(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
DÖNEM: 23 CİLT: 60 YASAMA YILI: 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  = •  59'uncu Birleşim  10 Şubat 2010 Çarşamba  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile  konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak  yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Sayfa  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 467  II.- GELEN KÂĞITLAR 469  III.- YOKLAMALAR 470,499,518,576:577  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 470,478  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 470:475,478:480  1.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, İstanbul Marmaray Proje- si'ne ilişkin gündem dışı konuşması 470:472  2.- Mersin Milletvekili Kadir Ural'ın, Mersin ilindeki çiftçilerin sorun­ larına ilişkin gündem dışı konuşması 472:474  3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Tunceli ilindeki TEDAŞ'ın  özelleştirilmesine ilişkin gündem dışı konuşması ve Enerji ve Tabii Kay­ naklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı 474:475,478:480
Sayfa 2 -
DÖNEM: 23 CİLT: 60 YASAMA YILI: 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  = •  59'uncu Birleşim  10 Şubat 2010 Çarşamba  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile  konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak  yazılmıştır.)  İ Ç İ N D E K İ L E R  Sayfa  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 467  II.- GELEN KÂĞITLAR 469  III.- YOKLAMALAR 470,499,518,576:577  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 470,478  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 470:475,478:480  1.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, İstanbul Marmaray Proje- si'ne ilişkin gündem dışı konuşması 470:472  2.- Mersin Milletvekili Kadir Ural'ın, Mersin ilindeki çiftçilerin sorun­ larına ilişkin gündem dışı konuşması 472:474  3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Tunceli ilindeki TEDAŞ'ın  özelleştirilmesine ilişkin gündem dışı konuşması ve Enerji ve Tabii Kay­ naklar Bakanı Taner Yıldız'ın cevabı 474:475,478:480  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  Savfa  V.- AÇIKLAMALAR 475,478,508,515,519  1.- Gaziantep Milletvekili Özlem Müftüoğlu'nun, Gaziantep'e Türkiye  Büyük Millet Meclisi tarafından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dö­ nümüne ilişkin açıklaması 475:476  2.- Gaziantep Milletvekili Halil Mazıcıoğlu'nun, Gaziantep'e Türkiye  Büyük Millet Meclisi tarafından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dö­ nümüne ilişkin açıklaması 476  3.- Gaziantep Milletvekili Mehmet San'nın, Gaziantep'e Türkiye Büyük  Millet Meclisi tarafından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dönümüne  ilişkin açıklaması 476:477  4.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'e Türkiye  Büyük Millet Meclisi tarafından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dö­ nümüne ilişkin açıklaması 477  5.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, Tunceli'deki TEDAŞ'ın  özelleştirilmesine ilişkin açıklaması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı  Taner Yıldız'ın cevabı 477:478,478:480  6.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, Rize Milletvekili Bayram Ali  Bayramoğlu'nun, esnafın kullandığı kredi faizi ile enflasyon oranları arasın­ daki ilişkiyi değerlendirdiği ifadelerinin doğru olmadığına ilişkin açıklaması 508  7.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci'nin, kürsüde konuşan hatiplerin  vücut diline ilişkin açıklaması 515  8.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, Malatya Milletvekili M. Mü­ cahit Fındıklı'nın, İslam inancında vacip olan kurbanı "bir hikâye" olarak  nitelemesine ilişkin açıklaması 519  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 478,480  A) ÇEŞİTLİ İŞLER 478  1.- Genel Kurulu ziyaret eden Gürcistan Parlamento Başkanı David  Bakradze'ye Başkanlıkça "Hoş geldiniz" denilmesi 478  B) TEZKERELER 480  1.- Gürcistan Parlamento Başkanı David Bakradze ve beraberindeki he­ yetin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tez­ keresi (3/1093) 480  C) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 481:488  1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 32 milletvekilinin, TOKİ'nin  İstanbul-Ataköy sahilindeki tasarruflarının araştırılması amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/555) 481:482  - 4 6 4 -
Sayfa 3 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  Savfa  V.- AÇIKLAMALAR 475,478,508,515,519  1.- Gaziantep Milletvekili Özlem Müftüoğlu'nun, Gaziantep'e Türkiye  Büyük Millet Meclisi tarafından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dö­ nümüne ilişkin açıklaması 475:476  2.- Gaziantep Milletvekili Halil Mazıcıoğlu'nun, Gaziantep'e Türkiye  Büyük Millet Meclisi tarafından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dö­ nümüne ilişkin açıklaması 476  3.- Gaziantep Milletvekili Mehmet San'nın, Gaziantep'e Türkiye Büyük  Millet Meclisi tarafından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dönümüne  ilişkin açıklaması 476:477  4.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'e Türkiye  Büyük Millet Meclisi tarafından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dö­ nümüne ilişkin açıklaması 477  5.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in, Tunceli'deki TEDAŞ'ın  özelleştirilmesine ilişkin açıklaması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı  Taner Yıldız'ın cevabı 477:478,478:480  6.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, Rize Milletvekili Bayram Ali  Bayramoğlu'nun, esnafın kullandığı kredi faizi ile enflasyon oranları arasın­ daki ilişkiyi değerlendirdiği ifadelerinin doğru olmadığına ilişkin açıklaması 508  7.- İstanbul Milletvekili Necat Birinci'nin, kürsüde konuşan hatiplerin  vücut diline ilişkin açıklaması 515  8.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, Malatya Milletvekili M. Mü­ cahit Fındıklı'nın, İslam inancında vacip olan kurbanı "bir hikâye" olarak  nitelemesine ilişkin açıklaması 519  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 478,480  A) ÇEŞİTLİ İŞLER 478  1.- Genel Kurulu ziyaret eden Gürcistan Parlamento Başkanı David  Bakradze'ye Başkanlıkça "Hoş geldiniz" denilmesi 478  B) TEZKERELER 480  1.- Gürcistan Parlamento Başkanı David Bakradze ve beraberindeki he­ yetin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tez­ keresi (3/1093) 480  C) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 481:488  1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 32 milletvekilinin, TOKİ'nin  İstanbul-Ataköy sahilindeki tasarruflarının araştırılması amacıyla Meclis  araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/555) 481:482  - 4 6 4 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  Sayfa  2.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 21 milletvekilinin, sigara yasağı  kapsamındaki işletmelerin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin öner­ gesi (10/556) 482:484  3.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin, Roman va­ tandaşların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen­ mesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/557) 484:485  4.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 29 milletvekilinin, kayıp ço­ cuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/558) 486:488  VII.- ÖNERİLER 488,499,502,508,515,518,520  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 488:498,499,502:507,508:513,515:517,518:519,520:530  1.- (10/152) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşme­ lerinin Genel Kurulun 10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin BDP Grubu önerisi 488:498,499  2.- (10/106) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşme­ lerinin Genel Kurulun 10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin MHP Grubu önerisi 502:507,508:513,515:517,518:519  3.- (10/466, 10/474, 10/496) esas numaralı Meclis araştırması önerge­ lerinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10/2/2010 Çarşamba günkü birle­ şiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi 520:530  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 499,513  1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Bartın Milletvekili Yılmaz  Tunç'un, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 499:500  2.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli'nin, Şırnak Milletvekili Hasip  Kaplan'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 501  3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli'nin, Zonguldak Milletvekili  Ali Kocal'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 513:514  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLAR­ DAN GELEN DİĞER İŞLER 531  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 531:576  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 531  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 531  3.- Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hak­ kında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/704) (S. Sayısı: 383) 531:576  - 4 6 5 -
Sayfa 4 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  Sayfa  2.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 21 milletvekilinin, sigara yasağı  kapsamındaki işletmelerin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin öner­ gesi (10/556) 482:484  3.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin, Roman va­ tandaşların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen­ mesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/557) 484:485  4.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 29 milletvekilinin, kayıp ço­ cuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi  amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/558) 486:488  VII.- ÖNERİLER 488,499,502,508,515,518,520  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ 488:498,499,502:507,508:513,515:517,518:519,520:530  1.- (10/152) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşme­ lerinin Genel Kurulun 10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin BDP Grubu önerisi 488:498,499  2.- (10/106) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşme­ lerinin Genel Kurulun 10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına  ilişkin MHP Grubu önerisi 502:507,508:513,515:517,518:519  3.- (10/466, 10/474, 10/496) esas numaralı Meclis araştırması önerge­ lerinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 10/2/2010 Çarşamba günkü birle­ şiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi 520:530  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 499,513  1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Bartın Milletvekili Yılmaz  Tunç'un, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 499:500  2.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli'nin, Şırnak Milletvekili Hasip  Kaplan'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 501  3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli'nin, Zonguldak Milletvekili  Ali Kocal'ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması 513:514  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLAR­ DAN GELEN DİĞER İŞLER 531  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 531:576  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 531  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 531  3.- Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hak­ kında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/704) (S. Sayısı: 383) 531:576  - 4 6 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  Sayfa  X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 578  1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, ilaçların marketlerde satıl­ masına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ömer Dinçer'in cevabı (7/11679) 578:580  2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, marketlerde ilaç satılma­ sına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ömer Dinçer'in cevabı (7/11680) 581:585  3.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in, marketlerde ilaç satışına iliş­ kin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı  (7/11695) 586:587  4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, Türkiye'ye giriş yapan bö­ lücü terör örgütü mensupları hakkındaki adli işlemlere ilişkin sorusu ve Ada­ let Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı (7/11745) 588:591  5.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, tutuklu ve hükümlülere ve­ rilen sağlık hizmetlerine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in  cevabı (7/11747) 591:593  6.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, AİHM'nin kesinleşmiş bazı  kararlarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı  (7/11754) 594:595  7.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, kamunun ilaç alımları konu­ sundaki çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ömer Dinçer'in cevabı (7/11864) 596:598  - 4 6 6 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  Sayfa  X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 578  1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse'nin, ilaçların marketlerde satıl­ masına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ömer Dinçer'in cevabı (7/11679) 578:580  2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, marketlerde ilaç satılma­ sına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ömer Dinçer'in cevabı (7/11680) 581:585  3.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş'in, marketlerde ilaç satışına iliş­ kin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı  (7/11695) 586:587  4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, Türkiye'ye giriş yapan bö­ lücü terör örgütü mensupları hakkındaki adli işlemlere ilişkin sorusu ve Ada­ let Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı (7/11745) 588:591  5.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, tutuklu ve hükümlülere ve­ rilen sağlık hizmetlerine ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in  cevabı (7/11747) 591:593  6.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, AİHM'nin kesinleşmiş bazı  kararlarına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in cevabı  (7/11754) 594:595  7.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, kamunun ilaç alımları konu­ sundaki çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ömer Dinçer'in cevabı (7/11864) 596:598  - 4 6 6 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak dört oturum yaptı.  Gaziantep Milletvekili Akif Ekici, kayıp çocuklar sorununa,  Tokat Milletvekili Reşat Doğru, madde bağımlılığı ve uyuşturucunun öğrenciler üzerindeki  etkilerine,  Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl, Dünya Sigarayı Bırakma Günü'ne,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, kayıp çocuklar ve Terörle Mücadele Kanunu mağduru  çocukların sorunlarına,  Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız, Antalya'nın bazı ilçelerinde son günlerde yaşanan sel  felaketlerindeki can ve mal kayıplarına,  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Bahreyn Temsilciler Meclisi Başkanı Halife bin Ahmed El-Dahrani'nin davetine icabet edecek  olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin'in beraberindeki Parlamento heyetini  oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca ismi bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi  Genel Kurulun bilgisine sunuldu.  Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yaşanan  kanser vakalarının (10/551),  Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve 30 milletvekilinin, ilköğretimde taşımalı eğitim  uygulamasındaki sorunların (10/552),  Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 23 milletvekilinin, başta Tekel olmak üzere özelleştirme  uygulamalarının çalışanlar üzerinde doğurduğu sorunların (10/553),  İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 20 milletvekilinin, geçici personel statüsünde çalışanların  sorunlarının (10/554),  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi'nin, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin  (2/288) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi, yapılan  görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  l 'inci sırasında bulunan (6/669),  45'inci " " (6/942),  47'nci (6/957),  (6/962), 48'inci  - 4 6 7 -
Sayfa 6 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak dört oturum yaptı.  Gaziantep Milletvekili Akif Ekici, kayıp çocuklar sorununa,  Tokat Milletvekili Reşat Doğru, madde bağımlılığı ve uyuşturucunun öğrenciler üzerindeki  etkilerine,  Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl, Dünya Sigarayı Bırakma Günü'ne,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, kayıp çocuklar ve Terörle Mücadele Kanunu mağduru  çocukların sorunlarına,  Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız, Antalya'nın bazı ilçelerinde son günlerde yaşanan sel  felaketlerindeki can ve mal kayıplarına,  İlişkin birer açıklamada bulundular.  Bahreyn Temsilciler Meclisi Başkanı Halife bin Ahmed El-Dahrani'nin davetine icabet edecek  olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin'in beraberindeki Parlamento heyetini  oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca ismi bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi  Genel Kurulun bilgisine sunuldu.  Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yaşanan  kanser vakalarının (10/551),  Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve 30 milletvekilinin, ilköğretimde taşımalı eğitim  uygulamasındaki sorunların (10/552),  Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 23 milletvekilinin, başta Tekel olmak üzere özelleştirme  uygulamalarının çalışanlar üzerinde doğurduğu sorunların (10/553),  İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 20 milletvekilinin, geçici personel statüsünde çalışanların  sorunlarının (10/554),  Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini  alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi'nin, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin  (2/288) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi, yapılan  görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  l 'inci sırasında bulunan (6/669),  45'inci " " (6/942),  47'nci (6/957),  (6/962), 48'inci  - 4 6 7 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  49'uncu sırasında bulunan (6/966),  (6/968),  (6/998),  50'nci  64'üncü  Esas numaralı sözlü sorulara Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan cevap verdi;  soru sahiplerinden Tunceli Milletvekili Kamer Genç ve Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz de  cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  3'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 9l ' inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının  Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu'nun (1/704) (S. Sayısı: 383)  görüşmelerine devam olunarak birinci bölümünün 6'ncı maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.  10 Şubat 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.01 'de son verildi.  Meral AKŞENER  Başkan Vekili  Fatih METİN Gülsen ORHAN  Bolu Van  Kâtip Üye Kâtip Üye  - 4 6 8 -
Sayfa 7 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  49'uncu sırasında bulunan (6/966),  (6/968),  (6/998),  50'nci  64'üncü  Esas numaralı sözlü sorulara Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan cevap verdi;  soru sahiplerinden Tunceli Milletvekili Kamer Genç ve Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz de  cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  l'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  3'üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 9l ' inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının  Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu'nun (1/704) (S. Sayısı: 383)  görüşmelerine devam olunarak birinci bölümünün 6'ncı maddesi üzerinde bir süre görüşüldü.  10 Şubat 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.01 'de son verildi.  Meral AKŞENER  Başkan Vekili  Fatih METİN Gülsen ORHAN  Bolu Van  Kâtip Üye Kâtip Üye  - 4 6 8 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  No.: 78  II.- GELEN KÂĞITLAR  10 Şubat 2010 Çarşamba  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 32 Milletvekilinin, TOKİ'nin İstanbul-Ataköy sahilin­ deki tasarruflarının araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri  uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/555) (Başkanlığa geliş tarihi:  24.12.2009)  2.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 21 Milletvekilinin, sigara yasağı kapsamındaki işlet­ melerin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anaya­ sanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/556) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.1.2010)  3.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 Milletvekilinin, Roman vatandaşların sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/557) (Başkan­ lığa geliş tarihi: 7.1.2010)  4.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 29 Milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırı­ larak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105  inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/558) (Başkanlığa geliş  tarihi: 11.1.2010)  Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergesi  1.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, kadın milletvekili eşlerine yönelik yemek organi­ zasyonuna ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12039)  *  - 4 6 9 -
Sayfa 8 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  No.: 78  II.- GELEN KÂĞITLAR  10 Şubat 2010 Çarşamba  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 32 Milletvekilinin, TOKİ'nin İstanbul-Ataköy sahilin­ deki tasarruflarının araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri  uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/555) (Başkanlığa geliş tarihi:  24.12.2009)  2.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 21 Milletvekilinin, sigara yasağı kapsamındaki işlet­ melerin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anaya­ sanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/556) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.1.2010)  3.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 Milletvekilinin, Roman vatandaşların sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104  ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/557) (Başkan­ lığa geliş tarihi: 7.1.2010)  4.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 29 Milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırı­ larak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105  inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/558) (Başkanlığa geliş  tarihi: 11.1.2010)  Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergesi  1.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici'nin, kadın milletvekili eşlerine yönelik yemek organi­ zasyonuna ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12039)  *  - 4 6 9 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşimini açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre vereceğim.  Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre  içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden  yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli per­ sonel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.  Yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz İstanbul Marmaray Projesi hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın  Sebahat Tuncel'e aittir.  Buyurun Sayın Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)  IV- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  I.- İstanbul Milletvekili Sebahat TunceTin, İstanbul Marmaray Projesi 'ne ilişkin gündem dışı  konuşması  SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı ekonomik krizin yükünü emekçilere, işçilere  çıkarma konusunda oldukça başarılı bir politika izliyor.  BAŞKAN - Sayın Tuncel, bir saniyenizi rica ediyorum.  Sayın milletvekilleri, Genel Kurulda ciddi bir uğultu var. Sükûneti sağlarsak hepimiz için hayırlı  olur.  Buyurun.  SEBAHAT TUNCEL (Devamla) - Bir yandan Tekel işçileri iki aydır Ankara'nın göbeğinde di­ renirken diğer yandan her geçen gün işsizler ordusuna yeni işsizler katılmakta, firmalar işçilerini ya  sendikalı oldukları için ya da düşük ücrete çalıştırmak için işten çıkartma tehdidiyle karşı karşıya  bırakmaktadır.  - 4 7 0 - 10 Şubat 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülsen ORHAN (Van)
Sayfa 9 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşimini açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre vereceğim.  Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre  içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden  yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli per­ sonel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.  Yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz İstanbul Marmaray Projesi hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın  Sebahat Tuncel'e aittir.  Buyurun Sayın Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)  IV- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  I.- İstanbul Milletvekili Sebahat TunceTin, İstanbul Marmaray Projesi 'ne ilişkin gündem dışı  konuşması  SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı ekonomik krizin yükünü emekçilere, işçilere  çıkarma konusunda oldukça başarılı bir politika izliyor.  BAŞKAN - Sayın Tuncel, bir saniyenizi rica ediyorum.  Sayın milletvekilleri, Genel Kurulda ciddi bir uğultu var. Sükûneti sağlarsak hepimiz için hayırlı  olur.  Buyurun.  SEBAHAT TUNCEL (Devamla) - Bir yandan Tekel işçileri iki aydır Ankara'nın göbeğinde di­ renirken diğer yandan her geçen gün işsizler ordusuna yeni işsizler katılmakta, firmalar işçilerini ya  sendikalı oldukları için ya da düşük ücrete çalıştırmak için işten çıkartma tehdidiyle karşı karşıya  bırakmaktadır.  - 4 7 0 - 10 Şubat 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülsen ORHAN (Van)  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Komşumuz Yunanistan, ekonomik krizin yükünü nasıl çıkartabiliriz diye başta iktidardan baş­ larken, biz, bunu görmezden gelip "Bu ekonomik krizin yükünü nasıl işçiye, emekçiye, halkımıza  yükleriz?" üzerinden bir politika izliyoruz.  Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere Türkiye'de taşeronlaşma sorunu emek dünyasının en büyük  sorunu hâline gelmiştir. Giderek artan taşeronlaşmayla beraber işçilerin sosyal ve çalışma hakları  tehlike altına girmektedir. Bu sorun artık Türkiye'de krizle beraber daha da derinleşmiş, ana firma­ lar daha çok kâr edebilmek için taşeron firmalara işlerini yaptırır hâle gelmiştir. Bu durumdan dolayı  mağdur olan işçiler ise taşeron firmanın sağlıksız ve güvencesiz iş koşullarına mahkûm edilmekte­ dir. Bunun en son örneğini, İstanbul'un kentleşmesinde çok önemli bir proje olarak Hükümet tara­ fından sunulan Marmaray Projesi'nde çalışan kazı işçileri yaşamaktadır. Hâlen devam eden Proje,  oluşturulan konsorsiyumla beraber GAMA-Nurol firmasına ihale edilmişti. GAMA-Nurol firması  adına Polat Deniz İnşaat taşeron firmasına bağlı 200 kazı işçisi 2007 yılından bu yana haklarının  ihlal edildiğini duyurmuş, İstanbul Valiliğiyle görüşmüş ve en son dün hukuki yollara başvurmuştur.  Bugün de bu işçiler Ulaştırma Bakanlığı önünde sesini Hükümete duyurmaya çalıştılar.  Bu işçiler üç yıldır günlük 27,5 TL'ye çalışmakta. En son şirket yetkilileri yaptıkları açıklama  ile işçilerin ücretlerine üç yıldan sonra sadece 1 TL'lik ücret artışı yapabileceklerini ifade etmişler­ dir. Bu sembolik ücret artışını haklı olarak kabul etmeyen işçiler ise işten çıkartılma tehdidiyle karşı  karşıya kalmıştır.  Marmaray Projesi kazı işçilerinin sorunları sadece ücret sorunuyla kalmamakta, sigortaları eksik  ve düzensiz yatırılmakta ve işçilerin girdi çıktıları yapılarak hakları ihlal edilmektedir. Yemeklerin  kötü olması, yemekhanenin uygun standartlara göre yapılmamış olması, sağlık kontrollerinin dü­ zenli olarak yapılmaması, çizme ve eldiven gibi gerekli malzemelerin düzenli olarak temin edilme­ mesi, hatta bunları işçilerin karşılamak zorunda kalması gibi sorunlar yaşanmaktadır.  Taşeronlaşmanın kucağına itilen bu işçiler her türlü haklarından yoksun, yılda üç yüz altmış gün, ne­ redeyse her gün çalışır durumdadırlar.  Sayın milletvekilleri, Türkiye tarihinin en önemli ve 3 milyar dolarlık maliyetiyle en pahalı ulaş­ tırma projesi Marmaray'ın işçileri tam anlamıyla kölelik düzenine mahkûm edilmiştir. Sorunlarını  iletme konusunda ise muhatapsız kalmışlardır. Taşeron firmaya bağlı olduğu için, Ulaştırma Bakan­ lığı "Biz, konsorsiyuma, yani GAMA-Nurol firmasına ihale ettik, bu firma sorumludur." demekte­ dir. GAMA-Nurol firması ise işçilerin taşeron firmaya bağlı çalıştığını, muhatabın Polat Deniz İnşaat  Firması olduğunu söylemektedir. Bu şekilde ortada kalan işçiler haklarını aramak için bir araya gel­ diğinde ise işten atılma tehdidiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Böylelikle, üretimin içerisinde eme­ ğin mekânsal bölünmesinin sağlanması yanı sıra hukuksal olarak da bölünmesine neden olan  taşeronlaşma sorunu her alanda devam etmektedir.  2003 senesinde 4857 sayılı İş Kanunu'nda düzenlenen asıl işveren ile alt işveren, yani taşeron  firma ilişkisi firmaların emek maliyetlerini düşürmede kullandıkları en etkin yol olmaktadır. Esnek  çalışma politikalarını içeren taşeronlaşma Tuzla tersanelerinde görüldüğü üzere can kayıplarına yol  açar hâle gelmiştir. Her geçen gün yüzlerce işçi ya can güvenliği ya da iş güvencesi olmadan uzun  saatler, uygunsuz iş koşullarında çalışmak zorunda bırakılmaktadırlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  - 4 7 1 -
Sayfa 10 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Komşumuz Yunanistan, ekonomik krizin yükünü nasıl çıkartabiliriz diye başta iktidardan baş­ larken, biz, bunu görmezden gelip "Bu ekonomik krizin yükünü nasıl işçiye, emekçiye, halkımıza  yükleriz?" üzerinden bir politika izliyoruz.  Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere Türkiye'de taşeronlaşma sorunu emek dünyasının en büyük  sorunu hâline gelmiştir. Giderek artan taşeronlaşmayla beraber işçilerin sosyal ve çalışma hakları  tehlike altına girmektedir. Bu sorun artık Türkiye'de krizle beraber daha da derinleşmiş, ana firma­ lar daha çok kâr edebilmek için taşeron firmalara işlerini yaptırır hâle gelmiştir. Bu durumdan dolayı  mağdur olan işçiler ise taşeron firmanın sağlıksız ve güvencesiz iş koşullarına mahkûm edilmekte­ dir. Bunun en son örneğini, İstanbul'un kentleşmesinde çok önemli bir proje olarak Hükümet tara­ fından sunulan Marmaray Projesi'nde çalışan kazı işçileri yaşamaktadır. Hâlen devam eden Proje,  oluşturulan konsorsiyumla beraber GAMA-Nurol firmasına ihale edilmişti. GAMA-Nurol firması  adına Polat Deniz İnşaat taşeron firmasına bağlı 200 kazı işçisi 2007 yılından bu yana haklarının  ihlal edildiğini duyurmuş, İstanbul Valiliğiyle görüşmüş ve en son dün hukuki yollara başvurmuştur.  Bugün de bu işçiler Ulaştırma Bakanlığı önünde sesini Hükümete duyurmaya çalıştılar.  Bu işçiler üç yıldır günlük 27,5 TL'ye çalışmakta. En son şirket yetkilileri yaptıkları açıklama  ile işçilerin ücretlerine üç yıldan sonra sadece 1 TL'lik ücret artışı yapabileceklerini ifade etmişler­ dir. Bu sembolik ücret artışını haklı olarak kabul etmeyen işçiler ise işten çıkartılma tehdidiyle karşı  karşıya kalmıştır.  Marmaray Projesi kazı işçilerinin sorunları sadece ücret sorunuyla kalmamakta, sigortaları eksik  ve düzensiz yatırılmakta ve işçilerin girdi çıktıları yapılarak hakları ihlal edilmektedir. Yemeklerin  kötü olması, yemekhanenin uygun standartlara göre yapılmamış olması, sağlık kontrollerinin dü­ zenli olarak yapılmaması, çizme ve eldiven gibi gerekli malzemelerin düzenli olarak temin edilme­ mesi, hatta bunları işçilerin karşılamak zorunda kalması gibi sorunlar yaşanmaktadır.  Taşeronlaşmanın kucağına itilen bu işçiler her türlü haklarından yoksun, yılda üç yüz altmış gün, ne­ redeyse her gün çalışır durumdadırlar.  Sayın milletvekilleri, Türkiye tarihinin en önemli ve 3 milyar dolarlık maliyetiyle en pahalı ulaş­ tırma projesi Marmaray'ın işçileri tam anlamıyla kölelik düzenine mahkûm edilmiştir. Sorunlarını  iletme konusunda ise muhatapsız kalmışlardır. Taşeron firmaya bağlı olduğu için, Ulaştırma Bakan­ lığı "Biz, konsorsiyuma, yani GAMA-Nurol firmasına ihale ettik, bu firma sorumludur." demekte­ dir. GAMA-Nurol firması ise işçilerin taşeron firmaya bağlı çalıştığını, muhatabın Polat Deniz İnşaat  Firması olduğunu söylemektedir. Bu şekilde ortada kalan işçiler haklarını aramak için bir araya gel­ diğinde ise işten atılma tehdidiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Böylelikle, üretimin içerisinde eme­ ğin mekânsal bölünmesinin sağlanması yanı sıra hukuksal olarak da bölünmesine neden olan  taşeronlaşma sorunu her alanda devam etmektedir.  2003 senesinde 4857 sayılı İş Kanunu'nda düzenlenen asıl işveren ile alt işveren, yani taşeron  firma ilişkisi firmaların emek maliyetlerini düşürmede kullandıkları en etkin yol olmaktadır. Esnek  çalışma politikalarını içeren taşeronlaşma Tuzla tersanelerinde görüldüğü üzere can kayıplarına yol  açar hâle gelmiştir. Her geçen gün yüzlerce işçi ya can güvenliği ya da iş güvencesi olmadan uzun  saatler, uygunsuz iş koşullarında çalışmak zorunda bırakılmaktadırlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  - 4 7 1 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 7 2 - SEBAHAT TUNCEL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Sayın milletvekilleri, haklarını alabilmek için mücadele eden ve taşeronlaşmanın kurbanı olan  Marmaray kazı işçilerinin sorunlarının bir an önce çözülmesi gerekmektedir. Bu konuda, ihaleye  sunan Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Din- çer'in sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz.  Sevgili arkadaşlar, işçilerin, emekçilerin sorunları ne yazık ki çok fazla burada gündemleştiril- miyor. Sadece Tekel işçileri değildir bugün direnen; aslında birçok alanda işçiler çok ciddi prob­ lemler, sorunlar yaşıyor. Gaziantep'ten İzmir'e kadar birçok alanda işçiler ya işten çıkartılmakta ya  da işten çıkartılmayla karşı karşıya kalmaktadır. Hükümetin ve buradaki bizlerin sorumluluğu işçi­ lerin, emekçilerin sorununu çözmektir; onun üzerinden siyaset yapmak değildir. Umuyoruz, Hükü­ met, Marmaray işçileri başta olmak üzere tüm işçi ve emekçilerin insanca yaşam koşullarını bir an  önce hazırlar ve işçiye, emekçiye hak ettiği yaşam olanaklarını sunar.  Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tuncel.  Gündem dışı ikinci söz Mersin ilindeki çiftçilerin sorunları hakkında söz isteyen Mersin Mil­ letvekili Sayın Kadir Ural'a aittir.  Buyurun Sayın Ural. (MHP sıralarından alkışlar)  2.- Mersin Milletvekili Kadir Ural 'ın, Mersin ilindeki çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı  konuşması  KADİR URAL (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizlere beş altı dakikalık zaman  dilimi içerisinde seçim bölgem olan Mersin ilimizin tarımı ve çiftçilerimizin durumları hakkında  bilgi vermek istiyorum. Bu vesileyle sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen, dinleyen bütün yüce  Türk milletini saygılarımla selamlıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; Mersin'deki tarım toprakları "Kan eksen can biter."  özlü sözümüz gibi mümbit topraklardır. Dünyanın en güzel muzu Anamur ve Bozyazı'da; üzümü, el­ ması Gülnar'da; kayısı ve zeytini Mut ilçemizde; patlıcanı, salatalığı Aydıncık'ta; çileği, domatesi,  Keben narı Silifke'de; şeftalisi, kirazı Mersin Tarsus Çamlıyayla'nm belde ve köylerinde; örtü altı se­ racılıktaki sebzeciliği ve limon, narenciye üretimi Erdemli, Silifke'de; mısırı ve buğdayı yine en iyi  şekilde Tarsus'ta yetiştiriliyor.  Sizler nasıl olduğunu bilmezsiniz belki ama ben işin içinden gelen bir arkadaşınız olarak size bu  işin nasıl yapıldığını biraz anlatmak istiyorum. Çiftçimiz dağı taşı dişiyle tırnağıyla düzeltip, üzerine top­ rak çekip tarla hâline getiriyor dağı taşı. Yazın 40-50 derece sıcaklıkta, naylon veya cam seranın al­ tında nefes almakta bile zorlandığınız o mevsimde bizim çiftçimiz tarlasını ekime hazırlıyor, ağustos,  eylül sıcağında ürününü dikiyor ve serasının başında "çatma" dediğimiz iki göz bir ev yapıyor, kışın o  çatmada yaşıyor çünkü gece gündüz, yağmur çamur demeden, ektiği ürüne gözü gibi bakmak zorunda.  Öyle zamanlar olur ki değerli arkadaşlar, kışın dondurucu soğukta insanlarımız seralarının içinde  sabahlara kadar günlerce soba yakarlar. Elleri yüzleri soba yakmaktan kapkara olmuş ana babalar,  bazen ürünlerini don vurmasın diye, çocuklarının geleceği için, çocuklarının üzerindeki yorganı, bat­ taniyeyi getirirler, seraların üzerine örterler. O yağmur, çamur, soğuk içerisinde üretirler, inadına üre­ tirler fakat tam ürünlerini satıp para kazanacaklarında İran'dan sebze-meyve, Arjantin'den limon,  Brezilya'dan veya başka ülkelerden muz ithal edilir. Bizim çiftçimizin ürünü de ihraç edilemez ise  eli böğründe kalır. Çektiği krediyi, borcunu ödeyemez, bir sonraki yıla borçlu bir şekilde girmeye  devam eder. Borcunu ödeyemeyince de tarlasına tapanına, evine barkına haciz gelir.
Sayfa 11 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 7 2 - SEBAHAT TUNCEL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Sayın milletvekilleri, haklarını alabilmek için mücadele eden ve taşeronlaşmanın kurbanı olan  Marmaray kazı işçilerinin sorunlarının bir an önce çözülmesi gerekmektedir. Bu konuda, ihaleye  sunan Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Din- çer'in sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz.  Sevgili arkadaşlar, işçilerin, emekçilerin sorunları ne yazık ki çok fazla burada gündemleştiril- miyor. Sadece Tekel işçileri değildir bugün direnen; aslında birçok alanda işçiler çok ciddi prob­ lemler, sorunlar yaşıyor. Gaziantep'ten İzmir'e kadar birçok alanda işçiler ya işten çıkartılmakta ya  da işten çıkartılmayla karşı karşıya kalmaktadır. Hükümetin ve buradaki bizlerin sorumluluğu işçi­ lerin, emekçilerin sorununu çözmektir; onun üzerinden siyaset yapmak değildir. Umuyoruz, Hükü­ met, Marmaray işçileri başta olmak üzere tüm işçi ve emekçilerin insanca yaşam koşullarını bir an  önce hazırlar ve işçiye, emekçiye hak ettiği yaşam olanaklarını sunar.  Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tuncel.  Gündem dışı ikinci söz Mersin ilindeki çiftçilerin sorunları hakkında söz isteyen Mersin Mil­ letvekili Sayın Kadir Ural'a aittir.  Buyurun Sayın Ural. (MHP sıralarından alkışlar)  2.- Mersin Milletvekili Kadir Ural 'ın, Mersin ilindeki çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı  konuşması  KADİR URAL (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizlere beş altı dakikalık zaman  dilimi içerisinde seçim bölgem olan Mersin ilimizin tarımı ve çiftçilerimizin durumları hakkında  bilgi vermek istiyorum. Bu vesileyle sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen, dinleyen bütün yüce  Türk milletini saygılarımla selamlıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; Mersin'deki tarım toprakları "Kan eksen can biter."  özlü sözümüz gibi mümbit topraklardır. Dünyanın en güzel muzu Anamur ve Bozyazı'da; üzümü, el­ ması Gülnar'da; kayısı ve zeytini Mut ilçemizde; patlıcanı, salatalığı Aydıncık'ta; çileği, domatesi,  Keben narı Silifke'de; şeftalisi, kirazı Mersin Tarsus Çamlıyayla'nm belde ve köylerinde; örtü altı se­ racılıktaki sebzeciliği ve limon, narenciye üretimi Erdemli, Silifke'de; mısırı ve buğdayı yine en iyi  şekilde Tarsus'ta yetiştiriliyor.  Sizler nasıl olduğunu bilmezsiniz belki ama ben işin içinden gelen bir arkadaşınız olarak size bu  işin nasıl yapıldığını biraz anlatmak istiyorum. Çiftçimiz dağı taşı dişiyle tırnağıyla düzeltip, üzerine top­ rak çekip tarla hâline getiriyor dağı taşı. Yazın 40-50 derece sıcaklıkta, naylon veya cam seranın al­ tında nefes almakta bile zorlandığınız o mevsimde bizim çiftçimiz tarlasını ekime hazırlıyor, ağustos,  eylül sıcağında ürününü dikiyor ve serasının başında "çatma" dediğimiz iki göz bir ev yapıyor, kışın o  çatmada yaşıyor çünkü gece gündüz, yağmur çamur demeden, ektiği ürüne gözü gibi bakmak zorunda.  Öyle zamanlar olur ki değerli arkadaşlar, kışın dondurucu soğukta insanlarımız seralarının içinde  sabahlara kadar günlerce soba yakarlar. Elleri yüzleri soba yakmaktan kapkara olmuş ana babalar,  bazen ürünlerini don vurmasın diye, çocuklarının geleceği için, çocuklarının üzerindeki yorganı, bat­ taniyeyi getirirler, seraların üzerine örterler. O yağmur, çamur, soğuk içerisinde üretirler, inadına üre­ tirler fakat tam ürünlerini satıp para kazanacaklarında İran'dan sebze-meyve, Arjantin'den limon,  Brezilya'dan veya başka ülkelerden muz ithal edilir. Bizim çiftçimizin ürünü de ihraç edilemez ise  eli böğründe kalır. Çektiği krediyi, borcunu ödeyemez, bir sonraki yıla borçlu bir şekilde girmeye  devam eder. Borcunu ödeyemeyince de tarlasına tapanına, evine barkına haciz gelir.  TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 7 3 - Ey Başbakan, ey Hükümet, sayın AKP milletvekilleri; Mersin'in ilçelerinde, köylerinde yaptı­ ğımız gezilerde, muhtarlarımız ve çiftçilerimiz dert küpü olmuşlar, her geçen gün köylerine değişik  kurumlardan, bankalardan gelen avukat ve haciz memurlarının fazlalaştığından dert yanıyorlar. Bı­ rakın memlekette suni gündemler yaratmayı, bırakın MHP milletvekillerine saldırmayı, bu çiftçile­ rimizin seslerine kulak verin. Çiftçimizin durumunun yedi yılda ne hâle geldiğine bir bakın. 2002  yılında, 57'nci Hükümet döneminde örneğin muz, eski parayla 1,5 milyona satılıyordu, şimdi muz  1,5 milyona satılamıyor. İhracat şampiyonumuz, eski Bakanımız, Mersin Milletvekilimiz Sayın  Kürşad Tüzmen Bey, Bozyazı ve Anamurlular bu resimde muz yerken çektirdiğiniz ve aldığınız not­ ları konuşuyor. Bu notların gereğini yapmanızı istiyor. Sayın milletvekilleri, "Muzun raf ömrünü  uzatmak için ne gerekiyorsa yapılacak." denildi fakat hiçbir şey yok. Muzun millî ürün olarak ilan  edileceği söylenildi, destekleneceği söylenildi ama hiçbir şey yok.  Değerli arkadaşlar, limonu çiftçimiz 600-700 bin liraya üretebiliyor -Ali Ağabey gülüyor ora­ dan, Sayın Milletvekilimiz- AKP'li yetkililer çıktılar seçimlerden önce "Limonu 1,5 milyondan aşa­ ğıya satmayın." dediler. "1 milyondan aşağıya satmayın." dediler, vatandaş da inandı. Şimdi limonu  600 bin liraya satamıyorlar, 600 bin liraya üretemiyorlar hatta. Ama maalesef şu anda 600-700 bin  liraya limon satılamıyor. Mersin'in limanlarında, Mersin'in hallerinde Arjantin'den, Brezilya'dan,  oradan buradan gelen limonlar geziniyor. Bunu değerlendirmenizi istiyoruz.  Sayın milletvekilleri, Tarsus'ta mısır; Mut'ta zeytin, kayısı; Silifke ve Erdemli'de limon, do­ mates; Gülnar'da üzüm, elma; Anamur, Bozyazı'da muz; Aydıncık'ta salatalık, patlıcan üreticileri,  velhasıl tüm Türk çiftçileri fakruzaruret içerisindedir. Rahat nefes almak istiyorlar. Vatanına, bayra­ ğına, milletine, devletine bağlı, canını malını bu uğurda vermekten çekinmeyecek bu insanlarımız  ürettiği ürünün satılmasını, ihraç edilmesini...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  KADİR URAL (Devamla) - ...üretimde kullandığı girdi masraflarının azaltılmasını, vergileri­ nin düşürülmesini, namerde muhtaç olmadan, başkalarına el açıp dilenmeden yaşamak istiyorlar.  Mut ve Silifke'deki fiğ destekleme ücretlerini geri istiyorsunuz. Niye verdiniz, niye geri isti­ yorsunuz? Silifke'deki sel afetinde zarar gören vatandaşlarımıza paralarını verdiniz, şimdi geri isti­ yorsunuz. Hem de 2004'te verdiğiniz parayı faiziyle beraber istiyorsunuz. Bu nasıl bir anlayış? Bunun  mutlaka hesabının sorulacağını da bilmenizi istiyor sayın çiftçilerimiz. Kaledibi Mahallesi muhtarı  feryat ediyor: "Yüz yıldır kullandığımız arazilerimizi elimizden alıyorlar." diyor. Anamur'daki yap­ tığımız toplantıda Kılıç Köyü Muhtarı Veli Hazır yalvarıyor: "Altı buçuk kilometrelik yolum yok."  diyor. Bunların mutlaka gündeme getirilmesini istiyoruz.  Çiftçilerimiz, Başbakandan "Ananı da al git.", bakanlarından "Gözünüzü toprak doyursun."  azarları duymak istemiyorlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KADİR URAL (Devamla) - Son olarak, değerli milletvekilleri, Tokat Reşadiye'de şehit düşen  askerlerimizin faillerine "PKK yaptı." diyemeyen ama Tekel işçilerinin yaptığı hak arama mücade­ lesine "PKK karıştı." diyen zihniyeti kınıyor, Allah ıslah etsin diyerek yüce heyetinizi saygıyla se­ lamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
Sayfa 12 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 7 3 - Ey Başbakan, ey Hükümet, sayın AKP milletvekilleri; Mersin'in ilçelerinde, köylerinde yaptı­ ğımız gezilerde, muhtarlarımız ve çiftçilerimiz dert küpü olmuşlar, her geçen gün köylerine değişik  kurumlardan, bankalardan gelen avukat ve haciz memurlarının fazlalaştığından dert yanıyorlar. Bı­ rakın memlekette suni gündemler yaratmayı, bırakın MHP milletvekillerine saldırmayı, bu çiftçile­ rimizin seslerine kulak verin. Çiftçimizin durumunun yedi yılda ne hâle geldiğine bir bakın. 2002  yılında, 57'nci Hükümet döneminde örneğin muz, eski parayla 1,5 milyona satılıyordu, şimdi muz  1,5 milyona satılamıyor. İhracat şampiyonumuz, eski Bakanımız, Mersin Milletvekilimiz Sayın  Kürşad Tüzmen Bey, Bozyazı ve Anamurlular bu resimde muz yerken çektirdiğiniz ve aldığınız not­ ları konuşuyor. Bu notların gereğini yapmanızı istiyor. Sayın milletvekilleri, "Muzun raf ömrünü  uzatmak için ne gerekiyorsa yapılacak." denildi fakat hiçbir şey yok. Muzun millî ürün olarak ilan  edileceği söylenildi, destekleneceği söylenildi ama hiçbir şey yok.  Değerli arkadaşlar, limonu çiftçimiz 600-700 bin liraya üretebiliyor -Ali Ağabey gülüyor ora­ dan, Sayın Milletvekilimiz- AKP'li yetkililer çıktılar seçimlerden önce "Limonu 1,5 milyondan aşa­ ğıya satmayın." dediler. "1 milyondan aşağıya satmayın." dediler, vatandaş da inandı. Şimdi limonu  600 bin liraya satamıyorlar, 600 bin liraya üretemiyorlar hatta. Ama maalesef şu anda 600-700 bin  liraya limon satılamıyor. Mersin'in limanlarında, Mersin'in hallerinde Arjantin'den, Brezilya'dan,  oradan buradan gelen limonlar geziniyor. Bunu değerlendirmenizi istiyoruz.  Sayın milletvekilleri, Tarsus'ta mısır; Mut'ta zeytin, kayısı; Silifke ve Erdemli'de limon, do­ mates; Gülnar'da üzüm, elma; Anamur, Bozyazı'da muz; Aydıncık'ta salatalık, patlıcan üreticileri,  velhasıl tüm Türk çiftçileri fakruzaruret içerisindedir. Rahat nefes almak istiyorlar. Vatanına, bayra­ ğına, milletine, devletine bağlı, canını malını bu uğurda vermekten çekinmeyecek bu insanlarımız  ürettiği ürünün satılmasını, ihraç edilmesini...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  KADİR URAL (Devamla) - ...üretimde kullandığı girdi masraflarının azaltılmasını, vergileri­ nin düşürülmesini, namerde muhtaç olmadan, başkalarına el açıp dilenmeden yaşamak istiyorlar.  Mut ve Silifke'deki fiğ destekleme ücretlerini geri istiyorsunuz. Niye verdiniz, niye geri isti­ yorsunuz? Silifke'deki sel afetinde zarar gören vatandaşlarımıza paralarını verdiniz, şimdi geri isti­ yorsunuz. Hem de 2004'te verdiğiniz parayı faiziyle beraber istiyorsunuz. Bu nasıl bir anlayış? Bunun  mutlaka hesabının sorulacağını da bilmenizi istiyor sayın çiftçilerimiz. Kaledibi Mahallesi muhtarı  feryat ediyor: "Yüz yıldır kullandığımız arazilerimizi elimizden alıyorlar." diyor. Anamur'daki yap­ tığımız toplantıda Kılıç Köyü Muhtarı Veli Hazır yalvarıyor: "Altı buçuk kilometrelik yolum yok."  diyor. Bunların mutlaka gündeme getirilmesini istiyoruz.  Çiftçilerimiz, Başbakandan "Ananı da al git.", bakanlarından "Gözünüzü toprak doyursun."  azarları duymak istemiyorlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KADİR URAL (Devamla) - Son olarak, değerli milletvekilleri, Tokat Reşadiye'de şehit düşen  askerlerimizin faillerine "PKK yaptı." diyemeyen ama Tekel işçilerinin yaptığı hak arama mücade­ lesine "PKK karıştı." diyen zihniyeti kınıyor, Allah ıslah etsin diyerek yüce heyetinizi saygıyla se­ lamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 7 4 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ural.  Gündem dışı üçüncü söz Tunceli ilindeki TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin söz isteyen  Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genc'e aittir.  Buyurun Sayın Genç.  3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Tunceli ilindeki TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin gün­ dem dışı konuşması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 'ın cevabı  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyo­ rum. Sayın Başkana da bana gündem dışı söz verdiği için ayrıca kendilerine teşekkür ve şükranla­ rımı arz ediyorum.  Şimdi, gündem dışı konuşmamın konusu, Tunceli'deki TEDAŞ müessesesinin özelleştirilmesi.  Galiba 12 Şubatta Malatya, Elâzığ, Tunceli ve Bingöl'deki TEDAŞ özelleşecek, elektrik dağıtımı.  Şimdi, değerli milletvekilleri, doğu, güneydoğu, biliyorsunuz, çok riskli bir bölge. Bu riskli böl­ gede yapılması gereken kamu hizmetlerinin devlet eliyle yapılmasında büyük fayda vardır çünkü  burada güvenlik yok. Güvenlik sorunu olduğu yerde özel teşebbüsün yatırım yapması mümkün değil.  Şimdi, Tunceli ili olarak konuşmak istiyorum. Tunceli ilinde zaten TEDAŞ'ta çalışan, işte, gerek  Devlet Memurları Kanunu'na gerek sözleşme hükümlerine tabi çalışan 125 kişi var. Toplam abone  sayısı 4.292. Böyle küçük bir müessese. Yalnız, burası, tabii, elektrik kaçağı bakımından da Türki­ ye'de en az kaçağın olduğu yer. İnanmanızı istiyorum, Tunceli'deki vatandaşlar devlete karşı yap­ maları gereken görevleri hakkıyla yapıyor. Ben şunu da iddia ediyorum ki, en az elektrik kaçağının  olduğu yer Tunceli çünkü o insanların öyle bir kültürü var, öyle bir ahlakı var. Yani devlet malını uza­ tıp da ondan menfaat sağlayacak kadar insanlık duygularından uzak kişiler değil. Daima hukuka  karşı, devlete karşı, insanlığa karşı yapılması gereken görevlerini yapan bir kitle.  Onun için, şimdi, burada bazı kamu görevleri özelleşti. İşte, Telekom özelleştirildi. Oradaki bir­ çok kamu çalışanı kişilerin görevlerine son verildi. Maalesef Postane gittikçe küçültülüyor. Orada da  doğru dürüst hizmetler yapılmıyor. İşte, kırk elli köyün bağlı olduğu bir Dankent ilçesindeki PTT şu­ besi kapatıldı, bir Pülümür'deki Mutuköprüsü'ndeki PTT şubesi kapatıldı, Kırmızıköprü'deki PTT  şubesi kapatıldı. Şimdi, bunları... Orada çalışan üç beş tane memurdan, yani, devletin kazancı ne  olabilir sayın milletvekilleri? Bu memlekette o kadar har vurup harman savrulan, o kadar devlet pa­ raları o kadar boş yere harcanan bir dönemde iki tane, üç tane memurun aylığını keserek orada kamu  hizmetini getirmemek kadar bence bilinçsiz ve düşüncesiz bir davranış biçimi olamaz.  Şimdi, burada, Tunceli'de kışın çok kar yağıyor. Özellikle Bingöl öyle, Malatya ve Elâzığ'ın bir­ çok köyleri, ilçeleri öyle. Şimdi, burayı alacak, TEDAŞ'ı devralacak kişiler o üç haneli, beş haneli,  on haneli köylere nasıl gidecek, orada elektrik verecek bunlara, arızayı giderecek? Onun için, bunu  özelleştirdiğimiz zaman, inanıyorum ki bunu alacak firma kendi kârını düşünecek ve oraya gitme­ yecek, oraya hizmet götürmeyecek. Ama şunu da o alacak firmaya şimdi peşin söyleyeyim: Bakın,  yani, burada ben kâr ederim düşüncesiyle, beni dinlerlerse, buradaki ihaleye kimse girmesin. Yani bu­ rada kâr ettirmezler. Eğer oraya kamu hizmetini getirmezlerse, köylerimizde elektrik kesilirse, bu  insanlara elektrik hizmetleri gitmediği zaman bu işin takipçisi biz olacağız ve oradaki vatandaş da  zaten hakkını arayacak. Yani "Ben giderim, nasıl olsa işte Malatya'da, Elâzığ'da, Bingöl'de  TEDAŞ'ı alırım, büyük kâr ederim, ondan sonra hizmet de götürmem." anlayışıyla hareket ederlerse  orada adamın burnundan da getirirler, onu da kendilerine özellikle belirtmek istiyorum değerli mil­ letvekilleri yani oradaki o ihaleye kimsenin girmemesini talep ediyorum. Sayın milletvekilleri, bu­ rada, bana göre, Anayasa'nın 47'nci maddesindeki özelleştirme ve devletleştirme konuları üzerinde  Meclisin durması lazım.
Sayfa 13 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 7 4 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ural.  Gündem dışı üçüncü söz Tunceli ilindeki TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin söz isteyen  Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genc'e aittir.  Buyurun Sayın Genç.  3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç 'in, Tunceli ilindeki TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin gün­ dem dışı konuşması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 'ın cevabı  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyo­ rum. Sayın Başkana da bana gündem dışı söz verdiği için ayrıca kendilerine teşekkür ve şükranla­ rımı arz ediyorum.  Şimdi, gündem dışı konuşmamın konusu, Tunceli'deki TEDAŞ müessesesinin özelleştirilmesi.  Galiba 12 Şubatta Malatya, Elâzığ, Tunceli ve Bingöl'deki TEDAŞ özelleşecek, elektrik dağıtımı.  Şimdi, değerli milletvekilleri, doğu, güneydoğu, biliyorsunuz, çok riskli bir bölge. Bu riskli böl­ gede yapılması gereken kamu hizmetlerinin devlet eliyle yapılmasında büyük fayda vardır çünkü  burada güvenlik yok. Güvenlik sorunu olduğu yerde özel teşebbüsün yatırım yapması mümkün değil.  Şimdi, Tunceli ili olarak konuşmak istiyorum. Tunceli ilinde zaten TEDAŞ'ta çalışan, işte, gerek  Devlet Memurları Kanunu'na gerek sözleşme hükümlerine tabi çalışan 125 kişi var. Toplam abone  sayısı 4.292. Böyle küçük bir müessese. Yalnız, burası, tabii, elektrik kaçağı bakımından da Türki­ ye'de en az kaçağın olduğu yer. İnanmanızı istiyorum, Tunceli'deki vatandaşlar devlete karşı yap­ maları gereken görevleri hakkıyla yapıyor. Ben şunu da iddia ediyorum ki, en az elektrik kaçağının  olduğu yer Tunceli çünkü o insanların öyle bir kültürü var, öyle bir ahlakı var. Yani devlet malını uza­ tıp da ondan menfaat sağlayacak kadar insanlık duygularından uzak kişiler değil. Daima hukuka  karşı, devlete karşı, insanlığa karşı yapılması gereken görevlerini yapan bir kitle.  Onun için, şimdi, burada bazı kamu görevleri özelleşti. İşte, Telekom özelleştirildi. Oradaki bir­ çok kamu çalışanı kişilerin görevlerine son verildi. Maalesef Postane gittikçe küçültülüyor. Orada da  doğru dürüst hizmetler yapılmıyor. İşte, kırk elli köyün bağlı olduğu bir Dankent ilçesindeki PTT şu­ besi kapatıldı, bir Pülümür'deki Mutuköprüsü'ndeki PTT şubesi kapatıldı, Kırmızıköprü'deki PTT  şubesi kapatıldı. Şimdi, bunları... Orada çalışan üç beş tane memurdan, yani, devletin kazancı ne  olabilir sayın milletvekilleri? Bu memlekette o kadar har vurup harman savrulan, o kadar devlet pa­ raları o kadar boş yere harcanan bir dönemde iki tane, üç tane memurun aylığını keserek orada kamu  hizmetini getirmemek kadar bence bilinçsiz ve düşüncesiz bir davranış biçimi olamaz.  Şimdi, burada, Tunceli'de kışın çok kar yağıyor. Özellikle Bingöl öyle, Malatya ve Elâzığ'ın bir­ çok köyleri, ilçeleri öyle. Şimdi, burayı alacak, TEDAŞ'ı devralacak kişiler o üç haneli, beş haneli,  on haneli köylere nasıl gidecek, orada elektrik verecek bunlara, arızayı giderecek? Onun için, bunu  özelleştirdiğimiz zaman, inanıyorum ki bunu alacak firma kendi kârını düşünecek ve oraya gitme­ yecek, oraya hizmet götürmeyecek. Ama şunu da o alacak firmaya şimdi peşin söyleyeyim: Bakın,  yani, burada ben kâr ederim düşüncesiyle, beni dinlerlerse, buradaki ihaleye kimse girmesin. Yani bu­ rada kâr ettirmezler. Eğer oraya kamu hizmetini getirmezlerse, köylerimizde elektrik kesilirse, bu  insanlara elektrik hizmetleri gitmediği zaman bu işin takipçisi biz olacağız ve oradaki vatandaş da  zaten hakkını arayacak. Yani "Ben giderim, nasıl olsa işte Malatya'da, Elâzığ'da, Bingöl'de  TEDAŞ'ı alırım, büyük kâr ederim, ondan sonra hizmet de götürmem." anlayışıyla hareket ederlerse  orada adamın burnundan da getirirler, onu da kendilerine özellikle belirtmek istiyorum değerli mil­ letvekilleri yani oradaki o ihaleye kimsenin girmemesini talep ediyorum. Sayın milletvekilleri, bu­ rada, bana göre, Anayasa'nın 47'nci maddesindeki özelleştirme ve devletleştirme konuları üzerinde  Meclisin durması lazım.  TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  Şimdi, bence doğu ve güneydoğuda yeniden bir KİT sistemine dönmek lazım. Orada işsizlik  çok önemli bir sorun. Buraya devletin eliyle... Çünkü can güvenliğinin olmadığı yere özel teşebbüs  gitmiyor. Ne kadar teşvik verirseniz verin, ne kadar cazibeli birtakım uygulamalara girerseniz girin  gitmiyor çünkü evvela güvenlik sorunu var. Oraya birisi gidip de bir fabrika kurduğu zaman birileri  geliyor "Ver bakalım şu kadar haraç." diyor. İşte bu gibi olaylar nedeniyle maalesef oraya özel te­ şebbüs gitmiyor. Onun yerine, devletin, bence, işte cumhuriyet kurulurken teşvik ettiği ve o yolla  Türkiye'nin büyük kalkınma sağladığı KİT sistemine yeniden gitmesi lazım. Yani orada onlarca,  yüzlerce, binlerce...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, lütfen tamamlayın.  KAMER GENÇ (Devamla).. .işçi çalıştırabilecek önemli üretim kurumlan yeniden tesis edilirse  bence hem silahlı eylemlere katılmalar çok önemli boyutta düşer hem de işsizlik sorunu... Zaten  doğu, güneydoğudaki silahlı eylemlerin en büyük nedenlerinden birisi -benim ilimde en azından- işsizliktir arkadaşlar, inanmanızı istiyorum. 1991 yılında SHP ile Doğru Yol Partisi koalisyon  Hükümeti olduğu zaman, o zaman bizim oraya, Tunceli'ye 1.000 tane işçi kadrosu verildi ve onlar  alınınca o en yoğun zamanlarda kimse silahlı eylemlere katılmadı, herkes "Benim sicilim bozulmasın."  dedi ama sonradan o da yürütülmedi, maalesef kötü bir şey oldu.  Diliyorum ve bu Hükümetten özellikle rica ediyorum ki, bizim, Tunceli, Malatya, Elâzığ ve  Bingöl'ün bu TEDAŞ'ını özelleştirmesinler. Oraya gidecek müteahhit de doğru dürüst hizmet götü­ remez, zaten orada bu işi yapacağına da inanmıyorum.  Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.  Hükümet adına Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına söz vermeden evvel, 60'ıncı maddeye  göre pek kısa söz hakkını kullanmak isteyen arkadaşlarımız var, onlara söz vereceğim.  Sayın Müftüoğlu...  V.- AÇIKLAMALAR  /.- Gaziantep Milletvekili Özlem Müftüoğlu 'nun, Gaziantep 'e Türkiye Büyük Millet Meclisi ta­ rafından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması  ÖZLEM MÜFTÜOĞLU (Gaziantep) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şehrimin gazilik un­ vanını almasının yıl dönümünden dolayı konuşmak istiyorum. Söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum.  Gaziantep, düşman işgalinden kurtuluşu esnasında gösterdiği dillere destan mücadele ile millî  Kurtuluş Savaş'ımıza âdeta meşale olmuştur; aynı zamanda, Türk milletinin asla yenilmeyeceğini,  zalimlerin geçici zaferlerinin bu milletin kaderini asla değiştirmeyeceğini göstermiştir. Gaziantep'in  Kurtuluş Savaşı'nda göstermiş olduğu bu kahramanca mücadelesi bütün yurtta takdirle karşılanmış,  aynı şekilde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da taltif edilerek 8 Şubat 1921 tarihinde 93 sa­ yılı Kanun'la Gaziantep adını almıştır. Antep bu özelliliğiyle, ülkemizde gazi unvanına sahip olan ilk  ve tek şehir ve tek halk olmuştur. Gaziantepliler, bayrak şehidi Şahin Beylerin, Şehit Kâmillerin ön­ cülüğünde, binlerce şehit verme pahasına tarihe mal olacak örnek bir savunma yaparak işgal kuv­ vetlerine karşı kahramanca mücadele vermişlerdir. Bu nedenledir ki Mustafa Kemal Atatürk'ün  "Türk'üm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü Gazianteplileri kahramanlık misali ola­ rak alabilirler." övgüsüne mazhar olmuştur.  - 4 7 5 -
Sayfa 14 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  Şimdi, bence doğu ve güneydoğuda yeniden bir KİT sistemine dönmek lazım. Orada işsizlik  çok önemli bir sorun. Buraya devletin eliyle... Çünkü can güvenliğinin olmadığı yere özel teşebbüs  gitmiyor. Ne kadar teşvik verirseniz verin, ne kadar cazibeli birtakım uygulamalara girerseniz girin  gitmiyor çünkü evvela güvenlik sorunu var. Oraya birisi gidip de bir fabrika kurduğu zaman birileri  geliyor "Ver bakalım şu kadar haraç." diyor. İşte bu gibi olaylar nedeniyle maalesef oraya özel te­ şebbüs gitmiyor. Onun yerine, devletin, bence, işte cumhuriyet kurulurken teşvik ettiği ve o yolla  Türkiye'nin büyük kalkınma sağladığı KİT sistemine yeniden gitmesi lazım. Yani orada onlarca,  yüzlerce, binlerce...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, lütfen tamamlayın.  KAMER GENÇ (Devamla).. .işçi çalıştırabilecek önemli üretim kurumlan yeniden tesis edilirse  bence hem silahlı eylemlere katılmalar çok önemli boyutta düşer hem de işsizlik sorunu... Zaten  doğu, güneydoğudaki silahlı eylemlerin en büyük nedenlerinden birisi -benim ilimde en azından- işsizliktir arkadaşlar, inanmanızı istiyorum. 1991 yılında SHP ile Doğru Yol Partisi koalisyon  Hükümeti olduğu zaman, o zaman bizim oraya, Tunceli'ye 1.000 tane işçi kadrosu verildi ve onlar  alınınca o en yoğun zamanlarda kimse silahlı eylemlere katılmadı, herkes "Benim sicilim bozulmasın."  dedi ama sonradan o da yürütülmedi, maalesef kötü bir şey oldu.  Diliyorum ve bu Hükümetten özellikle rica ediyorum ki, bizim, Tunceli, Malatya, Elâzığ ve  Bingöl'ün bu TEDAŞ'ını özelleştirmesinler. Oraya gidecek müteahhit de doğru dürüst hizmet götü­ remez, zaten orada bu işi yapacağına da inanmıyorum.  Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.  Hükümet adına Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına söz vermeden evvel, 60'ıncı maddeye  göre pek kısa söz hakkını kullanmak isteyen arkadaşlarımız var, onlara söz vereceğim.  Sayın Müftüoğlu...  V.- AÇIKLAMALAR  /.- Gaziantep Milletvekili Özlem Müftüoğlu 'nun, Gaziantep 'e Türkiye Büyük Millet Meclisi ta­ rafından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması  ÖZLEM MÜFTÜOĞLU (Gaziantep) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şehrimin gazilik un­ vanını almasının yıl dönümünden dolayı konuşmak istiyorum. Söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum.  Gaziantep, düşman işgalinden kurtuluşu esnasında gösterdiği dillere destan mücadele ile millî  Kurtuluş Savaş'ımıza âdeta meşale olmuştur; aynı zamanda, Türk milletinin asla yenilmeyeceğini,  zalimlerin geçici zaferlerinin bu milletin kaderini asla değiştirmeyeceğini göstermiştir. Gaziantep'in  Kurtuluş Savaşı'nda göstermiş olduğu bu kahramanca mücadelesi bütün yurtta takdirle karşılanmış,  aynı şekilde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da taltif edilerek 8 Şubat 1921 tarihinde 93 sa­ yılı Kanun'la Gaziantep adını almıştır. Antep bu özelliliğiyle, ülkemizde gazi unvanına sahip olan ilk  ve tek şehir ve tek halk olmuştur. Gaziantepliler, bayrak şehidi Şahin Beylerin, Şehit Kâmillerin ön­ cülüğünde, binlerce şehit verme pahasına tarihe mal olacak örnek bir savunma yaparak işgal kuv­ vetlerine karşı kahramanca mücadele vermişlerdir. Bu nedenledir ki Mustafa Kemal Atatürk'ün  "Türk'üm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü Gazianteplileri kahramanlık misali ola­ rak alabilirler." övgüsüne mazhar olmuştur.  - 4 7 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Antep'e gazilik unvanının verilmesinin 89'uncu yıl dönümünde, özgürlüğümüzü canları paha­ sına bizlere armağan eden şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnet ve saygıyla anarken bu gazi şeh­ rin bir evladı olmaktan gurur duyduğumu belirtiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Sayın Mazıcıoğlu...  2.- Gaziantep Milletvekili Halil Mazıcıoğlu 'nun, Gaziantep 'e Türkiye Büyük Millet Meclisi ta­ rafından gazilik unvanı verilmesinin 89 'uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması  HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.  Bu konuşma fırsatını değerlendirip Gaziantep'e gazilik unvanının verilmesiyle ilgili olarak ta­ rihî önemi haiz bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; en zor ve çetin şartlarda on bir ay süren Antep savunması,  yeryüzünde var olduğu günden bugüne kadar bağımsızlığın timsali olmuş Türk milletini tarih sah­ nesinden silmek isteyenlere karşı bu şehrin insanlarının tek bir yürek olarak verdiği en güzel cevap­ tır. Tarihin altın sayfaları arasında yerini alan Antep savunması, küçük büyük, kadın erkek demeden,  bu milletin bağımsızlığı ve vatanı uğruna, kendisinden kat kat güçlü olan düşmana karşı, her türlü im­ kânsızlık içinde dahi neler yapabileceğinin destanıdır. Millî mücadelemiz içinde gerek Kuvayımilli- yeye kıvılcım olması bakımından gerekse oluş şartları bakımından ayrı bir öneme sahip olan Antep  savunması, Türk milletinin boynuna esaret zinciri vurulamayacağının da haykırışıdır.  Antepliler, işgale karşı değişik gruplar tarafından farklı alternatiflerin seslendirildiği, işgal dö­ neminde "Ya istiklal ya ölüm!" parolasıyla yola çıkan Büyük Önder'in, kayıtsız şartsız arkasından  gitmişlerdir. İşte tam bu noktada, Gaziantepliler, hiçbir yerden yardım ve destek almadan büyük bir  kararlılık, irade ve dayanma gücüyle direnerek Şahinbeylerin, Karayılanların ve daha nice adsız kah­ ramanların öncülüğünde 6.317 şehit ve binlerce gazi verme pahasına kahramanlık, yiğitlik ve cesa­ ret anıtı olmuşlardır.  "Gazi"lik unvanı alan şehrimizin seksen dokuz yıl süren İstiklal Madalyası hasreti 7 Şubat 2008  tarihinde yüce Meclisimiz tarafından çıkarılan kanun ile sona ermiş, gazi şehrimiz, Meclis Başkanı­ mız Sayın Koksal Toptan'ın teşvikleriyle İstiklal Madalyası'na kavuşmuştur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN-Say ın Sarı...  3.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı 'nın, Gaziantep 'e Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafın­ dan gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması  MEHMET SARI (Gaziantep) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Gaziantep'e Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından "gazi"lik unvanının verilmesinin yıl dö­ nümü nedeniyle söz verdiğiniz için de ayrıyeten teşekkür ediyorum.  Mondros Ateşkes Anlaşması'yla itilaf devletleri, Orta Anadolu'da birkaç ilimiz hariç Anado­ lu'nun her köşesini bir bir işgal etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı'nın uzak cephelerinde uzun yıllar  savaşmaktan yorulmuş ve yıpranmış Anadolu'nun bu duruma direnecek gücü kalmamıştı. Tarih bo­ yunca bağımsızlığını her türlü değerin üzerinde tutan Türk milleti, bu tablo içinde dahi işgale boyun  eğmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önderin yaktığı me­ şale, her şehrin, her kasabanın kendi yazgısıyla baş başa kaldığı bu karanlık günlerde Türk milletine  bir umut olmuştur.  - 4 7 6 -
Sayfa 15 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Antep'e gazilik unvanının verilmesinin 89'uncu yıl dönümünde, özgürlüğümüzü canları paha­ sına bizlere armağan eden şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnet ve saygıyla anarken bu gazi şeh­ rin bir evladı olmaktan gurur duyduğumu belirtiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  BAŞKAN - Sayın Mazıcıoğlu...  2.- Gaziantep Milletvekili Halil Mazıcıoğlu 'nun, Gaziantep 'e Türkiye Büyük Millet Meclisi ta­ rafından gazilik unvanı verilmesinin 89 'uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması  HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.  Bu konuşma fırsatını değerlendirip Gaziantep'e gazilik unvanının verilmesiyle ilgili olarak ta­ rihî önemi haiz bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; en zor ve çetin şartlarda on bir ay süren Antep savunması,  yeryüzünde var olduğu günden bugüne kadar bağımsızlığın timsali olmuş Türk milletini tarih sah­ nesinden silmek isteyenlere karşı bu şehrin insanlarının tek bir yürek olarak verdiği en güzel cevap­ tır. Tarihin altın sayfaları arasında yerini alan Antep savunması, küçük büyük, kadın erkek demeden,  bu milletin bağımsızlığı ve vatanı uğruna, kendisinden kat kat güçlü olan düşmana karşı, her türlü im­ kânsızlık içinde dahi neler yapabileceğinin destanıdır. Millî mücadelemiz içinde gerek Kuvayımilli- yeye kıvılcım olması bakımından gerekse oluş şartları bakımından ayrı bir öneme sahip olan Antep  savunması, Türk milletinin boynuna esaret zinciri vurulamayacağının da haykırışıdır.  Antepliler, işgale karşı değişik gruplar tarafından farklı alternatiflerin seslendirildiği, işgal dö­ neminde "Ya istiklal ya ölüm!" parolasıyla yola çıkan Büyük Önder'in, kayıtsız şartsız arkasından  gitmişlerdir. İşte tam bu noktada, Gaziantepliler, hiçbir yerden yardım ve destek almadan büyük bir  kararlılık, irade ve dayanma gücüyle direnerek Şahinbeylerin, Karayılanların ve daha nice adsız kah­ ramanların öncülüğünde 6.317 şehit ve binlerce gazi verme pahasına kahramanlık, yiğitlik ve cesa­ ret anıtı olmuşlardır.  "Gazi"lik unvanı alan şehrimizin seksen dokuz yıl süren İstiklal Madalyası hasreti 7 Şubat 2008  tarihinde yüce Meclisimiz tarafından çıkarılan kanun ile sona ermiş, gazi şehrimiz, Meclis Başkanı­ mız Sayın Koksal Toptan'ın teşvikleriyle İstiklal Madalyası'na kavuşmuştur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN-Say ın Sarı...  3.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı 'nın, Gaziantep 'e Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafın­ dan gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması  MEHMET SARI (Gaziantep) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Gaziantep'e Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından "gazi"lik unvanının verilmesinin yıl dö­ nümü nedeniyle söz verdiğiniz için de ayrıyeten teşekkür ediyorum.  Mondros Ateşkes Anlaşması'yla itilaf devletleri, Orta Anadolu'da birkaç ilimiz hariç Anado­ lu'nun her köşesini bir bir işgal etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı'nın uzak cephelerinde uzun yıllar  savaşmaktan yorulmuş ve yıpranmış Anadolu'nun bu duruma direnecek gücü kalmamıştı. Tarih bo­ yunca bağımsızlığını her türlü değerin üzerinde tutan Türk milleti, bu tablo içinde dahi işgale boyun  eğmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önderin yaktığı me­ şale, her şehrin, her kasabanın kendi yazgısıyla baş başa kaldığı bu karanlık günlerde Türk milletine  bir umut olmuştur.  - 4 7 6 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 7 7 - Yokluk içindeki Antep halkı bir istiklal mücadelesi vererek 6.317 şehit vermiş ve Antep'i düş­ man işgalinden kurtarmıştır. Bu nedenledir ki Antepliler cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder  Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ben Gazianteplilerin gözlerinden nasıl öpmem ki onlar Antep'i kurtar­ dıkları gibi Türkiye'yi de kurtardılar." övgüsüne mazhar olmuştur. Bu nedenle, Antep savunması  Kurtuluş Savaşı'mız içerisinde ayrı bir yere sahiptir.  Netice itibarıyla, Türk milletinin bağrından çıkardığı Türkiye Büyük Millet Meclisi, 8 Şubat  1921 'de Antep'e "gazi"lik unvanını vermiştir. Antep savunması kahramanlarının ruhlarını şad etmiş  olan bu anlamlı hediye, Gazianteplilerin kahramanlık ve cesaretini gelecek kuşaklara taşıyacak ölüm­ süz bir sembol olarak tüm hemşehrilerimizi gururlandırmıştır. 23'üncü Dönem Türkiye Büyük Mil­ let Meclisi olarak alınan kararla, Gaziantep'in "gazi"lik unvanının ayrılmaz parçası olan İstiklal  Madalyası da Gaziantep'e verilmiştir.  Türk gençliğinin, atalarının bıraktığı bu mirasa gerektiğinde aynı kararlılık, azim ve inançla en  iyi şekilde sahip çıkacağına olan inancımı belirterek üzerinde yaşadığımız toprakları bizlere vatan  yapan ve al bayrağımızın gururla dalgalanmasını sağlayan "gazi"lik unvanı ve İstiklal Madalyası...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Özdemir...  4.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'e Türkiye Büyük Millet Meclisi tara­ fından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkanım, ben de Gaziantep'in "gazi"lik unvanını al­ masıyla ilgili gününü kutluyorum. Bu arada, Gaziantep'in biraz sorunlarından bahsetmek istiyorum.  Atalarımızın 6 binin üzerinde şehit vererek bizlere emanet ettiği Gaziantep'in AKP iktidarları  döneminde gerçekten durumu içler acısı değildir! Ekonomik kriz neticesi Antep'te işsizlik alabildi­ ğine artmış, 2009 Ocak-Mayıs döneminde, İŞKUR verilerine göre, işsiz sayısı 29.368 kişiye ulaşmış,  bu rakam 2008 yılında yüzde 50'lik bir artış göstermiştir.  Yine son zamanlarda baktığımız zaman, 2007, 2008, 2009 yılları verilerine baktığımızda, Ga­ ziantep'te asayiş bozulmuş ve Türkiye'nin ikinci derecede göç alan ili hâline gelmiş ve bunun dı­ şında Gaziantep'te uyuşturucu kullananların ölüm oranları Türkiye ikincisi durumuna gelmiş ve  bunun da göçle ilgili çok büyük bir sorun hâline geldiğini görüyoruz.  Yine tarım konusunda, ekonomi konusunda ve hayvancılık konusunda da büyük ilerlemelerin ol­ madığını görüyoruz. Dediğim gibi, göç son derece fazla ve son verilere göre 1 milyon 650 bin,  1 milyon 700 bine yaklaşan Gaziantep nüfusuna baktığımızda, iki yıl içerisinde, 2008 ve 2009 veri­ lerine göre incelediğimizde 41 binin üzerinde nüfus artışı var. Bu, Türkiye'de yine ikinci nüfus artışı  olan il. Bunları AKP iktidarları görememiş ve gerekli tedbirleri alamamış efendim.  BAŞKAN-Say ın Halis...  5.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis 'in, Tunceli 'deki TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin açık­ laması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 'ın cevabı  ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Teşekkür ediyorum.  Tabii, Tunceli'nin en az hizmet alan illerden biri olduğunu herkes biliyor. Bu yetmiyormuş gibi  TEDAŞ da özelleştirilmeye çalışılıyor. TEDAŞ'ın parasal ve ekipman desteğiyle hizmet kalitesinin  geliştirilmesi gerekirken bu özelleştirme mantığını anlamış değiliz. Ayrıca, özelleştirmelerin bir iş­ sizlik sorununa, işsizliğe de yol açtığını biliyoruz.
Sayfa 16 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 7 7 - Yokluk içindeki Antep halkı bir istiklal mücadelesi vererek 6.317 şehit vermiş ve Antep'i düş­ man işgalinden kurtarmıştır. Bu nedenledir ki Antepliler cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder  Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ben Gazianteplilerin gözlerinden nasıl öpmem ki onlar Antep'i kurtar­ dıkları gibi Türkiye'yi de kurtardılar." övgüsüne mazhar olmuştur. Bu nedenle, Antep savunması  Kurtuluş Savaşı'mız içerisinde ayrı bir yere sahiptir.  Netice itibarıyla, Türk milletinin bağrından çıkardığı Türkiye Büyük Millet Meclisi, 8 Şubat  1921 'de Antep'e "gazi"lik unvanını vermiştir. Antep savunması kahramanlarının ruhlarını şad etmiş  olan bu anlamlı hediye, Gazianteplilerin kahramanlık ve cesaretini gelecek kuşaklara taşıyacak ölüm­ süz bir sembol olarak tüm hemşehrilerimizi gururlandırmıştır. 23'üncü Dönem Türkiye Büyük Mil­ let Meclisi olarak alınan kararla, Gaziantep'in "gazi"lik unvanının ayrılmaz parçası olan İstiklal  Madalyası da Gaziantep'e verilmiştir.  Türk gençliğinin, atalarının bıraktığı bu mirasa gerektiğinde aynı kararlılık, azim ve inançla en  iyi şekilde sahip çıkacağına olan inancımı belirterek üzerinde yaşadığımız toprakları bizlere vatan  yapan ve al bayrağımızın gururla dalgalanmasını sağlayan "gazi"lik unvanı ve İstiklal Madalyası...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Özdemir...  4.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'e Türkiye Büyük Millet Meclisi tara­ fından gazilik unvanı verilmesinin 89'uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması  HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkanım, ben de Gaziantep'in "gazi"lik unvanını al­ masıyla ilgili gününü kutluyorum. Bu arada, Gaziantep'in biraz sorunlarından bahsetmek istiyorum.  Atalarımızın 6 binin üzerinde şehit vererek bizlere emanet ettiği Gaziantep'in AKP iktidarları  döneminde gerçekten durumu içler acısı değildir! Ekonomik kriz neticesi Antep'te işsizlik alabildi­ ğine artmış, 2009 Ocak-Mayıs döneminde, İŞKUR verilerine göre, işsiz sayısı 29.368 kişiye ulaşmış,  bu rakam 2008 yılında yüzde 50'lik bir artış göstermiştir.  Yine son zamanlarda baktığımız zaman, 2007, 2008, 2009 yılları verilerine baktığımızda, Ga­ ziantep'te asayiş bozulmuş ve Türkiye'nin ikinci derecede göç alan ili hâline gelmiş ve bunun dı­ şında Gaziantep'te uyuşturucu kullananların ölüm oranları Türkiye ikincisi durumuna gelmiş ve  bunun da göçle ilgili çok büyük bir sorun hâline geldiğini görüyoruz.  Yine tarım konusunda, ekonomi konusunda ve hayvancılık konusunda da büyük ilerlemelerin ol­ madığını görüyoruz. Dediğim gibi, göç son derece fazla ve son verilere göre 1 milyon 650 bin,  1 milyon 700 bine yaklaşan Gaziantep nüfusuna baktığımızda, iki yıl içerisinde, 2008 ve 2009 veri­ lerine göre incelediğimizde 41 binin üzerinde nüfus artışı var. Bu, Türkiye'de yine ikinci nüfus artışı  olan il. Bunları AKP iktidarları görememiş ve gerekli tedbirleri alamamış efendim.  BAŞKAN-Say ın Halis...  5.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis 'in, Tunceli 'deki TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin açık­ laması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 'ın cevabı  ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Teşekkür ediyorum.  Tabii, Tunceli'nin en az hizmet alan illerden biri olduğunu herkes biliyor. Bu yetmiyormuş gibi  TEDAŞ da özelleştirilmeye çalışılıyor. TEDAŞ'ın parasal ve ekipman desteğiyle hizmet kalitesinin  geliştirilmesi gerekirken bu özelleştirme mantığını anlamış değiliz. Ayrıca, özelleştirmelerin bir iş­ sizlik sorununa, işsizliğe de yol açtığını biliyoruz.  TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 4 7 8 - Tabii, bu bugüne kadar verilmiş olan kalitesiz ve yetersiz hizmetten bir nevi özelleştirmeye ge­ rekçe hazırlanmış gibi bir durum var. Yaklaşık yirmi yıldır köylere hizmet veren elektrik sistemleri­ nin yani direk, tel germe, trafo gibi elemanların bakımları yeterince yapılmamış. Yine, trafolar  ihtiyaca cevap verecek olan güce sahip değildir ve önemlisi de köylerine dönmek isteyen köylülerin  talepleri kabul edilmemiş ve dolayısıyla yeni köyler yeniden oluşturulamamıştır.  Şimdi, burada devlete düşen görev, özelleştirme yerine kadro ve ödenek olanakları yaratarak  daha kaliteli ve daha verimli bir hizmeti o köylere götürmektir. Aksi takdirde, bizim, özelleştirmeyle  bu hizmetin ne kadar kalite bulacağı noktasında ciddi kaygılarımız var.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) ÇEŞİTLİ İŞLER  ].- Genel Kurulu ziyaret eden Gürcistan Parlamento Başkanı David Bakradze 'ye Başkanlıkça  "Hoş geldiniz " denilmesi  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının davetlisi olarak ülkemize resmî bir  ziyarette bulunan Gürcistan Parlamento Başkanı Sayın David Bakradze, Meclis Başkanımız Sayın  Mehmet Ali Şahin ile birlikte Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir. Kendilerine Türkiye Büyük Mil­ let Meclisi Genel Kurulu adına "Hoş geldiniz." diyorum. (Alkışlar)  IV- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Tunceli ilindeki TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin gün­ dem dışı konuşması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 'ın cevabı (Devam)  V- AÇIKLAMALAR (Devam)  5.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis 'in, Tunceli 'deki TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin açık­ laması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 'ın cevabı (Devam)  BAŞKAN - Hükümet adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Yıldız.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Sayın Başkan, de­ ğerli arkadaşlar; TEDAŞ ile ilgili gündem dışı konuşmalara cevap vermek üzere söz almış bulunu­ yorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Hepinizin de bildiği gibi, 2004 yılında Strateji Belgesi'yle yayınladığımız ve YPK kararıyla  onaylanmış bir strateji belgemiz var. Bu karar şunu söylüyor: 2001 yılında başlayan, piyasanın ser- bestleşmesiyle alakalı, liberalleşmesiyle alakalı hem dağıtım şirketlerinin hem de ilgili üretim şir­ ketlerinin özelleştirilmesini ilgilendiren bir yapı oluşturuyoruz. Bunu niçin yapıyoruz? Bu,  vatandaşımızın daha kaliteli, daha seri, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir ortamda hizmet ala­ bilmesini teminen...
Sayfa 17 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 4 7 8 - Tabii, bu bugüne kadar verilmiş olan kalitesiz ve yetersiz hizmetten bir nevi özelleştirmeye ge­ rekçe hazırlanmış gibi bir durum var. Yaklaşık yirmi yıldır köylere hizmet veren elektrik sistemleri­ nin yani direk, tel germe, trafo gibi elemanların bakımları yeterince yapılmamış. Yine, trafolar  ihtiyaca cevap verecek olan güce sahip değildir ve önemlisi de köylerine dönmek isteyen köylülerin  talepleri kabul edilmemiş ve dolayısıyla yeni köyler yeniden oluşturulamamıştır.  Şimdi, burada devlete düşen görev, özelleştirme yerine kadro ve ödenek olanakları yaratarak  daha kaliteli ve daha verimli bir hizmeti o köylere götürmektir. Aksi takdirde, bizim, özelleştirmeyle  bu hizmetin ne kadar kalite bulacağı noktasında ciddi kaygılarımız var.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) ÇEŞİTLİ İŞLER  ].- Genel Kurulu ziyaret eden Gürcistan Parlamento Başkanı David Bakradze 'ye Başkanlıkça  "Hoş geldiniz " denilmesi  BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının davetlisi olarak ülkemize resmî bir  ziyarette bulunan Gürcistan Parlamento Başkanı Sayın David Bakradze, Meclis Başkanımız Sayın  Mehmet Ali Şahin ile birlikte Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir. Kendilerine Türkiye Büyük Mil­ let Meclisi Genel Kurulu adına "Hoş geldiniz." diyorum. (Alkışlar)  IV- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  3.- Tunceli Milletvekili Kamer Genc'in, Tunceli ilindeki TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin gün­ dem dışı konuşması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 'ın cevabı (Devam)  V- AÇIKLAMALAR (Devam)  5.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis 'in, Tunceli 'deki TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin açık­ laması ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 'ın cevabı (Devam)  BAŞKAN - Hükümet adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Yıldız.  ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri) - Sayın Başkan, de­ ğerli arkadaşlar; TEDAŞ ile ilgili gündem dışı konuşmalara cevap vermek üzere söz almış bulunu­ yorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Hepinizin de bildiği gibi, 2004 yılında Strateji Belgesi'yle yayınladığımız ve YPK kararıyla  onaylanmış bir strateji belgemiz var. Bu karar şunu söylüyor: 2001 yılında başlayan, piyasanın ser- bestleşmesiyle alakalı, liberalleşmesiyle alakalı hem dağıtım şirketlerinin hem de ilgili üretim şir­ ketlerinin özelleştirilmesini ilgilendiren bir yapı oluşturuyoruz. Bunu niçin yapıyoruz? Bu,  vatandaşımızın daha kaliteli, daha seri, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir ortamda hizmet ala­ bilmesini teminen...  TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 7 9 - Tabii ki bu illerden bir tanesi de biraz önce bahsi geçen Tunceli'miz. Tunceli'yle alakalı per­ formans değerlerini sayarken öncelikle Tuncelili vatandaşlarımıza ben de teşekkür etmeyi bir borç  biliyorum. Her ne kadar kayıp-kaçak oranında biraz önceki bahsedildiği gibi birinci sırada olmasa da  -yirmi beşinci sıradadır şu anda kayıp-kaçak oranında- buna rağmen, bu önemli bir performanstır.  Şimdi, biz bilgileri doğru raflara, doğru şekilde koyacağız ama teşekkürümüzü de etmemiz lazım.  Özellikle Tunceli'de gösterilmiş iyi bir performanstır. Şu anda özellikle Türkiye'de son yedi buçuk  yıl içerisinde kayıp-kaçakla yapılan mücadelede önemli başarılar sağlanmıştır. Katedeceğimiz me­ safe bitmiş midir? Hayır, daha katedeceğimiz mesafeler vardır, yapacağımız işler vardır ama 10-11  puanlık bir ilerleme bile kayıp-kaçak oranında önemli bir ilerlemedir. O yüzden, şu anda yüzde 6,5 Mar  civarında kayıp-kaçak oranı olan ilimiz var. Ben, bütün bu konuda hassasiyet gösteren kamu kurum  ve kuruluşlarına, özel sektör ve vatandaşlarımıza da teşekkür ediyorum.  Tabii ki burada aynı cümleleri ben kullanmış olsam herhalde bir suç olacaktı. Yani siz... "İha­ leye bundan sonra kimse girmesin, özellikle burayla alakalı. Ben bunu talep ediyorum." diye aynı  cümleleri ben kullansam herhalde ihaleye bir müdahale olarak algılanacaktır. Ama Tuncelili vatan­ daşlarımız kesinlikle müsterih olsunlar ki oradaki yapılacak yatırımlar, yine yapılan şartname ve  ihale sürecinde garanti altına alınmıştır çünkü kendisine verilen pay oranında ve kâr oranında yatı­ rım yapma zorunluluğu vardır oraya gelen özel sektörün.  Bildiğiniz gibi, şu anda yalnızca Fırat Dağıtım Şirketini hesaba katmadığımızda ve 12 Şubatta  yapılacak ihaleleri hesaba katmadığımızda dahi şu anki özelleşmiş dağıtım şirketi portföyü yüzde  25'ler civarındadır. Biz bunun önümüzdeki üç ay içerisinde yüzde 44'ler, 45'ler civarına çıkacağına  inanıyoruz, bu saydığımız dört tane dağıtım şirketinin özelleşmesi hâlinde. Aynı zamanda oraya giden  yatırımcılarımız ve 44 tane firma müracaat etmiştir bu bölgelere ve onlar kıyasıya rekabette buluna­ caklardır, aynen bundan önceki yapılanlarda olduğu gibi. Danışmanlık kuruluşlarının ve bizim bek­ lediğimiz fiyatların hatta biraz üzerinde seyretmektedir. Bu, sevindirici bir şeydir, aynı zamanda  siyasi istikrara duyulan bir güvenin eseridir. Gerek dağıtım şirketlerinde gerekse üretim şirketlerin­ deki hedefimiz de budur.  Dün, özellikle Avrupa ülkelerinden birisiyle yaptığımız ve on beş tane büyük yatırımcının ka­ tıldığı toplantıda çok güzel sonuçlar elde edilmiştir ve Türkiye'deki bu tür projelere duyduğu ilgiden  bahsetmişlerdir. O yüzden ben özellikle istirham ediyorum, Tuncelili vatandaşlarımızın herhangi bir  tedirginliğe kapılmasına gerek olmayacak kadar yatırımlar garanti altına alınmıştır ve biz de bunun  takipçisi olacağız. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuyla beraber de bu tür yatırımlar her zaman  takip edilecektir.  Ben Fırat EDAŞ'la alakalı, yani Malatya, Elâzığ, Bingöl ve Tunceli'yi içeren, dört ilimizi içe­ ren bu bölgeyle alakalı bir kısım performans değerlerini vermek isterim:  Burada çalışan kurum personel sayısı Fırat elektrik dağıtım bölgesinde 1.104'tür, Tunceli ili­ mizde 124 adettir.  Kurulu gücü 1.769 MVA'dır, yalnızca Tunceli'de 100 MVA civarındadır.  Puant 16 megavatlar civarında çekilmektedir Tunceli'de, bölge olarak baktığımızda ise 417 me­ gavatlar civarında. Bunu şunun için söylüyorum: Çok rakama boğmak istemem ama oraya yapılan  yatırımın şu anda kullanılan gücün yaklaşık 4 katı civarında olduğunu belirtmek için bunu söyledim.  Yani, 1.800 MVA civarındaki kurulu gücün, şu anda takribi dörtte l ' i civarında çekilmektedir. Yani  oraya yapılan yatırım az bir yatırım değildir. Bu açıdan müsterih olunmasını istediğim nokta budur.
Sayfa 18 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 7 9 - Tabii ki bu illerden bir tanesi de biraz önce bahsi geçen Tunceli'miz. Tunceli'yle alakalı per­ formans değerlerini sayarken öncelikle Tuncelili vatandaşlarımıza ben de teşekkür etmeyi bir borç  biliyorum. Her ne kadar kayıp-kaçak oranında biraz önceki bahsedildiği gibi birinci sırada olmasa da  -yirmi beşinci sıradadır şu anda kayıp-kaçak oranında- buna rağmen, bu önemli bir performanstır.  Şimdi, biz bilgileri doğru raflara, doğru şekilde koyacağız ama teşekkürümüzü de etmemiz lazım.  Özellikle Tunceli'de gösterilmiş iyi bir performanstır. Şu anda özellikle Türkiye'de son yedi buçuk  yıl içerisinde kayıp-kaçakla yapılan mücadelede önemli başarılar sağlanmıştır. Katedeceğimiz me­ safe bitmiş midir? Hayır, daha katedeceğimiz mesafeler vardır, yapacağımız işler vardır ama 10-11  puanlık bir ilerleme bile kayıp-kaçak oranında önemli bir ilerlemedir. O yüzden, şu anda yüzde 6,5 Mar  civarında kayıp-kaçak oranı olan ilimiz var. Ben, bütün bu konuda hassasiyet gösteren kamu kurum  ve kuruluşlarına, özel sektör ve vatandaşlarımıza da teşekkür ediyorum.  Tabii ki burada aynı cümleleri ben kullanmış olsam herhalde bir suç olacaktı. Yani siz... "İha­ leye bundan sonra kimse girmesin, özellikle burayla alakalı. Ben bunu talep ediyorum." diye aynı  cümleleri ben kullansam herhalde ihaleye bir müdahale olarak algılanacaktır. Ama Tuncelili vatan­ daşlarımız kesinlikle müsterih olsunlar ki oradaki yapılacak yatırımlar, yine yapılan şartname ve  ihale sürecinde garanti altına alınmıştır çünkü kendisine verilen pay oranında ve kâr oranında yatı­ rım yapma zorunluluğu vardır oraya gelen özel sektörün.  Bildiğiniz gibi, şu anda yalnızca Fırat Dağıtım Şirketini hesaba katmadığımızda ve 12 Şubatta  yapılacak ihaleleri hesaba katmadığımızda dahi şu anki özelleşmiş dağıtım şirketi portföyü yüzde  25'ler civarındadır. Biz bunun önümüzdeki üç ay içerisinde yüzde 44'ler, 45'ler civarına çıkacağına  inanıyoruz, bu saydığımız dört tane dağıtım şirketinin özelleşmesi hâlinde. Aynı zamanda oraya giden  yatırımcılarımız ve 44 tane firma müracaat etmiştir bu bölgelere ve onlar kıyasıya rekabette buluna­ caklardır, aynen bundan önceki yapılanlarda olduğu gibi. Danışmanlık kuruluşlarının ve bizim bek­ lediğimiz fiyatların hatta biraz üzerinde seyretmektedir. Bu, sevindirici bir şeydir, aynı zamanda  siyasi istikrara duyulan bir güvenin eseridir. Gerek dağıtım şirketlerinde gerekse üretim şirketlerin­ deki hedefimiz de budur.  Dün, özellikle Avrupa ülkelerinden birisiyle yaptığımız ve on beş tane büyük yatırımcının ka­ tıldığı toplantıda çok güzel sonuçlar elde edilmiştir ve Türkiye'deki bu tür projelere duyduğu ilgiden  bahsetmişlerdir. O yüzden ben özellikle istirham ediyorum, Tuncelili vatandaşlarımızın herhangi bir  tedirginliğe kapılmasına gerek olmayacak kadar yatırımlar garanti altına alınmıştır ve biz de bunun  takipçisi olacağız. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuyla beraber de bu tür yatırımlar her zaman  takip edilecektir.  Ben Fırat EDAŞ'la alakalı, yani Malatya, Elâzığ, Bingöl ve Tunceli'yi içeren, dört ilimizi içe­ ren bu bölgeyle alakalı bir kısım performans değerlerini vermek isterim:  Burada çalışan kurum personel sayısı Fırat elektrik dağıtım bölgesinde 1.104'tür, Tunceli ili­ mizde 124 adettir.  Kurulu gücü 1.769 MVA'dır, yalnızca Tunceli'de 100 MVA civarındadır.  Puant 16 megavatlar civarında çekilmektedir Tunceli'de, bölge olarak baktığımızda ise 417 me­ gavatlar civarında. Bunu şunun için söylüyorum: Çok rakama boğmak istemem ama oraya yapılan  yatırımın şu anda kullanılan gücün yaklaşık 4 katı civarında olduğunu belirtmek için bunu söyledim.  Yani, 1.800 MVA civarındaki kurulu gücün, şu anda takribi dörtte l ' i civarında çekilmektedir. Yani  oraya yapılan yatırım az bir yatırım değildir. Bu açıdan müsterih olunmasını istediğim nokta budur.  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Toplam abone sayısına baktığımızda yaklaşık 680 bin adet abonemizin bu Fırat bölgesinde bu­ lunduğunu söyleyebilirim. Tunceli'ye karşılık gelen rakamı ise 40.308 civarındadır.  Kişi başına elektrik tüketimi 1.230 kilovatsaat civarında Fırat'ta, 987 kilovatsaat civarında da  Tunceli'dedir.  Kayıp-kaçak oranlarına baktığımızda, yine sevinerek söylemeliyim ki Fırat havzasından daha  düşük bir kayıp-kaçak oranına sahiptir Tunceli. Fırat'ta, yani Malatya, Elâzığ, Bingöl ve Tunceli'nin  içinde bulunduğu illerin ortalaması yüzde 13,63 iken Tunceli'de bu 11,84'tür.  Yatırım ödeneği açısından baktığımızda 26 milyon TL civarında, içinde bulunduğumuz 2010  yılında buralara yatırım yapılacak. Tunceli'ye ayrılan yatırım 4,6 milyon TL civarındadır. O açıdan,  herhangi bir tedirginliğe kapılmamıza gerek olmayacaktır.  Bakım-onarım ödenekleri için ayırdığımız rakam bunun haricindedir. Tunceli'ye 1,1 milyon TL  civarında bakım-onarım ödeneği ayırıyoruz. Fırat EDAŞ'a ise 6,5 milyon TL civarında ödenek ayı­ racağız.  Özellikle ülkemizde bu kalitenin artması, özellikle elektrik dağıtım işinde köylerimize hatta  mezralarımıza varıncaya kadar hizmetlerin kesintisiz bir şekilde devam etmesini teminen bu  özelleştirme politikasına devam edileceğini bildiriyorum ve heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım:  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)  B) TEZKERELER  1.- Gürcistan Parlamento Başkanı David Bakradze ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret  etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1093)  08 Şubat 2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 28 Ocak 2010 tarih ve 64 sayılı Kararı ile  Gürcistan Parlamento Başkanı Sayın David Bakradze ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret et­ mesi uygun bulunmuştur.  Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzen­ lenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.  Mehmet Ali Şahin  Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanı  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  - 4 8 0 -
Sayfa 19 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Toplam abone sayısına baktığımızda yaklaşık 680 bin adet abonemizin bu Fırat bölgesinde bu­ lunduğunu söyleyebilirim. Tunceli'ye karşılık gelen rakamı ise 40.308 civarındadır.  Kişi başına elektrik tüketimi 1.230 kilovatsaat civarında Fırat'ta, 987 kilovatsaat civarında da  Tunceli'dedir.  Kayıp-kaçak oranlarına baktığımızda, yine sevinerek söylemeliyim ki Fırat havzasından daha  düşük bir kayıp-kaçak oranına sahiptir Tunceli. Fırat'ta, yani Malatya, Elâzığ, Bingöl ve Tunceli'nin  içinde bulunduğu illerin ortalaması yüzde 13,63 iken Tunceli'de bu 11,84'tür.  Yatırım ödeneği açısından baktığımızda 26 milyon TL civarında, içinde bulunduğumuz 2010  yılında buralara yatırım yapılacak. Tunceli'ye ayrılan yatırım 4,6 milyon TL civarındadır. O açıdan,  herhangi bir tedirginliğe kapılmamıza gerek olmayacaktır.  Bakım-onarım ödenekleri için ayırdığımız rakam bunun haricindedir. Tunceli'ye 1,1 milyon TL  civarında bakım-onarım ödeneği ayırıyoruz. Fırat EDAŞ'a ise 6,5 milyon TL civarında ödenek ayı­ racağız.  Özellikle ülkemizde bu kalitenin artması, özellikle elektrik dağıtım işinde köylerimize hatta  mezralarımıza varıncaya kadar hizmetlerin kesintisiz bir şekilde devam etmesini teminen bu  özelleştirme politikasına devam edileceğini bildiriyorum ve heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım:  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)  B) TEZKERELER  1.- Gürcistan Parlamento Başkanı David Bakradze ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret  etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1093)  08 Şubat 2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 28 Ocak 2010 tarih ve 64 sayılı Kararı ile  Gürcistan Parlamento Başkanı Sayın David Bakradze ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret et­ mesi uygun bulunmuştur.  Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzen­ lenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.  Mehmet Ali Şahin  Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanı  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  - 4 8 0 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  C) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 32 milletvekilinin, TOKİ'nin İstanbul-Ataköy sahilin­ deki tasarruflarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/555)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Kıyılar, bir ülkenin miktarı çoğaltılamayan ve denizin doğal uzantısı olması dolayısı ile denizin  tamamlayıcı parçası olan kesimidir. Yine kıyılar geçmişten bize, bizlerden de gelecek nesillere ko­ runarak aktarılması gereken en değerli doğal miraslardandır. Bu nedenle çağdaş ülkelerde olduğu  gibi ülkemizde de kıyılara ayrı bir değer verilmiş ve hazine de dahil özel mülkiyete konu edilmesi  mümkün olmayan özellikli bir kaynak statüsü tanınmıştır. Anayasa başta olmak üzere, çeşitli yasa­ lar ve Danıştay/Yargıtay içtihatları ile güvenceye alınmış olan kıyıların hukuki statüsüne karşı, hâlâ  hukuka aykırı olarak kıyı talanı şeklinde gerçekleşen ve gerçekleşmeye devam eden yanlış bazı uy­ gulamalara ne yazık ki tanık olmaktayız.  İstanbul'daki ormanlık alanlar ve sahillerdeki kaçak düzensiz yapılaşmanın en önemli sebebi  kamunun gerekli önlemleri almamasından kaynaklanmaktadır. Yasal düzenlemelerin yetersizliği ve  insan hatasını en aza indirecek sağlıklı denetimlerin azlığı, yaşanan sorunu daha kronik hale getir­ mektedir. Kıyı kullanımında en çok rastlanan usulsüzlük ise deniz dolgusunda yaşanmaktadır. Önce  dolgu yapılmakta daha sonra da planlar onaylanmaktadır. İstanbul'daki hızlı yapılaşma nedeniyle  birçok kamu ve orman arazisi talan edilmekte, imar değişiklikleri ile yerlerine beton yığınları dikil­ mektedir. Bu talan Ataköy-Yeşilköy sahilindeki kıyı kesiminde de yaşanmaktadır. Ataköy sahilinde  çok güzel bir projeyi hayata geçireceğini iddia eden TOKİ bazı taşınmazları satışa çıkarmıştır. Bu ne­ denle kıyıların satış işlemlerinin ve satış öncesi hukuki durumlarının iyi araştırılması gerekmektedir.  Çeşitli gerekçeler ve uygulamalarla kamuoyu gündemini meşgul eden, kıyıların gelişigüzel yapılaş­ maya konu edilmesinin önündeki hukuki engellerin ve kıyı kullanımlarının bu konudaki yasal dü­ zenlemeler karşısındaki halihazır hukuki durumunun gözden geçirilmesi ve denetime dair genel  prensiplerin açığa çıkarılması gerekmektedir.  TOKİ tarafından satışı gündeme getirilen Ataköy-Yeşilköy sahilindeki kıyı kesiminde kalan ta­ şınmazların mülkiyetlerinin geçerliliğinin olup olmadığının, tescil edilmiş olan bu kıyılar üzerinde  yapılan imar uygulamasının hukuki durumunun ve bu taşınmazları satın alacak kişilerin mülkiyet  kaydı yönünden ileride korunmaya değer bir haklarının olup olmayacağının, bu sebeplerle doğacak  uyuşmazlıklar nedeniyle kamu maliyesinin (açılacak tazminat davaları nedeniyle) görebileceği za­ rarların boyutunun araştırılması amacıyla Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tü- züğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.  1) Sacid Yıldız (İstanbul)  2) Yaşar Ağyüz (Gaziantep)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Gürol Ergin (Muğla)  5) Osman Kaptan (Antalya)  6) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  7) Ahmet Küçük (Çanakkale)  8) Çetin Soysal (İstanbul)  - 4 8 1 -
Sayfa 20 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  C) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 32 milletvekilinin, TOKİ'nin İstanbul-Ataköy sahilin­ deki tasarruflarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/555)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Kıyılar, bir ülkenin miktarı çoğaltılamayan ve denizin doğal uzantısı olması dolayısı ile denizin  tamamlayıcı parçası olan kesimidir. Yine kıyılar geçmişten bize, bizlerden de gelecek nesillere ko­ runarak aktarılması gereken en değerli doğal miraslardandır. Bu nedenle çağdaş ülkelerde olduğu  gibi ülkemizde de kıyılara ayrı bir değer verilmiş ve hazine de dahil özel mülkiyete konu edilmesi  mümkün olmayan özellikli bir kaynak statüsü tanınmıştır. Anayasa başta olmak üzere, çeşitli yasa­ lar ve Danıştay/Yargıtay içtihatları ile güvenceye alınmış olan kıyıların hukuki statüsüne karşı, hâlâ  hukuka aykırı olarak kıyı talanı şeklinde gerçekleşen ve gerçekleşmeye devam eden yanlış bazı uy­ gulamalara ne yazık ki tanık olmaktayız.  İstanbul'daki ormanlık alanlar ve sahillerdeki kaçak düzensiz yapılaşmanın en önemli sebebi  kamunun gerekli önlemleri almamasından kaynaklanmaktadır. Yasal düzenlemelerin yetersizliği ve  insan hatasını en aza indirecek sağlıklı denetimlerin azlığı, yaşanan sorunu daha kronik hale getir­ mektedir. Kıyı kullanımında en çok rastlanan usulsüzlük ise deniz dolgusunda yaşanmaktadır. Önce  dolgu yapılmakta daha sonra da planlar onaylanmaktadır. İstanbul'daki hızlı yapılaşma nedeniyle  birçok kamu ve orman arazisi talan edilmekte, imar değişiklikleri ile yerlerine beton yığınları dikil­ mektedir. Bu talan Ataköy-Yeşilköy sahilindeki kıyı kesiminde de yaşanmaktadır. Ataköy sahilinde  çok güzel bir projeyi hayata geçireceğini iddia eden TOKİ bazı taşınmazları satışa çıkarmıştır. Bu ne­ denle kıyıların satış işlemlerinin ve satış öncesi hukuki durumlarının iyi araştırılması gerekmektedir.  Çeşitli gerekçeler ve uygulamalarla kamuoyu gündemini meşgul eden, kıyıların gelişigüzel yapılaş­ maya konu edilmesinin önündeki hukuki engellerin ve kıyı kullanımlarının bu konudaki yasal dü­ zenlemeler karşısındaki halihazır hukuki durumunun gözden geçirilmesi ve denetime dair genel  prensiplerin açığa çıkarılması gerekmektedir.  TOKİ tarafından satışı gündeme getirilen Ataköy-Yeşilköy sahilindeki kıyı kesiminde kalan ta­ şınmazların mülkiyetlerinin geçerliliğinin olup olmadığının, tescil edilmiş olan bu kıyılar üzerinde  yapılan imar uygulamasının hukuki durumunun ve bu taşınmazları satın alacak kişilerin mülkiyet  kaydı yönünden ileride korunmaya değer bir haklarının olup olmayacağının, bu sebeplerle doğacak  uyuşmazlıklar nedeniyle kamu maliyesinin (açılacak tazminat davaları nedeniyle) görebileceği za­ rarların boyutunun araştırılması amacıyla Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tü- züğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.  1) Sacid Yıldız (İstanbul)  2) Yaşar Ağyüz (Gaziantep)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Gürol Ergin (Muğla)  5) Osman Kaptan (Antalya)  6) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  7) Ahmet Küçük (Çanakkale)  8) Çetin Soysal (İstanbul)  - 4 8 1 - TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  9) Bülent Baratalı (İzmir)  10) Ahmet Ersin (İzmir)  11) Faik Öztrak (Tekirdağ)  12) Mehmet Akif Hamzaçebi (Trabzon)  13) Necla Arat (İstanbul)  14) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  15) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  16) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  17) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  18) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  19) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  20) Tacidar Seyhan (Adana)  21) Nevingaye Erbatur (Adana)  22) Ensar Öğüt (Ardahan)  23) İsa Gök (Mersin)  24) Birgen Keleş (İstanbul)  25) Orhan Ziya Diren (Tokat)  26) Zekeriya Akıncı (Ankara)  27) Vahap Seçer (Mersin)  28) Metin Arifağaoğlu (Artvin)  29) Muharrem İnce (Yalova)  30) Nesrin Baytok (Ankara)  31) Ergün Aydoğan (Balıkesir)  32) Şahin Mengü (Manisa)  33) Mehmet Ali Susam (İzmir)  2.- istanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 21 milletvekilinin, sigara yasağı kapsamındaki işlet­ melerin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Mec­ lis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/556)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  4207 Sayılı Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun, 03.01.2008 tarihinde kanunlaşmış, 19 Mayıs 2008 tarihinde de yürür­ lüğe girmiştir.  Kanun değişikliği, sigara yasağı konusunda sadece kullanıcılar için değil işletmeler için de ciddi  uygulama ve yaptırımlar getirmiştir.  - 4 8 2 -
Sayfa 21 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  9) Bülent Baratalı (İzmir)  10) Ahmet Ersin (İzmir)  11) Faik Öztrak (Tekirdağ)  12) Mehmet Akif Hamzaçebi (Trabzon)  13) Necla Arat (İstanbul)  14) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)  15) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  16) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  17) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  18) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  19) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  20) Tacidar Seyhan (Adana)  21) Nevingaye Erbatur (Adana)  22) Ensar Öğüt (Ardahan)  23) İsa Gök (Mersin)  24) Birgen Keleş (İstanbul)  25) Orhan Ziya Diren (Tokat)  26) Zekeriya Akıncı (Ankara)  27) Vahap Seçer (Mersin)  28) Metin Arifağaoğlu (Artvin)  29) Muharrem İnce (Yalova)  30) Nesrin Baytok (Ankara)  31) Ergün Aydoğan (Balıkesir)  32) Şahin Mengü (Manisa)  33) Mehmet Ali Susam (İzmir)  2.- istanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 21 milletvekilinin, sigara yasağı kapsamındaki işlet­ melerin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Mec­ lis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/556)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  4207 Sayılı Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun, 03.01.2008 tarihinde kanunlaşmış, 19 Mayıs 2008 tarihinde de yürür­ lüğe girmiştir.  Kanun değişikliği, sigara yasağı konusunda sadece kullanıcılar için değil işletmeler için de ciddi  uygulama ve yaptırımlar getirmiştir.  - 4 8 2 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 8 3 - Kanunla "özel hukuk kişilerine ait üretim, ticaret, sosyal, kültürel, eğlence ve benzeri amaçlı, bir­ den fazla kişinin girebileceği binaların kapalı alanları" sigara (tüm tütün mamulleri) yasağı kapsamına  alınmıştır. Artık kamu, özel ayrımı olmaksızın işyerlerinin yangın merdivenleri, balkonlar, merdiven  boşlukları dâhil tüm kapalı alanlarında sigara içilmesine izin verilmemesi gerekmektedir. İşyerlerinin  kapalı alanlarında sigara içmek yasaklandığı için bu yasağın göstergesi olarak uyan levhalarının kanun  ve ilgili yönetmeliğe uygun olarak herkesin görebileceği şekilde işyerine asılması şartı getirilmiştir.  1 yılı aşkın bir süredir yürürlükte olan yasa, amaç itibariyle doğru olsa da uygulama esasları  açısından pek çok sakıncayı barındırmaktadır. Yasanın uygulanmaya başladığı tarihten bu yana, başta  eğlence sektörü olmak üzere, sektör çalışanlarının ve işletmecilerin beyanlarına göre sektörde % 30'luk  bir daralma meydana gelmiştir. Pek çok iş yeri kapanmış, bir o kadar işyeri de kapanma tehlikesi ile  karşı karşıyadır. Etkileri gittikçe derinleşen ekonomik krizle birlikte ayakta durmakta zorlanan işlet­ meler yasanın kapsamının genişletilmesi ile birlikte daha da zora girmiştir.  Yasanın uygulanması açısından da çeşitli sıkıntıların yaşandığı bilinmektedir. İşletme sahiple­ rinin, yasağa uymayan müşterilerini, hatta başka işletmelerin ihbar edilmesi öngörülmektedir. Bu da,  sosyal ilişkiler açısından hoş olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle kavgaların yaşandığı hatta  hayatını kaybeden işletme sahiplerinin olduğu belirtilmektedir.  Getirilen yasak nedeniyle, işleri iyi gitmeyen işletme sahipleri öncelikle çalışanların sayısını  azaltma yoluna gitmektedir. İşsizler ordusuna bu nedenle her gün yenileri eklenmektedir.  Bunun yanında, yasanın kapsamının genişletilmesi ile sigara içenler bina önlerinde, sokaklarda,  bahçe, park gibi alanlarda sigara içmektedir. Yasanın yeniden düzenlenme amacıyla hiç de uyumlu  olmayan görüntülere neden olunmaktadır.  Toplum sağlığını gözetmek ve bu anlamda önlemler almak elbette ki gerekli ve doğru bir yak­ laşımdır. Ancak burada konunun tarafı olan kişilerin de düşünülmesi gerekmektedir. Onların yaşa­ yacağı sıkıntı ve zorlukların düşünülerek önlem alınması gerekmektedir.  Yasağın uygulanması ile ortaya çıkan olumsuzlukların görülmemesi, esnafın, işletme sahiplerinin  çığlığına kulak verilmemesi doğru bir yaklaşım değildir. Bu nedenle yasanın kapsamının genişletilmesi  sürecinde yapılmayan, yasağa ilişkin görüş ve çözüm önerilerinin şimdi sorulması faydalı olacaktır.  Öncelikle, başka ülkelerdeki uygulamaların incelenmesi faydalı olacaktır. Çeşitli sınırlamaların  yanında geliştirilecek alternatiflerle mevcut durumun korunması ile birlikte işletmelerde yaşanan so­ runları da çözecek bir ortak yolun bulunması mümkündür.  Özellikle eğlence sektöründe hizmet veren işletmelerde, kahvehanelerde sigara içmeyen kişile­ rin etkilenmeyeceği ve hiçbir şekilde dumana maruz kalmayacağı şekilde düzenlemelerin yapılması  çözüm yolunda atılabilecek önemli bir adımdır. Böylece hem sigara içmeyenlerin hakları korunmuş  olur hem de işletmelerin günümüzde yoğun olarak yaşadıkları ekonomik darboğazın büyümesi en­ gellenmiş olacaktır. Mekânlar içinde yaratılacak ayrı mekânların yanında, sigara içilen ve içilmeyen  şeklinde alternatif mekânların oluşturulması yoluna da gidilebilir. Böylece herhangi bir hak gaspı ol­ maksızın sorunun çözümlenmesi yolunda önemli bir adım atılmış olacaktır.
Sayfa 22 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 8 3 - Kanunla "özel hukuk kişilerine ait üretim, ticaret, sosyal, kültürel, eğlence ve benzeri amaçlı, bir­ den fazla kişinin girebileceği binaların kapalı alanları" sigara (tüm tütün mamulleri) yasağı kapsamına  alınmıştır. Artık kamu, özel ayrımı olmaksızın işyerlerinin yangın merdivenleri, balkonlar, merdiven  boşlukları dâhil tüm kapalı alanlarında sigara içilmesine izin verilmemesi gerekmektedir. İşyerlerinin  kapalı alanlarında sigara içmek yasaklandığı için bu yasağın göstergesi olarak uyan levhalarının kanun  ve ilgili yönetmeliğe uygun olarak herkesin görebileceği şekilde işyerine asılması şartı getirilmiştir.  1 yılı aşkın bir süredir yürürlükte olan yasa, amaç itibariyle doğru olsa da uygulama esasları  açısından pek çok sakıncayı barındırmaktadır. Yasanın uygulanmaya başladığı tarihten bu yana, başta  eğlence sektörü olmak üzere, sektör çalışanlarının ve işletmecilerin beyanlarına göre sektörde % 30'luk  bir daralma meydana gelmiştir. Pek çok iş yeri kapanmış, bir o kadar işyeri de kapanma tehlikesi ile  karşı karşıyadır. Etkileri gittikçe derinleşen ekonomik krizle birlikte ayakta durmakta zorlanan işlet­ meler yasanın kapsamının genişletilmesi ile birlikte daha da zora girmiştir.  Yasanın uygulanması açısından da çeşitli sıkıntıların yaşandığı bilinmektedir. İşletme sahiple­ rinin, yasağa uymayan müşterilerini, hatta başka işletmelerin ihbar edilmesi öngörülmektedir. Bu da,  sosyal ilişkiler açısından hoş olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle kavgaların yaşandığı hatta  hayatını kaybeden işletme sahiplerinin olduğu belirtilmektedir.  Getirilen yasak nedeniyle, işleri iyi gitmeyen işletme sahipleri öncelikle çalışanların sayısını  azaltma yoluna gitmektedir. İşsizler ordusuna bu nedenle her gün yenileri eklenmektedir.  Bunun yanında, yasanın kapsamının genişletilmesi ile sigara içenler bina önlerinde, sokaklarda,  bahçe, park gibi alanlarda sigara içmektedir. Yasanın yeniden düzenlenme amacıyla hiç de uyumlu  olmayan görüntülere neden olunmaktadır.  Toplum sağlığını gözetmek ve bu anlamda önlemler almak elbette ki gerekli ve doğru bir yak­ laşımdır. Ancak burada konunun tarafı olan kişilerin de düşünülmesi gerekmektedir. Onların yaşa­ yacağı sıkıntı ve zorlukların düşünülerek önlem alınması gerekmektedir.  Yasağın uygulanması ile ortaya çıkan olumsuzlukların görülmemesi, esnafın, işletme sahiplerinin  çığlığına kulak verilmemesi doğru bir yaklaşım değildir. Bu nedenle yasanın kapsamının genişletilmesi  sürecinde yapılmayan, yasağa ilişkin görüş ve çözüm önerilerinin şimdi sorulması faydalı olacaktır.  Öncelikle, başka ülkelerdeki uygulamaların incelenmesi faydalı olacaktır. Çeşitli sınırlamaların  yanında geliştirilecek alternatiflerle mevcut durumun korunması ile birlikte işletmelerde yaşanan so­ runları da çözecek bir ortak yolun bulunması mümkündür.  Özellikle eğlence sektöründe hizmet veren işletmelerde, kahvehanelerde sigara içmeyen kişile­ rin etkilenmeyeceği ve hiçbir şekilde dumana maruz kalmayacağı şekilde düzenlemelerin yapılması  çözüm yolunda atılabilecek önemli bir adımdır. Böylece hem sigara içmeyenlerin hakları korunmuş  olur hem de işletmelerin günümüzde yoğun olarak yaşadıkları ekonomik darboğazın büyümesi en­ gellenmiş olacaktır. Mekânlar içinde yaratılacak ayrı mekânların yanında, sigara içilen ve içilmeyen  şeklinde alternatif mekânların oluşturulması yoluna da gidilebilir. Böylece herhangi bir hak gaspı ol­ maksızın sorunun çözümlenmesi yolunda önemli bir adım atılmış olacaktır.  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  4207 sayılı kanunun kapsamının genişletilmesiyle işletmelerin yaşadığı sorunlar ve bu sorunla­ rın çözülmesi için alınacak tedbirlerin tespiti amacıyla, Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif  ederiz.  1) Çetin Soysal  2) Sacid Yıldız  3) Şevket Köse  4) Tansel Barış  5) Yaşar Ağyüz  6) Ali Rıza Öztürk  7) Rahmi Güner  8) Necla Arat  9) Muharrem İnce  10) Gürol Ergin  11) Birgen Keleş  12) Kemal Demirel  23.12.2009  (İstanbul)  (İstanbul)  (Adıyaman)  (Kırklareli)  (Gaziantep)  (Mersin)  (Ordu)  (İstanbul)  (Yalova)  (Muğla)  (İstanbul)  (Bursa)  13) Mehmet Şevki Kulkuloğlu (Kayseri)  14) Tacidar Seyhan  15) Ramazan Kerim Özkan  16) Ali Rıza Ertemür  17) Ali İhsan Köktürk  18) Atila Emek  19) Halil Ünlütepe  20) Orhan Ziya Diren  21) Mevlüt Coşkuner  22) Durdu Özbolat  (Adana)  (Burdur)  (Denizli)  (Zonguldak)  (Antalya)  (Afyonkarahisar)  (Tokat)  (İsparta)  (Kahramanmaraş)  3.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin, Roman vatandaşların sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına iliş­ kin önergesi (10/557)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Roman yurttaşlarımızın karşı karşıya bulunduğu sorunların ve uğradıkları ayrımcı uygulamala­ rın tespit edilmesi, yaşam hakkına yönelen tehditlerin ortadan kaldırılması için alınacak önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98'nci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis  Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.  Gerekçe:  Türkiye'de ayrımcılığa en fazla uğrayan, etkilenen grupların başında "Romanlar" gelmektedir.  Çalışma hayatında, kamuda, sosyal güvenlik ve sağlıkta, okulda, sokakta, kafede, restoranlarda, ma­ ğazalarda, görevlilerden sıradan vatandaşa kadar ayrımcı muamele ve uygulamalara maruz kalmakta,  potansiyel suçlu muamelesi görmektedirler.  Türkiye AB üyelik sürecinde göstermelik bazı önlemlerle yetinirken, daha önce "İstanbul/Su- lukule"de yaşananlar ve resmi uygulamalarla başlayan ayrımcılık son olarak Manisa'nın Mendes il­ çesinde yaşandı.  - 4 8 4 -
Sayfa 23 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  4207 sayılı kanunun kapsamının genişletilmesiyle işletmelerin yaşadığı sorunlar ve bu sorunla­ rın çözülmesi için alınacak tedbirlerin tespiti amacıyla, Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif  ederiz.  1) Çetin Soysal  2) Sacid Yıldız  3) Şevket Köse  4) Tansel Barış  5) Yaşar Ağyüz  6) Ali Rıza Öztürk  7) Rahmi Güner  8) Necla Arat  9) Muharrem İnce  10) Gürol Ergin  11) Birgen Keleş  12) Kemal Demirel  23.12.2009  (İstanbul)  (İstanbul)  (Adıyaman)  (Kırklareli)  (Gaziantep)  (Mersin)  (Ordu)  (İstanbul)  (Yalova)  (Muğla)  (İstanbul)  (Bursa)  13) Mehmet Şevki Kulkuloğlu (Kayseri)  14) Tacidar Seyhan  15) Ramazan Kerim Özkan  16) Ali Rıza Ertemür  17) Ali İhsan Köktürk  18) Atila Emek  19) Halil Ünlütepe  20) Orhan Ziya Diren  21) Mevlüt Coşkuner  22) Durdu Özbolat  (Adana)  (Burdur)  (Denizli)  (Zonguldak)  (Antalya)  (Afyonkarahisar)  (Tokat)  (İsparta)  (Kahramanmaraş)  3.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin, Roman vatandaşların sorunlarının  araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına iliş­ kin önergesi (10/557)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Roman yurttaşlarımızın karşı karşıya bulunduğu sorunların ve uğradıkları ayrımcı uygulamala­ rın tespit edilmesi, yaşam hakkına yönelen tehditlerin ortadan kaldırılması için alınacak önlemlerin  belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98'nci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis  Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.  Gerekçe:  Türkiye'de ayrımcılığa en fazla uğrayan, etkilenen grupların başında "Romanlar" gelmektedir.  Çalışma hayatında, kamuda, sosyal güvenlik ve sağlıkta, okulda, sokakta, kafede, restoranlarda, ma­ ğazalarda, görevlilerden sıradan vatandaşa kadar ayrımcı muamele ve uygulamalara maruz kalmakta,  potansiyel suçlu muamelesi görmektedirler.  Türkiye AB üyelik sürecinde göstermelik bazı önlemlerle yetinirken, daha önce "İstanbul/Su- lukule"de yaşananlar ve resmi uygulamalarla başlayan ayrımcılık son olarak Manisa'nın Mendes il­ çesinde yaşandı.  - 4 8 4 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Selendi ilçesinde yılbaşı gecesi çay içme yüzünden çıkan kavga sonrası, binlerce kişi toplana­ rak "Selendi bizimdir bizim kalacak" sloganlarıyla Romanların yaşadığı Zafer Mahallesine yürümüş,  ev ve barakaları taşlamış, ateşe vermiş, araçları tahrip etmiş, yerle bir etmiştir. Can ve mal güvenli­ ğinin tehdit altında olduğu bu durumda ne yazık ki devlet seyirci olmuş, 15'i çocuk 75 Romanı Gör­ des ilçesine sürgüne akrabalarının yanına götürmekle yetinmiştir. Saatlerce terör estirenlere hoşgörü  ile yaklaşılırken Romanlar korunmamıştır. Vali, Kaymakam, Belediye Başkanı linç girişiminde bu­ lunan taşkın kalabalığı konuşarak dağılmalarını istemiş, saldırganlar tespit edilip, yakalanıp yargı  önüne çıkarılmamıştır.  Ülkemizde daha öncede etnik, dini ve mezhep farklılığı bulunan azınlıklara karşı saldırı ve linç  girişimleri yaşanmıştı. Bu olayların son zamanlarda özellikle Ege bölgesinde daha önce Kürt yurt­ taşlarımıza karşı 39 kez linç girişimi yaşanması, yaşananlar karşısında devlet zaafının ortaya çık­ ması kaygı vericidir.  Avrupa Birliği'nde 2000 yılında kabul edilen, ırk ve etnik kökene dayalı doğrudan ya da dolaylı  her türlü ayrımcı muameleyi yasaklayan bir yasal düzenlemenin varlığına karşın, Çek Cumhuriyeti,  Macaristan, Polonya ve Yunanistan'da en fazla ayrımcı muamelenin yaşandığı görülmektedir.  Romanlar uğradıkları ayrımcı haksız muamelelerde, nasılsa sonuç alınmaz kaygısıyla, resmi  makamlara başvurmamaktadır. İş hayatına katılmakta da birçok zorlukla karşılanmakta, aşağılan­ maktadırlar.  Türkiye'de son yıllarda sıkça yaşanan bu linç girişimleri karşısında, Roman yurttaşlarımızın ya­ şadıkları yerler, sıkıntılarının giderilmesi ve uğradıkları ayrımcı uygulamaların tespit edilmesi, yaşam  hakkına yönelen tehditlerin ortadan kaldırılması amacıyla önlem alınması için; bir Meclis Araştırması  açılması, komisyon kurulması gerekmektedir.  1) M. Nuri Yaman (Muş)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  4) Emine Ayna (Mardin)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Ayla Akat Ata (Batman)  7) Bengi Yıldız (Batman)  8) Fatma Kurtulan (Van)  9) Hasip Kaplan (Şırnak)  10) Hamit Geylani (Hakkâri)  11) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet UmkUras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15)  16)  17)  18)  19)  20)  Özdal Üçer  Pervin Buldan  (Van)  (İğdır)  (İstanbul)  (Şırnak)  (Muş)  Sebahat Tuncel  Sevahir Bayındır  Sırrı Sakık  Şerafettin Halis (Tunceli)  - 4 8 5 -
Sayfa 24 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Selendi ilçesinde yılbaşı gecesi çay içme yüzünden çıkan kavga sonrası, binlerce kişi toplana­ rak "Selendi bizimdir bizim kalacak" sloganlarıyla Romanların yaşadığı Zafer Mahallesine yürümüş,  ev ve barakaları taşlamış, ateşe vermiş, araçları tahrip etmiş, yerle bir etmiştir. Can ve mal güvenli­ ğinin tehdit altında olduğu bu durumda ne yazık ki devlet seyirci olmuş, 15'i çocuk 75 Romanı Gör­ des ilçesine sürgüne akrabalarının yanına götürmekle yetinmiştir. Saatlerce terör estirenlere hoşgörü  ile yaklaşılırken Romanlar korunmamıştır. Vali, Kaymakam, Belediye Başkanı linç girişiminde bu­ lunan taşkın kalabalığı konuşarak dağılmalarını istemiş, saldırganlar tespit edilip, yakalanıp yargı  önüne çıkarılmamıştır.  Ülkemizde daha öncede etnik, dini ve mezhep farklılığı bulunan azınlıklara karşı saldırı ve linç  girişimleri yaşanmıştı. Bu olayların son zamanlarda özellikle Ege bölgesinde daha önce Kürt yurt­ taşlarımıza karşı 39 kez linç girişimi yaşanması, yaşananlar karşısında devlet zaafının ortaya çık­ ması kaygı vericidir.  Avrupa Birliği'nde 2000 yılında kabul edilen, ırk ve etnik kökene dayalı doğrudan ya da dolaylı  her türlü ayrımcı muameleyi yasaklayan bir yasal düzenlemenin varlığına karşın, Çek Cumhuriyeti,  Macaristan, Polonya ve Yunanistan'da en fazla ayrımcı muamelenin yaşandığı görülmektedir.  Romanlar uğradıkları ayrımcı haksız muamelelerde, nasılsa sonuç alınmaz kaygısıyla, resmi  makamlara başvurmamaktadır. İş hayatına katılmakta da birçok zorlukla karşılanmakta, aşağılan­ maktadırlar.  Türkiye'de son yıllarda sıkça yaşanan bu linç girişimleri karşısında, Roman yurttaşlarımızın ya­ şadıkları yerler, sıkıntılarının giderilmesi ve uğradıkları ayrımcı uygulamaların tespit edilmesi, yaşam  hakkına yönelen tehditlerin ortadan kaldırılması amacıyla önlem alınması için; bir Meclis Araştırması  açılması, komisyon kurulması gerekmektedir.  1) M. Nuri Yaman (Muş)  2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)  3) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)  4) Emine Ayna (Mardin)  5) Akın Birdal (Diyarbakır)  6) Ayla Akat Ata (Batman)  7) Bengi Yıldız (Batman)  8) Fatma Kurtulan (Van)  9) Hasip Kaplan (Şırnak)  10) Hamit Geylani (Hakkâri)  11) İbrahim Binici (Şanlıurfa)  12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)  13) Mehmet UmkUras (İstanbul)  14) Osman Özçelik (Siirt)  15)  16)  17)  18)  19)  20)  Özdal Üçer  Pervin Buldan  (Van)  (İğdır)  (İstanbul)  (Şırnak)  (Muş)  Sebahat Tuncel  Sevahir Bayındır  Sırrı Sakık  Şerafettin Halis (Tunceli)  - 4 8 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  4.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 29 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırıla­ rak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/558)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Son yıllarda maalesef ülkemizde kayıp çocuklarla ilgili medya haberlerinde artış gözlenmekte­ dir. Aileler ve tüm kamuoyu kaybolduğu iddia edilen çocukların akıbetinden endişe duymaktadır.  Elbette ki sorun ihmal edilemez ve ertelenemez bir önem arz etmektedir.  Nitekim bir süre önce Başbakanlık İnsan Haklan Başkanlığı, "Kayıp Çocuklar Raporu" adı al­ tında bir rapor yayınlamıştır.  Bu rapora göre 15 Ocak 2008 tarihi itibarıyla 1.444 çocuk kaybolmuş; bunların 803'ü buluna­ rak ailelerine teslim edilmiştir. 27 Mayıs 2009 tarihi itibariyle ülkemizdeki kayıp çocuk sayısı 1.592  olarak tespit edilmiştir.  Yüce meclisin bu konuyu bütün yönleriyle incelemesi; alınması gerekli tedbirleri tespit ederek  kayıp çocukların bir an önce bulunmaları için destek sağlaması gerekmektedir.  Çocuk kayıplarının nedenlerinin tespit edilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla  Anayasa'nın 98' inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araş­ tırması açılması hususunda gereğinin yapılmasını arz ve teklif ederiz.  1) Cevdet Erdöl (Trabzon)  2) Mustafa Elitaş (Kayseri)  3) Necdet Ünüvar (Adana)  4) Mustafa Cumur (Trabzon)  5) Mehmet Emin Ekmen (Batman)  6) Avni Erdemir (Amasya)  7) Safiye Seymenoğlu (Trabzon)  8) Aşkın Asan (Ankara)  9) Alev Dedegil (İstanbul)  10) Özlem Piltanoğlu Türköne (İstanbul)  11) Ayşe Türkmenoğlu (Konya)  12) Durdu Mehmet Kastal (Osmaniye)  13) Rıtvan Köybaşı (Nevşehir)  14) Muharrem Selamoğlu (Niğde)  15) Abdulmuttalip Özbek (Hakkâri)  16) İdris Güllüce (İstanbul)  17) Fetani Battal (Bayburt)  18) Mehmet Domaç (İstanbul)  19) Mehmet Nil Hıdır (Muğla)  20) Kemalettin Aydın (Gümüşhane)  - 4 8 6 -
Sayfa 25 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  4.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 29 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırıla­ rak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/558)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Son yıllarda maalesef ülkemizde kayıp çocuklarla ilgili medya haberlerinde artış gözlenmekte­ dir. Aileler ve tüm kamuoyu kaybolduğu iddia edilen çocukların akıbetinden endişe duymaktadır.  Elbette ki sorun ihmal edilemez ve ertelenemez bir önem arz etmektedir.  Nitekim bir süre önce Başbakanlık İnsan Haklan Başkanlığı, "Kayıp Çocuklar Raporu" adı al­ tında bir rapor yayınlamıştır.  Bu rapora göre 15 Ocak 2008 tarihi itibarıyla 1.444 çocuk kaybolmuş; bunların 803'ü buluna­ rak ailelerine teslim edilmiştir. 27 Mayıs 2009 tarihi itibariyle ülkemizdeki kayıp çocuk sayısı 1.592  olarak tespit edilmiştir.  Yüce meclisin bu konuyu bütün yönleriyle incelemesi; alınması gerekli tedbirleri tespit ederek  kayıp çocukların bir an önce bulunmaları için destek sağlaması gerekmektedir.  Çocuk kayıplarının nedenlerinin tespit edilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla  Anayasa'nın 98' inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araş­ tırması açılması hususunda gereğinin yapılmasını arz ve teklif ederiz.  1) Cevdet Erdöl (Trabzon)  2) Mustafa Elitaş (Kayseri)  3) Necdet Ünüvar (Adana)  4) Mustafa Cumur (Trabzon)  5) Mehmet Emin Ekmen (Batman)  6) Avni Erdemir (Amasya)  7) Safiye Seymenoğlu (Trabzon)  8) Aşkın Asan (Ankara)  9) Alev Dedegil (İstanbul)  10) Özlem Piltanoğlu Türköne (İstanbul)  11) Ayşe Türkmenoğlu (Konya)  12) Durdu Mehmet Kastal (Osmaniye)  13) Rıtvan Köybaşı (Nevşehir)  14) Muharrem Selamoğlu (Niğde)  15) Abdulmuttalip Özbek (Hakkâri)  16) İdris Güllüce (İstanbul)  17) Fetani Battal (Bayburt)  18) Mehmet Domaç (İstanbul)  19) Mehmet Nil Hıdır (Muğla)  20) Kemalettin Aydın (Gümüşhane)  - 4 8 6 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  24) İsmail Bilen  25) Mehmet Ceylan  26) Hüseyin Devecioğlu  21) Nusret Bayraktar  22) Muzaffer Gülyurt  23) Mithat Ekici  (İstanbul)  (Erzurum)  (Denizli)  (Manisa)  (Karabük)  (Kilis)  27) Mehmet Erdoğan  28) Abdülhadi Kahya  29) İlknur İnceöz  30) Özlem Müftüoğlu  Gerekçe:  (Adıyaman)  (Hatay)  (Aksaray)  (Gaziantep)  Son yıllarda maalesef ülkemizde kayıp çocuklarla ilgili medya haberlerinde artış gözlenmekte­ dir. Aileler ve tüm kamuoyu kaybolan çocukların akıbetinden endişe duymaktadır. Çocukların suç ör­ gütleri tarafından organ ticareti, uyuşturucu dağıtımı, fuhuş... gibi korkutucu pek çok sebepten  kaçırıldıkları şüphesi kamuoyunu ciddi olarak meşgul etmektedir. Aileler çocuklarının başına böyle  bir durumun gelebileceği şüphesiyle korku yaşamaktadırlar.  Elbette ki sorun ihmal edilemez ve ertelenemez bir önem arz ediyor. Çocuklarımızın sağlıklı ve  güvenli ortamlarda yaşamalarını sağlamak hem devletimizin hem de ailelerin görevi olduğu bilinen  bir gerçektir. Ülkemizde ve dünyada insan hakları ve çocuk hakları alanındaki gelişmeler ve farkın- dalık yaratma gayretlerine rağmen ne yazık ki bugün sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok ye­ rinde insan hakları ihlalleri, özellikle çocuk boyutunda büyüyerek devam etmektedir.  Son dönemde kayıp çocuk sayısındaki artış nedeniyle Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı,  "Kayıp Çocuklar Projesi" başlığıyla Türkiye genelinde kayıp çocuklarla ilgili istatistiki bilgiler elde  etmeye, kaybolma sebeplerini belirlemeye, bu konuda kamuoyunun aydınlatılmasına ve suçun ön­ lenmesine yönelik çalışma başlatmış ve sonuçları 25 Temmuz 2008 tarihinde "Kayıp Çocuklar Ra­ poru" adı altında yayınlamıştır.  Ülkemizde 15 Ocak 2008 tarihi itibarıyla toplam 1.444 çocuk kaybolmuş; bunların 803'ü bulu­ narak ailelerine teslim edilmiştir. Bu rapora göre ülkemizdeki kayıp çocuk sayısı 27 Mayıs 2009 ta­ rihi itibariyle 1.592 olarak tespit edilmiştir.  Kayıp çocuklarla ilgili verilere göre, Türkiye'de en fazla kayıp çocuk sıralamasında 346 çocuk  ile İstanbul ilk sırada, 138 çocuk ile İzmir ikinci sıradadır. Bu illeri Balıkesir, Bursa, Ankara, Mar­ din ve Kocaeli illeri takip etmektedir.  Söz konusu proje çalışmaları Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı bünyesinde ve Aile ve Sos­ yal Araştırmalar Genel Müdürlüğü koordinesinde, Emniyet Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı,  Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ve Barolar Birliği işbirliğinde  devam etmektedir. Çalışmaları devam eden projenin amacı; kayıp çocuklar ulusal bilgi sisteminin  oluşturulması, ilgili kurum ve kuruluşlar arası işbirliği ve koordinasyon ile kayıp çocukların bulun­ masında etkinliğin sağlanmasıdır.  Proje ile toplumsal duyarlılığı artırmak, bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetlerinde bulun­ mak, kayıp çocukların bulunmasında mümkün olan tüm imkanların kullanımını sağlamak ve kayıp  çocuklarla ilgili kuruluşlarda görev yapan personelin eğitimi amaçlanmaktadır.  - 4 8 7 -
Sayfa 26 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  24) İsmail Bilen  25) Mehmet Ceylan  26) Hüseyin Devecioğlu  21) Nusret Bayraktar  22) Muzaffer Gülyurt  23) Mithat Ekici  (İstanbul)  (Erzurum)  (Denizli)  (Manisa)  (Karabük)  (Kilis)  27) Mehmet Erdoğan  28) Abdülhadi Kahya  29) İlknur İnceöz  30) Özlem Müftüoğlu  Gerekçe:  (Adıyaman)  (Hatay)  (Aksaray)  (Gaziantep)  Son yıllarda maalesef ülkemizde kayıp çocuklarla ilgili medya haberlerinde artış gözlenmekte­ dir. Aileler ve tüm kamuoyu kaybolan çocukların akıbetinden endişe duymaktadır. Çocukların suç ör­ gütleri tarafından organ ticareti, uyuşturucu dağıtımı, fuhuş... gibi korkutucu pek çok sebepten  kaçırıldıkları şüphesi kamuoyunu ciddi olarak meşgul etmektedir. Aileler çocuklarının başına böyle  bir durumun gelebileceği şüphesiyle korku yaşamaktadırlar.  Elbette ki sorun ihmal edilemez ve ertelenemez bir önem arz ediyor. Çocuklarımızın sağlıklı ve  güvenli ortamlarda yaşamalarını sağlamak hem devletimizin hem de ailelerin görevi olduğu bilinen  bir gerçektir. Ülkemizde ve dünyada insan hakları ve çocuk hakları alanındaki gelişmeler ve farkın- dalık yaratma gayretlerine rağmen ne yazık ki bugün sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok ye­ rinde insan hakları ihlalleri, özellikle çocuk boyutunda büyüyerek devam etmektedir.  Son dönemde kayıp çocuk sayısındaki artış nedeniyle Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı,  "Kayıp Çocuklar Projesi" başlığıyla Türkiye genelinde kayıp çocuklarla ilgili istatistiki bilgiler elde  etmeye, kaybolma sebeplerini belirlemeye, bu konuda kamuoyunun aydınlatılmasına ve suçun ön­ lenmesine yönelik çalışma başlatmış ve sonuçları 25 Temmuz 2008 tarihinde "Kayıp Çocuklar Ra­ poru" adı altında yayınlamıştır.  Ülkemizde 15 Ocak 2008 tarihi itibarıyla toplam 1.444 çocuk kaybolmuş; bunların 803'ü bulu­ narak ailelerine teslim edilmiştir. Bu rapora göre ülkemizdeki kayıp çocuk sayısı 27 Mayıs 2009 ta­ rihi itibariyle 1.592 olarak tespit edilmiştir.  Kayıp çocuklarla ilgili verilere göre, Türkiye'de en fazla kayıp çocuk sıralamasında 346 çocuk  ile İstanbul ilk sırada, 138 çocuk ile İzmir ikinci sıradadır. Bu illeri Balıkesir, Bursa, Ankara, Mar­ din ve Kocaeli illeri takip etmektedir.  Söz konusu proje çalışmaları Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı bünyesinde ve Aile ve Sos­ yal Araştırmalar Genel Müdürlüğü koordinesinde, Emniyet Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı,  Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ve Barolar Birliği işbirliğinde  devam etmektedir. Çalışmaları devam eden projenin amacı; kayıp çocuklar ulusal bilgi sisteminin  oluşturulması, ilgili kurum ve kuruluşlar arası işbirliği ve koordinasyon ile kayıp çocukların bulun­ masında etkinliğin sağlanmasıdır.  Proje ile toplumsal duyarlılığı artırmak, bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetlerinde bulun­ mak, kayıp çocukların bulunmasında mümkün olan tüm imkanların kullanımını sağlamak ve kayıp  çocuklarla ilgili kuruluşlarda görev yapan personelin eğitimi amaçlanmaktadır.  - 4 8 7 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 8 8 - Çocuklara yönelik olan bu tehdidin önlenmesi Devletimizin asli görevi olmakla birlikte bu ko­ nuda Meclisimizin de önemli sorumluluğu bulunmaktadır.  Bütün bu ön bilgiler dikkate alınarak, çocuklarımızı tehdit eden bu sorunun köklü çözümü için  herkesin bu sorumluluğu üstlenmesi gerekmektedir. Tüm toplumu ilgilendiren bu sorunun çözümü­ nün iktidar ve muhalefet partilerinin ortak çalışmaları ile daha kolay olacağı aşikardır.  Özellikle illerin emniyet, millî eğitim, sosyal hizmetler müdürlükleri ve ilgili sivil toplum ku­ ruluşları ile diyalog kurularak kayıp çocukların kaybolma sebepleri, kayıp çocuklarla ilgili istatistiki  bilgiler ile kamuoyunun aydınlatılmasına yönelik çalışmaların neler olabileceği konularının araştı­ rılması bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.  Yüce meclisin bu konuyu bütün yönleriyle incelemesi ve alınması gerekli tedbirleri tespit ede­ rek sivil toplum kuruluşlarının devlet kurumları ile birlik içinde kayıp çocukların bir an önce bulun­ maları için destek sağlaması gerekmektedir.  Çocuk kayıplarının nedenlerinin tespit edilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla  Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araş­ tırması açılması hususunda gereğinin yapılmasını arz ve teklif ederiz.  Saygılarımızla.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir öne­ risi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  VII.- ÖNERİLER  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ  1.- (10/152) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 10.02.2010 Çarşamba günü (Bugün) yaptığı toplantısında, oy birliği sağ­ lanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Ku- rul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Bengi Yıldız  Batman  Grup Başkan Vekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılma­ sına Dair Ön Görüşmeler Kısmının 89 uncu sırasında yer alan 10/152 esas numaralı Faili Meçhul Ci­ nayetlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin alınması amacıyla bir Meclis Araştırması  açılmasına ilişkin önergesinin görüşmesinin, Genel Kurulun 10.02.2010 Çarşamba günlü birleşi­ minde birlikte yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Grup önerisinin lehinde konuşmak üzere İğdır Milletvekili Sayın Pervin Buldan.  (BDP sıralarından alkışlar)
Sayfa 27 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 8 8 - Çocuklara yönelik olan bu tehdidin önlenmesi Devletimizin asli görevi olmakla birlikte bu ko­ nuda Meclisimizin de önemli sorumluluğu bulunmaktadır.  Bütün bu ön bilgiler dikkate alınarak, çocuklarımızı tehdit eden bu sorunun köklü çözümü için  herkesin bu sorumluluğu üstlenmesi gerekmektedir. Tüm toplumu ilgilendiren bu sorunun çözümü­ nün iktidar ve muhalefet partilerinin ortak çalışmaları ile daha kolay olacağı aşikardır.  Özellikle illerin emniyet, millî eğitim, sosyal hizmetler müdürlükleri ve ilgili sivil toplum ku­ ruluşları ile diyalog kurularak kayıp çocukların kaybolma sebepleri, kayıp çocuklarla ilgili istatistiki  bilgiler ile kamuoyunun aydınlatılmasına yönelik çalışmaların neler olabileceği konularının araştı­ rılması bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.  Yüce meclisin bu konuyu bütün yönleriyle incelemesi ve alınması gerekli tedbirleri tespit ede­ rek sivil toplum kuruluşlarının devlet kurumları ile birlik içinde kayıp çocukların bir an önce bulun­ maları için destek sağlaması gerekmektedir.  Çocuk kayıplarının nedenlerinin tespit edilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla  Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araş­ tırması açılması hususunda gereğinin yapılmasını arz ve teklif ederiz.  Saygılarımızla.  BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir öne­ risi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  VII.- ÖNERİLER  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ  1.- (10/152) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 10.02.2010 Çarşamba günü (Bugün) yaptığı toplantısında, oy birliği sağ­ lanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Ku- rul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.  Bengi Yıldız  Batman  Grup Başkan Vekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılma­ sına Dair Ön Görüşmeler Kısmının 89 uncu sırasında yer alan 10/152 esas numaralı Faili Meçhul Ci­ nayetlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin alınması amacıyla bir Meclis Araştırması  açılmasına ilişkin önergesinin görüşmesinin, Genel Kurulun 10.02.2010 Çarşamba günlü birleşi­ minde birlikte yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Grup önerisinin lehinde konuşmak üzere İğdır Milletvekili Sayın Pervin Buldan.  (BDP sıralarından alkışlar)  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  PERVİN BULDAN (İğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde işlenen faili meç­ hul cinayetlerin araştırılmasıyla ilgili olarak vermiş olduğumuz Meclis araştırma önergesinin lehinde  söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Bildiğiniz üzere, ülkemizde, özellikle 1990 yılından sonra işlenmeye başlanan ve siyasi nite­ likli olduğu tespit edilen cinayetler vuku bulmuştur. Dönemin HEP il başkanı Vedat Aydın'ın 1991  yılında öldürülmesiyle başlayan siyasi cinayetlerin işlendiği süreçte sayısı binleri bulan yurttaşımız  katledilmiştir. Bu süreçte, analar, babalar, kızlar, oğullar, eşler, her biri can parçası binlerce insanı­ mız yitirilmiştir. Genç, yaşlı, çocuk gözetilmeksizin özellikle birçoğu Kürt kökenli olan binlerce  yurttaşımız kaybedilmiş, birçoğunun kaybedilişinin ardından cesetlerine ulaşılmış ve binlercesinin  akıbetinden de hâlâ haber alınabilmiş değildir. Sistemli olarak ve hedef gözeterek işlenen binlerce ci­ nayet aydınlatılamamış ve faili meçhul cinayetler olarak adlandırılarak yakın ülke tarihimizde üzeri  kapatılmaya çalışılan bir olgu olarak yerini almıştır.  Siyasi cinayetlerin ilk kurbanı olan değerli siyasetçi Vedat Aydın'a o ilk kurşun sıkan buluna­ madı ve sonrasında her yıl ve hatta her gün daha da artarak binlerce insanımıza aynı kurşun sıkıldı.  Aynı kurşun, insan hakları savunucularından aydınlara, gazetecilere, iş adamlarına, köylülere, ga­ zete dağıtımcısı çocuklara ve nihayetinde evinin kapısının önünde beklemekten başka hiçbir suçu ve  edimi bulunmayan on iki yaşında bir yürek olan Uğur Kaymaz'a sıkıldı.  Aynı kurşunun sahipleri binlerce insanımızı daha kaçırıp kaybettiler ve Parlamentomuzun değerli  üyesi Mehmet Sincar'a da aynı güçler tarafından kurşunlar sıkıldı.  Görgü tanıkları hep aynı noktada birleşti: Kaçıranların resmî kimlikleri ve silahlan vardı. Aynı  eller tarafından işlenen cinayetlerden geriye kalan bedenler üzerinde bırakılan aynı işkencelerin izleriydi.  Tüm bunlar yaşanırken Susurluk'ta patlayan gerçeklik, bu insanlık trajedisinin organizatörlerine  ilişkin bilgiler ortaya koydu.  Faili meçhul cinayetler, 1997 yılında, Başbakanlık Susurluk Raporu'na taşındı. Başbakanlık  Teftiş Kurulu Başkan Vekili Kutlu Savaş tarafından hazırlanan ve yalnızca bir kısmı kamuoyuna  açıklanan raporda, JİTEM'in yapısı, Emniyet, MİT ve çeteleşme ilişkileri, Özgür Gündem gazetesi­ nin bombalanması ve birçok faili meçhul cinayet ele alındı ancak derin devlet ya da kontrgerilla ola­ rak kabul edilen sorumlular bizzat devlet tarafından alenen korumaya alındı.  Meclis bünyesinde kurulan Susurluk Araştırma Komisyonu da hiçbir sonuca vardırılmadı. Ko­ misyonda adı geçen hiçbir asker hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Komisyon, devlet sim  gerekçesiyle, çoğunlukla, hiçbir devlet kurumundan bilgi alamadı. Susurluk Komisyonu, hazırlamış  olduğu raporunda, cinayetlerin faillerinin yer aldığı bölümü sansürleyerek kamuoyundan gizledi.  Yine Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulmuş olan Faili Meçhul Cinayetler Araş­ tırma Komisyonu Raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca hasıraltı edildi. Nitekim, son­ radan açıklamalarda bulunan Komisyon üyeleri, Komisyon çalışmalarının engellendiğini, bu nedenle  de bir sonuca varamadıklannı ifade ettiler. Komisyon üyesi, dönemin Fazilet Partisi Bingöl Millet­ vekili Hüsamettin Korkutata, varlığı Genelkurmay tarafından inkâr edilen JİTEM'i yerinde incele­ diklerini, ciddi bilgilere ve canlı tanıklara ulaştıklarını ancak üzerlerinde korkunç bir baskının  oluşturulduğunu belirtiyor. Bunun dışında, bilgi istedikleri hiçbir resmî kurumun ve ilgili kişilerin Ko­ misyona bilgi vermediklerini ve bütün bunların yanında, dönemin Meclis Başkanı Hüsamettin  Cindoruk'un, kendilerine, askerî yetkilileri Komisyona çağırmamalarını söylediklerini ifade etmek­ tedir. Dolayısıyla Meclis bu olayları yeterince araştıramamış, belli bir noktaya getirilen araştırmala­ rın da önü devlet güçlerince tıkanmıştır.  - 4 8 9 -
Sayfa 28 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  PERVİN BULDAN (İğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde işlenen faili meç­ hul cinayetlerin araştırılmasıyla ilgili olarak vermiş olduğumuz Meclis araştırma önergesinin lehinde  söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Bildiğiniz üzere, ülkemizde, özellikle 1990 yılından sonra işlenmeye başlanan ve siyasi nite­ likli olduğu tespit edilen cinayetler vuku bulmuştur. Dönemin HEP il başkanı Vedat Aydın'ın 1991  yılında öldürülmesiyle başlayan siyasi cinayetlerin işlendiği süreçte sayısı binleri bulan yurttaşımız  katledilmiştir. Bu süreçte, analar, babalar, kızlar, oğullar, eşler, her biri can parçası binlerce insanı­ mız yitirilmiştir. Genç, yaşlı, çocuk gözetilmeksizin özellikle birçoğu Kürt kökenli olan binlerce  yurttaşımız kaybedilmiş, birçoğunun kaybedilişinin ardından cesetlerine ulaşılmış ve binlercesinin  akıbetinden de hâlâ haber alınabilmiş değildir. Sistemli olarak ve hedef gözeterek işlenen binlerce ci­ nayet aydınlatılamamış ve faili meçhul cinayetler olarak adlandırılarak yakın ülke tarihimizde üzeri  kapatılmaya çalışılan bir olgu olarak yerini almıştır.  Siyasi cinayetlerin ilk kurbanı olan değerli siyasetçi Vedat Aydın'a o ilk kurşun sıkan buluna­ madı ve sonrasında her yıl ve hatta her gün daha da artarak binlerce insanımıza aynı kurşun sıkıldı.  Aynı kurşun, insan hakları savunucularından aydınlara, gazetecilere, iş adamlarına, köylülere, ga­ zete dağıtımcısı çocuklara ve nihayetinde evinin kapısının önünde beklemekten başka hiçbir suçu ve  edimi bulunmayan on iki yaşında bir yürek olan Uğur Kaymaz'a sıkıldı.  Aynı kurşunun sahipleri binlerce insanımızı daha kaçırıp kaybettiler ve Parlamentomuzun değerli  üyesi Mehmet Sincar'a da aynı güçler tarafından kurşunlar sıkıldı.  Görgü tanıkları hep aynı noktada birleşti: Kaçıranların resmî kimlikleri ve silahlan vardı. Aynı  eller tarafından işlenen cinayetlerden geriye kalan bedenler üzerinde bırakılan aynı işkencelerin izleriydi.  Tüm bunlar yaşanırken Susurluk'ta patlayan gerçeklik, bu insanlık trajedisinin organizatörlerine  ilişkin bilgiler ortaya koydu.  Faili meçhul cinayetler, 1997 yılında, Başbakanlık Susurluk Raporu'na taşındı. Başbakanlık  Teftiş Kurulu Başkan Vekili Kutlu Savaş tarafından hazırlanan ve yalnızca bir kısmı kamuoyuna  açıklanan raporda, JİTEM'in yapısı, Emniyet, MİT ve çeteleşme ilişkileri, Özgür Gündem gazetesi­ nin bombalanması ve birçok faili meçhul cinayet ele alındı ancak derin devlet ya da kontrgerilla ola­ rak kabul edilen sorumlular bizzat devlet tarafından alenen korumaya alındı.  Meclis bünyesinde kurulan Susurluk Araştırma Komisyonu da hiçbir sonuca vardırılmadı. Ko­ misyonda adı geçen hiçbir asker hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Komisyon, devlet sim  gerekçesiyle, çoğunlukla, hiçbir devlet kurumundan bilgi alamadı. Susurluk Komisyonu, hazırlamış  olduğu raporunda, cinayetlerin faillerinin yer aldığı bölümü sansürleyerek kamuoyundan gizledi.  Yine Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulmuş olan Faili Meçhul Cinayetler Araş­ tırma Komisyonu Raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca hasıraltı edildi. Nitekim, son­ radan açıklamalarda bulunan Komisyon üyeleri, Komisyon çalışmalarının engellendiğini, bu nedenle  de bir sonuca varamadıklannı ifade ettiler. Komisyon üyesi, dönemin Fazilet Partisi Bingöl Millet­ vekili Hüsamettin Korkutata, varlığı Genelkurmay tarafından inkâr edilen JİTEM'i yerinde incele­ diklerini, ciddi bilgilere ve canlı tanıklara ulaştıklarını ancak üzerlerinde korkunç bir baskının  oluşturulduğunu belirtiyor. Bunun dışında, bilgi istedikleri hiçbir resmî kurumun ve ilgili kişilerin Ko­ misyona bilgi vermediklerini ve bütün bunların yanında, dönemin Meclis Başkanı Hüsamettin  Cindoruk'un, kendilerine, askerî yetkilileri Komisyona çağırmamalarını söylediklerini ifade etmek­ tedir. Dolayısıyla Meclis bu olayları yeterince araştıramamış, belli bir noktaya getirilen araştırmala­ rın da önü devlet güçlerince tıkanmıştır.  - 4 8 9 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 9 0 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şemdinli olayı yaşandığı zaman "Sonuna kadar gideceğiz."  diyen Başbakan, karar değiştirdi ve "Halk tanıklık yapamaz." diyerek kendisi açısından bu dosyayı  kapattı. İddianameyi hazırlayan savcı meslekten men edildi ve böylelikle adalet arayıcıları bir daha  mahkûm olurken onlarca bombalamanın ve failleri aydınlatılamayan cinayetlerin üzeri tekrar ör­ tüldü. Şemdinli olayını araştırmak için kurulan Meclis araştırma komisyonunun raporu da sumen altı  edildi. Tamamlanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen Meclis raporunun hâlâ matbaada basımı  beklediği söylenmektedir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her şey çok açık bir şekilde ortadayken, olayları aydınla­ tacak onca veri elde edilmişken ne yargı ne Hükümet ne de diğer devlet yetkilileri bu konuda gö­ revlerini yerine getirmediler ve binlerce cinayetin faillerinin korunmasına devam edildi. Hrant Dink  öldürüldü, onca delile ve tutuklu bulunan tetikçiye rağmen failleri hâlâ bulunamadı. Zirve Kitap  evinde de yapılan katliamda deşifre olan polis-asker ilişkisinin üzerine gidilmedi. Sivas'ta 33 aydı­ nımızın yakılmasından sorumlu tutulan kişilerin iadesi için devlet hâlâ ciddi bir çaba içerisine gire­ memiştir. Faili meçhul bırakılan cinayetlerin tetikçilerinden olan birçok Hizbullah üyesi " a f adı  altında serbest bırakıldı, Gazi katliamına katılan JİTEM üyeleri serbest bırakıldı. 1990 yılından sonra  Kürtlerin yaşadığı coğrafyada binlerce cinayet ve kaybettirme olayı gerçekleştirildi. 1993 yılında  Turgut Özal'ın ölümünün ardından Başbakan Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olması, DYP  Genel Başkanlığına getirilen Tansu Çiller'in Başbakan olmasıyla beraber faili meçhul cinayetler An­ kara, Adana ve İstanbul gibi batı şehirlerinde de işlenmeye başlandı. Bu dönemde itirafçılar, eski Ül­ kücüler, polis memurları ve mafyaya kadar uzanan bir çete ağı faaliyetlerine hız verildi. Dönemin  Başbakanı Tansu Çiller 93 yılında İstanbul Holiday Inn Oteli'nde yaptığı basın toplantısında "PKK'ye  yardım eden Kürt iş adamlarının listesi elimizde. Bunlardan hesap soracağız." diyerek Kürt iş adam­ larını hedef tahtasına koymuş ve arkasından Kürt kökenli iş adamlarına yönelik faili meçhul cinayetler  serisi başlamıştır. Bu dönemde daha birçok Kürt avukat, siyasetçi ve bürokrat öldürülmüştür. Kürt iş­ verenler Kocaeli'ne bağlı olan Sapanca'da infaz edildiler ve bu dönemde Sapanca Alay Komutanlı­ ğını da şimdiki Ergenekon sanığı olan Veli Küçük yapmaktaydı.  Değerli milletvekilleri, bu cinayetlere ilişkin birçok delil ve beyan olmasına rağmen resmî mer­ ciler hiçbir girişimde bulunmamıştır. "Savaş Buldan'ın öldürülmesi devlet açısından yararlı bir olay­ dır." diyerek olaydaki suçunu sahiplenen kişilerin beyanlarına rağmen, Mehmet Ağar "Bin operasyon  düzenledim." demesine rağmen hâlâ bu bin operasyonun ne olduğu ve kimlere yönelik olduğu öğ­ renilemedi. Bu bin operasyonda daha kaç cinayetin işlendiği ve kaç insanın kaybedildiği gerekli so­ ruşturmalar yapılmadığından kimse tarafından bilinmedi. Faili meçhul cinayetlerin önlenmesi  amacıyla yanına çıkan heyete "Fırat'ın kenarında kaybolan kuzunun hesabı benden sorulur." diyen  Süleyman Demirel, sorumlusu olduğu bu karanlık dönemin hesabını veremedi. "Devlet, devlet po­ litikası olarak adam öldürür." diyen Süleyman Demirel'e, "Devlet, adam öldürmek için değil, yurt taş­ larını korumak için vardır. Bu durumda yasalarımıza göre suç işliyorsun, hesabını ver." diyecek  bir mahkeme bulunamadı. İşte en son Hüseyin Baybaşin bu cinayetlerin organizatörü olarak  Süleyman Demirel'e işaret etti: "Kürt iş adamlarının isimlerinin yazılı olduğu ölüm listesini gördüm.  Mehmet Ağar da Askerî Yargıtay eski Başkanı İlhan Şener de bu listenin Süleyman Demirel tarafından
Sayfa 29 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 9 0 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şemdinli olayı yaşandığı zaman "Sonuna kadar gideceğiz."  diyen Başbakan, karar değiştirdi ve "Halk tanıklık yapamaz." diyerek kendisi açısından bu dosyayı  kapattı. İddianameyi hazırlayan savcı meslekten men edildi ve böylelikle adalet arayıcıları bir daha  mahkûm olurken onlarca bombalamanın ve failleri aydınlatılamayan cinayetlerin üzeri tekrar ör­ tüldü. Şemdinli olayını araştırmak için kurulan Meclis araştırma komisyonunun raporu da sumen altı  edildi. Tamamlanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen Meclis raporunun hâlâ matbaada basımı  beklediği söylenmektedir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her şey çok açık bir şekilde ortadayken, olayları aydınla­ tacak onca veri elde edilmişken ne yargı ne Hükümet ne de diğer devlet yetkilileri bu konuda gö­ revlerini yerine getirmediler ve binlerce cinayetin faillerinin korunmasına devam edildi. Hrant Dink  öldürüldü, onca delile ve tutuklu bulunan tetikçiye rağmen failleri hâlâ bulunamadı. Zirve Kitap  evinde de yapılan katliamda deşifre olan polis-asker ilişkisinin üzerine gidilmedi. Sivas'ta 33 aydı­ nımızın yakılmasından sorumlu tutulan kişilerin iadesi için devlet hâlâ ciddi bir çaba içerisine gire­ memiştir. Faili meçhul bırakılan cinayetlerin tetikçilerinden olan birçok Hizbullah üyesi " a f adı  altında serbest bırakıldı, Gazi katliamına katılan JİTEM üyeleri serbest bırakıldı. 1990 yılından sonra  Kürtlerin yaşadığı coğrafyada binlerce cinayet ve kaybettirme olayı gerçekleştirildi. 1993 yılında  Turgut Özal'ın ölümünün ardından Başbakan Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olması, DYP  Genel Başkanlığına getirilen Tansu Çiller'in Başbakan olmasıyla beraber faili meçhul cinayetler An­ kara, Adana ve İstanbul gibi batı şehirlerinde de işlenmeye başlandı. Bu dönemde itirafçılar, eski Ül­ kücüler, polis memurları ve mafyaya kadar uzanan bir çete ağı faaliyetlerine hız verildi. Dönemin  Başbakanı Tansu Çiller 93 yılında İstanbul Holiday Inn Oteli'nde yaptığı basın toplantısında "PKK'ye  yardım eden Kürt iş adamlarının listesi elimizde. Bunlardan hesap soracağız." diyerek Kürt iş adam­ larını hedef tahtasına koymuş ve arkasından Kürt kökenli iş adamlarına yönelik faili meçhul cinayetler  serisi başlamıştır. Bu dönemde daha birçok Kürt avukat, siyasetçi ve bürokrat öldürülmüştür. Kürt iş­ verenler Kocaeli'ne bağlı olan Sapanca'da infaz edildiler ve bu dönemde Sapanca Alay Komutanlı­ ğını da şimdiki Ergenekon sanığı olan Veli Küçük yapmaktaydı.  Değerli milletvekilleri, bu cinayetlere ilişkin birçok delil ve beyan olmasına rağmen resmî mer­ ciler hiçbir girişimde bulunmamıştır. "Savaş Buldan'ın öldürülmesi devlet açısından yararlı bir olay­ dır." diyerek olaydaki suçunu sahiplenen kişilerin beyanlarına rağmen, Mehmet Ağar "Bin operasyon  düzenledim." demesine rağmen hâlâ bu bin operasyonun ne olduğu ve kimlere yönelik olduğu öğ­ renilemedi. Bu bin operasyonda daha kaç cinayetin işlendiği ve kaç insanın kaybedildiği gerekli so­ ruşturmalar yapılmadığından kimse tarafından bilinmedi. Faili meçhul cinayetlerin önlenmesi  amacıyla yanına çıkan heyete "Fırat'ın kenarında kaybolan kuzunun hesabı benden sorulur." diyen  Süleyman Demirel, sorumlusu olduğu bu karanlık dönemin hesabını veremedi. "Devlet, devlet po­ litikası olarak adam öldürür." diyen Süleyman Demirel'e, "Devlet, adam öldürmek için değil, yurt taş­ larını korumak için vardır. Bu durumda yasalarımıza göre suç işliyorsun, hesabını ver." diyecek  bir mahkeme bulunamadı. İşte en son Hüseyin Baybaşin bu cinayetlerin organizatörü olarak  Süleyman Demirel'e işaret etti: "Kürt iş adamlarının isimlerinin yazılı olduğu ölüm listesini gördüm.  Mehmet Ağar da Askerî Yargıtay eski Başkanı İlhan Şener de bu listenin Süleyman Demirel tarafından  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 4 9 1 - hazırlandığını ve infazları durdurmanın imkânsız olduğunu söylediler." şeklinde beyanda bulundu.  Ancak Süleyman Demirel susmaya devam ediyor ve hiçbir savcı bu iddiaları dikkate alıp harekete  geçmiyor çünkü bizim ülkemiz adaleti sağlayacak bir iradeden mahrumdur ne yazık ki. Taş attı diye  jet hızıyla yıllarca cezaya çarptırılan çocuklar var bu ülkede. İşlenmiş binlerce cinayetin zanlıları ise  köşklerinde, çiftliklerinde kendilerine hiçbir zaman dokunulmayacağı düşüncesinin verdiği güvenle  keyif sürmektedirler.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimiz bu karanlık dönemin tanığıyız, birçoğumuz ise bu  dönemin hem tanığı hem mağduruyuz. Düşünsenize...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  PERVİN BULDAN (Devamla) -.. .yakınlarını kaybedenlerin yakınlarının ölüsünü bulmayı umut  edindiği bir trajedi yaşanıyor bu ülkede. Kayıp yakınları ve faili meçhul bırakılan cinayetlerde ya­ kınlarını yitirenler birçok alanda taleplerini dile getiriyorlar, bu konuda mücadeleyi yürütüyorlar.  Sayın milletvekilleri, sonuç olarak şunu ifade etmek istiyorum: Faili meçhul cinayetler konu­ sunda birçok çalışma yapılması için ve bu çalışmalardan sadece biri sayılabilecek olan Meclis araş­ tırma komisyonu kurulması için gereğinden bile fazla neden bulunmaktadır. Biz de bütün bu  nedenlerle Meclis araştırma komisyonunun açılmasını istiyoruz. Devlet sırrı, ticari sır gibi kimi ko­ nuların saklı tutulduğu ve hiçbir yaptırım gücüne sahip olmayan Meclis araştırma komisyonlarının  mevcut haliyle her şeyi aydınlatacak yapıda olmadığının farkındayız. Hrant Dink cinayeti davası­ nın en son duruşmasında "Adalete kadar devlet gözümüzde suçludur." diyerek taleplerini...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  PERVİN BULDAN (Devamla) - Bitireceğim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hemen tamamlayın lütfen.  PERVİN BULDAN (Devamla) -...dile getiren faili aydınlatılmamış cinayetlerde yakınlarını  kaybedenler bir aradaydı ve faillerin bulunması için bu Meclisi göreve çağırdılar. Bir Meclis araştırma  komisyonu kurulması talebini birinci ağızdan dile getirdiler ve biz de buradan şunu ifade etmek is­ tiyoruz: Bu ailelerle birlikte yarın Meclise gelecekler ve biz de onlarla birlikte bu komisyonun ku­ rulması için, özellikle bu Meclisin ve milletvekillerinin bir an önce komisyonun kurulması için  harekete geçmelerini talep ediyoruz ve vermiş olduğumuz araştırma önergesinin bütün milletvekil­ leri tarafından oy birliğiyle kabul edilmesini talep ediyor, herkesi saygıyla selamlıyorum. (BDP sı­ ralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Buldan.  Grup önerisinin aleyhinde söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Harun Öztürk.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İğdır Milletvekili Pervin  Buldan ve 19 milletvekilinin faili meçhul cinayetlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin be­ lirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi üzerinde aleyhte söz aldım. Bu  vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Önerge, 1990 yılından bu yana geçen dönemle ilgilidir ve 13 Mart 2008 tarihinde Türkiye Büyük  Millet Meclisinin bilgisine sunulmuştur. O gün bugündür komisyon kurulmasını beklemektedir.
Sayfa 30 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 4 9 1 - hazırlandığını ve infazları durdurmanın imkânsız olduğunu söylediler." şeklinde beyanda bulundu.  Ancak Süleyman Demirel susmaya devam ediyor ve hiçbir savcı bu iddiaları dikkate alıp harekete  geçmiyor çünkü bizim ülkemiz adaleti sağlayacak bir iradeden mahrumdur ne yazık ki. Taş attı diye  jet hızıyla yıllarca cezaya çarptırılan çocuklar var bu ülkede. İşlenmiş binlerce cinayetin zanlıları ise  köşklerinde, çiftliklerinde kendilerine hiçbir zaman dokunulmayacağı düşüncesinin verdiği güvenle  keyif sürmektedirler.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimiz bu karanlık dönemin tanığıyız, birçoğumuz ise bu  dönemin hem tanığı hem mağduruyuz. Düşünsenize...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  PERVİN BULDAN (Devamla) -.. .yakınlarını kaybedenlerin yakınlarının ölüsünü bulmayı umut  edindiği bir trajedi yaşanıyor bu ülkede. Kayıp yakınları ve faili meçhul bırakılan cinayetlerde ya­ kınlarını yitirenler birçok alanda taleplerini dile getiriyorlar, bu konuda mücadeleyi yürütüyorlar.  Sayın milletvekilleri, sonuç olarak şunu ifade etmek istiyorum: Faili meçhul cinayetler konu­ sunda birçok çalışma yapılması için ve bu çalışmalardan sadece biri sayılabilecek olan Meclis araş­ tırma komisyonu kurulması için gereğinden bile fazla neden bulunmaktadır. Biz de bütün bu  nedenlerle Meclis araştırma komisyonunun açılmasını istiyoruz. Devlet sırrı, ticari sır gibi kimi ko­ nuların saklı tutulduğu ve hiçbir yaptırım gücüne sahip olmayan Meclis araştırma komisyonlarının  mevcut haliyle her şeyi aydınlatacak yapıda olmadığının farkındayız. Hrant Dink cinayeti davası­ nın en son duruşmasında "Adalete kadar devlet gözümüzde suçludur." diyerek taleplerini...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  PERVİN BULDAN (Devamla) - Bitireceğim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hemen tamamlayın lütfen.  PERVİN BULDAN (Devamla) -...dile getiren faili aydınlatılmamış cinayetlerde yakınlarını  kaybedenler bir aradaydı ve faillerin bulunması için bu Meclisi göreve çağırdılar. Bir Meclis araştırma  komisyonu kurulması talebini birinci ağızdan dile getirdiler ve biz de buradan şunu ifade etmek is­ tiyoruz: Bu ailelerle birlikte yarın Meclise gelecekler ve biz de onlarla birlikte bu komisyonun ku­ rulması için, özellikle bu Meclisin ve milletvekillerinin bir an önce komisyonun kurulması için  harekete geçmelerini talep ediyoruz ve vermiş olduğumuz araştırma önergesinin bütün milletvekil­ leri tarafından oy birliğiyle kabul edilmesini talep ediyor, herkesi saygıyla selamlıyorum. (BDP sı­ ralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Buldan.  Grup önerisinin aleyhinde söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Harun Öztürk.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İğdır Milletvekili Pervin  Buldan ve 19 milletvekilinin faili meçhul cinayetlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin be­ lirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi üzerinde aleyhte söz aldım. Bu  vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Önerge, 1990 yılından bu yana geçen dönemle ilgilidir ve 13 Mart 2008 tarihinde Türkiye Büyük  Millet Meclisinin bilgisine sunulmuştur. O gün bugündür komisyon kurulmasını beklemektedir.  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 4 9 2 - Önergede şu ifade dikkat çekmektedir değerli milletvekilleri, tırnak içinde: "Belli güç odakları  tarafından işlenen cinayetler sonucu sayısı on binleri bulan çok sayıda gazeteci, aydın, yazar, iş adamı  ve daha birçok yurttaşımız katledilmiştir." denilmesi yani bu ifadenin kullanılması, önerge sahipleri­ nin söz konusu cinayetlerin hangi odaklar tarafından işlendiğinin bilindiği izlenimini de vermektedir.  Değerli milletvekilleri, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için Meclis araştırma komisyonu  kurulmasına Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hiçbir milletvekilinin karşı çıkamayacağını  zannediyorum. Ancak, bu gerekçeye sığınarak ve asıl terör örgütü bir yana bırakılarak sistemli bir şe­ kilde devletin güvenlik güçlerinin terör örgütü gibi gösterilmeye çalışılmasını kabul etmemiz müm­ kün değildir.  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - O zaman bu cinayetleri meşru görüyorsunuz.  HARUN ÖZTÜRK (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu vesileyle, Hükümetin, Tekel işçile­ rinin direnişiyle ilgili yaptığı açıklamalarla nasıl bilgi kirliliğine yol açtığı konusu üzerinde de dur­ mak istiyorum.  Tekel işçileri durup dururken bu eylemi başlatmamışlardır, özelleştirme nedeniyle gelecek kay­ gısı içine düşürülmüşlerdir. Özelleştirmeden önce İş Kanunu'na tabi olarak çalışan işçiler bugün tek­ lif edilen ücretin yaklaşık 3 katı ücret alıyorlardı; iş güvenceleri, ileriye yönelik ihbar ve kıdem  tazminatı hakları ile ücretli yıllık ve hastalık izin hakları vardı; fazla çalışma yapmaları hâlinde ücret  talep edebiliyorlardı, özlük haklarına yönelik saldırılara sendikalarıyla birlikte karşı koyabiliyorlardı.  Şimdi AKP diyor ki: "Bizden önceki hükümetler bu işçileri sokağa atıyordu, biz onlara merhametli  davranıp 4/C statüsünü veriyoruz."  Değerli milletvekilleri, Hükümetin bu iddiası doğru değildir. AKP'den önce özelleştirilen ku­ ruluşları satın alanlara işçileriyle birlikte devir almaları ve işçileri altı ay süreyle işten çıkarmama­ ları koşulu getirilmekteydi. (AK PARTİ sıralarından "altı ay sonra" sesi)  Dinlerseniz onu da duyacaksınız.  Bugün, sıradan bir işveren iş akdini feshettiğinde nasıl İş Kanunu'nun işçiyi koruyan hükümle­ riyle karşı karşıya kalıyorsa özelleştirilen kuruluşu devralan işveren de işçinin iş akdini feshetmek is­ tediğinde aynı İş Kanunu'nun işçiyi koruyan hükümleriyle karşı karşıya kalıyordu. Üstelik, bu yola,  devirden itibaren altı ay geçmedikçe de başvuramıyordu.  AKP, iktidara geldikten sonra özelleştirme şartnamelerini değiştirmiş ve işletmelerin işçileriyle  birlikte devir koşulunu kaldırmıştır yani özelleştirmeyle birlikte işçiler sokağa atılma tehdidiyle karşı  karşıya bırakılmıştır. Şimdi, ölüm yani sokak gösterilerek işçiler 4/C'ye razı edilmeye zorlanmakta­ dır. Peki nedir bu 4/C? Kamuda var olan dört istihdam türünden en az güvenceli olanıdır.  Değerli milletvekilleri, 657 sayılı Kanun yasalaşırken istihdam türü olarak genel idare esaslarına  göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli kamu hizmetleri için memur statüsü, uzmanlık gerektiren ge­ çici bazı işler için sözleşmeli statü, İş Kanunu kapsamında yürütülmesi gereken bazı işler için işçi sta­ tüsü ve kamunun geçici ve mevsimlik işleri için de geçici personel yani 4/C statüsü öngörülmüştü.  Geçici personel, memur sayılmadığı için 657 sayılı Kanun'a, işçi sayılmadığı için İş Kanunu'na tabi  değildir. Sözleşmeli personel olmadığı için de onlara tanınan nispeten daha iyi çalışma koşullarından  yararlanamamaktadır. 4/C'liler, ücretleri, izinleri, çalışma koşulları Bakanlar Kurulu tarafından be­ lirtilen ve iş güvenceleri olmayan bir gruptur. Başlangıçta Devlet İstatistik Enstitüsünün yaptığı an­ ketlerde ayın belli günlerinde görevlendirilen anketörler için uygulanan 4/C sistemi, AKP ile birlikte,  Anayasa gereği genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli kamu hizmetlerinden  olan öğretmenler ve sağlık personeli için de uygulanmaya başlanmıştır.
Sayfa 31 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 4 9 2 - Önergede şu ifade dikkat çekmektedir değerli milletvekilleri, tırnak içinde: "Belli güç odakları  tarafından işlenen cinayetler sonucu sayısı on binleri bulan çok sayıda gazeteci, aydın, yazar, iş adamı  ve daha birçok yurttaşımız katledilmiştir." denilmesi yani bu ifadenin kullanılması, önerge sahipleri­ nin söz konusu cinayetlerin hangi odaklar tarafından işlendiğinin bilindiği izlenimini de vermektedir.  Değerli milletvekilleri, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için Meclis araştırma komisyonu  kurulmasına Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hiçbir milletvekilinin karşı çıkamayacağını  zannediyorum. Ancak, bu gerekçeye sığınarak ve asıl terör örgütü bir yana bırakılarak sistemli bir şe­ kilde devletin güvenlik güçlerinin terör örgütü gibi gösterilmeye çalışılmasını kabul etmemiz müm­ kün değildir.  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - O zaman bu cinayetleri meşru görüyorsunuz.  HARUN ÖZTÜRK (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu vesileyle, Hükümetin, Tekel işçile­ rinin direnişiyle ilgili yaptığı açıklamalarla nasıl bilgi kirliliğine yol açtığı konusu üzerinde de dur­ mak istiyorum.  Tekel işçileri durup dururken bu eylemi başlatmamışlardır, özelleştirme nedeniyle gelecek kay­ gısı içine düşürülmüşlerdir. Özelleştirmeden önce İş Kanunu'na tabi olarak çalışan işçiler bugün tek­ lif edilen ücretin yaklaşık 3 katı ücret alıyorlardı; iş güvenceleri, ileriye yönelik ihbar ve kıdem  tazminatı hakları ile ücretli yıllık ve hastalık izin hakları vardı; fazla çalışma yapmaları hâlinde ücret  talep edebiliyorlardı, özlük haklarına yönelik saldırılara sendikalarıyla birlikte karşı koyabiliyorlardı.  Şimdi AKP diyor ki: "Bizden önceki hükümetler bu işçileri sokağa atıyordu, biz onlara merhametli  davranıp 4/C statüsünü veriyoruz."  Değerli milletvekilleri, Hükümetin bu iddiası doğru değildir. AKP'den önce özelleştirilen ku­ ruluşları satın alanlara işçileriyle birlikte devir almaları ve işçileri altı ay süreyle işten çıkarmama­ ları koşulu getirilmekteydi. (AK PARTİ sıralarından "altı ay sonra" sesi)  Dinlerseniz onu da duyacaksınız.  Bugün, sıradan bir işveren iş akdini feshettiğinde nasıl İş Kanunu'nun işçiyi koruyan hükümle­ riyle karşı karşıya kalıyorsa özelleştirilen kuruluşu devralan işveren de işçinin iş akdini feshetmek is­ tediğinde aynı İş Kanunu'nun işçiyi koruyan hükümleriyle karşı karşıya kalıyordu. Üstelik, bu yola,  devirden itibaren altı ay geçmedikçe de başvuramıyordu.  AKP, iktidara geldikten sonra özelleştirme şartnamelerini değiştirmiş ve işletmelerin işçileriyle  birlikte devir koşulunu kaldırmıştır yani özelleştirmeyle birlikte işçiler sokağa atılma tehdidiyle karşı  karşıya bırakılmıştır. Şimdi, ölüm yani sokak gösterilerek işçiler 4/C'ye razı edilmeye zorlanmakta­ dır. Peki nedir bu 4/C? Kamuda var olan dört istihdam türünden en az güvenceli olanıdır.  Değerli milletvekilleri, 657 sayılı Kanun yasalaşırken istihdam türü olarak genel idare esaslarına  göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli kamu hizmetleri için memur statüsü, uzmanlık gerektiren ge­ çici bazı işler için sözleşmeli statü, İş Kanunu kapsamında yürütülmesi gereken bazı işler için işçi sta­ tüsü ve kamunun geçici ve mevsimlik işleri için de geçici personel yani 4/C statüsü öngörülmüştü.  Geçici personel, memur sayılmadığı için 657 sayılı Kanun'a, işçi sayılmadığı için İş Kanunu'na tabi  değildir. Sözleşmeli personel olmadığı için de onlara tanınan nispeten daha iyi çalışma koşullarından  yararlanamamaktadır. 4/C'liler, ücretleri, izinleri, çalışma koşulları Bakanlar Kurulu tarafından be­ lirtilen ve iş güvenceleri olmayan bir gruptur. Başlangıçta Devlet İstatistik Enstitüsünün yaptığı an­ ketlerde ayın belli günlerinde görevlendirilen anketörler için uygulanan 4/C sistemi, AKP ile birlikte,  Anayasa gereği genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli kamu hizmetlerinden  olan öğretmenler ve sağlık personeli için de uygulanmaya başlanmıştır.  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Değerli milletvekilleri, 4/C ile ilgili çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarında gerektiğinde fazla  çalışma yaptırılacağı belirtilen personele fazla çalışma ücreti ödenmeyeceği öngörülmektedir. İş akit­ lerinin işveren tarafından tek taraflı feshedileceği belirtilmektedir. İş akitleri feshedilen geçici per­ sonele ihbar, kıdem ve benzeri tazminatların ödenmeyeceği öngörülmektedir. Diğer kamu  çalışanlarına göre ücretli, yıllık ve hastalık izin hakları sınırlandırılmıştır. Ücretleri düşük, gelecek gü­ venceleri yoktur. Sözleşme ücreti dışında, her ne ad altında olursa olsun başka ücret alamayacakları  öngörülmektedir. Emeklilik sisteminde prim ödeme gün sayısını doldurmakta sıkıntı çekeceklerdir.  Emekliliği hak edenler isteseler bile çalışmaya devam edemeyeceklerdir. Nimette unutulan 4/C'liler,  cezaya gelince memurlar gibi cezalandırabilecektir.  Değerli milletvekilleri, Tekel işçilerinin eylemi sonucunda Hükümet 4/C'lilerin özlük hakla­ rında istemeye istemeye bazı iyileştirmeler yapmak zorunda kalmıştır. Nedir bu iyileştirmeler diye  baktığımızda, hastalık ve yıllık izin haklarında bazı düzeltmeler yapıldığını ve iş sonu tazminatı ön­ görüldüğünü görüyoruz. Bu düzeltmenin özelleştirme dışında 4/C'ye göre çalıştırılanlara yansıtıl- maması -çünkü başka Bakanlar Kurulu kararları var, dolayısıyla onlara yansıtılmamıştır- adında  "Adalet" sözcüğü geçen bir partiye yakışmamıştır.  Son düzenlemeyle İktidar, özelleştirmeden önce on iki ay çalışan işçilere 4/C kapsamında on ay  olarak teklif ettiği çalışma süresini, lütfedip on bir aya çıkarmıştır. Ödenecek ücretleri de eski ücret­ lerinin üçte 1 'i düzeyinden yarısı düzeyine çekmiştir. Hükümet son düzenlemeyle 4/C'lilere iş akit­ leri sona erdiğinde iş sonu tazminatı ödemeyi kabul ettiğini söylemektedir. Geçmişte 4/C'liler geçici  ve mevsimlik işlerde çalıştırıldıkları için, yargı, bu personele, sürekli çalışan memur, işçi ve sözleş­ meli personel gibi ikramiye, kıdem tazminatı ya da iş sonu tazminatı ödenmemesini hukuka aykırı  bulmuyordu ancak AKP İktidarıyla birlikte asli ve sürekli işlerde de daha az güvenceli ve daha az  masraflı 4/C'liler istihdam edilmeye başlandığı için, yeniden yargıya başvurulması hâlinde yargının  iş sonu tazminatı ödenmesine hükmedeceğini tahmin etmek zor değildir. Bu nedenle, Hükümetin son  kararnamede iş sonu tazminatı ödeneceğine ilişkin yaptığı düzenlemeler işçiler için verilmiş bir lütuf  değildir.  Değerli milletvekilleri, özelleştirme nedeniyle işlerini kaybedenler mevcut işçi statülerinin de­ vamını istemektedirler. Hükümet işçilerin statüsünü indirmek yerine işçileri de özelleştirme nedeniyle  işlerini kaybeden memurların tabi olduğu statüye tabi tutulmasını sağlayarak bu alanda yarattığı eşit­ sizlik ve adaletsizliği ortadan kaldırmalı diyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP  ve MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Öztürk.  Grup önerisinin lehinde konuşmak üzere Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi  Grubu milletvekillerinin, faili meçhul cinayetlerin araştırılması ile ilgili olarak verdiği bir araştırma  önergesinin gündeme alınması konusunda İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verdikleri bir öne­ rinin lehine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devleti, maalesef, kurulduğu günden beri, bu dev­ leti hazmetmeyen, bu devlette devamlı insanları birbirine düşman kılmayı hedef edinen birtakım güç­ ler oluşmuştur. Bu güçlerin de katkıları ile Türkiye'de uzun zaman silahlı eylemler cereyan etmiştir.  Bu silahlı eylemler sonucunda Türkiye'de uzun zaman hem iç olaylar hem dış olaylar olmuş, uzun  zaman sıkıyönetim ilan edilmiştir, uzun zaman olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Sıkıyönetim ve ola- - 4 9 3 -
Sayfa 32 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  Değerli milletvekilleri, 4/C ile ilgili çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarında gerektiğinde fazla  çalışma yaptırılacağı belirtilen personele fazla çalışma ücreti ödenmeyeceği öngörülmektedir. İş akit­ lerinin işveren tarafından tek taraflı feshedileceği belirtilmektedir. İş akitleri feshedilen geçici per­ sonele ihbar, kıdem ve benzeri tazminatların ödenmeyeceği öngörülmektedir. Diğer kamu  çalışanlarına göre ücretli, yıllık ve hastalık izin hakları sınırlandırılmıştır. Ücretleri düşük, gelecek gü­ venceleri yoktur. Sözleşme ücreti dışında, her ne ad altında olursa olsun başka ücret alamayacakları  öngörülmektedir. Emeklilik sisteminde prim ödeme gün sayısını doldurmakta sıkıntı çekeceklerdir.  Emekliliği hak edenler isteseler bile çalışmaya devam edemeyeceklerdir. Nimette unutulan 4/C'liler,  cezaya gelince memurlar gibi cezalandırabilecektir.  Değerli milletvekilleri, Tekel işçilerinin eylemi sonucunda Hükümet 4/C'lilerin özlük hakla­ rında istemeye istemeye bazı iyileştirmeler yapmak zorunda kalmıştır. Nedir bu iyileştirmeler diye  baktığımızda, hastalık ve yıllık izin haklarında bazı düzeltmeler yapıldığını ve iş sonu tazminatı ön­ görüldüğünü görüyoruz. Bu düzeltmenin özelleştirme dışında 4/C'ye göre çalıştırılanlara yansıtıl- maması -çünkü başka Bakanlar Kurulu kararları var, dolayısıyla onlara yansıtılmamıştır- adında  "Adalet" sözcüğü geçen bir partiye yakışmamıştır.  Son düzenlemeyle İktidar, özelleştirmeden önce on iki ay çalışan işçilere 4/C kapsamında on ay  olarak teklif ettiği çalışma süresini, lütfedip on bir aya çıkarmıştır. Ödenecek ücretleri de eski ücret­ lerinin üçte 1 'i düzeyinden yarısı düzeyine çekmiştir. Hükümet son düzenlemeyle 4/C'lilere iş akit­ leri sona erdiğinde iş sonu tazminatı ödemeyi kabul ettiğini söylemektedir. Geçmişte 4/C'liler geçici  ve mevsimlik işlerde çalıştırıldıkları için, yargı, bu personele, sürekli çalışan memur, işçi ve sözleş­ meli personel gibi ikramiye, kıdem tazminatı ya da iş sonu tazminatı ödenmemesini hukuka aykırı  bulmuyordu ancak AKP İktidarıyla birlikte asli ve sürekli işlerde de daha az güvenceli ve daha az  masraflı 4/C'liler istihdam edilmeye başlandığı için, yeniden yargıya başvurulması hâlinde yargının  iş sonu tazminatı ödenmesine hükmedeceğini tahmin etmek zor değildir. Bu nedenle, Hükümetin son  kararnamede iş sonu tazminatı ödeneceğine ilişkin yaptığı düzenlemeler işçiler için verilmiş bir lütuf  değildir.  Değerli milletvekilleri, özelleştirme nedeniyle işlerini kaybedenler mevcut işçi statülerinin de­ vamını istemektedirler. Hükümet işçilerin statüsünü indirmek yerine işçileri de özelleştirme nedeniyle  işlerini kaybeden memurların tabi olduğu statüye tabi tutulmasını sağlayarak bu alanda yarattığı eşit­ sizlik ve adaletsizliği ortadan kaldırmalı diyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP  ve MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Öztürk.  Grup önerisinin lehinde konuşmak üzere Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi  Grubu milletvekillerinin, faili meçhul cinayetlerin araştırılması ile ilgili olarak verdiği bir araştırma  önergesinin gündeme alınması konusunda İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verdikleri bir öne­ rinin lehine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devleti, maalesef, kurulduğu günden beri, bu dev­ leti hazmetmeyen, bu devlette devamlı insanları birbirine düşman kılmayı hedef edinen birtakım güç­ ler oluşmuştur. Bu güçlerin de katkıları ile Türkiye'de uzun zaman silahlı eylemler cereyan etmiştir.  Bu silahlı eylemler sonucunda Türkiye'de uzun zaman hem iç olaylar hem dış olaylar olmuş, uzun  zaman sıkıyönetim ilan edilmiştir, uzun zaman olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Sıkıyönetim ve ola- - 4 9 3 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 9 4 - ğanüstü hâlin bulunduğu dönemlerde temel hak ve özgürlükler askıya alınmış, demokrasi işlenme­ miş, hak ve özgürlük arama, özgürlüklerde büyük miktarda sınırlamalar getirilmiştir. Ta cumhuriye­ tin kurulduğu tarihlerden beri olayı incelerseniz, işte, 1935 yılına kadar "Dersim" olan benim ilim  35'te "Tunceli" olarak değiştirilmiş. 1937 ve 38 yıllarında, burada girişilen bir askerî harekât sonu­ cunda, zaten herkesin de artık son zamanlarda öğrendiği gibi, birçok haksız, masum insanlar öldü­ rülmüş, birçok güvenlik kuvvetleri de maalesef o sırada ölmüştür.  Şimdi, tabii, Türkiye, böyle bir coğrafyada, böyle bir tarihî olaylarla karşı karşıya kalmış. Özel­ likle 1990'lardan sonra, 1980'lerden sonra -12 Eylülden sonra daha doğrusu- Türkiye, maalesef...  12 Eylül idaresi çok zulümce bir idare uygulamış. Bu memlekette, işte çok değişik bir militarist dü­ şünceyle hareket edince büyük işkenceler yapılmış, haksız adam öldürmeler yapılmış ve bunun üze­ rine de birçok vatandaşlarımız faili meçhul cinayet olarak bilinen şekilde ortadan yaşam haklarını  kaybetmişlerdir.  Bence, bunların bir an önce araştırılması, haksız olarak öldürülen kişiler tespit edildikten sonra  Meclisimizin bir kanun çıkararak ta 1935'lerde, 38'lerdeki o bizim Tunceli olayını da kapsayacak şe­ kilde bir kanunla bu insanlardan Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir özür dilemek suretiyle tarihi...  İşte memleketimizdeki bu anormal şartlar nedeniyle böyle bir ülkede bu insanlara haksızlık da ya­ pılmış, bunların ölümlerine sebebiyet verilmiş, faili meçhul şekilde öldürülmüş. Dolayısıyla bu işi de  kapatarak... Çünkü bu olay, bir an orada ortada kalınca insanlarımız, birçok insanlar, özellikle birçok  Türkiye'yi karıştırmaya çalışan güçler de bu olayları hep gündemde tutturmak suretiyle, işte, yeni ye­ tişen gençlerimizi, işte askere de polise de devlete de karşı bir düşman bir ortam yaratmak üzere hep  gündemde tutarlar. Bence Meclisin bu konuya el atması ve burada bir yücelik göstermesi lazım. Bun­ dan çekinmemek gerekir. Bu, devletimizin, ileride, milletimizin içinde huzurun sağlanması için, gü­ venin sağlanması için, insanların birbirine güven sağlaması için atılması gereken bir adım olduğu  gibi, bundan sonra da herhangi bir kamu görevi yapan kişilerin, ki, bu arada faili meçhul cinayetler  araştırılırken, buna sebebiyet verip de şimdi yaşayan insanlara da verilmesi gereken, yasaların em­ rettiği ağırlıkta ceza da verilmesi gerektiği şeklinde bir düzenlemeye gitmek suretiyle, bundan sonra  masum vatandaşlara, görevi olmadığı hâlde insanlara işkence eden, insanları öldüren insanlara da, on­ lara da bir ders olur ve bundan sonra da bu gibi olaylara bu insanlar cesaret edemezler.  Değerli milletvekilleri, tabii, mesela benim ilimde de çok olaylar oldu. Mesela bir 1993, 94'lerde  Selin ve Işık ailelerinde 7 kişi, vatandaşımız kayboldu, Tunceli'nin içinde kayboldu. Bir doktor, bir  avukat arkadaşımız birileri tarafından getirildi, Tunceli'ye yakın bir yerde öldürüldü, cesetleri orada  bulundu. Bu insanlarımızın failleri bulunmadı. Birçok faili meçhul cinayetler var.  Bizim ilimizde özellikle bir "Yeşil" diye bir kişi vardı, bir de "Bozo" diye bir adam vardı. Bun­ lar özellikle devletin güvenlik kuvvetleriyle iş birliği yapmak suretiyle, çok anormal, çok insanlık dışı  uygulamalar yaparak çok insanların kanına da girdiler, çok büyük sıkıntılar yaratıldı. Bunlar, tabii,  zaman zaman bu kürsüde dile getirildi ve bunun bir an önce sonunun gelmesi için bence bu önerge­ nin en seri şekilde gündeme alınarak bunun üzerinde ciddi çalışmalar yapmak lazım.  Meclisin birinci görevi, ülkede huzur ve güveni sağlamak, yoksa burada getirip de bilmem fa­ lanca devletle ilgili anlaşma tayin etmek veyahut da bilmem yeni yeni bir terör, yeni yeni bir karan­ lık rejimleri getirecek düzenlemeleri yapmak bu memlekete fayda getirmez değerli milletvekilleri.  Onun için, ben, bu önergenin bir an önce gündeme alınmasını istiyorum ama maalesef şimdi AKP  Hükümeti bunlarla uğraşmıyor. Şimdi ne yapıyor? Kendisine karşı olan güçleri cezalandırmak için  her türlü şeyin peşinde koşuyor. Mesela şimdi, Erzincan Cumhuriyet Savcısının bir uygulaması var.
Sayfa 33 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 9 4 - ğanüstü hâlin bulunduğu dönemlerde temel hak ve özgürlükler askıya alınmış, demokrasi işlenme­ miş, hak ve özgürlük arama, özgürlüklerde büyük miktarda sınırlamalar getirilmiştir. Ta cumhuriye­ tin kurulduğu tarihlerden beri olayı incelerseniz, işte, 1935 yılına kadar "Dersim" olan benim ilim  35'te "Tunceli" olarak değiştirilmiş. 1937 ve 38 yıllarında, burada girişilen bir askerî harekât sonu­ cunda, zaten herkesin de artık son zamanlarda öğrendiği gibi, birçok haksız, masum insanlar öldü­ rülmüş, birçok güvenlik kuvvetleri de maalesef o sırada ölmüştür.  Şimdi, tabii, Türkiye, böyle bir coğrafyada, böyle bir tarihî olaylarla karşı karşıya kalmış. Özel­ likle 1990'lardan sonra, 1980'lerden sonra -12 Eylülden sonra daha doğrusu- Türkiye, maalesef...  12 Eylül idaresi çok zulümce bir idare uygulamış. Bu memlekette, işte çok değişik bir militarist dü­ şünceyle hareket edince büyük işkenceler yapılmış, haksız adam öldürmeler yapılmış ve bunun üze­ rine de birçok vatandaşlarımız faili meçhul cinayet olarak bilinen şekilde ortadan yaşam haklarını  kaybetmişlerdir.  Bence, bunların bir an önce araştırılması, haksız olarak öldürülen kişiler tespit edildikten sonra  Meclisimizin bir kanun çıkararak ta 1935'lerde, 38'lerdeki o bizim Tunceli olayını da kapsayacak şe­ kilde bir kanunla bu insanlardan Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir özür dilemek suretiyle tarihi...  İşte memleketimizdeki bu anormal şartlar nedeniyle böyle bir ülkede bu insanlara haksızlık da ya­ pılmış, bunların ölümlerine sebebiyet verilmiş, faili meçhul şekilde öldürülmüş. Dolayısıyla bu işi de  kapatarak... Çünkü bu olay, bir an orada ortada kalınca insanlarımız, birçok insanlar, özellikle birçok  Türkiye'yi karıştırmaya çalışan güçler de bu olayları hep gündemde tutturmak suretiyle, işte, yeni ye­ tişen gençlerimizi, işte askere de polise de devlete de karşı bir düşman bir ortam yaratmak üzere hep  gündemde tutarlar. Bence Meclisin bu konuya el atması ve burada bir yücelik göstermesi lazım. Bun­ dan çekinmemek gerekir. Bu, devletimizin, ileride, milletimizin içinde huzurun sağlanması için, gü­ venin sağlanması için, insanların birbirine güven sağlaması için atılması gereken bir adım olduğu  gibi, bundan sonra da herhangi bir kamu görevi yapan kişilerin, ki, bu arada faili meçhul cinayetler  araştırılırken, buna sebebiyet verip de şimdi yaşayan insanlara da verilmesi gereken, yasaların em­ rettiği ağırlıkta ceza da verilmesi gerektiği şeklinde bir düzenlemeye gitmek suretiyle, bundan sonra  masum vatandaşlara, görevi olmadığı hâlde insanlara işkence eden, insanları öldüren insanlara da, on­ lara da bir ders olur ve bundan sonra da bu gibi olaylara bu insanlar cesaret edemezler.  Değerli milletvekilleri, tabii, mesela benim ilimde de çok olaylar oldu. Mesela bir 1993, 94'lerde  Selin ve Işık ailelerinde 7 kişi, vatandaşımız kayboldu, Tunceli'nin içinde kayboldu. Bir doktor, bir  avukat arkadaşımız birileri tarafından getirildi, Tunceli'ye yakın bir yerde öldürüldü, cesetleri orada  bulundu. Bu insanlarımızın failleri bulunmadı. Birçok faili meçhul cinayetler var.  Bizim ilimizde özellikle bir "Yeşil" diye bir kişi vardı, bir de "Bozo" diye bir adam vardı. Bun­ lar özellikle devletin güvenlik kuvvetleriyle iş birliği yapmak suretiyle, çok anormal, çok insanlık dışı  uygulamalar yaparak çok insanların kanına da girdiler, çok büyük sıkıntılar yaratıldı. Bunlar, tabii,  zaman zaman bu kürsüde dile getirildi ve bunun bir an önce sonunun gelmesi için bence bu önerge­ nin en seri şekilde gündeme alınarak bunun üzerinde ciddi çalışmalar yapmak lazım.  Meclisin birinci görevi, ülkede huzur ve güveni sağlamak, yoksa burada getirip de bilmem fa­ lanca devletle ilgili anlaşma tayin etmek veyahut da bilmem yeni yeni bir terör, yeni yeni bir karan­ lık rejimleri getirecek düzenlemeleri yapmak bu memlekete fayda getirmez değerli milletvekilleri.  Onun için, ben, bu önergenin bir an önce gündeme alınmasını istiyorum ama maalesef şimdi AKP  Hükümeti bunlarla uğraşmıyor. Şimdi ne yapıyor? Kendisine karşı olan güçleri cezalandırmak için  her türlü şeyin peşinde koşuyor. Mesela şimdi, Erzincan Cumhuriyet Savcısının bir uygulaması var.  TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  Kendisine bir ihbar yapılmış. Bu ihbar sonucunda savcı orada bir görevini yapıyor. Bu sırada, şu  anda Eskişehir Jandarma Alay Komutanı da orada Jandarma Komutanı. Onunla beraber, yapılan ih­ bara konu suç unsuru konularda araştırma yapmış, görevini yaparken birileri araya giriyor, bu yet­ kiyi, biliyorsunuz, Erzincan Cumhuriyet Savcısından alıyor, Erzurum Cumhuriyet Savcısına  veriyor, ki haksız veriliyor bunlar. Şimdi, ne oluyor? Eskişehir'deki Jandarma Alay Komutanı, işte  Fethullah Gülen cemiyetine, İsmailağa cemiyetine karşı bir olayın içinde görevini yaptığı için içe­ riye alınıyor. Şimdi, bununla, Türkiye'de bir barış sağlanabilir mi? Yani ille Türkiye Cumhuriyeti dev­ letini ortadan kaldırıp da bir cemaat devletine doğru bir görev yapan insanların önünü kesmeden  Türkiye'de demokratikleşme olur mu? Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi nedir? Laiktir, çağ­ daştır, uygardır. Şimdi, bu laikliği ve çağdaşlığı maalesef hazmetmeyen bir güçler var. Bu güçler ne  yapıyorlar? Ama bugün gücünü bu Hükümetten alıyorlar ve maalesef, Amerika'nın Utah şehrinde - Türkiye'den polisler gidiyor oraya, bu polisler orada eğitim görüyor- Türkiye'de Ergenekon'daki  birtakım belgeler oradan üretiliyor. Bunlar tabii uzun uzadıya anlatılması gereken şeyler. AKP söy­ lemlerinde barıştan, insan haklarından, kardeşlik projelerinden bahsediyor ama maalesef uygulama­ ları bunun tersine.  Şimdi, Abdullah Gül Bey, çıkmış barıştan bahsediyor, hukuktan bahsediyor...  ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - "Abdullah Gül" değil "Sayın Cumhurbaşkanı" de.  KAMER GENÇ (Devamla) - Neyse canım, sen ne dersen de!  Şimdi, geçen gün Abant İzzet Baysal Üniversitesine bir rektör atıyor arkadaşlar. Şimdi, bu Abant  İzzet Baysal Üniversitesinin nasıl kurulduğunu herkes biliyor. Oradaki bir mütevelli heyetinin güç­ leriyle şey edilmiş ve orada o üniversite mensuplarının büyük bir çoğunlukla seçtiği kişiyi bir tarafa  atıyor, AKP'li iki milletvekilinin gidip de kendisiyle beraber yemek yediği kişiyi atıyor. Üstelik de  bu atamaya, rektörlüğe atama yetkisine sahip değil.  Şimdi, Abdullah Bey, ben sana soruyorum: Sen o Cumhurbaşkanlığı makamına geldiğin gün­ den beri hangi eylem ve işlemin, hangi düzenlemen hukuka, Anayasa'ya, o üzerinde yemin ettiğin  Anayasa'ya uygun bir düzenleme yaptın? Sen de AKP'nin bir elemanı gibi, AKP gibi, cemaatlerin  adamları gibi, kim, ne varsa devletin en iyi yerlerine getiriyorsun.  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkanım, Cumhurbaşkanına hakaret etmeye devam ediyor.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bu hakaret değil, icraatını söylemek hakaret değil.  AHMET YENİ (Samsun) - Cumhurbaşkanına hakaret etmeye devam ediyor.  KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla yani sen çıkıp da bana "Ben tarafsız bir cumhurbaş- kanıyım. Efendim, ben bu devletin başıyım, eğer devlet kurumları arasında bir çatışma olursa ben  bunu yola getiririm." diyemezsin çünkü icraatların ortada. Senin zamanında 30 tane rektör atanmış,  14'ünün sırasını değiştirmişsin.  İşte YÖK Başkanlığına getirdiğin kişi, yani yüz tane şahit lazım kardeşim, yüz tane şahit lazım...  Türkiye'de eğitimi bitirmeye çalışıyor.  Şimdi, burada, işte, Meclis Başkanı Mehmet Ali Bey Meclisteki grupları topluyor, diyor ki:  "Herkes sorumluluk duygusu içinde hareket etsin."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  - 4 9 5 -
Sayfa 34 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  Kendisine bir ihbar yapılmış. Bu ihbar sonucunda savcı orada bir görevini yapıyor. Bu sırada, şu  anda Eskişehir Jandarma Alay Komutanı da orada Jandarma Komutanı. Onunla beraber, yapılan ih­ bara konu suç unsuru konularda araştırma yapmış, görevini yaparken birileri araya giriyor, bu yet­ kiyi, biliyorsunuz, Erzincan Cumhuriyet Savcısından alıyor, Erzurum Cumhuriyet Savcısına  veriyor, ki haksız veriliyor bunlar. Şimdi, ne oluyor? Eskişehir'deki Jandarma Alay Komutanı, işte  Fethullah Gülen cemiyetine, İsmailağa cemiyetine karşı bir olayın içinde görevini yaptığı için içe­ riye alınıyor. Şimdi, bununla, Türkiye'de bir barış sağlanabilir mi? Yani ille Türkiye Cumhuriyeti dev­ letini ortadan kaldırıp da bir cemaat devletine doğru bir görev yapan insanların önünü kesmeden  Türkiye'de demokratikleşme olur mu? Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi nedir? Laiktir, çağ­ daştır, uygardır. Şimdi, bu laikliği ve çağdaşlığı maalesef hazmetmeyen bir güçler var. Bu güçler ne  yapıyorlar? Ama bugün gücünü bu Hükümetten alıyorlar ve maalesef, Amerika'nın Utah şehrinde - Türkiye'den polisler gidiyor oraya, bu polisler orada eğitim görüyor- Türkiye'de Ergenekon'daki  birtakım belgeler oradan üretiliyor. Bunlar tabii uzun uzadıya anlatılması gereken şeyler. AKP söy­ lemlerinde barıştan, insan haklarından, kardeşlik projelerinden bahsediyor ama maalesef uygulama­ ları bunun tersine.  Şimdi, Abdullah Gül Bey, çıkmış barıştan bahsediyor, hukuktan bahsediyor...  ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - "Abdullah Gül" değil "Sayın Cumhurbaşkanı" de.  KAMER GENÇ (Devamla) - Neyse canım, sen ne dersen de!  Şimdi, geçen gün Abant İzzet Baysal Üniversitesine bir rektör atıyor arkadaşlar. Şimdi, bu Abant  İzzet Baysal Üniversitesinin nasıl kurulduğunu herkes biliyor. Oradaki bir mütevelli heyetinin güç­ leriyle şey edilmiş ve orada o üniversite mensuplarının büyük bir çoğunlukla seçtiği kişiyi bir tarafa  atıyor, AKP'li iki milletvekilinin gidip de kendisiyle beraber yemek yediği kişiyi atıyor. Üstelik de  bu atamaya, rektörlüğe atama yetkisine sahip değil.  Şimdi, Abdullah Bey, ben sana soruyorum: Sen o Cumhurbaşkanlığı makamına geldiğin gün­ den beri hangi eylem ve işlemin, hangi düzenlemen hukuka, Anayasa'ya, o üzerinde yemin ettiğin  Anayasa'ya uygun bir düzenleme yaptın? Sen de AKP'nin bir elemanı gibi, AKP gibi, cemaatlerin  adamları gibi, kim, ne varsa devletin en iyi yerlerine getiriyorsun.  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkanım, Cumhurbaşkanına hakaret etmeye devam ediyor.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bu hakaret değil, icraatını söylemek hakaret değil.  AHMET YENİ (Samsun) - Cumhurbaşkanına hakaret etmeye devam ediyor.  KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla yani sen çıkıp da bana "Ben tarafsız bir cumhurbaş- kanıyım. Efendim, ben bu devletin başıyım, eğer devlet kurumları arasında bir çatışma olursa ben  bunu yola getiririm." diyemezsin çünkü icraatların ortada. Senin zamanında 30 tane rektör atanmış,  14'ünün sırasını değiştirmişsin.  İşte YÖK Başkanlığına getirdiğin kişi, yani yüz tane şahit lazım kardeşim, yüz tane şahit lazım...  Türkiye'de eğitimi bitirmeye çalışıyor.  Şimdi, burada, işte, Meclis Başkanı Mehmet Ali Bey Meclisteki grupları topluyor, diyor ki:  "Herkes sorumluluk duygusu içinde hareket etsin."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  - 4 9 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Mehmet Ali Bey, geçen gün, burada AKP'li arkadaş ko­ nuşurken ben bir tane söz atmışım, bana hemen uyarma cezası verdi ama benim gibi on defa müda­ hale eden başkasına vermedi. Niye? Tek bağımsız milletvekiliyim. Sonra, uyarma cezasını alan  milletvekilinin savunma hakkı olduğunu bilmediği için -bilmedi, onu kesinlikle bilmiyordu- ondan  sonra tuttu, ben savunma hakkımı istedim, vermedi. Sonra, Tayyip Bey görmesin diye, Tayyip Bey  burada konuşmasını bitirdikten sonra şey etti.  Zamanımız çok az olduğu için onu da söyleyeyim. Şimdi bakın: Tayyip Bey, geçen, Meclis ta­ rihindeki en büyük kavgaya sebebiyet veren üç dakikalık bir söz aldı, "Bu edepsizliktir." diyor, "Bu  ahlaksızlıktır." diyor, "Bu izansızlıktır." diyor. Kim söylüyor bunu? Tayyip Bey diyor. Peki, Mehmet  Ali Bey, ben sana soruyorum: Senin Genel Başkanın bu kadar incitici, bu kadar hakaret dolu sözleri  kullanıyor, ona bir söylesene, ona bir ceza versene! Demek ki yani insanların eylemleriyle fiilleri  arasında bir tutarlılık yoksa çıkıp da millete öğüt vermesin.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Devamla) - Peki, teşekkür ederim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin aleyhinde, Bartın Milletvekili Sayın  Yılmaz Tunç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin  grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Görüşmekte olduğumuz grup önerisiyle, 1990 yılından bu yana meydana gelen faali meçhul ci­ nayetlerin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılarak bu cinayetlerin aydınlatılması için  araştırma komisyonu kurulmasının gündeme alınması istenmektedir.  Değerli milletvekilleri, AK PARTİ İktidarından önce ülkemizde faili meçhul cinayetlerin çok sık  yaşandığı bir gerçektir. Çok değerli aydınlarımız, gazetecilerimiz, bilim adamlarımız faili meçhul  cinayetler neticesinde maalesef hayatlarını kaybetmişlerdir. AK PARTİ'nin iktidara gelmesiyle bir­ likte, son yedi yıla baktığımızda, Türkiye'de faili meçhul olayların aydınlatılmaya çalışıldığını, çe­ telerin, mafyanın, karanlık odakların üzerine kararlılıkla gidildiğini, hiçbir şeyin üzerinin  örtülmediğini, şüphelilerin bağımsız ve tarafsız yargı önünde hesap vermelerinin sağlandığını gör­ mekteyiz.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Şemdinli'yle Hrant Dink olayını çözdünüz mü?  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, AK PARTİ kurulduğunda programıyla  şunu ilan etmiştir: Türkiye'nin hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik, çağdaş bir ülke olması  için gerekli çalışmaları yapacağını, adaletin her alanda tesis edileceğini, temel hak ve hürriyetlerin,  bireyin özgürlüğünün en ön planda tutulacağını ve bunun için gerekli olan mekanizmaların işletile­ ceğini, mevzuatımızın yenileneceğini ve yapılması gereken ne varsa yapılacağını hem programında  hem de her seçim öncesi yayınladığı seçim beyannamelerinde milletimizle paylaşmıştır. Bu beyan­ lar parti programında ve seçim beyannamelerinde kalmamış, yedi yıllık süreçte büyük bir kısmı tek  tek ele alınarak hayata geçirilmiştir, bunun içindir ki Türkiye, Avrupa Birliğiyle müzakere aşamasına  gelmiştir.  AK PARTİ, iktidara geldiği 2002 yılından bu yana, her alanda olduğu gibi, demokratikleşme,  adalet ve güvenlik alanında da hiç kimsenin tahmin edemeyeceği çok önemli icraatlara imza atarken,  demokratikleşmeyi gerçekleştirirken, özgürlük-güvenlik dengesi konusunda da hassas davranmıştır.  - 4 9 6 -
Sayfa 35 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Mehmet Ali Bey, geçen gün, burada AKP'li arkadaş ko­ nuşurken ben bir tane söz atmışım, bana hemen uyarma cezası verdi ama benim gibi on defa müda­ hale eden başkasına vermedi. Niye? Tek bağımsız milletvekiliyim. Sonra, uyarma cezasını alan  milletvekilinin savunma hakkı olduğunu bilmediği için -bilmedi, onu kesinlikle bilmiyordu- ondan  sonra tuttu, ben savunma hakkımı istedim, vermedi. Sonra, Tayyip Bey görmesin diye, Tayyip Bey  burada konuşmasını bitirdikten sonra şey etti.  Zamanımız çok az olduğu için onu da söyleyeyim. Şimdi bakın: Tayyip Bey, geçen, Meclis ta­ rihindeki en büyük kavgaya sebebiyet veren üç dakikalık bir söz aldı, "Bu edepsizliktir." diyor, "Bu  ahlaksızlıktır." diyor, "Bu izansızlıktır." diyor. Kim söylüyor bunu? Tayyip Bey diyor. Peki, Mehmet  Ali Bey, ben sana soruyorum: Senin Genel Başkanın bu kadar incitici, bu kadar hakaret dolu sözleri  kullanıyor, ona bir söylesene, ona bir ceza versene! Demek ki yani insanların eylemleriyle fiilleri  arasında bir tutarlılık yoksa çıkıp da millete öğüt vermesin.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Devamla) - Peki, teşekkür ederim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisinin aleyhinde, Bartın Milletvekili Sayın  Yılmaz Tunç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin  grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Görüşmekte olduğumuz grup önerisiyle, 1990 yılından bu yana meydana gelen faali meçhul ci­ nayetlerin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılarak bu cinayetlerin aydınlatılması için  araştırma komisyonu kurulmasının gündeme alınması istenmektedir.  Değerli milletvekilleri, AK PARTİ İktidarından önce ülkemizde faili meçhul cinayetlerin çok sık  yaşandığı bir gerçektir. Çok değerli aydınlarımız, gazetecilerimiz, bilim adamlarımız faili meçhul  cinayetler neticesinde maalesef hayatlarını kaybetmişlerdir. AK PARTİ'nin iktidara gelmesiyle bir­ likte, son yedi yıla baktığımızda, Türkiye'de faili meçhul olayların aydınlatılmaya çalışıldığını, çe­ telerin, mafyanın, karanlık odakların üzerine kararlılıkla gidildiğini, hiçbir şeyin üzerinin  örtülmediğini, şüphelilerin bağımsız ve tarafsız yargı önünde hesap vermelerinin sağlandığını gör­ mekteyiz.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Şemdinli'yle Hrant Dink olayını çözdünüz mü?  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, AK PARTİ kurulduğunda programıyla  şunu ilan etmiştir: Türkiye'nin hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik, çağdaş bir ülke olması  için gerekli çalışmaları yapacağını, adaletin her alanda tesis edileceğini, temel hak ve hürriyetlerin,  bireyin özgürlüğünün en ön planda tutulacağını ve bunun için gerekli olan mekanizmaların işletile­ ceğini, mevzuatımızın yenileneceğini ve yapılması gereken ne varsa yapılacağını hem programında  hem de her seçim öncesi yayınladığı seçim beyannamelerinde milletimizle paylaşmıştır. Bu beyan­ lar parti programında ve seçim beyannamelerinde kalmamış, yedi yıllık süreçte büyük bir kısmı tek  tek ele alınarak hayata geçirilmiştir, bunun içindir ki Türkiye, Avrupa Birliğiyle müzakere aşamasına  gelmiştir.  AK PARTİ, iktidara geldiği 2002 yılından bu yana, her alanda olduğu gibi, demokratikleşme,  adalet ve güvenlik alanında da hiç kimsenin tahmin edemeyeceği çok önemli icraatlara imza atarken,  demokratikleşmeyi gerçekleştirirken, özgürlük-güvenlik dengesi konusunda da hassas davranmıştır.  - 4 9 6 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  AK PARTİ hükümetleri, hukuk ve adalet alanında ve demokratikleşme konusunda, öncelikle  mevzuatımızda önemli değişikliklerin yapılmasını sağlamıştır. Başta temel kanunlarımız olan, artık  çağımızın ihtiyaçlarına cevap veremeyen ceza sistemimizde önemli değişiklikler yapılarak Türk Ceza  Kanunu'muz, Ceza Muhakemeleri Kanunu'muz, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına Dair Ka­ nun'umuz ve birçok yasal düzenleme bu dönemde yürürlüğe girmiştir.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Onun için çocuklar yaşlarından fazla ceza alıyor!  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Bu düzenlemeler yapılırken temel insan hakları ve bireyin öz­ gürlüğü ön planda tutulmuş, milletimizin ve devletimizin güvenliğinden de asla taviz verilmemiştir.  2002'ye göre bugün Türkiye, çok daha demokratik, çok daha çağdaş, çok daha özgürlükçü bir ülkedir.  Millî Güvenlik Kurulunun sivilleşmesi, devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırılması, olağanüstü hâlin  kaldırılması...  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sokaklarda korku kol geziyor.  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - ...mevzuatımızın hukukun evrensel ilkelerine ve çağdaş bir sis­ teme kavuşturulmasıyla ilgili çalışmalar, bu yüce Meclisin ve AK PARTİ hükümetlerinin küçümse­ nemeyecek başarıları ve hukuk devleti ilkesini güçlendirmeyi amaçlayan önemli icraatlarıdır.  Faili meçhul olaylar ve cinayetlerin aydınlatılması ve faillerinin bulunup yakalanması çalışma­ larıyla ilgili olarak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün muhtelif zamanlarda yayım­ ladığı genelgeler de Hükümetin bu konudaki hassasiyetinin önemli göstergeleridir.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Hassasiyet sorunu çözmüyor, faili meçhulleri ortaya  çıkarmanız lazım.  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ, demokratik­ leşme alanında son yedi yılda elde ettiğimiz kazanımları kalıcı hâle getirmenin ve daha da geliştir­ menin gayreti içerisindedir. Ülkemizin geçmişte yaşadığı acı tecrübelerin bir daha yaşanmaması için  çalışıyoruz. Türkiye'yi demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti nitelikleriyle güçlendirerek gele­ ceğe hazırlıyoruz. Demokrasiye yönelik her türlü girişime kararlılıkla karşı çıkıyor, çetelerle, maf­ yayla, suç örgütleriyle, hukuk dışı oluşumlarla mücadeleden taviz vermiyoruz. Bizim amacımız,  gelecek nesillere bugünkünden çok farklı, daha demokratik, daha kalkınmış, daha yaşanılabilir, çok  daha güçlü bir Türkiye bırakabilmektir. Yedi yılda her alanda gerçekleştirdiğimiz bu icraatları mil­ letimiz görmekte ve yaşamakta ve onun için de yapılan son dört seçimde AK PARTİ'yi tartışmasız,  açık ara birinci parti yapmaktadır.  Bugün, ülkemizin geldiği nokta gurur vericidir. Avrupa Birliği ile müzakere aşamasına gelmiş,  Avrupa Konseyi Parlamentosunun Meclis Başkanlığını elde etmiş, İslam Konferansı Teşkilatının  Genel Sekreterliğini üstlenmiş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin üyeliğine yüz elli bir ülke­ nin oyunu alarak seçilmiş, gücünü dünyanın kabul ettiği Türkiye'nin muhalefetinin de artık karalama  siyaseti yerine, yapıcı, ülke menfaatini gözeten bir siyaset izlemesi gerekir.  Bugün, çetelerin, mafyanın, hukuk dışı yapılanmaların, milletimize ve ülkemize tuzak kurmak  isteyenlerin, Danıştay saldırısıyla Türkiye'nin karartılmasını planlayanların yargılandığı dava ile il­ gili olarak maalesef her platformda yargıyı etkilemeye çalışan çevreler vardır. Her fırsatta yargının  tarafsızlığından ve bağımsızlığından bahseden bu çevreler ve bazı siyasilerimiz hiç çekinmeden,  hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden yaptıkları konuşmalarda bile, devam eden yargıla­ mayı etkilemeye çalışmaktadırlar. Bu tür davranışlar, hukuk devleti ilkeleri, yargının tarafsızlığı ve  bağımsızlığı ilkeleri ile asla bağdaşmamaktadır.  - 4 9 7 -
Sayfa 36 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  AK PARTİ hükümetleri, hukuk ve adalet alanında ve demokratikleşme konusunda, öncelikle  mevzuatımızda önemli değişikliklerin yapılmasını sağlamıştır. Başta temel kanunlarımız olan, artık  çağımızın ihtiyaçlarına cevap veremeyen ceza sistemimizde önemli değişiklikler yapılarak Türk Ceza  Kanunu'muz, Ceza Muhakemeleri Kanunu'muz, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına Dair Ka­ nun'umuz ve birçok yasal düzenleme bu dönemde yürürlüğe girmiştir.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Onun için çocuklar yaşlarından fazla ceza alıyor!  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Bu düzenlemeler yapılırken temel insan hakları ve bireyin öz­ gürlüğü ön planda tutulmuş, milletimizin ve devletimizin güvenliğinden de asla taviz verilmemiştir.  2002'ye göre bugün Türkiye, çok daha demokratik, çok daha çağdaş, çok daha özgürlükçü bir ülkedir.  Millî Güvenlik Kurulunun sivilleşmesi, devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırılması, olağanüstü hâlin  kaldırılması...  AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sokaklarda korku kol geziyor.  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - ...mevzuatımızın hukukun evrensel ilkelerine ve çağdaş bir sis­ teme kavuşturulmasıyla ilgili çalışmalar, bu yüce Meclisin ve AK PARTİ hükümetlerinin küçümse­ nemeyecek başarıları ve hukuk devleti ilkesini güçlendirmeyi amaçlayan önemli icraatlarıdır.  Faili meçhul olaylar ve cinayetlerin aydınlatılması ve faillerinin bulunup yakalanması çalışma­ larıyla ilgili olarak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün muhtelif zamanlarda yayım­ ladığı genelgeler de Hükümetin bu konudaki hassasiyetinin önemli göstergeleridir.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Hassasiyet sorunu çözmüyor, faili meçhulleri ortaya  çıkarmanız lazım.  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ, demokratik­ leşme alanında son yedi yılda elde ettiğimiz kazanımları kalıcı hâle getirmenin ve daha da geliştir­ menin gayreti içerisindedir. Ülkemizin geçmişte yaşadığı acı tecrübelerin bir daha yaşanmaması için  çalışıyoruz. Türkiye'yi demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti nitelikleriyle güçlendirerek gele­ ceğe hazırlıyoruz. Demokrasiye yönelik her türlü girişime kararlılıkla karşı çıkıyor, çetelerle, maf­ yayla, suç örgütleriyle, hukuk dışı oluşumlarla mücadeleden taviz vermiyoruz. Bizim amacımız,  gelecek nesillere bugünkünden çok farklı, daha demokratik, daha kalkınmış, daha yaşanılabilir, çok  daha güçlü bir Türkiye bırakabilmektir. Yedi yılda her alanda gerçekleştirdiğimiz bu icraatları mil­ letimiz görmekte ve yaşamakta ve onun için de yapılan son dört seçimde AK PARTİ'yi tartışmasız,  açık ara birinci parti yapmaktadır.  Bugün, ülkemizin geldiği nokta gurur vericidir. Avrupa Birliği ile müzakere aşamasına gelmiş,  Avrupa Konseyi Parlamentosunun Meclis Başkanlığını elde etmiş, İslam Konferansı Teşkilatının  Genel Sekreterliğini üstlenmiş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin üyeliğine yüz elli bir ülke­ nin oyunu alarak seçilmiş, gücünü dünyanın kabul ettiği Türkiye'nin muhalefetinin de artık karalama  siyaseti yerine, yapıcı, ülke menfaatini gözeten bir siyaset izlemesi gerekir.  Bugün, çetelerin, mafyanın, hukuk dışı yapılanmaların, milletimize ve ülkemize tuzak kurmak  isteyenlerin, Danıştay saldırısıyla Türkiye'nin karartılmasını planlayanların yargılandığı dava ile il­ gili olarak maalesef her platformda yargıyı etkilemeye çalışan çevreler vardır. Her fırsatta yargının  tarafsızlığından ve bağımsızlığından bahseden bu çevreler ve bazı siyasilerimiz hiç çekinmeden,  hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden yaptıkları konuşmalarda bile, devam eden yargıla­ mayı etkilemeye çalışmaktadırlar. Bu tür davranışlar, hukuk devleti ilkeleri, yargının tarafsızlığı ve  bağımsızlığı ilkeleri ile asla bağdaşmamaktadır.  - 4 9 7 - TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 4 9 8 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde bulunan  ve biraz sonra görüşmelerine devam edeceğimiz Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşki­ lat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'yla, terörle mücadele alanında İçişleri Bakanlığımızla diğer  kurum ve kuruluşlarımızın ifa ettikleri görevler sırasında ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve te­ rörle mücadelede koordinasyonun sağlanması amaçlanmaktadır.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Siz de aynı şeyleri yapacaksınız, geçmişte yapılanla­ rın aynısını yapacaksınız, belli oldu.  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Terörle mücadele çerçevesinde alınan kararların uygulanmasında  zafiyetlerin önlenmesi, etkin, verimli ve sonuç alıcı çalışmaların gerçekleştirilmesi için hazırlanan ve  iki hafta önce görüşmelerine başladığımız ve bugün de devam edeceğimiz bu tasarı bile AK PARTİ'nin  bu konudaki hassasiyetinin açık göstergelerinden birisidir. Bu hassasiyetimize muhalefetin de ortak  olmasını istiyoruz. Yedi yılda elde ettiğimiz kazanımlar sayesinde artık Türkiye faili meçhuller  ülkesi olmaktan çıkmıştır.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Hangi faili meçhulü çözdünüz? İktidar olarak bir tane  örnek verin.  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, araştırma önergesinde ifade edilen olay­ ların büyük bir kısmı yargının gündeminde ve soruşturması bağımsız yargı tarafından devam eden  olaylardır. Bugün çetelerin, mafyanın, hukuk dışı yapılanmaların bağımsız yargı önünde hesap ver­ diği bir ortamda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde kamu düzeni ve güvenlikle ilgili ta­ rihî nitelikte ve çok önemli bir tasarının görüşüldüğü bir zamanda böyle bir araştırma önergesinin  gündeme alınmasını istemenin iyi niyetli bir çalışma olmadığını belirtmek istiyorum. (BDP sırala­ rından gürültüler)  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Ne alakası var!  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Bütün konuştuklarınız yalan ve riya. Bu çifte standarttan vaz­ geçin. Ayıp, ayıp!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri, lütfen...  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Bu nedenle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde zaten  kamu düzeni ve güvenlik konuları vardır. Tüm siyasi parti gruplarının -Barış ve Demokrasi Partisi  de dâhil- ortak kararıyla gündemin ön sıralarına alınan bu tasannın bir an önce yasalaşmasını iste­ mek yerine bu tasarının yasalaşmasını erteleyecek bir gündemin önerilmesini sizlerin takdirlerine  bırakıyorum. (BDP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Sayın milletvekilleri...  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle Barış ve Demokrasi Partisinin grup  önerisine katılmadığımı belirtiyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sırala­ rından alkışlar)  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Gerçek yüzünüzü ortaya çıkardınız.  PERVİN BULDAN (İğdır) - Oy birliğiyle reddedin. Sizden ancak bunu bekliyoruz. Oy birliğiyle  reddedin!  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tunç.
Sayfa 37 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 1  - 4 9 8 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde bulunan  ve biraz sonra görüşmelerine devam edeceğimiz Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşki­ lat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'yla, terörle mücadele alanında İçişleri Bakanlığımızla diğer  kurum ve kuruluşlarımızın ifa ettikleri görevler sırasında ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve te­ rörle mücadelede koordinasyonun sağlanması amaçlanmaktadır.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Siz de aynı şeyleri yapacaksınız, geçmişte yapılanla­ rın aynısını yapacaksınız, belli oldu.  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Terörle mücadele çerçevesinde alınan kararların uygulanmasında  zafiyetlerin önlenmesi, etkin, verimli ve sonuç alıcı çalışmaların gerçekleştirilmesi için hazırlanan ve  iki hafta önce görüşmelerine başladığımız ve bugün de devam edeceğimiz bu tasarı bile AK PARTİ'nin  bu konudaki hassasiyetinin açık göstergelerinden birisidir. Bu hassasiyetimize muhalefetin de ortak  olmasını istiyoruz. Yedi yılda elde ettiğimiz kazanımlar sayesinde artık Türkiye faili meçhuller  ülkesi olmaktan çıkmıştır.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Hangi faili meçhulü çözdünüz? İktidar olarak bir tane  örnek verin.  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, araştırma önergesinde ifade edilen olay­ ların büyük bir kısmı yargının gündeminde ve soruşturması bağımsız yargı tarafından devam eden  olaylardır. Bugün çetelerin, mafyanın, hukuk dışı yapılanmaların bağımsız yargı önünde hesap ver­ diği bir ortamda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde kamu düzeni ve güvenlikle ilgili ta­ rihî nitelikte ve çok önemli bir tasarının görüşüldüğü bir zamanda böyle bir araştırma önergesinin  gündeme alınmasını istemenin iyi niyetli bir çalışma olmadığını belirtmek istiyorum. (BDP sırala­ rından gürültüler)  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Ne alakası var!  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Bütün konuştuklarınız yalan ve riya. Bu çifte standarttan vaz­ geçin. Ayıp, ayıp!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri, lütfen...  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Bu nedenle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde zaten  kamu düzeni ve güvenlik konuları vardır. Tüm siyasi parti gruplarının -Barış ve Demokrasi Partisi  de dâhil- ortak kararıyla gündemin ön sıralarına alınan bu tasannın bir an önce yasalaşmasını iste­ mek yerine bu tasarının yasalaşmasını erteleyecek bir gündemin önerilmesini sizlerin takdirlerine  bırakıyorum. (BDP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Sayın milletvekilleri...  YILMAZ TUNÇ (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle Barış ve Demokrasi Partisinin grup  önerisine katılmadığımı belirtiyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sırala­ rından alkışlar)  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Gerçek yüzünüzü ortaya çıkardınız.  PERVİN BULDAN (İğdır) - Oy birliğiyle reddedin. Sizden ancak bunu bekliyoruz. Oy birliğiyle  reddedin!  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tunç.  TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 9 9 - III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Yoklama talebimiz vardır.  BAŞKAN - Grup önerisinin oylanması öncesinde yoklama talebi vardır.  Sayın Okay, Sayın Mengü, Sayın Malik Özdemir, Sayın Emek, Sayın İnce, Sayın Kart, Sayın  Gök, Sayın Kocal, Sayın Ağyüz, Sayın Ekici, Sayın Öztürk, Sayın Güner, Sayın Yıldız, Sayın Seçer,  Sayın Unsal, Sayın Anadol, Sayın Kesici, Sayın Aslanoğlu, Sayın Günday, Sayın Oksal.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  1.- (10/152) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul eden­ ler... Kabul etmeyenler... Öneri reddedilmiştir.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, bir önceki Hatip hem grubumuza sataşmada bu­ lunmuştur hem de Kamu Güvenliği Müsteşarlığında uzlaşma sağlandığını söylemiştir. Bizim gru­ bumuzun böyle bir uzlaşması söz konusu değildir.  Bir de önerimizle ilgili olarak "kötü niyetlilerdir." dedi.  BAŞKAN - Azıcık şey yaparsanız... Ben sizi tam duyamadım. Başlangıcını duydum da sonra­ sını duyamadım.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Demin Hatip, konuşurken, Kamu Güvenliği Müsteşarlığıyla ilgili  bütün grupların uzlaşı içinde olduğunu söyledi. Bizim partimizin böyle bir uzlaşısı yoktur.  BAŞKAN - Peki, buyurun.  Üç dakikalık bir süre veriyorum ama lütfen Sayın Kaplan, tekrar bir sataşmaya ve cevaba mahal  vermeyin. Tamam?  Buyurun.  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  /.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç 'un, grubuna sataşması  nedeniyle konuşması  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, faili meçhuller konusunun araştırılmasını gündeme getirmek kötü ni- yetlilik ise, Sabahattin Ali'nin kızının, Uğur Mumcu'nun çocuklarının, Abdi İpekçi'nin çocuklarının,  Ape Musa Anter'in çocuklarının, Savcı Doğan Öz'ün çocuklarının, son yakın tarihimizde Hrant  Dink'in çocuklarının; bu ülkenin aydınlarının, sanatçılarının, değerlerinin birer birer katledildiği gün­ lerde, bu katliamların Susurluk raporlarına geçtiği ve belgelendiği ve nasıl öldürüldüğü belli olan bir  ülkede, eğer bunu getirmek gündeme kötü niyetliyse biz kötü niyetliyiz. Faili meçhul cinayetlerin so­ nuna kadar aydınlatılmasını istiyoruz. Bunun karşısında durmak, bunun karşısında oy kullanmak asıl  kötü niyettir, asıl karanlıklara destek vermektir, asıl faili meçhul cinayetlere destek çıkmaktır. Ne  demek bu "Kötü niyetlidir, Barış ve Demokrasi Partisi böyle bir önerge getiriyor?" Herkes biraz  izanda, Başbakanın dediği ölçüde durmasını bilecek.
Sayfa 38 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 4 9 9 - III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Yoklama talebimiz vardır.  BAŞKAN - Grup önerisinin oylanması öncesinde yoklama talebi vardır.  Sayın Okay, Sayın Mengü, Sayın Malik Özdemir, Sayın Emek, Sayın İnce, Sayın Kart, Sayın  Gök, Sayın Kocal, Sayın Ağyüz, Sayın Ekici, Sayın Öztürk, Sayın Güner, Sayın Yıldız, Sayın Seçer,  Sayın Unsal, Sayın Anadol, Sayın Kesici, Sayın Aslanoğlu, Sayın Günday, Sayın Oksal.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  1.- (10/152) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul eden­ ler... Kabul etmeyenler... Öneri reddedilmiştir.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, bir önceki Hatip hem grubumuza sataşmada bu­ lunmuştur hem de Kamu Güvenliği Müsteşarlığında uzlaşma sağlandığını söylemiştir. Bizim gru­ bumuzun böyle bir uzlaşması söz konusu değildir.  Bir de önerimizle ilgili olarak "kötü niyetlilerdir." dedi.  BAŞKAN - Azıcık şey yaparsanız... Ben sizi tam duyamadım. Başlangıcını duydum da sonra­ sını duyamadım.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Demin Hatip, konuşurken, Kamu Güvenliği Müsteşarlığıyla ilgili  bütün grupların uzlaşı içinde olduğunu söyledi. Bizim partimizin böyle bir uzlaşısı yoktur.  BAŞKAN - Peki, buyurun.  Üç dakikalık bir süre veriyorum ama lütfen Sayın Kaplan, tekrar bir sataşmaya ve cevaba mahal  vermeyin. Tamam?  Buyurun.  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR  /.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan 'ın, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç 'un, grubuna sataşması  nedeniyle konuşması  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, faili meçhuller konusunun araştırılmasını gündeme getirmek kötü ni- yetlilik ise, Sabahattin Ali'nin kızının, Uğur Mumcu'nun çocuklarının, Abdi İpekçi'nin çocuklarının,  Ape Musa Anter'in çocuklarının, Savcı Doğan Öz'ün çocuklarının, son yakın tarihimizde Hrant  Dink'in çocuklarının; bu ülkenin aydınlarının, sanatçılarının, değerlerinin birer birer katledildiği gün­ lerde, bu katliamların Susurluk raporlarına geçtiği ve belgelendiği ve nasıl öldürüldüğü belli olan bir  ülkede, eğer bunu getirmek gündeme kötü niyetliyse biz kötü niyetliyiz. Faili meçhul cinayetlerin so­ nuna kadar aydınlatılmasını istiyoruz. Bunun karşısında durmak, bunun karşısında oy kullanmak asıl  kötü niyettir, asıl karanlıklara destek vermektir, asıl faili meçhul cinayetlere destek çıkmaktır. Ne  demek bu "Kötü niyetlidir, Barış ve Demokrasi Partisi böyle bir önerge getiriyor?" Herkes biraz  izanda, Başbakanın dediği ölçüde durmasını bilecek.  TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 5 0 0 - Dün resimlerini görmediniz mi? Bütün faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin, hem sağdan  hem soldan, her kesimden insanların nasıl yan yana, el ele, kol kola durduğunu ve bu ülkenin ada­ lete ihtiyacı olduğunu görmediniz mi?  Arkadaşlar, siz diyorsunuz ki: "Güvenlik Müsteşarlığında gruplar uzlaştı, birleşti."  Bakın, şunu çok iyi bileceksiniz: Sıkıyönetimlerde, takriri sükûnda, örfi idarede, olağanüstü  hâlde, çetelerde, darbelerde, DGM'lerde, asla bu rejimlerden hiçbirinin desteğinde, Barış ve De­ mokrasi Partisinin ne imzasını ne desteğini ne uzlaşısını ne birliğini göreceksiniz. O birliği bizden  beklemeyiniz. Böyle şeyleri de bizim yüzümüze bakarak söyleme hak ve hududuna sahip değilsiniz.  Bu yakışmaz. Bu kürsüde, bu Meclisin çatısı altında dururken, bizim yapmadıklarımızı, söyleme­ diklerimizi bize mal etmeyin. Biz, Meclis Başkanlığında oturup, cumhuriyetin, bütün Meclisin arşi­ vini, kamuoyuna 12 milyon belgeyi açarken, öyle istiklal mahkemelerinin, örfi idarenin, Seyit  Rıza'nın, Şeyh Sait'in, Dersim katliamının ve sürgünlerin zulasını, kozmik belgelerini saklayacak yü­ reksizliği gösteren bir parti değiliz. (BDP sıralarından alkışlar) Niye açmıyorsunuz? Niye açmıyor­ sunuz? Korkuyor musunuz? Gerçeklerden, halkın bilmesinden korkuyor musunuz?  Sizin yedi yıllık iktidarınızda, namus için, hak için, adalet için, bir tane faili meçhul cinayet ay­ dınlattık deyip, çıkar mısınız kürsüye? Çıkamazsınız. Adınız "adalet", ama adaletin zerresi yok sizde.  Adaleti siz arar duruma düşersiniz. Yüce Divana düştüğünüz günlerde, bakın...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Kimse kurtaramaz.  HASİP KAPLAN (Devamla) - ...o zaman haklının haksızın ne olduğunu görürsünüz. Biraz  izana davet ediyorum.  Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaplan.  Sayın Canikli...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, Sayın Konuşmacı partimizi hedef alarak...  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Aynen hedef aldım.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - .. .hakaret ve saldırıda bulunmuştur.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Aynen hedef aldım. Siz bizim partimizi, grubumuzu hedef aldınız.  Aynen hedef aldım. (AK PARTİ ve BDP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - On dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14.58
Sayfa 39 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 1  - 5 0 0 - Dün resimlerini görmediniz mi? Bütün faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin, hem sağdan  hem soldan, her kesimden insanların nasıl yan yana, el ele, kol kola durduğunu ve bu ülkenin ada­ lete ihtiyacı olduğunu görmediniz mi?  Arkadaşlar, siz diyorsunuz ki: "Güvenlik Müsteşarlığında gruplar uzlaştı, birleşti."  Bakın, şunu çok iyi bileceksiniz: Sıkıyönetimlerde, takriri sükûnda, örfi idarede, olağanüstü  hâlde, çetelerde, darbelerde, DGM'lerde, asla bu rejimlerden hiçbirinin desteğinde, Barış ve De­ mokrasi Partisinin ne imzasını ne desteğini ne uzlaşısını ne birliğini göreceksiniz. O birliği bizden  beklemeyiniz. Böyle şeyleri de bizim yüzümüze bakarak söyleme hak ve hududuna sahip değilsiniz.  Bu yakışmaz. Bu kürsüde, bu Meclisin çatısı altında dururken, bizim yapmadıklarımızı, söyleme­ diklerimizi bize mal etmeyin. Biz, Meclis Başkanlığında oturup, cumhuriyetin, bütün Meclisin arşi­ vini, kamuoyuna 12 milyon belgeyi açarken, öyle istiklal mahkemelerinin, örfi idarenin, Seyit  Rıza'nın, Şeyh Sait'in, Dersim katliamının ve sürgünlerin zulasını, kozmik belgelerini saklayacak yü­ reksizliği gösteren bir parti değiliz. (BDP sıralarından alkışlar) Niye açmıyorsunuz? Niye açmıyor­ sunuz? Korkuyor musunuz? Gerçeklerden, halkın bilmesinden korkuyor musunuz?  Sizin yedi yıllık iktidarınızda, namus için, hak için, adalet için, bir tane faili meçhul cinayet ay­ dınlattık deyip, çıkar mısınız kürsüye? Çıkamazsınız. Adınız "adalet", ama adaletin zerresi yok sizde.  Adaleti siz arar duruma düşersiniz. Yüce Divana düştüğünüz günlerde, bakın...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Kimse kurtaramaz.  HASİP KAPLAN (Devamla) - ...o zaman haklının haksızın ne olduğunu görürsünüz. Biraz  izana davet ediyorum.  Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaplan.  Sayın Canikli...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, Sayın Konuşmacı partimizi hedef alarak...  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Aynen hedef aldım.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - .. .hakaret ve saldırıda bulunmuştur.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Aynen hedef aldım. Siz bizim partimizi, grubumuzu hedef aldınız.  Aynen hedef aldım. (AK PARTİ ve BDP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - On dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 14.58  TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Canikli.  2.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli'nin, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, grubuna  sataşması nedeniyle konuşması  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, biraz önceki konuşmacı haksız bir şekilde  partimize saldırılarda bulunmuştur. Biz, hem dağdaki teröre karşıyız, onun için, onun sonlandırıl- ması için gereken her türlü çabayı sarf ediyoruz hem de geçmişte yaşanan ve bütün milleti rahatsız  eden faili meçhul cinayetlerin aydınlanması için gereken siyasi duruşu ortaya koyuyoruz. Gerçek sa­ mimiyet bunu gerektirir.  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Oylarınızla reddedildi!  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Canikli.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Gerçek samimiyet bunu gerektirir. Sadece buna karşı çıka­ rak dağdaki teröre...  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Canikli.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Samimiyet, hem dağdaki teröre karşı çıkmaktır hem de faili  meçhul cinayetlerin aydınlatılması için gereken çalışmayı yapmaktır. Samimiyet bu şekilde ortaya  çıkar Sayın Başkanım.  İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Geri getirin, kabul edelim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Canikli, teşekkür ederim.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Geri getirin; buyurun, kabul edin.  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş  bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  - 5 0 1 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 15.13  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Gülsen ORHAN (Van)
Sayfa 40 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Canikli.  2.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli'nin, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, grubuna  sataşması nedeniyle konuşması  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, biraz önceki konuşmacı haksız bir şekilde  partimize saldırılarda bulunmuştur. Biz, hem dağdaki teröre karşıyız, onun için, onun sonlandırıl- ması için gereken her türlü çabayı sarf ediyoruz hem de geçmişte yaşanan ve bütün milleti rahatsız  eden faili meçhul cinayetlerin aydınlanması için gereken siyasi duruşu ortaya koyuyoruz. Gerçek sa­ mimiyet bunu gerektirir.  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Oylarınızla reddedildi!  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Canikli.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Gerçek samimiyet bunu gerektirir. Sadece buna karşı çıka­ rak dağdaki teröre...  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Canikli.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Samimiyet, hem dağdaki teröre karşı çıkmaktır hem de faili  meçhul cinayetlerin aydınlatılması için gereken çalışmayı yapmaktır. Samimiyet bu şekilde ortaya  çıkar Sayın Başkanım.  İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Geri getirin, kabul edelim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Canikli, teşekkür ederim.  HASİP KAPLAN (Şırnak) - Geri getirin; buyurun, kabul edin.  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş  bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.  - 5 0 1 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 15.13  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Gülsen ORHAN (Van)  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- (10/106) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi  10.02.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 10.02.2010 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti  Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün 19 uncu  Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.  Saygılarımla.  Mehmet Şandır  Mersin  MHP Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapıl­ masına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/106 esas numaralı, "Esnaf ve Sanatkârların So­ runlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla" Anayasanın 98. ve  İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri Gereğince Meclis Araştırması önergelerinin görüşmelerinin Genel  Kurulun 10.02.2010 Çarşamba günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi lehinde ilk söz, Aydın Milletvekili Sayın  Ali Uzunırmak'a aittir.  Buyurun Sayın Uzunırmak. (MHP sıralarından alkışlar)  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esnaf ve sanatkârlarımızın  yaşadığı sorunların tespiti ve çözüm yollarının bulunması için Anayasa'mızın 98, Meclisimizin İç Tü- züğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince araştırma yapılması önergesi üzerinde söz aldım. He­ pinize saygılarımı sunuyorum.  Esas konuya gelmeden önce, Antalya Serik-Aksu arasında ve ilimiz Aydın'ın Kuşadası'nda tabii  afetten dolayı hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum; zarara uğrayan, fe­ lakete uğrayan vatandaşlarımıza da "acil şifalar" ve "geçmiş olsun" dileklerimi iletiyorum.  Değerli milletvekilleri, bu araştırma önergesini vermemizdeki maksat ne Sayın Başbakanımızı  kızdırmak ne de Meclisin çalışmasını engellemek gibi veya zaman kaybettirmek gibi bir düşünce  değildir; aksine, demokrasimizin işlemesi ve Parlamentomuzun daha etkin görev alabilmesi anla­ mında verdiğimiz bir önergedir.  Aslında Sayın Başbakan da son günlerde bakkallarla ilgili yaptığı konuşmada da sıkıntıyı gün­ deme getirmiştir. Öyleyse buradaki beklentimizin şu olması gerekir: Yürütme, Hükümet problemi ka­ bullenmiş durumdadır, öyleyse Parlamentoda çoğunluğu olan Adalet ve Kalkınma Partisi  Grubumuzun da Parlamentonun inisiyatif alabilmesi için şahsiyetli bir duruşla bu araştırma önerge­ mize "Evet." diyerek esnafımızın problemlerinin çözümlenmesi için Parlamentonun inisiyatif alma­ sını temin etmesi gerekmektedir. Sayın Başbakan tabii ki bir söylediğiyle bir söylediği birbirini  tutmadan Türkiye'yi yönetmeye devam ediyor.  Değerli milletvekilleri, 2/2/2010 tarihli AKP grubunda Sayın Başbakanımızın konuşma met­ ninde bir bölüm var, ibret olması için bunları sizlerle paylaşmak istiyorum: "Tabii, artık, bu gensoru  olayının da maalesef suyu çıktı. İkide bir 'Acaba Parlamentoyu nasıl meşgul ederiz, nasıl engelleriz,  nasıl zamandan çalarız?' mantığıyla, anlayışıyla bu gensorular veriliyor. Bir şey çıkacağından değil.  - 5 0 2 -
Sayfa 41 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- (10/106) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi  10.02.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun 10.02.2010 Çarşamba günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti  Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün 19 uncu  Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.  Saygılarımla.  Mehmet Şandır  Mersin  MHP Grup Başkanvekili  Öneri:  Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapıl­ masına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/106 esas numaralı, "Esnaf ve Sanatkârların So­ runlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla" Anayasanın 98. ve  İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri Gereğince Meclis Araştırması önergelerinin görüşmelerinin Genel  Kurulun 10.02.2010 Çarşamba günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi lehinde ilk söz, Aydın Milletvekili Sayın  Ali Uzunırmak'a aittir.  Buyurun Sayın Uzunırmak. (MHP sıralarından alkışlar)  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esnaf ve sanatkârlarımızın  yaşadığı sorunların tespiti ve çözüm yollarının bulunması için Anayasa'mızın 98, Meclisimizin İç Tü- züğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince araştırma yapılması önergesi üzerinde söz aldım. He­ pinize saygılarımı sunuyorum.  Esas konuya gelmeden önce, Antalya Serik-Aksu arasında ve ilimiz Aydın'ın Kuşadası'nda tabii  afetten dolayı hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum; zarara uğrayan, fe­ lakete uğrayan vatandaşlarımıza da "acil şifalar" ve "geçmiş olsun" dileklerimi iletiyorum.  Değerli milletvekilleri, bu araştırma önergesini vermemizdeki maksat ne Sayın Başbakanımızı  kızdırmak ne de Meclisin çalışmasını engellemek gibi veya zaman kaybettirmek gibi bir düşünce  değildir; aksine, demokrasimizin işlemesi ve Parlamentomuzun daha etkin görev alabilmesi anla­ mında verdiğimiz bir önergedir.  Aslında Sayın Başbakan da son günlerde bakkallarla ilgili yaptığı konuşmada da sıkıntıyı gün­ deme getirmiştir. Öyleyse buradaki beklentimizin şu olması gerekir: Yürütme, Hükümet problemi ka­ bullenmiş durumdadır, öyleyse Parlamentoda çoğunluğu olan Adalet ve Kalkınma Partisi  Grubumuzun da Parlamentonun inisiyatif alabilmesi için şahsiyetli bir duruşla bu araştırma önerge­ mize "Evet." diyerek esnafımızın problemlerinin çözümlenmesi için Parlamentonun inisiyatif alma­ sını temin etmesi gerekmektedir. Sayın Başbakan tabii ki bir söylediğiyle bir söylediği birbirini  tutmadan Türkiye'yi yönetmeye devam ediyor.  Değerli milletvekilleri, 2/2/2010 tarihli AKP grubunda Sayın Başbakanımızın konuşma met­ ninde bir bölüm var, ibret olması için bunları sizlerle paylaşmak istiyorum: "Tabii, artık, bu gensoru  olayının da maalesef suyu çıktı. İkide bir 'Acaba Parlamentoyu nasıl meşgul ederiz, nasıl engelleriz,  nasıl zamandan çalarız?' mantığıyla, anlayışıyla bu gensorular veriliyor. Bir şey çıkacağından değil.  - 5 0 2 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Bütün dertleri, dostlar alışverişte görsün." Yani, Parlamento iradesini Sayın Başbakan "dostlar alış­ verişte görsün" olarak görüyor. Oysaki, Parlamentonun bir denetleme faaliyetidir gensoru önergesi  ve aynı zamanda araştırma önergeleri de milletin gerçek gündeminin, esnafın, işçinin, sanatkârın,  çiftçinin, bürokrasinin, yönetimin, bütün katmanların problemlerinin, ülkenin gerçek gündeminin  burada konuşulmasıdır aslında.  Ben Sayın Başbakana bir öneride bulunuyorum. Bundan kısa bir süre önce verdiğim, "Meclise  devamlılık açısından AKP Grubunun, 335 civarında milletvekili bulunan bir grubun acaba Meclisi  ne kadar çalıştınyor?"unu halkımızla ve sizlerle paylaşmak istiyorum: Parlamentonun 04/08/2007 ta­ rihinden 11/12/2009 tarihine kadarki bütün faaliyetlerinde, 173 defa karar yeter sayısı istenmiş  -294 defa birleşim yapılmış- 173 defa istenen karar yeter sayısında, yani 137 milletvekilinin burada  bulunması istendiğinde, 152 defasında AKP Grubu burada çoğunluğu sağlayamamıştır ve 3 defa da  bu karar yeter sayısını bulamadığından dolayı oturum kapatılmıştır. Toplantı yeter sayısı istenmiştir.  294 birleşimde 238 kere toplantı yeter sayısı istenmiş ve 238 kere istenen toplantı yeter sayısında 184  milletvekili sayısını 40 defa bulamamıştır AKP Grubu ve 16 defa oturum kapatılmıştır. Bu,  11/12/2009 tarihine kadar olan rakamlardır ve Meclis Başkanlığının bana verdiği cevaptır. Sayın  Başbakan, acaba gensorular, acaba araştırma önergeleri mi Meclisi engelliyor, çalıştırmıyor, yoksa,  335 milletvekilinden burada 137 ve 184'ü bulunduramıyor musunuz Sayın Başbakan?  Değerli milletvekilleri, yönetmek, olması gerekenle olabilirleri en çok birbirine yaklaştırabilme  sanatıdır. Eldeki imkân, kabiliyet, potansiyel ve fırsatları etkin, verimli, yerinde kullanabilme inisi­ yatifidir.  Dolayısıyla, bugünkü yönetime baktığımızda Sayın Başbakan ve AKP Grubu şundan vazgeç­ melidir: İşte, yedi sene öncesi, on sene öncesi, yirmi sene, otuz sene öncesi birtakım kıyaslamaları  yaparak Türkiye bir yere varamaz. Dünya elbette ki dünden bugüne daha iyileşmektedir, yarın daha  iyi olacaktır ve hem ekonomik hem sosyal, demokrasi, insan haklan açısından dünyadaki gelişme­ ler hep bu yöndedir. Gönlümüz ister ki Türkiye de Atatürk'ün işaret ettiği manada her açıdan çağdaş  medeniyetler seviyesinde olsun, medeniyetin bütün o içerlediği olayları kavrayarak ve her şeyin  önünde olsun.  Şimdi, siz, ekonomi ve para politikalarının neticesinde sıkıntıya düşmüş esnaf, sanatkâr ve bun­ ların önemli bir bölümünü oluşturan bakkalı tedbir almadan "Günün şartları böyle." diyerek kapat­ maya davet ederek; politikalarınız neticesinde sektörü çökmüş, kendisi iflas etmiş "Yandık, anamız  ağladı." diyen çiftçiye -önü ve arkası cümlesinin ne olduğunu işitemediğimiz- "Al ananı buradan  git." diyerek; geçmişte vergi rekortmeni olmuş ama politikalarınız neticesinde iflas etmiş iş adamla­ rına "Beceriksizler." diyerek; -muhtemeldir ki onlar hanedanlığınızın mensupları gibi ilişkilere gire­ medikleri için o duruma düşmüşlerdir- "İş yerimizi kapatıyor, emeğimizi elimizden alıyorsunuz,  maaşımız 1.500 TL'den 700-800 liraya düşüyor. Bizi özlük haklarımızla başka kurumlara becayiş  edin." diyen Tekel işçilerine "Yetim hakkı yiyorlar. Yatarak para almak istiyorlar." diyerek toplumu  yanlış bilgilendirip işçilerle halkı karşı karşıya getirerek; kısacası, basını, kurumları, muhalefet li­ derlerini, yeri geldiğinde Parlamentoyu, herkesi yüksek perdeden yalan ve tehditle ülkede sürdürü­ lebilir bir yönetim ortaya koymak mümkün değildir.  Değerli milletvekilleri, bugün 80 esnaf ve sanatkâr meslek kolunda, Türkiye Esnaf ve Sanat­ kârları Konfederasyonunun verilerine göre 2005 yılında 196.494 yeni iş yeri açılırken 287.526'sı ka­ patılmıştır. 2006 yılında 248 bin iş yeri açılmış, 319 bin iş yeri kapatılmıştır. 2007 yılındaysa her gün  ortalama 100 iş yeri kapanmıştır.  - 5 0 3 -
Sayfa 42 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Bütün dertleri, dostlar alışverişte görsün." Yani, Parlamento iradesini Sayın Başbakan "dostlar alış­ verişte görsün" olarak görüyor. Oysaki, Parlamentonun bir denetleme faaliyetidir gensoru önergesi  ve aynı zamanda araştırma önergeleri de milletin gerçek gündeminin, esnafın, işçinin, sanatkârın,  çiftçinin, bürokrasinin, yönetimin, bütün katmanların problemlerinin, ülkenin gerçek gündeminin  burada konuşulmasıdır aslında.  Ben Sayın Başbakana bir öneride bulunuyorum. Bundan kısa bir süre önce verdiğim, "Meclise  devamlılık açısından AKP Grubunun, 335 civarında milletvekili bulunan bir grubun acaba Meclisi  ne kadar çalıştınyor?"unu halkımızla ve sizlerle paylaşmak istiyorum: Parlamentonun 04/08/2007 ta­ rihinden 11/12/2009 tarihine kadarki bütün faaliyetlerinde, 173 defa karar yeter sayısı istenmiş  -294 defa birleşim yapılmış- 173 defa istenen karar yeter sayısında, yani 137 milletvekilinin burada  bulunması istendiğinde, 152 defasında AKP Grubu burada çoğunluğu sağlayamamıştır ve 3 defa da  bu karar yeter sayısını bulamadığından dolayı oturum kapatılmıştır. Toplantı yeter sayısı istenmiştir.  294 birleşimde 238 kere toplantı yeter sayısı istenmiş ve 238 kere istenen toplantı yeter sayısında 184  milletvekili sayısını 40 defa bulamamıştır AKP Grubu ve 16 defa oturum kapatılmıştır. Bu,  11/12/2009 tarihine kadar olan rakamlardır ve Meclis Başkanlığının bana verdiği cevaptır. Sayın  Başbakan, acaba gensorular, acaba araştırma önergeleri mi Meclisi engelliyor, çalıştırmıyor, yoksa,  335 milletvekilinden burada 137 ve 184'ü bulunduramıyor musunuz Sayın Başbakan?  Değerli milletvekilleri, yönetmek, olması gerekenle olabilirleri en çok birbirine yaklaştırabilme  sanatıdır. Eldeki imkân, kabiliyet, potansiyel ve fırsatları etkin, verimli, yerinde kullanabilme inisi­ yatifidir.  Dolayısıyla, bugünkü yönetime baktığımızda Sayın Başbakan ve AKP Grubu şundan vazgeç­ melidir: İşte, yedi sene öncesi, on sene öncesi, yirmi sene, otuz sene öncesi birtakım kıyaslamaları  yaparak Türkiye bir yere varamaz. Dünya elbette ki dünden bugüne daha iyileşmektedir, yarın daha  iyi olacaktır ve hem ekonomik hem sosyal, demokrasi, insan haklan açısından dünyadaki gelişme­ ler hep bu yöndedir. Gönlümüz ister ki Türkiye de Atatürk'ün işaret ettiği manada her açıdan çağdaş  medeniyetler seviyesinde olsun, medeniyetin bütün o içerlediği olayları kavrayarak ve her şeyin  önünde olsun.  Şimdi, siz, ekonomi ve para politikalarının neticesinde sıkıntıya düşmüş esnaf, sanatkâr ve bun­ ların önemli bir bölümünü oluşturan bakkalı tedbir almadan "Günün şartları böyle." diyerek kapat­ maya davet ederek; politikalarınız neticesinde sektörü çökmüş, kendisi iflas etmiş "Yandık, anamız  ağladı." diyen çiftçiye -önü ve arkası cümlesinin ne olduğunu işitemediğimiz- "Al ananı buradan  git." diyerek; geçmişte vergi rekortmeni olmuş ama politikalarınız neticesinde iflas etmiş iş adamla­ rına "Beceriksizler." diyerek; -muhtemeldir ki onlar hanedanlığınızın mensupları gibi ilişkilere gire­ medikleri için o duruma düşmüşlerdir- "İş yerimizi kapatıyor, emeğimizi elimizden alıyorsunuz,  maaşımız 1.500 TL'den 700-800 liraya düşüyor. Bizi özlük haklarımızla başka kurumlara becayiş  edin." diyen Tekel işçilerine "Yetim hakkı yiyorlar. Yatarak para almak istiyorlar." diyerek toplumu  yanlış bilgilendirip işçilerle halkı karşı karşıya getirerek; kısacası, basını, kurumları, muhalefet li­ derlerini, yeri geldiğinde Parlamentoyu, herkesi yüksek perdeden yalan ve tehditle ülkede sürdürü­ lebilir bir yönetim ortaya koymak mümkün değildir.  Değerli milletvekilleri, bugün 80 esnaf ve sanatkâr meslek kolunda, Türkiye Esnaf ve Sanat­ kârları Konfederasyonunun verilerine göre 2005 yılında 196.494 yeni iş yeri açılırken 287.526'sı ka­ patılmıştır. 2006 yılında 248 bin iş yeri açılmış, 319 bin iş yeri kapatılmıştır. 2007 yılındaysa her gün  ortalama 100 iş yeri kapanmıştır.  - 5 0 3 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Esnaf ve sanatkârın iyiye doğru değişim ve dönüşümünü sağlayacak yeni esnaf ve sanatkâr mo­ delini oluşturacak millî politikaların belirlenerek, plan, program ve projenin yürürlüğe konulması  gerekmektedir.  Değerli milletvekilleri, gelişmiş pazarlara hitap edecek donanımlardan mahrum olmanın, bilgi  ve teknolojideki yeniliklerin getirdiği değişimlerin sağlanamayışının, küresel ekonominin, market­ lerin ve Uzak Doğu mallarının yarattığı rekabetin, AB uyum yasalarının öngördüğü yeni standartla­ rın, konut ve otomobil kredileriyle, kredili yaşamın getirdiği piyasa durgunluğunun, halkın alım  gücünün düşmesi ve tüketim alışkanlıklarının değişmesinin, yaşanan iç göçler ve işsizliğin oluştur­ duğu kayıt dışı esnaf ve sanatkârlığın oluşturduğu haksız rekabetin ve bunun dışında, emekli olan­ ların esnaf kolunda faaliyet göstermek istediğinde kesintilerinin yapılmasının adaletli bir şekilde  sağlanması... Bu vatandaşlarımız esnaf faaliyetine başladıklarında emekli maaşlarındaki yapılan ke­ sintinin, bunların götürü veya defter usulüyle verdikleri vergi oranlarının yüksekliğine göre kade- melendirilmesi adaletli bir tavır olacaktır.  Bunun yanında, hep geçmişten örnekler verilerek, sekiz yıldır Türkiye'de esnaf kredileri üze­ rinde yanlış bilgilendirme ve spekülasyonlar yapılmaktadır.  Değerli milletvekilleri, 2002 yılına gelirken Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar değerlendi­ rilmeden, o günkü şartları göz önüne almadan birtakım faaliyetleri eleştirmek insafsızlıktır. Bakın,  en basitinden bir şeyi örneklendirmek istiyorum sizlere: 2000'li yıllarda geçirilen iki büyük deprem  felaketinde, Türkiye'nin sanayi istihsalinin aşağı yukarı üçte 2'sinin ve nüfusunun üçte 2'sinin otur­ duğu bir bölge yerle bir olmuştur ve buradaki sanayi tesislerimizden nüfusumuza, sosyal problem­ lerimize ve vergi tahsilatlarına varıncaya kadar gelirlerde düşme olmuştur ve bunun üstüne, aynı  zamanda, depremin yaralarının sarılması için devletin harcamaları olmuştur. Gelirlerdeki azalma,  sosyal problemler ve gider artırımındaki Türkiye bütçesinin imkânlarıyla o günlerden bugüne gelip  de bugün insafsızca eleştirilerde bulunmanın yeri olmadığı kanaatini taşıyorum. Bakın, o gün yüzde  70 enflasyon ve yüzde 45 'le esnafa kullandırılan krediler vardır, yani aşağı yukarı yüzde 30 civarında  devletin sübvanse ettiği bir gerçeklik vardır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Ama bugün, enflasyon hedefiniz yüzde 5, esnafın kullandığı  kredi yüzde 6,5'tur değerli milletvekilleri.  Biz, -ne zaman ki- AKP Hükümeti finansman olarak bunların problemlerini çözünceye kadar,  bu kredileri düşürünceye kadar Meclis kürsüsünden bunları dile getirmeye devam edeceğiz.  Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakana buradan bir şey öneriyorum ve AKP Grubuna bir şey  öneriyorum: Merkez Bankasında ve 2000'li yıllarda bankalarda meydana gelen hadiselerle ilgili bir­ takım ithamlarda bulunuyor Sayın Başbakan. Ben, buradan, o zamanki milletvekili ve. . . Milliyetçi  Hareket Partisinin üçte 1 ortaklıkta bulunduğu, bunu ısrarla söylüyorum, üçte 1 ortaklıkta bulunduğu  bir hükümette, bankalarda neler olduğunu araştırmak için kendi grubumuz araştırma önergesi vere­ cek ve siz de buna destek olun. Sayın Başbakan, araştıralım, suçlusu kimse çıksın ortaya. Ama AKP,  kendisiyle ilgili bir araştırma önergesini kendisi verip, acaba, bu araştırmaya razı olabilir mi?  Ben, bu duygu ve düşüncelerle, demokrasinin işlemesi ve aynı zamanda, ekonomik problemle­ rimizin çözümlenmesi için önergemize destek verilmesini istiyorum ve Parlamentonun şahsiyetli  davranışını sizlere emanet ediyorum.  Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  - 5 0 4 -
Sayfa 43 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Esnaf ve sanatkârın iyiye doğru değişim ve dönüşümünü sağlayacak yeni esnaf ve sanatkâr mo­ delini oluşturacak millî politikaların belirlenerek, plan, program ve projenin yürürlüğe konulması  gerekmektedir.  Değerli milletvekilleri, gelişmiş pazarlara hitap edecek donanımlardan mahrum olmanın, bilgi  ve teknolojideki yeniliklerin getirdiği değişimlerin sağlanamayışının, küresel ekonominin, market­ lerin ve Uzak Doğu mallarının yarattığı rekabetin, AB uyum yasalarının öngördüğü yeni standartla­ rın, konut ve otomobil kredileriyle, kredili yaşamın getirdiği piyasa durgunluğunun, halkın alım  gücünün düşmesi ve tüketim alışkanlıklarının değişmesinin, yaşanan iç göçler ve işsizliğin oluştur­ duğu kayıt dışı esnaf ve sanatkârlığın oluşturduğu haksız rekabetin ve bunun dışında, emekli olan­ ların esnaf kolunda faaliyet göstermek istediğinde kesintilerinin yapılmasının adaletli bir şekilde  sağlanması... Bu vatandaşlarımız esnaf faaliyetine başladıklarında emekli maaşlarındaki yapılan ke­ sintinin, bunların götürü veya defter usulüyle verdikleri vergi oranlarının yüksekliğine göre kade- melendirilmesi adaletli bir tavır olacaktır.  Bunun yanında, hep geçmişten örnekler verilerek, sekiz yıldır Türkiye'de esnaf kredileri üze­ rinde yanlış bilgilendirme ve spekülasyonlar yapılmaktadır.  Değerli milletvekilleri, 2002 yılına gelirken Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar değerlendi­ rilmeden, o günkü şartları göz önüne almadan birtakım faaliyetleri eleştirmek insafsızlıktır. Bakın,  en basitinden bir şeyi örneklendirmek istiyorum sizlere: 2000'li yıllarda geçirilen iki büyük deprem  felaketinde, Türkiye'nin sanayi istihsalinin aşağı yukarı üçte 2'sinin ve nüfusunun üçte 2'sinin otur­ duğu bir bölge yerle bir olmuştur ve buradaki sanayi tesislerimizden nüfusumuza, sosyal problem­ lerimize ve vergi tahsilatlarına varıncaya kadar gelirlerde düşme olmuştur ve bunun üstüne, aynı  zamanda, depremin yaralarının sarılması için devletin harcamaları olmuştur. Gelirlerdeki azalma,  sosyal problemler ve gider artırımındaki Türkiye bütçesinin imkânlarıyla o günlerden bugüne gelip  de bugün insafsızca eleştirilerde bulunmanın yeri olmadığı kanaatini taşıyorum. Bakın, o gün yüzde  70 enflasyon ve yüzde 45 'le esnafa kullandırılan krediler vardır, yani aşağı yukarı yüzde 30 civarında  devletin sübvanse ettiği bir gerçeklik vardır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Ama bugün, enflasyon hedefiniz yüzde 5, esnafın kullandığı  kredi yüzde 6,5'tur değerli milletvekilleri.  Biz, -ne zaman ki- AKP Hükümeti finansman olarak bunların problemlerini çözünceye kadar,  bu kredileri düşürünceye kadar Meclis kürsüsünden bunları dile getirmeye devam edeceğiz.  Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakana buradan bir şey öneriyorum ve AKP Grubuna bir şey  öneriyorum: Merkez Bankasında ve 2000'li yıllarda bankalarda meydana gelen hadiselerle ilgili bir­ takım ithamlarda bulunuyor Sayın Başbakan. Ben, buradan, o zamanki milletvekili ve. . . Milliyetçi  Hareket Partisinin üçte 1 ortaklıkta bulunduğu, bunu ısrarla söylüyorum, üçte 1 ortaklıkta bulunduğu  bir hükümette, bankalarda neler olduğunu araştırmak için kendi grubumuz araştırma önergesi vere­ cek ve siz de buna destek olun. Sayın Başbakan, araştıralım, suçlusu kimse çıksın ortaya. Ama AKP,  kendisiyle ilgili bir araştırma önergesini kendisi verip, acaba, bu araştırmaya razı olabilir mi?  Ben, bu duygu ve düşüncelerle, demokrasinin işlemesi ve aynı zamanda, ekonomik problemle­ rimizin çözümlenmesi için önergemize destek verilmesini istiyorum ve Parlamentonun şahsiyetli  davranışını sizlere emanet ediyorum.  Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  - 5 0 4 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Uzunırmak.  Grup önerisi aleyhinde ilk söz Rize Milletvekili Sayın Bayram Ali Bayramoğlu'na ait.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esnaf ve sa­ natkârlarımızın sorunlarına çözüm önerileri konusunda Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu  grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Şimdi, benden önce konuşma yapan adaşım Sayın Ali Bey'in söylediklerinin hemen hemen ta­ mamına katılıyorum.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - O zaman "evet" diyeceksiniz.  BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla) - Türkiye'de gerçek anlamda eğer bir değerlen­ dirme yapacaksak, sadece esnaf kesiminin değil, sanayici kesiminin de, sosyal problemleri yaşaya­ bilecek insanlarımızın da, benzer nitelikli toplumun çeşitli kesimlerinin de mutlaka problemleri vardır.  Ama problemleri gündeme getirirken bu problemlerin içerisinde yapılmış olan hizmetleri hiç saymış  olmak veya yapılmışları yok sayarak bunların üzerine bir şey bina etmemizin esas yanlışlığı üzerine  konuşmak istiyorum.  Bakın, arkadaşlar, geçtiğimiz hafta içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi benzer nitelikli bir öneri  verdi ve ayın 4'ünde yani geçtiğimiz perşembe günü bu öneri burada tekrar görüşüldü. Yine esnaf me­ selesinin problemleriydi. Sayın Mehmet Ali Susam ve Milliyetçi Hareket Partisinden de Sayın İz­ zettin Yılmaz benzer nitelikli konuşmalar yapmış. Konuşma tutanakları burada. Bu tutanakların  içerisindeki birçok ifadeye de aynı mahiyette katılıyorum. Ancak bu mukayeseleri yaparken, az evvel  Ali Bey'in söylemiş olduğu gibi, yani 2002 senesinde, işte, esnaf yüzde 59'la kredi kullanıyordu,  enflasyon da yüzde 30'du, yaklaşık enflasyonun 2 katı faizle karşı karşıya iken bugün enflasyon ra­ kamlarının yüzde 6,5'lar, yüzde 7'ler seviyesinde olduğu bir noktada esnafa siz enflasyon eş değeri  bir rakamla kredi kullandırıyorsanız bunun da hakkını vermek zorundasınız. Bir tarafta enflasyonun  2 katı faiz yükü getiriyorsunuz -ki bunu karşılama şansı yok hiçbir esnafın- diğer tarafta da şu andaki  mevcut enflasyonik ortam içerisinde ve üstelik kullandırmış olduğunuz kredilerin rakamsal boyut­ ları arasında da ve kişisel boyutları arasında da korkunç rakamların olduğu bir noktadayız. 2002 se­ nesinde toplam 153 milyon TL kredi kullandırılmış, toplam ve kullandırılan kişi sayısı 38.390 kişi,  faiz oranı yüzde 59. Bugün, 2009 yılı itibarıyla bakıyorsak 2,7 milyar TL kredi kullandırılmış ve  kullanan kişi sayısı 152.123 kişi ve faiz nispeti ne? Yüzde 6,5. Bu süreç içerisinde toplam kaç kişiye  kredi kullandırılmış? 750 bin esnafımıza kredi kullandırılmış. Toplam kullandırılan kredi miktarı ne  kadar? 15,8 milyar TL. Ha, ben krediyi ne kadar güzel bir şeydir diye anlatmak istemiyorum ama es­ nafımızın talep etmiş olduğunun karşılığını verebilen ve onun büyüme trendine destek vermeyi ken­ disine görev edinmiş bir siyasi otoriteyi de hiçbir şey yapmamış, esnafa gereken hassasiyeti  göstermemiş gibi değerlendirmek bir anlamda haksızlık olur.  Şimdi, ben size başka birkaç tane daha örnek vermek istiyorum. Yaklaşık yirmi sene kadar önce,  o zaman 60 kişilik bir iş adamı grubuyla Hannover Messe'yi ziyarete gittik. Hannover Messe dün­ yanın en büyük sanayi fuarlarından bir tanesi ve aynı dönemde de Almanya'nın en önemli görevle­ rinden, başındaki en büyük dertlerinden bir tanesi "Treuhand" denen, o gün özelleştirme  kapsamındaki yapılan çalışmalarla ilgili çalışmaları da yerinde değerlendirmek için hem sanayi ve  ticaret odalarıyla hem de "Treuhand" denen kurumun başkanıyla görüşmeye gittik. Treuhand kuru­ munun başkanı olan bayan bize "Aachen Belediyesiyle ilgili bir çalışmayı yerinde görmenizi tavsiye  - 5 0 5 -
Sayfa 44 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Uzunırmak.  Grup önerisi aleyhinde ilk söz Rize Milletvekili Sayın Bayram Ali Bayramoğlu'na ait.  Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esnaf ve sa­ natkârlarımızın sorunlarına çözüm önerileri konusunda Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu  grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.  Şimdi, benden önce konuşma yapan adaşım Sayın Ali Bey'in söylediklerinin hemen hemen ta­ mamına katılıyorum.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - O zaman "evet" diyeceksiniz.  BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla) - Türkiye'de gerçek anlamda eğer bir değerlen­ dirme yapacaksak, sadece esnaf kesiminin değil, sanayici kesiminin de, sosyal problemleri yaşaya­ bilecek insanlarımızın da, benzer nitelikli toplumun çeşitli kesimlerinin de mutlaka problemleri vardır.  Ama problemleri gündeme getirirken bu problemlerin içerisinde yapılmış olan hizmetleri hiç saymış  olmak veya yapılmışları yok sayarak bunların üzerine bir şey bina etmemizin esas yanlışlığı üzerine  konuşmak istiyorum.  Bakın, arkadaşlar, geçtiğimiz hafta içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi benzer nitelikli bir öneri  verdi ve ayın 4'ünde yani geçtiğimiz perşembe günü bu öneri burada tekrar görüşüldü. Yine esnaf me­ selesinin problemleriydi. Sayın Mehmet Ali Susam ve Milliyetçi Hareket Partisinden de Sayın İz­ zettin Yılmaz benzer nitelikli konuşmalar yapmış. Konuşma tutanakları burada. Bu tutanakların  içerisindeki birçok ifadeye de aynı mahiyette katılıyorum. Ancak bu mukayeseleri yaparken, az evvel  Ali Bey'in söylemiş olduğu gibi, yani 2002 senesinde, işte, esnaf yüzde 59'la kredi kullanıyordu,  enflasyon da yüzde 30'du, yaklaşık enflasyonun 2 katı faizle karşı karşıya iken bugün enflasyon ra­ kamlarının yüzde 6,5'lar, yüzde 7'ler seviyesinde olduğu bir noktada esnafa siz enflasyon eş değeri  bir rakamla kredi kullandırıyorsanız bunun da hakkını vermek zorundasınız. Bir tarafta enflasyonun  2 katı faiz yükü getiriyorsunuz -ki bunu karşılama şansı yok hiçbir esnafın- diğer tarafta da şu andaki  mevcut enflasyonik ortam içerisinde ve üstelik kullandırmış olduğunuz kredilerin rakamsal boyut­ ları arasında da ve kişisel boyutları arasında da korkunç rakamların olduğu bir noktadayız. 2002 se­ nesinde toplam 153 milyon TL kredi kullandırılmış, toplam ve kullandırılan kişi sayısı 38.390 kişi,  faiz oranı yüzde 59. Bugün, 2009 yılı itibarıyla bakıyorsak 2,7 milyar TL kredi kullandırılmış ve  kullanan kişi sayısı 152.123 kişi ve faiz nispeti ne? Yüzde 6,5. Bu süreç içerisinde toplam kaç kişiye  kredi kullandırılmış? 750 bin esnafımıza kredi kullandırılmış. Toplam kullandırılan kredi miktarı ne  kadar? 15,8 milyar TL. Ha, ben krediyi ne kadar güzel bir şeydir diye anlatmak istemiyorum ama es­ nafımızın talep etmiş olduğunun karşılığını verebilen ve onun büyüme trendine destek vermeyi ken­ disine görev edinmiş bir siyasi otoriteyi de hiçbir şey yapmamış, esnafa gereken hassasiyeti  göstermemiş gibi değerlendirmek bir anlamda haksızlık olur.  Şimdi, ben size başka birkaç tane daha örnek vermek istiyorum. Yaklaşık yirmi sene kadar önce,  o zaman 60 kişilik bir iş adamı grubuyla Hannover Messe'yi ziyarete gittik. Hannover Messe dün­ yanın en büyük sanayi fuarlarından bir tanesi ve aynı dönemde de Almanya'nın en önemli görevle­ rinden, başındaki en büyük dertlerinden bir tanesi "Treuhand" denen, o gün özelleştirme  kapsamındaki yapılan çalışmalarla ilgili çalışmaları da yerinde değerlendirmek için hem sanayi ve  ticaret odalarıyla hem de "Treuhand" denen kurumun başkanıyla görüşmeye gittik. Treuhand kuru­ munun başkanı olan bayan bize "Aachen Belediyesiyle ilgili bir çalışmayı yerinde görmenizi tavsiye  - 5 0 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  ediyorum." demişti. Aachen de çok önemli ve kritik bir bölgedir; Almanya, Hollanda ve Belçika'nın  birleştiği bir merkezdedir ve çok önemli sanayileşme çalışmasının yapıldığı bir yerdir. O bölgeye  gittik ve Belediye Başkanı -sene 1991, bundan yirmi sene önce- bize dedi ki: "Arkadaşlar, siz yatı­ rım yapmak istiyorsanız ben size sanayi ile ilgili altyapı, üstyapı, her türlü imkânımı açacağım. Bu  çerçevede gelin burada yatırımınızı yapın, istihdam oluşturun, gerekli destekleri ve teşvikleri de ver­ direceğim." Kim dedi bunu? Belediye Başkanı. Dedik ki: "Peki, güzel altyapıyı da verdin, tesisi de  aldık, o da güzel; biz esnaf olarak, tüccar olarak daha büyümedik -çünkü yirmi sene önceyi konuşu­ yoruz- küçük ve orta ölçekli firmalarız, sizin bu belediyenizin içerisinde buralardaki ürettiğimiz ürün­ leri pazarlama şansızımız var mı?" Dedi ki: "Bir tek şartla. Bizim, cadde üzerinde belirlenmiş olan  esnaf kriterlerimiz vardır yani burada üç tane konfeksiyon mağazası açabilirsiniz, burada bir tane  fırın açabilirsiniz, bir tane boyacı açabilirsiniz, bir tane berber açabilirsiniz vesaire, nüfus orantılı  olarak." O zaman arkadaşlarıma dönüp dedim ki: "Esas esnaf planlaması bu demektir." Bizim Tür­ kiye'de yapamadığımız, esas gündeme gelmesi gereken konu budur. Türkiye'de biz, bilinçli, fizibi­ liteye dayanan, insanların kaynaklarını boşa heba ettirecek olduğu yatırımları planlayacak çalışmayı  yapmak zorundayız. Ben bunun için TÜİK'le görüşme yaptım. Bakın "Nüfus katsayısına, millî ge­ lirimize, bölgenin sanayileşmesine vesaireye göre bir esnaf kriterleri oluşturalım." dedim. Bu kri­ terleri oluşturduğumuz zaman bunlara göre de gerekiyorsa müsaade vermeyelim, haksız rekabet  olmasın.  Bizim kendi içerimizdeki insanlarımız haklı olarak şöyle yapıyor... Bana çok kişi geliyor gitti­ ğim zaman, esnaf ve sanatkârlar "Sayın Vekilim, ben 30 bin lira bir emekli maaşı aldım. Benim ço­ cuğumun da şu anda işi yok. Bu 30 bin lirayla ben de bir tane bakkal açmak istiyorum. Bana ne  diyorsun?" diyorlar. Yahu 30 bin liraya zaten herkes bir bakkal açıyor! Olması gereken bakkal sayısı  toplamda 50 taneyse, şu anda 500 tane. 500 tane bakkal birbirleriyle haksız rekabet içerisine girdiği  zaman ne tüccarın parasını ödeyebiliyor ne toptancının parasını ödeyebiliyor ne de kendi itibarını  devam ettirebiliyor. 30 bin de gidiyor, 30 binin üstüne 100 bin daha da bir de borçlanmayla karşı  karşıya kalıyor.  Bakın TESK'in Genel Başkanı Bendevi Palandöken'le bundan iki üç hafta evvel konuştum,  dedim ki: "Sayın Başkan, gel bir araya gelelim oturalım şu esnaf meselesiyle ilgili. Birinci yapaca­ ğımız iş şu olmalı: Gerçek esnaf raporlarını istiyorum sizden. İstatistikleri yeniden bir masaya yatı- ralım. Aktif olan, çalışan, şu anda gerçek anlamda ekonomiye katma değer üreten, size düzenli olarak  aidatlarını ödeyen esnaf sayısını bir çıkartalım. Ondan sonra bunları da sektörel bazda bir değerlen­ direlim. Yani gerçek anlamda ne kadar küçük ölçekli market var, orta ölçekli market var, süpermar- ket var, manav var, kasap var vesaire var, bunların hepsini bir masaya yatıralım. İlk önce elimine  edilmesi gereken esnafları eleyelim. Eledikten sonra geriye kalanlarla ilgili ciddi bir planlama yapa­ lım. Bu planlamanın içerisinde kümelenme olsun, bu planlamanın içerisinde birlikte hareket ede­ cekleri çalışmalar, bu planlamanın içerisinde istihdam politikaları olsun. Ortak kredi kullandırma ve  ortaklıkların oluştuğu, belki de sıfır faizli kredilerle bunları değerlendirecek yeniden yapılanmalara  gidelim." İşte buradaki, bu önerideki esas soru bence bu. Yani öneri getirirken, tamam, esnafların so­ runlarını masaya yatıralım, ama hangi sorunlarını masaya yatıralım? Fizibiliteye dayanmayan, kendi  planı programı olmadan sadece komşusu Ahmet Efendi'ye istinaden yanına bir dükkân açmış kişiyi  esnaf olarak değerlendirip onun problemini mi yatıralım, yoksa gerçek anlamda esnaflarımızı bir  istatistiki veri çerçevesinde bir araya getirip o anlamda değerlendirecek bir çalışma mı yapalım? Esas  bence gündeme getirilmesi gereken konuların başında bu geliyor.  - 5 0 6 -
Sayfa 45 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  ediyorum." demişti. Aachen de çok önemli ve kritik bir bölgedir; Almanya, Hollanda ve Belçika'nın  birleştiği bir merkezdedir ve çok önemli sanayileşme çalışmasının yapıldığı bir yerdir. O bölgeye  gittik ve Belediye Başkanı -sene 1991, bundan yirmi sene önce- bize dedi ki: "Arkadaşlar, siz yatı­ rım yapmak istiyorsanız ben size sanayi ile ilgili altyapı, üstyapı, her türlü imkânımı açacağım. Bu  çerçevede gelin burada yatırımınızı yapın, istihdam oluşturun, gerekli destekleri ve teşvikleri de ver­ direceğim." Kim dedi bunu? Belediye Başkanı. Dedik ki: "Peki, güzel altyapıyı da verdin, tesisi de  aldık, o da güzel; biz esnaf olarak, tüccar olarak daha büyümedik -çünkü yirmi sene önceyi konuşu­ yoruz- küçük ve orta ölçekli firmalarız, sizin bu belediyenizin içerisinde buralardaki ürettiğimiz ürün­ leri pazarlama şansızımız var mı?" Dedi ki: "Bir tek şartla. Bizim, cadde üzerinde belirlenmiş olan  esnaf kriterlerimiz vardır yani burada üç tane konfeksiyon mağazası açabilirsiniz, burada bir tane  fırın açabilirsiniz, bir tane boyacı açabilirsiniz, bir tane berber açabilirsiniz vesaire, nüfus orantılı  olarak." O zaman arkadaşlarıma dönüp dedim ki: "Esas esnaf planlaması bu demektir." Bizim Tür­ kiye'de yapamadığımız, esas gündeme gelmesi gereken konu budur. Türkiye'de biz, bilinçli, fizibi­ liteye dayanan, insanların kaynaklarını boşa heba ettirecek olduğu yatırımları planlayacak çalışmayı  yapmak zorundayız. Ben bunun için TÜİK'le görüşme yaptım. Bakın "Nüfus katsayısına, millî ge­ lirimize, bölgenin sanayileşmesine vesaireye göre bir esnaf kriterleri oluşturalım." dedim. Bu kri­ terleri oluşturduğumuz zaman bunlara göre de gerekiyorsa müsaade vermeyelim, haksız rekabet  olmasın.  Bizim kendi içerimizdeki insanlarımız haklı olarak şöyle yapıyor... Bana çok kişi geliyor gitti­ ğim zaman, esnaf ve sanatkârlar "Sayın Vekilim, ben 30 bin lira bir emekli maaşı aldım. Benim ço­ cuğumun da şu anda işi yok. Bu 30 bin lirayla ben de bir tane bakkal açmak istiyorum. Bana ne  diyorsun?" diyorlar. Yahu 30 bin liraya zaten herkes bir bakkal açıyor! Olması gereken bakkal sayısı  toplamda 50 taneyse, şu anda 500 tane. 500 tane bakkal birbirleriyle haksız rekabet içerisine girdiği  zaman ne tüccarın parasını ödeyebiliyor ne toptancının parasını ödeyebiliyor ne de kendi itibarını  devam ettirebiliyor. 30 bin de gidiyor, 30 binin üstüne 100 bin daha da bir de borçlanmayla karşı  karşıya kalıyor.  Bakın TESK'in Genel Başkanı Bendevi Palandöken'le bundan iki üç hafta evvel konuştum,  dedim ki: "Sayın Başkan, gel bir araya gelelim oturalım şu esnaf meselesiyle ilgili. Birinci yapaca­ ğımız iş şu olmalı: Gerçek esnaf raporlarını istiyorum sizden. İstatistikleri yeniden bir masaya yatı- ralım. Aktif olan, çalışan, şu anda gerçek anlamda ekonomiye katma değer üreten, size düzenli olarak  aidatlarını ödeyen esnaf sayısını bir çıkartalım. Ondan sonra bunları da sektörel bazda bir değerlen­ direlim. Yani gerçek anlamda ne kadar küçük ölçekli market var, orta ölçekli market var, süpermar- ket var, manav var, kasap var vesaire var, bunların hepsini bir masaya yatıralım. İlk önce elimine  edilmesi gereken esnafları eleyelim. Eledikten sonra geriye kalanlarla ilgili ciddi bir planlama yapa­ lım. Bu planlamanın içerisinde kümelenme olsun, bu planlamanın içerisinde birlikte hareket ede­ cekleri çalışmalar, bu planlamanın içerisinde istihdam politikaları olsun. Ortak kredi kullandırma ve  ortaklıkların oluştuğu, belki de sıfır faizli kredilerle bunları değerlendirecek yeniden yapılanmalara  gidelim." İşte buradaki, bu önerideki esas soru bence bu. Yani öneri getirirken, tamam, esnafların so­ runlarını masaya yatıralım, ama hangi sorunlarını masaya yatıralım? Fizibiliteye dayanmayan, kendi  planı programı olmadan sadece komşusu Ahmet Efendi'ye istinaden yanına bir dükkân açmış kişiyi  esnaf olarak değerlendirip onun problemini mi yatıralım, yoksa gerçek anlamda esnaflarımızı bir  istatistiki veri çerçevesinde bir araya getirip o anlamda değerlendirecek bir çalışma mı yapalım? Esas  bence gündeme getirilmesi gereken konuların başında bu geliyor.  - 5 0 6 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Bu arada geçen haftaki konuşmalar içerisinde özellikle İzzettin Bey'in söylediği bir cümleyi ha­ kikaten önemsiyorum. İzzettin Bey demiş ki: "Anayasa'nın 173'üncü maddesinde çok açık bir şekilde  belirtilen 'Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.' hükmü toplumun önemli  bir kısmını oluşturan esnafımızın değerini göstermektedir." Evet doğru, ama burada bir eksik kelime  var. Anayasa'daki eksik kelime "koruyucu ve destekleyicinin yanında esasında "planlayıcı" demek  lazım, esas eksiğimiz burada. Biz Parlamento olarak bu planlamayı yapabiliyorsak esnafımıza ger­ çek anlamda hizmetini veririz ve mühim olan onun yaşadığı problemleri çözücü değil, problemini ya­ şamadan önce tedbirlerini alan ve o insanlarımızın daha ziyade zararlarını ve ziyanlarını ortadan  kaldıracak yönde bir çalışma yapmış oluruz.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Onun için "Bir komisyon kuralım." diyoruz.  BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla) - Tamam, yani Sayın Şandır bu manada yapılacak  değerlendirmeyi biz de masaya yatırabiliriz. Sizlerle beraber Sanayi Komisyonunda çalışma yaptık ar­ kadaşlarla, buna geçen sene evvelki arkadaşlarınız da katıldı, Sapanca'da esnaflara yönelik çok özel  bir toplantı yaptık, hatta -bakın esnafa verdiğimiz kıymet açısından- Sanayi, Ticaret, Enerji ve Tabii  Kaynaklar Komisyonumuzun başına "esnaf ifadesini de koyalım, esnafımızı da burada temsil ede­ cek bir komisyonumuz olsun diye prensip kararı aldık, yazışmasını yaptık, fakat Tüzük gereği...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayınız.  BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  ...bu şekildeki bir değişikliğin yapılamayacağı konusuyla ilgili görüşüldü, yoksa esnafımızın  derdiyle sizler ne kadar ilgileniyorsanız, ne kadar hassasiyet gösteriyorsanız hem sizler hem Cum­ huriyet Halk Partisi, buna inanın bunu bilin ki biz de AK PARTİ olarak en az onun kadar gereken has­ sasiyeti gösteriyoruz. Ancak bu noktada ihtiyacımız olan bir şey varsa toplu olarak değerlendirme  yapalım, sivil toplumları bir araya getirelim, TESK'i getirelim, efendim, diğer kurumlarımızı bir  araya getirelim, masaya yatırdığımızda gelecek planlamalarıyla birlikte başlara gelebilecek prob­ lemleri bugünden çözücü tedbirleri alalım.  Bu mahiyette verilen önerinin gerçek anlamda doğruluk ifade etmiş olmasına rağmen yeniden  planlanması açısından öneri karşısında sözlerimi belirtmiş oldum.  Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bayramoğlu.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkanım, yanlış bilgilendirmeden dolayı söz istiyorum.  Sayın Konuşmacı, kullanılan kredilerin enflasyon oranlarıyla ilgili doğru bilgilendirme yapma­ mıştır. Konuşmamı...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sataşma yok Sayın Başkanım.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Bir yanlış anlaşılma var.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Bir yanlış anlama var.  BAŞKAN - Buyurun.  - 5 0 7 -
Sayfa 46 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Bu arada geçen haftaki konuşmalar içerisinde özellikle İzzettin Bey'in söylediği bir cümleyi ha­ kikaten önemsiyorum. İzzettin Bey demiş ki: "Anayasa'nın 173'üncü maddesinde çok açık bir şekilde  belirtilen 'Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.' hükmü toplumun önemli  bir kısmını oluşturan esnafımızın değerini göstermektedir." Evet doğru, ama burada bir eksik kelime  var. Anayasa'daki eksik kelime "koruyucu ve destekleyicinin yanında esasında "planlayıcı" demek  lazım, esas eksiğimiz burada. Biz Parlamento olarak bu planlamayı yapabiliyorsak esnafımıza ger­ çek anlamda hizmetini veririz ve mühim olan onun yaşadığı problemleri çözücü değil, problemini ya­ şamadan önce tedbirlerini alan ve o insanlarımızın daha ziyade zararlarını ve ziyanlarını ortadan  kaldıracak yönde bir çalışma yapmış oluruz.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Onun için "Bir komisyon kuralım." diyoruz.  BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla) - Tamam, yani Sayın Şandır bu manada yapılacak  değerlendirmeyi biz de masaya yatırabiliriz. Sizlerle beraber Sanayi Komisyonunda çalışma yaptık ar­ kadaşlarla, buna geçen sene evvelki arkadaşlarınız da katıldı, Sapanca'da esnaflara yönelik çok özel  bir toplantı yaptık, hatta -bakın esnafa verdiğimiz kıymet açısından- Sanayi, Ticaret, Enerji ve Tabii  Kaynaklar Komisyonumuzun başına "esnaf ifadesini de koyalım, esnafımızı da burada temsil ede­ cek bir komisyonumuz olsun diye prensip kararı aldık, yazışmasını yaptık, fakat Tüzük gereği...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayınız.  BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  ...bu şekildeki bir değişikliğin yapılamayacağı konusuyla ilgili görüşüldü, yoksa esnafımızın  derdiyle sizler ne kadar ilgileniyorsanız, ne kadar hassasiyet gösteriyorsanız hem sizler hem Cum­ huriyet Halk Partisi, buna inanın bunu bilin ki biz de AK PARTİ olarak en az onun kadar gereken has­ sasiyeti gösteriyoruz. Ancak bu noktada ihtiyacımız olan bir şey varsa toplu olarak değerlendirme  yapalım, sivil toplumları bir araya getirelim, TESK'i getirelim, efendim, diğer kurumlarımızı bir  araya getirelim, masaya yatırdığımızda gelecek planlamalarıyla birlikte başlara gelebilecek prob­ lemleri bugünden çözücü tedbirleri alalım.  Bu mahiyette verilen önerinin gerçek anlamda doğruluk ifade etmiş olmasına rağmen yeniden  planlanması açısından öneri karşısında sözlerimi belirtmiş oldum.  Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bayramoğlu.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkanım, yanlış bilgilendirmeden dolayı söz istiyorum.  Sayın Konuşmacı, kullanılan kredilerin enflasyon oranlarıyla ilgili doğru bilgilendirme yapma­ mıştır. Konuşmamı...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sataşma yok Sayın Başkanım.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Bir yanlış anlaşılma var.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Bir yanlış anlama var.  BAŞKAN - Buyurun.  - 5 0 7 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  6.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, Rize Milletvekili Bayram Ali Bayramoğlu 'nun, esnafın  kullandığı kredi faizi ile enflasyon oranları arasındaki ilişkiyi değerlendirdiği ifadelerinin doğru ol­ madığına ilişkin açıklaması  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli Ali Bey iş dünyasının içinden gelen kıymetli bir milletvekili. Dolayısıyla öneriye katı­ lıyor. Tabii ki komisyon kurulmalı ki Ali Bey'in teklifleri de Milliyetçi Hareket Partisinin teklifleri  de orada birleştirilerek o komisyonda bu işlere çözüm bulunmalı. Problemlerin varlığını da kabul  ediyor AKP Grup Sözcüsü.  Dolayısıyla, gönül ister ki bu önerge burada kabul edilsin ve komisyon kurulsun ve o komis­ yonda CHP Grubu, AKP Grubu, MHP Grubu ortak komisyon olarak Parlamento inisiyatif alsın.  Bizim de isteğimiz budur zaten. Eksik ve yanlış bilgilendirmeler ve gelecek planlaması orada söz ko­ nusu edilebilsin.  Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, Türkiye belli dönemlerde çalkantılı ekonomik hadiseler yaşa­ mıştır, krizler yaşanmıştır. 2002'li yıllarda enflasyon oranının daima üçte 1 oranında devletin süb- vanse ettiği krediler kullandırılmıştır esnafa. Enflasyon eğer yüzde 90'sa esnaf kredileri yüzde 60  civarında olmuştur ama bunun çok ateşli, yüksek ateşli ekonominin olduğu dönemlerde, günlük fa­ izlerin çıktığı dönemlerde farklı rakamlar ortaya çıkmıştır ve tabii ki onlar ondan kaynaklanmıştır o  farklı rakamlar, ama ortalama hep bugüne kadar o civarda olmuştur, yüzde 30 civarında devlet süb- vanse ede gelmiştir.  Ben ümit ediyorum ki ve teklifim odur ki, eğer bu problemlerin varlığı kabul ediliyorsa, biz,  Hükümeti alaşağı etmek veya başka şey için değil, yol gösterici, yapıcı bir Parlamento inisiyatifi açı­ sından bunu uygun görüyoruz. Geçmiş ve gelecek planlamasıyla ilgili Parlamentonun inisiyatif al­ ması doğru bir davranıştır. Arkadaşlarımızın vicdanına bırakıyoruz.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)  VIL- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- (10/106) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisi lehinde, Zonguldak Milletvekili Sayın Ali  Kocal. (CHP sıralarından alkışlar)  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisinin esnaf ve sanatkârlarımızın yaşadığı sorun­ ların tespitiyle çözüm yollarının bulunması için Meclis araştırması açılması talebinin gündeme alın­ masıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi  saygıyla selamlıyorum.  - 5 0 8 -
Sayfa 47 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  6.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, Rize Milletvekili Bayram Ali Bayramoğlu 'nun, esnafın  kullandığı kredi faizi ile enflasyon oranları arasındaki ilişkiyi değerlendirdiği ifadelerinin doğru ol­ madığına ilişkin açıklaması  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli Ali Bey iş dünyasının içinden gelen kıymetli bir milletvekili. Dolayısıyla öneriye katı­ lıyor. Tabii ki komisyon kurulmalı ki Ali Bey'in teklifleri de Milliyetçi Hareket Partisinin teklifleri  de orada birleştirilerek o komisyonda bu işlere çözüm bulunmalı. Problemlerin varlığını da kabul  ediyor AKP Grup Sözcüsü.  Dolayısıyla, gönül ister ki bu önerge burada kabul edilsin ve komisyon kurulsun ve o komis­ yonda CHP Grubu, AKP Grubu, MHP Grubu ortak komisyon olarak Parlamento inisiyatif alsın.  Bizim de isteğimiz budur zaten. Eksik ve yanlış bilgilendirmeler ve gelecek planlaması orada söz ko­ nusu edilebilsin.  Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, Türkiye belli dönemlerde çalkantılı ekonomik hadiseler yaşa­ mıştır, krizler yaşanmıştır. 2002'li yıllarda enflasyon oranının daima üçte 1 oranında devletin süb- vanse ettiği krediler kullandırılmıştır esnafa. Enflasyon eğer yüzde 90'sa esnaf kredileri yüzde 60  civarında olmuştur ama bunun çok ateşli, yüksek ateşli ekonominin olduğu dönemlerde, günlük fa­ izlerin çıktığı dönemlerde farklı rakamlar ortaya çıkmıştır ve tabii ki onlar ondan kaynaklanmıştır o  farklı rakamlar, ama ortalama hep bugüne kadar o civarda olmuştur, yüzde 30 civarında devlet süb- vanse ede gelmiştir.  Ben ümit ediyorum ki ve teklifim odur ki, eğer bu problemlerin varlığı kabul ediliyorsa, biz,  Hükümeti alaşağı etmek veya başka şey için değil, yol gösterici, yapıcı bir Parlamento inisiyatifi açı­ sından bunu uygun görüyoruz. Geçmiş ve gelecek planlamasıyla ilgili Parlamentonun inisiyatif al­ ması doğru bir davranıştır. Arkadaşlarımızın vicdanına bırakıyoruz.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)  VIL- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- (10/106) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisi lehinde, Zonguldak Milletvekili Sayın Ali  Kocal. (CHP sıralarından alkışlar)  ALİ KOCAL (Zonguldak) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisinin esnaf ve sanatkârlarımızın yaşadığı sorun­ ların tespitiyle çözüm yollarının bulunması için Meclis araştırması açılması talebinin gündeme alın­ masıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi  saygıyla selamlıyorum.  - 5 0 8 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli milletvekilleri, öyle anlaşılıyor ki bu öneri... Daha önce perşembe günü de buna ben­ zer bir önergeyi, Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği bir önergeyi birlikte tartıştık. Orada da yakla­ şık, AKP sözcüsü arkadaşlarımız bu sorunların var olduğunu kabul ettiler çok net olarak. Görüyorum  ki, bugün de aynı şekilde, Milliyetçi Hareket Partisinin bu doğrultuda vermiş olduğu önergenin doğru  olduğunu, gerçekten esnaf ve sanatkârlarımızın birçok sorunlarının olduğunu, bu sorunların mutlaka  çözülmesi gerektiğini kabul ediyorlar. Bu çok güzel bir şey. O hâlde, bu konuşmaların sonunda her­ halde, bu araştırma önergesinin gündeme alınmasıyla ilgili AKP Grubu milletvekili arkadaşlarımız  lehte oy verecekler! Böylece de esnafımızın ve sanatkârımızın sorunlarını masaya yatıracağız. AKP  sözcüsü arkadaşımızın da ifade ettiği gibi... Onun da çünkü bir sürü önerisi var, gerçekçi birtakım  önerileri var, eksikleri bildiğini söylüyor, bu iş kolunun içinden geldiğini söylüyor ve bu sıkıntıları  onların da ilaveleriyle, katkılarıyla hep birlikte Parlamento olarak masaya yatırarak çözümlerini bu­ lacağız diye düşünüyoruz. Herhalde öyle olacak, herhalde bu önergeyi kabul edeceğiz ama değerli  arkadaşlar, bugüne kadar aslında, AKP milletvekili arkadaşlarımız bu ve buna benzer, bu doğrultuda  birtakım önerilere, önergelere katıldıklarını ifade etmelerine karşın ne yazık ki oylama aşamasında  ret oyu vermişlerdir; bunun örnekleri vardır. Geriye dönüp baktığımız zaman hiçbir muhalefet par­ tisinin bu tür araştırma önergelerine AKP'li arkadaşlarımızın olumlu yönde oy verdiklerine tanık ol­ madık ama bugün tanık olacağımızı düşünüyorum.  Biliyorsunuz, değerli arkadaşlar, bütün siyasi partiler vatandaşın, insanlarımızın refah ve mut­ luluğu için kurulur ve o doğrultuda programlarını hazırlayarak hizmet vermeye çalışır ama biraz önce  de ifade ettiğim gibi, ne yazık ki, Adalet ve Kalkınma Partisi yani önünde "adalet ve kalkınma" ifa­ desi olan iktidar partisi, bugüne kadar, hiçbir biçimde, bu Parlamento çatısı altında muhalefetle ne bir  uzlaşma ortaya koymuştur ne de ulusumuzun, yurttaşlarımızın refah ve mutluluğu adına bir yasa çı­ kartabilme fırsatını ortaya koyamamıştır. Bugüne kadar bu Parlamento çatısı altında AKP'li arka­ daşlarımızın ısrarları ve sayısal çoğunluğuyla aslında vatandaşlarımızın, ulusumuzun çıkarları,  menfaatleri doğrultusunda değil ne yazık ki AKP'lilerin kendi yandaşları, kendi bakanları...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Çok ayıp! Çok ayıp!  ALİ KOCAL (Devamla) - ...kendi milletvekilleri ve kendileriyle birlikte hareket edenler le­ hinde yasalar çıkmıştır bu Parlamentoda; bunu hepimizin bilmesi gerekiyor.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Bir tane örnek verebilecek misin? Bir tane örnek ver. Ayıp  bir şey ya!  ALİ KOCAL (Devamla) - Vatandaşın lehinde bugüne kadar bir tane yasa çıkmamıştır.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ayıp ya, ayıp!  ALİ KOCAL (Devamla) - Örneğin, siz bakın, burada, bu Parlamentoda, iktidara geldiğinizden  bu yana yirmi defa İhale Yasası'nı değiştirdiniz. Doğru mu arkadaşlar? Yirmi defa bu İhale Yasası  niye değişti acaba? Neden değiştirdiniz bu yasayı bu kadar? Yani siz, bir İhale Yasası'nı, koskoca Tür­ kiye Cumhuriyeti Hükümeti bir İhale Yasası'nı düzenleyemiyor mu?  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Somut bir bilgi varsa açıkça konuşun, ezbere konuşmayın.  ALÎ KOCAL (Devamla) - Yirmi kere, İhale Yasası'nı burada değiştirdiniz, kendi kafanıza göre,  kendi yandaşlarınızı korumak amaçlı...  AHMET YENİ (Samsun) - Örnek ver, örnek...  ALİ KOCAL (Devamla) - İhaleleri kendinize yönlendirebilme amaçlı...  - 5 0 9 -
Sayfa 48 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli milletvekilleri, öyle anlaşılıyor ki bu öneri... Daha önce perşembe günü de buna ben­ zer bir önergeyi, Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği bir önergeyi birlikte tartıştık. Orada da yakla­ şık, AKP sözcüsü arkadaşlarımız bu sorunların var olduğunu kabul ettiler çok net olarak. Görüyorum  ki, bugün de aynı şekilde, Milliyetçi Hareket Partisinin bu doğrultuda vermiş olduğu önergenin doğru  olduğunu, gerçekten esnaf ve sanatkârlarımızın birçok sorunlarının olduğunu, bu sorunların mutlaka  çözülmesi gerektiğini kabul ediyorlar. Bu çok güzel bir şey. O hâlde, bu konuşmaların sonunda her­ halde, bu araştırma önergesinin gündeme alınmasıyla ilgili AKP Grubu milletvekili arkadaşlarımız  lehte oy verecekler! Böylece de esnafımızın ve sanatkârımızın sorunlarını masaya yatıracağız. AKP  sözcüsü arkadaşımızın da ifade ettiği gibi... Onun da çünkü bir sürü önerisi var, gerçekçi birtakım  önerileri var, eksikleri bildiğini söylüyor, bu iş kolunun içinden geldiğini söylüyor ve bu sıkıntıları  onların da ilaveleriyle, katkılarıyla hep birlikte Parlamento olarak masaya yatırarak çözümlerini bu­ lacağız diye düşünüyoruz. Herhalde öyle olacak, herhalde bu önergeyi kabul edeceğiz ama değerli  arkadaşlar, bugüne kadar aslında, AKP milletvekili arkadaşlarımız bu ve buna benzer, bu doğrultuda  birtakım önerilere, önergelere katıldıklarını ifade etmelerine karşın ne yazık ki oylama aşamasında  ret oyu vermişlerdir; bunun örnekleri vardır. Geriye dönüp baktığımız zaman hiçbir muhalefet par­ tisinin bu tür araştırma önergelerine AKP'li arkadaşlarımızın olumlu yönde oy verdiklerine tanık ol­ madık ama bugün tanık olacağımızı düşünüyorum.  Biliyorsunuz, değerli arkadaşlar, bütün siyasi partiler vatandaşın, insanlarımızın refah ve mut­ luluğu için kurulur ve o doğrultuda programlarını hazırlayarak hizmet vermeye çalışır ama biraz önce  de ifade ettiğim gibi, ne yazık ki, Adalet ve Kalkınma Partisi yani önünde "adalet ve kalkınma" ifa­ desi olan iktidar partisi, bugüne kadar, hiçbir biçimde, bu Parlamento çatısı altında muhalefetle ne bir  uzlaşma ortaya koymuştur ne de ulusumuzun, yurttaşlarımızın refah ve mutluluğu adına bir yasa çı­ kartabilme fırsatını ortaya koyamamıştır. Bugüne kadar bu Parlamento çatısı altında AKP'li arka­ daşlarımızın ısrarları ve sayısal çoğunluğuyla aslında vatandaşlarımızın, ulusumuzun çıkarları,  menfaatleri doğrultusunda değil ne yazık ki AKP'lilerin kendi yandaşları, kendi bakanları...  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Çok ayıp! Çok ayıp!  ALİ KOCAL (Devamla) - ...kendi milletvekilleri ve kendileriyle birlikte hareket edenler le­ hinde yasalar çıkmıştır bu Parlamentoda; bunu hepimizin bilmesi gerekiyor.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Bir tane örnek verebilecek misin? Bir tane örnek ver. Ayıp  bir şey ya!  ALİ KOCAL (Devamla) - Vatandaşın lehinde bugüne kadar bir tane yasa çıkmamıştır.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ayıp ya, ayıp!  ALİ KOCAL (Devamla) - Örneğin, siz bakın, burada, bu Parlamentoda, iktidara geldiğinizden  bu yana yirmi defa İhale Yasası'nı değiştirdiniz. Doğru mu arkadaşlar? Yirmi defa bu İhale Yasası  niye değişti acaba? Neden değiştirdiniz bu yasayı bu kadar? Yani siz, bir İhale Yasası'nı, koskoca Tür­ kiye Cumhuriyeti Hükümeti bir İhale Yasası'nı düzenleyemiyor mu?  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Somut bir bilgi varsa açıkça konuşun, ezbere konuşmayın.  ALÎ KOCAL (Devamla) - Yirmi kere, İhale Yasası'nı burada değiştirdiniz, kendi kafanıza göre,  kendi yandaşlarınızı korumak amaçlı...  AHMET YENİ (Samsun) - Örnek ver, örnek...  ALİ KOCAL (Devamla) - İhaleleri kendinize yönlendirebilme amaçlı...  - 5 0 9 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ön yargılardan kurtulun!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Sayın milletvekilleri, lütfen...  ALİ KOCAL (Devamla) - ...ve ihalelerdeki yolsuzlukları ve usulsüzlükleri örtbas etmek ama­ cıyla yirmi defa değiştirdiniz.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Oraya çıkan, iftira, yalan... İftira, yalan... Ayıptır ya!  ALİ KOCAL (Devamla) - Her değiştirdiğinizde de yeni birilerini affettiniz, yeni birilerini ödül­ lendirdiniz.  AHMET YENİ (Samsun) - İftiraya devam ettin.  ALİ KOCAL (Devamla) - Bu eğer iftiraysa, iftira olduğunu çıkar burada söylersiniz Beyefendi.  AHMET YENİ (Samsun) - Belgeli konuş.  ALİ KOCAL (Devamla) - Belgeyle konuşuyorum... Belgeyle konuşuyorum... (AK PARTİ sı­ ralarından gürültüler)  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ayıptır ya. . .  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  ALİ KOCAL (Devamla) - Burada, yine benden önceki AKP konuşmacısı arkadaşımız diyor ki:  "Biz dönemimizde şu kadar milyon kredi verdik, değişik değişik zamanlarda." İyi, verdiniz de bu kre­ diler geriye döndü mü? (AK PARTİ sıralarından "Döndü." sesleri) Sayın milletvekili, bu krediler ge­ riye döndü mü?  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Neye dayanarak konuşuyorsun?  ALİ KOCAL (Devamla) - Örnek veriyorum ben size, somut örnek veriyorum.  Zonguldak'ta on yedi tane kredi kooperatifi vardır, on yedi tane kredi kooperatifinin on iki ta­ nesi bankaya borçlarını ödeyemediği için kapalıdır. Sadece beş tanesi şu anda faaliyet gösteriyor.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Olabilir.  ALİ KOCAL (Devamla) - Hani nerede? Hani nerede? Geri döndü mü?  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Zonguldak'ı niye örnek veriyorsun?  ALİ KOCAL (Devamla) - Bir örnek veriyorum. Türkiye'ye bakın, Türkiye'de aynı şekilde.  Bunları gelin, burada söyleyin.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Zonguldak'ı niye örnek gösteriyorsun? Seksen bir tane il var, bir  tane il yok ki!  ALİ KOCAL (Devamla) - Esnaf sorunlarını hep birlikte görüşeceğiz, hep birlikte masaya yatı­ racağız, hep birlikte çözüm arayacağız ama lütfen, AKP iktidarı samimi olsun, samimi.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Siz kendinize bakın, kendinize!  ALİ KOCAL (Devamla) - Samimiyetini ortaya koysun, kaçmasın oradan buradan.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Sen kendine bak!  ALİ KOCAL (Devamla) - Millet menfaatine olan şeylerden kaçmasın. Sadece kendi menfaat­ lerini düşünmesin, ülkenin çıkarlarını düşünsün...  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Git aynaya bak sen!  ALİ KOCAL (Devamla) - . . .ülke insanlarının çıkarlarını düşünsün, o şekilde gelsin, burada tav­ rını ortaya koysun.  Değerli arkadaşlar...  - 5 1 0 -
Sayfa 49 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ön yargılardan kurtulun!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... Sayın milletvekilleri, lütfen...  ALİ KOCAL (Devamla) - ...ve ihalelerdeki yolsuzlukları ve usulsüzlükleri örtbas etmek ama­ cıyla yirmi defa değiştirdiniz.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Oraya çıkan, iftira, yalan... İftira, yalan... Ayıptır ya!  ALİ KOCAL (Devamla) - Her değiştirdiğinizde de yeni birilerini affettiniz, yeni birilerini ödül­ lendirdiniz.  AHMET YENİ (Samsun) - İftiraya devam ettin.  ALİ KOCAL (Devamla) - Bu eğer iftiraysa, iftira olduğunu çıkar burada söylersiniz Beyefendi.  AHMET YENİ (Samsun) - Belgeli konuş.  ALİ KOCAL (Devamla) - Belgeyle konuşuyorum... Belgeyle konuşuyorum... (AK PARTİ sı­ ralarından gürültüler)  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ayıptır ya. . .  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  ALİ KOCAL (Devamla) - Burada, yine benden önceki AKP konuşmacısı arkadaşımız diyor ki:  "Biz dönemimizde şu kadar milyon kredi verdik, değişik değişik zamanlarda." İyi, verdiniz de bu kre­ diler geriye döndü mü? (AK PARTİ sıralarından "Döndü." sesleri) Sayın milletvekili, bu krediler ge­ riye döndü mü?  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Neye dayanarak konuşuyorsun?  ALİ KOCAL (Devamla) - Örnek veriyorum ben size, somut örnek veriyorum.  Zonguldak'ta on yedi tane kredi kooperatifi vardır, on yedi tane kredi kooperatifinin on iki ta­ nesi bankaya borçlarını ödeyemediği için kapalıdır. Sadece beş tanesi şu anda faaliyet gösteriyor.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Olabilir.  ALİ KOCAL (Devamla) - Hani nerede? Hani nerede? Geri döndü mü?  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Zonguldak'ı niye örnek veriyorsun?  ALİ KOCAL (Devamla) - Bir örnek veriyorum. Türkiye'ye bakın, Türkiye'de aynı şekilde.  Bunları gelin, burada söyleyin.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Zonguldak'ı niye örnek gösteriyorsun? Seksen bir tane il var, bir  tane il yok ki!  ALİ KOCAL (Devamla) - Esnaf sorunlarını hep birlikte görüşeceğiz, hep birlikte masaya yatı­ racağız, hep birlikte çözüm arayacağız ama lütfen, AKP iktidarı samimi olsun, samimi.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Siz kendinize bakın, kendinize!  ALİ KOCAL (Devamla) - Samimiyetini ortaya koysun, kaçmasın oradan buradan.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Sen kendine bak!  ALİ KOCAL (Devamla) - Millet menfaatine olan şeylerden kaçmasın. Sadece kendi menfaat­ lerini düşünmesin, ülkenin çıkarlarını düşünsün...  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Git aynaya bak sen!  ALİ KOCAL (Devamla) - . . .ülke insanlarının çıkarlarını düşünsün, o şekilde gelsin, burada tav­ rını ortaya koysun.  Değerli arkadaşlar...  - 5 1 0 - TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 1 1 - MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Aynaya bak, aynaya!  ALİ KOCAL (Devamla) - Evet, aynaya bakın. Bu halkın size güveni kalmamıştır, bu halk siz­ den şikâyetçidir, bu yaptıklarınızın hiçbir tanesini bu halk kabul etmiyor. O nedenle de zaten sinirli­ siniz, o nedenle taşkınsınız, o nedenle ne yaptığınızın farkında değilsiniz. Başbakanınız başta olmak  üzere oraya buraya saldırıyorsunuz.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Seçimde görürsün, seçimde!  BAŞKAN - Sayın Ataş, lütfen.  ALİ KOCAL (Devamla) - Her gün yeni bir şey gündeme getiriyorsunuz. Her gün sizin men­ faatinize olan şeyleri gündeme getiriyorsunuz...  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ayıptır, ayıp!  ALİ KOCAL (Devamla) - .. .vatandaşın menfaatine olan hangi şeyi gündeme getirdiniz bugüne  kadar? Bugünkü yaptığınız gibi yine... Bugün buyurun işte, esnafları konuşuyoruz, sanatkârları ko­ nuşuyoruz. Milleti fakirleştirdiniz, anasını ağlattınız milletin. Millet "Yakamızdan düşün." diyor, size  beddua ediyor. Sizden diyor... "Allah belanızı versin." diyor vatandaş sizin için. (AK PARTİ sırala­ rından "Allah senin belanı versin" sesleri)  MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Allah senin belanı versin.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ayıp, ayıp.  AHMET YENİ (Samsun) - Seçim sonuçlarına bak.  BAŞKAN - Sayın Yeni, lütfen.  ALİ KOCAL (Devamla) - Ve giderek, değerli arkadaşlar, sürekli milletin kafasını karıştırıyor­ sunuz, sürekli. Sürekli milletin kafasını karıştırıyorsunuz. Her gün yeni bir şey getiriyorsunuz gün­ deme. Akşam rüyaya yatıyorsunuz, sabah aklınıza geleni, rüyada gördüğünüzü ortaya  koyuyorsunuz...  AHMET YENİ (Samsun) - Biraz da rüya siz görün be!  ALİ KOCAL (Devamla) - ...veya uzaktan gelen talimatlarla, aldığınız talimatlarla birtakım  şeyleri gündeme getiriyorsunuz. Kendi iradenizle hiçbir şeyi bugüne kadar gündeme getiremediniz.  Zaten Hükümetin artık iradesi miradesi de kalmamıştır.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Yok ya!  ALİ KOCAL (Devamla) - "Hükümet iradesi" diye bir irade kalmamıştır.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Allah, Allah!  ALİ KOCAL (Devamla) - Artık başkaları uzaktan kumandayla "Otur" diyor size, oturuyorsu­ nuz; "Kalk" diyor, kalkıyorsunuz!  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Allah, Allah.  ALİ KOCAL (Devamla) - Evet, iktidara gelirken "işsizlik" dediniz "yoksulluk" dediniz "yol­ suzluk" dediniz. İşsizlik; herkes biliyor. Yoksulluk; had safhada, herkes fakirleşti, fakirleşti. Siz  kendi yandaşlarınıza bakmayın, sizin 25 tane bakanınız var; 25 tane bakanın 26 çocuğu, 26 tane  çocuk orada burada büyük iş sahibi olmuş! Başbakan, daha dün, çocuklarını okutmak için oradan bu­ radan kredi alıyordu. Ne oldu ya! Başbakan birdenbire nasıl zengin oldu ya?  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Neye dayanarak söylüyorsun?
Sayfa 50 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 1 1 - MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Aynaya bak, aynaya!  ALİ KOCAL (Devamla) - Evet, aynaya bakın. Bu halkın size güveni kalmamıştır, bu halk siz­ den şikâyetçidir, bu yaptıklarınızın hiçbir tanesini bu halk kabul etmiyor. O nedenle de zaten sinirli­ siniz, o nedenle taşkınsınız, o nedenle ne yaptığınızın farkında değilsiniz. Başbakanınız başta olmak  üzere oraya buraya saldırıyorsunuz.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Seçimde görürsün, seçimde!  BAŞKAN - Sayın Ataş, lütfen.  ALİ KOCAL (Devamla) - Her gün yeni bir şey gündeme getiriyorsunuz. Her gün sizin men­ faatinize olan şeyleri gündeme getiriyorsunuz...  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ayıptır, ayıp!  ALİ KOCAL (Devamla) - .. .vatandaşın menfaatine olan hangi şeyi gündeme getirdiniz bugüne  kadar? Bugünkü yaptığınız gibi yine... Bugün buyurun işte, esnafları konuşuyoruz, sanatkârları ko­ nuşuyoruz. Milleti fakirleştirdiniz, anasını ağlattınız milletin. Millet "Yakamızdan düşün." diyor, size  beddua ediyor. Sizden diyor... "Allah belanızı versin." diyor vatandaş sizin için. (AK PARTİ sırala­ rından "Allah senin belanı versin" sesleri)  MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Allah senin belanı versin.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ayıp, ayıp.  AHMET YENİ (Samsun) - Seçim sonuçlarına bak.  BAŞKAN - Sayın Yeni, lütfen.  ALİ KOCAL (Devamla) - Ve giderek, değerli arkadaşlar, sürekli milletin kafasını karıştırıyor­ sunuz, sürekli. Sürekli milletin kafasını karıştırıyorsunuz. Her gün yeni bir şey getiriyorsunuz gün­ deme. Akşam rüyaya yatıyorsunuz, sabah aklınıza geleni, rüyada gördüğünüzü ortaya  koyuyorsunuz...  AHMET YENİ (Samsun) - Biraz da rüya siz görün be!  ALİ KOCAL (Devamla) - ...veya uzaktan gelen talimatlarla, aldığınız talimatlarla birtakım  şeyleri gündeme getiriyorsunuz. Kendi iradenizle hiçbir şeyi bugüne kadar gündeme getiremediniz.  Zaten Hükümetin artık iradesi miradesi de kalmamıştır.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Yok ya!  ALİ KOCAL (Devamla) - "Hükümet iradesi" diye bir irade kalmamıştır.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Allah, Allah!  ALİ KOCAL (Devamla) - Artık başkaları uzaktan kumandayla "Otur" diyor size, oturuyorsu­ nuz; "Kalk" diyor, kalkıyorsunuz!  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Allah, Allah.  ALİ KOCAL (Devamla) - Evet, iktidara gelirken "işsizlik" dediniz "yoksulluk" dediniz "yol­ suzluk" dediniz. İşsizlik; herkes biliyor. Yoksulluk; had safhada, herkes fakirleşti, fakirleşti. Siz  kendi yandaşlarınıza bakmayın, sizin 25 tane bakanınız var; 25 tane bakanın 26 çocuğu, 26 tane  çocuk orada burada büyük iş sahibi olmuş! Başbakan, daha dün, çocuklarını okutmak için oradan bu­ radan kredi alıyordu. Ne oldu ya! Başbakan birdenbire nasıl zengin oldu ya?  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Neye dayanarak söylüyorsun?  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  ALİ KOCAL (Devamla) - Siz bunu hiç kendinize sormuyor musunuz?  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Kimin çocukları ne iş yapmış? Niye ezbere konuşuyorsun,  somut örnek ver.  ALİ KOCAL (Devamla) - Hiç kendinize bunu sormuyor musunuz?  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Belgen varsa konuş.  ALİ KOCAL (Devamla) - Bu bakanlarınız ne yaptı? Bu bakanlarınızın çocuklan, hepsi iş adamı  oldu. Nasıl iş adamı oldu bunlar ya? Allah aşkına bunu kendinize hiç sormuyor musunuz?  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Belge koy ortaya.  ALİ KOCAL (Devamla) - Demiyor musunuz ki "Ya bu millet..." Kalkıp siz kendiniz diyor­ sunuz ki. . . "Yetim hakkını kimseye yedirmem." diyor Başbakan, "Yetim hakkını kimseye yedir­ mem." diyor. Çok güzel, bravo, aferin, alkışlayalım. Kim yiyor yetim hakkını ya? Yetim hakkını  yiyen Başbakanın kendisi değil mi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Utan! Utan!  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ayıptır, ayıp!  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Yakışıyor mu?  ALİ KOCAL (Devamla) - Daha dün çocuğuna burs alırken oradan buradan, yetim hakkı... Tekel  işçisine hakkını vermemek, çalışana hakkını vermemek, işçiye hakkını vermemek; esnafa, sanatkâra  hakkını vermemek yetim hakkı yemek değil midir? Ona buna memleketin fabrikalarını, limanlarını,  varlıklarını, yer altı, yer üstündeki zenginliklerini satanlar yani sizler yetim hakkı yemiş olmuyor  musunuz?  AHMET KOCA (Afyonkarahisar) - Sen hangi dünyada yaşıyorsun?  ALİ KOCAL (Devamla) - Bunlar kimin malı? Kimin malını kime sattınız? Bu, yetim hakkı  yemek değil midir?  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Resmen saçmalıyorsun, resmen.  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Ali Bey, kimi itham ediyorsun?  ALİ KOCAL (Devamla) - Onun için, bu yaptıklarınızı bir daha gözden geçirin, bu yaptıkları­ nızı değerlendirin.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Millet gözden geçiriyor, merak etme.  ALİ KOCAL (Devamla) - Milletin iki eli sizin yakanızda olacak, kurtulmanız asla mümkün  değil. Seçim bölgelerinize bile gidemeyeceksiniz.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Biz her gün seçim bölgesindeyiz, sen merak etme.  ALİ KOCAL (Devamla) - Evet, umarım gidersiniz!  MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Sen kendi iline bak.  ALİ KOCAL (Devamla) - Bu arada şunu da unutmayın: Bakın, bu memlekette KİT'leri, enerji  KİT'lerini mahvettiniz...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ KOCAL (Devamla) - ...enerji KİT'lerini tarumar ettiniz. Enerji KİT'lerinin tamamı borçlu,  bankalara borçlu.  - 5 1 2 -
Sayfa 51 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  ALİ KOCAL (Devamla) - Siz bunu hiç kendinize sormuyor musunuz?  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Kimin çocukları ne iş yapmış? Niye ezbere konuşuyorsun,  somut örnek ver.  ALİ KOCAL (Devamla) - Hiç kendinize bunu sormuyor musunuz?  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Belgen varsa konuş.  ALİ KOCAL (Devamla) - Bu bakanlarınız ne yaptı? Bu bakanlarınızın çocuklan, hepsi iş adamı  oldu. Nasıl iş adamı oldu bunlar ya? Allah aşkına bunu kendinize hiç sormuyor musunuz?  ORHAN KARASAYAR (Hatay) - Belge koy ortaya.  ALİ KOCAL (Devamla) - Demiyor musunuz ki "Ya bu millet..." Kalkıp siz kendiniz diyor­ sunuz ki. . . "Yetim hakkını kimseye yedirmem." diyor Başbakan, "Yetim hakkını kimseye yedir­ mem." diyor. Çok güzel, bravo, aferin, alkışlayalım. Kim yiyor yetim hakkını ya? Yetim hakkını  yiyen Başbakanın kendisi değil mi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Utan! Utan!  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Ayıptır, ayıp!  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Yakışıyor mu?  ALİ KOCAL (Devamla) - Daha dün çocuğuna burs alırken oradan buradan, yetim hakkı... Tekel  işçisine hakkını vermemek, çalışana hakkını vermemek, işçiye hakkını vermemek; esnafa, sanatkâra  hakkını vermemek yetim hakkı yemek değil midir? Ona buna memleketin fabrikalarını, limanlarını,  varlıklarını, yer altı, yer üstündeki zenginliklerini satanlar yani sizler yetim hakkı yemiş olmuyor  musunuz?  AHMET KOCA (Afyonkarahisar) - Sen hangi dünyada yaşıyorsun?  ALİ KOCAL (Devamla) - Bunlar kimin malı? Kimin malını kime sattınız? Bu, yetim hakkı  yemek değil midir?  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Resmen saçmalıyorsun, resmen.  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - Ali Bey, kimi itham ediyorsun?  ALİ KOCAL (Devamla) - Onun için, bu yaptıklarınızı bir daha gözden geçirin, bu yaptıkları­ nızı değerlendirin.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Millet gözden geçiriyor, merak etme.  ALİ KOCAL (Devamla) - Milletin iki eli sizin yakanızda olacak, kurtulmanız asla mümkün  değil. Seçim bölgelerinize bile gidemeyeceksiniz.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Biz her gün seçim bölgesindeyiz, sen merak etme.  ALİ KOCAL (Devamla) - Evet, umarım gidersiniz!  MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) - Sen kendi iline bak.  ALİ KOCAL (Devamla) - Bu arada şunu da unutmayın: Bakın, bu memlekette KİT'leri, enerji  KİT'lerini mahvettiniz...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ KOCAL (Devamla) - ...enerji KİT'lerini tarumar ettiniz. Enerji KİT'lerinin tamamı borçlu,  bankalara borçlu.  - 5 1 2 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) - Ne anlarsın sen?  ALİ KOCAL (Devamla) - Faiz karşılığında borçlu. Bankalara sürekli enerji KİT'leri faiz vere­ rek kendilerini idame ettirebiliyorlar, maaşlarını verebiliyorlar. Çünkü enerji KİT'lerinin hazineden  alması gerekenleri bugüne kadar bu Hükümet ödememekte ısrarlı, ödemiyor bunu. Peki, nereden,  hangi bankalardan bu krediler alınıyor? Hangi bankalara faiz veriliyor acaba? Kimin parasını kime  veriyorsunuz? Bu verdiğiniz faizleri nasıl veriyorsunuz? Kime veriyorsunuz bu faizleri?  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - İş adamına...  ALİ KOCAL (Devamla) - Çok değerli arkadaşlar, bu söylediklerimi bir daha dikkatlerinize su­ nuyorum. Bir daha bunları değerlendirin ve akşam eve gittiğiniz zaman şöyle bir oturun, aynanın  karşısına geçin "Doğru mu yapıyoruz, yanlış mı yapıyoruz?" diye bir daha kendinizi değerlendirin.  Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kocal.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Siz kendi sözlerinizi değerlendirin, kendi sözlerinizi.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Canikli.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, Sayın Konuşmacı, partimize, grubumuza  ve Hükümetimize hakaret etmiştir, haksız saldırıda bulunmuştur. Söz istiyorum Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli'nin, Zonguldak Milletvekili Ali Kocal 'ın, grubuna sa­ taşması nedeniyle konuşması  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sabırlı olmalıyız, sakin ol­ malıyız. Gerçekten hep söylüyoruz, hepimiz söylüyoruz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarının  en üst noktada muhafazası için herkesin elinden gelen gayreti göstermesi gerekiyor. O nedenle sa­ bırlı olmalıyız... (CHP sıralarından "Önce Başbakan" sesleri)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) -.. .ve bunu sağlarken biraz önceki konuşmacının yaptığı gibi  provokasyon kokan ve seviyesi son derece düşük konuşmalar yapılmaması gerekiyor değerli arka­ daşlar. (CHP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bütün bunlara rağmen, bütün bu provokasyon kokan, içi  boş, anlamsız konuşmalara rağmen bizim sabırlı olmamız gerekiyor değerli arkadaşlar, sabretmemiz  gerekiyor.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Rica ederim, bu konuşmaya "içi boş" denir mi?  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bakın, eğer elinizde bir deliliniz, ispatınız varsa çıkın bu­ rada somut olarak konuşun, afaki şeyler söylemeyin.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Bir sürü var.  - 5 1 3 -
Sayfa 52 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) - Ne anlarsın sen?  ALİ KOCAL (Devamla) - Faiz karşılığında borçlu. Bankalara sürekli enerji KİT'leri faiz vere­ rek kendilerini idame ettirebiliyorlar, maaşlarını verebiliyorlar. Çünkü enerji KİT'lerinin hazineden  alması gerekenleri bugüne kadar bu Hükümet ödememekte ısrarlı, ödemiyor bunu. Peki, nereden,  hangi bankalardan bu krediler alınıyor? Hangi bankalara faiz veriliyor acaba? Kimin parasını kime  veriyorsunuz? Bu verdiğiniz faizleri nasıl veriyorsunuz? Kime veriyorsunuz bu faizleri?  KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) - İş adamına...  ALİ KOCAL (Devamla) - Çok değerli arkadaşlar, bu söylediklerimi bir daha dikkatlerinize su­ nuyorum. Bir daha bunları değerlendirin ve akşam eve gittiğiniz zaman şöyle bir oturun, aynanın  karşısına geçin "Doğru mu yapıyoruz, yanlış mı yapıyoruz?" diye bir daha kendinizi değerlendirin.  Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kocal.  MUSTAFA ATAŞ (İstanbul) - Siz kendi sözlerinizi değerlendirin, kendi sözlerinizi.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Canikli.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, Sayın Konuşmacı, partimize, grubumuza  ve Hükümetimize hakaret etmiştir, haksız saldırıda bulunmuştur. Söz istiyorum Sayın Başkan.  BAŞKAN - Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)  3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli'nin, Zonguldak Milletvekili Ali Kocal 'ın, grubuna sa­ taşması nedeniyle konuşması  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sabırlı olmalıyız, sakin ol­ malıyız. Gerçekten hep söylüyoruz, hepimiz söylüyoruz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarının  en üst noktada muhafazası için herkesin elinden gelen gayreti göstermesi gerekiyor. O nedenle sa­ bırlı olmalıyız... (CHP sıralarından "Önce Başbakan" sesleri)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) -.. .ve bunu sağlarken biraz önceki konuşmacının yaptığı gibi  provokasyon kokan ve seviyesi son derece düşük konuşmalar yapılmaması gerekiyor değerli arka­ daşlar. (CHP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bütün bunlara rağmen, bütün bu provokasyon kokan, içi  boş, anlamsız konuşmalara rağmen bizim sabırlı olmamız gerekiyor değerli arkadaşlar, sabretmemiz  gerekiyor.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Rica ederim, bu konuşmaya "içi boş" denir mi?  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bakın, eğer elinizde bir deliliniz, ispatınız varsa çıkın bu­ rada somut olarak konuşun, afaki şeyler söylemeyin.  ENGİN ALTAY (Sinop) - Bir sürü var.  - 5 1 3 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - O noktaya gelirse, herkes herkesi suçlar ve genel olarak ortaya  koyduğunuz o iddiaları ispat edemezseniz müfterisiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Müfterisiniz...  Dağarcık boş değerli arkadaşlar, dağarcık boş! Dağarcık boş olduğu için genel ve ispatı da müm­ kün olmayan iddialar ortaya atıyor.  YAŞAR AGYÜZ (Gaziantep) - Yalan mı söylediği? Kredi almadı mı?  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Olsa içinde bir şey çıkar konuşur, burada söyler değerli ar­ kadaşlar. Yok. Onun için, kesinlikle bütün bu hakaretleri, iftiraları reddediyoruz ve katlayarak iade  ediyoruz kendilerine değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Başbakanın avukatı mısın?  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - AKBİL'den bahset!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Elbette siyasette son kararı millet verir. Ne derseniz deyin,  2007 seçimlerinin hemen öncesinde de benzer laflar atılıyordu... (CHP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - .. ."Milletin karşısına çıkamayacaksınız." deniyordu ve 2007  seçimlerinde millet kanaatini çok net olarak ortaya koydu, önümüzdeki 2011 seçimlerinde de koya­ cak. Ama milletimizin kim için beddua ettiği, kimi sevip sevmediği şu rakamlardan belli: 1978'den  beri Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olmamış değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  SELÇUK AYHAN (İzmir) - Sizin gibi iş birlikçi olsaydı, olurdu.  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bu millet Cumhuriyet Halk Partisini 1979'dan beri iktidar  yapmamış, doğru mu? Doğru. Yani milletimizin kanaati bu. Milletimizin kanaati sandıkta. Siz ne  derseniz deyin.  Bakın değerli arkadaşlar, esnafla ilgili olarak Halk Bankasından 2003'ten itibaren verilen, Halk  Bankasının verdiği kredi -k i çoğunluğu da esnafa verilen krediler- batak oranı yüzde 1 'in altında de­ ğerli arkadaşlar, yüzde 1 'in altında! Yani Halk Bankasının esnafa verdiği kredi dönme oranı, önceki  dönemlerle kıyaslanamayacak kadar yüksek. Onu söylüyorum.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Kaç defa yeniden yapılandırmaya girdi?  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Esas 2002'den önce, yani AK PARTİ hükümetlerinden  önce esnaf aldığı krediyi ödeyemiyordu. Nasıl bunu biliyoruz? Halk Bankasının YDK raporlarıyla  ortaya konulmuş, çıkmış olan rakamlarından yola çıkarak söylüyoruz.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Şimdi ortada esnaf mı var? İflas edenler, intihar edenler...  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Daha önce yüzde 95'e çıkmış... Halk Bankasının batak  oranı, kredi oranı yüzde 95'e çıkmış değerli arkadaşlar! Halk Bankasında borcunu ödeyemeyen kimdi  2002'den önce? Ağırlıklı olarak esnaf.  Esnafın edebiyatını yapıyorsunuz sadece. Samimi değilsiniz. Samimi olan bu şekilde hareket  eder. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Üç dakika vermiştim ben size, teşekkür ederim Sayın Canikli.  Sayın Birinci, sisteme girmişsiniz, ne hakkında?  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Kürsünün dili ve vücut dili hakkında.  BAŞKAN - Bir dakikalık bir sürede lütfen tamamlayın.  - 5 1 4 -
Sayfa 53 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - O noktaya gelirse, herkes herkesi suçlar ve genel olarak ortaya  koyduğunuz o iddiaları ispat edemezseniz müfterisiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Müfterisiniz...  Dağarcık boş değerli arkadaşlar, dağarcık boş! Dağarcık boş olduğu için genel ve ispatı da müm­ kün olmayan iddialar ortaya atıyor.  YAŞAR AGYÜZ (Gaziantep) - Yalan mı söylediği? Kredi almadı mı?  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Olsa içinde bir şey çıkar konuşur, burada söyler değerli ar­ kadaşlar. Yok. Onun için, kesinlikle bütün bu hakaretleri, iftiraları reddediyoruz ve katlayarak iade  ediyoruz kendilerine değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) - Başbakanın avukatı mısın?  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - AKBİL'den bahset!  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Elbette siyasette son kararı millet verir. Ne derseniz deyin,  2007 seçimlerinin hemen öncesinde de benzer laflar atılıyordu... (CHP sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - .. ."Milletin karşısına çıkamayacaksınız." deniyordu ve 2007  seçimlerinde millet kanaatini çok net olarak ortaya koydu, önümüzdeki 2011 seçimlerinde de koya­ cak. Ama milletimizin kim için beddua ettiği, kimi sevip sevmediği şu rakamlardan belli: 1978'den  beri Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olmamış değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  SELÇUK AYHAN (İzmir) - Sizin gibi iş birlikçi olsaydı, olurdu.  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bu millet Cumhuriyet Halk Partisini 1979'dan beri iktidar  yapmamış, doğru mu? Doğru. Yani milletimizin kanaati bu. Milletimizin kanaati sandıkta. Siz ne  derseniz deyin.  Bakın değerli arkadaşlar, esnafla ilgili olarak Halk Bankasından 2003'ten itibaren verilen, Halk  Bankasının verdiği kredi -k i çoğunluğu da esnafa verilen krediler- batak oranı yüzde 1 'in altında de­ ğerli arkadaşlar, yüzde 1 'in altında! Yani Halk Bankasının esnafa verdiği kredi dönme oranı, önceki  dönemlerle kıyaslanamayacak kadar yüksek. Onu söylüyorum.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Kaç defa yeniden yapılandırmaya girdi?  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Esas 2002'den önce, yani AK PARTİ hükümetlerinden  önce esnaf aldığı krediyi ödeyemiyordu. Nasıl bunu biliyoruz? Halk Bankasının YDK raporlarıyla  ortaya konulmuş, çıkmış olan rakamlarından yola çıkarak söylüyoruz.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Şimdi ortada esnaf mı var? İflas edenler, intihar edenler...  NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Daha önce yüzde 95'e çıkmış... Halk Bankasının batak  oranı, kredi oranı yüzde 95'e çıkmış değerli arkadaşlar! Halk Bankasında borcunu ödeyemeyen kimdi  2002'den önce? Ağırlıklı olarak esnaf.  Esnafın edebiyatını yapıyorsunuz sadece. Samimi değilsiniz. Samimi olan bu şekilde hareket  eder. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Üç dakika vermiştim ben size, teşekkür ederim Sayın Canikli.  Sayın Birinci, sisteme girmişsiniz, ne hakkında?  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Kürsünün dili ve vücut dili hakkında.  BAŞKAN - Bir dakikalık bir sürede lütfen tamamlayın.  - 5 1 4 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  7. - İstanbul Milletvekili Necat Birinci 'nin, kürsüde konuşan hatiplerin vücut diline ilişkin açıklaması  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kürsüde olan arkadaşları­ mızı dikkatle takip etmeye çalışıyorum. Bu arada vücut dilimiz konusunda dünyanın bazı parlamen­ tolarının kaideleri üzerinde de bir çalışma yaptım. Avustralya'da elinizi işaret edip kimseye  konuşamazsınız; suçtur, meclisten çıkarılıyorsunuz.  ŞENOL BAL (İzmir) - Başbakana...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Başbakana verdin mi, Başbakana?  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Sayın Başkan, ben kuralları söylüyorum dünyada. Bunun örnek­ leri var.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Bu çalışmanızdan Başbakana verdiniz mi?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - İkincisi...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Damarı patlarcasına konuşuyordu burada Başbakan.  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Arkadaşlar, bunu ben sadece muhalefet milletvekillerine söyle­ miyorum, kendimize de söylüyorum.  BAŞKAN - Sayın Birinci herkes için söylüyor, kural ilan ediyor.  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Önemli olan, temiz bir dil ve o dili destekleyecek kendi içinde mü­ tenasip, mevzun bir vücut dili kullanmaktır. Hiç kimse elini kullanamaz. Arz ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- (10/106) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisi aleyhinde konuşmak üzere Malatya Millet­ vekili Sayın Mücahit Fındıklı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ŞENOL BAL (İzmir) - Bence konuşma Mücahit Bey!  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Mücahit Bey, nasıl aleyhte konuşacaksın? Sen de Ali Bey gibi  lehte konuş!  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) - Peki efendim.  Ben bir fıkrayla başlayayım: Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; bir gün bir top­ luluğun içerisinde adamın bir tanesi bir hikâye anlatıyor -kurbanı anlatacak- Hazreti İbrahim'in hi­ kâyesini anlatıyor: "Bir gün -Hazreti Nuh'un oğlu olmuyordu- Hazreti Nuh Allah'a yalvardı, bir  çocuk istedi. Hazreti Nuh'a Allah bir tane kız çocuğu verdi. Onu da on bir yaşında Allah yoluna feda  etmesi gerekiyordu. Onun üzerine de tam bunu yaparken meleklerden İsrafil geldi, yanında da bir tane  keçi vardı, onu aldı, bunu verdi.. ." diye, böyle, hikâyeyi anlatıp gidiyor.  Hikâyeyi anlatırken yanındakine -cemaatte de aklı başında biri var- iki de bir dönüp diyor ki:  "Öyle değil mi?", "Öyle değil mi?"  - 5 1 5 -
Sayfa 54 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  7. - İstanbul Milletvekili Necat Birinci 'nin, kürsüde konuşan hatiplerin vücut diline ilişkin açıklaması  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kürsüde olan arkadaşları­ mızı dikkatle takip etmeye çalışıyorum. Bu arada vücut dilimiz konusunda dünyanın bazı parlamen­ tolarının kaideleri üzerinde de bir çalışma yaptım. Avustralya'da elinizi işaret edip kimseye  konuşamazsınız; suçtur, meclisten çıkarılıyorsunuz.  ŞENOL BAL (İzmir) - Başbakana...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Başbakana verdin mi, Başbakana?  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Sayın Başkan, ben kuralları söylüyorum dünyada. Bunun örnek­ leri var.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Bu çalışmanızdan Başbakana verdiniz mi?  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - İkincisi...  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Damarı patlarcasına konuşuyordu burada Başbakan.  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Arkadaşlar, bunu ben sadece muhalefet milletvekillerine söyle­ miyorum, kendimize de söylüyorum.  BAŞKAN - Sayın Birinci herkes için söylüyor, kural ilan ediyor.  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Önemli olan, temiz bir dil ve o dili destekleyecek kendi içinde mü­ tenasip, mevzun bir vücut dili kullanmaktır. Hiç kimse elini kullanamaz. Arz ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- (10/106) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisi aleyhinde konuşmak üzere Malatya Millet­ vekili Sayın Mücahit Fındıklı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ŞENOL BAL (İzmir) - Bence konuşma Mücahit Bey!  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Mücahit Bey, nasıl aleyhte konuşacaksın? Sen de Ali Bey gibi  lehte konuş!  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) - Peki efendim.  Ben bir fıkrayla başlayayım: Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; bir gün bir top­ luluğun içerisinde adamın bir tanesi bir hikâye anlatıyor -kurbanı anlatacak- Hazreti İbrahim'in hi­ kâyesini anlatıyor: "Bir gün -Hazreti Nuh'un oğlu olmuyordu- Hazreti Nuh Allah'a yalvardı, bir  çocuk istedi. Hazreti Nuh'a Allah bir tane kız çocuğu verdi. Onu da on bir yaşında Allah yoluna feda  etmesi gerekiyordu. Onun üzerine de tam bunu yaparken meleklerden İsrafil geldi, yanında da bir tane  keçi vardı, onu aldı, bunu verdi.. ." diye, böyle, hikâyeyi anlatıp gidiyor.  Hikâyeyi anlatırken yanındakine -cemaatte de aklı başında biri var- iki de bir dönüp diyor ki:  "Öyle değil mi?", "Öyle değil mi?"  - 5 1 5 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 2  Şimdi, adamcağız da "Yahu, sen anlattın ama o Hazreti Nuh değildi, Hazreti İbrahim'di; kız de­ ğildi, erkek çocuğuydu, adı da İsmail'di; gelen melek İsrafil değildi, Cebrail'di; gelen keçi değildi, ko­ yundu; ben senin lafını düzelteyim de neresini düzelteyim?" diyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Yalnız, bu olay da hikâye değil. Siz bunu anlattınız da, hikâye  değil. Mücahit Bey, hikâye değil. Hikâye olarak tanımlarsak olmaz, bu hikâye değil, inancımız o.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Şimdi, ben lafı düzelteyim de, arkadaşlarıma destek ve­ reyim de. . . Önce şu: Lafı bir düzeltelim bakalım. Yani bunun neresinden başlamak lazım?  Şimdi, elbette esnafın problemleri var, esnafın problemlerini kimse inkâr etmiyor çünkü yaşa­ yan bir hayat, esnaf hayatı da yaşayan bir hayat, problemleri de şartlar içerisinde gelişerek devam edi­ yor. Ancak bugün burada konuştuğumuz şey şu: Esnafın problemlerini tartışmıyoruz, teknik olarak  şunu bir kere iyi öğrenmemiz lazım ki biz bugün gündemi tartışıyoruz.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Gündeme alın da tartışalım. Gündeme alınmasını istiyoruz tar­ tışmak için.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Bu konuyu gündeme alalım mı almayalım mı diye tar­ tışıyoruz, esnafın problemi var mı yok mu diye tartışmıyoruz. Bir kere bu, gündeme alınıp alınma­ masıyla ilgili bir tartışmadır. Onun için de bugün sıra itibarıyla gündeme alınmasının aleyhinde söz  almış, burada bu ölçüler içerisinde konuşacağım.  Yine, şunu hiçbir zaman unutmamak lazım, Mevlânâ'nın güzel bir sözü var: "Gök gürültüsünün  nebatata bir faydası yoktur. Nebatata faydası olan yağmurun kendisidir." Dolayısıyla, esnafın konu­ sunu da konuşurken çok gürültü yapmanın bir anlamı yok, rakamlara bakıp esnafın nereden nereye  geldiğini görmemiz lazım, esnafın hangi boyutlarda olduğunu görmemiz lazım.  Değerli arkadaşlar, demin arkadaşımız "Bizim dönemimizde enflasyonun altında biz kredi ve­ riyorduk." dedi. Bende şimdi kredi notlan var, yüzde 59; 2002 yılında enflasyon oranı yüzde 30 veya  32 idi. Dolayısıyla, bunu bir kere düzeltelim. Yani, baştan düzeltmeye başlayalım. Esnaf 2002 yılında  enflasyon oranının 2 katı ölçüsünde faiz ödüyordu. Şimdi, 2002 yılından sonra esnafın biz problem­ lerini önümüze aldık, bunun için bir araştırma komisyonu kurulmasına falan da ben şahsen gerek  görmüyorum, Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosunda Ticaret ve Sanayi Komisyonunda hakikaten  gerek Hal Yasası ile ilgili, esnafın ve sanayinin problemleriyle ilgili, çok kıymetli arkadaşlarımızla  birlikte çok değerli çalışmalar yaptık, bunun keyfini de yaşadık. Cumhuriyet Halk Partisindeki ar­ kadaşlarımızla, Milliyetçi Hareket Partisindeki arkadaşlarımızla çok güzel çalışmalar yaptık, alt ko­ misyonlarda da çok güzel çalışmalar yaptık ve yine, esnafımızla ilgili de komisyonlarımızda biz  gerekli çalışmaları yaparız. Grupların önerdiği, gerçek anlamda önerdiği öneriler varsa onları ko- misyonla-rımızda gene alır, çalışırız ve esnafımızın, sanayicimizin lehine olan şeyleri değerlendiri­ riz ve öneri olarak da orada tartışırız diye düşünüyorum.  Şimdi, tabii, gürültünün bir faydası yok, yağmurdan bahsetmek lazım dedim. Şimdi, 2002 yı­ lından sonra kredi faiz oranlarının düşürülmesine yönelik girişimlerimizle birilikte kullanılan kredi  miktarları artmış. Yani 1,5 milyon esnaf ve sanatkârdan 790 bini aktif olarak kredi ve kefalet koo­ peratifleriyle kredi kullanmış. 2009 yılı sonu itibarıyla, kredi ve kefalet kooperatifleri aracılığıyla  kullanılan kredi miktarı 2,7 katrilyondur; 159 milyon liraydı, 159 trilyondu yeni rakama çevirirsek,  2,7 katrilyon. 2010 itibarıyla da toplam kredi limiti 3,4 katrilyon liraya çıkarılmıştır yani daha evvel  5 milyar lira civarında kullanılan kredi bugün 50 milyar lira limitine çıkarılmıştır. Size bir örnek ola­ rak, kredi faizleriyle ilgili, 59'dan 6,5'a düşmüştür.  - 5 1 6 -
Sayfa 55 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 2  Şimdi, adamcağız da "Yahu, sen anlattın ama o Hazreti Nuh değildi, Hazreti İbrahim'di; kız de­ ğildi, erkek çocuğuydu, adı da İsmail'di; gelen melek İsrafil değildi, Cebrail'di; gelen keçi değildi, ko­ yundu; ben senin lafını düzelteyim de neresini düzelteyim?" diyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Yalnız, bu olay da hikâye değil. Siz bunu anlattınız da, hikâye  değil. Mücahit Bey, hikâye değil. Hikâye olarak tanımlarsak olmaz, bu hikâye değil, inancımız o.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Şimdi, ben lafı düzelteyim de, arkadaşlarıma destek ve­ reyim de. . . Önce şu: Lafı bir düzeltelim bakalım. Yani bunun neresinden başlamak lazım?  Şimdi, elbette esnafın problemleri var, esnafın problemlerini kimse inkâr etmiyor çünkü yaşa­ yan bir hayat, esnaf hayatı da yaşayan bir hayat, problemleri de şartlar içerisinde gelişerek devam edi­ yor. Ancak bugün burada konuştuğumuz şey şu: Esnafın problemlerini tartışmıyoruz, teknik olarak  şunu bir kere iyi öğrenmemiz lazım ki biz bugün gündemi tartışıyoruz.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Gündeme alın da tartışalım. Gündeme alınmasını istiyoruz tar­ tışmak için.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Bu konuyu gündeme alalım mı almayalım mı diye tar­ tışıyoruz, esnafın problemi var mı yok mu diye tartışmıyoruz. Bir kere bu, gündeme alınıp alınma­ masıyla ilgili bir tartışmadır. Onun için de bugün sıra itibarıyla gündeme alınmasının aleyhinde söz  almış, burada bu ölçüler içerisinde konuşacağım.  Yine, şunu hiçbir zaman unutmamak lazım, Mevlânâ'nın güzel bir sözü var: "Gök gürültüsünün  nebatata bir faydası yoktur. Nebatata faydası olan yağmurun kendisidir." Dolayısıyla, esnafın konu­ sunu da konuşurken çok gürültü yapmanın bir anlamı yok, rakamlara bakıp esnafın nereden nereye  geldiğini görmemiz lazım, esnafın hangi boyutlarda olduğunu görmemiz lazım.  Değerli arkadaşlar, demin arkadaşımız "Bizim dönemimizde enflasyonun altında biz kredi ve­ riyorduk." dedi. Bende şimdi kredi notlan var, yüzde 59; 2002 yılında enflasyon oranı yüzde 30 veya  32 idi. Dolayısıyla, bunu bir kere düzeltelim. Yani, baştan düzeltmeye başlayalım. Esnaf 2002 yılında  enflasyon oranının 2 katı ölçüsünde faiz ödüyordu. Şimdi, 2002 yılından sonra esnafın biz problem­ lerini önümüze aldık, bunun için bir araştırma komisyonu kurulmasına falan da ben şahsen gerek  görmüyorum, Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosunda Ticaret ve Sanayi Komisyonunda hakikaten  gerek Hal Yasası ile ilgili, esnafın ve sanayinin problemleriyle ilgili, çok kıymetli arkadaşlarımızla  birlikte çok değerli çalışmalar yaptık, bunun keyfini de yaşadık. Cumhuriyet Halk Partisindeki ar­ kadaşlarımızla, Milliyetçi Hareket Partisindeki arkadaşlarımızla çok güzel çalışmalar yaptık, alt ko­ misyonlarda da çok güzel çalışmalar yaptık ve yine, esnafımızla ilgili de komisyonlarımızda biz  gerekli çalışmaları yaparız. Grupların önerdiği, gerçek anlamda önerdiği öneriler varsa onları ko- misyonla-rımızda gene alır, çalışırız ve esnafımızın, sanayicimizin lehine olan şeyleri değerlendiri­ riz ve öneri olarak da orada tartışırız diye düşünüyorum.  Şimdi, tabii, gürültünün bir faydası yok, yağmurdan bahsetmek lazım dedim. Şimdi, 2002 yı­ lından sonra kredi faiz oranlarının düşürülmesine yönelik girişimlerimizle birilikte kullanılan kredi  miktarları artmış. Yani 1,5 milyon esnaf ve sanatkârdan 790 bini aktif olarak kredi ve kefalet koo­ peratifleriyle kredi kullanmış. 2009 yılı sonu itibarıyla, kredi ve kefalet kooperatifleri aracılığıyla  kullanılan kredi miktarı 2,7 katrilyondur; 159 milyon liraydı, 159 trilyondu yeni rakama çevirirsek,  2,7 katrilyon. 2010 itibarıyla da toplam kredi limiti 3,4 katrilyon liraya çıkarılmıştır yani daha evvel  5 milyar lira civarında kullanılan kredi bugün 50 milyar lira limitine çıkarılmıştır. Size bir örnek ola­ rak, kredi faizleriyle ilgili, 59'dan 6,5'a düşmüştür.  - 5 1 6 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli arkadaşlar, esnaf arkadaşlarımızdan 10 milyar lira kredi kullanan bir kardeşimizin, bir  esnaf arkadaşımızın tam dört yıl sonra ödeyeceği para 11 milyar liradır, dört yıl boyunca ödeyeceği  faiz yalnızca 1 milyar lira.  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Kredi alamıyor artık, faiz ödemesine gerek yok.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Kredi almasını... Şöyle söyleyeyim: Bakın, daha evvel  BAG-KUR'a borcu olanlar, sicile takılmış olanlar, bunlar kredi kullanamıyordu...  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Hâlâ kullanamıyorlar.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - ...ama bizim yaptığımız düzenlemelerle BAĞ-KUR'a  borcu dahi olsa kredi kullanabiliyorlar.  YILMAZ TANKUT (Adana) - Kullanamıyorlar.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Kesinlikle kullanıyorlar.  YILMAZ TANKUT (Adana) - Senin telefon açtığın esnaf kullanıyordun  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Dolayısıyla, sicil affını bu Parlamento çıkardı, o sicil affı  marifetiyle de bu kredileri kullanıyorlar.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Telefonunu ver de vatandaş sizi arasın.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Efendim "Kredi kullandırılan kooperatifler battı." dedi  bir arkadaşımız. 2002 yılında 402 kooperatif faaliyetteymiş, 2010 yılında 816 kooperatif faaliyette  ve toplam 2 kat artış var sayı itibarıyla. Verilen kredi toplamı 153 milyon liraymış, 2010 itibarıyla  3,6 milyar lira, toplam 24 kat artış var. Üzerinde kredi bulunan ortak sayısı 63.500'müş, 246.802'ye  çıkmış, tam 4 kat artış var. Kredi limiti 5 milyarmış, toplam 50 milyara çıkmış, tam 10 kat artış var.  Faiz oranı yüzde 59'muş, şimdi faiz oranı yüzde 6,5'a düşmüş ve aşağı yukarı yüzde 10'u nispetine  geliyor eski faiz oranının yani 10 kat aşağıya düşmüş.  Değerli arkadaşlar, esnafımızın bundan sonra da yanında olmak hepimizin görevi. Esnaf aynı za­ manda toplumun orta kesimidir, orta direğidir. Bu, AVM'lerle ilgili yasa taslağı zaten hazırlandı. Ko- misyonumuzdaki değerli arkadaşlarımızla bu AVM yasasını da değerlendirirken özellikle  esnaflarımızı da koruyacak ve kollayacak şekilde bir düzenlemeyi yine biz, Komisyonumuzda el bir­ liğiyle yapabiliriz.  Rakamlar ortada. Dolayısıyla, ben tekrar şunu söylüyorum deminki o büyük söze nispeten: Gü­ rültünün ve boş kalabalığın topluma, esnafa bir faydası yok, faydası olan bu kredi limitleridir. Elbette,  bu kredi limitlerinde uygulamada bazı problemler varsa bunların üzerine gitmek gerekir. Aynı za­ manda, KOBİ'ler marifetiyle de 3 katrilyona yakın, orta ölçekli imalatçı sanayicimize de krediler  kullandırılmıştır, 25 milyar lira destek kredileri kullandırılmıştır, ihracat kredileri kullandırılmıştır.  Bu süreç içerisinde, IMF olmadan Türkiye kendi plan ve programıyla, Hükümet kendi plan ve prog­ ramıyla. .. 2009 krizi, işte, teğet mi geçti; burada çok açık ve net görüyoruz. Esnafımızın yanında, tüc­ carımızın yanında Hükümetimiz yer almıştır.  Ben, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıra­ larından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Fındıklı.  - 5 1 7 -
Sayfa 56 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli arkadaşlar, esnaf arkadaşlarımızdan 10 milyar lira kredi kullanan bir kardeşimizin, bir  esnaf arkadaşımızın tam dört yıl sonra ödeyeceği para 11 milyar liradır, dört yıl boyunca ödeyeceği  faiz yalnızca 1 milyar lira.  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Kredi alamıyor artık, faiz ödemesine gerek yok.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Kredi almasını... Şöyle söyleyeyim: Bakın, daha evvel  BAG-KUR'a borcu olanlar, sicile takılmış olanlar, bunlar kredi kullanamıyordu...  BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Hâlâ kullanamıyorlar.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - ...ama bizim yaptığımız düzenlemelerle BAĞ-KUR'a  borcu dahi olsa kredi kullanabiliyorlar.  YILMAZ TANKUT (Adana) - Kullanamıyorlar.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Kesinlikle kullanıyorlar.  YILMAZ TANKUT (Adana) - Senin telefon açtığın esnaf kullanıyordun  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Dolayısıyla, sicil affını bu Parlamento çıkardı, o sicil affı  marifetiyle de bu kredileri kullanıyorlar.  HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Telefonunu ver de vatandaş sizi arasın.  M. MÜCAHİT FINDIKLI (Devamla) - Efendim "Kredi kullandırılan kooperatifler battı." dedi  bir arkadaşımız. 2002 yılında 402 kooperatif faaliyetteymiş, 2010 yılında 816 kooperatif faaliyette  ve toplam 2 kat artış var sayı itibarıyla. Verilen kredi toplamı 153 milyon liraymış, 2010 itibarıyla  3,6 milyar lira, toplam 24 kat artış var. Üzerinde kredi bulunan ortak sayısı 63.500'müş, 246.802'ye  çıkmış, tam 4 kat artış var. Kredi limiti 5 milyarmış, toplam 50 milyara çıkmış, tam 10 kat artış var.  Faiz oranı yüzde 59'muş, şimdi faiz oranı yüzde 6,5'a düşmüş ve aşağı yukarı yüzde 10'u nispetine  geliyor eski faiz oranının yani 10 kat aşağıya düşmüş.  Değerli arkadaşlar, esnafımızın bundan sonra da yanında olmak hepimizin görevi. Esnaf aynı za­ manda toplumun orta kesimidir, orta direğidir. Bu, AVM'lerle ilgili yasa taslağı zaten hazırlandı. Ko- misyonumuzdaki değerli arkadaşlarımızla bu AVM yasasını da değerlendirirken özellikle  esnaflarımızı da koruyacak ve kollayacak şekilde bir düzenlemeyi yine biz, Komisyonumuzda el bir­ liğiyle yapabiliriz.  Rakamlar ortada. Dolayısıyla, ben tekrar şunu söylüyorum deminki o büyük söze nispeten: Gü­ rültünün ve boş kalabalığın topluma, esnafa bir faydası yok, faydası olan bu kredi limitleridir. Elbette,  bu kredi limitlerinde uygulamada bazı problemler varsa bunların üzerine gitmek gerekir. Aynı za­ manda, KOBİ'ler marifetiyle de 3 katrilyona yakın, orta ölçekli imalatçı sanayicimize de krediler  kullandırılmıştır, 25 milyar lira destek kredileri kullandırılmıştır, ihracat kredileri kullandırılmıştır.  Bu süreç içerisinde, IMF olmadan Türkiye kendi plan ve programıyla, Hükümet kendi plan ve prog­ ramıyla. .. 2009 krizi, işte, teğet mi geçti; burada çok açık ve net görüyoruz. Esnafımızın yanında, tüc­ carımızın yanında Hükümetimiz yer almıştır.  Ben, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıra­ larından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Fındıklı.  - 5 1 7 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  III.- YOKLAMA  (MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz efendim.  BAŞKAN - Önergenin oylamasından evvel yoklama talebi vardır.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkanım, ben kısaca bir açıklamada bulunmak istiyorum.  BAŞKAN - Önce şu yoklamayı bir bulalım, ondan sonra size de soracağım.  Sayın Şandır, Sayın Uzunırmak, Sayın Özdemir, Sayın Bal, Sayın Doğru, Sayın Çirkin, Sayın  Akkuş, Sayın Yıldız, Sayın Tankut, Sayın Şafak, Sayın Asil, Sayın Işık, Sayın Sipahi, Sayın Enöz,  Sayın Akçay, Sayın Kalaycı, Sayın Akçan, Sayın Torlak, Sayın Varlı, Sayın Durmuş.  Yoklama için üç dakikalık süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Grup önerisini oya sunduktan sonra sizi dinleyeceğim Sayın Uzunırmak.  VII.-ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- (10/106) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmemiştir.  Buyurun Sayın Uzunırmak.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, Sayın Konuşmacı, İslam inancında bugün vacip  olan kurbanın "bir hikâye" olarak nitelemesini yapmıştır. Bu konuyla ilgili bir aydınlatma yapmak  istiyorum.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, Allah aşkına ya! Bunun ne alakası var? Bu  sataşma nerede Sayın Başkan? Yani bu kadar da kötüye kullanmaması gerekiyor.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Ben Müslüman bir milletvekiliyim. Ne demek sataşma yok?  Yani bir Müslüman milletvekiline sen diyorsun ki senin inanç temelini oluşturan, vacibi oluşturan bir  konuyu "hikâye" olarak nitelendiriyorsun.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Yani, Sayın Başkan...  B A Ş K A N - B i r saniye...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - .. .bir sataşma söz konusu değil.  B A Ş K A N - B i r saniye...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ama herhangi bir sataşma, hakaret yok. Her konuşmacının  her cümlesine cevap verilmez ki!  BAŞKAN - Şimdi, bakın, Sayın Canikli ve Sayın Uzunırmak, yani ben dinleyeceğime göre,  birbirinizle değil, benimle konuşursanız...  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan... Sayın Başkan, eğer...  - 5 1 8 -
Sayfa 57 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  III.- YOKLAMA  (MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz efendim.  BAŞKAN - Önergenin oylamasından evvel yoklama talebi vardır.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkanım, ben kısaca bir açıklamada bulunmak istiyorum.  BAŞKAN - Önce şu yoklamayı bir bulalım, ondan sonra size de soracağım.  Sayın Şandır, Sayın Uzunırmak, Sayın Özdemir, Sayın Bal, Sayın Doğru, Sayın Çirkin, Sayın  Akkuş, Sayın Yıldız, Sayın Tankut, Sayın Şafak, Sayın Asil, Sayın Işık, Sayın Sipahi, Sayın Enöz,  Sayın Akçay, Sayın Kalaycı, Sayın Akçan, Sayın Torlak, Sayın Varlı, Sayın Durmuş.  Yoklama için üç dakikalık süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Grup önerisini oya sunduktan sonra sizi dinleyeceğim Sayın Uzunırmak.  VII.-ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  2.- (10/106) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun  10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)  BAŞKAN - Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmemiştir.  Buyurun Sayın Uzunırmak.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, Sayın Konuşmacı, İslam inancında bugün vacip  olan kurbanın "bir hikâye" olarak nitelemesini yapmıştır. Bu konuyla ilgili bir aydınlatma yapmak  istiyorum.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, Allah aşkına ya! Bunun ne alakası var? Bu  sataşma nerede Sayın Başkan? Yani bu kadar da kötüye kullanmaması gerekiyor.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Ben Müslüman bir milletvekiliyim. Ne demek sataşma yok?  Yani bir Müslüman milletvekiline sen diyorsun ki senin inanç temelini oluşturan, vacibi oluşturan bir  konuyu "hikâye" olarak nitelendiriyorsun.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Yani, Sayın Başkan...  B A Ş K A N - B i r saniye...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - .. .bir sataşma söz konusu değil.  B A Ş K A N - B i r saniye...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Ama herhangi bir sataşma, hakaret yok. Her konuşmacının  her cümlesine cevap verilmez ki!  BAŞKAN - Şimdi, bakın, Sayın Canikli ve Sayın Uzunırmak, yani ben dinleyeceğime göre,  birbirinizle değil, benimle konuşursanız...  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan... Sayın Başkan, eğer...  - 5 1 8 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Şimdi bu söyledikleriniz zaten kayda giriyor. Onun için tane tane...  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, kayda girmesi değil...  BAŞKAN - Hayır, bir saniye...  ALÎ UZUNIRMAK (Aydın) - .. .buradan vatandaşın da duyması gerekiyor. Buradaki kaydı va­ tandaş duymuyor. (AK PARTÎ sıralarından "Aaa!" sesleri)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Burası reklam yeri, şov yeri değil Sayın Başkan.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Bu arkadaşımızın onu, oradan, "hikâye" olarak anlatmasını va­ tandaşımız dinledi.  AHMET KOCA (Afyonkarahisar) - Sen vatandaşla mı konuşuyorsun?  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Ben bir Müslüman milletvekiliyim. Dolayısıyla, benim inancımı  burada sadece "hikâye" olarak niteleyemez. İslam inancında vacip oluşturan kurbanın bir gerekçe­ sidir o.  AHMET YENİ (Samsun) - Anlaşılmıştır.  BAŞKAN - Tutanaklara geçti ama iki dakika süre içerisinde lütfen tamamlayın, yeni bir geri­ lime ve sataşmaya yol açmadan.  V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  8.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, Malatya Milletvekili M. Mücahit Fındıklı 'nın, İslam  inancında vacip olan kurbanı "bir hikâye " olarak nitelemesine ilişkin açıklaması  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  İnanıyorum ki Sayın Konuşmacı Arkadaşımızın maksadını aşan bir sözü oldu veya çok dikkatli  kullanmadığı bir ifade oldu. O da niteliklerini bildiğimiz bir arkadaşımızdır ama ben vatandaşımızın  duyması açısından söz aldım, teşekkür ediyorum.  İslam inancının kurban vacibini oluşturan önemli bir olaydır Hazreti İsmail'in olayı.  MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu) - Hazreti İbrahim...  ABDURRAHMAN MÜFİT YETKİN (Şanlıurfa) - Hazreti İbrahim...  ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Hazreti Süleyman'ın, Hazreti İsmail'in olayı bir hikâye değil­ dir. (AK PARTİ sıralarından "Hazreti Süleyman değil" sesleri)  Bu arada şunu ifade etmek istiyorum değerli milletvekilleri: Türk insanına, Türk esnafına kre­ dilerin yüksek oranda kullandırıldığından söz ediliyor. Yüksek oranda kullandırılan krediler esnafın  durumunun rahat olmasını gerektirir, büyüme için kullanılması gerekir. Oysa bugün, ya borçlar ye­ niden yapılandırılarak ya varlık satışları yapılarak ya da borçlarımız bir başkasından borç alarak ka­ patılarak. .. Esnafın arasına indiğinizde göreceksiniz ki bu süreç devam ettirilmektedir. Onun için, ben  inisiyatif almanızı istiyorum ve doğru bilgilenmenizi istiyorum.  Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi var­ dır, okutup oylarınıza sunacağım.  - 5 1 9 -
Sayfa 58 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Şimdi bu söyledikleriniz zaten kayda giriyor. Onun için tane tane...  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, kayda girmesi değil...  BAŞKAN - Hayır, bir saniye...  ALÎ UZUNIRMAK (Aydın) - .. .buradan vatandaşın da duyması gerekiyor. Buradaki kaydı va­ tandaş duymuyor. (AK PARTÎ sıralarından "Aaa!" sesleri)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Burası reklam yeri, şov yeri değil Sayın Başkan.  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Bu arkadaşımızın onu, oradan, "hikâye" olarak anlatmasını va­ tandaşımız dinledi.  AHMET KOCA (Afyonkarahisar) - Sen vatandaşla mı konuşuyorsun?  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Ben bir Müslüman milletvekiliyim. Dolayısıyla, benim inancımı  burada sadece "hikâye" olarak niteleyemez. İslam inancında vacip oluşturan kurbanın bir gerekçe­ sidir o.  AHMET YENİ (Samsun) - Anlaşılmıştır.  BAŞKAN - Tutanaklara geçti ama iki dakika süre içerisinde lütfen tamamlayın, yeni bir geri­ lime ve sataşmaya yol açmadan.  V.- AÇIKLAMALAR (Devam)  8.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, Malatya Milletvekili M. Mücahit Fındıklı 'nın, İslam  inancında vacip olan kurbanı "bir hikâye " olarak nitelemesine ilişkin açıklaması  ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  İnanıyorum ki Sayın Konuşmacı Arkadaşımızın maksadını aşan bir sözü oldu veya çok dikkatli  kullanmadığı bir ifade oldu. O da niteliklerini bildiğimiz bir arkadaşımızdır ama ben vatandaşımızın  duyması açısından söz aldım, teşekkür ediyorum.  İslam inancının kurban vacibini oluşturan önemli bir olaydır Hazreti İsmail'in olayı.  MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu) - Hazreti İbrahim...  ABDURRAHMAN MÜFİT YETKİN (Şanlıurfa) - Hazreti İbrahim...  ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Hazreti Süleyman'ın, Hazreti İsmail'in olayı bir hikâye değil­ dir. (AK PARTİ sıralarından "Hazreti Süleyman değil" sesleri)  Bu arada şunu ifade etmek istiyorum değerli milletvekilleri: Türk insanına, Türk esnafına kre­ dilerin yüksek oranda kullandırıldığından söz ediliyor. Yüksek oranda kullandırılan krediler esnafın  durumunun rahat olmasını gerektirir, büyüme için kullanılması gerekir. Oysa bugün, ya borçlar ye­ niden yapılandırılarak ya varlık satışları yapılarak ya da borçlarımız bir başkasından borç alarak ka­ patılarak. .. Esnafın arasına indiğinizde göreceksiniz ki bu süreç devam ettirilmektedir. Onun için, ben  inisiyatif almanızı istiyorum ve doğru bilgilenmenizi istiyorum.  Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi var­ dır, okutup oylarınıza sunacağım.  - 5 1 9 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 2  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/466, 10/474, 10/496) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin ön görüşmelerinin  Genel Kurulun 10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  10.02.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun, 10.02.2010 Çarşamba günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti  grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu  maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim  Hakkı Suha Okay  Ankara  Grup Başkanvekili  Öneri :  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılma­ sına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan (10/466, 474 ile 496) esas numaralı Meclis Araştırma  Önergelerinin görüşmelerinin, Genel Kurul'un, 10.02.2010 Çarşamba günlü birleşiminde yapdması  önerilmiştir.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde ilk söz İstanbul Milletvekili Sayın  Mehmet Sevigen'e aittir.  Buyurun Sayın Sevigen. (CHP sıralarından alkışlar)  MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Sağ olun, çok teşekkür ederim.  Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben bugün -eğer milletvekillerini izin verirse- bütün grupların grup başkan vekillerine teşekkür etmek istiyorum. Yani çocukları kayıp olan aileler  bugün Meclisimizi ziyaret ettiler. Bunların çocukları uzun süredir kayıp ve kayıp olmaya devam edi­ yor; yeni yeni çocuklar kayboluyor ya çalınıyor ya da kaçırılıyor. O ailelerin dernekleri, kendileri, ka­ dınlar, çocuklar bugün bizleri ziyaret ettiler. Önce, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili  Hakkı Suha Okay'a gittik. Kendileri bu konuda çok duyarlı. Kişi olarak da parti olarak da Cumhu­ riyet Halk Partisi çok duyarlı biliyorsunuz. Meclis araştırma komisyonu kurulmasıyla ilgili kanun tek­ lifleri var, komisyon önerileri var, gündem dışı konuşmaları var. O bakımdan bu konuyu gündeme  getirdik bugün. Bir komisyon kurulması için ailelerin de talepleri doğrultusunda kendisi Parlamen­ toya getirdi ve onun üzerine söz aldım, konuşuyorum. Çok teşekkür ediyoruz hem Cumhuriyet Halk  Partisine -hem onun üyesi olan bir milletvekili olarak- hem de Sayın Hakkı Suha Okay'a.  Yine Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Oktay Vural'a gittik, onları da ziya­ ret ettik. Basının, medyanın önünde Sayın Oktay Vural da Milliyetçi Hareket Partisi adına bu öner­ geye destek vereceklerini, komisyonun kurulacağını, bu insanların gözyaşlarının dineceğini, dinmesi  gerektiğini... Elleri buraya kadar uzanıyor, bundan sonrasını devletin, Parlamentonun yapması ge­ rektiğini, aynı düşünceyle o da kabul etti. Kendisine de teşekkür ediyorum, Milliyetçi Hareket Par­ tisi Grubuna ve Grup Başkan Vekiline teşekkür ediyorum.  - 5 2 0 -
Sayfa 59 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 2  VII.- ÖNERİLER (Devam)  A) SİYASİ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ (Devam)  3.- (10/466, 10/474, 10/496) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin ön görüşmelerinin  Genel Kurulun 10/2/2010 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi  10.02.2010  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Danışma Kurulu'nun, 10.02.2010 Çarşamba günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti  grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu  maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim  Hakkı Suha Okay  Ankara  Grup Başkanvekili  Öneri :  Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılma­ sına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan (10/466, 474 ile 496) esas numaralı Meclis Araştırma  Önergelerinin görüşmelerinin, Genel Kurul'un, 10.02.2010 Çarşamba günlü birleşiminde yapdması  önerilmiştir.  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin lehinde ilk söz İstanbul Milletvekili Sayın  Mehmet Sevigen'e aittir.  Buyurun Sayın Sevigen. (CHP sıralarından alkışlar)  MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Sağ olun, çok teşekkür ederim.  Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben bugün -eğer milletvekillerini izin verirse- bütün grupların grup başkan vekillerine teşekkür etmek istiyorum. Yani çocukları kayıp olan aileler  bugün Meclisimizi ziyaret ettiler. Bunların çocukları uzun süredir kayıp ve kayıp olmaya devam edi­ yor; yeni yeni çocuklar kayboluyor ya çalınıyor ya da kaçırılıyor. O ailelerin dernekleri, kendileri, ka­ dınlar, çocuklar bugün bizleri ziyaret ettiler. Önce, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili  Hakkı Suha Okay'a gittik. Kendileri bu konuda çok duyarlı. Kişi olarak da parti olarak da Cumhu­ riyet Halk Partisi çok duyarlı biliyorsunuz. Meclis araştırma komisyonu kurulmasıyla ilgili kanun tek­ lifleri var, komisyon önerileri var, gündem dışı konuşmaları var. O bakımdan bu konuyu gündeme  getirdik bugün. Bir komisyon kurulması için ailelerin de talepleri doğrultusunda kendisi Parlamen­ toya getirdi ve onun üzerine söz aldım, konuşuyorum. Çok teşekkür ediyoruz hem Cumhuriyet Halk  Partisine -hem onun üyesi olan bir milletvekili olarak- hem de Sayın Hakkı Suha Okay'a.  Yine Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Oktay Vural'a gittik, onları da ziya­ ret ettik. Basının, medyanın önünde Sayın Oktay Vural da Milliyetçi Hareket Partisi adına bu öner­ geye destek vereceklerini, komisyonun kurulacağını, bu insanların gözyaşlarının dineceğini, dinmesi  gerektiğini... Elleri buraya kadar uzanıyor, bundan sonrasını devletin, Parlamentonun yapması ge­ rektiğini, aynı düşünceyle o da kabul etti. Kendisine de teşekkür ediyorum, Milliyetçi Hareket Par­ tisi Grubuna ve Grup Başkan Vekiline teşekkür ediyorum.  - 5 2 0 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Daha sonra, Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkan Vekiline gittik, Suat Kılıç karşıladı  bizi. Çok teşekkür ediyorum hem kendisine hem grubuna. Suat Bey de basının, medyanın önünde  bunu destekleyeceklerini ve böyle bir komisyonun kurulması gerektiğini söylediler. Bu bakımdan  ben burada bulunan bütün milletvekillerine ve bütün gruplara, kaybolan çocukların adına, birisi bu­ lunsa bile o aileler adına hepinize sonsuz teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bugün burada kurulacak,  burada bugün olmazsa yarın kurulacak; önemli değil.  Bu işin, sevgili arkadaşlarım, siyaseti olmuyor, acıların siyaseti olmuyor. Bu insanlar ağıtlarla  yaşıyorlar. Ölüsü olan bir gün ağlıyor ama kaybı olan günlerce ağlıyor -delisi olan derler ama- kaybı  olan günlerce ağlıyor, o insanların gözyaşları dinmiyor. Hepsi ağıtlarla gidiyorlar.  Burada, Kemal Demir'in bir sözü vardı, bir türkü olmuştu, yıllardır yaşadığımız gibi. İzin ve­ rirseniz onun bir bölümünü size okuyayım. Bir ananın söylediği gibi:  "Bir kuzu da taş dibinde meliyor,  Firkati de dağı taşı deliyor,  Komşular da bulamamış geliyor,  Yitirdim yavrumu yol kenarında.  Dağlara saldırdım seyipler gibi,  Anası ağlıyor geyikler gibi,  Ne dereler koydum ne de taş dibi,  Yitirdim yavrumu yol kenarında.  Yavrum ateşine nasıl durayım,  Ya ben seni nerelerde bulayım,  Atatürk'e bir telgraf vurayım,  Yitirdim yavrumu göl kenarında.  Müjdesine gerekirse canımı vereyim." diyor, feryat ediyor analar, feryat ediyor babalar.  Sevgili arkadaşlarım, devletin açıklamasına göre, yaklaşık 1.657 tane çocuğumuz kayıp; 14 bin  çocuk kayıp ama bir kısmı bulunuyor, bir kısmı bulunamıyor. 1.657 tane hayat hikâyesi, 1.657 tane  dram, 1.657 tane gözyaşı. Ölüsü olan, dediğim gibi, bir gün ağlıyor ama kaybı olan günlerce ağla­ maya devam ediyorlar.  70 milyon Türkiye'yiz sevgili arkadaşlarım, sevgili milletvekilleri; 70 milyon Türkiye, 2 bin  tane çocuğuna sahip çıkamazsa inanın yazıklar olsun bize, 2 bin tane çocuğuna sahip çıkamazsa. Sa­ tıcılar, seyyar satıcılar, taksiciler, postacılar, esnaflar, trafik polisleri, millî piyangocular, gezici mes­ lek kuruluşları, bu mesleği yapan bütün kuruluşlar, eğer bunlar el ele verirse, bu çocukların  resimlerini, bu çocukların isimlerini, adlarını biz Parlamentoda kuracağımız bir komisyonla unut- turmazsak... Bir ana bize emanet etti, geldi, grup başkan vekillerimize verdi, dedi ki: "Bizim gücü­ müz yok, kolumuz buraya kadar, ayağımızın dermanı buraya kadar. Kibritlerin üzerine çocuklarımızın  resimlerini yaptık, bedava dağıtıyoruz ancak bu kadar." Bütün grup başkanlarıma verdi bunları, "Bu­ radan da gösterir misin?" dedi. Avrupa'nın her tarafında böyle promosyon eşyalara çocukların re­ simleri, isimleri yapıştırılıyor. Bunun yanında, çocukların süt, içecekleri... Eğer süt varsa çocukların  - 5 2 1 -
Sayfa 60 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Daha sonra, Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkan Vekiline gittik, Suat Kılıç karşıladı  bizi. Çok teşekkür ediyorum hem kendisine hem grubuna. Suat Bey de basının, medyanın önünde  bunu destekleyeceklerini ve böyle bir komisyonun kurulması gerektiğini söylediler. Bu bakımdan  ben burada bulunan bütün milletvekillerine ve bütün gruplara, kaybolan çocukların adına, birisi bu­ lunsa bile o aileler adına hepinize sonsuz teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bugün burada kurulacak,  burada bugün olmazsa yarın kurulacak; önemli değil.  Bu işin, sevgili arkadaşlarım, siyaseti olmuyor, acıların siyaseti olmuyor. Bu insanlar ağıtlarla  yaşıyorlar. Ölüsü olan bir gün ağlıyor ama kaybı olan günlerce ağlıyor -delisi olan derler ama- kaybı  olan günlerce ağlıyor, o insanların gözyaşları dinmiyor. Hepsi ağıtlarla gidiyorlar.  Burada, Kemal Demir'in bir sözü vardı, bir türkü olmuştu, yıllardır yaşadığımız gibi. İzin ve­ rirseniz onun bir bölümünü size okuyayım. Bir ananın söylediği gibi:  "Bir kuzu da taş dibinde meliyor,  Firkati de dağı taşı deliyor,  Komşular da bulamamış geliyor,  Yitirdim yavrumu yol kenarında.  Dağlara saldırdım seyipler gibi,  Anası ağlıyor geyikler gibi,  Ne dereler koydum ne de taş dibi,  Yitirdim yavrumu yol kenarında.  Yavrum ateşine nasıl durayım,  Ya ben seni nerelerde bulayım,  Atatürk'e bir telgraf vurayım,  Yitirdim yavrumu göl kenarında.  Müjdesine gerekirse canımı vereyim." diyor, feryat ediyor analar, feryat ediyor babalar.  Sevgili arkadaşlarım, devletin açıklamasına göre, yaklaşık 1.657 tane çocuğumuz kayıp; 14 bin  çocuk kayıp ama bir kısmı bulunuyor, bir kısmı bulunamıyor. 1.657 tane hayat hikâyesi, 1.657 tane  dram, 1.657 tane gözyaşı. Ölüsü olan, dediğim gibi, bir gün ağlıyor ama kaybı olan günlerce ağla­ maya devam ediyorlar.  70 milyon Türkiye'yiz sevgili arkadaşlarım, sevgili milletvekilleri; 70 milyon Türkiye, 2 bin  tane çocuğuna sahip çıkamazsa inanın yazıklar olsun bize, 2 bin tane çocuğuna sahip çıkamazsa. Sa­ tıcılar, seyyar satıcılar, taksiciler, postacılar, esnaflar, trafik polisleri, millî piyangocular, gezici mes­ lek kuruluşları, bu mesleği yapan bütün kuruluşlar, eğer bunlar el ele verirse, bu çocukların  resimlerini, bu çocukların isimlerini, adlarını biz Parlamentoda kuracağımız bir komisyonla unut- turmazsak... Bir ana bize emanet etti, geldi, grup başkan vekillerimize verdi, dedi ki: "Bizim gücü­ müz yok, kolumuz buraya kadar, ayağımızın dermanı buraya kadar. Kibritlerin üzerine çocuklarımızın  resimlerini yaptık, bedava dağıtıyoruz ancak bu kadar." Bütün grup başkanlarıma verdi bunları, "Bu­ radan da gösterir misin?" dedi. Avrupa'nın her tarafında böyle promosyon eşyalara çocukların re­ simleri, isimleri yapıştırılıyor. Bunun yanında, çocukların süt, içecekleri... Eğer süt varsa çocukların  - 5 2 1 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 2  - 5 2 2 - mamalarının üzerlerine kaybolan çocukların... Böyle bir öneride, eğer milletvekili arkadaşlarım bu  öneriyi kabul ederlerse, bu öneriden çıkacak komisyon raporlarını eğer bu şirketlerin kuruluşlarına  verebilirsek, bu çocukların mamalarının, sütlerinin, kibritlerin üzerlerine çocukların resimlerini ya- pıştırabilirsek, inanın, bu 2 bin çocuktan 1 tanesini bulsak bile o 2 bin tane eve bayram geliyor. Samimi  olarak söylüyorum. "Bundan sonra da kaybolmasın." diye feryat ediyorlar. Çoğu da diyor ki: "Bizim  çocuklarımız, yavrularımız zaten kayboldu, zaten yoklar. Günlerce gözyaşı döküyoruz. Keşke meza­ rını bulsak, toplu bir mezar olsa da toprağına elimizi sürsek, yüzümüzü sürsek; keşke dokunsak, keşke  kucaklayabilsek." diyorlar. Çoğu kaçırılmış çocuklar. "Bizim elimiz kolumuz buraya kadar; bundan  sonra bütün gücümüz Parlamento, Parlamentodan yardım istiyoruz." diye feryat ediyorlar.  Sevgili arkadaşlarım, bunların çoğu yoksul çocuklar. İnsanların çocukları İnternet kafelerine gi­ diyorlar. İnternet kafelerinde çocuklar kandırılıyor, çocuklar aldatılıyor. Bir kısmı, yoksulluktan gi­ diyor, evden kaçıyor ama bunların çoğu kaçırılan çocuklar. İşsiz ailelerin çocukları, sahipsizlikten bir  kısmı, sahip çıkamadıkları için bakkallara giderken gece elinden tutup götürüyorlar. Bir tanesini,  Zeynep'i. . . Çocuk sabahtan beri ağlıyor, diyor ki: "Etrafı çevrili, güvenlik içerisinde bulunan bir si­ teden çalınıyor çocuklar." Göçten, kaçırma, kaçırılma... Organ mafyası ciddi boyutlarda bu çocuk­ lara saldırıyor. İnsan ticareti yapanlar, fuhuş sektöründe bu çocukları alıp ortadan kaldırıyorlar. Bu  kaybolan çocukların, 2 bin tane çocuğun hemen hemen yarısı kız çocuğu sevgili arkadaşlarım, yüzde  40'ı. Dilencilik yaptırıyorlar, hırsızlık yaptırıyorlar. Bütün bunların önüne geçecek tek güç sizde.  Bunu bilin diye söylüyorum, bunu samimi olarak, yüreğimden gelerek söylüyorum. Parlamento sahip  çıkarsa biz bunun altından kalkarız. Yeter ki Parlamento sahip çıksın. Hepimiz çoluk çocuk sahibi­ yiz, Allah kimseye evlat acısını göstermesin, hiç kimseye! Samimi olarak söylüyorum, çok zordur.  (CHP sıralarından alkışlar)  Sevgili arkadaşlarım, inanın, samimi olarak söylüyorum. Bir kısmı tabii, bu garip aileler koşu­ yorlar, yardım ediyorlar, devletin bunlara sahip çıkması için çaba sarf ediyorlar, çile çekiyorlar. Ama  inanın bu 2 bin tane çocuğun, 1.600 küsur çocuğun yarısı da devlet yurtlarından gidiyorlar. Devlete  teslim ediyorlar , analar, babalar çocuklarını veriyorlar, diyorlar ki: "Koru." Maalesef, bu Çocuk  Esirgeme Kurumları Türkiye'nin en büyük ailesiydi bir zamanlar, gurur duyardık biz bu Sosyal Hiz­ metler Çocuk Esirgeme Kurumuyla. Allah aşkına, ne oldu bu Kuruma ya; ne oldu, merak ediyorum  yani! Sayın Başbakandan rica ediyorum, alsın bu Bakanını sorsun, desin ki: "En büyük ailesiydi,  herkesin gurur duyduğu bu Kuruma ne oldu? Ne oldu da bu Kurum değişti? Bu çocuklar bu Ku­ rumlardan niye kaçıyorlar? İşkence mi görüyorlar, ıstırap mı çekiyorlar; dövüyorlar mı, sövüyorlar  mı yoksa bunların hayat şartlarını beğenmiyorlar mı?" Bu çocuklarımızın bir kısmı, yarısı buradan  gittiği için, bana göre bu Komisyon kurulursa eğer bu Kurumları da inceler.  Biz milletvekilleriyiz, kurumlarda bürokratlar ne olursa olsun, kim olursa olsun, kime yakın  olursa olsun bizim için mühim olan bir ananın gözyaşının dinmesi. Öyle değil mi arkadaşlarım?  Bizim için mühim olan bir çocuğun bulunması değil mi? Bizim için mühim olan bir organ mafyası­ nın, çocuk tacirlerinin, bizim için mühim olan hırsızlık yaptırmak için çocukları kaçıranların bulun­ ması değil mi? Onun için, biz el ele verirsek neleri yenmeyiz biz? Ne kanunlar çıkarmadık...  Karşılıklı atıştık, birbirimize küstük, bağırdık, bazı yerde hakaret ettik ama eninde sonunda bizi büyük  millet yapan şey acılara ortak göğüs germemizdir. Bizi Türk milleti yapan, büyük Türk milleti yapan  şey insanlığımızdır, onurumuzdur; bizim geriye dönüp baktığımız zaman çocuklarımıza, atalarımıza,  özümüze sahip çıkmaktır. Bu insanlar boyunlarını büküp gelmişler. Bir kuş gelmiş, bir çalıya kon­ muş, kışlarsanız gidecekler, kaçar gider ama sahip çıkarsanız, korursanız, kollarsanız, onlara sıkı sıkı  sarılırsanız, sarılırsak hep beraber biz bu yaralan saranz; inanın, samimi olarak söylüyorum biz bu  yaraları sararız, bizim önümüzde hiç kimse duramaz diye düşünüyorum.
Sayfa 61 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 2  - 5 2 2 - mamalarının üzerlerine kaybolan çocukların... Böyle bir öneride, eğer milletvekili arkadaşlarım bu  öneriyi kabul ederlerse, bu öneriden çıkacak komisyon raporlarını eğer bu şirketlerin kuruluşlarına  verebilirsek, bu çocukların mamalarının, sütlerinin, kibritlerin üzerlerine çocukların resimlerini ya- pıştırabilirsek, inanın, bu 2 bin çocuktan 1 tanesini bulsak bile o 2 bin tane eve bayram geliyor. Samimi  olarak söylüyorum. "Bundan sonra da kaybolmasın." diye feryat ediyorlar. Çoğu da diyor ki: "Bizim  çocuklarımız, yavrularımız zaten kayboldu, zaten yoklar. Günlerce gözyaşı döküyoruz. Keşke meza­ rını bulsak, toplu bir mezar olsa da toprağına elimizi sürsek, yüzümüzü sürsek; keşke dokunsak, keşke  kucaklayabilsek." diyorlar. Çoğu kaçırılmış çocuklar. "Bizim elimiz kolumuz buraya kadar; bundan  sonra bütün gücümüz Parlamento, Parlamentodan yardım istiyoruz." diye feryat ediyorlar.  Sevgili arkadaşlarım, bunların çoğu yoksul çocuklar. İnsanların çocukları İnternet kafelerine gi­ diyorlar. İnternet kafelerinde çocuklar kandırılıyor, çocuklar aldatılıyor. Bir kısmı, yoksulluktan gi­ diyor, evden kaçıyor ama bunların çoğu kaçırılan çocuklar. İşsiz ailelerin çocukları, sahipsizlikten bir  kısmı, sahip çıkamadıkları için bakkallara giderken gece elinden tutup götürüyorlar. Bir tanesini,  Zeynep'i. . . Çocuk sabahtan beri ağlıyor, diyor ki: "Etrafı çevrili, güvenlik içerisinde bulunan bir si­ teden çalınıyor çocuklar." Göçten, kaçırma, kaçırılma... Organ mafyası ciddi boyutlarda bu çocuk­ lara saldırıyor. İnsan ticareti yapanlar, fuhuş sektöründe bu çocukları alıp ortadan kaldırıyorlar. Bu  kaybolan çocukların, 2 bin tane çocuğun hemen hemen yarısı kız çocuğu sevgili arkadaşlarım, yüzde  40'ı. Dilencilik yaptırıyorlar, hırsızlık yaptırıyorlar. Bütün bunların önüne geçecek tek güç sizde.  Bunu bilin diye söylüyorum, bunu samimi olarak, yüreğimden gelerek söylüyorum. Parlamento sahip  çıkarsa biz bunun altından kalkarız. Yeter ki Parlamento sahip çıksın. Hepimiz çoluk çocuk sahibi­ yiz, Allah kimseye evlat acısını göstermesin, hiç kimseye! Samimi olarak söylüyorum, çok zordur.  (CHP sıralarından alkışlar)  Sevgili arkadaşlarım, inanın, samimi olarak söylüyorum. Bir kısmı tabii, bu garip aileler koşu­ yorlar, yardım ediyorlar, devletin bunlara sahip çıkması için çaba sarf ediyorlar, çile çekiyorlar. Ama  inanın bu 2 bin tane çocuğun, 1.600 küsur çocuğun yarısı da devlet yurtlarından gidiyorlar. Devlete  teslim ediyorlar , analar, babalar çocuklarını veriyorlar, diyorlar ki: "Koru." Maalesef, bu Çocuk  Esirgeme Kurumları Türkiye'nin en büyük ailesiydi bir zamanlar, gurur duyardık biz bu Sosyal Hiz­ metler Çocuk Esirgeme Kurumuyla. Allah aşkına, ne oldu bu Kuruma ya; ne oldu, merak ediyorum  yani! Sayın Başbakandan rica ediyorum, alsın bu Bakanını sorsun, desin ki: "En büyük ailesiydi,  herkesin gurur duyduğu bu Kuruma ne oldu? Ne oldu da bu Kurum değişti? Bu çocuklar bu Ku­ rumlardan niye kaçıyorlar? İşkence mi görüyorlar, ıstırap mı çekiyorlar; dövüyorlar mı, sövüyorlar  mı yoksa bunların hayat şartlarını beğenmiyorlar mı?" Bu çocuklarımızın bir kısmı, yarısı buradan  gittiği için, bana göre bu Komisyon kurulursa eğer bu Kurumları da inceler.  Biz milletvekilleriyiz, kurumlarda bürokratlar ne olursa olsun, kim olursa olsun, kime yakın  olursa olsun bizim için mühim olan bir ananın gözyaşının dinmesi. Öyle değil mi arkadaşlarım?  Bizim için mühim olan bir çocuğun bulunması değil mi? Bizim için mühim olan bir organ mafyası­ nın, çocuk tacirlerinin, bizim için mühim olan hırsızlık yaptırmak için çocukları kaçıranların bulun­ ması değil mi? Onun için, biz el ele verirsek neleri yenmeyiz biz? Ne kanunlar çıkarmadık...  Karşılıklı atıştık, birbirimize küstük, bağırdık, bazı yerde hakaret ettik ama eninde sonunda bizi büyük  millet yapan şey acılara ortak göğüs germemizdir. Bizi Türk milleti yapan, büyük Türk milleti yapan  şey insanlığımızdır, onurumuzdur; bizim geriye dönüp baktığımız zaman çocuklarımıza, atalarımıza,  özümüze sahip çıkmaktır. Bu insanlar boyunlarını büküp gelmişler. Bir kuş gelmiş, bir çalıya kon­ muş, kışlarsanız gidecekler, kaçar gider ama sahip çıkarsanız, korursanız, kollarsanız, onlara sıkı sıkı  sarılırsanız, sarılırsak hep beraber biz bu yaralan saranz; inanın, samimi olarak söylüyorum biz bu  yaraları sararız, bizim önümüzde hiç kimse duramaz diye düşünüyorum.  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Sevgili arkadaşlarım, tabii, çocuklar üç yıl evvel kayboluyor, dört yıl evvel kayboluyor, on yıl  evvel kayboluyor, on beş yıl evvel kayboluyor. Yüz güncelleştirme diye bir olay var. Çocukların re­ simlerini söylüyorum. Yani 1997'de kaybolmuş ama şimdi gelmişiz 2010'a. Belli bir süre sonra tabii  bu çocukların yüzleri değişiyor, şekilleri değişiyor, büyüyorlar, şekilden şekle giriyor ama biz aile­ ler çocuklarımızı hep eski resimleriyle arıyoruz. Adli Tıp buna büyük destek veriyor. Parlamentoda  böyle bir komisyon kurulduğu zaman, komisyon emniyet müdürlerini de harekete geçirirse... Dev­ letin elinde bunları böyle, bu duruma getirecek büyük teknolojiye sahibiz. Komisyonun kurulması­ nın nedenlerinden bir tanesi de bu. Yaptırım gücümüz bizim güçlü olduğu için biz bunları  yaptırabiliriz. O kaçırılan çocukların ilk günkü resimlerini, ilk günkü konumlarını alır, on yıl da  geçse, on beş yıl da geçse bu yüz güncelleşmesiyle çocukları bugünkü hâllerine az da olsa getirebi­ liyoruz. Bakın işte bu yavrular ana kucağı bekliyor.  Tamamen bizim elimizde sevgili arkadaşlarım, tamamen bizim elimizde. Milletvekilleri burada  el kaldırdığımız zaman hangi kanunlara biz "Evet." demedik. Biz nelere "Evet." dedik hep beraber.  Karşı görüşte olsak bile Türkiye'nin gerçeğiyse, çocuklarımızın geleceğiyse, ailelerinin yüreklerin- deki yaralar kalkacaksa, bir ananın gözyaşı dinecekse biz hangisine "Evet." demedik.  Ben bütün milletvekillerinin bu konuda duyarlı olduklarına kesin inanıyorum ve bu komisyona  destek vereceğinizi kesinlikle düşünüyorum. Reddedecek hiçbir arkadaşım yoktur diye düşünüyorum,  yıllardır sizinle beraber politika yaptığımız için söylüyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET SEVİGEN (Devamla) - İnanın, yine söylediğim gibi bu çocukların çoğu yoksul, kız  çocukları kaçırılıyor. Parası olanların bir kısmı dedektif tutabiliyorlar. Parasını veriyorsunuz, dedek­ tif tutuyorsunuz, dedektif tuttuğunuz zaman iz sürerek bir kısmını bulabiliyorsunuz ama yoksul ai­ lelerin çocukları... Bırakın kendi çocuklarını aramayı, iş de bulamıyorlar, işinden de çıkıyorlar. Birisi  diyor ki Rizeli birisi: "Karım hasta gelemiyor. Ben çocuğu aramak zorunda kalıyorum. Ya kanma ba­ kacağım evde, yüreğine indi, ya çocuğuma bakacağım." Bir tanesi de diyor ki: "Kızımı kaçırdılar,  bana her gün telefon ediyorlar, tehdit ediyorlar, para istiyorlar." Bir tanesi: "Gel de şu pisliğini -çok  özür diliyorum, buradan söylüyorum- al da götür.' diyor." diyor. "Benim kızıma 'pislik' diyenin  Allah belasını versin." diye feryat ediyor sabahtan beri, ağlıyor sevgili arkadaşlarım. Samimi olarak  söylüyorum, sabahtan beri ağlıyor ve bu bakımdan biz bu yüreklere birazcık, bir nebze olsun su sı­ kabilmek için, bir nebze olsun onları rahatlatmak için sizlerden rica ediyorum.  Bu konuda hepimiz duyarlıyız biliyorum; bu önergeye destek verirseniz, bu komisyonu kurar­ sak inanın bu emniyeti, basını, medyayı... Basına da burada çok teşekkür ediyorum, eksik olmasın­ lar. Basınının, medyanın baskısıyla, milletvekillerinin sağduyusuyla, bürokratlan harekete geçirerek,  polisi harekete geçirerek, o görevi yapan uzmanları harekete geçirerek biz bunları buluruz diye dü­ şünüyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sevigen.  MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Teşekkür edebilir miyim?  BAŞKAN - Ettiniz.  Teşekkür ederim.  - 5 2 3 -
Sayfa 62 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Sevgili arkadaşlarım, tabii, çocuklar üç yıl evvel kayboluyor, dört yıl evvel kayboluyor, on yıl  evvel kayboluyor, on beş yıl evvel kayboluyor. Yüz güncelleştirme diye bir olay var. Çocukların re­ simlerini söylüyorum. Yani 1997'de kaybolmuş ama şimdi gelmişiz 2010'a. Belli bir süre sonra tabii  bu çocukların yüzleri değişiyor, şekilleri değişiyor, büyüyorlar, şekilden şekle giriyor ama biz aile­ ler çocuklarımızı hep eski resimleriyle arıyoruz. Adli Tıp buna büyük destek veriyor. Parlamentoda  böyle bir komisyon kurulduğu zaman, komisyon emniyet müdürlerini de harekete geçirirse... Dev­ letin elinde bunları böyle, bu duruma getirecek büyük teknolojiye sahibiz. Komisyonun kurulması­ nın nedenlerinden bir tanesi de bu. Yaptırım gücümüz bizim güçlü olduğu için biz bunları  yaptırabiliriz. O kaçırılan çocukların ilk günkü resimlerini, ilk günkü konumlarını alır, on yıl da  geçse, on beş yıl da geçse bu yüz güncelleşmesiyle çocukları bugünkü hâllerine az da olsa getirebi­ liyoruz. Bakın işte bu yavrular ana kucağı bekliyor.  Tamamen bizim elimizde sevgili arkadaşlarım, tamamen bizim elimizde. Milletvekilleri burada  el kaldırdığımız zaman hangi kanunlara biz "Evet." demedik. Biz nelere "Evet." dedik hep beraber.  Karşı görüşte olsak bile Türkiye'nin gerçeğiyse, çocuklarımızın geleceğiyse, ailelerinin yüreklerin- deki yaralar kalkacaksa, bir ananın gözyaşı dinecekse biz hangisine "Evet." demedik.  Ben bütün milletvekillerinin bu konuda duyarlı olduklarına kesin inanıyorum ve bu komisyona  destek vereceğinizi kesinlikle düşünüyorum. Reddedecek hiçbir arkadaşım yoktur diye düşünüyorum,  yıllardır sizinle beraber politika yaptığımız için söylüyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MEHMET SEVİGEN (Devamla) - İnanın, yine söylediğim gibi bu çocukların çoğu yoksul, kız  çocukları kaçırılıyor. Parası olanların bir kısmı dedektif tutabiliyorlar. Parasını veriyorsunuz, dedek­ tif tutuyorsunuz, dedektif tuttuğunuz zaman iz sürerek bir kısmını bulabiliyorsunuz ama yoksul ai­ lelerin çocukları... Bırakın kendi çocuklarını aramayı, iş de bulamıyorlar, işinden de çıkıyorlar. Birisi  diyor ki Rizeli birisi: "Karım hasta gelemiyor. Ben çocuğu aramak zorunda kalıyorum. Ya kanma ba­ kacağım evde, yüreğine indi, ya çocuğuma bakacağım." Bir tanesi de diyor ki: "Kızımı kaçırdılar,  bana her gün telefon ediyorlar, tehdit ediyorlar, para istiyorlar." Bir tanesi: "Gel de şu pisliğini -çok  özür diliyorum, buradan söylüyorum- al da götür.' diyor." diyor. "Benim kızıma 'pislik' diyenin  Allah belasını versin." diye feryat ediyor sabahtan beri, ağlıyor sevgili arkadaşlarım. Samimi olarak  söylüyorum, sabahtan beri ağlıyor ve bu bakımdan biz bu yüreklere birazcık, bir nebze olsun su sı­ kabilmek için, bir nebze olsun onları rahatlatmak için sizlerden rica ediyorum.  Bu konuda hepimiz duyarlıyız biliyorum; bu önergeye destek verirseniz, bu komisyonu kurar­ sak inanın bu emniyeti, basını, medyayı... Basına da burada çok teşekkür ediyorum, eksik olmasın­ lar. Basınının, medyanın baskısıyla, milletvekillerinin sağduyusuyla, bürokratlan harekete geçirerek,  polisi harekete geçirerek, o görevi yapan uzmanları harekete geçirerek biz bunları buluruz diye dü­ şünüyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sevigen.  MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Teşekkür edebilir miyim?  BAŞKAN - Ettiniz.  Teşekkür ederim.  - 5 2 3 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 2  - 5 2 4 - MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Beni dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Des­ teğiniz için de şimdiden teşekkür ediyorum, sağ olun, eksik olmayın. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde söz isteyen Şanlıurfa Milletve­ kili Sayın İbrahim Binici. (BDP sıralarından alkışlar)  İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi  grup önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, son yıllarda ülkemizde çocuk kaçırılmaları âdeta yıl yıl artırı­ larak devam ettiriliyor. Son dönemde yine, Urfa'nın Halfeti ilçesinde 20 tane çocuk köy köy gezile­ rek toplanıyor ve ta Sırbistan'a kadar götürülebiliyor.  Bir zamanlar -hâlen de bölgede öyle- hayvan tüccarları köy köy gezerdi, tüccar, hayvan alırdı,  götürürdü. Maalesef bölgede çocuklar pazarlanıyor, alınıp Sırbistan'a kadar götürülüyor. Ülkemizi  yöneten Hükümetimiz bu konuda maalesef duyarsız kalıyor.  Çocukların aileleriyle hemen gittim, görüşmeler yaptım. Çocukların bir kısmı iş vaadiyle, üstüne  para verilerek gittiklerini söylüyorlar. Neden yaptıklarını sordum, en acısı buydu: "Bu ülkede bize iş  olanağı tanınmıyor, işsiziz, açız, yoksuluz, evlatlarımızı, on dört-on beş yaşındaki evlatlarımızı Av­ rupa'ya gönderiyoruz, belki orada 3-5 kuruş kazanır ve kendisinin yaşamını idame eder.. ." Bu daha  acı bir olaydır. Bunun sorumlusu da bilfiil bugün AKP Hükümetidir.  Yine, değerli arkadaşlar, kayıp çocuklarla ilgili partimizin bir araştırma önergesi vardı. Buna  göre, bugüne kadar 1.592 çocuk kayıp.  Şimdi, ülkemizde yıllardan beri süregelen kayıp olaylarına her geçen gün bir yenisi eklenmek­ tedir. Geçen mayıs ayında Muş'un Bulanık ilçesinde on bir yaşındaki Nurullah Daşkın, eylül ayında  Diyarbakır'da sekiz yaşındaki Leyla Baykuş, aynı ay içerisinde Kayseri'nin Talaş ilçesinde on bir ya­ şındaki Türkan Ay, sekiz yaşındaki Ahmet Tekin ve yedi yaşındaki Dilruba Tekin kaybolmuşlardır.  Bu tarihe kadar hâlen de bu çocuklar bulunmamıştır. Nitekim, Urfa'nın Viranşehir ilçesinde bir ço­ cuğu kaçırmak üzereyken halk tarafından yakalanan çocuk tacirleri sorguları yapıldıktan sonra tu­ tuklanmış ancak kaçıran şahıs "Ben çocuğu sevdim. Para verecektim, bakkala götürecektim, şeker  alacaktım." diye... Böyle de bir ifadeyle karşılaşıyoruz. Doğrusu, bu konunun araştırılmasına acilen  ihtiyaç vardır.  Yine, değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, bölgede farklı çocuk sorunları da var. Sayın Başbakanı­ mız, Filistin'de taş atan çocuklara şöyle bir yakıştırma yapmıştı: "Küçük generaller" demişti ama  kendi ülkesinde on dört yaşındaki çocuğa on beş yıl, taş attığı için, ceza veriliyorsa bunu kendi vic­ danına bırakıyoruz, kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. Bu çocukların bölgede bizzat devletin uy­ guladığı şiddet politikalarının hâkim olduğu bir ortamda bırakın çocuk haklarından faydalanmaları,  aileleri ve kendilerine yaşam hakkı bile tanınmamıştır, ama ne yazık ki yine AKP döneminde çıka­ rılan, 2005 yılında çıkarılan ve yürürlüğe giren TCK ve CMK ile ayrıca 2007 yılında değiştirilen  TMK yasalarıyla, âdeta, demokratik talepleri dile getiren insanların ve çocukların insani yaşam ta­ lepleri şiddet yöntemleriyle bastırılmaktadır.  Şimdi, bir taraftan "Demokratik açılımlar yapıyoruz." diyeceksiniz, bir taraftan da taş attı diye  binlerce çocuğu cezaevine tıkacaksınız. Bunun demokrasisi nerede, bunun açılımı nerede, bunu sor­ mak gerekiyor.
Sayfa 63 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 2  - 5 2 4 - MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Beni dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Des­ teğiniz için de şimdiden teşekkür ediyorum, sağ olun, eksik olmayın. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde söz isteyen Şanlıurfa Milletve­ kili Sayın İbrahim Binici. (BDP sıralarından alkışlar)  İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi  grup önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, son yıllarda ülkemizde çocuk kaçırılmaları âdeta yıl yıl artırı­ larak devam ettiriliyor. Son dönemde yine, Urfa'nın Halfeti ilçesinde 20 tane çocuk köy köy gezile­ rek toplanıyor ve ta Sırbistan'a kadar götürülebiliyor.  Bir zamanlar -hâlen de bölgede öyle- hayvan tüccarları köy köy gezerdi, tüccar, hayvan alırdı,  götürürdü. Maalesef bölgede çocuklar pazarlanıyor, alınıp Sırbistan'a kadar götürülüyor. Ülkemizi  yöneten Hükümetimiz bu konuda maalesef duyarsız kalıyor.  Çocukların aileleriyle hemen gittim, görüşmeler yaptım. Çocukların bir kısmı iş vaadiyle, üstüne  para verilerek gittiklerini söylüyorlar. Neden yaptıklarını sordum, en acısı buydu: "Bu ülkede bize iş  olanağı tanınmıyor, işsiziz, açız, yoksuluz, evlatlarımızı, on dört-on beş yaşındaki evlatlarımızı Av­ rupa'ya gönderiyoruz, belki orada 3-5 kuruş kazanır ve kendisinin yaşamını idame eder.. ." Bu daha  acı bir olaydır. Bunun sorumlusu da bilfiil bugün AKP Hükümetidir.  Yine, değerli arkadaşlar, kayıp çocuklarla ilgili partimizin bir araştırma önergesi vardı. Buna  göre, bugüne kadar 1.592 çocuk kayıp.  Şimdi, ülkemizde yıllardan beri süregelen kayıp olaylarına her geçen gün bir yenisi eklenmek­ tedir. Geçen mayıs ayında Muş'un Bulanık ilçesinde on bir yaşındaki Nurullah Daşkın, eylül ayında  Diyarbakır'da sekiz yaşındaki Leyla Baykuş, aynı ay içerisinde Kayseri'nin Talaş ilçesinde on bir ya­ şındaki Türkan Ay, sekiz yaşındaki Ahmet Tekin ve yedi yaşındaki Dilruba Tekin kaybolmuşlardır.  Bu tarihe kadar hâlen de bu çocuklar bulunmamıştır. Nitekim, Urfa'nın Viranşehir ilçesinde bir ço­ cuğu kaçırmak üzereyken halk tarafından yakalanan çocuk tacirleri sorguları yapıldıktan sonra tu­ tuklanmış ancak kaçıran şahıs "Ben çocuğu sevdim. Para verecektim, bakkala götürecektim, şeker  alacaktım." diye... Böyle de bir ifadeyle karşılaşıyoruz. Doğrusu, bu konunun araştırılmasına acilen  ihtiyaç vardır.  Yine, değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, bölgede farklı çocuk sorunları da var. Sayın Başbakanı­ mız, Filistin'de taş atan çocuklara şöyle bir yakıştırma yapmıştı: "Küçük generaller" demişti ama  kendi ülkesinde on dört yaşındaki çocuğa on beş yıl, taş attığı için, ceza veriliyorsa bunu kendi vic­ danına bırakıyoruz, kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. Bu çocukların bölgede bizzat devletin uy­ guladığı şiddet politikalarının hâkim olduğu bir ortamda bırakın çocuk haklarından faydalanmaları,  aileleri ve kendilerine yaşam hakkı bile tanınmamıştır, ama ne yazık ki yine AKP döneminde çıka­ rılan, 2005 yılında çıkarılan ve yürürlüğe giren TCK ve CMK ile ayrıca 2007 yılında değiştirilen  TMK yasalarıyla, âdeta, demokratik talepleri dile getiren insanların ve çocukların insani yaşam ta­ lepleri şiddet yöntemleriyle bastırılmaktadır.  Şimdi, bir taraftan "Demokratik açılımlar yapıyoruz." diyeceksiniz, bir taraftan da taş attı diye  binlerce çocuğu cezaevine tıkacaksınız. Bunun demokrasisi nerede, bunun açılımı nerede, bunu sor­ mak gerekiyor.  TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Yine, Sayın Başbakan, geçmiş tarihlerde bölgede şunu söylemişti... Demokratik taleplerini dile  getiren kitleyle güvenlik güçleri arasında zaman zaman çatışmaların olduğu bilinmektedir ama Sayın  Başbakan, âdeta, güvenlik güçlerine "vurun, öldürün" lafı söylemişti, "Kadın da olsa, çocuk da olsa  güvenlik güçlerimiz gerekeni gerekli yerde yapacaklardır." demişti. Bununla da kalmadı Sayın Baş­ bakan, şunu söylemişti: "Hâkimlerimiz, savcılarımız gerekeni yapacaklardır." Evet, "Öldüremediği- nizi de tutuklayın." talimatı veriyordu. Bu, demokratik bir ülkede bir başbakanın söylemine denk  düşmez. Bir başbakan ve hükümet bu ülkede yaşayan herkesin can güvenliğinden sorumludur. Ül­ kede yasalar varsa, çıkarırsın yasaların karşısında yargılarsın. Ama gün geçmiyor ki, bölgede... Ger­ çekten 3.500 köyün boşaltılması sonucu Diyarbakır'a, Hakkâri'ye, Van'a, Mardin'e yerleşmiş  insanların işi yok, aşı yok, demokratik taleplerini dile getirdikleri zaman da şiddetle karşılaşıyorlar.  On binlerce insan 90'larda Kuzey Irak'a geçti; şu anda orada yaşamaktadırlar, mülteci kam­ pında, Mahmur Mülteci Kampında. Onların gidiş sebebi neydi? O çocukların bir kısmı metropollere  geldi, İstanbul'a, İzmir'e, Adana'ya, Mersin'e, bir kısmı Diyarbakır'a geldi. Anneleri öldürülmüştü,  babaları tutuklanmıştı, zindanlara atılmıştı. O çocukların büyüdüğü psikolojiyi siz yaşasaydınız acaba  ne derdiniz?  Onun için, değerli arkadaşlar, kayıp çocuklarla ilgili ve yine Türkiye'nin bir bütün sorunu olan,  bütün çocukların sorunuyla ilgili acilen Meclisimizin el atması gerekiyor. Çocuklarımızı cezaevle­ rinden çıkarmamız gerekiyor. Sağlık, eğitim sorunlarını bizzat yakın tarihlerde çözmemiz gerekiyor.  Yoksa, ülkeyi kaosa götürecek durumdasınız. Bölgede her gün insan hakları harap ediliyor.  Değerli arkadaşlar, yine bölgede bir gazetenin araştırmalarına göre "Taş atan çocuk davalarında  eski DGM'leri arar hâldeyiz." diyorlar. Evet değerli arkadaşlar, bakınız, rakamlarla devlet güvenlik  mahkemeleri on üç yılda 2.601 çocuktan 624'ünü mahkûm etmiş.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  İBRAHİM BİNİCİ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Yine, sadece son dört yılda 2.400 çocuktan 175'i ceza almış ve birçok dosya da çocukların ceza  alması için Yargıtay ve yerel mahkemelerde bekliyor.  Bunun için sizden, en az 90 kuşağı, 95 kuşağına kadar bölgede yaşayan çocukların psikolojile­ rini, yaşam durumlarını göz önüne alarak, bir an önce bu çocuklarımızın salıverilmesi, demokratik  yaşama dâhil edilmesini talep ediyoruz.  Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Binici.  Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisinin lehinde, İzmir Milletvekili Sayın Şenol Bal.  Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)  ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çocuk kayıplarının nedenleri ve bu  kayıpların önlenmesi için alınacak tedbirler konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu  Meclis araştırması önergesinin gündeme alınması konusunda lehte söz almış bulunmaktayım. Yüce  Meclisi saygılarımla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, Ramazan Bayramı'nda Kayseri Talaş ilçesinde, âdet üzere şeker toplamak  ve el öpmek için evlerinden ayrılıp mahallelerinde kaybolan Dilruba, Ahmet ve Türkan için milletçe  içimiz yandı ve bu çocuklardan hâlen hiçbir haber yok.  - 5 2 5 -
Sayfa 64 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Yine, Sayın Başbakan, geçmiş tarihlerde bölgede şunu söylemişti... Demokratik taleplerini dile  getiren kitleyle güvenlik güçleri arasında zaman zaman çatışmaların olduğu bilinmektedir ama Sayın  Başbakan, âdeta, güvenlik güçlerine "vurun, öldürün" lafı söylemişti, "Kadın da olsa, çocuk da olsa  güvenlik güçlerimiz gerekeni gerekli yerde yapacaklardır." demişti. Bununla da kalmadı Sayın Baş­ bakan, şunu söylemişti: "Hâkimlerimiz, savcılarımız gerekeni yapacaklardır." Evet, "Öldüremediği- nizi de tutuklayın." talimatı veriyordu. Bu, demokratik bir ülkede bir başbakanın söylemine denk  düşmez. Bir başbakan ve hükümet bu ülkede yaşayan herkesin can güvenliğinden sorumludur. Ül­ kede yasalar varsa, çıkarırsın yasaların karşısında yargılarsın. Ama gün geçmiyor ki, bölgede... Ger­ çekten 3.500 köyün boşaltılması sonucu Diyarbakır'a, Hakkâri'ye, Van'a, Mardin'e yerleşmiş  insanların işi yok, aşı yok, demokratik taleplerini dile getirdikleri zaman da şiddetle karşılaşıyorlar.  On binlerce insan 90'larda Kuzey Irak'a geçti; şu anda orada yaşamaktadırlar, mülteci kam­ pında, Mahmur Mülteci Kampında. Onların gidiş sebebi neydi? O çocukların bir kısmı metropollere  geldi, İstanbul'a, İzmir'e, Adana'ya, Mersin'e, bir kısmı Diyarbakır'a geldi. Anneleri öldürülmüştü,  babaları tutuklanmıştı, zindanlara atılmıştı. O çocukların büyüdüğü psikolojiyi siz yaşasaydınız acaba  ne derdiniz?  Onun için, değerli arkadaşlar, kayıp çocuklarla ilgili ve yine Türkiye'nin bir bütün sorunu olan,  bütün çocukların sorunuyla ilgili acilen Meclisimizin el atması gerekiyor. Çocuklarımızı cezaevle­ rinden çıkarmamız gerekiyor. Sağlık, eğitim sorunlarını bizzat yakın tarihlerde çözmemiz gerekiyor.  Yoksa, ülkeyi kaosa götürecek durumdasınız. Bölgede her gün insan hakları harap ediliyor.  Değerli arkadaşlar, yine bölgede bir gazetenin araştırmalarına göre "Taş atan çocuk davalarında  eski DGM'leri arar hâldeyiz." diyorlar. Evet değerli arkadaşlar, bakınız, rakamlarla devlet güvenlik  mahkemeleri on üç yılda 2.601 çocuktan 624'ünü mahkûm etmiş.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  İBRAHİM BİNİCİ (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Yine, sadece son dört yılda 2.400 çocuktan 175'i ceza almış ve birçok dosya da çocukların ceza  alması için Yargıtay ve yerel mahkemelerde bekliyor.  Bunun için sizden, en az 90 kuşağı, 95 kuşağına kadar bölgede yaşayan çocukların psikolojile­ rini, yaşam durumlarını göz önüne alarak, bir an önce bu çocuklarımızın salıverilmesi, demokratik  yaşama dâhil edilmesini talep ediyoruz.  Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Binici.  Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisinin lehinde, İzmir Milletvekili Sayın Şenol Bal.  Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)  ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çocuk kayıplarının nedenleri ve bu  kayıpların önlenmesi için alınacak tedbirler konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu  Meclis araştırması önergesinin gündeme alınması konusunda lehte söz almış bulunmaktayım. Yüce  Meclisi saygılarımla selamlıyorum.  Sayın milletvekilleri, Ramazan Bayramı'nda Kayseri Talaş ilçesinde, âdet üzere şeker toplamak  ve el öpmek için evlerinden ayrılıp mahallelerinde kaybolan Dilruba, Ahmet ve Türkan için milletçe  içimiz yandı ve bu çocuklardan hâlen hiçbir haber yok.  - 5 2 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Evet değerli milletvekilleri, tabii, Dilruba, Türkan ve Ahmet gibi onlarca çocuk. O ailelerin ye­ rine kendimizi koyarak bir empati yapalım. Bizim için çocuklar çok önemli. Her şeyimizi adadığı­ mız ve belki de hayatımızı ortaya koyabileceğimiz çocuklarımız bir şekilde kayboluyor ve bir haber  alınamıyorsa bu hepimizi düşündürmelidir değerli milletvekilleri.  Evet, onlarca çocuğumuz kaçırılıyor ve evden kaçmak zorunda kalıyor. Her gün farklı illerden  gelen kayıp çocuk haberleri yüzünden toplumsal bir korku yaşamaya başladık. Bu konu bir kamu gü­ venliği konusu olarak ele alınmalıdır değerli milletvekilleri ve öyledir. Her ne kadar kamu güvenliği  konusunda çok değişik kurum ve kurumlar arasındaki uyum çok önemli olmasına rağmen maalesef  bu Hükümet döneminde kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluk ve kurumlar arasındaki çatışma­ nın tezahürleri her konuda olduğu gibi bu konuda da kendini gösteriyor. Her ne kadar Kamu Düzeni  ve Güvenliği Müsteşarlığı bir zafiyetin olduğunun göstergesi olarak yüce Mecliste görüşülmekte  iken yani bir koordinasyon eksikliği olduğu ifade edilerek Hükümetin PKK açılımına "İşte, devlet  tarafından, devlet politikasıdır." ifadesine bir kılıf hazırlanmak üzere Türkiye Büyük Millet Mecli­ sine getirilmiş olmasına rağmen konumuz bu olmadığı hâlde tekrar bunu hatırlatmak istedim çünkü  kamu kurumları arasında da bu koordinasyonsuzluk, bu ilişki ve bu birlikte çalışma özelliği ve ahengi  her geçen gün kaybolduğu için bunu da buradan hatırlatmak istedim.  Değerli milletvekilleri, çocuklarımız, biliyorsunuz daha erken yaşta ergin olsa da on sekiz ya­ şını doldurmamış kişi "çocuk" olarak kabul ediliyor. Şimdi, çocuklarımız kaçırılıyor veya kendi is­ teğiyle kaçanlar "kayıp çocuk" olarak ifade ediliyor. Maalesef, maalesef hâlen kurumlar arasında ve  mevzuatımızda "kayıp çocuk" tanımı yapılamamıştır ve bu "kayıp çocuk" tanımı yapılamamasın­ dan kaynaklanan sıkıntılar yaşanmaktadır ve kayıp çocuk konusunda ilgili kurumların vermiş olduğu  istatistiki rakamlar birbirleriyle örtüşmemektedir, birbiriyle uyum göstermemektedir.  Evet, çocuklarımız ya evladı olmayan veya çocuğu olmayan, ruhi bozukluğu olan kişiler tarafın­ dan kaçırılabiliyor ya cinayet için yani bir aileden, bir sülaleden intikam almak üzere kaçırılabiliyor;  fuhuş için, evlenme vaadiyle kaçırılabiliyor; dilendirmek amacıyla kaçırılabiliyor; organ ticareti konu­ suyla ilgili kaçırılabiliyor; cinsel istismar, çocuk pornosu, pedofili yüzünden olabiliyor. Yine, uyuştu­ rucu tüccarlarının, çocukları kullanmak üzere kaçırdığı da biliniyor; kullanılmak üzere, kapkaç, gasp ve  yankesicilik için yine kaçırılabiliyor; ideolojik olarak terörde kullanmak üzere kaçırılabiliyor.  Bunlar hepimizin bildiği gerçekler ama çok geniş kapsamlı ve istatistiki verileri de ele alarak ve  her geçen yılın istatistikleri ortaya konularak bunların iyi değerlendirilmesi, bu kaçırılma sebeplerinin  ve kaçırılma yönünde gelişmelerin iyi değerlendirilerek bir analiz yapılmasının önemi de ortadadır.  Kendi isteğiyle kaçan çocuklar da var. İşte, yoksulluk sebebi, aile içi geçimsizlik, şiddet, ha­ sımlardan kaçma, şöhret ve macera arama, İnternet konusunda yanlış yönlendirme konularında da  veya sağlık sorunları olarak zekâ ve doğal afetlerle kaybolanlar, özürlü, akıl hastaları da maalesef,  kayıp çocukların sayısını artırıyor.  Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz ki Türkiye Büyük Millet Meclisinde Çocuk Haklan İzleme  Komitesi oluşturuldu. Çocuk Hakları İzleme Komitesi 8 milletvekilinin oluşturduğu ve çocuk hak­ lan konusunda çalışmalar yapan, daha çok gönüllülük esasına dayalı bir Komite. Bu Komitenin gün­ dem maddelerinden biri de kayıp çocuklar konusu idi ve kayıp çocuklarla ilgili, bu Komitenin, hem  SHÇEK Genel Müdürü (Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü) hem Emniyet Genel Müdürlüğü  Asayiş Müdürlüğünün yetkilileri ve Çocuk Şubesinin yetkilileri, aynı zamanda Başbakanlık İnsan  Hakları Başkanlığında bu konuyla ilgili araştırmacılan dinlemesi neticesinde, bu kurumlar arasındaki  irtibatlann yeterli derecede olmadığı ve kayıp çocuklarla ilgili bir veri tabanının maalesef bugüne kadar  oluşturulamadığını ve bu veri tabanında analiz yapabilecek ve nedenleri, niçinleri üzerinde durabilecek  sağlıklı bir yapılanmanın olmadığını görmekten de üzüntü duyduğumu burada ifade etmek istiyorum.  - 5 2 6 -
Sayfa 65 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Evet değerli milletvekilleri, tabii, Dilruba, Türkan ve Ahmet gibi onlarca çocuk. O ailelerin ye­ rine kendimizi koyarak bir empati yapalım. Bizim için çocuklar çok önemli. Her şeyimizi adadığı­ mız ve belki de hayatımızı ortaya koyabileceğimiz çocuklarımız bir şekilde kayboluyor ve bir haber  alınamıyorsa bu hepimizi düşündürmelidir değerli milletvekilleri.  Evet, onlarca çocuğumuz kaçırılıyor ve evden kaçmak zorunda kalıyor. Her gün farklı illerden  gelen kayıp çocuk haberleri yüzünden toplumsal bir korku yaşamaya başladık. Bu konu bir kamu gü­ venliği konusu olarak ele alınmalıdır değerli milletvekilleri ve öyledir. Her ne kadar kamu güvenliği  konusunda çok değişik kurum ve kurumlar arasındaki uyum çok önemli olmasına rağmen maalesef  bu Hükümet döneminde kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluk ve kurumlar arasındaki çatışma­ nın tezahürleri her konuda olduğu gibi bu konuda da kendini gösteriyor. Her ne kadar Kamu Düzeni  ve Güvenliği Müsteşarlığı bir zafiyetin olduğunun göstergesi olarak yüce Mecliste görüşülmekte  iken yani bir koordinasyon eksikliği olduğu ifade edilerek Hükümetin PKK açılımına "İşte, devlet  tarafından, devlet politikasıdır." ifadesine bir kılıf hazırlanmak üzere Türkiye Büyük Millet Mecli­ sine getirilmiş olmasına rağmen konumuz bu olmadığı hâlde tekrar bunu hatırlatmak istedim çünkü  kamu kurumları arasında da bu koordinasyonsuzluk, bu ilişki ve bu birlikte çalışma özelliği ve ahengi  her geçen gün kaybolduğu için bunu da buradan hatırlatmak istedim.  Değerli milletvekilleri, çocuklarımız, biliyorsunuz daha erken yaşta ergin olsa da on sekiz ya­ şını doldurmamış kişi "çocuk" olarak kabul ediliyor. Şimdi, çocuklarımız kaçırılıyor veya kendi is­ teğiyle kaçanlar "kayıp çocuk" olarak ifade ediliyor. Maalesef, maalesef hâlen kurumlar arasında ve  mevzuatımızda "kayıp çocuk" tanımı yapılamamıştır ve bu "kayıp çocuk" tanımı yapılamamasın­ dan kaynaklanan sıkıntılar yaşanmaktadır ve kayıp çocuk konusunda ilgili kurumların vermiş olduğu  istatistiki rakamlar birbirleriyle örtüşmemektedir, birbiriyle uyum göstermemektedir.  Evet, çocuklarımız ya evladı olmayan veya çocuğu olmayan, ruhi bozukluğu olan kişiler tarafın­ dan kaçırılabiliyor ya cinayet için yani bir aileden, bir sülaleden intikam almak üzere kaçırılabiliyor;  fuhuş için, evlenme vaadiyle kaçırılabiliyor; dilendirmek amacıyla kaçırılabiliyor; organ ticareti konu­ suyla ilgili kaçırılabiliyor; cinsel istismar, çocuk pornosu, pedofili yüzünden olabiliyor. Yine, uyuştu­ rucu tüccarlarının, çocukları kullanmak üzere kaçırdığı da biliniyor; kullanılmak üzere, kapkaç, gasp ve  yankesicilik için yine kaçırılabiliyor; ideolojik olarak terörde kullanmak üzere kaçırılabiliyor.  Bunlar hepimizin bildiği gerçekler ama çok geniş kapsamlı ve istatistiki verileri de ele alarak ve  her geçen yılın istatistikleri ortaya konularak bunların iyi değerlendirilmesi, bu kaçırılma sebeplerinin  ve kaçırılma yönünde gelişmelerin iyi değerlendirilerek bir analiz yapılmasının önemi de ortadadır.  Kendi isteğiyle kaçan çocuklar da var. İşte, yoksulluk sebebi, aile içi geçimsizlik, şiddet, ha­ sımlardan kaçma, şöhret ve macera arama, İnternet konusunda yanlış yönlendirme konularında da  veya sağlık sorunları olarak zekâ ve doğal afetlerle kaybolanlar, özürlü, akıl hastaları da maalesef,  kayıp çocukların sayısını artırıyor.  Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz ki Türkiye Büyük Millet Meclisinde Çocuk Haklan İzleme  Komitesi oluşturuldu. Çocuk Hakları İzleme Komitesi 8 milletvekilinin oluşturduğu ve çocuk hak­ lan konusunda çalışmalar yapan, daha çok gönüllülük esasına dayalı bir Komite. Bu Komitenin gün­ dem maddelerinden biri de kayıp çocuklar konusu idi ve kayıp çocuklarla ilgili, bu Komitenin, hem  SHÇEK Genel Müdürü (Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü) hem Emniyet Genel Müdürlüğü  Asayiş Müdürlüğünün yetkilileri ve Çocuk Şubesinin yetkilileri, aynı zamanda Başbakanlık İnsan  Hakları Başkanlığında bu konuyla ilgili araştırmacılan dinlemesi neticesinde, bu kurumlar arasındaki  irtibatlann yeterli derecede olmadığı ve kayıp çocuklarla ilgili bir veri tabanının maalesef bugüne kadar  oluşturulamadığını ve bu veri tabanında analiz yapabilecek ve nedenleri, niçinleri üzerinde durabilecek  sağlıklı bir yapılanmanın olmadığını görmekten de üzüntü duyduğumu burada ifade etmek istiyorum.  - 5 2 6 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli milletvekilleri, en kısa zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisinin uhdesinde bir araş­ tırma komisyonu oluşturulmasının önemi çok büyük. Çünkü bu meselenin, her geçen gün, kamu gü­ venliği olarak ve toplumsal derin yaralar açacak bir mesele olmasından dolayı, bu konunun bir an  önce bir araştırma komisyonu kurularak çok geniş çapta araştırılmasının önemini buradan bir kere  daha sizlere hatırlatmak istiyorum.  Değerli milletvekilleri, her ne kadar kurumlar olarak, Başbakanlık ASAGEM, Başbakanlık İnsan  Hakları Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk  Esirgeme Kurumu olarak bir protokol imzalanmıştır bundan bir-bir buçuk ay önce. Kayıp çocuklar  ulusal bilgi sisteminin oluşturulması ve ilgili kurum ve kuruluşlar arası iş birliği ve koordinasyonu­ nun sağlanması konusundaki bu protokol için daha yeterli, yani çalışmalarını düzenleyebilmek...  İmzalanmıştır bu protokol, faydalı bir çalışmadır, ama bu protokolün ve mevzuatta yapılacak olan de­ ğişikliklerin ele alınabilmesi için bir Meclis araştırması açılmasının ve bir altyapının oluşturulması­ nın çok önemli olduğunu bir kere daha vurguluyorum ve bu konunun gündeme alınmasını ve  çocukları kayıp olan ailelerin bir an önce çocuklarına kavuşmasını ve bu acılarının dinmesini -bura­ dan saygılarımla onları da selamlayarak- bulunmasını temenni ediyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bal.  Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde Kayseri Milletvekili Sayın Mustafa Elitaş.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet  Meclisinin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarımız, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre bugün Danışma Kurulunu top­ lantıya çağıran muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarımızın, grup başkan vekillerinin verdikleri  önerge çerçevesinde görüşmelerimize devam ediyoruz.  Aslında, bizim, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı ilk günden itibaren, yani 3 Ekim 2007  tarihinde, 23'üncü Dönemin başladığı andan itibaren aldığımız bir Danışma Kurulu önerisi var. Da­ nışma Kurulu önerisinde, salı günlerini denetim konularına ayırmak, salı ve çarşamba günleri de bir  saat sözlü soruları görüşmek üzere bir karar aldık. Ne zaman? İki buçuk seneye yakın bir süre önce  aldığımız karar çerçevesinde.  Siyasi partiler, muhakkak ki bu görüşlerini, önerilerini her zaman gündeme getirebilirler. İç Tü­ zük'ün bu şekilde kendilerine verilmiş bir hakları olduğunu düşünüyorum ancak İç Tüzük, siyasi  partilerin bazı meseleleri gündeme getirmekte zorlandığı, engellemelerle karşılaşıldığı takdirde ken­ dilerine verilen bu imkânı kullanma amacıyla yapıldığını var sayarak, düşünerek iyi niyetle ve Tür­ kiye Büyük Millet Meclisinin çalışması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kısır çekişmelerle değil,  Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi daha önceden belirlenmiş konularla oyalanması, engel­ lenmesi amacıyla değil, sadece iyi niyetle, gündemdeki çok önemli bir konuyu tartışmak amacıyla  Danışma Kurulunun toplantıya çağrılıp, eğer birlikte hareket edilemezse grup önerileri hâlinde geti­ rilmesini ifade ediyor.  - 5 2 7 -
Sayfa 66 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Değerli milletvekilleri, en kısa zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisinin uhdesinde bir araş­ tırma komisyonu oluşturulmasının önemi çok büyük. Çünkü bu meselenin, her geçen gün, kamu gü­ venliği olarak ve toplumsal derin yaralar açacak bir mesele olmasından dolayı, bu konunun bir an  önce bir araştırma komisyonu kurularak çok geniş çapta araştırılmasının önemini buradan bir kere  daha sizlere hatırlatmak istiyorum.  Değerli milletvekilleri, her ne kadar kurumlar olarak, Başbakanlık ASAGEM, Başbakanlık İnsan  Hakları Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk  Esirgeme Kurumu olarak bir protokol imzalanmıştır bundan bir-bir buçuk ay önce. Kayıp çocuklar  ulusal bilgi sisteminin oluşturulması ve ilgili kurum ve kuruluşlar arası iş birliği ve koordinasyonu­ nun sağlanması konusundaki bu protokol için daha yeterli, yani çalışmalarını düzenleyebilmek...  İmzalanmıştır bu protokol, faydalı bir çalışmadır, ama bu protokolün ve mevzuatta yapılacak olan de­ ğişikliklerin ele alınabilmesi için bir Meclis araştırması açılmasının ve bir altyapının oluşturulması­ nın çok önemli olduğunu bir kere daha vurguluyorum ve bu konunun gündeme alınmasını ve  çocukları kayıp olan ailelerin bir an önce çocuklarına kavuşmasını ve bu acılarının dinmesini -bura­ dan saygılarımla onları da selamlayarak- bulunmasını temenni ediyorum.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bal.  Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde Kayseri Milletvekili Sayın Mustafa Elitaş.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet  Meclisinin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarımız, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre bugün Danışma Kurulunu top­ lantıya çağıran muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarımızın, grup başkan vekillerinin verdikleri  önerge çerçevesinde görüşmelerimize devam ediyoruz.  Aslında, bizim, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı ilk günden itibaren, yani 3 Ekim 2007  tarihinde, 23'üncü Dönemin başladığı andan itibaren aldığımız bir Danışma Kurulu önerisi var. Da­ nışma Kurulu önerisinde, salı günlerini denetim konularına ayırmak, salı ve çarşamba günleri de bir  saat sözlü soruları görüşmek üzere bir karar aldık. Ne zaman? İki buçuk seneye yakın bir süre önce  aldığımız karar çerçevesinde.  Siyasi partiler, muhakkak ki bu görüşlerini, önerilerini her zaman gündeme getirebilirler. İç Tü­ zük'ün bu şekilde kendilerine verilmiş bir hakları olduğunu düşünüyorum ancak İç Tüzük, siyasi  partilerin bazı meseleleri gündeme getirmekte zorlandığı, engellemelerle karşılaşıldığı takdirde ken­ dilerine verilen bu imkânı kullanma amacıyla yapıldığını var sayarak, düşünerek iyi niyetle ve Tür­ kiye Büyük Millet Meclisinin çalışması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kısır çekişmelerle değil,  Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi daha önceden belirlenmiş konularla oyalanması, engel­ lenmesi amacıyla değil, sadece iyi niyetle, gündemdeki çok önemli bir konuyu tartışmak amacıyla  Danışma Kurulunun toplantıya çağrılıp, eğer birlikte hareket edilemezse grup önerileri hâlinde geti­ rilmesini ifade ediyor.  - 5 2 7 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Bakınız, ilk defa 22'nci Dönemde Danışma Kurulu önerileri hep burada görüşülmeye başlanmış.  Biz, daha önce Danışma Kurulu önerileri nasıl oluyor diye bir inceleme yaptık. 21'inci Dönemde  altı yedi siyasi partinin olduğu bir süre içerisinde, Danışma Kurulu önerileri üzerinde konuşulmadan,  sadece iktidar partisinin önerilerinin gerekçeleri ne olduğu anlatılır ve lehte-aleyhte oylarla birlikte  devam edermiş. Ama İç Tüzük'ün hangi maddesiyle ilgili olduğunu pek bilemiyorum. Çünkü 19'uncu  maddede, eğer Danışma Kurulu arasında oy birliği sağlanamazsa görüşmesiz oylanacağı ifade edil­ mesine rağmen, biz, burada, 22'nci Dönemde başlattığımız, ki iyi niyet ilişkileri çerçevesinde baş­ lattığımız o zamanki Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkan vekili olan arkadaşlarımızla birlikte "İlk  defa sizin öneriniz konuşulsun, ondan sonra iktidar partisinin önerisi konuşulsun..." Niye? O ko­ nuyla ilgili muhalefet partisinin önerilerine tartışma imkânı sağlansın amacıyla yapılan bir durumdu.  Fakat herhalde Parlamento tarihinde ilk defa grup önerileri çerçevesinde Parlamentonun asıl gün­ deme geçemeyip de kapatıldığını biz 23'üncü Dönemde görüyoruz. Başkanlık Divanının bu konuyu  incelemesi, irdelemesi gerekir. Eğer bunlar grup önerisi olarak geliyorsa, bunun da bir önerge çer­ çevesi içerisinde değerlendirilmesi lazım. Yani geliş sırasına göre okutulup, aykırılık sırasına göre de  işleme alınması gerekir. Bizim, iyi niyet çerçevesinde, iki partili bir sistemde gösterdiğimiz iyi niyet  çerçevesinde ana muhalefet partisinin ve diğer siyasi partilerin kendi konularıyla ilgili meseleyi gün­ deme getirme noktasındaki uzlaştığımız sürecin bugün istismar edildiğini, kötü bir şekilde kullanıl­ dığını üzülerek ifade ediyorum. Açıkçası, Başkanlık Divanına tekrar bunu ifade ediyorum. Bu yapılan  işlemin tekrar gözden geçirilerek önerge anlamında alınıp, en aykırı ve geliş sırasına göre değerlen­ dirilip, oylandıktan sonra gündeme geçilmesinin doğru olacağını düşünüyorum.  Değerli arkadaşlar, bakınız, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisi... Konuşan arkadaşımız  da gerçekten güzel, olumlu bir konuşma yaptı; Sayın Sevigen'e de buradan teşekkürlerimi sunuyo­ rum. Önergesinin başlangıcında 21 Eylül 2009 tarihinde Ramazan Bayramı'nda Kayseri'de kaybo­ lan 3 çocukla ilgili gündeme gelen meseleyi anlattı. Bakınız, Tekin ailesinden 2 yavru kaybolmuş, Ay  ailesinden de 1 yavru kaybolmuş. Bunlardan bir tanesi 11 Ocak 2002 doğumlu, daha yedi yaşını dol­ durmamış. Bir tanesi doğum gününden bir gün önce, 22 Eylül 2003 tarihli, altı yaşında, bir gün sonra  doğum günü olacak yavru kaçırılmış. Öbürü de 4 Kasım 1999 doğumlu. Bununla ilgili, polis teşki­ latının, emniyet teşkilatının yaptığı inceleme çerçevesinde, 21 Eylül tarihinde akşam 17.14'te ço­ cukların kaybolduğuyla ilgili hem görgü tanıklarından hem ailenin ifadelerinden hem de MOBESE  kamera kayıtlarından 17.14 itibarıyla kaçırıldığı, kaybolduğu şeklinde bir kanaate ulaşılmış. Aynı  gün aile, 23.30'da, ailenin oturduğu Talaş İlçe Emniyet Müdürlüğüne müracaat etmiş, "Bizim ço­ cuklarımız bayram ziyaretleri sırasında şu saate kadar gelmediler." diye o Talaş İlçe Emniyet Mü­ dürlüğüne müracaat etmiş. Demek ki altı saatlik bir gecikme sonucunda Emniyet Müdürlüğü derhâl  aramalara başlamış. Biz, hem Sayın Emniyet Müdürümüzden hem Sayın Kayseri Valisinden, değerli  arkadaşlarımızın bu konuyu gündeme getirmeleriyle birlikte, ne tür aramalar yapıldığını araştırdık.  Değerli konuşmacı arkadaşlarımız da ifade ettiler, kaçırılan çocuklar kaçırıldığı takdirde nerelere gi­ debilirler? Kırsal alanlarda aramalar yapılmıştır. Bizim Kayseri'mizde "Yamula Barajı" dediğimiz  bölgede, o bölgedeki yerleşim alanlarının tamamında, Talaş ilçesinde mahalle üzerindeki bütün ev­ lerde aramalar yapılmış, çocukların kaçırıldığı tarihten itibaren on gün önce Kayseri'ye gelen, MO- - 5 2 8 -
Sayfa 67 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  Bakınız, ilk defa 22'nci Dönemde Danışma Kurulu önerileri hep burada görüşülmeye başlanmış.  Biz, daha önce Danışma Kurulu önerileri nasıl oluyor diye bir inceleme yaptık. 21'inci Dönemde  altı yedi siyasi partinin olduğu bir süre içerisinde, Danışma Kurulu önerileri üzerinde konuşulmadan,  sadece iktidar partisinin önerilerinin gerekçeleri ne olduğu anlatılır ve lehte-aleyhte oylarla birlikte  devam edermiş. Ama İç Tüzük'ün hangi maddesiyle ilgili olduğunu pek bilemiyorum. Çünkü 19'uncu  maddede, eğer Danışma Kurulu arasında oy birliği sağlanamazsa görüşmesiz oylanacağı ifade edil­ mesine rağmen, biz, burada, 22'nci Dönemde başlattığımız, ki iyi niyet ilişkileri çerçevesinde baş­ lattığımız o zamanki Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkan vekili olan arkadaşlarımızla birlikte "İlk  defa sizin öneriniz konuşulsun, ondan sonra iktidar partisinin önerisi konuşulsun..." Niye? O ko­ nuyla ilgili muhalefet partisinin önerilerine tartışma imkânı sağlansın amacıyla yapılan bir durumdu.  Fakat herhalde Parlamento tarihinde ilk defa grup önerileri çerçevesinde Parlamentonun asıl gün­ deme geçemeyip de kapatıldığını biz 23'üncü Dönemde görüyoruz. Başkanlık Divanının bu konuyu  incelemesi, irdelemesi gerekir. Eğer bunlar grup önerisi olarak geliyorsa, bunun da bir önerge çer­ çevesi içerisinde değerlendirilmesi lazım. Yani geliş sırasına göre okutulup, aykırılık sırasına göre de  işleme alınması gerekir. Bizim, iyi niyet çerçevesinde, iki partili bir sistemde gösterdiğimiz iyi niyet  çerçevesinde ana muhalefet partisinin ve diğer siyasi partilerin kendi konularıyla ilgili meseleyi gün­ deme getirme noktasındaki uzlaştığımız sürecin bugün istismar edildiğini, kötü bir şekilde kullanıl­ dığını üzülerek ifade ediyorum. Açıkçası, Başkanlık Divanına tekrar bunu ifade ediyorum. Bu yapılan  işlemin tekrar gözden geçirilerek önerge anlamında alınıp, en aykırı ve geliş sırasına göre değerlen­ dirilip, oylandıktan sonra gündeme geçilmesinin doğru olacağını düşünüyorum.  Değerli arkadaşlar, bakınız, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisi... Konuşan arkadaşımız  da gerçekten güzel, olumlu bir konuşma yaptı; Sayın Sevigen'e de buradan teşekkürlerimi sunuyo­ rum. Önergesinin başlangıcında 21 Eylül 2009 tarihinde Ramazan Bayramı'nda Kayseri'de kaybo­ lan 3 çocukla ilgili gündeme gelen meseleyi anlattı. Bakınız, Tekin ailesinden 2 yavru kaybolmuş, Ay  ailesinden de 1 yavru kaybolmuş. Bunlardan bir tanesi 11 Ocak 2002 doğumlu, daha yedi yaşını dol­ durmamış. Bir tanesi doğum gününden bir gün önce, 22 Eylül 2003 tarihli, altı yaşında, bir gün sonra  doğum günü olacak yavru kaçırılmış. Öbürü de 4 Kasım 1999 doğumlu. Bununla ilgili, polis teşki­ latının, emniyet teşkilatının yaptığı inceleme çerçevesinde, 21 Eylül tarihinde akşam 17.14'te ço­ cukların kaybolduğuyla ilgili hem görgü tanıklarından hem ailenin ifadelerinden hem de MOBESE  kamera kayıtlarından 17.14 itibarıyla kaçırıldığı, kaybolduğu şeklinde bir kanaate ulaşılmış. Aynı  gün aile, 23.30'da, ailenin oturduğu Talaş İlçe Emniyet Müdürlüğüne müracaat etmiş, "Bizim ço­ cuklarımız bayram ziyaretleri sırasında şu saate kadar gelmediler." diye o Talaş İlçe Emniyet Mü­ dürlüğüne müracaat etmiş. Demek ki altı saatlik bir gecikme sonucunda Emniyet Müdürlüğü derhâl  aramalara başlamış. Biz, hem Sayın Emniyet Müdürümüzden hem Sayın Kayseri Valisinden, değerli  arkadaşlarımızın bu konuyu gündeme getirmeleriyle birlikte, ne tür aramalar yapıldığını araştırdık.  Değerli konuşmacı arkadaşlarımız da ifade ettiler, kaçırılan çocuklar kaçırıldığı takdirde nerelere gi­ debilirler? Kırsal alanlarda aramalar yapılmıştır. Bizim Kayseri'mizde "Yamula Barajı" dediğimiz  bölgede, o bölgedeki yerleşim alanlarının tamamında, Talaş ilçesinde mahalle üzerindeki bütün ev­ lerde aramalar yapılmış, çocukların kaçırıldığı tarihten itibaren on gün önce Kayseri'ye gelen, MO- - 5 2 8 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  BESE kameralanyla teyit edilmiş araçlar Kayseri'yle ilgili çıkışlarında hangi yerlere gitmişler; başka  vilayetlerde de aramalar yapılmış. Yine, on gün öncesinden başlamak üzere Kayseri'ye uçakla gelen  insanların hangi şartlarda, ne zaman terk ettikleri ve bunlarla ilgili gittikleri yerde aramalar yapılmış.  Yine, ailenin şikâyeti üzerine, bir ilimizin plaka numarası verilerek "Biz bu plakadan şüpheleniyo­ ruz." demişler, hem o ilde hem de Kayseri ilinde araştırmalar yapılmış, o konuda da herhangi bir so­ nuca ulaşılamamış. Organ ticaretiyle ilgili yedi yaş ve üzerindeki çocukların tüm Türkiye'deki  üniversitelerde organ ticareti, organ nakli yapılıp yapılmadığı ile ilgili araştırmalar yapılmış, bir  noktaya ulaşılamamış. Sayın Bal'ın ifade ettiği pedofili ile ilgili çocukların izlenmesi konusunda da  7 şüpheli bulunmuş, o konuda da araştırmalar yapılmış, henüz bir sonuç alınamamış. Bir de bunla­ rın organ ticareti olmasında, bütün üniversitelerde kadavra olarak kullanılıp kullanılmadığıyla ilgili  araştırmalar yapılmış, bir sonuca ulaşılamamış ve son beş yıl içerisinde ölen sıfır-on bir yaş gru­ bundaki çocuklar ve nüfus müdürlüğünde eğer nüfus cüzdanları değiştirildiyse bunlarla ilgili de araş­ tırmalar yapılmış ama bulunamamış. Bu hepimizi ziyadesiyle üzüyor. Ümit ediyorum, inşallah en  yakın zamanda bu araştırmaların sonucunda bir şeyler bulunacak ve kederli aile, üzgün aile sevince  boğulacaktır.  Değerli arkadaşlar, biraz önce burada konuşma yapan... Şunu da ifade etmek istiyorum: Bu ko­ nuda biz de bir araştırma önergesi verdik. Ben siyasi parti gruplarına buradan teklif ediyorum: Salı  günü Danışma Kurulunda toplanalım, bu konuyla ilgili araştırma komisyonu kurulmasına karar ve­ relim ve salı günü de kaybolan çocuklarla ilgili hem bizim önergemiz, eğer diğer siyasi parti grup­ larının önergeleri varsa onların önergeleri, yoksa önerge vermek isteyen, bu konuda fikirlerini beyan  etmek isteyen arkadaşlarımız varsa önergelerini versinler, salı günü bunu gerçekleştirelim, yapalım.  Ama lütfen, rica ediyorum, gündemi tıkamak için, Türkiye Büyük Millet Meclisini tıkamak için bun­ ları yapmayalım.  Dün Sayın Şandır'la bir konuşma yaptık, dedik ki: "Bugün sözlü soruları gündeme alalım ama  önergeleri çekelim." Şimdi saat 5. 13'te başladı, 17 oldu, dört saattir konuşuyoruz. Bugün denetim  günümüz olmamasına rağmen bu önergeleri getiriyoruz. Yarın, rica ediyorum, önergeleri getirmeyin,  gündemimizi götürelim ama salı ve çarşamba günleri bizim denetim günleri ve sözlü sorular konu­ sundaki kanaatlerimizi, aldığımız kararları devam ettirip götürelim.  Buraya çıkan arkadaşlarımızın da hassasiyetleri çok ölçülü bir şekilde kullanmaları lazım. Bu­ radan da söylediğimiz sözü, ağzımızdan çıkanı da kulağımızın duyması lazım. Umarım yanlış anla- mışımdır, kayıtlardan, tutanaklardan çıkartıp Sayın Başkanlık Divanının, Başkanlık makamının bu  konuyu incelemelerini istirham ediyorum. BDP adına konuşan sayın konuşmacı "Sayın Başbakan gü­ venlik güçlerine talimat veriyor: 'Vurun, öldürün.' talimatı veriyor..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - ".. .Hâkimlere de talimat veriyor: 'Eğer polislerin öldüreme- diği varsa onları da tutuklayım' diye talimat veriyor." Bu hangi izanın ürünüdür, hangi aklın ürünü­ dür, hangi vicdanın ürünüdür?  - 5 2 9 -
Sayfa 68 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  BESE kameralanyla teyit edilmiş araçlar Kayseri'yle ilgili çıkışlarında hangi yerlere gitmişler; başka  vilayetlerde de aramalar yapılmış. Yine, on gün öncesinden başlamak üzere Kayseri'ye uçakla gelen  insanların hangi şartlarda, ne zaman terk ettikleri ve bunlarla ilgili gittikleri yerde aramalar yapılmış.  Yine, ailenin şikâyeti üzerine, bir ilimizin plaka numarası verilerek "Biz bu plakadan şüpheleniyo­ ruz." demişler, hem o ilde hem de Kayseri ilinde araştırmalar yapılmış, o konuda da herhangi bir so­ nuca ulaşılamamış. Organ ticaretiyle ilgili yedi yaş ve üzerindeki çocukların tüm Türkiye'deki  üniversitelerde organ ticareti, organ nakli yapılıp yapılmadığı ile ilgili araştırmalar yapılmış, bir  noktaya ulaşılamamış. Sayın Bal'ın ifade ettiği pedofili ile ilgili çocukların izlenmesi konusunda da  7 şüpheli bulunmuş, o konuda da araştırmalar yapılmış, henüz bir sonuç alınamamış. Bir de bunla­ rın organ ticareti olmasında, bütün üniversitelerde kadavra olarak kullanılıp kullanılmadığıyla ilgili  araştırmalar yapılmış, bir sonuca ulaşılamamış ve son beş yıl içerisinde ölen sıfır-on bir yaş gru­ bundaki çocuklar ve nüfus müdürlüğünde eğer nüfus cüzdanları değiştirildiyse bunlarla ilgili de araş­ tırmalar yapılmış ama bulunamamış. Bu hepimizi ziyadesiyle üzüyor. Ümit ediyorum, inşallah en  yakın zamanda bu araştırmaların sonucunda bir şeyler bulunacak ve kederli aile, üzgün aile sevince  boğulacaktır.  Değerli arkadaşlar, biraz önce burada konuşma yapan... Şunu da ifade etmek istiyorum: Bu ko­ nuda biz de bir araştırma önergesi verdik. Ben siyasi parti gruplarına buradan teklif ediyorum: Salı  günü Danışma Kurulunda toplanalım, bu konuyla ilgili araştırma komisyonu kurulmasına karar ve­ relim ve salı günü de kaybolan çocuklarla ilgili hem bizim önergemiz, eğer diğer siyasi parti grup­ larının önergeleri varsa onların önergeleri, yoksa önerge vermek isteyen, bu konuda fikirlerini beyan  etmek isteyen arkadaşlarımız varsa önergelerini versinler, salı günü bunu gerçekleştirelim, yapalım.  Ama lütfen, rica ediyorum, gündemi tıkamak için, Türkiye Büyük Millet Meclisini tıkamak için bun­ ları yapmayalım.  Dün Sayın Şandır'la bir konuşma yaptık, dedik ki: "Bugün sözlü soruları gündeme alalım ama  önergeleri çekelim." Şimdi saat 5. 13'te başladı, 17 oldu, dört saattir konuşuyoruz. Bugün denetim  günümüz olmamasına rağmen bu önergeleri getiriyoruz. Yarın, rica ediyorum, önergeleri getirmeyin,  gündemimizi götürelim ama salı ve çarşamba günleri bizim denetim günleri ve sözlü sorular konu­ sundaki kanaatlerimizi, aldığımız kararları devam ettirip götürelim.  Buraya çıkan arkadaşlarımızın da hassasiyetleri çok ölçülü bir şekilde kullanmaları lazım. Bu­ radan da söylediğimiz sözü, ağzımızdan çıkanı da kulağımızın duyması lazım. Umarım yanlış anla- mışımdır, kayıtlardan, tutanaklardan çıkartıp Sayın Başkanlık Divanının, Başkanlık makamının bu  konuyu incelemelerini istirham ediyorum. BDP adına konuşan sayın konuşmacı "Sayın Başbakan gü­ venlik güçlerine talimat veriyor: 'Vurun, öldürün.' talimatı veriyor..."  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - ".. .Hâkimlere de talimat veriyor: 'Eğer polislerin öldüreme- diği varsa onları da tutuklayım' diye talimat veriyor." Bu hangi izanın ürünüdür, hangi aklın ürünü­ dür, hangi vicdanın ürünüdür?  - 5 2 9 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Öyle ifade edilmedi Sayın Başkan.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Eğer öyle bir ifade yoksa buradan, Türk milletinden özür di­ lemesi gerekir, aksi hâlde bunların tutanaklardan çıkarılması gerekir.  Taş atan çocuklarla ilgili, doğru, önemli bir hassasiyet. Ama daha dün bir belediye otobüsüne o  çocuklar kullanılarak molotofkokteyli atılmış, içindeki 17 vatandaş canını zor kurtarmış. Yine taş atan  çocuklar kullanılarak, kan davasında kullanıldığı gibi, töre cinayetlerinde kullanıldığı gibi terör ey­ lemlerinde bu yavrular kullanılarak Serap yavrumuzun ölümüne, onun hayatını kaybetmesine sebe­ biyet verilmiştir. Açıkça vicdanımıza sormamız lazım, bu çocukları kullanırken, o çocuklara on yıl,  on beş yıl ceza verilirken hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Onların analarının, babalarının yerine ken­ dinizi koyup, korkutarak, tehdit ederek terör örgütünün elinde oyuncak olan o yavruların mahkûm ol­ ması ve polisle karşı karşıya gelmesinde hiç mi vicdanınız sızlamıyor?  Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu önergenin aleyhinde olduğumuzu  ifade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Elitaş.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkanım, partimiz adına konuşan Urfa Milletvekili Sayın  Binici, Sayın Başbakanın değişik yerlerde, değişik tarihlerde yapmış olduğu, tarihi belli, yeri belli,  zamanı belli konuşmalarından alıntılar yapmıştır. Partimiz adına Türk milletinden ve Türkiye halk­ larından özür dilemesini gerektirecek bir husus söz konusu değildir, özür dilemesi gereken Sayın  Başbakandır.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etme­ yenler... Kabul edilmemiştir.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati : 17.02  - 5 3 0 -
Sayfa 69 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 2  OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) - Öyle ifade edilmedi Sayın Başkan.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Eğer öyle bir ifade yoksa buradan, Türk milletinden özür di­ lemesi gerekir, aksi hâlde bunların tutanaklardan çıkarılması gerekir.  Taş atan çocuklarla ilgili, doğru, önemli bir hassasiyet. Ama daha dün bir belediye otobüsüne o  çocuklar kullanılarak molotofkokteyli atılmış, içindeki 17 vatandaş canını zor kurtarmış. Yine taş atan  çocuklar kullanılarak, kan davasında kullanıldığı gibi, töre cinayetlerinde kullanıldığı gibi terör ey­ lemlerinde bu yavrular kullanılarak Serap yavrumuzun ölümüne, onun hayatını kaybetmesine sebe­ biyet verilmiştir. Açıkça vicdanımıza sormamız lazım, bu çocukları kullanırken, o çocuklara on yıl,  on beş yıl ceza verilirken hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Onların analarının, babalarının yerine ken­ dinizi koyup, korkutarak, tehdit ederek terör örgütünün elinde oyuncak olan o yavruların mahkûm ol­ ması ve polisle karşı karşıya gelmesinde hiç mi vicdanınız sızlamıyor?  Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu önergenin aleyhinde olduğumuzu  ifade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Elitaş.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkanım, partimiz adına konuşan Urfa Milletvekili Sayın  Binici, Sayın Başbakanın değişik yerlerde, değişik tarihlerde yapmış olduğu, tarihi belli, yeri belli,  zamanı belli konuşmalarından alıntılar yapmıştır. Partimiz adına Türk milletinden ve Türkiye halk­ larından özür dilemesini gerektirecek bir husus söz konusu değildir, özür dilemesi gereken Sayın  Başbakandır.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etme­ yenler... Kabul edilmemiştir.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati : 17.02  - 5 3 0 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 17.29  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülsen ORHAN (Van)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin  Üçüncü Oturumunu açıyorum.  Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyoruz ve gündemin "Kanun Tasarı ve  Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  1 'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  /.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hak­ kında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam  edeceğiz.  3.- Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı  ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/704) (S. Sayısı: 383) (x)  BAŞKAN - Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Geçen birleşimde, İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının  6'ncı maddesi üzerinde beş önerge aykırılık sırasına göre işleme alınmıştı. En aykırı olan Siirt Mil­ letvekili Sayın Osman Özçelik ve arkadaşlarının önergesi reddedilmişti. Şimdi diğer önergelerin iş­ lemini yapacağız.  Diğer önergeyi okutuyorum:  (x) 383 S. Sayılı Basmayazı 28/1/2010 tarihli 54'üncü Birleşim Tutanağına eklidir.  - 5 3 1 -
Sayfa 70 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 17.29  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülsen ORHAN (Van)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin  Üçüncü Oturumunu açıyorum.  Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyoruz ve gündemin "Kanun Tasarı ve  Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  1 'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  /.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüş­ melerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hak­ kında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam  edeceğiz.  3.- Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı  ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/704) (S. Sayısı: 383) (x)  BAŞKAN - Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Geçen birleşimde, İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının  6'ncı maddesi üzerinde beş önerge aykırılık sırasına göre işleme alınmıştı. En aykırı olan Siirt Mil­ letvekili Sayın Osman Özçelik ve arkadaşlarının önergesi reddedilmişti. Şimdi diğer önergelerin iş­ lemini yapacağız.  Diğer önergeyi okutuyorum:  (x) 383 S. Sayılı Basmayazı 28/1/2010 tarihli 54'üncü Birleşim Tutanağına eklidir.  - 5 3 1 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 6. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ali İhsan Köktürk (Zonguldak) ve arkadaşları  Madde 6- (1) Terörle mücadele alanında;  a) Politika ve stratejiler belirlenmesine yönelik çalışmalar yürütmek ve bu politika ve strateji­ lerin uygulamasını izlemek,  b) Güvenlik kuruluşları ve istihbarat birimlerinden gelen stratejik istihbaratı değerlendirmek ve  ilgili birimlerle paylaşmak,  c) Gerekli araştırma, analiz ve değerlendirme çalışmaları yapmak veya yaptırmak,  ç) Güvenlik kuruluşlarına ve ilgili kurumlara stratejik bilgi desteği sağlamak ve bunlar arasında  koordinasyonu temin etmek,  d) Kamuoyunu bilgilendirmek ve halkla iletişimi sağlamak,  e) Uluslararası gelişmeleri Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde izlemek ve de­ ğerlendirmek,  (2) Müsteşarlığın güvenlikle ilgili operasyonel bir görevi yoktur.  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu önergeye?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz Sayın  Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Özdemir.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum..  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nihayet, günün bu saatinde tekrar görüşmeye başlayabil­ diğimiz Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulmasına ilişkin yasa tasarısının 6'ncı maddesi  üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak vermiş olduğumuz önergenin lehinde söz  almak için kürsüdeyim. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki, şu anda Sayın İçişleri Bakanı burada yok. Ben Sayın Baka­ nın burada hazır olacağını düşünerek bir konuşma metni hazırlamıştım. Ancak, fark etmez, Hükü­ metin başka üyeleri buradalar. Bu kanun teklifini hazırlarken, Hükümet, genel gerekçesinde, terörle  mücadeleye ilişkin politika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlar arasında  gerekli koordinasyonu sağlamak üzere böyle bir müsteşarlığa ihtiyaç olduğunu belirtiyor, kanunun  genel gerekçesinde var.  Değerli arkadaşlarım, elbette, terörle mücadele kolay bir iş değil. Terörle gerçek anlamda mü­ cadele edebilmek için birçok etkenin birlikte ve bir arada bulunması lazım; bununla ilgili kurumlar,  kuruluşlar olması lazım; yetişmiş personel olması lazım, kurumlar arasında koordinasyonun sağlan­ ması lazım. Daha birçok, sayamayacağımız, gerekçelerin bir arada olması gerekiyor. Ancak bunla­ rın dışında bir şey daha gerekiyor; o da terörle mücadele için siyasi iradeye ihtiyaç vardır, kararlılığa  ihtiyaç vardır.  - 5 3 2 -
Sayfa 71 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 6. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Ali İhsan Köktürk (Zonguldak) ve arkadaşları  Madde 6- (1) Terörle mücadele alanında;  a) Politika ve stratejiler belirlenmesine yönelik çalışmalar yürütmek ve bu politika ve strateji­ lerin uygulamasını izlemek,  b) Güvenlik kuruluşları ve istihbarat birimlerinden gelen stratejik istihbaratı değerlendirmek ve  ilgili birimlerle paylaşmak,  c) Gerekli araştırma, analiz ve değerlendirme çalışmaları yapmak veya yaptırmak,  ç) Güvenlik kuruluşlarına ve ilgili kurumlara stratejik bilgi desteği sağlamak ve bunlar arasında  koordinasyonu temin etmek,  d) Kamuoyunu bilgilendirmek ve halkla iletişimi sağlamak,  e) Uluslararası gelişmeleri Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde izlemek ve de­ ğerlendirmek,  (2) Müsteşarlığın güvenlikle ilgili operasyonel bir görevi yoktur.  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu önergeye?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Katılmıyoruz Sayın  Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Özdemir.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum..  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nihayet, günün bu saatinde tekrar görüşmeye başlayabil­ diğimiz Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulmasına ilişkin yasa tasarısının 6'ncı maddesi  üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak vermiş olduğumuz önergenin lehinde söz  almak için kürsüdeyim. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki, şu anda Sayın İçişleri Bakanı burada yok. Ben Sayın Baka­ nın burada hazır olacağını düşünerek bir konuşma metni hazırlamıştım. Ancak, fark etmez, Hükü­ metin başka üyeleri buradalar. Bu kanun teklifini hazırlarken, Hükümet, genel gerekçesinde, terörle  mücadeleye ilişkin politika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlar arasında  gerekli koordinasyonu sağlamak üzere böyle bir müsteşarlığa ihtiyaç olduğunu belirtiyor, kanunun  genel gerekçesinde var.  Değerli arkadaşlarım, elbette, terörle mücadele kolay bir iş değil. Terörle gerçek anlamda mü­ cadele edebilmek için birçok etkenin birlikte ve bir arada bulunması lazım; bununla ilgili kurumlar,  kuruluşlar olması lazım; yetişmiş personel olması lazım, kurumlar arasında koordinasyonun sağlan­ ması lazım. Daha birçok, sayamayacağımız, gerekçelerin bir arada olması gerekiyor. Ancak bunla­ rın dışında bir şey daha gerekiyor; o da terörle mücadele için siyasi iradeye ihtiyaç vardır, kararlılığa  ihtiyaç vardır.  - 5 3 2 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi AKP İktidarının şu tutarsızlığını yüce Mecliste paylaşmak istiyorum: Bir taraftan, terör  örgütünün eli kanlı üyelerini bundan bir ay-bir buçuk ay önce âlâyıvala ile Türkiye'ye davet ede­ ceksiniz, bunların ayaklarına çadır mahkemesi kurduracaksınız, kurulan çadır mahkemelerinde, ayak­ üstü, atlayıp, bunların bu coğrafyada kahramanlar gibi karşılanmasına olanak sağlayacaksınız. Diğer  taraftan, döneceksiniz, terörle mücadele için yeniden bir müsteşarlık kurulması talebinde buluna­ caksınız.  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Bu ezberi bırakın Allah aşkına!  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, AKP'nin yaptığı bu ilkesizlik,  bu tutarsızlık toplum tarafından fark edilmiyor zannetmeyin. Gerçekten ortada bir inandırıcılık söz  konusu değildir. Eğer AKP İktidarı terörle mücadele etmek istiyorsa, bu konuda samimiyse, müza­ kere değil de mücadele etmek istiyorsa bunun yolları farklı olması gerekiyor. Muhatap olarak seçti­ ğiniz insanlar dönüyor, "Bu konuda muhatabınız biz değiliz, îmralı'daki Apo'dur." diyor ve bu  konuda Hükümetin gıkı çıkmıyorsa terörle daha etkin mücadele etmek için yeni bir müsteşarlık ku­ rulması talebinin samimiyetten uzak olduğunu ifade etmek istiyorum.  Sayın Bakan burada olsaydı samimiyetle bu kürsüden Sayın Bakanı bir konuda itirafa davet  edecektim. Bu kanunu getirirken, bu müsteşarlığı kurarken gerçekten amacınız PKK terör örgütüyle  ya da Hizbullah terör örgütüyle, El Kaide terör örgütüyle daha etkin mücadele etmek mi? Yoksa ka­ nunun genel amacında yazdığı, tarif edilen, terör örgütü derken kimi, neyi kastettiğinizi Sayın Bakan  buradan açıklamalıydı. Ne yazık ki yaklaşık iki yıldır her türlü adaletsizliği, hukuksuzluğu, insan  hak ve ihlallerini göze alarak yaratmaya çalıştığınız bir kaos ortamında bir kısım insanları ve bu ül­ kenin aydınlarını, demokratlarını, yurtsever insanlarını sözüm ona bir terör örgütünün üyesi gibi  lanse etmeye çalıştınız. Acaba kurmaya çalıştığınız bu Müsteşarlıkla, bu konudaki mücadelenize  yeni bir boyut kazandırmak amaç ve gayesinde misiniz? Sayın Bakan burada olsaydı, Sayın Bakana  tavsiyelerim vardı Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir üyesi, bir milletvekili olarak.  Sayın Bakan, AKP'nin değerli milletvekilleri; bırakın yeni yasayı, yeni kuralları, kanunları;  mevcut kanunları ve kuralı, Anayasa'yı, yasaları çalıştırmaya sizi davet ediyorum. Giderek, devri  iktidarınızda Türkiye hızlı bir biçimde hukuk devleti olmaktan uzaklaşıyor.  Cezaevlerinde bugün itibarıyla 118 bin tutuklu ve hükümlü var değerli arkadaşlarım. Her fırsatta,  buraya çıkan milletvekili arkadaşımız söylüyor. 118 bin kişinin yüzde 62'si henüz hakkında hüküm,  karar verilmemiş, tutuklu sıfatıyla cezaevlerinde bulunuyor. Oysa İngiltere'de bu oran yüzde 15'tir.  ATİLLA KART (Konya) - Sayın Bakan, hatibi dinler misiniz?  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Bizde, neyle suçlandığı belli olmayan insanların, her  yaştan, her gruptan insanların, çocukların, gençlerin, Terörle Mücadele Yasası'yla ilişkilendirip, taş  atan çocukların...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.  Vaktimiz dar. Cezaevlerinde yaşananları, geçen hafta alt komisyon olarak gittik inceledik. İzmir  Bergama Cezaevini AKP'li milletvekillerinin gidip mutlaka ziyaret etmelerini rica ediyorum. Orada,  yetişkinler koğuşunda kalan kız çocukları var, koyun koyuna yatıyorlar. Cezaevlerinin kapasitesi iki  katı, üç katı.  - 5 3 3 -
Sayfa 72 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi AKP İktidarının şu tutarsızlığını yüce Mecliste paylaşmak istiyorum: Bir taraftan, terör  örgütünün eli kanlı üyelerini bundan bir ay-bir buçuk ay önce âlâyıvala ile Türkiye'ye davet ede­ ceksiniz, bunların ayaklarına çadır mahkemesi kurduracaksınız, kurulan çadır mahkemelerinde, ayak­ üstü, atlayıp, bunların bu coğrafyada kahramanlar gibi karşılanmasına olanak sağlayacaksınız. Diğer  taraftan, döneceksiniz, terörle mücadele için yeniden bir müsteşarlık kurulması talebinde buluna­ caksınız.  HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) - Bu ezberi bırakın Allah aşkına!  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, AKP'nin yaptığı bu ilkesizlik,  bu tutarsızlık toplum tarafından fark edilmiyor zannetmeyin. Gerçekten ortada bir inandırıcılık söz  konusu değildir. Eğer AKP İktidarı terörle mücadele etmek istiyorsa, bu konuda samimiyse, müza­ kere değil de mücadele etmek istiyorsa bunun yolları farklı olması gerekiyor. Muhatap olarak seçti­ ğiniz insanlar dönüyor, "Bu konuda muhatabınız biz değiliz, îmralı'daki Apo'dur." diyor ve bu  konuda Hükümetin gıkı çıkmıyorsa terörle daha etkin mücadele etmek için yeni bir müsteşarlık ku­ rulması talebinin samimiyetten uzak olduğunu ifade etmek istiyorum.  Sayın Bakan burada olsaydı samimiyetle bu kürsüden Sayın Bakanı bir konuda itirafa davet  edecektim. Bu kanunu getirirken, bu müsteşarlığı kurarken gerçekten amacınız PKK terör örgütüyle  ya da Hizbullah terör örgütüyle, El Kaide terör örgütüyle daha etkin mücadele etmek mi? Yoksa ka­ nunun genel amacında yazdığı, tarif edilen, terör örgütü derken kimi, neyi kastettiğinizi Sayın Bakan  buradan açıklamalıydı. Ne yazık ki yaklaşık iki yıldır her türlü adaletsizliği, hukuksuzluğu, insan  hak ve ihlallerini göze alarak yaratmaya çalıştığınız bir kaos ortamında bir kısım insanları ve bu ül­ kenin aydınlarını, demokratlarını, yurtsever insanlarını sözüm ona bir terör örgütünün üyesi gibi  lanse etmeye çalıştınız. Acaba kurmaya çalıştığınız bu Müsteşarlıkla, bu konudaki mücadelenize  yeni bir boyut kazandırmak amaç ve gayesinde misiniz? Sayın Bakan burada olsaydı, Sayın Bakana  tavsiyelerim vardı Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir üyesi, bir milletvekili olarak.  Sayın Bakan, AKP'nin değerli milletvekilleri; bırakın yeni yasayı, yeni kuralları, kanunları;  mevcut kanunları ve kuralı, Anayasa'yı, yasaları çalıştırmaya sizi davet ediyorum. Giderek, devri  iktidarınızda Türkiye hızlı bir biçimde hukuk devleti olmaktan uzaklaşıyor.  Cezaevlerinde bugün itibarıyla 118 bin tutuklu ve hükümlü var değerli arkadaşlarım. Her fırsatta,  buraya çıkan milletvekili arkadaşımız söylüyor. 118 bin kişinin yüzde 62'si henüz hakkında hüküm,  karar verilmemiş, tutuklu sıfatıyla cezaevlerinde bulunuyor. Oysa İngiltere'de bu oran yüzde 15'tir.  ATİLLA KART (Konya) - Sayın Bakan, hatibi dinler misiniz?  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Bizde, neyle suçlandığı belli olmayan insanların, her  yaştan, her gruptan insanların, çocukların, gençlerin, Terörle Mücadele Yasası'yla ilişkilendirip, taş  atan çocukların...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.  Vaktimiz dar. Cezaevlerinde yaşananları, geçen hafta alt komisyon olarak gittik inceledik. İzmir  Bergama Cezaevini AKP'li milletvekillerinin gidip mutlaka ziyaret etmelerini rica ediyorum. Orada,  yetişkinler koğuşunda kalan kız çocukları var, koyun koyuna yatıyorlar. Cezaevlerinin kapasitesi iki  katı, üç katı.  - 5 3 3 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi burada bir vebali yerine getirmek için -vaktim dar ama- Sayın Başkanım izin verirse,  Sayın İçişleri Bakanımıza sormak istiyorum: 18/12'de, İstanbul Avcılar Firuzköy Karakolunda göz­ altına alınan Osman Aslı isimli bir genç çocuk, yirmi yaşında, askerden izinli gelmiş bir çocuk bu ka­ rakolda, avukatlarla görüşme odasında "Ayakkabı bağıyla kendisini asarak intihar etti." denildi,  hayatını kaybetti.  Sayın Bakan, eğer bu memlekette yaşayan bir yurttaş olarak, bu ülkenin bir bakanı olarak, bi­ razcık vicdanınız varsa, takip etmediyseniz, gazetelerden okuduysanız, televizyonlardan izlediyse­ niz bu Firuzköy Karakolunda bu üçüncü yaşanan gayrimeşru cinayettir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Bunun araştırılmasını İçişleri Bakanından rica ede­ cektim. Yani annesi ve babası benim odamda bu konuşmamı bekliyor saatlerdir. Yirmi yaşında bir  çocuk, tavandaki kornişin 2 santimlik dübeline ayak bağıyla kendisini asarak intihar etti iddiası an­ neyi, babayı, vicdanı olan hiç kimseyi tatmin etmiyor.  Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum. Sayın Hükümetin, Sayın İçişleri Bakanının bu konuda  sağduyulu davranmasını talep ediyorum. Yeni müsteşarlıklar kurmak yerine -Türkiye giderek hukuk  devleti olmaktan uzaklaşıyor- İktidarı, Hükümeti hukuka, Anayasa'ya davet ediyorum.  Hepinize en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.  Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özdemir.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilme­ miştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  TBMM Başkanlığına  383 sıra sayılı tasarının 6. maddesinin (b) ve (f) bentlerinin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz  ederiz.  Kamil Erdal Sipahi (İzmir) ve arkadaşları  b) Güvenlik kuruluşları ve istihbarat birimlerinden gelen stratejik istihbaratı değerlendirmek,  ilgili birimlerle ve gerektiğinde kamuoyu ile paylaşmak.  f) İnceleme ve denetleme alanlarını tespit etmek ve İçişleri Bakanlığına sunmak.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Korkmaz.  BAŞKAN - Sayın Korkmaz, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi say­ gıyla selamlıyorum.  - 5 3 4 -
Sayfa 73 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi burada bir vebali yerine getirmek için -vaktim dar ama- Sayın Başkanım izin verirse,  Sayın İçişleri Bakanımıza sormak istiyorum: 18/12'de, İstanbul Avcılar Firuzköy Karakolunda göz­ altına alınan Osman Aslı isimli bir genç çocuk, yirmi yaşında, askerden izinli gelmiş bir çocuk bu ka­ rakolda, avukatlarla görüşme odasında "Ayakkabı bağıyla kendisini asarak intihar etti." denildi,  hayatını kaybetti.  Sayın Bakan, eğer bu memlekette yaşayan bir yurttaş olarak, bu ülkenin bir bakanı olarak, bi­ razcık vicdanınız varsa, takip etmediyseniz, gazetelerden okuduysanız, televizyonlardan izlediyse­ niz bu Firuzköy Karakolunda bu üçüncü yaşanan gayrimeşru cinayettir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) - Bunun araştırılmasını İçişleri Bakanından rica ede­ cektim. Yani annesi ve babası benim odamda bu konuşmamı bekliyor saatlerdir. Yirmi yaşında bir  çocuk, tavandaki kornişin 2 santimlik dübeline ayak bağıyla kendisini asarak intihar etti iddiası an­ neyi, babayı, vicdanı olan hiç kimseyi tatmin etmiyor.  Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum. Sayın Hükümetin, Sayın İçişleri Bakanının bu konuda  sağduyulu davranmasını talep ediyorum. Yeni müsteşarlıklar kurmak yerine -Türkiye giderek hukuk  devleti olmaktan uzaklaşıyor- İktidarı, Hükümeti hukuka, Anayasa'ya davet ediyorum.  Hepinize en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.  Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özdemir.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilme­ miştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  TBMM Başkanlığına  383 sıra sayılı tasarının 6. maddesinin (b) ve (f) bentlerinin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz  ederiz.  Kamil Erdal Sipahi (İzmir) ve arkadaşları  b) Güvenlik kuruluşları ve istihbarat birimlerinden gelen stratejik istihbaratı değerlendirmek,  ilgili birimlerle ve gerektiğinde kamuoyu ile paylaşmak.  f) İnceleme ve denetleme alanlarını tespit etmek ve İçişleri Bakanlığına sunmak.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Korkmaz.  BAŞKAN - Sayın Korkmaz, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)  S. NEVZAT KORKMAZ (İsparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi say­ gıyla selamlıyorum.  - 5 3 4 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 3  6'ncı madde hakkında verdiğimiz önergeyle tasanda belirtilen Kamu Düzeni ve Güvenliği Müs­ teşarlığının zikredilen görevlerinde tespit ettiğimiz eksiklikleri ve terörle mücadelede en önemli unsur  olan kamuoyu bilinci yaratılması üzerine bilgilendirilmesini sağlamak istedik.  Değerli milletvekilleri, ülke yönetimini 2002 'de sıfır terörle teslim alan AKP, tavizkâr, müza­ kereci, hatta teslimiyetçi politikalarıyla PKK terörünün derinleşmesine, kitleselleşmesine ve siya­ sallaşmasına yol açmıştır. Devletin ve Türk milletinin savunma refleksleri, hassasiyetleri yavaş yavaş  tahrip edilirken, bu süreci atalet içinde seyreden AKP, terörle mücadelede isteksizliğin ve sürekli  mazeret üreten bir duruşun şampiyonluğunu yapmıştır. Bölücüler ve işbirlikçileri korosu başkent  Ankara'da bile şarkılarını terennüm ederken, dağlarda dondurucu soğukta yarı bellerine kadar karın  içinde terörist kovalayan kahraman güvenlik güçlerimiz düşünülmemiş, hangi şartlar altında, nasıl bir  hissiyat içerisindedirler akıllara bile getirilmemiştir.  Eski bir mülki amir olarak bölgede terörle mücadele eden makamlar ile yaptığım görüşmelerde  üzüntü ve endişeyle şahit olmuşumdur ki kendilerinin terör karşısında savunmasız ve yalnız bırakıl­ dıkları gibi bir ruh hâli içerisindedirler. Arkalarında Hükümet desteğini, siyasi otoritenin kararlı du­ ruşunu göremediklerini söylemektedirler. Hükümetin küresel güçlere şirin gözükmek ve ülkedeki  iktidarını ebedî kılmak düşüncesiyle gevşettiği terör mücadelesi, Hükümet sözcülerinin terör karşı­ sında güvenlik güçlerimizin başarısız olduğunu ima eden sözleri bu kahramanları ciddi bir moral çö­ küntüsü içerisine itmiştir. Terörle mücadelede en önemli unsur olan moral motivasyonunun  yükseltilmesi için AKP Hükümeti en ufak bir gayret göstermemiştir. İyi ve kötü günde sahip çıkıl­ ması gereken, terörle mücadele eden memleket evlatları, teröre yandaş birtakım odakların uyguladığı  linç politikalarına maruz bırakılmıştır.  Değerli milletvekilleri, bu can pazarında ancak vatan, millet, bayrak ve Yaradan adına ölmenin  kutsallığına yani şehadet kurumuna inandığınız için anadan, yârdan, candan vazgeçebilirsiniz. Eli  kanlı teröristler dururken kendileriyle uğraşıldığını gören ve gönülden yaralanan askerimiz, polisi­ miz bu yalnız bırakılmışlık psikolojisi içinde nasıl terörle mücadele edecektir? Koltuğunuzun altına  sıkıştınlan dosyalarla, bin yıllık kardeşlerimizin bile anlamadığı, inanmadığı sözlerle vakit harcaya­ cağınıza Sayın Bakan, bu konuda acilen bir şey yapmanız, güvenlik güçlerinin sonuna kadar arka­ sında olduğunuzu hissettirmeniz ve bu ateşi bir an önce söndürmeniz gerekmektedir.  Siz İçişleri Bakanısınız, binlerce şehidi olan bir kurumu temsil ediyorsunuz; silah bırakmaya­ cağını, teslim olmayacağını ilan etmiş terör örgütüyle mücadelede en önemli sorumluluk sizdedir.  Dünyada terörle mücadelede öncelikli olarak teröristin imha edilmesi, etkisiz hâle getirilmesi gibi ger­ çekleri bir tarafa bırakıp yeni icatlar peşinde koşma fantezilerinizden vazgeçin çünkü artık ülkemi­ zin kaybedecek zamanı kalmamıştır. "Teröre çok para harcadık, bunları kalkınmaya harcasaydık  şöyle olurdu, böyle olurdu." gibi mazeretler de üretmeyin. Sekiz yılda 1 trilyon dolar kamu kayna­ ğını kullandınız. Millete hatırlattığınız kaynaklar yerine, harcadığınız bu 1 trilyon dolar nerededir ve  insanlara nasıl bir refah getirmiştir, bunun hesabını verin. Milletimiz bir tek evladının burnunun ka- namaması için yirmi beş yılda yaptığı fedakârlıklan çoktan helal etmiştir. Siz sekiz yılda heba etti­ ğiniz tüysüz yetimin hakkını helal ettirin önce.  Güvenlik Müsteşarlığı tasarısı ile milletin huzuruna geliyorsunuz. Ne zaman? İktidar olduktan  sekiz yıl sonra. Niye? Çünkü sandık göründü, millet soracak şehit olmuş koç yiğitlerin hesabını. Bir  açılım projesi tutturdunuz, sokaklar karıştı. Bin yıl yan yana yaşamış kardeşler yaptığınız istismar­ larla şimdi birbirlerine yan yan bakmaya başladı. Bir de türkü tutturmuşsunuz "Analar ağlamasın."  Sanki analar ağlasın diyen varmış gibi.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 3 5 -
Sayfa 74 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 3  6'ncı madde hakkında verdiğimiz önergeyle tasanda belirtilen Kamu Düzeni ve Güvenliği Müs­ teşarlığının zikredilen görevlerinde tespit ettiğimiz eksiklikleri ve terörle mücadelede en önemli unsur  olan kamuoyu bilinci yaratılması üzerine bilgilendirilmesini sağlamak istedik.  Değerli milletvekilleri, ülke yönetimini 2002 'de sıfır terörle teslim alan AKP, tavizkâr, müza­ kereci, hatta teslimiyetçi politikalarıyla PKK terörünün derinleşmesine, kitleselleşmesine ve siya­ sallaşmasına yol açmıştır. Devletin ve Türk milletinin savunma refleksleri, hassasiyetleri yavaş yavaş  tahrip edilirken, bu süreci atalet içinde seyreden AKP, terörle mücadelede isteksizliğin ve sürekli  mazeret üreten bir duruşun şampiyonluğunu yapmıştır. Bölücüler ve işbirlikçileri korosu başkent  Ankara'da bile şarkılarını terennüm ederken, dağlarda dondurucu soğukta yarı bellerine kadar karın  içinde terörist kovalayan kahraman güvenlik güçlerimiz düşünülmemiş, hangi şartlar altında, nasıl bir  hissiyat içerisindedirler akıllara bile getirilmemiştir.  Eski bir mülki amir olarak bölgede terörle mücadele eden makamlar ile yaptığım görüşmelerde  üzüntü ve endişeyle şahit olmuşumdur ki kendilerinin terör karşısında savunmasız ve yalnız bırakıl­ dıkları gibi bir ruh hâli içerisindedirler. Arkalarında Hükümet desteğini, siyasi otoritenin kararlı du­ ruşunu göremediklerini söylemektedirler. Hükümetin küresel güçlere şirin gözükmek ve ülkedeki  iktidarını ebedî kılmak düşüncesiyle gevşettiği terör mücadelesi, Hükümet sözcülerinin terör karşı­ sında güvenlik güçlerimizin başarısız olduğunu ima eden sözleri bu kahramanları ciddi bir moral çö­ küntüsü içerisine itmiştir. Terörle mücadelede en önemli unsur olan moral motivasyonunun  yükseltilmesi için AKP Hükümeti en ufak bir gayret göstermemiştir. İyi ve kötü günde sahip çıkıl­ ması gereken, terörle mücadele eden memleket evlatları, teröre yandaş birtakım odakların uyguladığı  linç politikalarına maruz bırakılmıştır.  Değerli milletvekilleri, bu can pazarında ancak vatan, millet, bayrak ve Yaradan adına ölmenin  kutsallığına yani şehadet kurumuna inandığınız için anadan, yârdan, candan vazgeçebilirsiniz. Eli  kanlı teröristler dururken kendileriyle uğraşıldığını gören ve gönülden yaralanan askerimiz, polisi­ miz bu yalnız bırakılmışlık psikolojisi içinde nasıl terörle mücadele edecektir? Koltuğunuzun altına  sıkıştınlan dosyalarla, bin yıllık kardeşlerimizin bile anlamadığı, inanmadığı sözlerle vakit harcaya­ cağınıza Sayın Bakan, bu konuda acilen bir şey yapmanız, güvenlik güçlerinin sonuna kadar arka­ sında olduğunuzu hissettirmeniz ve bu ateşi bir an önce söndürmeniz gerekmektedir.  Siz İçişleri Bakanısınız, binlerce şehidi olan bir kurumu temsil ediyorsunuz; silah bırakmaya­ cağını, teslim olmayacağını ilan etmiş terör örgütüyle mücadelede en önemli sorumluluk sizdedir.  Dünyada terörle mücadelede öncelikli olarak teröristin imha edilmesi, etkisiz hâle getirilmesi gibi ger­ çekleri bir tarafa bırakıp yeni icatlar peşinde koşma fantezilerinizden vazgeçin çünkü artık ülkemi­ zin kaybedecek zamanı kalmamıştır. "Teröre çok para harcadık, bunları kalkınmaya harcasaydık  şöyle olurdu, böyle olurdu." gibi mazeretler de üretmeyin. Sekiz yılda 1 trilyon dolar kamu kayna­ ğını kullandınız. Millete hatırlattığınız kaynaklar yerine, harcadığınız bu 1 trilyon dolar nerededir ve  insanlara nasıl bir refah getirmiştir, bunun hesabını verin. Milletimiz bir tek evladının burnunun ka- namaması için yirmi beş yılda yaptığı fedakârlıklan çoktan helal etmiştir. Siz sekiz yılda heba etti­ ğiniz tüysüz yetimin hakkını helal ettirin önce.  Güvenlik Müsteşarlığı tasarısı ile milletin huzuruna geliyorsunuz. Ne zaman? İktidar olduktan  sekiz yıl sonra. Niye? Çünkü sandık göründü, millet soracak şehit olmuş koç yiğitlerin hesabını. Bir  açılım projesi tutturdunuz, sokaklar karıştı. Bin yıl yan yana yaşamış kardeşler yaptığınız istismar­ larla şimdi birbirlerine yan yan bakmaya başladı. Bir de türkü tutturmuşsunuz "Analar ağlamasın."  Sanki analar ağlasın diyen varmış gibi.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 3 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Herkes bilmelidir ki mevzubahis vatan, bayrak olunca milletimizin her ferdi kınalı kuzudur. Son  olarak, AKP yetkilileri ne derse desin, vatan nöbetindeki sevgili Mehmedim, Mehmetçiğim, bu gazi  Mecliste milletimiz de seni çok seviyor, seninle ve komutanlarınla iftihar ediyor.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak terörle mücadeleye her türlü desteği vermeye hazır olduğu­ muzu, sırf bu nedenle de birçok eksiklikleri içeren tasarıya olumlu oy vereceğimizi belirtiyor, yüce  Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının altıncı maddesinin birinci fıkrasının  (ç) bendinde geçen "ilgili kurumlara" ibaresinin madde metninden çıkarılarak "ilgili kamu kurum ve  kuruluşlarına" ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Mustafa Ataş  İstanbul  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Gerekçe Sayın Başkan.  BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun:  Gerekçe: Kanunun amacına uygun olacağı düşüncesiyle önerge verilmiştir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının altıncı maddesinin birinci fıkrasının  (a) bendinde geçen "izlemek" ibaresinden sonra gelmek üzere "denetlemek," ibaresinin madde met­ nine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Turan Kıratlı  Kınkkale  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  - 5 3 6 -
Sayfa 75 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Herkes bilmelidir ki mevzubahis vatan, bayrak olunca milletimizin her ferdi kınalı kuzudur. Son  olarak, AKP yetkilileri ne derse desin, vatan nöbetindeki sevgili Mehmedim, Mehmetçiğim, bu gazi  Mecliste milletimiz de seni çok seviyor, seninle ve komutanlarınla iftihar ediyor.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak terörle mücadeleye her türlü desteği vermeye hazır olduğu­ muzu, sırf bu nedenle de birçok eksiklikleri içeren tasarıya olumlu oy vereceğimizi belirtiyor, yüce  Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının altıncı maddesinin birinci fıkrasının  (ç) bendinde geçen "ilgili kurumlara" ibaresinin madde metninden çıkarılarak "ilgili kamu kurum ve  kuruluşlarına" ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Mustafa Ataş  İstanbul  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Gerekçe Sayın Başkan.  BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun:  Gerekçe: Kanunun amacına uygun olacağı düşüncesiyle önerge verilmiştir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının altıncı maddesinin birinci fıkrasının  (a) bendinde geçen "izlemek" ibaresinden sonra gelmek üzere "denetlemek," ibaresinin madde met­ nine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Turan Kıratlı  Kınkkale  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  - 5 3 6 - TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 3 7 - İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun.  Gerekçe: Kanunun amacına uygun olacağı düşüncesiyle önerge verilmiştir.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  6'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  7'nci maddenin başlığını okutuyorum:  Müsteşar ve müsteşar yardımcıları  MADDE 7- BAŞKAN - Madde üzerinde beş önerge vardır.  Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının yedinci maddesinin birinci fıkrasında  geçen "Bakana karşı sorumludur" ibaresinin madde metninden çıkarılarak "Başbakana karşı sorum­ ludur" ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Mustafa Ataş  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının yedinci maddesinin ikinci fıkrasında  geçen "iki müsteşar yardımcısı" ibaresinin madde metninden çıkarılarak "üç müsteşar yardımcısı"  ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Kerim Özkul  Konya  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının teşkilat ve gö­ revleri hakkında kanun tasarısı 7'nci maddesinin 2. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz  ederiz.  Beytullah Asil Hasan Çalış Kamil Erdal Sipahi  Eskişehir Karaman İzmir  Nevzat Korkmaz Süleyman L. Yunusoğlu Reşat Doğru  İsparta Trabzon Tokat  (2) Bu kanunla belirlenen görevlerin ifasında Müsteşara yardımcı olmak üzere iki Müsteşar Yar­ dımcısı görevlendirilir. Gerektiğinde Müsteşar Yardımcısı sayısı artırılabilir.
Sayfa 76 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 3 7 - İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun.  Gerekçe: Kanunun amacına uygun olacağı düşüncesiyle önerge verilmiştir.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  6'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  7'nci maddenin başlığını okutuyorum:  Müsteşar ve müsteşar yardımcıları  MADDE 7- BAŞKAN - Madde üzerinde beş önerge vardır.  Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  İlk önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının yedinci maddesinin birinci fıkrasında  geçen "Bakana karşı sorumludur" ibaresinin madde metninden çıkarılarak "Başbakana karşı sorum­ ludur" ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Mustafa Ataş  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının yedinci maddesinin ikinci fıkrasında  geçen "iki müsteşar yardımcısı" ibaresinin madde metninden çıkarılarak "üç müsteşar yardımcısı"  ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Kerim Özkul  Konya  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının teşkilat ve gö­ revleri hakkında kanun tasarısı 7'nci maddesinin 2. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz  ederiz.  Beytullah Asil Hasan Çalış Kamil Erdal Sipahi  Eskişehir Karaman İzmir  Nevzat Korkmaz Süleyman L. Yunusoğlu Reşat Doğru  İsparta Trabzon Tokat  (2) Bu kanunla belirlenen görevlerin ifasında Müsteşara yardımcı olmak üzere iki Müsteşar Yar­ dımcısı görevlendirilir. Gerektiğinde Müsteşar Yardımcısı sayısı artırılabilir.  TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  Ayla Akat Ata Sırrı Sakık İbrahim Binici  Batman Muş Şanlıurfa  Şerafettin Halis Hamit Geylani Hasip Kaplan  Tunceli Hakkâri Şırnak  Akın Birdal Sebahat Tuncel Sevahir Bayındır  Diyarbakır İstanbul Şırnak  Osman Özçelik M. Nezir Karabaş Pervin Buldan  Siirt Bitlis İğdır  Bengi Yıldız  Batman  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Van Milletvekili Özdal Üçer konuşacak.  BAŞKAN - Sayın Üçer, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi...  BAŞKAN - Pardon, bir saniye Sayın Üçer.  Sayın Ata, imzası yok; İç Tüzük'e uymak zorundayız.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Tamamlayalım Sayın Başkan.  - 5 3 8 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 7. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Atilla Kart Ali İhsan Köktürk M. Akif Hamzaçebi  Konya Zonguldak Trabzon  İsa Gök Turgut Dibek Ali Rıza Öztürk  Mersin Kırklareli Mersin  Ferit Mevlüt Aslanoğlu  Malatya  Madde 7- (1) Müsteşar, Müsteşarlığın en üst amiri olup, Müsteşarlığın görev ve hizmetlerinin  mevzuata uygun olarak yürütülmesinden Bakana karşı sorumludur.  BAŞKAN - Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 7. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.
Sayfa 77 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  Ayla Akat Ata Sırrı Sakık İbrahim Binici  Batman Muş Şanlıurfa  Şerafettin Halis Hamit Geylani Hasip Kaplan  Tunceli Hakkâri Şırnak  Akın Birdal Sebahat Tuncel Sevahir Bayındır  Diyarbakır İstanbul Şırnak  Osman Özçelik M. Nezir Karabaş Pervin Buldan  Siirt Bitlis İğdır  Bengi Yıldız  Batman  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Van Milletvekili Özdal Üçer konuşacak.  BAŞKAN - Sayın Üçer, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi...  BAŞKAN - Pardon, bir saniye Sayın Üçer.  Sayın Ata, imzası yok; İç Tüzük'e uymak zorundayız.  AYLA AKAT ATA (Batman) - Tamamlayalım Sayın Başkan.  - 5 3 8 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 7. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Atilla Kart Ali İhsan Köktürk M. Akif Hamzaçebi  Konya Zonguldak Trabzon  İsa Gök Turgut Dibek Ali Rıza Öztürk  Mersin Kırklareli Mersin  Ferit Mevlüt Aslanoğlu  Malatya  Madde 7- (1) Müsteşar, Müsteşarlığın en üst amiri olup, Müsteşarlığın görev ve hizmetlerinin  mevzuata uygun olarak yürütülmesinden Bakana karşı sorumludur.  BAŞKAN - Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 7. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 3  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sürenizi yeniden başlatıyorum Sayın Üçer.  Buyurun.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ilgili madde üzerinde partimiz grubu  adına konuşma yapmak üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi büyük bir içtenlikle, saygıyla se­ lamlıyorum.  Aslında toplumun bütün yaşamını en derin şekilde ilgilendirecek yasaların kısacık konuşma sü­ releriyle değerlendirilmiş olması, yasama faaliyetlerinin ne kadar sağlıklı yapıldığı konusunda dü­ şünülmesi gereken bir şey. Geçen haftadan bugüne birçok yayın kuruluşunca, bağımsız kişilerce,  yazarlarca, sivil toplum örgütlerince, Hükümetçe, muhalif partilerce tartışılan ve olumlu bir gelişme  olarak adlandırılan EMASYA'nın kaldırılması ve o kaldırılma sürecinden sonra böylesi bir yasanın  tartışılmış olması, İçişlerinin, Güvenlik Müsteşarlığının olduğu, İller Kanunu'nun olduğu, valilik  yetkilerinin olduğu, güvenlik güçlerinin yetkilerinin olduğu bir devlet mekanizması içerisinde "Ope­ rasyon yetkisi olmayacak." diye yeni bir teşkilatlanmanın kurulmuş olması, kurulmaya çalışılıyor  olması aslında derin bir çelişkidir. Yani bugüne kadar EMASYA Protokolü çerçevesinde yasal ol­ mayan bir mevcudiyet, bu kanun çerçevesinde yasal bir güvenceye kavuşturuluyor. Bu kanun çer­ çevesinde gizli birimler çalıştırılacak. Gizli birimler zaten otuz yılı aşkındır gizli birim olarak çalışıyor  ve resmî kurumların, resmî yetkililerin varlığını inkâr ettiği JİTEM bu kurumsal yapı içerisinde ken­ dini yaşatabilecektir.  Şimdi, İller Kanunu'na baktığınız zaman, bir ildeki valinin, güvenlik konusunda, hangi gerek­ çeyle olursa olsun, ildeki bütün güvenlik birimlerinin idari amiri olduğu açıkça ortadadır ama siz va­ lileri yetkisiz kılacaksınız, siz kaymakamları yetkisiz kılacaksınız, yeri geldiğinde Bakanlığın  kendisini de yetkisiz kılacaksınız, özel donanımlı bir birim üzerinden iş yapacaksınız. Yani bu, derin  devleti derinlikten çıkarıp devletin kendisini derinleştirmek olacaktır.  Yani, eskiden şöyle bir tabir vardı: Derin devlet ve devlet. Sanki bir devlet var, onun içinde derin  bir devlet daha varmış da, o, olumsuzlukları yürütüyormuş ama bundan sonra devletin kendisi derin  olsun gibi bir paradoks ortaya çıkıyor. Güvenlik güçlerinin zaten bütün kontrol yetkisi Hükümet bi­ rimlerinde, Başbakanlıkta, İçişleri Bakanlığında, Güvenlik Müsteşarlığında, valiliklerde, kayma­ kamlıklarda ama koordinasyon gerekçesiyle, terörle mücadele gerekçesiyle -farklı, olumlu ya da  olumsuz gerekçelerle- yeni bir kurum oluşturacaksınız. Yani İçişleri Bakanlığı işini yapamıyor mu?  Bu, bunun göstergesidir. Demek ki İçişleri Bakanlığı bir iş yapamıyor; Güvenlik Müsteşarlığı bir iş  yapamıyor; valilikler, güvenlik birimleri, emniyet müdürlükleri bir iş yapamıyor; askerî ve emniyet  güçleri bir anlamda kendi işinin sorumluluklarını yerine getiremiyor ama derin bir oluşuma ihtiyaç  var, bunu da yasallaştırmamız gerekiyor gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.  Kimileri alıştırıyor diyor ki: "AKP kendi derin devletini yaratmaya çalışıyor." Şimdi, devlet, bu  ülkede birçok devlet yetkilisi, bu ülkede devlet adına devlet terörüne imza atmıştır. Sivil yurttaşlar  öldürülüyor, sivil yurttaşlar katlediliyor, katliamlar yaşanıyor, hukuksuz tutuklamalar yapılıyor. Bun­ ların hepsi devlet eliyle uygulanan şiddetin bir yansımasıdır ama her nedense kendi yurttaşına karşı  aşırı güvenlikçi bir hassasiyetle demokratik temayülleri ortaya çıkarmaya çalıştığını ifade eden bir  hükümet. Böyle demokrasi olmaz. Güvenlik demokrasiyi getirmez, demokrasi güvenliği sağlar ar­ kadaşlar. Dünyanın hiçbir yerinde, güvenlik güçleri, güvenlik politikaları demokrasiye yaşam bul- durmamıştır, demokrasi toplum güvenliğini sağlamıştır, hak ve özgürlüklerin devlet güçlerince  güvence altına alınmış olması demokrasiyi yaşatmıştır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 3 9 -
Sayfa 78 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 3  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sürenizi yeniden başlatıyorum Sayın Üçer.  Buyurun.  ÖZDAL ÜÇER (Van) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ilgili madde üzerinde partimiz grubu  adına konuşma yapmak üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi büyük bir içtenlikle, saygıyla se­ lamlıyorum.  Aslında toplumun bütün yaşamını en derin şekilde ilgilendirecek yasaların kısacık konuşma sü­ releriyle değerlendirilmiş olması, yasama faaliyetlerinin ne kadar sağlıklı yapıldığı konusunda dü­ şünülmesi gereken bir şey. Geçen haftadan bugüne birçok yayın kuruluşunca, bağımsız kişilerce,  yazarlarca, sivil toplum örgütlerince, Hükümetçe, muhalif partilerce tartışılan ve olumlu bir gelişme  olarak adlandırılan EMASYA'nın kaldırılması ve o kaldırılma sürecinden sonra böylesi bir yasanın  tartışılmış olması, İçişlerinin, Güvenlik Müsteşarlığının olduğu, İller Kanunu'nun olduğu, valilik  yetkilerinin olduğu, güvenlik güçlerinin yetkilerinin olduğu bir devlet mekanizması içerisinde "Ope­ rasyon yetkisi olmayacak." diye yeni bir teşkilatlanmanın kurulmuş olması, kurulmaya çalışılıyor  olması aslında derin bir çelişkidir. Yani bugüne kadar EMASYA Protokolü çerçevesinde yasal ol­ mayan bir mevcudiyet, bu kanun çerçevesinde yasal bir güvenceye kavuşturuluyor. Bu kanun çer­ çevesinde gizli birimler çalıştırılacak. Gizli birimler zaten otuz yılı aşkındır gizli birim olarak çalışıyor  ve resmî kurumların, resmî yetkililerin varlığını inkâr ettiği JİTEM bu kurumsal yapı içerisinde ken­ dini yaşatabilecektir.  Şimdi, İller Kanunu'na baktığınız zaman, bir ildeki valinin, güvenlik konusunda, hangi gerek­ çeyle olursa olsun, ildeki bütün güvenlik birimlerinin idari amiri olduğu açıkça ortadadır ama siz va­ lileri yetkisiz kılacaksınız, siz kaymakamları yetkisiz kılacaksınız, yeri geldiğinde Bakanlığın  kendisini de yetkisiz kılacaksınız, özel donanımlı bir birim üzerinden iş yapacaksınız. Yani bu, derin  devleti derinlikten çıkarıp devletin kendisini derinleştirmek olacaktır.  Yani, eskiden şöyle bir tabir vardı: Derin devlet ve devlet. Sanki bir devlet var, onun içinde derin  bir devlet daha varmış da, o, olumsuzlukları yürütüyormuş ama bundan sonra devletin kendisi derin  olsun gibi bir paradoks ortaya çıkıyor. Güvenlik güçlerinin zaten bütün kontrol yetkisi Hükümet bi­ rimlerinde, Başbakanlıkta, İçişleri Bakanlığında, Güvenlik Müsteşarlığında, valiliklerde, kayma­ kamlıklarda ama koordinasyon gerekçesiyle, terörle mücadele gerekçesiyle -farklı, olumlu ya da  olumsuz gerekçelerle- yeni bir kurum oluşturacaksınız. Yani İçişleri Bakanlığı işini yapamıyor mu?  Bu, bunun göstergesidir. Demek ki İçişleri Bakanlığı bir iş yapamıyor; Güvenlik Müsteşarlığı bir iş  yapamıyor; valilikler, güvenlik birimleri, emniyet müdürlükleri bir iş yapamıyor; askerî ve emniyet  güçleri bir anlamda kendi işinin sorumluluklarını yerine getiremiyor ama derin bir oluşuma ihtiyaç  var, bunu da yasallaştırmamız gerekiyor gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.  Kimileri alıştırıyor diyor ki: "AKP kendi derin devletini yaratmaya çalışıyor." Şimdi, devlet, bu  ülkede birçok devlet yetkilisi, bu ülkede devlet adına devlet terörüne imza atmıştır. Sivil yurttaşlar  öldürülüyor, sivil yurttaşlar katlediliyor, katliamlar yaşanıyor, hukuksuz tutuklamalar yapılıyor. Bun­ ların hepsi devlet eliyle uygulanan şiddetin bir yansımasıdır ama her nedense kendi yurttaşına karşı  aşırı güvenlikçi bir hassasiyetle demokratik temayülleri ortaya çıkarmaya çalıştığını ifade eden bir  hükümet. Böyle demokrasi olmaz. Güvenlik demokrasiyi getirmez, demokrasi güvenliği sağlar ar­ kadaşlar. Dünyanın hiçbir yerinde, güvenlik güçleri, güvenlik politikaları demokrasiye yaşam bul- durmamıştır, demokrasi toplum güvenliğini sağlamıştır, hak ve özgürlüklerin devlet güçlerince  güvence altına alınmış olması demokrasiyi yaşatmıştır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 3 9 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Teşekkür ederim.  Bu bağlamda düşündüğümüzde, bu yasanın temel oluşum mantığına karşı olduğumuzu ve bunun  aleyhinde oy kullanacağımızı belirterek... Zaten uygulanagelen derin uygulamaların bugünden sonra  Türkiye Cumhuriyeti yasalarında mevcudiyet bulmasına gönlümüz razı gelmemektedir, aklımız zaten  almamaktadır. Ama, yok "Bu ülkede ben istediğim derin devleti oluştururum, istediğim politikaları  Meclis çoğunluğumu kullanarak yaşatırım." diyen bir anlayış varsa onu da halkın takdirine bırakırız.  Şunu belirtmek isterim: Sadece Van'da, bizzat güvenlik güçleri tarafından, herhangi bir örgütle  bağı olmayan sivil 30'u aşkın yurttaşımız farklı gerekçelerle öldürüldü, devlet silahıyla katledildi.  Bunların hiçbiri hakkında soruşturma açılmadı. Bu yurttaşlarımıza terörist damgası vuruldu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Şimdi sorarım: Ölen mi terörist, öldüren mi terörist?  HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - PKK'yı bir kınayın önce.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Ben, köyde katliam yapanları kınıyorum.  Bu iki yıllık süreç içerisinde Van'da 30'u aşkın kişi güvenlik güçleri tarafından katledildi ve  bunun için devlet hukuki kimliği gereği hiçbir şey yapmadı.  Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Üçer.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 7. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Atilla Kart (Konya) ve arkadaşları  Madde 7- (1) Müsteşar, Müsteşarlığın en üst amiri olup, Müsteşarlığın görev ve hizmetlerinin  mevzuata uygun olarak yürütülmesinden Bakana karşı sorumludur.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Turgut Dibek, buyurun.  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, 7'nci maddede verdiğimiz önerge üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz  aldım. Teşekkür ediyorum öncelikle, saygılar sunuyorum.  - 5 4 0 -
Sayfa 79 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Teşekkür ederim.  Bu bağlamda düşündüğümüzde, bu yasanın temel oluşum mantığına karşı olduğumuzu ve bunun  aleyhinde oy kullanacağımızı belirterek... Zaten uygulanagelen derin uygulamaların bugünden sonra  Türkiye Cumhuriyeti yasalarında mevcudiyet bulmasına gönlümüz razı gelmemektedir, aklımız zaten  almamaktadır. Ama, yok "Bu ülkede ben istediğim derin devleti oluştururum, istediğim politikaları  Meclis çoğunluğumu kullanarak yaşatırım." diyen bir anlayış varsa onu da halkın takdirine bırakırız.  Şunu belirtmek isterim: Sadece Van'da, bizzat güvenlik güçleri tarafından, herhangi bir örgütle  bağı olmayan sivil 30'u aşkın yurttaşımız farklı gerekçelerle öldürüldü, devlet silahıyla katledildi.  Bunların hiçbiri hakkında soruşturma açılmadı. Bu yurttaşlarımıza terörist damgası vuruldu.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Şimdi sorarım: Ölen mi terörist, öldüren mi terörist?  HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - PKK'yı bir kınayın önce.  ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Ben, köyde katliam yapanları kınıyorum.  Bu iki yıllık süreç içerisinde Van'da 30'u aşkın kişi güvenlik güçleri tarafından katledildi ve  bunun için devlet hukuki kimliği gereği hiçbir şey yapmadı.  Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Üçer.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 7. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Atilla Kart (Konya) ve arkadaşları  Madde 7- (1) Müsteşar, Müsteşarlığın en üst amiri olup, Müsteşarlığın görev ve hizmetlerinin  mevzuata uygun olarak yürütülmesinden Bakana karşı sorumludur.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Turgut Dibek, buyurun.  TURGUT DİBEK (Kırklareli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Değerli arkadaşlar, 7'nci maddede verdiğimiz önerge üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz  aldım. Teşekkür ediyorum öncelikle, saygılar sunuyorum.  - 5 4 0 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi, değerli arkadaşlar, yasa tasarısı görüşülmeye başlandığı andan itibaren gerek biz gerekse  diğer muhalefet partisinden arkadaşlarımız yasayla ilgili kaygılarını, gördükleri eksikleri, çekinceleri  burada dile getiriyorlar, getirmeye devam ediyoruz. 6'ncı madde kabul edildi, şu an 7'nci maddeye  geçtik. Sayın Bakan tümü üzerinde söz aldı. Bu arada, tümü üzerindeki eleştirilere kısmen yanıt  verdi. Tabii kendisini dinlediğimde "Nereden çıkarıyorsunuz bunları? Siz niye bunları düşünüyor­ sunuz? Bizim böyle bir niyetimiz yok. Biz, bu kanunla, terörle mücadele etmek üzere, bu kaygıların  dışında, tamamen hukuki yollardan, hukuk devleti içerisinde bir kanun tasarısı hazırladık. Niçin bu  kaygılarınız var?" diye serzenişte bulundu.  Şimdi, değerli arkadaşlar, bu konuları az çok bilen birisi -çok değil, az çok bilen birisi- kanun  tasarısını okusun, yani kafasında birçok soruyu yanıtlayamayacaktır. Şimdi, ben -sürem yeterli değil  ama- birkaç konuyu, öncelikle geneli üzerinde, Sayın Bakana ve sizlere belirtmek istiyorum yani  benim kafam bu konuda yeterince net değil. Sayın Bakan not alırsa mutlu olacağım, sonra da yanıt­ larsa gerçekten mutlu olacağım.  Şimdi, değerli arkadaşlar, birkaç tanesini belirteceğim: Kanunun 6'ncı maddesi az önce geçti.  6'ncı maddesinde, Müsteşarlığa inceleme ve denetleme yapmak ya da yaptırmak yetkisi veriliyor,  böyle bir görevi var Müsteşarlığın. Değerli arkadaşlar, bu Müsteşarlık, İçişleri Bakanlığına bağlı ola­ cak olan bir kurum fakat İçişleri Bakanlığına bağlı olmayan diğer istihbarat birimlerinden de bilgi­ leri toplayacak. Başbakanlığa bağlı olan MİT var, yine aynı zamanda Genelkurmay Başkanlığı var,  Dışişleri Bakanlığına bağlı olan istihbarat birimi var; tüm bu birimlerden bilgileri toplayacak. Şimdi,  baktığımızda, bu yetkilerin tümünü şöyle bir değerlendirdiğimizde, burada bakanlık üstü bir yetki var.  Yani benim gözlemlediğim bu.  Diğer olay da şu: İnceleme ve denetleme yapmak ya da yaptırmak neyi kapsıyor? Yani bu Müs­ teşarlık nereyi inceleyecek, nereleri denetleyecek? Yani şimdi biliyoruz ki bir kozmik oda olayı oldu,  mahkeme kararıyla orada bir inceleme yapıldı. Şimdi, Müsteşarlık kendisine bağlı olmayan yani İç­ işleri Bakanlığına bağlı olmayan, diğer bakanlıklara ve Başbakanlığa bağlı olan birimlerde, MİT'te,  Genelkurmayda, Dışişleri Bakanlığında hangi incelemeleri ve hangi denetlemeleri yapacak? Bir, bunu  merak ediyorum. Sayın Bakan bunu biraz daha açarsa biz de bunu öğrenmiş olalım. Bu birincisi.  Diğer bir olay da, yine 6'ncı maddede, (d) bendinde bir görevi var: Kamuoyunu bilgilendirmek  ve halkla iletişim sağlamak. Değerli arkadaşlar, bu ifadeyi biraz şöyle açarak bizler yorumladığı­ mızda, bu bir psikolojik savaş yetkisidir, bunun başka bir izahı yoktur. 2003 yılında, siz, 22'nci Dö­ nemde, bu Psikolojik Harp Dairesi Başkanlığını kaldırmadınız mı? Yani AB kriterlerine uymuyor diye  o birim kalktı ama bakıyoruz, burada, bu Müsteşarlığın görev alanı içerisinde bu görevi, bu yetkiyi  koymuş gözüküyoruz. Burada, halkla iletişim sağlamak ve kamuoyunu bilgilendirmek kapsamında  neler yapılacak? Bunu da Sayın Bakandan ben rica ediyorum değerli arkadaşlar.  Diğer bir konu, kadro meselesi. Şimdi, 94 tane kadrosu var ama onun dışında sözleşmeli personel  sayısı ve sınırı belli değil, 657'ye tabi veya diğer kanunlara tabi olmaksızın sözleşmeli personel ça­ lıştırılacak. Ben bir soru da sormuştum görüşülürken "Bu yabancı uzman meselesi nedir?" diye. "Ya­ bancı uzman" deyince yani isimler değişiyor da görev olarak ne yapacak? Yani yabancı uzmana  Türkiye'de niye ihtiyaç vardır? Sayın Bakan "Terörle mücadele artık uluslararası bir olaydır. Dola­ yısıyla yabancı uzmanlara da ihtiyacımız var." dedi.  - 5 4 1 -
Sayfa 80 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 3  Şimdi, değerli arkadaşlar, yasa tasarısı görüşülmeye başlandığı andan itibaren gerek biz gerekse  diğer muhalefet partisinden arkadaşlarımız yasayla ilgili kaygılarını, gördükleri eksikleri, çekinceleri  burada dile getiriyorlar, getirmeye devam ediyoruz. 6'ncı madde kabul edildi, şu an 7'nci maddeye  geçtik. Sayın Bakan tümü üzerinde söz aldı. Bu arada, tümü üzerindeki eleştirilere kısmen yanıt  verdi. Tabii kendisini dinlediğimde "Nereden çıkarıyorsunuz bunları? Siz niye bunları düşünüyor­ sunuz? Bizim böyle bir niyetimiz yok. Biz, bu kanunla, terörle mücadele etmek üzere, bu kaygıların  dışında, tamamen hukuki yollardan, hukuk devleti içerisinde bir kanun tasarısı hazırladık. Niçin bu  kaygılarınız var?" diye serzenişte bulundu.  Şimdi, değerli arkadaşlar, bu konuları az çok bilen birisi -çok değil, az çok bilen birisi- kanun  tasarısını okusun, yani kafasında birçok soruyu yanıtlayamayacaktır. Şimdi, ben -sürem yeterli değil  ama- birkaç konuyu, öncelikle geneli üzerinde, Sayın Bakana ve sizlere belirtmek istiyorum yani  benim kafam bu konuda yeterince net değil. Sayın Bakan not alırsa mutlu olacağım, sonra da yanıt­ larsa gerçekten mutlu olacağım.  Şimdi, değerli arkadaşlar, birkaç tanesini belirteceğim: Kanunun 6'ncı maddesi az önce geçti.  6'ncı maddesinde, Müsteşarlığa inceleme ve denetleme yapmak ya da yaptırmak yetkisi veriliyor,  böyle bir görevi var Müsteşarlığın. Değerli arkadaşlar, bu Müsteşarlık, İçişleri Bakanlığına bağlı ola­ cak olan bir kurum fakat İçişleri Bakanlığına bağlı olmayan diğer istihbarat birimlerinden de bilgi­ leri toplayacak. Başbakanlığa bağlı olan MİT var, yine aynı zamanda Genelkurmay Başkanlığı var,  Dışişleri Bakanlığına bağlı olan istihbarat birimi var; tüm bu birimlerden bilgileri toplayacak. Şimdi,  baktığımızda, bu yetkilerin tümünü şöyle bir değerlendirdiğimizde, burada bakanlık üstü bir yetki var.  Yani benim gözlemlediğim bu.  Diğer olay da şu: İnceleme ve denetleme yapmak ya da yaptırmak neyi kapsıyor? Yani bu Müs­ teşarlık nereyi inceleyecek, nereleri denetleyecek? Yani şimdi biliyoruz ki bir kozmik oda olayı oldu,  mahkeme kararıyla orada bir inceleme yapıldı. Şimdi, Müsteşarlık kendisine bağlı olmayan yani İç­ işleri Bakanlığına bağlı olmayan, diğer bakanlıklara ve Başbakanlığa bağlı olan birimlerde, MİT'te,  Genelkurmayda, Dışişleri Bakanlığında hangi incelemeleri ve hangi denetlemeleri yapacak? Bir, bunu  merak ediyorum. Sayın Bakan bunu biraz daha açarsa biz de bunu öğrenmiş olalım. Bu birincisi.  Diğer bir olay da, yine 6'ncı maddede, (d) bendinde bir görevi var: Kamuoyunu bilgilendirmek  ve halkla iletişim sağlamak. Değerli arkadaşlar, bu ifadeyi biraz şöyle açarak bizler yorumladığı­ mızda, bu bir psikolojik savaş yetkisidir, bunun başka bir izahı yoktur. 2003 yılında, siz, 22'nci Dö­ nemde, bu Psikolojik Harp Dairesi Başkanlığını kaldırmadınız mı? Yani AB kriterlerine uymuyor diye  o birim kalktı ama bakıyoruz, burada, bu Müsteşarlığın görev alanı içerisinde bu görevi, bu yetkiyi  koymuş gözüküyoruz. Burada, halkla iletişim sağlamak ve kamuoyunu bilgilendirmek kapsamında  neler yapılacak? Bunu da Sayın Bakandan ben rica ediyorum değerli arkadaşlar.  Diğer bir konu, kadro meselesi. Şimdi, 94 tane kadrosu var ama onun dışında sözleşmeli personel  sayısı ve sınırı belli değil, 657'ye tabi veya diğer kanunlara tabi olmaksızın sözleşmeli personel ça­ lıştırılacak. Ben bir soru da sormuştum görüşülürken "Bu yabancı uzman meselesi nedir?" diye. "Ya­ bancı uzman" deyince yani isimler değişiyor da görev olarak ne yapacak? Yani yabancı uzmana  Türkiye'de niye ihtiyaç vardır? Sayın Bakan "Terörle mücadele artık uluslararası bir olaydır. Dola­ yısıyla yabancı uzmanlara da ihtiyacımız var." dedi.  - 5 4 1 - TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 4 2 - Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla getirilecek olan Müsteşarlık ülkenin güvenliğinden birinci de­ recede sorumlu olan müsteşarlık. Yani şimdi, düşünebiliyor musunuz, yabancı uzmanları çalıştıra­ cağız? Şimdi, perşembe akşamları bir dizi var, izliyorsunuz, belki kısmen izleyenler vardır, bir vadi  diye. Orada yabancı uzmanlar, ajanlar var, Feller var, diğerleri var falan. İşte, vatandaşın kafasının  karıştığı gibi benim de karışıyor. Bu yabancı uzmanlar yabancı ajanlar mıdır? Yani bu kadar kolay  mıdır? Bizim güvenliğimizle ilgili birinci derecede önemli bir müsteşarlıkta yabancı uzman çalıştı­ racağız. Bunun hiç mi sakıncası yok? Bu konuda da kafamız net değil.  Aslında daha var ama bir şeyi de -atlayarak- söyleyeyim: Altı tane daire başkanlığı kuruluyor  burada değerli arkadaşlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Bir tanesi, Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığı. Şimdi, arka­ daşlar, buna da bakarsanız, bunun da bir görevi var. Görevleri içerisinde diyor ki: "Veri, bilgi ve bel­ geleri toplamak." Bu daire başkanlığı, arkadaşlar, veri, bilgi ve belgeleri toplayacak. Şimdi, bilgiler,  veriler nasıl toplanır? Bir TİB olayı var, yani Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı. Yani bu Daire  Başkanlığı yarın şunu diyecek mi: Ben, veri ve bilgi toplama kapsamında dinleme de yapabilirim, din­ leme de yapacağım. Şimdi, Sayın Bakan şunu diyebilir size: Nereden çıkardınız bunları?  Değerli arkadaşlar, Türkiye'de yaşadıklarımızı sizler de biliyorsunuz bizler de biliyoruz ama...  Şimdi, daha birkaç konu var, başka bir önergede de söz aldığımda onları da dile getirmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, sorulması gereken çok soru var bu konuda. Biz, gece yarısı burada, yüreği­ niz yetmediği için komisyondan gelmeyen ve görüşülmeyen bir maddeyi bir sözcükle -Türkiye'yi- ne hâle getirdiğinizi biliyoruz. Anayasa Mahkemesi iptal etti, konuyu belirtiyor.  Sürem de bitiyor ancak değerli arkadaşlar, bu konular gerçekten çok önemli.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TURGUT DİBEK (Devamla) - Önergemizle ilgili olarak da 7'nci maddenin 2'nci fıkrasında  2 tane müsteşar yardımcılığı kuruluyor.  Değerli arkadaşlar, 94 kişilik bir kadro var, 2 tane müsteşar yardımcılığı öngörülüyor. Yani bunu  pek de anlayabilmiş değilim. Yani bu ihtiyaç nereden kaynaklanmaktadır? Bu konuyu da Sayın Ba­ kanın yanıtlaması lazım. Bu ihtiyacın olmadığı düşüncesindeyiz. Önergemiz zaten bu amaca yöne­ liktir. Bu 2 müsteşar yardımcılığının yasa metninden çıkartılmasını talep ediyoruz.  Ben herkese saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Dibek.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.  BAŞKAN - Karar yeter sayısını arayacağım.  İlk defa Sayın Genç'le Sayın Canikli aynı noktada birleşti.  Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 18.06 •
Sayfa 81 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 4 2 - Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla getirilecek olan Müsteşarlık ülkenin güvenliğinden birinci de­ recede sorumlu olan müsteşarlık. Yani şimdi, düşünebiliyor musunuz, yabancı uzmanları çalıştıra­ cağız? Şimdi, perşembe akşamları bir dizi var, izliyorsunuz, belki kısmen izleyenler vardır, bir vadi  diye. Orada yabancı uzmanlar, ajanlar var, Feller var, diğerleri var falan. İşte, vatandaşın kafasının  karıştığı gibi benim de karışıyor. Bu yabancı uzmanlar yabancı ajanlar mıdır? Yani bu kadar kolay  mıdır? Bizim güvenliğimizle ilgili birinci derecede önemli bir müsteşarlıkta yabancı uzman çalıştı­ racağız. Bunun hiç mi sakıncası yok? Bu konuda da kafamız net değil.  Aslında daha var ama bir şeyi de -atlayarak- söyleyeyim: Altı tane daire başkanlığı kuruluyor  burada değerli arkadaşlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  TURGUT DİBEK (Devamla) - Bir tanesi, Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığı. Şimdi, arka­ daşlar, buna da bakarsanız, bunun da bir görevi var. Görevleri içerisinde diyor ki: "Veri, bilgi ve bel­ geleri toplamak." Bu daire başkanlığı, arkadaşlar, veri, bilgi ve belgeleri toplayacak. Şimdi, bilgiler,  veriler nasıl toplanır? Bir TİB olayı var, yani Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı. Yani bu Daire  Başkanlığı yarın şunu diyecek mi: Ben, veri ve bilgi toplama kapsamında dinleme de yapabilirim, din­ leme de yapacağım. Şimdi, Sayın Bakan şunu diyebilir size: Nereden çıkardınız bunları?  Değerli arkadaşlar, Türkiye'de yaşadıklarımızı sizler de biliyorsunuz bizler de biliyoruz ama...  Şimdi, daha birkaç konu var, başka bir önergede de söz aldığımda onları da dile getirmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, sorulması gereken çok soru var bu konuda. Biz, gece yarısı burada, yüreği­ niz yetmediği için komisyondan gelmeyen ve görüşülmeyen bir maddeyi bir sözcükle -Türkiye'yi- ne hâle getirdiğinizi biliyoruz. Anayasa Mahkemesi iptal etti, konuyu belirtiyor.  Sürem de bitiyor ancak değerli arkadaşlar, bu konular gerçekten çok önemli.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TURGUT DİBEK (Devamla) - Önergemizle ilgili olarak da 7'nci maddenin 2'nci fıkrasında  2 tane müsteşar yardımcılığı kuruluyor.  Değerli arkadaşlar, 94 kişilik bir kadro var, 2 tane müsteşar yardımcılığı öngörülüyor. Yani bunu  pek de anlayabilmiş değilim. Yani bu ihtiyaç nereden kaynaklanmaktadır? Bu konuyu da Sayın Ba­ kanın yanıtlaması lazım. Bu ihtiyacın olmadığı düşüncesindeyiz. Önergemiz zaten bu amaca yöne­ liktir. Bu 2 müsteşar yardımcılığının yasa metninden çıkartılmasını talep ediyoruz.  Ben herkese saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Dibek.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı...  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.  BAŞKAN - Karar yeter sayısını arayacağım.  İlk defa Sayın Genç'le Sayın Canikli aynı noktada birleşti.  Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 18.06 •  TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.16  BAŞKAN : Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Gülsen ORHAN (Van)  •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  383 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 7'nci maddesi üzerinde verilen, Kırklareli Milletvekili Sayın  Turgut Dibek ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi  önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının teşkilat ve gö­ revleri hakkında kanun tasarısı 7'nci maddesinin 2. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz  ederiz.  (2) Bu kanunla belirtilen görevlerin ifasında Müsteşara yardımcı olmak üzere iki Müsteşar Yar­ dımcısı görevlendirilir. Gerektiğinde Müsteşar Yardımcısı sayısı artırılabilir.  Reşat Doğru (Tokat) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 383 sıra sayılı Tasan'nın 7'nci  maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum.  Önergemizle, kurulmakta olan Müsteşarlığın daha iyi çalışması amaçlanmaktadır.  Terörle ilgili bir kanunu görüşüyoruz. İnşallah, çıkarmış olduğumuz bu kanunla terör durur.  Sayın milletvekilleri, mevcut iktidar sekiz yıldan beri görev başındadır ancak geçen zaman sü­ recinde, terör dâhil, sorunlar çözülmemiş, içinden çıkılmaz bir hâle de gelmiştir.  - 5 4 3 -
Sayfa 82 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 18.16  BAŞKAN : Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Gülsen ORHAN (Van)  •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  383 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 7'nci maddesi üzerinde verilen, Kırklareli Milletvekili Sayın  Turgut Dibek ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi  önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının teşkilat ve gö­ revleri hakkında kanun tasarısı 7'nci maddesinin 2. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz  ederiz.  (2) Bu kanunla belirtilen görevlerin ifasında Müsteşara yardımcı olmak üzere iki Müsteşar Yar­ dımcısı görevlendirilir. Gerektiğinde Müsteşar Yardımcısı sayısı artırılabilir.  Reşat Doğru (Tokat) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)  REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 383 sıra sayılı Tasan'nın 7'nci  maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla  selamlıyorum.  Önergemizle, kurulmakta olan Müsteşarlığın daha iyi çalışması amaçlanmaktadır.  Terörle ilgili bir kanunu görüşüyoruz. İnşallah, çıkarmış olduğumuz bu kanunla terör durur.  Sayın milletvekilleri, mevcut iktidar sekiz yıldan beri görev başındadır ancak geçen zaman sü­ recinde, terör dâhil, sorunlar çözülmemiş, içinden çıkılmaz bir hâle de gelmiştir.  - 5 4 3 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  Bakınız, şu anda ülkemizde -sorunlar diyoruz- yoksullukla ilgili çok büyük problemlerimiz var­ dır. Neredeyse işsizlikte dünya şampiyonluğunu yakalamak üzereyiz. Aynı şekilde, çiftçilerimiz pe­ rişan bir haldedir. Ülkemizin her tarafında olduğu gibi, Tokat iline gidiniz, orada Kazova Vadisi'ni,  Artova Vadisi'ni, Kelkit Vadisi'ni şöyle bir gezmiş olduğunuz zaman, çiftçiliğin neredeyse bitmekte  olduğunu, çiftçi kardeşlerimizin üretiminden de vazgeçmekte olduğunu görürsünüz.  Yine, işçilerimize geçelim. İşçiler konusunda da Hükümet maalesef başarılı bir sınav verme­ miştir. İşçi kardeşlerimizin iş yerleri bir bir kapanmaktadır. Bakınız, şu anda Kızılay Meydanı'nda  sigara fabrikalarının kapatılmasıyla beraber Tekel işçileri bir eylem içerisindedir. Eylemleri haklı bir  mücadele eylemidir, yani özlük haklarını istemekte, çocuklarının haklarını istemekte, geleceğini is­ temektedirler ama o soğuk ortamda, o buz gibi soğuk ortamda kadınıyla, kızıyla, çocuğuyla eylem­ lerini devam ettiriyorlar. İnanıyorum ki en kısa zamanda Hükümet bu kardeşlerimizin sesini duyar  da onlara yardımcı olur.  Bunların yanında, iş adamlarımız, esnaflarımız dükkânlarını bir bir kapatıyorlar. Bakın, şu an iti­ barıyla icra dairelerinin önüne gitmiş olduğunuz zaman, geçen aylara göre neredeyse yüzde 400 ci­ varında bir artış olduğunu görürsünüz. Yani, icra dairelerinde, işte, iş yerleri kapanan insanların  icralarıyla karşı karşıyasınızdır. Ayrıca, kredi kartlarının ödenmemesi, bankalardan alınan şahsi kre­ dilerin ödenmemesi de işin cabasıdır. Yani, önümüzdeki dönemde çok ciddi manada ekonomik so­ runların gelmekte olduğunun da bir göstergesidir.  Bunların yanında, terör konusuna geldiğimiz zaman ise terörde 2002 yılında gelinen duruma  şöyle bir bakmış olduğumuz zaman sayın milletvekilleri, 2002 yılında... Hatta 1999 yılını da söyle­ mek istiyorum. Bakınız, 1999 sonu itibarıyla ülkemizde 2.253 terör olayı olmuş ve toplam 236 şehit  verilmiştir. Daha sonraki yıllarda, 2000'li yıllarda 1.031 olay olmuş, 2001 'de 565 olmuş, 2002 de ise  164 terör olayıyla karşılaşmış bulunuyoruz ve bunun içerisinde de toplam şehit sayımız 6 olmuştur.  2002 yılından itibaren terör konusunda süratle bir ivmenin artmakta olduğunu görüyoruz.  Bakın, gene Türk Silahlı Kuvvetlerinden almış olduğum istatistiki bilgiler içerisinde, 2003 yı­ lında bu sayının 394'lere, daha sonraki yıllarda 678,962, 1.209 ve yıllara sari olarak 1.602'ye kadar  çıkmakta olduğunu ve şehit sayımızın da artmakta olduğunu görüyoruz. Yani anaların ağlaması 2002  senesinde durmuş ama ondan sonraki yıllar içerisinde anaların artarak ağlamış olduğunu görüyoruz.  Sayın milletvekilleri, sorunların çözülmemesi, artarak devam etmesi psikolojik problemlere  sebep olmaya başlamış ve son zamanlardaki gelişmelerden de gördüğümüz gibi patlamaya başla­ mıştır. Ağır sorunlar altında çözüm üretilmemesi, ağırlığının artması ve çeşitli olayların çıkmasına  da beraberinde sebep olmuştur. ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri İstanbul, Ankara ve Diyarbakır başta  olmak üzere Türkiye'ye karşı psikolojik harekât ölçekli bir savaş açmışlardır. Bu psikolojik savaşta  da ülkemizi Türkiye yapan değerler bir bir hedef alınarak maalesef yıpratılmaktadır. Bunların ba­ şında birlik ve beraberliğimizin, ülkemizin bütünlüğünün hedef alındığı da ortadadır. Bu saldırılara  cumhuriyetle ve devletle kavgalı taraftarlar katılarak ortak harekât planları yapıyorlar. Sonuçta da  hedef, Türk kimliğine, millî devlete ve cumhuriyetimizedir. Dış kaynaklı bu senaryoların hedefle­ rini ve ne yapmak istediklerini...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  - 5 4 4 -
Sayfa 83 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  Bakınız, şu anda ülkemizde -sorunlar diyoruz- yoksullukla ilgili çok büyük problemlerimiz var­ dır. Neredeyse işsizlikte dünya şampiyonluğunu yakalamak üzereyiz. Aynı şekilde, çiftçilerimiz pe­ rişan bir haldedir. Ülkemizin her tarafında olduğu gibi, Tokat iline gidiniz, orada Kazova Vadisi'ni,  Artova Vadisi'ni, Kelkit Vadisi'ni şöyle bir gezmiş olduğunuz zaman, çiftçiliğin neredeyse bitmekte  olduğunu, çiftçi kardeşlerimizin üretiminden de vazgeçmekte olduğunu görürsünüz.  Yine, işçilerimize geçelim. İşçiler konusunda da Hükümet maalesef başarılı bir sınav verme­ miştir. İşçi kardeşlerimizin iş yerleri bir bir kapanmaktadır. Bakınız, şu anda Kızılay Meydanı'nda  sigara fabrikalarının kapatılmasıyla beraber Tekel işçileri bir eylem içerisindedir. Eylemleri haklı bir  mücadele eylemidir, yani özlük haklarını istemekte, çocuklarının haklarını istemekte, geleceğini is­ temektedirler ama o soğuk ortamda, o buz gibi soğuk ortamda kadınıyla, kızıyla, çocuğuyla eylem­ lerini devam ettiriyorlar. İnanıyorum ki en kısa zamanda Hükümet bu kardeşlerimizin sesini duyar  da onlara yardımcı olur.  Bunların yanında, iş adamlarımız, esnaflarımız dükkânlarını bir bir kapatıyorlar. Bakın, şu an iti­ barıyla icra dairelerinin önüne gitmiş olduğunuz zaman, geçen aylara göre neredeyse yüzde 400 ci­ varında bir artış olduğunu görürsünüz. Yani, icra dairelerinde, işte, iş yerleri kapanan insanların  icralarıyla karşı karşıyasınızdır. Ayrıca, kredi kartlarının ödenmemesi, bankalardan alınan şahsi kre­ dilerin ödenmemesi de işin cabasıdır. Yani, önümüzdeki dönemde çok ciddi manada ekonomik so­ runların gelmekte olduğunun da bir göstergesidir.  Bunların yanında, terör konusuna geldiğimiz zaman ise terörde 2002 yılında gelinen duruma  şöyle bir bakmış olduğumuz zaman sayın milletvekilleri, 2002 yılında... Hatta 1999 yılını da söyle­ mek istiyorum. Bakınız, 1999 sonu itibarıyla ülkemizde 2.253 terör olayı olmuş ve toplam 236 şehit  verilmiştir. Daha sonraki yıllarda, 2000'li yıllarda 1.031 olay olmuş, 2001 'de 565 olmuş, 2002 de ise  164 terör olayıyla karşılaşmış bulunuyoruz ve bunun içerisinde de toplam şehit sayımız 6 olmuştur.  2002 yılından itibaren terör konusunda süratle bir ivmenin artmakta olduğunu görüyoruz.  Bakın, gene Türk Silahlı Kuvvetlerinden almış olduğum istatistiki bilgiler içerisinde, 2003 yı­ lında bu sayının 394'lere, daha sonraki yıllarda 678,962, 1.209 ve yıllara sari olarak 1.602'ye kadar  çıkmakta olduğunu ve şehit sayımızın da artmakta olduğunu görüyoruz. Yani anaların ağlaması 2002  senesinde durmuş ama ondan sonraki yıllar içerisinde anaların artarak ağlamış olduğunu görüyoruz.  Sayın milletvekilleri, sorunların çözülmemesi, artarak devam etmesi psikolojik problemlere  sebep olmaya başlamış ve son zamanlardaki gelişmelerden de gördüğümüz gibi patlamaya başla­ mıştır. Ağır sorunlar altında çözüm üretilmemesi, ağırlığının artması ve çeşitli olayların çıkmasına  da beraberinde sebep olmuştur. ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri İstanbul, Ankara ve Diyarbakır başta  olmak üzere Türkiye'ye karşı psikolojik harekât ölçekli bir savaş açmışlardır. Bu psikolojik savaşta  da ülkemizi Türkiye yapan değerler bir bir hedef alınarak maalesef yıpratılmaktadır. Bunların ba­ şında birlik ve beraberliğimizin, ülkemizin bütünlüğünün hedef alındığı da ortadadır. Bu saldırılara  cumhuriyetle ve devletle kavgalı taraftarlar katılarak ortak harekât planları yapıyorlar. Sonuçta da  hedef, Türk kimliğine, millî devlete ve cumhuriyetimizedir. Dış kaynaklı bu senaryoların hedefle­ rini ve ne yapmak istediklerini...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  - 5 4 4 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  REŞAT DOĞRU (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  .. .çok iyi tespit etmek durumundayız. Hiçbir siyasi düşünce, hedef veya proje, Türkiye'nin bir­ liğinden, dirliğinden ve kardeşliğinden daha önemli ve öncelikli değildir. Türkiye Cumhuriyeti dev­ leti, Atatürk'ün bize bıraktığı kutsal bir emanettir. Türkiye'de yaşayan Türk milleti, bölünme kabul  etmeyen bir bütündür. Bu bakımdan, bölücü terör meselesini incelerken bunun sebepleri üzerinde  doğru tespitte bulunmak, meseleyi çözmek bakımından da çok önemlidir.  Atatürk, arkadaşlarıyla beraber, doğulu, batılı, kuzeyli, güneyli tüm vatandaşlarımızla el ele, be­ raber görüşerek, istişare ederek bu devleti kurmuş ve gelecek nesillere de emanet etmiştir. Aldığımız  emaneti her türlü olumsuzluğa, hainliğe karşı korumak ve gelecek nesillere biz de emanet etmek  mecburiyetindeyiz.  Önergemin destekleneceğini umuyor, yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğru.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı...  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Beş dakika ara veriyorum birleşime.  Kapanma Saati: 18.24 •  - 5 4 5 -
Sayfa 84 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 4  REŞAT DOĞRU (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  .. .çok iyi tespit etmek durumundayız. Hiçbir siyasi düşünce, hedef veya proje, Türkiye'nin bir­ liğinden, dirliğinden ve kardeşliğinden daha önemli ve öncelikli değildir. Türkiye Cumhuriyeti dev­ leti, Atatürk'ün bize bıraktığı kutsal bir emanettir. Türkiye'de yaşayan Türk milleti, bölünme kabul  etmeyen bir bütündür. Bu bakımdan, bölücü terör meselesini incelerken bunun sebepleri üzerinde  doğru tespitte bulunmak, meseleyi çözmek bakımından da çok önemlidir.  Atatürk, arkadaşlarıyla beraber, doğulu, batılı, kuzeyli, güneyli tüm vatandaşlarımızla el ele, be­ raber görüşerek, istişare ederek bu devleti kurmuş ve gelecek nesillere de emanet etmiştir. Aldığımız  emaneti her türlü olumsuzluğa, hainliğe karşı korumak ve gelecek nesillere biz de emanet etmek  mecburiyetindeyiz.  Önergemin destekleneceğini umuyor, yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğru.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı...  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Beş dakika ara veriyorum birleşime.  Kapanma Saati: 18.24 •  - 5 4 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 18.29  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülsen ORHAN (Van)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin Be­ şinci Oturumunu açıyorum.  383 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 7'nci maddesi üzerinde verilen, Tokat Milletvekili Sayın Reşat  Doğru ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öner­ geyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.  Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının yedinci maddesinin ikinci fıkrasında  geçen "iki müsteşar yardımcısı" ibaresinin madde metninden çıkarılarak "üç müsteşar yardımcısı"  ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Kerim Özkul  Konya  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun.  Gerekçe:  Kanunun amacına uygun olacağı düşüncesiyle önerge verilmiştir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının yedinci maddesinin birinci fıkrasında  geçen "Bakana karşı sorumludur" ibaresinin madde metninden çıkarılarak "Başbakana karşı sorum­ ludur" ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Mustafa Ataş  İstanbul  - 5 4 6 -
Sayfa 85 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 18.29  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülsen ORHAN (Van)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin Be­ şinci Oturumunu açıyorum.  383 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 7'nci maddesi üzerinde verilen, Tokat Milletvekili Sayın Reşat  Doğru ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öner­ geyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.  Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Komisyon? Burada.  Hükümet? Burada.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının yedinci maddesinin ikinci fıkrasında  geçen "iki müsteşar yardımcısı" ibaresinin madde metninden çıkarılarak "üç müsteşar yardımcısı"  ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Kerim Özkul  Konya  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun.  Gerekçe:  Kanunun amacına uygun olacağı düşüncesiyle önerge verilmiştir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 1/704 esas numaralı kanun tasarısının yedinci maddesinin birinci fıkrasında  geçen "Bakana karşı sorumludur" ibaresinin madde metninden çıkarılarak "Başbakana karşı sorum­ ludur" ibaresinin madde metnine eklenmesini arz ve teklif ederim.  Mustafa Ataş  İstanbul  - 5 4 6 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun.  Gerekçe:  Kanunun amacına uygun olacağı düşüncesiyle önerge verilmiştir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  7'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  8'inci maddenin başlığını okutuyorum:  İstihbarat Değerlendirme Merkezi  BAŞKAN - Madde üzerinde beş önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım,  sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  İlk önergeyi okutuyorum:  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 8'inci maddesinin l'inci fıkrasında geçen "stratejik is­ tihbaratın" ibaresinin "her türlü istihbaratın" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 8'inci maddesinin l'inci fıkrasında geçen "alınması"  ibaresinin "edinilmesi" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının teşkilat ve gö­ revleri hakkında kanun tasarısının 8'inci maddesinin başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştiril­ mesini arz ederiz.  İstihbarat Koordinasyon Merkezi  Madde - 8: (1) Terörle mücadele alanında oluşturulacak stratejiler ile alınacak tedbirlere esasa  olmak üzere, ilgili birimlerden gerekli istihbaratın alınması ve koordinasyonu amacıyla doğrudan  müsteşara bağlı istihbarat koordinasyon merkezi oluşturulur. Bu çerçevede güvenlik kuruluşları ve  istihbarat birimleri ile Dışişleri Bakanlığınca elde edilecek önemli bilgi ve istihbarat bu merkezde  koordine edilir.  MADDE 8- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Turan Kıratlı  Kırıkkale  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Beytullah Asil  Eskişehir  Süleyman L. Yunusoğlu  Trabzon  Hasan Çalış  Karaman  Nevzat Korkmaz  İsparta  Kamil Erdal Sipahi  İzmir  - 5 4 7 -
Sayfa 86 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okuyun.  Gerekçe:  Kanunun amacına uygun olacağı düşüncesiyle önerge verilmiştir.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  7'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  8'inci maddenin başlığını okutuyorum:  İstihbarat Değerlendirme Merkezi  BAŞKAN - Madde üzerinde beş önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım,  sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  İlk önergeyi okutuyorum:  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 8'inci maddesinin l'inci fıkrasında geçen "stratejik is­ tihbaratın" ibaresinin "her türlü istihbaratın" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 8'inci maddesinin l'inci fıkrasında geçen "alınması"  ibaresinin "edinilmesi" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının teşkilat ve gö­ revleri hakkında kanun tasarısının 8'inci maddesinin başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştiril­ mesini arz ederiz.  İstihbarat Koordinasyon Merkezi  Madde - 8: (1) Terörle mücadele alanında oluşturulacak stratejiler ile alınacak tedbirlere esasa  olmak üzere, ilgili birimlerden gerekli istihbaratın alınması ve koordinasyonu amacıyla doğrudan  müsteşara bağlı istihbarat koordinasyon merkezi oluşturulur. Bu çerçevede güvenlik kuruluşları ve  istihbarat birimleri ile Dışişleri Bakanlığınca elde edilecek önemli bilgi ve istihbarat bu merkezde  koordine edilir.  MADDE 8- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Turan Kıratlı  Kırıkkale  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Beytullah Asil  Eskişehir  Süleyman L. Yunusoğlu  Trabzon  Hasan Çalış  Karaman  Nevzat Korkmaz  İsparta  Kamil Erdal Sipahi  İzmir  - 5 4 7 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri  okutup birlikte işleme alacağım. Önerge sahiplerinin istemi hâlinde kendilerine ayrı ayrı söz  vereceğim.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 8. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Atilla Kart Ali İhsan Köktürk İsa Gök  Konya Zonguldak Mersin  M. Akif Hamzaçebi Turgut Dibek Ali Rıza Öztürk  Trabzon Kırklareli Mersin  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 8. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Sırrı Sakık İbrahim Binici  Batman Muş Şanlıurfa  Şerafettin Halis Hamit Geylani Hasip Kaplan  Tunceli Hakkâri Şırnak  Akın Birdal Sebahat Tuncel Sevahir Bayındır  Diyarbakır İstanbul Şırnak  Osman Özçelik M. Nezir Karabaş Pervin Buldan  Siirt Bitlis İğdır  Bengi Yıldız  Batman  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Kart, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  adına 8'inci maddeyle ilgili olarak vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım.  Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, tasarının görüşmelerinin başından bu yana hep ifade ediyoruz: Toplumun  her kesiminin, herkesin temel hak ve özgürlüklerini tümden ihlal etmesi söz konusu olan bir tasarıyı  görüşüyoruz, eleştiri ve kaygılarımızı somut olarak dile getiriyoruz, somut olaylarla destekleyerek  bunları dile getiriyor ve Sayın Bakanın bu konuda kamuoyunu tatminkâr bir şekilde bilgilendirme­ sini ısrarla talep ediyoruz ancak Bakan ve Hükümetin geldiğimiz aşamada da karartma yapmaya,  bilgi kirliliği yaratmaya devam ettiğini görüyoruz. Bir oldubitti yaratarak ve bu endişe ve kaygıları­ mıza cevap verilmeyerek aslında kamuoyuna karşı duyarsız bir tavır sergileniyor, duyarsız olmakla  birlikte elbette bunun devamında da sorumsuz ve keyfî bir tavır sergileniyor. Bu tavrı öncelikle kı­ nıyoruz, eleştiriyoruz. Bu tavrı kamuoyunu anlatmaya devam edeceğiz.  - 5 4 8 -
Sayfa 87 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri  okutup birlikte işleme alacağım. Önerge sahiplerinin istemi hâlinde kendilerine ayrı ayrı söz  vereceğim.  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 8. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.  Atilla Kart Ali İhsan Köktürk İsa Gök  Konya Zonguldak Mersin  M. Akif Hamzaçebi Turgut Dibek Ali Rıza Öztürk  Trabzon Kırklareli Mersin  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 8. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Sırrı Sakık İbrahim Binici  Batman Muş Şanlıurfa  Şerafettin Halis Hamit Geylani Hasip Kaplan  Tunceli Hakkâri Şırnak  Akın Birdal Sebahat Tuncel Sevahir Bayındır  Diyarbakır İstanbul Şırnak  Osman Özçelik M. Nezir Karabaş Pervin Buldan  Siirt Bitlis İğdır  Bengi Yıldız  Batman  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Kart, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)  ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu  adına 8'inci maddeyle ilgili olarak vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım.  Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlarım, tasarının görüşmelerinin başından bu yana hep ifade ediyoruz: Toplumun  her kesiminin, herkesin temel hak ve özgürlüklerini tümden ihlal etmesi söz konusu olan bir tasarıyı  görüşüyoruz, eleştiri ve kaygılarımızı somut olarak dile getiriyoruz, somut olaylarla destekleyerek  bunları dile getiriyor ve Sayın Bakanın bu konuda kamuoyunu tatminkâr bir şekilde bilgilendirme­ sini ısrarla talep ediyoruz ancak Bakan ve Hükümetin geldiğimiz aşamada da karartma yapmaya,  bilgi kirliliği yaratmaya devam ettiğini görüyoruz. Bir oldubitti yaratarak ve bu endişe ve kaygıları­ mıza cevap verilmeyerek aslında kamuoyuna karşı duyarsız bir tavır sergileniyor, duyarsız olmakla  birlikte elbette bunun devamında da sorumsuz ve keyfî bir tavır sergileniyor. Bu tavrı öncelikle kı­ nıyoruz, eleştiriyoruz. Bu tavrı kamuoyunu anlatmaya devam edeceğiz.  - 5 4 8 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Değerli arkadaşlarım, bakın, 8'inci madde -bakıyoruz- istihbaratta, terörle mücadelede bir ko­ ordinasyon sağlamak amacıyla yeni bir birimin oluşturulmasından söz ediyor. Burada, istihbari bil­ gilerin, Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Millî İstihbarat Teşkilatı, Jandarma Genel  Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından bu tasarıyla ku­ rulması düşünülen, öngörülen Müsteşarlığa verileceğini ifade ediyor. Bu bilgiler doğrultusunda ya­ pılacak analiz ve değerlendirmelerden söz ediyor. Yani devletin istihbaratla ilgili bütün bilgilerini  ilgili birimler, MİT dâhil olmak üzere, Genelkurmay dâhil olmak üzere, jandarma dâhil olmak üzere  İçişleri Bakanlığı bünyesindeki bir alt birime aktarıyoruz. Bu tasarının esası bu.  Peki, burada Sayın Bakana huzurunuzda bir kez daha somut olarak soruyoruz: Türkiye Cum- huriyeti'nin MİT diye bir teşkilatı var. 2937 sayılı Yasa'yla kurulmuş ve hâlen de faal, faaliyetini  sürdürüyor. Bu Kanun'un, 2937 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesi "Millî İstihbarat Teşkilatının gö­ revleri şunlardır" diyor.  "Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne..." vesaire diye başlıyor "...yönel­ tilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında millî güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluştur­ mak. .." Yani koordine etmek, bunları bir araya getirmek.  Devam ediyor: "Kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat ve istihbarata karşı koyma faaliyetle­ rine teknik konularda müşavirlik yapmak ve koordinasyonun sağlanmasında yardımcı olmak."  Ve "İstihbarata karşı koymak." diye devam ediyor.  Sayın Bakan, geldiğimiz bu noktada, bu konuda gerçekten kamuoyunu ve Meclisi bilgilendir­ mek zorundasınız. Üç yıl evvel, bu Parlamento, size, bu Hükümete bir yetki verdi. Neydi o yetki?  Başbakanlık Teşkilat Yasası'nda değişiklik yapıldı, o tasarının 1 'inci maddesiyle terörle mücadelede  koordinasyonu sağlamak amacıyla Başbakanlığa yetki verildi.  Peki, aradan geçen üç yılın sonunda, üç buçuk yılın sonunda, neden Başbakanlığın bünyesindeki  bu yetkiyi, bu yapılandırmayı, bürokratik yapıyı, hiyerarşik yapıyı altüst etmek pahasına alıyoruz, İç­ işleri Bakanlığı bünyesindeki bir birime aktarıyoruz?  Başbakanlığın terörle mücadelede koordinasyonu sağlayacak bürokratik bir iradesi yok mu? Si­ yasi iradesi yeterli değil mi? Neden böyle bir düzenleme ihtiyacı duyuluyor? Başbakanlığın başara­ madığını İçişleri Bakanlığı bünyesindeki bir birim mi başaracak? Bu birimin özelliği nedir? Bu  birimin mahareti nedir? Bu birimin niteliği nedir? Bunu neden açıklamıyorsunuz? Bu temel gerek­ çeyi, bu değişikliği yaratan temel gerekçeyi kamuoyuna neden açıklamak istemiyorsunuz?  Değerli arkadaşlarım, bu temel çelişki konusunda Hükümetin ve Bakanın kamuoyunu bilgilen­ dirmesi gerekir. Bu bilgilendirmeyi yapmadığı takdirde, bu konuda tatminkâr bir açıklama yapılma­ dığı takdirde dile getirdiğimiz endişelerin, uyarıların ne kadar önemli olduğu, ne kadar ciddi olduğu  bir kez daha doğrulanmış olacak.  Bakın, bu konudaki bilgilendirme yeterli bir şekilde yapılmadığı takdirde ...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  - 5 4 9 -
Sayfa 88 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Değerli arkadaşlarım, bakın, 8'inci madde -bakıyoruz- istihbaratta, terörle mücadelede bir ko­ ordinasyon sağlamak amacıyla yeni bir birimin oluşturulmasından söz ediyor. Burada, istihbari bil­ gilerin, Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Millî İstihbarat Teşkilatı, Jandarma Genel  Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından bu tasarıyla ku­ rulması düşünülen, öngörülen Müsteşarlığa verileceğini ifade ediyor. Bu bilgiler doğrultusunda ya­ pılacak analiz ve değerlendirmelerden söz ediyor. Yani devletin istihbaratla ilgili bütün bilgilerini  ilgili birimler, MİT dâhil olmak üzere, Genelkurmay dâhil olmak üzere, jandarma dâhil olmak üzere  İçişleri Bakanlığı bünyesindeki bir alt birime aktarıyoruz. Bu tasarının esası bu.  Peki, burada Sayın Bakana huzurunuzda bir kez daha somut olarak soruyoruz: Türkiye Cum- huriyeti'nin MİT diye bir teşkilatı var. 2937 sayılı Yasa'yla kurulmuş ve hâlen de faal, faaliyetini  sürdürüyor. Bu Kanun'un, 2937 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesi "Millî İstihbarat Teşkilatının gö­ revleri şunlardır" diyor.  "Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne..." vesaire diye başlıyor "...yönel­ tilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında millî güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluştur­ mak. .." Yani koordine etmek, bunları bir araya getirmek.  Devam ediyor: "Kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat ve istihbarata karşı koyma faaliyetle­ rine teknik konularda müşavirlik yapmak ve koordinasyonun sağlanmasında yardımcı olmak."  Ve "İstihbarata karşı koymak." diye devam ediyor.  Sayın Bakan, geldiğimiz bu noktada, bu konuda gerçekten kamuoyunu ve Meclisi bilgilendir­ mek zorundasınız. Üç yıl evvel, bu Parlamento, size, bu Hükümete bir yetki verdi. Neydi o yetki?  Başbakanlık Teşkilat Yasası'nda değişiklik yapıldı, o tasarının 1 'inci maddesiyle terörle mücadelede  koordinasyonu sağlamak amacıyla Başbakanlığa yetki verildi.  Peki, aradan geçen üç yılın sonunda, üç buçuk yılın sonunda, neden Başbakanlığın bünyesindeki  bu yetkiyi, bu yapılandırmayı, bürokratik yapıyı, hiyerarşik yapıyı altüst etmek pahasına alıyoruz, İç­ işleri Bakanlığı bünyesindeki bir birime aktarıyoruz?  Başbakanlığın terörle mücadelede koordinasyonu sağlayacak bürokratik bir iradesi yok mu? Si­ yasi iradesi yeterli değil mi? Neden böyle bir düzenleme ihtiyacı duyuluyor? Başbakanlığın başara­ madığını İçişleri Bakanlığı bünyesindeki bir birim mi başaracak? Bu birimin özelliği nedir? Bu  birimin mahareti nedir? Bu birimin niteliği nedir? Bunu neden açıklamıyorsunuz? Bu temel gerek­ çeyi, bu değişikliği yaratan temel gerekçeyi kamuoyuna neden açıklamak istemiyorsunuz?  Değerli arkadaşlarım, bu temel çelişki konusunda Hükümetin ve Bakanın kamuoyunu bilgilen­ dirmesi gerekir. Bu bilgilendirmeyi yapmadığı takdirde, bu konuda tatminkâr bir açıklama yapılma­ dığı takdirde dile getirdiğimiz endişelerin, uyarıların ne kadar önemli olduğu, ne kadar ciddi olduğu  bir kez daha doğrulanmış olacak.  Bakın, bu konudaki bilgilendirme yeterli bir şekilde yapılmadığı takdirde ...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  - 5 4 9 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  ATİLLA KART (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Bu konuda kamuoyu yeterince tatminkâr bir şekilde bilgilendirilmediği takdirde, bu tasarının ça­ tısı tümden çöküyor. Terörle mücadeleden söz ediyorsunuz, koordinasyondan söz ediyorsunuz, dev­ letin bütün organlarına hâkim olan, bütün organları emrinde olan, kendisine tabi olan Başbakanlık bu  koordinasyonu başaramıyor, kalkıyorsunuz Başbakanlığın başaramadığını İçişleri Bakanlığı bünye­ sindeki bir alt birimin, yeni bir birimin emrine veriyorsunuz. Bu nasıl bir yapıdır ki, bu ne kadar  güçlü bir yapıdır ki, İçişleri Bakanlığı bünyesindeki bu alt birim o kadar güçlü ki devletin bürokra­ tik yapısını altüst etmek pahasına, Başbakanlığı aslında refüze etmek pahasına, Başbakanlığı aslında  siyaseten rencide etmek pahasına böyle bir düzenlemenin yapılması göze alınıyor? Bu, gerçekten  cevaplandırılması gereken bir sorudur. Bu, endişelerimizin doğruluğunu gösteren bir bulgudur.  Bunu Genel Kurulun bilgilerine bir kez daha sunuyor, Genel kurulu saygıyla selamlıyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kart.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Aynı mahiyette bir önerge daha vardı.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, BDP'nin önergesi vardı.  BAŞKAN - Bu defa, gerçekten size çok teşekkür ederim Sayın Genç. (Alkışlar)  Otomatiğe bağlanmış gibi gidiyoruz.  Çok teşekkür ederim.  Sayın Kurtulan, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  FATMA KURTULAN (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarı­ nın 8'inci maddesinde verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükümetin Kürt sorununun çözümü yönünde olumlu  adımlar atması beklenirken Kürt sorununun güvenlik kaygısı algısı çerçevesinde ele alınması zihni­ yetinin daha da kemikleşmiş olduğunu görmek bizleri derinden kaygılandırmaktadır. Öyle görülüyor  ki Hükümet bize kaybettiren savaşın devamı anlamına gelen düzenlemeleri hayata geçirmekte kararlı.  Kürt açılımı olarak başlayan süreç sonuç itibarıyla Millî Birlik Projesi'ne dönüşmüş ve soruna  yönelik Millî Güvenlik Kurulundan habersiz tek adım atılamaz duruma gelinmiştir.  Türkiye'de görev başına gelen hükümetlerin ilk iş olarak MGK'yı toplaması, Kürtlerin taleple­ rine karşı askerin belirlediği ortak tutumun karara bağlanması dışında yorumlanamaz.  AKP döneminde partilerin izleyeceği siyasete yön verildiği Millî Güvenlik Kurulu ve askerî bü­ rokrasi kararlarda etkin konuma getirilmiştir. İktidar Partisinin siyaseti hizaya sokma mercisi olarak  gördükleri Genelkurmay Başkanlığı, siyasi konular hakkında brifingler verece'k kadar siyasallaşmış,  ellerini masaya vurarak "Sabrımızı taşırmayın." diyecek kadar da açıktan darbe tehditleri yapabilecek  bir konuma gelmiştir. Askerî bürokrasinin açık şekilde söz sahibi olduğu siyaset üzerindeki askerî ve­ sayeti kaldıracak radikal bir değişikliğe gidememiş, Hükümet, yedi yıl boyunca Kürt sorunuyla ilgili  tek bir adım bile atmamıştır. Devlet kurumlarının şeffaflaşmasını sağlayacak etkin düzenlemeler yap­ mak yerine, kendi demokrasi anlayışını dikte etmeye çalışmış, antidemokratik kurumlara ve yasalara  dokunmadan kenarından köşesinden birkaç değişiklikle demokratik çevreleri, etnik unsurları, aydın­ ları ve Kürtleri demokratik olduklarına inandırmaya çalışmış, buradan rant sağlamaya çalışmıştır.  - 5 5 0 -
Sayfa 89 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  ATİLLA KART (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Bu konuda kamuoyu yeterince tatminkâr bir şekilde bilgilendirilmediği takdirde, bu tasarının ça­ tısı tümden çöküyor. Terörle mücadeleden söz ediyorsunuz, koordinasyondan söz ediyorsunuz, dev­ letin bütün organlarına hâkim olan, bütün organları emrinde olan, kendisine tabi olan Başbakanlık bu  koordinasyonu başaramıyor, kalkıyorsunuz Başbakanlığın başaramadığını İçişleri Bakanlığı bünye­ sindeki bir alt birimin, yeni bir birimin emrine veriyorsunuz. Bu nasıl bir yapıdır ki, bu ne kadar  güçlü bir yapıdır ki, İçişleri Bakanlığı bünyesindeki bu alt birim o kadar güçlü ki devletin bürokra­ tik yapısını altüst etmek pahasına, Başbakanlığı aslında refüze etmek pahasına, Başbakanlığı aslında  siyaseten rencide etmek pahasına böyle bir düzenlemenin yapılması göze alınıyor? Bu, gerçekten  cevaplandırılması gereken bir sorudur. Bu, endişelerimizin doğruluğunu gösteren bir bulgudur.  Bunu Genel Kurulun bilgilerine bir kez daha sunuyor, Genel kurulu saygıyla selamlıyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kart.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Aynı mahiyette bir önerge daha vardı.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Başkan, BDP'nin önergesi vardı.  BAŞKAN - Bu defa, gerçekten size çok teşekkür ederim Sayın Genç. (Alkışlar)  Otomatiğe bağlanmış gibi gidiyoruz.  Çok teşekkür ederim.  Sayın Kurtulan, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  FATMA KURTULAN (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarı­ nın 8'inci maddesinde verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükümetin Kürt sorununun çözümü yönünde olumlu  adımlar atması beklenirken Kürt sorununun güvenlik kaygısı algısı çerçevesinde ele alınması zihni­ yetinin daha da kemikleşmiş olduğunu görmek bizleri derinden kaygılandırmaktadır. Öyle görülüyor  ki Hükümet bize kaybettiren savaşın devamı anlamına gelen düzenlemeleri hayata geçirmekte kararlı.  Kürt açılımı olarak başlayan süreç sonuç itibarıyla Millî Birlik Projesi'ne dönüşmüş ve soruna  yönelik Millî Güvenlik Kurulundan habersiz tek adım atılamaz duruma gelinmiştir.  Türkiye'de görev başına gelen hükümetlerin ilk iş olarak MGK'yı toplaması, Kürtlerin taleple­ rine karşı askerin belirlediği ortak tutumun karara bağlanması dışında yorumlanamaz.  AKP döneminde partilerin izleyeceği siyasete yön verildiği Millî Güvenlik Kurulu ve askerî bü­ rokrasi kararlarda etkin konuma getirilmiştir. İktidar Partisinin siyaseti hizaya sokma mercisi olarak  gördükleri Genelkurmay Başkanlığı, siyasi konular hakkında brifingler verece'k kadar siyasallaşmış,  ellerini masaya vurarak "Sabrımızı taşırmayın." diyecek kadar da açıktan darbe tehditleri yapabilecek  bir konuma gelmiştir. Askerî bürokrasinin açık şekilde söz sahibi olduğu siyaset üzerindeki askerî ve­ sayeti kaldıracak radikal bir değişikliğe gidememiş, Hükümet, yedi yıl boyunca Kürt sorunuyla ilgili  tek bir adım bile atmamıştır. Devlet kurumlarının şeffaflaşmasını sağlayacak etkin düzenlemeler yap­ mak yerine, kendi demokrasi anlayışını dikte etmeye çalışmış, antidemokratik kurumlara ve yasalara  dokunmadan kenarından köşesinden birkaç değişiklikle demokratik çevreleri, etnik unsurları, aydın­ ları ve Kürtleri demokratik olduklarına inandırmaya çalışmış, buradan rant sağlamaya çalışmıştır.  - 5 5 0 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  29 Mart yerel seçimlerinde Kürtlerden umduğunu bulamayınca "Açılım" adı altında âdeta bir  hesap sorma projesi başlatmış ve Millî Güvenlik Kurulunda vardıkları ortak karar gereği Kürtlere  savaş açılmıştır.  Kürtlere karşı savaş senaryoları hazırlayan Hükümet, bölgede âdeta bir sıkıyönetim ve zulüm re­ jimini hayata geçirmiştir. Kürtler topluca linç edilmiş, evlerine girilmiş, yerlerde sürüklenmiş, iş­ kencelerden geçirilmiş, hakarete uğramış, çocukları slogan attığı için yaşlarınca ceza verilmiş,  belediye başkanları tutuklanmıştır. Buna tepki gösterenlere karşı ise Sayın Mehdi Eker, Kürtlere, asit  kuyularını, faili meçhulleri hatırlatarak "Kelepçeye razı olun." demiştir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokratik olmayan Hükümetin kendini "demokratik"  olarak gösterme çabası her seferinde imza attığı antidemokratik uygulamalarla teşhir olmuş, Kürt  sorununa kesin çözüm bulma iddiasıyla başlayan açılım, neticede Kürt siyasetinin tasfiye edileceği  bir projeye dönüşmüştür.  Hükûmetüstü ve partilerüstü bir kurum olan MGK'nın kimi üyeleri silahlı terör örgütü mensubu  olmak suçundan yargılandığı hâlde bu kurum hâlâ ülkemizde son sözü söyleme yetkisine sahip. Bu­ güne kadar hiçbir hükümet ona danışmadan adım atmazken bu kuruma güvenilerek çeteler kurul­ muş, her silahlı birim kendine bağlı bir Kürtlerle mücadele birimi oluşturmuştur.  Millî Güvenlik Kurulunun sivilleştiği iddia edilen Anayasa'nın 118'inci maddesinde yapılan  değişiklik, askerlerin geniş kapsamlı millî güvenlik siyasetinin belirlenmesindeki ağırlığını ortadan  kaldıracak bir nitelik taşımıyor. Söz konusu değişiklikle başbakan yardımcıları ve Adalet Bakanı da  İçişleri, Millî Savunma ve Dışişleri Bakanı gibi Millî Güvenlik Kurulunun tabii üyeleri yapılmış,  "MGK kararları Bakanlar Kurulunda öncelikle dikkate alınır." ibaresi".. .değerlendirilir." ibaresiyle  değiştirilmiştir.  Askerin, Meclis kapısından önce partilerin zihniyetinden ve siyasetinden uzaklaşması gerek­ mektedir. MGK tasfiye edilmeli, siyaset askerî vesayet altından çıkarılmalıdır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu gerçeği herkesin iyi kavraması gerekiyor. Kürt sorunu,  geldiğimiz noktada Kürtlerin hak ve taleplerinin karşılık bulduğu yasal bir zeminde çözüme bağlan­ mazsa mevcut yöntemler bugün nasıl geçerliliğini yitirmişse "tek millet ve tek dil" ile özetlenebile­ cek devletin resmî ideolojisi ve bu zihniyetin tutkulu sahipleri yakında köhnemiş ideolojileri ile yok  olmaktan kurtulamayacaktır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FATMA KURTULAN (Devamla) - Teşekkürler.  Şunu belirtmeliyim ki Kürt sorunu, özgürlük, adalet, demokrasi, insan hakları ve hak hukuk so­ runudur. Bu nedenle, reddettiğimiz Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı yerine bir akil insanlar  komisyonu kurulup sivil siyasetin önü açılarak Türkiye'de herkesin, her kesimin eşit haklara sahip  olduğu yasal düzenlemeler yapılarak bir an önce hayata geçirilmelidir diyorum, hepimizi saygıyla se­ lamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kurtulan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  - 5 5 1 -
Sayfa 90 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  29 Mart yerel seçimlerinde Kürtlerden umduğunu bulamayınca "Açılım" adı altında âdeta bir  hesap sorma projesi başlatmış ve Millî Güvenlik Kurulunda vardıkları ortak karar gereği Kürtlere  savaş açılmıştır.  Kürtlere karşı savaş senaryoları hazırlayan Hükümet, bölgede âdeta bir sıkıyönetim ve zulüm re­ jimini hayata geçirmiştir. Kürtler topluca linç edilmiş, evlerine girilmiş, yerlerde sürüklenmiş, iş­ kencelerden geçirilmiş, hakarete uğramış, çocukları slogan attığı için yaşlarınca ceza verilmiş,  belediye başkanları tutuklanmıştır. Buna tepki gösterenlere karşı ise Sayın Mehdi Eker, Kürtlere, asit  kuyularını, faili meçhulleri hatırlatarak "Kelepçeye razı olun." demiştir.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokratik olmayan Hükümetin kendini "demokratik"  olarak gösterme çabası her seferinde imza attığı antidemokratik uygulamalarla teşhir olmuş, Kürt  sorununa kesin çözüm bulma iddiasıyla başlayan açılım, neticede Kürt siyasetinin tasfiye edileceği  bir projeye dönüşmüştür.  Hükûmetüstü ve partilerüstü bir kurum olan MGK'nın kimi üyeleri silahlı terör örgütü mensubu  olmak suçundan yargılandığı hâlde bu kurum hâlâ ülkemizde son sözü söyleme yetkisine sahip. Bu­ güne kadar hiçbir hükümet ona danışmadan adım atmazken bu kuruma güvenilerek çeteler kurul­ muş, her silahlı birim kendine bağlı bir Kürtlerle mücadele birimi oluşturmuştur.  Millî Güvenlik Kurulunun sivilleştiği iddia edilen Anayasa'nın 118'inci maddesinde yapılan  değişiklik, askerlerin geniş kapsamlı millî güvenlik siyasetinin belirlenmesindeki ağırlığını ortadan  kaldıracak bir nitelik taşımıyor. Söz konusu değişiklikle başbakan yardımcıları ve Adalet Bakanı da  İçişleri, Millî Savunma ve Dışişleri Bakanı gibi Millî Güvenlik Kurulunun tabii üyeleri yapılmış,  "MGK kararları Bakanlar Kurulunda öncelikle dikkate alınır." ibaresi".. .değerlendirilir." ibaresiyle  değiştirilmiştir.  Askerin, Meclis kapısından önce partilerin zihniyetinden ve siyasetinden uzaklaşması gerek­ mektedir. MGK tasfiye edilmeli, siyaset askerî vesayet altından çıkarılmalıdır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu gerçeği herkesin iyi kavraması gerekiyor. Kürt sorunu,  geldiğimiz noktada Kürtlerin hak ve taleplerinin karşılık bulduğu yasal bir zeminde çözüme bağlan­ mazsa mevcut yöntemler bugün nasıl geçerliliğini yitirmişse "tek millet ve tek dil" ile özetlenebile­ cek devletin resmî ideolojisi ve bu zihniyetin tutkulu sahipleri yakında köhnemiş ideolojileri ile yok  olmaktan kurtulamayacaktır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FATMA KURTULAN (Devamla) - Teşekkürler.  Şunu belirtmeliyim ki Kürt sorunu, özgürlük, adalet, demokrasi, insan hakları ve hak hukuk so­ runudur. Bu nedenle, reddettiğimiz Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı yerine bir akil insanlar  komisyonu kurulup sivil siyasetin önü açılarak Türkiye'de herkesin, her kesimin eşit haklara sahip  olduğu yasal düzenlemeler yapılarak bir an önce hayata geçirilmelidir diyorum, hepimizi saygıyla se­ lamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kurtulan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  - 5 5 1 - TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının teşkilat ve gö­ revleri hakkında kanun tasarısının 8'inci maddesinin başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştiril­ mesini arz ederiz.  İstihbarat Koordinasyon Merkezi  Madde - 8: (1) Terörle mücadele alanında oluşturulacak stratejiler ile alınacak tedbirlere esasa  olmak üzere, ilgili birimlerden gerekli istihbaratın alınması ve koordinasyonu amacıyla doğrudan  müsteşara bağlı istihbarat koordinasyon merkezi oluşturulur. Bu çerçevede güvenlik kuruluşları ve  istihbarat birimleri ile Dışişleri Bakanlığınca elde edilecek önemli bilgi ve istihbarat bu merkezde ko- ordine edilir.  Beytullah Asil (Eskişehir) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Sipahi, buyurun.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Sayın Başkan, sizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Bölüm hakkındaki konuşmamda da belirttiğim gibi, 3 Ekim 2008 Aktütün baskınından ve 18 şe­ hitten sonra, kamuoyunu yatıştırmak için Hükümet ilgililerinin yaptığı açıklamalar arasında, bu ko­ nuda yeni bir teşkilatlanmaya gidileceği de vardı ancak bu, o zaman gösterilen aciliyet maalesef beş  ay sonra ancak Millî Güvenlik Kurulu gündemine gelebildi. Şimdi, on altı ay sonra da karşımıza bir  kanun tasarısı olarak geliyor.  Hükümetin terörle mücadele konusunda bir bahanesinin kalmasını arzu etmiyoruz muhalefet  olarak. Onun için de on altı aylık bir çalışmadan sonra önümüze çıkan bu garabeti, bu hilkat garibe­ sini, sağını solunu düzeltmek, biraz anlaşılır ve işe yarar hâle getirmek, kullanılan kavramlarla uyumlu  hâle getirmek için değişiklik önergeleri veriyoruz fakat maalesef Komisyon ve Sayın Bakan bu iyi  niyetli ikazları anlamamakta ısrar ediyorlar.  Sayın Bakan, en üstte politika vardır, onun altında strateji, onun altında operatif, onun altında  ise taktik. Politikayı politikacılar yapar yani Hükümetiniz yapar, Mecliste milletvekilleri yapar. Siz,  bu Müsteşarlıktaki kerameti kendinden menkul birtakım uzmanlara politika yaptırırsanız, terörle mü­ cadele politikasından sorumlu tutarsanız, tekrar ediyorum, siz ne yapacaksınız? Herhalde siz de en  alttaki dinleme taktikleriyle uğraşacaksınız. Yani cehaletin bu kadarı için ancak okumak gerekir!  Diğer bir konu: İstihbaratta bir "stratejik istihbarat" tabiri geçiyor. İstihbaratın önem ve önce­ liği stratejik olup olmamasına bağlı değildir. Örnek: Bingöl'deki 33 erle ilgili katliam. Basit bir tak­ tik anlamdaki yol kesme istihbaratı gerçekleştiğinde sonuç olarak stratejik, politik çok büyük bir olay  hâline gelir. Önemli olan istihbaratın taktiği, stratejisi değil, taşıdığı önemdir. O taşıdığı önem de  gerçekleşmesiyle ortaya çıkar. "Stratejik istihbarat" tabirini nereden çıkarttınız? Tekrar ediyorum,  bazen çok küçük bir taktik istihbarat hayati önem taşır. Demek ki bunu hazırlayanlar en küçük bir  istihbarat nosyonuna da sahip değiller.  - 5 5 2 -
Sayfa 91 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının teşkilat ve gö­ revleri hakkında kanun tasarısının 8'inci maddesinin başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştiril­ mesini arz ederiz.  İstihbarat Koordinasyon Merkezi  Madde - 8: (1) Terörle mücadele alanında oluşturulacak stratejiler ile alınacak tedbirlere esasa  olmak üzere, ilgili birimlerden gerekli istihbaratın alınması ve koordinasyonu amacıyla doğrudan  müsteşara bağlı istihbarat koordinasyon merkezi oluşturulur. Bu çerçevede güvenlik kuruluşları ve  istihbarat birimleri ile Dışişleri Bakanlığınca elde edilecek önemli bilgi ve istihbarat bu merkezde ko- ordine edilir.  Beytullah Asil (Eskişehir) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Sayın Sipahi, buyurun.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Sayın Başkan, sizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Bölüm hakkındaki konuşmamda da belirttiğim gibi, 3 Ekim 2008 Aktütün baskınından ve 18 şe­ hitten sonra, kamuoyunu yatıştırmak için Hükümet ilgililerinin yaptığı açıklamalar arasında, bu ko­ nuda yeni bir teşkilatlanmaya gidileceği de vardı ancak bu, o zaman gösterilen aciliyet maalesef beş  ay sonra ancak Millî Güvenlik Kurulu gündemine gelebildi. Şimdi, on altı ay sonra da karşımıza bir  kanun tasarısı olarak geliyor.  Hükümetin terörle mücadele konusunda bir bahanesinin kalmasını arzu etmiyoruz muhalefet  olarak. Onun için de on altı aylık bir çalışmadan sonra önümüze çıkan bu garabeti, bu hilkat garibe­ sini, sağını solunu düzeltmek, biraz anlaşılır ve işe yarar hâle getirmek, kullanılan kavramlarla uyumlu  hâle getirmek için değişiklik önergeleri veriyoruz fakat maalesef Komisyon ve Sayın Bakan bu iyi  niyetli ikazları anlamamakta ısrar ediyorlar.  Sayın Bakan, en üstte politika vardır, onun altında strateji, onun altında operatif, onun altında  ise taktik. Politikayı politikacılar yapar yani Hükümetiniz yapar, Mecliste milletvekilleri yapar. Siz,  bu Müsteşarlıktaki kerameti kendinden menkul birtakım uzmanlara politika yaptırırsanız, terörle mü­ cadele politikasından sorumlu tutarsanız, tekrar ediyorum, siz ne yapacaksınız? Herhalde siz de en  alttaki dinleme taktikleriyle uğraşacaksınız. Yani cehaletin bu kadarı için ancak okumak gerekir!  Diğer bir konu: İstihbaratta bir "stratejik istihbarat" tabiri geçiyor. İstihbaratın önem ve önce­ liği stratejik olup olmamasına bağlı değildir. Örnek: Bingöl'deki 33 erle ilgili katliam. Basit bir tak­ tik anlamdaki yol kesme istihbaratı gerçekleştiğinde sonuç olarak stratejik, politik çok büyük bir olay  hâline gelir. Önemli olan istihbaratın taktiği, stratejisi değil, taşıdığı önemdir. O taşıdığı önem de  gerçekleşmesiyle ortaya çıkar. "Stratejik istihbarat" tabirini nereden çıkarttınız? Tekrar ediyorum,  bazen çok küçük bir taktik istihbarat hayati önem taşır. Demek ki bunu hazırlayanlar en küçük bir  istihbarat nosyonuna da sahip değiller.  - 5 5 2 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Bir başka konu: İstihbaratın değerlendirmesi bu merkezde yapılacakmış. Arkadaşlar, merkezin  görevi ne? Koordinasyon. Koordinasyon yapan bir merkez neyin değerlendirmesini yapacak? Bakın,  istihbaratta iki tane kavram vardır: Bir tanesi kıymetlendirme, ikincisi değerlendirme. Bunlardan kıy­ metlendirme, haberin doğruluk derecesi ile haber kaynağının güvenilirlik derecesini gösteren bir  harf ve rakam kodundan meydana gelir. Değerlendirme ise haber kaynaklarından elde edilen bilgi­ lerin birbirleriyle ilişkilendirilip, yorumlanıp haberlerin istihbarat hâline getirilmesi ve ilgililere, ih­ tiyacı olanlara verilmesidir. Anladığım kadarıyla, bunu hazırlayanlar "değerlendirme" tabirinin ne  demek olduğundan da bihaberler. Devletin en üst istihbarat kurumu olan Millî İstihbarat Teşkilatı  değerlendirme yapmasını beceremeyecek, sizin kerameti kendinden menkul uzmanlarınız değerlen­ dirme yapacak! Kusura bakmayın, bu yasa, bu haliyle suya tersten dalma yasasıdır, devenin neresi  doğru yasasıdır!  Evet, buradan şimdi bir başka konuya geçeceğim.  Terörle mücadele için, malumunuz, bir üçlü mekanizma var. Üçlü mekanizma kimler arasında?  Türkiye, Amerika ve Irak. Geçenlerde Ankara'da bu üçlü mekanizma, güya terörle mücadeleye çare  bulup stratejiler üretmek için toplantı yaptı, Sayın Bakan da oradaydı. Şimdi, Allah aşkına, terörle mü­ cadelede Türkiye'ye reçete verecek olan şu kurumun yapısına bakın: Bizim tarafta açılımcılar, Ame­ rikan tarafında çuvalcılar, Irak tarafında ise kendi başkentinde korumaktan aciz işgal altındaki  zavallılar. Bunlar birleşecekler, terörle mücadelede Türkiye'nin derdine derman olacaklar. Kusura  bakmayın Sayın Bakan, bu, milleti kandırmaktır; bu, milleti aldatmaktır.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan dinlemiyor.  ŞENOL BAL (İzmir) - Dinleyin Sayın Bakan!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Haa, bu çuvalcı generali böyle bir makamda nasıl kabul  ettiniz? Bunun elini sıkarken hiç mi onurunuz, gururunuz kırılmadı? Millet adına ben size bunu so­ ruyorum.  Efendim, bu çuvalcı generalle ilgili bir hususu daha anlatayım. Hazır davet etmişken, bunun  yardımcısı vardı Albay Mayville -esas çuval olayını gerçekleştiren oydu- keşke onu da çağırıp  AKP'nin bir üstün hizmet madalyasını da Albay Mayville'e takdim etseydiniz Sayın Bakan.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan dinlemiyor.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Evet, üçlü mekanizmada, açılımcılar, zavallılar ve çu­ valcılar yan yana. Biz, Türk askerinin başına çuval geçirenlerle, o çuvalı hazmede hazmede yutan­ lara daha önceki konuşmamda "ruh ikizi" tabirini kullanmıştık. Sayın Başbakandan mülhem olarak  bundan sonra, anladığım kadarıyla "tek yumurta ikizi" tabirini kullanacağız. (MHP sıralarından  alkışlar)  Evet, benim bu konudaki yüce Meclise sunacağım görüşlerim bunlar.  Bu arada, bir Sayın Bakan, haddini aşarak muhalefet için, adam gibi muhalefete ihtiyacı oldu­ ğunu belirtmiş. Ben de kendi Başbakanı için "Lavaboya süpürmeyin de bunu kullanın." diyen bu  Başmüzakereci arkadaşı başlavabocu unvanıyla milletin takdirlerine sunuyorum.  Yüce Meclise saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)  - 5 5 3 -
Sayfa 92 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Bir başka konu: İstihbaratın değerlendirmesi bu merkezde yapılacakmış. Arkadaşlar, merkezin  görevi ne? Koordinasyon. Koordinasyon yapan bir merkez neyin değerlendirmesini yapacak? Bakın,  istihbaratta iki tane kavram vardır: Bir tanesi kıymetlendirme, ikincisi değerlendirme. Bunlardan kıy­ metlendirme, haberin doğruluk derecesi ile haber kaynağının güvenilirlik derecesini gösteren bir  harf ve rakam kodundan meydana gelir. Değerlendirme ise haber kaynaklarından elde edilen bilgi­ lerin birbirleriyle ilişkilendirilip, yorumlanıp haberlerin istihbarat hâline getirilmesi ve ilgililere, ih­ tiyacı olanlara verilmesidir. Anladığım kadarıyla, bunu hazırlayanlar "değerlendirme" tabirinin ne  demek olduğundan da bihaberler. Devletin en üst istihbarat kurumu olan Millî İstihbarat Teşkilatı  değerlendirme yapmasını beceremeyecek, sizin kerameti kendinden menkul uzmanlarınız değerlen­ dirme yapacak! Kusura bakmayın, bu yasa, bu haliyle suya tersten dalma yasasıdır, devenin neresi  doğru yasasıdır!  Evet, buradan şimdi bir başka konuya geçeceğim.  Terörle mücadele için, malumunuz, bir üçlü mekanizma var. Üçlü mekanizma kimler arasında?  Türkiye, Amerika ve Irak. Geçenlerde Ankara'da bu üçlü mekanizma, güya terörle mücadeleye çare  bulup stratejiler üretmek için toplantı yaptı, Sayın Bakan da oradaydı. Şimdi, Allah aşkına, terörle mü­ cadelede Türkiye'ye reçete verecek olan şu kurumun yapısına bakın: Bizim tarafta açılımcılar, Ame­ rikan tarafında çuvalcılar, Irak tarafında ise kendi başkentinde korumaktan aciz işgal altındaki  zavallılar. Bunlar birleşecekler, terörle mücadelede Türkiye'nin derdine derman olacaklar. Kusura  bakmayın Sayın Bakan, bu, milleti kandırmaktır; bu, milleti aldatmaktır.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan dinlemiyor.  ŞENOL BAL (İzmir) - Dinleyin Sayın Bakan!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Haa, bu çuvalcı generali böyle bir makamda nasıl kabul  ettiniz? Bunun elini sıkarken hiç mi onurunuz, gururunuz kırılmadı? Millet adına ben size bunu so­ ruyorum.  Efendim, bu çuvalcı generalle ilgili bir hususu daha anlatayım. Hazır davet etmişken, bunun  yardımcısı vardı Albay Mayville -esas çuval olayını gerçekleştiren oydu- keşke onu da çağırıp  AKP'nin bir üstün hizmet madalyasını da Albay Mayville'e takdim etseydiniz Sayın Bakan.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Bakan dinlemiyor.  KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) - Evet, üçlü mekanizmada, açılımcılar, zavallılar ve çu­ valcılar yan yana. Biz, Türk askerinin başına çuval geçirenlerle, o çuvalı hazmede hazmede yutan­ lara daha önceki konuşmamda "ruh ikizi" tabirini kullanmıştık. Sayın Başbakandan mülhem olarak  bundan sonra, anladığım kadarıyla "tek yumurta ikizi" tabirini kullanacağız. (MHP sıralarından  alkışlar)  Evet, benim bu konudaki yüce Meclise sunacağım görüşlerim bunlar.  Bu arada, bir Sayın Bakan, haddini aşarak muhalefet için, adam gibi muhalefete ihtiyacı oldu­ ğunu belirtmiş. Ben de kendi Başbakanı için "Lavaboya süpürmeyin de bunu kullanın." diyen bu  Başmüzakereci arkadaşı başlavabocu unvanıyla milletin takdirlerine sunuyorum.  Yüce Meclise saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)  - 5 5 3 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  AHMET YENİ (Samsun) - Ayıp, ayıp!  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, konuşmacı sözünü geri alsın.  Böyle bir söz söylenmemiştir; bir.  İkincisi: Sayın Egemen Bağış'ın böyle bir söz söylediği söz konusu değildir, belki başka biriyle  karıştırıyor, bunu bile doğru hatırlamıyor Sayın Başkan. Yani yarım yamalak bir şey söylüyor, o da  doğru değil ve ezber bilgilerle konuşuyor Sayın Başkan. Sözünü geri alsın lütfen.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 8'inci maddesinin l'inci fıkrasında geçen "alınması"  ibaresinin "edinilmesi" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Turan Kıratlı  Kırıkkale  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Anlam bütünlüğü sağlanması için değişlik yapılmıştır.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Lütfen gerekçesini izah etsinler, engellemeyi bıraksınlar Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 8'inci maddesinin 1 'inci fıkrasında geçen "stratejik is­ tihbaratın" ibaresinin "her türlü istihbaratın" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  - 5 5 4 -
Sayfa 93 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  AHMET YENİ (Samsun) - Ayıp, ayıp!  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, konuşmacı sözünü geri alsın.  Böyle bir söz söylenmemiştir; bir.  İkincisi: Sayın Egemen Bağış'ın böyle bir söz söylediği söz konusu değildir, belki başka biriyle  karıştırıyor, bunu bile doğru hatırlamıyor Sayın Başkan. Yani yarım yamalak bir şey söylüyor, o da  doğru değil ve ezber bilgilerle konuşuyor Sayın Başkan. Sözünü geri alsın lütfen.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 8'inci maddesinin l'inci fıkrasında geçen "alınması"  ibaresinin "edinilmesi" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Turan Kıratlı  Kırıkkale  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Anlam bütünlüğü sağlanması için değişlik yapılmıştır.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Lütfen gerekçesini izah etsinler, engellemeyi bıraksınlar Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 8'inci maddesinin 1 'inci fıkrasında geçen "stratejik is­ tihbaratın" ibaresinin "her türlü istihbaratın" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Veysi Kaynak  Kahramanmaraş  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  - 5 5 4 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Anlam bütünlüğü olması için değişlik yapılmıştır.  BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.  BAŞKAN - Karar yeter sayısını arayacağım.  8'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Oylamayı elektronik cihazla yapacağım yeniden.  Üç dakika süre veriyorum.  Oylama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır, madde kabul edilmiştir.  9'uncu maddenin başlığını okutuyorum:  Ana hizmet birimleri  MADDE 9- BAŞKAN - Madde üzerinde beş önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım,  sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  Önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 9'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinde geçen  "Planlama, koordinasyon ve sosyal destek" ibaresinin "Planlama ve Koordinasyon" olarak değişti­ rilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 9'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinde geçen  "Planlama, koordinasyon ve sosyal destek" ibaresinin "Planlama, Koordinasyon ve Stratejik Des­ tek" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Gülsen Orhan  Van  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın 9'uncu maddesinin (a) bendinin (5) numaralı alt bendinin aşa­ ğıdaki şekilde değiştirilmesini ve aynı bende aşağıdaki (6) numaralı alt bendin eklenmesini arz ve  teklif ederiz.  Kamil Erdal Sipahi Hasan Çalış Beytullah Asil  İzmir Karaman Eskişehir  Süleyman L. Yunusoğlu Nevzat Korkmaz  Trabzon İsparta  5) Müsteşarlıkça verilecek Sosyal Destek görevlerini ve diğer görevleri yapmak  6) Terörle mücadelede dönemsel hedefler belirlemek  - 5 5 5 -
Sayfa 94 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Anlam bütünlüğü olması için değişlik yapılmıştır.  BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.  BAŞKAN - Karar yeter sayısını arayacağım.  8'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Oylamayı elektronik cihazla yapacağım yeniden.  Üç dakika süre veriyorum.  Oylama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla oylama yapıldı)  BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır, madde kabul edilmiştir.  9'uncu maddenin başlığını okutuyorum:  Ana hizmet birimleri  MADDE 9- BAŞKAN - Madde üzerinde beş önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım,  sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  Önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 9'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinde geçen  "Planlama, koordinasyon ve sosyal destek" ibaresinin "Planlama ve Koordinasyon" olarak değişti­ rilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 9'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinde geçen  "Planlama, koordinasyon ve sosyal destek" ibaresinin "Planlama, Koordinasyon ve Stratejik Des­ tek" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Gülsen Orhan  Van  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın 9'uncu maddesinin (a) bendinin (5) numaralı alt bendinin aşa­ ğıdaki şekilde değiştirilmesini ve aynı bende aşağıdaki (6) numaralı alt bendin eklenmesini arz ve  teklif ederiz.  Kamil Erdal Sipahi Hasan Çalış Beytullah Asil  İzmir Karaman Eskişehir  Süleyman L. Yunusoğlu Nevzat Korkmaz  Trabzon İsparta  5) Müsteşarlıkça verilecek Sosyal Destek görevlerini ve diğer görevleri yapmak  6) Terörle mücadelede dönemsel hedefler belirlemek  - 5 5 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 9. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Madde 9- (1) Müsteşarlığın ana hizmet birimleri ve görevleri şunlardır:  a) Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek Daire Başkanlığı: Terörle mücadele politika ve  stratejileri kapsamında;  1) Güvenlik kuruluşları arasında bilgi paylaşımını ve koordinasyonu sağlamak,  2) Belirlenen politikalar ile sosyoekonomik politikaların uyumlu bir şekilde yürütülmesi için il­ gili kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak,  3) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  b) Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığı:  Terörle mücadele alanında;  1) Veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek, analiz ve değerlendirmeler yapmak,  2) Araştırma yapmak, yaptırmak ve bu alandaki bilimsel çalışmaları desteklemek,  3) Toplantı, sempozyum, seminer, eğitim ve benzeri etkinlikler düzenlemek,  4) Terörle Mücadele Raporu hazırlamak,  5) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri  yapmak.  c) İletişim Daire Başkanlığı: Terörle mücadele politikaları kapsamında;  1) Kamuoyunu bilgilendirmek,  2) Toplum desteğinin sağlanmasına yönelik faaliyetleri yürütmek,  3) İlgili kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının işbirliğini sağlamak,  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak,  ç) Dış İlişkiler Daire Başkanlığı: Terörle mücadeleye ilişkin;  1) Yabancı devletlerdeki faaliyet ve gelişmeleri Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diğer kurumlarla iş­ birliği içinde izlemek ve tedbirler geliştirmek,  2) Uluslararası gelişmeleri ve deneyimleri takip etmek ve uygulamaya kazandırmak,  3) İlgili uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak,  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  Atilla Kart Ali İhsan Köktürk Ali Rıza Öztürk  Konya Zonguldak  İsa Gök Ferit Mevlüt Aslanoğlu M. i  Mersin Malatya  Turgut Dibek  Kırklareli  BAŞKAN - Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım:  Mersin  . Akif Hamzaçebi  Trabzon  - 5 5 6 -
Sayfa 95 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 9. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Madde 9- (1) Müsteşarlığın ana hizmet birimleri ve görevleri şunlardır:  a) Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek Daire Başkanlığı: Terörle mücadele politika ve  stratejileri kapsamında;  1) Güvenlik kuruluşları arasında bilgi paylaşımını ve koordinasyonu sağlamak,  2) Belirlenen politikalar ile sosyoekonomik politikaların uyumlu bir şekilde yürütülmesi için il­ gili kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak,  3) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  b) Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığı:  Terörle mücadele alanında;  1) Veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek, analiz ve değerlendirmeler yapmak,  2) Araştırma yapmak, yaptırmak ve bu alandaki bilimsel çalışmaları desteklemek,  3) Toplantı, sempozyum, seminer, eğitim ve benzeri etkinlikler düzenlemek,  4) Terörle Mücadele Raporu hazırlamak,  5) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri  yapmak.  c) İletişim Daire Başkanlığı: Terörle mücadele politikaları kapsamında;  1) Kamuoyunu bilgilendirmek,  2) Toplum desteğinin sağlanmasına yönelik faaliyetleri yürütmek,  3) İlgili kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının işbirliğini sağlamak,  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak,  ç) Dış İlişkiler Daire Başkanlığı: Terörle mücadeleye ilişkin;  1) Yabancı devletlerdeki faaliyet ve gelişmeleri Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diğer kurumlarla iş­ birliği içinde izlemek ve tedbirler geliştirmek,  2) Uluslararası gelişmeleri ve deneyimleri takip etmek ve uygulamaya kazandırmak,  3) İlgili uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak,  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  Atilla Kart Ali İhsan Köktürk Ali Rıza Öztürk  Konya Zonguldak  İsa Gök Ferit Mevlüt Aslanoğlu M. i  Mersin Malatya  Turgut Dibek  Kırklareli  BAŞKAN - Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım:  Mersin  . Akif Hamzaçebi  Trabzon  - 5 5 6 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 9. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Sırrı Sakık İbrahim Binici  Batman Muş Şanlıurfa  Şerafettin Halis Hamit Geylani Hasip Kaplan  Tunceli Hakkâri Şırnak  Akın Birdal Sebahat Tuncel Sevahir Bayındır  Diyarbakır İstanbul Şırnak  Osman Özçelik M. Nezir Karabaş Pervin Buldan  Siirt Bitlis İğdır  Bengi Yıldız  Batman  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FEYZULLAH KIYIKLIK (İstanbul) - Katılmı­ yoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  AYLA AKAT ATA (Batman) - Akın Birdal, Diyarbakır Milletvekili.  BAŞKAN - Diyarbakır Milletvekili Sayın Akın Birdal, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan Kamu Dü­ zeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Tasarısı'na ilişkin bizim bu konudaki görüşümüz belli ve gerekçele­ rimizi her söz alan arkadaşımız anlatıyor ve ben de yine 9'uncu madde üzerine söz almış  bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.  Şimdi, bu tasarı gerekçesinin iki temel unsuru var. Birincisi, terörle mücadele vurgusu, ikincisi  de güvenlik ve istihbaratla ilgili birimler arasındaki iletişim ve eşgüdüm eksikliği. İki gün önceki  konuşmamızda istihbarat örgütlerini örnek vermiştim size, Ergenekon Cumhuriyet Savcısının Jİ- TEM'e ilişkin, bir istihbarat örgütüne ilişkin dört istihbarat örgüt kurumuna yazdığı yazının dört ku­ rumdan farklı gelişini örneklemiştim size. Şimdi bunu geçelim, istihbarat örgütlerini. Şimdi aslında  sorun şu: Türkiye'nin üyesi bulunduğu uluslararası ve bölgesel topluluklarda kabul ettiği birtakım  sözleşmeler, belgeler ve bildirgeler var. Örneğin, Paris Şartı'nın önemli bir hükmü var, ki biliyorsu­ nuz, Paris Şartı'nı hem dönemin Sayın Cumhurbaşkanı hem de Başbakan imzalamıştı. Şimdi örne­ ğin Paris Şartı'nda "Kamu düzeni ve güvenliği açısından şiddete dayalı olmayan toplantı ve gösteriler  izne bağlı değildir." der. Şimdi biz bunu kabul etmişiz ve bu Anayasa'nın 90'ıncı maddesi "Kabul edi­ len ulusal üstü belge ve sözleşmeler iç hukuk niteliğindedir." der ve buna göre derhal Hükümetin  2911 ve bununla ilişkili yasalar üzerinde değişiklik yapması gerekir ve bunu içselleştirmesi gerekir­ ken ne yazık ki bunu yok sayıyor ve buradan kaynaklanıyor. Şimdi sorun aslında bence hareket nok- - 5 5 7 -
Sayfa 96 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısının 9. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Sırrı Sakık İbrahim Binici  Batman Muş Şanlıurfa  Şerafettin Halis Hamit Geylani Hasip Kaplan  Tunceli Hakkâri Şırnak  Akın Birdal Sebahat Tuncel Sevahir Bayındır  Diyarbakır İstanbul Şırnak  Osman Özçelik M. Nezir Karabaş Pervin Buldan  Siirt Bitlis İğdır  Bengi Yıldız  Batman  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FEYZULLAH KIYIKLIK (İstanbul) - Katılmı­ yoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkan.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  AYLA AKAT ATA (Batman) - Akın Birdal, Diyarbakır Milletvekili.  BAŞKAN - Diyarbakır Milletvekili Sayın Akın Birdal, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  AKIN BİRDAL (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan Kamu Dü­ zeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Tasarısı'na ilişkin bizim bu konudaki görüşümüz belli ve gerekçele­ rimizi her söz alan arkadaşımız anlatıyor ve ben de yine 9'uncu madde üzerine söz almış  bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.  Şimdi, bu tasarı gerekçesinin iki temel unsuru var. Birincisi, terörle mücadele vurgusu, ikincisi  de güvenlik ve istihbaratla ilgili birimler arasındaki iletişim ve eşgüdüm eksikliği. İki gün önceki  konuşmamızda istihbarat örgütlerini örnek vermiştim size, Ergenekon Cumhuriyet Savcısının Jİ- TEM'e ilişkin, bir istihbarat örgütüne ilişkin dört istihbarat örgüt kurumuna yazdığı yazının dört ku­ rumdan farklı gelişini örneklemiştim size. Şimdi bunu geçelim, istihbarat örgütlerini. Şimdi aslında  sorun şu: Türkiye'nin üyesi bulunduğu uluslararası ve bölgesel topluluklarda kabul ettiği birtakım  sözleşmeler, belgeler ve bildirgeler var. Örneğin, Paris Şartı'nın önemli bir hükmü var, ki biliyorsu­ nuz, Paris Şartı'nı hem dönemin Sayın Cumhurbaşkanı hem de Başbakan imzalamıştı. Şimdi örne­ ğin Paris Şartı'nda "Kamu düzeni ve güvenliği açısından şiddete dayalı olmayan toplantı ve gösteriler  izne bağlı değildir." der. Şimdi biz bunu kabul etmişiz ve bu Anayasa'nın 90'ıncı maddesi "Kabul edi­ len ulusal üstü belge ve sözleşmeler iç hukuk niteliğindedir." der ve buna göre derhal Hükümetin  2911 ve bununla ilişkili yasalar üzerinde değişiklik yapması gerekir ve bunu içselleştirmesi gerekir­ ken ne yazık ki bunu yok sayıyor ve buradan kaynaklanıyor. Şimdi sorun aslında bence hareket nok- - 5 5 7 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  tasında. Gerçekten yurttaşlar devlet için mi, yoksa devlet yurttaşlar için mi? Eğer bunun karşılığını,  insan haklarının evrensel değerlerine, standartlarına ve hukukuna bağlı karşılığını ararsak, devlet  yurttaşlar içindir, onların hak ve özgürlüklerini, güvenliğini sağlamakla ilgilidir. Şimdi, eğer bunu ter­ sine çevirir de "Yurttaşların devlet için olduğu"na hükmederseniz, o zaman siz buna göre düzenleme  yaparsınız ve buna göre uygulama yaparsınız ve nitekim, muhalif olan herkesi -solcu, sosyalist, yurt­ sever- bunları "terörist" olarak ilan edersiniz. Egemen güçlerin ve onların iktidarlarının zaten bence  kod adı, muhaliflerin terörist olmasındadır.  Bakın şimdi, örneğin "Devrimci Karargâh" adı altında bir grup sosyalistin... Şimdi, Orhan Yıl- mazkaya adlı bir genç... Diyor ki İstanbul Emniyet Müdürlüğü: "Yakından izliyoruz, adım adım iz­ liyoruz." ve Orhan Yılmazkaya'nın çay içtiği, liseden, üniversiteden arkadaşlarının hepsini  toparlıyorlar ve aylardır, şu anda Mehmet Yeşiltepe, örneğin Murat Akıncılar -bunlar akademisyen,  sosyalist, aydın, yazar, muhalif insanlar- salt, burada Orhan Yılmazkaya'nın arkadaşı olmaktan ötürü  "terörist" damgasıyla cezaevinde yatırılıyor ve ayın 23'ünde de mahkemeye çıkarılacak, çıkarılacaksa.  Şimdi, bazı şeyleri soruyoruz, örneğin "devlet sırrı" gerekçesiyle yanıt verilmiyor bize. Bakın,  daha önceki gün Hrant Dink duruşmasında polis muhbiri Erhan Tuncel'in bütün istihbari bilgileri  "devletin güvenliği" gerekçesiyle imha edildi.  Şimdi, böyle bir demokratik devlette, hukuk devletinde bir istihbarat bilgileri... Bir defa, böyle  bir hukuk devletinde böyle bir eleman kullanılır mı? Bu, başka bir şey ve bütün bilgiler imha ediliyor.  Şimdi, arkadaşlar, sayın milletvekilleri, bakın, daha dün yine kışlada üç intihar olayı oldu. Geçtiği­ miz ay Sayın Başbakana sorduk, son yıllardaki dökümünü istedik: "Neden intihar ediyorlar bu kışlada  askerler?" Bir zamanlar emniyet müdürlüğünde ya da jandarma karakolunda intihar edilirdi. Nedense,  gözaltına alınan insanlar intihar yeri olarak karakolları ya da emniyet müdürlüğünü seçerlerdi.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Şimdi, çok ilginçtir, askerî personel; er, erbaş, subay, bunlar nedense intihar alanı olarak son za­ manlarda kışlaları seçtiler. Şimdi Sayın Başbakana sorduk ve Sayın Başbakan Millî Savunma Bakanı  aracılığıyla yanıt veriyor: "Devlet sırrı nedeniyle, gizlilik nedeniyle bunu yanıtlayamayacağız." Ar­ kadaşlar, neden intihar ediyorlar bunlar? Ve gerçekten intihar eden askerlerin kimliklerini, döküm­ lerini çıkaralım bakalım, kim bu askerler, neden intihar ediyorlar? Otopsi yapılmış mıdır, bundan  ötürü soruşturma açılmış mıdır, kaç tane dava vardır ve kaç kişi intihar etmiştir? Bu, demokratik  hukuk devletinde kamu düzenini ve güvenliğini sağlamak isteyen bir devletin araştırma alanına gir­ mez mi? O nedenle bence baştan aşağı birtakım düzenlemeler yapılması gerekiyor, ama bu düzen­ leme, kamu güvenliği ve düzenini sağlamak için getirilen tasarı değil. O nedenle...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler, saygılar sunarım. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Birdal.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  - 5 5 8 -
Sayfa 97 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  tasında. Gerçekten yurttaşlar devlet için mi, yoksa devlet yurttaşlar için mi? Eğer bunun karşılığını,  insan haklarının evrensel değerlerine, standartlarına ve hukukuna bağlı karşılığını ararsak, devlet  yurttaşlar içindir, onların hak ve özgürlüklerini, güvenliğini sağlamakla ilgilidir. Şimdi, eğer bunu ter­ sine çevirir de "Yurttaşların devlet için olduğu"na hükmederseniz, o zaman siz buna göre düzenleme  yaparsınız ve buna göre uygulama yaparsınız ve nitekim, muhalif olan herkesi -solcu, sosyalist, yurt­ sever- bunları "terörist" olarak ilan edersiniz. Egemen güçlerin ve onların iktidarlarının zaten bence  kod adı, muhaliflerin terörist olmasındadır.  Bakın şimdi, örneğin "Devrimci Karargâh" adı altında bir grup sosyalistin... Şimdi, Orhan Yıl- mazkaya adlı bir genç... Diyor ki İstanbul Emniyet Müdürlüğü: "Yakından izliyoruz, adım adım iz­ liyoruz." ve Orhan Yılmazkaya'nın çay içtiği, liseden, üniversiteden arkadaşlarının hepsini  toparlıyorlar ve aylardır, şu anda Mehmet Yeşiltepe, örneğin Murat Akıncılar -bunlar akademisyen,  sosyalist, aydın, yazar, muhalif insanlar- salt, burada Orhan Yılmazkaya'nın arkadaşı olmaktan ötürü  "terörist" damgasıyla cezaevinde yatırılıyor ve ayın 23'ünde de mahkemeye çıkarılacak, çıkarılacaksa.  Şimdi, bazı şeyleri soruyoruz, örneğin "devlet sırrı" gerekçesiyle yanıt verilmiyor bize. Bakın,  daha önceki gün Hrant Dink duruşmasında polis muhbiri Erhan Tuncel'in bütün istihbari bilgileri  "devletin güvenliği" gerekçesiyle imha edildi.  Şimdi, böyle bir demokratik devlette, hukuk devletinde bir istihbarat bilgileri... Bir defa, böyle  bir hukuk devletinde böyle bir eleman kullanılır mı? Bu, başka bir şey ve bütün bilgiler imha ediliyor.  Şimdi, arkadaşlar, sayın milletvekilleri, bakın, daha dün yine kışlada üç intihar olayı oldu. Geçtiği­ miz ay Sayın Başbakana sorduk, son yıllardaki dökümünü istedik: "Neden intihar ediyorlar bu kışlada  askerler?" Bir zamanlar emniyet müdürlüğünde ya da jandarma karakolunda intihar edilirdi. Nedense,  gözaltına alınan insanlar intihar yeri olarak karakolları ya da emniyet müdürlüğünü seçerlerdi.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.  Şimdi, çok ilginçtir, askerî personel; er, erbaş, subay, bunlar nedense intihar alanı olarak son za­ manlarda kışlaları seçtiler. Şimdi Sayın Başbakana sorduk ve Sayın Başbakan Millî Savunma Bakanı  aracılığıyla yanıt veriyor: "Devlet sırrı nedeniyle, gizlilik nedeniyle bunu yanıtlayamayacağız." Ar­ kadaşlar, neden intihar ediyorlar bunlar? Ve gerçekten intihar eden askerlerin kimliklerini, döküm­ lerini çıkaralım bakalım, kim bu askerler, neden intihar ediyorlar? Otopsi yapılmış mıdır, bundan  ötürü soruşturma açılmış mıdır, kaç tane dava vardır ve kaç kişi intihar etmiştir? Bu, demokratik  hukuk devletinde kamu düzenini ve güvenliğini sağlamak isteyen bir devletin araştırma alanına gir­ mez mi? O nedenle bence baştan aşağı birtakım düzenlemeler yapılması gerekiyor, ama bu düzen­ leme, kamu güvenliği ve düzenini sağlamak için getirilen tasarı değil. O nedenle...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  AKIN BİRDAL (Devamla) - Teşekkürler, saygılar sunarım. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Birdal.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  - 5 5 8 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 9. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Madde 9- (1) Müsteşarlığın ana hizmet birimleri ve görevleri şunlardır:  a) Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek Daire Başkanlığı: Terörle mücadele politika ve  stratejileri kapsamında;  1) Güvenlik kuruluşları arasında bilgi paylaşımını ve koordinasyonu sağlamak,  2) Belirlenen politikalar ile sosyoekonomik politikaların uyumlu bir şekilde yürütülmesi için il­ gili kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak,  3) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  b) Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığı:  Terörle mücadele alanında;  1) Veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek, analiz ve değerlendirmeler yapmak,  2) Araştırma yapmak, yaptırmak ve bu alandaki bilimsel çalışmaları desteklemek,  3) Toplantı, sempozyum, seminer, eğitim ve benzeri etkinlikler düzenlemek,  4) Terörle Mücadele Raporu hazırlamak,  5) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri  yapmak.  c) İletişim Daire Başkanlığı: Terörle mücadele politikaları kapsamında;  1) Kamuoyunu bilgilendirmek,  2) Toplum desteğinin sağlanmasına yönelik faaliyetleri yürütmek,  3) İlgili kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının işbirliğini sağlamak,  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak,  ç) Dış İlişkiler Daire Başkanlığı: Terörle mücadeleye ilişkin;  1) Yabancı devletlerdeki faaliyet ve gelişmeleri Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diğer kurumlarla iş­ birliği içinde izlemek ve tedbirler geliştirmek,  2) Uluslararası gelişmeleri ve deneyimleri takip etmek ve uygulamaya kazandırmak,  3) İlgili uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak,  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  Ali İhsan Köktürk (Zonguldak) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FEYZULLAH KIYIKLIK (İstanbul) - Katılmı­ yoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  - 5 5 9 -
Sayfa 98 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görev­ leri Hakkında Kanun Tasarısının 9. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Madde 9- (1) Müsteşarlığın ana hizmet birimleri ve görevleri şunlardır:  a) Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek Daire Başkanlığı: Terörle mücadele politika ve  stratejileri kapsamında;  1) Güvenlik kuruluşları arasında bilgi paylaşımını ve koordinasyonu sağlamak,  2) Belirlenen politikalar ile sosyoekonomik politikaların uyumlu bir şekilde yürütülmesi için il­ gili kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak,  3) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  b) Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığı:  Terörle mücadele alanında;  1) Veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek, analiz ve değerlendirmeler yapmak,  2) Araştırma yapmak, yaptırmak ve bu alandaki bilimsel çalışmaları desteklemek,  3) Toplantı, sempozyum, seminer, eğitim ve benzeri etkinlikler düzenlemek,  4) Terörle Mücadele Raporu hazırlamak,  5) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri  yapmak.  c) İletişim Daire Başkanlığı: Terörle mücadele politikaları kapsamında;  1) Kamuoyunu bilgilendirmek,  2) Toplum desteğinin sağlanmasına yönelik faaliyetleri yürütmek,  3) İlgili kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının işbirliğini sağlamak,  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak,  ç) Dış İlişkiler Daire Başkanlığı: Terörle mücadeleye ilişkin;  1) Yabancı devletlerdeki faaliyet ve gelişmeleri Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diğer kurumlarla iş­ birliği içinde izlemek ve tedbirler geliştirmek,  2) Uluslararası gelişmeleri ve deneyimleri takip etmek ve uygulamaya kazandırmak,  3) İlgili uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak,  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  Ali İhsan Köktürk (Zonguldak) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FEYZULLAH KIYIKLIK (İstanbul) - Katılmı­ yoruz.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  - 5 5 9 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Abdulaziz Yazar...  BAŞKAN - Sayın Yazar, siz komisyon üyesisiniz değil mi?  ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Evet.  BAŞKAN - Muhalefet şerhi yazmış mıydınız rapora?  ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Yok.  BAŞKAN - İç Tüzük'e göre konuşamıyormuşsunuz.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Komisyon toplantısına katılmadı, komisyon toplantısında yok.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Yazar. (CHP sıralarından alkışlar)  ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 9'uncu madde üzerinde  verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına Genel  Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; terör tehdidinin dünyada kendisini daha şiddetli hissettir­ diği son yıllarda, ülkeler tehdidin kendilerinden uzak durabilmesi için aktif ve pasif pek çok yönteme  başvurmuşlar ve bunlar için de bütçelerinden önemli oranda paylar ayırmışlardır.  Normal polis ve kolluk güçlerinin klasik yöntemlerle terörün üstesinden gelemeyecekleri ve  mücadele için geniş fınans kaynakları, insan kaynaklan, ileri düzeyde istihbarat toplama ve analiz ka­ biliyeti gerektirdiği görülmüştür. Terörle mücadelede kolluk kuvvetlerinin icra ettikleri klasik mü­ cadele yöntemlerinin yetersiz kalmasıyla, kolluğun da istihbarat taktiklerini kullanması gerektiği  yönünde düşünceler ağırlık kazanmıştır. Kolluk güçleri bu yönde yeniden yapılanmışlar ve bazı ül­ kelerde sadece iç güvenlikle ilgilenen güvenlik istihbarat teşkilatları ortaya çıkmıştır. Bunun yanında  geleneksel istihbarat teşkilatları da soğuk savaş dönemi mücadele ettikleri düşmanın son yıllarda de­ ğiştiğinin farkına vararak, ortaya çıkan yeni tehditlerle mücadele edebilecek şekilde yapılanmaya  başlamışlardır.  İstihbaratın, elinde bulundurduğu çok özel ve gizli tekniklerle sahip olduğu büyük gücü, temel  insan haklarını ihlal etmeden, en iyi şekilde kullanabilmesi de önem kazanmaktadır. Hazırlanan bu  tasarının gerekçesinde, terörle mücadele alanında İçişleri Bakanlığı dışında bazı kurum ve kuruluş­ ların da çeşitli görevler ifa ettiği, zaman zaman bu alanda koordinasyon sorunları yaşandığı belirtil­ mektedir. Bu sorunların, terörle mücadele çerçevesinde alınan kararların uygulanması noktasında  zafiyete sebebiyet verdiği, etkin, verimli ve sonuç alıcı çalışmalara engel olduğu söylenmektedir.  Hükümetin hazırladığı gerekçede terörle mücadeledeki başarısızlık, kurumlar arasındaki iletişimsiz­ liğe bağlanmak istenmektedir. Oysaki terörle mücadelede kurumların bağlantılarından daha çok, Hü­ kümetin uyguladığı politikalar, teröre ve teröriste gösterilen tavırlar bu mücadeleyi zafiyete  uğratmaktadır. Hükümet yeni kurumlar kurarak veya adlarını değiştirerek terörü bitireceğini mi san­ maktadır? Kendisine yeterli bilgi gelmediğini söyleyen Hükümet bu teşkilatın kurulması için neden  sekiz yıldır beklemiştir? Kurumlar arasında istihbarat alışverişinde problem var ise şimdiye kadar  neden bu söylenmemiştir? Hükümet, bu durumda, şimdiye kadar terörle mücadeledeki başansızlığını  kabul etmiş sayılmaktadır. Hükümetin terörle etkin mücadele amacıyla yeni bir düzenleme ile kur­ mak istediği bu Müsteşarlığın amacına uygun bir şekilde çalışıp çalışmayacağı konusunda  kamuoyunun büyük bir kuşkusu vardır. Hükümet, kontrol altında tutabileceği, kendine hizmet ede­ cek kurumları kurmak için manevralarına devam etmektedir. Yargıdan sivil toplum kuruluşlarına  kadar kendine göre şekillendirme yapmaya çalışan AKP Hükümeti, şimdi ise istihbarat alanında  yönetebileceği bir yapı kurmaya çalışmaktadır. Devletin bazı kadrolarını dışlamaya, onları tasfiye  etmeye yönelik planların ve çalışmaların yapıldığı kamuoyu tarafından uzun süredir görülmektedir.  - 5 6 0 -
Sayfa 99 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Abdulaziz Yazar...  BAŞKAN - Sayın Yazar, siz komisyon üyesisiniz değil mi?  ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Evet.  BAŞKAN - Muhalefet şerhi yazmış mıydınız rapora?  ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Yok.  BAŞKAN - İç Tüzük'e göre konuşamıyormuşsunuz.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Komisyon toplantısına katılmadı, komisyon toplantısında yok.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Yazar. (CHP sıralarından alkışlar)  ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 9'uncu madde üzerinde  verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına Genel  Kurulu saygıyla selamlıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; terör tehdidinin dünyada kendisini daha şiddetli hissettir­ diği son yıllarda, ülkeler tehdidin kendilerinden uzak durabilmesi için aktif ve pasif pek çok yönteme  başvurmuşlar ve bunlar için de bütçelerinden önemli oranda paylar ayırmışlardır.  Normal polis ve kolluk güçlerinin klasik yöntemlerle terörün üstesinden gelemeyecekleri ve  mücadele için geniş fınans kaynakları, insan kaynaklan, ileri düzeyde istihbarat toplama ve analiz ka­ biliyeti gerektirdiği görülmüştür. Terörle mücadelede kolluk kuvvetlerinin icra ettikleri klasik mü­ cadele yöntemlerinin yetersiz kalmasıyla, kolluğun da istihbarat taktiklerini kullanması gerektiği  yönünde düşünceler ağırlık kazanmıştır. Kolluk güçleri bu yönde yeniden yapılanmışlar ve bazı ül­ kelerde sadece iç güvenlikle ilgilenen güvenlik istihbarat teşkilatları ortaya çıkmıştır. Bunun yanında  geleneksel istihbarat teşkilatları da soğuk savaş dönemi mücadele ettikleri düşmanın son yıllarda de­ ğiştiğinin farkına vararak, ortaya çıkan yeni tehditlerle mücadele edebilecek şekilde yapılanmaya  başlamışlardır.  İstihbaratın, elinde bulundurduğu çok özel ve gizli tekniklerle sahip olduğu büyük gücü, temel  insan haklarını ihlal etmeden, en iyi şekilde kullanabilmesi de önem kazanmaktadır. Hazırlanan bu  tasarının gerekçesinde, terörle mücadele alanında İçişleri Bakanlığı dışında bazı kurum ve kuruluş­ ların da çeşitli görevler ifa ettiği, zaman zaman bu alanda koordinasyon sorunları yaşandığı belirtil­ mektedir. Bu sorunların, terörle mücadele çerçevesinde alınan kararların uygulanması noktasında  zafiyete sebebiyet verdiği, etkin, verimli ve sonuç alıcı çalışmalara engel olduğu söylenmektedir.  Hükümetin hazırladığı gerekçede terörle mücadeledeki başarısızlık, kurumlar arasındaki iletişimsiz­ liğe bağlanmak istenmektedir. Oysaki terörle mücadelede kurumların bağlantılarından daha çok, Hü­ kümetin uyguladığı politikalar, teröre ve teröriste gösterilen tavırlar bu mücadeleyi zafiyete  uğratmaktadır. Hükümet yeni kurumlar kurarak veya adlarını değiştirerek terörü bitireceğini mi san­ maktadır? Kendisine yeterli bilgi gelmediğini söyleyen Hükümet bu teşkilatın kurulması için neden  sekiz yıldır beklemiştir? Kurumlar arasında istihbarat alışverişinde problem var ise şimdiye kadar  neden bu söylenmemiştir? Hükümet, bu durumda, şimdiye kadar terörle mücadeledeki başansızlığını  kabul etmiş sayılmaktadır. Hükümetin terörle etkin mücadele amacıyla yeni bir düzenleme ile kur­ mak istediği bu Müsteşarlığın amacına uygun bir şekilde çalışıp çalışmayacağı konusunda  kamuoyunun büyük bir kuşkusu vardır. Hükümet, kontrol altında tutabileceği, kendine hizmet ede­ cek kurumları kurmak için manevralarına devam etmektedir. Yargıdan sivil toplum kuruluşlarına  kadar kendine göre şekillendirme yapmaya çalışan AKP Hükümeti, şimdi ise istihbarat alanında  yönetebileceği bir yapı kurmaya çalışmaktadır. Devletin bazı kadrolarını dışlamaya, onları tasfiye  etmeye yönelik planların ve çalışmaların yapıldığı kamuoyu tarafından uzun süredir görülmektedir.  - 5 6 0 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  İşte, gelinen bu son noktada yeni bir manevrayla yeni bir kurum oluşturulmaktadır. Çekirdek  kadrosu 100 kişiden oluşacak olan bu kurum tüm iller düzeyinde teşkilatlanacaktır. Yetkisi üst dü­ zeyde olacaktır. Temel görevi "teröre karşı strateji oluşturmak" olarak açıklanmakta olan bu kurumun  neden tüm illerde şubelerinin kurulacağı bir soru olarak gündemdedir. Oluşturulmak istenen bu ku­ rumun amacının yalnız terör problemini çözmek olmadığı, aynı zamanda toplumun ve muhalefetin  üzerinde bir baskı aracı hâline getirilip getirilemeyeceği de kamuoyu tarafından sorulmaktadır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21'inci yüzyılda istihbaratın, sosyal ve teknolojik deği­ şikliklere ayak uydurması gerekmektedir. İstihbarat, terörle hem taktik olarak hem de stratejik ola­ rak mücadele edebilmelidir. Hükümetlerin de teröre karşı etkili politikaları olması gereklidir.  Hükümetlerin benimsediği kapsamlı, iyi düzenlenmiş politikalar olmadıkça terör gelecekte de teh­ dit olarak sürecektir ve terörün var olduğu bir coğrafyada istihbaratın da var olması, iyi teşkilatlan­ ması gerekmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ABDULAZİZ YAZAR (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Terörist faaliyetlerin devam etmesini istihbarat eksikliğine bağlamak yanlıştır. Terör örgütleri­ nin siyasi ve moral desteklerini çökertmediğiniz sürece, para kaynaklarını kurulamadığınız sürece  terör devam eder. Güven bunalımı aşılmadığı sürece istihbarat açıklarının devam etmesi ve daha  fazla can kaybına yol açması tehlikesi vardır. Yeni teşkilatlar kurmak yerine var olan istihbarat bi­ rimleri arasındaki bağlar güçlendirilmelidir. Hükümet tarafından istihbarat alanında var olduğu söy­ lenen karmaşanın kaldırılacağı belirtilen bu düzenleme bu haliyle yasalaştığında hantal bir kurum  olmanın ötesine geçmeyecektir.  Bu Müsteşarlığın kurulmasının yeni birtakım sorunlar doğuracağını ve terörle mücadele yerine  başka amaçlara hizmet edeceği konusundaki kuşkularımızı bir kez daha belirterek yüce Meclise say­ gılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yazar.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın 9'uncu maddesinin (a) bendinin (5) numaralı alt bendinin aşa­ ğıdaki şekilde değiştirilmesini ve aynı bende aşağıdaki (6) numaralı alt bendin eklenmesini arz ve  teklif ederiz.  5) Müsteşarlıkça verilecek Sosyal Destek görevlerini ve diğer görevleri yapmak  6) Terörle mücadelede dönemsel hedefler belirlemek  Hasan Çalış (Karaman) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  - 5 6 1 -
Sayfa 100 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  İşte, gelinen bu son noktada yeni bir manevrayla yeni bir kurum oluşturulmaktadır. Çekirdek  kadrosu 100 kişiden oluşacak olan bu kurum tüm iller düzeyinde teşkilatlanacaktır. Yetkisi üst dü­ zeyde olacaktır. Temel görevi "teröre karşı strateji oluşturmak" olarak açıklanmakta olan bu kurumun  neden tüm illerde şubelerinin kurulacağı bir soru olarak gündemdedir. Oluşturulmak istenen bu ku­ rumun amacının yalnız terör problemini çözmek olmadığı, aynı zamanda toplumun ve muhalefetin  üzerinde bir baskı aracı hâline getirilip getirilemeyeceği de kamuoyu tarafından sorulmaktadır.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21'inci yüzyılda istihbaratın, sosyal ve teknolojik deği­ şikliklere ayak uydurması gerekmektedir. İstihbarat, terörle hem taktik olarak hem de stratejik ola­ rak mücadele edebilmelidir. Hükümetlerin de teröre karşı etkili politikaları olması gereklidir.  Hükümetlerin benimsediği kapsamlı, iyi düzenlenmiş politikalar olmadıkça terör gelecekte de teh­ dit olarak sürecektir ve terörün var olduğu bir coğrafyada istihbaratın da var olması, iyi teşkilatlan­ ması gerekmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ABDULAZİZ YAZAR (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Terörist faaliyetlerin devam etmesini istihbarat eksikliğine bağlamak yanlıştır. Terör örgütleri­ nin siyasi ve moral desteklerini çökertmediğiniz sürece, para kaynaklarını kurulamadığınız sürece  terör devam eder. Güven bunalımı aşılmadığı sürece istihbarat açıklarının devam etmesi ve daha  fazla can kaybına yol açması tehlikesi vardır. Yeni teşkilatlar kurmak yerine var olan istihbarat bi­ rimleri arasındaki bağlar güçlendirilmelidir. Hükümet tarafından istihbarat alanında var olduğu söy­ lenen karmaşanın kaldırılacağı belirtilen bu düzenleme bu haliyle yasalaştığında hantal bir kurum  olmanın ötesine geçmeyecektir.  Bu Müsteşarlığın kurulmasının yeni birtakım sorunlar doğuracağını ve terörle mücadele yerine  başka amaçlara hizmet edeceği konusundaki kuşkularımızı bir kez daha belirterek yüce Meclise say­ gılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yazar.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın 9'uncu maddesinin (a) bendinin (5) numaralı alt bendinin aşa­ ğıdaki şekilde değiştirilmesini ve aynı bende aşağıdaki (6) numaralı alt bendin eklenmesini arz ve  teklif ederiz.  5) Müsteşarlıkça verilecek Sosyal Destek görevlerini ve diğer görevleri yapmak  6) Terörle mücadelede dönemsel hedefler belirlemek  Hasan Çalış (Karaman) ve arkadaşları  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  - 5 6 1 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Çalış. (MHP sıralarından alkışlar)  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz ta­ sarının 9'uncu maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak verdiğimiz önergenin üze­ rinde söz aldım. Bu vesileyle saygı ve selamlarımı arz ediyorum.  Kıymetli arkadaşlar, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bölücü terörle mücadeleyi ülkemizin en  önemli konularından birisi olarak görüyoruz. Bu nedenle, kamu düzeni ve güvenliğiyle ilgili bir ko­ ordinatör müsteşarlığın kurulmasına, yedi yıldır sorumluluklarını yerine getiremeyen AKP'nin en  azından terör konusunda "Şunu da yapacaktık ama" diyecek bahanesinin kalmaması adına da olsa bu  tasarıya olumlu bakıyoruz ancak bundan sonra asıl önemseyeceğimiz konu: AKP İktidarının siyasi  sorumluluklarını ne kadar yerine getireceği, gerçekten sorumluluğunun gereğini yapacak mı, yine  sorumluluğu bürokrasiye veya başka kurumlara atmaya devam mı edecek?  Önergemizle, Müsteşarlığın terörle mücadelede sosyal destek görevini başarıyla yürütebilmesi  ve terörle mücadele stratejisinin kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini ortaya koyarak hedeflerin ne­ ticeye ulaştığının da kontrol edilebileceği bir ortamın oluşturulmasını ve Müsteşarlığın bu anlamda  elinin güçlendirilmesini hedefliyoruz.  Terörle mücadelede kamuoyu desteği ve bu konuda oluşturulacak toplumsal mutabakatı ve uz­ laşma kültürünü çok önemsiyoruz değerli arkadaşlar, çünkü milletimizin bin yıldır bir arada yaşa­ masının ürünü olan uzlaşma alanlarımız son derece önemlidir. Bunları, sosyal uzlaşma, siyasi  uzlaşma, ekonomik uzlaşma ve hedeflerde uzlaşma olarak özetleyebiliriz. Sekizinci yılını yürütmekte  olan AKP İktidarının geriye doğru uygulamalarına baktığımız zaman, gerçekten uzlaşma iklimine,  uzlaşma kültürüne hizmet edebilmiş mi? Maalesef görünen tablo, uzlaşmaz, itici, başına buyruk bir  siyaset anlayışı, dayatmacı ve tehditkâr bir üslup, özürlü bir demokrasi anlayışı, bölücü terörle gir­ diği toplum vicdanını yaralayan ilişkiler, etnisiteyi ve mezhepsel ayrışmayı körükleyen projeler, farklı  fikirlere yönelik kibirli ve aşağılayıcı tutumlar, ABD, AB ve benzeri uluslararası kurumlara karşı ise  âdeta teslimiyetçi davranışlar olarak özetlenebilir.  Kıymetli arkadaşlar, bu konuda akıllarda kalan bazı olaylara göz atarsak göreceğimiz tablo  nedir? ABD, AB, Kandil ve İmralı ile beraberce ortaya koydukları, kendilerinin bir türlü isim bula­ madıkları, bizim "yıkım projesi" olarak algıladığımız sözde açılım projesi ve Habur'da düzenlenen  eşkıyayı karşılama ve aklama törenleri; ortak tarih, ortak kültürümüzün ürünü uzlaşma noktaları­ mızı, müştereklerimizi öne çıkarmak yerine, sürekli 36 etnik gruptan bahsederek etnisiteyi ve mez­ hepsel ayrışmayı körüklemek; sendikaların, meslek odalarının demokratik hak taleplerine copla,  biber gazıyla karşılık verme; nitekim Mersin'de çiftçiye...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HASAN ÇALIŞ (Devamla) - ...Sıhhiye'de ise işçiye, memura zaman zaman uygulanan, son  zamanlarda da sıkça gördüğümüz dayatma tabloları; dinleme skandalları ile özel hayat üzerinde oluş­ turulan baskıyla âdeta şüphe ve korku toplumu yaratma gayretleri... Yargı, Türk Silahlı Kuvvetleri,  emniyet, MİT, basın ve medya üzerinden gruplar ve gruplar arası çatışma ortamı yaratılarak toplum  âdeta krize, paranoyaya itilmiştir. Âdeta sivil dikta rejimine doğru toplum sürükleniyor algısı ortaya  çıkmıştır. Yine yerel yönetimler ve TOKİ üzerinden devletin ve milletin kaynaklarını yandaşlara ak­ taran rant alanları oluşturulmuştur.  - 5 6 2 -
Sayfa 101 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Çalış. (MHP sıralarından alkışlar)  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz ta­ sarının 9'uncu maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak verdiğimiz önergenin üze­ rinde söz aldım. Bu vesileyle saygı ve selamlarımı arz ediyorum.  Kıymetli arkadaşlar, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bölücü terörle mücadeleyi ülkemizin en  önemli konularından birisi olarak görüyoruz. Bu nedenle, kamu düzeni ve güvenliğiyle ilgili bir ko­ ordinatör müsteşarlığın kurulmasına, yedi yıldır sorumluluklarını yerine getiremeyen AKP'nin en  azından terör konusunda "Şunu da yapacaktık ama" diyecek bahanesinin kalmaması adına da olsa bu  tasarıya olumlu bakıyoruz ancak bundan sonra asıl önemseyeceğimiz konu: AKP İktidarının siyasi  sorumluluklarını ne kadar yerine getireceği, gerçekten sorumluluğunun gereğini yapacak mı, yine  sorumluluğu bürokrasiye veya başka kurumlara atmaya devam mı edecek?  Önergemizle, Müsteşarlığın terörle mücadelede sosyal destek görevini başarıyla yürütebilmesi  ve terörle mücadele stratejisinin kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini ortaya koyarak hedeflerin ne­ ticeye ulaştığının da kontrol edilebileceği bir ortamın oluşturulmasını ve Müsteşarlığın bu anlamda  elinin güçlendirilmesini hedefliyoruz.  Terörle mücadelede kamuoyu desteği ve bu konuda oluşturulacak toplumsal mutabakatı ve uz­ laşma kültürünü çok önemsiyoruz değerli arkadaşlar, çünkü milletimizin bin yıldır bir arada yaşa­ masının ürünü olan uzlaşma alanlarımız son derece önemlidir. Bunları, sosyal uzlaşma, siyasi  uzlaşma, ekonomik uzlaşma ve hedeflerde uzlaşma olarak özetleyebiliriz. Sekizinci yılını yürütmekte  olan AKP İktidarının geriye doğru uygulamalarına baktığımız zaman, gerçekten uzlaşma iklimine,  uzlaşma kültürüne hizmet edebilmiş mi? Maalesef görünen tablo, uzlaşmaz, itici, başına buyruk bir  siyaset anlayışı, dayatmacı ve tehditkâr bir üslup, özürlü bir demokrasi anlayışı, bölücü terörle gir­ diği toplum vicdanını yaralayan ilişkiler, etnisiteyi ve mezhepsel ayrışmayı körükleyen projeler, farklı  fikirlere yönelik kibirli ve aşağılayıcı tutumlar, ABD, AB ve benzeri uluslararası kurumlara karşı ise  âdeta teslimiyetçi davranışlar olarak özetlenebilir.  Kıymetli arkadaşlar, bu konuda akıllarda kalan bazı olaylara göz atarsak göreceğimiz tablo  nedir? ABD, AB, Kandil ve İmralı ile beraberce ortaya koydukları, kendilerinin bir türlü isim bula­ madıkları, bizim "yıkım projesi" olarak algıladığımız sözde açılım projesi ve Habur'da düzenlenen  eşkıyayı karşılama ve aklama törenleri; ortak tarih, ortak kültürümüzün ürünü uzlaşma noktaları­ mızı, müştereklerimizi öne çıkarmak yerine, sürekli 36 etnik gruptan bahsederek etnisiteyi ve mez­ hepsel ayrışmayı körüklemek; sendikaların, meslek odalarının demokratik hak taleplerine copla,  biber gazıyla karşılık verme; nitekim Mersin'de çiftçiye...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  HASAN ÇALIŞ (Devamla) - ...Sıhhiye'de ise işçiye, memura zaman zaman uygulanan, son  zamanlarda da sıkça gördüğümüz dayatma tabloları; dinleme skandalları ile özel hayat üzerinde oluş­ turulan baskıyla âdeta şüphe ve korku toplumu yaratma gayretleri... Yargı, Türk Silahlı Kuvvetleri,  emniyet, MİT, basın ve medya üzerinden gruplar ve gruplar arası çatışma ortamı yaratılarak toplum  âdeta krize, paranoyaya itilmiştir. Âdeta sivil dikta rejimine doğru toplum sürükleniyor algısı ortaya  çıkmıştır. Yine yerel yönetimler ve TOKİ üzerinden devletin ve milletin kaynaklarını yandaşlara ak­ taran rant alanları oluşturulmuştur.  - 5 6 2 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Kıymetli arkadaşlar, sosyal uzlaşmanın, toplumsal uzlaşma ikliminin oluşturulamadığı böyle  bir ortamda bu tasarının neticelerinin olumlu olacağından emin değiliz, ama bütün bu duygularımıza  rağmen tasarının hayırlı olmasını diliyoruz.  Saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çalış.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı...  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Var Sayın Başkanım, var.  BAŞKAN - Elektronik olarak yapıyorum.  Üç dakika süre vereceğim.  Kabul edenler.. .Kabul etmeyenler...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, önergeyi bir oylamaya sunun.  BAŞKAN - Kusura bakmayın. Son dönemdeki bütün sürçülisanlarım için Genel Kuruldan özür  dilerim.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Estağfurullah.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Üç dakikalık süre vererek elektronik oylama yapıyorum.  Oylamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla oylamaya başlandı)  BAŞKAN - Geçen yönetimimden bu oylamayla ilgili karar yeter sayısına yönelik bir soru işa­ reti kaldığı için, o konuda elimde olmadan bir hassasiyet gösteriyorum.  (Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Duyamadım Sayın Akçan, bu taraftan bir gürültü geliyor, onun için.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Neyse...  BAŞKAN - Kâtip üyeler sayıyor ama kâtip üyelerin saymasına da itirazlar olmuştu geçen defa.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Oylamaya geçtiğiniz zaman içeride 98 kişi vardı.  Meclisi iktidar çalıştırır, onu söylemeye çalışıyorum.  BAŞKAN - Şimdi, 2 kâtip üyemize ben sordum o arada, onlar dediler ki . . .  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Kâtip üyelerden biri muhalefetten olsaydı...  BAŞKAN - Hayır, onlar dediler ki: "Karar yeter sayısı var." Fakat benzer bir durumda itiraz ol­ duğu için elektronik...  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Doğru söylemiyorlar, sadece 98 kişi varlardı.  BAŞKAN - Şimdi en doğrusunu göreceğiz.  (Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)  BAŞKAN - Önerge reddedilmiştir, karar yeter sayısı vardır.  Diğer önergeyi okutuyorum:  - 5 6 3 -
Sayfa 102 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Kıymetli arkadaşlar, sosyal uzlaşmanın, toplumsal uzlaşma ikliminin oluşturulamadığı böyle  bir ortamda bu tasarının neticelerinin olumlu olacağından emin değiliz, ama bütün bu duygularımıza  rağmen tasarının hayırlı olmasını diliyoruz.  Saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çalış.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı...  BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Var Sayın Başkanım, var.  BAŞKAN - Elektronik olarak yapıyorum.  Üç dakika süre vereceğim.  Kabul edenler.. .Kabul etmeyenler...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, önergeyi bir oylamaya sunun.  BAŞKAN - Kusura bakmayın. Son dönemdeki bütün sürçülisanlarım için Genel Kuruldan özür  dilerim.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Estağfurullah.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Üç dakikalık süre vererek elektronik oylama yapıyorum.  Oylamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla oylamaya başlandı)  BAŞKAN - Geçen yönetimimden bu oylamayla ilgili karar yeter sayısına yönelik bir soru işa­ reti kaldığı için, o konuda elimde olmadan bir hassasiyet gösteriyorum.  (Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Duyamadım Sayın Akçan, bu taraftan bir gürültü geliyor, onun için.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Neyse...  BAŞKAN - Kâtip üyeler sayıyor ama kâtip üyelerin saymasına da itirazlar olmuştu geçen defa.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Oylamaya geçtiğiniz zaman içeride 98 kişi vardı.  Meclisi iktidar çalıştırır, onu söylemeye çalışıyorum.  BAŞKAN - Şimdi, 2 kâtip üyemize ben sordum o arada, onlar dediler ki . . .  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Kâtip üyelerden biri muhalefetten olsaydı...  BAŞKAN - Hayır, onlar dediler ki: "Karar yeter sayısı var." Fakat benzer bir durumda itiraz ol­ duğu için elektronik...  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Doğru söylemiyorlar, sadece 98 kişi varlardı.  BAŞKAN - Şimdi en doğrusunu göreceğiz.  (Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)  BAŞKAN - Önerge reddedilmiştir, karar yeter sayısı vardır.  Diğer önergeyi okutuyorum:  - 5 6 3 - TBMM B:59 10 . 2 . 2010 0 : 5  - 5 6 4 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 9'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinde geçen  "Planlama, koordinasyon ve sosyal destek" ibaresinin "Planlama, Koordinasyon ve Stratejik Des­ tek" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Gülsen Orhan  Van  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Anlam bütünlüğü sağlanması için değişiklik yapılmıştır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 9'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinde geçen  "Planlama, koordinasyon ve sosyal destek" ibaresinin "Planlama ve Koordinasyon" olarak değişti­ rilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Kanun tekniğine uygun olması için değişiklik yapılmıştır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  reddedilmiştir.  9'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  10'uncu maddenin başlığını okutuyorum:
Sayfa 103 -
TBMM B:59 10 . 2 . 2010 0 : 5  - 5 6 4 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 9'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinde geçen  "Planlama, koordinasyon ve sosyal destek" ibaresinin "Planlama, Koordinasyon ve Stratejik Des­ tek" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Gülsen Orhan  Van  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Anlam bütünlüğü sağlanması için değişiklik yapılmıştır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 9'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinde geçen  "Planlama, koordinasyon ve sosyal destek" ibaresinin "Planlama ve Koordinasyon" olarak değişti­ rilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe:  Kanun tekniğine uygun olması için değişiklik yapılmıştır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  reddedilmiştir.  9'uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  10'uncu maddenin başlığını okutuyorum:  TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 5  Danışma birimleri  MADDE 10- BAŞKAN - Madde üzerinde altı önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım,  sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  Önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 10'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinin 1 'inci  alt bendinde geçen "yıllık" ibaresinin "dönendik" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 10'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinin 3'üncü  alt bendinde geçen "yıllık" ibaresinin "dönendik" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Kerim Özkul  Konya  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 sıra sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasarısının 10. maddesinin (a) bendinin (2 nci) paragrafında "Müsteşarlığın  görev alanına giren konularda" ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki ifadenin eklenmesini say­ gılarımızla arz ederiz.  Beytullah Asil Cemaleddin Uslu Hasan Çalış  Eskişehir Edirne Karaman  Abdülkadir Akçan Muharrem Varlı  Afyonkarahisar Adana  "Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan bakanlık dışı öteki kurumlar hariç"  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 sıra sayılı "Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasansı"nın 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin aşağıdaki şe­ kilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Beşir Atalay  İçişleri Bakanı  c) Müsteşarlık Müşavirleri: Terörle mücadele alanında özel bilgi ve ihtisasından yararlanılmak  üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması  hakkındaki usul ve esaslara bağlı olmaksızın, Bakan onayı ile en çok on Müsteşarlık Müşaviri po­ zisyon unvanıyla sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Personelin sözleşme usul ve esasları Müsteşar­ lıkça tespit edilir ve bu Kanuna ekli (2) Sayılı Cetvelde belirlenen taban ve tavan ücretleri arasında  kalmak üzere Müsteşarın teklifi ve Bakan onayı ile aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müste­ şarlıkta sözleşmeli personel olarak istihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ik­ ramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu statüde çalıştırılma, sözleşme bitiminde kamu kurum ve  kuruluşlarında herhangi bir pozisyon, kadro veya statüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkil  etmez.  - 5 6 5 -
Sayfa 104 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 5  Danışma birimleri  MADDE 10- BAŞKAN - Madde üzerinde altı önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım,  sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.  Önergeleri okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 10'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinin 1 'inci  alt bendinde geçen "yıllık" ibaresinin "dönendik" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 10'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinin 3'üncü  alt bendinde geçen "yıllık" ibaresinin "dönendik" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Kerim Özkul  Konya  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 sıra sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasarısının 10. maddesinin (a) bendinin (2 nci) paragrafında "Müsteşarlığın  görev alanına giren konularda" ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki ifadenin eklenmesini say­ gılarımızla arz ederiz.  Beytullah Asil Cemaleddin Uslu Hasan Çalış  Eskişehir Edirne Karaman  Abdülkadir Akçan Muharrem Varlı  Afyonkarahisar Adana  "Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan bakanlık dışı öteki kurumlar hariç"  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 sıra sayılı "Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasansı"nın 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin aşağıdaki şe­ kilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Beşir Atalay  İçişleri Bakanı  c) Müsteşarlık Müşavirleri: Terörle mücadele alanında özel bilgi ve ihtisasından yararlanılmak  üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması  hakkındaki usul ve esaslara bağlı olmaksızın, Bakan onayı ile en çok on Müsteşarlık Müşaviri po­ zisyon unvanıyla sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Personelin sözleşme usul ve esasları Müsteşar­ lıkça tespit edilir ve bu Kanuna ekli (2) Sayılı Cetvelde belirlenen taban ve tavan ücretleri arasında  kalmak üzere Müsteşarın teklifi ve Bakan onayı ile aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müste­ şarlıkta sözleşmeli personel olarak istihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ik­ ramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu statüde çalıştırılma, sözleşme bitiminde kamu kurum ve  kuruluşlarında herhangi bir pozisyon, kadro veya statüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkil  etmez.  - 5 6 5 - TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 5  - 5 6 6 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasarısının 10. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mehmet Akif Hamzaçebi Atilla Kart Durdu Özbolat  Trabzon Konya Kahramanmaraş  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Tayfur Süner Osman Kaptan  Malatya Antalya Antalya  Ali Rıza Öztürk  Mersin  "Madde 10- (1) Müsteşarlığın danışma birimleri ve görevleri şunlardır:  a) Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı:  1) Ulusal kalkınma strateji ve politikaları ile yıllık program çerçevesinde Müsteşarlığın orta ve  uzun vadeli kurumsal strateji ve politikalarını belirlemek üzere gerekli çalışmaları yapmak.  2) Müsteşarlığın görev alanına giren konularda performans ve kalite ölçütleri geliştirmek, izle­ mek, değerlendirmek, sürekli gelişim için önerilerde bulunmak.  3) Müsteşarlık bütçesini stratejik plana ve yıllık hedeflere göre hazırlamak ve Müsteşarlık faa­ liyetlerinin bunlara uygunluğunu izlemek ve değerlendirmek.  4) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile mali hizmet­ ler birimine ve strateji geliştirme birimine verilen görevleri yapmak,  5) Müsteşarlığın iç denetime yönelik işlevinin etkinliğini ve verimliliğini artırmak için gerekli  hazırlıkları yapmak.  6) Müsteşarlığın yıllık idari faaliyet raporunu hazırlamak.  7) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  b) Hukuk Müşavirliği:  1) Terörle mücadele mevzuatını ve uygulamasını değerlendirmek, günün şartlarına göre geliş­ tirmek.  2) Güvenlik ve terörle mücadele ile ilgili kanun, tüzük ve yönetmelik taslakları ile diğer hukuki  konular hakkında görüş bildirmek.  3) Terörle mücadeleye ilişkin uluslararası mevzuatı takip etmek.  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  5) Müsteşarlığın menfaatlerini koruyucu, anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında  almak, anlaşma ve sözleşmelerin bu esaslara uygun olarak yapılmasına yardımcı olmak,  6) 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanun hükümlerine göre adli ve idari davalarda gerekli bilgi­ leri hazırlamak, taraf olduğu Hazineyi ilgilendirmeyen davalarda Müsteşarlığı temsil etmek"  BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.
Sayfa 105 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 5  - 5 6 6 - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasarısının 10. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mehmet Akif Hamzaçebi Atilla Kart Durdu Özbolat  Trabzon Konya Kahramanmaraş  Ferit Mevlüt Aslanoğlu Tayfur Süner Osman Kaptan  Malatya Antalya Antalya  Ali Rıza Öztürk  Mersin  "Madde 10- (1) Müsteşarlığın danışma birimleri ve görevleri şunlardır:  a) Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı:  1) Ulusal kalkınma strateji ve politikaları ile yıllık program çerçevesinde Müsteşarlığın orta ve  uzun vadeli kurumsal strateji ve politikalarını belirlemek üzere gerekli çalışmaları yapmak.  2) Müsteşarlığın görev alanına giren konularda performans ve kalite ölçütleri geliştirmek, izle­ mek, değerlendirmek, sürekli gelişim için önerilerde bulunmak.  3) Müsteşarlık bütçesini stratejik plana ve yıllık hedeflere göre hazırlamak ve Müsteşarlık faa­ liyetlerinin bunlara uygunluğunu izlemek ve değerlendirmek.  4) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile mali hizmet­ ler birimine ve strateji geliştirme birimine verilen görevleri yapmak,  5) Müsteşarlığın iç denetime yönelik işlevinin etkinliğini ve verimliliğini artırmak için gerekli  hazırlıkları yapmak.  6) Müsteşarlığın yıllık idari faaliyet raporunu hazırlamak.  7) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  b) Hukuk Müşavirliği:  1) Terörle mücadele mevzuatını ve uygulamasını değerlendirmek, günün şartlarına göre geliş­ tirmek.  2) Güvenlik ve terörle mücadele ile ilgili kanun, tüzük ve yönetmelik taslakları ile diğer hukuki  konular hakkında görüş bildirmek.  3) Terörle mücadeleye ilişkin uluslararası mevzuatı takip etmek.  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  5) Müsteşarlığın menfaatlerini koruyucu, anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında  almak, anlaşma ve sözleşmelerin bu esaslara uygun olarak yapılmasına yardımcı olmak,  6) 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanun hükümlerine göre adli ve idari davalarda gerekli bilgi­ leri hazırlamak, taraf olduğu Hazineyi ilgilendirmeyen davalarda Müsteşarlığı temsil etmek"  BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.  TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hak­ kında Kanun Tasarısının 10. Maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Sırrı Sakık İbrahim Binici  Batman Muş Şanlıurfa  Şerafettin Halis Hamit Geylani Hasip Kaplan  Tunceli Hakkâri Şırnak  Akın Birdal Sebahat Tuncel Sevahir Bayındır  Diyarbakır İstanbul Şırnak  Osman Özçelik M. Nezir Karabaş Pervin Buldan  Siirt Bitlis İğdır  Bengi Yıldız  Batman  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Kurtulan konuşacak, Van Milletvekili.  BAŞKAN - Sayın Kurtulan, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  FATMA KURTULAN (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun ta­ sarısının 10'uncu maddesinde verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Darbe planları, baskılar, hak ihlalleri, işsizlik, tutuklanan, öldürülen, kaçırılan çocuklar, sokak  ortasında katledilen kadınlar, hakları gasbedilen Tekel işçileri, ölümler ve linç tablolarıyla gün­ demden düşmeyen bir dönemi yaşamaktayız.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için "Asimilasyon  bir insanlık suçudur. Kendi ana dilinizde eğitim görmek en temel hakkınızdır." diyen Sayın Başba­ kan, yıllardır asimile edilen, dilleri yasaklanan Kürtlerin bu taleplerine karşılık olarak güvenlik güç­ lerini ve savcıları göreve çağırmış, açılım sürecini Kürt tutuklama operasyonuna dönüştürmüştür.  Ülkemizde bir türlü demokratikleşmeyen yargı, nöbetçi mahkemeler kurarak parti çalışanları­ mızı, çocuklarımızı cezaevlerine kapatmıştır. Yargının bu kadar adaletten uzaklaştığı dönemde iti­ rafçılık yasaları sürekli işler tutulmuş, kim olduğu belli olmayan şahısların kimlikleri gizli tutulmuş,  verdikleri ifadeler tek başına mahkûmiyet kararına gerekçe olarak sayılmıştır. Oysa AİHM, gizli  tanıklık konusunda, gizli tanığın beyanlarının farklı kanıtlarla desteklenmesi, tek başına tanık ifa­ desiyle mahkûmiyet kararı verilmemesi, tanık beyanlarının mahkûmiyet kararında ağırlıklı rol bile  oynamaması kriterlerini arıyor. Ayrıca, gizli tanık olacak kişinin gerçekten tehdit altında olduğunun  kanıtlanması gerekmektedir ama söz konusu Kürtler ve onların temsilcileri olduğunda, yargıçlar,  savcılar, hâkimler için adalet, yargı bağımsızlığı teferruat olur, Kürtleri ağır cezalara çarptırmak  için kanıt önemsizdir, ifade verenin kimliği ile hiç ilgilenmezler, güvenlik güçleri tarafından geti­ rilen tanıklar onlar için yeterli kanıttır.  - 5 6 7 -
Sayfa 106 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hak­ kında Kanun Tasarısının 10. Maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.  Ayla Akat Ata Sırrı Sakık İbrahim Binici  Batman Muş Şanlıurfa  Şerafettin Halis Hamit Geylani Hasip Kaplan  Tunceli Hakkâri Şırnak  Akın Birdal Sebahat Tuncel Sevahir Bayındır  Diyarbakır İstanbul Şırnak  Osman Özçelik M. Nezir Karabaş Pervin Buldan  Siirt Bitlis İğdır  Bengi Yıldız  Batman  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Kim konuşacak?  AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Kurtulan konuşacak, Van Milletvekili.  BAŞKAN - Sayın Kurtulan, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)  FATMA KURTULAN (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun ta­ sarısının 10'uncu maddesinde verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Darbe planları, baskılar, hak ihlalleri, işsizlik, tutuklanan, öldürülen, kaçırılan çocuklar, sokak  ortasında katledilen kadınlar, hakları gasbedilen Tekel işçileri, ölümler ve linç tablolarıyla gün­ demden düşmeyen bir dönemi yaşamaktayız.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için "Asimilasyon  bir insanlık suçudur. Kendi ana dilinizde eğitim görmek en temel hakkınızdır." diyen Sayın Başba­ kan, yıllardır asimile edilen, dilleri yasaklanan Kürtlerin bu taleplerine karşılık olarak güvenlik güç­ lerini ve savcıları göreve çağırmış, açılım sürecini Kürt tutuklama operasyonuna dönüştürmüştür.  Ülkemizde bir türlü demokratikleşmeyen yargı, nöbetçi mahkemeler kurarak parti çalışanları­ mızı, çocuklarımızı cezaevlerine kapatmıştır. Yargının bu kadar adaletten uzaklaştığı dönemde iti­ rafçılık yasaları sürekli işler tutulmuş, kim olduğu belli olmayan şahısların kimlikleri gizli tutulmuş,  verdikleri ifadeler tek başına mahkûmiyet kararına gerekçe olarak sayılmıştır. Oysa AİHM, gizli  tanıklık konusunda, gizli tanığın beyanlarının farklı kanıtlarla desteklenmesi, tek başına tanık ifa­ desiyle mahkûmiyet kararı verilmemesi, tanık beyanlarının mahkûmiyet kararında ağırlıklı rol bile  oynamaması kriterlerini arıyor. Ayrıca, gizli tanık olacak kişinin gerçekten tehdit altında olduğunun  kanıtlanması gerekmektedir ama söz konusu Kürtler ve onların temsilcileri olduğunda, yargıçlar,  savcılar, hâkimler için adalet, yargı bağımsızlığı teferruat olur, Kürtleri ağır cezalara çarptırmak  için kanıt önemsizdir, ifade verenin kimliği ile hiç ilgilenmezler, güvenlik güçleri tarafından geti­ rilen tanıklar onlar için yeterli kanıttır.  - 5 6 7 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türk yargı sisteminde önemli bir yeri olan itirafçılar, işledikleri ağır suçları affettirmek veya ce­ zalarını hafifletmek için, sıklıkla yalan beyanlarda bulunmakta, masum insanları suçlamakta, hiç ta­ nımadığı şahıslar hakkında ifadeler vermektedir. Bu tür delillere dayalı yargılamalar sonucu, sanık  ağır cezalara çarptırılmakta, itirafçının ifadesi dışında suç işlediğine dair başka delil bulunmayan in­ sanlarımız hayatlarının çoğunu sırf bu yüzden cezaevinde geçirmektedir.  Türkiye'de sürekli gündemde tutulan itirafçılık yasalarına bakıldığında, yargı âdeta itirafçılığı  teşvik etmekte, işlediği suçtan ceza çekmeden kurtulmasına karşılık olarak başka biri hakkında ta­ nıklık etme formülü sunmaktadır. İlki 1985 yılında çıkarılan Pişmanlık Yasası, yirmi beş yıl boyunca,  valilerin basında çıkan demeçlerine göre, devletin itirafçıları maaşa bağladığını, yeni kimlikler ver­ diğini, başka bölgelere yerleştirdiğini, hatta gerektiğinde kimilerine estetik ameliyatla yüzlerini de­ ğiştirme imkânı sağladığını öğrendik. Güvenlik güçleri tarafından kullanılan itirafçı sayısının çok  yüksek olabileceği belirtiliyor. "İtirafçı" denilen ve bir sistem hâline getirilen bu olgu, insanın nasıl  değersizleştirildiğini ve kullanılabilir bir araç hâline getirildiğini gösterdi. İnsanlıktan çıkarılmış olan  bu bireyler, sistemin dönen çarkları içerisinde birer suçluya dönüşüyorlar. Sistem çürürken kişileri de  kendisiyle beraber çürütmektedir. İtirafçılık olgusu hukuksuz yapılanmalarla insanlığın karşısına di­ kilmekte, insanlığı yok etmeye aday olmaktadır. Bütün bu hukuksuz yapılanmalar, antidemokratik  yöntemler, Kürt halkının taleplerinin demokratik çerçeveler kapsamında karşılık bulmamasından  kaynaklı zeminde yaşam bulmuştur. Yargılanmanın yargılandığı bir sistem olan itirafçılık, siyasi dü­ şünce suçundan dolayı gözaltına alınanlar hakkında işlenilen bir yargılama sistemi olarak hâlâ devam  etmektedir.  Yukarıda kısaca bahsettiğim gibi devletin cezasını affetmesini sağlamak isteyen itirafçıların be­ yanları karşısında yargının nasıl bir tutum izleyeceği çok önemli. Türkiye'de bolca çıkarılan itiraf­ çılık yasalarına bakıldığında yasa koyucunun itirafçılığı özendirdiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.  Karşımızda böyle bir yargı sistemi dururken ve devletin neredeyse bütün kurumlarında "terörle mü­ cadele" adı altında yürütülen bu kirli savaşta ortaya çıkan hukuksuz birimlerden geçilmezken, Kamu  Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının da aynı hukuksuzlukların devamı anlamına geleceğini söyle­ yebiliriz. Bu birimlere benzer birimler...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FATMA KURTULAN (Devamla) - Sağ olun.  .. .ülkemizde yeterince var ve hepsinin icraatları da gözler önünde. Türkiye'nin, insan haklarını  yüceltecek, demokrasiyi işletecek ve insan hayatını önemseyecek kurumlara ihtiyacı vardır. Türki­ ye'nin gerçekliğiyle ters düşen bu yapılanmalara gitmek, bize daha çok yaşam ve daha çok zaman kay­ bettirmekten başka bir anlam taşımayacaktır diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kurtulan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum.  - 5 6 8 -
Sayfa 107 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türk yargı sisteminde önemli bir yeri olan itirafçılar, işledikleri ağır suçları affettirmek veya ce­ zalarını hafifletmek için, sıklıkla yalan beyanlarda bulunmakta, masum insanları suçlamakta, hiç ta­ nımadığı şahıslar hakkında ifadeler vermektedir. Bu tür delillere dayalı yargılamalar sonucu, sanık  ağır cezalara çarptırılmakta, itirafçının ifadesi dışında suç işlediğine dair başka delil bulunmayan in­ sanlarımız hayatlarının çoğunu sırf bu yüzden cezaevinde geçirmektedir.  Türkiye'de sürekli gündemde tutulan itirafçılık yasalarına bakıldığında, yargı âdeta itirafçılığı  teşvik etmekte, işlediği suçtan ceza çekmeden kurtulmasına karşılık olarak başka biri hakkında ta­ nıklık etme formülü sunmaktadır. İlki 1985 yılında çıkarılan Pişmanlık Yasası, yirmi beş yıl boyunca,  valilerin basında çıkan demeçlerine göre, devletin itirafçıları maaşa bağladığını, yeni kimlikler ver­ diğini, başka bölgelere yerleştirdiğini, hatta gerektiğinde kimilerine estetik ameliyatla yüzlerini de­ ğiştirme imkânı sağladığını öğrendik. Güvenlik güçleri tarafından kullanılan itirafçı sayısının çok  yüksek olabileceği belirtiliyor. "İtirafçı" denilen ve bir sistem hâline getirilen bu olgu, insanın nasıl  değersizleştirildiğini ve kullanılabilir bir araç hâline getirildiğini gösterdi. İnsanlıktan çıkarılmış olan  bu bireyler, sistemin dönen çarkları içerisinde birer suçluya dönüşüyorlar. Sistem çürürken kişileri de  kendisiyle beraber çürütmektedir. İtirafçılık olgusu hukuksuz yapılanmalarla insanlığın karşısına di­ kilmekte, insanlığı yok etmeye aday olmaktadır. Bütün bu hukuksuz yapılanmalar, antidemokratik  yöntemler, Kürt halkının taleplerinin demokratik çerçeveler kapsamında karşılık bulmamasından  kaynaklı zeminde yaşam bulmuştur. Yargılanmanın yargılandığı bir sistem olan itirafçılık, siyasi dü­ şünce suçundan dolayı gözaltına alınanlar hakkında işlenilen bir yargılama sistemi olarak hâlâ devam  etmektedir.  Yukarıda kısaca bahsettiğim gibi devletin cezasını affetmesini sağlamak isteyen itirafçıların be­ yanları karşısında yargının nasıl bir tutum izleyeceği çok önemli. Türkiye'de bolca çıkarılan itiraf­ çılık yasalarına bakıldığında yasa koyucunun itirafçılığı özendirdiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.  Karşımızda böyle bir yargı sistemi dururken ve devletin neredeyse bütün kurumlarında "terörle mü­ cadele" adı altında yürütülen bu kirli savaşta ortaya çıkan hukuksuz birimlerden geçilmezken, Kamu  Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının da aynı hukuksuzlukların devamı anlamına geleceğini söyle­ yebiliriz. Bu birimlere benzer birimler...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  FATMA KURTULAN (Devamla) - Sağ olun.  .. .ülkemizde yeterince var ve hepsinin icraatları da gözler önünde. Türkiye'nin, insan haklarını  yüceltecek, demokrasiyi işletecek ve insan hayatını önemseyecek kurumlara ihtiyacı vardır. Türki­ ye'nin gerçekliğiyle ters düşen bu yapılanmalara gitmek, bize daha çok yaşam ve daha çok zaman kay­ bettirmekten başka bir anlam taşımayacaktır diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kurtulan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum.  - 5 6 8 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasarısının 10. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Tayfur Süner (Antalya) ve arkadaşları  "Madde 10- (1) Müsteşarlığın danışma birimleri ve görevleri şunlardır:  a) Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı:  1) Ulusal kalkınma strateji ve politikaları ile yıllık program çerçevesinde Müsteşarlığın orta ve  uzun vadeli kurumsal strateji ve politikalarını belirlemek üzere gerekli çalışmaları yapmak.  2) Müsteşarlığın görev alanına giren konularda performans ve kalite ölçütleri geliştirmek, izle­ mek, değerlendirmek, sürekli gelişim için önerilerde bulunmak.  3) Müsteşarlık bütçesini stratejik plana ve yıllık hedeflere göre hazırlamak ve Müsteşarlık faa­ liyetlerinin bunlara uygunluğunu izlemek ve değerlendirmek.  4) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile mali hizmet­ ler birimine ve strateji geliştirme birimine verilen görevleri yapmak,  5) Müsteşarlığın iç denetime yönelik işlevinin etkinliğini ve verimliliğini artırmak için gerekli  hazırlıkları yapmak.  6) Müsteşarlığın yıllık idari faaliyet raporunu hazırlamak.  7) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  b) Hukuk Müşavirliği:  1) Terörle mücadele mevzuatını ve uygulamasını değerlendirmek, günün şartlarına göre geliş­ tirmek.  2) Güvenlik ve terörle mücadele ile ilgili kanun, tüzük ve yönetmelik taslakları ile diğer hukuki  konular hakkında görüş bildirmek.  3) Terörle mücadeleye ilişkin uluslararası mevzuatı takip etmek.  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  5) Müsteşarlığın menfaatlerini koruyucu, anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında  almak, anlaşma ve sözleşmelerin bu esaslara uygun olarak yapılmasına yardımcı olmak,  6) 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanun hükümlerine göre adli ve idari davalarda gerekli bilgi­ leri hazırlamak, taraf olduğu Hazineyi ilgilendirmeyen davalarda Müsteşarlığı temsil etmek"  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Ali Rıza Öztürk konuşacak.  BAŞKAN - Sayın Ali Rıza Öztürk, buyurun.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi  adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.  - 5 6 9 -
Sayfa 108 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 Sıra Sayılı Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanun Tasarısının 10. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Tayfur Süner (Antalya) ve arkadaşları  "Madde 10- (1) Müsteşarlığın danışma birimleri ve görevleri şunlardır:  a) Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı:  1) Ulusal kalkınma strateji ve politikaları ile yıllık program çerçevesinde Müsteşarlığın orta ve  uzun vadeli kurumsal strateji ve politikalarını belirlemek üzere gerekli çalışmaları yapmak.  2) Müsteşarlığın görev alanına giren konularda performans ve kalite ölçütleri geliştirmek, izle­ mek, değerlendirmek, sürekli gelişim için önerilerde bulunmak.  3) Müsteşarlık bütçesini stratejik plana ve yıllık hedeflere göre hazırlamak ve Müsteşarlık faa­ liyetlerinin bunlara uygunluğunu izlemek ve değerlendirmek.  4) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile mali hizmet­ ler birimine ve strateji geliştirme birimine verilen görevleri yapmak,  5) Müsteşarlığın iç denetime yönelik işlevinin etkinliğini ve verimliliğini artırmak için gerekli  hazırlıkları yapmak.  6) Müsteşarlığın yıllık idari faaliyet raporunu hazırlamak.  7) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  b) Hukuk Müşavirliği:  1) Terörle mücadele mevzuatını ve uygulamasını değerlendirmek, günün şartlarına göre geliş­ tirmek.  2) Güvenlik ve terörle mücadele ile ilgili kanun, tüzük ve yönetmelik taslakları ile diğer hukuki  konular hakkında görüş bildirmek.  3) Terörle mücadeleye ilişkin uluslararası mevzuatı takip etmek.  4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.  5) Müsteşarlığın menfaatlerini koruyucu, anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında  almak, anlaşma ve sözleşmelerin bu esaslara uygun olarak yapılmasına yardımcı olmak,  6) 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanun hükümlerine göre adli ve idari davalarda gerekli bilgi­ leri hazırlamak, taraf olduğu Hazineyi ilgilendirmeyen davalarda Müsteşarlığı temsil etmek"  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Sayın Ali Rıza Öztürk konuşacak.  BAŞKAN - Sayın Ali Rıza Öztürk, buyurun.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi  adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.  - 5 6 9 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Görüşülmekte olan kanun tasarısının 10'uncu maddesi üzerinde verilen değişiklik önergesi hak­ kında düşüncelerimizi ifade etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısının amacı, terörle mücadelede meydana gelen koordi­ nasyon zaafını gidermek olarak belirlenmiş. Böylelikle, bugüne kadar terörle mücadele konusunda  sıkı mücadele yapıldığı ve zaafın olmadığı yönündeki Hükümet iddiaları, bu kanun tasarısındaki bu  düşünceyle çürütülmüş oluyor. Demek ki bugüne kadar terör konusunda Hükümet zaaf içindeymiş,  bunu öğrenmiş olduk bu kanun tasarısıyla.  Değerli arkadaşlarım, getirilmekte olan bu tip tasarıların, bu tip kanun tasarılarının her şeyden  önce toplum vicdanını acıtmaması, demokratik hukuk devletini zedelememesi gerekir. Türkiye'de  barış ve demokrasi ortamı aranırken bu tip yasalar, gerçekten, bu barış ve demokrasi ortamı arayı­ şına hizmet etmeyen kanun tasarı ve teklifleridir.  Yine buna benzer bir kanun tasarısı da İçişleri Bakanlığı Alt Komisyonundadır. O da polis ve MİT'e  askerî silahları alma yetkisi veren kanun tasarısıdır. Bu kanun tasarısının da bu tip demokratikleşme ve  barış ortamını arama amacına hizmet etmediği çok açıktır. Polis, ülke içerisinde kamu düzenini ve kamu  güvenliğini sağlamakla görevlidir. Oysa sizin polise bu ağır askerî silahları ne amaçla verdiğiniz bile  belli değildir. Örneğin, toplantı ve gösterileri polis, havan topu kullanarak mı dağıtacaktır?  Değerli arkadaşlarım, burada üstünde durulması gereken bir konu da şudur: Kamuda ve devlet  dairelerinde istihdam şekilleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü maddesinde çok  açık bir şekilde sayılmıştır. Buna göre, memur, sözleşmeli personel, işte, 4/C dediğimiz geçici ve  işçi statüsünde çalışma vardır. Bunun dışında kamuda bir istihdam olanağı yoktur.  Şimdi elimde İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay tarafından verilen bir önerge var. Bu önergede  mevcut kanun tasarısının içine şu anda tasarıda olmayan bir cümle eklenmiş. ". . .657 sayılı Devlet  Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki usul ve esas­ lara bağlı olmaksızın, Bakan onayı ile . . ." cümlesini buraya sokuyor.  Şimdi, biz şuna alıştık değerli arkadaşlarım: Önergelerle yasa yapmaya, hatta önergelerle Ana­ yasa değiştirmeye artık bu Meclis alıştı bu AKP döneminde.  Şimdi, Sayın Bakan tasarının dışında bu değişikliği niye getiriyor? Şimdi, yasanın emredici  hükmü, kamu kurumunda ve devlet dairelerinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü  maddesinin dışındaki bir istihdam şekliyle çalıştırmak mümkün değil iken, bunu niye getiriyor?  Şimdi, bununla Sayın Bakan ne yapmaya çalışıyor? Yani, bir zamanlar, duyuyorduk, devlet içeri­ sinde, işte, yeşil, kırmızı, sarı diye çeteler veya çete başları vardı. Şimdi, Sayın Bakan acaba bu de­ ğişiklik önergesiyle sadece kendi onayına ve müsteşarın onayına, hatta ücretlerin belirlenmesini de  buna tabi kılarak yeni yeşiller, yeni kırmızılar, yeni sarılar, turuncular mı yaratmak istiyor? Yeni çe­ teler mi türetmek istiyor? Kimleri korumak istiyor? Hangi tarikatları, hangi cemaatlerin adamlarını  bu devletin içerisinde yuvalandırmak istiyor? Niye 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü  maddesinin getirdiği yükümlülüklerden kurtulmak istiyor Sayın Bakan? Bu anlayış demokratik hukuk  devletine uyan bir anlayış mıdır değerli arkadaşlarım? Bu anlayış, gerçekten, bu ülkede polis devle­ tine gidişin çok açık ve somut göstergesidir.  Zaten, bu yasa tasarısının getirilmesindeki amaçlardan birisi her ne kadar bu teröre karşı koor­ dinasyondaki zaafı gidermek olarak belirlenmişse de, burada sonsuz bir yetki getirilmiş olması, as­ lında, Sayın Başbakanın fiilen kurduğu ve yürütmekte olduğu bu örgütünün, kendi yandaş örgütünün  yasal statüsünü hazırlamış olmaktadır.  - 5 7 0 -
Sayfa 109 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Görüşülmekte olan kanun tasarısının 10'uncu maddesi üzerinde verilen değişiklik önergesi hak­ kında düşüncelerimizi ifade etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısının amacı, terörle mücadelede meydana gelen koordi­ nasyon zaafını gidermek olarak belirlenmiş. Böylelikle, bugüne kadar terörle mücadele konusunda  sıkı mücadele yapıldığı ve zaafın olmadığı yönündeki Hükümet iddiaları, bu kanun tasarısındaki bu  düşünceyle çürütülmüş oluyor. Demek ki bugüne kadar terör konusunda Hükümet zaaf içindeymiş,  bunu öğrenmiş olduk bu kanun tasarısıyla.  Değerli arkadaşlarım, getirilmekte olan bu tip tasarıların, bu tip kanun tasarılarının her şeyden  önce toplum vicdanını acıtmaması, demokratik hukuk devletini zedelememesi gerekir. Türkiye'de  barış ve demokrasi ortamı aranırken bu tip yasalar, gerçekten, bu barış ve demokrasi ortamı arayı­ şına hizmet etmeyen kanun tasarı ve teklifleridir.  Yine buna benzer bir kanun tasarısı da İçişleri Bakanlığı Alt Komisyonundadır. O da polis ve MİT'e  askerî silahları alma yetkisi veren kanun tasarısıdır. Bu kanun tasarısının da bu tip demokratikleşme ve  barış ortamını arama amacına hizmet etmediği çok açıktır. Polis, ülke içerisinde kamu düzenini ve kamu  güvenliğini sağlamakla görevlidir. Oysa sizin polise bu ağır askerî silahları ne amaçla verdiğiniz bile  belli değildir. Örneğin, toplantı ve gösterileri polis, havan topu kullanarak mı dağıtacaktır?  Değerli arkadaşlarım, burada üstünde durulması gereken bir konu da şudur: Kamuda ve devlet  dairelerinde istihdam şekilleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü maddesinde çok  açık bir şekilde sayılmıştır. Buna göre, memur, sözleşmeli personel, işte, 4/C dediğimiz geçici ve  işçi statüsünde çalışma vardır. Bunun dışında kamuda bir istihdam olanağı yoktur.  Şimdi elimde İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay tarafından verilen bir önerge var. Bu önergede  mevcut kanun tasarısının içine şu anda tasarıda olmayan bir cümle eklenmiş. ". . .657 sayılı Devlet  Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki usul ve esas­ lara bağlı olmaksızın, Bakan onayı ile . . ." cümlesini buraya sokuyor.  Şimdi, biz şuna alıştık değerli arkadaşlarım: Önergelerle yasa yapmaya, hatta önergelerle Ana­ yasa değiştirmeye artık bu Meclis alıştı bu AKP döneminde.  Şimdi, Sayın Bakan tasarının dışında bu değişikliği niye getiriyor? Şimdi, yasanın emredici  hükmü, kamu kurumunda ve devlet dairelerinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü  maddesinin dışındaki bir istihdam şekliyle çalıştırmak mümkün değil iken, bunu niye getiriyor?  Şimdi, bununla Sayın Bakan ne yapmaya çalışıyor? Yani, bir zamanlar, duyuyorduk, devlet içeri­ sinde, işte, yeşil, kırmızı, sarı diye çeteler veya çete başları vardı. Şimdi, Sayın Bakan acaba bu de­ ğişiklik önergesiyle sadece kendi onayına ve müsteşarın onayına, hatta ücretlerin belirlenmesini de  buna tabi kılarak yeni yeşiller, yeni kırmızılar, yeni sarılar, turuncular mı yaratmak istiyor? Yeni çe­ teler mi türetmek istiyor? Kimleri korumak istiyor? Hangi tarikatları, hangi cemaatlerin adamlarını  bu devletin içerisinde yuvalandırmak istiyor? Niye 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü  maddesinin getirdiği yükümlülüklerden kurtulmak istiyor Sayın Bakan? Bu anlayış demokratik hukuk  devletine uyan bir anlayış mıdır değerli arkadaşlarım? Bu anlayış, gerçekten, bu ülkede polis devle­ tine gidişin çok açık ve somut göstergesidir.  Zaten, bu yasa tasarısının getirilmesindeki amaçlardan birisi her ne kadar bu teröre karşı koor­ dinasyondaki zaafı gidermek olarak belirlenmişse de, burada sonsuz bir yetki getirilmiş olması, as­ lında, Sayın Başbakanın fiilen kurduğu ve yürütmekte olduğu bu örgütünün, kendi yandaş örgütünün  yasal statüsünü hazırlamış olmaktadır.  - 5 7 0 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Bu kürsüde defalarca söyledik, getirilen bütün kanun tasardan, demokratik hukuk devleti ilke­ lerinin temeline aykırı bir şekilde, kendi organizasyonunun oluşturulmasının siyasi altyapısını kur­ maya yönelik olmaktan öteye gitmiyor ama bu yapılırken, bu kanun tasarısı geliyor, komisyonlarda  tartışılıyor, görüşülüyor ve orada söylenilmesi gereken laflar söylenilmiyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Aslında, beynin arkasında yazılı olan şeyler, bu kanun tasa­ rıları bu Genel Kurulda görüşülürken verilen değişiklik önergeleriyle -tıpkı burada olduğu gibi, bu  değişiklik önergeleriyle- herkesin gözünden kaçırılarak yapılmaya çalışılıyor.  Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, temel kanunlar gerçekten önemli kanunlar ve iktidar partisi  hükümeti tarafından, iktidar partisi kimse onun tarafından getirilir ve usulüne uygun olarak komis­ yonlarda görüşülür. Ama, şimdi, Sayın Bakanın bu önergesinin, işte, kimlere hizmet ettiğini çok açık  ve seçik şekilde Sayın Bakan çıkıp burada açıklamalıdır. Yani, mevcut Devlet Memurları Ka- nunu'ndan ayrı olarak böyle bir düzenleme yapmakla kimleri korumak istiyor? Hangi tarikatları,  hangi cemaatleri devletin içerisine yerleştirmeye çalışıyor? Hangi çeteleri devlete teslim etmeye ça­ lışıyor? Bunları açıklamak zorundadır.  Biz geçmişten beri bu devletin çeteler tarafından kuşatıldığını biliyoruz ve bunun kavgasını hep  veriyoruz. Bir yandan "çetelere karşı çıkacağız." diyeceksiniz, bir yandan "gerçekten biz demokra­ tikleşmeyi, devletin demokratikleşmesini, bireyin özgürleşmesini savunacağız." diyeceksiniz, bir  yandan "darbelere karşıyız." diyeceksiniz ama darbeye karşı verilen Meclis araştırma...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - ...önergelerini reddedeceksiniz, öbür taraftan, yine "faili  meçhullere karşıyız." diyeceksiniz, faili meçhullere karşı verilen araştırma önergelerine karşı çıka­ caksınız ama demokratik hukuk devletiyle ters düşen yasalar getireceksiniz. O da yetmeyecek o ya­ saların içerisine kaptıkaçtı bir şekilde böyle önergeler sokacaksınız.  Değerli arkadaşlanm, bu, AKP'nin demokrasi konusunda samimi olmadığının göstergesidir.  Adalet ve Kalkınma Partisi, bakın, partinin adına bakın adaleti görün, kendinize bakın kalkınmayı  görün.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 sıra sayılı "Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasansı"nın 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin aşağıdaki şe­ kilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Beşir Atalay  İçişleri Bakanı  - 5 7 1 -
Sayfa 110 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  Bu kürsüde defalarca söyledik, getirilen bütün kanun tasardan, demokratik hukuk devleti ilke­ lerinin temeline aykırı bir şekilde, kendi organizasyonunun oluşturulmasının siyasi altyapısını kur­ maya yönelik olmaktan öteye gitmiyor ama bu yapılırken, bu kanun tasarısı geliyor, komisyonlarda  tartışılıyor, görüşülüyor ve orada söylenilmesi gereken laflar söylenilmiyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Aslında, beynin arkasında yazılı olan şeyler, bu kanun tasa­ rıları bu Genel Kurulda görüşülürken verilen değişiklik önergeleriyle -tıpkı burada olduğu gibi, bu  değişiklik önergeleriyle- herkesin gözünden kaçırılarak yapılmaya çalışılıyor.  Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, temel kanunlar gerçekten önemli kanunlar ve iktidar partisi  hükümeti tarafından, iktidar partisi kimse onun tarafından getirilir ve usulüne uygun olarak komis­ yonlarda görüşülür. Ama, şimdi, Sayın Bakanın bu önergesinin, işte, kimlere hizmet ettiğini çok açık  ve seçik şekilde Sayın Bakan çıkıp burada açıklamalıdır. Yani, mevcut Devlet Memurları Ka- nunu'ndan ayrı olarak böyle bir düzenleme yapmakla kimleri korumak istiyor? Hangi tarikatları,  hangi cemaatleri devletin içerisine yerleştirmeye çalışıyor? Hangi çeteleri devlete teslim etmeye ça­ lışıyor? Bunları açıklamak zorundadır.  Biz geçmişten beri bu devletin çeteler tarafından kuşatıldığını biliyoruz ve bunun kavgasını hep  veriyoruz. Bir yandan "çetelere karşı çıkacağız." diyeceksiniz, bir yandan "gerçekten biz demokra­ tikleşmeyi, devletin demokratikleşmesini, bireyin özgürleşmesini savunacağız." diyeceksiniz, bir  yandan "darbelere karşıyız." diyeceksiniz ama darbeye karşı verilen Meclis araştırma...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - ...önergelerini reddedeceksiniz, öbür taraftan, yine "faili  meçhullere karşıyız." diyeceksiniz, faili meçhullere karşı verilen araştırma önergelerine karşı çıka­ caksınız ama demokratik hukuk devletiyle ters düşen yasalar getireceksiniz. O da yetmeyecek o ya­ saların içerisine kaptıkaçtı bir şekilde böyle önergeler sokacaksınız.  Değerli arkadaşlanm, bu, AKP'nin demokrasi konusunda samimi olmadığının göstergesidir.  Adalet ve Kalkınma Partisi, bakın, partinin adına bakın adaleti görün, kendinize bakın kalkınmayı  görün.  Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 sıra sayılı "Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasansı"nın 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin aşağıdaki şe­ kilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Beşir Atalay  İçişleri Bakanı  - 5 7 1 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  c) Müsteşarlık Müşavirleri: Terörle mücadele alanında özel bilgi ve ihtisasından yararlanılmak  üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması  hakkındaki usul ve esaslara bağlı olmaksızın, Bakan onayı ile en çok on Müsteşarlık Müşaviri po­ zisyon unvanıyla sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Personelin sözleşme usul ve esasları Müsteşar­ lıkça tespit edilir ve bu Kanuna ekli (2) Sayılı Cetvelde belirlenen taban ve tavan ücretleri arasında  kalmak üzere Müsteşarın teklifi ve Bakan onayı ile aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müste­ şarlıkta sözleşmeli personel olarak istihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ik­ ramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu statüde çalıştırılma, sözleşme bitiminde kamu kurum ve  kuruluşlarında herhangi bir pozisyon, kadro veya statüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkil  etmez.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Yüce  Meclisin takdirine bırakıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutayım, konuşacak mısınız?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Gerekçe...  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.  Gerekçe:  Önerge ile Müsteşarlık Müşaviri görevlendirilmesindeki usul ve bunlara ödenecek ücret ve ik­ ramiyelerin düzenlenmesi amaçlanmaktadır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmiştir.  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Sayın Başkan, ketenpereye geliyor devlet. Alelacele  ne oluyor böyle? Kimin malını kime paylaştırıyorsunuz? Ayıp!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ne demek, Sayın Başkan? Önerge okundu...  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Olur mu böyle şey? Oturum kapanırken Sayın Bakan  önerge veriyor, onun bunun maaşına zam yapıyor.  BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 sıra sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasarısının 10. maddesinin (a) bendinin (2 nci) paragrafında "Müsteşarlığın  görev alanına giren konularda" ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki ifadenin eklenmesini say­ gılarımızla arz ederiz.  Beytullah Asil (Eskişehir) ve arkadaşları  "Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan bakanlık dışı öteki kurumlar hariç"  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  - 5 7 2 -
Sayfa 111 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  c) Müsteşarlık Müşavirleri: Terörle mücadele alanında özel bilgi ve ihtisasından yararlanılmak  üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması  hakkındaki usul ve esaslara bağlı olmaksızın, Bakan onayı ile en çok on Müsteşarlık Müşaviri po­ zisyon unvanıyla sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Personelin sözleşme usul ve esasları Müsteşar­ lıkça tespit edilir ve bu Kanuna ekli (2) Sayılı Cetvelde belirlenen taban ve tavan ücretleri arasında  kalmak üzere Müsteşarın teklifi ve Bakan onayı ile aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müste­ şarlıkta sözleşmeli personel olarak istihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ik­ ramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu statüde çalıştırılma, sözleşme bitiminde kamu kurum ve  kuruluşlarında herhangi bir pozisyon, kadro veya statüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkil  etmez.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Yüce  Meclisin takdirine bırakıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutayım, konuşacak mısınız?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Gerekçe...  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.  Gerekçe:  Önerge ile Müsteşarlık Müşaviri görevlendirilmesindeki usul ve bunlara ödenecek ücret ve ik­ ramiyelerin düzenlenmesi amaçlanmaktadır.  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge  kabul edilmiştir.  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Sayın Başkan, ketenpereye geliyor devlet. Alelacele  ne oluyor böyle? Kimin malını kime paylaştırıyorsunuz? Ayıp!  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ne demek, Sayın Başkan? Önerge okundu...  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Olur mu böyle şey? Oturum kapanırken Sayın Bakan  önerge veriyor, onun bunun maaşına zam yapıyor.  BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 383 sıra sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Gö­ revleri Hakkında Kanun Tasarısının 10. maddesinin (a) bendinin (2 nci) paragrafında "Müsteşarlığın  görev alanına giren konularda" ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki ifadenin eklenmesini say­ gılarımızla arz ederiz.  Beytullah Asil (Eskişehir) ve arkadaşları  "Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan bakanlık dışı öteki kurumlar hariç"  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  - 5 7 2 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Siz hayatınızda beş kuruş vergi topladınız mı?  BAŞKAN - Kim konuşacak?  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Süre tamamlanmadı mı Sayın Başkan?  BAŞKAN - Beş dakika var, konuşulabilinir.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Akçan efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Akçan.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşül­ mekte olan 383 sıra sayılı Kanun Tasansı'nın 10'uncu maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle  ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, tasarının 10'uncu maddesinin (a) bendinin ikinci fıkrasında şu ibare yer  almaktadır: "Müsteşarlığın görev alanına giren konularda performans ve kalite ölçütleri geliştirmek..."  Değerli milletvekilleri, aynı tasarının 3'üncü ve 4'üncü maddelerini okuduğumuzda... 4'üncü  madde: "Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu: Güvenlik kuruluşları ve ilgili kurumlar arasında  terörle mücadele alanında gerekli koordinasyonu sağlamak, bu alandaki politika ve uygulamaları de­ ğerlendirmek amacıyla Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu kurulmuştur.  Kurul, İçişleri Bakanının başkanlığında, Genelkurmay İkinci Başkanı, Jandarma Genel Komu­ tanı, Milli İstihbarat..." vesaire sıralıyor. Bunların içerisinde mesela Genelkurmay Başkanlığı doğ­ rudan Başbakana bağlı.  Şimdi, ihdas ettiğiniz Müsteşarlıkla, bir performans testi yapacak, performansı takip edecek bir  organ oluşturuyorsunuz Müsteşarlığın bünyesinde. Bu organa performansını test ettireceğiniz Ge­ nelkurmayı emrine veriyorsunuz. Konunun ele alındığı günden bu tarafa, hem geneli üzerindeki ko­ nuşmalar sırasında hem bölümler ele alındığı sırada muhalefet ısrarla, bu tasarının kurumlar arası  çatışmaya neden olabilecek mahiyet arz ettiğini ifade ediyor.  Bizim bu önergemizde de, madem performansını gözetleyeceksiniz, o zaman, İçişleri Bakanlığı­ nın dışında kalan ama kurul üyesi olan diğer kurumlar hariç olmak üzere Müsteşarlığın bünyesinde yer  alan öteki kurum ve kuruluşların performansını test edin, tabi tutun performansa, buna kimsenin diye­ ceği bir şey yok, ama Müsteşarlık üzerinden Genelkurmayı, Müsteşarlık üzerinden Başbakanlığa bağlı  öteki kuruluşları performansa tabi tutmaya kalkarsanız, kurumlar arası çatışma kaçınılmaz hâle gelir.  Bakın, değerli milletvekilleri, Sayın Bakanın, geneli üzerindeki konuşmalar sırasında ifade et­ tiği ilk paragraftaki son cümle: "İnanıyorum ki bugün yapacağımız görüşmeler neticesinde bu tasarı  zenginleşecek, sizlerin burada yapacağı eleştiri ve öneriler, bizim bundan sonraki çalışmalarımıza  da ışık tutacaktır."  Allah aşkına Sayın Bakanım, şu ana kadar verilmiş, onlarca verilmiş önergeden hiç mi bir tanesi  kabule değer değildi? Bir tanesi dahi sizin çalışmalarınıza veya kuracağınız teşkilata katkı sağlaya­ cak mahiyette değil miydi veya bu ülkeyi sadece tek başınıza, iktidara ait, muhalefete ait değil anla­ yışıyla mı yönetmeye teşebbüs ediyorsunuz? Sayın Bakanım, şu önergelerin Allah aşkına hiç mi  kabule değer, kayda değer bir boyutu yoktu? Bir taraftan bunu söylüyorsunuz, diğer taraftan da hiç­ bir önergeye iştirak etmiyorsunuz.  Bakınız, yine sizin sözleriniz, tutanaklardan okuyorum...  - 5 7 3 -
Sayfa 112 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Siz hayatınızda beş kuruş vergi topladınız mı?  BAŞKAN - Kim konuşacak?  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Süre tamamlanmadı mı Sayın Başkan?  BAŞKAN - Beş dakika var, konuşulabilinir.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Akçan efendim.  BAŞKAN - Buyurun Sayın Akçan.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşül­ mekte olan 383 sıra sayılı Kanun Tasansı'nın 10'uncu maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle  ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, tasarının 10'uncu maddesinin (a) bendinin ikinci fıkrasında şu ibare yer  almaktadır: "Müsteşarlığın görev alanına giren konularda performans ve kalite ölçütleri geliştirmek..."  Değerli milletvekilleri, aynı tasarının 3'üncü ve 4'üncü maddelerini okuduğumuzda... 4'üncü  madde: "Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu: Güvenlik kuruluşları ve ilgili kurumlar arasında  terörle mücadele alanında gerekli koordinasyonu sağlamak, bu alandaki politika ve uygulamaları de­ ğerlendirmek amacıyla Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu kurulmuştur.  Kurul, İçişleri Bakanının başkanlığında, Genelkurmay İkinci Başkanı, Jandarma Genel Komu­ tanı, Milli İstihbarat..." vesaire sıralıyor. Bunların içerisinde mesela Genelkurmay Başkanlığı doğ­ rudan Başbakana bağlı.  Şimdi, ihdas ettiğiniz Müsteşarlıkla, bir performans testi yapacak, performansı takip edecek bir  organ oluşturuyorsunuz Müsteşarlığın bünyesinde. Bu organa performansını test ettireceğiniz Ge­ nelkurmayı emrine veriyorsunuz. Konunun ele alındığı günden bu tarafa, hem geneli üzerindeki ko­ nuşmalar sırasında hem bölümler ele alındığı sırada muhalefet ısrarla, bu tasarının kurumlar arası  çatışmaya neden olabilecek mahiyet arz ettiğini ifade ediyor.  Bizim bu önergemizde de, madem performansını gözetleyeceksiniz, o zaman, İçişleri Bakanlığı­ nın dışında kalan ama kurul üyesi olan diğer kurumlar hariç olmak üzere Müsteşarlığın bünyesinde yer  alan öteki kurum ve kuruluşların performansını test edin, tabi tutun performansa, buna kimsenin diye­ ceği bir şey yok, ama Müsteşarlık üzerinden Genelkurmayı, Müsteşarlık üzerinden Başbakanlığa bağlı  öteki kuruluşları performansa tabi tutmaya kalkarsanız, kurumlar arası çatışma kaçınılmaz hâle gelir.  Bakın, değerli milletvekilleri, Sayın Bakanın, geneli üzerindeki konuşmalar sırasında ifade et­ tiği ilk paragraftaki son cümle: "İnanıyorum ki bugün yapacağımız görüşmeler neticesinde bu tasarı  zenginleşecek, sizlerin burada yapacağı eleştiri ve öneriler, bizim bundan sonraki çalışmalarımıza  da ışık tutacaktır."  Allah aşkına Sayın Bakanım, şu ana kadar verilmiş, onlarca verilmiş önergeden hiç mi bir tanesi  kabule değer değildi? Bir tanesi dahi sizin çalışmalarınıza veya kuracağınız teşkilata katkı sağlaya­ cak mahiyette değil miydi veya bu ülkeyi sadece tek başınıza, iktidara ait, muhalefete ait değil anla­ yışıyla mı yönetmeye teşebbüs ediyorsunuz? Sayın Bakanım, şu önergelerin Allah aşkına hiç mi  kabule değer, kayda değer bir boyutu yoktu? Bir taraftan bunu söylüyorsunuz, diğer taraftan da hiç­ bir önergeye iştirak etmiyorsunuz.  Bakınız, yine sizin sözleriniz, tutanaklardan okuyorum...  - 5 7 3 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Sayın Akçan, bir saniyenizi rica edebilir miyim, şimdi uzatma için karar alacağız da.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - Buyurun efendim.  BAŞKAN - 10'uncu maddenin oylanmasına kadar görüşmenin uzatılması için Genel Kurul ka­ rarı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Buyurun Sayın Akçan.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - Sayın Atalay şunu ifade ediyor: "Kurumlarımızın ayrı  ayrı bu konuda uzmanları var, birikimleri var ama biz bunların hepsini insicamlı bir stratejiye  dönüştürmek için de yeni bir koordinasyon getiriyoruz. Hadise bundan ibarettir."  Biraz önce verdiğiniz önergenin şu ifadenizle bağdaşır neresi var Sayın Bakan? Yani el altından  bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz. Bunu da söylediğimiz zaman Sayın Egemen Bağış çıkıyor diyor  ki: "Bu ülkenin adam gibi muhalefete ihtiyacı var." Şu yaptığımız ilkesiz bir muhalefet mi? Şu söy­ lediğimiz şeylerde, neresi hakaret taşır, neresi olumsuzluk taşır, neresi uygun değil? Peşin peşin, "Ka­ tılmıyoruz Sayın Başkan." diyorsunuz, burada da açıklama yapmaya çalışıyoruz. Genel Kuruldaki  değerli iktidar milletvekilleri sizin tavrınıza bağlı olarak oy kullanıyorlar. Biz de bunu burada açık­ lamak durumunda kalıyoruz ve yaptığımız muhalefet davranışı, adam gibi muhalefet davranışıdır.  Sayın Egemen Bağış'ın, muhalefetteki benim veya bir başka arkadaşımızın adam gibi davranış gös­ terip göstermediğini test etme hakkı da yoktur, yetkisi de yoktur, adaba da sığmaz.  Biraz önce Sayın Sipahi bu konuyu dile getirdiğinde, Genel Kurulda pek çok arkadaşımız "Ayıp  ayıp!" dedi. Ayıp, ayıbınızı kabul edeceğim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - Ayıp ayıbınız başımız üstüme, bir şartla. Egemen Bağış  Bey'e "Ya bunu söylemeye gerek yok Sayın Bakan." demiş olanınız varsa, hepinize teşekkür ediyo­ rum diyenlere. Ama bunu demezken, muhalefetin bu sözleri eleştirmesini "Ayıp ayıp!" diye nitelen­ dirmeniz gerçekten sıkıntı verici bir durum.  Değerli milletvekilleri, bir sonraki madde, 11 'inci madde. 11 'inci madde personelin atanmasın­ dan bahsediyor. Atamanın ilkeleri, kriterleri neler, belli. Ama bakıyoruz Türkiye'de istihdamın nasıl  olduğuna, bir mülakat getiriyorsunuz. Mülakat, kulun kula kulluğudur değerli milletvekilleri. Bun­ dan hepiniz de sıkıntı çekiyorsunuz, biliyorum. Bunun sabit kriterleri vardır. Bu kriterlere göre ha­ diseyi değerlendirmek ve ülkenin kanunlarını değişen iktidarlarla değişmek zorunda bırakılmayacak  şekilde ayarlamak hepimizin görevi diyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akçan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 10'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinin 3'üncü  alt bendinde geçen "yıllık" ibaresinin "dönendik" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Kerim Özkul  Konya  - 5 7 4 -
Sayfa 113 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Sayın Akçan, bir saniyenizi rica edebilir miyim, şimdi uzatma için karar alacağız da.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - Buyurun efendim.  BAŞKAN - 10'uncu maddenin oylanmasına kadar görüşmenin uzatılması için Genel Kurul ka­ rarı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Buyurun Sayın Akçan.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - Sayın Atalay şunu ifade ediyor: "Kurumlarımızın ayrı  ayrı bu konuda uzmanları var, birikimleri var ama biz bunların hepsini insicamlı bir stratejiye  dönüştürmek için de yeni bir koordinasyon getiriyoruz. Hadise bundan ibarettir."  Biraz önce verdiğiniz önergenin şu ifadenizle bağdaşır neresi var Sayın Bakan? Yani el altından  bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz. Bunu da söylediğimiz zaman Sayın Egemen Bağış çıkıyor diyor  ki: "Bu ülkenin adam gibi muhalefete ihtiyacı var." Şu yaptığımız ilkesiz bir muhalefet mi? Şu söy­ lediğimiz şeylerde, neresi hakaret taşır, neresi olumsuzluk taşır, neresi uygun değil? Peşin peşin, "Ka­ tılmıyoruz Sayın Başkan." diyorsunuz, burada da açıklama yapmaya çalışıyoruz. Genel Kuruldaki  değerli iktidar milletvekilleri sizin tavrınıza bağlı olarak oy kullanıyorlar. Biz de bunu burada açık­ lamak durumunda kalıyoruz ve yaptığımız muhalefet davranışı, adam gibi muhalefet davranışıdır.  Sayın Egemen Bağış'ın, muhalefetteki benim veya bir başka arkadaşımızın adam gibi davranış gös­ terip göstermediğini test etme hakkı da yoktur, yetkisi de yoktur, adaba da sığmaz.  Biraz önce Sayın Sipahi bu konuyu dile getirdiğinde, Genel Kurulda pek çok arkadaşımız "Ayıp  ayıp!" dedi. Ayıp, ayıbınızı kabul edeceğim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - Ayıp ayıbınız başımız üstüme, bir şartla. Egemen Bağış  Bey'e "Ya bunu söylemeye gerek yok Sayın Bakan." demiş olanınız varsa, hepinize teşekkür ediyo­ rum diyenlere. Ama bunu demezken, muhalefetin bu sözleri eleştirmesini "Ayıp ayıp!" diye nitelen­ dirmeniz gerçekten sıkıntı verici bir durum.  Değerli milletvekilleri, bir sonraki madde, 11 'inci madde. 11 'inci madde personelin atanmasın­ dan bahsediyor. Atamanın ilkeleri, kriterleri neler, belli. Ama bakıyoruz Türkiye'de istihdamın nasıl  olduğuna, bir mülakat getiriyorsunuz. Mülakat, kulun kula kulluğudur değerli milletvekilleri. Bun­ dan hepiniz de sıkıntı çekiyorsunuz, biliyorum. Bunun sabit kriterleri vardır. Bu kriterlere göre ha­ diseyi değerlendirmek ve ülkenin kanunlarını değişen iktidarlarla değişmek zorunda bırakılmayacak  şekilde ayarlamak hepimizin görevi diyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akçan.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 10'uncu maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinin 3'üncü  alt bendinde geçen "yıllık" ibaresinin "dönendik" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Kerim Özkul  Konya  - 5 7 4 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe: Anlam karmaşasının önüne geçilmesi için değişiklik yapılmıştır.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilme­ miştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 10'uncu maddesinin l'inci fıkrasının (a) bendinin 1 'inci  alt bendinde geçen "yıllık" ibaresinin "dönendik" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe: Kanun tekniğine uygun olması için değişiklik yapılmıştır..  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Demin hızlı konuşmamdan dolayı "Reddedilmemiştir." gibi algıladınız, "Kabul edilmemiştir."  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tamam Sayın Başkanım.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Hangisi?  BAŞKAN - Deminki önerge için söylüyorum.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım, maddenin oylamasını yarın yapalım. Bir tar­ tışma. ..  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Kabul edilen önerge yok yani değil mi?  BAŞKAN - Önerge bitti.  MEHMET ŞANDIR (Mersin)- Önerge bitti ama maddenin oylamasını yarın yapalım.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, karar aldık.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Karar yeter sayısı yok.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Karar yeter sayısı var.  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Önerge kabul edilmiş...  - 5 7 5 -
Sayfa 114 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe: Anlam karmaşasının önüne geçilmesi için değişiklik yapılmıştır.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilme­ miştir.  Diğer önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  1/704 Esas Numaralı kanun tasarısının 10'uncu maddesinin l'inci fıkrasının (a) bendinin 1 'inci  alt bendinde geçen "yıllık" ibaresinin "dönendik" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  Mustafa Ataş  İstanbul  BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?  İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Katıl­ mıyoruz Sayın Başkanım.  BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Katılmıyoruz Başkanım.  BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:  Gerekçe: Kanun tekniğine uygun olması için değişiklik yapılmıştır..  BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge red­ dedilmiştir.  Demin hızlı konuşmamdan dolayı "Reddedilmemiştir." gibi algıladınız, "Kabul edilmemiştir."  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Tamam Sayın Başkanım.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Hangisi?  BAŞKAN - Deminki önerge için söylüyorum.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım, maddenin oylamasını yarın yapalım. Bir tar­ tışma. ..  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Kabul edilen önerge yok yani değil mi?  BAŞKAN - Önerge bitti.  MEHMET ŞANDIR (Mersin)- Önerge bitti ama maddenin oylamasını yarın yapalım.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkanım, karar aldık.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Karar yeter sayısı yok.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Karar yeter sayısı var.  ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) - Önerge kabul edilmiş...  - 5 7 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Kabul edilmemiştir" dedi Sayın Başkan; biz, "Kabul edilmiş­ tir." mi dedi diye anladık; "Düzeltiyorum" dedi. Şimdi, zaten öyle olsa "kabul edilmiş önerge doğ­ rultusunda" diyecek.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Maddenin oylamasını bitirelim.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Bakan, bu 10'uncu maddede bir tartışma var, kanunun se­ lameti açısından söylüyorum.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yoklama isteyelim, yoklama.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Karar aldık Sayın Başkan, bitimine kadar karar aldık.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Komisyon yerinden kalkarsa yarına kalır oylama.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yoklama istiyoruz o zaman Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yarın oylayalım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yarın olunca ne olacak?  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Ya tartışırız hiç olmazsa.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Neyi tartışacağız?  KADİR URAL (Mersin) - Yarın tartışacağız.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Hayır efendim, olur mu öyle şey ya!  BAŞKAN - Sayın Şandır, şimdi 10'uncu maddenin oylamasının bitişine kadar karar aldık.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Bir saniye...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Efendim, Komisyon kalkarsa oylayamazsınız.  BAŞKAN - Onu biliyorum.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yani bu maddeyi yarın oylayalım bu tartışmayı bitirmek açı­ sından.  III.- Y O K L A M A  (CHP ve MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yoklama istiyoruz o zaman.  BAŞKAN - Yoklama istiyorsunuz, peki.  Maddenin oylamasından evvel yoklama talebi vardır.  İsimleri okuyorum: Sayın Okay, Sayın Aslanoğlu, Sayın Köse, Sayın Susam, Sayın Öztürk,  Sayın Özkan, Sayın Gök, Sayın Yalçınkaya, Sayın Akçan, Sayın Oksal, Sayın Yazar, Sayın Ural,  Sayın Çelik, Sayın İnan, Sayın Yalçın, Sayın Işık, Sayın Özdemir, Sayın Kalaycı, Sayın Yunusoğlu,  Sayın Şandır, Sayın Kumcuoğlu.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 20.10  - 5 7 6 -
Sayfa 115 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 O: 5  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Kabul edilmemiştir" dedi Sayın Başkan; biz, "Kabul edilmiş­ tir." mi dedi diye anladık; "Düzeltiyorum" dedi. Şimdi, zaten öyle olsa "kabul edilmiş önerge doğ­ rultusunda" diyecek.  İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Maddenin oylamasını bitirelim.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Bakan, bu 10'uncu maddede bir tartışma var, kanunun se­ lameti açısından söylüyorum.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yoklama isteyelim, yoklama.  NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Karar aldık Sayın Başkan, bitimine kadar karar aldık.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Komisyon yerinden kalkarsa yarına kalır oylama.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yoklama istiyoruz o zaman Sayın Başkan.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yarın oylayalım.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yarın olunca ne olacak?  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Ya tartışırız hiç olmazsa.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Neyi tartışacağız?  KADİR URAL (Mersin) - Yarın tartışacağız.  ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Hayır efendim, olur mu öyle şey ya!  BAŞKAN - Sayın Şandır, şimdi 10'uncu maddenin oylamasının bitişine kadar karar aldık.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım...  BAŞKAN - Bir saniye...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Efendim, Komisyon kalkarsa oylayamazsınız.  BAŞKAN - Onu biliyorum.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Yani bu maddeyi yarın oylayalım bu tartışmayı bitirmek açı­ sından.  III.- Y O K L A M A  (CHP ve MHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yoklama istiyoruz o zaman.  BAŞKAN - Yoklama istiyorsunuz, peki.  Maddenin oylamasından evvel yoklama talebi vardır.  İsimleri okuyorum: Sayın Okay, Sayın Aslanoğlu, Sayın Köse, Sayın Susam, Sayın Öztürk,  Sayın Özkan, Sayın Gök, Sayın Yalçınkaya, Sayın Akçan, Sayın Oksal, Sayın Yazar, Sayın Ural,  Sayın Çelik, Sayın İnan, Sayın Yalçın, Sayın Işık, Sayın Özdemir, Sayın Kalaycı, Sayın Yunusoğlu,  Sayın Şandır, Sayın Kumcuoğlu.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Birleşime beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 20.10  - 5 7 6 - TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 6  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin  Altıncı Oturumunu açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - 10'uncu maddenin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bu­ lunamamıştı. Şimdi tekrar yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 11 Şubat  2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 20.18  - 5 7 7 - ALTINCI OTURUM  Açılma Saati: 20.15  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülsen ORHAN (Van)
Sayfa 116 -
TBMM B:59 1 0 . 2 . 2 0 1 0 0 : 6  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin  Altıncı Oturumunu açıyorum.  III.- YOKLAMA  BAŞKAN - 10'uncu maddenin oylamasından önce yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bu­ lunamamıştı. Şimdi tekrar yoklama yapacağız.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.  Kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 11 Şubat  2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 20.18  - 5 7 7 - ALTINCI OTURUM  Açılma Saati: 20.15  BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülsen ORHAN (Van)  TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse 'nin, ilaçların marketlerde satılmasına ilişkin Başbakan­ dan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/11679)  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki somlarımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı  olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  Eczacılara rest niteliği taşıdığı, iddiaları ortaya atılan bir konuşmanızda, ilaçların  marketlerde satılması sistemi üzerine uzun süredir çalıştığınız, Ocak ayında eczacıların Sosyal  Güvenlik Kurumu ile anlaşmaması durumunda bunu uygulama koyabileceğiniz konusunda  sözleriniz basında geniş yankı bulmuştur. Buna örnek olarak Batılı ülkeleri göstermiş ve  ABD'de aynı yöntemle ilaçların satıldığını sözlerinize eklemiştiniz. Basında ve kamuoyunda  marketlerde ilaç satılması olarak bilinen konuda, Hükümetinize yakın isimlerin bu işi yapması  için gerekli altyapı çalışmalarının yürütüldüğü iddiaları tartışılmaktadır. Aynı zamanda yanlış  ilaç kullanımı yüzünden en çok ölümlerin yaşandığı ülkelerin başında ABD'nin geldiği  konusunda kimi uzmanların görüş belirtmesi, ABD Başkanı'nın sağlık sistemini  değiştireceğini söylemesinin iktidara gelmesinde etkili olması ve değiştirilmesi düşünülen  sistemi bizim örnek aldığımız konusu, ayrıca ilgili meslek örgütlerinin ya da eczacıların,  belirttiğiniz çalışmalardan haberinin olmadığının ortaya çıkması tartışmaların boyutunu  değiştirmektedir. Bu bağlamda:  1. Belirttiğiniz çalışmaları ne kadar süredir yapmaktasınız?  2. Ocak ayında eczacıların SGK ile anlaşmaya varamaması sonucunda uygulamaya  koyacağınızı belirttiğiniz sistemin altyapı çalışmaları kim ya da kimlerce yapılmıştır?  Bu konuda hangi uzmanlardan, meslek örgütlerinden fikir alınmıştır?  3. Altyapı çalışmalarını yaptığınız konuda, ilaç şirketlerinin, eczacıların ve buralarda  çalışanların durumdan nasıl etkileneceği; bu durumun ülke ekonomisine olan  etkilerinin neler olacağı, bu ekonomik etkinin sosyal alanlara nasıl yansıyacağı  konusunda bir araştırma yapılmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir? Yapılmamış  ise böyle bir çalışma yapılmadan bahsi edilen düzenlemeye girişmek doğru mudur?  4. Bahsi geçen altyapı çalışmaları öncesinde hangi ülkelerin sistemleri üzerinde araştırma  yapılmıştır? Bu araştırmalarda yanlış ilaçtan ölüm, halk sağlığının bozulması, ülke  ekonomisine etkisi gibi konular kriter olarak saptanmış mıdır? Ya da hangi konular  kriter olarak tespit edilmiştir?  Dt. Şevket KÖSE  Adıyaman Milletvekili  - 5 7 8 -
Sayfa 117 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  /.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse 'nin, ilaçların marketlerde satılmasına ilişkin Başbakan­ dan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/11679)  TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki somlarımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı  olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  Saygılarımla  Eczacılara rest niteliği taşıdığı, iddiaları ortaya atılan bir konuşmanızda, ilaçların  marketlerde satılması sistemi üzerine uzun süredir çalıştığınız, Ocak ayında eczacıların Sosyal  Güvenlik Kurumu ile anlaşmaması durumunda bunu uygulama koyabileceğiniz konusunda  sözleriniz basında geniş yankı bulmuştur. Buna örnek olarak Batılı ülkeleri göstermiş ve  ABD'de aynı yöntemle ilaçların satıldığını sözlerinize eklemiştiniz. Basında ve kamuoyunda  marketlerde ilaç satılması olarak bilinen konuda, Hükümetinize yakın isimlerin bu işi yapması  için gerekli altyapı çalışmalarının yürütüldüğü iddiaları tartışılmaktadır. Aynı zamanda yanlış  ilaç kullanımı yüzünden en çok ölümlerin yaşandığı ülkelerin başında ABD'nin geldiği  konusunda kimi uzmanların görüş belirtmesi, ABD Başkanı'nın sağlık sistemini  değiştireceğini söylemesinin iktidara gelmesinde etkili olması ve değiştirilmesi düşünülen  sistemi bizim örnek aldığımız konusu, ayrıca ilgili meslek örgütlerinin ya da eczacıların,  belirttiğiniz çalışmalardan haberinin olmadığının ortaya çıkması tartışmaların boyutunu  değiştirmektedir. Bu bağlamda:  1. Belirttiğiniz çalışmaları ne kadar süredir yapmaktasınız?  2. Ocak ayında eczacıların SGK ile anlaşmaya varamaması sonucunda uygulamaya  koyacağınızı belirttiğiniz sistemin altyapı çalışmaları kim ya da kimlerce yapılmıştır?  Bu konuda hangi uzmanlardan, meslek örgütlerinden fikir alınmıştır?  3. Altyapı çalışmalarını yaptığınız konuda, ilaç şirketlerinin, eczacıların ve buralarda  çalışanların durumdan nasıl etkileneceği; bu durumun ülke ekonomisine olan  etkilerinin neler olacağı, bu ekonomik etkinin sosyal alanlara nasıl yansıyacağı  konusunda bir araştırma yapılmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir? Yapılmamış  ise böyle bir çalışma yapılmadan bahsi edilen düzenlemeye girişmek doğru mudur?  4. Bahsi geçen altyapı çalışmaları öncesinde hangi ülkelerin sistemleri üzerinde araştırma  yapılmıştır? Bu araştırmalarda yanlış ilaçtan ölüm, halk sağlığının bozulması, ülke  ekonomisine etkisi gibi konular kriter olarak saptanmış mıdır? Ya da hangi konular  kriter olarak tespit edilmiştir?  Dt. Şevket KÖSE  Adıyaman Milletvekili  - 5 7 8 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  5. Belirttiğiniz altyapı çalışmaları konusunda, Hükümetinize yakın isimlerin bu işi  yapması için gerekli çalışmaların yürütüldüğü iddialarını nasıl değerlendirmektesiniz?  6. ABD'nin terk etmek için çalıştığı sağlık sisteminden çeşitli parçaları örnek olarak  almamızın nedenleri nelerdir? Bu düzenleme, ABD'de yanlış ilaç kullanımından  ölenlerin sayısının yüksek olduğu düşünüldüğünde uygun olarak değerlendirilebilir  mi? Batılı değerleri yakalamak konusunda ilaç satışı Örneği uygun örnek olarak kabul  edilebilir mi?  7. Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde bitkisel ürünlerin ya da  destek ürünlerinin haricinde ilaçların eczanelerde satılması örneğini Batılı değerlere  ulaşmak noktasında nasıl görmek gerekir? Bu ülkelerin ilaç satış sistemlerinde  herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?  8. İlaçların marketlerde satılması konusunda Türk Eczacıları Birliği ya da konuyla ilgili  diğer meslek örgütlerinin görüşleri alınmış mıdır? Alınmamış ise bunun nedenleri  nelerdir? Bu tutumu demokratik olarak nitelendirmek olanaklı mıdır?  İlgi : 18/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/11679-18753/39924 sayılı yazınız.  Adıyaman Milletvekili Şevket KÖSE'ye ait 7/11679 Esas No'lu yazılı soru önergesi,  Bakanlığımız ve ilgili birimlerce incelenmiş olup konuya ilişkin cevabi bilgi ve değerlendirmeler  ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  T.C.  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI  Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı  10 U»l ?M0  Sayı : B.13.2.SGK.0.65.03.01/01-28-14 2 / ^ 9  Konu : Adıyaman Milletvekili Şevket KÖSE'ye ait  (7/İ1679) Esas No'lu Yazılı Soru Önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Ömer DİNÇER  Bakan  EK 1-Yazı  - 5 7 9 -
Sayfa 118 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  5. Belirttiğiniz altyapı çalışmaları konusunda, Hükümetinize yakın isimlerin bu işi  yapması için gerekli çalışmaların yürütüldüğü iddialarını nasıl değerlendirmektesiniz?  6. ABD'nin terk etmek için çalıştığı sağlık sisteminden çeşitli parçaları örnek olarak  almamızın nedenleri nelerdir? Bu düzenleme, ABD'de yanlış ilaç kullanımından  ölenlerin sayısının yüksek olduğu düşünüldüğünde uygun olarak değerlendirilebilir  mi? Batılı değerleri yakalamak konusunda ilaç satışı Örneği uygun örnek olarak kabul  edilebilir mi?  7. Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde bitkisel ürünlerin ya da  destek ürünlerinin haricinde ilaçların eczanelerde satılması örneğini Batılı değerlere  ulaşmak noktasında nasıl görmek gerekir? Bu ülkelerin ilaç satış sistemlerinde  herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?  8. İlaçların marketlerde satılması konusunda Türk Eczacıları Birliği ya da konuyla ilgili  diğer meslek örgütlerinin görüşleri alınmış mıdır? Alınmamış ise bunun nedenleri  nelerdir? Bu tutumu demokratik olarak nitelendirmek olanaklı mıdır?  İlgi : 18/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/11679-18753/39924 sayılı yazınız.  Adıyaman Milletvekili Şevket KÖSE'ye ait 7/11679 Esas No'lu yazılı soru önergesi,  Bakanlığımız ve ilgili birimlerce incelenmiş olup konuya ilişkin cevabi bilgi ve değerlendirmeler  ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  T.C.  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI  Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı  10 U»l ?M0  Sayı : B.13.2.SGK.0.65.03.01/01-28-14 2 / ^ 9  Konu : Adıyaman Milletvekili Şevket KÖSE'ye ait  (7/İ1679) Esas No'lu Yazılı Soru Önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Ömer DİNÇER  Bakan  EK 1-Yazı  - 5 7 9 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  ADIYAMAN MİLLETVEKİLİ SAYIN ŞEVKET KÖSE'YE AİT  7/11679 ESAS NO'LU YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAP  Söz konusu soru önergesinin; Sayın Başbakanımızın katılmış olduğu Dış Ekonomik  İlişkiler Kurulu Toplantısının açılış töreninde yaptığı konuşmasında yer alan "marketlerde  de ilaç satılmasına yönelik çalışma yürütüldüğüne dair" açıklaması üzerine verildiği  anlaşılmıştır.  Kurumumuz tarafından sağlık yardımlarının karşılanmasına ilişkin esasların  belirlendiği 2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin "2. Sağlık  hizmet sunucuları" başlıklı bölümünün (c) bendinde serbest eczaneler; "6197 sayılı Eczacılar  ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında serbest faaliyet gösteren ve birinci basamak sağlık  kuruluşu olan eczaneler" şeklinde tanımlanmış ve Tebliğin "15. Eczanelerden ilaç temini"  başlıklı bölümünde yer alan "15.1. Reçete edilen ilaçlar, Kurumla sözleşme yapan  eczanelerden temin edilmesi halinde bedelleri ödenir..." hükmü doğrultusunda bu  eczanelerden karşılanmış reçetelerin bedelleri ödenmektedir.  Diğer taraftan, ilaçların satılmasına ilişkin düzenleme 1262 sayılı "İspençiyari ve  Tıbbi Müstahzarlar Kanunu"nun 1 inci maddesinde; "... Tabip reçetesiyle verilmesi meşrut  olanlar ancak reçete mukabilinde ve diğerleri reçetesiz olarak münhasıran eczanelerle ecza  ticarethanelerinde kanunu mahsusuna tevfikan satılır." şeklinde yapılmıştır. Aynı Kanunun 23  üncü maddesinde de "Bu kanunun ahkamını icraya Adliye, Maliye ve Sıhhiye ve Muaveneti  İçtimaiye Vekilleri memurdur." hükmü yer aldığından, Kurumumuzun soru önergesinde  belirtilen hususlara ilişkin cevap vermesinin yetki ve sorumluluk alanında olmadığı  düşünülmekte olup, Sağlık Bakanlığından konuya ilişkin alman cevap aşağıda yer almaktadır.  Reçetesiz satılan ve OTC tanımı altında değerlendirilen büyük çoğunluğunu vitamin  ve benzerlerinin oluşturduğu bir kısım ilaç pek çok gelişmiş ülkede marketlerde satılmaktadır.  Ülkemizde ilacı ve eczacılık mesleğini düzenleyen yasal düzenlemeler ilaçların  receteli/reçetesiz ayrımı yapılmaksızın eczanelerden satılmasını öngörmektedir. 2001/83 EC  sayılı direktifinin 72.maddesi reçetesiz ilaçların tanıtımının yapılabileceğini öngörerek  reçetesiz ilaçların satışı ve tanıtımlarına yönelik bir dizi kural getirmiştir. Sağlık Bakanlığınca  söz konusu uygulamanın başlatılmasından önce Avrupa Birliği'nin bu konudaki 2001/83 EC  sayılı direktifi ve bu direktifi güncelleyen 2004/24 ve 2004/27 sayılı EC direktifleri ile bu  direktiflere istinaden mevzuat uyumunu tamamlamış ülke örnekleri incelenerek, Ülkemiz  koşullan da göz önünde bulundurularak gerekli değerlendirmeler yapılacaktır. Bu kapsamda  Dünyadaki tüm gelişmeler risk/yarar oranı ölçeğinde sürekli olarak izlenmektedir.  Sağlık Bakanlığınca ilaç ve eczacılık hizmetleri yönünden eczacıların devre dışı  bırakılmasına yönelik bir çalışma yapılması söz konusu değildir. Konu ilaç olduğu sürece  eczacının gözetiminde yürütülen bir sistem kaçınılmazdır. Bu kapsamda reçetesiz satılan ve  OTC tanımı altında yer alan bir kısım ürünün eczane dışında satışı yapılabilecektir. Bu tür  ürünlerin satışının bir eczacı gözetiminde yapılması uygulamanın halk sağlığı boyutunun göz  ardı edilmemesi bakımından önem arzetmektedir.  Bahsedilen alt yapı çalışmalarının Hükümete yakın isimler tarafından yürütüldüğü  iddiasının dayanağı bulunmamaktadır. Sağlık Bakanlığınca yasal düzenleme çalışması  yapılmasından önce gerekli tüm değerlendirmeler yapılacak ve konuyla ilgili hazırlık  çalışmalarında ilgili tüm tarafların görüşleri alınacaktır.  - 5 8 0 -
Sayfa 119 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  ADIYAMAN MİLLETVEKİLİ SAYIN ŞEVKET KÖSE'YE AİT  7/11679 ESAS NO'LU YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAP  Söz konusu soru önergesinin; Sayın Başbakanımızın katılmış olduğu Dış Ekonomik  İlişkiler Kurulu Toplantısının açılış töreninde yaptığı konuşmasında yer alan "marketlerde  de ilaç satılmasına yönelik çalışma yürütüldüğüne dair" açıklaması üzerine verildiği  anlaşılmıştır.  Kurumumuz tarafından sağlık yardımlarının karşılanmasına ilişkin esasların  belirlendiği 2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin "2. Sağlık  hizmet sunucuları" başlıklı bölümünün (c) bendinde serbest eczaneler; "6197 sayılı Eczacılar  ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında serbest faaliyet gösteren ve birinci basamak sağlık  kuruluşu olan eczaneler" şeklinde tanımlanmış ve Tebliğin "15. Eczanelerden ilaç temini"  başlıklı bölümünde yer alan "15.1. Reçete edilen ilaçlar, Kurumla sözleşme yapan  eczanelerden temin edilmesi halinde bedelleri ödenir..." hükmü doğrultusunda bu  eczanelerden karşılanmış reçetelerin bedelleri ödenmektedir.  Diğer taraftan, ilaçların satılmasına ilişkin düzenleme 1262 sayılı "İspençiyari ve  Tıbbi Müstahzarlar Kanunu"nun 1 inci maddesinde; "... Tabip reçetesiyle verilmesi meşrut  olanlar ancak reçete mukabilinde ve diğerleri reçetesiz olarak münhasıran eczanelerle ecza  ticarethanelerinde kanunu mahsusuna tevfikan satılır." şeklinde yapılmıştır. Aynı Kanunun 23  üncü maddesinde de "Bu kanunun ahkamını icraya Adliye, Maliye ve Sıhhiye ve Muaveneti  İçtimaiye Vekilleri memurdur." hükmü yer aldığından, Kurumumuzun soru önergesinde  belirtilen hususlara ilişkin cevap vermesinin yetki ve sorumluluk alanında olmadığı  düşünülmekte olup, Sağlık Bakanlığından konuya ilişkin alman cevap aşağıda yer almaktadır.  Reçetesiz satılan ve OTC tanımı altında değerlendirilen büyük çoğunluğunu vitamin  ve benzerlerinin oluşturduğu bir kısım ilaç pek çok gelişmiş ülkede marketlerde satılmaktadır.  Ülkemizde ilacı ve eczacılık mesleğini düzenleyen yasal düzenlemeler ilaçların  receteli/reçetesiz ayrımı yapılmaksızın eczanelerden satılmasını öngörmektedir. 2001/83 EC  sayılı direktifinin 72.maddesi reçetesiz ilaçların tanıtımının yapılabileceğini öngörerek  reçetesiz ilaçların satışı ve tanıtımlarına yönelik bir dizi kural getirmiştir. Sağlık Bakanlığınca  söz konusu uygulamanın başlatılmasından önce Avrupa Birliği'nin bu konudaki 2001/83 EC  sayılı direktifi ve bu direktifi güncelleyen 2004/24 ve 2004/27 sayılı EC direktifleri ile bu  direktiflere istinaden mevzuat uyumunu tamamlamış ülke örnekleri incelenerek, Ülkemiz  koşullan da göz önünde bulundurularak gerekli değerlendirmeler yapılacaktır. Bu kapsamda  Dünyadaki tüm gelişmeler risk/yarar oranı ölçeğinde sürekli olarak izlenmektedir.  Sağlık Bakanlığınca ilaç ve eczacılık hizmetleri yönünden eczacıların devre dışı  bırakılmasına yönelik bir çalışma yapılması söz konusu değildir. Konu ilaç olduğu sürece  eczacının gözetiminde yürütülen bir sistem kaçınılmazdır. Bu kapsamda reçetesiz satılan ve  OTC tanımı altında yer alan bir kısım ürünün eczane dışında satışı yapılabilecektir. Bu tür  ürünlerin satışının bir eczacı gözetiminde yapılması uygulamanın halk sağlığı boyutunun göz  ardı edilmemesi bakımından önem arzetmektedir.  Bahsedilen alt yapı çalışmalarının Hükümete yakın isimler tarafından yürütüldüğü  iddiasının dayanağı bulunmamaktadır. Sağlık Bakanlığınca yasal düzenleme çalışması  yapılmasından önce gerekli tüm değerlendirmeler yapılacak ve konuyla ilgili hazırlık  çalışmalarında ilgili tüm tarafların görüşleri alınacaktır.  - 5 8 0 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen 'in, marketlerde ilaç satılmasına ilişkin Başbakandan  sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/11680)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı  olarak cevaplandırılması konusunda gereğini arz ederim. 28.12.2009 \  AKP hükümeti marketlerde "bonibon satar" gibi ilaç satmaya hazırlanıyor. Hükümet  yetkilileriyle bir türlü ortak açıklama yapamayan Başbakan Erdoğan, daha önce Sağlık  Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu yetkililerinin, "markette ilaç satımı olmayacak"  sözlerine karşı ilaçların artık markette satılacağını açıkladı, önce Tekel işçileri, İtfaiyeciler,  Demiryol işçileri şimdi de her türlü siyasi görüşe sahip eczacılar sokaklara dökülmek zorunda  bırakılmıştır. 24 bin eczacının yarısı batma noktasına getirilmiş birçoğu da kapanmıştır. Vergi  yükleri artırılan, kar marjları düşürülen, geri ödemelerde sıkıntı yaşayan ve örgütsüz  bırakılmak istenen eczacılar, şimdide mesleklerine hakaret edilir gibi bir uygulama ile karşı  karşıya bırakılmışlardır.  Yabancı ilaç tekellerinin pazardaki paylarının yüzde 70 olduğu bir ortamda, yerli ilaç  firmaları da bayrak çekmiş durumda.  Eczanelerden güvenle, hangi ilacın ne işe yaradığının detaylı bir şekilde sorularak alındığı bir  sistem terk edilecek ve vatandaşlar market raflarından ne işe yaradığını bilmeden ilaç satın  alacaklar.  Yani sağlık otoritesinden uzaklaşılarak, herkes kendi kendinin doktoru olacak.  Televizyonlarda bonibon reklamları gibi ilaç reklamları başlayacak ve hastalar doktor önerisi,  tanısı, teşhisi olmadan bilinçsizce ilaç alacak.  Ucu ucuna geçinen eczacılar tamamen bitirilecek. Sağlık temel hak olmaktan çıkarılıp  metalaştınlacak. Başbakan Erdoğan Amerika'da ki gibi bir sistem uygulanacak derken,  eczacılar ise Türkiye'de bu sistemin uygulanmasının mümkün olmadığına, sağlıkta ve  ekonomide büyük zararları olacağına dikkat çekmektedirler.  Hükümet eczacıların randevu talebine cevap vermeli, birebir görüşerek, hem  eczacıların, hem vatandaşın hem de kamunun yararına olacak bir karar almalıdır.  Mehmet SEVİGEN  İstanbul Milletvekili  - 5 8 1 -
Sayfa 120 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen 'in, marketlerde ilaç satılmasına ilişkin Başbakandan  sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/11680)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı  olarak cevaplandırılması konusunda gereğini arz ederim. 28.12.2009 \  AKP hükümeti marketlerde "bonibon satar" gibi ilaç satmaya hazırlanıyor. Hükümet  yetkilileriyle bir türlü ortak açıklama yapamayan Başbakan Erdoğan, daha önce Sağlık  Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu yetkililerinin, "markette ilaç satımı olmayacak"  sözlerine karşı ilaçların artık markette satılacağını açıkladı, önce Tekel işçileri, İtfaiyeciler,  Demiryol işçileri şimdi de her türlü siyasi görüşe sahip eczacılar sokaklara dökülmek zorunda  bırakılmıştır. 24 bin eczacının yarısı batma noktasına getirilmiş birçoğu da kapanmıştır. Vergi  yükleri artırılan, kar marjları düşürülen, geri ödemelerde sıkıntı yaşayan ve örgütsüz  bırakılmak istenen eczacılar, şimdide mesleklerine hakaret edilir gibi bir uygulama ile karşı  karşıya bırakılmışlardır.  Yabancı ilaç tekellerinin pazardaki paylarının yüzde 70 olduğu bir ortamda, yerli ilaç  firmaları da bayrak çekmiş durumda.  Eczanelerden güvenle, hangi ilacın ne işe yaradığının detaylı bir şekilde sorularak alındığı bir  sistem terk edilecek ve vatandaşlar market raflarından ne işe yaradığını bilmeden ilaç satın  alacaklar.  Yani sağlık otoritesinden uzaklaşılarak, herkes kendi kendinin doktoru olacak.  Televizyonlarda bonibon reklamları gibi ilaç reklamları başlayacak ve hastalar doktor önerisi,  tanısı, teşhisi olmadan bilinçsizce ilaç alacak.  Ucu ucuna geçinen eczacılar tamamen bitirilecek. Sağlık temel hak olmaktan çıkarılıp  metalaştınlacak. Başbakan Erdoğan Amerika'da ki gibi bir sistem uygulanacak derken,  eczacılar ise Türkiye'de bu sistemin uygulanmasının mümkün olmadığına, sağlıkta ve  ekonomide büyük zararları olacağına dikkat çekmektedirler.  Hükümet eczacıların randevu talebine cevap vermeli, birebir görüşerek, hem  eczacıların, hem vatandaşın hem de kamunun yararına olacak bir karar almalıdır.  Mehmet SEVİGEN  İstanbul Milletvekili  - 5 8 1 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  1. Daha önce gerek Sağl ık Bakanlığı'ndan, gerekse Sosyal Güvenl ik Kurumu'ndan  "markette ilaç satılmayacak" şeklinde açıklamalar yapılırken, bu konuda uzman  ağızların tersine "markette ilaç satılacak" şeklinde çelişkili açıklamalar yapmanızın  sebebi nedir?  2. İlaçların marketlerde satıldığı ve ilaç reklamının serbest o lduğu A B D ' d e k i ölümlerin  başında yanlış i laç kullanımının geldiğini biliyor musunuz? Vatandaşa layık  gördüğünüz ilaç hizmeti bu mudur?  3 . Başta eczacılar o lmak üzere, hastalarında sağlık ve maddi anlamda büyük sorunlarla  karşı karşıya kalacağı "markette ilaç satma" fikrinin kime ne yararı olacaktır?  4. Kanser hastalığı gibi hastalıklarda doktor kontrolünde olunması gerektiren  durumlarda, hastaları hastane yerine markete yönlendirerek kendi kendine tedavi  yöntemi uygulamanın zararlarıriın neler olacağını düşünebiliyor musunuz?  S. Eczacılar birliğini devre dışı bırakarak eczacılarla birebir söz leşme yapmak  istemenizin altında, eczacıların örgütlü gücünü yok etmek gibi bir niyet mi  yatmak t ad ı r?  6. Markette ilaç s i s temiyle , ilaç alanında da "rekabet"i geliştireceğinizi söylerken, sağlığı  rekabete açık bir alan haline getirmeye nasıl izin verirsiniz?  7. Hükümetiniz tarafından yıllardır arka arkaya yapılan her türlü o lumsuzluğa karşı hala  sizden bir randevu bekleyen v e sorunlarını paylaşmak isteyen 2 4 bin eczacıya bir yanıt  verecek mis iniz?  T .C.  Ç A L I Ş M A V E S O S Y A L G Ü V E N L İ K B A K A N L I Ğ I  Sosyal Güvenl ik K u r u m u Başkanlığı  .10 Şubat 2010  Sayı : B .13 .2 .SGK.0 .65 .03 .01 /01-82-3 *Z fâST ^jfğ'Ly  Konu : İstanbul Milletvekili Mehmet SEVİGEN'e ait  (7 /11680) Esas N o ' l u Yazılı Soru Önergesi  TÜRKİYE B Ü Y Ü K MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : 18/01/2010 tarihli v e A.01.0 .GNS.0.10.00.02-7/11680-18755/39926 sayılı yazınız.  İstanbul Milletvekili Mehmet SEVİGEN'e ait 7/11680 Esas N o ' l u yazılı soru önergesi,  Bakanlığımız ve ilgili birimlerce incelenmiş olup konuya ilişkin cevabi bilgi ve değerlendirmeler  ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  Ömer DİNÇEJJ,  Bakan  EK 1 - Yazı  - 5 8 2 -
Sayfa 121 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  1. Daha önce gerek Sağl ık Bakanlığı'ndan, gerekse Sosyal Güvenl ik Kurumu'ndan  "markette ilaç satılmayacak" şeklinde açıklamalar yapılırken, bu konuda uzman  ağızların tersine "markette ilaç satılacak" şeklinde çelişkili açıklamalar yapmanızın  sebebi nedir?  2. İlaçların marketlerde satıldığı ve ilaç reklamının serbest o lduğu A B D ' d e k i ölümlerin  başında yanlış i laç kullanımının geldiğini biliyor musunuz? Vatandaşa layık  gördüğünüz ilaç hizmeti bu mudur?  3 . Başta eczacılar o lmak üzere, hastalarında sağlık ve maddi anlamda büyük sorunlarla  karşı karşıya kalacağı "markette ilaç satma" fikrinin kime ne yararı olacaktır?  4. Kanser hastalığı gibi hastalıklarda doktor kontrolünde olunması gerektiren  durumlarda, hastaları hastane yerine markete yönlendirerek kendi kendine tedavi  yöntemi uygulamanın zararlarıriın neler olacağını düşünebiliyor musunuz?  S. Eczacılar birliğini devre dışı bırakarak eczacılarla birebir söz leşme yapmak  istemenizin altında, eczacıların örgütlü gücünü yok etmek gibi bir niyet mi  yatmak t ad ı r?  6. Markette ilaç s i s temiyle , ilaç alanında da "rekabet"i geliştireceğinizi söylerken, sağlığı  rekabete açık bir alan haline getirmeye nasıl izin verirsiniz?  7. Hükümetiniz tarafından yıllardır arka arkaya yapılan her türlü o lumsuzluğa karşı hala  sizden bir randevu bekleyen v e sorunlarını paylaşmak isteyen 2 4 bin eczacıya bir yanıt  verecek mis iniz?  T .C.  Ç A L I Ş M A V E S O S Y A L G Ü V E N L İ K B A K A N L I Ğ I  Sosyal Güvenl ik K u r u m u Başkanlığı  .10 Şubat 2010  Sayı : B .13 .2 .SGK.0 .65 .03 .01 /01-82-3 *Z fâST ^jfğ'Ly  Konu : İstanbul Milletvekili Mehmet SEVİGEN'e ait  (7 /11680) Esas N o ' l u Yazılı Soru Önergesi  TÜRKİYE B Ü Y Ü K MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : 18/01/2010 tarihli v e A.01.0 .GNS.0.10.00.02-7/11680-18755/39926 sayılı yazınız.  İstanbul Milletvekili Mehmet SEVİGEN'e ait 7/11680 Esas N o ' l u yazılı soru önergesi,  Bakanlığımız ve ilgili birimlerce incelenmiş olup konuya ilişkin cevabi bilgi ve değerlendirmeler  ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  Ömer DİNÇEJJ,  Bakan  EK 1 - Yazı  - 5 8 2 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SAYIN MEHMET SEVİGEN'E AİT  7/11680 ESAS NO'LU YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAP  Söz konusu soru önergesinin; Sayın Başbakanımızın katılmış olduğu Dış Ekonomik  İlişkiler Kurulu Toplantısının açılış töreninde yaptığı konuşmasında yer alan "marketlerde  de ilaç satılmasına yönelik çalışma yürütüldüğüne dair" açıklaması üzerine verildiği  anlaşılmıştır.  Kurumumuz tarafından sağlık yardımlarının karşılanmasına ilişkin esasların  belirlendiği 2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin "2. Sağlık  hizmet sunucuları" başlıklı bölümünün (c) bendinde serbest eczaneler; "6197 sayılı Eczacılar  ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında serbest faaliyet gösteren ve birinci basamak sağlık  kuruluşu olan eczaneler" şeklinde tanımlanmış ve Tebliğin "15. Eczanelerden ilaç temini"  başlıklı bölümünde yer alan "15.1. Reçete edilen ilaçlar, Kurumla sözleşme yapan  eczanelerden temin edilmesi halinde bedelleri ödenir...." hükmü doğrultusunda bu  eczanelerden karşılanmış reçetelerin bedelleri ödenmektedir.  Diğer taraftan, ilaçların satılmasına ilişkin düzenleme 1262 sayılı "İspençiyari ve  Tıbbi Müstahzarlar Kanunu"nun 1 inci maddesinde; "... Tabip reçetesiyle verilmesi meşrut  olanlar ancak reçete mukabilinde ve diğerleri reçetesiz olarak münhasıran eczanelerle ecza  ticarethanelerinde kanunu mahsusuna tevfikan satılır." şeklinde yapılmıştır. Aynı Kanunun 23  üncü maddesinde de "Bu kanunun ahkamını icraya Adliye, Maliye ve Sıhhiye ve Muaveneti  İçtimaiye Vekilleri memurdur." hükmü yer aldığından, Kurumumuzun soru önergesinde  belirtilen hususlara ilişkin cevap vermesinin yetki ve sorumluluk alanında olmadığı  düşünülmekte olup, Sağlık Bakanlığından konuya ilişkin alınan cevap aşağıda yer almaktadır.  Reçetesiz satılan ve OTC tanımı altında değerlendirilen büyük çoğunluğunu vitamin  ve benzerlerinin oluşturduğu bir kısım ilaç pek çok gelişmiş ülkede marketlerde satılmaktadır.  Ülkemizde ilacı ve eczacılık mesleğini düzenleyen yasal düzenlemeler ilaçların  reçeteli/reçetesiz ayrımı yapılmaksızın eczanelerden satılmasını öngörmektedir. 2001/83 EC  sayılı direktifinin 72.maddesi reçetesiz ilaçların tanıtımının yapılabileceğini öngörerek  reçetesiz ilaçların satışı ve tanıtımlarına yönelik bir dizi kural getirmiştir. Sağlık Bakanlığınca  söz konusu uygulamanın başlatılmasından önce Avrupa Birliği'nin bu konudaki 2001/83 EC  sayılı direktifi ve bu direktifi güncelleyen 2004/24 ve 2004/27 sayılı EC direktifleri ile bu  direktiflere istinaden mevzuat uyumunu tamamlamış ülke örnekleri incelenerek, Ülkemiz  koşullan da göz önünde bulundurularak gerekli değerlendirmeler yapılacaktır. Bu kapsamda  Dünyadaki tüm gelişmeler risk/yarar oram ölçeğinde sürekli olarak izlenmektedir.  Eczanelerin kanun ile verilen halka ilaç satma görevinden herhangi bir kamu kurum ve  kuruluşu ile sorun yaşaması durumunda vazgeçmesine yönelik eylemleri vatandaşı ilaç almak  yönünde zor durumda bırakmakta ve mağdur etmektedir. Bu tür eylemlere son günlerde  fazlasıyla başvuruluyor olması, Devleti ve ilgili idareleri vatandaşın mağdur olmayacağı bir  çözüm önerisi getirilmesi çabasına yöneltmiştir. Eczacılann hastalan hedef alan haksız  eylemleri vatandaşı zorlamaktadır. Meslek kuruluşunun çeşitli kademelerinden yapılan  beyanlardan da sık sık bu yola başvuracaktan anlaşılmaktadır.  Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlann hastanelerce temin edilerek genellikle hastane  ortamında uygulanması söz konusu olduğundan kanser hastalığında kullanılan ilaçlann da  marketlerden alınacağı şeklinde bir uygulama olası değildir.  Rekabet ilaç markalan ve pazarlama koşullan üzerinden yıllardır zaten yapılmaktadır.  Eczacılar serbest eczane işletiyor olmalan nedeniyle kendi aralannda da daha ucuza ilaç  alabilmek amacıyla çeşitli yöntemleri kullanmaktadırlar. İlaçlann bu yollarla kamuya daha  ucuza mal edilebileceği açıktır. Bu fiili durumun, sağlığı ticari rekabete açık hale.getirdiği  söylenemez.  - 5 8 3 -
Sayfa 122 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SAYIN MEHMET SEVİGEN'E AİT  7/11680 ESAS NO'LU YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAP  Söz konusu soru önergesinin; Sayın Başbakanımızın katılmış olduğu Dış Ekonomik  İlişkiler Kurulu Toplantısının açılış töreninde yaptığı konuşmasında yer alan "marketlerde  de ilaç satılmasına yönelik çalışma yürütüldüğüne dair" açıklaması üzerine verildiği  anlaşılmıştır.  Kurumumuz tarafından sağlık yardımlarının karşılanmasına ilişkin esasların  belirlendiği 2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin "2. Sağlık  hizmet sunucuları" başlıklı bölümünün (c) bendinde serbest eczaneler; "6197 sayılı Eczacılar  ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında serbest faaliyet gösteren ve birinci basamak sağlık  kuruluşu olan eczaneler" şeklinde tanımlanmış ve Tebliğin "15. Eczanelerden ilaç temini"  başlıklı bölümünde yer alan "15.1. Reçete edilen ilaçlar, Kurumla sözleşme yapan  eczanelerden temin edilmesi halinde bedelleri ödenir...." hükmü doğrultusunda bu  eczanelerden karşılanmış reçetelerin bedelleri ödenmektedir.  Diğer taraftan, ilaçların satılmasına ilişkin düzenleme 1262 sayılı "İspençiyari ve  Tıbbi Müstahzarlar Kanunu"nun 1 inci maddesinde; "... Tabip reçetesiyle verilmesi meşrut  olanlar ancak reçete mukabilinde ve diğerleri reçetesiz olarak münhasıran eczanelerle ecza  ticarethanelerinde kanunu mahsusuna tevfikan satılır." şeklinde yapılmıştır. Aynı Kanunun 23  üncü maddesinde de "Bu kanunun ahkamını icraya Adliye, Maliye ve Sıhhiye ve Muaveneti  İçtimaiye Vekilleri memurdur." hükmü yer aldığından, Kurumumuzun soru önergesinde  belirtilen hususlara ilişkin cevap vermesinin yetki ve sorumluluk alanında olmadığı  düşünülmekte olup, Sağlık Bakanlığından konuya ilişkin alınan cevap aşağıda yer almaktadır.  Reçetesiz satılan ve OTC tanımı altında değerlendirilen büyük çoğunluğunu vitamin  ve benzerlerinin oluşturduğu bir kısım ilaç pek çok gelişmiş ülkede marketlerde satılmaktadır.  Ülkemizde ilacı ve eczacılık mesleğini düzenleyen yasal düzenlemeler ilaçların  reçeteli/reçetesiz ayrımı yapılmaksızın eczanelerden satılmasını öngörmektedir. 2001/83 EC  sayılı direktifinin 72.maddesi reçetesiz ilaçların tanıtımının yapılabileceğini öngörerek  reçetesiz ilaçların satışı ve tanıtımlarına yönelik bir dizi kural getirmiştir. Sağlık Bakanlığınca  söz konusu uygulamanın başlatılmasından önce Avrupa Birliği'nin bu konudaki 2001/83 EC  sayılı direktifi ve bu direktifi güncelleyen 2004/24 ve 2004/27 sayılı EC direktifleri ile bu  direktiflere istinaden mevzuat uyumunu tamamlamış ülke örnekleri incelenerek, Ülkemiz  koşullan da göz önünde bulundurularak gerekli değerlendirmeler yapılacaktır. Bu kapsamda  Dünyadaki tüm gelişmeler risk/yarar oram ölçeğinde sürekli olarak izlenmektedir.  Eczanelerin kanun ile verilen halka ilaç satma görevinden herhangi bir kamu kurum ve  kuruluşu ile sorun yaşaması durumunda vazgeçmesine yönelik eylemleri vatandaşı ilaç almak  yönünde zor durumda bırakmakta ve mağdur etmektedir. Bu tür eylemlere son günlerde  fazlasıyla başvuruluyor olması, Devleti ve ilgili idareleri vatandaşın mağdur olmayacağı bir  çözüm önerisi getirilmesi çabasına yöneltmiştir. Eczacılann hastalan hedef alan haksız  eylemleri vatandaşı zorlamaktadır. Meslek kuruluşunun çeşitli kademelerinden yapılan  beyanlardan da sık sık bu yola başvuracaktan anlaşılmaktadır.  Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlann hastanelerce temin edilerek genellikle hastane  ortamında uygulanması söz konusu olduğundan kanser hastalığında kullanılan ilaçlann da  marketlerden alınacağı şeklinde bir uygulama olası değildir.  Rekabet ilaç markalan ve pazarlama koşullan üzerinden yıllardır zaten yapılmaktadır.  Eczacılar serbest eczane işletiyor olmalan nedeniyle kendi aralannda da daha ucuza ilaç  alabilmek amacıyla çeşitli yöntemleri kullanmaktadırlar. İlaçlann bu yollarla kamuya daha  ucuza mal edilebileceği açıktır. Bu fiili durumun, sağlığı ticari rekabete açık hale.getirdiği  söylenemez.  - 5 8 3 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  B u konu dışında soru önergesinin S inci maddesi ile; Türk Eczacıları Birliği i le  yapı lmış Protokolün feshedilerek eczanelerle Protokole dayanmayan söz leşme yapılması  yönteminin altında eczacıların örgütlü gücünü yok etmek gibi bir niyet olup olmadığının  sorulduğu görülmektedir.  6 6 4 3 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanununda belirtildiği üzere, eczacıların müşterek  ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, eczacı l ığın genel menfaatlere  uygun olarak gel işmesini sağlamak, eczacıların birbirleri ve halk i le olan ilişkilerinde  dürüstlüğü v e güveni hakim kılmak üzere, meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadıyla  tüzel kişi l iğe sahip kamu kurumu niteliğinde Türk Eczacıları Birliği kurulmuştur. Y i n e aynı  Kanuna göre Mesleğini serbest olarak icra eden veya özel kuruluşlarda eczacıl ıkla ilgili  hizmetlerde çalışacak eczacılar işe başlamadan önce bulunduktan ilin eczacı odasına  kaydolmaya v e üyelik ödevlerini yerine getirmeye mecburdurlar. Kurumumuzun eczacılarla  birlikle Protokol yapılmaksızın söz leşme yapma yoluna gitmesinin Kanunla belirlenmiş  eczacıların örgütlü gücüne karşı bir eylem olmadığı açıktır. Kurumumuz tarafından ekte  sunulan 2 3 / 1 2 / 2 0 0 9 tarihli " K u r u m u m u z , eczacı lar ımızın y a n ı n d a d ı r " başlıklı basın  duyurusunda yer alan "Diğer taraftan, eczacılarımızla tek tek söz le şme yapılması Türk  Eczacıları Birliği v e eczacı odalarının temsil yetkilerine karşı bir tutum olmayıp,  eczacılarımızla ilgili her konuda, daha önce olduğu gibi bundan sonra da Türk Eczacıları  Birliği v e eczacı odaları i le işbirliği ve" görüşmelerimizin sürdürülmesinde herhangi bir engel  bulunmamaktadır." ifadeleriyle de bu husus vurgulanmıştır.  EK: 1- Basın duyurusu  23/12/2009  S G K ECZACILARIMIZIN Y A N I N D A D I R  K u r u m u m u z ile ilaç sanayi arasında yapılan anlaşmayla ilaç fiyatlarında yüzde 2 5 - 5 0  civarında indirim sağlanacaktır. Bu indirim de vatandaşlarımızın yüzde 2 5 - 3 0 civarında  daba az katkı payı ödeyerek ilaca erişimi anlamına gelmektedir. Bu uygulamayla aynı  zamanda kamunun sağlık harcamalarında yaklaşık 2,5 milyar TL tasarruf  hedeflenmektedir.  K u r u m olarak temel amacımız sosyal güvenlik hizmetlerinin vatandaşlarımıza daha  etkin, verimli ve kesintisiz ulaşmasıdır.  Türk Eczacıları Birliği (TEB) ile yapılan sözleşmenin Kurumumuz tarafından fesih  edilmesiyle ilgili son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerde; eczanelerin  sahipsiz kalacağı şeklinde yorumların yer aldığı görülmektedir.  Sosyal Güvenlik Kurumu, eczanelerimize bundan önce olduğu gibi bundan sonra da sahip  çıkmaya devam edecektir.  Hatırlanacağı gibi, Kurumumuzla ilaç sanayi arasında ilaç fiyatlarında indirimi öngören bir  sözleşme yapılmıştır. Bu sözleşme kUresel ekonomik krizin etkisiyle Ülkemizin içinde  bulunduğu ekonomik sıkıntılar üzerine alınan tedbirlerden biridir. Buradaki amaç  vatandaşımızın ödediği vergileri ve sosyal güvenlik primlerini daha etkin ve verimli  kullanmaktır.  - 5 8 4 -
Sayfa 123 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  B u konu dışında soru önergesinin S inci maddesi ile; Türk Eczacıları Birliği i le  yapı lmış Protokolün feshedilerek eczanelerle Protokole dayanmayan söz leşme yapılması  yönteminin altında eczacıların örgütlü gücünü yok etmek gibi bir niyet olup olmadığının  sorulduğu görülmektedir.  6 6 4 3 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanununda belirtildiği üzere, eczacıların müşterek  ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, eczacı l ığın genel menfaatlere  uygun olarak gel işmesini sağlamak, eczacıların birbirleri ve halk i le olan ilişkilerinde  dürüstlüğü v e güveni hakim kılmak üzere, meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadıyla  tüzel kişi l iğe sahip kamu kurumu niteliğinde Türk Eczacıları Birliği kurulmuştur. Y i n e aynı  Kanuna göre Mesleğini serbest olarak icra eden veya özel kuruluşlarda eczacıl ıkla ilgili  hizmetlerde çalışacak eczacılar işe başlamadan önce bulunduktan ilin eczacı odasına  kaydolmaya v e üyelik ödevlerini yerine getirmeye mecburdurlar. Kurumumuzun eczacılarla  birlikle Protokol yapılmaksızın söz leşme yapma yoluna gitmesinin Kanunla belirlenmiş  eczacıların örgütlü gücüne karşı bir eylem olmadığı açıktır. Kurumumuz tarafından ekte  sunulan 2 3 / 1 2 / 2 0 0 9 tarihli " K u r u m u m u z , eczacı lar ımızın y a n ı n d a d ı r " başlıklı basın  duyurusunda yer alan "Diğer taraftan, eczacılarımızla tek tek söz le şme yapılması Türk  Eczacıları Birliği v e eczacı odalarının temsil yetkilerine karşı bir tutum olmayıp,  eczacılarımızla ilgili her konuda, daha önce olduğu gibi bundan sonra da Türk Eczacıları  Birliği v e eczacı odaları i le işbirliği ve" görüşmelerimizin sürdürülmesinde herhangi bir engel  bulunmamaktadır." ifadeleriyle de bu husus vurgulanmıştır.  EK: 1- Basın duyurusu  23/12/2009  S G K ECZACILARIMIZIN Y A N I N D A D I R  K u r u m u m u z ile ilaç sanayi arasında yapılan anlaşmayla ilaç fiyatlarında yüzde 2 5 - 5 0  civarında indirim sağlanacaktır. Bu indirim de vatandaşlarımızın yüzde 2 5 - 3 0 civarında  daba az katkı payı ödeyerek ilaca erişimi anlamına gelmektedir. Bu uygulamayla aynı  zamanda kamunun sağlık harcamalarında yaklaşık 2,5 milyar TL tasarruf  hedeflenmektedir.  K u r u m olarak temel amacımız sosyal güvenlik hizmetlerinin vatandaşlarımıza daha  etkin, verimli ve kesintisiz ulaşmasıdır.  Türk Eczacıları Birliği (TEB) ile yapılan sözleşmenin Kurumumuz tarafından fesih  edilmesiyle ilgili son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerde; eczanelerin  sahipsiz kalacağı şeklinde yorumların yer aldığı görülmektedir.  Sosyal Güvenlik Kurumu, eczanelerimize bundan önce olduğu gibi bundan sonra da sahip  çıkmaya devam edecektir.  Hatırlanacağı gibi, Kurumumuzla ilaç sanayi arasında ilaç fiyatlarında indirimi öngören bir  sözleşme yapılmıştır. Bu sözleşme kUresel ekonomik krizin etkisiyle Ülkemizin içinde  bulunduğu ekonomik sıkıntılar üzerine alınan tedbirlerden biridir. Buradaki amaç  vatandaşımızın ödediği vergileri ve sosyal güvenlik primlerini daha etkin ve verimli  kullanmaktır.  - 5 8 4 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  Kurumumuz ile ilaç sanayi arasında yapılan anlaşmayla; ilaç fiyatlarında yüzde 25—50  civarında indirim sağlanacaktır. Bu indirim de vatandaşlarımızın yüzde 25—30 civarında daha  az katkı payı ödeyerek ilaca erişimi anlamına gelmektedir. Bu uygulamayla aynı zamanda  kamunun sağlık harcamalarında da yaklaşık 2,5 milyar TL tasarruf hedeflenmektedir.  Kurum olarak temel amacımız sosyal güvenlik hizmetlerinin vatandaşlarımıza daha etkin,  verimli ve kesintisiz ulaşmasıdır.  Bu çerçevede; ilaç sanayi ile yapılan indirim sözleşmesi eczanelerimizi hedef alan bir  uygulama değildir. Kurumumuz her defasında bu bilgiyi eczacılarımız ve kamuoyuyla  paylaşmıştır. Ancak TEB, geçtiğimiz .günlerde yapılan Genel Kurul öncesi seçim atmosferi  içinde eczacılarımızın eczanelerini bir gün süreyle kapatma eylemi yapmalarına neden  olmuştur. Oysa eczacılarımızın yakındığı fiyat farklarından doğan zararlarının ilaç firmaları  tarafından karşılanması hususunun ilaç sanayi ile yapılan sözleşmede imza altına alındığı daha  önce de açıklanmıştı.  Kaldı ki; eczacılarımızla tek tek yapılacak olan sözleşmeyle eczacıların maliyetleri daha da  düşecektir. Yeni uygulamayla eczacılarımızın TEB'e sözleşme bedeli olarak vermek zorunda  kaldığı 500 TL ödeme yükümlülüğü kalkmış olacaktır. Dolayısıyla sözleşmenin Kurumumuz  ile TEB arasında yapılmasından kaynaklanan ve bu nedenle eczacılarımızın TEB'e ödemek  zorunda kaldıkları sözleşme bedeli, sözleşmenin Kurumumuz ile eczacılarımız arasında  d o ğ r u d a n yapılmasıyla ortadan kalkacaktır.  Ayrıca, önceki sözleşmeye göre sürecin daha iyi işlemesi ve bürokratik işlemlerin azaltılması  amacıyla eczanelere bazı avantaj ve kolaylıklar da yeni sözleşme ile sağlanacaktır. Tek tek  yapılacak olan sözleşmelerle ilgili her hangi bir bürokratik uygulama ya da zaman kaybı  oluşturacak herhangi bir işlem de söz konusu olmayacaktır.  Kurumumuzun teknolojik imkânları tüm eczacılarımıza sadece tek bir tuşla ulaşabilir  düzeydedir. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerini aksatmamak ve eczacılarımızın  mağduriyetlerini engellemek için gereken tüm tedbirler alınmaktadır.  Diğer taraftan, eczacılarımızla tek tek sözleşme yapılması T E B ve eczacı odalarının  temsil yetkilerine karşı bir tutum olmayıp, eczacılarımızla ilgili her konuda, daha önce  olduğu gibi bundan sonra da T E B ve eczacı odaları ile işbirliği ve görüşmelerimizin  sürdürülmesinde herhangi bir engel bulunmamaktadır.  Her şartta vatandaşımıza sağlıklı ve etkin hizmet verilmesi temel görevimizdir. Kurum olarak  vatandaşlarımıza hizmet vermek ve ilaç temin etmek için, isteyen her eczanemizle sözleşme  yapılacaktır. Bütün eczacılarımızın sağduyulu yaklaşımlarını bekliyor ve onları  vatandaşlarımıza sağlık hizmeti vermek adına sözleşme yapmaya davet ediyoruz.  Kamuoyuna saygıyla duyurulur.  S O S Y A L G Ü V E N L İ K K U R U M U  B A Ş K A N L I Ğ I  - 5 8 5 -
Sayfa 124 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  Kurumumuz ile ilaç sanayi arasında yapılan anlaşmayla; ilaç fiyatlarında yüzde 25—50  civarında indirim sağlanacaktır. Bu indirim de vatandaşlarımızın yüzde 25—30 civarında daha  az katkı payı ödeyerek ilaca erişimi anlamına gelmektedir. Bu uygulamayla aynı zamanda  kamunun sağlık harcamalarında da yaklaşık 2,5 milyar TL tasarruf hedeflenmektedir.  Kurum olarak temel amacımız sosyal güvenlik hizmetlerinin vatandaşlarımıza daha etkin,  verimli ve kesintisiz ulaşmasıdır.  Bu çerçevede; ilaç sanayi ile yapılan indirim sözleşmesi eczanelerimizi hedef alan bir  uygulama değildir. Kurumumuz her defasında bu bilgiyi eczacılarımız ve kamuoyuyla  paylaşmıştır. Ancak TEB, geçtiğimiz .günlerde yapılan Genel Kurul öncesi seçim atmosferi  içinde eczacılarımızın eczanelerini bir gün süreyle kapatma eylemi yapmalarına neden  olmuştur. Oysa eczacılarımızın yakındığı fiyat farklarından doğan zararlarının ilaç firmaları  tarafından karşılanması hususunun ilaç sanayi ile yapılan sözleşmede imza altına alındığı daha  önce de açıklanmıştı.  Kaldı ki; eczacılarımızla tek tek yapılacak olan sözleşmeyle eczacıların maliyetleri daha da  düşecektir. Yeni uygulamayla eczacılarımızın TEB'e sözleşme bedeli olarak vermek zorunda  kaldığı 500 TL ödeme yükümlülüğü kalkmış olacaktır. Dolayısıyla sözleşmenin Kurumumuz  ile TEB arasında yapılmasından kaynaklanan ve bu nedenle eczacılarımızın TEB'e ödemek  zorunda kaldıkları sözleşme bedeli, sözleşmenin Kurumumuz ile eczacılarımız arasında  d o ğ r u d a n yapılmasıyla ortadan kalkacaktır.  Ayrıca, önceki sözleşmeye göre sürecin daha iyi işlemesi ve bürokratik işlemlerin azaltılması  amacıyla eczanelere bazı avantaj ve kolaylıklar da yeni sözleşme ile sağlanacaktır. Tek tek  yapılacak olan sözleşmelerle ilgili her hangi bir bürokratik uygulama ya da zaman kaybı  oluşturacak herhangi bir işlem de söz konusu olmayacaktır.  Kurumumuzun teknolojik imkânları tüm eczacılarımıza sadece tek bir tuşla ulaşabilir  düzeydedir. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerini aksatmamak ve eczacılarımızın  mağduriyetlerini engellemek için gereken tüm tedbirler alınmaktadır.  Diğer taraftan, eczacılarımızla tek tek sözleşme yapılması T E B ve eczacı odalarının  temsil yetkilerine karşı bir tutum olmayıp, eczacılarımızla ilgili her konuda, daha önce  olduğu gibi bundan sonra da T E B ve eczacı odaları ile işbirliği ve görüşmelerimizin  sürdürülmesinde herhangi bir engel bulunmamaktadır.  Her şartta vatandaşımıza sağlıklı ve etkin hizmet verilmesi temel görevimizdir. Kurum olarak  vatandaşlarımıza hizmet vermek ve ilaç temin etmek için, isteyen her eczanemizle sözleşme  yapılacaktır. Bütün eczacılarımızın sağduyulu yaklaşımlarını bekliyor ve onları  vatandaşlarımıza sağlık hizmeti vermek adına sözleşme yapmaya davet ediyoruz.  Kamuoyuna saygıyla duyurulur.  S O S Y A L G Ü V E N L İ K K U R U M U  B A Ş K A N L I Ğ I  - 5 8 5 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  3.- Bursa Milletvekili H. Hami t Homriş 'in, marketlerde ilaç satışına ilişkin sorusu ve Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/11695)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ömer DÎNÇER  tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. k  Ülkemizdeki yirmi dört bin eczacı, hükümetin yeni ilaç fiyatı uygulamalarını protesto  etmek için 4 Aralık 2009 günü kepenk kapatarak, demokratik haklarını aramışlardır. Sonraki  günlerde ise Başbakan Erdoğan, katılmış olduğu bir açılış töreninde; "Marketlerde ilaç  satışına ilişkin düzenleme yapıldığını" açıklamıştı. İlaçların marketlerde satılmasının yıllardır  oturmuş bir sistemle çalışan ve on binlerce insanın ekmek kapısı olan eczanelerin  yaşamasından öte, hastaların yaşaması bakımından çok büyük bir risk oluşturacağı  bilinmelidir. Hal böyle iken;  1- Böyle bir sistem dünyada sadece Amerika'da yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu  sistemden dolayı ilaç harcamalarının da en yüksek olduğu ülke, yine bu ülkedir. Bu  durumda ilaç kullanımında nasıl bir tasarruf sağlanacaktır?  2- Marketlerde ilaçlar hangi kriterlere göre ve kimler tarafından satılacaktır?  3- Bu uygulamayla hastanın ve kamunun yararını nasıl koruyacaksınız?  4- İlacın marketlerde satılmaya başlamasıyla eczacılık fakültelerinde okuyup uzman olan  insanlar işsizler ordusuna mı dahil olacaktır?  5- Bu uygulamayla insan sağlığını nasıl koruyacaksınız?  6- tlaç satış ruhsatı verilecek marketler hangi kriterlere göre belirnecektir?  H.Hafnit HOMRtŞ  Bursa Milletvekili  Sorular:  - 5 8 6 -
Sayfa 125 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  3.- Bursa Milletvekili H. Hami t Homriş 'in, marketlerde ilaç satışına ilişkin sorusu ve Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/11695)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ömer DÎNÇER  tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. k  Ülkemizdeki yirmi dört bin eczacı, hükümetin yeni ilaç fiyatı uygulamalarını protesto  etmek için 4 Aralık 2009 günü kepenk kapatarak, demokratik haklarını aramışlardır. Sonraki  günlerde ise Başbakan Erdoğan, katılmış olduğu bir açılış töreninde; "Marketlerde ilaç  satışına ilişkin düzenleme yapıldığını" açıklamıştı. İlaçların marketlerde satılmasının yıllardır  oturmuş bir sistemle çalışan ve on binlerce insanın ekmek kapısı olan eczanelerin  yaşamasından öte, hastaların yaşaması bakımından çok büyük bir risk oluşturacağı  bilinmelidir. Hal böyle iken;  1- Böyle bir sistem dünyada sadece Amerika'da yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu  sistemden dolayı ilaç harcamalarının da en yüksek olduğu ülke, yine bu ülkedir. Bu  durumda ilaç kullanımında nasıl bir tasarruf sağlanacaktır?  2- Marketlerde ilaçlar hangi kriterlere göre ve kimler tarafından satılacaktır?  3- Bu uygulamayla hastanın ve kamunun yararını nasıl koruyacaksınız?  4- İlacın marketlerde satılmaya başlamasıyla eczacılık fakültelerinde okuyup uzman olan  insanlar işsizler ordusuna mı dahil olacaktır?  5- Bu uygulamayla insan sağlığını nasıl koruyacaksınız?  6- tlaç satış ruhsatı verilecek marketler hangi kriterlere göre belirnecektir?  H.Hafnit HOMRtŞ  Bursa Milletvekili  Sorular:  - 5 8 6 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  T . C .  Ç A L I Ş M A V E S O S Y A L G Ü V E N L İ K B A K A N L I Ğ I  Sosyal Güvenl ik K u r u m u Başkanlığı  Sayı : B .13 .2 .SGK.0 .65 .03 .01 /01-38-4 2 - 4 &  Konu : Bursa Milletvekili H. Hamit HOMRİŞ'e ait  (7 /11695) Esas Nolu Yazılı Soru Önergesi  10 Şubat 2010  TÜRKİYE B Ü Y Ü K MİLLET MECLİSİ B A Ş K A N L I Ğ I N A  İlgi : 18/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18741 sayılı yazınız.  Bursa Milletvekili H. Hamit HOMRİŞ'e ait 7/11695 Esas No ' lu yazılı soru önergesi  Bakanlığımız ilgili birimlerince incelenmiş olup, konuya ilişkin cevabi bilgi ve değerlendirmeler  ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  BURSA MİLLETVEKİLİ SAYIN HAMZA HAMİT HOMRİŞ'E AİT  7/11695 ESAS NO'LU YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAP  Söz konusu soru önergesinin; Sayın Başbakanımızın katılmış olduğu bir açılış  töreninde yaptığı konuşmasında yer alan "marketlerde de ilaç satılmasına yönelik çalışma  yürütüldüğüne dair" açıklaması üzerine verildiği anlaşılmıştır.  Kurumumuz tarafından sağlık yardımlarının karşılanmasına ilişkin esasların  belirlendiği 2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin "2. Sağlık  hizmet sunucuları" başlıklı bölümünün ( c ) bendinde serbest eczaneler, "6197 sayılı  Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında serbest faaliyet gösteren ve birinci  basamak sağlık kuruluşu olan eczaneler" şeklinde tanımlanmış ve Tebliğin "15. Eczanelerden  ilaç temini" başlıklı bölümünde yer alan "15.1. Reçete edilen ilaçlar, Kurumla sözleşme yapan  eczanelerden temin edilmesi halinde bedelleri ödenir...." hükmü doğrultusunda bu  eczanelerden karşılanmış reçetelerin bedelleri ödenmektedir.  Diğer taraftan, ilaçlann satılmasına ilişkin düzenleme 1262 sayılı "İspençiyari ve  Tıbbi Müstahzarlar Kanunu"nun 1 inci maddesinde; "... Tabip reçetesiyle verilmesi meşrut  olanlar ancak reçete mukabilinde ve diğerleri reçetesiz olarak münhasıran eczanelerle ecza  ticarethanelerinde kanunu mahsusuna tevfikan satılır." şeklinde yapılmıştır. Aynı Kanunun 23  üncü maddesinde de "Bu kanunun ahkamını icraya Adliye, Maliye ve Sıhhiye ve Muaveneti  İçtimaiye Vekilleri memurdur." hükmü yer aldığından, Kurumumuzun soru önergesinde  belirtilen hususlara ilişkin cevap vermesinin yetki ve sorumluluk alanında olmadığı  düşünülmektedir.  Ömer DÎNÇER^  Bakan  EK 1 - Yazı  - 5 8 7 -
Sayfa 126 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  T . C .  Ç A L I Ş M A V E S O S Y A L G Ü V E N L İ K B A K A N L I Ğ I  Sosyal Güvenl ik K u r u m u Başkanlığı  Sayı : B .13 .2 .SGK.0 .65 .03 .01 /01-38-4 2 - 4 &  Konu : Bursa Milletvekili H. Hamit HOMRİŞ'e ait  (7 /11695) Esas Nolu Yazılı Soru Önergesi  10 Şubat 2010  TÜRKİYE B Ü Y Ü K MİLLET MECLİSİ B A Ş K A N L I Ğ I N A  İlgi : 18/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-18741 sayılı yazınız.  Bursa Milletvekili H. Hamit HOMRİŞ'e ait 7/11695 Esas No ' lu yazılı soru önergesi  Bakanlığımız ilgili birimlerince incelenmiş olup, konuya ilişkin cevabi bilgi ve değerlendirmeler  ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  BURSA MİLLETVEKİLİ SAYIN HAMZA HAMİT HOMRİŞ'E AİT  7/11695 ESAS NO'LU YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAP  Söz konusu soru önergesinin; Sayın Başbakanımızın katılmış olduğu bir açılış  töreninde yaptığı konuşmasında yer alan "marketlerde de ilaç satılmasına yönelik çalışma  yürütüldüğüne dair" açıklaması üzerine verildiği anlaşılmıştır.  Kurumumuz tarafından sağlık yardımlarının karşılanmasına ilişkin esasların  belirlendiği 2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin "2. Sağlık  hizmet sunucuları" başlıklı bölümünün ( c ) bendinde serbest eczaneler, "6197 sayılı  Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında serbest faaliyet gösteren ve birinci  basamak sağlık kuruluşu olan eczaneler" şeklinde tanımlanmış ve Tebliğin "15. Eczanelerden  ilaç temini" başlıklı bölümünde yer alan "15.1. Reçete edilen ilaçlar, Kurumla sözleşme yapan  eczanelerden temin edilmesi halinde bedelleri ödenir...." hükmü doğrultusunda bu  eczanelerden karşılanmış reçetelerin bedelleri ödenmektedir.  Diğer taraftan, ilaçlann satılmasına ilişkin düzenleme 1262 sayılı "İspençiyari ve  Tıbbi Müstahzarlar Kanunu"nun 1 inci maddesinde; "... Tabip reçetesiyle verilmesi meşrut  olanlar ancak reçete mukabilinde ve diğerleri reçetesiz olarak münhasıran eczanelerle ecza  ticarethanelerinde kanunu mahsusuna tevfikan satılır." şeklinde yapılmıştır. Aynı Kanunun 23  üncü maddesinde de "Bu kanunun ahkamını icraya Adliye, Maliye ve Sıhhiye ve Muaveneti  İçtimaiye Vekilleri memurdur." hükmü yer aldığından, Kurumumuzun soru önergesinde  belirtilen hususlara ilişkin cevap vermesinin yetki ve sorumluluk alanında olmadığı  düşünülmektedir.  Ömer DÎNÇER^  Bakan  EK 1 - Yazı  - 5 8 7 - T B M M B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  4. - Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk 'ün, Türkiye 'ye giriş yapan bölücü terör örgütü mensup­ ları hakkındaki adli işlemlere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin 'in cevabı (7/11745)  Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'in yanıtlaması istemi ile 26.10.2009 tarih  71 10531 sayılı soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bu güne kadar hala  yanıt alamadım. Bu, Milletvekillerine Anayasa ve Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın  ihlalini oluşturmaktadır. Çünkü Anayasa ve Meclis içtüzüğü hükümleri uyarınca soru  sormak, milletvekillerinin bir hakkı, sorulara yasal süre içinde yanıt vermek de  Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 26.10.2009 tarih 7/10531 sayılı önergemdeki  sorularımı hiç değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  ".Adalet Bakanı,Kandil ve Mahmur'dan gelen 34 PKK'lının Habur' dan girişi  sırasında önce Habur'da seyyar mahkeme kurulmadığını, Habur'a hakim  gönderilmediğini ısrarla söylemiştir. Diyarbakır Başsavcısı Durdu Kavak, 23 Ekim  2009 günlü "hurriyet.com.tr" de Saygı öztürk'ün " Mahkeme,Silopi Adliyesi'nde  yapılmadı da, Habur Sınır kapısında özel mahkeme kuruldu?" şeklindeki sorusuna ; "  Habur ile Silopi arası 15 km.Bu 15 Km'lik alanda binlerce kişi birikmiş.Bizim oradan  çıkıp Silopi Adliyesine gitmemiz mümkün değil.Bizi helikopterle alıp Habur jandarma  taburuna indirdiler.Böyle bir güvenlik sorunu var.Bundan dolayı Habur'da " mahkeme  kurulmak zorunda kalındı.." şeklinde yanıt vermesiyle savcıların ve Silopi Sulh Ceza  hakiminin,soruşturma için şüphelilerin ayağına gittiği, şüphelilerin giriş yaptığı Habur  Sınır kapısı sahasında seyyar mahkeme kurulduğu,Silopi adliyesinde yapılması yasal  zorunluluk olan yargılama faaliyetinin,şüphelilerin ayağında kurulan seyyar  mahkemede yapıldığı açık seçik belli olduktan sonra Sayın Bakan, 24 Ekim 2009  Cumartesi günü basında çıkan açıklamasında; Habur'da mahkemenin  kurulduğunu,Silopi Sulh Ceza Hakiminin güvenlik birimlerinin talebi üzerine Habur'a  gittiğini açıklamış ve bunun ilk uygulama olmadığını belirterek Abdullah ûcalan'ın  duruşmasını ve Ergenekon Davasını örnek göstermiştir.Buna göre;  1- Sayın Adalet Bakanın,24.Ekim 2009 gününe kadar yaptığı tüm  açıklamalarında; şüphelilerin giriş yaptığı Habur Sınır kapısı sahasında mahkeme  kurulmadığını ve hâkimin Habur'a gitmediğini ısrarla söylemesinin nedeni nedir?  Sayın Bakan, Habur Sınır Kapısında mahkeme kurulduğunu, Silopi Hâkimin Habur'a  gittiğini neden saklama gereği duymuştur?  2- Yetkisiz Silopi Hâkimi, hangi hukuksal gerekçe ile Sınır kapısına  götürülmüştür? CMK 91.maddesi uyarınca Gözaltına alma işlemi, şüphelilerin hâkim  huzuruna çıkartılması amacıyla yapılması gerekirken T.C tarihinde ilk kez Hâkim,  Şüpheli huzuruna hangi hukuksal gerekçe ile çıkartılmıştır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA,  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  - 5 8 8 -
Sayfa 127 -
T B M M B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  4. - Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk 'ün, Türkiye 'ye giriş yapan bölücü terör örgütü mensup­ ları hakkındaki adli işlemlere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin 'in cevabı (7/11745)  Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'in yanıtlaması istemi ile 26.10.2009 tarih  71 10531 sayılı soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bu güne kadar hala  yanıt alamadım. Bu, Milletvekillerine Anayasa ve Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın  ihlalini oluşturmaktadır. Çünkü Anayasa ve Meclis içtüzüğü hükümleri uyarınca soru  sormak, milletvekillerinin bir hakkı, sorulara yasal süre içinde yanıt vermek de  Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 26.10.2009 tarih 7/10531 sayılı önergemdeki  sorularımı hiç değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  ".Adalet Bakanı,Kandil ve Mahmur'dan gelen 34 PKK'lının Habur' dan girişi  sırasında önce Habur'da seyyar mahkeme kurulmadığını, Habur'a hakim  gönderilmediğini ısrarla söylemiştir. Diyarbakır Başsavcısı Durdu Kavak, 23 Ekim  2009 günlü "hurriyet.com.tr" de Saygı öztürk'ün " Mahkeme,Silopi Adliyesi'nde  yapılmadı da, Habur Sınır kapısında özel mahkeme kuruldu?" şeklindeki sorusuna ; "  Habur ile Silopi arası 15 km.Bu 15 Km'lik alanda binlerce kişi birikmiş.Bizim oradan  çıkıp Silopi Adliyesine gitmemiz mümkün değil.Bizi helikopterle alıp Habur jandarma  taburuna indirdiler.Böyle bir güvenlik sorunu var.Bundan dolayı Habur'da " mahkeme  kurulmak zorunda kalındı.." şeklinde yanıt vermesiyle savcıların ve Silopi Sulh Ceza  hakiminin,soruşturma için şüphelilerin ayağına gittiği, şüphelilerin giriş yaptığı Habur  Sınır kapısı sahasında seyyar mahkeme kurulduğu,Silopi adliyesinde yapılması yasal  zorunluluk olan yargılama faaliyetinin,şüphelilerin ayağında kurulan seyyar  mahkemede yapıldığı açık seçik belli olduktan sonra Sayın Bakan, 24 Ekim 2009  Cumartesi günü basında çıkan açıklamasında; Habur'da mahkemenin  kurulduğunu,Silopi Sulh Ceza Hakiminin güvenlik birimlerinin talebi üzerine Habur'a  gittiğini açıklamış ve bunun ilk uygulama olmadığını belirterek Abdullah ûcalan'ın  duruşmasını ve Ergenekon Davasını örnek göstermiştir.Buna göre;  1- Sayın Adalet Bakanın,24.Ekim 2009 gününe kadar yaptığı tüm  açıklamalarında; şüphelilerin giriş yaptığı Habur Sınır kapısı sahasında mahkeme  kurulmadığını ve hâkimin Habur'a gitmediğini ısrarla söylemesinin nedeni nedir?  Sayın Bakan, Habur Sınır Kapısında mahkeme kurulduğunu, Silopi Hâkimin Habur'a  gittiğini neden saklama gereği duymuştur?  2- Yetkisiz Silopi Hâkimi, hangi hukuksal gerekçe ile Sınır kapısına  götürülmüştür? CMK 91.maddesi uyarınca Gözaltına alma işlemi, şüphelilerin hâkim  huzuruna çıkartılması amacıyla yapılması gerekirken T.C tarihinde ilk kez Hâkim,  Şüpheli huzuruna hangi hukuksal gerekçe ile çıkartılmıştır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA,  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  - 5 8 8 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  3- Yürürlükteki mevzuata göre şüphelinin Hakim huzuruna sevk edilmesi  gerekirken; EGEMENLİK KAPSAMINDA YARGI YETKİSİNİ KULLANAN HAKİMİN,  ŞÜPHELİ HUZURUNA SEVK EDİLMESİ; DEVLET EGEMENLİĞİNİ ZAAFA  UĞRATMAMIŞ MIDIR?  4- Sayın Bakan,Silopi Hakiminin Güvenlik Birimlerinin talebi üzerine Habur'a  gittiğini söylediğine göre Hakimin, güvenlik birimlerin talebi üzerine şüphelilerin  bulunduğu yere gitmesini öngören bir yasa hükmü var mıdır? Türkiye'de Hakimler, ne  zamandan beri Güvenlik Birimlerinin talebi ile Şüphelilerin ayağına gitmektedirler?  5- CMK 251 .maddesinin (3) bendi hükmü; soruşturmanın gerekli kıldığı  hallerde ancak suç mahalli ile delillerin bulunduğu yerlere gidilerek soruşturma  yapılabileceğini kabul ettiğine ve suç mahalli Habur olmadığı ve suç delilleri Habur'da  bulunmadığına göre Savcıların, Habur'a gitmesini, CMK 251/3 maddesi hükmüyle  açıklamak mümkün müdür?  6- Türkiye'de bu güne kadar hangi olayın ilk soruşturması için şüphelilerin  yakalandığı yerde seyyar mahkeme kurulmuştur? Bu güne kadar hangi olayda Savcı  ve Hakimler, ilk soruşturmayı yapmak için şüphelilerin ayağına gitmişlerdir?  7- Silopi Hakiminin, Habur'a gitmesi için Bakanlıkça Hakime talimat verilmiş  midir? Ya da bu yönde telkinde bulunulmuş mudur?  8- Sayın Adalet Bakanın örnek gösterdiği olayların ilk soruşturmanın yapılışı  ile somut olayın ilk soruşturmanın yapılışı yönünden hangi benzerlikler vardır? Savcı  ve Hakimler, Abdullah öcalan'ın ifadesini almak ve sorgusunu yapmak için giriş  yaptığı havaalanına mı gitmişlerdir?  Ergenekon davası olarak bilinen davanın soruşturmasını yapan Hakim ve  Savcılar, ifadesini almak için hangi şüphelinin ayağına gitmiştir? Ergenekon  Davasının İlk Soruşturması,  geniş yetkili ağır ceza mahkemesi üyesi ve savcısı tarafından ve Beşiktaş  Adliyesinde yapılmamış mıdır? Kaldı ki, Ergenekon davasının yargılamasının  güvenlik nedeni ile Silivri'de yapılması konusunda davaya bakan mahkemenin karar  aldığı dikkate alınırsa; Somut olayın ilk soruşturmasının Habur Sınır Kapında  yapılması konusunda kim karar vermiştir?  9- Savcıların ve Hakimin,Habur'a şüphelilerin ayağına giderek ifade  almalar!,ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kuralları Öngören  CMK'nın hangi maddesinin hükmüne göre yapılmıştır?  10- 5235 sayılı yasanın 9.maddesi, Ceza mahkemelerinin, Hakim Savcılar  Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulacağı  öngördüğüne göre Habur'da kurulan geçici mahkeme için HSYK'nın olumlu görüşü  alınmış mıdır?  11- Yürürlükteki yasa hükümleri uyarınca Başsavcılıklar, mahkeme nezdinde  teşkilatlandırılmakta ve teşkilatlandıkları mahkeme nezdinde yetki kullanmakta ve  görev yapmaktadırlar. Türkiye'de Bölge Savcılığı sistemi yoktur. Geniş yetkili  mahkemeler nezdinde görev yapan Cumhuriyet Başsavcılığı, CMK 250 maddesi  kapsamına giren suçların işlenmesi halinde birden çok il ve ilçelerde  görevlendirilmelerine rağmen CMK 250.maddesi kapsamındaki suçlarla ilgili bizzat  soruşturma gerektiğinde bulundukları İlden mahkemenin yetki alanındaki diğer il ve  ilçelere gitmeleri olanaklı olmasına rağmen; Gittikleri İl ve ilçelerde ifadesini aldıkları  şüphelileri ancak görev yaptıkları mahkemeye sevk etmeleri gerektiği dikkate alınırsa;  Diyarbakır Özel yetkili Savcıların, tutuklamasını istediği 5 kişiyi, nezdinde görev  yaptıkları Diyarbakır Mahkemesine sevk etmesi gerekirken 5 Şüphelinin tutuklama  istemi ile Silopi Hakimliğine sevk edilmesi, bir emir ve talimatın gereği midir?  - 5 8 9 -
Sayfa 128 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  3- Yürürlükteki mevzuata göre şüphelinin Hakim huzuruna sevk edilmesi  gerekirken; EGEMENLİK KAPSAMINDA YARGI YETKİSİNİ KULLANAN HAKİMİN,  ŞÜPHELİ HUZURUNA SEVK EDİLMESİ; DEVLET EGEMENLİĞİNİ ZAAFA  UĞRATMAMIŞ MIDIR?  4- Sayın Bakan,Silopi Hakiminin Güvenlik Birimlerinin talebi üzerine Habur'a  gittiğini söylediğine göre Hakimin, güvenlik birimlerin talebi üzerine şüphelilerin  bulunduğu yere gitmesini öngören bir yasa hükmü var mıdır? Türkiye'de Hakimler, ne  zamandan beri Güvenlik Birimlerinin talebi ile Şüphelilerin ayağına gitmektedirler?  5- CMK 251 .maddesinin (3) bendi hükmü; soruşturmanın gerekli kıldığı  hallerde ancak suç mahalli ile delillerin bulunduğu yerlere gidilerek soruşturma  yapılabileceğini kabul ettiğine ve suç mahalli Habur olmadığı ve suç delilleri Habur'da  bulunmadığına göre Savcıların, Habur'a gitmesini, CMK 251/3 maddesi hükmüyle  açıklamak mümkün müdür?  6- Türkiye'de bu güne kadar hangi olayın ilk soruşturması için şüphelilerin  yakalandığı yerde seyyar mahkeme kurulmuştur? Bu güne kadar hangi olayda Savcı  ve Hakimler, ilk soruşturmayı yapmak için şüphelilerin ayağına gitmişlerdir?  7- Silopi Hakiminin, Habur'a gitmesi için Bakanlıkça Hakime talimat verilmiş  midir? Ya da bu yönde telkinde bulunulmuş mudur?  8- Sayın Adalet Bakanın örnek gösterdiği olayların ilk soruşturmanın yapılışı  ile somut olayın ilk soruşturmanın yapılışı yönünden hangi benzerlikler vardır? Savcı  ve Hakimler, Abdullah öcalan'ın ifadesini almak ve sorgusunu yapmak için giriş  yaptığı havaalanına mı gitmişlerdir?  Ergenekon davası olarak bilinen davanın soruşturmasını yapan Hakim ve  Savcılar, ifadesini almak için hangi şüphelinin ayağına gitmiştir? Ergenekon  Davasının İlk Soruşturması,  geniş yetkili ağır ceza mahkemesi üyesi ve savcısı tarafından ve Beşiktaş  Adliyesinde yapılmamış mıdır? Kaldı ki, Ergenekon davasının yargılamasının  güvenlik nedeni ile Silivri'de yapılması konusunda davaya bakan mahkemenin karar  aldığı dikkate alınırsa; Somut olayın ilk soruşturmasının Habur Sınır Kapında  yapılması konusunda kim karar vermiştir?  9- Savcıların ve Hakimin,Habur'a şüphelilerin ayağına giderek ifade  almalar!,ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kuralları Öngören  CMK'nın hangi maddesinin hükmüne göre yapılmıştır?  10- 5235 sayılı yasanın 9.maddesi, Ceza mahkemelerinin, Hakim Savcılar  Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulacağı  öngördüğüne göre Habur'da kurulan geçici mahkeme için HSYK'nın olumlu görüşü  alınmış mıdır?  11- Yürürlükteki yasa hükümleri uyarınca Başsavcılıklar, mahkeme nezdinde  teşkilatlandırılmakta ve teşkilatlandıkları mahkeme nezdinde yetki kullanmakta ve  görev yapmaktadırlar. Türkiye'de Bölge Savcılığı sistemi yoktur. Geniş yetkili  mahkemeler nezdinde görev yapan Cumhuriyet Başsavcılığı, CMK 250 maddesi  kapsamına giren suçların işlenmesi halinde birden çok il ve ilçelerde  görevlendirilmelerine rağmen CMK 250.maddesi kapsamındaki suçlarla ilgili bizzat  soruşturma gerektiğinde bulundukları İlden mahkemenin yetki alanındaki diğer il ve  ilçelere gitmeleri olanaklı olmasına rağmen; Gittikleri İl ve ilçelerde ifadesini aldıkları  şüphelileri ancak görev yaptıkları mahkemeye sevk etmeleri gerektiği dikkate alınırsa;  Diyarbakır Özel yetkili Savcıların, tutuklamasını istediği 5 kişiyi, nezdinde görev  yaptıkları Diyarbakır Mahkemesine sevk etmesi gerekirken 5 Şüphelinin tutuklama  istemi ile Silopi Hakimliğine sevk edilmesi, bir emir ve talimatın gereği midir?  - 5 8 9 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  ' 12- Diyarbakır özel yetkili Savcıları kendileri Silopi' ye gitmeyip, olayın  soruşturulmasını Silopi Cumhuriyet Başsavcılığından istemiş olmaları halinde Silopi  Cumhuriyet Savcısı, ancak bu halde nezdinde görev yaptığı Silopi Mahkemesi'ne  sevk edebilecekken; Diyarbakır özel yetkili Cumhuriyet Savcıları, şüphelileri hangi  hukuksal gerekçe ile yetkisiz Silopi Hâkimine sevk etmişlerdir?  13- Bölge Savcılığı kurumunun varlığı halinde ve Bölge Savcısının şüpheliyi,  yetkili olduğu bölgedeki tüm mahkemelere sevk edebileceği; Diyarbakır Geniş Yetkili  Ağır Ceza Mahkemesi Savcılığı, şüpheliyi yetkisiz Silopi Hâkimine sevk ettiği dikkate  alındığın da, Diyarbakır özel Yetkili Savcılık, Bölge Savcılığı'na mı  dönüştürülmüştür? Yoksa Yeni Bölge Savcılığı kurumu mu ihdas edilmiştir?..."  İlgi: Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı ifadeli, 19/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.  00.02-18913 sayılı yazı,  ilgi yazınız ekinde alınan, Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk tarafından Bakanlığımıza  yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/11745 Esas No.lu soru önergesine ilişkin,  Türkiye Büyük Millet Meclisi İçnlzüğunun 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevap örneği iki  nüsha halinde ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim. /T) I  T.C.  ADALET BAKANLIĞI  Kanunlar Genel Müdürlüğü  Sayı : B.03.0.KGM.0.00.00.05/344/709  Konu : Yazılı soru önergesi  10. .&2/2O10  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  EK:  Soru önergesi cevabı  - 5 9 0 -
Sayfa 129 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  ' 12- Diyarbakır özel yetkili Savcıları kendileri Silopi' ye gitmeyip, olayın  soruşturulmasını Silopi Cumhuriyet Başsavcılığından istemiş olmaları halinde Silopi  Cumhuriyet Savcısı, ancak bu halde nezdinde görev yaptığı Silopi Mahkemesi'ne  sevk edebilecekken; Diyarbakır özel yetkili Cumhuriyet Savcıları, şüphelileri hangi  hukuksal gerekçe ile yetkisiz Silopi Hâkimine sevk etmişlerdir?  13- Bölge Savcılığı kurumunun varlığı halinde ve Bölge Savcısının şüpheliyi,  yetkili olduğu bölgedeki tüm mahkemelere sevk edebileceği; Diyarbakır Geniş Yetkili  Ağır Ceza Mahkemesi Savcılığı, şüpheliyi yetkisiz Silopi Hâkimine sevk ettiği dikkate  alındığın da, Diyarbakır özel Yetkili Savcılık, Bölge Savcılığı'na mı  dönüştürülmüştür? Yoksa Yeni Bölge Savcılığı kurumu mu ihdas edilmiştir?..."  İlgi: Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı ifadeli, 19/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.  00.02-18913 sayılı yazı,  ilgi yazınız ekinde alınan, Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk tarafından Bakanlığımıza  yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/11745 Esas No.lu soru önergesine ilişkin,  Türkiye Büyük Millet Meclisi İçnlzüğunun 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevap örneği iki  nüsha halinde ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim. /T) I  T.C.  ADALET BAKANLIĞI  Kanunlar Genel Müdürlüğü  Sayı : B.03.0.KGM.0.00.00.05/344/709  Konu : Yazılı soru önergesi  10. .&2/2O10  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  EK:  Soru önergesi cevabı  - 5 9 0 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ADALET BAKANLIĞI  Kanunlar Genel Müdürlüğü  Sayı : B.03.0.KGM.0.00.00.05/342/707  Konu : Yazılı soru önergesi |j<Jl./<&/2010  Sayın Ali Rıza OZTURK  Mersin Milletvekili  TBMM  Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/11745 Esas  No.lu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.  Bakanlığımıza yöneltip yazılı olarak cevaplandırılmasını istediğiniz 7/10531 Esas  No.lu soru önergesine, 01/02/2010 tarihli ve B.03.0.KGM.0.00.00.05/164/414 sayılı  yazımızla cevap verilmiştir. ^ _  Bilgilerinize arz ederim. //Ij  5.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, tutuklu ve hükümlülere verilen sağlık hizmetlerine  ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin 'in cevabı (7/11747)  Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'in yanıtlaması istemi ile 18.11.2009 tarih  7/ 11079 sayılı soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bu güne kadar hala  yanıt alamadım. Bu,Milletvekillerine Anayasa ve Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın  ihlalini oluşturmaktadır. Çünkü, Anayasa ve Meclis içtüzüğü hükümleri uyarınca soru  sormak, milletvekillerinin bir hakkı,sorulara yasal süre içinde yanıt vermek de  Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 18.11.2009 tarih 7/11079 sayılı önergemdeki  sorularımı hiç değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA,  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  - 5 9 1 -
Sayfa 130 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ADALET BAKANLIĞI  Kanunlar Genel Müdürlüğü  Sayı : B.03.0.KGM.0.00.00.05/342/707  Konu : Yazılı soru önergesi |j<Jl./<&/2010  Sayın Ali Rıza OZTURK  Mersin Milletvekili  TBMM  Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/11745 Esas  No.lu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.  Bakanlığımıza yöneltip yazılı olarak cevaplandırılmasını istediğiniz 7/10531 Esas  No.lu soru önergesine, 01/02/2010 tarihli ve B.03.0.KGM.0.00.00.05/164/414 sayılı  yazımızla cevap verilmiştir. ^ _  Bilgilerinize arz ederim. //Ij  5.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, tutuklu ve hükümlülere verilen sağlık hizmetlerine  ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin 'in cevabı (7/11747)  Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'in yanıtlaması istemi ile 18.11.2009 tarih  7/ 11079 sayılı soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bu güne kadar hala  yanıt alamadım. Bu,Milletvekillerine Anayasa ve Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın  ihlalini oluşturmaktadır. Çünkü, Anayasa ve Meclis içtüzüğü hükümleri uyarınca soru  sormak, milletvekillerinin bir hakkı,sorulara yasal süre içinde yanıt vermek de  Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 18.11.2009 tarih 7/11079 sayılı önergemdeki  sorularımı hiç değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA,  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  - 5 9 1 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  Yaşam hakkı, insan haklarının en temeli ve insan başında gelenidir. Kişilerin  vücut dokunulmazlığı ve sağlıklı yaşama hakkı, insan Hakları Evrensel Bildirgesi ve  uluslar arası diğer sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. İnsanlar, özgür olarak  yaşamakta iken herhangi bir suçun şüphelisi olarak tutuklanıp cezaevine girip tutuklu  ya da hükümlü olduklarında sadece hak ve özgürlükleri kullanma yönünden özgür  ihsana göre eşitsiz duruma düştükleri, insan olma özelliklerini ise kaybetmedikleri  gerçekliktir. Devlet, koruması altındaki tutuklu ve hükümlülerin sağlıklarını korumakla,  hastaysa tedavi ettirmekle yükümlüdür. Devletin bu görevlerini yapmaması, tutuklu ve  hükümlülerin sağlığına ilişkin tehlikeli sürecin ilerlemesine engel olmaması açıkça  kötü muamele ve İnsan hakları İhlalidir. Bu kişilerin en hızlı ve güvenilir şekilde tedavi  olma, kritik müdahaleler için doktor ve hastane seçme hakkını kullanabilmesinin  koşullarının sağlanması devletin görevidir. Ağır derecede hasta olduğu, hatta hayatın  kıyısında olduğu doktor raporu ile açık ve kesin şekilde sabit olan pek çok tutuklu ya  da hükümlü kişinin, cezaevinin kötü ve sağlığa aykırı koşulları altında tutulması,  Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyinin tutuklular ve hükümlüler hakkındaki asgari  uygulama hakkındaki sözleşmelere aykırılık teşkil ettiği bilinmektedir. Tutuklu ve  hükümlülerin sağlık haklarına ilişkin kendi mevzuatımızdaki mevcut düzenlemelere  son olarak, 30.04.2009 tarihinde Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı arasında  imzalanan Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında  Protokol eklenmiştir. Bu protokol ile ceza infaz kurumlarındaki sağlık hizmetlerinin,  Birleşmiş Milletler Minimum Standartlarında yürütülmesi öngörülmektedir. İmzalanan  protokol ile mevcudu 50O0'i aşan kampüslerde ceza infaz kurumu semt polikliniği  açılabilir, sağlık hizmeti ise, günün 24 saatinde kesintisiz olarak verilir. Yine mevcudu  1000 ve üzerinde bulunan her kuruma aile hekimliği pozisyonu ihdas edilerek sağlık  hizmeti sunulur, denilmektedir. Bu çerçevede;  1-Cezaevlerinde sağlık sorunları hayati tehlike doğuracak nitelikte olan ve adi  tedavi edilmesi gereken kişilerin sayısı nedir? Bu şekilde hastalıkları olan tutuklu ve  hükümlülerin tedavileri ile ilgili yapılan nelerdir?  2- Halen yatalak ve kendi gereksinimlerini karşılayamayacak durumda olan  tutuklu ve hükümlü sayısı ne kadardır? Bu durumdaki tutuklu ve hükümlülerin  ihtiyaçları nasıl karşılanmaktadır?  3- AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından beri 2003-2004-2005-2006-2007 - 2008 ve 2009 yıllarında yeterli sağlık hizmeti alamadıkları için yaşamını yitirmiş  hükümlü veya tutuklu sayısı ne kadardır?  4- AİHM; Cezaevlerindeki hasta ve tutukluların sağlık hakları ihlal edildiği  nedenle Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkûm etmiş midir? Etmişse hangi olay ve  kim için ne kadar tazminata mahkûm etmiştir?  - 5 9 2 -
Sayfa 131 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  Yaşam hakkı, insan haklarının en temeli ve insan başında gelenidir. Kişilerin  vücut dokunulmazlığı ve sağlıklı yaşama hakkı, insan Hakları Evrensel Bildirgesi ve  uluslar arası diğer sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. İnsanlar, özgür olarak  yaşamakta iken herhangi bir suçun şüphelisi olarak tutuklanıp cezaevine girip tutuklu  ya da hükümlü olduklarında sadece hak ve özgürlükleri kullanma yönünden özgür  ihsana göre eşitsiz duruma düştükleri, insan olma özelliklerini ise kaybetmedikleri  gerçekliktir. Devlet, koruması altındaki tutuklu ve hükümlülerin sağlıklarını korumakla,  hastaysa tedavi ettirmekle yükümlüdür. Devletin bu görevlerini yapmaması, tutuklu ve  hükümlülerin sağlığına ilişkin tehlikeli sürecin ilerlemesine engel olmaması açıkça  kötü muamele ve İnsan hakları İhlalidir. Bu kişilerin en hızlı ve güvenilir şekilde tedavi  olma, kritik müdahaleler için doktor ve hastane seçme hakkını kullanabilmesinin  koşullarının sağlanması devletin görevidir. Ağır derecede hasta olduğu, hatta hayatın  kıyısında olduğu doktor raporu ile açık ve kesin şekilde sabit olan pek çok tutuklu ya  da hükümlü kişinin, cezaevinin kötü ve sağlığa aykırı koşulları altında tutulması,  Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyinin tutuklular ve hükümlüler hakkındaki asgari  uygulama hakkındaki sözleşmelere aykırılık teşkil ettiği bilinmektedir. Tutuklu ve  hükümlülerin sağlık haklarına ilişkin kendi mevzuatımızdaki mevcut düzenlemelere  son olarak, 30.04.2009 tarihinde Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı arasında  imzalanan Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında  Protokol eklenmiştir. Bu protokol ile ceza infaz kurumlarındaki sağlık hizmetlerinin,  Birleşmiş Milletler Minimum Standartlarında yürütülmesi öngörülmektedir. İmzalanan  protokol ile mevcudu 50O0'i aşan kampüslerde ceza infaz kurumu semt polikliniği  açılabilir, sağlık hizmeti ise, günün 24 saatinde kesintisiz olarak verilir. Yine mevcudu  1000 ve üzerinde bulunan her kuruma aile hekimliği pozisyonu ihdas edilerek sağlık  hizmeti sunulur, denilmektedir. Bu çerçevede;  1-Cezaevlerinde sağlık sorunları hayati tehlike doğuracak nitelikte olan ve adi  tedavi edilmesi gereken kişilerin sayısı nedir? Bu şekilde hastalıkları olan tutuklu ve  hükümlülerin tedavileri ile ilgili yapılan nelerdir?  2- Halen yatalak ve kendi gereksinimlerini karşılayamayacak durumda olan  tutuklu ve hükümlü sayısı ne kadardır? Bu durumdaki tutuklu ve hükümlülerin  ihtiyaçları nasıl karşılanmaktadır?  3- AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından beri 2003-2004-2005-2006-2007 - 2008 ve 2009 yıllarında yeterli sağlık hizmeti alamadıkları için yaşamını yitirmiş  hükümlü veya tutuklu sayısı ne kadardır?  4- AİHM; Cezaevlerindeki hasta ve tutukluların sağlık hakları ihlal edildiği  nedenle Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkûm etmiş midir? Etmişse hangi olay ve  kim için ne kadar tazminata mahkûm etmiştir?  - 5 9 2 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2010  T C .  A D A L E T B A K A N L I Ğ I  Kanunlar G e n e l M ü d ü r l ü ğ ü  Say ı : B . 0 3 . O . K G M . O . 0 O . 0 O . 0 5 / 3 5 2 / 7 4 7 IQ../Q3Ü20\0  K o n u : Y a z ı l ı s o r u Önergesi  T Ü R K İ Y E B U Y U K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  İlgi: K a n u n l a r v e Kararlar Daires i B a ş k a n l ı ğ ı i fadel i , 1 9 / 0 1 / 2 0 1 0 tarihl i v e A . 0 1 . 0 . G N S . O .  1 0 . 0 0 . 0 2 - 1 8 9 1 3 sayı l ı y a z ı ,  İ l g i y a z ı n ı z e k i n d e a l ınan, M e r s i n M i l l e t v e k i l i A l i R ı z a Öztürk taraf ından B a k a n l ı ğ ı m ı z a  y ö n e l t i l i p y a z ı l ı o larak cevap landır ı lmas ı i s t en i l en 7/1 1 7 4 7 E s a s N o . l u soru ö n e r g e s i n e i l i şk in  T ü r k i y e B ü y ü k M i l l e t M e c l i s i i ç t ü z ü ğ ü n ü n 9 9 u n c u m a d d e s i u y a r ı n c a haz ır lanan c e v a p ö r n e ğ i iki  nüsha h a l i n d e i l i ş ik te sunulmuştur .  B i l g i l e r i n i z e arz e d e r i m .  G I N  B a k a n  E K :  Soru ö n e r g e s i c e v a b ı  T.C.  A D A L E T B A K A N L I Ğ I  Kanunlar Genel Müdürlüğü  Sayı : B .03 .0 .KGM.0 .00 .00 .05 /351 /746 10.JC2J2010  Konu : Yazı l ı soru önergesi  Sayın Ali Rıza O Z T U R K  Mersin Milletvekili  T B M M  Bakanlığımıza yöneltil ip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7 /11747 Esas No . lu  soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.  Bakanlığımıza yönelt ip yazılı olarak cevaplandırılmasını istediğiniz 7/1 1079 E s a s  No . lu soru önergesine, 01 /02 /2010 tarihli ve B .03 .0 .KGM.0 .00 .00 .05 /189 /449 sayılı  yazımızla, Bakanlığımızı ilgilendiren hususlarla ilgili kısmî cevap verilmiştir. Öte yandan,  soru önergesine konu edilen diğer hususlarla ilgili olarak, Maliye ve Dışişleri bakanlıklarıyla  yazışmaların devam ettiği ve Bakanlığımıza bilgi iletildiğinde ayrıca cevap verileceği  bildirilmiştir.  Bilgilerinize arz ederim.  - 5 9 3 -
Sayfa 132 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2010  T C .  A D A L E T B A K A N L I Ğ I  Kanunlar G e n e l M ü d ü r l ü ğ ü  Say ı : B . 0 3 . O . K G M . O . 0 O . 0 O . 0 5 / 3 5 2 / 7 4 7 IQ../Q3Ü20\0  K o n u : Y a z ı l ı s o r u Önergesi  T Ü R K İ Y E B U Y U K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  İlgi: K a n u n l a r v e Kararlar Daires i B a ş k a n l ı ğ ı i fadel i , 1 9 / 0 1 / 2 0 1 0 tarihl i v e A . 0 1 . 0 . G N S . O .  1 0 . 0 0 . 0 2 - 1 8 9 1 3 sayı l ı y a z ı ,  İ l g i y a z ı n ı z e k i n d e a l ınan, M e r s i n M i l l e t v e k i l i A l i R ı z a Öztürk taraf ından B a k a n l ı ğ ı m ı z a  y ö n e l t i l i p y a z ı l ı o larak cevap landır ı lmas ı i s t en i l en 7/1 1 7 4 7 E s a s N o . l u soru ö n e r g e s i n e i l i şk in  T ü r k i y e B ü y ü k M i l l e t M e c l i s i i ç t ü z ü ğ ü n ü n 9 9 u n c u m a d d e s i u y a r ı n c a haz ır lanan c e v a p ö r n e ğ i iki  nüsha h a l i n d e i l i ş ik te sunulmuştur .  B i l g i l e r i n i z e arz e d e r i m .  G I N  B a k a n  E K :  Soru ö n e r g e s i c e v a b ı  T.C.  A D A L E T B A K A N L I Ğ I  Kanunlar Genel Müdürlüğü  Sayı : B .03 .0 .KGM.0 .00 .00 .05 /351 /746 10.JC2J2010  Konu : Yazı l ı soru önergesi  Sayın Ali Rıza O Z T U R K  Mersin Milletvekili  T B M M  Bakanlığımıza yöneltil ip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7 /11747 Esas No . lu  soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.  Bakanlığımıza yönelt ip yazılı olarak cevaplandırılmasını istediğiniz 7/1 1079 E s a s  No . lu soru önergesine, 01 /02 /2010 tarihli ve B .03 .0 .KGM.0 .00 .00 .05 /189 /449 sayılı  yazımızla, Bakanlığımızı ilgilendiren hususlarla ilgili kısmî cevap verilmiştir. Öte yandan,  soru önergesine konu edilen diğer hususlarla ilgili olarak, Maliye ve Dışişleri bakanlıklarıyla  yazışmaların devam ettiği ve Bakanlığımıza bilgi iletildiğinde ayrıca cevap verileceği  bildirilmiştir.  Bilgilerinize arz ederim.  - 5 9 3 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  6.-Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, AİHM'nin kesinleşmiş bazı kararlarına ilişkin sorusu  ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin 'in cevabı (7/11754)  Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'in yanıtlaması istemi ile 17.11.2009 tarih  7/ 10994 sayılı soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bu güne kadar hala  yanıt alamadım. Bu, Milletvekillerine Anayasa ve Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın  ihlalini oluşturmaktadır. Çünkü Anayasa ve Meclis içtüzüğü hükümleri uyarınca soru  sormak, milletvekillerinin bir hakkı, sorulara yasal süre içinde yanıt vermek de  Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 17.11.2009 tarih 7/10994 sayılı önergemdeki  sorularımı hiç değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun "hükümlü lehine yargılamanın  yenilenmesi nedenlerinin" düzenlendiği 311.maddesinin (1). Maddesinin f fıkrası "  Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin  veya eki protokollerin ihlali suretiyle, verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa  dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit  edilmiş olması.Bu halde yargılamanın yenilenmesi.Avrupa İnsan Hakları mahkemesi  kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.." ve (2).fıkrası ise  "Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır"  hükmündedir. Bu hükümlere göre; 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan  Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilen kararlar dışında kalan yani  4.2.2003 tarihinden önce AHİM'e başvurusu yapılmış ancak bu tarihten sonra  kesinleşmiş kararlar hakkında (f) bendi hükmü uygulanmayacaktır. Buna göre;  1-)4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş  kararları ile 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan  başvurular üzerine verilen kararlar dışında kalan 4.2.2003 tarihinden önce AHİM'e  başvurusu yapılmış ancak bu tarihten sonra kesinleşmiş kararlar nedeniyle CMK  maddesi hükmünden yararlanamayacak kişi var mıdır? Varsa kaç kişidir? Bu kişiler  kimlerdir?  2-) Bu kişiler hangi olaylar nedeniyle hangi suçtan ve ne kadar ceza  almışlardır?  3-) Bu tür kişilerin, CMK 311.maddesinden yararlandırılması için  Bakanlığınızca yapılan herhangi bir çalışma var mıdır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞl'NA,  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  - 5 9 4 -
Sayfa 133 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  6.-Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, AİHM'nin kesinleşmiş bazı kararlarına ilişkin sorusu  ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin 'in cevabı (7/11754)  Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.  Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin'in yanıtlaması istemi ile 17.11.2009 tarih  7/ 10994 sayılı soru önergesi ile sorduğum aşağıdaki sorularıma bu güne kadar hala  yanıt alamadım. Bu, Milletvekillerine Anayasa ve Meclis İçtüzüğü ile verilmiş hakkın  ihlalini oluşturmaktadır. Çünkü Anayasa ve Meclis içtüzüğü hükümleri uyarınca soru  sormak, milletvekillerinin bir hakkı, sorulara yasal süre içinde yanıt vermek de  Bakanların bir görevidir. Bu nedenle 17.11.2009 tarih 7/10994 sayılı önergemdeki  sorularımı hiç değiştirmeden yeniden sormak gerekmiştir.  "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun "hükümlü lehine yargılamanın  yenilenmesi nedenlerinin" düzenlendiği 311.maddesinin (1). Maddesinin f fıkrası "  Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin  veya eki protokollerin ihlali suretiyle, verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa  dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit  edilmiş olması.Bu halde yargılamanın yenilenmesi.Avrupa İnsan Hakları mahkemesi  kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.." ve (2).fıkrası ise  "Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır"  hükmündedir. Bu hükümlere göre; 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan  Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilen kararlar dışında kalan yani  4.2.2003 tarihinden önce AHİM'e başvurusu yapılmış ancak bu tarihten sonra  kesinleşmiş kararlar hakkında (f) bendi hükmü uygulanmayacaktır. Buna göre;  1-)4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş  kararları ile 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan  başvurular üzerine verilen kararlar dışında kalan 4.2.2003 tarihinden önce AHİM'e  başvurusu yapılmış ancak bu tarihten sonra kesinleşmiş kararlar nedeniyle CMK  maddesi hükmünden yararlanamayacak kişi var mıdır? Varsa kaç kişidir? Bu kişiler  kimlerdir?  2-) Bu kişiler hangi olaylar nedeniyle hangi suçtan ve ne kadar ceza  almışlardır?  3-) Bu tür kişilerin, CMK 311.maddesinden yararlandırılması için  Bakanlığınızca yapılan herhangi bir çalışma var mıdır?  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞl'NA,  Ali Rıza ÖZTÜRK  Mersin Milletvekili  - 5 9 4 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ADALET BAKANLIĞI  Kanunlar Genel Müdürlüğü  Sayı : B.03.O.KGM.0.OO.00.05/346/711 1P../P2/2010  Konu : Yazılı soru önergesi  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  ilgi: Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı ifadeli, 19/01/2010 tarihli vc A.01.0.GNS.0.10.  00.02-18913 sayılı yazı,  İlgi yazınız ekinde alınan, Mersin Milletvekili Ali Rıza Oztürk tarafından Bakanlığımıza  yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/11754 Esas No.lu soru önergesine ilişkin,  Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevap örneği iki  nüsha halinde ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  EK:  Soru önergesi cevabı  T.C.  A D A L E T B A K A N L I Ğ I  Kanunlar Genel Müdürlüğü  Sayı : B .03 .0 .KGM.0.00 .0O.05/345/710  Konu : Yazıl ı soru önergesi I.&/DZ/2010  Sayın Ali Rıza O Z T U R K  Mersin Milletvekili  T B M M  Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7 /11754 Esas  No . lu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.  Bakanlığımıza yöneltip yazılı olarak cevaplandırılmasını istediğiniz 7 /10994 Esas  No . lu soru önergesine, 01 /02 /2010 tarihli ve B .03 .0 .KGM.0 .00 .00 .05 /208 /481 sayılı  yazımızla cevap verilmiştir.  Bilgilerinize arz ederim.  'SadullahfERGIN  Bakan  - 5 9 5 -
Sayfa 134 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  T.C.  ADALET BAKANLIĞI  Kanunlar Genel Müdürlüğü  Sayı : B.03.O.KGM.0.OO.00.05/346/711 1P../P2/2010  Konu : Yazılı soru önergesi  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  ilgi: Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı ifadeli, 19/01/2010 tarihli vc A.01.0.GNS.0.10.  00.02-18913 sayılı yazı,  İlgi yazınız ekinde alınan, Mersin Milletvekili Ali Rıza Oztürk tarafından Bakanlığımıza  yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/11754 Esas No.lu soru önergesine ilişkin,  Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevap örneği iki  nüsha halinde ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  EK:  Soru önergesi cevabı  T.C.  A D A L E T B A K A N L I Ğ I  Kanunlar Genel Müdürlüğü  Sayı : B .03 .0 .KGM.0.00 .0O.05/345/710  Konu : Yazıl ı soru önergesi I.&/DZ/2010  Sayın Ali Rıza O Z T U R K  Mersin Milletvekili  T B M M  Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7 /11754 Esas  No . lu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.  Bakanlığımıza yöneltip yazılı olarak cevaplandırılmasını istediğiniz 7 /10994 Esas  No . lu soru önergesine, 01 /02 /2010 tarihli ve B .03 .0 .KGM.0 .00 .00 .05 /208 /481 sayılı  yazımızla cevap verilmiştir.  Bilgilerinize arz ederim.  'SadullahfERGIN  Bakan  - 5 9 5 - TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0  7.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, kamunun ilaç alımları konusundaki çalışmalara  kin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/11864)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Ömer DİNÇER  tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  1. Kamu'nun ilaç alımlannda ilaç işverenlerinin Kamu'ya yapmış olduklan Kamu Kurum  Iskontosunu (KKÎ) imalatçı fiyatı üzerinden oransal olarak ecza depolarına ve  eczanelere fatura ettikleri halde eczaneler perakende satış fiyatı üzerinden Kamu'ya  aktarmaktadırlar. 2 rakam arasındaki lirasal bazda oluşan zarann eczaneler üzerinden  kaldırılması için herhangi bir çalışmanız var mıdır? Eczanelerin bu zarannın  giderilmesini düşünüyor musunuz?  2. 04.12.2009'da hayata geçen %' 23 oranındaki KKİ'yi uygulamayan sanayiciler için  herhangi bir önlem veya yaptınm düşünülmekte midir? Sanayiciler faturalarına % 11  KKÎ uygularken, eczacılar kamuya % 23 KKÎ aktarmaktadırlar. Bu adaletsizliği nasıl ve  ne zaman ortadan kaldırmayı düşünüyorsunuz? 04.12.2009'dan bugüne eczacılann  ekstra aktarmış olduklan KKİ'nin zararlarının tazmini ve mağduriyetlerinin giderilmesi  konusunda neler yapmayı planlıyorsunuz?  3. 04.12.2009 tarihinden önce medyaya açıkladığınız sanayicilerle aranızda yapılmış  olan, Kararname ve Tebliğin uygulanması nedeniyle eczacılann zararlannın İlaç  sanayicileri tarafından karşılanacağına dair Protokol'ü kamuoyuyla paylaşmayı  düşünüyor musunuz? Bu Protokol'ün varsa cezai hükümleri ne zaman ve nasıl  uygulanacaktır?  4. Kamu ilaç alımlarında global bütçe uygulanması hazırlığınız sırasında ilaç  sanayicilerinin nasıl bir katkısını planladınız? Bu çalışmadan hangi nedenlerle sonuç  alınamamıştır?  5. Marketlerin ilaç satmalan konusunda hangi çalışmalar yapılmaktadır? Bu çalışmanın  gerçekleşebilmesi için hangi Yasalann değiştirilmesi planlanmaktadır? Kamu sağlığını  ve kaynaklarını marketlerde ilaç şahsıyla nasıl korumayı düşünüyorsunuz?  6. 16.01.2010'dan itibaren, Türk Eczacıları Birliği ile SGK arasındaki îlaç Alım Protokolü  feshedileceği için hak sahiplerinin; İlaçlarını alıp, tedavilerini gerçekleştirmeleri ve  mağdur olmamalan için ne gibi önlemler alınmıştır? Bu konuda mağduriyet  yaşanmaması İçin acil olarak neler yapmayı planlıyorsunuz?  Kemal DEMİREL  Bursa Milletvekili  - 5 9 6 -
Sayfa 135 -
TBMM B: 59 10 . 2 . 2 0 1 0  7.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, kamunun ilaç alımları konusundaki çalışmalara  kin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in cevabı (7/11864)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLÎSİ BAŞKANLIĞINA  Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Ömer DİNÇER  tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.  1. Kamu'nun ilaç alımlannda ilaç işverenlerinin Kamu'ya yapmış olduklan Kamu Kurum  Iskontosunu (KKÎ) imalatçı fiyatı üzerinden oransal olarak ecza depolarına ve  eczanelere fatura ettikleri halde eczaneler perakende satış fiyatı üzerinden Kamu'ya  aktarmaktadırlar. 2 rakam arasındaki lirasal bazda oluşan zarann eczaneler üzerinden  kaldırılması için herhangi bir çalışmanız var mıdır? Eczanelerin bu zarannın  giderilmesini düşünüyor musunuz?  2. 04.12.2009'da hayata geçen %' 23 oranındaki KKİ'yi uygulamayan sanayiciler için  herhangi bir önlem veya yaptınm düşünülmekte midir? Sanayiciler faturalarına % 11  KKÎ uygularken, eczacılar kamuya % 23 KKÎ aktarmaktadırlar. Bu adaletsizliği nasıl ve  ne zaman ortadan kaldırmayı düşünüyorsunuz? 04.12.2009'dan bugüne eczacılann  ekstra aktarmış olduklan KKİ'nin zararlarının tazmini ve mağduriyetlerinin giderilmesi  konusunda neler yapmayı planlıyorsunuz?  3. 04.12.2009 tarihinden önce medyaya açıkladığınız sanayicilerle aranızda yapılmış  olan, Kararname ve Tebliğin uygulanması nedeniyle eczacılann zararlannın İlaç  sanayicileri tarafından karşılanacağına dair Protokol'ü kamuoyuyla paylaşmayı  düşünüyor musunuz? Bu Protokol'ün varsa cezai hükümleri ne zaman ve nasıl  uygulanacaktır?  4. Kamu ilaç alımlarında global bütçe uygulanması hazırlığınız sırasında ilaç  sanayicilerinin nasıl bir katkısını planladınız? Bu çalışmadan hangi nedenlerle sonuç  alınamamıştır?  5. Marketlerin ilaç satmalan konusunda hangi çalışmalar yapılmaktadır? Bu çalışmanın  gerçekleşebilmesi için hangi Yasalann değiştirilmesi planlanmaktadır? Kamu sağlığını  ve kaynaklarını marketlerde ilaç şahsıyla nasıl korumayı düşünüyorsunuz?  6. 16.01.2010'dan itibaren, Türk Eczacıları Birliği ile SGK arasındaki îlaç Alım Protokolü  feshedileceği için hak sahiplerinin; İlaçlarını alıp, tedavilerini gerçekleştirmeleri ve  mağdur olmamalan için ne gibi önlemler alınmıştır? Bu konuda mağduriyet  yaşanmaması İçin acil olarak neler yapmayı planlıyorsunuz?  Kemal DEMİREL  Bursa Milletvekili  - 5 9 6 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  T .C.  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI  Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı  1İJ üubat 2010  Sayı : B.13.2.SGK.0.65.03.01/01-18-7 2 /'£6  Konu : Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'e ait  (7/11864) Esas Nolu Yazılı Soru Önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : 20/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/11864-19016/40378 sayılı yazınız.  Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'e ait 7/11864 Esas No'lu yazılı soru önergesi  Bakanlığımız ve ilgili birimlerce incelenmiş olup, konuya ilişkin cevabi bilgi ve değerlendirmeler  ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  Ömer DİNÇEft-^  Bakan  EK 1-Yazı  BURSA MİLLETVEKİLİ SAYIN KEMAL DEMİREL'E AİT  7/11864 ESAS NO'LU YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAP  1- Beşeri İlaçların Fiyatlandmlmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararında eczane kârları  % olarak belirlenmiştir. Kamu iskontosu uygulanması sırasında eczaneler ilaçlan depolardan  kamu iskontosu oranına göre hesaplanan depocuya satış fiyatı üzerinden ve genellikle ve  ayrıca ilave iskonto da uygulanarak temin etmektedirler. Bu ilaçlann satış fiyatı da Tebliğde  belirtilen oranlara göre oluşmaktadır.  Bu nedenle Tebliğe uygun şekilde belirlenen fiyat için oluşan farkın eczanelerin zaran  olarak nitelendirilmemest gerekmektedir.  2- Orta vadeli mali program ve bütçe disiplini açısından alınacak önlemler hakkındaki  01/12/2009 tarihli ilaç sektörü temsilcileri tarafindan imzalanan mutabakatta "eczanelerde  18 Eylül 2009 Kararnamesi ve SUT değişikliği dolayısı ile meydana gelebilecek stok  farkı zararlarının karşılanması ile ilgili olarak ilaç firmalarının kararın uygulandığı  tarih itibari ile oluşan stok zararlarını karşılayacağı" konusu karar altına alınmıştır.  Bu karar doğrultusunda; ilaç firmalan gerekli çalışmalara başlamış olup, Selçuk ve  Hedef Ecza Depolannın web sitelerinde eczane stoklarının telafisinin hangi koşullarda  yapılacağı açıklanmış olup, konuyla ilgili çalışmalar devam etmektedir.  - 5 9 7 -
Sayfa 136 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  T .C.  ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI  Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı  1İJ üubat 2010  Sayı : B.13.2.SGK.0.65.03.01/01-18-7 2 /'£6  Konu : Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'e ait  (7/11864) Esas Nolu Yazılı Soru Önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : 20/01/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/11864-19016/40378 sayılı yazınız.  Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'e ait 7/11864 Esas No'lu yazılı soru önergesi  Bakanlığımız ve ilgili birimlerce incelenmiş olup, konuya ilişkin cevabi bilgi ve değerlendirmeler  ilişikte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  Ömer DİNÇEft-^  Bakan  EK 1-Yazı  BURSA MİLLETVEKİLİ SAYIN KEMAL DEMİREL'E AİT  7/11864 ESAS NO'LU YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAP  1- Beşeri İlaçların Fiyatlandmlmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararında eczane kârları  % olarak belirlenmiştir. Kamu iskontosu uygulanması sırasında eczaneler ilaçlan depolardan  kamu iskontosu oranına göre hesaplanan depocuya satış fiyatı üzerinden ve genellikle ve  ayrıca ilave iskonto da uygulanarak temin etmektedirler. Bu ilaçlann satış fiyatı da Tebliğde  belirtilen oranlara göre oluşmaktadır.  Bu nedenle Tebliğe uygun şekilde belirlenen fiyat için oluşan farkın eczanelerin zaran  olarak nitelendirilmemest gerekmektedir.  2- Orta vadeli mali program ve bütçe disiplini açısından alınacak önlemler hakkındaki  01/12/2009 tarihli ilaç sektörü temsilcileri tarafindan imzalanan mutabakatta "eczanelerde  18 Eylül 2009 Kararnamesi ve SUT değişikliği dolayısı ile meydana gelebilecek stok  farkı zararlarının karşılanması ile ilgili olarak ilaç firmalarının kararın uygulandığı  tarih itibari ile oluşan stok zararlarını karşılayacağı" konusu karar altına alınmıştır.  Bu karar doğrultusunda; ilaç firmalan gerekli çalışmalara başlamış olup, Selçuk ve  Hedef Ecza Depolannın web sitelerinde eczane stoklarının telafisinin hangi koşullarda  yapılacağı açıklanmış olup, konuyla ilgili çalışmalar devam etmektedir.  - 5 9 7 - TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  3- Orta vadeli mali program ve bütçe disiplini açısından ilaç temini ile ilgili alınacak  önlemlerle ilgili 18/09/2009 ve 03/12/2009 tarihli Resmi Gazetelerde yayımlanan Bakanlar  Kurulu Kararlan ile 2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde  Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğler 18/09/2009 ve 04/12/2009 tarihli Resmi Gazetelerde  yayımlanmış olması nedeniyle kamuoyuyla paylaşılmıştır.  Sözkonusu Kararname ve Tebliğin uygulaması nedeniyle eczanelerde oluşacak stok  zararlannın firmalarca karşılanması için 01/12/2009 tarihli Protokolde yer alan hüküm  04/12/2009 tarihinde Kurum resmi internet sitesinde yayımlanan duyuru ile tüm kamuoyuyla  paylaşılmıştır.  4- Kamu ilaç alımlannda Global Bütçe uygulaması çalışmalan devam etmekte olup,  henüz sonuçlanmamıştır.  5- Marketlerde ilaç satılması hususu Kurumumuzun yetki ve sorumluluk alanında  olmadığı düşünülmekte olup, Sağlık Bakanlığından konuya ilişkin alınan cevap aşağıda yer  almaktadır.  Reçetesiz satılan ve OTC tanımı altında değerlendirilen büyük çoğunluğunu vitamin  ve benzerlerinin oluşturduğu bir kısım ilaç pek çok gelişmiş ülkede marketlerde satılmaktadır.  2001/83 EC sayılı direktifinin 72.maddesi reçetesiz ilaçların tanıtımının yapılabileceğini  öngörerek reçetesiz ilaçlann satışı ve tanıtımlanna yönelik bir dizi kural getirmiştir.  Bakanlığımızca söz konusu uygulamanın başlatılmasından önce Avrupa Birliği'nin bu  konudaki 2001/83 EC sayılı direktifi ve bu direktifi güncelleyen 2004/24 ve 2004/27 sayılı  EC direktifleri ile bu direktiflere istinaden mevzuat uyumunu tamamlamış ülke örnekleri  incelenerek, Ülkemiz koşulları da göz önünde bulundurularak gerekli değerlendirmeler  yapılacaktır. Bu kapsamda Dünyadaki tüm gelişmeler risk/yarar oranı ölçeğinde sürekli olarak  izlenmektedir.  Ülkemizde ilacı ve eczacılık mesleğini düzenleyen yasal düzenlemeler ilaçlann  reçeteli/reçetesiz ayrımı yapılmaksızın eczanelerden satılmasını öngörmektedir. Bu kapsamda  ilgili uygulamanın başlatılabilmesi için 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu  ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'da değişiklik yapılması  gerekmektedir.  6- Kurumumuz tarafından eczanelerle sözleşme yapılması için çalışmalar  yürütülmektedir.  Diğer taraftan Kurumumuz aleyhine Danıştay 10. Dairesinde açılan davada söz konusu  protokolün feshedilmesine ilişkin Kurumumuz işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar  verilerek 14 Ocak 2010 günü Kurumumuza tebliğ edilmiştir. Söz konusu yargı karan gereği  gerek Türk Eczacılan Birliği gerekse eczanelere yapılan fesih ihbarları yürütmeyi durdurma  karan süresince geçerliliğini yitirdiğinden mevcut Protokol ve sözleşmelerin yürütümüne  devam edilmektedir.  - 5 9 8 -
Sayfa 137 -
TBMM B: 59 1 0 . 2 . 2 0 1 0  3- Orta vadeli mali program ve bütçe disiplini açısından ilaç temini ile ilgili alınacak  önlemlerle ilgili 18/09/2009 ve 03/12/2009 tarihli Resmi Gazetelerde yayımlanan Bakanlar  Kurulu Kararlan ile 2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde  Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğler 18/09/2009 ve 04/12/2009 tarihli Resmi Gazetelerde  yayımlanmış olması nedeniyle kamuoyuyla paylaşılmıştır.  Sözkonusu Kararname ve Tebliğin uygulaması nedeniyle eczanelerde oluşacak stok  zararlannın firmalarca karşılanması için 01/12/2009 tarihli Protokolde yer alan hüküm  04/12/2009 tarihinde Kurum resmi internet sitesinde yayımlanan duyuru ile tüm kamuoyuyla  paylaşılmıştır.  4- Kamu ilaç alımlannda Global Bütçe uygulaması çalışmalan devam etmekte olup,  henüz sonuçlanmamıştır.  5- Marketlerde ilaç satılması hususu Kurumumuzun yetki ve sorumluluk alanında  olmadığı düşünülmekte olup, Sağlık Bakanlığından konuya ilişkin alınan cevap aşağıda yer  almaktadır.  Reçetesiz satılan ve OTC tanımı altında değerlendirilen büyük çoğunluğunu vitamin  ve benzerlerinin oluşturduğu bir kısım ilaç pek çok gelişmiş ülkede marketlerde satılmaktadır.  2001/83 EC sayılı direktifinin 72.maddesi reçetesiz ilaçların tanıtımının yapılabileceğini  öngörerek reçetesiz ilaçlann satışı ve tanıtımlanna yönelik bir dizi kural getirmiştir.  Bakanlığımızca söz konusu uygulamanın başlatılmasından önce Avrupa Birliği'nin bu  konudaki 2001/83 EC sayılı direktifi ve bu direktifi güncelleyen 2004/24 ve 2004/27 sayılı  EC direktifleri ile bu direktiflere istinaden mevzuat uyumunu tamamlamış ülke örnekleri  incelenerek, Ülkemiz koşulları da göz önünde bulundurularak gerekli değerlendirmeler  yapılacaktır. Bu kapsamda Dünyadaki tüm gelişmeler risk/yarar oranı ölçeğinde sürekli olarak  izlenmektedir.  Ülkemizde ilacı ve eczacılık mesleğini düzenleyen yasal düzenlemeler ilaçlann  reçeteli/reçetesiz ayrımı yapılmaksızın eczanelerden satılmasını öngörmektedir. Bu kapsamda  ilgili uygulamanın başlatılabilmesi için 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu  ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'da değişiklik yapılması  gerekmektedir.  6- Kurumumuz tarafından eczanelerle sözleşme yapılması için çalışmalar  yürütülmektedir.  Diğer taraftan Kurumumuz aleyhine Danıştay 10. Dairesinde açılan davada söz konusu  protokolün feshedilmesine ilişkin Kurumumuz işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar  verilerek 14 Ocak 2010 günü Kurumumuza tebliğ edilmiştir. Söz konusu yargı karan gereği  gerek Türk Eczacılan Birliği gerekse eczanelere yapılan fesih ihbarları yürütmeyi durdurma  karan süresince geçerliliğini yitirdiğinden mevcut Protokol ve sözleşmelerin yürütümüne  devam edilmektedir.  - 5 9 8 - TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  GÜNDEMİ  D O N E M : 2 3 Y A S A M A Y I L I : 4  5 9 U N C U B İ R L E Ş İ M  1 0 Ş U B A T 2 0 1 0 Ç A R Ş A M B A  S A A T : 1 3 . 0 0  K I S I M L A R  8  BAŞKANLıĞıN GENEL KURULA SUNUŞLARı  ÖZEL GÜNDEMDE YER ALACAK IŞLER  SEÇIM  OYLAMASı YAPıLACAK IŞLER  MECLIS SORUŞTURMASı RAPORLARı  GENEL GÖRÜŞME VE MECLÎS ARAŞTIRMASI  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  SÖZLÜ SORULAR  KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE  KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER IŞLER  E G E M E N L İ K K A Y I T S I Z Ş A R T S I Z M İ L L E T İ N D İ R
Sayfa 138 -
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ  GÜNDEMİ  D O N E M : 2 3 Y A S A M A Y I L I : 4  5 9 U N C U B İ R L E Ş İ M  1 0 Ş U B A T 2 0 1 0 Ç A R Ş A M B A  S A A T : 1 3 . 0 0  K I S I M L A R  8  BAŞKANLıĞıN GENEL KURULA SUNUŞLARı  ÖZEL GÜNDEMDE YER ALACAK IŞLER  SEÇIM  OYLAMASı YAPıLACAK IŞLER  MECLIS SORUŞTURMASı RAPORLARı  GENEL GÖRÜŞME VE MECLÎS ARAŞTIRMASI  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  SÖZLÜ SORULAR  KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE  KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER IŞLER  E G E M E N L İ K K A Y I T S I Z Ş A R T S I Z M İ L L E T İ N D İ R  DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye  bağladığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasarı ve teklifleri ile komis­ yonlardan gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin ba­ şında bir saat süre ile sözlü soruların görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimle­ rin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131, 321 ve 383 Sıra Sayılı Kanun Tasarılarının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre  Temel Kanun olarak görüşülmesi,  383 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölü­ münün Çerçeve 18 inci maddedeki 1, 2, 3, 3/a, 3/b, 4, 5 ilâ Geçici 1 ve 2 nci maddeler dahil olmak  üzere 16 ilâ 20 nci maddelerden oluşması,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünün 631  ilâ 649 uncu maddelerden oluşması,  131 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 19 uncu maddelerden, ikinci bölü­ münün 20 ilâ 40 ıncı maddelerden, üçüncü bölümünün Çerçeve 41 inci maddedeki 1, 2, 2/alt bent­ leri ilâ 3 ve 4 üncü fıkralar dahil olmak üzere 41 ilâ 44 üncü maddelerden oluşması,  126 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölü­ münün Çerçeve 22 nci maddedeki 1 ,2,3,4 üncü fıkralar ilâ Geçici 1,2,3 ve 4 üncü maddeler dahil  olmak üzere 16 ilâ 24 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 28.5.2009 tarihli 95 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  1.- 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel  Kanun olarak görüşülmesi,  (Not: İlk 50 bölüm 30'ar maddeden, 51 inci bölüm 1501 ilâ 1520 nci maddelerden, 52 nci  bölüm ise Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 dahil 1521 ilâ 1535 inci maddelerden oluşmaktadır.)  (Genel Kurulun 8.7.2008 tarihli 127 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- Genel Kurulun; 16, 23 Şubat ile 2, 9, 16, 23, 30 Mart 2010 Salı günkü birleşimlerinde bir  saat sözlü sorulardan sonra diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin kanun tasan ve  teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 10, 17, 24  Şubat ile 3, 10 , 17, 24, 31 Mart 2010 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesi,  Genel Kumlun; 16,23 Şubat ile 2 ,9 ,16,23,30 Mart 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 20:00  saatleri arasında, 10, 11, 17, 18, 24, 25 Şubat ile 3, 4, 10, 11, 17, 18, 24, 25, 31 Mart 2010  Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13:00 - 20:00 saatleri arasında çalışmalarına  devam etmesi,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 4.2.2010 tarihli 57 nci birleşiminde kabul edilmiştir.  GRUP ÖNERİLERİ  önerilmiştir.  KOMİSYON TOPLANTILARI  * Plan ve Bütçe Komisyonu  11.02.2010 Perşembe - Saat: 15.00  * Deprem Riski ve Yönetimine İlişkin  Meclis Araştırması Komisyonu  10.02.2010 Çarşamba - Saat: 10.00  * Madencilik Sektörü ile İlgili Meclis  Araştırması Komisyonu  11.02.2010 Perşembe - Saat: 10.30
Sayfa 139 -
DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye  bağladığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasarı ve teklifleri ile komis­ yonlardan gelen diğer işlerin görüşülmesine ayrılması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin ba­ şında bir saat süre ile sözlü soruların görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimle­ rin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131, 321 ve 383 Sıra Sayılı Kanun Tasarılarının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre  Temel Kanun olarak görüşülmesi,  383 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölü­ münün Çerçeve 18 inci maddedeki 1, 2, 3, 3/a, 3/b, 4, 5 ilâ Geçici 1 ve 2 nci maddeler dahil olmak  üzere 16 ilâ 20 nci maddelerden oluşması,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünün 631  ilâ 649 uncu maddelerden oluşması,  131 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 19 uncu maddelerden, ikinci bölü­ münün 20 ilâ 40 ıncı maddelerden, üçüncü bölümünün Çerçeve 41 inci maddedeki 1, 2, 2/alt bent­ leri ilâ 3 ve 4 üncü fıkralar dahil olmak üzere 41 ilâ 44 üncü maddelerden oluşması,  126 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölü­ münün Çerçeve 22 nci maddedeki 1 ,2,3,4 üncü fıkralar ilâ Geçici 1,2,3 ve 4 üncü maddeler dahil  olmak üzere 16 ilâ 24 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 28.5.2009 tarihli 95 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  1.- 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel  Kanun olarak görüşülmesi,  (Not: İlk 50 bölüm 30'ar maddeden, 51 inci bölüm 1501 ilâ 1520 nci maddelerden, 52 nci  bölüm ise Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 dahil 1521 ilâ 1535 inci maddelerden oluşmaktadır.)  (Genel Kurulun 8.7.2008 tarihli 127 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- Genel Kurulun; 16, 23 Şubat ile 2, 9, 16, 23, 30 Mart 2010 Salı günkü birleşimlerinde bir  saat sözlü sorulardan sonra diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin kanun tasan ve  teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 10, 17, 24  Şubat ile 3, 10 , 17, 24, 31 Mart 2010 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesi,  Genel Kumlun; 16,23 Şubat ile 2 ,9 ,16,23,30 Mart 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 20:00  saatleri arasında, 10, 11, 17, 18, 24, 25 Şubat ile 3, 4, 10, 11, 17, 18, 24, 25, 31 Mart 2010  Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13:00 - 20:00 saatleri arasında çalışmalarına  devam etmesi,  önerilmiştir.  (Genel Kurulun 4.2.2010 tarihli 57 nci birleşiminde kabul edilmiştir.  GRUP ÖNERİLERİ  önerilmiştir.  KOMİSYON TOPLANTILARI  * Plan ve Bütçe Komisyonu  11.02.2010 Perşembe - Saat: 15.00  * Deprem Riski ve Yönetimine İlişkin  Meclis Araştırması Komisyonu  10.02.2010 Çarşamba - Saat: 10.00  * Madencilik Sektörü ile İlgili Meclis  Araştırması Komisyonu  11.02.2010 Perşembe - Saat: 10.30  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GÜNDEMİ  59 UNCU BIRLEŞIM 10 ŞUBAT 2010 ÇARŞAMBA SAAT: 13.00  1 - B A Ş K A N L I Ğ I N G E N E L K Ü R U L A S U N U Ş L A R I  2 - ÖZEL GÜNDEMDE YER ALACAK İŞLER  >Ctk  3 _ SEÇİM  >Ctk  4 - OYLAMASı YAPıLACAK IŞLER  5 - M E C L İ S S O R U Ş T U R M A S I R A P O R L A R I  6 - GENEL GÖRÜŞME VE MECLİS ARAŞTIRMASI  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  7 - SÖZLÜ SORULAR
Sayfa 140 -
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GÜNDEMİ  59 UNCU BIRLEŞIM 10 ŞUBAT 2010 ÇARŞAMBA SAAT: 13.00  1 - B A Ş K A N L I Ğ I N G E N E L K Ü R U L A S U N U Ş L A R I  2 - ÖZEL GÜNDEMDE YER ALACAK İŞLER  >Ctk  3 _ SEÇİM  >Ctk  4 - OYLAMASı YAPıLACAK IŞLER  5 - M E C L İ S S O R U Ş T U R M A S I R A P O R L A R I  6 - GENEL GÖRÜŞME VE MECLİS ARAŞTIRMASI  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  7 - SÖZLÜ SORULAR  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  (X) Açık oylamaya tâbi işleri gösterir.  (*) Görüşmeleri yarım kalan Kanun Tasarı ve Tekliflerini gösterir.  (**) İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi kabul edilmiştir.  - 4 - 59 UNCU BİRLEŞİM  1. - (S. Sayısı: 96) Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (Dağıtma tarihi: 1.2.2008) (*) (**)  2. - (S. Sayısı: 321) Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (Dağıtma tarihi: 15.1.2009) (*)(**)  3. - (S. Sayısı: 383) Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/704) (Dağıtma tarihi: 25.5.2009) (*) (**) (X)  4. - (S. Sayısı: 455) Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve  5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe  Komisyonu Raporları (1/762, 2/475) (Dağıtma tarihi: 19.12.2009) (X)  5. - (S. Sayısı: 462) Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir  Bozdağ'ın; Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (Dağıtma tarihi:  21.1.2010)  6. - (S. Sayısı: 458) Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası imar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  7. - (S. Sayısı: 460) Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/786) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  8. - (S. Sayısı: 426) Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest  Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/755) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  9. - (S. Sayısı: 447) Avusturya Cumhuriyeti, Bulgaristan Cumhuriyeti, Macaristan  Cumhuriyeti, Romanya ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Nabucco Projesi Hakkında Anlaşmanın  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/783) (Dağıtma tarihi: 14.12.2009) (X)  10.- (S. Sayısı: 417) Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek  Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları  Raporları (2/325) (Dağıtma tarihi: 4.8.2009)  1 1 . - (S. Sayısı: 432) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında  Sınai İhracatın Geliştirilmesi Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/719) (Dağıtma tarihi: 1.12.2009) (X)  12. - (S. Sayısı: 433) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında  Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/721) (Dağıtma tarihi: 1.12.2009) (X)  13. - (S. Sayısı: 395) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un; Yenilenebilir Enerji  Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji  Komisyonu Raporu (2/340) (Dağıtma tarihi: 9.6.2009)
Sayfa 141 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  (X) Açık oylamaya tâbi işleri gösterir.  (*) Görüşmeleri yarım kalan Kanun Tasarı ve Tekliflerini gösterir.  (**) İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi kabul edilmiştir.  - 4 - 59 UNCU BİRLEŞİM  1. - (S. Sayısı: 96) Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (Dağıtma tarihi: 1.2.2008) (*) (**)  2. - (S. Sayısı: 321) Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (Dağıtma tarihi: 15.1.2009) (*)(**)  3. - (S. Sayısı: 383) Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/704) (Dağıtma tarihi: 25.5.2009) (*) (**) (X)  4. - (S. Sayısı: 455) Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı  Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Manisa Milletvekili Recai Berber ve  5 Milletvekilinin; 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe  Komisyonu Raporları (1/762, 2/475) (Dağıtma tarihi: 19.12.2009) (X)  5. - (S. Sayısı: 462) Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Yozgat Milletvekili Bekir  Bozdağ'ın; Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/566) (Dağıtma tarihi:  21.1.2010)  6. - (S. Sayısı: 458) Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası imar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  7. - (S. Sayısı: 460) Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/786) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  8. - (S. Sayısı: 426) Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest  Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/755) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  9. - (S. Sayısı: 447) Avusturya Cumhuriyeti, Bulgaristan Cumhuriyeti, Macaristan  Cumhuriyeti, Romanya ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Nabucco Projesi Hakkında Anlaşmanın  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/783) (Dağıtma tarihi: 14.12.2009) (X)  10.- (S. Sayısı: 417) Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek  Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları  Raporları (2/325) (Dağıtma tarihi: 4.8.2009)  1 1 . - (S. Sayısı: 432) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında  Sınai İhracatın Geliştirilmesi Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/719) (Dağıtma tarihi: 1.12.2009) (X)  12. - (S. Sayısı: 433) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında  Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/721) (Dağıtma tarihi: 1.12.2009) (X)  13. - (S. Sayısı: 395) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un; Yenilenebilir Enerji  Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji  Komisyonu Raporu (2/340) (Dağıtma tarihi: 9.6.2009)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 5 - 59 UNCU BİRLEŞİM  14. - (S. Sayısı: 228) Bolu Milletvekili Fatih Metin'in; 491 Sayılı Denizcilik Müsteşarlığının  Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/137) (Dağıtma  tarihi: 16.5.2008)  15 . - (S. Sayısı: 375) Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/674) (Dağıtma tarihi: 20.5.2009)  16. - (S. Sayısı: 99) Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun  Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/428) (Dağıtma tarihi: 1.2.2008)  17. - (S. Sayısı: 121) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki  Cetvellerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/518) (Dağıtma tarihi: 25.3.2008)  18. - (S. Sayısı: 126) Darülaceze Müessesesi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/479) (Dağıtma tarihi: 27.3.2008) (**) (X)  19. - (S. Sayısı: 131) Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/487) (Dağıtma tarihi: 4.4.2008) (**)  20. - (S. Sayısı: 250) Dopingle Mücadele Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik  ve Spor Komisyonu Raporu (1/562) (Dağıtma tarihi: 16.6.2008) (X)  21. - (S. Sayısı: 260) İl İdaresi Kanunu ile Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne  İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu  (1/477) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  22. - (S. Sayısı: 279) Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/623)  (Dağıtma tarihi: 29.7.2008)  23. - (S. Sayısı: 294) Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/613) (Dağıtma  tarihi: 1.10.2008)  24. - (S. Sayısı: 382) Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı ile Milli  Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/582) (Dağıtma tarihi: 21.5.2009)  25. - (S. Sayısı: 338) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/532) (Dağıtma tarihi:  26.2.2009) (X)  26. - (S. Sayısı: 341) Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi ile Türkiye Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Türkiye'de Bir DSÖ Ülke Ofisi Kurulması Üzerine Anlaşmanın  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/614) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  27. - (S. Sayısı: 342) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Elektrik, Petrol, Gaz ve Maden Kaynakları Alanlarında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/615) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  28. - (S. Sayısı: 346) Türkiye Cumhuriyeti ile Yemen Cumhuriyeti Arasında Denizcilik  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/580) (Dağıtma tarihi: 4.3.2009) (X)
Sayfa 142 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMISYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 5 - 59 UNCU BİRLEŞİM  14. - (S. Sayısı: 228) Bolu Milletvekili Fatih Metin'in; 491 Sayılı Denizcilik Müsteşarlığının  Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/137) (Dağıtma  tarihi: 16.5.2008)  15 . - (S. Sayısı: 375) Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/674) (Dağıtma tarihi: 20.5.2009)  16. - (S. Sayısı: 99) Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun  Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/428) (Dağıtma tarihi: 1.2.2008)  17. - (S. Sayısı: 121) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki  Cetvellerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/518) (Dağıtma tarihi: 25.3.2008)  18. - (S. Sayısı: 126) Darülaceze Müessesesi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/479) (Dağıtma tarihi: 27.3.2008) (**) (X)  19. - (S. Sayısı: 131) Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/487) (Dağıtma tarihi: 4.4.2008) (**)  20. - (S. Sayısı: 250) Dopingle Mücadele Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik  ve Spor Komisyonu Raporu (1/562) (Dağıtma tarihi: 16.6.2008) (X)  21. - (S. Sayısı: 260) İl İdaresi Kanunu ile Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne  İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu  (1/477) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  22. - (S. Sayısı: 279) Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/623)  (Dağıtma tarihi: 29.7.2008)  23. - (S. Sayısı: 294) Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/613) (Dağıtma  tarihi: 1.10.2008)  24. - (S. Sayısı: 382) Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı ile Milli  Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/582) (Dağıtma tarihi: 21.5.2009)  25. - (S. Sayısı: 338) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/532) (Dağıtma tarihi:  26.2.2009) (X)  26. - (S. Sayısı: 341) Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi ile Türkiye Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Türkiye'de Bir DSÖ Ülke Ofisi Kurulması Üzerine Anlaşmanın  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/614) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  27. - (S. Sayısı: 342) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Elektrik, Petrol, Gaz ve Maden Kaynakları Alanlarında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/615) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  28. - (S. Sayısı: 346) Türkiye Cumhuriyeti ile Yemen Cumhuriyeti Arasında Denizcilik  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/580) (Dağıtma tarihi: 4.3.2009) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 6 - 59 UNCU BİRLEŞİM  29. - (S. Sayısı: 347) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Madencilik ve Jeoloji Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/408) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  30. - (S. Sayısı: 348) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kadının, Ailenin ve Çocukların Statülerinin Geliştirilmesi Üzerine İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/547) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  3 1 . - (S. Sayısı: 349) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Görsel-İşitsel ve Yazılı İletişim ile Belgelendirme Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/634) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  32. - (S. Sayısı: 350) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Tunus Cumhuriyeti Milli Arşivi Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/658) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  33. - (S. Sayısı: 306) Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2003 Dünya Radyo  Komünikasyon Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (X)  34. - (S. Sayısı: 114) Asya-Pasifık Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/367) (Dağıtma tarihi: 22.2.2008) (X)  35. - (S. Sayısı: 22) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında İktisadi Kalkınma İşbirliği Fonu Kredilerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/288) (Dağıtma tarihi:  10.10.2007) (X)  36. - (S. Sayısı: 78) Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş  Milletler Sözleşmesinin 17 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Deniz Yoluyla Yapılan  Kaçakçılıkla Mücadele Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/295) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  37. - (S. Sayısı: 80) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/302) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  38. - (S. Sayısı: 62) Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/339) (Dağıtma tarihi:  4.12.2007) (X)  39. - (S. Sayısı: 73) Irak'a Komşu Devletler Hükümetleri ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Terörizm, Sınırlardan Yasadışı Sızmalar ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Konularında  Güvenlik İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/347) (Dağıtma tarihi: 7.12.2007) (X)  40. - (S. Sayısı: 136) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Amerika Birleşik  Devletleri Savunma Bakanlığı Arasında Savunma Uzay İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/395) (Dağıtma tarihi:  15.4.2008) (X)
Sayfa 143 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 6 - 59 UNCU BİRLEŞİM  29. - (S. Sayısı: 347) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Madencilik ve Jeoloji Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/408) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  30. - (S. Sayısı: 348) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kadının, Ailenin ve Çocukların Statülerinin Geliştirilmesi Üzerine İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/547) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  3 1 . - (S. Sayısı: 349) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Görsel-İşitsel ve Yazılı İletişim ile Belgelendirme Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/634) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  32. - (S. Sayısı: 350) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Tunus Cumhuriyeti Milli Arşivi Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/658) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  33. - (S. Sayısı: 306) Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2003 Dünya Radyo  Komünikasyon Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (X)  34. - (S. Sayısı: 114) Asya-Pasifık Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/367) (Dağıtma tarihi: 22.2.2008) (X)  35. - (S. Sayısı: 22) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında İktisadi Kalkınma İşbirliği Fonu Kredilerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/288) (Dağıtma tarihi:  10.10.2007) (X)  36. - (S. Sayısı: 78) Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş  Milletler Sözleşmesinin 17 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Deniz Yoluyla Yapılan  Kaçakçılıkla Mücadele Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/295) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  37. - (S. Sayısı: 80) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/302) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  38. - (S. Sayısı: 62) Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/339) (Dağıtma tarihi:  4.12.2007) (X)  39. - (S. Sayısı: 73) Irak'a Komşu Devletler Hükümetleri ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Terörizm, Sınırlardan Yasadışı Sızmalar ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Konularında  Güvenlik İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/347) (Dağıtma tarihi: 7.12.2007) (X)  40. - (S. Sayısı: 136) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Amerika Birleşik  Devletleri Savunma Bakanlığı Arasında Savunma Uzay İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/395) (Dağıtma tarihi:  15.4.2008) (X)  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  4 1 . - (S. Sayısı: 38) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi  Başkanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomik İlişkiler Ajansı Arasında İşbirliği  Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/284) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  42. - (S. Sayısı: 39) Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Devletleri Örgütü Genel Sekreterliği  Arasında Çerçeve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/287) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  43. - (S. Sayısı: 59) Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/304) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  44. - (S. Sayısı: 66) Güneydoğu Avrupa Sivil-Asker Acil Durum Planlama Konseyi  Kurulması Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/300) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  45. - (S. Sayısı: 79) Türkiye Cumhuriyeti ile Arjantin Cumhuriyeti Arasında Veterinerlik  Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/299) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  46. - (S. Sayısı: 86) Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve 7 Milletvekilinin;  Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; 24.06.2006 Tarih ve 5522  Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazlan (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/103, 2/104) (Dağıtma  tarihi: 27.12.2007)  47. - (S. Sayısı: 92) Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 Milletvekilinin;  Muhtar Ödeneklerinin Arttırılmasına ve Sosyal Güvenliklerine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/42) (Dağıtma tarihi: 10.1.2008)  48. - (S. Sayısı: 106) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; Yüksek Öğrenim  Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/47) (Dağıtma tarihi: 11.2.2008)  4 9 . - (S. Sayısı: 107) Zonguldak Milletvekili Koksal Toptan'ın; Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa  Komisyonu Raporu (2/122) (Dağıtma tarihi: 12.2.2008)  50. - (S. Sayısı: 122) İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve 10 Milletvekilinin; Ulusal Bayram  ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/121),  İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (Dağıtma tarihi:  25.3.2008)  5 1 . - (S. Sayısı: 132) Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Devlet Memurları Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan  Gündeme Alınma Önergesi (2/116) (Dağıtma tarihi: 7.4.2008)  52. - (S. Sayısı: 235) Çorum Milletvekili Agah Kafkas ve 6 Milletvekilinin; 2821 Sayılı  Sendikalar Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu  (2/240) (Dağıtma tarihi: 28.5.2008) (X)  - 7 - 59 UNCU BİRLEŞİM
Sayfa 144 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  4 1 . - (S. Sayısı: 38) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi  Başkanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomik İlişkiler Ajansı Arasında İşbirliği  Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/284) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  42. - (S. Sayısı: 39) Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Devletleri Örgütü Genel Sekreterliği  Arasında Çerçeve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/287) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  43. - (S. Sayısı: 59) Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/304) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  44. - (S. Sayısı: 66) Güneydoğu Avrupa Sivil-Asker Acil Durum Planlama Konseyi  Kurulması Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/300) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  45. - (S. Sayısı: 79) Türkiye Cumhuriyeti ile Arjantin Cumhuriyeti Arasında Veterinerlik  Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/299) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  46. - (S. Sayısı: 86) Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve 7 Milletvekilinin;  Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; 24.06.2006 Tarih ve 5522  Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazlan (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/103, 2/104) (Dağıtma  tarihi: 27.12.2007)  47. - (S. Sayısı: 92) Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 Milletvekilinin;  Muhtar Ödeneklerinin Arttırılmasına ve Sosyal Güvenliklerine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/42) (Dağıtma tarihi: 10.1.2008)  48. - (S. Sayısı: 106) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; Yüksek Öğrenim  Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/47) (Dağıtma tarihi: 11.2.2008)  4 9 . - (S. Sayısı: 107) Zonguldak Milletvekili Koksal Toptan'ın; Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa  Komisyonu Raporu (2/122) (Dağıtma tarihi: 12.2.2008)  50. - (S. Sayısı: 122) İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve 10 Milletvekilinin; Ulusal Bayram  ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/121),  İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (Dağıtma tarihi:  25.3.2008)  5 1 . - (S. Sayısı: 132) Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Devlet Memurları Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan  Gündeme Alınma Önergesi (2/116) (Dağıtma tarihi: 7.4.2008)  52. - (S. Sayısı: 235) Çorum Milletvekili Agah Kafkas ve 6 Milletvekilinin; 2821 Sayılı  Sendikalar Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu  (2/240) (Dağıtma tarihi: 28.5.2008) (X)  - 7 - 59 UNCU BİRLEŞİM  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 8 - 59 UNCU BİRLEŞİM  53. - (S. Sayısı: 245) Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Yemen  Cumhuriyeti Balıkçılık Bakanlığı Arasında Balıkçılık ve Su Ürünleri Alanlarında Teknik, Bilimsel  ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/488) (Dağıtma  tarihi: 11.6.2008) (X)  54. - (S. Sayısı: 286) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Hükümeti Arasında Enerji  Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/317) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008) (X)  55. - (S. Sayısı: 139 ve 139'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/102) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  56. - (S. Sayısı: 140 ve 140'a 1 inci Ek) Amasya Milletvekili Akif Gülle'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/103) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  57. - (S. Sayısı: 141 ve 141'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/104) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  58. - (S. Sayısı: 142 ve 142'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/105) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  59. - (S. Sayısı: 143 ve 143'e 1 inci Ek) Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/106) (Dağıtma  tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  60. - (S. Sayısı: 144 ve 144'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/107) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)
Sayfa 145 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 8 - 59 UNCU BİRLEŞİM  53. - (S. Sayısı: 245) Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Yemen  Cumhuriyeti Balıkçılık Bakanlığı Arasında Balıkçılık ve Su Ürünleri Alanlarında Teknik, Bilimsel  ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/488) (Dağıtma  tarihi: 11.6.2008) (X)  54. - (S. Sayısı: 286) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Hükümeti Arasında Enerji  Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/317) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008) (X)  55. - (S. Sayısı: 139 ve 139'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/102) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  56. - (S. Sayısı: 140 ve 140'a 1 inci Ek) Amasya Milletvekili Akif Gülle'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/103) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  57. - (S. Sayısı: 141 ve 141'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/104) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  58. - (S. Sayısı: 142 ve 142'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/105) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  59. - (S. Sayısı: 143 ve 143'e 1 inci Ek) Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/106) (Dağıtma  tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  60. - (S. Sayısı: 144 ve 144'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/107) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 9 - 59 UNCU BİRLEŞİM  6 1 . - (S. Sayısı: 145 ve 145'e 1 inci Ek) Denizli Milletvekili Mehmet Salih Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/108) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  62. - (S. Sayısı: 146 ve 146'ya 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Koca'nın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/109) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  63. - (S. Sayısı: 147 ve 147'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/110) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  64. - (S. Sayısı: 148 ve 148'e 1 inci Ek) Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/111) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008,  19.6.2008)  65. - (S. Sayısı: 149 ve 149'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/112) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  66. - (S. Sayısı: 150 ve 150'ye 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/113) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  67. - (S. Sayısı: 151 ve 151'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/114) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008,  19.6.2008)  68. - (S. Sayısı: 152 ve 152'ye 1 inci Ek) Kocaeli Milletvekilleri Nihat Ergün ve Osman  Pepe'nin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve İstanbul  Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/115) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008, 19.6.2008)
Sayfa 146 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER  - 9 - 59 UNCU BİRLEŞİM  6 1 . - (S. Sayısı: 145 ve 145'e 1 inci Ek) Denizli Milletvekili Mehmet Salih Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/108) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  62. - (S. Sayısı: 146 ve 146'ya 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Koca'nın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/109) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  63. - (S. Sayısı: 147 ve 147'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/110) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  64. - (S. Sayısı: 148 ve 148'e 1 inci Ek) Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/111) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008,  19.6.2008)  65. - (S. Sayısı: 149 ve 149'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/112) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  66. - (S. Sayısı: 150 ve 150'ye 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/113) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  67. - (S. Sayısı: 151 ve 151'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/114) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008,  19.6.2008)  68. - (S. Sayısı: 152 ve 152'ye 1 inci Ek) Kocaeli Milletvekilleri Nihat Ergün ve Osman  Pepe'nin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve İstanbul  Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/115) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008, 19.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 10 - 59 UNCU BİRLEŞİM  69. - (S. Sayısı: 153 ve 153'e 1 inci Ek) Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/116) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  70. - (S. Sayısı: 154 ve 154'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/117) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  71. - (S. Sayısı: 156 ve 156'ya 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/119) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  72. - (S. Sayısı: 157 ve 157'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/120) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  73. - (S. Sayısı: 158 ve 158'e 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/121) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  74. - (S. Sayısı: 159 ve 159'a 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Er'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/122) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  75. - (S. Sayısı: 160 ve 160'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/123) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  76. - (S. Sayısı: 161 ve 161'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/124) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)
Sayfa 147 -
8 - KANUN TASARI VE TEKLIFLERI İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 10 - 59 UNCU BİRLEŞİM  69. - (S. Sayısı: 153 ve 153'e 1 inci Ek) Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/116) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  70. - (S. Sayısı: 154 ve 154'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/117) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  71. - (S. Sayısı: 156 ve 156'ya 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/119) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  72. - (S. Sayısı: 157 ve 157'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/120) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  73. - (S. Sayısı: 158 ve 158'e 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/121) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  74. - (S. Sayısı: 159 ve 159'a 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Er'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/122) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  75. - (S. Sayısı: 160 ve 160'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/123) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  76. - (S. Sayısı: 161 ve 161'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/124) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  8 - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMISYONLARDAN GELEN DIĞER İŞLER  - 11 - 59 UNCU BİRLEŞİM  77. - (S. Sayısı: 162 ve 162'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve  4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/125) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008,20.6.2008)  78. - (S. Sayısı: 163 ve 163'e 1 inci Ek) Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/126) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008,  20.6.2008)  79. - (S. Sayısı: 164 ve 164'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/127) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  80. - (S. Sayısı: 165 ve 165'e 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/128) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  8 1 . - (S. Sayısı: 166 ve 166'ya 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/129) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008, 20.6.2008)  82. - (S. Sayısı: 167 ve 167'ye 1 inci Ek) Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/130) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  83. - (S. Sayısı: 168 ve 168'e 1 inci Ek) Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve Giresun  Milletvekili Ali Temür'ün Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık  Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun  Kovuşturmanın Milletvekill