(Kanunum resmi kaynak değildir; kullanıcılar sunulan yürürlük ve metin bilgilerini resmi kaynaklardan teyid etmelidir.)
Sayfa 1 -
D Ö N E M : 2 3 CİLT: 66 Y A S A M A Y ı L ı : 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  86'ncı Birleşim  14 Nisan 2010 Çarşamba  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile  konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak  yazılmıştır.)  I Ç I N D E K I L E R sav ta  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 520  II.- GELEN KÂĞITLAR 522  III.- YOKLAMALAR 572,585,605  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 530,532  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 530:531,532:535  1.- Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel'in, Mimar Sinan'ın ölüm yıl dö­ nümü ve Mimar Sinan Haftası'na ilişkin gündem dışı konuşması 530:531  2.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy'un, İznik'in kültür ve turizmdeki  yerine ve sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 532:534  3.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Türk vatandaşla­ rına uygulanan vize ve Türkiye'nin diğer ülke vatandaşlarına uyguladığı vize  konusuna ilişkin gündem dışı konuşması 534:535
Sayfa 2 -
D Ö N E M : 2 3 CİLT: 66 Y A S A M A Y ı L ı : 4  TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ  TUTANAK DERGİSİ  86'ncı Birleşim  14 Nisan 2010 Çarşamba  (Bu Tutanak Dergisi 'ndeyer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile  konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak  yazılmıştır.)  I Ç I N D E K I L E R sav ta  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 520  II.- GELEN KÂĞITLAR 522  III.- YOKLAMALAR 572,585,605  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR 530,532  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI 530:531,532:535  1.- Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel'in, Mimar Sinan'ın ölüm yıl dö­ nümü ve Mimar Sinan Haftası'na ilişkin gündem dışı konuşması 530:531  2.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy'un, İznik'in kültür ve turizmdeki  yerine ve sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması 532:534  3.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Türk vatandaşla­ rına uygulanan vize ve Türkiye'nin diğer ülke vatandaşlarına uyguladığı vize  konusuna ilişkin gündem dışı konuşması 534:535  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  V.- AÇIKLAMALAR 532  1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Mimar Sinan'ın ölüm yıl dö­ nümü ve Mimar Sinan Haftası'na ilişkin açıklaması 532  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 536  A) MECLÎS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 536:542  1.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 24 milletvekilinin, işsizlerin  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/670) 536:537  2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 24 milletvekilinin,  şeker fabrikalarının pancar alımında fire kesintisi yapması konusunun araş­ tırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/671) 537:539  3.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 milletvekilinin, yerel  basın ve yayın kuruluşlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/672) 539:540  4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 21 milletvekilinin,  maden kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin be­ lirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/673) 541:542  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLAR­ DAN GELEN DİĞER İŞLER 542,572,586,605  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 542:571,572:585,  586:604,605:616  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 542  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 542  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Ban­ kasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Millet­ lerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 543  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor 543:571,572:585,  Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) 586:604,605:616  - 5 1 8 -
Sayfa 3 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0  Savfa  V.- AÇIKLAMALAR 532  1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Mimar Sinan'ın ölüm yıl dö­ nümü ve Mimar Sinan Haftası'na ilişkin açıklaması 532  VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI 536  A) MECLÎS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 536:542  1.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 24 milletvekilinin, işsizlerin  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/670) 536:537  2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 24 milletvekilinin,  şeker fabrikalarının pancar alımında fire kesintisi yapması konusunun araş­ tırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/671) 537:539  3.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 milletvekilinin, yerel  basın ve yayın kuruluşlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin  önergesi (10/672) 539:540  4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 21 milletvekilinin,  maden kazalarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin be­ lirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/673) 541:542  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLAR­ DAN GELEN DİĞER İŞLER 542,572,586,605  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ 542:571,572:585,  586:604,605:616  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (S. Sayısı: 96) 542  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (S. Sayısı: 321) 542  3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Ban­ kasına Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Millet­ lerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin  Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458) 543  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapıl­ masına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor 543:571,572:585,  Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) 586:604,605:616  - 5 1 8 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  Sayfa  616  VIIL- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER  1.- İki üniversite kurulmasıyla ilgili taşanların görüşülmekte olan 487  sıra sayılı tasarıya ek madde olarak eklenmesinin İç Tüzük'e aykırı olup ol- 616:620  madiği hususunda  621  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Erzurum'un Yapı Denetim Ka- 691 -699  nununa dahil edilmesine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve iskân Bakanı Mus- tafa Demir'in cevabı (7/13331)  2.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına büt­ çeden yapılan yardımlara,  -İstanbul Milletvekili Bihlun TamaylıgiPin, kamudaki engelli istih­ damına,  İlişkin sorulan ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ın cevabı O Z J . O Z ?  (7/13335), (7/13336)  3.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına  bütçeden yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Zafer 630:632  Çağlayan'ın cevabı (7/13379)  4.- İzmir Milletvekili Bülent Baratah'nın, kamu sosyal harcamalanna 633.636  ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın cevabı (7/13458)  - 5 1 9 -
Sayfa 4 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  Sayfa  616  VIIL- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER  1.- İki üniversite kurulmasıyla ilgili taşanların görüşülmekte olan 487  sıra sayılı tasarıya ek madde olarak eklenmesinin İç Tüzük'e aykırı olup ol- 616:620  madiği hususunda  621  IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Erzurum'un Yapı Denetim Ka- 691 -699  nununa dahil edilmesine ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve iskân Bakanı Mus- tafa Demir'in cevabı (7/13331)  2.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına büt­ çeden yapılan yardımlara,  -İstanbul Milletvekili Bihlun TamaylıgiPin, kamudaki engelli istih­ damına,  İlişkin sorulan ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ın cevabı O Z J . O Z ?  (7/13335), (7/13336)  3.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına  bütçeden yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Zafer 630:632  Çağlayan'ın cevabı (7/13379)  4.- İzmir Milletvekili Bülent Baratah'nın, kamu sosyal harcamalanna 633.636  ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın cevabı (7/13458)  - 5 1 9 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.03'te açılarak dört oturum yaptı.  Siirt Milletvekili M. Yılmaz Helvacıoğlu, Mimar Sinan'ın ölümünün 422'nci yıl dönümü ve  Mimar Sinan Haftası'na,  İzmir Milletvekili Şenol Bal, Kırgızistan Cumhuriyeti 'nde meydana gelen son olaylar ve  gelişmelere,  İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, İzmir Torbalı Pancar köyü halkının sözleşmeli kiracı olarak  uzun süredir tarım yaptıkları arazilerin ellerinden alınmak istenmesine,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da  artış gösteren kanser vakalarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/666),  Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 21 milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/667),  Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ve 23 milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/668),  Antalya Milletvekili Osman Kaptan ve 21 milletvekilinin, TOKİ'nin faaliyetlerinin araştırılması  (10/669),  Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu;  önergelerin gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Halk Kongresinin vaki davetine icabetle TBMM İçişleri Komisyonu  üyelerinden oluşan bir Parlamento heyetinin Çin Halk Cumhuriyeti'ne resmî ziyarette bulunmasına  ilişkin Başkanlık tezkeresi,  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan  496 sıra sayılı Kanun Tasansı'nın bu kısmın 5'inci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna  göre teselsül ettirilmesine; gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair  Öngörüşmeler" kısmında yer alan (10/348, 10/551) ve bugün okunarak Genel Kurulun bilgisine  sunulan ve gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan (10/666, 10/667, 10/668) esas numaralı Meclis  araştırması önergelerinin birleştirilerek Genel Kurulun 13 Nisan 2010 Salı günkü birleşiminde  görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi yapılan görüşmelerden sonra,  Kabul edildi.  Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat İline Bağlı Gökal Adlı İlçe Kurulması Hakkında  Kanun Teklifı'nin (2/447) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin  önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  l'inci sırasında bulunan (6/1038),  10'uncu " " (6/1082),  22'nci " " (6/1125),  28'inci " " (6/1144),  29'uncu " " (6/1146),  - 5 2 0 -
Sayfa 5 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ  TBMM Genel Kurulu saat 15.03'te açılarak dört oturum yaptı.  Siirt Milletvekili M. Yılmaz Helvacıoğlu, Mimar Sinan'ın ölümünün 422'nci yıl dönümü ve  Mimar Sinan Haftası'na,  İzmir Milletvekili Şenol Bal, Kırgızistan Cumhuriyeti 'nde meydana gelen son olaylar ve  gelişmelere,  İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, İzmir Torbalı Pancar köyü halkının sözleşmeli kiracı olarak  uzun süredir tarım yaptıkları arazilerin ellerinden alınmak istenmesine,  İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.  Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da  artış gösteren kanser vakalarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/666),  Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 21 milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/667),  Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ve 23 milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/668),  Antalya Milletvekili Osman Kaptan ve 21 milletvekilinin, TOKİ'nin faaliyetlerinin araştırılması  (10/669),  Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu;  önergelerin gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.  Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Halk Kongresinin vaki davetine icabetle TBMM İçişleri Komisyonu  üyelerinden oluşan bir Parlamento heyetinin Çin Halk Cumhuriyeti'ne resmî ziyarette bulunmasına  ilişkin Başkanlık tezkeresi,  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan  496 sıra sayılı Kanun Tasansı'nın bu kısmın 5'inci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna  göre teselsül ettirilmesine; gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair  Öngörüşmeler" kısmında yer alan (10/348, 10/551) ve bugün okunarak Genel Kurulun bilgisine  sunulan ve gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan (10/666, 10/667, 10/668) esas numaralı Meclis  araştırması önergelerinin birleştirilerek Genel Kurulun 13 Nisan 2010 Salı günkü birleşiminde  görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi yapılan görüşmelerden sonra,  Kabul edildi.  Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat İline Bağlı Gökal Adlı İlçe Kurulması Hakkında  Kanun Teklifı'nin (2/447) İç Tüzük'ün 37'nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin  önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.  Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:  l'inci sırasında bulunan (6/1038),  10'uncu " " (6/1082),  22'nci " " (6/1125),  28'inci " " (6/1144),  29'uncu " " (6/1146),  - 5 2 0 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  293'üncü sırasında bulunan (6/1659),  295'inci (6/1662),  374'üncü " " (6/1771),  3 85'inci " " (6/1782),  419'uncu (6/1821),  421'inci (6/1823),  431'inci " " (6/1834),  432'nci (6/1835),  433'üncü " (6/1836),  458'inci (6/1864),  560'ıncı (6/1970),  Esas numaralı sözlü sorulara Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak cevap verdi; soru sahiplerinden  Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir, Tokat Milletvekili Reşat  Doğru, Niğde Milletvekili Mümin İnan, Kütahya Milletvekili Alim Işık, Karaman Milletvekili Hasan  Çalış ve Giresun Milletvekili Murat Özkan da cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar.  Gümüşhane Milletvekili Yahya Doğan, çok sayıda spor tesisinin yapılmış olduğunu görmekten  mutluluk duyduğuna ve Gümüşhane ili Kelkit ilçesinin kapalı spor salonunun yapımının tamamla­ nacağının müjdesini almış olmaktan da çok mutlu olduğuna ilişkin bir açıklamada bulundu.  Birleştirilerek görüşülmesi kabul edilen, kanser hastalığının araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin (10/348,10/551,  10/666, 10/667,10/668) kabul edildiği açıklandı.  Kurulacak komisyonun:  16 üyeden teşekkül etmesi,  Çalışma süresinin, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üyenin seçimi tarihinden itibaren üç ay  olması,  Gerektiğinde Ankara dışında da çalışması,  Kabul edildi.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  1 'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Kaülmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde  Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  - 5 2 1 -
Sayfa 6 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  293'üncü sırasında bulunan (6/1659),  295'inci (6/1662),  374'üncü " " (6/1771),  3 85'inci " " (6/1782),  419'uncu (6/1821),  421'inci (6/1823),  431'inci " " (6/1834),  432'nci (6/1835),  433'üncü " (6/1836),  458'inci (6/1864),  560'ıncı (6/1970),  Esas numaralı sözlü sorulara Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak cevap verdi; soru sahiplerinden  Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir, Tokat Milletvekili Reşat  Doğru, Niğde Milletvekili Mümin İnan, Kütahya Milletvekili Alim Işık, Karaman Milletvekili Hasan  Çalış ve Giresun Milletvekili Murat Özkan da cevaplara karşı görüşlerini açıkladılar.  Gümüşhane Milletvekili Yahya Doğan, çok sayıda spor tesisinin yapılmış olduğunu görmekten  mutluluk duyduğuna ve Gümüşhane ili Kelkit ilçesinin kapalı spor salonunun yapımının tamamla­ nacağının müjdesini almış olmaktan da çok mutlu olduğuna ilişkin bir açıklamada bulundu.  Birleştirilerek görüşülmesi kabul edilen, kanser hastalığının araştırılarak alınması gereken  önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin (10/348,10/551,  10/666, 10/667,10/668) kabul edildiği açıklandı.  Kurulacak komisyonun:  16 üyeden teşekkül etmesi,  Çalışma süresinin, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üyenin seçimi tarihinden itibaren üç ay  olması,  Gerektiğinde Ankara dışında da çalışması,  Kabul edildi.  Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:  1 'inci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/324) (S. Sayısı: 96),  2'nci sırasında bulunan ve İç Tüzük'ün 91 'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel  kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet  Komisyonu Raporu'nun (1/499) (S. Sayısı: 321),  3'üncü sırasında bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Kaülmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde  Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun (1/761) (S. Sayısı: 458),  Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.  - 5 2 1 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  4'üncü sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor  Komisyonu Raporu'nun (1/808) (S. Sayısı: 487) 1 'inci maddesine bağlı ek madde 119 kabul edildi;  1 'inci maddesine bağlı ek madde 120 üzerinde bir süre görüşüldü.  14 Nisan 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.02'de son verildi.  Nevzat PAKDİL  Başkan Vekili  Yaşar TÜZÜN  Bilecik  Kâtip Üye  Harun TÜFEKÇİ  Konya  Kâtip Üye  Gülsen ORHAN  Van  Kâtip Üye  Fatih METİN  Bolu  Kâtip Üye  No.: 121  II.- GELEN KÂĞITLAR  14 Nisan 2010 Çarşamba  Tasardar  1.- Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/844) (Plan  ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.4.2010)  2.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/845) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik  ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.4.2010)  Teklifler  1.- Ordu Milletvekili Rahmi Güner'in; Tarım Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Teklifi (2/666) (Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş  tarihi: 1.4.2010)  2.- İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın; 5993 Sayılı Belediye Kanununun 24. Maddesinin  2. Fıkrasına "İmar Komisyonu" İbaresinden Sonra Gelmek Üzere "Kadın-Erkek Eşitlik Komisyonu"  İbaresinin Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/667) (Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile İçişleri  Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.4.2010)  3.- İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın; 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun  15. Maddesinin 2. Fıkrasına "Ulaşım Komisyonu" İbaresinden Sonra Gelmek Üzere "Kadın-Erkek  Eşitlik Komisyonu" İbaresinin Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/668) (Kadın Erkek Fırsat Eşitliği  ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.4.2010)  - 5 2 2 -
Sayfa 7 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  4'üncü sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı  Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor  Komisyonu Raporu'nun (1/808) (S. Sayısı: 487) 1 'inci maddesine bağlı ek madde 119 kabul edildi;  1 'inci maddesine bağlı ek madde 120 üzerinde bir süre görüşüldü.  14 Nisan 2010 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime  20.02'de son verildi.  Nevzat PAKDİL  Başkan Vekili  Yaşar TÜZÜN  Bilecik  Kâtip Üye  Harun TÜFEKÇİ  Konya  Kâtip Üye  Gülsen ORHAN  Van  Kâtip Üye  Fatih METİN  Bolu  Kâtip Üye  No.: 121  II.- GELEN KÂĞITLAR  14 Nisan 2010 Çarşamba  Tasardar  1.- Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı (1/844) (Plan  ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.4.2010)  2.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/845) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik  ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.4.2010)  Teklifler  1.- Ordu Milletvekili Rahmi Güner'in; Tarım Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Teklifi (2/666) (Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş  tarihi: 1.4.2010)  2.- İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın; 5993 Sayılı Belediye Kanununun 24. Maddesinin  2. Fıkrasına "İmar Komisyonu" İbaresinden Sonra Gelmek Üzere "Kadın-Erkek Eşitlik Komisyonu"  İbaresinin Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/667) (Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile İçişleri  Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.4.2010)  3.- İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın; 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun  15. Maddesinin 2. Fıkrasına "Ulaşım Komisyonu" İbaresinden Sonra Gelmek Üzere "Kadın-Erkek  Eşitlik Komisyonu" İbaresinin Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (2/668) (Kadın Erkek Fırsat Eşitliği  ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.4.2010)  - 5 2 2 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  Tezkereler  1.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması  Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1172) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu  Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.4.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması  Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1173) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu  Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.4.2010)  Rapor  1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan ve  264 Milletvekilinin; 7/11/1982 Tarihli ve 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı  Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/656)  (S. Sayısı: 497) (Dağıtma tarihi: 14.4.2010) (GÜNDEME)  Sözlü Soru Önergeleri  1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, futbol kulüplerinin sigorta prim borçlarına  ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1981) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  2.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, futbol kulüplerinin vergi borçlarına ilişkin  Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1982) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  3.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, ailelerinden ayrılan bazı çocuklara ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1983) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  4.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, havaalanında turistlerden alınan bir ücrete ilişkin  Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1984) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  5.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'teki kaçakçılık olaylarına ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1985) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  6.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Zile OSB'de yapılan yatırımlara ilişkin Sanayi ve Ticaret  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1986) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  7.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Zile-Pazar karayoluna ilişkin Ulaştırma Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1987) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  8.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Zile-Çekerek karayoluna ilişkin Ulaştırma Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1988) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  9.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, tasarruf sahiplerini mağdur eden bir holdinge ilişkin  Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1989) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  10.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Pazar ilçesine Sosyal Güvenlik Merkezi kurulmasına  ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1990) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  11.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, HES projelerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1991) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  12.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki TOKİ konutlarına ilişkin Başbakandan  sözlü soru önergesi (6/1992) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  - 5 2 3 -
Sayfa 8 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  Tezkereler  1.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması  Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1172) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu  Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.4.2010)  2.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak'ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması  Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1173) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu  Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.4.2010)  Rapor  1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan ve  264 Milletvekilinin; 7/11/1982 Tarihli ve 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı  Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/656)  (S. Sayısı: 497) (Dağıtma tarihi: 14.4.2010) (GÜNDEME)  Sözlü Soru Önergeleri  1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, futbol kulüplerinin sigorta prim borçlarına  ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1981) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  2.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, futbol kulüplerinin vergi borçlarına ilişkin  Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1982) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  3.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi'nin, ailelerinden ayrılan bazı çocuklara ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1983) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  4.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, havaalanında turistlerden alınan bir ücrete ilişkin  Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1984) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  5.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'teki kaçakçılık olaylarına ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1985) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  6.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Zile OSB'de yapılan yatırımlara ilişkin Sanayi ve Ticaret  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1986) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  7.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Zile-Pazar karayoluna ilişkin Ulaştırma Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1987) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  8.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Zile-Çekerek karayoluna ilişkin Ulaştırma Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1988) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  9.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, tasarruf sahiplerini mağdur eden bir holdinge ilişkin  Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1989) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  10.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Pazar ilçesine Sosyal Güvenlik Merkezi kurulmasına  ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1990) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  11.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, HES projelerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1991) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  12.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki TOKİ konutlarına ilişkin Başbakandan  sözlü soru önergesi (6/1992) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  - 5 2 3 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  13.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki baz istasyonlarının sağlığa etkilerine ilişkin  Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1993) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  14.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'a ambulans helikopter alımına ilişkin Sağlık  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1994) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  15.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Zile Devlet Hastanesi binasına ilişkin Sağlık  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1995) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  16.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, araçlara kesilen para cezalarına ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1996) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  17.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki baz istasyonlarına ilişkin Ulaştırma  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1997) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  18.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki korunmaya muhtaç çocuklara ilişkin Devlet  Bakanından (Selma Aliye Kavaf) sözlü soru önergesi (6/1998) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  19.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki belediyelerin İller Bankasına olan  borçlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1999) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  20.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki hava kirliliğine ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından sözlü soru önergesi (6/2000) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  21.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, dershanelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü  soru önergesi (6/2001) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  22.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, kapatılan okullara ilişkin Milli Eğitim Bakanından  sözlü soru önergesi (6/2002) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  23.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş'ın, Tatvan Devlet Hastanesinden kaçırılan  bebeğe ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2003) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/04/2010)  Yazılı Soru Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın eşcinsellerle  ilgili açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13693) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, yurtlardan kaçan çocuklara ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13694) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, Aydın ziyaretinde yaşanan bir olaya ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13695) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, İstanbul'daki sel afetine ilişkin Başbakandan yazılı  soru önergesi (7/13696) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  5.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, domuz gribi aşısı ile ilgili açıklamalara ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13697) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  6.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, TEKEL işçilerinin eyleminin engellenmesine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13698) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  7.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, Taşıt Kanununa aykırı araç alımı ve kullanımına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13699) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  - 5 2 4 -
Sayfa 9 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  13.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki baz istasyonlarının sağlığa etkilerine ilişkin  Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1993) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  14.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'a ambulans helikopter alımına ilişkin Sağlık  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1994) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  15.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Zile Devlet Hastanesi binasına ilişkin Sağlık  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1995) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  16.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, araçlara kesilen para cezalarına ilişkin İçişleri  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1996) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  17.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki baz istasyonlarına ilişkin Ulaştırma  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1997) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  18.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki korunmaya muhtaç çocuklara ilişkin Devlet  Bakanından (Selma Aliye Kavaf) sözlü soru önergesi (6/1998) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  19.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki belediyelerin İller Bankasına olan  borçlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1999) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  20.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki hava kirliliğine ilişkin Çevre ve Orman  Bakanından sözlü soru önergesi (6/2000) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  21.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, dershanelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü  soru önergesi (6/2001) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  22.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, kapatılan okullara ilişkin Milli Eğitim Bakanından  sözlü soru önergesi (6/2002) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  23.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş'ın, Tatvan Devlet Hastanesinden kaçırılan  bebeğe ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2003) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/04/2010)  Yazılı Soru Önergeleri  1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın eşcinsellerle  ilgili açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13693) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, yurtlardan kaçan çocuklara ilişkin Başbakandan  yazılı soru önergesi (7/13694) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, Aydın ziyaretinde yaşanan bir olaya ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13695) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, İstanbul'daki sel afetine ilişkin Başbakandan yazılı  soru önergesi (7/13696) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  5.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, domuz gribi aşısı ile ilgili açıklamalara ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13697) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  6.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz'ün, TEKEL işçilerinin eyleminin engellenmesine ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13698) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  7.- Giresun Milletvekili Murat Özkan'ın, Taşıt Kanununa aykırı araç alımı ve kullanımına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13699) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  - 5 2 4 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  8.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy'un, Yalova'da kurulacak termik santrale ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13700) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  9.- Manisa Milletvekili Ahmet Orhan'ın, Manisa'daki afet mağduru çiftçilerin sorunlarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13701) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  10.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, belediyelerdeki yolsuzluk iddialarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13702) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  11.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, Deniz Feneri Derneğine bankalar üzerinden bağış  yapılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13703) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  12.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, Türkmen adının derneklerde kullanılmasına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13704) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  13.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta İşsizlik Sigortası Fonundan yapılan  ödemelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13705) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  14.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, eşcinsellere yönelik şiddet olaylarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13706) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/04/2010)  15.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, tutuklu bazı kişilere ilişkin Adalet Bakanından  yazılı soru önergesi (7/13707) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  16.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, bir kamu görevlisinin mahkumiyetine ilişkin  Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13708) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  17.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, ceza ve tutukevlerindeki doluluk durumuna ilişkin  Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13709) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  18.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, Erzurum H Tipi Cezaevinde yapıldığı iddia edilen bazı  uygulamalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13710) (Başkanlığa geliş tarihi:  06/04/2010)  19.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, isteğe bağlı sigortalıların prim borçlarına ilişkin  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13711) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  20.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Sulusaray ilçesine Sosyal Güvenlik Merkezi  kurulmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13712)  (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  21.- Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan'ın, Afyonkarahisar'a yapılan fidan tahsi­ sine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13713) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  22.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki sulama kanallarının üzerinin kapatılma­ sına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13714) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  23.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa'daki kanalların temizletilmesine ilişkin Çevre  ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13715) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  24.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, çocuk ve yaşlı bakımevlerinin denetimine iliş­ kin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/13716) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  - 5 2 5 -
Sayfa 10 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  8.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy'un, Yalova'da kurulacak termik santrale ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13700) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  9.- Manisa Milletvekili Ahmet Orhan'ın, Manisa'daki afet mağduru çiftçilerin sorunlarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13701) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  10.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, belediyelerdeki yolsuzluk iddialarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13702) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  11.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, Deniz Feneri Derneğine bankalar üzerinden bağış  yapılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13703) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  12.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, Türkmen adının derneklerde kullanılmasına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13704) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  13.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta İşsizlik Sigortası Fonundan yapılan  ödemelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13705) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  14.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, eşcinsellere yönelik şiddet olaylarına ilişkin  Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13706) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/04/2010)  15.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, tutuklu bazı kişilere ilişkin Adalet Bakanından  yazılı soru önergesi (7/13707) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  16.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, bir kamu görevlisinin mahkumiyetine ilişkin  Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13708) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  17.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın, ceza ve tutukevlerindeki doluluk durumuna ilişkin  Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13709) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  18.- İğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, Erzurum H Tipi Cezaevinde yapıldığı iddia edilen bazı  uygulamalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/13710) (Başkanlığa geliş tarihi:  06/04/2010)  19.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, isteğe bağlı sigortalıların prim borçlarına ilişkin  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13711) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  20.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Sulusaray ilçesine Sosyal Güvenlik Merkezi  kurulmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13712)  (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  21.- Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan'ın, Afyonkarahisar'a yapılan fidan tahsi­ sine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13713) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  22.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki sulama kanallarının üzerinin kapatılma­ sına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13714) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  23.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Erbaa'daki kanalların temizletilmesine ilişkin Çevre  ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/13715) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  24.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, çocuk ve yaşlı bakımevlerinin denetimine iliş­ kin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/13716) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  - 5 2 5 - TBMM B: 86 14.4. 2010  25.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, İŞKUR'un Tokat'taki özürlü istihdamına ilişkin  Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/13717) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  26.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, Ankara'daki toplu taşıma hizmetlerine ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13718) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  27.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta içme suyu ve kanalizasyon bulunmayan  yerleşim birimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13719) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  28.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir köyün köprü ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/13720) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/04/2010)  29.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, kadına yönelik bir şiddet olayına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13721) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/04/2010)  30.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, ölü bulunan bir gazete çalışanına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13722) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/04/2010)  31.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, LYS'nin yalnızca il merkezlerinde yapılmasına  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13723) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  32.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Bingöl'de okulların depreme karşı güçlendirilmesine  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13724) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  33.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Kütahya'da okulların depreme karşı  güçlendirilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13725) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  34.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Bolu'da 1999 depremleri sonrasında okulların  durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13726) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  35.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Sakarya'da 1999 depremlerinden sonra okulların  durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13727) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  36.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Yalova'da 1999 depremlerinden sonra okulların  durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13728) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  37.- Mardin Milletvekili Emine Ayna'nın, Kızıltepe ilçesindeki öğrenciler için belirlenen  sınav merkezlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13729) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  38.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, bir beldedeki ortaöğretim kurumu ihtiyacına  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13730) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  39.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, kadın yönetici sayısının artırılmasına ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13731) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  40.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, ABD'deki bir toplantıya katılan bürokratlara ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13732) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  - 5 2 6 -
Sayfa 11 -
TBMM B: 86 14.4. 2010  25.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, İŞKUR'un Tokat'taki özürlü istihdamına ilişkin  Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/13717) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  26.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, Ankara'daki toplu taşıma hizmetlerine ilişkin  İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13718) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  27.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta içme suyu ve kanalizasyon bulunmayan  yerleşim birimlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13719) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  28.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, bir köyün köprü ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından  yazılı soru önergesi (7/13720) (Başkanlığa geliş tarihi: 05/04/2010)  29.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın, kadına yönelik bir şiddet olayına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13721) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/04/2010)  30.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, ölü bulunan bir gazete çalışanına ilişkin İçişleri  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13722) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/04/2010)  31.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, LYS'nin yalnızca il merkezlerinde yapılmasına  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13723) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  32.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Bingöl'de okulların depreme karşı güçlendirilmesine  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13724) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  33.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Kütahya'da okulların depreme karşı  güçlendirilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13725) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  34.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Bolu'da 1999 depremleri sonrasında okulların  durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13726) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  35.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Sakarya'da 1999 depremlerinden sonra okulların  durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13727) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  36.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Yalova'da 1999 depremlerinden sonra okulların  durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13728) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  37.- Mardin Milletvekili Emine Ayna'nın, Kızıltepe ilçesindeki öğrenciler için belirlenen  sınav merkezlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13729) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  38.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, bir beldedeki ortaöğretim kurumu ihtiyacına  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13730) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  39.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, kadın yönetici sayısının artırılmasına ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13731) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  40.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, ABD'deki bir toplantıya katılan bürokratlara ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13732) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  - 5 2 6 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  41. - Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, Dünya Liseler Badminton şampiyonasına katılan  bürokratlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13733) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  42.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, Bakanlıkça yapılan atamalara ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13734) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  43.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, bazı sınavlarda soru sızdırıldığı iddialarına ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13735) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  44.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, istisnai memuriyet kadrolarına yapılan atamalara  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13736) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  45.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, okullara alınan yazarlık yazılımına ve köy  okullarında internet erişimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13737)  (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  46.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, Devlet Memurları Kanununun 76. maddesine göre  yapılan atamalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13738) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  47.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, emekli olduktan sonra göreve başlatılan bir öğretmen  olup olmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13739) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  48.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, usulsüz öğretmen ataması olup olmadığına ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13740) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  49.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, ücretli öğretmen uygulamasına ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13741) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  50.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, vekaleten yürütülen müdürlüklere ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13742) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  51.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, bir planlama çalışması için ödeme yapılıp  yapılmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13743) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  52.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Zile'ye üniversite kurulmasına ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13744) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  53.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki okullarda uyuşturucuyla ilgili bilgilendirme  çalışmalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13745) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  54.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki okulların elektrik borcuna ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13746) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  55.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, eğitimdeki fırsat eşitliğine ve bazı uygulamalara  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13747) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/04/2010)  56.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin kapatılmasına  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13748) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  57.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, hastanelerde enfeksiyon kaynaklı bebek ölümlerine  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13749) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  - 5 2 7 -
Sayfa 12 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  41. - Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, Dünya Liseler Badminton şampiyonasına katılan  bürokratlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13733) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  42.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, Bakanlıkça yapılan atamalara ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13734) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  43.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, bazı sınavlarda soru sızdırıldığı iddialarına ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13735) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  44.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, istisnai memuriyet kadrolarına yapılan atamalara  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13736) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  45.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, okullara alınan yazarlık yazılımına ve köy  okullarında internet erişimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13737)  (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  46.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, Devlet Memurları Kanununun 76. maddesine göre  yapılan atamalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13738) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  47.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, emekli olduktan sonra göreve başlatılan bir öğretmen  olup olmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13739) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  48.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, usulsüz öğretmen ataması olup olmadığına ilişkin  Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13740) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  49.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, ücretli öğretmen uygulamasına ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13741) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  50.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, vekaleten yürütülen müdürlüklere ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13742) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  51.- Samsun Milletvekili Osman Çakır'ın, bir planlama çalışması için ödeme yapılıp  yapılmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13743) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  52.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Zile'ye üniversite kurulmasına ilişkin Milli Eğitim  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13744) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  53.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki okullarda uyuşturucuyla ilgili bilgilendirme  çalışmalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13745) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  54.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki okulların elektrik borcuna ilişkin Milli  Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13746) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  55.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, eğitimdeki fırsat eşitliğine ve bazı uygulamalara  ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13747) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/04/2010)  56.- Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinin kapatılmasına  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13748) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  57.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, hastanelerde enfeksiyon kaynaklı bebek ölümlerine  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13749) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  - 5 2 7 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  - 5 2 8 - 58.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı'nın, Konya'daki aile hekimliği uygulamasına ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13750) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  59.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Ayvalık ilçesindeki intihar olaylarına ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13751) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  60.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki sağlık ocaklarındaki personel eksikliğine  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13752) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  61.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki bazı sağlık verilerine ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13753) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  62.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, bazı meraların canlandırılmasına ilişkin Tarım  ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13754) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  63.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'teki destekleme ödemelerine ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13755) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  64.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, Diyanet İşleri Başkanlığının GSM şirketleri ile yaptığı  sözleşmeye ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi (7/13756) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  65.- Trabzon Milletvekili Süleyman Latif Yunusoğlu'nun, dahilde işleme rejimi kapsamında  getirilen çaylara ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/13757) (Başkanlığa  geliş tarihi: 02/04/2010)  66.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, TMSF'nin bir medya grubunu satış ihalesine  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13758)  (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  67.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, karayolu taşımacılığı yapan esnafın vergi  ve prim borçlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13759) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  68.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, kamu kurum ve kuruluşlarının deniz araç  ihalelerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13760) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  69.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, halk ozanlarının desteklenmesine ilişkin Kültür ve  Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13761) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  70.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta ruhsat verilen taş ve kum ocaklarına ilişkin  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13762) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  71.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit'in, ihracattaki vergi iadesi uygulamasına ilişkin Devlet  Bakanından (Mehmet Zafer Çağlayan) yazılı soru önergesi (7/13763) (Başkanlığa geliş tarihi:  06/04/2010)
Sayfa 13 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  - 5 2 8 - 58.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı'nın, Konya'daki aile hekimliği uygulamasına ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13750) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  59.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Ayvalık ilçesindeki intihar olaylarına ilişkin  Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13751) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  60.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki sağlık ocaklarındaki personel eksikliğine  ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/13752) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  61.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki bazı sağlık verilerine ilişkin Sağlık  Bakanından yazılı soru önergesi (7/13753) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  62.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, bazı meraların canlandırılmasına ilişkin Tarım  ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13754) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  63.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in, Gaziantep'teki destekleme ödemelerine ilişkin  Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13755) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  64.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, Diyanet İşleri Başkanlığının GSM şirketleri ile yaptığı  sözleşmeye ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi (7/13756) (Başkanlığa geliş  tarihi: 02/04/2010)  65.- Trabzon Milletvekili Süleyman Latif Yunusoğlu'nun, dahilde işleme rejimi kapsamında  getirilen çaylara ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/13757) (Başkanlığa  geliş tarihi: 02/04/2010)  66.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, TMSF'nin bir medya grubunu satış ihalesine  ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/13758)  (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  67.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, karayolu taşımacılığı yapan esnafın vergi  ve prim borçlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/13759) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  68.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, kamu kurum ve kuruluşlarının deniz araç  ihalelerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13760) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  69.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un, halk ozanlarının desteklenmesine ilişkin Kültür ve  Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/13761) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/04/2010)  70.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'ta ruhsat verilen taş ve kum ocaklarına ilişkin  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13762) (Başkanlığa geliş tarihi:  02/04/2010)  71.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit'in, ihracattaki vergi iadesi uygulamasına ilişkin Devlet  Bakanından (Mehmet Zafer Çağlayan) yazılı soru önergesi (7/13763) (Başkanlığa geliş tarihi:  06/04/2010)  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 24 Milletvekilinin, işsizlerin sorunlarının araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/670) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 24 Milletvekilinin, Şeker fabrikalannın pancar  alımında fire kesintisi yapması konusunun araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/671) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  3.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 Milletvekilinin, yerel basın ve yayın kuruluşlarının  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/672) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 21 Milletvekilinin, maden kazalarının  nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/673) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  - 5 2 9 -
Sayfa 14 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  Meclis Araştırması Önergeleri  1.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 24 Milletvekilinin, işsizlerin sorunlarının araştırılarak  alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/670) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 24 Milletvekilinin, Şeker fabrikalannın pancar  alımında fire kesintisi yapması konusunun araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına  ilişkin önergesi (10/671) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  3.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 Milletvekilinin, yerel basın ve yayın kuruluşlarının  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/672) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 21 Milletvekilinin, maden kazalarının  nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/673) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)  - 5 2 9 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 3 0 - 14 Nisan 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),Yaşar TÜZÜN (Bilecik) •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86'ncı Birleşimini açıyorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz, Mimar Sinan Haftası münasebetiyle söz isteyen Kayseri Milletvekili Yaşar  Karayel'e aittir.  Sayın Karayel, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  1.- Kayseri Milletvekili Yaşar Karayelin, Mimar Sinan 'ın ölüm yıl dönümü ve Mimar Sinan  Haftası 'na ilişkin gündem dışı konuşması  YAŞAR KARAYEL (Kayseri) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ülkemizin gurur  kaynaklarından birisi olan büyük Mimar Sinan'ın ölüm yıl dönümü münasebetiyle söz almış  bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.  Saygıdeğer milletvekilleri, bir ülkenin gerçek tapuları o ülkedeki medeniyet yapılarının  mevcuduyla... Bu ülkedeki eserlerin hepsinin yapımında büyük katkıları olan Mimar Sinan'ın  eserleri, bu ülkenin gerçek tapuları hâlinde nesilden nesile aktarılarak bugünlere kadar ulaşmıştır.  Dört yüz yirmi iki yıl sonra bile bu ülkenin insanları ve dünyadaki Müslümanlar tarafından hayırla  yâd edilen bir insan gerçekten başka bir ülkede herhalde olmasa gerektir. Ben de rahmetli Mimar  Sinan'ı onun ahvadı olarak minnet ve şükranla milletim adına selamlıyorum.  Kendisi şu anda, bu kadar büyük yapılan yapmış olmasına rağmen, Süleymaniye'de çok küçük  bir türbede mütevazı olarak İstanbul'u selamlamaktadır.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Lütfen, arkadaşlar... Bir tarih büyüğümüzü anıyoruz, lütfen  sakin olalım.  Buyurun.  YAŞAR KARAYEL (Devamla) - Mimar Sinan, Kayseri sancağının Ağırnas köyünde  doğmuştur. Yeniçeri olarak Osmanlı İmparatorluğu'nda eğitilmiş, "dülger" sıfatıyla ustalarından  büyük şeyler öğrenmiştir. Kendisi bu çalışmalarını "Ustamın hizmetinde tıpkı bir pergelin sabit ayağı  gibi kararlı bir biçimde çalıştım, merkezi ve çevreyi gözledim. Sonra da yine pergelin gezen ayağı  gibi başka diyarlan gezmeye özendim. Bir zaman padişah hizmetinde Arap ve Acem diyarlarında  gezip dolaşarak her yüksek eyvandan bir köşe, her viran tekkeden bir kırıntı belleyip yine İstanbul'a  geri döndüm..."
Sayfa 15 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 3 0 - 14 Nisan 2010 Çarşamba  BİRİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 13.03  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),Yaşar TÜZÜN (Bilecik) •  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86'ncı Birleşimini açıyorum.  Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.  Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.  Gündem dışı ilk söz, Mimar Sinan Haftası münasebetiyle söz isteyen Kayseri Milletvekili Yaşar  Karayel'e aittir.  Sayın Karayel, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI  1.- Kayseri Milletvekili Yaşar Karayelin, Mimar Sinan 'ın ölüm yıl dönümü ve Mimar Sinan  Haftası 'na ilişkin gündem dışı konuşması  YAŞAR KARAYEL (Kayseri) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ülkemizin gurur  kaynaklarından birisi olan büyük Mimar Sinan'ın ölüm yıl dönümü münasebetiyle söz almış  bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.  Saygıdeğer milletvekilleri, bir ülkenin gerçek tapuları o ülkedeki medeniyet yapılarının  mevcuduyla... Bu ülkedeki eserlerin hepsinin yapımında büyük katkıları olan Mimar Sinan'ın  eserleri, bu ülkenin gerçek tapuları hâlinde nesilden nesile aktarılarak bugünlere kadar ulaşmıştır.  Dört yüz yirmi iki yıl sonra bile bu ülkenin insanları ve dünyadaki Müslümanlar tarafından hayırla  yâd edilen bir insan gerçekten başka bir ülkede herhalde olmasa gerektir. Ben de rahmetli Mimar  Sinan'ı onun ahvadı olarak minnet ve şükranla milletim adına selamlıyorum.  Kendisi şu anda, bu kadar büyük yapılan yapmış olmasına rağmen, Süleymaniye'de çok küçük  bir türbede mütevazı olarak İstanbul'u selamlamaktadır.  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Lütfen, arkadaşlar... Bir tarih büyüğümüzü anıyoruz, lütfen  sakin olalım.  Buyurun.  YAŞAR KARAYEL (Devamla) - Mimar Sinan, Kayseri sancağının Ağırnas köyünde  doğmuştur. Yeniçeri olarak Osmanlı İmparatorluğu'nda eğitilmiş, "dülger" sıfatıyla ustalarından  büyük şeyler öğrenmiştir. Kendisi bu çalışmalarını "Ustamın hizmetinde tıpkı bir pergelin sabit ayağı  gibi kararlı bir biçimde çalıştım, merkezi ve çevreyi gözledim. Sonra da yine pergelin gezen ayağı  gibi başka diyarlan gezmeye özendim. Bir zaman padişah hizmetinde Arap ve Acem diyarlarında  gezip dolaşarak her yüksek eyvandan bir köşe, her viran tekkeden bir kırıntı belleyip yine İstanbul'a  geri döndüm..."  TBMM B:86 14 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 3 1 - Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniçeri olarak Belgrad, Rodos, Mohaç, Viyana, Almanya,  İran ve Bağdat seferlerine katılır. Buralarda gördüklerini yapısal olarak ülkesine gelince uygular.  Özellikle Van Gölü'nün geçişinde yapmış olduğu kadırgalarla çok büyük üne kavuşur. Ülkenin  mamur olmasında çok büyük katkılar sağlar. Özellikle Moldova seferi sırasında nehir üzerine yapmış  olduğu köprülerle kendisi çok büyük bir üne kavuşur ve "mimarbaşı" sıfatını alır.  Katıldığı seferlerde gördüğü doğu ve batıdaki çeşitli kültür eserleri, karşılaştığı acele çözüm  bekleyen sorunlar, askerlikte edindiği disiplin, denetim ve örgütlenme bilgisiyle birlikte Mimar  Sinan'a büyük öngörüler kazandırır, yeteneklerini geliştirir, tasarımlarını kuvvetlendirir. Elli yıla  varan başmimarlık görevi sırasında Osmanlı Devleti'nde yaptığı mimarlık görevi boyunca da  yapılarında gerçekleştirdiği deneyler, getirdiği yenilikler Osmanlı mimarisinin zirveye taşınmasında  büyük katkılar sağlamıştır.  Anadolu ve Akdeniz kültürüne sahip çıkan bir Osmanlı-Türk-İslam mimarlık bileşimi ortaya  çıkaran Mimar Sinan, birçoğu İstanbul'da olmak üzere cami, mescit, medrese, okul, darülkurra, türbe,  imaret, darüşşifa, su yolları kemerleri, köprüler, kervansaraylar, köşk ve saray, ambar ve mahzen,  hamam ve kaydı olmayan nice yapılarla birlikte 477 tane eseri dünya mirasına kazandırmıştır.  Sinan'ın hayatını incelediğimizde, yaptıklarıyla hiçbir zaman yetinmeyip, bıkıp usanmadan  düşünen, araştıran ve yenilikleri ortaya koyan büyük bir bilim adamı olarak kendisini görmekteyiz.  Osmanlı döneminde, daha rasyonel, ölçülü olan, gerçekçiliği yansıtan Osmanlı dinî yapıları Mimar  Sinan'la yeniden şekil almış, yenilikler kazandırılarak Osmanlı Türk mimarisi olarak dünyaya  damgasını vurmuştur. Özellikle İstanbul'un su sorununu çözmek için yapmış olduğu su kemerleri,  bentler, tünellerle, su yollarının kemerleriyle birlikte, dağıtma yapılarıyla, uzunluğu 50 kilometreye  varan "Kırk Çeşmeler" denilen tesisleri İstanbul'a kazandırarak İstanbul'un su sorunlarını çözmüştür.  Sinan, Osmanlı İmparatorluğu'nda en önemli mekân olan camilerin tasanmına da yenilikler  katmıştır. Mimarbaşılığa getirildikten sonraki ilk yapısı Haseki Sultan Külliyesi'dir. Sinan,  araştırmalarına devam ettikçe yenilikleri de kavramış olur. Sekizgen tabana oturan kubbesiyle Rüstem  Paşa Camisi bunun en büyük örneklerinden birisidir. Bu camide kazanmış olduğu deneyimleri daha  sonra İstanbul'da çeşitli yerlerde kullanmıştır. "Kalfalığımı İstanbul'daki Şehzade Camisi'nde,  ustalığımı da Süleymaniye Camisi'nde tamamlandım fakat bütün gücümü ve ustalığımı Edirne'deki  Selimiye Camisi'nde tamamladım." diyen Sinan, seksen yaşında yaptığı bu eseriyle dünya mirasına  gerçekten büyük katkı sağlamıştır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun.  YAŞAR KARAYEL (Devamla) - Tüm eserlerini âdeta bir mimarlık yarışmasına katılırcasına  hazırlamış, yeniliklerle dolu nice eserleri bugünlere getirmiştir. İstanbul'a sağlamış olduğu özgün  yapı örnekleriyle kent neredeyse açık hava müzesi hâline dönüştürülmüştür. Arif Nihat Asya'nın  deyimiyle "Erciyes'i Süleymaniye diye İstanbul'a yeniden kondurmuştur." Sinan, dışa açık, analizci,  gördüklerinden doğru dersler çıkaran, ilhamlar alan, onları kendi görüşleri doğrultusunda senteze  ulaştıran büyük bir dehadır ve mimardır. Ömrünün sonuna kadar araştıran, deneyen, topografya,  kompozisyon ve mekân, kütle ve depremsellik sorunlarına yeni çözümler üreten Mimar Sinan,  bugüne kadar ününün gelmesinde büyük katkıları da kendiliğinden sağlamıştır.  Kayseri'de birçok eseri vardır. Bunlardan en önemlisi: Osman Paşa Camisi, Hacı Ahmet Camisi,  Kurşunlu Camisi olarak da bilinir. Bu camilerle birlikte Hüseyin Bey Hamamı da Kayseri 'ye  kazandırdığı önemli mimarlık yapılarından biridir.  Bu vesileyle Mimar Sinan'ı, gerçekten ona layık nesiller olarak, buradan bir daha tüm milletimiz  adına şükranla, minnetle ve rahmetle anıyor, kendisine Cenabıhak'tan rahmet diliyor, saygılar  sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Karayel.  Sayın Şandır, buyurun efendim.
Sayfa 16 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 3 1 - Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniçeri olarak Belgrad, Rodos, Mohaç, Viyana, Almanya,  İran ve Bağdat seferlerine katılır. Buralarda gördüklerini yapısal olarak ülkesine gelince uygular.  Özellikle Van Gölü'nün geçişinde yapmış olduğu kadırgalarla çok büyük üne kavuşur. Ülkenin  mamur olmasında çok büyük katkılar sağlar. Özellikle Moldova seferi sırasında nehir üzerine yapmış  olduğu köprülerle kendisi çok büyük bir üne kavuşur ve "mimarbaşı" sıfatını alır.  Katıldığı seferlerde gördüğü doğu ve batıdaki çeşitli kültür eserleri, karşılaştığı acele çözüm  bekleyen sorunlar, askerlikte edindiği disiplin, denetim ve örgütlenme bilgisiyle birlikte Mimar  Sinan'a büyük öngörüler kazandırır, yeteneklerini geliştirir, tasarımlarını kuvvetlendirir. Elli yıla  varan başmimarlık görevi sırasında Osmanlı Devleti'nde yaptığı mimarlık görevi boyunca da  yapılarında gerçekleştirdiği deneyler, getirdiği yenilikler Osmanlı mimarisinin zirveye taşınmasında  büyük katkılar sağlamıştır.  Anadolu ve Akdeniz kültürüne sahip çıkan bir Osmanlı-Türk-İslam mimarlık bileşimi ortaya  çıkaran Mimar Sinan, birçoğu İstanbul'da olmak üzere cami, mescit, medrese, okul, darülkurra, türbe,  imaret, darüşşifa, su yolları kemerleri, köprüler, kervansaraylar, köşk ve saray, ambar ve mahzen,  hamam ve kaydı olmayan nice yapılarla birlikte 477 tane eseri dünya mirasına kazandırmıştır.  Sinan'ın hayatını incelediğimizde, yaptıklarıyla hiçbir zaman yetinmeyip, bıkıp usanmadan  düşünen, araştıran ve yenilikleri ortaya koyan büyük bir bilim adamı olarak kendisini görmekteyiz.  Osmanlı döneminde, daha rasyonel, ölçülü olan, gerçekçiliği yansıtan Osmanlı dinî yapıları Mimar  Sinan'la yeniden şekil almış, yenilikler kazandırılarak Osmanlı Türk mimarisi olarak dünyaya  damgasını vurmuştur. Özellikle İstanbul'un su sorununu çözmek için yapmış olduğu su kemerleri,  bentler, tünellerle, su yollarının kemerleriyle birlikte, dağıtma yapılarıyla, uzunluğu 50 kilometreye  varan "Kırk Çeşmeler" denilen tesisleri İstanbul'a kazandırarak İstanbul'un su sorunlarını çözmüştür.  Sinan, Osmanlı İmparatorluğu'nda en önemli mekân olan camilerin tasanmına da yenilikler  katmıştır. Mimarbaşılığa getirildikten sonraki ilk yapısı Haseki Sultan Külliyesi'dir. Sinan,  araştırmalarına devam ettikçe yenilikleri de kavramış olur. Sekizgen tabana oturan kubbesiyle Rüstem  Paşa Camisi bunun en büyük örneklerinden birisidir. Bu camide kazanmış olduğu deneyimleri daha  sonra İstanbul'da çeşitli yerlerde kullanmıştır. "Kalfalığımı İstanbul'daki Şehzade Camisi'nde,  ustalığımı da Süleymaniye Camisi'nde tamamlandım fakat bütün gücümü ve ustalığımı Edirne'deki  Selimiye Camisi'nde tamamladım." diyen Sinan, seksen yaşında yaptığı bu eseriyle dünya mirasına  gerçekten büyük katkı sağlamıştır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun.  YAŞAR KARAYEL (Devamla) - Tüm eserlerini âdeta bir mimarlık yarışmasına katılırcasına  hazırlamış, yeniliklerle dolu nice eserleri bugünlere getirmiştir. İstanbul'a sağlamış olduğu özgün  yapı örnekleriyle kent neredeyse açık hava müzesi hâline dönüştürülmüştür. Arif Nihat Asya'nın  deyimiyle "Erciyes'i Süleymaniye diye İstanbul'a yeniden kondurmuştur." Sinan, dışa açık, analizci,  gördüklerinden doğru dersler çıkaran, ilhamlar alan, onları kendi görüşleri doğrultusunda senteze  ulaştıran büyük bir dehadır ve mimardır. Ömrünün sonuna kadar araştıran, deneyen, topografya,  kompozisyon ve mekân, kütle ve depremsellik sorunlarına yeni çözümler üreten Mimar Sinan,  bugüne kadar ününün gelmesinde büyük katkıları da kendiliğinden sağlamıştır.  Kayseri'de birçok eseri vardır. Bunlardan en önemlisi: Osman Paşa Camisi, Hacı Ahmet Camisi,  Kurşunlu Camisi olarak da bilinir. Bu camilerle birlikte Hüseyin Bey Hamamı da Kayseri 'ye  kazandırdığı önemli mimarlık yapılarından biridir.  Bu vesileyle Mimar Sinan'ı, gerçekten ona layık nesiller olarak, buradan bir daha tüm milletimiz  adına şükranla, minnetle ve rahmetle anıyor, kendisine Cenabıhak'tan rahmet diliyor, saygılar  sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Karayel.  Sayın Şandır, buyurun efendim.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 3 2 - V.- AÇIKLAMALAR  /.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Mimar Sinan 'ın ölüm yıl dönümü ve Mimar Sinan  Haftası 'na ilişkin açıklaması  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak biz de Mimar Sinan'ı rahmetle anıyoruz, ona  şükranlarımızı sunuyoruz.  Gerçekten, Mimar Sinan, Türk tarihinde, Türk medeniyetinde yeri zor doldurulacak bir değerdir,  bir kıymettir, bu milletin değeridir. Mimar Sinan, ait olduğu devletin ihtişamını eserlerine yansıtan  ve medeniyetimize özgü bir tarz yaratan çok değerli bir mimardır. Bugün taklidi bile mümkün  olmayan eserler ortaya koymuştur.  Özellikle Süleymaniye Camisi'nin tanımında, yine rahmetle anacağımız bir Değerli Mimar Vedat  Dalokay'ın ifadesiyle söylüyorum: "Mimar Sinan, muhteşem Kanuni Sultan Süleyman'ın görkemini  Süleymaniye Tepesi'nde Süleymaniye Camisi ile oturtmuştur, bağdaş kurup oturtmuştur ve  Osmanlının görkemini tüm dünyaya kıyamete kadar sunmuştur." diye bir tanım getirmiştir.  Gerçekten Mimar Sinan'ı unutmamamız gerekiyor, unutturmamamız gerekiyor. Biz de Milliyetçi  Hareket Partisi Grubu olarak, camiası olarak Mimar Sinan'a şükranlarımızı sunuyor, ona yüce  Allah'tan rahmetler diliyoruz efendim.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şandır.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Türk milletinin gurur abidelerinden birisi olan -konuş­ macıların da belirttiği gibi- ihtişamlı tarihimizde önemli bir yeri olan ve dünya mimarisine büyük  katkılarda bulunan Mimar Sinan'ı rahmetle, minnetle, şükranla anıyoruz. Mekânı cennet olsun.  Gündem dışı ikinci söz, kültür ve turizm ilçesi İznik'in sorunları hakkında söz isteyen Bursa  Milletvekili Necati Özensoy'a aittir.  Sayın Özensoy, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  2.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy'un, İznik'in kültür ve turizmdeki yerine ve sorunlarına  ilişkin gündem dışı konuşması  NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Kültür, tarih ve turizm kenti olan İznik, milattan önce 316 yılında kurulmuş, dört tarafı 4.970  metre uzunluğunda, tamamen surlarla çevrili tarihî bir kenttir. Anadolu Selçuklu Devleti'nin ilk  başkenti olan İznik, Osmanlı Döneminde ilk medreselerin kurulduğu şehir olup 15'inci yüzyıl sonu  ile 17'nci yüzyıl arasında dünyaca bilinen ender sanat eserlerinden İznik çinilerinin üretim merkezi  olmuştur. Bithynia krallıklarına sığınaklık, Roma imparatorluklarına satraplık, Bizans  İmparatorluğu'na başkentlik, Selçuklu ve Osmanlı Türklerine yönetim merkezliği yapan İznik  Hristiyan âlemi açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. Zira, ilk ekümeniklik konsül toplantısı 325  tarihinde burada yapılmış ve Hristiyanlık dinine hayat veren, "İznik Yasaları" adıyla bilinen 20  maddelik karar burada alınmıştır. Bu bakımdan, farklı birçok medeniyetin izlerini günümüze kadar  taşıyan, buram buram tarih kokan ilçemizin turizm açısından taşıdığı önem kelimelerle ifade  edilemeyecek kadar büyüktür. Keza, başta Süleyman Paşa Medresesi olmak üzere, Osmanlı ilk  eserlerini İznik'te vermiştir.
Sayfa 17 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 3 2 - V.- AÇIKLAMALAR  /.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın, Mimar Sinan 'ın ölüm yıl dönümü ve Mimar Sinan  Haftası 'na ilişkin açıklaması  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak biz de Mimar Sinan'ı rahmetle anıyoruz, ona  şükranlarımızı sunuyoruz.  Gerçekten, Mimar Sinan, Türk tarihinde, Türk medeniyetinde yeri zor doldurulacak bir değerdir,  bir kıymettir, bu milletin değeridir. Mimar Sinan, ait olduğu devletin ihtişamını eserlerine yansıtan  ve medeniyetimize özgü bir tarz yaratan çok değerli bir mimardır. Bugün taklidi bile mümkün  olmayan eserler ortaya koymuştur.  Özellikle Süleymaniye Camisi'nin tanımında, yine rahmetle anacağımız bir Değerli Mimar Vedat  Dalokay'ın ifadesiyle söylüyorum: "Mimar Sinan, muhteşem Kanuni Sultan Süleyman'ın görkemini  Süleymaniye Tepesi'nde Süleymaniye Camisi ile oturtmuştur, bağdaş kurup oturtmuştur ve  Osmanlının görkemini tüm dünyaya kıyamete kadar sunmuştur." diye bir tanım getirmiştir.  Gerçekten Mimar Sinan'ı unutmamamız gerekiyor, unutturmamamız gerekiyor. Biz de Milliyetçi  Hareket Partisi Grubu olarak, camiası olarak Mimar Sinan'a şükranlarımızı sunuyor, ona yüce  Allah'tan rahmetler diliyoruz efendim.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şandır.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Türk milletinin gurur abidelerinden birisi olan -konuş­ macıların da belirttiği gibi- ihtişamlı tarihimizde önemli bir yeri olan ve dünya mimarisine büyük  katkılarda bulunan Mimar Sinan'ı rahmetle, minnetle, şükranla anıyoruz. Mekânı cennet olsun.  Gündem dışı ikinci söz, kültür ve turizm ilçesi İznik'in sorunları hakkında söz isteyen Bursa  Milletvekili Necati Özensoy'a aittir.  Sayın Özensoy, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)  A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)  2.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy'un, İznik'in kültür ve turizmdeki yerine ve sorunlarına  ilişkin gündem dışı konuşması  NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  Kültür, tarih ve turizm kenti olan İznik, milattan önce 316 yılında kurulmuş, dört tarafı 4.970  metre uzunluğunda, tamamen surlarla çevrili tarihî bir kenttir. Anadolu Selçuklu Devleti'nin ilk  başkenti olan İznik, Osmanlı Döneminde ilk medreselerin kurulduğu şehir olup 15'inci yüzyıl sonu  ile 17'nci yüzyıl arasında dünyaca bilinen ender sanat eserlerinden İznik çinilerinin üretim merkezi  olmuştur. Bithynia krallıklarına sığınaklık, Roma imparatorluklarına satraplık, Bizans  İmparatorluğu'na başkentlik, Selçuklu ve Osmanlı Türklerine yönetim merkezliği yapan İznik  Hristiyan âlemi açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. Zira, ilk ekümeniklik konsül toplantısı 325  tarihinde burada yapılmış ve Hristiyanlık dinine hayat veren, "İznik Yasaları" adıyla bilinen 20  maddelik karar burada alınmıştır. Bu bakımdan, farklı birçok medeniyetin izlerini günümüze kadar  taşıyan, buram buram tarih kokan ilçemizin turizm açısından taşıdığı önem kelimelerle ifade  edilemeyecek kadar büyüktür. Keza, başta Süleyman Paşa Medresesi olmak üzere, Osmanlı ilk  eserlerini İznik'te vermiştir.  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 3 - Ne yazık ki böylesine eşsiz tarihî ve kültürel zenginliğe sahip ilçemiz bugüne kadar gereken ilgiyi  görememiştir. Sanayileşme şansı olmayan İznik'in hak ettiği yere gelebilmesi için tek çıkar yol, turizmde  gerekli olan patlamayı yapması ve bu sektörde hak ettiği yere gelmesidir. Bunun için de İznik'in  behemehal turizmde öncelikli bölge kapsamına alınması, Kültür ve Turizm Bakanlığının önderliğinde  İznik'in tanıtımına ağırlık verilmesi, ilçemize turizm tesisleri ve spor kompleksleri yapmaları ve yeni  istihdam alanları yaratmaları için turizm yatırımcılarının teşvik edilmesi sağlanmalıdır.  İznik ilçe merkezinde en önemli kültür varlıklarından biri de, 4 ana kapısı, 12 tali kapısı, 114  kulesiyle yer alan, 10-12 metre yüksekliğinde, 4.970 metre uzunluğunda antik şehir surlarıdır. Bu  surlar, Roma İmparatoru Hadrian döneminde yapılmış İstanbul Kapı ve Lefke Kapı, Roma İmparatoru  Claudius II. döneminde yapılmış Yenişehir Kapı'dır. Bu mevcut surlara Bizans Döneminde de ön  surlar ilave edilmiştir. Yurdumuzda Diyarbakır ve İstanbul surlarından sonra üçüncü uzunluktadır.  Gerek mimarisi gerekse sur kapılarının üzerindeki kitabeleri, sur bedenindeki çeşitli kabartma ve  devşirme malzemeleriyle son derece nadir tarihî ve kültürel bir belgedir.  Yine Sultan I. Murat'ın annesi Nilüfer Harun'un anısına 1388 yılında inşa ettirilen İznik Müzesi,  yoksullar için her gün yemek dağıtılan bir hayır kurumuydu. Bu müzede çok nadide eserler,  Osmanlıdan ve diğer medeniyetlerin yaşadığı dönemlerden binlerce nadide eser sergilenmektedir.  Ancak binanın tekrar restore edilmesi ve teşhir vitrinlerinin modernleşmesi hususunda İznik Müze  Müdürlüğünce, müfettişçe hazırlanmış rapor ile birlikte ilgili Bakanlığa müracaat edilmiş ancak bir  sonuç elde edilememiştir. İznik Müzesi'nde bulunan depolarda etütlük ve envanterlik eserler  bulunmaktadır. Özellikle İznik çini fırınları kazısı sonucunda bulunan kalıntılar bu depolara  konulmaktadır ancak söz konusu depoların yoğun nem almaları eserler açısından sağlıksız bir ortam  yaratmaktadır. İznik Müze Müdürlüğünce soruna çözüm bulmak amacıyla ek hizmet binası ve  depoların kaldırılarak yerine depo, hizmet ve teşhir içeren yeni yapılaşma çalışmaları için birçok kez  müracaat edildiği bilinmektedir.  Sonuç olarak, müze teşhir binası olarak kullanılan imarethanenin restore edilmesi ve teşhir  vitrinlerinin modem hâle getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca müze etrafında bulunan harabenin ortadan  kaldırılması, bu alana ilçemize yakışacak bir şekilde depo ve hizmet içeren yeni yapılaşma  çalışmalarına başlanması, tarihî eserlerin yerli ve yabancı turistlere sergilenmesi sağlanmalıdır.  Yine, tarihî antik tiyatroyla ilgili yapılan çalışmalar maalesef Bakanlık tarafından da izin  verilmediğinden yapılamamaktadır. Bu konuda da bir an önce gerekli izinlerin verilmesi ve  çalışmalara devam edilmesi gerekmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Özensoy.  NECATİ ÖZENSOY (Devamla) - Ben buradan Sayın Kültür ve Turizm Bakanına seslenmek  istiyorum. Bugün bu yapılan gündem dışı konuşmaya cevap veyahut katkı sağlaması gerekirdi ama  herhalde yoğun çalışmalarından dolayı kendisi burada yok. Yarın Turizm Yılı'nın açılışıyla ilgili  kendisi Bursa'da olacak. Dolayısıyla Bursa'dan İznik'e geçmesini ve İznik'te bu bahsettiğimiz  konulan yerinde görerek, Bursa turizminin önünün açılması için özellikle İznik'e çok daha fazla  önem verilmesi gerektiğini yerinde incelemesini ben hassaten istirham ediyorum.  Bursa Valisine de hem teşekkür hem de sitemde bulunmak istiyorum. Katkılar noktasında, Valilik  imkânlan noktasında elinden gelen katkıları yapmayı çalışıyor. Ancak Bursa turizm çalıştayında  çıkan raporda bu İznik ilçemize gerekli yer ayrılmadığı, gerekli önem verilmediği görülmüştür. Bu  konuda da biraz daha özellikle İznik'le ilgili önem ve hassasiyetlerini rica ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 18 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 3 - Ne yazık ki böylesine eşsiz tarihî ve kültürel zenginliğe sahip ilçemiz bugüne kadar gereken ilgiyi  görememiştir. Sanayileşme şansı olmayan İznik'in hak ettiği yere gelebilmesi için tek çıkar yol, turizmde  gerekli olan patlamayı yapması ve bu sektörde hak ettiği yere gelmesidir. Bunun için de İznik'in  behemehal turizmde öncelikli bölge kapsamına alınması, Kültür ve Turizm Bakanlığının önderliğinde  İznik'in tanıtımına ağırlık verilmesi, ilçemize turizm tesisleri ve spor kompleksleri yapmaları ve yeni  istihdam alanları yaratmaları için turizm yatırımcılarının teşvik edilmesi sağlanmalıdır.  İznik ilçe merkezinde en önemli kültür varlıklarından biri de, 4 ana kapısı, 12 tali kapısı, 114  kulesiyle yer alan, 10-12 metre yüksekliğinde, 4.970 metre uzunluğunda antik şehir surlarıdır. Bu  surlar, Roma İmparatoru Hadrian döneminde yapılmış İstanbul Kapı ve Lefke Kapı, Roma İmparatoru  Claudius II. döneminde yapılmış Yenişehir Kapı'dır. Bu mevcut surlara Bizans Döneminde de ön  surlar ilave edilmiştir. Yurdumuzda Diyarbakır ve İstanbul surlarından sonra üçüncü uzunluktadır.  Gerek mimarisi gerekse sur kapılarının üzerindeki kitabeleri, sur bedenindeki çeşitli kabartma ve  devşirme malzemeleriyle son derece nadir tarihî ve kültürel bir belgedir.  Yine Sultan I. Murat'ın annesi Nilüfer Harun'un anısına 1388 yılında inşa ettirilen İznik Müzesi,  yoksullar için her gün yemek dağıtılan bir hayır kurumuydu. Bu müzede çok nadide eserler,  Osmanlıdan ve diğer medeniyetlerin yaşadığı dönemlerden binlerce nadide eser sergilenmektedir.  Ancak binanın tekrar restore edilmesi ve teşhir vitrinlerinin modernleşmesi hususunda İznik Müze  Müdürlüğünce, müfettişçe hazırlanmış rapor ile birlikte ilgili Bakanlığa müracaat edilmiş ancak bir  sonuç elde edilememiştir. İznik Müzesi'nde bulunan depolarda etütlük ve envanterlik eserler  bulunmaktadır. Özellikle İznik çini fırınları kazısı sonucunda bulunan kalıntılar bu depolara  konulmaktadır ancak söz konusu depoların yoğun nem almaları eserler açısından sağlıksız bir ortam  yaratmaktadır. İznik Müze Müdürlüğünce soruna çözüm bulmak amacıyla ek hizmet binası ve  depoların kaldırılarak yerine depo, hizmet ve teşhir içeren yeni yapılaşma çalışmaları için birçok kez  müracaat edildiği bilinmektedir.  Sonuç olarak, müze teşhir binası olarak kullanılan imarethanenin restore edilmesi ve teşhir  vitrinlerinin modem hâle getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca müze etrafında bulunan harabenin ortadan  kaldırılması, bu alana ilçemize yakışacak bir şekilde depo ve hizmet içeren yeni yapılaşma  çalışmalarına başlanması, tarihî eserlerin yerli ve yabancı turistlere sergilenmesi sağlanmalıdır.  Yine, tarihî antik tiyatroyla ilgili yapılan çalışmalar maalesef Bakanlık tarafından da izin  verilmediğinden yapılamamaktadır. Bu konuda da bir an önce gerekli izinlerin verilmesi ve  çalışmalara devam edilmesi gerekmektedir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Özensoy.  NECATİ ÖZENSOY (Devamla) - Ben buradan Sayın Kültür ve Turizm Bakanına seslenmek  istiyorum. Bugün bu yapılan gündem dışı konuşmaya cevap veyahut katkı sağlaması gerekirdi ama  herhalde yoğun çalışmalarından dolayı kendisi burada yok. Yarın Turizm Yılı'nın açılışıyla ilgili  kendisi Bursa'da olacak. Dolayısıyla Bursa'dan İznik'e geçmesini ve İznik'te bu bahsettiğimiz  konulan yerinde görerek, Bursa turizminin önünün açılması için özellikle İznik'e çok daha fazla  önem verilmesi gerektiğini yerinde incelemesini ben hassaten istirham ediyorum.  Bursa Valisine de hem teşekkür hem de sitemde bulunmak istiyorum. Katkılar noktasında, Valilik  imkânlan noktasında elinden gelen katkıları yapmayı çalışıyor. Ancak Bursa turizm çalıştayında  çıkan raporda bu İznik ilçemize gerekli yer ayrılmadığı, gerekli önem verilmediği görülmüştür. Bu  konuda da biraz daha özellikle İznik'le ilgili önem ve hassasiyetlerini rica ediyorum.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 5 3 4 - BAŞKAN - Buyurun efendim.  NECATİ ÖZENSOY (Devamla) - Bitiriyorum.  Ben Belediye Başkanımıza da bu tanıtım ve çalışmalarında da başarılar diliyorum. Bursa'daki  alışveriş merkezlerinde ve İstanbul'da ciddi anlamda çalışmalar başlattı Sayın Belediye Başkanı.  Ben de bu çalışmalarında başarılar dileyerek, bütün İzniklilere de selamlarımı sunuyor ve yüce heyeti  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özensoy.  Gündem dışı üçüncü söz, Türkiye'den vize isteyen ve Türkiye'nin vize istediği ülkeler hakkında  söz isteyen Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'na aittir.  Sayın Aslanoğlu, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  3.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu 'nun, Türk vatandaşlarına uygulanan vize ve  Türkiye'nin diğer ülke vatandaşlarına uyguladığı vize konusuna ilişkin gündem dışı konuşması  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;  hepinize saygılar sunuyorum.  Değerli arkadaşlar, Türk vatandaşlarına uygulanan vize, bir de bizim diğer ülke vatandaşlarına  uyguladığımız vize konusunda bilgi sunmak istiyorum.  Öncelikle bizim yani Türkiye'nin diğer ülke vatandaşlarına uyguladığı vize konusunda mutlaka  bir değişiklik yapmamız lazım arkadaşlar. Örneğin, Uzak Doğu'dan, Orta Doğu'dan transit amaçlı  gelip Avrupa'ya giden bir sürü insan -schengen vizeleri var- Türkiye vizesi olmadığı için İstanbul'da  kalamıyorlar. Bu nedenle Dışişleri Bakanlığının, eğer yabancı bir ülkenin vatandaşının schengen  vizesi varsa, Amerika ve İngiltere vizeleri varsa, bu insanların Türkiye vizesi olmasa dahi İstanbul'da  kalmalarına ve İstanbul'da havaalanında değil havaalanının dışına çıkmalarına müsaade edilmesi  lazım. Bu, özellikle Hindistan'dan gelip Avrupa'ya giden turistler için çok önemli bir problem.  Türkiye, Hindistan vatandaşlarına vize uyguladığı için yani Uzak Doğu'dan gelen Hintliler gelip  İstanbul'da sadece havaalanında bekleyip Avrupa'ya buradan gitmektedir. Ama eğer bir Hint  vatandaşının schengen vizesi varsa, bu Hintliden schengen vizesi olduğu için Türkiye vizesi aramaz  isek, bu insanlar İstanbul'a girip İstanbul'da alışveriş dahi yapabiliyorlar. Bu nedenle, özellikle  Türkiye'nin vize uyguladığı ülkeleri bir kez daha gözden geçirip, özellikle schengen vizesi veya  İngiltere vizesi taşıyan o ülke vatandaşlarına Türkiye'ye de giriş izni verilmesi lazım, illa Türkiye  vizesi aranmaması lazım. Eğer biz turizmden, eğer biz gerek sağlık gerek turistik gerek eğitim gerekse  spor organizasyonlarından bir pay alacaksak mutlaka bu vize mantığımızı değiştirmemiz lazım. Aksi  hâlde, o ülkelere biz vize uyguladığımız için, o ülke vatandaşları schengen vizesi olmasına karşın  Türkiye'ye giremiyorlar. Bu, Türkiye için önemli bir sorundur. Özellikle turizm sektöründeki herkes  bu soruna dikkatimizi çekiyor ve herkes, özellikle transit değil, schengen vizesi olanın Türkiye'ye  giriş yapmasına olanak sağlayan bir kararın mutlaka alınmasını istiyor. Bu nedenle, ben, burada gerek  Dışişleri Bakanlığına gerekse Turizm Bakanlığına iletiyorum, bu konunun açıklığa kavuşturulması  lazım ve sonuçta, eğer bir Hint vatandaşının veya bir başka ülke vatandaşının schengen vizesi varsa  Türkiye herhalde o ülkeler... Türkiye'nin istediği vize o ülkelerin içerdiği vizeden farklı bir vize  işlemi değildir. Bu nedenle schengen vizesi taşıyan yabancı ülke vatandaşlarına Türkiye'ye giriş  olanağı tanıyan bir değişikliğin öncelikle yapılması lazım.
Sayfa 19 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 5 3 4 - BAŞKAN - Buyurun efendim.  NECATİ ÖZENSOY (Devamla) - Bitiriyorum.  Ben Belediye Başkanımıza da bu tanıtım ve çalışmalarında da başarılar diliyorum. Bursa'daki  alışveriş merkezlerinde ve İstanbul'da ciddi anlamda çalışmalar başlattı Sayın Belediye Başkanı.  Ben de bu çalışmalarında başarılar dileyerek, bütün İzniklilere de selamlarımı sunuyor ve yüce heyeti  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özensoy.  Gündem dışı üçüncü söz, Türkiye'den vize isteyen ve Türkiye'nin vize istediği ülkeler hakkında  söz isteyen Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'na aittir.  Sayın Aslanoğlu, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  3.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu 'nun, Türk vatandaşlarına uygulanan vize ve  Türkiye'nin diğer ülke vatandaşlarına uyguladığı vize konusuna ilişkin gündem dışı konuşması  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;  hepinize saygılar sunuyorum.  Değerli arkadaşlar, Türk vatandaşlarına uygulanan vize, bir de bizim diğer ülke vatandaşlarına  uyguladığımız vize konusunda bilgi sunmak istiyorum.  Öncelikle bizim yani Türkiye'nin diğer ülke vatandaşlarına uyguladığı vize konusunda mutlaka  bir değişiklik yapmamız lazım arkadaşlar. Örneğin, Uzak Doğu'dan, Orta Doğu'dan transit amaçlı  gelip Avrupa'ya giden bir sürü insan -schengen vizeleri var- Türkiye vizesi olmadığı için İstanbul'da  kalamıyorlar. Bu nedenle Dışişleri Bakanlığının, eğer yabancı bir ülkenin vatandaşının schengen  vizesi varsa, Amerika ve İngiltere vizeleri varsa, bu insanların Türkiye vizesi olmasa dahi İstanbul'da  kalmalarına ve İstanbul'da havaalanında değil havaalanının dışına çıkmalarına müsaade edilmesi  lazım. Bu, özellikle Hindistan'dan gelip Avrupa'ya giden turistler için çok önemli bir problem.  Türkiye, Hindistan vatandaşlarına vize uyguladığı için yani Uzak Doğu'dan gelen Hintliler gelip  İstanbul'da sadece havaalanında bekleyip Avrupa'ya buradan gitmektedir. Ama eğer bir Hint  vatandaşının schengen vizesi varsa, bu Hintliden schengen vizesi olduğu için Türkiye vizesi aramaz  isek, bu insanlar İstanbul'a girip İstanbul'da alışveriş dahi yapabiliyorlar. Bu nedenle, özellikle  Türkiye'nin vize uyguladığı ülkeleri bir kez daha gözden geçirip, özellikle schengen vizesi veya  İngiltere vizesi taşıyan o ülke vatandaşlarına Türkiye'ye de giriş izni verilmesi lazım, illa Türkiye  vizesi aranmaması lazım. Eğer biz turizmden, eğer biz gerek sağlık gerek turistik gerek eğitim gerekse  spor organizasyonlarından bir pay alacaksak mutlaka bu vize mantığımızı değiştirmemiz lazım. Aksi  hâlde, o ülkelere biz vize uyguladığımız için, o ülke vatandaşları schengen vizesi olmasına karşın  Türkiye'ye giremiyorlar. Bu, Türkiye için önemli bir sorundur. Özellikle turizm sektöründeki herkes  bu soruna dikkatimizi çekiyor ve herkes, özellikle transit değil, schengen vizesi olanın Türkiye'ye  giriş yapmasına olanak sağlayan bir kararın mutlaka alınmasını istiyor. Bu nedenle, ben, burada gerek  Dışişleri Bakanlığına gerekse Turizm Bakanlığına iletiyorum, bu konunun açıklığa kavuşturulması  lazım ve sonuçta, eğer bir Hint vatandaşının veya bir başka ülke vatandaşının schengen vizesi varsa  Türkiye herhalde o ülkeler... Türkiye'nin istediği vize o ülkelerin içerdiği vizeden farklı bir vize  işlemi değildir. Bu nedenle schengen vizesi taşıyan yabancı ülke vatandaşlarına Türkiye'ye giriş  olanağı tanıyan bir değişikliğin öncelikle yapılması lazım.  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 5 - Değerli arkadaşlarım, ikinci bacak ise, Türk insanına uygulanan, Türk vatandaşına uygulanan  vize konusudur. Bu resimde görüyorsunuz, maviler bizden vize istemeyen ülkeler ama baktığımız  zaman, bunlar, örneğin bu bol mavi gördüğünüz yer Güney Amerika, yani Arjantin, Peru, Brezilya  ama baktığınız zaman, Türkiye'yle ilişkisi olan Avrupa Birliği ülkelerinden ve Avrupa'daki  ülkelerden sadece Hırvatistan ve Kosova bizden vize istemiyor ve onun dışında tüm Avrupa vize  istiyor bizden. Fas, Libya, Suriye, İran, Kazakistan, bir de aşağıdaki mavi Güney Afrika.  Değerli arkadaşlarım, tabii, özellikle Avrupa Birliği açısından, schengen vizesi açısından konuyu  biraz irdelemek istiyorum. Eğer gümrük birliği test edildiyse, gümrük birliğinde siz malları  geçiriyorsunuz, insanı geçirmiyorsunuz. Bir kere bu, kabul edilemez. Gümrük birliğine girişte,  özellikle gümrük birliği kapsamında, özellikle ticari olarak mal üreten, ihraç eden insanlar dahi  Avrupa'ya girmekte zorlanıyorlar ve bizden neler istiyorlar, arkadaşlar, biliyor musunuz? Banka  cüzdanının fotokopisi değil, aslı olacak ha! Daha neler neler istiyorlar.  Değerli arkadaşlarım, tabii, seyahat özgürlüğü her şeyin üstündedir, ama özgürlüğü zoraki  kısıtlamak insanlık dışı bir olaydır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Aslanoğlu.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - O nedenle, başta Avrupa Birliğine ve hep bizi  avutan Avrupa Birliğine, bizi kandıran Avrupa Birliğine ve hep "Aldık, alacağız." diyen Avrupa  Birliğine şunu söylememiz lazım: Türk vatandaşlarının en tabii hakkı olan, oradaki, Almanya'daki,  Belçika'daki, Hollanda'daki, Fransa'daki anne babasını veya çoluk çocuğunu, torununu görmek için  burada günlerdir süründürülen insanları bir daha görsünler.  Değerli arkadaşlarım, kesinlikle vize konusunda Türk vatandaşına büyük zorluk çıkarılıyor.  Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, bu konuda acımasızca ve insanı insanca görmeyerek, insanın  onuruyla oynamaktadır ve bir şekilde, oradaki ilintili olduğu akrabasını, eşini ve dostunu görmesine  engel oluyorlar.  Artı, ticari olarak da eğer Türkiye'de ihracat yapan bir insan gidip oradaki malını, bozulan malını  görmek istiyorsa, bu onun en tabii hakkıdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.  Bu nedenle, bize vize uygulayan ülkelerle konunun önce gümrük birliğini dikkate alarak bir kez  daha gözden geçirilmesi, Türk vatandaşına uygulanan bu zulmün ortadan kalkması için hepimize bir  görev düşmektedir.  Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, teşekkür ediyorum.  Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:
Sayfa 20 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 5 - Değerli arkadaşlarım, ikinci bacak ise, Türk insanına uygulanan, Türk vatandaşına uygulanan  vize konusudur. Bu resimde görüyorsunuz, maviler bizden vize istemeyen ülkeler ama baktığımız  zaman, bunlar, örneğin bu bol mavi gördüğünüz yer Güney Amerika, yani Arjantin, Peru, Brezilya  ama baktığınız zaman, Türkiye'yle ilişkisi olan Avrupa Birliği ülkelerinden ve Avrupa'daki  ülkelerden sadece Hırvatistan ve Kosova bizden vize istemiyor ve onun dışında tüm Avrupa vize  istiyor bizden. Fas, Libya, Suriye, İran, Kazakistan, bir de aşağıdaki mavi Güney Afrika.  Değerli arkadaşlarım, tabii, özellikle Avrupa Birliği açısından, schengen vizesi açısından konuyu  biraz irdelemek istiyorum. Eğer gümrük birliği test edildiyse, gümrük birliğinde siz malları  geçiriyorsunuz, insanı geçirmiyorsunuz. Bir kere bu, kabul edilemez. Gümrük birliğine girişte,  özellikle gümrük birliği kapsamında, özellikle ticari olarak mal üreten, ihraç eden insanlar dahi  Avrupa'ya girmekte zorlanıyorlar ve bizden neler istiyorlar, arkadaşlar, biliyor musunuz? Banka  cüzdanının fotokopisi değil, aslı olacak ha! Daha neler neler istiyorlar.  Değerli arkadaşlarım, tabii, seyahat özgürlüğü her şeyin üstündedir, ama özgürlüğü zoraki  kısıtlamak insanlık dışı bir olaydır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Aslanoğlu.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - O nedenle, başta Avrupa Birliğine ve hep bizi  avutan Avrupa Birliğine, bizi kandıran Avrupa Birliğine ve hep "Aldık, alacağız." diyen Avrupa  Birliğine şunu söylememiz lazım: Türk vatandaşlarının en tabii hakkı olan, oradaki, Almanya'daki,  Belçika'daki, Hollanda'daki, Fransa'daki anne babasını veya çoluk çocuğunu, torununu görmek için  burada günlerdir süründürülen insanları bir daha görsünler.  Değerli arkadaşlarım, kesinlikle vize konusunda Türk vatandaşına büyük zorluk çıkarılıyor.  Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, bu konuda acımasızca ve insanı insanca görmeyerek, insanın  onuruyla oynamaktadır ve bir şekilde, oradaki ilintili olduğu akrabasını, eşini ve dostunu görmesine  engel oluyorlar.  Artı, ticari olarak da eğer Türkiye'de ihracat yapan bir insan gidip oradaki malını, bozulan malını  görmek istiyorsa, bu onun en tabii hakkıdır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.  Bu nedenle, bize vize uygulayan ülkelerle konunun önce gümrük birliğini dikkate alarak bir kez  daha gözden geçirilmesi, Türk vatandaşına uygulanan bu zulmün ortadan kalkması için hepimize bir  görev düşmektedir.  Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, teşekkür ediyorum.  Gündeme geçiyoruz.  Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.  Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 6 - VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  /.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 24 milletvekilinin, işsizlerin sorunlarının araştırıla­ rak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/670)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Ülkemizin en büyük sorunu olan işsizlik her geçen gün artmaktadır. Yapılan anket çalışmaları  da halkımızın en önemli sorun olarak gördükleri durumun işsizlik olduğunu göstermektedir.  SONAR araştırma şirketinin 03-13 Ocak 2010 tarihlerinde 15 ilde yüz yüze anket yöntemi  kullanarak 3 bin kişiyle gerçekleştirdiği çalışmaya göre; "Türkiye'nin en önemli sorunu nedir?"  sorusuna halkımız yüzde 67,7 oranında "İşsizlik/istihdam" demiştir. SONAR'ın 05-25 Ekim 2009  tarihleri arasında yapmış olduğu bir başka çalışmaya göre de katılımcıların yüzde 65,57'si  "işsizlik/İstihdam" sorununu Türkiye'nin en önemli sorunu olarak görmektedir.  Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezinin Kasım 2009 tarihinde 23 ilde, 2 bin 150 kişi ile yüz  yüze görüşülerek gerçekleştirdiği ankete göre de "Türkiye'nin en önemli problemi nedir?" sorusuna,  katılımcıların çoğunluğunu oluşturan yüzde 29'luk kesimi, "İşsizlik" cevabını vermiştir.  Ülkeyi yöneten Hükümet, işsizlik konusunu yok saymakta, istihdamı artırıcı politikalar  üretememektedir.  Türkiye'deki işsizlik rakamlarını açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım 2009  itibari ile 3 milyon 270 bin işsizin olduğunu açıklamıştır. TÜİK'in verilerine göre Kasım 2009 itibari  ile işsizlik artış oranı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,1 artmıştır. TÜİK'in bu verileri, artık iş  bulma umudunu kaybeden yurttaşlarımızın dikkate alınmadığı rakamlardır.  Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, TÜİK'in son işsizlik verilerini değerlendirmesinde: "İşsizlik patlıyor.  920 bin artışla, 3,5 milyon kişiye tırmanıyor. Hem mutlak sayı, hem de oran olarak tarihî rekor kırıyor.  Düzeltilmiş işsiz sayısı 5,5 milyondur. Maalesef TÜİK istihdam verilerinin takvim ve mevsim  etkilerini temizlemiyor." demiştir. Prof. Dr. Akat'a göre, 2008'den itibaren işsiz sayısı hızla  yükselerek, bir yılda % 60'a yakın artmaktadır. 2009'dan itibaren yavaş bir tempoyla düşüşe geçen  işsizlik; 2009 kasımda hâlâ, 2007 verilerinin % 40 üzerindedir.  İşsizlik nedeniyle aile birliği tehlike girmekte, evli çiftler maddi sıkıntılar nedeniyle  geçinememekte, boşanmalar yaşanmaktadır. Yine işsizlik nedeniyle, evlenmek isteyen gençler  evlenememekte, evli çiftler ise gelecek kaygısı ile çocuk yapma planlarını ertelemektedirler.  Çalışan nüfus da işsizlik korkusuyla işverenleri tarafından fazla mesai ücretleri ödenmeden daha  çok çalıştırılmakta, sendikasızlaştınlmakta, hatta maaşları düşürülmektedir. Bu durum işsizlerin  sorunlarının, çalışanları da etkilediğinin bir kanıtıdır. İşsizlerin sorunlarının çözülmesi, çalışanların  sorunlarının da çözülmesi anlamına gelmektedir.  Bu nedenlerle, işsizlerin yaşadıkları sorunların tespiti, ortaya çıkarılması ve çözümlenmesi amacı  ile Anayasamızın 98. maddesi, İçtüzüğümüzün 104. ve 105. maddeleri gereğince bir Araştırma  Komisyonu kurularak konunun tüm boyutlarıyla araştırılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Sayfa 21 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 3 6 - VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI  A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ  /.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 24 milletvekilinin, işsizlerin sorunlarının araştırıla­ rak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi  (10/670)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Ülkemizin en büyük sorunu olan işsizlik her geçen gün artmaktadır. Yapılan anket çalışmaları  da halkımızın en önemli sorun olarak gördükleri durumun işsizlik olduğunu göstermektedir.  SONAR araştırma şirketinin 03-13 Ocak 2010 tarihlerinde 15 ilde yüz yüze anket yöntemi  kullanarak 3 bin kişiyle gerçekleştirdiği çalışmaya göre; "Türkiye'nin en önemli sorunu nedir?"  sorusuna halkımız yüzde 67,7 oranında "İşsizlik/istihdam" demiştir. SONAR'ın 05-25 Ekim 2009  tarihleri arasında yapmış olduğu bir başka çalışmaya göre de katılımcıların yüzde 65,57'si  "işsizlik/İstihdam" sorununu Türkiye'nin en önemli sorunu olarak görmektedir.  Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezinin Kasım 2009 tarihinde 23 ilde, 2 bin 150 kişi ile yüz  yüze görüşülerek gerçekleştirdiği ankete göre de "Türkiye'nin en önemli problemi nedir?" sorusuna,  katılımcıların çoğunluğunu oluşturan yüzde 29'luk kesimi, "İşsizlik" cevabını vermiştir.  Ülkeyi yöneten Hükümet, işsizlik konusunu yok saymakta, istihdamı artırıcı politikalar  üretememektedir.  Türkiye'deki işsizlik rakamlarını açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım 2009  itibari ile 3 milyon 270 bin işsizin olduğunu açıklamıştır. TÜİK'in verilerine göre Kasım 2009 itibari  ile işsizlik artış oranı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,1 artmıştır. TÜİK'in bu verileri, artık iş  bulma umudunu kaybeden yurttaşlarımızın dikkate alınmadığı rakamlardır.  Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, TÜİK'in son işsizlik verilerini değerlendirmesinde: "İşsizlik patlıyor.  920 bin artışla, 3,5 milyon kişiye tırmanıyor. Hem mutlak sayı, hem de oran olarak tarihî rekor kırıyor.  Düzeltilmiş işsiz sayısı 5,5 milyondur. Maalesef TÜİK istihdam verilerinin takvim ve mevsim  etkilerini temizlemiyor." demiştir. Prof. Dr. Akat'a göre, 2008'den itibaren işsiz sayısı hızla  yükselerek, bir yılda % 60'a yakın artmaktadır. 2009'dan itibaren yavaş bir tempoyla düşüşe geçen  işsizlik; 2009 kasımda hâlâ, 2007 verilerinin % 40 üzerindedir.  İşsizlik nedeniyle aile birliği tehlike girmekte, evli çiftler maddi sıkıntılar nedeniyle  geçinememekte, boşanmalar yaşanmaktadır. Yine işsizlik nedeniyle, evlenmek isteyen gençler  evlenememekte, evli çiftler ise gelecek kaygısı ile çocuk yapma planlarını ertelemektedirler.  Çalışan nüfus da işsizlik korkusuyla işverenleri tarafından fazla mesai ücretleri ödenmeden daha  çok çalıştırılmakta, sendikasızlaştınlmakta, hatta maaşları düşürülmektedir. Bu durum işsizlerin  sorunlarının, çalışanları da etkilediğinin bir kanıtıdır. İşsizlerin sorunlarının çözülmesi, çalışanların  sorunlarının da çözülmesi anlamına gelmektedir.  Bu nedenlerle, işsizlerin yaşadıkları sorunların tespiti, ortaya çıkarılması ve çözümlenmesi amacı  ile Anayasamızın 98. maddesi, İçtüzüğümüzün 104. ve 105. maddeleri gereğince bir Araştırma  Komisyonu kurularak konunun tüm boyutlarıyla araştırılmasını saygılarımızla arz ederiz.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  1) Turgut Dibek (Kırklareli)  2) Bülent Baratalı (İzmir)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Erol Tınastepe (Erzincan)  5) Malik Ecder Özdemir (Sivas)  6) Tekin Bingöl (Ankara)  7) Rasim Çakır (Edirne)  8) Hüseyin Unsal (Amasya)  9) Tayfur Süner (Antalya)  10) Hüsnü Çöllü (Antalya)  l l )Sac id Yıldız (İstanbul)  12) Hulusi Güvel (Adana)  13) Şevket Köse (Adıyaman)  14) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  15) Ahmet Küçük (Çanakkale)  16) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  17) İsa Gök (Mersin)  18) Osman Kaptan (Antalya)  19) Gürol Ergin (Muğla)  20) Abdulaziz Yazar (Hatay)  21) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  22) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  23) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  24) Ensar Öğüt (Ardahan)  25) Abdullah Özer (Bursa)  2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 24 milletvekilinin, şeker fabrikalarının  pancar alımında fire kesintisi yapması konusunun araştırılması amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/671)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Şeker Fabrikalarında Üreticiden Şeker Pancarı alımlarında  gerekçesiz olarak fire kesintisi yapılması ile ilgili olarak İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince  ekte yer alan gerekçeye istinaden bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.  1) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  2) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  3) Gürol Ergin (Muğla)  4) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  - 5 3 7 -
Sayfa 22 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  1) Turgut Dibek (Kırklareli)  2) Bülent Baratalı (İzmir)  3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  4) Erol Tınastepe (Erzincan)  5) Malik Ecder Özdemir (Sivas)  6) Tekin Bingöl (Ankara)  7) Rasim Çakır (Edirne)  8) Hüseyin Unsal (Amasya)  9) Tayfur Süner (Antalya)  10) Hüsnü Çöllü (Antalya)  l l )Sac id Yıldız (İstanbul)  12) Hulusi Güvel (Adana)  13) Şevket Köse (Adıyaman)  14) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  15) Ahmet Küçük (Çanakkale)  16) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  17) İsa Gök (Mersin)  18) Osman Kaptan (Antalya)  19) Gürol Ergin (Muğla)  20) Abdulaziz Yazar (Hatay)  21) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  22) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  23) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  24) Ensar Öğüt (Ardahan)  25) Abdullah Özer (Bursa)  2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve 24 milletvekilinin, şeker fabrikalarının  pancar alımında fire kesintisi yapması konusunun araştırılması amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/671)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Şeker Fabrikalarında Üreticiden Şeker Pancarı alımlarında  gerekçesiz olarak fire kesintisi yapılması ile ilgili olarak İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince  ekte yer alan gerekçeye istinaden bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.  1) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  2) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  3) Gürol Ergin (Muğla)  4) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  - 5 3 7 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  Pancar tanmı ve pancar şekeri sektörü ülkemizde en fazla istihdam yaratan, yan sektörlere katkı  veren, en fazla çiftçi geliri sağlayan sektördür. Sektör ülkemizde yılda 3 milyar dolar katma değer  yaratmakta, taşımacılık sektörüne 25 milyon ton iş hacmi sağlamaktadır. Geçimini doğrudan veya  dolaylı olarak sektörle ilgilendirmiş 10 milyon insanımızın iş ve ekmek kapısıdır. Bu özelikleriyle  sektör tüm dünyada desteklenip korunmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye, dünyada bu sektörü  desteklemeyen tek ülkedir.  Devletin Türk çiftçisine ve şeker sektörüne katkısının sıfır olduğu ülkemizde, şeker fabrikalarını  pancar çiftçisi finanse etmektedir. Şeker fabrikaları ise şeker pancarı üreticisinin ürettiği pancarı  almak suretiyle üreticiye ekonomik yönde destek olmaktadır. Pancar üreticilerinin büyük çoğunluğu  şeker pancarı tarımı yaparak ürettiği ürünü pancar fabrikalarına vererek buradan aldığı parayla  geçimini sürdürmektedir. Şeker pancarı tanmı oldukça özveri ve yoğun emek gerektirmektedir. Bunca  yoğun uğraş ve özveriye rağmen pancar üreticisi emeğinin karşılığını alamamaktadır. Bu güne dek  uygulanan kotalarla ekim alanlarının sınırlandırılması, girdilerin yüksekliği, ürüne yeterince fiyat  verilmemesi gibi etkenler pancar üreticisinin mağduriyetine neden olmaktadır.  - 5 3 8 - 5) Şevket Köse (Adıyaman)  6) Erol Tınastepe (Erzincan)  7) Bülent Baratalı (İzmir)  8) Malik Ecder Özdemir (Sivas)  9) Rasim Çakır (Edirne)  10) Tekin Bingöl (Ankara)  11) Hüseyin Unsal (Amasya)  12) Abdulaziz Yazar (Hatay)  13) Tayfur Süner (Antalya)  14) Hüsnü Çöllü (Antalya)  15) Sacid Yıldız (İstanbul)  16) Hulusi Güvel (Adana)  17) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  18) Ahmet Küçük (Çanakkale)  19) İsa Gök (Mersin)  20) Osman Kaptan (Antalya)  21) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  22) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  23) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  24) Ensar Öğüt (Ardahan)  25) Abdullah Özer (Bursa)  Gerekçe
Sayfa 23 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  Pancar tanmı ve pancar şekeri sektörü ülkemizde en fazla istihdam yaratan, yan sektörlere katkı  veren, en fazla çiftçi geliri sağlayan sektördür. Sektör ülkemizde yılda 3 milyar dolar katma değer  yaratmakta, taşımacılık sektörüne 25 milyon ton iş hacmi sağlamaktadır. Geçimini doğrudan veya  dolaylı olarak sektörle ilgilendirmiş 10 milyon insanımızın iş ve ekmek kapısıdır. Bu özelikleriyle  sektör tüm dünyada desteklenip korunmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye, dünyada bu sektörü  desteklemeyen tek ülkedir.  Devletin Türk çiftçisine ve şeker sektörüne katkısının sıfır olduğu ülkemizde, şeker fabrikalarını  pancar çiftçisi finanse etmektedir. Şeker fabrikaları ise şeker pancarı üreticisinin ürettiği pancarı  almak suretiyle üreticiye ekonomik yönde destek olmaktadır. Pancar üreticilerinin büyük çoğunluğu  şeker pancarı tarımı yaparak ürettiği ürünü pancar fabrikalarına vererek buradan aldığı parayla  geçimini sürdürmektedir. Şeker pancarı tanmı oldukça özveri ve yoğun emek gerektirmektedir. Bunca  yoğun uğraş ve özveriye rağmen pancar üreticisi emeğinin karşılığını alamamaktadır. Bu güne dek  uygulanan kotalarla ekim alanlarının sınırlandırılması, girdilerin yüksekliği, ürüne yeterince fiyat  verilmemesi gibi etkenler pancar üreticisinin mağduriyetine neden olmaktadır.  - 5 3 8 - 5) Şevket Köse (Adıyaman)  6) Erol Tınastepe (Erzincan)  7) Bülent Baratalı (İzmir)  8) Malik Ecder Özdemir (Sivas)  9) Rasim Çakır (Edirne)  10) Tekin Bingöl (Ankara)  11) Hüseyin Unsal (Amasya)  12) Abdulaziz Yazar (Hatay)  13) Tayfur Süner (Antalya)  14) Hüsnü Çöllü (Antalya)  15) Sacid Yıldız (İstanbul)  16) Hulusi Güvel (Adana)  17) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  18) Ahmet Küçük (Çanakkale)  19) İsa Gök (Mersin)  20) Osman Kaptan (Antalya)  21) Ali Rıza Ertemür (Denizli)  22) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  23) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  24) Ensar Öğüt (Ardahan)  25) Abdullah Özer (Bursa)  Gerekçe  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 3 9 - Pancar üreticisi şeker pancarını üretip fabrikaya getirdiğinde başka bir sorunla daha  karşılaşmaktadır. Şöyle ki; T.Ş.F.A.Ş Şeker fabrikaları pancar üreticisinden pancar alımında hiçbir  gerekçe öne sürmeden % 5 oranında bir fire kesintisi yapmaktadır. Dolayısıyla pancar üreticisi şeker  fabrikalarına teslim ettiği ürününün bedelini % 5 oranında eksik almaktadır. Zaten kısıtlı miktarda  ekim yapabilen, ürününü yeterince değerlendiremeyen ve üretimin her aşamasında yoğun emek  harcayan üretici birde bu kesintiyle bu oranda bir gelir kaybına uğramaktadır.  Oysa bu kesintinin yasal olduğuyla ilgili hiçbir veri olmadığı gibi yetkililerce kesintinin ne  amaçla yapıldığı yönünde bilgi verilmemektedir.  Ayrıca Şeker Kanununda kesintiyle ilgili bir ifade yoktur. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, T.Ş.F.A.Ş,  Şeker Kurumu ve Şeker Kurulu tarafından yayımlanmış bir tebliğ, yönetmelik ve genelge  bulunmamaktadır. Yine Türkiye Şeker Fabrikaları mal alımlarına ait tip sözleşmede de bu kesintiye  ait bir esas ve usul belirlenmemiştir. Diğer yandan T C Anayasasının "Tarım, Hayvancılık ve Bu  Üretim Dallarında Çalışanların Korunması" başlıklı 45. Maddesinde "Devlet, bitkisel ve hayvansal  ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri  alır" denilmektedir. Bu kesinti usulsüz olarak yapılmaktadır. Bu konunun araştırılarak üreticinin alın  teriyle ürettiği ürününden kesinti yapılmasının önüne geçilmelidir.  T.Ş.F.A.Ş Şeker Fabrikalarında üretilen şeker ve melas miktarı, rapor olarak Sanayi ve Ticaret  Bakanlığına bildirilmektedir. Kampanya sonunda üretim miktarı göz önünde bulundurularak üretim  maliyeti yapılır. Ancak bu hesaplamada fire kesintisi göz önünde bulundurulmamaktadır. Dolayısıyla  üreticiden kesilen firenin ne olduğu yönünde herhangi bir açıklama yapılmadığı için bu konuda bazı  kuşkular ortaya çıkmaktadır.  Ayrıca bir çok Şeker Fabrikasının özelleştirme kapsamında olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bu  fabrikalar özelleştirildiğinde fabrikaların yeni sahiplerinin bu kesintiyi devam ettireceklerini ve yasal  dayanak olmaması nedeniyle kesinti miktarını daha da artırmayacaklarını kim iddia edebilir. Bu  durum fabrika sahiplerine haksız kazanç sağlayacağı gibi üreticinin daha da mağdur olmasına neden  olacaktır. Anılan gerekçelerle bu durumun bir an önce açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.  3.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 milletvekilinin, yerel basın ve yayın kuruluşlarının  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/672)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Dünyada medya; yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü kuvvet olarak görülmektedir.  Özellikle iletişim teknolojilerinin artmasıyla birlikte; medyanın, demokrasinin yaşaması ve gelişmesi  için ne derece önemli rol oynadığı daha iyi anlaşılmaktadır. Medyanın bu derece önemli bir konumda  olması, bütün gözlerin de üzerine çevrilmesine neden olmaktadır. Siyasi iktidarların, medyaya hâkim  olma ya da eleştirel görüşte yer alan medyayı sindirmeye dönük çabalan siyasi tarih içinde sık sık  tanık olunan manzaralardır.  Medya denilince konunun çok farklı boyutları akla gelmektedir. Gazete, televizyon, radyo,  internet gibi çok çeşitli araçlann yanında; uluslararası, ulusal ve yerel düzeyde yaşamını sürdüren  yazılı, görsel ve işitsel basın yayın organları, tüm dünya hakkında bilgi sahibi olmamızı  sağlamaktadır. Medyanın görevi, yalnızca bilgi almanın ötesine geçmiştir. Bunun bilincinde olmak,  medyaya gereken önemi vermekle sonuçlanacaktır.  Küreselleşmenin ve uluslararası tekelleşmenin yoğunlaştığı günümüzde, uluslararası ve ulusal  medyanın yanında yerel basın çok daha özel bir anlam taşımaktadır. Yerel basın, sosyal devletin  gereği ve özgürlüğün, demokrasinin savunulması amacıyla özel bir öneme sahiptir. Yerel basın ayakta  kalmazsa ne özgürlükten ne de demokrasiden bahsetme olanağı vardır. Yerel basın, bütün basın ve  yayın yaşamının kılcal damarları gibidir. Yerel basın olmadığı, susturulduğu ya da engellendiği  takdirde demokrasi, özgürlük sekteye uğrar ve toplumun sesi kesilir.
Sayfa 24 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 3 9 - Pancar üreticisi şeker pancarını üretip fabrikaya getirdiğinde başka bir sorunla daha  karşılaşmaktadır. Şöyle ki; T.Ş.F.A.Ş Şeker fabrikaları pancar üreticisinden pancar alımında hiçbir  gerekçe öne sürmeden % 5 oranında bir fire kesintisi yapmaktadır. Dolayısıyla pancar üreticisi şeker  fabrikalarına teslim ettiği ürününün bedelini % 5 oranında eksik almaktadır. Zaten kısıtlı miktarda  ekim yapabilen, ürününü yeterince değerlendiremeyen ve üretimin her aşamasında yoğun emek  harcayan üretici birde bu kesintiyle bu oranda bir gelir kaybına uğramaktadır.  Oysa bu kesintinin yasal olduğuyla ilgili hiçbir veri olmadığı gibi yetkililerce kesintinin ne  amaçla yapıldığı yönünde bilgi verilmemektedir.  Ayrıca Şeker Kanununda kesintiyle ilgili bir ifade yoktur. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, T.Ş.F.A.Ş,  Şeker Kurumu ve Şeker Kurulu tarafından yayımlanmış bir tebliğ, yönetmelik ve genelge  bulunmamaktadır. Yine Türkiye Şeker Fabrikaları mal alımlarına ait tip sözleşmede de bu kesintiye  ait bir esas ve usul belirlenmemiştir. Diğer yandan T C Anayasasının "Tarım, Hayvancılık ve Bu  Üretim Dallarında Çalışanların Korunması" başlıklı 45. Maddesinde "Devlet, bitkisel ve hayvansal  ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri  alır" denilmektedir. Bu kesinti usulsüz olarak yapılmaktadır. Bu konunun araştırılarak üreticinin alın  teriyle ürettiği ürününden kesinti yapılmasının önüne geçilmelidir.  T.Ş.F.A.Ş Şeker Fabrikalarında üretilen şeker ve melas miktarı, rapor olarak Sanayi ve Ticaret  Bakanlığına bildirilmektedir. Kampanya sonunda üretim miktarı göz önünde bulundurularak üretim  maliyeti yapılır. Ancak bu hesaplamada fire kesintisi göz önünde bulundurulmamaktadır. Dolayısıyla  üreticiden kesilen firenin ne olduğu yönünde herhangi bir açıklama yapılmadığı için bu konuda bazı  kuşkular ortaya çıkmaktadır.  Ayrıca bir çok Şeker Fabrikasının özelleştirme kapsamında olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bu  fabrikalar özelleştirildiğinde fabrikaların yeni sahiplerinin bu kesintiyi devam ettireceklerini ve yasal  dayanak olmaması nedeniyle kesinti miktarını daha da artırmayacaklarını kim iddia edebilir. Bu  durum fabrika sahiplerine haksız kazanç sağlayacağı gibi üreticinin daha da mağdur olmasına neden  olacaktır. Anılan gerekçelerle bu durumun bir an önce açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.  3.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 24 milletvekilinin, yerel basın ve yayın kuruluşlarının  sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/672)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Dünyada medya; yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü kuvvet olarak görülmektedir.  Özellikle iletişim teknolojilerinin artmasıyla birlikte; medyanın, demokrasinin yaşaması ve gelişmesi  için ne derece önemli rol oynadığı daha iyi anlaşılmaktadır. Medyanın bu derece önemli bir konumda  olması, bütün gözlerin de üzerine çevrilmesine neden olmaktadır. Siyasi iktidarların, medyaya hâkim  olma ya da eleştirel görüşte yer alan medyayı sindirmeye dönük çabalan siyasi tarih içinde sık sık  tanık olunan manzaralardır.  Medya denilince konunun çok farklı boyutları akla gelmektedir. Gazete, televizyon, radyo,  internet gibi çok çeşitli araçlann yanında; uluslararası, ulusal ve yerel düzeyde yaşamını sürdüren  yazılı, görsel ve işitsel basın yayın organları, tüm dünya hakkında bilgi sahibi olmamızı  sağlamaktadır. Medyanın görevi, yalnızca bilgi almanın ötesine geçmiştir. Bunun bilincinde olmak,  medyaya gereken önemi vermekle sonuçlanacaktır.  Küreselleşmenin ve uluslararası tekelleşmenin yoğunlaştığı günümüzde, uluslararası ve ulusal  medyanın yanında yerel basın çok daha özel bir anlam taşımaktadır. Yerel basın, sosyal devletin  gereği ve özgürlüğün, demokrasinin savunulması amacıyla özel bir öneme sahiptir. Yerel basın ayakta  kalmazsa ne özgürlükten ne de demokrasiden bahsetme olanağı vardır. Yerel basın, bütün basın ve  yayın yaşamının kılcal damarları gibidir. Yerel basın olmadığı, susturulduğu ya da engellendiği  takdirde demokrasi, özgürlük sekteye uğrar ve toplumun sesi kesilir.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  Yerel basın yayın organları, bu denli büyük bir öneme sahip olmasına rağmen, çok çeşitli  sorunlarla uğraşmaktadır. Çeşitli sorunlarla uğraşma nedeniyle bu kurumlar, asıl işlerine  yoğunlaşamamakla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunların en başında ekonomik koşulların zorluğu  gelmektedir. Siyasi iktidar tarafından resmi ilanlarını da kaybetmenin eşiğinden dönen yerel medya  organları, ekonomik olarak ayakta kalabilmek için mücadele etmektedir. Kimi zaman ve kimi yerlerde  yerelde baskı gören basın yayın organları, yaşadıkları güçlükleri aşabilmek için devlet desteğine  ihtiyaç duymaktadır.  Devletin ekonomik desteğine özellikle ihtiyacı olan yerel basın yayın organları, bağımsızlıklarını  korumak için çeşitli yasal düzenlemelere de ihtiyaç duymaktadır. Örneğin; KÖYDEŞ ilanları gibi,  doğrudan yereli ilgilendiren ilanların, bu basın yayın organlarında yer bulması yerel basın yayın  organlarını güçlendirecektir. Bunun gibi çeşitli yöntemlerle yerel basın yayın organlarının  desteklenmesi, yerel basının yaşaması için gereklidir.  Yerelde yaşamını sürdüren; yazılı, görsel ve işitsel basın yayın organlarının sorunlarının ve bu  sorunların çözüm yollarının araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM îçtüzüğü'nün 104 ve  105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.  1) Şevket Köse (Adıyaman)  2) Malik Ecder Özdemir (Sivas)  3) Erol Tınastepe (Erzincan)  4) Hüsnü Çöllü (Antalya)  5) Abdulaziz Yazar (Hatay)  6) Rasim Çakır (Edirne)  7) Sacid Yıldız (İstanbul)  8) Tayfur Süner (Antalya)  9) Hulusi Güvel (Adana)  10) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  11) Tekin Bingöl (Ankara)  12) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  13) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  14) Gürol Ergin (Muğla)  15) Bülent Baratalı (İzmir)  16) Hüseyin Unsal (Amasya)  17) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  18) Ahmet Küçük (Çanakkale)  19) İsa Gök (Mersin)  20) Osman Kaptan (Antalya)  21) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  22) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  23) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  24) Ensar Öğüt (Ardahan)  25) Abdullah Özer (Bursa)  - 5 4 0 -
Sayfa 25 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  Yerel basın yayın organları, bu denli büyük bir öneme sahip olmasına rağmen, çok çeşitli  sorunlarla uğraşmaktadır. Çeşitli sorunlarla uğraşma nedeniyle bu kurumlar, asıl işlerine  yoğunlaşamamakla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunların en başında ekonomik koşulların zorluğu  gelmektedir. Siyasi iktidar tarafından resmi ilanlarını da kaybetmenin eşiğinden dönen yerel medya  organları, ekonomik olarak ayakta kalabilmek için mücadele etmektedir. Kimi zaman ve kimi yerlerde  yerelde baskı gören basın yayın organları, yaşadıkları güçlükleri aşabilmek için devlet desteğine  ihtiyaç duymaktadır.  Devletin ekonomik desteğine özellikle ihtiyacı olan yerel basın yayın organları, bağımsızlıklarını  korumak için çeşitli yasal düzenlemelere de ihtiyaç duymaktadır. Örneğin; KÖYDEŞ ilanları gibi,  doğrudan yereli ilgilendiren ilanların, bu basın yayın organlarında yer bulması yerel basın yayın  organlarını güçlendirecektir. Bunun gibi çeşitli yöntemlerle yerel basın yayın organlarının  desteklenmesi, yerel basının yaşaması için gereklidir.  Yerelde yaşamını sürdüren; yazılı, görsel ve işitsel basın yayın organlarının sorunlarının ve bu  sorunların çözüm yollarının araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM îçtüzüğü'nün 104 ve  105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.  1) Şevket Köse (Adıyaman)  2) Malik Ecder Özdemir (Sivas)  3) Erol Tınastepe (Erzincan)  4) Hüsnü Çöllü (Antalya)  5) Abdulaziz Yazar (Hatay)  6) Rasim Çakır (Edirne)  7) Sacid Yıldız (İstanbul)  8) Tayfur Süner (Antalya)  9) Hulusi Güvel (Adana)  10) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)  11) Tekin Bingöl (Ankara)  12) Enis Tütüncü (Tekirdağ)  13) Ali Rıza Öztürk (Mersin)  14) Gürol Ergin (Muğla)  15) Bülent Baratalı (İzmir)  16) Hüseyin Unsal (Amasya)  17) Mevlüt Coşkuner (İsparta)  18) Ahmet Küçük (Çanakkale)  19) İsa Gök (Mersin)  20) Osman Kaptan (Antalya)  21) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)  22) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)  23) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)  24) Ensar Öğüt (Ardahan)  25) Abdullah Özer (Bursa)  - 5 4 0 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  1) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)  2) Durmuş Ali Torlak (İstanbul)  3) Oktay Vural (İzmir)  4) Şenol Bal (İzmir)  5) Mehmet Günal (Antalya)  6) Hasan Çalış (Karaman)  7) Hamza Hamit Homriş (Bursa)  8) Akif Akkuş (Mersin)  9) Münir Kutluata (Sakarya)  10) Murat Özkan (Giresun)  11) Mustafa Enöz (Manisa)  12) Tunca Toskay (Antalya)  13) Erkan Akçay (Manisa)  14) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)  15) Necati Özensoy (Bursa)  16) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)  17) Mustafa Kemal Cengiz (Çanakkale)  18) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)  19) Mehmet Şandır (Mersin)  20) Atila Kaya (İstanbul)  21) Ali Uzunırmak (Aydın)  22) Alim Işık (Kütahya)  Gerekçe:  Balıkesir'in Dursunbey ilçesi Odaköy yakınlarındaki kömür madeninde meydana gelen patlama  ile 13 işçi hayatını kaybetmiş 18 işçi yaralanmıştır. Aynı madende 01 Haziran 2006 tarihinde de 17  işçi hayatını kaybetmiştir. Kısa zaman aralıklarıyla karşımıza çıkan ciddi ölüm ve yaralanmalara  sebep olan maden kazaları, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğine gereken önemin verilmediğini mevcut  yasalarda ciddi eksikler bulunduğunu göstermektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün raporuna göre  dünyada günde ortalama 160 bin iş kazası yaşanmakta, yılda iş kazalarında 180 bin kişi ölmekte,  yine yılda iş kazalarında 2 milyon kişi sakat kalmakta, yılda 60 milyon kişi yaralanmaktadır.  - 5 4 1 - 4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 21 milletvekilinin, maden kazalarının neden­ lerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/673)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Balıkesir'in Dursunbey ilçesi Odaköy yakınlarında bir kömür madeninde yaşanan grizu patlaması  sebebiyle 13 işçi hayatını kaybetmiş 18 işçi yaralanmıştır. Bundan önceki yıllarda da sık sık karşımıza  çıkan ve ciddi rakamlarda ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan ülkemizde maddi ve manevi birçok  zarara imza atan ve her seferinde gündemini yitirince arkaya atıp üzerine eğilinmeyen maden  kazalarının nedenlerinin ve kazalardaki insan ölümlerini önleyecek çözüm yollarının belirlenmesi  amacıyla, Anayasanın 98'inci, TBMM İç Tüzüğünün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca " Meclis  Araştırması " açılması için gereğini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 26.02.2010
Sayfa 26 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  1) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)  2) Durmuş Ali Torlak (İstanbul)  3) Oktay Vural (İzmir)  4) Şenol Bal (İzmir)  5) Mehmet Günal (Antalya)  6) Hasan Çalış (Karaman)  7) Hamza Hamit Homriş (Bursa)  8) Akif Akkuş (Mersin)  9) Münir Kutluata (Sakarya)  10) Murat Özkan (Giresun)  11) Mustafa Enöz (Manisa)  12) Tunca Toskay (Antalya)  13) Erkan Akçay (Manisa)  14) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)  15) Necati Özensoy (Bursa)  16) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)  17) Mustafa Kemal Cengiz (Çanakkale)  18) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)  19) Mehmet Şandır (Mersin)  20) Atila Kaya (İstanbul)  21) Ali Uzunırmak (Aydın)  22) Alim Işık (Kütahya)  Gerekçe:  Balıkesir'in Dursunbey ilçesi Odaköy yakınlarındaki kömür madeninde meydana gelen patlama  ile 13 işçi hayatını kaybetmiş 18 işçi yaralanmıştır. Aynı madende 01 Haziran 2006 tarihinde de 17  işçi hayatını kaybetmiştir. Kısa zaman aralıklarıyla karşımıza çıkan ciddi ölüm ve yaralanmalara  sebep olan maden kazaları, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğine gereken önemin verilmediğini mevcut  yasalarda ciddi eksikler bulunduğunu göstermektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün raporuna göre  dünyada günde ortalama 160 bin iş kazası yaşanmakta, yılda iş kazalarında 180 bin kişi ölmekte,  yine yılda iş kazalarında 2 milyon kişi sakat kalmakta, yılda 60 milyon kişi yaralanmaktadır.  - 5 4 1 - 4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve 21 milletvekilinin, maden kazalarının neden­ lerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması  açılmasına ilişkin önergesi (10/673)  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Balıkesir'in Dursunbey ilçesi Odaköy yakınlarında bir kömür madeninde yaşanan grizu patlaması  sebebiyle 13 işçi hayatını kaybetmiş 18 işçi yaralanmıştır. Bundan önceki yıllarda da sık sık karşımıza  çıkan ve ciddi rakamlarda ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan ülkemizde maddi ve manevi birçok  zarara imza atan ve her seferinde gündemini yitirince arkaya atıp üzerine eğilinmeyen maden  kazalarının nedenlerinin ve kazalardaki insan ölümlerini önleyecek çözüm yollarının belirlenmesi  amacıyla, Anayasanın 98'inci, TBMM İç Tüzüğünün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca " Meclis  Araştırması " açılması için gereğini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 26.02.2010  TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Türkiye'de yılda ortalama 80 bin iş kazası meydana gelirken, iş kazasından ölen kişi sayısı  ortalama 1140 kişi, sakat kalan kişi sayısı ise yılda 2850 kişi olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'nün  raporlarına göre iş kazalarının çokluğu bakımından Türkiye, Avrupa'da birinci sırada yer almaktadır.  Bağlı bulunan hangi bakanlık olursa olsun üstüne bir de özelleştirmeler eklenince izlenen yanlış  politikalar yeterli mühendislik hizmetlerinden, bilim ve teknolojiden uzak, işçi sağlığı ve iş  güvenliğine yönelik gerekli tedbirlerin alınmadığı yüksek risk taşıyan işletmelerin artmasına  dolayısıyla ölümlü iş kazaların sıklıkla yaşanmasına ailelerin parçalanmasına ve beraberinde anne ve  babasını kaybetmiş psikolojisi bozulmuş çocukların bulunduğu sağlıksız koşullar oluşmasına sebep  vermektedir.  Ülkemizde sıklıkla arka arkaya yaşanan ölümlü iş kazaları ülkemizde yasa, yönetmelik ve  uygulamaların yeterli olmadığının, ağır çalışma koşullarının düzeltilmeden ve yeterli güvenlik  önlemleri alınmadan gerekli kontroller yapılmadan işçi çalıştıran işletmelere gerekli cezai işlemlerin  ciddiyetle yapılmadığının göstergesidir.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin  "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  1 'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam  edeceğiz.  - 5 4 2 -
Sayfa 27 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Türkiye'de yılda ortalama 80 bin iş kazası meydana gelirken, iş kazasından ölen kişi sayısı  ortalama 1140 kişi, sakat kalan kişi sayısı ise yılda 2850 kişi olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'nün  raporlarına göre iş kazalarının çokluğu bakımından Türkiye, Avrupa'da birinci sırada yer almaktadır.  Bağlı bulunan hangi bakanlık olursa olsun üstüne bir de özelleştirmeler eklenince izlenen yanlış  politikalar yeterli mühendislik hizmetlerinden, bilim ve teknolojiden uzak, işçi sağlığı ve iş  güvenliğine yönelik gerekli tedbirlerin alınmadığı yüksek risk taşıyan işletmelerin artmasına  dolayısıyla ölümlü iş kazaların sıklıkla yaşanmasına ailelerin parçalanmasına ve beraberinde anne ve  babasını kaybetmiş psikolojisi bozulmuş çocukların bulunduğu sağlıksız koşullar oluşmasına sebep  vermektedir.  Ülkemizde sıklıkla arka arkaya yaşanan ölümlü iş kazaları ülkemizde yasa, yönetmelik ve  uygulamaların yeterli olmadığının, ağır çalışma koşullarının düzeltilmeden ve yeterli güvenlik  önlemleri alınmadan gerekli kontroller yapılmadan işçi çalıştıran işletmelere gerekli cezai işlemlerin  ciddiyetle yapılmadığının göstergesidir.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Bilgilerinize sunulmuştur.  Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki  görüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.  Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin  "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.  1 'inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ  1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  2'nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun  görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.  2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  3'üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam  edeceğiz.  - 5 4 2 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  (x) 487 S. Sayılı Basmayazı 8/4/2010 tarihli 84 'üncü Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 5 4 3 - 3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine  kaldığımız yerden devam edeceğiz.  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet? Yerinde.  Sayın milletvekilleri, geçen birleşimde tasarının çerçeve l'inci maddesine bağlı ek 119'uncu  maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yapılan konuşma tamamlanmıştı.  Şimdi söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Akif Akkuş'a aittir.  Sayın Akkuş, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 487 sıra  sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı'nın çerçeve l'inci maddesine ekli, ek 119'du ancak dünkü değişiklikle ek 120'nci madde  oldu, o madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum.  Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, bu yasa ile 2547 sayılı Yükseköğrenim Kanunu'nun vakıf yükseköğretim  kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere dört yeni vakıf üniversitesi kurulması talep  edilmektedir. Bunlardan birisi de İstanbul'da kurulacak olan İstanbul Ön Asya Üniversitesidir.  Konuşmama üniversitenin isminden başlamak istiyorum. Türkiye Diyanet Vakfının kurduğu bu  üniversiteye, Batılıların ülkemize yakıştırdığı bir ismi vermelerini doğrusu yadırgadım. Daha ziyade,  Alman ekolüne mensup coğrafyacılar "Anadolu" yerine "Ön Asya, Küçük Asya" demeyi tercih  etmişlerdir. Bunlara ilave olarak, 1895 yılında, Alman araştırmacılar, daha ziyade filolojik çalışmalar  yapmak maksadıyla Ön Asya Cemiyetini kurmuşlardır, "Vorderasiatische Gesellschaft" diye Ön Asya  Cemiyetini kurmuşlar. 1908 yılında da Alman kültürü ve dilini yaymak için Alman Ön Asya  Komitesini (Deutsche Vorderasienkomitee) kurarak Anadolu'da çalışmalara başlamışlardır.  Böylece "Ön Asya" tabiri, Batılara göre, Anadolu'nun her yönüyle Asya'nın bir devamı, -sosyal,  kültürel ve siyasi olarak- olduğu anlayışı kullanılagelmiş bir tabirdir.  Değerli milletvekilleri, şimdi, tabii, belki bu "Ön Asya" kelimesi ile Alman komitelerinin  daha önce kurulup, çalışmalarını gündeme getirme ihtiyacı duymayabilirdik. Ancak geçen hafta  "Türk-Alman Üniversitesi" adıyla bir devlet üniversitesi kurulmasını sağladık. Dolayısıyla "Türk- Alman Üniversitesi" diye bir ad kullanılması, doğrusu buradaki "Ön Asya" kelimesi için de bende  birtakım çağrışımlar yaptı ve bunun ne zaman, nerede, nasıl kullanıldığını araştırdığımda bunlar ortaya  çıktı. Yani Almanlar demek ki daha Osmanlılar döneminde 2 defa Alman dilini ve Alman kültürünü  yaymak üzere Anadolu'da bu şekilde "Ön Asya" tabiriyle cemiyetler kurmuşlar, bunu belirtmek  istiyorum.
Sayfa 28 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  (x) 487 S. Sayılı Basmayazı 8/4/2010 tarihli 84 'üncü Birleşim Tutanağı 'na eklidir.  - 5 4 3 - 3.- Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin  Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik  Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)  BAŞKAN - Komisyon? Yok.  Ertelenmiştir.  4'üncü sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine  kaldığımız yerden devam edeceğiz.  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (x)  BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet? Yerinde.  Sayın milletvekilleri, geçen birleşimde tasarının çerçeve l'inci maddesine bağlı ek 119'uncu  maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yapılan konuşma tamamlanmıştı.  Şimdi söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Akif Akkuş'a aittir.  Sayın Akkuş, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 487 sıra  sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı'nın çerçeve l'inci maddesine ekli, ek 119'du ancak dünkü değişiklikle ek 120'nci madde  oldu, o madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum.  Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  Değerli milletvekilleri, bu yasa ile 2547 sayılı Yükseköğrenim Kanunu'nun vakıf yükseköğretim  kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere dört yeni vakıf üniversitesi kurulması talep  edilmektedir. Bunlardan birisi de İstanbul'da kurulacak olan İstanbul Ön Asya Üniversitesidir.  Konuşmama üniversitenin isminden başlamak istiyorum. Türkiye Diyanet Vakfının kurduğu bu  üniversiteye, Batılıların ülkemize yakıştırdığı bir ismi vermelerini doğrusu yadırgadım. Daha ziyade,  Alman ekolüne mensup coğrafyacılar "Anadolu" yerine "Ön Asya, Küçük Asya" demeyi tercih  etmişlerdir. Bunlara ilave olarak, 1895 yılında, Alman araştırmacılar, daha ziyade filolojik çalışmalar  yapmak maksadıyla Ön Asya Cemiyetini kurmuşlardır, "Vorderasiatische Gesellschaft" diye Ön Asya  Cemiyetini kurmuşlar. 1908 yılında da Alman kültürü ve dilini yaymak için Alman Ön Asya  Komitesini (Deutsche Vorderasienkomitee) kurarak Anadolu'da çalışmalara başlamışlardır.  Böylece "Ön Asya" tabiri, Batılara göre, Anadolu'nun her yönüyle Asya'nın bir devamı, -sosyal,  kültürel ve siyasi olarak- olduğu anlayışı kullanılagelmiş bir tabirdir.  Değerli milletvekilleri, şimdi, tabii, belki bu "Ön Asya" kelimesi ile Alman komitelerinin  daha önce kurulup, çalışmalarını gündeme getirme ihtiyacı duymayabilirdik. Ancak geçen hafta  "Türk-Alman Üniversitesi" adıyla bir devlet üniversitesi kurulmasını sağladık. Dolayısıyla "Türk- Alman Üniversitesi" diye bir ad kullanılması, doğrusu buradaki "Ön Asya" kelimesi için de bende  birtakım çağrışımlar yaptı ve bunun ne zaman, nerede, nasıl kullanıldığını araştırdığımda bunlar ortaya  çıktı. Yani Almanlar demek ki daha Osmanlılar döneminde 2 defa Alman dilini ve Alman kültürünü  yaymak üzere Anadolu'da bu şekilde "Ön Asya" tabiriyle cemiyetler kurmuşlar, bunu belirtmek  istiyorum.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 4 4 - Umut ederim ki yeni kurulacak olan bu üniversitemize verilen bu isim ile yukarıda  belirttiklerimin bir ilgi ve alakası yoktur, öyle olmasını ümit ediyorum.  Değerli milletvekilleri, son yıllarda ülkemizde devletle yarışırcasına vakıflar yeni üniversiteler  kurmaktalar ancak bu kurulan üniversitelerin küçük bir miktarı hariç, en azından şimdilik  üniversitelerden beklenen faydayı sağlayamayacakları görünüyor. Çünkü üniversiteyi kuran vakıfların  mal varlığı ne, bu üniversiteleri kuranlar kimdir, üniversite kuran vakıfların uğraş alanları nedir,  kurdukları fakülteleri neye göre seçiyorlar, hemen hemen bunların hiçbiri hakkında doğru bir bilgi  maalesef yok.  Komisyon görüşmeleri sırasında da yukarıdaki sorulara cevaplar istenmesi söz konusu oluyor  ama birkaç vakıf hariç bir türlü bu bilgileri yazılı olarak vermiyor, veremiyorlar.  Üniversitelerimizin çoğalması sevindirici olmakla beraber eğitimin kalitesini düşürdüğü de bir  gerçek. Bu sadece yeni kurulan vakıf üniversiteleriyle sınırlı değil, devlet üniversitelerindeki yetişmiş  bir kısım bilim adamı maalesef vakıf üniversitelerindeki verilen ücretin yüksekliğiyle orantılı olarak  devlet üniversitelerini terk etmekte ve vakıf üniversitelerine gitmektedirler.  Yeni açılan devlet üniversitelerinin öğretim üyesi kadrosunun oldukça sınırlı olduğu bilinen bir  gerçektir. Yani, işte geçtiğimiz yıl birçok üniversite açtık "her ile bir üniversite" diye, kasabalardan  küçük yerlere üniversiteler açtık. Buraların da öğretim üyesi kadrosu oldukça sınırlı.  Yeni üniversitelerde kadro arayan yetişmiş bilim adamlarına buralarda da yüksek ücret teklif  olmasına rağmen tercihlerini vakıf üniversitelerinden yana koyuyorlar. Niye? Vakıf üniversiteleri  daha çok büyük şehirlerde ve imkânlarının hızla artması söz konusu olan yerlerde de onun için.  Büyük şehirlerde atıl devlet binaları bulunmakta ve bu vakıf üniversiteleri de maalesef gözlerini  bunlara dikmiş durumdadırlar. Bu vakıf binalarının yahut devlet binalarının bir kısmı da yavaş yavaş  bu vakıf üniversitelerine tahsis edilmektedir.  Değerli milletvekilleri, açılan üniversitelerin hangi katkıları sağlayacağı "beylik" tabir edilen  sözcüklerle açıklanıyor. Fakat son beş yıl içinde kurulmuş vakıf üniversiteleri nasıl bir gelişme  sağlamış, bilime, üniversiter hayata ne katkıları olmuş, bunlar maalesef belli değil. Bunların mutlaka  ortaya konması gerekiyor, bunun için birtakım çalışmaların yapılması gerekiyor. Yani bu kurulan  üniversiteler gelişmelerini ne ölçüde tamamlayıcı çalışmalar yapmışlar, ne zamana tamamlayabile­ cekler, bunların mutlaka araştırılması gerekiyor kanaatindeyim.  Millî Eğitim Bakanlığının bu konuda bir çalışmasının olup olmadığı, olumlu sonuçların alınıp  alınmadığı belli değil. Bu yüzden, yeni kurulacak olan vakıf üniversiteleri için yapılan her başvurunun  kabul edilip izin verilmesi oldukça düşündürücü. "Niye düşündürücü, yani vakıf üniversitesi açılsa  ne olur?" diyeceksiniz. İşte düşündürücü olan şu: Bilindiği gibi, 1960'ların başlarında özel  yüksekokullar açıldı. Bunlar üniversite hâline gelsinler diye açıldı ve Türkiye'nin birçok yerinde  bunlar faaliyet gösterdi, özellikle İstanbul ve Ankara başta olmak üzere. Ama bunlarda birçok  olumsuzluklar yaşandı. Yani aramızda buradan mezun olan arkadaşlarımız mutlaka vardır ama biz  onların nasıl mezun olduğunu da, hepsini demiyorum ama bir kısmının nasıl mezun olduklarını da  biliyoruz maalesef. Ve bunlar bir bir kapanmıştır. Daha sonra da devlet aldığı bir kararla bunlann ülke  yararına olmayacağını düşünmüş ve bir kanun çıkartarak bunları tamamen lağvetmiştir. Böyle giderse,  üzülerek söylüyorum, vakıf üniversitelerinin akıbeti de bu olacak diye korkuyorum.
Sayfa 29 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 0 : 1  - 5 4 4 - Umut ederim ki yeni kurulacak olan bu üniversitemize verilen bu isim ile yukarıda  belirttiklerimin bir ilgi ve alakası yoktur, öyle olmasını ümit ediyorum.  Değerli milletvekilleri, son yıllarda ülkemizde devletle yarışırcasına vakıflar yeni üniversiteler  kurmaktalar ancak bu kurulan üniversitelerin küçük bir miktarı hariç, en azından şimdilik  üniversitelerden beklenen faydayı sağlayamayacakları görünüyor. Çünkü üniversiteyi kuran vakıfların  mal varlığı ne, bu üniversiteleri kuranlar kimdir, üniversite kuran vakıfların uğraş alanları nedir,  kurdukları fakülteleri neye göre seçiyorlar, hemen hemen bunların hiçbiri hakkında doğru bir bilgi  maalesef yok.  Komisyon görüşmeleri sırasında da yukarıdaki sorulara cevaplar istenmesi söz konusu oluyor  ama birkaç vakıf hariç bir türlü bu bilgileri yazılı olarak vermiyor, veremiyorlar.  Üniversitelerimizin çoğalması sevindirici olmakla beraber eğitimin kalitesini düşürdüğü de bir  gerçek. Bu sadece yeni kurulan vakıf üniversiteleriyle sınırlı değil, devlet üniversitelerindeki yetişmiş  bir kısım bilim adamı maalesef vakıf üniversitelerindeki verilen ücretin yüksekliğiyle orantılı olarak  devlet üniversitelerini terk etmekte ve vakıf üniversitelerine gitmektedirler.  Yeni açılan devlet üniversitelerinin öğretim üyesi kadrosunun oldukça sınırlı olduğu bilinen bir  gerçektir. Yani, işte geçtiğimiz yıl birçok üniversite açtık "her ile bir üniversite" diye, kasabalardan  küçük yerlere üniversiteler açtık. Buraların da öğretim üyesi kadrosu oldukça sınırlı.  Yeni üniversitelerde kadro arayan yetişmiş bilim adamlarına buralarda da yüksek ücret teklif  olmasına rağmen tercihlerini vakıf üniversitelerinden yana koyuyorlar. Niye? Vakıf üniversiteleri  daha çok büyük şehirlerde ve imkânlarının hızla artması söz konusu olan yerlerde de onun için.  Büyük şehirlerde atıl devlet binaları bulunmakta ve bu vakıf üniversiteleri de maalesef gözlerini  bunlara dikmiş durumdadırlar. Bu vakıf binalarının yahut devlet binalarının bir kısmı da yavaş yavaş  bu vakıf üniversitelerine tahsis edilmektedir.  Değerli milletvekilleri, açılan üniversitelerin hangi katkıları sağlayacağı "beylik" tabir edilen  sözcüklerle açıklanıyor. Fakat son beş yıl içinde kurulmuş vakıf üniversiteleri nasıl bir gelişme  sağlamış, bilime, üniversiter hayata ne katkıları olmuş, bunlar maalesef belli değil. Bunların mutlaka  ortaya konması gerekiyor, bunun için birtakım çalışmaların yapılması gerekiyor. Yani bu kurulan  üniversiteler gelişmelerini ne ölçüde tamamlayıcı çalışmalar yapmışlar, ne zamana tamamlayabile­ cekler, bunların mutlaka araştırılması gerekiyor kanaatindeyim.  Millî Eğitim Bakanlığının bu konuda bir çalışmasının olup olmadığı, olumlu sonuçların alınıp  alınmadığı belli değil. Bu yüzden, yeni kurulacak olan vakıf üniversiteleri için yapılan her başvurunun  kabul edilip izin verilmesi oldukça düşündürücü. "Niye düşündürücü, yani vakıf üniversitesi açılsa  ne olur?" diyeceksiniz. İşte düşündürücü olan şu: Bilindiği gibi, 1960'ların başlarında özel  yüksekokullar açıldı. Bunlar üniversite hâline gelsinler diye açıldı ve Türkiye'nin birçok yerinde  bunlar faaliyet gösterdi, özellikle İstanbul ve Ankara başta olmak üzere. Ama bunlarda birçok  olumsuzluklar yaşandı. Yani aramızda buradan mezun olan arkadaşlarımız mutlaka vardır ama biz  onların nasıl mezun olduğunu da, hepsini demiyorum ama bir kısmının nasıl mezun olduklarını da  biliyoruz maalesef. Ve bunlar bir bir kapanmıştır. Daha sonra da devlet aldığı bir kararla bunlann ülke  yararına olmayacağını düşünmüş ve bir kanun çıkartarak bunları tamamen lağvetmiştir. Böyle giderse,  üzülerek söylüyorum, vakıf üniversitelerinin akıbeti de bu olacak diye korkuyorum.  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 4 5 - Elbette ülkemizde çok sayıda gencimiz ve onların yakınları, çocukları üniversiteye gitsin ve bir  meslek edinerek daha yüksek standartta bir hayat sürsün istiyor. Maalesef, gençlerin ve ana  babalarının bu isteği yerine gelmiyor. Bugün eğitimli nüfusun yüzde 25'i işsiz. AKP Hükümeti vakıf  üniversitelerinin açılmasını kolaylaştırdığı gibi, buralardan mezun olanların asgari ihtiyacını  karşılayacak kadar bir iş bulması için de çalışmalıdır diyorum. Devletin elindeki kamu iktisadi  kuruluşları âdeta yok pahasına eşe dosta peşkeş çekilip ortadan kaldırılırken, çiftçinin, köylünün  ürettiği ürün yok pahasına satılıp üreticinin emeği dahi değerlendirilmemektedir. On sene kadar önce  büyük bir üretim toplumu olan Türkiye, bugün maalesef dev bir tüketim toplumu hâline gelmiştir.  Vakıf üniversiteleri hızla kurulurken birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Geçtiğimiz  yıl boy boy ve bol bol ilan verilmesine "Bizim üniversitemiz en iyi." propagandası yapılmasına  rağmen 110 bin kişilik vakıf üniversitelerinde boş kontenjan olduğu belirtilmişti. Vakıf üniversiteleri,  adı üstünde vakıf, her yıl burslu öğrenci aldıklarını belirtirler ve bu konuda vergi muafiyeti isteyenler  de maalesef vardır, ancak 30 kişilik kontenjanı olan bölüme 5 veya 6 burslu öğrenci alınır. Aslında  bu, son derece tehlikelidir, çünkü burslu öğrenci programa 350-380 puanla girerken, paralı öğrenci  230-240 puanla girer. Şimdi düşünün, birisi 350 puan, 380 puan almış girmiş, birisi de ondan aşağı  yukarı 120 puan aşağı alarak giriyor ve siz bu çocukları tutuyorsunuz aynı sınıfa sokuyorsunuz. Bu,  eğitim kurallarına uygun değil. Bunun için bunun dikkate alınması gerekiyor.  Ayrıca, bunların aldıkları ücret de maalesef vakıf üniversiteliliğine, vakıf anlayışına sığmıyor.  9 milyar ile 17 milyar lira arasında -eski parayla söylüyorum tabii- bunlar ücret alıyorlar. Peki, sonra  da diyorlar ki: "Kâr gayesi gütmüyor." Bir öğrenciye devlet üniversiteleri 5 milyara kadar masraf  yaparken bunlar 9 ila 17 milyar lira arasında değişen miktarlarda ücret alıyorsa, ortaya çıkan fark  nereye gidiyor, kime gidiyor?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Cari gidere gidiyor.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Cari gidere...  AHMET YENİ (Samsun) - Hocalara gidiyor.  BAŞKAN - Sayın Akkuş, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Şimdi, Ahmet Bey diyor ki: "Hocalara gidiyor." Elbette bir yerlere  verecekler. Hocalara parlak çekiyorlar. Bizde güvercincilik işiyle uğraşanlar bir güvercin atarlar,  parlak çekerler. Hocalara da maalesef parlak çekiyorlar "Gelin, bak biz size 3 bin dolar, 4 bin dolar  veriyoruz, buraya gelin." diye.  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Transfer var, transfer...  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Burada üzerinde durmak istediğim bir şey de İstanbul Ön Asya  Üniversitesinin fakültelerinden birisi eğitim fakültesidir. Aynı zamanda edebiyat fakültesi de var bu  Üniversitenin içinde. Bugün ülkemizde bu iki fakülte mezunları yüzde 99 ihtimalle -yani hem  edebiyat hem eğitim fakülteleri- öğretmen olabilecek şekilde yetiştirilmektedir. Yakın bir zaman  öncesine kadar sadece eğitim fakültesi mezunları doğrudan doğruya öğretmen olabilmekteydi, şimdi  ise "Bunlar, fen-edebiyat fakültesi öğrencileri de ders programı içerisinde pedagoji dersleri alarak  öğretmen olabilecekler." dendi.  Şu anda 250 bin civarında, eğitim fakültesinden mezun olmuş, atanmayı bekleyen, öğretmenlik  hakkını kazanmış ama öğretmen olmamış çocuğumuz, arkadaşımız, kardeşimiz var.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 30 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 4 5 - Elbette ülkemizde çok sayıda gencimiz ve onların yakınları, çocukları üniversiteye gitsin ve bir  meslek edinerek daha yüksek standartta bir hayat sürsün istiyor. Maalesef, gençlerin ve ana  babalarının bu isteği yerine gelmiyor. Bugün eğitimli nüfusun yüzde 25'i işsiz. AKP Hükümeti vakıf  üniversitelerinin açılmasını kolaylaştırdığı gibi, buralardan mezun olanların asgari ihtiyacını  karşılayacak kadar bir iş bulması için de çalışmalıdır diyorum. Devletin elindeki kamu iktisadi  kuruluşları âdeta yok pahasına eşe dosta peşkeş çekilip ortadan kaldırılırken, çiftçinin, köylünün  ürettiği ürün yok pahasına satılıp üreticinin emeği dahi değerlendirilmemektedir. On sene kadar önce  büyük bir üretim toplumu olan Türkiye, bugün maalesef dev bir tüketim toplumu hâline gelmiştir.  Vakıf üniversiteleri hızla kurulurken birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Geçtiğimiz  yıl boy boy ve bol bol ilan verilmesine "Bizim üniversitemiz en iyi." propagandası yapılmasına  rağmen 110 bin kişilik vakıf üniversitelerinde boş kontenjan olduğu belirtilmişti. Vakıf üniversiteleri,  adı üstünde vakıf, her yıl burslu öğrenci aldıklarını belirtirler ve bu konuda vergi muafiyeti isteyenler  de maalesef vardır, ancak 30 kişilik kontenjanı olan bölüme 5 veya 6 burslu öğrenci alınır. Aslında  bu, son derece tehlikelidir, çünkü burslu öğrenci programa 350-380 puanla girerken, paralı öğrenci  230-240 puanla girer. Şimdi düşünün, birisi 350 puan, 380 puan almış girmiş, birisi de ondan aşağı  yukarı 120 puan aşağı alarak giriyor ve siz bu çocukları tutuyorsunuz aynı sınıfa sokuyorsunuz. Bu,  eğitim kurallarına uygun değil. Bunun için bunun dikkate alınması gerekiyor.  Ayrıca, bunların aldıkları ücret de maalesef vakıf üniversiteliliğine, vakıf anlayışına sığmıyor.  9 milyar ile 17 milyar lira arasında -eski parayla söylüyorum tabii- bunlar ücret alıyorlar. Peki, sonra  da diyorlar ki: "Kâr gayesi gütmüyor." Bir öğrenciye devlet üniversiteleri 5 milyara kadar masraf  yaparken bunlar 9 ila 17 milyar lira arasında değişen miktarlarda ücret alıyorsa, ortaya çıkan fark  nereye gidiyor, kime gidiyor?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Cari gidere gidiyor.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Cari gidere...  AHMET YENİ (Samsun) - Hocalara gidiyor.  BAŞKAN - Sayın Akkuş, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Şimdi, Ahmet Bey diyor ki: "Hocalara gidiyor." Elbette bir yerlere  verecekler. Hocalara parlak çekiyorlar. Bizde güvercincilik işiyle uğraşanlar bir güvercin atarlar,  parlak çekerler. Hocalara da maalesef parlak çekiyorlar "Gelin, bak biz size 3 bin dolar, 4 bin dolar  veriyoruz, buraya gelin." diye.  OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Transfer var, transfer...  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Burada üzerinde durmak istediğim bir şey de İstanbul Ön Asya  Üniversitesinin fakültelerinden birisi eğitim fakültesidir. Aynı zamanda edebiyat fakültesi de var bu  Üniversitenin içinde. Bugün ülkemizde bu iki fakülte mezunları yüzde 99 ihtimalle -yani hem  edebiyat hem eğitim fakülteleri- öğretmen olabilecek şekilde yetiştirilmektedir. Yakın bir zaman  öncesine kadar sadece eğitim fakültesi mezunları doğrudan doğruya öğretmen olabilmekteydi, şimdi  ise "Bunlar, fen-edebiyat fakültesi öğrencileri de ders programı içerisinde pedagoji dersleri alarak  öğretmen olabilecekler." dendi.  Şu anda 250 bin civarında, eğitim fakültesinden mezun olmuş, atanmayı bekleyen, öğretmenlik  hakkını kazanmış ama öğretmen olmamış çocuğumuz, arkadaşımız, kardeşimiz var.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 4 6 - BAŞKAN - Sayın Akkuş, konuşmanızı tamamlar mısınız efendim.  Buyurun.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Dolayısıyla, buralara yapılmış olan, yapılacak olan emek ve  masrafın bir yerde boşa gideceği, heba olacağı anlaşılmaktadır diyor, hepinize saygı ve selamlarımı  sunuyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akkuş.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Sevahir Bayındır, Şırnak Milletvekili, buyurun efendim.  (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  görüşülmekte olan kanun değişikliği teklifi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi  saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlarken öncelikle, iki gün önce Samsun'da, siyaseten yasaklanmış, kapatılan  Demokratik Toplum Partimizin Eş Başkanı ve Kürt halkının yüreğinin değişmeyen Eş Başkanı Sayın  Ahmet Türk'e yönelik geliştirilmiş olan saldırıyı kınıyorum ve bu zihniyeti yaratan tüm kurumları,  siyasetçileri bir an önce bu mayınlı zeminin ortadan kaldırılmasına dönük sorumluluğa davet ediyorum.  Ve yine, bugün 14 Nisan. 14 Nisanın artık Kürtler için çok önemli bir anlamı var. Nasıl ki, 29  Mart 2009, Kürtler açısından kendi haklarını korumak, yerelde özgürce siyasete katılmak, kendi  idaresini özgürce gerçekleştirmek ve idare ettiği toplumun dilini, kültürünü geliştirmek ve yeni bir  zihniyetle, yeni bir anlayışla bir sistem geliştirmeye dönük katettiği bir aşama idiyse, bu aşamanın  -yani Kürtlerin seçimde kazandığı bu gelişmenin- birilerini rahatsız ettiğini gördük, hemen 29 Mart  arifesinde ve yine işbaşındaydılar Kürtlerin iradesini kabul etmeyenler, seçilmişine tahammül  etmeyenler, Kürtlerin kimlikleriyle, inançlarıyla, emekleriyle, varlıklarıyla, tarihleriyle, dilleriyle,  bin yıllardır yaşadıkları kadim topraklarda özgürce yaşamalarına tahammül geliştirilmedi ve bu  tahammülsüzlüğün sonucu, o gün, içinde partimizin örgütlenmeden sorumlu Eş Başkan Yardımcısı  Sayın Kamuran Yüksek, yine yerel yönetimlerden sorumlu Eş Başkan Yardımcımız Sayın Bayram  Altun, yine gençlik mücadelesinin öncülüğünü yapmış ve yine merkez yürütmede bizi temsil eden  Sayın Mazlum Tekdağ ve yine kadın temsilcimiz, kadın sözcümüz Sayın Besime Gonca ve yine daha  önce DTP'de bir dönem eş başkanlık yapan Sayın Selma Irmak ve pek çok arkadaşımız, merkez  yöneticisi, il yöneticisi ve büyük bir çoğunluğu da 29 Mart yerel seçimler zaferinin, başarısının  imzacısı olan arkadaşlarımız hâlen cezaevinde ve bir yıl geçti, hâlen iddianameleri yok ortada. Neyle  suçlandığı belli değil. Rahmetli Ahmet Kaya'nın dediği gibi: "Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar, suçu  saz çalmakmış sadece öğrendiğimiz kadar." Şu anda cezaevinde bulunan çocuklar da dâhil Kürt  siyasetçisi, Kürt aydını, Kürt yazarı, insan haklan savunucusu, "Demokratım." diyen insanlar suçsuz  bir şekilde içerideler. Tek suçları özgürlük istemeleriydi, tek suçları insanca "Vanz." demeleriydi, tek  suçları insan hak ihlallerine karşı kör-sağır olmamalarıydı, tek suçları bu ülkede herkesin eşit, özgür  bir şekilde yaşamalarını sağlamak ve bunun gerçekleşmesi için de kendilerini adamaktı ve daha  önceleri gibi, onlann öncülüğünü yapan Mehmet Sincarlar gibi, Vedat Aydınlar gibi, Ape Musalar gibi  Kürtlerin sesini duyurmak, Kürtlerin uğradığı haksızlığı bir nebze de olsa çığlık hâline getirip hem  Kürt'e hem Kürt'ü kabul etmeyen resmî ideolojiye, bütün hükümetlere, bütün Türkiye'nin kurumsal  mekanizmalarında yer alan herkese, bütün herkese, tek amaçları Kürtlerin de var olduğunu, bir halk  olduğunu; dilinin, kültürünün yasak olduğunu ve yirmi sekiz defa bu haksızlığa isyan ettiklerini ve  yirmi dokuzuncu defa da bu isyanı yürüttüklerini, sürdürdüklerini anlatabilmekti tek kusurları. Tek  suçları insan olmak istemekti ve bu suçlarının bedeli de maalesef, işte, belediye başkanları peşi sıra  gözaltına alındı, tutuklandı, 29 Mart sürecinden sonra geliştirilen müdahale dinmeden, aralık  vermeden devam etti. 14 Nisanda tutuklanmalar, mayısta İl Genel Başkanımız da dâhil... Diyarbakır  İl Genel Başkanı demek, valinin de bütçesini denetleyen insan, yerel irade demek. O halka hizmetin,  o halkın seçtiği kutsal emek ve değeri korumakla görevli o irade, o günden beri hâlâ cezaevinde ve  7 belediye başkanımız 29 Martta seçildiler, halkımız onları seçtiler ama hâlen cezaevindeler.
Sayfa 31 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 4 6 - BAŞKAN - Sayın Akkuş, konuşmanızı tamamlar mısınız efendim.  Buyurun.  AKİF AKKUŞ (Devamla) - Dolayısıyla, buralara yapılmış olan, yapılacak olan emek ve  masrafın bir yerde boşa gideceği, heba olacağı anlaşılmaktadır diyor, hepinize saygı ve selamlarımı  sunuyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akkuş.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Sevahir Bayındır, Şırnak Milletvekili, buyurun efendim.  (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  görüşülmekte olan kanun değişikliği teklifi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi  saygıyla selamlıyorum.  Sözlerime başlarken öncelikle, iki gün önce Samsun'da, siyaseten yasaklanmış, kapatılan  Demokratik Toplum Partimizin Eş Başkanı ve Kürt halkının yüreğinin değişmeyen Eş Başkanı Sayın  Ahmet Türk'e yönelik geliştirilmiş olan saldırıyı kınıyorum ve bu zihniyeti yaratan tüm kurumları,  siyasetçileri bir an önce bu mayınlı zeminin ortadan kaldırılmasına dönük sorumluluğa davet ediyorum.  Ve yine, bugün 14 Nisan. 14 Nisanın artık Kürtler için çok önemli bir anlamı var. Nasıl ki, 29  Mart 2009, Kürtler açısından kendi haklarını korumak, yerelde özgürce siyasete katılmak, kendi  idaresini özgürce gerçekleştirmek ve idare ettiği toplumun dilini, kültürünü geliştirmek ve yeni bir  zihniyetle, yeni bir anlayışla bir sistem geliştirmeye dönük katettiği bir aşama idiyse, bu aşamanın  -yani Kürtlerin seçimde kazandığı bu gelişmenin- birilerini rahatsız ettiğini gördük, hemen 29 Mart  arifesinde ve yine işbaşındaydılar Kürtlerin iradesini kabul etmeyenler, seçilmişine tahammül  etmeyenler, Kürtlerin kimlikleriyle, inançlarıyla, emekleriyle, varlıklarıyla, tarihleriyle, dilleriyle,  bin yıllardır yaşadıkları kadim topraklarda özgürce yaşamalarına tahammül geliştirilmedi ve bu  tahammülsüzlüğün sonucu, o gün, içinde partimizin örgütlenmeden sorumlu Eş Başkan Yardımcısı  Sayın Kamuran Yüksek, yine yerel yönetimlerden sorumlu Eş Başkan Yardımcımız Sayın Bayram  Altun, yine gençlik mücadelesinin öncülüğünü yapmış ve yine merkez yürütmede bizi temsil eden  Sayın Mazlum Tekdağ ve yine kadın temsilcimiz, kadın sözcümüz Sayın Besime Gonca ve yine daha  önce DTP'de bir dönem eş başkanlık yapan Sayın Selma Irmak ve pek çok arkadaşımız, merkez  yöneticisi, il yöneticisi ve büyük bir çoğunluğu da 29 Mart yerel seçimler zaferinin, başarısının  imzacısı olan arkadaşlarımız hâlen cezaevinde ve bir yıl geçti, hâlen iddianameleri yok ortada. Neyle  suçlandığı belli değil. Rahmetli Ahmet Kaya'nın dediği gibi: "Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar, suçu  saz çalmakmış sadece öğrendiğimiz kadar." Şu anda cezaevinde bulunan çocuklar da dâhil Kürt  siyasetçisi, Kürt aydını, Kürt yazarı, insan haklan savunucusu, "Demokratım." diyen insanlar suçsuz  bir şekilde içerideler. Tek suçları özgürlük istemeleriydi, tek suçları insanca "Vanz." demeleriydi, tek  suçları insan hak ihlallerine karşı kör-sağır olmamalarıydı, tek suçları bu ülkede herkesin eşit, özgür  bir şekilde yaşamalarını sağlamak ve bunun gerçekleşmesi için de kendilerini adamaktı ve daha  önceleri gibi, onlann öncülüğünü yapan Mehmet Sincarlar gibi, Vedat Aydınlar gibi, Ape Musalar gibi  Kürtlerin sesini duyurmak, Kürtlerin uğradığı haksızlığı bir nebze de olsa çığlık hâline getirip hem  Kürt'e hem Kürt'ü kabul etmeyen resmî ideolojiye, bütün hükümetlere, bütün Türkiye'nin kurumsal  mekanizmalarında yer alan herkese, bütün herkese, tek amaçları Kürtlerin de var olduğunu, bir halk  olduğunu; dilinin, kültürünün yasak olduğunu ve yirmi sekiz defa bu haksızlığa isyan ettiklerini ve  yirmi dokuzuncu defa da bu isyanı yürüttüklerini, sürdürdüklerini anlatabilmekti tek kusurları. Tek  suçları insan olmak istemekti ve bu suçlarının bedeli de maalesef, işte, belediye başkanları peşi sıra  gözaltına alındı, tutuklandı, 29 Mart sürecinden sonra geliştirilen müdahale dinmeden, aralık  vermeden devam etti. 14 Nisanda tutuklanmalar, mayısta İl Genel Başkanımız da dâhil... Diyarbakır  İl Genel Başkanı demek, valinin de bütçesini denetleyen insan, yerel irade demek. O halka hizmetin,  o halkın seçtiği kutsal emek ve değeri korumakla görevli o irade, o günden beri hâlâ cezaevinde ve  7 belediye başkanımız 29 Martta seçildiler, halkımız onları seçtiler ama hâlen cezaevindeler.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Çocuklarımız, Yahya Menekşe'nin arkadaşları, "Yahya Menekşe niye katledildi?" diyen  arkadaşları cenaze törenlerine katıldı diye.. . Yahya Menekşe, 17 yaşındaki Yahya Menekşe'nin  cenaze törenlerine katıldılar diye hâlâ suçlular, hâlâ yargılanıyorlar. "Bu çocuklar niye taş atıyor?"  diye kimse sormuyor. Bu çocuklar taş atan çocuklar değil; bu çocuklar annesi öldürülen, kardeşi  kaybedilen; babasından haber alamayan ve dili yasaklı, işkenceyi görmüş çocuklardır, bu çocuklar  zulmün tanıkları çocuklardır. Bu çocukları tanıyın da büyüyün, tanıyın da karar verin. Suçlarken  önce, bu çocuklara uygulanan haksızlığı, bu çocukların ait olduğu toprakların, bu çocukların ait  olduğu halkın dilinin, kültürünün yasaklığına o yürekleriyle, o beyinleriyle isyanı olarak görmek  gerekiyor.  Bu nedenle, bir yılı geçmiş ve bu bir yıl içinde siyasi partimiz kapatıldı, DTP cezalandırıldı. Eş  başkanlarımız, DTP'nin kurucu eş başkanları cezalandırıldı, hedef hâline getirildi ve bugün  Samsun'da gelişiyorsa bu müdahale ya da başka yerde gelişiyorsa, bunun tek müsebbibi, bu süreç  içinde idareyi elinde bulunduran, Türkiye'yi yürüten yürütme gücüdür. Siyasal sorumluluk siyasal  aktörlerindir ve AKP Hükümeti bütün bu yaşananların ortağıdır, uygulayıcısıdır ve sorumlusudur.  Üzerinden atamaz. İktidar kavgasına düşerek, "Ergenekon'la çatışıyorum." diyerek sadece yürütme  erkini eline almak ama halkın ekmek, su kadar ihtiyacı olan özgürlüğe, eşitliğe, demokrasiye,  istihdama hiçbir şekilde eğilmeyeceksiniz, adım atmayacaksınız ama iktidarınızı elinize geçirmek  için hiç dinmeden, yılmadan mücadele edeceksiniz. Samimiyete davet ediyoruz herkesi.  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Ayıp ediyorsun ama Sevahir Hanım.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Herkesi samimiyete davet ediyoruz. Arkadaşlarımız suçsuz  günahsız, Siirt'te, Midyat'ta, Diyarbakır'da, Urfa'da ve her yerde, Mersin'de, İstanbul'da, İzmir'de,  her yerde bugün haksız bir şekilde cezaevindeler. Bir an önce bu halkımıza karşı sorumluluğun gereği  olarak Hükümet -hem Kürt- Sayın Ahmet Türk şahsında Kürtlerin onuruna müdahale edilmiş bu  olay karşısında idari ve adli sorumluluğunu mutlaka yerine getirmelidir. Bu nasıl bir sistem ki, bu nasıl  bir düzen ki katili, Muş'un Bulanık ilçesinden helikopterle alıp güvenliğini sağlayacaksınız ama  katledilenin, mağduru, oğlunu, evladını kaybedeni ve siyasi parti üyesini, kaybettiği üyesini  savunmak ve hakkını korumak için Samsun'a gidiyor ve orada Hükümetin, haberi olmasına rağmen,  tedbirini almıyor. Güvenlik güçleri sanki dublör kullanmışlardı orada! Sanki o yumruk hepsinin  yumruğu gibiydi sayın vekiller, görüntüleri izlediniz sizler de.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Konuşmanızı tamamlar mısınız?  Buyurun.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Sanki dublör kullanıyorlardı! Sanki o yumruk Kürtlerin  inkârı, imhasına bileylenmiş, yemin etmiş, yeminli tüm kesimin orada ortak yumruğuydu. Yoksa  niye o kadar seyirci pozisyonundaydılar? Sayın seyirci olsun diye mi gelmişti o üniformalılar?  Üniformasızları arkasına getirip onları izlemek için mi gelmişlerdi oraya? Bütün bunları soruyoruz  ve Sayın İçişleri Bakanına şunu söylemek istiyoruz: Atadığınız valiler bizim sorduğumuz soru  önergelerine dair çok ciddiyetsiz, gayriciddi cevaplar veriyorlar. Bir tek örnek vereyim: 9 Ekim  2009'da Cizre'de on sekiz aylık Mehmet Uytun balkonda annesinin kucağındayken güvenlik güçleri  tarafından atılan bomba ile öldürüldü. Vali ne diyor: "Gerekli ikazlar yapılmıştır. Bütün çocukların  can güvenliği için gereken yapılmıştır." diyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 4 7 -
Sayfa 32 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Çocuklarımız, Yahya Menekşe'nin arkadaşları, "Yahya Menekşe niye katledildi?" diyen  arkadaşları cenaze törenlerine katıldı diye.. . Yahya Menekşe, 17 yaşındaki Yahya Menekşe'nin  cenaze törenlerine katıldılar diye hâlâ suçlular, hâlâ yargılanıyorlar. "Bu çocuklar niye taş atıyor?"  diye kimse sormuyor. Bu çocuklar taş atan çocuklar değil; bu çocuklar annesi öldürülen, kardeşi  kaybedilen; babasından haber alamayan ve dili yasaklı, işkenceyi görmüş çocuklardır, bu çocuklar  zulmün tanıkları çocuklardır. Bu çocukları tanıyın da büyüyün, tanıyın da karar verin. Suçlarken  önce, bu çocuklara uygulanan haksızlığı, bu çocukların ait olduğu toprakların, bu çocukların ait  olduğu halkın dilinin, kültürünün yasaklığına o yürekleriyle, o beyinleriyle isyanı olarak görmek  gerekiyor.  Bu nedenle, bir yılı geçmiş ve bu bir yıl içinde siyasi partimiz kapatıldı, DTP cezalandırıldı. Eş  başkanlarımız, DTP'nin kurucu eş başkanları cezalandırıldı, hedef hâline getirildi ve bugün  Samsun'da gelişiyorsa bu müdahale ya da başka yerde gelişiyorsa, bunun tek müsebbibi, bu süreç  içinde idareyi elinde bulunduran, Türkiye'yi yürüten yürütme gücüdür. Siyasal sorumluluk siyasal  aktörlerindir ve AKP Hükümeti bütün bu yaşananların ortağıdır, uygulayıcısıdır ve sorumlusudur.  Üzerinden atamaz. İktidar kavgasına düşerek, "Ergenekon'la çatışıyorum." diyerek sadece yürütme  erkini eline almak ama halkın ekmek, su kadar ihtiyacı olan özgürlüğe, eşitliğe, demokrasiye,  istihdama hiçbir şekilde eğilmeyeceksiniz, adım atmayacaksınız ama iktidarınızı elinize geçirmek  için hiç dinmeden, yılmadan mücadele edeceksiniz. Samimiyete davet ediyoruz herkesi.  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Ayıp ediyorsun ama Sevahir Hanım.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Herkesi samimiyete davet ediyoruz. Arkadaşlarımız suçsuz  günahsız, Siirt'te, Midyat'ta, Diyarbakır'da, Urfa'da ve her yerde, Mersin'de, İstanbul'da, İzmir'de,  her yerde bugün haksız bir şekilde cezaevindeler. Bir an önce bu halkımıza karşı sorumluluğun gereği  olarak Hükümet -hem Kürt- Sayın Ahmet Türk şahsında Kürtlerin onuruna müdahale edilmiş bu  olay karşısında idari ve adli sorumluluğunu mutlaka yerine getirmelidir. Bu nasıl bir sistem ki, bu nasıl  bir düzen ki katili, Muş'un Bulanık ilçesinden helikopterle alıp güvenliğini sağlayacaksınız ama  katledilenin, mağduru, oğlunu, evladını kaybedeni ve siyasi parti üyesini, kaybettiği üyesini  savunmak ve hakkını korumak için Samsun'a gidiyor ve orada Hükümetin, haberi olmasına rağmen,  tedbirini almıyor. Güvenlik güçleri sanki dublör kullanmışlardı orada! Sanki o yumruk hepsinin  yumruğu gibiydi sayın vekiller, görüntüleri izlediniz sizler de.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Konuşmanızı tamamlar mısınız?  Buyurun.  SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - Sanki dublör kullanıyorlardı! Sanki o yumruk Kürtlerin  inkârı, imhasına bileylenmiş, yemin etmiş, yeminli tüm kesimin orada ortak yumruğuydu. Yoksa  niye o kadar seyirci pozisyonundaydılar? Sayın seyirci olsun diye mi gelmişti o üniformalılar?  Üniformasızları arkasına getirip onları izlemek için mi gelmişlerdi oraya? Bütün bunları soruyoruz  ve Sayın İçişleri Bakanına şunu söylemek istiyoruz: Atadığınız valiler bizim sorduğumuz soru  önergelerine dair çok ciddiyetsiz, gayriciddi cevaplar veriyorlar. Bir tek örnek vereyim: 9 Ekim  2009'da Cizre'de on sekiz aylık Mehmet Uytun balkonda annesinin kucağındayken güvenlik güçleri  tarafından atılan bomba ile öldürüldü. Vali ne diyor: "Gerekli ikazlar yapılmıştır. Bütün çocukların  can güvenliği için gereken yapılmıştır." diyor.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  - 5 4 7 - TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 4 8 - SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - "Peki, gereken öldürmek mi?" diye soruyoruz ve Sayın  İçişleri Bakanını bu ciddiyetsiz ifadeleri ya da cevaplan veren bütün mülki idareleri, bütün emniyet  müdürleri hakkında bağımsız denetim kurulları oluşturmaya davet ediyoruz ve hepinizi saygıyla  selamlıyorum. (BDP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Bayındır, konuşmanızda belirttiniz ama bu süreç içerisinde Sayın Türk kadar  sizin de sağduyulu olmanızı doğrusu beklerdik. Sayın Ahmet Türk'ün konuşmaları da meydanda.  Bütün partilerimiz sizlere geçmiş olsun dileklerini, diğer ifadelerini, hepsini bildirdiler.  SEVAHİR BAYINDIR (Sımak) - Sorun o değil...  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Ama burada en azından o şekilde olan insanlara bir "teşekkür" ifadesini kullanmanız  gerekliydi ama böyle bir "teşekkür" ifadesi dahi olmadı. Sayın Ahmet Türk'e yapılan bu saldırı Türk  milletinin bütün fertleri tarafından, siyasi partiler tarafından tasvip edilmemiştir, kınanmıştır. İlgili  kişiler, belki bundan sonra diğerleri de yapılacaktır ama bu hususta biraz daha sakin olmak hepimize  yakışır diyorum Sayın Yıldız. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Ahmet Türk bir yanm saat önce hastaneden tahliye edildi ve  onunla beraber gittik.  BAŞKAN - Taburcu edildi.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Türk orada basın huzurunda onu ziyaret eden, "Geçmiş  olsun." dileğinde bulunan bütün Türkiye'deki halklara, siyasetçilere şükranlarını sundu ve bu  hassasiyetin, Türkiye'nin bir ortak hassasiyeti haline dönüştüğü için de buradan büyük bir sevinç  duyduğunu belirtti.  BAŞKAN - Doğrudur.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Biz de burada Meclisin huzurunda herkese, bu duyarlılığı gösteren  bütün halkımıza, bütün siyasetçilere, basına şükranlarımızı sunuyoruz. Teşekkür ederiz. (AK PARTİ  sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz.  Sayın Yıldız, biz de sizin bu hassasiyetinize teşekkür ediyoruz. Sadece, bin yıldır kardeş olarak  yaşayan topluluklann bu kardeşliğini devam ettirmesi hepimizin en samimi arzularıdır. Bu etle tırnak  birbirinden kesinlikle aynlmaz. Yani burada ben sadece bir üslup meselesini ifade ettim...  SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, bir şey söyleyeyim: Hükümetin sorumluluklan  var. Bu, sadece "pardon, geçmiş olsun"la geçiştirilecek bir olay değil. Ben bu nedenle açıklama  yaptım.  BAŞKAN - Ben şahsen, kendim de dahil, Sim Bey'i, diğer arkadaşları, Genel Başkanı falan  aradım, "Geçmiş olsun." dileklerimi ifade ettim.  SEVAHİR BAYINDIR (Sımak) - "Pardon, geçmiş olsun"la geçiştirilebilecek kadar basit bir  olay değil. Bu da benim kendi yüreğimden gelen ses.  BAŞKAN - Yani hassasiyetinize katılıyorum ama şöyle: Hem savcı hem yargıç olamayız. Belirli  bir kısım şeylerin içerisinde tek taraflı karar veremeyiz. Zaman zaman bu şekilde oluyor. Ben, sadece  -hassasiyetinizi takdir etmekle birlikte- toplumun bu husustaki duyarlılığına hep beraber bir merhem  olalım ifadesinde bulundum. Sayın Yıldız'a da teşekkür ediyorum.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, şahsı adına Hasan Çalış, Karaman Milletvekili.  Buyurun efendim. (MHP sıralanndan alkışlar)
Sayfa 33 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 4 8 - SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) - "Peki, gereken öldürmek mi?" diye soruyoruz ve Sayın  İçişleri Bakanını bu ciddiyetsiz ifadeleri ya da cevaplan veren bütün mülki idareleri, bütün emniyet  müdürleri hakkında bağımsız denetim kurulları oluşturmaya davet ediyoruz ve hepinizi saygıyla  selamlıyorum. (BDP sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Bayındır, konuşmanızda belirttiniz ama bu süreç içerisinde Sayın Türk kadar  sizin de sağduyulu olmanızı doğrusu beklerdik. Sayın Ahmet Türk'ün konuşmaları da meydanda.  Bütün partilerimiz sizlere geçmiş olsun dileklerini, diğer ifadelerini, hepsini bildirdiler.  SEVAHİR BAYINDIR (Sımak) - Sorun o değil...  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Ama burada en azından o şekilde olan insanlara bir "teşekkür" ifadesini kullanmanız  gerekliydi ama böyle bir "teşekkür" ifadesi dahi olmadı. Sayın Ahmet Türk'e yapılan bu saldırı Türk  milletinin bütün fertleri tarafından, siyasi partiler tarafından tasvip edilmemiştir, kınanmıştır. İlgili  kişiler, belki bundan sonra diğerleri de yapılacaktır ama bu hususta biraz daha sakin olmak hepimize  yakışır diyorum Sayın Yıldız. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Ahmet Türk bir yanm saat önce hastaneden tahliye edildi ve  onunla beraber gittik.  BAŞKAN - Taburcu edildi.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Türk orada basın huzurunda onu ziyaret eden, "Geçmiş  olsun." dileğinde bulunan bütün Türkiye'deki halklara, siyasetçilere şükranlarını sundu ve bu  hassasiyetin, Türkiye'nin bir ortak hassasiyeti haline dönüştüğü için de buradan büyük bir sevinç  duyduğunu belirtti.  BAŞKAN - Doğrudur.  BENGİ YILDIZ (Batman) - Biz de burada Meclisin huzurunda herkese, bu duyarlılığı gösteren  bütün halkımıza, bütün siyasetçilere, basına şükranlarımızı sunuyoruz. Teşekkür ederiz. (AK PARTİ  sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederiz.  Sayın Yıldız, biz de sizin bu hassasiyetinize teşekkür ediyoruz. Sadece, bin yıldır kardeş olarak  yaşayan topluluklann bu kardeşliğini devam ettirmesi hepimizin en samimi arzularıdır. Bu etle tırnak  birbirinden kesinlikle aynlmaz. Yani burada ben sadece bir üslup meselesini ifade ettim...  SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, bir şey söyleyeyim: Hükümetin sorumluluklan  var. Bu, sadece "pardon, geçmiş olsun"la geçiştirilecek bir olay değil. Ben bu nedenle açıklama  yaptım.  BAŞKAN - Ben şahsen, kendim de dahil, Sim Bey'i, diğer arkadaşları, Genel Başkanı falan  aradım, "Geçmiş olsun." dileklerimi ifade ettim.  SEVAHİR BAYINDIR (Sımak) - "Pardon, geçmiş olsun"la geçiştirilebilecek kadar basit bir  olay değil. Bu da benim kendi yüreğimden gelen ses.  BAŞKAN - Yani hassasiyetinize katılıyorum ama şöyle: Hem savcı hem yargıç olamayız. Belirli  bir kısım şeylerin içerisinde tek taraflı karar veremeyiz. Zaman zaman bu şekilde oluyor. Ben, sadece  -hassasiyetinizi takdir etmekle birlikte- toplumun bu husustaki duyarlılığına hep beraber bir merhem  olalım ifadesinde bulundum. Sayın Yıldız'a da teşekkür ediyorum.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, şahsı adına Hasan Çalış, Karaman Milletvekili.  Buyurun efendim. (MHP sıralanndan alkışlar)  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 4 9 - HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz  487 sıra sayılı Tasarı'nın ek madde 120 ile ilgili, Milliyetçi Hareket Partisi adına görüşlerimi  belirtmek üzere söz aldım.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Şahsınıza...  HASAN ÇALIŞ (Devamla) - Bu vesileyle yüce heyetinize saygılarımı, selamlarımı arz  ediyorum.  Kıymetli arkadaşlar, bu ek maddeyle "Ön Asya Üniversitesi" adıyla Türkiye Diyanet Vakfı  tarafından bir üniversite kurulması öngörülüyor ve bu tasannın yasalaşması ile de hayata geçecektir.  Kıymetli arkadaşlar, Türkiye Diyanet Vakfı, Türkiye'de vakıfçılık anlamında gerçekten örnek  çalışmalar yapıyor. Sağlık alanında da örnek çalışmalar yapıyor. Vakıf anlamındaki sağlık  hizmetlerinin sunumunda da gerçekten örnek çalışmalar sergilemektedir. Ben şahsen, Diyanet  Vakfının üniversite anlamında da, altyapısıyla, birikimiyle, tecrübesiyle, şu ana kadar üniversite kuran  vakıflar içerisinde en birikimli vakıf olduğuna inanıyorum. Bu vakfımızın kuracağı üniversitenin  Türk dünyasına yönelik, Türkiye dışında yaşayan soydaşlara yönelik çok güzel hizmetler sunacağını  umuyorum.  Tabii ki Diyanet Vakfı sağlık hizmetlerini de "29 Mayıs" adıyla yürütmekte. Gerçekten, kuracağı  bir üniversitenin -belki "Ön Asya"nın da kendine göre bir anlamı var ama ben pek fazla anlamlı  görmüyorum- 29 Mayıs ruhuna uygun olarak, "29 Mayıs" adıyla anılması, isminin de bu yönde  değiştirilmesi gene olumlu bir gelişme olacaktır.  Kıymetli arkadaşlar, geçen hafta çocuklarımız üniversiteye giriş için çok ciddi bir sınavdan  geçtiler, yarıştılar. Ben gençlerin hepsine başarılar diliyorum, mutluluklar diliyorum. Ama gerçekten  çetin bir yarış. İlkokuldan başlayarak çocuklarımızı çok zorlu bir yansın içine itiyoruz ve bu yarışta  âdeta, aileler ve çocuklar, özel dershaneye gitmezlerse üniversite yarışında geride kalacaklarına  inanıyorlar. Bu yanşta kıymetli arkadaşlar, şu anda gerçekten 5 milyar dolarlık bir piyasa oluşmuştu  ve bu, velilerin cebinden çıkıyor kıymetli arkadaşlanm. Gerçekten, Türkiye Büyük Millet Meclisinin  ve Sayın İktidarın çözmesi gereken önemli bir problem. Yani bizim millî eğitimimizin amaçları  doğrultusunda yetiştirilecek gençlerimiz, üniversiteye giriş yansının ezbercisi hâline geliyorlar değerli  arkadaşlar. Bunu önlemek de hepimizin görevi. Bu anlamda, Milliyetçi Hareket Partisine düşecek bir  görevde biz her halükârda yanınızda olacağız arkadaşlar ama bu ciddi problemi çözmek gerekiyor.  Bir diğer husus da şu arkadaşlar: Tabii ki, üniversiteye girişte, üniversiteye yerleşmede  çocuklanmızın içinde bulunduğu yanşta bir üniversiteye yerleşmek, her ailenin her çocuğun önemli  beklentisi. Yeni yeni üniversiteler kuruyoruz, bu üniversitelerimizin sayı olarak artması önemli bir  şey ama bu üniversitelerimizin donanımı, bu üniversitelerimizde yetişen gençlerin donanımı,  gençlerin hayata ne kadar hazır olarak yetişebildiği de önemli bir gerçeklik. Bu anlamda, kıymetli  arkadaşlar, üniversitelerin kurulmasıyla, üniversitelerin kurulduktan sonra öğretim ve eğitim hayatına  devam edebilmesiyle ilgili ilmî, kalıcı kriterler olması gerekir. Bu kriterler olmadan... Gerçekten  bugün Anadolu'nun pek çok yerinde üniversitelerimiz var, bunlar yetiyor mu gençlerimize? Yetmiyor,  yurt dışına gidenler de oluyor ama bu üniversitelerimizin kalite sorunu çok önemli bir problemdir  değerli arkadaşlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Çalış, konuşmanızı tamamlayınız.
Sayfa 34 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 4 9 - HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz  487 sıra sayılı Tasarı'nın ek madde 120 ile ilgili, Milliyetçi Hareket Partisi adına görüşlerimi  belirtmek üzere söz aldım.  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Şahsınıza...  HASAN ÇALIŞ (Devamla) - Bu vesileyle yüce heyetinize saygılarımı, selamlarımı arz  ediyorum.  Kıymetli arkadaşlar, bu ek maddeyle "Ön Asya Üniversitesi" adıyla Türkiye Diyanet Vakfı  tarafından bir üniversite kurulması öngörülüyor ve bu tasannın yasalaşması ile de hayata geçecektir.  Kıymetli arkadaşlar, Türkiye Diyanet Vakfı, Türkiye'de vakıfçılık anlamında gerçekten örnek  çalışmalar yapıyor. Sağlık alanında da örnek çalışmalar yapıyor. Vakıf anlamındaki sağlık  hizmetlerinin sunumunda da gerçekten örnek çalışmalar sergilemektedir. Ben şahsen, Diyanet  Vakfının üniversite anlamında da, altyapısıyla, birikimiyle, tecrübesiyle, şu ana kadar üniversite kuran  vakıflar içerisinde en birikimli vakıf olduğuna inanıyorum. Bu vakfımızın kuracağı üniversitenin  Türk dünyasına yönelik, Türkiye dışında yaşayan soydaşlara yönelik çok güzel hizmetler sunacağını  umuyorum.  Tabii ki Diyanet Vakfı sağlık hizmetlerini de "29 Mayıs" adıyla yürütmekte. Gerçekten, kuracağı  bir üniversitenin -belki "Ön Asya"nın da kendine göre bir anlamı var ama ben pek fazla anlamlı  görmüyorum- 29 Mayıs ruhuna uygun olarak, "29 Mayıs" adıyla anılması, isminin de bu yönde  değiştirilmesi gene olumlu bir gelişme olacaktır.  Kıymetli arkadaşlar, geçen hafta çocuklarımız üniversiteye giriş için çok ciddi bir sınavdan  geçtiler, yarıştılar. Ben gençlerin hepsine başarılar diliyorum, mutluluklar diliyorum. Ama gerçekten  çetin bir yarış. İlkokuldan başlayarak çocuklarımızı çok zorlu bir yansın içine itiyoruz ve bu yarışta  âdeta, aileler ve çocuklar, özel dershaneye gitmezlerse üniversite yarışında geride kalacaklarına  inanıyorlar. Bu yanşta kıymetli arkadaşlar, şu anda gerçekten 5 milyar dolarlık bir piyasa oluşmuştu  ve bu, velilerin cebinden çıkıyor kıymetli arkadaşlanm. Gerçekten, Türkiye Büyük Millet Meclisinin  ve Sayın İktidarın çözmesi gereken önemli bir problem. Yani bizim millî eğitimimizin amaçları  doğrultusunda yetiştirilecek gençlerimiz, üniversiteye giriş yansının ezbercisi hâline geliyorlar değerli  arkadaşlar. Bunu önlemek de hepimizin görevi. Bu anlamda, Milliyetçi Hareket Partisine düşecek bir  görevde biz her halükârda yanınızda olacağız arkadaşlar ama bu ciddi problemi çözmek gerekiyor.  Bir diğer husus da şu arkadaşlar: Tabii ki, üniversiteye girişte, üniversiteye yerleşmede  çocuklanmızın içinde bulunduğu yanşta bir üniversiteye yerleşmek, her ailenin her çocuğun önemli  beklentisi. Yeni yeni üniversiteler kuruyoruz, bu üniversitelerimizin sayı olarak artması önemli bir  şey ama bu üniversitelerimizin donanımı, bu üniversitelerimizde yetişen gençlerin donanımı,  gençlerin hayata ne kadar hazır olarak yetişebildiği de önemli bir gerçeklik. Bu anlamda, kıymetli  arkadaşlar, üniversitelerin kurulmasıyla, üniversitelerin kurulduktan sonra öğretim ve eğitim hayatına  devam edebilmesiyle ilgili ilmî, kalıcı kriterler olması gerekir. Bu kriterler olmadan... Gerçekten  bugün Anadolu'nun pek çok yerinde üniversitelerimiz var, bunlar yetiyor mu gençlerimize? Yetmiyor,  yurt dışına gidenler de oluyor ama bu üniversitelerimizin kalite sorunu çok önemli bir problemdir  değerli arkadaşlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Çalış, konuşmanızı tamamlayınız.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 5 0 - HASAN ÇALIŞ (Devamla) - Ben şu kadarını söyleyeyim: Bu üniversitelerin pek çoğuna, şu  salonda oturan değerli arkadaşlar, kendi çocuklarınızı gönderebilir misiniz? Türkiye'de gerçekten  dünyanın en gözde üniversiteleriyle boy ölçüşecek üniversiteler varken, çocuklarımızı gönderirken  rahatsız olacağımız üniversiteler var. Bu, şu salonda oturan herkesi rahatsız etmeli. Bunu çözmemiz  lazım. Evet, üniversite kurmak çok önemli ama bu üniversitelerdeki kalite de çok önemli bir sorun.  Kıymetli arkadaşlar, on beş yıl önce kurulmuş tıp fakültesinin gidin hastanesini, polikliniklerini  ziyaret edin; inanın, o fakülteden mezun olacak doktorlara kendinizi, çocuklarınızı, eşinizi emanet  etmezsiniz. Lütfen, bu konuda ben herkesi aklıselime davet ediyorum, dikkatli olmaya davet  ediyorum.  Bu vesileyle, kurmakta olduğumuz üniversitelerin de hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum,  saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Çalış, "Buradan mezun olan doktorlara kendinizi emanet etmez.. ." gibi bir ifadeniz oldu,  siz de doktorsunuz, uzmansınız...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Vallahi efendim, bu yüreğimi sızlatan bir husus yani onun için onu  özellikle söyledim.  BAŞKAN - Yani daha özenli olmak, daha çalışmak gerekir herhalde!  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - İsterseniz bir gün beraber gideriz o tür yerlere.  BAŞKAN - Evet.  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Yani tıp fakültesini örnek verdim, diğer fakültelerimizde de içler  acısı olanlar var.  BAŞKAN - Yani "Hocalarımız diplomaları verirken daha titiz olsunlar." diyorsunuz!  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Dünyada, yayın olarak tıp  fakültelerimiz 12'nci sırada.  BAŞKAN - Şahsı adına Necat Birinci, İstanbul Milletvekili.  Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları  Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın ek maddeleri  üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygı ile selamlarım.  Sözlerime, önce, bugün ulusal basında güzide bir fen lisemiz hakkında çıkan bir haberi  düzeltmekle başlamak istiyorum. Yaşar Acar Fen Lisesi, Beylikdüzü'nde. Bir gazetemiz, okulun  çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu yazıyor, fotoğrafları da veriyor. Pazar günü bu okulda  idim, öğrencilerle sohbet ettim. Okul, eğitim vadisi olarak 90 dönümlük bir alan üzerinde kurulmuş,  hemen üstünde de bir hayırsever tarafından yaptırılan iletişim lisesi inşaatı devam etmektedir. Vaktimi  buna ayırmak durumundayım, çünkü Türkiye'nin bunu bilmesi lazım. Hemen altında, Kızılayın  yapmak istediği bir hastane vardı, onun inşaatından çekilmiş bir fotoğraftır. Vadi, gerçekten inşaatı  zor bir alan fakat binanın üstü kadar temeline harcama yapılmış. Müteahhidiyle konuştum,  hayırseverle konuştum, hiçbir temel ve çökme şeyi yoktur. Bugün Valiyle de konuştum, Kızılayın terk  ettiği temeli, pansiyon olarak, İl Özel İdaresinin tamamlama kararı aldığını belirtiyor. Sayın  Bakanımıza da bunu bildirmek istiyorum.
Sayfa 35 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 5 0 - HASAN ÇALIŞ (Devamla) - Ben şu kadarını söyleyeyim: Bu üniversitelerin pek çoğuna, şu  salonda oturan değerli arkadaşlar, kendi çocuklarınızı gönderebilir misiniz? Türkiye'de gerçekten  dünyanın en gözde üniversiteleriyle boy ölçüşecek üniversiteler varken, çocuklarımızı gönderirken  rahatsız olacağımız üniversiteler var. Bu, şu salonda oturan herkesi rahatsız etmeli. Bunu çözmemiz  lazım. Evet, üniversite kurmak çok önemli ama bu üniversitelerdeki kalite de çok önemli bir sorun.  Kıymetli arkadaşlar, on beş yıl önce kurulmuş tıp fakültesinin gidin hastanesini, polikliniklerini  ziyaret edin; inanın, o fakülteden mezun olacak doktorlara kendinizi, çocuklarınızı, eşinizi emanet  etmezsiniz. Lütfen, bu konuda ben herkesi aklıselime davet ediyorum, dikkatli olmaya davet  ediyorum.  Bu vesileyle, kurmakta olduğumuz üniversitelerin de hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum,  saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Çalış, "Buradan mezun olan doktorlara kendinizi emanet etmez.. ." gibi bir ifadeniz oldu,  siz de doktorsunuz, uzmansınız...  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Vallahi efendim, bu yüreğimi sızlatan bir husus yani onun için onu  özellikle söyledim.  BAŞKAN - Yani daha özenli olmak, daha çalışmak gerekir herhalde!  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - İsterseniz bir gün beraber gideriz o tür yerlere.  BAŞKAN - Evet.  HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Yani tıp fakültesini örnek verdim, diğer fakültelerimizde de içler  acısı olanlar var.  BAŞKAN - Yani "Hocalarımız diplomaları verirken daha titiz olsunlar." diyorsunuz!  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Dünyada, yayın olarak tıp  fakültelerimiz 12'nci sırada.  BAŞKAN - Şahsı adına Necat Birinci, İstanbul Milletvekili.  Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları  Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın ek maddeleri  üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygı ile selamlarım.  Sözlerime, önce, bugün ulusal basında güzide bir fen lisemiz hakkında çıkan bir haberi  düzeltmekle başlamak istiyorum. Yaşar Acar Fen Lisesi, Beylikdüzü'nde. Bir gazetemiz, okulun  çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu yazıyor, fotoğrafları da veriyor. Pazar günü bu okulda  idim, öğrencilerle sohbet ettim. Okul, eğitim vadisi olarak 90 dönümlük bir alan üzerinde kurulmuş,  hemen üstünde de bir hayırsever tarafından yaptırılan iletişim lisesi inşaatı devam etmektedir. Vaktimi  buna ayırmak durumundayım, çünkü Türkiye'nin bunu bilmesi lazım. Hemen altında, Kızılayın  yapmak istediği bir hastane vardı, onun inşaatından çekilmiş bir fotoğraftır. Vadi, gerçekten inşaatı  zor bir alan fakat binanın üstü kadar temeline harcama yapılmış. Müteahhidiyle konuştum,  hayırseverle konuştum, hiçbir temel ve çökme şeyi yoktur. Bugün Valiyle de konuştum, Kızılayın terk  ettiği temeli, pansiyon olarak, İl Özel İdaresinin tamamlama kararı aldığını belirtiyor. Sayın  Bakanımıza da bunu bildirmek istiyorum.  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 5 1 - Değerli arkadaşlar, ben de şahsım adına Ahmet Türk'e ve daha önceki hafta da Sayın Baykal'a  yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum ama konuyu Türk halkına yapılmış bir saldırı olarak kabul  ediyorum ve böyle değerlendirilmesi gerektiği inancını taşıyorum. Burada kendi tabanımızı tahrike  yöneltecek herhangi bir girişimde bulunmamamız gerekir. Bu noktada, kalan vakitte de üniversite  konusuna değinmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, üniversiteler, bütün eğitim, sadece devletin yükleneceği bir alan değil. Üstelik  bizim geleneğimizde 1846'ya kadar bütün eğitim vakıflar tarafından yürütülürdü, devlet hiçbir şekilde  eğitime bütçe ayırmazdı. Bugün vakıflarımız, Türkiye eğitimine, bilim dünyasına önemli katkılar  yapmakta ve vakıf üniversiteleri kurulmaktadır.  Önemli olan, ilmî zihniyeti yakalayabilmektir. Şimdi sizlere bir pankart getirmek istiyordum,  1957 senesinde Erzurum Üniversitesinin temeli atılırken bir pankart vardı "İlim devrimlerin  arkasından gelecektir." Bu bana devamlı Pavlov'un köpeklerini ve asistanını hatırlatır. Pavlov, ekim  ihtilali olduğu zaman köpeklerini eğitiyordu. Asistanı şiddetle girdi: "Üstat, ihtilal yapıldı, haberiniz  var mı?", "Evladım, biz ilmimizle uğraşalım, onlar başkasının işi."  Yine, Türkiye'nin en eski üniversitelerinden birisinde, 1997 senesinde bir rektör "Ben sizden  ilmî çalışmalar değil, siyasi devrimlerin tutunması için gayret bekliyorum." diyebilme talihsizliğini  bu ülkeye ve ilme yaşatmıştır. Bunları göz önünde tutmak lazım.  Dün burada yine "taraf üniversiteler" tabiri kullanıldı. Değerli dostlar, rektörlerimiz Türkiye'nin  yetiştirdiği güzide profesörlerdir. Bunları taraf olarak tayin etmek, taraf olarak vasıflamak, en azından  onların şahsına ve ifade ettikleri, taşıdıkları ilmin kariyerine saygısızlıktır. Buna dikkat edelim.  Üniversiteler bilim kalesidir, hür düşüncenin kaleleridir. Onlar herhangi bir dünyevi anlayışın  temsilcileri değillerdir, sadece ilmin temsilcileridir. Onlara eğer "yandaş üniversite" sıfatını  yakıştırmaya kalkarsanız, bu, Türkiye ilmine sıkıntı verir, heyecanı kırabilir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Birinci, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  Buyurun.  NECAT BİRİNCİ (Devamla) - Bir dakika içinde de. . . Hep burada üniversitelere eleman  yetiştirme konusu getiriliyor. 1993'te Komisyon Başkanımız, devrin YÖK Başkanı dünyaya 7.500  üniversite öğrencisi göndermek için büyük bir proje başlattı ama bunların bir kısmı Türkiye'ye döndü  ve yüksek seviyede ilim faaliyetleri içindeler. Ama 28 Şubat sürecinin ezici özelliği bu gençlerin  çoğuna yılgınlık getirdi.  Ayrıca Millî Eğitim Bakanlığının 2005'te başlattığı Her Yıl Bin Öğrenci Projesi Türkiye'nin  üniversitelerine eleman yetiştirecektir. Yeter ki biz üniversitelerimizi açalım. Onları donatmak bu  ülkenin kaynaklarıyla mümkün olacaktır.  Bu duygularla, yeni açılacak olan vakıf üniversitesinin ve diğerlerinin hayırlara vesile olmasını  temenni eder, hepinize tekrar saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın İnan...
Sayfa 36 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 1  - 5 5 1 - Değerli arkadaşlar, ben de şahsım adına Ahmet Türk'e ve daha önceki hafta da Sayın Baykal'a  yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum ama konuyu Türk halkına yapılmış bir saldırı olarak kabul  ediyorum ve böyle değerlendirilmesi gerektiği inancını taşıyorum. Burada kendi tabanımızı tahrike  yöneltecek herhangi bir girişimde bulunmamamız gerekir. Bu noktada, kalan vakitte de üniversite  konusuna değinmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, üniversiteler, bütün eğitim, sadece devletin yükleneceği bir alan değil. Üstelik  bizim geleneğimizde 1846'ya kadar bütün eğitim vakıflar tarafından yürütülürdü, devlet hiçbir şekilde  eğitime bütçe ayırmazdı. Bugün vakıflarımız, Türkiye eğitimine, bilim dünyasına önemli katkılar  yapmakta ve vakıf üniversiteleri kurulmaktadır.  Önemli olan, ilmî zihniyeti yakalayabilmektir. Şimdi sizlere bir pankart getirmek istiyordum,  1957 senesinde Erzurum Üniversitesinin temeli atılırken bir pankart vardı "İlim devrimlerin  arkasından gelecektir." Bu bana devamlı Pavlov'un köpeklerini ve asistanını hatırlatır. Pavlov, ekim  ihtilali olduğu zaman köpeklerini eğitiyordu. Asistanı şiddetle girdi: "Üstat, ihtilal yapıldı, haberiniz  var mı?", "Evladım, biz ilmimizle uğraşalım, onlar başkasının işi."  Yine, Türkiye'nin en eski üniversitelerinden birisinde, 1997 senesinde bir rektör "Ben sizden  ilmî çalışmalar değil, siyasi devrimlerin tutunması için gayret bekliyorum." diyebilme talihsizliğini  bu ülkeye ve ilme yaşatmıştır. Bunları göz önünde tutmak lazım.  Dün burada yine "taraf üniversiteler" tabiri kullanıldı. Değerli dostlar, rektörlerimiz Türkiye'nin  yetiştirdiği güzide profesörlerdir. Bunları taraf olarak tayin etmek, taraf olarak vasıflamak, en azından  onların şahsına ve ifade ettikleri, taşıdıkları ilmin kariyerine saygısızlıktır. Buna dikkat edelim.  Üniversiteler bilim kalesidir, hür düşüncenin kaleleridir. Onlar herhangi bir dünyevi anlayışın  temsilcileri değillerdir, sadece ilmin temsilcileridir. Onlara eğer "yandaş üniversite" sıfatını  yakıştırmaya kalkarsanız, bu, Türkiye ilmine sıkıntı verir, heyecanı kırabilir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Birinci, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  Buyurun.  NECAT BİRİNCİ (Devamla) - Bir dakika içinde de. . . Hep burada üniversitelere eleman  yetiştirme konusu getiriliyor. 1993'te Komisyon Başkanımız, devrin YÖK Başkanı dünyaya 7.500  üniversite öğrencisi göndermek için büyük bir proje başlattı ama bunların bir kısmı Türkiye'ye döndü  ve yüksek seviyede ilim faaliyetleri içindeler. Ama 28 Şubat sürecinin ezici özelliği bu gençlerin  çoğuna yılgınlık getirdi.  Ayrıca Millî Eğitim Bakanlığının 2005'te başlattığı Her Yıl Bin Öğrenci Projesi Türkiye'nin  üniversitelerine eleman yetiştirecektir. Yeter ki biz üniversitelerimizi açalım. Onları donatmak bu  ülkenin kaynaklarıyla mümkün olacaktır.  Bu duygularla, yeni açılacak olan vakıf üniversitesinin ve diğerlerinin hayırlara vesile olmasını  temenni eder, hepinize tekrar saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın İnan...  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 5 5 2 - MÜMİN İNAN (Niğde) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Aracılığınıza Sayın Bakanıma sormak istiyorum. Adına üniversite kuracağımız ve adına ne  yaparsak yapalım az gelecek Fatih Sultan Mehmet Han'ı saygı ve sevgiyle, rahmetle anıyorum. Fatih  Sultan Mehmet Han Üniversitesi içerisinde "Medeniyetler İttifakı Enstitüsü" başlığı altında bir enstitü  kurulmak istenmektedir. Böyle bir başlığın olmasının çok uygun olmayacağı kanaati ve  düşüncesindeyim; olsa olsa "Medeniyetler Enstitüsü" olabilir. Dolayısıyla, "medeniyetler ittifakı"  çok fazla bir şey çağrıştırmıyor ve ne olduğu muğlak bir ifadedir. Dolayısıyla, bu konunun  düzeltilmesi hem Fatih Sultan Mehmet'in, medeniyet ve Türk medeniyeti için önemli çığırlar açan,  çağlar açan Fatih Sultan Mehmet Han'ın adına yakışır olacaktır hem de burada belki medeniyetlerin  karşılaştırılması olabilir. Yoksa, medeniyetlerin ortaklığı, Batı medeniyeti ile Türk-İslam  medeniyetinin hangi ölçüde ortaklığı vardır, onu takdirlerinize bırakıyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Şandır...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, üniversite kurulmasında zannediyorum hukuklaştırılmış bir kriter listesi yok.  Geçen dönemde de böyle bir kanun çıkarılsın arzusundaydık, üniversitelerin kuruluşu, yer seçimi  buna göre yapılsın arzu ediliyordu ama gerçekleştirilemedi. Şimdi bir kararınız var, üniversiteleri il  merkezlerinde kuruyorsunuz. "İlçelerde kurulmaz." diye bir kararınız var mı? Eğitim ekonomisi,  işletme ekonomisi açısından, mesela Mersin'in Tarsus ilçesinde, Hatay'ın İskenderun ilçesinde, buna  benzer birçok ilden çok daha büyük ve ekonomi, işletme açısından çok daha rantabl bölgelerde,  ilçelerde üniversite kurmayı ne zaman programlayacaksınız? Mesela Tarsus'ta bir üniversite kurmayı,  devlet üniversitesi kurmayı düşünüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.  Sayın Bulut...  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, dershane destekli olmaktan dershane merkezli hâle gelen eğitim sistemimizde  acaba şehir merkezleri ve taşra olmak üzere dershanelere giden öğrenciler konusunda bir araştırma  yaptınız mı, oran nedir? Dolayısıyla dershaneye gitme imkânı bulan gençlerle bulamayanların  eğitimde fırsat eşitliği konusundaki adaletsizliği, siz bir Bakan olarak, uygun görüyor musunuz?  Üniversiteye giren öğrenciler içerisinde dershanelere gidip başaranlar ile gidemeyip başaramayanlar  arasında da bir araştırma yaptınız mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bulut.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.
Sayfa 37 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  - 5 5 2 - MÜMİN İNAN (Niğde) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Aracılığınıza Sayın Bakanıma sormak istiyorum. Adına üniversite kuracağımız ve adına ne  yaparsak yapalım az gelecek Fatih Sultan Mehmet Han'ı saygı ve sevgiyle, rahmetle anıyorum. Fatih  Sultan Mehmet Han Üniversitesi içerisinde "Medeniyetler İttifakı Enstitüsü" başlığı altında bir enstitü  kurulmak istenmektedir. Böyle bir başlığın olmasının çok uygun olmayacağı kanaati ve  düşüncesindeyim; olsa olsa "Medeniyetler Enstitüsü" olabilir. Dolayısıyla, "medeniyetler ittifakı"  çok fazla bir şey çağrıştırmıyor ve ne olduğu muğlak bir ifadedir. Dolayısıyla, bu konunun  düzeltilmesi hem Fatih Sultan Mehmet'in, medeniyet ve Türk medeniyeti için önemli çığırlar açan,  çağlar açan Fatih Sultan Mehmet Han'ın adına yakışır olacaktır hem de burada belki medeniyetlerin  karşılaştırılması olabilir. Yoksa, medeniyetlerin ortaklığı, Batı medeniyeti ile Türk-İslam  medeniyetinin hangi ölçüde ortaklığı vardır, onu takdirlerinize bırakıyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Şandır...  MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, üniversite kurulmasında zannediyorum hukuklaştırılmış bir kriter listesi yok.  Geçen dönemde de böyle bir kanun çıkarılsın arzusundaydık, üniversitelerin kuruluşu, yer seçimi  buna göre yapılsın arzu ediliyordu ama gerçekleştirilemedi. Şimdi bir kararınız var, üniversiteleri il  merkezlerinde kuruyorsunuz. "İlçelerde kurulmaz." diye bir kararınız var mı? Eğitim ekonomisi,  işletme ekonomisi açısından, mesela Mersin'in Tarsus ilçesinde, Hatay'ın İskenderun ilçesinde, buna  benzer birçok ilden çok daha büyük ve ekonomi, işletme açısından çok daha rantabl bölgelerde,  ilçelerde üniversite kurmayı ne zaman programlayacaksınız? Mesela Tarsus'ta bir üniversite kurmayı,  devlet üniversitesi kurmayı düşünüyor musunuz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.  Sayın Bulut...  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, dershane destekli olmaktan dershane merkezli hâle gelen eğitim sistemimizde  acaba şehir merkezleri ve taşra olmak üzere dershanelere giden öğrenciler konusunda bir araştırma  yaptınız mı, oran nedir? Dolayısıyla dershaneye gitme imkânı bulan gençlerle bulamayanların  eğitimde fırsat eşitliği konusundaki adaletsizliği, siz bir Bakan olarak, uygun görüyor musunuz?  Üniversiteye giren öğrenciler içerisinde dershanelere gidip başaranlar ile gidemeyip başaramayanlar  arasında da bir araştırma yaptınız mı?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bulut.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 5 3 - MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür  ediyorum.  Öncelikle, Sayın İnan, Medeniyetler İttifakı Enstitüsü konusunda, bir önceki maddede  zannediyorum düzenlenen konuya ilişkin olarak görüşünü açıkladı. Vakıf üniversitelerinde özellikle  vakıf mütevellisinin aldığı kararlara, bu anlamda aldıkları kararlara YÖK'ün uyguladığı kriterler  çerçevesinde izin veriliyor. İsim konusunda bu eleştirilerinizi zannediyorum vakıf mütevellisi de  dikkate alır. Enstitünün ismi değişebilir, öyle olabilir, böyle olabilir. Doğrusu burada aslolan, dikkat  ettiğimiz husus.. . Sayın Şandır'ın sorusuyla birlikte bağlayacağım, "Öncelikle üniversitelerin  kuruluşuna ilişkin bir kriter var mı yani bu konuda bir kanuni düzenleme var mı?" diye sormuştu.  Açıkçası bu konuda uygulanan bir kriter var elbette. Kanuni düzenlemeden ziyade, Yükseköğretim  Kurulumuz, özellikle son yıllarda artan üniversite ihtiyacını da göz önüne alarak hem bir taraftan  çok genç nüfusa sahip bir ülkede yükseköğrenim görme talebinde bulunan genç nüfusumuzun  çokluğu, bunun yanı sıra ülkemizde yükseköğrenim görmüş gençlerimizin hâlâ oransal olarak Avrupa  Birliği üyesi ülkelerin gerisinde olması elbette üniversitelerin kuruluşunu teşvik ve destekleyen bir  politika izlenmesini gerekli kılıyor. Sizler de üniversitelerin kuruluşuna bu anlamda destek  veriyorsunuz, teşekkür ederim.  Biz daha önceden Yükseköğretim Kurulunda hangi kriterlerle ve ne şekilde üniversitelerin  kuruluşuna izin verildiği konusunda -doğrusunu isterseniz- objektif, eşit, adil bir kriter uygulanmasına  ilişkin bir örnekleme yapamayız. Ama son yıllarda bildiğimiz, gözlemlediğimiz ve önümüze gelen  üniversitelerin kuruluşuna ilişkin uygulanan objektif kriterler var. Nedir? Bir üniversitenin  kurulabilmesi için en az 15 milyon TL kaynağı olması gerekiyor. Üniversiteyi kuracağı yerde  arazisinin tahsis edilmesi gerekiyor, daha doğrusu bir arazisinin olması gerekiyor, bunu destekleyecek  gayrimenkullerinin olması gerekiyor ve üniversiteye, kurmayı düşündüğü bölümlere ilişkin de  objektif kriterler uygulanıyor. Nasıl? Her şeyden önce bu vakfın kaynaklarının bu hizmeti vermeye  yeterli olup olmadığı, ülkemizde bu yönde kurulacak olan fakültenin veya bölümün ülkemizin  gelecekteki ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamayacağı, bu alandaki üniversite öğretim görevlisi sayısı,  Türkiye'de, hemen hemen hepsi bir şekilde planlanıyor ve bu planlar çerçevesinde bizim önümüze  geliyor.  Şimdi, genellikle bu vakıf üniversitelerinin kuruluşu esnasında hem Eğitim Komisyonumuzda  hem de Meclisteki görüşmelerde çoklukla dile getirilen konu; mütevellinin kimlerden oluştuğunu  bilmedikleri, mütevellinin nasıl oluştuğu. Şimdi, tabii ki bu vakıf hukukuna ilişkin bir düzenleme ve  Medeni Kanun'a göre zaten bir vakfın mütevellisinde bulunmanın birtakım şartları var. Bu şartlarda  sabıkasızlıktan tutun da kişinin özel durumlarına kadar, bu başka bir hukuk mekanizması içerisinde  zaten denetim içerisinde olan bir husus. Dolayısıyla her vakıf üniversitesinin kuruluşuna ait  dokümantasyon da yaklaşık yedi yüz elli ile iki bin sayfa arasında. Dolayısıyla bu konuda özel olarak  bilgilenmek istenilen bir husus varsa eğer bizim Yükseköğretim Kurulumuz bu konuda çok açık.  Yani "Bizim şu üniversitenin kuruluşuna ilişkin kafamızda bir şüphe var, bu üniversitenin bu bölümü  yürütemeyeceğini düşünüyoruz veya bu üniversitenin kuracağı, taahhüt ettiği maddi kaynakların  yetersiz olduğunu düşünüyoruz, sizdeki veriler nedir?" dediği takdirde bunu tatmin edecek yanıtlar  ellerinde var ve bu kriterlere uygun olmayan hiçbir üniversitenin kuruluşuna izin vermiyoruz.  Özellikle dile getirilen bu üniversitelerin birçoğunda, vakıf üniversiteleri bünyesinde kurulacak olan  fakültelerle ilgili itirazlar da bu çerçevede ele alınıyor, ele almak gerekiyor.
Sayfa 38 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 5 3 - MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür  ediyorum.  Öncelikle, Sayın İnan, Medeniyetler İttifakı Enstitüsü konusunda, bir önceki maddede  zannediyorum düzenlenen konuya ilişkin olarak görüşünü açıkladı. Vakıf üniversitelerinde özellikle  vakıf mütevellisinin aldığı kararlara, bu anlamda aldıkları kararlara YÖK'ün uyguladığı kriterler  çerçevesinde izin veriliyor. İsim konusunda bu eleştirilerinizi zannediyorum vakıf mütevellisi de  dikkate alır. Enstitünün ismi değişebilir, öyle olabilir, böyle olabilir. Doğrusu burada aslolan, dikkat  ettiğimiz husus.. . Sayın Şandır'ın sorusuyla birlikte bağlayacağım, "Öncelikle üniversitelerin  kuruluşuna ilişkin bir kriter var mı yani bu konuda bir kanuni düzenleme var mı?" diye sormuştu.  Açıkçası bu konuda uygulanan bir kriter var elbette. Kanuni düzenlemeden ziyade, Yükseköğretim  Kurulumuz, özellikle son yıllarda artan üniversite ihtiyacını da göz önüne alarak hem bir taraftan  çok genç nüfusa sahip bir ülkede yükseköğrenim görme talebinde bulunan genç nüfusumuzun  çokluğu, bunun yanı sıra ülkemizde yükseköğrenim görmüş gençlerimizin hâlâ oransal olarak Avrupa  Birliği üyesi ülkelerin gerisinde olması elbette üniversitelerin kuruluşunu teşvik ve destekleyen bir  politika izlenmesini gerekli kılıyor. Sizler de üniversitelerin kuruluşuna bu anlamda destek  veriyorsunuz, teşekkür ederim.  Biz daha önceden Yükseköğretim Kurulunda hangi kriterlerle ve ne şekilde üniversitelerin  kuruluşuna izin verildiği konusunda -doğrusunu isterseniz- objektif, eşit, adil bir kriter uygulanmasına  ilişkin bir örnekleme yapamayız. Ama son yıllarda bildiğimiz, gözlemlediğimiz ve önümüze gelen  üniversitelerin kuruluşuna ilişkin uygulanan objektif kriterler var. Nedir? Bir üniversitenin  kurulabilmesi için en az 15 milyon TL kaynağı olması gerekiyor. Üniversiteyi kuracağı yerde  arazisinin tahsis edilmesi gerekiyor, daha doğrusu bir arazisinin olması gerekiyor, bunu destekleyecek  gayrimenkullerinin olması gerekiyor ve üniversiteye, kurmayı düşündüğü bölümlere ilişkin de  objektif kriterler uygulanıyor. Nasıl? Her şeyden önce bu vakfın kaynaklarının bu hizmeti vermeye  yeterli olup olmadığı, ülkemizde bu yönde kurulacak olan fakültenin veya bölümün ülkemizin  gelecekteki ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamayacağı, bu alandaki üniversite öğretim görevlisi sayısı,  Türkiye'de, hemen hemen hepsi bir şekilde planlanıyor ve bu planlar çerçevesinde bizim önümüze  geliyor.  Şimdi, genellikle bu vakıf üniversitelerinin kuruluşu esnasında hem Eğitim Komisyonumuzda  hem de Meclisteki görüşmelerde çoklukla dile getirilen konu; mütevellinin kimlerden oluştuğunu  bilmedikleri, mütevellinin nasıl oluştuğu. Şimdi, tabii ki bu vakıf hukukuna ilişkin bir düzenleme ve  Medeni Kanun'a göre zaten bir vakfın mütevellisinde bulunmanın birtakım şartları var. Bu şartlarda  sabıkasızlıktan tutun da kişinin özel durumlarına kadar, bu başka bir hukuk mekanizması içerisinde  zaten denetim içerisinde olan bir husus. Dolayısıyla her vakıf üniversitesinin kuruluşuna ait  dokümantasyon da yaklaşık yedi yüz elli ile iki bin sayfa arasında. Dolayısıyla bu konuda özel olarak  bilgilenmek istenilen bir husus varsa eğer bizim Yükseköğretim Kurulumuz bu konuda çok açık.  Yani "Bizim şu üniversitenin kuruluşuna ilişkin kafamızda bir şüphe var, bu üniversitenin bu bölümü  yürütemeyeceğini düşünüyoruz veya bu üniversitenin kuracağı, taahhüt ettiği maddi kaynakların  yetersiz olduğunu düşünüyoruz, sizdeki veriler nedir?" dediği takdirde bunu tatmin edecek yanıtlar  ellerinde var ve bu kriterlere uygun olmayan hiçbir üniversitenin kuruluşuna izin vermiyoruz.  Özellikle dile getirilen bu üniversitelerin birçoğunda, vakıf üniversiteleri bünyesinde kurulacak olan  fakültelerle ilgili itirazlar da bu çerçevede ele alınıyor, ele almak gerekiyor.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 5 4 - Özellikle öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerinin kuruluşuna dair itirazlar var. Gerçekten  ülkemizde mevcut öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri kontenjanları itibarıyla ülke ihtiyaçlarının  çok üstünde öğretmen mezun ediyorlar fakat bazı alanlarda, özellikle ortaöğretim alan branş  öğretmenliğinde öğretmen fazlalılığı varken, Türkiye'nin gelişen şartları çerçevesinde çok fazla  ihtiyaç duyduğumuz başka alan öğretmenlikleri var. Nasıl? Uygulamaya koyduğumuz, otuz iki ilde  pilot olarak uygulamaya koyduğumuz okul öncesi eğitimin zorunlu hâle getirilmesi uygulaması  neticesinde okul öncesi öğretmenlere ihtiyacımız var. 15 bin atama yaptık ve şu anda özel okul öncesi  eğitim kurumlarında öğretmen açığı doğdu. Aynı zamanda, önümüzdeki yıl yirmi dört ili daha bu  kapsama alacağız.  Bunun yanı sıra, özürlü öğrencilerimizin eğitimlerine ilişkin olarak özel özel eğitim  kurumlarındaki sayılarının artışı, özel eğitim ve rehabilitasyon kurumlarının kuruluşu bu durumdaki  öğrencilerin eğitimini çok önemli hâle getirdi. Zihinsel engellilerden tutun da diğer bütün eğitim  alanındaki grupları sınıflandırarak biz bu alanlara izin veriyoruz. Yükseköğretim Kurulumuzdan da  vakıf üniversitelerinde eğitim fakültesi kuruluşuna ilişkin olarak verdiğimiz izinler, ihtiyaç  duyduğumuz alanlar, önümüzdeki dönemde de ihtiyaç duyacağımız alanlar.  Dolayısıyla, herhangi bir şekilde fazladan yeniden bir eğitim fakültesi kurup ülkemizin  ihtiyaçlarının dışında öğretmen yetiştirilmesine izin vermiyoruz. Bu alanda ciddi bir planlama  içerisindeyiz ve Millî Eğitim Bakanlığımız Yükseköğretim Kuruluyla koordinasyon hâlinde hareket  ediyor. Sınıf öğretmenliği, özel eğitim, rehberlik ve özel özel eğitim, engel gruplarına yönelik eğitim,  okul öncesi eğitim, sınıf öğretmenliği gibi alanlarda eğitim fakültesinin bölüm açmasına izin  veriyoruz, onun dışında vermiyoruz. Bu da ülkemizin ihtiyaçları ve önümüzdeki dönem gerçekten çok  ihtiyaç duyduğumuz alanlar.  Üniversitelerin ilçelerde kurulmasına ilişkin olarak bir kanuni düzenleme yok, engelleyici bir  düzenleme de yok. Bildiğim kadarıyla Tarsus'ta da bir vakıf üniversitesi var. Tarsus, İskenderun gibi  büyük ilçelerimizde... Gerçekten yükseköğrenimin, özellikle yükseköğrenimin katkı sağlayacağı ve  o bölgenin de kaldırabileceği yerlerde kurulabilir. Bunda bir sakınca yok elbette ama şu anda tabii,  çok daha yakın bir tarihte üniversitesi olmayan illerimiz olduğu için, önceliği, tercihimizi üniversitesi  olmayan illerde üniversite kurmak şeklinde kullandık ama kurulmasına yasal bir engel yok.  Sayın Başkanım, zannediyorum sürem doldu.  Teşekkür ediyorum.  Diğerlerini yazılı olarak cevaplandıracağım.  BAŞKAN - Sayın Bulut'un da bir sorusu vardı.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Yazılı cevaplandırayım Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Yazılı cevaplayacaksınız, peki.  Teşekkür ederim Sayın Bakanım.  Madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi okutuyorum:
Sayfa 39 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 1  - 5 5 4 - Özellikle öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerinin kuruluşuna dair itirazlar var. Gerçekten  ülkemizde mevcut öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri kontenjanları itibarıyla ülke ihtiyaçlarının  çok üstünde öğretmen mezun ediyorlar fakat bazı alanlarda, özellikle ortaöğretim alan branş  öğretmenliğinde öğretmen fazlalılığı varken, Türkiye'nin gelişen şartları çerçevesinde çok fazla  ihtiyaç duyduğumuz başka alan öğretmenlikleri var. Nasıl? Uygulamaya koyduğumuz, otuz iki ilde  pilot olarak uygulamaya koyduğumuz okul öncesi eğitimin zorunlu hâle getirilmesi uygulaması  neticesinde okul öncesi öğretmenlere ihtiyacımız var. 15 bin atama yaptık ve şu anda özel okul öncesi  eğitim kurumlarında öğretmen açığı doğdu. Aynı zamanda, önümüzdeki yıl yirmi dört ili daha bu  kapsama alacağız.  Bunun yanı sıra, özürlü öğrencilerimizin eğitimlerine ilişkin olarak özel özel eğitim  kurumlarındaki sayılarının artışı, özel eğitim ve rehabilitasyon kurumlarının kuruluşu bu durumdaki  öğrencilerin eğitimini çok önemli hâle getirdi. Zihinsel engellilerden tutun da diğer bütün eğitim  alanındaki grupları sınıflandırarak biz bu alanlara izin veriyoruz. Yükseköğretim Kurulumuzdan da  vakıf üniversitelerinde eğitim fakültesi kuruluşuna ilişkin olarak verdiğimiz izinler, ihtiyaç  duyduğumuz alanlar, önümüzdeki dönemde de ihtiyaç duyacağımız alanlar.  Dolayısıyla, herhangi bir şekilde fazladan yeniden bir eğitim fakültesi kurup ülkemizin  ihtiyaçlarının dışında öğretmen yetiştirilmesine izin vermiyoruz. Bu alanda ciddi bir planlama  içerisindeyiz ve Millî Eğitim Bakanlığımız Yükseköğretim Kuruluyla koordinasyon hâlinde hareket  ediyor. Sınıf öğretmenliği, özel eğitim, rehberlik ve özel özel eğitim, engel gruplarına yönelik eğitim,  okul öncesi eğitim, sınıf öğretmenliği gibi alanlarda eğitim fakültesinin bölüm açmasına izin  veriyoruz, onun dışında vermiyoruz. Bu da ülkemizin ihtiyaçları ve önümüzdeki dönem gerçekten çok  ihtiyaç duyduğumuz alanlar.  Üniversitelerin ilçelerde kurulmasına ilişkin olarak bir kanuni düzenleme yok, engelleyici bir  düzenleme de yok. Bildiğim kadarıyla Tarsus'ta da bir vakıf üniversitesi var. Tarsus, İskenderun gibi  büyük ilçelerimizde... Gerçekten yükseköğrenimin, özellikle yükseköğrenimin katkı sağlayacağı ve  o bölgenin de kaldırabileceği yerlerde kurulabilir. Bunda bir sakınca yok elbette ama şu anda tabii,  çok daha yakın bir tarihte üniversitesi olmayan illerimiz olduğu için, önceliği, tercihimizi üniversitesi  olmayan illerde üniversite kurmak şeklinde kullandık ama kurulmasına yasal bir engel yok.  Sayın Başkanım, zannediyorum sürem doldu.  Teşekkür ediyorum.  Diğerlerini yazılı olarak cevaplandıracağım.  BAŞKAN - Sayın Bulut'un da bir sorusu vardı.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Yazılı cevaplandırayım Sayın  Başkan.  BAŞKAN - Yazılı cevaplayacaksınız, peki.  Teşekkür ederim Sayın Bakanım.  Madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi okutuyorum:  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 487 sıra sayılı Tasan'nın 1 'inci maddesine bağlı Ek 120'inci maddesinde ve  başlığında geçen "İstanbul Ön Asya Üniversitesi" adının "İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi" olarak  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  MİLLÎ EĞİTİM KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Katılıyoruz...  BAŞKAN - Tamam, Komisyon takdire bırakıyor; anladım, olumlu görüşte.  Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Yeni, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 487 sıra sayılı Yükseköğretim  Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında söz almış  bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Samsun Milletvekili olarak, eski DTP Genel Başkanı Sayın Ahmet Türk'e özellikle geçmiş  olsun dileklerimi iletiyorum ve olayı da kınıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, özünde güzel ahlak, doğruluk,  barış ve sevgi olan, insanlığın mutluluğunu esas alan, İslam'ın evrensel ve çağlar üstü mesajını bize  ulaştıran Peygamberimizin kutlu doğumunun 1.439'uncu yıl dönümünün cennet vatanımızın huzur  ve mutluluğuna, milletimizin birlik ve beraberliğine, bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını  Yüce Allah'tan niyaz ediyorum. Onun, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrıyı  güncelleştirmeye, temsil ettiği değerler bütününü iyi anlamaya ve özünde barındırdığı sevgi ve  merhameti çağımıza taşımaya ihtiyaç duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ hükümetleri olarak eğitime çok önem verdik  ve vermeye de devam ediyoruz. Gerek ilköğretim ve ortaöğretimde gerekse yükseköğretimde fiziki  altyapıda, personel istihdamında ve teknolojik donanımın kurumlara ulaştırılmasında çeşitli  çalışmalar yaptık.  Millî Eğitim Bakanlığı için 2010'da bütçeden 28,2 milyar TL kaynak ayrılmıştır. Yedi yılda  millî eğitime ayrılan payı yüzde 278 oranında artırdık. İktidara geldiğimizde 2,5 milyar TL olan  yükseköğrenim bütçesini yüzde 275 oranında artırarak 9,3 milyar TL'ye çıkarmış bulunmaktayız.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılında 53'ü devlet, 23'ü vakıf olmak üzere  Türkiye'deki üniversite sayısı 76 iken, şimdi 139 üniversite var; bunların 41'i devlet, 22'si vakıf  olmak üzere 63'ü AK PARTİ iktidarları döneminde kurulmuştur. Bugün, burada görüşmekte  olduğumuz kanun tasarısının kabulü, ülkemizde vakıf üniversitelerinin sayısını 51'e çıkaracaktır.  Ahmet Yeni  Samsun  Özkan Öksüz  Konya  Mustafa Elitaş  Kayseri  Mehmet Ceylan  Karabük  İhsan Koca  Malatya  Canan Kalsın  İstanbul  Celal Erbay  Düzce  - 5 5 5 -
Sayfa 40 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 487 sıra sayılı Tasan'nın 1 'inci maddesine bağlı Ek 120'inci maddesinde ve  başlığında geçen "İstanbul Ön Asya Üniversitesi" adının "İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi" olarak  değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.  BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?  MİLLÎ EĞİTİM KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Katılıyoruz...  BAŞKAN - Tamam, Komisyon takdire bırakıyor; anladım, olumlu görüşte.  Hükümet?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Yeni, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 487 sıra sayılı Yükseköğretim  Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında söz almış  bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Samsun Milletvekili olarak, eski DTP Genel Başkanı Sayın Ahmet Türk'e özellikle geçmiş  olsun dileklerimi iletiyorum ve olayı da kınıyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, özünde güzel ahlak, doğruluk,  barış ve sevgi olan, insanlığın mutluluğunu esas alan, İslam'ın evrensel ve çağlar üstü mesajını bize  ulaştıran Peygamberimizin kutlu doğumunun 1.439'uncu yıl dönümünün cennet vatanımızın huzur  ve mutluluğuna, milletimizin birlik ve beraberliğine, bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını  Yüce Allah'tan niyaz ediyorum. Onun, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrıyı  güncelleştirmeye, temsil ettiği değerler bütününü iyi anlamaya ve özünde barındırdığı sevgi ve  merhameti çağımıza taşımaya ihtiyaç duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ hükümetleri olarak eğitime çok önem verdik  ve vermeye de devam ediyoruz. Gerek ilköğretim ve ortaöğretimde gerekse yükseköğretimde fiziki  altyapıda, personel istihdamında ve teknolojik donanımın kurumlara ulaştırılmasında çeşitli  çalışmalar yaptık.  Millî Eğitim Bakanlığı için 2010'da bütçeden 28,2 milyar TL kaynak ayrılmıştır. Yedi yılda  millî eğitime ayrılan payı yüzde 278 oranında artırdık. İktidara geldiğimizde 2,5 milyar TL olan  yükseköğrenim bütçesini yüzde 275 oranında artırarak 9,3 milyar TL'ye çıkarmış bulunmaktayız.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılında 53'ü devlet, 23'ü vakıf olmak üzere  Türkiye'deki üniversite sayısı 76 iken, şimdi 139 üniversite var; bunların 41'i devlet, 22'si vakıf  olmak üzere 63'ü AK PARTİ iktidarları döneminde kurulmuştur. Bugün, burada görüşmekte  olduğumuz kanun tasarısının kabulü, ülkemizde vakıf üniversitelerinin sayısını 51'e çıkaracaktır.  Ahmet Yeni  Samsun  Özkan Öksüz  Konya  Mustafa Elitaş  Kayseri  Mehmet Ceylan  Karabük  İhsan Koca  Malatya  Canan Kalsın  İstanbul  Celal Erbay  Düzce  - 5 5 5 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm dünyada yükseköğretimde okullaşma oranları  artmaktadır, gelişmiş ülkelerdeki yükseköğretimde okullaşma oranları ülkemizin çok üzerinde  seyretmektedir. Ülkemiz de bu gelişmelere uzak kalmamalıdır. Çok genç nüfusa sahip Türkiye'de  yükseköğretime talep artmaktadır. Hem bu talebin karşılanması hem de eğitimde kalitenin artırılması  için, kendi yarattıkları kaynaklarla, kazanç amacı gütmeden, kanunla kurulan kamu tüzel kişiliğine  sahip vakıf üniversitelerinin sayısının artmasının da faydalı olacağı kanaatindeyiz.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul'da, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 2547 sayılı  Yükseköğretim Kanunu'nun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere,  kamu tüzel kişiliğine sahip İstanbul Ön Asya Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulacaktır.  Bu üniversitede rektörlüğe bağlı olarak edebiyat, iktisadi ve idari bilimler, eğitim ve sağlık bilimleri  olmak üzere 4 fakülte, sosyal ve sağlık bilimlerinden oluşan 2 enstitü, ayrıca yabancı diller  yüksekokulu ve çeşitli araştırma merkezleri bulunmaktadır.  Ön Asya Üniversitesi, Türk Cumhuriyetleri ile Balkan ülkelerindeki gençliğe hitap edecektir;  oralardaki başarılı gençler burslu olarak Türkiye'ye getirilerek okutulacaktır, belli oranda Türkiye'den  de öğrenci alınmaya devam edilecektir. Bu öğrencilere burs ve yurt imkânı da bir taraftan  sağlanacaktır. Bu üniversite, özellikle Türk cumhuriyetleri ve Balkan ülkeleri ile Türkiye arasında  kültürel, bilimsel ve sosyal alanda kaynaşmayı artıracak, ülkeler arasında çeşitli alanlarda iş birliği  sağlayacaktır.  İstanbul Ön Asya Üniversitesinin adının İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi olarak değiştirilmesinin  daha uygun olacağını düşünüyoruz. Bu konuda verdiğim önergeyi de desteklerinize arz ediyorum.  Ayrıca, bu kanunla Samsun'da Başarı Eğitim ve Kültür ve Sağlık Vakfı ile Tanrıverdi Eğitim ve  Kültür ve Yardımlaşma Vakfı tarafından müştereken Canik Başarı Üniversitesi adıyla bir vakıf  üniversitesi de kurulacaktır. Bu üniversite de rektörlüğe bağlı olarak İktisadi ve İdari Bilimler  Fakültesinden, Mimarlık ve Mühendislik Fakültesinden, Fen-Edebiyat Fakültesinden, Eğitim  Fakültesinden, Fen Bilimleri Enstitüsünden, Sosyal Bilimler Enstitüsünden oluşmaktadır.  Bu konuda katkı veren herkesi tebrik ediyorum, kutluyorum.  Kurulacak yeni üniversitelerin gençliğimize, milletimize ve ülkemize hayırlar getirmesini  diliyorum ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bu 29 Mayıs tarihinin özelliği ne? Bunu öğrenmek  istiyorum.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Hatip açıkladı.  BAŞKAN - 29 Mayıs, arkadaşların konusu nedir bilmem ama benim bildiğim kadarıyla, Fatih  Sultan Mehmet Han tarafından İstanbul'un fethinin yıl dönümüdür.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN- Karar yeter sayısını arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.40  - 5 5 6 -
Sayfa 41 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 1  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm dünyada yükseköğretimde okullaşma oranları  artmaktadır, gelişmiş ülkelerdeki yükseköğretimde okullaşma oranları ülkemizin çok üzerinde  seyretmektedir. Ülkemiz de bu gelişmelere uzak kalmamalıdır. Çok genç nüfusa sahip Türkiye'de  yükseköğretime talep artmaktadır. Hem bu talebin karşılanması hem de eğitimde kalitenin artırılması  için, kendi yarattıkları kaynaklarla, kazanç amacı gütmeden, kanunla kurulan kamu tüzel kişiliğine  sahip vakıf üniversitelerinin sayısının artmasının da faydalı olacağı kanaatindeyiz.  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul'da, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 2547 sayılı  Yükseköğretim Kanunu'nun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere,  kamu tüzel kişiliğine sahip İstanbul Ön Asya Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulacaktır.  Bu üniversitede rektörlüğe bağlı olarak edebiyat, iktisadi ve idari bilimler, eğitim ve sağlık bilimleri  olmak üzere 4 fakülte, sosyal ve sağlık bilimlerinden oluşan 2 enstitü, ayrıca yabancı diller  yüksekokulu ve çeşitli araştırma merkezleri bulunmaktadır.  Ön Asya Üniversitesi, Türk Cumhuriyetleri ile Balkan ülkelerindeki gençliğe hitap edecektir;  oralardaki başarılı gençler burslu olarak Türkiye'ye getirilerek okutulacaktır, belli oranda Türkiye'den  de öğrenci alınmaya devam edilecektir. Bu öğrencilere burs ve yurt imkânı da bir taraftan  sağlanacaktır. Bu üniversite, özellikle Türk cumhuriyetleri ve Balkan ülkeleri ile Türkiye arasında  kültürel, bilimsel ve sosyal alanda kaynaşmayı artıracak, ülkeler arasında çeşitli alanlarda iş birliği  sağlayacaktır.  İstanbul Ön Asya Üniversitesinin adının İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi olarak değiştirilmesinin  daha uygun olacağını düşünüyoruz. Bu konuda verdiğim önergeyi de desteklerinize arz ediyorum.  Ayrıca, bu kanunla Samsun'da Başarı Eğitim ve Kültür ve Sağlık Vakfı ile Tanrıverdi Eğitim ve  Kültür ve Yardımlaşma Vakfı tarafından müştereken Canik Başarı Üniversitesi adıyla bir vakıf  üniversitesi de kurulacaktır. Bu üniversite de rektörlüğe bağlı olarak İktisadi ve İdari Bilimler  Fakültesinden, Mimarlık ve Mühendislik Fakültesinden, Fen-Edebiyat Fakültesinden, Eğitim  Fakültesinden, Fen Bilimleri Enstitüsünden, Sosyal Bilimler Enstitüsünden oluşmaktadır.  Bu konuda katkı veren herkesi tebrik ediyorum, kutluyorum.  Kurulacak yeni üniversitelerin gençliğimize, milletimize ve ülkemize hayırlar getirmesini  diliyorum ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bu 29 Mayıs tarihinin özelliği ne? Bunu öğrenmek  istiyorum.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Hatip açıkladı.  BAŞKAN - 29 Mayıs, arkadaşların konusu nedir bilmem ama benim bildiğim kadarıyla, Fatih  Sultan Mehmet Han tarafından İstanbul'un fethinin yıl dönümüdür.  Önergeyi oylarınıza sunuyorum...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Karar yeter sayısı istiyorum.  BAŞKAN- Karar yeter sayısını arayacağım.  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 16.40  - 5 5 6 - TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86'ncı Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  Biraz önce, önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.  Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısını arayacağım.  Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.  Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Böylece, 29 Mayıs Üniversitesinin kuruluşu tamamlanmıştır. Milletimize hayırlı olmasını  diliyorum. İnşallah, ismine yaraşır bir üniversite olur.  487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediyoruz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Ek madde 121'i okutuyorum:  Süleyman Şah Üniversitesi  EK MADDE 121- İstanbul'da Sistem Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından 2547 sayılı  Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere,  kamu tüzel kişiliğine sahip Süleyman Şah Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur. Bu  Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;  a) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinden,  b) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesinden,  c) İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesinden,  ç) Fen Bilimleri Enstitüsünden,  d) Sosyal Bilimler Enstitüsünden,  oluşur.  BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına konuşmacıları arz ediyorum: Barış ve Demokrasi  Partisi adına konuşmacı Nezir Karabaş, Bitlis Milletvekilimiz.  Sayın Karabaş, buyurun efendim.  BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; Kanun Tasarısı üzerine BDP Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  - 5 5 7 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 14.59  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
Sayfa 42 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86'ncı Birleşiminin İkinci  Oturumunu açıyorum.  Biraz önce, önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.  Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısını arayacağım.  Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.  Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Böylece, 29 Mayıs Üniversitesinin kuruluşu tamamlanmıştır. Milletimize hayırlı olmasını  diliyorum. İnşallah, ismine yaraşır bir üniversite olur.  487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediyoruz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Ek madde 121'i okutuyorum:  Süleyman Şah Üniversitesi  EK MADDE 121- İstanbul'da Sistem Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından 2547 sayılı  Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere,  kamu tüzel kişiliğine sahip Süleyman Şah Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur. Bu  Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;  a) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinden,  b) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesinden,  c) İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesinden,  ç) Fen Bilimleri Enstitüsünden,  d) Sosyal Bilimler Enstitüsünden,  oluşur.  BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına konuşmacıları arz ediyorum: Barış ve Demokrasi  Partisi adına konuşmacı Nezir Karabaş, Bitlis Milletvekilimiz.  Sayın Karabaş, buyurun efendim.  BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; Kanun Tasarısı üzerine BDP Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla  selamlıyorum.  - 5 5 7 - İKİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 14.59  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Tabii bugün, Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu'ndaki değişiklik ve vakıf  üniversitelerinin kuruluşuyla ilgili gündemimiz; ancak ben, 12 Nisan Pazartesi günü, benim de hazır  bulunduğum Samsun'daki bir dava duruşmasından sonra gelişen olaylarla ilgili birkaç şey belirtmek  istiyorum.  Şimdi, herkesin bildiği gibi, 12 Nisanda Samsun Ağır Cezada bir duruşma vardı. Bu duruşma,  Muş Bulanık'ta yaşanan...  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Karabaş, birkaç saniyenizi rica edebilir miyim.  Sayın Yıldız, bir şey mi diyecektiniz?  BENGİ YILDIZ (Batman) - Bir uğultu var Başkanım, dinleyemiyoruz.  BAŞKAN - Ha uğultu var, evet, ön sıradaki arkadaşlarımız biraz daha sessiz olurlarsa...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Muş Bulanık'ta yaşanan olayda, 2 kişinin öldüğü,  birçok kişinin yaralandığı bir davanın güvenlik gerekçesiyle Samsun'a verilmesinden sonra bu dava  burada görüldü, 12 Nisanda da ilk duruşmasıydı.  Şimdi, tabii daha önce güvenlik nedeniyle Trabzon'a verilen Gazi olaylarını biliyoruz,  Eskişehir'e verilen Uğur Kaymaz olayını biliyoruz ve benzeri olaylar var ve güvenlik gerekçesiyle  verilen iller... Her nedense, öteden beri hem devletin içindeki derin yapıların hem şoven, ırkçı, faşist  yapılanmaların olduğu illere veriliyor ve güvenlik nedeniyle sürdürülen bu davaların tümünde,  mağdurlar başta olmak üzere, o davaları izleyen siyasetçiler, sivil toplum örgütü temsilcileri, savunma  avukatları saldırıya uğruyor. Geçmişte Eskişehir'de yaşandı, linç girişimleri, Trabzon'da yaşandı,  şimdi de Samsun'da.  Şimdi, birincisi, şunu başta söyleyeyim: Bu olayın yaşanmasından sonra başta Sayın Başbakan,  Hükümet yetkilileri olmak üzere, tüm siyasi partinin liderleri, grup başkan vekilleri, milletvekilleri  ve Türkiye'de duyarlılığı olan tüm kesimler "Geçmiş olsun." dileklerini hem Sayın Ahmet Türk'e  hem partimize iletti ancak bu yeterli değil. Elbette bu gerekli, bu önemli bir duyarlılık; tüm  kesimlerin, siyasetçilerin, siyasetin tüm kesimlerinin, tüm sivil toplum örgütlerinin, aydınların,  basının ortak bir tutum sergilemesi, bu tür saldırılara ortak tutum alması önemli ama bu yeterli değil.  Birincisi, Hükümet açısından. Sonuçta, bu tür olayları yerinde inceleyen, hukukun herkes için eşit  uygulanmasını, hukukun gerçekleşmesini sağlayan bir pratiği sergilemeleri gerekiyor, sorumluluktan  var. İkincisi, bu tür davalann yer değiştirmesinden sonra o davanın selameti, o davaya katılan tüm  kesimlerin -siyasetçilerin, sivil toplum örgütlerinin, mağdur yakınlarının, savunma avukatlarının- hepsinin güvenliğini sağlamakla yetkilidir.  Diğer yandan, siyasetçiler ve basının bir görevi de, bu tür olaylar yaşandıktan sonra "Geçmiş  olsun." dileklerini iletmek ve olayı kınamak yetmiyor... Yıllardır, başta Karadeniz olmak üzere, İç  Anadolu'da, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde, İzmir'de, diğer yerlerde yaşanan linçler ve bu tür "farklı  olana tahammül etmeme, farklı olanı linç etme, ortadan kaldırma" kültürü siyasetçilerin, basının şu  ana kadar kullandıkları dildir, o kültürdür. Biz bunu değiştirecek miyiz, değiştirmeyecek miyiz? Bir  kesimi, bir toplumu, onun tüm bireylerini, siyasetçilerini terörist ilan edecek miyiz, hâlâ bunu  sürdürecek miyiz, sürdürmeyecek miyiz? Eğer siyasetçiler siyaset adına, eğer Hükümet yetkilileri  -Sayın Başbakandan tutun bakanlara- devlet yetkilisi, Hükümet yetkilisi olma adına bir siyasi partinin  genel başkanına, eş başkanına, bazen milletvekillerine, bazen yetkililerine açık bir şekilde "terörist"  sözcüğünü veya "yandaşı" sözcüğünü kullanıyorsa Samsun'da, Trabzon'da, başka bir ilde bu tür  şeyler gerçekleşir.  - 5 5 8 -
Sayfa 43 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Tabii bugün, Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu'ndaki değişiklik ve vakıf  üniversitelerinin kuruluşuyla ilgili gündemimiz; ancak ben, 12 Nisan Pazartesi günü, benim de hazır  bulunduğum Samsun'daki bir dava duruşmasından sonra gelişen olaylarla ilgili birkaç şey belirtmek  istiyorum.  Şimdi, herkesin bildiği gibi, 12 Nisanda Samsun Ağır Cezada bir duruşma vardı. Bu duruşma,  Muş Bulanık'ta yaşanan...  BENGİ YILDIZ (Batman) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Sayın Karabaş, birkaç saniyenizi rica edebilir miyim.  Sayın Yıldız, bir şey mi diyecektiniz?  BENGİ YILDIZ (Batman) - Bir uğultu var Başkanım, dinleyemiyoruz.  BAŞKAN - Ha uğultu var, evet, ön sıradaki arkadaşlarımız biraz daha sessiz olurlarsa...  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Muş Bulanık'ta yaşanan olayda, 2 kişinin öldüğü,  birçok kişinin yaralandığı bir davanın güvenlik gerekçesiyle Samsun'a verilmesinden sonra bu dava  burada görüldü, 12 Nisanda da ilk duruşmasıydı.  Şimdi, tabii daha önce güvenlik nedeniyle Trabzon'a verilen Gazi olaylarını biliyoruz,  Eskişehir'e verilen Uğur Kaymaz olayını biliyoruz ve benzeri olaylar var ve güvenlik gerekçesiyle  verilen iller... Her nedense, öteden beri hem devletin içindeki derin yapıların hem şoven, ırkçı, faşist  yapılanmaların olduğu illere veriliyor ve güvenlik nedeniyle sürdürülen bu davaların tümünde,  mağdurlar başta olmak üzere, o davaları izleyen siyasetçiler, sivil toplum örgütü temsilcileri, savunma  avukatları saldırıya uğruyor. Geçmişte Eskişehir'de yaşandı, linç girişimleri, Trabzon'da yaşandı,  şimdi de Samsun'da.  Şimdi, birincisi, şunu başta söyleyeyim: Bu olayın yaşanmasından sonra başta Sayın Başbakan,  Hükümet yetkilileri olmak üzere, tüm siyasi partinin liderleri, grup başkan vekilleri, milletvekilleri  ve Türkiye'de duyarlılığı olan tüm kesimler "Geçmiş olsun." dileklerini hem Sayın Ahmet Türk'e  hem partimize iletti ancak bu yeterli değil. Elbette bu gerekli, bu önemli bir duyarlılık; tüm  kesimlerin, siyasetçilerin, siyasetin tüm kesimlerinin, tüm sivil toplum örgütlerinin, aydınların,  basının ortak bir tutum sergilemesi, bu tür saldırılara ortak tutum alması önemli ama bu yeterli değil.  Birincisi, Hükümet açısından. Sonuçta, bu tür olayları yerinde inceleyen, hukukun herkes için eşit  uygulanmasını, hukukun gerçekleşmesini sağlayan bir pratiği sergilemeleri gerekiyor, sorumluluktan  var. İkincisi, bu tür davalann yer değiştirmesinden sonra o davanın selameti, o davaya katılan tüm  kesimlerin -siyasetçilerin, sivil toplum örgütlerinin, mağdur yakınlarının, savunma avukatlarının- hepsinin güvenliğini sağlamakla yetkilidir.  Diğer yandan, siyasetçiler ve basının bir görevi de, bu tür olaylar yaşandıktan sonra "Geçmiş  olsun." dileklerini iletmek ve olayı kınamak yetmiyor... Yıllardır, başta Karadeniz olmak üzere, İç  Anadolu'da, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde, İzmir'de, diğer yerlerde yaşanan linçler ve bu tür "farklı  olana tahammül etmeme, farklı olanı linç etme, ortadan kaldırma" kültürü siyasetçilerin, basının şu  ana kadar kullandıkları dildir, o kültürdür. Biz bunu değiştirecek miyiz, değiştirmeyecek miyiz? Bir  kesimi, bir toplumu, onun tüm bireylerini, siyasetçilerini terörist ilan edecek miyiz, hâlâ bunu  sürdürecek miyiz, sürdürmeyecek miyiz? Eğer siyasetçiler siyaset adına, eğer Hükümet yetkilileri  -Sayın Başbakandan tutun bakanlara- devlet yetkilisi, Hükümet yetkilisi olma adına bir siyasi partinin  genel başkanına, eş başkanına, bazen milletvekillerine, bazen yetkililerine açık bir şekilde "terörist"  sözcüğünü veya "yandaşı" sözcüğünü kullanıyorsa Samsun'da, Trabzon'da, başka bir ilde bu tür  şeyler gerçekleşir.  - 5 5 8 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Onun için, biz şunu önemsiyoruz: Herkesin bu çağrıları yaparken ve bu yaşanan vahim olay  karşısında tavrını ortaya koyup bu olayı kınarken, bu işi yaparken samimiyetine inanıyoruz ama bu  yetmez. Bunun pratiğe yansıması gerekiyor, bunun siyasi söyleme yansıması gerekiyor, Hükümet  açısından, Başbakan ve bakanlar açısından pratik icraata yansıması gerekiyor. Eğer bu  gerçekleşmezse "Geçmiş olsun." dileklerinin, kınamanın hiçbir anlamı olmayacaktır.  Güvenlik nedeniyle Samsun'a dava götürüldü. Peki, bu olaya baktığımız zaman, güvenlik  denildiği zaman... Trabzon'da, Eskişehir'de, bugün de Samsun'da katilin güvenliğinden bahsedildi.  Evet, bu kişi 2 kişiyi öldürmüş, diğerlerini yaralamış, açıkça söylüyor. Ha, bunu gerçi Sayın Başbakan  da, Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç da, Muş Valisi de kendisini savunmaya, meşru savunmaya  soktu ama bu olayı gerçekleştiren kişi, kendisine ateş edildiğini, ölenlerin kendisine ateş etmesi  sonucu öldüğünü söylüyor. Ha demek, Türkiye'de "güvenlik" denildiği zaman, olayın faillerinin  güvenliği dile geliyor. "Güvenlik" denildiği zaman, yargılananlar, öldürmeyle, cinayetle  yargılananların korunması gündeme geliyor, dile geliyor, bu anlaşılıyor. Yoksa, Sayın İçişleri  Bakanının Müsteşarıyla görüşülmüş, daha önce bu davanın önemi biliniyor, güvenlik nedeniyle  buraya gönderilmiş ve Samsun'un Sayın Valisi diyor ki: "En üst düzeyde güvenlik önlemi aldık." Bu  şahıs, Sayın Ahmet Türk'e yumruk atan şahıs Sayın Ahmet Türk'ün yanına, hepimizin yanına geldi.  Bırakın silah, tabanca benzeri ateşli silahlan, herhangi bir çakıyla, bir bıçakla adam öldürülebilirdi.  Bu tür şeylerin sorumluluğu nasıl üstlenilir? Bu tür bir olay, eğer gelişmiş Avrupa'da, demokrasinin  geliştiği ülkelerde gerçekleşirse içişleri bakanı anında istifa eder, o ilin valisi, emniyet müdürü, tüm  yetkilileri görevinden alınır ama şimdi 2 tane emniyet yetkilisinin açığa alınması gerçekleşmiş ve  bununla sorunun çözümleneceği söyleniyor. Bu yetmez değerli arkadaşlar.  Biz şunu söylüyoruz: Karadeniz'de, bu hatta Hrant Dink'in ölümü gerçekleşti. Daha önce çeşitli  düşüncelerde, sol, demokrat, sosyal demokrat aydınların tüm etkinliklerine, Kürt olsun, Türk olsun,  Laz olsun, demokratik çerçevedeki tüm etkinliklerine saldırı oldu, linç girişimleri gerçekleşti ve  Hükümet yetkilileri, o illerin valileri, emniyet müdürleri o günden bu güne kadar da hiçbir tedbir  almadı, âdeta ödüllendirildi linç girişimini gerçekleştirenler. Şimdi de, Türkiye'nin her yerinde  yıllardır süren çatışma, şiddet ortamı, kullanılan düşmanca dil, basının kullandığı dil, Hükümet  yetkililerinin, geçmiş hükümetlerin, siyasilerin kullandığı dil halkın birçok kesimi üzerinde ciddi bir  tepki, düşmanlık ve travma yaratmıştır. Her zaman bu tür olayları, linçleri gerçekleştirecek insanlar  bulunur fakat bunu dil olarak hem Hükümetin, hem devlet yetkililerinin hem siyasilerin yeni bir dili  hem basının yeni bir dili kullanması gerekir, diğer taraftan da Hükümetin ve yetkililerin bu tür  olayların gerçekleşmemesi, bu tür olaylar yaşanmadan, bir travmaya neden olmadan tedbirlerin  alınması konusunda ciddi hassasiyet göstermesi gerekiyor.  Değerli milletvekilleri, eğer Sayın Ahmet Türk'ün bu yaşa kadar kullandığı dil ve yaşama bakışı,  Türkiye'de bu tür olaylara bakışı, partimizin yetkililerinin, bizlerin değerlendirmeleri olmasaydı,  bizler bazı insanlar gibi sert bir dil kullansaydık düşünebiliyor musunuz, Türkiye'de nelere mal  olacaktı? Toplum, Kürtler, Türkler, diğer kesimler, farklı düşünenler nasıl birbirlerini imha edecek,  birbirlerine büyük zararlar verecek, bir daha birlikte yaşanmayacak koşullar gerçekleşebilirdi. Bunun  vebalinin altından kim kalkabilir? Bu olaylara sıradan yaklaşılabilir mi?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlar mısınız.  - 5 5 9 -
Sayfa 44 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Onun için, biz şunu önemsiyoruz: Herkesin bu çağrıları yaparken ve bu yaşanan vahim olay  karşısında tavrını ortaya koyup bu olayı kınarken, bu işi yaparken samimiyetine inanıyoruz ama bu  yetmez. Bunun pratiğe yansıması gerekiyor, bunun siyasi söyleme yansıması gerekiyor, Hükümet  açısından, Başbakan ve bakanlar açısından pratik icraata yansıması gerekiyor. Eğer bu  gerçekleşmezse "Geçmiş olsun." dileklerinin, kınamanın hiçbir anlamı olmayacaktır.  Güvenlik nedeniyle Samsun'a dava götürüldü. Peki, bu olaya baktığımız zaman, güvenlik  denildiği zaman... Trabzon'da, Eskişehir'de, bugün de Samsun'da katilin güvenliğinden bahsedildi.  Evet, bu kişi 2 kişiyi öldürmüş, diğerlerini yaralamış, açıkça söylüyor. Ha, bunu gerçi Sayın Başbakan  da, Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç da, Muş Valisi de kendisini savunmaya, meşru savunmaya  soktu ama bu olayı gerçekleştiren kişi, kendisine ateş edildiğini, ölenlerin kendisine ateş etmesi  sonucu öldüğünü söylüyor. Ha demek, Türkiye'de "güvenlik" denildiği zaman, olayın faillerinin  güvenliği dile geliyor. "Güvenlik" denildiği zaman, yargılananlar, öldürmeyle, cinayetle  yargılananların korunması gündeme geliyor, dile geliyor, bu anlaşılıyor. Yoksa, Sayın İçişleri  Bakanının Müsteşarıyla görüşülmüş, daha önce bu davanın önemi biliniyor, güvenlik nedeniyle  buraya gönderilmiş ve Samsun'un Sayın Valisi diyor ki: "En üst düzeyde güvenlik önlemi aldık." Bu  şahıs, Sayın Ahmet Türk'e yumruk atan şahıs Sayın Ahmet Türk'ün yanına, hepimizin yanına geldi.  Bırakın silah, tabanca benzeri ateşli silahlan, herhangi bir çakıyla, bir bıçakla adam öldürülebilirdi.  Bu tür şeylerin sorumluluğu nasıl üstlenilir? Bu tür bir olay, eğer gelişmiş Avrupa'da, demokrasinin  geliştiği ülkelerde gerçekleşirse içişleri bakanı anında istifa eder, o ilin valisi, emniyet müdürü, tüm  yetkilileri görevinden alınır ama şimdi 2 tane emniyet yetkilisinin açığa alınması gerçekleşmiş ve  bununla sorunun çözümleneceği söyleniyor. Bu yetmez değerli arkadaşlar.  Biz şunu söylüyoruz: Karadeniz'de, bu hatta Hrant Dink'in ölümü gerçekleşti. Daha önce çeşitli  düşüncelerde, sol, demokrat, sosyal demokrat aydınların tüm etkinliklerine, Kürt olsun, Türk olsun,  Laz olsun, demokratik çerçevedeki tüm etkinliklerine saldırı oldu, linç girişimleri gerçekleşti ve  Hükümet yetkilileri, o illerin valileri, emniyet müdürleri o günden bu güne kadar da hiçbir tedbir  almadı, âdeta ödüllendirildi linç girişimini gerçekleştirenler. Şimdi de, Türkiye'nin her yerinde  yıllardır süren çatışma, şiddet ortamı, kullanılan düşmanca dil, basının kullandığı dil, Hükümet  yetkililerinin, geçmiş hükümetlerin, siyasilerin kullandığı dil halkın birçok kesimi üzerinde ciddi bir  tepki, düşmanlık ve travma yaratmıştır. Her zaman bu tür olayları, linçleri gerçekleştirecek insanlar  bulunur fakat bunu dil olarak hem Hükümetin, hem devlet yetkililerinin hem siyasilerin yeni bir dili  hem basının yeni bir dili kullanması gerekir, diğer taraftan da Hükümetin ve yetkililerin bu tür  olayların gerçekleşmemesi, bu tür olaylar yaşanmadan, bir travmaya neden olmadan tedbirlerin  alınması konusunda ciddi hassasiyet göstermesi gerekiyor.  Değerli milletvekilleri, eğer Sayın Ahmet Türk'ün bu yaşa kadar kullandığı dil ve yaşama bakışı,  Türkiye'de bu tür olaylara bakışı, partimizin yetkililerinin, bizlerin değerlendirmeleri olmasaydı,  bizler bazı insanlar gibi sert bir dil kullansaydık düşünebiliyor musunuz, Türkiye'de nelere mal  olacaktı? Toplum, Kürtler, Türkler, diğer kesimler, farklı düşünenler nasıl birbirlerini imha edecek,  birbirlerine büyük zararlar verecek, bir daha birlikte yaşanmayacak koşullar gerçekleşebilirdi. Bunun  vebalinin altından kim kalkabilir? Bu olaylara sıradan yaklaşılabilir mi?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlar mısınız.  - 5 5 9 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 0 - MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Şimdi, üniversitelerden, üniversitelerin açılmasından, gençlerimizin üniversitelerde okumasından  bahsediyoruz, bugün birçok ilde gençler, üniversite gençleri, üniversite öğretim üyeleri, üniversitelerin  profesörleri, doçentleri bilimsel anlamda düşüncelerini, fikirlerini dile getirdikleri zaman yargılamalara  tabi oluyor. Öğrenciler, üniversite içinde ve dışında demokratik tepkilerini, sorunların çözümü için  yaptıkları her eylemde, etkinlikte ya devlet güçleri tarafından şiddete maruz kalıyor veya linç  girişimleriyle şiddete maruz kalıyor ve yine birçoğunun üniversitelerle ilişkisi kesiliyor, okullardan  atılıyor. Biz, üniversite dediğimiz zaman bunları tartışmadan bilimi nasıl gerçekleştirebiliriz? Bir  üniversite öğretim üyesinin, üniversite öğrencisinin düşüncesini, inancını özgürce söyleyemediği,  kendisini alanlarda ifade edemediği bir yerde, üniversitelerin polisten, jandarmadan geçilmediği bir  ortamda biz, bilimi geliştirebilir miyiz, üniversite açmayla bir sonuca varabilir miyiz?  Tüm bunları diğer maddeler görüşüldüğü zaman dile getireceğiz. Üniversitelerden gerçekten  halkın beklentisi, gerçek bilimi yaratmak ve gerçek üniversiteleri yaratabilmek için bu konuların  detaylı ele alınması gerekir diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy.  Sayın Paksoy, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumlan Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı hakkında Milliyetçi Hareket  Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, ilk defa olarak bu kürsüye çıkarken derin bir üzüntü içindeyim. Yüce Meclis  gündemine Hükümetçe sunulan bu tasarıda Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bünyesinde  kurulması öngörülen Medeniyetler İttifakı Enstitüsü benim üzüntümün kaynağı olmuştur. Bu zamana  kadar bu Hükümetin, ötesine dilim varmıyor ama birçok yanlış icraatından son derece elem duyduk.  Ancak, öylesine vahim bir durum ki, rahmetli Sultan Fatih'in ve şühedanın ruhlarını muazzez  edeceğimize muazzep ediyorsunuz. Ne idüğü belirsiz, gayesi, maksadı açıklanmamış ve anlatılmamış,  milletimizce hiçbir şekilde tasvip edilmeyen malum mahfillerin projesini getiriyor mübarek bir ismin  aziz hatırasını ihya etmek amacıyla kurulan bir üniversitede enstitü kurarak ihya etmeye  çalışıyorsunuz.  Çok değerli arkadaşlar, bu kürsüden defaten söyledik ancak kulaklarınızı tıkamaya devam  ediyorsunuz. Türkiye'nin bir öğretim sorunu var. Üstelik bu sorunun temeli ilköğretim ve  ortaöğretimde. Siz bu alanda gerekenleri yapmıyorsunuz. Bugün Türkiye'de üniversite sayısı 140'a  ulaştı. Bu üniversitelerle birlikte 146 olacak. Muhtemelen önümüzdeki yıllarda 200'ü bulacağız. Peki,  200 veya 500 üniversite açsak eğitim-öğretimin sorunlarını çözecek miyiz? Herkese sertifika verir  gibi diploma verirsek bu insanlanmızın sorununu çözecek miyiz? On binlerce öğretmen adayı yıllardır  atanamıyor, eylem yapıyorlar, diğer üniversite mezunları öğrenim gördükleri alanda iş bulmak bir  yana ilköğretim ve ortaöğretim mezunlarının istihdam edildiği alanlarda bile iş bulmaya razılar.  Kıymetli arkadaşlar, üniversite açılmasına, geleceğimiz olan gençlerimizin çok iyi bir eğitim  görmelerine hepimiz taraftarız ancak sırf talepten hareket ederek, sırf seçim meydanlarında "Biz  bilmem ne kadar üniversite açtık." edebiyatı yaparak insanları kandırmayalım, yazık hem de bu  ülkenin parasına hem de insanların umutlarına yazık hem de çok yazık.
Sayfa 45 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 0 - MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.  Şimdi, üniversitelerden, üniversitelerin açılmasından, gençlerimizin üniversitelerde okumasından  bahsediyoruz, bugün birçok ilde gençler, üniversite gençleri, üniversite öğretim üyeleri, üniversitelerin  profesörleri, doçentleri bilimsel anlamda düşüncelerini, fikirlerini dile getirdikleri zaman yargılamalara  tabi oluyor. Öğrenciler, üniversite içinde ve dışında demokratik tepkilerini, sorunların çözümü için  yaptıkları her eylemde, etkinlikte ya devlet güçleri tarafından şiddete maruz kalıyor veya linç  girişimleriyle şiddete maruz kalıyor ve yine birçoğunun üniversitelerle ilişkisi kesiliyor, okullardan  atılıyor. Biz, üniversite dediğimiz zaman bunları tartışmadan bilimi nasıl gerçekleştirebiliriz? Bir  üniversite öğretim üyesinin, üniversite öğrencisinin düşüncesini, inancını özgürce söyleyemediği,  kendisini alanlarda ifade edemediği bir yerde, üniversitelerin polisten, jandarmadan geçilmediği bir  ortamda biz, bilimi geliştirebilir miyiz, üniversite açmayla bir sonuca varabilir miyiz?  Tüm bunları diğer maddeler görüşüldüğü zaman dile getireceğiz. Üniversitelerden gerçekten  halkın beklentisi, gerçek bilimi yaratmak ve gerçek üniversiteleri yaratabilmek için bu konuların  detaylı ele alınması gerekir diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy.  Sayın Paksoy, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumlan Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı hakkında Milliyetçi Hareket  Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, ilk defa olarak bu kürsüye çıkarken derin bir üzüntü içindeyim. Yüce Meclis  gündemine Hükümetçe sunulan bu tasarıda Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bünyesinde  kurulması öngörülen Medeniyetler İttifakı Enstitüsü benim üzüntümün kaynağı olmuştur. Bu zamana  kadar bu Hükümetin, ötesine dilim varmıyor ama birçok yanlış icraatından son derece elem duyduk.  Ancak, öylesine vahim bir durum ki, rahmetli Sultan Fatih'in ve şühedanın ruhlarını muazzez  edeceğimize muazzep ediyorsunuz. Ne idüğü belirsiz, gayesi, maksadı açıklanmamış ve anlatılmamış,  milletimizce hiçbir şekilde tasvip edilmeyen malum mahfillerin projesini getiriyor mübarek bir ismin  aziz hatırasını ihya etmek amacıyla kurulan bir üniversitede enstitü kurarak ihya etmeye  çalışıyorsunuz.  Çok değerli arkadaşlar, bu kürsüden defaten söyledik ancak kulaklarınızı tıkamaya devam  ediyorsunuz. Türkiye'nin bir öğretim sorunu var. Üstelik bu sorunun temeli ilköğretim ve  ortaöğretimde. Siz bu alanda gerekenleri yapmıyorsunuz. Bugün Türkiye'de üniversite sayısı 140'a  ulaştı. Bu üniversitelerle birlikte 146 olacak. Muhtemelen önümüzdeki yıllarda 200'ü bulacağız. Peki,  200 veya 500 üniversite açsak eğitim-öğretimin sorunlarını çözecek miyiz? Herkese sertifika verir  gibi diploma verirsek bu insanlanmızın sorununu çözecek miyiz? On binlerce öğretmen adayı yıllardır  atanamıyor, eylem yapıyorlar, diğer üniversite mezunları öğrenim gördükleri alanda iş bulmak bir  yana ilköğretim ve ortaöğretim mezunlarının istihdam edildiği alanlarda bile iş bulmaya razılar.  Kıymetli arkadaşlar, üniversite açılmasına, geleceğimiz olan gençlerimizin çok iyi bir eğitim  görmelerine hepimiz taraftarız ancak sırf talepten hareket ederek, sırf seçim meydanlarında "Biz  bilmem ne kadar üniversite açtık." edebiyatı yaparak insanları kandırmayalım, yazık hem de bu  ülkenin parasına hem de insanların umutlarına yazık hem de çok yazık.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Bakın, üniversitelerin sayısı hızla artıyor, ancak nitelikleri ne durumda? Bina, öğretim üyesi,  barınma ve benzer diğer imkânlar ne durumda? Bunları hiç düşündünüz mü? Bugün kırk beş, biri de  geçenlerde kuruldu kırk altı vakıf üniversitesinin kaç tanesi yeterli düzeyde? Eskiden dershane  açılıyordu, şimdi üniversite açılmaya başlandı. Yanılmıyorsam dershanelerin kapanacağına dair bir  teziniz vardı. İlköğretim okulu açamadığınız yere üniversite açarak ve bu hızla vakıf üniversitesi  açarak bu teziniz gerçekleşecek, dershanelerin kapanmasına gerek kalmayacak, ancak dershanelerin  büyük çoğunluğu üniversite olacak.  Şimdi deniliyor ki: "Gelişmiş ülkelerde yükseköğrenim oranı yüzde 60'ı bulmasına rağmen  ülkemizde yüzde 20 düzeylerindedir." Kardeşim, gelişmiş ülkelerde başka kıstaslar da var, onlarla  niye ilgilenmiyorsunuz? Veya madem konumuz üniversite, gelişmiş ülkelerin nasıl üniversite  kurduğunu bir zahmet niye araştırmıyorsunuz? Komisyonda arkadaşlarımız dile getirdiler, üniversite  sayısı ve öğrenci kontenjanlarının artırılması sadece diplomalı işsizlerin sayısını artıracaktır. Son  yıllarda vakıf üniversitelerinin sayısında büyük artış gözlendiği, kurucu vakıfların mali yapıları ve  üniversiteye tahsis ettikleri arazi ve alanlarda üniversite kurulmasıyla ilgili öğretim hayatını devam  ettirebilecek kapasitede bulunup bulunmadıklarının iyi araştırılması gerekir. Bunların hiçbirisi yok,  sadece, beylik laflarla geçiştirmeler var. "Yok, mal varlığı 15 milyon liranın altında bulunan vakıflara  üniversite kurma izni verilmediği; yok, Öğretim Üyesi Yetiştirme Projesi kapsamında 2 bin araştırma  görevlisi kadrosunun Bütçe Kanunu'na eklenmek üzere olduğu yani kurulacak eğitim fakültelerinde  okul öncesi eğitim ve engelli eğitimi bölümlerinin açılmasına izin verildiği" gibi sudan gerekçeler  üretiliyor.  Mevcut kırk beş vakıf üniversitesinin büyük bir kısmının kendilerinden beklenen performansı  gösteremediği bir vakıadır. Bu üniversitelerin birçok bölümündeki kontenjanların dolmadığı da  bilinmektedir. Üstelik, devlet üniversitelerinde bile birçok kontenjan ek yerleştirmelere rağmen  dolmamaktadır. Mesela, seçim bölgem Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen-Edebiyat  Fakültesinin Fizik Bölümünün ikinci öğretimine 1 öğrenci gelmiş, ek kontenjandan ise bu sayı ancak  4 'e ulaşabilmiştir. Bu bölümün normal olarak kontenjanı 50 kişidir. Diğer devlet üniversitelerinde  benzer kontenjan açıkları bulunmaktadır. Vakıf üniversitelerinde bu açıklar daha fazla sayılardadır.  Diğer yandan, öğretim üyesi temini önemli bir sorundur. Eğitim fakültelerine hoca  bulunamamaktadır. Öğretim üyelerinin ücretleri bakımından iller arasında farklılıklar olduğundan,  özellikle Kahramanmaraş gibi büyük illerimizde öğretim üyesi açığı oluşmaktadır.  Ayrıca, vakıf üniversitelerinin sayısının çoğalması, bu üniversitelerin imkânlarının devlet  üniversitelerine nazaran daha iyi durumda olması sebebiyle devlet üniversitelerinden vakıf  üniversitelerine büyük oranda geçişler yaşanmaktadır.  Üniversitelerimize mevcut bütçe imkânları içinde yeterli ödenek verilememektedir. Yeni kurulan  birçok üniversitemizin mevcut durumları sadece tabeladan ibarettir. Her fırsatta tekrar ediyorum,  etmeye de devam edeceğim: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesinin kadroları  on iki yıldan beri bir türlü verilememiştir.  Son zamanlarda veya istediğiniz zamanlarda yüce Meclise getirdiğiniz tasarı ve tekliflerin  yeterince tartışılmasına bile tahammül gösteremiyorsunuz.  - 5 6 1 -
Sayfa 46 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Bakın, üniversitelerin sayısı hızla artıyor, ancak nitelikleri ne durumda? Bina, öğretim üyesi,  barınma ve benzer diğer imkânlar ne durumda? Bunları hiç düşündünüz mü? Bugün kırk beş, biri de  geçenlerde kuruldu kırk altı vakıf üniversitesinin kaç tanesi yeterli düzeyde? Eskiden dershane  açılıyordu, şimdi üniversite açılmaya başlandı. Yanılmıyorsam dershanelerin kapanacağına dair bir  teziniz vardı. İlköğretim okulu açamadığınız yere üniversite açarak ve bu hızla vakıf üniversitesi  açarak bu teziniz gerçekleşecek, dershanelerin kapanmasına gerek kalmayacak, ancak dershanelerin  büyük çoğunluğu üniversite olacak.  Şimdi deniliyor ki: "Gelişmiş ülkelerde yükseköğrenim oranı yüzde 60'ı bulmasına rağmen  ülkemizde yüzde 20 düzeylerindedir." Kardeşim, gelişmiş ülkelerde başka kıstaslar da var, onlarla  niye ilgilenmiyorsunuz? Veya madem konumuz üniversite, gelişmiş ülkelerin nasıl üniversite  kurduğunu bir zahmet niye araştırmıyorsunuz? Komisyonda arkadaşlarımız dile getirdiler, üniversite  sayısı ve öğrenci kontenjanlarının artırılması sadece diplomalı işsizlerin sayısını artıracaktır. Son  yıllarda vakıf üniversitelerinin sayısında büyük artış gözlendiği, kurucu vakıfların mali yapıları ve  üniversiteye tahsis ettikleri arazi ve alanlarda üniversite kurulmasıyla ilgili öğretim hayatını devam  ettirebilecek kapasitede bulunup bulunmadıklarının iyi araştırılması gerekir. Bunların hiçbirisi yok,  sadece, beylik laflarla geçiştirmeler var. "Yok, mal varlığı 15 milyon liranın altında bulunan vakıflara  üniversite kurma izni verilmediği; yok, Öğretim Üyesi Yetiştirme Projesi kapsamında 2 bin araştırma  görevlisi kadrosunun Bütçe Kanunu'na eklenmek üzere olduğu yani kurulacak eğitim fakültelerinde  okul öncesi eğitim ve engelli eğitimi bölümlerinin açılmasına izin verildiği" gibi sudan gerekçeler  üretiliyor.  Mevcut kırk beş vakıf üniversitesinin büyük bir kısmının kendilerinden beklenen performansı  gösteremediği bir vakıadır. Bu üniversitelerin birçok bölümündeki kontenjanların dolmadığı da  bilinmektedir. Üstelik, devlet üniversitelerinde bile birçok kontenjan ek yerleştirmelere rağmen  dolmamaktadır. Mesela, seçim bölgem Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen-Edebiyat  Fakültesinin Fizik Bölümünün ikinci öğretimine 1 öğrenci gelmiş, ek kontenjandan ise bu sayı ancak  4 'e ulaşabilmiştir. Bu bölümün normal olarak kontenjanı 50 kişidir. Diğer devlet üniversitelerinde  benzer kontenjan açıkları bulunmaktadır. Vakıf üniversitelerinde bu açıklar daha fazla sayılardadır.  Diğer yandan, öğretim üyesi temini önemli bir sorundur. Eğitim fakültelerine hoca  bulunamamaktadır. Öğretim üyelerinin ücretleri bakımından iller arasında farklılıklar olduğundan,  özellikle Kahramanmaraş gibi büyük illerimizde öğretim üyesi açığı oluşmaktadır.  Ayrıca, vakıf üniversitelerinin sayısının çoğalması, bu üniversitelerin imkânlarının devlet  üniversitelerine nazaran daha iyi durumda olması sebebiyle devlet üniversitelerinden vakıf  üniversitelerine büyük oranda geçişler yaşanmaktadır.  Üniversitelerimize mevcut bütçe imkânları içinde yeterli ödenek verilememektedir. Yeni kurulan  birçok üniversitemizin mevcut durumları sadece tabeladan ibarettir. Her fırsatta tekrar ediyorum,  etmeye de devam edeceğim: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesinin kadroları  on iki yıldan beri bir türlü verilememiştir.  Son zamanlarda veya istediğiniz zamanlarda yüce Meclise getirdiğiniz tasarı ve tekliflerin  yeterince tartışılmasına bile tahammül gösteremiyorsunuz.  - 5 6 1 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Kıymetli arkadaşlar, bizim bildiğimiz vakıflar bir veya birkaç amaç için kurulur ve faaliyet  gösterir, kesinlikle kâr amacı gütmez. En azından, eski vakıflar bu amaçla kurulurdu ancak şimdi bu  gayeden hızla uzaklaşıldığını görmekteyiz. Türkiye Diyanet Vakfı birçok hizmeti zaten  gerçekleştiriyor, Vakıflar Genel Müdürlüğü ise bir devlet kurumu. Siz bir devlet kurumuna üniversite  kurduruyorsunuz. Şunu anlarım: Ülkemizde çok ihtiyaç duyulan özel bir alanda üniversite kurulur  veya bir vakfımız yurt yapar, diğeri burs verir, diğeri eğitim öğretim materyali sağlar, fiziki bina  yapar, öğretim üyesi yetiştirilmesi için maddi ve diğer yönden katkı sunar. Ancak bunlar yapılmıyor  iş ticarete döküldü. Bugün bütün vakıf üniversitelerinin adı vakıf üniversitesi, halk nezdinde hepsi  özel, paralı üniversiteler. Burslu okuyan çok az sayıda öğrenci dışında -ki bunların da tamamı sınavda  derece yapmış öğrencilerden seçiliyor- diğer öğrencilere yönelik bir kolaylık yok. Ben hiçbir vakıf  üniversitesinin belli bir puanı almış dar gelirli çocukları, kimsesizleri, şehit ve gazi çocuklarını  ücretsiz kabul ettiklerini görmedim. Siz gördüyseniz açıklayın biz de öğrenelim.  Diğer bir husus: Mühendislik eğitimi veren programlarda öğretim üyesi başına düşen öğrenci  sayısı Avrupa ortalamasının 2 katından fazladır. Sizler de takdir edersiniz ki bu durum öğretimin  niteliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Hesapsız kitapsız hızla üniversite ve buna bağlı olarak bölüm  açılması uzun vadede mühendislik hizmetlerinin niteliğini daha da olumsuz olarak etkileyeceği  kesindir. Arkadaşlarımız bu hususu komisyonda dile getirmişler ancak ne Sayın Bakan ne de YÖK  bu konuda doyurucu bir cevap vermemiş, zaten vermesi de mümkün değil. Bizce bu üniversitelerin  açılması kamu kaynaklarının biraz daha savrulmasından başka bir fayda sağlamayacaktır. Türk  yükseköğretiminin nicelik sorunu olduğu hepimizin kabulüdür, ancak bundan da ötesi, ilköğretim,  ortaöğretim ve üniversitelerimizde ciddi bir nitelik sorunu bulunduğudur. Biz, öncelikle ve özellikle  bu nitelik sorununa ve bundan sonraki istihdam sorununun çözümüne yönelik tedbirlerin alınmasını  beklerdik. Size bu gidişle olacak olanı söyleyeyim. Sayın Bakanın tabiriyle 15 milyon TL varlığı  olan her vakıf, üniversite kurmak için YÖK'ün kapısını çalacak, YÖK uygun gördüğü veya sizin  yandaşınız olanlara izin verecek.  Tekrar bu Medeniyetler Arası İttifak Enstitüsüne dönmek istiyorum. Kıymetli arkadaşlar,  hepimiz aslında bu projenin ne olup olmadığını gayet iyi biliyoruz ancak yine hepiniz hatırlarsınız,  İsrail'in Gazze saldırıları sırasında Sayın Başbakanın eşi hanımefendi bu proje kapsamında  İstanbul'da İsrail'i protesto etmek için lider eşlerinin katılacağı bir toplantı tertip etmişti.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Paksoy, buyurun efendim.  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Bu toplantıya da Bosna-Hersek dışında Batılı  ülkelerden hiçbir lider eşi katılmamıştı. Adı var, kendi yok bir proje veya sadece Müslümanları,  Türkiye'yi, Türk-İslam dünyasını ehlileştirme projesi yani bu aslında bir büyük Orta Doğu projesi,  "medeniyetler arası ittifak" sadece bu projenin alt ismi. Böyle bir projenin Gazi Sultan Mehmet  Fatih'in adına kurulan bir üniversitede ihya edilmek istenmesinden kendi adıma utanç duymaktan öte  nefret ediyorum. Sayın Başbakan, eş başkanı olduğu bu proje kapsamında İslam medeniyetinin yok  olduğu Endülüs'te diğer eş başkan İspanya Başbakanından ödül aldı. Türkiye Cumhuriyeti  Başbakanının böyle incitici bir ödülü kabul etmesi kadar üzücü bir durum olamaz. Bu Enstitünün  Sultan Fatih'in ruhunu daha fazla muazzep etmemesi için tasarıdan çıkartılmasını teklif ediyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun, tamamlayınız.  - 5 6 2 -
Sayfa 47 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Kıymetli arkadaşlar, bizim bildiğimiz vakıflar bir veya birkaç amaç için kurulur ve faaliyet  gösterir, kesinlikle kâr amacı gütmez. En azından, eski vakıflar bu amaçla kurulurdu ancak şimdi bu  gayeden hızla uzaklaşıldığını görmekteyiz. Türkiye Diyanet Vakfı birçok hizmeti zaten  gerçekleştiriyor, Vakıflar Genel Müdürlüğü ise bir devlet kurumu. Siz bir devlet kurumuna üniversite  kurduruyorsunuz. Şunu anlarım: Ülkemizde çok ihtiyaç duyulan özel bir alanda üniversite kurulur  veya bir vakfımız yurt yapar, diğeri burs verir, diğeri eğitim öğretim materyali sağlar, fiziki bina  yapar, öğretim üyesi yetiştirilmesi için maddi ve diğer yönden katkı sunar. Ancak bunlar yapılmıyor  iş ticarete döküldü. Bugün bütün vakıf üniversitelerinin adı vakıf üniversitesi, halk nezdinde hepsi  özel, paralı üniversiteler. Burslu okuyan çok az sayıda öğrenci dışında -ki bunların da tamamı sınavda  derece yapmış öğrencilerden seçiliyor- diğer öğrencilere yönelik bir kolaylık yok. Ben hiçbir vakıf  üniversitesinin belli bir puanı almış dar gelirli çocukları, kimsesizleri, şehit ve gazi çocuklarını  ücretsiz kabul ettiklerini görmedim. Siz gördüyseniz açıklayın biz de öğrenelim.  Diğer bir husus: Mühendislik eğitimi veren programlarda öğretim üyesi başına düşen öğrenci  sayısı Avrupa ortalamasının 2 katından fazladır. Sizler de takdir edersiniz ki bu durum öğretimin  niteliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Hesapsız kitapsız hızla üniversite ve buna bağlı olarak bölüm  açılması uzun vadede mühendislik hizmetlerinin niteliğini daha da olumsuz olarak etkileyeceği  kesindir. Arkadaşlarımız bu hususu komisyonda dile getirmişler ancak ne Sayın Bakan ne de YÖK  bu konuda doyurucu bir cevap vermemiş, zaten vermesi de mümkün değil. Bizce bu üniversitelerin  açılması kamu kaynaklarının biraz daha savrulmasından başka bir fayda sağlamayacaktır. Türk  yükseköğretiminin nicelik sorunu olduğu hepimizin kabulüdür, ancak bundan da ötesi, ilköğretim,  ortaöğretim ve üniversitelerimizde ciddi bir nitelik sorunu bulunduğudur. Biz, öncelikle ve özellikle  bu nitelik sorununa ve bundan sonraki istihdam sorununun çözümüne yönelik tedbirlerin alınmasını  beklerdik. Size bu gidişle olacak olanı söyleyeyim. Sayın Bakanın tabiriyle 15 milyon TL varlığı  olan her vakıf, üniversite kurmak için YÖK'ün kapısını çalacak, YÖK uygun gördüğü veya sizin  yandaşınız olanlara izin verecek.  Tekrar bu Medeniyetler Arası İttifak Enstitüsüne dönmek istiyorum. Kıymetli arkadaşlar,  hepimiz aslında bu projenin ne olup olmadığını gayet iyi biliyoruz ancak yine hepiniz hatırlarsınız,  İsrail'in Gazze saldırıları sırasında Sayın Başbakanın eşi hanımefendi bu proje kapsamında  İstanbul'da İsrail'i protesto etmek için lider eşlerinin katılacağı bir toplantı tertip etmişti.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Paksoy, buyurun efendim.  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Bu toplantıya da Bosna-Hersek dışında Batılı  ülkelerden hiçbir lider eşi katılmamıştı. Adı var, kendi yok bir proje veya sadece Müslümanları,  Türkiye'yi, Türk-İslam dünyasını ehlileştirme projesi yani bu aslında bir büyük Orta Doğu projesi,  "medeniyetler arası ittifak" sadece bu projenin alt ismi. Böyle bir projenin Gazi Sultan Mehmet  Fatih'in adına kurulan bir üniversitede ihya edilmek istenmesinden kendi adıma utanç duymaktan öte  nefret ediyorum. Sayın Başbakan, eş başkanı olduğu bu proje kapsamında İslam medeniyetinin yok  olduğu Endülüs'te diğer eş başkan İspanya Başbakanından ödül aldı. Türkiye Cumhuriyeti  Başbakanının böyle incitici bir ödülü kabul etmesi kadar üzücü bir durum olamaz. Bu Enstitünün  Sultan Fatih'in ruhunu daha fazla muazzep etmemesi için tasarıdan çıkartılmasını teklif ediyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun, tamamlayınız.  - 5 6 2 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Eğer Sayın Başbakan istiyorsa Başbakanlık bünyesinde  veya AKP Genel Merkezinde böyle bir birim kurabilir. Bu işe de yeterince gönüllü taşeron bulacaktır,  hatta yandaş sivil toplum örgütlerinden birini bu yönde teşkilatlandırabilir de diyor, yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adıyaman Milletvekili Sayın Şevket Köse. (CHP  sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 1 'inci maddesi üzerinde düzenlenen ek 120'nci madde üzerine söz  almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, bildiğimiz gibi genç nüfus önemli güçtür, ülkemiz ise büyük oranda bu güce  sahiptir. Yaklaşık olarak 25 milyon okuma çağında olan nüfusumuz bulunmaktadır. Bu 25 milyon kişi  en iyi biçimde eğitilmezse güç olmaktan çıkar.  Eğitim-öğretim ve özellikle de yükseköğretim, AKP hükümetleri döneminde sıkça konuşulan  konuların başında gelmektedir. Okul binası yapmak, derslik ihtiyaçlarını azaltmak, eğitimin en önemli  unsuru gibi görülmektedir. Oysa eğitim ve öğretim bir bütündür, okul öncesi ve sonrası süreci de  kapsamaktadır. Bundan dolayı eğitimin planlamasına büyük ihtiyaç vardır. Yani planlama, okullaşma  oranı, öğretmen yetiştirilmesi, öğretmen kadro sorunu ve atanması, kaliteli eğitim için gerekli fiziki yapılara  sahip olmak ve öğrencilerin barınma sorunlarının çözülmesi gibi çok sayıda sorun doğrudan eğitimle  ilgilidir. Bunların her birine çözüm bulmadan eğitim sisteminin düzelmesini beklemek yanlış olacaktır.  Her ile üniversite kuruldu ancak bu üniversitelerde okuyan öğrencilerin kalacak yeri yok. "TOKİ  yurt yapsın." diye bir Meclis araştırma önergesi vermiştim çünkü öğrencilerin barınma sorunu en  öncelikli sorunlarından biridir ama maalesef henüz olumlu bir cevap almış değilim.  Sayın milletvekilleri, üniversiteler açılıyor ama bu üniversitelerin laboratuvarları yok ve öğretim  elemanı sayısında da büyük sıkıntılar vardır. Peki, böyle bir üniversiteyi açmak ne kadar yararlı  olacaktır? İyi bir altyapısı olmayan üniversite, istese de çok yararlı olmayacaktır, olmayacağı da  ortadadır. Binlerce üniversite mezunu diplomalarını alıyor ancak iş bulamıyor. Sayın Başbakan "Her  üniversite mezununa iş bulmak zorunda değiliz." diyor. Eğer o gencimiz de bu ülkenin evladıysa,  Başbakan iş bulmak zorundadır. Yoksa bu üniversiteler diplomalı işsizler ordusunu yaratmaktan  başka bir işe yaramayacaktır.  Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde YÖK büyük yanlıştan döndü. Yani yabancı ülkede lise  öğrenimini tamamlayan öğrencilerin sınavsız olarak istedikleri üniversite ve bölüme geçmelerini  sağlayan kararı geri çekti. Bu karardan önce Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal bu konuya  özellikle değinmiş ve kararın yanlış olduğunu da dile getirmişti. Karara baktığımızda ne diyordu YÖK:  "Eğer paran varsa ve yurt dışında liseni tamamlayabiliyorsan gel istediğin üniversite ve bölümde oku."  Değerli arkadaşlar, buna adalet denir mi? Peki, Türkiye'deki öğrenciler ne yapacak? 2 milyon  kişi ÖSS'ye giriyor, aileler yiyeceğinden kısıp çocuklarını okula ve dershaneye gönderiyor ve  bunların içinden başarılı olanlar hak etmesine, emek vermesine rağmen kenarda bekleyecek, belki de  istediği bölüme yerleşemeyecektir. İşte, görüldüğü gibi YÖK'ün bu kararı paralı eğitimi ön plana  alan anlayışın ürünüdür. Her ne kadar bu karar geri çekildiyse de bu fikir artık AKP'nin ve YÖK'ün  bilinç altına yerleşmiştir. Açıkça anlaşılıyor ki AKP ve YÖK paralı eğitimi istemektedir. Böylece  sosyal devletin en önemli özelliği olan eğitim AKP'nin uygulamaları sonucunda artık parası olanların  hakkı olacaktır.  - 5 6 3 -
Sayfa 48 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla) - Eğer Sayın Başbakan istiyorsa Başbakanlık bünyesinde  veya AKP Genel Merkezinde böyle bir birim kurabilir. Bu işe de yeterince gönüllü taşeron bulacaktır,  hatta yandaş sivil toplum örgütlerinden birini bu yönde teşkilatlandırabilir de diyor, yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adıyaman Milletvekili Sayın Şevket Köse. (CHP  sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 1 'inci maddesi üzerinde düzenlenen ek 120'nci madde üzerine söz  almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  Değerli arkadaşlar, bildiğimiz gibi genç nüfus önemli güçtür, ülkemiz ise büyük oranda bu güce  sahiptir. Yaklaşık olarak 25 milyon okuma çağında olan nüfusumuz bulunmaktadır. Bu 25 milyon kişi  en iyi biçimde eğitilmezse güç olmaktan çıkar.  Eğitim-öğretim ve özellikle de yükseköğretim, AKP hükümetleri döneminde sıkça konuşulan  konuların başında gelmektedir. Okul binası yapmak, derslik ihtiyaçlarını azaltmak, eğitimin en önemli  unsuru gibi görülmektedir. Oysa eğitim ve öğretim bir bütündür, okul öncesi ve sonrası süreci de  kapsamaktadır. Bundan dolayı eğitimin planlamasına büyük ihtiyaç vardır. Yani planlama, okullaşma  oranı, öğretmen yetiştirilmesi, öğretmen kadro sorunu ve atanması, kaliteli eğitim için gerekli fiziki yapılara  sahip olmak ve öğrencilerin barınma sorunlarının çözülmesi gibi çok sayıda sorun doğrudan eğitimle  ilgilidir. Bunların her birine çözüm bulmadan eğitim sisteminin düzelmesini beklemek yanlış olacaktır.  Her ile üniversite kuruldu ancak bu üniversitelerde okuyan öğrencilerin kalacak yeri yok. "TOKİ  yurt yapsın." diye bir Meclis araştırma önergesi vermiştim çünkü öğrencilerin barınma sorunu en  öncelikli sorunlarından biridir ama maalesef henüz olumlu bir cevap almış değilim.  Sayın milletvekilleri, üniversiteler açılıyor ama bu üniversitelerin laboratuvarları yok ve öğretim  elemanı sayısında da büyük sıkıntılar vardır. Peki, böyle bir üniversiteyi açmak ne kadar yararlı  olacaktır? İyi bir altyapısı olmayan üniversite, istese de çok yararlı olmayacaktır, olmayacağı da  ortadadır. Binlerce üniversite mezunu diplomalarını alıyor ancak iş bulamıyor. Sayın Başbakan "Her  üniversite mezununa iş bulmak zorunda değiliz." diyor. Eğer o gencimiz de bu ülkenin evladıysa,  Başbakan iş bulmak zorundadır. Yoksa bu üniversiteler diplomalı işsizler ordusunu yaratmaktan  başka bir işe yaramayacaktır.  Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde YÖK büyük yanlıştan döndü. Yani yabancı ülkede lise  öğrenimini tamamlayan öğrencilerin sınavsız olarak istedikleri üniversite ve bölüme geçmelerini  sağlayan kararı geri çekti. Bu karardan önce Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal bu konuya  özellikle değinmiş ve kararın yanlış olduğunu da dile getirmişti. Karara baktığımızda ne diyordu YÖK:  "Eğer paran varsa ve yurt dışında liseni tamamlayabiliyorsan gel istediğin üniversite ve bölümde oku."  Değerli arkadaşlar, buna adalet denir mi? Peki, Türkiye'deki öğrenciler ne yapacak? 2 milyon  kişi ÖSS'ye giriyor, aileler yiyeceğinden kısıp çocuklarını okula ve dershaneye gönderiyor ve  bunların içinden başarılı olanlar hak etmesine, emek vermesine rağmen kenarda bekleyecek, belki de  istediği bölüme yerleşemeyecektir. İşte, görüldüğü gibi YÖK'ün bu kararı paralı eğitimi ön plana  alan anlayışın ürünüdür. Her ne kadar bu karar geri çekildiyse de bu fikir artık AKP'nin ve YÖK'ün  bilinç altına yerleşmiştir. Açıkça anlaşılıyor ki AKP ve YÖK paralı eğitimi istemektedir. Böylece  sosyal devletin en önemli özelliği olan eğitim AKP'nin uygulamaları sonucunda artık parası olanların  hakkı olacaktır.  - 5 6 3 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 4 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim-öğretim sisteminde o kadar büyük sorunlar var ki  buradan hepsini sayamıyoruz. Eğitimin en önemli ve ana parçası hiç şüphesiz öğretmenlerdir ve  öğretmenlerin yaşayacağı sorun tüm eğitim sistemini olumsuz etkileyecektir. Ülkemizde öğretmen  atamaları büyük sorun hâlini almıştır. Yüz binlerce öğretmenimiz atama beklemektedir.  Sayın milletvekilleri, hepimiz biliyoruz ki öğretmen açığı da büyük oranlardadır. Burada  Hükümetin görevi o açıkları doldurmaktır. Kaldı ki hâlihazırda da bu açığı kapatacak kadrolar da  bulunmaktadır. Ancak nedense bu öğretmenler göz göre göre işsizlikle, yoksullukla pençeleşmek  zorunda bırakılmaktadır.  Değerli arkadaşlar, yıllarca öğretmen olma hayaliyle okuyan gençlerimiz kutsal olan mesleklerini  mevcut koşullar da uygunken ne yazık ki yerine getirememektedirler yani okulların öğretmeni,  öğretmenlerin de sınıfı yok. Bu durumdan dolayı işsiz kalan öğretmenlerimize yazıktır, günahtır ve  ülke içinse büyük bir kayıptır.  Değerli arkadaşlar, öğretmenleri atama sırasında da büyük sorunlar baş göstermektedir.  Öğretmenler sözleşmeli, kadrolu ve geçici olarak istihdam edilmektedir yani tek tip kadro yapısında  değildir öğretmenlerimiz. Bu durum eğitim-öğretim sistemine de büyük darbe vurmaktadır. Bu soruna  bir an önce kesin çözüm bulunmalıdır. Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal'ın belirttiği gibi  öğretmenliğin bir kariyer olduğunu da asla unutmamalıyız.  Sayın milletvekilleri, elbette yurdumuzun her tarafında öğretmenlerin görev alması  gerekmektedir ancak mümkünse aileler parçalanmadan atama yapılmalıdır. Örnek vermem gerekirse,  İzmirli bir öğretmen Adıyamanlı bir öğretmenle evleniyor, bundan sonra ise aile parçalanıyor yani  bir araya gelebilecekleri zamanı bekleyip durmaktadırlar. Bu konuda bir yasal düzenleme yapılmasına  acil ihtiyaç vardır.  Eğitimde önemli bir başka sorun ise hepimizin bildiği gibi "öğretim yılına hazırlık ödeneği"  diye bir ödeme vardır. Halk arasında buna "kırtasiye yardımı" da denilmektedir. Bu yardımın tutarı  2010 yılı için 540 TL olarak belirlenmiştir. Oysa sendikalar kırtasiye yardımının en az bir öğretmen  maaşı tutarında olması yönünde fikir belirtmişlerdir. Fakat ne yazık ki bu ödenekten yalnızca  öğretmenler yararlanmaktadır yani Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde olmasına karşın diğer Millî  Eğitim çalışanları bu ödemeden yararlanamamaktadırlar.  Değerli arkadaşlar, bu adaletsiz bir durumdur ve bu kırtasiye yardımından diğer Millî Eğitim  personelinin de yararlanması gerekmektedir diye düşünüyorum. Bu konuda Sayın Bakana bir soru  sormuştum ancak şu an için herhangi bir düzenleme yapılmayacağını anlamaktayız.  Eğitimde başka bir sorun ise tüm dünyada bilim adamlarının çocukların eğitiminde yedi yaşın  çok geç olduğunu kabul etmeleridir. Bu nedenle, okul öncesi eğitim özel bir öneme sahip olmaktadır.  Gelecek nesillerin daha iyi yetişebilmesi ve bu yolla daha yüksek düzeyde kültüre sahip bir toplum  yaratılması için okul öncesi eğitim olmazsa olmazdır değerli arkadaşlarım. Bu anlamda, okul öncesi  eğitim yeni yetişen nesiller için yaşamsal değere sahiptir. Şunu üzülerek belirtmekteyim ki Doğu ve  Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz okul öncesi öğrenim şansından yeterince de yararlanamıyorlar.  Değerli arkadaşlarım, doğu ve güneydoğu illerinde yaşanan en önemli sorunlardan birisi de  taşımalı eğitimdir. Şüphesiz bir okulun yapılabilmesi için çok sayıda kriter ele alınmalıdır. Mesela,  nüfus ve başka bir okulun yakınlığı gibi etkenler önemlidir. Bu konuda kriterler bazen esnek  tutulmalıdır ve aynı zamanda da bu kriterlere de adil uygulamalar yapılmalıdır. Örnek vermek  gerekirse, Adıyaman ilinin Çelikhan ilçesinin Recep köyünde böyle bir sorun yaşadık. Yani Recep'te  hazır bir okul var iken ve mesafesi de yakın iken öğrenciler taşınmak zorunda bırakılmıştı. Aynı  zamanda bu durum okul harcamalarını da artırmıştır.
Sayfa 49 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 4 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim-öğretim sisteminde o kadar büyük sorunlar var ki  buradan hepsini sayamıyoruz. Eğitimin en önemli ve ana parçası hiç şüphesiz öğretmenlerdir ve  öğretmenlerin yaşayacağı sorun tüm eğitim sistemini olumsuz etkileyecektir. Ülkemizde öğretmen  atamaları büyük sorun hâlini almıştır. Yüz binlerce öğretmenimiz atama beklemektedir.  Sayın milletvekilleri, hepimiz biliyoruz ki öğretmen açığı da büyük oranlardadır. Burada  Hükümetin görevi o açıkları doldurmaktır. Kaldı ki hâlihazırda da bu açığı kapatacak kadrolar da  bulunmaktadır. Ancak nedense bu öğretmenler göz göre göre işsizlikle, yoksullukla pençeleşmek  zorunda bırakılmaktadır.  Değerli arkadaşlar, yıllarca öğretmen olma hayaliyle okuyan gençlerimiz kutsal olan mesleklerini  mevcut koşullar da uygunken ne yazık ki yerine getirememektedirler yani okulların öğretmeni,  öğretmenlerin de sınıfı yok. Bu durumdan dolayı işsiz kalan öğretmenlerimize yazıktır, günahtır ve  ülke içinse büyük bir kayıptır.  Değerli arkadaşlar, öğretmenleri atama sırasında da büyük sorunlar baş göstermektedir.  Öğretmenler sözleşmeli, kadrolu ve geçici olarak istihdam edilmektedir yani tek tip kadro yapısında  değildir öğretmenlerimiz. Bu durum eğitim-öğretim sistemine de büyük darbe vurmaktadır. Bu soruna  bir an önce kesin çözüm bulunmalıdır. Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal'ın belirttiği gibi  öğretmenliğin bir kariyer olduğunu da asla unutmamalıyız.  Sayın milletvekilleri, elbette yurdumuzun her tarafında öğretmenlerin görev alması  gerekmektedir ancak mümkünse aileler parçalanmadan atama yapılmalıdır. Örnek vermem gerekirse,  İzmirli bir öğretmen Adıyamanlı bir öğretmenle evleniyor, bundan sonra ise aile parçalanıyor yani  bir araya gelebilecekleri zamanı bekleyip durmaktadırlar. Bu konuda bir yasal düzenleme yapılmasına  acil ihtiyaç vardır.  Eğitimde önemli bir başka sorun ise hepimizin bildiği gibi "öğretim yılına hazırlık ödeneği"  diye bir ödeme vardır. Halk arasında buna "kırtasiye yardımı" da denilmektedir. Bu yardımın tutarı  2010 yılı için 540 TL olarak belirlenmiştir. Oysa sendikalar kırtasiye yardımının en az bir öğretmen  maaşı tutarında olması yönünde fikir belirtmişlerdir. Fakat ne yazık ki bu ödenekten yalnızca  öğretmenler yararlanmaktadır yani Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde olmasına karşın diğer Millî  Eğitim çalışanları bu ödemeden yararlanamamaktadırlar.  Değerli arkadaşlar, bu adaletsiz bir durumdur ve bu kırtasiye yardımından diğer Millî Eğitim  personelinin de yararlanması gerekmektedir diye düşünüyorum. Bu konuda Sayın Bakana bir soru  sormuştum ancak şu an için herhangi bir düzenleme yapılmayacağını anlamaktayız.  Eğitimde başka bir sorun ise tüm dünyada bilim adamlarının çocukların eğitiminde yedi yaşın  çok geç olduğunu kabul etmeleridir. Bu nedenle, okul öncesi eğitim özel bir öneme sahip olmaktadır.  Gelecek nesillerin daha iyi yetişebilmesi ve bu yolla daha yüksek düzeyde kültüre sahip bir toplum  yaratılması için okul öncesi eğitim olmazsa olmazdır değerli arkadaşlarım. Bu anlamda, okul öncesi  eğitim yeni yetişen nesiller için yaşamsal değere sahiptir. Şunu üzülerek belirtmekteyim ki Doğu ve  Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz okul öncesi öğrenim şansından yeterince de yararlanamıyorlar.  Değerli arkadaşlarım, doğu ve güneydoğu illerinde yaşanan en önemli sorunlardan birisi de  taşımalı eğitimdir. Şüphesiz bir okulun yapılabilmesi için çok sayıda kriter ele alınmalıdır. Mesela,  nüfus ve başka bir okulun yakınlığı gibi etkenler önemlidir. Bu konuda kriterler bazen esnek  tutulmalıdır ve aynı zamanda da bu kriterlere de adil uygulamalar yapılmalıdır. Örnek vermek  gerekirse, Adıyaman ilinin Çelikhan ilçesinin Recep köyünde böyle bir sorun yaşadık. Yani Recep'te  hazır bir okul var iken ve mesafesi de yakın iken öğrenciler taşınmak zorunda bırakılmıştı. Aynı  zamanda bu durum okul harcamalarını da artırmıştır.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 2  Yine benzer bir durum merkeze bağlı Kömür beldesinde yaşanmaktadır. Sayın Bakan  buradayken bu konuyu gündeme getirmek istiyorum. Belki Sayın Bakanın talimatıyla bir çözüm  bulunur.  Sayın Bakanım, Kömür beldemizin 4 bin civarında nüfusu var ancak Kömür'de bir lisemiz yok.  Oysaki Adıyaman'da nüfusu Kömür'den çok daha az olan on beldemizde lise bulunmaktadır.  Kömür'de gün içinde 120 lise öğrencisi merkeze taşınmaktadır. Durumu iyi olmayan ve liseye  gidemeyen çok sayıda öğrencimizin olduğu ve lise olmadığı için beldeden göç edenler olduğu da  bilinmektedir. Fakat beldemizde yapılacak bir lise en az 500-600 öğrencimizin geleceğine ışık  tutacaktır ve belki de böylelikle beldemizden merkez ilçemize göçü önlemiş olacağız.  Değerli arkadaşlar, üstelik Kömür beldesinde sırf bir lise yapılsın diye 11 bin metrekarelik bir  arsa da Millî Eğitim Müdürlüğüne tapusuyla birlikte verilmiştir. Ancak yapılan bütün başvurular  sadece nüfus ölçütü tutmadığından -lise yapımı- geri çevrilmektedir. Sayın Bakanım, Kömür  beldesinde oturan yurttaşlarınız sizden bir müjde beklemektedirler.  Değerli arkadaşlarım, Adıyaman Üniversitesi ülkemizin parlayan yıldızlarından biridir. Ayrıca  Sayın Rektörümüz bir dernek tarafından da yılın rektörü seçilmiştir. Üniversite, Rektörü ve yönetici  kadrosu sayesinde hızla büyümektedir. Şöyle ki: Son üç yılda öğrenci sayısı binden 11 bini bulan ve  sadece nicelik olarak değil nitelik olarak da gelişen üniversitemiz, öğretim üyesi başına düşen bilimsel  yayın sayısına göre de Türkiye'de 114 üniversite arasında 5'inci sırada yer almaktadır.  Adıyaman Üniversitesinin ilimize sosyal, kültürel ve aydınlanma bakımından büyük katkıları  vardır. Nitelikli eğitimle ön planda olan üniversitemizin aynı zamanda ilimizin ekonomisine de büyük  katkıları vardır. Üniversite Rektörünün idari ve akademik kadrosunun daha da iyi çalışmalara imza  atması için Hükümetin desteklerine büyük ihtiyaç vardır.  Değerli arkadaşlar, okullarımızdaki hizmetli kadrolarının açık olması nedeniyle temizlik  koşullan yeterince sağlanamamaktadır. Bu konuda geçici değil, derhâl kalıcı çözümler bulunmalıdır.  Çünkü çocuklarımızın hijyenik ortamlarda eğitim görememesiyle eğitimin amacına ulaşması da  mümkün değildir.  Değerli milletvekilleri, belirttiğim gibi eğitim sisteminde okul öncesinden yükseköğrenim  sonrasına kadar her alanda onlarca sorun bulunmaktadır. Bu olumsuz tablo gelecek koşullar için  özellikle büyük sorun doğuracaktır. Başka bir ifadeyle geleceğe umutsuz bakılmasına neden olacaktır.  Bu sorunlann çözümünde atılacak her iyi niyetli adıma Cumhuriyet Halk Partisi olarak destek olmaya  hazınz.  Aslında Hükümetin bir an önce, acilen eğitim ve öğretim açılımı yapması gerekmektedir.  Unutmamalıyız ki ancak bu yolla ülkemizin geleceği aydınlanır. Ne demiştir Hacı Bektaş Veli?  "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır." Ne demiştir Hazreti Ali? "Bana bir harf öğretenin kölesi  olurum."  Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (CHP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Köse.  Şahsı adına Düzce Milletvekili Sayın Celal Erbay,buyurun.  - 5 6 5 -
Sayfa 50 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 2  Yine benzer bir durum merkeze bağlı Kömür beldesinde yaşanmaktadır. Sayın Bakan  buradayken bu konuyu gündeme getirmek istiyorum. Belki Sayın Bakanın talimatıyla bir çözüm  bulunur.  Sayın Bakanım, Kömür beldemizin 4 bin civarında nüfusu var ancak Kömür'de bir lisemiz yok.  Oysaki Adıyaman'da nüfusu Kömür'den çok daha az olan on beldemizde lise bulunmaktadır.  Kömür'de gün içinde 120 lise öğrencisi merkeze taşınmaktadır. Durumu iyi olmayan ve liseye  gidemeyen çok sayıda öğrencimizin olduğu ve lise olmadığı için beldeden göç edenler olduğu da  bilinmektedir. Fakat beldemizde yapılacak bir lise en az 500-600 öğrencimizin geleceğine ışık  tutacaktır ve belki de böylelikle beldemizden merkez ilçemize göçü önlemiş olacağız.  Değerli arkadaşlar, üstelik Kömür beldesinde sırf bir lise yapılsın diye 11 bin metrekarelik bir  arsa da Millî Eğitim Müdürlüğüne tapusuyla birlikte verilmiştir. Ancak yapılan bütün başvurular  sadece nüfus ölçütü tutmadığından -lise yapımı- geri çevrilmektedir. Sayın Bakanım, Kömür  beldesinde oturan yurttaşlarınız sizden bir müjde beklemektedirler.  Değerli arkadaşlarım, Adıyaman Üniversitesi ülkemizin parlayan yıldızlarından biridir. Ayrıca  Sayın Rektörümüz bir dernek tarafından da yılın rektörü seçilmiştir. Üniversite, Rektörü ve yönetici  kadrosu sayesinde hızla büyümektedir. Şöyle ki: Son üç yılda öğrenci sayısı binden 11 bini bulan ve  sadece nicelik olarak değil nitelik olarak da gelişen üniversitemiz, öğretim üyesi başına düşen bilimsel  yayın sayısına göre de Türkiye'de 114 üniversite arasında 5'inci sırada yer almaktadır.  Adıyaman Üniversitesinin ilimize sosyal, kültürel ve aydınlanma bakımından büyük katkıları  vardır. Nitelikli eğitimle ön planda olan üniversitemizin aynı zamanda ilimizin ekonomisine de büyük  katkıları vardır. Üniversite Rektörünün idari ve akademik kadrosunun daha da iyi çalışmalara imza  atması için Hükümetin desteklerine büyük ihtiyaç vardır.  Değerli arkadaşlar, okullarımızdaki hizmetli kadrolarının açık olması nedeniyle temizlik  koşullan yeterince sağlanamamaktadır. Bu konuda geçici değil, derhâl kalıcı çözümler bulunmalıdır.  Çünkü çocuklarımızın hijyenik ortamlarda eğitim görememesiyle eğitimin amacına ulaşması da  mümkün değildir.  Değerli milletvekilleri, belirttiğim gibi eğitim sisteminde okul öncesinden yükseköğrenim  sonrasına kadar her alanda onlarca sorun bulunmaktadır. Bu olumsuz tablo gelecek koşullar için  özellikle büyük sorun doğuracaktır. Başka bir ifadeyle geleceğe umutsuz bakılmasına neden olacaktır.  Bu sorunlann çözümünde atılacak her iyi niyetli adıma Cumhuriyet Halk Partisi olarak destek olmaya  hazınz.  Aslında Hükümetin bir an önce, acilen eğitim ve öğretim açılımı yapması gerekmektedir.  Unutmamalıyız ki ancak bu yolla ülkemizin geleceği aydınlanır. Ne demiştir Hacı Bektaş Veli?  "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır." Ne demiştir Hazreti Ali? "Bana bir harf öğretenin kölesi  olurum."  Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (CHP  sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Köse.  Şahsı adına Düzce Milletvekili Sayın Celal Erbay,buyurun.  - 5 6 5 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  CELAL ERBAY (Düzce) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum. Ben de şahsım adına ek 120'inci madde üzerinde görüşlerimi açıklayacağım.  Elbette ki Türkiye'mizde gerek devlet tarafından açılsın, sevk ve yönetimi üstlenilsin ve gerekse  vakıflar tarafından açılsın, ilim yuvalarının birer birer açılması hepimizi memnun edecek bir olgudur.  Dolayısıyla Süleyman Şah Üniversitesinin İstanbul'da Sistem Eğitim Ve Kültür Vakfı tarafından  açılma talebinin YÖK'e ulaşması ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun vakıf yükseköğretim  kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olarak, bir tüzel kişilik mahiyetinde kurulması hepimizi memnun  edecek bir hadisedir. Böylece, vakıf üniversitelerinin çoğalması sayesinde, devletin üzerindeki eğitim  yükü sorumluluğu bir nebze olsun hafiflemiş olacaktır. Ben öyle zannediyorum ki, biraz daha sevk  ve oluşturulan imkânlar sayesinde, vakıf üniversitelerinin bünyesinde biraz daha fazla araştırma  imkânı -gerek zaman itibarıyla ve gerekse araştırmaya hasredilecek olan araçların gelişmişliği  itibarıyla- ilmî araştırma yapmanın imkânı ve üretimin seviyesi, kalitesi biraz daha farklı, etkin,  müessir olacaktır. Böylece, üniversiteler daha çok bilgi üretecekler, üniversiteler üretmiş oldukları  bilgiyi bir sanatkâr ruhu içerisinde tahlil ve analiz ederek, kullanarak bilgiden hikmete doğru yol  alacaklar ve diğer, son merhale olan ilmin ışığında, bilginin ışığında hikmetle birlikte birleşen  gayretler hakikat dediğimiz sonuca ulaşacak.  Elbette ki arkadaşlarım ileriye sürmüş oldukları endişelerinde haklı olabilirler. Bizim  kültürümüzde bir atasözü hepimizin kulaklarında, gönüllerinde yerini almıştır. Bizde "Kervan yolda  düzülür." denir. Bütün birimleriyle, tamamen mükemmel bir şekilde kuruluşunu tamamlamış olarak  elbette ki bir vakıf üniversitesinin varlık kazanmasını, tüzel kişilik kazanmasını ve eğitim hayatına  başlamasını hepimiz arzu ederiz ama ben şunu soracağım her bir arkadaşıma: Her birimiz ev  edinmeye çalıştık. Evi alacağımız paranın hepsini bir kenara biriktirip yığdıktan sonra mı, farz ediniz  ki onun fiyatı 300 bin lira ise 300 bin lirayı cebimize koyduktan sonra mı müteahhide gittik, satıcıya  gittik, yoksa bir başlangıç teşkil edecek mahiyette bir adım attık, daha sonra mı bugünlere geldik?  Ankara bir günde Ankara olmamıştır, İstanbul bir günde İstanbul olmamıştır ama Ankara bugün  güzel Ankara'dır, İstanbul bugün güzel İstanbul'dur, yann daha güzel olacaktır. Eğitim kurumlarımız  da aynı şekilde.  Ben bizzat kendim 80 kişilik sınıfta okumuştum ortaöğretimde. Şimdi seçim bölgeme gidiyorum,  sınıfa girdiğim zaman soruyorum: "Sınıfta kaç kişi var?" Aldığım cevap: "28 kişi, 29 kişi."  MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Nereden bahsediyorsun!  CELAL ERBAY (Devamla) - Elbette ki Türkiye günden güne daha iyiye gidecek ve böylece,  kurulan eğitim kurumlarımız, Türk halkının...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Erbay, buyurun efendim.  CELAL ERBAY (Devamla) - ...ve Türk gençliğinin daha iyi bir şekilde gelişmesi için, daha  aydın, daha müreffeh, daha seviyeli bir gönle, kafaya, ilme, irfana sahip olmasını temin edecek ve  böylece insanımızın yetişmişlik oranı artacak ve bu artış doğrultusunda da toplumdaki sosyal  barışıklık oranı yücelecek ve biz, birbirimizin dostu, kardeşi, kendisi için istediğini diğer kardeşi için  de isteyen, kendisine reva görmediğini diğer kardeşine de reva görmeyen erdemli kişiler olacağız. Bu  hedefe doğru, bu ümit ve arzularla birlikte hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepinize saygıyla  selamlıyorum. Hepinize saygı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  - 5 6 6 -
Sayfa 51 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  CELAL ERBAY (Düzce) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla  selamlıyorum. Ben de şahsım adına ek 120'inci madde üzerinde görüşlerimi açıklayacağım.  Elbette ki Türkiye'mizde gerek devlet tarafından açılsın, sevk ve yönetimi üstlenilsin ve gerekse  vakıflar tarafından açılsın, ilim yuvalarının birer birer açılması hepimizi memnun edecek bir olgudur.  Dolayısıyla Süleyman Şah Üniversitesinin İstanbul'da Sistem Eğitim Ve Kültür Vakfı tarafından  açılma talebinin YÖK'e ulaşması ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun vakıf yükseköğretim  kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olarak, bir tüzel kişilik mahiyetinde kurulması hepimizi memnun  edecek bir hadisedir. Böylece, vakıf üniversitelerinin çoğalması sayesinde, devletin üzerindeki eğitim  yükü sorumluluğu bir nebze olsun hafiflemiş olacaktır. Ben öyle zannediyorum ki, biraz daha sevk  ve oluşturulan imkânlar sayesinde, vakıf üniversitelerinin bünyesinde biraz daha fazla araştırma  imkânı -gerek zaman itibarıyla ve gerekse araştırmaya hasredilecek olan araçların gelişmişliği  itibarıyla- ilmî araştırma yapmanın imkânı ve üretimin seviyesi, kalitesi biraz daha farklı, etkin,  müessir olacaktır. Böylece, üniversiteler daha çok bilgi üretecekler, üniversiteler üretmiş oldukları  bilgiyi bir sanatkâr ruhu içerisinde tahlil ve analiz ederek, kullanarak bilgiden hikmete doğru yol  alacaklar ve diğer, son merhale olan ilmin ışığında, bilginin ışığında hikmetle birlikte birleşen  gayretler hakikat dediğimiz sonuca ulaşacak.  Elbette ki arkadaşlarım ileriye sürmüş oldukları endişelerinde haklı olabilirler. Bizim  kültürümüzde bir atasözü hepimizin kulaklarında, gönüllerinde yerini almıştır. Bizde "Kervan yolda  düzülür." denir. Bütün birimleriyle, tamamen mükemmel bir şekilde kuruluşunu tamamlamış olarak  elbette ki bir vakıf üniversitesinin varlık kazanmasını, tüzel kişilik kazanmasını ve eğitim hayatına  başlamasını hepimiz arzu ederiz ama ben şunu soracağım her bir arkadaşıma: Her birimiz ev  edinmeye çalıştık. Evi alacağımız paranın hepsini bir kenara biriktirip yığdıktan sonra mı, farz ediniz  ki onun fiyatı 300 bin lira ise 300 bin lirayı cebimize koyduktan sonra mı müteahhide gittik, satıcıya  gittik, yoksa bir başlangıç teşkil edecek mahiyette bir adım attık, daha sonra mı bugünlere geldik?  Ankara bir günde Ankara olmamıştır, İstanbul bir günde İstanbul olmamıştır ama Ankara bugün  güzel Ankara'dır, İstanbul bugün güzel İstanbul'dur, yann daha güzel olacaktır. Eğitim kurumlarımız  da aynı şekilde.  Ben bizzat kendim 80 kişilik sınıfta okumuştum ortaöğretimde. Şimdi seçim bölgeme gidiyorum,  sınıfa girdiğim zaman soruyorum: "Sınıfta kaç kişi var?" Aldığım cevap: "28 kişi, 29 kişi."  MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Nereden bahsediyorsun!  CELAL ERBAY (Devamla) - Elbette ki Türkiye günden güne daha iyiye gidecek ve böylece,  kurulan eğitim kurumlarımız, Türk halkının...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Erbay, buyurun efendim.  CELAL ERBAY (Devamla) - ...ve Türk gençliğinin daha iyi bir şekilde gelişmesi için, daha  aydın, daha müreffeh, daha seviyeli bir gönle, kafaya, ilme, irfana sahip olmasını temin edecek ve  böylece insanımızın yetişmişlik oranı artacak ve bu artış doğrultusunda da toplumdaki sosyal  barışıklık oranı yücelecek ve biz, birbirimizin dostu, kardeşi, kendisi için istediğini diğer kardeşi için  de isteyen, kendisine reva görmediğini diğer kardeşine de reva görmeyen erdemli kişiler olacağız. Bu  hedefe doğru, bu ümit ve arzularla birlikte hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepinize saygıyla  selamlıyorum. Hepinize saygı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  - 5 6 6 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 7 - BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Mümin İnan, Niğde milletvekili.  Buyurun Sayın İnan. (MHP sıralarından alkışlar)  MÜMİN İNAN (Niğde) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte  olan 487 sıra sayılı Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı'nın madde 1, ek 121 ile Türk tarihinin önemli şahsiyetlerinden Süleyman Şah adına  kurulmak istenen vakıf üniversitesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle  yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.  Ayrıca, âlemlere rahmet olarak gönderilen Yüce Peygamber'imizin Kutlu Doğum Haftası'nı  idrak etmekteyiz. Kutlu Doğum'un ülkemize ve insanlık âlemine hayırlı ve uğurlu olmasını Cenabı  Allah'tan temenni ediyorum.  Üniversiteler bilginin üretilmesi, üretilen bilgilerin topluma yansıtılması noktasında önemli  görevler üstlenmiş kurumlardır. Üniversitelerin tarih sahnesine bugünkü bilinen adlarıyla  çıkmasından bu yana, toplumun aydınlatılması, topluma yeni bilgilerin aktarılması, kurumlar  içerisinde bilgi üretmesi bakımından niteliği hep ön planda olmuştur. Üniversitelerde nitelikli  elemanların bilgiyi nitelikli öğrenciler vasıtasıyla topluma yansıtması, toplumun sosyal, kültürel ve  bilimsel üretim yapısının gelişmesine önemli katkılar yapmaktadır.  Bilginin üretilmesi esastır. Fakat ondan daha önemlisi, üretilen bilginin ortaya çıktığı topluma  ya da dünya insanlığına olan faydasıdır. Ortaya çıkan bilgilerin üniversite arşivlerine terk edilmesi  değil, sosyal ve kültürel hayatın zenginleşmesine, tarımda ve sanayide üretime katkı yaparak  toplumların ekonomik zenginleşmelerine katkı yapması önemlidir. Bugün Türkiye'de tartışılan,  üniversitelerin niteliğinden çok, niceliğidir. Ülkemizde kurulan üniversitelerin niteliklerinden ziyade  üniversite sayısının artırılmasına ve bunların kontenjanlarının genişletilmesine yönelik politikalar,  maalesef, ülkemizin ve burada eğitim gören gençlerimizin sosyal ve ekonomik yaşamlarına çok  önemli katkı sağlamamaktadır. Bugün, üniversiteden mezun olan gençlerimizin yarısı iş bu­ lamamaktadır. Ülkemizde yanlış istihdam politikaları yüzünden iyi üniversitelerden mezun  öğrencilerin kaymak tabakasını oluşturanlar yabancı ülkelerin cazip tekliflerinin peşinden  sürüklenmektedirler.  Her ile üniversite açmakla övünüyoruz ancak üniversitelerden mezun olup da iş bulamayan  üniversite mezunları iş istediklerinde "Ben her üniversite mezununa iş bulmak zorunda değilim."  diye Sayın Başbakan onları azarlamaktadır. Evet, Sayın Başbakan, yetkisini aldığınız milletin, hangi  eğitim düzeyinde olursa olsun, çocuklarına iş imkânı sağlayacak politikaları hayata geçirmek gibi bir  mecburiyetiniz vardır.  Uyguladığınız yanlış politikalar yüzünden, her eğitim düzeyinde işsizlik oranlan dünya rekorlan  kırmaktadır. Bu işsizliğin içerisinde en büyük oranlardan bir tanesini de öğretmenlik hakkını elde  etmiş eğitim fakültesi mezunları oluşturmaktadır. Türkiye'de çok büyük öğretmen açığı bulunduğu  bilinen bir gerçektir. Hatta Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu Hanımefendi'ye yönelttiğimiz  Niğde'deki öğretmen açığıyla ilgili sorumuza "Evet, açık vardır, bunları zaman zaman geçici  istihdamla kapatmaya çalışıyoruz." diye cevap vermiştir. O kadar formasyon sahibi eğitim fakültesi  mezunu öğretmen adayı iş beklerken öğretmen açıklannın geçici tedbirlerle kapatılmaya çalışılmasına  kimse bir anlam verememektir.
Sayfa 52 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 7 - BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Mümin İnan, Niğde milletvekili.  Buyurun Sayın İnan. (MHP sıralarından alkışlar)  MÜMİN İNAN (Niğde) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte  olan 487 sıra sayılı Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı'nın madde 1, ek 121 ile Türk tarihinin önemli şahsiyetlerinden Süleyman Şah adına  kurulmak istenen vakıf üniversitesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle  yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.  Ayrıca, âlemlere rahmet olarak gönderilen Yüce Peygamber'imizin Kutlu Doğum Haftası'nı  idrak etmekteyiz. Kutlu Doğum'un ülkemize ve insanlık âlemine hayırlı ve uğurlu olmasını Cenabı  Allah'tan temenni ediyorum.  Üniversiteler bilginin üretilmesi, üretilen bilgilerin topluma yansıtılması noktasında önemli  görevler üstlenmiş kurumlardır. Üniversitelerin tarih sahnesine bugünkü bilinen adlarıyla  çıkmasından bu yana, toplumun aydınlatılması, topluma yeni bilgilerin aktarılması, kurumlar  içerisinde bilgi üretmesi bakımından niteliği hep ön planda olmuştur. Üniversitelerde nitelikli  elemanların bilgiyi nitelikli öğrenciler vasıtasıyla topluma yansıtması, toplumun sosyal, kültürel ve  bilimsel üretim yapısının gelişmesine önemli katkılar yapmaktadır.  Bilginin üretilmesi esastır. Fakat ondan daha önemlisi, üretilen bilginin ortaya çıktığı topluma  ya da dünya insanlığına olan faydasıdır. Ortaya çıkan bilgilerin üniversite arşivlerine terk edilmesi  değil, sosyal ve kültürel hayatın zenginleşmesine, tarımda ve sanayide üretime katkı yaparak  toplumların ekonomik zenginleşmelerine katkı yapması önemlidir. Bugün Türkiye'de tartışılan,  üniversitelerin niteliğinden çok, niceliğidir. Ülkemizde kurulan üniversitelerin niteliklerinden ziyade  üniversite sayısının artırılmasına ve bunların kontenjanlarının genişletilmesine yönelik politikalar,  maalesef, ülkemizin ve burada eğitim gören gençlerimizin sosyal ve ekonomik yaşamlarına çok  önemli katkı sağlamamaktadır. Bugün, üniversiteden mezun olan gençlerimizin yarısı iş bu­ lamamaktadır. Ülkemizde yanlış istihdam politikaları yüzünden iyi üniversitelerden mezun  öğrencilerin kaymak tabakasını oluşturanlar yabancı ülkelerin cazip tekliflerinin peşinden  sürüklenmektedirler.  Her ile üniversite açmakla övünüyoruz ancak üniversitelerden mezun olup da iş bulamayan  üniversite mezunları iş istediklerinde "Ben her üniversite mezununa iş bulmak zorunda değilim."  diye Sayın Başbakan onları azarlamaktadır. Evet, Sayın Başbakan, yetkisini aldığınız milletin, hangi  eğitim düzeyinde olursa olsun, çocuklarına iş imkânı sağlayacak politikaları hayata geçirmek gibi bir  mecburiyetiniz vardır.  Uyguladığınız yanlış politikalar yüzünden, her eğitim düzeyinde işsizlik oranlan dünya rekorlan  kırmaktadır. Bu işsizliğin içerisinde en büyük oranlardan bir tanesini de öğretmenlik hakkını elde  etmiş eğitim fakültesi mezunları oluşturmaktadır. Türkiye'de çok büyük öğretmen açığı bulunduğu  bilinen bir gerçektir. Hatta Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu Hanımefendi'ye yönelttiğimiz  Niğde'deki öğretmen açığıyla ilgili sorumuza "Evet, açık vardır, bunları zaman zaman geçici  istihdamla kapatmaya çalışıyoruz." diye cevap vermiştir. O kadar formasyon sahibi eğitim fakültesi  mezunu öğretmen adayı iş beklerken öğretmen açıklannın geçici tedbirlerle kapatılmaya çalışılmasına  kimse bir anlam verememektir.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 2  Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; bilgi çağı denilen yaşadığımız çağın,  nitelikli bilgiyi üreten ve bunları toplumların her türlü üretimine yansıtan ülkelerin çağı olduğu bilinen  bir gerçektir. Toplu iğne ucu kadar nitelikli bir bilginin binlerce ton niteliksiz bilginin üzerinde  hâkimiyeti günümüzde çok daha fazla hissedilmektedir.  Geçen günlerde bir gazetenin sürmanşetinde "İhracatta acı gerçek" diye, Türkiye'nin 432 ton  demir satışından elde ettiği gelirle 1 ton ilaç, 2.612 tır çimento satışından elde ettiği gelirle 1 tır  bilgisayar, 1 tır domates satışıyla sadece 7 kilo domates tohumu alabildiği belirtilmektedir. Bu da  Türkiye'de üniversite-sanayi iş birliğinin yeterince gelişmemesinden kaynaklanmaktadır.  Üniversitelerde çalışan bilim adamları, döner sermaye gelirleri dağılımındaki oranlar nedeniyle  sanayicilerle yeterli oranda iş birliği yapamamaktadırlar. Bir öğretim elemanın sanayiyle birlikte  yaptığı bir iş neticesinde elde ettiği gelirinin üçte 2'si vergi ve diğer kesintilere gitmektedir. Elde edilen  gelir belli bir miktarı aşmamış ise bunun tamamını da devlet dolaylı bir biçimde geri almaktadır.  Ülkemizde geçmiş yıllarda kurulan üniversitelerimizin hâlâ aşağıda söyleyeceğim problemleri  acil bir biçimde çözüm beklemektedir: Üniversite geliştirme ödeneği oranlarının yükseltilmesi ve  üniversiteler arasında hakkaniyetle dağıtılması, kadro talebi olan üniversitelere kadrolarının serbest  bırakılması, üniversitelerin laboratuvar şartlarının geliştirilmesi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın İnan, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  MÜMİN İNAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  .. .üniversite öğretim elemanlarının ve idari personellerinin özlük haklarının iyileştirilmesi, fiziki  şartların iyileştirilmesi için ödenek miktarlarının artırılması, üniversite öğrencilerinin yurt, harç ve  burs sorunlarının çözülmesi gerekir.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, ülkemizde sosyal hayatın iyileştirilmesi ve ekonomik  hayatın gelişmesine katkı yapacak yeni üniversitelerin açılmasını desteklemekteyiz ancak açılan  bunca yeni üniversitenin gerçekten bilimsel hayata ciddi katkılar yapan ve dünyada kabul gören  üniversiteler gibi olmasını arzu etmekteyiz. Burada kanunu çıkartıp bir binaya tabela asmakla  maalesef üniversite olunmuyor. Üniversite kurmak başka bir şey üniversite olmak başka bir şeydir.  Umarım Hükümet yetkilileri de bunun farkına varırlar.  Toplumun genel iyilik hâlinin yükseltilmesi konusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak her  zaman olumlu katkı yapacağımızı belirtir, bu vesileyle yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.  (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın İnan, buyurun.  MÜMİN İNAN (Niğde) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Bakanıma biraz önce bir soru sormuştum Medeniyetler İttifakı Enstitüsüyle ilgili. Bu  konunun mütevelli heyetlerin konusu olduğunu ifade etmişti. Acaba, Sayın Bakanım Türkiye Büyük  Millet Meclisine sunulan bu tasarının sunum bölümünün son paragrafını okumadı mı? Orada, bu  eklemenin Komisyon tarafından yapıldığı ifade edilmektedir. Acaba, Sayın Komisyon Başkanımız  da bu konuyu bilmemekte midir ya da Sayın Bakanıma niye acaba doğru bilgi vermemiştir?  Teşekkür ediyorum efendim.  - 5 6 8 -
Sayfa 53 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 2  Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; bilgi çağı denilen yaşadığımız çağın,  nitelikli bilgiyi üreten ve bunları toplumların her türlü üretimine yansıtan ülkelerin çağı olduğu bilinen  bir gerçektir. Toplu iğne ucu kadar nitelikli bir bilginin binlerce ton niteliksiz bilginin üzerinde  hâkimiyeti günümüzde çok daha fazla hissedilmektedir.  Geçen günlerde bir gazetenin sürmanşetinde "İhracatta acı gerçek" diye, Türkiye'nin 432 ton  demir satışından elde ettiği gelirle 1 ton ilaç, 2.612 tır çimento satışından elde ettiği gelirle 1 tır  bilgisayar, 1 tır domates satışıyla sadece 7 kilo domates tohumu alabildiği belirtilmektedir. Bu da  Türkiye'de üniversite-sanayi iş birliğinin yeterince gelişmemesinden kaynaklanmaktadır.  Üniversitelerde çalışan bilim adamları, döner sermaye gelirleri dağılımındaki oranlar nedeniyle  sanayicilerle yeterli oranda iş birliği yapamamaktadırlar. Bir öğretim elemanın sanayiyle birlikte  yaptığı bir iş neticesinde elde ettiği gelirinin üçte 2'si vergi ve diğer kesintilere gitmektedir. Elde edilen  gelir belli bir miktarı aşmamış ise bunun tamamını da devlet dolaylı bir biçimde geri almaktadır.  Ülkemizde geçmiş yıllarda kurulan üniversitelerimizin hâlâ aşağıda söyleyeceğim problemleri  acil bir biçimde çözüm beklemektedir: Üniversite geliştirme ödeneği oranlarının yükseltilmesi ve  üniversiteler arasında hakkaniyetle dağıtılması, kadro talebi olan üniversitelere kadrolarının serbest  bırakılması, üniversitelerin laboratuvar şartlarının geliştirilmesi...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın İnan, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  MÜMİN İNAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  .. .üniversite öğretim elemanlarının ve idari personellerinin özlük haklarının iyileştirilmesi, fiziki  şartların iyileştirilmesi için ödenek miktarlarının artırılması, üniversite öğrencilerinin yurt, harç ve  burs sorunlarının çözülmesi gerekir.  Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, ülkemizde sosyal hayatın iyileştirilmesi ve ekonomik  hayatın gelişmesine katkı yapacak yeni üniversitelerin açılmasını desteklemekteyiz ancak açılan  bunca yeni üniversitenin gerçekten bilimsel hayata ciddi katkılar yapan ve dünyada kabul gören  üniversiteler gibi olmasını arzu etmekteyiz. Burada kanunu çıkartıp bir binaya tabela asmakla  maalesef üniversite olunmuyor. Üniversite kurmak başka bir şey üniversite olmak başka bir şeydir.  Umarım Hükümet yetkilileri de bunun farkına varırlar.  Toplumun genel iyilik hâlinin yükseltilmesi konusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak her  zaman olumlu katkı yapacağımızı belirtir, bu vesileyle yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.  (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın İnan, buyurun.  MÜMİN İNAN (Niğde) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Bakanıma biraz önce bir soru sormuştum Medeniyetler İttifakı Enstitüsüyle ilgili. Bu  konunun mütevelli heyetlerin konusu olduğunu ifade etmişti. Acaba, Sayın Bakanım Türkiye Büyük  Millet Meclisine sunulan bu tasarının sunum bölümünün son paragrafını okumadı mı? Orada, bu  eklemenin Komisyon tarafından yapıldığı ifade edilmektedir. Acaba, Sayın Komisyon Başkanımız  da bu konuyu bilmemekte midir ya da Sayın Bakanıma niye acaba doğru bilgi vermemiştir?  Teşekkür ediyorum efendim.  - 5 6 8 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 9 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET  SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Bakana personeli bilgi verir, ben değil. Efendim, Bakana bilgi vermek  gibi bir görevim yok ki!  BAŞKAN - Sayın Yalçın...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, birkaç ay önce yüz yirmi yedi okulun toplu açılışını gerçekleştirdiniz Sayın  Başbakanın katılımıyla. Bana da sayı çok fazla gelmişti. Biraz baktıktan sonra anladım ki burada on  yıldır, on beş yıldır, yirmi yıldır eğitim veren okullar birkaç ilave derslik yapıldığı hâlde yeni okul  yapılmış gibi açılmış ve Sayın Başbakan da burada konuşmacı olarak yüz yirmi yedi yeni okul  açıldığını ifade etti. Siz bunu, sadece derslik ya da lojman yapılmış olmasına rağmen, yeni okul diye  kamuoyuna bir törenle takdim etmekle neyi amaçlıyorsunuz? Bundan nasıl bir fayda umuyorsunuz?  Bunu siyasi etik anlayışınızın neresine oturtuyorsunuz?  Bir diğer soru: Üniversite sınavı günü okul önlerinde kekli açılım paketleri dağıttı mensup  olduğunuz parti. Ben o görüntüyü görünce çok sarsıldım Sayın Bakanım. Siz bu konuda ne  düşünüyorsunuz? Nasıl bir fayda doğdu çocuklar için o paketten?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, geçmiş yıllarda üniversitelerle ilgili bir müzakere yapılırken YÖK Başkanı buraya  geliyordu. Gelmediği zaman da AKP'liler şiddetle saldırıyorlardı "Bu YÖK Başkanı nerede?" diye.  Şimdi bu YÖK Başkanı nerede? Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin sorularına cevap verecek  kadar bilgi sahibi değil midir? Onun için mi kaçıyor buradan?  İkincisi: Bu üniversiteleri -vakıf üniversitelerini- neden hep İstanbul'a kuruyorlar? Diyanet  Ankara'da, İstanbul'da kuruluyor.  Bu kurulan üniversitelerde mütevelli heyet üyelerine para ödenecek mi? Özellikle Diyanet İşleri  teşkilatında çalışanlar bu mütevelli heyette görev alacak mı ve bunlara kaç lira ücret ödenecek?  Millî Eğitim Bakanlığının bastırdığı kitaplar... Son beş yılda hangi matbaaya, kimlere ne  miktarda para ödemişlerdir? Nasıl bastırmışlardır? Burada hangi ihale usulüyle bu kitap basma işi  verilmektedir? Özellikle tabii bunları öğrenmek istiyorum.  Bütün vakıflardaki mütevelli heyet üyelerine ücret ödeniyor mu? Bunun bir kıstası...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Seçer...  VAHAP SEÇER (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, sorum açık meslek lisesi ve açık liselerle ilgili. Bu liselerimizde ikinci dönem  sınavlarına henüz bir ay gibi bir süre kaldı ancak pek çok öğrenci ikinci dönem kayıtlarını zamanında  yapamadıkları için bu sınavlara katılamayacaklar ve bir anlamda mağduriyet yaşayacaklar. Acaba bu  öğrencilerimizin bu mağduriyetlerini giderme adına bir kayıt yapma şansı vermeyi düşünüyor musunuz?  Teşekkür ediyorum.
Sayfa 54 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 6 9 - BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET  SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Bakana personeli bilgi verir, ben değil. Efendim, Bakana bilgi vermek  gibi bir görevim yok ki!  BAŞKAN - Sayın Yalçın...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakanım, birkaç ay önce yüz yirmi yedi okulun toplu açılışını gerçekleştirdiniz Sayın  Başbakanın katılımıyla. Bana da sayı çok fazla gelmişti. Biraz baktıktan sonra anladım ki burada on  yıldır, on beş yıldır, yirmi yıldır eğitim veren okullar birkaç ilave derslik yapıldığı hâlde yeni okul  yapılmış gibi açılmış ve Sayın Başbakan da burada konuşmacı olarak yüz yirmi yedi yeni okul  açıldığını ifade etti. Siz bunu, sadece derslik ya da lojman yapılmış olmasına rağmen, yeni okul diye  kamuoyuna bir törenle takdim etmekle neyi amaçlıyorsunuz? Bundan nasıl bir fayda umuyorsunuz?  Bunu siyasi etik anlayışınızın neresine oturtuyorsunuz?  Bir diğer soru: Üniversite sınavı günü okul önlerinde kekli açılım paketleri dağıttı mensup  olduğunuz parti. Ben o görüntüyü görünce çok sarsıldım Sayın Bakanım. Siz bu konuda ne  düşünüyorsunuz? Nasıl bir fayda doğdu çocuklar için o paketten?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Genç...  KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Başkan, geçmiş yıllarda üniversitelerle ilgili bir müzakere yapılırken YÖK Başkanı buraya  geliyordu. Gelmediği zaman da AKP'liler şiddetle saldırıyorlardı "Bu YÖK Başkanı nerede?" diye.  Şimdi bu YÖK Başkanı nerede? Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin sorularına cevap verecek  kadar bilgi sahibi değil midir? Onun için mi kaçıyor buradan?  İkincisi: Bu üniversiteleri -vakıf üniversitelerini- neden hep İstanbul'a kuruyorlar? Diyanet  Ankara'da, İstanbul'da kuruluyor.  Bu kurulan üniversitelerde mütevelli heyet üyelerine para ödenecek mi? Özellikle Diyanet İşleri  teşkilatında çalışanlar bu mütevelli heyette görev alacak mı ve bunlara kaç lira ücret ödenecek?  Millî Eğitim Bakanlığının bastırdığı kitaplar... Son beş yılda hangi matbaaya, kimlere ne  miktarda para ödemişlerdir? Nasıl bastırmışlardır? Burada hangi ihale usulüyle bu kitap basma işi  verilmektedir? Özellikle tabii bunları öğrenmek istiyorum.  Bütün vakıflardaki mütevelli heyet üyelerine ücret ödeniyor mu? Bunun bir kıstası...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Seçer...  VAHAP SEÇER (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, sorum açık meslek lisesi ve açık liselerle ilgili. Bu liselerimizde ikinci dönem  sınavlarına henüz bir ay gibi bir süre kaldı ancak pek çok öğrenci ikinci dönem kayıtlarını zamanında  yapamadıkları için bu sınavlara katılamayacaklar ve bir anlamda mağduriyet yaşayacaklar. Acaba bu  öğrencilerimizin bu mağduriyetlerini giderme adına bir kayıt yapma şansı vermeyi düşünüyor musunuz?  Teşekkür ediyorum.  TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, elbette ki üniversitelerimizin kuruldukları illere olan sosyoekonomik ve kültürel  yönden katkıları hepimizin malumudur. Bizim de bu açıdan illerimize yeni üniversitelerin kurulmasını  desteklediğimizi ifade ediyorum sözlerimin başında. Fakat, Anayasa hükmü gereğince de bu  üniversitelerin ülke geneline dengeli bir yayılımının gerçekleştirilmesi açısından belirli bir nüfusun  üzerinde nüfusa sahip büyük ilçelerimizin de bu anlamda değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum  ve biraz önceki bölümde de zikredilen ilçelere niçin bir üniversite, devlet üniversitesi kurulmasının  düşünülmediğini tekrar ben de sormak istiyorum.  İkincisi: Acaba Bakanlığınızca vakıf üniversitelerimizde eğitim ve öğretimlerini sürdüren  öğrencilerimizin muhatap oldukları sorunların belirlenmesi ve çözümüne yönelik bir güdümlü proje  yürütülmekte midir ya da şimdiye kadar bir çalışma yapılmış mıdır? Yapıldıysa, öğrencilerimizin en  fazla karşılaştıkları temel sorunlar nelerdir?  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.  Sayın Bakanım, buyurun.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın  Başkanım.  Sayın Başkanım, genellikle soruların çerçevesi ve eleştiriler az önce söylediğim doğrultuda. Tek  tek ve madde madde soruları cevaplandırmak yerine geneli üzerinde bir değerlendirme yapmak  istiyorum ben de.  Özellikle, üniversitelerin, vakıf üniversitelerinin büyük kentlerde kurulmasının, İstanbul, Ankara  gibi, İzmir gibi büyük kentlerde kurulmasının doğru olmadığı, dolayısıyla üniversitelerin biraz da  Anadolu'ya yayılması gerektiği ve yaygın olması gerektiği eleştirisinin yanı sıra yine aynı minvalde  "Niye Anadolu'nun kentlerine, küçük kentlerine üniversite kuruluyor? Bu üniversiteler birer tabela  üniversitesi. Dolayısıyla aslında yükseköğrenim vermek için yeterli düzeyde olmayan bölgelerde  üniversite kuruluyor." şeklinde eleştiriler aynı paralellikte dile getiriliyor.  Öncelikle, üniversitelerin tüm Türkiye geneline yayılması ve her kentimizde bir üniversite  bulunması Hükümetimizin önemli politikalarından birisiydi ve bunu gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra  vakıf üniversitelerinin kuruluşu çerçevesi içerisinde bakışımız da vakıf üniversitelerini,  yükseköğrenim sistemimizin bir alternatifi değil bir parçası olarak görüyoruz. Dolayısıyla  vakıflarımızın da üniversite kurmalarını ve kuruluşlarını gerekli kriterleri ve şartları yerine getirmeleri  durumunda destekliyoruz. Dolayısıyla vakıf üniversitelerimiz de ilk kez bu dönemde -gerçekten  sevindirici- geçtiğimiz yedi sekiz ay içerisinde, bu Parlamentoda bulunan milletvekillerimiz  hatırlayacaktır, Kayseri'de, Konya'da, Antep'te, Tarsus'ta üniversiteler kuruldu. Dolayısıyla vakıf  üniversitelerimiz aslında sevinerek söylemeliyim ki artık Anadolu'nun her yerine yayılmakta ve  bugün burada görüşeceğimiz ve birazdan ek madde olarak gelecek olan Başarı Canik Üniversitesi de  Samsun'da kurulacak bir üniversite. Dolayısıyla üniversitelerin kuruluşuna ilişkin olarak  gösterdiğimiz destek bu manada vakıf üniversitelerinin de, devlet üniversitelerinin de her birinin  güçlenmesi için ve bölgesinde eğitim adına, ülkemiz eğitimi adına katkıda bulunabilmeleri için  Hükümet olarak elimizden gelen desteği en yüksek oranda veriyoruz. Zaten Yükseköğretim Kurulu,  ARGE'ye, araştırma bütçesine, yurtlara, burslara ayrılan bütçe gerçekten dönemimizde kimisi yüzde  200'ün üzerinde kimisi de yüzde 400'ün üzerinde arttı.  - 5 7 0 -
Sayfa 55 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Işık...  ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, elbette ki üniversitelerimizin kuruldukları illere olan sosyoekonomik ve kültürel  yönden katkıları hepimizin malumudur. Bizim de bu açıdan illerimize yeni üniversitelerin kurulmasını  desteklediğimizi ifade ediyorum sözlerimin başında. Fakat, Anayasa hükmü gereğince de bu  üniversitelerin ülke geneline dengeli bir yayılımının gerçekleştirilmesi açısından belirli bir nüfusun  üzerinde nüfusa sahip büyük ilçelerimizin de bu anlamda değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum  ve biraz önceki bölümde de zikredilen ilçelere niçin bir üniversite, devlet üniversitesi kurulmasının  düşünülmediğini tekrar ben de sormak istiyorum.  İkincisi: Acaba Bakanlığınızca vakıf üniversitelerimizde eğitim ve öğretimlerini sürdüren  öğrencilerimizin muhatap oldukları sorunların belirlenmesi ve çözümüne yönelik bir güdümlü proje  yürütülmekte midir ya da şimdiye kadar bir çalışma yapılmış mıdır? Yapıldıysa, öğrencilerimizin en  fazla karşılaştıkları temel sorunlar nelerdir?  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.  Sayın Bakanım, buyurun.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın  Başkanım.  Sayın Başkanım, genellikle soruların çerçevesi ve eleştiriler az önce söylediğim doğrultuda. Tek  tek ve madde madde soruları cevaplandırmak yerine geneli üzerinde bir değerlendirme yapmak  istiyorum ben de.  Özellikle, üniversitelerin, vakıf üniversitelerinin büyük kentlerde kurulmasının, İstanbul, Ankara  gibi, İzmir gibi büyük kentlerde kurulmasının doğru olmadığı, dolayısıyla üniversitelerin biraz da  Anadolu'ya yayılması gerektiği ve yaygın olması gerektiği eleştirisinin yanı sıra yine aynı minvalde  "Niye Anadolu'nun kentlerine, küçük kentlerine üniversite kuruluyor? Bu üniversiteler birer tabela  üniversitesi. Dolayısıyla aslında yükseköğrenim vermek için yeterli düzeyde olmayan bölgelerde  üniversite kuruluyor." şeklinde eleştiriler aynı paralellikte dile getiriliyor.  Öncelikle, üniversitelerin tüm Türkiye geneline yayılması ve her kentimizde bir üniversite  bulunması Hükümetimizin önemli politikalarından birisiydi ve bunu gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra  vakıf üniversitelerinin kuruluşu çerçevesi içerisinde bakışımız da vakıf üniversitelerini,  yükseköğrenim sistemimizin bir alternatifi değil bir parçası olarak görüyoruz. Dolayısıyla  vakıflarımızın da üniversite kurmalarını ve kuruluşlarını gerekli kriterleri ve şartları yerine getirmeleri  durumunda destekliyoruz. Dolayısıyla vakıf üniversitelerimiz de ilk kez bu dönemde -gerçekten  sevindirici- geçtiğimiz yedi sekiz ay içerisinde, bu Parlamentoda bulunan milletvekillerimiz  hatırlayacaktır, Kayseri'de, Konya'da, Antep'te, Tarsus'ta üniversiteler kuruldu. Dolayısıyla vakıf  üniversitelerimiz aslında sevinerek söylemeliyim ki artık Anadolu'nun her yerine yayılmakta ve  bugün burada görüşeceğimiz ve birazdan ek madde olarak gelecek olan Başarı Canik Üniversitesi de  Samsun'da kurulacak bir üniversite. Dolayısıyla üniversitelerin kuruluşuna ilişkin olarak  gösterdiğimiz destek bu manada vakıf üniversitelerinin de, devlet üniversitelerinin de her birinin  güçlenmesi için ve bölgesinde eğitim adına, ülkemiz eğitimi adına katkıda bulunabilmeleri için  Hükümet olarak elimizden gelen desteği en yüksek oranda veriyoruz. Zaten Yükseköğretim Kurulu,  ARGE'ye, araştırma bütçesine, yurtlara, burslara ayrılan bütçe gerçekten dönemimizde kimisi yüzde  200'ün üzerinde kimisi de yüzde 400'ün üzerinde arttı.  - 5 7 0 - TBMM B:86 14 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 7 1 - Vakıf mütevelli üyelerine herhangi bir ücret ödenmiyor. Yükseköğretim Kurumları  Yönetmeliği'nin 20'nci maddesine göre heyet üyeliği fahri bir görevdir. Dolayısıyla mütevelli heyet  üyelerine toplantıya katılma karşılığında huzur ve yol hakkı verilebilir sadece, başka bir ödeme  yapılamaz. Dolayısıyla böyle bir ödeme de yapılmıyor.  Ankara'da yapılan toplu açılışlara ilişkin, milletvekillerimizden çok fazla yazılı soru önergeleri  de geldi. Bunları da cevaplandırdım. Aslında Mecliste genellikle yazılı soru önergelerine cevaplar  verilmiş olmasına rağmen acaba bunlar okunmuyor mu diye de düşünüyorum. Çok açıklıkla  defalarca, bugün burada soru soran milletvekillerimizin de yazılı soru önergelerine cevap verdik  çünkü ben, bu kurumu önemli bir denetim mekanizması olarak görüyorum ve gerçekten süresinde,  Bakanlık olarak, çok dikkatli bir şekilde cevaplandırıyoruz.  Ankara'da yapılan toplu açılışların her biri -neredeyse yüz yirmi yedi okul ve tesis, toplamı  olarak ifade ediyorum- son iki yılda yapımı tamamlanan okulların açılışıydı. Hem Sayın Başbakanın  takviminin müsait olmaması... Toplu açılışlar için o günü eğitim ve öğretim yılının ikinci yan yılının  açılışına denk getirdik ve bir kutlama şeklinde cereyan etti. Dolayısıyla son iki yılda açılmış okulların  resmî toplu açılışının yapılmamış olması nedeniyle planlanan bir açılış. Burada yirmi yıldır...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Bakan, on yıldır eğitim veren okullar var içlerinde onlann.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - .. .on yıl önce yapılmış herhangi bir  okulun açılışı söz konusu olmadığı gibi bu konuda ileri sürülen iddialar da tamamen gerçeklikten  uzak iddialardır.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Efendim, on yıldır açık okulları açtınız.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Bu okulların kimisi okul, kimisi  spor salonu, kimisi ek derslik şeklinde yapılmıştır. Bunları ben soru önergelerinize verdiğim  cevaplarda da verdim.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Lojman açmışsınız, okul diye takdim ediyorsunuz.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Ben soru cevaplandınyorum ama...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Efendim, lojman açmışsınız, okul diye takdim ediyorsunuz.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Karşılıklı, böyle bir usul yok  Mecliste.  Sayın Milletvekilim, böyle bir usul yok.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  BAŞKAN - Evet, teşekkür ederim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Usulü siz mi tayin edeceksiniz? Meclisi yöneten Sayın Başkan var.  Biz Başkan adına soruyoruz size.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Usule uyun.
Sayfa 56 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 7 1 - Vakıf mütevelli üyelerine herhangi bir ücret ödenmiyor. Yükseköğretim Kurumları  Yönetmeliği'nin 20'nci maddesine göre heyet üyeliği fahri bir görevdir. Dolayısıyla mütevelli heyet  üyelerine toplantıya katılma karşılığında huzur ve yol hakkı verilebilir sadece, başka bir ödeme  yapılamaz. Dolayısıyla böyle bir ödeme de yapılmıyor.  Ankara'da yapılan toplu açılışlara ilişkin, milletvekillerimizden çok fazla yazılı soru önergeleri  de geldi. Bunları da cevaplandırdım. Aslında Mecliste genellikle yazılı soru önergelerine cevaplar  verilmiş olmasına rağmen acaba bunlar okunmuyor mu diye de düşünüyorum. Çok açıklıkla  defalarca, bugün burada soru soran milletvekillerimizin de yazılı soru önergelerine cevap verdik  çünkü ben, bu kurumu önemli bir denetim mekanizması olarak görüyorum ve gerçekten süresinde,  Bakanlık olarak, çok dikkatli bir şekilde cevaplandırıyoruz.  Ankara'da yapılan toplu açılışların her biri -neredeyse yüz yirmi yedi okul ve tesis, toplamı  olarak ifade ediyorum- son iki yılda yapımı tamamlanan okulların açılışıydı. Hem Sayın Başbakanın  takviminin müsait olmaması... Toplu açılışlar için o günü eğitim ve öğretim yılının ikinci yan yılının  açılışına denk getirdik ve bir kutlama şeklinde cereyan etti. Dolayısıyla son iki yılda açılmış okulların  resmî toplu açılışının yapılmamış olması nedeniyle planlanan bir açılış. Burada yirmi yıldır...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Bakan, on yıldır eğitim veren okullar var içlerinde onlann.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - .. .on yıl önce yapılmış herhangi bir  okulun açılışı söz konusu olmadığı gibi bu konuda ileri sürülen iddialar da tamamen gerçeklikten  uzak iddialardır.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Efendim, on yıldır açık okulları açtınız.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Bu okulların kimisi okul, kimisi  spor salonu, kimisi ek derslik şeklinde yapılmıştır. Bunları ben soru önergelerinize verdiğim  cevaplarda da verdim.  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Lojman açmışsınız, okul diye takdim ediyorsunuz.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Ben soru cevaplandınyorum ama...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Efendim, lojman açmışsınız, okul diye takdim ediyorsunuz.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Karşılıklı, böyle bir usul yok  Mecliste.  Sayın Milletvekilim, böyle bir usul yok.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  BAŞKAN - Evet, teşekkür ederim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Usulü siz mi tayin edeceksiniz? Meclisi yöneten Sayın Başkan var.  Biz Başkan adına soruyoruz size.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Usule uyun.  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 7 2 - III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Oylamadan evvel yoklama istiyoruz efendim.  BAŞKAN - Evet, yoklama talebi vardır.  Sayın Anadol, Sayın Aslanoğlu, Sayın Karaibrahim, Sayın Ekici, Sayın Çöllü, Sayın Köse, Sayın  Özdemir, Sayın Güvel, Sayın Erenkaya, Sayın Arifağaoğlu, Sayın Diren, Sayın Süner, Sayın Oksal,  Sayın Yıldız, Sayın Serter, Sayın Köktürk, Sayın Ertemür, Sayın Emek, Sayın Hacaloğlu, Sayın  Aydoğan, Sayın Seçer, Sayın Oyan, Sayın Çakır.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, yoklama için üç dakikalık süre veriyorum ve yoklama  işlemini de başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Devam)  BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Evet, böylece milletimizi Avrupa'ya taşıyan "Süleyman Şah" adında bir üniversitenin kurulması  da kazandırılmış oluyor. Hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah hayırlı hizmetler yaparlar.  Ek madde 122'yi okutuyorum:  Canik Başarı Üniversitesi  EK MADDE 122- Samsun'da Basan Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı ile Tanrıverdi Eğitim Kül­ tür ve Yardımlaşma Vakfı tarafından müştereken 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf  yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip Canik  Basan Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.  Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;  a) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden,  b) Mimarlık ve Mühendislik Fakültesinden,  c) Fen-Edebiyat Fakültesinden,  ç) Eğitim Fakültesinden,  d) Fen Bilimleri Enstitüsünden,  e) Sosyal Bilimler Enstitüsünden,  oluşur."  BAŞKAN - Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Samsun Milletvekili Sayın  Osman Çakır.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Alim Işık konuşacak efendim.
Sayfa 57 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 7 2 - III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Oylamadan evvel yoklama istiyoruz efendim.  BAŞKAN - Evet, yoklama talebi vardır.  Sayın Anadol, Sayın Aslanoğlu, Sayın Karaibrahim, Sayın Ekici, Sayın Çöllü, Sayın Köse, Sayın  Özdemir, Sayın Güvel, Sayın Erenkaya, Sayın Arifağaoğlu, Sayın Diren, Sayın Süner, Sayın Oksal,  Sayın Yıldız, Sayın Serter, Sayın Köktürk, Sayın Ertemür, Sayın Emek, Sayın Hacaloğlu, Sayın  Aydoğan, Sayın Seçer, Sayın Oyan, Sayın Çakır.  Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, yoklama için üç dakikalık süre veriyorum ve yoklama  işlemini de başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Devam)  BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Evet, böylece milletimizi Avrupa'ya taşıyan "Süleyman Şah" adında bir üniversitenin kurulması  da kazandırılmış oluyor. Hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah hayırlı hizmetler yaparlar.  Ek madde 122'yi okutuyorum:  Canik Başarı Üniversitesi  EK MADDE 122- Samsun'da Basan Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı ile Tanrıverdi Eğitim Kül­ tür ve Yardımlaşma Vakfı tarafından müştereken 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf  yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip Canik  Basan Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.  Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;  a) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden,  b) Mimarlık ve Mühendislik Fakültesinden,  c) Fen-Edebiyat Fakültesinden,  ç) Eğitim Fakültesinden,  d) Fen Bilimleri Enstitüsünden,  e) Sosyal Bilimler Enstitüsünden,  oluşur."  BAŞKAN - Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Samsun Milletvekili Sayın  Osman Çakır.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Alim Işık konuşacak efendim.  TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 7 3 - B A Ş K A N - P e k i .  Sayın Alim Işık, Kütahya Milletvekilimiz. (MHP sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Işık.  MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  görüşülmekte olan 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasansı'nın çerçeve 1 'inci maddesi kapsamında kurulması amaçlanan Canik  Basan Üniversitesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimizi belirtmek üzere söz  almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinize saygılanmı sunuyorum.  Samsun ilimizde Ondokuz Mayıs Üniversitesi adıyla 1975 yılında kurulmuş olan devlet  üniversitesine ek olarak, Canik Başarı Üniversitesi adıyla iki vakfımız tarafından kurulması  amaçlanan bu üniversitenin de öncelikle o ilimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyorum.  Ancak madde metninde de yer alan bazı fakültelerden, şu anda kurulu bulunan Ondokuz Mayıs  Üniversitesi bünyesinde bulunan, örneğin fen edebiyat fakültesi mezunları tüm Türkiye'deki diğer  fakülte mezunlarının çektiği sıkıntıları çekerken yeniden bu vakıf üniversitesi bünyesinde de bir fen  edebiyat fakültesinin kuruluyor olmasını, hakikaten bir ön etüt yapılmadan rastgele hazırlanmış bir  tasannın maalesef komisyondan geçerek buraya gelmiş olmasına bağlıyorum.  Değerli milletvekilleri, elbette ki birçok üniversitemizin kurulması hepimiz tarafından  desteklenmekte. Son dönemde sayısal olarak yaklaşık yüzde 90 oranında üniversite sayısındaki artışa  rağmen, üniversitelerin nitelik açısından ne noktaya geldiği konusu hepimizin dikkat etmesi gereken  önemli bir konudur. Sadece bu konuda yapılmış ve TÜBİTAK tarafından yayınlanmış Türkiye  Bilimsel Yayın Göstergeleri ismiyle hepimizin rahatlıkla incelemesine sunulmuş bir konudaki  rapordan bahsetmek istiyorum.  Şu anda, bilimsel etki değeri açısından, yani üniversitede çalışan öğretim üyelerinin yapmış  olduğu yayınları, her yayın başına düşen atıf sayısını dikkate alan bir inceleme sonucunu sizlerle  paylaşmak istiyorum: 1981-2007 dönemini toptan değerlendirme yaptığımızda, dünya ortalaması  14,17 kişi olarak çıkmış, yani atıf olarak ABD 20,71; OECD ülkeleri 15,93; Orta Doğu ülkeleri 9,50;  Türkiye sadece 4,55. Yani dünya ortalamasının yaklaşık üçte l ' i düzeyinde bir düzeye sahip  Türkiye'deki üniversitelerimizin ortalama bir göstergesi. Buna benzer diğer birçok göstergede de  nitelik açısından dünyada hak ettiğimiz yerde bulunmadığımızı ifade etmek istiyorum. Bunu da Sayın  Bakanın özellikle dikkatine sunmak istiyorum. Sayısal ilerleme elbette ki bir başarıdır, gereklidir  ama nicel ilerlemenin de bu ülke için mutlaka dikkate alınarak bir an önce artırılması gerektiğini  söylemek istiyorum.  Diğer yandan, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna mensup milletvekillerimizin imzasıyla bir yılı  aşkın süredir Meclis gündeminde bekleyen, üniversite çalışanlarının ve üniversitelerimizin  sorunlannın araştınlmasıyla ilgili Meclis araştırması kurulması talebimizin bir an önce dikkate  alınarak bu kapsamda üniversitelerimizin içinde bulunduğu bazı sorunların bir an önce Meclis  gündemine taşınmasında yarar olduğu düşüncesindeyim.  Bu kapsamda, birkaç konuyu sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum: Bugün üniversitelerimizin  karşı karşıya bulunduğu önemli sorunlann başında, üniversitelerimizde görev yapan akademik ve  idari personelin ücret ve özlük haklannın ne yazık ki iyileştirilememiş olması ve buna yönelik de bir  çalışmanın yapılamamış olmasıdır.
Sayfa 58 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 7 3 - B A Ş K A N - P e k i .  Sayın Alim Işık, Kütahya Milletvekilimiz. (MHP sıralarından alkışlar)  Buyurun Sayın Işık.  MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  görüşülmekte olan 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasansı'nın çerçeve 1 'inci maddesi kapsamında kurulması amaçlanan Canik  Basan Üniversitesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimizi belirtmek üzere söz  almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinize saygılanmı sunuyorum.  Samsun ilimizde Ondokuz Mayıs Üniversitesi adıyla 1975 yılında kurulmuş olan devlet  üniversitesine ek olarak, Canik Başarı Üniversitesi adıyla iki vakfımız tarafından kurulması  amaçlanan bu üniversitenin de öncelikle o ilimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyorum.  Ancak madde metninde de yer alan bazı fakültelerden, şu anda kurulu bulunan Ondokuz Mayıs  Üniversitesi bünyesinde bulunan, örneğin fen edebiyat fakültesi mezunları tüm Türkiye'deki diğer  fakülte mezunlarının çektiği sıkıntıları çekerken yeniden bu vakıf üniversitesi bünyesinde de bir fen  edebiyat fakültesinin kuruluyor olmasını, hakikaten bir ön etüt yapılmadan rastgele hazırlanmış bir  tasannın maalesef komisyondan geçerek buraya gelmiş olmasına bağlıyorum.  Değerli milletvekilleri, elbette ki birçok üniversitemizin kurulması hepimiz tarafından  desteklenmekte. Son dönemde sayısal olarak yaklaşık yüzde 90 oranında üniversite sayısındaki artışa  rağmen, üniversitelerin nitelik açısından ne noktaya geldiği konusu hepimizin dikkat etmesi gereken  önemli bir konudur. Sadece bu konuda yapılmış ve TÜBİTAK tarafından yayınlanmış Türkiye  Bilimsel Yayın Göstergeleri ismiyle hepimizin rahatlıkla incelemesine sunulmuş bir konudaki  rapordan bahsetmek istiyorum.  Şu anda, bilimsel etki değeri açısından, yani üniversitede çalışan öğretim üyelerinin yapmış  olduğu yayınları, her yayın başına düşen atıf sayısını dikkate alan bir inceleme sonucunu sizlerle  paylaşmak istiyorum: 1981-2007 dönemini toptan değerlendirme yaptığımızda, dünya ortalaması  14,17 kişi olarak çıkmış, yani atıf olarak ABD 20,71; OECD ülkeleri 15,93; Orta Doğu ülkeleri 9,50;  Türkiye sadece 4,55. Yani dünya ortalamasının yaklaşık üçte l ' i düzeyinde bir düzeye sahip  Türkiye'deki üniversitelerimizin ortalama bir göstergesi. Buna benzer diğer birçok göstergede de  nitelik açısından dünyada hak ettiğimiz yerde bulunmadığımızı ifade etmek istiyorum. Bunu da Sayın  Bakanın özellikle dikkatine sunmak istiyorum. Sayısal ilerleme elbette ki bir başarıdır, gereklidir  ama nicel ilerlemenin de bu ülke için mutlaka dikkate alınarak bir an önce artırılması gerektiğini  söylemek istiyorum.  Diğer yandan, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna mensup milletvekillerimizin imzasıyla bir yılı  aşkın süredir Meclis gündeminde bekleyen, üniversite çalışanlarının ve üniversitelerimizin  sorunlannın araştınlmasıyla ilgili Meclis araştırması kurulması talebimizin bir an önce dikkate  alınarak bu kapsamda üniversitelerimizin içinde bulunduğu bazı sorunların bir an önce Meclis  gündemine taşınmasında yarar olduğu düşüncesindeyim.  Bu kapsamda, birkaç konuyu sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum: Bugün üniversitelerimizin  karşı karşıya bulunduğu önemli sorunlann başında, üniversitelerimizde görev yapan akademik ve  idari personelin ücret ve özlük haklannın ne yazık ki iyileştirilememiş olması ve buna yönelik de bir  çalışmanın yapılamamış olmasıdır.  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 7 4 - İkincisi: Üniversitelerimizde özellikle akademik kadrolarda yaşanan sıkışıklıklar bir türlü  çözülememiş ve çözülememektedir.  Bir diğer sorun: Araştırma görevlisi kadroları başta olmak üzere tüm personel kadrolarındaki  yetersizlikler ve kadroların dağıtımındaki keyfîlikler devam etmektedir. Sayın Bakanın bu konuya da  özellikle eğileceğini ümit ediyorum en azından.  Bir diğer konu: Yardımcı doçent kadrolarının, daha önce birçok kez dile getirmiş olmamıza  rağmen, diğer öğretim üyesi kadroları gibi daimî kadroya dönüştürülmesi, 3.600 ek gösterge yerine  4.200 ek gösterge ile 1 'inci derecenin son kademesine kadar ilerlemelerinin sağlanması konusunda  verilen sözler ne yazık ki bir türlü yerine getirilememiş ve getirilmemektedir. Yardımcı doçentlikten  doçentliğe yükseltilmede uygulanan ve daha çok sübjektif ölçütlerin öne çıktığı sözlü sınavlarda ve  yabancı dil sınavıyla ilgili düzenlemeler maalesef yine yapılamamıştır ve bu dönemde de her hâlde  yapılması yönünde bir çalışma görülmemektedir.  Bir diğer konu yine daha önce değişik defalar, müteaddit defalar gündeme getirdiğimiz bir  konudur. Üniversitelerimizde görev yapan genel sekreter yardımcıları, daire başkanları ve hukuk  müşavirlerinin diğer kamu kurumlarında görev yapan eş değerlerine benzer şekilde makam  tazminatından yararlandırılmasını sağlayacak teknik düzenlemeler ne yazık ki her bütçe görüşmesinde  söz verilmesine rağmen bir türlü gerçekleştirilememiştir.  Üniversitelerimizin birçoğunda Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait yurt ve yatak kapasitesi eksikliği  nedeniyle, özellikle yeni kaydolan gençlerimizin ve ailelerinin mağduriyetleri çok ciddi boyutlarda  devam etmektedir. Sayın Bakan yıl ortalaması verilerine göre yurtların kapasitesinin yüzde 100  derecede dolu olmadığını söylüyor soru önergelerimize ve sözlü sorularımıza... Ancak sıkıntı yıl  bazında değildir, yeni kaydolan öğrencilerimizin kayıt sırasında devletin yurtlarında yer bulamayarak  çok farklı yerlerde istismara yol açacak sorunlarla karşı karşıya kalmasıdır. Hâlâ benim ilimde bugün  yedekte olup da asilden devletin yurduna yerleşemeyen, özellikle kız öğrencilerin sayısı çok fazladır.  Bu sorunlara çözüm bulmak zorundayız.  Bazı vakıf üniversitelerimizde öğrenci kayıtları sırasında burslu veya ücretli öğrenci bedelleriyle  ilgili olarak ulusal basına da yansıyan mağduriyetler ne yazık ki çözülememiştir, çözülememektedir.  Bunda somut bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum: ÖSYM'nin 12 Ağustos 2009 tarihinde  öğrencimize verdiği sınav sonuç belgesi buradadır. Öğrencimiz Maltepe Üniversitesi İktisadi ve İdari  Bilimler Fakültesinin bir bölümünü burslu olarak kazanmıştır, çıktısı bu. Ancak kayıt dönemi 31  Ağustos-7 Eylül döneminde, bunun gibi birçok öğrencimiz de üniversiteye kayıt yaptırmak için  gittiğinde bir şokla karşılaşmıştır. Velilerimize denilmiştir ki: "Hayır, burslu değil, öğrenciniz normal  öğrencidir. Normal kayıt bedelini yatırmak zorundasınız." Ve birçok veli, öğrenci o günden bu yana  bu mağduriyetini aşamamıştır. Öğrenci, öğrenci belgesi almıştır, istemiştir ve normal kayıtlı öğrenci  olarak öğrenci belgesi verilmiştir. Bu nasıl bir devlet, nasıl bir anlayış? Bir tarafta devletin bu işten  sorumlu ÖSYM'si "Sen burslu öğrencisin." diye kayıt veriyor, öbür taraftan üniversiteye gidiliyor,  deniliyor ki: "Hayır, burslu yanlış olmuş, sen normal öğrencisin, şu kadar para yatıracaksın." Ve  200'ü aşkın veli İstanbul sokaklarında bu konuyu protesto ettiler. O günden bugüne öğrenci velisi ve  öğrenci birinci ay, ikinci ay, üçüncü ay, dördüncü ayda toplam yirmi iki adet dilekçeyle başvurmuştur  ama hiçbirisine devletin yetkili makamlarından ve sayın Bakanlıktan bir cevap alınamamıştır ve en  son 3 Mart tarihi itibarıyla denmiştir ki: "Dosyası kaldırıldı, işlemi bitti." BİMER tarafından bir  cevap var İnternet aracılığıyla.
Sayfa 59 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 7 4 - İkincisi: Üniversitelerimizde özellikle akademik kadrolarda yaşanan sıkışıklıklar bir türlü  çözülememiş ve çözülememektedir.  Bir diğer sorun: Araştırma görevlisi kadroları başta olmak üzere tüm personel kadrolarındaki  yetersizlikler ve kadroların dağıtımındaki keyfîlikler devam etmektedir. Sayın Bakanın bu konuya da  özellikle eğileceğini ümit ediyorum en azından.  Bir diğer konu: Yardımcı doçent kadrolarının, daha önce birçok kez dile getirmiş olmamıza  rağmen, diğer öğretim üyesi kadroları gibi daimî kadroya dönüştürülmesi, 3.600 ek gösterge yerine  4.200 ek gösterge ile 1 'inci derecenin son kademesine kadar ilerlemelerinin sağlanması konusunda  verilen sözler ne yazık ki bir türlü yerine getirilememiş ve getirilmemektedir. Yardımcı doçentlikten  doçentliğe yükseltilmede uygulanan ve daha çok sübjektif ölçütlerin öne çıktığı sözlü sınavlarda ve  yabancı dil sınavıyla ilgili düzenlemeler maalesef yine yapılamamıştır ve bu dönemde de her hâlde  yapılması yönünde bir çalışma görülmemektedir.  Bir diğer konu yine daha önce değişik defalar, müteaddit defalar gündeme getirdiğimiz bir  konudur. Üniversitelerimizde görev yapan genel sekreter yardımcıları, daire başkanları ve hukuk  müşavirlerinin diğer kamu kurumlarında görev yapan eş değerlerine benzer şekilde makam  tazminatından yararlandırılmasını sağlayacak teknik düzenlemeler ne yazık ki her bütçe görüşmesinde  söz verilmesine rağmen bir türlü gerçekleştirilememiştir.  Üniversitelerimizin birçoğunda Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait yurt ve yatak kapasitesi eksikliği  nedeniyle, özellikle yeni kaydolan gençlerimizin ve ailelerinin mağduriyetleri çok ciddi boyutlarda  devam etmektedir. Sayın Bakan yıl ortalaması verilerine göre yurtların kapasitesinin yüzde 100  derecede dolu olmadığını söylüyor soru önergelerimize ve sözlü sorularımıza... Ancak sıkıntı yıl  bazında değildir, yeni kaydolan öğrencilerimizin kayıt sırasında devletin yurtlarında yer bulamayarak  çok farklı yerlerde istismara yol açacak sorunlarla karşı karşıya kalmasıdır. Hâlâ benim ilimde bugün  yedekte olup da asilden devletin yurduna yerleşemeyen, özellikle kız öğrencilerin sayısı çok fazladır.  Bu sorunlara çözüm bulmak zorundayız.  Bazı vakıf üniversitelerimizde öğrenci kayıtları sırasında burslu veya ücretli öğrenci bedelleriyle  ilgili olarak ulusal basına da yansıyan mağduriyetler ne yazık ki çözülememiştir, çözülememektedir.  Bunda somut bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum: ÖSYM'nin 12 Ağustos 2009 tarihinde  öğrencimize verdiği sınav sonuç belgesi buradadır. Öğrencimiz Maltepe Üniversitesi İktisadi ve İdari  Bilimler Fakültesinin bir bölümünü burslu olarak kazanmıştır, çıktısı bu. Ancak kayıt dönemi 31  Ağustos-7 Eylül döneminde, bunun gibi birçok öğrencimiz de üniversiteye kayıt yaptırmak için  gittiğinde bir şokla karşılaşmıştır. Velilerimize denilmiştir ki: "Hayır, burslu değil, öğrenciniz normal  öğrencidir. Normal kayıt bedelini yatırmak zorundasınız." Ve birçok veli, öğrenci o günden bu yana  bu mağduriyetini aşamamıştır. Öğrenci, öğrenci belgesi almıştır, istemiştir ve normal kayıtlı öğrenci  olarak öğrenci belgesi verilmiştir. Bu nasıl bir devlet, nasıl bir anlayış? Bir tarafta devletin bu işten  sorumlu ÖSYM'si "Sen burslu öğrencisin." diye kayıt veriyor, öbür taraftan üniversiteye gidiliyor,  deniliyor ki: "Hayır, burslu yanlış olmuş, sen normal öğrencisin, şu kadar para yatıracaksın." Ve  200'ü aşkın veli İstanbul sokaklarında bu konuyu protesto ettiler. O günden bugüne öğrenci velisi ve  öğrenci birinci ay, ikinci ay, üçüncü ay, dördüncü ayda toplam yirmi iki adet dilekçeyle başvurmuştur  ama hiçbirisine devletin yetkili makamlarından ve sayın Bakanlıktan bir cevap alınamamıştır ve en  son 3 Mart tarihi itibarıyla denmiştir ki: "Dosyası kaldırıldı, işlemi bitti." BİMER tarafından bir  cevap var İnternet aracılığıyla.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Efendim, burası, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda  bulunan bir üniversitedir, vakıf üniversitesidir. Lütfen, bu konunun mutlaka düzeltilmesi ve bundan  sonra kurulacak vakıf üniversitelerinde hiç olmazsa buna benzer sorunların yaşanmaması gerekir,  bize yakışan da budur.  Sayın Bakana bir soru sordum biraz önce: "Vakıf üniversitelerimizde yaşayan, eğitim  öğretimlerini devam ettiren öğrencilerimizin sorunlarıyla ilgili Bakanlığınız bir güdümlü proje  başlatmış mıdır veya bu konuda bir çalışma var mıdır?" diyorum ve maalesef böyle bir çalışmanın  olmadığını duymak isterdim veya olduğunu en azından, yürütülmekte olduğunu Sayın Bakanımızın  ağzından duymak isterdim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Işık.  ALİM IŞIK (Devamla) - 4 Mart 2010 tarihli komisyon raporunda bazı konular aslında çok özetle  dile getirilmiş, vakıf üniversitelerimizin kuruluş gerekçeleriyle ilgili olarak bir detaylı çalışmanın  yapılması ve bu çalışmanın komisyon üyelerine detaylı bir şekilde aktarılması gerektiği vurgulanmış.  Ben de buna ek olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerinin de bu kurulacak vakıf  üniversiteleriyle ilgili olarak, vakıfların özellikleriyle ilgili olarak çok detaylı bir bilgiyle donatılıp  kendi vicdanlarının rahat oy vermesinin önünün açılması gerektiğini son cümle olarak söylüyor,  tekrar hayırlı olsun dileklerimle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu.  Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli  milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Üniversitelerin-döner sermayeleriyle ilgili birkaç kelime etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, döner sermaye üniversitenin özerkliğidir -hani üniversiteler özerk diyoruz ya­ ve döner sermayenin amacı üniversitelerin mali açıdan özerkliğidir ama gelin görün ki uygulamada  ne var: Üniversitelerin döner sermayeleri, bilimsel her türlü araştırma, her türlü bilimsel çalışması için  ayrılması gereken fonlar, maalesef, maalesef, üniversitelerin özellikle dışarıdan satın aldığı, ihale  ettiği, hizmet bedeli olarak ihale ettiği işçilerin ücretini vermekte ve diğer konularda kullanılıyor.  Yani döner sermaye hiçbir zaman bilimsel olarak kullandırılmıyor. Bir kere bu hakikaten ne  üniversiteler... Kesinlikle Türkiye'de üniversiteler mali açıdan özerk değil arkadaşlar.  Değerli arkadaşlarım, birazcık şu ihaleden, yani taşeron ve ihaleden bahsetmek istiyorum. Neyi  satın aldırıyorsunuz?  Değerli arkadaşlarım, belli kadroları, günlük yaşamlarını döndürmeleri için, maalesef döner  sermayeden kadro verilmediği için, maalesef sağlık memuru -öncesine gidiyorum- ebe, hemşire  -özellikle tıp fakültelerine bunlar- verilmediği için üniversiteler bu hizmetleri dışarıdan satın almak  zorunda kaldılar, ihale açtılar, yani ihale edildiler ve bunların parası da döner sermayeden ödendi.  Bilimsel çalışmaya üniversitelerin hiçbir fonu kalmadı.  Değerli arkadaşlarım, bazı hizmetler var ki ihale edilemez. Şimdi soruyorum: Bir üniversite  hastanesinde bir eben var, devlet memuru ama döndünüz, ihaleyle ebe ve hemşire aldınız, sağlık  memuru aldınız ve asgari ücretin altında maaş verdiniz bu insanlara. Böyle bir hizmette eşitlik ilkesi,  böyle bir hizmette, yani aynı hizmeti veren ebe, aynı hizmeti veren sağlık memuru, aynı hizmeti  veren diğer hizmetliler... Böyle bir üniversitede barış olur mu arkadaşlar?  - 5 7 5 -
Sayfa 60 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Efendim, burası, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda  bulunan bir üniversitedir, vakıf üniversitesidir. Lütfen, bu konunun mutlaka düzeltilmesi ve bundan  sonra kurulacak vakıf üniversitelerinde hiç olmazsa buna benzer sorunların yaşanmaması gerekir,  bize yakışan da budur.  Sayın Bakana bir soru sordum biraz önce: "Vakıf üniversitelerimizde yaşayan, eğitim  öğretimlerini devam ettiren öğrencilerimizin sorunlarıyla ilgili Bakanlığınız bir güdümlü proje  başlatmış mıdır veya bu konuda bir çalışma var mıdır?" diyorum ve maalesef böyle bir çalışmanın  olmadığını duymak isterdim veya olduğunu en azından, yürütülmekte olduğunu Sayın Bakanımızın  ağzından duymak isterdim.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Işık.  ALİM IŞIK (Devamla) - 4 Mart 2010 tarihli komisyon raporunda bazı konular aslında çok özetle  dile getirilmiş, vakıf üniversitelerimizin kuruluş gerekçeleriyle ilgili olarak bir detaylı çalışmanın  yapılması ve bu çalışmanın komisyon üyelerine detaylı bir şekilde aktarılması gerektiği vurgulanmış.  Ben de buna ek olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerinin de bu kurulacak vakıf  üniversiteleriyle ilgili olarak, vakıfların özellikleriyle ilgili olarak çok detaylı bir bilgiyle donatılıp  kendi vicdanlarının rahat oy vermesinin önünün açılması gerektiğini son cümle olarak söylüyor,  tekrar hayırlı olsun dileklerimle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu.  Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli  milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Üniversitelerin-döner sermayeleriyle ilgili birkaç kelime etmek istiyorum.  Değerli arkadaşlar, döner sermaye üniversitenin özerkliğidir -hani üniversiteler özerk diyoruz ya­ ve döner sermayenin amacı üniversitelerin mali açıdan özerkliğidir ama gelin görün ki uygulamada  ne var: Üniversitelerin döner sermayeleri, bilimsel her türlü araştırma, her türlü bilimsel çalışması için  ayrılması gereken fonlar, maalesef, maalesef, üniversitelerin özellikle dışarıdan satın aldığı, ihale  ettiği, hizmet bedeli olarak ihale ettiği işçilerin ücretini vermekte ve diğer konularda kullanılıyor.  Yani döner sermaye hiçbir zaman bilimsel olarak kullandırılmıyor. Bir kere bu hakikaten ne  üniversiteler... Kesinlikle Türkiye'de üniversiteler mali açıdan özerk değil arkadaşlar.  Değerli arkadaşlarım, birazcık şu ihaleden, yani taşeron ve ihaleden bahsetmek istiyorum. Neyi  satın aldırıyorsunuz?  Değerli arkadaşlarım, belli kadroları, günlük yaşamlarını döndürmeleri için, maalesef döner  sermayeden kadro verilmediği için, maalesef sağlık memuru -öncesine gidiyorum- ebe, hemşire  -özellikle tıp fakültelerine bunlar- verilmediği için üniversiteler bu hizmetleri dışarıdan satın almak  zorunda kaldılar, ihale açtılar, yani ihale edildiler ve bunların parası da döner sermayeden ödendi.  Bilimsel çalışmaya üniversitelerin hiçbir fonu kalmadı.  Değerli arkadaşlarım, bazı hizmetler var ki ihale edilemez. Şimdi soruyorum: Bir üniversite  hastanesinde bir eben var, devlet memuru ama döndünüz, ihaleyle ebe ve hemşire aldınız, sağlık  memuru aldınız ve asgari ücretin altında maaş verdiniz bu insanlara. Böyle bir hizmette eşitlik ilkesi,  böyle bir hizmette, yani aynı hizmeti veren ebe, aynı hizmeti veren sağlık memuru, aynı hizmeti  veren diğer hizmetliler... Böyle bir üniversitede barış olur mu arkadaşlar?  - 5 7 5 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Ve maalesef üniversitelerin döner sermayeleri amacı dışında kullanılıyor. Ve özellikle sosyal  devlet dediğimiz devlette eğer bir hastanede bir şekilde hemşireni, sağlık memurunu ihale ediyorsan  ve tamamen temizlik şirketi üzerinden bunlan çalıştırıyorsan yazıktır bize!  Değerli arkadaşlarım, belli üniversite hastanelerimizde on beş yıldır, on yedi yıldır temizlik  şirketi ile ihale edilen ebe, hemşire, sağlık memuru var arkadaşlar. Şimdi, devlet memuru dediğimiz  bir hemşiremiz belli bir ücret alırken, temizlik şirketi adı altında aldığımız hemşire ve ebeye asgari  ücretin altında ücret veriliyorsa hakikaten yürek acısı bir durum var ortada, yani insanın yüreği  parçalanıyor. Aynı hizmeti veriyor, aynı nöbeti tutuyor, daha fazla nöbet tutuyor ama aldığı ücret  asgari ücretin altında.  Daha sonra bir 4/B çıkardılar, üniversite hastanelerimizde özellikle. Özellikle sağlık hizmetlerini  veren ebe, hemşire, sağlık memurunu 4/B'ye geçirdiler ama bu yara tamir edilmedi yine. Hâlâ daha  üniversite hastanelerimizde 4/B'li bir sürü insan var. Bunların aldığı ücret ve bunların sosyal haklan,  yine, diğer çalışanlarla eşit değil arkadaşlar.  Bu açıdan, üniversitelerin döner sermaye konusunda, üniversitelerin bilimsel özerkliği  konusunda çok büyük sorunlar var arkadaşlar. Yani biz, üniversitelerimizin mali özerkliğini temin için  "Döner sermaye kullan." diyoruz ama döner sermayeyi bu tür yerlere harcayan bir üniversite hangi  bilimsel çalışmayı yapacaktır? Bu konuya dikkatlerinizi çekmek istiyorum.  Yine, 4/B kadrosuyla aldığınız, sağlık hizmeti veren sağlık sınıfı personeli var: Ebe, hemşire,  sağlık memuru. Bunlar, kadrolulardan çok farklı, çok daha düşük ücret alıyor, çok daha fazla  çalışıyorlar ama yine bu 4/B'li personelin hakkı verilmiyor.  Değerli arkadaşlanm, aynı hemşire, aynı nöbeti tutup aynı hastaya biri gece-gündüz, biri gündüz  bakıyorsa, daha fazla çalışıyorsa bunun hakkını yemek, hakikaten... Vicdan azabı çekiyorum ben.  Yıllardır hizmet etmişler, yıllardır hizmet vermişler, on altı yıl, on yedi yıl. Artık bu insana giriş  sınavı izni vermiyorsunuz, KPSS sınavı, çünkü yaşı geçmiş. Ama bu insanı bir şekilde 4/B'ye  aldıysanız, artık bunların sorunlarının mutlak çözülmesi lazım. Ben, özellikle üniversite  hastanelerindeki bu sorunu, yani 4/B ve sabit çalışan sağlık personelinin farklı statüde olmasını  hakikaten hazmedemiyorum.  Değerli arkadaşlarım, tabii, bir başka konu var. Biz, üniversite hastanelerimizde, yine, sağlık  hizmeti dışında, özellikle hasta bakıcı dediğimiz, yemek servisi yapan, diğer yan hizmetlerde  kullanılan insanları hâlâ daha temizlik şirketi adı altında ihale ediyoruz. Adı temizlik şirketi, temizlik  ihalesi. Hayır. Bal gibi diğer hizmetlerde kullanmak üzere insan alıyorsunuz. Çaresiz üniversite  hastaneleri. Bunların temizlik şirketiyle, temizlikle ilgileri yok arkadaşlar, hastalara yemek servisi  yapıyorlar veya hastalara yardımcı oluyorlar, yardımcı hizmet veriyorlar. Değerli arkadaşlarım,  pedagojik eğitim almayan bu insanları hastanelerde bu tür işlerde kullanmamız sorunlar doğuruyor.  Hiçbir bilgisi, ilgisi olmayan, sadece bir temizlik şirketi ihalesiyle yapılan bu işler, hakikaten sorun  doğuruyor. Yeterince hizmet edemiyor. Bu nedenle, özellikle sağlık hizmeti konusunda, üniversite  hastanelerinde, şirket ihalesiyle, yani temizlik şirketi ihalesiyle verilen hizmeti yok etmemiz lazım  arkadaşlar. Eğer biz sosyal devletsek hastalarımıza en iyi şekilde bakmak zorundayız. İşi bilmeyen,  işten anlamayan kişiye temizlik şirketi adı altında eğer siz hastaya baktırıyorsanız, hakikaten, bu  ülkede sağlık konusunda büyük sorun var demektir.  - 5 7 6 -
Sayfa 61 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Ve maalesef üniversitelerin döner sermayeleri amacı dışında kullanılıyor. Ve özellikle sosyal  devlet dediğimiz devlette eğer bir hastanede bir şekilde hemşireni, sağlık memurunu ihale ediyorsan  ve tamamen temizlik şirketi üzerinden bunlan çalıştırıyorsan yazıktır bize!  Değerli arkadaşlarım, belli üniversite hastanelerimizde on beş yıldır, on yedi yıldır temizlik  şirketi ile ihale edilen ebe, hemşire, sağlık memuru var arkadaşlar. Şimdi, devlet memuru dediğimiz  bir hemşiremiz belli bir ücret alırken, temizlik şirketi adı altında aldığımız hemşire ve ebeye asgari  ücretin altında ücret veriliyorsa hakikaten yürek acısı bir durum var ortada, yani insanın yüreği  parçalanıyor. Aynı hizmeti veriyor, aynı nöbeti tutuyor, daha fazla nöbet tutuyor ama aldığı ücret  asgari ücretin altında.  Daha sonra bir 4/B çıkardılar, üniversite hastanelerimizde özellikle. Özellikle sağlık hizmetlerini  veren ebe, hemşire, sağlık memurunu 4/B'ye geçirdiler ama bu yara tamir edilmedi yine. Hâlâ daha  üniversite hastanelerimizde 4/B'li bir sürü insan var. Bunların aldığı ücret ve bunların sosyal haklan,  yine, diğer çalışanlarla eşit değil arkadaşlar.  Bu açıdan, üniversitelerin döner sermaye konusunda, üniversitelerin bilimsel özerkliği  konusunda çok büyük sorunlar var arkadaşlar. Yani biz, üniversitelerimizin mali özerkliğini temin için  "Döner sermaye kullan." diyoruz ama döner sermayeyi bu tür yerlere harcayan bir üniversite hangi  bilimsel çalışmayı yapacaktır? Bu konuya dikkatlerinizi çekmek istiyorum.  Yine, 4/B kadrosuyla aldığınız, sağlık hizmeti veren sağlık sınıfı personeli var: Ebe, hemşire,  sağlık memuru. Bunlar, kadrolulardan çok farklı, çok daha düşük ücret alıyor, çok daha fazla  çalışıyorlar ama yine bu 4/B'li personelin hakkı verilmiyor.  Değerli arkadaşlanm, aynı hemşire, aynı nöbeti tutup aynı hastaya biri gece-gündüz, biri gündüz  bakıyorsa, daha fazla çalışıyorsa bunun hakkını yemek, hakikaten... Vicdan azabı çekiyorum ben.  Yıllardır hizmet etmişler, yıllardır hizmet vermişler, on altı yıl, on yedi yıl. Artık bu insana giriş  sınavı izni vermiyorsunuz, KPSS sınavı, çünkü yaşı geçmiş. Ama bu insanı bir şekilde 4/B'ye  aldıysanız, artık bunların sorunlarının mutlak çözülmesi lazım. Ben, özellikle üniversite  hastanelerindeki bu sorunu, yani 4/B ve sabit çalışan sağlık personelinin farklı statüde olmasını  hakikaten hazmedemiyorum.  Değerli arkadaşlarım, tabii, bir başka konu var. Biz, üniversite hastanelerimizde, yine, sağlık  hizmeti dışında, özellikle hasta bakıcı dediğimiz, yemek servisi yapan, diğer yan hizmetlerde  kullanılan insanları hâlâ daha temizlik şirketi adı altında ihale ediyoruz. Adı temizlik şirketi, temizlik  ihalesi. Hayır. Bal gibi diğer hizmetlerde kullanmak üzere insan alıyorsunuz. Çaresiz üniversite  hastaneleri. Bunların temizlik şirketiyle, temizlikle ilgileri yok arkadaşlar, hastalara yemek servisi  yapıyorlar veya hastalara yardımcı oluyorlar, yardımcı hizmet veriyorlar. Değerli arkadaşlarım,  pedagojik eğitim almayan bu insanları hastanelerde bu tür işlerde kullanmamız sorunlar doğuruyor.  Hiçbir bilgisi, ilgisi olmayan, sadece bir temizlik şirketi ihalesiyle yapılan bu işler, hakikaten sorun  doğuruyor. Yeterince hizmet edemiyor. Bu nedenle, özellikle sağlık hizmeti konusunda, üniversite  hastanelerinde, şirket ihalesiyle, yani temizlik şirketi ihalesiyle verilen hizmeti yok etmemiz lazım  arkadaşlar. Eğer biz sosyal devletsek hastalarımıza en iyi şekilde bakmak zorundayız. İşi bilmeyen,  işten anlamayan kişiye temizlik şirketi adı altında eğer siz hastaya baktırıyorsanız, hakikaten, bu  ülkede sağlık konusunda büyük sorun var demektir.  - 5 7 6 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 7 7 - Yine, değerli arkadaşlarım, özellikle temizlik şirketine ihale edilenler arasında, birçok üniversite  hastanemizde on yedi yıldır, on sekiz yıldır aynı statüde -temizlik şirketi adı altında ihale yapıp güya  şirket alıyor- çalışan insanlarımız var. Yine bu insanların on yedi yılına yazık. Bir şekilde bu  insanlar... En azından, üniversite hastanemizde kim çalışıyorsa belli bir süre çalışan insanları,  mutlaka, sağlık hizmeti verenler gibi 4/B kadrosuna almak zorundayız. Eğer biz becerisiyle yaptığı  işi hakikaten en iyi yapan insanı mağdur ediyorsak, yine hepimize yakışmayan bir durumdur  arkadaşlar.  Tabii, biz burada özellikle döner sermayeleri farklı alanlarda kullanarak üniversitelerde önemli  mali sorunlar, önemli ödenekler, ödenek boşluğu yarattığımız için bu sefer rektörlerimiz bir sürü iş  yapmak zorunda kalıyor. Rektörlerimizi bilimsel yanıyla değil, rektörlerimizi üniversitenin diğer her  sorunuyla ilgilenen -işçisiyle ilgilenen, ilacıyla ilgilenen ve bir sürü sorunuyla ilgilenen- bir hâle  getiriyoruz. Hâlbuki rektörlerimiz üniversitenin bilimsel olarak en iyi çalışması için hizmet veren  insanlardır.  Ayrıca, döner sermayenin farklı alanlarda kullanılması yine bazı üniversitelerimizde özelikle  ilaç ve tıbbi alet ve teçhizat konusunda sorunlar doğurmaktadır. Zamanında hastaya verilecek tıbbi  alet veya tedavide kullanılan birtakım araçları hastanede bulamıyoruz. Niye? Döner sermayeden  süresinde ihale edilmediği için, döner sermayede para olmadığı için.  Değerli arkadaşlarım, hastalar hepimizin hastası, bu üniversiteler hepimizin ama biz burada bir  şeyi tartışıyoruz ama gereklerini yerine getirmiyoruz. Yine söylüyorum: Üniversitelerin döner  sermayesini biz, ilme... Üniversitelerin gelişmesi için veya oradaki çocuklarımızın, öğretim  görevlilerimizin gerekli her türlü bilimsel çalışmayı yapması için ayırdığımız fonlar yok edilmektedir.  Niye? Çünkü devlet kadro vermiyor. Bugün hepimiz biliyoruz ki -bu gerçeği hepiniz biliyorsunuz- özellikle devlet üniversitelerimizde, bir sürü üniversitemizde kadro açığı olmasına rağmen, bir sürü  üniversitemizde öğretim elemanı açığı olmasına rağmen kadro verilmediği için hep bu sorunlar bir  türlü giderilemiyor. Bu açıdan, arkadaşlar, döner sermayenin kullanılmasında üniversiteleri özerk  bırakmak zorundayız, orada çalışan insanların hakkını vermek zorundayız ve üniversite  hastanelerimize bilimsel...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, buyurun efendim.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Üniversite hastanelerimiz ileri tetkik ve tedavi  uygulayan ülkemizdeki en önemli hastaneler olmasına rağmen siz bu hastanelerle -özellikle Sosyal  Güvenlik Kurumu bu hastanelerle- yeni açılan küçük bir sağlık merkezindeki ücreti aynı ücret olarak  koyarsanız, üniversite hastanelerinin ileri tetkik ve tedavisini dikkate almazsanız burada da bir  haksızlık yapmış oluyorsunuz. Bu açıdan üniversite hastanelerimizdeki uygulanan ileri tetkik, tedavi  yöntemine normal bir kasabadaki küçük bir özel sağlık ocağıyla aynı ücreti vermek hakikaten olmaz  arkadaşlar. Üniversitelerimizin bu yönde döner sermaye gelirlerini artırmak zorundayız.  Ben hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Tunceli Milletvekili Sayın Şerafettin Halis.  Buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)
Sayfa 62 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 7 7 - Yine, değerli arkadaşlarım, özellikle temizlik şirketine ihale edilenler arasında, birçok üniversite  hastanemizde on yedi yıldır, on sekiz yıldır aynı statüde -temizlik şirketi adı altında ihale yapıp güya  şirket alıyor- çalışan insanlarımız var. Yine bu insanların on yedi yılına yazık. Bir şekilde bu  insanlar... En azından, üniversite hastanemizde kim çalışıyorsa belli bir süre çalışan insanları,  mutlaka, sağlık hizmeti verenler gibi 4/B kadrosuna almak zorundayız. Eğer biz becerisiyle yaptığı  işi hakikaten en iyi yapan insanı mağdur ediyorsak, yine hepimize yakışmayan bir durumdur  arkadaşlar.  Tabii, biz burada özellikle döner sermayeleri farklı alanlarda kullanarak üniversitelerde önemli  mali sorunlar, önemli ödenekler, ödenek boşluğu yarattığımız için bu sefer rektörlerimiz bir sürü iş  yapmak zorunda kalıyor. Rektörlerimizi bilimsel yanıyla değil, rektörlerimizi üniversitenin diğer her  sorunuyla ilgilenen -işçisiyle ilgilenen, ilacıyla ilgilenen ve bir sürü sorunuyla ilgilenen- bir hâle  getiriyoruz. Hâlbuki rektörlerimiz üniversitenin bilimsel olarak en iyi çalışması için hizmet veren  insanlardır.  Ayrıca, döner sermayenin farklı alanlarda kullanılması yine bazı üniversitelerimizde özelikle  ilaç ve tıbbi alet ve teçhizat konusunda sorunlar doğurmaktadır. Zamanında hastaya verilecek tıbbi  alet veya tedavide kullanılan birtakım araçları hastanede bulamıyoruz. Niye? Döner sermayeden  süresinde ihale edilmediği için, döner sermayede para olmadığı için.  Değerli arkadaşlarım, hastalar hepimizin hastası, bu üniversiteler hepimizin ama biz burada bir  şeyi tartışıyoruz ama gereklerini yerine getirmiyoruz. Yine söylüyorum: Üniversitelerin döner  sermayesini biz, ilme... Üniversitelerin gelişmesi için veya oradaki çocuklarımızın, öğretim  görevlilerimizin gerekli her türlü bilimsel çalışmayı yapması için ayırdığımız fonlar yok edilmektedir.  Niye? Çünkü devlet kadro vermiyor. Bugün hepimiz biliyoruz ki -bu gerçeği hepiniz biliyorsunuz- özellikle devlet üniversitelerimizde, bir sürü üniversitemizde kadro açığı olmasına rağmen, bir sürü  üniversitemizde öğretim elemanı açığı olmasına rağmen kadro verilmediği için hep bu sorunlar bir  türlü giderilemiyor. Bu açıdan, arkadaşlar, döner sermayenin kullanılmasında üniversiteleri özerk  bırakmak zorundayız, orada çalışan insanların hakkını vermek zorundayız ve üniversite  hastanelerimize bilimsel...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, buyurun efendim.  FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Üniversite hastanelerimiz ileri tetkik ve tedavi  uygulayan ülkemizdeki en önemli hastaneler olmasına rağmen siz bu hastanelerle -özellikle Sosyal  Güvenlik Kurumu bu hastanelerle- yeni açılan küçük bir sağlık merkezindeki ücreti aynı ücret olarak  koyarsanız, üniversite hastanelerinin ileri tetkik ve tedavisini dikkate almazsanız burada da bir  haksızlık yapmış oluyorsunuz. Bu açıdan üniversite hastanelerimizdeki uygulanan ileri tetkik, tedavi  yöntemine normal bir kasabadaki küçük bir özel sağlık ocağıyla aynı ücreti vermek hakikaten olmaz  arkadaşlar. Üniversitelerimizin bu yönde döner sermaye gelirlerini artırmak zorundayız.  Ben hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Tunceli Milletvekili Sayın Şerafettin Halis.  Buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 2  - 5 7 8 - BDP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  ben de Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.  Tabii, iki gün önce Samsun'da Kürtlerin gönlündeki genel başkan Sayın Ahmet Türk'e bir saldın  yapıldı. Bu saldın, deyim yerindeyse, alçaklığın dahi seviyesini yitirmiş olduğu bir saldırıydı. Çünkü  yetmiş yaşındaki bir siyasi öndere yumruk atmanın, saldırmanın adlandırması ancak böyle olur diye  düşünüyorum. Tabii bu atılan yumruk, bu yapılan saldırı sadece Kürtlere ve Kürtlerin partisine yani  bizlere değil, aynı zamanda Türkiye demokrasisine yapılmış bir saldırı olarak kabul görmek  durumundadır.  Değerli milletvekilleri, tabii bu saldırıya duyarlılık gösterildi. Biz duyarlılık gösterip ister  hastaneye gelip ziyaret eden, "Geçmiş olsun." dileklerinde bulunanlara isterse bulundukları yerlerde  olayı kınayanlara teşekkür ediyoruz. Ancak, kınamanın ve "Geçmiş olsun." demenin bu tür saldırılan  önlemede bir yeterlilik arz etmediğini, bunu siyasetin ve yaşamımızın bir felsefesi hâline getirmemiz  gerektiğine inanıyorum.  Tabii, dün sizler burada "Geçmiş olsun." dileklerinde bulunurken, olayı kınarken yine  Türkiye'nin doğusunda, Hakkâri'de Kürt çocuklarının şahsında insanlık yerde sürükleniyordu. Kürt  çocuklarının şahsında insanlık ilk defa değil, yıllardır sürükleniyor. İşte şu fotoğraflarda bugünkü  manzara ve 2008 "Nevrozu"nda yaşanan bir manzara. AKP'nin "Demokrasiyi arıyoruz, Türkiye'yi  demokratize ediyoruz." sözlerinden ya da siyasetinden sonra pratiğine baktığımızda karşımıza çıkan  manzara bu, yani insanlığın hâlâ yerde sürükleniyor olduğu. Bu görüntüler bugüne kadar alışık  olduğumuz Filistin sokaklarında olsaydı belki tepkimiz farklı olacaktı. Bu görüntüler Türkiye'nin  bir ilinde. Oysaki çocuklara duyarlılığını dönem dönem gösteren milletvekillerimiz, bakanlarımız,  başbakanımız oldu. Davos'ta Filistinlilerin haklı davasının üzerinde siyaset yapan Sayın Başbakan,  yine Davos'ta ve benzeri yerlerde Filistin'de taş atan çocuklar üzerine siyaset yapmıştı. Ancak  Türkiye'ye gelindiğinde dünyada çocuk bayramı yapmakla tek ülke olarak övünen Türkiye'de bu  manzaraların yaşanıyor olması çok daha acıdır. Eğer gerçekten çocuklara yapılanlar vicdanları  sızlatıyorsa ki, insan yaşamı sadece vicdana ve merhamete havale edilebilecek kadar değersiz değildir,  ama yine de vicdanlarınıza sığınıyorum, vicdanlarınız bunu kabul ediyorsa, devamından yana olun  diyoruz sizlere, ama biz mutlaka çocukları seven resimlerle dönem dönem kendimizi gösteriyoruz.  Bu ülkenin cumhurbaşkanından, başbakanından, milletvekillerine, bakanlarına herkes çocukları  okşayan, seven fotoğraflarla bir yerlerde kendisini teşhir etme olanağı buluyor, ama sadece  fotoğraflarla çocuk sevmenin, sadece 23 Nisanlarda çocukları getirip göstermelik olarak makamlarda  sembolik oturtmanın çocuk sevgisini içinde barındırmadığını da bilmenizi istiyorum.  Değerli milletvekilleri, bugün 14 Nisan, siyasi tarihimiz açısından önemli bir gün. Geçen yıl  gece yansı baskınlarıyla usulsüz ve kanunsuz olarak yöneticilerimizin evlerine operasyonlar yapılarak  yöneticilerimiz evlerinden alındı. Tabii, bugün sayısı 1.483'ü geçmiş olan yöneticilerimiz, belediye  başkanlanmız ve parti üyelerimiz, aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen, hâlen neyle suçlandıklarını  bilmiyorlar.  Aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen, demokrasinin olmazsa olmazı en kısa zamanda  hazırlanması gereken iddianameler hâlâ hazırlanmamış. Tabii, böyle olunca da ister istemez  demokrasiyi sorgulamak, demokrasiyi yargılamak, bir hakkı da kendimizde görüyoruz.  Bir yıldır neyle suçlandığını bilmeyen 1.500'e yakın insanın cezaevinde bulunuyor olmasını bir  daha kınıyorum ve buradan cezaevlerinde bulunan partidaşlarımı ve yoldaşlarımı selamlıyorum.
Sayfa 63 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 2  - 5 7 8 - BDP GRUBU ADINA ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  ben de Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.  Tabii, iki gün önce Samsun'da Kürtlerin gönlündeki genel başkan Sayın Ahmet Türk'e bir saldın  yapıldı. Bu saldın, deyim yerindeyse, alçaklığın dahi seviyesini yitirmiş olduğu bir saldırıydı. Çünkü  yetmiş yaşındaki bir siyasi öndere yumruk atmanın, saldırmanın adlandırması ancak böyle olur diye  düşünüyorum. Tabii bu atılan yumruk, bu yapılan saldırı sadece Kürtlere ve Kürtlerin partisine yani  bizlere değil, aynı zamanda Türkiye demokrasisine yapılmış bir saldırı olarak kabul görmek  durumundadır.  Değerli milletvekilleri, tabii bu saldırıya duyarlılık gösterildi. Biz duyarlılık gösterip ister  hastaneye gelip ziyaret eden, "Geçmiş olsun." dileklerinde bulunanlara isterse bulundukları yerlerde  olayı kınayanlara teşekkür ediyoruz. Ancak, kınamanın ve "Geçmiş olsun." demenin bu tür saldırılan  önlemede bir yeterlilik arz etmediğini, bunu siyasetin ve yaşamımızın bir felsefesi hâline getirmemiz  gerektiğine inanıyorum.  Tabii, dün sizler burada "Geçmiş olsun." dileklerinde bulunurken, olayı kınarken yine  Türkiye'nin doğusunda, Hakkâri'de Kürt çocuklarının şahsında insanlık yerde sürükleniyordu. Kürt  çocuklarının şahsında insanlık ilk defa değil, yıllardır sürükleniyor. İşte şu fotoğraflarda bugünkü  manzara ve 2008 "Nevrozu"nda yaşanan bir manzara. AKP'nin "Demokrasiyi arıyoruz, Türkiye'yi  demokratize ediyoruz." sözlerinden ya da siyasetinden sonra pratiğine baktığımızda karşımıza çıkan  manzara bu, yani insanlığın hâlâ yerde sürükleniyor olduğu. Bu görüntüler bugüne kadar alışık  olduğumuz Filistin sokaklarında olsaydı belki tepkimiz farklı olacaktı. Bu görüntüler Türkiye'nin  bir ilinde. Oysaki çocuklara duyarlılığını dönem dönem gösteren milletvekillerimiz, bakanlarımız,  başbakanımız oldu. Davos'ta Filistinlilerin haklı davasının üzerinde siyaset yapan Sayın Başbakan,  yine Davos'ta ve benzeri yerlerde Filistin'de taş atan çocuklar üzerine siyaset yapmıştı. Ancak  Türkiye'ye gelindiğinde dünyada çocuk bayramı yapmakla tek ülke olarak övünen Türkiye'de bu  manzaraların yaşanıyor olması çok daha acıdır. Eğer gerçekten çocuklara yapılanlar vicdanları  sızlatıyorsa ki, insan yaşamı sadece vicdana ve merhamete havale edilebilecek kadar değersiz değildir,  ama yine de vicdanlarınıza sığınıyorum, vicdanlarınız bunu kabul ediyorsa, devamından yana olun  diyoruz sizlere, ama biz mutlaka çocukları seven resimlerle dönem dönem kendimizi gösteriyoruz.  Bu ülkenin cumhurbaşkanından, başbakanından, milletvekillerine, bakanlarına herkes çocukları  okşayan, seven fotoğraflarla bir yerlerde kendisini teşhir etme olanağı buluyor, ama sadece  fotoğraflarla çocuk sevmenin, sadece 23 Nisanlarda çocukları getirip göstermelik olarak makamlarda  sembolik oturtmanın çocuk sevgisini içinde barındırmadığını da bilmenizi istiyorum.  Değerli milletvekilleri, bugün 14 Nisan, siyasi tarihimiz açısından önemli bir gün. Geçen yıl  gece yansı baskınlarıyla usulsüz ve kanunsuz olarak yöneticilerimizin evlerine operasyonlar yapılarak  yöneticilerimiz evlerinden alındı. Tabii, bugün sayısı 1.483'ü geçmiş olan yöneticilerimiz, belediye  başkanlanmız ve parti üyelerimiz, aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen, hâlen neyle suçlandıklarını  bilmiyorlar.  Aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen, demokrasinin olmazsa olmazı en kısa zamanda  hazırlanması gereken iddianameler hâlâ hazırlanmamış. Tabii, böyle olunca da ister istemez  demokrasiyi sorgulamak, demokrasiyi yargılamak, bir hakkı da kendimizde görüyoruz.  Bir yıldır neyle suçlandığını bilmeyen 1.500'e yakın insanın cezaevinde bulunuyor olmasını bir  daha kınıyorum ve buradan cezaevlerinde bulunan partidaşlarımı ve yoldaşlarımı selamlıyorum.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Tabii, cezaevlerinin durumu yalnızca bu değil. Geçen hafta da dikkatlerinize sunmuştum,  cezaevlerinde İHD'nin saptadığı raporlara göre, 49 kişi cezaevinde yaşamını sürdüremeyecek kadar  ağır hasta. Geçen hafta bunu dikkatlerinize sunmuştum, dikkatlerinize sunmaya da devam edeceğim.  49 hasta içinde yalnız Taylan Çintay'ı burada anlatmıştım; ağır mesane kanseri, üç ayda bir operasyon  görmesi gerekiyor ama ne yazık ki bu hak kendisine tanınmıyor.  Yine, 14 Nisandan bu yana alınan belediye başkanlarımız arasında bulunan, daha önce de  görevden alınmış olan Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Sayın Abdullah Demirbaş da yine içeride  tedavisinin mümkün olmayacağını bilmenizi istediğimiz bir hastalığa mustarip.  Değerli milletvekilleri, bir başka konu, biz üniversiteleri tartışırken üniversitede okuması gereken  yaşta olan askerlerimizin, her ne hikmetse, bugüne kadar devam eden kuşkulu ölümleri. İki yıl önce  sunmuştuk, geçen yıl sunmuştuk "Bu askerler nasıl ve neden ölüyor?" ama doyurucu bir cevap  alamamıştık. Bundan tam beş gün önce bir soru önergesi vermiştim. Soru önergesinde son elli gün  içinde 7 askerin kuşkulu bir şekilde öldüğünü sormuştum. Aradan beş gün geçti, elli beş gün içinde  sekizinci kuşkulu ölüm yaşandı evvelsi gün. Şimdi soruyoruz: Verilen cevaplar muhtelif, verilen  cevaplar çelişkili; "İntihar etti." denilen askerin sırtından vurulduğu raporu geliyor, "zehirlendi"  denilen askerin başından darp gördüğü saptanıyor ve çok daha ilginci ailelerine askerlerin cesetleri  dahi gösterilmiyor.  Şimdi çok daha ilginç bir yönü var bu işin: Ölen askerlerin ya da kuşkulu ölen, öldürülen  askerlerin ortak bir yanı var. Hemen hemen hepsinin ya da hepsine yakınının ortak bir yanı var: Bu  askerler, Kürt, Alevi, ilerici ve demokrat. Tabii böyle olunca...  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Yapmayın ya, yapmayın ya!  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - ...bir tesadüfün, Kürtler, Aleviler, ilerici ve demokratlar  üzerinde oluşması mümkün mü?  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Yapmayın ya, yapmayın ya! Böyle bir şey yok.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Araştırma önergesi verelim, araştırın, kim oldukları çıkar  meydana. Bu konuda samimiyseniz lütfen bizim bu beyanımızı bir araştırma vesilesi olarak kabul  edin ve araştırın.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Kürt, Alevi, ilerici ve demokrat... Böyle bir şey olur mu?  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Ve araştırın...  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Böyle bir şey olur mu ya?  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Böyle bir şey olur tabii, böyle bir şey olmuş ki söylüyoruz.  Eğer gerçekten bu konuda bir samimiyet varsa, vicdan zerresi kadar bir sorumluluk duyuyorsanız,  zerre kadar vicdani bir sorumluluk duyuyorsanız bu askerlerin nasıl öldürüldüğünü, ölen askerlerin  doğum yerlerinin neresi olduğunu bir öğrenin.  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Gerçekten ayıp ediyorsunuz.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Böyle bir şey olur mu ya!  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - En son...  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Bu iddiaları gündeme getirirken elinizde delillerin  olması gerekiyor.  - 5 7 9 -
Sayfa 64 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  Tabii, cezaevlerinin durumu yalnızca bu değil. Geçen hafta da dikkatlerinize sunmuştum,  cezaevlerinde İHD'nin saptadığı raporlara göre, 49 kişi cezaevinde yaşamını sürdüremeyecek kadar  ağır hasta. Geçen hafta bunu dikkatlerinize sunmuştum, dikkatlerinize sunmaya da devam edeceğim.  49 hasta içinde yalnız Taylan Çintay'ı burada anlatmıştım; ağır mesane kanseri, üç ayda bir operasyon  görmesi gerekiyor ama ne yazık ki bu hak kendisine tanınmıyor.  Yine, 14 Nisandan bu yana alınan belediye başkanlarımız arasında bulunan, daha önce de  görevden alınmış olan Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Sayın Abdullah Demirbaş da yine içeride  tedavisinin mümkün olmayacağını bilmenizi istediğimiz bir hastalığa mustarip.  Değerli milletvekilleri, bir başka konu, biz üniversiteleri tartışırken üniversitede okuması gereken  yaşta olan askerlerimizin, her ne hikmetse, bugüne kadar devam eden kuşkulu ölümleri. İki yıl önce  sunmuştuk, geçen yıl sunmuştuk "Bu askerler nasıl ve neden ölüyor?" ama doyurucu bir cevap  alamamıştık. Bundan tam beş gün önce bir soru önergesi vermiştim. Soru önergesinde son elli gün  içinde 7 askerin kuşkulu bir şekilde öldüğünü sormuştum. Aradan beş gün geçti, elli beş gün içinde  sekizinci kuşkulu ölüm yaşandı evvelsi gün. Şimdi soruyoruz: Verilen cevaplar muhtelif, verilen  cevaplar çelişkili; "İntihar etti." denilen askerin sırtından vurulduğu raporu geliyor, "zehirlendi"  denilen askerin başından darp gördüğü saptanıyor ve çok daha ilginci ailelerine askerlerin cesetleri  dahi gösterilmiyor.  Şimdi çok daha ilginç bir yönü var bu işin: Ölen askerlerin ya da kuşkulu ölen, öldürülen  askerlerin ortak bir yanı var. Hemen hemen hepsinin ya da hepsine yakınının ortak bir yanı var: Bu  askerler, Kürt, Alevi, ilerici ve demokrat. Tabii böyle olunca...  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Yapmayın ya, yapmayın ya!  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - ...bir tesadüfün, Kürtler, Aleviler, ilerici ve demokratlar  üzerinde oluşması mümkün mü?  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Yapmayın ya, yapmayın ya! Böyle bir şey yok.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Araştırma önergesi verelim, araştırın, kim oldukları çıkar  meydana. Bu konuda samimiyseniz lütfen bizim bu beyanımızı bir araştırma vesilesi olarak kabul  edin ve araştırın.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Kürt, Alevi, ilerici ve demokrat... Böyle bir şey olur mu?  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Ve araştırın...  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Böyle bir şey olur mu ya?  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Böyle bir şey olur tabii, böyle bir şey olmuş ki söylüyoruz.  Eğer gerçekten bu konuda bir samimiyet varsa, vicdan zerresi kadar bir sorumluluk duyuyorsanız,  zerre kadar vicdani bir sorumluluk duyuyorsanız bu askerlerin nasıl öldürüldüğünü, ölen askerlerin  doğum yerlerinin neresi olduğunu bir öğrenin.  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Gerçekten ayıp ediyorsunuz.  VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Böyle bir şey olur mu ya!  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - En son...  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Bu iddiaları gündeme getirirken elinizde delillerin  olması gerekiyor.  - 5 7 9 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 8 0 - ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - En son Tekirdağ Çerkezköy 3. Zırhlı Tugayı'nda Ağrı  doğumlu Erdi Alkan...  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Olabilir...  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Olabilir... Ama cevaba bakın: "Ranzadan düştü."  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Ayrımcılık yapmayın! Ayrımcılık yapıyorsunuz.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Hayır, "zehirlendi." Yetmedi, "bayıldı, dili boğazına kaçtı."  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Siz yapıyorsunuz ayrımcılığı.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Üç gün önce, Kars Çakmak Batıkışla'da Muş doğumlu  Murat Çelik, ölümü sır gibi saklanıyor. Bu bir iddia. Biz yalan da söylemiş olabiliriz, biz iftira da  yapmış olabiliriz ama bir iddia sunuluyorsa siz iktidarda olanlar, siz Hükümet olarak bu ülkeyi  yönetenler bu iddiayı ispatlamak zorundasınız; bu iddianın iftira olduğunu, en azından yalan olduğunu  ispatlamak durumundasınız. Bizim söylediğimiz iddia eğer ispatlanmıyorsa...  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Kesin dille konuşmayacaksınız, "İddia ediliyor."  diyeceksiniz.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Ayşe Nur Hanım, örnekleri görmediniz mi? 4 tane  askerin bombayla öldürülmesi gizlenmedi mi, 7 tane askerin mayınla öldürülmesi gizlenmedi mi,  "PKK'nin eylemi." denilmedi mi?  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Ona itiraz etmiyoruz. Ona itiraz eden var mı? Ona  itiraz eden yok.  BAŞKAN - Sayın Halis, devam edelim.  Sayın Karabaş, lütfen... Sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım.  Sayın Halis, konuşmanızı tamamlayınız, buyurun efendim.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Biz bir iddiada bulunduk. Hadi diyelim ki yalan söylüyoruz,  hadi diyelim ki iftira ediyoruz, o zaman hodri meydan! Yarın araştırma önergesini vereceğim. Eğer  samimiyseniz araştırma önergesini şuraya getiririz, bu Mecliste değerlendiririz. Ak ile kara çok iyi  belli olur; kim ak, kim kara çok daha net anlaşılır.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Halis.  Saygıdeğer arkadaşlarım, tabii ki Meclisin denetim yollan bellidir. Denetimi yapmak Meclisin  de görevidir. Bunlar verilebilir ama kurumlan veya kişileri böyle töhmet altında bulunduracak bir  kısım ifadelerden özenle kaçınmamız lazım ama araştırılsın, ortaya çıksın ifadesini de sizlerle  paylaşıyorum.  Manisa Milletvekilimiz Ahmet Orhan Bey'in şahsı adına söz talebi var.  Sayın Orhan, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  AHMET ORHAN (Manisa) - Teşekkür ediyorum.  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; üniversitelerin kurulmasına dair kanun tasarısı üzerine  şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerimin başında, bu yıl yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'in  insanlığa indirilişinin 1400'üncü yılına tesadüf eden Kutlu Doğum Haftası'nın Türk milletinin  birliğine, mutluluğuna ve huzuruna vesile olmasını yüce Allah'tan niyaz ediyor, bu vesileyle sizleri  ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Sayfa 65 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 8 0 - ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - En son Tekirdağ Çerkezköy 3. Zırhlı Tugayı'nda Ağrı  doğumlu Erdi Alkan...  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Olabilir...  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Olabilir... Ama cevaba bakın: "Ranzadan düştü."  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Ayrımcılık yapmayın! Ayrımcılık yapıyorsunuz.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Hayır, "zehirlendi." Yetmedi, "bayıldı, dili boğazına kaçtı."  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Siz yapıyorsunuz ayrımcılığı.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Üç gün önce, Kars Çakmak Batıkışla'da Muş doğumlu  Murat Çelik, ölümü sır gibi saklanıyor. Bu bir iddia. Biz yalan da söylemiş olabiliriz, biz iftira da  yapmış olabiliriz ama bir iddia sunuluyorsa siz iktidarda olanlar, siz Hükümet olarak bu ülkeyi  yönetenler bu iddiayı ispatlamak zorundasınız; bu iddianın iftira olduğunu, en azından yalan olduğunu  ispatlamak durumundasınız. Bizim söylediğimiz iddia eğer ispatlanmıyorsa...  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Kesin dille konuşmayacaksınız, "İddia ediliyor."  diyeceksiniz.  MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Ayşe Nur Hanım, örnekleri görmediniz mi? 4 tane  askerin bombayla öldürülmesi gizlenmedi mi, 7 tane askerin mayınla öldürülmesi gizlenmedi mi,  "PKK'nin eylemi." denilmedi mi?  AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Ona itiraz etmiyoruz. Ona itiraz eden var mı? Ona  itiraz eden yok.  BAŞKAN - Sayın Halis, devam edelim.  Sayın Karabaş, lütfen... Sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım.  Sayın Halis, konuşmanızı tamamlayınız, buyurun efendim.  ŞERAFETTİN HALİS (Devamla) - Biz bir iddiada bulunduk. Hadi diyelim ki yalan söylüyoruz,  hadi diyelim ki iftira ediyoruz, o zaman hodri meydan! Yarın araştırma önergesini vereceğim. Eğer  samimiyseniz araştırma önergesini şuraya getiririz, bu Mecliste değerlendiririz. Ak ile kara çok iyi  belli olur; kim ak, kim kara çok daha net anlaşılır.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Halis.  Saygıdeğer arkadaşlarım, tabii ki Meclisin denetim yollan bellidir. Denetimi yapmak Meclisin  de görevidir. Bunlar verilebilir ama kurumlan veya kişileri böyle töhmet altında bulunduracak bir  kısım ifadelerden özenle kaçınmamız lazım ama araştırılsın, ortaya çıksın ifadesini de sizlerle  paylaşıyorum.  Manisa Milletvekilimiz Ahmet Orhan Bey'in şahsı adına söz talebi var.  Sayın Orhan, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  AHMET ORHAN (Manisa) - Teşekkür ediyorum.  Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; üniversitelerin kurulmasına dair kanun tasarısı üzerine  şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerimin başında, bu yıl yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'in  insanlığa indirilişinin 1400'üncü yılına tesadüf eden Kutlu Doğum Haftası'nın Türk milletinin  birliğine, mutluluğuna ve huzuruna vesile olmasını yüce Allah'tan niyaz ediyor, bu vesileyle sizleri  ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 2  Değerli milletvekilleri, Türkiye'de her türlü yaşamsal faaliyetimizden fedakârlık yapmak  pahasına evlatlarımızın eğitimi için gerekenleri yerine getirmekteyiz. Bu fedakârlıklar neler uğruna  yapılmaktadır? Bu fedakârlıkların sonunda ortaya çıkan bugünkü tablo içinde beklentiler ile gerçekler  birbiriyle acaba örtüşüyor mu? Maalesef bu sorulara olumlu cevap vermek mümkün değildir.  Gençlerimiz için hayat mücadelesi bugünkü AKP İktidarı döneminde neredeyse okul öncesi çağında  tüm aileyle birlikte başlamaktadır. Bu süreçte aile bütçesi sistemin dayatmasıyla eğitime  endekslenmekte; birinci öncelik, hep dershane, özel öğretmen, yardımcı ders kitaplarının olmaktadır.  Bu uğurda yapılan fedakârlıkların boyutları o kadar ileriye gitmiştir ki, ödenemeyecek senetler  hapishaneye düşmek pahasına imzalanmaktadır. Anacığının aldığı hapis cezasına üzülüp intihar eden  gençlerimizin varlığı su götürmez bir gerçektir. Soruyorum: Bu yaşantıyı Türk milleti hak ediyor  mu? Bu konuda söylenecek çok şey var ancak ben başka bir konuya değinmek istiyorum  müsaadelerinizle.  Bugünkü Türkiye'de iş bulma ümidi olmayanlar hâlâ okuma hevesi varsa yüksek lisans ve  doktora denemeleriyle, neredeyse bir ömür olmasa da çeyrek ömürlük eğitim heba edilmektedir. Bu  kapsamda atamaları 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesine göre yapılmış olan  araştırma görevlisi kıymetli kardeşlerimizin sorunları büyüktür. Başka bir ifadeyle, doktora  eğitimlerinin bitiminde yedi yıllık akademik hayatları sona ermiş olacak ve üniversiteyle ilişkileri  kesilecektir. Bu durumda doktora eğitimleri boyunca kazanılmış olan bilgi, birikim ve tecrübeyi daha  sonraki yıllarda ülkemizin ve üniversitelerimizin geleceği ve menfaati açısından kullanmaları  mümkün olmayacaktır. Bu durum tüm ülkede yaklaşık 6 bin araştırma görevlisini ve ailelerini mağdur  edecek ve çektikleri sıkıntıların daha da büyümesine sebep olacaktır. Şu anda tabi oldukları 2547  sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesindeki kadrolarının 33/a kalıcı kadrolarına -ki  üniversitelerde bu kadrolar hususunda büyük bir yetersizlik vardır- aktarılması için gerekenin ivedi  yapılmasına ihtiyaç vardır. Bu aynı zamanda üniversitelerimizin öğretim elemanı ihtiyacının  karşılanmasında da önemli bir çözüm yolu olacaktır.  Öğretim görevlisi, uzman, okutman gibi kadrolardan farklı olarak araştırma görevlisi kadrolarına  sadece belirli bir basan seviyesinin üzerindeki adaylardan alım yapılmaktadır. Gelecekteki varlığımızı  yetiştiren ve yetiştirecek olan kadroların bilgi, birikim ve vizyonundaki güçlü insanlar olması  gerekmektedir. Bu statüdeki arkadaşlarımız hem yabancı dil olarak hem de akademik çalışmalar  açısından üzerlerine düşeni fazlasıyla yerine getirmektedir. İstatistiksel olarak bakıldığında  doktorasını bitirmek üzere olan pek çok araştırma görevlisi yukanda anılan kadrolara ilave olarak  mevcut emsallerinden daha fazla akademik yayına sahiptir. Türk milleti adına üretmek, verimli olmak  isteyen çalışkan insanların âdeta cezalandınlması söz konusudur. Bu vefakâr, çalışkan kardeşlerimize  sadece hak ettikleri değerin verilmesi üniversitelerin gelecekte emin ellerde olabilmesinin teminatı  olacaktır.  Değerli milletvekilleri, huzurlannızda başka bir hususa daha değinmek istiyorum. Türkiye'de  bazı branşlar bir tarafa bırakılırsa en az iş bulma ümidi olanlann başında mühendisler gelmektedir.  Mühendislik, bilim ve matematiksel prensipleri tecrübe, karar ve ortak fikirleri kullanarak insanlığa  faydalı yeni ürünler ortaya koyma sanatıdır veya belirli bir ihtiyacı karşılamak için teknik ürün ve  sistemi üretme sürecidir, işin temeli üretmektir. Bugünlerde yurdumuzda en az yaptığımız şey  üretmek.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun efendim.  - 5 8 1 -
Sayfa 66 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 2  Değerli milletvekilleri, Türkiye'de her türlü yaşamsal faaliyetimizden fedakârlık yapmak  pahasına evlatlarımızın eğitimi için gerekenleri yerine getirmekteyiz. Bu fedakârlıklar neler uğruna  yapılmaktadır? Bu fedakârlıkların sonunda ortaya çıkan bugünkü tablo içinde beklentiler ile gerçekler  birbiriyle acaba örtüşüyor mu? Maalesef bu sorulara olumlu cevap vermek mümkün değildir.  Gençlerimiz için hayat mücadelesi bugünkü AKP İktidarı döneminde neredeyse okul öncesi çağında  tüm aileyle birlikte başlamaktadır. Bu süreçte aile bütçesi sistemin dayatmasıyla eğitime  endekslenmekte; birinci öncelik, hep dershane, özel öğretmen, yardımcı ders kitaplarının olmaktadır.  Bu uğurda yapılan fedakârlıkların boyutları o kadar ileriye gitmiştir ki, ödenemeyecek senetler  hapishaneye düşmek pahasına imzalanmaktadır. Anacığının aldığı hapis cezasına üzülüp intihar eden  gençlerimizin varlığı su götürmez bir gerçektir. Soruyorum: Bu yaşantıyı Türk milleti hak ediyor  mu? Bu konuda söylenecek çok şey var ancak ben başka bir konuya değinmek istiyorum  müsaadelerinizle.  Bugünkü Türkiye'de iş bulma ümidi olmayanlar hâlâ okuma hevesi varsa yüksek lisans ve  doktora denemeleriyle, neredeyse bir ömür olmasa da çeyrek ömürlük eğitim heba edilmektedir. Bu  kapsamda atamaları 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesine göre yapılmış olan  araştırma görevlisi kıymetli kardeşlerimizin sorunları büyüktür. Başka bir ifadeyle, doktora  eğitimlerinin bitiminde yedi yıllık akademik hayatları sona ermiş olacak ve üniversiteyle ilişkileri  kesilecektir. Bu durumda doktora eğitimleri boyunca kazanılmış olan bilgi, birikim ve tecrübeyi daha  sonraki yıllarda ülkemizin ve üniversitelerimizin geleceği ve menfaati açısından kullanmaları  mümkün olmayacaktır. Bu durum tüm ülkede yaklaşık 6 bin araştırma görevlisini ve ailelerini mağdur  edecek ve çektikleri sıkıntıların daha da büyümesine sebep olacaktır. Şu anda tabi oldukları 2547  sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesindeki kadrolarının 33/a kalıcı kadrolarına -ki  üniversitelerde bu kadrolar hususunda büyük bir yetersizlik vardır- aktarılması için gerekenin ivedi  yapılmasına ihtiyaç vardır. Bu aynı zamanda üniversitelerimizin öğretim elemanı ihtiyacının  karşılanmasında da önemli bir çözüm yolu olacaktır.  Öğretim görevlisi, uzman, okutman gibi kadrolardan farklı olarak araştırma görevlisi kadrolarına  sadece belirli bir basan seviyesinin üzerindeki adaylardan alım yapılmaktadır. Gelecekteki varlığımızı  yetiştiren ve yetiştirecek olan kadroların bilgi, birikim ve vizyonundaki güçlü insanlar olması  gerekmektedir. Bu statüdeki arkadaşlarımız hem yabancı dil olarak hem de akademik çalışmalar  açısından üzerlerine düşeni fazlasıyla yerine getirmektedir. İstatistiksel olarak bakıldığında  doktorasını bitirmek üzere olan pek çok araştırma görevlisi yukanda anılan kadrolara ilave olarak  mevcut emsallerinden daha fazla akademik yayına sahiptir. Türk milleti adına üretmek, verimli olmak  isteyen çalışkan insanların âdeta cezalandınlması söz konusudur. Bu vefakâr, çalışkan kardeşlerimize  sadece hak ettikleri değerin verilmesi üniversitelerin gelecekte emin ellerde olabilmesinin teminatı  olacaktır.  Değerli milletvekilleri, huzurlannızda başka bir hususa daha değinmek istiyorum. Türkiye'de  bazı branşlar bir tarafa bırakılırsa en az iş bulma ümidi olanlann başında mühendisler gelmektedir.  Mühendislik, bilim ve matematiksel prensipleri tecrübe, karar ve ortak fikirleri kullanarak insanlığa  faydalı yeni ürünler ortaya koyma sanatıdır veya belirli bir ihtiyacı karşılamak için teknik ürün ve  sistemi üretme sürecidir, işin temeli üretmektir. Bugünlerde yurdumuzda en az yaptığımız şey  üretmek.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun efendim.  - 5 8 1 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  AHMET ORHAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  Tüm hayatı boyunca iş bulamadığı için mesleğini yapamayan binlerce mühendis bulunmaktadır.  Artık Türkiye'de çalışan üniversite mezunları mı, yoksa işsiz mezunlar mı daha fazladır? Bu sorunun  cevabını vermek zor değildir. Büyük maddi ve manevi fedakârlıklar yaparak yetiştirdiğimiz  gençlerimizin istihdamına yönelik çalışmaların yapılması acil hususlardandır. Her ile, her semte  üniversiteyi açmaktan ziyade mevcut üniversitelerimizin altyapı ve akademik doygunluğuna yönelik  çalışmaların yapılması daha uygun olacaktır.  Bu vesileyle yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Orhan, teşekkür ediyorum.  Başka söz talebi yok.  Soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Tankut...  YILMAZ TANKUT (Adana) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Sayın Bakan, Adana Ticaret Odası vakıf üniversitesiyle ilgili son durum nedir?  En son, Adana AKP milletvekilleri, bu konuyla ilgili pürüzlerin giderildiğini ve yer tahsisinin  yapıldığını basın aracılığıyla Adana kamuoyuyla paylaşmışlardır. Biz de hatırlarsanız bu konuyla  ilgili, hem Genel Kurulda şahsınıza hem de yazılı önergeyle Bakanlığınıza sualler yöneltmiştik.  Şimdi sormak istiyorum: ATO vakıf üniversitesiyle ilgili son durum nedir? Söz konusu  üniversitenin kurulmasıyla ilgili olarak kanun tasarısı ne zaman Meclise getirilecektir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tankut.  Sayın Nalcı...  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, Antalya ili Döşemealtı Yeniköy okulunda tadilat ve yeni yapımdan dolayı giren  müteahhit işi bırakıp bu okuldan tüm şeylerini çekmiştir. Şu anda orada eğitim gören öğrenciler  mağdur durumdadır. Bununla ilgili bir şey yapmak istiyor musunuz? Bu, birinci sorum.  İkinci sorum: Demin Rıdvan Bey de sormuştu size, 127 okulun acaba kaç tanesi TOKİ projeleri  çerçevesinde gerçekleştirilmiş, kaç tanesi de TOKİ aracılığıyla yapılmıştır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Yalçın...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, biraz önce de aynı suali yöneltmiştim, cevaplandırmadınız. Samimiyetle merak  ediyorum. Üniversite sınavı günü öğrenciler sınav stresi altındayken okul önlerinde Adalet ve  Kalkınma Partili teşkilatların kek ve açılım kitapçığı dağıtmasını doğru buluyor musunuz? O görüntü  beni gerçekten sarstı. Sizin kanaatinizi merak ediyorum. Bundan nasıl bir pedagojik fayda  umulmaktadır? Okul önlerinde sınava günü böyle bir siyasi propagandanın yapılmasını siyasi etik  bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz?  - 5 8 2 - Teşekkür ediyorum.
Sayfa 67 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  AHMET ORHAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.  Tüm hayatı boyunca iş bulamadığı için mesleğini yapamayan binlerce mühendis bulunmaktadır.  Artık Türkiye'de çalışan üniversite mezunları mı, yoksa işsiz mezunlar mı daha fazladır? Bu sorunun  cevabını vermek zor değildir. Büyük maddi ve manevi fedakârlıklar yaparak yetiştirdiğimiz  gençlerimizin istihdamına yönelik çalışmaların yapılması acil hususlardandır. Her ile, her semte  üniversiteyi açmaktan ziyade mevcut üniversitelerimizin altyapı ve akademik doygunluğuna yönelik  çalışmaların yapılması daha uygun olacaktır.  Bu vesileyle yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Sayın Orhan, teşekkür ediyorum.  Başka söz talebi yok.  Soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Tankut...  YILMAZ TANKUT (Adana) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.  Sayın Bakan, Adana Ticaret Odası vakıf üniversitesiyle ilgili son durum nedir?  En son, Adana AKP milletvekilleri, bu konuyla ilgili pürüzlerin giderildiğini ve yer tahsisinin  yapıldığını basın aracılığıyla Adana kamuoyuyla paylaşmışlardır. Biz de hatırlarsanız bu konuyla  ilgili, hem Genel Kurulda şahsınıza hem de yazılı önergeyle Bakanlığınıza sualler yöneltmiştik.  Şimdi sormak istiyorum: ATO vakıf üniversitesiyle ilgili son durum nedir? Söz konusu  üniversitenin kurulmasıyla ilgili olarak kanun tasarısı ne zaman Meclise getirilecektir?  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tankut.  Sayın Nalcı...  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.  Sayın Bakanım, Antalya ili Döşemealtı Yeniköy okulunda tadilat ve yeni yapımdan dolayı giren  müteahhit işi bırakıp bu okuldan tüm şeylerini çekmiştir. Şu anda orada eğitim gören öğrenciler  mağdur durumdadır. Bununla ilgili bir şey yapmak istiyor musunuz? Bu, birinci sorum.  İkinci sorum: Demin Rıdvan Bey de sormuştu size, 127 okulun acaba kaç tanesi TOKİ projeleri  çerçevesinde gerçekleştirilmiş, kaç tanesi de TOKİ aracılığıyla yapılmıştır?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  Sayın Yalçın...  RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, biraz önce de aynı suali yöneltmiştim, cevaplandırmadınız. Samimiyetle merak  ediyorum. Üniversite sınavı günü öğrenciler sınav stresi altındayken okul önlerinde Adalet ve  Kalkınma Partili teşkilatların kek ve açılım kitapçığı dağıtmasını doğru buluyor musunuz? O görüntü  beni gerçekten sarstı. Sizin kanaatinizi merak ediyorum. Bundan nasıl bir pedagojik fayda  umulmaktadır? Okul önlerinde sınava günü böyle bir siyasi propagandanın yapılmasını siyasi etik  bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz?  - 5 8 2 - Teşekkür ediyorum.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yalçın.  Sayın S akik...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Ben de Sayın Bakanıma sormak istiyorum. Kredi Yurtlar Kurumunun bu öğrencilere ödediği  bursla ilgili ciddi sıkıntılar yaşanıyor yani rakam çok düşük. Her gün bize, eminim ki bütün  milletvekili arkadaşlarımıza başvuruda bulunuyorlar. Bu özellikle yoksul ailelerle ilgili illerde bir  araştırma veyahut da ilçelerde bir araştırma yaparak bu limiti daha yükseltme, daha da insani bir  şekilde okuyabilme, yaşayabilme şansları olabilir. Yani sosyal devletin görevi de budur. Bu konuda  bir katkınız olursa sevinirim.  İkincisi, Muş Kızılağaç beldesiyle ilgili -yani ilköğretimle ilgili- verdiğiniz talimattan ve  duyarlılıktan dolayı da size teşekkür ediyorum, sağ olun.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Yıldız...  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Geçtiğimiz günlerde İstanbul Üniversitesi Rektörü Sayın Yunus Söylet "Üniversite  hastanelerinin 1,2 milyar lira piyasaya borcu olduğunu." söyledi Samsun'daki bir konuşmasında. Bu  durum, tam gün yasasının yürürlüğe girmesiyle ve her gün yeniden çıkan sağlık uygulama  tebliğlerinin de çıkmasıyla üniversite hastanelerini çok zor durumda bırakacaktır. Biraz evvelki  konuşmasında Sayın Milletvekilimiz Mevlüt Aslanoğlu da konuya değindi. Daha evvelki günlerde  İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş da bu konuya değinmişti. Böyle giderse üniversite  hastaneleri eğitim araştırma hizmetlerini ve asli hizmetlerini veremeyeceklerdir. Bu konuda bir tedbir  almayı düşünüyor musunuz? Nasıl onları geliştireceksiniz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldız.  Sayın Bulut...  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Bakan, genel bütçeden Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan payı, girmek istediğiniz Avrupa  Birliği ülkelerinde genel bütçelerinden eğitime ayrılan pay oranlan ile karşılaştırdınız mı? Türkiye'de  eğitim-öğretime bütçeden ayrılan bu paydan, yatırım ve ücretlerin dışında, aylıkların dışında,  eğitim-öğretime ayrılan payı, bu genel bütçeden aynlan payın kaçta kaçıdır efendim?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Tankut'un sorusuyla başlamak istiyorum, Adana ticaret üniversitesinin kuruluşuna dair.  Adana Ticaret Odasının girişimlerinden haberdarız. Fakat henüz Yükseköğretim Kuruluna bu  üniversitenin kuruluşuna ilişkin yasal bir başvuru yapılmamıştır. Bu yönde bir yasal başvuru  yapıldıktan sonra da YÖK'te gerekli değerlendirmeler yapılabilir, ama şu anda Yükseköğretim  Kuruluna müracaat edilmemiş.  - 5 8 3 -
Sayfa 68 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 2  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yalçın.  Sayın S akik...  SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.  Ben de Sayın Bakanıma sormak istiyorum. Kredi Yurtlar Kurumunun bu öğrencilere ödediği  bursla ilgili ciddi sıkıntılar yaşanıyor yani rakam çok düşük. Her gün bize, eminim ki bütün  milletvekili arkadaşlarımıza başvuruda bulunuyorlar. Bu özellikle yoksul ailelerle ilgili illerde bir  araştırma veyahut da ilçelerde bir araştırma yaparak bu limiti daha yükseltme, daha da insani bir  şekilde okuyabilme, yaşayabilme şansları olabilir. Yani sosyal devletin görevi de budur. Bu konuda  bir katkınız olursa sevinirim.  İkincisi, Muş Kızılağaç beldesiyle ilgili -yani ilköğretimle ilgili- verdiğiniz talimattan ve  duyarlılıktan dolayı da size teşekkür ediyorum, sağ olun.  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Yıldız...  SACİD YILDIZ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Geçtiğimiz günlerde İstanbul Üniversitesi Rektörü Sayın Yunus Söylet "Üniversite  hastanelerinin 1,2 milyar lira piyasaya borcu olduğunu." söyledi Samsun'daki bir konuşmasında. Bu  durum, tam gün yasasının yürürlüğe girmesiyle ve her gün yeniden çıkan sağlık uygulama  tebliğlerinin de çıkmasıyla üniversite hastanelerini çok zor durumda bırakacaktır. Biraz evvelki  konuşmasında Sayın Milletvekilimiz Mevlüt Aslanoğlu da konuya değindi. Daha evvelki günlerde  İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş da bu konuya değinmişti. Böyle giderse üniversite  hastaneleri eğitim araştırma hizmetlerini ve asli hizmetlerini veremeyeceklerdir. Bu konuda bir tedbir  almayı düşünüyor musunuz? Nasıl onları geliştireceksiniz?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldız.  Sayın Bulut...  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  Sayın Bakan, genel bütçeden Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan payı, girmek istediğiniz Avrupa  Birliği ülkelerinde genel bütçelerinden eğitime ayrılan pay oranlan ile karşılaştırdınız mı? Türkiye'de  eğitim-öğretime bütçeden ayrılan bu paydan, yatırım ve ücretlerin dışında, aylıkların dışında,  eğitim-öğretime ayrılan payı, bu genel bütçeden aynlan payın kaçta kaçıdır efendim?  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Tankut'un sorusuyla başlamak istiyorum, Adana ticaret üniversitesinin kuruluşuna dair.  Adana Ticaret Odasının girişimlerinden haberdarız. Fakat henüz Yükseköğretim Kuruluna bu  üniversitenin kuruluşuna ilişkin yasal bir başvuru yapılmamıştır. Bu yönde bir yasal başvuru  yapıldıktan sonra da YÖK'te gerekli değerlendirmeler yapılabilir, ama şu anda Yükseköğretim  Kuruluna müracaat edilmemiş.  - 5 8 3 - TBMM B:86 14 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 8 4 - Antalya Döşemealtı okuluna ilişkin olarak sorulan soruyu cevaplandırıyorum. Yani bir şekilde  okullarımızın, ilköğretim okullarımızın, ortaöğretim kurumlarımızın yapılması esnasında istisnai de  olsa nadir de olsa maalesef ihaleye alan müteahhitlerin işi tamamlamadan veya başka nedenlerle işi  bıraktırılmaları nedeniyle yarım bırakılabiliyor. Fakat hiçbir okulumuz...  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Sayın Bakan, bunu biliyoruz da önlem alınacak mı?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Ona geliyorum.  Hiçbir okulumuzun, müteahhit terk etti diye, müteahhit işi bırakıp gitti diye yapımı yarım  bırakılmaz. Millî Eğitim Bakanlığı bu konuda gerekli ödenekleri göndermek suretiyle... Meselenin  hukuki çözümünden sonra tabii ki. Bazı durumlarda müteahhitle il özel idaresi, valilik veya Bakanlık  olarak bizler, yargı safhasına intikal etmiş bir hadise olabiliyor ve yargı neticesini almadan, bu konuda  verilmiş bir karar olmadan müdahale etmemiz mümkün olmuyor. Bu konuya ilişkin olarak detay  bilgiye sahip değilim, ama bizim genel tutumumuzdan bahsetmek istedim. Dolayısıyla, bu konuya  ilişkin yazılı cevap vereyim.  Yine, "Ankara'da açılan okulların kaç tanesi TOKİ tarafından yapılmıştır?" dendi. Dediğim gibi,  bu konuya ilişkin en az 5 veya 6 tane milletvekilinden soru önergesi geldi, bunları cevaplandırdım.  Şu anda net olarak... Kaç tanesinin TOKİ tarafından yapıldığını yazılı olarak cevaplandırayım.  Yine, Sayın Yalçın'ın "Üniversite sınav günü -az önce sürem yeterli olmadığı için  cevaplandıramadım- yapılanlarla ilgili tasvip ediyor musunuz?" şeklinde bir sorusu vardı. Türkiye  genelinde AK PARTİ'nin genel olarak uyguladığı bir şey değildi, Fatih Gençlik Kollarımızın bildiğim  kadarıyla. Üniversitenin yakınlarında bir yerde, öğrencilere destek olmak amacıyla Gençlik Kollarının  düzenlediği, sınavda gençlerimize yardımcı olabileceğini düşündükleri birtakım paketler hazırlanmış,  kalem vesairenin -içeriğini de çok iyi bilmiyorum- sunumuyla ilgili. Dolayısıyla, orada bundan  yararlanacak olan öğrenciler veya yararlanmak isteyenlerin de yükseköğrenim görecek çağda olduğu  düşünülerek... Şu anda siyasi parti olarak AK PARTİ'nin bu konuda ne tür bir araştırma yaptığından,  ne tür bir çalışma yaptığından doğrusu haberdar değilim, ama pedagojik açıdan demek için her şeyden  önce çocuklarla ilgili bir konu olması lazım. Büyük bir çoğunluğunun on sekiz yaş üstü, üniversite  sınavına giren gençler olduğu düşünülürse, gençler üzerinde yapılan bir çalışma olarak algıladığımı  ifade etmek istiyorum.  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sizin bilginiz dâhilinde mi Sayın Bakan?  OKTAY VURAL (İzmir) - Millî Eğitim Bakanı olarak tasvip etmeniz üzüntü verici.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Sakık, Kredi ve Yurtlar  Kurumuna ilişkin burslar dönemimizde son derece yükseltildi bildiğiniz gibi, ama Kredi ve Yurtlar  Kurumu Genel Müdürlüğü... Burslar artık Devlet Bakanlığı olarak Faruk Nafiz Özak'a bağlı.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Siyaseti okula soktunuz nihayet bu şekilde!  OKTAY VURAL (İzmir) - Onu da tasvip ediyorsunuz yani. Ne Millî Eğitim Bakanı ya!  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Dolayısıyla bu soru yazılı olarak  kendisi tarafından cevaplandırılabilir diye düşünüyorum.  Üniversitelerimizin özellikle piyasaya olan borçlarına ilişkin bir değerlendirme yapıldı, İstanbul  Üniversitesi Rektörümüzün yapmış olduğu açıklamaya ilişkin olaraktı. Bu borçlar, piyasaya  üniversitelerin borçlarıyla ilgili bir konu. Dolayısıyla, detayda yazılı olarak Yükseköğretim  Kurulundan aldığım bilgiler neticesinde sizlerle paylaşacağım ama döner sermayelerin üstünde  harcama yapan üniversiteler, böyle bir mali sıkıntı içerisine giriyorlar haliyle.
Sayfa 69 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2010 0 : 2  - 5 8 4 - Antalya Döşemealtı okuluna ilişkin olarak sorulan soruyu cevaplandırıyorum. Yani bir şekilde  okullarımızın, ilköğretim okullarımızın, ortaöğretim kurumlarımızın yapılması esnasında istisnai de  olsa nadir de olsa maalesef ihaleye alan müteahhitlerin işi tamamlamadan veya başka nedenlerle işi  bıraktırılmaları nedeniyle yarım bırakılabiliyor. Fakat hiçbir okulumuz...  KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) - Sayın Bakan, bunu biliyoruz da önlem alınacak mı?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Ona geliyorum.  Hiçbir okulumuzun, müteahhit terk etti diye, müteahhit işi bırakıp gitti diye yapımı yarım  bırakılmaz. Millî Eğitim Bakanlığı bu konuda gerekli ödenekleri göndermek suretiyle... Meselenin  hukuki çözümünden sonra tabii ki. Bazı durumlarda müteahhitle il özel idaresi, valilik veya Bakanlık  olarak bizler, yargı safhasına intikal etmiş bir hadise olabiliyor ve yargı neticesini almadan, bu konuda  verilmiş bir karar olmadan müdahale etmemiz mümkün olmuyor. Bu konuya ilişkin olarak detay  bilgiye sahip değilim, ama bizim genel tutumumuzdan bahsetmek istedim. Dolayısıyla, bu konuya  ilişkin yazılı cevap vereyim.  Yine, "Ankara'da açılan okulların kaç tanesi TOKİ tarafından yapılmıştır?" dendi. Dediğim gibi,  bu konuya ilişkin en az 5 veya 6 tane milletvekilinden soru önergesi geldi, bunları cevaplandırdım.  Şu anda net olarak... Kaç tanesinin TOKİ tarafından yapıldığını yazılı olarak cevaplandırayım.  Yine, Sayın Yalçın'ın "Üniversite sınav günü -az önce sürem yeterli olmadığı için  cevaplandıramadım- yapılanlarla ilgili tasvip ediyor musunuz?" şeklinde bir sorusu vardı. Türkiye  genelinde AK PARTİ'nin genel olarak uyguladığı bir şey değildi, Fatih Gençlik Kollarımızın bildiğim  kadarıyla. Üniversitenin yakınlarında bir yerde, öğrencilere destek olmak amacıyla Gençlik Kollarının  düzenlediği, sınavda gençlerimize yardımcı olabileceğini düşündükleri birtakım paketler hazırlanmış,  kalem vesairenin -içeriğini de çok iyi bilmiyorum- sunumuyla ilgili. Dolayısıyla, orada bundan  yararlanacak olan öğrenciler veya yararlanmak isteyenlerin de yükseköğrenim görecek çağda olduğu  düşünülerek... Şu anda siyasi parti olarak AK PARTİ'nin bu konuda ne tür bir araştırma yaptığından,  ne tür bir çalışma yaptığından doğrusu haberdar değilim, ama pedagojik açıdan demek için her şeyden  önce çocuklarla ilgili bir konu olması lazım. Büyük bir çoğunluğunun on sekiz yaş üstü, üniversite  sınavına giren gençler olduğu düşünülürse, gençler üzerinde yapılan bir çalışma olarak algıladığımı  ifade etmek istiyorum.  AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sizin bilginiz dâhilinde mi Sayın Bakan?  OKTAY VURAL (İzmir) - Millî Eğitim Bakanı olarak tasvip etmeniz üzüntü verici.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Sakık, Kredi ve Yurtlar  Kurumuna ilişkin burslar dönemimizde son derece yükseltildi bildiğiniz gibi, ama Kredi ve Yurtlar  Kurumu Genel Müdürlüğü... Burslar artık Devlet Bakanlığı olarak Faruk Nafiz Özak'a bağlı.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Siyaseti okula soktunuz nihayet bu şekilde!  OKTAY VURAL (İzmir) - Onu da tasvip ediyorsunuz yani. Ne Millî Eğitim Bakanı ya!  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Dolayısıyla bu soru yazılı olarak  kendisi tarafından cevaplandırılabilir diye düşünüyorum.  Üniversitelerimizin özellikle piyasaya olan borçlarına ilişkin bir değerlendirme yapıldı, İstanbul  Üniversitesi Rektörümüzün yapmış olduğu açıklamaya ilişkin olaraktı. Bu borçlar, piyasaya  üniversitelerin borçlarıyla ilgili bir konu. Dolayısıyla, detayda yazılı olarak Yükseköğretim  Kurulundan aldığım bilgiler neticesinde sizlerle paylaşacağım ama döner sermayelerin üstünde  harcama yapan üniversiteler, böyle bir mali sıkıntı içerisine giriyorlar haliyle.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 2  Yine, "Genel bütçeden eğitime ayrılan pay, yatırım ve ücretleri yeterli buluyor musunuz?"  şeklinde bir soru vardı. Hepinizin de bildiği gibi 2002 yılından bugüne kadar eğitime ayrılan ve  eğitime verilen önem Hükümetimizin en önemli öncelikleri arasında yer aldı ve eğitime verdiğimiz  önem ve öncelikte de cumhuriyet tarihinde ilk kez Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi bütün  bakanlıkların bütçesinin üstünde gerçekleşti. Bu bütçe nedeniyledir ki, aynı zamanda yürütülen  kampanyalar ve hayırseverlerin de desteğiyle dönemimizde 142.600 derslik tamamlandı. Bu, tabii ki,  tamamlanan derslikler cumhuriyet tarihinde yapılan dersliklerin üçte l ' ine tekabül ediyor.  Dolayısıyla, eğitime verdiğimiz önem, eğitim için ayırdığımız bütçe neticesinde bugün Türkiye  genelinde derslik başına düşen öğrenci sayısı hedef ortalamasına çok yaklaşmış bulunuyoruz. Bu  konuda hedeflerimiz Avrupa Birliği hedefleridir ve eğitimde gerçekleştirmeyi düşündüğümüz hedef  ve kriterler de bu doğrultudadır. Buna da son derece yaklaştığımızı bir kez daha vurgulamak isterim  ve eğitim, AK PARTİ'nin her zaman Hükümet olarak en öncelikli konularından birisi olmuştur.  Aynlan bütçe de bu doğrultuda en yüksek bütçe ayrılan bakanlıktır.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Tamam, Sayın Anadol.  Evet, sayın milletvekilleri, maddenin oylanmasından önce bir yoklama talebi vardır.  Sayın Anadol? Burada.  Sayın Aslanoğlu? Burada.  Sayın Diren? Burada.  Sayın Erenkaya? Burada.  Sayın Çöllü? Burada.  Sayın Güvel? Burada.  Sayın Sönmez? Burada.  Sayın Yıldız? Burada.  Sayın Dibek? Burada.  Sayın Süner? Burada.  Sayın Özdemir? Burada.  Sayın Güner? Burada.  Sayın Emek? Burada.  Sayın Kaptan? Burada.  Sayın Aydoğan? Burada.  Sayın Hacaloğlu? Burada.  - 5 8 5 -
Sayfa 70 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 2  Yine, "Genel bütçeden eğitime ayrılan pay, yatırım ve ücretleri yeterli buluyor musunuz?"  şeklinde bir soru vardı. Hepinizin de bildiği gibi 2002 yılından bugüne kadar eğitime ayrılan ve  eğitime verilen önem Hükümetimizin en önemli öncelikleri arasında yer aldı ve eğitime verdiğimiz  önem ve öncelikte de cumhuriyet tarihinde ilk kez Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi bütün  bakanlıkların bütçesinin üstünde gerçekleşti. Bu bütçe nedeniyledir ki, aynı zamanda yürütülen  kampanyalar ve hayırseverlerin de desteğiyle dönemimizde 142.600 derslik tamamlandı. Bu, tabii ki,  tamamlanan derslikler cumhuriyet tarihinde yapılan dersliklerin üçte l ' ine tekabül ediyor.  Dolayısıyla, eğitime verdiğimiz önem, eğitim için ayırdığımız bütçe neticesinde bugün Türkiye  genelinde derslik başına düşen öğrenci sayısı hedef ortalamasına çok yaklaşmış bulunuyoruz. Bu  konuda hedeflerimiz Avrupa Birliği hedefleridir ve eğitimde gerçekleştirmeyi düşündüğümüz hedef  ve kriterler de bu doğrultudadır. Buna da son derece yaklaştığımızı bir kez daha vurgulamak isterim  ve eğitim, AK PARTİ'nin her zaman Hükümet olarak en öncelikli konularından birisi olmuştur.  Aynlan bütçe de bu doğrultuda en yüksek bütçe ayrılan bakanlıktır.  Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Tamam, Sayın Anadol.  Evet, sayın milletvekilleri, maddenin oylanmasından önce bir yoklama talebi vardır.  Sayın Anadol? Burada.  Sayın Aslanoğlu? Burada.  Sayın Diren? Burada.  Sayın Erenkaya? Burada.  Sayın Çöllü? Burada.  Sayın Güvel? Burada.  Sayın Sönmez? Burada.  Sayın Yıldız? Burada.  Sayın Dibek? Burada.  Sayın Süner? Burada.  Sayın Özdemir? Burada.  Sayın Güner? Burada.  Sayın Emek? Burada.  Sayın Kaptan? Burada.  Sayın Aydoğan? Burada.  Sayın Hacaloğlu? Burada.  - 5 8 5 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 8 6 - Sayın Arifağaoğlu? Burada.  Sayın Erten? Burada.  Sayın Ekici? Burada.  20 arkadaşımızın bu yoklama talebini yerine getireceğim.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Devam)  BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul...  OKTAY VURAL (İzmir) - Divan eksik!  BAŞKAN - Evet, Divanımız teşekkül etti tekrar.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Birleşime on beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 17.02
Sayfa 71 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 2  - 5 8 6 - Sayın Arifağaoğlu? Burada.  Sayın Erten? Burada.  Sayın Ekici? Burada.  20 arkadaşımızın bu yoklama talebini yerine getireceğim.  Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Devam)  BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul...  OKTAY VURAL (İzmir) - Divan eksik!  BAŞKAN - Evet, Divanımız teşekkül etti tekrar.  Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Birleşime on beş dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 17.02  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86'ncı Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Saygıdeğer milletvekilleri, yeni ek madde 123 ihdasına dair bir önerge vardır. Malumlarınız  olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun komisyon metninde bulunmayan  ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve  komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı,  İç Tüzük'ün 87'nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona  soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 13 üyesi ile katılırsa önergeyi işleme alacağım,  Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.  Şimdi önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  487 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1 inci maddesine aşağıdaki ek maddenin eklenmesini arz ve  teklif ederiz.  Suat Kılıç Kürşad Tüzmen Selami Uzun  Samsun Mersin Sivas  Ahmet Yeni Öznur Çalık  Samsun Malatya  "İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi  Ek Madde 123 - İstanbul'da İlim Yayma Vakfı tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun  vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip  İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.  Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;  a) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinden,  b) Eğitim Fakültesinden,  c) İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesinden  ç) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesinden,  d) Yabancı Diller Yüksekokulundan,  e) Sosyal Bilimler Enstitüsünden,  f) Fen Bilimleri Enstitüsünden,  oluşur."  - 5 8 7 - ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 17.30  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
Sayfa 72 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86'ncı Birleşiminin Üçüncü  Oturumunu açıyorum.  487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Saygıdeğer milletvekilleri, yeni ek madde 123 ihdasına dair bir önerge vardır. Malumlarınız  olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun komisyon metninde bulunmayan  ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve  komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı,  İç Tüzük'ün 87'nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona  soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 13 üyesi ile katılırsa önergeyi işleme alacağım,  Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.  Şimdi önergeyi okutuyorum:  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  487 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1 inci maddesine aşağıdaki ek maddenin eklenmesini arz ve  teklif ederiz.  Suat Kılıç Kürşad Tüzmen Selami Uzun  Samsun Mersin Sivas  Ahmet Yeni Öznur Çalık  Samsun Malatya  "İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi  Ek Madde 123 - İstanbul'da İlim Yayma Vakfı tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun  vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip  İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.  Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;  a) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinden,  b) Eğitim Fakültesinden,  c) İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesinden  ç) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesinden,  d) Yabancı Diller Yüksekokulundan,  e) Sosyal Bilimler Enstitüsünden,  f) Fen Bilimleri Enstitüsünden,  oluşur."  - 5 8 7 - ÜÇÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 17.30  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 8 8 - BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sağlıklı bir sayım yapma açısından -bir yanlışlık olmasm- kamu görevlisi olan arkadaşlarımız arka sıralara geçerlerse, milletvekillerimiz de ön taraflara  gelirlerse, daha rahat sayma imkânımız olur. Onu istirham edeyim.  Sayın Komisyon, Sayın Başkan, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz? Çoğunluğunuz  var mı?  MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET  SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Efendim, çoğunluğumuz var ve katıldığımızı zannediyorum,  arkadaşlarımızdan oylama da isteyebiliriz.  BAŞKAN - Sayın Komisyon, çoğunlukla katılıyor musunuz?  Bir de sayalım arkadaşları.  Sayın milletvekilleri, sizlerin de müşahede ettiği üzere, Komisyon önergeye salt çoğunlukla  katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşmeyi açıyorum.  Yeni ek madde üzerindeki ilk konuşmacı, AK PARTİ Grubu adına Sami Güçlü, Konya  Milletvekili.  Sayın Güçlü, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Saygıdeğer milletvekilleri, görüşülmekte olan yeni üniversitelerle ilgili kanun tasarısı üzerinde  ek olarak getirilen, İlim Yayma Vakfı tarafından kurulan Sabahattin Zaim Üniversitesinin kuruluşuyla  ilgili madde görüşülürken söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Evvela, Profesör Sabahattin Zaim'le ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum. Türk  yükseköğretimi içerisinde en çok öğrenci yetiştiren, akademik faaliyetlerde Türkiye'nin çok değişik  üniversitelerinde hizmet eden, Anadolu'da üniversitelerin kurulmasına öncülük eden ve buralarda  akademik hayatın başlangıcında rol alıp, asistan, araştırma görevlisi olarak rol alan arkadaşların  İstanbul Üniversitesinde akademik çalışmalarını tamamlaması konusunda yardımcı olan, insan vasfı  çok önde, akademik niteliği fevkalade üstün ve geçen zaman içerisinde vefat eden bu değerli bilim  adamı adına, Türkiye'nin en önemli vakıflarından, 1951 yılında kurulan İlim Yayma Cemiyetinin  daha sonra oluşturduğu -1974 yılında oluşturduğu- vakfın üniversite kurma konusundaki  faaliyetlerinde Sabahattin Zaim ismini üniversitesine ad olarak seçmesi dolayısıyla birlikte  anılmaktadır. Zaten Sabahattin Zaim Hoca'mız da İlim Yayma Vakfının kurucularındandır ve onun  mütevelli heyetinde de uzun süre hizmet etmiş bir şahıstır.  İlim Yayma Cemiyeti ve Vakfı hakkında da birkaç cümle söylemek istiyorum. 1951 yılında  kurulan, kısa süre içerisinde Bakanlar Kurulundan gerekli izni alarak kamu yararına çalışır bir cemiyet  hâline gelen, eğitim-öğretim konusunda çok büyük hizmetler eden, burslar, öğrenci yurtları, okullar  açan ve bu konuda özellikle Anadolu'dan gelen, kırsal kesimden gelen insanların barınma ve iaşe  konularında yardımcı olan, bu konuda da çok hizmet eden bir vakıftır.  Vakit açısından belli bir sınırımız olması dolayısıyla İlim Yayma Vakfı ve Sabahattin Zaim ile  ilgili ilave söylenecek hususları burada kesmek durumundayım. Hocamızı rahmetle anarken, onun  ismini üniversitelerine alan İlim Yayma Vakfı yöneticilerine de teşekkürlerimi ifade ediyorum.
Sayfa 73 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 8 8 - BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sağlıklı bir sayım yapma açısından -bir yanlışlık olmasm- kamu görevlisi olan arkadaşlarımız arka sıralara geçerlerse, milletvekillerimiz de ön taraflara  gelirlerse, daha rahat sayma imkânımız olur. Onu istirham edeyim.  Sayın Komisyon, Sayın Başkan, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz? Çoğunluğunuz  var mı?  MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET  SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Efendim, çoğunluğumuz var ve katıldığımızı zannediyorum,  arkadaşlarımızdan oylama da isteyebiliriz.  BAŞKAN - Sayın Komisyon, çoğunlukla katılıyor musunuz?  Bir de sayalım arkadaşları.  Sayın milletvekilleri, sizlerin de müşahede ettiği üzere, Komisyon önergeye salt çoğunlukla  katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşmeyi açıyorum.  Yeni ek madde üzerindeki ilk konuşmacı, AK PARTİ Grubu adına Sami Güçlü, Konya  Milletvekili.  Sayın Güçlü, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  AK PARTİ GRUBU ADINA SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Saygıdeğer milletvekilleri, görüşülmekte olan yeni üniversitelerle ilgili kanun tasarısı üzerinde  ek olarak getirilen, İlim Yayma Vakfı tarafından kurulan Sabahattin Zaim Üniversitesinin kuruluşuyla  ilgili madde görüşülürken söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Evvela, Profesör Sabahattin Zaim'le ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum. Türk  yükseköğretimi içerisinde en çok öğrenci yetiştiren, akademik faaliyetlerde Türkiye'nin çok değişik  üniversitelerinde hizmet eden, Anadolu'da üniversitelerin kurulmasına öncülük eden ve buralarda  akademik hayatın başlangıcında rol alıp, asistan, araştırma görevlisi olarak rol alan arkadaşların  İstanbul Üniversitesinde akademik çalışmalarını tamamlaması konusunda yardımcı olan, insan vasfı  çok önde, akademik niteliği fevkalade üstün ve geçen zaman içerisinde vefat eden bu değerli bilim  adamı adına, Türkiye'nin en önemli vakıflarından, 1951 yılında kurulan İlim Yayma Cemiyetinin  daha sonra oluşturduğu -1974 yılında oluşturduğu- vakfın üniversite kurma konusundaki  faaliyetlerinde Sabahattin Zaim ismini üniversitesine ad olarak seçmesi dolayısıyla birlikte  anılmaktadır. Zaten Sabahattin Zaim Hoca'mız da İlim Yayma Vakfının kurucularındandır ve onun  mütevelli heyetinde de uzun süre hizmet etmiş bir şahıstır.  İlim Yayma Cemiyeti ve Vakfı hakkında da birkaç cümle söylemek istiyorum. 1951 yılında  kurulan, kısa süre içerisinde Bakanlar Kurulundan gerekli izni alarak kamu yararına çalışır bir cemiyet  hâline gelen, eğitim-öğretim konusunda çok büyük hizmetler eden, burslar, öğrenci yurtları, okullar  açan ve bu konuda özellikle Anadolu'dan gelen, kırsal kesimden gelen insanların barınma ve iaşe  konularında yardımcı olan, bu konuda da çok hizmet eden bir vakıftır.  Vakit açısından belli bir sınırımız olması dolayısıyla İlim Yayma Vakfı ve Sabahattin Zaim ile  ilgili ilave söylenecek hususları burada kesmek durumundayım. Hocamızı rahmetle anarken, onun  ismini üniversitelerine alan İlim Yayma Vakfı yöneticilerine de teşekkürlerimi ifade ediyorum.  TBMM B: 86 14.4. 2010 O: 3  Efendim, bugün yükseköğretimle ilgili konular Meclisimizin Genel Kurulunda gündeme geldi  ve gündeme gelirken birçok eleştirilerle birlikte geldi. Özellikle muhalefet partilerimize mensup  sözcü arkadaşlarımız işsizlikle üniversiteler arasındaki ilgiyi hep dile getirdiler ve yeni üniversitelerin  hazırlıksız kurulduğundan bahsettiler. Devlet üniversitelerinin içinin boşaltıldığını, üniversitelerin  âdeta liseler, meslek liseleri hâline geldiğini, bilim üretmeyen kurumlara dönüştüğünü ve aynı  zamanda bir kısım vakıfların, özellikle Diyanet Vakfının hangi amaçla üniversite kurduğu sorusunu  sorarken ve gerçekten de büyük bir içtenlikle, yani sebebini merak edecek bir hâlde "Bir ihtiyaç mı  vardı?" derken de devamında "AK PARTİ zihniyetine yakın vakıflar kendi tabanlarını oluşturuyor."  gibi ifadeler kullandılar.  Değerli arkadaşlarım, evvela, kurduğumuz, üniversite. Kurduğumuz, Anayasa'ya,  Yükseköğretim Kanunu'na ve Yükseköğretim Kurumunun çıkardığı idari mevzuata göre oluşturulan  kuruluşlar. Dolayısıyla, çok büyük bir tedirginlik duymamız, bununla ilgili rahatsızlıklarımızı dile  getirmemiz yerine hadiseye biraz olumlu bakmalıyız.  Ben bundan önceki konuşmamda dile getirmiştim. Şimdi, değerli arkadaşlarım, 2002'ye kadar  Türkiye'de kurulu vakıf ve devlet üniversitelerinin sayısı 76. Şimdi, bu 76 üniversitenin varlığı  sırasında Türkiye'de brüt okullaşma oranı yüzde 37, öğrenci başına düşen öğretim elemanı 26. Eğer  öğretim üyesi başına diye düşünecek olursak rakamın çok daha büyüdüğünü görüyoruz. Hâlbuki  dünyada dünya ortalaması, brüt okullaşma oranı yüzde 24 yani dünyanın gelişmekte olan, az gelişmiş  ülkeleri dâhil olmak üzere yüzde 24 ama Türkiye yüzde 37.  İkincisi, öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı dünyada yüzde 16, bizde yüzde 26.  Dolayısıyla bu oranlar Türkiye'de yükseköğretimle ilgili bir eksikliği ortaya koyuyor. Gelişmiş  ülkelerde okullaşma oranı yüzde 50'nin üzerinde, yüzde 90 olan var, yüzde 80 olan var. 1950'lerde  birçok konuda beraber yola çıktığımız Güney Kore'de bugün yüzde 90'nın üzerinde bir okullaşma  oranı var ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı diyor ki: "2020 yılında dünyada yükseköğretim  oranı en yüksek ülke olarak Amerika'yı gerçekleştireceğiz." Bu hedefe ulaştıracağını söylüyor.  Hindistan, üniversite sayısını 1.500'e çıkarma konusunda bir büyük hedefi kendisine ölçü olarak  alıyor. Dolayısıyla Türkiye bu dönemde gerçekten bir hamle yapıyor ama bu hamlenin elbette  eleştirilmesi, eksik olan kısımlarının söylenmesi lazım ama olayın büyüklüğü de gözden kaçmamalı.  Değerli arkadaşlarım, dünyanın gelişmiş ülkelerinde 500 bin nüfusa bir üniversite düşüyor.  Türkiye bu oranı, bugün kurulacak vakıf üniversiteleriyle birlikte ancak yakalıyor. 2008-2009 öğretim  yılında, en son bilgilere göre, Türkiye'de brüt okullaşma oranı yüzde 44,2. Bu, 2013 için yüzde 48  hedef olarak alınmıştır.  Şimdi "üniversite bir ülkede nedir?" dediğimizde, ben -çok doğru bulduğum- UNESCO'nun şu  tarifini bir daha okumak istiyorum: "Sosyal gelişmede, ekonomik büyümede rekabet edilebilir mal  ve hizmetlerin üretiminin desteklenmesinde, kültürel kimliğin şekillenmesi ve korunmasında, sosyal  bağın sürdürülmesinde ve barış kültürünün desteklenmesinde yükseköğretimin yeri doldurulamaz."  Değerli arkadaşlarım, yükseköğretimle ilgili konuya ruhuyla, esasıyla, bütün kurallarıyla  baktığımızda, hem sosyal hem ekonomik hem kültürel gelişme hem barışla ilgili bütün unsurları  bünyesinde banndıran bir kurum oluşturuyoruz biz. Dolayısıyla bununla ilgili konulan ifade ederken,  eleştirileri getirirken "Türkiye'de bilim öldü, bir kısım vakıflarımız niçin üniversite kuruyor?" diye  sorgulamalarımızı ve bu hususta bir kaygı taşımamızı çok doğru bulmuyorum. Birbirimize  güvenmeliyiz. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniversiteleri. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin  kanunlanna göre kuruluyor ve geldiğimiz nokta nedir, ona baktığımızda, bu hususta hepimizi de  sevindirecek gelişmeler var. Ben, Türkiye'de yeni üniversitelerin hazırlıksız kurulduğu konusunda  dile getirilen bir hususa cevap vererek devam etmek istiyorum.  - 5 8 9 -
Sayfa 74 -
TBMM B: 86 14.4. 2010 O: 3  Efendim, bugün yükseköğretimle ilgili konular Meclisimizin Genel Kurulunda gündeme geldi  ve gündeme gelirken birçok eleştirilerle birlikte geldi. Özellikle muhalefet partilerimize mensup  sözcü arkadaşlarımız işsizlikle üniversiteler arasındaki ilgiyi hep dile getirdiler ve yeni üniversitelerin  hazırlıksız kurulduğundan bahsettiler. Devlet üniversitelerinin içinin boşaltıldığını, üniversitelerin  âdeta liseler, meslek liseleri hâline geldiğini, bilim üretmeyen kurumlara dönüştüğünü ve aynı  zamanda bir kısım vakıfların, özellikle Diyanet Vakfının hangi amaçla üniversite kurduğu sorusunu  sorarken ve gerçekten de büyük bir içtenlikle, yani sebebini merak edecek bir hâlde "Bir ihtiyaç mı  vardı?" derken de devamında "AK PARTİ zihniyetine yakın vakıflar kendi tabanlarını oluşturuyor."  gibi ifadeler kullandılar.  Değerli arkadaşlarım, evvela, kurduğumuz, üniversite. Kurduğumuz, Anayasa'ya,  Yükseköğretim Kanunu'na ve Yükseköğretim Kurumunun çıkardığı idari mevzuata göre oluşturulan  kuruluşlar. Dolayısıyla, çok büyük bir tedirginlik duymamız, bununla ilgili rahatsızlıklarımızı dile  getirmemiz yerine hadiseye biraz olumlu bakmalıyız.  Ben bundan önceki konuşmamda dile getirmiştim. Şimdi, değerli arkadaşlarım, 2002'ye kadar  Türkiye'de kurulu vakıf ve devlet üniversitelerinin sayısı 76. Şimdi, bu 76 üniversitenin varlığı  sırasında Türkiye'de brüt okullaşma oranı yüzde 37, öğrenci başına düşen öğretim elemanı 26. Eğer  öğretim üyesi başına diye düşünecek olursak rakamın çok daha büyüdüğünü görüyoruz. Hâlbuki  dünyada dünya ortalaması, brüt okullaşma oranı yüzde 24 yani dünyanın gelişmekte olan, az gelişmiş  ülkeleri dâhil olmak üzere yüzde 24 ama Türkiye yüzde 37.  İkincisi, öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı dünyada yüzde 16, bizde yüzde 26.  Dolayısıyla bu oranlar Türkiye'de yükseköğretimle ilgili bir eksikliği ortaya koyuyor. Gelişmiş  ülkelerde okullaşma oranı yüzde 50'nin üzerinde, yüzde 90 olan var, yüzde 80 olan var. 1950'lerde  birçok konuda beraber yola çıktığımız Güney Kore'de bugün yüzde 90'nın üzerinde bir okullaşma  oranı var ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı diyor ki: "2020 yılında dünyada yükseköğretim  oranı en yüksek ülke olarak Amerika'yı gerçekleştireceğiz." Bu hedefe ulaştıracağını söylüyor.  Hindistan, üniversite sayısını 1.500'e çıkarma konusunda bir büyük hedefi kendisine ölçü olarak  alıyor. Dolayısıyla Türkiye bu dönemde gerçekten bir hamle yapıyor ama bu hamlenin elbette  eleştirilmesi, eksik olan kısımlarının söylenmesi lazım ama olayın büyüklüğü de gözden kaçmamalı.  Değerli arkadaşlarım, dünyanın gelişmiş ülkelerinde 500 bin nüfusa bir üniversite düşüyor.  Türkiye bu oranı, bugün kurulacak vakıf üniversiteleriyle birlikte ancak yakalıyor. 2008-2009 öğretim  yılında, en son bilgilere göre, Türkiye'de brüt okullaşma oranı yüzde 44,2. Bu, 2013 için yüzde 48  hedef olarak alınmıştır.  Şimdi "üniversite bir ülkede nedir?" dediğimizde, ben -çok doğru bulduğum- UNESCO'nun şu  tarifini bir daha okumak istiyorum: "Sosyal gelişmede, ekonomik büyümede rekabet edilebilir mal  ve hizmetlerin üretiminin desteklenmesinde, kültürel kimliğin şekillenmesi ve korunmasında, sosyal  bağın sürdürülmesinde ve barış kültürünün desteklenmesinde yükseköğretimin yeri doldurulamaz."  Değerli arkadaşlarım, yükseköğretimle ilgili konuya ruhuyla, esasıyla, bütün kurallarıyla  baktığımızda, hem sosyal hem ekonomik hem kültürel gelişme hem barışla ilgili bütün unsurları  bünyesinde banndıran bir kurum oluşturuyoruz biz. Dolayısıyla bununla ilgili konulan ifade ederken,  eleştirileri getirirken "Türkiye'de bilim öldü, bir kısım vakıflarımız niçin üniversite kuruyor?" diye  sorgulamalarımızı ve bu hususta bir kaygı taşımamızı çok doğru bulmuyorum. Birbirimize  güvenmeliyiz. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniversiteleri. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin  kanunlanna göre kuruluyor ve geldiğimiz nokta nedir, ona baktığımızda, bu hususta hepimizi de  sevindirecek gelişmeler var. Ben, Türkiye'de yeni üniversitelerin hazırlıksız kurulduğu konusunda  dile getirilen bir hususa cevap vererek devam etmek istiyorum.  - 5 8 9 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 0 - Değerli arkadaşlarım, hepiniz hatırlıyorsunuzdur -özellikle eğitim camiasından gelenler,  yükseköğretimde görev alanlar- 1955-1958'de Karadeniz Teknik Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi  ve Anadolu Üniversitesi kuruldu. Düşünebiliyor musunuz, bu tarihlerde İstanbul, İzmir ve Ankara'nın  dışında üniversite yoktu. Anadolu çocukları bir üniversitenin gelişini beklerken "Buralarda üniversite  kurulmaz." diyenler oldu. "Buralarda üniversite kurulmasın, olmaz, üniversite buralarda gelişemez."  diyenler oldu ama şimdi Türkiye'nin en gelişmiş üniversiteleri hâline geldiler. 1975-1978'de Selçuk,  Erciyes kuruldu. Selçuk Üniversitesi, bugün Türkiye'nin en çok öğrencisi olan üniversite. Erciyes  Üniversitesi, öğretim üyesi sayısı bakımından çok nitelikli hâle geldi. 1982'de Yüzüncü Yıl, Dokuz  Eylül, Akdeniz kuruldu. Diğerlerini saymıyorum. Bugün bu üniversitelerimiz Türkiye'nin yüz akı ve  en son 92'de çok büyük bir hamle oldu, Celal Bayar, Dumlupınar, Sakarya, Adnan Menderes, Abant...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Güçlü, konuşmanızı tamamlayınız lütfen.  Buyurun.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu üniversitelerimizde bugün -ortalama olarak  bu beş üniversiteyi kastederek söylüyorum- öğrenci sayısı ortalama 30 bin, öğretim üyesi sayısı 500,  öğretim elemanı sayısı bin civarındadır ve bu üniversitelerimizde şu anda meydana gelen gelişme, o  bölgelerde hem ekonomik sorunların hem sosyal sorunların hem sanat ve kültür faaliyetlerinin hem  düşünce faaliyetlerinin merkezi olmuştur ve o bölgelerin kalkınmasına çok önemli hizmetler  etmişlerdir.  Değerli arkadaşlarım, üniversiteler başlangıçta bir hazırlık yapmadan kurulur -1955'te kurulduğu  gibi, 92'de, 82'de kurulanlar gibi- bir tüzel kişilik kazanır, devlet üniversitesiyse bütçeden bir pay  ayrılır ve bir rektör tayin edilir. Üniversitenin binası, öğretim üyesinin hazırlığı bu saatten sonradır.  Üniversitenin kurulması doğumdur. Siz "Üniversite kurulurken hiçbir hazırlık yapmadı." diyorsunuz.  O hazırlık zihinsel hazırlıktır ve olan budur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  YAŞAR AGYÜZ (Gaziantep) - Olur mu öyle şey be! O, devlet olanaklarıyla olan üniversitede  olur, özelde olur mu öyle şey? Arsa yok, teknik altyapı yok, sosyal altyapı yok, üniversite  kuruyorsunuz...  BAŞKAN - Sayın Güçlü... Sayın Güçlü, konuşmanızı tamamlayınız lütfen.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Gelip burada da parmak kaldırıyorsunuz.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Sayın Anadol, sözlerimin doğruluğuna sizi şahit gösteriyorum.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Gelip burada da parmak kaldırıyorsunuz.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Arkadaşlarınızı da uyarmanızı istirham ediyorum. Ben  düşüncelerimi söylüyorum.  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - Kimi uyaracak? Ne demek?  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Konuşman aydınlatıcı mı yani? Doğruları söylemiyorsun ki.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  Sayın Güçlü, cevap vermeyin, konuşmanızı tamamlayın.  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - Hayır, olur mu, durup dururken bir şey çıkartıyorsunuz. Bu  kadar basit mi?
Sayfa 75 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 0 - Değerli arkadaşlarım, hepiniz hatırlıyorsunuzdur -özellikle eğitim camiasından gelenler,  yükseköğretimde görev alanlar- 1955-1958'de Karadeniz Teknik Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi  ve Anadolu Üniversitesi kuruldu. Düşünebiliyor musunuz, bu tarihlerde İstanbul, İzmir ve Ankara'nın  dışında üniversite yoktu. Anadolu çocukları bir üniversitenin gelişini beklerken "Buralarda üniversite  kurulmaz." diyenler oldu. "Buralarda üniversite kurulmasın, olmaz, üniversite buralarda gelişemez."  diyenler oldu ama şimdi Türkiye'nin en gelişmiş üniversiteleri hâline geldiler. 1975-1978'de Selçuk,  Erciyes kuruldu. Selçuk Üniversitesi, bugün Türkiye'nin en çok öğrencisi olan üniversite. Erciyes  Üniversitesi, öğretim üyesi sayısı bakımından çok nitelikli hâle geldi. 1982'de Yüzüncü Yıl, Dokuz  Eylül, Akdeniz kuruldu. Diğerlerini saymıyorum. Bugün bu üniversitelerimiz Türkiye'nin yüz akı ve  en son 92'de çok büyük bir hamle oldu, Celal Bayar, Dumlupınar, Sakarya, Adnan Menderes, Abant...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Güçlü, konuşmanızı tamamlayınız lütfen.  Buyurun.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu üniversitelerimizde bugün -ortalama olarak  bu beş üniversiteyi kastederek söylüyorum- öğrenci sayısı ortalama 30 bin, öğretim üyesi sayısı 500,  öğretim elemanı sayısı bin civarındadır ve bu üniversitelerimizde şu anda meydana gelen gelişme, o  bölgelerde hem ekonomik sorunların hem sosyal sorunların hem sanat ve kültür faaliyetlerinin hem  düşünce faaliyetlerinin merkezi olmuştur ve o bölgelerin kalkınmasına çok önemli hizmetler  etmişlerdir.  Değerli arkadaşlarım, üniversiteler başlangıçta bir hazırlık yapmadan kurulur -1955'te kurulduğu  gibi, 92'de, 82'de kurulanlar gibi- bir tüzel kişilik kazanır, devlet üniversitesiyse bütçeden bir pay  ayrılır ve bir rektör tayin edilir. Üniversitenin binası, öğretim üyesinin hazırlığı bu saatten sonradır.  Üniversitenin kurulması doğumdur. Siz "Üniversite kurulurken hiçbir hazırlık yapmadı." diyorsunuz.  O hazırlık zihinsel hazırlıktır ve olan budur.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  YAŞAR AGYÜZ (Gaziantep) - Olur mu öyle şey be! O, devlet olanaklarıyla olan üniversitede  olur, özelde olur mu öyle şey? Arsa yok, teknik altyapı yok, sosyal altyapı yok, üniversite  kuruyorsunuz...  BAŞKAN - Sayın Güçlü... Sayın Güçlü, konuşmanızı tamamlayınız lütfen.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Gelip burada da parmak kaldırıyorsunuz.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Sayın Anadol, sözlerimin doğruluğuna sizi şahit gösteriyorum.  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Gelip burada da parmak kaldırıyorsunuz.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Arkadaşlarınızı da uyarmanızı istirham ediyorum. Ben  düşüncelerimi söylüyorum.  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - Kimi uyaracak? Ne demek?  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Konuşman aydınlatıcı mı yani? Doğruları söylemiyorsun ki.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  Sayın Güçlü, cevap vermeyin, konuşmanızı tamamlayın.  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - Hayır, olur mu, durup dururken bir şey çıkartıyorsunuz. Bu  kadar basit mi?  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Hayır efendim, hiçbir şey söylemedim.  BAŞKAN - Efendim, şimdi biraz sonra, bakınız, Sayın Oyan konuşacak, grup adına cevap  verebilir.  Buyurun.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - İyi, arsası olmasın, kaynağı olmasın, kâğıt üzerinde kurun...  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - İki tane üniversiteye ihtiyacınız mı var? On beş dakika ara, bir  saat içerisinde adam toplayıp öyle kuruyorsunuz. Hiç yakışacak bir şey mi? Bu mu çoğunluk  anlayışınız?  BAŞKAN - Arkadaşlar... Sayın milletvekilleri...  Sayın Güçlü, tamamladınız mı efendim konuşmanızı?  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Tamam efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Teşekkür ettim efendim.  BAŞKAN - Arkadaşlar, konuşan arkadaşlarımız üniversitede akademisyen olan, profesörlük  yapmış, bölüm başkanlığı vesaire diğer görevlerde bulunmuş olan arkadaşlar. Şimdi diğer  arkadaşlarımız onlara cevap vereceklerdir. Biz onları bir dinleyelim bakalım.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili Sayın Ahmet Duran Bulut.  Sayın Bulut, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın  Başkanım.  Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  "Vakıf üniversiteleri" adı altında kurulan yeni üniversitelerin ülkemize hayırlı olmasını  diliyorum.  Tabii, üniversitelerin ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, ülkenin gelişmişliği, bölgesel  sorunları, bunlar göz önüne alınarak ihtiyaca göre planlanması gerekirken, çoğu yerde, çoğu zaman  siyasi amaçla da bu yönlendirmeler yapılıyor.  Tabii, bir üniversite ve üniversitenin kalitesi, o ülkenin gelişmişliğinin bir göstergesidir. Bundan  önceki konuşmalarımda da ifade ettiğim gibi, Türkiye'de bununla herhalde 146'ncı üniversitemiz  oluyor. Dünyada ilk 500'ün içerisinde 1 tane üniversitemizin olmayışı üzücüdür tabii ki.  Yine, demin Sayın Bakana sordum, Türkiye Avrupa Birliğine girmek adına olağanüstü...  Bilhassa AKP Grubu heveskâr, kendi işlerine gelen birçok konuda gösterge olarak Avrupa Birliği  normlarını gösterirlerken, Avrupa ülkelerinin eğitime ayırdıkları genel bütçedeki pay ile  Türkiye'dekini kıyaslar isek Türkiye'dekinin ne kadar düşük olduğunu görürüz.  Sayın Bakan -Millî Eğitim Bakanlığının başında kim olursa olsun- kaynakları dar olduğu için,  az olduğu için, haliyle, Bakanlığın işlerini, ticari bir mantıkla bakarak, ucuza öğretmen temin etmek,  ucuza bina temin etmek bakışı ile götürmeye çalışacaktır.  - 5 9 1 -
Sayfa 76 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Hayır efendim, hiçbir şey söylemedim.  BAŞKAN - Efendim, şimdi biraz sonra, bakınız, Sayın Oyan konuşacak, grup adına cevap  verebilir.  Buyurun.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - İyi, arsası olmasın, kaynağı olmasın, kâğıt üzerinde kurun...  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - İki tane üniversiteye ihtiyacınız mı var? On beş dakika ara, bir  saat içerisinde adam toplayıp öyle kuruyorsunuz. Hiç yakışacak bir şey mi? Bu mu çoğunluk  anlayışınız?  BAŞKAN - Arkadaşlar... Sayın milletvekilleri...  Sayın Güçlü, tamamladınız mı efendim konuşmanızı?  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Tamam efendim.  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.  SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) - Teşekkür ettim efendim.  BAŞKAN - Arkadaşlar, konuşan arkadaşlarımız üniversitede akademisyen olan, profesörlük  yapmış, bölüm başkanlığı vesaire diğer görevlerde bulunmuş olan arkadaşlar. Şimdi diğer  arkadaşlarımız onlara cevap vereceklerdir. Biz onları bir dinleyelim bakalım.  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili Sayın Ahmet Duran Bulut.  Sayın Bulut, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)  MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın  Başkanım.  Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  "Vakıf üniversiteleri" adı altında kurulan yeni üniversitelerin ülkemize hayırlı olmasını  diliyorum.  Tabii, üniversitelerin ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, ülkenin gelişmişliği, bölgesel  sorunları, bunlar göz önüne alınarak ihtiyaca göre planlanması gerekirken, çoğu yerde, çoğu zaman  siyasi amaçla da bu yönlendirmeler yapılıyor.  Tabii, bir üniversite ve üniversitenin kalitesi, o ülkenin gelişmişliğinin bir göstergesidir. Bundan  önceki konuşmalarımda da ifade ettiğim gibi, Türkiye'de bununla herhalde 146'ncı üniversitemiz  oluyor. Dünyada ilk 500'ün içerisinde 1 tane üniversitemizin olmayışı üzücüdür tabii ki.  Yine, demin Sayın Bakana sordum, Türkiye Avrupa Birliğine girmek adına olağanüstü...  Bilhassa AKP Grubu heveskâr, kendi işlerine gelen birçok konuda gösterge olarak Avrupa Birliği  normlarını gösterirlerken, Avrupa ülkelerinin eğitime ayırdıkları genel bütçedeki pay ile  Türkiye'dekini kıyaslar isek Türkiye'dekinin ne kadar düşük olduğunu görürüz.  Sayın Bakan -Millî Eğitim Bakanlığının başında kim olursa olsun- kaynakları dar olduğu için,  az olduğu için, haliyle, Bakanlığın işlerini, ticari bir mantıkla bakarak, ucuza öğretmen temin etmek,  ucuza bina temin etmek bakışı ile götürmeye çalışacaktır.  - 5 9 1 - TBMM B: 86 14.4. 2010 O: 3  Aslolan şudur ki, bir ülkede eğitimin yüksekliği, eğitime yapdan yatırım, en önemli, gelecek  adına en ciddi, en faydalı yatırımlardan birisidir. Öğretmenlere gösterilen ilgi, onların toplum  içerisindeki saygınlıkları, ekonomik sıkıntılardan kurtuluşları, kendilerini yenileme, geliştirme,  ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri, bunlar, Millî Eğitim Bakanlığının buna yeterli bir bütçeye sahip  olmasıyla mümkün olacak olan konular.  Tabii, Bakanlığın ihtiyaçları konusunda -dün de konuşuldu- birçok talepler dile getirildi. Öğ­ retmen ihtiyacı konusunda işte, yanlış yapılanma ve planlamadan kaynaklanan, bugün 300 binin  üzerindeki öğretmen fazlalığımıza bir türlü çözüm bulamıyoruz. Sayın Bakan, geçici öğretmenleri,  sözleşmeli öğretmenleri kadrolu yapacağını söylemesine rağmen, Hükümet kendilerine bu kaynağı  sunamadığı için verdiği sözü de tutamadı. Haliyle, almış oldukları mevcut öğretmenlerin ihtiyacı  karşılayamadığı hepimizin malumu.  Önümüzdeki dönem içerisinde Türkiye ve Hükümet şunu bilmelidir ki, yetişmiş, üniversiteyi  bitirmiş bu insan gücünü sokaklara salmaktan kurtarmak, mutlaka bunun istihdamına dönük planlar,  projeler geliştirmek zorundayız. Bugün sizsiniz, yarın biziz ama bunu mutlaka yapmak zorundayız.  Bu insanlar teşkilatlanmışlar, örgütlenmişler, kendi adlarına İnternet siteleri kurmuşlar, hep  "öğretmen olacağız" diye kendilerini hazırlamışlar, okullarını bitirmişler; aile onu bekliyor,  nişanlanmış evlenecek, kız bunu bekliyor ama bu insanlar bir türlü kendi ekmeklerini elde edecek  böyle bir imkâna sahip değiller.  Bu bakımdan, öğretmen atamaları konusunda mutlaka bu sorunun çözülmesi gerektiği gibi,  öğretmenin verimliliğinin artırılması konusunda da Türkiye'de dersliklerdeki öğrenci sayılarının  normal seviyeye düşürülmesi, Türkiye'de öğretmenlerin periyodik eğitimlere tabi tutulması,  Türkiye'de öğretmenlerin kendilerine yakışır "hak" gibi bir kutsal kavramı karşı tarafa anlatabilmesi  için kendisinin haksızlığa uğramamış olması gerekmektedir ama bir türlü şu Öğretmen Atama ve  Yer Değiştirme Yönetmeliği, öğretmenin moralini yükseltecek, hak ve hukuka riayet edebilecek,  terfi, yükselme, atama konularındaki -bir sürü- bugüne kadar çıkmış olan yönetmelikler geri dönmüş  vaziyette. Bu da teşkilatta büyük sıkıntı vermektedir. Türkiye'de değil belki dünyada çalışanlarıyla  en yüksek seviyede mahkemelik olmuş, davalık olmuş bir bakanlık Millî Eğitim Bakanlığı. Bu,  bugünün sorunu değil, hep böyle olmuş, ama AKP bu sekiz yıla varan iktidarı döneminde, geçmiş  yıllan aratmayacak derecede çok ciddi bir şekilde partizanca kadrolaşma yapmıştır. Bunda hak hukuk  tanımamıştır. Bir öğretmeni almış daire başkanı yapmıştır. Bir öğretmeni almış millî eğitim müdürü  yapmıştır. Kanuna, mevzuata uymuyorsa vekâleten vermiştir. Ankara Balâ'ya uymuyorsa bir başka  ilçeye vermiştir, geçici görevle oraya görevlendirilmiştir.  Böylesine usulsüzlüğün, karmaşanın hâkim olduğu bir bakanlığın, Türk çocuklanna, önündeki  insanlara bilimi, adaleti, hoşgörüyü, sevgiyi, ülkeyi anlatması nasıl mümkündür değerli  milletvekilleri? Eğer bugün insanlarımız birbirini sevmiyorsa, ülkenin birlik ve beraberliği tartışılır  noktaya geliyorsa, eğer ülkemizin kaynaklarını tanımıyor, göz göre göre heba olmasına sebep  oluyorsak, her şeye politik gözlükle bakıyorsak, bu, yanlış ve eksik yetişmeden kaynaklanmaktadır.  Bakın, bir olayı anlatacağım sizlere değerli milletvekilleri. Üç tarafı denizlerle çevrili olan bir  ülkede yaşıyoruz. 7.333 kilometre sahil şeridiyle dünyada ön sıralardayız. Denizi tanımayan bir  milletiz. Denizler bizim zenginliğimiz, karaların artık kaynakları tükeniyor. Dünya denizlere  yönelirken denizleri tanımayan bir milletiz. Denizden korktuğumuz için denize yatırım da  yapamıyoruz. Yunanlılara mal taşıta taşıta onlan armatör yaptık, biz bu "zengin sahillerin fakir  sahipleri" kaderini yıllardan beri yaşamaya devam ediyoruz.  - 5 9 2 -
Sayfa 77 -
TBMM B: 86 14.4. 2010 O: 3  Aslolan şudur ki, bir ülkede eğitimin yüksekliği, eğitime yapdan yatırım, en önemli, gelecek  adına en ciddi, en faydalı yatırımlardan birisidir. Öğretmenlere gösterilen ilgi, onların toplum  içerisindeki saygınlıkları, ekonomik sıkıntılardan kurtuluşları, kendilerini yenileme, geliştirme,  ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri, bunlar, Millî Eğitim Bakanlığının buna yeterli bir bütçeye sahip  olmasıyla mümkün olacak olan konular.  Tabii, Bakanlığın ihtiyaçları konusunda -dün de konuşuldu- birçok talepler dile getirildi. Öğ­ retmen ihtiyacı konusunda işte, yanlış yapılanma ve planlamadan kaynaklanan, bugün 300 binin  üzerindeki öğretmen fazlalığımıza bir türlü çözüm bulamıyoruz. Sayın Bakan, geçici öğretmenleri,  sözleşmeli öğretmenleri kadrolu yapacağını söylemesine rağmen, Hükümet kendilerine bu kaynağı  sunamadığı için verdiği sözü de tutamadı. Haliyle, almış oldukları mevcut öğretmenlerin ihtiyacı  karşılayamadığı hepimizin malumu.  Önümüzdeki dönem içerisinde Türkiye ve Hükümet şunu bilmelidir ki, yetişmiş, üniversiteyi  bitirmiş bu insan gücünü sokaklara salmaktan kurtarmak, mutlaka bunun istihdamına dönük planlar,  projeler geliştirmek zorundayız. Bugün sizsiniz, yarın biziz ama bunu mutlaka yapmak zorundayız.  Bu insanlar teşkilatlanmışlar, örgütlenmişler, kendi adlarına İnternet siteleri kurmuşlar, hep  "öğretmen olacağız" diye kendilerini hazırlamışlar, okullarını bitirmişler; aile onu bekliyor,  nişanlanmış evlenecek, kız bunu bekliyor ama bu insanlar bir türlü kendi ekmeklerini elde edecek  böyle bir imkâna sahip değiller.  Bu bakımdan, öğretmen atamaları konusunda mutlaka bu sorunun çözülmesi gerektiği gibi,  öğretmenin verimliliğinin artırılması konusunda da Türkiye'de dersliklerdeki öğrenci sayılarının  normal seviyeye düşürülmesi, Türkiye'de öğretmenlerin periyodik eğitimlere tabi tutulması,  Türkiye'de öğretmenlerin kendilerine yakışır "hak" gibi bir kutsal kavramı karşı tarafa anlatabilmesi  için kendisinin haksızlığa uğramamış olması gerekmektedir ama bir türlü şu Öğretmen Atama ve  Yer Değiştirme Yönetmeliği, öğretmenin moralini yükseltecek, hak ve hukuka riayet edebilecek,  terfi, yükselme, atama konularındaki -bir sürü- bugüne kadar çıkmış olan yönetmelikler geri dönmüş  vaziyette. Bu da teşkilatta büyük sıkıntı vermektedir. Türkiye'de değil belki dünyada çalışanlarıyla  en yüksek seviyede mahkemelik olmuş, davalık olmuş bir bakanlık Millî Eğitim Bakanlığı. Bu,  bugünün sorunu değil, hep böyle olmuş, ama AKP bu sekiz yıla varan iktidarı döneminde, geçmiş  yıllan aratmayacak derecede çok ciddi bir şekilde partizanca kadrolaşma yapmıştır. Bunda hak hukuk  tanımamıştır. Bir öğretmeni almış daire başkanı yapmıştır. Bir öğretmeni almış millî eğitim müdürü  yapmıştır. Kanuna, mevzuata uymuyorsa vekâleten vermiştir. Ankara Balâ'ya uymuyorsa bir başka  ilçeye vermiştir, geçici görevle oraya görevlendirilmiştir.  Böylesine usulsüzlüğün, karmaşanın hâkim olduğu bir bakanlığın, Türk çocuklanna, önündeki  insanlara bilimi, adaleti, hoşgörüyü, sevgiyi, ülkeyi anlatması nasıl mümkündür değerli  milletvekilleri? Eğer bugün insanlarımız birbirini sevmiyorsa, ülkenin birlik ve beraberliği tartışılır  noktaya geliyorsa, eğer ülkemizin kaynaklarını tanımıyor, göz göre göre heba olmasına sebep  oluyorsak, her şeye politik gözlükle bakıyorsak, bu, yanlış ve eksik yetişmeden kaynaklanmaktadır.  Bakın, bir olayı anlatacağım sizlere değerli milletvekilleri. Üç tarafı denizlerle çevrili olan bir  ülkede yaşıyoruz. 7.333 kilometre sahil şeridiyle dünyada ön sıralardayız. Denizi tanımayan bir  milletiz. Denizler bizim zenginliğimiz, karaların artık kaynakları tükeniyor. Dünya denizlere  yönelirken denizleri tanımayan bir milletiz. Denizden korktuğumuz için denize yatırım da  yapamıyoruz. Yunanlılara mal taşıta taşıta onlan armatör yaptık, biz bu "zengin sahillerin fakir  sahipleri" kaderini yıllardan beri yaşamaya devam ediyoruz.  - 5 9 2 - TBMM B:86 14 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 9 3 - Bakın, balıkçılık konusunda 15 Nisanda balık tutma yasağı başlar. Üniversitelerden, çeşitli  kuruluşlardan insanlar toplanır bir kurul oluşturulur; balık havyar dökmeye başladığında, yani yavrulama  döneminde balık tutulmaz. Neden? Çünkü bir balığın canlı tutulmasıyla milyonlarca yeni yavru ürer.  Dün akşam Balıkesir'in Erdek ilçesinin Çakıl köyünden Halil isimli, Selahattin isimli balıkçı  beni arıyor, diyor ki: "Sayın Vekilim, bugün 5 bin kasa balık tuttuk, 100 ton. Seneye bu balığı  tutamayacağız biz. Her açtığımız balığın içinde bir avuç havyar var." Torik, tombik, küçük çapta  balıklar da içerisine dâhil olmak üzere balıkların şu an yumurtlama zamanı. Geçen sene 1 Mayısa  uzattılar bu yasak süresini, on beş gün, en havyarlı döneminde taradılar.  Değerli milletvekilleri, bu sene üzerine düştüğüm hâlde, takip ettiğim hâlde... Yüzlerce balıkçı  beni arıyor "Ekmek teknemiz bu bizim. Bu balık, denizler kurutulursa seneye biz ne yiyeceğiz?  Karadeniz bitti, Marmara bitti, bir Ege kaldı." diyor.  Egeli ve Marmaralı balıkçılar bu konuda yasağın bu dönemde başlamasını istedikleri hâlde,  Karadenizli balıkçılar sizin Hükümetinize, Hükûmetinizdeki Karadenizli bakanlar ilgili Tarım  Bakanlığının Müsteşarına baskı yaparak ne yaptılar biliyor musunuz? 15 Nisan ile 15 Hazirana kadar,  balığın içinin havyar dolu olduğu dönemde gırgır teknelerini serbest bıraktılar, 15 Temmuz ile  15 Eylül döneminde trol teknelerini serbest bıraktılar. Bu ne olacak biliyor musunuz? Dün akşam  100 ton balık yakalayan Erdek-Çakıl köyündeki balıkçı seneye 5 ton balık yakalayacak demektir.  Giderek denizlerimiz öldürülüyor, giderek bu zenginliklerimiz yok ediliyor. Bu kaynakların yok  edilmemesi için işte eğitime dikkat etmemiz gerekiyor. Eğitime düzgün insanlar yetiştireceğiz ki, iyi  kaynaklar ayıracağız ki, insanlar bu tehlikeleri görsünler, sırf çıkarları için denizleri katletmesinler,  sırf siyasi menfaatleri için, üç tane balıkçı babasının talebini yerine getirmek için binlerce balıkçının  seneye aç kalmasına göz yummasınlar. İyi eğitilsin ki, siyaset de adam gibi yapılsın, balıkçılık da  ticaret de. Ama bütün bunların hepsinin temeli eğitimdir, düzgün öğretmen yetiştirmek, o  öğretmenlere toplumda saygın bir yer vermektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bulut, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun.  AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Öğretmenleri mahvetti bu Hükümet değerli  milletvekilleri, öğretmenler odasını birbirine soktu; öğretmen, kadrolu öğretmen, vekil öğretmen,  sözleşmeli öğretmen; gururlanyla oynuyor bunların. Aldıkları paralar ayrı, ders saatleri farklı, özlük  haklan değişik, atamalarındaki usuller farklı. Bunu düzeltmesi lazım. Sayın Bakan, olmuyor bu.  Buna mutlaka el koyun. Bu işin partiyle pırtıyla alakası yok, eğitimle oynamayın. Tüccar zihniyetiyle  eğitim yönetilmez.  Bu bakımdan, olaya bilimsel bakılmasını, ülkenin gerçekleri doğrultusunda değerlendirilmesini  ve bize Allah'ın bir emaneti olarak teslim edilen çocuklarımızın ülke sevgisiyle, millet sevgisiyle  donatılarak, ülkemiz üzerinde oynanan oyunları, döndürülen dümenleri anlayacak o perspektifin  kazandırılması için uyanık öğretmenlere ihtiyaç var diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan. (CHP sıralarından  alkışlar)
Sayfa 78 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2010 0 : 3  - 5 9 3 - Bakın, balıkçılık konusunda 15 Nisanda balık tutma yasağı başlar. Üniversitelerden, çeşitli  kuruluşlardan insanlar toplanır bir kurul oluşturulur; balık havyar dökmeye başladığında, yani yavrulama  döneminde balık tutulmaz. Neden? Çünkü bir balığın canlı tutulmasıyla milyonlarca yeni yavru ürer.  Dün akşam Balıkesir'in Erdek ilçesinin Çakıl köyünden Halil isimli, Selahattin isimli balıkçı  beni arıyor, diyor ki: "Sayın Vekilim, bugün 5 bin kasa balık tuttuk, 100 ton. Seneye bu balığı  tutamayacağız biz. Her açtığımız balığın içinde bir avuç havyar var." Torik, tombik, küçük çapta  balıklar da içerisine dâhil olmak üzere balıkların şu an yumurtlama zamanı. Geçen sene 1 Mayısa  uzattılar bu yasak süresini, on beş gün, en havyarlı döneminde taradılar.  Değerli milletvekilleri, bu sene üzerine düştüğüm hâlde, takip ettiğim hâlde... Yüzlerce balıkçı  beni arıyor "Ekmek teknemiz bu bizim. Bu balık, denizler kurutulursa seneye biz ne yiyeceğiz?  Karadeniz bitti, Marmara bitti, bir Ege kaldı." diyor.  Egeli ve Marmaralı balıkçılar bu konuda yasağın bu dönemde başlamasını istedikleri hâlde,  Karadenizli balıkçılar sizin Hükümetinize, Hükûmetinizdeki Karadenizli bakanlar ilgili Tarım  Bakanlığının Müsteşarına baskı yaparak ne yaptılar biliyor musunuz? 15 Nisan ile 15 Hazirana kadar,  balığın içinin havyar dolu olduğu dönemde gırgır teknelerini serbest bıraktılar, 15 Temmuz ile  15 Eylül döneminde trol teknelerini serbest bıraktılar. Bu ne olacak biliyor musunuz? Dün akşam  100 ton balık yakalayan Erdek-Çakıl köyündeki balıkçı seneye 5 ton balık yakalayacak demektir.  Giderek denizlerimiz öldürülüyor, giderek bu zenginliklerimiz yok ediliyor. Bu kaynakların yok  edilmemesi için işte eğitime dikkat etmemiz gerekiyor. Eğitime düzgün insanlar yetiştireceğiz ki, iyi  kaynaklar ayıracağız ki, insanlar bu tehlikeleri görsünler, sırf çıkarları için denizleri katletmesinler,  sırf siyasi menfaatleri için, üç tane balıkçı babasının talebini yerine getirmek için binlerce balıkçının  seneye aç kalmasına göz yummasınlar. İyi eğitilsin ki, siyaset de adam gibi yapılsın, balıkçılık da  ticaret de. Ama bütün bunların hepsinin temeli eğitimdir, düzgün öğretmen yetiştirmek, o  öğretmenlere toplumda saygın bir yer vermektir.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Bulut, konuşmanızı tamamlayınız.  Buyurun.  AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Öğretmenleri mahvetti bu Hükümet değerli  milletvekilleri, öğretmenler odasını birbirine soktu; öğretmen, kadrolu öğretmen, vekil öğretmen,  sözleşmeli öğretmen; gururlanyla oynuyor bunların. Aldıkları paralar ayrı, ders saatleri farklı, özlük  haklan değişik, atamalarındaki usuller farklı. Bunu düzeltmesi lazım. Sayın Bakan, olmuyor bu.  Buna mutlaka el koyun. Bu işin partiyle pırtıyla alakası yok, eğitimle oynamayın. Tüccar zihniyetiyle  eğitim yönetilmez.  Bu bakımdan, olaya bilimsel bakılmasını, ülkenin gerçekleri doğrultusunda değerlendirilmesini  ve bize Allah'ın bir emaneti olarak teslim edilen çocuklarımızın ülke sevgisiyle, millet sevgisiyle  donatılarak, ülkemiz üzerinde oynanan oyunları, döndürülen dümenleri anlayacak o perspektifin  kazandırılması için uyanık öğretmenlere ihtiyaç var diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.  (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan. (CHP sıralarından  alkışlar)  TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 4 - CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; efendim  şimdi, bir kere, yöntem olarak alışılmışın dışında bir uygulamayla karşı karşıyayız. Dört vakıf  üniversitesi kurulması üzerine önümüze bir tasarı geldi, şimdi beşinciyi yavruladı, birazdan yeni bir  önergeyle herhalde altıncıyı yavrulayacak. Böyle bir usul olabilir mi? Yani bir meclis, önüne gelen  dört tane üniversite kurulmasıyla meşgul iken, kendi gündeminde olmayan yeni iki üniversite  kurulmasıyla, Genel Kurul, acaba bu kadar kısa zamanda, beşer onar dakikalık konuşmalarla nasıl  bilgilenecek, nasıl doğru karar verecek? Bir kere, bunu kınıyorum, grubum adına kınıyorum.  İkinci söyleyeceğim şey şu: Vakıf üniversitesi olayını bu kadar amacından saptıran bir düzenleme  olamaz. Osmanlıda vakıflar iki türlüydü: 1) Hayri vakıflar, 2) Evlatlık vakıflar. Hayrî vakıflar ki,  mazbut vakıflar olarak bugün Fatih Üniversitesinin burada kurulmasıyla ilgili bir şeyi var. Bu evlatlık  vakıflar aslında miri araziden yani devlet malından kaçırmak için kurulmuşlardı. Evlatlık, yani  "Malıma mülküme müsadere gelmesin, el koymasın devlet." diye yürürdü. En çok yürüyen kanal da  oydu. Şimdi, bir icat yaptınız, bu, Osmanlıdan gelen, ta 16'ncı yüzyıldan bile gelen o hayrî nitelikte  olan vakıfları da paralı eğitimin aracı hâline getiriyorsunuz. İnanılmaz bir şey. Yani siz kamu niteliği  ağır basan kurumlan ve bize atalarımızdan gelmiş kurumları öğrencilere ücretli eğitim vermek üzere  bugün karşımıza getiriyorsunuz. Bir tanesi zaten vardı, şimdi iki tane daha yavruluyor. Bu inanılmaz  bir şey değerli arkadaşlarım. Bu, hem vakıf sistemine olan bir saygı eksikliğidir hem Meclise karşı.  Böyle bir şey olamaz. Yani şimdi karşımızda artık özel sermaye birikimi yapmış şahısların kurduğu  sözde hayır amaçlı, eğitim hayrına amaçlı vakıflar değil, bu defa artık bu kamusal kaynakların...  Üstelik Vakıflar Genel Müdürlüğü iki tane üniversiteye, birazdan kurulacakla, girmiş olacak. Böyle  bir üniversite kurma mantığıyla Türkiye'nin gideceği yer Orta Çağdır. Geriyedir yani ileriye değildir.  Orta Çağdır, medrese eğitimidir. Buradan üniversite çıkmaz değerli arkadaşlarım. Buradan dünya  çapında üniversite çıkmaz, buradan çağdaşlaşma çıkmaz.  Şimdi, İlim Yayma Cemiyeti, İlim Yayma Vakfına üniversite kurduruyorsunuz, Sabahattin Zaim  Hoca'nın adını vererek.  Değerli arkadaşlarım, böyle bir üniversite acaba neye hizmet edecek? Bunu burada tartışmak  zorundayız. İlim Yayma Cemiyeti ya da Vakfı üzerinden hangi ilme, hangi bilime hizmet edecek?  Bakınız, değerli arkadaşlarım, Türkiye'de bugünkü sorun, bütünü üzerinde konuşmamda  söylediğim mesele, nicelik mi nitelik mi meselesi hâlâ yerinde duruyor. Ama bir başka şey daha var.  Vakıf üniversitelerinde iki tane yol var, bugün gördüğümüz: Bir, ticarileşme; iki, cemaatleşme.  Bu üniversiteler niye İstanbul'da daha çok kurulurlar? Bunların ikisi orada buluştuğu için, hem  ticaret hem cemaat, hem tarikat hem ticaret. Ne güzel, değil mi? İstanbul bunun için seçiliyor.  AHMET YENİ (Samsun) - Samsun'da kuruluyor, Samsun'da.  OĞUZ OYAN (Devamla) - Bakın, kurulanlarla birlikte 51 vakıf üniversitesinden 30 tanesi yani  yüzde 60'ı İstanbul'da. Cemaatler arası rekabet kenti İstanbul, değil mi? Cemaatler arası büyük  rekabet var, İstanbul merkezli olarak.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - İstanbul'da daha çok kişi yaşıyor.  OĞUZ OYAN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, İstanbul, Türkiye nüfusunun yüzde 17'si ama  vakıf üniversitelerinin yüzde 60' ı . . . Ne kadar iyi, değil mi? Ve bu ticari amaç ne kadar yerine geliyor,  bunların kaçı kapanacak yakında, ayrı mesele. YÖK Başkanı bile "Bir kısmı kapanacak." diye  açıklamasında yer vermiş. Yani bu üniversitelerin çoğu kontenjanlarını dolduramazlar. Neden?  Yüksek ücret, düşük nitelik, yani ücretler yukan, nitelik aşağı.
Sayfa 79 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 4 - CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; efendim  şimdi, bir kere, yöntem olarak alışılmışın dışında bir uygulamayla karşı karşıyayız. Dört vakıf  üniversitesi kurulması üzerine önümüze bir tasarı geldi, şimdi beşinciyi yavruladı, birazdan yeni bir  önergeyle herhalde altıncıyı yavrulayacak. Böyle bir usul olabilir mi? Yani bir meclis, önüne gelen  dört tane üniversite kurulmasıyla meşgul iken, kendi gündeminde olmayan yeni iki üniversite  kurulmasıyla, Genel Kurul, acaba bu kadar kısa zamanda, beşer onar dakikalık konuşmalarla nasıl  bilgilenecek, nasıl doğru karar verecek? Bir kere, bunu kınıyorum, grubum adına kınıyorum.  İkinci söyleyeceğim şey şu: Vakıf üniversitesi olayını bu kadar amacından saptıran bir düzenleme  olamaz. Osmanlıda vakıflar iki türlüydü: 1) Hayri vakıflar, 2) Evlatlık vakıflar. Hayrî vakıflar ki,  mazbut vakıflar olarak bugün Fatih Üniversitesinin burada kurulmasıyla ilgili bir şeyi var. Bu evlatlık  vakıflar aslında miri araziden yani devlet malından kaçırmak için kurulmuşlardı. Evlatlık, yani  "Malıma mülküme müsadere gelmesin, el koymasın devlet." diye yürürdü. En çok yürüyen kanal da  oydu. Şimdi, bir icat yaptınız, bu, Osmanlıdan gelen, ta 16'ncı yüzyıldan bile gelen o hayrî nitelikte  olan vakıfları da paralı eğitimin aracı hâline getiriyorsunuz. İnanılmaz bir şey. Yani siz kamu niteliği  ağır basan kurumlan ve bize atalarımızdan gelmiş kurumları öğrencilere ücretli eğitim vermek üzere  bugün karşımıza getiriyorsunuz. Bir tanesi zaten vardı, şimdi iki tane daha yavruluyor. Bu inanılmaz  bir şey değerli arkadaşlarım. Bu, hem vakıf sistemine olan bir saygı eksikliğidir hem Meclise karşı.  Böyle bir şey olamaz. Yani şimdi karşımızda artık özel sermaye birikimi yapmış şahısların kurduğu  sözde hayır amaçlı, eğitim hayrına amaçlı vakıflar değil, bu defa artık bu kamusal kaynakların...  Üstelik Vakıflar Genel Müdürlüğü iki tane üniversiteye, birazdan kurulacakla, girmiş olacak. Böyle  bir üniversite kurma mantığıyla Türkiye'nin gideceği yer Orta Çağdır. Geriyedir yani ileriye değildir.  Orta Çağdır, medrese eğitimidir. Buradan üniversite çıkmaz değerli arkadaşlarım. Buradan dünya  çapında üniversite çıkmaz, buradan çağdaşlaşma çıkmaz.  Şimdi, İlim Yayma Cemiyeti, İlim Yayma Vakfına üniversite kurduruyorsunuz, Sabahattin Zaim  Hoca'nın adını vererek.  Değerli arkadaşlarım, böyle bir üniversite acaba neye hizmet edecek? Bunu burada tartışmak  zorundayız. İlim Yayma Cemiyeti ya da Vakfı üzerinden hangi ilme, hangi bilime hizmet edecek?  Bakınız, değerli arkadaşlarım, Türkiye'de bugünkü sorun, bütünü üzerinde konuşmamda  söylediğim mesele, nicelik mi nitelik mi meselesi hâlâ yerinde duruyor. Ama bir başka şey daha var.  Vakıf üniversitelerinde iki tane yol var, bugün gördüğümüz: Bir, ticarileşme; iki, cemaatleşme.  Bu üniversiteler niye İstanbul'da daha çok kurulurlar? Bunların ikisi orada buluştuğu için, hem  ticaret hem cemaat, hem tarikat hem ticaret. Ne güzel, değil mi? İstanbul bunun için seçiliyor.  AHMET YENİ (Samsun) - Samsun'da kuruluyor, Samsun'da.  OĞUZ OYAN (Devamla) - Bakın, kurulanlarla birlikte 51 vakıf üniversitesinden 30 tanesi yani  yüzde 60'ı İstanbul'da. Cemaatler arası rekabet kenti İstanbul, değil mi? Cemaatler arası büyük  rekabet var, İstanbul merkezli olarak.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - İstanbul'da daha çok kişi yaşıyor.  OĞUZ OYAN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, İstanbul, Türkiye nüfusunun yüzde 17'si ama  vakıf üniversitelerinin yüzde 60' ı . . . Ne kadar iyi, değil mi? Ve bu ticari amaç ne kadar yerine geliyor,  bunların kaçı kapanacak yakında, ayrı mesele. YÖK Başkanı bile "Bir kısmı kapanacak." diye  açıklamasında yer vermiş. Yani bu üniversitelerin çoğu kontenjanlarını dolduramazlar. Neden?  Yüksek ücret, düşük nitelik, yani ücretler yukan, nitelik aşağı.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 3  Bu vakıf üniversitelerinden gerçekten üniversite adına layık olanlar herhalde bir elin parmakları  kadar. Bu biraz yazık değil mi? Bu Türkiye'nin kaynaklarına, insan kaynaklarına yazık değil mi? Bu  ülkenin, tabii, insan kaynaklarına yazık olan başka şeyler de var. Başbakan "Üniversite mezunlarına  biz iş bulmak zorunda değiliz." diyor. Bir başbakanın söyleyeceği en son laftır, en son laftır. Bunu,  silah zoruyla bile bir başbakan söylememelidir. Niye, biliyor musunuz? Çünkü bir ülkede, eğer  eğitimlilerin iş bulması üzerine bir plan, bir program yapılmamışsa, eğitim planlaması yoksa,  insanların iş bulabileceği alanlarda eğitimi planlamamışsanız, ondan sonra, yüksek eğitimli gençlerin  üçte 1 'i, yüzde 30'dan fazlası, Türkiye'deki işsizliğin 2-3 katı işsizken buna duyarsız kalmak, "Bana  ne!" demek, bir siyasetçinin sorumsuzluk ilanıdır ve böyle bir sorumsuzluğun da Türkiye'de bugün  iktidarda olması bir talihsizliktir.  Değerli arkadaşlar, bakın, pazar günü gençler, dershanelere karşı ve sınava karşı gösteri  yapıyorlar, polis copu yiyorlar. Bu mu demokrasi? Hangi demokrasi anlayışı? Nerede, kim kaybetmiş  de bulduk? Böyle demokrasi mi olurmuş? Gençlerine değer vermeyen, okumuş, eğitilmiş gençlerini  önemsemeyen, bu potansiyeli ülkenin kalkınması amacıyla kullanamayan, dolayısıyla büyük bir  kaynak israfına yol açan ve daha da yeni üniversitelerle bunu körükleyen bir sistem, herhalde  Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu sistem değil.  Değerli arkadaşlar, bir kere -daha önce de söyledim, tekrar söyleyeyim- orta eğitimdeki gençliği  üçte 2 oranında mesleki eğitim içinde tutacaksınız ve o genç, mezun olduğu zaman hemen iş bulabilir  konumda olacak. Tabii, imam- hatiplerden bahsetmiyorum, imam- hatiplerin sayısı zaten ihtiyaçtan  fazla, ama mesleki eğitimden bahsediyorum; onun dışındaki, mesleki ve teknik eğitime vereceksiniz  ağırlığı. Dolayısıyla üniversite kapılarındaki çocukların sayısını azaltacaksınız, ama oraya klasik  liselerden gelenler de o yola girdikleri zaman belki sınava da gerek kalmaksızın... Çünkü, o zaman  zaten bu sayı 500 bine falan düşecek. Üniversitenin örgün veya diğer eğitim kapasitesi zaten bu  civardadır. Üniversiteye girmek için bir sınava bile gerek kalmadan yapabilirsiniz, yeter ki orta  eğitimdeki planlamayı, ama anlamlı bir şekilde planlamayı gündeminize alın; o yok. Siz ne  yapıyorsunuz? Biz, kontenjanları artırarak ya da yeni üniversiteler kurarak, ne yaparız? Yığılmayı  önleriz. Böyle bir yöntem yok.  Bakın, vakıf üniversitelerinin Türkiye'deki toplam öğrenci istihdamı, daha doğrusu bünyesindeki  toplam içindeki payı yüzde 9. Şu açtıklarınızla bu yüzde 9,5 olur, yüzde 10 bile olmaz. Yani, siz  buradan mı Türkiye'deki eğitimin önündeki, yüksek eğitimdeki yığılmayı önleyeceksiniz? Boş işle  uğraşıyorsunuz, nicelikle uğraşıyorsunuz.  Burada, değerli arkadaşım AKP adına geldi konuştu, hâlâ bize sayılardan bahsediyor; 76'ydı,  152'ye çıkarıyoruz, 146'ya çıkarıyoruz diye. Sayıları bırakın nitelikten bahsedin, kaliteden bahsedin.  Değerli arkadaşlarım, bu kalite bir ülkenin geleceğini gösterir. Üniversiteler ülkenin sadece  bugününü değil geleceğini de gösterir. Üniversiteler aydınlanmanın kaleleridirler. Üniversiteler kör  inançların merkezleri olamazlar. Din ve iman bir tarafa bilim bir tarafa. Eğer bir üniversite ortamında  siz din ve imanı, dini ve tarikatları öne çıkarırsanız, bilim dışarı çıkar.  Değerli arkadaşlarım, dinde mutlak gerçekler dünyası çalışır. Orada bir kelamın aksini iddia  edemezsiniz ama bilimde aksini iddia ederek ilerlersiniz. Bilimin karakteri mutlak değil görelidir.  Bilimsel doğrulara adım adım tedricen ulaşılır, aksini söyleyerek. Yanlışlanabilir bilgi ancak bilimdir,  yanlışlanamayan şey bilim değildir. Sizin burada kurduğunuz üniversiteler mutlak gerçekler  doğrultusunda çalışacak üniversite modelleri olarak karşımıza daha fazla çıkmaya başladı. Bu üzücü  bir durumdur. Bu üzücü duruma Meclisi alet etmeniz -hele böyle ilave birtakım önergelerle- gerçekten  büyük bir talihsizliktir. Umarım bundan dönersiniz.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  - 5 9 5 -
Sayfa 80 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 3  Bu vakıf üniversitelerinden gerçekten üniversite adına layık olanlar herhalde bir elin parmakları  kadar. Bu biraz yazık değil mi? Bu Türkiye'nin kaynaklarına, insan kaynaklarına yazık değil mi? Bu  ülkenin, tabii, insan kaynaklarına yazık olan başka şeyler de var. Başbakan "Üniversite mezunlarına  biz iş bulmak zorunda değiliz." diyor. Bir başbakanın söyleyeceği en son laftır, en son laftır. Bunu,  silah zoruyla bile bir başbakan söylememelidir. Niye, biliyor musunuz? Çünkü bir ülkede, eğer  eğitimlilerin iş bulması üzerine bir plan, bir program yapılmamışsa, eğitim planlaması yoksa,  insanların iş bulabileceği alanlarda eğitimi planlamamışsanız, ondan sonra, yüksek eğitimli gençlerin  üçte 1 'i, yüzde 30'dan fazlası, Türkiye'deki işsizliğin 2-3 katı işsizken buna duyarsız kalmak, "Bana  ne!" demek, bir siyasetçinin sorumsuzluk ilanıdır ve böyle bir sorumsuzluğun da Türkiye'de bugün  iktidarda olması bir talihsizliktir.  Değerli arkadaşlar, bakın, pazar günü gençler, dershanelere karşı ve sınava karşı gösteri  yapıyorlar, polis copu yiyorlar. Bu mu demokrasi? Hangi demokrasi anlayışı? Nerede, kim kaybetmiş  de bulduk? Böyle demokrasi mi olurmuş? Gençlerine değer vermeyen, okumuş, eğitilmiş gençlerini  önemsemeyen, bu potansiyeli ülkenin kalkınması amacıyla kullanamayan, dolayısıyla büyük bir  kaynak israfına yol açan ve daha da yeni üniversitelerle bunu körükleyen bir sistem, herhalde  Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu sistem değil.  Değerli arkadaşlar, bir kere -daha önce de söyledim, tekrar söyleyeyim- orta eğitimdeki gençliği  üçte 2 oranında mesleki eğitim içinde tutacaksınız ve o genç, mezun olduğu zaman hemen iş bulabilir  konumda olacak. Tabii, imam- hatiplerden bahsetmiyorum, imam- hatiplerin sayısı zaten ihtiyaçtan  fazla, ama mesleki eğitimden bahsediyorum; onun dışındaki, mesleki ve teknik eğitime vereceksiniz  ağırlığı. Dolayısıyla üniversite kapılarındaki çocukların sayısını azaltacaksınız, ama oraya klasik  liselerden gelenler de o yola girdikleri zaman belki sınava da gerek kalmaksızın... Çünkü, o zaman  zaten bu sayı 500 bine falan düşecek. Üniversitenin örgün veya diğer eğitim kapasitesi zaten bu  civardadır. Üniversiteye girmek için bir sınava bile gerek kalmadan yapabilirsiniz, yeter ki orta  eğitimdeki planlamayı, ama anlamlı bir şekilde planlamayı gündeminize alın; o yok. Siz ne  yapıyorsunuz? Biz, kontenjanları artırarak ya da yeni üniversiteler kurarak, ne yaparız? Yığılmayı  önleriz. Böyle bir yöntem yok.  Bakın, vakıf üniversitelerinin Türkiye'deki toplam öğrenci istihdamı, daha doğrusu bünyesindeki  toplam içindeki payı yüzde 9. Şu açtıklarınızla bu yüzde 9,5 olur, yüzde 10 bile olmaz. Yani, siz  buradan mı Türkiye'deki eğitimin önündeki, yüksek eğitimdeki yığılmayı önleyeceksiniz? Boş işle  uğraşıyorsunuz, nicelikle uğraşıyorsunuz.  Burada, değerli arkadaşım AKP adına geldi konuştu, hâlâ bize sayılardan bahsediyor; 76'ydı,  152'ye çıkarıyoruz, 146'ya çıkarıyoruz diye. Sayıları bırakın nitelikten bahsedin, kaliteden bahsedin.  Değerli arkadaşlarım, bu kalite bir ülkenin geleceğini gösterir. Üniversiteler ülkenin sadece  bugününü değil geleceğini de gösterir. Üniversiteler aydınlanmanın kaleleridirler. Üniversiteler kör  inançların merkezleri olamazlar. Din ve iman bir tarafa bilim bir tarafa. Eğer bir üniversite ortamında  siz din ve imanı, dini ve tarikatları öne çıkarırsanız, bilim dışarı çıkar.  Değerli arkadaşlarım, dinde mutlak gerçekler dünyası çalışır. Orada bir kelamın aksini iddia  edemezsiniz ama bilimde aksini iddia ederek ilerlersiniz. Bilimin karakteri mutlak değil görelidir.  Bilimsel doğrulara adım adım tedricen ulaşılır, aksini söyleyerek. Yanlışlanabilir bilgi ancak bilimdir,  yanlışlanamayan şey bilim değildir. Sizin burada kurduğunuz üniversiteler mutlak gerçekler  doğrultusunda çalışacak üniversite modelleri olarak karşımıza daha fazla çıkmaya başladı. Bu üzücü  bir durumdur. Bu üzücü duruma Meclisi alet etmeniz -hele böyle ilave birtakım önergelerle- gerçekten  büyük bir talihsizliktir. Umarım bundan dönersiniz.  Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)  - 5 9 5 - TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 6 - BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Muş Milletvekili Sayın Nuri Yaman, buyurun efendim.  (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 487  sıra sayılı Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Hakkında Kanun'un, Sabahattin Zaim Üniversitesinin  kurulması hakkındaki görüşlerimizi belirtmek üzere Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış  bulunuyorum. Bu nedenle hepinizi en içten duygulanmla selamlıyorum.  Aslında görüşülmekte olan bu üniversitelerin kurulmasıyla ilgili konularda çok şeylerden  bahsetmem gerektiğine inanıyorum. Öncelikle meslek yaşamımın yaklaşık yarı yılını kapsayan yirmi  yıllık süre içinde, üniversitelerin altyapısını oluşturan ilköğretim ve ortaöğretimde eğitimin kalitesinin  yükseltilmesi ve eğitim kurumlarının hem fiziki koşullarının ve hem de kaliteli eğitimin ülkemde daha  iyi geliştirilmesi konusunda hizmet veren bir mülki idare amiri olarak söylenecek çok sözlerim var.  Ancak, günün önemine değinmeden ve -Barış ve Demokrasi Partisinin- son süreçte yaşanan ve  Türkiye'deki bütün halklan -Kürtlerin, Türklerin ve diğer emik, kültürel ve dinsel kimliklerde bulunan  tüm insanları- yakından ilgilendiren güncel birtakım olaylara da değinmeden geçemeyeceğim. Bu  değineceğim olay, ne yazık ki, iki gün önce, benim de içinde bulunduğum ve Samsun'daki, kapatılan  Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Türk'le ilgili saldınyı kınamadan ve buradaki  güvenlik önlemlerindeki eksikliklere değinmeden, benim de meslektaşım olan sayın il valisinin ve  yol üzerindeki gerek Kavak ilçesinde gerekse Havza ilçesinde karşılaştığımız güvenlik zaafından  kaynaklanan olumsuz durumlara değinmeden geçmenin mümkün olmadığına inanıyorum.  Evet, ne yazıktır ki, bu konuda sürekli pompalanan ve bu güzel Anadolu toprağında yaşayan  insanlarımız arasında bu farkhlıklann zenginlik olarak kabul edilmesi gerekirken, son bir yıllık süre  içinde gerek Demokratik Toplum Partisinin kapatılmasından sonraki gelişmeler ve gerekse  Hükümetin, deyim yerindeyse, bu sorunun, otuz yıldır süregelen bu sorunun çözümündeki  beceriksizliği, yetersizliği ve bu konudaki eksikliklerinden kaynaklanan gergin ortam, ne yazık ki, iki  gün önce, güzel ilimiz Samsun'umuzda böyle olumsuz bir olayla sonuçlandı.  Ben, buradan, olayın içinde bulunan ve olayı yaşayan bir kişi olarak sayın Samsun halkının  tamamını bu oluşumun o çirkin yüzünün dışında tutuyorum ve bu olaydan sonra başta Samsun'un  milletvekilleri, Sayın Grup Başkan Vekili olmak üzere, bu konuyla ilgili diğer Samsun  milletvekillerinin üzüntülerini bildirmelerini de burada belirtmeden geçemeyeceğim. O güzel  insanların yaşadığı o güzel Samsun'da, Samsun'un gerçek yüzü o değildi, o olmamalıydı ama ne  yazık ki, oradaki mülki idare amiri meslektaşlarımın, ya aymazlığı ya vurdumduymazlığı ya da  yetersizliği diyeceğim, alınan güvenlik önlemlerinin bu kadar basit, bu kadar ilgisiz olmaması  gerekirdi, çünkü biz sabahleyin olayın, davanın, önemli bir davanın, güvenlik nedeniyle ta Muş'tan  Samsun'a nakledilen önemli bir davanın duruşmasının yapılacağı bir ilde, öyle inanıyorum ki, o  mülki idare amiri, bu davanın buraya alındığını öğrendiği günden itibaren, hele hele duruşmanın  yapıldığı günde, bütün iç güvenlik birimleriyle, jandarmasıyla, emniyetiyle, bütün kurumlarıyla,  bence, uyumamalıydı. Bence o gün o davanın sonuçlanmasına kadar oradaki iç güvenlik birimleri,  Samsun'un, o güzel insanların böyle bir provokasyona gelmemesi için her türlü önlemleri alması  gerekirdi. Zaten, sabahleyin davanın görüldüğü duruşma salonuna girerken karşıda biriken ve belli  bir damardan, belli bir düşünceden ve maalesef pompalanan bir düşüncenin sonucunda orada  kümelenen insanların o attıkları sloganlardan da o milliyetçi, o şoven söylemlerinden de olay  geliyorum dedi ve ne yazık ki oradaki güvenlik birimlerinin amirleri bu işareti de alamadılar.
Sayfa 81 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 6 - BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Muş Milletvekili Sayın Nuri Yaman, buyurun efendim.  (BDP sıralarından alkışlar)  BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 487  sıra sayılı Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Hakkında Kanun'un, Sabahattin Zaim Üniversitesinin  kurulması hakkındaki görüşlerimizi belirtmek üzere Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış  bulunuyorum. Bu nedenle hepinizi en içten duygulanmla selamlıyorum.  Aslında görüşülmekte olan bu üniversitelerin kurulmasıyla ilgili konularda çok şeylerden  bahsetmem gerektiğine inanıyorum. Öncelikle meslek yaşamımın yaklaşık yarı yılını kapsayan yirmi  yıllık süre içinde, üniversitelerin altyapısını oluşturan ilköğretim ve ortaöğretimde eğitimin kalitesinin  yükseltilmesi ve eğitim kurumlarının hem fiziki koşullarının ve hem de kaliteli eğitimin ülkemde daha  iyi geliştirilmesi konusunda hizmet veren bir mülki idare amiri olarak söylenecek çok sözlerim var.  Ancak, günün önemine değinmeden ve -Barış ve Demokrasi Partisinin- son süreçte yaşanan ve  Türkiye'deki bütün halklan -Kürtlerin, Türklerin ve diğer emik, kültürel ve dinsel kimliklerde bulunan  tüm insanları- yakından ilgilendiren güncel birtakım olaylara da değinmeden geçemeyeceğim. Bu  değineceğim olay, ne yazık ki, iki gün önce, benim de içinde bulunduğum ve Samsun'daki, kapatılan  Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Türk'le ilgili saldınyı kınamadan ve buradaki  güvenlik önlemlerindeki eksikliklere değinmeden, benim de meslektaşım olan sayın il valisinin ve  yol üzerindeki gerek Kavak ilçesinde gerekse Havza ilçesinde karşılaştığımız güvenlik zaafından  kaynaklanan olumsuz durumlara değinmeden geçmenin mümkün olmadığına inanıyorum.  Evet, ne yazıktır ki, bu konuda sürekli pompalanan ve bu güzel Anadolu toprağında yaşayan  insanlarımız arasında bu farkhlıklann zenginlik olarak kabul edilmesi gerekirken, son bir yıllık süre  içinde gerek Demokratik Toplum Partisinin kapatılmasından sonraki gelişmeler ve gerekse  Hükümetin, deyim yerindeyse, bu sorunun, otuz yıldır süregelen bu sorunun çözümündeki  beceriksizliği, yetersizliği ve bu konudaki eksikliklerinden kaynaklanan gergin ortam, ne yazık ki, iki  gün önce, güzel ilimiz Samsun'umuzda böyle olumsuz bir olayla sonuçlandı.  Ben, buradan, olayın içinde bulunan ve olayı yaşayan bir kişi olarak sayın Samsun halkının  tamamını bu oluşumun o çirkin yüzünün dışında tutuyorum ve bu olaydan sonra başta Samsun'un  milletvekilleri, Sayın Grup Başkan Vekili olmak üzere, bu konuyla ilgili diğer Samsun  milletvekillerinin üzüntülerini bildirmelerini de burada belirtmeden geçemeyeceğim. O güzel  insanların yaşadığı o güzel Samsun'da, Samsun'un gerçek yüzü o değildi, o olmamalıydı ama ne  yazık ki, oradaki mülki idare amiri meslektaşlarımın, ya aymazlığı ya vurdumduymazlığı ya da  yetersizliği diyeceğim, alınan güvenlik önlemlerinin bu kadar basit, bu kadar ilgisiz olmaması  gerekirdi, çünkü biz sabahleyin olayın, davanın, önemli bir davanın, güvenlik nedeniyle ta Muş'tan  Samsun'a nakledilen önemli bir davanın duruşmasının yapılacağı bir ilde, öyle inanıyorum ki, o  mülki idare amiri, bu davanın buraya alındığını öğrendiği günden itibaren, hele hele duruşmanın  yapıldığı günde, bütün iç güvenlik birimleriyle, jandarmasıyla, emniyetiyle, bütün kurumlarıyla,  bence, uyumamalıydı. Bence o gün o davanın sonuçlanmasına kadar oradaki iç güvenlik birimleri,  Samsun'un, o güzel insanların böyle bir provokasyona gelmemesi için her türlü önlemleri alması  gerekirdi. Zaten, sabahleyin davanın görüldüğü duruşma salonuna girerken karşıda biriken ve belli  bir damardan, belli bir düşünceden ve maalesef pompalanan bir düşüncenin sonucunda orada  kümelenen insanların o attıkları sloganlardan da o milliyetçi, o şoven söylemlerinden de olay  geliyorum dedi ve ne yazık ki oradaki güvenlik birimlerinin amirleri bu işareti de alamadılar.  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 7 - Evet, orada hiç kimsenin tasvip edemediği, sözlerimin başında da belirttiğim gibi, herkesin  içtenliğine inandığım kınamaları belki bizim üzüntümüzü birazcık hafifletti ancak Sayın İçişleri  Bakanlığına o anda bildirdiğimiz telefon görüşmeleri ve o anda Sayın Valiyle bizzat benim yaptığım  görüşmelerden sonra, iş işten geçtikten sonra alınan önlemlerin de bu konuda bir yaran olmadığını  yol güzergâhında da gördük. Kavak ilçesine, ilgili hastanesine ve Havza ilçesinin hastanesine  gittiğimizde de, her ne kadar bu iki ilçenin kaymakamları bizi hastanelerde karşıladılar ama üzülerek  belirteyim, gözümüzün içine baka baka bu her iki hastanede de yine o damardan, o şoven ve o  milliyetçi söylemden kaynaklanan kişilerin, şahısların sözlü ve eğer müsaade edilseydi belki de, fiilî  birtakım saldırılarına da uğramamız işten bile değildi.  Bu nedenle buradan bir kez daha belirtiyorum: Ben de o meslekten geliyorum. Bir kişinin can  güvenliğinin sağlanması, güvenlik önlemlerinin alınması, can ve mal güvenliği bakımından İçişleri  Bakanlığının temsilcisi olan oradaki valilerin ve kaymakamlann görevidir. Sayın Samsun Valisini  telefonla aradığımda da telefonla ulaşılmayacak veya makamında olmadığını öğrenmenin de aynca bir  üzüntüsünü taşıyorum. Böyle bir olayın, böyle bir provokasyonun gelişmesi ihtimalini düşünmeyen bir  valinin de basiretsiz olduğu kanaatine vardım. Bu nedenle, bu olayın, öyle anlaşılıyor ki, o provokatif  durumun birtakım uzantılan ve örneklerinin de -Türkiye'de yaşandığı gibi- olduğuna inanıyorum.  Samsun-Trabzon hattındaki o şoven duygulann yıllardır kullanıldığı, yaratılan o milliyetçi  düşüncelerin orada patlak vermesinden önce de, biliyorsunuz aynı olaylar Trabzon'da da, birtakım  açıklamalarda bulunan üniversite gençlerine, TAYAD üyelerine de geçmişte saldırılar oldu. Yine,  Hrant Dink olayında yakalanan kişinin Samsun'da bir kahraman gibi karşılanması Türkiye'de  yaşayan bütün vicdanları sızlattı. Ne yazık ki aynı sahneyi daha dün yine Samsun'da bu olayın  müsebbibi olan kişinin oradaki duruşmasına gelirken de, üzülerek kamuoyunun da izlediği, destek  niteliğindeki birtakım uygun görülmeler ve destek sloganlarının atılması da kamu vicdanını ve  dolayısıyla Kürt halkının vicdanını da çok sızlatmıştır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Yaman, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  M. NURİ YAMAN (Devamla) - Bu nedenle, Sayın İçişleri Bakanının bu olayın üzerinde çok  duyarlı bir şekilde durarak ve Kürtlerin sızlayan bu vicdanlarının tatmin edilmesi bakımından çok iyi  bir inceleme ve araştırmadan sonra mülki idare amirlerinin hem ilçelerinde hem de il merkezindeki  bu güvenlik önlemlerinde görülen zafiyetlerin, aymazlıkların ve vurdumduymazlıkların muhakkak  iyi bir şekilde incelenmesi ve ilgililer için de bir işlem yapılmaması hâlinde bundan hiç kimsenin  memnun olmayacağını da buradan belirtmek isterim.  Sözlerimin başında belirttiğim gibi, eğitim ve öğretim kurumlarının, üniversitelerimizin temeli  olan millî eğitimin çalışmalan, millî eğitim hizmetlerinin çalışmalannı da burada dile getirmek isterdim,  fakat zamanım yeterli olmadığı için, bu konulara değinemediğim için de sizlerden özür diliyorum.  Beni dinlediğiniz için yüce Meclisi tekrar sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına Kütahya Milletvekili Sayın Soner Aksoy, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralanndan  alkışlar)
Sayfa 82 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 5 9 7 - Evet, orada hiç kimsenin tasvip edemediği, sözlerimin başında da belirttiğim gibi, herkesin  içtenliğine inandığım kınamaları belki bizim üzüntümüzü birazcık hafifletti ancak Sayın İçişleri  Bakanlığına o anda bildirdiğimiz telefon görüşmeleri ve o anda Sayın Valiyle bizzat benim yaptığım  görüşmelerden sonra, iş işten geçtikten sonra alınan önlemlerin de bu konuda bir yaran olmadığını  yol güzergâhında da gördük. Kavak ilçesine, ilgili hastanesine ve Havza ilçesinin hastanesine  gittiğimizde de, her ne kadar bu iki ilçenin kaymakamları bizi hastanelerde karşıladılar ama üzülerek  belirteyim, gözümüzün içine baka baka bu her iki hastanede de yine o damardan, o şoven ve o  milliyetçi söylemden kaynaklanan kişilerin, şahısların sözlü ve eğer müsaade edilseydi belki de, fiilî  birtakım saldırılarına da uğramamız işten bile değildi.  Bu nedenle buradan bir kez daha belirtiyorum: Ben de o meslekten geliyorum. Bir kişinin can  güvenliğinin sağlanması, güvenlik önlemlerinin alınması, can ve mal güvenliği bakımından İçişleri  Bakanlığının temsilcisi olan oradaki valilerin ve kaymakamlann görevidir. Sayın Samsun Valisini  telefonla aradığımda da telefonla ulaşılmayacak veya makamında olmadığını öğrenmenin de aynca bir  üzüntüsünü taşıyorum. Böyle bir olayın, böyle bir provokasyonun gelişmesi ihtimalini düşünmeyen bir  valinin de basiretsiz olduğu kanaatine vardım. Bu nedenle, bu olayın, öyle anlaşılıyor ki, o provokatif  durumun birtakım uzantılan ve örneklerinin de -Türkiye'de yaşandığı gibi- olduğuna inanıyorum.  Samsun-Trabzon hattındaki o şoven duygulann yıllardır kullanıldığı, yaratılan o milliyetçi  düşüncelerin orada patlak vermesinden önce de, biliyorsunuz aynı olaylar Trabzon'da da, birtakım  açıklamalarda bulunan üniversite gençlerine, TAYAD üyelerine de geçmişte saldırılar oldu. Yine,  Hrant Dink olayında yakalanan kişinin Samsun'da bir kahraman gibi karşılanması Türkiye'de  yaşayan bütün vicdanları sızlattı. Ne yazık ki aynı sahneyi daha dün yine Samsun'da bu olayın  müsebbibi olan kişinin oradaki duruşmasına gelirken de, üzülerek kamuoyunun da izlediği, destek  niteliğindeki birtakım uygun görülmeler ve destek sloganlarının atılması da kamu vicdanını ve  dolayısıyla Kürt halkının vicdanını da çok sızlatmıştır.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Yaman, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  M. NURİ YAMAN (Devamla) - Bu nedenle, Sayın İçişleri Bakanının bu olayın üzerinde çok  duyarlı bir şekilde durarak ve Kürtlerin sızlayan bu vicdanlarının tatmin edilmesi bakımından çok iyi  bir inceleme ve araştırmadan sonra mülki idare amirlerinin hem ilçelerinde hem de il merkezindeki  bu güvenlik önlemlerinde görülen zafiyetlerin, aymazlıkların ve vurdumduymazlıkların muhakkak  iyi bir şekilde incelenmesi ve ilgililer için de bir işlem yapılmaması hâlinde bundan hiç kimsenin  memnun olmayacağını da buradan belirtmek isterim.  Sözlerimin başında belirttiğim gibi, eğitim ve öğretim kurumlarının, üniversitelerimizin temeli  olan millî eğitimin çalışmalan, millî eğitim hizmetlerinin çalışmalannı da burada dile getirmek isterdim,  fakat zamanım yeterli olmadığı için, bu konulara değinemediğim için de sizlerden özür diliyorum.  Beni dinlediğiniz için yüce Meclisi tekrar sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına Kütahya Milletvekili Sayın Soner Aksoy, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralanndan  alkışlar)  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  SONER AKSOY (Kütahya) - Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; ben de 487 sıra  sayılı Yasa Tasarısı üzerinde görüşlerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım. Sözlerime başlarken  hepinize saygılar sunarım.  Efendim, sözlerime başlarken, Profesör Doktor Mümtaz Turhan'ın bir sözünü hazırlatarak  başlamak istiyorum. Benim talebe olduğum dönemlerde kendisi konferanslarında şöyle bir cümlede,  ifadede bulunuyordu: Türkiye'nin en büyük sorununun ilköğretim sorunu değil son öğrenim, öğretim  sorunu olduğunu ifade ederdi. Buradan hareketle, kalkınmakta olan ülkelerin özellikle birtakım  hamleler yapmak, sıçramalar yapmak, siyasi, ekonomik, ticari, kültürel kimliklerini yeniden  kazanmak ve belli bir kademeye ulaşabilmek arzusunda olan ülkelerin son öğrenime çok değer  vermeleri ve bu istikametteki girişim ve aktivitelerde hayli titizlik göstermeleri gerekir. Bu çerçeve  içerisinden bakarken ve mevcut mevzuatlar içerisinden bakarken muhalefetin bu son öğretime bakış  tarzında devletçi bir yaklaşım olduğunu görüyorum. Tabiatıyla bu yaklaşım diğer partilerde de var,  AK PARTİ'de de var. Yani bizim her vilayete üniversite kurmuş olmamızda, bir noktada, son eğitimde  devletçiliği veyahut da devlet üniversitelerinin çokluğundan medet umma istikametinde bir hamle var.  Burada iktidar ve muhalefet örtüşüyor ama benim şahsi kanaatime göre, burada kurulmakta olan  üniversiteler vakıf üniversiteleri olarak devlet üniversitelerinden biraz daha farklı bir nitelik  taşımaktadır ve bu farklı nitelik de bugünkü içinde bulunduğumuz ve uygulanmakta olan ekonomik  ve kültürel politikalarla örtüşen bir politikadır. Yani devlet üniversitelerinin sağlamış olduğu imkânlar  veyahut da sağlayamadığı imkânları telafi edici mahiyette ve devlet üniversiteleriyle de rekabet  edebilecek nitelikte olmayı göze alarak ortaya çıkan üniversitelerdir.  Bence, bu üniversiteleri teşvik etmek, desteklemek bizim için bir zarurettir çünkü bunlar,  Türkiye'nin kalkınması için en önemli ve bizim için en eksik olan "bilimde rekabet" dediğimiz  kavramı ortaya getireceklerdir. Zaten görüyorsunuz, gazetelerde, mecmualarda Batı ülkelerinde  olduğu gibi ilanlar başlamıştır: "Benim üniversiteme gel, benim okulumda oku." İşte, bu çağrı ne  kadar çok artarsa okullar arasında yarış ve rekabet de o kadar fazla olacaktır. Bunu temin etmek için,  hatta bunu temin etmemek için biz maalesef Anayasa'mıza, vakıf üniversitesi bile kurarken bir kanun  çıkartmaya mecbur hâle gelmişiz ve bir özel üniversite kurma hakkını da insanlarımıza vermemişiz.  Eğer Amerika gibi olsaydı, insanlarımız özel üniversite kurmak isteseydi Türkiye'de bunu  başaramazlardı ve buna da muazzam bir reaksiyon olurdu, özellikle muhalefetten.  Bence, bunlar doğru şeyler değil çünkü bilimde rekabeti sağlamak için insanların mutlaka belli  bir yarışa girmeleri gerekir. Kaliteyi de bu yarış esnasında meydana getireceklerdir.  1773 yılında kurulan "Mühendishane-i Berri-i Hümayun" dediğimiz üniversitenin, İstanbul  Teknik Üniversitesinin bugün eksikleri yok mudur? Bugün, hâlâ, dünyadaki sayılı 500 üniversitenin  içerisine girememiş durumdadır. Amerika'da 3.500'ün üstünde üniversite var. Bunların kaç tanesi  kaliteli üniversitedir ve dünya çapında ilk 500 üniversiteye girmektedir? Dolayısıyla, üniversitenin,  hiçbir zaman gökten zembille her şeyi mükemmel olarak inip kurulması mümkün değildir. Zaman  içerisinde, özellikle bilim ve teknolojide girdikleri yarışla, kendilerini tanıtmalarla ancak varlıklarını  ifade edebilirler. Bu bakımdan, keyfiyet ancak bu haliyle önem arz eder. Yani "bir tabela, bir mühür,  bir sandalye" gibi ifadeler...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Aksoy, konuşmanızı tamamlayınız.  - 5 9 8 -
Sayfa 83 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  SONER AKSOY (Kütahya) - Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; ben de 487 sıra  sayılı Yasa Tasarısı üzerinde görüşlerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım. Sözlerime başlarken  hepinize saygılar sunarım.  Efendim, sözlerime başlarken, Profesör Doktor Mümtaz Turhan'ın bir sözünü hazırlatarak  başlamak istiyorum. Benim talebe olduğum dönemlerde kendisi konferanslarında şöyle bir cümlede,  ifadede bulunuyordu: Türkiye'nin en büyük sorununun ilköğretim sorunu değil son öğrenim, öğretim  sorunu olduğunu ifade ederdi. Buradan hareketle, kalkınmakta olan ülkelerin özellikle birtakım  hamleler yapmak, sıçramalar yapmak, siyasi, ekonomik, ticari, kültürel kimliklerini yeniden  kazanmak ve belli bir kademeye ulaşabilmek arzusunda olan ülkelerin son öğrenime çok değer  vermeleri ve bu istikametteki girişim ve aktivitelerde hayli titizlik göstermeleri gerekir. Bu çerçeve  içerisinden bakarken ve mevcut mevzuatlar içerisinden bakarken muhalefetin bu son öğretime bakış  tarzında devletçi bir yaklaşım olduğunu görüyorum. Tabiatıyla bu yaklaşım diğer partilerde de var,  AK PARTİ'de de var. Yani bizim her vilayete üniversite kurmuş olmamızda, bir noktada, son eğitimde  devletçiliği veyahut da devlet üniversitelerinin çokluğundan medet umma istikametinde bir hamle var.  Burada iktidar ve muhalefet örtüşüyor ama benim şahsi kanaatime göre, burada kurulmakta olan  üniversiteler vakıf üniversiteleri olarak devlet üniversitelerinden biraz daha farklı bir nitelik  taşımaktadır ve bu farklı nitelik de bugünkü içinde bulunduğumuz ve uygulanmakta olan ekonomik  ve kültürel politikalarla örtüşen bir politikadır. Yani devlet üniversitelerinin sağlamış olduğu imkânlar  veyahut da sağlayamadığı imkânları telafi edici mahiyette ve devlet üniversiteleriyle de rekabet  edebilecek nitelikte olmayı göze alarak ortaya çıkan üniversitelerdir.  Bence, bu üniversiteleri teşvik etmek, desteklemek bizim için bir zarurettir çünkü bunlar,  Türkiye'nin kalkınması için en önemli ve bizim için en eksik olan "bilimde rekabet" dediğimiz  kavramı ortaya getireceklerdir. Zaten görüyorsunuz, gazetelerde, mecmualarda Batı ülkelerinde  olduğu gibi ilanlar başlamıştır: "Benim üniversiteme gel, benim okulumda oku." İşte, bu çağrı ne  kadar çok artarsa okullar arasında yarış ve rekabet de o kadar fazla olacaktır. Bunu temin etmek için,  hatta bunu temin etmemek için biz maalesef Anayasa'mıza, vakıf üniversitesi bile kurarken bir kanun  çıkartmaya mecbur hâle gelmişiz ve bir özel üniversite kurma hakkını da insanlarımıza vermemişiz.  Eğer Amerika gibi olsaydı, insanlarımız özel üniversite kurmak isteseydi Türkiye'de bunu  başaramazlardı ve buna da muazzam bir reaksiyon olurdu, özellikle muhalefetten.  Bence, bunlar doğru şeyler değil çünkü bilimde rekabeti sağlamak için insanların mutlaka belli  bir yarışa girmeleri gerekir. Kaliteyi de bu yarış esnasında meydana getireceklerdir.  1773 yılında kurulan "Mühendishane-i Berri-i Hümayun" dediğimiz üniversitenin, İstanbul  Teknik Üniversitesinin bugün eksikleri yok mudur? Bugün, hâlâ, dünyadaki sayılı 500 üniversitenin  içerisine girememiş durumdadır. Amerika'da 3.500'ün üstünde üniversite var. Bunların kaç tanesi  kaliteli üniversitedir ve dünya çapında ilk 500 üniversiteye girmektedir? Dolayısıyla, üniversitenin,  hiçbir zaman gökten zembille her şeyi mükemmel olarak inip kurulması mümkün değildir. Zaman  içerisinde, özellikle bilim ve teknolojide girdikleri yarışla, kendilerini tanıtmalarla ancak varlıklarını  ifade edebilirler. Bu bakımdan, keyfiyet ancak bu haliyle önem arz eder. Yani "bir tabela, bir mühür,  bir sandalye" gibi ifadeler...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Buyurun Sayın Aksoy, konuşmanızı tamamlayınız.  - 5 9 8 - TBMM B: 86 14.4. 2010 O: 3  SONER AKSOY (Devamla) - .. .çok isabetli ifadeler sayılmaz.  Ben küçük bir anekdotumu anlatmak istiyorum: İngiltere'de bulunduğum bir sürede -bundan  takriben on iki-on üç yıl önce- televizyonda bir program gördüm, master dersi veriyorlar  televizyondan. Yanımdakilere sordum "Bu nedir? Yani, bu, akademik bir kariyer saydır az çok master.  Niye bunu televizyonda veriyorsunuz?" dedim. Dediler ki: "Bu sosyoekonomiyle alakalı ve kültürel  değerlerle alakalı bir derstir. Dolayısıyla, bu ders, televizyonda veriliyor ama bunun sonunda  toplumun vasfı gelişiyor. Gelişen vasıf bizim için son derece önemlidir." Ne gibi faydaları olur?"  dedim. "Mesela trafik kazaları azalır." dedi. "İsraflar azalır." dedi. "Yani ekonomiyi toplu olarak  düşünen insanların sayısı artar." dedi. Bu bakımdan, üniversitelerin, adetlerinin artmasından  korkmayalım arkadaşlar. Üniversite mezunlarından işsizler varsa ilkokul mezunlarındaki işsizlerden  daha şanslıdır onlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  SONER AKSOY (Devamla) - Sayın Başkan bir dakika daha süre verirseniz...  BAŞKAN - Konuşmanızı tamamlayınız efendim.  Şöyle yani, bütün meseleleri üç beş dakika içinde halledemeyeceğimiz için süremize riayet  edelim.  Buyurun.  SONER AKSOY (Devamla) - Yani şunu söylemek istiyorum: Üniversite mutlaka topluma bir  vasıf kazandırır. Bizim de, toplumumuzun bir vasfa ihtiyacımız var ve bu vasfı kazanmak için de  sadece devlet üniversitelerinin her vilayette açılması yetmez, vakıf üniversitelerinin yaygın bir şekilde  kurulması gerekir, özel üniversitelerin de kurulması gerekir. Bu vakıf ve özel üniversiteler zaten bu  işin finansmanını, bu işin düşünce silsilesini kendileri oluşturmuşlar ve onların gerekli fizibilitelerini  kendileri yapmış bulunuyorlar. Bunların ülke için diğer herhangi bir fabrikaya nazaran çok çok üstün  nitelikleri olduğunu, işsizliği önleme yönünden kurulacak bir fabrikadan çok çok daha üstün  niteliklere sahip olduğunu düşünmek lazım. Bir üniversite mezunu simit de satsa yaptığı işe bir kalite  getireceğini hiçbir zaman unutmayalım.  Çok teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.  Sayın Genç, buyurun efendim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 487 sıra  sayılı Yasa Tasarısı'na bir ek madde verilmek suretiyle bir vakıf üniversitesi kurmak üzere yeni bir  vakıf üniversitesini kuruyoruz. Aslında, bilindiği gibi, üniversite kurmak bakkal dükkânı açmak gibi  bir şey değil. Üniversite kurmak için belli birtakım hazırlıklar yapmak lazım, altyapısını oluşturmak  lazım, bunun çok ayrıntılı bir inceleme yapılması lazım ama burada konuşan arkadaşlarımız tabii  hesabına geldiği için "Efendim, önce bir kuralım da ondan sonra geliştiririz..."  Şimdi, burada getirilmek ve kurulmaya çalışılan vakıf üniversitesi aslında İstanbul'da İlim  Yayma Vakfı değil, "cemaat ve tarikat yayma" adı altındaki bir vakfa özel bir üniversite açmayı  getiriyorsunuz.  SONER AKSOY (Kütahya) - İftira atma.  - 5 9 9 -
Sayfa 84 -
TBMM B: 86 14.4. 2010 O: 3  SONER AKSOY (Devamla) - .. .çok isabetli ifadeler sayılmaz.  Ben küçük bir anekdotumu anlatmak istiyorum: İngiltere'de bulunduğum bir sürede -bundan  takriben on iki-on üç yıl önce- televizyonda bir program gördüm, master dersi veriyorlar  televizyondan. Yanımdakilere sordum "Bu nedir? Yani, bu, akademik bir kariyer saydır az çok master.  Niye bunu televizyonda veriyorsunuz?" dedim. Dediler ki: "Bu sosyoekonomiyle alakalı ve kültürel  değerlerle alakalı bir derstir. Dolayısıyla, bu ders, televizyonda veriliyor ama bunun sonunda  toplumun vasfı gelişiyor. Gelişen vasıf bizim için son derece önemlidir." Ne gibi faydaları olur?"  dedim. "Mesela trafik kazaları azalır." dedi. "İsraflar azalır." dedi. "Yani ekonomiyi toplu olarak  düşünen insanların sayısı artar." dedi. Bu bakımdan, üniversitelerin, adetlerinin artmasından  korkmayalım arkadaşlar. Üniversite mezunlarından işsizler varsa ilkokul mezunlarındaki işsizlerden  daha şanslıdır onlar.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  SONER AKSOY (Devamla) - Sayın Başkan bir dakika daha süre verirseniz...  BAŞKAN - Konuşmanızı tamamlayınız efendim.  Şöyle yani, bütün meseleleri üç beş dakika içinde halledemeyeceğimiz için süremize riayet  edelim.  Buyurun.  SONER AKSOY (Devamla) - Yani şunu söylemek istiyorum: Üniversite mutlaka topluma bir  vasıf kazandırır. Bizim de, toplumumuzun bir vasfa ihtiyacımız var ve bu vasfı kazanmak için de  sadece devlet üniversitelerinin her vilayette açılması yetmez, vakıf üniversitelerinin yaygın bir şekilde  kurulması gerekir, özel üniversitelerin de kurulması gerekir. Bu vakıf ve özel üniversiteler zaten bu  işin finansmanını, bu işin düşünce silsilesini kendileri oluşturmuşlar ve onların gerekli fizibilitelerini  kendileri yapmış bulunuyorlar. Bunların ülke için diğer herhangi bir fabrikaya nazaran çok çok üstün  nitelikleri olduğunu, işsizliği önleme yönünden kurulacak bir fabrikadan çok çok daha üstün  niteliklere sahip olduğunu düşünmek lazım. Bir üniversite mezunu simit de satsa yaptığı işe bir kalite  getireceğini hiçbir zaman unutmayalım.  Çok teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralanndan alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Şahsı adına Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.  Sayın Genç, buyurun efendim.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 487 sıra  sayılı Yasa Tasarısı'na bir ek madde verilmek suretiyle bir vakıf üniversitesi kurmak üzere yeni bir  vakıf üniversitesini kuruyoruz. Aslında, bilindiği gibi, üniversite kurmak bakkal dükkânı açmak gibi  bir şey değil. Üniversite kurmak için belli birtakım hazırlıklar yapmak lazım, altyapısını oluşturmak  lazım, bunun çok ayrıntılı bir inceleme yapılması lazım ama burada konuşan arkadaşlarımız tabii  hesabına geldiği için "Efendim, önce bir kuralım da ondan sonra geliştiririz..."  Şimdi, burada getirilmek ve kurulmaya çalışılan vakıf üniversitesi aslında İstanbul'da İlim  Yayma Vakfı değil, "cemaat ve tarikat yayma" adı altındaki bir vakfa özel bir üniversite açmayı  getiriyorsunuz.  SONER AKSOY (Kütahya) - İftira atma.  - 5 9 9 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 0 0 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Devamla) - Bunun doğrusunu söyleyin arkadaşlar. Yahu niye gizliyorsunuz?  Kendi kimliğinizi niye gizliyorsunuz? Yahu zaten sizin zamanınızda Türkiye cemaat ve tarikatlarla  yönetilmeye başlandı ve cemaat ve tarikatlara her türlü imkânları sağlıyorsunuz!  Şimdi, vakıf üniversitesi açtıktan sonra buraya ne yapacaksınız? Getirip devletin en kıymetli  arazisini vereceksiniz bir defa, vergi muafiyetini getireceksiniz, gümrük muafiyetini getireceksiniz,  bir sürü avantajları doğuyor. Ondan sonra da tabii ne olacak? İşte, bunlar durup dururken, Meclisin  birtakım kaynakları, işte burada çıkarılan bu kanunla bu insanlar sebepsiz yere zengin olacak.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, elbette ki üniversiteleri açalım ama kaynakları mümkün olduğu  kadar en iyi şekilde kullanalım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti iktidarınız zamanında borca batık bir  hâle geldi. Birden bire iç ve dış borç miktarı 600 milyar doları geçti, bütçeniz ortada.  Şimdi, böyle bol keseden atmak iyi bir şey de, sonucu nerede? İşte, bir YÖK Başkanını  atamışsınız, Meclisin Genel Kuruluna gelmeye yüzü yok. Çünkü gelse, burada muhatap kalacağı  sorular belli! Bundan kaçtığı için gelmiyor. Hatta bırakın o YÖK Başkanını, burada artık birtakım  bakanlarınız da gelip de burada oturma cesaretini kendisinde bulamıyor. Niye?  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - İşine bak, işine! Bakanlara laf atma.  KAMER GENÇ (Devamla)- Yahu, şuraya bak, şu Hükümet sıralarına bakın yahu! İnsan vallahi  utanır buna yahu! Utanır bunlardan, utanır! Bunlardan utanır!  Onun için, değerli milletvekilleri, sizin zamanınızda tefessüh etmiş bir yasama faaliyeti ve  yürütme faaliyeti. Getirdiniz, işte, Bakan geldi buraya, ondan önceki Bakan dedi ki "Biz millî eğitimi  otomatik pilota bağladık." Böyle bir şey söylenir mi? Yani şimdi, otomatik pilot! Ee, otomatik pilotun  olduğu yerde canlı varlığa ihtiyaç var mı arkadaşlar? Böyle bir şeyler olur mu? (AKP sıralarından  gürültüler) Yahu sizin yaptıklarınızı söylüyoruz, biz size yeni sıfatlar belirtmiyoruz. Biraz önce de  Bakan makamında oturan arkadaş sorularımıza cevap veriyor: "Yahu biz bu sorulara cevap verdik,  bilmiyor musunuz?" Hâlbuki yok, sorularımıza cevap vermiyorsunuz ki! Sorduğumuz sorulara cevap  vermiyorsunuz, işinize geldiği gibi cevap veriyorsunuz. Ben sordum size: "Bu okul kitaplarını hangi  matbaalarda basıyorsunuz?" Burada çok büyük suistimal iddiaları dönüyor. "Nasıl usullerle  veriyorsunuz?" Trilyonlar, katrilyonlar seviyesinde buralara paralar ödeniyor. Bu devletin parası,  bunun niye bize hesabını vermekten kaçınıyorsunuz? Gelin, bakalım söyleyin. Ondan sonra da  milletin karşısına, şu kürsülere çıkıp da doğru şeyleri söylemiyorsunuz.  Şimdi, bakın, Diyanet İşleri Başkanlığı niye vakıf üniversitesi kursun arkadaşlar? Diyanet İşleri  Anayasa'nın 136'ncı maddesine kurulmuş, laiklik ilkesi doğrultusunda, millî dayanışmayı ve birliği  sağlamak gayesiyle kurulan bir kurum. E şimdi bu Diyanet Vakfı devasa bir kurum, büyük paralar  kazanıyor. Bu paralar nereye harcanıyor? Şimdi, burada Diyanet Vakfı da yarın ne yapacak? Diyanet  mensupları çocuklarını bedava okutacak. Ayrıca ne yapacaklar? İstanbul'a, işte, her hafta gidecekler,  uçaklarla gidiş gelişler, bir sürü ders parası verme durumları. Yani şimdi böyle bir şey olur mu? Yani  böyle bir, Diyanetin... O zaman niye, başka... Tapu Kadastro da bir vakıf kursun, o da bir üniversite  açsın! Yani devleti yok etmeye, parçalamaya... Burada sağlıklı bir eğitimin zeminini yok etmek için  elinizden gelen bütün çabaları sarf ediyorsunuz. Zaten sizin hesabınız, düşünmeyen, okumayan, işte,  sadakaya muhtaç bir kitle yaratmaya çalışıyorsunuz. Sizin Türkiye'de yaratmak istediğiniz insan  kitlesi, insan yapısı bu. Onun için, maalesef, böyle bir düşünceyle Türkiye'yi yönetime el koydunuz  ama bakalım önümüzdeki seçimde bu millet ne yapacak gerçekten endişe ediyorum. İnşallah...
Sayfa 85 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 0 0 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  KAMER GENÇ (Devamla) - Bunun doğrusunu söyleyin arkadaşlar. Yahu niye gizliyorsunuz?  Kendi kimliğinizi niye gizliyorsunuz? Yahu zaten sizin zamanınızda Türkiye cemaat ve tarikatlarla  yönetilmeye başlandı ve cemaat ve tarikatlara her türlü imkânları sağlıyorsunuz!  Şimdi, vakıf üniversitesi açtıktan sonra buraya ne yapacaksınız? Getirip devletin en kıymetli  arazisini vereceksiniz bir defa, vergi muafiyetini getireceksiniz, gümrük muafiyetini getireceksiniz,  bir sürü avantajları doğuyor. Ondan sonra da tabii ne olacak? İşte, bunlar durup dururken, Meclisin  birtakım kaynakları, işte burada çıkarılan bu kanunla bu insanlar sebepsiz yere zengin olacak.  Şimdi, değerli arkadaşlarım, elbette ki üniversiteleri açalım ama kaynakları mümkün olduğu  kadar en iyi şekilde kullanalım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti iktidarınız zamanında borca batık bir  hâle geldi. Birden bire iç ve dış borç miktarı 600 milyar doları geçti, bütçeniz ortada.  Şimdi, böyle bol keseden atmak iyi bir şey de, sonucu nerede? İşte, bir YÖK Başkanını  atamışsınız, Meclisin Genel Kuruluna gelmeye yüzü yok. Çünkü gelse, burada muhatap kalacağı  sorular belli! Bundan kaçtığı için gelmiyor. Hatta bırakın o YÖK Başkanını, burada artık birtakım  bakanlarınız da gelip de burada oturma cesaretini kendisinde bulamıyor. Niye?  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - İşine bak, işine! Bakanlara laf atma.  KAMER GENÇ (Devamla)- Yahu, şuraya bak, şu Hükümet sıralarına bakın yahu! İnsan vallahi  utanır buna yahu! Utanır bunlardan, utanır! Bunlardan utanır!  Onun için, değerli milletvekilleri, sizin zamanınızda tefessüh etmiş bir yasama faaliyeti ve  yürütme faaliyeti. Getirdiniz, işte, Bakan geldi buraya, ondan önceki Bakan dedi ki "Biz millî eğitimi  otomatik pilota bağladık." Böyle bir şey söylenir mi? Yani şimdi, otomatik pilot! Ee, otomatik pilotun  olduğu yerde canlı varlığa ihtiyaç var mı arkadaşlar? Böyle bir şeyler olur mu? (AKP sıralarından  gürültüler) Yahu sizin yaptıklarınızı söylüyoruz, biz size yeni sıfatlar belirtmiyoruz. Biraz önce de  Bakan makamında oturan arkadaş sorularımıza cevap veriyor: "Yahu biz bu sorulara cevap verdik,  bilmiyor musunuz?" Hâlbuki yok, sorularımıza cevap vermiyorsunuz ki! Sorduğumuz sorulara cevap  vermiyorsunuz, işinize geldiği gibi cevap veriyorsunuz. Ben sordum size: "Bu okul kitaplarını hangi  matbaalarda basıyorsunuz?" Burada çok büyük suistimal iddiaları dönüyor. "Nasıl usullerle  veriyorsunuz?" Trilyonlar, katrilyonlar seviyesinde buralara paralar ödeniyor. Bu devletin parası,  bunun niye bize hesabını vermekten kaçınıyorsunuz? Gelin, bakalım söyleyin. Ondan sonra da  milletin karşısına, şu kürsülere çıkıp da doğru şeyleri söylemiyorsunuz.  Şimdi, bakın, Diyanet İşleri Başkanlığı niye vakıf üniversitesi kursun arkadaşlar? Diyanet İşleri  Anayasa'nın 136'ncı maddesine kurulmuş, laiklik ilkesi doğrultusunda, millî dayanışmayı ve birliği  sağlamak gayesiyle kurulan bir kurum. E şimdi bu Diyanet Vakfı devasa bir kurum, büyük paralar  kazanıyor. Bu paralar nereye harcanıyor? Şimdi, burada Diyanet Vakfı da yarın ne yapacak? Diyanet  mensupları çocuklarını bedava okutacak. Ayrıca ne yapacaklar? İstanbul'a, işte, her hafta gidecekler,  uçaklarla gidiş gelişler, bir sürü ders parası verme durumları. Yani şimdi böyle bir şey olur mu? Yani  böyle bir, Diyanetin... O zaman niye, başka... Tapu Kadastro da bir vakıf kursun, o da bir üniversite  açsın! Yani devleti yok etmeye, parçalamaya... Burada sağlıklı bir eğitimin zeminini yok etmek için  elinizden gelen bütün çabaları sarf ediyorsunuz. Zaten sizin hesabınız, düşünmeyen, okumayan, işte,  sadakaya muhtaç bir kitle yaratmaya çalışıyorsunuz. Sizin Türkiye'de yaratmak istediğiniz insan  kitlesi, insan yapısı bu. Onun için, maalesef, böyle bir düşünceyle Türkiye'yi yönetime el koydunuz  ama bakalım önümüzdeki seçimde bu millet ne yapacak gerçekten endişe ediyorum. İnşallah...  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Efendim.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, şurada oturan arkadaş sırtını çeviriyor. Böyle bir, Mecliste,  oturma usulü var mı?  BAŞKAN - Doğru söylüyorsunuz.  KAMER GENÇ (Devamla) - Doğru söylüyorsam ikaz edin bunları.  BAŞKAN - Hayrettin Bey, lütfen koltuğunuzu düzeltir misiniz?  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Konuşan da iyi konuşmuyor Başkanım!  BAŞKAN - Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, üniversiteler... Mesela benim  ilimde ben de çok istiyordum, üniversiteyi kuralım dedik. Üniversiteyi kurdunuz da bir defa yurt  yok...  BAŞKAN - Ahmet Bey, arkadaşlar; lütfen...  AHMET YENİ (Samsun) - Sırtımı çevirmiyorum Sayın Başkanım.  KAMER GENÇ (Devamla) - .. .gerekli bir altyapı yok. Tamam, zaman içinde oturur ama bir de  üniversite rektörleri, hepsi de çok lükse düşkün. Altında bir bakıyorsunuz 300 milyar liralık arabalar,  en lüks... Mesela bizim Tunceli'de işte bir rektör lojmanı tamir ediliyor lojmanı tamir ediliyor 360  milyar liraya! 360 milyar liraya bir rektör lojmanı tamir ediliyor! Yani böyle bir şey olur mu? Bu  paralar heba ediliyor arkadaşlar, heba! Yani yazık bu milletin parasına. İnsanlar açken, çıplakken,  ondan sonra bir bakıyorsunuz, genel olarak... Gidin bakalım, her rektör bütün sülalesini alıyor  üniversiteye, ondan sonra en keyfî atamaları yapıyor, yine kendi yandaşlarını alıyor. Bunlara bir  düzen getirelim, buna objektif kurallar koyalım. Yani bir rektör bir yere gelmişse oradaki eğitim  görevlileri kendi yakınları olabilir! Böyle bir şey olur mu?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen konuşmanızı tamamlar mısınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Evet.  Bunları önleyelim yani bunları önlemek varken bu toplumu tamamen kendi rayından saptırarak  bir Arabistan, bir İran modeline dönüştürmek kime ne fayda getirir? Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş  felsefesi çağdaş, bilimi, ilimi hedef alan, akla, izana sahip bir devlet ve millet olması lazım. Bunlardan  saptırma yapıyorsunuz, işte, dediğim gibi, bir tarikat ve cemaat felsefesine dayalı bir eğitim sistemini  getiriyorsunuz ve bu Türkiye'nin her kurumunda ve devlet yapısında da bunlar var. Ee, bunlar da  olunca Türkiye yani çok tabii geleceğe yönelik olarak büyük bir endişelerimiz oluyor. Bakalım, bu  millet neye karar verecek.  Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Işık, buyurun.  - 6 0 1 -
Sayfa 86 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 3  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Efendim.  KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, şurada oturan arkadaş sırtını çeviriyor. Böyle bir, Mecliste,  oturma usulü var mı?  BAŞKAN - Doğru söylüyorsunuz.  KAMER GENÇ (Devamla) - Doğru söylüyorsam ikaz edin bunları.  BAŞKAN - Hayrettin Bey, lütfen koltuğunuzu düzeltir misiniz?  MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Konuşan da iyi konuşmuyor Başkanım!  BAŞKAN - Buyurun Sayın Genç.  KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, üniversiteler... Mesela benim  ilimde ben de çok istiyordum, üniversiteyi kuralım dedik. Üniversiteyi kurdunuz da bir defa yurt  yok...  BAŞKAN - Ahmet Bey, arkadaşlar; lütfen...  AHMET YENİ (Samsun) - Sırtımı çevirmiyorum Sayın Başkanım.  KAMER GENÇ (Devamla) - .. .gerekli bir altyapı yok. Tamam, zaman içinde oturur ama bir de  üniversite rektörleri, hepsi de çok lükse düşkün. Altında bir bakıyorsunuz 300 milyar liralık arabalar,  en lüks... Mesela bizim Tunceli'de işte bir rektör lojmanı tamir ediliyor lojmanı tamir ediliyor 360  milyar liraya! 360 milyar liraya bir rektör lojmanı tamir ediliyor! Yani böyle bir şey olur mu? Bu  paralar heba ediliyor arkadaşlar, heba! Yani yazık bu milletin parasına. İnsanlar açken, çıplakken,  ondan sonra bir bakıyorsunuz, genel olarak... Gidin bakalım, her rektör bütün sülalesini alıyor  üniversiteye, ondan sonra en keyfî atamaları yapıyor, yine kendi yandaşlarını alıyor. Bunlara bir  düzen getirelim, buna objektif kurallar koyalım. Yani bir rektör bir yere gelmişse oradaki eğitim  görevlileri kendi yakınları olabilir! Böyle bir şey olur mu?  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen konuşmanızı tamamlar mısınız.  KAMER GENÇ (Devamla) - Evet.  Bunları önleyelim yani bunları önlemek varken bu toplumu tamamen kendi rayından saptırarak  bir Arabistan, bir İran modeline dönüştürmek kime ne fayda getirir? Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş  felsefesi çağdaş, bilimi, ilimi hedef alan, akla, izana sahip bir devlet ve millet olması lazım. Bunlardan  saptırma yapıyorsunuz, işte, dediğim gibi, bir tarikat ve cemaat felsefesine dayalı bir eğitim sistemini  getiriyorsunuz ve bu Türkiye'nin her kurumunda ve devlet yapısında da bunlar var. Ee, bunlar da  olunca Türkiye yani çok tabii geleceğe yönelik olarak büyük bir endişelerimiz oluyor. Bakalım, bu  millet neye karar verecek.  Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.  Sayın Işık, buyurun.  - 6 0 1 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 0 2 - ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, bugün adına bir üniversite kurulan Sayın Değerli Bilim Adamı Sabahattin Zaim'i  rahmetle anıyoruz tekrar. Ancak merak ettiğim bir konu var. 441 sıra sayılı Tasarı'yla bu isimde bir  üniversitenin kurulması daha önce Millî Eğitim Komisyonundan geçmiş olmasına rağmen niçin bu  tasarı bir önergeyle bugüne bırakıldı? Özellikle değerlendirmenizi almak istiyorum.  İkincisi: Bu üniversitede kurulması düşünülen insan ve toplum bilimleri fakültesi ile mühendislik  ve doğa bilimleri fakültesi hâlen üniversitelerimizin hangisinde eşdeğer fakültelere denk gelmektedir?  Buralardan mezun olacak öğrencilerin unvanları ne olacaktır? Bu fakültelerin altında hangi tür  bölümler eğitim öğretim faaliyetine açılacaktır? Bilgi verirseniz sevinirim. Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Akçan...  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkanım, aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum. Seçim bölgem  Afyonkarahisar'da son üç yılda basan sıralaması 81 ilde 51 ile 53'üncü sıra arasında değişmektedir.  Afyonkarahisar'ın komşu vilayetlerinde başarı bunun 5 ile 8 kat daha üstündedir. Şimdi sormak  istiyorum: Acaba bu başarısızlığın müsebbibi Afyonkarahisarlının çocuğu mudur, yoksa sizin  yönetiminizdeki okullardaki mevcut altyapının yetersizliği veya eksikliği midir? Bu konuda herhangi  bir inceleme yapmayı düşünür müsünüz veya yaptıysanız sonucu nedir?  İkincisi, bu başarılarda idare etmenin çok büyük rolü var ve idareci atamak amacıyla sınav  yapıyorsunuz. Bu yaptığınız sınava bağlı olarak, hemen hemen illerin tamamında okul müdür  yardımcılarının ataması gerçekleştiği hâlde sınav sonucunda atanması kesinleşen insanların...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - ...Afyonkarahisar'da atanmamış olduğunu  görüyoruz Sayın Bakan. Bunun sebebi nedir?  BAŞKAN - Sayın Ağyüz...  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkan, Sayın Bakanım; vakıf üniversitelerini bolca kuruyoruz. Şimdi buraya baktığım  zaman da eğitim, edebiyat, fen bilimleri kurmuşuz. Sizin kapınıza dayanan, işsiz, bu bölümden mezun  öğretmenler yok mu? İşsiz öğretmenler niye yürüyüş yapıyor? Yani bizde branşlaşma veya eğitim  planlaması olmadığı müddetçe bu üniversiteleri kâğıt üzerinde kurmak, devlet üniversitelerinin içini  boşaltmak değil midir? Vakıf üniversiteleri kendi öğretim üyelerini yaratmıyorlar, kadrolarını  kurmuyorlar. Nasıl devlet hastanelerini boşalttı özel sağlık hastaneleri, sizin de devlet üniversiteleri  bu şekilde boşalacak. Eğitimdeki en büyük sorun başarısızlık. Gaziantep 58-62'nci sırada. Okul,  derslik, öğretmen açığı var, hâlen siz duyarsız olarak tepkinizi koymuyorsunuz. Sadece kâğıt üzerinde  diyorsunuz ki: "Büyükşehir, göç alan büyükşehire..." Bunları herkes biliyor. Tedbir? Tedbir yok. O  nedenle, hazine arazilerini alarak, kamu binalarını tahsis ederek üniversite kurmak yanlıştır.  Komisyonda bile yeterli söz vermiyorsunuz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Hıdır...
Sayfa 87 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 0 2 - ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.  Sayın Bakan, bugün adına bir üniversite kurulan Sayın Değerli Bilim Adamı Sabahattin Zaim'i  rahmetle anıyoruz tekrar. Ancak merak ettiğim bir konu var. 441 sıra sayılı Tasarı'yla bu isimde bir  üniversitenin kurulması daha önce Millî Eğitim Komisyonundan geçmiş olmasına rağmen niçin bu  tasarı bir önergeyle bugüne bırakıldı? Özellikle değerlendirmenizi almak istiyorum.  İkincisi: Bu üniversitede kurulması düşünülen insan ve toplum bilimleri fakültesi ile mühendislik  ve doğa bilimleri fakültesi hâlen üniversitelerimizin hangisinde eşdeğer fakültelere denk gelmektedir?  Buralardan mezun olacak öğrencilerin unvanları ne olacaktır? Bu fakültelerin altında hangi tür  bölümler eğitim öğretim faaliyetine açılacaktır? Bilgi verirseniz sevinirim. Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Sayın Akçan...  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkanım, aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum. Seçim bölgem  Afyonkarahisar'da son üç yılda basan sıralaması 81 ilde 51 ile 53'üncü sıra arasında değişmektedir.  Afyonkarahisar'ın komşu vilayetlerinde başarı bunun 5 ile 8 kat daha üstündedir. Şimdi sormak  istiyorum: Acaba bu başarısızlığın müsebbibi Afyonkarahisarlının çocuğu mudur, yoksa sizin  yönetiminizdeki okullardaki mevcut altyapının yetersizliği veya eksikliği midir? Bu konuda herhangi  bir inceleme yapmayı düşünür müsünüz veya yaptıysanız sonucu nedir?  İkincisi, bu başarılarda idare etmenin çok büyük rolü var ve idareci atamak amacıyla sınav  yapıyorsunuz. Bu yaptığınız sınava bağlı olarak, hemen hemen illerin tamamında okul müdür  yardımcılarının ataması gerçekleştiği hâlde sınav sonucunda atanması kesinleşen insanların...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - ...Afyonkarahisar'da atanmamış olduğunu  görüyoruz Sayın Bakan. Bunun sebebi nedir?  BAŞKAN - Sayın Ağyüz...  YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Teşekkür ederim.  Sayın Başkan, Sayın Bakanım; vakıf üniversitelerini bolca kuruyoruz. Şimdi buraya baktığım  zaman da eğitim, edebiyat, fen bilimleri kurmuşuz. Sizin kapınıza dayanan, işsiz, bu bölümden mezun  öğretmenler yok mu? İşsiz öğretmenler niye yürüyüş yapıyor? Yani bizde branşlaşma veya eğitim  planlaması olmadığı müddetçe bu üniversiteleri kâğıt üzerinde kurmak, devlet üniversitelerinin içini  boşaltmak değil midir? Vakıf üniversiteleri kendi öğretim üyelerini yaratmıyorlar, kadrolarını  kurmuyorlar. Nasıl devlet hastanelerini boşalttı özel sağlık hastaneleri, sizin de devlet üniversiteleri  bu şekilde boşalacak. Eğitimdeki en büyük sorun başarısızlık. Gaziantep 58-62'nci sırada. Okul,  derslik, öğretmen açığı var, hâlen siz duyarsız olarak tepkinizi koymuyorsunuz. Sadece kâğıt üzerinde  diyorsunuz ki: "Büyükşehir, göç alan büyükşehire..." Bunları herkes biliyor. Tedbir? Tedbir yok. O  nedenle, hazine arazilerini alarak, kamu binalarını tahsis ederek üniversite kurmak yanlıştır.  Komisyonda bile yeterli söz vermiyorsunuz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Hıdır...  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 0 3 - MEHMET NİL HIDIR (Muğla) - Sayın Bakanım, özellikle değerli bilim adamı, rahmetle yâd  ettiğimiz Sabahattin Zaim adına kurulan bilim üniversitesinin kuruluşundaki katkı ve gayretlerinizden  dolayı sizi tebrik ediyor, ilgili vakıf mensuplarına da teşekkür ediyorum. Türkiye'de üniversiteleri ve  bilimi kendi tekeli altında tutmaya çalışan zihniyeti de buradan kınıyorum.  Öyle zannediyorum ki, vakıf üniversiteleri üniversitelerden transfer edecekleri öğretim üyeleriyle  gelişecek, özgürlüğün, bağımsızlığın sembolü olan üniversitelerimizde yeni bilim adamlarının  yetişmesine katkı sağlayacaktır.  Bu konudaki ilgili arkadaşlarımızı da tebrik ediyorum, başarılarının devamını diliyorum.  ALİM IŞIK (Kütahya) - Soru ne soru?  BAŞKAN-Say ın Unsal...  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Amasya Üniversitesinde 2 tane profesör, 6 tane doçent, 22 adet öğretim görevlisi  görev yapıyor. Bu sayılar yetersiz. Bu konuda artırmak için bir çalışma yaptınız mı?  Bir de, yeri gelmişken, cemaatler arasında ayrımı ortadan kaldırmak için "İsmailağa  Üniversitesi" adı altında bir üniversite açmayı düşünüyor musunuz?  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür  ediyorum.  Öncelikle, Sabahattin Zaim Üniversitesinin kurulmasına ilişkin ek madde düzenlemesinin bir  önergeyle verilmiş olmasına ilişkin eleştirileri cevaplandırmak istiyorum.  Sabahattin Zaim Üniversitesi de, kuruluş süreci Yükseköğretim Kurulu ve Millî Eğitim  Komisyonumuzdan, Parlamentomuzdan geçmiş, bu süreç içerisindeki tüm görüşmeleri tamamlanmış  üniversitelerimizden bir tanesi. Dolayısıyla, bugün burada Meclise sevk edilen dört vakıf  üniversitesinin yanı sıra diğer üniversitelerin de kuruluşuna ilişkin Meclisin gündemine alınmış  olanlarının bir önergeyle gündeme eklenmiş olması son derece normal, İç Tüzük hükümleri çerçevesi  içerisinde Komisyonun da büyük bir çoğunlukla katılımıyla olgunlaştınlmış bir çalışma. Dolayısıyla,  bugün İç Tüzük'ün verdiği düzenleyici yetki çerçevesi içerisinde bugün zaten Sabahattin Zaim  Üniversitesi Meclis Genel Kurulunun gündeminde olan vakıf üniversitelerinden bir tanesi.  "İnsan ve toplum bilimleri neyi kastediyor, bir örneği var mı?" dendi. Türkiye'de şu anda bu  üniversitelerde kuruluşu desteklenen bu fakültelerin sistemimizde pek çok örneği var. Koç  Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, devlet üniversitelerinden Ardahan Üniversitesi ilk olarak aklıma  gelenler. Dolayısıyla, burada sistemimizde olmayan herhangi bir fakültenin, bu vakıf üniversitelerin­ de kurulması söz konusu değil.  Yine, vakıf üniversiteleriyle en çok eleştiri getirilen veya burada söylenen konulardan bir tanesi  devletin imkânlarının bu üniversitelere peşkeş çekileceği. Değerli arkadaşlar, bu üniversitelere, bu  vakıf üniversitelerinin nasıl kurulduklarına ve ne şekilde faaliyetlerini sürdüreceklerine ilişkin şu  ana kadar sorulan sorulara çok ayrıntılı olarak cevap verdim. Herhangi bir hazine arazisi tahsis  edilmediği gibi, bugün burada kuruluşunu görüştüğümüz üniversitelere böyle bir destek de söz  konusu değil.
Sayfa 88 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  - 6 0 3 - MEHMET NİL HIDIR (Muğla) - Sayın Bakanım, özellikle değerli bilim adamı, rahmetle yâd  ettiğimiz Sabahattin Zaim adına kurulan bilim üniversitesinin kuruluşundaki katkı ve gayretlerinizden  dolayı sizi tebrik ediyor, ilgili vakıf mensuplarına da teşekkür ediyorum. Türkiye'de üniversiteleri ve  bilimi kendi tekeli altında tutmaya çalışan zihniyeti de buradan kınıyorum.  Öyle zannediyorum ki, vakıf üniversiteleri üniversitelerden transfer edecekleri öğretim üyeleriyle  gelişecek, özgürlüğün, bağımsızlığın sembolü olan üniversitelerimizde yeni bilim adamlarının  yetişmesine katkı sağlayacaktır.  Bu konudaki ilgili arkadaşlarımızı da tebrik ediyorum, başarılarının devamını diliyorum.  ALİM IŞIK (Kütahya) - Soru ne soru?  BAŞKAN-Say ın Unsal...  HÜSEYİN UNSAL (Amasya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Sayın Bakan, Amasya Üniversitesinde 2 tane profesör, 6 tane doçent, 22 adet öğretim görevlisi  görev yapıyor. Bu sayılar yetersiz. Bu konuda artırmak için bir çalışma yaptınız mı?  Bir de, yeri gelmişken, cemaatler arasında ayrımı ortadan kaldırmak için "İsmailağa  Üniversitesi" adı altında bir üniversite açmayı düşünüyor musunuz?  BAŞKAN - Teşekkür ederim.  Sayın Bakanım, buyurun efendim.  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür  ediyorum.  Öncelikle, Sabahattin Zaim Üniversitesinin kurulmasına ilişkin ek madde düzenlemesinin bir  önergeyle verilmiş olmasına ilişkin eleştirileri cevaplandırmak istiyorum.  Sabahattin Zaim Üniversitesi de, kuruluş süreci Yükseköğretim Kurulu ve Millî Eğitim  Komisyonumuzdan, Parlamentomuzdan geçmiş, bu süreç içerisindeki tüm görüşmeleri tamamlanmış  üniversitelerimizden bir tanesi. Dolayısıyla, bugün burada Meclise sevk edilen dört vakıf  üniversitesinin yanı sıra diğer üniversitelerin de kuruluşuna ilişkin Meclisin gündemine alınmış  olanlarının bir önergeyle gündeme eklenmiş olması son derece normal, İç Tüzük hükümleri çerçevesi  içerisinde Komisyonun da büyük bir çoğunlukla katılımıyla olgunlaştınlmış bir çalışma. Dolayısıyla,  bugün İç Tüzük'ün verdiği düzenleyici yetki çerçevesi içerisinde bugün zaten Sabahattin Zaim  Üniversitesi Meclis Genel Kurulunun gündeminde olan vakıf üniversitelerinden bir tanesi.  "İnsan ve toplum bilimleri neyi kastediyor, bir örneği var mı?" dendi. Türkiye'de şu anda bu  üniversitelerde kuruluşu desteklenen bu fakültelerin sistemimizde pek çok örneği var. Koç  Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, devlet üniversitelerinden Ardahan Üniversitesi ilk olarak aklıma  gelenler. Dolayısıyla, burada sistemimizde olmayan herhangi bir fakültenin, bu vakıf üniversitelerin­ de kurulması söz konusu değil.  Yine, vakıf üniversiteleriyle en çok eleştiri getirilen veya burada söylenen konulardan bir tanesi  devletin imkânlarının bu üniversitelere peşkeş çekileceği. Değerli arkadaşlar, bu üniversitelere, bu  vakıf üniversitelerinin nasıl kurulduklarına ve ne şekilde faaliyetlerini sürdüreceklerine ilişkin şu  ana kadar sorulan sorulara çok ayrıntılı olarak cevap verdim. Herhangi bir hazine arazisi tahsis  edilmediği gibi, bugün burada kuruluşunu görüştüğümüz üniversitelere böyle bir destek de söz  konusu değil.  TBMM B:86 14 . 4 . 2010 0 : 3  - 6 0 4 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Koç ve Sabancı'ya büyük araziler verildi Sayın Bakan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Koç ve Sabancı Üniversitelerine  tahsis edildiği dönemde ben Millî Eğitim Bakanı değildim, AK PARTİ de Hükümet değildi.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Değildi de, bu cemaatlere...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Dolayısıyla, o hesabı o dönemde  Mecliste olarak o zaman sorsaydınız Sayın Genç. Sanıyorum, siz Meclisteydiniz.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Başbakan da İstanbul Belediye Başkanıydı!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Alman Üniversitesine kim verdi?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Bir diğer sorunuz da -ısrarla, Sayın  Genç az önce de söyledi- kitap basımına ilişkin konularda eğer bir duyumunuz, bir şikâyetiniz varsa,  bunları Mecliste dile getirmenin yanı sıra hukuk devletinde gerekli yerlere suç duyurusunda da  bulunursunuz.  Millî Eğitim Bakanlığı ücretsiz ders kitabı dağıtımına ilişkin ihalelerini açık, şeffaf, Kamu ihale  Yasası'na uygun bir şekilde, Kamu İhale Kurumunun denetiminde yapıyor. İlgililer ve gerekli  görenler Kamu İhale Kurumuna şikâyette bulunurlar, bu konuda gerekli işlemler, bir hukuk  devletinde, eğer varsa ciddi bir iddianız, ithamınız... Burada iftira düzeyinde konuları dile getirmek,  doğrusu Meclisin gündemini gereksiz yere meşgul etmek diye düşünüyorum.  Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Akcan'ın sorusunu cevaplandırıyorum: Şimdi,  Afyonkarahisar'ın eğitim durumuna ilişkin bir sıralamadan, 51 ve 53'üncü sırada olduğundan ve  başarı sıralamasında kötü durumda olduğundan söz etti. Türkiye genelinde 2009-2010 öğretim yılı  içerisinde okul başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 316, ortaöğretimde 408, genel ortaöğretimde  492; Afyonkarahisar ilinde ise ilköğretimde 211, ortaöğretimde 265, genel ortaöğretimde 273, meslekî  ve teknik ortaöğretimde ise 261 'dir. Türkiye genelinde 2009-2010 yılları arasında derslik başına  düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 32, ortaöğretimde 33, genel ortaöğretimde 31, meslekî ve teknik  ortaöğretimde ise 36'dır; Afyonkarahisar ilinde ise bu oran ilköğretimde 22, ortaöğretimde 26, genel  ortaöğretimde 22, meslekî ve teknik ortaöğretimde ise 29'dur. Yani Afyonkarahisar, öğrenci başına  düşen öğretmen sayısı ve diğer göstergeleri de ele aldığımızda, bilgisayar ve teknik donanımda  Türkiye ortalamasının üzerinde ortalaması olan illerden birisi.  Eğer yükseköğrenime geçişte öğrenci seçme sınavındaki başarıyı baz alarak bir sıralama  yaparsak, yükseköğrenime geçişte uygulanan sınav sistemi bir sıralamadır, bir il 1 'inci sırada olurken  diğeri 81 'de olacaktır. Önemli olan, o il için yaptığımız eğitim yatırımlarındaki göstergelerdir Millî  Eğitim Bakanlığını ilgilendiren. Onun dışında, yükseköğrenim sınavını kazanma ve ortaöğretimden  yükseköğrenime geçiş sınavındaki başarı oranları da en başarılı il ile en başarısız il arasındaki puan  farklarıdır bizi ilgilendiren. Bu puan farkları da dikkate değer bir oran oluşturmuyor şu anda.  Dolayısıyla biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak eğitim yatırımlarımızı bu göstergeler doğrultusunda  sıralıyoruz, illerimizin başarı sıralamalarını da bu sıralamalar ölçeğinde yapıyoruz.  Sanıyorum Sayın Başkanım, sürem bitti.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
Sayfa 89 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2010 0 : 3  - 6 0 4 - KAMER GENÇ (Tunceli) - Koç ve Sabancı'ya büyük araziler verildi Sayın Bakan?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Koç ve Sabancı Üniversitelerine  tahsis edildiği dönemde ben Millî Eğitim Bakanı değildim, AK PARTİ de Hükümet değildi.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Değildi de, bu cemaatlere...  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Dolayısıyla, o hesabı o dönemde  Mecliste olarak o zaman sorsaydınız Sayın Genç. Sanıyorum, siz Meclisteydiniz.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Başbakan da İstanbul Belediye Başkanıydı!  KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) - Alman Üniversitesine kim verdi?  MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Bir diğer sorunuz da -ısrarla, Sayın  Genç az önce de söyledi- kitap basımına ilişkin konularda eğer bir duyumunuz, bir şikâyetiniz varsa,  bunları Mecliste dile getirmenin yanı sıra hukuk devletinde gerekli yerlere suç duyurusunda da  bulunursunuz.  Millî Eğitim Bakanlığı ücretsiz ders kitabı dağıtımına ilişkin ihalelerini açık, şeffaf, Kamu ihale  Yasası'na uygun bir şekilde, Kamu İhale Kurumunun denetiminde yapıyor. İlgililer ve gerekli  görenler Kamu İhale Kurumuna şikâyette bulunurlar, bu konuda gerekli işlemler, bir hukuk  devletinde, eğer varsa ciddi bir iddianız, ithamınız... Burada iftira düzeyinde konuları dile getirmek,  doğrusu Meclisin gündemini gereksiz yere meşgul etmek diye düşünüyorum.  Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Akcan'ın sorusunu cevaplandırıyorum: Şimdi,  Afyonkarahisar'ın eğitim durumuna ilişkin bir sıralamadan, 51 ve 53'üncü sırada olduğundan ve  başarı sıralamasında kötü durumda olduğundan söz etti. Türkiye genelinde 2009-2010 öğretim yılı  içerisinde okul başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 316, ortaöğretimde 408, genel ortaöğretimde  492; Afyonkarahisar ilinde ise ilköğretimde 211, ortaöğretimde 265, genel ortaöğretimde 273, meslekî  ve teknik ortaöğretimde ise 261 'dir. Türkiye genelinde 2009-2010 yılları arasında derslik başına  düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 32, ortaöğretimde 33, genel ortaöğretimde 31, meslekî ve teknik  ortaöğretimde ise 36'dır; Afyonkarahisar ilinde ise bu oran ilköğretimde 22, ortaöğretimde 26, genel  ortaöğretimde 22, meslekî ve teknik ortaöğretimde ise 29'dur. Yani Afyonkarahisar, öğrenci başına  düşen öğretmen sayısı ve diğer göstergeleri de ele aldığımızda, bilgisayar ve teknik donanımda  Türkiye ortalamasının üzerinde ortalaması olan illerden birisi.  Eğer yükseköğrenime geçişte öğrenci seçme sınavındaki başarıyı baz alarak bir sıralama  yaparsak, yükseköğrenime geçişte uygulanan sınav sistemi bir sıralamadır, bir il 1 'inci sırada olurken  diğeri 81 'de olacaktır. Önemli olan, o il için yaptığımız eğitim yatırımlarındaki göstergelerdir Millî  Eğitim Bakanlığını ilgilendiren. Onun dışında, yükseköğrenim sınavını kazanma ve ortaöğretimden  yükseköğrenime geçiş sınavındaki başarı oranları da en başarılı il ile en başarısız il arasındaki puan  farklarıdır bizi ilgilendiren. Bu puan farkları da dikkate değer bir oran oluşturmuyor şu anda.  Dolayısıyla biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak eğitim yatırımlarımızı bu göstergeler doğrultusunda  sıralıyoruz, illerimizin başarı sıralamalarını da bu sıralamalar ölçeğinde yapıyoruz.  Sanıyorum Sayın Başkanım, sürem bitti.  Teşekkür ediyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, maddenin oylamasından önce bir yoklama  talebi vardır, o talebi yerine getireceğim.  Yoklama talebinde bulunan arkadaşların isimlerini tespit edeceğim: Sayın Anadol, Sayın Mengü,  Sayın Ekici, Sayın Özdemir, Sayın Sacid Yıldız Bey, Sayın Hulusi Güvel, Sayın Keleş, Sayın Çöllü,  Sayın Emek, Sayın Özkan, Sayın Coşkuner, Sayın Hüseyin Unsal, Sayın Süner, Sayın Oksal, Sayın  Ziya Diren, Sayın Yaşar Ağyüz, Sayın Barış, Sayın Hacaloğlu, Sayın Dibek, Sayın Aydoğan.  Sayın milletvekilleri, ismini ifade etmiş olduğum arkadaşlarımız lütfen yoklamaya katılmasınlar.  Yoklama için üç dakikalık süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Devam)  BAŞKAN - Yeni madde ihdasıyla ilgili önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 18.53  - 6 0 5 -
Sayfa 90 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 3  III.- YOKLAMA  (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.  BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, maddenin oylamasından önce bir yoklama  talebi vardır, o talebi yerine getireceğim.  Yoklama talebinde bulunan arkadaşların isimlerini tespit edeceğim: Sayın Anadol, Sayın Mengü,  Sayın Ekici, Sayın Özdemir, Sayın Sacid Yıldız Bey, Sayın Hulusi Güvel, Sayın Keleş, Sayın Çöllü,  Sayın Emek, Sayın Özkan, Sayın Coşkuner, Sayın Hüseyin Unsal, Sayın Süner, Sayın Oksal, Sayın  Ziya Diren, Sayın Yaşar Ağyüz, Sayın Barış, Sayın Hacaloğlu, Sayın Dibek, Sayın Aydoğan.  Sayın milletvekilleri, ismini ifade etmiş olduğum arkadaşlarımız lütfen yoklamaya katılmasınlar.  Yoklama için üç dakikalık süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.  (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.  VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN  GELEN DİĞER İŞLER (Devam)  A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ (Devam)  4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Devam)  BAŞKAN - Yeni madde ihdasıyla ilgili önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul  etmeyenler... Kabul edilmiştir.  Birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 18.53  - 6 0 5 - TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 6 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 19.05  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  *  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86'ncı Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Vural.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, 18.53 'te on dakika bir ara verdiniz. Geçen de, saat  16.02'de ara verdiniz, 18.30'da geldiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekilleri olarak, on  dakika ara verdiğiniz zaman biz burada oluyoruz ama takdir edersiniz ki . . . Meclis Genel Kurulunu  sizin hangi sebeple beklettiğinizi bilmiyorum; ben inanıyorum ki sizin şahsi bir konunuzdan dolayı  değildir ama bir komisyonun çoğunluğunu sağlamak için Meclis Genel Kurulunu bekletiyorsanız, en  aşağısından bize haberdar edilmesini isteriz. Burada biz, yani saatlere bakarak ne zaman başlayacağı  bilinmeyen bir Meclis toplantısına gelmiyoruz.  Dolayısıyla, bu konularla ilgili, gerçekten, Meclis Genel Kuruluna ve milletvekillerine gereken  saygının gösterilmesi, burada bulunması gerekiyorsa Komisyon üyelerinin zamanında bulunması  gerekiyor, yoksa da gereğinin yapılmasını istirham ediyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  Sayın Vural, bir Grup Başkan Vekili olarak hassasiyetinizi takdir ediyorum. Çalışmalarımızda  daha dikkatli, daha özenli olmaya gayret göstereceğiz.  Teşekkür ederim.  Sayın milletvekilleri, yeni ek madde 124 ihdasına dair bir önerge vardır. Malumlarınız olduğu  üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun, komisyon metninde bulunmayan ancak  tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun  salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı İç Tüzük'ün  87'nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. Bu nedenle önergeyi okutup Komisyona soracağım.  Komisyon önergeye salt çoğunlukla -13 üyesiyle- katılırsa önergeyi işleme alacağım. Komisyonun  salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.  Şimdi önergeyi okutuyorum:
Sayfa 91 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 6 - DÖRDÜNCÜ OTURUM  Açılma Saati: 19.05  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  *  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86'ncı Birleşiminin  Dördüncü Oturumunu açıyorum.  487 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Buyurun Sayın Vural.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, 18.53 'te on dakika bir ara verdiniz. Geçen de, saat  16.02'de ara verdiniz, 18.30'da geldiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekilleri olarak, on  dakika ara verdiğiniz zaman biz burada oluyoruz ama takdir edersiniz ki . . . Meclis Genel Kurulunu  sizin hangi sebeple beklettiğinizi bilmiyorum; ben inanıyorum ki sizin şahsi bir konunuzdan dolayı  değildir ama bir komisyonun çoğunluğunu sağlamak için Meclis Genel Kurulunu bekletiyorsanız, en  aşağısından bize haberdar edilmesini isteriz. Burada biz, yani saatlere bakarak ne zaman başlayacağı  bilinmeyen bir Meclis toplantısına gelmiyoruz.  Dolayısıyla, bu konularla ilgili, gerçekten, Meclis Genel Kuruluna ve milletvekillerine gereken  saygının gösterilmesi, burada bulunması gerekiyorsa Komisyon üyelerinin zamanında bulunması  gerekiyor, yoksa da gereğinin yapılmasını istirham ediyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...  Sayın Vural, bir Grup Başkan Vekili olarak hassasiyetinizi takdir ediyorum. Çalışmalarımızda  daha dikkatli, daha özenli olmaya gayret göstereceğiz.  Teşekkür ederim.  Sayın milletvekilleri, yeni ek madde 124 ihdasına dair bir önerge vardır. Malumlarınız olduğu  üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun, komisyon metninde bulunmayan ancak  tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun  salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı İç Tüzük'ün  87'nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. Bu nedenle önergeyi okutup Komisyona soracağım.  Komisyon önergeye salt çoğunlukla -13 üyesiyle- katılırsa önergeyi işleme alacağım. Komisyonun  salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.  Şimdi önergeyi okutuyorum:  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 487 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesine aşağıdaki ek maddenin  ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.  Suat Kılıç Kürşat Tüzmen Selami Uzun  Samsun Mersin Sivas  Öznur Çalık Ahmet Yeni  Malatya Samsun  "Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi  EK MADDE 124- İstanbul'da, Bezm-i Alem Valide Sultan, Silahtar Abdullah Ağa ve  Abdülhamit Sani mazbut vakıfları adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2547 sayılı  Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere,  kamu tüzel kişiliğine sahip Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.  Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;  a) Tıp Fakültesinden,  b) Dış Hekimliği Fakültesinden,  c) Eczacılık Fakültesinden,  ç) Sağlık Bilimleri Fakültesinden,  d) Eğitim Fakültesinden,  e) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan,  f) Sağlık Bilimleri Enstitüsünden,  g) Adli Bilimler Enstitüsünden,  ğ) Eğitim Bilimleri Enstitüsünden,  oluşur."  BAŞKAN - Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu efendim?  MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET  SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Katılıyoruz efendim.  BAŞKAN - Milletvekili arkadaşlarım da ellerini kaldırırsa bir sayalım.  Sayın milletvekilleri, Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 13 üyesiyle katılmış olduğundan  önergeyi işleme alıyorum, yeni bir madde olarak görüşmeye başlayacağız.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Kişisel söz hakkı istiyorum efendim.  BAŞKAN - Tamam efendim.  İlk söz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekilimiz Abdülkadir  Akçan'a aittir.  Sayın Akçan, buyurun efendim.  MHP GRUBU ADINA ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; görüşülmekte olan, Yükseköğretim Kanunu'nu değiştirmek amacıyla hazırlanmış  tasarının Komisyon kararıyla eklenen hükmü doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına  söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.  - 6 0 7 -
Sayfa 92 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına  Görüşülmekte olan 487 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesine aşağıdaki ek maddenin  ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.  Suat Kılıç Kürşat Tüzmen Selami Uzun  Samsun Mersin Sivas  Öznur Çalık Ahmet Yeni  Malatya Samsun  "Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi  EK MADDE 124- İstanbul'da, Bezm-i Alem Valide Sultan, Silahtar Abdullah Ağa ve  Abdülhamit Sani mazbut vakıfları adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2547 sayılı  Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere,  kamu tüzel kişiliğine sahip Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.  Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;  a) Tıp Fakültesinden,  b) Dış Hekimliği Fakültesinden,  c) Eczacılık Fakültesinden,  ç) Sağlık Bilimleri Fakültesinden,  d) Eğitim Fakültesinden,  e) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan,  f) Sağlık Bilimleri Enstitüsünden,  g) Adli Bilimler Enstitüsünden,  ğ) Eğitim Bilimleri Enstitüsünden,  oluşur."  BAŞKAN - Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu efendim?  MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET  SAĞLAM (Kahramanmaraş) - Katılıyoruz efendim.  BAŞKAN - Milletvekili arkadaşlarım da ellerini kaldırırsa bir sayalım.  Sayın milletvekilleri, Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 13 üyesiyle katılmış olduğundan  önergeyi işleme alıyorum, yeni bir madde olarak görüşmeye başlayacağız.  HARUN ÖZTÜRK (İzmir) - Kişisel söz hakkı istiyorum efendim.  BAŞKAN - Tamam efendim.  İlk söz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekilimiz Abdülkadir  Akçan'a aittir.  Sayın Akçan, buyurun efendim.  MHP GRUBU ADINA ABDÜLKADİR AKÇAN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli  milletvekilleri; görüşülmekte olan, Yükseköğretim Kanunu'nu değiştirmek amacıyla hazırlanmış  tasarının Komisyon kararıyla eklenen hükmü doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına  söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.  - 6 0 7 - TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 8 - Değerli milletvekilleri, bir önceki konu görüşülürken Milliyetçi Hareket Partisi Meclis  Grubundan bir arkadaşımıza Sayın Bakanın vermiş olduğu ve üniversite sınavı sırasında bir siyasi  partinin kendi görüşlerini ifade eden broşürün sınav öncesinde sınav yapılan mekânlarda  dağıtılmasının doğru olup olmadığına yönelik soruya dün Sayın Bakanın yerine oturan Sayın Çevre  ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun vermiş olduğu cevap "Etik ve ahlaki bulmuyorum." olmuşken  bugün Sayın Bakan, konudan sorumlu Sayın Bakan "Efendim, oraya gelen çocuklar on sekiz yaşını  doldurduğuna göre, on sekiz yaşını dolduranlara da siyaset serbest olduğuna göre, bana göre etik  bakımdan ve eğitim anlayışı bakımından mahzur yok." demiştir. Buna "Ya, bu doğru olmadı."  demeyecek bir AK PARTİ milletvekilini tasavvur edemiyorum.  Şimdi, eğer Sayın Bakan bunu böyle ifade ederse, o zaman Sayın Bakan şunun tedbirini almakla  yükümlüdür: Her siyasi parti lise son sınıftaki öğrencilerin seçilerek kendilerine verilmek üzere kendi  siyasi programlarını içeren broşürleri dağıtabilir anlamı çıkar, çünkü dağıtılan broşür...  OKTAY VURAL (İzmir) - Belki ÖSYM de dağıtmıştır.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - .. .bir siyasi partinin görüşlerini içermektedir. Bu şık ve  doğru olmamıştır.  Benim burada söyleyeceğim hususlar: Bir üniversite mensubu olarak mensubu bulunmaktan  onur duyduğum üniversitenin o gün, hasbelkader, yöneticilerinden birisi Komisyon Başkanımız,  birisi de ben, aynı dönemde üniversitede yöneticilik yaptık. Sayın Millî Eğitim Bakanının, bizi, benim  biraz önce Afyonkarahisar'la ilgili olarak sorduğum soruya, gözü açılmamış sığırcık yavrusu gibi  mütalaa ederek hiç de doğru olmayan bir anlayışla verdiği cevaptır.  Sorumu tekrarlıyorum: "Sayın Bakanım, Afyonkarahisar son yapılan, 2009 yılında yapılan  seçme sınavında başarı -sözel, sayısal vesaire- 51'le son birkaç yıl içerisinde 53'üncü sırada yer  almıştır. Bu, başarı sıralamasıdır. Bu sıralama ortalamanın altında bir sıralamadır. Bu, bir  başarısızlıktır. Bu sonuç üzerinde Afyonkarahisarlının çocuğu mu etkilidir yoksa sizin yönettiğiniz  eğitimin altyapısı ve yönetim tarzı mı etkilidir?" tarzındaki soruma verdiği cevap -keşke Sayın Bakan  burada olsaydı- çok basit: Efendim, Türkiye ortalaması ilköğretimde sınıf başına şu kadar öğrenci,  Afyon'da şu kadar öğrenci; lisede şu kadar öğrenci, Afyon'da bunun altında şu kadar öğrenci.  Değerli milletvekilleri, ben şimdi size Anadolu çocuğu Abdülkadir Akcan'ı anlatayım: 1970  yılında Afyon ili Bolvadin ilçesindeki Bolvadin Lisesinden mezun oldum. Kayıtları, tutanakları Millî  Eğitim Bakanının elindeki arşivlerdedir. Sınıftaki öğrenci sayısı 70. Benim mezun olduğum Bolvadin  Lisesi 6/Fen sınıfında kendi hatası yüzünden bir arkadaşım -biz o zaman ön kayıtla giriyorduk- veteriner fakültesine ön kayıt yaptırmadığı için, daha sonra da morali bozulduğu için üniversiteye  girememiştir. Geride kalan 69'un 69'u da -ben asla küçümsemem ama- iktisadi ticari ilimler  akademisini sıradan yükseköğrenim kurumu olarak görmüş, İstanbul Teknik'e, Orta Doğu'ya, tıp  fakültelerine, veteriner fakültesine, ziraat fakültesine girerek böyle bir başarı sergilemiştir ve bu  Abdülkadir Akçan, mezun olduğu 1970'e kadar, on sekiz yaşına gelene kadar kendi ili  Afyonkarahisar' ın merkezine üç defa gidebilmiştir.  Şimdi, o zamanla bu zamanı kıyaslıyorum: O zaman da bu zaman da mevcut öğrenci sayısına  göre üniversitelerdeki öğrenci sıra sayısı oran olarak aynıydı.  Sayın Bakan, Afyonkarahisar liseleri, bu ülkeye Cumhurbaşkanı çıkarmıştır, bu ülkeye  Genelkurmay Başkanı yetiştirmiştir, bu ülkeye bakanlar yetiştirmiştir ve sizin cevabınızda, bizim  anladığımız, siyaset yapmak... Yapıyorsam namerdim. Ama insanlar sorumluluğu üstlenmeli. Siyaset  adına söylemiyorum, Afyonlunun çocuğunu âdeta suçlu gösterdiniz.  İkinci sorumu cevaplandırmadı Sayın Bakan, dedi ki . . .
Sayfa 93 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 8 - Değerli milletvekilleri, bir önceki konu görüşülürken Milliyetçi Hareket Partisi Meclis  Grubundan bir arkadaşımıza Sayın Bakanın vermiş olduğu ve üniversite sınavı sırasında bir siyasi  partinin kendi görüşlerini ifade eden broşürün sınav öncesinde sınav yapılan mekânlarda  dağıtılmasının doğru olup olmadığına yönelik soruya dün Sayın Bakanın yerine oturan Sayın Çevre  ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun vermiş olduğu cevap "Etik ve ahlaki bulmuyorum." olmuşken  bugün Sayın Bakan, konudan sorumlu Sayın Bakan "Efendim, oraya gelen çocuklar on sekiz yaşını  doldurduğuna göre, on sekiz yaşını dolduranlara da siyaset serbest olduğuna göre, bana göre etik  bakımdan ve eğitim anlayışı bakımından mahzur yok." demiştir. Buna "Ya, bu doğru olmadı."  demeyecek bir AK PARTİ milletvekilini tasavvur edemiyorum.  Şimdi, eğer Sayın Bakan bunu böyle ifade ederse, o zaman Sayın Bakan şunun tedbirini almakla  yükümlüdür: Her siyasi parti lise son sınıftaki öğrencilerin seçilerek kendilerine verilmek üzere kendi  siyasi programlarını içeren broşürleri dağıtabilir anlamı çıkar, çünkü dağıtılan broşür...  OKTAY VURAL (İzmir) - Belki ÖSYM de dağıtmıştır.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - .. .bir siyasi partinin görüşlerini içermektedir. Bu şık ve  doğru olmamıştır.  Benim burada söyleyeceğim hususlar: Bir üniversite mensubu olarak mensubu bulunmaktan  onur duyduğum üniversitenin o gün, hasbelkader, yöneticilerinden birisi Komisyon Başkanımız,  birisi de ben, aynı dönemde üniversitede yöneticilik yaptık. Sayın Millî Eğitim Bakanının, bizi, benim  biraz önce Afyonkarahisar'la ilgili olarak sorduğum soruya, gözü açılmamış sığırcık yavrusu gibi  mütalaa ederek hiç de doğru olmayan bir anlayışla verdiği cevaptır.  Sorumu tekrarlıyorum: "Sayın Bakanım, Afyonkarahisar son yapılan, 2009 yılında yapılan  seçme sınavında başarı -sözel, sayısal vesaire- 51'le son birkaç yıl içerisinde 53'üncü sırada yer  almıştır. Bu, başarı sıralamasıdır. Bu sıralama ortalamanın altında bir sıralamadır. Bu, bir  başarısızlıktır. Bu sonuç üzerinde Afyonkarahisarlının çocuğu mu etkilidir yoksa sizin yönettiğiniz  eğitimin altyapısı ve yönetim tarzı mı etkilidir?" tarzındaki soruma verdiği cevap -keşke Sayın Bakan  burada olsaydı- çok basit: Efendim, Türkiye ortalaması ilköğretimde sınıf başına şu kadar öğrenci,  Afyon'da şu kadar öğrenci; lisede şu kadar öğrenci, Afyon'da bunun altında şu kadar öğrenci.  Değerli milletvekilleri, ben şimdi size Anadolu çocuğu Abdülkadir Akcan'ı anlatayım: 1970  yılında Afyon ili Bolvadin ilçesindeki Bolvadin Lisesinden mezun oldum. Kayıtları, tutanakları Millî  Eğitim Bakanının elindeki arşivlerdedir. Sınıftaki öğrenci sayısı 70. Benim mezun olduğum Bolvadin  Lisesi 6/Fen sınıfında kendi hatası yüzünden bir arkadaşım -biz o zaman ön kayıtla giriyorduk- veteriner fakültesine ön kayıt yaptırmadığı için, daha sonra da morali bozulduğu için üniversiteye  girememiştir. Geride kalan 69'un 69'u da -ben asla küçümsemem ama- iktisadi ticari ilimler  akademisini sıradan yükseköğrenim kurumu olarak görmüş, İstanbul Teknik'e, Orta Doğu'ya, tıp  fakültelerine, veteriner fakültesine, ziraat fakültesine girerek böyle bir başarı sergilemiştir ve bu  Abdülkadir Akçan, mezun olduğu 1970'e kadar, on sekiz yaşına gelene kadar kendi ili  Afyonkarahisar' ın merkezine üç defa gidebilmiştir.  Şimdi, o zamanla bu zamanı kıyaslıyorum: O zaman da bu zaman da mevcut öğrenci sayısına  göre üniversitelerdeki öğrenci sıra sayısı oran olarak aynıydı.  Sayın Bakan, Afyonkarahisar liseleri, bu ülkeye Cumhurbaşkanı çıkarmıştır, bu ülkeye  Genelkurmay Başkanı yetiştirmiştir, bu ülkeye bakanlar yetiştirmiştir ve sizin cevabınızda, bizim  anladığımız, siyaset yapmak... Yapıyorsam namerdim. Ama insanlar sorumluluğu üstlenmeli. Siyaset  adına söylemiyorum, Afyonlunun çocuğunu âdeta suçlu gösterdiniz.  İkinci sorumu cevaplandırmadı Sayın Bakan, dedi ki . . .  TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 9 - OKTAY VURAL (İzmir) - Yok zaten, gitti.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - İkinci soru şuydu: Pek çok ilde öğretim kurumlarına  idareci atamak için yapmış olduğunuz sınav sonucuna göre idareciler atandığı hâlde neden  Afyonkarahisar'da ilköğretim ve ortaöğretimde, özellikle ilköğretimde müdür yardımcıları  atanmıyor? Bunu bir araştırın. Konu ilde çözülüyor. Niye atanmıyor? "Ben, gereğini yapıp  soruşturacağım." demek en mantıklı, en doğru cevapken Sayın Bakan cevap da verme ihtiyacı  hissetmedi, şimdi de gitti.  Değerli milletvekilleri, bu, Afyonkarahisar'da eğitimin partizanlaşma sonucunda geldiği  durumdur. Afyonkarahisar'da eğitimin geldiği bu durumun sorumlusu, orada asgari ücretin altında,  yaşadığı ilçeden veya il merkezinden çok uzaklarda bulunan ve kimsenin gitmediği okula ücreti  karşılığı ders vermek üzere giden kız öğretmenin akşamleyin "Ben bu okuldan ilçeme nasıl dönerim?"  diye düşünürken hangi mantıkla, hangi gayretle, hangi heyecanla, hangi şevkle oradaki çocuğu  eğitecektir? Sorusunun tabii sonucudur. Niye ücreti karşılığı o kişiyi orada görevlendiriyorsunuz da  o öğretmeni atamıyorsunuz? Değerli milletvekilleri, üzülerek, size Sayın Bakanın bu konudaki  anlayışını söylüyorum.  Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak üniversitelerin açılmasına taraftarız. Ama programların  düzgün seçilerek olması lazım. Bakın, Sayın Bakanın ve sayın Komisyonun aynı Komisyondaki  görüşmelerini, Bezm-i Alem Üniversitesinin, ilgili, o zamanki sıra sayısıyla 461 sıra sayılı Tasan'nın  raporunu okuyorum: "Tasarı ile kurulması öngörülen Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesinin sağlık  alanında branşlaşacak bir üniversite olmasına rağmen, tasarıda Eğitim Bilimleri Fakültesi ve Eğitim  Bilimleri Enstitüsüne de yer verildiği; ülkemizde eğitim fakültelerinden mezun olan binlerce öğrenci  istihdam edilemezken yeni eğitim fakültesi açılmasının gereksiz olduğu..." Sayın Hocamız Mehmet  Sağlam'ın Başkan olduğu Komisyondaki rapor ve paragraf. Sayın Bakanın verdiği cevap:  "Üniversitelerde yeni kurulacak eğitim fakültelerinde, okul öncesi eğitim ve engelli eğitimi gibi  ülkemizde öğretmen açığı bulunan bölümlerin açılmasına izin verildiği..." Bezm-i Alemdeki eğitim  fakültesinin amacı bu.  Bir önceki tasarıda, Sabahattin Zaim Üniversitesinin açılışında, okuduğumuz hükümlerde -441  sıra sayılı- neler var? İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinden... Soru soruldu: "Efendim,  Ardahan'da var." Yok Ardahan'da. "Koç Üniversitesinde var." Yok Koç Üniversitesinde. Eğitim  Fakültesinden... Sayın Bakan, bir taraftan "Biz bu Bezm-i Alemde eğitim fakültesini, okul öncesi  eğitim ve engelliler için adam yetiştirmek üzere açtık." diyorsunuz, öbür taraftan bir önceki tasarıda  açtığınız fakülte düz eğitim fakültesi ve yüzlerce insan atanmak için bekliyor ama okullarda  başarısızlığın en önemli nedeni olan...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Akçan, buyurun, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  ...bir ırgat, bir maraba anlayışıyla çalıştırılan, ücreti karşılığı ders vermek zorunda kalan,  annesinin, babasının "Kızım git, psikolojik bunalım geçireceksin evde otura otura." dediği kızını  ücreti karşılığında gönderdiğiniz okullarda yetiştirirken, Sayın Çevre ve Orman Bakanı "Efendim,  bizim dönemimizde 600 bin kişi çalışıyor -dün- bunun 200 küsur binini biz atadık." diyor. Emekli  olan kaçtı Sayın Bakan? Yani sizden önce öğretmen yoktu bu ülkede, siz atadınız ve öğretmen açığını  siz... Allah rızası için, madem kapatıyorsunuz, şunu komple kapatın, var olanları atayın, ondan sonra  ihtiyaca göre eğitim kurumlarını planlayın.
Sayfa 94 -
TBMM B:86 14 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 0 9 - OKTAY VURAL (İzmir) - Yok zaten, gitti.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - İkinci soru şuydu: Pek çok ilde öğretim kurumlarına  idareci atamak için yapmış olduğunuz sınav sonucuna göre idareciler atandığı hâlde neden  Afyonkarahisar'da ilköğretim ve ortaöğretimde, özellikle ilköğretimde müdür yardımcıları  atanmıyor? Bunu bir araştırın. Konu ilde çözülüyor. Niye atanmıyor? "Ben, gereğini yapıp  soruşturacağım." demek en mantıklı, en doğru cevapken Sayın Bakan cevap da verme ihtiyacı  hissetmedi, şimdi de gitti.  Değerli milletvekilleri, bu, Afyonkarahisar'da eğitimin partizanlaşma sonucunda geldiği  durumdur. Afyonkarahisar'da eğitimin geldiği bu durumun sorumlusu, orada asgari ücretin altında,  yaşadığı ilçeden veya il merkezinden çok uzaklarda bulunan ve kimsenin gitmediği okula ücreti  karşılığı ders vermek üzere giden kız öğretmenin akşamleyin "Ben bu okuldan ilçeme nasıl dönerim?"  diye düşünürken hangi mantıkla, hangi gayretle, hangi heyecanla, hangi şevkle oradaki çocuğu  eğitecektir? Sorusunun tabii sonucudur. Niye ücreti karşılığı o kişiyi orada görevlendiriyorsunuz da  o öğretmeni atamıyorsunuz? Değerli milletvekilleri, üzülerek, size Sayın Bakanın bu konudaki  anlayışını söylüyorum.  Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak üniversitelerin açılmasına taraftarız. Ama programların  düzgün seçilerek olması lazım. Bakın, Sayın Bakanın ve sayın Komisyonun aynı Komisyondaki  görüşmelerini, Bezm-i Alem Üniversitesinin, ilgili, o zamanki sıra sayısıyla 461 sıra sayılı Tasan'nın  raporunu okuyorum: "Tasarı ile kurulması öngörülen Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesinin sağlık  alanında branşlaşacak bir üniversite olmasına rağmen, tasarıda Eğitim Bilimleri Fakültesi ve Eğitim  Bilimleri Enstitüsüne de yer verildiği; ülkemizde eğitim fakültelerinden mezun olan binlerce öğrenci  istihdam edilemezken yeni eğitim fakültesi açılmasının gereksiz olduğu..." Sayın Hocamız Mehmet  Sağlam'ın Başkan olduğu Komisyondaki rapor ve paragraf. Sayın Bakanın verdiği cevap:  "Üniversitelerde yeni kurulacak eğitim fakültelerinde, okul öncesi eğitim ve engelli eğitimi gibi  ülkemizde öğretmen açığı bulunan bölümlerin açılmasına izin verildiği..." Bezm-i Alemdeki eğitim  fakültesinin amacı bu.  Bir önceki tasarıda, Sabahattin Zaim Üniversitesinin açılışında, okuduğumuz hükümlerde -441  sıra sayılı- neler var? İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinden... Soru soruldu: "Efendim,  Ardahan'da var." Yok Ardahan'da. "Koç Üniversitesinde var." Yok Koç Üniversitesinde. Eğitim  Fakültesinden... Sayın Bakan, bir taraftan "Biz bu Bezm-i Alemde eğitim fakültesini, okul öncesi  eğitim ve engelliler için adam yetiştirmek üzere açtık." diyorsunuz, öbür taraftan bir önceki tasarıda  açtığınız fakülte düz eğitim fakültesi ve yüzlerce insan atanmak için bekliyor ama okullarda  başarısızlığın en önemli nedeni olan...  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Akçan, buyurun, konuşmanızı tamamlayınız efendim.  ABDÜLKADİR AKÇAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  ...bir ırgat, bir maraba anlayışıyla çalıştırılan, ücreti karşılığı ders vermek zorunda kalan,  annesinin, babasının "Kızım git, psikolojik bunalım geçireceksin evde otura otura." dediği kızını  ücreti karşılığında gönderdiğiniz okullarda yetiştirirken, Sayın Çevre ve Orman Bakanı "Efendim,  bizim dönemimizde 600 bin kişi çalışıyor -dün- bunun 200 küsur binini biz atadık." diyor. Emekli  olan kaçtı Sayın Bakan? Yani sizden önce öğretmen yoktu bu ülkede, siz atadınız ve öğretmen açığını  siz... Allah rızası için, madem kapatıyorsunuz, şunu komple kapatın, var olanları atayın, ondan sonra  ihtiyaca göre eğitim kurumlarını planlayın.  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Her şeye rağmen, her iki üniversitemizin, Şaban Karataş Hocamızı da anarak -Bezm-i Alem  Vakıf Üniversitesinin 99'lu yıllarda çok peşine düşmüştü- gözü aydın diyerek hayırlı olmasını diliyor,  yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akçan.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Sacid Yıldız.  Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA SACİD YILDIZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ek  madde üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Bu ek madde 461 sıra sayısıyla Millî Eğitim Komisyonunda görüşülüp raporlaştırılmış ve bu  Millî Eğitim Komisyonunda görüşülürken tali komisyon olarak da Plan ve Bütçe Komisyonu ve  Sağlık Komisyonu belirtilmiş. Ama ne yazıktır ki bu Sağlık Komisyonunda tartışılmadı tali komisyon  olsa da değerli arkadaşlar. Çünkü yüz altmış yedi yıllık bir vakfın yapısını, Bezm-i Alem Valide  Sultan Vakfının yapısını değiştiren bir yasa tasarısı, oradaki çalışmayı değiştiriyor, orada bir üniversite  kurulmasına yol açıyor ve bu, Sağlık Komisyonunda ele alınmamıştır değerli arkadaşlar. Bunu  burada, huzurunuzda dile getiriyorum.  Ayrıca, gene o hastanede çalışan gerek şef, şef yardımcıları, başhekim, başhekim yardımcıları,  sağlık personeli ve sağlık personeli dışındaki diğer personelin de kadrolarını, durumlarını yeniden  düzenleyen bu tasarı, Millî Eğitim Komisyonu dışında Plan ve Bütçe Komisyonunda da  görüşülmemiştir değerli arkadaşlar. Son zamanlarda nedense böyle tali komisyonlarda görüşülmeme  huyu çıkmıştır. Eğer vaktim kalırsa buna bir iki daha örnek veririm sonunda.  Şimdi buradan soruyorum değerli arkadaşlar: Yüz altmış yedi yıl önce kurulmuş bir vakfın,  hastanesi olan, Vakıf Gureba Hastanesini ilgilendirmekte olan ve onun yapısını değiştiren bu tasan  niçin Sağlık Komisyonunda görüşülmemiştir, tartışılmamıştır? Önemsiz olduğu için mi, Sağlık  Komisyonunun çok yoğun çalışma programı olduğu için mi? Bunların hiçbiri değil değerli  milletvekilleri, bu tasan nasıl kamuoyunun gözünden, dikkatinden kaçırılmak istendiyse aynı nedenle  yüce Meclisin de gözünden kaçırılmak istenmiştir. Onun için, 461 'le buraya getirilmemiş, ek madde  hâlinde getirilmiştir, buradaki arkadaşlann çoğunun da bundan haberleri yoktur, bu iki tane maddenin  buraya getirileceğinden. Bunu tekrar dikkatlerinize sunuyorum.  Değerli milletvekilleri, tasarı ile üç mazbut vakıf adına, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından  Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi kurulmaktadır. Değerli arkadaşlar, Vakıflar Genel Müdürlüğünün işi  üniversite kurmak değildir, zaten pek çok vakıf kendi üniversitesini kurmaktadır. Vakıflar Genel  Müdürlüğünün işi, kendilerine emanet edilmiş vakıfları korumak, kollamak, eksikliklerini gidermek,  onların iyi çalışmasını düzenlemek ve denetlemektir; onlara ihanet etmek değildir, onları birilerine  rant uğruna peşkeş çekmek değildir.  Vakıf Gureba Hastanesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde olmasına ve yönetime defalarca  iletilmesine karşın üç yıldır fakirliğin, garipliğin sembolü olan yeşil kartlıların giremediği, onların  kabul edilmediği tek hastanedir değerli milletvekilleri, ancak şevkle gelebilmektedir bu garipler o  amaçla kurulan bu hastaneye. Bu çok önemlidir. O hastane ki gariplere parasız hizmet vermek üzere  kurulmuştur. Bu gerçekle gerek Vakıflar Genel Müdürlüğü gerekse Hükümet övünebilir mi? Bu  durum nasıl açıklanabilir?  - 6 1 0 -
Sayfa 95 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Her şeye rağmen, her iki üniversitemizin, Şaban Karataş Hocamızı da anarak -Bezm-i Alem  Vakıf Üniversitesinin 99'lu yıllarda çok peşine düşmüştü- gözü aydın diyerek hayırlı olmasını diliyor,  yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akçan.  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Sacid Yıldız.  Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)  CHP GRUBU ADINA SACİD YILDIZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ek  madde üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.  Bu ek madde 461 sıra sayısıyla Millî Eğitim Komisyonunda görüşülüp raporlaştırılmış ve bu  Millî Eğitim Komisyonunda görüşülürken tali komisyon olarak da Plan ve Bütçe Komisyonu ve  Sağlık Komisyonu belirtilmiş. Ama ne yazıktır ki bu Sağlık Komisyonunda tartışılmadı tali komisyon  olsa da değerli arkadaşlar. Çünkü yüz altmış yedi yıllık bir vakfın yapısını, Bezm-i Alem Valide  Sultan Vakfının yapısını değiştiren bir yasa tasarısı, oradaki çalışmayı değiştiriyor, orada bir üniversite  kurulmasına yol açıyor ve bu, Sağlık Komisyonunda ele alınmamıştır değerli arkadaşlar. Bunu  burada, huzurunuzda dile getiriyorum.  Ayrıca, gene o hastanede çalışan gerek şef, şef yardımcıları, başhekim, başhekim yardımcıları,  sağlık personeli ve sağlık personeli dışındaki diğer personelin de kadrolarını, durumlarını yeniden  düzenleyen bu tasarı, Millî Eğitim Komisyonu dışında Plan ve Bütçe Komisyonunda da  görüşülmemiştir değerli arkadaşlar. Son zamanlarda nedense böyle tali komisyonlarda görüşülmeme  huyu çıkmıştır. Eğer vaktim kalırsa buna bir iki daha örnek veririm sonunda.  Şimdi buradan soruyorum değerli arkadaşlar: Yüz altmış yedi yıl önce kurulmuş bir vakfın,  hastanesi olan, Vakıf Gureba Hastanesini ilgilendirmekte olan ve onun yapısını değiştiren bu tasan  niçin Sağlık Komisyonunda görüşülmemiştir, tartışılmamıştır? Önemsiz olduğu için mi, Sağlık  Komisyonunun çok yoğun çalışma programı olduğu için mi? Bunların hiçbiri değil değerli  milletvekilleri, bu tasan nasıl kamuoyunun gözünden, dikkatinden kaçırılmak istendiyse aynı nedenle  yüce Meclisin de gözünden kaçırılmak istenmiştir. Onun için, 461 'le buraya getirilmemiş, ek madde  hâlinde getirilmiştir, buradaki arkadaşlann çoğunun da bundan haberleri yoktur, bu iki tane maddenin  buraya getirileceğinden. Bunu tekrar dikkatlerinize sunuyorum.  Değerli milletvekilleri, tasarı ile üç mazbut vakıf adına, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından  Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi kurulmaktadır. Değerli arkadaşlar, Vakıflar Genel Müdürlüğünün işi  üniversite kurmak değildir, zaten pek çok vakıf kendi üniversitesini kurmaktadır. Vakıflar Genel  Müdürlüğünün işi, kendilerine emanet edilmiş vakıfları korumak, kollamak, eksikliklerini gidermek,  onların iyi çalışmasını düzenlemek ve denetlemektir; onlara ihanet etmek değildir, onları birilerine  rant uğruna peşkeş çekmek değildir.  Vakıf Gureba Hastanesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde olmasına ve yönetime defalarca  iletilmesine karşın üç yıldır fakirliğin, garipliğin sembolü olan yeşil kartlıların giremediği, onların  kabul edilmediği tek hastanedir değerli milletvekilleri, ancak şevkle gelebilmektedir bu garipler o  amaçla kurulan bu hastaneye. Bu çok önemlidir. O hastane ki gariplere parasız hizmet vermek üzere  kurulmuştur. Bu gerçekle gerek Vakıflar Genel Müdürlüğü gerekse Hükümet övünebilir mi? Bu  durum nasıl açıklanabilir?  - 6 1 0 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Bezm-i Alem'i de kısaca söyleyeyim: II. Mahmut'un eşi, Abdülmecid'in annesi. 1843 yılında  kurulan bir vakıf değerli arkadaşlar. SSK ve Sağlık Bakanlığının yönetiminde olduğu yedi yıl  boyuncu ihmal edilerek üvey evlat muamelesi görerek kötü duruma düşürülmüş olan hastane son üç  yıldır da Vakıflar Genel Müdürlüğünün yönetiminde olduğu hâlde çökertilmeye devam edilmiştir ve  tarihinin en kötü dönemini yaşamaktadır. Kıymetli arazisini rant uğruna yağmalamak için bile bile  bu duruma getirilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulacak üniversiteye 330 bin metrekare arsa  tahsis ederek bunun 100 bin metrekaresi üniversite kampusu olacak, 230 bin metrekaresi ise alışveriş  merkezi, ofis, rezidans ve otel olarak değerlendirilecektir yani büyük bir rant vardır burada değerli  arkadaşlar. 230 bin metrekare arsa kırk dokuz veya doksan dokuz yıllığına kiralanacak, buraya  yapılacak projeden üniversite yararlanacaktır. Bu gazetelerde de açık açık ocak ayında yazıldı,  2010'un Ocak ayında.  Değerli milletvekilleri, Bezm-i Alem Valide Sultan gibi vakıflar şefkat, merhamet, yardımlaşma,  barış, birlik ve beraberlik ruhunun temel unsurlarıdır, bu duyguları pekiştirirler; kendi inançlarımız  ve atalarımızdan gelen öz kültürümüzün dünyaya örnek olmuş kurumlandır. İyi bir hastane, üniversite  kurabilirsiniz ama vakıf özelliklerini başka bir kurum içinde sürdüremezsiniz. Bu vakıf üniversiteye  dönüştürüldüğü takdirde kısa sürede asimde olacak, özelliğini yitirecek, vakfın asıl amacına aykırı  olarak çalışacaktır. Üniversite olduğunda oraya gelen gariplere, fakirlere parasız mı bakacaksınız?  Hâlen devlet kurumlarında yeşil kartlılardan bile tedavi ve ilaç katkı payı alırken bu nasıl mümkün  olacaktır değerli arkadaşlar? Ülkemizin çok sayıda üniversiteye, tıp fakültesine ihtiyacı olabilir.  Bunlar tartışılabilir ancak yüz altmış yedi yıllık değerli bir vakfın yapısını, geleneğini, geleceğini  bozmaya hiç gerek yoktur. Hele bu ülkenin millî, manevi, tarihî değerlerini korumak iddiasıyla iktidar  olmuş bir partiye bu tutum hiç yakışmamaktadır. Partinizin misyonu olarak muhafazakâr ve demokrat  demektesiniz. Bu nasıl muhafazakârlık değerli arkadaşlar? Ama işin içinde rant olunca gözünüz  nedense bir şey görmemektedir.  İktidara yakışan Vakıf Gureba Hastanesini cihaz, personel, mekân olarak geliştirmek ve  donatmaktır. Bu şekilde fakirlere daha iyi hizmet verir hâle getirilebilir. Vakıf Gureba Hastanesinden  üniversite eğitiminde yararlanmak istiyorsanız afiliye olup yararlanınız, üniversiteyle ilişkilendiriniz.  Daha önceleri İstanbul Üniversitesi bu şekilde yararlanmıştır.  Değerli milletvekilleri, şefkat sembolü yüz altmış yedi yıllık bir tarihi yok etmenin siyasi, sosyal,  hukuki, manevi faturalan olacaktır; vebali sizin üzerinizde olacaktır. Geçiş dönemi sancılı olacak  veya hiç mümkün olmayacaktır çünkü 1979, 1989 ve 1999'da yaşanan ve vakfiyeye aykırılık  sebebiyle hukuktan dönen süreç yeniden yaşanacak ve bir kaos dönemi başlayacaktır.  Bezm-i Alem Valide Sultan'ın vakfiyede yükseköğretim kurumu kurma iradesi  bulunmamaktadır. Burası çok önemli değerli arkadaşlar. Bu nedenle, YÖK, 7 Mart 1989 tarihinde,  6 Kasım 1987 tarihli üniversite kurma kararını, hukuki durumun mevcut olmaması nedeniyle  yürürlükten kaldırmıştır; YÖK, kendi aldığı kararı yürürlükten kaldırmıştır.  Bu mazbut vakıfların vakfedenlerinin iradesini ortaya koyan ve anayasa gibi değerlendirilen  vakfiyelerinde yükseköğretim kurumu kurulacağına dair açıkça bir irade beyanının bulunmadığı  dikkate alındığında, tasannın temelinde vakfiyeye aykınlık olduğu apaçık şekilde görülmektedir.  Olsa olsa vakfiyede "rüştiye" geçmektedir, yani buraya ortaokul kurabilirsiniz, vakfiye senedinde  bu geçmektedir.  - 6 1 1 -
Sayfa 96 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Bezm-i Alem'i de kısaca söyleyeyim: II. Mahmut'un eşi, Abdülmecid'in annesi. 1843 yılında  kurulan bir vakıf değerli arkadaşlar. SSK ve Sağlık Bakanlığının yönetiminde olduğu yedi yıl  boyuncu ihmal edilerek üvey evlat muamelesi görerek kötü duruma düşürülmüş olan hastane son üç  yıldır da Vakıflar Genel Müdürlüğünün yönetiminde olduğu hâlde çökertilmeye devam edilmiştir ve  tarihinin en kötü dönemini yaşamaktadır. Kıymetli arazisini rant uğruna yağmalamak için bile bile  bu duruma getirilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulacak üniversiteye 330 bin metrekare arsa  tahsis ederek bunun 100 bin metrekaresi üniversite kampusu olacak, 230 bin metrekaresi ise alışveriş  merkezi, ofis, rezidans ve otel olarak değerlendirilecektir yani büyük bir rant vardır burada değerli  arkadaşlar. 230 bin metrekare arsa kırk dokuz veya doksan dokuz yıllığına kiralanacak, buraya  yapılacak projeden üniversite yararlanacaktır. Bu gazetelerde de açık açık ocak ayında yazıldı,  2010'un Ocak ayında.  Değerli milletvekilleri, Bezm-i Alem Valide Sultan gibi vakıflar şefkat, merhamet, yardımlaşma,  barış, birlik ve beraberlik ruhunun temel unsurlarıdır, bu duyguları pekiştirirler; kendi inançlarımız  ve atalarımızdan gelen öz kültürümüzün dünyaya örnek olmuş kurumlandır. İyi bir hastane, üniversite  kurabilirsiniz ama vakıf özelliklerini başka bir kurum içinde sürdüremezsiniz. Bu vakıf üniversiteye  dönüştürüldüğü takdirde kısa sürede asimde olacak, özelliğini yitirecek, vakfın asıl amacına aykırı  olarak çalışacaktır. Üniversite olduğunda oraya gelen gariplere, fakirlere parasız mı bakacaksınız?  Hâlen devlet kurumlarında yeşil kartlılardan bile tedavi ve ilaç katkı payı alırken bu nasıl mümkün  olacaktır değerli arkadaşlar? Ülkemizin çok sayıda üniversiteye, tıp fakültesine ihtiyacı olabilir.  Bunlar tartışılabilir ancak yüz altmış yedi yıllık değerli bir vakfın yapısını, geleneğini, geleceğini  bozmaya hiç gerek yoktur. Hele bu ülkenin millî, manevi, tarihî değerlerini korumak iddiasıyla iktidar  olmuş bir partiye bu tutum hiç yakışmamaktadır. Partinizin misyonu olarak muhafazakâr ve demokrat  demektesiniz. Bu nasıl muhafazakârlık değerli arkadaşlar? Ama işin içinde rant olunca gözünüz  nedense bir şey görmemektedir.  İktidara yakışan Vakıf Gureba Hastanesini cihaz, personel, mekân olarak geliştirmek ve  donatmaktır. Bu şekilde fakirlere daha iyi hizmet verir hâle getirilebilir. Vakıf Gureba Hastanesinden  üniversite eğitiminde yararlanmak istiyorsanız afiliye olup yararlanınız, üniversiteyle ilişkilendiriniz.  Daha önceleri İstanbul Üniversitesi bu şekilde yararlanmıştır.  Değerli milletvekilleri, şefkat sembolü yüz altmış yedi yıllık bir tarihi yok etmenin siyasi, sosyal,  hukuki, manevi faturalan olacaktır; vebali sizin üzerinizde olacaktır. Geçiş dönemi sancılı olacak  veya hiç mümkün olmayacaktır çünkü 1979, 1989 ve 1999'da yaşanan ve vakfiyeye aykırılık  sebebiyle hukuktan dönen süreç yeniden yaşanacak ve bir kaos dönemi başlayacaktır.  Bezm-i Alem Valide Sultan'ın vakfiyede yükseköğretim kurumu kurma iradesi  bulunmamaktadır. Burası çok önemli değerli arkadaşlar. Bu nedenle, YÖK, 7 Mart 1989 tarihinde,  6 Kasım 1987 tarihli üniversite kurma kararını, hukuki durumun mevcut olmaması nedeniyle  yürürlükten kaldırmıştır; YÖK, kendi aldığı kararı yürürlükten kaldırmıştır.  Bu mazbut vakıfların vakfedenlerinin iradesini ortaya koyan ve anayasa gibi değerlendirilen  vakfiyelerinde yükseköğretim kurumu kurulacağına dair açıkça bir irade beyanının bulunmadığı  dikkate alındığında, tasannın temelinde vakfiyeye aykınlık olduğu apaçık şekilde görülmektedir.  Olsa olsa vakfiyede "rüştiye" geçmektedir, yani buraya ortaokul kurabilirsiniz, vakfiye senedinde  bu geçmektedir.  - 6 1 1 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Yükseköğretim Kurumu Kanunu'nun ek 3'üncü maddesi -bu söylediğim çok önemli değerli  arkadaşlar- (d) bendine ve Vakıf Yükseköğretim Kurudan Yönetmeliği'nin 9/g bendine göre, Bezm-i  Alem vakıf üniversitesinin kurulması için YÖK'e verilen taahhüt çerçevesinde belli şartlar  oluştuğunda, çıplak mülkiyet veya intifa hakkı tahsis edilen taşınmazların, mazbut vakıfların,  dolayısıyla Vakıflar Genel Müdürlüğünün elinden çıkacağı sonucunu doğurabilecektir.  Böyle bir durum, Vakıflar Genel Müdürlüğünün kuruluş amacı olan ve yıllarca önce kurulan bu  vakıflan yaşatmak, mallannı en iyi şekilde değerlendirerek muhafaza etmek görevine uygun düşmeyecektir.  Vakfiyede, bu gayrimenkullerin fakir fukara hastaya bakma amacı olduğu dikkate alındığında,  bu taşınmazlann veya gelirlerinin vakıfların elinden çıkması hâlinde amaçlarının gerçekleşmesinin  imkansızlaşacağı unutulmamalıdır.  Anayasa'ya açıkça aykırı olan bu durum Anayasa Mahkemesinden dönecektir. O zaman da  söylüyorsunuz "Niye Anayasa Mahkemesine gidiyorsunuz?" diye. Böyle, Anayasa'ya aykırı olan  yasalann buradan çıkmaması lazım değerli arkadaşlar. Zaten şu anda üç tane idare mahkemesinde  mahkemeliktir bu yasa, üç tane idare mahkemesinde görüşülmektedir. Bu yasadan sonra belki onlar  değişebilir. Ama, asıl niyetin üniversite kurmaktan çok arazi yağması, rantiyeden pay kapma ve  peşkeş çekme olduğu açıkça görülmektedir. Kirli, dolambaçlı işlerle vakfiyeyi yok etme çabalarını  iktidarınızın misyonu ile nasıl bağdaştıracaksınız değerli arkadaşlar?  Seçmeninize, gönül dostlarınıza, Osmanlı'dan kalma üstelik gariplere hizmet eden önemli bir  kurumu ortadan kaldırdığınızı nasıl açıklayacaksınız?  Bakınız, Beşiktaş-Akaretler Sıraevler'in açılışında yaptığı konuşmada vakıfların dokuz yüz  altmış yıldır Türkiye'de olsun eski Osmanlı coğrafyasında olsun, yoksulun, kimsesizin, garibin,  gurebanın ve yolda kalmışın kimsesi ve koruyucusu olduğunu ifade ederek, bu medeniyete sahip  çıkmanın kendilerine nasip olduğunu belirtiyordu Sayın Başbakan. Bu nasıl koruyup sahip çıkmadır  değerli arkadaşlar? Yok ediyorsunuz, sahip çıkmanın ötesinde.  Değerli milletvekilleri, kanun tasarısını, burada, hemen derhâl geri çekiniz. Lütfen görüşmeleri,  Bezm-i Alem için burada sonlandıralım. Tasan, ilgili komisyonlarda ve kamuoyunda iyice tartışıldıktan  ve idare mahkemelerindeki yargı süreci sonlandıktan sonra olgunlaşıp önümüze gelmelidir. Vakıf  Gureba Hastanesini eskiden olduğu gibi üniversiteye afiliye ediniz, hem vakfiye uygulamalannın hem  de üniversite akademik uygulamalannın yapılabileceği bir kurum olarak geliştiriniz, asimile etmeyiniz,  yani onu yok etmeyiniz, sindirmeyiniz, arazi yağmacılanna alet olmayınız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Yıldız, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Bakınız, Değerli Hukukçu Profesör Doktor Hüseyin Hatemi bu konuda iki buçuk sayfalık hukuki  görüşünü ilettikten sonra sonucunu şu şekilde söylemektedir sonunda: "Kanaatimce saf ve gerçek  anlamda bir hayır amacı güden Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesinin İstanbul'un  Kültür Başkenti olarak ilan edildiği 2010 yılında ve bundan sonra geçmişten kalan örnek bir vakıf  kurumu olarak muhafaza edilmesi ve kurulması istenen üniversiteye devlet hazinesinden veya gönüllü  kuruluşlardan başka kaynak aranması sosyal hukuk devleti ilkesine uygun olacaktır."  Bu düşünce ve önerilerle yüce heyetinizi selamlıyorum. İnşallah -yapmayacaksınız ama- bu  Bezm-i Alemi erteleyelim, yasaların sonucunu bekleyelim diyorum değerli milletvekilleri.  Saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  - 6 1 2 -
Sayfa 97 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 4  Yükseköğretim Kurumu Kanunu'nun ek 3'üncü maddesi -bu söylediğim çok önemli değerli  arkadaşlar- (d) bendine ve Vakıf Yükseköğretim Kurudan Yönetmeliği'nin 9/g bendine göre, Bezm-i  Alem vakıf üniversitesinin kurulması için YÖK'e verilen taahhüt çerçevesinde belli şartlar  oluştuğunda, çıplak mülkiyet veya intifa hakkı tahsis edilen taşınmazların, mazbut vakıfların,  dolayısıyla Vakıflar Genel Müdürlüğünün elinden çıkacağı sonucunu doğurabilecektir.  Böyle bir durum, Vakıflar Genel Müdürlüğünün kuruluş amacı olan ve yıllarca önce kurulan bu  vakıflan yaşatmak, mallannı en iyi şekilde değerlendirerek muhafaza etmek görevine uygun düşmeyecektir.  Vakfiyede, bu gayrimenkullerin fakir fukara hastaya bakma amacı olduğu dikkate alındığında,  bu taşınmazlann veya gelirlerinin vakıfların elinden çıkması hâlinde amaçlarının gerçekleşmesinin  imkansızlaşacağı unutulmamalıdır.  Anayasa'ya açıkça aykırı olan bu durum Anayasa Mahkemesinden dönecektir. O zaman da  söylüyorsunuz "Niye Anayasa Mahkemesine gidiyorsunuz?" diye. Böyle, Anayasa'ya aykırı olan  yasalann buradan çıkmaması lazım değerli arkadaşlar. Zaten şu anda üç tane idare mahkemesinde  mahkemeliktir bu yasa, üç tane idare mahkemesinde görüşülmektedir. Bu yasadan sonra belki onlar  değişebilir. Ama, asıl niyetin üniversite kurmaktan çok arazi yağması, rantiyeden pay kapma ve  peşkeş çekme olduğu açıkça görülmektedir. Kirli, dolambaçlı işlerle vakfiyeyi yok etme çabalarını  iktidarınızın misyonu ile nasıl bağdaştıracaksınız değerli arkadaşlar?  Seçmeninize, gönül dostlarınıza, Osmanlı'dan kalma üstelik gariplere hizmet eden önemli bir  kurumu ortadan kaldırdığınızı nasıl açıklayacaksınız?  Bakınız, Beşiktaş-Akaretler Sıraevler'in açılışında yaptığı konuşmada vakıfların dokuz yüz  altmış yıldır Türkiye'de olsun eski Osmanlı coğrafyasında olsun, yoksulun, kimsesizin, garibin,  gurebanın ve yolda kalmışın kimsesi ve koruyucusu olduğunu ifade ederek, bu medeniyete sahip  çıkmanın kendilerine nasip olduğunu belirtiyordu Sayın Başbakan. Bu nasıl koruyup sahip çıkmadır  değerli arkadaşlar? Yok ediyorsunuz, sahip çıkmanın ötesinde.  Değerli milletvekilleri, kanun tasarısını, burada, hemen derhâl geri çekiniz. Lütfen görüşmeleri,  Bezm-i Alem için burada sonlandıralım. Tasan, ilgili komisyonlarda ve kamuoyunda iyice tartışıldıktan  ve idare mahkemelerindeki yargı süreci sonlandıktan sonra olgunlaşıp önümüze gelmelidir. Vakıf  Gureba Hastanesini eskiden olduğu gibi üniversiteye afiliye ediniz, hem vakfiye uygulamalannın hem  de üniversite akademik uygulamalannın yapılabileceği bir kurum olarak geliştiriniz, asimile etmeyiniz,  yani onu yok etmeyiniz, sindirmeyiniz, arazi yağmacılanna alet olmayınız.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  BAŞKAN - Sayın Yıldız, konuşmanızı tamamlar mısınız.  Buyurun.  SACİD YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Bakınız, Değerli Hukukçu Profesör Doktor Hüseyin Hatemi bu konuda iki buçuk sayfalık hukuki  görüşünü ilettikten sonra sonucunu şu şekilde söylemektedir sonunda: "Kanaatimce saf ve gerçek  anlamda bir hayır amacı güden Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesinin İstanbul'un  Kültür Başkenti olarak ilan edildiği 2010 yılında ve bundan sonra geçmişten kalan örnek bir vakıf  kurumu olarak muhafaza edilmesi ve kurulması istenen üniversiteye devlet hazinesinden veya gönüllü  kuruluşlardan başka kaynak aranması sosyal hukuk devleti ilkesine uygun olacaktır."  Bu düşünce ve önerilerle yüce heyetinizi selamlıyorum. İnşallah -yapmayacaksınız ama- bu  Bezm-i Alemi erteleyelim, yasaların sonucunu bekleyelim diyorum değerli milletvekilleri.  Saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)  - 6 1 2 - TBMM B:86 1 4 . 4 . 2010 0 : 4  - 6 1 3 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldız.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Efendim Sayın Genç?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, biraz önce aldığınız bir vakıf üniversitesinin kurulmasına  ilişkin kanun bu gündemin 441 'inci işlem görmüş ve 160'ıncı sırasında. Burada Bezm-i Alem ise 461  sıra sayısıyla 168'inci sırasında gündemin. Şimdi, gündemi sırasına göre görüşmek zorundayız.  Şimdi, bir önergeyle gündemin en sonundaki bir kanun tasarı ve teklifini getirip burada  değiştiremezsiniz, bu mümkün değil. O zaman Danışma Kurulu karan alıp onları başa getirmemiz  lazım, yoksa nasıl yapacaksınız? O konuda çok büyük hata yapıyorsunuz. Yani sıra sayısını almış,  gündemin 160 ve 168'inci sırasında. E, nasıl önergeyle başa alınıyor efendim? O zaman bunu bir  usul tartışmasına açalım.  K. KEMAL ANADOL (îzmir) - Katılıyoruz efendim, doğrudur.  BAŞKAN - Sayın Genç, arkadaşlarımla tekrar, bir yanlışlığa mahal vermemek için istişare ettik.  O tasarılar gündemdeki yerinde duruyor. Burada önerge verilerek yeni bir madde ihdası söz  konusudur. Komisyon da bu maddeye salt çoğunluğuyla katıldığı için önerge işlemini usule uygun  olarak tamamladık.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, isterseniz bu konuda bir usul tartışması açalım.  Peki, o raporlar ne olacak efendim? Efendim, gündemi değiştiriyorsunuz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Gündemi değiştirmiyoruz hayır.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani İç Tüzük'ü ihlal ediyorsunuz. Olur mu şimdi? Orada rapor  yazılmış, Millî Eğitimden geçmiş, rapor yazılmış, gelmiş gündemin 160 ve 168'inci sırasına girmiş.  Şimdi siz o sırayı beklemeden bir önergeyle alıyorsunuz. Bu daha Türkiye Büyük Millet Meclisi  tarihinde görülmemiş bir şey. Onun için bence bu yapılan şey usulsüzdür efendim...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım, konuştuğumuz zaten 2809 sayılı Kanun.  BAŞKAN - Sayın Genç, burada, bir önergeyle yeni bir madde ihdası olarak görüştük bunu yani  o maddeler, o tasanlar yerinde duruyor yani yeni bir işlem yok.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ama o, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olmayan bir  konuyla ilgili olacak yani bu önerge Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine girmiş.  BAŞKAN - O, gündemde duruyor, bunu yeni bir önergeyle yapıyoruz. Herhangi bir ihtilaf yok  Sayın Genç bu hususta yani.. .  KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi, Sayın Başkan, burada çok açık hata var. Burada, isterseniz  usul tartışmasını konuşalım.  BAŞKAN - Hayır... Usul tartışması açmayayım ama görüşünüzü ifade etmek için size kısa bir  söz verebilirim. Usul tartışması açmam bu hususta yani söyleyecek bir şey yok, usul tartışması açacak  bir şey yok ama kısa bir açıklama vereyim size, buyurun. (AK PARTİ sıralanndan gürültüler)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Peki.. .  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen, sakin olalım yani bir milletvekilimizin bir konuyla ilgili olarak  bir açıklaması var, bir itirazı var. Onu bir değerlendirelim.  Buyurun Sayın Genç.
Sayfa 98 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2010 0 : 4  - 6 1 3 - BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldız.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan...  BAŞKAN - Efendim Sayın Genç?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Efendim, biraz önce aldığınız bir vakıf üniversitesinin kurulmasına  ilişkin kanun bu gündemin 441 'inci işlem görmüş ve 160'ıncı sırasında. Burada Bezm-i Alem ise 461  sıra sayısıyla 168'inci sırasında gündemin. Şimdi, gündemi sırasına göre görüşmek zorundayız.  Şimdi, bir önergeyle gündemin en sonundaki bir kanun tasarı ve teklifini getirip burada  değiştiremezsiniz, bu mümkün değil. O zaman Danışma Kurulu karan alıp onları başa getirmemiz  lazım, yoksa nasıl yapacaksınız? O konuda çok büyük hata yapıyorsunuz. Yani sıra sayısını almış,  gündemin 160 ve 168'inci sırasında. E, nasıl önergeyle başa alınıyor efendim? O zaman bunu bir  usul tartışmasına açalım.  K. KEMAL ANADOL (îzmir) - Katılıyoruz efendim, doğrudur.  BAŞKAN - Sayın Genç, arkadaşlarımla tekrar, bir yanlışlığa mahal vermemek için istişare ettik.  O tasarılar gündemdeki yerinde duruyor. Burada önerge verilerek yeni bir madde ihdası söz  konusudur. Komisyon da bu maddeye salt çoğunluğuyla katıldığı için önerge işlemini usule uygun  olarak tamamladık.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, isterseniz bu konuda bir usul tartışması açalım.  Peki, o raporlar ne olacak efendim? Efendim, gündemi değiştiriyorsunuz.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Gündemi değiştirmiyoruz hayır.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Yani İç Tüzük'ü ihlal ediyorsunuz. Olur mu şimdi? Orada rapor  yazılmış, Millî Eğitimden geçmiş, rapor yazılmış, gelmiş gündemin 160 ve 168'inci sırasına girmiş.  Şimdi siz o sırayı beklemeden bir önergeyle alıyorsunuz. Bu daha Türkiye Büyük Millet Meclisi  tarihinde görülmemiş bir şey. Onun için bence bu yapılan şey usulsüzdür efendim...  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkanım, konuştuğumuz zaten 2809 sayılı Kanun.  BAŞKAN - Sayın Genç, burada, bir önergeyle yeni bir madde ihdası olarak görüştük bunu yani  o maddeler, o tasanlar yerinde duruyor yani yeni bir işlem yok.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ama o, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olmayan bir  konuyla ilgili olacak yani bu önerge Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine girmiş.  BAŞKAN - O, gündemde duruyor, bunu yeni bir önergeyle yapıyoruz. Herhangi bir ihtilaf yok  Sayın Genç bu hususta yani.. .  KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi, Sayın Başkan, burada çok açık hata var. Burada, isterseniz  usul tartışmasını konuşalım.  BAŞKAN - Hayır... Usul tartışması açmayayım ama görüşünüzü ifade etmek için size kısa bir  söz verebilirim. Usul tartışması açmam bu hususta yani söyleyecek bir şey yok, usul tartışması açacak  bir şey yok ama kısa bir açıklama vereyim size, buyurun. (AK PARTİ sıralanndan gürültüler)  KAMER GENÇ (Tunceli) - Peki.. .  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen, sakin olalım yani bir milletvekilimizin bir konuyla ilgili olarak  bir açıklaması var, bir itirazı var. Onu bir değerlendirelim.  Buyurun Sayın Genç.  TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 4 - OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, neye göre söz verdiniz? Usul tartışması mı açtınız?  BAŞKAN - Hayır, açmadım.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Usul tartışması, başka söz veremez ki. . .  BAŞKAN-Açmadım.  OKTAY VURAL (İzmir) - Neye göre söz verdiniz?  BAŞKAN - 69'a göre verdim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sataşma mı?  BAŞKAN - Bir açıklama talebiyle ilgili olarak verdim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Yerindense...  BAŞKAN-Yok . . .  OKTAY VURAL (İzmir) - Kısa bir... İç Tüzük'ün hangi maddesine göre?  BAŞKAN - Yok, o 60 ayrı, 60 ayrı...  OKTAY VURAL (İzmir) - Hayır, İç Tüzük'ün hangi maddesine göre verdiğinizi öğrenmek  istiyorum.  BAŞKAN - 69'a göre verdim Sayın Vural.  OKTAY VURAL (İzmir) - Evet, yani 69'a göre bir söz talebi yok, sataşma söz konusu değil;  doğrudan doğruya usul tartışması açtığınızı söylüyor.  Evet, ben de aleyhinde...  BAŞKAN - Bir dakika Sayın Vural.  Evet, buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, üç dakika verdiniz  Sayın Başkan. Bu usul tartışmaları...  OKTAY VURAL (İzmir) - On dakika...  BAŞKAN - Usul tartışması açmadım, size görüşünüzü açıklamak için verdim.  KAMER GENÇ (Devamla) - Olur mu? Yani, böyle bir şey yok. Ne sataşmadan istedim ne de  sizin tutumunuzla...  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, o zaman yerinden söz verin.  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben tutumunuz hakkında istedim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Genç, usul hakkında vermedim.  OKTAY VURAL (İzmir) - O zaman yerinden söz verin.  BAŞKAN - O zaman... Hayır, hayır, şimdi, şeyin içinde değil. Bakınız... (Gürültüler)  Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 19.37
Sayfa 99 -
TBMM B:86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 0 : 4  - 6 1 4 - OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, neye göre söz verdiniz? Usul tartışması mı açtınız?  BAŞKAN - Hayır, açmadım.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Usul tartışması, başka söz veremez ki. . .  BAŞKAN-Açmadım.  OKTAY VURAL (İzmir) - Neye göre söz verdiniz?  BAŞKAN - 69'a göre verdim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sataşma mı?  BAŞKAN - Bir açıklama talebiyle ilgili olarak verdim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Yerindense...  BAŞKAN-Yok . . .  OKTAY VURAL (İzmir) - Kısa bir... İç Tüzük'ün hangi maddesine göre?  BAŞKAN - Yok, o 60 ayrı, 60 ayrı...  OKTAY VURAL (İzmir) - Hayır, İç Tüzük'ün hangi maddesine göre verdiğinizi öğrenmek  istiyorum.  BAŞKAN - 69'a göre verdim Sayın Vural.  OKTAY VURAL (İzmir) - Evet, yani 69'a göre bir söz talebi yok, sataşma söz konusu değil;  doğrudan doğruya usul tartışması açtığınızı söylüyor.  Evet, ben de aleyhinde...  BAŞKAN - Bir dakika Sayın Vural.  Evet, buyurun.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, üç dakika verdiniz  Sayın Başkan. Bu usul tartışmaları...  OKTAY VURAL (İzmir) - On dakika...  BAŞKAN - Usul tartışması açmadım, size görüşünüzü açıklamak için verdim.  KAMER GENÇ (Devamla) - Olur mu? Yani, böyle bir şey yok. Ne sataşmadan istedim ne de  sizin tutumunuzla...  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, o zaman yerinden söz verin.  KAMER GENÇ (Devamla) - Ben tutumunuz hakkında istedim Sayın Başkan.  BAŞKAN - Sayın Genç, usul hakkında vermedim.  OKTAY VURAL (İzmir) - O zaman yerinden söz verin.  BAŞKAN - O zaman... Hayır, hayır, şimdi, şeyin içinde değil. Bakınız... (Gürültüler)  Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.  Kapanma Saati: 19.37  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 5  BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 19.45  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86'ncı Birleşiminin Beşinci  Oturumunu açıyorum.  487 sıra sayılı Tasarı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Biraz önce Sayın Kamer Genç Bey'i kürsüye davet etmiştim, kısa bir açıklama yapmak üzere.  Arkadaşlarımla tekrar istişare ettik. Yani 69'uncu maddenin sadece sataşma gerekçesiyle değil,  açıklama gerekçesiyle de kullanıldığını arkadaşlarımız arasında görüştük. İsterse kendisine yerinden,  isterse buradan açıklama fırsatı vereceğim.  Buyurun.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, bu daha başka bir usul şeyi. Bundan sonra her  milletvekilinin bir açıklama yapma isteğini kürsüden yaptırmak zorunda kalırsınız. Hayır, olmaz  Sayın Başkanım. Bakın, diyor ki: "Şahsına sataşılan veya ileri sürmüş olduğu görüşten farklı bir  görüş kendisine atfolunan milletvekillerinin konuşma yapabilme hakkı vardır." Dolayısıyla böyle bir  olay yokken kürsüden söz vermeniz doğru değil. Bundan sonra her milletvekili yapar. Bu, Meclisin  çalışma usullerine uygun değildir, o bakımdan usul tartışması açın. Süre takdiri size aittir. İç Tüzük'e  uymamız gerekiyor. Yerinden söz verseydiniz diyecek bir şeyim yoktu.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen... Sayın Vural, bir usul noktasındaki, Meclisin çalışması  noktasındaki bir hassasiyeti dile getiriyor. Arkadaşlarla görüştük. Buradaki husus yani Sayın Vural'ın  söylemek istediği husus "Başkan usul tartışması sırasında en fazla 4 kişiye veya daha az kişiye, lehte  ve aleyhte olmak üzere söz verebilir, bu süreyi de kendisi takdir eder. Bu konuyu kullanmanız daha  uygundur çalışmalar açısından." diyor.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben de zaten ona göre söz istedim.  BAŞKAN-Efendim. . .  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben 63'üncü maddeye göre söz istedim.  BAŞKAN - Ne için istediniz?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Meclisin çalışma usullerine...  BAŞKAN - Bakın Sayın Genç, biraz önce zaten konuyu görüşmeye başladık. Şu anda bu  yaptığımız ilgili önergeyi görüşüyoruz zaten o şeyin içerisinde.  Üç dakikalık süre vereceğim dediğiniz usul noktasında Sayın Genc'e, isterseniz size de söz  hakkı verebilirim. Konuyu o şekilde bağlıyoruz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Neyse, üç dakika bir konuşayım, anlatayım.  - 6 1 5 -
Sayfa 100 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010 O: 5  BEŞİNCİ OTURUM  Açılma Saati: 19.45  BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL  KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),Yaşar TÜZÜN (Bilecik)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86'ncı Birleşiminin Beşinci  Oturumunu açıyorum.  487 sıra sayılı Tasarı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.  Komisyon ve Hükümet yerinde.  Biraz önce Sayın Kamer Genç Bey'i kürsüye davet etmiştim, kısa bir açıklama yapmak üzere.  Arkadaşlarımla tekrar istişare ettik. Yani 69'uncu maddenin sadece sataşma gerekçesiyle değil,  açıklama gerekçesiyle de kullanıldığını arkadaşlarımız arasında görüştük. İsterse kendisine yerinden,  isterse buradan açıklama fırsatı vereceğim.  Buyurun.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkanım, bu daha başka bir usul şeyi. Bundan sonra her  milletvekilinin bir açıklama yapma isteğini kürsüden yaptırmak zorunda kalırsınız. Hayır, olmaz  Sayın Başkanım. Bakın, diyor ki: "Şahsına sataşılan veya ileri sürmüş olduğu görüşten farklı bir  görüş kendisine atfolunan milletvekillerinin konuşma yapabilme hakkı vardır." Dolayısıyla böyle bir  olay yokken kürsüden söz vermeniz doğru değil. Bundan sonra her milletvekili yapar. Bu, Meclisin  çalışma usullerine uygun değildir, o bakımdan usul tartışması açın. Süre takdiri size aittir. İç Tüzük'e  uymamız gerekiyor. Yerinden söz verseydiniz diyecek bir şeyim yoktu.  BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen... Sayın Vural, bir usul noktasındaki, Meclisin çalışması  noktasındaki bir hassasiyeti dile getiriyor. Arkadaşlarla görüştük. Buradaki husus yani Sayın Vural'ın  söylemek istediği husus "Başkan usul tartışması sırasında en fazla 4 kişiye veya daha az kişiye, lehte  ve aleyhte olmak üzere söz verebilir, bu süreyi de kendisi takdir eder. Bu konuyu kullanmanız daha  uygundur çalışmalar açısından." diyor.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben de zaten ona göre söz istedim.  BAŞKAN-Efendim. . .  KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben 63'üncü maddeye göre söz istedim.  BAŞKAN - Ne için istediniz?  KAMER GENÇ (Tunceli) - Meclisin çalışma usullerine...  BAŞKAN - Bakın Sayın Genç, biraz önce zaten konuyu görüşmeye başladık. Şu anda bu  yaptığımız ilgili önergeyi görüşüyoruz zaten o şeyin içerisinde.  Üç dakikalık süre vereceğim dediğiniz usul noktasında Sayın Genc'e, isterseniz size de söz  hakkı verebilirim. Konuyu o şekilde bağlıyoruz.  KAMER GENÇ (Tunceli) - Neyse, üç dakika bir konuşayım, anlatayım.  - 6 1 5 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, bu İç Tüzük. Lütfen İç Tüzük'ü delmeyelim. Üçer  dakika söz verin, isterseniz bir dakika verin ama İç Tüîöik'e uymak esas olsun.  BAŞKAN - Sayın Vural, ben bir şey demedim, zaten sizinle aynı şeyi konuşuyoruz, aynı ifadeyi  kullanıyorum.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, usul tartışması mı açıyorsunuz?  BAŞKAN - Evet.  O konuyla ilgili olarak Sayın Genç, üç dakikalık süre veriyorum, usul noktasındaki görüşünüzü  alıyorum.  Buyurun efendim.  VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER  1.- İki üniversite kurulmasıyla ilgili tasarıların görüşülmekte olan 487 sıra sayılı tasarıya ek  madde olarak eklenmesinin İç Tüzük 'e aykırı olup olmadığı hususunda  KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi, değerli milletvekilleri, burası Türkiye Büyük Millet Meclisidir.  Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usulü İç Tüzük'te belirtilmiştir. Söz vermenin usulleri vardır.  Birincisi, 60'ıncı maddeye göre, çok kısa bir sözü olan milletvekiline yerinden söz verilebilir, bir de  sataşmadan söz istenebilir, bir de Başkanı çalışma usullerine davete göre söz verilebilir.  Şimdi, olay şu: İki tane rapor, iki üniversiteyle ilgili rapor Millî Eğitim Komisyonundan geçmiş,  gelmiş, gündeme girmiş, bu sıra sayılarını almışlar. Yanı bu Meclis kurulduğu günden bugüne kadar...  Sıra sayısı almış, gündemin 160 ve 168'inci sırasında bekliyor bu üniversiteler.  Şimdi bunları, Meclisteki milletvekillerinin konuşma hakkını ortadan kaldırmak için... Normal  olarak bu raporlar buraya geldiği zaman, bütün gruplar ayrı ayrı tümü ve maddeleri üzerinde söz  alacak, önerge verecek, konuşacak. Şimdi, bunları ortadan kaldırmak için, iktidar partisi tutuyor,  başka bir kanunu, bir önergeyle, o altı maddelik bir kanunu tek bir madde hâline getiriyor. Bu,  tamamen Türkiye Büyük Millet Meclisini çalıştırılamaz hâle getirmektir.  O 168'inci ve 160'ıncı sıradaki kanun tasarı ve tekliflerini gündemin l'inci sırasına almanın  usulleri nedir? Danışma Kurulu kararıyla olur veyahut grup önerisiyle gelir. Burada Genel Kurulun  karar vermesine bağlı.  Şimdi, biz bu önergeyle böyle şey edersek bundan sonra iktidar partisi ne yapacak? Bir kanun  getirecek, oraya komisyonu da oturtacak, bütün sıradaki kanunları -hiç Mecliste müzakere imkânını  ortadan kaldırmak suretiyle- buraya gelecek, bir maddeyle bunları müzakere edecek. Bu, Meclisin çalışma  usullerine de aykırıdır, İç Tüzük'e de aykırıdır. Bana göre bununla ilgili bir Anayasa Mahkemesine gidilirse  İç Tüzük'e aykın, İç Tüzük'ün değiştirilmesine ilişkin bir şeyden dolayı bu iptal edilir.  Şimdi bunları çıkardık. Peki, 160'ıncı ve 168'inci maddesindeki bu raporlar ne olacak, nasıl olacak?  O rapor orada bekliyor. Sen onun müzakeresini... Bir önergeyle onu fiilen kanunlaştınyorsun. Bunlar  olmaz arkadaşlar. Her şeyi usulüne göre yapmamız lazım ve Sayın Başkanlık makamında oturan evvela  Meclis Başkanının bu işleri dikkatle gözetmesi lazım. Yani Meclisin İç Tüzük hükümlerine göre  çalışmasını sağlamak Meclis Başkanlık Divanının görevi. Burada milletvekilleri... Nitekim birinci  kanunda biz fark edemedik bunu. Ne olacak, yani böyle hep usulsüzlük mü yapılacak? Onun için, bu  önergeyi bence müzakere etmememiz lazım. Öteki önergenin de -teklifte- tekriri müzakere suretiyle...  - 616 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sayfa 101 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, bu İç Tüzük. Lütfen İç Tüzük'ü delmeyelim. Üçer  dakika söz verin, isterseniz bir dakika verin ama İç Tüîöik'e uymak esas olsun.  BAŞKAN - Sayın Vural, ben bir şey demedim, zaten sizinle aynı şeyi konuşuyoruz, aynı ifadeyi  kullanıyorum.  OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, usul tartışması mı açıyorsunuz?  BAŞKAN - Evet.  O konuyla ilgili olarak Sayın Genç, üç dakikalık süre veriyorum, usul noktasındaki görüşünüzü  alıyorum.  Buyurun efendim.  VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER  1.- İki üniversite kurulmasıyla ilgili tasarıların görüşülmekte olan 487 sıra sayılı tasarıya ek  madde olarak eklenmesinin İç Tüzük 'e aykırı olup olmadığı hususunda  KAMER GENÇ (Tunceli) - Şimdi, değerli milletvekilleri, burası Türkiye Büyük Millet Meclisidir.  Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usulü İç Tüzük'te belirtilmiştir. Söz vermenin usulleri vardır.  Birincisi, 60'ıncı maddeye göre, çok kısa bir sözü olan milletvekiline yerinden söz verilebilir, bir de  sataşmadan söz istenebilir, bir de Başkanı çalışma usullerine davete göre söz verilebilir.  Şimdi, olay şu: İki tane rapor, iki üniversiteyle ilgili rapor Millî Eğitim Komisyonundan geçmiş,  gelmiş, gündeme girmiş, bu sıra sayılarını almışlar. Yanı bu Meclis kurulduğu günden bugüne kadar...  Sıra sayısı almış, gündemin 160 ve 168'inci sırasında bekliyor bu üniversiteler.  Şimdi bunları, Meclisteki milletvekillerinin konuşma hakkını ortadan kaldırmak için... Normal  olarak bu raporlar buraya geldiği zaman, bütün gruplar ayrı ayrı tümü ve maddeleri üzerinde söz  alacak, önerge verecek, konuşacak. Şimdi, bunları ortadan kaldırmak için, iktidar partisi tutuyor,  başka bir kanunu, bir önergeyle, o altı maddelik bir kanunu tek bir madde hâline getiriyor. Bu,  tamamen Türkiye Büyük Millet Meclisini çalıştırılamaz hâle getirmektir.  O 168'inci ve 160'ıncı sıradaki kanun tasarı ve tekliflerini gündemin l'inci sırasına almanın  usulleri nedir? Danışma Kurulu kararıyla olur veyahut grup önerisiyle gelir. Burada Genel Kurulun  karar vermesine bağlı.  Şimdi, biz bu önergeyle böyle şey edersek bundan sonra iktidar partisi ne yapacak? Bir kanun  getirecek, oraya komisyonu da oturtacak, bütün sıradaki kanunları -hiç Mecliste müzakere imkânını  ortadan kaldırmak suretiyle- buraya gelecek, bir maddeyle bunları müzakere edecek. Bu, Meclisin çalışma  usullerine de aykırıdır, İç Tüzük'e de aykırıdır. Bana göre bununla ilgili bir Anayasa Mahkemesine gidilirse  İç Tüzük'e aykın, İç Tüzük'ün değiştirilmesine ilişkin bir şeyden dolayı bu iptal edilir.  Şimdi bunları çıkardık. Peki, 160'ıncı ve 168'inci maddesindeki bu raporlar ne olacak, nasıl olacak?  O rapor orada bekliyor. Sen onun müzakeresini... Bir önergeyle onu fiilen kanunlaştınyorsun. Bunlar  olmaz arkadaşlar. Her şeyi usulüne göre yapmamız lazım ve Sayın Başkanlık makamında oturan evvela  Meclis Başkanının bu işleri dikkatle gözetmesi lazım. Yani Meclisin İç Tüzük hükümlerine göre  çalışmasını sağlamak Meclis Başkanlık Divanının görevi. Burada milletvekilleri... Nitekim birinci  kanunda biz fark edemedik bunu. Ne olacak, yani böyle hep usulsüzlük mü yapılacak? Onun için, bu  önergeyi bence müzakere etmememiz lazım. Öteki önergenin de -teklifte- tekriri müzakere suretiyle...  - 616 - (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan...  Kabul ettiğimiz öteki üniversiteyle ilgili -İç Tüzük'te hüküm var- orada yapılan bir hata  nedeniyle onu da tekriri müzakere suretiyle bu tasarı metninden çıkarırsak, bana göre İç Tüzük  hükümlerine uygun hareket ederiz.  Ama çoğunluk bizde, biz yaptık, oldu diyorsanız bence haksız. Yani İç Tüzük'ün açıkça ihlali  anlamına gelir ve iktidar partisinin bunu halletmesi lazım. Yoksa böyle, arkadaşlar, kanun olmaz.  Şimdi, yani demin de söylediğim gibi o zaman siz bir tane kanun maddesini getirirsiniz, orada yirmi  tane sırada bekleyen kanunları getirirsiniz, ona monte edersiniz, bu iş biter. Böyle bir şey olmaz yani.  Böyle bir Meclis çalışma usulü olmaz.  Doğrusunu söylüyoruz ama doğrusunu ister takdir edersiniz, etmezsiniz, o sizin bileceğiniz iş.  Ama Sayın Başkan, sizden rica ediyorum, bu Meclisi İç Tüzük'e ve Anayasa'ya göre çalıştıracak  makam Meclis Başkanlık Makamıdır. Burada açık hata var. Bence, bu önergeyi işleme koymayalım.  Öteki kabul edilen maddeyi de tekriri müzakere yoluyla teklif metninden veya tasarı metninden  çıkaralım.  Saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.  Sayın Vural, buyurun efendim.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Ben de lehte istiyorum efendim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Gerçekten İç Tüzük önemli, çünkü bizim buradaki konuşmalarımız, özellikle İç Tüzük'le  bağlanan hususlar bir milletvekilinin ve parti gruplarının haklarını oluşturur. Dolayısıyla, bu kürsüye  çıkmanın yolu yöntemi bellidir, hakları bellidir. Dolayısıyla "Ben açıklama yapmak istiyorum." diyen  herkesin bu kürsüye çıkması Mecliste gerçekten İç Tüzük'ün ihlali olur. O bakımdan, bu konuyu bir  usul tartışmasıyla sürdürmeniz bence yerinde olmuştur.  Sayın Başkanım, tabii yanlış olan husus şu, aslında yapılması gereken şuydu: Geri alması  gerekiyordu Hükümetin, yani Hükümetin öncelikle bu tasarıları geri alması gerekiyordu. 75'inci  maddeye göre, gündeme alınmışlarsa geri alınmaları için Genel Kurulun karar vermesi gerekiyordu.  Gündemi olan bir konu artık Genel Kurulun gündemindedir ve bunların öne alınması da ancak  Danışma Kurulu kararı ve Meclisin kararıyla olur. Dolayısıyla, öncelikle Hükümetin hemen,  ivedilikle yazıyı yazması ve bu kanunları geri çekmesi gerekiyordu ki, Meclis Genel Kurulunda o  zaman bir önergeyle Genel Kurul ve milletvekillerinin bu konuda talepleri, açıkçası sözleri olacaktır.  Bunlar ihlal edilmiş olmazdı.  Bir diğer konu da Sayın Başkanım, tabii, biliyorsunuz, komisyon üyelerinin aykırı konuşma  yapması ancak ve ancak raporda bir muhalefet şerhine bağlı. Şimdi, böyle olunca da, tabii gerçekten  Sayın Sağlam ve diğerleri diğer komisyon raporuna onay verdiler "Ben bu raporun görüşülmesini  istiyorum:" dediler. Şimdi Komisyon o raporun görüşülmesini engelleyen bir adım attı. Şimdi, nasıl  bunu yapacağız? Yani bir komisyon üyesi o raporun hilafına bir adım atmış oldu. Dolayısıyla  - 6 1 7 -
Sayfa 102 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan...  Kabul ettiğimiz öteki üniversiteyle ilgili -İç Tüzük'te hüküm var- orada yapılan bir hata  nedeniyle onu da tekriri müzakere suretiyle bu tasarı metninden çıkarırsak, bana göre İç Tüzük  hükümlerine uygun hareket ederiz.  Ama çoğunluk bizde, biz yaptık, oldu diyorsanız bence haksız. Yani İç Tüzük'ün açıkça ihlali  anlamına gelir ve iktidar partisinin bunu halletmesi lazım. Yoksa böyle, arkadaşlar, kanun olmaz.  Şimdi, yani demin de söylediğim gibi o zaman siz bir tane kanun maddesini getirirsiniz, orada yirmi  tane sırada bekleyen kanunları getirirsiniz, ona monte edersiniz, bu iş biter. Böyle bir şey olmaz yani.  Böyle bir Meclis çalışma usulü olmaz.  Doğrusunu söylüyoruz ama doğrusunu ister takdir edersiniz, etmezsiniz, o sizin bileceğiniz iş.  Ama Sayın Başkan, sizden rica ediyorum, bu Meclisi İç Tüzük'e ve Anayasa'ya göre çalıştıracak  makam Meclis Başkanlık Makamıdır. Burada açık hata var. Bence, bu önergeyi işleme koymayalım.  Öteki kabul edilen maddeyi de tekriri müzakere yoluyla teklif metninden veya tasarı metninden  çıkaralım.  Saygılar sunuyorum.  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.  Sayın Vural, buyurun efendim.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Ben de lehte istiyorum efendim.  OKTAY VURAL (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.  Gerçekten İç Tüzük önemli, çünkü bizim buradaki konuşmalarımız, özellikle İç Tüzük'le  bağlanan hususlar bir milletvekilinin ve parti gruplarının haklarını oluşturur. Dolayısıyla, bu kürsüye  çıkmanın yolu yöntemi bellidir, hakları bellidir. Dolayısıyla "Ben açıklama yapmak istiyorum." diyen  herkesin bu kürsüye çıkması Mecliste gerçekten İç Tüzük'ün ihlali olur. O bakımdan, bu konuyu bir  usul tartışmasıyla sürdürmeniz bence yerinde olmuştur.  Sayın Başkanım, tabii yanlış olan husus şu, aslında yapılması gereken şuydu: Geri alması  gerekiyordu Hükümetin, yani Hükümetin öncelikle bu tasarıları geri alması gerekiyordu. 75'inci  maddeye göre, gündeme alınmışlarsa geri alınmaları için Genel Kurulun karar vermesi gerekiyordu.  Gündemi olan bir konu artık Genel Kurulun gündemindedir ve bunların öne alınması da ancak  Danışma Kurulu kararı ve Meclisin kararıyla olur. Dolayısıyla, öncelikle Hükümetin hemen,  ivedilikle yazıyı yazması ve bu kanunları geri çekmesi gerekiyordu ki, Meclis Genel Kurulunda o  zaman bir önergeyle Genel Kurul ve milletvekillerinin bu konuda talepleri, açıkçası sözleri olacaktır.  Bunlar ihlal edilmiş olmazdı.  Bir diğer konu da Sayın Başkanım, tabii, biliyorsunuz, komisyon üyelerinin aykırı konuşma  yapması ancak ve ancak raporda bir muhalefet şerhine bağlı. Şimdi, böyle olunca da, tabii gerçekten  Sayın Sağlam ve diğerleri diğer komisyon raporuna onay verdiler "Ben bu raporun görüşülmesini  istiyorum:" dediler. Şimdi Komisyon o raporun görüşülmesini engelleyen bir adım attı. Şimdi, nasıl  bunu yapacağız? Yani bir komisyon üyesi o raporun hilafına bir adım atmış oldu. Dolayısıyla  - 6 1 7 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  gerçekten bu konuda öncelikli olarak yapdması gereken iş -ben bu konuda uyarıyorum Hükümet  olarak, bugün görüşülmeyecek bu- açıkçası bilemiyorum bugüne kadarki görüşmeler ne olur ama  Hükümet öncelikle bu tasarıları geri çekmelidir, Genel Kurulun oyuna sunmalıdır ve ondan sonra  bunlarla ilgili adımlar atılmalıdır.  Sayın Başkanım, biliyorsunuz, özellikle Danışma Kurulu işlerin görüşme sırasını belirlediğine  göre, bu yöntemle Komisyonun görüştüğü raporları dolanmak söz konusu olabilir. Bu durum da son  derece... Mesela, bir komisyonun görev alanına giren bir konuyla ilgili bir başka kanunda bir  önergeyle geçirdi, "Salt çoğunlukla katılıyorum.", o komisyonun görüşü de burada ifade edilmemiş  olur. Zannederim burada düğme yanlış iliklendi, geri alınması gerekiyordu. Geri alınmadan bunların  önergeyle gündeme gelmesi doğru değil. Hükümetin, gerçekten bu tasarıların arkasında imzası  olanların Parlamentoda ne görüşüldüğünü, hangi önergeler verildiğini dikkate alması lazım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  OKTAY VURAL (Devamla) - Doğrusu, burada katılmadığım bir husus da Sayın Başkanım,  şudur: Hükümet orada duruyor, tasarısı gündemde, bir önergeyle o tasarı ortadan kaldırılıyor,  Hükümet de "katılıyorum" diyor. Yani şimdi neye katılıyorsunuz siz? İşte, açıkçası bu konularda  bilmeden parmak kaldırmak doğru değil. O bakımdan İç Tüzük gereğince, İç Tüzük uyarınca  gerçekten çok yanlış birtakım adımların atılmış olduğunu görüyoruz. Henüz yürütme ve yürürlük  görüşülmediğine göre bu konuda zannederim Başkanlığın tezekkür edeceği bir tavır olabilir.  Ben, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.  Saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Vural.  Sayın Anadol, iki aleyhte oldu, şimdi size lehte söz vermem lazım.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Lehte...  BAŞKAN - Buyurun.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.  Şimdi, niye lehte söz aldım önce onu söyleyeyim: 69'a göre değil, usul tartışması açtığınız için  yaptığınız işlem doğrudur, destekliyorum. Eğer, usul tartışması açılmasaydı o zaman İç Tüzük'e  aykırı bir işlem yapmış olacaktınız, onun için yaptığınız bu doğru işlem nedeniyle hem katılıyorum  size hem teşekkür ediyorum.  Ancak, buradaki uygulamalar emsali de yoksa ve o uygulamalar geçerli sayılırsa kelimenin tam  anlamıyla, sözcüğün tam anlamıyla kötü misal emsal hâline geliyor. Aradan üç sene geçiyor, ona  benzer bir olay meydana geldiğinde "Efendim üç sene evvelki uygulama böyleydi." denerek, kötü  misal gösteriliyor ve yanlış uygulama doğru hâlde imiş gibi ikinci kez uygulanıyor, üçüncü kez  uygulanıyor ve bu uygulama, yanlış uygulama Meclisin günlük işlerine, yasa çıkarma işlerine aykırı  bir şekle bürünüyor.  - 6 1 8 -
Sayfa 103 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  gerçekten bu konuda öncelikli olarak yapdması gereken iş -ben bu konuda uyarıyorum Hükümet  olarak, bugün görüşülmeyecek bu- açıkçası bilemiyorum bugüne kadarki görüşmeler ne olur ama  Hükümet öncelikle bu tasarıları geri çekmelidir, Genel Kurulun oyuna sunmalıdır ve ondan sonra  bunlarla ilgili adımlar atılmalıdır.  Sayın Başkanım, biliyorsunuz, özellikle Danışma Kurulu işlerin görüşme sırasını belirlediğine  göre, bu yöntemle Komisyonun görüştüğü raporları dolanmak söz konusu olabilir. Bu durum da son  derece... Mesela, bir komisyonun görev alanına giren bir konuyla ilgili bir başka kanunda bir  önergeyle geçirdi, "Salt çoğunlukla katılıyorum.", o komisyonun görüşü de burada ifade edilmemiş  olur. Zannederim burada düğme yanlış iliklendi, geri alınması gerekiyordu. Geri alınmadan bunların  önergeyle gündeme gelmesi doğru değil. Hükümetin, gerçekten bu tasarıların arkasında imzası  olanların Parlamentoda ne görüşüldüğünü, hangi önergeler verildiğini dikkate alması lazım.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  OKTAY VURAL (Devamla) - Doğrusu, burada katılmadığım bir husus da Sayın Başkanım,  şudur: Hükümet orada duruyor, tasarısı gündemde, bir önergeyle o tasarı ortadan kaldırılıyor,  Hükümet de "katılıyorum" diyor. Yani şimdi neye katılıyorsunuz siz? İşte, açıkçası bu konularda  bilmeden parmak kaldırmak doğru değil. O bakımdan İç Tüzük gereğince, İç Tüzük uyarınca  gerçekten çok yanlış birtakım adımların atılmış olduğunu görüyoruz. Henüz yürütme ve yürürlük  görüşülmediğine göre bu konuda zannederim Başkanlığın tezekkür edeceği bir tavır olabilir.  Ben, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.  Saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)  BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Vural.  Sayın Anadol, iki aleyhte oldu, şimdi size lehte söz vermem lazım.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Lehte...  BAŞKAN - Buyurun.  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.  Şimdi, niye lehte söz aldım önce onu söyleyeyim: 69'a göre değil, usul tartışması açtığınız için  yaptığınız işlem doğrudur, destekliyorum. Eğer, usul tartışması açılmasaydı o zaman İç Tüzük'e  aykırı bir işlem yapmış olacaktınız, onun için yaptığınız bu doğru işlem nedeniyle hem katılıyorum  size hem teşekkür ediyorum.  Ancak, buradaki uygulamalar emsali de yoksa ve o uygulamalar geçerli sayılırsa kelimenin tam  anlamıyla, sözcüğün tam anlamıyla kötü misal emsal hâline geliyor. Aradan üç sene geçiyor, ona  benzer bir olay meydana geldiğinde "Efendim üç sene evvelki uygulama böyleydi." denerek, kötü  misal gösteriliyor ve yanlış uygulama doğru hâlde imiş gibi ikinci kez uygulanıyor, üçüncü kez  uygulanıyor ve bu uygulama, yanlış uygulama Meclisin günlük işlerine, yasa çıkarma işlerine aykırı  bir şekle bürünüyor.  - 6 1 8 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  Şimdi arkadaşlar, bugün, şu anda görüştüğümüz kanun tasarısı 487 sıra numarası almış. Kaç  madde bu? Beş madde. Şimdi, bunun içine bir önergeyle 461 sıra sayısı alan ve dört maddeden ibaret  olan, gündemde bekleyen bir teklifi alıp dört maddelik kanunu bir madde hâlinde görüştüğümüz bir  başka sıra sayısı alan bir teklifi bu tasarıya monte ediyoruz. Böyle bir uygulama yok. Şimdiye kadar  bir önergeyle sıra sayısı başka olan bir teklif veya tasarıyı bir başka teklif veya tasarının içine monte  etme uygulamasını ben hatırlamıyorum arkadaşlar. Dolayısıyla, yanlıştan dönmek lazım.  Ayrıca, saydığım kadarıyla -orada da açıklık gerekiyor- önerge 87'nci maddeye aykırı, beş yüz  kelimeden fazla. Bir özeti var mı bilmiyorum -onu da soruyorum Divandan- eğer bir özet yoksa  önerge şekil bakımından da yanlış, geçersiz, beş yüz kelimeden fazla, saydım.  Şimdi, acele işe şeytan karışır derler, bu tür acele uygulamalarla üniversite kuruyoruz,  üniversiteler kuruyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Ciddi iş yapıyoruz, bu yaptığımız ciddi işi sakatlamayalım.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Arkadaşlar, bir arkadaşımızın daha söz talebi var, o söz talebinin bitimine kadar  çalışma süresinin uzatılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Sayın Elitaş, buyurun efendim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, tutumunuzun lehinde söz aldım. Yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Aslında, yaptığımız işlem, biraz önce verdiğimiz, 63'üncü maddeyle ilgili, Başkanlığın...  "Görüşmeye yer olmaması, Başkanı gündeme veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma  usullerine uymaya davet, bir konuyu öne alma veya geriye bırakma gibi usule ait konular diğer  işlerden önce konuşulur." Şu anda biz, 487 sıra sayılı Kanun Tasansı'nı yani 2809 sayılı YÖK  Kanunu'nda değişiklik yapan tasarıyı görüşüyoruz. Verilen ek madde önergeleri tamamıyla 2809  sayılı Kanun'la ilişkili olduğundan dolayı, yeni bir gündem ihdas etme şeklinde ileri sürülen savların  yerinde olmadığını ifade etmek gerekir çünkü gündemin 160'ıncı sırasında olan kanun tasarısı hâlen  yerinde duruyor. Biraz önce konuşmacı arkadaşımız ifade ederken "Hükümet yetkilileri veya iktidar  partisi, gündemin sırasında olan herhangi bir kanunu komisyonun çoğunluğunu buraya oturtarak  istediği maddeleri ilave eder." şeklindeki ifadesi, tamamen bugüne kadar uygulanmış kurallara  aykırıdır ve İç Tüzük'e de aykırıdır...  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Öyle oldu.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - . . .çünkü bizim, Başkanlık Divanının ve grupların bu konudaki  aldıkları mutabakat İç Tüzük gereği. 87'nci maddede de zaten önergelerle ilgili durum açıkça ifade  edilmiş. 87'nci maddede ne diyor? Görüşülmekte olan konuyla alakası olmayan önergeler alınmaz.  Görüşülmekte olan konuyla, kanun tasarısıyla çok yakından ilgili olduğunu... Hatta öyle bir şey ki,  mesela 2809 sayılı Kanun'un şu anda biz 5'inci maddesinde bir değişiklik yapmaya kalksak farklı bir  şekilde aynı Kanun'da özellik değiştirdiğinden dolayı bunu yapabiliriz ama yükseköğretimin işleyişi  ve usulüyle ilgili bir düzenlemeyi yapmaya kalktığımız takdirde, Başkanlık Divanının ve İç Tüzük'ün  emredici hükümlerine göre buraya madde ihdas etmemiz, ilave etmemiz mümkün değil.  - 6 1 9 -
Sayfa 104 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  Şimdi arkadaşlar, bugün, şu anda görüştüğümüz kanun tasarısı 487 sıra numarası almış. Kaç  madde bu? Beş madde. Şimdi, bunun içine bir önergeyle 461 sıra sayısı alan ve dört maddeden ibaret  olan, gündemde bekleyen bir teklifi alıp dört maddelik kanunu bir madde hâlinde görüştüğümüz bir  başka sıra sayısı alan bir teklifi bu tasarıya monte ediyoruz. Böyle bir uygulama yok. Şimdiye kadar  bir önergeyle sıra sayısı başka olan bir teklif veya tasarıyı bir başka teklif veya tasarının içine monte  etme uygulamasını ben hatırlamıyorum arkadaşlar. Dolayısıyla, yanlıştan dönmek lazım.  Ayrıca, saydığım kadarıyla -orada da açıklık gerekiyor- önerge 87'nci maddeye aykırı, beş yüz  kelimeden fazla. Bir özeti var mı bilmiyorum -onu da soruyorum Divandan- eğer bir özet yoksa  önerge şekil bakımından da yanlış, geçersiz, beş yüz kelimeden fazla, saydım.  Şimdi, acele işe şeytan karışır derler, bu tür acele uygulamalarla üniversite kuruyoruz,  üniversiteler kuruyoruz.  (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)  K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Ciddi iş yapıyoruz, bu yaptığımız ciddi işi sakatlamayalım.  Teşekkür ederim.  BAŞKAN - Arkadaşlar, bir arkadaşımızın daha söz talebi var, o söz talebinin bitimine kadar  çalışma süresinin uzatılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler... Kabul  edilmiştir.  Sayın Elitaş, buyurun efendim.  MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, tutumunuzun lehinde söz aldım. Yüce heyetinizi  saygıyla selamlıyorum.  Aslında, yaptığımız işlem, biraz önce verdiğimiz, 63'üncü maddeyle ilgili, Başkanlığın...  "Görüşmeye yer olmaması, Başkanı gündeme veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma  usullerine uymaya davet, bir konuyu öne alma veya geriye bırakma gibi usule ait konular diğer  işlerden önce konuşulur." Şu anda biz, 487 sıra sayılı Kanun Tasansı'nı yani 2809 sayılı YÖK  Kanunu'nda değişiklik yapan tasarıyı görüşüyoruz. Verilen ek madde önergeleri tamamıyla 2809  sayılı Kanun'la ilişkili olduğundan dolayı, yeni bir gündem ihdas etme şeklinde ileri sürülen savların  yerinde olmadığını ifade etmek gerekir çünkü gündemin 160'ıncı sırasında olan kanun tasarısı hâlen  yerinde duruyor. Biraz önce konuşmacı arkadaşımız ifade ederken "Hükümet yetkilileri veya iktidar  partisi, gündemin sırasında olan herhangi bir kanunu komisyonun çoğunluğunu buraya oturtarak  istediği maddeleri ilave eder." şeklindeki ifadesi, tamamen bugüne kadar uygulanmış kurallara  aykırıdır ve İç Tüzük'e de aykırıdır...  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Öyle oldu.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - . . .çünkü bizim, Başkanlık Divanının ve grupların bu konudaki  aldıkları mutabakat İç Tüzük gereği. 87'nci maddede de zaten önergelerle ilgili durum açıkça ifade  edilmiş. 87'nci maddede ne diyor? Görüşülmekte olan konuyla alakası olmayan önergeler alınmaz.  Görüşülmekte olan konuyla, kanun tasarısıyla çok yakından ilgili olduğunu... Hatta öyle bir şey ki,  mesela 2809 sayılı Kanun'un şu anda biz 5'inci maddesinde bir değişiklik yapmaya kalksak farklı bir  şekilde aynı Kanun'da özellik değiştirdiğinden dolayı bunu yapabiliriz ama yükseköğretimin işleyişi  ve usulüyle ilgili bir düzenlemeyi yapmaya kalktığımız takdirde, Başkanlık Divanının ve İç Tüzük'ün  emredici hükümlerine göre buraya madde ihdas etmemiz, ilave etmemiz mümkün değil.  - 6 1 9 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yok, yok, öyle bir şey yok. Danışma Kurulu kararı yok, grup  önerisi yok.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bizim yaptığımız iş hem 87'nci maddedeki önerge usullerine  uygun, 2809 sayılı Kanun'la, verdiğimiz önerge tamamen usulüne uygun bir şekilde olmuştur.  Açıkçası bunu "İç Tüzük'e aykırı" diye ifade etmek, bu konuda da usul tartışması açmak...  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - GDO gibi bir şey oluyor, GDO.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - ...usulün bilinmediğiyle ilgili bir konudur diye ifade  ediyorum.  Sayın Başkanım, aslında usul tartışması da... Çünkü 63'üncü madde açık; gündeme davet etmek.  Bizim gündemimiz 2809 sayılı Kanun. Kırmızı gündemdeki, sıralamadaki neyse o, aynı şekilde  devam ediyoruz. Buraya ek madde de ilave edebiliriz, geçici madde de ilave edebiliriz, maddenin  çıkarılması konusunda da önergeler verebiliriz.  Bu konuda... Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Başkanlığın tutumu hakkında bir gelişme, değişme olmamıştır.  Çalışma süremiz dolmuştur.  Kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 15 Nisan  2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 20.04  - 6 2 0 -
Sayfa 105 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2 0 1 0 O: 5  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yok, yok, öyle bir şey yok. Danışma Kurulu kararı yok, grup  önerisi yok.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bizim yaptığımız iş hem 87'nci maddedeki önerge usullerine  uygun, 2809 sayılı Kanun'la, verdiğimiz önerge tamamen usulüne uygun bir şekilde olmuştur.  Açıkçası bunu "İç Tüzük'e aykırı" diye ifade etmek, bu konuda da usul tartışması açmak...  K. KEMAL ANADOL (İzmir) - GDO gibi bir şey oluyor, GDO.  MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - ...usulün bilinmediğiyle ilgili bir konudur diye ifade  ediyorum.  Sayın Başkanım, aslında usul tartışması da... Çünkü 63'üncü madde açık; gündeme davet etmek.  Bizim gündemimiz 2809 sayılı Kanun. Kırmızı gündemdeki, sıralamadaki neyse o, aynı şekilde  devam ediyoruz. Buraya ek madde de ilave edebiliriz, geçici madde de ilave edebiliriz, maddenin  çıkarılması konusunda da önergeler verebiliriz.  Bu konuda... Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından  alkışlar)  BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Başkanlığın tutumu hakkında bir gelişme, değişme olmamıştır.  Çalışma süremiz dolmuştur.  Kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 15 Nisan  2010 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.  Kapanma Saati: 20.04  - 6 2 0 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  A r d a h a n M i l l e t v e k i l i  Erzurum b a z ı k e s i m l e r i n i n b i r bazı k e s i m l e r i n i n d e ikinci d e r e c e d e d e p r e m b ö l g e s i o l d u ğ u  b i l i n m e k t e d i r . E r z u r u m ' u n ş i m d i y e kadar yap ı d e n e t i m k a n u n u n u k a p s a m ı n a a l ı n m ı ş o l m a s ı  g e r e k m e k t e d i r . O y s a ş i m d i y e kadar E r z u r u m bu kanuna dahi l ed i lmiş t i r . M a r m a r a d e p r e m i n i n  ardından r iskl i b ö l g e l e r d e k i y a p ı l a ş m a n ı n kontrol a l t ına a l ı n a b i l m e s i a m a c ı y l a 5 9 5 say ı l ı  k a n u n u n h ü k m ü n d e k a r a r n a m e ç ıkar ı lmış t ır .  1- Y a s a l d ü z e n l e m e l e r yap ı larak 2 0 i lde u y g u l a n a n y a p ı d e n e t i m k a n u n u y e n i  d ü z ü n l e m e y l c 5 7 i l e ç ıkarı lacakt ır . B u iller aras ına Erzurum d a h i l e d i l m e l i d i r . Y e n i  u y g u l a m a d a E r z u r u m yap ı d e n e t i m k a n u n u n a E r z u r u m dahil e d i l e c e k m i ?  T.C.  B A Y I N D I R L I K VE İSKAN B A K A N L I Ğ I  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B . 0 9 . 0 . S G B . 0 . 0 0 . 2 1 . 6 1 0 / 6 S *f  Konu : Ardahan Milletvekil i -\ 3 Müafi ¿010  Ensar Ö Ğ Ü T ' ü n  Yazı l ı Soru Önergesi  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  İlgi: 2 9 . 0 3 . 2 0 1 0 tarihli v e A .01 .0 .GNS.0 .10 .00 .02 -21268 sayılı yazımız;.  Ardahan Mil letvekil i Ensar Ö Ğ Ü T ' ü n Bakanlığıma yöneltmiş olduğu, T .B .M.M.  7 /13331 Esas N o ' l u yazı l ı soru önergesine ilişkin cevabımız ekte sunulmuştur.  Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.  E K :  Cevap Yazısı  - 6 2 1 - IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt 'ün, Erzurum 'un Yapı Denetim Kanununa dahil edilmesine  ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir'in cevabı (7/13331)  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I M A  A ş a ğ ı d a k i s o r u l a r ı m ı n B a y ı n d ı r l ı k v e İ skan Bakanı S a y ı n M u s t a f a D E M İ R taraf ından y a z ı l ı  o larak c e v a p l a n d ı r ı l m a s ı k o n u s u n d a g e r e ğ i n i n y a p ı l m a s ı n ı s a y g ı l a r ı m l a arz e d e r i m .  1 4 . 0 3 . 2 0 1 0
Sayfa 106 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  A r d a h a n M i l l e t v e k i l i  Erzurum b a z ı k e s i m l e r i n i n b i r bazı k e s i m l e r i n i n d e ikinci d e r e c e d e d e p r e m b ö l g e s i o l d u ğ u  b i l i n m e k t e d i r . E r z u r u m ' u n ş i m d i y e kadar yap ı d e n e t i m k a n u n u n u k a p s a m ı n a a l ı n m ı ş o l m a s ı  g e r e k m e k t e d i r . O y s a ş i m d i y e kadar E r z u r u m bu kanuna dahi l ed i lmiş t i r . M a r m a r a d e p r e m i n i n  ardından r iskl i b ö l g e l e r d e k i y a p ı l a ş m a n ı n kontrol a l t ına a l ı n a b i l m e s i a m a c ı y l a 5 9 5 say ı l ı  k a n u n u n h ü k m ü n d e k a r a r n a m e ç ıkar ı lmış t ır .  1- Y a s a l d ü z e n l e m e l e r yap ı larak 2 0 i lde u y g u l a n a n y a p ı d e n e t i m k a n u n u y e n i  d ü z ü n l e m e y l c 5 7 i l e ç ıkarı lacakt ır . B u iller aras ına Erzurum d a h i l e d i l m e l i d i r . Y e n i  u y g u l a m a d a E r z u r u m yap ı d e n e t i m k a n u n u n a E r z u r u m dahil e d i l e c e k m i ?  T.C.  B A Y I N D I R L I K VE İSKAN B A K A N L I Ğ I  Strateji Geliştirme Başkanlığı  Sayı : B . 0 9 . 0 . S G B . 0 . 0 0 . 2 1 . 6 1 0 / 6 S *f  Konu : Ardahan Milletvekil i -\ 3 Müafi ¿010  Ensar Ö Ğ Ü T ' ü n  Yazı l ı Soru Önergesi  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  İlgi: 2 9 . 0 3 . 2 0 1 0 tarihli v e A .01 .0 .GNS.0 .10 .00 .02 -21268 sayılı yazımız;.  Ardahan Mil letvekil i Ensar Ö Ğ Ü T ' ü n Bakanlığıma yöneltmiş olduğu, T .B .M.M.  7 /13331 Esas N o ' l u yazı l ı soru önergesine ilişkin cevabımız ekte sunulmuştur.  Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.  E K :  Cevap Yazısı  - 6 2 1 - IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI  1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt 'ün, Erzurum 'un Yapı Denetim Kanununa dahil edilmesine  ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir'in cevabı (7/13331)  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I M A  A ş a ğ ı d a k i s o r u l a r ı m ı n B a y ı n d ı r l ı k v e İ skan Bakanı S a y ı n M u s t a f a D E M İ R taraf ından y a z ı l ı  o larak c e v a p l a n d ı r ı l m a s ı k o n u s u n d a g e r e ğ i n i n y a p ı l m a s ı n ı s a y g ı l a r ı m l a arz e d e r i m .  1 4 . 0 3 . 2 0 1 0  TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  ARDAHAN MİLLETVEKİLİ  SAYIN ENSAR ÖĞÜT'ÜN  T.B.M.M. 7/13331 ESAS SAYILI  YAZILI SORU ÖNERGESİNE AİT  SORU VE CEVAP  SORU:  Erzurum bazı kesimlerinin bir bazı kesimlerinin de ikinci derecede deprem bölgesi  olduğu bilinmektedir. Erzurum'un şimdiye kadar yapı denetim kanununu kapsamına alınmış  olması gerekmektedir. Oysa şimdiye kadar Erzurum bu kanuna dahil edilmiştir. Marmara  depreminin ardından riskli bölgelerdeki yapılaşmanın kontrol altına alınabilmesi amacıyla 595  sayılı kanunun hükmünde kararname çıkarılmıştır.  1-Yasal düzenlemeler yapılarak 20 ilde uygulanan yapı denetim kanunu yeni  düzenlemeyle 57 ile çıkarılacaktır. Bu iller arasına Erzurum dahil edilmelidir. Yeni  uygulamada Erzurum yapı denetim kanununa Erzurum dahil edilecekmi?  C E V A P :  Devletin en öncelikli görevlerinden biri, bireylerin sağlam, kaliteli ve doğal afetlere  dayamklı yapılara sahip olmalarını sağlamak için gerekli tedbirleri almaktır. Can ve mal  güvenliği ile milli servetlerin korunabilmesi için de, yerleşme ve yapılaşmaların norm ve  standartlara uygunluğunu sağlamak amacıyla bu uygulamaların denetimi büyük önem arz  etmektedir.  Hükümetimiz döneminde inşaat sektörünün canlanması Bakanlığımızca yürütülen  Yapı Denetimine ilişkin çalışmalara ayrı bir önem kazandırmıştır. Halen Ülke topraklarımızın  % 24'üne ve nüfus olarak da % 50'sine tekabül eden 19 pilot İlde uygulanmakta olan yapı  denetim sisteminde elde edinilen tecrübe ve birikimlere göre ihtiyaç duyulan mevzuat  düzenlemelerinin yapılarak, diğer İllerimizde devam etmekte olan yapı üretiminin de Yapı  Denetim Kanunu kapsamına alınması, etkin ve çağdaş bir yapı denetim sisteminin Ülke  geneline yaygınlaştırılması çalışmalarına devam edilmektedir.  - 6 2 2 -
Sayfa 107 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  ARDAHAN MİLLETVEKİLİ  SAYIN ENSAR ÖĞÜT'ÜN  T.B.M.M. 7/13331 ESAS SAYILI  YAZILI SORU ÖNERGESİNE AİT  SORU VE CEVAP  SORU:  Erzurum bazı kesimlerinin bir bazı kesimlerinin de ikinci derecede deprem bölgesi  olduğu bilinmektedir. Erzurum'un şimdiye kadar yapı denetim kanununu kapsamına alınmış  olması gerekmektedir. Oysa şimdiye kadar Erzurum bu kanuna dahil edilmiştir. Marmara  depreminin ardından riskli bölgelerdeki yapılaşmanın kontrol altına alınabilmesi amacıyla 595  sayılı kanunun hükmünde kararname çıkarılmıştır.  1-Yasal düzenlemeler yapılarak 20 ilde uygulanan yapı denetim kanunu yeni  düzenlemeyle 57 ile çıkarılacaktır. Bu iller arasına Erzurum dahil edilmelidir. Yeni  uygulamada Erzurum yapı denetim kanununa Erzurum dahil edilecekmi?  C E V A P :  Devletin en öncelikli görevlerinden biri, bireylerin sağlam, kaliteli ve doğal afetlere  dayamklı yapılara sahip olmalarını sağlamak için gerekli tedbirleri almaktır. Can ve mal  güvenliği ile milli servetlerin korunabilmesi için de, yerleşme ve yapılaşmaların norm ve  standartlara uygunluğunu sağlamak amacıyla bu uygulamaların denetimi büyük önem arz  etmektedir.  Hükümetimiz döneminde inşaat sektörünün canlanması Bakanlığımızca yürütülen  Yapı Denetimine ilişkin çalışmalara ayrı bir önem kazandırmıştır. Halen Ülke topraklarımızın  % 24'üne ve nüfus olarak da % 50'sine tekabül eden 19 pilot İlde uygulanmakta olan yapı  denetim sisteminde elde edinilen tecrübe ve birikimlere göre ihtiyaç duyulan mevzuat  düzenlemelerinin yapılarak, diğer İllerimizde devam etmekte olan yapı üretiminin de Yapı  Denetim Kanunu kapsamına alınması, etkin ve çağdaş bir yapı denetim sisteminin Ülke  geneline yaygınlaştırılması çalışmalarına devam edilmektedir.  - 6 2 2 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  17.07.2006 tarih ve 26231 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren  2006/10656 sayılı Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel  Yönetim Kapsamındaki Kamu idarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında  Yönetmelik ile Kamu İdareleri bütçelerinden yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar  düzenlenmektedir.  Bu itibarla;  1. Söz konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ve yıllar itibariyle  Bakanlığınıza ve Bakanlığınıza bağlı kurumlara kaç dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık  ve benzeri teşekkül yardım talebiyle başvuruda bulunmuş, bu başvuruların kaçı kabul  edilmiştir?  2. Yardım başvuruları kabul edilen dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve  benzeri teşekküller hangileridir? Yardım konuları nelerdir? Yapılan nakdi yardım miktarı ne  kadardır?  3. Anılan yıllar itibariyle Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı kurumların  bütçelerinden dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım  amacıyla tefrik edilen ödenek ne kadardır? Anılan yıllar itibariyle söz konusu ödeneğin ne  kadarı harcanmıştır?  4. Yardım alan teşekküllerin yardımı amacına uygun olarak kullanıp  kullanmadığına ilişkin yardım yapan kurumlarca kaç denetim yapılmıştır? Yapılan  denetimlerin sonuçları nelerdir?  - 6 2 3 - 2.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara,  - istanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil 'in, kamudaki engelli istihdamına,  İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın cevabı (7/13335), (7/13336)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf tarafından yazılı olarak  yanıtlanmasını arz ederim. Saygılarımla. 17.03.2010
Sayfa 108 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  17.07.2006 tarih ve 26231 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren  2006/10656 sayılı Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel  Yönetim Kapsamındaki Kamu idarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında  Yönetmelik ile Kamu İdareleri bütçelerinden yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar  düzenlenmektedir.  Bu itibarla;  1. Söz konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ve yıllar itibariyle  Bakanlığınıza ve Bakanlığınıza bağlı kurumlara kaç dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık  ve benzeri teşekkül yardım talebiyle başvuruda bulunmuş, bu başvuruların kaçı kabul  edilmiştir?  2. Yardım başvuruları kabul edilen dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve  benzeri teşekküller hangileridir? Yardım konuları nelerdir? Yapılan nakdi yardım miktarı ne  kadardır?  3. Anılan yıllar itibariyle Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı kurumların  bütçelerinden dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım  amacıyla tefrik edilen ödenek ne kadardır? Anılan yıllar itibariyle söz konusu ödeneğin ne  kadarı harcanmıştır?  4. Yardım alan teşekküllerin yardımı amacına uygun olarak kullanıp  kullanmadığına ilişkin yardım yapan kurumlarca kaç denetim yapılmıştır? Yapılan  denetimlerin sonuçları nelerdir?  - 6 2 3 - 2.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara,  - istanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil 'in, kamudaki engelli istihdamına,  İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavafın cevabı (7/13335), (7/13336)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf tarafından yazılı olarak  yanıtlanmasını arz ederim. Saygılarımla. 17.03.2010  TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Selma Aliye Kavaf tarafından  yazıh olarak cevaplandırılmasını saygılarımla ara ederim.  Çalışma hakkı, en önemli temel insan haklarından birisidir. Anayasamızın  49'uncu maddesi, çalışmanın tüm vatandaşlann bir hakkı ve ödevi olduğu  konusunu net bir biçimde ifade etmektedir. Özürlülerin başkalarına herhangi bir  yük oluşturmadan, toplumda yer edinebilmelerinin ilk koşulu istihdam  edilmeleridir. Bu bağlamda ; tüm kamu kurum ve kuruluşlarında, kuruluş  statüleri ve bütçe türleri ile istihdam şekilleri itibariyle ( Memur, Sözleşmeli  Personel, Geçici personel, İşçi, İdari Sözleşmeli Personel vs.);  1- Engelli Personel çalıştırma zorunluluğu ne kadardır?  2- Bu zorunluluklara göre çalıştırılması gereken Engelli Personel sayısı  kaçtır?  3- Halen çalışmakta olan Engelli Personel sayısı ne kadardır?  Ar Engelli Personel çalıştırma yükümlülüğünün takip ve denetimi hangi  kuruluşlarca ne şekilde yapılmaktadır?  5- Engelli Personel çalıştırma yükümliilüğünü yerine getirmeyen kurum  ve kuruluşlara uygulanan adli ve idari yaptırımlar nelerdir?  Bihlun TAMAYLIGİL  CHP İstanbul Milletvekili  - 6 2 4 - TtİRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA
Sayfa 109 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Selma Aliye Kavaf tarafından  yazıh olarak cevaplandırılmasını saygılarımla ara ederim.  Çalışma hakkı, en önemli temel insan haklarından birisidir. Anayasamızın  49'uncu maddesi, çalışmanın tüm vatandaşlann bir hakkı ve ödevi olduğu  konusunu net bir biçimde ifade etmektedir. Özürlülerin başkalarına herhangi bir  yük oluşturmadan, toplumda yer edinebilmelerinin ilk koşulu istihdam  edilmeleridir. Bu bağlamda ; tüm kamu kurum ve kuruluşlarında, kuruluş  statüleri ve bütçe türleri ile istihdam şekilleri itibariyle ( Memur, Sözleşmeli  Personel, Geçici personel, İşçi, İdari Sözleşmeli Personel vs.);  1- Engelli Personel çalıştırma zorunluluğu ne kadardır?  2- Bu zorunluluklara göre çalıştırılması gereken Engelli Personel sayısı  kaçtır?  3- Halen çalışmakta olan Engelli Personel sayısı ne kadardır?  Ar Engelli Personel çalıştırma yükümlülüğünün takip ve denetimi hangi  kuruluşlarca ne şekilde yapılmaktadır?  5- Engelli Personel çalıştırma yükümliilüğünü yerine getirmeyen kurum  ve kuruluşlara uygulanan adli ve idari yaptırımlar nelerdir?  Bihlun TAMAYLIGİL  CHP İstanbul Milletvekili  - 6 2 4 - TtİRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA  TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  SAYI : B.02.0.007.00/Jfö  KONU : Yazılı Soru önergeleri  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  GENEL SEKRETERLİĞİNE  İLGİ: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar  Dairesi Başkanlığının 29.03.2010 tarih ve KAN.KAR.MD.A.Ol.O.GNS.0.10.00.02- 21268 sayılı yazısı.  İlgi yazı ile Bakanlığıma gönderilen Adana Milletvekili Sayın Hulusi GÜVEL ve İstanbul  Milletvekili Sayın Bihlun TAMAYLIGİL'e ait Yazdı Soru önergeleri hakkındaki bilgileri içeren  cevaplar ekte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  Sehna Aliye KA  Devlet Bakam  Ek:: Yazı  - 6 2 5 -
Sayfa 110 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  SAYI : B.02.0.007.00/Jfö  KONU : Yazılı Soru önergeleri  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  GENEL SEKRETERLİĞİNE  İLGİ: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar  Dairesi Başkanlığının 29.03.2010 tarih ve KAN.KAR.MD.A.Ol.O.GNS.0.10.00.02- 21268 sayılı yazısı.  İlgi yazı ile Bakanlığıma gönderilen Adana Milletvekili Sayın Hulusi GÜVEL ve İstanbul  Milletvekili Sayın Bihlun TAMAYLIGİL'e ait Yazdı Soru önergeleri hakkındaki bilgileri içeren  cevaplar ekte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  Sehna Aliye KA  Devlet Bakam  Ek:: Yazı  - 6 2 5 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  ADANA MİLLETVEKİLİ SAYIM HULUSİ GÜVEL' İN  7/13335 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  17.07.2006 tarih ve 26321 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe  giren 2006/10656 sayılı Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri  Teşekküllere Genel Yönet im Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım  Yapı lması Hakkında Yönetmelik ile Kamu İdareleri bütçelerinden yapı lacak  yardımlara ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir.  Bu itibarla;  S O R U L A R :  1) Söz konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ve yıllar itibariyle  Bakanlığınıza ve Bakanlığınıza bağlı kurumlara kaç, dernek, vakıf, birlik,  kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekkül yardım talebiyle başvuruda  bulunmuş, bu başvuruların kaçı kabul edilmiştir.  2) Yard ım başvurulan kabul edilen dernek, vakıf, birlik, birlik, kurum, kuruluş,  sandık ve benzeri teşekküller hangileridir? Yardım konulan nelerdir? Yapılan  nakdi yardım miktarı ne kadardır?  3) Anı lan yıllar itibariyle Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı kurumların  bütçelerinden demek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri  teşekküllere yardım amacıyla tefrik edilen ödenek ne kadardır? Anılan yıllar  itibariyle söz konusu ödeneğin ne kadarı harcanmıştır?  4) Yard ım alan teşekküllerin yardımı amacına uygun olarak kullanıp  kul lanmadığına ilişkin yardım yapan kurumlarca kaç denet im yapılmıştır?  Yapı lan denetimlerin sonuçlan nelerdir?  C E V A P L A R :  Söz konusu Yönetmel iğ in yürür lüğe girdiği tarihten it ibaren Bakanl ığım bağlı  kurumlarından; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdür lüğü, Ai le ve  Sosyal Araştırmalar Genel Müdür iüğü ile Kadının Statüsü Genel Müdür lüğü'nün kayıtları  incelenmiş olup, önergede belirti len dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık vb.  teşekkül ler in yardım talebi olmadığı ve kurumlarımızın bütçesinde bu güne kadar bu  amaçla ödenek tefrik edilmediği anlaşılmıştır.  Ancak Bakanlığıma bağlı özür lü ler İdaresi Başkanlığı 'na anı lan Yönetmel iğ in  yürür lüğe girdiği tarihten itibaren kayıtlarımız incelenmiş ve 2007 yılı içinde 2; 2008 yılı  iç inde 7; 2009 yılı içinde 6; 2010 yılı içinde 5 olmak üzere toplam 20 demek, vakıf, birlik,  kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekkül yardım talebiyle başvuruda bulunmuştur.  Başkanlığımızın genel bütçeye tabi o lmasından dolayı nakdi yardım talepleri  karşı lanmamaktadır . Yardım başvurusunda bulunan dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş,  sandık ve benzeri teşekküller, başvuru yılı ve başvuru konusu başlıkları ile oluşturulan  tablo aşağıda yer almaktadır.  YARDIM TALEPLERİ (2006-2010)  SIRA  NO  YARDIM TALEP EDEN  K U R U L U Ş U N ADI  YİLİ KONUSU  1 Denizl i İşitme Engelli ler  Derneği  2007 Sessizl iğin Umudu adlı projeye maddi  destek  - 626 -
Sayfa 111 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  ADANA MİLLETVEKİLİ SAYIM HULUSİ GÜVEL' İN  7/13335 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  17.07.2006 tarih ve 26321 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe  giren 2006/10656 sayılı Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri  Teşekküllere Genel Yönet im Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım  Yapı lması Hakkında Yönetmelik ile Kamu İdareleri bütçelerinden yapı lacak  yardımlara ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir.  Bu itibarla;  S O R U L A R :  1) Söz konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ve yıllar itibariyle  Bakanlığınıza ve Bakanlığınıza bağlı kurumlara kaç, dernek, vakıf, birlik,  kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekkül yardım talebiyle başvuruda  bulunmuş, bu başvuruların kaçı kabul edilmiştir.  2) Yard ım başvurulan kabul edilen dernek, vakıf, birlik, birlik, kurum, kuruluş,  sandık ve benzeri teşekküller hangileridir? Yardım konulan nelerdir? Yapılan  nakdi yardım miktarı ne kadardır?  3) Anı lan yıllar itibariyle Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı kurumların  bütçelerinden demek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri  teşekküllere yardım amacıyla tefrik edilen ödenek ne kadardır? Anılan yıllar  itibariyle söz konusu ödeneğin ne kadarı harcanmıştır?  4) Yard ım alan teşekküllerin yardımı amacına uygun olarak kullanıp  kul lanmadığına ilişkin yardım yapan kurumlarca kaç denet im yapılmıştır?  Yapı lan denetimlerin sonuçlan nelerdir?  C E V A P L A R :  Söz konusu Yönetmel iğ in yürür lüğe girdiği tarihten it ibaren Bakanl ığım bağlı  kurumlarından; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdür lüğü, Ai le ve  Sosyal Araştırmalar Genel Müdür iüğü ile Kadının Statüsü Genel Müdür lüğü'nün kayıtları  incelenmiş olup, önergede belirti len dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık vb.  teşekkül ler in yardım talebi olmadığı ve kurumlarımızın bütçesinde bu güne kadar bu  amaçla ödenek tefrik edilmediği anlaşılmıştır.  Ancak Bakanlığıma bağlı özür lü ler İdaresi Başkanlığı 'na anı lan Yönetmel iğ in  yürür lüğe girdiği tarihten itibaren kayıtlarımız incelenmiş ve 2007 yılı içinde 2; 2008 yılı  iç inde 7; 2009 yılı içinde 6; 2010 yılı içinde 5 olmak üzere toplam 20 demek, vakıf, birlik,  kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekkül yardım talebiyle başvuruda bulunmuştur.  Başkanlığımızın genel bütçeye tabi o lmasından dolayı nakdi yardım talepleri  karşı lanmamaktadır . Yardım başvurusunda bulunan dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş,  sandık ve benzeri teşekküller, başvuru yılı ve başvuru konusu başlıkları ile oluşturulan  tablo aşağıda yer almaktadır.  YARDIM TALEPLERİ (2006-2010)  SIRA  NO  YARDIM TALEP EDEN  K U R U L U Ş U N ADI  YİLİ KONUSU  1 Denizl i İşitme Engelli ler  Derneği  2007 Sessizl iğin Umudu adlı projeye maddi  destek  - 626 - TBMM B: 86 1 4 . 4 .2010  2 Bakü Büyükelçil iği 2007 Azerbaycan'dan gelen gazetecilerin  T ü r k i y e l i gezmeleri için maddi destek  3 Türkiye Omuril ik Felçlileri  Derneği  2008 Eğit im ve İstihdam Projesine destek  4 Türk iye Sakatlar Derneği  Kütahya Şubesi  2008 Online Engelli Bilgi Masası konulu A B  Projesine destek  5 Zihinsel Özürlüler  Federasyonu  2008 Ayval ık Özürlüler Şenliğinin kut lama ve  organizasyonu için mali destek  ! 6 Zihinsel Özürlüler  Federasyonu  2008 Gemlik Zihinsel Engelli Çocuklar Şenliği  için mali destek  7 Türkiye Omuril ik Felçlileri  Derneği  2008 Teksti l Eğitim ve İstihdam Projesine destek  8 Türk iye Sakatlar Demeği  Kütahya Şubesi  2008 Onl ine Engelli Bilgi Masası konulu A B  Projesine destek  9 Türkiye Sakatlar  Konfederasyonu  2008 1. Engelli ler ve İhtiyaçları Fuarı ve Engelsiz  Türkiye Sempozyumu için destek  10 Türkiye Sakatlar  Konfederasyonu  2009 Ayval ık Özürlüler Şenliğinin kut lama ve  organizasyonu için mali destek  11 Zihinsel Özürlüler  Federasyonu  2009 Ayval ık özür lü ler Şenliğinin kut lama ve  organizasyonu için mali destek  12 Özel Eğitim Derneği 2009 "Güneşi Gördüm Mesleki Eğitim ve  İstihdam Projesi için destek  13 Türk iye Engelliler Vakfı 2009 AB Üye ve Aday Ülkelerarası Engell i Dans  ve Güzell ik Yarışması projesi için destek  14 Görmeyenler Kültür ve  Bir leşme Derneği  2009 "Yeni Bir Yaşam! Yeni Ufuklara" adlı  projeye destek  15 Ajans 13 2009 Kübikare adlı projeye destek  16 Engell i Aileleri Eğit im Kültür  ve Dayanışma Derneği  2010 Ağır Engell i Bakım Merkezi projesine  destek  17 TEYAM Engell i ler Yaşam  Merkezi Derneği  2010 Kanal 13 için maddi destek  18 Türk iye Kas Hastalıkları  Derneği  2010 Merve Sancak için eğit ime ulaşım desteği  19 Türk iye İşitme Engell i ler Milli  Federasyonu  2010 Gümüş Yı lda Kültürlerin Buluşması 3.  Uluslar arası İşitme Engell i ler Kültür, Sanat  Festivali ve Türkiye İşitme Engell i ler Milli  Federasyonu 50 . Kuruluş Yı ldönümü  Kutlama Etkinlikleri Projesine yardım  20 Türk iye Körler Federasyonu 2010 Uluslararası sempozyum için kaynak talebi  Saygılarımla.  3  Selma Al iye  Devlet Bakanı  - 6 2 7 -
Sayfa 112 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 .2010  2 Bakü Büyükelçil iği 2007 Azerbaycan'dan gelen gazetecilerin  T ü r k i y e l i gezmeleri için maddi destek  3 Türkiye Omuril ik Felçlileri  Derneği  2008 Eğit im ve İstihdam Projesine destek  4 Türk iye Sakatlar Derneği  Kütahya Şubesi  2008 Online Engelli Bilgi Masası konulu A B  Projesine destek  5 Zihinsel Özürlüler  Federasyonu  2008 Ayval ık Özürlüler Şenliğinin kut lama ve  organizasyonu için mali destek  ! 6 Zihinsel Özürlüler  Federasyonu  2008 Gemlik Zihinsel Engelli Çocuklar Şenliği  için mali destek  7 Türkiye Omuril ik Felçlileri  Derneği  2008 Teksti l Eğitim ve İstihdam Projesine destek  8 Türk iye Sakatlar Demeği  Kütahya Şubesi  2008 Onl ine Engelli Bilgi Masası konulu A B  Projesine destek  9 Türkiye Sakatlar  Konfederasyonu  2008 1. Engelli ler ve İhtiyaçları Fuarı ve Engelsiz  Türkiye Sempozyumu için destek  10 Türkiye Sakatlar  Konfederasyonu  2009 Ayval ık Özürlüler Şenliğinin kut lama ve  organizasyonu için mali destek  11 Zihinsel Özürlüler  Federasyonu  2009 Ayval ık özür lü ler Şenliğinin kut lama ve  organizasyonu için mali destek  12 Özel Eğitim Derneği 2009 "Güneşi Gördüm Mesleki Eğitim ve  İstihdam Projesi için destek  13 Türk iye Engelliler Vakfı 2009 AB Üye ve Aday Ülkelerarası Engell i Dans  ve Güzell ik Yarışması projesi için destek  14 Görmeyenler Kültür ve  Bir leşme Derneği  2009 "Yeni Bir Yaşam! Yeni Ufuklara" adlı  projeye destek  15 Ajans 13 2009 Kübikare adlı projeye destek  16 Engell i Aileleri Eğit im Kültür  ve Dayanışma Derneği  2010 Ağır Engell i Bakım Merkezi projesine  destek  17 TEYAM Engell i ler Yaşam  Merkezi Derneği  2010 Kanal 13 için maddi destek  18 Türk iye Kas Hastalıkları  Derneği  2010 Merve Sancak için eğit ime ulaşım desteği  19 Türk iye İşitme Engell i ler Milli  Federasyonu  2010 Gümüş Yı lda Kültürlerin Buluşması 3.  Uluslar arası İşitme Engell i ler Kültür, Sanat  Festivali ve Türkiye İşitme Engell i ler Milli  Federasyonu 50 . Kuruluş Yı ldönümü  Kutlama Etkinlikleri Projesine yardım  20 Türk iye Körler Federasyonu 2010 Uluslararası sempozyum için kaynak talebi  Saygılarımla.  3  Selma Al iye  Devlet Bakanı  - 6 2 7 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SAYIN BİHLUN TAMAYLIGİL ' İN  7/13336 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  Çalışma hakkı , en önemli temel insan haklanndan birisidir. Anayasamızın  49 'uncu maddesi , çalışmanın tüm vatandaşların bir hakkı ve ödevi olduğu konusunu  net bir biç imde ifade etmektedir. Özürlülerin başkalanna herhangi bir yük  oluşturmadan, toplumda yer edinebilmelerinin iilk koşulu ist ihdam edilmeleridir. Bu  bağlamda; tüm kamu kurum ve kuruluşlarında,. Kuruluş statüleri ve bütçe türleri ile  ist ihdam şekilleri itibariyle (Memur, Sözleşmeli Personel , Geçici Personel, İşçi, İdari  Sözleşmeli Personel vs.);  S O R U 1 :  Engelli Personel Çalıştırma zorunluluğu ne kadardır?  C E V A P 1 :  4857 sayılı İş Kanununun "Özür lü ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu" başlıklı  30 uncu maddesi uyarınca. İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör  işyerler inde yüzde üç özürlü, kamu işyerlerinde ise yüzde dört özürlü işçiyi meslek, beden  ve pjh i durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler.  657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Özür lü ler in devlet memur luğuna  al ınmaları" başlıklı 53 üncü maddesi uyarınca; Kurum ve kuruluşlar Devlet Memurlar ı  Kanununa göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda % 3 oranında özürlü çalıştırmak  zorundadır , %3'ün hesaplanmasında ilgili kurum veya kuruluşun (taşra teşkilatı dahil)  top lam do lu kadro sayısı dikkate alınır.  S O R U 2 :  Bu zorunluluklara göre çalıştınlması gereken Engelli Personel sayısı kaçtır?  C E V A P 2 :  İşçi olarak; 2009 yılı Eylül ayı sonu itibariyle kamuda 14.379 özel sektörde 75.824  o lmak üzere toplam 90.203 özürlünün işçi olarak çalıştırı lması gerekmektedir.  Devlet memuru olarak; 2010 yılı Ocak ayı itibariyle 48.943 özür lünün devlet memuru  olarak çalıştırı lması gerekmektedir.  S O R U 3 :  Halen çal ışmakta olan Engelli Personel sayısı ne kadardır?  C E V A P 3 :  Türkiye İş Kurumu veri lerine göre İş Kanununa tabii olarak çalışan özürlü işçi sayısı  2009 yılı Eylül ayı sonu itibariyle kamuda 12.238 özel sektörde 56.927 olmak üzere toplam  69.165 tir  Devlet personel Başkanlığı verilerine göre Devlet Memurları Kanununa tabii olarak  çal ışan özürlü memur sayısı 2010 yılı Ocak ayı it ibariyle 14.140 tır.  - 628 -
Sayfa 113 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SAYIN BİHLUN TAMAYLIGİL ' İN  7/13336 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  Çalışma hakkı , en önemli temel insan haklanndan birisidir. Anayasamızın  49 'uncu maddesi , çalışmanın tüm vatandaşların bir hakkı ve ödevi olduğu konusunu  net bir biç imde ifade etmektedir. Özürlülerin başkalanna herhangi bir yük  oluşturmadan, toplumda yer edinebilmelerinin iilk koşulu ist ihdam edilmeleridir. Bu  bağlamda; tüm kamu kurum ve kuruluşlarında,. Kuruluş statüleri ve bütçe türleri ile  ist ihdam şekilleri itibariyle (Memur, Sözleşmeli Personel , Geçici Personel, İşçi, İdari  Sözleşmeli Personel vs.);  S O R U 1 :  Engelli Personel Çalıştırma zorunluluğu ne kadardır?  C E V A P 1 :  4857 sayılı İş Kanununun "Özür lü ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu" başlıklı  30 uncu maddesi uyarınca. İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör  işyerler inde yüzde üç özürlü, kamu işyerlerinde ise yüzde dört özürlü işçiyi meslek, beden  ve pjh i durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler.  657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Özür lü ler in devlet memur luğuna  al ınmaları" başlıklı 53 üncü maddesi uyarınca; Kurum ve kuruluşlar Devlet Memurlar ı  Kanununa göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda % 3 oranında özürlü çalıştırmak  zorundadır , %3'ün hesaplanmasında ilgili kurum veya kuruluşun (taşra teşkilatı dahil)  top lam do lu kadro sayısı dikkate alınır.  S O R U 2 :  Bu zorunluluklara göre çalıştınlması gereken Engelli Personel sayısı kaçtır?  C E V A P 2 :  İşçi olarak; 2009 yılı Eylül ayı sonu itibariyle kamuda 14.379 özel sektörde 75.824  o lmak üzere toplam 90.203 özürlünün işçi olarak çalıştırı lması gerekmektedir.  Devlet memuru olarak; 2010 yılı Ocak ayı itibariyle 48.943 özür lünün devlet memuru  olarak çalıştırı lması gerekmektedir.  S O R U 3 :  Halen çal ışmakta olan Engelli Personel sayısı ne kadardır?  C E V A P 3 :  Türkiye İş Kurumu veri lerine göre İş Kanununa tabii olarak çalışan özürlü işçi sayısı  2009 yılı Eylül ayı sonu itibariyle kamuda 12.238 özel sektörde 56.927 olmak üzere toplam  69.165 tir  Devlet personel Başkanlığı verilerine göre Devlet Memurları Kanununa tabii olarak  çal ışan özürlü memur sayısı 2010 yılı Ocak ayı it ibariyle 14.140 tır.  - 628 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  S O R U 4 :  Engelli Personel çalıştırma yükümlülüğünün takip ve denetimi hangi  kuruluşlarca ne şekilde yapılmaktadır?  İş Kanunu kapsamında takip ve denetim :  İş Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları  özürlü işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar. (İş Kanunu madde 30)  İş Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak özürlü ve eski hükümlü  çalışt ırmayan işveren veya işveren vekil ine çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve  çalıştırmadığı her ay için yediyüzell i mi lyon lira para cezası veri l ir.fBu rakam 2010 yılı için  1.552 TL'dir.) Kamu kuruluşları da bu para cezasından hiçbir şekilde muaf tutulamaz. (İş  Kanunu madde 101)  İş Kanunun 101 inci madde kapsamındaki idari para cezaları doğrudan Türk iye İş  Kurumu İl Müdürü tarafından verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir. (İş Kanunu madde  108)  Devlet Memurları Kanunu kapsamında takip ve denetim :  Devlet Memurları Kanununun 53 üncü maddes i uyarınca Kurum ve kuruluşlar,  çalıştırdıkları ve işten ayrılan özürlü personel sayısını üç ayda bir Devlet Personel  Başkanlığına bi ldirmekle yükümlüdür. Bu Kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşlarda,  ikinci f ıkrada tespit edilen oranda özürlü personel çalıştırma yükümlü lüğünün yerine  getir i lmesinin takip ve denet iminden Devlet Personel Başkanlığı sorumludur.  Engelli Personel çalıştırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kurum ve  kuruluşlara uygulana adli ve idari yaptırımlar nelerdir?  İş Kanunu kapsamındaki yapt ır ımlar:  İş Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak özürlü ve eski hükümlü  çal ışt ı rmayan işveren veya işveren vekil ine çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve  çalıştırmadığı her ay için yediyüzell i mi lyon lira para cezası veri l ir . fBu rakam 2010 yılı için  1.552 TL'dir.) Kamu kuruluşları da bu para cezasından hiçbir şekilde muaf tutu lamaz. (İş  Kanunu madde 101)  İş Kanunun 101 inci madde kapsamındaki idari para cezaları doğrudan Türk iye İş  Kurumu İl Müdürü tarafından verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir. (İş Kanunu madde  108)  Devlet Memurları Kanunu kapsamındaki yaptırımlar:  Devlet memurları kanununda yer alan engell i personel çalıştırma yükümlü lüğünü  yer ine get i rmeyen kurum ve kuruluşlara yaptırım uygulanmamaktadır.  Saygılarımla.  CEVAP 4 :  S O R U 5 :  CEVAP 5 :  Selma Al iye KAV?  Devlet Bakanı  - 6 2 9 -
Sayfa 114 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  S O R U 4 :  Engelli Personel çalıştırma yükümlülüğünün takip ve denetimi hangi  kuruluşlarca ne şekilde yapılmaktadır?  İş Kanunu kapsamında takip ve denetim :  İş Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları  özürlü işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar. (İş Kanunu madde 30)  İş Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak özürlü ve eski hükümlü  çalışt ırmayan işveren veya işveren vekil ine çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve  çalıştırmadığı her ay için yediyüzell i mi lyon lira para cezası veri l ir.fBu rakam 2010 yılı için  1.552 TL'dir.) Kamu kuruluşları da bu para cezasından hiçbir şekilde muaf tutulamaz. (İş  Kanunu madde 101)  İş Kanunun 101 inci madde kapsamındaki idari para cezaları doğrudan Türk iye İş  Kurumu İl Müdürü tarafından verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir. (İş Kanunu madde  108)  Devlet Memurları Kanunu kapsamında takip ve denetim :  Devlet Memurları Kanununun 53 üncü maddes i uyarınca Kurum ve kuruluşlar,  çalıştırdıkları ve işten ayrılan özürlü personel sayısını üç ayda bir Devlet Personel  Başkanlığına bi ldirmekle yükümlüdür. Bu Kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşlarda,  ikinci f ıkrada tespit edilen oranda özürlü personel çalıştırma yükümlü lüğünün yerine  getir i lmesinin takip ve denet iminden Devlet Personel Başkanlığı sorumludur.  Engelli Personel çalıştırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kurum ve  kuruluşlara uygulana adli ve idari yaptırımlar nelerdir?  İş Kanunu kapsamındaki yapt ır ımlar:  İş Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak özürlü ve eski hükümlü  çal ışt ı rmayan işveren veya işveren vekil ine çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve  çalıştırmadığı her ay için yediyüzell i mi lyon lira para cezası veri l ir . fBu rakam 2010 yılı için  1.552 TL'dir.) Kamu kuruluşları da bu para cezasından hiçbir şekilde muaf tutu lamaz. (İş  Kanunu madde 101)  İş Kanunun 101 inci madde kapsamındaki idari para cezaları doğrudan Türk iye İş  Kurumu İl Müdürü tarafından verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir. (İş Kanunu madde  108)  Devlet Memurları Kanunu kapsamındaki yaptırımlar:  Devlet memurları kanununda yer alan engell i personel çalıştırma yükümlü lüğünü  yer ine get i rmeyen kurum ve kuruluşlara yaptırım uygulanmamaktadır.  Saygılarımla.  CEVAP 4 :  S O R U 5 :  CEVAP 5 :  Selma Al iye KAV?  Devlet Bakanı  - 6 2 9 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  3.-Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan 'ın cevabı (7/13379)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞl'NA  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Mehmet Zafer Çağlayan tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını arz ederim. Saygılarımla. 17.03.2010  17.07.2006 tarih ve 26231 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren  2006/10656 sayılı Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel  Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında  Yönetmelik ile Kamu İdareleri bütçelerinden yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar  düzenlenmektedir.  Bu itibarla;  1. Söz konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ve yıllar itibariyle  Bakanlığınıza ve Bakanlığınıza bağlı kurumlara kaç dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık  ve benzeri teşekkül yardım talebiyle başvuruda bulunmuş, bu başvuruların kaçı kabul  edilmiştir?  2. Yardım başvuruları kabul edilen dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve  benzeri teşekküller hangileridir? Yardım konuları nelerdir? Yapılan nakdi yardım miktarı ne  kadardır?  3. Anılan yıllar itibariyle Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı kurumların  bütçelerinden dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım  amacıyla tefrik edilen ödenek ne kadardır? Anılan yıllar itibariyle söz konusu ödeneğin ne  kadarı harcanmıştır?  4. Yardım alan teşekküllerin yardımı amacına uygun olarak kullanıp  kullanmadığına ilişkin yardım yapan kurumlarca kaç denetim yapılmıştır? Yapılan  denetimlerin sonuçları nelerdir?  - 6 3 0 -
Sayfa 115 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  3.-Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in, sivil toplum kuruluşlarına bütçeden yapılan yardımlara  ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan 'ın cevabı (7/13379)  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞl'NA  Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Mehmet Zafer Çağlayan tarafından yazılı  olarak yanıtlanmasını arz ederim. Saygılarımla. 17.03.2010  17.07.2006 tarih ve 26231 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren  2006/10656 sayılı Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel  Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında  Yönetmelik ile Kamu İdareleri bütçelerinden yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar  düzenlenmektedir.  Bu itibarla;  1. Söz konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ve yıllar itibariyle  Bakanlığınıza ve Bakanlığınıza bağlı kurumlara kaç dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık  ve benzeri teşekkül yardım talebiyle başvuruda bulunmuş, bu başvuruların kaçı kabul  edilmiştir?  2. Yardım başvuruları kabul edilen dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve  benzeri teşekküller hangileridir? Yardım konuları nelerdir? Yapılan nakdi yardım miktarı ne  kadardır?  3. Anılan yıllar itibariyle Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı kurumların  bütçelerinden dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım  amacıyla tefrik edilen ödenek ne kadardır? Anılan yıllar itibariyle söz konusu ödeneğin ne  kadarı harcanmıştır?  4. Yardım alan teşekküllerin yardımı amacına uygun olarak kullanıp  kullanmadığına ilişkin yardım yapan kurumlarca kaç denetim yapılmıştır? Yapılan  denetimlerin sonuçları nelerdir?  - 6 3 0 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  T.C.  BAŞBAKANLIK  Dış Ticaret Müsteşarlığı  1 3 0 4 . 2 0 1 0 * 1 4945  Sayı :B.02.1.DTM.0.09-610-[2010-7/13379] 1°$  Konu : Yazılı Soru Önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : 29/03/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/13379-21312/44490 sayılı yazılan.  îlgi'de kayıtlı yazılan eki Adana Milletvekili Sn. Hulusi GÜVEL tarafından verilen 7/13379  esas numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevabımız ilişikte sunulmaktadır.  Bilgilerine arz ederim.  0 . ÎV7 .  Zafer Ç A Ğ L A Y A N  Devlet Bakanı  EKLER:  1- C e v a p yaz ı s ı  - 6 3 1 -
Sayfa 116 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  T.C.  BAŞBAKANLIK  Dış Ticaret Müsteşarlığı  1 3 0 4 . 2 0 1 0 * 1 4945  Sayı :B.02.1.DTM.0.09-610-[2010-7/13379] 1°$  Konu : Yazılı Soru Önergesi  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA  İlgi : 29/03/2010 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/13379-21312/44490 sayılı yazılan.  îlgi'de kayıtlı yazılan eki Adana Milletvekili Sn. Hulusi GÜVEL tarafından verilen 7/13379  esas numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevabımız ilişikte sunulmaktadır.  Bilgilerine arz ederim.  0 . ÎV7 .  Zafer Ç A Ğ L A Y A N  Devlet Bakanı  EKLER:  1- C e v a p yaz ı s ı  - 6 3 1 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  A d a n a Mil letveki l i Sn . Hulus i GÜVEL. taraf ından veri len 7 /13379 esas n u m a r a l ı  yazı l ı soru önerges ine i l işkin sorular v e cevaplar  S O R U : 17 /07 /2006 tar ih v e 26231 sayılı Resmi G a z e t e ' d e yay ımlanarak yürür lüğe gi ren  2006 /10656 sayılı De rnek , Vakıf, Birlik, Kurum, Kuru luş , Sandık ve Benzer i Teşekkül le re  Gene l Y ö n e t i m Kapsamındak i K a m u İdarelerinin Bütçe ler inden Y a r d ı m Yapı lmas ı H akk ında  Yöne tmel ik ile K a m u İdareleri bütçe ler inden yapı lacak yardımlara i l işkin usul ve esaslar  düzenlenmektedi r .  B u i t ibarla;  1- S ö z konusu Yönetmel iği r ı yürür lüğe girdiği tarihten bu y a n a v e yıllar i t ibariyle  Bakanl ığ ın ıza ve Bakan l ığ ın ıza bağlı kurumlara kaç d e m e k , vakıf, birlik, ku rum, kuru luş ,  sandık ve benzer i teşekkül ya rd ım talebiyle başvuruda b u l u n m u ş , b u başvurular ın kaçı kabul  edi lmişt i r?  2 - Ya rd ım başvu ru l an kabul edilen d e m e k , vakıf, birlik, k u r u m , kuru luş , sandık ve  benzer i teşekkül ler hangi ler id i r? Yard ım konu lan nelerdir? Yapı lan nakdi ya rd ım m i k t a n ne  kadardı r?  3 - An ı l an yıllar i t ibariyle Bakanl ığ ın ız ve Bakanl ığ ınıza bağlı k u r u m l a n n bütçe ler inden  d e m e k , vakıf, birlik, k u r u m , kuruluş , sandık ve benzeri teşekkül lere ya rd ım amac ıy la tefrik  edilen ödenek ne kadard ı r? Anı l an yıllar itibariyle söz konusu ödeneğ in n e kadarı ha rcanmış t ı r?  4 - Y a r d ı m alan teşekkül ler in ya rd ım amacına u y g u n olarak kul lan ıp kul lan ı lmadığ ına  ilişkin ya rd ım yapan kurumla rca kaç dene t im yapı lmışt ı r? Yapı lan dene t imler in s o n u ç l a n  nelerdir?  C E V A P : 17 /07 /2006 tarihli ve 26231 saydı Resmi G a z e t e ' d e y a y ı m l a n a r a k  yürür lüğe g iren 2 0 0 6 / 1 0 6 5 6 saydı Dernek , Vakıf, Birl ik, K u r u m , K u r u l u ş , S a n d ı k v e  Benzer i T e ş e k k ü l l e r e G e n e l Y ö n e t i m Kapsamındak i K a m u İdare ler in in Bütçe l er inden  Y a r d ı m Yapı lmas ı H a k k ı n d a Yönetmel iğ in yürür lüğe girdiği tar ihten i t ibaren h e r hangi  b ir dernek , vakıf, birl ik, k u r u m , kuruluş , sandık ve benzeri teşekkül y a r d ı m talebiyle  B a k a n l ı ğ ı m a bağlı Dış Ticaret Müsteşar l ığ ına b a ş v u r u d a b u l u n m a m ı ş v e anı lan  Y ö n e t m e l i k k a p s a m ı n d a h e r hang i b ir iş lem yapı lmamışt ır .  - 6 3 2 -
Sayfa 117 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  A d a n a Mil letveki l i Sn . Hulus i GÜVEL. taraf ından veri len 7 /13379 esas n u m a r a l ı  yazı l ı soru önerges ine i l işkin sorular v e cevaplar  S O R U : 17 /07 /2006 tar ih v e 26231 sayılı Resmi G a z e t e ' d e yay ımlanarak yürür lüğe gi ren  2006 /10656 sayılı De rnek , Vakıf, Birlik, Kurum, Kuru luş , Sandık ve Benzer i Teşekkül le re  Gene l Y ö n e t i m Kapsamındak i K a m u İdarelerinin Bütçe ler inden Y a r d ı m Yapı lmas ı H akk ında  Yöne tmel ik ile K a m u İdareleri bütçe ler inden yapı lacak yardımlara i l işkin usul ve esaslar  düzenlenmektedi r .  B u i t ibarla;  1- S ö z konusu Yönetmel iği r ı yürür lüğe girdiği tarihten bu y a n a v e yıllar i t ibariyle  Bakanl ığ ın ıza ve Bakan l ığ ın ıza bağlı kurumlara kaç d e m e k , vakıf, birlik, ku rum, kuru luş ,  sandık ve benzer i teşekkül ya rd ım talebiyle başvuruda b u l u n m u ş , b u başvurular ın kaçı kabul  edi lmişt i r?  2 - Ya rd ım başvu ru l an kabul edilen d e m e k , vakıf, birlik, k u r u m , kuru luş , sandık ve  benzer i teşekkül ler hangi ler id i r? Yard ım konu lan nelerdir? Yapı lan nakdi ya rd ım m i k t a n ne  kadardı r?  3 - An ı l an yıllar i t ibariyle Bakanl ığ ın ız ve Bakanl ığ ınıza bağlı k u r u m l a n n bütçe ler inden  d e m e k , vakıf, birlik, k u r u m , kuruluş , sandık ve benzeri teşekkül lere ya rd ım amac ıy la tefrik  edilen ödenek ne kadard ı r? Anı l an yıllar itibariyle söz konusu ödeneğ in n e kadarı ha rcanmış t ı r?  4 - Y a r d ı m alan teşekkül ler in ya rd ım amacına u y g u n olarak kul lan ıp kul lan ı lmadığ ına  ilişkin ya rd ım yapan kurumla rca kaç dene t im yapı lmışt ı r? Yapı lan dene t imler in s o n u ç l a n  nelerdir?  C E V A P : 17 /07 /2006 tarihli ve 26231 saydı Resmi G a z e t e ' d e y a y ı m l a n a r a k  yürür lüğe g iren 2 0 0 6 / 1 0 6 5 6 saydı Dernek , Vakıf, Birl ik, K u r u m , K u r u l u ş , S a n d ı k v e  Benzer i T e ş e k k ü l l e r e G e n e l Y ö n e t i m Kapsamındak i K a m u İdare ler in in Bütçe l er inden  Y a r d ı m Yapı lmas ı H a k k ı n d a Yönetmel iğ in yürür lüğe girdiği tar ihten i t ibaren h e r hangi  b ir dernek , vakıf, birl ik, k u r u m , kuruluş , sandık ve benzeri teşekkül y a r d ı m talebiyle  B a k a n l ı ğ ı m a bağlı Dış Ticaret Müsteşar l ığ ına b a ş v u r u d a b u l u n m a m ı ş v e anı lan  Y ö n e t m e l i k k a p s a m ı n d a h e r hang i b ir iş lem yapı lmamışt ır .  - 6 3 2 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  4.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı 'nın, kamu sosyal harcamalarına ilişkin sorusu ve Devlet  Bakanı Selma Aliye Kavaf'ın cevabı (7/13458)  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  A ş a ğ ı d a y a z ı l ı s o r u l a r ı m ı n D e v l e t B a k a n ı S a y ı n S e l m a A l i y e K A V A F t a r a f ı n d a n  y a z ı l ı o l a r a k y a n ı t l a n m a s ı k o n u s u n d a g e r e ğ i n i arz e d e r i m .  S a y g ı l a r ı m l a .  1- E ğ i t i m , s a ğ l ı k v e s o s y a l k o r u m a h a r c a m a l a r ı n d a n o l u ş a n t o p l a m k a m u s o s y a l  h a r c a m a l a r ı n ı n G S Y t H ' y a oranı y ı l l a r i t ibar iy l e s o n 10 y ı l d a nas ı l b ir s e y i r  i z l e m i ş t i r ? A y n ı s ü r e ç b a z ı n d a A B ü l k e l e r i n d e bu oran n a s ı l d ı r ?  2 - Ü l k e m i z d e k a m u s e k t ö r ü k a y n a k l a r ı ku l lan ı larak ç o c u k l a r a y ö n e l i k s o s y a l  h a r c a m a l a r ı n y ı l l a r i t ibar iy l e s o n 1 0 y ı l b a z ı n d a g e l i ş i m i n a s ı l d ı r ? A B ü l k e l e r i n d e  o r t a l a m a h a r c a m a miktar lar ı n e kadard ır?  3 - S o s y a l k o r u m a h a r c a m a l a r ı i ç in ayr ı l an ö d e n e k l e r i n t a m a m ı k u l l a n ı l m a k t a m ı d ı r ?  K u l l a n ı l m ı y o r s a b u n u n n e d e n l e r i n e l e r d i r ?  4 - Ö z e l l i k l e y o k s u l l u k s ı n ı r ı n ı n a l t ı n d a y a ş a y a n ç o c u k l a r a y ö n e l i k n a s ı l b i r k o r u m a  p r o g r a m ı u y g u l a n m a k t a d ı r ? B u n l a r ı n s a y ı s ı n e kadard ır?  5 - Ç o c u k n ü f u s u n u n f a z l a l ı ğ ı da g ö z ö n ü n e a l ı n d ı ğ ı n d a ü l k e m i z d e ç o c u k l a r a y ö n e l i k  k o r u m a i ç i n a y r ı l a n ö d e n e k y e t e r l i m i d i r ?  İLGİ: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar  Dairesi Başkanlığı'nın 30.03.2010 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/13458-21385/44597  sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde Bakanlığıma gönderilen İzmir Milletvekili Sayın Bülent BARATALI'ya  ait 7/13458 esas nolu yazılı soru önergesi hakkındaki bilgileri içeren cevaplar ekte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  SAYI : B.02.0.007.00/ J ff  K O N U :Yazıh Soru önergesi  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  G E N E L S E K R E T E R L İ Ğ İ N E  Ek: Yazı Devlet Bakanı  - 6 3 3 -
Sayfa 118 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  4.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı 'nın, kamu sosyal harcamalarına ilişkin sorusu ve Devlet  Bakanı Selma Aliye Kavaf'ın cevabı (7/13458)  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ B A Ş K A N L I Ğ I N A  A ş a ğ ı d a y a z ı l ı s o r u l a r ı m ı n D e v l e t B a k a n ı S a y ı n S e l m a A l i y e K A V A F t a r a f ı n d a n  y a z ı l ı o l a r a k y a n ı t l a n m a s ı k o n u s u n d a g e r e ğ i n i arz e d e r i m .  S a y g ı l a r ı m l a .  1- E ğ i t i m , s a ğ l ı k v e s o s y a l k o r u m a h a r c a m a l a r ı n d a n o l u ş a n t o p l a m k a m u s o s y a l  h a r c a m a l a r ı n ı n G S Y t H ' y a oranı y ı l l a r i t ibar iy l e s o n 10 y ı l d a nas ı l b ir s e y i r  i z l e m i ş t i r ? A y n ı s ü r e ç b a z ı n d a A B ü l k e l e r i n d e bu oran n a s ı l d ı r ?  2 - Ü l k e m i z d e k a m u s e k t ö r ü k a y n a k l a r ı ku l lan ı larak ç o c u k l a r a y ö n e l i k s o s y a l  h a r c a m a l a r ı n y ı l l a r i t ibar iy l e s o n 1 0 y ı l b a z ı n d a g e l i ş i m i n a s ı l d ı r ? A B ü l k e l e r i n d e  o r t a l a m a h a r c a m a miktar lar ı n e kadard ır?  3 - S o s y a l k o r u m a h a r c a m a l a r ı i ç in ayr ı l an ö d e n e k l e r i n t a m a m ı k u l l a n ı l m a k t a m ı d ı r ?  K u l l a n ı l m ı y o r s a b u n u n n e d e n l e r i n e l e r d i r ?  4 - Ö z e l l i k l e y o k s u l l u k s ı n ı r ı n ı n a l t ı n d a y a ş a y a n ç o c u k l a r a y ö n e l i k n a s ı l b i r k o r u m a  p r o g r a m ı u y g u l a n m a k t a d ı r ? B u n l a r ı n s a y ı s ı n e kadard ır?  5 - Ç o c u k n ü f u s u n u n f a z l a l ı ğ ı da g ö z ö n ü n e a l ı n d ı ğ ı n d a ü l k e m i z d e ç o c u k l a r a y ö n e l i k  k o r u m a i ç i n a y r ı l a n ö d e n e k y e t e r l i m i d i r ?  İLGİ: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreterliği Kanunlar ve Kararlar  Dairesi Başkanlığı'nın 30.03.2010 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-7/13458-21385/44597  sayılı yazısı.  İlgi yazı ekinde Bakanlığıma gönderilen İzmir Milletvekili Sayın Bülent BARATALI'ya  ait 7/13458 esas nolu yazılı soru önergesi hakkındaki bilgileri içeren cevaplar ekte sunulmuştur.  Bilgilerinize arz ederim.  T.C.  DEVLET BAKANLIĞI  SAYI : B.02.0.007.00/ J ff  K O N U :Yazıh Soru önergesi  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI  G E N E L S E K R E T E R L İ Ğ İ N E  Ek: Yazı Devlet Bakanı  - 6 3 3 - T B M M B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  İZMİR MİLLETVEKİLİ SAYİN BÜLENT BARATALI 'NIN  7/13458 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  S O R U 1 :  Eğit im, sağlık ve sosyal koruma harcamalarından oluşan toplam kamu sosyal  harcamalarının GSYİH'ya oranı yıllar itibariyle son 10 yılda nasıl bir seyir izlemiştir?  Aynı süreç bazında AB ülkelerinde bu oran nasıldır?  S O R U 2 :  Ülkemizde kamu sektörü kaynakları kullanılarak çocuklara yönelik sosyal  harcamaların yıllar itibariyle son 10 yıl bazında gelişimi nasıldır? AB ülkelerinde  ortalama harcama miktarları ne kadardır?  CEVAP 1 - 2 :  YİLLAR KURUM  BÜTÇESİ  1  KURUMUN  HARCAMALARI  2  GSYİH TUTARI  3  HARCAMALARİN  GSYİH'YA ORANI  4(2/3)  ÇOCUKLA İLGİLİ DAİRE  BAŞKANLIKLARININ  HARCAMALARI  5  2000 68.378.479 66.080.854 166.658.021.0  00 0,000396506 26.906.492  2001 110.276.764 102187.263 240.224.083.0  00 0,000425383 39.785.639  2002 121.619.000 182.008.399 350.476.089.0 00 0,000519318 59.009.820  2003 229.993.000 240.279.051 454.780.659.0 00 0,000528341 99.428.359  2004 297.828.000 266.668.022 559.033.026.0  00  0.000477017 192.002.825  2005 350.580.460 325.262870 648.931.712.0  00 0,000501228 162.697.689  2006 512.084.000 441.149.543 758.390.785.0  00 0,000581692 298.782.905  2007 791.595.000 618.155.855 843.178.421.0  00 0,000733126 266.541.677  2008 1.000.135.525 1.075.111.518 950.534.251.0  00 0,00113106 266.541.677  2009 1.577.898.000 1.808.416.199 953.974.000.0  00 0,001895666 359.325.497  2010 2.374.302.000  S O R U 3 :  Sosyal koruma harcamalan için aynlan ödeneklerin tamamı kullanılmakta  mıdır? Kullanılmıyorsa bunun nedenleri nelerdir?  C E V A P 3 :  Kurumumuzda sosyal koruma harcamalan için ayn lan ödeneklerin tamamı  kul lanılmaktadır.  S O R U 4 :  Özellikle yoksulluk s ın ınmn altında yaşayan çocuklara yönelik nasıl bir  koruma programı uygulanmaktadır? Bunlann sayısı ne kadardır?  - 6 3 4 -
Sayfa 119 -
T B M M B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  İZMİR MİLLETVEKİLİ SAYİN BÜLENT BARATALI 'NIN  7/13458 ESAS NOLU YAZILI SORU ÖNERGESİ CEVABIDIR  S O R U 1 :  Eğit im, sağlık ve sosyal koruma harcamalarından oluşan toplam kamu sosyal  harcamalarının GSYİH'ya oranı yıllar itibariyle son 10 yılda nasıl bir seyir izlemiştir?  Aynı süreç bazında AB ülkelerinde bu oran nasıldır?  S O R U 2 :  Ülkemizde kamu sektörü kaynakları kullanılarak çocuklara yönelik sosyal  harcamaların yıllar itibariyle son 10 yıl bazında gelişimi nasıldır? AB ülkelerinde  ortalama harcama miktarları ne kadardır?  CEVAP 1 - 2 :  YİLLAR KURUM  BÜTÇESİ  1  KURUMUN  HARCAMALARI  2  GSYİH TUTARI  3  HARCAMALARİN  GSYİH'YA ORANI  4(2/3)  ÇOCUKLA İLGİLİ DAİRE  BAŞKANLIKLARININ  HARCAMALARI  5  2000 68.378.479 66.080.854 166.658.021.0  00 0,000396506 26.906.492  2001 110.276.764 102187.263 240.224.083.0  00 0,000425383 39.785.639  2002 121.619.000 182.008.399 350.476.089.0 00 0,000519318 59.009.820  2003 229.993.000 240.279.051 454.780.659.0 00 0,000528341 99.428.359  2004 297.828.000 266.668.022 559.033.026.0  00  0.000477017 192.002.825  2005 350.580.460 325.262870 648.931.712.0  00 0,000501228 162.697.689  2006 512.084.000 441.149.543 758.390.785.0  00 0,000581692 298.782.905  2007 791.595.000 618.155.855 843.178.421.0  00 0,000733126 266.541.677  2008 1.000.135.525 1.075.111.518 950.534.251.0  00 0,00113106 266.541.677  2009 1.577.898.000 1.808.416.199 953.974.000.0  00 0,001895666 359.325.497  2010 2.374.302.000  S O R U 3 :  Sosyal koruma harcamalan için aynlan ödeneklerin tamamı kullanılmakta  mıdır? Kullanılmıyorsa bunun nedenleri nelerdir?  C E V A P 3 :  Kurumumuzda sosyal koruma harcamalan için ayn lan ödeneklerin tamamı  kul lanılmaktadır.  S O R U 4 :  Özellikle yoksulluk s ın ınmn altında yaşayan çocuklara yönelik nasıl bir  koruma programı uygulanmaktadır? Bunlann sayısı ne kadardır?  - 6 3 4 - TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  CEVAP 4 :  2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ve 5395 sayılı  Çocuk Koruma Kanunu kapsamında korunma ihtiyacı bulunan ve suça sürüklenen 18  yaşından küçük çocuklar yapılan sosyal inceleme ile ilgili mahkemelerce verilen tedbir  kararları doğrultusunda korunma altına alınmakta, kuruluşlarımıza yerleştiri lmekte,  olanaklar ölçüsünde yeniden toplumsallaşmaları için sağlık, eğit im, iş ve meslek sahibi  olmaları konusunda hizmet veri lmeye çalışmaktadır.  Türkiye genelinde 0-12 yaş gurubundaki çocuklara çocuk yuvalarında ve çocuk  evlerinde, 13-18 yaş grubundaki çocuklara yetiştirme yurt larında, çocuk evlerinde, suça  sürüklenen çocuklar ise Koruma Bakım ve Rehabil i tasyon Merkezlerinde, suç mağduru  çocukların rehabil i tasyonu için Bakım ve Sosyal Rehabil i tasyon Merkezlerinde bakım  hizmeti verilmektedir.  2828 sayılı kanunun 24.maddesine göre korunma kararı çocuk reşit olana kadar  devam etmektedir. Ancak korunmayı gerektiren şartların ortadan kalması hal inde 18  yaşından önce kaldırılabilmekte, korunmaya muhtaçlığın devamında ise  Orta öğretimde 20  Yüksek Öğrenimde 25  Öğrenime devam etmeyenler in  İŞ ve meslek sahibi olabilmesi için 20 yaşına kadar uzatılabilmektedir.  Özürlü gençlerin korunma kararları süresiz uzatılmaktadır.  Yaşamını tek başına sürdüremeyen kız çocuklarının kuruluşlarımızda bir süre  himayesi sağlanmakta ve evlenen kız çocuklarına çeyiz yardımı (en yüksek devlet memuru  maaşının bir buçuk katı kadar) yapılmaktadır.  Korunma altında bulunan çocukların aileleriyle mesleki çalışma yapılmak suretiyle  koruyucu destekleyici hizmetlerle aile yanına dönüşleri sağlanmakta, aile yanına  döndürülemeyen çocukların ise koruyucu aile yanında bakımları amaçlanmaktadır.  Kurumsal olarak öncelikle çocuk ve ailelerin koruyucu ve destekleyici hizmetlerden  yararlandırılmaları sağlanmakta çocuğun ailesi yanında korunması, gerekirse nakdi  yardımla desteklenmesi sağlanmaktadır.  Ayrıca yoksulluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşı layamayan ve hayatlarını en  düşük seviyede dahi sürdürmekle güç lük çeken öncelikle korunmaya, yardıma ve bakıma  muhtaç çocuklar olmak üzere risk grubu kişilere kaynaklann yeterliliği ölçüsünde sosyal  yardımlar yapılmaktadır.  SHÇEK tarafından gerçekleştir i len yardımların en önemli fonksiyonu; Kurumun  öncelikl i hedef grubu olan korunmaya muhtaç çocuk, genç, yaşlı ve özürlülerin korunma  altına alınmasına esas oluşturacak nedenin ekonomik yoksunluk olması hal inde, bu  kişi lere ve ailelerine kuruluş bakımı yerine, ekonomik yardım ve diğer destekleyici sosyal  hizmet uygulamalarıyla ai lenin parçalanmadan bir arada yaşamasına fırsat sağlamış  olmasıdır.  Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Sosyal Yardım Hizmetlerinde,  ailelerin ekonomik yoksunluğu nedeniyle;  > Korunma kararlı, kuruluşta bakılmakta iken sosyal yardımla desteklenerek ailesi  yanında bakımları sağlanan çocuk ve gençler,  > Korunma kararlı, kuruluşlarda yer olmadığı için sıraya alınmış olup, sosyal yardımla  desteklenerek ailesi yanında bakılan çocuk ve gençler,  > Ai lenin ekonomik yoksunluğu nedeniyle korunma kararı talep edilen, sosyal yardımla  desteklendiği için korunma kararından vazgeçirilerek ailesi tarafından bakılan  çocuklara,  > Korunma kararı o lup ta yaş sınırlarını tamamlamaları nedeniyle Yetiştirme  Yurt larından ayrılan gençlere öncelik verilmektedir.  - 6 3 5 -
Sayfa 120 -
TBMM B: 86 14 . 4 . 2010  CEVAP 4 :  2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ve 5395 sayılı  Çocuk Koruma Kanunu kapsamında korunma ihtiyacı bulunan ve suça sürüklenen 18  yaşından küçük çocuklar yapılan sosyal inceleme ile ilgili mahkemelerce verilen tedbir  kararları doğrultusunda korunma altına alınmakta, kuruluşlarımıza yerleştiri lmekte,  olanaklar ölçüsünde yeniden toplumsallaşmaları için sağlık, eğit im, iş ve meslek sahibi  olmaları konusunda hizmet veri lmeye çalışmaktadır.  Türkiye genelinde 0-12 yaş gurubundaki çocuklara çocuk yuvalarında ve çocuk  evlerinde, 13-18 yaş grubundaki çocuklara yetiştirme yurt larında, çocuk evlerinde, suça  sürüklenen çocuklar ise Koruma Bakım ve Rehabil i tasyon Merkezlerinde, suç mağduru  çocukların rehabil i tasyonu için Bakım ve Sosyal Rehabil i tasyon Merkezlerinde bakım  hizmeti verilmektedir.  2828 sayılı kanunun 24.maddesine göre korunma kararı çocuk reşit olana kadar  devam etmektedir. Ancak korunmayı gerektiren şartların ortadan kalması hal inde 18  yaşından önce kaldırılabilmekte, korunmaya muhtaçlığın devamında ise  Orta öğretimde 20  Yüksek Öğrenimde 25  Öğrenime devam etmeyenler in  İŞ ve meslek sahibi olabilmesi için 20 yaşına kadar uzatılabilmektedir.  Özürlü gençlerin korunma kararları süresiz uzatılmaktadır.  Yaşamını tek başına sürdüremeyen kız çocuklarının kuruluşlarımızda bir süre  himayesi sağlanmakta ve evlenen kız çocuklarına çeyiz yardımı (en yüksek devlet memuru  maaşının bir buçuk katı kadar) yapılmaktadır.  Korunma altında bulunan çocukların aileleriyle mesleki çalışma yapılmak suretiyle  koruyucu destekleyici hizmetlerle aile yanına dönüşleri sağlanmakta, aile yanına  döndürülemeyen çocukların ise koruyucu aile yanında bakımları amaçlanmaktadır.  Kurumsal olarak öncelikle çocuk ve ailelerin koruyucu ve destekleyici hizmetlerden  yararlandırılmaları sağlanmakta çocuğun ailesi yanında korunması, gerekirse nakdi  yardımla desteklenmesi sağlanmaktadır.  Ayrıca yoksulluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşı layamayan ve hayatlarını en  düşük seviyede dahi sürdürmekle güç lük çeken öncelikle korunmaya, yardıma ve bakıma  muhtaç çocuklar olmak üzere risk grubu kişilere kaynaklann yeterliliği ölçüsünde sosyal  yardımlar yapılmaktadır.  SHÇEK tarafından gerçekleştir i len yardımların en önemli fonksiyonu; Kurumun  öncelikl i hedef grubu olan korunmaya muhtaç çocuk, genç, yaşlı ve özürlülerin korunma  altına alınmasına esas oluşturacak nedenin ekonomik yoksunluk olması hal inde, bu  kişi lere ve ailelerine kuruluş bakımı yerine, ekonomik yardım ve diğer destekleyici sosyal  hizmet uygulamalarıyla ai lenin parçalanmadan bir arada yaşamasına fırsat sağlamış  olmasıdır.  Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Sosyal Yardım Hizmetlerinde,  ailelerin ekonomik yoksunluğu nedeniyle;  > Korunma kararlı, kuruluşta bakılmakta iken sosyal yardımla desteklenerek ailesi  yanında bakımları sağlanan çocuk ve gençler,  > Korunma kararlı, kuruluşlarda yer olmadığı için sıraya alınmış olup, sosyal yardımla  desteklenerek ailesi yanında bakılan çocuk ve gençler,  > Ai lenin ekonomik yoksunluğu nedeniyle korunma kararı talep edilen, sosyal yardımla  desteklendiği için korunma kararından vazgeçirilerek ailesi tarafından bakılan  çocuklara,  > Korunma kararı o lup ta yaş sınırlarını tamamlamaları nedeniyle Yetiştirme  Yurt larından ayrılan gençlere öncelik verilmektedir.  - 6 3 5 - TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  2009 yılında da yoksulluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve  hayatlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken 35.756 kişiye sosyal yardım  yapılmıştır. Bunlardan 32.704'ü çocuktur.  Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü hizmet sunumunda  yaptığı vizyon değişikliği ile kuruluş bakımı odaklı hizmetler yerine aile bakımı odaklı  hizmetlere ağırlık ve öncelik vermektedir.  Yeni hizmet anlayışımızda; her bireyin sağlıklı aile ortamında, insan onuruna yakışır  şekilde yaşama hakkının olduğu gerçeğinden hareket edilerek çocuk, özürlü ve  yaşlılarımızın kurum bakımı yerine aile yanında bakımlarının sağlanması öncelikli  politikamız olmuştur.  Bireyin korunmasına yönelik hizmetlerin mümkün olduğu ölçüde kendi yaşam  ortamlarında verilmesi, kurum bakımına alınan çocukların ise öz ailelerinin güçlendirilmesi  ve çocuklarını kurum bakımından en kısa zamanda almalarına yönelik çalışmalara öncelik  ve ağırlık verilmektedir.2005 yılından 2009 yılı sonuna kadar 6.433 korunma kararlı  çocuğumuz sosyal yardım, eğitim ve danışmanlık hizmeti verilerek kurum bakımından aile  veya yakınları yanına döndürülmüştür.  2009 yılında korunmaya muhtaç durumda olan 22.225 çocuğumuz korunma kararı  alınmadan sosyal yardım, eğitim ve danışmanlık hizmeti verilerek aile veya yakınları  yanında desteklenmiştir.  Korunma Kararlı yada Korunmaya Muhtaç Statüsünde olup, sosyal yardımla ailesi  veya yakınları yanında bakılan bu çocuklar, için aile veya yakınlarına aylık ortalama 390 TL  destek sağlanmaktadır.  Bunların yanı sıra Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun hizmet  felsefesi doğrultusunda, koruyucu ve önleyici bir hizmet modeli olarak geliştirilen "Ücretsiz  Bakım Hizmeti" ile ekonomik güçlük içinde bulunan ailelerin çocuklarına 2828 sayılı  Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu'na dayanılarak hazırlanan Özel  Kreş ve Gündüz Bakımevleri ve Özel Çocuk Kulüpleri Kuruluş ve İşleyiş Esasları  Hakkındaki Yönetmeliğin 27.maddesi gereğince!, % 5 kontenjan ayrılarak özel kreş ve  gündüz bakımevlerinde ücretsiz hizmet verilmektedir. Bu bakım türünden;  '-Ekonomik yetersizlik içinde olan,  -Anne - babası ölü olup bir yakını tarafından bakılan çocuklar,  -Anne veya babası ölü olup, diğer ebeveyni çalışan kişilerin çocukları,  -Çalışmak zorunda olan ve boşanmış kişilerin çocukları,  -SHÇEK kadın konukevlerinde bulunan kadınların çocukları,  -Cezaevinde bulunan kadın mahkumların çocuklar ı" yararlanmaktadır.  Şu anda ücretsiz olarak özel kreş ve gündüz bakımevinden yararlanan çocuk sayısı  toplamı 966' dır.  Çocuk nüfusunun fazlalığı da göz önüne alındığında ülkemizde çocuklara  yönelik koruma için ayrılan ödenek yeterli midir?  Kurumumuzda çocuklar için ayrılan ödenekler her yıl hizmetin çeşitlenmesi de  dikkate alınarak bütçe imkanları doğrultusunda artırılmaktadır.  Saygılarımla.  SORU 5 :  CEVAP 5 :  Devlet Bakanı  - 6 3 6 -
Sayfa 121 -
TBMM B: 86 1 4 . 4 . 2 0 1 0  2009 yılında da yoksulluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve  hayatlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken 35.756 kişiye sosyal yardım  yapılmıştır. Bunlardan 32.704'ü çocuktur.  Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü hizmet sunumunda  yaptığı vizyon değişikliği ile kuruluş bakımı odaklı hizmetler yerine aile bakımı odaklı  hizmetlere ağırlık ve öncelik vermektedir.  Yeni hizmet anlayışımızda; her bireyin sağlıklı aile ortamında, insan onuruna yakışır  şekilde yaşama hakkının olduğu gerçeğinden hareket edilerek çocuk, özürlü ve  yaşlılarımızın kurum bakımı yerine aile yanında bakımlarının sağlanması öncelikli  politikamız olmuştur.  Bireyin korunmasına yönelik hizmetlerin mümkün olduğu ölçüde kendi yaşam  ortamlarında verilmesi, kurum bakımına alınan çocukların ise öz ailelerinin güçlendirilmesi  ve çocuklarını kurum bakımından en kısa zamanda almalarına yönelik çalışmalara öncelik  ve ağırlık verilmektedir.2005 yılından 2009 yılı sonuna kadar 6.433 korunma kararlı  çocuğumuz sosyal yardım, eğitim ve danışmanlık hizmeti verilerek kurum bakımından aile  veya yakınları yanına döndürülmüştür.  2009 yılında korunmaya muhtaç durumda olan 22.225 çocuğumuz korunma kararı  alınmadan sosyal yardım, eğitim ve danışmanlık hizmeti verilerek aile veya yakınları  yanında desteklenmiştir.  Korunma Kararlı yada Korunmaya Muhtaç Statüsünde olup, sosyal yardımla ailesi  veya yakınları yanında bakılan bu çocuklar, için aile veya yakınlarına aylık ortalama 390 TL  destek sağlanmaktadır.  Bunların yanı sıra Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun hizmet  felsefesi doğrultusunda, koruyucu ve önleyici bir hizmet modeli olarak geliştirilen "Ücretsiz  Bakım Hizmeti" ile ekonomik güçlük içinde bulunan ailelerin çocuklarına 2828 sayılı  Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu'na dayanılarak hazırlanan Özel  Kreş ve Gündüz Bakımevleri ve Özel Çocuk Kulüpleri Kuruluş ve İşleyiş Esasları  Hakkındaki Yönetmeliğin 27.maddesi gereğince!, % 5 kontenjan ayrılarak özel kreş ve  gündüz bakımevlerinde ücretsiz hizmet verilmektedir. Bu bakım türünden;  '-Ekonomik yetersizlik içinde olan,  -Anne - babası ölü olup bir yakını tarafından bakılan çocuklar,  -Anne veya babası ölü olup, diğer ebeveyni çalışan kişilerin çocukları,  -Çalışmak zorunda olan ve boşanmış kişilerin çocukları,  -SHÇEK kadın konukevlerinde bulunan kadınların çocukları,  -Cezaevinde bulunan kadın mahkumların çocuklar ı" yararlanmaktadır.  Şu anda ücretsiz olarak özel kreş ve gündüz bakımevinden yararlanan çocuk sayısı  toplamı 966' dır.  Çocuk nüfusunun fazlalığı da göz önüne alındığında ülkemizde çocuklara  yönelik koruma için ayrılan ödenek yeterli midir?  Kurumumuzda çocuklar için ayrılan ödenekler her yıl hizmetin çeşitlenmesi de  dikkate alınarak bütçe imkanları doğrultusunda artırılmaktadır.  Saygılarımla.  SORU 5 :  CEVAP 5 :  Devlet Bakanı  - 6 3 6 - T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ  GÜNDEMİ  D Ö N E M : 2 3 Y A S A M A Y ı L ı : 4  8 6 N C ı B I R L E Ş I M  1 4 N I S A N 2 0 1 0 Ç A R Ş A M B A  SAAT: 1 3 . 0 0  K I S I M L A R  8  B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K I Ş L E R  S E Ç İ M  O Y L A M A S ı Y A P ı L A C A K I Ş L E R  M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  G E N E L G Ö R Ü Ş M E V E M E C L I S A R A Ş T L R M A S I  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  S Ö Z L Ü S O R U L A R  K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R İ İ L E  K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R I Ş L E R  E G E M E N L İ K K A Y I T S I Z Ş A R T S I Z M İ L L E T İ N D İ R
Sayfa 122 -
T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ  GÜNDEMİ  D Ö N E M : 2 3 Y A S A M A Y ı L ı : 4  8 6 N C ı B I R L E Ş I M  1 4 N I S A N 2 0 1 0 Ç A R Ş A M B A  SAAT: 1 3 . 0 0  K I S I M L A R  8  B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K I Ş L E R  S E Ç İ M  O Y L A M A S ı Y A P ı L A C A K I Ş L E R  M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  G E N E L G Ö R Ü Ş M E V E M E C L I S A R A Ş T L R M A S I  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  S Ö Z L Ü S O R U L A R  K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R İ İ L E  K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R I Ş L E R  E G E M E N L İ K K A Y I T S I Z Ş A R T S I Z M İ L L E T İ N D İ R  DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye bağla­ dığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan ge­ len diğer işlerin görüşülmesine aynlması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin başında bir saat süre ile  sözlü sorulann görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimlerin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131 ve 321 Sıra Sayılı Kanun Taşanlarının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasansının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünün 631 ilâ 649  uncu maddelerden oluşması,  131 Sıra Sayılı Kanun Tasansının birinci bölümünün 1 ilâ 19 uncu maddelerden, ikinci bölümünün 20  ilâ 40 ıncı maddelerden, üçüncü bölümünün Çerçeve 41 inci maddedeki 1, 2, 2/alt bentleri ilâ 3 ve 4 üncü  fıkralar dahil olmak üzere 41 ilâ 44 üncü maddelerden oluşması,  126 Sıra Sayılı Kanun Tasansının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölümünün  Çerçeve 22 nci maddedeki 1, 2, 3, 4 üncü fıkralar ilâ Geçici 1, 2, 3 ve 4 üncü maddeler dahil olmak üzere  16 ilâ 24 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 28.5.2009 tarihli 95 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  3.- 477 Sıra Sayılı Kanun Tasansının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi,  477 Sıra Sayılı Kanun Tasansının birinci bölümünün 1 ilâ 12 nci maddelerden, ikinci bölümünün  Geçici 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nci maddeler dahil olmak üzere 13 ilâ 16 nci maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 23.3.2010 tarihli 76 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  GRUP ÖNERİLERİ  1.- 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasansının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  önerilmiştir.  (Not: İlk 50 bölüm 30'ar maddeden, 51 inci bölüm 1501 ilâ 1520 nci maddelerden, 52 nci bölüm ise  Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 dahil 1521 ilâ 1535 inci maddelerden oluşmaktadır.)  (Genel Kurulun 8.7.2008 tarihli 127 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- Genel Kumlun; 20,27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü sorulan müteakip diğer  denetim konulannın görüşülmeyerek gündemin kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer  işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 14, 21, 28 Nisan 2010 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü  sorulann görüşülmemesi,  Genel Kumlun; 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 20:00 saatleri arasında; 14, 15,  21, 22, 28, 29 Nisan 2010 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13:00 - 20:00 saatleri arasında  çahşmalannı sürdürmesi,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 30.3.2010 tarihli 79 uncu birleşiminde kabul edilmiştir.)  KOMİSYON TOPLANTILARI  * Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm * Madencilik Sektörü ile İlgili Meclis  Komisyonu Araştırması Komisyonu  14.4.2010 Çarşamba - Saat: 10.30 14.4.2010 Çarşamba - Saat: 10.00  * Çevre Komisyonu * Deprem Riski ve Yönetimine İlişkin  14.4.2010 Çarşamba - Saat: 10.30 Meclis Araştırması Komisyonu  14.4.2010 Çarşamba - Saat: 13.30  * Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu  15.4.2010 Perşembe - Saat: 10.30 K a y ' P Çocuklarla ilgili Meclis  Araştırması Komisyonu  14.4.2010 Çarşamba - Saat: 14.00  * (10/333, 334, 335 - 3/1090) Esas Numaralı  Meclis Araştırması Komisyonu  15.4.2010 Perşembe - Saat: 10.00
Sayfa 123 -
DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ  1.- Genel Kurulun toplantı günlerinden Salı gününün denetim konularına (Anayasanın süreye bağla­ dığı konular hariç), Çarşamba ve Perşembe günlerinin de kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan ge­ len diğer işlerin görüşülmesine aynlması, Salı ve Çarşamba günlerinde birleşimin başında bir saat süre ile  sözlü sorulann görüşülmesi, "Sunuşlar" ve işaret oyu ile yapılacak seçimlerin her gün yapılması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 3.10.2007 tarihli 3 üncü birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- 126, 131 ve 321 Sıra Sayılı Kanun Taşanlarının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  321 Sıra Sayılı Kanun Tasansının ilk 21 bölümünün 30'ar maddeden, 22 nci bölümünün 631 ilâ 649  uncu maddelerden oluşması,  131 Sıra Sayılı Kanun Tasansının birinci bölümünün 1 ilâ 19 uncu maddelerden, ikinci bölümünün 20  ilâ 40 ıncı maddelerden, üçüncü bölümünün Çerçeve 41 inci maddedeki 1, 2, 2/alt bentleri ilâ 3 ve 4 üncü  fıkralar dahil olmak üzere 41 ilâ 44 üncü maddelerden oluşması,  126 Sıra Sayılı Kanun Tasansının birinci bölümünün 1 ilâ 15 inci maddelerden, ikinci bölümünün  Çerçeve 22 nci maddedeki 1, 2, 3, 4 üncü fıkralar ilâ Geçici 1, 2, 3 ve 4 üncü maddeler dahil olmak üzere  16 ilâ 24 üncü maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 28.5.2009 tarihli 95 inci birleşiminde kabul edilmiştir.)  3.- 477 Sıra Sayılı Kanun Tasansının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi,  477 Sıra Sayılı Kanun Tasansının birinci bölümünün 1 ilâ 12 nci maddelerden, ikinci bölümünün  Geçici 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nci maddeler dahil olmak üzere 13 ilâ 16 nci maddelerden oluşması,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 23.3.2010 tarihli 76 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  GRUP ÖNERİLERİ  1.- 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasansının İçtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun  olarak görüşülmesi,  önerilmiştir.  (Not: İlk 50 bölüm 30'ar maddeden, 51 inci bölüm 1501 ilâ 1520 nci maddelerden, 52 nci bölüm ise  Geçici Madde 1, 2, 3, 4, 5 dahil 1521 ilâ 1535 inci maddelerden oluşmaktadır.)  (Genel Kurulun 8.7.2008 tarihli 127 nci birleşiminde kabul edilmiştir.)  2.- Genel Kumlun; 20,27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde bir saat sözlü sorulan müteakip diğer  denetim konulannın görüşülmeyerek gündemin kanun tasan ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer  işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 14, 21, 28 Nisan 2010 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü  sorulann görüşülmemesi,  Genel Kumlun; 20, 27 Nisan 2010 Salı günkü birleşimlerinde 15:00 - 20:00 saatleri arasında; 14, 15,  21, 22, 28, 29 Nisan 2010 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13:00 - 20:00 saatleri arasında  çahşmalannı sürdürmesi,  önerilmiştir.  (Genel Kumlun 30.3.2010 tarihli 79 uncu birleşiminde kabul edilmiştir.)  KOMİSYON TOPLANTILARI  * Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm * Madencilik Sektörü ile İlgili Meclis  Komisyonu Araştırması Komisyonu  14.4.2010 Çarşamba - Saat: 10.30 14.4.2010 Çarşamba - Saat: 10.00  * Çevre Komisyonu * Deprem Riski ve Yönetimine İlişkin  14.4.2010 Çarşamba - Saat: 10.30 Meclis Araştırması Komisyonu  14.4.2010 Çarşamba - Saat: 13.30  * Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu  15.4.2010 Perşembe - Saat: 10.30 K a y ' P Çocuklarla ilgili Meclis  Araştırması Komisyonu  14.4.2010 Çarşamba - Saat: 14.00  * (10/333, 334, 335 - 3/1090) Esas Numaralı  Meclis Araştırması Komisyonu  15.4.2010 Perşembe - Saat: 10.00  T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ G Ü N D E M İ  86 NCI BİRLEŞİM 14 NİSAN 2010 ÇARŞAMBA SAAT: 13.00  1 - B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  2 - Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K I Ş L E R  3 _ S E Ç I M  4 - O Y L A M A S I Y A P I L A C A K İ Ş L E R  5 - M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  6 - G E N E L G Ö R Ü Ş M E V E M E C L I S A R A Ş T I R M A S I  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  5q9  7 - S Ö Z L Ü S O R U L A R
Sayfa 124 -
T Ü R K İ Y E B Ü Y Ü K M İ L L E T M E C L İ S İ G Ü N D E M İ  86 NCI BİRLEŞİM 14 NİSAN 2010 ÇARŞAMBA SAAT: 13.00  1 - B A Ş K A N L ı Ğ ı N G E N E L K U R U L A S U N U Ş L A R ı  2 - Ö Z E L G Ü N D E M D E Y E R A L A C A K I Ş L E R  3 _ S E Ç I M  4 - O Y L A M A S I Y A P I L A C A K İ Ş L E R  5 - M E C L I S S O R U Ş T U R M A S ı R A P O R L A R ı  6 - G E N E L G Ö R Ü Ş M E V E M E C L I S A R A Ş T I R M A S I  Y A P I L M A S I N A D A İ R Ö N G Ö R Ü Ş M E L E R  5q9  7 - S Ö Z L Ü S O R U L A R  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L İ F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  (X) Açık oylamaya tâbi işleri gösterir.  (*) Görüşmeleri yarım kalan Kanun Tasarı ve Tekliflerini gösterir.  (**) içtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi kabul edilmiştir.  - 4 - 86 NCI BİRLEŞİM  1. - (S. Sayısı: 96) Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (Dağıtma tarihi: 1.2.2008) (*) (**)  2. - (S. Sayısı: 321) Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (Dağıtma tarihi: 15.1.2009) (*)(**)  3. - (S. Sayısı: 458) Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (*) (X)  4. - (S. Sayısı: 487) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/808) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010) (*)  5. - (S. Sayısı: 496) Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Adalet ve Kalkınma Partisi Grup  Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın; Kooperatifler Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve  Turizm Komisyonları Raporları (1/811, 2/633) (Dağıtma tarihi: 8.4.2010)  6. - (S. Sayısı: 479) Türkiye Cumhuriyeti ile İrlanda Arasında Gelir ve Sermaye Değer  Artış Kazançları Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi  Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (T/689) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  7. - (S. Sayısı: 477) İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Tasarısı ile 190 Sayılı  Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları  Raporları (1/371, 1/101) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (**) (X)  8. - (S. Sayısı: 476) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki  Cetvellerin Dış Ticaret Müsteşarlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/802) (Dağıtma tarihi: 22.2.2010)  9. - (S. Sayısı: 114) Asya-Pasifık Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/367) (Dağıtma tarihi: 22.2.2008) (X)  10. - (S. Sayısı: 306) Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2003 Dünya Radyo  Komünikasyon Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (X)  İ L - (S. Sayısı: 469) İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) Tüzüğünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/776) (Dağıtma tarihi: 2.2.2010) (X)  12. - (S. Sayısı: 460) Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/786) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  13 . - (S. Sayısı: 472) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonları Raporları  (1/772) (Dağıtma tarihi: 8.2.2010) (X)
Sayfa 125 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L İ F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  (X) Açık oylamaya tâbi işleri gösterir.  (*) Görüşmeleri yarım kalan Kanun Tasarı ve Tekliflerini gösterir.  (**) içtüzüğün 91 inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi kabul edilmiştir.  - 4 - 86 NCI BİRLEŞİM  1. - (S. Sayısı: 96) Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324)  (Dağıtma tarihi: 1.2.2008) (*) (**)  2. - (S. Sayısı: 321) Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499)  (Dağıtma tarihi: 15.1.2009) (*)(**)  3. - (S. Sayısı: 458) Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına  Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana  Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (*) (X)  4. - (S. Sayısı: 487) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/808) (Dağıtma tarihi: 18.3.2010) (*)  5. - (S. Sayısı: 496) Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Adalet ve Kalkınma Partisi Grup  Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın; Kooperatifler Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Tarım, Orman ve Köyişleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve  Turizm Komisyonları Raporları (1/811, 2/633) (Dağıtma tarihi: 8.4.2010)  6. - (S. Sayısı: 479) Türkiye Cumhuriyeti ile İrlanda Arasında Gelir ve Sermaye Değer  Artış Kazançları Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi  Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (T/689) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (X)  7. - (S. Sayısı: 477) İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Tasarısı ile 190 Sayılı  Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları  Raporları (1/371, 1/101) (Dağıtma tarihi: 5.3.2010) (**) (X)  8. - (S. Sayısı: 476) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki  Cetvellerin Dış Ticaret Müsteşarlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun  Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/802) (Dağıtma tarihi: 22.2.2010)  9. - (S. Sayısı: 114) Asya-Pasifık Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/367) (Dağıtma tarihi: 22.2.2008) (X)  10. - (S. Sayısı: 306) Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2003 Dünya Radyo  Komünikasyon Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (X)  İ L - (S. Sayısı: 469) İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) Tüzüğünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/776) (Dağıtma tarihi: 2.2.2010) (X)  12. - (S. Sayısı: 460) Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasının Ana Sözleşmesinde  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/786) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  13 . - (S. Sayısı: 472) Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonları Raporları  (1/772) (Dağıtma tarihi: 8.2.2010) (X)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 5 - 86 NCİ BİRLEŞİM  14. - (S. Sayısı: 474) Tebligat Kanunu ile Adlî Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak'ın; Tebligat Kanunu ile Karayolları  Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu  (1/742, 2/546) (Dağıtma tarihi: 18.2.2010)  15. - (S. Sayısı: 475) Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/773) (Dağıtma tarihi: 18.2.2010) (X)  16. - (S. Sayısı: 279) Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/623)  (Dağıtma tarihi: 29.7.2008)  17 . - (S. Sayısı: 417) Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek  Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları  Raporları (2/325) (Dağıtma tarihi: 4.8.2009)  18. - (S. Sayısı: 395) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un; Yenilenebilir Enerji  Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji  Komisyonu Raporu (2/340) (Dağıtma tarihi: 9.6.2009)  19. - (S. Sayısı: 228) Bolu Milletvekili Fatih Metin'in; 491 Sayılı Denizcilik Müsteşarlığının  Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/137) (Dağıtma  tarihi: 16.5.2008)  20. - (S. Sayısı: 375) Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/674) (Dağıtma tarihi: 20.5.2009)  21. - (S. Sayısı: 99) Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun  Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/428) (Dağıtma tarihi: 1.2.2008)  22. - (S. Sayısı: 121) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki  Cetvellerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/518) (Dağıtma tarihi: 25.3.2008)  23. - (S. Sayısı: 126) Darülaceze Müessesesi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/479) (Dağıtma tarihi: 27.3.2008) (**) (X)  24. - (S. Sayısı: 131) Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/487) (Dağıtma tarihi: 4.4.2008) (**)  25. - (S. Sayısı: 250) Dopingle Mücadele Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik  ve Spor Komisyonu Raporu (1/562) (Dağıtma tarihi: 16.6.2008) (X)  26. - (S. Sayısı: 260) İl İdaresi Kanunu ile Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne  İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı ve İçişleri Komisyonu Raporu  (1/477) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  27. - (S. Sayısı: 294) Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/613) (Dağıtma  tarihi: 1.10.2008)  28. - (S. Sayısı: 382) Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı ile Milli  Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/582) (Dağıtma tarihi: 21.5.2009)  29. - (S. Sayısı: 338) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/532) (Dağıtma tarihi:  26.2.2009) (X)
Sayfa 126 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 5 - 86 NCİ BİRLEŞİM  14. - (S. Sayısı: 474) Tebligat Kanunu ile Adlî Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak'ın; Tebligat Kanunu ile Karayolları  Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu  (1/742, 2/546) (Dağıtma tarihi: 18.2.2010)  15. - (S. Sayısı: 475) Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı  ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/773) (Dağıtma tarihi: 18.2.2010) (X)  16. - (S. Sayısı: 279) Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/623)  (Dağıtma tarihi: 29.7.2008)  17 . - (S. Sayısı: 417) Uşak Milletvekili Nuri Uslu'nun; 6831 Sayılı Orman Kanununa Ek  Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Çevre ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları  Raporları (2/325) (Dağıtma tarihi: 4.8.2009)  18. - (S. Sayısı: 395) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un; Yenilenebilir Enerji  Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji  Komisyonu Raporu (2/340) (Dağıtma tarihi: 9.6.2009)  19. - (S. Sayısı: 228) Bolu Milletvekili Fatih Metin'in; 491 Sayılı Denizcilik Müsteşarlığının  Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (2/137) (Dağıtma  tarihi: 16.5.2008)  20. - (S. Sayısı: 375) Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/674) (Dağıtma tarihi: 20.5.2009)  21. - (S. Sayısı: 99) Telsiz Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun  Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/428) (Dağıtma tarihi: 1.2.2008)  22. - (S. Sayısı: 121) Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki  Cetvellerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/518) (Dağıtma tarihi: 25.3.2008)  23. - (S. Sayısı: 126) Darülaceze Müessesesi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında  Kanun Tasarısı ile İçişleri Komisyonu Raporu (1/479) (Dağıtma tarihi: 27.3.2008) (**) (X)  24. - (S. Sayısı: 131) Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/487) (Dağıtma tarihi: 4.4.2008) (**)  25. - (S. Sayısı: 250) Dopingle Mücadele Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik  ve Spor Komisyonu Raporu (1/562) (Dağıtma tarihi: 16.6.2008) (X)  26. - (S. Sayısı: 260) İl İdaresi Kanunu ile Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne  İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı ve İçişleri Komisyonu Raporu  (1/477) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  27. - (S. Sayısı: 294) Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları Raporları (1/613) (Dağıtma  tarihi: 1.10.2008)  28. - (S. Sayısı: 382) Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı ile Milli  Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/582) (Dağıtma tarihi: 21.5.2009)  29. - (S. Sayısı: 338) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/532) (Dağıtma tarihi:  26.2.2009) (X)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 6 - 86 NCI BİRLEŞİM  30. - (S. Sayısı: 341) Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi ile Türkiye Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Türkiye'de Bir DSÖ Ülke Ofisi Kurulması Üzerine Anlaşmanın  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/614) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  3 1 . - (S. Sayısı: 342) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Elektrik, Petrol, Gaz ve Maden Kaynakları Alanlarında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/615) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  32. - (S. Sayısı: 346) Türkiye Cumhuriyeti ile Yemen Cumhuriyeti Arasında Denizcilik  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/580) (Dağıtma tarihi: 4.3.2009) (X)  33. - (S. Sayısı: 347) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Madencilik ve Jeoloji Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/408) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  34. - (S. Sayısı: 348) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kadının, Ailenin ve Çocukların Statülerinin Geliştirilmesi Üzerine İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/547) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  35. - (S. Sayısı: 349) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Görsel-İşitsel ve Yazılı İletişim ile Belgelendirme Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/634) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  36. - (S. Sayısı: 350) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Tunus Cumhuriyeti Milli Arşivi Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/658) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  37. - (S. Sayısı: 22) Türkiye Cumhuriyeti Flükümeti ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında İktisadi Kalkınma İşbirliği Fonu Kredilerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/288) (Dağıtma tarihi:  10.10.2007) (X)  38. - (S. Sayısı: 78) Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş  Milletler Sözleşmesinin 17 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Deniz Yoluyla Yapılan  Kaçakçılıkla Mücadele Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/295) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  39. - (S. Sayısı: 80) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/302) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  40. - (S. Sayısı: 62) Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/339) (Dağıtma tarihi:  4.12.2007) (X)  4 1 . - (S. Sayısı: 73) Irak'a Komşu Devletler Hükümetleri ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Terörizm, Sınırlardan Yasadışı Sızmalar ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Konularında  Güvenlik İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/347) (Dağıtma tarihi: 7.12.2007) (X)
Sayfa 127 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 6 - 86 NCI BİRLEŞİM  30. - (S. Sayısı: 341) Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi ile Türkiye Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Türkiye'de Bir DSÖ Ülke Ofisi Kurulması Üzerine Anlaşmanın  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/614) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  3 1 . - (S. Sayısı: 342) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Elektrik, Petrol, Gaz ve Maden Kaynakları Alanlarında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/615) (Dağıtma tarihi: 26.2.2009) (X)  32. - (S. Sayısı: 346) Türkiye Cumhuriyeti ile Yemen Cumhuriyeti Arasında Denizcilik  Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/580) (Dağıtma tarihi: 4.3.2009) (X)  33. - (S. Sayısı: 347) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Madencilik ve Jeoloji Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/408) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  34. - (S. Sayısı: 348) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kadının, Ailenin ve Çocukların Statülerinin Geliştirilmesi Üzerine İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/547) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  35. - (S. Sayısı: 349) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Tunus Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Görsel-İşitsel ve Yazılı İletişim ile Belgelendirme Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/634) (Dağıtma tarihi: 20.3.2009) (X)  36. - (S. Sayısı: 350) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Tunus Cumhuriyeti Milli Arşivi Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/658) (Dağıtma tarihi:  20.3.2009) (X)  37. - (S. Sayısı: 22) Türkiye Cumhuriyeti Flükümeti ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında İktisadi Kalkınma İşbirliği Fonu Kredilerine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/288) (Dağıtma tarihi:  10.10.2007) (X)  38. - (S. Sayısı: 78) Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş  Milletler Sözleşmesinin 17 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Deniz Yoluyla Yapılan  Kaçakçılıkla Mücadele Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/295) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  39. - (S. Sayısı: 80) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/302) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  40. - (S. Sayısı: 62) Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/339) (Dağıtma tarihi:  4.12.2007) (X)  4 1 . - (S. Sayısı: 73) Irak'a Komşu Devletler Hükümetleri ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Terörizm, Sınırlardan Yasadışı Sızmalar ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Konularında  Güvenlik İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı  ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/347) (Dağıtma tarihi: 7.12.2007) (X)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 7 - 86 NCİ BİRLEŞİM  42. - (S. Sayısı: 136) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Amerika Birleşik  Devletleri Savunma Bakanlığı Arasında Savunma Uzay İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/395) (Dağıtma tarihi:  15.4.2008) (X)  43. - (S. Sayısı: 38) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi  Başkanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomik İlişkiler Ajansı Arasında İşbirliği  Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/284) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  44. - (S. Sayısı: 39) Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Devletleri Örgütü Genel Sekreterliği  Arasında Çerçeve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/287) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  45. - (S. Sayısı: 59) Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/304) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  46. - (S. Sayısı: 66) Güneydoğu Avrupa Sivil-Asker Acil Durum Planlama Konseyi  Kurulması Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/300) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  47. - (S. Sayısı: 79) Türkiye Cumhuriyeti ile Arjantin Cumhuriyeti Arasında Veterinerlik  Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/299) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  48. - (S. Sayısı: 86) Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve 7 Milletvekilinin;  Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; 24.06.2006 Tarih ve 5522  Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazlan (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/103, 2/104) (Dağıtma  tarihi: 27.12.2007)  49. - (S. Sayısı: 92) Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 Milletvekilinin;  Muhtar Ödeneklerinin Arttırılmasına ve Sosyal Güvenliklerine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/42) (Dağıtma tarihi: 10.1.2008)  50. - (S. Sayısı: 106) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; Yüksek Öğrenim  Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/47) (Dağıtma tarihi: 11.2.2008)  5 1 . - (S. Sayısı: 107) Zonguldak Milletvekili Koksal Toptan'ın; Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa  Komisyonu Raporu (2/122) (Dağıtma tarihi: 12.2.2008)  52. - (S. Sayısı: 122) İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve 10 Milletvekilinin; Ulusal Bayram  ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/121),  İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (Dağıtma tarihi:  25.3.2008)  53. - (S. Sayısı: 132) Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Devlet Memurları Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan  Gündeme Alınma Önergesi (2/116) (Dağıtma tarihi: 7.4.2008)  5 4 . - (S. Sayısı: 235) Çorum Milletvekili Agah Kafkas ve 6 Milletvekilinin; 2821 Sayılı  Sendikalar Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik
Sayfa 128 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 7 - 86 NCİ BİRLEŞİM  42. - (S. Sayısı: 136) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Amerika Birleşik  Devletleri Savunma Bakanlığı Arasında Savunma Uzay İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/395) (Dağıtma tarihi:  15.4.2008) (X)  43. - (S. Sayısı: 38) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi  Başkanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomik İlişkiler Ajansı Arasında İşbirliği  Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/284) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  44. - (S. Sayısı: 39) Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Devletleri Örgütü Genel Sekreterliği  Arasında Çerçeve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/287) (Dağıtma tarihi: 17.10.2007) (X)  45. - (S. Sayısı: 59) Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/304) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  46. - (S. Sayısı: 66) Güneydoğu Avrupa Sivil-Asker Acil Durum Planlama Konseyi  Kurulması Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/300) (Dağıtma tarihi: 4.12.2007) (X)  47. - (S. Sayısı: 79) Türkiye Cumhuriyeti ile Arjantin Cumhuriyeti Arasında Veterinerlik  Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/299) (Dağıtma tarihi: 14.12.2007) (X)  48. - (S. Sayısı: 86) Malatya Milletvekili Mahmut Mücahit Fındıklı ve 7 Milletvekilinin;  Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması  Hakkında Kanun Teklifi ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; 24.06.2006 Tarih ve 5522  Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazlan (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Sanayi,  Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (2/103, 2/104) (Dağıtma  tarihi: 27.12.2007)  49. - (S. Sayısı: 92) Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 20 Milletvekilinin;  Muhtar Ödeneklerinin Arttırılmasına ve Sosyal Güvenliklerine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/42) (Dağıtma tarihi: 10.1.2008)  50. - (S. Sayısı: 106) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; Yüksek Öğrenim  Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün  37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/47) (Dağıtma tarihi: 11.2.2008)  5 1 . - (S. Sayısı: 107) Zonguldak Milletvekili Koksal Toptan'ın; Türkiye Büyük Millet  Meclisi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa  Komisyonu Raporu (2/122) (Dağıtma tarihi: 12.2.2008)  52. - (S. Sayısı: 122) İstanbul Milletvekili Atila Kaya ve 10 Milletvekilinin; Ulusal Bayram  ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/121),  İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (Dağıtma tarihi:  25.3.2008)  53. - (S. Sayısı: 132) Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'in; Devlet Memurları Kanununda  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan  Gündeme Alınma Önergesi (2/116) (Dağıtma tarihi: 7.4.2008)  5 4 . - (S. Sayısı: 235) Çorum Milletvekili Agah Kafkas ve 6 Milletvekilinin; 2821 Sayılı  Sendikalar Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L İ F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 8 - 86 NCI BİRLEŞİM  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu  (2/240) (Dağıtma tarihi: 28.5.2008) (X)  55. - (S. Sayısı: 245) Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Yemen  Cumhuriyeti Balıkçılık Bakanlığı Arasında Balıkçılık ve Su Ürünleri Alanlarında Teknik, Bilimsel  ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylan masının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/488) (Dağıtma  tarihi: 11.6.2008) (X)  56. - (S. Sayısı: 286) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Hükümeti Arasında Enerji  Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/317) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008) (X)  57. - (S. Sayısı: 139 ve 139'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/102) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  58. - (S. Sayısı: 140 ve 140'a 1 inci Ek) Amasya Milletvekili Akif Gülle'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/103) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  59. - (S. Sayısı: 141 ve 141'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/104) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  60. - (S. Sayısı: 142 ve 142'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/105) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  61. - (S. Sayısı: 143 ve 143'e 1 inci Ek) Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/106) (Dağıtma  tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  62. - (S. Sayısı: 144 ve 144'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/107) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)
Sayfa 129 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L İ F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 8 - 86 NCI BİRLEŞİM  Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu  (2/240) (Dağıtma tarihi: 28.5.2008) (X)  55. - (S. Sayısı: 245) Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Yemen  Cumhuriyeti Balıkçılık Bakanlığı Arasında Balıkçılık ve Su Ürünleri Alanlarında Teknik, Bilimsel  ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylan masının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/488) (Dağıtma  tarihi: 11.6.2008) (X)  56. - (S. Sayısı: 286) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Hükümeti Arasında Enerji  Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/317) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008) (X)  57. - (S. Sayısı: 139 ve 139'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/102) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  58. - (S. Sayısı: 140 ve 140'a 1 inci Ek) Amasya Milletvekili Akif Gülle'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/103) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  59. - (S. Sayısı: 141 ve 141'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Burdur Milletvekili R. Kerim Özkan ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/104) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  60. - (S. Sayısı: 142 ve 142'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/105) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  61. - (S. Sayısı: 143 ve 143'e 1 inci Ek) Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/106) (Dağıtma  tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  62. - (S. Sayısı: 144 ve 144'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/107) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008, 19.6.2008)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L İ F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 9 - 86 NCİ BİRLEŞİM  63. - (S. Sayısı: 145 ve 145'e 1 inci Ek) Denizli Milletvekili Mehmet Salih Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/108) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  64. - (S. Sayısı: 146 ve 146'ya 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Koca'nın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/109) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  65. - (S. Sayısı: 147 ve 147'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/110) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  66. - (S. Sayısı: 148 ve 148'e 1 inci Ek) Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/111) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008,  19.6.2008)  67. - (S. Sayısı: 149 ve 149'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/112) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  68. - (S. Sayısı: 150 ve 150'ye 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/113) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  69. - (S. Sayısı: 151 ve 15Pe 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/114) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008,  19.6.2008)  70. - (S. Sayısı: 152 ve 152'ye 1 inci Ek) Kocaeli Milletvekilleri Nihat Ergün ve Osman  Pepe'nin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve İstanbul  Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/115) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008, 19.6.2008)
Sayfa 130 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L İ F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 9 - 86 NCİ BİRLEŞİM  63. - (S. Sayısı: 145 ve 145'e 1 inci Ek) Denizli Milletvekili Mehmet Salih Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/108) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  64. - (S. Sayısı: 146 ve 146'ya 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Koca'nın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/109) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  65. - (S. Sayısı: 147 ve 147'ye 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/110) (Dağıtma tarihleri:  28.4.2008, 19.6.2008)  66. - (S. Sayısı: 148 ve 148'e 1 inci Ek) Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/111) (Dağıtma tarihleri: 28.4.2008,  19.6.2008)  67. - (S. Sayısı: 149 ve 149'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/112) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  68. - (S. Sayısı: 150 ve 150'ye 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/113) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  69. - (S. Sayısı: 151 ve 15Pe 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/114) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008,  19.6.2008)  70. - (S. Sayısı: 152 ve 152'ye 1 inci Ek) Kocaeli Milletvekilleri Nihat Ergün ve Osman  Pepe'nin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve İstanbul  Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/115) (Dağıtma tarihleri: 7.5.2008, 19.6.2008)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 10 - 86 NCI BİRLEŞİM  71. - (S. Sayısı: 153 ve 153 'e 1 inci Ek) Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Gön; Rapora İtirazı (3/116) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  72. - (S. Sayısı: 154 ve 154 'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/117) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  73. - (S. Sayısı: 156 ve 156'ya 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/119) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  74. - (S. Sayısı: 157 ve 157'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/120) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  75. - (S. Sayısı: 158 ve 158 'e 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/121) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  76. - (S. Sayısı: 159 ve 159'a 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Er'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/122) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  77. - (S. Sayısı: 160 ve 160'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/123) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  78. - (S. Sayısı: 161 ve 161 'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/124) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)
Sayfa 131 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 10 - 86 NCI BİRLEŞİM  71. - (S. Sayısı: 153 ve 153 'e 1 inci Ek) Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Gön; Rapora İtirazı (3/116) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 19.6.2008)  72. - (S. Sayısı: 154 ve 154 'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/117) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  73. - (S. Sayısı: 156 ve 156'ya 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/119) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  74. - (S. Sayısı: 157 ve 157'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/120) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  75. - (S. Sayısı: 158 ve 158 'e 1 inci Ek) Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/121) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  76. - (S. Sayısı: 159 ve 159'a 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Er'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/122) (Dağıtma tarihleri:  7.5.2008, 20.6.2008)  77. - (S. Sayısı: 160 ve 160'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/123) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  78. - (S. Sayısı: 161 ve 161 'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/124) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L Í F L E R Í İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 1 1 - 86 NCİ BİRLEŞİM  79. - (S. Sayısı: 162 ve 162'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve  4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/125) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  80. - (S. Sayısı: 163 ve 163'e 1 inci Ek) Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/126) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008,  20.6.2008)  8 1 . - (S. Sayısı: 164 ve 164'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/127) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  82. - (S. Sayısı: 165 ve 165'e 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/128) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  83. - (S. Sayısı: 166 ve 166'ya 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/129) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008, 20.6.2008)  84. - (S. Sayısı: 167 ve 167'ye 1 inci Ek) Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/130) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  85. - (S. Sayısı: 168 ve 168'e 1 inci Ek) Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve Giresun  Milletvekili Ali Temür'ün Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık  Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun  Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve  Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre  Raporlara İtirazları (3/131) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)  86. - (S. Sayısı: 169 ve 169'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekilleri Recep Tayyip Erdoğan,  İdris Nairn Şahin, Sivas Milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın ve Kırşehir Milletvekili Mikail  Arslan'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Sivas Milletvekili  Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/132) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)
Sayfa 132 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L Í F L E R Í İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 1 1 - 86 NCİ BİRLEŞİM  79. - (S. Sayısı: 162 ve 162'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve  4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/125) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  80. - (S. Sayısı: 163 ve 163'e 1 inci Ek) Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe'nin  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/126) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008,  20.6.2008)  8 1 . - (S. Sayısı: 164 ve 164'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/127) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  82. - (S. Sayısı: 165 ve 165'e 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/128) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  83. - (S. Sayısı: 166 ve 166'ya 1 inci Ek) Konya Milletvekili Atilla Kart'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Konya Milletvekili Atilla Kart'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/129) (Dağıtma tarihleri: 20.5.2008, 20.6.2008)  84. - (S. Sayısı: 167 ve 167'ye 1 inci Ek) Burdur Milletvekili Bayram Özçelik'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/130) (Dağıtma tarihleri:  20.5.2008, 20.6.2008)  85. - (S. Sayısı: 168 ve 168'e 1 inci Ek) Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan ve Giresun  Milletvekili Ali Temür'ün Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık  Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun  Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve  Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre  Raporlara İtirazları (3/131) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)  86. - (S. Sayısı: 169 ve 169'a 1 inci Ek) İstanbul Milletvekilleri Recep Tayyip Erdoğan,  İdris Nairn Şahin, Sivas Milletvekili Mehmet Mustafa Açıkalın ve Kırşehir Milletvekili Mikail  Arslan'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Sivas Milletvekili  Malik Ecder Özdemir ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/132) (Dağıtma tarihleri: 22.5.2008, 20.6.2008)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 1 2 - 86 NCİ BİRLEŞİM  87. - (S. Sayısı: 170 ve 170'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/133) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008,23.6.2008)  88. - (S. Sayısı: 171 ve 171'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/134) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008,23.6.2008)  89. - (S. Sayısı: 172 ve 172'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/135) (Dağıtma  tarihleri: 22.5.2008, 23.6.2008)  9 0 . - (S. Sayısı: 173 ve 173'e 1 inci Ek) Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/136) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  9 1 . - (S. Sayısı: 174 ve 174'e 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz BaykaPın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/137) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  92. - (S. Sayısı: 175 ve 175'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/138) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  93. - (S. Sayısı: 176 ve 176'ya 1 inci Ek) Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/139) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  94. - (S. Sayısı: 177 ve 177'ye 1 inci Ek) Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/140) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)
Sayfa 133 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 1 2 - 86 NCİ BİRLEŞİM  87. - (S. Sayısı: 170 ve 170'e 1 inci Ek) Konya Milletvekili Özkan Öksüz'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/133) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008,23.6.2008)  88. - (S. Sayısı: 171 ve 171'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/134) (Dağıtma tarihleri:  22.5.2008,23.6.2008)  89. - (S. Sayısı: 172 ve 172'ye 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahman Müfit  Yetkin'in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa  ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği  Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adıyaman Milletvekili Şevket Köse  ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/135) (Dağıtma  tarihleri: 22.5.2008, 23.6.2008)  9 0 . - (S. Sayısı: 173 ve 173'e 1 inci Ek) Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ordu Milletvekili Rahmi Güner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/136) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  9 1 . - (S. Sayısı: 174 ve 174'e 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz BaykaPın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/137) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  92. - (S. Sayısı: 175 ve 175'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/138) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  93. - (S. Sayısı: 176 ve 176'ya 1 inci Ek) Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/139) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  94. - (S. Sayısı: 177 ve 177'ye 1 inci Ek) Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/140) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 1 3 - 86 NCI BİRLEŞİM  95. - (S. Sayısı: 178 ve 178 'e 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekilleri Ahmet Koca ve Sait  Açba'nın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Nesrin Baytok ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/141) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  96. - (S. Sayısı: 179 ve 179 'a 1 inci Ek) Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/142) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  97. - (S. Sayısı: 180 ve 180 'e 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/143) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  98. - (S. Sayısı: 181 ve 181 'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/144) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  99. - (S. Sayısı: 182 ve 182 'ye 1 inci Ek) Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/145) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  100. - (S. Sayısı: 183 ve 183 'e 1 inci Ek) Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/146) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  101. - (S. Sayısı: 184 ve 184 'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/147) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  102. - (S. Sayısı: 185 ve 185 'e 1 inci Ek) Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/148) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)
Sayfa 134 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 1 3 - 86 NCI BİRLEŞİM  95. - (S. Sayısı: 178 ve 178 'e 1 inci Ek) Afyonkarahisar Milletvekilleri Ahmet Koca ve Sait  Açba'nın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Nesrin Baytok ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/141) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  96. - (S. Sayısı: 179 ve 179 'a 1 inci Ek) Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/142) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 23.6.2008)  97. - (S. Sayısı: 180 ve 180 'e 1 inci Ek) Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/143) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  98. - (S. Sayısı: 181 ve 181 'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/144) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  99. - (S. Sayısı: 182 ve 182 'ye 1 inci Ek) Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/145) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  100. - (S. Sayısı: 183 ve 183 'e 1 inci Ek) Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/146) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  101. - (S. Sayısı: 184 ve 184 'e 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/147) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  102. - (S. Sayısı: 185 ve 185 'e 1 inci Ek) Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün'ün Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/148) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 14 - 86 N C I B I R L E Ş I M  103. - (S. Sayısı: 186 ve 186'ya 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/149) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  104. - (S. Sayısı: 187 ve 187'ye 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/150) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  105. - (S. Sayısı: 262) Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya ve 2 Milletvekilinin; Gençlik ve  Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ve Kars Milletvekili Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Çeşitli Kanunlarda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu  Raporu (2/274, 2/272) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  106. - (S. Sayısı: 188 ve 188'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/151) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 9.7.2008)  107. - (S. Sayısı: 189 ve 189'a 1 inci Ek) Ordu Milletvekilleri Eyüp Fatsa ve Enver  Yılmaz'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/152) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  108. - (S. Sayısı: 190 ve 190'a 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'm Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'm İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/153) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  109. - (S. Sayısı: 191 ve 191'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/155) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)  110. - (S. Sayısı: 192 ve 192'ye 1 inci Ek) İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/156) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)
Sayfa 135 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 14 - 86 N C I B I R L E Ş I M  103. - (S. Sayısı: 186 ve 186'ya 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/149) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  104. - (S. Sayısı: 187 ve 187'ye 1 inci Ek) Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/150) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 23.6.2008)  105. - (S. Sayısı: 262) Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya ve 2 Milletvekilinin; Gençlik ve  Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair  Kanun Teklifi ve Kars Milletvekili Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Çeşitli Kanunlarda  Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu  Raporu (2/274, 2/272) (Dağıtma tarihi: 25.6.2008)  106. - (S. Sayısı: 188 ve 188'e 1 inci Ek) Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu'nun Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/151) (Dağıtma tarihleri:  29.5.2008, 9.7.2008)  107. - (S. Sayısı: 189 ve 189'a 1 inci Ek) Ordu Milletvekilleri Eyüp Fatsa ve Enver  Yılmaz'ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve  Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın  Milletvekilliği Sıfatının Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporları ve Ankara  Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4 Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Raporlara  İtirazları (3/152) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  108. - (S. Sayısı: 190 ve 190'a 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'm Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'm İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/153) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008, 9.7.2008)  109. - (S. Sayısı: 191 ve 191'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/155) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)  110. - (S. Sayısı: 192 ve 192'ye 1 inci Ek) İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/156) (Dağıtma tarihleri: 29.5.2008,  9.7.2008)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M İ S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 1 5 - 86 NCI BİRLEŞİM  1 1 1 . - (S. Sayısı: 193 ve 193'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/157) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  112. - (S. Sayısı: 194 ve 194'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/158) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  113 . - (S. Sayısı: 195 ve 195'e 1 inci Ek) Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/159) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  114.- (S. Sayısı: 196 ve 196 'ya 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/160) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  115. - (S. Sayısı: 197 ve 197 'ye 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/161) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  116. - (S. Sayısı: 198 ve 198'e 1 inci Ek) İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/162) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  117. - (S. Sayısı: 199 ve 199 'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/163) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  118.- (S. Sayısı: 200 ve 200'e 1 inci Ek) Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/164) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)
Sayfa 136 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M İ S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 1 5 - 86 NCI BİRLEŞİM  1 1 1 . - (S. Sayısı: 193 ve 193'e 1 inci Ek) Samsun Milletvekili Haluk Koç'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/157) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  112. - (S. Sayısı: 194 ve 194'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/158) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  113 . - (S. Sayısı: 195 ve 195'e 1 inci Ek) Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/159) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  114.- (S. Sayısı: 196 ve 196 'ya 1 inci Ek) Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/160) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  115. - (S. Sayısı: 197 ve 197 'ye 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/161) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  116. - (S. Sayısı: 198 ve 198'e 1 inci Ek) İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/162) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  117. - (S. Sayısı: 199 ve 199 'a 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/163) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  118.- (S. Sayısı: 200 ve 200'e 1 inci Ek) Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Edirne Milletvekili Rasim Çakır'ın İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/164) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M İ S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 1 6 - 86 NCI BİRLEŞİM  119. - (S. Sayısı: 201 ve 201 'e 1 inci Ek) Halay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/165) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  120. - (S. Sayısı: 202 ve 202 'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/166) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  1 2 1 . - (S. Sayısı: 203 ve 203 'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/167) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  122. - (S. Sayısı: 204 ve 204 'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Kemal Kıhçdaroğlu'nun  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Kemal Kıhçdaroğlu'nun  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/168) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  123. - (S. Sayısı: 205 ve 205 'e 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/188) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  124. - (S. Sayısı: 206 ve 206 'ya 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/189) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,9.7.2008)  125. - (S. Sayısı: 207 ve 207 'ye 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/209) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  126. - (S. Sayısı: 208 ve 208 'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/215) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008, 9.7.2008)
Sayfa 137 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M İ S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 1 6 - 86 NCI BİRLEŞİM  119. - (S. Sayısı: 201 ve 201 'e 1 inci Ek) Halay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/165) (Dağıtma tarihleri: 6.6.2008, 9.7.2008)  120. - (S. Sayısı: 202 ve 202 'ye 1 inci Ek) Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen'in  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/166) (Dağıtma tarihleri:  6.6.2008, 9.7.2008)  1 2 1 . - (S. Sayısı: 203 ve 203 'e 1 inci Ek) Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/167) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  122. - (S. Sayısı: 204 ve 204 'e 1 inci Ek) İstanbul Milletvekili Kemal Kıhçdaroğlu'nun  Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve İstanbul Milletvekili Kemal Kıhçdaroğlu'nun  İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/168) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,  9.7.2008)  123. - (S. Sayısı: 205 ve 205 'e 1 inci Ek) Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/188) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  124. - (S. Sayısı: 206 ve 206 'ya 1 inci Ek) Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/189) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,9.7.2008)  125. - (S. Sayısı: 207 ve 207 'ye 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/209) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  126. - (S. Sayısı: 208 ve 208 'e 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün  133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/215) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008, 9.7.2008)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 1 7 - 86 NCİ BİRLEŞİM  127. - (S. Sayısı: 209 ve 209'a 1 inci Ek) Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/217) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  128. - (S. Sayısı: 211 ve 211'e 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/220) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  129. - (S. Sayısı: 212 ve 212'ye 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldır ı lması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/221) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,9.7.2008)  130.- (S. Sayısı: 213 ve 213'e 1 inci Ek) Niğde Milletvekili Mümin İnan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Atila Emek ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/234) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  131. - (S. Sayısı: 278) Mersin Milletvekili Zafer Üskül ve 21 Milletvekilinin; İnsan Haklan  Komisyonu Kanunu Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/263) (Dağıtma tarihi: 28.7.2008)  132. - (S. Sayısı: 285) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; 26 Şubat 1992  Tarihinde Ermeniler Tarafından Azerbaycan'ın Hocalı Kentinde Gerçekleştirilen Katliamın  "Katliam" Olarak Tanınması, 26 Şubat'm "Hocalı Katliamını Anma Günü" Olarak Kabul  Edilmesine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme  Alınma Önergesi (2/148) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008)  133. - (S. Sayısı: 355) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında  Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonlan Raporları (1/325) (Dağıtma  tarihi: 24.4.2009) (X)  134.- (S. Sayısı: 358) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/588) (Dağıtma tarihi:  24.4.2009) (X)  135. - (S. Sayısı: 363) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kırgız Cumhuriyetindeki TIKA Program Koordinasyon Ofisinin Faaliyetine İlişkin  Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı ile Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/600) (Dağıtma tarihi: 27.4.2009) (X)
Sayfa 138 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R İ İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 1 7 - 86 NCİ BİRLEŞİM  127. - (S. Sayısı: 209 ve 209'a 1 inci Ek) Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis'in Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/217) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  128. - (S. Sayısı: 211 ve 211'e 1 inci Ek) Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani'nin Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Tayfur Süner ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/220) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  129. - (S. Sayısı: 212 ve 212'ye 1 inci Ek) Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un Yasama  Dokunulmazlığının Kaldır ı lması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının Sona  Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un İçtüzüğün 133  üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/221) (Dağıtma tarihleri: 12.6.2008,9.7.2008)  130.- (S. Sayısı: 213 ve 213'e 1 inci Ek) Niğde Milletvekili Mümin İnan'ın Yasama  Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet  Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Kovuşturmanın Milletvekilliği Sıfatının  Sona Ermesine Kadar Ertelenmesine Dair Raporu ve Antalya Milletvekili Atila Emek ve 4  Milletvekilinin İçtüzüğün 133 üncü Maddesine Göre Rapora İtirazı (3/234) (Dağıtma tarihleri:  12.6.2008, 9.7.2008)  131. - (S. Sayısı: 278) Mersin Milletvekili Zafer Üskül ve 21 Milletvekilinin; İnsan Haklan  Komisyonu Kanunu Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/263) (Dağıtma tarihi: 28.7.2008)  132. - (S. Sayısı: 285) Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; 26 Şubat 1992  Tarihinde Ermeniler Tarafından Azerbaycan'ın Hocalı Kentinde Gerçekleştirilen Katliamın  "Katliam" Olarak Tanınması, 26 Şubat'm "Hocalı Katliamını Anma Günü" Olarak Kabul  Edilmesine İlişkin Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme  Alınma Önergesi (2/148) (Dağıtma tarihi: 1.10.2008)  133. - (S. Sayısı: 355) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fas Krallığı Hükümeti Arasında  Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonlan Raporları (1/325) (Dağıtma  tarihi: 24.4.2009) (X)  134.- (S. Sayısı: 358) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/588) (Dağıtma tarihi:  24.4.2009) (X)  135. - (S. Sayısı: 363) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Kırgız Cumhuriyetindeki TIKA Program Koordinasyon Ofisinin Faaliyetine İlişkin  Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı ile Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/600) (Dağıtma tarihi: 27.4.2009) (X)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 1 8 - 86 N C ı BİRLEŞİM  136. - (S. Sayısı: 365) Türkiye Cumhuriyeti iıle Slovakya Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/471) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  137.- (S. Sayısı: 367) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Angola Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticari, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (K662) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  138. - (S. Sayısı: 368) Karadeniz Çevre Karayolunun Koordineli Olarak Geliştirilmesine  Dair Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/667) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  139. - (S. Sayısı: 369) Karadenize Sahildar Devletlerin Sınır/Sahil Güvenlik Makamları  Arasındaki İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/665) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  140. - (S. Sayısı: 374) Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt'un; 1219 Sayılı Tababet ve  Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve  Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/401) (Dağıtma tarihi: 7.5.2009)  141. - (S. Sayısı: 392) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/650) (Dağıtma tarihi: 3.6.2009) (X)  142. - (S. Sayısı: 393) Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu  (1/574) (Dağıtma tarihi: 10.6.2009)  143. - (S. Sayısı: 396) Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasansı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/712) (Dağıtma  tarihi: 11.6.2009)  144. - (S. Sayısı: 398) Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/369) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  145. - (S. Sayısı: 399) Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari  ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/370) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  146. - (S. Sayısı: 400) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moğolistan Hükümeti Arasında  Çevre Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı  ve Çevre ile Dışişleri Komisyonlan Raporları (1/376) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  147. - (S. Sayısı: 401) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile  Moğolistan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Arasında Petrol, Doğal Gaz ve Mineral Kaynaklar  Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/400) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  148. - (S. Sayısı: 402) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında, Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/401) (Dağıtma tarihi:  12.6.2009) (X)  149. - (S. Sayısı: 404) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Slovenya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Diplomatik Misyon ve Konsolosluk Üyelerinin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte  Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/495) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)
Sayfa 139 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 1 8 - 86 N C ı BİRLEŞİM  136. - (S. Sayısı: 365) Türkiye Cumhuriyeti iıle Slovakya Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/471) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  137.- (S. Sayısı: 367) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Angola Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticari, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (K662) (Dağıtma tarihi: 29.4.2009) (X)  138. - (S. Sayısı: 368) Karadeniz Çevre Karayolunun Koordineli Olarak Geliştirilmesine  Dair Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/667) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  139. - (S. Sayısı: 369) Karadenize Sahildar Devletlerin Sınır/Sahil Güvenlik Makamları  Arasındaki İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/665) (Dağıtma tarihi: 4.5.2009) (X)  140. - (S. Sayısı: 374) Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt'un; 1219 Sayılı Tababet ve  Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve  Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/401) (Dağıtma tarihi: 7.5.2009)  141. - (S. Sayısı: 392) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Guatemala Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/650) (Dağıtma tarihi: 3.6.2009) (X)  142. - (S. Sayısı: 393) Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu  (1/574) (Dağıtma tarihi: 10.6.2009)  143. - (S. Sayısı: 396) Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasansı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/712) (Dağıtma  tarihi: 11.6.2009)  144. - (S. Sayısı: 398) Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Sosyal  Güvenlik Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/369) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  145. - (S. Sayısı: 399) Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari  ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/370) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  146. - (S. Sayısı: 400) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moğolistan Hükümeti Arasında  Çevre Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasansı  ve Çevre ile Dışişleri Komisyonlan Raporları (1/376) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  147. - (S. Sayısı: 401) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile  Moğolistan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Arasında Petrol, Doğal Gaz ve Mineral Kaynaklar  Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/400) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  148. - (S. Sayısı: 402) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Letonya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında, Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Alanlarında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/401) (Dağıtma tarihi:  12.6.2009) (X)  149. - (S. Sayısı: 404) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Slovenya Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Diplomatik Misyon ve Konsolosluk Üyelerinin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte  Çalışmalarına Olanak Sağlayan Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/495) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 1 9 - 86 NCİ BİRLEŞİM  150. - (S. Sayısı: 405) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Haşimi Ürdün Krallığı Kraliyet Dokümantasyon Merkezi Arasında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/555) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  151. - (S. Sayısı: 406) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti  Arasında Deniz Ulaştırması Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/697) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  152. - (S. Sayısı: 422) Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Makedonya  Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Arasında Makedonya Cumhuriyetinde Yer Alan Bazı Osmanlı  Dönemi Eserlerinin Onarımı ve Rekonstrüksiyonuna Yönelik Yapılan Görüşmelere İlişkin  Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/362) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  153.- (S. Sayısı: 425) 2007 Uluslararası Kahve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/741) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  154. - (S. Sayısı: 434) Türkiye Cumhuriyeti ile İsveç Krallığı Arasında 30 Haziran 1978 Tarihinde  İmzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesini Değiştiren Ek Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/270) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  155. - (S. Sayısı: 435) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/352) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  156. - (S. Sayısı: 437) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Ekvator  Cumhuriyeti Enerji ve Maden Bakanlığı Arasında Enerji Sektöründe İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/403) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  157. - (S. Sayısı: 438) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gelişen Sekiz Ülke Sekretaryası  Arasında Merkez Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/701) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  158.- (S. Sayısı: 439) Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Ulusal Sürücü  Belgelerinin Karşılıklı Tanınması ve Değişimine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/757) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  159.- (S. Sayısı: 440) Muğla Milletvekili Gürol Ergin ve 13 Milletvekilinin; 5179 Sayılı  Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci  Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/316) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  160. - (S. Sayısı: 441) Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/758) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  161. - (S. Sayısı: 448) Belediye İmar Planlannda Okul Alanı Olarak Ayrılan  Gayrimenkuller Hakkında İlgili İdari Makamlar Tarafından Yasal Süresinde Kamulaştırma veya  İmar Planında Revizyon İşlemi Yapılmadığı İçin Mülkiyet Haklannm Anayasaya Aykın Olarak  Sınırlandığı İddiasını İçeren Dilekçelere İlişkin Dilekçe Komisyonu Genel Kurulu Raporu (5/1)  (Dağıtma tarihi: 16.12.2009)  162. - (S. Sayısı: 449) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Bakanlar  Kurulu Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasansı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/365) (Dağıtma Tarihi: 21.12.2009) (X)
Sayfa 140 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M I S Y O N L A R D A N G E L E N D I Ğ E R İ Ş L E R  - 1 9 - 86 NCİ BİRLEŞİM  150. - (S. Sayısı: 405) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ile Haşimi Ürdün Krallığı Kraliyet Dokümantasyon Merkezi Arasında İşbirliği Protokolünün  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/555) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  151. - (S. Sayısı: 406) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti  Arasında Deniz Ulaştırması Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/697) (Dağıtma tarihi: 12.6.2009) (X)  152. - (S. Sayısı: 422) Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Makedonya  Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Arasında Makedonya Cumhuriyetinde Yer Alan Bazı Osmanlı  Dönemi Eserlerinin Onarımı ve Rekonstrüksiyonuna Yönelik Yapılan Görüşmelere İlişkin  Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri  Komisyonu Raporu (1/362) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  153.- (S. Sayısı: 425) 2007 Uluslararası Kahve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/741) (Dağıtma tarihi: 9.11.2009) (X)  154. - (S. Sayısı: 434) Türkiye Cumhuriyeti ile İsveç Krallığı Arasında 30 Haziran 1978 Tarihinde  İmzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesini Değiştiren Ek Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/270) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  155. - (S. Sayısı: 435) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/352) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  156. - (S. Sayısı: 437) Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Ekvator  Cumhuriyeti Enerji ve Maden Bakanlığı Arasında Enerji Sektöründe İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu  (1/403) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  157. - (S. Sayısı: 438) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gelişen Sekiz Ülke Sekretaryası  Arasında Merkez Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve  Dışişleri Komisyonu Raporu (1/701) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  158.- (S. Sayısı: 439) Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Ulusal Sürücü  Belgelerinin Karşılıklı Tanınması ve Değişimine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/757) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009) (X)  159.- (S. Sayısı: 440) Muğla Milletvekili Gürol Ergin ve 13 Milletvekilinin; 5179 Sayılı  Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek  Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci  Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma Önergesi (2/316) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  160. - (S. Sayısı: 441) Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu  (1/758) (Dağıtma tarihi: 2.12.2009)  161. - (S. Sayısı: 448) Belediye İmar Planlannda Okul Alanı Olarak Ayrılan  Gayrimenkuller Hakkında İlgili İdari Makamlar Tarafından Yasal Süresinde Kamulaştırma veya  İmar Planında Revizyon İşlemi Yapılmadığı İçin Mülkiyet Haklannm Anayasaya Aykın Olarak  Sınırlandığı İddiasını İçeren Dilekçelere İlişkin Dilekçe Komisyonu Genel Kurulu Raporu (5/1)  (Dağıtma tarihi: 16.12.2009)  162. - (S. Sayısı: 449) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Bakanlar  Kurulu Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasansı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/365) (Dağıtma Tarihi: 21.12.2009) (X)  8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M İ S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 2 0 - 86 NCI BİRLEŞİM  163. - (S. Sayısı: 450) Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ile Arnavutluk Cumhuriyeti  Adalet Bakanlığı Arasında İşbirliği Konusunda Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/405) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  164. - (S. Sayısı: 451) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında Karşılıklı Yardım ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/660) (Dağıtma tarihi:  21.12.2009) (X)  165. - (S. Sayısı: 452) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki  ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/734) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  166. - (S. Sayısı: 454) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Teknik ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasansı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/765) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  167. - (S. Sayısı: 459) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Irak Cumhuriyeti  Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat  Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/781) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  168. - (S. Sayısı: 461) Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasansı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/790) (Dağıtma  tarihi: 14.1.2010) (X)  169.- (S. Sayısı: 464) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avustralya Hükümeti Arasında  Diplomatik Misyon ve Konsolosluklarda Çalışan Diplomatik ve Konsüler Kadro ile İdari ve Teknik  Personel Yakınlarının İstihdamına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/659) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  170. - (S. Sayısı: 465) Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Suriye  Arap Cumhuriyeti Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı Arasında İşbirliği Anlaşmasının  Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/694)  (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  171. - (S. Sayısı: 466) Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında  Hükümlülerin Nakline Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun  Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/722) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  172. - (S. Sayısı: 467) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Arama ve  Kurtarma Hizmetlerinin Koordinasyonuna Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/723) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  173. - (S. Sayısı: 468) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İspanya Krallığı Arasında Diplomatik  ve Konsüler Misyonlarda Çalışan Diplomatik, Konsüler, İdari ve Teknik Personelin Yakınlarının  Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/724) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  174.- (S. Sayısı: 470) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Konut ve İnşaat Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/791) (Dağıtma tarihi: 02.02.2010) (X)  175. - (S. Sayısı: 478) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Malavi Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Ticaret, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun  Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/345) (Dağıtma tarihi:  5.3.2010) (X)
Sayfa 141 -
8 - K A N U N T A S A R I V E T E K L I F L E R I İ L E K O M İ S Y O N L A R D A N G E L E N D İ Ğ E R İ Ş L E R  - 2 0 - 86 NCI BİRLEŞİM  163. - (S. Sayısı: 450) Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ile Arnavutluk Cumhuriyeti  Adalet Bakanlığı Arasında İşbirliği Konusunda Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/405) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  164. - (S. Sayısı: 451) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti  Arasında Gümrük Konularında Karşılıklı Yardım ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının  Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/660) (Dağıtma tarihi:  21.12.2009) (X)  165. - (S. Sayısı: 452) Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki  ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/734) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  166. - (S. Sayısı: 454) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti  Arasında Teknik ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasansı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/765) (Dağıtma tarihi: 21.12.2009) (X)  167. - (S. Sayısı: 459) Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Irak Cumhuriyeti  Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat  Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu  Raporu (1/781) (Dağıtma tarihi: 5.1.2010) (X)  168. - (S. Sayısı: 461) Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun Tasansı ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/7