, bu  katkıyı yaşayamıyoruz. Öyle olunca da, Seçim Kanunu'nda da olduğu gibi, her maddesinde önerge  vermek suretiyle, doğruları ifade etmek suretiyle, millet adına, milletin hayrına görmediğimiz  icraatları burada ifade etmek adına İç Tüzük'ün muhalefete verdiği bütün yetkileri de kullanmak  zorundayız. Onun için de bir grup başkan vekilinin çıkıp televizyonlarda muhalefeti millete şikâyet  etmesini hoş bulmadığımı da burada ifade etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, meslek okulları mezunlarının, devletten, iş dünyasından ve genelde  toplumdan daha fazla destek almaya ihtiyaçları var. E şimdi bunları söylemeyelim mi? Bir taraftan  mesleki ve teknik okullar diğer taraftan da sanayi ve hizmet dallarında faaliyet gösteren özel sektör  kuruluşları arasındaki karşılıklı ilişkinin yeniden düşünülmesi gerekiyor. Bunları ifade etmeyelim  mi Sayın Elitaş? Sanayi odaları ve organize sanayi bölgesi yönetimleri, meslek okullarının kalitesini  geliştirme, eğitim malzemelerini, kullanılan araç ve gereçleri yenileyip modernleştirme konusunda  destek olabileceklerini ifade ediyorlar ama bu konuda yasal düzenleme yapılması lazım. Örneğin,  benim şehrimde, Eskişehir'de Sanayi Odası organize sanayinin içerisinde bir endüstri meslek lisesi  açmak istiyor ama Organize Sanayi Bölgeleri Yasası buna cevaz vermiyor. Bu değişikliğin yapılması  lazım. Şimdi, bunları yapmıyorsanız burada ifade etmeyelim mi?  Eğer, okullardan mezun olanlar doğru düzgün okuyup yazamıyorsa ve bugünün dünyasında  hayati bir önem taşıyan bilgisayar okuryazarlığı, eleştirel düşünce ve etkin problem çözümü gibi bazı  genel becerilerle donatılmış değillerse, bütün çocukların eğitime erişmesini garantilemek noktasında  bizler de burada iktidarı çalışmaya teşvik etme noktasında bunları ifade etmek zorundayız.  Değerli arkadaşlarım, bu vesileyle bir konu üzerinde de durmak istiyorum: Bir araştırma şirketi  16 Martta bir araştırma sonucunu yayınlıyor. "En acil çözüm beklediğiniz sorunlar ne diye?" sorulmuş  bu araştırma şirketi tarafından insanlarımıza. Geçim sıkıntısı diyenlerin sayısı yüzde 35,4; işsizlik
Sayfa 90 -
TBMM B :84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 8 9 - adamı yetiştirme projelerimiz var mıdır? Çok isterdim göğsümü gere gere "var" diyebilmek, bunları  da size izah edebilmek; maalesef bu sorunun cevabı "hayır."  Yetişmiş insan gücünün en üst aşaması olan üniversitenin temel fonksiyonları, araştırma yapmak,  eğitim vermek, toplumu aydınlatmak ve millete hizmet etmektir. Üniversite, akla gelmeyeni görme,  belli bir kalıplar içerisinde düşünmeme, yenilikleri bulma, yaratıcı olabilme, her şeyden önce, hakikati  araştırabilen, kuşkuculuğu ve sorgulayıcılığı en üstte tutabilen ve sürprizlere açık olan, bilim  insanlarının faaliyet gösterdiği, beyin fırtınası için en uygun alanlardır. Hâl böyle iken dünyadaki  başarılı üniversiteler sıralamasında hiçbir üniversitemiz ilk 500 üniversite arasına girememiştir. Bu  durum, dünyanın 17'nci, Avrupa'nın 6'ncı ekonomisi olan bir ülkeye maalesef yakışmamaktadır.  Onun için, bütün bu ifade ettiklerim noktasında yapılacak her türlü çalışmada Milliyetçi Hareket  Partisi olarak sonuna kadar destek vereceğimizi de buradan ifade etmek istiyorum. Her konuda,  ülkeyi daha iyi, daha müreffeh bir toplum yaratma noktasında üniversitelerle ilgili yapacağımız her  türlü çalışmada sonuna kadar destek vermeye hazırız.  Değerli arkadaşlarım, bugün sabah AKP Grup Başkan Vekili Sayın Mustafa Elitaş, bir televizyon  programında soruları cevaplandırırken dün çıkarttığımız Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen  Kütükleri Yasası'nı da örnek göstererek, işte, Parlamentoda muhalefetten şikâyet etti, uzun süre  çalışmaya mecbur bırakıldığı noktasında.  Değerli arkadaşlarım, şimdi, yasalar geliyor. Az önce ifade ettim. Şu vakıf üniversiteleri ile ilgili  komisyon aşamasında bütün bu bilgiler bize gelmiş olsaydı, yeterli bilgilendirme yapılmış olsaydı,  muhalefet olarak bizlerin katkısı alınmış olsaydı -ki Millî Eğitim Komisyonunda bunun örnekleri  son derece fazla- burada çok kısa süreler içerisinde kanunları yasalaştırdığımızı da biliyoruz. Ama  ne hikmetse, komisyonlarda bazı yasalar çıkartılırken, eğitim komisyonlarında, bu birlikteliği, bu  katkıyı yaşayamıyoruz. Öyle olunca da, Seçim Kanunu'nda da olduğu gibi, her maddesinde önerge  vermek suretiyle, doğruları ifade etmek suretiyle, millet adına, milletin hayrına görmediğimiz  icraatları burada ifade etmek adına İç Tüzük'ün muhalefete verdiği bütün yetkileri de kullanmak  zorundayız. Onun için de bir grup başkan vekilinin çıkıp televizyonlarda muhalefeti millete şikâyet  etmesini hoş bulmadığımı da burada ifade etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, meslek okulları mezunlarının, devletten, iş dünyasından ve genelde  toplumdan daha fazla destek almaya ihtiyaçları var. E şimdi bunları söylemeyelim mi? Bir taraftan  mesleki ve teknik okullar diğer taraftan da sanayi ve hizmet dallarında faaliyet gösteren özel sektör  kuruluşları arasındaki karşılıklı ilişkinin yeniden düşünülmesi gerekiyor. Bunları ifade etmeyelim  mi Sayın Elitaş? Sanayi odaları ve organize sanayi bölgesi yönetimleri, meslek okullarının kalitesini  geliştirme, eğitim malzemelerini, kullanılan araç ve gereçleri yenileyip modernleştirme konusunda  destek olabileceklerini ifade ediyorlar ama bu konuda yasal düzenleme yapılması lazım. Örneğin,  benim şehrimde, Eskişehir'de Sanayi Odası organize sanayinin içerisinde bir endüstri meslek lisesi  açmak istiyor ama Organize Sanayi Bölgeleri Yasası buna cevaz vermiyor. Bu değişikliğin yapılması  lazım. Şimdi, bunları yapmıyorsanız burada ifade etmeyelim mi?  Eğer, okullardan mezun olanlar doğru düzgün okuyup yazamıyorsa ve bugünün dünyasında  hayati bir önem taşıyan bilgisayar okuryazarlığı, eleştirel düşünce ve etkin problem çözümü gibi bazı  genel becerilerle donatılmış değillerse, bütün çocukların eğitime erişmesini garantilemek noktasında  bizler de burada iktidarı çalışmaya teşvik etme noktasında bunları ifade etmek zorundayız.  Değerli arkadaşlarım, bu vesileyle bir konu üzerinde de durmak istiyorum: Bir araştırma şirketi  16 Martta bir araştırma sonucunu yayınlıyor. "En acil çözüm beklediğiniz sorunlar ne diye?" sorulmuş  bu araştırma şirketi tarafından insanlarımıza. Geçim sıkıntısı diyenlerin sayısı yüzde 35,4; işsizlik  TBMM B:84 8 . 4 . 2010 0 : 4  - 9 0 - yüzde 30,3; eğitim yüzde 8,1; demokrasi yüzde 3; Kürt sorunu yüzde 1,6; bir sorun yaşamıyorum  diyenlerin de yüzde 11,5. Şimdi, Sayın Elitaş, bu Meclisi gerçek gündemine getirelim; vatandaşın  sıkıntısı geçim sıkıntısı, vatandaşın sıkıntısı işsizlik; gerçek gündeme dönsün. Bu Parlamentoda  vatandaşımızın geçim sıkıntısına çare bulacak tedbirler alalım. İşsizliği ortadan kaldıracak, istihdamı  artıracak, bu işsiz insanlarımıza iş sağlayacak yasalara öncelik verelim demek Parlamentoyu meşgul  etmek olmasa gerek.  Yine, geçen bir konuşmamda da ifade ettim, değerli arkadaşlarım, 15-24 yaş arası 12 milyon 800  bin genç insanın yüzde 40'ı, yani 5 milyonun üstünde bir nüfus maalesef ne okuyor ne de çalışıyor.  Ülkenin bunlara çözüm bulma gerekliliği var. Bu çözümü de yüce Parlamento gerekli tedbirleri almak  suretiyle yapacak. Bütün bunları ifade etmek durumundayız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Sağ olun Sayın Başkanım, bitiriyorum.  Değerli arkadaşlarım, bütün bunlara rağmen eğitimi çok önemsiyoruz. Eğitim noktasında bu  insanımıza en ufak bir katkı verecek her türlü oluşumun da yanındayız. Ama bu eleştirilerimizin de  mutlaka dikkate alınmasını hem yüce Parlamentodan, siz sayın milletvekillerinden hem de Sayın  Millî Eğitim Bakanlığından bekliyoruz ve olumlu katkı vereceğimizi ifade ediyor, yüce heyeti bu  vesileyle bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Asil.  Şahıslar adına son söz...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım, Sayın Asil, konuşmasında dört veya beş kere  ismimi zikretti. İzin verirseniz kısa bir açıklama yapmak istiyorum.  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Yanlış bir şey söylemedim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yanlış söylemedi.  İzin verirseniz iki dakikada...  BAŞKAN - Buyurun.  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  4.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil'in, şahsına  sataşması nedeniyle konuşması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Sayın Asil son konuşmasının beşinci dakikasından itibaren her dakikada bir benim ismimi  zikrederek bazı önermelerde bulundu. Öncelikle şunu ifade edeyim: Kendisini, eleştirirken gösterdiği  üslubundaki nezaketten dolayı, hakikaten, koyduğu konuya katılmasam da, o nezaketle, soyadına  uygun bir asaletle eleştiri gösterdiğinden dolayı şahsım adına teşekkür ediyorum.  Yalnız, benim arzu ettiğim, benim televizyondaki ifade ettiğim eleştiri şuydu: Bir televizyon  programında "Anayasa görüşmeleri çerçevesinde, muhalefet, Parlamentoyu tıkayacak gibi bir durum  var, ne diyorsunuz?" dedi. İnşallah, ümit ediyorum, tıkamazlar mealinde bir şey söyledim. Ama biz,  dün, önceki günlerde yaptığımız konuşmalarda, muhalefet İç Tüzük'ün kendilerine verdiği yetkiyi  istismar eder ölçüde kullandığından dolayı maalesef Türkiye'nin gündemindeki yasaları  çıkaramıyoruz dedim. Mesela, geçen hafta, iki hafta altı maddelik Türk-Alman Üniversitesiyle ilgili  görüşme yaptık.  Şimdi, saat 13.00'te Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi  açıldıktan itibaren tam dört buçuk saat sonra 17.30'da gündeme geçebildik. Nitekim, Danışma
Sayfa 91 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2010 0 : 4  - 9 0 - yüzde 30,3; eğitim yüzde 8,1; demokrasi yüzde 3; Kürt sorunu yüzde 1,6; bir sorun yaşamıyorum  diyenlerin de yüzde 11,5. Şimdi, Sayın Elitaş, bu Meclisi gerçek gündemine getirelim; vatandaşın  sıkıntısı geçim sıkıntısı, vatandaşın sıkıntısı işsizlik; gerçek gündeme dönsün. Bu Parlamentoda  vatandaşımızın geçim sıkıntısına çare bulacak tedbirler alalım. İşsizliği ortadan kaldıracak, istihdamı  artıracak, bu işsiz insanlarımıza iş sağlayacak yasalara öncelik verelim demek Parlamentoyu meşgul  etmek olmasa gerek.  Yine, geçen bir konuşmamda da ifade ettim, değerli arkadaşlarım, 15-24 yaş arası 12 milyon 800  bin genç insanın yüzde 40'ı, yani 5 milyonun üstünde bir nüfus maalesef ne okuyor ne de çalışıyor.  Ülkenin bunlara çözüm bulma gerekliliği var. Bu çözümü de yüce Parlamento gerekli tedbirleri almak  suretiyle yapacak. Bütün bunları ifade etmek durumundayız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  BEYTULLAH ASİL (Devamla) - Sağ olun Sayın Başkanım, bitiriyorum.  Değerli arkadaşlarım, bütün bunlara rağmen eğitimi çok önemsiyoruz. Eğitim noktasında bu  insanımıza en ufak bir katkı verecek her türlü oluşumun da yanındayız. Ama bu eleştirilerimizin de  mutlaka dikkate alınmasını hem yüce Parlamentodan, siz sayın milletvekillerinden hem de Sayın  Millî Eğitim Bakanlığından bekliyoruz ve olumlu katkı vereceğimizi ifade ediyor, yüce heyeti bu  vesileyle bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Asil.  Şahıslar adına son söz...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım, Sayın Asil, konuşmasında dört veya beş kere  ismimi zikretti. İzin verirseniz kısa bir açıklama yapmak istiyorum.  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Yanlış bir şey söylemedim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yanlış söylemedi.  İzin verirseniz iki dakikada...  BAŞKAN - Buyurun.  IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  4.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil'in, şahsına  sataşması nedeniyle konuşması  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla  selamlıyorum.  Sayın Asil son konuşmasının beşinci dakikasından itibaren her dakikada bir benim ismimi  zikrederek bazı önermelerde bulundu. Öncelikle şunu ifade edeyim: Kendisini, eleştirirken gösterdiği  üslubundaki nezaketten dolayı, hakikaten, koyduğu konuya katılmasam da, o nezaketle, soyadına  uygun bir asaletle eleştiri gösterdiğinden dolayı şahsım adına teşekkür ediyorum.  Yalnız, benim arzu ettiğim, benim televizyondaki ifade ettiğim eleştiri şuydu: Bir televizyon  programında "Anayasa görüşmeleri çerçevesinde, muhalefet, Parlamentoyu tıkayacak gibi bir durum  var, ne diyorsunuz?" dedi. İnşallah, ümit ediyorum, tıkamazlar mealinde bir şey söyledim. Ama biz,  dün, önceki günlerde yaptığımız konuşmalarda, muhalefet İç Tüzük'ün kendilerine verdiği yetkiyi  istismar eder ölçüde kullandığından dolayı maalesef Türkiye'nin gündemindeki yasaları  çıkaramıyoruz dedim. Mesela, geçen hafta, iki hafta altı maddelik Türk-Alman Üniversitesiyle ilgili  görüşme yaptık.  Şimdi, saat 13.00'te Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi  açıldıktan itibaren tam dört buçuk saat sonra 17.30'da gündeme geçebildik. Nitekim, Danışma  T B M M B : 8 4 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 9 1 - Kurulunda değerli grup başkan vekilleriyle beraberken dedik ki, bizim 3 Ekim 2007 tarihinde  aldığımız bir karar var. O karar da şu: Salı günleri denetim yapalım, bir saat sözlü sorulara gündem  ayıralım. Çarşamba günleri bir saat sözlü sorulara cevap verelim, ondan sonraki günlere de kanun  tasan ve tekliflerine devam edelim. Bugün perşembe Sayın Asil. 3 Ekim 2007 tarihindeki aldığımız  karar çerçevesinde, Danışma Kurulu centilmenlik anlaşması gereğince yapmamamız gerekir. Dört  buçuk saatlik zamanı, dün yine dört buçuk saatlik zamanı, salı günü yaklaşık altı saatlik bir zamanı  Danışma Kurulu önerileri çerçevesinde, gündemi farklı farklı noktalarda ve gece saat 03.00'te,  04.00'te Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi bitiyor. Benim arzu ettiğim, ifade ettiğim nokta  buydu.  Mesela, bugün grup başkan vekilleriyle bir anlaşma yaptık, salı gününün gündemini belirledik.  Dünkü konuştuğumuz kanser araştırmasıyla ilgili bütün siyasi parti gruplarından birer milletvekili  önerge verecek ve o önergeler çerçevesinde kurulmasına karar vereceğiz. Gruplar adına da  konuşmayacağız, önerge sahipleri adına da konuşmayacağız ve kanser araştırma komisyonunu  kuracağız dedik, bugün aldığımız karar oydu. Eğer o karar çerçevesinde, salı gününün programını  hazırladığımızda bugün Danışma Kurulu önerileri gelmemiş olsaydı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.  BAŞKAN - Üç dakika vermiştim, üç dakikayı tamamladınız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Ben teşekkürlerimi arz ediyorum.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun gelin Sayın Kıhçdaroğlu.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Elitaş görüşürken, konuşurken...  BAŞKAN - Ben sizi kürsüye çağırdım. Üç dakika orada konuşup, sonra da üç dakika, toplam  altı dakika olacaktı da...  Buyurun.  5.- İstanbul Milletvekili Kemal Kıhçdaroğlu 'nun, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, grubuna  sataşması nedeniyle konuşması  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Elitaş burada hatibe yanıt verirken "Muhalefetin İç Tüzük'ü istismar eder ölçüde  kullandığı için gündeme geçemiyoruz." diye bir ifadesi oldu. Değerli milletvekilleri, İç Tüzük'ün  milletvekillerine tanıdığı imkânları kullanması, onun istismar edilmesi anlamına gelmez. Eğer siz  verilen bir hakkın kullanılmasını istismardır şeklinde yorumluyorsanız, o zaman, bizim, demokrasinin  "d" sinden başlayıp, yeniden oturup, konuşmamız gerekecek.  Sayın Elitaş, sizin gündeminizle veya yürütme organının gündemiyle yasama organının gündemi  farklı olabilir. Siz kendinizi yürütme organının emrinde gibi görüyorsanız o zaman yanlış yaparsınız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hiç de öyle değil.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - O zaman, müsaade edin... Siz diyorsunuz ki, bizim  gündemimiz şudur. Saygı duyuyoruz ama biz de diyoruz ki, bizim gündemimiz işsizliktir,  yoksulluktur, başka bir yerde yapılan işlemlerdir, yolsuzluktur diyoruz ve biz bunu getirip  Parlamentoda tartışmak istiyoruz, bunu araştıralım diyoruz. Siz buna katılmıyorsunuz ve biz bu  konuyu araştıralım ve bir on dakika konuşalım diye buraya getiriyoruz, buna bile siz kalkıp itiraz  ediyorsunuz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Nasıl on dakika konuşalım diyorsunuz?
Sayfa 92 -
T B M M B : 8 4 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 9 1 - Kurulunda değerli grup başkan vekilleriyle beraberken dedik ki, bizim 3 Ekim 2007 tarihinde  aldığımız bir karar var. O karar da şu: Salı günleri denetim yapalım, bir saat sözlü sorulara gündem  ayıralım. Çarşamba günleri bir saat sözlü sorulara cevap verelim, ondan sonraki günlere de kanun  tasan ve tekliflerine devam edelim. Bugün perşembe Sayın Asil. 3 Ekim 2007 tarihindeki aldığımız  karar çerçevesinde, Danışma Kurulu centilmenlik anlaşması gereğince yapmamamız gerekir. Dört  buçuk saatlik zamanı, dün yine dört buçuk saatlik zamanı, salı günü yaklaşık altı saatlik bir zamanı  Danışma Kurulu önerileri çerçevesinde, gündemi farklı farklı noktalarda ve gece saat 03.00'te,  04.00'te Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi bitiyor. Benim arzu ettiğim, ifade ettiğim nokta  buydu.  Mesela, bugün grup başkan vekilleriyle bir anlaşma yaptık, salı gününün gündemini belirledik.  Dünkü konuştuğumuz kanser araştırmasıyla ilgili bütün siyasi parti gruplarından birer milletvekili  önerge verecek ve o önergeler çerçevesinde kurulmasına karar vereceğiz. Gruplar adına da  konuşmayacağız, önerge sahipleri adına da konuşmayacağız ve kanser araştırma komisyonunu  kuracağız dedik, bugün aldığımız karar oydu. Eğer o karar çerçevesinde, salı gününün programını  hazırladığımızda bugün Danışma Kurulu önerileri gelmemiş olsaydı...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.  BAŞKAN - Üç dakika vermiştim, üç dakikayı tamamladınız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Ben teşekkürlerimi arz ediyorum.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun gelin Sayın Kıhçdaroğlu.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Elitaş görüşürken, konuşurken...  BAŞKAN - Ben sizi kürsüye çağırdım. Üç dakika orada konuşup, sonra da üç dakika, toplam  altı dakika olacaktı da...  Buyurun.  5.- İstanbul Milletvekili Kemal Kıhçdaroğlu 'nun, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, grubuna  sataşması nedeniyle konuşması  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Elitaş burada hatibe yanıt verirken "Muhalefetin İç Tüzük'ü istismar eder ölçüde  kullandığı için gündeme geçemiyoruz." diye bir ifadesi oldu. Değerli milletvekilleri, İç Tüzük'ün  milletvekillerine tanıdığı imkânları kullanması, onun istismar edilmesi anlamına gelmez. Eğer siz  verilen bir hakkın kullanılmasını istismardır şeklinde yorumluyorsanız, o zaman, bizim, demokrasinin  "d" sinden başlayıp, yeniden oturup, konuşmamız gerekecek.  Sayın Elitaş, sizin gündeminizle veya yürütme organının gündemiyle yasama organının gündemi  farklı olabilir. Siz kendinizi yürütme organının emrinde gibi görüyorsanız o zaman yanlış yaparsınız.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hiç de öyle değil.  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - O zaman, müsaade edin... Siz diyorsunuz ki, bizim  gündemimiz şudur. Saygı duyuyoruz ama biz de diyoruz ki, bizim gündemimiz işsizliktir,  yoksulluktur, başka bir yerde yapılan işlemlerdir, yolsuzluktur diyoruz ve biz bunu getirip  Parlamentoda tartışmak istiyoruz, bunu araştıralım diyoruz. Siz buna katılmıyorsunuz ve biz bu  konuyu araştıralım ve bir on dakika konuşalım diye buraya getiriyoruz, buna bile siz kalkıp itiraz  ediyorsunuz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Nasıl on dakika konuşalım diyorsunuz?  TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 9 2 - KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Evet efendim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Efendim, olur mu on dakika?  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Yani, bir konu gelir, burada oturur konuşuruz, sizler  de görüş bildirirsiniz; lehte, aleyhte görüşler bildiriliyor. Yani bir araştırma komisyonu kuralım  diyoruz.  Bakın, bugün TRT'den söz ettik, sizin Grup Başkan Vekiliniz Sayın Kılıç, kalktı TRT'yle ilgili  gerçekten de araştırılması gereken pek çok şeyi söyledi. O zaman demek ki getirilen konu ne kadar  haklı, oturup biz bunu araştıralım. Yani bir araştırma komisyonu kurmak, gerçekleri ortaya çıkarmak  Parlamentonun görevi değil mi? "Biz bunu getiriyoruz ama siz İç Tüzük'ün getirdiği hükümleri  kullanarak gündemi istismar ediyorsunuz." gibi bir suçlamayla karşı karşıya kalıyoruz. Bunu en  azından siz yapmayın Sayın Elitaş. Uzun süre Plan ve Bütçe Komisyonunda beraber çalıştık. Bizi  eleştirebilirsiniz, bakın buna saygımız var, siz "Bunu gündeme getirmeyin." diyebilirsiniz ama  "istismar ediyorsunuz" sözcüğünü kullandığınız zaman doğru olmamış olur.  Teşekkür ediyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Şandır.  Dokuz dakika gitti, Sayın Bakana duyurulur.  Buyurun.  6.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, grubuna  sataşması nedeniyle konuşması  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Gerçekten Genel Kurul yoruldu, azıcık nefes alınsın, iyi oldu bu fırsat da.  Şimdi, tabii, şunu kabul etmek mümkün değil Sayın Elitaş: Bu Genel Kurulu, bu Meclisi  çalıştırmak sorumluluğu sizin üzerinde. Yine bir başka sorumluluğunuz: Bu ülkenin sorunlarını  çözmek için gereken hukuku bu Meclisi çalıştırarak kurmak sorumluluğu da sizin üzerinizde. Bu  koordinasyonu siz sağlayacaksınız, nasıl sağlayacağınızı da siz bileceksiniz. Bize göre yolu çok basit:  Uzlaşmayla. Uzlaşma neye dayalı? Güvene dayalı. Eğer güven tesis edilemiyor ve uzlaşma temin  edilemiyorsa bu sizin bu konudaki eksiğinizdir, ihmalinizdir, neyse sebebi, sorgulamak bana düşmez  ama bir sonuç olarak eğer sizin öngördüğünüz gündemin dışında burada bir gündem tartışması  oluyorsa sizi size oy verenlere şikâyet ediyorum, sizi millete şikâyet ediyorum. Demek ki bu  muhalefet partileriyle gereken uzlaşmayı temin edemiyorsunuz ve şikâyet ettiğiniz gibi, dört saat, beş  saat, bize göre çok faydalı, size göre faydasız ama gerçekten toplumun sorunlarının konuşulduğu bir  dört saat geçiriyoruz. Bakın, toplumun sorunlarını...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yani şuna bağlı kalmak güven değil mi? Bunu tavsiye etmek  güven değil mi?  MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Efendim, ben size tekrar hatırlatmayı çok istemem ama  sözünde durmayan sizsiniz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayır.  MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Hani çarşamba günü sözlü sorulara devam edecektik?  Gösterdiğiniz, verdiğiniz tarihte aldığımız karar salı ve çarşamba günü... Hatta bu İç Tüzük'ün amir  hükmü, "En az iki gün." diyor bu İç Tüzük.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - İç Tüzük'ün diğer hükmü de.. .  MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Danışma Kurulunun kararı, çarşamba günü de sözlü  sorulara cevap verilecekti. Bundan geri dönen sizsiniz.
Sayfa 93 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 9 2 - KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Evet efendim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Efendim, olur mu on dakika?  KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Yani, bir konu gelir, burada oturur konuşuruz, sizler  de görüş bildirirsiniz; lehte, aleyhte görüşler bildiriliyor. Yani bir araştırma komisyonu kuralım  diyoruz.  Bakın, bugün TRT'den söz ettik, sizin Grup Başkan Vekiliniz Sayın Kılıç, kalktı TRT'yle ilgili  gerçekten de araştırılması gereken pek çok şeyi söyledi. O zaman demek ki getirilen konu ne kadar  haklı, oturup biz bunu araştıralım. Yani bir araştırma komisyonu kurmak, gerçekleri ortaya çıkarmak  Parlamentonun görevi değil mi? "Biz bunu getiriyoruz ama siz İç Tüzük'ün getirdiği hükümleri  kullanarak gündemi istismar ediyorsunuz." gibi bir suçlamayla karşı karşıya kalıyoruz. Bunu en  azından siz yapmayın Sayın Elitaş. Uzun süre Plan ve Bütçe Komisyonunda beraber çalıştık. Bizi  eleştirebilirsiniz, bakın buna saygımız var, siz "Bunu gündeme getirmeyin." diyebilirsiniz ama  "istismar ediyorsunuz" sözcüğünü kullandığınız zaman doğru olmamış olur.  Teşekkür ediyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Şandır.  Dokuz dakika gitti, Sayın Bakana duyurulur.  Buyurun.  6.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş 'ın, grubuna  sataşması nedeniyle konuşması  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Gerçekten Genel Kurul yoruldu, azıcık nefes alınsın, iyi oldu bu fırsat da.  Şimdi, tabii, şunu kabul etmek mümkün değil Sayın Elitaş: Bu Genel Kurulu, bu Meclisi  çalıştırmak sorumluluğu sizin üzerinde. Yine bir başka sorumluluğunuz: Bu ülkenin sorunlarını  çözmek için gereken hukuku bu Meclisi çalıştırarak kurmak sorumluluğu da sizin üzerinizde. Bu  koordinasyonu siz sağlayacaksınız, nasıl sağlayacağınızı da siz bileceksiniz. Bize göre yolu çok basit:  Uzlaşmayla. Uzlaşma neye dayalı? Güvene dayalı. Eğer güven tesis edilemiyor ve uzlaşma temin  edilemiyorsa bu sizin bu konudaki eksiğinizdir, ihmalinizdir, neyse sebebi, sorgulamak bana düşmez  ama bir sonuç olarak eğer sizin öngördüğünüz gündemin dışında burada bir gündem tartışması  oluyorsa sizi size oy verenlere şikâyet ediyorum, sizi millete şikâyet ediyorum. Demek ki bu  muhalefet partileriyle gereken uzlaşmayı temin edemiyorsunuz ve şikâyet ettiğiniz gibi, dört saat, beş  saat, bize göre çok faydalı, size göre faydasız ama gerçekten toplumun sorunlarının konuşulduğu bir  dört saat geçiriyoruz. Bakın, toplumun sorunlarını...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yani şuna bağlı kalmak güven değil mi? Bunu tavsiye etmek  güven değil mi?  MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Efendim, ben size tekrar hatırlatmayı çok istemem ama  sözünde durmayan sizsiniz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayır.  MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Hani çarşamba günü sözlü sorulara devam edecektik?  Gösterdiğiniz, verdiğiniz tarihte aldığımız karar salı ve çarşamba günü... Hatta bu İç Tüzük'ün amir  hükmü, "En az iki gün." diyor bu İç Tüzük.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - İç Tüzük'ün diğer hükmü de.. .  MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Danışma Kurulunun kararı, çarşamba günü de sözlü  sorulara cevap verilecekti. Bundan geri dönen sizsiniz.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  Bakın, biz bundan şikâyet etmiyoruz. Şikâyetimiz şu: Sokakta vatandaş bağırıyor. Vatandaşın  sorunlarının çözümü noktasında gerçekten muhalefet partileri olarak bizlerin sizlere daha çok baskı  yapmamızı, daha çok burada tenkit ve sizi uyarmamızı istiyorlar. Ama şunu tekrar ifade ediyorum:  Gerçekten bugün ülkemizin, milletimizin önünde çözülmesi gereken devasa sorunlar var, bunlar için  çıkartılması gereken hukuk var. Tekrar ediyorum, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu ve diğer temel  kanunlar konusunda... Bu dönem de çıkartamayacaksınız, bu dönem de çıkmayacak, görünen odur.  Dolayısıyla bunların sorumlusu sizsiniz. Burada yapılan işi de böyle, bir istismar olarak, lüzumsuz  bir meşgale gibi değerlendirmiş olmanız da gerçekten üzüntü verici. Genel Kurul milletin sorunlarını  konuşuyor. Bunun lüzumsuz ve gereksiz bir konuşma, iştigal içerisinde olmadığını tekrar ifade ediyor,  teşekkür ediyorum efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, ben de kendime sataşma nedeniyle...  BAŞKAN - Yok. Yani, siyasi partilerden bahsetti. Henüz.. .  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, hayır, "Muhalefet" dedi.  BAŞKAN - Sayın Genç, henüz Kamer Genç partisini kurmadığınız için! Yapmayın!  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, parti kurmam gerekmiyor.  BAŞKAN - Şimdi bakın, gruplardan bahsettiği için Sayın Elitaş...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ama, bakın, Meclisin çalışmalarının... Yani, Mustafa Elitaş'a bunun  hangi anlama geldiğini anlatayım ben kendisine.  BAŞKAN - Yapmayın, ne olur! Ne olur, yapmayın!  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, ben burada bağımsız bir milletvekiliyim.  BAŞKAN - Ya, yapmayın!  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkanım, bakın...  BAŞKAN - Bakın, ara veririm, lütfen yapmayın! Yani, bakın, benim iyi niyetimi...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır efendim, iyi niyet meselesi değil.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, benim iyi niyetimi istismar etmeyin lütfen. Yani bakın...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ya, istismar meselesi değil Sayın Başkanım, şimdi, Mustafa Elitaş  hep bu Meclisin çalışmasını engelliyor. Müsaade ederseniz ben... Yani iktidardan kaynaklandığını...  BAŞKAN - Hayır, teşekkür ediyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani, en fazla Meclisi çalıştırmayan AKR Çıkıyorlar, bütün  konuşmaları onlar yapıyorlar.  X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Devam)  BAŞKAN - Şahısları adına son söz Konya Milletvekili Sayın Sami Güçlü.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Bu arada, bizim saat dörtlere kadar çalışmamızın failini henüz anlayabilmiş değilim, onu da  Genel Kurula arz edeyim.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Mustafa Elitaş efendim.  SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan 487  sıra sayılı yeni vakıf üniversitelerinin kurulmasıyla ilgili tasarı üzerinde görüşlerimi ifade etmek  üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  - 9 3 -
Sayfa 94 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  Bakın, biz bundan şikâyet etmiyoruz. Şikâyetimiz şu: Sokakta vatandaş bağırıyor. Vatandaşın  sorunlarının çözümü noktasında gerçekten muhalefet partileri olarak bizlerin sizlere daha çok baskı  yapmamızı, daha çok burada tenkit ve sizi uyarmamızı istiyorlar. Ama şunu tekrar ifade ediyorum:  Gerçekten bugün ülkemizin, milletimizin önünde çözülmesi gereken devasa sorunlar var, bunlar için  çıkartılması gereken hukuk var. Tekrar ediyorum, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu ve diğer temel  kanunlar konusunda... Bu dönem de çıkartamayacaksınız, bu dönem de çıkmayacak, görünen odur.  Dolayısıyla bunların sorumlusu sizsiniz. Burada yapılan işi de böyle, bir istismar olarak, lüzumsuz  bir meşgale gibi değerlendirmiş olmanız da gerçekten üzüntü verici. Genel Kurul milletin sorunlarını  konuşuyor. Bunun lüzumsuz ve gereksiz bir konuşma, iştigal içerisinde olmadığını tekrar ifade ediyor,  teşekkür ediyorum efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, ben de kendime sataşma nedeniyle...  BAŞKAN - Yok. Yani, siyasi partilerden bahsetti. Henüz.. .  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, hayır, "Muhalefet" dedi.  BAŞKAN - Sayın Genç, henüz Kamer Genç partisini kurmadığınız için! Yapmayın!  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, parti kurmam gerekmiyor.  BAŞKAN - Şimdi bakın, gruplardan bahsettiği için Sayın Elitaş...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ama, bakın, Meclisin çalışmalarının... Yani, Mustafa Elitaş'a bunun  hangi anlama geldiğini anlatayım ben kendisine.  BAŞKAN - Yapmayın, ne olur! Ne olur, yapmayın!  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, ben burada bağımsız bir milletvekiliyim.  BAŞKAN - Ya, yapmayın!  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkanım, bakın...  BAŞKAN - Bakın, ara veririm, lütfen yapmayın! Yani, bakın, benim iyi niyetimi...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır efendim, iyi niyet meselesi değil.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, benim iyi niyetimi istismar etmeyin lütfen. Yani bakın...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ya, istismar meselesi değil Sayın Başkanım, şimdi, Mustafa Elitaş  hep bu Meclisin çalışmasını engelliyor. Müsaade ederseniz ben... Yani iktidardan kaynaklandığını...  BAŞKAN - Hayır, teşekkür ediyorum.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani, en fazla Meclisi çalıştırmayan AKR Çıkıyorlar, bütün  konuşmaları onlar yapıyorlar.  X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Devam)  BAŞKAN - Şahısları adına son söz Konya Milletvekili Sayın Sami Güçlü.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Bu arada, bizim saat dörtlere kadar çalışmamızın failini henüz anlayabilmiş değilim, onu da  Genel Kurula arz edeyim.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Mustafa Elitaş efendim.  SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan 487  sıra sayılı yeni vakıf üniversitelerinin kurulmasıyla ilgili tasarı üzerinde görüşlerimi ifade etmek  üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  - 9 3 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Saygıdeğer milletvekilleri, 24 Mart 2010'da Türk-Alman Üniversitesi konusu görüşülürken Türk  yükseköğretimiyle ilgili bir kısım tespitler yapmıştım, oradan başlamak istiyorum. Şu anda çok yoğun  olarak üzerinde tartışılan hususların dışında biraz genel değerlendirmeye devam etmek istiyorum,  daha sonraki maddelerde vakıf üniversiteleriyle ilgili düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım.  Türk yükseköğretimiyle ilgili çok önemli eleştiriler var, bugün de ifade edildi arkadaşlarımız  tarafından, ama aynı zamanda Türk yükseköğretiminin çok önemli başarıları da var. Bu başarıları  Türkiye'nin yetişmiş insan gücünü karşılayan kaynak üniversitelerimizdir. Bunun ne kadar önemli  olduğunu bir an için düşünsek, bu ülkede ne kadar nitelikli insan gücü varsa kendi üniversitelerimizde  yetişmiştir, çok az istisna yurt dışında eğitim görerek gelmiştir.  İkincisi, biz bu eğitimi kendi dilimizle, Türkçe'yle yapıyoruz; bu, Türkiye'nin en önemli  kaynağıdır. Nitekim bu önemli kaynaktan dolayı Türkiye, cumhuriyetten sonra üniversite sistemi  içerisindeki gelişmeleri takip ederken, bu alanda, 1975'ler, 1983Ter, 1992'lerde çok önemli sayıda  üniversiteleri kurmuş ve bir bakıma, Türk yükseköğretimindeki gelişmeyi bu tarihlerde oluşturduğu  üniversitelerle sağlamış. Bunu yapabilmesinin de en önemli kaynağı, kendi diliyle eğitim yapan bir  sistemi kurmuş olması, öğretim üyelerini yetiştirmiş olması ve dolayısıyla, büyük bir servete sahip  olmasıdır.  Bugün yeni vakıf üniversiteleri kuruyoruz, bunlarla ilgili görüşmeleri yapıyoruz ama asıl  gelişme, bir bakıma, 2002'den sonra Hükümetimiz döneminde oluşturulan, kurulan, 42'si devlet,  22'si vakıf üniversitesi olmak üzere 64 üniversitenin kurulmasıdır.  Değerli arkadaşlarım, cumhuriyet tarihi içerisinde, biraz önce bahsettiğim zaman dilimlerinde  çok önemli hamleler olmuş. 83 ve 92, bunlar çok önemli gelişmelerdir. 92'de yirmi iki yeni üniversite  kurulmuş. Bu üniversitelerin kuruluşundan bugüne geçen süre on sekiz yıl civarındadır. Bu süre  içerisinde bu üniversitelerimizde ortalama öğretim üyesi sayısı 500'e, öğretim elemanı sayısı ise  binin üzerine çıkmıştır. Dolayısıyla, Türkiye bu kadar büyük öğretim üyesi ihtiyacını da kendi sahip  olduğu bu büyük servetle ortaya koymuştur.  Şimdi, son yıllarda üniversite konusunda sağlamış olduğumuz bu önemli hamleyi şöyle ifade  edebiliriz: Değerli arkadaşlarım, Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir ve çok sorunu vardır. Özellikle  en önemli sorunu kaynak sorunudur. Tasarruf yetersizliğinden kaynaklanan, yatırımlarını kendi öz  kaynaklarıyla yapma konusunda ta kuruluşundan beri sıkıntılar çeken bir ülkedir. Onun için, yabancı  sermaye konusunda çok büyük ihtiyaç vardır. Bu sadece AK PARTİ Hükümetinin değil Türkiye  Cumhuriyeti hükümetlerinin sorunudur.  Şimdi, bu dönem içerisinde Türkiye, güncel birçok sorunu içerisinde yükseköğretim konusunda,  2002'yle 2010 dönemi arasında 42'si devlet, 22'si vakıf üniversitesi olmak üzere 64 üniversitenin  kuruluşunu sağlamış, bunu Meclisimizden geçirmiş ve sistem içerisinde yerlerini almıştır. Bir an için  düşündüğümüzde, Türkiye böyle bir ihtiyacı nereden duyuyor? Türkiye, yüzde 50 oranında  kapasitesini artıracak, yüzde 100 oranında kapasitesini artıracak bir gelişmeye neden ihtiyaç duyuyor?  Bununla ilgili birkaç hususa değinmek istiyorum. Evvela, dünyayla Türkiye'yi mukayese ettiğimizde,  Türkiye'nin durumu yeni üniversite kurulması konusunda bir ihtiyaç mı gösteriyor? İki:  Yükseköğretimdeki talep karşılanamadığı için mi ve bunun ötesinde daha temel sebepler var mı?  Değerli arkadaşlarım, bunlarla ilgili olarak söylenecek husus şudur: Öğretim elemanı başına  düşen öğrenci sayısı dünyada 2005'te 16'dır, Türkiye'de 26'dır. Öğretim üyesi başına  düşündüğümüzde bu rakam dünyada 24 Türkiye'de 37'dir. Şimdi, dünyanın gelişmekte olan çok  sayıda ülkesinin de dâhil olduğu sistem içerisinde böyle bir tablo, Türkiye'de yeni üniversitelerin  kurulması konusunda bir ihtiyaç ortaya koyuyor. 2007 yılında okullaşma oranı yükseköğretimde -brüt  - 9 4 -
Sayfa 95 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Saygıdeğer milletvekilleri, 24 Mart 2010'da Türk-Alman Üniversitesi konusu görüşülürken Türk  yükseköğretimiyle ilgili bir kısım tespitler yapmıştım, oradan başlamak istiyorum. Şu anda çok yoğun  olarak üzerinde tartışılan hususların dışında biraz genel değerlendirmeye devam etmek istiyorum,  daha sonraki maddelerde vakıf üniversiteleriyle ilgili düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım.  Türk yükseköğretimiyle ilgili çok önemli eleştiriler var, bugün de ifade edildi arkadaşlarımız  tarafından, ama aynı zamanda Türk yükseköğretiminin çok önemli başarıları da var. Bu başarıları  Türkiye'nin yetişmiş insan gücünü karşılayan kaynak üniversitelerimizdir. Bunun ne kadar önemli  olduğunu bir an için düşünsek, bu ülkede ne kadar nitelikli insan gücü varsa kendi üniversitelerimizde  yetişmiştir, çok az istisna yurt dışında eğitim görerek gelmiştir.  İkincisi, biz bu eğitimi kendi dilimizle, Türkçe'yle yapıyoruz; bu, Türkiye'nin en önemli  kaynağıdır. Nitekim bu önemli kaynaktan dolayı Türkiye, cumhuriyetten sonra üniversite sistemi  içerisindeki gelişmeleri takip ederken, bu alanda, 1975'ler, 1983Ter, 1992'lerde çok önemli sayıda  üniversiteleri kurmuş ve bir bakıma, Türk yükseköğretimindeki gelişmeyi bu tarihlerde oluşturduğu  üniversitelerle sağlamış. Bunu yapabilmesinin de en önemli kaynağı, kendi diliyle eğitim yapan bir  sistemi kurmuş olması, öğretim üyelerini yetiştirmiş olması ve dolayısıyla, büyük bir servete sahip  olmasıdır.  Bugün yeni vakıf üniversiteleri kuruyoruz, bunlarla ilgili görüşmeleri yapıyoruz ama asıl  gelişme, bir bakıma, 2002'den sonra Hükümetimiz döneminde oluşturulan, kurulan, 42'si devlet,  22'si vakıf üniversitesi olmak üzere 64 üniversitenin kurulmasıdır.  Değerli arkadaşlarım, cumhuriyet tarihi içerisinde, biraz önce bahsettiğim zaman dilimlerinde  çok önemli hamleler olmuş. 83 ve 92, bunlar çok önemli gelişmelerdir. 92'de yirmi iki yeni üniversite  kurulmuş. Bu üniversitelerin kuruluşundan bugüne geçen süre on sekiz yıl civarındadır. Bu süre  içerisinde bu üniversitelerimizde ortalama öğretim üyesi sayısı 500'e, öğretim elemanı sayısı ise  binin üzerine çıkmıştır. Dolayısıyla, Türkiye bu kadar büyük öğretim üyesi ihtiyacını da kendi sahip  olduğu bu büyük servetle ortaya koymuştur.  Şimdi, son yıllarda üniversite konusunda sağlamış olduğumuz bu önemli hamleyi şöyle ifade  edebiliriz: Değerli arkadaşlarım, Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir ve çok sorunu vardır. Özellikle  en önemli sorunu kaynak sorunudur. Tasarruf yetersizliğinden kaynaklanan, yatırımlarını kendi öz  kaynaklarıyla yapma konusunda ta kuruluşundan beri sıkıntılar çeken bir ülkedir. Onun için, yabancı  sermaye konusunda çok büyük ihtiyaç vardır. Bu sadece AK PARTİ Hükümetinin değil Türkiye  Cumhuriyeti hükümetlerinin sorunudur.  Şimdi, bu dönem içerisinde Türkiye, güncel birçok sorunu içerisinde yükseköğretim konusunda,  2002'yle 2010 dönemi arasında 42'si devlet, 22'si vakıf üniversitesi olmak üzere 64 üniversitenin  kuruluşunu sağlamış, bunu Meclisimizden geçirmiş ve sistem içerisinde yerlerini almıştır. Bir an için  düşündüğümüzde, Türkiye böyle bir ihtiyacı nereden duyuyor? Türkiye, yüzde 50 oranında  kapasitesini artıracak, yüzde 100 oranında kapasitesini artıracak bir gelişmeye neden ihtiyaç duyuyor?  Bununla ilgili birkaç hususa değinmek istiyorum. Evvela, dünyayla Türkiye'yi mukayese ettiğimizde,  Türkiye'nin durumu yeni üniversite kurulması konusunda bir ihtiyaç mı gösteriyor? İki:  Yükseköğretimdeki talep karşılanamadığı için mi ve bunun ötesinde daha temel sebepler var mı?  Değerli arkadaşlarım, bunlarla ilgili olarak söylenecek husus şudur: Öğretim elemanı başına  düşen öğrenci sayısı dünyada 2005'te 16'dır, Türkiye'de 26'dır. Öğretim üyesi başına  düşündüğümüzde bu rakam dünyada 24 Türkiye'de 37'dir. Şimdi, dünyanın gelişmekte olan çok  sayıda ülkesinin de dâhil olduğu sistem içerisinde böyle bir tablo, Türkiye'de yeni üniversitelerin  kurulması konusunda bir ihtiyaç ortaya koyuyor. 2007 yılında okullaşma oranı yükseköğretimde -brüt  - 9 4 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  okullaşma oranı- yüzde 44,7'dir. Örgün öğretimi alırsak, yani açık öğretim dışındaki öğrencilerimizi  kaydedersek, hesap edersek 31,3'tür. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu oran yüzde 50'nin üstündedir;  Kore'de yüzde 90'dır, Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 85'tir, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde  de böyledir.  Bir başka husus: UNESCO'nun yapmış olduğu bir çalışmada dünyanın gelişmiş ülkelerinde 500  bin nüfusa bir üniversite düşmektedir. Türkiye 72 milyon nüfusuyla ve 2010'a kadar gerçekleştirdiği  üniversite sayısıyla bu orana yeni ulaşmıştır. Yani, bu hamleyi yapmak durumunda kalmıştır.  Son olarak şunu, bu hususla ilgili olarak... Türkiye'nin 2013 hedefi, brüt okullaşma oranı yüzde  48'dir. Hâlâ dünyanın gelişmiş ülkelerine göre daha düşük bir seviyededir, ama önemli bir hedefi  kendisine seçmiştir ulaşmak için.  Değerli arkadaşlarım, bunlar sayısal hususlardır ama ondan daha önemlisi işin niteliğidir.  Dünyayla ilgili değerlendirmeler yaparken bir bilgi toplumundan bahsediyoruz. Dünya Bankası, bu  konuda, bilgi tabanlı ekonomiye geçme konusunda, ülkelerin stratejik olarak bazı konularda temel  altyapılara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Bunlardan bir tanesi uygun bir ekonomik ve kurumsal rejim,  sistem, güçlü bir insan sermayesi, dinamik bir bilişim altyapısı, etkin bir ulusal inovasyon sistemidir.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, küreselleşme, teknoloji ve rekabet dünyayı, kültürleri ve toplumları  etkiliyor, kurumları da etkiliyor, üniversiteleri de etkiliyor ve üniversiteler yeni arayış içerisinde.  Üniversiteyle ilgili bir tanım yani biz dünya bilgi toplumuna dâhil olmak istiyorsak güçlü bir insan  sermayesine ihtiyacımız olmalı. Yükseköğretim ise bunu sağlayacak unsurdur çünkü UNESCO'nun  tarifi şöyle: "Sosyal gelişmede, ekonomik büyümede, rekabet edebilir mal ve hizmetlerin üretiminin  desteklenmesinde, kültürel kimliğin şekillenmesi ve korunmasında, sosyal bağın sürdürülmesinde  ve barış kültürünün desteklenmesinde yükseköğretimin yeri doldurulamaz." Şimdi arkadaşlarımız  günlük sorunlar içerisinde bazı sorunlara çok dikkat çekiyor. Doğru, çok can yakıyor, çok da hepimizi  üzüyor ve Türkiye bu sorunlarıyla boğuşuyor âdeta ama yükseköğretimle ilgili konu, biraz önce  tanıdığım çerçevede, Türkiye'nin hem sosyal hem ekonomik hem teknolojik hem yabancı ülkelerle  olan ilişkilerinde hem de geleceğinde esas kendisine büyük imkân sağlayacak bir alanı öne çekme  hadisesidir. Bu değişim konusu içerisinde üniversiteyle ilgili dünyadaki gelişmiş ülkelerin de hepsinin  amacı dünya rekabetinde, yükseköğretimle ilgili rekabette, üretimle ilgili rekabette dünya çapında  üniversite kurmak. Biraz önce arkadaşlarım da söyledi, Türkiye dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında  henüz üniversitenin ismini dâhil edemedi, bir tek İstanbul Üniversitesi katıldı. Şimdi, Türkiye bir  taraftan yükseköğretimle ilgili sayısal hedeflerine yönelirken, diğer taraftan bütün gücüyle,  gelenekleri oluşmuş üniversitelerimizin dünya çapında üniversite olabilmesi için gerekli altyapıyı  oluşturması gerekiyor. Yükseköğretim kurumu başta olmak üzere, Millî Eğitim Bakanlığımız, bir  bakıma, bu niteliğe yönelik büyük hedefin hazırlıklarını yapmak durumundadırlar, onların görevidir,  sorumluluğudur.  İkinci önemli nokta, Türkiye'de yükseköğretim talebi diye bir olay var.  Değerli arkadaşlarım, yükseköğretime başvuru 1,6 milyon -2007 için bu rakamları söylüyorum- üniversiteye kayıt 413 bindir. Şimdi, biz bu talebi görmezden gelemeyiz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Dolayısıyla Türkiye'nin bir başka önemli sorunudur bu ama bu sorunu çözmek için üniversite  kurmak doğru değil. Yani bu iddiayla kurulmaz ama bu temel sebeplerden birisidir ve Türkiye bunun  için bir kaynak ayırıyor. Bu kaynakla ilgili hususta hepimizin bildiği bir nokta var. Millî Eğitim  - 9 5 -
Sayfa 96 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  okullaşma oranı- yüzde 44,7'dir. Örgün öğretimi alırsak, yani açık öğretim dışındaki öğrencilerimizi  kaydedersek, hesap edersek 31,3'tür. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu oran yüzde 50'nin üstündedir;  Kore'de yüzde 90'dır, Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 85'tir, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde  de böyledir.  Bir başka husus: UNESCO'nun yapmış olduğu bir çalışmada dünyanın gelişmiş ülkelerinde 500  bin nüfusa bir üniversite düşmektedir. Türkiye 72 milyon nüfusuyla ve 2010'a kadar gerçekleştirdiği  üniversite sayısıyla bu orana yeni ulaşmıştır. Yani, bu hamleyi yapmak durumunda kalmıştır.  Son olarak şunu, bu hususla ilgili olarak... Türkiye'nin 2013 hedefi, brüt okullaşma oranı yüzde  48'dir. Hâlâ dünyanın gelişmiş ülkelerine göre daha düşük bir seviyededir, ama önemli bir hedefi  kendisine seçmiştir ulaşmak için.  Değerli arkadaşlarım, bunlar sayısal hususlardır ama ondan daha önemlisi işin niteliğidir.  Dünyayla ilgili değerlendirmeler yaparken bir bilgi toplumundan bahsediyoruz. Dünya Bankası, bu  konuda, bilgi tabanlı ekonomiye geçme konusunda, ülkelerin stratejik olarak bazı konularda temel  altyapılara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Bunlardan bir tanesi uygun bir ekonomik ve kurumsal rejim,  sistem, güçlü bir insan sermayesi, dinamik bir bilişim altyapısı, etkin bir ulusal inovasyon sistemidir.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, küreselleşme, teknoloji ve rekabet dünyayı, kültürleri ve toplumları  etkiliyor, kurumları da etkiliyor, üniversiteleri de etkiliyor ve üniversiteler yeni arayış içerisinde.  Üniversiteyle ilgili bir tanım yani biz dünya bilgi toplumuna dâhil olmak istiyorsak güçlü bir insan  sermayesine ihtiyacımız olmalı. Yükseköğretim ise bunu sağlayacak unsurdur çünkü UNESCO'nun  tarifi şöyle: "Sosyal gelişmede, ekonomik büyümede, rekabet edebilir mal ve hizmetlerin üretiminin  desteklenmesinde, kültürel kimliğin şekillenmesi ve korunmasında, sosyal bağın sürdürülmesinde  ve barış kültürünün desteklenmesinde yükseköğretimin yeri doldurulamaz." Şimdi arkadaşlarımız  günlük sorunlar içerisinde bazı sorunlara çok dikkat çekiyor. Doğru, çok can yakıyor, çok da hepimizi  üzüyor ve Türkiye bu sorunlarıyla boğuşuyor âdeta ama yükseköğretimle ilgili konu, biraz önce  tanıdığım çerçevede, Türkiye'nin hem sosyal hem ekonomik hem teknolojik hem yabancı ülkelerle  olan ilişkilerinde hem de geleceğinde esas kendisine büyük imkân sağlayacak bir alanı öne çekme  hadisesidir. Bu değişim konusu içerisinde üniversiteyle ilgili dünyadaki gelişmiş ülkelerin de hepsinin  amacı dünya rekabetinde, yükseköğretimle ilgili rekabette, üretimle ilgili rekabette dünya çapında  üniversite kurmak. Biraz önce arkadaşlarım da söyledi, Türkiye dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında  henüz üniversitenin ismini dâhil edemedi, bir tek İstanbul Üniversitesi katıldı. Şimdi, Türkiye bir  taraftan yükseköğretimle ilgili sayısal hedeflerine yönelirken, diğer taraftan bütün gücüyle,  gelenekleri oluşmuş üniversitelerimizin dünya çapında üniversite olabilmesi için gerekli altyapıyı  oluşturması gerekiyor. Yükseköğretim kurumu başta olmak üzere, Millî Eğitim Bakanlığımız, bir  bakıma, bu niteliğe yönelik büyük hedefin hazırlıklarını yapmak durumundadırlar, onların görevidir,  sorumluluğudur.  İkinci önemli nokta, Türkiye'de yükseköğretim talebi diye bir olay var.  Değerli arkadaşlarım, yükseköğretime başvuru 1,6 milyon -2007 için bu rakamları söylüyorum- üniversiteye kayıt 413 bindir. Şimdi, biz bu talebi görmezden gelemeyiz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Dolayısıyla Türkiye'nin bir başka önemli sorunudur bu ama bu sorunu çözmek için üniversite  kurmak doğru değil. Yani bu iddiayla kurulmaz ama bu temel sebeplerden birisidir ve Türkiye bunun  için bir kaynak ayırıyor. Bu kaynakla ilgili hususta hepimizin bildiği bir nokta var. Millî Eğitim  - 9 5 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Bakanlığımızla birlikte yükseköğretimin gayri safı millî hâsıladan aldığı pay yüzde 2,3'ten 3,65'e,  konsolide bütçe içerisindeki yeri 9,4'ten 13'e yükseliyor. Yani çok zorunlu harcamalar varken, acil  harcamalara ihtiyaç duyulurken, yükseköğretimle ilgili payların artması kaçınılmaz. Türkiye bu  tercihini doğru yapıyor çünkü günlük sorunlarımızı çözebiliriz ama Türkiye yapısal sorunlarını, insan  gücü ihtiyacını yetiştirmeyi erteleyemez.  Efendim, ben düşüncelerimi, söylemek istediklerimin hepsini ifade edemedim ama tekrar söz  hakkım olduğunu düşünüyorum. Kaldığım yerden devam etmek üzere Sayın Başkan, sayın  milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Güçlü.  Soru-cevap işlemine geçiyorum.  Sayın Orhan, buyurun.  AHMET ORHAN (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana yöneltmek istediğim soru öğretmenler hakkında.  Bugün gazetelerde yer alan bir haberi tekrar ederek sözlerime başlamak istiyorum. 70 bin tane  sözleşmeli öğretmeni kadroya geçirmek için Maliye Bakanından uygun yazı geldi Bakanlar  Kurulunda da kanun tasarısıyla ilgili imza işlemine başlandığına dair. Sayın Bakanım, sözleşmeli  öğretmenler ve yakınları sizden haber bekliyor, açıkçası müjde bekliyor. Bu seneki, bu dönemde  birleşimler içerisinde bu kadro çıkarılabilecek mi, öğretmenlerimiz bu dertten kurtarılabilecek mi?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN-Say ın Asil...  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakan, konuşmamda da ifade ettim, YÖK Başkanı bir konuşmasında özel üniversitelerin  açılabilmesi ile ilgili, Anayasa değişikliği ile ilgili çalışmalara başlandığını ifade ediyor ve devamla  vakıf üniversitelerinin kâr amacı gütmemesi gerektiğini belirtmiş. Ardından da... "Bazen, maalesef,  para için de bu işi yapmış olabiliyorlar, onları da zor durumdan kurtarmış olacağız." Şimdi, Sayın  Bakan, öğrenmek istediğim bu işi para için yapan vakıf üniversiteleri hangileridir? Bu üniversitelerin  kuruluşu ile ilgili çalışmayı yapan sorumlular hakkında...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - .. .bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmış mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Buldan...  PERVİN BULDAN (İğdır) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum: Pazar günü üniversite sınavının ilk aşaması  yapılacak. Başta Hakkâri ve Mardin'in Kızıltepe ilçesi olmak üzere Doğu ve Güneydoğu  Bölgesi'ndeki birçok ilde sınava girecek olan öğrenciler bulundukları illerden kilometrelerce uzak  yerlere verilmişler. Kıbrıs'ta bile sınava girecek olan öğrenciler var. Bu uygulamanın sebebini  öğrenmek istiyorum. Gerçi konuyla ilgili soru önergesi verdim ama buradan bir kez daha bu konuya  nasıl bir cevap vereceğinizi merak ediyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Tankut...  YILMAZ TANKUT (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, vakıf üniversitelerinin kurulmasıyla ilgili bu tasarı haricinde yeni devlet  üniversitesi kurulmasıyla ilgili Hükümetinizin herhangi bir düşünce ve tasarrufu var mıdır? Varsa, bu  devlet üniversitelerinin kurulması hangi illerimizde olacaktır? Yeni devlet üniversitelerinin kurulması  - 9 6 -
Sayfa 97 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Bakanlığımızla birlikte yükseköğretimin gayri safı millî hâsıladan aldığı pay yüzde 2,3'ten 3,65'e,  konsolide bütçe içerisindeki yeri 9,4'ten 13'e yükseliyor. Yani çok zorunlu harcamalar varken, acil  harcamalara ihtiyaç duyulurken, yükseköğretimle ilgili payların artması kaçınılmaz. Türkiye bu  tercihini doğru yapıyor çünkü günlük sorunlarımızı çözebiliriz ama Türkiye yapısal sorunlarını, insan  gücü ihtiyacını yetiştirmeyi erteleyemez.  Efendim, ben düşüncelerimi, söylemek istediklerimin hepsini ifade edemedim ama tekrar söz  hakkım olduğunu düşünüyorum. Kaldığım yerden devam etmek üzere Sayın Başkan, sayın  milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Güçlü.  Soru-cevap işlemine geçiyorum.  Sayın Orhan, buyurun.  AHMET ORHAN (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakana yöneltmek istediğim soru öğretmenler hakkında.  Bugün gazetelerde yer alan bir haberi tekrar ederek sözlerime başlamak istiyorum. 70 bin tane  sözleşmeli öğretmeni kadroya geçirmek için Maliye Bakanından uygun yazı geldi Bakanlar  Kurulunda da kanun tasarısıyla ilgili imza işlemine başlandığına dair. Sayın Bakanım, sözleşmeli  öğretmenler ve yakınları sizden haber bekliyor, açıkçası müjde bekliyor. Bu seneki, bu dönemde  birleşimler içerisinde bu kadro çıkarılabilecek mi, öğretmenlerimiz bu dertten kurtarılabilecek mi?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN-Say ın Asil...  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakan, konuşmamda da ifade ettim, YÖK Başkanı bir konuşmasında özel üniversitelerin  açılabilmesi ile ilgili, Anayasa değişikliği ile ilgili çalışmalara başlandığını ifade ediyor ve devamla  vakıf üniversitelerinin kâr amacı gütmemesi gerektiğini belirtmiş. Ardından da... "Bazen, maalesef,  para için de bu işi yapmış olabiliyorlar, onları da zor durumdan kurtarmış olacağız." Şimdi, Sayın  Bakan, öğrenmek istediğim bu işi para için yapan vakıf üniversiteleri hangileridir? Bu üniversitelerin  kuruluşu ile ilgili çalışmayı yapan sorumlular hakkında...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - .. .bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmış mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Buldan...  PERVİN BULDAN (İğdır) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum: Pazar günü üniversite sınavının ilk aşaması  yapılacak. Başta Hakkâri ve Mardin'in Kızıltepe ilçesi olmak üzere Doğu ve Güneydoğu  Bölgesi'ndeki birçok ilde sınava girecek olan öğrenciler bulundukları illerden kilometrelerce uzak  yerlere verilmişler. Kıbrıs'ta bile sınava girecek olan öğrenciler var. Bu uygulamanın sebebini  öğrenmek istiyorum. Gerçi konuyla ilgili soru önergesi verdim ama buradan bir kez daha bu konuya  nasıl bir cevap vereceğinizi merak ediyorum.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Tankut...  YILMAZ TANKUT (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, vakıf üniversitelerinin kurulmasıyla ilgili bu tasarı haricinde yeni devlet  üniversitesi kurulmasıyla ilgili Hükümetinizin herhangi bir düşünce ve tasarrufu var mıdır? Varsa, bu  devlet üniversitelerinin kurulması hangi illerimizde olacaktır? Yeni devlet üniversitelerinin kurulması  - 9 6 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  düşünülmekte ise hangi kriterlere göre yer seçimleri yapılacaktır? Seçilecek olan iller arasında Adana  ilimiz bulunmakta mıdır?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Paksoy...  MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 1992 yılında kurulmuş, tıp fakültesi ise  1998 yılında eğitim öğretime başlamıştır. Bugüne kadar tıp fakültemize kadrosu verilmemiştir. On  iki seneden beri kadrosu verilmeyen başka bir tıp fakültesi var mıdır? Kadronun verilmemesinin  nedeni nedir? Ne zaman vermeyi planlıyorsunuz?  İkinci sorum: Üniversitede görev yapan daire başkanları, genel sekreter yardımcısı ve hukuk  müşavirleri diğer kamu kuruluşlarında çalışan muadillerinden düşük maaş almaktadır. Söz konusu  personelin mağduriyetlerini ne zaman çözmeyi düşünüyorsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, en güncel verilerle ülkemizdeki bilimsel göstergelerin ve fiziki altyapıların  üniversitelerimizdeki durumu nedir? Dünya ortalaması ve gelişmiş ülkeler ortalamasıyla  kıyaslandığında Türkiye nerededir? Bakanlığınızın bu konuda orta ve uzun vadeli hangi hedefleri  vardır? Örneğin, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı, öğretim üyesi başına düşen bilimsel yayın  sayısı ve benzeri konularda hedeflerinizi açıklayabilir misiniz?  İkinci sorum: l ' inci derecenin 4'üncü kademesinde görevli bir doçent ve profesör öğretim  üyesinin eline geçen net maaş nedir ve Türkiye'deki maaş sıralamasında öğretim üyelerinin durumu  ne durumdadır? 6'ncı derecedeki bir araştırma görevlisinin yıllık ortalama maaşı ve Türkiye'deki  sıralaması nedir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Taner...  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, mevcut üniversitelerimizin uluslararası üniversiteler  seviyesine gelebilmesi için ne kadar eğitim elemanına ihtiyaç vardır? Planlanan ve serbest bırakılan  kadro kaç kişidir?  İki, aynı bağlamda Aydın Adnan Menderes Üniversitesinin eğitim elamanı ihtiyacı ne kadardır?  2010 yılı için ne planlamaktasınız?  Bir üçüncü soru, Türk-Alman Üniversitesinin kuruluşu Mecliste kabul edildi. Türkiye'de  yaşayan Alman ve Almanya'da yaşayan Türk sayılarına baktığımızda Türkiye Cumhuriyeti  Meclisinin yapmış olduğu Türk-Alman Üniversitesinin karşılığı olarak Alman Hükümetinin Alman- Türk üniversitesi kurulması yönünde bir çalışması var mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Doğan...  YAHYA DOĞAN (Gümüşhane) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Ben, özellikle Meclis Genel Kuruluna üniversiteler kurulmasıyla alakalı kanun teklifleri geldiği  zaman inanın çok büyük bir mutluluk duyuyorum. Ayrıca, Hükümetimizin, ülkemizde üniversitesiz  il bırakmamasından da büyük mutluluk duyuyorum.  Hem soru hem bir değinme olacak benimkisi. Geçen hafta bütün Güneydoğu'yu dolaştım,  Diyarbakır, Batman, Şırnak, Mardin yöre halkının arasına girdim. En çok memnun oldukları husus,  illerinde üniversitelerin açılmış olmasıydı. Ancak bir genç arkadaşımızın, biraz önce yeni kurulan  - 9 7 -
Sayfa 98 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  düşünülmekte ise hangi kriterlere göre yer seçimleri yapılacaktır? Seçilecek olan iller arasında Adana  ilimiz bulunmakta mıdır?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Paksoy...  MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 1992 yılında kurulmuş, tıp fakültesi ise  1998 yılında eğitim öğretime başlamıştır. Bugüne kadar tıp fakültemize kadrosu verilmemiştir. On  iki seneden beri kadrosu verilmeyen başka bir tıp fakültesi var mıdır? Kadronun verilmemesinin  nedeni nedir? Ne zaman vermeyi planlıyorsunuz?  İkinci sorum: Üniversitede görev yapan daire başkanları, genel sekreter yardımcısı ve hukuk  müşavirleri diğer kamu kuruluşlarında çalışan muadillerinden düşük maaş almaktadır. Söz konusu  personelin mağduriyetlerini ne zaman çözmeyi düşünüyorsunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, en güncel verilerle ülkemizdeki bilimsel göstergelerin ve fiziki altyapıların  üniversitelerimizdeki durumu nedir? Dünya ortalaması ve gelişmiş ülkeler ortalamasıyla  kıyaslandığında Türkiye nerededir? Bakanlığınızın bu konuda orta ve uzun vadeli hangi hedefleri  vardır? Örneğin, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı, öğretim üyesi başına düşen bilimsel yayın  sayısı ve benzeri konularda hedeflerinizi açıklayabilir misiniz?  İkinci sorum: l ' inci derecenin 4'üncü kademesinde görevli bir doçent ve profesör öğretim  üyesinin eline geçen net maaş nedir ve Türkiye'deki maaş sıralamasında öğretim üyelerinin durumu  ne durumdadır? 6'ncı derecedeki bir araştırma görevlisinin yıllık ortalama maaşı ve Türkiye'deki  sıralaması nedir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Sayın Taner...  RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, mevcut üniversitelerimizin uluslararası üniversiteler  seviyesine gelebilmesi için ne kadar eğitim elemanına ihtiyaç vardır? Planlanan ve serbest bırakılan  kadro kaç kişidir?  İki, aynı bağlamda Aydın Adnan Menderes Üniversitesinin eğitim elamanı ihtiyacı ne kadardır?  2010 yılı için ne planlamaktasınız?  Bir üçüncü soru, Türk-Alman Üniversitesinin kuruluşu Mecliste kabul edildi. Türkiye'de  yaşayan Alman ve Almanya'da yaşayan Türk sayılarına baktığımızda Türkiye Cumhuriyeti  Meclisinin yapmış olduğu Türk-Alman Üniversitesinin karşılığı olarak Alman Hükümetinin Alman- Türk üniversitesi kurulması yönünde bir çalışması var mıdır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Doğan...  YAHYA DOĞAN (Gümüşhane) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Ben, özellikle Meclis Genel Kuruluna üniversiteler kurulmasıyla alakalı kanun teklifleri geldiği  zaman inanın çok büyük bir mutluluk duyuyorum. Ayrıca, Hükümetimizin, ülkemizde üniversitesiz  il bırakmamasından da büyük mutluluk duyuyorum.  Hem soru hem bir değinme olacak benimkisi. Geçen hafta bütün Güneydoğu'yu dolaştım,  Diyarbakır, Batman, Şırnak, Mardin yöre halkının arasına girdim. En çok memnun oldukları husus,  illerinde üniversitelerin açılmış olmasıydı. Ancak bir genç arkadaşımızın, biraz önce yeni kurulan  - 9 7 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  üniversitelerle alakalı olarak ve örnek olarak da Hakkâri'yi verip küçümseyici bir tarzda, "Bir rektör,  bir üniversite..." Ben bu yaklaşımı doğru bulmuyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkanım, Sayın Vekilin sorusu varsa sorsun, yoksa kafasında  sorular varsa biz cevaplandıralım.  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakan, eğer lütfederseniz, bize, sadece  Meclis Genel Kuruluna... Örneğin "Süleyman Şah Üniversitesi" diyor. Bu Mecliste ben bir  milletvekili olarak bu üniversiteyi kimin kurduğunu, bu vakfın mali değerlerinin ne olduğunu bilmek  zorundayım. Bu bilgiyi lütfedip Meclisteki milletvekillerine verirseniz hepimiz mutlu olacağız. Ama  ben, örneğin, en azından burada bu üniversiteleri kuran mütevelliler kimlerdir, hangi amaçla  kuruyorlar, bilmek isterim; lütfedip verirseniz.  İki, sorum YÖK'e: Vakıf üniversitesi kurmak için şu ana kadar YÖK'te kaç tane müracaat  beklemektedir? Bu müracaatlar ne zamandan beri bekliyor? Özellikle son üç yılda -önce yapılan- bekleyen müracaatlar var mı? Meclis Başkanlığına önerdiğiniz, YÖK'ün önerdiği ve Millî Eğitim  Bakanlığının önerdiği müracaatları hangi kritere göre öneriyorsunuz, burada öncelikler nedir yani  objektif kriteriniz nedir?  Bir başka soru ise yine bir vakıf üniversitesi kurmak isteyenleri acaba Ankara, İstanbul, İzmir  dışında...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Birer dakika ayırdım herkese.  Sayın Arat...  NECLA ARAT (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, size bir yazılı önergeyle yatılı bölge ilköğretim okullarındaki açık kontenjanların  sayısı sormuştum. Teşekkür ederim, yanıtını aldım ama yanıtı aldıktan sonra doğrusu çok sarsıldığımı  ifade etmem lazım. Çünkü 35 bin boş kontenjan olduğu söyleniyordu verilen yanıtta. Şimdi, göç  vurgunu yemiş ve de yoksul ailelerin çocukları sokaklarda mendil satarlarken, 35 bin kadronun yahut  kontenjanın atıl kapasite olarak durması nasıl izah edilebilir? Bunu sormak istiyorum.  Acaba, kadından sorumlu Devlet Bakanlığıyla Millî Eğitim Bakanlığımız ortak bir proje  çerçevesinde bu atıl kapasiteyi çocuklarımızın lehine kullanabilir mi, böyle bir girişimde bulunabilir  misiniz?  Çok teşekkür ederim.  BAŞKAN-Say ın Üçer...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Kurulacak üniversitelere ilişkin soruları sormuştum. Eğer Sayın Bakan dinlemişse o soruların  cevaplanmasını isterdim. Vakıf üniversitelerine verilen kamu mali yardımı nedir?  Bu kamu mali yardımıyla, eğitim camiasında atanmayı bekleyen kaç öğretmen atanabilirdi acaba  diye böyle bir soru sormak istedim. Çünkü ataması yapılmayan öğretmenler sorunu şu an eğitimin  en önemli sorunudur.  BAŞKAN-Say ın Çalış...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Sayın Bakan, artık her çocuk okula başlayınca, ailesi, üniversiteye nasıl yerleştireceğim telaşına  düşüyor ve her aile şunu düşünüyor: "Özel dershanelere çocuğumu göndermezsem Millî Eğitim  Bakanlığımızın okullarından üniversiteye yerleştirmem zorlaşacak." diyor. Bu özel dershaneler  sorununu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? Çünkü, aileler için bu çok önemli bir yük hâline gelmiştir.  Teşekkür ediyorum.  - 9 8 -
Sayfa 99 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  üniversitelerle alakalı olarak ve örnek olarak da Hakkâri'yi verip küçümseyici bir tarzda, "Bir rektör,  bir üniversite..." Ben bu yaklaşımı doğru bulmuyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkanım, Sayın Vekilin sorusu varsa sorsun, yoksa kafasında  sorular varsa biz cevaplandıralım.  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu...  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Bakan, eğer lütfederseniz, bize, sadece  Meclis Genel Kuruluna... Örneğin "Süleyman Şah Üniversitesi" diyor. Bu Mecliste ben bir  milletvekili olarak bu üniversiteyi kimin kurduğunu, bu vakfın mali değerlerinin ne olduğunu bilmek  zorundayım. Bu bilgiyi lütfedip Meclisteki milletvekillerine verirseniz hepimiz mutlu olacağız. Ama  ben, örneğin, en azından burada bu üniversiteleri kuran mütevelliler kimlerdir, hangi amaçla  kuruyorlar, bilmek isterim; lütfedip verirseniz.  İki, sorum YÖK'e: Vakıf üniversitesi kurmak için şu ana kadar YÖK'te kaç tane müracaat  beklemektedir? Bu müracaatlar ne zamandan beri bekliyor? Özellikle son üç yılda -önce yapılan- bekleyen müracaatlar var mı? Meclis Başkanlığına önerdiğiniz, YÖK'ün önerdiği ve Millî Eğitim  Bakanlığının önerdiği müracaatları hangi kritere göre öneriyorsunuz, burada öncelikler nedir yani  objektif kriteriniz nedir?  Bir başka soru ise yine bir vakıf üniversitesi kurmak isteyenleri acaba Ankara, İstanbul, İzmir  dışında...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Birer dakika ayırdım herkese.  Sayın Arat...  NECLA ARAT (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, size bir yazılı önergeyle yatılı bölge ilköğretim okullarındaki açık kontenjanların  sayısı sormuştum. Teşekkür ederim, yanıtını aldım ama yanıtı aldıktan sonra doğrusu çok sarsıldığımı  ifade etmem lazım. Çünkü 35 bin boş kontenjan olduğu söyleniyordu verilen yanıtta. Şimdi, göç  vurgunu yemiş ve de yoksul ailelerin çocukları sokaklarda mendil satarlarken, 35 bin kadronun yahut  kontenjanın atıl kapasite olarak durması nasıl izah edilebilir? Bunu sormak istiyorum.  Acaba, kadından sorumlu Devlet Bakanlığıyla Millî Eğitim Bakanlığımız ortak bir proje  çerçevesinde bu atıl kapasiteyi çocuklarımızın lehine kullanabilir mi, böyle bir girişimde bulunabilir  misiniz?  Çok teşekkür ederim.  BAŞKAN-Say ın Üçer...  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Kurulacak üniversitelere ilişkin soruları sormuştum. Eğer Sayın Bakan dinlemişse o soruların  cevaplanmasını isterdim. Vakıf üniversitelerine verilen kamu mali yardımı nedir?  Bu kamu mali yardımıyla, eğitim camiasında atanmayı bekleyen kaç öğretmen atanabilirdi acaba  diye böyle bir soru sormak istedim. Çünkü ataması yapılmayan öğretmenler sorunu şu an eğitimin  en önemli sorunudur.  BAŞKAN-Say ın Çalış...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Sayın Bakan, artık her çocuk okula başlayınca, ailesi, üniversiteye nasıl yerleştireceğim telaşına  düşüyor ve her aile şunu düşünüyor: "Özel dershanelere çocuğumu göndermezsem Millî Eğitim  Bakanlığımızın okullarından üniversiteye yerleştirmem zorlaşacak." diyor. Bu özel dershaneler  sorununu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? Çünkü, aileler için bu çok önemli bir yük hâline gelmiştir.  Teşekkür ediyorum.  - 9 8 - TBMM B:84 8 . 4 . 2010 0 : 4  - 9 9 - BAŞKAN - Sayın Bakan, on dakikanız var.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür  ediyorum.  Öncelikle Genel Kurulumuzda bugün yükseköğrenim sistemimize yeni kazandırılacak olan dört  vakıf üniversitesinin kuruluşunu görüşüyor olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek  istiyorum ve hepinizin de bildiği gibi üniversiteler, özellikle yükseköğrenim ihtiyacı devam eden  ülkemizde yaş ortalamasının 27,7 olduğu düşünülürse Avrupa'nın en genç nüfusuna sahip olan  ülkemizde elbette ki çocuklarımızın yükseköğrenime devam edebilmeleri için eğitimin her  kademesinde yaygın ve nitelikli bir eğitim sisteminin oluşturulması gerekiyor. Bu çerçeve içerisinde  baktığımız zaman da vakıf üniversitelerini yükseköğrenim sistemimizin bir alternatifi değil, bir  parçası olarak gördüğümüzü vurgulamak isterim.  Gerçekten dünyayla rekabet edebilmek için daha fazla sayıda gencimizin yükseköğrenim  görmesi ve nitelikli yükseköğrenim görmesi için vakıf üniversitelerimizin de yükseköğrenim  sistemimize katkısı inkâr edilemez. Burada genel çerçeve içerisinde sorulan soruların büyük bir  bölümü vakıf üniversitelerinin, kurulan bu vakıf üniversitelerinin mütevellilerinin kimlerden  oluştuğu, ne kadar bir kaynağa sahip olup olmadıkları, bu hizmeti verip veremeyecekleri yönünde  yoğunlaştı. Hem muhalefet sözcülerinin hem soru-cevaplar bu yönde yoğunlaştığı için bu konuya  genel çerçeveyi çizerek bir cevap vermek isterim.  Özellikle Millî Eğitim Komisyonumuzda da dile getirilen bu hususlara cevap verirken, özellikle  daha önceki yıllarda da aslında vakıf üniversitelerinin kuruluşuna ilişkin bir sistematik kriter  oluşturulmadığını, aslında bunun zaman içerisinde özellikle yükseköğrenim sistemimizde önemli bir  pay sahibi olmasını düşündüğümüz vakıf üniversitelerimizin olumsuz gelişmelere yol açabileceği  endişesiyle bu doğrultuda Yükseköğretim Kurulumuz genel kuralları belirleyen objektif kriterler,  yani ölçütler getirdi ve bu ölçütler içerisinde vakıf mütevellisinin, zaten bir vakfın mütevelli üyesi  olup olmamanın, kanunen sakıncalı bir kişi olup olmamanın genel hükümlerle de çelişmeyecek  şekilde düzenlenmesi lazım.  Ne kadarlık bir nakit varlığına, ne kadarlık bir gayrimenkul varlığına sahip oldukları ve bu  hizmeti sürdürüp sürdüremeyecekleri, kurmayı düşündükleri fakültelerin kontenjanlarının ne olması  gerektiğini, ne kadar süre içerisinde kurulması gerekliliği gibi hususlar gerçekten son derece objektif  ölçütlerle belirleniyor.  Dolayısıyla, bugün huzurunuza getirdiğimiz vakıf üniversitelerinin de özelde ayrıntılı olarak  her birinin mütevellisini, kriterlerini belki sizlere aktarmakta güçlük çekebilirim ama bunları yazılı  olarak cevaplandırabilirim soru sormanız durumunda. Çünkü bütün bu üniversitelerin, vakıflarımızın  daha doğrusu, her şeyden önce üniversite kurma kapasitesine sahip ve yetkinlikte olduklarının objektif  ölçütlerle araştırıldığını ve bu değerlendirmelerin sonucunda Komisyondan da geçip huzurunuza  geldiğini bir kez daha ifade etmek isterim.  Bir de "Bekleyen ne kadar vakıf üniversitesi var YÖK'ün gündeminde?" dendi. Şu anda on üç  vakıf üniversitesi kurulmak üzere bekliyor.  Bugün huzurunuza gelen ve kurulması düşünülen üniversitelerimizin, vakıf üniversitelerimizin  iki tanesi, zaten bir tanesi Vakıflar Genel Müdürlüğünün kuracağı üniversite, diğeri de Diyanet  Vakfının. Yani her ikisi de kamu vakıflarından oluşuyor ve mal varlıkları, gelir durumları bu hizmete,  yükseköğrenim hizmetine tahsis edecekleri mal varlıkları da son derece yüksek.  Bir diğer soru hem konuşmalarda yer alan hem de soru olarak iletilen, bu vakıf üniversitelerinin  kamu kaynaklarıyla desteklendiği, kamu kaynaklarının bu vakıf üniversitelerine tahsis edildiği gibi  sorular soruldu veya değerlendirmeler yapıldı.
Sayfa 100 -
TBMM B:84 8 . 4 . 2010 0 : 4  - 9 9 - BAŞKAN - Sayın Bakan, on dakikanız var.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür  ediyorum.  Öncelikle Genel Kurulumuzda bugün yükseköğrenim sistemimize yeni kazandırılacak olan dört  vakıf üniversitesinin kuruluşunu görüşüyor olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek  istiyorum ve hepinizin de bildiği gibi üniversiteler, özellikle yükseköğrenim ihtiyacı devam eden  ülkemizde yaş ortalamasının 27,7 olduğu düşünülürse Avrupa'nın en genç nüfusuna sahip olan  ülkemizde elbette ki çocuklarımızın yükseköğrenime devam edebilmeleri için eğitimin her  kademesinde yaygın ve nitelikli bir eğitim sisteminin oluşturulması gerekiyor. Bu çerçeve içerisinde  baktığımız zaman da vakıf üniversitelerini yükseköğrenim sistemimizin bir alternatifi değil, bir  parçası olarak gördüğümüzü vurgulamak isterim.  Gerçekten dünyayla rekabet edebilmek için daha fazla sayıda gencimizin yükseköğrenim  görmesi ve nitelikli yükseköğrenim görmesi için vakıf üniversitelerimizin de yükseköğrenim  sistemimize katkısı inkâr edilemez. Burada genel çerçeve içerisinde sorulan soruların büyük bir  bölümü vakıf üniversitelerinin, kurulan bu vakıf üniversitelerinin mütevellilerinin kimlerden  oluştuğu, ne kadar bir kaynağa sahip olup olmadıkları, bu hizmeti verip veremeyecekleri yönünde  yoğunlaştı. Hem muhalefet sözcülerinin hem soru-cevaplar bu yönde yoğunlaştığı için bu konuya  genel çerçeveyi çizerek bir cevap vermek isterim.  Özellikle Millî Eğitim Komisyonumuzda da dile getirilen bu hususlara cevap verirken, özellikle  daha önceki yıllarda da aslında vakıf üniversitelerinin kuruluşuna ilişkin bir sistematik kriter  oluşturulmadığını, aslında bunun zaman içerisinde özellikle yükseköğrenim sistemimizde önemli bir  pay sahibi olmasını düşündüğümüz vakıf üniversitelerimizin olumsuz gelişmelere yol açabileceği  endişesiyle bu doğrultuda Yükseköğretim Kurulumuz genel kuralları belirleyen objektif kriterler,  yani ölçütler getirdi ve bu ölçütler içerisinde vakıf mütevellisinin, zaten bir vakfın mütevelli üyesi  olup olmamanın, kanunen sakıncalı bir kişi olup olmamanın genel hükümlerle de çelişmeyecek  şekilde düzenlenmesi lazım.  Ne kadarlık bir nakit varlığına, ne kadarlık bir gayrimenkul varlığına sahip oldukları ve bu  hizmeti sürdürüp sürdüremeyecekleri, kurmayı düşündükleri fakültelerin kontenjanlarının ne olması  gerektiğini, ne kadar süre içerisinde kurulması gerekliliği gibi hususlar gerçekten son derece objektif  ölçütlerle belirleniyor.  Dolayısıyla, bugün huzurunuza getirdiğimiz vakıf üniversitelerinin de özelde ayrıntılı olarak  her birinin mütevellisini, kriterlerini belki sizlere aktarmakta güçlük çekebilirim ama bunları yazılı  olarak cevaplandırabilirim soru sormanız durumunda. Çünkü bütün bu üniversitelerin, vakıflarımızın  daha doğrusu, her şeyden önce üniversite kurma kapasitesine sahip ve yetkinlikte olduklarının objektif  ölçütlerle araştırıldığını ve bu değerlendirmelerin sonucunda Komisyondan da geçip huzurunuza  geldiğini bir kez daha ifade etmek isterim.  Bir de "Bekleyen ne kadar vakıf üniversitesi var YÖK'ün gündeminde?" dendi. Şu anda on üç  vakıf üniversitesi kurulmak üzere bekliyor.  Bugün huzurunuza gelen ve kurulması düşünülen üniversitelerimizin, vakıf üniversitelerimizin  iki tanesi, zaten bir tanesi Vakıflar Genel Müdürlüğünün kuracağı üniversite, diğeri de Diyanet  Vakfının. Yani her ikisi de kamu vakıflarından oluşuyor ve mal varlıkları, gelir durumları bu hizmete,  yükseköğrenim hizmetine tahsis edecekleri mal varlıkları da son derece yüksek.  Bir diğer soru hem konuşmalarda yer alan hem de soru olarak iletilen, bu vakıf üniversitelerinin  kamu kaynaklarıyla desteklendiği, kamu kaynaklarının bu vakıf üniversitelerine tahsis edildiği gibi  sorular soruldu veya değerlendirmeler yapıldı.  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  Sayın Üçer soru sordunuz, sizin sorunuzu cevaplandırıyorum, eğer dinlerseniz, belki tekrar  benzer bir soruyu sormamış olursunuz! Her şeyden önce, bu vakıf üniversitelerine hiçbir kamu  kaynağı tahsis edilmemiştir, kamu gayrimenkulu de tahsis edilmemiştir. Dolayısıyla daha önceki  yıllarda yapılanlar bizi bu anlamda kurulan ve kurulacak üniversitelerin kamu kaynaklarıyla değil  kendi kaynaklarıyla oluşturulan kriterler çerçevesinde hizmet veriyorlar.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Bakan, bu yıl Maliyeden vakıf üniversitelerine, tam, kaç lira  ödenmiştir?  BAŞKAN - Sayın Üçer, karşılıklı konuşmazsak... Çok soru soruldu, Sayın Bakan ona cevap  versin. Lütfen... Nasıl olsa maddeler devam edecek.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Bunun dışında, bir taraftan da vakıf  üniversiteleri hakkında YÖK Başkanının kamuoyuna yansıyan değerlendirmeleri hakkında sorular  soruldu. Elbette, özel üniversitelerin, daha doğrusu vakıf dışında özel üniversitelerin, ticari şirketlerin  de üniversite kurmasına yönelik olarak herhangi bir yasal düzenleme çalışması YÖK tarafından bana  iletilmedi, dolayısıyla bu yönde bir değerlendirme yapmayacağım ama "vakıf üniversitelerini para  için yapanlar" vesaire gibi değerlendirmeler yapıldı.  Yükseköğretim Kurulu hepinizin de bildiği gibi anayasal bir kuruluş ve anayasal kurumlar, her  hukuk devletinde bu kurumlar denetleme işlevlerini de kendi yasal organları vasıtasıyla yaparlar.  YÖK'ün de bir denetleme kurulu var ve vakıf üniversiteleri düzenli bir şekilde, bu çerçevede, çizilen  çerçevede yükseköğrenim hizmetinin amacına uygun şekilde icra edilip edilmediği, kâr amacı  güdülüp güdülmediği veya yükseköğrenim sisteminin ilkelerine ters bir uygulama olup olmadığını  zaman zaman denetler, ilgili vakıf üniversitelerini bu konuda uyarır, gerekirse hepinizin de bildiği  gibi, vakıf üniversiteleri bir devlet üniversitesinin himayesinde kurulur. Bu hizmeti yapamayacak  duruma gelmesi durumunda da bu sistem içerisinde vakıf üniversitesinin kapatılmasına karar verilir  ve Yükseköğretim Kurulu kararı doğrultusunda hami üniversiteye öğrencileriyle birlikte devredilir.  "Vakıf üniversiteleri dışında bu yıl yeni devlet üniversiteleri kurulacak mı?" diye bir soru  soruldu. Evet, Bakanlar Kurulundan bu konudaki kanun tasarısı Meclis Başkanlığımıza intikal etti.  Kurulacak olan yedi devlet üniversitesinin kurulacağı şehirler Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Konya,  Erzurum ve Kayseri. Yine, bu illerin seçiminde de Yükseköğretim Kurulumuz bu illerdeki  üniversitelerin öğrenci kapasitesinin yüksekliği, öğrenci sayısının yüksekliği ve diğer hususlar dikkate  alınarak kentlerin ihtiyacı doğrultusunda kararlaştırılmıştır. Hepinizin de bildiği gibi yükseköğrenim  talebinin bu kadar yüksek olduğu, genç nüfusun bu kadar yüksek olduğu bir ülkede, üniversitelerin,  eski üniversitelerin kadro ve diğer hususlarla desteklenmesi gerektiği kadar yeni üniversiteler kurmak  ve kontenjanları büyütmek suretiyle gençlerimizin üniversite öğrenim hakkı talebinin yerine  getirilmesine çalışılmakta.  Üniversitelerimizin özellikle bilimsel yayın konusunda ve üniversitelerimizin özellikle dünya  bilimsel skalasında çok kötü bir yerde olduğu, hatta sonuncu sıralarda yer aldığı gibi, aslında biraz  da açıkçası kompleksli bulduğumuz bir tutum var. Gerçekten Türkiye'de üniversitelerimiz bu  anlamda, sıralamada, 2006 yılında 20'nci sırada -bilimsel makale ve yayında- 2007 yılında 19,2008  yılında da 18'inci sırada. 2009 yılma ilişkin bir çalışma henüz elimize ulaşmadı, ama dünya  sıralamasında Türk üniversiteleri bu anlamda iyi bir yerdedir. Dolayısıyla kendi üniversitelerimizle  ve bilimsel çalışmalarıyla bu anlamda hepimiz de gurur duymalıyız diye düşünüyorum.  Bunun dışında, özellikle bazı üniversitelere ilişkin kadrolar, kadro taleplerinin karşılanamaması  gibi şu anda elimde bilgi olarak bulunmayan hususları cevaplandıramayacağım, bunların hepsini  yazılı olarak cevaplandırmayı düşünüyorum.  - 1 0 0 -
Sayfa 101 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 4  Sayın Üçer soru sordunuz, sizin sorunuzu cevaplandırıyorum, eğer dinlerseniz, belki tekrar  benzer bir soruyu sormamış olursunuz! Her şeyden önce, bu vakıf üniversitelerine hiçbir kamu  kaynağı tahsis edilmemiştir, kamu gayrimenkulu de tahsis edilmemiştir. Dolayısıyla daha önceki  yıllarda yapılanlar bizi bu anlamda kurulan ve kurulacak üniversitelerin kamu kaynaklarıyla değil  kendi kaynaklarıyla oluşturulan kriterler çerçevesinde hizmet veriyorlar.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Bakan, bu yıl Maliyeden vakıf üniversitelerine, tam, kaç lira  ödenmiştir?  BAŞKAN - Sayın Üçer, karşılıklı konuşmazsak... Çok soru soruldu, Sayın Bakan ona cevap  versin. Lütfen... Nasıl olsa maddeler devam edecek.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Bunun dışında, bir taraftan da vakıf  üniversiteleri hakkında YÖK Başkanının kamuoyuna yansıyan değerlendirmeleri hakkında sorular  soruldu. Elbette, özel üniversitelerin, daha doğrusu vakıf dışında özel üniversitelerin, ticari şirketlerin  de üniversite kurmasına yönelik olarak herhangi bir yasal düzenleme çalışması YÖK tarafından bana  iletilmedi, dolayısıyla bu yönde bir değerlendirme yapmayacağım ama "vakıf üniversitelerini para  için yapanlar" vesaire gibi değerlendirmeler yapıldı.  Yükseköğretim Kurulu hepinizin de bildiği gibi anayasal bir kuruluş ve anayasal kurumlar, her  hukuk devletinde bu kurumlar denetleme işlevlerini de kendi yasal organları vasıtasıyla yaparlar.  YÖK'ün de bir denetleme kurulu var ve vakıf üniversiteleri düzenli bir şekilde, bu çerçevede, çizilen  çerçevede yükseköğrenim hizmetinin amacına uygun şekilde icra edilip edilmediği, kâr amacı  güdülüp güdülmediği veya yükseköğrenim sisteminin ilkelerine ters bir uygulama olup olmadığını  zaman zaman denetler, ilgili vakıf üniversitelerini bu konuda uyarır, gerekirse hepinizin de bildiği  gibi, vakıf üniversiteleri bir devlet üniversitesinin himayesinde kurulur. Bu hizmeti yapamayacak  duruma gelmesi durumunda da bu sistem içerisinde vakıf üniversitesinin kapatılmasına karar verilir  ve Yükseköğretim Kurulu kararı doğrultusunda hami üniversiteye öğrencileriyle birlikte devredilir.  "Vakıf üniversiteleri dışında bu yıl yeni devlet üniversiteleri kurulacak mı?" diye bir soru  soruldu. Evet, Bakanlar Kurulundan bu konudaki kanun tasarısı Meclis Başkanlığımıza intikal etti.  Kurulacak olan yedi devlet üniversitesinin kurulacağı şehirler Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Konya,  Erzurum ve Kayseri. Yine, bu illerin seçiminde de Yükseköğretim Kurulumuz bu illerdeki  üniversitelerin öğrenci kapasitesinin yüksekliği, öğrenci sayısının yüksekliği ve diğer hususlar dikkate  alınarak kentlerin ihtiyacı doğrultusunda kararlaştırılmıştır. Hepinizin de bildiği gibi yükseköğrenim  talebinin bu kadar yüksek olduğu, genç nüfusun bu kadar yüksek olduğu bir ülkede, üniversitelerin,  eski üniversitelerin kadro ve diğer hususlarla desteklenmesi gerektiği kadar yeni üniversiteler kurmak  ve kontenjanları büyütmek suretiyle gençlerimizin üniversite öğrenim hakkı talebinin yerine  getirilmesine çalışılmakta.  Üniversitelerimizin özellikle bilimsel yayın konusunda ve üniversitelerimizin özellikle dünya  bilimsel skalasında çok kötü bir yerde olduğu, hatta sonuncu sıralarda yer aldığı gibi, aslında biraz  da açıkçası kompleksli bulduğumuz bir tutum var. Gerçekten Türkiye'de üniversitelerimiz bu  anlamda, sıralamada, 2006 yılında 20'nci sırada -bilimsel makale ve yayında- 2007 yılında 19,2008  yılında da 18'inci sırada. 2009 yılma ilişkin bir çalışma henüz elimize ulaşmadı, ama dünya  sıralamasında Türk üniversiteleri bu anlamda iyi bir yerdedir. Dolayısıyla kendi üniversitelerimizle  ve bilimsel çalışmalarıyla bu anlamda hepimiz de gurur duymalıyız diye düşünüyorum.  Bunun dışında, özellikle bazı üniversitelere ilişkin kadrolar, kadro taleplerinin karşılanamaması  gibi şu anda elimde bilgi olarak bulunmayan hususları cevaplandıramayacağım, bunların hepsini  yazılı olarak cevaplandırmayı düşünüyorum.  - 1 0 0 - T B M M B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 1 0 1 - Bir diğer soru, başlangıçta sorulan sorulardan bir tanesi öğretmenler hakkındaydı, sözleşmeli  öğretmenler hakkında bir soru soruldu. Hepinizin de bildiği gibi sözleşmeli öğretmenler, kadrolu  öğretmen ihtiyacımızın karşılanamadığı, özellikle güçlük arz eden, kadrolu öğretmenler yoluyla  hizmeti götüremediğimiz eğitim öğretim sistemi içerisinde önemli bir yer tutacak şekilde düşünülüp  planlanmış bir çalışma.  Dolayısıyla, bir diğer taraftan da sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesine ilişkin sorular,  bulunduğum her yerde ve sıklıkla bana da soruluyor ve bunu da yine daha önceki cevaplarımı tekrar  edecek şekilde cevaplandırmak istiyorum. Sözleşmeli öğretmenlerin tamamının bir yıl içerisinde veya  çok kısa bir süre içerisinde kadroya geçirilmesi çalışması yok. Fakat, öğretmenlerimizin, sözleşmeli  öğretmenlerimizin kademeli olarak çalışma süreleri göz önüne alınarak kadroya geçirilmesi  çalışmalarını tamamladık. Maliye Bakanlığımızla çalışmalarımız sonuçlandıktan sonra, kamuoyuyla  bunu paylaşacağız ve bu çalışmayı bir yasa tasarısı olarak Meclisin gündemine getireceğiz.  Sayın Arat'ın bir sorusu vardı. Yazılı olarak iletilmiş yatılı ilköğretim bölge okullarına ilişkin,  kontenjan açığına ilişkin "Bunlar doldurulamaz mıydı?" şeklinde bir soruydu.  Her şeyden önce yatılı ilköğretim bölge okulları da hepinizin de bildiği gibi yoksul ve  dezavantajlı, eğitim hizmetlerine erişiminde güçlük çekilen çocuklara eğitim verilen alanlar. Yatılı  ilköğretim bölge okullarında kuruluş koşulları itibarıyla bazı nüfus ve yer değişiklikleri hareketlerinin  yansıması neticesinde kontenjanlar boş kalıyor. Oysaki, bu kontenjanlar şu anda yerleşik sistemden,  kırsal kesimden kente göçleri göz önüne aldığımızda, baz aldığımızda bazılarında kontenjan açığımız  ve ihtiyacımız devam ederken, diğerlerinde boşluk arz eden yerler var. Dolayısıyla, herhangi bir  şehirden, sokakta çalışan bir çocuğu ailesinin rızası ve bilgisi olmaksızın alıp bir yatılı ilköğretim  bölge okuluna göndermemiz mümkün olmadığı gibi, şu ana kadar bize bu yönde talepte bulunan ve  başvuran herhangi bir ailenin talebini de reddetmiş değiliz. Dolayısıyla, yatılı ilköğretim bölge  okullarının planlama ve hedefleri doğrultusunda çalışma yapıldığını söylemek isterim. Özellikle diğer  alanda da çalışmaların devlet bakanlığımız ve diğer bakanlıkların koordinasyon hâlinde yürüttüğü  çalışmalarla sağlıklı bir yönde ilerlediğini ifade etmek isterim.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Süremiz doldu.  Teşekkür ediyorum.  Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  III.- Y O K L A M A  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı talebi vardır.  Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Özyürek, Sayın Aslanoğlu, Sayın Altay, Sayın Diren, Sayın Köse,  Sayın Kocal, Sayın Ağyüz, Sayın Seçer, Sayın Özkan, Sayın Oksal, Sayın Arat, Sayın Aydoğan,  Sayın Hacaloğlu, Sayın Yıldız, Sayın Tüzün, Sayın Barış, Sayın Bingöl, Sayın Anadol, Sayın Yazar.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  Yoklama başlamıştır.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 20.04
Sayfa 102 -
T B M M B:84 8 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 1 0 1 - Bir diğer soru, başlangıçta sorulan sorulardan bir tanesi öğretmenler hakkındaydı, sözleşmeli  öğretmenler hakkında bir soru soruldu. Hepinizin de bildiği gibi sözleşmeli öğretmenler, kadrolu  öğretmen ihtiyacımızın karşılanamadığı, özellikle güçlük arz eden, kadrolu öğretmenler yoluyla  hizmeti götüremediğimiz eğitim öğretim sistemi içerisinde önemli bir yer tutacak şekilde düşünülüp  planlanmış bir çalışma.  Dolayısıyla, bir diğer taraftan da sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesine ilişkin sorular,  bulunduğum her yerde ve sıklıkla bana da soruluyor ve bunu da yine daha önceki cevaplarımı tekrar  edecek şekilde cevaplandırmak istiyorum. Sözleşmeli öğretmenlerin tamamının bir yıl içerisinde veya  çok kısa bir süre içerisinde kadroya geçirilmesi çalışması yok. Fakat, öğretmenlerimizin, sözleşmeli  öğretmenlerimizin kademeli olarak çalışma süreleri göz önüne alınarak kadroya geçirilmesi  çalışmalarını tamamladık. Maliye Bakanlığımızla çalışmalarımız sonuçlandıktan sonra, kamuoyuyla  bunu paylaşacağız ve bu çalışmayı bir yasa tasarısı olarak Meclisin gündemine getireceğiz.  Sayın Arat'ın bir sorusu vardı. Yazılı olarak iletilmiş yatılı ilköğretim bölge okullarına ilişkin,  kontenjan açığına ilişkin "Bunlar doldurulamaz mıydı?" şeklinde bir soruydu.  Her şeyden önce yatılı ilköğretim bölge okulları da hepinizin de bildiği gibi yoksul ve  dezavantajlı, eğitim hizmetlerine erişiminde güçlük çekilen çocuklara eğitim verilen alanlar. Yatılı  ilköğretim bölge okullarında kuruluş koşulları itibarıyla bazı nüfus ve yer değişiklikleri hareketlerinin  yansıması neticesinde kontenjanlar boş kalıyor. Oysaki, bu kontenjanlar şu anda yerleşik sistemden,  kırsal kesimden kente göçleri göz önüne aldığımızda, baz aldığımızda bazılarında kontenjan açığımız  ve ihtiyacımız devam ederken, diğerlerinde boşluk arz eden yerler var. Dolayısıyla, herhangi bir  şehirden, sokakta çalışan bir çocuğu ailesinin rızası ve bilgisi olmaksızın alıp bir yatılı ilköğretim  bölge okuluna göndermemiz mümkün olmadığı gibi, şu ana kadar bize bu yönde talepte bulunan ve  başvuran herhangi bir ailenin talebini de reddetmiş değiliz. Dolayısıyla, yatılı ilköğretim bölge  okullarının planlama ve hedefleri doğrultusunda çalışma yapıldığını söylemek isterim. Özellikle diğer  alanda da çalışmaların devlet bakanlığımız ve diğer bakanlıkların koordinasyon hâlinde yürüttüğü  çalışmalarla sağlıklı bir yönde ilerlediğini ifade etmek isterim.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Süremiz doldu.  Teşekkür ediyorum.  Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.  III.- Y O K L A M A  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Toplantı yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı talebi vardır.  Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Özyürek, Sayın Aslanoğlu, Sayın Altay, Sayın Diren, Sayın Köse,  Sayın Kocal, Sayın Ağyüz, Sayın Seçer, Sayın Özkan, Sayın Oksal, Sayın Arat, Sayın Aydoğan,  Sayın Hacaloğlu, Sayın Yıldız, Sayın Tüzün, Sayın Barış, Sayın Bingöl, Sayın Anadol, Sayın Yazar.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  Yoklama başlamıştır.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 20.04  TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 5  BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 20.11  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşiminin  Beşinci Oturumunu açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - 487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın maddelerine geçilmesinin oylanmasından önce  yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Bu nedenle yeniden yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 13 Nisan 2010 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere  birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 20.15  - 1 0 2 -
Sayfa 103 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010 O: 5  BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 20.11  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKÇİ (Konya)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84'üncü Birleşiminin  Beşinci Oturumunu açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - 487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın maddelerine geçilmesinin oylanmasından önce  yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Bu nedenle yeniden yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan  gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 13 Nisan 2010 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere  birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 20.15  - 1 0 2 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru 'nun, Tokat 'taki kamu binalarının jeolojik etütlerine ilişkin  Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13163)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasının teminini arz ederim.  RU  îveki 1 i  SORU: Tokat ilindeki devlete ait binaların depremle ilgili jeolojik etütleri  yapılmış mıdır? Sonuçlan nelerdir?  T.C  DEVLET BAKANI VE  BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B.02.0.001/ 272 0 8 «S3/12010  Konu: Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İLGİ : 22.03.2010 tarih ve KAN.KAR.MD.A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/13163-21051/43938 sayılı  yazınız.  Tokat Milletvekili Sn. Reşat DOĞRU'nun Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/13163 sayılı  yazılı soru önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.  BUgilerinizi ve gereğini arz ederim. /ryj/l  /Cemil ÇİÇEK)  Devlet Bakanı ye  Başbakan Yarduucısı  Ek- soru önergesi cevabı (  - 1 0 3 -
Sayfa 104 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru 'nun, Tokat 'taki kamu binalarının jeolojik etütlerine ilişkin  Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13163)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından  yazılı olarak cevaplandırılmasının teminini arz ederim.  RU  îveki 1 i  SORU: Tokat ilindeki devlete ait binaların depremle ilgili jeolojik etütleri  yapılmış mıdır? Sonuçlan nelerdir?  T.C  DEVLET BAKANI VE  BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B.02.0.001/ 272 0 8 «S3/12010  Konu: Soru önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İLGİ : 22.03.2010 tarih ve KAN.KAR.MD.A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/13163-21051/43938 sayılı  yazınız.  Tokat Milletvekili Sn. Reşat DOĞRU'nun Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/13163 sayılı  yazılı soru önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.  BUgilerinizi ve gereğini arz ederim. /ryj/l  /Cemil ÇİÇEK)  Devlet Bakanı ye  Başbakan Yarduucısı  Ek- soru önergesi cevabı (  - 1 0 3 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  T.C.  BAŞBAKANLIK  Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı  Sayı :B.02.1_.AAD.0.10.00.08/  Konu :Soru Önergesi OaOÜÛIO* 0 2 5 3 9  7.../2010  SAYIN CEMİL ÇİÇEK  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı  İlgi: a)Sayın Devlet Bakanı Ve Başbakan Yardımcısı Cemil ÇİÇEK'in 26.03.2010 Tarih ve  B.02.0.001/219 Sayılı Yazısı  b)T.C. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 25.03.2010 Tarih ve  B.02.0.KKG.0.12/106-198-14/1325 Saydı Yazısı  c)Tokat Milletvekili Sayın Dr. Reşat DOĞRU'nun 08.03.2010 Tarih ve 2010/5589 Sayılı Yazılı  Som Önergesi Sureti  İlgi (a) yazıda; ilgi (a) ve ilgi (b) yazı ekinde verilen ilgi (c) soru önergesinde belirtilen (Devlete ait  binaların depremle ilgili jeolojik etüderinin yapılıp yapılmadığı ve sonuçlan) hususların 05.04.2010  tarihine kadar Devlet Bakanlığımıza gönderilmesi istenmektedir.  Başkanlığımızca, 19.01.2010 tarih ve 373 sayılı genelgemiz doğrultusunda hazırlanarak gönderilen  plana esas etüt raporlarının onay işlemleri yapılmaktadır.  Kamu binalarının depremle ilgili zemin-temel ilişkisini ortaya koyacak olan zemin ve temel etüdü  raporlarının onay işlemleri, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (Yapı İşleri Genel Müdürlüğü) ile Valiliği  (Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü) tarafından koordineli olarak yürütülmektedir.  Aynca, "Bina ve Bina Türü Yapılar İçin Zemin ve Temel Etüdü Raporu Genel Formaü",  Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın (Yapı İşleri Genel Müdürlüğü) 10.08.2005 tarih ve 815 sayılı yazısı ile  yürürlüğe girmiştir.  Bu nedenle, ilgi ( c ) soru önergesinde belirtilen hususlara ilişkin olarak Bayındırlık ve İskân  BakanlığYndan (Yapı İşleri Genel Müdürlüğü) alınacak nihai görüşün Makamlarınıza bildirileceği  hususunu;  Bilgilerinize arz ederim.  - 1 0 4 -
Sayfa 105 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  T.C.  BAŞBAKANLIK  Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı  Sayı :B.02.1_.AAD.0.10.00.08/  Konu :Soru Önergesi OaOÜÛIO* 0 2 5 3 9  7.../2010  SAYIN CEMİL ÇİÇEK  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı  İlgi: a)Sayın Devlet Bakanı Ve Başbakan Yardımcısı Cemil ÇİÇEK'in 26.03.2010 Tarih ve  B.02.0.001/219 Sayılı Yazısı  b)T.C. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün 25.03.2010 Tarih ve  B.02.0.KKG.0.12/106-198-14/1325 Saydı Yazısı  c)Tokat Milletvekili Sayın Dr. Reşat DOĞRU'nun 08.03.2010 Tarih ve 2010/5589 Sayılı Yazılı  Som Önergesi Sureti  İlgi (a) yazıda; ilgi (a) ve ilgi (b) yazı ekinde verilen ilgi (c) soru önergesinde belirtilen (Devlete ait  binaların depremle ilgili jeolojik etüderinin yapılıp yapılmadığı ve sonuçlan) hususların 05.04.2010  tarihine kadar Devlet Bakanlığımıza gönderilmesi istenmektedir.  Başkanlığımızca, 19.01.2010 tarih ve 373 sayılı genelgemiz doğrultusunda hazırlanarak gönderilen  plana esas etüt raporlarının onay işlemleri yapılmaktadır.  Kamu binalarının depremle ilgili zemin-temel ilişkisini ortaya koyacak olan zemin ve temel etüdü  raporlarının onay işlemleri, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (Yapı İşleri Genel Müdürlüğü) ile Valiliği  (Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü) tarafından koordineli olarak yürütülmektedir.  Aynca, "Bina ve Bina Türü Yapılar İçin Zemin ve Temel Etüdü Raporu Genel Formaü",  Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın (Yapı İşleri Genel Müdürlüğü) 10.08.2005 tarih ve 815 sayılı yazısı ile  yürürlüğe girmiştir.  Bu nedenle, ilgi ( c ) soru önergesinde belirtilen hususlara ilişkin olarak Bayındırlık ve İskân  BakanlığYndan (Yapı İşleri Genel Müdürlüğü) alınacak nihai görüşün Makamlarınıza bildirileceği  hususunu;  Bilgilerinize arz ederim.  - 1 0 4 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010  2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse 'nin, bazı illerde depreme yönelik çalışmalara ilişkin  Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13173)  Aşağıdaki sorulanının Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı  olarak cevaplandınlmasını arz ederim.  Saygılanmla  Ülkemiz tarihi, çeşitli büyük afetlere tanıklık etmiştir, özellikle depremler, tarihimizde  büyük kayıpların yaşandığı afetlerdir. Son günlerde ülkemizde ve dünyada yaşanan  depremler, bu konunun önemini tekrar gündeme getirmiştir. Deprem riski konusunda  dünyanın en büyük metropollerinden biri olan İstanbul'un isminin sık sık geçiyor olmasının  yanında, çeşitli illerimizin de aynı derecede riskle karşı karşıya olduğu bilimsel çevrelerce de  tartışılmaktadır. ODTÜ ve Gazi Üniversitesi'nden ve TÜBİTAK'tan bilim insanlarının  sunduğu deprem raporlan da deprem riskinin sadece istanbul ile sınırlı olmadığını  göstermektedir, istanbul'un haricinde Bursa, izmir, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş da  bu illerimiz içinde yer almaktadır. Başka bir ifadeyle deprem riskini yoğun olarak yaşayan tek  il istanbul değildir. Bu bağlamda:  1. istanbul haricinde riskli olan illerin hangileri olduğuna dair bir çalışma yapılmış  mıdır? Yapılmış ise bu konuda elde edilen sonuçlar nelerdir?  2. Adıyaman, izmir, Kahramanmaraş ve Malatya gibi risk grubu içinde olan illerde,  depreme karşı bugüne kadar ne gibi önlemler alınmıştır? Bu konuda 2010 yılında  yapılacak çalışmalar nelerdir?  3. Bahsi geçen risk grubu içinde olan illerde, depreme karşı alınan önlemlerde bir  değişiklik olacak mıdır? önlemlerin artırılması söz konusu mudur?  4. Son Elazığ depreminde ölümlerin nedeni olarak gösterilen kerpiç evler, Adıyaman'da  da sıkça kullanılan yapılardır, özellikle bu konuda nc gibi önlemler almılması  düşünülmektedir?  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Dt. Şevket KÖSE  Adıyaman Milletvekili  - 1 0 5 -
Sayfa 106 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010  2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse 'nin, bazı illerde depreme yönelik çalışmalara ilişkin  Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13173)  Aşağıdaki sorulanının Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı  olarak cevaplandınlmasını arz ederim.  Saygılanmla  Ülkemiz tarihi, çeşitli büyük afetlere tanıklık etmiştir, özellikle depremler, tarihimizde  büyük kayıpların yaşandığı afetlerdir. Son günlerde ülkemizde ve dünyada yaşanan  depremler, bu konunun önemini tekrar gündeme getirmiştir. Deprem riski konusunda  dünyanın en büyük metropollerinden biri olan İstanbul'un isminin sık sık geçiyor olmasının  yanında, çeşitli illerimizin de aynı derecede riskle karşı karşıya olduğu bilimsel çevrelerce de  tartışılmaktadır. ODTÜ ve Gazi Üniversitesi'nden ve TÜBİTAK'tan bilim insanlarının  sunduğu deprem raporlan da deprem riskinin sadece istanbul ile sınırlı olmadığını  göstermektedir, istanbul'un haricinde Bursa, izmir, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş da  bu illerimiz içinde yer almaktadır. Başka bir ifadeyle deprem riskini yoğun olarak yaşayan tek  il istanbul değildir. Bu bağlamda:  1. istanbul haricinde riskli olan illerin hangileri olduğuna dair bir çalışma yapılmış  mıdır? Yapılmış ise bu konuda elde edilen sonuçlar nelerdir?  2. Adıyaman, izmir, Kahramanmaraş ve Malatya gibi risk grubu içinde olan illerde,  depreme karşı bugüne kadar ne gibi önlemler alınmıştır? Bu konuda 2010 yılında  yapılacak çalışmalar nelerdir?  3. Bahsi geçen risk grubu içinde olan illerde, depreme karşı alınan önlemlerde bir  değişiklik olacak mıdır? önlemlerin artırılması söz konusu mudur?  4. Son Elazığ depreminde ölümlerin nedeni olarak gösterilen kerpiç evler, Adıyaman'da  da sıkça kullanılan yapılardır, özellikle bu konuda nc gibi önlemler almılması  düşünülmektedir?  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Dt. Şevket KÖSE  Adıyaman Milletvekili  - 1 0 5 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  T.C  DEVLET BAKANI VE  BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B.02.0.001/ 277  Konu: Soru önergesi 0 8 fa 2010  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İLGİ : 22.03.2010 tarih ve KAN.KAR.MD.A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/13173-21113/44082 sayılı  Adıyaman Milletvekili Sn. Şevket KÖSE'nin Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/13173  sayılı yazılı soru önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.  Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.  ÖNERGEYE İLİŞKİN SORULAR:  Soru I: İstanbul haricinde riskli olan illerin hangileri olduğuna dair bir çalışma yapılmış  mıdır? Yapılmış ise bu konuda elde edilen sonuçlar nelerdir?  SoruII: Adıyaman, İzmir, Kahramanmaraş ve Malatya gibi risk grubu içinde olan  illerde, depreme karşı bugüne kadar ne gibi Önlemler alınmıştır? Bu konuda 2010 yılında  yapılacak çalışmalar nelerdir?  SoruIII: Bahsi geçen risk grubu içinde olan illerde, depreme karşı alınan önlemlerde bir  değişiklik olacak mıdır? Önlemlerin arttırılması söz konusu mudur?  SoruIV:Son Elazığ depreminde ölümlerin nedeni olarak gösterilen kerpiç evler,  Adıyaman'da da sıkça kullanılan yapılardır, özellikle bu konuda ne gibi Önlemler alınması  düşünülmektedir.  ÖNERGEYE İLİŞKİN SORULARIN CEVAPLARI:  Cevap I;  Türkiye'nin sahip olduğu deprem tehlikesini gösteren çalışma 1996 yılında Bakanlar  Kurulunca kabul edilen (96/8109) Deprem Bölgeleri Haritası ile belirlenmiştir. Bunun dışında  aşağıda sıralan projelerde elde edilen ve edilecek verilerle risk yönetimi alanında bilgi alt  yapısı oluşturulmaktadır.  yazınız.  Cemil ÇİÇBK  Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı  Ek- soru önergesi cevabı  T.C.  BAŞBAKANLIK  Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı  .../.../2010  - 1 0 6 -
Sayfa 107 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  T.C  DEVLET BAKANI VE  BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B.02.0.001/ 277  Konu: Soru önergesi 0 8 fa 2010  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İLGİ : 22.03.2010 tarih ve KAN.KAR.MD.A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/13173-21113/44082 sayılı  Adıyaman Milletvekili Sn. Şevket KÖSE'nin Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/13173  sayılı yazılı soru önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.  Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.  ÖNERGEYE İLİŞKİN SORULAR:  Soru I: İstanbul haricinde riskli olan illerin hangileri olduğuna dair bir çalışma yapılmış  mıdır? Yapılmış ise bu konuda elde edilen sonuçlar nelerdir?  SoruII: Adıyaman, İzmir, Kahramanmaraş ve Malatya gibi risk grubu içinde olan  illerde, depreme karşı bugüne kadar ne gibi Önlemler alınmıştır? Bu konuda 2010 yılında  yapılacak çalışmalar nelerdir?  SoruIII: Bahsi geçen risk grubu içinde olan illerde, depreme karşı alınan önlemlerde bir  değişiklik olacak mıdır? Önlemlerin arttırılması söz konusu mudur?  SoruIV:Son Elazığ depreminde ölümlerin nedeni olarak gösterilen kerpiç evler,  Adıyaman'da da sıkça kullanılan yapılardır, özellikle bu konuda ne gibi Önlemler alınması  düşünülmektedir.  ÖNERGEYE İLİŞKİN SORULARIN CEVAPLARI:  Cevap I;  Türkiye'nin sahip olduğu deprem tehlikesini gösteren çalışma 1996 yılında Bakanlar  Kurulunca kabul edilen (96/8109) Deprem Bölgeleri Haritası ile belirlenmiştir. Bunun dışında  aşağıda sıralan projelerde elde edilen ve edilecek verilerle risk yönetimi alanında bilgi alt  yapısı oluşturulmaktadır.  yazınız.  Cemil ÇİÇBK  Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı  Ek- soru önergesi cevabı  T.C.  BAŞBAKANLIK  Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı  .../.../2010  - 1 0 6 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  Türkiyenin Deprem Riski Yüksek Ancak Tektonik Rejimleri Farklı Bölgelerinde  Deprem Davranışının Çok Disiplinli Yaklaşımlarla Araştırılması Projesi (TURDEP )  Bu proje TÜBİTAK-MAM Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün yürütücülüğünde ve 14  Üniversitenin birlikte çalıştığı ve deprem alanında Türkiye'nin kapsam, katılım ve bütçe  açısından en büyük projesidir. (Kasım 2005)  Bu proje ile Ülkemizde 3 ana fay zonunda (Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Ege Graben  Sistemleri); Deprem aktivitesi ve deprem habercilerinin izlenmesi Riskli bölgelerdeki  deprem tehlikesinin hassas olarak ortaya konulması, Uluslararası standartta bir afet yönetim  sisteminin oluşturulması ve Türkiye'de ilk kez, yıkıcı deprem üretme potansiyeli olan diri  fayların davranışının, çok disiplinli ve çok katılımlı çalışmaların sürekli ve sistematik olarak  izlenmesi hedeflenmiştir.  Doğu Anadolu Fayının Paleosismolojisi Projesi  Riskli olarak görünen Doğu Anadolu Fayı (DAF) 'ında da Paleosismolojik çalışmalara gerek  duyulmuştur. Bu araştırma projesi,Doğu Anadolu Fay Sistemi (DAFS) - Gölbaşı Türkoğlu  Fay Parçası (GTFP)'nm; yapısal özelliklerini ortaya koymaya ve geniş bir alanda tektonik  rejimin ana karakterlerini belirlemeye yönelik tektonik-morfotektonik, uzaktan algılama-CBS  çalışmaları ,fay kazılan (hendek) metodu ile yapılan paleosismoloji (eski deprem izlerinin  araştırılması) çalışmalarını kapsar.  Aktif Fayların ÜstUnde Planlama ve Tampon Bölge Oluşturma Kriterleri Projesi  Diri fay izleri üzerinde ve yakınında kurulmuş veya kurulacak yerleşim alanlannda insan  bannımı amaçlı yapılan yasaklamak, böylece yüzey faylanmasından ileri gelecek riskleri  azaltmak, diri fay izi üzerinde ve yakınındaki yapılaşma esaslan, politika ve kriterleri  düzenlemek, diri faylar etrafında tampon bölgelerin oluşturulması sürecinde ve sonrasında  yaşanan teknik, idari ve hukuki sorunlan engellemek için 7269 Sayılı Kanunun 2. maddesi  gereğince, hangi faylar etrafında, ne kadar genişlikte tampon bölge oluşturulacağı ve güvenli  yapılaşmanın faylardan ne kadar uzaklıkta olmasına yönelik kurallan içeren "Kentsel  Planlamaya Esas Diri Faylar Etrafında Tampon Bölge Oluşturulması Hakkında Yönetmelik"  ve kılavuz kitap hazırlanması çalışmalan devam etmektedir.  Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Şebekesi Veri Tabanının Uluslararası ölçütlere Göre  Derlenmesi Afet-Odtü Projesi  Amacı sismik risk ve tehlikeye yönelik ulusal ve uluslararası araştırmalara temel olacak veri  tabanının oluşturulmasıdır.Beklenen faydalar ise; ülkemizde mevcut Deprem Bölgeleri  Haritası'nın daha duyarlı ve daha büyük ölçekte çizilmesi yönünde önemli eksikleri  gidermek, mevcut 4000 deprem kaydının veri işlem teknikleri ile işleyerek ülkemizde tüm  bina yapımlanm ilgilendiren Depreme Dayanıklı Yapı Tasanm Şartnameleri (Deprem  Yönetmeliği) revize etmektir. Böylece Başkanlığımızın görevi olan yerleşim ve yapılaşma  güvenliğinin sağlanması yönünde önemli bir adım atmak.  USAG- Ulusal Sismik Ağın Geliştirilmesi Projesi  Deprem Şurası Sonuç Bildirgesi'nde; "Ülke çapında depremlerin izlenmesi, kaydedilmesi,  değerlendirilmesi ve duyurulması işleri gelişmiş bir "Ulusal Sismik Ağ Sistemi" altında  - 1 0 7 -
Sayfa 108 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  Türkiyenin Deprem Riski Yüksek Ancak Tektonik Rejimleri Farklı Bölgelerinde  Deprem Davranışının Çok Disiplinli Yaklaşımlarla Araştırılması Projesi (TURDEP )  Bu proje TÜBİTAK-MAM Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün yürütücülüğünde ve 14  Üniversitenin birlikte çalıştığı ve deprem alanında Türkiye'nin kapsam, katılım ve bütçe  açısından en büyük projesidir. (Kasım 2005)  Bu proje ile Ülkemizde 3 ana fay zonunda (Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Ege Graben  Sistemleri); Deprem aktivitesi ve deprem habercilerinin izlenmesi Riskli bölgelerdeki  deprem tehlikesinin hassas olarak ortaya konulması, Uluslararası standartta bir afet yönetim  sisteminin oluşturulması ve Türkiye'de ilk kez, yıkıcı deprem üretme potansiyeli olan diri  fayların davranışının, çok disiplinli ve çok katılımlı çalışmaların sürekli ve sistematik olarak  izlenmesi hedeflenmiştir.  Doğu Anadolu Fayının Paleosismolojisi Projesi  Riskli olarak görünen Doğu Anadolu Fayı (DAF) 'ında da Paleosismolojik çalışmalara gerek  duyulmuştur. Bu araştırma projesi,Doğu Anadolu Fay Sistemi (DAFS) - Gölbaşı Türkoğlu  Fay Parçası (GTFP)'nm; yapısal özelliklerini ortaya koymaya ve geniş bir alanda tektonik  rejimin ana karakterlerini belirlemeye yönelik tektonik-morfotektonik, uzaktan algılama-CBS  çalışmaları ,fay kazılan (hendek) metodu ile yapılan paleosismoloji (eski deprem izlerinin  araştırılması) çalışmalarını kapsar.  Aktif Fayların ÜstUnde Planlama ve Tampon Bölge Oluşturma Kriterleri Projesi  Diri fay izleri üzerinde ve yakınında kurulmuş veya kurulacak yerleşim alanlannda insan  bannımı amaçlı yapılan yasaklamak, böylece yüzey faylanmasından ileri gelecek riskleri  azaltmak, diri fay izi üzerinde ve yakınındaki yapılaşma esaslan, politika ve kriterleri  düzenlemek, diri faylar etrafında tampon bölgelerin oluşturulması sürecinde ve sonrasında  yaşanan teknik, idari ve hukuki sorunlan engellemek için 7269 Sayılı Kanunun 2. maddesi  gereğince, hangi faylar etrafında, ne kadar genişlikte tampon bölge oluşturulacağı ve güvenli  yapılaşmanın faylardan ne kadar uzaklıkta olmasına yönelik kurallan içeren "Kentsel  Planlamaya Esas Diri Faylar Etrafında Tampon Bölge Oluşturulması Hakkında Yönetmelik"  ve kılavuz kitap hazırlanması çalışmalan devam etmektedir.  Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Şebekesi Veri Tabanının Uluslararası ölçütlere Göre  Derlenmesi Afet-Odtü Projesi  Amacı sismik risk ve tehlikeye yönelik ulusal ve uluslararası araştırmalara temel olacak veri  tabanının oluşturulmasıdır.Beklenen faydalar ise; ülkemizde mevcut Deprem Bölgeleri  Haritası'nın daha duyarlı ve daha büyük ölçekte çizilmesi yönünde önemli eksikleri  gidermek, mevcut 4000 deprem kaydının veri işlem teknikleri ile işleyerek ülkemizde tüm  bina yapımlanm ilgilendiren Depreme Dayanıklı Yapı Tasanm Şartnameleri (Deprem  Yönetmeliği) revize etmektir. Böylece Başkanlığımızın görevi olan yerleşim ve yapılaşma  güvenliğinin sağlanması yönünde önemli bir adım atmak.  USAG- Ulusal Sismik Ağın Geliştirilmesi Projesi  Deprem Şurası Sonuç Bildirgesi'nde; "Ülke çapında depremlerin izlenmesi, kaydedilmesi,  değerlendirilmesi ve duyurulması işleri gelişmiş bir "Ulusal Sismik Ağ Sistemi" altında  - 1 0 7 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  ele alınmalıdır" karan alınmıştır. Bu kapsamda Başkanlığımız "Ulusal Sismik Ağın  Geliştirilmesi (USAG) Projesini*' başlatmıştır  Ulusal Sismik Ağ Sistemi altında Başkanlığımızca, Ulusal Zayıf Hareket Kayıt Ağı ( USAG)  ve Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Kayıt Ağı (KYH) işletilmektedir.  Cevap II:  Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya'yı kapsayacak şekilde Doğu Anadolu Fayı üzerinde  aşağıdaki projeler yapılmıştır;  Deprem Tehlikesi Yüksek Kırsal Alanlardaki Konutların Rehabilitasyonu Projesi  (DEKAYAP)  Risk yönetimine ağırlık veren ülkemizde bu amaçla, afeti yaşamadan afete hazırlıklı olmamız  yönünde projeler başlatmıştır. "Deprem Tehlikesi Yüksek Kırsal Alanlardaki Konutlann  Rehabilitasyon Projesi" ile ilk kez afet olmadan afete müdahale edilmesi amaçlanmıştır. Bu  projede incelenen konutlann büyük çoğunluğu hiçbir mühendislik hizmeti almayan  konutlardır. Bu kapsamda Doğu Anadolu fayı üzerinde yer alan 2255 köy ve 863 mezradaki  yaklaşık 240 bin yapı değerlendirilmiştir.  Doğu Anadolu'da Bulunan Farklı Mimari Mirasların Teknik Etkileşimi ve Koruma  Programı Araştırma Projesi  Japon Teknoloji Enstitüsü ve Tokyo Teknoloji Enstitüsü ile sürdürülen projede tarihi  mirasımızın deprem dayanımlan incelenmiştir. Bu kapsamda geçmişte şiddetli depremlerden  etkilenmiş Bizans, Ermeni, Gürcü, Selçuklu ve Osmanlı mimarisi ürünü tarihi eserler  açısından zengin Doğu Anadolu Bölgesinde çalışmalar yapılmıştır ve 2008 yılında  sonuçlandınlmıştır. Proje sonunda bölgede yer alan tarihi eserlerin deprem performanslannı  ortaya koyan rapor ilgili birimlere gönderilmiştir.  Aktif Fayların Üstünde Planlama ve Tampon Bölge Oluşturma Kriterleri Projesi  Diri fay izleri üzerinde ve yakınında kurulmuş veya kurulacak yerleşim alanlannda insan  bannımı amaçlı yapılan yasaklamak, böylece yüzey faylanmasından ileri gelecek riskleri  azaltmak, diri fay izi üzerinde ve yakınındaki yapılaşma esaslan, politika ve kriterleri  düzenlemek, diri faylar etrafında tampon bölgelerin oluşturulması sürecinde ve somasında  yaşanan teknik, idari ve hukuki sorunları engellemek için 7269 Sayılı Kanunun 2. maddesi  gereğince, hangi faylar etrafında, ne kadar genişlikte tampon bölge oluşturulacağı ve güvenli  yapılaşmanın faylardan ne kadar uzaklıkta olmasma yönelik kurallan içeren "Kentsel  Planlamaya Esas Diri Faylar Etrafında Tampon Bölge Oluşturulması Hakkında Yönetmelik"  ve kılavuz kitap hazırlanması çahşmalan devam etmektedir.  2010 yılında yapılacak çalışmalar şunlardır:  • Başkanlığımızca binalann güçlendirilmesinde kullanılacak hesap yöntemlerinin,  tekniklerin, araştınlması ve geliştirilmesi çahşmalan da yürütülmektedir. Bu amaca  yönelik olarak, "Yeni Nesil Deprem Yönetmelikleri İçin Performans Esaslı  Değerlendirme ve Güçlendirme Yöntemlerinin Araştınlması ve Geliştirilmesi" başlıklı  TÜBDTAK 1007 Projesi Şubat 2010' da başlamış olup 3 yıl içerisinde tamamlanması  planlanmaktadır.  - 1 0 8 -
Sayfa 109 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  ele alınmalıdır" karan alınmıştır. Bu kapsamda Başkanlığımız "Ulusal Sismik Ağın  Geliştirilmesi (USAG) Projesini*' başlatmıştır  Ulusal Sismik Ağ Sistemi altında Başkanlığımızca, Ulusal Zayıf Hareket Kayıt Ağı ( USAG)  ve Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Kayıt Ağı (KYH) işletilmektedir.  Cevap II:  Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya'yı kapsayacak şekilde Doğu Anadolu Fayı üzerinde  aşağıdaki projeler yapılmıştır;  Deprem Tehlikesi Yüksek Kırsal Alanlardaki Konutların Rehabilitasyonu Projesi  (DEKAYAP)  Risk yönetimine ağırlık veren ülkemizde bu amaçla, afeti yaşamadan afete hazırlıklı olmamız  yönünde projeler başlatmıştır. "Deprem Tehlikesi Yüksek Kırsal Alanlardaki Konutlann  Rehabilitasyon Projesi" ile ilk kez afet olmadan afete müdahale edilmesi amaçlanmıştır. Bu  projede incelenen konutlann büyük çoğunluğu hiçbir mühendislik hizmeti almayan  konutlardır. Bu kapsamda Doğu Anadolu fayı üzerinde yer alan 2255 köy ve 863 mezradaki  yaklaşık 240 bin yapı değerlendirilmiştir.  Doğu Anadolu'da Bulunan Farklı Mimari Mirasların Teknik Etkileşimi ve Koruma  Programı Araştırma Projesi  Japon Teknoloji Enstitüsü ve Tokyo Teknoloji Enstitüsü ile sürdürülen projede tarihi  mirasımızın deprem dayanımlan incelenmiştir. Bu kapsamda geçmişte şiddetli depremlerden  etkilenmiş Bizans, Ermeni, Gürcü, Selçuklu ve Osmanlı mimarisi ürünü tarihi eserler  açısından zengin Doğu Anadolu Bölgesinde çalışmalar yapılmıştır ve 2008 yılında  sonuçlandınlmıştır. Proje sonunda bölgede yer alan tarihi eserlerin deprem performanslannı  ortaya koyan rapor ilgili birimlere gönderilmiştir.  Aktif Fayların Üstünde Planlama ve Tampon Bölge Oluşturma Kriterleri Projesi  Diri fay izleri üzerinde ve yakınında kurulmuş veya kurulacak yerleşim alanlannda insan  bannımı amaçlı yapılan yasaklamak, böylece yüzey faylanmasından ileri gelecek riskleri  azaltmak, diri fay izi üzerinde ve yakınındaki yapılaşma esaslan, politika ve kriterleri  düzenlemek, diri faylar etrafında tampon bölgelerin oluşturulması sürecinde ve somasında  yaşanan teknik, idari ve hukuki sorunları engellemek için 7269 Sayılı Kanunun 2. maddesi  gereğince, hangi faylar etrafında, ne kadar genişlikte tampon bölge oluşturulacağı ve güvenli  yapılaşmanın faylardan ne kadar uzaklıkta olmasma yönelik kurallan içeren "Kentsel  Planlamaya Esas Diri Faylar Etrafında Tampon Bölge Oluşturulması Hakkında Yönetmelik"  ve kılavuz kitap hazırlanması çahşmalan devam etmektedir.  2010 yılında yapılacak çalışmalar şunlardır:  • Başkanlığımızca binalann güçlendirilmesinde kullanılacak hesap yöntemlerinin,  tekniklerin, araştınlması ve geliştirilmesi çahşmalan da yürütülmektedir. Bu amaca  yönelik olarak, "Yeni Nesil Deprem Yönetmelikleri İçin Performans Esaslı  Değerlendirme ve Güçlendirme Yöntemlerinin Araştınlması ve Geliştirilmesi" başlıklı  TÜBDTAK 1007 Projesi Şubat 2010' da başlamış olup 3 yıl içerisinde tamamlanması  planlanmaktadır.  - 1 0 8 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  • Deprem Risk Yönetimi ve Zarar Azaltma" açısından büyük Önem arz eden  hususlardan bir tanesi de, ülkemizdeki riskli binaların belirlenmesi ve daha sonra da  bu riskli binalarla ilgili gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Daire Başkanlığımızca  yürütülen, "Binalarda Sismik Riskin Belirlenme Yönteminin Geliştirilmesi ve Pilot  Uygulama Projesi" isimli DPT Projesi kapsamında hazırlanacak olan formun  kullanılmasıyla, ülke genelindeki binaların hızlı bir şekilde taranıp risk gruplarına göre  sınıflandırılması planlanmaktadır. Bu çalışmanın sonunda, ülkemizdeki mevcut yapı  stoku hakkında daha sağlıklı veriler toplanmış olacak olup, bu veriler ışığında zarar  azaltma politikaların daha gerçekçi planlanması sağlanacaktır. 2009 yılı içerisinde  başlanan bu projenin 3 yıl içerisinde tamamlanması planlanmaktadır.  Cevap III:  Yukarıda sıralan projelerden elde edilecek çıktılarla bölge illerde risk yönetimi alanında  değişik önlemler alınacak, öncelikler belirlenerek uygulamaya geçilebilecektir. TBMM  tarafından kabul edilen bir kararla kurulmuş bulunan " Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem  Yönetiminde Alınması Gereken önlemler" Komisyonu çalışmaları sonucunda ortaya çıkacak  politikalar bu alanda yapılacak çalışmalara kılavuz olacaktır.  Cevap IV:  Bölgede sıkça kullanılan kerpiç evler, diğer yapı tiplerinde de gözlendiği gibi yapım  kurallarına uyulmaması nedeniyle can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. 06.03.2007 günü  yürürlüğe giren "Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar" yönetmeliğinin kerpiç yapılarla  ilgili bölümünde (yığma yapılar) belirtilen kurallara uyulması durumunda kayıpların ortadan  kalkacağı bellidir. Bununla birlikte bölgenin yapı stoğunun iyileştirilmesi konusunda genel bir  yaklaşımın TBMM tarafından kurulmuş olan "Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem  Yönetiminde Alınması Gereken önlemler" komisyonu tarafından yapılan çalışmalar sırasında  ortaya konacağı düşünülmektedir.  - 1 0 9 -
Sayfa 110 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  • Deprem Risk Yönetimi ve Zarar Azaltma" açısından büyük Önem arz eden  hususlardan bir tanesi de, ülkemizdeki riskli binaların belirlenmesi ve daha sonra da  bu riskli binalarla ilgili gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Daire Başkanlığımızca  yürütülen, "Binalarda Sismik Riskin Belirlenme Yönteminin Geliştirilmesi ve Pilot  Uygulama Projesi" isimli DPT Projesi kapsamında hazırlanacak olan formun  kullanılmasıyla, ülke genelindeki binaların hızlı bir şekilde taranıp risk gruplarına göre  sınıflandırılması planlanmaktadır. Bu çalışmanın sonunda, ülkemizdeki mevcut yapı  stoku hakkında daha sağlıklı veriler toplanmış olacak olup, bu veriler ışığında zarar  azaltma politikaların daha gerçekçi planlanması sağlanacaktır. 2009 yılı içerisinde  başlanan bu projenin 3 yıl içerisinde tamamlanması planlanmaktadır.  Cevap III:  Yukarıda sıralan projelerden elde edilecek çıktılarla bölge illerde risk yönetimi alanında  değişik önlemler alınacak, öncelikler belirlenerek uygulamaya geçilebilecektir. TBMM  tarafından kabul edilen bir kararla kurulmuş bulunan " Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem  Yönetiminde Alınması Gereken önlemler" Komisyonu çalışmaları sonucunda ortaya çıkacak  politikalar bu alanda yapılacak çalışmalara kılavuz olacaktır.  Cevap IV:  Bölgede sıkça kullanılan kerpiç evler, diğer yapı tiplerinde de gözlendiği gibi yapım  kurallarına uyulmaması nedeniyle can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. 06.03.2007 günü  yürürlüğe giren "Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar" yönetmeliğinin kerpiç yapılarla  ilgili bölümünde (yığma yapılar) belirtilen kurallara uyulması durumunda kayıpların ortadan  kalkacağı bellidir. Bununla birlikte bölgenin yapı stoğunun iyileştirilmesi konusunda genel bir  yaklaşımın TBMM tarafından kurulmuş olan "Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem  Yönetiminde Alınması Gereken önlemler" komisyonu tarafından yapılan çalışmalar sırasında  ortaya konacağı düşünülmektedir.  - 1 0 9 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  3.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, TOKİ'nin konut üretimine ilişkin Başbakandan sorusu  ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13261)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI *NA  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan, tarafindan yazılı olarak  cevaplandırılmasını, Anayasa'nın 98 ve TBMM İçtüzüğü'nün 96. maddeleri gereğince  2002 yılından bu yana;  1-Kaç yerleşim biriminde, hangi kategorilerde, (lüks, sosyal) kaçar konut üretildi? Hangi  projelerde hangi sosyal donatılar bulunmaktadır?  2-Hangi projede, metrekare inşaat maliyeti ne olmuştur? Kaç TL'den satılmıştır?  3- Konut ve sosyal donatısı birlikte olan projelerde, sosyal donatıların maliyetleri, konut  maliyetine, dolayısıyla konut metrekare satış fiyatına yansıtılmış mıdır? Yansıttldıysa,  tutarları, hangi projede ne miktarda oldu?  4-Konut üretmenin dışındaki (konut bağlanüsı alanı içinde olmayan) donatıların finansman  veya zarar maliyetleri, konutların maliyetlerine yansıtılıyor mu? Bu projelerin maliyet ve  finans (faiz) maliyetlerini kurum nereden nasıl karşılamaktadır?  5- Ticari alanlı hangi projeler vardır? Bu projelerdeki, satılan ticari alanların maliyetleri, proje  geneline konut metrekare maliyetine yansıtılmış mıdır? Sonra ticari alanların satışları kar ve  zarar olarak sosyal konutlara paylaştırılmış mıdır?  6-Hangi projede satılamayan kaçar konut ve iş yeri bulunmaktadır? Kamu kurumlarına  devredilen veya kiralanan projeler veya birimler varsa bedelleri nedir?  7-Zarar eden veya satılamayan, elde kalan yapılardan dolayı, maliyetim kurtaramamış kaç  proje vardır? Bunlar hangileridir?  8-Zarart veya maliyeti halen finanse edilmek zorunda olan kaç proje vardır? Bunların,  zararları ve finans maliyetleri ne kadardır?  9-llk veya somaki yüklenicilerin TOKÎ'yle anlaşmazlığı nedeniyle, iş bitmeden tasfiye  edilmiş kaç proje bulunmaktadır? Bu işlerin ihale bedelleri, tasfiye oranlan ve sonraki ihale  bedelleri ne olmuştur?  10- Herhangi bir yüklenici hakkında, iş bitirmesine rağmen, eksiklerinden dolayı, hak  sahiplerinin şikayetleri göz önüne alınarak, TOKİ tarafından yaptmma veya hukuka müracaat  edilmiş midir? Edildiyse, hangi projelerde, tutarlan ne olmuştur? TOKİ'nin, hukuktan  kazandığı dava var mıdır? Varsa nelerdir?  11 -Tasfiye edilen yüklenicilerden, TOKİ aleyhine hukuka başvuran oldu mu? Olduysa sayısı  kaçtır? Her biri kaç TL tutarındadır? Kurum aleyhine verilmiş mahkeme karan var mıdır?  Varsa adedi ve TL olarak miktarları nedir?  saygıyla talep ederim. <(4- Itâ/2010  MHP Aydın Milletvekili  - 1 1 0 -
Sayfa 111 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  3.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, TOKİ'nin konut üretimine ilişkin Başbakandan sorusu  ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in cevabı (7/13261)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI *NA  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan, tarafindan yazılı olarak  cevaplandırılmasını, Anayasa'nın 98 ve TBMM İçtüzüğü'nün 96. maddeleri gereğince  2002 yılından bu yana;  1-Kaç yerleşim biriminde, hangi kategorilerde, (lüks, sosyal) kaçar konut üretildi? Hangi  projelerde hangi sosyal donatılar bulunmaktadır?  2-Hangi projede, metrekare inşaat maliyeti ne olmuştur? Kaç TL'den satılmıştır?  3- Konut ve sosyal donatısı birlikte olan projelerde, sosyal donatıların maliyetleri, konut  maliyetine, dolayısıyla konut metrekare satış fiyatına yansıtılmış mıdır? Yansıttldıysa,  tutarları, hangi projede ne miktarda oldu?  4-Konut üretmenin dışındaki (konut bağlanüsı alanı içinde olmayan) donatıların finansman  veya zarar maliyetleri, konutların maliyetlerine yansıtılıyor mu? Bu projelerin maliyet ve  finans (faiz) maliyetlerini kurum nereden nasıl karşılamaktadır?  5- Ticari alanlı hangi projeler vardır? Bu projelerdeki, satılan ticari alanların maliyetleri, proje  geneline konut metrekare maliyetine yansıtılmış mıdır? Sonra ticari alanların satışları kar ve  zarar olarak sosyal konutlara paylaştırılmış mıdır?  6-Hangi projede satılamayan kaçar konut ve iş yeri bulunmaktadır? Kamu kurumlarına  devredilen veya kiralanan projeler veya birimler varsa bedelleri nedir?  7-Zarar eden veya satılamayan, elde kalan yapılardan dolayı, maliyetim kurtaramamış kaç  proje vardır? Bunlar hangileridir?  8-Zarart veya maliyeti halen finanse edilmek zorunda olan kaç proje vardır? Bunların,  zararları ve finans maliyetleri ne kadardır?  9-llk veya somaki yüklenicilerin TOKÎ'yle anlaşmazlığı nedeniyle, iş bitmeden tasfiye  edilmiş kaç proje bulunmaktadır? Bu işlerin ihale bedelleri, tasfiye oranlan ve sonraki ihale  bedelleri ne olmuştur?  10- Herhangi bir yüklenici hakkında, iş bitirmesine rağmen, eksiklerinden dolayı, hak  sahiplerinin şikayetleri göz önüne alınarak, TOKİ tarafından yaptmma veya hukuka müracaat  edilmiş midir? Edildiyse, hangi projelerde, tutarlan ne olmuştur? TOKİ'nin, hukuktan  kazandığı dava var mıdır? Varsa nelerdir?  11 -Tasfiye edilen yüklenicilerden, TOKİ aleyhine hukuka başvuran oldu mu? Olduysa sayısı  kaçtır? Her biri kaç TL tutarındadır? Kurum aleyhine verilmiş mahkeme karan var mıdır?  Varsa adedi ve TL olarak miktarları nedir?  saygıyla talep ederim. <(4- Itâ/2010  MHP Aydın Milletvekili  - 1 1 0 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  12-tnşaat sektörü içinde yüzde 6 olarak ifade edilen pay, toplam inşaat imaline göre midir,  yoksa ticari imal bakımından mıdır?  13-Müşavir firmalara yapılan her türlü ödemelerin tutarlarını, yıllar itibarıyla teker teker  açıklayabilir misiniz?  14-thalesi yapılan işlerden kaçı ve hangileri uygulama projeli ve uygulama projesi olmadan  ihale edilmiştir?  15-Sonradan uygulama projesi değişen ihale var mıdır? Varsa hangileridir?  16-înşaatı tamamlanıp, oturulmaya başlanan projelerde, ilk yönetim oluşturulurken, niçin  seçim usulüyle değil de atama yöntemi tercih ediliyor? Atanan yöneticilere, hangi projede  yıllık toplam ne kadar ödeme yapılıyor? Atanan yöneticiler, kapıcı, hizmetli, güvenlikçi gibi  çalışanları, hangi kriterlere göre işe alıyor.  17-Oturulmaya başlanan konut projelerinde, hak sahiplerinden, kapıcı, ısınma gideri, ortak  alanların aydınlatılması, sulanması, asansör gideri gibi masraf ve aidatlardan ayn olarak,  peşinat adı altında bir veya birkaç taksitte toplanan paraların kıstasları ve proje basma toplam  meblağları nedir? Hak sahiplerinden toplanan bu paralar hangi kıstaslara göre nerelere  harcanmıştır?  İLGİ : 23.03.2010 tarih ve KAN.KAR.MD.A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/13261-21174/44170 sayılı  Aydın Milletvekili Sn. Ali UZUNIRMAK'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/13261  sayılı yazılı soru önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.  Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.  T.C  DEVLET BAKANI VE  BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B.02.0.001/ 273  Konu: Soru önergesi 0 8 fe» 2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  yazınız.  Ek-soru önergesi cevabı  tfemilOÇEK  Devlet Baranı ve  Başbakan Yardımcısı  - 1 1 1 -
Sayfa 112 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  12-tnşaat sektörü içinde yüzde 6 olarak ifade edilen pay, toplam inşaat imaline göre midir,  yoksa ticari imal bakımından mıdır?  13-Müşavir firmalara yapılan her türlü ödemelerin tutarlarını, yıllar itibarıyla teker teker  açıklayabilir misiniz?  14-thalesi yapılan işlerden kaçı ve hangileri uygulama projeli ve uygulama projesi olmadan  ihale edilmiştir?  15-Sonradan uygulama projesi değişen ihale var mıdır? Varsa hangileridir?  16-înşaatı tamamlanıp, oturulmaya başlanan projelerde, ilk yönetim oluşturulurken, niçin  seçim usulüyle değil de atama yöntemi tercih ediliyor? Atanan yöneticilere, hangi projede  yıllık toplam ne kadar ödeme yapılıyor? Atanan yöneticiler, kapıcı, hizmetli, güvenlikçi gibi  çalışanları, hangi kriterlere göre işe alıyor.  17-Oturulmaya başlanan konut projelerinde, hak sahiplerinden, kapıcı, ısınma gideri, ortak  alanların aydınlatılması, sulanması, asansör gideri gibi masraf ve aidatlardan ayn olarak,  peşinat adı altında bir veya birkaç taksitte toplanan paraların kıstasları ve proje basma toplam  meblağları nedir? Hak sahiplerinden toplanan bu paralar hangi kıstaslara göre nerelere  harcanmıştır?  İLGİ : 23.03.2010 tarih ve KAN.KAR.MD.A.Ol.O.GNS.0.10.00.02-7/13261-21174/44170 sayılı  Aydın Milletvekili Sn. Ali UZUNIRMAK'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği 7/13261  sayılı yazılı soru önergesine verilen cevap ekte gönderilmiştir.  Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.  T.C  DEVLET BAKANI VE  BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI  Sayı : B.02.0.001/ 273  Konu: Soru önergesi 0 8 fe» 2010  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  yazınız.  Ek-soru önergesi cevabı  tfemilOÇEK  Devlet Baranı ve  Başbakan Yardımcısı  - 1 1 1 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  Aydın Milletvekili Sayın Ali UZUNIRMAK'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği  7/13261 sayılı soru önergesine verilecek cevaba esas Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın  görüşü aşağıda yer almaktadır.  Sorular: 2002 yılından bu yana;  1- Kaç yerleşim biriminde, hangi kategorilerde (lüks, sosyal) kaçar konut  üretildi? Hangi projelerde hangi sosyal donatılar bulunmaktadır?  Cevap : Bilindiği üzere, Anayasamızın her Türk vatandaşının güvenli ve çağdaş şartlara  uygun konut sahibi olma hakkına dair 56. ve 57. Maddelerinden hareketle T.C.  Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), 58., 59. ve 60. Hükümetlerin  Programı ve Acil Eylem Planında yer alan hedefler çerçevesinde ve Birleşmiş  Milletler Habitat Gündemi'nin ana temalarından olan "Herkese Yeterli Konut"  ilkesini de benimseyerek konut ve yerleşim alanında politika ve faaliyeüerini  şekillendirmektedir.  Bu doğrultuda, TOKİ tarafından dar ve orta gelirli vatandaşların konut ihtiyacının  karşılanması amacıyla ülke genelindeki geniş çaplı "konut seferberliği"  sürdürülmektedir.  Toplu Konut İdaresi, kendi mülkiyetindeki arsalar üzerinde konut inşa ettirmekte  ve bu konutları kredilendirerek satışa sunmaktadır. Konut satışları ile hedeflenen;  mevcut piyasa koşullan ile konut sahibi olamayan ancak belirli bir birikime sahip  dar ve orta gelirli ailelerin gelirlerine uygun ödeme koşullan ile kira öder gibi  konut sahibi olmalandır.  Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nca 2002 - 2010 dönemindeki faaliyet detaylan  Ek-l'de sunulmaktadır. (Ek-1.)  2- Hangi projede, metrekare inşaat maliyeti ne olmuştur? Kaç TL.'den  satılmıştır?  Cevap : Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nca yaptınlan toplu konut projelerinde konutlann  maliyetleri belirlenirken;  • Toplam ihale bedeli (Adaiçi altyapı ve çevre düzenlemesi dahil),  • Müşavirlik bedeli,  • Proje çizim bedeli,  • Genel altyapı ve çevre düzenleme,  • Sosyal donatı,  • Jeolojik etüd bedeli,  • ÇED Raporu,  • Etüd proje ve imar uygulaması,  • ödenen diğer vergi, harç ve ücretler,  • Arsa bedeli kalemlerinden oluşmaktadır.  Bu harcama kalemleri ile ilgili olarak fiyat farkı, Katma Değer Vergisi ve genel  giderler maliyet hesaplamasına dahil edilmektedir. Daha sonra projedeki konutlar  için şerefiye çalışması yapılmakta olup, konutların konumuna göre oluşacak  şerefiye bedelleri konut fiyatına eklenmekte veya çıkanlmaktadır. Ancak oluşacak  - 1 1 2 -
Sayfa 113 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  Aydın Milletvekili Sayın Ali UZUNIRMAK'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği  7/13261 sayılı soru önergesine verilecek cevaba esas Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın  görüşü aşağıda yer almaktadır.  Sorular: 2002 yılından bu yana;  1- Kaç yerleşim biriminde, hangi kategorilerde (lüks, sosyal) kaçar konut  üretildi? Hangi projelerde hangi sosyal donatılar bulunmaktadır?  Cevap : Bilindiği üzere, Anayasamızın her Türk vatandaşının güvenli ve çağdaş şartlara  uygun konut sahibi olma hakkına dair 56. ve 57. Maddelerinden hareketle T.C.  Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), 58., 59. ve 60. Hükümetlerin  Programı ve Acil Eylem Planında yer alan hedefler çerçevesinde ve Birleşmiş  Milletler Habitat Gündemi'nin ana temalarından olan "Herkese Yeterli Konut"  ilkesini de benimseyerek konut ve yerleşim alanında politika ve faaliyeüerini  şekillendirmektedir.  Bu doğrultuda, TOKİ tarafından dar ve orta gelirli vatandaşların konut ihtiyacının  karşılanması amacıyla ülke genelindeki geniş çaplı "konut seferberliği"  sürdürülmektedir.  Toplu Konut İdaresi, kendi mülkiyetindeki arsalar üzerinde konut inşa ettirmekte  ve bu konutları kredilendirerek satışa sunmaktadır. Konut satışları ile hedeflenen;  mevcut piyasa koşullan ile konut sahibi olamayan ancak belirli bir birikime sahip  dar ve orta gelirli ailelerin gelirlerine uygun ödeme koşullan ile kira öder gibi  konut sahibi olmalandır.  Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nca 2002 - 2010 dönemindeki faaliyet detaylan  Ek-l'de sunulmaktadır. (Ek-1.)  2- Hangi projede, metrekare inşaat maliyeti ne olmuştur? Kaç TL.'den  satılmıştır?  Cevap : Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nca yaptınlan toplu konut projelerinde konutlann  maliyetleri belirlenirken;  • Toplam ihale bedeli (Adaiçi altyapı ve çevre düzenlemesi dahil),  • Müşavirlik bedeli,  • Proje çizim bedeli,  • Genel altyapı ve çevre düzenleme,  • Sosyal donatı,  • Jeolojik etüd bedeli,  • ÇED Raporu,  • Etüd proje ve imar uygulaması,  • ödenen diğer vergi, harç ve ücretler,  • Arsa bedeli kalemlerinden oluşmaktadır.  Bu harcama kalemleri ile ilgili olarak fiyat farkı, Katma Değer Vergisi ve genel  giderler maliyet hesaplamasına dahil edilmektedir. Daha sonra projedeki konutlar  için şerefiye çalışması yapılmakta olup, konutların konumuna göre oluşacak  şerefiye bedelleri konut fiyatına eklenmekte veya çıkanlmaktadır. Ancak oluşacak  - 1 1 2 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  şerefiye farkı hiçbir şekilde İdaremiz tarafından tahsil edilmemektedir. Bu nitelikte  İdarenin tüm projelerinde ayrı bir çalışma yapılması gerekmekte olup, bu  çalışmanın da zaman alması nedeniyle yukarıdaki genel esaslar belirtilmiştir.  3- Konut ve sosyal donatısı birlikte olan projelerde, sosyal donatıların  maliyetleri, konut maliyetine, dolayısıyla konut metrekare satış fiyatına  yansıtılmış mıdır? Yansıtıldıysa, tutarları hangi projede ne miktarda  oldu?  Cevap : Konut ve sosyal donatısı birlikte olan projelerde, sosyal donatıların maliyetleri, alt  gelir grubu ve yoksullara yönelik projelerde, gecekondu dönüşüm projelerinde,  afet konutlarında ve tarımköy uygulamaları kapsamında konut maliyetine  yansıülmamakta olup, orta gelir grubu ile hasılat paylaşımı projelerinde sosyal  donatıların maliyetleri konut maliyetlerine yansıtılmaktadır.  4- Konut üretmenin dışındaki (konut bağlantısı alanı içinde olmayan)  donatıların finansman veya zarar maliyetleri, konutların maliyetlerine  yansıtılıyor mu? Bu projelerin maliyet ve finans (faiz) maliyetlerini  kurum nereden karşılamaktadır?  Cevap : îdaremizce konut üretmenin dışındaki donatıların bedelleri konutların  maliyetlerine yansıtılmamaktadır. Konut üretimi dışındaki donatılar yapımını talep  eden kuruluşlarla yapılan protokoller çerçevesinde maliyet bedelleri ilgili kurumlar  tarafından karşılanmaktadır.  5- Ticari alanlı hangi projeler vardır? Bu projelerdeki, satılan ticari  alanların maliyetleri, proje geneline konut metrekare maliyetine  yansıtılmış mıdır? Sonra ticari alanların satışları kar ve zarar olarak  sosyal konutlara paylaştırılmış mıdır?  Cevap : îdaremizce konut projelerinin içerisinde konut alıcılarının ihtiyaçlarının  karşılanması için 366 adet Ticaret Merkezi inşa edilmiş olup, bu projelerdeki ticari  alanların maliyetleri, konut maliyetlerine yansıtılmamaktadır. Ticaret  Merkezlerinin Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı Gayrimenkul Değerleme  Şirketlerine ekspertizleri yaptırılarak, ekspertiz bedelleri üzerinden yapılan açık  artırma yoluyla ihale edilerek satışları yapılmaktadır.  6- Hangi projede satılamayan kaçar konut ve İşyeri bulunmaktadır? Kamu  kurumlarına devredilen veya kiralanan projeler veya birimler varsa  bedelleri nedir?  Cevap : îdaremizce inşa edilerek hak sahiplerine teslimi gerçekleştirilen projelerde  satılamayan konut ve işyeri adetleri Ek-2'dekı tabloda sunulmaktadır. (Ek-2.)  7- Zarar eden veya satılamayan, elde kalan yapılardan dolayı, maliyetini  kurtaramaımş kaç proje vardır? Bunlar hangileridir?  8- Zararı veya maliyeti halen finanse edilmek zorunda olan kaç proje  vardır? Bunların, zararları ve finans maliyetleri ne kadardır?  - 1 1 3 -
Sayfa 114 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  şerefiye farkı hiçbir şekilde İdaremiz tarafından tahsil edilmemektedir. Bu nitelikte  İdarenin tüm projelerinde ayrı bir çalışma yapılması gerekmekte olup, bu  çalışmanın da zaman alması nedeniyle yukarıdaki genel esaslar belirtilmiştir.  3- Konut ve sosyal donatısı birlikte olan projelerde, sosyal donatıların  maliyetleri, konut maliyetine, dolayısıyla konut metrekare satış fiyatına  yansıtılmış mıdır? Yansıtıldıysa, tutarları hangi projede ne miktarda  oldu?  Cevap : Konut ve sosyal donatısı birlikte olan projelerde, sosyal donatıların maliyetleri, alt  gelir grubu ve yoksullara yönelik projelerde, gecekondu dönüşüm projelerinde,  afet konutlarında ve tarımköy uygulamaları kapsamında konut maliyetine  yansıülmamakta olup, orta gelir grubu ile hasılat paylaşımı projelerinde sosyal  donatıların maliyetleri konut maliyetlerine yansıtılmaktadır.  4- Konut üretmenin dışındaki (konut bağlantısı alanı içinde olmayan)  donatıların finansman veya zarar maliyetleri, konutların maliyetlerine  yansıtılıyor mu? Bu projelerin maliyet ve finans (faiz) maliyetlerini  kurum nereden karşılamaktadır?  Cevap : îdaremizce konut üretmenin dışındaki donatıların bedelleri konutların  maliyetlerine yansıtılmamaktadır. Konut üretimi dışındaki donatılar yapımını talep  eden kuruluşlarla yapılan protokoller çerçevesinde maliyet bedelleri ilgili kurumlar  tarafından karşılanmaktadır.  5- Ticari alanlı hangi projeler vardır? Bu projelerdeki, satılan ticari  alanların maliyetleri, proje geneline konut metrekare maliyetine  yansıtılmış mıdır? Sonra ticari alanların satışları kar ve zarar olarak  sosyal konutlara paylaştırılmış mıdır?  Cevap : îdaremizce konut projelerinin içerisinde konut alıcılarının ihtiyaçlarının  karşılanması için 366 adet Ticaret Merkezi inşa edilmiş olup, bu projelerdeki ticari  alanların maliyetleri, konut maliyetlerine yansıtılmamaktadır. Ticaret  Merkezlerinin Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı Gayrimenkul Değerleme  Şirketlerine ekspertizleri yaptırılarak, ekspertiz bedelleri üzerinden yapılan açık  artırma yoluyla ihale edilerek satışları yapılmaktadır.  6- Hangi projede satılamayan kaçar konut ve İşyeri bulunmaktadır? Kamu  kurumlarına devredilen veya kiralanan projeler veya birimler varsa  bedelleri nedir?  Cevap : îdaremizce inşa edilerek hak sahiplerine teslimi gerçekleştirilen projelerde  satılamayan konut ve işyeri adetleri Ek-2'dekı tabloda sunulmaktadır. (Ek-2.)  7- Zarar eden veya satılamayan, elde kalan yapılardan dolayı, maliyetini  kurtaramaımş kaç proje vardır? Bunlar hangileridir?  8- Zararı veya maliyeti halen finanse edilmek zorunda olan kaç proje  vardır? Bunların, zararları ve finans maliyetleri ne kadardır?  - 1 1 3 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  Cevap : Idaremizce proje maliyetleri ikinci soruya verilen cevap doğrultusunda  belirlenmekte, bu doğrultuda belirlenmiş maliyet bedelleri üzerinden satışları  yapılmaktadır. Satılamayan konutların bedelleri ise daha sonraki tarihlerde günün  koşullarına göre fiyatları güncellenerek tekrar satışa sunulmakta olup, herhangi bir  İdari zarar oluşmamaktadır.  9- İlk ve sonraki yüklenicilerin TOKİ'yle anlaşmazlığı nedeniyle, iş  bitmeden tasfiye edilmiş kaç proje bulunmaktadır? Bu işlerin ihale  bedelleri, tasfiye oranlan ve sonraki ihale bedelleri ne olmuştur?  Cevap : TOKİ faaliyetleri kapsamında Tasfiye Edilmiş İşlerin Listesi ile İkmali Yapılmış  İşlerin Listesi Ek-3'te sunulmaktadır. (Ek-3.)  10-Herhangi bir yüklenici hakkında, iş bitirmesine rağmen, eksiklerinden  dolayı haksahiplerinin şikayetleri göz önüne alınarak, TOKİ tarafından  yaptırma veya hukuka müracaat edilmiş midir?EdiIdiyse, hangi  projelerde tutarları ne olmuştur? TOKİ'nin, hukuktan kazandığı dava  var mıdır? Varsa nelerdir?  Cevap : Konut alıcıları tarafından İdaremiz aleyhine açılan eksik ve kusurlu iş nedeniyle  açılan tazminat davalarının yargılaması sırasında, davalar yapımcı firmalara ihbar  edilmekte, savunmada firmaların davalı İdaremiz yanında yer almaları  amaçlanmaktadır. Yargılama sonucu İdaremiz aleyhine hükmedilmiş tazminat  tutan kadar yapımcı firmalara alacak veya rücuen tazminat davası açılmaktadır.  Bu aşamada, açıkladığımız nitelikte davalar Eryaman 3., 4. ve 5. Etaplara ilişkin  olup, çoğu derdest olduğundan lehimize hükmedilecek bedeller belli değildir.  11-Tasfiye edilen yüklenicilerden, TOKİ aleyhine hukuka başvuran oldu  mu? Olduysa sayısı kaçtır? Her biri kaç TL. tutarında dır? Kurum  aleyhine verilmiş mahkeme kararı var mıdır? Varsa adedi ve TL. olarak  miktarları nedir?  Cevap : Idaremizce ihale edilen yapım işlerinde, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin  yerine getirilmemesi ve iflas nedeniyle sözleşmesi feshedilen, İhale mevzuatı ve  Borçlar Kanunundaki sebeplerle tasfiye edilen işler nedeniyle yapımcı firmalar  tarafından İdaremiz aleyhine açılmış 24 dava bulunmaktadır. Bu davalardan  bazdan tesbit niteliğinde, bazıları da ıslah edilmek üzere pilot olarak açılmış  bulunduğundan net müddeabihler toplamını bildirmek bu aşamada mümkün  değildir. Açılan bu davalardan altısı İdaremiz lehine reddedilmiş olup, biri  kesinleşmiştir. Bir dava da İdaremiz aleyhine kabul edilmiş, 986.000,00-TL.  tutanndaki teminat mektuplannın iadesine, 1.163.102,00-TL. nın davacıya  ödenmesine karar verilmiştir. Mahkeme karan tarafımızdan temyiz edilmiş olup,  Yargıtay incelemesi aşamasındadır. Diğer davalar ise halen derdesttir.  - 1 1 4 -
Sayfa 115 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  Cevap : Idaremizce proje maliyetleri ikinci soruya verilen cevap doğrultusunda  belirlenmekte, bu doğrultuda belirlenmiş maliyet bedelleri üzerinden satışları  yapılmaktadır. Satılamayan konutların bedelleri ise daha sonraki tarihlerde günün  koşullarına göre fiyatları güncellenerek tekrar satışa sunulmakta olup, herhangi bir  İdari zarar oluşmamaktadır.  9- İlk ve sonraki yüklenicilerin TOKİ'yle anlaşmazlığı nedeniyle, iş  bitmeden tasfiye edilmiş kaç proje bulunmaktadır? Bu işlerin ihale  bedelleri, tasfiye oranlan ve sonraki ihale bedelleri ne olmuştur?  Cevap : TOKİ faaliyetleri kapsamında Tasfiye Edilmiş İşlerin Listesi ile İkmali Yapılmış  İşlerin Listesi Ek-3'te sunulmaktadır. (Ek-3.)  10-Herhangi bir yüklenici hakkında, iş bitirmesine rağmen, eksiklerinden  dolayı haksahiplerinin şikayetleri göz önüne alınarak, TOKİ tarafından  yaptırma veya hukuka müracaat edilmiş midir?EdiIdiyse, hangi  projelerde tutarları ne olmuştur? TOKİ'nin, hukuktan kazandığı dava  var mıdır? Varsa nelerdir?  Cevap : Konut alıcıları tarafından İdaremiz aleyhine açılan eksik ve kusurlu iş nedeniyle  açılan tazminat davalarının yargılaması sırasında, davalar yapımcı firmalara ihbar  edilmekte, savunmada firmaların davalı İdaremiz yanında yer almaları  amaçlanmaktadır. Yargılama sonucu İdaremiz aleyhine hükmedilmiş tazminat  tutan kadar yapımcı firmalara alacak veya rücuen tazminat davası açılmaktadır.  Bu aşamada, açıkladığımız nitelikte davalar Eryaman 3., 4. ve 5. Etaplara ilişkin  olup, çoğu derdest olduğundan lehimize hükmedilecek bedeller belli değildir.  11-Tasfiye edilen yüklenicilerden, TOKİ aleyhine hukuka başvuran oldu  mu? Olduysa sayısı kaçtır? Her biri kaç TL. tutarında dır? Kurum  aleyhine verilmiş mahkeme kararı var mıdır? Varsa adedi ve TL. olarak  miktarları nedir?  Cevap : Idaremizce ihale edilen yapım işlerinde, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin  yerine getirilmemesi ve iflas nedeniyle sözleşmesi feshedilen, İhale mevzuatı ve  Borçlar Kanunundaki sebeplerle tasfiye edilen işler nedeniyle yapımcı firmalar  tarafından İdaremiz aleyhine açılmış 24 dava bulunmaktadır. Bu davalardan  bazdan tesbit niteliğinde, bazıları da ıslah edilmek üzere pilot olarak açılmış  bulunduğundan net müddeabihler toplamını bildirmek bu aşamada mümkün  değildir. Açılan bu davalardan altısı İdaremiz lehine reddedilmiş olup, biri  kesinleşmiştir. Bir dava da İdaremiz aleyhine kabul edilmiş, 986.000,00-TL.  tutanndaki teminat mektuplannın iadesine, 1.163.102,00-TL. nın davacıya  ödenmesine karar verilmiştir. Mahkeme karan tarafımızdan temyiz edilmiş olup,  Yargıtay incelemesi aşamasındadır. Diğer davalar ise halen derdesttir.  - 1 1 4 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  12- İnşaat sektörü içinde yüzde 6 olarak İfade edilen pay, toplam inşaat  imaline göre midir, yoksa ticari imal bakımından mıdır?  Cevap : Bu oran ruhsat alan konut sayısına göre tespit edilmektedir.  Bilindiği üzere TOKİ, ülkemizdeki yıllık acil konut ihtiyacının %5 ile %10  kadarım üretmektedir.  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) istatistiklerine göre;  m RUHSAT ALAN KAMU ÖZEL SEKTÖR KOOPERATİF  İNŞAAT (%) (%) (%)  2006 566.674 4,7 87,2 8,1  2007 577.789 6,5 86,6 6,9  kamu tarafından üretilen konut oranının %5-7 arasında olduğu görülmektedir.  13- Müşavir firmalara yapılan her türlü ödemelerin tutarlarını, yıllar  itibariyle teker teker açıklayabilir misiniz?  Cevap : TOKİ tarafından müşavirlik hizmetlerine yapılan Ödemelerin yıllar itibariyle  dökümü Ek-4'te yer almaktadır. (Ek-4.)  14-İhalesi yapılan işlerden kaçı ve hangileri uygulama projeli ve uygulama  projesi olmadan ihale edilmiştir?  Cevap : Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından bu zamana kadar çıkılan 1978 yapım  projesinin büyük çoğunluğu avan proje olarak çıkılmıştır. Sağlık Bakanlığı, Milli  Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı gibi kurumlara ait bazı projeler  uygulama projesi ile çıkılmıştır.  15- Sonradan uygulama projesi değişen ihale var mıdır?Varsa hangileridir?  Cevap : TOKİ'nin sonradan Uygulama Projesi değişen ihalesi bulunmamaktadır.  16-İnşaatı tamamlanıp, oturulmaya başlanan projelerde ilk yönetim  oluşturulurken niçin seçim usulüyle değil de atama yöntemi tercih  ediliyor? Atanan yöneticilere hangi projede yıllık toplam ne kadar ödeme  yapılıyor? Atanan yöneticiler, kapıcı, hizmetli, güvenlikçi gibi çalışanları  hangi kriterlere göre iş alıyor?  Cevap : İdare tarafından inşa edilen ve geçici kabulü yapılarak teslim edilen konutlar uzun  vadeli olarak satılmakta olup, borç bitiminde tapu devri yapılabilmektedir. Bu  dönem zarfında, konutların mülkiyeti İdare uhdesinde bulunmakta ve 634 sayılı Kat  Mülkiyeti Kanunun 34. maddesinde ''anagayrimenkulün bütün bölümleri bir kişinin  mülkiyetinde ise malik kanunen yönetici durumundadır" denilmektedir.  Bu kapsamda; gerek Gayrimenkul Satış Sözleşmesi'nin ilgili maddesi, yönetim  planı ve gerekse 634 sayılı Kat Mülkiyet Kanunu'nun 27. Maddesinde "Ana  Gayrimenkul, kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı kanunların  emredici hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır" hükmü  gereği mülkiyet sahibi olarak îdaremizce kendi personeli arasından Geçici Yönetim  - 1 1 5 -
Sayfa 116 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  12- İnşaat sektörü içinde yüzde 6 olarak İfade edilen pay, toplam inşaat  imaline göre midir, yoksa ticari imal bakımından mıdır?  Cevap : Bu oran ruhsat alan konut sayısına göre tespit edilmektedir.  Bilindiği üzere TOKİ, ülkemizdeki yıllık acil konut ihtiyacının %5 ile %10  kadarım üretmektedir.  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) istatistiklerine göre;  m RUHSAT ALAN KAMU ÖZEL SEKTÖR KOOPERATİF  İNŞAAT (%) (%) (%)  2006 566.674 4,7 87,2 8,1  2007 577.789 6,5 86,6 6,9  kamu tarafından üretilen konut oranının %5-7 arasında olduğu görülmektedir.  13- Müşavir firmalara yapılan her türlü ödemelerin tutarlarını, yıllar  itibariyle teker teker açıklayabilir misiniz?  Cevap : TOKİ tarafından müşavirlik hizmetlerine yapılan Ödemelerin yıllar itibariyle  dökümü Ek-4'te yer almaktadır. (Ek-4.)  14-İhalesi yapılan işlerden kaçı ve hangileri uygulama projeli ve uygulama  projesi olmadan ihale edilmiştir?  Cevap : Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından bu zamana kadar çıkılan 1978 yapım  projesinin büyük çoğunluğu avan proje olarak çıkılmıştır. Sağlık Bakanlığı, Milli  Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı gibi kurumlara ait bazı projeler  uygulama projesi ile çıkılmıştır.  15- Sonradan uygulama projesi değişen ihale var mıdır?Varsa hangileridir?  Cevap : TOKİ'nin sonradan Uygulama Projesi değişen ihalesi bulunmamaktadır.  16-İnşaatı tamamlanıp, oturulmaya başlanan projelerde ilk yönetim  oluşturulurken niçin seçim usulüyle değil de atama yöntemi tercih  ediliyor? Atanan yöneticilere hangi projede yıllık toplam ne kadar ödeme  yapılıyor? Atanan yöneticiler, kapıcı, hizmetli, güvenlikçi gibi çalışanları  hangi kriterlere göre iş alıyor?  Cevap : İdare tarafından inşa edilen ve geçici kabulü yapılarak teslim edilen konutlar uzun  vadeli olarak satılmakta olup, borç bitiminde tapu devri yapılabilmektedir. Bu  dönem zarfında, konutların mülkiyeti İdare uhdesinde bulunmakta ve 634 sayılı Kat  Mülkiyeti Kanunun 34. maddesinde ''anagayrimenkulün bütün bölümleri bir kişinin  mülkiyetinde ise malik kanunen yönetici durumundadır" denilmektedir.  Bu kapsamda; gerek Gayrimenkul Satış Sözleşmesi'nin ilgili maddesi, yönetim  planı ve gerekse 634 sayılı Kat Mülkiyet Kanunu'nun 27. Maddesinde "Ana  Gayrimenkul, kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı kanunların  emredici hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır" hükmü  gereği mülkiyet sahibi olarak îdaremizce kendi personeli arasından Geçici Yönetim  - 1 1 5 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  ve Denetim Kurulları oluşturulmaktadır. Ayrıca, konut alıcıları ile imzalanan  Gayrimenkul Satış Sözleşmesinin Yönetim ve Ortak Giderler başlıklı 6.  maddesinde, "Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) ve Yönetim Planına göre gerekli  organlar oluşuncaya kadar öngörülen geçiş döneminde Gayrimenkul'ün bulunduğu  yapı ve sitedeki ortak yer ve tesisler İdare tarafından yönetilebileceği gibi yönetim,  bir veya daha fazla sayıda gerçek veya tüzel kişiye de devredebilir" denilmektedir.  Yine, 634 Sayılı K.M.K. gereği İdare personeli arasından oluşturulan Denetim  Kurullarınca, Geçici Yönetimlerin harcamaları bütçeye ve usulüne uygunluğu  bakımından her 3 ayda bîr denetlenerek, denetim raporları İdare bilgisine  sunulmaktadır. Söz konusu geçici yönetim kurullarınca Geçici Yönetim süreleri  bitiminde hak sahiplerine İdare tarafından verilen vekalet ve yine İdare gözetiminde  yapılan seçimler sonucunda konut kullanıcılarının kendi aralarından oluşturdukları  yeni yönetimlere her türlü bilgi ve belgelerle birlikte devir teslim işlemleri  yapılmaktadır.  TOKİ Projelerinde geçici yönetim kurulması veya kurulan bir geçici yönetimin  süresinin ne kadar olacağı; şahısların veya firmaların menfaatlerine göre değil,  tamamıyla kamu menfaatleri doğrultusunda ve ilgili projenin her yönüyle  özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenmektedir. Bu bakımdan,  yurt çapında yapımı tamamlanan TOKİ projelerinden hangilerine geçici yönetim  kurulacağı, hangilerinde ise İdare gözetiminde ve konut alıcıları arasında  düzenlenecek seçimlerle yönetimler oluşturulacağı, İdare tarafından tamamen  objektif kıstaslarla belirlenmektedir.  17-Oturulmaya başlanan konut projelerinde hak sahiplerinden kapıcı,  ısmma gideri, ortak alanların aydınlatılması, sulanması, asansör gideri  gibi masraf ve aidatlardan ayrı olarak, peşinat adı altında bir veya birkaç  taksitte toplanan paraların kıstastan ve proje başına toplam meblağları  nedir? Hak sahiplerinden toplanan bu paralar hangi kıstaslara göre  nerelere harcanmıştır?  Cevap : TOKİ Başkanlık Makamı onaylan ile İdare personeli arasından oluşturulan Geçici  Yönetim Kurullannca alınan kararlar doğrultusunda, geçiş döneminde yönetim  faaliyetleri Geçici Yönetimler tarafından 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa  uygun olarak hazırlanan ve İdare tarafından onaylanan bütçeler doğrultusunda  faaliyetler sürdürülmekte ve bahsi geçen avans (peşinat), aidat, ısınma, ücret, maaş  ve diğer gider kalemleri de yine aynı bütçeler kapsamında belirlenmektedir.  Belirlenen aidat tutarları, her projenin gerek bölgesel ve gerekse diğer özellikleri  (konut tipi, büyüklüğü, iklimsel faktörler vb.) doğrultusunda farklı olabilmekte  olup, tahmini bütçelerde öngörülemeyen bazı olumlu ve olumsuz faktörlerle  birlikte bütçe ve aidat kalemleri vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda tekrar  gözden geçirilerek revize edilebilmekte veya dönem sonunda hazırlanan yeni  bütçelerde buna göre bazı değişiklikler yapılabilmektedir.  - 1 1 6 -
Sayfa 117 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  ve Denetim Kurulları oluşturulmaktadır. Ayrıca, konut alıcıları ile imzalanan  Gayrimenkul Satış Sözleşmesinin Yönetim ve Ortak Giderler başlıklı 6.  maddesinde, "Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) ve Yönetim Planına göre gerekli  organlar oluşuncaya kadar öngörülen geçiş döneminde Gayrimenkul'ün bulunduğu  yapı ve sitedeki ortak yer ve tesisler İdare tarafından yönetilebileceği gibi yönetim,  bir veya daha fazla sayıda gerçek veya tüzel kişiye de devredebilir" denilmektedir.  Yine, 634 Sayılı K.M.K. gereği İdare personeli arasından oluşturulan Denetim  Kurullarınca, Geçici Yönetimlerin harcamaları bütçeye ve usulüne uygunluğu  bakımından her 3 ayda bîr denetlenerek, denetim raporları İdare bilgisine  sunulmaktadır. Söz konusu geçici yönetim kurullarınca Geçici Yönetim süreleri  bitiminde hak sahiplerine İdare tarafından verilen vekalet ve yine İdare gözetiminde  yapılan seçimler sonucunda konut kullanıcılarının kendi aralarından oluşturdukları  yeni yönetimlere her türlü bilgi ve belgelerle birlikte devir teslim işlemleri  yapılmaktadır.  TOKİ Projelerinde geçici yönetim kurulması veya kurulan bir geçici yönetimin  süresinin ne kadar olacağı; şahısların veya firmaların menfaatlerine göre değil,  tamamıyla kamu menfaatleri doğrultusunda ve ilgili projenin her yönüyle  özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenmektedir. Bu bakımdan,  yurt çapında yapımı tamamlanan TOKİ projelerinden hangilerine geçici yönetim  kurulacağı, hangilerinde ise İdare gözetiminde ve konut alıcıları arasında  düzenlenecek seçimlerle yönetimler oluşturulacağı, İdare tarafından tamamen  objektif kıstaslarla belirlenmektedir.  17-Oturulmaya başlanan konut projelerinde hak sahiplerinden kapıcı,  ısmma gideri, ortak alanların aydınlatılması, sulanması, asansör gideri  gibi masraf ve aidatlardan ayrı olarak, peşinat adı altında bir veya birkaç  taksitte toplanan paraların kıstastan ve proje başına toplam meblağları  nedir? Hak sahiplerinden toplanan bu paralar hangi kıstaslara göre  nerelere harcanmıştır?  Cevap : TOKİ Başkanlık Makamı onaylan ile İdare personeli arasından oluşturulan Geçici  Yönetim Kurullannca alınan kararlar doğrultusunda, geçiş döneminde yönetim  faaliyetleri Geçici Yönetimler tarafından 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa  uygun olarak hazırlanan ve İdare tarafından onaylanan bütçeler doğrultusunda  faaliyetler sürdürülmekte ve bahsi geçen avans (peşinat), aidat, ısınma, ücret, maaş  ve diğer gider kalemleri de yine aynı bütçeler kapsamında belirlenmektedir.  Belirlenen aidat tutarları, her projenin gerek bölgesel ve gerekse diğer özellikleri  (konut tipi, büyüklüğü, iklimsel faktörler vb.) doğrultusunda farklı olabilmekte  olup, tahmini bütçelerde öngörülemeyen bazı olumlu ve olumsuz faktörlerle  birlikte bütçe ve aidat kalemleri vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda tekrar  gözden geçirilerek revize edilebilmekte veya dönem sonunda hazırlanan yeni  bütçelerde buna göre bazı değişiklikler yapılabilmektedir.  - 1 1 6 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  T.C. BAŞBAKANLIK  TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI (TOKİ) FAALİYETLERİ  39 Mart 2W  T.C. 58., 59. ve 60. Hükümetlerinin Acil Eylem Planı ve Programlan doğrultusunda başlatılan  "Planh Kentleşme ve Konut Üretimi Seferberliği" kapsamında TOKİ;  01 Ocak 2003-29 Mari 2010 tarihleri arasında;  81 İL ve 29i İLÇEDE, L648 ŞANTİYEDE; 418.207 KONUT RAKAMINA ULAŞMIŞTIR.*  Bu rakam 100 bin nüfuslu 16 adet şehir demektir. (Ortalama hane halkı sayısı 3,9 kişi alınmıştır.)  Ürettiğimiz konutların 360849^ SOSYAL KONUT NİTELİĞİNDEDİR.**  300.000 konut sosyal donatılan ve çevre düzenlemeleri ile birlikte bitirilme aşamasındadır.  Alt gelir grubuna yönelik 65-87 m* konutlar; 6.000 TL. peşin ve konut teslimiyle başlayan  yaklaşık 300 TL taksitlerle, 15 yıl vadeli olarak satışa sunulmaktadır.  Yerel yönetimlerle müştereken başlattığımız büyük kapsamlı kentsel yenileme programı  doğrultusunda. 144 projede toplam 160.170 konutluk gecekondu dönüşüm çalışmalan yapılarak  99 bölgede 50.827 konutluk uygulama başlatılmıştır. Bunlardan 20.415 konut tamamlanmıştır.  TOKİ, insanlarımıza hak ettikleri sağlam ve kaliteli, çağdaş olanaklara sahip, güvenli yerleşim  yerleri sunmada öncülük ederken, yeni bir planlı kentleşme ve konut üretim anlayışını da  oluşturmaya çalışmaktadır.  Bu kapsamda, 418.207 konutla birlikte;  TOKİOLARAK PROTOKOLLER KAPSAMINDA TOPLAM  * 415 Okul 182 Okul 597 Okul (llk»retim. İlse, kreıi  17,962 derslik  ' 409 Spor Salonu * 195 Spor Silonu * 604 Spor Salonu  * 9 Yurt ve Pansiyon * 39 Pansiyon 48 Yurt vePansiyon (12.476 kişilik)  77 Sağlık Ocağı * 3 Sağlık Ocağı 80 Sağlık Ocağı  ' 366 Ticaret Merkezi * 22 Sevgi Evi (337 bina) ' 22 Sevgi Evi (337 bina)  * 293 Cami 14 Engelitz Yaşam Mrkz (171 Mm) « 14 Engelsiz Yaşam Mrkz (171 bina)  * 36Küt0phane * 69 Hastane * 69 Hastane  5 Çok Amaçlı Salon 5 Çok Amaçlı Salon * 36 Kfltophane  15 Atfllye 15 Atölye 293 Cami  * 366 Ticaret Merkezi  inşaattan başlatılmış ve bflyttk bir kısmı tamamlanmıştır.  Çevre düzenlemeleri kapsamında yaklaşık 17 milyon metrekare yeşil alan düzenlemeleri,  3,7 milyon ağaç dikimi ve 5,6 milyon çalı peyzajı yapılmaktadır.  ' Yatırım maliyeti (KDV dahil) yaklaşık 35 milyar TL olan 3.000 ayn ihale gerçekleştirilmiştir.  Satışa sunulan 404.253 konuttan 3S0.298M satılmıştır.  • Doğrudan ve dolaylı olmak Özere 800.000 kişilik istihdam sağlanmıştır.  Toplam 13 milyar TL hakediş ödemesi yapılmış olup, gelir paylaşımı projeleriyle birlikte toplam  yatınm bedeli 20 milyar TL'dir.  Toplamda 500 bin konut üretimi kapsamında;  • Belediyelerle işbirliği halinde Kentsel Yenileme ve Gecekondu Dönüşüm Projelerine,  • Alt gelir grubuna ve yoksullara yönelik sosyal konut projelerine,  • İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Diyarbakır gibi büyük şehirlerimizde uydukentler kurulmasına,  • Orta ölçekli U ve ilçelerimizde, örnek yerleşim birimleri oluşturmaya,  • Tarihi doku ve yöresel mimarinin geliştirilmesi ve Tanmköy uygulamalarına,  • Eğitim tesisleri, sosyal donatılar, ağaçlandırma ve çevre düzenlemelerinin artınlmasına,  • Altyapıh arsa üretimine; ağırlık verilecektir.  - 1 1 7 -
Sayfa 118 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  T.C. BAŞBAKANLIK  TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI (TOKİ) FAALİYETLERİ  39 Mart 2W  T.C. 58., 59. ve 60. Hükümetlerinin Acil Eylem Planı ve Programlan doğrultusunda başlatılan  "Planh Kentleşme ve Konut Üretimi Seferberliği" kapsamında TOKİ;  01 Ocak 2003-29 Mari 2010 tarihleri arasında;  81 İL ve 29i İLÇEDE, L648 ŞANTİYEDE; 418.207 KONUT RAKAMINA ULAŞMIŞTIR.*  Bu rakam 100 bin nüfuslu 16 adet şehir demektir. (Ortalama hane halkı sayısı 3,9 kişi alınmıştır.)  Ürettiğimiz konutların 360849^ SOSYAL KONUT NİTELİĞİNDEDİR.**  300.000 konut sosyal donatılan ve çevre düzenlemeleri ile birlikte bitirilme aşamasındadır.  Alt gelir grubuna yönelik 65-87 m* konutlar; 6.000 TL. peşin ve konut teslimiyle başlayan  yaklaşık 300 TL taksitlerle, 15 yıl vadeli olarak satışa sunulmaktadır.  Yerel yönetimlerle müştereken başlattığımız büyük kapsamlı kentsel yenileme programı  doğrultusunda. 144 projede toplam 160.170 konutluk gecekondu dönüşüm çalışmalan yapılarak  99 bölgede 50.827 konutluk uygulama başlatılmıştır. Bunlardan 20.415 konut tamamlanmıştır.  TOKİ, insanlarımıza hak ettikleri sağlam ve kaliteli, çağdaş olanaklara sahip, güvenli yerleşim  yerleri sunmada öncülük ederken, yeni bir planlı kentleşme ve konut üretim anlayışını da  oluşturmaya çalışmaktadır.  Bu kapsamda, 418.207 konutla birlikte;  TOKİOLARAK PROTOKOLLER KAPSAMINDA TOPLAM  * 415 Okul 182 Okul 597 Okul (llk»retim. İlse, kreıi  17,962 derslik  ' 409 Spor Salonu * 195 Spor Silonu * 604 Spor Salonu  * 9 Yurt ve Pansiyon * 39 Pansiyon 48 Yurt vePansiyon (12.476 kişilik)  77 Sağlık Ocağı * 3 Sağlık Ocağı 80 Sağlık Ocağı  ' 366 Ticaret Merkezi * 22 Sevgi Evi (337 bina) ' 22 Sevgi Evi (337 bina)  * 293 Cami 14 Engelitz Yaşam Mrkz (171 Mm) « 14 Engelsiz Yaşam Mrkz (171 bina)  * 36Küt0phane * 69 Hastane * 69 Hastane  5 Çok Amaçlı Salon 5 Çok Amaçlı Salon * 36 Kfltophane  15 Atfllye 15 Atölye 293 Cami  * 366 Ticaret Merkezi  inşaattan başlatılmış ve bflyttk bir kısmı tamamlanmıştır.  Çevre düzenlemeleri kapsamında yaklaşık 17 milyon metrekare yeşil alan düzenlemeleri,  3,7 milyon ağaç dikimi ve 5,6 milyon çalı peyzajı yapılmaktadır.  ' Yatırım maliyeti (KDV dahil) yaklaşık 35 milyar TL olan 3.000 ayn ihale gerçekleştirilmiştir.  Satışa sunulan 404.253 konuttan 3S0.298M satılmıştır.  • Doğrudan ve dolaylı olmak Özere 800.000 kişilik istihdam sağlanmıştır.  Toplam 13 milyar TL hakediş ödemesi yapılmış olup, gelir paylaşımı projeleriyle birlikte toplam  yatınm bedeli 20 milyar TL'dir.  Toplamda 500 bin konut üretimi kapsamında;  • Belediyelerle işbirliği halinde Kentsel Yenileme ve Gecekondu Dönüşüm Projelerine,  • Alt gelir grubuna ve yoksullara yönelik sosyal konut projelerine,  • İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Diyarbakır gibi büyük şehirlerimizde uydukentler kurulmasına,  • Orta ölçekli U ve ilçelerimizde, örnek yerleşim birimleri oluşturmaya,  • Tarihi doku ve yöresel mimarinin geliştirilmesi ve Tanmköy uygulamalarına,  • Eğitim tesisleri, sosyal donatılar, ağaçlandırma ve çevre düzenlemelerinin artınlmasına,  • Altyapıh arsa üretimine; ağırlık verilecektir.  - 1 1 7 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  * TOKİ; kurulduğu 1984 yılından 2002 yılı sona kadar geçen 19 yıllık süreçte kooperatif kredileri kapsamında 940 bin konuta kredi  desteği sağlamı; ve toplam 43 bin 145 konutu bizzat üretmiştir.  ** Sosyal Konutlann; 184.578'i dar ve orta gelir grubuna, 111.453'ü ah gelir grubu ve yoksullara yönelik, 50.827'si gecekondu  dönüşüm, 10.426'sı afet konutları, 3.565'i (32 köyde) tarımköy uygulamaları kapsamında yapılmaktadır. Ayrıca başlatılan uygulamaların  57.358'i ise kaynak geliştirme (35.578'i Emlak Konut G.Y.O) uygulamasıdır.  TOPLU KONUT İDARESİ B^KAJOUĞI^M^ FAALİYETLERİ 2003-200?  29 Mart 2010  İnşaatları tamamlanan-baslatılan: Nitelik Seviye Açıklama  Adana Mrk.-Kargakekeç(2 etap) 924 (336+588) %91,%99 (Uköğretlm-24) 588 konut alt gelir.  Mrk-Kargakekeç 300 kişilik  pansiyon 75  (212+580)  30% (lise-24)  Merkez-Yüreğir (2 etap) 792 %98,%97 (ilköğretim-24) Tamamı satıldı.  Mrk.-Yüreğir-Aksantaş 888 91% (lise-24) 308 konut alt gelir.  Mrk.-Yüreğir-Köprülü Mh. 988 99% (ilkoğretim-32) (lise-32)  Merkez-Yüreğir 168 95% Tamamı alt gelir.  Yüreğir 400Yataklı Hastane 49%  Yüreğir-Buruk 113 Tarımköy 97%  30% Yüregir-Buruk 200 kişilik  pansiyon 50  (lhe-24)  Yüreğir DSİ Sosyal Donatı ilköğretim-32, lise-32  Yüreğir Akkuyu l.ve2.  Bölge 1.080  (752 + 328)  Yoksul konut  (ilköğretim-24)  Merkez-Seyhan 908  24  100% (ilL-32) 176 alt gelir.Tamamı satıldı.  Seyhan-Sarıhular Sevgi Evi 91% (ilköğretim-32) (lise-32)  Mrk.-Seyhan-Sanhular 860 100% Tamamı alt gelir.  Mrk.-Seyhan-Zincirlibağlar 1.084  224 Gecekondu Don.  98%  Mrk.-Seyhan-Gürselpaşa 98%  Seyhan-112 Acil servis 98%  Merkez-Sofulu (2 bölge) 1.092 (784+308) 91,10% (ilköğretim-24) 1.092 alt gelir.  Kozan 864 98% (ilköğretim-24) 720 alt gelir.  Karaisalı (2 Etap) 192 (96+96) %87,%98 Tamamı alt gelir.  Karaisali Salbaş Mevkii 53% (lise-16)  Karaisalı Selampınar S adet ikili  yaşam birimi, 1 adet ortak kullanım  alanı  6  Kürkçüler 97 Tarımköy 60% (Hköğretim-5)  Boynuoyun 13% (lise-32)  Adıyaman Mrkz-Esentepe (2 etap) 668 (468+200) 100,10% 300 alt gelir, (lllc-24) Tamamı satıldı.  Merkez-Organize Sanayi Böl. 81% (lise-16)  Besni (3 etap) 668 (240+260+168)  (168'i talep örg.)  %98,%100,  %63  1 .etap tamamı satıldı. 232 ah getir, (lise-32)  (lise-12)  Besni 75 Yataklı Hastane  " 52Ô  (ilköğretim-8)  Gölbaşı 2 Etap (128 + 392) 100%, 27 Tamını satıldı. 22411 ak gelir, llkügrellm-24  Kahta 192 45'i afet konutu 100% (ilköğretim-16)  Kahta 150 Yat. Devlet Hst. 76%  Kahta Sağlık Ocağı ve Lojman  Samsat-Türbe Restorasyonu 98%  vierkez 400 yataklı hastane  - 1 1 8 -
Sayfa 119 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  * TOKİ; kurulduğu 1984 yılından 2002 yılı sona kadar geçen 19 yıllık süreçte kooperatif kredileri kapsamında 940 bin konuta kredi  desteği sağlamı; ve toplam 43 bin 145 konutu bizzat üretmiştir.  ** Sosyal Konutlann; 184.578'i dar ve orta gelir grubuna, 111.453'ü ah gelir grubu ve yoksullara yönelik, 50.827'si gecekondu  dönüşüm, 10.426'sı afet konutları, 3.565'i (32 köyde) tarımköy uygulamaları kapsamında yapılmaktadır. Ayrıca başlatılan uygulamaların  57.358'i ise kaynak geliştirme (35.578'i Emlak Konut G.Y.O) uygulamasıdır.  TOPLU KONUT İDARESİ B^KAJOUĞI^M^ FAALİYETLERİ 2003-200?  29 Mart 2010  İnşaatları tamamlanan-baslatılan: Nitelik Seviye Açıklama  Adana Mrk.-Kargakekeç(2 etap) 924 (336+588) %91,%99 (Uköğretlm-24) 588 konut alt gelir.  Mrk-Kargakekeç 300 kişilik  pansiyon 75  (212+580)  30% (lise-24)  Merkez-Yüreğir (2 etap) 792 %98,%97 (ilköğretim-24) Tamamı satıldı.  Mrk.-Yüreğir-Aksantaş 888 91% (lise-24) 308 konut alt gelir.  Mrk.-Yüreğir-Köprülü Mh. 988 99% (ilkoğretim-32) (lise-32)  Merkez-Yüreğir 168 95% Tamamı alt gelir.  Yüreğir 400Yataklı Hastane 49%  Yüreğir-Buruk 113 Tarımköy 97%  30% Yüregir-Buruk 200 kişilik  pansiyon 50  (lhe-24)  Yüreğir DSİ Sosyal Donatı ilköğretim-32, lise-32  Yüreğir Akkuyu l.ve2.  Bölge 1.080  (752 + 328)  Yoksul konut  (ilköğretim-24)  Merkez-Seyhan 908  24  100% (ilL-32) 176 alt gelir.Tamamı satıldı.  Seyhan-Sarıhular Sevgi Evi 91% (ilköğretim-32) (lise-32)  Mrk.-Seyhan-Sanhular 860 100% Tamamı alt gelir.  Mrk.-Seyhan-Zincirlibağlar 1.084  224 Gecekondu Don.  98%  Mrk.-Seyhan-Gürselpaşa 98%  Seyhan-112 Acil servis 98%  Merkez-Sofulu (2 bölge) 1.092 (784+308) 91,10% (ilköğretim-24) 1.092 alt gelir.  Kozan 864 98% (ilköğretim-24) 720 alt gelir.  Karaisalı (2 Etap) 192 (96+96) %87,%98 Tamamı alt gelir.  Karaisali Salbaş Mevkii 53% (lise-16)  Karaisalı Selampınar S adet ikili  yaşam birimi, 1 adet ortak kullanım  alanı  6  Kürkçüler 97 Tarımköy 60% (Hköğretim-5)  Boynuoyun 13% (lise-32)  Adıyaman Mrkz-Esentepe (2 etap) 668 (468+200) 100,10% 300 alt gelir, (lllc-24) Tamamı satıldı.  Merkez-Organize Sanayi Böl. 81% (lise-16)  Besni (3 etap) 668 (240+260+168)  (168'i talep örg.)  %98,%100,  %63  1 .etap tamamı satıldı. 232 ah getir, (lise-32)  (lise-12)  Besni 75 Yataklı Hastane  " 52Ô  (ilköğretim-8)  Gölbaşı 2 Etap (128 + 392) 100%, 27 Tamını satıldı. 22411 ak gelir, llkügrellm-24  Kahta 192 45'i afet konutu 100% (ilköğretim-16)  Kahta 150 Yat. Devlet Hst. 76%  Kahta Sağlık Ocağı ve Lojman  Samsat-Türbe Restorasyonu 98%  vierkez 400 yataklı hastane  - 1 1 8 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Çerkez 240 Kişilik Kız  Pansiyonu, 260 Kişilik Erkek  Pansiyonu,, 200 Kişilik  Pansiyon, 192 Kişilik Pansiyon,  500 Kişilik Konser Salonu  223 (lise-24) (Güzel Sanatlar Lisesi)  Afyon Merkez-Telsiz Mah (2 etap) 868 (516+352) %98,%100 516 alt gelir, (ilkögretim-24)  Merkez 400 yataklı hastane 34%  Dinar (2 Etap) 832 (352+480) •/•100,98 (ük.-16) 592 alt gelir.  Dinar 200 kişilik öğrenci  paniyonu  50 83% (lise-24)  Sandıklı (2 Etap) 480 (192+288) % 100,99 Tamamı satıldı.  Emirdağ 230 Talep Org. 92% 48 alt gelir.  Erkmen 180 Talep örg. 98% (ilköğretim-16)  Bolvadin 272 98% 208 alt gelir.  Çay 95 Tarımköy 92%  Çay 176 Talep örg. 98%  Susuz 44 Tarımköy 92%  Bayat 160 Talep örg. 91% 128'i alt gelir.  Sandıklı Termal Huzurevi 15 46%  500 kişilik polis meslek yüksele  okulu, nizamiye binası, futbol sahası  tribünü ve lavabo mahali  Merkez Sahipata Mah. 240 Yoksul konut  Şuhut 75 Yataklı Hastane  Ağn Merkez-Suçatağı 2 Etap 728  5  (224 + 504) 100% Tamamı satıldı. 224'ü Yoksul konut.  Merkez-Sevgi Evi 92%  Merkez 112  "224  HAİT  Patnos 98% (ilk8ğretlm-32)  - - Patnos 150 Yataklı Devlet Hst. Patnos-Aktepe lojman 10  Mrkz Ballıbostan (ilköğretim-16)  Doğubeyazıt 150 Yat.Hastane 75%  Doğubeyazıt Hizmet Destek T. (İGPVY) 78%  Doğubeyazıt 500 kişilik pansiyon 125 91% (lise-24)  Eleşkirt-lstiklal Mah. • 66% (ilköğretim-16)  Diyadin 200 kişilik pansiyon 50 66%  Aksaray  Merkez-Yunuskent Mh. 1.716 (360 + 504 +  330 + 522)  %I00.97,91,22 (İIk.-32) 856 aitgelir.  Eskil 112 - 98% 97% Ortaköy 144 (lise-24)  Zafer Mah. 352 Yoksul konut  Amasya Merkez 284 98% 176 alt gelir.  Gümüşhacıköy 112 Talep örg. 100%  Merzifon 512 98% 192 alt gelir, (ilkögrenın-16)  Merzifon lise-16 ve 300 kişilik  öğrenci pansiyonu  75 28% (lise-16)  Merzifon 256 Yoksul konut  Suluova 264 99% (ilkögretiın-24)  Merkez Sevgi evi 6 67%  Ankara  Merkez Ziyaret 288 240'ı alt gelir.  Altındağ-Aktaş-Dogantepe 718 Gecekondu don. 100%  Altındağ-Aktaş 2.Etap 442 Gecekondu dön. 35%  - 1 1 9 -
Sayfa 120 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Çerkez 240 Kişilik Kız  Pansiyonu, 260 Kişilik Erkek  Pansiyonu,, 200 Kişilik  Pansiyon, 192 Kişilik Pansiyon,  500 Kişilik Konser Salonu  223 (lise-24) (Güzel Sanatlar Lisesi)  Afyon Merkez-Telsiz Mah (2 etap) 868 (516+352) %98,%100 516 alt gelir, (ilkögretim-24)  Merkez 400 yataklı hastane 34%  Dinar (2 Etap) 832 (352+480) •/•100,98 (ük.-16) 592 alt gelir.  Dinar 200 kişilik öğrenci  paniyonu  50 83% (lise-24)  Sandıklı (2 Etap) 480 (192+288) % 100,99 Tamamı satıldı.  Emirdağ 230 Talep Org. 92% 48 alt gelir.  Erkmen 180 Talep örg. 98% (ilköğretim-16)  Bolvadin 272 98% 208 alt gelir.  Çay 95 Tarımköy 92%  Çay 176 Talep örg. 98%  Susuz 44 Tarımköy 92%  Bayat 160 Talep örg. 91% 128'i alt gelir.  Sandıklı Termal Huzurevi 15 46%  500 kişilik polis meslek yüksele  okulu, nizamiye binası, futbol sahası  tribünü ve lavabo mahali  Merkez Sahipata Mah. 240 Yoksul konut  Şuhut 75 Yataklı Hastane  Ağn Merkez-Suçatağı 2 Etap 728  5  (224 + 504) 100% Tamamı satıldı. 224'ü Yoksul konut.  Merkez-Sevgi Evi 92%  Merkez 112  "224  HAİT  Patnos 98% (ilk8ğretlm-32)  - - Patnos 150 Yataklı Devlet Hst. Patnos-Aktepe lojman 10  Mrkz Ballıbostan (ilköğretim-16)  Doğubeyazıt 150 Yat.Hastane 75%  Doğubeyazıt Hizmet Destek T. (İGPVY) 78%  Doğubeyazıt 500 kişilik pansiyon 125 91% (lise-24)  Eleşkirt-lstiklal Mah. • 66% (ilköğretim-16)  Diyadin 200 kişilik pansiyon 50 66%  Aksaray  Merkez-Yunuskent Mh. 1.716 (360 + 504 +  330 + 522)  %I00.97,91,22 (İIk.-32) 856 aitgelir.  Eskil 112 - 98% 97% Ortaköy 144 (lise-24)  Zafer Mah. 352 Yoksul konut  Amasya Merkez 284 98% 176 alt gelir.  Gümüşhacıköy 112 Talep örg. 100%  Merzifon 512 98% 192 alt gelir, (ilkögrenın-16)  Merzifon lise-16 ve 300 kişilik  öğrenci pansiyonu  75 28% (lise-16)  Merzifon 256 Yoksul konut  Suluova 264 99% (ilkögretiın-24)  Merkez Sevgi evi 6 67%  Ankara  Merkez Ziyaret 288 240'ı alt gelir.  Altındağ-Aktaş-Dogantepe 718 Gecekondu don. 100%  Altındağ-Aktaş 2.Etap 442 Gecekondu dön. 35%  - 1 1 9 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  Altındağ Toplum Merkezi  Binası  168 Eryaman Prestij 100% Tamamı satıldı.  Eryaman 6. Etap (OYAK) 2.812 (1.660+1.152X  384+296+472)  %100,86%99  ,100,100  %100,100,1  00  Satıldı. (OYAK mensuplarınaX2  Uköğretim-24-30) (l»e-32)  Eryaman(7.EtapX3 kısım) 2.336  1.878  (768+808+760) 1.476(Pols.),440(GSGM),(ilköğr-32)  384 alt eelir  Eryaman (8-9-10. Etap) (1344+534)  Hasılat pay.  %98,%80 (ilköğretim-32)  Etimesgut-Erler 408 Prestij 100% " Tamamı satıldı.  Etimesgut-Erler 440 HAtr _ 20%  Keçiören 428  440  Hasılat pay. 80% Tamamı satıldı.  Keçiören-Me tero loj i 72%  Keçiören-Etlik 3% (ilköğretim-32)  Keçiören-Emrah Mah. 120 HAİT  Kuşcagız Köyü 3% (2 adet ilköğretim-32)  Mamak 620 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-24)  Mamak-Yatıkmushık 3 Etap 732 132+ 176 + 424  (Gec. Dön.)  %97,%100,  %4  Mamak 510 99% (ilköğretim-16) 216 altgelir.  Mamak 1.176 45% (yoksul konut)  Protokol Yolu (4 etap) 2.464  2.788  747  (480+496+480  + 1008) Gec.  %100,100,  100,99  (ilköğretim-24) (lise-24)  Sincan-Yenikent (3 bölge) (932+896+960) S100.91.99 (tLKSAN) (ilköğretim-32) Oise-32)  Sincan-Yenikent (2 etap) (355+392) %100,%97 (ilköğretim-24)(lise-24) 570 altgelir.  Yenikent 104 HAİT 94%  Temelli (2 etap) 720 (288+432) %98,%95 (ilköğretim-16)  Polatlı 210 97% (ilköğretim-32) Tamamı satıldı.  Polatlı OCuzey) (2 etap) 1.040 (392+648) %98,%96 448 alt gelir, (ilköğretim-32)  Polatlı 100 HAİT 92%  Akyurt 336 Talep Org. 97% (ilköğretim-24) 224 alt gelir.  Ayaş 288 Talep Org. 98% (ilköğretim-16) (lise-16)  Şereflikoçhisar 512 100% 112 alt gelir, (ilköğretim-24)  Şereflikoçhisar 50 Yat. Hastım  Yukarı Yurtçu-Kuyupınır ı.Bol  (1.-2.-3.-4.-5. etıplar}  4.430 (1.152 + 712 +  1.272+730+564  %99,%99,  %93,99,99  (ilköğretim-24) (ilköğretim-24) Oise- 32)  Yukarı Yurtçu-Kuyupnar 2Bol 426 97%  Sarayköy-Sevgi Evleri 63 91%  —  Saray Engelsiz Yaşam Mrkz 79 84%  Çankaya-Dikmen Mahallesi  (TBMM Lojmanları)  1.852 Hasılat pay. 50%  Güdül 144 Talep Org. 77% Tamamı alt gelir.  Pursaklar-Altmdağ-Gültepe 784 Gecekondu Dön. 99% (ilköğretim-16)  Kuzey Kent Girişi (3 Etap)  (l.,2.,3. etaplar)  1.994 (710+754+530)  Gecekondu Dön.  H92.91.53 (ilköğretim-24)  Kuzey Kent Girişi (5 Etap)  (4.,5.,6., 7., 8.ve 9.etaplar)  3.228 (690+697+591+  186+477+587)  Gec. Don.  %88,90,  %92,0,2,2  (ilköğretim-32) (ilköğretim-32)  Kuzey Kent Girişi (10., 11.,  12., 14., 15.. 16. etaplar)  2.802 (824+610+533+  137+186+512)  Gec. Doa  (ilköğretim-32)  - 1 2 0 -
Sayfa 121 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  Altındağ Toplum Merkezi  Binası  168 Eryaman Prestij 100% Tamamı satıldı.  Eryaman 6. Etap (OYAK) 2.812 (1.660+1.152X  384+296+472)  %100,86%99  ,100,100  %100,100,1  00  Satıldı. (OYAK mensuplarınaX2  Uköğretim-24-30) (l»e-32)  Eryaman(7.EtapX3 kısım) 2.336  1.878  (768+808+760) 1.476(Pols.),440(GSGM),(ilköğr-32)  384 alt eelir  Eryaman (8-9-10. Etap) (1344+534)  Hasılat pay.  %98,%80 (ilköğretim-32)  Etimesgut-Erler 408 Prestij 100% " Tamamı satıldı.  Etimesgut-Erler 440 HAtr _ 20%  Keçiören 428  440  Hasılat pay. 80% Tamamı satıldı.  Keçiören-Me tero loj i 72%  Keçiören-Etlik 3% (ilköğretim-32)  Keçiören-Emrah Mah. 120 HAİT  Kuşcagız Köyü 3% (2 adet ilköğretim-32)  Mamak 620 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-24)  Mamak-Yatıkmushık 3 Etap 732 132+ 176 + 424  (Gec. Dön.)  %97,%100,  %4  Mamak 510 99% (ilköğretim-16) 216 altgelir.  Mamak 1.176 45% (yoksul konut)  Protokol Yolu (4 etap) 2.464  2.788  747  (480+496+480  + 1008) Gec.  %100,100,  100,99  (ilköğretim-24) (lise-24)  Sincan-Yenikent (3 bölge) (932+896+960) S100.91.99 (tLKSAN) (ilköğretim-32) Oise-32)  Sincan-Yenikent (2 etap) (355+392) %100,%97 (ilköğretim-24)(lise-24) 570 altgelir.  Yenikent 104 HAİT 94%  Temelli (2 etap) 720 (288+432) %98,%95 (ilköğretim-16)  Polatlı 210 97% (ilköğretim-32) Tamamı satıldı.  Polatlı OCuzey) (2 etap) 1.040 (392+648) %98,%96 448 alt gelir, (ilköğretim-32)  Polatlı 100 HAİT 92%  Akyurt 336 Talep Org. 97% (ilköğretim-24) 224 alt gelir.  Ayaş 288 Talep Org. 98% (ilköğretim-16) (lise-16)  Şereflikoçhisar 512 100% 112 alt gelir, (ilköğretim-24)  Şereflikoçhisar 50 Yat. Hastım  Yukarı Yurtçu-Kuyupınır ı.Bol  (1.-2.-3.-4.-5. etıplar}  4.430 (1.152 + 712 +  1.272+730+564  %99,%99,  %93,99,99  (ilköğretim-24) (ilköğretim-24) Oise- 32)  Yukarı Yurtçu-Kuyupnar 2Bol 426 97%  Sarayköy-Sevgi Evleri 63 91%  —  Saray Engelsiz Yaşam Mrkz 79 84%  Çankaya-Dikmen Mahallesi  (TBMM Lojmanları)  1.852 Hasılat pay. 50%  Güdül 144 Talep Org. 77% Tamamı alt gelir.  Pursaklar-Altmdağ-Gültepe 784 Gecekondu Dön. 99% (ilköğretim-16)  Kuzey Kent Girişi (3 Etap)  (l.,2.,3. etaplar)  1.994 (710+754+530)  Gecekondu Dön.  H92.91.53 (ilköğretim-24)  Kuzey Kent Girişi (5 Etap)  (4.,5.,6., 7., 8.ve 9.etaplar)  3.228 (690+697+591+  186+477+587)  Gec. Don.  %88,90,  %92,0,2,2  (ilköğretim-32) (ilköğretim-32)  Kuzey Kent Girişi (10., 11.,  12., 14., 15.. 16. etaplar)  2.802 (824+610+533+  137+186+512)  Gec. Doa  (ilköğretim-32)  - 1 2 0 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  Demetevler Rehabilitasyon Mkz 30 91%  Kızılcahamam 298 Talep örg. 98% 256 alt gelir.  Elmadağ 528 91% 336 alt gelir.  Çankaya, Çubuk, Etimesgut,  Gölbaşı 300 kişilik pansiyon  75 97% (21ise-16)(2 lise-24)  Gölbaşı (7 Etap) 5.386 (712+1.032+  480+600+1.062  +744+756)  %98,%96,  99,97,94,69,  59,  (Uköğretim-24KlIse-32) (ilköğretim- 40) (iiköğretim-40)  Kalecik J12  960  740  Talep örg. 97%  Yenimahalle-AOÇ Mah. 93% (ilköğretim-32)  Yenimahalle-Demetevler (Gec. Dön) 97% (ilköğretim-8)  Yenimahalle Yuva mevkii 3% (ilköğretim-32)  Yenimahalle-Macunköy 408 (Gec. Dön)  54%  Yenimahalle-Pamuklar 422 (Gec. Dön)  Bala 741 AfetUyg.  Kazan-Atatürk Mah. 504 77% 432 alt gelir. (Hköğretim-24)  Haymana 198 Talep örg. 34% Tamamı alt gelir.  Lodumlu Gaziler engelli konutu 24 63%  Altındağ-Gültepe 664 (Gec. Dön.) 40%  Yapracık 14 Etap 9.208 (698 + 822 +  592 + 1.014  +226+472  +1.190+732+  448+ 504 + 554  +948+578+430  1.718'i alt gelir. (4-ilköğretim-32)  (Hköğretim-24) (Hse-24) (lise-32)  Telekominikasyon Binası 61%  TAEK Proton Hızlandırıcı Tesisi  Beypazan 75 yataklı hastane  Vergi Dairesi Hizmet Binası  tadilat  T.C. Başbakanlık Gümrük  Müsteşarlığı Hizmet Binası  Gümrük Müstşrlg Eğitim ve  Sosyal Tesis binası  Tarım ve Koy İşleri Bak. Binası  ve sosyal tesis  18%  Çankaya, Karakusunlar  Mahallesi  Hasılat Pay.  Antalya Merkez-Çıplaklı 892 98% 420 alt gelir.  Kepezi, ve 2-Bölge 840 (448+392)0«. %97,99  Sütçüler 336  448  Gecekondu Dön. 97% (3 adet lllcoğretlm-24) (2 adet lise-24)  Çıplaklt 57% Yoksul konut (ilköğretim-32)  Liman Mah, Duraliler, Gozeloba,  Yenikfly 200 kişilik Pansiyon  50 5% (3 adet Hköğretim-24) (lise-24)  Kaş Gakçeoren Köyü 50 Yataklı  Hastane  Ardahan Merkez-Karagöl 192 100%  100%  Tamamı satıldı.  Göle 96 Tamamı satıldı.  GöleGülenter 352 72'si alt gelir.  Merkez-Sugöze _ 500 1% Hköğretim-24 (192si alt gelir)  150 Yat. Devlet hastanesi 19%  Merkez Engelsiz Yaşam Mrkz  + 300 kişilik pansiyon  75  - 1 2 1 -
Sayfa 122 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  Demetevler Rehabilitasyon Mkz 30 91%  Kızılcahamam 298 Talep örg. 98% 256 alt gelir.  Elmadağ 528 91% 336 alt gelir.  Çankaya, Çubuk, Etimesgut,  Gölbaşı 300 kişilik pansiyon  75 97% (21ise-16)(2 lise-24)  Gölbaşı (7 Etap) 5.386 (712+1.032+  480+600+1.062  +744+756)  %98,%96,  99,97,94,69,  59,  (Uköğretim-24KlIse-32) (ilköğretim- 40) (iiköğretim-40)  Kalecik J12  960  740  Talep örg. 97%  Yenimahalle-AOÇ Mah. 93% (ilköğretim-32)  Yenimahalle-Demetevler (Gec. Dön) 97% (ilköğretim-8)  Yenimahalle Yuva mevkii 3% (ilköğretim-32)  Yenimahalle-Macunköy 408 (Gec. Dön)  54%  Yenimahalle-Pamuklar 422 (Gec. Dön)  Bala 741 AfetUyg.  Kazan-Atatürk Mah. 504 77% 432 alt gelir. (Hköğretim-24)  Haymana 198 Talep örg. 34% Tamamı alt gelir.  Lodumlu Gaziler engelli konutu 24 63%  Altındağ-Gültepe 664 (Gec. Dön.) 40%  Yapracık 14 Etap 9.208 (698 + 822 +  592 + 1.014  +226+472  +1.190+732+  448+ 504 + 554  +948+578+430  1.718'i alt gelir. (4-ilköğretim-32)  (Hköğretim-24) (Hse-24) (lise-32)  Telekominikasyon Binası 61%  TAEK Proton Hızlandırıcı Tesisi  Beypazan 75 yataklı hastane  Vergi Dairesi Hizmet Binası  tadilat  T.C. Başbakanlık Gümrük  Müsteşarlığı Hizmet Binası  Gümrük Müstşrlg Eğitim ve  Sosyal Tesis binası  Tarım ve Koy İşleri Bak. Binası  ve sosyal tesis  18%  Çankaya, Karakusunlar  Mahallesi  Hasılat Pay.  Antalya Merkez-Çıplaklı 892 98% 420 alt gelir.  Kepezi, ve 2-Bölge 840 (448+392)0«. %97,99  Sütçüler 336  448  Gecekondu Dön. 97% (3 adet lllcoğretlm-24) (2 adet lise-24)  Çıplaklt 57% Yoksul konut (ilköğretim-32)  Liman Mah, Duraliler, Gozeloba,  Yenikfly 200 kişilik Pansiyon  50 5% (3 adet Hköğretim-24) (lise-24)  Kaş Gakçeoren Köyü 50 Yataklı  Hastane  Ardahan Merkez-Karagöl 192 100%  100%  Tamamı satıldı.  Göle 96 Tamamı satıldı.  GöleGülenter 352 72'si alt gelir.  Merkez-Sugöze _ 500 1% Hköğretim-24 (192si alt gelir)  150 Yat. Devlet hastanesi 19%  Merkez Engelsiz Yaşam Mrkz  + 300 kişilik pansiyon  75  - 1 2 1 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Artvin Merkez-Seyitler Köyü 112 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-16)  Ardanuç 168 87%  Murgul Göktaş Köyü 32 AfetUyg.  Murgul Sevgi Evleri 3 Adet tkiti  Yasam Birimi, 1 Adet İdari Bini  4  Aydın  Ardanuç 4 Adet İkili Yasam Birimi,  1 Ortak Kullanım Alanı  5  tnciriiova 142 Tarımköy 100%  Merkez 600 99% 480 alt gelir.  Merkez-Umurlu mevkii 46% (ilköğretim-24)  Nazilli Kemer 46% (lise-32)  Nazilli 400 Yat. Hastane  Söke-Yenidoğan 144  192  128  Talep örg. 100% 96 alt gelir.  Bozdoğan  Karacasu  Talep Org.  Talep örg.  98%  99%  150 Yataklı Kadın Doğum Hstne 20%  Nazilli Toplum Merkezi  Didim-Akyeniköy 140 Talep örg. 10%  Balıkesir Mrk-Ayşebacı (792),Dursunbey(48)  840 (296+496+48) 100,10%  Bandırma-Kayacık 838 99% 464 alt gelir. (Uköğretim-32)  Burhaniye 164 Talep örg. 99% 64 alt gelir.  Edremit 412 99% 252 alt gelir, (ilköğretim-8)  Mrk-Yenimahalle (2 etap) 1.246 (766+480) %97,%97 758 alt gelir. (ilL-24) (lise-24)  Manyas (2 etap) 516 (264+252) %98,100 (ilköğretim-24)  Kepsut 176 Talep örg. 97% 144 alt gelir.  Bandırma-Edincik 412 Talerjörĵ  98% (ilköğretim-16)  Gönen 176 Talep örg. 98%  Ayvalık 6 93% (ilköğretim-24)  Ayvalık Sosyal Güvenlik  Kurumu Binası  Dursunbey 146 9% tamamı alt gelir.  Sındırgı Çavdaroğlu Mah. 80 tamamı alt gelir.  Bartm Merkez-Kaynarca (2 Etap) 698 (492+206) %100,%98 192 alt gelir, (ilköğretim-24)  Batman Merkez-Tilmerç 608 100% (İlköğretim-24)  Merkez-Tilmerç 2. etap 672 19% (336'sı alt gelir)  Merkez-Kuyubaşı 196 Tarımköy 98%  Mrk.-Kuyubası (3 Etap) 1.202  6  (382+214+606)  Afet konutu  %100,100,100 (ilköğretim-24)  Mrkz Yenimahalle Güney kent 51% (ilköğretim-32)  Kozluk S0 Ytkl. Hstane ve  lojman  39%  Kozluk 300 kişilik pansiyon, 10  daireli lojman + Merkez  85 (ilköğretim-24) Oise-24)  Toplum Merkezi 1 91%  Merkez HAİT 240  Sason, Derince, Yücebağ  jandarma sınır takım  komutanlığı binaları  Gercüş Yemişli ve Vergili  Jandarma Sınır Takım  komutanlıftı binaları  - 1 2 2 -
Sayfa 123 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Artvin Merkez-Seyitler Köyü 112 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-16)  Ardanuç 168 87%  Murgul Göktaş Köyü 32 AfetUyg.  Murgul Sevgi Evleri 3 Adet tkiti  Yasam Birimi, 1 Adet İdari Bini  4  Aydın  Ardanuç 4 Adet İkili Yasam Birimi,  1 Ortak Kullanım Alanı  5  tnciriiova 142 Tarımköy 100%  Merkez 600 99% 480 alt gelir.  Merkez-Umurlu mevkii 46% (ilköğretim-24)  Nazilli Kemer 46% (lise-32)  Nazilli 400 Yat. Hastane  Söke-Yenidoğan 144  192  128  Talep örg. 100% 96 alt gelir.  Bozdoğan  Karacasu  Talep Org.  Talep örg.  98%  99%  150 Yataklı Kadın Doğum Hstne 20%  Nazilli Toplum Merkezi  Didim-Akyeniköy 140 Talep örg. 10%  Balıkesir Mrk-Ayşebacı (792),Dursunbey(48)  840 (296+496+48) 100,10%  Bandırma-Kayacık 838 99% 464 alt gelir. (Uköğretim-32)  Burhaniye 164 Talep örg. 99% 64 alt gelir.  Edremit 412 99% 252 alt gelir, (ilköğretim-8)  Mrk-Yenimahalle (2 etap) 1.246 (766+480) %97,%97 758 alt gelir. (ilL-24) (lise-24)  Manyas (2 etap) 516 (264+252) %98,100 (ilköğretim-24)  Kepsut 176 Talep örg. 97% 144 alt gelir.  Bandırma-Edincik 412 Talerjörĵ  98% (ilköğretim-16)  Gönen 176 Talep örg. 98%  Ayvalık 6 93% (ilköğretim-24)  Ayvalık Sosyal Güvenlik  Kurumu Binası  Dursunbey 146 9% tamamı alt gelir.  Sındırgı Çavdaroğlu Mah. 80 tamamı alt gelir.  Bartm Merkez-Kaynarca (2 Etap) 698 (492+206) %100,%98 192 alt gelir, (ilköğretim-24)  Batman Merkez-Tilmerç 608 100% (İlköğretim-24)  Merkez-Tilmerç 2. etap 672 19% (336'sı alt gelir)  Merkez-Kuyubaşı 196 Tarımköy 98%  Mrk.-Kuyubası (3 Etap) 1.202  6  (382+214+606)  Afet konutu  %100,100,100 (ilköğretim-24)  Mrkz Yenimahalle Güney kent 51% (ilköğretim-32)  Kozluk S0 Ytkl. Hstane ve  lojman  39%  Kozluk 300 kişilik pansiyon, 10  daireli lojman + Merkez  85 (ilköğretim-24) Oise-24)  Toplum Merkezi 1 91%  Merkez HAİT 240  Sason, Derince, Yücebağ  jandarma sınır takım  komutanlığı binaları  Gercüş Yemişli ve Vergili  Jandarma Sınır Takım  komutanlıftı binaları  - 1 2 2 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Kozluk, Yanıkkaya ve  Gümuşörgü Jandarma Sınır  Komutanlığı Binaları  Bayburt- Merkez-Şingah Mah. 144 100% (llse-40)  Merkez 2. bölge 128 97% 32 alt gelir, (ilköğretim-16)  Mrkz.-Gençosman (2 etap) 156 (36+120)Gec.Don. %98,98 (lise-24)  Merkez 300 kişilik yurt 75 98%  Arpalı 80 Tarımköy 98% (ilköğretim-8)  Demirözü 80 Talep örg. 99%  Bilecik Merkez-lstiklal Mh. (3 etap) 750 208+292+250 100,98,97 (Hkög>etim-24) 128 alt gelir, (ilköğretlm-16)  Merkez 188 98% Tamamı alt gelir.  Merkez-Sevgi evi 6 97%  Bozüyük 288 100% Tamamı satıldı.  Pazaryeri 122 Tarımköy 100% (ilköğretim-8) Tamamı satıldı.  Osmaneli 1.Bölge 192 Talep örg. 100% 112 alt gelir.  Sosyal Güvenlik Kurumu Binası  Bingöl Mrk.-Uydukent ve Ekinyolu 2.016 Afet konutu 100% (ilköğretim-32) (Iise-12)  Genç 192 Afet konutu 100%  Genç 50 Yataklı Hastane  Karlıova 224 Afet konutu 98% 192 konut alt gelir.  Kiğı-Yazgünü 89 Tarımköy 99%  Karlıova 50Yataklı Hastane 98%  Solhan 50 Yataklı Hastane 97%  Saray Mah. (EGM) ~336 98% Oise-32)  Merkez Yenişehir Mah. 200  kişilik pansiyon  50 (lise-16)  Merkez Güveçli Köyü 388 (ilköğretim-16) 120 alt gelir.  Merkez Saray Mah. 256 Yoksul konut  Direkli, Yayla, Yazkonağı Jan.  Sınır Takım Kom. Binaları  Bitlis Merkez-Rahva (3 etap) 1.072 (288+272+512) %100,99,7J (ilköğretim-16) 336 alt gelir.  Rahva Polis Okulu, yurt 97%  Ahlat, Erkizan 220 (112+108) 100%  Tatvan (2 etap) 528 (256+272) %100,99 Tamamı satıldı.  Adilcevaz 400 Talep örg. 98% 240 alt gelir.  150 Yataklı Hastane Ek bina 96%  Bolu Merkez-Kürkçüler 348 97% 96 alt gelir. (2 ilköğ-24) Tamamı satıldı.  Kürkçüler 348 ~98% "  Merkez-Karaköy (2 Etap) 1.000 (500+500) %98, %55 560 alt gelir, (ilköğretim-24)  Mengen-Pazarköy 144 Talep örg. 89% 112 alt gelir.  Mudurnu 128 Talep örg. 99% 64 alt gelir.  Mengen 240 Talep örg. 91% 80 alt gelir.  Mengen Gokçesu Hürriyet Mıh. 96 46%  Gerede 160 Talep örg. 93% 128 alt gelir.  Merkez 232 HAİT + tGPVY 94%  Burdur Merkez-Yenimahalle 2 etap 800 (224+576) %100,98 (ilköğretim-24) Tamamı satıldı.  Merkez-Bahçelievler 208 97% 208 konut alt gelir.  Bucak 264 97% (ilköğretim-24) 64 alt gelir.  Çavdır 96 Talep örg. 88% (ilköğretim-16) 64 alt gelir.  Bursa Nilttfer-Hasanağa (2 etap) 1.584 (864+720) %99,100 (l)k6Jre«m-32) p40Pols., 528Ahisl«, 96BM.)  - 1 2 3 -
Sayfa 124 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Kozluk, Yanıkkaya ve  Gümuşörgü Jandarma Sınır  Komutanlığı Binaları  Bayburt- Merkez-Şingah Mah. 144 100% (llse-40)  Merkez 2. bölge 128 97% 32 alt gelir, (ilköğretim-16)  Mrkz.-Gençosman (2 etap) 156 (36+120)Gec.Don. %98,98 (lise-24)  Merkez 300 kişilik yurt 75 98%  Arpalı 80 Tarımköy 98% (ilköğretim-8)  Demirözü 80 Talep örg. 99%  Bilecik Merkez-lstiklal Mh. (3 etap) 750 208+292+250 100,98,97 (Hkög>etim-24) 128 alt gelir, (ilköğretlm-16)  Merkez 188 98% Tamamı alt gelir.  Merkez-Sevgi evi 6 97%  Bozüyük 288 100% Tamamı satıldı.  Pazaryeri 122 Tarımköy 100% (ilköğretim-8) Tamamı satıldı.  Osmaneli 1.Bölge 192 Talep örg. 100% 112 alt gelir.  Sosyal Güvenlik Kurumu Binası  Bingöl Mrk.-Uydukent ve Ekinyolu 2.016 Afet konutu 100% (ilköğretim-32) (Iise-12)  Genç 192 Afet konutu 100%  Genç 50 Yataklı Hastane  Karlıova 224 Afet konutu 98% 192 konut alt gelir.  Kiğı-Yazgünü 89 Tarımköy 99%  Karlıova 50Yataklı Hastane 98%  Solhan 50 Yataklı Hastane 97%  Saray Mah. (EGM) ~336 98% Oise-32)  Merkez Yenişehir Mah. 200  kişilik pansiyon  50 (lise-16)  Merkez Güveçli Köyü 388 (ilköğretim-16) 120 alt gelir.  Merkez Saray Mah. 256 Yoksul konut  Direkli, Yayla, Yazkonağı Jan.  Sınır Takım Kom. Binaları  Bitlis Merkez-Rahva (3 etap) 1.072 (288+272+512) %100,99,7J (ilköğretim-16) 336 alt gelir.  Rahva Polis Okulu, yurt 97%  Ahlat, Erkizan 220 (112+108) 100%  Tatvan (2 etap) 528 (256+272) %100,99 Tamamı satıldı.  Adilcevaz 400 Talep örg. 98% 240 alt gelir.  150 Yataklı Hastane Ek bina 96%  Bolu Merkez-Kürkçüler 348 97% 96 alt gelir. (2 ilköğ-24) Tamamı satıldı.  Kürkçüler 348 ~98% "  Merkez-Karaköy (2 Etap) 1.000 (500+500) %98, %55 560 alt gelir, (ilköğretim-24)  Mengen-Pazarköy 144 Talep örg. 89% 112 alt gelir.  Mudurnu 128 Talep örg. 99% 64 alt gelir.  Mengen 240 Talep örg. 91% 80 alt gelir.  Mengen Gokçesu Hürriyet Mıh. 96 46%  Gerede 160 Talep örg. 93% 128 alt gelir.  Merkez 232 HAİT + tGPVY 94%  Burdur Merkez-Yenimahalle 2 etap 800 (224+576) %100,98 (ilköğretim-24) Tamamı satıldı.  Merkez-Bahçelievler 208 97% 208 konut alt gelir.  Bucak 264 97% (ilköğretim-24) 64 alt gelir.  Çavdır 96 Talep örg. 88% (ilköğretim-16) 64 alt gelir.  Bursa Nilttfer-Hasanağa (2 etap) 1.584 (864+720) %99,100 (l)k6Jre«m-32) p40Pols., 528Ahisl«, 96BM.)  - 1 2 3 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Mrk.-Nilüfer-Kayapa 368 100% (ilköğretim-24) Tamamı satıldı.  Merkez-Osmangazi 912 99% (ilköğretim-32) 432 alt gelir.  Mrk.-Yüdınm-YiğitierMh. 492 100% Tamamı satıldı.  Yıldınm-Akçağlayan 774 98%  Orhangazi (3 etap) 1,380 (260+336+784) 100,100,98 l.Q36alt gelir, (ilköğretim-24)  İnegöl-Alanyurt 224 Afet konutu 100% Tamamı alt gelir.  İnegöl 686 99% (ilköğretim-32)  MKemalpaşa-Karaköy 105 Afet konutu 97%  MKemalpaşa-Tatkavaklı 232 97% 160 alt gelir.  Kestel 716 99% 56 alt gelir, (ilköğretim-24)  Keleş 64 Talep örg. 97% Tamamı Alt Gelir  tnegöl-Yeniceköy engelsiz  yasam birimi  6 98%  Merkez-Hamitler (2 etap) 2.072 (948+1.124) %100, %97 1.424 alt gelir. (2 İlköğretime), (iiıe-40)  Yenişehir 740 Talep örg. 98% 220 alt gelir. flikÖğretim-24)  Nilüfer-Görükle+Osmangazi  Emek  59% (ilköğretim-24)(lbe-24)  Osmangazi (1. ve 2.Etap) 430 (208+222)  Gec. dön.  %13, %18  Osmangazi (3., 4.Etap) 1.174 (774+400)  Gec.dön.  %36,%18  Osmangazi (S. ve 6. Etap) 1.143 (635 + 5Ö8)  Gec.dön.  Orhaneli 50 Yataklı Hst.  Karacabey 456 Gec. Dön. İ % ilköğretim-16 (36 yoksul konut)  Merkez özlüce + Oömüstepe +  Orhangazi sağlık ocağı  ilköğretim-24,2 adet lise-24  Çanakkale Merkez-Kepez 144 98% Tamamı satıldı.  Merkez-Kepez 140 Talep örg. 98% (ilköğretim-32)  Kepez 960 93% (ilköğretim-24) (lise-24)  Biga (2 etap) 368 (224+144) Talep Ö. %93,%98 1. etap tamamı satıldı, (ilköğretim-8)  Ezine 100 Yat. Hastane 53%  Ayvacık 64 Talep örg. 98%  Gökçeada 72 HAİT 33%  Çanları Merkez-lnançköy 222 Tarımköy 100% (ilköğretim-8)  Merkez-lnançköy 384 Yoksul konut  Korgun 104 100% Tamamı satıldı.  Korgun Sevgi Evleri 10 91%  Çerkeş 324 Talep örg. 77% 252 alt gelir, (ilköğretim-16)  Şabanözü 128 Talep örg. 98% 96 alt gelir.  Çavundur 63 AfetUyg. 99%  Kurşunlu 384 Talep örg. 45% 336 alt gelir, (ilköğretim-16)  Çorum Merkez-Celilkın (3 etap) 1.836 (296+704+836) ••4100,100,100 652alt gelir.(ilköğretim-32) (lise-32)  Merkez-Celilkuı 416 Yoksul konut  Osmancık 224 Talep örg. 98% 224 alt gelir.  Sungurlu 256 97% 80 alt gelir.  Sungurlu 2.Etap 176 Talep örg. 47% Tamamı alt gelir.  Celilkın Köyü Sevgi Evi +  Gülabibey Sevgi Evi  29 19%  Denizli Merkez Aktepe (2 etap) 448 (256+192) Gec.dön.  %100,100  - 1 2 4 -
Sayfa 125 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Mrk.-Nilüfer-Kayapa 368 100% (ilköğretim-24) Tamamı satıldı.  Merkez-Osmangazi 912 99% (ilköğretim-32) 432 alt gelir.  Mrk.-Yüdınm-YiğitierMh. 492 100% Tamamı satıldı.  Yıldınm-Akçağlayan 774 98%  Orhangazi (3 etap) 1,380 (260+336+784) 100,100,98 l.Q36alt gelir, (ilköğretim-24)  İnegöl-Alanyurt 224 Afet konutu 100% Tamamı alt gelir.  İnegöl 686 99% (ilköğretim-32)  MKemalpaşa-Karaköy 105 Afet konutu 97%  MKemalpaşa-Tatkavaklı 232 97% 160 alt gelir.  Kestel 716 99% 56 alt gelir, (ilköğretim-24)  Keleş 64 Talep örg. 97% Tamamı Alt Gelir  tnegöl-Yeniceköy engelsiz  yasam birimi  6 98%  Merkez-Hamitler (2 etap) 2.072 (948+1.124) %100, %97 1.424 alt gelir. (2 İlköğretime), (iiıe-40)  Yenişehir 740 Talep örg. 98% 220 alt gelir. flikÖğretim-24)  Nilüfer-Görükle+Osmangazi  Emek  59% (ilköğretim-24)(lbe-24)  Osmangazi (1. ve 2.Etap) 430 (208+222)  Gec. dön.  %13, %18  Osmangazi (3., 4.Etap) 1.174 (774+400)  Gec.dön.  %36,%18  Osmangazi (S. ve 6. Etap) 1.143 (635 + 5Ö8)  Gec.dön.  Orhaneli 50 Yataklı Hst.  Karacabey 456 Gec. Dön. İ % ilköğretim-16 (36 yoksul konut)  Merkez özlüce + Oömüstepe +  Orhangazi sağlık ocağı  ilköğretim-24,2 adet lise-24  Çanakkale Merkez-Kepez 144 98% Tamamı satıldı.  Merkez-Kepez 140 Talep örg. 98% (ilköğretim-32)  Kepez 960 93% (ilköğretim-24) (lise-24)  Biga (2 etap) 368 (224+144) Talep Ö. %93,%98 1. etap tamamı satıldı, (ilköğretim-8)  Ezine 100 Yat. Hastane 53%  Ayvacık 64 Talep örg. 98%  Gökçeada 72 HAİT 33%  Çanları Merkez-lnançköy 222 Tarımköy 100% (ilköğretim-8)  Merkez-lnançköy 384 Yoksul konut  Korgun 104 100% Tamamı satıldı.  Korgun Sevgi Evleri 10 91%  Çerkeş 324 Talep örg. 77% 252 alt gelir, (ilköğretim-16)  Şabanözü 128 Talep örg. 98% 96 alt gelir.  Çavundur 63 AfetUyg. 99%  Kurşunlu 384 Talep örg. 45% 336 alt gelir, (ilköğretim-16)  Çorum Merkez-Celilkın (3 etap) 1.836 (296+704+836) ••4100,100,100 652alt gelir.(ilköğretim-32) (lise-32)  Merkez-Celilkuı 416 Yoksul konut  Osmancık 224 Talep örg. 98% 224 alt gelir.  Sungurlu 256 97% 80 alt gelir.  Sungurlu 2.Etap 176 Talep örg. 47% Tamamı alt gelir.  Celilkın Köyü Sevgi Evi +  Gülabibey Sevgi Evi  29 19%  Denizli Merkez Aktepe (2 etap) 448 (256+192) Gec.dön.  %100,100  - 1 2 4 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Mtfkez-Kurudere (3 Etap) 1.534 (496+582+456)  Gec.dön.  W8,99,99 (ilköğretim-24)  Çal İ92 Talep örg. 99% 144 alt gelir.  Kale 408 Talep örg. 100% 344 konut alt gelir.  Irlıganlı 296 Talep örg. 99% 192 alt gelir, (ilköğretim-24)  Honaz 384 Talep örg. 99% 256 alt gelir, (ilköğretim-24)  Buldan-Yenimahalle 112 (154 Afet Uyg.)  Bağırsak Deresi 940 Gecekondu dön.  Babadağ 408 AfetUyg.  Acıpayam Yukan Mahalle, Merkez  Gomüşçay, Merkez Kınıklt, Merkez  Sevindik, Tavas, Merkez Yeşilköy  4 adet ilköğretim-24, ilköğretim-32,  2 adet lise-24  Diyarbakır Merkez-Şilbe(2Etap) 1.536 (576+960) 100,10% Tamamı satıldı, (lise-24) (ilk-32) (lise-24)  Mrk.-Üçkuyular(4 etap) 2.724 (484 + 672 +  608 + 960)  %ıoo,%98,  %97,%98  1.760 alt gelir. (ilkOğretim-40) (lise-40)  Üçkuyular537Yt.Hst. 97%  Üçkuyular 1.024 Yoksul konut  Merkez Kayapınar 384 99%  Merkez Kayapınar 2.Etap 336 Hasılat Pay.  Merkez Kayapınar (3-ilköğretim-24)(ilköğretim-40)  (lise-24)  Merkez Çölgüzeli l.ve 2.Etap 1.272 (8l6+456)Oec.Don %79, %71 (ilköğretim-24)  Bismil ... 224 100% 224 alt aslir. (ilköeretim-24)  Bismil Tepe Beldesi 18 Yataklı  Hastane  Ergani 560 100% 128 konut alt gelir, (ilköğretim-24)  Ergani 20 HAÎT 93%  Ergani İSO yataklı Hastane 13%  Lice 24 98%  Lice (Z Hizmet Destek Tesisi) İGPVY 93%  Silvan (2 etap) 336 (208+128) %99,99 112 konut alt gelir, (ilköğretim-16)  Kocaköy Yenişehir Mah. 168 talep Org  Merkez Seyrantepe Mah.Hait,  52 Üniteli İGPVY, Güleşoba  Köyü 52 Üniteli İGPVY  100 HAİT +İGPVY  Düzce Merkez-Nalbantoğlu 558 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-24)  Nalbantoğlu 25 Arsa tahsisi 100%  Merkez (Memursen) 588 98% 72 alt gelir.  Merkez-Kazukoğlu Köyü 304 99% (ilköğretim-32)  Merkez-Metek (3 Etap) 1.776 (592+608+576) %98,92,98 (ilköğretim-40) 400 Alt Gelir Grubuna  Merkez Çavuşlar Mah. 448 yoksul konut  — -Beyköy 568 Talep örg. 98% (ilköğretim-16) Çilimli 108 Talep örg. 98%  Akçakoca 242 Talep örg. """80%" (ilköğretim-16)  Merkez Uzun Mustafa mah.(13- 18 yaş) Sevgi Evleri (Kız Y.Y.)  50 77%  Yığılca-lnciler mevkii 300  kişilik pansiyon  75 (ilköğretim-16)  Edirne Merkez-Fınnlarsırtı 1. Etap 784 99% 368 alt gelir, (ilköğretim-32)  Fınnlarsırtı 458 Yoksul konut  İpsala 304 95% 160 alt gelir.  Keşan-Yenimuhacir 240 Talep örg. 98% (ilköğretim-8)144 alt gelir.  - 1 2 5 -
Sayfa 126 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Mtfkez-Kurudere (3 Etap) 1.534 (496+582+456)  Gec.dön.  W8,99,99 (ilköğretim-24)  Çal İ92 Talep örg. 99% 144 alt gelir.  Kale 408 Talep örg. 100% 344 konut alt gelir.  Irlıganlı 296 Talep örg. 99% 192 alt gelir, (ilköğretim-24)  Honaz 384 Talep örg. 99% 256 alt gelir, (ilköğretim-24)  Buldan-Yenimahalle 112 (154 Afet Uyg.)  Bağırsak Deresi 940 Gecekondu dön.  Babadağ 408 AfetUyg.  Acıpayam Yukan Mahalle, Merkez  Gomüşçay, Merkez Kınıklt, Merkez  Sevindik, Tavas, Merkez Yeşilköy  4 adet ilköğretim-24, ilköğretim-32,  2 adet lise-24  Diyarbakır Merkez-Şilbe(2Etap) 1.536 (576+960) 100,10% Tamamı satıldı, (lise-24) (ilk-32) (lise-24)  Mrk.-Üçkuyular(4 etap) 2.724 (484 + 672 +  608 + 960)  %ıoo,%98,  %97,%98  1.760 alt gelir. (ilkOğretim-40) (lise-40)  Üçkuyular537Yt.Hst. 97%  Üçkuyular 1.024 Yoksul konut  Merkez Kayapınar 384 99%  Merkez Kayapınar 2.Etap 336 Hasılat Pay.  Merkez Kayapınar (3-ilköğretim-24)(ilköğretim-40)  (lise-24)  Merkez Çölgüzeli l.ve 2.Etap 1.272 (8l6+456)Oec.Don %79, %71 (ilköğretim-24)  Bismil ... 224 100% 224 alt aslir. (ilköeretim-24)  Bismil Tepe Beldesi 18 Yataklı  Hastane  Ergani 560 100% 128 konut alt gelir, (ilköğretim-24)  Ergani 20 HAÎT 93%  Ergani İSO yataklı Hastane 13%  Lice 24 98%  Lice (Z Hizmet Destek Tesisi) İGPVY 93%  Silvan (2 etap) 336 (208+128) %99,99 112 konut alt gelir, (ilköğretim-16)  Kocaköy Yenişehir Mah. 168 talep Org  Merkez Seyrantepe Mah.Hait,  52 Üniteli İGPVY, Güleşoba  Köyü 52 Üniteli İGPVY  100 HAİT +İGPVY  Düzce Merkez-Nalbantoğlu 558 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-24)  Nalbantoğlu 25 Arsa tahsisi 100%  Merkez (Memursen) 588 98% 72 alt gelir.  Merkez-Kazukoğlu Köyü 304 99% (ilköğretim-32)  Merkez-Metek (3 Etap) 1.776 (592+608+576) %98,92,98 (ilköğretim-40) 400 Alt Gelir Grubuna  Merkez Çavuşlar Mah. 448 yoksul konut  — -Beyköy 568 Talep örg. 98% (ilköğretim-16) Çilimli 108 Talep örg. 98%  Akçakoca 242 Talep örg. """80%" (ilköğretim-16)  Merkez Uzun Mustafa mah.(13- 18 yaş) Sevgi Evleri (Kız Y.Y.)  50 77%  Yığılca-lnciler mevkii 300  kişilik pansiyon  75 (ilköğretim-16)  Edirne Merkez-Fınnlarsırtı 1. Etap 784 99% 368 alt gelir, (ilköğretim-32)  Fınnlarsırtı 458 Yoksul konut  İpsala 304 95% 160 alt gelir.  Keşan-Yenimuhacir 240 Talep örg. 98% (ilköğretim-8)144 alt gelir.  - 1 2 5 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Keşan-Beyendik Beldesi 456 Taiep örg. 98% 384 alt gelir, (ilköğretira-16)  Elazığ Merkez-Yapraklı Mh. (2 etap) 488  192  308  (264+224) %100,100  Palu 100% (ilköğretim-24)  Sttrsürtt 99%  Sürsürü Sevgi Evleri 7  Yazıkonak 99% (lise-24)  2.Etap cami + Bizmişen Köyü 10% (lise-24)  Merkez Sürsürü mah. Hanpınan  Mevkii, 160 kişilik pansiyon, 10  daireslik lojman  50 10% (işitme engelliler ilköğretim-8)  Zafran 260 AfetUyg.  Zafran 636 yoksul konut (ilköğretim-32)  Zafran Memur-Sen 834 64'ü alt gelir.  Karakocan (Kavalcık,  Yogunağaç)Arıcak (Bükardi)  Jandarma Sınır Takım Kom,  Erzincan Merkez-Çarşı Mh.(2 etap) 880 (368+512Xgec. %100,100  Töö% ~  (ilköğretim-24) Tamamı satıldı.  Mrk-Mengüceü 153 Gec. Dön.  Mrk-Mengüceli{2.,3.etap) 480 (368+112) 100,10% 480 alt gelir, (ilköğretim-24)  Merkez 256  40  Yoksul konut (lise-16)  Kemaliye 98% Tamamı satıldı.  Kemaliye-Hacıyusufmahdi 68 Talep örg. 94%  Refahiye 84 100%  Üzümlü 372 98% 84 alt gelir.  Çukurkuyu 42 Tarımköy 100%  Altmbaşak 61 Tarımköy 100%  Bayırbağ 40  84  Tarımköy 100%  Çayırlı Talep örg. 98% Tamamı alt gelir.  Yaylabaşı 277 Tarımköy 86%  Geçit 304 92% 240 alt gelir, (ilköğretim-16)  Merkez-Demirkent 32% (ilköğretim-24)  Merkez 176 30%  Tercan 50 Yataklı devlet hstn.,  lojman, jeneratör, trafo binası  Erzurum Mrk.-Yıldızkent(2etap) 700  512  (280+420Xgec. %100,100 (ilköğretim-24) Tamamı satıldı.  Mrk-Yakutiye-Hasanbasri Gecekondu dön. 99%  Merkez Dere Mah. 100 HAİT  Aşkale-Merkez 176 Afet konutu 100%  Aşkale-Kandilli 96 Afet konutu 100%  Aşkale-Yeniköy 45 Afet konutu 100%  98% ~ Aş.Çatt.51),Yk.Çat(68) 119 Tarımköy  Hınıs 96 98% Tamamı satıldı.  Ilıca 240  352  100% Tamamı satıldı.  Ilıca (2 etap) (208+144) Afet %97,%100  [uca 272 Afet konutu 98% (ilköğretim-16)  ispir (2 etap) 172 (48 + 124) 100,60%  97%  Tamamı satıldı. 16'sı alt gelir.  Oltu 80  50  Tamamı satıldı.  Oltu 200Kişilik Pansiyon 99% (Iise-16)  Olur 96 99%  Olur 2 adet 240 kişilik pansiyon 120 12% (ilköğretim-16)  - 1 2 6 -
Sayfa 127 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Keşan-Beyendik Beldesi 456 Taiep örg. 98% 384 alt gelir, (ilköğretira-16)  Elazığ Merkez-Yapraklı Mh. (2 etap) 488  192  308  (264+224) %100,100  Palu 100% (ilköğretim-24)  Sttrsürtt 99%  Sürsürü Sevgi Evleri 7  Yazıkonak 99% (lise-24)  2.Etap cami + Bizmişen Köyü 10% (lise-24)  Merkez Sürsürü mah. Hanpınan  Mevkii, 160 kişilik pansiyon, 10  daireslik lojman  50 10% (işitme engelliler ilköğretim-8)  Zafran 260 AfetUyg.  Zafran 636 yoksul konut (ilköğretim-32)  Zafran Memur-Sen 834 64'ü alt gelir.  Karakocan (Kavalcık,  Yogunağaç)Arıcak (Bükardi)  Jandarma Sınır Takım Kom,  Erzincan Merkez-Çarşı Mh.(2 etap) 880 (368+512Xgec. %100,100  Töö% ~  (ilköğretim-24) Tamamı satıldı.  Mrk-Mengüceü 153 Gec. Dön.  Mrk-Mengüceli{2.,3.etap) 480 (368+112) 100,10% 480 alt gelir, (ilköğretim-24)  Merkez 256  40  Yoksul konut (lise-16)  Kemaliye 98% Tamamı satıldı.  Kemaliye-Hacıyusufmahdi 68 Talep örg. 94%  Refahiye 84 100%  Üzümlü 372 98% 84 alt gelir.  Çukurkuyu 42 Tarımköy 100%  Altmbaşak 61 Tarımköy 100%  Bayırbağ 40  84  Tarımköy 100%  Çayırlı Talep örg. 98% Tamamı alt gelir.  Yaylabaşı 277 Tarımköy 86%  Geçit 304 92% 240 alt gelir, (ilköğretim-16)  Merkez-Demirkent 32% (ilköğretim-24)  Merkez 176 30%  Tercan 50 Yataklı devlet hstn.,  lojman, jeneratör, trafo binası  Erzurum Mrk.-Yıldızkent(2etap) 700  512  (280+420Xgec. %100,100 (ilköğretim-24) Tamamı satıldı.  Mrk-Yakutiye-Hasanbasri Gecekondu dön. 99%  Merkez Dere Mah. 100 HAİT  Aşkale-Merkez 176 Afet konutu 100%  Aşkale-Kandilli 96 Afet konutu 100%  Aşkale-Yeniköy 45 Afet konutu 100%  98% ~ Aş.Çatt.51),Yk.Çat(68) 119 Tarımköy  Hınıs 96 98% Tamamı satıldı.  Ilıca 240  352  100% Tamamı satıldı.  Ilıca (2 etap) (208+144) Afet %97,%100  [uca 272 Afet konutu 98% (ilköğretim-16)  ispir (2 etap) 172 (48 + 124) 100,60%  97%  Tamamı satıldı. 16'sı alt gelir.  Oltu 80  50  Tamamı satıldı.  Oltu 200Kişilik Pansiyon 99% (Iise-16)  Olur 96 99%  Olur 2 adet 240 kişilik pansiyon 120 12% (ilköğretim-16)  - 1 2 6 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  Tortum 2 adet 300 klişilik  pansiyon, 10 üniteli lojman 160 (ilköğretim-24)  Narman 156 99%  Palandöken-Yıldızkent l.Et 816 99% 504 alt gelir.  Mrk.-Kazımkarabekir 456 yoksul konut 2%  Şenkaya 42 Afet konutu 17%  Eskişehir Merkez-Tepebaşı 644 93% Tamamı satıldı, (ilköğretim-16)  Mrk-Odunpazan (3etap) 1.718 (518+832+368) %98,100,97 1.078 alt gelir.  Mrlc-Odunpazarı 4. Etap 400 100% 96 alt gelir, (ilköğretim-32) (lise-40)  Merkez-Tepebaşı 448 (80+368) Hu. P.y. %91,%80  Tepebaşı-Aşağısöğütönü 1.265 99% (lise-40) (ilköğretim-24)  AşağısöğütönU 928 86% Yoksul konut  Merkez-Çankaya- Vadişehir  3 Etap  2.424 (1.072+ 400 +  952)  %99.98.98 1.800 alt gelir.(lise-40) (ilköğretim-24)  Mrk.-Ertuğrulgazi Mh. 144 90%  Merkez 247-1 ve 2794-1 Ada 93% (2-ilköğreto-24)  Vergi Dairesi Hizmet Binası ve  Misafirhane  Gaziantep  Şehilkamil-Beylerbcyi 2 etap 1.144 (320+824) Gec.  Dön.  %100,100  Şehitkamil-Beylerbeyi 1.060 96% (Tamamı alt gelir) (ilköğretim-32)  Çaybaşı 214 Gecekondu 80%  Mrk.̂ Şahinbey-Karataş ¿248 99% 240 alt gelir. Tamamı satıldı.  Mrk.-Şahinbey 1.260 Gecekondu Dön. 97% (lise-24) (lise-32)  Şehitkamil-Seyrantepe 1.104 98% (ilköğretim-24) (2 ilköğretim-32)  islahiye 472 99% (ilköğretim-16) 160 alt gelir.  islahiye 100 Yataklı Hastane  Çıksorut 976 Gecekondu Dön. 98%  Şahinbey-Yeşilkent Mah, 592 yoksul konut 40%  Şehitkamil +Şahinbey 27% 3 adet ilköğretim-32  Giresun Merkez 240 100% 120 alt gelir.  Merkez Aksu Mah. 94% (kız meslek lisesi-24)  Merkez Aksu Mah. 322 584 alt gelir.  Şebinkarahisar 176 " ~94%~ (ilköğretim-24) 48 alt gelir.  Şebinkarahisar 75 Yataklı Hastane 6%  Alucra İ6Ö Talep örg. 98% 64 ah gelir, (ilköğretim-16)  Çocuk Esirgeme Yuvası 20 98%  Görele-Yeşiltepe 200 kişilik  pansiyon  50 94% (lise-24)  Espiye 94% (lite-16)  Gümüşhane Merkez-Bağlarbaşı 192 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-32)  Bağlarbaşı 2.Etp(250),  Torul(80),  330 89% (ilköğretim-32) (ilköğretim-16)  Torul 246 ada 22 parsel (ilköğretim-16)  Kelkit(112),Şiran(96) 208 100%  Kürtün 20 Afet konutu 98% Tamamı ah gelir.  Özkürtün 156 Afet konutu 98% Tamamı alt gelir.  Kale 60 Tarımköy 98% (ilköğretim-8)  özürlü Bakımevi ve Rhblt Mrz 12 " 88% "  Hakkari Merkez-Keklikpınar Mah. 192 100% Tamamı satıldı.  - 1 2 7 -
Sayfa 128 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  Tortum 2 adet 300 klişilik  pansiyon, 10 üniteli lojman 160 (ilköğretim-24)  Narman 156 99%  Palandöken-Yıldızkent l.Et 816 99% 504 alt gelir.  Mrk.-Kazımkarabekir 456 yoksul konut 2%  Şenkaya 42 Afet konutu 17%  Eskişehir Merkez-Tepebaşı 644 93% Tamamı satıldı, (ilköğretim-16)  Mrk-Odunpazan (3etap) 1.718 (518+832+368) %98,100,97 1.078 alt gelir.  Mrlc-Odunpazarı 4. Etap 400 100% 96 alt gelir, (ilköğretim-32) (lise-40)  Merkez-Tepebaşı 448 (80+368) Hu. P.y. %91,%80  Tepebaşı-Aşağısöğütönü 1.265 99% (lise-40) (ilköğretim-24)  AşağısöğütönU 928 86% Yoksul konut  Merkez-Çankaya- Vadişehir  3 Etap  2.424 (1.072+ 400 +  952)  %99.98.98 1.800 alt gelir.(lise-40) (ilköğretim-24)  Mrk.-Ertuğrulgazi Mh. 144 90%  Merkez 247-1 ve 2794-1 Ada 93% (2-ilköğreto-24)  Vergi Dairesi Hizmet Binası ve  Misafirhane  Gaziantep  Şehilkamil-Beylerbcyi 2 etap 1.144 (320+824) Gec.  Dön.  %100,100  Şehitkamil-Beylerbeyi 1.060 96% (Tamamı alt gelir) (ilköğretim-32)  Çaybaşı 214 Gecekondu 80%  Mrk.̂ Şahinbey-Karataş ¿248 99% 240 alt gelir. Tamamı satıldı.  Mrk.-Şahinbey 1.260 Gecekondu Dön. 97% (lise-24) (lise-32)  Şehitkamil-Seyrantepe 1.104 98% (ilköğretim-24) (2 ilköğretim-32)  islahiye 472 99% (ilköğretim-16) 160 alt gelir.  islahiye 100 Yataklı Hastane  Çıksorut 976 Gecekondu Dön. 98%  Şahinbey-Yeşilkent Mah, 592 yoksul konut 40%  Şehitkamil +Şahinbey 27% 3 adet ilköğretim-32  Giresun Merkez 240 100% 120 alt gelir.  Merkez Aksu Mah. 94% (kız meslek lisesi-24)  Merkez Aksu Mah. 322 584 alt gelir.  Şebinkarahisar 176 " ~94%~ (ilköğretim-24) 48 alt gelir.  Şebinkarahisar 75 Yataklı Hastane 6%  Alucra İ6Ö Talep örg. 98% 64 ah gelir, (ilköğretim-16)  Çocuk Esirgeme Yuvası 20 98%  Görele-Yeşiltepe 200 kişilik  pansiyon  50 94% (lise-24)  Espiye 94% (lite-16)  Gümüşhane Merkez-Bağlarbaşı 192 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-32)  Bağlarbaşı 2.Etp(250),  Torul(80),  330 89% (ilköğretim-32) (ilköğretim-16)  Torul 246 ada 22 parsel (ilköğretim-16)  Kelkit(112),Şiran(96) 208 100%  Kürtün 20 Afet konutu 98% Tamamı ah gelir.  Özkürtün 156 Afet konutu 98% Tamamı alt gelir.  Kale 60 Tarımköy 98% (ilköğretim-8)  özürlü Bakımevi ve Rhblt Mrz 12 " 88% "  Hakkari Merkez-Keklikpınar Mah. 192 100% Tamamı satıldı.  - 1 2 7 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Merkez-Bağlar ıos Afet konutu 100% Merkez 160 98%  Çukurca 48 91%  Gupsi 192 Afet konutu 86% "  Şemdinli 64 97%  Şemdinli-Günyazı 44 Afet konutu 100%  Şemdinli hizmet destek tesisi İGPVY 57%  Yüksekova hizmet " " İGPVY 57%  Yüksekova 156 99%  Yüksekova+Yenimahalle 102 lise-16  Otluca Köyü + Şemdinli-Günyazı  Yeniçeri + Yüksekova YcnimahıJle  Mah.  İGPVY  Hatay Antakya 392 100% Tamamı satıldı.  Antakya-Günyazı 2.Etap 532 98% 280 alt gelir, (ilköğretim-32), (lise-32)  Dörtyol 360 98% (ilköğretim-24)  Kırıkhan 296 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-16)  Reyhanlı 272 81% 80 alt gelir, (ilköğretim-8)  Kırıkhan W HAİT 24%  Yayladağ 20 HAİT 24%  Mrk. Engelsiz Yaşam Mrk. 7 98%  Saraycık 114 93%  Belen 414 Talep örg. 91%  İskenderun 53% (lise-24)  İskenderun-Aşkarbeyli, Sevre  Köyü, Frenkçiftliği Mh.  " ~ 252 HAİT 7%  İğdır Merkez-Doğu Beyazıt Yolu 288 100% (ilköğretim-24) 112 alt gelir.  Tuzluca 240 kişilik pansiyon 60 68%  Topçular 300 kişilik pansiyon 75 68% (liıe-16)  Merkez 68% rUköfcretim-24)  Aralık 6?%_. (lise-16)  Aralık ~~2Ö HAİT ~  İsparta Merkez-Çünür Mh. (2etap) 408 (168+240) %100,98 Tamamı satıldı. 2.etap 240 altgelir.  Mrk-Aliköy Mevkii 1. Böl. 732 98% 432 alt gelir. (ilk.-24) (lise-24)  Aliköy 182 92% Tamamı alt gelir, (ilköğretim-24)  Senirkent-Büyükkabaca 105 Tarımköy 97%  Uluborlu 2 Etap 400 (176 + 224)  Talep örg.  97%, 21 224 alt gelir.  Gönen 128 Talep örg. 97%~  Sütçüler 232 Talep örg. 91% 216 alt gelir.  Atabey-Yakabağl ar 216 92%  Merkez 240 HAİT 94%  Eğirdir 78 HAİT 73%  Keçiborlu 224 42% Tamamı alt gelir.  Yalvaç 96  Yalvaç 75 Yataklı Hastane  Gelendost 224̂  19% Tamamı alt gelir.  Şarkikaraağaç 35 yataklı  devlet hastanesi  İstanbul Ataköy 950 Hasılat pay. 82% (ilköğretim-16) Tamamı satıldı.  Avcılar-Ispartakule ı. Bölge 751 97% (2 ilköğretim-32)  - 1 2 8 -
Sayfa 129 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Merkez-Bağlar ıos Afet konutu 100% Merkez 160 98%  Çukurca 48 91%  Gupsi 192 Afet konutu 86% "  Şemdinli 64 97%  Şemdinli-Günyazı 44 Afet konutu 100%  Şemdinli hizmet destek tesisi İGPVY 57%  Yüksekova hizmet " " İGPVY 57%  Yüksekova 156 99%  Yüksekova+Yenimahalle 102 lise-16  Otluca Köyü + Şemdinli-Günyazı  Yeniçeri + Yüksekova YcnimahıJle  Mah.  İGPVY  Hatay Antakya 392 100% Tamamı satıldı.  Antakya-Günyazı 2.Etap 532 98% 280 alt gelir, (ilköğretim-32), (lise-32)  Dörtyol 360 98% (ilköğretim-24)  Kırıkhan 296 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-16)  Reyhanlı 272 81% 80 alt gelir, (ilköğretim-8)  Kırıkhan W HAİT 24%  Yayladağ 20 HAİT 24%  Mrk. Engelsiz Yaşam Mrk. 7 98%  Saraycık 114 93%  Belen 414 Talep örg. 91%  İskenderun 53% (lise-24)  İskenderun-Aşkarbeyli, Sevre  Köyü, Frenkçiftliği Mh.  " ~ 252 HAİT 7%  İğdır Merkez-Doğu Beyazıt Yolu 288 100% (ilköğretim-24) 112 alt gelir.  Tuzluca 240 kişilik pansiyon 60 68%  Topçular 300 kişilik pansiyon 75 68% (liıe-16)  Merkez 68% rUköfcretim-24)  Aralık 6?%_. (lise-16)  Aralık ~~2Ö HAİT ~  İsparta Merkez-Çünür Mh. (2etap) 408 (168+240) %100,98 Tamamı satıldı. 2.etap 240 altgelir.  Mrk-Aliköy Mevkii 1. Böl. 732 98% 432 alt gelir. (ilk.-24) (lise-24)  Aliköy 182 92% Tamamı alt gelir, (ilköğretim-24)  Senirkent-Büyükkabaca 105 Tarımköy 97%  Uluborlu 2 Etap 400 (176 + 224)  Talep örg.  97%, 21 224 alt gelir.  Gönen 128 Talep örg. 97%~  Sütçüler 232 Talep örg. 91% 216 alt gelir.  Atabey-Yakabağl ar 216 92%  Merkez 240 HAİT 94%  Eğirdir 78 HAİT 73%  Keçiborlu 224 42% Tamamı alt gelir.  Yalvaç 96  Yalvaç 75 Yataklı Hastane  Gelendost 224̂  19% Tamamı alt gelir.  Şarkikaraağaç 35 yataklı  devlet hastanesi  İstanbul Ataköy 950 Hasılat pay. 82% (ilköğretim-16) Tamamı satıldı.  Avcılar-Ispartakule ı. Bölge 751 97% (2 ilköğretim-32)  - 1 2 8 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Avcılar Tahtakale 18% (ilköğretim-32)  BahçeşehirTl Bölgesi 395 50% Tamamı satıldı.  Bahçeşehir(4.-5. bölgeler) 1.056  (374+682)  %100,%98  Bahçeşehir 6. Bölge 352 Hasılat pay. 91% Tamamı satıldı.  Bahçeşehir7. bölge _ 320 M 4( Tamamı satıldı.  Bahçeşehir 8. bölge + tic. 565 " Tamamı satıldı.  Bahçeşehir 9. bölge 179 (4 «1 42%  Bahçeşehir 10. bölge 394 u a 52% Tamamı satıldı.  Bahçeşehir T2 Bölgesi 11. bal. 600 İl »  Bahçeşehir 243/1 parsel 38 " " 98%  Beşiktaş-Ortaköy 74 Hasılat pay. , 71% Tamamı satıldı.  Çaîalca-Hadımköy (4etap) 2.756 (392+ 904+  696+ 764)  "%ıöö,ıoo,  100,80  1.220 alt gelir. (ilW>ğre«m-32),(lbe-32)  Çatalca Posta İsletme Merkezi  Halkalı (1J64+2.228) 3.592 Hasılat pay. 100,97% Tamamı satıldı, (ilköğretim-16)  Halkalı HBöl.(447/l-l 7) 868 (576+292)  Has. pay.  %91,%88  Halkalı ffl.Böl.(451/l-10) J6Ö (264+96) Has.pay. 100,10%  Halkalı IV. Bölge 1.368 Hasılat payl 100% Tamamı satıldı.  Halkalı 550 Ada 560 100%  Halkalı 182/1 (3 bölge) 2.640 (912+576+1152)  Gecekondu dön.  Kİ00,99,  100  (ilköğretim-32) (ilköğretim-24)  Halkalı 544 Yataklı Hastane 73%  İkitelli 20  ~~678  Göçmen konutu 100% Haksahiplerme tahsis edildi.  İkitelli 100% 678 konut alt gelir. Tamamı satıldı.  Kozyatağı 800 Hasılat pay. 100% Tamamı satıldı.  Pendik-Şehli Mh. (2 etap) 1.736 (1056+680) %100,100 592 alt gelir.  Pendik Engelsiz Yasam Mrkz 6 97%  Pendik Rehabilitasyon Mrkz 44%  Omraniye-Taşdelen 346 Hasilatpay. 98% (ilköğretim-32)  Ümraniye 96  Halkalı 1. Bölge 1.116 100% (2-lise-24)  Halkalı 2. Bölge 1.000 100% (İlkö5retim-l(jl (ilköftretim-24)  Halkalı 3. Böke 1.480 98% _ _ ıliıe.24) rilk»rctim.l6)  Halkalı 4. Bölge 784 99%  Halkalı 5. Bölge 1.108 100%  Halkalı 6. Bölge 944 98%  Halkalı 7. Bölge 726 99% (2 lise-40)  Halkalı DDY 1. Etap 700 81% 390 alt gelir. (ilk-32)0ise-32)  Halkalı sanjatııjaın pmi«  Polis lojmanları 1.108  2.200  Hasılat pay.  Hasılat Pay.  35%  Halkalı Toplu Konut Alanı  Doğa ve Eğlence Parkı  Tuzla (2 Bölge) 1.744  1İ60  (760+984) Oec dön. %99,%98 760 alt gelh.(ilköğretim-32)  Tuzla-Aydınh 3.Etap  Gaziosmanpaşa-Taşoluk  (1., 2. Bölge)  (750+606)  87% (ilköğretim-40) flise-40)  056 %97,%99 1.152 alt gelir, (llköğretira-24) (2 lise- 24) (ilköğretim-32) (lise-32)  Gaziosmanpaşa 162 Gecekondu dön. 74%  Maltepe-Başı büyük 300 Gecekondu ~ 92%  Küçükçe kmece-Ayazma 364 Gecekondu 83%  - 1 2 9 -
Sayfa 130 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Avcılar Tahtakale 18% (ilköğretim-32)  BahçeşehirTl Bölgesi 395 50% Tamamı satıldı.  Bahçeşehir(4.-5. bölgeler) 1.056  (374+682)  %100,%98  Bahçeşehir 6. Bölge 352 Hasılat pay. 91% Tamamı satıldı.  Bahçeşehir7. bölge _ 320 M 4( Tamamı satıldı.  Bahçeşehir 8. bölge + tic. 565 " Tamamı satıldı.  Bahçeşehir 9. bölge 179 (4 «1 42%  Bahçeşehir 10. bölge 394 u a 52% Tamamı satıldı.  Bahçeşehir T2 Bölgesi 11. bal. 600 İl »  Bahçeşehir 243/1 parsel 38 " " 98%  Beşiktaş-Ortaköy 74 Hasılat pay. , 71% Tamamı satıldı.  Çaîalca-Hadımköy (4etap) 2.756 (392+ 904+  696+ 764)  "%ıöö,ıoo,  100,80  1.220 alt gelir. (ilW>ğre«m-32),(lbe-32)  Çatalca Posta İsletme Merkezi  Halkalı (1J64+2.228) 3.592 Hasılat pay. 100,97% Tamamı satıldı, (ilköğretim-16)  Halkalı HBöl.(447/l-l 7) 868 (576+292)  Has. pay.  %91,%88  Halkalı ffl.Böl.(451/l-10) J6Ö (264+96) Has.pay. 100,10%  Halkalı IV. Bölge 1.368 Hasılat payl 100% Tamamı satıldı.  Halkalı 550 Ada 560 100%  Halkalı 182/1 (3 bölge) 2.640 (912+576+1152)  Gecekondu dön.  Kİ00,99,  100  (ilköğretim-32) (ilköğretim-24)  Halkalı 544 Yataklı Hastane 73%  İkitelli 20  ~~678  Göçmen konutu 100% Haksahiplerme tahsis edildi.  İkitelli 100% 678 konut alt gelir. Tamamı satıldı.  Kozyatağı 800 Hasılat pay. 100% Tamamı satıldı.  Pendik-Şehli Mh. (2 etap) 1.736 (1056+680) %100,100 592 alt gelir.  Pendik Engelsiz Yasam Mrkz 6 97%  Pendik Rehabilitasyon Mrkz 44%  Omraniye-Taşdelen 346 Hasilatpay. 98% (ilköğretim-32)  Ümraniye 96  Halkalı 1. Bölge 1.116 100% (2-lise-24)  Halkalı 2. Bölge 1.000 100% (İlkö5retim-l(jl (ilköftretim-24)  Halkalı 3. Böke 1.480 98% _ _ ıliıe.24) rilk»rctim.l6)  Halkalı 4. Bölge 784 99%  Halkalı 5. Bölge 1.108 100%  Halkalı 6. Bölge 944 98%  Halkalı 7. Bölge 726 99% (2 lise-40)  Halkalı DDY 1. Etap 700 81% 390 alt gelir. (ilk-32)0ise-32)  Halkalı sanjatııjaın pmi«  Polis lojmanları 1.108  2.200  Hasılat pay.  Hasılat Pay.  35%  Halkalı Toplu Konut Alanı  Doğa ve Eğlence Parkı  Tuzla (2 Bölge) 1.744  1İ60  (760+984) Oec dön. %99,%98 760 alt gelh.(ilköğretim-32)  Tuzla-Aydınh 3.Etap  Gaziosmanpaşa-Taşoluk  (1., 2. Bölge)  (750+606)  87% (ilköğretim-40) flise-40)  056 %97,%99 1.152 alt gelir, (llköğretira-24) (2 lise- 24) (ilköğretim-32) (lise-32)  Gaziosmanpaşa 162 Gecekondu dön. 74%  Maltepe-Başı büyük 300 Gecekondu ~ 92%  Küçükçe kmece-Ayazma 364 Gecekondu 83%  - 1 2 9 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Kçekmece-Halkah 5201 parsel  Kuzu Divan Residence 40C Hasılat pay.  Zeytinbumu-Seyitnizam 91% (ilköğretim-32)  Sultanbeyli 2 adet atölye  B.çekmece 2 adet atölye  K.çekmece Sefaköy 32/35 Parsel  Seyrantepe Spor Komp.  98% (lise-24)  (meslek lisesi)  — — . . . .  83% (lise-24)  29%  Seyrantepe 600 Yataklı Hastane  Esenler-tkitelli Karahmetli 114 AfetUyg. 42%  Ümraniye-Tasdelen 92% (ilköğretim-32)  Ümraniye 100  (1.042 + 348 +  1.334 + 720 +  1.814 + 372 +  1.340+912+888  + 1.194 + 1.130  + 788 + 948 +  1.116 + 1.090  +764)  36%  Kayabaşı 1.-2.-3.-4.-5.-6.-7.- 8.-9.-10.-11.-12.-13.-14.-15.- 16.Bölge  15.800 %71,53,  76,45,58,  51,37,32,  66,47,0,  0,0,0,1,0  11.094'ü alt gelir.(2-ilköğretim-40)(2- lise-40)  Kadıköy Küçükbakkalköy  Esenler  (ilköğretim-40)  (ilköğretim-24)  Fatih sağlık ocağı  Fatih-Sulukule 577 Gec. Dön.  Fatih Sulukule Konaklama ve  Ticaret Tesisi  Denizcilik Müsteşarlığı Bölge  MfldOrlüğfl Hizmet Binasının  Güçlendirilmesi ve Restorasyonu  Kağıthane Gürsel mah. "milli arşiv  sitesi"  93%  1%  BüyOkçekmece-Kıraç okul + Sarıyer  Istinye 200 kişilik pansiyon +  Avcılar Firflzköy okul  50 (ilköğretim-32), (ilköğredm-40)  Kartal Vergi Dairesi binası  tadilat ve onarım  Ataşehir (Emlak GYO) 180 Hasılat pay. 100%  Ataşehir (Batı-1 .etap)" 2.044 (716+1.328)  Hasılat Pay.  %100,99  Ataşehir (Batı-2. " ) " 1.742 (793+949)Has.Pıy %100,98  Ataşehir 03atı-3. " } "  Ataşehir (Batı-4. " ) "  3.639  2.000  (1.42J+2.214)Has.  Hasılat pay.  %100,96 Ticaret + konut  9% (ilköğretim-24)  Ataşehir-Doğu (EGYO) 1.000 0%  Bahçeşehir3.bölge(") 844 47%  B.şehir-Ispartakule l.böl. 2.373 (1.793+580)" %95, %26 1.793 konut tamamlandı.  B.şehir-Ispartakule 2.böl 3.600 « lf 26%  Avcılar-Ispartakule (EGYO)  460-62/1 parsel  1.410 « ıı 9%  Avcılar-Ispartakule 4.Bölge  (EGYO)  800 ( II 21%  Bakırköy-KartaltepeC4) 285 " " 87%  97% B.çekmece-M.Sinan (") 660 II u (lise-24)  ikitelli (Emlak GYO) 936 « « 90%  - 1 3 0 -
Sayfa 131 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Kçekmece-Halkah 5201 parsel  Kuzu Divan Residence 40C Hasılat pay.  Zeytinbumu-Seyitnizam 91% (ilköğretim-32)  Sultanbeyli 2 adet atölye  B.çekmece 2 adet atölye  K.çekmece Sefaköy 32/35 Parsel  Seyrantepe Spor Komp.  98% (lise-24)  (meslek lisesi)  — — . . . .  83% (lise-24)  29%  Seyrantepe 600 Yataklı Hastane  Esenler-tkitelli Karahmetli 114 AfetUyg. 42%  Ümraniye-Tasdelen 92% (ilköğretim-32)  Ümraniye 100  (1.042 + 348 +  1.334 + 720 +  1.814 + 372 +  1.340+912+888  + 1.194 + 1.130  + 788 + 948 +  1.116 + 1.090  +764)  36%  Kayabaşı 1.-2.-3.-4.-5.-6.-7.- 8.-9.-10.-11.-12.-13.-14.-15.- 16.Bölge  15.800 %71,53,  76,45,58,  51,37,32,  66,47,0,  0,0,0,1,0  11.094'ü alt gelir.(2-ilköğretim-40)(2- lise-40)  Kadıköy Küçükbakkalköy  Esenler  (ilköğretim-40)  (ilköğretim-24)  Fatih sağlık ocağı  Fatih-Sulukule 577 Gec. Dön.  Fatih Sulukule Konaklama ve  Ticaret Tesisi  Denizcilik Müsteşarlığı Bölge  MfldOrlüğfl Hizmet Binasının  Güçlendirilmesi ve Restorasyonu  Kağıthane Gürsel mah. "milli arşiv  sitesi"  93%  1%  BüyOkçekmece-Kıraç okul + Sarıyer  Istinye 200 kişilik pansiyon +  Avcılar Firflzköy okul  50 (ilköğretim-32), (ilköğredm-40)  Kartal Vergi Dairesi binası  tadilat ve onarım  Ataşehir (Emlak GYO) 180 Hasılat pay. 100%  Ataşehir (Batı-1 .etap)" 2.044 (716+1.328)  Hasılat Pay.  %100,99  Ataşehir (Batı-2. " ) " 1.742 (793+949)Has.Pıy %100,98  Ataşehir 03atı-3. " } "  Ataşehir (Batı-4. " ) "  3.639  2.000  (1.42J+2.214)Has.  Hasılat pay.  %100,96 Ticaret + konut  9% (ilköğretim-24)  Ataşehir-Doğu (EGYO) 1.000 0%  Bahçeşehir3.bölge(") 844 47%  B.şehir-Ispartakule l.böl. 2.373 (1.793+580)" %95, %26 1.793 konut tamamlandı.  B.şehir-Ispartakule 2.böl 3.600 « lf 26%  Avcılar-Ispartakule (EGYO)  460-62/1 parsel  1.410 « ıı 9%  Avcılar-Ispartakule 4.Bölge  (EGYO)  800 ( II 21%  Bakırköy-KartaltepeC4) 285 " " 87%  97% B.çekmece-M.Sinan (") 660 II u (lise-24)  ikitelli (Emlak GYO) 936 « « 90%  - 1 3 0 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Ümraniye (Emlak GYO) 883 " " 93% 633 konut + 250 villa (3 ilköğretim)  Gaziosmanpaşa-Karayolları Mh. 2.824 (1902+922)" %95, %92  Gaziosmanpaşa-Karayolları letıp 256 "  Silivri Selim Paşa (EGYO) 820 93%  Üsküdar-Burhaniye(EGYO) 120 HasJPay.  Şişli-Ay azağa (Seyrantepe) (") 400 7%  Başakşehir İkitelli Ayazma  l.Etap  3.500 Has.Pay.  Alaşehir KüçakbakkalkOy 3386  ada 1 parsel (makezüs alını)  Halkalı l.Etap 648 Ada/1 Parsel 650 Has.Pay.  B.şehir-Doğapark (EPPY) 115 " » 95%  İzmir  Merkez-Uzundere (4 etap) 3.080 (672+1176+616  +616) Gec. dön.  %97,%81%  97,%93  560 konut alt gelir.(ilköğretlm-44) (lise  38)  Mrkz-Karşıyaka-örnekköy 808 Gecekondu 100% (ilköğretim-32) (lise-32)  Aliağa 500 98% (ilköğretim-16) 140 alt gelir.  Menemen-Asarlık (2 Etap) 752 (208+544)Taiepor %99,%95 182+544 ah gelir. (Uköğretim-8)  Menemen-Koyundere Mh 568 67% (İİİL-24) 568 alt gelir. (Ahiska Türk.)  Seferihisar 204 106'sı AfetUyg. %100,95  Urla 156 105'i_AfetUyg. %100,95  Torbalı-Yazıbaşı 1 .Etap 840 91% 400 alt gelir, (ilköğretim-24)  Çiğli _ _ 668 93% 402 alt gelir.  Tire 322 99% 80 alt gelir, (ilköğretim-24)  Tire Maltepe 200 Ytklı. Hst 72%  Buca-Tınaztepe 2 Etap 1.680 (694+986) %81,%93 714 alt gelir.(ilköğretim-44)(lise-24)  Karşıyaka-Mavişehir 122 Hasılat pay. villa (Emlak Bankasından devir)  Bornova vergi dairesi  Karşıyaka+Konak+Torbalı+  Çiğli+Menemen  (2 adet lise-24),(3 adet ilköğretim-24)  Karşıyaka-Şemikler-Köyü (ilköğretim-24)  Karşıyaka Salhane Vergi Dairesi  Binası  Narhdere 20 HAİT  Karşıyaka-Mv.şehiKEGYO) 63 Hasılat pay. 26% 7 villa + 56 konut Tamamı satıldı.  Karşıyaka- " ( " ) 3.554 (1.568+750+536  +700) Hasılat  %99,77,80  Çiğli (Mavişehir Kuzey Üst  Bölgesi) 22.4531\ parsel  200 Hasılat pay.  <ahraroanmaraş Mrk.-Serintepe 200 91% (ilköğr-16) 80 alt gelir, (ilköğr-24)  Afşin 272 98% (ilköğretim-24) 112 alt gelir.  Afşin 300 kişilik pansiyon 75 53%  Elbistan 504 100% (llköğretim-24)(lise-24)  Türkoğlu 119 Tarımköy 40% (ilköğretim-5)  Fatih Mah. 396 92% 196 alt gelir.  Ilıca 82 AfetUyg.  Karacasu Mah. 742 Yoksul konut (ilköğretim-24)  Karabük Mrkz-Cevizlidere(2etap) 816 (384+432) Gec don.  %100,%99 (ilköğretim-24)  Merkez-Fatih Mh. 476 100% (ilköğretim-24) 476 alt gelir.  Mcrkcz-Kılavuzlar Mh. yurt binası 168 99%  - 1 3 1 -
Sayfa 132 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Ümraniye (Emlak GYO) 883 " " 93% 633 konut + 250 villa (3 ilköğretim)  Gaziosmanpaşa-Karayolları Mh. 2.824 (1902+922)" %95, %92  Gaziosmanpaşa-Karayolları letıp 256 "  Silivri Selim Paşa (EGYO) 820 93%  Üsküdar-Burhaniye(EGYO) 120 HasJPay.  Şişli-Ay azağa (Seyrantepe) (") 400 7%  Başakşehir İkitelli Ayazma  l.Etap  3.500 Has.Pay.  Alaşehir KüçakbakkalkOy 3386  ada 1 parsel (makezüs alını)  Halkalı l.Etap 648 Ada/1 Parsel 650 Has.Pay.  B.şehir-Doğapark (EPPY) 115 " » 95%  İzmir  Merkez-Uzundere (4 etap) 3.080 (672+1176+616  +616) Gec. dön.  %97,%81%  97,%93  560 konut alt gelir.(ilköğretlm-44) (lise  38)  Mrkz-Karşıyaka-örnekköy 808 Gecekondu 100% (ilköğretim-32) (lise-32)  Aliağa 500 98% (ilköğretim-16) 140 alt gelir.  Menemen-Asarlık (2 Etap) 752 (208+544)Taiepor %99,%95 182+544 ah gelir. (Uköğretim-8)  Menemen-Koyundere Mh 568 67% (İİİL-24) 568 alt gelir. (Ahiska Türk.)  Seferihisar 204 106'sı AfetUyg. %100,95  Urla 156 105'i_AfetUyg. %100,95  Torbalı-Yazıbaşı 1 .Etap 840 91% 400 alt gelir, (ilköğretim-24)  Çiğli _ _ 668 93% 402 alt gelir.  Tire 322 99% 80 alt gelir, (ilköğretim-24)  Tire Maltepe 200 Ytklı. Hst 72%  Buca-Tınaztepe 2 Etap 1.680 (694+986) %81,%93 714 alt gelir.(ilköğretim-44)(lise-24)  Karşıyaka-Mavişehir 122 Hasılat pay. villa (Emlak Bankasından devir)  Bornova vergi dairesi  Karşıyaka+Konak+Torbalı+  Çiğli+Menemen  (2 adet lise-24),(3 adet ilköğretim-24)  Karşıyaka-Şemikler-Köyü (ilköğretim-24)  Karşıyaka Salhane Vergi Dairesi  Binası  Narhdere 20 HAİT  Karşıyaka-Mv.şehiKEGYO) 63 Hasılat pay. 26% 7 villa + 56 konut Tamamı satıldı.  Karşıyaka- " ( " ) 3.554 (1.568+750+536  +700) Hasılat  %99,77,80  Çiğli (Mavişehir Kuzey Üst  Bölgesi) 22.4531\ parsel  200 Hasılat pay.  <ahraroanmaraş Mrk.-Serintepe 200 91% (ilköğr-16) 80 alt gelir, (ilköğr-24)  Afşin 272 98% (ilköğretim-24) 112 alt gelir.  Afşin 300 kişilik pansiyon 75 53%  Elbistan 504 100% (llköğretim-24)(lise-24)  Türkoğlu 119 Tarımköy 40% (ilköğretim-5)  Fatih Mah. 396 92% 196 alt gelir.  Ilıca 82 AfetUyg.  Karacasu Mah. 742 Yoksul konut (ilköğretim-24)  Karabük Mrkz-Cevizlidere(2etap) 816 (384+432) Gec don.  %100,%99 (ilköğretim-24)  Merkez-Fatih Mh. 476 100% (ilköğretim-24) 476 alt gelir.  Mcrkcz-Kılavuzlar Mh. yurt binası 168 99%  - 1 3 1 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  Esentepe 268 74%  Eskipazar Bahçepınar Mıh. 168  Karaman Mrk.Değirmendere(720), Ayrancı(64)  784 100% (lise-24)  Sevgi Evleri Ortak Kullanım Bnı 12 98%  Kırbağ 880 98% (ilkflgretlm-32) (llıe-32) Tamamı alt gelir.  Yeşildere 50 Tarımköy Uyg. 98%  Sanveliler 96 Talep örg. 6% Tamamı alt gelir.  Merkez 300 Yataklı Hastane  Kan Merkez-Yerıimahatle (2 etap) 752 (224+528)Gec %98,%100 (ilköğretira-24)  Merkez-Karacaören Mh. 180 100% Tamamı satıldı.  Merkez 60 HAİT 68%  Merkez 300 kişilik pansiyon 75 (üköğretim-24)(Iise-16)  Sarıkamış _304 66% (ilköğretim-16)  Sarıkamış 50 Yataklı Hastane ve  Lazerli Tank Atış Eğitim SimClatör  Dershanesi  Karacaören Engelsiz Yasam Mrk. 12 99%  Merkez Digor Yolu cami, Sarıkamış  Yenimahalle Hançerli mevkii cami  Kastamonu Mrk.-Saraçlar(2etap) 912 (288+624) %100,100 208 alt gelir, (ilköğretim-24)  Tosya 312 Talep örg. 100%' 224 alt gelir.  Ihsangazi 24 Afet Uyg. 98%  Çatalzeytin 60 Afet Uyg. 98%  Pınarbaşı 64 Afet Uyg. 98%  Taşköprü 200 kişilik pansiyon 50 ~~64%  Merkez Sevgi Evleri 2 Adet  Yaşam Birimi, 1 Adet İdari Bina  3  Kayseri Merkez-Melikgazi (3 etap) 2.504 (376+944+1184) 100,100,100 196 alt gelir.  Merkez-Bahçelievler Mh.(4.- 5.-6.-7. Bölge)  2.604 (476+656+  744+728)  %100,100  %98,98  1.316 alt gelir.  Melikgazi 826 Yoksul konut (ilköğretim-24)  İncesu (2 Etap) 1.012 (432+580)  Talep Örg.  100%, 35 592 alt gelir, (ilköğretim-16)  Pınarbaşı (3 etap) 616 (192+144+280)  Talep örg.  %100,97,  94  2. etap 80 alt gelir. 3.etap 112 alt gelir.  (ilköğretim-14)  Bünyan 214 Talep örg. 97% 96 alt gelir, (ilköğretim-16)  Yahyalı 344 Talep Örg. 98% 144 alt gelir, (ilköğretim-16)  Tomarza 304 Talep örg. 98% (İlköğretim-16)  Erciyes Üniversitesi 1.224 Talep örg. 80% (ilköğretim-32)  Beyazşehir, Kocasinan,  Mimarsinan Şirintepe  mevkii, Talaş  9%  (ilköğretim-32), (2 adet llköğretim- 24), (lise-16)  Yeşilhisar 128 Talep örg. 47% 64'ü alt gelir.  Develi 1767 ada 1 parsel 162 128'i alt gelir.  Kırıkkale Keskin, B.şeyh, Y.han 716 (192+144+380) 100% (Uköğretim-16)  Bahşılı (2 Etap) 416 (176+240) %100,98 Tamamı satıldı.  Yahşihan 2. Etap 282 99% ' (ilköğretim-24) 108 alt gelir  Merkez-Hacıbey 392 99% (ilköğretim-24) 48 alt gelir  Merkez-Hacıbey 448 Yoksul konut  - 1 3 2 -
Sayfa 133 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2010  EK-1  Esentepe 268 74%  Eskipazar Bahçepınar Mıh. 168  Karaman Mrk.Değirmendere(720), Ayrancı(64)  784 100% (lise-24)  Sevgi Evleri Ortak Kullanım Bnı 12 98%  Kırbağ 880 98% (ilkflgretlm-32) (llıe-32) Tamamı alt gelir.  Yeşildere 50 Tarımköy Uyg. 98%  Sanveliler 96 Talep örg. 6% Tamamı alt gelir.  Merkez 300 Yataklı Hastane  Kan Merkez-Yerıimahatle (2 etap) 752 (224+528)Gec %98,%100 (ilköğretira-24)  Merkez-Karacaören Mh. 180 100% Tamamı satıldı.  Merkez 60 HAİT 68%  Merkez 300 kişilik pansiyon 75 (üköğretim-24)(Iise-16)  Sarıkamış _304 66% (ilköğretim-16)  Sarıkamış 50 Yataklı Hastane ve  Lazerli Tank Atış Eğitim SimClatör  Dershanesi  Karacaören Engelsiz Yasam Mrk. 12 99%  Merkez Digor Yolu cami, Sarıkamış  Yenimahalle Hançerli mevkii cami  Kastamonu Mrk.-Saraçlar(2etap) 912 (288+624) %100,100 208 alt gelir, (ilköğretim-24)  Tosya 312 Talep örg. 100%' 224 alt gelir.  Ihsangazi 24 Afet Uyg. 98%  Çatalzeytin 60 Afet Uyg. 98%  Pınarbaşı 64 Afet Uyg. 98%  Taşköprü 200 kişilik pansiyon 50 ~~64%  Merkez Sevgi Evleri 2 Adet  Yaşam Birimi, 1 Adet İdari Bina  3  Kayseri Merkez-Melikgazi (3 etap) 2.504 (376+944+1184) 100,100,100 196 alt gelir.  Merkez-Bahçelievler Mh.(4.- 5.-6.-7. Bölge)  2.604 (476+656+  744+728)  %100,100  %98,98  1.316 alt gelir.  Melikgazi 826 Yoksul konut (ilköğretim-24)  İncesu (2 Etap) 1.012 (432+580)  Talep Örg.  100%, 35 592 alt gelir, (ilköğretim-16)  Pınarbaşı (3 etap) 616 (192+144+280)  Talep örg.  %100,97,  94  2. etap 80 alt gelir. 3.etap 112 alt gelir.  (ilköğretim-14)  Bünyan 214 Talep örg. 97% 96 alt gelir, (ilköğretim-16)  Yahyalı 344 Talep Örg. 98% 144 alt gelir, (ilköğretim-16)  Tomarza 304 Talep örg. 98% (İlköğretim-16)  Erciyes Üniversitesi 1.224 Talep örg. 80% (ilköğretim-32)  Beyazşehir, Kocasinan,  Mimarsinan Şirintepe  mevkii, Talaş  9%  (ilköğretim-32), (2 adet llköğretim- 24), (lise-16)  Yeşilhisar 128 Talep örg. 47% 64'ü alt gelir.  Develi 1767 ada 1 parsel 162 128'i alt gelir.  Kırıkkale Keskin, B.şeyh, Y.han 716 (192+144+380) 100% (Uköğretim-16)  Bahşılı (2 Etap) 416 (176+240) %100,98 Tamamı satıldı.  Yahşihan 2. Etap 282 99% ' (ilköğretim-24) 108 alt gelir  Merkez-Hacıbey 392 99% (ilköğretim-24) 48 alt gelir  Merkez-Hacıbey 448 Yoksul konut  - 1 3 2 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Çelebi 96 52% 64 alt gelir.  Kırklareli Merkez-Cumhuriyet Mah. 456 79% (İlköğretim-24) 192 alt gelir. Tamımı satıldı.  Lüleburgaz (EGYO) 804 57% (ilköğretim-24)  Kırşehir Merkez-Aşıkpaşa 384 98% (ilköğretim-24)  Mrk.-Aşıkpasa, 192 kişilik  Pansiyon + Mrk.-Akçakent +  Kaman  48 Güzel sanatlar lisesi-16, lise-16, kız  meslek lisesi-16  Kaman 320 94% (lise-24) (ilköğretim-16)  Kaman Hacıpınar + Çiftlikçi  Mah.  (toz meslek lisesi-16)  (sağlık meslek lisesi-16)  Kaman  Merkez Sevgi Evi  116  9  Tarımköy  91%  .  Merkez 300 Yataklı Hastane 51%  Yenice Engelsiz Yaşam Birimi 24 35%  Çiçekdağı 72 Talep örg. 93% Tamamı alt gelir.  Akpınar-Boztepe 96 94% Tamamı alt gelir.  Kilis Merkeı-Autürk Mah. (1.-2. böl) 864 (224+640) %100,99 Tamamı satıldı. 320 alt gelir. (IIköğ-24)  Merkez-Demirciler Mah. 288 27% (96'sı yoksul konutX192'si alt gelir)  Kocaeli Merkez-Bekirpaşa 682 100% Tamamı satıldı, (lise-12)  Mıic-Bekirpaşa (2 etap) 610 (420+190) %99,%100 (ilköğretim-24)  Bekirpaşa-Tavşantepe 402  84  1378  99%  Bekirpaşa Gecekondu Dön.  (1040 Gec.  Dön. +338)  97%  Merkez-GUndoğdu (2 etap) %98,100 (ilköğretim-36) 338 alt gelir.  Gebze 20 Göçmen konutu 100% Haksahiplerine tahsis edildi.  Gebze-Şekerpınar (2 etap) 1.736 (476+1260) %99,%99 112+588 alt gelir, (illc-32) (lise-24)  Gebze 536 Gec. Dön. 308 ah gelir.  Gölcük 856 89% 358 ah gelir.  İzmit Anzlı J06 AfetUyg. 45%  Yenişehir-Yahyakaptan cami  KörfezfEGYO) 3.550 (840 + 2.710)  Has. pıy. (Soıyıl. K.)  %80, %0 (3 ilköğretim-24)  Konya Merkez-Selçuklu (3 bölge) 2.016 (320+960+736) 100% (ilköğretim-24) 864 alt gelir.  Merkez-Selçuk Onv. 528 100%  - Mrk.-Selçuklu Yazır Mh.  Merkez-Meram 1. Etap  640 97% Tamamı ah gelir.  972 90% 374 ah gelir.  Merkez-Meram 2. Etap 974 73% (ilköğretim-24) 256'sı alt gelir.  Meram 27316 ada 1 parsel 688 yoksul konut 22%  Meram Org. Tural Mah. 80 HAİT  Akşehir 192 100% (lise-24) Tamamı satıldı.  Akşehir 240 kişilik pansiyon 60 7 6 % _ (lise-16)  Akşehir-Kozağaç Mah. 384 160'ı alt gelir.  Beyşehir 448 100% (ilköğretim-24)  Çumra (l.-2.Etap) 204 (144+60) %98,%98 48 alt gelir.  Eregli(400), Halkapınar(80) 480 100% (ilköğretim-24)  Halkapınar 2.Etap 208  192  98%  Kadınhanı (2 Etap) (80+112) Talep %100,100 Tamamı satıldı.  Karapınar (2 Etap) 768 (336 + 432) 100%, 22 (ilköğretim-24)  Yunak 72  İ44  Talep örg.  Talep örg.  98%  Doğanhisar 97%  Seydişehir 384 73% 144 alt gelir. (İlköğretim-16)  - 1 3 3 -
Sayfa 134 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Çelebi 96 52% 64 alt gelir.  Kırklareli Merkez-Cumhuriyet Mah. 456 79% (İlköğretim-24) 192 alt gelir. Tamımı satıldı.  Lüleburgaz (EGYO) 804 57% (ilköğretim-24)  Kırşehir Merkez-Aşıkpaşa 384 98% (ilköğretim-24)  Mrk.-Aşıkpasa, 192 kişilik  Pansiyon + Mrk.-Akçakent +  Kaman  48 Güzel sanatlar lisesi-16, lise-16, kız  meslek lisesi-16  Kaman 320 94% (lise-24) (ilköğretim-16)  Kaman Hacıpınar + Çiftlikçi  Mah.  (toz meslek lisesi-16)  (sağlık meslek lisesi-16)  Kaman  Merkez Sevgi Evi  116  9  Tarımköy  91%  .  Merkez 300 Yataklı Hastane 51%  Yenice Engelsiz Yaşam Birimi 24 35%  Çiçekdağı 72 Talep örg. 93% Tamamı alt gelir.  Akpınar-Boztepe 96 94% Tamamı alt gelir.  Kilis Merkeı-Autürk Mah. (1.-2. böl) 864 (224+640) %100,99 Tamamı satıldı. 320 alt gelir. (IIköğ-24)  Merkez-Demirciler Mah. 288 27% (96'sı yoksul konutX192'si alt gelir)  Kocaeli Merkez-Bekirpaşa 682 100% Tamamı satıldı, (lise-12)  Mıic-Bekirpaşa (2 etap) 610 (420+190) %99,%100 (ilköğretim-24)  Bekirpaşa-Tavşantepe 402  84  1378  99%  Bekirpaşa Gecekondu Dön.  (1040 Gec.  Dön. +338)  97%  Merkez-GUndoğdu (2 etap) %98,100 (ilköğretim-36) 338 alt gelir.  Gebze 20 Göçmen konutu 100% Haksahiplerine tahsis edildi.  Gebze-Şekerpınar (2 etap) 1.736 (476+1260) %99,%99 112+588 alt gelir, (illc-32) (lise-24)  Gebze 536 Gec. Dön. 308 ah gelir.  Gölcük 856 89% 358 ah gelir.  İzmit Anzlı J06 AfetUyg. 45%  Yenişehir-Yahyakaptan cami  KörfezfEGYO) 3.550 (840 + 2.710)  Has. pıy. (Soıyıl. K.)  %80, %0 (3 ilköğretim-24)  Konya Merkez-Selçuklu (3 bölge) 2.016 (320+960+736) 100% (ilköğretim-24) 864 alt gelir.  Merkez-Selçuk Onv. 528 100%  - Mrk.-Selçuklu Yazır Mh.  Merkez-Meram 1. Etap  640 97% Tamamı ah gelir.  972 90% 374 ah gelir.  Merkez-Meram 2. Etap 974 73% (ilköğretim-24) 256'sı alt gelir.  Meram 27316 ada 1 parsel 688 yoksul konut 22%  Meram Org. Tural Mah. 80 HAİT  Akşehir 192 100% (lise-24) Tamamı satıldı.  Akşehir 240 kişilik pansiyon 60 7 6 % _ (lise-16)  Akşehir-Kozağaç Mah. 384 160'ı alt gelir.  Beyşehir 448 100% (ilköğretim-24)  Çumra (l.-2.Etap) 204 (144+60) %98,%98 48 alt gelir.  Eregli(400), Halkapınar(80) 480 100% (ilköğretim-24)  Halkapınar 2.Etap 208  192  98%  Kadınhanı (2 Etap) (80+112) Talep %100,100 Tamamı satıldı.  Karapınar (2 Etap) 768 (336 + 432) 100%, 22 (ilköğretim-24)  Yunak 72  İ44  Talep örg.  Talep örg.  98%  Doğanhisar 97%  Seydişehir 384 73% 144 alt gelir. (İlköğretim-16)  - 1 3 3 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Cihanbeyli 80 Talep Org. 100% Oise-32)  Cihanbeyli 75 Ytkl Hastane 84%^  Bozkır 192 Talep örg. 100%  Bozkır 50 Yataklı Hastane 16%  Akören 144 85% 128 alt gelir.  Sarayönü 208 Talep örg. 99% 128 alt gelir.  Ilgın 192 Talep örg. 98% 112 alt gelir.  İmrenler 135 Tarımköy  Emirgazi 96 Talep örg. 97% 32 alt gelir.  Ereğli 588 93% Tamamı alt gelir.  Karatay 76% (ilköğretim-24)  Alban Köyü, Belceağaç Koyu,  Karatay Elöldüren Mah.,  Karatay  42% (ilköğretim-16), (2 ilköğretim-24) (lise  24)  Selçuklu Aşağıpınarbaşı Mah.+  Selçuklu Sille Mah. (3 adet ilköğretim-24)  Meram Harmancık + Meram  Taşra Karaaslan (2 adet ilköğretim-24)  Kütahya Merkez-lnköy (2 etap) 1.052 (332+720) %100,100 476 alt gelir. (ilköğretim-32Klise-24)  Merkez-lnköy 3.ve 4. Etap 1.104 (180+924) %99,97 (ilköğretim-32)  Merkez Sevgi Evleri 11 83%  Merkez Zığra 92% (ilköğretim-32)  Merkez İnköy 576 Yoksul konut  Emet 144 100% Tamamı satıldı.  Emet 208 Talep örg. 98% Tamamı alt gelir.  Gediz (2 etap) 488 (208+280 Talep % 100,98 280 alt gelir, (ilkögretim-32)  Hisarcık (2 etap) 160 (96+64 Talep %98,%98 64 konut alt gelir.  Tavşanlı (3 etap) 750 (192+324+234) %100,76,89 240 konut alt gelir, (ilköğretim-32)  Tavşanlı Çukurköy 4699 panel 144 10 96 alt gelir.  Çavdarhisar (2 etap) 176 (96+80/TılcpÖrı %98,75 160 alt gelir, (ilköğretim-16)  Altıntaş 2 etap 256 (96 + 160)  Talep örg.  99%,0  Simav ~~m 82%  Şaphane 112 Talep örg. Tamamı alt gelir.  Dumlupınar 80 Tamamı alt gelir.  Malatya Merkez-Beydağı 852 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-40)  Beydağı 2.Etap (2 Kısım) 1-532 (920+612) %100,%98 616 konut alt gelir, (lise-40)  Akçadağ 208 100%  Doğanyol _48 100%  Sevgi Evleri 1 99%"  Darende 196 Talep örg. 98% " 140 konut alt gelir.  Arapgir 96 Talep örg. 96%  Merkez 360 Yoksul konut 29%  Pötürge Yeşiltepe Mah. 48 Afet Uyg. 11%  Merkez 640 Yataklı Hastane  Manisa Merkez-Horozköy (3 etap) 1.684 (416+544+724) %10O.lM,90 (ilk-24) (İ1İC.-32) 724 ah gelir, (lise-24)  Salihli-Durasıllı 132 Talep Örg. 99% 84 alt gelir.  Köprübaşı 48 Talep örg. 96% Tamamı alt gelir.  Turgutlu 384 98% (ilköğretim-24)  Turgutlu 300 yataklı hastane  - 1 3 4 -
Sayfa 135 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Cihanbeyli 80 Talep Org. 100% Oise-32)  Cihanbeyli 75 Ytkl Hastane 84%^  Bozkır 192 Talep örg. 100%  Bozkır 50 Yataklı Hastane 16%  Akören 144 85% 128 alt gelir.  Sarayönü 208 Talep örg. 99% 128 alt gelir.  Ilgın 192 Talep örg. 98% 112 alt gelir.  İmrenler 135 Tarımköy  Emirgazi 96 Talep örg. 97% 32 alt gelir.  Ereğli 588 93% Tamamı alt gelir.  Karatay 76% (ilköğretim-24)  Alban Köyü, Belceağaç Koyu,  Karatay Elöldüren Mah.,  Karatay  42% (ilköğretim-16), (2 ilköğretim-24) (lise  24)  Selçuklu Aşağıpınarbaşı Mah.+  Selçuklu Sille Mah. (3 adet ilköğretim-24)  Meram Harmancık + Meram  Taşra Karaaslan (2 adet ilköğretim-24)  Kütahya Merkez-lnköy (2 etap) 1.052 (332+720) %100,100 476 alt gelir. (ilköğretim-32Klise-24)  Merkez-lnköy 3.ve 4. Etap 1.104 (180+924) %99,97 (ilköğretim-32)  Merkez Sevgi Evleri 11 83%  Merkez Zığra 92% (ilköğretim-32)  Merkez İnköy 576 Yoksul konut  Emet 144 100% Tamamı satıldı.  Emet 208 Talep örg. 98% Tamamı alt gelir.  Gediz (2 etap) 488 (208+280 Talep % 100,98 280 alt gelir, (ilkögretim-32)  Hisarcık (2 etap) 160 (96+64 Talep %98,%98 64 konut alt gelir.  Tavşanlı (3 etap) 750 (192+324+234) %100,76,89 240 konut alt gelir, (ilköğretim-32)  Tavşanlı Çukurköy 4699 panel 144 10 96 alt gelir.  Çavdarhisar (2 etap) 176 (96+80/TılcpÖrı %98,75 160 alt gelir, (ilköğretim-16)  Altıntaş 2 etap 256 (96 + 160)  Talep örg.  99%,0  Simav ~~m 82%  Şaphane 112 Talep örg. Tamamı alt gelir.  Dumlupınar 80 Tamamı alt gelir.  Malatya Merkez-Beydağı 852 100% Tamamı satıldı, (ilköğretim-40)  Beydağı 2.Etap (2 Kısım) 1-532 (920+612) %100,%98 616 konut alt gelir, (lise-40)  Akçadağ 208 100%  Doğanyol _48 100%  Sevgi Evleri 1 99%"  Darende 196 Talep örg. 98% " 140 konut alt gelir.  Arapgir 96 Talep örg. 96%  Merkez 360 Yoksul konut 29%  Pötürge Yeşiltepe Mah. 48 Afet Uyg. 11%  Merkez 640 Yataklı Hastane  Manisa Merkez-Horozköy (3 etap) 1.684 (416+544+724) %10O.lM,90 (ilk-24) (İ1İC.-32) 724 ah gelir, (lise-24)  Salihli-Durasıllı 132 Talep Örg. 99% 84 alt gelir.  Köprübaşı 48 Talep örg. 96% Tamamı alt gelir.  Turgutlu 384 98% (ilköğretim-24)  Turgutlu 300 yataklı hastane  - 1 3 4 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Akhisar 436 97% 176 alt gelir, (ilköğretim-24)  İl Müdürlük Binası  Kula Engelsiz Yaşam Mrkz. 5 18%  Merkez Osmancalı Çamalanı  Mevkii +Gördes  4%  Kız Meslek Lisesi-16, lise-24  Alaşehir 200 Yataklı Hastane 7%  Merkez Akmescit Mah. 48 HAİT  Mardin Merkez-Nur Mh. (2 etap) 752 (240+512) %98,%100 (İlköğretim-16)  Merkez 1.440 Gec. Dön.  Kızıltepe 576 100% (ilköğretim-32) (lise-24)  Kızıltepe 200 Yal Devlet Hıtanesl 64%  Midyat 304 82% 64 alt gelir, (ilköğretim-24) (lise-24)  Midyat 150 Yat. Devlet Hstns 20%  Dargeçit 98% (lise-24)  Dargeçit Ilısu Barajı 48 yeniden yerleşim 78%  Nusaybin 20 HAfT  Midyat, Nusaybin, Ömerli Jandarma  sınır takım komutanlığı binaları  Savur Pınardere ve Surgücü  Jandarma Sınır Takım Komutanlığı  Binaları  Dargeçit Klavuz, Bostanlı  Jandarma Sınır Takım Komutanlığı  Binaları  Mersin Erdemli (2 etap) 640 (480+160) Gec.dn.  %99,%98 (ilköğretim-24)  Merkez 300 kişilik pansyn, Erdemli,  Tarsus 300 kişilik pansy.  150 91% (2 lise-24) (lise-16) (ilköğretim-24)  Merkez-Toroslar 612 ~ 97% " 280 alt gelir, (ilköğretim-24)  Merkez 200 kişilik pansiyon 50 69% ~ (lise-24)  Merkez 300 kişilik pansiyon 75 69%  Merkez Nusretiye 10% (ticaret lisesi-24)  Anamur-ören l.Etap 560 Talep örg. 98% 280 alt gelir, (lise-24)  Anamur ören 2.Etap 340 98%  Silifke 536 98% (ilköğretim-24) 224 alt gelir.  Taşucu 407 Talep örg. 98% 144 alt gelir, (ilköğretim-24)  Erdemli Huzurevi 25 98%  Erdemli 80 Gecekondu 98%  Erdemli Bahşiş Köyü Saz  mevkii + Merkez Davultepe  19% (ilköğretim-24)0iüe-24)  Erdemli 150 Yataklı Hastane 15%  Anamur Kültür merkezi 12%  Silifke 200 Yataklı Hst. 10%  Gülnar Kavakoluğu Köyü saray  Mh. (7), Kayrak Köyü köyiçi  Mevkii (I), Köyiçi cecelan Mh.  (21), Tepe Köyü Derince Mevkii  (6), UTupuıar Köyü Kokarkuyu  mevkii (1), Beydilliköyü  velikoca mevki (1), Delikkaya  Köyü Kayabaşı mevkii (26)  63 Afet konutu 87%  Tarsus Fevzi Çakmak Mah. 384 144'ü alt gelir.  - 1 3 5 -
Sayfa 136 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Akhisar 436 97% 176 alt gelir, (ilköğretim-24)  İl Müdürlük Binası  Kula Engelsiz Yaşam Mrkz. 5 18%  Merkez Osmancalı Çamalanı  Mevkii +Gördes  4%  Kız Meslek Lisesi-16, lise-24  Alaşehir 200 Yataklı Hastane 7%  Merkez Akmescit Mah. 48 HAİT  Mardin Merkez-Nur Mh. (2 etap) 752 (240+512) %98,%100 (İlköğretim-16)  Merkez 1.440 Gec. Dön.  Kızıltepe 576 100% (ilköğretim-32) (lise-24)  Kızıltepe 200 Yal Devlet Hıtanesl 64%  Midyat 304 82% 64 alt gelir, (ilköğretim-24) (lise-24)  Midyat 150 Yat. Devlet Hstns 20%  Dargeçit 98% (lise-24)  Dargeçit Ilısu Barajı 48 yeniden yerleşim 78%  Nusaybin 20 HAfT  Midyat, Nusaybin, Ömerli Jandarma  sınır takım komutanlığı binaları  Savur Pınardere ve Surgücü  Jandarma Sınır Takım Komutanlığı  Binaları  Dargeçit Klavuz, Bostanlı  Jandarma Sınır Takım Komutanlığı  Binaları  Mersin Erdemli (2 etap) 640 (480+160) Gec.dn.  %99,%98 (ilköğretim-24)  Merkez 300 kişilik pansyn, Erdemli,  Tarsus 300 kişilik pansy.  150 91% (2 lise-24) (lise-16) (ilköğretim-24)  Merkez-Toroslar 612 ~ 97% " 280 alt gelir, (ilköğretim-24)  Merkez 200 kişilik pansiyon 50 69% ~ (lise-24)  Merkez 300 kişilik pansiyon 75 69%  Merkez Nusretiye 10% (ticaret lisesi-24)  Anamur-ören l.Etap 560 Talep örg. 98% 280 alt gelir, (lise-24)  Anamur ören 2.Etap 340 98%  Silifke 536 98% (ilköğretim-24) 224 alt gelir.  Taşucu 407 Talep örg. 98% 144 alt gelir, (ilköğretim-24)  Erdemli Huzurevi 25 98%  Erdemli 80 Gecekondu 98%  Erdemli Bahşiş Köyü Saz  mevkii + Merkez Davultepe  19% (ilköğretim-24)0iüe-24)  Erdemli 150 Yataklı Hastane 15%  Anamur Kültür merkezi 12%  Silifke 200 Yataklı Hst. 10%  Gülnar Kavakoluğu Köyü saray  Mh. (7), Kayrak Köyü köyiçi  Mevkii (I), Köyiçi cecelan Mh.  (21), Tepe Köyü Derince Mevkii  (6), UTupuıar Köyü Kokarkuyu  mevkii (1), Beydilliköyü  velikoca mevki (1), Delikkaya  Köyü Kayabaşı mevkii (26)  63 Afet konutu 87%  Tarsus Fevzi Çakmak Mah. 384 144'ü alt gelir.  - 1 3 5 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Toroslar 250 Yataklı Hastane  Muğla Merkez-Kötekli 880 100% (ilköğretim-24) 208 alt gelir.  Kavaklıdere 116 Talep örg. 84% 98 alt gelir.  Yatağan-Yeşilbağalar 127 Tarımköy 59%  Muş Merkez-Tırkavank 144 100%  Bulanık 144 Afet konutu 100%  Bulanık 100 Yataklı Devlet Hst 14% ...  Varto 80  Merkez toplum merkezi  Merkez Dere Mak.+ Bulanık- Gültuova  (Uköğretim-24), (lise-16)  Merkez Kültür Mah., 1 adet 52  üniteli İGPVY  80 İGPVY  300 Yataklı Hastane (400 kişilik)  Nevşehir Mrk-YeniÜçÜncü (3 etap) 1.064 (504+272+288) 100,100,92 Tamamı satıldı. (ilk.-24) (lise-32)  Hacıbektaş (2 etap) 480 (144+336)  Talep örg.  %97,%97 336 alt gelir. (Uköğretim-24)  Merkez l.,2., 3. Etaplar 2.600 (704+976+920)  Gec.Dön.  86%, 50,35 (ilköğretim-32)  300 Yataklı Hastane 64%  Niğde Bor (5 etap) 2.032 (512+496+512 + 208+304)  %96,100,  100,100,98  (ilk-32) (lise-32) 400 alt gelir.  Altunhisar 2 Etap 176 (96+80)Talepö. 100%, 97 80 konut alt gelir.  Çiftlik 49 Talep örg. 100%  Merkez 300 Yat. Hastane 74%  Ordu Merkez-Terzilik 742 97% (llkBğretim-16) 336 ah gelir. (llkJğretJm-24)  Merkez-Karacaömer  Memur-Sen l.Bölae  798 51%  Merkez-Karacaömer  Memur-Sen 2.BÖlee  312 35%  Fatsa 320 100% (ilköğretim-16)  Gölköy 208 Talep örg. 19% 96 alt gelir, (ilköğretim-16)  Ünye 448 93% 140 alt gelir, (ilköğretim-24)  Ünye 300 Yataklı Hastane  AybastıOrtaköy 300 İrisi pansyn 75 76% (ilköğretim-24)  Osmaniye Merkez-Fakuşağı 264 100% 96 ah gelir, (ilköğretim-24)  Mrk.-Yaveriye 1.Bölge 482 100% 384 alt gelir, (ilköğretim-16)  Mrk.-Yaveriye Köyü 128 Yoksul konut  Dûziçi 192 100% Tamamı satıldı.  Düziçi 50 Yataklı Hastane 35%  Kadirli (2 Etap) 244 (84+160) %100,100 Tamamı satıldı.  Kadirli İSO Yataklı Hst 98%  Rize Merkez-Kavaklı, Bağdatlı, Mnftü, 372 Afet konutu 100% Haksahiplerine teslim edildi.  tslampaşa, Atmeydanı  Çamlıhemşin 48 100% Tamamı satıldı.  Fmdıkl.(48), 368 Afet konutu 97% Ardeşen(164),Çayeli(156)  Hemsin 56 Talep örg. 96% 20 alt gelir.  Pazar 168 84 Afet konutu 100% (ilköğretim-16)  Pazar Hamidiye 150 Yataklı Hst 81%  Pazar Gaba lisesi İnş. 99% (lise-321_  - 1 3 6 -
Sayfa 137 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Toroslar 250 Yataklı Hastane  Muğla Merkez-Kötekli 880 100% (ilköğretim-24) 208 alt gelir.  Kavaklıdere 116 Talep örg. 84% 98 alt gelir.  Yatağan-Yeşilbağalar 127 Tarımköy 59%  Muş Merkez-Tırkavank 144 100%  Bulanık 144 Afet konutu 100%  Bulanık 100 Yataklı Devlet Hst 14% ...  Varto 80  Merkez toplum merkezi  Merkez Dere Mak.+ Bulanık- Gültuova  (Uköğretim-24), (lise-16)  Merkez Kültür Mah., 1 adet 52  üniteli İGPVY  80 İGPVY  300 Yataklı Hastane (400 kişilik)  Nevşehir Mrk-YeniÜçÜncü (3 etap) 1.064 (504+272+288) 100,100,92 Tamamı satıldı. (ilk.-24) (lise-32)  Hacıbektaş (2 etap) 480 (144+336)  Talep örg.  %97,%97 336 alt gelir. (Uköğretim-24)  Merkez l.,2., 3. Etaplar 2.600 (704+976+920)  Gec.Dön.  86%, 50,35 (ilköğretim-32)  300 Yataklı Hastane 64%  Niğde Bor (5 etap) 2.032 (512+496+512 + 208+304)  %96,100,  100,100,98  (ilk-32) (lise-32) 400 alt gelir.  Altunhisar 2 Etap 176 (96+80)Talepö. 100%, 97 80 konut alt gelir.  Çiftlik 49 Talep örg. 100%  Merkez 300 Yat. Hastane 74%  Ordu Merkez-Terzilik 742 97% (llkBğretim-16) 336 ah gelir. (llkJğretJm-24)  Merkez-Karacaömer  Memur-Sen l.Bölae  798 51%  Merkez-Karacaömer  Memur-Sen 2.BÖlee  312 35%  Fatsa 320 100% (ilköğretim-16)  Gölköy 208 Talep örg. 19% 96 alt gelir, (ilköğretim-16)  Ünye 448 93% 140 alt gelir, (ilköğretim-24)  Ünye 300 Yataklı Hastane  AybastıOrtaköy 300 İrisi pansyn 75 76% (ilköğretim-24)  Osmaniye Merkez-Fakuşağı 264 100% 96 ah gelir, (ilköğretim-24)  Mrk.-Yaveriye 1.Bölge 482 100% 384 alt gelir, (ilköğretim-16)  Mrk.-Yaveriye Köyü 128 Yoksul konut  Dûziçi 192 100% Tamamı satıldı.  Düziçi 50 Yataklı Hastane 35%  Kadirli (2 Etap) 244 (84+160) %100,100 Tamamı satıldı.  Kadirli İSO Yataklı Hst 98%  Rize Merkez-Kavaklı, Bağdatlı, Mnftü, 372 Afet konutu 100% Haksahiplerine teslim edildi.  tslampaşa, Atmeydanı  Çamlıhemşin 48 100% Tamamı satıldı.  Fmdıkl.(48), 368 Afet konutu 97% Ardeşen(164),Çayeli(156)  Hemsin 56 Talep örg. 96% 20 alt gelir.  Pazar 168 84 Afet konutu 100% (ilköğretim-16)  Pazar Hamidiye 150 Yataklı Hst 81%  Pazar Gaba lisesi İnş. 99% (lise-321_  - 1 3 6 - T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Güneysu 96 Afet konutu 86%  Güneysu 39  Gülbahar 467 ada 96 87% Tamamı Alt Gelir  Mrk.-250 Yataklı Devlet Hsl. 53%  Sakarya Adapaz.-Korucuk (3ctap) 2.548 (812+936+800) «100,100,82 (2 adet Ukogretim-24) 800 alt gelir.  Korucuk 2S0 Yat Hastane 100%  Adapazan-Camili 1.208 99%  Adapazan-Korucuk 496 82% Yoksul konut  Karasu 1. Bölge 304 Talep örg. 97% (ilköğretim-24) 160 alt gelir.  Sapanca 240 98%  Merkez 300 kişilik pans.+  Ferizli+Geyve+Karasu+Kocaali  75 98% (lise-24) (5 llse-16)  Mithatpasa 400 Yat Devlet Hst 13%  Samsun Merkez-Çoban 11-Atakent 644 (296+348) %I00,100 Tamamı satıldı.  Mrk.-Hst.başı, Selahiye 256 (176+80) 100%  Mrk.-K.Karabekir-Adalet 672 Gecekondu 100% (ilköğretim-24)  Merkez-200 Evler 264 100% (Hkogretim-16) (ilkBJretlnı-M) 264 alt gelir.  Merkez 400 Yat. Hastane 94%  Havza 112 Talep örg. 100% 80 alt gelir.  Gazi 210 Talep örg. 100%  Merkez+Bafra+Çarsamba  Terme+Yakakent  99% (lise-16) (lise-12) (2-lise-24)  (lise-32)  Çarşamba 672 99% (ilköğretim-16)  200 Yat Ruh ve Sinir Hst. 17%  Canik l.etap 960 Gecekondu 80%  Vezirköprfl öğr. pansiyonu 50 99%  Bafra-Bakırpınar 360 im alt Rclir.(ilköğretim-16)  Siirt Mrkz-Yagmurtepe, Kurtalan 324 (192+132) 100% Tamamı satıldı.  Kurtalan 100 Yat Devlet Hat 23%  Bostancık 62 Tarımköy 97%  Doluharman 163 Tarımköy 97%  Merkez + 52 Üniteli Hizmet  Destek tesisi 64 HAİT + İGPVY 96%  Eruh 52 Üniteli Hizmet Destek İGPVY 96%  Merkez Gırtıs mevkii 200  kişilik pansiyon  50 51% (llse-16)  Kurtalan, Tuıumtaş Jandarma  Sınır Komutanlığı Binaları  Sinop Merkez-Orduköyü 272 100% 192 alt gelir, (ilköğretim-16)  Mrk.-Engelsiz Yaşam Mrk. 4 87%  Seyricek 49 Afet Uyg.  Ortaköy 25 Afet Uyg.  Sivas Merkez-lşhanı (2 etap) 864  848  (288+576) %98,%99 (ilköğretim-24)  Mrk.-Çayboyu (2 etap) (384+464) %100,100 848 ah gelir, (ilköğretim-24) Tamamı ıauldı.  Merkez Kadıburhanettin mah.  200 kişilik pansiyon  50 44%  Zara AkpurönU mevkii 44% (lise-16)  Merkez Karşıyaka Mh. 44% (hse-24)  Mrkz Yenimahalle 628 yoksul konut (ilköğretim-24)  Şarkışla 224 100% 96 alt gelir. Tamamı satıldı.  Şarkışla 320 Gecekondu Dön.  - 1 3 7 -
Sayfa 138 -
T B M M B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Güneysu 96 Afet konutu 86%  Güneysu 39  Gülbahar 467 ada 96 87% Tamamı Alt Gelir  Mrk.-250 Yataklı Devlet Hsl. 53%  Sakarya Adapaz.-Korucuk (3ctap) 2.548 (812+936+800) «100,100,82 (2 adet Ukogretim-24) 800 alt gelir.  Korucuk 2S0 Yat Hastane 100%  Adapazan-Camili 1.208 99%  Adapazan-Korucuk 496 82% Yoksul konut  Karasu 1. Bölge 304 Talep örg. 97% (ilköğretim-24) 160 alt gelir.  Sapanca 240 98%  Merkez 300 kişilik pans.+  Ferizli+Geyve+Karasu+Kocaali  75 98% (lise-24) (5 llse-16)  Mithatpasa 400 Yat Devlet Hst 13%  Samsun Merkez-Çoban 11-Atakent 644 (296+348) %I00,100 Tamamı satıldı.  Mrk.-Hst.başı, Selahiye 256 (176+80) 100%  Mrk.-K.Karabekir-Adalet 672 Gecekondu 100% (ilköğretim-24)  Merkez-200 Evler 264 100% (Hkogretim-16) (ilkBJretlnı-M) 264 alt gelir.  Merkez 400 Yat. Hastane 94%  Havza 112 Talep örg. 100% 80 alt gelir.  Gazi 210 Talep örg. 100%  Merkez+Bafra+Çarsamba  Terme+Yakakent  99% (lise-16) (lise-12) (2-lise-24)  (lise-32)  Çarşamba 672 99% (ilköğretim-16)  200 Yat Ruh ve Sinir Hst. 17%  Canik l.etap 960 Gecekondu 80%  Vezirköprfl öğr. pansiyonu 50 99%  Bafra-Bakırpınar 360 im alt Rclir.(ilköğretim-16)  Siirt Mrkz-Yagmurtepe, Kurtalan 324 (192+132) 100% Tamamı satıldı.  Kurtalan 100 Yat Devlet Hat 23%  Bostancık 62 Tarımköy 97%  Doluharman 163 Tarımköy 97%  Merkez + 52 Üniteli Hizmet  Destek tesisi 64 HAİT + İGPVY 96%  Eruh 52 Üniteli Hizmet Destek İGPVY 96%  Merkez Gırtıs mevkii 200  kişilik pansiyon  50 51% (llse-16)  Kurtalan, Tuıumtaş Jandarma  Sınır Komutanlığı Binaları  Sinop Merkez-Orduköyü 272 100% 192 alt gelir, (ilköğretim-16)  Mrk.-Engelsiz Yaşam Mrk. 4 87%  Seyricek 49 Afet Uyg.  Ortaköy 25 Afet Uyg.  Sivas Merkez-lşhanı (2 etap) 864  848  (288+576) %98,%99 (ilköğretim-24)  Mrk.-Çayboyu (2 etap) (384+464) %100,100 848 ah gelir, (ilköğretim-24) Tamamı ıauldı.  Merkez Kadıburhanettin mah.  200 kişilik pansiyon  50 44%  Zara AkpurönU mevkii 44% (lise-16)  Merkez Karşıyaka Mh. 44% (hse-24)  Mrkz Yenimahalle 628 yoksul konut (ilköğretim-24)  Şarkışla 224 100% 96 alt gelir. Tamamı satıldı.  Şarkışla 320 Gecekondu Dön.  - 1 3 7 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Suşehri 304 95% (İlköğretim-24) 128 alt gelir.  Gölova(2etap) 160 (64+96)Talep 97%,94 Tamamı alt gelir.  Yıldızeli 208 Talep örg. 99% 96 alt gelir. (UkÖğretim-16)  Gürün 168 Talep örg. 18% Tamamı alt gelir.  Kangal 247 / 6 parsel 96 13%  Gemerek- Yeniçubuk 112 80'i alt gelir.  Koyulhisar 124 Tamamı alt gelir.  Koyulhisar 40 Tarımköy  Şanlıurfa Merkez-Akabe (2 etap) 648 100% (lise-32) Tamamı satıldı.  Mrk-Akabe(3.>4.,5.I6.etap) 2.592 (312 + 552 +  592+1.136)  %98,97,  100,98%  1.296 alt gelir. Tamamı satıldı.  (ilköğretim-16) (ilköğretim-24)  Birecik 410 98% (Uköğretim-24) 176 alt gelir.  Halfeti 158 Tarımköy 100%  Halfeti 2. etap 363 Tarımköy 81%  Ceylanpınar 96 Afet Konutları 100% (ilköğretim-16)  Halfeti-Argıl 100 Tarımköy 98%  Yukangöklü 90 Tarımköy 98%  Merkez Engelsiz Yşm Mrkz,  Çocuk Sosyal Reh. Mrkz  22 91%  Siverek 392 92% 112 alt gelir.  Siverek 200 Ytk. Devlet Hst.  Viranşehir 20 HAİT 98%  Harran 81% (kız meslek lisesi-16)  Viranşehir 200 yataklı hastane  Hitan Kjrtcurum + Hilvan  Yenimahalle + Merkez-KaraköprO  mevkii + Viranşehir cumhuriyet Mah. +  Suruç Remil mevkii  4% 2 adet lise-24, 4 adet ilköğretim-32,  ilköğretim-24  Ceylanpınar Meydankapı + Muratlı +  Yardımcı Bucak + Akçakale jandarma  sınır takım komutanlığı binalın  7%  Siverek Karakeçi ve Şekerli  mevkilerinde Jandarma Sınır Tikim  Komutanlığı Binalın  Sımak Merkez-Vakıfkent (2 Etap) 316 (220+96) %100,14 Tamamı satıldı, (ilköğretim-24)  Merkez Yenimahalle 820 (ilköğretim-24)  Beytüşebap 48 41%  Cizre 160 97% (ilköğretim-24)  Silopi 96 97% (6 adet ilköğretim-32)  Silopi 2 hizmet destek tesisi (ÎGPVY) 93%  Silopi 2. Etap 260 (HAİT)  İdil 80 14%  Güçlükonak 48 14%  Uludere 48 14%  Merkez+Cizre+ldil 79% (3 adet ilköğretim-32) (2 adet ilköğretim-16}  Merkez Akcay 3 Adet 52  Üniteli hizmet destek tesisi  (İGPVY)  Tekirdağ Merkez-Körfez Boğazı 580 98% (ilk-24) 80 alt gelir.Tamamı satıldı.  Merkez Hürriyet Mahallesi 83% (lise-40)  Merkez-Gündoğdu Sevgi evi 6 86%  Merkez Aydoğdu Mah. 528 Yoksul konut  Merkez Zafer Mah. ?6 HAİT  - 1 3 8 -
Sayfa 139 -
TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Suşehri 304 95% (İlköğretim-24) 128 alt gelir.  Gölova(2etap) 160 (64+96)Talep 97%,94 Tamamı alt gelir.  Yıldızeli 208 Talep örg. 99% 96 alt gelir. (UkÖğretim-16)  Gürün 168 Talep örg. 18% Tamamı alt gelir.  Kangal 247 / 6 parsel 96 13%  Gemerek- Yeniçubuk 112 80'i alt gelir.  Koyulhisar 124 Tamamı alt gelir.  Koyulhisar 40 Tarımköy  Şanlıurfa Merkez-Akabe (2 etap) 648 100% (lise-32) Tamamı satıldı.  Mrk-Akabe(3.>4.,5.I6.etap) 2.592 (312 + 552 +  592+1.136)  %98,97,  100,98%  1.296 alt gelir. Tamamı satıldı.  (ilköğretim-16) (ilköğretim-24)  Birecik 410 98% (Uköğretim-24) 176 alt gelir.  Halfeti 158 Tarımköy 100%  Halfeti 2. etap 363 Tarımköy 81%  Ceylanpınar 96 Afet Konutları 100% (ilköğretim-16)  Halfeti-Argıl 100 Tarımköy 98%  Yukangöklü 90 Tarımköy 98%  Merkez Engelsiz Yşm Mrkz,  Çocuk Sosyal Reh. Mrkz  22 91%  Siverek 392 92% 112 alt gelir.  Siverek 200 Ytk. Devlet Hst.  Viranşehir 20 HAİT 98%  Harran 81% (kız meslek lisesi-16)  Viranşehir 200 yataklı hastane  Hitan Kjrtcurum + Hilvan  Yenimahalle + Merkez-KaraköprO  mevkii + Viranşehir cumhuriyet Mah. +  Suruç Remil mevkii  4% 2 adet lise-24, 4 adet ilköğretim-32,  ilköğretim-24  Ceylanpınar Meydankapı + Muratlı +  Yardımcı Bucak + Akçakale jandarma  sınır takım komutanlığı binalın  7%  Siverek Karakeçi ve Şekerli  mevkilerinde Jandarma Sınır Tikim  Komutanlığı Binalın  Sımak Merkez-Vakıfkent (2 Etap) 316 (220+96) %100,14 Tamamı satıldı, (ilköğretim-24)  Merkez Yenimahalle 820 (ilköğretim-24)  Beytüşebap 48 41%  Cizre 160 97% (ilköğretim-24)  Silopi 96 97% (6 adet ilköğretim-32)  Silopi 2 hizmet destek tesisi (ÎGPVY) 93%  Silopi 2. Etap 260 (HAİT)  İdil 80 14%  Güçlükonak 48 14%  Uludere 48 14%  Merkez+Cizre+ldil 79% (3 adet ilköğretim-32) (2 adet ilköğretim-16}  Merkez Akcay 3 Adet 52  Üniteli hizmet destek tesisi  (İGPVY)  Tekirdağ Merkez-Körfez Boğazı 580 98% (ilk-24) 80 alt gelir.Tamamı satıldı.  Merkez Hürriyet Mahallesi 83% (lise-40)  Merkez-Gündoğdu Sevgi evi 6 86%  Merkez Aydoğdu Mah. 528 Yoksul konut  Merkez Zafer Mah. ?6 HAİT  - 1 3 8 - TBMM B: 84 8 . 4 . 2 0 1 0  EK-1  Hayrabolu 132 Talep örg. 97%  Çor